<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/atom10full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" gd:etag="W/&quot;A0UMQHo8cSp7ImA9WhRVFk0.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-2544205946701766939</id><updated>2012-01-15T08:34:41.479+02:00</updated><category term="ZAMAN VE BAŞARI" /><category term="insan  ve  yaşam" /><category term="Çocuklarımız Ve Biz" /><category term="DOSTLUĞUN VE SEVGİNİN GÜCÜ" /><category term="MUTLULUK" /><category term="MİZAH" /><category term="İYİLİK - GÖNÜL ZENGİNLİĞİ" /><category term="Bunu Biliyormuydunuz ?" /><category term="kültür-sanat" /><category term="sağlık" /><category term="ZAMAN  VE  BAŞARI" /><category term="KENDİNE  GÜVEN" /><category term="insan ve yaşam" /><category term="karakterler" /><category term="VİDEOLAR" /><title>SEVGİ BAHÇESİNDEN BİR DEMET</title><subtitle type="html" /><link rel="http://schemas.google.com/g/2005#feed" type="application/atom+xml" href="http://fikir-derleyici.blogspot.com/feeds/posts/default" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://fikir-derleyici.blogspot.com/" /><link rel="next" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25&amp;redirect=false&amp;v=2" /><author><name>Burraakk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="24" src="http://bp2.blogger.com/_CgBo31yxz8I/SBRTR49xklI/AAAAAAAAAjg/5sSoRbjQE60/S220/REMZ%C4%B0+PCDE+1.jpg" /></author><generator version="7.00" uri="http://www.blogger.com">Blogger</generator><openSearch:totalResults>235</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/atom+xml" href="http://feeds.feedburner.com/SevgiBahesindenBirDemet" /><feedburner:info uri="sevgibahesindenbirdemet" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><entry gd:etag="W/&quot;AkQBRH4-eyp7ImA9WhRVFU8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-2544205946701766939.post-8241930805369000273</id><published>2012-01-14T10:03:00.002+02:00</published><updated>2012-01-14T10:05:55.053+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-14T10:05:55.053+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="insan  ve  yaşam" /><title>HAYAT VE BEN</title><content type="html">&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-EO0KBFgeJ2g/TxE2q3R8QfI/AAAAAAAABq4/5I4G3GDX3E8/s1600/385505_2775610761522_1595697171_2505014_877906542_n.jpg" imageanchor="1" style="margin-left:1em; margin-right:1em"&gt;&lt;img border="0" height="200" width="300" src="http://3.bp.blogspot.com/-EO0KBFgeJ2g/TxE2q3R8QfI/AAAAAAAABq4/5I4G3GDX3E8/s400/385505_2775610761522_1595697171_2505014_877906542_n.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Otuzbeşime bastım gecen hafta…&lt;br /&gt;
ilk yari bitti: Hayat:1…Ben:0….&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ama belliydi böyle olacağı…&lt;br /&gt;
Nicedir başlamıştı belirtiler:&lt;br /&gt;
&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;
Yolda çocuklar “Amca şu topu atıversene” diye&lt;br /&gt;
seslendiklerinde&lt;br /&gt;
kuşkulanmıştım ilkin…&lt;br /&gt;
Sonra saçlarımdaki beyaz teller tescilledi yarı&lt;br /&gt;
yolun ufukta&lt;br /&gt;
göründüğünü…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Baktım, lise fotoğraflarım sararmış,&lt;br /&gt;
sınıf arkadaşlarım yaşlanmış.&lt;br /&gt;
Eş dost sohbetlerinde sağlık ve çocuk konuşulur olmuş,&lt;br /&gt;
seyahat ve aşk yerine…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gök gibi gürlemeye alışkın müzik setimin ses&lt;br /&gt;
düğmesini kısar olmuşum,&lt;br /&gt;
içimdeki uçurtmanın ipini çekercesine…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bizim zamanımızda” diye başlayan nutuklar&lt;br /&gt;
atmaya başlamışım&lt;br /&gt;
mezuniyet törenlerinde-hayret! daha dün&lt;br /&gt;
değil miydi&lt;br /&gt;
benimkisi?-Yıllar yılı dudak büktüğüm “ölümden sonra hayat”&lt;br /&gt;
masallarına kulak&lt;br /&gt;
kabartmaya başlamışım&lt;br /&gt;
gizliden gizliye…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
iple çektiğim Haziranlara sırt çevirmişim.&lt;br /&gt;
Yaşamın orta sahasına girmişim..&lt;br /&gt;
irkilmişim…&lt;br /&gt;
Ruhumun ikizleri yine çekiştiriyorlar&lt;br /&gt;
kollarımdan. Biri&lt;br /&gt;
“Daha ne gördün ki” diyor yüzünde papatyalarla;&lt;br /&gt;
“Asıl şimdi başlıyor hayat…!&lt;br /&gt;
Bundan sonrası rahat!”&lt;br /&gt;
Lakin “Buydu görüp göreceğim” diye efkârlanıyor&lt;br /&gt;
öteki…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“ikinci yarı geçer hızla/yaşlanırsın zamanla…&lt;br /&gt;
“Yaşı genç olanlar 35′e uzak durduklarını&lt;br /&gt;
sanarak “sahi oldu mu o&lt;br /&gt;
kadar? Hiç göstermiyorsun”&lt;br /&gt;
tesellisindeler…&lt;br /&gt;
35′le çoktan tanış olanlarsa “hayat hoş geldin”&lt;br /&gt;
pankartlarıyla&lt;br /&gt;
karşılamadalar…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ilk yarı sadece bir ısınmaymış meğer:&lt;br /&gt;
Asıl ikinci yarıda anlaşılırmış tadı,&lt;br /&gt;
hayatın… kavganın… aşkın…&lt;br /&gt;
Bense&lt;br /&gt;
şaşkın… devre arası bilançolarındayım.&lt;br /&gt;
Son dönemde, kim bilir kaç kez eski anıyı yaralı&lt;br /&gt;
ele geçirdim,&lt;br /&gt;
belleğimin&lt;br /&gt;
derinliklerinde…? Kim bilir&lt;br /&gt;
kaç kez kendime yakalandım, kendimden kaçarken…&lt;br /&gt;
ve sustum vicdan&lt;br /&gt;
sorgularında…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aksisedamla&lt;br /&gt;
bile dertleşmedim.&lt;br /&gt;
Meğer ne yaman serüvenmiş hayat?&lt;br /&gt;
Bazen yediveren gülleri gibi bereketli…&lt;br /&gt;
Sanki hayat değil, Körfez krizi mübarek: Bir&lt;br /&gt;
koyup, beş alıyorsun…&lt;br /&gt;
Yaşıyor, seviyor ve seviliyorsun…&lt;br /&gt;
Bazense kıtlıktan kırılıyor ortalık… şaşıp&lt;br /&gt;
kalıyorsun…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Oysa-herkes bilmezden gelse de- skoru belli&lt;br /&gt;
oyunun:&lt;br /&gt;
30′larda dedeni ve nineni kaybediyorsun.&lt;br /&gt;
40′larında anneni ve babanı…&lt;br /&gt;
ve 70′inde kendini….&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
şimdi devre arası/yolun yarısı…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bugüne dek ancak tanıştık hayatla…&lt;br /&gt;
Ben ona kendimi tanıttım…&lt;br /&gt;
O bana kendini…&lt;br /&gt;
Göğsüme madalya gibi dizdim hatalarımı…&lt;br /&gt;
Zaferlerim onlar benim…&lt;br /&gt;
Olgunluğumun yapıtaşları…&lt;br /&gt;
Ve derin bir yara gibi sakladım başarılarımı…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Asansör çıkarken yukarı,dönüp bakmadım aşağı…&lt;br /&gt;
Dönmesin diye başım…&lt;br /&gt;
Ben istikballe arkadaşım…&lt;br /&gt;
Ne var ki her şey yarım…&lt;br /&gt;
Hayat da yarım, sevdalar da…&lt;br /&gt;
Daha diyeti ödenmedi sevinçlerin…&lt;br /&gt;
ihanetlerin hesabı sorulmadı…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nazım’ın dediği gibi Kopardım portakalı&lt;br /&gt;
dalından Ama kabuğu soyulmadı&lt;br /&gt;
Sevdalara doyulmadı…&lt;br /&gt;
“Doydum” diyen görmedim ki ben zaten…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Lakin gel de zamana anlat bunu…&lt;br /&gt;
Sahi nedir bu telaş, bu kin? Sanki ölüye can&lt;br /&gt;
yetiştireceksin… Baktım&lt;br /&gt;
ikinci yarı kapıda…&lt;br /&gt;
ve hayatın ceza sahası yakın…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Doldurdum bir kara kutuya 35 yılın hesabını.&lt;br /&gt;
Acılar, sancılar bir çekmecede, sevdalar&lt;br /&gt;
diğerinde…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir yerde hüzünler ve korkular, bir üstte&lt;br /&gt;
sevinçler ve zaferler… Kat kat,&lt;br /&gt;
dizi dizi dizdim kullanılmış takvimlerimi…&lt;br /&gt;
Sabırla kapattım kutuyu, sevgiyle mühürledim&lt;br /&gt;
ağzını…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ilk yarı bilançom o benim:&lt;br /&gt;
Yangında ilk kurtarılacak…&lt;br /&gt;
kazada ilk açılacak…&lt;br /&gt;
Yarımlar tam olduğunda kara kutuyu açıp&lt;br /&gt;
bakanlar teşhis koyacaklar&lt;br /&gt;
halime…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“çok mutlu olmuş, fazla yüksekten uçmuş&lt;br /&gt;
zavallı” diyecekler, ya da&lt;br /&gt;
“sebepsiz&lt;br /&gt;
alçalmış… Bile bile vurmuş kendini&lt;br /&gt;
dağlara…”&lt;br /&gt;
Fakat kara kutu ancak bir kısmını söyleyecek&lt;br /&gt;
hikayenin…&lt;br /&gt;
Kalanı benimle gelecek…&lt;br /&gt;
Dağların yamaçlarına savuracağım en mahrem&lt;br /&gt;
hatıralarımı…&lt;br /&gt;
Reyhanlar saklayacak sırlarımı…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Skoru bir tek Ege’nin suları bilecek…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Denize kavuşabilirse eğer içimdeki nehir…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hayat:0…Ben:1&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
CAN DüNDAR&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2544205946701766939-8241930805369000273?l=fikir-derleyici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://fikir-derleyici.blogspot.com/feeds/8241930805369000273/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2544205946701766939&amp;postID=8241930805369000273&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/8241930805369000273?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/8241930805369000273?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SevgiBahesindenBirDemet/~3/aOcfBrLRV54/otuzbesime-bastm-gecen-hafta-ilk-yari.html" title="HAYAT VE BEN" /><author><name>Burraakk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="24" src="http://bp2.blogger.com/_CgBo31yxz8I/SBRTR49xklI/AAAAAAAAAjg/5sSoRbjQE60/S220/REMZ%C4%B0+PCDE+1.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-EO0KBFgeJ2g/TxE2q3R8QfI/AAAAAAAABq4/5I4G3GDX3E8/s72-c/385505_2775610761522_1595697171_2505014_877906542_n.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://fikir-derleyici.blogspot.com/2012/01/otuzbesime-bastm-gecen-hafta-ilk-yari.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkUGR3g7cSp7ImA9WhRWFEk.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-2544205946701766939.post-4983092188280201516</id><published>2012-01-01T22:03:00.000+02:00</published><updated>2012-01-01T22:03:46.609+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-01T22:03:46.609+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="insan  ve  yaşam" /><title>Yeni yılda yapılacaklar, yapılmayacaklar</title><content type="html">&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-utOxVWjFst0/TwC6rFV4M9I/AAAAAAAABqs/UqC458JxsxU/s1600/8496fcea-9339-4faa-8f60-c3671177b503.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/-utOxVWjFst0/TwC6rFV4M9I/AAAAAAAABqs/UqC458JxsxU/s1600/8496fcea-9339-4faa-8f60-c3671177b503.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;Yılların patır patır geçmesi iyi bir şey mi kötü bir şey mi?&lt;br /&gt;
Şimdi oturdum yeni yıl günü bunu düşünüyorum.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;
Hani daha dün "&lt;strong&gt;18 yaşıma bir girsem&lt;/strong&gt;..." girişli hayaller kuruyordum. Geldim kaç yaşına.&lt;br /&gt;
18 yaşına girince hayatıma sihirli değnek değmeyecekmiş meğer. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ah şu pazartesiler, ah şu doğum günleri, ah şu yeni yıllar... &lt;br /&gt;
Hepsine dilekler ve de niyetler dikiyoruz.&lt;br /&gt;
Sanki onlar bizden bunu istiyorlarmış gibi. Sanki onlar bu yükü sırtlanmaya heveslilermiş gibi.&lt;br /&gt;
Hani sanki biz bu niyetlerimizi yerine getirecekmişiz gibi.&lt;br /&gt;
Kaç yıldır dile dile bitiremedik. Dilemek güzel de dileklerimizi yoluna koymak için çalışmayı beceremedik.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte sorun tam da orada olabilir mi acaba? &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hayatımızda gerçekten olmasını istediklerimiz için pek çaba sarf etmiyor olabilir miyiz acaba?&lt;br /&gt;
Ya da istediğimizi sandığımız şeyleri içimizden çok da istemiyor olabilir miyiz? &lt;br /&gt;
Ya da ya da şöyle diyeyim; isteklerimizin başımıza geleceğine, güzel şeylerin bizi bulacağına inancımızı kaybetmiş olabilir miyiz?&lt;br /&gt;
Hepsi olabiliriz. Hiçbiri olmayabiliriz. Belki de eksik şık olabiliriz.&lt;br /&gt;
Ama istemekten ya da istememekten vazgeçemeyiz. &lt;br /&gt;
Ve bu kez, yapamadıklarımız için üzülüp, pes etmekten vazgeçebiliriz. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aslında her gün yeni bir yıl, yeni bir başlangıç değil mi? Olamaz mı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mesela 2012'den ben -kendime itiraf etmesem de- bir şeyler bekliyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şu sigarayı kökünden bıraksam iyi edebilirim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gerçekten bu yıl öfkeyi gönlümden söküp atmak ve kapıyı yüzüne kapatmak isterim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kalan son üç dört kiloyu da geri almamak üzere verebilirim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daha güzel şarkılar yazabilirim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
2011'de okuduğumdan fazla kitap okuyabilirim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çok satanlardan değil bana çok dokunanlardan satırlar bulabilirim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Güneşin doğuşunu görebilirim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sadece üzüldüğüm, kırıldığım, köşeye sıkıştığım zamanlarda değil her gün dua edebilirim. Duanın büyüsünü kendime yaşatabilirim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çabuk karar vermeyebilirim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Geç kalmayabilirim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Korkuya teslim olmayabilirim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yardımı elden bırakmayabilirim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hissettiğim gibi görünebilirim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tam beceremesem de insanları anlamaya çalışabilirim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daha çok gezebilirim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hani 2012'de insanoğlunun ilerleyeceğini, algısının değişeceğini, arınmaya gideceğini söylüyorlar ya...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte ben de tüm bunları kıvırabilirim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bak şimdi aklıma geldi; daha çok su içebilirim. Kolayı bırakabilirim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sık sık teşekkür edebilirim. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;"Hayır"&lt;/strong&gt; yerine alternatif kelimeler bulabilirim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her günümün kıymetini bilebilirim...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu liste böyle uzar gider, özetle istersem yapabilirim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İstersem istediğim her şeyi yapabilirim. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Siz de yapabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Başımıza iyi şeylerin gelebileceğine inancımız ve kendimize güvenimiz olsun yeter.&lt;br /&gt;
Diyorum ki; ben bu yıl 'iyi şeyler'e inanmayı seçebilirim.&lt;br /&gt;
Yani diyorum ki; siz de seçebilirsiniz.&lt;br /&gt;
Ne dersiniz; belki bu yıl hepsinden daha iyi geçer.&lt;br /&gt;
İyi seneler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;em&gt;&lt;a href="http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/ozyilmazel/2012/01/01/yeni-yilda-yapilacaklar-yapilmayacaklar"&gt;ayşe&amp;nbsp; özyılmazel , SABAH&lt;/a&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2544205946701766939-4983092188280201516?l=fikir-derleyici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://fikir-derleyici.blogspot.com/feeds/4983092188280201516/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2544205946701766939&amp;postID=4983092188280201516&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/4983092188280201516?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/4983092188280201516?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SevgiBahesindenBirDemet/~3/IRCS9PkYrzs/yeni-ylda-yaplacaklar-yaplmayacaklar.html" title="Yeni yılda yapılacaklar, yapılmayacaklar" /><author><name>Burraakk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="24" src="http://bp2.blogger.com/_CgBo31yxz8I/SBRTR49xklI/AAAAAAAAAjg/5sSoRbjQE60/S220/REMZ%C4%B0+PCDE+1.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-utOxVWjFst0/TwC6rFV4M9I/AAAAAAAABqs/UqC458JxsxU/s72-c/8496fcea-9339-4faa-8f60-c3671177b503.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://fikir-derleyici.blogspot.com/2012/01/yeni-ylda-yaplacaklar-yaplmayacaklar.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;A0QMQ3g7fSp7ImA9WhRQGEg.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-2544205946701766939.post-4115525139991450950</id><published>2011-12-14T12:42:00.003+02:00</published><updated>2011-12-14T12:43:02.605+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-12-14T12:43:02.605+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="sağlık" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Çocuklarımız Ve Biz" /><title>NE  OLUR , SİGARA  İÇME  BABACIĞIM ..!</title><content type="html">FACEBOOK ÜZERİNDEN ALINTI..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;iframe width="420" height="315" src="http://www.youtube.com/embed/Y1DufJqGvRk" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2544205946701766939-4115525139991450950?l=fikir-derleyici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://fikir-derleyici.blogspot.com/feeds/4115525139991450950/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2544205946701766939&amp;postID=4115525139991450950&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/4115525139991450950?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/4115525139991450950?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SevgiBahesindenBirDemet/~3/UVQKNLA8YNc/ne-olur-sigara-icme-babacigim.html" title="NE  OLUR , SİGARA  İÇME  BABACIĞIM ..!" /><author><name>Burraakk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="24" src="http://bp2.blogger.com/_CgBo31yxz8I/SBRTR49xklI/AAAAAAAAAjg/5sSoRbjQE60/S220/REMZ%C4%B0+PCDE+1.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://img.youtube.com/vi/Y1DufJqGvRk/default.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://fikir-derleyici.blogspot.com/2011/12/ne-olur-sigara-icme-babacigim.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DEYBQXY4fip7ImA9WhRQE0s.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-2544205946701766939.post-8461501734833985450</id><published>2011-12-08T19:42:00.000+02:00</published><updated>2011-12-08T19:42:30.836+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-12-08T19:42:30.836+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="MİZAH" /><title>Bunlar ,  onların  son sözleriydi</title><content type="html">&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-8-sTocAETpI/TuD21LRHS6I/AAAAAAAABqU/3Dc1HYBEdR0/s1600/27.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="228" src="http://3.bp.blogspot.com/-8-sTocAETpI/TuD21LRHS6I/AAAAAAAABqU/3Dc1HYBEdR0/s320/27.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
01. Postanede bana ait bir koli var mış&amp;nbsp;. Onu almaya geldim...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
02. O irmikleri neden aldın Seher? Helva mı yapacan?&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
03. Korkma hanım...! Bu saatte kapımızı kim çalacak? &amp;nbsp;Tanıdık biridir...&lt;/div&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
04. Hayatımda hiç bu kadar güzel bir yemek yememiştim...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
05. Yalan söylüyorsam şuracıkta öliiyim...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
06. Tahliye mi oluyorum imam efendi?&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
07. Gel abi ... Burası boyu geçmiyo...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
08. Arabayı neden bu kadar yavaş kullanıyorsun&amp;nbsp;?&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; (Erkek arkadaşına bir kız söylüyor)&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
09. Gelen şey köpek balığına ne kadar da benziyoo...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
10. Hepbirlikte gelmeye cesaret edemezler.&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
11. Gurup Projemizin teslimi yarındı &amp;nbsp;di mi...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
12. Korkma ben attığımı vururum.&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
13. Abi, şeytan doldurur...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
14. Karıcım, son günlerde biraz kilo aldın galiba?&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
15. Elektrikçiye ne gerek var canım , &amp;nbsp;ben şimdi hallederim... &lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
16. Atlasam bir şey olmaz di mi?..&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
17. Oğlum lan şu herife ayı deme &amp;nbsp;bak&amp;nbsp; ...!&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
18. Dur&amp;nbsp; ..&amp;nbsp;basma o düğmeye ...!&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
19. Hanııım, bi kibrit yak da bakalım bu ne kokusuymuş.... !&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
20. Aya bak aya !!&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Kamyon farı gibi...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
21. Yaklaşırsanız atlarım...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
22. Baba... Ben hamileyim.&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
23. Komutanım burayı beklemek çok saçma ama&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
24. Evladım beni karşıdan karşıya geçirir misin?&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
25. Bakın çocuklar&amp;nbsp;...&amp;nbsp;&amp;nbsp;Bu deney seti&amp;nbsp; ,&amp;nbsp;kapağı açıldığında güvenlik önlemi olaraktan&lt;br /&gt;
elektriği keser.&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
26. Çavuş... &amp;nbsp;bu fitilin uzunluğu ne kadardı?&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
27. Bence burada mayın yok&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
28. Abiii, formating drive C ne demek?&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
29. Gel bak Pentagon'u hack ettim!&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
30. Yok merak etme, formatlamam hard diskini, biliyom ben bu işi...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
31. Bak, işlemciyi çıkar, kabloyu 220 Volt yazıyo ya, heh, oraya tak!&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
32. Arkanda ayı var!&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
33. Sevgilim, abin bizi böyle görse ne yapardı?&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
34. Kanın yerde kalmayacak!&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
35. Merak etme bizi vuramaz, menzilin dışındayız...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
36. Yok oğlum .... !&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Elektrik &amp;nbsp;gelmiyo şu anda...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
37. Kadranda 260 kmh yazıyo ama ben bunu geçerim hoca...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
38. Bungee jumping çok zevkli bi olaymış &amp;nbsp;ya...!&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
39. Boeing 747'lerin kaza olasılığı binde birmiş, iyi uçağa bindik ha...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
40. Tüplerimiz sigortalıdır hanımefendi, bakın deniyorum...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
41. Korkma, bu tünelden yıllardır tren geçmiyor...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
42. Sayin Milas halkı, huzurlarınızda ilk doğalgaz ocağını yakıyorum...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
43. Abi çevremizde fazla polis yok, teslim olmayalım, kaçalim abi...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
44. Anne, az önce üzerinde kızılay olan dolaptan bonibon alıp yedim...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
45. Bu "çuf çuf" sesi de nereden geliyor?&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
46. Sarı kabloyu kesicem di mi?&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
47. Benj sarhojz&amp;nbsp;&amp;nbsp; feyğlan &amp;nbsp;değilim&amp;nbsp;&amp;nbsp; lannnn&amp;nbsp; !&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;(direksiyon başında)&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
48. Bak şimdi telefonu elektrik prizina nasıl bağlıcam!&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
49. Abi, namludan bakınca dolu olduğu anlaşılıyor mu?&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
50. Tutmayın lan beni, bittin oğlum sen!!!&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
51. Su şişesinin üstünde neden "Siyanür" yazıyor?&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
52. Seni düelloya davet ediyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
53. Allaah! Adam çarpılıyo len, yardım edin!&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
54. Avizeler neden sallanıyor yaw?!?&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
55. Tadı biraz garip geliyo, son kullanma tarihine bi baksana.&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
56. Aaaa, kara kediye bak ne şirin...&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;(merdivenin altından geçerken)&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&amp;nbsp;57. Yaw bu kapuskanın neyi var böyle.&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
58. Karokoldan bu kadar korkmayın yaw... Muhtemelen bi imza için&lt;br /&gt;
çağırıyorlardır...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
59. Ne diyoooon lan sen siiiiibop...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
60. Komando ormanda ne bulsa yemeli...Komando Ormanda ne bulsa&lt;br /&gt;
yemeli...Komando ormanda ne bulsa yemeli...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
61. Yaw bunların hangisi benim romatizma ilacım?&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
62. Yaw bu kadar korkma Neriman.Sen hiç teleferik kazası duydun mu?&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
63. Kıpırdamazsan saldırmaz...Hiç kıpırdama...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
64. Niye öyle bakıyorsun Muammer?&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
65. Lan oğlum rus ruleti öylemi oynanır dur da göstereyim...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
66. Bak Sadıkçığım seninle ilgili bir dedikodu duydum ama önce sana sorayım&lt;br /&gt;
dedim. Sahi senin Kontrgerilla ile ilişkin var mı?&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
67. Artık demokrasiye geçtik oğlum. Darbe marbe olmaz.&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
68. Müjdemi isterim Turhan abi. Bir kızın daha oldu...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
69. Yalan söylüyorsam şuracıkta öliim...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
70. Yaw şuna bak, ne kadar gerçekçi bir oyun....&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
71. Abi bu yeni aldığım modem için paratoner taktık, bişey olmaz.&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
72. Help help borgkkkkkggggggz&amp;nbsp; &amp;nbsp;help help&amp;nbsp;&amp;nbsp;!!!&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;(hehe turiz karı bize el sallıyo)&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
73. Patron yaaa; bu maaş yetmiyo yaaa; zam yapsana?&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
74. Senin için ölebilirim...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
75. &lt;span style="color: white;"&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;Hoha agam soninda devlet babo köyümüza el attı... Bah uçahlarla hediye&lt;br /&gt;
atıyolar...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
76. Bak oğlum&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; ..&amp;nbsp;&amp;nbsp; hani akşamları HARLEM`de dolaşılmazdı? Mis gibi dolaşıyom&lt;br /&gt;
işte...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
77.&amp;nbsp; Shhhht... Sessiz olun...!&amp;nbsp; Şoför uyuyo...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
78. Yaw karıcım koskoca TİTANİK bu ...&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; hiç batar mı....!&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
79. Vaqqus abi senin için öle böle diyolar... Doğru mu?&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
80. Abiii, FORMAT /U ne demek?&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
81. Yok merak etme, formatlamam hard diskini, biliyom ben bu işi...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
