<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/atom10full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" gd:etag="W/&quot;C08ESXoyeCp7ImA9WhRbGEU.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1320344205954142358</id><updated>2012-02-10T15:50:08.490+02:00</updated><category term="Myanmar" /><category term="Vietnam" /><category term="Mozambik" /><category term="Brezilya" /><category term="Paraguay" /><category term="Tayland" /><category term="Malezya" /><category term="Katar" /><category term="Namibya" /><category term="Kamboçya" /><category term="Arjantin" /><category term="Swaziland" /><category term="Singapur" /><category term="Güney Afrika" /><category term="Hindistan (Güney)" /><category term="Hindistan (Kuzey)" /><category term="Uruguay" /><category term="Laos" /><category term="Başlangıç" /><category term="Dubai" /><category term="Tunus" /><title>seyyah oldum... gezerim</title><subtitle type="html">tayland, laos, vietnam, kamboçya, malezya, hindistan, tunus, güney afrika, mozambik, namibya ve myanmar

(2012 güney amerika başlıyor)</subtitle><link rel="http://schemas.google.com/g/2005#feed" type="application/atom+xml" href="http://blog.ersoy.biz/feeds/posts/default" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://blog.ersoy.biz/" /><link rel="next" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25&amp;redirect=false&amp;v=2" /><author><name>Ersoy Balcı</name><uri>https://profiles.google.com/103449296262561831543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh3.googleusercontent.com/-df1UUC0h9nM/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAIAY/iw8q2CShl0E/s512-c/photo.jpg" /></author><generator version="7.00" uri="http://www.blogger.com">Blogger</generator><openSearch:totalResults>207</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/atom+xml" href="http://feeds.feedburner.com/SeyyahOldumGezerim" /><feedburner:info uri="seyyaholdumgezerim" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><feedburner:emailServiceId>SeyyahOldumGezerim</feedburner:emailServiceId><feedburner:feedburnerHostname>http://feedburner.google.com</feedburner:feedburnerHostname><entry gd:etag="W/&quot;C08ESXoyfCp7ImA9WhRbGEU.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1320344205954142358.post-3377589588776442151</id><published>2012-02-09T23:00:00.000+02:00</published><updated>2012-02-10T15:50:08.494+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-10T15:50:08.494+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Uruguay" /><title>Punta del Diablo'ya dönüş</title><content type="html">Sabah yağmurlu hava ufak ufak devam ediyor. Tuvalet için kuyudan su çekiliyor. Ama kova plastik olduğundan bir tekniği varmış, yapmaya çalışırken, kovayı kuyuya düşürdüm. Sonra kabanyada kahvaltı yaptıktan sonra Cabo Polonia'da bir tur attık. Burada bir deniz feneri var. Fenerin arkasındaki kayalıklarda ise deniz aslanları. Sonra sahilden yürüdük. Tam taşların bittiği bir yere geldik, denize sıfır bir kafeterya var. Oradan geçeyim dedim. Sahibesi kadın "Burası restoran, aşağıdan yürü" dedi. Burada mekan sahiplerinin gördüğüm kadarıyla çoğunun bilmemnesi kalkmış. Ulan belki orada bir çay içeçeğim. Gerçekten de düşünüyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-JrtzPToKY7M/TzUeU7Q5_eI/AAAAAAAAI4s/JfG08zSWFaI/s1600/DSC04433.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://3.bp.blogspot.com/-JrtzPToKY7M/TzUeU7Q5_eI/AAAAAAAAI4s/JfG08zSWFaI/s640/DSC04433.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Gerçi bir sonraki "biz çay servişi yapmıyoruz" dedi. Gazoz varmış. Yahu, sabah sabah, bu yağmurlu havada gazoz mu içilir. Neyse, hükümetin bütün bunları kovmak ve buraya daha başka şekilde değerlendirmek gibi bir projesi varmış. Bunlar da sağa sola "kahrolsun polis, bize karışma, biz özgürüz, burayı koruyalım vs." yazılar yazmışlar. Umarım Uruguay hükümeti tez elden bu kazıkçı tatlı su hipilerini buradan atar, burayı bir milli parkın olması gerektiği gibi insansızlaştırır. Zaten özgün kabanya dedikleri saçma sapan beton yapılar. Sağına soluna iki eski şey asmakla bir tarz oluşmuyor malesef. Bence sadece çadırlara belli bölgede izin vermeli. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/--_8u_uBtsQs/TzUeZuMJFuI/AAAAAAAAI40/zc_45Xqg0eg/s1600/DSC04465.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="425" src="http://2.bp.blogspot.com/--_8u_uBtsQs/TzUeZuMJFuI/AAAAAAAAI40/zc_45Xqg0eg/s640/DSC04465.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-oXh8B7rgKK4/TzUeczq8w5I/AAAAAAAAI48/RAzE1aInsjA/s1600/DSC04471.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://3.bp.blogspot.com/-oXh8B7rgKK4/TzUeczq8w5I/AAAAAAAAI48/RAzE1aInsjA/s640/DSC04471.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Sonra yeniden kamyona doluştuk, arabayı bıraktığımız girişe döndük. Yakındaki kasabalara uğrayıp lavabo giderini aradık. Sonunda bir yerde bulduk. Bir çiçekciden bahçe için çiçekler aldık. Yol üstünde bir milli park ve kale var oraya uğradık. Capo Polonia'ya sığmayan gitarlı elemanlar buralarda ağaç altlarında mesken tutmuşlar, doğa ile iç içe yaşıyorlar. Chuy'a döndük, arabayı teslim ettik. Akşama mangal var. Nina kabanya yapmak için arsa aldı, kutlanacak. Kuzu eti aldık. Kilosu 12 buçuk lira. Fişi saklıyoruz. Çünkü Chuy'a girerken bir şey yok ama çıkarken gümrükçüler arabaları kontrol ediyorlar. Eti Uruguay tarafından aldığımızı ispatlayamazsak el koyuyorlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-bYUU0aY6iAU/TzUejxWV6ZI/AAAAAAAAI5E/45xms0-HIjg/s1600/DSC04523.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://1.bp.blogspot.com/-bYUU0aY6iAU/TzUejxWV6ZI/AAAAAAAAI5E/45xms0-HIjg/s640/DSC04523.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Freeshop'tan İspanyol şampanyası, cava aldık. Burada milletin aldığı şeylere bakıyorum. Pringıls falan alıyorlar. Şimdi koca Uruguay'da patates cipsi kalmadı, buralara kadar geldin, Pringıls alıyorsun. Hayret. Bir tanesi dört tane enerji içeceği alıyordu. hani eletronik falan olsa anlarım. Sınırda yazıda gördüğüm kadarıyla tek 150 doların üstünde mal alınamıyor. Otobüste eleman aldığı bir şeyleri bizim üste bırakmış, gitmiş, gitarı ve kız arkadaşıyla arkaya oturmuş. Uyanık ya. Gümrükçü torbayı karıştırınca, geliverdi. Gümrükçü iyi adammış. Bir daha olmasın dedi. Elemen stresten bembeyaz yüzle, zar zor teşekkür etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-dhvziHjVSEc/TzUeryVhMhI/AAAAAAAAI5M/kCT2kJEXtkQ/s1600/DSC04555.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://3.bp.blogspot.com/-dhvziHjVSEc/TzUeryVhMhI/AAAAAAAAI5M/kCT2kJEXtkQ/s640/DSC04555.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Kıçımın bir tarafı Brezilya'da, bir tarafı Uruguay'da&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;br /&gt;
Akşama fırtına yağmur mangalı yaptık. Kuzuları mideye indirdik. Bu gece Nina'nın kabanyası boş, orada kalıyorum. Nina Kathrin'in mahalleden arkadaşı. Punta del Diablo olayıda burada bitiyor. Yarın Montevideo'ya gidiyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1320344205954142358-3377589588776442151?l=blog.ersoy.biz' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/CPghpFstgpwvrF00FxNIe2ZPYrk/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/CPghpFstgpwvrF00FxNIe2ZPYrk/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/CPghpFstgpwvrF00FxNIe2ZPYrk/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/CPghpFstgpwvrF00FxNIe2ZPYrk/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~4/aJfbky9OnUU" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.ersoy.biz/feeds/3377589588776442151/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://blog.ersoy.biz/2012/02/punta-del-diabloya-donus.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/3377589588776442151?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/3377589588776442151?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~3/aJfbky9OnUU/punta-del-diabloya-donus.html" title="Punta del Diablo'ya dönüş" /><author><name>Ersoy Balcı</name><uri>https://profiles.google.com/103449296262561831543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh3.googleusercontent.com/-df1UUC0h9nM/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAIAY/iw8q2CShl0E/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-JrtzPToKY7M/TzUeU7Q5_eI/AAAAAAAAI4s/JfG08zSWFaI/s72-c/DSC04433.JPG" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Chuy, Uruguay</georss:featurename><georss:point>-33.6833333 -53.45</georss:point><georss:box>-33.7097593 -53.489482 -33.6569073 -53.410518</georss:box><feedburner:origLink>http://blog.ersoy.biz/2012/02/punta-del-diabloya-donus.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D0QFSX89fyp7ImA9WhRbGE4.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1320344205954142358.post-9101883629797217728</id><published>2012-02-08T21:27:00.000+02:00</published><updated>2012-02-10T02:55:18.167+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-10T02:55:18.167+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Uruguay" /><title>Chuy ve Cabo Polonia</title><content type="html">Bugün kabanyayı bırakıyoruz, Kathrin onu on günlüğüne kiraladı. Burada sezon kısa ve insanların asıl gelir kaynaklarından biri, bu kabanya dedikleri ailelik bungalovları özellikle Arjantin ve Brezilya'dan gelen turistlere kiralamak. Şu an yüksek sezon bitmiş durumda, kiralar elli, altmış dolara düşmüş duruda. Yüksek sezonda yüz elli amerikan doları civarında oluyormuş.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Evi temizleyip, kiracılara hazır hale getiriyoruz. Bu arada mutfak lavabosunun gideri su kaçırıyor. On beş dakika yürüyüp nalbura gittim, aradığım boyut yok. Epey bir yürüyüp köyün merkezine indim. Orada da yok. Neyse, nerdeyse bir saat sonra dönebildim. Burada yaşamak için bir araba, en azından bisiklet şart. kabanyalar çok geniş bir araziye dağılmış durumda. Bütün bu arazide yeşillik var ama aslında kumluk. Bildiğimiz plaj kumu, bayağı içerlere kadar giriyor. Aradığım parçayı bulamayınca, silikonla idareten olayı hallettim. Eşyaları Kathrin'in bitişikte inşa halinde bulunan evine taşıdık. İçerde çalışan usta, buranın tipik hippilerinden, konu nerden çıktı bilmiyorum, pozitif ve negatif enerjiler üzerine ilginç yorumlarda bulundu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu işleri halledince, yine on beş dakika yürüme mesafesinde bulunan yeni otobüs terminaline gittik. Terminal dediysem, bir tane kulübe. Otobüsler turistik alana girmesin diye yeni açılmış. Cuma günü için Montevideo biletimi aldım. Sonra ilk gelen otobüsle kırk, elli kilometre mesafedeki Chuy şehrine gittik. Brezilya, Uruguay sınırı şehrin tam ortasından geçiyor. O nedenle şehri ortadan bölen cadde de iki taraf da gidiş-geliş. Bilmeyen birisi, şaşırabilir, ki ben de ilk başta anlamadım. Bu sınırı belirten hiç bir yazı, bayrak bir şey yok. Sadece bir tane taş bankı iki ayrı renge boyamışlar. O kadar. Ha bir de caddenin bu tarafında tabelalar İspanyolca, karşısında Portekizce...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-kQmUa6HCs3M/TzRngTAQxQI/AAAAAAAAI4M/ujVeRlDTtBg/s1600/DSC04343.JPG" id="buyut" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://3.bp.blogspot.com/-kQmUa6HCs3M/TzRngTAQxQI/AAAAAAAAI4M/ujVeRlDTtBg/s640/DSC04343.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Ortanın solu Uruguay, sağı Brezilya&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;br /&gt;
Buraya özellikle Brezilyalılar, Uruguay tarafındaki freeshoplardan alış veriş için geliyorlar. Brezilya tarafında ise genelde tekstil satan yerler var. Chuy'a varınca Brezilya tarafında bir Bauru yiyoruz. Bauru, yumurtalı, jambomlu, peynirli hamburger. Bir tanesi iki kişi doyurur, ki son kalan iki parçayı köpeklere paket yaptırıyoruz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-T-mC8zR8syk/TzRnZqaj97I/AAAAAAAAI4E/XsQAu_hqb2k/s1600/DSC04341.JPG" id="buyut" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://4.bp.blogspot.com/-T-mC8zR8syk/TzRnZqaj97I/AAAAAAAAI4E/XsQAu_hqb2k/s640/DSC04341.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Biraz alış verişten sonra araba kiraladığımız adamla buluşuyoruz. Evet, bir araba kiraladık, biraz kazık oldu, bir günü 150 lira, ama Uruguay'da otomobil ile ilgili her şey pahalı. Üstelik bu kiralama bir acentadan falan değil, tanıdık aracılığıyla. Araç sahibi Mauricio, sorun falan çıkarsa, arabayı bir arkadaşımız verdi dersiniz, biliyorsunuz ben ufak bir işletmeyim diyor. Farları sürekli açık tutun, bu Uruguayda zorunlu, bir de yüzü geçmeyin kimse sizi durdurmaz diye de ekliyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Araba kiralama da hedef, Cabo Polonia'ya gitmek. Önce köye gidip ufak sırt çantalarını alıyoruz, ama ben Kathrin'i tam dinlemediğim için daha başıma gelecekleri bilmiyorum. Cabo Polonia'ya varmadan benzini tamamlıyoruz, litresi üç buçuk lira. Sonra bir yere geliyoruz, arabayı bir parka bırakıyoruz. Bundan sonra kumluk alanmış, ancak milli parkın kamyonları ile gidilebiliyormuş. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu arada yağmur fırtına başlıyor. Üzerimde sadece tişört, sırılsıklam, kamyonun kasasında, yarım saat bir yolculuktan sonra Cabo Polonia'ya varıyoruz. Bu kum tepeleri arasında yolculuk sonu iki tarafı koy bir buruna geliniyor. Hava güzel, deniz sakin olsa muhteşem bir yer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Polonia'da önce kalacak bir yer arıyoruz. En ucuz koğuşlar kırk lira, odalar ise yüz elli'den iki yüz elliye kadar. Oda dedi isem, bunlar otel falan değil. Hepsi, derme çatma kulübeler, ufak kabanyalar. Millet tıkış tıkış kalıyor. Yüz yirmi dolar istenen bir odada kapıyı açıyorsun ve bir yatak, o kadar. Ayakta duracak bir santimetrekare bile yok. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Etrafda herkes hippi, bohem modunda. Gençlerde kirli uzun sakallar, sarkık tişörtler, eşofmanlar, kızlar, her tarafı boncuklar.. İki kişiden birinde bir gitar "akdeniz akşamları" modunda takılıyorlar. Bu arada sağanak yağmur devam ediyor. Ben Hindistandan aldığım ince saronga (pareo) sarılmış titreyerek bu manzarayı tamamlıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir de günlerdir yanımda bu durumlar için taşıdığım feneri, zoom lensi, poları olayı anlamadığım için almadığıma yanıyorum. Gece elektrik yok, bazı yerler kendince çözümler bulmuşlar. Geçen seneye kadar cep de çekmiyormuş.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-8BWAebpdR7A/TzRnm1eWcKI/AAAAAAAAI4c/-fgPHVMAII8/s1600/DSC04375.jpg" id="buyut" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="426" src="http://3.bp.blogspot.com/-8BWAebpdR7A/TzRnm1eWcKI/AAAAAAAAI4c/-fgPHVMAII8/s640/DSC04375.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Her şeyi anladım da bu beş parasız hippi modunda takılan tiplerin bu kadar pahalı geceleme ücretlerini ve yeme içme masraflarını nasıl ödediklerini çözemedim. Demek ki burada moda bu... şekil hippiliği...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-n-G4rYvswdg/TzRnkToMHXI/AAAAAAAAI4U/-18VRYfiOF4/s1600/DSC04365.JPG" id="buyut" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://3.bp.blogspot.com/-n-G4rYvswdg/TzRnkToMHXI/AAAAAAAAI4U/-18VRYfiOF4/s640/DSC04365.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Tam Kathrin'e şu gelen kamyona binip geri dönelim diyecekken, bir de yamaca doğru, kabanyalara bakalım diyoruz. Bir tane ufak bir yerde geceliği yüz liraya bir yatak buluyoruz. Artık yapacak bir şey yok, üstelik kiralayan çocuklar sempatik tipler. Daha sonra birisi ile konuşunca ben de Türküm diyor. Dedeleri İzmir musevisi imiş. Geçen yıllarda eski bir Pejo ile babası falan dünya turuna çıkmışlar. Türkiye'de Fenerbahçeli Lugano, Roberto Carlos ile görüşmüşler, bana fotoğrafları gösteriyor. Türkiye'de haber olmuşlar. Neyse İnternet sayfaları www.uruguayporelmundo.com &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-rIBqkvrabdI/TzRnrrrJmbI/AAAAAAAAI4k/307dkmwJ0Kw/s1600/DSC04403.jpg" id="buyut" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="426" src="http://1.bp.blogspot.com/-rIBqkvrabdI/TzRnrrrJmbI/AAAAAAAAI4k/307dkmwJ0Kw/s640/DSC04403.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Sonra yağmur kesilir gibi oluyor, muhteşem bir güneş batışı, gökkuşağı keyifleri yerine getiriyor. Yolda aldığımız ev yapımı ekmek, peynir ve kırmızı biber salçası ile akşam yemeğini yiyoruz. Elbette bir büyük Patricia birası.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1320344205954142358-9101883629797217728?l=blog.ersoy.biz' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/UCgZdj3E2WqXUc3LgaDOQkdl_Cw/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/UCgZdj3E2WqXUc3LgaDOQkdl_Cw/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/UCgZdj3E2WqXUc3LgaDOQkdl_Cw/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/UCgZdj3E2WqXUc3LgaDOQkdl_Cw/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~4/Grz5-hVOxuY" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.ersoy.biz/feeds/9101883629797217728/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://blog.ersoy.biz/2012/02/chuy-ve-cabo-polonia.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/9101883629797217728?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/9101883629797217728?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~3/Grz5-hVOxuY/chuy-ve-cabo-polonia.html" title="Chuy ve Cabo Polonia" /><author><name>Ersoy Balcı</name><uri>https://profiles.google.com/103449296262561831543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh3.googleusercontent.com/-df1UUC0h9nM/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAIAY/iw8q2CShl0E/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-kQmUa6HCs3M/TzRngTAQxQI/AAAAAAAAI4M/ujVeRlDTtBg/s72-c/DSC04343.JPG" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Camino al Faro, Uruguay</georss:featurename><georss:point>-34.40577662146838 -53.78082275390625</georss:point><georss:box>-34.431981121468375 -53.82030475390625 -34.37957212146838 -53.74134075390625</georss:box><feedburner:origLink>http://blog.ersoy.biz/2012/02/chuy-ve-cabo-polonia.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkAFQns5fyp7ImA9WhRbGE8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1320344205954142358.post-3365259565732281265</id><published>2012-02-07T23:00:00.000+02:00</published><updated>2012-02-10T01:05:13.527+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-10T01:05:13.527+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Uruguay" /><title>Punta del Diablo'da plaj sefası</title><content type="html">Bugün plajda geçti, balıkçıların gelişi falan, fotoğraflar aşağıda&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-Isz1qoI-WtQ/TzRPi75Y7FI/AAAAAAAAI3s/ToTwMbSvY-o/s1600/DSC04309.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://1.bp.blogspot.com/-Isz1qoI-WtQ/TzRPi75Y7FI/AAAAAAAAI3s/ToTwMbSvY-o/s640/DSC04309.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-J_-3ERwkfkI/TzRPWndMjKI/AAAAAAAAI3c/HxIoezpJBpE/s1600/DSC04276.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://1.bp.blogspot.com/-J_-3ERwkfkI/TzRPWndMjKI/AAAAAAAAI3c/HxIoezpJBpE/s640/DSC04276.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-8R2DhDlbDzk/TzRPcyZgi2I/AAAAAAAAI3k/KlXuTx-QJ78/s1600/DSC04283.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://3.bp.blogspot.com/-8R2DhDlbDzk/TzRPcyZgi2I/AAAAAAAAI3k/KlXuTx-QJ78/s640/DSC04283.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-GEb9Dlr_MqY/TzRPp5O8EAI/AAAAAAAAI30/6fa0Ihj--ZU/s1600/DSC04333.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://4.bp.blogspot.com/-GEb9Dlr_MqY/TzRPp5O8EAI/AAAAAAAAI30/6fa0Ihj--ZU/s640/DSC04333.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-8fTtiQ2-Kgc/TzRPvSobi9I/AAAAAAAAI38/T4Zc1r0GRUI/s1600/DSC04338.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://3.bp.blogspot.com/-8fTtiQ2-Kgc/TzRPvSobi9I/AAAAAAAAI38/T4Zc1r0GRUI/s640/DSC04338.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1320344205954142358-3365259565732281265?l=blog.ersoy.biz' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/YnmGQCqO5Rm32cSAIENr6Mw28U4/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/YnmGQCqO5Rm32cSAIENr6Mw28U4/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/YnmGQCqO5Rm32cSAIENr6Mw28U4/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/YnmGQCqO5Rm32cSAIENr6Mw28U4/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~4/TO29AfKVPxs" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.ersoy.biz/feeds/3365259565732281265/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://blog.ersoy.biz/2012/02/bugun-plajda-gecti-balkclarn-gelisi.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/3365259565732281265?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/3365259565732281265?