<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:blogger='http://schemas.google.com/blogger/2008' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-192185199887513966</id><updated>2025-01-14T03:09:34.995+03:00</updated><category term="Topraksız Tarım Türleri"/><category term="besin eksikliği"/><category term="Ortam Türleri"/><category term="haberler"/><category term="agretat kültürü"/><category term="besin"/><category term="ph"/><category term="akar"/><category term="katı ortam kültürü"/><category term="zararlılar"/><category term="su kültürü"/><category term="Topraksız Tarım dersleri"/><category term="Topraksız Tarım"/><category term="azot"/><category term="bakır"/><category term="bor"/><category term="demir"/><category term="domates"/><category term="fosfor"/><category term="kalsiyum"/><category term="kükürt"/><category term="magnezyum"/><category term="mangan"/><category term="organik ortamlar"/><category term="potasyum"/><category term="çinko"/><category term="Zeolit"/><category term="dizayn"/><category term="hastalık"/><category term="ingilizce"/><category term="reçete"/><category term="tds metre"/><category term="Ağaç Kabuğu"/><category term="Bakteriyel Benek"/><category term="Bakteriyel Leke Hastalığı"/><category term="Cam Yünü"/><category term="Cocopeat"/><category term="EC"/><category term="Havalandırmalı su kültürü"/><category term="Hindistan cevizi kabuğu"/><category term="Justus Von Liebig"/><category term="Köpük"/><category term="Perlit"/><category term="Plastik köpük"/><category term="Strafor"/><category term="Sytraphor"/><category term="Talaş"/><category term="aeroponik"/><category term="akan su kültürü"/><category term="analsim"/><category term="antalya"/><category term="besin eriyiği sisi"/><category term="besleyici film tekniği"/><category term="camyünü"/><category term="denemeler"/><category term="deplazmoliz"/><category term="derin akan su kültürü"/><category term="dikey torba kültürü"/><category term="durgun su kültürü"/><category term="geri dönüşüm"/><category term="giderler"/><category term="gül"/><category term="hatay"/><category term="havalandırması su kültürü"/><category term="hindistan cevizi"/><category term="hyponica"/><category term="iletkenlik"/><category term="inorganik ortamlar"/><category term="japonya"/><category term="kaya"/><category term="kaya yünü"/><category term="kaya yünü kültürü"/><category term="kayayünü"/><category term="klino"/><category term="klinoptilolit"/><category term="klor"/><category term="kloroz"/><category term="kobalt"/><category term="kokopit"/><category term="konsantrasyon"/><category term="kum"/><category term="maliyetler"/><category term="manisa"/><category term="marul"/><category term="mersin"/><category term="migros carrefoursa"/><category term="minimum yasası"/><category term="molibdenyum"/><category term="ms/cm"/><category term="nekroz"/><category term="nft tekniği"/><category term="nikel"/><category term="ph metre"/><category term="plazmoliz"/><category term="pomza"/><category term="sera"/><category term="sera maliyetleri"/><category term="silifke"/><category term="silisyum"/><category term="sodyum"/><category term="taş"/><category term="topraksız tarım maliyetleri"/><category term="torba paket ve saksı kültürü"/><category term="torf"/><category term="vermikulit"/><category term="vermikülit"/><category term="video"/><category term="yatak kültürü"/><category term="yetiştirme mevsimi"/><category term="çakıl"/><category term="çay çöpü"/><category term="çilek"/><category term="şabazit"/><title type='text'>Topraksız Tarım Hakkında Herşey</title><subtitle type='html'>Topraksız yada Hydroponics tarım ile ilgili bilgiler, uygulamalar, şemalar, örnekler, hesaplamalar hakkında birçok bilgiye blogumuz aracılığıyla ulaşabileceksiniz.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default?redirect=false'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25&amp;redirect=false'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>85</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-192185199887513966.post-3043620442226465395</id><published>2010-11-15T15:11:00.000+02:00</published><updated>2010-11-15T15:11:00.191+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="besin eksikliği"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kükürt"/><title type='text'>Bitkilerde Kükürt eksikliği</title><content type='html'>http://www.tarimziraat.com/gubre/bitki_besin_elementi_eksiklikleri/kukurt_eksikligi/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adresinden alıntıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Azot ve aynı zamanda S noksanlığında gövde büyümesi, kök büyümesinden  daha çok etkilenir. Yeteri kadar kükürtün alınamaması durumunda, kök  hidrolik geçirgenliği, stoma açıklıkları ve net fotosentez azalır.  Yapraklarda küçülme ve özellikle yaprak hücreleri sayısındaki azalmadan  dolayı ?S&quot; noksan bitkilerde yaprak alanları küçülür. Kloroplast  sayıları azalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kükürt noksanlığı olan bitkilerde protein sentezi sekteye uğramaktadır.  Bitkilerin N/S oranları kükürt noksanlığının belirlenmesinde güvenilir  bir indikatör olup, bitkilerin sadece kükürt kapsamlarını ele almak  yanıltıcı olabilmektedir. Kükürt noksanlığında N/S oranı, azot lehine  değişmektedir. Kükürt noksanlığının belirtilerini azot noksanlığından  ayırmak oldukca güçtür. Tek fark kükürt noksanlığının ilk olarak genç  yapraklarda ortaya çıkmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Kükürt noksanlığında protein ve klorofil sentezinde gerilemeler  nedeniyle kloroz ortaya çıkmakta, büyüme gerilemekte ve yapraklar  küçülmektedir.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/feeds/3043620442226465395/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/11/bitkilerde-kukurt-eksikligi.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/3043620442226465395'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/3043620442226465395'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/11/bitkilerde-kukurt-eksikligi.html' title='Bitkilerde Kükürt eksikliği'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-192185199887513966.post-6185442756644795529</id><published>2010-11-12T21:12:00.001+02:00</published><updated>2010-11-12T21:12:00.683+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="besin eksikliği"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="fosfor"/><title type='text'>Bitkilerde Fosfor eksikliği</title><content type='html'>http://www.tarimziraat.com/gubre/bitki_besin_elementi_eksiklikleri/fosfor_eksikligi/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adresinden alıntıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Fosfor noksanlığına ait belirtiler &lt;/span&gt;görsel olarak hemen hemen her bitkide  tanımlanmasına rağmen, diğer besin maddelerinin aksine oldukça  karakteristik ve aynı zamanda tanısı da en güç olanıdır. Büyümede  gerileme dikkate alınmazsa, noksanlık durumu sanki bitki yeterli  besleniyormuş görüntüsünü andırmaktadır. Bu durum fosfor noksanlığına  ait tanının neden güç olduğunun bir kanıtıdır. Genel olarak ve özellikle  sebzelerde kuru maddenin % 0.2 sinde az miktarlarda bulunan fosfor  bitkide fosfor noksanlığını ifade etmektedir. Toprak sıcaklığı, nem  içeriği, strüktür gibi toprak özellikleri ve bitkilerin fosfordan  yararlanma bakımından genetik farklılıkları gibi faktörler nedeniyle,  bitkide P noksanlığı, her zaman toprakta elverişli P&#39;un yetersiz olduğu  anlamına gelmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topraklarda fosfor, Ca, Fe, ve Al-fosfatlar, Fe ve Al-oksitler,  hidroksitler ve hidratoksitler yüzeyine adsorbe edilmiş şekilde, organik  fosfor bileşikleri (fitat) ve H2PO4 - ve HPO4 -2 formunda toprak  çözeltisinde bulunmaktadır. Topraktaki P formları dinamik bir denge  içinde olup, bu denge, pH, karbonat, seskioksitler, kil, humus, ağır  metaller, nem durumu, su/hava oranı, sıcaklık ve mikrobiyal aktivite  gibi pek çok faktöre bağlı olarak topraktan toprağa değişiklik  göstermektedir. Toprak çözeltisinde 0.4-8.0 kg/ha oranında çözünmüş P  genel olarak bitki ihtiyacını karşılayacak düzeydedir. Buna rağmen yoğun  bitkisel üretim ve aşırı azot kullanımına bağlı olarak artan üretim  sonucunda topraklarda P noksanlığı görülebilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asit topraklarda P noksanlığı Al toksisitesinin bariz bir belirtisidir.  Bu topraklarda noksanlık kireçleme ile kaybolmaktadır. Bitkilerin P  alımı kuraklık ve düşük sıcaklık koşullarında azalmaktadır. Bu  koşullarda çıkan noksanlık sıcaklık ve nemin artmasıyla kaybolmaktadır.  Buna ilave olarak oksijen noksanlığında P alımı engellenmektedir. Bu  durum özellikle kompakte olmuş topraklarda görülmektedir. Bitkilerin P  alımı topraklardaki P formlarına, bitki çeşidine, bitkinin katyon  absorbsiyon özelliğine, kök gelişmesine, kök tüylerinin uzunluğuna,  mikoriza&#39;nın varlığı gibi faktörlere bağlıdır. Bunlara ilave olarak kimi  bitkilerin beslenme durumuna bağlı olarak özellikle rizosfer pH&#39;sında  yaratmış olduğu değişikliklerde P alımında etkili olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fosfor noksanlığında büyüme gerilemekte, tahıllarda yaprak uçları aşağı  doğru sarkmakta, yapraklar dik duramamakta, özellikle erken dönemde koyu  mavimsi yeşil renk oluşumu, yaprak büyümesi yavaşladığı için bu arada  klorofil sentezi devam ettiğinden yaprak rengi normale göre daha koyu  renk almaktadır. Bitkide antosiyanin sentezi arttığından kırmızımsı  menekşe renk oluşumu ve ileri dönemde kahverengi nekrotik beneklerin  oluşumu görülmektedir. Noksanlık ilk önce yaşlı yapraklarda ortaya  çıkmakta, meyvelerde şekil bozukluğu ve dona dayanıklılık azalmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fosfor eksikliği yaratan topraklar ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Organik madde içeriği düşük olan topraklar&lt;br /&gt;- Üst toprağın erozyonla kayba uğradığı alanlar&lt;br /&gt;- Yağışlı bölgelerde demir ile zengin topraklarda, demir fosfat birikmiş (çözünemez formda) topraklar,&lt;br /&gt;- Kurak bölgelerde ve kireçli topraklarda, kalsiyum fosfat birikmiş (çözünemez formda) topraklar,&lt;br /&gt;- Uzun süre fosforlu gübre kullanılmadan üretim yapılan topraklardır.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/feeds/6185442756644795529/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/10/bitkilerde-fosfor-eksikligi.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/6185442756644795529'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/6185442756644795529'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/10/bitkilerde-fosfor-eksikligi.html' title='Bitkilerde Fosfor eksikliği'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-192185199887513966.post-7218014464149132718</id><published>2010-11-10T15:44:00.000+02:00</published><updated>2010-11-10T15:44:00.956+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="besin eksikliği"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="çinko"/><title type='text'>Bitkilerde Çinko eksikliği</title><content type='html'>Çinko eksikliğinde küçük molekül ağırlıklı kök salgıları artar, çift  çeneklilerde kök salgıları çoğunlukla aminoasitler, şekerler, fenoller  ve K olurken buğdaygillerde gündüz salgılanan fitosiderofor lardır.  Çinko eksikliği nötral ve karbonat içeriği yüksek, organik madde kapsamı  düşük topraklarda görülmektedir. Fazla miktarda fosforlu gübreleme de  çinko eksikliğine sebep olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bitkilerde çinko noksanlıkları her zaman birbirine benzemez. Eksiklik belirtileri  aşağıda belirtildiği gibidir.&lt;br /&gt;- Noksanlık ilk  önce genç yapraklarda ortaya çıkmakta,&lt;br /&gt;- Yapraklar küçülmekte,&lt;br /&gt;- Bitki  çalımsı bir hal almakta (bodurlaşmakta),&lt;br /&gt;- Rozet yapraklar oluşmakta,&lt;br /&gt;-  Genç yapraklarda kloroz ortaya çıkmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Çinko eksikliği yaprakların damarları önce yeşil kalırken, daha  sonraki aşamada damar araları sararmakta ve sürgün uçlarında rozet  oluşmaktadır. Ağacın yaprak sistemi seyrekleşir, tomurcuk sayısı azalır.  Yapraklardaki 20 ppm düzeyi eksiklik için kritik düzeydir. En fazla  eksikliğine meyve ağaçlarında ve özellikle turunçgiller ve şeftalide  rastlanmaktadır.