82. Ufacık çocukta bıçak ne gezer? Ben sataşçam walla...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
83. Bu kutunun içinden TIK TIK sesler geliyor yaw...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
84. Bak ellerimi bırakıp bisiklet sürebiliyorum...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
85. Ne tatlı, ısırır mı?&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
86. Sen belediye otobüsü deyip geçme baya hızlı gidiyor bunlar...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
87. Eşhedüennailaheillallah...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
88. Bu külüstür 200 yaparmı..?&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
89. Arkamda duracağına gel de uçurumun manzarasını seyret..&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
90. Durumum çok mu kötü doktor bey...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
91. Çocuğum oynama şu arabanın el fireni ile..&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
92. Uçak sanki çatımıza düşecek...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
93. Hani kontrol kalemi bozuk degildi..&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
94. Doktorun her dedigini yaparsak açlıktan ölürüz&amp;nbsp; ...&amp;nbsp;&amp;nbsp; ye dostum ye..&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
95. Hii.!!&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Kocacığım .... Sen Ankarada degil miydin.?&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
96. Bu telde elektirk var mı.?&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
97. Bu ilk deneyişim...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
98. Ulan biz bugüne kadar kaç bomba imha ettik kes lan mavi teli...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
99. Arkadaş....Biz denizde büyüdük ... gölde boğulmayız.&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
100. Şöfer bey birşey soracaktım..&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
101. Burası ne kadar karanlık önümü göremiyorum&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
102. Ben kırmızı ışıkta durmam..&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
103. Pilot şu anda kalp krizi geçirse..&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
105. Sevgilim saçmalama mağarada ayının ne işi var..&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
106. Dönme dolap niye durdu..&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
107. Şu cevizi de koparıyım&amp;nbsp;da&amp;nbsp; &amp;nbsp;inecem..&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
108. Bu akşam çok yedim galiba..&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
109. Ne uysal at bu..&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
110. Çatıya çıkıp anteni düzeltiyim..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Bak simdi nasil solliycaz...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
- Gel abi burasi boyu geçmiyo.&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
- Aya bak aya, kamyon fari gibi !!!&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
- Ben denedim korkmayin.&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
- Bak Kadri abi, suyun derinligi önemli diil, asıl iş atlamasını bilmek...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
- Yav Hayrettin abi, burasi Galatasaray tribünü diil galiba...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
- Vakkas abi. senin için öyle böyle diyorlar, dogru mu?&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
- Hihoha... Bak gelen sey köpekbaligina ne kadar da benziyor.&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
- Rasim abi, kafesin kapısı kapalı ,&amp;nbsp;değil mi?&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
- Nalan, bi kibrit yak da bak bakalım ne kokusuymus...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
- Baba... Ben hamileyim.&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
- Yapma Satılmış abi, seytan doldurur.&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
- Rasim abi şu omzumu bi kütürdetsene&amp;nbsp; ..&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
- Sözünü geri alman için sana beş dakka veriyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
- Bu külüstür essahtan 200 yapiyor mu?&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
- Ben bunu bilir bunu söylerim Refik. Tren yolculuğu en güvenilir yolculuktur.&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
- Arkamda duracağina gel de uçurumun manzarasına bak kocacığım...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
- Semra'cığım &amp;nbsp;bak&amp;nbsp; ..!&amp;nbsp;&amp;nbsp;Arabanin ibresi 200'u gösteriyor.&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
- Valla bak sarhoş bile olmadim bacanak. Gel bir büyük daha devirelim sonra yola çıkarız.&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
- Korkacak bir şey yok sevgilim. Bir imza için karakola çağırıyorlar... Hepsi bu...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
- Bak bu sana son traş olusum Refik abi. Peşin peşin söylüyorum bu sefer de oramı buramı kesersen bundan sonra başka berbere traş olurum haberin olsun.&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
- Ben öldükten sonra tablolarım çok para edecek Ayşegül..&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
- Boğaza gelip temiz hava almayı iyi akıl ettik... Çocuğum oynama şu arabanın el freniyle...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
- Aaa evler ne kadar yakınlaştı&amp;nbsp;&amp;nbsp;Perihan.!! &amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Sanki uçak çatılarin üstünden uçuyor. Aaaa...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
- Operasyon başarıyla tamamlanmıştir.&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
- Elektrikçiye gerek yok. Ben şimdi hallederim...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
- Öyle mutluyum ki. Gazetedeki yıldız falımda yüz yaşina kadar yaşayacağım yazıyor.&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
- Doktora neyin gerek yok. Beni üfürükçü Sabit hocaya götürün.&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
- Sssst çocuklar, simdi hepimiz birden sandalın öbür tarafina yüklenelim. Sandal batacak diye Selami'nin ödü kopuyor...&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
- Hani bu kontrol kalemi bozuktu? Bak ne güzel gösteriyor işte.&lt;/div&gt;&lt;div class="article-content entry-content"&gt;&lt;br /&gt;
- Iddia etme Ebru'cugum. Fren sağdaki pedal bence&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img alt="" height="1" src="https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7968582908332840975-5432630477445214929?l=gaziemirtarihi.blogspot.com" width="1" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2544205946701766939-8461501734833985450?l=fikir-derleyici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://fikir-derleyici.blogspot.com/feeds/8461501734833985450/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2544205946701766939&amp;postID=8461501734833985450&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/8461501734833985450?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/8461501734833985450?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SevgiBahesindenBirDemet/~3/DBwsjdIznB8/bunlar-onlarn-son-sozleriydi.html" title="Bunlar ,  onların  son sözleriydi" /><author><name>Burraakk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="24" src="http://bp2.blogger.com/_CgBo31yxz8I/SBRTR49xklI/AAAAAAAAAjg/5sSoRbjQE60/S220/REMZ%C4%B0+PCDE+1.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-8-sTocAETpI/TuD21LRHS6I/AAAAAAAABqU/3Dc1HYBEdR0/s72-c/27.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://fikir-derleyici.blogspot.com/2011/12/bunlar-onlarn-son-sozleriydi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CUMDRHk5eSp7ImA9WhRQEUQ.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-2544205946701766939.post-3983555970333437875</id><published>2011-12-03T02:53:00.032+02:00</published><updated>2011-12-06T19:44:35.721+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-12-06T19:44:35.721+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="insan  ve  yaşam" /><title>Çocukça Aşklar  ....</title><content type="html">&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-hVicJPfXct0/TtlzuE1bH8I/AAAAAAAABps/FvRGsgL7E30/s1600/childhood+love+1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/-hVicJPfXct0/TtlzuE1bH8I/AAAAAAAABps/FvRGsgL7E30/s1600/childhood+love+1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;İlkokulu&amp;nbsp;&amp;nbsp; bitirdikten sonra , Orta 1'de&amp;nbsp; , öğretmenlerimin önerisi ile eski adıyla Leyl -i Meccani&amp;nbsp;&amp;nbsp; sonraki adıyla&amp;nbsp;&amp;nbsp; Parasız yatılı&amp;nbsp; sınavını kazanıp, Manisa Lisesinin yatılı kısmında 5&amp;nbsp; yıl sürecek&amp;nbsp; olan&amp;nbsp; yatılı&amp;nbsp; öğrencilik&amp;nbsp; hayatım başladı.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;
Ortaokulu Şehitler Ortaokulunda , Liseyi Manisa Lisesinde okudum.&lt;br /&gt;
Saf&amp;nbsp; köylü&amp;nbsp; çocuğunun şehiri ilk&amp;nbsp; tanıdığı&amp;nbsp;&amp;nbsp; hayatı&amp;nbsp; burada&amp;nbsp; başladı&amp;nbsp; .&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;
3,5 yıl sürecek olan&amp;nbsp; ilk ergenlik aşkım&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Funda ,&amp;nbsp; ben de&amp;nbsp; onu delicesine&amp;nbsp; severken , üzerine&amp;nbsp; gül&amp;nbsp; koklayıp&amp;nbsp; başka&amp;nbsp; bir kıza "arkadaşlık "&amp;nbsp; teklif etmem&amp;nbsp; üzerine Okulun merdivenlerinde , lanetler&amp;nbsp; yağdırarak&amp;nbsp; beni nasıl da&amp;nbsp; terketmişti !&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu olay&amp;nbsp; ,&amp;nbsp; aramızda&amp;nbsp; birbirimize&amp;nbsp; asla&amp;nbsp; itiraf edilmemiş 3,5&amp;nbsp; yıl süren platonik aşkımızın&amp;nbsp; üstüne&amp;nbsp; bir&amp;nbsp; kara bir&amp;nbsp; kabus gibi&amp;nbsp; çökmüştü.&lt;br /&gt;
Tekrar&amp;nbsp; barışmamız , o büyük aşkı asla geri&amp;nbsp; getirmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Funda'ya karşı&amp;nbsp; bugün&amp;nbsp; bile&amp;nbsp; hatırladığımda&amp;nbsp; yüzümü&amp;nbsp; kızartan&amp;nbsp; yanlış ve&amp;nbsp; çocukça davranışlarım , artık&amp;nbsp; can&amp;nbsp; çekişen&amp;nbsp; Leyla ve Mecnun serüvenini yerle&amp;nbsp; bir&amp;nbsp; etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ama&amp;nbsp; doğrusu&amp;nbsp;&amp;nbsp; karşı tarafa hiç dillendirilmeyen , sadece&amp;nbsp; karşılıklı hissedilen ve&amp;nbsp; yaşanılan&amp;nbsp; bir&amp;nbsp; aşktı&amp;nbsp; o.&lt;br /&gt;
Delicesine&amp;nbsp; aşıktık&amp;nbsp; birbirimize ..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yatılı kaldığım &amp;nbsp;pansiyona sadece , gece&amp;nbsp; yatmak&amp;nbsp; için&amp;nbsp; giderdim.&lt;br /&gt;
Öğlenci olduğumuz&amp;nbsp; yıl sabahtan&amp;nbsp; okula&amp;nbsp; gidinceye&amp;nbsp; kadarki zamanlarımız&amp;nbsp;&amp;nbsp;ve&amp;nbsp; okul&amp;nbsp; çıkışlarımız ,&amp;nbsp; sabahçı&amp;nbsp; olduğumuzda ise neredeyse öğleden&amp;nbsp;&amp;nbsp; geceye&amp;nbsp; kadar ki zamanımız&amp;nbsp; birlikte geçerdi..&lt;br /&gt;
Bazen&amp;nbsp; evlerinde olurduk&amp;nbsp; bazen cadde sokak&amp;nbsp; gezerdik.&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-IgEm5GEjWr8/TtlzhBEO7kI/AAAAAAAABpk/2h0SJ8O1aEw/s1600/Childhood_Love_by_otas32.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="319" src="http://2.bp.blogspot.com/-IgEm5GEjWr8/TtlzhBEO7kI/AAAAAAAABpk/2h0SJ8O1aEw/s320/Childhood_Love_by_otas32.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
O zamanki&amp;nbsp; genç&amp;nbsp; mekanlarından&amp;nbsp; pastaneye&amp;nbsp; ya da&amp;nbsp; sinemaya ise hiç&amp;nbsp; gitmedik Funda&amp;nbsp; ile ..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Büyük ablası Asude ,&amp;nbsp;&amp;nbsp; ortanca&amp;nbsp; kız&amp;nbsp; Sinem&amp;nbsp; kendilerinin erkek&amp;nbsp; arkadaşları ile , bizim de&amp;nbsp; Funda&amp;nbsp; ile ne&amp;nbsp; zaman evleneceğimizi&amp;nbsp; planlayıp dururlardı..&lt;br /&gt;
Biz o sıralarda 14-15 yaşlarında&amp;nbsp; idik.&lt;br /&gt;
Ailesi&amp;nbsp;&amp;nbsp; o kadar kabullenmişti ki bizim arkadaşlığımızı ,evden&amp;nbsp; biri&amp;nbsp; olarak görüyorlardı bu&amp;nbsp; dağınık leyli&amp;nbsp; meccani öğrenciyi..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-1TED25sOWUI/Ttlz-b13BfI/AAAAAAAABp0/B9hnNvYka9g/s1600/innocent-love-children-and-umbrella.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/-1TED25sOWUI/Ttlz-b13BfI/AAAAAAAABp0/B9hnNvYka9g/s320/innocent-love-children-and-umbrella.jpg" width="253" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Okul&amp;nbsp; çıkışında ,&amp;nbsp; çifte&amp;nbsp; kumrular&amp;nbsp; gibi , diğer&amp;nbsp; çocuklardan ayrı yürürdük&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Funda&amp;nbsp; ile .. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Arkadaşlarımız&amp;nbsp; laf&amp;nbsp; atarlardı sağdan soldan ..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #351c75;"&gt;&lt;strong&gt;"- Sssshttt&amp;nbsp;&amp;nbsp; Cezmi .. anlayalım yani .. Ne iş ....&amp;nbsp; ? "&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #351c75;"&gt;  "--Funda&amp;nbsp; kız ..&amp;nbsp; sizi&amp;nbsp; gidi sizi ... yine&amp;nbsp; birlikte&amp;nbsp; nereye&amp;nbsp; böyle ....?"&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="color: #351c75;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #351c75;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: black;"&gt;Utanırdım :&lt;/span&gt; &lt;strong&gt;-Boşver&amp;nbsp; Funda ..&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bakma sen&amp;nbsp; onlara ... !&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;
&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #20124d;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt; ******************&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O&amp;nbsp; beni ,&amp;nbsp; yaptığım&amp;nbsp; onca yanlış&amp;nbsp; nedeniyle&amp;nbsp; terkettikten sonra da sevdi. Tekrar&amp;nbsp; biraraya&amp;nbsp; gelmek&amp;nbsp; için neler&amp;nbsp; yapmadı .. &lt;br /&gt;
Haberler&amp;nbsp; yolluyordu .. &lt;br /&gt;
"-Ne&amp;nbsp; yapayım .. Hoşlanıyorum&amp;nbsp; çok&amp;nbsp; ondan "&lt;br /&gt;
Bütün&amp;nbsp; çağrıları cevapsız&amp;nbsp; kaldı.&amp;nbsp;&amp;nbsp; Büyü&amp;nbsp; bozulmuştu&amp;nbsp; bir&amp;nbsp; kere ...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Lise bitinceye&amp;nbsp; kadar zaman zaman birbirimizle yanyana , yakın yakına&amp;nbsp; olduk ama&amp;nbsp; hiç&amp;nbsp; görüşmedik.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Okulun&amp;nbsp; basketbol&amp;nbsp; takımında&amp;nbsp; önemli&amp;nbsp; bir turnuvaya çıkmışlardı&amp;nbsp; Manisanın&amp;nbsp; o zaman&amp;nbsp; ki&amp;nbsp; büyük kapalı spor&amp;nbsp; salonunda .. &lt;br /&gt;
Basketbolu severdim ama&amp;nbsp; , doğrusu&amp;nbsp; sırf&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; o oynadığı&amp;nbsp;&amp;nbsp; için maçı&amp;nbsp; izlemeye giderdim ..&lt;br /&gt;
Orada&amp;nbsp; olduğumu&amp;nbsp; bilirdi. &lt;br /&gt;
Kazara&amp;nbsp; bir basket&amp;nbsp; attı mı ya ..!&lt;br /&gt;
Deymeyin&amp;nbsp; keyfine ...&lt;br /&gt;
Tribünlere&amp;nbsp; döner&amp;nbsp; ..Kollarını&amp;nbsp; havaya&amp;nbsp; kaldırarak&amp;nbsp; :&lt;br /&gt;
"&lt;span style="color: #351c75;"&gt;&lt;strong&gt;-İşte&amp;nbsp; bak ..Gör beni .."&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; dercesine&amp;nbsp; bir&amp;nbsp; hareket&amp;nbsp; yapardı ..&amp;nbsp; &amp;nbsp;Salonda&amp;nbsp; bir&amp;nbsp; uğultu&amp;nbsp; yükselirdi:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #351c75;"&gt;&lt;strong&gt;"-Kasılma&amp;nbsp;be &amp;nbsp;kızım .. Ne kasılıyorsun .. Alt tarafı&amp;nbsp; bi&amp;nbsp; basket&amp;nbsp; attın .."&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Salondakiler nerden&amp;nbsp; bilecekti&amp;nbsp; ki&amp;nbsp; bu&amp;nbsp; hareketin&amp;nbsp; kime&amp;nbsp; yapıldığını..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Benim&amp;nbsp; gibi saf ,&amp;nbsp; derbededer&amp;nbsp;&amp;nbsp; bir&amp;nbsp; köylü&amp;nbsp; çocuğunun&amp;nbsp; nesine aşıktı.. Hala&amp;nbsp; sorarım&amp;nbsp; kendime ..&lt;br /&gt;
Ama&amp;nbsp; bilirsiniz , gönül bu&amp;nbsp; .. Ferman dinler mi ?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-7MdvDXn8Fv4/Ttl2r_n_weI/AAAAAAAABqE/RD61pnB2g0Y/s1600/slumdogmillionairepic200.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="285" src="http://4.bp.blogspot.com/-7MdvDXn8Fv4/Ttl2r_n_weI/AAAAAAAABqE/RD61pnB2g0Y/s320/slumdogmillionairepic200.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*********************&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Aradan&amp;nbsp; neredeyse yarım yüzyıla yakın&amp;nbsp; bir&amp;nbsp; zaman&amp;nbsp; geçti..&lt;br /&gt;
İngilizce öğretmeni olduğunu ve&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;ismini de bildiği bir&amp;nbsp; okulda&amp;nbsp; uzun&amp;nbsp; yıllar&amp;nbsp; görev&amp;nbsp; yaptığını&amp;nbsp; söylemişti&amp;nbsp; bir&amp;nbsp; arkadaşım.. &lt;br /&gt;
Kaç defa&amp;nbsp; okulun&amp;nbsp; önünden&amp;nbsp; geçtim&amp;nbsp; tanınmadan&amp;nbsp; onu&amp;nbsp; bir&amp;nbsp; kez daha&amp;nbsp; görebilmek&amp;nbsp; için .. Ama&amp;nbsp; onu&amp;nbsp; hiç&amp;nbsp; bir&amp;nbsp; zaman göremedim ..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
**********************&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-cEymkZMf3IA/Ttl3dn3ZryI/AAAAAAAABqM/vCjNn_ZDiF4/s1600/childhood+love.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="206" src="http://2.bp.blogspot.com/-cEymkZMf3IA/Ttl3dn3ZryI/AAAAAAAABqM/vCjNn_ZDiF4/s320/childhood+love.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yatılı&amp;nbsp; okulda&amp;nbsp; geçen&amp;nbsp; beş&amp;nbsp; yılımızı , Ortaokul Lise yıllarımı , o saf ve söylenmeden&amp;nbsp; yaşanmış çocukça&amp;nbsp; aşkımızı , zaman zaman&amp;nbsp; hayal etmeye&amp;nbsp; çalışırım.&lt;br /&gt;
Bir&amp;nbsp; sis&amp;nbsp; , bir&amp;nbsp; perde ....&lt;br /&gt;
Anılar&amp;nbsp; hayal&amp;nbsp; meyal&amp;nbsp; , anılar bölük&amp;nbsp; pörçük ..&lt;br /&gt;
Yaşandı&amp;nbsp; mı&amp;nbsp; gerçekten .. ?&lt;br /&gt;
Yoksa&amp;nbsp; sadece , uzun bir kış&amp;nbsp; gecesinin&amp;nbsp; hüzünlü bir&amp;nbsp; rüyasından mı&amp;nbsp; ibaretti ?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yer&amp;nbsp; yer silinmiş puslu&amp;nbsp; bir&amp;nbsp; film&amp;nbsp; şeridi gibi ..&lt;br /&gt;
Geçip&amp;nbsp; gitmiş&amp;nbsp; çocukluk, ergenlik ve&amp;nbsp; lise&amp;nbsp; yılları ...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdi ,ne&amp;nbsp; zaman&amp;nbsp; bir&amp;nbsp; yere&amp;nbsp; giderken&amp;nbsp; Manisa'dan&amp;nbsp; geçsem&amp;nbsp; içimi acıtan&amp;nbsp; bir sızı belirir&amp;nbsp; yüreğimde..&lt;br /&gt;
Yitip&amp;nbsp; giden&amp;nbsp;&amp;nbsp;tekrar yaşanamayacak o &amp;nbsp; çocukluk&amp;nbsp; ve&amp;nbsp; gençlik&amp;nbsp;yılları &amp;nbsp;için&amp;nbsp; midir&amp;nbsp; bu sızı&amp;nbsp; ,&amp;nbsp; yarım kalmış bir&amp;nbsp; aşk&amp;nbsp; ve sevgili&amp;nbsp; için midir&amp;nbsp;yoksa , bilemem ..&lt;br /&gt;
İki damla&amp;nbsp; yaş&amp;nbsp; dökülür gözlerimden .. &lt;br /&gt;
İçim acır ...Göğsüm daralır ..&lt;br /&gt;
Sessiz sessiz ağlarım..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-d51be8a0da989b03" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;
&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;
&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;
&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v9.nonxt2.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dd51be8a0da989b03%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1329824673%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D61EF35BDB2F2DA83A13664918F8D4E78DED22805.1B616543A7088DC310B27F2030F51A1CBFA3A674%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dd51be8a0da989b03%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DquNMH5IH4GBLfDjguUvmtWbLblY&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;
&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"
width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"
flashvars="flvurl=http://v9.nonxt2.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dd51be8a0da989b03%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1329824673%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D61EF35BDB2F2DA83A13664918F8D4E78DED22805.1B616543A7088DC310B27F2030F51A1CBFA3A674%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dd51be8a0da989b03%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DquNMH5IH4GBLfDjguUvmtWbLblY&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"
allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;strong&gt;Nilüfer&lt;/strong&gt; :&amp;nbsp;&amp;nbsp; -" S&lt;span style="color: #351c75;"&gt;&lt;strong&gt;evmek , eskidenmiş güzelim ..."&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;
Neşe KARABÖCEK : Kulakların&amp;nbsp; çınlasın ...&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-1a6952ee015b01f8" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;
&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;
&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;
&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v24.nonxt1.googlevideo.com/videoplayback?id%3D1a6952ee015b01f8%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1329824673%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D52998DFEEC9D835A4C86BADC1BDF845BFB158356.6158320DBE547C40BD64C6D8B7A2F33561308AFF%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D1a6952ee015b01f8%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DfReAz8arN9HGODOXy3Ydy6LgQpc&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;
&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"
width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"
flashvars="flvurl=http://v24.nonxt1.googlevideo.com/videoplayback?id%3D1a6952ee015b01f8%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1329824673%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D52998DFEEC9D835A4C86BADC1BDF845BFB158356.6158320DBE547C40BD64C6D8B7A2F33561308AFF%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D1a6952ee015b01f8%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DfReAz8arN9HGODOXy3Ydy6LgQpc&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"
allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2544205946701766939-3983555970333437875?l=fikir-derleyici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://fikir-derleyici.blogspot.com/feeds/3983555970333437875/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2544205946701766939&amp;postID=3983555970333437875&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/3983555970333437875?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/3983555970333437875?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SevgiBahesindenBirDemet/~3/uI8fnAJLO8c/cocukca-asklar.html" title="Çocukça Aşklar  ...." /><author><name>Burraakk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="24" src="http://bp2.blogger.com/_CgBo31yxz8I/SBRTR49xklI/AAAAAAAAAjg/5sSoRbjQE60/S220/REMZ%C4%B0+PCDE+1.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-hVicJPfXct0/TtlzuE1bH8I/AAAAAAAABps/FvRGsgL7E30/s72-c/childhood+love+1.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://fikir-derleyici.blogspot.com/2011/12/cocukca-asklar.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CUINQn4zcCp7ImA9WhRSF0s.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-2544205946701766939.post-4169934517441888681</id><published>2011-11-20T06:31:00.001+02:00</published><updated>2011-11-20T06:33:13.088+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-11-20T06:33:13.088+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="insan  ve  yaşam" /><title>Mutlu eş ,  mutlu hayat</title><content type="html">&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.supercoloring.com/image_print.php?img_src=http://www.supercoloring.com/wp-content/original/2009_07/Wife-hugs-her-husband-coloring-page.jpg"&gt;&lt;img border="0" height="302" src="http://2.bp.blogspot.com/-Rwg46DGZPUE/TsiCYFCCFlI/AAAAAAAABpQ/AR4Lv77YCuo/s320/Wife-hugs-her-husband-coloring-page.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk kez bir Amerikalı’dan duymuştum ‘Happy wife, happy life’ tabirini. &lt;span class="fullpost"&gt;Market kasasında sıra beklerken yanındaki adama sarılmış kıkır kıkır gülen bir kadınla sarıldığı adama bakarak söylemişti: ‘Mutlu eş, mutlu hayat’ diye. Formül bu kadar basitti. Geçtiğimiz hafta sonu Ayşe Arman’ın psikiyatr doktor Ümit Yazman’la yaptığı röportajı okurken bu tabir aklıma geldi. Yazman, kendi deyişi ile ‘Freud Amca’nın ‘insanın gelişimi’yle ilgili tespitini anlatıyordu. Buna göre bir insanın gelişimi anlatılırken ‘huni’ örneği veriliyordu. Bir huninin tepesinden anneden, babadan, aileden gelen genler, sosyal ve çevresel faktörler akıyor; bunlar karışıyor; bulamaç haline geliyor ve huninin o en dar kısmı her şeyin şekillendiği yer oluyor ki, bu kısma ‘anne-çocuk ilişkisi’ deniyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yazman, anneliğin ne kadar önemli olduğunu, yerine başka hiçbir şeyin koyulamayacağını bu örneğe gönderme yaparak anlatıyor ve babanın esas görevinin ‘evdeki anneyi mutlu etmek’ olduğunu ifade ediyor. Çünkü anne mutlu olursa, o yuva yürüyor. Mutlu anne, eşini de çocuğunu da mutlu ediyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Evdeki anneyi mutlu etmeye çalışmak şöyle dursun, aile içindeki şiddeti önleyebilirsek kar sayacağımız bir memlekette, varın bu annelerin yetiştirmeye çalıştıkları çocukların durumunu bir düşünün. Hayatlarındaki en kritik ilişkiyi böylesine sancılı yaşayan çocukların nasıl bireyler olacağını, bu bireylerin oluşturacağı toplumu tahmin etmek güç olmasa gerek. ‘Mutlu anne, mutlu hayat’ formülü olanca basitliği içinde, toplum olarak bir o kadar uzak bize. Ne mutlu bunu hayata geçirip, tecrübe edebilenlere...&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://www.posta.com.tr/yasam/YazarHaberDetay/Mutlu_es_mutlu_hayat.htm?ArticleID=96888"&gt;&lt;span style="background-color: white; color: black;"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Selcen Doğan Ağakay&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&amp;nbsp; &lt;a href="mailto:sdogan@posta.com.tr"&gt;&lt;span style="color: #00438a;"&gt;sdogan@posta.com.tr&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2544205946701766939-4169934517441888681?l=fikir-derleyici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://fikir-derleyici.blogspot.com/feeds/4169934517441888681/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2544205946701766939&amp;postID=4169934517441888681&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/4169934517441888681?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/4169934517441888681?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SevgiBahesindenBirDemet/~3/TupjMDHrdlM/mutlu-es-mutlu-hayat.html" title="Mutlu eş ,  mutlu hayat" /><author><name>Burraakk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="24" src="http://bp2.blogger.com/_CgBo31yxz8I/SBRTR49xklI/AAAAAAAAAjg/5sSoRbjQE60/S220/REMZ%C4%B0+PCDE+1.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/-Rwg46DGZPUE/TsiCYFCCFlI/AAAAAAAABpQ/AR4Lv77YCuo/s72-c/Wife-hugs-her-husband-coloring-page.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://fikir-derleyici.blogspot.com/2011/11/mutlu-es-mutlu-hayat.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;C0IDRH88fip7ImA9WhdaGUs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-2544205946701766939.post-8025375138041083486</id><published>2011-10-30T09:58:00.001+02:00</published><updated>2011-10-30T09:59:35.176+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-10-30T09:59:35.176+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="insan  ve  yaşam" /><title>Türk erkeği doyumsuz</title><content type="html">Ayşe ARMAN &lt;br /&gt;
aarman@hurriyet.com.tr&lt;br /&gt;
