<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/" xmlns:blogger="http://schemas.google.com/blogger/2008" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" version="2.0"><channel><atom:id>tag:blogger.com,1999:blog-2518724416966141132</atom:id><lastBuildDate>Tue, 10 Sep 2024 06:40:31 +0000</lastBuildDate><category>ben bunu dinliyorum</category><category>aferin iyi düşünmüşüm</category><category>hi hi</category><category>müzik</category><category>film</category><category>ah günlüg ah</category><category>sinema</category><category>beni bu dersler öldürecek</category><category>hayatın güzel yanları da oluyor</category><category>yok boyle bi$ii???</category><category>benim de bazen bikaç kendi düşüncem oluyor</category><category>yüniversite</category><category>yıkanmış bir beyinden geriye kalanlar</category><category>başlığın aslında ilk cümle olduğu yazılar</category><category>hayatın tuhaf yanları</category><category>sevdiğim alıntılar</category><category>favorilerimden</category><category>gomig</category><category>insanlar bunu konuşuyor</category><category>iyi de bu gerçek hayatta ne işimize yarıycak</category><category>başlığının imha edilmesi gereken yazılar</category><category>bugün</category><category>güne başlarken gün başlarken</category><category>nasıl delirdim</category><category>ne yaptın sen solar</category><category>ben bugün bişey keşfettim</category><category>bu yazı kendini imha edebilmeliydi</category><category>insanlar</category><category>...dileklerimle</category><category>büyüyünce öğretmen olucam</category><category>bu ülkede güzel şeyler de oluyor</category><category>di mi la günlüg?</category><category>başımdan bu da geçti budaaa</category><category>günlüge dair bişeyler</category><category>fazla siyanürü olan var mı?</category><category>günlügde deli var</category><category>kafaya takmışım neticede</category><category>kpss</category><category>biri bana format atsın</category><category>bugünleri de gördüm ya</category><category>delirdim mi</category><category>iniş izni istiyorum kule</category><category>olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi</category><category>ortaya karışık</category><category>saat 02:10 saçmalıyorum</category><category>sevgi kelebeği solar</category><category>solar aile</category><category>çok pis dünyayı kurtarırım he</category><category>öğretmenlik</category><category>bayram</category><category>benim de canım var ben de insanım</category><category>how to disappear completely and never be found</category><category>otobüsler</category><category>tim burton</category><category>dost dediğim</category><category>hüzünümün yüzü gülsün</category><category>internet</category><category>pazar günü</category><category>teknoloji</category><category>bilgisayar</category><category>daha çok çaba göstermelisin</category><category>duyuru</category><category>evet kafam karışık</category><category>penguen</category><category>sobee</category><category>yolculuk</category><category>yıldızlar da kayar</category><category>danny elfman</category><category>haberin yok..</category><category>johnny depp</category><category>kısa film</category><category>last fm</category><category>oyun</category><category>solar usta</category><category>tutunamayanlar</category><category>viva la vida</category><category>yeni yıl</category><category>öyle manyaklaşmak ki kalem kırmak</category><category>öğrenci bileti var mı abi?</category><category>şiir</category><category>amiga</category><category>animasyon</category><category>arabesk dinliyorum kaşlarım çatık</category><category>ağlamıyorum gözüme bi şey kaçtı</category><category>bu ülkede feci şeyler oluyor</category><category>everyday is like sunday</category><category>istanbul</category><category>kötü insanları tanıma senesi</category><category>ne olduğunu anlamadan</category><category>sago sus</category><category>sevdiğim yerler</category><category>yaşasın yemek yemek</category><category>özdemir asaf</category><category>ben bi halt ettim ama du bakalım</category><category>dergi</category><category>eurovision</category><category>güneş</category><category>kitap</category><category>leon</category><category>mektup</category><category>oğuz atay</category><category>saçma sapan konuşup sinirlerimi bozmayın</category><category>selimciğim ışık</category><category>snow patrol</category><category>şenlik</category><category>anlayan beri gelsin</category><category>apc</category><category>audi</category><category>cevab veremedim</category><category>lost</category><category>morrissey</category><category>nasılım</category><category>para para para</category><category>pasta</category><category>sago rol yapmasın</category><category>smarterchild</category><category>tog</category><category>tool</category><category>umuttepe</category><category>video</category><category>yann tiersen</category><category>yarışma</category><category>zardanadam</category><category>çikolata</category><title>solar günlüg</title><description></description><link>http://neyaptinsolar.blogspot.com/</link><managingEditor>noreply@blogger.com (solar)</managingEditor><generator>Blogger</generator><openSearch:totalResults>260</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2518724416966141132.post-1480785121310325187</guid><pubDate>Wed, 04 Sep 2019 19:09:00 +0000</pubDate><atom:updated>2019-09-04T22:09:51.384+03:00</atom:updated><title>sene olmuş yolun yarısına az kala</title><description>sene olmuş 2019 halen bu şarkıları dinleyen var mı? her şey geçti aslında. bazen geç&#39;ti, bazen geçti gitti. çocukluk, ergenlik (az hasarla), gençlik geçti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
şarkılar geçmedi. bazıları hep kaldı. iyi ki kaldı. bazı şeylerin değişmemesi ile huzurlu olmaya başlıyorsun bir yaştan sonra çünkü. anlık; bi şeylerin değişme ihtimali bile aklımı oynatmaya yetiyor yerinden. tüm dengelerim alt üst oluyor. hemen kovuyorum aklımdan şeytanları. sonra değişiklik olsun istiyorum hiçbir şey yerinden kıpırdamadan. yanımdaki hayatımın anlamı dediğim güzel kalpli dünya güzeli insan hep yanımda olsun. ne olacaksa onunla olsun. beni tüm karışıklığın ortasından tutup çıkarmıştı güzel elleriyle yıllar önce. yine o olsun yanımda, hep o olsun. onunla, dünya başka olsun.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
bu şarkılar da kalsın işte yerli yerinde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
her şey değişecek, hiçbir şey olduğu gibi kalmayacak. eşyanın mantığına ters bir kere durağanlık. yine de içimde bir şeyler haykırıyor, bazı şarkıların güzelliği zamanla geçmeyecek. iyi ki. iyi ki. iyi ki...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
(fonda &lt;a href=&quot;https://www.youtube.com/watch?v=5bt7kAVxKfs&quot;&gt;bu vardı&lt;/a&gt;)</description><link>http://neyaptinsolar.blogspot.com/2019/09/sene-olmus-yolun-yarsna-az-kala.html</link><author>noreply@blogger.com (solar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2518724416966141132.post-6890269514431778025</guid><pubDate>Fri, 06 Apr 2018 18:02:00 +0000</pubDate><atom:updated>2018-04-06T21:02:24.054+03:00</atom:updated><title>ego</title><description>şu cümleyi buraya bir yerlere daha önce de yazmıştım günlüg: &quot;hayat mario oyunu gibi çoğu zaman&quot;. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
bugünlerde yaşananlarla bir hayli şişmiş&amp;nbsp;egomu yok etmeye çalışıyorum ve bu öğreti için&amp;nbsp;de Allah&#39;a&amp;nbsp;şükür halindeyim. bunu en net haliyle öğrenmem lazım. acı verici bir süreç de olsa. tıpkı &#39;v for vendetta&#39; da &#39;tüm korkularımdan arınmak istiyorum&#39; diyen evey&#39;e v&#39;nin verdiği ders gibi; zor, ama elzem.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&quot;bu yolculuk insanı sonunda ölümü bile&amp;nbsp;üç gün sonra duyulan bir kişinin ya da gökyüzündeki tek bir yıldızın yalnızlığı kadar büyük bir yalnızlığa iter. çünkü ego ancak, tam bir ümitsizlik noktasına gelince teslim olur. bu teslimiyet acı vericidir. çünkü kişi kendini yutacak dipsiz bir uçurum açılmış gibi hisseder. bu, ölüm gibi gelir. ancak bir taraftan ölümdür, diğer taraftan da o bir diriliştir.&amp;nbsp;o doğmak icin ölmektir.&quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
bunları gelip buraya yazmak, egoma hizmet etti yine ve&amp;nbsp;en ufak bir lokmada, nasıl da büyüyor ego; ama biliyorum ki,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&quot;bir kalple iki şey bir arada yaşamaz;&amp;nbsp;ya O, ya da ego için yer vardır.&quot;</description><link>http://neyaptinsolar.blogspot.com/2018/04/ego.html</link><author>noreply@blogger.com (solar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2518724416966141132.post-891496862937819518</guid><pubDate>Sat, 23 Dec 2017 20:27:00 +0000</pubDate><atom:updated>2017-12-23T23:27:45.675+03:00</atom:updated><title>toz pembe</title><description>olan bitene bakıp sen de sıkılmadın mı günlüg, sıkıldın. yani okuyasın, dinleyesin&amp;nbsp;gelmiyor artık. huzur buralarda&amp;nbsp;bir yerlerdeydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
bi dakika... &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