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~3/TO29AfKVPxs/bugun-plajda-gecti-balkclarn-gelisi.html" title="Punta del Diablo'da plaj sefası" /><author><name>Ersoy Balcı</name><uri>https://profiles.google.com/103449296262561831543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh3.googleusercontent.com/-df1UUC0h9nM/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAIAY/iw8q2CShl0E/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/-Isz1qoI-WtQ/TzRPi75Y7FI/AAAAAAAAI3s/ToTwMbSvY-o/s72-c/DSC04309.JPG" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Punta del Diablo, Uruguay</georss:featurename><georss:point>-34.0462413 -53.540175</georss:point><georss:box>-34.0725553 -53.579657 -34.0199273 -53.500693</georss:box><feedburner:origLink>http://blog.ersoy.biz/2012/02/bugun-plajda-gecti-balkclarn-gelisi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CEYCQ3syeCp7ImA9WhRbFk4.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1320344205954142358.post-496377069542884474</id><published>2012-02-06T23:30:00.000+02:00</published><updated>2012-02-07T18:29:22.590+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-07T18:29:22.590+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Uruguay" /><title>Punta Del Diablo, Uruguay</title><content type="html">Üç saat bir uykudan sonra saat dörtde uyandım. Ufak ufak sırt çantamı topladım. Hostelin girişine geçtim. Sevgilisi ile film seyreden resepsiyoncu fırladı, "ya seni uyandıracaktım, unuttum, dedi. Ben zaten beni uyandıracağına güvenmediğim için telefonu ayarlamıştım ama ona da gerek kalmadı. Geç gelen bir elemanın gürültüleri olayı halletti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Önce otobüsle gitmeyi düşündüm ama gündüz aeropark adı verilen şehir içindeki küçük havaalanına giden otobüsün durağını bulamamıştım. Bir de sıcaktan ter falan, gece gece iki kuadra, yani iki parsel gitmeyi gözüm yemedi, elemana bir taksi çağır dedim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Taksi gelene kadar İnternete girdim. Beşiktaş'a iki atmışız, doğum günü hediyesi oldu. Saat farkından dolayı erkenden gelen tebrikleri cevaplandırdım. Türkiyede öğlen, burada daha güneş doğmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Taksi, havaalanına elli pesos, yirmi lira tuttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Check-in sırasında beklediğim sürprizle karşılaştım. Bagaj için 32 dolar aldılar. Bileti İnternetten alırken, ekstra iki seçenek vardı. Bagaj için olanı fazlası mı, kendisi mi karar veremedim ve seçmedim, yoksa 20 dolar verecektim. Bir de nedense 5 dolar verip öncelikli yolcuyu seçtim ki hiç bir faydası yok.  Uçakta zaten on beş kişi var. Boşuna para verdim. Bu bagaj olayını bir kere daha yapmış ayrıca ödemiştik. Ama iyi hatırlamamanın cezası, 17 dolar oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Punta del Este'ye uçuş yarım saat sürdü, Uruguay ile Arjantin arasında şu an bir saat fark var. Bu farklar yaz saatini herkes değişik uyguladığı için başka zamanda başka olabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-58paRxdeA9s/TzFPWhXRlFI/AAAAAAAAI3E/b2gqo5LMMbc/s1600/DSC04200.JPG" id="buyut" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://3.bp.blogspot.com/-58paRxdeA9s/TzFPWhXRlFI/AAAAAAAAI3E/b2gqo5LMMbc/s640/DSC04200.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Havaalanında ilk iş para bozdurdum, burada iyi geçirdiler, hem düşük bozdular hem de elli uruguay pesosu işlem ücreti aldılar, bir dolar 16'ya geldi. Şu an terminalde baktım, normali yirmi liraya geliyor. Yüz dolarda nerdeyse otuz lira.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Uruguay parasından bir sıfır atınca yaklaşık bizim para oluyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Punta del Este tipik tatil beldesi, ufak havaalanından Got otobüs şirketinin şehir merkezine servisleri var. Minibuslerle yapılan bu servis on lira, taksiler ise yetmiş lira.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Otobüs dedikleri ama minibüs olan servisin sempatik şöförü, terminale bırakır mısın? soruma ne demek diye yanıt verdi. Hatta daha uzak bir yere gitmek isteyen Almanlara, dört dolar daha verin götüreyim dedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Terminalde Punta del Diablo bileti yirmi lira kadar. Saat 11'de kalkıyor, yol iki buçuk saat kadar sürüyor. Otobüslerde Internet var, beklerken gelen gidenden bağlandım. Şimdi içinde bulunduğum otobüste de açık hi-fi var, ama çalışmıyor&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-wjTisdNyckM/TzFPb0zIT9I/AAAAAAAAI3M/AyCy6F0Kvvk/s1600/DSC04233.JPG" id="buyut" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://2.bp.blogspot.com/-wjTisdNyckM/TzFPb0zIT9I/AAAAAAAAI3M/AyCy6F0Kvvk/s640/DSC04233.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Punta del Este, havadan ve yerden gördüğüm kadarıyla yeşili bol, deniz vs. Güzel bir yer. Tek problem yaz mevsimi kısa sürüyor. Sezonu iki ay kadar. Minibüs şoförü burada herkes turizmden yaşıyor, iki ay çalışıyor, yılın kalanını elleri koynunda bekliyor, diyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Punta del Diablo’da beni Asuncion’da tanıştığım Kathrin karşıladı. Burada Cabaña dedikleri, bungalow tarzı evleri kiralıyor. Bunlar aile için ve bu hafta kiracısı yok. Akşama doğru denize gidiyoruz. Ellinci doğum günümde Atlantik Okyanusunda yüzmek de nasip oluyor. Burası Okyanus kıyısı olduğu için deniz soğuk ve dalgalı, insanlar daha çok sörf yapıyorlar. Ama soğuğu çok sert değil, gayet keyifli. Yazlık kabanyalar geniş bie alana yayılmış durumda, denize varmak için bayağı yürümek lazım. Daha köyün içine gitmediğimden orası nasıl bilemiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-DI_bWYfEbk0/TzFPgrqqiJI/AAAAAAAAI3U/GZAeWyvo7Lc/s1600/DSC04261.JPG" id="buyut" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://1.bp.blogspot.com/-DI_bWYfEbk0/TzFPgrqqiJI/AAAAAAAAI3U/GZAeWyvo7Lc/s640/DSC04261.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Sonra akşam balık, şarap ile dolunay eşliğinde doğum günü yemeği yiyoruz. Bilgi olsun. Şaraplar, yirmi liradan başlıyor. Ortalamsı kırk lira, fiyat duruma yüze doğru gidiyor. Salata yine yirmi lira civarında. Ana yemek otuz  ila elli lira arası. Bir futbolcunun peşine takılıp buralara gelen, sonra da terk edilen İspanyol garson kız, şarap içtiğimiz için Arjantin’den getirdiğim ufak şampanyayı açmamıza izin veriyor. Bu iki aylık gezinin bir günü daha bitiyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1320344205954142358-496377069542884474?l=blog.ersoy.biz' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/xTx2PYxEd-4I0LFeUaGlzkQf-VY/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/xTx2PYxEd-4I0LFeUaGlzkQf-VY/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/xTx2PYxEd-4I0LFeUaGlzkQf-VY/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/xTx2PYxEd-4I0LFeUaGlzkQf-VY/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~4/lPWbvvLq1v8" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.ersoy.biz/feeds/496377069542884474/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://blog.ersoy.biz/2012/02/punta-del-diablo-uruguay.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/496377069542884474?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/496377069542884474?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~3/lPWbvvLq1v8/punta-del-diablo-uruguay.html" title="Punta Del Diablo, Uruguay" /><author><name>Ersoy Balcı</name><uri>https://profiles.google.com/103449296262561831543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh3.googleusercontent.com/-df1UUC0h9nM/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAIAY/iw8q2CShl0E/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-58paRxdeA9s/TzFPWhXRlFI/AAAAAAAAI3E/b2gqo5LMMbc/s72-c/DSC04200.JPG" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Punta del Diablo, Uruguay</georss:featurename><georss:point>-34.0462413 -53.540175</georss:point><georss:box>-34.047885799999996 -53.5426425 -34.0445968 -53.537707499999996</georss:box><feedburner:origLink>http://blog.ersoy.biz/2012/02/punta-del-diablo-uruguay.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DEYHQnw5fCp7ImA9WhRbGE8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1320344205954142358.post-5748949291890935421</id><published>2012-02-05T23:00:00.000+02:00</published><updated>2012-02-10T00:22:13.224+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-10T00:22:13.224+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Arjantin" /><title>Buenos Aires, San Telmo</title><content type="html">Öğlene kadar hostelde oyalandıktan sonra San Telmo pazarına gittim, ya da, geldim diyeyim, şu an orada, geçen gün bizim Türklere rastladığım Dorrego alanındayim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-nMm_0B8YjbM/TzFJSpoOz5I/AAAAAAAAI2s/sejT9ejsiA0/s1600/DSC04164.JPG" id="buyut" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://4.bp.blogspot.com/-nMm_0B8YjbM/TzFJSpoOz5I/AAAAAAAAI2s/sejT9ejsiA0/s640/DSC04164.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Plaza Mayo'yu bu alana bağlayan Defensa caddesine her pazar günü Ortaköy meydanında bulunan pazarın bir benzeri kuruluyor. Caddenin uzunluğu bir buçuk kilometre kadar, yani İstiklal caddesi ile aynı. Pazar akşam dokuza kadar sürüyormuş, ama meydandaki tezgahları şu an saat beş buçuk, ve yavaş yavaş toplamaya başladılar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-_rdbMWvD7No/TzFJZCTGJQI/AAAAAAAAI20/3TYLi4HpEpg/s1600/DSC04173.JPG" id="buyut" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://2.bp.blogspot.com/-_rdbMWvD7No/TzFJZCTGJQI/AAAAAAAAI20/3TYLi4HpEpg/s640/DSC04173.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Akşam Türkiye'de tür yaptığım gruptan insanlarla buluştum. Güzel bir akşam yemeği daveti oldu. Ertesi gün doğum günüm olduğunu söyleyince, restoran yemek sonu birer kadeh şampanya ikram etti. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-3YCliMFDfNs/TzFJgMjwSgI/AAAAAAAAI28/9Jbn4qeCZ88/s1600/DSC04187.JPG" id="buyut" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://3.bp.blogspot.com/-3YCliMFDfNs/TzFJgMjwSgI/AAAAAAAAI28/9Jbn4qeCZ88/s640/DSC04187.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;
Sonra gece otobüsle hostele döndüm. Burada otobüsler yirmi dört saat çalışıyor. Dün bahsettiğim Şilili kız gecenin dördünde hostele belediye otobüsü ile gelmiş. Sokaklarda geç saatlere kadar insanlar dolaşıyor. Buenos Aires'de suç oranı arttı, artık tehlikeli falan deniyor, ama o kadar da değil. Gideceğini yeri biliyorsan problem yok. Bunu bir daha yazıyorum, çünkü forumlarda falan bu konu fazlasıyla konuşuluyor.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1320344205954142358-5748949291890935421?l=blog.ersoy.biz' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/jmyq1-IsQe1xgx4RgCPZoIwlPIA/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/jmyq1-IsQe1xgx4RgCPZoIwlPIA/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/jmyq1-IsQe1xgx4RgCPZoIwlPIA/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/jmyq1-IsQe1xgx4RgCPZoIwlPIA/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~4/caW096Ly_5U" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.ersoy.biz/feeds/5748949291890935421/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://blog.ersoy.biz/2012/02/buenos-aires-san-telmo.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/5748949291890935421?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/5748949291890935421?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~3/caW096Ly_5U/buenos-aires-san-telmo.html" title="Buenos Aires, San Telmo" /><author><name>Ersoy Balcı</name><uri>https://profiles.google.com/103449296262561831543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh3.googleusercontent.com/-df1UUC0h9nM/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAIAY/iw8q2CShl0E/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-nMm_0B8YjbM/TzFJSpoOz5I/AAAAAAAAI2s/sejT9ejsiA0/s72-c/DSC04164.JPG" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Plaza Dorrego - Buenos Aires, Ciudad Autónoma de Buenos Aires, Arjantin</georss:featurename><georss:point>-34.6205654 -58.3717793</georss:point><georss:box>-34.633632399999996 -58.3915203 -34.6074984 -58.3520383</georss:box><feedburner:origLink>http://blog.ersoy.biz/2012/02/buenos-aires-san-telmo.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;A0EAQ3w7eSp7ImA9WhRbFk8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1320344205954142358.post-802348664194859895</id><published>2012-02-04T17:10:00.000+02:00</published><updated>2012-02-07T17:47:22.201+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-07T17:47:22.201+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Arjantin" /><title>Buenos Aires, asado</title><content type="html">&lt;div&gt;Bugün arkadaşlarımın daveti üzerine epey şehir dışında bulunan evlerine, tipik bir Arjantin asadosu için gittim. Asado, bildiğimiz mangal. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Burzaco diye bir mahallede oturan arkadaşlarımın evine ulaşabilmek için metro-banliyö treni kombinasyonunu kullandım. &lt;br /&gt;
Tren gişelerinde "pago exacto" yazıyor. Bilet almak için parayı bozdurup tam vermek lazım. Dönüşte bozuk param yoktu, Canan peronda görevliye bozuk parası yok dedi. O da tamam, geç dedi. Yani tren bedavaya geldi. Gerçi ücreti 1.35 pesos, 50 kuruş. Zaten gişe kapalıydı, para veren kimseyi görmedim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-vKdeSt5u5Wg/TzFHQgu6N6I/AAAAAAAAI2c/R5jDkSPRhGw/s1600/DSC04151.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://4.bp.blogspot.com/-vKdeSt5u5Wg/TzFHQgu6N6I/AAAAAAAAI2c/R5jDkSPRhGw/s640/DSC04151.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Banliyö trenleri bayağı eski, bugün havada korkunç, nemli bir sıcak var. Trende en çok işi bira-su satıcıları yapıyor. Biz de alkollü içki diye kahvelerde bile satılmayan bira burada sudan ucuz ve işte böyle banliyö treninde satılıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sonra metro aşaması da bayağı sauna modunda geçti. Metro burada yüz sene önce yapıldığından trenler peronlar çok eski. Camlar açık olmasına rağmen sıcak dayanılmaz. Metro bir lira olmuş ya, vagonlara "para vermeyin, üzerinden atlayın" yazıları yapıştırmışlar. İsyankâr milletin hali bir başka oluyor, bizde olsa polis copu kafaya indirip, gazı da dayar, öyle isyana falan mahal bırakmaz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Akşam hostelde kahvaltıda tanıştığımız Şilili bir kızla yakında bulunan Plaza Cortazar'a gittik. (Serrano da deniyor). Ambiyans müthiş. Tam vardığımız da mahallenin dans ve müzik grubu geldi. Hepsi yaldızlı, işlemeli elbiseler yaptırmışlar. Bir tanesinde Che işlenmişti. Gecenin o nemli, boğucu sıcağında üç yaşından yetmiş yaşına kadar olan topluluk, hopladılar, zıpladılar. Fotoğraf makinesini götürmediğime pişman oldum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şilili kız, sürekli bizde kızlar asla böyle giyinmez, dedi durdu. Gözü sürekli mini şortlar, etekler, dışarı taşmış göğüslerde idi. Şili'nin daha tutucu olduğunu buralarda herkes söylüyor. Bu arada evi couch surfing'de kayıtlı imiş. Öyleyse Santiago'da sende kalayım dedim. Olur dedi. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gece on ikide, dışarıdaki sıcağa dayanamayıp bira içmek için klimalı bir yere girdik. Daha yemek servisi yapıyoruz, dediler. Hafta sonu diye onda başlayan akşam yemeği on ikiye kadar sarkıyor. Burada insanlar sabaha doğru, gece saat iki, üçten sonra bar, klüp için çıkıyorlar. Şilili kız bizde saat dokuzda çıkılır dedi. Zaten çay içmeleri, mazbutlukları falan anladığım kadarıyla bu Şili ahvali bize daha fazlası ile benziyor. Gidince göreceğiz.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1320344205954142358-802348664194859895?l=blog.ersoy.biz' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/KLjJFboMlhOZJNoAMKZAt6B2X8s/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/KLjJFboMlhOZJNoAMKZAt6B2X8s/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/KLjJFboMlhOZJNoAMKZAt6B2X8s/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/KLjJFboMlhOZJNoAMKZAt6B2X8s/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~4/3svqzDGKk10" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.ersoy.biz/feeds/802348664194859895/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://blog.ersoy.biz/2012/02/buenos-aires-asado.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/802348664194859895?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/802348664194859895?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~3/3svqzDGKk10/buenos-aires-asado.html" title="Buenos Aires, asado" /><author><name>Ersoy Balcı</name><uri>https://profiles.google.com/103449296262561831543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh3.googleusercontent.com/-df1UUC0h9nM/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAIAY/iw8q2CShl0E/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-vKdeSt5u5Wg/TzFHQgu6N6I/AAAAAAAAI2c/R5jDkSPRhGw/s72-c/DSC04151.JPG" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>El Salvador, Buenos Aires, Ciudad Autónoma de Buenos Aires, Arjantin</georss:featurename><georss:point>-34.5873909 -58.4301224</georss:point><georss:box>-34.6004634 -58.449863400000005 -34.5743184 -58.4103814</georss:box><feedburner:origLink>http://blog.ersoy.biz/2012/02/buenos-aires-asado.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;A0QNR3oyfCp7ImA9WhRbFk8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1320344205954142358.post-6401099484190989582</id><published>2012-02-03T23:22:00.000+02:00</published><updated>2012-02-07T17:43:16.494+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-07T17:43:16.494+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Arjantin" /><title>Buenos Aires, Boca stadyumunda</title><content type="html">&lt;div&gt;Bugün turistik gezilerime Plaza İtalya'dan 152 nolu otobüsle El Caminito'ya giderek başladım. Burada her hat başka bir şirket tarafından işletiliyor. Şoföre gideceğin yeri söylüyorsun, o girişi yapıyor. Arkasında bulunan makine, attığın bozuklukların üstünü ve bileti veriyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-4CajgxTZKfw/TzFFa-oEN8I/AAAAAAAAI18/_TyKstvkpV8/s1600/DSC03934.jpg" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="426" src="http://3.bp.blogspot.com/-4CajgxTZKfw/TzFFa-oEN8I/AAAAAAAAI18/_TyKstvkpV8/s640/DSC03934.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Boca mahallesi renkli evleri ve futbol takımı ile meşhur. Bir de, özellikle Maradona balmumu heykelleri ile. Artık tamamen turistik bir yer olmuş ve turistler için güvenlik sağlanmış, tabiki her yerde değil, turistik mağazaların olduğu sınırın dışına çıkılırsa soyulmak an meselesi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-XrgGZv3Yx0g/TzFFgtxNlYI/AAAAAAAAI2E/AAQQUjfNRd4/s1600/DSC03975.jpg" imageanchor="1" id="buyut"  style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="426" src="http://2.bp.blogspot.com/-XrgGZv3Yx0g/TzFFgtxNlYI/AAAAAAAAI2E/AAQQUjfNRd4/s640/DSC03975.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Sonra stada gittim. Dün, Rolando'nun dediği gibi Iberlucea caddesinden. İki köşe geçince karşıma sarı-lacivert boyanmış bir bina çıktı, ben "yahu otoparkı bile takım renklerine boyamışlar" derken, onun stad olduğunu fark ettim. Statda müze ve sahayı rehberli gezmek 50 pesos. Rehbersiz 5 pesos daha ucuz, o nedenle ilk seçeneği seçtim. Rehber hangi ülkelerden olduğumuzu, takımımızı sordu, Türkiye ve Fenerbahçe deyince, benden forma istedi. Ben de yanımda olsa verirdim, dedim. Boca'nin renkleri altın yaldız ve mavi ama son yıllarda epey sarı-lacivert kullanmaya başlamışlar. Mesela stat boyası gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daha sonra stada yakın, içinde turist olmayan bir yerde tavuk yedim. Boca taraftarları ezeli rakipleri River'i tavuk olarak çağırıyorlar. Restoranda bu konuda bir sürü afiş vs. vardı. Bir de Riverlilere, "oğlum, ben senin babanım" diye hitap ediyorlar. Bu bana çok çocukça geldi, malum biz "kocanım" diyoruz. Ama Boca Cuhuriyeti, Fenerbahçe Cumhuriyeti ile aynı..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-IfvLCuAMcyc/TzFFmecLYdI/AAAAAAAAI2M/7JESX2fzMUA/s1600/DSC04024.jpg" imageanchor="1" id="buyut" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="426" src="http://3.bp.blogspot.com/-IfvLCuAMcyc/TzFFmecLYdI/AAAAAAAAI2M/7JESX2fzMUA/s640/DSC04024.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Sonra otobüsle, burada "collectivo" deniyor, Plaza de Mayo'ya gideyim, yapacak bir şeyler bulurum dedim. Yolda güzel bir meydandan geçince hemen otobüsten indim. Oradaki çöpçüye burası neresi diye sordum. Dün ucuna kadar gelip göremediğim San Telmo'nun meşhur Dorrego alanıymış.