<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" version="2.0">

<channel>
	<title>Uyuyang</title>
	
	<link>http://www.uyuyang.com</link>
	<description>Don't be sleepy</description>
	<lastBuildDate>Fri, 15 Jan 2010 17:52:29 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/Uyuyang" /><feedburner:info xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" uri="uyuyang" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com" /><item>
		<title>Kayıp Sembol(Lost Symbol)-Dan Brown</title>
		<link>http://www.uyuyang.com/kayip-sembollost-symbol-dan-brown/</link>
		<comments>http://www.uyuyang.com/kayip-sembollost-symbol-dan-brown/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Jan 2010 17:51:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>uyuyang</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Angels And Demons]]></category>
		<category><![CDATA[Da Vinci Code]]></category>
		<category><![CDATA[Da Vinci Şifresi]]></category>
		<category><![CDATA[Dan Brown]]></category>
		<category><![CDATA[Kayıp Sembol]]></category>
		<category><![CDATA[Lost Symbol]]></category>
		<category><![CDATA[Melekler Ve Şeytanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.uyuyang.com/?p=598</guid>
		<description><![CDATA[Bir süre önce okumaya başladığım Lost Symbol(Kayıp Sembol)’u dün nihayet bitirdim. Ancak hemen söylemeliyim ki okumak için hevesi olanlar yazıyı biraz dikkatli okusunlar. Sonra Uyuyang benim keyfimi niye kaçırdın demeyin!
Bundan önce yazarın tüm romanlarını okuduğumu da söylemeliyim. Da Vinci Code(Da Vinci Şifresi) ve Angels And Demons (Melekler ve Şeytanlar) adlı romanlarında baş kahraman olarak okuduğumuz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-599" href="http://www.uyuyang.com/kayip-sembollost-symbol-dan-brown/kayip-sembol/"><img class="size-full wp-image-599 alignleft" title="kayip-sembol" src="http://www.uyuyang.com/wp-content/uploads/2010/01/kayip-sembol.jpg" alt="" width="150" height="227" /></a>Bir süre önce okumaya başladığım Lost Symbol(Kayıp Sembol)’u dün nihayet bitirdim. Ancak hemen söylemeliyim ki okumak için hevesi olanlar yazıyı biraz dikkatli okusunlar. Sonra Uyuyang benim keyfimi niye kaçırdın demeyin!<br />
Bundan önce yazarın tüm romanlarını okuduğumu da söylemeliyim. Da Vinci Code(Da Vinci Şifresi) ve Angels And Demons (Melekler ve Şeytanlar) adlı romanlarında baş kahraman olarak okuduğumuz bir simge bilim profesörü Robert Langdon, Kayıp Sembol’de de yine başrolde. Olmazsa olmaz bir  bayanla birlikte tabi ki. Bu bayan bu defa bir fizik akademisyeni. Noetik adlı bilim ile uğraşan,hatta bu bilimin öncüsü sayılan, insan beyninin kullanılamayan kısmı ile alakalı deneyler yapan, gözle görülemeyen gizemli varlıkların da bir maddesel kütlesi olduğunu ispatlamaya çalışan bir profesyonel. Ağabeyi Peter ise Mason Kardeşliğinde en üst düzeyde bulunan bir Mason. Aynı zamanda Robert Langdon’ın yakın bir arkadaşı.</p>
<p>Olayın kurgusu yine ustalıkla tasarlanmış. Ancak Dan Brown’un atladığı bir şey var. Sanıyorum artık insanların değişimi arzuladıklarını ve aynı döngülerin tekrarlarından çabuk sıkıldıklarını unutmuş. Özellikle bilginin herkesin ulaşabileceği kadar açık olduğu bir dünyada yaşıyorken bilgi bombardımanı yapmaya çalışmak bazen sıkıcı olabiliyor. Bir de her Amerikalı’nın hayali olan Amerika’yı kurtarma düşüncesi onu da esir almış anlaşılan. Her kitabında bir tehlikedir gidiyor. Global bir dünyada yaşıyorken, Hereos ve Lost gibi dünyanın en çok izlenen ve sevilen dizilerinde bile karakterlerin dünyanın her yerinden her ırkından seçilmiş olması Dan Brown tarafında pek bir değişime yol açmıyor anlaşılan. Olaylara Amerika eksenli bakmaktan öte gidemiyor. Bu kadar anlattığıma bakmayın. Bu konuda biraz eleştirel yaklaşsam da kitabı bir çırpıda okuduğumu itiraf etmeliyim.</p>