çekmece. küçük çekmece...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
öyleyse neden gitmiyoruz?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
gökkuşağının üzerinde. zehirli mantarlar filan vardı. böyle eteği uçuşan alice. uçuşturan. oturup beyaz tavşanla karşılıklı bir kahve içtiğin o güzel ormanda. küçük prens birden karşına çıksa sulanmaktan sıkılmış gülüyle? bir koyun resmi çizsek mesela beraber. &quot;hey! başına dikkat et&quot; diye seslensem güliver&#39;e.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
bi soluklansam ellerim cebimde. masmavi gökyüzüne bakarken, ıslıkla çalıp bir şarkıyı.&amp;nbsp;karşımda öylesine heybetli duran&amp;nbsp;karlı dumanlı dağlar ya da&amp;nbsp;koyunların otladığı çayırlar&amp;nbsp;mesela.&amp;nbsp;kimsecikler... &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
huzur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
buralarda bir yerlerde olacak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;iframe width=&quot;320&quot; height=&quot;266&quot; class=&quot;YOUTUBE-iframe-video&quot; data-thumbnail-src=&quot;https://i.ytimg.com/vi/N6pYnO9fqoA/0.jpg&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/N6pYnO9fqoA?feature=player_embedded&quot; frameborder=&quot;0&quot; allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;</description><link>http://neyaptinsolar.blogspot.com/2017/12/toz-pembe.html</link><author>noreply@blogger.com (solar)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://img.youtube.com/vi/N6pYnO9fqoA/default.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2518724416966141132.post-199359212438902532</guid><pubDate>Tue, 05 Dec 2017 17:22:00 +0000</pubDate><atom:updated>2017-12-05T20:22:25.071+03:00</atom:updated><title>odadan odaya sabırla</title><description>bazen şey diyorum günlüg, yani her ne kadar dibine kadar klişe de olsa; &#39;zaman ne çabuk geçiyor be&#39;! &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
mesela&amp;nbsp;chris cornell daha hayattaydı. ben kilometrelerce yol gidip okula varıyordum. ya böyle bi acayip hissediyordum. sanki dünyanın tüm yükü omuzlarımdaydı. garip. hasta değilsin, aç değilsin, açıkta değilsin ama&amp;nbsp;içinde garip bi hüzün. işte, &#39;like a stone&#39; dinleyip bulutları bişilere benzetecek kadar. adam daha hayatta, dikkatini çekerim. şarkı iç parçalayıcı. &quot;ılooooooonnnn&quot; diye böğürürken chris amca, yüzünde küçük emrah bakışları; &quot;biri beni n&#39;olur anlasın ama mümkünse fersah fersah uzağımdan anlasın&quot; saçmalığı da cebimde, kampüsün kaldırımlarını köpeklerle paylaşıyordum:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&quot;merhaba, siz de benim kadar yalnız mısınız?&quot; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
odadan odaya geçiyordum şarkıdaki gibi. bir kaya gibi durarak her kapı eşiğinde,&amp;nbsp;sayfalarda kayboluyordum (o zamanlar da &#39;dahi anlamında de&#39;yi bitişik yazanlara gıcığım tabii). bi&amp;nbsp;farklılık hissediyordum. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
yani insan sevmemek değil de, sevmek de değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ben daha çok oğuz atay seviyordum mesela. gelsin bana &quot;oğlum hikmet bu oyun bizi üzmedi mi?&quot; desin istiyordum arka planda feridun düzağaç&amp;nbsp;çalarken. biri beni anlasın istiyordum ama oturup konuşmadan öyle.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
tim burton vardı sonra. sevmiştim kara kalem çalışmalarını. mumya köpekler, garip yüzlü örümcekler, makas ellerle yarım kalmış tüm o masal kahramanları doldurdu dört bir yanımı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
bakalım kahramanımız hangi pencereden gizemli ormanın derinliklerini seyredecek?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
tüm bu kafa karmaşıklığını ardımda bıraktım. galiba büyüdüm. chris cornell artık yaşamıyor. o kadar büyüdüm. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
bence iyi de ettim. büyümek o kafa karışıklıklarının tümünden&amp;nbsp;daha güzel bir şey. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
halen insanlarla kurallı ayrışık mesafelerim var, olacak o kadar da.</description><link>http://neyaptinsolar.blogspot.com/2017/12/odadan-odaya-sabrla.html</link><author>noreply@blogger.com (solar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2518724416966141132.post-1237657502280733459</guid><pubDate>Mon, 12 Jun 2017 21:20:00 +0000</pubDate><atom:updated>2017-06-13T00:20:03.902+03:00</atom:updated><title>gravity: hayaller &amp; gerçekler</title><description>yani böyle günlüg, başını minibüs camına dayarsın. hani minibüs ani fren yaptığında hafif bir &quot;tık&quot; eder kafa. kafan olduğuna şükredersin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
hani böyle günlüg, gerilere gidersin...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
coldplay&#39;i ilk dinlemeye başladığın yıllara. tuhaf bir &quot;nickname&quot; ile dünya coldplay forumlarında &quot;fink&quot; atarken. keşfedersin. yeni&amp;nbsp;yeni&amp;nbsp;şarkılarını.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&quot;yellow&quot; değil tabii, ya da &quot;clocks&quot; veya &quot;in my place&quot;... tamam daha başlangıç seviyesinde dinleyici olabilirsin ama yani neticede bi &quot;the scientist coldplaycisi&quot; de değilsindir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
yahu günlüg, işte öyle o örneklemde gezerken denk gelip&amp;nbsp;böyle de şarkı olur mu demiştim &#39;gravity&#39;i dinleyince.&amp;nbsp;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
sanki yer çekimi bir anlığına kayboluyordu bu şarkının ilerlerinde bir yerlerde. boşlukta salınıyordum ama öyle huzurlu...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
işte o an&#39;a gelmiştim. dolmuşta.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
yani şehirden değil, ülkeden de değil, dünyadan kopmuştum. galaksiler arası seyahatte.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
bir an. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
dolmuşçu abi, &quot;çevre garajıydı di mi hanfendi?&quot; dedi sonra...</description><link>http://neyaptinsolar.blogspot.com/2017/06/gravity-hayaller-gercekler.html</link><author>noreply@blogger.com (solar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2518724416966141132.post-2646556172208131472</guid><pubDate>Sat, 25 Feb 2017 20:01:00 +0000</pubDate><atom:updated>2017-02-25T23:01:38.448+03:00</atom:updated><title>veyki veyki</title><description>sevgili letonyalılar,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
son zamanlarda gözlemlediğim çok yanlış bi dürüm var ki&amp;nbsp;her fark ettiğimde ister istemez&amp;nbsp;&quot;radiohead ile coldplay kıyaslanır mı lan&quot; demekten kendimi alamıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ben de az çok şunların&amp;nbsp;farkındayım, radiohead karekökse coldplay onun karesi, radiohead ateşse&amp;nbsp;coldplay su veya radiohead yağmurlu günse coldplay üzerine açan güneş filan. ama bence yine de çok öyle lay lay lom yellow ovv hayat ne güzel eller havayalık bir durum da yok. yani görüyorsun dünyayı az çok. ha bu sürekli ızdırap çek 7/24 kid a dinle demek değil. yine de şunu belirtmek benim vicdanımın borcu. yıllar sonra tekrar kullanmaya başladığım mp3 çalarda da fark ettim ki içine attığım coldplay sayısı x iken radiohead sayısı 8x. yani öyle bi oran. yaş ilerledikçe insan yemişim coldplay&#39;i deyip radiohead&#39;in kıymetini daha iyi anlıyor.&amp;nbsp;kulaklarım ne kadarını hak&amp;nbsp; ediyor bilemem ama yeni albümünü de dinlerken içimdeki cadıyı yakıp&amp;nbsp;ellerinden öpüyorum tom york amca.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
bence daha iyisini sen bile yapamazsın. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
elveda ve ay şekilli havuz için teşekkürler.</description><link>http://neyaptinsolar.blogspot.com/2017/02/veyki-veyki.html</link><author>noreply@blogger.com (solar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2518724416966141132.post-7295778150097940353</guid><pubDate>Sun, 23 Oct 2016 10:35:00 +0000</pubDate><atom:updated>2016-10-23T13:49:57.313+03:00</atom:updated><title>orclar, hobbitler ve elfler</title><description>&quot;esas trajedi buydu. bir adamın kötü olmaya cesaret etmesi değil,&amp;nbsp;milyonlarca insanın iyi olmaya cesaret edememesiydi. &quot; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
-john fowles/ büyücü&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;........................................................spoiler.......................................................&lt;br /&gt;
onlarca yıldır kendimizi kandırıyoruz. artık hiçbirimiz iyi değiliz. aramızdaki husumetin sebebi siyasi fikir ayrılıkları günlük bıdıbıdılar ya da birbirimizi çekememezlik filan değil. esas gözden kaçırdığımız, çok net bir şey.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
artık çok azımız iyi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
büyük bir kısmımız kötü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
savaş da, bu ikisi arasında: iyiler ve kötüler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