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ortadaki yerlerden birine oturdum, bir bira söyledim. Biraz sonra elinde Nikon D90 kamerası ve objektifleri ile bir hatun geldi. Ben de fotoğraf bahane, muhabbet şahane düsturu ile hatuna gidip, siz profesyonel bir fotoğrafçıya benziyorsunuz, şu meydanda güzel bir fotoğrafımı çeker misiniz, dedim. Böylece Fabienne ile tanıştık. Fransızmış, ama iki aydır burada yaşıyormuş, dünyayı bayağı bir gezmiş vs. derken üç saat muhabbet ettik. O sırada meydanda dans eden tangocu kız para isterken ona burada danseden bir Türk kız varmış dedim. Aşağıyı gösterdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Geçen hafta buradan geçen Varuna Gezgincilerin sayfasında okumuştum. Fabienne ile vedalaşınca oraya yöneldim. Ayşe'ye daha ben sormadan o niyetimi anladı ve "merhaba" dedi. Sonra arka masayı gösterdi. Canberk ve sevgilisi Türk olan Arjantinli kızın yanına oturdum. Dans bitince Ayşe'de geldi. Onunla turistlerin çektirdiği Tango fotoğrafını çektirdim. Oradan burdan konuşurken saat on olmuş, otobüsle hostele döndüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-ShBuW6o5AXs/TzFFt_bQ-VI/AAAAAAAAI2U/Le1lnXMHOc8/s1600/DSC04143.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://3.bp.blogspot.com/-ShBuW6o5AXs/TzFFt_bQ-VI/AAAAAAAAI2U/Le1lnXMHOc8/s640/DSC04143.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Bu da bu günün hikayesi, Buenos Aires hoş bir şehir, insana burada yaşanır hissi veriyor. Biraz Madrid'e benzettim, ki onlar da öyle söylüyorlarmış. Buraya gelmeden önce güvenlik problemi vs. üzerine epey konuşulmuştu, ama sokaklarda kesinlikle Brezilya gibi bir korku psikolojisi yok. Gayet rahat bir şehir, sadece biraz tanımak gerekiyor. İstanbul da güvenli ama bu beş bin liralık kamera ile gece Tarlabaşının arka sokaklarına girmeyi gerektirmiyor.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1320344205954142358-6401099484190989582?l=blog.ersoy.biz' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/4-bEmI7P2oCPSRq4wINA5eMPhUE/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/4-bEmI7P2oCPSRq4wINA5eMPhUE/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/4-bEmI7P2oCPSRq4wINA5eMPhUE/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/4-bEmI7P2oCPSRq4wINA5eMPhUE/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~4/QfmwO1EGtQk" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.ersoy.biz/feeds/6401099484190989582/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://blog.ersoy.biz/2012/02/buenos-aires-boca-stadyumunda.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/6401099484190989582?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/6401099484190989582?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~3/QfmwO1EGtQk/buenos-aires-boca-stadyumunda.html" title="Buenos Aires, Boca stadyumunda" /><author><name>Ersoy Balcı</name><uri>https://profiles.google.com/103449296262561831543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh3.googleusercontent.com/-df1UUC0h9nM/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAIAY/iw8q2CShl0E/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-4CajgxTZKfw/TzFFa-oEN8I/AAAAAAAAI18/_TyKstvkpV8/s72-c/DSC03934.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Plaza Dorrego - Buenos Aires, Capital Federal, Arjantin</georss:featurename><georss:point>-34.6205654 -58.3717793</georss:point><georss:box>-34.633632399999996 -58.3915203 -34.6074984 -58.3520383</georss:box><feedburner:origLink>http://blog.ersoy.biz/2012/02/buenos-aires-boca-stadyumunda.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkANSHo8eip7ImA9WhRbFk8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1320344205954142358.post-8751151519259447245</id><published>2012-02-02T23:25:00.000+02:00</published><updated>2012-02-07T17:33:19.472+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-07T17:33:19.472+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Arjantin" /><title>Buenos Aires, üçüncü gün</title><content type="html">&lt;div&gt;Akşam oldu, yine yağmur başladı. Gerçi dün geceki kadar değil, öyle on yılda bir yağıyormuş. Dün metroyu su bastı, caddeler göl oldu. Neyseki iki gündür yağmur hostele dönmemle başlıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-73-ERG8ChKM/TzFB9it38UI/AAAAAAAAI1M/XnSH1c8hTYg/s1600/DSC03678.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://4.bp.blogspot.com/-73-ERG8ChKM/TzFB9it38UI/AAAAAAAAI1M/XnSH1c8hTYg/s640/DSC03678.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Gün ise güneşli, nemli bir sıcak ama İstanbul'u düşününce gayet güzel. Sabah güne metro ile Plaza de Mayo'ya giderek başladım. Metro, ya da buradaki adıyla Subte girişinde bilet almak istedim, görevli bilet yok, geç dedi. Akşam Rolando'dan öğrendim, bazı istasyonlarda görevliler şehir yönetimini protesto için milleti bedava geçiriyorlarmış. Buenos Aires ulaşımını vs. daha önce merkezi hükümet yönetiyormuş. Hükümet kanuni süre dolunca seçimle gelen şehir valisine yönetimi al demiş. Anakent belediyesine yani. Vali de emri-vaki ile Subteyi teslim alınca bizim paramızla 60 kuruş olan bilet fiyatını bir lira yapmış. Televizyonda sabah akşam bu ve buna bağlı Subte kart meselesi konuşuluyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Meydana gelince millete sorarak San Telmo bölgesine yöneldim, arada bir kaç kilise fotoğrafladım. İlk izlenimim Buenos Aires gerçek bir metropol, canlı, bir ritmi var. Sao Paulo ile karşılaştırırsam, çok farklı. Sao Paulo çok uyuz bir yer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-W6kxGDUMuoQ/TzFCKBydKSI/AAAAAAAAI1c/uire843dhtU/s1600/DSC03692.JPG" imageanchor="1" id="buyut"style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://1.bp.blogspot.com/-W6kxGDUMuoQ/TzFCKBydKSI/AAAAAAAAI1c/uire843dhtU/s640/DSC03692.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
San Telmo'da meydana varmadan bir pazar yerine girdim. Bir lokantada döner vardı. Bunun adı "kuzu etinden yapılma döner kebap" yazmışlar. Burada sokaklarda bir sürü hediyelik eşya, dizayn ürünlerin olduğu mağazalar var. Madem buraya kadar geldim, şu Paraguay'dan aldığım Casio saatin pilini değiştireyim dedim. Gece ışığı hiç aydınlatmıyor. Sora sora pil satılan dükkanı buldum, yaşlı bir teyze. Bu saatin pili biraz zor, kocam yapıyor, o da yok dedi. Önemli değil siz pili ve tornavidayı verin, ben yaparım dedim. Gerçekten dediği gibi biraz zormuş ama yeni pili taktım. Kadın da aslında yirmi ama işi sen yaptın on beş pesos (altı lira) ver dedi. Paraguay'dan saati on iki liraya almıştım. Aynı saati onlar da satıyordu, fiyatı nerdeyse elli lira idi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-1pUIUS2rQ4g/TzFCOq2fiiI/AAAAAAAAI1k/E9VSdJWuKsc/s1600/DSC03697.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://4.bp.blogspot.com/-1pUIUS2rQ4g/TzFCOq2fiiI/AAAAAAAAI1k/E9VSdJWuKsc/s640/DSC03697.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Sonra hemen bu dükkanın karşısında ufak bir restoran gördüm, baktım içerde sadece mahalleli var. Oturdum, biftek, on dört lira, bira da altı, fotoğraf aşağıda. Et çok iyi idi, yakın olsa her gün giderim. Ben ki iki sene vejetaryen olarak et yemedim, ondan beri de çok az yiyorum ama böyle giderse ya kolestrolden gideceğim, ya da gut hastası olacağım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-wET7sErt4NA/TzFCUwwtCFI/AAAAAAAAI1s/mufbo6KRANM/s1600/DSC03790.jpg" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="426" src="http://2.bp.blogspot.com/-wET7sErt4NA/TzFCUwwtCFI/AAAAAAAAI1s/mufbo6KRANM/s640/DSC03790.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Baktım, vakit epey geçmiş, meşhur perşembe analarını görmek için meydana geri döndüm. Bir minibüsle analar geldi. Millet Fakland adaları için hükümeti protesta etti. Analar, kaybolan çocukları bırakmış, bir takım gruplar tarafından kullanılır hale gelmiş. Tam gösteri böyle giderken, yan tarafta başka bir grup "iş istiyoruz" diyerek yolu kesti. Polis geldi, nazikçe bir şeriti açtı. Adamlar ben gidene kadar yolu kesik tuttular. Ne biber gazı, ne de cop. Demek ki böyle de oluyormuş. Bu dediğim Taksim'de yolu kesmek gibi bir şey.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-aDyKXY36_wo/TzFCb6kbhGI/AAAAAAAAI10/aVi8ODHWegc/s1600/DSC03851.jpg" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="426" src="http://2.bp.blogspot.com/-aDyKXY36_wo/TzFCb6kbhGI/AAAAAAAAI10/aVi8ODHWegc/s640/DSC03851.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Sonra, İnternetten tanıştığım Rolando ile buluşmaya gittim. Rolando, yıllar önce Bizans Tarihi hakkında bir sayfa yaptı. Sonunda kitabını da yazdı. Ben de sayfaya Türklerin tarihini yazarak katkıda bulunmuştum. Biralar eşliğinde güzel.bir sohbet ettik. Meğer Rolando'nun iki de romanı varmış. Birini imzalayarak hediye etti. Sonra metro ile hostele döndüm, yağmur başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Buenos Aires metrosu oldukça eski, ama bu biraz boya yapmalarına engel değil. Gördüğüm kadarıyla belediye hiç çalışmıyor. O trafik lambaları Afrika ülkelerinde bile kalmadı. Kaldırımlar dökülüyor. Bir de adamı çoğunlukla bir daha seçmişler. Tamam bizimkiler her yere inşaat yaparak işi abartıyorlar ama bunlarınki de hiç bir şey yapmıyor.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1320344205954142358-8751151519259447245?l=blog.ersoy.biz' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/I_dUbdKVAjGEJJlXaLuL9spLikM/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/I_dUbdKVAjGEJJlXaLuL9spLikM/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/I_dUbdKVAjGEJJlXaLuL9spLikM/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/I_dUbdKVAjGEJJlXaLuL9spLikM/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~4/myVK1PHRhDU" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.ersoy.biz/feeds/8751151519259447245/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://blog.ersoy.biz/2012/02/buenos-aires-ucuncu-gun.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/8751151519259447245?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/8751151519259447245?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~3/myVK1PHRhDU/buenos-aires-ucuncu-gun.html" title="Buenos Aires, üçüncü gün" /><author><name>Ersoy Balcı</name><uri>https://profiles.google.com/103449296262561831543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh3.googleusercontent.com/-df1UUC0h9nM/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAIAY/iw8q2CShl0E/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-73-ERG8ChKM/TzFB9it38UI/AAAAAAAAI1M/XnSH1c8hTYg/s72-c/DSC03678.JPG" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Av De Mayo, Buenos Aires, Ciudad Autónoma de Buenos Aires, Arjantin</georss:featurename><georss:point>-34.6090012 -58.3806915</georss:point><georss:box>-34.6155357 -58.390561999999996 -34.6024667 -58.370821</georss:box><feedburner:origLink>http://blog.ersoy.biz/2012/02/buenos-aires-ucuncu-gun.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DEMFRH07fip7ImA9WhRbFk8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1320344205954142358.post-7363446472069892748</id><published>2012-02-01T23:52:00.000+02:00</published><updated>2012-02-07T16:53:35.306+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-07T16:53:35.306+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Arjantin" /><title>Buenos Aires, turistik gezi</title><content type="html">&lt;div&gt;
Sabah kahvaltıdan sonra Buenos Aires'i keşfe çıkmak için hazırlandım. Baston diye bir çocuk geldi, bedava şehir hakkında bilgi veriyorlarmış, sonra cüzi bir fiyata tur yapıyorlarmış. Ama Canan çarşamba günü müzeler bedava dediği için onlara takılmadım. Aslında sosyalleşme için iyi olurdu, kahvaltıda muhabbet ettiğim Hollandalı kız onlarla gitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-2Rjw63PVJMY/TzE5mx5q0zI/AAAAAAAAI0k/JJlD1MzMUAs/s1600/DSC03552.JPG" id="buyut" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://2.bp.blogspot.com/-2Rjw63PVJMY/TzE5mx5q0zI/AAAAAAAAI0k/JJlD1MzMUAs/s640/DSC03552.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Ilk olarak MALBA denilen Latin Amerika Güzel Sanatlar Müzesine gittim, yürüyerek. Müze, Recoleta denilen bir bölgede, hostelden bayağı uzak sayılır. Yolda fotoğraf falan çektim. Geniş bulvarlar, yeşil parklar, sıcağa rağmen güzel bir yürüyüş oldu. Burası Palermo'dan daha modern gözüküyor. Müzeye varınca açılmasına bir saat daha oldugunu görüp, oha dedim. Saat on bir, müze saat on iki de açılıyor. Bizde Topkapı Sarayını on iki de açsan, tüm turizmciler isyan eder. Kapanış ise akşam dokuz. Adamlar gece on iki de yemeğe gidince, öğlene kadar iptal oluyorlar haliyle. Bir saat var bekliyeyim dedim, bu sırada gölgede oturup cep telefonunda blogu yazdım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-aYGaI58kskA/TzE5snggS6I/AAAAAAAAI0s/2V0SfLSkaNU/s1600/DSC03554.JPG" id="buyut" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://1.bp.blogspot.com/-aYGaI58kskA/TzE5snggS6I/AAAAAAAAI0s/2V0SfLSkaNU/s640/DSC03554.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Müze açılınca bedava olmadığını gördüm. 25 pesos yazıyordu, ama 12 pesos istediler. Ben de karşı atak olarak rehber kokartımı gösterdim. İndirim var mı? diye şansımı denedim. Kız, karta baktı, elbette dedi, bedava bileti verdi. Sao Paulo'daki müzenin uyuz gişecisi yarım göz atıp sertçe hayır demişti. Adamı hayırla aldım, sülalesi hakkında içimden yorumlarda bulundum. Müzeleri de bir şeye benzese, gelsinler burayı görsünler. Buranın en ön önemli eseri Frida Kahlo'nun oto-portresi&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Müzeden çıkınca Alcorta caddesi boyunca yürüyüşe devam ettim. Sonradan fark ettim, Lonely Planet aşağı yukarı yürümek için bu rotayı önermiş.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Birleşmiş Milletler meydanında bulunan dev demirden çiçek heykelinin fotoğrafını çektim. Hukuk fakültesi de orada, Dor mimarisi, büyük sütunlar. Yolun karşısında Güzel Sanatlar müzesi var. Giriş arka caddeden ve bedava. Fotoğraf yasak. Sırt çantası bedava emanete veriliyor, önceki müzede koridorlarda izin vermişlerdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ziyarete başladım, ilk bilgi panosunda "Constantinopla'nın Türkler tarafından 1473'de alınması üzerine..." yazıyor. Danışmaya gittim, bu yanlış yazılmış dedim. Eleman bir defter çıkardı, buraya yaz, yukarda okurlar dedi. Haber verecek başka bir yol yok mu? diye sordum. Mektup yazabilirsiniz, dedi. Nasıl dedim, bildiğimiz mektup mu?, e-mail'iniz falan yok mu?. Yok dedi, Internetten yazarsan kimse ilgilenmez dedi. İyi dedim, ver deftere bari yazayım. Sonra bir başka kronolojik panoda tarihi doğru yazmışlardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-pC-WfMQVpZs/TzE5whKXnfI/AAAAAAAAI00/BigLwOTtgd8/s1600/DSC03587.JPG" id="buyut" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://3.bp.blogspot.com/-pC-WfMQVpZs/TzE5whKXnfI/AAAAAAAAI00/BigLwOTtgd8/s640/DSC03587.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Bu müze bayağı zengin, Degas, Monet, Rubens, Greco, Rodin aklımda kalanlar.&lt;br /&gt;
Müzeden çıkınca parkın geçince köşede bir hamburger yedim, hem kötü hem de pahalı idi. Ufak biraya altı lira aldılar. Meğer biraz yürüseymişim bir sürü alternatif varmış.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sonra meşhur Recoleta mezarlığını ziyaret ettim. Her bir mezar küçük bir ev gibi ve heykeller ile süslenmiş.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-iyEU_HqHRNY/TzE50UYW6NI/AAAAAAAAI08/WZZT-a0xYBk/s1600/DSC03612.JPG" id="buyut" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://2.bp.blogspot.com/-iyEU_HqHRNY/TzE50UYW6NI/AAAAAAAAI08/WZZT-a0xYBk/s640/DSC03612.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Mezarlıktan sonra arka tarafta bulunan bir AVM'ye girdim. Arjantin, Boca resmi formaları 150 lira civarında idi. Sonra Telmo mahallesine gidecektim, son anda vaz geçip hostele döndüm, iyi ki dönmüşüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-gGVpTw73iLM/TzE55AztJ9I/AAAAAAAAI1E/9vLUDOXdnMY/s1600/DSC03649.JPG" id="buyut" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://2.bp.blogspot.com/-gGVpTw73iLM/TzE55AztJ9I/AAAAAAAAI1E/9vLUDOXdnMY/s640/DSC03649.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Bir yağmur başladı, sular seller gidiyor. Bu arada bir gürültü koptu, hostelin bir bölümünün çatısı çöktü. Resepsiyonu su bastı. Elektrik gitti. Neyse benim koğuşta bir şey yok. Böyle gece dokuzu yaptık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gece acıktım, karşıdaki büfeden bisküvi alırken, adama burada ucuz bir yer var mı? diye sordum. O da yüzünde acıma hissi ile, hemen ilerde bir parilla, yani mangal var dedi. Sağanak yağmurda, arabaların saçtığı sularla sırılsıklam parillaya girdim. İçerdeki bir kaç kişi, uzaydan gelmişim gibi baktı. Adamlar gerçekten dökülüyor, hatunun biri masada sızmıştı. En ucuz şeyleri istedim, kızartma biftek, iki büyük parça, bol patates kızartması, beş yüzlük bira, on beş lira tuttu. Bu porsiyon Türkiye'de iki kişilik sayılır. Ama yarısını istemek gibi bir mevhum da yok. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1320344205954142358-7363446472069892748?l=blog.ersoy.biz' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/7LQlFTIXFPuskTdDbia30dboUFw/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/7LQlFTIXFPuskTdDbia30dboUFw/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/7LQlFTIXFPuskTdDbia30dboUFw/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/7LQlFTIXFPuskTdDbia30dboUFw/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~4/HEjxUV84Jd4" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.ersoy.biz/feeds/7363446472069892748/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://blog.ersoy.biz/2012/02/buenos-aires-turistik-gezi.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/7363446472069892748?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/7363446472069892748?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~3/HEjxUV84Jd4/buenos-aires-turistik-gezi.html" title="Buenos Aires, turistik gezi" /><author><name>Ersoy Balcı</name><uri>https://profiles.google.com/103449296262561831543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh3.googleusercontent.com/-df1UUC0h9nM/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAIAY/iw8q2CShl0E/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/-2Rjw63PVJMY/TzE5mx5q0zI/AAAAAAAAI0k/JJlD1MzMUAs/s72-c/DSC03552.JPG" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>MALBA - Av Pres. Figueroa Alcorta 3415, Buenos Aires, Capital Federal, Arjantin</georss:featurename><georss:point>-34.57744 -58.40357</georss:point><georss:box>-34.590514000000006 -58.423311000000005 -34.564366 -58.383829</georss:box><feedburner:origLink>http://blog.ersoy.biz/2012/02/buenos-aires-turistik-gezi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D08ARX4zfCp7ImA9WhRbFk8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1320344205954142358.post-4765359846601410054</id><published>2012-01-31T19:42:00.000+02:00</published><updated>2012-02-07T16:44:04.084+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-07T16:44:04.084+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Arjantin" /><title>Bunos Aires, ilk gün</title><content type="html">&lt;div&gt;