29 Ekim 2011&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Pelin Batu. Etkileyici . Derin. Bilgili. Merhametli. Adaletli. Esprili. Ve çok güzel. 18. yüzyıldan fırlamış kadar romantik ayrıca.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her şey hakkında fikir sahibi olan bir dünya vatandaşı. Ben bayıldım. Arkadaş olmak isteyeceğiniz biri. Bir sürü şey öğrenebileceğiniz biri. Ama insanın içini acıtan bir yalnızlığı var. Belki de şair, ondan. Ruhu, sürüye ait değil. Farklı, ayrıksı ve çocuksu. Onu tanımak istedim, beni kırmadı, bir kafede uzun uzun sohbet ettik…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: magenta;"&gt;&lt;strong&gt;Ne kadar çok kadınla birlikte olursa kendini o kadar erkek hissediyor&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Hayata bir büyükelçinin kızı olarak başlamak nasıl bir şey?&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Şahane! Herkes sana prenses gibi davranıyor. Güzel ülkelerde, güzel rezidanslarda mürebbiyelerle büyüyorsun. Ama aynı zamanda hüzünlü, çünkü bir türlü kök salamıyorsun. Her iki üç senede bir, okul değiştiriyorsun. Ben şu anda dünyanın herhangi bir ülkesine adapte olabiliyorum. Ama nereye aidim bilmiyorum. Hep havadayım. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: magenta;"&gt;&lt;strong&gt;- Limansız, çapasız…&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;
- Aynen. Eskiden bu kopmalar beni melankoliye iterdi. Şimdi benim gerçeğim oldu. Yakın arkadaşlarımdan biri, Kazakistan’da yaşıyor. Diğeri New York’ta, öbürü Los Angeles’ta…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Türkiye’de?&lt;br /&gt;
- Kardeşim kadar yakın kimse yok. Arda olmasaydı, benim hiç arkadaşım olmayabilirdi çünkü hep onun arkadaşlarını çalıyorum. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Sende ‘eski kadınlar’ın gizemi, hüzün var...&lt;br /&gt;
- Evet ya. Geçenlerde Sinan Çetin’le bir film için görüşmeye gittim. “İki tane rol var. Biri orospu, diğeri hüzünlü, aldatılan bir kadın. İçinden hangisini canlandırmak geliyor?” dedi. “Orospuyu” dedim, “Daha renkli bir rol.” “Evet ama” dedi, “Sende öyle hüzünlü bir hal var ki, galiba aldatılan kadını canlandırsan daha iyi olacak…” &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Hep babasının kızı gibi duruyorsun. Annen peki?&lt;br /&gt;
- Annem, medyada olmaktan nefret ediyor, dolayısıyla o yok gibi. Oysa çok yakınız. Günde iki-üç defa arar beni. Hatta geçenlerde bir erkek arkadaşım, sevgilisinden yakınıyordu. “Ayrıldık çünkü zırt pırt annesi arıyordu. Bu kadar da anneci olunmaz ki!” dedi. Hiç sesimi çıkarmadım, çünkü ben de tam öyleyim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Baba figürünün bu kadar önde olması, senin diğer erkeklerle ilişkini etkiledi mi?&lt;br /&gt;
- Sevgililerimle aramdaki yaş farkı 20 ve üzeri oldu hep. Sence babamı mı arıyordum? Zannetmiyorum. Hepsi okuyan ve yazan adamlar. Hiçbiri manken modelinde erkek değil. Ben oturup konuşabileceğim ve ilham alabileceğim erkekleri severim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Ne kadar sürüyor ilişkilerin?&lt;br /&gt;
- Bir ya da bir buçuk sene. Sonra hep bir problem çıkıyor. Geçen sene Romalı bir prodüktör, “Sizler de bizim gibi olmaya başladınız. İstanbul’da kadınlar kafelerde ya yalnız başına oturuyor, ya da kadın kadına” dedi. Amerikalı film yapımcısı da “Pelincim senin için üzülüyorum. Yoksa sen de kedileriyle yalnız yaşayan birine mi dönüşeceksin!” dedi. Ben de cevap verdim: “Bir ilişki yaşayacaksam değsin, sevgilim olsun diye kendime sevgili yapacak halim yok!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Şimdi sevgilin var mı?&lt;br /&gt;
- Yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Türk erkekleriyle ilgili şikayetin var mı?&lt;br /&gt;
- Kendileriyle barışık değiller. Hiç beklemediğim erkeklerde de çıkıyor bu. Bir de hakikaten doyumsuzlar. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Nasıl yani?&lt;br /&gt;
- Mesela çok güzel bir kız arkadaşı var, gidiyor aldatıyor. Bu artık aldatmanın ötesinde bir açlık. Sınır tanımayan bir açlık. Aşk doktoru gibi konuşmak istemiyorum ama bu ülkedeki erkek doyumsuzluğunu başka hiç bir yerde görmedim. O kadar kompleksliler ki, sanki ne kadar çok kadınla birlikte olurlarsa, kendilerini o kadar erkek hissedecekler. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Erkeklerin senden ne şikayeti olabilir peki?&lt;br /&gt;
- Kolay bir insan değilim. Her şeyi konuşmak taraftarıyım bir kere. Bir erkek arkadaşım, “Bazı şeyler gizli kalmalı, bazı şeyleri konuşmamak lazım” demişti mesela. Ben aptal Amerikalılar gibi her şeyi masanın üzerine yatıralım isterim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Küçümser misin erkekleri farkında olmadan?&lt;br /&gt;
- Dışarıdan bakılınca öyle görünüyor olabilir. Ama yaptığımı sanmıyorum.&lt;br /&gt;
- Bencil misin?: “Benim dünyam, benim şiirlerim, benim ailem, benim ilgi alanlarım, benim seyahatlerim…”&lt;br /&gt;
- Yok ya. Hepsini birlikte yapmak istiyorum. Gezmekse birlikte gezmek. Ama genellikle planları ben yaparım. Üşengeç oldukları için...  Biriyle birlikteyken gözüm hiçbir şey görmüyor, çok romantik olabiliyorum. Kardeşim, “19 bile değil 17. yüzyıldan çıkıp gelmiş gibisin” diyor. Doğru, romantiğim. Karşı taraf da benim kadar olmayınca, kendimi sorgulamaya başlıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Aşk acısı çekiyor musun?&lt;br /&gt;
-  Evet. Toparlanmam zaman alıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Bir erkekte en nefret ettiğin özellik, sonra en sevdiğin özellik?&lt;br /&gt;
- Gayri dürüstlük. Bir adamla birlikteyken başka birine aşık olsam, onu kıracağımı bile bile derim ki, “Bana bak böyle bir durum var, bitirmemiz lazım.” Bunu yapmayıp oyalamalara gitmeyi saygısızlık olarak görüyorum. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Tamam erkekler hatalı ama sende de bir şeyler vardır…&lt;br /&gt;
- Amerikan romantik filmleri beni fazla zehirledi galiba, çünkü hep çok fazla şey bekliyorum. Olamayınca bozuluyorum!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Evde kaldığını düşünüyor musun?&lt;br /&gt;
- Evlenmeyi düşünmüyorum ki.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Baskı var mı...&lt;br /&gt;
- Evleneyim diye mi? Yok. Sadece annem son bir-iki yıldır, “Zor durumda olan bir çocuk alalım, ben bakarım merak etme” demeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
APTAL ROLÜ OYNAMAK&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Doktora yeterlilik sınavından çıktım. Bölüm başkanım ve tez danışmanım,  “Seninle konuşmak istiyorum” dedi, ofisine gittim. Dedi ki: “Bu ülkede akıllı bir kadın olmak çok tehlikeli. Aptal rolü yapmasını öğrenmen lazım. Bir de insanların düşündüklerini kafaya takmaman.…” İkisini de zaman zaman yapmaya çalışıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
BABAMLA KARDEŞİM SEVGİLİLERİME LAKAP TAKIYOR&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Şu aralar kafanı en çok meşgul eden mesele?&lt;br /&gt;
- Ülkedeki kaos içimi burkuyor. 30 yıldır devam eden bir savaşın içindeyiz ve biz burada, çaylarımızı yudumlayıp, “Ne olacak bu memleketin hali?” demekten başka hiçbir şey yapamıyoruz. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Van’daki birileri için bir şey yapabilsen, ne yapmak isterdin?&lt;br /&gt;
- ‘Benim evim, senin evin’ çok güzel bir kampanya aslında. Şahsen, ben yaralar biraz sarıldıktan sonra gidip, orada bir şeyler yapmak isterim. Psikiyatrik yardım hep ikinci plana atılıyor mesela, burada tanıdığım psikiyatrları örgütleyip oraya gelip gitmelerini sağlamak yararlı olabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Hayatta en çok neden korkuyorsun?&lt;br /&gt;
- Hastalıktan. Sevdiklerimi, hastalıkla boğuşurken görmekten. Büyük şehirlerdeki yalnız insanları, cam kenarında oturan ihtiyarları görünce de bir tuhaf oluyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Pazar rakılarını anlatsana...&lt;br /&gt;
- Bu bizim ailenin ritüeli. Pazar günü 12 sularında öğlen rakısı yaparız. Ben de sürekli ailenin dalga konusuyum. Babamla kardeşim bütün erkek arkadaşlarıma lakap takar. Anlayacağın, özel hayatım hep rakı üzerine çerez olmuştur. Bana da söylemezler. Bazen kendi aralarında kıkırdarlarken ağızlarından kaçırıyorlar. Artık ben de gülüyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Babandan öğrendiğin en önemli şey?&lt;br /&gt;
- Sevdiğin şeye tutkuyla sarılmayı babamdan, disiplinli olmayı annemden öğrendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Bu ülkede en sevdiğin şey?&lt;br /&gt;
- Dinamizim. Baş döndürüyor ama dinç tutuyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Türk erkeklerini bana nasıl genellersin?&lt;br /&gt;
- Kendine güvensiz ve egoist erkek modeli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Aşk nedir senin için?&lt;br /&gt;
- Klişe cevap: Kendini bırakıp bir olmak. Poetik cevap: Kazıklı humma (tetanoz). &lt;br /&gt;
- En çok nerede eğlenirsin?&lt;br /&gt;
- Çok sıkıcı bir cevap olacak biliyorum ama gerçekten en mutlu olduğum yerler müzeler. Ayrıca, dans etmeyi, bir şehri sıfırdan keşfetmeyi çok seviyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- En son yazdığın şiir hangi konu hakkında?&lt;br /&gt;
- Akşamla ilgili. Kırık sokaklara düşen bulutların tülleri ve Botticelli yüzleri hakkında ama aslında saatleri bir resim olarak görmekle ilgili...&lt;br /&gt;
- Mezar taşında ne yazsın istersin...&lt;br /&gt;
- Rilke’ninki kadar güzel bir şey bulamazsam, (Gül, ey saf çelişki, nice gözkapağının altında / hiç kimsenin uykusu olmamanın / sevinci.) sadece doğum/ölüm tarihi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- İlk ne zaman bir erkekten kazık yedin? Son ne zaman yedin?&lt;br /&gt;
- Yedim mi, yemedim mi bilmiyorum ve bu belirsizlik zaten kazığın kendisi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Neden Türkçe şiir yazamıyorsun?&lt;br /&gt;
- Hep İngiliz okullarına gittim ve yazmayı orada keşfettim. Bazen Türkçe yazıyorum ama çok hoşnut kalmıyorum çünkü özellikle eski Türkçe kelimeleri fetişize ettiğimi, bunları kullanmak için şiir yazdığımı fark ediyorum. Sümbüli günlerde Sergüzeşt gibi...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Sana “Mesleğin ne?” diye sorulduğunda neden cevap veremiyorsun?&lt;br /&gt;
- “Şairim” demek çok fazla, “oyuncuyum” demek de çok eksik kaldığı için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19106160.asp?yazarid=12"&gt;&lt;b&gt;AYSE ARMAN  , HURRİYET&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2544205946701766939-8025375138041083486?l=fikir-derleyici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://fikir-derleyici.blogspot.com/feeds/8025375138041083486/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2544205946701766939&amp;postID=8025375138041083486&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/8025375138041083486?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/8025375138041083486?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SevgiBahesindenBirDemet/~3/9fHrz6TwfTI/turk-erkegi-doyumsuz.html" title="Türk erkeği doyumsuz" /><author><name>Burraakk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="24" src="http://bp2.blogger.com/_CgBo31yxz8I/SBRTR49xklI/AAAAAAAAAjg/5sSoRbjQE60/S220/REMZ%C4%B0+PCDE+1.jpg" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://fikir-derleyici.blogspot.com/2011/10/turk-erkegi-doyumsuz.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;C0cDQ3oycSp7ImA9WhdaGUs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-2544205946701766939.post-6445653430393010298</id><published>2011-10-30T09:44:00.004+02:00</published><updated>2011-10-30T09:51:12.499+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-10-30T09:51:12.499+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="insan  ve  yaşam" /><title>Abartmayın sadece öldüm .. Ne var Bunda ??</title><content type="html">&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
Herkesin kardeşi, ablası, abisi kıymetlidir. Kavga etsen de, küssen de, kardeş bir tanedir, kardeşlik özeldir, bir ağacın dalları gibidir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;v:shapetype coordsize="21600,21600" filled="f" id="_x0000_t75" o:preferrelative="t" o:spt="75" path="m@4@5l@4@11@9@11@9@5xe" stroked="f"&gt;  &lt;v:stroke joinstyle="miter"&gt;  &lt;v:formulas&gt;   &lt;v:f eqn="if lineDrawn pixelLineWidth 0"&gt;   &lt;v:f eqn="sum @0 1 0"&gt;   &lt;v:f eqn="sum 0 0 @1"&gt;   &lt;v:f eqn="prod @2 1 2"&gt;   &lt;v:f eqn="prod @3 21600 pixelWidth"&gt;   &lt;v:f eqn="prod @3 21600 pixelHeight"&gt;   &lt;v:f eqn="sum @0 0 1"&gt;   &lt;v:f eqn="prod @6 1 2"&gt;   &lt;v:f eqn="prod @7 21600 pixelWidth"&gt;   &lt;v:f eqn="sum @8 21600 0"&gt;   &lt;v:f eqn="prod @7 21600 pixelHeight"&gt;   &lt;v:f eqn="sum @10 21600 0"&gt;  &lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:formulas&gt;  &lt;v:path gradientshapeok="t" o:connecttype="rect" o:extrusionok="f"&gt;  &lt;o:lock aspectratio="t" v:ext="edit"&gt; &lt;/o:lock&gt;&lt;/v:path&gt;&lt;/v:stroke&gt;&lt;/v:shapetype&gt;&lt;v:shape alt="/_np/0036/14830036.jpg" id="_x0000_s1026" o:allowoverlap="f" style="height: 273pt; left: 0px; margin-left: 160.25pt; margin-top: 0px; mso-position-horizontal-relative: text; mso-position-horizontal: right; mso-position-vertical-relative: line; mso-wrap-distance-bottom: 0; mso-wrap-distance-left: 0; mso-wrap-distance-right: 0; mso-wrap-distance-top: 0; position: absolute; text-align: left; width: 200.25pt; z-index: 1;" type="#_x0000_t75"&gt;  &lt;v:imagedata o:href="http://www.hurriyet.com.tr/_np/0036/14830036.jpg" src="file:///C:\Users\CASPER\AppData\Local\Temp\msohtml1\01\clip_image001.jpg"&gt;  &lt;w:wrap type="square"&gt; &lt;/w:wrap&gt;&lt;/v:imagedata&gt;&lt;/v:shape&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;Ama kardeşliği, gazeteci Fikret Bile kadar güzel anlatan az bulunur. Abisi Hikmet Bila’nın ölümünün ardından yazdığı yazı hepimizi ağlattı. Soluğu Ankara’da yanında aldım. Onunla, kimselere benzemeyen abisi Hikmet Bila’yı konuştuk. Hikmet Bila, benim için gelmiş geçmiş en güzel yazılardan birini yazmıştı. Nihat Odabaşı’na verdiğim pozlar için her kafadan bir ses çıkarken o, kapı gibi arkamda durdu. “Onun için deli dediler, dolu dediler, uçuk dediler, kaçık dediler ama Ayşe Arman’ın o fotoğraflarla isyanına milyonlar katıldı. Kadınıyla, erkeğiyle çünkü o herkesin bildiği ama kimsenin söylemeye cesaret edemediğini söylüyor, belki herkesin yapmak istediği ama kimsenin cesaret edemediğini yapıyordu…” Bir insan için bundan daha güzel ne yazılabilir. Bugün sizi iki kardeşin hikayesiyle baş başa bırakıyorum&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;-&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt; Hikmet Abi’nizi anlattığınız yazı hepimizi ağlattı…&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;- Son nefesini vermişti, yüzünü tuttum, daha sıcaktı, dudaklarında o güzel tebessümü vardı. Yazdıklarım, o an aklımdan geçenlerdi…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Nasıl bir çocukluk sizinki….&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Altı kardeşiz. Dördü erkek, ikisi kız. Zonguldak’ta kömür ocaklarında geçti çocukluğumuz... &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Anne, baba…&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Annem ev hanımıydı, babam maden işçisi. ‘Vadim O Kadar Yeşildi Ki’ romanında anlattığı gibi bir yaşam. Yoksulluk, tek maaş, maden işçilerinin yaşadığı sıkıntılar... Biz tüm bunların ortasında büyüyen afacan çocuklardık. Grizu patlaması, su patlaması ve göçük laflarıyla büyüdük. Ama mutluyduk. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Hepiniz okudunuz mu?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Evet. Babam, çocukları okusun diye radikal bir karar vermiş; köyünü, toprağını bırakmış; maden işçisi olmuş. Günde 16 saat çalışırdı, yeter ki çocukları okusun. Epilepsi rahatsızlığı olan abim dışında, hepimiz üniversiteyi bitirdik. Küçücük bir evde altı kardeştik, aynı odada, hatta aynı yatakta yattık…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Rol modeliniz…&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Hikmet Abim. Nasıl yavrular koklayarak, deneyerek öğrenir; ben de her şeyi ondan öğrendim. Önümde o, yanımda o, arkamda o... O, 17 olana dek evde birlikteydik sonra üniversite okumaya gitti, dört yıl sonra ben de peşinden. Bekar evinde yine birlikteydik.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;-&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt; Hep mi iyiydi aranız, hiç mi size sırt çevirdiği olmadı mı?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;- Asla. O benim öncümdü, yol göstericimdi. Pek çok şeyi ondan devraldım. Çok güzel tel araba yapardı, o artık o işten çekildiğinde mahallede en iyi arabayı ben yapar oldum. Bizim mahallenin futbol takımının kaptanıydı, o ayrıldı aynı takıma ben kaptan oldum. Hikmet Abi’min yaşından büyük bir olgunluğu vardı. Ailedeki kardeşlik havasını çok önemserdi. Ölünceye kadar da bunu gözetti. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- &lt;strong&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;Anladığım kadarıyla çok fedakar…&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;- Hem nasıl! Kendine asla bir şey almaz, bir yere gidilecekse o vazgeçer. Ailenin diğer üyeleri mutlu olsunlar diye çok özveride bulunan bir kardeşti. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Üzülür müydünüz bu haline? Hani iyiliğin de bir sınırı olması gerekir ya…&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Hep onu örnek aldığım için, ben de hep onun gibi hissettim. Ona yardımcı oldum. Mesela yılbaşlarında, özel günlerde, harçlıklarımızı birleştirir diğer kardeşlerimize hediye alırdık. Birbirimize alamazdık çünkü paramız o kadarına yetmezdi. İleri yaşlara kadar devam etti bu. Biz hep anladık birbirimizi, konuşmamıza bile gerek yoktu. Hayatta en güvendiğim insandı. Her “İmdat” dediğimde yanımda bitecek insan oydu…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;v:shape alt="" id="_x0000_i1025" style="height: 195pt; width: 177.75pt;" type="#_x0000_t75"&gt;  &lt;v:imagedata o:href="http://www.hurriyet.com.tr/_np/0044/14830044.jpg" src="file:///C:\Users\CASPER\AppData\Local\Temp\msohtml1\01\clip_image003.jpg"&gt; &lt;/v:imagedata&gt;&lt;/v:shape&gt;&amp;nbsp;&lt;v:shape alt="" id="_x0000_i1026" style="height: 195pt; width: 299.25pt;" type="#_x0000_t75"&gt;  &lt;v:imagedata o:href="http://www.hurriyet.com.tr/_np/0043/14830043.jpg" src="file:///C:\Users\CASPER\AppData\Local\Temp\msohtml1\01\clip_image005.jpg"&gt; &lt;/v:imagedata&gt;&lt;/v:shape&gt;&amp;nbsp;&lt;v:shape alt="" id="_x0000_i1027" style="height: 188.25pt; width: 231.75pt;" type="#_x0000_t75"&gt;  &lt;v:imagedata o:href="http://www.hurriyet.com.tr/_np/0039/14830039.jpg" src="file:///C:\Users\CASPER\AppData\Local\Temp\msohtml1\01\clip_image007.jpg"&gt; &lt;/v:imagedata&gt;&lt;/v:shape&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;“SEN ÖLÜYORSUN - BEN YAŞAMAK İSTİYORUM” ŞEKLİNDE ALGILAMASIN DİYE SİGARAYI BIRAKMADIM&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Kanser nasıl geldi?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Aileyi üzecek şeyleri herkesten saklardı, bir tek benimle paylaşırdı. Bir sabah telefon etti; “Fikret, herhalde bende bir sağlık sorunu var. Belimdeki ağrı geçmiyor. Doktora gittim, Hacettepe’den Profesör Tunçalp Özgen’e görünmem gerektiğini söyledi” dedi. “Raporları bana fakslasana” dedim. Henüz kanser teşhisi konmamıştı ama bir terslik olduğunu anladım. Hoca raporlara göz attı. Hiç hoşlanmadı. “Hemen getirin abinizi” dedi. Ankara’ya geldi ama yürüyemiyordu, ameliyata girdi, bir daha da İstanbul’a dönemedi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Akciğer kanseri mi?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Evet. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Sigara?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Evet.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Siz de içiyorsunuz…&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Maalesef. “Bırakman lazım” dediler. Ama abimin başına gelenlerden sonra “Sigarayı bıraktım” demek, ayıp olur diye düşündüm. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Nasıl yani?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Sıkıntısına ortak olmamışım gibi. Kendimi düşünüyormuşum gibi. O, hastalıkla cebelleşirken, bırakamazdım. Doktorlar artık içmemesinin bir faydası olmadığı söylediler, “Bırakın son günlerini dilediği gibi yaşasın” dediler. Ben de karşına geçip, “Sigarayı bıraktım” demeyi, “Sen ölüyorsun, ben yaşamak istiyorum” şeklinde algılar diye aklımdan bile geçirmedim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;-&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt; Beraber gideceksiniz yani ölüme, buna razısınız…&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;- Elbette, öyle çıktık yola…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- 0 13 ay nasıl geçti?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Konuşarak. Bazen üzülerek, bazen sevinerek. Bizim eve yakın bir ev tuttum, her gece 4’lere 5’lere kadar yanındaydım. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Peki ya o son gece?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Yine yanımdaydım. Konuşmakta, nefes almakta artık zorlanıyordu. Gece bir buçuk, ikiye doğru ayrıldım. Eve gidince hemen uyuyamıyordum, bir şeyler okuyorum filan... Telefon çaldı; “İyi görünmüyor, gel” dediler. Gittiğimde son nefesini yeni vermişti. Sıcaktı. Yüzünü tutum. O her zamanki tebessümü vardı dudaklarında. Hemşire hanım gözlerini kapatmıştı. Sanki o sadece gözlerini yummuş da beni dinliyormuş gibiydi, her zamanki abim işte, ona bakarken bir sürü şey geçti aklımdan, koca bir hayat… “Oğlum, ölümüme çok üzülecek” diye endişe ediyordu. “Beni böyle görmesin” diyordu. Allah’tan kulak asmadım, Baran’ı çağırdım görüştüler, ikisi de çok mutlu oldu. Her konuda anlatamayacağım kadar inceydi, aman kimse üzülmesin! O yüzden her zaman bana, “Sen ağlama Fikret, bizimkiler üzülür, sen sonra ağlarsın” derdi. Annemin ölümünde de öyle dedi, babamın ölümünde de. Her zaman abimin sözünü dinledim. Bu sefer de... Her şeyi onun istediği gibi organize etmeye çalıştım. Korktuğu gibi olmadı yani… &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- İçinizi en çok acıtan ne oldu?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- O tebessümü. Olay büyümesin, kimse korkmasın diye sanki şöyle diyordu: “Abartmayın, sadece öldüm işte, ne var!”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Sizce abiniz en fazla neden zarar gördü? Sigaradan mı?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Hassasiyetten! Herkesi haddinden fazla anlamaktan! Haksızlığa uğrasa bile, haksızlık yapan kişinin niye haksızlık yaptığı analiz eder, kafasında onun nedenleri bulur, “Demek ki o böyle düşünüyor o yüzden böyle davranıyor” der, onu anlayışla karşılar ve tebessüm ederdi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Hayata böyle bakmak onu ölüme taşımış olabilir mi?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Bence taşıdı. Çünkü sürekli içine atan bir insandı. Herkesin acısını kendi üstlenirdi ve üzerine bir tebessüm çekerdi. Bu da mutlaka bir iç sıkıntı yaratmıştır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Siz de mi böylesiniz?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Kardeşlik, benzerlik demek. Benzerim ben de abime. Bir ağacın dalları gibi kardeşlik. Aynı rüzgardan etkilenirsin, aynı güneşte kavrulursun, aynı karın altında kalırsın. O, benim hayatta ilk omuzdaşlık yaptığım kişi. Sırt sırta verip kavga ettiğim kişi.&amp;nbsp; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Siz başkalarına da kaybettiniz hayatınızda…&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Evet ama acı hiçbirine benzemiyor. Büyürken inandığımız bir şey vardı: “Her şeye gücümüz yeter, biz ikimiz her şeyi yapabiliriz!” Annemiz beş yıl felçli şekilde yaşayıp vefat etti, ona çok iyi baktık. Babamız uzun yaşadı, ona da baktık. Sonra hasta abimiz vardı. Biz diyorduk ki, “Onları koruyalım, onların hayatlarını toparlayalım, bize bir şey olmaz!” Üşümeyiz, hasta olmayız, aç kalmayız, zor şartlarda mücadele ederiz. En çok biz ederiz. Ben direnci az olanlardan bir şey gelir zannediyordum. Oralardan bir şey bekliyordum. Mücadele arkadaşımı, dayanışma arkadaşımı kaybedebileceğimi hiç aklıma bile getiremiyordum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;v:shape alt="/_np/0041/14830041.jpg" id="_x0000_s1027" o:allowoverlap="f" style="height: 174pt; left: 0px; margin-left: 155.75pt; margin-top: 0px; mso-position-horizontal-relative: text; mso-position-horizontal: right; mso-position-vertical-relative: line; mso-wrap-distance-bottom: 0; mso-wrap-distance-left: 0; mso-wrap-distance-right: 0; mso-wrap-distance-top: 0; position: absolute; text-align: left; width: 195.75pt; z-index: 2;" type="#_x0000_t75"&gt;  &lt;v:imagedata o:href="http://www.hurriyet.com.tr/_np/0041/14830041.jpg" src="file:///C:\Users\CASPER\AppData\Local\Temp\msohtml1\01\clip_image009.jpg"&gt;  &lt;w:wrap type="square"&gt; &lt;/w:wrap&gt;&lt;/v:imagedata&gt;&lt;/v:shape&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;İÇ DÜNYASI DIŞ DÜNYASINDAN BÜYÜKTÜ&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Avucunuzda ölen abinizin yüzü... Aklınızda neler geçiyor?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Küçükken lanet bir kulak ağrım vardı. Bir gece yine tuttu. Ben sekiz yaşındayım, o 12. Ağlamayı seven bir çocuk değilim ama ağrı da dayanılacak gibi değil. Sessizce Hikmet Abi’mi uyandırdım. Gecenin üçü. Bana baktı ve durumu anladı. Hemen sobayı yaktı. Sıcak iyi geliyor diye duymuş olmalı ki, havlu ısıttı kulağımı dayadı. Bir de ekmek kızartıp içine koydu ki, havlu soğumasın. Beni bir şekilde meşgul etmesi gerektiğini anladı, tahta sandalyelerimiz vardı, karşıma oturdu ve sabaha kadar benimle konuştu. Çok meraklıydım okumaya, öğrenmeye. Bir sürü birbirinden ilginç şey anlattı. Onu dinlerken acımı unuttum…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Bir de arı kovanı hikayeniz var... &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Ya evet. Abimin yüzündeki tebessüme bakarken, o da geçti aklımdan. Doğal bir ortamda büyüdük biz. Ormanlık bir yerde. Büyük ağaçlar vardı altında top oynadığımız, üzerine çıktığımız. Herhalde birileri, arı kovanını rahatsız etti, bir gün baktık, oradan bölük bölük arı çıkıyor ve bize saldırıyor. Bizim için büyük heyecan. Hemen ağaç dallarını kırdık, arılara savaş aştık. O da ne! Beni ve benim gibi küçük olanları sürekli kovuyor abim, “Gelmeyin!” diyor. Acayip bozuldum. O güne kadar kılıç kalkan oyununda, onun sağ kolu olmuşum, şimdi niye beni istemiyor? Küstüm. Ağzı yüzü şiş eve gelince sebebini anladım. O, her zamanki gibi kendini feda ediyor, beni korumaya çalışıyordu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Hikmet Abi’nizin değerinin yeteri kadar anlaşılmadığı düşünüyor musunuz?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Evet, düşünüyorum. İç dünyası, dış dünyasından büyük biriydi. Olaylara farklı persfektiflerden de bakabildiği için mevki, makam, para bunlardan çok kolay vazgeçebilirdi. Üç dil bilirdi ama lazım olmadıkça çaktırmazdı. Kimseye bildiklerini satmazdı… &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Sizin ondan daha fazla tanınıyor olmanız…&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Bundan gurur duyduğunu düşünüyorum. O benim tarzım bir gazeteci değildi. Gerçekten çok erken olgunlaştı. Öyle haber peşinde çok koşmadı, muhabirlik dönemini çok uzun yaşamadı. Çok düşünce üreten, birikimli biriydi. 20’li yaşlarında köşe yazmaya başladı. Bense haber ağırlıklı çalıştım, çok manşet yaptım. Rekor seviyede manşetim var ama onun gibi köşe yazıları yazamadım. Beni gazeteciliğe yönlendiren de o oldu. Bir gün Altan Öymen arıyor, dergi çıkacaklar; abime iş teklif ediyor... “Ben yoğunum, kardeşim var, onu gönderiyim” diyor. Mesleğe de onun sayesinde başladım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;ABİM DÜNYAYA SOLDAN BAKARDI&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;v:shape alt="/_np/0037/14830037.jpg" id="_x0000_s1028" o:allowoverlap="f" style="height: 170.25pt; left: 0px; margin-left: 127.25pt; margin-top: 0px; mso-position-horizontal-relative: text; mso-position-horizontal: right; mso-position-vertical-relative: line; mso-wrap-distance-bottom: 0; mso-wrap-distance-left: 0; mso-wrap-distance-right: 0; mso-wrap-distance-top: 0; position: absolute; text-align: left; width: 167.25pt; z-index: 3;" type="#_x0000_t75"&gt;  &lt;v:imagedata o:href="http://www.hurriyet.com.tr/_np/0037/14830037.jpg" src="file:///C:\Users\CASPER\AppData\Local\Temp\msohtml1\01\clip_image011.jpg"&gt;  &lt;w:wrap type="square"&gt; &lt;/w:wrap&gt;&lt;/v:imagedata&gt;&lt;/v:shape&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;En büyük abim uzakta okudu, onun öyle bir özelliği vardı. Ablama gelince, ailenin en büyük kız çocuğuydu. Üç numara, epilepsi hastasıydı, günde üç defa bayılırdı. Çocukluğumdan beri kolonya ve ilaç kokusundan nefret ederim çünkü o koku Mehmet Abi’min bayıldığı anlamına gelirdi. En küçük kardeşimiz de evin hiç büyümeyen meleğiydi. Ama Hikmet Abi’mle benim üzerinde durulmasını geren hiç bir özelliğimiz yoktu. Eksikliğimiz yok, fazlalığımız yok. Altı çocuğun ortasında iki çocuk. Diğerleriyle bir şekilde ilgilenilmesi gerekiyor, o zaman her işi biz yapmalıyız. Abim sadece aileye değil, bütün dünyaya böyle bakardı. Daha çocukken&amp;nbsp; bile mahallede okumayı bilmeyen amcaları, teyzeleri toplar, okuma yazma öğretirdi…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;50 TANE METAL VAR YÜZÜMDE&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Siz de ölümün kıyısına gidip geldiniz…&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Evet. Bu benim ikinci hayatım. 