<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" version="2.0">

<channel>
	<title>Uyuyang</title>
	
	<link>http://www.uyuyang.com</link>
	<description>Don't be sleepy</description>
	<lastBuildDate>Mon, 31 May 2010 18:05:15 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/Uyuyang" /><feedburner:info xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" uri="uyuyang" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><item>
		<title>İçimizdeki düşmanlar!</title>
		<link>http://www.uyuyang.com/icimizdeki-dusmanlar/</link>
		<comments>http://www.uyuyang.com/icimizdeki-dusmanlar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 May 2010 18:05:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>uyuyang</dc:creator>
				<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[Filistin]]></category>
		<category><![CDATA[gemiye çıkartma]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[Saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk gemisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.uyuyang.com/?p=796</guid>
		<description><![CDATA[Yıllardır üzerinde yaşadığımız bu topraklar, bütün dünyanın gözünün üzerinde olan topraklar&#8230; Türkler’in her zaman düşmanı oldu. Bu düşmanlar uzun zamandır dışarıdaydı. Şimdi ise yan komşunuzun bile kimliğini bilebilmekte zorlanıyoruz. Bu yüzdendir ki iç çatışmalar artarak devam ediyor. Başta PKK terör örgütü olmak üzere içeride gizlice konuşlanan bir çok örgüt mevcut.
Büyük bir kısmı Müslüman olan Türk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yıllardır üzerinde yaşadığımız bu topraklar, bütün dünyanın gözünün üzerinde olan topraklar&#8230; Türkler’in her zaman düşmanı oldu. Bu düşmanlar uzun zamandır dışarıdaydı. Şimdi ise yan komşunuzun bile kimliğini bilebilmekte zorlanıyoruz. Bu yüzdendir ki iç çatışmalar artarak devam ediyor. Başta PKK terör örgütü olmak üzere içeride gizlice konuşlanan bir çok örgüt mevcut.<br />
Büyük bir kısmı Müslüman olan Türk milleti, Hristiyan, Musevi, Yahudi dünyasından her zaman bir düşmanla karşı karşıya gelmek durumunda kalmıştır. Son yıllarda Türk kimliğinin ön plana çıkması ile zaten halihazırda var olan Müslüman kimliğimize düşman olanlar, şimdi Türk kimliğimize de düşmanlar.<br />
Filistin yıllardır bir savaş veriyor. Türkiye’den her zaman destekçi buldular. Çünkü onlar topraklarından kovulmak istenen bir millet. Hatırlayın! Bu mücadeleyi biz, Kurtuluş Savaşı’nda şehitlerimizle verdik. Allah ruhlarını şad etsin. Bizler bu toprakların koruyucusu olarak yaşıyoruz. Keyfini sürerken bir de bu yönünü görmek gerekiyor. İşte Filistin de böyle bir savaş veriyor. Ülkemizden de gönüllü –ki bu büyük bir cesaret aynı zamanda- bir grup insan Filistin’de yetim kalan çocuklara kalem, defter, kıyafet götürüyor. Dul kalan bir çok kadına yardım eli uzatıyor. Ve bu yardımları Allah rızası için yapıyorlar. “Biz yardım ediyoruz ya siz” demek için değil!  Ve bilgi dünyasına girdiğimiz bu çağlarda maalesef hunharca saldırılarla karşı karşıya kalıyorlar. Yardım gönüllülerimiz şu an hala tehlike altındayken yapılacak işler arasında inancımıza göre dua etmek başka bir şey gelmiyor. Eğer Genel Kurmay Başkanı değilsen tabii!!!<br />
İsrail’in Türk Müslüman düşmanı olduğunu anlıyorum ama bizim kendi içimizden Türk olanların yine kendi milletinden olan Müslüman Türkler’e olan düşmanlığını anlamam mümkün değil. Neymiş? Neden Allahu Ekber diye slogan atılıyormuş. Birincisi bu söz bir slogan değildir. Belki anlamını bilmiyorsundur. “Allah büyüktür” demek. Bu  aynı zamanda  bu durum için “Allah’ım sen büyüksün, bizim elimizden bir şey gelmiyor. Sen bizi bu beladan, musibetten kurtar, sen orada kalan Müslüman kardeşlerimizin yardımcısı ol” anlamına gelen duadır. “Allah’ım Sen büyüksün” de aynı anlamda söylenebilecek dualar arasındadır. Ama biraz olsun yanı başındaki Müslümanları anlamaya çalışmadın. “Hepimiz Hrant Dink’iz” derken “mesele Ermenilere yapılan bir saldırıdır” dedin. O zaman yaşanılan insanlık dramı değil bir fikir, bir millet, bir din çatışmasıydı senin için. O zaman geçtin Hristiyanların yanına. Ateistliğinin esamesi okunmuyordu.  Filistin neden bu zamana kadar o topraklar için savaşıyor. İsrail neden o topraklarda hükümranlığını ilan etmek istiyor. Çünkü o topraklar kutsal. Yüzyıllardır hem de. Senin dimağının algılamayacağı kadar büyük bir önem taşıyor. Ve elbette ve bu dinler arası bir katliam. Sen kral koltuğunda otururken, ideolojiden dem vurmak kolay oluyor. Peki ya yaşamak.  Hiç, bir ideoloji, bir inanç adına eziyet, zulüm gördün mü? Anlamıyorsan sus! Sus ki adam sansınlar. İnsanların yasına saygı duy!</p>
<p>Ve Pisrail! Senin için diyecek söz bulamıyorum. Ve diyorum ki &#8220;ALLAHU EKBER&#8221;.</p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.uyuyang.com/icimizdeki-dusmanlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doritos Tadım Testi Sonucu</title>
		<link>http://www.uyuyang.com/doritos-tadim-testi-sonucu/</link>
		<comments>http://www.uyuyang.com/doritos-tadim-testi-sonucu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Apr 2010 16:01:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>uyuyang</dc:creator>
				<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[doritos]]></category>
		<category><![CDATA[gavurdağı]]></category>
		<category><![CDATA[hadigari]]></category>
		<category><![CDATA[hisseli tatlar kampanyası]]></category>
		<category><![CDATA[zeytin kekik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.uyuyang.com/?p=778</guid>
		<description><![CDATA[
Doristos kampanyasını çok sevdim. Nedeni ise öğrenim hayatımda öğrendiğim bir dersi aktif olarak hayatımın bir köşesinde uyguluyor olmam. Tadım testi. Tam anlamıyla Doristos bize bunu yapmamızı sağlıyor. Aslında bunu bir strateji olarak değerlendirirsek son derece zekice buluyorum. Milyonlarca kişiye hangi lezzet daha iyi diye sormaktansa insanlara bu tadım testini keyif içinde yaptırıyor. Bir defasında bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a rel="attachment wp-att-788" href="http://www.uyuyang.com/doritos-tadim-testi-sonucu/doritos-2/"><img class="alignnone size-full wp-image-788" title="doritos" src="http://www.uyuyang.com/wp-content/uploads/2010/04/doritos1.jpg" alt="" width="400" height="400" /></a><a rel="attachment wp-att-779" href="http://www.uyuyang.com/doritos-tadim-testi-sonucu/doritos/"></a></p>
<p style="text-align: justify;">Doristos kampanyasını çok sevdim. Nedeni ise öğrenim hayatımda öğrendiğim bir dersi aktif olarak hayatımın bir köşesinde uyguluyor olmam. Tadım testi. Tam anlamıyla Doristos bize bunu yapmamızı sağlıyor. Aslında bunu bir strateji olarak değerlendirirsek son derece zekice buluyorum. Milyonlarca kişiye hangi lezzet daha iyi diye sormaktansa insanlara bu tadım testini keyif içinde yaptırıyor. Bir defasında bir sos fabrikasında çalışan bir arkadaşın eve iş getirmesi sonucu sosa bulanmış cipsleri tatmıştık. Aradaki fark çok büyük olmadığı için bunun ayrımına varmak zor tabi. Çok hassas bir tadım gerçekleştirmek gerekiyor.<span id="more-778"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Doritos yaptığı &#8220;Doristos hissedarını arıyor&#8221; kampanyasının birinci etabında fikir üretmesi herkesi davet etmiş ve gelen fikirler arasında en iyi üç fikri hissedar finalistleri olarak belirlemiş. İkinci etabında ise bu üç hissedarın fikirlerini uygulamaya geçirmiş ve bunların arasından seçim yapmayı ise son tüketiciye bırakmıştır. Bir nevi bütün kullanıcıları bu tadım testine davet etmiş oluyor. Cips kavramı, geleneksel yeme alışkanlıklarına sahip aileler için pek hoş karşılanmasa da biz yeni Fast Food gençliği için ise cips, film izlerken ya da maç seyrederken, vazgeçilmezler tatlarımız arasında yer alıyor. Her ne kadar vücuda kazandırdığı fazla kalorilerden haberimiz olsa da yemeden duramıyoruz. Konuyu dağıtmayalım. Doristos bu üç finalistin kendi reklamlarını kendilerinin yapmalarına da izin veriyor ki sosyal ağlarda hemen hepsinin bir danışman ile çalıştığını sezmek mümkün. Tadım testini yaptım. Ve sonuçları size bildireyim. Ama önce hangi tatlar yarışta finale kalmış onları sayalım.</p>