Sabah Tango Backpackers'a varınca, Canan'ı aradım. Bir saatte orada olurum, dedi.Buenos Aires'te ilk gün böylece başladı. Canan gelince ilk olarak döviz bozdurma, hostele ödeme gibi standart işleri yaptık. Hava biraz yağmurlu. Tango Hostel, Buenos Aires'in Palermo denilen biraz sosyete bölgesinde. Nişantaşı, Etiler gibi diyebiliriz. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sonra Subte kart almaya çalıştık ama başarılı olamadık. Bir yerde uzun bir kuyruk var, öbür yerde sistem çalışmıyor. Şimdi bu Subte Kart, bizim Akbil, Istanbul Kart gibi tüm taşıtlarda geçerli bir kart. İki sene önce çıkmış, ama Arjantin milleti "kardeşim ne gerek var böyle yeniliklere, gerçi pek bulunmuyor, hep sorun oluyor ama ne güzel otobüste bozuk para kullanıyoruz, metroda da tek tek bilet alıyoruz" diye olaya sıcak bakmamışlar. Belediye de bakmış halk bu tür yeniliklere uzak, tek bileti kazık, kartı zorunlu yapmış. Şimdi, son hafta kala herkes tutuşmuş harıl harıl kuyruklarda bunu almaya çalışıyor. Televizyonda sürekli faydaları anlatılıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-e2lo4uvgkOs/TzE3OhC5eMI/AAAAAAAAI0U/WEbWFETHO1o/s1600/DSC03521.JPG" id="buyut" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://2.bp.blogspot.com/-e2lo4uvgkOs/TzE3OhC5eMI/AAAAAAAAI0U/WEbWFETHO1o/s640/DSC03521.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Baktık kart işi olmuyor bari buranın meşhur etlerini deneyelim dedik. Canan, artık buralı olduğundan ucuz yerleri biliyor. Palermo bölgesinde Eros diye, aslında bir spor kulübünün olan salaş bir restorana gittik. Nerdeyse yarım kilo biftek on iki lira. Bir litre bira yedi lira. Arjantinde etler az pişmiş, bizim Türk damak tadına pek uygun değil. Ama babamın baş sloganı "et kanlı, balık canlı" yenir idi. O nedenle, ben alışığım, et hoşuma gitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sonra Ermenistan caddesi yakınında Plaza Cortazar'da bir kahve içtik. Bu bölgede dizayn mağazalar, kafeler, restoranlar var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kahveden sonra biraz ilerideki bir merkezde Subte Kart için şansımızı bir daha denemeye karar verdik. Yolda konuşarak yürüyoruz, önümüzde giden kadın "bu Türkçe, ses de tanıdık" demiş, "Ersooyyy" diye bağırdı. Marta, eylül ayında tur yaptığım Arjantinli gruptan. Boş verin kartı alamazsınız dedi. Bizi yakında bulunan evine davet etti. Yazlıktaymış, bir günlüğüne faturalar için gelmiş. Evi iki yüz metrekareden geniş, en üst kat, dört tarafı açık. Bol bol tepeden şehir fotoğrafları çektim. Ne var derseniz, Sao Paulo gibi sadece beton.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-cQhc9aGVoSU/TzE3V8CM14I/AAAAAAAAI0c/pbAzSL6unOg/s1600/DSC03543.JPG" id="buyut" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://4.bp.blogspot.com/-cQhc9aGVoSU/TzE3V8CM14I/AAAAAAAAI0c/pbAzSL6unOg/s640/DSC03543.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Turda bana sürekli yağış miktarlarını soran Fredi, dönüşten onbeş gün sonra ölmüş. Gruptan birini aradı konuştuk. Bana yaptığı bir kaprisi anlattı, güldük.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Oradan çıktık, yine bir süreliğine buraya yerleşen bir Türk çiftin evine gittik. Sonuç olarak Buenos Aires'te ilk gün tanıdık ziyaretleri ile geçti. Sadece Palermo bölgesinde dolandım.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1320344205954142358-4765359846601410054?l=blog.ersoy.biz' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/qq6jPq0eKEybHDsjcyQPZlodSC0/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/qq6jPq0eKEybHDsjcyQPZlodSC0/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/qq6jPq0eKEybHDsjcyQPZlodSC0/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/qq6jPq0eKEybHDsjcyQPZlodSC0/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~4/YQyO2Q6I7zw" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.ersoy.biz/feeds/4765359846601410054/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://blog.ersoy.biz/2012/02/bunos-aires-ilk-gun.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/4765359846601410054?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/4765359846601410054?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~3/YQyO2Q6I7zw/bunos-aires-ilk-gun.html" title="Bunos Aires, ilk gün" /><author><name>Ersoy Balcı</name><uri>https://profiles.google.com/103449296262561831543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh3.googleusercontent.com/-df1UUC0h9nM/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAIAY/iw8q2CShl0E/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/-e2lo4uvgkOs/TzE3OhC5eMI/AAAAAAAAI0U/WEbWFETHO1o/s72-c/DSC03521.JPG" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Paraguay 4601-4675, Buenos Aires, Arjantin</georss:featurename><georss:point>-34.58380187826924 -58.425174951553345</georss:point><georss:box>-34.58461887826924 -58.42640895155334 -34.582984878269244 -58.42394095155335</georss:box><feedburner:origLink>http://blog.ersoy.biz/2012/02/bunos-aires-ilk-gun.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D0QMRHwyfyp7ImA9WhRbFk8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1320344205954142358.post-374294120863568293</id><published>2012-01-30T16:25:00.000+02:00</published><updated>2012-02-07T16:36:25.297+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-07T16:36:25.297+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Arjantin" /><title>Buenos Aires yolunda</title><content type="html">&lt;div&gt;Öğlene kadar eşyaları topladım, Katrin'e bilgisayar ve fotoğraf makinesi alırken yardım ettim. Lido'da bir şeyler yerken karşılaştığımız koğuş arkadaşım, Güney Amerika yerlileri üzerine çalışan, akademisyen Francis'in de benimle aynı saatte Buenos Aires'e gittiğini fark ettik. Ama o NSA ile gidiyormuş. Aynı saatte Katrin'de İguazu'ya gittiğinden üçümüz zar zor bir taksiye sıkıştık. Francis'in kitap dolu devasa bir bavulu var. Katrin'in de Uruguay'da satmak için aldığı ıvır zıvır ve elektronik eşya.&lt;br /&gt;
Terminalde Sol del Paraguay'dan aldığım biletin Crucero del Norte'den olduğunu fark ettim. İkisi ortak çalışıyorlarmış ve kaliteli sirketler olarak biliniyorlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Otobüse bagajı koyan çocuk bahşiş istedi, ilk defa burada böyle bir şey gördüm. Sonra baktım bazıları bahşiş veriyorlardı. Ben, ne yazık ki tüm bozuklukları ve Paraguay paralarını sıfırlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Paraguay guaranisi ile Arjantin pesosu aynı değerde ya da çok az fark var, bir de üç sıfır. Yani, yüz bin guaranis yüz pesos.&lt;br /&gt;
Sınırda Paraguay ile Arjantin gişeleri bitişik. Paraguay görevlisi çıkışı damgalarken benim pasaporta garip garip baktı, diğer görevliye gösterdi, o da bas geç dedi. Arjantin tarafında ise pasaportu bırakıyorsun sonra muavin getiriyor. Bu işlemler sırasında koltuk numaranı soruyorlar. Ellerinde yolcu listesi var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sonra otobüsten hamallar eşyaları indiriyor, onlardan alıyorsun ve x-raydan geçiriyorsun. İnce kontrole giden otobüs gelince de tekrar bagajı veriyorsun. Tüm bu işlemler sırasında yardım eden hamallar bahşiş istiyor, ama gönüllü diyorlar, vermezsen ısrar etmiyorlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yola çıkınca çok geçmeden tekrar duruyoruz. Bu sefer otobüse jandarmalar giriyor, sağı solu inceliyorlar. Yanda oturan elemana, daha yeni gümrükten geçtik. Her şey kontrol edildi, bu neden diyorum. Buralarda çocuk ticareti yaygın diyor. Bir de sınırda o hamallar uyuşturucu, elektronik gibi malları geçirmeye aracı oluyorlar diye ekliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Paraguaylı imiş, Arjantin'de çalışıyormuş. "Arjantin çok iyi diyor, her şey kitabına göre, alınan vergiler halka harcanıyor, ülke de gelişiyor. Paraguay'da ise yolsuzluk kol geziyor, birileri götürüyor" diyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir saat sonra yine bir jandarma kontrolünden geçiyoruz. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Paralı yollardan geçiyoruz, fiyatlar ucuz, bir iki lira. Benzin ise, iki lira kırk kuruş. OGS gibi Pass dedikleri bir sistem var ama gördüğüm kadarıyla çok az kişi kullanıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sabah sekizde Retiro terminaline vardık. Yan tarafta NSA otobüsünü gördüm. Francis'i buldum, metroya gidiyormuş. Birlikte gidelim diyorum, tamam diyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sonra benim otobüse sırt çantasını almaya gidiyorum, bir türlü çıkmıyor, meğer yanlış otobüse bakıyormuşum. Sırt çantasını alıp Francis'le terminalden çıkıyoruz. Ama önce polis kontrolünden geçiliyor. Polis Francis'e kitapları soruyor. O da, akademisyen olduğunu söyleyip kartını gösteriyor. Polise, ben şahitim, onu kütüphanede gördüm, diyorum, gülüşüp geçiyoruz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Francis'le karsılaşmam iyi oldu. Meğer metro durağı dışarıda, biraz uzakta imiş. Ben bizdeki gibi istasyonun içinde sanıyordum. Francis'in kartı varmış, onunla geçiyoruz. Ben üç durak sonra yeşil hatta geçiyorum. Oradan Plaza Italya, sonra yürüyerek Tango Backpackers Hostel.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Buenos Aires'te otobüslerde sadece bozuk para kabul ediliyor ve de bozuk para zor bulunuyormuş. Şimdi bizdeki İstanbul Kart gibi Sube Kart başlamış. Otobüs, metro vs. her yerde geçiyor, aklınızda olsun. Kart bedava imiş sonra bizdeki gibi para yükleniyor.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1320344205954142358-374294120863568293?l=blog.ersoy.biz' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/20fKgB6FB13W1dav-0dnj2B-JCM/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/20fKgB6FB13W1dav-0dnj2B-JCM/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/20fKgB6FB13W1dav-0dnj2B-JCM/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/20fKgB6FB13W1dav-0dnj2B-JCM/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~4/u8F3ZpMuatQ" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.ersoy.biz/feeds/374294120863568293/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://blog.ersoy.biz/2012/01/buenos-aires-yolunda.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/374294120863568293?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/374294120863568293?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~3/u8F3ZpMuatQ/buenos-aires-yolunda.html" title="Buenos Aires yolunda" /><author><name>Ersoy Balcı</name><uri>https://profiles.google.com/103449296262561831543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh3.googleusercontent.com/-df1UUC0h9nM/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAIAY/iw8q2CShl0E/s512-c/photo.jpg" /></author><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Retiro - Buenos Aires, Ciudad Autónoma de Buenos Aires, Arjantin</georss:featurename><georss:point>-34.59125 -58.3740278</georss:point><georss:box>-34.604319000000004 -58.393768800000004 -34.578181 -58.3542868</georss:box><feedburner:origLink>http://blog.ersoy.biz/2012/01/buenos-aires-yolunda.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D0UARXY8eCp7ImA9WhRbFk8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1320344205954142358.post-2478674173231156815</id><published>2012-01-29T03:03:00.000+02:00</published><updated>2012-02-07T16:34:04.870+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-07T16:34:04.870+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Paraguay" /><title>Encarnación çevresi</title><content type="html">&lt;div&gt;Sabah otelden dün bizi karnavaldan getiren taksiciyi aradık. Encarnacion civarında bulunan Jesucitas'ların kiliselerini ziyaret edeceğiz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Jesucitaslar hrıstiyanlığı yayan, tarihte önemli tarikatlardan. Bizim naskşibendler gibi diyelim, galiba onaltıncı yüzyılda İspanya kralı onları yasaklıyor. Bu bilgileri tam hatırlamıyorum, çok merak eden wikipediaya baksın. Bu terk edilen kiliseler şimdi Unesco tarihi mirasına dahil olmuş durumda. Bu yapıların çoğu Arjantin'de, bir kaç tanesi de Paraguay'da.&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-_2Mb9CJfwAk/TzE1udC0TOI/AAAAAAAAI0E/Lyxnq4-2HXE/s1600/DSC03421.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://4.bp.blogspot.com/-_2Mb9CJfwAk/TzE1udC0TOI/AAAAAAAAI0E/Lyxnq4-2HXE/s640/DSC03421.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Önce şehrin bir on beş kilometre dışında bulunan Jesus de Tavarangüe ören yerine gittik. Gönüllü bir rehber bize kilisenin kalıntılarını anlattı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sonra Trinidad kilisesine gittik. Duvarlar, bazı rölyefler falan. Tarihin dönüm noktalarından bir yerlerde olduğum için mutlu mesut her turist gibi fotoğrafları çektim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dönüş yolunda son okuduğu bir kitapta bahsedilen Tirol otelde bir kahve içmek istedi. Tirol otel, orman içinde, iki büyük havuzu, dört yüz odalık kapasitesi var. Bir kahve, çay ve bir pastaya altı lira alarak bizi şaşırttı. Burada durmamızın nedeni ölüm meleği olarak bilinen meşhur nazi Mengele'nin buraya takılması. Katrin'in bir tarafı Alman. O nedenle konuya ilgisi var diye düşünüyorum. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-rNHXReGzUjE/TzE11TiyDDI/AAAAAAAAI0M/hnztrTHKFuM/s1600/DSC03463.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://2.bp.blogspot.com/-rNHXReGzUjE/TzE11TiyDDI/AAAAAAAAI0M/hnztrTHKFuM/s640/DSC03463.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Konuyla ilgisi yok, burada tuvalete gittim. Gördüğüm kadarıyla ülkelerin altyapı düzeyi ile tuvalet kağıdı arasında ilginç bir ilişki var. Lüks ya da ucuz yer fark etmiyor. Buna bir sürü ülkede şahit oldum. Ülkenin fakirliğine göre tuvalet kağıtları önce inceliyor, sonra da zımpara formuna yaklaşıyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sonra taksi saat on iki de bizi terminale bıraktı, bu olay bize 300 bin guaranise mal oldu. Terminalde, Black Cat'den, koğuştan İngiliz gençleri gördük. Arjantin tarafına gecmeye çalışıyorlar. Geçen gece barda birlikte idik. Karnavala geleceklerini biliyorduk, dün de taksiden onları görmüştük. Bir tanesinin teyzesi bir Türk ile evliymiş,uzun süre Göreme'de yaşamışlar. Bu arada Hollandalı bir kız da gelecekti ama onu bulamadık. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Asuncion'a dönüş için o an kalkan tarihi bir otobüse bindik, şimdi otobüsten yazıyorum. Yol üstündeki tüm köylere uğruyoruz. Dört saat oldu daha yolu yarılamadık. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdi ulusal bir gazete ekinde gördük, bu Encarnacion karnavalı ülkenin önemli olaylarından. Bu sene açılan pist, daha büyük alandan önemli bir gelişme olarak bahsediyor.&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
Paraguay sakin bir ülke, insanları da. Şehirler pek kalabalık değil, kırsal alanda, geniş düzlüklerde atlar ve inekler sakince otluyorlar. Çok fazla motorlu taşıt yok, olanlar da daha çok lüks sınıfından. Bizim simitin yerini alan chipa, yoğun açlıklarda hayat kurtarıcı rolü oynuyor. Börekler bizim damak tadımıza uygun. Her şeyden biraz var, sokak satıcıları, gece hayat kadınları, hepsinden nümunelik koymuşlar gibi.&amp;nbsp; İşte böyle, insanı yormuyor, bu da iyi bir şey. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1320344205954142358-2478674173231156815?l=blog.ersoy.biz' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/5AvvCGgS8NZwPD8SCY7K_OLrAtU/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/5AvvCGgS8NZwPD8SCY7K_OLrAtU/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/5AvvCGgS8NZwPD8SCY7K_OLrAtU/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/5AvvCGgS8NZwPD8SCY7K_OLrAtU/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~4/FwNbx0TJwEY" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.ersoy.biz/feeds/2478674173231156815/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://blog.ersoy.biz/2012/01/encarnacion-cevresi.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/2478674173231156815?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/2478674173231156815?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~3/FwNbx0TJwEY/encarnacion-cevresi.html" title="Encarnación çevresi" /><author><name>Ersoy Balcı</name><uri>https://profiles.google.com/103449296262561831543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh3.googleusercontent.com/-df1UUC0h9nM/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAIAY/iw8q2CShl0E/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-_2Mb9CJfwAk/TzE1udC0TOI/AAAAAAAAI0E/Lyxnq4-2HXE/s72-c/DSC03421.JPG" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Encarnación, Paraguay</georss:featurename><georss:point>-27.339758 -55.866362</georss:point><georss:box>-27.396178 -55.945326 -27.283338 -55.787398</georss:box><feedburner:origLink>http://blog.ersoy.biz/2012/01/encarnacion-cevresi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;Dk4HSHk_eyp7ImA9WhRbFk8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1320344205954142358.post-2036527054493300904</id><published>2012-01-28T23:03:00.000+02:00</published><updated>2012-02-07T16:28:59.743+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-07T16:28:59.743+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Paraguay" /><title>Encarnación'da Karnaval</title><content type="html">&lt;div&gt;Dün gece partiden saat dörtte döndük. İngiliz çocuklar başka yere gitmişlerdi, saat altıda geldiler. Onların gürültüsüne uyandım. Bir daha uyursam kalırım diye kalktım. Şilili çocuk, bizimle bardaydı, o da kalktı. Brezilya'da çalışabilmek için Paraguay'dan çalışma izni almaya çalışan ve bu nedenle hostelde kalan yetmiş yaşındaki Amerikalı George'de erken kalkıyor. Sonra tüm gün skype'dan ailesi ile muhabbet ediyor, köpeğini izliyor. O da kalktı, kızlar kahvaltıyı hazırlamışlar, oturduk. Resepsiyoncu kıza Katrin'i uyandırmasını söyledim, çünkü öbür koğuşta ve karanlıkta onu bulamadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bugün Katrin ile Güneyin incisi olarak tanınan Encarnacion şehrine, karnavala gideceğiz.&lt;br /&gt;
Kahvaltıdan sonra sadece ufak sırt çantasını aldım. Bira, uykusuzluk ve klimadan kafam davul gibi, Katrin'e belediye otobüsü ile uğraşamam dedim, bir taksi ile terminale gittik.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-VDSJIrb_ny0/TzEzCyOJwUI/AAAAAAAAIzU/r8ZaunmiKwM/s1600/DSC03298.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://4.bp.blogspot.com/-VDSJIrb_ny0/TzEzCyOJwUI/AAAAAAAAIzU/r8ZaunmiKwM/s640/DSC03298.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
65 bin guaranis verip klimasız, eski bir otobüs ile yola çıktık. Dört saat geçti, muavine daha ne kadar yol var diye sordum, iki saat deyince hayattan nefret etmem için her neden oluştu. Hostelden bize dört saat demişlerdi. Başım çatlıyor, sinüzitler isyan halinde. Bir defa organize olayım dedim, o da olmadı. Bilseydim, Buenos Aires'e bilet almazdım. Encarnacion, Arjantin sınırında, oradan devam edebilirdim. Şimdi bu kadar yolu yine geri döneceğim, Bs As'e giderken bir daha yapacağım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-YBTu_Hm54JI/TzEzI4DXYnI/AAAAAAAAIzc/nmJmBr1qvqc/s1600/DSC03315.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://2.bp.blogspot.com/-YBTu_Hm54JI/TzEzI4DXYnI/AAAAAAAAIzc/nmJmBr1qvqc/s640/DSC03315.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Aslında olayı resepsiyona sormuştum,kız da posadadan binersin deyince şimdi mola yerlerinde telef olmayayım dedim. Posada, İspanyolca mola yeri demek ama kız Encarnacion'un karşı kıyısında bulunan Arjantin'in Posada şehrini söylüyormuş, bunu anladığım zaten zaman iş işten geçmişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Encarnacion'a varınca, terminalin karşısında bulunan Germano otele gittik, Black Cat'den rezervasyon yapmışlardı ve saat 17'ye kadar yeri almalıydık. Otele girdik, sahibi karşıladı, böyle bir rezervasyon yok, zaten asla yapmam. Buraya erken gelen yeri alır dedi. Karnaval olduğundan dolayı da her yer dolu imiş. Katrin, rezervasyon yapılan yeri nedense burası diye hatırlıyor. Adam halimize acıdı, İnternetten, Black Cat'in telefonunu bulduk, adam aradı, Lilia çıktı, rezervasyonu öbür kız yapmış, o da yok derken, adam Viena Oteli aradı, bir yer varmış. Not etsin diye Katrin soyadını söyledi, karşı taraf, zaten bu isime rezervasyon var deyince..&amp;nbsp; ortamı bir neşe kapladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-aSe64ycOfBc/TzEzPZEayLI/AAAAAAAAIzk/W9cMGQ-MJ1g/s1600/DSC03334.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://2.bp.blogspot.com/-aSe64ycOfBc/TzEzPZEayLI/AAAAAAAAIzk/W9cMGQ-MJ1g/s640/DSC03334.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Viena Otel yakınmış, eşyaları bırakıp hemen karnaval bileti almaya çıktık. Lonely Planet bileti erkenden alın bitiyor yazmış ama akşam gördük, yeni pist yapılmış kolay kolay bitmez. Köşede büfede bileti satan amcam, aracı, bir yeri aradı, biletleri bir yerden aldı, getirdi. 140 bin guaranisi de götürdü, sonra bilete baktım, üzerinde 85 bin yazıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-6JIOj_pnK0c/TzEzVnTmOgI/AAAAAAAAIzs/0D4SrTldnQA/s1600/DSC03346.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://3.bp.blogspot.com/-6JIOj_pnK0c/TzEzVnTmOgI/AAAAAAAAIzs/0D4SrTldnQA/s640/DSC03346.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Sonra Karembe restorana gitmeye çalışırken kaybolduk. Bir taksi ile bulabildik. Burada, nefis bir sebzeli biftek yedim. Katrin'in yediği cevizli, tavuklu salata da iyiydi. Ki yemekleri bitiremedik. Sadece biftek iki kişiye yeterdi. Bir bira, iki kola.. kırk lira para verdik.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hostele döndük, taksiye saat dokuzda bizi almasını söyledik, saatlerdir uyku yok, başım hala catlıyor, sinüzit derdi olanlar ne demek istediğimi bilir, ilaç falan kar etmiyor. Bari bir iki saat uyuyalım&lt;br /&gt;