bu çok normal geliyor bana. esas garip olan şey, halen içimizdeki kötüleri aklama çabamız. biz misafirperveriz, biz duygusalız, biz şöyle vefalıyız, biz şöyle birbirimize bağlıyız, akraba severiz, komşu severiz, biz biz biz...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
biz ancak ikiyüzlüyüz. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
arkasından dünyanın lafını saydırdığımız insanın gider çayını içer, yüzüne gülümseriz. sırf yalnız kalmamak için. sırf işimiz düştüğünde kapısını çalabilelim diye. biz borç ister, sonra da ödememek için türlü taklalar atarız. biz daha az çalışmak için işi hep başkalarının üzerine yıkarız. sesini çıkarmayan&amp;nbsp;iyi insanları &quot;enayi&quot; diye yaftalarız. arkasından güleriz. biz çok kurnazız. telefonda&amp;nbsp;insanları dolandırmaktan zerre çekinmeyiz. buna şahit olanlar da kötülüğü yapanı değil, gözü açık davranamayan saf ve temiz insanları suçlar. biz iki üç yaşında kızlara, el kadar bebeklere&amp;nbsp;bakıp şehvani duygular besleyebilecek kadar&amp;nbsp;insanlıktan&amp;nbsp;nasiplenememişleriz.&amp;nbsp;hatta yaptığımız&amp;nbsp;vahşiliği &quot;ne yapayım kadınlara gidecek param yoktu&quot; diye savunacak&amp;nbsp;kadar utanmaz arlanmazız, ama haşaa, hepimiz müslümanız. parkta el ele dolaşan gençlere dünyayı dar ederiz. mini etek giyen kadına dünyanın arsızlığını yapmayı kendimize&amp;nbsp;hak görürüz.&amp;nbsp;kızlarla erkeklerin yan yana okuması, birbirinin sesini duyması, birbirine dokunması&amp;nbsp;bizce dünyanın en kötü yanı. biz her gün gözümüzün önünde yitip giden gencecik canlara artık okuyacak iki üç saniyemizi bile ayıramayız.&amp;nbsp;trafikte saniye&amp;nbsp;sabretmez, insanlara saygısızlık yapar, her türlü&amp;nbsp;kul hakkı yer&amp;nbsp;ama hiçbir cumayı kaçırmayız. başkasının emeğini&amp;nbsp;çalıp bir yerlere gelmeyi doğal karşılayacak kadar utanmaz, oruç tutmayana dayak atacak kadar&amp;nbsp;dindarız çok şükür.&amp;nbsp;tembelliği, sorumsuzluğu&amp;nbsp;yüceltip, çalışmayı sorumluluk sahibi olmayı yerin dibine geçirenleriz. çocuklarımızı doğurup doğurup ellerine bir parça ekmek yanında da tablet telefon verip susturanlarız.&amp;nbsp;sonra &quot;çocuğum niye böyle oldu&quot; diye gidip öğretmenlerine hesap soranlarız. biz çalışmadan geçirdiğimiz dakikaları yanımıza kar sayanlarız. kitap okuyan entel danteldir, resmi gazeteye inanmayanlar başımızın tacıdır. her türlü kötülüğü bilgelikten, her&amp;nbsp;türlü iyiliği cehaletten bekleyenleriz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
biz&amp;nbsp;az çok böyle olduk.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
bu kadar kötülüğü cehennem bile kusar atar.&lt;br /&gt;
........................................................spoiler.......................................................&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
bu&amp;nbsp;distopik&amp;nbsp;film&amp;nbsp;fragmanının ardından gündelik&amp;nbsp;iyilik dolu&amp;nbsp;yaşamlarımıza devam edebiliriz. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
kelebekler, çiçekler falan filan feşmekan.</description><link>http://neyaptinsolar.blogspot.com/2016/10/orclar-hobbitler-ve-elfler.html</link><author>noreply@blogger.com (solar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2518724416966141132.post-7949371147812585761</guid><pubDate>Fri, 05 Aug 2016 09:38:00 +0000</pubDate><atom:updated>2016-08-05T12:38:26.452+03:00</atom:updated><title>yaş 30 iken one more cup of coffee artık huzurlu imiş</title><description>kafa karşıklığı olmasın diye hep küçük harflerle yazıyorum günlüg&#39;üme. yaş otuz olunca malum, sadeleşmeye ihtiyaç duyuyor insan.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
saçmasapan başlığımda da belirttiğim gibi, yaş otuz iken ergenlikte &quot;hüzünlü&quot; olan şarkılar bu yaşta &quot;huzurlu&quot; kademesine terfi ediyor. yanında kahve opsiyonel.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
bir oyun olsam, 30&#39;umda &quot;save&quot; alır, allah&#39;a iyi bir kul olmayı başarana kadar defalarca o yaştan tekrar başlardım. çünkü önceliklerini biliyor ve insanları artık tanımış oluyorsun, kendini tanımış oluyorsun. &quot;ne kendine, ne de bir başkasına haddinden fazla anlam yükleme&quot; öğüdü artık geçerliliğini kazanmış oluyor. kendine &quot;doğadaki herhangi bir zerreden daha değerli olmadığının farkındayım&quot; diyorsun, e diğer insanların daa... aaa, yooo, aile başka. aile farklı. sana her şeyini verenlere, her nazını kaprisini &quot;ama beni anlamıyooosunuzz&quot; deliliğini çekip, kızılcık şerbeti içip, halen üzümlü güllü ramazan şerbeti içmişçesine gülümseyenlere başka... onlar başka. bu yaştan sonra da onların kıymetini bilmezse, zaten gözüme gözükmesin bu kendini &quot;alice&quot; zannedip hayal dünyasından hayat dünyasına ışınlanan hatun.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ailenin kıymeti bil!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
işte üç beş, ne biriktirdiysen atıyorsun değerlerini bilmek için kalbine. değerli. diğerleriyle ilişkiler daha resmi. öyle de olması gerekiyor. çünkü anlaşamadığın her insan, daha çok taviz demek hayatından. iyisini kötüsünü demiyorum. kötü de olsan, iyi de olsan, çok zorlamamak lazım. herkes kendi halkasında ne biriktirdiyse işte. etkiliyorsun. yaptığın iş, birçok insanı etkiliyor. ne yapıyorsan &quot;aferin&quot; için değil, etkilediklerin için yapıyorsun. vakti değerli harca. çalışırken gerçekten bir etki bırak. bir fark yarat bulunduğun yerde. temizlik yaptıysan, bırak görenler sen söylemeden anlasın aradaki farkı ve bunun övgüsünü insandan değil, allah&#39;tan dile. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
işini düzgün yap!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
doğa çok güzel, sen de gelsene. elinden geldiği kadar daha çok doğayla, daha az insanla vakit geçir. doğaya çıkamıyorsan, birkaç saat yalnız kal. düşün. insan kalabalığı düşünmeyi engeller. kalabalıklardan, doğaya... yere yediğini içtiğini atanı şikayet ettin bu yaşında dek. bu yaştan sonra o çöpü oradan alıp çöp kutusuna at. madem insan değişmiyor, sen tavrını değiştir. soluduğun oksijen, içtiğin su o güzel ağaçlar, kuşlar, kurbağalar, sivrisinekler, orman, göl tabiat olmazsa olmaz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
doğayı sev, insandan koru! :)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
mutluluğunu ve huzurunu bir başkasına değil, kendine bağla. gücün kendinden gelsin. aha bak o enerji, nlp, evrene gönder gelsin saçmalıklarından bahsetmiyorum da, ama bak, yani gerçekten sen kendine yetmiyorsan başkasından hayır bekleme. kendinle huzurlu ve mutlu olamıyorsan bir başkasıyla zaten olamazsın. konunun muhatabı %80 kendinse, %20 başkaları. sen kendini başka hiç kimseye ihtiyaç duymadan tedavi edebiliyorsan başkalarına yardımın olur hatta.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
kendine yet!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
coldplay bozmuş, radiohead hiç değişmemiş. pet shop boys love etc.&#39;de kalmış, halen leonard cohen çok huzurluymuş, hotel california da neredeymiş deme. müzik dinle. net.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
müzik dinle!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
hiçbir açıklamaya ihtiyaç duymadan... yapamayacağını çok iyi bildiğin bir şeyi başkasının hatrına yapma. evet diyebildiğin kadar &quot;hayır&quot; demeyi de bil. bugün eziyet olmazsa, yarın eziyet olur. o gün, ne sen, ne de hatrına bi şeyler yaptıkların mutlu olabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&quot;hayır&quot; diyebil!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ne olursa olsun, içini nefret değil, bırak af ve sevgi doldursun. bunu kendin için yap, başka türlü zaten sen de huzurlu olamazsın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&quot;affetmeyi esas al. iyiyi ve güzeli emret, cahillerden yüz çevir.&quot;&lt;br /&gt;
(a&#39;raf 199)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
oku!&lt;br /&gt;
düşün!&lt;br /&gt;
yaz!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
oku!</description><link>http://neyaptinsolar.blogspot.com/2016/08/yas-30-iken-one-more-cup-of-coffee-artk.html</link><author>noreply@blogger.com (solar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2518724416966141132.post-4371112062537066382</guid><pubDate>Sun, 21 Feb 2016 16:29:00 +0000</pubDate><atom:updated>2016-02-21T18:29:54.484+02:00</atom:updated><title>her şey güzel olacak</title><description>zaten öyle olması gerekiyordu şimdiye. yani öyle umut ediyor-du insan içten içe. ben bir güzellik göremiyorum halen. nereye baksam, aynı. bildiğin. ezberlediğin. aklında tuttuğun aynılık. üstüne bir de hesap vermeler eklendi sadece. kendime. ona. buna. şuna. bir de ötekine.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
herkese.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
sanki kötü olan ne varsa, sen de onun bir parçasıymışsın gibi. sanki her şeyi, ısrarla yanlış yapıyormuş gibi. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