<p style="text-align: justify;">1. Evren Subaşı&#8217;nın fikri Gavurdağı salatası çeşnisi ile tatlandırılmış Gavurdağı Doritos. <span style="color: #cc99ff;">(Mor paket)<br />
</span>2. Serhan Boybek&#8217;in fikri olan Zeytin aromalı ve kekik çeşnili Çantada Kekik Doritos. <span style="color: #99cc00;">(Yeşil paket)</span><br />
3. Hazar İyiduvar&#8217;ın fikri Haydari çeşnili Hadigari Doritos. <span style="color: #fed500;">(Sarı paket)</span></p>
<p style="text-align: justify;">Öncelikle Gavurdağı salatası ile çeşnilenmiş Doritos ile başlayayım. Domatesin çok fazla hissedilir olması ürünün ekşi olarak algılanmasına sebep olmuş. Belki biraz daha az domates ile daha iyi bir tat oluşması sağlanabilirdi. Yine de yanında sade gazoz ile tüketilmesi halinde müthiş bir ikili oluşturuyor. Çay biraz yetersiz kalıyor o ekşiliği gidermek için. Ama kimisi ekşi sever.</p>
<p style="text-align: justify;">Zeytin kekik ise hemen herkesin sabah kahvaltı sofralarının bir vazgeçilmezi olarak sayabileceğimiz mutlu bir çift. Cips, üzerinde bıraktığı hafif tat ile size güzel bir keyif yaşatıyor. Ve evet çay ile harika oluyor. Gavurdağı ile karşılaştırdığımda benim için zeytin-kekik birinci sırada geliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Son olarak Hadigari Haydari çeşnisi&#8230; İşte beni benden alan bu oldu. Haydariyi zaten çok severim. Bu yüzden midir bilmem ama cips ile mükemmel uyumlu olmuşlar. Çay, kola, gazoz, meyve suyu. Ne istersen onunla tüket.</p>
<p style="text-align: justify;">Ancak ben yine de hepsine oy verdim. Gönlüm haydariden yana. Hepsine bol şans.  Siz de oy vermek isterseniz  buraya <a href="http://www.tytz.com/hisselitatlar/" target="_blank">tıklayınız</a>.</p>
<p style="text-align: justify;">Ablam bir ara elma aromalı Doritos olmaz mı demişti. Olmaz mı? <img src='http://www.uyuyang.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.uyuyang.com/doritos-tadim-testi-sonucu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“Katre-i Matem” Bir İskender Pala Romanı</title>
		<link>http://www.uyuyang.com/katre-i-matem-bir-iskender-pala-romani/</link>
		<comments>http://www.uyuyang.com/katre-i-matem-bir-iskender-pala-romani/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Apr 2010 17:53:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>uyuyang</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[İskender Pala]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul'da lale zamanı]]></category>
		<category><![CDATA[Katre-i Matem]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap incelemesi]]></category>
		<category><![CDATA[lale]]></category>
		<category><![CDATA[lale devri]]></category>
		<category><![CDATA[lale romanı]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.uyuyang.com/?p=773</guid>
		<description><![CDATA[
Bir kitabı İstanbul&#8217;da laleler açtığında okumak hiç bu kadar manidar olmamıştı. Lalenin hikayesini, güzelim İstanbul&#8217;un her taşında hissettirebilmek, yaşatabilmek. Bu okuduğum İskender Pala&#8217;nın romanı. &#8220;Katre-i Matem&#8221;. Kitabın başında denildiğine göre adı geçen romanda anlatılan hikaye, eski bir el yazmasının modernize edilmiş hali. Yani hikayenin asıl sahibi aslında meçhul gibi görünüyor. Ancak daha sonra İskender Pala&#8217;nın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-772" href="http://www.uyuyang.com/katre-i-matem-bir-iskender-pala-romani/katrei-matem/"><img class="size-full wp-image-772 alignleft" title="katrei-matem" src="http://www.uyuyang.com/wp-content/uploads/2010/04/katrei-matem.jpg" alt="" width="375" height="375" /></a></p>
<p>Bir kitabı İstanbul&#8217;da laleler açtığında okumak hiç bu kadar manidar olmamıştı. Lalenin hikayesini, güzelim İstanbul&#8217;un her taşında hissettirebilmek, yaşatabilmek. Bu okuduğum İskender Pala&#8217;nın romanı. &#8220;Katre-i Matem&#8221;. Kitabın başında denildiğine göre adı geçen romanda anlatılan hikaye, eski bir el yazmasının modernize edilmiş hali. Yani hikayenin asıl sahibi aslında meçhul gibi görünüyor. Ancak daha sonra İskender Pala&#8217;nın yaptığı açıklamalardan öğreniyoruz ki tüm kurgu kendisine aitmiş. Bu tür bir girizgah yapmasının sebebini ise kendisi şöyle açıklıyor;</p>
<p>&#8220;Tarihî romanların okuyucusu bilhassa diyaloglarda tarihî cümleler veya eski tarz bir anlatım arayabilir. Bu durumda o dilin eski kelimelerini bilmeyen kitleye kendinizi kapatmanız söz konusudur. Oysa tarihimizi en ziyade öğrenmesi gerekenler, gençlerimizdir. Benim gündelik dilimi bile ağır bulan bir gençlik yaşıyor. Bu yüzden bulduğum elyazmasını yalınlaştırarak romanın dil sorununu çözmeye çalıştım.&#8221;<span id="more-773"></span></p>
<p>En az &#8220;Babil&#8217;de Ölüm İstanbul&#8217;da Aşk&#8221; romanı kadar etkileyici olan Katre-i Matem ile aralarında kıyaslama yapmak pek doğru değil ama şahsi kanaatimi belirtmeden edemeyeceğim. &#8220;Katre-i Matem&#8221; hikaye odaklı olduğundan olsa gerek sade bir dil ile anlatılmış. &#8220;Babil&#8217;de Ölüm İstanbul&#8217;da Aşk&#8221;ta ise ağdalı bir dil kullanıldığı için bazı satırları tekrar tekrar okumak bile yetersiz kalabiliyor. Ancak uzun zamandır özlemini çektiğim, hasret kaldığım yazıları İskender Pala ile buldum diyebilirim. Bu satırları okur mu bilmem ama kendisine buradan şükranlarımı sunarım.</p>
<p>Katre-i Matem&#8217;in göze batan en önemli özelliklerinden birisi &#8220;derkenar&#8221; olarak minik hikayecikleri de barındırıyor olması. Bu hikayelerin bir kısmı daha evvel karşımıza Babil&#8217;de Ölüm İstanbul&#8217;da Aşk adlı romanda çıkmıştı.</p>
<p>Romanın baş kahramanı Kara Şahin gerdek gecesinin sabahında sevdiği kadını, Nakşıgül&#8217;ü kaybediyor. Elinde kalan ise bir lale soğanı oluyor. Bütün hikaye bu lale soğanının etrafında dönüyor. Bu kitabı okuduktan sonra, İstanbul&#8217;da lale zamanı geldiğinde bir başkalık farkediyor insan. Bugüne kadar belki de sadece bir çiçek olarak baktığım &#8220;lale&#8221;nin bir devre adını verdiğini ve o devirde ihtişamın ve sefaletin aynı zamanda koyun koyuna yattığını ve yitirdiğimiz lale kültürünün aslında ne kadar önemli olayların mihenk taşı olduğunu farkediyorum. Her şeye rağmen Lale&#8217;nin İstanbul ile ne kadar bütünleşmiş olduğunu da gözden kaçırmamak gerek.</p>
<p>İnsanın İstanbul&#8217;un sokaklarını adım adım gezesi, göresi geliyor. Kütüphaneler dolusu tarih kitaplarını deviresi geliyor. Bir aşk romanı olan Katre-i Matem aynı zamanda sürükleyici bir polisiye roman da sayılabilir. Çözülmesi gereken bir cinayet ve kavuşması gereken aşıkların çilesi içiçe anlatılmış.</p>