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/feeds/7218014464149132718/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/11/bitkilerde-cinko-eksikligi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/7218014464149132718'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/7218014464149132718'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/11/bitkilerde-cinko-eksikligi.html' title='Bitkilerde Çinko eksikliği'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-192185199887513966.post-1366512301317266247</id><published>2010-11-07T09:00:00.000+02:00</published><updated>2010-11-07T09:00:00.348+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bakır"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="besin eksikliği"/><title type='text'>Bitkilerde Bakır eksikliği</title><content type='html'>&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Bitkilerde Bakır eksikliği,&lt;/span&gt; genellikle toplam bakır içeriği düşük, kaba tekstürlü,  kireçli ve bakırın organik komplekslere bağlandığı organik madde  yönünden zengin topraklarda görülür. Yüksek miktarda azot ile gübreleme de  bakır eksikliğini körükler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakırın bitki bünyesinde hareket kabiliyeti iyi olmadığından noksanlık  belirtileri genç yapraklarda oluşur. Grimsi yeşil renk,  hatta beyazlaşma gibi renk değişimleri ve solmalar görülür. Bitki gelişmesi  zayıflar. Meyve ağaçlarının dallarının uç kısımlarında kurumalar olur.  Bazı durumlarda uç kurumalarının görülmesinden önce, normalden büyük  yapraklar oluşur.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/feeds/1366512301317266247/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/11/bitkilerde-bakr-eksikligi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/1366512301317266247'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/1366512301317266247'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/11/bitkilerde-bakr-eksikligi.html' title='Bitkilerde Bakır eksikliği'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-192185199887513966.post-8326102646996540731</id><published>2010-11-05T16:00:00.000+02:00</published><updated>2010-11-05T16:00:06.277+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="besin eksikliği"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="demir"/><title type='text'>Bitkilerde Demir eksikliği</title><content type='html'>Bitkilerin toplam demir kapsamlarının sadece % 10-20&#39; si fizyolojik  olarak aktiftir. Bitkilerin demir ile beslenme durumunu ortaya çıkarmak için toplam demir  değerlerinin kullanılması uygun değildir. Klorozlu yaprakların normal  veya normalin üstünde demir içermesine hücre pH sının yüksekliği, fosfor  konsantrasyonunun fazlalığı ve metabolik aktif Fe+2 nin inaktif duruma  gelmesi neden olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-style: italic; font-weight: bold;&quot;&gt; Demir bitkide hareketsiz bir besin maddesi oluşu nedeniyle eksikliği  önce genç yapraklarda ortaya çıkmaktadır. &lt;/span&gt;Önce damarların araaraları sararır ve  damarlar yaprak yüzeyinde adeta bir ağ görünümündedir. Magnezyum  eksikliğine çok benzer, tek farkı Mg eksikliği önce yaşlı yapraklarda  görülmektedir. Eksikliğin daha şiddetli olduğu durumlarda tüm yaprak  sararır daha sonra kurumaya başlar. Tedavi edilmez ise bitkinin kuruyup  ölümüne bile neden olabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt; Demir Fazlalığı&lt;/span&gt; Demir toksikliği özellikle suyla doygun topraklarda  yaygın olarak görülür ve çeltikte ürünü sınırlandıran ikinci önemli  faktördür. Demir toksikliği kurak koşullarda da önemlidir. Demir  toksikliğinde yapraklar bronzlaşır. Demir fazlalığında polifenol oksidaz  aktivitesi artar ve bronzlaşma okside olan polifenollerden kaynaklanır.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/feeds/8326102646996540731/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/11/bitkilerde-demir-eksikligi.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/8326102646996540731'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/8326102646996540731'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/11/bitkilerde-demir-eksikligi.html' title='Bitkilerde Demir eksikliği'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-192185199887513966.post-9051353067268174549</id><published>2010-11-04T12:22:00.000+02:00</published><updated>2010-11-04T12:22:00.343+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="besin eksikliği"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kalsiyum"/><title type='text'>Bitkilerde Kalsiyum eksikliği</title><content type='html'>http://www.tarimziraat.com/gubre/bitki_besin_elementi_eksiklikleri/kalsiyum_eksikligi/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sitesinden alıntıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;Gübre olarak N, P ve K tüketiminin giderek artmasına karşın, kalsiyumlu  gübreler pratikte gübreleme pratiği içinde yer almamaktadır. Toprak  pH&#39;sı çok düşük olmadıkça bitkiler için yeterli kalsiyum topraklarda  bulunmaktadır. Bununla birlikte aşırı N, P, K lı gübre tüketimine bağlı  olarak üründe artış, kalsiyuma olan ihtiyacı artırmaktadır. Ayrıca artan  miktarlarda azotlu gübre kullanımına bağlı olarak toprakların  asitleşmeleri sonucu toprakların kalsiyum potansiyeli zayıflamaktadır. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt; Gerçek kalsiyum noksanlığı ile toprakların kireç kapsamındaki düşüklüğe  bağlı olarak ortaya çıkan kalsiyum eksikliğini birbirinden ayırmak  gereklidir. İkinci koşul yani toprağın Ca içeriğinin düşüklüğü daha önce  de bahsedildiği gibi toprağın asitleşmesine bağlı olarak ortaya  çıkmaktadır. Bununla birlikte asit topraklarda bile bitkilerin  ihtiyaçlarıı karşılayabilecek düzeyde kalsiyum bulunmaktadır.  Topraklarda ?1me/L&quot; düzeyindeki kalsiyum bitkiler için yeterli bir  düzeydedir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt; Asit topraklarda bitki gelişmesinin zayıf olmasının nedenleri; P ve Mo&#39;  nin immobilizasyonu, Mg ve K&#39; un alınabilirliğinin azalmasıdır. Bunlara  ilave olarak B, Zn, Cu, Fe, Ni, ve diğer mutlak gerekli olmayan metalik  iyonların elverişliliğinin artmasıdır. Asit topraklarda özellikle Mn +2  ve Al+3 iyonlarının aşırı miktarlarının toksisiteye sebep olmasıdır.  Kalsiyum noksanlığı, toprakların asit koşullarda bile yeterli kalsiyum  içerdiği dikkate alınırsa, ancak ekstrem koşullarda ortaya  çıkabilmektedir. Sulama suyunun veya gübrelerin aşırı N, K ve Mg  içermesi kalsiyum noksanlıklarına sebep olabilmektedir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt; Sebzelerde yaprağın kritik kalsiyum konsantrasyonu % 0.8 olarak kabul  edilmektedir. Kalsiyum noksanlığının belirtileri ilk önce genç  yapraklarda veya büyüme uçlarında ortaya çıkmaktadır. Noksanlık  durumunda bitki büyümesi gerilemekte ve çalımsı bir hal almakta, genç  yapraklar küçülmekte, yaprakuçları ve kenarları yukarı doğru  kıvrılmakta, yaprak kenarlarında klorozlu benekler ve nekrotik lekeler  belirmektedir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt; Elmalarda acı benek, domateste çiçek burnu çürüklüğü, kereviz ve  lahanada iç kararması v.s Ca eksikliğinden ileri gelen zararlanmalardır.  Ca eksikliği aslında bitkiye Ca taşınımının, herhangi bir nedenle  engellenmesi sonucunda ortaya çıkan fizyolojik kökenli bir bozukluktur.  Kök oluşumunu ve aktivitesini engelleyen düşük sıcaklık, yetersiz  havalanma, aşırı sulama veya dengesiz sulama gibi nedenlerle  transpirasyon akışında meydana gelen düzensizliklerle Ca taşınımı  engellenmekte ve eksiklik ortaya çıkmaktadır. Floem dokusunda immobil  olan Ca, meyve oluşum döneminde meyveye taşınamaz ve eksiklik ortaya  çıkar. Bu nedenle yaprakların analizleri ile Ca eksikliği hakkında fikir  sahibi olunamaz. Topraktan alınan Ca ksilem yolu ile yukarıya  taşınırken yaprak, meyve rekabetini yaprak kazanır ve Ca yaprağa alınır  bu nedenle önce meyvelerde eksiklik ortaya çıkar. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt; Toprağın NPK ile aşırı gübrelenmesi, KDK&#39;nın düşüklüğü, amonyumlu  gübrelerin kullanımı, toprağın aşırı tuz konsantrasyonu, yüksek H, K, Mn  ve Al, düşük seviyede değişebilir Ca, aşırı yağış veya sulamalarla  yıkanmış asit kumlu topraklar ve yüksek pH, Ca eksikliğine neden olan  faktörlerdendir.&lt;/span&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/feeds/9051353067268174549/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/11/bitkilerde-kalsiyum-eksikligi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/9051353067268174549'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/9051353067268174549'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/11/bitkilerde-kalsiyum-eksikligi.html' title='Bitkilerde Kalsiyum eksikliği'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-192185199887513966.post-5647382557911869477</id><published>2010-11-02T10:32:00.000+02:00</published><updated>2010-11-02T10:32:00.359+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="besin eksikliği"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="potasyum"/><title type='text'>Bitkilerde Potasyum eksikliği</title><content type='html'>Potasyum eksikliği genel olarak Katyon Değişim Kapasitesi (KDK) düşük  asit topraklarda görülmektedir. Üç tabakalı kil minerallerini içeren  topraklarda bitkiler tarafından aşırı sömürme nedeniyle potasyum kaybı  söz konusu olmaktadır. Potasyum noksanlığı aynı zamanda organik  topraklarda da sık görülmektedir. Bitkilerin K alımı, potasyumun  toprakta difüzyon ve kitle hareketine bağlı olmakta kuru periyotlarda  elverişliliği düşmektedir. Toprağın K durumuna bağlı olarak kireçleme  bitkilerin potasyum alımını artırabilmekte veya azaltabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topraklarda K:Mg oranı da önem  taşımaktadır. Çünkü bu elementlerin birinin diğerine göre fazlalığı  bitki gelişmesini etkilemektedir. Bu oran 2:1 ile 5:1 arasında  olmalıdır. Potasyum bakımından fakir olan topraklarda K noksanlığının  ortaya çıkışı yetiştirilen bitkinin çeşidine bağlı olarak değişmektedir.  Potasyum noksanlığında biyokolloidler etkilenmekte ve enzim  reaksiyonları bozulmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Potasyum eksikliğinde, gözle görülebilir belirtiler ortaya çıkmasa da sıcak  koşullarda bitkilerin turgorunun bozulması ve stoma metabolizmasındaki  bozukluktan dolayı solma görülmektedir. Potasyum noksanlığında büyüme  başlangıçta az etkilenmekte ve sonraları tamamen durabilmektedir. Potasyum  hareketli durumda bir element olmasına rağmen yaşlı yapraklardan genç  yapraklara veya gövdenin büyüyen meristematik dokularına hareketliliği  her zaman yeterli olamamaktadır. Bu nedenle K noksanlığında boğum  araları kısalarak bodurlaşma meydana gelmektedir. Kereviz ve şeker  pancarı gibi dikotiledon bitkilerde noksanlıkta rozetleşme görülmekte,  oysa patates ve fasulyede görünüm çalımsı bir hal almaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyümede yavaşlama nedeniyle yaşlı yapraklar yeterli K ile beslenen  bitkilere göre daha küçük olmaktadır. Genelde yapraklar renklerini  korurken bazen koyulaşmakta, mavimsi yeşil renk almaktadır. Birim alana  düşen klorofil miktarı arttığı için yapraklarda renk koyulaşmaktadır.  Büyümede gerileme yaprak kenarlarından başlaması nedeniyle yaprak  kenarları yukarı doğru kıvrılmakta yapraklarda dalgalanmalar meydana  gelmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Potasyum eksiklik belirtileri ilk önce yaşlı yapraklarda ortaya  çıkmaktadır. Plasmada dehidrasyon, putrescin veya peroksidaz gibi toksik  maddelerin akümülasyonu nedeniyle hücreler ve dokular aniden  parçalanarak ölmektedir. Bu zararlanmalar yaprak ucundan başlayarak  kenarlarına doğru devam etmektedir. Potasyum noksanlığında tipik  nekrotik belirtiler beyaz, sarı veya kahverengi, toplu iğnenin başı  büyüklüğünde renkli noktaların belirmesinden sonra çıkmaktadır.