<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sinema Kulübü  &#124; Haberler, Eleştiriler, Özel Dosyalar</title>
	<atom:link href="http://www.sinemakulubu.com/blog/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sinemakulubu.com/blog</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 23 Apr 2013 22:00:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr-TR</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=</generator>
		<item>
		<title>Gündem: Déjà vu hissiyatı yaratacak bir hafta</title>
		<link>http://www.sinemakulubu.com/blog/2013/04/gundem-deja-vu-hissiyati-yaratacak-bir-hafta/</link>
		<comments>http://www.sinemakulubu.com/blog/2013/04/gundem-deja-vu-hissiyati-yaratacak-bir-hafta/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Apr 2013 22:00:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kerem Akça</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemakulubu.com/blog/?p=35797</guid>
		<description><![CDATA[Günümüz aksiyon ve korku sinemasının özellikle bazı tekrarlarla yol aldığı söylenebilir. Bunun sonucunda da ileride fazla hatırlanmayacak eserlerle sarılmamız normal. Hatta itiraf etmek gerekirse, bunları tüketme arzusu bile yaşamıyoruz çoğu zaman! ‘G.I. Joe’ serisinin son halkası gibi modern bir aksiyonun veya “Lanet” (“Sinister”, 2012) gibi yaratıcı bir korkunun bir ay önce vizyon şansı yakalaması ise [...]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüz aksiyon ve korku sinemasının özellikle bazı tekrarlarla yol aldığı söylenebilir. Bunun sonucunda da ileride fazla hatırlanmayacak eserlerle sarılmamız normal. Hatta itiraf etmek gerekirse, bunları tüketme arzusu bile yaşamıyoruz çoğu zaman! ‘G.I. Joe’ serisinin son halkası gibi modern bir aksiyonun veya “Lanet” (“Sinister”, 2012) gibi yaratıcı bir korkunun bir ay önce vizyon şansı yakalaması ise elbette bir şans ya da tesadüftü.</p>
<p>Ama işin gerçeği odur ki 19 Nisan’ın sekiz vizyon filminin dördü ‘seri üretim’e yaslanan projeler gibi gözüküyorlar. En azından dışarıdan öyle gözüküyor diyebiliriz. Yedinci ‘Teksas Katliamı’ (‘The Texas Chain Saw Massacre’) filmi ile dördüncü ‘Şeytanın Ölüsü’ (‘The Evil Dead’) filminin varlığı bu haftaya damga vuruyor işin doğrusu. Gişe rakamlarında da büyük ihtimal bu rekaketi deneyimleyeceğiz.</p>
<p>Bunlardan birinin Fede Alvarez gibi deneyimsiz bir Uruguaylı’ya, diğerinin John Luessenhop gibi memur bir Amerikalı’ya teslim edilmesi de tesadüf değil. Doğrusunu söylemek gerekirse “Kötü Ruh”u (“Evil Dead”, 2013) henüz izlemedim. Ancak filmin ABD gişelerinde iki haftada bütçesini üçe katlaması ‘devam’ adına daha derin bir işler görülebileceğini ispatlıyor. Zaten Raimi’nin şirketi Ghost House Pictures’ın ‘The Messengers’, ‘Garez’, ‘Boogeyman’, ‘The Possession’ gibi deneyimlerle video piyasasından pazarlama ürünlerine uzanan planlı bir yol izlediği görülebiliyor.</p>
<p>Bu durum da 2016’da gelecek “Army of Darkness”ın (1992) devam filmi adına daha gerçekçi adımları hakim kılıyor. Burada özellikle ‘korku-komedi’ ya da ‘zombi-komedisi’ olarak anılan, yüksek kan oranıyla külte dönüşen ‘Şeytanın Ölüsü’ serisi daha profesyonel bir ambalaj giyiyor. 16mm ile çekilip 1.85:1 formatında izlediğimiz filmin dokusunda ise oynamalar yapılmış gibi. 35mm ile 2.35:1 oranı bunu gösteriyor. Elbette bu tercihin sonuçlarını henüz bilmiyoruz.</p>
<p>‘Teksas Katliamı’ etiketinin durumu ise daha farklı. Üç devam filmi, bir yeniden çevrim, bir önbölüm gören seri bunları boşveren bir ‘38 yıl sonrası devam filmi’ne soyunuyor. Yönetmeninin B filmi kafası, ilkiyle kurulan mantık boşlukları ve ana ruhu kaybetme derken ‘déjà vu’dan öte bir tanımla karşılaşamıyoruz. Yerle bir edilen 16mm doku 2.35:1’e transfer olup profesyonel işkence ile yer değiştiriyor.</p>
<p>Slasher filmi klasiği böylece kolayca unutulacak bir yan kolla daha taçlandırılmış oluyor. ‘Leatherface’ hayranlarının iflah olmaz bir şekilde filmi izlemesinden ziyade yeni nesillerin tatması daha normal gibi. Zira bu serinin içinde 1986 tarihli ikinci film ile 2006 tarihli önbölüm daha önemli bir yere oturuyor. Onlar da geriye kalanlar olacak bence. Lionsgate ‘Testere’ kafasında uygun bir altyapı çalışmasında bulunuyor burada.</p>
<p>İşin aksiyon tarafına geldiğimizde ise aslında “Suç Ortağı”nı (“Stolen”, 2012) henüz izlemesem de 2001’den beri aksiyondan uzak kalan “Con Air”in (1997) mimarı Simon West’in “Cehennem Melekleri 2”den (“The Expendables 2”, 2012) farklı bir iş yaptığını düşünmüyorum. Nicolas Cage’ın varlığı ve pörsümüş hız algısı da buna eşlik ediyor büyük oranda.</p>
<p>Kim Jee-Woon imzalı “Geçit Yok” (“The Last Stand”, 2013) ise harman bir aksiyonun peşinde. Westernlerin kanun adamları ile polisiyenin polislerini karşı karşıya getiren bir anti-kahraman mücadelesinin sözünü veriyor. Arnold Schwarzenegger’e ise artık sözünün dinlenmediği bir aksiyon kahramanı ambalajı belirliyor. Kan oranının yükseldiği Peckinpah westerni 90’ların aksiyonuyla birleşince ilginç bir karışımla karşılaşıyoruz.</p>