<p>Sonra fark ettim ki Robert Langdon aslında bildiğimiz bir hikayenin baş kahramanı ile çok benziyor. Bazı nüanslar dışında nerdeyse  kitap ile aynı senaryoya sahip bir film izledim diyeceğim ama sonra hevesiniz daha da kaçacak. Bu filmi de bir sonraki yazıya bırakıyorum.</p>
<p>Kitabın genel olarak konusu Mason’luk ve Mason Kardeşlerinin sırları ile gizli. Mason’lar Amerika’nın kurulmasında büyük rol oynamışlar ve sakladıkları gizli sırları bu zaman kadar büyük bir gizlilikle korumuşlardır. Halen Dolar’ın üstündeki simgelerden gizli şifreler çıkarıldığı iddia edilen e-postalar posta kutumuza ara sıra uğruyor. E biraz da Mason propagandası yapıyor diyebilirim. Kitapta Mason Kardeşlerinin aslında kutsal bir görevi üstlenerek sırları taşıdıklarından dem vuruyor.</p>
<p>Kitabı okurken üzüldüğüm bir nokta var ki o da İstanbul Kartal Cezaevi’nin adının kötü bir hadise ile anılıyor olması. Maalesef ki Türk’leri barbar ve paragöz olarak göstermek için ufak bir kalem oynatmanın ne kadar kolay olduğu bize gösteriyor Dan Brown.  Bu kitabın dünyanın çok satan yazarlarından birinin kitabı olduğu söylemeye gerek yok sanıyorum.</p>
<p>Vel hasılı bu kitabı da “Da Vinci Şifresi” ve “Melekler Ve Şeytanlar” filmi gibi beyaz perdeye yakın zamanda taşınıp büyük bir hasılat elde etmek üzere misyonunu tamamlayacak. Biz de kendi çapımızda dünyanın en çok satanlar listesindeki kitabı okumakla boş gurur yapacağız. Anladım ki o kadar hayranı olunacak bir tarafı yokmuş. Hele de İskender Pala’yı okuduktan sonra…..</p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.uyuyang.com/kayip-sembollost-symbol-dan-brown/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dalgıç Giysisi ve Kelebek</title>
		<link>http://www.uyuyang.com/dalgic-giysisi-ve-kelebek/</link>
		<comments>http://www.uyuyang.com/dalgic-giysisi-ve-kelebek/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jan 2010 15:37:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>uyuyang</dc:creator>
				<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Dalgıç Giysisi ve Kelebek]]></category>
		<category><![CDATA[Elle dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Jean-Dominique Bauby]]></category>
		<category><![CDATA[The Diving Bell And The Butterfly]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.uyuyang.com/?p=573</guid>
		<description><![CDATA[Her hafta düzenli olarak yolculuk yapmak zorundaysanız bunu kendiniz için bir eğlence haline getirmeyi öğrenmelisiniz. Aksi takdirde sizin için işkence olmaktan alıkoyamazsınız. İşte bu sebeple uygun fiyata uçak bileti bulamadığım uzun otobüs yolculuklarında Pamukkale Turizm’i tercih ettim. Bunun birinci sebebi Pamukkart sahibi olmam, ikinci sebebi ise dilediğim kadar film izleyebileceğim şahsi ekranımın olduğu tek başıma  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-577" href="http://www.uyuyang.com/dalgic-giysisi-ve-kelebek/divingbell_butterfly_2/"><img class="size-medium wp-image-577 alignleft" title="divingbell_butterfly_2" src="http://www.uyuyang.com/wp-content/uploads/2010/01/divingbell_butterfly_2-192x300.jpg" alt="" width="192" height="300" /></a>Her hafta düzenli olarak yolculuk yapmak zorundaysanız bunu kendiniz için bir eğlence haline getirmeyi öğrenmelisiniz. Aksi takdirde sizin için işkence olmaktan alıkoyamazsınız. İşte bu sebeple uygun fiyata uçak bileti bulamadığım uzun otobüs yolculuklarında Pamukkale Turizm’i tercih ettim. Bunun birinci sebebi Pamukkart sahibi olmam, ikinci sebebi ise dilediğim kadar film izleyebileceğim şahsi ekranımın olduğu tek başıma  oturabildiğim bir koltuk sunabiliyor olmaları. “Pamukyol” olarak yan şirket ayrılmış. Ve sadece bu otobüs bu hizmetleri verebiliyor. Eh tabi bir 5 TL farkıyla..<span id="more-573"></span><br />