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/feeds/5647382557911869477/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/11/bitkilerde-potasyum-eksikligi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/5647382557911869477'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/5647382557911869477'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/11/bitkilerde-potasyum-eksikligi.html' title='Bitkilerde Potasyum eksikliği'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-192185199887513966.post-8250611259695295323</id><published>2010-10-29T15:29:00.000+03:00</published><updated>2010-10-29T15:29:00.377+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="besin eksikliği"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="magnezyum"/><title type='text'>Bitkilerde Magnezyum eksikliği</title><content type='html'>Magnezyum eksikliği çok fazla kumlu, yüksek kireç ve düşük magnezyum içeren tınlı  topraklarda veya kireç uygulamasından sonra Ca ve Mg arasındaki  arasındaki antagonizm sebebiyle çıkabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Magnezyum bakımından zengin topraklarda Mg iyonlarının elverişliliği pH  6.5 de, pH 5.5 e göre daha yüksek olup, magnezyum içeriği düşük  topraklarda bu durum tam tersine pH 5.5 de daha yüksek olmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;H+,, Ca+2, NH+ 4,  K+ ve Mn+2 gibi diğer katyonların miktarı da magnezyum  noksanlığına sebep olmaktadır. Asit topraklarda pH&#39; nın 5 ve altında  yüksek Al+3 konsantrasyonundan dolayı magnezyum alımı azalmaktadır.  Magnezyum yaşlı yapraklarda kloroz şeklinde ortaya çıkmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Noksanlık yaprak ucu ve kenarlarından başlayarak ortaya doğru  ilerlemekte, primer ve sekonder damarlar yeşil kalırken diğer damarlarda  sararma benek veya ağ şeklinde bir görünüm ortaya çıkmasına sebeb  olmaktadır.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/feeds/8250611259695295323/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/10/bitkilerde-magnezyum-eksikligi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/8250611259695295323'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/8250611259695295323'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/10/bitkilerde-magnezyum-eksikligi.html' title='Bitkilerde Magnezyum eksikliği'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-192185199887513966.post-4748803089640253263</id><published>2010-10-26T15:26:00.000+03:00</published><updated>2010-10-26T15:26:00.240+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="besin eksikliği"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bor"/><title type='text'>Bitkilerde Bor eksikliği</title><content type='html'>Bor eksikliği, bilinen en yaygın beslenme bozukluğudur. Borun  yarayışlılığı özellikle B(OH)4 - oluşumu ve anyon adsorbsiyonu nedeniyle  kireçli ve kil kapsamı fazla olan topraklarda ve pH yükseldikçe  azalmaktadır. Bununla beraber borik asitin polimerizasyonu ve köklere  kitle taşınımının azalması nedeniyle kurak koşullarda da bor  yarayışlılığı azalmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitkilerde bor eksikliğine bağlı olarak tohumların ve meyvelerin tutumu  azalmaktadır. Bor eksikliği çözünebilir azotlu bileşiklerin (özellikle  NO3) birikimine, sitoplazmanın protein kapsamının azalmasına ve hücre  çekirdeğinin deformasyonuna neden olmaktadır. Bor noksanlığı bitkilerde  pek çok morfolojik değişikliklere neden olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar;&lt;br /&gt;- Genç yapraklarda rozet teşekkülü,&lt;br /&gt;- Genç yapraklarda kloroz, sarı-kırmızı renklenme, bazen nekrotik lezyonlar,&lt;br /&gt;- Küçük ve biçimsiz yapraklar,&lt;br /&gt;- Yaprak sapında, gövde ve yaprak damarlarında çatlama ve mantarlaşma,&lt;br /&gt;- Boğum aralarının kısalması,&lt;br /&gt;- Yaprak ve gövde de kalınlaşma ve gevrekleşme,&lt;br /&gt;- Meyve iç kısmında boşluklar, çürümeler, camsı görünüm ve kahverenkli benekler,&lt;br /&gt;- Kotiledonların genişlemesi,&lt;br /&gt;- Büyüme uçlarının kısalması,&lt;br /&gt;- Çalılaşma, bodurlaşma,&lt;br /&gt;- Tomurcuk, çiçek ve tohum oluşumunda azalma,&lt;br /&gt;- Kök gelişmesinde gerileme,</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/feeds/4748803089640253263/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/10/bitkilerde-bor-eksikligi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/4748803089640253263'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/4748803089640253263'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/10/bitkilerde-bor-eksikligi.html' title='Bitkilerde Bor eksikliği'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-192185199887513966.post-4457653981405599049</id><published>2010-10-24T15:23:00.000+03:00</published><updated>2010-10-24T15:23:00.139+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="azot"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="besin eksikliği"/><title type='text'>Bitkilerde Azot eksikliği</title><content type='html'>Bitkilerin büyümesi ve ürün üzerine önemli etkileri olmasından dolayı, bu  elementin eksikliğinden büyüme hızla durmakta ve klorofil  parçalanması yaşanmaktadır. Ayrıca klorozlar ortaya çıkmaktadır. Bu belirtiler bitkilere  veya toprağa N uygulaması ile giderilebilmektedir. Azot eksikliğinin şiddetine  bağlı olarak bitki boyu kısalabilir, gövde incelebilir. Tahıllarda  kardeşlenme azalmakta, yaprak gelişimi engellenmekte, özellikle genç  yapraklar küçülmektedir. Noksanlıktan dolayı bitkide karbonhidrat  birikimi kırmızı, kırmızımsı-mor renklenmeye yol açmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Azot kolaylıkla hareketli hale geçebilen ve taşınabilen bir besin  maddesi olduğu için noksanlık ileri aşamalarda görülürse yaşlı  yapraklarda protein parçalanmakta ve amino asitler büyüme yerlerine  gönderilmektedir. Bundan dolayı azot eksikliği önce eski, yaşlı yapraklarda ortaya  çıkmaktadır. Aşırı yağmurlar, yağmurlama sulama, ışık intensitesinin  yüksek oluşu noksanlığı teşvik eden faktörlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Azot eksikliği görülen topraklar genellikle;&lt;br /&gt;- Çok fazla yağış alan ve fazla sulama yapılan topraklar,&lt;br /&gt; - Kumlu topraklar,&lt;br /&gt;- Organik madde içeriği az olan topraklar&lt;br /&gt;- Uzun süre azotlu gübre kullanılmadan üretim yapılan topraklardır.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/feeds/4457653981405599049/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/10/bitkilerde-azot-eksikligi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/4457653981405599049'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/4457653981405599049'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/10/bitkilerde-azot-eksikligi.html' title='Bitkilerde Azot eksikliği'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-192185199887513966.post-3211794437856234479</id><published>2010-10-23T15:13:00.001+03:00</published><updated>2010-10-23T15:13:00.098+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="besin eksikliği"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kloroz"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="mangan"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="nekroz"/><title type='text'>Bitkilerde Mangan eksikliği</title><content type='html'>Bitkilerde Mangan eksikliği genellikle fazlaca organik madde içeren yüksek pH&#39; lı,  iyi havalanan, kurak ve yarı kurak bölgelerdeki alkali ve kireçli  topraklarda daha sık görülmektedir. Mangan noksanlığı sonucunda genç yapraklarda kloroz ve bazen nekrozlar, tahıllarda buna ilave olarak  gri benekler ortaya çıkmaktadır.&lt;br /&gt;Kloroz damarlar arasında ve mozaik benzeri şekillerde görülmektedir.  Bitkilerde mangan noksanlığına neden olan başlıca faktörler şu şekildedir.&lt;br /&gt;- Topraktaki Mn+2 yoğunluğu,&lt;br /&gt;- Topraktaki diğer katyonların yoğunluğu,&lt;br /&gt;- Toprağın KDK&#39; sı,&lt;br /&gt;- Toprağın organik madde içeriği, mikrobiyal aktivite,  sıcaklığı,redoks potansiyeli,&lt;br /&gt;- Toprağın veya yetiştirme ortamının pH&#39; sı gibi faktörler manganın yarayışlılığına etki etmektedirler.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/feeds/3211794437856234479/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/10/bitkilerde-mangan-eksikligi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/3211794437856234479'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/3211794437856234479'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/10/bitkilerde-mangan-eksikligi.html' title='Bitkilerde Mangan eksikliği'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-192185199887513966.post-1254304496616651986</id><published>2010-10-21T14:54:00.000+03:00</published><updated>2010-10-21T14:55:11.412+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="haberler"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="migros carrefoursa"/><title type='text'>Haberler : Çiftçi ürününü artık aracı olmadan satacak</title><content type='html'>Birlik, üreticinin mahsulünü aracı olmadan doğrudan satabilmesi için Türkiye&#39;nin önde gelen market zincirlerinden Migros ve Carrefoursa ile el sıkıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuya ilişkin son toplantı yapılarak hangi tarım ürünlerinin projeye dahil edileceği tek tek belirlendi. Buna göre çiftçi kabzımal ve halleri devre dışı bırakarak ürününü direkt iki marketin Türkiye genelindeki şubelerine teslim edecek. Aracısız teslimat yapıldığı için yeni sistemin maliyetlere indirim olarak yansıması bekleniyor. Soğuk zincir sistemi oluşturmaya başladıklarını aktaran Birlik yetkilileri, ürünlerin marketlerin deposunda paketleneceğini açıkladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikli olarak iki büyük market ile başlayan işbirliğinin diğer perakende zincirlerine de yaygınlaştırılması hedefleniyor. Mayıs ayında yürürlüğe girmesi beklenen protokolde, Tarım Kredi Kooperatifleri aracı olacak. Çiftçi teslim ettiği ürünün parasını peşin alacak. Eğer üreticinin Birlik&#39;e kredi borcu var ise mahsuplaşma yapılacak. Türkiye genelinde 31 bin 700 köy bulunduğunu belirten Birlik yetkilileri, çiftçinin ürününü ucuza verme ve parasını tüccarlara kaptırma sıkıntısından kurtulacağını kaydetti. Tarım Bakanlığı&#39;ndan üst düzey bir yetkili ise &quot;Yeni sistemle belli bir piyasa fiyatı belirlenerek onun üzerinden satış yapılması planlanıyor. Ayrıca çiftçiler parasını zamanında alırken, market sahipleri ile de muhatap olmayacak. Direkt biz ilgileneceğiz.&quot; değerlendirmesinde bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarım Kredi Kooperatifi Merkez Birliği yetkilileri, düzenlemenin &#39;hal&#39; piyasasını olumsuz yönde etkilemeyeceğini düşünüyor. Piyasanın düzenini etkilemek istemediklerini, ancak rekabet sayesinde gerçek fiyatların oluşmasına katkıda bulunmayı amaçladıklarını aktaran üst düzey bir yetkili, &quot;Protokol sayesinde Türkiye&#39;nin dört bir yanında, mahsulün pazarlanamadığı için çürümesinin önüne geçilecek. Ankara&#39;nın Beypazarı ilçesinde yetişen havuç, Antalya&#39;dan narenciye, domates ve biber, Karadeniz&#39;de kivi gibi ürünler taze bir şekilde tezgahlarda yerini bulacak.&quot; açıklamasını yaptı.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/feeds/1254304496616651986/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/10/haberler-ciftci-urununu-artk-arac.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/1254304496616651986'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/1254304496616651986'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/10/haberler-ciftci-urununu-artk-arac.html' title='Haberler : Çiftçi ürününü artık aracı olmadan satacak'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-192185199887513966.post-2734374070156189351</id><published>2010-10-15T12:57:00.000+03:00</published><updated>2010-10-15T12:57:00.191+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="geri dönüşüm"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="haberler"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="organik ortamlar"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="çay çöpü"/><title type='text'>Çay çöpünün topraksız tarımda kullanımı</title><content type='html'>Aşağıda vereceğimiz haberi görünceye kadar çay çöpünün topraksız tarımda kullanıldığından bi haber idik. Fakat bu haber sonucu araştırmamızda gördükki, çay artıkları topraksız tarım için organik bir ortam ve kullanımı sonucunda önemli ölçüde tasarruf ve geri dönüşüm elde ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haber şu şekilde;&lt;br /&gt;&lt;a target=&quot;_blank&quot; href=&quot;http://www.haberx.com/cay_copunde_topraksiz_tarim%2817,n,10106320,909%29.aspx&quot;&gt;http://www.haberx.com/cay_copunde_topraksiz_tarim(17,n,10106320,909).aspx&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;Çay çöpünde topraksız tarım&lt;/span&gt;                   &lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot; id=&quot;ctl00_ctl07_lblShortbody&quot; class=&quot;news_body&quot;&gt;Rize’de, çay  atıklarının değerlendirilmesi amacıyla mikro seralarda başlanan çay  çöpünde topraksız tarım çalışmalarında, salatalık ve domates üretiminde  başarılı sonuçlar elde edildi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt; Rize İl Tarım  Müdürü Adem Çekiç, Karadeniz bölgesinde fazla miktarda bulunan çay  atığı, fındık zurufu gibi bazı organik artıkların topraksız tarımda  torf, dere kumu ve yanmış çiftlik gübresi gibi bazı ilave ortamlarla  birlikte rahatlıkla kullanılabileceğinin bir çok araştırmada ortaya  konduğunu söyledi. &lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;Rize’de tarım alanlarının büyük bir kısmını çay bitkisinin  oluşturduğunu, çayın işlenmesinin ardından ortaya değerlendirilebilecek  büyük bir atık potansiyeli çıktığını belirten Çekiç, &quot;Buna karşılık bu  atıklar genel olarak atılmak ya da bahçe kenarlarında biriktirilmek  suretiyle imha edilmektedir&quot; dedi. &lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;Çekiç, bu atıkların topraksız kültür yetiştiriciliğinde, sebze  üretiminde kullanılarak değerlendirilme imkanı üzerinde durduklarını  ifade ederek, şöyle devam etti: &lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;&quot;Bu kapsamda Türkiye İsrafı Önleme Vakfı ile işbirliği halinde  başlatılan çalışmada, ilimizde deneme amaçlı 5 adet mikro sera kuruldu.  