kusursuz çemberin üzerinde dolanıp, merkeze bir türlü gelemiyorum. her ne varsa orada, söylenince geri dönülemez gibime geliyor. zaten merkezden köprü yok bu çizgiye.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
kelimeler bazen çok tehlikelidir albayım. bazıları söylenmeli. kurallı birleşik cümleler kurulmalı istenmese de. bazıları da kurallı da olsa kuralsız da olsa söylenmemeli. susmak da tehlikelidir ve yasaktır buralarda, konuşmak da.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
susmadım da konuşmadım da. öylece kurallı birleşik durdum aslında. yalnızlığa dair ne varsa bir kenara koydum bir de. hatalıydım albayım biliyorum. hangimiz değildik ki? yine de en çok hatayı zamanda buldum. aradığım ne varsa, zannettim ki zamanla buldum. sonra bir baktım. aradığım da yokmuş, aradığımı zannediyormuşum meğer. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
bütün meğerleri, oysakileri, sankileri, hepsini. bildiğim ne varsa diyorum, bilmediğim ne varsa. bir kutuya koymalı. üstüne kilit kilit vurmalı. denizin ortasına atmalı. batmalı. batmalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ancak o zaman, güzel olan her şeye yeniden başlanabilir belki.</description><link>http://neyaptinsolar.blogspot.com/2016/02/her-sey-guzel-olacak.html</link><author>noreply@blogger.com (solar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2518724416966141132.post-7013200302997069428</guid><pubDate>Fri, 15 Jan 2016 20:52:00 +0000</pubDate><atom:updated>2016-01-15T22:52:01.797+02:00</atom:updated><title>samimiyet</title><description>iki şeyi net öğrendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
birincisi, dindar olduğu iddiasında olan birinin samimiyeti somut ibadetlerde değil mal, mülk ve para ile arasındaki ilişkide gizli. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ikincisi vatan sevgisi. o da sözlerde değil, işini -her ne yapıyorsan; bir çocuğu yetiştirmekten sokaktaki kurumuş yaprakları süpürmeye kadar- iyi ve özenli yapmaya gayret göstermende gizli. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
geri kalanların çoğu (hepsiye yakını) lafügüzaf.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
daha çocukken bir tribünde okumuştum: &quot;sevgi eylem gerektirir&quot; diye.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
adamlar haklıymış beyler.</description><link>http://neyaptinsolar.blogspot.com/2016/01/samimiyet.html</link><author>noreply@blogger.com (solar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2518724416966141132.post-1014590640989859487</guid><pubDate>Mon, 23 Nov 2015 14:10:00 +0000</pubDate><atom:updated>2015-11-23T16:10:31.459+02:00</atom:updated><title>kül</title><description>Ne desem boş.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;iframe width=&quot;320&quot; height=&quot;266&quot; class=&quot;YOUTUBE-iframe-video&quot; data-thumbnail-src=&quot;https://i.ytimg.com/vi/YiY32XtIDTA/0.jpg&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/YiY32XtIDTA?feature=player_embedded&quot; frameborder=&quot;0&quot; allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Bir ülkede FD varsa bu iyi bişidir; halen albüm yapıyorsa, bu çok çok daha iyi bişidir.</description><link>http://neyaptinsolar.blogspot.com/2015/11/kul.html</link><author>noreply@blogger.com (solar)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://img.youtube.com/vi/YiY32XtIDTA/default.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2518724416966141132.post-4345080010401276491</guid><pubDate>Sat, 19 Sep 2015 08:24:00 +0000</pubDate><atom:updated>2015-09-19T11:24:42.647+03:00</atom:updated><title>kupa vs tek taş</title><description>sevmek aslında incecik düşünmektir, evet o filmdeki gibi tıpkı, emektir de. güvendir. belirtisi tek taş değildir, ama porselen bir kupada saklıdır bazen. evrenin sonsuzluğu ve yerküre&#39;nin büyüklüğü düşünüldüğünde varlığı matematiksel olarak sıfır olan bu dünyanın, yine varlığı yok sayılabilecek bir gereci, evet. çay, kahve filan içmeye yarar. bir de evlerde şahitlik yapar yaşananlara.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
o&#39;nunki yarım kalmış, içinin yarısı çay dolu içilememiş. muhtemelen geç kalmış. yine uykusuz kalmış o. o benim o&#39;m. kıyamam ki ben o&#39;na..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
bir de benimki var karşımda. içi kahve dolu. zaten o çay sever, ben kahve. yine de o benim hatrıma gider kahve alır gelir, ben de akşamları &quot;bi çay koyayım da içelim di mi?&quot; derim. neyse konu dağıldı. kupalardan bahsediyorduk.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
üzerinde sevdiğim çizgi film karakterleri var diye, gizli saklı almış, kitap almış gibi yapmış. bir de bana diyor ki &quot;ben sana tek taş almadım, hiç mi aklından geçmedi&quot; diye.. alsa, daha çok çayı yarım kalacak, daha çok çalışacak, daha çok uykusuz kalacak.. sırf ben parmağımda pırıltılı bir taş taşıyıp etrafımdaki insanlara &quot;bir adam beni bu pahalı yüzüğü alacak kadar seviyor&quot; diye hava atayım diye..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
bilmiyor ki bana dünyanın en pahalı tek taşının vereceği mutluluktan çok daha fazlasını misliyle vermiş, veriyor zaten.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
bilmiyor ki önceden ne çok &quot;keşke&quot; dediysem, şimdi o kadar &quot;iyi ki&quot; diyorum sayesinde..</description><link>http://neyaptinsolar.blogspot.com/2015/09/kupa-vs-tek-tas.html</link><author>noreply@blogger.com (solar)</author><thr:total>3</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2518724416966141132.post-5812717503409780937</guid><pubDate>Wed, 27 May 2015 08:45:00 +0000</pubDate><atom:updated>2015-05-27T11:45:32.170+03:00</atom:updated><title>hu hu</title><description>halen kimse var mı? neyse ki şifresini unutmamışım. aslında olmaması daha iyi. bi yazıp rahatlayıp çıkıcam sadece. anlatmak istediklerim devamlı yanlış anlaşılıyorsa, başka da çare kalmıyor. söyleyip rahatlayıp bir kenara çekilicem sadece. orhan gencebay sevmeyenleri ben de kınıyorum. şu hayatta, her şeye takılabilecek kadar uzun yaşamıyoruz neticede. bak konuşma konuşma düşünmeden konuşma diyor. düşünmeden konuşuyorum şimdi.yani bence, en azından burada, bu byteların arasında o kadarcığına hakkım vardır. ben halen orhan gencebay&#39;ı seviyorum. var mı? var. aslında yok. yani takıl işte kafana göre. nasılsa, her durumda sonu aynı. anlamsızlık. böyle bi gariplik bişiler bişiler...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
halen kimse var mı? yok mu? süper. devam ediyorum o zaman saçmalamaya. ben bence çok yanlış bi insanım. yani aslında her şey doğru da, ben çok yanlış gittim. çok yanlış bişiye dönüştüm. her şey süper. yani oksijen, su, insanlar, hayvanlar, bitkiler her şey işte. ben çok yanlış durdum. zaten kamburum da çıkmaya başladı. sanki bütün dünyayı omuzlarıma yüklemişler de... halbuki gerçek anlamda hiç acı çekmedim. en sevdiklerimi daha kaybetmedim. işte o zaman dibini görünce, aklım başıma gelecek diye tahmin ediyorum. çok korkuyorum. çok korkuyorum. çünkü ben gerçek anlamda hiç yalnız kalmadım. korkuyorum. söylemiş miydim? çok korkuyorum. bu kalbinin kırılması gibi bişi değil. acını koyacak bir kalp bir ruh kalmaması. boşluk. bütün boşluklara sığdırılamaz bir boşluk. &quot;ben bu hayatta hiç acı çekmemişim&quot; dedirtecek bir boşluktur, diye tahmin ediyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ne güzel günler de yaşadık değil mi? zamanı ardında bıraktığın zaman hep güzellikler hatırlanıyor. ya da mesela, sevdiklerinden ayrılınca, hep onları üzdüğün kırdığın zamanları evirip çevirip pişmanlık duruyorsun varlığından. ben böyle olacağını biliyordum. bilmek de işe yaramıyor bazen işte. ne bazeni be... çoğu zaman. neredeyse her zaman. uff... o kadar çok şeyi hiç bilmemek isterdim ki... yani halen insanları olabildiğince masum bilsem mesela, ne süper olurdu. yaşadıkça tanıyorsun ama. hayret hayret hayret kere hayret edebiliyorsun bir süre. sonra o da geçiyor. kanıksıyorsun. nasıl bir cümle kurdum hayret. kendini tehlikeli oyunlar&#39;ın &quot;hikmet&quot; karakterini layık buluyorken, &quot;oğlum hikmet&quot; demeye başlıyorsun sonra. tamam albayım, gerektiğinde haddimizi de biliriz. affet.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
dinlediğimiz şarkıyı link verip, yazıya fon yapsak mı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
gerek yok. neredeyse kimse kalmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
neyse ki...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