Bu arada karnaval kaçta başlar diyoruz. Bileti satan sekizde başlar ama siz dokuza doğru gidin dedi. Taksici yok yedide başlar diyor. Sonuçta, dokuz çeyrek gibi gittik. Saat onda başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-mLvUeepYfoA/TzEzeN3YKRI/AAAAAAAAIz0/agorBbAcm7o/s1600/DSC03370.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://1.bp.blogspot.com/-mLvUeepYfoA/TzEzeN3YKRI/AAAAAAAAIz0/agorBbAcm7o/s640/DSC03370.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Karnavalı artık daha organize hale getirmişler, biletlerde barkod var. Alana girdik, 18 nolu platformun kağıt bileziği kollarımıza takıldı. Yukarı çıktık. Biraz sonra bir adam ve iki hostes kız geldi. Adam bize bu platform bizim şirketin, siz kimsiniz deyince. Ben Türküm, bu da İngiliz, valla bize bir bilet sattılar, bu bileklikleri taktılar, buraya da çıkarttılar dedim. Tamam sorun yok dediler, adam bir içecek şirketinin müdürü imiş. Durum böyle olunca özel ilgiye mazhar olduk. Tüm gece hafif alkollü tropikal içkiler ikram oldu. Hatta promosyon tişörtlerinden verdiler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Karnaval dört hafta sürüyor, cuma ve cumartesileri olmak üzere sekiz gösteri yapılıyor. Dergiden öğrendiğime göre normal tribün elli bin guaranies, sanırım şirketin toplu aldığı yeri, bir de bize sattılar, yani bizi iki kez kazıkladılar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-a-iftSP8YFw/TzEzoc4IpjI/AAAAAAAAIz8/q-w-lwop0k8/s1600/DSC03389.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://1.bp.blogspot.com/-a-iftSP8YFw/TzEzoc4IpjI/AAAAAAAAIz8/q-w-lwop0k8/s640/DSC03389.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Karnaval sabah beşe doğru bitiyormuş ama bizim pilimiz saat üçe doğru tükendi. Hostes kızlarla kucaklaşıp ayrıldık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Böylece ömründe ilk defa bir karnaval görmüş oldum. Bir de bu kadar çok popoyu ve memeyi bir arada görmemiştim, o da oldu.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1320344205954142358-2036527054493300904?l=blog.ersoy.biz' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/mFH06dlKjhw8443UXxs64wBryIw/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/mFH06dlKjhw8443UXxs64wBryIw/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/mFH06dlKjhw8443UXxs64wBryIw/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/mFH06dlKjhw8443UXxs64wBryIw/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~4/HO3UrnjJiS0" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.ersoy.biz/feeds/2036527054493300904/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://blog.ersoy.biz/2012/01/encarnacion-karnaval.html#comment-form" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/2036527054493300904?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/2036527054493300904?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~3/HO3UrnjJiS0/encarnacion-karnaval.html" title="Encarnación&amp;#39;da Karnaval" /><author><name>Ersoy Balcı</name><uri>https://profiles.google.com/103449296262561831543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh3.googleusercontent.com/-df1UUC0h9nM/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAIAY/iw8q2CShl0E/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-VDSJIrb_ny0/TzEzCyOJwUI/AAAAAAAAIzU/r8ZaunmiKwM/s72-c/DSC03298.JPG" height="72" width="72" /><thr:total>2</thr:total><georss:featurename>Encarnación, Paraguay</georss:featurename><georss:point>-27.339758 -55.866362</georss:point><georss:box>-27.396178 -55.945326 -27.283338 -55.787398</georss:box><feedburner:origLink>http://blog.ersoy.biz/2012/01/encarnacion-karnaval.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DkcNRX05fCp7ImA9WhRbFk8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1320344205954142358.post-6800478872064129595</id><published>2012-01-27T18:22:00.001+02:00</published><updated>2012-02-07T16:14:54.324+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-07T16:14:54.324+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Paraguay" /><title>Asunción'da devam</title><content type="html">&lt;div&gt;Otobüsün kalkmasına bir saat kala fikir değiştirdim ve Asunsion'da kalmaya karar verdim. Tabii bu bana on altı liraya mal oldu. Buenos Aires'e pazartesi gideceğim. Salı günü orada olacağım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-KAJIRxhmHGE/TzEwBu3MoZI/AAAAAAAAIys/8xSR2c2ypBA/s1600/DSC03031.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://1.bp.blogspot.com/-KAJIRxhmHGE/TzEwBu3MoZI/AAAAAAAAIys/8xSR2c2ypBA/s640/DSC03031.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Sabah kahvaltıda, market 4'ü göremediğimdan bahsederken, İngiliz bir hatun da gitmek istediğini söyledi. Ben saat on bire kadar dönmem lazım deyince, tamam dedi. Hemen çıktık, belediye otobüsü ile pazar yerine gittik.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-P_uIrbXU8pM/TzEwKBC-1-I/AAAAAAAAIy0/O5zO3ps91mg/s1600/DSC03047.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://2.bp.blogspot.com/-P_uIrbXU8pM/TzEwKBC-1-I/AAAAAAAAIy0/O5zO3ps91mg/s640/DSC03047.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Pazar yeri düzen olarak uzak doğu pazarları gibi. Ufak dükkanlar, dar sokaklar. Envai çeşit ıvır zıvır. Turistler için özellikle otlar, doğal ilaçlar ilgi çekici olabilir. CDE gibi olmasa da ucuza elektronik var. Ama çoğunluk tekstil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-0QWY07CDQFU/TzEwRh8otVI/AAAAAAAAIy8/C_8p4qU7ypM/s1600/DSC03070.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://4.bp.blogspot.com/-0QWY07CDQFU/TzEwRh8otVI/AAAAAAAAIy8/C_8p4qU7ypM/s640/DSC03070.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Pazarda politik bir gösteriye rastladık. Gençlere partinin görüşünü sordum, sağda mı, solda mı diyorum. Bilmiyoruz diyorlar. İlginç, insan yürüyüşüne katıldığı bir hareketin görüşünü bilmez mi...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sonra koştura koştura hostele döndük, Lido'nun önünden geçerken Katrin'e buranın da birası buz gibi deyince, dolapta bir tane birası olduğunu söyledi. Ben sırt çantasını topladım, o birayı getirdi, acele ile birayı içerken. Katrin yarın Ercarnacion'a festivale gideceğini söyledi. Lilia'da bundan bahsetmişti. Katrin, bir Hollandalı kız ile gidecekmiş, neden sen de gelmiyorsun dedi. Zaten bu Paraguay'ı hızlı geçtiğimi düşünüyordum. Tamam, dedim. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-4oA7of75AxM/TzEwauPlEnI/AAAAAAAAIzE/NtbRgrG1SA8/s1600/DSC03094.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://2.bp.blogspot.com/-4oA7of75AxM/TzEwauPlEnI/AAAAAAAAIzE/NtbRgrG1SA8/s640/DSC03094.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Paraguay çok tanınmadığı için sanki burada hiç bir şey yokmuş gibi bir algı oluşmuş. Gördüğüm kadarıyla burada daha fazla kalınabilir. Mesela Katrin, Lilia'nın tavsiyesi ve organizasyonu ile bir kaç yere gitmiş.&amp;nbsp; Böylece Paraguay'ın bir de festivalini göreyim, tam olsun. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Akşama elemanlardan birinin yaş günü var, fiestaya gideceğiz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Öğleden sonra buradaki elemanlarla biraz kültürel gezi yaptık. Önce tren müzesine gittik. Bir vakitler Paraguay'da tren hattı varmış, sonra iptal olmuş. Başkanın vagonunu gördük.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-xrZPk80BT14/TzEwggZXxMI/AAAAAAAAIzM/9RJgPwK3KPE/s1600/DSC03212.JPG" imageanchor="1id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://2.bp.blogspot.com/-xrZPk80BT14/TzEwggZXxMI/AAAAAAAAIzM/9RJgPwK3KPE/s640/DSC03212.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Sonra özel bir müze olan etnografya müzesini gezdik. Bir eleman müze hakkında, yerel halklar konusunda bayağı bilgi verdi, daha doğrusu sohbet ettik. İlginç şeyler öğrendim. Özellikle neolitik devrin on beşinci yüzyıla kadar gelmesi falan gibi.&amp;nbsp; Sonra bize kütüphane bölümünü gösterdi. Koğuş arkadaşlarımızdan biri de oradaydı. Bilimsel bir çalışma yaşıyormuş.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kültürel olay bitince, Katrin'in elektronik alışverişine yardım ettim. Bu sayede şehrin bilmediğim son noktalarını da tanıdım. Mesela bu mate içilen kapların bir tip kabaktan yapıldığı gibi ulvi bilgiler edindim. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu arada hostelde dedikodu dalgası bir İngiliz çift için dolaştı. Dün Machu Picchu'lara kadar gitmekten söz ediyorlardı. Bu sabah çocuk, birilerine sevgilim bunalımda demiş. Öğlen de kızı bırakıp İngiltere'ye döndü. Böyle akşam oldu.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1320344205954142358-6800478872064129595?l=blog.ersoy.biz' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Fexkcpy5LkBclW6IfmIkZuUvYlw/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Fexkcpy5LkBclW6IfmIkZuUvYlw/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Fexkcpy5LkBclW6IfmIkZuUvYlw/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Fexkcpy5LkBclW6IfmIkZuUvYlw/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~4/jvb1fo9Xd5U" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.ersoy.biz/feeds/6800478872064129595/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://blog.ersoy.biz/2012/01/asuncion-devam.html#comment-form" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/6800478872064129595?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/6800478872064129595?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~3/jvb1fo9Xd5U/asuncion-devam.html" title="Asunción&amp;#39;da devam" /><author><name>Ersoy Balcı</name><uri>https://profiles.google.com/103449296262561831543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh3.googleusercontent.com/-df1UUC0h9nM/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAIAY/iw8q2CShl0E/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/-KAJIRxhmHGE/TzEwBu3MoZI/AAAAAAAAIys/8xSR2c2ypBA/s72-c/DSC03031.JPG" height="72" width="72" /><thr:total>2</thr:total><georss:featurename>Asuncion, Paraguay</georss:featurename><georss:point>-25.2821972 -57.6351</georss:point><georss:box>-25.3970597 -57.7930285 -25.167334699999998 -57.477171500000004</georss:box><feedburner:origLink>http://blog.ersoy.biz/2012/01/asuncion-devam.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CUUAQHk_cCp7ImA9WhRbFk8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1320344205954142358.post-5317682595925899974</id><published>2012-01-26T23:02:00.000+02:00</published><updated>2012-02-07T16:00:41.748+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-07T16:00:41.748+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Paraguay" /><title>Asunción</title><content type="html">&lt;div&gt;Şehrin adı Meryem'in göğe yükselişinden geliyor. Buradan daha önce geçen yurdum gezginleri yazdıkları yazılarda şehri insana huzur veren bir yer olarak tarif ediyorlar. Dünden beri sokaklarında dolaşırken bende de aynı duygu oluştu. Sonra bunun nedenini düşününce şu yargıya vardım. Bu şehirde araba ve motor sayısı az, binalar alçak, gökyüzü görülüyor. Sokaklarda insan sayısı da az, yollarda tek tük satıcılar var, kimse bağırıp çağırmıyor, her köşe başında polis ortamı daha da kontrollü hale getiriyor. Bu kasaba havası doğal olarak huzurlu bir ortam oluşturuyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-mxmJ7FFdy5E/TzEtObzX4QI/AAAAAAAAIyE/YQ4qp53Nzt0/s1600/DSC02836.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://3.bp.blogspot.com/-mxmJ7FFdy5E/TzEtObzX4QI/AAAAAAAAIyE/YQ4qp53Nzt0/s640/DSC02836.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Ama galiba bu şehir gerçekte böyle değil, biz, turistler özel bir bölgede dolaşıyoruz. Bugün hostelde buralı bir kızla konuşunca olay daha da netleşti. Her taraf böyle mi diye sorunca, asıl kalabalığın, alışveriş bölgesi dördüncü market denilen bir yerde olduğunu söyledi, kamerayla gitme diye de ekledi. Sonra hostelin ilgili yöneticisi Lilia'ya sorunca, kamera götür ama iyi koru dedi. Bütün bu bilgileri aldığımda artık akşam olmuş pazar kapanmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-NR1hZn9XuEI/TzEtUJzzF2I/AAAAAAAAIyM/Lxw_fiKyObk/s1600/DSC02846.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://3.bp.blogspot.com/-NR1hZn9XuEI/TzEtUJzzF2I/AAAAAAAAIyM/Lxw_fiKyObk/s640/DSC02846.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Sabah, makineye sadece geniş açı 16mm'yi taktım, sokaklarda fotoğraf çekerek güne başladım, saray, müze, katedral derken, öğleden sonra oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir kadına sattığı otları sordum. Buranın milli içeceği terere çayı imiş otlar havanda dövülüp, su ilavesi ile soğuk bir içecek elde ediliyor. Ufak kızı bu olayı gösterdi ben de fotoğrafını çektim. İnsanlar ellerinde kocaman termoslarla dolaşıyorlar. Bu da başka bir hastalık, neyse bize çay adeti bulaşmış da bu gelmemiş, yoksa en ufak gerginlikte, millet termosları birbirinin kafasında kırardı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdi Türkiye'de az buçuk buraları bilenler mate çayını Uruguay'a veya Arjantin'e ait zannederler ki, öyle değilmiş. Bu bitkinin orijini Paraguay.zaten latince bilimsel isminden de anlaşılıyor, "ilex paraguariensis". Paraguaylılar bunu soğuk içiyorlar, adına da "terere" diyorlar. Bitkiyi bir de tencerede susuz ateşe koyup, biraz kömürleştirip sonra su ekleyerek sıcak bir içecek elde ediyorlar ki, bu da "cocido" oluyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-WN8Ph1yrVPo/TzEtjwCkZUI/AAAAAAAAIyc/QOV5U1F6BuE/s1600/DSC02884.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://3.bp.blogspot.com/-WN8Ph1yrVPo/TzEtjwCkZUI/AAAAAAAAIyc/QOV5U1F6BuE/s640/DSC02884.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Dün Lido'da yemek yemiştim. Bir de benzeri Bolsi'yi göreyim dedim. Bira,patates yaptım. Gördüğüm kadarıyla Bolsi yemek olarak daha kaliteli ve pahalı. Hesabı öderken kasadaki kadına bir fotoğraf çekebilir miyim? diye nedense sordum. Ne soruyorsun. Kadın, sahibesi donya bilmem kime soralım falan deyince kalsın dedim, çıkarken bir kare aldım. Hani gece kulübü falan olsa anlayacağım, alt tarafı cafe-restoran.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hostele dönünce hostelworld.com'dan Buenas Aires'te Tango Backpackers'a üç günlük rezervasyon yaptırdım. Bu seçimde orayı iyi tanıdığını anladıgım Avusturyalı, Hollandalı çift etken oldu. Zaten aynı yerde yıllar önce Arzu'da kalmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-oaHrDLTOI_Q/TzEtrXaNZhI/AAAAAAAAIyk/KyIYNZBLaR0/s1600/DSC02901.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://3.bp.blogspot.com/-oaHrDLTOI_Q/TzEtrXaNZhI/AAAAAAAAIyk/KyIYNZBLaR0/s640/DSC02901.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Sonra Sol del Paraguay'ın ofisine gittim. Otobüs bileti aldım. 400 bin guaranis yani 160 lira. Böyle giderse yol paraları batıracak beni. Bu şirket yeni uçuşlara da başlamış, 150 dolar. Yirmi iki saat otobüs yolculuğuna göre daha avantajlı ama artık biraz tasarruf yapmam lazım. Güney Amerika'nın ekonomik gezme açısından eski çekiciliği kalmamış. Onu söyleyeyim, galiba şu an en ucuza gezilecek ülke Hindistan. Bu sırada param yetmedi, hostele döndüm, koğuşta bir çocukla konuşurken, Buenos Aires'li imiş, eve dönüyormuş. Otobüs biletini 450 bine Cruce del Sur'dan almış. Daha pahalı ama üç sıra yarım yatak dediklerinden. O bileti almak için terminale gitmek lazım falan, zor geldi.&amp;nbsp;Sol del Paraguay'a geri döndüm. Sonra yine yemek için Lido'ya gittim, böylece bugün de akşam oldu. Yarın yollarda geçecek. Sadece keşke bileti daha geç saate alsaydım, sabah şu halk pazarını görürdüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dün hostelde hiç hatun kişi yok, kızlar Paraguay'a gelmiyor mu yazmıştım, bugün geldiler. Burada herkesin elinde bir laptop vakitler İnternette geçiyor. Bir tek ben telefonla bıdı bıdı yazıyorum. &lt;br /&gt;
Buralarda dolaşırken İspanyolca bilmek de garip oluyor, bu da başka bir durum. Tayland'ı, Hindistan'ı falan düşününce... Şimdi Lilia'na yolda konuştuğum insanlar şivemden beni nereli zannederler diye sordum. Brezilyalı ya da İtalyan dedi. Türk zannetmiyecekleri kesin. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1320344205954142358-5317682595925899974?l=blog.ersoy.biz' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Uj5L456JYqbPmV0XE2c6ciJ31dw/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Uj5L456JYqbPmV0XE2c6ciJ31dw/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Uj5L456JYqbPmV0XE2c6ciJ31dw/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Uj5L456JYqbPmV0XE2c6ciJ31dw/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~4/TEmnIIrNhKc" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.ersoy.biz/feeds/5317682595925899974/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://blog.ersoy.biz/2012/01/asuncion.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/5317682595925899974?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/5317682595925899974?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~3/TEmnIIrNhKc/asuncion.html" title="Asunción" /><author><name>Ersoy Balcı</name><uri>https://profiles.google.com/103449296262561831543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh3.googleusercontent.com/-df1UUC0h9nM/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAIAY/iw8q2CShl0E/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-mxmJ7FFdy5E/TzEtObzX4QI/AAAAAAAAIyE/YQ4qp53Nzt0/s72-c/DSC02836.JPG" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Eligio Ayala, Asuncion, Paraguay</georss:featurename><georss:point>-25.282245301517424 -57.63282895088196</georss:point><georss:box>-25.283142801517425 -57.634062950881955 -25.281347801517423 -57.63159495088196</georss:box><feedburner:origLink>http://blog.ersoy.biz/2012/01/asuncion.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CUQMQXs5cSp7ImA9WhRbFk8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1320344205954142358.post-761823660639844878</id><published>2012-01-25T15:37:00.001+02:00</published><updated>2012-02-07T16:03:00.529+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-07T16:03:00.529+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Paraguay" /><title>Asunción yolunda</title><content type="html">&lt;div&gt;Sabah erkenden sokaktan gürültüler gelmeye başladı, meğer burada saat altıda dükkanları açıyorlarmış. Demek, bu nedenle öğleden sonra dörtte kapatıyorlar. Kahvaltıdan sonra çıktım, biraz etrafı fotoğrafladım. Neredeyse gümrük kapısına kadar gittim. Saat onda odayı bıraktım. Asuncion otobüsü on bir buçuğa doğru kalkacak. Lobide bunları yazıyorum. Otelin adının Munich olmasının nedenini sarışın çocuklarla konuşunca anladım. Baba, Alman, anne İsviçreli imiş.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu arada, alakası yok ama aklıma geldi. Önceki gün, Arjantinde bir İsrailli, onların Paraguay'a girmesinin yasak olduğunu söyledi. Artık, Paraguay mı almıyor. İsrail tehlikeli diye mi göndermiyor, bilmiyorum. Belki de vize var, para vermek istemiyorlar. Bu backpacker milletinde sağa sola tonla para harcayıp sonra beş on dolar vize için bir ülkeye girmeme saplantısı gayet normal.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir de canlı fiyat bilgisi vereyim. Buranın modern, çok katlı, Mona Lisa adlı mağazasında Galaxy Note, 820 USD, Galaxy II, 740 USD, yeni Galaxy Tab 7° 680 USD. Bu, dün yoktu. Dün&amp;nbsp; vitrinde olan 8°'lik Tab bugün yoktu. Demek ki ürünler limitli bulunuyor, ne varsa onu satıyorlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şu an Nuestra Senyora del Asuncion yani NSA şirketinin otobüsündeyim. Bilet 83 bin guaranies, yani 33 lira. Oteldeki hatun ve de taksici "en iyisi" dediler ama yollarda dolaşan otobüsleri görünce daha kötü bekliyordum. Otobüse binmeden pasaport kontrolü ve çanta araması yaptılar. Wi-fi varmış, üst katta pencere yanı yoktu, ben de bileti alt kattan aldım. Üç sıra geniş koltuklar. Ayak uzatma var, yatak gibi oluyor. Yolculuk beş saat sürüyormuş. Binerken kontrol yapan güvenlik görevlisi de önde, şoförün yanında. Eskiden gece yolculuklarında soygunlar oluyormuş, belki güvenlik o nedenle otobüste. Buralarda uzun yol otobüslerinde şoför ile yolcular arası cam kapı ve perdelerle bölünmüş durumda, yani yolu göremiyorsun. Brezilya'dan gelirken on beş saat perdeye bakarak gitmek bayağı sıkıcı olmuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Otobüs yola çıktığından beri aksırarak tıksırarak gidiyordu. Şehir çıkışındaki bir NSA acentasında değiştirdik. Yeni otobüs daha da eski, alt bölüm dört sıra, o yayvan koltuklar nasip olmadı. Wi-fi zaten çalışmıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