Daha sonra ÇAYKUR’dan katı ortam olarak kullanılacak çay çöpü temin  edildi. Çalışmada hastalık ve zararlılar bakımından temiz olması,  dolayısıyla sağlıklı bir ortam oluşturması nedeniyle taze çay çöpü  kullanıldı. Her bir torbaya, 1 adet olmak üzere salatalık ve domates  fidesi dikildi. Mikro seralarda domates ve salatalık üretimi halen devam  ediyor. Hasat tamamen sona erdikten sonra mevcut torbalardaki  ortamların ilaçlanmak suretiyle tekrar kullanılması planlanmaktadır.&quot; &lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;&quot;BAŞARILI SONUÇLAR ELDE EDİLDİ&quot; &lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;Adem Çekiç, mikro seralarda çay çöpüyle yapılan topraksız tarım  deneme üretiminde, salatalık ve domates üretiminde başarılı sonuçlar  alındığını söyledi. &lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;Çekiç, iklim yapısı nedeniyle bölgede fazla güneşli gün yaşanmaması  sonucu üretilen domateslerin yeteri kadar kızarmadığını belirterek,  &quot;Domateste arzu edilen verim alınamadı ama özellikle salatalık  üretiminde başarılı sonuçlar elde ettik. Bu deneyimde, bazı fidelerin  zarar gördüğü, taze çay atıklarının bir süre fermente olduktan sonra  kullanılmasının verimi artıracağı sonucuna vardık&quot; diye konuştu. &lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;Yaklaşık bir ay sonra domates ve salatalıkların sökülmesinin ardından  aynı yerde marul fidelerin dikim işlemine başlayacaklarını kaydeden  Çekiç, &quot;Marul üretiminin çok daha verimli olmasını bekliyoruz. Çünkü  torbalarda bulunan çay çöpü şu an fermente olmuş, zararlı gaz çıkışları  bitmiştir&quot; dedi.&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/feeds/2734374070156189351/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/10/cay-copunun-topraksz-tarmda-kullanm.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/2734374070156189351'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/2734374070156189351'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/10/cay-copunun-topraksz-tarmda-kullanm.html' title='Çay çöpünün topraksız tarımda kullanımı'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-192185199887513966.post-892973463065689136</id><published>2010-10-13T09:33:00.003+03:00</published><updated>2010-10-13T09:37:36.954+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="giderler"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="maliyetler"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="sera maliyetleri"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="topraksız tarım maliyetleri"/><title type='text'>Topraksız tarım maliyet kalemleri, giderler</title><content type='html'>Topraksız tarım ile uğraşacaklar için ve özellikle ticari olarak uğraşacaklar için topraksız tarımda, gider kalemlerini bilmek önemlidir. Yapılacak olurluluk (fizibilite) çalışmalarında bu gider kalemlerine göre hesaplamalar yapılmalıdır.&lt;br /&gt;Topraksız Tarım bloğu olarak, en genel olarak sizlere bu maliyet kalemlerini vererek, gider kalemleri açısından sizlere yardımcı olmak isteriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;TOPRAKSIZ TARIM&lt;/span&gt; da &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;GİDERLER&lt;/span&gt; en genel olarak aşağıdaki gibi gerçekleşir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Kurulacak olan topraksız tarım serasının yeri ve/veya kirası,&lt;br /&gt;2-Sera kurulumu, topraksız kültür yetiştiriciliğine uygun seraların tespiti ve maliyet hesapları,&lt;br /&gt;3-Üretim girdileri, üretim ortamı araç ve gereçlerinin maliyetleri,&lt;br /&gt;4-İşletme sermayesi,&lt;br /&gt;5-Topraksız kültür organizesini bilen personel, bilgisayar programları, bilgi birikiminin ayarlanması,&lt;br /&gt;6-Üretim girdilerinin, bitki ve üretim ortamlarının tercihiyle üretime başlama,&lt;br /&gt;7-Ambalajlama ve Pazarlama sorunlarının giderilmesi,</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/feeds/892973463065689136/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/10/topraksz-tarm-maliyet-kalemleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/892973463065689136'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/892973463065689136'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/10/topraksz-tarm-maliyet-kalemleri.html' title='Topraksız tarım maliyet kalemleri, giderler'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-192185199887513966.post-369769313254856037</id><published>2010-09-15T10:16:00.001+03:00</published><updated>2010-09-15T10:16:00.642+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ph"/><title type='text'>Topraksız tarımda Ph ayarlama</title><content type='html'>Topraksız tarımda besin çözeltisinin pH derecesinin ne kadar önemli olduğunu, bitkiler için hayati derecede önem taşıdığını daha önceki yazılarımızda sizlere aktarmıştık. Bu yazıda ise size pH ayarlama teknikleri hakkında bilgi aktaracağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hobi olarak topraksız tarımla uğraşanların ph ayarlaması için başvuracağı birkaç yöntem mevcut.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En gözde olan yöntem ise fosforik asit kullanmak. Genellikle ph derecesi bizim kontrolümüz dışında yükseldiği için bu yüksek pH derecesini düşürmek için fosforik asit kullanılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nadir de olsa ph derecesi düşer ise bu seferde pH derecesini yükseltecek potasyum hidroksit e ihtiyaç vardır. Potasyum hidroksit bazik yapısı sayesinde çözeltinin ph derecesini yükseltir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu her iki kimyasal bileşim de sınırlar içinde kullanıldığı taktirde güvenlidir. Fakat ne şartla olursa olsun gözlerler, deri ile temas ettirilmemeli, solunmamalı ve ayrıca içilmemelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Piyasada hazır olarak satılan ph düşürücü yada arttırıcı maddeler genellikle seyreltilmiş bu asitik yada alkali çözeltilerden oluşmaktadır. Bunlar çözeltinin derecesini sınırlı bir şekilde düşürmekte yada yükseltmektedir. Fakat eğer saf olarak yukarıda saydığımız bileşikleri direkt olarak kullanırsanız o zaman önemli ph düşüş veya yükselişleri yaşayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazılanların dışında diğer bazı kimyasallar da ph ayarlama için kullanılabilir.&lt;br /&gt;Nitrik asit ve sülfürik asit pH ı düşürmek için kullanılabilir fakat bu 2 kimyasal da fosforik asitten çok daha kuvvetli ve insan sağlığı için tehlikelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca bitki bazlı olan sitrik asit de özellikle organik topraksız tarım için ph düşürücü olarak kullanılabilir. Örneğin Turunçgiller içerisinde bol miktarda sitrik asit bulunur. Eğer besin çözeltisine limon sıkarsanız ph ın düştüğüne şahit olacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Besin çözeltisini hazırlarken öncelikle besin maddelerini suya eklemeliyiz, ardından ise pH ölçümünü gerçekleştirmeliyiz. Ölçtüğümüz pH derecesine göre ph düşürücü yada yükseltici kimyasalları çok az miktarda ekleyerek ph ı ayarlamalıyız. Besin çözeltisinin pH ı asitik olduğu için besin maddeleri suya eklenince suyun ph ı düşer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topraksız tarımda çözeltimizin Ph derecesi sürekli ve düzenli aralıklarla kontrol edilmelidir. Burada bizim size tavsiyemiz mümkün olduğunca az kimyasal kullanıp, ph ınızı hergün ayarlamanızdır.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/feeds/369769313254856037/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/09/topraksz-tarmda-ph-ayarlama.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/369769313254856037'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/369769313254856037'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/09/topraksz-tarmda-ph-ayarlama.html' title='Topraksız tarımda Ph ayarlama'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-192185199887513966.post-6621437140354773100</id><published>2010-09-12T09:59:00.002+03:00</published><updated>2010-09-12T09:59:00.261+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="besin eksikliği"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ph"/><title type='text'>PH neden önemlidir ?</title><content type='html'>Topraksız tarımda pH son derece önem taşımaktadır. Bu yazı altında bunun önemini inceleyeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topraksız tarımda besin maddeleri belli bir pH derecesi içerisindeki besin çözeltisinden temin edilir. Bu çözeltinin pH derecesine göre bitkinin belli başlı bazı elementleri emme yetisi de artar yada azalır. İşte tam bu noktada pH ın derecesi çok önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygun pH derecesi bitkiden bitkiye farklılık gösterir. Fakat bir çok bitki hafif asitik ortam olan  ph 5,5 ile 6,0 dereceleri arasında en iyi yetişme ortamına kavuşurken, pH 5 ile  7,5 arasında ise canlı kalabilir.&lt;br /&gt;Ph 7,3-8,0 arasında çözeltinin içerisindeki demirin neredeyse yarısı çökelir, dolayısıyla bitkiler demiri kullanamaz. Bitkilerin bu çözeltideki besinleri tam olarak kullanabilmesi için çözeltideki bu makro ve mikro elementlerin sıvı içerisinde homojen olarak çözünmesi gerekmektedir. Eğer çözünmez ise bu durumda elementler ve besin maddeleri bitkiye geçemeyeceği için bitki yaşamını sürdüremez.&lt;br /&gt;Hangi pH aralığında hangi element in emiliminin arttığı ile ilgili grafiği daha önceki bir yazımızda vermiştik. Bu yazıya ulaşmak için &lt;a target=&quot;_blank&quot; href=&quot;http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/06/ph-degeri-ve-besin-maddelerinin.html&quot;&gt;buraya tıklayınız&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;pH ile ilgili diğer yazı için ise &lt;a target=&quot;_blank&quot; href=&quot;http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/06/ph-nedir-topraksz-tarmda-ph-ve-onemi.html&quot;&gt;buraya tıklayınız&lt;/a&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/feeds/6621437140354773100/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/09/ph-neden-onemlidir.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/6621437140354773100'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/6621437140354773100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/09/ph-neden-onemlidir.html' title='PH neden önemlidir ?'