İşte bu gidişlerimde hemen hemen bütün filmleri (yaklaşık 50 tane) izledim. Kendi aralarında bir önem sırasına koyarak izlediğim ancak aralarından bir tanesine haksızlık ettiğimi düşündüğüm bir filmi en geri bırakmıştım. Bu hatamı telafi etmek için izlediklerimden sadece bu film hakkında bir yazı yazmayı düşündüm.<br />
Görünmez kazalar, gizli hastalıklar insanların gelecekte başlarına ne iş açacaklarını bilmedikleri sırları gibiler. Ve hemen hepimizin başına gelebilecek talihsizlikler bunlar. Jean-Dominique Bauby(<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Jean-Dominique_Bauby" target="_blank"><span style="color: #ff9900;">vikipedia-eng</span></a><span style="color: #ff9900;">, </span><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kelebek_ve_Dalg%C4%B1%C3%A7_Giysisi" target="_blank"><span style="color: #ff9900;">vikipedia-tr</span></a>), Elle dergisinin baş editörlüğü yaptığı sırada bu talihsizliklerden birini yaşıyor. Unutmadan belirtmeliyim ki filmde adı geçen tüm isimler gerçek. Yani “True Story” adı verilen yaşanmış bir öykü.  Dünyada az görülen bir vaka olan kılcal damar tıkanıklığı yüzünden sol gözü hariç tüm vücudu felç olan Bauby, hayatının bundan sonrasını bu şekilde geçireceğini öğrendiğinde bunun için ağlayamıyordu bile. Çünkü felç olmuştu. Ancak felç olmadan önce bir yayımcı ile anlaşmıştı. Bir kitap yazacaktı. Bu kitabı yazmak için son derece sabırlı birine ihtiyaç vardı. Çünkü Bauby iletişim kurabilmek için sadece sol gözünü kullanabiliyordu. Karşısındakinin de onu anlayabilmesi için sadece bir harf için tüm alfabeyi yeniden okuması <a rel="attachment wp-att-575" href="http://www.uyuyang.com/dalgic-giysisi-ve-kelebek/jean-dominique_bauby_and_sons/"><img class="size-full wp-image-575  alignright" title="Jean-Dominique_Bauby_and_sons" src="http://www.uyuyang.com/wp-content/uploads/2010/01/Jean-Dominique_Bauby_and_sons.jpg" alt="" width="200" height="138" /></a>gerekiyordu.Bauby&#8217;nin, bu kitap için yaklaşık 200000 kez göz kırptığını düşünülüyormuş. Felçli bünyesinde kendini bir dalgıç gibi hisseden Bauby, o sabır abidesi editörünü de kelebek olarak görüyordu. Kitaba ismi böylelikle vermiş oldu. Dalgıç Giysisi ve Kelebek &#8230; Bu kitap belki de onun hayatındaki en önemli şey olmayacaktı. Ta ki felç olduğunda yapabileceği işler oldukça sınırlı olana dek. Oysa şimdi yazdığı kitap film oldu. Ancak kendisi izleyemedi. Çünkü 1997 yılında hayata gözlerini yumdu. Ancak bundan önce, hayata son golünü atıp gitti.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-576" href="http://www.uyuyang.com/dalgic-giysisi-ve-kelebek/divingbell_butterfly/"><img class="size-full wp-image-576 alignleft" title="divingbell_butterfly" src="http://www.uyuyang.com/wp-content/uploads/2010/01/divingbell_butterfly.jpg" alt="" width="200" height="109" /></a>Filmde en etkileyici sahne sağ gözünün ödem olmaması için dikildiği sahneydi. Aynen içerden bir görünüşle yani Bauby&#8217;nin gözünden görebileceğimiz şekilde çekim yapılmış. Oldukça etkileyiciydi.</p>