<p>Her yönden başarılı bir roman sayılabilir. Kimi eleştirmenler tarafından kahramanaların tasvirlerinin yetersiz olduğu vurgulansa da, bana göre hikayenin içine serpiştirilmiş tasvirler yeterince göz dolduruyor. Her kahramanın hayali gözümün önünde.</p>
<p>Son olarak bu kitabı henüz okumadıysanız, hala laleleri görebiliyorken hemen okumalısınız.<br />
İskender Pala ile Katre-i Matem üzerine yapılan bir söyleşiyi okumak için lütfen <a href="http://www.altsayfa.com/edebiyat/makaleler/167-katre-i-matem" target="_blank">tıklayınız</a>.</p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.uyuyang.com/katre-i-matem-bir-iskender-pala-romani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kars’ın Hoş Peyniri: Çeçil</title>
		<link>http://www.uyuyang.com/karsin-hos-peyniri-cecil/</link>
		<comments>http://www.uyuyang.com/karsin-hos-peyniri-cecil/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Mar 2010 11:49:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>uyuyang</dc:creator>
				<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Çeçil peyniri]]></category>
		<category><![CDATA[çedar peyniri]]></category>
		<category><![CDATA[Cheddar peyniri]]></category>
		<category><![CDATA[hellim]]></category>
		<category><![CDATA[Hellim peyniri]]></category>
		<category><![CDATA[Kars]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.uyuyang.com/?p=754</guid>
		<description><![CDATA[Yıllardır markette alışveriş yaparken sıra peynire gelince içimi bir korku kaplar. Çünkü peynir seçmek benim için büyük bir azaptır. Peynirde hafif bir koku sezersem o anda istifra edecek gibi olur, öğürmeye başlarım. O yüzden de maalesef peyniri almadan önce tatmam söz konusu olmuyor. Düşünsenize marketin orta yerinde peynirin ağzımdan fırladığını… Evet bence de bu bahsi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yıllardır markette alışveriş yaparken sıra peynire gelince içimi bir korku kaplar. Çünkü peynir seçmek benim için büyük bir azaptır. Peynirde hafif bir koku sezersem o anda istifra edecek gibi olur, öğürmeye başlarım. O yüzden de maalesef peyniri almadan önce tatmam söz konusu olmuyor. Düşünsenize marketin orta yerinde peynirin ağzımdan fırladığını… Evet bence de bu bahsi kapatalım.</p>
<p>Peynir tadımlarını genelde eşime yaptırırım. O benim hangi peyniri sevip sevmeyeceğimi az çok bildiği için ve neyse ki bir peynir delisi olduğu için bu görev onu mutlu bile ediyor. Yiyebileceğim peyniri bulduktan sonra da firmasını mutlaka aklımda tutuyorum. Aksi takdirde farklı firmaların aynı ürünleri arasında bile fark oluyor.<br />
Yeri gelmişken; peynir çoğu süt ürününün aksine pastörize edilmez. Hoca ders boyunca peynirin pastörize edilmediğini sütün pastörize edilip, daha sonra peynir haline getirildiğini anlattığı halde, kız öğrencilerden birinin “Hocam ne zaman pastörize ediliyor?” diye sormasıyla bütün sınıfın kahkahalara boğulmasını hatırladım. Bu açıdan bakıldığında peynir sağlıklı gibi durmasa da, uygun koşullar altında üretilen peynirlerin sağlık açısından bir risk teşkil etmediğini belirtmek gerek.<span id="more-754"></span></p>
<p>Konumuza dönersek, ben o peyniri bulduğumda bazen aylar boyunca aynı peyniri yemek zorunda kalıyorum. Nedeni korku tabi ki. Geçen hafta bu korkuyu yenmeye karar verdim. Ve pazarlama hocamın ısrarla tavsiye atiği halde,bir türlü denemeye cesaret edemediğim bütün o peynirleri denemeye karar verdim.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-756" href="http://www.uyuyang.com/karsin-hos-peyniri-cecil/hellim-peyniri/"><img class="size-full wp-image-756 alignleft" title="hellim-peyniri" src="http://www.uyuyang.com/wp-content/uploads/2010/03/hellim-peyniri.png" alt="" width="155" height="109" /></a>Geçen hafta Hellim  peyniri ile başladım. Sert tip bir peynir olduğu için kızartılarak yenilebilir. Hatta kızartılınca daha güzel olur. Bu denemede olumlu sonuç aldık. Pişirdik yedik.  Hellim Peyniri Kıbrıs’a özgü bir peynir çeşididir. Ancak kızartmadan tüketmek zorunda kalırsam pek hoşnut olmam. Hafif bir süt kokusu var. Bu da az da olsa rahatsız etti.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-755" href="http://www.uyuyang.com/karsin-hos-peyniri-cecil/hellim/"><img class="size-full wp-image-755  alignright" title="Çeçil peyniri" src="http://www.uyuyang.com/wp-content/uploads/2010/03/hellim.jpg" alt="" width="223" height="168" /></a></p>
<p>Bu hafta ise gönlüme taht kuran bir başka peynir ile tanıştım. Çeçil peyniri. Kars’a özgü bir peynirmiş. Birkaç araştırma yaptım. Dil peynirine yakın bir tat deniliyor. Henüz dil peyniri de tatmadığım için bilemiyorum. Ama çeçil peyniri, mükemmel bir peynir.  Yemesi harika. Hoş bir aroması var. Uzun uzun lifler halinde satılıyor. En azından ben bu şekilde satın aldım. Sanıyorum bundan sonra da müptelası olacağım. Benim peynir fobimi yenmemde büyük katkısı oldu buna eminim.</p>
<p>Önümüzdeki hafta Cheddar Peyniri deneyeceğim. Dip not olarak belirtmek gerekir ki, Cheddar peyniri aslında sadece İngiltere’nin Somerset kasabasına bağlı, Cheddar köyünde bulunan karanlık kireç taşı mağaralarında yapılan peynirdir. Bu çeşidin oluşmasını sağlayan ise mağaranın içindeki nem oranı, sıcaklık, hava ve ortamda bulunan bakterilerdir. Dolayısıyla bu ortamın oluşmasını laboratuar koşullarında meydana getirmek olası değilken fabrika koşullarında üretmek söz konusu bile olamaz. Piyasada satılan Cheddar peynirleri eğer İngiltere’den gelmemişse biliniz ki gerçek Cheddar değil, çakmasını yemektesinizdir. Benim de yediğim aslında çakma Cheddar. Kim bilir belki de orijinalini sevmezdim?</p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.uyuyang.com/karsin-hos-peyniri-cecil/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çok Film Hareketler Bunlar!</title>
		<link>http://www.uyuyang.com/cok-film-hareketler-bunlar/</link>
		<comments>http://www.uyuyang.com/cok-film-hareketler-bunlar/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Mar 2010 12:19:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>uyuyang</dc:creator>
				<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[BKM mutfak filmi]]></category>
		<category><![CDATA[ÇFHB]]></category>
		<category><![CDATA[Çok filim hareketler bunlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.uyuyang.com/?p=724</guid>
		<description><![CDATA[
Dün akşam Yusuf Esenkal’ın daveti üzerine Cevahir Megaplex Sinema’larında “Çok Filim Hareketler Bunlar”ı izledik. (Bundan sonra ÇFHB dediğimde filmden bahsediyor olacağım) Televizyonda izlediğim bir çok skeç için; &#8220;daha kaliteli&#8221; ve &#8220;güldürebilme olsalılığı daha yüksek&#8221; diyebilirim. Dikkat ettiniz mi ne dedim? Skeç! Film değil.  Evet evet isminin aksine bu bir film değildir. Bir belgesel tadında ÇGHB [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a rel="attachment wp-att-728" href="http://www.uyuyang.com/cok-film-hareketler-bunlar/cfhb/"><img class="size-full wp-image-728 aligncenter" title="cfhb" src="http://www.uyuyang.com/wp-content/uploads/2010/03/cfhb.jpg" alt="" width="450" height="269" /></a><a rel="attachment wp-att-725" href="http://www.uyuyang.com/?attachment_id=725"></a></p>