kimse kalmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;</description><link>http://neyaptinsolar.blogspot.com/2015/05/hu-hu.html</link><author>noreply@blogger.com (solar)</author><thr:total>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2518724416966141132.post-8348588149800268400</guid><pubDate>Sat, 16 Nov 2013 11:48:00 +0000</pubDate><atom:updated>2013-11-16T13:55:56.829+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ağlamıyorum gözüme bi şey kaçtı</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">iyi de bu gerçek hayatta ne işimize yarıycak</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ne olduğunu anlamadan</category><title>dönmek</title><description>&quot;Uzun zaman oldu yazmayalı&quot; gibi klasik bir başlangıcı hak etmiyor burası, ama öyle bi dünya ki işte, her zaman hak ettiğini bulamıyorsun günlüg. Gereğinden fazla hassas bir blog oldun her zaman. Sahibine çekmiş tabii.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Paldır küldür gireyim konuya:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Birmilyonbilmemkaçıncıkafakarışıklığıarefesi. Düğüm mü, çözüm mü bilemedim ki.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İnsan neden bazı bazı hayatı inatla kendine zehir eder bilmiyorum. Yazmalı mı her zaman? Yetenek varsa yazmalı. Yoksa da yazmalı. İlla yetenek mi lazım yazmaya? Yalnız kaldıkça yazmalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sahi ya, yalnızlık. Şu sıralar bahsetmem gereken en son şey. Teoride. Pratikte öyle değil ama. O kadar yalnız ki insan, bu kadar olur ancak. En yakınım dediğin ne varsa, o kadar uzak ki aslında. Sago&#39;nun şarkısındaki gibi yakın-uzak. O kadar kendine has, o kadar yanıltıcı ikinci bakışta. İlk bakış: o her şeyin mükemmele yakın göründüğü an. Sanki dünyalar kadar önemliymişsin gibi, sanki o an, orada, bir tek sen varmışsın gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ah o kadar yalnız ki insan. Bu kadar olur ancak. Gözler şişecek. Sonra tek gerçeği göreceksin. Yeterince inançlıysan o da.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O kadar önemli olamadım ki hiç. İnsan inatla yine de bir masala ait olmak istiyor. Tamam, pamuk prenses değil ama Külkedisi belki; biraz zorlarsan o sevimli cücelerden biri. Masalın en gereksiz kahramanı ya da. Mesela kırmızı elma.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hayat o kadar karmaşık bir şey mi? Biz mi karıştırıyoruz ki? Ne kadar yanlış anlatıyoruz, anlıyoruz? Bazıları için her şey çok kolay; geri kalanlar için de her şey çok zor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tamamen güvenmek mesela; sevgin, özlemin kadar, yalnızlığını da emanet edebilmek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sustukça çoğalacak kelimelerim biliyorum. Onları kendimden başkasına emanet edemiyorum. O kadar kendime dönük ki harflerim. Beynimden çıktığı gibi kalbim yutuveriyor sanki, ya da herkesinkinden daha farklı bi mekanizma var içimde. Duyguları harflere, kelimeleri duygulara dönüştüren.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sadece bir kişi anlasın istiyorum. İnatla. Onca yıllık görünmez insan ömrümde, bir kişi görebilsin ruhumu istiyorum sadece... Ne zaman risk alıp kendimi tamamen savunmasız bıraksam, kalkanlarımı indirmenin acısını çektim oysa. Delilik bu! Suçlu aramadan. Bir tek suçlu. Bilindik. Tanıdık. Kan akışını damarlarını tutarak hissettiğim...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu kadar kendine dönük olmak suç mu? Samimiyetin nerede?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Neyse ki her şey bazen toz pembe.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;iframe allowfullscreen=&#39;allowfullscreen&#39; webkitallowfullscreen=&#39;webkitallowfullscreen&#39; mozallowfullscreen=&#39;mozallowfullscreen&#39; width=&#39;320&#39; height=&#39;266&#39; src=&#39;https://www.youtube.com/embed/niIcxMuORco?feature=player_embedded&#39; frameborder=&#39;0&#39;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;</description><link>http://neyaptinsolar.blogspot.com/2013/11/donmek.html</link><author>noreply@blogger.com (solar)</author><thr:total>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2518724416966141132.post-2520090363212686709</guid><pubDate>Fri, 03 Aug 2012 22:36:00 +0000</pubDate><atom:updated>2012-08-04T01:37:17.381+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">amiga</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ağlamıyorum gözüme bi şey kaçtı</category><title>amiga</title><description>10 dakikada özet geçmişler, süper olmuş:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;iframe allowfullscreen=&#39;allowfullscreen&#39; webkitallowfullscreen=&#39;webkitallowfullscreen&#39; mozallowfullscreen=&#39;mozallowfullscreen&#39; width=&#39;320&#39; height=&#39;266&#39; src=&#39;https://www.youtube.com/embed/hUoJBerFDsA?feature=player_embedded&#39; frameborder=&#39;0&#39;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;</description><link>http://neyaptinsolar.blogspot.com/2012/08/amiga.html</link><author>noreply@blogger.com (solar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2518724416966141132.post-8172625352777640802</guid><pubDate>Tue, 31 Jul 2012 21:53:00 +0000</pubDate><atom:updated>2012-08-01T00:57:24.491+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">aferin iyi düşünmüşüm</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">daha çok çaba göstermelisin</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">di mi la günlüg?</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">yıkanmış bir beyinden geriye kalanlar</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">çok pis dünyayı kurtarırım he</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">öğretmenlik</category><title>kısfmet</title><description>Büyüyor insan herhalde. Ne bileyim, dibe doğru sürüklenirken durdurmayı başarabiliyorum artık bu süreci. Öğrenim özrünü kaldırmışlar, Türkçesi: &quot;uzun bir süre daha ailemden, köklerimden uzakta olacağım&quot;. Üzerine de bakanlık çıktı ihtiyaç listesi yayınladı, ilk mat ikinci sırada. Türkçesi: &quot;Ağustosta bizim branştan ciddi bir alım olacak ve ben 5 ay daha bekleseydim en kötü ihtimalle hafta sonları evime gelebileceğim uzaklıkta bir okula atanabilecektim&quot;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İki yıl beklemiş biri için 5 ay inanılmaz kısa bir süre gibi geliyor, ama ne bileyim ya. Bazen gerçekten de diyorum ki &quot;demek ki böyle olması gerekiyordu&quot;. &quot;Gerçekten&quot; de, yani ağız alışkanlığı hep deriz ya &quot;kader, kısmet, nasip, hayırlısı&quot;, ama gerçek düşüncemiz öyle değildir, hafiften bir &#39;&lt;a href=&quot;http://www.youtube.com/watch?v=z0vmmv3VNrc&quot;&gt;isyeaaaaann&lt;/a&gt;&#39;dır, o&amp;nbsp;yüzden dedim gerçekten diye.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ne diyordum, dur şu Halil Sezai bitsin de bi... Pıt. Bitti galiba. Heh. Yani bazı şeyler bizim kontrolümüzün dışında kalıyor. Belki her zaman kendi tercihlerimizi yaşasaydık çok daha fena şeyler olurdu. Cidden merak ediyorum ya. Hani bazı kitaplarda kendini kahramanın yerine koyup hikayeyi o şekilde ilerletebiliyorsun ya, onun gibi kendi tercihlerimizin de sonunu bilebilseydik keşke. Belki o zaman &quot;iyi ki&quot; diyebilirdim hep, de işte, dedim ya büyüyorum diye.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İyi ki be... İyi ki atanmışım. Benim yerimde olmak isteyen o kadar çok kişi vardır ki şu an. Derdimi &quot;dert&quot; zannetsem, onlara haksızlık. Tamam, parayla saadet olmaz ama, o kadar basit değil işte hayat. Ne bileyim, en somut örnek, param olmasaydı arkadaşlarımla tatil planı yapamazdım, yolda bi araba görüp &quot;lan ikinci eli ne kadardır ki acep:/&quot; diye düşünemezdim, rengini beğendiğim bir eteği iki kere düşünmeden alamazdım, canım sıkıldığında birilerini yanıma katıp sağa sola bu kadar rahat gidemezdim, sevdiklerime hediye alıp onlara yemek ısmarlayamazdım. Yok arkadaşım, parasız olmuyor işte tüm bunlar. İnsanlar boşuna işsizim diye bunalıma girmiyor yani. Dışarıdan bakanların lüksü onları &quot;anlayamamak&quot;, &quot;bu kadar büyütülecek ne var ki&quot; diyebilmek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Neyse işte. Kendime söz verdim. Artık mutsuz olmak için bahane aramayacağım. Defalarca yaşadım, biliyorum. Dibe battığında kimse elinden tutup çıkaramıyor oradan. Çıkarmıyor değil bak, &quot;çıkaramıyor&quot;. O kadar şartlanmış oluyorsun ki mutsuzluğa, karakterine yapışıp kalıyor. Sonra günler geçiyor, zaman akıyor, ama sen durmuş oluyorsun. Hem yaşlanıyorsun, hem duruyorsun. Hiçbir şey olmuyor, duruyorsun. Mantıklı olan da o zaten di mi :) &lt;a href=&quot;http://www.youtube.com/watch?v=Ru5lSdaK33A&quot;&gt;Durunca, durmuş olursun&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Durmayacaksın o zaman hayat akıp giderken. Uyum sağlayacaksın tüm kıvrımlarına. Bir kahramanın gelip seni kurtarmasını beklemeden.&amp;nbsp;&quot;I&#39;m the hero of the story don&#39;t need to be saved&quot; diyebilerek...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;iframe allowfullscreen=&#39;allowfullscreen&#39; webkitallowfullscreen=&#39;webkitallowfullscreen&#39; mozallowfullscreen=&#39;mozallowfullscreen&#39; width=&#39;320&#39; height=&#39;266&#39; src=&#39;https://www.youtube.com/embed/k9fwMSOzijQ?feature=player_embedded&#39; frameborder=&#39;0&#39;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&quot;Hayatta önemli olan iyi bir ele sahip olmak değil, kötü eli iyi oynayabilmektir&quot; diye de bi laf vardı. Alakasız oldu da, neyse :))&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sahip olduklarının kıymetini bil gitsin işte. Geri kalan her şey için, fazlasıyla, &quot;kısfmet&quot;.