<p>Filmin yönetmenliğini Julian Schnabel yapmış, senaryosunu ise Ronald Harwood elden geçirmiş. Jean-Dominique Bauby rolünde Mathieu Amalric&#8217;i görüyoruz. Hakkını vermiş diyebilirim. Onun hayata tutunmasını sağlayan ve Fransa&#8217;nın en sık kullanılan harflerini başa gelecek şekilde sıraladığı bir alfabe oluşturan, konuşma terapistini Marie-Josée Croze canlandırmış. Ve kitabın yazılmasında büyük emeği geçen aynı zamanda ismine ilham kaynağı olan editör Claude rolünde ise Anne Consigny var.</p>
<p>Filmin acıklı olması bir yana Jean-Dominique Bauby’nin sol gözünden çekiliyor <a rel="attachment wp-att-574" href="http://www.uyuyang.com/dalgic-giysisi-ve-kelebek/jean-dominique_bauby/"><img class="size-full wp-image-574   alignright" title="Jean-Dominique_Bauby" src="http://www.uyuyang.com/wp-content/uploads/2010/01/Jean-Dominique_Bauby.jpg" alt="" width="200" height="138" /></a>olması ve kendisinin düşüncelerini seslendiriliyor olması filme bir neşe katmış. Hayata felçli de olsa sıkı sıkya başlanmanın önemini bu kadar iyi vurgulayan bir yapıt olan Dalgıç ve Kelebek (The Diving Bell and the Butterfly)adlı bu filmi mutlaka ve mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum. Hepimiz zaman zaman sıkıntı yaşabiliyoruz ama ne olursa olsun hayat yaşamaya değer.<br />
Jean-Dominique Bauby bu ismi her zaman aklımda tutmaya çalışacağım. Ve ne kadar zorlu günlerden de geçsem üstesinden gelinmeyecek şey yoktur diyerek kendimi teselli edeceğim.</p>
<p><a href="http://www.imdb.com/title/tt0401383/" target="_blank">imdb puanı</a></p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.uyuyang.com/dalgic-giysisi-ve-kelebek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk</title>
		<link>http://www.uyuyang.com/babilde-olum-istanbulda-ask/</link>
		<comments>http://www.uyuyang.com/babilde-olum-istanbulda-ask/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Jan 2010 00:42:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>uyuyang</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Fuzuli]]></category>
		<category><![CDATA[Gazel]]></category>
		<category><![CDATA[İskender Pala]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.uyuyang.com/?p=567</guid>
		<description><![CDATA[“Ger ben ben isem nesin sen ey yar
Ver sen sen isen neyim ben-i zâr”  (Fuzuli)
İşte dünyanın anlamını açıklayan iki dize. Yok daha ötesi. Üstad Fuzuli bu dizleri yazarken, Mecnun’un yaşadıklarını mı yoksa kendi  hissettiklerini mi dillendirdi bilinmez ama ben her okuyuşumda kendimden geçerim.
Bir başka üstad daha var ki o da, Leyla ile Mecnun’un hikayesini Fuzuli’nin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-569" href="http://www.uyuyang.com/babilde-olum-istanbulda-ask/babilde-olum-istanbulda-ask/"><img class="size-medium wp-image-569 alignleft" title="Babilde olum istanbulda ask" src="http://www.uyuyang.com/wp-content/uploads/2010/01/Babilde-olum-istanbulda-ask-194x300.jpg" alt="" width="194" height="300" /></a>“<em>Ger ben ben isem nesin sen ey yar<br />
Ver sen sen isen neyim ben-i zâr</em>”  (Fuzuli)<br />
İşte dünyanın anlamını açıklayan iki dize. Yok daha ötesi. Üstad Fuzuli bu dizleri yazarken, Mecnun’un yaşadıklarını mı yoksa kendi  hissettiklerini mi dillendirdi bilinmez ama ben her okuyuşumda kendimden geçerim.<br />
Bir başka üstad daha var ki o da, Leyla ile Mecnun’un hikayesini Fuzuli’nin gazellerinden yola çıkarak bir roman haline getirip bizlere bu müthiş duygu fırtınasını yaşatan İskender Pala. “Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk”  adlı, 2003 yılında ilk basımını gerçekleştirmiş olduğu halde ancak 2009’un son ayında okuma fırsatı bulduğum bu kitabın, size benimle ilgili olan kısmını anlatayım önce. <span id="more-567"></span><br />