<p>Bu durum kalıcı olur mu bilemem. Ancak “Domino” (2005) ve “Kaya” (“The Rock”, 1996) ile kurulan akrabalık fazlasıyla gerçekçi. Araba kovalamaca sahnelerini içine alırken westernin düello ve çatışma mantığını tersyüz ediyor. Güney Kore sinemasının şiddet algısını Hollywood’un nefes alma aygıtlarıyla donatıyor.</p>
<p>Bu dört eser dışında “Bahar İsyancıdır” ve “Yabancı” gibi Türk filmleri ile “Kayıp Balık Nemo 3D” ve “Cesur Balık 2” (“The Reef 2: High Tide”, 2012) gibi iki animasyon da mevcut. Elbette bunlar tercih şansını ‘çeşitli’ hale getiriyor. Özellikle 2003 tarihli “Kayıp Balık Nemo”yu 10 yıl sonra üç boyutlu izlemek çocuklar için keyifli olacaktır. Ancak bunu keskin bir tavsiye olarak ‘Pixar’ adına da sunmak doğru değil gibi.</p>
<p>Haftanın iki yerli filmine geçince basına gösterilmeyen “Bahar İsyancıdır”ı görmediğimi itiraf etmeliyim. Ama “Yabancı”nın politik düzenin Türk halkını 12 Eylül’den bu yana getirdiği noktadaki kimlik arayışı adına ilginç bir sosyolojik damar sunduğu söylenebilir. Bunun ötesinde bir profesyonellik sunabildiğini ifade etmek ise güç.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemakulubu.com/blog/2013/04/gundem-deja-vu-hissiyati-yaratacak-bir-hafta/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gündem: Festivalin Aydınlattığı Bir Hafta</title>
		<link>http://www.sinemakulubu.com/blog/2013/04/gundem-festivalin-aydinlattigi-bir-hafta/</link>
		<comments>http://www.sinemakulubu.com/blog/2013/04/gundem-festivalin-aydinlattigi-bir-hafta/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Apr 2013 20:41:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kerem Akça</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bu Hafta Vizyona Girenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemakulubu.com/blog/?p=35787</guid>
		<description><![CDATA[“Oblivion” (2013), “Gazeteci Çocuk” (“The Paperboy”, 2012), “Zerre” (2012), “Crood’lar” (“Croods”, 2013), “Korkunç Bir Film 5” (“Scary Movie 5”, 2012), “Atatürk’ün Fedaisi Topal Osman” (2013) gibi eserleri bulunduran çok seçenekli bir haftanın içindeyiz. Vizyonda her yaştan izleyiciyi tatmin edecek bu liste, büyük oranda zevkten dört köşe olmanızı sağlayacaktır. “Crood’lar”ın orijinal kopyalarının da salonlarda şans bulması [...]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>“<a title="Oblivion (2013)" href="http://www.sinemakulubu.com/blog/movie-review/oblivion-2013/">Oblivion</a>” (2013), “Gazeteci Çocuk” (“The Paperboy”, 2012), “Zerre” (2012), “Crood’lar” (“Croods”, 2013), “Korkunç Bir Film 5” (“Scary Movie 5”, 2012), “<a title="Atatürk’ün Fedaisi Topal Osman: Cumhuriyete Giden Yol (2013)" href="http://www.sinemakulubu.com/blog/movie-review/ataturkun-fedaisi-topal-osman-cumhuriyete-giden-yol-2013/">Atatürk’ün Fedaisi Topal Osman</a>” (2013) gibi eserleri bulunduran çok seçenekli bir haftanın içindeyiz. Vizyonda her yaştan izleyiciyi tatmin edecek bu liste, büyük oranda zevkten dört köşe olmanızı sağlayacaktır.</p>
<p>“Crood’lar”ın orijinal kopyalarının da salonlarda şans bulması ve “Oblivion”ın ABD’den önce vizyona girmesi önemli detaylar gibi gözükürken, “Zerre”nin muhtemelen yılın en akılda kalıcı yerli ilk filmlerinden olma endamını unutmamalıyız. Bunun yanında da “Gazeteci Çocuk” gibi bir Lee Daniels deliliğini, çılgın temalar ve özgürlükçülükle Amerikan ırkçılığı üzerinden mercek altına alabilirsiniz.</p>
<p>Bu bağlamda da çok yönlü bir toplam çıkacaktır karşınıza. 32. İstanbul Film Festivali olduğu için açıkçası bu leziz olma ihtimali yüksek seçkinin içinden sadece ikisini izleyebildim. Bunlar arasında da “Gazeteci Çocuk” daha bir önde. Ancak “Oblivion”u özellikle A sınıf bilimkurgunun yükseldiği günümüzde özellikle de IMAX teknolojisinin de katkısıyla deneyimlemek keskin bir sinema salonu hazzı yaşatacaktır.</p>
<p>Ama bana kalırsa ödülleri ve filmleriyle festivallerin çıkarımlarının ele alınacağı bir zaman diliminin içindeyiz. Onur Ünlü’nün “Sen Aydınlatırsın Geceyi” ile Altın Lale’ye ulaşırken bunun kenarına üç ödül daha katması sinemamız adına önemli. Gelenekselleşen jürilerin ödül beğenisinin bu noktada yıkılması mümkün gibi dururken, Tayfun Pirselimoğlu’ndan çıkan bu karara şaşırdım açıkçası.</p>
<p>Zira karşımızda postmodern bir süper kahraman filmi dururken, bunu absürt öğeler, diyalog komedisi ve kan dozu yüksek öğelerle sarmak Takashi Miike, Park Chan-Wook, Seijun Suzuki gibi isimleri Godard’la birleştirmiş gibi duruyor. Görsel estetik bu konuda dikkat çekerken ‘En İyi Kurgu’ ödülünün görülmemiş bir şekilde çizgi romana kaykılan stilin tazeliğini taçlandırması sevindirici.</p>