</description><link>http://neyaptinsolar.blogspot.com/2012/08/ksfmet.html</link><author>noreply@blogger.com (solar)</author><thr:total>4</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2518724416966141132.post-3928639929930525997</guid><pubDate>Mon, 23 Jul 2012 01:06:00 +0000</pubDate><atom:updated>2012-07-23T04:06:46.644+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">bu ülkede güzel şeyler de oluyor</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">film</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">iyi de bu gerçek hayatta ne işimize yarıycak</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sinema</category><title>23</title><description>&lt;i&gt;&quot;Aslında kazanmak nedir ki? En büyük zaferi kazandığında bir Antonyus olduğunu düşün. Paris&#39;e geldiğini ve o tak&#39;ın altında olduğunu ve bütün insanların senin altında olduğunu düşün ve gücün en üstünde olduğunu... Yalnız kaldığın o anda &#39;&lt;b&gt;ne oldu be, şimdi ne olacak&lt;/b&gt;&#39; diyorsan, kaybedersin sen. Kaybetmişsin, yani o anda en büyük zaferin içinde &lt;b&gt;kaybetmişsin&lt;/b&gt;.&quot;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Uykum kaçtı, bir kez daha izleyeyim dedim. &quot;Gerçek&quot; olduğu için çoğu insana sert ve saçma gelebilecek bir film, ama ben sevmiştim &lt;a href=&quot;http://www.imdb.com/title/tt1808223/&quot;&gt;Kaybedenler Kulübü&lt;/a&gt;&#39;nü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&lt;a href=&quot;http://moruragan.blogspot.com/&quot;&gt;Uraganım&lt;/a&gt;&lt;/i&gt; en çok &lt;a href=&quot;http://moruragan.blogspot.com/2012/07/artk-yol-zaman.html&quot;&gt;şu kısmını&lt;/a&gt; sevmiş filmin, ben de en çok &lt;a href=&quot;http://youtu.be/fpm3N9IeocI&quot;&gt;bu kısmını&lt;/a&gt; sevdim. Artık bir gün oturup birlikte izler, ayrıntılı kritiğini yaparız ve ortak bi karara varırız inşallah :)</description><link>http://neyaptinsolar.blogspot.com/2012/07/23.html</link><author>noreply@blogger.com (solar)</author><thr:total>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2518724416966141132.post-7104911201838623004</guid><pubDate>Fri, 13 Jul 2012 10:12:00 +0000</pubDate><atom:updated>2012-07-13T13:14:39.668+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">başlığının imha edilmesi gereken yazılar</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ben bugün bişey keşfettim</category><title>koton&#39;da indirim varmış vuhuuu</title><description>Canı sıkıldıkça kendini alışveriş merkezine atan bağğyanlar kervanına katılmış bulunuyorum ben de. Vatana millete hayırlı uğurlu olsun :)))))))))))</description><link>http://neyaptinsolar.blogspot.com/2012/07/kotonda-indirim-varms-vuhuuu.html</link><author>noreply@blogger.com (solar)</author><thr:total>4</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2518724416966141132.post-4366514880029726812</guid><pubDate>Mon, 02 Jul 2012 12:17:00 +0000</pubDate><atom:updated>2012-07-02T15:19:04.481+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">aferin iyi düşünmüşüm</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">başlığın aslında ilk cümle olduğu yazılar</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ben bugün bişey keşfettim</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">benim de bazen bikaç kendi düşüncem oluyor</category><title>anladım ki!</title><description>Hayat Mario oyunu gibi geliyor gözüme çoğu zaman. Aslında öyle değil ama çevrenin bıraktığı izlenim bu, ve her &#39;level&#39;da sorular daha da zorlaştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daha ilk adımlarımı yeni atmıştım, söylenenleri yeni anlıyor kendimi yeni yeni ifade edebiliyordum ki, o malum soru geldi; &quot;Anneni mi daha çok seviyorsun, babanı mı?&quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Haydiiiiiiiiii. Nasıl ayrım yapayım ki? &quot;İkisini de eşit&quot; dedim. Hakikaten de öyle. Belki farklı farklı seviyorsun insanları, ama söz konusu anne baba olunca, kesinlikle birini diğerinden fazla ya da az sevmek diye bir şey yok ki.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kendimi bilmeye başladığım zamanlar da dersleri sordular:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
-Dersler nasıl?&lt;br /&gt;
+İyi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sonra okul bitti mi diye...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Okul da bitti. Öğretmen oldum, ama yarı öğretmen. Atanamamış öğretmen. Bunalımda öğretmen. Halen anne baba parasıyla yaşayan öğretmen. Dört yaşındaki kuzeninin bile &quot;ama sen öğretmen değilsin ki, öğrencilerin yok ki&quot; dediği öğretemeyen öğretmenlerden. Her gördüklerinde &quot;Eeee ne zaman atanacaksın?&quot; &quot;Yok mu atama?&quot; &quot;30 bin kişi aldılar gidemedin mi?&quot; diye sormaya başladılar işte. Galiba hayatımın en zor zamanları, bu sorunun sorulduğu evreydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çok şükür bu aşamayı da ruhumda biraz(?) yara bereyle atlattım. Yani diyor ya ünlü feylezof Şebo: &quot;Bedenim sağlam bulunmuş, yüreğim paramparça&quot;
Cidden, çok kırıldım. İnsanların bu kadar &quot;sonuç&quot; odaklı olması, niye kibarlaştırıyorum ki? İnsanların bu kadar &quot;maddiyat=para&quot; odaklı olması kırdı beni. Maaş alıyorsan adamsın, başarılısın, yoksa duvarına astığın diplomanın hiçbir kıymeti yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgsHfFBa1nXqEATm3R93fDjncZsFvc9g5y0w4O4lghhC6aV4YPjI1nlV-Uwv4iZULgN2gOfC-3X42Q09tMMpPxzBO5mzWE_vIHYsJ_mtCWTsoyBBdUwoAgPydtY3HVeT5kZHfqz7lCFO2tE/s1600/Mutlu-Evliligin-Sirri-Bulundu.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;258&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgsHfFBa1nXqEATm3R93fDjncZsFvc9g5y0w4O4lghhC6aV4YPjI1nlV-Uwv4iZULgN2gOfC-3X42Q09tMMpPxzBO5mzWE_vIHYsJ_mtCWTsoyBBdUwoAgPydtY3HVeT5kZHfqz7lCFO2tE/s320/Mutlu-Evliligin-Sirri-Bulundu.jpg&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
Geldik işte bugünlere bir şekilde. Şimdi de &quot;Eee evlilik ne zaman, bak armudun sapı üzümün çöpü diye diye evde kalacaksın haberin olsun eehhehee&quot; diyorlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Haydaaaaaaaaaaaa...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdi bu aşamada kızabilirim de aslında, ama kızmıyorum. Anlıyorum. Anlıyorum ki, insanlar başkalarını gördükçe onların hayatları hakkında konuşmaya programlamışlar kendilerini, ve benim bunları duymazdan gelip hayatıma kendi kararlarımla devam etmem gerekiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mutsuz bir evlilik yapmaktansa normların dışında yaşamak daha tercih edilesi. Zira o mutsuz yuvaya ayakları geri geri giderek sürüklenen bana bu soruyu soran kişiler olmayacak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Haksızsam &quot;haksızsın&quot; de, ama işte, bu aşamaya gelecek kadar kendini geliştirmiş bir oyun kahramanı olarak umursayacağımı zannetmiyorum. Eheheheh. Canım benim =) İnsan :) Garipsin vesselam.</description><link>http://neyaptinsolar.blogspot.com/2012/07/anladm-ki.html</link><author>noreply@blogger.com (solar)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgsHfFBa1nXqEATm3R93fDjncZsFvc9g5y0w4O4lghhC6aV4YPjI1nlV-Uwv4iZULgN2gOfC-3X42Q09tMMpPxzBO5mzWE_vIHYsJ_mtCWTsoyBBdUwoAgPydtY3HVeT5kZHfqz7lCFO2tE/s72-c/Mutlu-Evliligin-Sirri-Bulundu.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>6</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2518724416966141132.post-429381896168097432</guid><pubDate>Tue, 15 May 2012 17:23:00 +0000</pubDate><atom:updated>2012-05-15T20:23:33.296+03:00</atom:updated><title>çikolatalım</title><description>Bugün bir öğrencim çantasını çevirip çevirip önüme fırlatınca sınıfa müdürü çağırmak zorunda kaldım. N&#39;apıcağımı bilemiyorum bunlarla :)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Napıcağımı bilemeyince de sinirlerim yatışsın diye habire çikolatalım yutuyorum. O da kilo aldırıyor. Öyle bi kısır döngünün içine girdik, askerde gibi günleri sayıyoruz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aaahhhh çikolataaaaaaaaaaaaaaa!!!!!!!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;iframe allowfullscreen=&#39;allowfullscreen&#39; webkitallowfullscreen=&#39;webkitallowfullscreen&#39; mozallowfullscreen=&#39;mozallowfullscreen&#39; width=&#39;320&#39; height=&#39;266&#39; src=&#39;https://www.youtube.com/embed/vHxLncUY7EU?feature=player_embedded&#39; frameborder=&#39;0&#39;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
Bu da bitti :(&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
Çikolata oranı %40&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
Mutluluk oranı %1&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