10 gün koma, 40 gün yoğun bakım. O zaman da abim hiç ayrılmamış kapıdan...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Şu kazayı bir anlatsanıza…&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Mesut Yılmaz başbakan, sene 97, Makedonya seyahati. Mesleğin ortasındayım, her işi heyecanla yapıyorum. Fakat gittiğim yerlerden de özel haber çıkarmak istiyorum. O geziden çıkmıyor, gayet mutsuzuz. Ertesi gün de Manastır’a bir okul açma törenine gideceğiz. Biz gazeteciler küstük, arkada bir minibüse doluştuk. Koruma polisleri geldi, “Başbakan, bakanların arabalarına dağılmanızı istiyor” dedi. Mecburen bize gösterilen araçlara geçtik, yola koyulduk, çok uykusuzduk, uyudum… Gerisini hatırlamıyorum. Çok büyük bir kaza olmuş. 50 gün sonra bilincim yerine geldiğinde, hayatta olduğumu anladım. Ama sadece kafam çalışıyordu. Vücudumun geri kalanını hareket ettiremiyordum. Sol kolum sarılıydı. İki gözüm kapalıydı. Dahası, ağzıma dikiş atmışlardı, konuşamıyordum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;İKİ YILDA BİR YÜZ AMELİYATI&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;v:shape alt="/_np/0035/14830035.jpg" id="_x0000_s1029" o:allowoverlap="f" style="height: 210.75pt; left: 0px; margin-left: 140pt; margin-top: 0px; mso-position-horizontal-relative: text; mso-position-horizontal: right; mso-position-vertical-relative: line; mso-wrap-distance-bottom: 0; mso-wrap-distance-left: 0; mso-wrap-distance-right: 0; mso-wrap-distance-top: 0; position: absolute; text-align: left; width: 180pt; z-index: 4;" type="#_x0000_t75"&gt;  &lt;v:imagedata o:href="http://www.hurriyet.com.tr/_np/0035/14830035.jpg" src="file:///C:\Users\CASPER\AppData\Local\Temp\msohtml1\01\clip_image013.jpg"&gt;  &lt;w:wrap type="square"&gt; &lt;/w:wrap&gt;&lt;/v:imagedata&gt;&lt;/v:shape&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&amp;nbsp;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;- Ağzınıza niye dikiş atmışlar?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;- Yüz operasyonu yapmışlar. Derken, bir tek sol kolumu hareket ettirebildiğimi fark ettim. Kaldırdım. Elimle, yazma işareti yaptım. Kağıt kalem getirdiler. Bir şeyler yazdım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Ne yazdınız?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- “Notlarım nerede?” diye yazmışım. Tam bilinçli değilim tabii, gazeteciyim ya, gezide tuttuğum notları soruyorum. Sonra “Benimle birlikte olan gazeteci arkadaşlar iyi mi?” demişim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- O dönemi nasıl hatırlıyorsunuz?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Eğer direnmeseydim, yaşamak istemeseydim ölebilirdim, bunu anladım. Ama ölüm korkunç bir şey değil, bunu da anladım. Kaza ve ameliyatlardan sonra bir de hastane mikrobu kapmışım. O hala sürüyor. İki yılda bir yüzümden ameliyat oluyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Neden?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- 50 tane metal var yüzümde. Mikrop oralarda odaklanıyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Ne oluyor da anlıyorsunuz, kaşınıyor mu, ağrıyor mu?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Enfeksiyon başlıyor, iltihap akıyor. Savunma sistemin düştüğünde de hastane mikrobu devreye giriyor. Mesela abim hastayken de ameliyat oldum. Önümüzdeki mayıs tekrar olacağım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;Yüzünüzü açıyorlar her seferinde öyle mi?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Evet. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- &lt;strong&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;Artık bademcik ameliyatı gibi mi geliyor?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;- Biraz öyle. Hocama çok güveniyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Metaller ağrı yapmıyor mu?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Bazen, sert bir şey dokunursa ya da vidalara denk gelirse. Bazen da çok fazla aynı yerde yatarsam ağrı yapıyor. Ama tabii ki hiçbir şeyden şikayetçi değilim, iki yılda bir ameliyat olmak da bana koymuyor. Resmen yeniden doğdum, geriye doğru ağlamanın manası yok. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;v:shape alt="" id="_x0000_i1028" style="height: 175.5pt; width: 223.5pt;" type="#_x0000_t75"&gt;  &lt;v:imagedata o:href="http://www.hurriyet.com.tr/_np/0144/14830144.jpg" src="file:///C:\Users\CASPER\AppData\Local\Temp\msohtml1\01\clip_image015.jpg"&gt; &lt;/v:imagedata&gt;&lt;/v:shape&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- &lt;strong&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;Aynaya bakınca başka bir yüz gibi mi geliyor size?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;- Yok, ben gördüğüm yüzle barışığım. Bu arada, bir gözüm de gitti biliyorsunuz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Bir göz gidince hayat başka mı oluyor?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- Evet. Altı ay çaya şeker atamıyorsun. Eskisi gibi merdiven inemiyorsun. Ama sonra ona da alışıyorsun…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;- &lt;strong&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;İnsanlar yüzünüz değişince nasıl davrandılar?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;- Fiziksel eksikliğimle eğlenenler, e-maille hakaret edenler oldu ama yapacak bir şey yok. Çok dikkate almadım. Ameliyatlar esnasında doktorlara şunu sordum: “İnsanları rahatsız edecek bir görüntüm olmayacak değil mi?” “Hayır” dediler. Bir tek bu beni üzerdi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-fareast-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-fareast-language: TR;"&gt;- Kazanın rüyalarınıza girdiği oluyor mu? Siz 10 gün bir yere gittiniz, bizden daha fazla şeyler biliyorsunuzdur bilinmeyenlere dair…&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-fareast-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-fareast-language: TR;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial; font-size: 9pt; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-fareast-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-fareast-language: TR;"&gt;- Rüya görmedim. Ama o 10 gün bir çok şey yaşadım. Daha doğrusu yaşadığımı sandım. Kendime gelince bunların hiçbirini yaşamadığımı söylediler. Bilinçaltının bir oyunu galiba. Mesela epileptik abimin bayıldığını gördüm. Annem o zaman hayattaydı, ama onu yan yatakta ölü gördüm. Beni korkutan ne varsa hayatta, sanki gerçek gibi yaşamışım o dönem. Çok sevdiğim şeyleri de gördüm, çay içmek gibi. Ama mesela kız kardeşim herkese çay veriyordu, bir tek bana vermiyordu. Sonra, “Bu gazeteciyi oraya niye soktunuz!” diye bağırıyordu bir hasta yakını. Ben de diyordum ki, “Kusura bakmayın, ben her odada yatabilirim.” Torpil yapmasınlar telaşı içindeyim. Ama zaten torpil filan yokmuş, normal bir odada yatmışım, yoğun bakımda da yedi kişiyle birlikte kalmışız&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19121481.asp?yazarid=12"&gt;&lt;b&gt;AYŞE ARMAN , HÜRRİYET&lt;i&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2544205946701766939-6445653430393010298?l=fikir-derleyici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://fikir-derleyici.blogspot.com/feeds/6445653430393010298/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2544205946701766939&amp;postID=6445653430393010298&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/6445653430393010298?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/6445653430393010298?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SevgiBahesindenBirDemet/~3/qK_JuV-LZo4/abartmayn-sadece-oldum-ne-vae-bunda.html" title="Abartmayın sadece öldüm .. Ne var Bunda ??" /><author><name>Burraakk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="24" src="http://bp2.blogger.com/_CgBo31yxz8I/SBRTR49xklI/AAAAAAAAAjg/5sSoRbjQE60/S220/REMZ%C4%B0+PCDE+1.jpg" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://fikir-derleyici.blogspot.com/2011/10/abartmayn-sadece-oldum-ne-vae-bunda.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;C0YFQng-fCp7ImA9WhdbEUk.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-2544205946701766939.post-3765110452818312692</id><published>2011-10-09T11:17:00.002+03:00</published><updated>2011-10-09T09:18:33.654+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-10-09T09:18:33.654+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="VİDEOLAR" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ZAMAN  VE  BAŞARI" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="MİZAH" /><title>AÇ KAL , BUDALA KAL ....!</title><content type="html">&lt;span style="color: #999999; font-weight: bold;"&gt;&lt;em&gt;Steve JOBS ' un Stanford Üniversitesindeki&amp;nbsp; konuşmasını yayınlamıştık bir zamanlar ..&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt;&lt;em&gt;Steve JOBS , geçtiğimiz günlerde hayatını kaybetti . Değerini hiç bir&amp;nbsp; zaman kaybetmeyecek&amp;nbsp; olan o ünlü&amp;nbsp; konuşmasını yazılı ve&amp;nbsp; sözlü olarak yeniden sunuyoruz :&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Stanford Üniversitesinin kuruluşu  ile  ilgili anlatılan bir hikaye vardı..Bir ara onu yazmıştım..&lt;br /&gt;
Bu defa , Steve JOBS'u dinliyoruz.. Gerçi bir  çok yerde yayınlandı ama  yine de , defalarca  izlemeye değer.&lt;br /&gt;
Üniversitenin mezuniyet törenine konuşma yapması için davet edilen Jobs ,  burada yaptığı  konuşmada  ,derinlemesine  ironik yaklaşımlarla yalnız  öğrencilere değil  ,   tümümüze hayat dersleri vermektedir.&lt;br /&gt;
Kendine ve  kendi sezgilerine güvenmeyi öğreniyoruz Jobs'tan :&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;span style="color: #741b47;"&gt;AÇ KAL ,   ÇILGIN KAL &amp;nbsp;... !&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div&gt;&lt;object height="336" width="420"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/x3j81k&amp;amp;v3=1&amp;amp;colors=background:DDDDDD;glow:FFFFFF;foreground:333333;special:FFC300;&amp;amp;related=0"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/x3j81k&amp;amp;v3=1&amp;amp;colors=background:DDDDDD;glow:FFFFFF;foreground:333333;special:FFC300;&amp;amp;related=0" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" height="336" width="420"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x3j81k_steve-jobs-ac-kal-budala-kal-alt-ya_people"&gt;Steve Jobs - Aç Kal Budala Kal (Alt Yazili)&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;Uploaded by &lt;a href="http://www.dailymotion.com/morketing"&gt;morketing&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Alesinin çok düşük maddi imkanlarını boşa tüketmemek  için Üniversiteyi bırakan ve ardından ,  APPLE ve Machintosh isimlerini yaratan Steve JOBS kimdir peki ?&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://3yucezerey4.blogspot.com/2007/10/steve-jobstan-hatay-dersi-kal-budala.html"&gt;Pazarlama Trendleri&lt;/a&gt;'nden  izleyelim:&lt;br /&gt;
Evlenmemiş annesi 1955 yılında Steve’i doğurup evlatlık vermiş. Onu evlatlık alan anne üniversiteyi, baba ise liseyi dahi bitirmemiş.&lt;span style="font-style: italic;"&gt; 17 yaşında üniversiteye başlıyor ancak ailesinin karşıladığı okul parasına değmeyeceğini düşünüp 6 ay sonra bırakıyor okumayı. Yani o da ailesi gibi üniversite mezunu değil. Hayatındaki birçok başarısını ise işte bu kararına bağlıyor. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span class="fullpost"&gt;Kısa bir süre Atari’de çalıştıktan sonra 20 yaşındayken arkadaşı &lt;a href="http://www.woz.org/" target="_blank"&gt;Steve Wozniak&lt;/a&gt; ile ailesinin  garajında &lt;a href="http://www.apple.com/" target="_blank"&gt;Apple&lt;/a&gt;‘ı kuruyorlar.  İlk sermayesi de eski VW minibüs ve hesap makinasını satarak kazandığı paradan  oluşuyor.&lt;br /&gt;
Apple I, Apple II, Apple III denemelerinden sonra 30 yaşına  bastığında Macintosh da çıkıyor &lt;a href="http://www.hansonexperience.com/my_weblog/2006/03/video_1984_stev.html" target="_blank"&gt;görücüye&lt;/a&gt;. Apple’ın başkanlık koltuğu için “Ömrünün sonuna kadar sadece şekerli su mu satmak istiyorsun yoksa dünyayı mı değiştirmek istiyorsun ?” diyerek Pepsi Cola’dan (CEO) ayarttığı John Scully ile daha sonradan anlaşamıyor, herkesin önünde kavga ediyor ve&lt;span style="background-color: white; color: magenta;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;&lt;span style="color: magenta;"&gt;&lt;strong&gt;kendi kurduğu  şirketinden kovuluyor&lt;/strong&gt;. Yıl 1985.&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://sourtimes.org/show.asp?t=steve+jobs"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="background-color: white;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=steve+jobs" target="_blank"&gt;Steve  Jobs&lt;/a&gt; ise &lt;span style="background-color: white;"&gt;“&lt;/span&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="background-color: white; color: magenta;"&gt;İyi ki kovmuşlar&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;”&lt;/span&gt; diyor. &lt;a href="http://next.ex.com/" target="_blank"&gt;NeXT Computers&lt;/a&gt; ve daha sonra da &lt;a href="http://www.pixar.com/" target="_blank"&gt;Pixar Animation Studios&lt;/a&gt;‘u kuruyor. Daha sonra Apple’da işlerin kötü gitmesi üzerine 1996′da danışmanlık yapmaya başlıyor. 1997′de ise ne yapıp edip Apple’ın NeXT’i satın almasını &lt;span style="color: white;"&gt;sağlıyor&lt;/span&gt; ve yeniden başkan oluyor kurduğu şirketine. Yıllık 1 dolarlık maaşıyla Guiness Dünya Rekorları’nda en düşük maaşlı CEO ünvanına sahip. Apple’daki hisselerinden aldığı yıllık 30 milyon dolar ve Pixar’ın bugünlerde &lt;a href="http://www.bbc.co.uk/turkish/news/story/2006/01/060125_pixar_disney.shtml" target="_blank"&gt;Disney’e satışından&lt;/a&gt; aldığı 7.4 milyar dolar ile de geçimini  sağlıyor!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;
Kişisel bilgisayar sektörünün kurallarını yeniden yazan &amp;nbsp;iMac ve bugün dünyanın en ünlü markalarından biri iPod. Devamında iTunes, iCon, “i” ile başlayan herşey!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;
Mükemmellik, yenilik, yaratıcık ve kolay kullanıma yönelik tasarıma olan tutkusunun yanında astığı astık, kırıcı ve çok direkt olan iletişim ve yönetim tarzından dolayı &lt;strong&gt;ya çok sevilen, ya da nefret edilen&lt;/strong&gt; bir dahi  &lt;a href="http://americanhistory.si.edu/collections/comphist/sj1.html" target="_blank"&gt;Steve Jobs&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;div style="color: #330000; font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="color: #a64d79;"&gt;Çok etkiliyeci bir konuşması var Stanford mezunlarına. Daha önce okuma şansınız olduysa önemli değil, bir kez daha okuyun. ( Teşekkürler Tunç Kılıç, Fikir Atölyesi)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: #a64d79;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;  Siyah cübbenin altında kot pantalon ve  sandaletleriyle &lt;/span&gt;&lt;strong style="color: #330000; font-weight: bold;"&gt;Steve Jobs. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #330000; font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="color: #a64d79;"&gt;Stanford Üniversitesi mezuniyet töreni 12 Haziran 2005.  Stanford Stadyumu; 4.662 mezun, 23.000 izleyici:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #330000; font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="color: #a64d79;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt; &lt;span style="background-color: magenta; font-size: large;"&gt;........................&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İşte ünlü konuşmanın metni :&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;table style="color: #330000; font-weight: bold;"&gt;&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt; &lt;td style="height: 8px;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;“Bugün dünyanın en iyi üniversitelerinden birinin diploma  töreninde sizlerle birlikte olmaktan onur duyuyorum.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;&lt;a href="http://homepage.mac.com/steve/Resume.html" target="_blank"&gt;Ben&lt;/a&gt;  üniversiteden hiç mezun olmadım. Doğruyu söylemek gerekirse, mezuniyete en  yaklaştığım an da bu an!&lt;br /&gt;
Sizlere hayatımla ilgili üç hikaye anlatacağım. Hepsi bu. Büyütülecek birşey  değil. Sadece üç hikaye.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: magenta;"&gt;&lt;strong&gt;İlki , &amp;nbsp;noktaları birleştirmekle ilgili.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; İlk 6 aydan sonra Reed Üniversitesinde derslere girmeyi bıraktım, ancak gerçek anlamda okulu bırakana kadar bir 18 ay kadar daha okulda kaldım.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;Okulu neden bıraktım?&lt;br /&gt;
Olay ben doğmadan başlamıştı. Biyolojik annem genç, evlenmemiş bir üniversite mezunuydu ve beni evlatlık vermeye karar vermişti. Beni üniversite mezunu bir çiftin evlatlık almasını çok istiyordu, sonunda da bir avukat ve karısı tarafından alınmam için herşey hazırdı. Tek sorun, ben ortaya çıktıktan sonra, beni evlat edinecek çiftin esasında bir kız çocuğu istediklerini anlamış olmalarıydı. Bir gece yarısı, bekleme listesinde olan müstakbel aileme bir telefon geldi: “&lt;span style="color: magenta;"&gt;&lt;strong&gt;Elimizde beklenmedik bir erkek bebek var, onu istiyor musunuz?&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;”. Onlar da &lt;span style="color: magenta;"&gt;&lt;strong&gt;“tabii ki&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;” diye yanıtladılar. Biyolojik annem, annemin üniversiteyi, babamın ise liseyi bile bitirmemiş olduğunu öğrendiğinde evlatlık verme işlemini tamamlayacak son kağıtları imzalamayı reddetti. Ancak birkaç ay sonra, ailemin beni üniversiteye yollayacaklarına dair söz verdikten sonra ikna oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Ve 17 sene sonra üniversiteye başladım ama saf bir şekilde neredeyse Stanford kadar pahalı bir okul seçtim,&lt;/strong&gt; ve emekçi ailemin bütün birikimleri benim okul parama gidiyordu. &lt;br /&gt;
Altı ay sonra, buna değmeyeceğini farkettim. &lt;br /&gt;
Hayatımla ilgili ne yapmam gerektiği konusunda hiçbir fikrim yoktu ve üniversitenin de bunu bulmam için bana nasıl fayda sağlayacağını çözememiştim. &lt;br /&gt;
Ve orada durmuş ailemin hayat boyu biriktirdiği parayı harcıyordum.. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sonuçta okulu bırakmaya ve herşeyin yoluna gireceğine inanmaya karar verdim. &lt;br /&gt;
O zaman çok korkutucu gelmişti ama geriye dönüp baktığımda hayatımda verdiğim en iyi kararlardan biri olduğunu görüyorum. &lt;br /&gt;
Okulu bıraktığım an, zorunlu fakat gereksiz olan ve ilgimi çekmeyen tüm dersleri almama gerek kalmamıştı. Böylece sadece bana ilginç gözüken derslere girebilecektim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu aslında hiç de romantik bir durum değildi. Yurt odam olmadığından arkadaşlarımın odalarında yerde yatıyor, kola şişelerinin 5 sentlik depozitolarıyla yemek alıyor, her pazar akşamı güzel bir yemek yemek için 7 mil uzaktaki Hare Krishna kilisesine gidiyordum. Çok güzeldi. Merakım ve sezgilerim sayesinde içine düştüğüm çoğu şey daha sonra benim için paha biçilmez deneyimlere dönüştü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir örnek vereyim: O zamanlar Reed Üniversitesi muhtemelen ülkedeki en iyi kaligrafi dersini veriyordu. Kampüsteki her poster, çekmecelerdeki her etiket, çok güzel şekilde elle kaligre edilmişti. Okulu bırakmış olduğum ve zorunlu dersleri almak zorunda olmadığım için kaligrafi dersi alıp nasıl yapıldığını öğrenmeye karar verdim. Serif ve san serif yazı karakterleri, değişik harf kombinasyonları arasındaki boşluğu ayarlama ve harika bir tipografiyi harika yapanın ne olduğu hakkında çok şey öğrendim. Çok güzeldi; tarihsel ve sanatsal olarak o kadar inceydi ki bilim hiçbir şekilde bunu yakalayamazdı ve ben bunu muhteşem buldum. Bunların hayatımda pratik bir uygulama bulma olasılığı yoktu. Ama on sene sonra, ilk Macintosh’u tasarlarken, bir anda aklıma geliverdi. Bunların hepsini Mac’te kullandık. Mac güzel bir tipografiye sahip ilk bilgisayardı.&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Eğer o derse hiç girmemiş olsaydım, Mac hiç çok yönlü yazı karakterlerine veya boşlukları doğru orantıda kullanan fontlara sahip olmayacaktı.&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;
&lt;img align="left" height="140" src="http://www.fikiratolyesi.com/img/yazilar/2006/08/apple1.jpg" style="padding: 5px 10px 10px 0px;" width="200" /&gt;Windows da Mac’ten kopyaladığına göre, hiçbir kişisel bilgisayarın bunlara sahip olmayacağı muhtemeldir. &lt;strong&gt;Okulu bırakmamış olsaydım, o kaligrafi dersine girmemiş olacaktım, ve kişisel bilgisayarlar şu an sahip oldukları o harika tipografiye sahip olamayabileceklerdi&lt;/strong&gt;.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;Tabii ki üniversitedeyken noktaları ileriye bakarak birleştirmek imkansızdı. Fakat on sene sonra geriye dönüp baktığımda herşey çok ama çok berraktı.&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;span style="color: magenta;"&gt;Tekrar söylüyorum, noktaları ileriye bakarak birleştiremezsiniz; onları sadece geriye baktığınızda birleştirebilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;
Noktaların gelecekte bir şekilde birleşeceğine inanmanız gerekiyor.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;Birşeye güvenmelisiniz - cesaretinize, kaderinize, hayata, karmaya, herhangi birşeye. Bu yaklaşım beni hiçbir zaman yolda bırakmadığı gibi hayatımı da bütünüyle değiştirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;span style="color: purple; font-size: large;"&gt;İkinci hikayem sevgiyle ve kaybetmekle ilgili.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="background-color: white;"&gt;&lt;span style="color: magenta;"&gt;&lt;strong&gt;Hayatımın erken bir döneminde neyi sevdiğimi bulduğum için şanslıydım&lt;/strong&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Woz  (Steve Wozniak) ve ben &lt;strong&gt;Apple&lt;/strong&gt;‘ı 20 yaşındayken ailemin garajında kurduk. Çok yoğun çalıştık, ve 10 sene sonra Apple garajdaki iki kişiden, 4000 çalışanı olan 2 milyar dolarlık bir şirkete dönüşmüştü. En nadide ürünümüz Macintosh’u piyasaya sürdüğümüzde ben 30 yaşına yeni basmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Ardından kovuldum.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;img align="right" height="200" src="http://www.fikiratolyesi.com/img/yazilar/2006/08/steve-jobs.jpg" style="padding: 5px 0px 10px 10px;" width="142" /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: magenta;"&gt;Kendi kurduğunuz bir şirketten nasıl kovulabilirsiniz?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;Şöyle: Apple büyük bir şirket haline geldiği için biz de şirketi benimle birlikte yönetebilicek, yetenekli olduğuna inandığım birini işe aldık ve ilk sene işler iyi gitti. Fakat daha sonra, geleceğe yönelik görüşlerimiz farklılık göstermeye başladı ve bir noktada koptu. Bu noktada yönetim kurulumuz onun tarafında yer aldı. Sonuçta 30 yaşında dışarıda kalmıştım. Hem de herkesin gözü önünde. &lt;strong&gt;Hayatımın odak noktası olan şey bir anda yokolmuştu&lt;/strong&gt;, bu  büyük bir yıkımdı.&lt;br /&gt;
Birkaç ay ne yapacağımı bilemedim. Bir önceki girişimci nesli yüz üstü bırakmış, rütbe tam bana teslim edilirken onu elimden düşürmüş gibi hissetmiştim. Dave Packard ve Bob Noyce’dan bu başarısızlığım için özür diledim. Fazla göz önünde olan bir &lt;strong&gt;başarısızlık sembolü&lt;/strong&gt; olmuştum ve vadiden kaçmayı bile düşündüm. Fakat içimde bir şeyler uyanmaya başladı, yaptığım işi hala sevdiğimi farkettim. Apple’da olanlar bunu en ufak şekilde değiştirememişti. &lt;strong&gt;Dışlanmıştım ama hala aşıktım. Ve yeniden başlamaya  karar verdim.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
O zaman farkına varmamıştım ama Apple’dan kovulmak başıma gelebilecek en iyi  şey olmuştu. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Başarılı olmanın ağırlığı yeniden başlamanın hafifliğiyle  yer değiştirmişti&lt;/strong&gt;, hiçbir şey hakkında eskisi kadar emin değildim.  Hayatımın en yaratıcı dönemine girmek üzere özgürleşmiştim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;img align="left" height="150" src="http://www.fikiratolyesi.com/img/yazilar/2006/08/thennow640x480.jpg" width="200" /&gt;Sonraki beş sene &lt;strong&gt;NeXT&lt;/strong&gt; adında bir şirket  kurdum, &lt;strong&gt;Pixar&lt;/strong&gt; adında başka bir şirket, ve eşim olacak inanılmaz  kadına aşık olmuştum. Pixar’da dünyanın ilk bilgisayar animasyon filmi  &lt;strong&gt;Toy Story&lt;/strong&gt;‘yi yarattık ve şu an dünyanın en başarılı animasyon stüdyosuyuz. İnanılmaz olaylar zincirinden sonra, Apple NeXT’i satın aldı, ben Apple’a döndüm ve Apple’ın yenilenmesinin kalbinde NeXT’te geliştirdiğimiz teknoloji yatıyor. Ve Laurence ile harika bir aile kurduk.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;span style="color: #a64d79;"&gt;Apple’dan kovulmamış olsaydım bunların hiçbirinin olmayacağından son derece eminim&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;. Tadı çok kötü bir ilaçtı, ama sanırım hastanın da buna ihtiyacı vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;img align="right" height="150" src="http://www.fikiratolyesi.com/img/yazilar/2006/08/ipodnano.jpg" width="137" /&gt;&lt;strong&gt;Bazen hayat kafanıza bir tuğlayla vurur. Sakın inancınızı  kaybetmeyin.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Devam etmeme sebep olan şeyin &lt;span style="color: #cc0000;"&gt;yaptığım işe olan aşkım&lt;/span&gt; olduğuna ikna olmuş durumdayım. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Neyi sevdiğinizi bulmanız gerek. Ve bu aşklarınız için geçerli olduğu gibi işiniz için de geçerlidir.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;İşiniz hayatınızın büyük bir kısmını kaplayacak ve gerçek anlamda tatmin olmanın tek yolu harika bir iş olduğuna &lt;strong&gt;inandığınız şeyi yapmanızdır&lt;/strong&gt;. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #cc0000;"&gt;&lt;strong&gt;Ve  harika bir iş yapmanın tek yolu ise yaptığınızı sevmenizden geçer&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;Henüz  bulamadıysanız, aramaya devam edin.&lt;br /&gt;
Durulmayın. Tüm gönül meseleleri gibi, onu bulduğunuz zaman anlayacaksınız. Ve her büyük ilişki gibi, seneler geçtikçe daha da güzelleşecek. Yani bulana kadar devam edin. Yılmayın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;span style="color: magenta; font-size: large;"&gt;Üçüncü hikayem ölüm hakkında.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
On yedi yaşındayken, şöyle bir şey okumuştum:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;em&gt;&lt;strong&gt;“&lt;span style="color: #cc0000;"&gt;Her gününü, hayatının son günüymüş gibi yaşarsan , günün birinde haklı  çıkarsın.”&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;
&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;
Bu cümle beni çok etkilemişti ve o günden bu yana, yani 33 yıldır, her sabah  aynaya bakıp, kendi kendime hep şunu sordum:&lt;br /&gt;