<p>Bana kalırsa da bundan sonra “Sen Aydınlatırsın Geceyi”nin belki de son yılların en heyecan verici ve özgün Türk filmi olarak aldığı yolu takip etmek gerek. Fantastik sinema adına beklenen devrimi ne kadar erken gerçekleştirebileceği ise seyirciyle kurduğu ilişkiyle ilintili. Şimdiden özgün tema müziği, dizelerden kurduğu anlamlar ve melankolik bakışıyla yaraladığını yaraladı!</p>
<p>“Hayatboyu”nun onun yamacında bir kalite ivmesi izlemesi ise şaşırtıcı olmadı. ‘En İyi Yönetmen’ ve ‘En İyi Görüntü Yönetimi’ kategorilerinde iki ödülle hak ettiğini alırken, minimalist gelenekten seslenen Mahmut Fazıl Coşkun’un kalitesi yetmemiş gibi. Ancak festival daha ziyade Peter Greenaway, Ulrich Seidl ve Carlos Reygadas’ın vurduğu damga ile hatırlanacak. 2012’te ses getiren işleriyle bize de konuk olan bu üçlü sırasıyla deneysel, minimalist ve ruhsal işleriyle akıllardan çıkmayacak.</p>
<p>Greenaway’in “Goltzius ve Pelikan Kumpanyası” ile deneyciliğini erotik gravürcü biyografisi zaman dilimiyle bitiştirmesi bir yabancılaştırıcı tiyatro etkisi yaratırken, Seidl’ın ‘Cennet Üçlemesi’yle Avusturya toplumunun tabanından cinsel yozlaşmayı yüzümüze çarparken sınır tanımaması, Reygadas’ın “Karanlık Aydınlığa” (“Post Tenebras Lux”, 2012) ile mini bir yaşam biçimini kesitlerle hipnotik, stilize ve soğukkanlı bir hayatın anlamı projesine dönüştürmesi önemli.</p>
<p>Tüm bunları toplayıp çarpınca ise dünya sinemasının bir özeti çıkıyor adeta. Elbette yurt dışı festivallerde izlediğim “Beşinci Mevsim”, “Kurt Çocuk”, “Babadan Oğula” gibi eserleri de benzer önemde bunların yamacına yerleştirmek mümkün. Ancak bu sene etkinliğin en büyük eksikliği, sinematek açısından doyuruculuğu arka plana itmesi oldu. Bu konuda da aslında bir fikir jimnastiği yapılması şart. Mike Figgis’ten Stephen Dorff’a, Patricia Arquette’ten Peter Weir’a uzanan konuk listesine paralel olarak en azından Reygadas’a ayrılan özel bölüm gibi bir yönetmen retrospektifi daha olamaz mıydı? O da tartışma konusu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemakulubu.com/blog/2013/04/gundem-festivalin-aydinlattigi-bir-hafta/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>32. İstanbul Film Festivali Sona Erdi</title>
		<link>http://www.sinemakulubu.com/blog/2013/04/32-istanbul-film-festivali-sona-erdi/</link>
		<comments>http://www.sinemakulubu.com/blog/2013/04/32-istanbul-film-festivali-sona-erdi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Apr 2013 21:00:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cihan Aydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Festivalleri]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Lenny Abrahamson]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Ünlü]]></category>
		<category><![CDATA[Sen Aydınlatırsın Geceyi]]></category>
		<category><![CDATA[What Richard Did]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemakulubu.com/blog/?p=35777</guid>
		<description><![CDATA[32. İstanbul Film Festivali, Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda düzenlenen ödül töreniyle sona erdi. Festivalde, Uluslararası dalda Lenny Abrahamson&#8216;un yönettiği &#8220;What Richard Did&#8220;, Ulusal yarışmada ise Onur Ünlü&#8216;nün yönettiği &#8220;Sen Aydınlatırsın Geceyi&#8221; filmleri Altın Lale Ödülüne layık görüldü. İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı tarafından bu yıl 32&#8242;ncisi düzenlenen festivalin, kapanış töreninde her yıl olduğu gibi yine [...]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>32. İstanbul Film Festivali, Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda düzenlenen ödül töreniyle sona erdi. Festivalde, Uluslararası dalda <strong>Lenny Abrahamson</strong>&#8216;un yönettiği &#8220;<strong>What Richard Did</strong>&#8220;, Ulusal yarışmada ise <strong>Onur Ünlü</strong>&#8216;nün yönettiği &#8220;<strong>Sen Aydınlatırsın Geceyi</strong>&#8221; filmleri Altın Lale Ödülüne layık görüldü.</p>
<p>İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı tarafından bu yıl 32&#8242;ncisi düzenlenen festivalin, kapanış töreninde her yıl olduğu gibi yine ödül heyecanı vardı. Uluslararası dalda, en iyi film ödülü Lenny Abrahamson&#8217;un yönetmenliğini yaptığı &#8220;<strong>What Richard Did</strong>&#8221; adlı filme verilirken, jüri özel ödülünü <strong>Bruno Dumont</strong>&#8216;un yönettiği &#8220;<strong>Camille Claudel</strong>&#8221; adlı film aldı.</p>
<p>Altın Lale Ulusal yarışmasında Onur Ünlü&#8217;nün &#8220;<strong>Sen Aydınlatırsın Geceyi</strong>&#8220;filmi en iyi film ödülünü kazandı. </p>
<p>Festivalde En İyi Yönetmen ödülü ise &#8220;<strong>Hayatboyu</strong>&#8221; filmiyle <strong>Aslı Özge</strong>&#8216;ye verildi. En İyi Kadın Oyuncu ödülünü &#8220;<strong>Özür Dilerim</strong>&#8221; filmindeki rolüyle <strong>Sema Poyraz</strong> alırken, &#8220;<strong>Yozgat Blues</strong> filmindeki rolüyle <strong>Ercan Kesal</strong> En İyi Erkek Oyuncu seçildi. En İyi Senaryo ödülü de &#8220;Sen Aydınlatırsın Geceyi&#8221; filmiyle Onur Ünlü&#8217;ye verildi. Gece, Uluslararası Yarışma’da Altın Lale Ödülü’nü kazanan &#8220;What Richard Did&#8221; filminin gösterimi ile sona erdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemakulubu.com/blog/2013/04/32-istanbul-film-festivali-sona-erdi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hailee Steinfeld Yolculuğa Hazır</title>