CDE ve Asuncion arası iki şeritli sağı solu yemyeşil bir yol. Türkiye'den tarif etmek gerekirse Adapazarı gibi. Şu an yolun yarısı oldu, yüksek bir dağ çıkmadık. Sık yerleşim yeri de yok, ama yol boyunca kesintisiz çiftlik evleri var, bol miktarda da satılık ilanları. Tipik büyük tropikal ağaçlar, inekler olayı tamamlıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Otobüs bir yerde durdu, karşıda beyaz gömlekli, kırmızı etekli kızlar bekleşiyor, derken, baktım bir tanesi otobüste. Chipa, chipa diyor. Yanda oturan çocuk bir liraya bir tane aldı. Ben de istedim. Tam açlık bastırıyordu. Chipa, simit gibi, içinde peynir var. Bir de anason tohumları. İlaç gibi geldi. Damağımda rakı tadı Asuncion'a vardık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Terminalde Arjantin otobüslerini sordum, bir sürü seçenek var. Buenos Aires'e fiyatlar yüz lira civarında. Geldiğim CDE için kırmızı otobüsleri olan şirkete fiyat sordum, 60 bin guaranis imiş, hem daha ucuz hem de otobüsleri fena gözükmüyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sonra yola çıktım, değnekçi en sonraki taksiyi çağırdı, adama neden önden biri gitmiyor dedim. En ön ve arkadaki sırayla gidiyor dedi. Taksimetre dedim, burası Asuncion, burada her şey düzgündür dedi. Hani, başka İstanbul yok der gibi bir hava takındı. Taksi, Black Cat hostele 37 bin, on beş lira tuttu. Hostel yöneticisi Lilia ucuza&amp;nbsp; geldiğimi,normalde daha fazla yazdığını söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Black Cat'de yer varmış, klimalı sekiz kişilik lüks koğuştan iki gece aldım. Bir gece, yetmiş bin guaranis, otuz iki lira kadar. Lilia bana şehir hakkında bilgi verdi. Sadece nehir kenarına inme, gündüz, gece dolaşabilirsin dedi. Akşam oluyordu, para çekmek ve bir şeyler yemek için dışarı çıktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Acayip sessiz, sakin bir ortam. Tüm köşelerde pompalı tüfekli güvenlikler var. Bir iki pub dolu sayılır, sokaklar boş. Bir gazete bayinde "amma çok var" Türkiye ile ilgili Clio dergisinin özel sayısını gördüm, satın aldım. Bir bankadan para çektim. Sonra Lilia'nın söylediği yerlerden Lido'da bara oturdum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-bJ5m9sE2riA/TzEtaZEF2VI/AAAAAAAAIyU/r45GgtFNhxE/s1600/DSC02857.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://2.bp.blogspot.com/-bJ5m9sE2riA/TzEtaZEF2VI/AAAAAAAAIyU/r45GgtFNhxE/s640/DSC02857.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Bir büyük Brahma bira söyledim,bir de yanda oturan kızın yediği hamburgerden. Hamburger kocaman, köfte ya da biftekli oluyor. İçinde ayrıca salam, peynir, domates var. Bira buz gibi, üstüne bir de buz kovasına koyuluyor. Mekanda, abartısız on beş kız çalışıyor, pire gibi sürekli hareket halinde olduklarından tam sayamadım. İki silahlı güvenlik, kasada sahibesi olacak kadın. Aşçı kızlar. Bizde böyle bir mekanı beş kişi ile idare ederlerdi. Diyeceksiniz şimdi tüm bu elemanlar ne yapıyor, sürekli bir devinim halindeler. Üstelik öyle fazla bir müşteri de yok. Dışarı verilen binaların kovaları için özel sehba yapmışlar, sanırsın kırk yıllık şarap sunuyorlar. Ya böyle kendine has yerleri seviyorum, bir kaç seneye teknoloji gelecek, hepsini tek tip yapacak. Hamburger sekiz, bira altı lira tuttu. Bir kişiyi fazlası ile doyuruyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hostele geldim, bir şey dikkatimi çekti. Müşteriler arasında tek dişi kişi yok. Ya bu Paraguay'a kızlar gelmiyor ya da şu an bir gay hosteldeyim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdi iki tane kız varmış, gördüm. Bu Paraguay'a genel de altı ila on iki ay Güney Amerika gezisine çıkıp, artık yapacak bir şey bulamayanlar geliyormuş. Bir de benim gibi kimse gitmiyorsa ben gideyim, maksat cinslik olsun diyenler. Durum bu...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1320344205954142358-761823660639844878?l=blog.ersoy.biz' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/XrcWuFbvCvSNYDKglTGODCjN_K0/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/XrcWuFbvCvSNYDKglTGODCjN_K0/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/XrcWuFbvCvSNYDKglTGODCjN_K0/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/XrcWuFbvCvSNYDKglTGODCjN_K0/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~4/uPt5pVNxjGw" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.ersoy.biz/feeds/761823660639844878/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://blog.ersoy.biz/2012/01/asuncion-yolunda.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/761823660639844878?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/761823660639844878?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~3/uPt5pVNxjGw/asuncion-yolunda.html" title="Asunción yolunda" /><author><name>Ersoy Balcı</name><uri>https://profiles.google.com/103449296262561831543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh3.googleusercontent.com/-df1UUC0h9nM/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAIAY/iw8q2CShl0E/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/-bJ5m9sE2riA/TzEtaZEF2VI/AAAAAAAAIyU/r45GgtFNhxE/s72-c/DSC02857.JPG" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://blog.ersoy.biz/2012/01/asuncion-yolunda.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CEIEQH0_fyp7ImA9WhRbFk8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1320344205954142358.post-7909683322791527765</id><published>2012-01-24T13:47:00.001+02:00</published><updated>2012-02-07T15:48:21.347+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-07T15:48:21.347+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Paraguay" /><title>Ciudad del Este</title><content type="html">&lt;div&gt;Bazen, insanın ufak tefek şansının tutması nasıl da mutlu ediyor, Ciudad del Este yolunda sular seller gibi yağarken İguazu'da iki günü güneşli geçirmekten bahsediyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Neyse, dönelim bu güne. Sabah Cruce del Norte'nin 9.50 Paraguay otobüsüne binmek için hostelden çıkıp yolun karşısındaki terminale geçtim. 10 pesos (4 lira) verip bileti aldım, sırt çantamı şoföre gösterdim, bagajı açtı. Otobüs tamamen dolu, hatta ayakta yolcu var ama bagajı olan tek yolcu benim.&amp;nbsp;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şoföre Arjantin, Paraguay sınırlarında damgaya ihtiyacım var, dedim. Merak etme dururum, dedi ama Paraguay sınırında beklemiyormuş. Neden beklemediğini daha sonra anladım. Brezilya için ise gerek yok durmadan geçiyoruz dedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdi bu geçişi ayrıntılı yazıyorum. Çünkü daha önce birileri böyle yazsa idi hem paradan tasarruf edecek hem de daha rahat olacaktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Otobüs Arjantin çıkışına gelince herkes indi ve çıkış damgalarını aldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Brezilya girişinde durmadık, gerek yok çıkışta da durmadık. Teknik olarak legal bir durum değil ama böyle daha rahat.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Paraguay sınırında şoför benim için.durdu, bu arada bir kaç kişi de indi. Kimse giriş damgası vurdurmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İndim, tam büyük sırt çantasını alırken eyvah dedim, içinde pasaport hariç her şeyin olduğu ufak sırt çantasını otobüste unutmuşum, o arada biri yürütse giderdi vallahi. Zaten onu orada unutacağımı biliyordum. Otobüs Arjantin sınırında daha da ayakta yolcu alınca,durumu kontrol için, ön tarafta kaldım. Ortam sıkışık olunca çantayı gözümün önüne, üst rafa koydum. Koyarken de "bunu unutacağım" diye düşündüm. Ne zaman böyle düşünsem gerçekleşir, "artık unutacağımı biliyorum" dikkat edeyim diye düşünsem de unuttum. Pasaport cebimde, ona odaklanıyor öbürünü hafızadan siliyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Brezilya, Paraguay arası dostluk köprüsü denilen bir köprü ile birleşiyor. Bu dostluk köprülerinden başka yerlerde de görmüştüm :-). Köprü yürüyerek de geçiliyor ama bazen sakat oluyormuş, özellikle akşam saatlerinde. Eğer Brezilya'dan çıkış gerekiyorsa yürüyerek geçilebilir. Elbette bugünkü gibi yağmur yağmıyorsa.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Paraguay sınırında otobüsten inince yeni bir inmigracion binası yapmışlar, girdim. Entrada dedim. Görevlilerden biri hemen ilgilendi, girişi yapıp damgayı bastı. Dışarı çıktım, yağmur devam ediyor, nereye gitsem bilmiyorum. Bir takım taksiler durmadan geçiyor. Köşede elinde düdük olan biri vardı, ona öylesine taksi dedim. Hemen yola çıktı bir tanesini durdurdu. Taksiciye o an aklıma gelen Munich Otel dedim, biliyormuş. On lira çok geldi ama okey dedim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sosa diye biri Beşiktaş'a gol atmış, haberlerde söylediler. Herhalde Paraguaylı olmalı. &lt;br /&gt;
Munich Otele gelince battı balık yan gider, zaten burda hostel falan yok,bari bir gün rahat edeyim dedim. Eskiden bunu iki ay sonunda yapardım, şimdi iki gün sonunda yapıyorum, yaşlılık alametleri.&lt;br /&gt;
 &lt;br /&gt;
Munich Otel, elbette Lonely Planet'in dediği gibi 15 dolar çıkmadı. Yaklaşık 40 dolar. Temiz bir üç yıldız, hatta bizdeki çoğu dört yıldızdan iyi. Resepsiyona kasa sordum. Odaya bile bırakabilirsin, güvenli dedi. Kadın otobüs için terminali aradı, bayağı yardımcı oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sonra çıktım şehri dolaştım. Benzinlikteki ATM'den para çektim. Kapıda kocaman tüfekli koruma var, aynı Mozambik'de olduğu gibi. Sonra onlardan her yerde gördüm. Şehir gündüz güvenli imiş, gece ise sırt çantası almadan, ana caddelerde dolaşılabilirmiş.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-wZg16UWthHE/TzEqa4WleaI/AAAAAAAAIx0/2V019ftd8l4/s1600/DSC02797.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://3.bp.blogspot.com/-wZg16UWthHE/TzEqa4WleaI/AAAAAAAAIx0/2V019ftd8l4/s640/DSC02797.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Meğer gümrükten otel yürüme en fazla on, onbeş dakikada imiş. Şimdi bu CDE şehri temel olarak oldukça geniş ana cadde, ona paralel, köprüyü baz alırsak, sağda bir, solda iki caddeden oluşuyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bütün bu caddeler, her türlü ıvır zıvırın satıldığı ürünlerle dolu. Özellikle parfüm, elektronik, saat, tekstil vs. Brezilya ve Arjantin böyle pahalı olunca doğal olarak insanlar günübirlik buraya akın ediyorlar. Mesele benim şu an kullandığım Sony Nex 5N fotoğraf makinesi 690 dolar yani ABD fiyatı. Bunun bir alt modeli Brezilya'da 1130 dolar. Ama bu ürünü sadece bir yerde bir tane gördüm. Genelde, aynı Tayland vs. olduğu gibi genel geçer mallar var. Mesele 16mm lense geniş açı adaptörü sordum. 400 dolar gibi fahiş bir şey söylediler. Gerçi başka yeri aradılar, asıl yeri bulsam belki daha hesaplı olurdu. Bu ürün ABD'de 100 dolar civarında. Bol miktarda ucuz Çin malı yüz dolarlık tabletlerden var. Sonuç olarak özel bir aramıyorsanız ve garanti önemli değil ucuz olsun diyorsanız burada alacak çok şey var. Sorun buradan Türküye'ye götürmesi. Burayı Hong Kong ile karşılaştırıyorlar ama anladığım kadarı ile o çeşitlilik burada yok. Sadece çok satacak ya da bu yöreye giden ürünler var. Motorola telefonlar gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-Nsgfmai22DA/TzEqhVnCxxI/AAAAAAAAIx8/F2GjQWn77co/s1600/DSC02827.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://4.bp.blogspot.com/-Nsgfmai22DA/TzEqhVnCxxI/AAAAAAAAIx8/F2GjQWn77co/s640/DSC02827.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Yolda dandik bir otele fiyat sordum, 35 dolar dedi. Demek Munich otelin fiyatı iyi. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Saat 16 gibi dükkanlar kapanıyor, ben de 14 000 guaraniye yani 6 liraya bir yumurtalı hamburger menü yedim. Evet burada bol sıfırlı adını söyleyemediğim, ufak banknotları plastik bir para birimi var. Burgerking fiyatlarına baktım, normal menü on lira kadar. Otelde minibarda bira iki buçuk, su iki lira. Aynı ufak su dışarıda bir liradan biraz fazla.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Buralarda her yerde dang ya da deng humması, ingilizce adıyla dengue fever'a karşı mücadele afişleri var. Sivrisinek sokmasıyla geçen bu hastalık bazı durumlarda ölümcül olabiliyor. Aşısı falan olmadığından sivrisineklere sokulmayın diyorlar. O kadar off sıkmama falan rağmen şu an, en az on yerden sokulmuş durumdayım. Hele Bolivya daha da beter imiş. Yapacak bir şey yok, böyle devam.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O tüfekli korumaların fotoğrafını çekmek isterdim ama ilk çıktığımda aklıma gelmedi. İkinci de ise çantayı hotelde bırakmıştım. Sonuçta bu şehirde hiç fotoğraf çekmedim, belki zaman olursa yarın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yazmayı unutmuşum, şehre girince pasaport için durmak aslında pek gerekli değil. Kalacak bir yer bulduktan sonra yürüyerek sınıra gidilip giriş damgası alınabilir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1320344205954142358-7909683322791527765?l=blog.ersoy.biz' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/xki8pYh-36PwZ84_-z97qAZbnZ0/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/xki8pYh-36PwZ84_-z97qAZbnZ0/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/xki8pYh-36PwZ84_-z97qAZbnZ0/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/xki8pYh-36PwZ84_-z97qAZbnZ0/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~4/hQsKxnVs5lw" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.ersoy.biz/feeds/7909683322791527765/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://blog.ersoy.biz/2012/01/ciudad-del-este-dogru.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/7909683322791527765?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/7909683322791527765?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~3/hQsKxnVs5lw/ciudad-del-este-dogru.html" title="Ciudad del Este" /><author><name>Ersoy Balcı</name><uri>https://profiles.google.com/103449296262561831543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh3.googleusercontent.com/-df1UUC0h9nM/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAIAY/iw8q2CShl0E/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-wZg16UWthHE/TzEqa4WleaI/AAAAAAAAIx0/2V019ftd8l4/s72-c/DSC02797.JPG" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Ciudad del Este, Paraguay</georss:featurename><georss:point>-25.5085286 -54.6753231</georss:point><georss:box>-25.623175600000003 -54.8332516 -25.3938816 -54.5173946</georss:box><feedburner:origLink>http://blog.ersoy.biz/2012/01/ciudad-del-este-dogru.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;C04BR3c6fSp7ImA9WhRbFk8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1320344205954142358.post-5388682799103740718</id><published>2012-01-23T23:12:00.000+02:00</published><updated>2012-02-07T15:39:16.915+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-07T15:39:16.915+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Arjantin" /><title>Arjantin'in Iguazu'su</title><content type="html">&lt;div&gt;
Sabah yetmiş pesos fiyata dahil kahvaltıyı yaptıktan sonra sırt çantasını Hostel İnn'in emanetine bırakıp yola çıktım. Her yirmi dakikada bir, Puerto de Iguazo ile şelaleler arasında işleyen otobüs, hostelin önünden geçiyor, fiyatı on pesos yani dört lira kadar. (Varuna'cılar bu biletin gidiş-dönüş olduğunu yazmış, ben dönüşte de ödedim)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İguazu şelalelerinin Arjantin tarafından giriş ücreti ise 100 pesos yani 40 liraya yakın. &lt;br /&gt;
İçeri girince biraz yürümeden sonra iki seçenek var, trenle yirmi dakika, ya da yürüme sekiz dakikada asıl merkeze varmak. Tren niye geç derseniz, hem az sefer var, hem de çok sıra.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Asıl merkeze gelince yine iki seçenek var. Yürüme ilk şelaleleri ziyaret ya da ikinci trenle "şeytanın boğazına" gitmek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-H2rroqPHRHU/TzEV31j5pII/AAAAAAAAIxc/DahCHcdtgIQ/s1600/DSC02596.JPG" id="buyut" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://3.bp.blogspot.com/-H2rroqPHRHU/TzEV31j5pII/AAAAAAAAIxc/DahCHcdtgIQ/s640/DSC02596.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Orada bir görevliye hangisinden başlayalım diye sordum, kalabalığı mı, sakinliği mi tercih edersin dedi. Trendeki kuyruğu görünce ilk şelalelere yöneldim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sonra çok susadığım için su aldım, böylece bir ufak suya altı lira ödemiş oldum. Brezilyada su pahalı diyordum, burası da aynı. Ancak akşam kasabada iki liraya marketten büyük su alarak ucuza suya kavuştum. Dün hostelde ufak suyu bu fiyata verdiler, mecbur iki şişe aldım. Bira sudan ucuz, her taraf yeşillik ve nehir, su niye böyle pahalı anlaşılmaz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk şelalelere ilerleyince yine iki seçenek çıkıyor. Alt ve üst. Önce alt bölüme gittim, tekne turlarını es geçtim, sonra geri dönüp üst bölüme geçtim. Burada Jose Luis isimli bir rehberle mesleki muhabbet yaptım. Şelalelerin muhteşem haline hayran kaldım, falan... Bu bölümlerde epey vakit harcadım. Sonra geri dönüp trenle Garganta del Diablo'ya yöneldim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-8LddI9aaX9g/TzEV9o8bDQI/AAAAAAAAIxk/Dkh3w-aSkzM/s1600/DSC02717.JPG" id="buyut" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://3.bp.blogspot.com/-8LddI9aaX9g/TzEV9o8bDQI/AAAAAAAAIxk/Dkh3w-aSkzM/s640/DSC02717.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Trenden inince uzun bir platform köprü ile olayın kalbine ulaşılıyor, şeytanın boğazına. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdi buralara gelen gezginler, kitaplar falan Arjantin tarafı daha güzel, Brezilya tarafı ufak görmeye gerek yok diyorlar. Elbette gerçek böyle değil. Şimdi yanımda oturan Fransız arkadaş Clyde da benim gibi düşünüyor. İkisi de farklı, Brezilya tarafı daha çok kartpostal havasında, şelaleleri uzaktan görüyor ama sona doğru o deli gibi akan sulara da oldukça yaklaşılıyor. Google'da İguazu deyince çıkan fotoğraflar hep bu yakadan çekilmiş oluyor, bu kısım üç, dört saat içinde geziliyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Arjantin bölümünü ziyaret daha fazla sürüyor, daha ucuz diye tekne turu da yaparsanız bir tam güne yayılabiliyor. Sulara burada daha fazla yaklaşılıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bence iki taraf da görülmeli ve özellikle önce Brezilya tarafı görülmeli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-1fpkXbXkKXw/TzEWFNYsk_I/AAAAAAAAIxs/88UjE9pXq3U/s1600/DSC02760.JPG" id="buyut" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://3.bp.blogspot.com/-1fpkXbXkKXw/TzEWFNYsk_I/AAAAAAAAIxs/88UjE9pXq3U/s640/DSC02760.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Şeytanın boğazını görüp biraz ıslandıktan sonra tam hostele dönerken, "ya buralara kadar geldim, şu tekne olayını da yapayım tam olsun" dedim, yeniden alt şelale tarafına yöneldim. Tekne ile ıslanma elli lira imiş. Can yeleklerini giydik, biraz fotoğraftan sonra her şeyi verdikleri su geçirmez torbalara koyduk. Şelalenin içine daldık. Ben olayı daha önce bildiğimden hazırlıklı gelmiştim, yani yüzme şortu ile. İşte bu hayatta bir kere yapılması gereken olaylardan, inanılmaz keyifli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Neyse hava sıcak, su pahalı, bu ilaç gibi geldi. Tekneden çıkınca dönüş otobüsüne kadar hemen hemen kurudum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hostele döndüm, resepsiyona, ortak çalıştıkları için Marcopolo hostele bakarmısınız yer var mı? diye sordum. Varmış, orası terminalin karşısında, yarın Paraguay'a gideceğim için daha avantajlı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sırt çantamı aldım, yola çıktım, sarı otobüs fazla bekletmedi. Şoföre on pesos verdim, seksenini geri verdi. Meğer on peso tek ücret değilmiş, mesafeye göre alıyorlarmış. Marcopolo'ya girişi yaptım. 85 pesos.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sonra bir şeyler yemek için sokakta bir tur attım, en sonunda tipi en basit olan istasyonun restoranına girdim. Burası da pek ucuz sayılmazmış, yemek otuz lira tuttu. Bir de Arjantin daha hesaplı diyorlardı. Bu sırada fırtınalı bir yağış başladı, yarım saat ben yemeği bitirene kadar sürdü. Bir de bu İnternet hava durumu siteleri işi bilmiyorlar, yağmur diyorlar, nerede? hava günlük güneşlik, diyordum. Demek ki bir bildikleri varmış. Evet, yarın rota Paraguay... &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1320344205954142358-5388682799103740718?l=blog.ersoy.biz' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ybRlc4qAjvgQ2-3BYVL7xeclJ6I/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ybRlc4qAjvgQ2-3BYVL7xeclJ6I/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ybRlc4qAjvgQ2-3BYVL7xeclJ6I/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ybRlc4qAjvgQ2-3BYVL7xeclJ6I/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~4/GssiNMngoSc" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.ersoy.biz/feeds/5388682799103740718/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://blog.ersoy.biz/2012/01/arjantin-iguazu.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/5388682799103740718?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/5388682799103740718?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~3/GssiNMngoSc/arjantin-iguazu.html" title="Arjantin&amp;#39;in Iguazu&amp;#39;su" /><author><name>Ersoy Balcı</name><uri>https://profiles.google.com/103449296262561831543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh3.googleusercontent.com/-df1UUC0h9nM/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAIAY/iw8q2CShl0E/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-H2rroqPHRHU/TzEV31j5pII/AAAAAAAAIxc/DahCHcdtgIQ/s72-c/DSC02596.JPG" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://blog.ersoy.biz/2012/01/arjantin-iguazu.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DEUCSHw8fyp7ImA9WhRbFkw.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1320344205954142358.post-462618803895168084</id><published>2012-01-22T23:36:00.000+02:00</published><updated>2012-02-07T14:04:29.277+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-07T14:04:29.277+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Brezilya" /><title>Brezilya'nın Iguaçu'sı</title><content type="html">&lt;div&gt;Sabah 9 gibi otobüs Foz de Iguaçu terminaline gelince, Arjantin tarafına geçme, fikrimi değiştirdim. İlk olarak bir Brezilya tarafını göreyim dedim. Otobüs terminalinden önce TTU denilen şehir içi terminale geçmek gerekiyor. Bilgi olsun, Paraguay'a bu terminalden direkt otobüs var. TTU terminalinde iki seçenek var, ya hemen terminalin dışından Arjantin'e geçilebilir ya da benim yaptığım gibi 120 numara ile şelalenin Brezilya tarafı ziyaret edilebilir.&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-FWbW8cNovDA/TzESnROM87I/AAAAAAAAIxM/XN19xvlHJAk/s1600/DSC02481.jpg" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="426" src="http://3.bp.blogspot.com/-FWbW8cNovDA/TzESnROM87I/AAAAAAAAIxM/XN19xvlHJAk/s640/DSC02481.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