Ha bir de, insan çok yalnızmış hakikaten. Bu kadar da olmaz diyordum ama oluyormuş.&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;</description><link>http://neyaptinsolar.blogspot.com/2012/05/cikolatalm.html</link><author>noreply@blogger.com (solar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2518724416966141132.post-6165677810063819212</guid><pubDate>Sun, 06 May 2012 20:12:00 +0000</pubDate><atom:updated>2012-05-06T23:18:30.256+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">aferin iyi düşünmüşüm</category><title>anason</title><description>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;iframe allowfullscreen=&#39;allowfullscreen&#39; webkitallowfullscreen=&#39;webkitallowfullscreen&#39; mozallowfullscreen=&#39;mozallowfullscreen&#39; width=&#39;320&#39; height=&#39;266&#39; src=&#39;https://www.youtube.com/embed/Eb2iEDzMLx8?feature=player_embedded&#39; frameborder=&#39;0&#39;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&quot;Bilirim gidenlerle ölünmez ama, kalanlarla da yaşanmıyor...&quot;</description><link>http://neyaptinsolar.blogspot.com/2012/05/anason.html</link><author>noreply@blogger.com (solar)</author><thr:total>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2518724416966141132.post-1043362060292927141</guid><pubDate>Sun, 29 Apr 2012 06:20:00 +0000</pubDate><atom:updated>2012-04-29T09:43:55.634+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">başımdan bu da geçti budaaa</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">büyüyünce öğretmen olucam</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">iyi de bu gerçek hayatta ne işimize yarıycak</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">öğretmenlik</category><title>araf</title><description>Şimdi şey diyorlardır hep: &quot;Atandı kurtuldu, oh ne güzel devlette kadrolu, 3 ay tatil, yarım gün çalışıyor&quot; vs vs...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nereden mi biliyorum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ehehe, kendimden tabii ki :))&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gerçekler öyle değilmiş yalnız. Doğrudur yarım gün çalışıyorum ama o yarım günkü yorgunluğum tüm güne yayılıyor. Öğrencilerim canavardan bozma olduğu için... Daha ilk ayda parmak liflerim koptu mesela kavga ayırırken. Biraz da tecrübesizlik var gerçi. Şimdi kavga ettiklerinde hiçbir şey yapmadan bekliyorum, yiyorlar birbirlerini bir güzel, yorulunca ayrılıyorlar. Sonra öpüşüp barışarak sınıfa gidiyorlar. Adamların stres atma yöntemiymiş meğer bu. Daha Fight Club&#39;ı izlemeden olayı çözmüş keratalar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dersler daha eğlenceli geçiyor. On saniyede bir &quot;Susuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuun!!!&quot; diye bağırmadan mümkün değil ders işleyemiyorum. Bırak defter tutmayı, kitap getiren öğrenci görünce gözlerimin içi parlıyor. Derste bağıra çağıra şarkı söyleyeninden tut, gözlerimin içine bakarak dersten kaçanı bile var. Sonrası koridorda koşuşturmaca...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sınav günleri bizim için haftalar öncesinden çalışıp, o gün hastalıktan gebersek dahi muhakkak okula gittiğimiz günlerdi. Şimdiki öğrenciler için diğer günlerden hiçbir farkı yok. Yazılıya girmese de kıyamet kopmaz nasılsa...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Köy okulu yazmadığıma pişman oldum. Gerçi köyleri gezdiğimde pişmanlığım bir nebze olsun azalıyor ama hayatımın yüzde doksanını okul oluşturduğu için bu konuda kafam karışık. Seneye herhangi bir köye görevlendirme isteyebilirim belki. Oradaki çocuklar şehir merkezindekiler gibi değil. Ağzından çıkan her kelimeye kıymet veriyorlar, bizim gözümüzde öğretmenimiz neydi ise, onların gözünde de şu an o. İnanılmaz saygılılar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Köylerin de imkanları bir hayli zorlayıcı. Alışveriş yapabileceğin bir bakkalı dahi olmayan köyler var. Bakkalı bırak, sıcak suyu olmadığı için köyde banyo yapamayan bir öğretmenin varlığından haberdarım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yani hiçbir zaman bütün artıları bir arada bulamıyor insan. Hep araftasın. Bir adım sonrası güneşli gökyüzü, bir adım gerisi karanlık bir boşluk. Arada salınıp duruyorsun öyle; hayat diyorlar adına.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eskiden öğretmen maaşları için &quot;ne az ne çok, yaptığın işin tam karşılığı&quot; derdim, ama bu tam olarak doğru değil. Sorunlu öğrencilerin çoğunlukta olduğu okullarda öğretmenler bu paranın iki katını da gönül rahatlığıyla alıp harcayabilirler :P&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hatta yıpranma payı falan diye bizler için daha erken emeklilik bile düşünülebilir :D&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdilik sağ işaret parmağımdan yoksunum mesela. Bakalım ilerleyen bölümlerde kahramanımızın başına daha neler gelecek...</description><link>http://neyaptinsolar.blogspot.com/2012/04/araf.html</link><author>noreply@blogger.com (solar)</author><thr:total>4</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2518724416966141132.post-2010909973869971551</guid><pubDate>Sun, 19 Feb 2012 11:26:00 +0000</pubDate><atom:updated>2012-04-29T09:44:50.931+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ah günlüg ah</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ben bi halt ettim ama du bakalım</category><title>selam, ben</title><description>Galiba çok uzaktayım. Galiba değil, öyle, uzaktayım işte.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İnsan çok mutlu olur herhalde diyordum da, insan çok mutlu değil de, çok dumur oluyormuş. Aslında karışık, aynı salise içerisinde çok farklı duygular arası astral seyahate çıkabiliyormuş insan.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ne bileyim, okunması gereken kitaplar, içilmesi gereken kahveler, yenilmesi gereken yemekler... Onlar aynı da... Ne bileyim ya.&amp;nbsp;Burası çok uzak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Alışmalı insan. Alışmalı evet. Sevdiğim her şey uzakta gibi şu an, ama burada da sevdiklerim olmaya başladı. Oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yazamama durumum halen devam ediyor :) En azından bu konuda herhangi bir değişiklik olmamış. Sanırım &quot;bu her zaman iyiye işaret&quot;tir. İyi bi şey. İyi.</description><link>http://neyaptinsolar.blogspot.com/2012/02/selam-ben.html</link><author>noreply@blogger.com (solar)</author><thr:total>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2518724416966141132.post-2774253832976392787</guid><pubDate>Sat, 14 Jan 2012 18:14:00 +0000</pubDate><atom:updated>2012-01-14T20:27:32.389+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">aferin iyi düşünmüşüm</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">başlığının imha edilmesi gereken yazılar</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ben bunu dinliyorum</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">bu yazı kendini imha edebilmeliydi</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">di mi la günlüg?</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">müzik</category><title>kar, ben anlarım ve yazmamak için yapılan anlamsız hareketler</title><description>Eee, dur bakalım bir yerden başlayacağız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&quot;Neden yazmıyorsun?&quot; sorusu birden fazla kişiden gelince olaya bir el atayım dedim, iyi düşünmüşüm aferin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ya aslında sorunu ben de bilmiyorum. Olası ihtimaller şunlar:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
-sıkıldım (hayattan da sıkılır insan gerçi, yine de yaşar ama)&lt;br /&gt;
-twitter (derdimi 140 karakterle de paylaşabildiğimi keşfetmem)&lt;br /&gt;
-e yazacak bi şey bulamıyorum?!(çok monoton ne biliim, annem &quot;gel birlikte çay içelim konuşalım&quot; diyo, onunla da konuşacak bi şey bulamıyorum)&lt;br /&gt;
-eskisi kadar depresif takılmıyorum (&quot;işte kalem işte ızdırap&quot; diyordu ya hani, artık mutsuz değil, mutlu olmak için neden arıyorum)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu kadar galiba. Yazıya başlarken masanın üzerinde 8 adet püskevit 1 fincan kahve vardı, şimdi 0 adet püskevit, yarım fincan kahve kaldı. Yazdığım satır sayısı 8. Her satır için bir adet püskevit harcamışım. Oysa bir paket püskevitle tüm gün çalışabilmek gibi bir özelliğim var. Normalde yakıt/performans oranım bir hayli düşük yani.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yazıya başlarken aklımdan şey geçti, &quot;2012&#39;yi hiç kayıt olmadan kapatmayayım, bi şeyler yazmış olayım&quot; diye. Sonra da Wall-E&#39;yi düşündüm. Aklıma şu kısmı geldi:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Georgia, &#39;Times New Roman&#39;, serif;&quot;&gt;Ship&#39;s Computer: Voice confirmation required. &lt;br /&gt;Captain: Uhhh... &lt;br /&gt;Ship&#39;s Computer: [after the &quot;uhh&quot; echoes] Accepted.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
Ben de şurayı açıp kısaca &quot;Eeeee...&quot; yazsaydım, Blogger da bunu bir 2012 yazısı olarak kabul edecekti neticede.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
Boşuna yedim o kadar püskeviti:/&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kar ve &quot;Ben anlarım&quot; a gelelim şimdi. Arabadayken radyoda Multitap çıktı. Twitter&#39;da çok sevdiğim bi abim sürekli paylaşıyordu ama, açıkçası merak edip de dinlememiştim hiç. Bahsettiği kadar varmış:&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;object class=&quot;BLOGGER-youtube-video&quot; classid=&quot;clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000&quot; codebase=&quot;http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0&quot; data-thumbnail-src=&quot;http://1.gvt0.com/vi/aBKS_E0DUS0/0.jpg&quot; height=&quot;266&quot; width=&quot;320&quot;&gt;&lt;param name=&quot;movie&quot; value=&quot;http://www.youtube.com/v/aBKS_E0DUS0&amp;fs=1&amp;source=uds&quot; /&gt;