		<link>http://www.sinemakulubu.com/blog/2013/04/hailee-steinfeld-yolculuga-hazir/</link>
		<comments>http://www.sinemakulubu.com/blog/2013/04/hailee-steinfeld-yolculuga-hazir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Apr 2013 11:57:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cihan Aydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yabancı Oyuncular]]></category>
		<category><![CDATA[Hailee Steinfeld]]></category>
		<category><![CDATA[hilary swank]]></category>
		<category><![CDATA[meryl streep]]></category>
		<category><![CDATA[the homesman]]></category>
		<category><![CDATA[Tommy Lee Jones]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemakulubu.com/blog/?p=35761</guid>
		<description><![CDATA[İlk sinema filmi olan &#8220;True Grit&#8220;te Coen Kardeşler&#8216;le birlikte çalışma fırsatı elde eden Hailee Steinfeld henüz 16 yaşında olmasına rağmen şimdiden birçok projede öne çıkmaya başladı. Bu yıl vizyona girecek olan &#8220;Romeo and Juliet&#8221; projesinde de seyirci karşısına çıkacak olan genç yıldız adayı, bir yandan da Luc Besson &#8211; McG işbirliği olan &#8220;Three Days to [...]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>İlk sinema filmi olan &#8220;<strong>True Grit</strong>&#8220;te <strong>Coen Kardeşler</strong>&#8216;le birlikte çalışma fırsatı elde eden <strong>Hailee Steinfeld</strong> henüz 16 yaşında olmasına rağmen şimdiden birçok projede öne çıkmaya başladı. Bu yıl vizyona girecek olan &#8220;<strong>Romeo and Juliet</strong>&#8221; projesinde de seyirci karşısına çıkacak olan genç yıldız adayı, bir yandan da <strong>Luc Besson</strong> &#8211; <strong>McG</strong> işbirliği olan &#8220;<strong>Three Days to Kill</strong>&#8221; filmindeki çalışmalarını da sürdürüyor.</p>
<p>Diğer yandan geçtiğimiz günlerde Steinfeld&#8217;i tekrar başlığına taşıyan <em>Deadline</em>, genç aktristin yeni projesini açıkladı. Buna göre Steinfeld&#8217;in yeni projesi, yönetmenliğini <strong>Tommy Lee Jones</strong>&#8216;un yapacağı Western filmi &#8220;<strong>The Homesman</strong>&#8221; olacak. Genç yıldız filmde <strong>Hilary Swank</strong>, <strong>Meryl Streep</strong>, <strong>James Spader</strong>, <strong>John Lithgow</strong>, <strong>Tim Blake Nelson</strong> ve<strong> David Dencik </strong>gibi yıldız isimlere eşlik edecek.</p>
<p>Senaryosunu <strong>Kieran Fitzgerald</strong> ile <strong>Wesley A. Oliver</strong>&#8216;in birlikte yazdıkları film, daha önce de <a href="http://www.sinemakulubu.com/blog/2012/09/streep-ve-swank-ayni-filmde/">aktardığımız</a> üzere tekinsiz bir adam ile kızkurusu bir okul öğretmeninin üç kaçık kadını nakliye etmek için işbirliği yapmasını konu ediniyor. Filme yeni katılan isimlerden Steinfeld&#8217;in hikayede Tabitha adlı genç bir kızı canlandırması bekleniyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemakulubu.com/blog/2013/04/hailee-steinfeld-yolculuga-hazir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“Point Break” Yeniden Çevriliyor</title>
		<link>http://www.sinemakulubu.com/blog/2013/04/point-break-yeniden-cevriliyor/</link>
		<comments>http://www.sinemakulubu.com/blog/2013/04/point-break-yeniden-cevriliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Apr 2013 11:28:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cihan Aydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yabancı Filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Ericson Core]]></category>
		<category><![CDATA[Kırılma Noktası]]></category>
		<category><![CDATA[Point Break]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemakulubu.com/blog/?p=35755</guid>
		<description><![CDATA[Son dönemde kendisini &#8220;The Hurt Locker&#8221; ve &#8220;Zero Dark Thirty&#8221; gibi filmlerin başında görmeye alışsak da 90&#8242;lı yıllarda bambaşka bir türün temsilcisiydi Kathryn Bigelow. Yönetmenin kariyerinde özel bir köşetaşı niteliğindeki filmi &#8220;Point Break&#8221; ise kimileri tarafından sıklıkla eleştirilse bile, birçok kişi için özel bir anlam taşıyordu. Başrollerinde Patrick Swayze ile Keanu Reeves&#8216;in oynadığı filmi yeniden [...]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde kendisini &#8220;<strong>The Hurt Locker</strong>&#8221; ve &#8220;<strong><a href="http://www.sinemakulubu.com/blog/movie-review/zero-dark-thirty-2012-bin-ladini-oldurmek/">Zero Dark Thirty</a></strong>&#8221; gibi filmlerin başında görmeye alışsak da 90&#8242;lı yıllarda bambaşka bir türün temsilcisiydi <strong>Kathryn Bigelow</strong>. Yönetmenin kariyerinde özel bir köşetaşı niteliğindeki filmi &#8220;<strong>Point Break</strong>&#8221; ise kimileri tarafından sıklıkla eleştirilse bile, birçok kişi için özel bir anlam taşıyordu. Başrollerinde <strong>Patrick Swayze</strong> ile <strong>Keanu Reeves</strong>&#8216;in oynadığı filmi yeniden perdeye taşımaya karar veren Alcon Entertainment projeyle ilgili olarak bir süredir çalışmalar yapıyordu.</p>