<p style="text-align: justify;">Dün akşam Yusuf Esenkal’ın daveti üzerine Cevahir Megaplex Sinema’larında “Çok Filim Hareketler Bunlar”ı izledik. (Bundan sonra ÇFHB dediğimde filmden bahsediyor olacağım) Televizyonda izlediğim bir çok skeç için; &#8220;daha kaliteli&#8221; ve &#8220;güldürebilme olsalılığı daha yüksek&#8221; diyebilirim. Dikkat ettiniz mi ne dedim? Skeç! Film değil.  Evet evet isminin aksine bu bir film değildir. Bir belgesel tadında ÇGHB izledik. Bu açıdan baktığımda kendimi kandırılmış hissettim. Güzel bir komedi filmi izleyeceğimizi sanarak hüsrana uğradık.</p>
<p style="text-align: justify;">Ama ben bu filmden yola çıkarak başka eleştiriler de yapacağım. Örneğin yine bir BKM yapımı olan “Neşeli hayat”. Yılmaz Erdoğan’ın artık sanat kaygısını bıraktığını fark etmek çok da zor değil. Vizontele’den aldığımız heyecanı Yılmaz Erdoğan’ın başka filmlerinde almak artık olası gibi görünmüyor. ÇFHB’de de bunu görüyoruz. Evet belki senaryoyu O yazmadı ama BKM Mutfak’ta öğrenim gören öğrenciler yazdı. Skeçler Tv ortamında olduğunda imkanlar biraz daha kısıtlı, iş biraz daha düşünmeye dayalı oluyor. Bu da vasat bir skecin üst seviyelere taşınmasına yardımcı oluyor. Ancak bu skeçleri sinema perdesine aktardığınızda sinemanın görsel nimetleri size düşünmek yerine alternatif aksiyonlar yapabilmenizi sağlıyor. Misal; insanların gülmelerini sağlayacak bir nükte yerine, görsel olarak şişirilmiş göz boyayan bir sahne ile bu açığı kapatabiliyorsunuz. Bu yüzden kandırılmışlık hissi artıyor. “Ben neden Tv de izlediğime para vereyim” mantığı ön plana çıkıyor.<span id="more-724"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Bir diğer nokta ise bir sahnenin haddinden fazla uzatılması. Komikti güldük. Eee? Uzatmanın alemi ne? Aynı duruma için fazla kaç kahkaha atabilirim. Bu arada saydım, toplamda 3 kahkahacık attım. Hem de 105 dakikalık bir komedi filminde. Hele de Yılmaz Erdoğan’ın bulunduğu sahne. Sakız gibi uzadıkça uzamış . Anlamsız diyaloglar örgüsü…<br />
Bir başka konu da Büşra Pekin. Evet her ne kadar hayranları olduğunu bilsem de, sevmediğimi, beğenmediğimi yazmazsam olmaz. Başarılı mı? Ehh işte. Peki nedendir bu başrolleri Büşra’ya verme kaygısı. Bir bilsem! Bir de o iri bacaklarını her seferinde sergilemeye çalışmıyor mu? İnsan biraz estetik kaygısı taşır yahu! Daha fazla Büşra’nın kalın belini  ve iri bacaklarını görmek istemiyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu kadar çok vurdum biraz da seveyim. Şunu açıkça söyleyebilirim. Bu bir skeçler silsilesi değil de film olsaydı, bu çocuklar şahane iş çıkarmış olabilirlerdi. Çünkü kalabalık bir ekip ve içinden çıkan bir sürü güzel fikir, aralarından seçilen en iyi fikir. Bu döngü sonucunda eğlence anlayışına yeni boyut kazandırdıkları bir gerçek. Hatta Scary Movie tadındaki birkaç bölümden oldukça keyif aldığımı söyleyebilirim. Evet evet! Hatta bir sonraki filmin konusu bu olsun.</p>
<p style="text-align: justify;">Diğer yandan nam-ı diğer “tabutçu” Bülent Emrah ve &#8220;Hıyarlı baba&#8221; rolüyle gönüllerde taht kuran Şahin Irmak&#8217;ın oyunculuğu için söylenecek söz bulamıyorum. Her rolü layıkıyla yerine getiriyorlar. Başarıyla… Bir de adam akıllı, sürekliliği olan bir rolde onları görsek daha mutlu olurduk.</p>
<p style="text-align: justify;">Tv’de çıkan bir ÇGHB bölümünde müzikal yapabileceklerini en iyi şekilde göstermişlerdi. Ve bunu sinemaya da güzel aktarmışlar. Evet sizden bir müzikal yapmanızı da bekleyebilirdik. Gayet başarılı bir işti. Ama filmdeki tadı damakta bırakan yetersiz sahneler, müzikal tatmin duygumuza tavan yaptıramadı.</p>
<p style="text-align: justify;">Geçişler çok iyi düşünülmüş ve oldukça yerindeydi. Yineliyorum görsel olarak oldukça verimli bir yapım olmuş. Sivrisinekler favorimdi&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Son olarak ben size filme gitmeyin desem çocukların ekmeklerine mani olmuş olurum. Ama çocuklar sizden de daha iyi şeyler bekliyoruz. Siz çok daha iyisini yapabilirsiniz. Hadi biraz gayret.</p>
<p>Filmin Künyesi<br />
Oyuncular:  Aysegül Akdemir, Gülsüm Alkan, Emre Canpolat, Murat Eken, Burcu Gönder, Zeynep Ender Ige, Sahin Irmak, Hamdi Kahraman, Nazmi Kahraman, Metin Keçeci, Zeynep Kocak, Oguzhan Koç, Ersin Korkut, Pelin Oztekin, Bülent Emrah Parlak, Busra Pekin, Aydan Tas, Sevket Suha Tezel, Eser Yenenler, Metin Yildiz<br />
Yönetmen: Yılmaz Erdoğan<br />
Senaryo: Murat Eken, Hamdi Kahraman, Zeynep Kocak, Oguzhan Koç, Metin Yildiz<br />
Websitesi: <a href="http://www.cokfilimhareketlerbunlar.com/">http://www.cokfilimhareketlerbunlar.com/</a></p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.uyuyang.com/cok-film-hareketler-bunlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geliştrend 1 Yaşında</title>
		<link>http://www.uyuyang.com/gelistrend-1-yasinda/</link>
		<comments>http://www.uyuyang.com/gelistrend-1-yasinda/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 19:25:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>uyuyang</dc:creator>
				<category><![CDATA[etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[Buluştrend]]></category>
		<category><![CDATA[Geliştrend]]></category>
		<category><![CDATA[girişimcilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.uyuyang.com/?p=706</guid>
		<description><![CDATA[
Uzun süredir İstanbul&#8217;da bulunamamam nedeniyle, tabiri caizse ağzımın suyunun aktığı bir etkinlik var. Buluştrend! Bu etkinliğin çıkış noktası aslında Gelistrend.com adlı topluluk blogu. Tam 1 yıl önce kurulan bu blog o kadar çok konuk ağırladı ki okumaya başladığınız da eliniz kapatmaya gitmiyor. Özellikle iş dünyası hakkında engin tecrübelerin paylaşıldığı Geliştrend&#8217;in 1. yılını kutlamak üzere, aynı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a rel="attachment wp-att-707" href="http://www.uyuyang.com/gelistrend-1-yasinda/gelistrend-bulustrend5/"><img class="size-full wp-image-707 aligncenter" title="Gelistrend-bulustrend5" src="http://www.uyuyang.com/wp-content/uploads/2010/03/Gelistrend-bulustrend5.jpg" alt="" width="390" height="296" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Uzun süredir İstanbul&#8217;da bulunamamam nedeniyle, tabiri caizse ağzımın suyunun aktığı bir etkinlik var. Buluştrend! Bu etkinliğin çıkış noktası aslında <a href="http://www.gelistrend.com" target="_blank">Gelistrend.com </a>adlı topluluk blogu. Tam 1 yıl önce kurulan bu blog o kadar çok konuk ağırladı ki okumaya başladığınız da eliniz kapatmaya gitmiyor. Özellikle iş dünyası hakkında engin tecrübelerin paylaşıldığı Geliştrend&#8217;in 1. yılını kutlamak üzere, aynı zamanda 5.si düzenlenecek olan Buluştrend toplantısına katılmak bu sefer bana da kısmet olacak umarım. Geliştrend&#8217;in kurucusu <a href="http://www.omerekinci.com/" target="_blank">Ömer Ekinci </a>ve iş dünyasından diğer girişimcilik ruhuna sahip insanlarla tanışmak benim de ruhuma iyi gelecek şüphesiz.</p>
<p style="text-align: justify;">Etkinliğe katılım bedeli yok. Ama dönüşte cebinizde beraberinizde götüreceğiniz birikimler neler olacak, bunu kendi aktifliğiniz belirleyecek.</p>