-&amp;nbsp;“&lt;strong&gt;Eğer bugün hayatının son  günü olsaydı, bugün (normalde) yapacağın şeyleri yapmak ister miydim?&lt;/strong&gt;”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Uzun süre art arda, “&lt;strong&gt;Hayır&lt;/strong&gt;,” yanıtını verdiğimde, bir şeyleri değiştirmem  gerektiğini anladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İnsanın kısa süre içinde öleceğini bilmesi, yaşantısına damga vuracak kararlar vermesi açısından büyük önem taşır. Çünkü her şey, tüm dış beklentiler, gururlar, küçük düşme ya da başarısızlık korkuları - tüm bunlar ölüm karşısında değerlerini yitirir, yalnızca ölümdür önemli olan.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;img align="right" height="293" src="http://www.fikiratolyesi.com/img/yazilar/2006/08/einstein.jpg" style="padding: 5px 0px 10px 10px;" width="191" /&gt;Kaybedecek bir şeyler olduğu (tuzak) düşünceyi yok etmenin en iyi yolu insanın öleceğini hatırlamasıdır. Zaten çıplak ve savunmasızsın. Yüreğinin sesini dinlememen için hiçbir neden yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir yıl kadan önce bana kanser teşhisi kondu. Sabah 7:30 da girdiğim ultrasonda pankreastaki tümör bariz bir şekilde görünüyordu. Bense pankreasın ne olduğunu bile bilmiyordum. Doktorlar bu tip bir kanserin tedavisinin neredeyse imkansız olduğunu ve üç ila altı aydan fazla yaşamayı beklemememi söylediler.&lt;strong&gt; Bu, çocuklarınıza ilerideki 10 yıl içinde söyleyeceklerinizi&amp;nbsp;&amp;nbsp; birkaç ay içinde söylemeye çalışmak demekti&lt;/strong&gt;. &lt;br /&gt;
Bu, aileniz rahatı için gerekli herşeyin kısa zamanda yapılması demekti. Bu veda etmek demekti.&lt;br /&gt;
Bütün gün o teşhisle yaşadım. Akşama doğru biyopsi yapıldı, boğazımdan bir endoskop soktular, mide ve bağırsaklarımdan geçerek bir iğneyle pankreasımdaki tümörden birkaç hücre aldılar. &lt;br /&gt;
Ben narkozla uyutulmuştum, fakat eşimin söylediğine göre doktorlar alınan hücreleri mikroskobun altına koyduklarında sevinç çığlıkları attığını söyledi. Benim kanserim ameliyatla tedavi edilebilecek bir türdenmiş. Ameliyat oldum ve şimdi iyileştim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Beni ölüme en çok yaklaştıran olay budur ve umarım uzun yıllar boyunca bir daha bu denli yaklaşmam. Bu deneyimi yaşamış biri olarak diyebilirim ki ölüm faydalı fakat sadece entelektüel bir kavramdır.&lt;br /&gt;
Hiç kimse ölmek istemez. Cennete gitmek isteyenler bile, oraya gitmek uğruna ölümü göze almak istemezler. Oysa ölüm hepimizin ortak sonu. Şimdiye dek hiç kimse ölümden kaçamamıştır. Bunun böyle de olması gerekir, çünkü &lt;strong&gt;ölüm  hayatın en güzel icatlarından birisi&lt;/strong&gt;. Hayat’ın değişim ajanı. Yenilere  yer açmak için, eskilerden kurtulmanın tek çaresi. Şu an için &lt;strong&gt;yeni  sizsiniz&lt;/strong&gt;, ama günün birinde, üstelik pek yakında siz de  &lt;strong&gt;eskiyecek&lt;/strong&gt; ve aradan çıkarılacaksınız. Bu kadar acımasız olduğum  için üzgünüm, ama gerçek bu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;img align="left" height="150" src="http://www.fikiratolyesi.com/img/yazilar/2006/08/thinkdifferent.jpg" style="padding: 5px 10px 10px 0px;" width="200" /&gt;&lt;span style="color: magenta;"&gt;&lt;strong&gt;Zamanınız kısıtlı, bu yüzden başkalarının hayatını yaşayarak onu harcamayın. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: magenta;"&gt;&lt;strong&gt;Başkalarının düşüncelerinin sonuçlarıyla yaşama dogmasına takılıp kalmayın&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Başka insanların fikirlerinin gürültüsünün kendi kalbinizin sesini duymanızı engellemesine izin vermeyin.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&amp;nbsp;Ve en önemlisi kalbinizin ve sezgilerinizin yolundan gidecek cesarete sahip olun.&lt;/strong&gt;  &lt;br /&gt;
Kalbiniz ve sezgileriniz ne yapmak istediğinizi bilirler. Bunun dışındaki herşey  ikinci planda.&lt;br /&gt;
Gençliğimde, bizim neslin kutsal dergilerinden biri sayılan, The Whole Earth Catalog adında inanılmaz bir yayın vardı. Menlo Park yakınlarında yaşayan Steward Brand adında biri tarafından şiirsel bir tarzla kaleme alınmıştı. Size anlattığım bu olay, 1960′lardan kalma, masa üstü bilgisayarlardan ve bilgisayar destekli yayınlardan önce, yani bu dergi daktilolar, makaslar ve polaroid kameraların yardımıyla yapılmıştı. Google ortaya çıkmadan 35 yıl önce, dergi formatında bir Google gibiydi: idealistti, anlaşılır bilgiler ve harika görüşlerle doluydu.&lt;br /&gt;
Stewart ve ekibi bunun birçok baskısını yayımladılar ve dergi miyadını doldurduğunda son bir baskı yaptılar. 1970′lerin ortalarıydı, o zamanlar sizin yaşlarınızdaydım. Son baskının arka kapağında, sabahın erken saatlerinde çekilmiş bir yol fotoğrafı vardı, hani her maceracının kendini otostop çekerken bulabileceği yollardan biri.&lt;br /&gt;
Fotoğrafın altında şu sözler yer alıyordu: &lt;strong&gt;“&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span style="color: #e06666; font-size: small;"&gt;Aç Kalın, Budala Kalın  (Stay Hungry. Stay Foolish).&lt;/span&gt;”&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; Aramızdan ayrılırken bize verdikleri veda mesajları buydu. Aç Kalın, Budala Kalın. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kendim için hep bunu diledim. Ve şimdi, sizin için de aynı dilekte bulunuyorum:&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Aç Kalın, Budala Kalın.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hepinize çok teşekkür ederim.”&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Steve Jobs.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2544205946701766939-3765110452818312692?l=fikir-derleyici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://fikir-derleyici.blogspot.com/feeds/3765110452818312692/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2544205946701766939&amp;postID=3765110452818312692&amp;isPopup=true" title="3 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/3765110452818312692?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/3765110452818312692?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SevgiBahesindenBirDemet/~3/GWR8pss2oxM/stay-hungry-stay-foolish.html" title="AÇ KAL , BUDALA KAL ....!" /><author><name>Burraakk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="24" src="http://bp2.blogger.com/_CgBo31yxz8I/SBRTR49xklI/AAAAAAAAAjg/5sSoRbjQE60/S220/REMZ%C4%B0+PCDE+1.jpg" /></author><thr:total>3</thr:total><feedburner:origLink>http://fikir-derleyici.blogspot.com/2008/04/stay-hungry-stay-foolish.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CkADSHgyeSp7ImA9WhdVFk4.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-2544205946701766939.post-5113594962432866098</id><published>2011-09-21T21:42:00.004+03:00</published><updated>2011-09-21T21:46:19.691+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-09-21T21:46:19.691+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Çocuklarımız Ve Biz" /><title>Bir saatinizi alabilir miyim Babacığım ?</title><content type="html">&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-wiFMeyGdu3k/TnounmA6vfI/AAAAAAAABoE/FN06tQQv8r0/s1600/calisan-beyin-icin-demiri-ihmal-etmeyin-medium-0.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/-wiFMeyGdu3k/TnounmA6vfI/AAAAAAAABoE/FN06tQQv8r0/s1600/calisan-beyin-icin-demiri-ihmal-etmeyin-medium-0.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Adam yorgun argın eve döndüğünde 5 yaşındaki çocuğunu kapının önünde beklerken buldu.  &lt;br /&gt;
Çocuk babasına,&lt;br /&gt;
-&amp;nbsp;"&lt;span style="background-color: #f3f3f3; color: magenta;"&gt;&lt;strong&gt;Baba bir saatte ne kadar para kazanıyorsun&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;" diye sordu ...&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Zaten yorgun gelen adam, "&lt;span style="color: purple;"&gt;&lt;strong&gt;Bu senin işin değil&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;" diye cevap verdi.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;Bunun üzerine çocuk "&lt;span style="color: magenta;"&gt;&lt;strong&gt;Babacım lütfen, bilmek istiyorum&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;" diye üsteledi&lt;br /&gt;
.  Adam- "&lt;span style="color: purple;"&gt;&lt;strong&gt;İllâ da bilmek istiyorsan , 20 TL &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;" diye cevap verdi.  &lt;br /&gt;
Bunun üzerine çocuk "&lt;span style="color: magenta;"&gt;&lt;strong&gt;Peki bana 10 TL borç verir misin&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;" diye sordu.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Adam iyice sinirlenip,&lt;br /&gt;
-&amp;nbsp;"&lt;span style="color: purple;"&gt;&lt;strong&gt;Benim senin saçma oyuncaklarına veya benzeri şeylerine ayıracak param yok. Hadi, derhal odana git ve kapını kapat&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;" dedi.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Çocuk sessizce odasına çıkıp kapıyı kapattı.  &lt;br /&gt;
Adam sinirli sinirli "&lt;span style="color: purple;"&gt;&lt;strong&gt;Bu çocuk nasıl böyle şeylere cesaret eder&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;." diye düşündü.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Aradan bir saat geçtikten sonra adam biraz daha sakinleşti ve çocuğa parayı neden istediğini bile sormadığını düşündü, "&lt;span style="color: purple;"&gt;&lt;strong&gt;Belki de gerçekten lazımdı&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;..." &lt;br /&gt;
Yukarı çocuğunun odasına çıktı ve kapıyı açtı... Yatağında olan çocuğa, "&lt;span style="color: purple;"&gt;&lt;strong&gt;Uyuyor musun&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;" diye sordu.  Çocuk "&lt;span style="color: magenta;"&gt;&lt;strong&gt;Hayır&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;" diye cevap verdi...&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;"&lt;span style="color: purple;"&gt;&lt;strong&gt;Al bakalım, istediğin 10 TL . Sana az önce sert davrandığım için üzgünüm. Ama uzun ve yorucu bir gün geçirdim&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;" dedi...  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çocuk sevinçle haykırdı, "&lt;span style="color: magenta;"&gt;&lt;strong&gt;Tesekkürler babacığım..."&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;Hemen yastığının altından diğer buruşuk paraları çıkardı.  Adamın suratına baktı ve yavaşça paraları saydı.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Bunu gören adam iyice sinirlenerek, "&lt;span style="color: purple;"&gt;&lt;strong&gt;Paran olduğu halde neden benden para istiyorsun..? Benim, senin saçma çocuk oyunlarına ayıracak vaktim yok..&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;." diye kızdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Çocuk "&lt;span style="color: magenta;"&gt;&lt;strong&gt;Param vardı ama yeterince yoktu&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;" dedi ve yüzünde mahcup bir gülücükle paraları babasına uzattı; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;-"&lt;span style="color: magenta;"&gt;İşte 20 TL... Şimdi , bir saatini alabilir miyim babacım..?"...!&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2544205946701766939-5113594962432866098?l=fikir-derleyici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://fikir-derleyici.blogspot.com/feeds/5113594962432866098/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2544205946701766939&amp;postID=5113594962432866098&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/5113594962432866098?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/5113594962432866098?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SevgiBahesindenBirDemet/~3/BWFDqT2-JVk/bir-saatinizi-alabilr-miyim-babacgm.html" title="Bir saatinizi alabilir miyim Babacığım ?" /><author><name>Burraakk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="24" src="http://bp2.blogger.com/_CgBo31yxz8I/SBRTR49xklI/AAAAAAAAAjg/5sSoRbjQE60/S220/REMZ%C4%B0+PCDE+1.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-wiFMeyGdu3k/TnounmA6vfI/AAAAAAAABoE/FN06tQQv8r0/s72-c/calisan-beyin-icin-demiri-ihmal-etmeyin-medium-0.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://fikir-derleyici.blogspot.com/2011/09/bir-saatinizi-alabilr-miyim-babacgm.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;C0MCSXg6cSp7ImA9WhdXFk4.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-2544205946701766939.post-3367357919780728931</id><published>2011-08-29T20:46:00.001+03:00</published><updated>2011-08-29T18:24:28.619+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-08-29T18:24:28.619+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="insan  ve  yaşam" /><title>BAYRAM SABAHINDA NE YAPACAKSINIZ ?</title><content type="html">&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SNk65egjsYI/AAAAAAAABFE/rA02vU3fqaE/s1600-h/kleopatrushka_suleymaniye.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5249291599793598850" src="http://4.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SNk65egjsYI/AAAAAAAABFE/rA02vU3fqaE/s320/kleopatrushka_suleymaniye.jpg" style="cursor: pointer; display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Evet , Ramazan Bayramı geliyor....&lt;br /&gt;
Neler planlıyorsunuz Bayramla ilgili olarak ?&lt;br /&gt;
Hayır hayır , bayramda nereye uçacaksınız , hangi tatil beldesine gideceksiniz , onu kastetmedim ....................................................................... &lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;
Dönün çocukluğunuza , bayram deyince neler hatırlıyorsunuz , bir düşünün ...&lt;br /&gt;
Günlerce önceden , ninelerimiz ve dedelerimizce , ev temizliklerine başlar , gelecek akraba eş dost ve ziyaretçilere ikram edilecek yiyecek ve içecekler hazırlanır , torunlara çocuklara verilecek hediye ya da harçlıklar ayarlanırdı değil mi ?&lt;br /&gt;
Bizde tatlı bir heyecan , aile büyüklerinde tatlı bir heyecan , arife günü ikindi vakti , bayramın başladığını gösterir toplar atılırdı.&lt;br /&gt;
Bilirdik ki bayram başlamıştır.&lt;br /&gt;
Ben en çok neyi beklerdim bayramlarda bilir misiniz ?&lt;br /&gt;
Babaannemin her bayram yaptığı işkembe dolmasını....&lt;br /&gt;
Cebimize konulan harçlıkları....&lt;br /&gt;
Yılda kaç kere elbise alınırdı , yılda kaç kere ayakkabı alınırdı ?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çoğunluğu yeni giysilerimizin , ilk defa bayram sabahlarında giyilirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Arefe günü ,babacığımla kabristana giderdik..&lt;br /&gt;
Babamın babaannesi , Huma Nine , eski aile büyüklerinin kabirlerine gidilirdi. Eski ve yeni yazı ile yazılmış mezarların başlarında durup , yüzümüz mezar taşı yönüne bakacak şekilde , üç kulhüvalla bir elham okurduk.. Ninemizin ruhuna ulaşsın derdik. İçimiz serinlerdi bu ziyaretlerden.. Görüşmüş gibi hissederdik kendimizi onlarla...&lt;br /&gt;
Bayram namazına babamla giderdik. Hoca , bayram konuşmasını tekbirler arasında yapar , tekbirlerin uyandırdığı o ulvi duygular , çocuk kalbimizi sızlatırdı..&lt;br /&gt;
"- Allahüekber Allahüekber , La İlahe illallahü Allahüekber , Allahükber ve lillahil hamd"&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tekbirler devam eder giderdi içimizde yankılanarak....&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SNlAnj8pNZI/AAAAAAAABFU/CG00ZjhWF1Q/s1600-h/bayram_01_2.gif"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5249297889085699474" src="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SNlAnj8pNZI/AAAAAAAABFU/CG00ZjhWF1Q/s320/bayram_01_2.gif" style="cursor: pointer; display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
Daha sonra Aile büyüklerimiz ziyaret edilirdi sırasıyla . Biraz uzakta olanlar ancak bayramlarda ziyaret edilebiliyordu. Karadayı , babamın dayısı nasıl bir yaman adamdı ..... Babamı çok severdi.. Ziyaretini hiç aksatmazdık bayramlarda...&lt;br /&gt;
Birbiri ile bağları böylece sıcak kalırdı aile çevresinde yeni yetişen çocukların da .. Akraba , aile büyüğü ve eş dost ile bağlar böylece kopmamış olurdu..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Geçen yıl , internette tanıştığımız Meksikalı bir dostum ile konuşuyorduk.. Eşim ve çocukların , bayram nedeniyle aile büyüklerini ziyarete gittiklerini anlatmıştım ona...&lt;br /&gt;
Hemen sormuştu ..&lt;br /&gt;
- Bu dini bir bayram değil mi ?&lt;br /&gt;
-Evet...&lt;br /&gt;
-Peki , ne yaparsınız sizler bu dini bayramlarda..&lt;br /&gt;
- Canım dedim ya .. Olabildiğince birbirimizi ziyaret eder , ikramlarda bulunuruz ..&lt;br /&gt;
- Tamam , onu anladım da... Bunu bir bayram haline getiren nedir ? Diğer zamanlardan farklı olarak , bu özel güne mahsus geleneksel bir şeyleriniz olmalı , buna bayram demeyi sağlayan..&lt;br /&gt;
O güne özgü davranışlar , ne bileyim yemekler , aktiviteler...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Cevap vermekte çok zorluk çektiğimi hatırlıyorum.. Eski bayramları anlatmaya çalıştım ona...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Biz artık bayramlarda büyüklerimizi ziyaret etmeyi terkettik diyemedim..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Benim çocuğum pek çok akrabasını ve onların pek çok çocuklarının çoğunu tanımıyor diyemedim...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Biz artık bayramlarda , bizi kimsenin rahatsız etmeyeceği ,uzak sahillerde otel ya da motellere kaçıyor , mümkünse kimseyle görüşmeden kafa dinliyoruz diyemedim..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ramazan davulcusu , artık mahallelerin geleneği değil , istenmeyen , 3-5 lira bahşişi verilmemek için kapılardan kovulan adamdır , artık ramazan davulcusuna da , ramazan manilerine de yabancıdır , ninelerinin ninnilerinden de yoksundur çocuklarımızın kulakları diyemedim..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Artık , akrabaların bayram ziyaretlerinin yerini , cep telefonlarına gelen o basmakalıp , samimiyetten uzak bayram mesajları aldı diyemedim..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kent şekerlemelerinin reklamları çıkıyor son yıllarda bayram öncesi günlerde TV lerde ....&lt;br /&gt;
İki yaşlı karıkocanın , kapının her tıklamasında çocuklarının el öpmeye geldiğini sanmaları , sonra da derin bir üzüntü içinde , birbirlerine sarılıp teselli vermeye çalışmaları , nasıl da taaa yüreğimizin derinliklerini dağlamıştır her izleyişimizde...!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SNk7kdsfiKI/AAAAAAAABFM/558BH8LWc08/s1600-h/yucer1.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5249292338309597346" src="http://4.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SNk7kdsfiKI/AAAAAAAABFM/558BH8LWc08/s320/yucer1.jpg" style="cursor: pointer; display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center;" /&gt;&lt;/a&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;a href="http://aleysan.blogspot.com/2007_12_01_archive.html"&gt;Aleysan&lt;/a&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt;&lt;a href="http://aleysan.blogspot.com/2007_12_01_archive.html"&gt;3--)yayim.meb.gov.tr&amp;gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #999999;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yoksulları , gerçekten maddi yardıma muhtaç olup kimseye el avuç açamayanları bulabilmek , onları deşifre etmeden , onları utandırmadan bir yardımda bulunmak , ve bayram öncesi , birilerini mutlu etmenin , bir iyilik yapmanın, kimsesiz bir kaç yaşlı komşumuzu ziyaret etmenin sıcacık hazzını duymak ne güzel bir duygudur ...!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ne kadar çok şey yitirmişiz aslında değil mi ? Kültürden , gelenekten ne kadar kopmuş ve uzaklaşmışız .... Değerlerimizi nasıl da hoyratça ayaklar altına almışız...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aranmayan anne babalar , nineler dedeler , amcalar halalar , teyzeler , kardeşler......&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bunlarsız bayram olur mu ?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Teknolojik zirveye giden her adım , bizi toplumsal ve insani değerlerden uzaklaştırıp , birbirinden kopuk bireyler olarak tek başımıza mı bırakıyor dünyanın üzerinde ?&lt;br /&gt;
Ayni sokağı , ayni caddeyi ayni beldeyi paylaştığımız komşuya , hemşehriye yabancı.....&lt;br /&gt;
Merhabasız , gülümsemesiz , selamsız .........................&lt;br /&gt;
...........................................................................&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben yine diyorum ki ....&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bayram sabahında ne yapacağınızı planladınız mı ?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bayram sabahında ne yapacaksınız ?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #999999;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2544205946701766939-3367357919780728931?l=fikir-derleyici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://fikir-derleyici.blogspot.com/feeds/3367357919780728931/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2544205946701766939&amp;postID=3367357919780728931&amp;isPopup=true" title="5 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/3367357919780728931?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/3367357919780728931?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SevgiBahesindenBirDemet/~3/eLzQimB9nK4/bayram-sabahinda-ne-yapacaksiniz.html" title="BAYRAM SABAHINDA NE YAPACAKSINIZ ?" /><author><name>Burraakk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="24" src="http://bp2.blogger.com/_CgBo31yxz8I/SBRTR49xklI/AAAAAAAAAjg/5sSoRbjQE60/S220/REMZ%C4%B0+PCDE+1.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SNk65egjsYI/AAAAAAAABFE/rA02vU3fqaE/s72-c/kleopatrushka_suleymaniye.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>5</thr:total><feedburner:origLink>http://fikir-derleyici.blogspot.com/2008/09/bayram-sabahinda-ne-yapacaksiniz.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CkEGQ3kzeCp7ImA9WhdXFk4.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-2544205946701766939.post-7439820683854392842</id><published>2011-08-29T18:10:00.000+03:00</published><updated>2011-08-29T18:10:22.780+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-08-29T18:10:22.780+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="karakterler" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="DOSTLUĞUN VE SEVGİNİN GÜCÜ" /><title>SARIMSAK TARLASI ...  ( gerçekten hakiki bir dostunuz var mı ?  )</title><content type="html">&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-1IzhravLZc8/Tlup25hfTyI/AAAAAAAABoA/QqXjuCGf68o/s1600/sarimsak.bmp" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" qaa="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-1IzhravLZc8/Tlup25hfTyI/AAAAAAAABoA/QqXjuCGf68o/s320/sarimsak.bmp" width="213" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Genç adamın biri, &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dermiş babasına her gün; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
'Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi' &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Baba, itiraz eder, &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Olmaz öyle çok dost .....!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;hakikisi &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Belki bir, belki iki, &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki... &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Devam eder durur konuşma... &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aralarında başlar bir tartışma...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Karar verirler bir sinava, &lt;br /&gt;
Dostun hakikisini anlamaya...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;Bir akşam bir koyun keserler , &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve koyarlar çuvala. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Baba der ki ogluna, &lt;strong&gt;'Hadi al bu çuvalı, götür şimdi dostuna'.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;Çuvaldan kanlar damlamakta, Sanki öldürmüşler de bir adamı ,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;Koymuslar çuvala, &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dıştan &lt;br /&gt;
böyle sanılmakta.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;Delikanli sırtlar çuvalı, Gider en iyi bildiği dostuna, &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
çalar kapıyı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O dost, bakar ki bir çuval, hem de kanlı,&amp;nbsp;&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;Kapar hızla kapıyı&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
delikanlının suratına, Almaz içeri arkadasını, &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Böylece tek tek dolaşır &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
delikanli, Kendince tanıdığı, sevdigi dostlarını. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ne çare, hepsinde de &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
sonuç aynıdır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Evlat geriye döner. Ama içten yıkılır... &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Babasina dönerek; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;gt; &lt;strong&gt;haklıymışsın baba&lt;/strong&gt; ' der. Dost yokmuş bu dünyada ne sana, ne de bana. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Baba ' &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Hayır Evlat.....&lt;/strong&gt; 'der, &lt;strong&gt;benim bir dostum var bildiğim&lt;/strong&gt;. &lt;strong&gt;Hadi, çuvalı &amp;nbsp;al&amp;nbsp; da bir &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;kerede git ona.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar. Alnından ter, çuvaldan &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
kanlar damlar... Gider, baba dostuna. Kabul görür, sevinir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O dost, delikanlıyı alır hemen içeri.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;Geçerler arka bahçeye. &lt;strong&gt;Bir çukur &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;kazarlar birlikte, Çuvaldaki koyunu ,&amp;nbsp; gömerler adam diye&lt;/strong&gt;, &lt;strong&gt;Üzerine de &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;serpistirirler toprak. Belli olmasin diye dikerler sarimsak.&lt;/strong&gt;..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;Genç adam &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
gelir babasına; &lt;strong&gt;'Baba, işte dost buymuş'&lt;/strong&gt; diye konuşunca, Babası; &lt;strong&gt;'daha &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;erken, o belli olmaz daha. Sen yarın git O'na,&amp;nbsp;&amp;nbsp; çıkart bir kavga, Atacaksın &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;iki tokat, hiç çekinmeden ona........&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&amp;nbsp;işte o zaman anlaşılacak, dostun hakikisi. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Sonra gel olanları anlat bana...&lt;/strong&gt;' &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Genç adam, aynen yapar babasının &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
dediğini,&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Maksadı anlamaktır dostun hakikisini,&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Babasinin dostuna istemeden &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
basar iki tokadı!&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Der ki tokadi yiyen DOST; &lt;strong&gt;'Git de söyle babana, biz &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;satmayiz sarimsak tarlasini böyle iki tokada'! &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
( böyle bir sarımsak tarlasını ,değil iki tokada , kişisel&amp;nbsp; egosundaki eksiklik eziklik , aşağılık duygusu ve&amp;nbsp; kimlik sorunları aşmak için bir hamlede satanlar aslında &amp;nbsp;, dost değildir sana da bana da ,kendine de )&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
VİDEO : SARIMSAK TARLASI &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-8ceb93cc6b630568" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;
&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;
&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;
&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v10.nonxt7.googlevideo.com/videoplayback?id%3D8ceb93cc6b630568%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1329824673%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D3E8B36305047CAD1B435A73C9F6FD744A07092FB.27C3128A039D357F7308E9D7B68132D4DBCCAB81%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D8ceb93cc6b630568%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DbsMS91VVofcaMzXBywtFnYuTUmY&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;
&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"
width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"
flashvars="flvurl=http://v10.nonxt7.googlevideo.com/videoplayback?id%3D8ceb93cc6b630568%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1329824673%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D3E8B36305047CAD1B435A73C9F6FD744A07092FB.27C3128A039D357F7308E9D7B68132D4DBCCAB81%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D8ceb93cc6b630568%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DbsMS91VVofcaMzXBywtFnYuTUmY&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"
allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="background-color: magenta;"&gt;&lt;strong&gt;HAYATIMIZDA , SARIMSAK TARLASINI&amp;nbsp;&amp;nbsp; SATMAYACAK&amp;nbsp;&amp;nbsp;HAKİKİ DOSTLAR&amp;nbsp; BULMAMIZ DiLEĞiYLE... &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2544205946701766939-7439820683854392842?l=fikir-derleyici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://fikir-derleyici.blogspot.com/feeds/7439820683854392842/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2544205946701766939&amp;postID=7439820683854392842&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/7439820683854392842?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/7439820683854392842?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SevgiBahesindenBirDemet/~3/574RJgpZKV4/sarimsak-tarlasi-gercekten-hakiki-bir.html" title="SARIMSAK TARLASI ...  ( gerçekten hakiki bir dostunuz var mı ?  )" /><author><name>Burraakk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="24" src="http://bp2.blogger.com/_CgBo31yxz8I/SBRTR49xklI/AAAAAAAAAjg/5sSoRbjQE60/S220/REMZ%C4%B0+PCDE+1.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/-1IzhravLZc8/Tlup25hfTyI/AAAAAAAABoA/QqXjuCGf68o/s72-c/sarimsak.bmp" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://fikir-derleyici.blogspot.com/2011/08/sarimsak-tarlasi-gercekten-hakiki-bir.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkEBQno-eyp7ImA9WhdXFk8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-2544205946701766939.post-3736227579324861508</id><published>2011-08-29T09:14:00.000+03:00</published><updated>2011-08-29T17:37:33.453+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-08-29T17:37:33.453+03:00</app:edited><title>İftar sofrasına oturmadan önce okuyun!</title><content type="html">&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/THDEFdVnc-I/AAAAAAAABfg/MnJdQIfepFo/s1600/IMG_2704.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5508117942327800802" src="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/THDEFdVnc-I/AAAAAAAABfg/MnJdQIfepFo/s400/IMG_2704.jpg" style="cursor: hand; display: block; height: 400px; margin: 0px auto 10px; text-align: center; width: 300px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
Biz oruç tutanlar da yemeksiz kaldık mı hiç, Hacı Örüç gibi? Ekmek eve getiremeyince çocuklarımızdan utandığımız oldu mu? Ağladık mı, bir parça ekmek için? Ramazanın en büyük dramına birde bu gözle bakın!&lt;br /&gt;
&lt;em&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt;Alıntıdır&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;
Hacı Örüç, kırk yaşlarında. Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde yaşar. Seyyar satıcılık, başka deyimle tablacılık yapar. Dört çocuğuna ve bir de onlara bakan karısına ekmek yetiştirmeye çalışır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Akşam, iftarını yapmak üzere eve döner. Elinde yiyecek ve içecek namına hiçbir şey yok. Kapıyı çalar, hanımına gülümser, acıyla. Etrafına çocukları doluşur, içini kemiren bir kurt var. Ama bunu dışa vurmaktan korkar. Sonunda hanımına “yemekte ne var” der.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her koca gibi o da eşinin yemeklerini merak eder belki de. Ya da söz olsun diye söyler bunu. Çünkü evde pişirilecek hiçbir şeyin olmadığını o da bilir aslında. Belki de bunu duymak istemiyor ya da “Allahtan umut kesilmez, bir Allah dostu bize el uzatmıştır” diye geçiriyordur içinden. Milyonlarca oruçlunun yaşadığı bir ülkede yoksunluğunu gören birinin olabileceğini düşünmüştür.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hacı Örüç, karısından “yemek yok” cevabını alır. Karısı bunu kim bilir nasıl bir edayla söyledi. İçi acıyla burkuldu. Bu söz Hacı Örüç'ün içine bir hançer gibi saplandı. Üzüldü, yüzü gölgelendi, morardı, hayat belirtileri kayboldu. Yaşadığına pişman oldu. İçinden “benim gibi evine iftar ekmeği bulamayan babaya lanet olsun” dedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çocuklarına dönüp baktı. Odanın bir köşesine sinip kalmışlardı. Açlıktan süzülmüşlerdi. Bir deri bir kemik kalmışlardı. Üzüntüsü bin kat arttı. Babalığından daha da utandı. Yer yarılsa içine girsem deriz ya, o da öyle geçirdi içinden. Çocuklarına yöneldi. Dördünü birden kucaklamaya çalıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gözlerini tutamadı. İçinden kopup gelen üzüntü ve öfkeyle ağladı. Öptü onları. Sessizce ağladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İçinden gittikçe köpürüp büyüyen derin üzüntü dalgası bütün bedenini esaret altına altı.&lt;br /&gt;
Kendini can havliyle başka odaya attı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sessizce ve usulca önceden kafasından geçirdiğini yapmaya başladı. Çünkü evine, çocuklarına yemek getiremeyen bir babanın daha fazla yaşamaya hakkı olmadığına inanmıştı. İftarda çocuklarını aç bırakan bir babanın daha fazla yaşamaması gerektiğini düşünüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Önceden tuttuğu ipi bir köşeden bulup çıkardı, tabanda uygun bir yer arayıp buldu, sonra hiç tereddüt etmeden boynundan geçirdi, arkasından şehadetini ve “Allah’ım beni affet” dedi. Ayakları altında duran sandalyeye bir ayağıyla hızlıca vurdu ve ağzından son kelimeler çıktı: “ekmeksiz iftar”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Peki biz oruç tutanlar da yemeksiz kaldık mı hiç, Hacı Örüç gibi? Ekmek eve getiremeyince çocuklarımızdan utandığımız anlar oldu mu? Ağladık mı, bir parça ekmek için? Oysa ne kadar da çok ağız dolusu sepetlerle enva-i çeşit yiyecek taşırız marketlerden. Saray yavrusu kasırlarda ve beş yıldızlı otellerde ne güzel iftarlar yaparız! Çocuklarımıza oruç tuttukları için bir dediklerini nasıl da iki etmeyiz. Çorbasından tatlısına kadar ne hoş yemekler dizeriz iftar soframıza!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Steril Müslümanlık yaratırız kendimize! Günahlardan, yoksulluklardan, suçlardan ve tehlikelerden uzak! Halbuki bu steril sitelerimiz, özel okullarımız, kolejlerimiz, zenginliğimiz ne kadar da çok tehlikeler, hastalıklar ve günahlarla dopdolu!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Zenginliğin ve varlığın, iktidar ve gücün, içinde gizlenmiş nice yoksulluklarla yaşarız. Ahlakın, hissiyatın, paylaşmanın, vefakarlığın ve dürüstlüğün yoksulluğu bu her gün elimizde kayıp giden zamanın içine koyma gücünü kendimizde bulamamanın yoksulluğu bu. Hacı Örüç'ü görmemenin, duymamanın ve hissetmemenin yoksulluğu. Kalbin, gözün ve kulağın mühürlendiği ve tüm duyarlılıkların körleştiği yoksulluk.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Müslümanlığımızın yoksullaşıp günahlara karıştığı bu oruç zamanlarında bize düşen en büyük görev Hacı Örüç’lerin vebalinden kurtulmayı ummak ve bunun yolları üzerinde düşünmek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ergün YILDIRIM / &lt;a href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=2544205946701766939"&gt;Haber 7&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;a href="mailto:drergun@hotmail.com"&gt;drergun@hotmail.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com/2007/10/aliin-fotoraflari.html"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: #3333ff;"&gt;YAZIYI BEĞENDİYSENİZ , BUNU DA İLGİNÇ BULABİLİRSİNİZ :&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;"Açlığın fotoğrafları&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2544205946701766939-3736227579324861508?l=fikir-derleyici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://fikir-derleyici.blogspot.com/feeds/3736227579324861508/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2544205946701766939&amp;postID=3736227579324861508&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/3736227579324861508?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/3736227579324861508?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SevgiBahesindenBirDemet/~3/tWLqQTy6Vjk/iftar-sofrasna-oturmadan-once-okuyun.html" title="İftar sofrasına oturmadan önce okuyun!" /><author><name>Burraakk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="24" src="http://bp2.blogger.com/_CgBo31yxz8I/SBRTR49xklI/AAAAAAAAAjg/5sSoRbjQE60/S220/REMZ%C4%B0+PCDE+1.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/THDEFdVnc-I/AAAAAAAABfg/MnJdQIfepFo/s72-c/IMG_2704.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://fikir-derleyici.blogspot.com/2010/08/iftar-sofrasna-oturmadan-once-okuyun.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkENR3Y9eip7ImA9WhdXFk8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-2544205946701766939.post-6836180117068089207</id><published>2011-08-29T01:00:00.000+03:00</published><updated>2011-08-29T17:38:16.862+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-08-29T17:38:16.862+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kültür-sanat" /><title>ÖMÜR DEDİĞİN  BİR GÜNDÜR .. O DA  BUGÜNDÜR ..</title><content type="html">&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/S_r6Wc7KbyI/AAAAAAAABco/Kpp3FMtMXFE/s1600/2491322497_e9aea29246.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5474963560650665762" src="http://4.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/S_r6Wc7KbyI/AAAAAAAABco/Kpp3FMtMXFE/s400/2491322497_e9aea29246.jpg" style="cursor: hand; display: block; height: 266px; margin: 0px auto 10px; text-align: center; width: 400px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;Farkında olmalı insan, kendisinin, hayatın olayların, gidişatın farkında olmalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Farkı fark etmeli, fark ettiğini de fark ettirmemeli bazen… Bir damlacık sudan nasıl&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt; yaratıldığını fark etmeli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını ve en sonunda bir metre karelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şu çok geniş görünen dünyanın, ahirete nispetle anne karnı gibi olduğunu fark etmeli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Henüz bebek iken &lt;span style="color: #663366;"&gt;'Dünya benim&lt;/span&gt;!' dercesine avuçlarının&lt;br /&gt;
sımsıkı kapalı olduğunu, ölürken de ayni avuçlaryn &lt;span style="color: #663366;"&gt;'her şeyi bırakıp gidiyorum işte&lt;/span&gt;!' dercesine apaçık kaldığını fark etmeli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve kefenin cebinin bulunmadığını fark etmeli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Baskın yeteneğini fark etmeli sonra.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Azrailin her an sürpriz yapabileceğini, nasıl yaşarsa öyle öleceğini fark etmeli insan.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hayvanların yolda , kaldırımda , çöplükte ama kendisinin güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada yemek yediğini fark etmeli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yaratılmışların en güzeli olduğunu fark etmeli ve ona göre yaşamalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gülün hemen dibindeki dikeni dikenin hemen yanı başındaki gülü fark etmeli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Evinde kedi, köpek beslediği halde çocuk sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını fark etmeli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dolabında asılı 25 gömleğinin sadece üçünü giydiğini ama arka sokaktaki komşusunun o beğenilmeyen gömleklere muhtaç olduğunu fark etmeli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Zenginliğin ve bereketin sofradayken önünde biriken ekmek kırıntılarını yemekte gizlendiğini fark etmeli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Annesinden doğarken tertemiz teslim aldığı gırtlağını ve aşırı beslenme yüzünden sarkan göbegini fark etmeli..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fark etmeliyiz çok geç olmadan…..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ömür dediğin üç gündür, dün geldi geçti yarın meçhuldur…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O halde ömür dediğin bir gündür , o da bugündür….&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
(Can Yücel)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2544205946701766939-6836180117068089207?l=fikir-derleyici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://fikir-derleyici.blogspot.com/feeds/6836180117068089207/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2544205946701766939&amp;postID=6836180117068089207&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/6836180117068089207?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/6836180117068089207?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SevgiBahesindenBirDemet/~3/5lhaJaaScvQ/omur-dedigin-bir-gundur-o-da-bugundur.html" title="ÖMÜR DEDİĞİN  BİR GÜNDÜR .. O DA  BUGÜNDÜR .." /><author><name>Burraakk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="24" src="http://bp2.blogger.com/_CgBo31yxz8I/SBRTR49xklI/AAAAAAAAAjg/5sSoRbjQE60/S220/REMZ%C4%B0+PCDE+1.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/S_r6Wc7KbyI/AAAAAAAABco/Kpp3FMtMXFE/s72-c/2491322497_e9aea29246.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://fikir-derleyici.blogspot.com/2010/05/omur-dedigin-bir-gundur-o-da-bugundur.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkEEQn49eSp7ImA9WhdXFk8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-2544205946701766939.post-8244745963682604140</id><published>2011-08-28T22:46:00.000+03:00</published><updated>2011-08-29T17:36:43.061+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-08-29T17:36:43.061+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="MİZAH" /><title>ÖDEMEZSEN KESİLİR  ....</title><content type="html">&lt;span style="color: #000066;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SyVUAbPIaaI/AAAAAAAABYY/G2U8In98wdY/s1600-h/en-coloring-pictures-pages-photo-postman-p3002.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5414826493270845858" src="http://1.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SyVUAbPIaaI/AAAAAAAABYY/G2U8In98wdY/s400/en-coloring-pictures-pages-photo-postman-p3002.jpg" style="cursor: hand; display: block; height: 400px; margin: 0px auto 10px; text-align: center; width: 283px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;em&gt;2009 , yazma yönünden üretken olmadığım bir yıl oldu...&lt;br /&gt;
2010 yılında yazmaya daha çok zamanım olacağını umarak , bir hafta sonu gülümsemesi paylaşıyorum yine ..&lt;/em&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;ÖDEMEZSEN KESİLİR.... &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Temel akşam eve gelmiş Fadime boynuna sarılarak karşılamış onu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #993399;"&gt;'Temel'um , harika bir haberim var.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span class="fullpost" style="color: #993399;"&gt;Bir ay geciktim. Herhalde bir bebeğimiz olacak, Doktor bu sabah test yaptı.&lt;/span&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;span style="color: #993399;"&gt; Sonucunu alana kadar lütfen kimseye söylemeyelim&lt;/span&gt;!' &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span class="fullpost"&gt;demiş heyecanla.&lt;br /&gt;
Ertesi sabah Trabzon Elektrik idaresinden bir görevli son faturayı ödemedikleri için kapıyı çalmış:&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #000099;"&gt;'Siz Fadime misiniz? Biliyor musunuz bir aylık gecikmeniz var.&lt;/span&gt;'&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #993399;"&gt;'Bir aylık gecikmem olduğunu siz nereden biliyorsunuz?'&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span class="fullpost"&gt;demiş Fadime hayretle.&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #000066;"&gt;&lt;span style="color: #000099;"&gt;'Bu dosyalarımızda açıkça görünüyor&lt;/span&gt;.&lt;/span&gt;'&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #663366;"&gt;&lt;span style="color: #cc33cc;"&gt;'Ne? Dosyalarınızda mı&lt;/span&gt;?&lt;/span&gt;'&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #000099;"&gt;'Kesinlikle!'&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #cc33cc;"&gt;'Beyefendi, bu konuyu bu gece eşimle görüşmem gerekiyor&lt;/span&gt; !' demiş fadime.&lt;br /&gt;
Fadime korkuyla akşam olanı biteni Temel'e anlatmış. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span class="fullpost"&gt;Temel ertesi sabah kızgın bir boğa gibi Trabzon Elektrik idaresine dalmış:&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #993399;"&gt;'Neler oluyor burada? Karim bir dosyadan bahsetti. Aylık gecikmesi ile ilgili!' &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span class="fullpost"&gt;diye bağırmış Temel.&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #000099;"&gt;'Sakin olun. Ciddi birşey değil&lt;/span&gt;!' &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span class="fullpost"&gt;demiş memur. '&lt;/span&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;span style="color: #000099;"&gt;Bu gecikme için bize borçlusunuz&lt;/span&gt;!'&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #663366;"&gt;&lt;span style="color: #993399;"&gt;'Size borçlu muyum? Ya ödemezsem?&lt;/span&gt;'&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #000099;"&gt;'O zaman sizinkini kesmek zorunda kalacağız!&lt;/span&gt;'&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #993399;"&gt;'Ama o zaman Fadime ne yapacak?&lt;/span&gt;'&lt;br /&gt;
'&lt;span style="color: #000099;"&gt;Bilmiyorum&lt;/span&gt;!' demiş memur. &lt;span style="color: #000099;"&gt;'Hanımefendi artık mumla falan idare eder... &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2544205946701766939-8244745963682604140?l=fikir-derleyici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://fikir-derleyici.blogspot.com/feeds/8244745963682604140/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2544205946701766939&amp;postID=8244745963682604140&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/8244745963682604140?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/8244745963682604140?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SevgiBahesindenBirDemet/~3/QG4VVDS8Zyg/2009-yazma-yonunden-uretken-olmadgm-bir.html" title="ÖDEMEZSEN KESİLİR  ...." /><author><name>Burraakk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="24" src="http://bp2.blogger.com/_CgBo31yxz8I/SBRTR49xklI/AAAAAAAAAjg/5sSoRbjQE60/S220/REMZ%C4%B0+PCDE+1.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SyVUAbPIaaI/AAAAAAAABYY/G2U8In98wdY/s72-c/en-coloring-pictures-pages-photo-postman-p3002.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://fikir-derleyici.blogspot.com/2009/12/2009-yazma-yonunden-uretken-olmadgm-bir.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkIGR3c_fCp7ImA9WhdXFk8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-2544205946701766939.post-246263289191669490</id><published>2011-08-28T22:45:00.000+03:00</published><updated>2011-08-29T17:35:26.944+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-08-29T17:35:26.944+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İYİLİK - GÖNÜL ZENGİNLİĞİ" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="DOSTLUĞUN VE SEVGİNİN GÜCÜ" /><title>Tahta Perdedeki Çivi</title><content type="html">&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/TSYq_I3Z9kI/AAAAAAAABjQ/qcJfsi_YIO0/s1600/kalbimec4.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5559178054235452994" src="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/TSYq_I3Z9kI/AAAAAAAABjQ/qcJfsi_YIO0/s400/kalbimec4.jpg" style="cursor: hand; display: block; height: 300px; margin: 0px auto 10px; text-align: center; width: 400px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: silver;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color: silver;"&gt;(Resim:saklinciler.blogcu.com)&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;
&lt;em&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;Kavgacı bir genç varmış.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Babası onu bir gün bir tahta perdenin önüne götürmüş.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
-”&lt;strong&gt;Arkadaşlarınla kavga ettiğin zaman, bu tahta perdeye bir çivi çak.”&lt;/strong&gt;demiş.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;
Genç, birinci günde tahtaya otuz yedi tane çivi çakmış.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sonraki günlerde, kendi kendini kontrol etmeye çalışmış ve her geçen gün daha az çivi çakmış.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nihayet bir gün hiç çivi çakmamış.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Babasına gidip o gün hiç çivi çakmadığını söylemiş.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Babası onu yeniden tahta perdenin önüne götürmüş.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gence: “- &lt;strong&gt;Bugünden başlayarak kavga etmediğin her gün için bir çivi sök&lt;/strong&gt;.” demiş.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Günler sonra çocuk babasına bütün çivileri söktüğünü söylemiş.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Babası ona “&lt;strong&gt;Aferin! Ama tahta perdeye dikkatli bak&lt;/strong&gt;.” demiş. “&lt;strong&gt;Artık birçok delik var ve bu tahta perde hiçbir zaman geçmişteki gibi sağlam olmayacak&lt;/strong&gt;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“&lt;strong&gt;Arkadaşlarla kavga edildiği zaman kötü sözler söylenir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her kötü kelime bir iz bırakır. Arkadaşların seni affedebilir ama bu iz daima kalır.”&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/TSYq5fXyqDI/AAAAAAAABjI/5nWRilN8khg/s1600/broken-heart%255B1%255D.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5559177957197654066" src="http://4.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/TSYq5fXyqDI/AAAAAAAABjI/5nWRilN8khg/s400/broken-heart%255B1%255D.jpg" style="cursor: hand; display: block; height: 393px; margin: 0px auto 10px; text-align: center; width: 400px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2544205946701766939-246263289191669490?l=fikir-derleyici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://fikir-derleyici.blogspot.com/feeds/246263289191669490/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2544205946701766939&amp;postID=246263289191669490&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/246263289191669490?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/246263289191669490?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SevgiBahesindenBirDemet/~3/G3X46Bv7g0I/tahta-perdedeki-civi.html" title="Tahta Perdedeki Çivi" /><author><name>Burraakk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="24" src="http://bp2.blogger.com/_CgBo31yxz8I/SBRTR49xklI/AAAAAAAAAjg/5sSoRbjQE60/S220/REMZ%C4%B0+PCDE+1.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/TSYq_I3Z9kI/AAAAAAAABjQ/qcJfsi_YIO0/s72-c/kalbimec4.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://fikir-derleyici.blogspot.com/2011/01/tahta-perdedeki-civi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkMDSHY8fSp7ImA9WhdXFk8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-2544205946701766939.post-6922404229483837059</id><published>2011-08-28T16:52:00.000+03:00</published><updated>2011-08-29T17:34:39.875+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-08-29T17:34:39.875+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="insan  ve  yaşam" /><title>STANFORD ÜNİVERSİTESİ NİN  ÖYKÜSÜ</title><content type="html">Kaba saba, soluk, yıpranmış giysiler içindeki yaşlı çift, Boston treninden inip utangaç bir tavırla rektörün bürosundan içeri girer girmez, sekreter masasından fırlayarak önlerini kesti... Öyle ya, bunlar gibi ne idüğü belirsiz taşralıların Harward gibi üniversitede ne işleri olabilirdi ? Adam yavaşça rektörü görmek istediklerini söyledi. İşte bu imkansızdı. Rektörün o gün onlara ayıracak saniyesi yoktu. &lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;
Yaşlı kadın çekingen bir tavırla,"Bekleriz" diye mırıldandı... Nasıl olsa bir süre sonra sıkılıp gideceklerdi.&lt;br /&gt;
Sekreter sesini çıkarmadan masasına döndü. Saatler geçti, yaşlı çift pes etmedi. Sonunda sekreter dayanamayarak yerinden kalktı.&lt;br /&gt;
"Sadece birkaç dakika görüşseniz. Yoksa gidecekleri yok" diyerek rektörü iknaya çalıştı. Anlaşılan çare yoktu. Genç rektör isteksiz bir biçimde kapıyı açtı. Sekreterinin anlattığı tablo içini bulandırmıştı. Zaten taşralılardan, kaba saba köylülerden nefret ederdi. Onun gibi bir adamın ofisine gelmeye cesaret etmek !.. Olacak şey miydi bu ?&lt;br /&gt;
Suratı asılmış sinirleri gerilmişti. Yaşlı kadın hemen söze başladı. Harward`da okuyan oğullarını bir yıl önce bir kazada kaybetmişlerdi.&lt;br /&gt;
Oğulları burada öyle mutlu olmuştu ki, onun anısına okul sınırları içinde bir yere, bir anıt dikmek istiyorlardı. Rektör, bu dokunaklı öyküden duygulanmak yerine öfkelendi. "Madam" dedi, sert bir sesle,&lt;br /&gt;
"Biz Harward`da okuyan ve sonra ölen herkes için bir anıt dikecek olsak, burası mezarlığa döner..." "Hayır, hayır" diyerek haykırdı yaşlı kadın. "Anıt değil... Belki Harward`a bir bina yaptırabiliriz".&lt;br /&gt;
Rektör, yıpranmış giysilere nefret dolu bir nazar fırlatarak,&lt;br /&gt;
"Bina mı ?" diyerek tekrarladı,&lt;br /&gt;
"Siz bir binanın kaça mal olduğunu biliyor musunuz ? Sadece son yaptığımız bölüm yedi buçuk milyon dolardan fazlasına çıktı..." Tartışmayı noktaladığını düşünüyordu. Artık bu ihtiyar bunaktan kurtulabilirdi. Yaşlı kadın sessizce kocasına döndü. "Üniversite inşaatına başlamak için gereken para bu muymuş ? Peki, biz niçin kendi üniversitemizi kurmuyoruz, o halde ?" Rektörün yüzü karmakarışıktı.&lt;br /&gt;
Yaşlı adam başıyla onayladı. Bay ve Bayan Leland Stanford dışarı çıktılar. Doğu California`ya, Palo Alto`ya geldiler. Ve Harward`ın artık umursamadığı oğulları için onun adını ebediyen yaşatacak üniversiteyi kurdular. Amerika`nın en önemli üniversitelerinden birini... STANFORD`u... &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2544205946701766939-6922404229483837059?l=fikir-derleyici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://fikir-derleyici.blogspot.com/feeds/6922404229483837059/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2544205946701766939&amp;postID=6922404229483837059&amp;isPopup=true" title="5 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/6922404229483837059?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/6922404229483837059?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SevgiBahesindenBirDemet/~3/koso3TI_ftk/stanford-niversitesi-nin-yks.html" title="STANFORD ÜNİVERSİTESİ NİN  ÖYKÜSÜ" /><author><name>Burraakk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="24" src="http://bp2.blogger.com/_CgBo31yxz8I/SBRTR49xklI/AAAAAAAAAjg/5sSoRbjQE60/S220/REMZ%C4%B0+PCDE+1.jpg" /></author><thr:total>5</thr:total><feedburner:origLink>http://fikir-derleyici.blogspot.com/2007/02/stanford-niversitesi-nin-yks.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;A0cFSX46eip7ImA9WhdXFk8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-2544205946701766939.post-5653349698627360682</id><published>2011-08-28T14:30:00.000+03:00</published><updated>2011-08-29T17:43:38.012+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-08-29T17:43:38.012+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kültür-sanat" /><title>AĞLAYAN TARİH .... GÜLEN  TARİH</title><content type="html">&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SEaoQbR-RQI/AAAAAAAAArU/pYrL2DTy3Mc/s1600-h/Peles-Castle.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5208035019255072002" src="http://4.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SEaoQbR-RQI/AAAAAAAAArU/pYrL2DTy3Mc/s320/Peles-Castle.jpg" style="cursor: pointer; display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span class="fullpost"&gt;Geçen yaz Buca Kaynaklar Beldesi üzerinde Nif Dağı eteklerindeki bir orman yangınında , dozer çalışmasını takip ederken sol bacağımda , dizimin altından itibaren çeşitli parçalanma ve kırıkların meydana geldiği kötü bir kaza geçirmiştim.&lt;br /&gt;
Şu günlerde yavaş yavaş normale dönmekteyim.Yaklaşık iki hafta sonra desteksiz hareket edecek gücü bulacağım sanırım..&lt;br /&gt;
İyileşme süresi tamı tamına 1 yıl olacak gibi görünüyor..&lt;br /&gt;
Bu zaman dilimi içerisinde hareket kabiliyetim son derece kısıtlandığı için ofis çalışmalarına yöneldim.Bu arada da , doğa ve ormancılık konularına yönelik mahalli nitelik taşıyan bir blogumu revize ederek biraz daha kapsamlı şekilde tekrar yayınladım.Okumakta olduğunuz blog da , bu arada meydana geldi...&lt;br /&gt;