<p>Geçtiğimiz günlerde bir açıklama yapan Alcon CEO&#8217;ları <strong>Broderick Johnson</strong> ve <strong>Andrew Kosove</strong> projenin yönetmenlik koltuğuna &#8220;<strong>Invincible</strong>&#8221; filmiyle tanınan <strong>Ericson Core</strong>&#8216;un oturacağını açıkladılar. Esas çekimlerine yıl sonunda başlanacak olan filmin oyuncu kadrosunun ise gelecek aylarda belli olacağı duyuruldu.</p>
<p>Türkiye&#8217;de &#8220;<strong>Kırılma Noktası</strong>&#8221; adıyla bilinen orijinal film, banka soygunu yapan bir çeteyi çökertmek üzere görevlendirilen bir FBI ajanının öyküsünü anlatıyordu. Bir şekilde çeteye sızmayı başaran Johnny bir süre sonra çetenin karizmatik lideri Bodhi’nin etkisi altına giriyordu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemakulubu.com/blog/2013/04/point-break-yeniden-cevriliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dracula’da İlk İsim Luke Evans</title>
		<link>http://www.sinemakulubu.com/blog/2013/04/draculada-ilk-isim-luke-evans/</link>
		<comments>http://www.sinemakulubu.com/blog/2013/04/draculada-ilk-isim-luke-evans/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Apr 2013 17:10:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cihan Aydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yabancı Filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Burk Sharpless]]></category>
		<category><![CDATA[Gary Shore]]></category>
		<category><![CDATA[Luke Evans]]></category>
		<category><![CDATA[Matt Sazama]]></category>
		<category><![CDATA[michael de luca]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemakulubu.com/blog/?p=35747</guid>
		<description><![CDATA[Sinema tarihinde birçok film esin kaynağı olan efsanevi karakter Dracula&#8217;nın uzun yıllar sonra sinemaya geri dönüşü bir süredir Universal Pictures&#8217;ın gündemindeydi. Geçtğimiz yıl ilk kez gündeme geldiğinde oyuncu kadrosu konusunda belirsizliklerin yaşandığı projede başrol oyuncusu belli oldu. The Hollywood Reporter&#8216;ın haberine göre bu isim The Hobbit serisinde Bard karakterine hayat veren genç oyuncu Luke Evans oldu. [...]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Sinema tarihinde birçok film esin kaynağı olan efsanevi karakter Dracula&#8217;nın uzun yıllar sonra sinemaya geri dönüşü bir süredir Universal Pictures&#8217;ın gündemindeydi. Geçtğimiz yıl ilk kez gündeme geldiğinde oyuncu kadrosu konusunda belirsizliklerin yaşandığı projede başrol oyuncusu belli oldu. <em>The Hollywood Reporter</em>&#8216;ın haberine göre bu isim The Hobbit serisinde Bard karakterine hayat veren genç oyuncu <strong>Luke Evans</strong> oldu.</p>
<p>Yapımcılığını &#8220;<strong>The Mask</strong>&#8220;, &#8220;<strong>American History X</strong>&#8221; ve &#8220;<strong>Magnolia</strong>&#8221; gibi ünlü filmlerle tanınan <strong>Michael de Luca</strong>&#8216;nın üstleneceği projede yönetmenlik koltuğuna<strong> Gary Shore</strong> oturucak. Film tamamlandığında De Luca&#8217;nın ilk yönetmenlik deneyimi olacak. Çekimlerine gelecek aylarda başlanacak olan proje, <strong>Matt Sazama</strong> ile <strong>Burk Sharpless</strong>&#8216;in senaryosundan yola çıkarak filme alınacak.</p>
<p>Tarihsel Kazıklı Voyvoda&#8217;nın gerçek yaşam öyküsünden yola çıkarak Bram Stocker tarafından kalema alınan efsanevi romanı merkeze alacak olan filmde sihir ve savaşın karanlık çağında trajik bir aşk öyküsü anlatılacak. Filmde Evans dışındaki diğer oyuncular ise gelecek aylarda belli olacak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemakulubu.com/blog/2013/04/draculada-ilk-isim-luke-evans/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Jessica Lucas da “Pompeii” Kadrosunda</title>
		<link>http://www.sinemakulubu.com/blog/2013/04/jessica-lucas-da-pompeii-kadrosunda/</link>
		<comments>http://www.sinemakulubu.com/blog/2013/04/jessica-lucas-da-pompeii-kadrosunda/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Apr 2013 17:33:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cihan Aydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yabancı Oyuncular]]></category>
		<category><![CDATA[Emily Browning]]></category>
		<category><![CDATA[Jessica Lucas]]></category>
		<category><![CDATA[Kit Harington]]></category>
		<category><![CDATA[Paul W.S. Anderson]]></category>
		<category><![CDATA[Pompeii]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemakulubu.com/blog/?p=35742</guid>