<p style="text-align: justify;">Günde yaklaşık 1000 girişimciye ışık tutan <a href="http://www.gelistrend.com" target="_blank">Gelistrend.com</a>’un birinci yıldönümü dolayısıyla, Geliştrend okurları ve yazarlarının Geliştrend’in 1. Yaşgünü pastasını birlikte keseceği 5. Buluştrend’e tüm vizyoner Geliştrend insanları davetli. Bu etkinliğe katılmak istiyorsanız yapmanız gereken tek şey 13 Mart 2010 Cumartesi günü saat 15.00-18.00 arası Esentepe, Astoria Caffè Nero&#8217;da olmak.</p>
<p style="text-align: justify;">Geliştrend&#8217;in diğer etkinliklerinden haberdar olmak için <a href="http://www.facebook.com/home.php?ref=logo#!/pages/Gelistrend/325275076656?ref=search&amp;sid=655602611.278520898..1" target="_blank">Facebook </a>grubuna üye olabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">İşte burada da facebook etkinlik sayfası;<br />
<a href="http://www.facebook.com/event.php?eid=348930009131&amp;ref=ts">http://www.facebook.com/event.php?eid=348930009131&amp;ref=ts</a><a href="http://www.facebook.com/event.php?invites&amp;eid=288741504910" target="_blank"><br />
</a>Kaydolmayı unutmayın.</p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.uyuyang.com/gelistrend-1-yasinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>82.Oscar Ödülleri</title>
		<link>http://www.uyuyang.com/82-oscar-odulleri/</link>
		<comments>http://www.uyuyang.com/82-oscar-odulleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 19:59:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>uyuyang</dc:creator>
				<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[2010 Oscar kazanan adaylar]]></category>
		<category><![CDATA[82. Oscar ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Adaylar]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar 2010]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar 2010 ödülleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.uyuyang.com/?p=662</guid>
		<description><![CDATA[
Bu yıl Oscar ödülleri için sıkı tahminlerim var. Ama yine de Oscar komitesine güven olmaz. Birçok sürprizlerle karşılaştığımız için bu yıl da sürprizlere hazır olmak gerekir.
İlk olarak &#8220;En İyi Film&#8221; ödülünden bahsedelim. Önceki yıllara göre kuvvetli adaylar olduğunu söylemek mümkün değil. Ancak 2 film diğerlerinden daha fazla öne çıkıyor. Biri &#8220;Avatar&#8221; diğeri ise &#8220;Hurt Locker&#8220;.  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a rel="attachment wp-att-661" href="http://www.uyuyang.com/82-oscar-odulleri/oscar2010/"><img class="size-full wp-image-661 aligncenter" title="oscar2010" src="http://www.uyuyang.com/wp-content/uploads/2010/03/oscar2010.jpg" alt="" width="500" height="339" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Bu yıl Oscar ödülleri için sıkı tahminlerim var. Ama yine de Oscar komitesine güven olmaz. Birçok sürprizlerle karşılaştığımız için bu yıl da sürprizlere hazır olmak gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">İlk olarak &#8220;<em>En İyi Film</em>&#8221; ödülünden bahsedelim. Önceki yıllara göre kuvvetli adaylar olduğunu söylemek mümkün değil. Ancak 2 film diğerlerinden daha fazla öne çıkıyor. Biri &#8220;<strong>Avatar</strong>&#8221; diğeri ise &#8220;<strong>Hurt Locker</strong>&#8220;.  Son hafta okuduğum bir habere göre Hurt Locker ekibinin Oscar komitesine kendilerini seçmeleri için gönderdiği e-posta sanırım durumda fazlasıyla etkili olacak ama hangi yönde? Benim gönlümden geçen <strong>Hurt Locker</strong>. Avatar için ilginç bir tespitte bulunacağım ama ben bile hala şaşırıyorum. Filmde koloninin yaşadığı yerler sanki cennetin tarifi yapılırken anlatılan yerlerin hayalinin perdeye yansıması gibi. O yüzden de yorum yapmakta zorlanıyorum. Neyse bu konuya girmek istemiyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;<em>En İyi Yönetmen</em>&#8221; dalında yine bu iki film arasında ilginç bir çekişme var. Çünkü Avatar filminin yönetmeni <strong>James Cameron</strong>,  Hurt Locker&#8217;ın yönetmeni olan <strong>Kathryn Bigelow</strong>&#8216;un eski eşi. Bu da Oscar komitesini ne yönde etkileyecek oldukça merak konusu. Yönetmenlik dalındaki adayıma gelince, James Cameron ağır basıyor. Ama <strong>Kathryn Bigelow</strong> alır<strong>.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;<em>En İyi Özgün Senaryo</em>&#8221; dalında favorim <strong>Inglourious Basterds</strong> ile tabii ki <strong>Quentin Tarantino</strong>. Umarım bir sürpriz olmaz. Çünkü Hurt Locker bir çok dalda sürpriz yapması beklenen bir film.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;<em>En İyi Uyarlama Senaryo</em>&#8221; dalında ise &#8220;<strong>Up In The Air&#8221;</strong> filmi ile <strong>Jason Reitman</strong> ve <strong>Sheldon Turner</strong> en kuvvetli adaylar. Benim adaylarımın da bunlar olduğunu söyleyebilirim. Ama burada dikkatinizi &#8220;<strong>The Messenger</strong>&#8221; filmine çekmek istiyorum. Birinde, işi insanların işine son vermek olan bir insanın hikayesi, diğerinde ise yakını askerde ölen birine ilk haberi veren kişi olma görevini üstlenmiş bir insanın hikayesi anlatılıyor. İlginçtir ki her ikisinde de bu kişilerin yanlarına verilen asistanın eğitimi konu edilmiş. Bu kadar benzerlik şaşırtıcı.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;<em>En İyi Kadın Oyuncu</em>&#8221; adayına gelince gönlümden geçen &#8220;<strong>Gabourey Sidibe</strong>&#8220;. Ancak bu ihtimal oldukça zayıf. Diğer yandan sevdiğim bir aktris olan <strong>Sandra Bullock</strong> &#8220;<strong>The Blind Side</strong>&#8221; filmi ile aday ve hatırladığım kadarıyla bu onun ilk Oscar adaylığı. Komite ona bir güzellik yapıp, onu bu ödülden mahrum bırakmayacaktır. Öte yandan <strong>Sandra Bullock&#8217;</strong>un oyunculuğunu çok severim ama açıkçası bu filmde Oscar adayı olunacak türden bir oyunculuk sergilediğini söylemek pek mümkün değil.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;<em>En İyi Erkek Oyuncu</em>&#8221; dalı için adaylar arasından favori gösterilen &#8220;<strong>Jeff Bridges</strong>&#8220;&#8216;in rol aldığı <strong>Crazy Heart</strong> filmini izlemediğim için yorum yapamam ama &#8220;<strong>George Clooney</strong>&#8220;, &#8220;<strong>Up In The Air</strong>&#8221; ile kuvvetli bir rakibi, onu biliyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;<em>En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu</em>&#8221; dalında &#8220;<strong>Mo&#8217;Nique</strong>&#8220;, &#8220;<strong>Precious</strong>&#8221; filmi ile favoriler arasında ben de &#8220;muhtemelen alır&#8221; diyorum. <strong>Penelope Cruz</strong>&#8216;a hiç şans vermiyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8221; <em>En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu</em>&#8221; dalında yine <strong>Quentin Tarantino</strong>&#8216;nun <strong>Inglourious Busterds</strong> filmine ihtimal veriyorum. &#8220;<strong>Christoph Waltz</strong>&#8220;  bu filmde hakikaten oldukça şaşırtıcı bir performans sergilemişti.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;<em>En İyi Görüntü Yönetmeni</em>&#8221; dalında &#8220;<strong>Avatar</strong>&#8220;dan başka alternatif göremiyorum. Ya siz?</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;<em>En İyi Müzik</em>&#8221; dalında ise <strong>Michael Giacchino</strong> &#8220;<strong>Up</strong>&#8221; filmi ile Oscar&#8217;ı kucaklayabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Son olarak &#8220;<em>En İyi Yabancı Film</em>&#8221; dalında tamamen avare bir tahminde bulunup &#8220;<strong>The White Ribbon</strong>&#8221; (<strong><em>Almanya</em></strong>) diyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Yukarıda ismini anmadığım filmleri hiçe saymıyorum tabii. Ancak diğerlerini yanında pek de esamesi okunacak filmler değiller. Bu kategorilerdeki diğer adaylarla birlikte tüm liste için<a href="http://oscar.go.com/" target="_blank"> Oscar</a>&#8216;ın resmi web sitesini ziyaret edebilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">Programı bu yıl <strong>Alec Baldwin</strong> ve <strong>Steve Martin</strong> birlikte sunacaklar. Beni sorarsanız çay ve çekirdek eşliğinde bu gece Oscar izliyor olacağım. Kodak tiyatrosundan değil elbette. Evimdeki rahat koltuğumdan. Bu gece sabaha kadar sürecek olan Oscar Ödül Töreni&#8217;ni <a href="http://www.ntv.com.tr/" target="_blank">NTV</a>&#8216;den izlemek mümkün. Gece 1&#8242;den itibaren izleyebilirsiniz.</p>