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-192185199887513966.post-6346724583520587172</id><published>2010-09-11T08:41:00.000+03:00</published><updated>2010-09-11T08:41:00.125+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="akar"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="zararlılar"/><title type='text'>Akarlarla (Kırmızı Örümceklerle) mücadele yöntemleri</title><content type='html'>Kırmızı örümceklerle mücadele 3 kısımda incelenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-style: italic; color: rgb(255, 0, 0);&quot;&gt;Kimyasal,&lt;br /&gt;Biyolojik,&lt;br /&gt;Kültürel&lt;/span&gt;,&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;br /&gt;Kimyasal mücadele:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kırmızı örümceklere karşı kış mücadelesi önerilmemesine karşın diğer zararlılara karşı kış mücadelesi yapıldığı  zaman bu mücadele, kışı yumurta halinde geçiren Avrupa kırmızı örümceği ve Kahverengi örümceğine de etkili olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırmızı örümceklerin yani akarların kimyasal mücadelesine karar verebilmek ve ilaçlama zamanını doğru bir şekilde belirleyebilmek için, bitkilerdeki kırmızı örümcek yoğunluğunun belirlenmesi gerekir. Ayrıca doğal düşmanlarının nüfusunun da saptanması gerekir. Bunun için bahçelerde kırmızı örümcek sayımları yapılmalıdır. Bu amaçla, bahçeyi örnekleyecek şekilde, yani temsil edecek şekilde seçilen 10 ağaçtan koparılan 100 yaprakta periyodik olarak sayım yapılmalıdır. Yapılan sayımlarda, yaprak başına ortalama 3-5 adetin üzerinde kırmızı örümcek bulunması ve doğal düşmanların etkinliğinin çok düşük olması durumunda ilaçlama yapılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akarların mücadelesinde kullanılacak ilaçlar ve dozları aşağıdaki tabloda belirtilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;table border=&quot;1&quot; cellpadding=&quot;4&quot; cellspacing=&quot;1&quot; width=&quot;447&quot;&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td height=&quot;39&quot; valign=&quot;top&quot; width=&quot;44%&quot;&gt;&lt;p align=&quot;center&quot;&gt;    &lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 10pt; font-family: Arial;&quot;&gt;Etkili madde adı ve oranı&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;    &lt;/p&gt;    &lt;/td&gt;    &lt;td height=&quot;39&quot; valign=&quot;top&quot; width=&quot;23%&quot;&gt;&lt;b&gt;    &lt;/b&gt;    &lt;p align=&quot;center&quot;&gt;    &lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 10pt; font-family: Arial;&quot;&gt;Formülasyon Tipi&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;    &lt;/p&gt;    &lt;/td&gt;    &lt;td height=&quot;39&quot; valign=&quot;top&quot; width=&quot;33%&quot;&gt;&lt;b&gt;    &lt;/b&gt;    &lt;p align=&quot;center&quot;&gt;    &lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 10pt; font-family: Arial;&quot;&gt;Doz (Preparat/100 lt su)&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;    &lt;/p&gt;    &lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt;   &lt;tr&gt;    &lt;td colspan=&quot;3&quot; valign=&quot;top&quot;&gt;&lt;b&gt;    &lt;/b&gt;    &lt;p&gt;    &lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 10pt; font-family: Arial;&quot;&gt;Öncelikli olarak tavsiye edilen ilaçlar&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;    &lt;/p&gt;    &lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt;   &lt;tr&gt;    &lt;td valign=&quot;top&quot; width=&quot;44%&quot;&gt;    &lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;    &lt;span style=&quot;font-size: 10pt; font-family: Arial;&quot;&gt;Kükürt, % 80&lt;/span&gt;    &lt;/p&gt;    &lt;/td&gt;    &lt;td valign=&quot;top&quot; width=&quot;23%&quot;&gt;    &lt;p align=&quot;center&quot;&gt;    &lt;span style=&quot;font-size: 10pt; font-family: Arial;&quot;&gt;WP&lt;/span&gt;    &lt;/p&gt;    &lt;/td&gt;    &lt;td valign=&quot;top&quot; width=&quot;33%&quot;&gt;    &lt;p align=&quot;right&quot;&gt;    &lt;span style=&quot;font-size: 10pt; font-family: Arial;&quot;&gt;400 g&lt;/span&gt;    &lt;/p&gt;    &lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt;   &lt;tr&gt;    &lt;td valign=&quot;top&quot; width=&quot;44%&quot;&gt;    &lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;    &lt;span style=&quot;font-size: 10pt; font-family: Arial;&quot;&gt;Bromopropylate, 500 g / l&lt;/span&gt;    &lt;/p&gt;    &lt;/td&gt;    &lt;td valign=&quot;top&quot; width=&quot;23%&quot;&gt;    &lt;p align=&quot;center&quot;&gt;    &lt;span style=&quot;font-size: 10pt; font-family: Arial;&quot;&gt;EC&lt;/span&gt;    &lt;/p&gt;    &lt;/td&gt;    &lt;td valign=&quot;top&quot; width=&quot;33%&quot;&gt;    &lt;p align=&quot;right&quot;&gt;    &lt;span style=&quot;font-size: 10pt; font-family: Arial;&quot;&gt;100 ml&lt;/span&gt;    &lt;/p&gt;    &lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt;   &lt;tr&gt;    &lt;td valign=&quot;top&quot; width=&quot;44%&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 10pt; font-family: Arial;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;/td&gt;    &lt;td valign=&quot;top&quot; width=&quot;23%&quot;&gt; &lt;/td&gt;    &lt;td valign=&quot;top&quot; width=&quot;33%&quot;&gt; &lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt;   &lt;tr&gt;    &lt;td valign=&quot;top&quot; width=&quot;44%&quot;&gt; &lt;/td&gt;    &lt;td valign=&quot;top&quot; width=&quot;23%&quot;&gt; &lt;/td&gt;    &lt;td valign=&quot;top&quot; width=&quot;33%&quot;&gt; &lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt;   &lt;tr&gt;    &lt;td colspan=&quot;3&quot; valign=&quot;top&quot;&gt;&lt;b&gt;    &lt;/b&gt;    &lt;p&gt;    &lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 10pt; font-family: Arial;&quot;&gt;İkinci derecede tavsiye edilen ilaçlar&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;    &lt;/p&gt;    &lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt;   &lt;tr&gt;    &lt;td height=&quot;19&quot; valign=&quot;top&quot; width=&quot;44%&quot;&gt;    &lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;    &lt;span style=&quot;font-size: 10pt; font-family: Arial;&quot;&gt;Fenbutation oxide, 500 g    / l&lt;/span&gt;    &lt;/p&gt;    &lt;/td&gt;    &lt;td height=&quot;19&quot; valign=&quot;top&quot; width=&quot;23%&quot;&gt;    &lt;p align=&quot;center&quot;&gt;    &lt;span style=&quot;font-size: 10pt; font-family: Arial;&quot;&gt;SC&lt;/span&gt;    &lt;/p&gt;    &lt;/td&gt;    &lt;td height=&quot;19&quot; valign=&quot;top&quot; width=&quot;33%&quot;&gt;    &lt;p align=&quot;right&quot;&gt;    &lt;span style=&quot;font-size: 10pt; font-family: Arial;&quot;&gt;30 ml&lt;/span&gt;    &lt;/p&gt;    &lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt;   &lt;tr&gt;    &lt;td valign=&quot;top&quot; width=&quot;44%&quot;&gt;    &lt;p&gt;    &lt;span style=&quot;font-size: 10pt; font-family: Arial;&quot;&gt;Dicofol, 195 g/l&lt;/span&gt;    &lt;/p&gt;    &lt;/td&gt;    &lt;td valign=&quot;top&quot; width=&quot;23%&quot;&gt;    &lt;p align=&quot;center&quot;&gt;    &lt;span style=&quot;font-size: 10pt; font-family: Arial;&quot;&gt;EC&lt;/span&gt;    &lt;/p&gt;    &lt;/td&gt;    &lt;td valign=&quot;top&quot; width=&quot;33%&quot;&gt;    &lt;p align=&quot;right&quot;&gt;    &lt;span style=&quot;font-size: 10pt; font-family: Arial;&quot;&gt;150 ml&lt;/span&gt;    &lt;/p&gt;    &lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt;   &lt;tr&gt;    &lt;td valign=&quot;top&quot; width=&quot;44%&quot;&gt;    &lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;    &lt;span style=&quot;font-size: 10pt; font-family: Arial;&quot;&gt;Quinomethionate, %25&lt;/span&gt;    &lt;/p&gt;    &lt;/td&gt;    &lt;td valign=&quot;top&quot; width=&quot;23%&quot;&gt;    &lt;p align=&quot;center&quot;&gt;    &lt;span style=&quot;font-size: 10pt; font-family: Arial;&quot;&gt;WP&lt;/span&gt;    &lt;/p&gt;    &lt;/td&gt;    &lt;td valign=&quot;top&quot; width=&quot;33%&quot;&gt;    &lt;p align=&quot;right&quot;&gt;    &lt;span style=&quot;font-size: 10pt; font-family: Arial;&quot;&gt;40 g&lt;/span&gt;    &lt;/p&gt;    &lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt;   &lt;tr&gt;    &lt;td valign=&quot;top&quot; width=&quot;44%&quot;&gt;    &lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;    &lt;span style=&quot;font-size: 10pt; font-family: Arial;&quot;&gt;Cyhexatin, %25&lt;/span&gt;    &lt;/p&gt;    &lt;/td&gt;    &lt;td valign=&quot;top&quot; width=&quot;23%&quot;&gt;    &lt;p align=&quot;center&quot;&gt;    &lt;span style=&quot;font-size: 10pt; font-family: Arial;&quot;&gt;WP&lt;/span&gt;    &lt;/p&gt;    &lt;/td&gt;    &lt;td valign=&quot;top&quot; width=&quot;33%&quot;&gt;    &lt;p align=&quot;right&quot;&gt;    &lt;span style=&quot;font-size: 10pt; font-family: Arial;&quot;&gt;125 g&lt;/span&gt;    &lt;/p&gt;    &lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt;   &lt;tr&gt;    &lt;td valign=&quot;top&quot; width=&quot;44%&quot;&gt;    &lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;    &lt;span style=&quot;font-size: 10pt; font-family: Arial;&quot;&gt;Cyhexatin, 632 g / l&lt;/span&gt;    &lt;/p&gt;    &lt;/td&gt;    &lt;td valign=&quot;top&quot; width=&quot;23%&quot;&gt;    &lt;p align=&quot;center&quot;&gt;    &lt;span style=&quot;font-size: 10pt; font-family: Arial;&quot;&gt;FL&lt;/span&gt;    &lt;/p&gt;    &lt;/td&gt;    &lt;td valign=&quot;top&quot; width=&quot;33%&quot;&gt;    &lt;p align=&quot;right&quot;&gt;    &lt;span style=&quot;font-size: 10pt; font-family: Arial;&quot;&gt;50 ml&lt;/span&gt;    &lt;/p&gt;    &lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt;   &lt;tr&gt;    &lt;td valign=&quot;top&quot; width=&quot;44%&quot;&gt;    &lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;    &lt;span style=&quot;font-size: 10pt; font-family: Arial;&quot;&gt;Tebufenapyrad, %20&lt;/span&gt;    &lt;/p&gt;    &lt;/td&gt;    &lt;td valign=&quot;top&quot; width=&quot;23%&quot;&gt;    &lt;p align=&quot;center&quot;&gt;    &lt;span style=&quot;font-size: 10pt; font-family: Arial;&quot;&gt;WP&lt;/span&gt;    &lt;/p&gt;    &lt;/td&gt;    &lt;td valign=&quot;top&quot; width=&quot;33%&quot;&gt;    &lt;p align=&quot;right&quot;&gt;    &lt;span style=&quot;font-size: 10pt; font-family: Arial;&quot;&gt;37.5 g&lt;/span&gt;    &lt;/p&gt;    &lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt;   &lt;tr&gt;    &lt;td valign=&quot;top&quot; width=&quot;44%&quot;&gt;    &lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;    &lt;span style=&quot;font-size: 10pt; font-family: Arial;&quot;&gt;Formothion, 336 g / l&lt;/span&gt;    &lt;/p&gt;    &lt;/td&gt;    &lt;td valign=&quot;top&quot; width=&quot;23%&quot;&gt;    &lt;p align=&quot;center&quot;&gt;    &lt;span style=&quot;font-size: 10pt; font-family: Arial;&quot;&gt;EC&lt;/span&gt;    &lt;/p&gt;    &lt;/td&gt;    &lt;td valign=&quot;top&quot; width=&quot;33%&quot;&gt;    &lt;p align=&quot;right&quot;&gt;    &lt;span style=&quot;font-size: 10pt; font-family: Arial;&quot;&gt;150 m&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Biyolojik mücadele:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Doğada akarların çok etkili düşmanları bulunmaktadır. Bunlardan bazıları ve en önemlileri şunlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Predatör akarlar :&lt;br /&gt;Typhlodromus pyri Scheuten (Acarina:Phytoseiidae)&lt;br /&gt;Euseius finlandicus Oudemans (Acarina:Phytoseiidae)&lt;br /&gt;Kampimodromus aberrans (Oudemans) (Acarina:Phytoseiidae)&lt;br /&gt;Anthoseius recki (Wainstein)(Acarina:Phytoseiidae)&lt;br /&gt;Typhlodromus spp. (Acarina:Phytoseiidae)&lt;br /&gt;Amblyseius spp. (Acarina:Phytoseiidae) (Şekil 20)&lt;br /&gt;Phytoseius spp. (Acarina:Phytoseiidae)&lt;br /&gt;Phytoseiulus persimilis Athias-Henriot (Şekil 21)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Predatör böcekler:&lt;br /&gt;Chrysoperla carnea Sth. (Neur.:Crysopidae)&lt;br /&gt;Stethorus punctillum Ws. (Col.:Coccinellidae)&lt;br /&gt;Atractotomus mali (Het.:Miridae)&lt;br /&gt;Orius spp. (Het.:Anthocoridae) (Şekil 22)&lt;br /&gt;Scolothrips longicornis (Thys.:Thripidae) (Şekil 23)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada adı geçen doğal düşmanları korumak ve desteklemek suretiyle etkinlikleri artırılmalıdır. Bunun için, yararlılara zararsız veya az zararlı olan seçici ilaçlar tercih sebebi olmalıdır. İlaçlama zamanları, bunların en az zarar göreceği şekilde ayarlanmalıdır. Bu yararlılar, yoğun olarak bulunduğu bahçelerden toplanarak bulunmadığı veya az bulunduğu bahçelere bulaştırmak suretiyle biyolojik mücadelede kullanılmalıdır. Ayrıca,  S.punctil-lum, T.pyri, Orius sp. ve S.longicornis gibi predatörler, insektaryum ve laboratuvarda kitle halinde üretilerek, kiraz bahçelerine salınmak suretiyle biyolojik mücadelede kullanılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Kültürel önlemler:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kışın veya erken ilkbaharda, ağaçların kökboğazı ve gövdelerindeki kavlamış olan kabuklar kaldırılarak, altında kışlayan akarların ölmesi sağ-lanmalıdır. Yere dökülen yapraklar toplanarak, bahçeden uzaklaştırılmalıdır. Bahçenin bakım işlemleri uygun olarak yapılmalıdır.