Niye bu konuya girdim şimdi ..? Aslında başka bir şeyden bahsedecektim..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
Kızım ,ÖSS ve yabancı dil sınavına (YDS ) bir deneme olması ve kendini test etmesi için , geçen ay yapılan KPDS sınavına girdi..&lt;br /&gt;
Sınava gireceği yer ,Buca 'da , DEÜ Eğitim Fakültesinde idi. Her ne kadar yürüme ile ilgili sorunum hala devam etmekte ise de , sürekli hareket eden bir yapım olduğundan , yani olduğu yere çakılıp kalan tiplerden olmadığımdan , o halimle kızıma eşlik ettim.&lt;br /&gt;
Kızım sınav salonuna girince , çevreyi keşfe çıktım. &lt;span class="fullpost"&gt;Fakülte binasının giriş kapısının dışında sol kısmındaki Kampüsü çevreleyen duvar ve bu kısımdaki koruluk dikkatimi çekmişti.&lt;br /&gt;
Üşenmedim , duvar boyunca Kampüs çevresini dolaştım.&lt;br /&gt;
Kampüs kapısının dışında solda bir Kızılçam koruluğu vardı .Belediye buraya banklar ve çocuklar için oyun parkı koymuştu. .Her ne kadar pek estetik bir görünüşü olmasa da , özellikle üniversiteli gençlerin başbaşa oturup romantizmlerini yaşamasına uygun bir mekan gibi görünüyordu. Kentlerde bu tip yerler , insanların bir nebze de olsa , doğaya döndüğü , doğaya yaklaştığı mekanlardı.&lt;br /&gt;
Benim asıl ilgimi çeken bu değildi. O anda ben çok daha başka bir şeye odaklanmıştım. Duvarın iç tarafındaki koru , dışardakinden çok farklıydı.&lt;br /&gt;
Buradaki bitki örtüsü ,yanlış görmediysem , Rumların çok sevdiği sakız , ya da akrabası olan &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Menengi%C3%A7" style="color: #cc33cc; font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;menengiç &lt;/a&gt;ağacıydı.&lt;br /&gt;
Bu ağaççığa çocukluğumuzda ,yöremizde çetlembek denildiğini hatırlıyorum. Diğer bir söyleyişi de çitlenbiktir.&lt;br /&gt;
İzmir civarında bu bitki türünü en çok Selçuk , Cumaovası (Menderes ) , Gaziemir , Balçova Narlıdere , Seferihisar , Urla-Karaburun yarımadası ve en önemlisi de Çeşme'nin hemen karşısındaki Sakız adasında bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
Sakız Adası'nın ismi de buradan gelir zaten, damla sakızı meşhurdur Sakız adasının...Çeşme'ye giderseniz Sakız tatlısı ve sakızlı dondurma da bulabilirsiniz . Damla sakızı bu sakız ağacından yapılır.&lt;br /&gt;
İşte bahçede , duvarın iç kısmında bu ağaç türünün küçük bir korusunu görünce bir anda şaşırdım.&lt;br /&gt;
Bizim belediyeler yapmış olamazdı bunu diye düşündüm.&lt;br /&gt;
Çünkü peyzajda , çevre düzenlemesinde yer alan türler içinde bulamazsınız menengiç ağaççığını.&lt;br /&gt;
Doğada bile , ağaç halinde olanı kalmamıştır neredeyse.&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://www.izmirobm.ogm.gov.tr/yangin/basin/echo_public_all.php?cid_id=68" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="color: #cc33cc;"&gt;İzmir Orman Bölge Müdürlüğü&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; güzel bir iş yaparak , Urla Yarımadasında yaklaşık 120 dönüm alanda yabani menengiçlere sakız ağacı aşısı yapmıştı geçen yaz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte bunları düşündüm o anda . Bu ağaçların burada nasıl olup ta kalabildiğini düşünmeye çalıştım. Buca'nın Rumlarından mı kalmıştı bir iz olarak ?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Duvarın dışındaki parkta ise , kovsan da yaksan da Akdeniz kıyı topraklarını asla terketmeyen vefakar kızılçam ağaçlarından başka bir şey yoktu. Bir de o meşhur , bataklık kurutan ökaliptus ağaçları..&lt;br /&gt;
Bir de, bazı civar ev bahçelerinde peyzaj bitkileriyle oluşturulmış yeşil alanlar göze çarpıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #330033;"&gt;Biraz daha gezmeye devam ettim..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #330033;"&gt;Mahalle aralarına girdim..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #330033;"&gt;Sokak aralarında ilerledikçe , kendimi bir tarih labirentine girmiş gibi hissettim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #330033;"&gt;Eski Rum ve Osmanlı evlerinden , korunabilmiş ve bugüne ulaşmış olanlar , bütün eskiliğine , dökülmüşlüğüne rağmen , size gülümsüyordu zerafetiyle.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #330033;"&gt;İnce bir zevk , hoş bir mimari , o eski dekoratif panjurlar , nefis işlemeli kapılar , bütün tahribatlara ,aldıkları bütün darbelere rağmen size gülümsüyordu. İncir , iğde , dut , zeytin ağaçlarının dalları bahçelerden yola taşıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;Ama o tarihi binaların çoğu , o kadar da şanslı değildi.&lt;br /&gt;
Pek çoğunun duvarlarına çanak antenler takılmıştı.&lt;span style="color: #cc33cc; font-weight: bold;"&gt;Seni Seviyorum&lt;/span&gt; yazıları yağlı boyalarla duvarlara adeta kazınmıştı. Bilmemne Cafe , bilmemne restaurant tabelaları , bu zarif binalara resmen işkence yapıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir tarih , ayaklar altında , can çekişiyordu..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eşrefpaşa'dan Çankaya ' ya doğru inerken İkiçeşmelik , Agora civarındaki eski tarihi doku bundan farklı mıydı sanki...! Ya Alsancak'ın , Tren garına ve Limana doğru olan eski tarihi dokusu ?&lt;br /&gt;
"Kültür Ve Tabiatı Koruma Yüksek Kurulları" ya da " Anıtlar Yüksek Kurulu" diye bir organı vardır Devletin . Bu tür tarihi ve anıtsal değeri olan ağaç , bina , ve diğer varlıkları tesbit eder . Bunları koruma altına alır.&lt;br /&gt;
Bunu nasıl yapar? Burası ilginç işte ..&lt;br /&gt;
Şimdi size Kültür Ve Tabiatı Koruma Yasasını anlatacak değilim.&lt;br /&gt;
Sadece gördüğümü söyliyeyim.&lt;br /&gt;
Bu tür binaların duvarlarına bir uyarı levhası iliştirir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
-&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;" Bu yapı bilmem ne kurulunun bilmemkaç sayılı kararına göre koruma altındadır. Hiç bir tadilat yapılamaz.Yapılırsa " ......." Ayrıca can güvenliğiniz açısından binalara yaklaşmayınız" &lt;/span&gt;gibi bir şey.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve o binaları şeytanlar korur.....&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Binalar , şarapçıların , tinercilerin sığınağı olur. Ya da özel mülk ise , sahiplerince binanın bir şekilde yakılıp tarihi özelliği ortadan kaldırılarak , yeni ve çağdaş beton binalar yapmanın yolu aranır.&lt;br /&gt;
İstanbul Çemberlitaş civarında şöyle bir şey olduğunu birileri anlatmıştı sanırım yıllar önce öğrenci iken.&lt;br /&gt;
Adam inşaate başlıyor .Ancak temel kazılarında alttan tarihi bir yapı ortaya çıkıyor.İhbar üzerine inşaat durduruluyor. Ancak resmi işlemlerin ikmali gecikince , uyanık girişimci , tarihi yapıyı dağıtıp yok ediyor , yeniden yaptırdığı tesbitte de , bulunan şeylerin tarihi özelliği pek kalmadığından inşaate devam ediyor.. Anlatan kimdi bilmiyorum , ben de onun yalancısıyım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir çok kentimizdeki , kasabamızdaki tarihi yapıların durumu içler acısıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Geçenlerde bir e-posta geldi. Avrupadaki ortaçağdan kalma bazı manastır , saray ve şatoların görüntüleri vardı . Sanki bir iki yıl önce inşa edilmiş gibi görünüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bazen Tv lerde de izlersiniz. Paris ,Londra ,Roma ,Venedik başta olmak üzere tarih adeta size selam vermektedir. O ayrıntılara bir de bu açıdan bakarsanız mutlaka göreceksiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kentlerin ruhu vardır diyordu , bir zamanlar okuduğum bir kitapta ...&lt;br /&gt;
Yüzyıllar , yüzyıllar öncesinden gelen kentlerin ruhu vardır.&lt;br /&gt;
Baktığınızda , o kent size yüzyıllar önce yaşadıklarını anlatır adeta...&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;Bir arama yapın bakalım nette kentlerin ruhu diye , neler çıkacak karşınıza....&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;Istanbul ,İzmir ,Çanakkale , Bursa işte bu tür kentlerdendir aslında .&lt;br /&gt;
... ... ... ... ... ... ... ... ... ...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
1990 yılında Almanya'ya Federal Ormancılık Teşkilatının konuğu olarak giden bir heyette yer almıştım.&lt;br /&gt;
Almanyanın Güney-Batısının oldukça büyük bir kısmını gezme şansımız oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dolu dolu geçen mesleki programın dışında , gidilen çevredeki gezilecek görülecek tarihi ve doğal zenginliklerin ziyaret edilmesi yönünden de olağanüstü inanılmaz bir program yapmıştı Alman ormancıları.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Festivallerine , yıllık olarak yapılan panayır tipi etkinliklerine tanık olduk bazı yörelerin. Ortaçağın kadınlı erkekli insanları , rahipleri ,keşişleri , köylüleri , çiftliklerinde domuz üreticileri , çiftçileri , şövalyeleri , aramızdan geçip gidiyordu.&lt;br /&gt;
Küçük bir müsamere değil ,basbayağı koskoca şehir ya da kasaba toptan ortaçağı yaşatıyordu , gelen ziyaretçilere..&lt;br /&gt;
Adeta , kendimizi , zaman makinasında ortaçağa geçmiş gibi hissediyor , ürperiyorduk yer yer.. Şaka değil , ortaçağda bulmuştuk kendimizi bir anda ..&lt;br /&gt;
Şatolar , şato duvarları ,savunma hendekleri , kuleler ,kaleler , nasıl pırıl pırıl , hayat dolu capcanlı kalabilmişti yüzyıllar boyu. Bir tanesi de mi zarar görmezdi bunların ?&lt;br /&gt;
Şatolara girerken neyle karşılaşacağımızı bilmez garip bir ruh haline bürünüveriyorduk..Bir köşeden deli dolu bir şövalyenin çıkması işten bile değildi.&lt;br /&gt;
Salonlar , odalar , holler ....Az önce sanki orada birileri varmış ta dışarı gitmiş gibi görünüyordu.&lt;br /&gt;
Girdiğimiz ortaçağa ait bir manastırda şarap mahzenlerinde şarap yapılan araç gereçler , sanki daha az önceki bir çalışmanın yorgunluğunu taşıyordu.&lt;br /&gt;
O zamanlardan kalma şaraplar da vardı anmalık olarak küçük şişelerde satılan .. Ama onu almaya hiç kimsenin gücü yetmiyordu.. Ancak son yıllarda üretilmiş ve onu alabilecek durumda olanlar için orada bulundurulan şaraplardan anı olarak bir iki şişe şarap almıştık.&lt;br /&gt;
Tanrım , o eski şarapları üreten rahipler niçin orada değildi o anda .. ?&lt;br /&gt;
Sadece onlar eksikti sahnede...&lt;br /&gt;
İstisnasız , gittiğimiz her yerde , geçmiş ve şimdiki zaman içiçe ve birbiriyle barışık yaşıyordu.&lt;br /&gt;
Bu tarih nasıl olmuştu ta topyekün ayaktaydı..?&lt;br /&gt;
Göstermelik bir kaç yapı değil ,tüm tarih adeta ben buradayım yaşıyorum diye haykırıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bizde de öyle miydi ?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kendimizle , kimliğimizle , geçmişimizle , geleceğimizle kavgalı , ulusal kimliği , ulusal simgeleri , kültür ve değerleri bir siyasi görüşün odağına itilmiş , ulusal geçmişini ve kimliğini anmaktan utanır bir topluma dönüşmemiş miydik biz ?&lt;br /&gt;
Avrupanın kan ve karanlık içindeki eski çağlarını bilmeden , kendine ve kendi ulusal değer ve simgelerine saldıran , başka bir benzetmeyle , kendi etini yiyen yamyamlara dönüştürülmemiş miydik ?&lt;br /&gt;
İşte böyle bir ortamda , kimi ve neyi kime şikayet ediyorduk ki ?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte o Avrupa , ulusal olmayı bizim kendimize aşağılatıp katıksız evrensellik ve katıksız hümanizm hikayeleri ile bizi avutup kendimize yabancılaştırırken , onlar ulusal duruş ve kimliklerini evrensellikle entegre ederek , dimdik ayakta tutmakta idiler.&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;Gelibolu Yarımadası'ndaki Fransız , İngiliz , Anzak anıt mezarlarını gidip görün , neden bahsetmekte olduğumu sanırım daha iyi anlarsınız...&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;Bırakın yüzyıllar öncesini , yakın geçmişimizdeki efsanemizi , Çanakkale yarımadasını , Anafartalar'ı kim gidip görmüş , oradaki hikayeler kimin gözlerinden yaş süzülmesine neden olmuştur ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span class="fullpost"&gt;Bunu hissetmekten yoksun insanların başkalarına ,başkalarının tarihlerine ,değerlerine öykünmeye hakları varmı idi ?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte bu düşüncelerle , kızımın sınavının bitmesini beklerken , içim geçmiş , güneşin altında , kızılçam ağaçlarının gölgesinde , parktaki bank üzerinde uyuyakalmışım.. Bu anlattıklarım da o anda gördüğüm bir rüyadan ibaretmiş ..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nereden başladık , nerede bitirdik ...!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yerel tadları bilmeyen , evrensel tadları bilemez.. Bildiğini söyleyene de asla inanmam.&lt;br /&gt;
Çünkü herşey yerelden başlar , buradan evrenselliğe gider. Çevresini , doğasını , kendisini sevme yeteneği kazanmamış olan , dünyayı , evreni nasıl tanır , nasıl sever ?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
................................................................&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #003333; font-weight: bold;"&gt;NOT : Günün anlam ve önemine uygun olarak az önce gördüğüm şu haberleri de yazıya eklemek zorunda hissettim kendimi..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
4.6.2008 tarihli Posta Gazetesindeki haber şöyle :&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #000066; font-style: italic;"&gt;İzmir'in Birgi Beldesindeki 500 yıllık tarihi hamam , bakkalın içinden geçilerek gezilebiliyor.Bakkal dükkanı kapattıysa , "hamama giriş vizesi alınamıyor"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #000066; font-style: italic;"&gt;İmara Açılınca Kiraladı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;span style="color: #000066; font-style: italic;"&gt;İzmir'in Birgi Beldesindeki 500 yıllık tarihi hamam , bakkalın içinden geçilerek gezilebiliyor Çünkü 1550 den kalma tarhi hamam , 30 yıldır bakkal olarak hizmet veriyor. Tahir SEZGİN ( Bakkal)&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #000066; font-style: italic;"&gt; hamama ,1970 lerde , "ılıklık" denilen soyunma ve bekleme kısmı imara açılınca yerleşmiş..Sezgin ,önce Belediyenin , sonra kamulaştırmanın ardından vakıfların kiracısı olmuş. Bakkal açıksa turistle hamamı gezebiliyor, kapalıysa geri dönüyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #000066; font-style: italic;"&gt;Bu Bizim Utancımız&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #000066; font-style: italic;"&gt;Binanın , restorasyon yapılmadığı için yıkılmaya yüz tuttuğunu anlatan Birgi Belediye Başkanı Cumhur ŞENER şöyle konuştu:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #000066; font-style: italic;"&gt;"-Bu bizim utancımız.İnsan sinirden tebessüm ediyor.Tarihi yapının boşaltılıp kurtarılabilmesi için Vakıflar dava açtı. Mahkeme , proje olmadığı için davayı reddetti. Belediyenin hazırladığı restorasyon projesi , Kültür Ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulundan onaylanırsa kiracıyı tahliye edip uygulamaya geçilebilecek. "&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://www.yeniasir.com.tr/yazarlar_detay.php?yid=3"&gt;Yeni Asır&lt;/a&gt; 'da , Osman GENÇER şunları yazmış bu konuda :-&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span class="arial12"&gt;&lt;strong&gt;"-Birgi'yi de, Türkiye'yi de bu utançtan kurtar başkan&lt;br /&gt;
&lt;/strong&gt;&lt;span style="color: #000066; font-style: italic;"&gt;Ben "Tarih Baba" olsam, bizim ülkede tarihe karşı işlenen cinayetleri asla affetmez, hepsinin de hesabını sorumlulardan tek tek sorardım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #000066; font-style: italic;"&gt;İnanılmaz katliamlardan karşımıza her gün bir yenisi çıkıyor ki, bunlar sadece bizim ulaşabildiklerimiz..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #000066; font-style: italic;"&gt;Daha bilmediğimiz kim bilir neler vardır neler!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #000066; font-style: italic;"&gt;Örneğin Birgi'de yaşananlar, sanıyorum dünyada tektir, örneği yoktur, normalde de olamaz zaten!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #000066; font-style: italic;"&gt;500 yıllık Birgi Hamamı'nı ziyaret edebilmek için, bakkaldan izin almak gerekiyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #000066; font-style: italic;"&gt;Böyle bir sistemi düşünebiliyor musunuz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #000066; font-style: italic;"&gt;Ve bakkal kapalıysa veya canı izin vermek istemiyorsa, hamama kimse giremiyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #000066; font-style: italic;"&gt;Ne yerli turisti, ne yabancısı, kimse!..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #000066; font-style: italic;"&gt;80 yaşındaki bakkal amcada suç yok.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #000066; font-style: italic;"&gt;Çünkü, 1975 yılında işlenen belediye cinayeti, kendisine bu yetkiyi veriyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #000066; font-style: italic;"&gt;O dönemin belediye başkanı kalkıyor, tarihi yapının bulunduğu alanı imara açıyor, yetmezmiş gibi hamamın girişine de dükkan yapıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #000066; font-style: italic;"&gt;Dükkanı kiralayan esnaf da, doğal olarak hamama geçişi de kontrol altına almış oluyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #000066; font-style: italic;"&gt;Çünkü 500 yıllık tarihi mekana, bakkalın içinden geçerek gidiliyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #000066; font-style: italic;"&gt;İşin diğer vahim tarafı ise, çarpıklığın tam 30 yıldan bu yana çözülememesi..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #000066; font-style: italic;"&gt;Mevcut başkan, dünyada eşine rastlanamayacak durumu, "Bu bizim utancımız. İnsan bu tabloya sinirden tebessüm ediyor" diyerek özetliyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #000066; font-style: italic;"&gt;Ben tebessüm edemiyorum, ama olayın utanç verici olduğu bir gerçek.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #000066; font-style: italic;"&gt;O yüzden, başkanın ne yapıp edip, Birgi'yi ve Türkiye'yi bu ayıptan kurtarmasını istiyoruz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #000066; font-style: italic;"&gt;Eğer bizden yardım talep ediyorsa, ona da varız.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #000066; font-style: italic;"&gt;Yeter ki, şu utanç kısa sürede ortadan kalksın. "&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;
Tabii , önce belediyeye sonra Vakıflar'a sormak gerek.. Bu tarihi yapıyı , bakkala manava kiraya verirken bu değerin farkında değiller miydi.. ? Sonra rezillik ayyuka çıkınca vaziyeti kurtarmaya çalış. Vakıflar idaresi , tarihi değerlerden rant temin etme idaresi midir ?&lt;br /&gt;
Şimdi bu iki haberi de okuyunca kızdım yine ....&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yazımızı doğruluyor maalesef bu tür haberler... Ve yöneticilerin kalite ve çapları hakkında da bir şeyler fısıldıyor bizlere ....&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2544205946701766939-5653349698627360682?l=fikir-derleyici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://fikir-derleyici.blogspot.com/feeds/5653349698627360682/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2544205946701766939&amp;postID=5653349698627360682&amp;isPopup=true" title="7 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/5653349698627360682?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/5653349698627360682?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SevgiBahesindenBirDemet/~3/Obw9vUbrLGo/alayan-tarih-glen-tarih.html" title="AĞLAYAN TARİH .... GÜLEN  TARİH" /><author><name>Burraakk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="24" src="http://bp2.blogger.com/_CgBo31yxz8I/SBRTR49xklI/AAAAAAAAAjg/5sSoRbjQE60/S220/REMZ%C4%B0+PCDE+1.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SEaoQbR-RQI/AAAAAAAAArU/pYrL2DTy3Mc/s72-c/Peles-Castle.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>7</thr:total><feedburner:origLink>http://fikir-derleyici.blogspot.com/2008/06/alayan-tarih-glen-tarih.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkACQHk8cCp7ImA9WhdXFk8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-2544205946701766939.post-4076295487997225003</id><published>2011-08-27T19:45:00.000+03:00</published><updated>2011-08-29T17:39:21.778+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-08-29T17:39:21.778+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Çocuklarımız Ve Biz" /><title>GELECEĞİN SUÇLUSUNU YETİŞTİRMENİN YOLLARI</title><content type="html">&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SeI8KYJU-NI/AAAAAAAABRY/2CamKI_OZ9E/s1600-h/072discipline_468x351.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5323883858483280082" src="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SeI8KYJU-NI/AAAAAAAABRY/2CamKI_OZ9E/s400/072discipline_468x351.jpg" style="cursor: pointer; display: block; height: 300px; margin: 0px auto 10px; text-align: center; width: 400px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #663366; font-weight: bold;"&gt;- Daha küçükken çocuğa istediği herşeyi vermeye başlayın!&lt;br /&gt;
Bu şekilde o, herkesin onun geçimini sağlamak zorunda olduğuna inanacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color: #663366; font-weight: bold;"&gt;- Kötü sözler söylediği zaman gülün! Böylece o, kendisinin akıllı olduğuna inanacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #663366; font-weight: bold;"&gt;- Ona düşünmeyi ve beynini kullanmayi hiç öğretmeyin!&lt;br /&gt;
21 yaşına gelince kendi kararlarını, kendisi versin diye bekleyin ... &lt;/span&gt;&lt;span style="color: #663366; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Yerde bıraktığı herşeyi kaldırın; kitaplarını, ayakkabılarını, kıyafetlerini, onun için herşeyi siz yapın ki;&lt;br /&gt;
o bütün sorumluluklarını başkalarına yüklemeye alışsın!&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #663366; font-weight: bold;"&gt;- Onun gözünün önünde sık sık kavga edin ki; bu sayede aile bir gün parçalanırsa çok fazla üzülmesin.&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #663366; font-weight: bold;"&gt;- Ona istediği kadar harçlık verin ki;&lt;br /&gt;
hiçbir zaman kendi parasını kazanmanın ne olduğunu öğrenmesin. &lt;/span&gt;&lt;span style="color: #663366; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Yiyecek, giyecek ve konforla ilgili bütün arzularını yerine getirin ki; istediklerine ulaşmak için çalışmak gerektiğini öğrenmesin.&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #663366; font-weight: bold;"&gt;- Komşulara, öğretmenlere, polislere karşı daima onun tarafını tutun ki,&lt;br /&gt;
onların hepsine karşı peşin hükümleri oluşsun. &lt;/span&gt;&lt;span style="color: #663366; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Bütün bunları ve benzerlerini yaparak yetiştirdiğiniz çocuğunuz bir gün suç işlerse, kendisinden özür dileyin ...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ama onu felaket dolu bir hayata hazırladığınız için kendinize teşekkür etmeyi ihmal etmeyin ...&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;Bu belge ABD Houston Polis Müdürlüğü tarafından hazırlanmış ve kentteki tüm evlere ve okullara dağıtılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2544205946701766939-4076295487997225003?l=fikir-derleyici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://fikir-derleyici.blogspot.com/feeds/4076295487997225003/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2544205946701766939&amp;postID=4076295487997225003&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/4076295487997225003?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/4076295487997225003?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SevgiBahesindenBirDemet/~3/s_IUeUh0HRA/gelecein-sulusunu-yetitirmenin-yollari.html" title="GELECEĞİN SUÇLUSUNU YETİŞTİRMENİN YOLLARI" /><author><name>Burraakk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="24" src="http://bp2.blogger.com/_CgBo31yxz8I/SBRTR49xklI/AAAAAAAAAjg/5sSoRbjQE60/S220/REMZ%C4%B0+PCDE+1.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SeI8KYJU-NI/AAAAAAAABRY/2CamKI_OZ9E/s72-c/072discipline_468x351.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://fikir-derleyici.blogspot.com/2007/01/gelecein-sulusunu-yetitirmenin-yollari.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;Ak4ASH06cCp7ImA9WhdXFk8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-2544205946701766939.post-7743099954564144956</id><published>2011-08-27T10:28:00.000+03:00</published><updated>2011-08-29T17:42:29.318+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-08-29T17:42:29.318+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="VİDEOLAR" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="MİZAH" /><title>JEROME  MURAT .. ( BİR PANDOMİM GÖSTERİSİ )</title><content type="html">Jerome Murat'ın bu gösterisini bir kaç yıl önce bir yerlerde izlemiştim..&lt;br /&gt;
En son , Yahoo ' da Meksika'lı bir dostumun sayfasında izleyince hatırladım..&lt;br /&gt;
İzleyenler varsa da , izlemeyenler çoğunluktadır sanırım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Özlediğimiz inceliklerden bu...&lt;br /&gt;
İçinde söz söylenmeyen şiir...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şaşıracak ve hayran kalacaksınız bu nefis gösteriye...&lt;br /&gt;
Buyrun burdan izleyin :&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div&gt;&lt;object height="333" width="420"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/x1bhuh&amp;v3=1&amp;related=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/x1bhuh&amp;v3=1&amp;related=1" type="application/x-shockwave-flash" width="420" height="333" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x1bhuh_jerome-murat_events"&gt;Jerome murat&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;Uploaded by &lt;a href="http://www.dailymotion.com/rockette"&gt;rockette&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2544205946701766939-7743099954564144956?l=fikir-derleyici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://fikir-derleyici.blogspot.com/feeds/7743099954564144956/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2544205946701766939&amp;postID=7743099954564144956&amp;isPopup=true" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/7743099954564144956?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/7743099954564144956?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SevgiBahesindenBirDemet/~3/-fihc6VYUZQ/jerome-murat-bir-pandomim-gsterisi.html" title="JEROME  MURAT .. ( BİR PANDOMİM GÖSTERİSİ )" /><author><name>Burraakk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="24" src="http://bp2.blogger.com/_CgBo31yxz8I/SBRTR49xklI/AAAAAAAAAjg/5sSoRbjQE60/S220/REMZ%C4%B0+PCDE+1.jpg" /></author><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://fikir-derleyici.blogspot.com/2008/04/jerome-murat-bir-pandomim-gsterisi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CkMNRHs-fCp7ImA9WhdSEUs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-2544205946701766939.post-7038271972860024734</id><published>2011-07-20T14:14:00.000+03:00</published><updated>2011-07-20T14:14:55.554+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-07-20T14:14:55.554+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="insan  ve  yaşam" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="MİZAH" /><title>"eski sevgilime  kapak olsun"  diyen fulya</title><content type="html">&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;object height="300" width="400"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true" /&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always" /&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.izlesene.com/embedplayer.swf?video=1056398" /&gt;&lt;embed src="http://www.izlesene.com/embedplayer.swf?video=1056398" wmode="window" bgcolor="#000000" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" menu="false" scale="noScale" width="400" height="300" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
erkek arkadaşı mert, fulya2 yı en yakın kız arkadaşı beğüm İle aldatınca, fulya İntikamını böyle aldı!!! &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