120 numara ile şelaleye gelince tarihi bir hata yaptığımı anladım. Bugün pazar yani tatil günü, dolayısıyla gişe önündeki kuyruğun ucu bucağı yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Geldik madem görelim dedik, ama önce sırt çantasına bir yer bulmalı. Marketden 8 liraya bir jeton alınıyor, dışarıda bulunan kasalardan birine eşyayı koyup, jetonu atınca üzerinde bulunan anahtar ile kilitleyip, anahtar çıkarılabiliyor. Sonra kuyruğa girdim, neyse gişe sayısı bol,yarım saatte sıra geldi. Ama kuyruklar bitmedi, bunu bileti okutup içeri girme ve otobüs kuyruğu izledi. Sonuç olarak&amp;nbsp; tüm bu olaylar bir saatte hal oldu. Aslında zaman değil de yavaş yavaş kapanan bulutlar beni endişelendirdi ama sonunda tam da kapanmadı. Giriş ücreti 40 lira kadar, buna otobüs ile şelalenin yakınına götürüp getirme de dahil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sonra tüm ziyaretçiler dar bir yoldan şelalelere doğru inmeye başladık, ilk görüntü hayal kırıklığı oldu, "yahu meşhurlar meşhuru İguazu bu mu" dedim. Angola sınırında gördüğüm&amp;nbsp;Ruanaca buna beş basar. Sonra, yolu izleyince olay değişti, o ilk görülen olayın sadece bir kısmı imiş. Biraz daha ilerleyip "şeytanın boğazını" da görünce, artık diyecek bir şey kalmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-9nfCANpXk9c/TzESrGrMSXI/AAAAAAAAIxU/n16cDxvHsV8/s1600/DSC02548.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://2.bp.blogspot.com/-9nfCANpXk9c/TzESrGrMSXI/AAAAAAAAIxU/n16cDxvHsV8/s640/DSC02548.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Sonra girişe geri döndüm, yine 120 numara ile terminale gittim. Orada, Arjantin otobüsüne binip sınıra doğru yolladım. Aslında 120 numaranın şoförüne söylense, Arjantin sapağı hemen milli parkı çıkınca, orada inip yolun karşısından her 20 dakikada bir geçen Arjantin otobüsüne binilebilir. Böylece terminale kadar o yol iki kere yapılmaz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sınıra gelince Brezilya'dan çıkış almak için indik, şoför bir fiş verdi, yirmi dakika sonra gelen arabaya binersiniz diyerek gitti. Bu nedenle koca sırt çantasını yanıma aldım. Çıkış damgalarını alıp yeni otobüsü beklerken İsviçreli bir eleman "Türküm dediğini duydum diyerek" lafa girdi. Muhabbete başladık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İkinci otobüs geldi, o da bizi iki kilometre ötedeki Arjantin girişinde, yine eşyalarla indirdi. Arjantin girişini aldık, bagajları x-raydan geçirdik, bu sefer bekleyen otobüse binip terminale kadar devam ettik.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu arada saatleri bir saat geri aldık. Aslında saatlerin daha Brezilya tarafında ayarlanması lazımdı ama havaalanından geçerken baktım, Sao Paulo saatine ayarlı idi. Bütün bu karışıklık, Brezilya'nın yaz saati uygulamasından, Arjantin'in ise uygulamamasından oluyor. Bir de yazları bize göre ters, Türkiye de işin içine girince daha da karışıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu arada bu sınırları sorgusuz sualsiz zırt diye geçiyoruz, schengen ülkelerine kapak olsun.&lt;br /&gt;
Yolda İsviçreli eleman Marcopolo hostelde kaldığını, terminalin karşısında olduğunu söyledi. Bu Paraguay'a geçiş için avantajlı olacağı için, beş sene önce Arzu'nun kaldığı Hostel İnn'e gitmekten vazgeçip orada kalmaya karar verdim. Zaten oraya gitmek nasıl olacak bilmiyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Marcopolo'ya gelince yer olmadığını ama orada bekleyen üç kişi ile Hostel İnn'e gönderebileceklerini söylediler. Kaderden kaçınılmazmış. 70 pesos alacaklarını söylediler. Hemen orada bulunan free İnternetten fiyatı kontrol ettim. Hostelworld'den rezervasyon yaptırsam da aynı fiyat. Üstüne, bir de taksi ile şehrin on kilometre dışında bulunan Hostel İnn'e götürüyorlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hostel İnn'e varınca çek-ini yaptırdım, dormitorioma yani koğuşuma yerleştim, duşumu aldım, resepsiyondan verilen çarşafları yatağa geçirdim. Hamburgerimi yedim. Sonra da bu yazıyı yazdım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İnternet salonda bedava. Havuza girmedim, soğuk İstanbul koşullarına alışmış ensem, ufacık kutusuna elli lira verdiğim güneş kremini büyük sırt çantasında bıraktığımdan dolayı pişmiş durumda, zaten havuz olayını oldum olası sevmem.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Evet saygıdeğer okurlar dün tüm gece otobüste haşat olmama, gün boyu şelalelerde pişmeme rağmen ince mesajlarla dolu bu günün hikayesini htc desire'nin daracık dokunmatik klavyesinde bitirmiş durumdayım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Burası şu an acayip sıcak, hava durumu raporlarında dediği gibi yağmur da yağmadı.&amp;nbsp;Bunu da belirteyim, benim gibi o hava durumlarına fazla güvenmeyin. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1320344205954142358-462618803895168084?l=blog.ersoy.biz' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/SEr-hH5gsdZgqQ3OEi1YlJG0l5w/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/SEr-hH5gsdZgqQ3OEi1YlJG0l5w/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/SEr-hH5gsdZgqQ3OEi1YlJG0l5w/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/SEr-hH5gsdZgqQ3OEi1YlJG0l5w/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~4/iGfUG9zeP6I" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.ersoy.biz/feeds/462618803895168084/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://blog.ersoy.biz/2012/01/brezilya-iguacu.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/462618803895168084?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/462618803895168084?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~3/iGfUG9zeP6I/brezilya-iguacu.html" title="Brezilya&amp;#39;nın Iguaçu&amp;#39;sı" /><author><name>Ersoy Balcı</name><uri>https://profiles.google.com/103449296262561831543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh3.googleusercontent.com/-df1UUC0h9nM/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAIAY/iw8q2CShl0E/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-FWbW8cNovDA/TzESnROM87I/AAAAAAAAIxM/XN19xvlHJAk/s72-c/DSC02481.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Puerto Iguazú, Misiones, Arjantin</georss:featurename><georss:point>-25.5971635 -54.578599</georss:point><georss:box>-25.6544445 -54.657562999999996 -25.5398825 -54.499635</georss:box><feedburner:origLink>http://blog.ersoy.biz/2012/01/brezilya-iguacu.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D0INRn07fCp7ImA9WhRbFkw.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1320344205954142358.post-2155412891065862854</id><published>2012-01-21T23:13:00.001+02:00</published><updated>2012-02-07T13:53:17.304+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-07T13:53:17.304+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Brezilya" /><title>Iguazu yolunda</title><content type="html">&lt;div&gt;Şu an Pluma seyahatın 17.30 otobüsüyle Sao Paulo'dan İguazu şelalerine doğru yola çıkmış bulunmaktayım. Yolculuk yaklaşık on beş saat sürecek. Otobüsün içi kutuplar gibi, klima sonuna kadar açık. Dışarıda sıcak, güneşli bir gün olsa anlayacağım, ama yağışlı ve serin bir hava var. Brezilyalılar alışık, hemen battaniyelerini çıkardılar. Ben de gezgin bloglarından hazırlıklıyım, poları, Laos'tan beri yanımda olan sweet-shirt'ü giydim. THY'nin battaniyesi zaten rezerve idi. Ama her şeye rağmen gripten daha bugün kendime geldim ve bakalım yarın İguazu'ya nasıl varacağım.&amp;nbsp;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Evet, beş günlük Sao Paulo olayı böylece bitti. Artık dönüş için, bir daha, orada olacağım. Sao Paulo, çoğu kişinin malumu olduğu üzere ve bence de mümkün olduğu kadar az uğranılması gereken şehirlerden. Kırk milyon insan gecekondulara ve gökdelenlere sıkışmış köle gibi yaşıyorlar. İnsanları boşalttıktan sonra bir atom bombası atılsa ve Sao Paulo yeryüzünden silinse insanlık tarihi adına hiç bir kayıp sayılmaz. Bu şehirde hiç iyi bir şey yok mu derseniz, elbette vardır. Ben görmedim, Timur arkadaşım gitmiş, Vila Madalena diye bohem, barların olduğu bir yer, sonra envai çeşit restoranlar, "clap"lar falan.. Ee, bunlar her yerde var, günümüz global dünyasında öyle özel bir özellik oluşturmuyor ki. Bir tane zavallı müze, İstanbul'da bulunan dandik bir resim sergisi daha zengindir. Bir tiyatro binası,Tarlabaşında olsa, bir özelliği var diye kimse dönüp bakmaz. Ha, Copan binası, hani şu s harfi şeklinde olan beton yığını. Bir o orijinal bir şey.&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-2L4FEDTeMl0/TzEQNxDTU-I/AAAAAAAAIw8/ftkb7fRbqbo/s1600/DSC02448.jpg" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="426" src="http://4.bp.blogspot.com/-2L4FEDTeMl0/TzEQNxDTU-I/AAAAAAAAIw8/ftkb7fRbqbo/s640/DSC02448.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Parası olanlar kendilerine merkezlerde güvenli vahalar oluşturmuşlar ama yine de tedirginlikle yaşıyorlar. Telefonla istediğin pizza ancak dış kapıya kadar gelebiliyor. Onu da iki demir kapı, eve güvenlik telefonu sonrası alabiliyorsun. Arka sokaklarda crack çekmiş insanlar bir birlerini tavuk gibi boğazlıyor. Parası olanlar kaçırma olaylarına karşı kesinlikle bu durumunu göstermiyorlar. Neyse bu kadar yeter, sonuç olarak yaşanacak bir yer değil diyeyim, kendi süper sübjektif gözlemlerimi bitireyim.&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-xepSFoNPbJ4/TzEQTnH98kI/AAAAAAAAIxE/JzLqoIne12E/s1600/DSC02466.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://1.bp.blogspot.com/-xepSFoNPbJ4/TzEQTnH98kI/AAAAAAAAIxE/JzLqoIne12E/s640/DSC02466.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Sabah oldu, Cascavel diye bir yerden geçiyoruz. Gece, ilk molada şoför ile konuştum, klima olayını ayarlattım. Önümde oturan, soğuktan kıvranan Avustralyalılar teşekkür ettiler. Molada yarım ekmek peynirli salamlı sandviç aldım, on lira. İkiye böldüler, aksam ve sabah tıkınması da halloldu. Şu an hava aydınlandı, yeşil bir ovada ilerliyoruz. Bütün gece yağan yağmur kesildi ama buralarda her an yağabilir. Biraz pahalı da olsa şimdi cepten internete girip bu yazıyı da tamamlıyayım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Molalarda size üzerinde numara olan bir kart veriyorlar. Yediğinizi, içtiğinizi ona işletiyorsunuz. Çıkışta onu kasaya okutuyorlar, parayı ödüyorsunuz. Bunu niye yazıyorum, benden önde giden Varuna grubu bu olayı biraz yanlış anlamış, bloglarından okudum. Ben aynı sistemi Sao Paulo'da bir restoranda gördüğümden onlar gibi düşünmedim. Bazen, akla gelmeyen detaylar, böyle küçük problemlere yol açabiliyor. Bu da seyahatleri belki biraz daha ilginç hale getiriyor. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1320344205954142358-2155412891065862854?l=blog.ersoy.biz' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/_sURvyxkjcrrSVfSpf7qg3GB0co/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/_sURvyxkjcrrSVfSpf7qg3GB0co/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/_sURvyxkjcrrSVfSpf7qg3GB0co/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/_sURvyxkjcrrSVfSpf7qg3GB0co/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~4/z2aCNNzzpDs" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.ersoy.biz/feeds/2155412891065862854/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://blog.ersoy.biz/2012/01/iguazu-yolunda.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/2155412891065862854?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/2155412891065862854?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~3/z2aCNNzzpDs/iguazu-yolunda.html" title="Iguazu yolunda" /><author><name>Ersoy Balcı</name><uri>https://profiles.google.com/103449296262561831543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh3.googleusercontent.com/-df1UUC0h9nM/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAIAY/iw8q2CShl0E/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-2L4FEDTeMl0/TzEQNxDTU-I/AAAAAAAAIw8/ftkb7fRbqbo/s72-c/DSC02448.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://blog.ersoy.biz/2012/01/iguazu-yolunda.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DkADSX49cSp7ImA9WhRbFkw.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1320344205954142358.post-666883129590408455</id><published>2012-01-19T02:52:00.001+02:00</published><updated>2012-02-07T13:39:38.069+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-07T13:39:38.069+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Brezilya" /><title>Sao Paulo'da turistik gezi</title><content type="html">&lt;div&gt;Bugün iki sene önce yaptığım bir Anadolu turunda, grubumda bulunan Beatris ile buluştuk, bu sefer o bana rehberlik yapacak. Beni önce Pacaembu'da bulunan Estadio Municipal'e götürdü. Burada bir futbol müzesi de bulunuyor. Fotoğraflar ile Brezilya futbol tarihini anlatmışlar. Açıkçası burası çok vaktiniz varsa görülebilir, yoksa pek bir şey kaybetmiş sayılmaz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-aoGKxq1yYGc/TzEM1j-3tXI/AAAAAAAAIws/GwzR5eyVsqM/s1600/DSC02384.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://3.bp.blogspot.com/-aoGKxq1yYGc/TzEM1j-3tXI/AAAAAAAAIws/GwzR5eyVsqM/s640/DSC02384.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Sonra Higienópolis AVM'de bulunan&amp;nbsp; Rascal Restaurant'a gittik. Bu zincir restoranlarda içecekler hariç fiks 60 lira kadar bir sey ödüyorsun, sonra da açık büfeden istediğin kadar yiyorsun. Restoranda, oturur oturmaz sırt çantamı yere bıraktım, hemen bir garson geldi, onu bir sandalyenin üzerine koydu ve tüm sandalyelerde bulunan kayış ile sıkıca bağladı. Siz büfede yiyeceklere dalmışken çalınmaya karşı iyi bir önlem. Bizim için kazık fiyatı hariç lezzet olarak burayı tavsiye edebilirim. Bu Sao Paulo'da yapacak bir şey olmadığından işi yiyecek içecek olayına vermişler. Restoran öğle vakti tıklım tıklım dolu idi. Burada yemek yiyen insanlar o çevrede çalışanlar.&amp;nbsp;&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-wU72YrGqbME/TzEMsvl7xaI/AAAAAAAAIwk/qTz9RrroUjY/s1600/DSC02383.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="640" src="http://3.bp.blogspot.com/-wU72YrGqbME/TzEMsvl7xaI/AAAAAAAAIwk/qTz9RrroUjY/s640/DSC02383.JPG" width="424" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Yemekten sonra tiyatro binası, Anhangabau parkı, Se alanı, Kadetral gibi şehrin önemli yerlerini gezdik, aslını sorarsanız bu yirmi, çevresi ile kırk milyonluk devasa şehirde bunları görmeseniz de olur. Belki sırf bu açıdan belki de görülmesi gereken bir şehir bu Sao Paulo.&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-T-k_A8mqPZM/TzEM989qlzI/AAAAAAAAIw0/SEGoGbw0ag0/s1600/DSC02406.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://4.bp.blogspot.com/-T-k_A8mqPZM/TzEM989qlzI/AAAAAAAAIw0/SEGoGbw0ag0/s640/DSC02406.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Bu konuya daha ekleyeceklerim var ama htc desire'nin minik klavyesi ile şimdilik bu kadar.. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1320344205954142358-666883129590408455?l=blog.ersoy.biz' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/v_2NsO830qQiMHkoKDerazDlF60/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/v_2NsO830qQiMHkoKDerazDlF60/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/v_2NsO830qQiMHkoKDerazDlF60/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/v_2NsO830qQiMHkoKDerazDlF60/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~4/uqAq97cHbC8" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.ersoy.biz/feeds/666883129590408455/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://blog.ersoy.biz/2012/01/sao-paulo-turistik-gezi.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/666883129590408455?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/666883129590408455?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~3/uqAq97cHbC8/sao-paulo-turistik-gezi.html" title="Sao Paulo&amp;#39;da turistik gezi" /><author><name>Ersoy Balcı</name><uri>https://profiles.google.com/103449296262561831543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh3.googleusercontent.com/-df1UUC0h9nM/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAIAY/iw8q2CShl0E/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-aoGKxq1yYGc/TzEM1j-3tXI/AAAAAAAAIws/GwzR5eyVsqM/s72-c/DSC02384.JPG" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://blog.ersoy.biz/2012/01/sao-paulo-turistik-gezi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DkQHQns-fyp7ImA9WhRbFkw.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1320344205954142358.post-5518370824313787891</id><published>2012-01-16T14:30:00.001+02:00</published><updated>2012-02-07T13:32:13.557+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-07T13:32:13.557+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Brezilya" /><title>Sao Paulo - Brezilya</title><content type="html">&lt;div&gt;Dün 10.45'de kalkan THY uçağı ile yerel saat ile 20.30'da Sao Paulo'ya vardım. Bu şu ana kadar yaptığım en uzun uçuş oldu. Brezilya ve Türkiye arasında 4 saat fark var, bu hesapla uçuş 13 buçuk saat sürdü. Böylece ömrümde ilk defa Amerika kıtasına ayak basmış oldum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sao Paulo'ya sağanak yağış altında indik. Şu an yağmıyor ama hava bulutlu ve oldukça serin. Yahu okulda bize kuzey yarımkürede kış varken güneyde yaz olur diye öğretmemişler miydi.&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-sYQmH0MN1VU/TzEJUAzXcZI/AAAAAAAAIwU/QM4TEMfd8B8/s1600/DSC02363.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://2.bp.blogspot.com/-sYQmH0MN1VU/TzEJUAzXcZI/AAAAAAAAIwU/QM4TEMfd8B8/s640/DSC02363.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Bir yere yerleştikten sonra gece meşhur Paulista caddesinde bir kafede coxinha eşliğinde Brahma marka bira içerek yerel tatlar diyarına ufak bir giriş yapmış oldum. 600cc, büyük bira 6 buçuk reais. Brezilya reali hemen hemen bizim liraya eşit, bu nedenle burada para hesabı yapmak çok kolay. Coxihna bir çeşit kroket. Biralar ise buz gibi servis ediliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kafede dikkatimi çeken olay, dışarıda, açık havada, kaldırımda olan bölümde bile sigara içmenin yasak olması oldu. İnsanlar kalkıp kaldırımda elli santim öteye geçip öyle içiyorlar. &lt;br /&gt;
Şimdilik yazacaklarım bu kadar, cep telefonunun bataryası bitiyor, zaten bu ufak klavye ile yazmak bir dert.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yedek batarya ile devam... şimdi sirenler çalmaya başladı. 10 kasım buraya mı geldi diye düşünürken burada yaşayan arkadaşım olayı açıkladı. Her gün saat 12'de yemek saatini haber veriyormuş. Tüm şehir teneffüse çıkıyor yani.&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-Pm9OTZTDIEs/TzEK1lmX1FI/AAAAAAAAIwc/pgKALzFkXRQ/s1600/DSC02369.JPG" imageanchor="1" id="buyut" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="424" src="http://3.bp.blogspot.com/-Pm9OTZTDIEs/TzEK1lmX1FI/AAAAAAAAIwc/pgKALzFkXRQ/s640/DSC02369.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Öğle yemeği için bir AVM'ye gittik. İçerisi siren sesiyle ofislerden fırlamış beyaz yakalılar ile dolu. Ortam bana bir öğle vakti Astoria Avm'ini hatırlattı. Fark, burada tabağı büfeden dolduruyorsun, tartılıyor, kilo hesabı ödeme yapılıyor. Etler çok iyi görünüyor. Ortalama bir tabak 20 lira tutuyor. Damak tadı olarak bize uygun, hatta hiç bir fark yok diyebilirim. Asya dolaylarında yaşanan o uyum süreci burada gerekmiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Akşam Paulista caddesinde ufak bir yürüyüş yaptık, bir yerde birer bira içtik. Ne olduğunu bilmeden, karışık bir şeyler diye menüden seçtiğimiz şey bildiğimiz Çin böreği çıktı. 22 lira olan fiyatı da epey kazıktı. Ama burası bu dev şehirde, anladığım kadarıyla, gece çıkıp dolaşılabilen nadir yerlerden, şehrin en lüks bölgelerinden. Bu bölgede 1+1, 30-40 metrekare mobilyalı bir daire kirası 3000 liradan başlıyor. Kalite ise o kadar yüksek değil. Bu fiyatlar inanılmaz ama burası Sao Paulo...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fiyatlar konusunda bir örnek de elektronikten vereyim, ABD'de 1000 lira olan, Sony Nex C3 fotoğraf makinesi burada 2000 lira, Türkiye'de ise 1400 lira civarında. Yıllardır bizde elektronik çok pahalı diye şikayet ederdim, beterin beteri varmış. Brezilya son beş senede böyle oldu. Hatırlarım yıllar once&amp;nbsp; ucuz yemek yesinler diye esnaf lokantasına götürdüğüm Brezilyalı grubum on lira tutan menüye isyan etmiş, bir hafta boyunca öğle yemeği yememiş idi. Nereden nereye... &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1320344205954142358-5518370824313787891?l=blog.ersoy.biz' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Ts5qU7sK9So1g4iI5kGdqQBgPrI/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Ts5qU7sK9So1g4iI5kGdqQBgPrI/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Ts5qU7sK9So1g4iI5kGdqQBgPrI/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Ts5qU7sK9So1g4iI5kGdqQBgPrI/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~4/8Rr50fsmGrE" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.ersoy.biz/feeds/5518370824313787891/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://blog.ersoy.biz/2012/01/sao-paulo-brezilya.html#comment-form" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/5518370824313787891?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/5518370824313787891?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~3/8Rr50fsmGrE/sao-paulo-brezilya.html" title="Sao Paulo - Brezilya" /><author><name>Ersoy Balcı</name><uri>https://profiles.google.com/103449296262561831543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh3.googleusercontent.com/-df1UUC0h9nM/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAIAY/iw8q2CShl0E/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/-sYQmH0MN1VU/TzEJUAzXcZI/AAAAAAAAIwU/QM4TEMfd8B8/s72-c/DSC02363.JPG" height="72" width="72" /><thr:total>2</thr:total><georss:featurename>Sao Paulo - São Paulo, Brezilya</georss:featurename><georss:point>-23.5489433 -46.6388182</georss:point><georss:box>-24.014749300000002 -47.270532200000005 -23.0831373 -46.0071042</georss:box><feedburner:origLink>http://blog.ersoy.biz/2012/01/sao-paulo-brezilya.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D0IMR305eSp7ImA9WhRVEko.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1320344205954142358.post-7795974013898337717</id><published>2012-01-11T11:51:00.000+02:00</published><updated>2012-01-11T11:53:06.321+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-11T11:53:06.321+02:00</app:edited><title>Blog'da yenileme</title><content type="html">&lt;br /&gt;