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/feeds/6346724583520587172/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/09/akarlarla-krmz-orumceklerle-mucadele.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/6346724583520587172'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/6346724583520587172'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/09/akarlarla-krmz-orumceklerle-mucadele.html' title='Akarlarla (Kırmızı Örümceklerle) mücadele yöntemleri'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-192185199887513966.post-3611110573027779140</id><published>2010-09-10T16:35:00.000+03:00</published><updated>2010-09-10T16:35:00.721+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="akar"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="zararlılar"/><title type='text'>Tarım zararlıları : Yassı Akarlar - Cenopalpus pulcher</title><content type='html'>Yassı akarların ergin dişilerde vücut yassı ve oval bir şekildedir. Renkleri, kiremit kırmızısı ya da daha koyudur. Yaz dişileri, açık kırmızı renkte ve siyah lekelidir olup kış dişileri ise daha koyu renklidir. Sırt bölgesinde vücudunu enine ikiye ayıran bariz bir çizgi vardır. Sırtında bulunan kıllar ise diken şeklinde olup kısadır. Bacakları kısa, boğumları küt şekildedir. Erkeklerin vücudu ince ve karın kısımları uzundur. Renkleri açık kırmızıdır. Kışın erkeklere rastlanmaz. Yumurtaları uzunca oval, ön tarafı basık fıçı şeklinde ve kiremit kırmızı renktedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetişkinler diğer kırmızı örümcek(Cenopalpus pulcher) türlerine göre çok yavaş hareket ederler. Bu örümcek türü, yapraklarda çok az ağ örer. Yassı akarlar kışı döllenmiş dişi halinde, meyve ağaçlarının 2-3 yıllık dalları üzerindeki tomurcukların pulları arasında, odun ve meyve gözleri etrafında, sürgünlerin boğumlarında, 25-125 adetlik kümeler halinde geçirir. Bu kümeler dallarda kırmızı bir leke gibi görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kışı Yassı akardan başka, ince dallar üzerinde açıkta geçiren bir akar türü yoktur. Kışlayan dişiler nisan ayının ortasından itibaren yumurta bırakmaya başlar. Bu tür, yumurtalarını dal üzerinde odun gözünün etrafına ve altına bırakırlar. Daha sonra yapraklara geçer ve alt yüzünde damarlar boyunca yumurta bırakır. Yumurtalar mayıs ayı sonu veya haziran ayının ilk haftasından itibaren açılmaya başlar. Yumurtadan çıkan larvalar yapraklarda beslenerek zarar yapar. Sonbaharda çiftleştikten sonra erkekleri ölür. Yılda 4-5 döl verir. Yapraklar dökülünce, ekim ayından itibaren dişiler dallara çekilmeye başlar.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/feeds/3611110573027779140/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/09/tarm-zararllar-yass-akarlar-cenopalpus.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/3611110573027779140'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/3611110573027779140'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/09/tarm-zararllar-yass-akarlar-cenopalpus.html' title='Tarım zararlıları : Yassı Akarlar - Cenopalpus pulcher'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-192185199887513966.post-7271479259215879983</id><published>2010-09-08T12:02:00.002+03:00</published><updated>2010-09-08T12:02:00.181+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="akar"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="zararlılar"/><title type='text'>Tarım zararlıları : Kahverengi Örümcek - Bryobia rubrioculus (Scheut.)</title><content type='html'>Yetişkinlerin sırt bölgeleri düz ve karın bölgeleri ise şişkindir. Kırmızı, kahve ve yeşil karışımı renktedir. Sırt bölglerinde enine, belirgin bir çizgi bulunur. Bu ayırt edilmesinde önemli bir özelliktir. Vücut kılları yelpaze şeklinde olup ön bacakları, diğer bacaklarına göre çok daha uzundur. Larvalar yuvarlak yapılı ve kırmızı renklidir. Yumurtaları bilye şeklinde ve kırmızı renklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kış aylarında, dal çatlakları ve sürgün boğumlarında kümeler halinde bulunur. Bu türün erkekleri yoktur ve döllenmeden çoğalmaları söz konusudur. Yapraklarda ağ yapmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahverengi örümcek (Bryobia rubrioculus), kış mevsimini yumurta halinde, daha çok 1-2 yıllık dalların üzerindeki tomurcukların etrafında ve yaprak gözleri civarında geçirir. Yoğunluğun fazla olduğu ağaçlarda, kışlayan yumurtaların bulunduğu dallar pas renginde görünür. Yumurtalar hava koşullarına göre, mart sonu-nisan başından itibaren açılmaya başlar. Yumurtadan çıkan larvalar yaprakda beslenir. Yetişkinler genellikle ağaç dalları üzerinde bulunur. Yılda 3-4 döl verirler.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/feeds/7271479259215879983/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/08/tarm-zararllar-kahverengi-orumcek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/7271479259215879983'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/7271479259215879983'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/08/tarm-zararllar-kahverengi-orumcek.html' title='Tarım zararlıları : Kahverengi Örümcek - Bryobia rubrioculus (Scheut.)'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-192185199887513966.post-4020244537634085456</id><published>2010-09-07T16:25:00.000+03:00</published><updated>2010-09-07T16:25:00.508+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="akar"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="zararlılar"/><title type='text'>Tarım zararlıları : Avrupa Kırmızı Örümceği - Panonychus ulmi Koch.</title><content type='html'>Avrupa kırmızıörümceğinin ergin dişileri, yuvarlak biçimli, dolgun vücutlu ve koyu kırmızı renktedir. Sırt bölgesindeki kıllar, daire şeklinde ve beyaz renkli kabarcıklardan çıkar. Bu akar türünün erkekleri ise pembemsi ve gri renklidir. Yumurtalar soğan biçiminde olup kiremit kırmızısı renktedir. Diğer akarlardan farklı olarak yumurtanın ucunda bir sap bulunur ve üzeri, aşağıya doğru ince çizgilerle dilimlere ayrılmıştır. Larvaları, parlak kırmızı renklidir. Bu tür örümcekler yapraklarda ağ yapmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa kırmızı örümceği kış aylarını, ağaçların dallarında yumurta halinde geçirir. Nisan ayının başından itibaren yumurtadan çıkan örümcek larvaları, taze sürgünlere saldırırlar. Kışlayan yumurtaların açılması, normal olarak bir ay içerisinde tamamlanır. Yılda 8-9 döl verir.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/feeds/4020244537634085456/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/09/tarm-zararllar-avrupa-krmz-orumcegi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/4020244537634085456'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/4020244537634085456'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/09/tarm-zararllar-avrupa-krmz-orumcegi.html' title='Tarım zararlıları : Avrupa Kırmızı Örümceği - Panonychus ulmi Koch.'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-192185199887513966.post-476798038264955332</id><published>2010-09-06T16:17:00.001+03:00</published><updated>2010-09-06T16:17:00.244+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="akar"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="zararlılar"/><title type='text'>Tarım zararlıları : İki noktalı Kırmızı Örümcek - Tetranychus urticae Koch.</title><content type='html'>ki noktalı Kırmızı Örümceklerin yetişkin dişilerinin vücutları, yuvarlakça yapıdadır. Genellikle yeşilimsi sarı yada kahverengimsi yeşil renktedir. Yaz mevsimi yetişkinleri sonraları portakal veya kiremit rengine dönüşür. Sırtında, orta kısma yakın olan, iri ve siyah renkli iki benek bulunur. Bu özellikliğinden dolayı bu örümcek türü kolaylıkla tanınır. Bu 2 benek, çeşitli şekillerde olabilir. İki noktarlı kırmızı örümceklerde vücut kılları oldukça belirgin olup, deri üzerinden diken gibi tek tek çıkarlar. Yumurtalar açık sarı renkte, saydam ve yuvarlaktır. Yumurtaların açılmasına yakın zamanda, parlak sarı-yeşil bir renk alır. Yumurtadan yeni çıkan örümcek larvaları renksiz olup, üzerinde benek bulundurmaz. Beslenmeye başladıktan sonra vücudun her iki tarafında benekler belirir. Bu örümcek türü, yapraklarda yoğun ağ örer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akdiken akarları, kış mevsimini ağaçların gövdelerinde ve kök  boğazlarında kabukların altında veya çatlaklarda, yere dökülmüş yaprakların ve otların altında uyuşuk olarak geçirir. Mart  ayının ilk haftasından  itibaren kışı geçirdikleri yerlerini terk ederek, yapraklara geçiş  başlar. Bir dişi 100-200 civarında yumurta bırakabilir. Bu zararlı, yılda 10-21 döl verebilmektedir.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/feeds/476798038264955332/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/09/tarm-zararllar-iki-noktal-krmz-orumcek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/476798038264955332'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/476798038264955332'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/09/tarm-zararllar-iki-noktal-krmz-orumcek.html' title='Tarım zararlıları : İki noktalı Kırmızı Örümcek - Tetranychus urticae Koch.'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-192185199887513966.post-3804004234564496798</id><published>2010-09-04T16:07:00.000+03:00</published><updated>2010-09-04T16:07:00.462+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="akar"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="zararlılar"/><title type='text'>Tarım zararlıları : Akdiken Akarı - Tetranychus viennensis Zacher</title><content type='html'>Akdiken Akarı :&lt;br /&gt;Yetişkin dişi akdiken akarları kırmızı renkli, tombul ve oval yapılıdır. Sırtlarındaki kıllar diken biçiminde olup, kılın çıktığı yerde beyaz bir kabarıklık görülür. Bacaklarının boğum araları geniş ve sarı renktedir, ayrıca uzun bacaklıdır. Erkek akarların göğüs kısmı geniş olup, karın kısmı geriye doğru gittikçe sivrilir. Erkek akarların rengi, dişilerden farklı olarak, yeşil karışımı sarıdır ve sırtının iki yanında siyah benekler bulunur. Erkek akdiken akarı sadece yazın görülür. Diğer mevsimlerde gözükmez. Yumurtaları bilye şeklinde ve saydam olup, açılmasına yakın sarı krem rengine dönüşür. Akar larvaları yuvarlak şekillidir, ayrıca saydamdır. Bu tür, yapraklarda çok yoğun ağ örer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akdiken akarları, kış mevsimini ağaçların gövdelerinde ve kök boğazlarında kabukların altında veya çatlaklarda, döllenmiş dişi halinde geçirir. Çiftleşen dişi akarlar, eylül- ekim aylarında kışı geçirecekleri köşelerine çekilir. Önce ağaçların kabuklarının altlarına, ağaç çatlaklarına yerleşirler. Buna karşın kışı kabuk altlarında pek geçirmezler. Çoğunlukla kök boğazında, toprak içinde 5-10 cm derinliğe iner, toprak içerisindeki boşluklara grup halinde yerleşip, bu yerlere ağ örerler ve ağlar arasında kışı geçirirler. Nisanın ayının ortasından itibaren kışı geçirdikleri yerlerini terk ederek, yapraklara geçiş başlar. Yapraklarda beslenirler ve mayısın ilk haftasında yumurta bırakmaya başlarlar. Yumurtalarını damar üzerine ve damar boyunca bırakırlar. Bir dişi 60-120 adet civarında yumurta bırakabilir. Yumurtalar 5-7 gün içinde açılır. Yılda 9-10 döl verir.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/feeds/3804004234564496798/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/08/tarm-zararllar-akdiken-akar-tetranychus.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/3804004234564496798'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/3804004234564496798'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/08/tarm-zararllar-akdiken-akar-tetranychus.html' title='Tarım zararlıları : Akdiken Akarı - Tetranychus viennensis Zacher'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-192185199887513966.post-3663799324125495197</id><published>2010-09-03T16:47:00.000+03:00</published><updated>2010-09-03T16:47:00.703+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="gül"/><title type='text'>Topraksız tarım ile GÜL yetiştiriciliği ve bükme uygulamaları</title><content type='html'>Özellikle 1970’li yıllarda ortaya çıkan enerji krizi sonucu, buhar ile toprak dezenfeksiyonu çok pahalı bir teknik haline gelmiş, kimyasal dezenfeksiyon ise yasaklanmaya başlanmış olduğu için topraksız yetiştiricilik ticari anlamda yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Zaman içerisinde diğer olumlu etkilerinin de fark edilmesiyle günümüze dek giderek yaygınlaşmıştır (Van Winden, 1988).