		<description><![CDATA[Kanadalı genç oyuncu Jessica Lucas çocuk yaşta başladığı sinema kariyerinde birçok TV dizisinde yer aldı. 2008 tarihli &#8220;Cloverfield&#8221; filmiyle sinemaya başarılı bir geçiş yapan genç yıldızın şimdilik son filmi Fede Alverez&#8216;in yönettiği yeni &#8220;Evil Dead&#8221; filmi oldu. Öte yandan geçtiğimiz günlerde Lucas&#8217;la ilgili bir gelişmeye yer veren Deadline, aktristin sıradaki projesini açıkladı. Buna göre Lucas, [...]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Kanadalı genç oyuncu <strong>Jessica Lucas</strong> çocuk yaşta başladığı sinema kariyerinde birçok TV dizisinde yer aldı. 2008 tarihli &#8220;<strong>Cloverfield</strong>&#8221; filmiyle sinemaya başarılı bir geçiş yapan genç yıldızın şimdilik son filmi <strong>Fede Alverez</strong>&#8216;in yönettiği yeni &#8220;<strong>Evil Dead</strong>&#8221; filmi oldu. </p>
<p>Öte yandan geçtiğimiz günlerde Lucas&#8217;la ilgili bir gelişmeye yer veren <em>Deadline</em>, aktristin sıradaki projesini açıkladı. Buna göre Lucas, başrollerinde <strong>Emily Browning</strong>, <strong>Kit Harington</strong>, <strong>Jared Harris</strong>, <strong>Adewale Akinnuoye-Agbaje</strong> ile <strong>Kiefer Sutherland</strong>&#8216;in yer alacağı &#8220;<strong>Pompeii</strong>&#8221; filmi kadrosuna katıldı. Yönetmenliğini <strong>Paul W.S. Anderson</strong>&#8216;un üstleneceği ve geçtiğimiz aylarda sizlere de <a href="http://www.sinemakulubu.com/blog/2013/02/pompeii-torontoda-cekilecek/">aktardığımız</a> üzere çekimleri Toronto&#8217;da gerçekleştirilecek olan projede Lucas bir köleyi canlandıracak. </p>
<p>Daha önce de <a href="http://www.sinemakulubu.com/blog/2012/11/kit-harington-efendisine-karsi-cikiyor/">paylaştığımız</a> gibi, film nakliyat yapan bir tüccarın yanında köle olarak yaşayan ve bir gün özgürlüğünü satın alarak efendisinin kızı ile evlenmeyi hayal eden Milo adında bir genci merkeze alacak. Filmde Napoli’de yaşayan bir köleyi canlandıracak olan Kit Harrington, Vezüv Yanardağı’nın patlaması ile yok olacak olan kentten sevdiği kadını ve bir kolezyumda yardım bekleyen gladyatör bir eski dostunu kurtarmak üzere Pompeii’ye gidecek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemakulubu.com/blog/2013/04/jessica-lucas-da-pompeii-kadrosunda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Robert De Niro Ringlerden Kopamıyor</title>
		<link>http://www.sinemakulubu.com/blog/2013/04/robert-de-niro-ringlerden-kopamiyor/</link>
		<comments>http://www.sinemakulubu.com/blog/2013/04/robert-de-niro-ringlerden-kopamiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Apr 2013 13:01:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cihan Aydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yabancı Filmler]]></category>
		<category><![CDATA[edgar ramirez]]></category>
		<category><![CDATA[Hands of Stone]]></category>
		<category><![CDATA[Jonathan Jakubowicz]]></category>
		<category><![CDATA[Robert De Niro]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemakulubu.com/blog/?p=35737</guid>
		<description><![CDATA[Yönetmenliğini Jonathan Jakubowicz&#8216;in yapacağı &#8220;Hands of Stone&#8221; adlı proje ilk kez gündeme geldiğinde başrol için adı anılan isimlerin Gael Garcia Bernal ve Al Pacino olmasıyla büyük heyecan yaratmıştı. Boks şampiyonu Roberto Duran&#8217;ın hayatından sinemaya aktarılacak olan öyküde oyuncu kadrosunun değişmesi ilk anda hayal kırıklığı yaratsa da yerlerine gelen yeni isimler de bir o kadar ilgi [...]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Yönetmenliğini <strong>Jonathan Jakubowicz</strong>&#8216;in yapacağı &#8220;<strong>Hands of Stone</strong>&#8221; adlı proje ilk kez gündeme geldiğinde başrol için adı anılan isimlerin <strong>Gael Garcia Bernal</strong> ve<strong> Al Pacino </strong>olmasıyla büyük heyecan yaratmıştı. Boks şampiyonu Roberto Duran&#8217;ın hayatından sinemaya aktarılacak olan öyküde oyuncu kadrosunun değişmesi ilk anda hayal kırıklığı yaratsa da yerlerine gelen yeni isimler de bir o kadar ilgi çekici.</p>
<p>Buna göre filmde Duran&#8217;ı canlandıracak yeni isim <strong>Edgar Ramirez</strong> olacak. Onun antrenörü Ray Arcel için Al Pacino&#8217;dan boşalan koltuğu ise <strong>Robert De Niro </strong>dolduracak. Filme ilham veren boksör Duran, Sugar Ray Leonard ile olan ünlü dövüşü ile hatırlanıyor. İkili arasında kıran kırana geçen bir mücadelenin son raundunun bitmesine birkaç saniye kala hakemlere &#8220;yeter artık&#8221; diyen Duran bu hareketiyle hafızalara kazınmıştı.</p>
<p>Projeye De Niro&#8217;nun katılımı ise boks filmleri tarihi açısından özel bir anlam taşıyor. <strong>Martin Scorsese</strong> ile olan işbirliğinin unutulmazlarından biri olan 1980 tarihli &#8220;<strong>Raging Bull</strong>&#8221; filminde Jake LaMotta&#8217;yı canlandıran De Niro bu yıl içerisinde &#8220;<strong>Grudge Match</strong>&#8221; adlı proje için tekrar eldivenlerini giymişti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemakulubu.com/blog/2013/04/robert-de-niro-ringlerden-kopamiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaşam Boyu Başarı Ödülü Costa Gavras’ın</title>