<p><em>Dipnot</em>: <em>Sabaha doğru bu yazı ödüller belli oldukça güncellenecektir.</em></p>
<p style="text-align: justify;">Ve sonuçlar;</p>
<p style="text-align: justify;">En İyi Film/Best Picture : <strong>The Hurt Locker</strong> (Kathryn Bigelow)<br />
En İyi Erkek Oyuncu/Actor in a Leading Role : Jeff Bridges (<strong>Crazy Heart</strong>)<br />
En İyi Yardımcı Erkek/Actor in a Supporting Role : Christoph Waltz  (<strong>Inglourious Basterds)</strong><br />
En İyi Kadın Oyuncu/Actress in a Leading Role : Sandra Bullock (<strong>The Blind Side</strong>)<br />
En İyi Yardımcı Kadın/Actress in a Supporting Role : Mo&#8217;Nique, <strong>Precious</strong>: <strong>Based on the Novel &#8216;Push&#8217; by Sapphire</strong><br />
Animasyon/Animated Feature Film : <strong>Up</strong><br />
Sanat Yönetimi/Art Direction : <strong>Avatar (</strong>Rick Carter and Robert Stromberg<strong>)</strong><br />
En İyi Görüntü Yönetmeni/Cinematography : <strong>Avatar (</strong>Mauro Fiore<strong>)</strong><br />
En İyi Kostüm/Costume Design : <strong>The Young Victoria (</strong>Sandy Powell<strong>)</strong><br />
En İyi Yönetmen/Directing : <strong>The Hurt Locker</strong> (Kathryn Bigelow)<br />
En İyi Belgesel/Documentary Feature : <strong>The Cove</strong> (Louie Psihoyos and Fisher Stevens)<br />
En İyi kısa Belgesel/Documentary Short : <strong>Music by Prudence</strong><br />
En İyi Kurgu/Film Editing : <strong>The Hurt Locker</strong> (Bob Murawski and Chris Innis)<br />
En İyi Yabancı Film/Foreign Language Film : <strong>The Secret in Their Eyes</strong> (El Secreto de Sus Ojos)-Argentina<br />
En İyi Makyaj/Makeup : <strong>Star Trek (</strong>Barney Burman, Mindy Hall and Joel Harlow<strong>)</strong><br />
En İyi Müzik/Music (Original Score) : <strong>Up</strong>, Michael Giacchino<br />
En İyi Şarkı/Music (Original Song): The Weary Kind (Theme from <strong>Crazy Heart</strong>) from Crazy Heart, Ryan Bingham and T Bone Burnett<br />
Kısa Animasyon Film/Short Film (Animated) : <strong>Logorama</strong><br />
En İyi Kısa Film/Short Film (Live Action) : <strong>The New Tenants</strong><br />
Ses Montajı/Sound Editing : <strong>The Hurt Locker (</strong>Paul N.J. Ottosson<strong>)</strong><br />
Ses Miksajı/Sound Mixing : <strong>The Hurt Locker (</strong>Paul N.J. Ottosson and Ray Beckett <strong>)<br />
</strong>En İyi Görsel Efekt/Visual Effects : <strong>Avatar</strong> (Joe Letteri, Stephen Rosenbaum, Richard Baneham and Andrew R. Jones)<br />
Writing (Adapted Screenplay): Geoffrey Fletcher, <strong>Precious</strong>:<strong> Based on the Novel &#8216;Push&#8217; by Sapphire</strong><br />
Writing (Original Screenplay) : Mark Boal, <strong>The Hurt Locker</strong> <br />
 </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.uyuyang.com/82-oscar-odulleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalite Fonksiyon Göçerimi-Quality Function Deployment</title>
		<link>http://www.uyuyang.com/kalite-fonksiyon-gocerimi-quality-function-deployment/</link>
		<comments>http://www.uyuyang.com/kalite-fonksiyon-gocerimi-quality-function-deployment/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 15:19:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>uyuyang</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kalite Sistemleri]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Bitirme tezi]]></category>
		<category><![CDATA[ege üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[kalite evi]]></category>
		<category><![CDATA[Kalite Fonksiyon Göçerimi]]></category>
		<category><![CDATA[Quality Function Deployment]]></category>
		<category><![CDATA[tez]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.uyuyang.com/?p=639</guid>
		<description><![CDATA[Ege Üniversitesi, Gıda Mühendisliği Bölümü&#8217;nde tamamlamış olduğum bitirme tezimin konusu &#8220;Kalite Fonksiyon Göçerimi(KFG)&#8221; (Quality Function Deployment-QFD). Bu tezi tamamlarken çok keyif aldığımı itiraf etmeliyim. Kalite kontrol sistemlerine okul hayatım boyunca daha fazla ilgi göstermiş olmamda da sanırım bu konuya duyduğum ilgiyi gösteriyor. Ancak ne yazık ki, KFG uygulaması hakkında sadece ulaşılabilen kaynakları inceleme fırsatım oldu. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Ege Üniversitesi, Gıda Mühendisliği Bölümü&#8217;nde tamamlamış olduğum bitirme tezimin konusu &#8220;Kalite Fonksiyon Göçerimi(KFG)&#8221; (Quality Function Deployment-QFD). Bu tezi tamamlarken çok keyif aldığımı itiraf etmeliyim. Kalite kontrol sistemlerine okul hayatım boyunca daha fazla ilgi göstermiş olmamda da sanırım bu konuya duyduğum ilgiyi gösteriyor. Ancak ne yazık ki, KFG uygulaması hakkında sadece ulaşılabilen kaynakları inceleme fırsatım oldu. Bu kaynakların sayısı da bir elin parmaklarının sayısı geçemiyor. Bu yüzden yaptığım incelemelerin detaylı olmasına özen gösterdim. Son dönemde sık sık seyahat etmek zorunda kaldığım için detaylı kontrol etme fırsatı bulamadım. Bazı yazım hatalarının farkına vardım. Bu yüzden şimdiden mazur görmenizi umut ediyorum. Tezin  Türkçe ve İngilizce özetlerini aşağıda okumanız mümkün. Tezin tamamı için lütfen <a href="http://www.uyuyang.com/iletisim/" target="_self"><span style="color: #993300;">iletişim </span></a>kısmından irtibata geçiniz.</p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-640    aligncenter" title="kalite evi" src="http://www.uyuyang.com/wp-content/uploads/2010/03/kalite-evi.jpg" alt="" width="500" height="413" /></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>ÖZET</strong></p>