&lt;param name=&quot;bgcolor&quot; value=&quot;#FFFFFF&quot; /&gt;


&lt;embed width=&quot;320&quot; height=&quot;266&quot;  src=&quot;http://www.youtube.com/v/aBKS_E0DUS0&amp;fs=1&amp;source=uds&quot; type=&quot;application/x-shockwave-flash&quot;&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Üzerine bir de kar yağdı süper oldu. Gerçi ben &quot;bir sabah uyanacağım ve her yer bembeyaz olmuş olacak&quot; diyordum ama, bu şekli hayal ettiğimden daha güzel oldu. Hayal ettiklerimi beklemek yerine hayatın karşıma çıkardıklarına uyum sağlamayı öğrendim galiba:/ Hem en sevdiğim şeylerden biridir, akşam yolda giderken turuncu ışık altında düşen kar tanelerini izlemek. Kırmızı ışığın yeşile dönüşmesi...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Vay be, bayaa bayaa yazdım işte, hatta biraz kassam bi üstteki paragrafın sonundan yakalayıp şiir bile yazardım:)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Huh!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sevgiler:)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Bu yazı kahve içip de yazdığını satır arasında beyan ederek kelimeleri beynime üşüştüren Uragan&#39;a ithaf edilmiştir.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://neyaptinsolar.blogspot.com/2012/01/kar-ben-anlarm-ve-yazmamak-icin-yaplan.html</link><author>noreply@blogger.com (solar)</author><thr:total>8</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2518724416966141132.post-5137376034652352584</guid><pubDate>Sat, 31 Dec 2011 10:38:00 +0000</pubDate><atom:updated>2012-01-14T20:28:30.669+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">...dileklerimle</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">insanlar bunu konuşuyor</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sevgi kelebeği solar</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">yeni yıl</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">çok pis dünyayı kurtarırım he</category><title>2012 geyikleri</title><description>2012&#39;de Marduk falan gelir mi bilmiyorum. Aslında Marduk&#39;a gelinceye kadar daha pek çok şey olabilir. Hemen bir göz gezdirelim:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgrk-ydmsNBr87PbFqAUb1MdIG6jz8Ql20gWtzmu1_EZZgl0vmLwc45gCRCgoS3zIm-ByeRbmfoKILrW2Hv4UeDUBTW44eh0yU4i3LYNAEzTP_ce6bT2reyaj20evzGpeBXpwV7t2MiFQLW/s1600/1.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgrk-ydmsNBr87PbFqAUb1MdIG6jz8Ql20gWtzmu1_EZZgl0vmLwc45gCRCgoS3zIm-ByeRbmfoKILrW2Hv4UeDUBTW44eh0yU4i3LYNAEzTP_ce6bT2reyaj20evzGpeBXpwV7t2MiFQLW/s1600/1.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
-&lt;span style=&quot;color: red;&quot;&gt;2012&#39;de Dünya dev bir gök taşıyla çarpışabilir:&lt;/span&gt; Evet, yapılan bilimsel araştırmalar gösteriyor ki, absürt olan Dünya&#39;nın dev bir gök taşıyla çarpışması değil, çarpışmaması. Üstelik &quot;Deep Impact&quot; gibi felaket filmlerinin senaryoları bizi yıllarca uyutmuş. Dünya Konseyi&#39;nin herhangi bir patlayıcıyla bir gök taşının parçalayabilme olasılığı çok düşük (bir kum yığınına demir bir bilye attığınızı hayal edin), &quot;velev ki&quot; karşımıza çıkan gök taşı parçalanabilir cinsten bi şey olsun, parçalarının düşeceği koordinatları, &quot;ee, şöyle okyanus tarafları olsun, balıklar foklar falan ölsün&quot; vs diye belirlemeleri imkansıza yakın. Dünyayı kurtarayım derken durumun vehametini daha fazla arttırmış olabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjRH7Vk1KIhN8t9q3HhWMmmxgjFdt86Z7P_9Zl8p8oM7K_MgnzsbVpezWzliWaJfpePLmm2GQMIkZZaWBsGltlulCqMLnfQs8J9jW1CBNzanxQaBcl3Mhw3GJg18zLGi1GAN9xp6xXOMo-Q/s1600/2.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjRH7Vk1KIhN8t9q3HhWMmmxgjFdt86Z7P_9Zl8p8oM7K_MgnzsbVpezWzliWaJfpePLmm2GQMIkZZaWBsGltlulCqMLnfQs8J9jW1CBNzanxQaBcl3Mhw3GJg18zLGi1GAN9xp6xXOMo-Q/s1600/2.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
-&lt;span style=&quot;color: red;&quot;&gt;2012&#39;de diğer galaksilerde kısa süreli bir patlama gerçekleşebilir:&lt;/span&gt; Nötron yıldızları ya da karadelikler... Diğer galaksilerde her 100 milyon yılda bir böyle etrafa ölümcül gama ışınları yollayan bir patlama gerçekleşiyor (Aslında Tom Cruise&#39;lu süper klişe bi senaryo yazılır bundan, adamın kanında doğuştan anti-gama maddesi varmış, onu tüm insanlara enjekte ediyorlarmış falan). Peki bu patlamalardan herhangi bir galakside en son ne zaman gerçekleşti, ya da ne zaman gerçekleşecek ve ışınları Dünya&#39;ya çarpacak? Bilmem ki. Kimse bilmeeezz kiiimseğğ biiğğllmezzz...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
-&lt;span style=&quot;color: red;&quot;&gt;2012&#39;de yolda yürürken başınıza saksı düşebilir:&lt;/span&gt; Yapılan araştırmalar gösteriyo... Yok yok. bu konuda henüz bir araştırma yapılmış olabileceğini sanmıyorum, ama bir şair vardı. İsmini hatırlamıyorum. Ölümden çok korkarmış, bu yüzden yürümek için yolun ortasını tercih edermiş. Güzel bir önlem bence. 2012&#39;de başımıza saksı da düşebilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
-&lt;span style=&quot;color: red;&quot;&gt;2012&#39;de trafikte alkollü ya da uykulu bir sürücüye denk gelebilirsiniz:&lt;/span&gt; Bunun için araştırma sonucuna gerek yok sanırım, di mi? Her gün karşılaştığımız bir şey. Umarım 2012&#39;de karşılaşmayız, sonuçları en az bir gök taşı çarpışması kadar vahim olabilir. Üstelik hayatta kalma olasılığınız çok daha düşük.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu yazıdan ne anladık gençler? Özetleyelim:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&quot;2012&#39;de bireysel ya da topluca ölebiliriz.&quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hımm.... Pek şaşırtıcı bir sonuç değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Madalyonun diğer yüzünü çevirelim o zaman:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;color: red;&quot;&gt;-2012&#39;de tüm Dünya&#39;yı barış sevgi ve kardeşlik gibi pozitif duygular sarabilir:&lt;/span&gt; Ancak bu ilk başta bahsettiğimiz durumun gerçekleşme ihtimaliyle hemen hemen aynı. Başka türlü insanları anlamsız kavga ve savaşlardan alıkoyabilecek bir şey aklıma gelmiyor şimdilik.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
-&lt;span style=&quot;color: red;&quot;&gt;2012&#39;de tükenen tüm kaynakları geri dönüştürebiliriz:&lt;/span&gt; Ehehe, bak şimdi böyle yazınca bana da mantıksız geldi :) Geçiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
-&lt;span style=&quot;color: red;&quot;&gt;2012&#39;de yolda yürürken hayatınızın aşkıyla karşılaşabilirsiniz:&lt;/span&gt; Bunun için de araştırma sonucuna gerek yok galiba :/ Ender rastlansa da (20 yılda bir falan) olası gibi duruyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
-&lt;span style=&quot;color: red;&quot;&gt;2012&#39;de trafikte size yol verebilecek kadar kibar bir sürücüye denk gelebilirsiniz: &lt;/span&gt;Ahahahaha, neyse.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhE94JTL51X4EYsKvyRxTpERYBm9CwGwNTDDRpw0boDZ8A9Cdb3GtkZ-MDuPs2vUu0oKx7w5uQpePeNNjzS4MNNL2h4CZKlJX3p39HPkeJoPDQQsuBnyXCoh85WZmkoh7IxGN7AITQNcVlW/s1600/3.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhE94JTL51X4EYsKvyRxTpERYBm9CwGwNTDDRpw0boDZ8A9Cdb3GtkZ-MDuPs2vUu0oKx7w5uQpePeNNjzS4MNNL2h4CZKlJX3p39HPkeJoPDQQsuBnyXCoh85WZmkoh7IxGN7AITQNcVlW/s1600/3.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
Bu yazıdan ne anladık gençler? Özetleyelim:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&quot;2012&#39;de bireysel ya da topluca şaşırabiliriz&quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hımm... Diğer felaket senaryoları daha heyecan verici gibi duruyor, ama insanlar çoğu zaman heyecan verici şeyler yaşamaktansa bunları bir ihtimal olarak akıllarında tutup huzurlu zamanlar geçirmeyi tercih eder.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu vesilelerle yeni yılınızı kutlar, yeni yılın sizlere...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yok yok, şey diyecektim, şu şarkı, 2012, Dünya, blow!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;iframe allowfullscreen=&#39;allowfullscreen&#39; webkitallowfullscreen=&#39;webkitallowfullscreen&#39; mozallowfullscreen=&#39;mozallowfullscreen&#39; width=&#39;320&#39; height=&#39;266&#39; src=&#39;https://www.youtube.com/embed/vxchPg3Ty9s?feature=player_embedded&#39; frameborder=&#39;0&#39;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;</description><link>http://neyaptinsolar.blogspot.com/2011/12/2012-geyikleri.html</link><author>noreply@blogger.com (solar)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgrk-ydmsNBr87PbFqAUb1MdIG6jz8Ql20gWtzmu1_EZZgl0vmLwc45gCRCgoS3zIm-ByeRbmfoKILrW2Hv4UeDUBTW44eh0yU4i3LYNAEzTP_ce6bT2reyaj20evzGpeBXpwV7t2MiFQLW/s72-c/1.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>2</thr:total></item></channel></rss>