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde gerçekleştirilen pek çok araştırmada; başlangıç maliyetinin daha az olması, sistemin daha kolay çalıştırılabilmesi ve kullanılan ortamın kök bölgesinde tampon görevi yapması sonucu yapılacak hatalara karşı daha fazla toleranslı olması nedeniyle, üretici bazında kullanım olanağı daha fazla olacağı düşünülen ortam kültüründe çeşitli ortamların tek başına veya karışım olarak kullanıldığı çalışmalar yürütülmüştür (Baş, 1991; Gül, 1991; Özgür, 1991; Abak ve ark., 1994; Çelikel, 1994; Varış ve Özüyaman, 1994; Paksoy, 1995; Şirin, 1995).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortam kültüründe kullanılan materyaller torf, talaş, ağaç kabuğu, çeltik kavuzu, yer fıstığı kabuğu gibi organik; çakıl, kum, kil, perlit, vermikulit, kaya yünü, volkan tüfü (pomza taşı), cam yünü, plastik köpük ve curuf gibi inorganik olabilir (Vendock, 1991;.Sevgican, 1999).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Carletti ve ark., (1992) tarafından Carambole gül çeşidi çam kabuğu, perlit ve kayayünü ortamlarında yetiştirilmiş, verim ve kalite açısından ortamlar arasında bir farklılık olmadığı saptanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayayününde yetiştirilen Mercedes gül çeşidi 90-180-220-300 ppm N dozlarında beslenmiş, 180 ppm N dozunun en yüksek verimi vermesine karşın 300 ppm N dozuyla istatistiki anlamda bir farklılık oluşturmadığı belirlenmiştir (Hazan ve ark., 1994).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Urban ve ark. (1994) tarafından Sonia gül çeşidi kayayününde yetiştirilmiş, EC değerleriyle iklim değerlerinin su tüketimi üzerine etkisi belirlenmiştir. Sonuç olarak; su tüketiminde iklim koşullarının daha etkili olduğu saptanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kömür külüyle, ağaç kabuğu sırasıyla 3:1, 2:1, 1:1 oranlarında karıştırıldıktan sonra, 1:1 oranında karıştırılmış torf ve toprakla 1:1:1 oranında tekrar hazırlanıp karıştırılmıştır. Kontrol grubu olarak da 1:1:1 oranlarında toprak, kum ve torf karışımı hazırlanmıştır. Her bir ortamla doldurulmuş 19 litre hacimli saksılarda güllerden 1 yılda yetiştirme süresince 4 hasat alınmıştır. Kül ve ağaç kabuğu karışımlarının üçüncü ve dördüncü hasat döneminde kontrol ortamından daha iyi sonuç verdiği, bu ortamlarda borun arttığı, Mn ve Cu’ nun ise düştüğü belirtilmiştir. Yine bu ortamlarda bitkinin su ve gübre ihtiyacının daha fazla olduğu saptanmıştır. Adı geçen ortamların serada kesme gül yetiştiriciliğinde potansiyel ortam değerleri olarak ortaya çıktığı bildirilmiştir (Butler ve Bearce, 1995).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülde ortam kültürü 3, 10, 12, 30, litrelik saksılarda yürütülmüş, sonuçta; en yüksek kesme çiçek sayısı ve ağırlığınının 10 ve 30 litrelik hacimli saksılardan elde edildiği saptanmıştır (Bilindemon, 1998).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cadahia ve ark. (1998) tarafından kum kültüründe 4 farklı gül çeşidinin bitki besin maddesi alımındaki farklılıkları ortaya koymak amacıyla yapılan çalışmada; çeşitlerin beslenme açısından farklı reaksiyonlar gösterdiği saptanmıştır. Çeşitlerin aynı besin solüsyonuyla beslendiği halde farklı oranlarda besin maddesi kaldırdığı tespit edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lieth ve Kim (1999), kesme çiçek gül yetiştiriciliğinde optimum stratejileri belirlemek amacıyla yaptıkları bir araştırmada, geleneksel yetiştiricilik, bükme ve yetiştirme ortamlarını karşılaştırmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kardinal ve Fire&amp;amp;Ice Gül Çeşitlerinden Gir Görünüm (orijinal) (Lieth, 1999)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bükme metodu ile yetiştirilen bitkilerin geleneksel (bükülmeden, dikey terbiye edilen) metodla yetiştirilen bitkilerden daha uzun sap oluşturdukları, Kardinal gül çeşidinde cocopeat üzerinde bükme yapılarak yetiştirilen bitkilerde ortalama çiçek sapı uzunluğunun 64.9 cm ve m2’deki sürgün sayısının 284 adet, cocopeat üzerinde bükme yapılmadan yetiştirilen bitkilerde ise ortalama çiçek sapı uzunluğunun 56.1 cm, m2’deki sürgün sayısının ise 320 adet olduğu saptanmıştır. Fire&amp;amp;Ice çeşidinde cocopet üzerinde bükme yapılarak yetiştirilen bitkilerde ortalama sap uzunluğunun 76.1 cm, m2’deki sürgün sayısının 292 adet, cocopeat üzerinde bükme yapılmadan yetiştirilen bitkilerde ortalama çiçek sapı uzunluğu 56.1 cm ve m2’deki sürgün sayısının ise 537 adet olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak bükme işlemi ile daha kaliteli çiçeklerin elde edildiği, bükme yapılmayan bitkilerde ise verimliliğin daha fazla olduğu belirlenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maloupa ve ark., (1999), serada perlit-zeolit karışımları üzerinde yetiştirilen Madelon güllerinin verim ve kalitesini belirlemek amacıyla yaptığı bir araştırmada; 100:0, 25:75, 50:50 ve 75:25 oranlarında zeolit ve perlit içeren ortamlar kullanılmış, sonuçta; 25:75 oranındaki zeolit:perlit ortamının daha fazla sayıda çiçek ve çiçek sapı uzunluğu (&gt;70 cm ve 50-60 cm) oluşturduğu saptanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okhawa ve ark., (1999), kesme gül yetiştiriciliğinde yetiştirme tekniklerinden bükme uygulamasının etkilerini belilemek amacıyla yaptıkları bir çalışmada; dip sürgünleri gelişmelerinin başlangıcında kıvırarak bükmüşler ve büküm yerinin altından büyüyen kalın sürgünleri ise kesme çiçek olarak hasat etmişlerdir. Bu sürgünler geleneksel metoda göre pinç alma yerine kesildiği için gül saplarının böylelikle daha kalın, daha uzun ve daha kaliteli olduğu belirlenmiştir. Bükme metodunun kullanılmasıyla bir bitkiden daha az sayıda gül kesilmesine rağmen birim alana düşen çiçek sayısının dikim sıklığının artırılmasıyla artırılabileceği, bükme metodu ile geleneksel metotlar karşılaştırıldığında, bükme uygulaması ile kesme gül yetiştiriciliği ve hasadının daha kolay olduğu belirtilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarkka ve Rita (1999), Mercedes ve Frisco gül çeşitlerinde bükme uygulaması ve budamanın verim ve kalite üzerine etkilerini araştırmıştır. Dört haftalık bir dinlenme periyodundan sonra 1.5 yaşındaki Mercedes ve Frisco gül çeşitlerinde sürgünlerin bir kısmı budanmış, bir kısmı da aşağıya yatay bir şekilde bükülmüştür. Hasatta flaştaki kör sürgünlerin bir kısmı bükülmüş bir kısmı da kesilmiştir. Araştırmada beş flaş incelenmiş, birinci ve ikinci flaş (1 Şubat-20 Nisan) süresince ilave ışık verilmiştir. Sonuçta; birinci flaşta her iki çeşidin verimlerinin daha yüksek olduğu, kör sürgün oranının kışın bükme uygulanan bitkilerde budama yapılan bitkilerden daha düşük olduğu, toplam gelişen sürgün sayısının ise yetiştirme tekniğiyle az etkilendiği saptanmıştır. Bükme veya kör sürgünlerin kesilmesinin Mercedes çeşidinde verimi artırırken Frisco çeşidinde verimi artırmadığı, bükme ile çiçekli sürgünlerin yüksekliğinin, bazı flaşlarda ise ticari verim kalitesinin arttığı belirlenmiştir. Mercedes çeşidinde budama ile sadece birinci flaştaki ilk çiçeklenmede kışın bükülen bitkilerden daha fazla verim alındığı, yetiştirme metodunun ise her iki çeşidin vazo ömrünü etkilemediği saptanmıştır. Zorlamanın başlangıcında kışın bükülen sürgünlerin faydalı olduğu, uzun saplı sürgünler arzu edildiğinde Mercedes gibi daha zayıf gelişen çeşitler için hasatta kör sürgünlerin bükülmesinin faydalı olacağı belirtilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortam kültürü ya kullanılan ortamların ya da ortamların konulduğu yerlerin adıyla anılır. Örneğin; kum kültürü, çakıl kültürü, kaya yünü kültürü, torf kültürü veya yatak kültürü, paket kültürü, torba kültürü ve saksı kültürü şeklinde isimlendirilir. Genelde ortam kültüründe sistemlerin kurulması ve çalıştırılması daha kolaydır. Besin eriyiği açık sistem şeklinde verildiği için ve drene olan besin solüsyonu atıldığından dolayı konsantrasyon ve besin dengeleri her uygulamada aynıdır (Sevgican, 1999).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akat (2001), örtüaltı gül yetiştiriciliğinde farklı yetiştirme ortamlarının gelişme ve çiçek verimi üzerine ektilerini araştırmıştır. Araştırmada; Smart gül çeşidi ve yetiştirme ortamı olarak da 4 ortam (çam kabuğu, pomza (0-7 mm), 1:1 torf+perlit ve 1:1:1: oranlarında torf+perlit karışımı+pomza+çam kabuğu=karışım) kullanılmıştır. Vegetatif dönemde karışım ve torf+perlit ortamında yetişen bitkilerin daha erken gelişerek, bükme işlemine geldiği saptanmıştır. Çiçek sapı uzunlukları 29.5-52.0 cm arasında değişim göstermiş, çiçek verimi bakımından ise ortamlar arasında % 5’e göre farklılık saptanmıştır. Maksimum toplam çiçek verimi 9.13 adet/bitki ile torf+perlit ortamından elde edilmiş, bunu karışım ortamı 8.40 adet/bitki ile izlemiştir. Sonuç olarak; tüm ortamların karışımı ve torf+perlit karışım ortamlarının ilk gelişim döneminden itibaren bitki gelişimi, kalite kriterleri ve verim bakımından diğer ortamlardan daha iyi sonuç verdikleri belirlenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hoog ve ark (2001), güllerin verim ve kalitesi üzerine bitki sıklığı, bükme ve hasat metotlarının etkilerini araştırmıştır. Araştırıcılar, Hollanda’daki modern gül üreticilerinin gittikçe artan bir oranda yüksek sistemleri kullanmaya başladıklarını, bu sistemde bitkilerin toprak seviyesinin üzerinde suni kök ortamlarında yetiştirildiklerini bildirmişlerdir. Bükülen dallar için boş alan yaratıldığı ve çalışma şartlarının iyileştirildiği belirtilmiştir. Bu sistemin kullanılmasıyla yetiştiricilerin alışık oldukları bitki şeklinin dışında yeni bir şekil oluştuğu, hasadın bitkinin sap dibine yakın veya çok yakın yapıldığında gülün tacının oldukça küçük kaldığı bildirilmiştir. Hollanda’da kullanılan yetiştirme sistemlerinde dalların düzenli olarak büküldüğü, bükmenin ise bitkinin ışıktan faydalanmasını artırdığı bildirilmiştir. Daha fazla ve düzenli bükülen dalların çeşitlere göre farklılık göstermesine rağmen daha az sayıda verim verdiği fakat güllerin ortalama sap ağırlıklarının ise daha yüksek olduğu saptanmıştır. Verimin (kg/m2) çeşitlere göre farklılık gösterdiği, bükmenin etkisinin ise sadece Frisco çeşidinde gözlendiği, Yaprak Alan Indeksinin (Leaf Area Index=LAI) bitki başına ve sezona göre farklılık gösterdiği ve her zaman bükmeyle etkilenmediği tespit edilmiştir. Bükülen dallar üzerindeki yaprakların daha yüksek bir fotosentetik fotosistem 2 etkisi gösterdiği, (fotosistem 2 olmazsa bitkiler gıda üretemez) bükülen saplar üzerindeki yaprakların hasat edilebilir dik saplar üzerindeki yaprakların sıcaklığından yaklaşık 1oC daha düşük olduğu saptanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lieth ve Kim (2001) tarafından yapılan bir araştırmada; , Rosa hybrida “Kardinal” ve “Fire&amp;amp;Ice” gül çeşitlerinin kesme çiçek verimleri tansiyometreye dayalı bir sulama sistemi ile sulanan cocopeat ve geleneksel UC karışım ortamları ile bükme ve geleneksel taç sistemleri arasında karşılaştırılmıştır. Verimlilik ve kaliteyi belirlemek amavıyla Eylül 1997’den Ağustos 1999’a kadar bütün hasat edilebilir çiçekli sürgünlerin sayısı ve uzunluğu ölçülmüş, sürgün bükmenin her iki çeşitte de hasat edilebilir sürgün sayısını azalttığı, ortalama çiçek sapı uzunluğu ve kuru madde oranını ise artırdığı saptanmıştır. Cocopeat’te yetiştirilen Fire&amp;amp;Ice bitkileri UC karışımında yetiştirilen bitkilerden daha fazla sayıda hasat edilebilir çiçekli sürgün verirken, Kardinal çeşidinde ise her iki uygulama arasında hasat edilebilir sürgün sayısında herhangi bir farklılık göstermediği belirlenmiştir. Her iki çeşidin cocopeat ve UC karışım ortamlarında sap uzunluğu ve kuru madde oranı bakımından farklılık göstermediği belirlenmiştir. Yapılan ekonomik değer analizinde Fire&amp;amp;Ice çeşidinde sürgün bükmeyle oluşan sap uzunluklarındaki artışın birim alandaki sürgün sayısındaki azalmadan dolayı meydana gelen ekonomik kaybı dengelemediği, Kardinal çeşidinde ise bükülen ve bükülmeyen sürgünler arasında ekonomik açıdan önemli bir farklılık olmadığı saptanmıştır. Bir çok gül üreticisi tarafından yaygın olarak kullanılan bükme tekniği ve cocopeat ortamı kombinasyonunun diğer uygulama kombinasyonları üzerinde ekonomik açıdan önemli iyileştirmeler meydana getirmediği, bununla birlikte kısa saplı güllerin arzu edilmediği pazarlarda ekstra ve uzun saplı güllerin önemli bir değer kazandığı ve böylece