		<link>http://www.sinemakulubu.com/blog/2013/04/yasam-boyu-basari-odulu-costa-gavrasin/</link>
		<comments>http://www.sinemakulubu.com/blog/2013/04/yasam-boyu-basari-odulu-costa-gavrasin/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Apr 2013 11:08:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cihan Aydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Festivalleri]]></category>
		<category><![CDATA[32. İstanbul Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Costa-Gavras]]></category>
		<category><![CDATA[Kapital]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemakulubu.com/blog/?p=35731</guid>
		<description><![CDATA[İKSV tarafından bu yıl 32.si gerçekleştirilen 32. İstanbul Film Festivali’nin Yaşam Boyu Başarı Ödülü, politik sinemanın usta yönetmeni Costa-Gavras’a takdim edildi. Costa-Gavras, “Missing” (Kayıp), “Z” ve “Eden is West” (Cennet Batıda) gibi filmleriyle eşitsizlik, insan hakları ihlalleri, faşizm gibi evrensel sorunları ele alan çalışmalarıyla tanınıyor. Costa-Gavras ödülünü, festivalde “Akbank Galaları” bölümünde yer alan son filmi [...]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>İKSV tarafından bu yıl 32.si gerçekleştirilen 32. İstanbul Film Festivali’nin Yaşam Boyu Başarı Ödülü, politik sinemanın usta yönetmeni <strong>Costa-Gavras</strong>’a takdim edildi. </p>
<p>Costa-Gavras, “<strong>Missing</strong>” (Kayıp), “<strong>Z</strong>” ve “<strong>Eden is West</strong>” (Cennet Batıda) gibi filmleriyle eşitsizlik, insan hakları ihlalleri, faşizm gibi evrensel sorunları ele alan çalışmalarıyla tanınıyor.</p>
<p>Costa-Gavras ödülünü, festivalde “Akbank Galaları” bölümünde yer alan son filmi “<strong>Capital</strong>” (Kapital)’in 7 Nisan Pazar günü saat 13.30’da Atlas sinemasındaki gösteriminden önce İstanbul film Festivali Direktörü <strong>Azize Tan</strong>’dan aldı. Törende kısa bir konuşma yapan Costa-Gavras, festivalde yer almaktan ve ödüle layık görülmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.</p>
<p>Costa-Gavras, aynı gün, saat 18.00’de Akbank Sanat’ta sinema anlayışını ve politik sinema yapımının iç yüzünü paylaştığı bir sinema söyleşisi gerçekleştirecek. Söyleşinin moderatörlüğünü <strong>Alin Taşçıyan</strong> yapacak. Costa-Gavras, <strong>Stéphane Osmont</strong>’un kitabından uyarladığı son filmi “Kapital”de, Avrupa’nın en büyük bankasının yeni yönetim kurulu başkanı olunca para dünyasının efendisi haline gelen Marc Tourneuil’in önlenemez yükselişini anlatıyor. Festival programında “Akbank Galaları”nda yer alan “Kapital” filminin son gösterimi 8 Nisan Pazartesi akşamı saat 21.30’da Rexx Sineması’nda yapılacak.</p>
<p>Costa-Gavras sinema kariyerinin ilk adımını, büyük ustalardan <strong>René Clair</strong>’in yardımcı yönetmenliğini yaptıktan sonra 1965’te çektiği “<strong>Compartiment Tueurs</strong>” (Cinayet Vagonu) ile attı. Bu filmde birlikte çalıştığı <strong>Yves Montand</strong>’la, onu politik sinemaya lanse eden “Z” (Ölümsüz), “<strong>L’aveu</strong>” (İtiraf) ve “<strong>L’état de Siège</strong>” (Sıkıyönetim) gibi üç önemli filmi ardı ardına yaptı. Costa-Gavras’ı, kariyerinin zirvesine taşıyan filmi ise, 1982’de Cannes’da “Altın Palmiye”’yi <strong>Yılmaz Güney</strong>–<strong>Şerif Gören</strong>’in &#8220;<strong>Yol</strong>&#8221; filmiyle paylaştığı “Missing” (Kayıp) oldu. Halen politik sinemanın başyapıtlarından sayılan “Kayıp”ta, Pinochet diktatörlüğü altındaki Şili’de gözaltında kaybolan oğlunu arayan bir babanın hikâyesini anlatan Costa-Gavras En İyi Uyarlama Senaryo Oscar’ını da kazandı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemakulubu.com/blog/2013/04/yasam-boyu-basari-odulu-costa-gavrasin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gündem: De Palma’yı Kucaklamalı mıyız?</title>
		<link>http://www.sinemakulubu.com/blog/2013/04/gundem-de-palmayi-kucaklamali-miyiz/</link>
		<comments>http://www.sinemakulubu.com/blog/2013/04/gundem-de-palmayi-kucaklamali-miyiz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Apr 2013 09:41:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kerem Akça</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bu Hafta Vizyona Girenler]]></category>
		<category><![CDATA[spotlight]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemakulubu.com/blog/?p=35724</guid>