<p style="text-align: justify;"> “Kalite Fonksiyon Göçerimi” bir ürün veya hizmetin ortaya çıkmasında, müşterinin sesinin, üretimin her aşamasında teknik bilgilere dönüştürülerek, müşteriyi tatmin eden kalitenin yeterli ölçüde temin edilebildiği bir ürün geliştirme metodu olarak tanımlanabilir. Çalışmada öncelikle ‘kalite’ hakkında ön bilgi verilmiş, hemen ardından günümüze kadar işletmelerde kullanılan Kalite Yönetim sistemlerine değinilmiş, daha sonra da ‘Kalite Fonksiyon Göçerimi’ ve tarihsel gelişimi hakkında bilgi verilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"> Yukarıda tanımı yapılan ‘Kalite Fonksiyon Göçerimi’nin bunun gibi birçok farklı tanımı vardır. Kişi veya kurumlara göre hedef odaklı olarak tanımları değişebilmektedir. Kalite Fonksiyon Göçerimi için yapılan bu tanımlar çalışmanın bundan sonraki kısmında sıralanmıştır. Hemen ardından  Kalite Fonksiyon Göçerimi metodolojisinde kullanılan kalite evi, kolaylaştırıcı müşterinin sesi ve gemba analizinin açıklamalarına yer verilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"> Kalite Fonksiyon Göçerimi, müşteri ile şirketin aynı dili konuşmasını sağlayan bir araç olarak kabul edilmesi başta olmak üzere bir çok faydası sayılabilmektedir. Müşteri odaklılık, uygulama zamanını kısaltması, takım çalışmasını teşvik etmesi, belgelemeyi sağlaması, müşteri memnuniyetini arttırması, üretimde kontrol sağlanması gibi başlıklar altında toplanarak faydaları anlatılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"> Kalite Fonksiyon Göçerimi’nin doğru uygulanabilmesi için öncelikle iyi bir planlama gerekir. Planlamadan sonra müşteri ihtiyaçlarının belirlenmesi ve bu ihtiyaçlar doğrultusunda kalite evinin oluşturulması gerekir. Kalite evini doğru yorumlamak ve doğru sonuçlara ulaşmak için müşterinin sesinin kalite evinde teknik dile çevirirken dikkatli olunmalıdır. Kalite Fonksiyon Göçeriminin uygulama aşamaları ayrıntılı olarak açıklanmaya çalışılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"> Kalite Fonksiyon Göçerimini endüstriyel olarak uygulayan, bazı şirketlerin çalışmaları detaylı olarak incelenmiştir. Ancak Kalite Fonksiyon Göçerimi uygulamaları çoğu şirket tarafından gizli tutulmakta olduğundan bu incelemeler bir aşamaya kadar gelebilmiş, daha sonrasından ancak kendi yorumumuzu katarak değerlendirilebilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"> Kalite Fonksiyon Göçerimi uygulamasının gıda endüstrisinde uygulanması hammadde kaybını aza indirgemekte, böylelikle maddi açıdan şirketin rahatlamasına yardımcı olmaktadır. Aynı zamanda müşterinin sesinin teknik olarak doğru çevrildiği takdirde müşteri memnuniyetini üst düzeye çıkarmada etken rol oynamaktadır. Son olarak bazı gıdalar üzerinde denenen Kalite Fonksiyon Göçerimi uygulamaları da incelenerek çalışma kapsamına dâhil edilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>ABSTRACT</strong></p>
<p style="text-align: justify;"> “Quality Function Deployment” can be defined as a method to ensure that adequate quality to satisfy the customer, which converts the customers&#8217; voice to the technical language in each stage of the production. Firstly advance information about the quality is given in the study, immediately Quality Management Systems which are used until today are described. And then Quality Function Deployment and its historical development are investigated.</p>
<p style="text-align: justify;"> There many different definitions about the Quality Function Deployment which defined above. Definition of the Quality Function Deployment can be change according to the person or organizations. Definitions of Quality Function Deployment are listed after this part of study. After then the keywords which are used in methodology of Quality Function Deployment defined briefly. These keywords are &#8220;quality house, facilitator, customer&#8217;s voice, Gemba analysis&#8221;.</p>
<p style="text-align: justify;"> It can be told the main benefits of Quality Function Deployment are being a tool which provides to speak the same language the customer and company. The many other benefits are listed in the study which is focusing the customer; abbreviated the time of application, encourage teamwork, documenting, to increase customer satisfaction, controlling production.</p>
<p style="text-align: justify;"> First you need a good planning to implementation of Quality function Deployment correctly. After the planning, identification of customers&#8217; needs must be displayed in quality house accordance these needs. When it is translating the customers&#8217; voice to the technical language must be carefully that&#8217;s why interpreting the data generated in quality house and achieve the correct result. Stages of application of Quality Function Deployment are tried to be explained in details.</p>
<p style="text-align: justify;"> Some projects about Quality Function Deployment that applied by companies are investigated in this study. But Quality Function Deployment documents kept secret by many companies. So this review able to come to a stage, after then the results is written by our own comments.</p>
<p style="text-align: justify;">In the food industry, by applying through Quality Function Deployment raw material losses are reduced and thus help to relax the company financially.  At the same time it has an agent role to maximize customer satisfaction if translating the customers&#8217; voice to technical language correctly. Finally, some studies about Quality Function Deployment in the food industry are investigated in this review.</p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.uyuyang.com/kalite-fonksiyon-gocerimi-quality-function-deployment/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu Kendime Aferinimdir</title>
		<link>http://www.uyuyang.com/bu-kendime-aferinimdir/</link>
		<comments>http://www.uyuyang.com/bu-kendime-aferinimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Feb 2010 20:37:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>uyuyang</dc:creator>
				<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[gıda mühendisi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap okuma etkinliği]]></category>
		<category><![CDATA[mezuniyet]]></category>
		<category><![CDATA[uyuyang 2 yaşında]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.uyuyang.com/?p=627</guid>
		<description><![CDATA[Yıllar sonra büyük bir işi başarmış olmanın haklı gururunu yaşıyorum. Artık üniversite mezunu bir gıda mühendisiyim. Bunun benim için öneminin ne kadar büyük olduğunu burada yazacağım herhangi bir cümle ile size ifade edebilmem mümkün değil. Aslında bu haberi alalı yaklaşık iki hafta oldu. Ama sevincimin gazıyla size megaloman gözükmek istemedim. Yoksa minik Zehra’nın “yabbdım yabbdım” [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-628" href="http://www.uyuyang.com/bu-kendime-aferinimdir/kep-2/"><img class="size-full wp-image-628 alignleft" title="kep" src="http://www.uyuyang.com/wp-content/uploads/2010/02/kep.png" alt="" width="250" height="250" /></a>Yıllar sonra büyük bir işi başarmış olmanın haklı gururunu yaşıyorum. Artık üniversite mezunu bir gıda mühendisiyim. Bunun benim için öneminin ne kadar büyük olduğunu burada yazacağım herhangi bir cümle ile size ifade edebilmem mümkün değil. Aslında bu haberi alalı yaklaşık iki hafta oldu. Ama sevincimin gazıyla size megaloman gözükmek istemedim. Yoksa minik Zehra’nın “<a href="http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/18290/zehra-cocukla-yapmaya-ramak-kala-" target="_blank">yabbdım yabbdım</a>” nidalarıyla süslü bir yazı olmaktan öteye geçemeyecekti. Ama şimdi başarıyı sindirdim ve bu mutlu haberi sizinle paylaşmak istedim.</p>
<p>Daha önce yazdığım çeşitli yazılarda okul hayatımın gelişmesini sizlere aktarmıştım. Yeniden okumak isteyenler veya buraya yolu ilk defa düşenler, o yazılara, <a href="http://www.uyuyang.com/universiteden-neden-atildim/" target="_blank">buraya </a>ve <a href="http://www.uyuyang.com/son-donemec/" target="_blank">şuraya </a>tıklayarak ulaşabilirsiniz.<span id="more-627"></span></p>