bükme ile daha yüksek bir kazanç elde edilebileceği belirtilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maloupa ve ark. (2001), iki gül çeşidinin verim ve kalitesini belirlemek amacıyla yaptıkları bir araştırmada; cocopeat, perlit-cocopeat (3:1) ve perlit-zeolit (3:1) ortamları üzerinde Bianca ve First Red gül çeşitlerini yetiştirmiştir. Sonuçta; kullanılan üç yetiştirme ortamı ve iki çeşidi arasında farklılıklar saptandığı, First Red çeşidinin cocopeat ve cocopeat-perlit karışımı üzerinde daha iyi çiçek kalitesi verirken, Bianca çeşidinin perlit-cocopeat ve perlit-zeolit ortamları üzerinde daha verimli olduğu saptanmıştır. Farklı ortamlar üzerinde yetiştirilen bitkiler arasında ise fizyolojik parametrelerde önemli farklılıklar bulunmadığı belirtilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pien ve ark., (2001), bükülen gül sürgünlerinde yaprak alan indeksinin optimizasyonunu araştırmıştır. Kesme gül yetiştiriciliğinde bükme tekniğinin çiçeklenen gül sürgünlerinin verim ve kalitesini artırdığından dolayı bu uygulamanın büyük bir başarı sağladığı, bu başarının genellikle bükülen sürgünler üzerindeki fotosentez yaprakları tarafından çiçeklenen sürgüne yüksek bir karbonhidrat içeriği sağlamasından kaynaklandığı belirtilmiştir. Bununla birlikte gölgelenmiş (ve daha yaşlı) yaprakların fotosentez oranının azaldığı, bunun sonucu olarak en altta bükülen sürgünlerin özellikle düşük tabii ışık yoğunluklarında karbon artışına yardım edemedikleri bildirilmiştir. Şubat ayında Rosa hybrida “Frisco” gül çeşidinde bükülen sürgünlerin yaprak kütlesinin altında, ortasında ve üzerinde fotosentetik foton flux yağunluğu (photosynthetic photon flux density=PPFD) ölçülmüştür. Bükülen sürgünlerin yaprak alan indeksi (Leaf Area Index=LAI) aynı zamanda kaydedilmiş ve bükülen sürgünlerin yaprak alan indeksinin yaprak tabakasının ortasında 1.5-2 iken, bükülen sürgünlerin altında 4-5 olduğu tespit edilmiştir. Fotosentez oranı bükülen sürgünlerin yaprak seviyesinin altındaki ve üstündeki yapraklar için farklı ışık yoğunluklarında ölçülmüştür. Büküm tabakasının altındaki doymuş fotosentez oranının azaldığı, bükülen sürgünlerin üstündeki yapraklar için ise % 15’lik bir CO2 değişiminin ölçüldüğü saptanmıştır. Gece solunum oranının azaldığı ve ışık kompensasyon noktasının büküm tabakasının altındaki yapraklarda arttığı belirlenmiştir. Sınırlanmış ışık şartlarında daha alt tabakadaki ışık yoğunluğu ışık kompensasyon noktasının altına düşebilir, bu nedenle daha aşağıdaki yaprak tabakasının karbon dengesi olumsuz olabilir. Daha aşağıdaki büküm tabakasının bükülen sürgünlerin toplam karbon artışına yardımının olumsuz olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle onun yaprak alan indeksini sınırlamak daha iyi olabilirdi. Araştırma sonuçlarına dayanarak bükülen sürgünler üzerindeki fotosentez yapraklarının miktarını optimize etmek için, bükülen gül sürgünlerinde yaprak alan indeksinin 1-3.5 arasında tavsiye edildiği belirtilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ryan ve Erwin (2001), Rosa x hybrida L.’nin çiçek kalitesine taç şeklinin etkilerini belirlemek amacıyla yaptıkları bir araştırmada; iki farklı üretim sistemi kullanılarak yetiştirilen kesme güllerin hasat sonrası ömrü ve kalitesindeki farklılıkları belirlenmiştir. Kardinal gül çeşidi sürgün bükme ve geleneksel olarak dikey terbiye edilen sistemde hydroponic bir solüsyonla sulanan kayayünü ortamında yetiştirilmiş, çiçekler 16 Haziran 2000’den 7 Eylül 2000 tarihine kadar iki haftalık periyotlarla hasat edilmiştir. Bütün hasat tarihlerinde sap uzunluklarının geleneksel sistemde 44.5- 54.5 cm arasında, bükülen sürgünlerde ise 68.1-82.1 cm arasında değiştiği saptanmıştır. Çiçek büyüklüğünün bükülen sürgünlerde azaldığı, fakat geleneksel dikey sistemde Hazirandan Eylüle kadar azalmadığı belirlenmiştir. Bununla birlikte bütün hasatlarda çiçek çapının bükülen sürgünler üzerinden hasat edilen sürgünler üzerinde, geleneksel sistemde yetiştirilen bitkilerdeki sürgünler üzerindekilerden % 14 daha büyük olduğu, taç yönetim sistemi ve hasat tarihlerinin vazo ömrüne etkisinin olmadığı, çiçeklerin vazo ömürlerinin ise 9-13 gün arasında değiştiği tespit edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tjosvold (2001.), tarla toprağında yetiştirilen ticari sera güllerinin verim ve kalitesi üzerine sürgün bükme uygulamasının etkilerini araştırmıştır. Araştırıcı, gül üreticilerinin umumiyetle eski geleneksel dikimleri tamamen kaldırarak, üretimi bükmenin kullanıldığı bir terbiye sistemi ve containerlerde topraksız kültüre dönüştürmek için sera boşluklarını kullanmanın çok büyük faydaları olduğunun farkına vardıklarını, fakat bu sisteme dönüştürme işleminin pahalı ve bazı çevresel etkilere sahip olduğunu bildirmektedir. Bu amaçla araştırmada toprakta yetiştirilmiş ve geleneksel terbiye edilmiş 8 yaşındaki ticari sera gülleri başarılı bir şekilde bükme sistemine dönüştürülmüştür. Beş gül çeşidinin bulunduğu seradaki bitkilere hem bükme hem de geleneksel terbiye sistemi uygulanmış, her iki sisteminde de verim ve kalite bir yıl süreyle gözlenmiştir. Sonuç olarak; bükme uygulamasıyla üretimin 4 çeşitte % 2-22 oranında, taze ağırlığın ise % 2.8-10.2 oranında arttığı, bir çeşitte üretimin % 13 oranında, taze ağırlığın ise % 8.8 oranında azaldığı saptanmıştır. Bükme uygulaması ile sap uzunluğunun 3 çeşitte % 1.3-3.9 oranında arttığı, iki çeşitte ise % 0.7-0.8 oranında azaldığı belirlenmiştir. Sonuçta; önemli çeşitlerin verim ve kalitesi üzerine sadece bükmenin olumlu bir etkiye sahip olduğu belirtilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://meyve-tarimi.blogspot.com/2010/04/kesme-gul-yetistiriciliginde-topraksiz.html</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/feeds/3663799324125495197/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/09/topraksz-tarm-ile-gul-yetistiriciligi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/3663799324125495197'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/3663799324125495197'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/09/topraksz-tarm-ile-gul-yetistiriciligi.html' title='Topraksız tarım ile GÜL yetiştiriciliği ve bükme uygulamaları'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-192185199887513966.post-2767943442567587991</id><published>2010-08-31T09:02:00.000+03:00</published><updated>2010-08-31T10:02:56.331+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="plazmoliz"/><title type='text'>Plazmoliz nedir? Topraksız tarımdaki önemi nedir?</title><content type='html'>Topraksız tarım bloğu olarak topraksız tarımla ilgili duymuş olduğunuz bazı terimleri sizlere daha detaylı açıklamak isteriz. Bu temel terimlerden bir tanesi de hücrenin yoğunluğu ve ortam yoğunluğu ile ilgili olan PLAZMOLİZ dir.&lt;br /&gt;Plazmoliz : bir bitki hücresi izotonik ortamdayken kendisinden daha yoğun bir ortama (Örneğin Tuzlu su) konulduğu zaman, (çözünmüş madde yoğunluğu fazla ortama) hücredeki küçük moleküllerin enerji harcanmadan çok yoğun hücre ortamından, az yoğun ortamına geçişine denir. Örneğin topraksız tarımda bitki kökleri çözelti içerisinde olursa ve besin çözeltisi aşırı tuzlu ise köklerden besin çözeltisine su geçişi olur. Dolayısıyla bitki kendindenki yoğunluğu çözeltideki yoğunluğa eşitlemek için su kaybeder. Plazmolizde osmoz kurallarına göre hücre su kaybeder. Hücrenin su kaybedip büzülmesini sağlayan çözeltiye hipertonik çözelti adı verilir. Hipertonik çözeltiler aynı zamanda derişik çözeltilerdir.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/feeds/2767943442567587991/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/08/plazmoliz-nedir-topraksz-tarmdaki-onemi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/2767943442567587991'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/2767943442567587991'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/08/plazmoliz-nedir-topraksz-tarmdaki-onemi.html' title='Plazmoliz nedir? Topraksız tarımdaki önemi nedir?'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-192185199887513966.post-1571173663573662165</id><published>2010-08-26T07:58:00.001+03:00</published><updated>2010-08-26T07:58:00.232+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="mersin"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="silifke"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="çilek"/><title type='text'>Haberler : Silifke de Topraksız çilek üretilecek</title><content type='html'>&lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;İnternetten derlemiş olduğumuz topraksız tarımla ilgili haberlere devam ediyoruz. Sıradaki haber Mersin in Silifke ilçesinden, Çilek yetiştiriciliği ile ilgili.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deneme üretimi başarılı olursa önümüzdeki yıl çilek topraksız üretilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mersin’in Silifke ilçesinde bu yıl topraksız tarımla deneme üretimi yapılan çileğin fidelerinin çiçek açtığı belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Silifke Çilek Üreticileri Birliği Başkanı Ahmet Özmen, deneme üretimi serasında, gazetecilere yaptığı açıklamada, 1 dönümlük serada topraksız tarımla 25 Ekim’de dikimi yapılan çilek  fidelerinden ilk hasadın yaklaşık 15 gün sonra başlayacağını bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deneme üretiminden olumlu sonuç alınması halinde, önümüzdeki yıllarda daha geniş alanlarda ekim yapılacağını belirten Özmen, &quot;Seramızda toprak yerine kokobit denilen Hindistan cevizinin liflerinden elde edilmiş hammaddeyi kullanıyoruz. Bilinçli yapıldığı takdirde topraksız tarım, topraklı tarımdan daha elverişli. Çünkü, toprakla temas olmadığından dolayı kaliteli olmasının yanı sıra temiz ürün elde ediliyor&quot; dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üretimde görevli Ziraat Mühendisi Mehmet Yaşar Çalmaşur ise, serada &quot;Rubygem&quot;, &quot;Festival&quot; ve &quot;Fortuna&quot; cinsi çilek çeşitlerinin ekiminin yapıldığını, hangi türden olumlu sonuç alınacağını hasat zamanında tespit edeceklerini kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalmaşur, bir dönüm seranın kurulmasının, sistemin hazırlanmasının, çilek fidelerinin alınıp ekilmesinin toplam 50 bin TL’ye mal olduğuna dikkati çekerek, &quot;İlk yıl masrafı çok gibi gözüküyor ancak, ikinci ve üçüncü yılda sadece fideye para verilecek. Üçüncü yıldan sonra ise ekimi yapılan Hindistan cevizinin liflerinden yapılmış kokobit adlı maddeyi değiştireceğiz. Bu da çok bir masraf gerektirmiyor&quot; dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sistemle gübre kullanımının ve işçiliğinin az olduğunu belirten Çalmaşur, topraklı tarımda bir dönümden 4 ton civarında ürün alınırken, bu sistemle bir dönümden 9-10 ton civarında ürün hasat edilebileceğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Silifke İlçe Tarım Müdürü Yusuf Gün de, Silifke’de geçen yıl 20 bin dönüm araziden 80 bin ton çilek hasadı yapıldığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasat edilen çileğin 15 bin tonunun Rusya, Ukrayna, Polonya gibi ülkelere ihraç edildiğini, kalanın da iç piyasada tüketildiğini belirten Gün, bu yıl da yine 20 bin dönüm araziden yaklaşık 80 bin ton çilek hasadının yapılacağını ve hasat edilecek çileğin de yine en az 15 bin tonunun ihraç edilmesinin planlandığını kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen yıl iç piyasadaki çileklerin üreticiden kilosunun 1.20 TL’den, ihracata gidenlerin ise kilosunun 1.45 TL’den alındığını belirten Gün, bu yıl da fiyatların üreticiyi tatmin eder düzeyde olacağını tahmin ettiklerini kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberin kaynağı için : &lt;a target=&quot;_blank&quot; href=&quot;http://www.8sutun.com/Topraksiz-cilek-uretilecek_63056.html&quot;&gt;http://www.8sutun.com/Topraksiz-cilek-uretilecek_63056.html&lt;/a&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/feeds/1571173663573662165/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/08/haberler-silifke-de-topraksz-cilek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/1571173663573662165'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/192185199887513966/posts/default/1571173663573662165'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://topraksiz-tarim.blogspot.com/2010/08/haberler-silifke-de-topraksz-cilek.html' title='Haberler : Silifke de Topraksız çilek üretilecek'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>