( &lt;span style="color: #999999;"&gt;&lt;strong&gt;Gerçi bunun Gitti gidiyor " alışveriş sitesinin gizli reklam kampanyası olduğu çıktı ortaya ,ama komik yine de ,değil mi? )&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;span style="color: #999999;"&gt;&lt;a href="http://www.izlesene.com/video/komik-videolar-eski-sevgilime-kapak-olsun-fulya/1056398"&gt;&amp;nbsp;izlesene&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2544205946701766939-7038271972860024734?l=fikir-derleyici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://fikir-derleyici.blogspot.com/feeds/7038271972860024734/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2544205946701766939&amp;postID=7038271972860024734&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/7038271972860024734?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/7038271972860024734?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SevgiBahesindenBirDemet/~3/wQ4UaS8BYYE/eski-sevgilime-kapak-olsun-diyen-fulya.html" title="&quot;eski sevgilime  kapak olsun&quot;  diyen fulya" /><author><name>Burraakk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="24" src="http://bp2.blogger.com/_CgBo31yxz8I/SBRTR49xklI/AAAAAAAAAjg/5sSoRbjQE60/S220/REMZ%C4%B0+PCDE+1.jpg" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://fikir-derleyici.blogspot.com/2011/07/eski-sevgilime-kapak-olsun-diyen-fulya.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DkYASXk-fCp7ImA9WhdTFks.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-2544205946701766939.post-1471518274703047195</id><published>2011-07-14T20:20:00.001+03:00</published><updated>2011-07-14T20:22:28.754+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-07-14T20:22:28.754+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="insan  ve  yaşam" /><title>Türk sağlamcı, İngiliz cimri, Alman kaliteci</title><content type="html">&lt;div style="color: blue;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="background-color: #f3f3f3;"&gt;Şebnem Turhan'ın haber&lt;/span&gt;i&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-a7r-ej5u-ZM/Th8lnTPVbzI/AAAAAAAABnw/ni7O6iRKdrI/s1600/al%25C4%25B1%25C5%259F.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="204" src="http://4.bp.blogspot.com/-a7r-ej5u-ZM/Th8lnTPVbzI/AAAAAAAABnw/ni7O6iRKdrI/s400/al%25C4%25B1%25C5%259F.jpg" width="272" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Yaşan&lt;span style="background-color: #f3f3f3;"&gt;an&lt;/span&gt;&lt;nobr style="background-color: black; color: #eeeeee;"&gt;&lt;span style="border-bottom: 3px double rgb(255, 0, 0); cursor: pointer; font-weight: bold; line-height: 1.7;"&gt;&lt;span style="background-color: #f3f3f3;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: #f3f3f3; color: black;"&gt;ekonomik&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/nobr&gt;&lt;span style="background-color: #f3f3f3; color: #eeeeee;"&gt; &lt;/span&gt;kriz biraz heves kırsa da giyim alışverişi sevdası tükenmiyor.&lt;br /&gt;
. Ayda en az bir kere çıkılan giyim alışverişini tüketicilerin yüzde 70’i aşkla seviyor. Ancak bu aşkın kriterleri ülkeden ülkeye değişiyor. Kolombiyalı kotta lider Global Lifestyle Monitor şirketinin yaptığı araştırmaya göre tüketicinin alışveriş alışkanlıklarında yavaş yavaş krizin etkisi atıldı. Öyle ki hemen hemen tüm ülkelerde tüketicilerin en az yüzde 10’u geçen yıla göre daha fazla alışveriş yapmayı planlıyor. Geçen yıl ile aynı oranda yapmayı planlayanların oranı ise yüzde 50’nin altına düşmüyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her ülkenin tüketicisi takıntısı ise farklı.&lt;span class="fullpost"&gt; Yerel perakendesi gelişmiş ülkelerde bağımsız mağazalardan alışveriş öne çıkarken zincir mağazalara teslim olmuş ülkeler de var. Türk, İtalyan ve Kolombiyalı tüketici kıyafet alırken daha çok bağımsız mağazaları tercih ederken İngiliz ve Brezilyalılar ise zincir mağazalara gidiyor. Almanlar ise özel mağaza tercihleriyle farklılaşıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dünyada en fazla kot pantolona sahip olan tüketiciler ise Kolombiyalılar. Kolombiyalıların ortalama 9 tane kot pantolonu var. Dünya ikincisi ise Almanlar. Almanlar kişi başına 8, İngiliz ve Brezilyalı 7, İtalyan 6 kota sahip. Dünya ortalaması ise 6. Türkler kişi başına 5 kot pantolon ile dünya ortalamasının altında.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ülkelerin alışveriş trentleri&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Türkiye&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dünyada en sık alışverişe çıkanlar Türkler. Tüketicilerin yüzde 55’i ayda en az bir kez giyim alışverişine çıkıyor. Ve yüzde 74’ü bunu sadece sevdiği için yapıyor. Genç tüketicinin ise yüzde 63’ü ayda bir kez alışverişe çıkıyor. Tüketicilerin yüzde 60’ı geçen yıla göre aynı, yüzde 16’sı fazla yüzde 24’ü ise az alışveriş yapmayı planlıyor. Daha fazla alışveriş yapacağını söyleyen gençlerin oranı yaşlıların iki katı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İtalya Moda trendlerini takip eden İtalyanlar alışveriş tutkunu. İtalyanların yüzde 77’si giyim alışverişi yapmayı seviyor. Yüzde 57’si geçen yıla göre aynı oranda alışveriş yapmayı yüzde 11’i ise arttırmayı planlıyor. İtalyan tüketicilerin alışveriş yapmaları daha fazla harcadıkları anlamına gelmiyor. İtalyanlar 2008’de üç ayda ortalama 285 euroyu kıyafete harcarken 2010’da sadece 250 euro harcadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Almanya Almanların yüzde 67’si aynı yüzde 15’i daha fazla alışveriş yapmayı planlıyor. Sadece alışveriş hissine yenik düşerek giysi alan Almanların oranı ise yüzde 63. Yüzde 85’inin en sevdiği kıyafet ise kot.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İngiltere Genç İngilizler daha iyi kalite için fiyattan ödün verirken yaşlı İngilizler daha ucuz mal için kaliteden ödün vermeyi tercih ediyor. İngiliz kadınları ise kot elbise ve kot etekleri ile dünyada birinci sırada.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kolombiya Kolombiyalı tüketicinin kıyafet alırken ilk baktığı tarz. Kolombiyalı tüketicinin yüzde 79’u sevdiği ya da keyif için giyim alışverişine çıkıyor. Tüketicinin yüzde 66’sı iyi kalite için fazla ödemeye razı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Brezilya Brezilyalı tüketicinin yüzde 82’si sevdiği için ayda en az bir kere alışverişe çıkıyor. Uzun uzun mağaza dolaşıp en iyisini en doğru fiyata almayı hedefleyen Brezilyalı’nın hassas noktası ise kalite.&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;br style="color: blue;" /&gt;&lt;span style="color: blue;"&gt; RADİKAL den alıntı &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2544205946701766939-1471518274703047195?l=fikir-derleyici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://fikir-derleyici.blogspot.com/feeds/1471518274703047195/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2544205946701766939&amp;postID=1471518274703047195&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/1471518274703047195?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/1471518274703047195?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SevgiBahesindenBirDemet/~3/eg71ZC7RI6Q/turk-saglamc-ingiliz-cimri-alman.html" title="Türk sağlamcı, İngiliz cimri, Alman kaliteci" /><author><name>Burraakk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="24" src="http://bp2.blogger.com/_CgBo31yxz8I/SBRTR49xklI/AAAAAAAAAjg/5sSoRbjQE60/S220/REMZ%C4%B0+PCDE+1.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-a7r-ej5u-ZM/Th8lnTPVbzI/AAAAAAAABnw/ni7O6iRKdrI/s72-c/al%25C4%25B1%25C5%259F.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://fikir-derleyici.blogspot.com/2011/07/turk-saglamc-ingiliz-cimri-alman.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D0ECQnw-fip7ImA9WhdTFkg.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-2544205946701766939.post-9142369649124688212</id><published>2011-07-14T17:59:00.001+03:00</published><updated>2011-07-14T18:01:03.256+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-07-14T18:01:03.256+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="insan  ve  yaşam" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="MİZAH" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="MUTLULUK" /><title>Bkz  :  Yıllarca boşuna tırsmak</title><content type="html">&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-r_LLPcBX2tw/Th8CYSP8xFI/AAAAAAAABno/D7JQG_J83e4/s1600/09_d.jpg" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="179" src="http://1.bp.blogspot.com/-r_LLPcBX2tw/Th8CYSP8xFI/AAAAAAAABno/D7JQG_J83e4/s320/09_d.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Evlendin kızım Ayşe, farkında mısın? Alooo...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yooo değilim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bence silkelen ve kendine gel.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O niye? Sen kimsin? O ne?&lt;br /&gt;
Ne olacak, evlilik işte.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Parmağında yüzükler kolunda bilezikler, oy oy Eminem.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yıllarca yusuf yusuf kaçtın, tırsmalara, hadiseyi duyunca tutan mide bulantılarına doyamadın da ne oldu? Al işte, yıldırım gibi düştü sana evlilik.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kocan var kocaaaan!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="color: magenta;"&gt;&lt;b&gt;LOKUMMUŞ BE!&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik tutmazsa görürsün.&lt;br /&gt;
&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;
Git, üç çeşit yemek pişir. Akşama teyzengiller gelecek. O poponun az altındaki şortu da at artık. Çocuk mağazasından mı aldın zilli?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Biraz elini eteğini çek bakayım.&lt;br /&gt;
Sosyalleşme, bakla ayıkla.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bana bak, kocadır bu koca. Evin direğidir, öyle her halta nane olma devri bitmiştir.&lt;br /&gt;
Deme canım. Ciddi misin?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte tüm bu şapşal fikirlerden boşu boşuna üç buçuk atmışım ben.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yahu ne kıyak, ne gönül ferahlığı bir olaymış bu evlilik be.&lt;br /&gt;
32 yaşıma kadar kendimi çitleyeceğime, hatta çitileyeceğime evlenseymişim keşke.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Vallahi de billahi de yok öyle kurallar falan. Hepsi sana, size, nasıl bir ilişki istediğinize bağlıymış işte.&lt;br /&gt;
Lokummuş be!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Allah şu yersiz korkularımı davul etsin be!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sorarsanız "Evlilik niye lokummuş, hele anlat bakalım Ayşekız" diye (Ba ba baaa kendine isim takmalar falan, üç gram aklım vardı, o da mı gitti?) anlatayım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir kere şu ömür törpüsü "Benim aşk hayatım ne olacak?" sorunsalı sona eriyor. 'Aradı-aramadı', 'Yetişin kızlaaar, benimki geldi-gelmedi' saçmalıkları hayatından toz oluyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sıkıysa aramasın, akşam eve gelmesin derrrmişimm. Neyyseee ve de niyeyse devam...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
KESİN EVDE KALACAK...&lt;br /&gt;
Sonracığıma salak salak telefon başında tırnak yemeler, mavi boncukçu hıyarları beklemeler, gece gece elin bitlisinin yüzünden uyku kaçmaları, falcılarda turlamalar, "Ulan bu pis bana bir kelek yapacak ama ne?" endişesiyle duvara yakın yürümeler falan kalmıyor.&lt;br /&gt;
Üç kere olleyyy.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
E hal böyleyken "Mutluluğu yakalayacağım anasını satayım, benim şu uyuz kadından ne eksiğim var?" çile bülbülüm çile hissiyatı da üzerinden gidiyor. Oooh!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Annenin, teyzelerin, evli kız arkadaşlarının sanki ölüm kalım meselesiymiş gibi "Bu kız kesin evde kalacak" endişesiyle seni süzmelerine de bye bye.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Evliyken gittiğin yerlerin bile tadı başka çıkıyor şekerim ('Şekerim' miii? Kendime bağlansam neler yazacağım da)...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yani yediğini, içtiğini, gezdiğini, gördüğünü falan anlıyorsun.&lt;br /&gt;
Eskiden gerizekalı değildik elbet ama kız dünyası böyle işte...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sen istesen de istemesen de kodluyorlar; koca buuul, koca buuul, doğuuur, kadın oool.&lt;br /&gt;
Eşini bulamayana huzur vermiyorlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="color: magenta;"&gt;&lt;b&gt;SATTIN BİZİ AYŞE!&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: magenta;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;Sende de devamlı radarlarını açman gerekiyormuş hissi fır dönüyor.&lt;br /&gt;
Fonda bitmek bilmeyen bir eksiklik senfonisi eşliğinde tabii.&lt;br /&gt;
Ayyy neyse, ne diyordum ya da ne saçmalıyordum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hah!&lt;br /&gt;
Yahu hakikaten mismiş evlilik, mis.&lt;br /&gt;
Yaşa evlilik be! Şak şak şak şak ayakta alkışlarım ben seni be.&lt;br /&gt;
Bkz: Yazarınızın çığırından çıkması, abartmayı hiç sevmemesi...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Az sonra "Üç çocuk yapılacaaak, o kadar!" demeçler miyim acaba?&lt;br /&gt;
Biraz ayar, biraz kıvam be kuzum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ama ne yapayım, yıllarca evlilerden ve evlilik güzellemelerinden çok çekmişim. Şimdi rot-balans gitti tabii.&lt;br /&gt;
İşin gırgırı ve damarlarımdaki Pollyanna fazlasından beynimin sulanması bir yana, gönlüne göre sevgili bulana evlilik olayını şiddetle tavsiye ediyorum, şuracıktan.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu arada tüm kız arkadaşlarıma ant içmek durumundayım, yoksa ellerinde 'Sattın bizi Ayşe' pankartlarıyla Çin'e kadar koşacaklar. Şoka girdiler kuzularım.&lt;br /&gt;
Hazır ayaktayken onu da halledeyim de ortalık karışmasın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
**&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-APYK0RZugdw/Th8CUl1_LiI/AAAAAAAABnk/ixvv2GOyswE/s1600/5_d.jpg" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://3.bp.blogspot.com/-APYK0RZugdw/Th8CUl1_LiI/AAAAAAAABnk/ixvv2GOyswE/s320/5_d.jpg" width="240" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;h1&gt;Kız arkadaşlarıma ant!&lt;/h1&gt;Ey kız arkadaşlarım, canım kankalarım, yoldaşlarım, kanımı yerde bırakmayanlarım...&lt;br /&gt;
Evlendim diye size o tiksindiğimiz, gıcık ve çokbilmiş evli kadın havalarından atmayacağıma (zaten kafamı kırarsınız)...&lt;br /&gt;
Erkek arkadaşlarınızla yaşadıklarınızı "Şekerim bir kanepe gördüm böyle beyazdı, alsam mı?" saçmalıklarıyla bölmeyeceğime...&lt;br /&gt;
Bekar kız hayatınızı asla ve asla kınamayacağıma... &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;SİZİ SATMAYACAĞIM! &lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;"Ay benceeaaa artık evlensenizeeeaa" işkencesini size  çektirmeyeceğime (belki birazcık yapabilirim ama birazcık. Ya n'olur  yaaa)...&lt;br /&gt;
Kendime yeni ve de evli çiftlerden arkadaş grupları kurup sizi satmayacağıma... "Akşama bezelye-pilav pişirdim.&lt;br /&gt;
Şimdi önce ben havuçları küp küp kesiyoruum, sonra..." kıvamında bugüne  kadar Ayşe mönüsünde bulunmayan altın günü muhabbetlerine  dalmayacağıma... &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;BAĞLANTIDA KALACAĞIM &lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;Kız gecelerine, kız yemeklerine, kız toplantılarına son vermeyeceğime...&lt;br /&gt;
Pilates sertifikası almaya kalkmayacağıma...&lt;br /&gt;
Her ne olursa olsun 7/24 bağlantıda kalacağıma...&lt;br /&gt;
Sizin her zaman eski Ayşe'niz olacağıma ant içerim!!!!&lt;br /&gt;
Yalnız şu bekar kız dünyasını ve gecelere gecelere akmaları biraz kesseniz fena olmayacak hani.&lt;br /&gt;
Şaka şaka!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-uLjeC-spi88/Th8CQf3JFDI/AAAAAAAABng/H7oe3mTR9gM/s1600/01_d.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="146" src="http://3.bp.blogspot.com/-uLjeC-spi88/Th8CQf3JFDI/AAAAAAAABng/H7oe3mTR9gM/s320/01_d.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; resimler : &lt;a href="http://www.sabah.com.tr/Yasam/2011/07/01/ayse-ozyilmazel-ile-ali-taran-evlendi"&gt;SABAH/Yaşam&lt;/a&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;a href="http://www.sabah.com.tr/Gunaydin/Yazarlar/ozyilmazel/2011/07/14/bkz-yillarca-bosuna-tirsmak"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: purple;"&gt;Ayşe ÖZYILMAZEL&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2544205946701766939-9142369649124688212?l=fikir-derleyici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://fikir-derleyici.blogspot.com/feeds/9142369649124688212/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2544205946701766939&amp;postID=9142369649124688212&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/9142369649124688212?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/9142369649124688212?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SevgiBahesindenBirDemet/~3/aYgeI1m7mCg/bkz-yllarca-bosuna-trsmak.html" title="Bkz  :  Yıllarca boşuna tırsmak" /><author><name>Burraakk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="24" src="http://bp2.blogger.com/_CgBo31yxz8I/SBRTR49xklI/AAAAAAAAAjg/5sSoRbjQE60/S220/REMZ%C4%B0+PCDE+1.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/-r_LLPcBX2tw/Th8CYSP8xFI/AAAAAAAABno/D7JQG_J83e4/s72-c/09_d.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://fikir-derleyici.blogspot.com/2011/07/bkz-yllarca-bosuna-trsmak.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;A08AQXY4cSp7ImA9WhdTFUU.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-2544205946701766939.post-6438298589652513665</id><published>2011-07-13T23:44:00.000+03:00</published><updated>2011-07-13T23:44:00.839+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-07-13T23:44:00.839+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="DOSTLUĞUN VE SEVGİNİN GÜCÜ" /><title>Kötülüğü unutmak, iyiliği hatırlamak</title><content type="html">&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-koSU1y17Mc0/Th4DhX8gJrI/AAAAAAAABnY/ROOWuRv8_Ok/s1600/Desert%2BRose%2B-%2BColour.jpg" imageanchor="1" style="margin-left:1em; margin-right:1em"&gt;&lt;img border="0" height="300" width="400" src="http://2.bp.blogspot.com/-koSU1y17Mc0/Th4DhX8gJrI/AAAAAAAABnY/ROOWuRv8_Ok/s400/Desert%2BRose%2B-%2BColour.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çölde yolculuk eden iki arkadaş hakkında bir hikâye anlatılır. Yolculuk sırasında aralarında tartışırlar. Biri diğerine tokat atar. Tokadı yiyenin canı çok sıkılır ama arkadaşına bir şey söylemez. Kum üzerine şu sözleri yazar: "Bugün en iyi arkadaşım bana bir tokat attı."&lt;br /&gt;
Yürümeye devam ederler. Tokadı yiyenin ayağı takılır. Düşerken başı kayaya çarpar ve kendini kaybeder. Arkadaşı, hemen yanına koşar, ona bakar ve iyileştirir. Bu defa, kaya parçasının üzerine, aynı kişi şu notu düşer: "Bugün en iyi arkadaşım benim hayatımı kurtardı."&lt;br /&gt;
Önce tokadı vuran, sonra da arkadaşının hayatını kurtaran kişi sorar: "Neden tokat attığımı kum üzerine, hayatını kurtardığımı ise kaya üzerine yazdın?" İşte arkadaşından aldığı cevap: "Biri bizi incittiğinde, kum üzerine yazmalıyız ki, rüzgâr estiğinde onu silebilsin. Ama biri bize iyi bir şey yaparsa, onu kayaya kazımalıyız ki, hiçbir rüzgâr yok etmesin.&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2544205946701766939-6438298589652513665?l=fikir-derleyici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://fikir-derleyici.blogspot.com/feeds/6438298589652513665/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2544205946701766939&amp;postID=6438298589652513665&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/6438298589652513665?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/6438298589652513665?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SevgiBahesindenBirDemet/~3/yDE4Z3XaEWM/kotulugu-unutmak-iyiligi-hatrlamak.html" title="Kötülüğü unutmak, iyiliği hatırlamak" /><author><name>Burraakk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="24" src="http://bp2.blogger.com/_CgBo31yxz8I/SBRTR49xklI/AAAAAAAAAjg/5sSoRbjQE60/S220/REMZ%C4%B0+PCDE+1.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/-koSU1y17Mc0/Th4DhX8gJrI/AAAAAAAABnY/ROOWuRv8_Ok/s72-c/Desert%2BRose%2B-%2BColour.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://fikir-derleyici.blogspot.com/2011/07/kotulugu-unutmak-iyiligi-hatrlamak.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkIDR3Y4fCp7ImA9WhdTFUU.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-2544205946701766939.post-494964523447670866</id><published>2011-07-13T23:22:00.001+03:00</published><updated>2011-07-13T23:22:56.834+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-07-13T23:22:56.834+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="MİZAH" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="insan ve yaşam" /><title>bazıları sarışın sever</title><content type="html">&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-PYsGw-uXqWA/TbFQunpYRWI/AAAAAAAABkc/7Ui22Sn41fU/s1600/tumblr_lg9zqr240g1qez66wo1_500_thumb.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5598344573644981602" src="http://2.bp.blogspot.com/-PYsGw-uXqWA/TbFQunpYRWI/AAAAAAAABkc/7Ui22Sn41fU/s400/tumblr_lg9zqr240g1qez66wo1_500_thumb.jpg" style="cursor: pointer; display: block; height: 200px; margin: 0px auto 10px; text-align: center; width: 240px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
İlk yemeğe çıkışımızda cep telefonu çaldı.&lt;br /&gt;
Elini çantasına attı. Kurcaladı, kurcaladı.&lt;br /&gt;
Telefon uzun uzun çalmaya devam ediyordu.&lt;br /&gt;
Bir türlü bulamadı.&lt;br /&gt;
Sonra o güzel cümle döküldü dudaklarından:&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #cc33cc;"&gt;&lt;b&gt;-'Evde mi bıraktım acaba?'&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;&lt;/span&gt; İşte o an aradığım kız bu dedim.&lt;/div&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div&gt;&lt;br /&gt;
--------- --------- --------- --------- --------- ---------&lt;br /&gt;
Pişmanlık&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bilinçli tüketim, bilinçli üretimle olur&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;
18.000 YTL kredi kartı borcum olduğunu öğrenen babamın ilk tepkisi;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- &lt;span style="color: #cc33cc;"&gt;&lt;b&gt;'Keşke korunsaydım'&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
------------ --------- --------- --------- ------------ ---------&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Altıncı his&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
-"6. His filmini izledin mi ? " dedim.&lt;br /&gt;
-Hayır ama çok övdüler dedi.&lt;br /&gt;
Bende filmin CD'si var, istersen vereyim izle, ben de&lt;br /&gt;
çok beğendim dedim.&lt;br /&gt;
-&lt;span style="color: #cc33cc;"&gt;&lt;b&gt;Şimdi izlersem bir şey anlamam, ilk 5 tanesini izlemem lazım önce&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
dedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sustum.Gülmedim bile. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Artık görüşmüyoruz.&lt;br /&gt;
------------ --------- --------- --------- --------- --------- ---------&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Öncelik&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Evlenmeyi düşündüğü erkek arkadaşının&lt;br /&gt;
- 'benden önce biriyle oldun mu?' sorusuna,&lt;br /&gt;
- 'buraya gelmeden önce mi?' cevabını vererek   evlilik umutlarını magmalara atan hatunun gerçek sarışın olduğunu söylememe bilmem gerek kaldı mı?&lt;br /&gt;
------------ --------- --------- --------- --------- --------- ---------&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Suyu ısıt&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Geçenlerde köyde komşunun evinin önünden geçiyordum.&lt;br /&gt;
Yaşlı amca yaşlı hanımına şöyle dedi:&lt;br /&gt;
-'Hanım suyu ısıt ; olursa olur , olmazsa çay demleriz.'&lt;br /&gt;
Hala gülmekteyim.&lt;br /&gt;
------------ --------- --------- --------- --------- ---------&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Maalesef Kaybettik&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aniden fenalaşan annelerini apar topar hastanenin acil servisine taşıyan, ancak yarım saat sonra doktorun&lt;br /&gt;
- 'maalesef annenizi kaybettik' demesiyle&lt;br /&gt;
-'ulan nasıl kaybedersiniz koca kadını daha demin buradaydı!'&lt;br /&gt;
deyip doktoru bir güzel döven komşularım var duyurulur...&lt;br /&gt;
------------ --------- --------- --------- --------- --------- ---------&lt;br /&gt;
Ramazan geldi&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her zaman canım, aşkım diyen kocacığım Ramazan geleli beri,orucu bozulmasın diye bana 'kanka' diyor ya..&lt;br /&gt;
------------ --------- --------- --------- --------- --------- --------- ---------&lt;br /&gt;
Danger&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Önümüzde ilerleyen tankerin üzerindeki 'DANGER' yazısını görüp de&lt;br /&gt;
- 'Allah'ın akıllısı, tanker yazacağına danger yazmış' diyen ve arkasından&lt;br /&gt;
kahkahalarla gülen teyzemi nerelere göndersem acaba?&lt;br /&gt;
------------ --------- --------- --------- --------- ---------&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kıbleye çevirin&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu zamana kadar hiçbir şeyi alkışlatamamıştım kısmet bu güne imiş.&lt;br /&gt;
Lütfen o büyük alkışlarınız pilota-&lt;br /&gt;
-'Uçağı kıbleye çevirin, namaz kılacağım'&lt;br /&gt;
diyen gurbetçi vatandaşımıza gelsin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Haberi gördüğümde ben öyle yaptım da.&lt;br /&gt;
------------ --------- --------- --------- --------- --------- ---------&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Efendi Çocuklar&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Lütfen bir alkış da benim anneme&lt;br /&gt;
zira kendisi geçen gün televizyonda zap yaparken, Aydın ve Fatih Ürek'i görünce,&lt;br /&gt;
-'Ben bunları çok severim, mankenlerle falan dedikoduları çıkmıyor,terbiyeli çocuklar'&lt;br /&gt;
dedi.&lt;br /&gt;
------------ --------- --------- --------- --------- --------- ---------&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bizim oradaki Carrefour´un ilk açıldığı zamanlar.&lt;br /&gt;
Mağazada anlık indirim duyurularını anons eden kişi şöyle dedi:&lt;br /&gt;
-'Pantolonları indirdik, orta reyonda sizleri bekliyoruz.'&lt;br /&gt;
------------ --------- --------- --------- --------- -------- ------------&lt;br /&gt;
Lise yıllarında Milli Güvenlik dersinde hocamız olan subay, sınıfın&lt;br /&gt;
güzel kızlarından birini kaldırmış ve ondan subay rütbelerini&lt;br /&gt;
küçükten büyüğe doğru saymasını istemişti.&lt;br /&gt;
Sıralamayı aynen yazıyorum:&lt;br /&gt;
-'Teğmen, üsteğmen, yüzbaşı, binbaşı, yarbaşı ve albaşı '&lt;br /&gt;
------------ --------- --------- -------- --------- --------- --------- ---------&lt;br /&gt;
Geçenlerde gittiğim düğünde takılan paraları anons eden şahıs aynen şöyle dedi:&lt;br /&gt;
-'Gelin hanım köşede, isteyen takabilir.'&lt;br /&gt;
------------ --------- --- ------------ --------- --------- --------- ---------&lt;br /&gt;
Arkadaşımın sevgilisi komiser. Geçenlerde ikisi arabada sohbet ederlerken;&lt;br /&gt;
- 'Bilmem kaç merkez, yolda üç tane or..pu var Tamam'&lt;br /&gt;
diye bir telsiz anonsu gelmiş.&lt;br /&gt;
Erkek arkadaşı çok utanmış ve hemen telsize sarılıp telsizin diğer&lt;br /&gt;
ucundaki memura;&lt;br /&gt;
- 'Bu ne biçim anons, malum kadın deyin biz anlarız' diye fırça atmış.&lt;br /&gt;
On dakika sonra gelen telsiz anonsu ikisini de kahkaha krizine sokmuş.&lt;br /&gt;
- 'Komiserim malum kadınlar or..pu degilmiş Tamam'&lt;br /&gt;
------------ --------- --------- --------- --------- --------- ---------&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2544205946701766939-494964523447670866?l=fikir-derleyici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://fikir-derleyici.blogspot.com/feeds/494964523447670866/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2544205946701766939&amp;postID=494964523447670866&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/494964523447670866?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/2544205946701766939/posts/default/494964523447670866?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SevgiBahesindenBirDemet/~3/bAh-HV4Rgjo/bazlar-sarsn-sever.html" title="bazıları sarışın sever" /><author><name>Burraakk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="24" src="http://bp2.blogger.com/_CgBo31yxz8I/SBRTR49xklI/AAAAAAAAAjg/5sSoRbjQE60/S220/REMZ%C4%B0+PCDE+1.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/-PYsGw-uXqWA/TbFQunpYRWI/AAAAAAAABkc/7Ui22Sn41fU/s72-c/tumblr_lg9zqr240g1qez66wo1_500_thumb.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://fikir-derleyici.blogspot.com/2011/07/bazlar-sarsn-sever.html</feedburner:origLink></entry></feed>