Nihayet yıllardır düşündüğüm blog'u yenileme çalışmalarına başladım. Şu an Afrika'ya kadar olan bölümlerde Türkçe harfler, ufak tefek yanlışlıklar, hatta unuttuğum bazı bilgiler düzeltildi. Her konuya büyük boy &lt;b&gt;fotoğraflar &lt;/b&gt;eklendi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Konulara blogger'ın yeni özelliği sayesinde harita bilgilerini de ekliyorum. Bu yerler genelde kaldığımız, bazen de ziyaret ettiğimiz yerler. Ayrıca üstte bulunan "&lt;b&gt;haritalar&lt;/b&gt;" sekmesinden Hindistan, Namibya ve Tunus rotalarını görebilirsiniz. Tunus haritasında bulunan bazı özel ikonlar Firefox ya da Dropbox'da bulunan bir bug yüzünden gözükmüyor. Kısa zamanda çözmeye çalışacağım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fotoğraflara tıklayınca sayfadan çıkılmadan büyük halinin görülmesi için blog'a fancybox scripti de eklendi.  Böylece gezilen yerler görsel olarak destekleniyor. Bu arada Blogger aynı işi yapan bir lightbox eklentisini sundu ama bazı tarayıcılarda düzgün çalışmadığından iptal ettim. Elbette genel fotoğraflar Picasa'da devam ediyor. Onları da bir elden geçireceğim. Daha Myanmar vs. fotoğraflarını ekleyemedim. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Son olarak &lt;b&gt;mobil görünüm&lt;/b&gt; aktif hale getirildi.Blogger'ın yeni dinamik şekillerini görmek için üst sekmeye "&lt;b&gt;dinamik bakış&lt;/b&gt;" linkini koydum. Bu link "&lt;i style="color: #20124d;"&gt;magazine&lt;/i&gt;"'e yönlendiriyor. Oradan &lt;span style="color: #20124d;"&gt;sidebar, flipcard, classic, mosaic, snopshot, timeslide&lt;/span&gt; gibi değişik görünümleri deneyebilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Myanmar günleri nihayet bitti. Kalan Tayland dalış günleri ile ilgili de bir şeyler yazmaya çalışacağım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Deneme amaçlı sayfayı &lt;b&gt;http://blog.ersoy.biz&lt;/b&gt; adresine yönlendirdim. Bu &lt;b&gt;http://ersoyb.blogspot.com&lt;/b&gt; adresine bir etki yapmıyor. İki adres de çalışıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;GÜNEY AMERİKA&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Myanmar günlerini bitirdim, Tayland'da Koh Tao'da dalış okulunda geçen günleri çok detaylı olmasa da genel olarak, özellikle, oralarda dalış için gideceklere bir fikir versin diye yazacaktım. Araya ev taşımalar falan girdi, derken.. birikmiş milleri kullanarak Brezilya - Sao Paulo'ya iki aylık gidiş-dönüş biletini aldım. 15 Ocak günü yola çıkıyorum. Hala daha ne yapacağıma tam karar veremedim. Ama Machu Picchu ve Galapagos görmek istediğim yerler arasında, aslında Patagonya'ya gitmeyi de çok istiyorum ama zaman yetmeyecek sanırım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1320344205954142358-7795974013898337717?l=blog.ersoy.biz' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/2J9UCZ11DUnEdz8Utq6BT38YerM/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/2J9UCZ11DUnEdz8Utq6BT38YerM/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/2J9UCZ11DUnEdz8Utq6BT38YerM/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/2J9UCZ11DUnEdz8Utq6BT38YerM/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~4/DthSnIRYyAo" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.ersoy.biz/feeds/7795974013898337717/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://blog.ersoy.biz/2011/09/blogda-yenileme.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/7795974013898337717?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/7795974013898337717?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~3/DthSnIRYyAo/blogda-yenileme.html" title="Blog'da yenileme" /><author><name>Ersoy Balcı</name><uri>https://profiles.google.com/103449296262561831543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh3.googleusercontent.com/-df1UUC0h9nM/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAIAY/iw8q2CShl0E/s512-c/photo.jpg" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://blog.ersoy.biz/2011/09/blogda-yenileme.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DUYFQn0yeSp7ImA9WhRSEkg.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1320344205954142358.post-5356106470540789860</id><published>2011-01-26T16:30:00.000+02:00</published><updated>2011-11-14T09:51:53.391+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-11-14T09:51:53.391+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Myanmar" /><title>Yangon, Myanmar, son gün</title><content type="html">Bugün Myanmar günleri bitiyor, uçak öğleden sonra. Bu nedenle sabah kahvaltıdan sonra çıktım, şehri bir tepeden göreyim diye buranın en yüksek binalarından Sakura Tower'a gittim. Ama saat dokuzda varınca, işe gelenlerin asansörler önündeki kuyruklarını nedeniyle Aun San pazara kadar bir tur atıp döndüm. Yolda satıcı bir kadının fotoğrafını çekiyordum, kızdığını anladım ama çekmiş bulundum. Sonra geri dönerken bir daha göz göze geldik, birbirimize gülümseyip barıştık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-e7QR_pEc4oY/Trze6XmGKmI/AAAAAAAAIlM/D-EWT2Cu8Ns/s1600/PENT4203.jpg" id="buyut" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="360" src="http://2.bp.blogspot.com/-e7QR_pEc4oY/Trze6XmGKmI/AAAAAAAAIlM/D-EWT2Cu8Ns/s640/PENT4203.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Sakura Tower'ın en üstünde bulunan Sky Bistro'da bir kahve içip, şehri tepeden fotoğrafladım. Burada, bir kahve beş altı lira civarında. Sanırım Yangon'un en pahalı yerlerinden biri. Bira yedi lira kadar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sonra, beyazlar giyinmiş, kadın ve çocuk rahiplerin dükkanlardan para, pilav isteme ritüelleri, sigara sarıcıları, köşe başlarında tek bir telefonla telekom hizmeti verenler, çayhaneler, yollarda dergi, çiğnenen yaprak, bilumum ıvır zıvır satıcıları ile renklenen sokakları dolaşıp hotele döndüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir de ellerinde jilet gün boyu bıyıklarını kazıyan genelde taksi şoförleri var, ama çeneden, yandan çıkmış tek tük kıllar santimetrelerce uzun bırakılıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-TNOp3nTUpWA/Trze7b1VE4I/AAAAAAAAIlU/5tD8W4h-1lE/s1600/PENT4225.jpg" id="buyut" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="360" src="http://4.bp.blogspot.com/-TNOp3nTUpWA/Trze7b1VE4I/AAAAAAAAIlU/5tD8W4h-1lE/s640/PENT4225.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Yangon'da hemen hemen tüm trafik ışıkları sayaçlı, hatırlıyorum da İspanyollar İstanbul'da sayaçlı ışıkları görünce şaşırıyorlar. Burada ne düşünürlerdi artık bilemiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çinli kızlar "dekolte" dolaşıyorlar, Budist Myanmarlılar daha tutucular. Bu sadece öylesine bir gözlem, Malezya gibi Müslümanların çoğunluk olduğu ülkede de, Çinliler yine böyle idi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ufak şişe su sadece İnle ve Yangon bölgesinde satılıyor. Bagan taraflarında bir litrelik şişeler taşıma problemi yaratabiliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gördüğüm kadarıyla, Myanmar insanı dünyada hala saf kalabilen son örneklerden. Son yıllarda turizme kapılarını açmaya başladılar, çok kalmaz, burası da diğer yerlere benzer. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Odayı boşalttıktan sonra kalan zamanı, otelin karşısındaki süper yavaş İnternet Kafede geçirdim. Bilgisayarların hepsi yeni, otuzdan fazla. Sayfaların açılmasını beklerken caddeye bakıyorum. Camı boyamışlar, sadece ayaklar görünüyor. İstisnasız herkes parmak arası terlik giyiyor. Beş on tane de değişik, normal terlikli geçti, ayakkabılı sadece bir iki kişi, onlar da turist olmalı. O an bu parmak arası terliği kim icat etti diye düşünmeye başladım, facebook'a yazdım ama bir sonuca ulaşamadık. Zaten bir sayfa on beş dakikada açılıyor. Wikipedia'ya bakmak lazım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Havaalanına doğru yola çıkmadan önce yemek olayını yine yandaki Hint lokantasında hallettim. Pilav artı beş çeşit istedim. Çeşitlerden biri çok acı, diğerinde ise garip bir baharat vardı. Kalan üçü ise tam bizim damak tadımıza göre idi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Havalanı için bir taksi ile 5000Ks artı 50Ks da havaalanı park ücreti olarak anlaştık yola çıktık. Yolda daha önce görmediğim Toki evleri kıvamında modern mahalleler gördüm. Alana varınca kalan bozuklukları da taksiciye verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-aLsnvJZ5tWI/Trze8R3GzGI/AAAAAAAAIlc/IHmGsua8Rv8/s1600/PENT4245.jpg" id="buyut" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="360" src="http://2.bp.blogspot.com/-aLsnvJZ5tWI/Trze8R3GzGI/AAAAAAAAIlc/IHmGsua8Rv8/s640/PENT4245.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Yangon Havaalanında önce 10 dolar çıkış parası ödeniyor. Dolar yeni ve temiz olmalı. Sonra check-in yapılıyor. Air Asia, biniş kartı yerine kullandığı kasa fişlerini önceden kesmiş, pasaportu uzatana dağıtıyor. Çıkışta yine Tayland gümrüğü gibi fotoğraflar çekiliyor. Uçakta bir saat gecikme var. Sokaklarda üç kuruşa satılan hediyelik eşyalar burada bir kaç katına satılıyor. Duty-free bana ucuz gibi geldi. Neyse uzun yolculuk başlıyor. Buradan Bangkok'a gidiyorum. Orada, hava alanından tren'e geçeceğim. Sonra otobüs ile limana gidip, katamaran tekne ile adaya varacağız. Kesintisiz olarak, uçak, taksi, tren, otobüs, tekne, kamyonet yolculuğu sonunda Kho Toa Adasında kalacağım yede olacağım. Bu da böyle bir ilk olacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1320344205954142358-5356106470540789860?l=blog.ersoy.biz' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/PLti-pN6EinWQcSYVRKJhCqEgCU/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/PLti-pN6EinWQcSYVRKJhCqEgCU/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/PLti-pN6EinWQcSYVRKJhCqEgCU/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/PLti-pN6EinWQcSYVRKJhCqEgCU/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~4/rrMOmVmQA78" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.ersoy.biz/feeds/5356106470540789860/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://blog.ersoy.biz/2011/01/myanmar-son-gun.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/5356106470540789860?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/5356106470540789860?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~3/rrMOmVmQA78/myanmar-son-gun.html" title="Yangon, Myanmar, son gün" /><author><name>Ersoy Balcı</name><uri>https://profiles.google.com/103449296262561831543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh3.googleusercontent.com/-df1UUC0h9nM/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAIAY/iw8q2CShl0E/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/-e7QR_pEc4oY/Trze6XmGKmI/AAAAAAAAIlM/D-EWT2Cu8Ns/s72-c/PENT4203.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Yoma Hotel, Yangon, Myanmar</georss:featurename><georss:point>16.779088629603386 96.16904586553574</georss:point><georss:box>16.778851129603385 96.16873736553573 16.779326129603387 96.16935436553574</georss:box><feedburner:origLink>http://blog.ersoy.biz/2011/01/myanmar-son-gun.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CUMCQXg4eSp7ImA9WhRSFkQ.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1320344205954142358.post-3348819217953049700</id><published>2011-01-25T23:30:00.000+02:00</published><updated>2011-11-19T11:04:20.631+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-11-19T11:04:20.631+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Myanmar" /><title>Yangon, Myanmar'ın başkenti</title><content type="html">Sabah kahvaltı için resepsiyona indim, meğer bir gece önce, Continental, Çin, Myanmar seçeneklerinden biri seçilip, odada alınıyormuş. Tekrar odaya döndüm, kahvaltıdan sonra Avustralyalı elemanları aradım, onlara adios dedim. Resepsiyondan odamı değiştireceklerini söylediler, olur dedim. Kaldığım oda rezerve imiş. Dün bunu söylüyorlarmış, sonunda anladım da, anlamadığım yeni verdikleri oda üçüncü katta, daha temiz ve güzel. Oda değişiminden sonra kendimi yollara attım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şehrin ve Myanmar'ın merkezi sayılan, sekizgen şekilli, altın yaldızlı Sule Paya civarına yürüdüm. Şia camini, sinagogu vs. gördüm. İnsanları fotoğrafladım. Kumaş ve mücevher satılan Aun San pazarını gezdim. Bambi kafede fantasy ve su içtim (300+200 Ks). Susuzluktan geberiyordum ama önceki yerler turist diye iki, üç katı fiyat çekince de inat edip içmemiştim. Bambi Kafede fiyatlar normal.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-L_hoi8B7_4M/Trw-rQg4zgI/AAAAAAAAIlE/ZET5Bs_8kAQ/s1600/PENT3846.jpg" id="buyut" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="360" src="http://3.bp.blogspot.com/-L_hoi8B7_4M/Trw-rQg4zgI/AAAAAAAAIlE/ZET5Bs_8kAQ/s640/PENT3846.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Biraz daha dolaştıktan sonra bir çay evinde çay içip susamlı kuru pasta yedim (500Ks). Kasada Çinli bir kadın oturuyor, içerde ise bir sürü ufak çocuk çalışıyor. Sokaklar da ise, kabak kafaları ile çocuk rahipler, sıralar halinde dolaşıp, dükkanlardan para dileniyorlar. Kadın bir deste elli, yüzlük ayırmış, her bir grup geldiğinde, çat diye masaya vuruyor, çalışan çocuklardan biri koşup kadından parayı alıp rahip çocuklara veriyor. Bir seferinde elemanlar geç kalınca, birini kötü fırçaladı. Benim gördüğüm bu rahiplik resmen dilencilik gibi olmuş.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çay evinden sonra biraz daha dolaştım, öğlen oluyordu, bir İnternet Kafeye girdim. İkinci katta, girişte ayakkabı çıkarılıyor. Burası da çok yavaş ama saati 400Ks, ucuz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İnternet Kafeden sonra yürüyerek Shwedagon Pagoda'ya gittim. Yolda bir ara çıkmaz bir sokağa girdim. Yabancıların yaşadığı, eski lüks evlerin olduğu bir sokaktı. Yolda zenginlerin oturduğu anlaşılan yerlerden geçtim. Cami yıkılmış, mihrap yerinde misali, onlar da eskimiş. Sonunda, zengin de olsan, o ülkenin kaymağını da yesen, sokağa çıktığında altyapı belli. Yaşam kaliten Avrupa'nın orta sınıfı düzeyinde. Böyle gezinirken gördüklerimden bir sürü sonuç çıkarıyorum ama doğru mu yanlış mı bilemem. Bunu bilmek için içinde yaşamak, insanları tanımak lazım. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-8MshvJQcnZk/Trw-f1pE7lI/AAAAAAAAIk0/Fs9vYQ6RsiE/s1600/PENT3868.jpg" id="buyut" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="356" src="http://4.bp.blogspot.com/-8MshvJQcnZk/Trw-f1pE7lI/AAAAAAAAIk0/Fs9vYQ6RsiE/s640/PENT3868.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Shwedagon Pagoda, efsaneye göre 2500 yıllık, yani dünyanın en eski tapınağı. Arkeologlar, şimdiki yapının, altı ila onuncu yüzyıl arası yapılmış olduğunu söylüyorlar. Yüksekliği yüz metre, altın yaldızla kaplı. Buraya akşama doğru gelmemin sebebi, herkesin böyle tavsiye etmesi. Akşam bu stupa bir başka güzel dediler ki bence de öyle.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Girişte uzun merdivenlerden çıkılıyor. Tüm stupa ve pagodalarda olduğu gibi çıplak ayakla dolaşıldığı için, önceden hazırlıklıyım. Ayakkabıları bir poşete koyup sırt çantasına tıkıyorum. Girişte 5 dolar yerine 5000Ks aldılar. Dolar düştü ya hemen sistemi çevirmişler. Fotoğraf çekmek serbestmiş. Birileri paralı demişti, ya da öyle okumuştum ama bu bilgi doğru çıkmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Burada epey bir kalıp, fotoğraflar çektikten sonra, hava kararınca, tam çıkışa yönelirken bir rahip peydah oldu. "Nerelisin, hangi otelde kalıyorsun" gibi sorularını masumca cevapladım. Sonra merkeze gidiyorsan birlikte yürüyebiliriz deyince, içimden, yine batılı kuşkuculuğu ile, "ulan bu rahip, sahte olmasın, o ıssız yerlerde bir sakatlık çıkarmasın, adama tüm bilgileri de verdik" diye düşündüm ve "yok, çıkmıyorum, biraz daha dolaşacağım" dedim. Biraz ileride bulunan başka bir kapıdan çıktım, bu stupalar konik yapıda olduğundan aşağıda iki kapı arası nerede ise bir kilometreden fazla açılıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-NdNQONKK7M0/Trw-hap4dDI/AAAAAAAAIk8/hVBmwZwoMsA/s1600/PENT4155.jpg" id="buyut" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="356" src="http://3.bp.blogspot.com/-NdNQONKK7M0/Trw-hap4dDI/AAAAAAAAIk8/hVBmwZwoMsA/s640/PENT4155.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Yola varınca, bir yandan yürüken, bir yandan da taksicilerle pazarlık yaptım, hiçbiri 2000'den aşağı düşmeyince yürümeye karar verdim. Bu arada girdiğim kapıya yaklaştım, yine yürüyerek dönen bir sırt çantalı gördüm, "ıssız ve karanlık yerleri geçene kadar şu elemana takılayım" diye düşünürken "hello" diye bir ses duydum. Az önceki rahip "yahu bu adam beni takip mi ediyor?", neyse ışıkları geçtik, artık birlikte yürürken, kırık dökük bir taksi gördüm. Yaşlı taksiciye yine 1500 çektim, kabul etti. Rahip bir an bozuldu, "hani yürüyecektik" dedi. Ben de "yol uzun, yorgunum ama gel sen de bin" dedim. Onu da taksiye aldım. Yolda rahip'in derdini anladım. Arkadaşının çay evi varmış. Sanırım hanutlamayacak ama arkadaşına, bak müşteri getirdim diye hava basacak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bindiğim taksi, her an parçalarına ayrılacak gibi görünüyordu. Hayatımda bindiğin en dökük araçtı diyebilirim. Taksici yaşlı amca sempatik biri idi, ben de otele varınca 2000Ks verdim, üstü kalsın dedim. Adamcağız sevinçen nasıl teşekkür edeceğini bilemedi. 500Ks, 80 kuruşa denk geliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Taksiden inince, yapacak bir şey yok, yine otelin karşısındaki İnternet Kafeye girdim. Muz alıp akşam yemeğimi yaptım. Gece geç vakit yeni odama döndüm. Yoma otel 15 dolar, mini barda bir su 400Ks, yani fiyatlar oldukça makul.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1320344205954142358-3348819217953049700?l=blog.ersoy.biz' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/oala_FLi-FkWl6Nnfkc2w2LuL_c/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/oala_FLi-FkWl6Nnfkc2w2LuL_c/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/oala_FLi-FkWl6Nnfkc2w2LuL_c/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/oala_FLi-FkWl6Nnfkc2w2LuL_c/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~4/f12mtQD72PA" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.ersoy.biz/feeds/3348819217953049700/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://blog.ersoy.biz/2011/01/yangon-myanmarn-baskenti.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/3348819217953049700?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1320344205954142358/posts/default/3348819217953049700?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SeyyahOldumGezerim/~3/f12mtQD72PA/yangon-myanmarn-baskenti.html" title="Yangon, Myanmar'ın başkenti" /><author><name>Ersoy Balcı</name><uri>https://profiles.google.com/103449296262561831543</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh3.googleusercontent.com/-df1UUC0h9nM/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAIAY/iw8q2CShl0E/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-L_hoi8B7_4M/Trw-rQg4zgI/AAAAAAAAIlE/ZET5Bs_8kAQ/s72-c/PENT3846.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Shwedagon, Yangon, Myanmar</georss:featurename><georss:point>16.798748325487797 96.14865303039551</georss:point><georss:box>16.7949483254878 96.1437175303955 16.802548325487795 96.15358853039551</georss:box><feedburner:origLink>http://blog.ersoy.biz/2011/01/yangon-myanmarn-baskenti.html</feedburner:origLink></entry></feed>