<p>Yaklaşık 2 haftadır kendime tatil verdim. Kaygısızca zaman geçirdim. Dinlendim. Yorgun bedenimden gelen sesleri dinledim. Geceleri saati kurmadan uyudum. Sabahları da  herhangi bir etken tarafından dürtülmeden uyandım.  Etrafımdan gelen tebrikleri kabul ettim. Sevincimi sevdiklerimle paylaştım. Mezuniyet pastası yaptım. Afiyetle yedim. <img src='http://www.uyuyang.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Bu zaman zarfında es geçtiğim bir şey oldu. Biraz bilerek biraz isteyerek…  Uyuyang 2 yaşında başlıklı yazıyı yazmayı es geçtim. Yan başlık açmış olayım.  Bu vesile ile duyurmuş olmayı istemezdim ama bazı şeyler diğerlerinin önüne geçebiliyormuş. Yani mezuniyetim bir süre daha birçok şeyin önünde olacak gibi.</p>
<p>Son dönemde uzun süredir eksikliğini hissettiğim bir faaliyeti hayatıma yeniden soktum. Düzenli kitap okumayı. Son altı aydır düzenli olarak kitap okuyorum. Bundan sonra okuduğum kitaplardan bazılarını blogumda sizlere tanıtmaya kara verdim. Daha önce <a href="http://www.uyuyang.com/babilde-olum-istanbulda-ask/" target="_blank">Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk </a>ve <a href="http://www.uyuyang.com/kayip-sembollost-symbol-dan-brown/" target="_blank">Kayıp Sembol </a>ile aslında başlangıcı yapmıştım. Bundan sonra ki kitabın da yine bir İskender Pala romanı olacağı tüyosunu vereyim.</p>
<p>Kitap demişken geçtiğimiz hafta bir etkinliğe katıldım. <a href="http://www.dusuntasin.net/ver2/" target="_blank">Düşün Taşın Derneği </a>tarafından organize edilen kitap okuma etkinliğiydi bu. Yaklaşık 1500 kişi hep birlikte kitap okuduk. O anki sessizliği bir kütüphane de bulmak pek mümkün değildi. Bu etkinliklerin tabiî ki bir amacı var. Ön planda  yirmibin kişi ile  Guiness Rekorlar kitabına girmek olsa da asıl amaç topluma kitap okumanın önemine dair bir mesaj iletebilmek. Her ne kadar blog okuyor olsak da kitapların öğrenmedeki yeri tartışılamaz. Bu konu hakkında daha fazla bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz. Ben de heyecanla 13 Haziran’da gerçekleşecek olan 20000 kişilik rekor denemesini bekliyorum. Kısmetse ben de orada olacağım.</p>
<p>Anlayacağınız yaşadığım son 1 yıl için kendime kocaman bir AFERİM verdim gitti!!!</p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.uyuyang.com/bu-kendime-aferinimdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eskiden saç boyası vardı, şimdi INOA var</title>
		<link>http://www.uyuyang.com/eskiden-sac-boyasi-vardi-simdi-inoa-var/</link>
		<comments>http://www.uyuyang.com/eskiden-sac-boyasi-vardi-simdi-inoa-var/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Feb 2010 16:39:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>uyuyang</dc:creator>
				<category><![CDATA[etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[inoa]]></category>
		<category><![CDATA[L'oreal]]></category>
		<category><![CDATA[saç boyası]]></category>
		<category><![CDATA[saç boyasında devrim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.uyuyang.com/?p=608</guid>
		<description><![CDATA[Yine uzun bir aradan sonra merhaba. Son zamanlarda yoğun bir dönemden geçtiğim için blogum için ayıracak çok vaktim olmadı. Bu yüzden aklımda bir sürü yazı olmasına rağmen maalesef hiçbirini sizlere aktaramadım.
Son zamanlarda bloglar ile markaların etkileşimine şahit oluyoruz. Zaman zaman içinde oluyoruz zaman zaman da izlemekle yetiniyoruz. Bloglar ile etkileşime geçen markalardan biri de L’oreal [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a rel="attachment wp-att-610" href="http://www.uyuyang.com/eskiden-sac-boyasi-vardi-simdi-inoa-var/inoa/"><img class="size-full wp-image-610 alignleft" title="inoa" src="http://www.uyuyang.com/wp-content/uploads/2010/02/inoa.png" alt="" width="250" height="217" /></a>Yine uzun bir aradan sonra merhaba. Son zamanlarda yoğun bir dönemden geçtiğim için blogum için ayıracak çok vaktim olmadı. Bu yüzden aklımda bir sürü yazı olmasına rağmen maalesef hiçbirini sizlere aktaramadım.</p>
<p style="text-align: justify;">Son zamanlarda bloglar ile markaların etkileşimine şahit oluyoruz. Zaman zaman içinde oluyoruz zaman zaman da izlemekle yetiniyoruz. Bloglar ile etkileşime geçen markalardan biri de L’oreal oldu. Yeni bir ürün tanıtmak için fevkalade bir organizasyon yapmışlardı. Ancak talihsiz bir saat ve gün seçtikleri için katılımın çok sayıda olduğunu söylemek zor. Bu onlar için de bir ilk olduğu için bu organizasyonun az katılımla gerçekleşmiş olması onlar adına bir eksi olsa da oldukça samimi olduklarından, biz bloggerlar sorularımıza kolaylıkla yanıt alabildiğimiz için bize faydası bile oldu diyebilirim.</p>
<p><span id="more-608"></span><br />
Peki lansman yapmalarına değecek ürün neydi? Evet açıklıyorum bu ürün tüm bayanların özellikle de saçlarını renkten renge sokmaktan keyif alanların ilgisini çekecek bir ürün. Aslında yaklaşık bir yıldır anlaşmalı kuaförlerde denenmeye başlamış. Kuaförler adına bizlere bu açıdan bilgi veren Ediz Bey, bugüne kadar yaklaşık 70 müşterisine bu hizmeti vermiş. İNOA saç boyamada yeni bir teknoloji. “Eskiden Saç boyası var şimdi İNOA var” sloganıyla yola çıkan L’oreal bu yeni teknoloji ile bir çok ürünün önüne geçeceğe benziyor. Bu ürün aslında yeni bir saç boyasında ziyade yeni bir karışım. Daha önce amonyak(NH3) –ki oldukça rahatsızlık verici bir kokuya sahip olan kimyasal madde- kullanılan karışımda yağ ve minerallerce zenginleştirilmiş bir çözelti kullanılması bu yeniliğe sebep oluyor.</p>
<p>Amonyağın zararlı etkileri de böylece ortadan kalmış oluyor. Açıkçası birçok bayan sadece bu koku yüzünden saç boyatmaktan vazgeçmiştir. Bunun yanında saçları besleyen bir karışım olduğu için saçların doğal parlaklığı ve yumuşaklığı da korunmuş oluyor. Yani korkmayın artık saçınızı boyatınca saçınız sertleşmeyecek.</p>
<p>Fiyat konusunu merak ediyorsunuz tabi. Merak etmeyin diğer boya fiyatları ile karşılaştırdığınız da arada %10-15 lik bir fark ortaya çıkıyor. Bu teknoloji için değer mi ona siz karar vereceksiniz.</p>
<p>Henüz bütün kuaförlerde bu ürünü bulacağınızı söylemek mümkün değil. Ancak <a href="http://www.inoa.com.tr">www.inoa.com.tr</a> adresinde yakın zamanda bu hizmeti alabileceğiniz kuaförlerin listesini bulabileceğiniz müjdesini de vereyim.</p>
<p>Ayrıca yazının başında bahsettiğim Ediz Bey’in kısa bir süre önce başlayan bir blog macerası var. İNOA hakkında daha fazla detaylı bilgi edinebileceğiniz bir yetkili uzman olarak sizi oraya yönlendireyim. Adres: modasactasarimi.blogspot.com</p>
<p>Bizlere bu konuda güzel bir sunum eşliğinde bilgiler veren L’oreal  Pazarlama Müdürü Neslihan Üner ve L’oreal Ürün Sorumlusu Hande Aydın’a da ayrıca teşekkürler.</p>
<p style="text-align: center;"><a rel="attachment wp-att-609" href="http://www.uyuyang.com/eskiden-sac-boyasi-vardi-simdi-inoa-var/inoa2/"><img class="size-medium wp-image-609   aligncenter" title="inoa2" src="http://www.uyuyang.com/wp-content/uploads/2010/02/inoa2-300x253.jpg" alt="" width="300" height="253" /></a><br />
Amma da uzun boyluymuşum yahu!!!</p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.uyuyang.com/eskiden-sac-boyasi-vardi-simdi-inoa-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