		<description><![CDATA[“El-Cin” (2013), “Sıcak Kalpler” (“Warm Bodies”, 2012) ve “Karlar Kraliçesi” (“Snezhnaya Koroleva”, 2012) gibi seçeneklerini izleyemediğim yedi filmlik bir hafta&#8230; Elbette bunları kitleleri için ‘yerli korku’, ‘zombi komedisi’ ve ‘animasyon’ adına konumlandırabiliriz. Böylece diğer filmlere geçmek de gayet mümkün olabilir. Rufus Norris’in İngiliz banliyösünden dinamik bir ahlak ve suç hikayesi “Koşulsuz” (“Broken”, 2012) vurucu taraflara [...]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>“<b><a href="http://www.sinemakulubu.com/blog/movie-review/el-cin-2013/">El-Cin</a></b>” (2013), “<b><a href="http://www.sinemakulubu.com/blog/movie-review/warm-bodies-2013-sicak-kalpler/">Sıcak Kalpler</a></b>” (“Warm Bodies”, 2012) ve “<b>Karlar Kraliçesi</b>” (“Snezhnaya Koroleva”, 2012) gibi seçeneklerini izleyemediğim yedi filmlik bir hafta&#8230; Elbette bunları kitleleri için ‘yerli korku’, ‘zombi komedisi’ ve ‘animasyon’ adına konumlandırabiliriz. Böylece diğer filmlere geçmek de gayet mümkün olabilir.</p>
<p><b>Rufus Norris</b>’in İngiliz banliyösünden dinamik bir ahlak ve suç hikayesi “<b>Koşulsuz</b>” (“Broken”, 2012) vurucu taraflara sahip bir eser. Ülke sinemasının geleneğinin dışında hareket etmesiyle de önem arz ediyor. Capcanlı bir yapıt sunarken bunu çok fazla samimiyete boğarak da aslında mütevazı gözükmesini biliyor. İlk film olarak da alkışlanası bir bütüne bürünüyor.</p>
<p>Ama sanki esas haftanın olayı <b>Brian De Palma</b>’nın “<b><a href="http://www.sinemakulubu.com/blog/movie-review/passion-2012-olduren-tutku/">Öldüren Tutku</a></b>”su (“Passion”, 2012) kuşkusuz&#8230; <b>Alain Corneau</b>’nun ölmeden önceki son filmi “<b>Aşk Suçu</b>”nun (“Crime d’Amour”, 2010) yeniden çevrim çıkaran eser büyük keyif veriyor. Ortaya çıkan bütün, “<b>Cinayet Dakikaları</b>” (“Dressed to Kill”, 1980), “<b>Sahte Vücutlar</b>” (“Body Double”, 1984) ve “<b>Öldüren Kadın</b>” (“Femme Fatale”, 2002) ile “<b>Kız Kardeşler</b>”in (“Sisters”, 1973) bir araya gelmesiyle oluşmuş gibi.</p>
<p>Psikolojik-gerilim duygusu da tam olarak De Palma omurgasından sarılıyor. <b>Ludivine Sagnier</b>-<b>Kristin Scott Thomas</b> ikilisinin <b>Noomi Rapace</b>-<b>Rachel McAdams</b> ile değiştirilmesi ise tanımı ve elektriği etkilemiyor. Hatta yönetmen daha cesur seks sahnelerine de imza atıp ‘Fransız sanat filmi tabanlı erotik-gerilim’ gibi gözükecek bir yapıta imza atıyor. En azından ABD sularında…</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-35727" alt="brian-de-palma-passion-image" src="http://www.sinemakulubu.com/blog/wp-content/uploads/2013/04/brian-de-palma-passion-image.jpg" width="600" height="345" />Ancak işin esasında onun ‘pastiş’ ruhu ve ‘dinginlik’i ile öne çıkan geleneklerini birleştiren bir yaklaşım var karşımızda. “Öldüren Tutku” da büyük oranda burjuva ahlakına odaklanmayı beceren tempolu, ekran bölme teknikli, Debussy müzikleriyle sarılı bir yolculuğun adresine dönüşüyor.</p>
<p>Elbette 70’lerin sonunda adı yazılsa sırıtmayacak bir lezbiyen tanımına da imza atıyor. Hitchcockyen yaklaşımı kendi çerçevesine çevirirken, araya mercek farklarını, farklı femme fatale tiplemelerini ve suspens abartısını da dahil ediyor. Lezbiyenlik meselesini çekici hale getiriyor. Seks oyunlarını kullanırken Fransa kaynağını unutmuyor.</p>
<p>“Öldüren Tutku”, De Palma’nın en iyileri arasında yer almıyor belki. Ama çığır açan postmodern psikolojik-gerilimlerini tadını geri getirerek bir nostalji hissi yaratmasıyla dikkat çekiyor. Biçimci yönetmenin duygusunu hatırlatıp seyirciyi evine rahatlayıp yolluyor. Ayrıca “<b>Lanetli Kan</b>” (“Stoker”, 2013) ile aynı ay vizyona girmesi de ayrı bir tesadüf elbette&#8230;</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-35728" alt="now-is-good-promotional-still-87" src="http://www.sinemakulubu.com/blog/wp-content/uploads/2013/04/now-is-good-promotional-still-87.jpg" width="600" height="345" />Meraklısına bu hafta iki film daha mevcutlar dahilinde… 17 yaşında ölümcül hastalığa yakalanan bir kızın, <strong>Dakota Fanning</strong>’in samimiyetiyle bunu yenmesi bir ‘aşk’ süreciyle anlatılıyor. “<b><a href="http://www.sinemakulubu.com/blog/movie-review/now-is-good-2012-ask-simdi/">Aşk, Şimdi</a></b>” (“Now is Good”, 2012), duygusal-dramlardan hoşlananları, duygusallaşma konusunda içi kıpır kıpır edenleri hedefliyor. Bu konuda da sinemaskopta bir eğlencelik sunuyor. Ol Parker gibi ikinci filmini çeken bir ismin çabasıyla biraz olsun izleniyor.</p>
<p>İstismar filmi “<a href="http://www.sinemakulubu.com/blog/movie-review/the-collection-2012-koleksiyoncu-2/"><b>Koleksiyoncu 2</b></a>” (“The Collection”, 2012) ise kesme biçme üstadı suçlusunun ikinci maceralarına odaklanıyor. Bunu yaparken ayağını korkak alıştırmadan adeta ‘Z filmi’ tadında bir seyirliğe uzanıyor. Şiddet yanlılığını hiç saymıyoruz bile&#8230; En iyisi 32. İstanbul Film Festivali’ndeki “<b>Beşinci Mevsim</b>”, “<b>Goltzius ve Pelikan Kumpanyası</b>”, “<b>Kurt Çocuk</b>”, ‘<b>Cennet Üçlemesi’</b>, “<b>Babadan Oğula</b>” gibi daha garanti filmlere odaklanmak gibi. Ama yine de vizyon heyecanı da ayrı bir şey elbette&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemakulubu.com/blog/2013/04/gundem-de-palmayi-kucaklamali-miyiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