Henüz eşimin de öğrenci olduğu dönemlerde, ev arkadaşımın ve onun da şimdiki eşinin edebiyat fakültesinde okuyor olmasından ötürü gazellere ve dahi zaman zaman çekimser kalarak sohbetlerini dinlediğim İskender Pala’ya bir hayranlığım vardı. Evimizde bir çok eseri olduğu halde, o dönem henüz bir roman yazmadığı için kendisi okuma fırsatı bulamamıştım. Ancak her ne kadar diğer eserlerini okumamış olsam da sık sık adı anıldığı için kendisi hakkında fazlasıyla malumatım vardı. 2003 yılında ilk romanı çıktığında, sözüm ola edebiyatçılardan daha fazla heyecanlandım nedendir bilinmez. Ancak kendi kitaplarımın pahada da yükte de ağır olmasından dolayı bir türlü fırsat bulup da alamadığım o ilk romanı, geçtiğimiz aylarda açılmış bir tezgâhta yarı fiyatına satılan kitaplar arasında görünce dayanamayıp ilk ve son romanlarından alıverdim. Aldım almasına ama heyecandan kitaba başlayamadım. Benim için oldukça değerli olan bu kitabın sayfasının dahi kıvrılmasından korktuğum için her yerde okuyamadım.<br />
Kitaba başladıktan sonra ise bitmesin diye her gün biraz biraz okudum. Şimdiye kadar okuduğum hiçbir kitaba benzemiyor. Bir masal alemine daldım ve uzun süre çıkmak istemedim. Kitabın konusu ‘AŞK’. Aşkın getirdiği elem. Kitapta elem yazılış itibariyle L&amp;M şeklinde yazılmış. Hem LEYLA ve MECNUN, hem  elem anlamıyla kullanılmış. Aşkın anlamını yitiren mecnun aslında aşkı bulmuş. Ama Leyla ile değil. Aşkın içinde kaybolarak. Bu konuda üstad kadar efsunlu sözlerim yok ama duygularım var.<br />
Kitabın konusuna gelince; aslında çok da fazla anlatılmaması gereken, insanın kedisinin okuyup yorumunu da kendi iç dünyasında yapması gereken bir kitap bu. Ama yine de ufak ufak değinirsek, Akeldan adlı bilgenin sırlarını Fuzuli’ye aktarıp kendini zehirlemesiyle başlıyor. Bu sırlar öyle sırlar ki hem bilimin yolunu aydınlatıyor, hem de dünyanın en geniş hazinelerini kapısını açıyor. Fuzuli’de bu sırları şaheserine gizliyor. Roman bu sırların elde edilmeye çalışılmasını konu alıyor. Bu süreç içinde sırların saklandığı eser ise bize yaşadıklarını kendi dilinden anlatıyor. Gezdiği, tanıştığı ne kadar değerli ve değersiz insan varsa tarihte,  kimine haddini bildiriyor, kimine ise saygıda kusur etmiyor. Ama bütün bunları sadece bizimle paylaşıyor. Bütün sırlarını bize açıyor. Mecnun yerine, bu kitap, bize aşkın elemini anlatıyor, aşkın acılarını kitap çekiyor.<br />
Konusu hakkında daha fazla şey yazmak istemiyorum. Lakin sizlere sonunu anlatırım diye korkuyorum. Meselenin aslına gelelim. Bu kadar bilgiyi taşıyor olması İskender Pala’yı biraz daha yüceltiyor. O okuduğu tarih kitaplarını o kadar güzel bir kurguyla romanında birleştirmiş ki oturup bütün tarih kitaplarını bir çırpıda okumak geçti içimden. Diğer yandan Osmanlı tarihinde yaşayan insanların bir insan olduğunu bize ağdalı diliyle-sade diyemiyorum dersem hakaret olur diye çekiniyorum- gayet açık bir şekilde göstermiş.  Her zaman, geçmişte yaşamış ve tarihe adını yazdırmış olan insanların bir süre sonra insan olduklarını unutup onları kusursuz hale getirmek ya da yerin dibine sokmak insanoğlu adeti olmuş bir kere.<br />
<a rel="attachment wp-att-568" href="http://www.uyuyang.com/babilde-olum-istanbulda-ask/iskender-pala/"><img class="size-full wp-image-568 alignleft" title="iskender pala" src="http://www.uyuyang.com/wp-content/uploads/2010/01/iskender-pala.jpg" alt="" width="150" height="154" /></a>Dan Brown sevdiğim bir yazardır. Şimdiye kadar çıkarmış olduğu bütün romanlarını okudum. Hatta şu an son romanı Kayıp Sembol’ü okuyorum. Bir yandan neden bizde böyle yazarlar çıkmaz ki diye hayıflanırken meğer biz okumazmışız. Kitabı okurken bir film olmasını ve kitap okumayı sevmeyen yeni nesillerin de bu hikayeyi öğrenmelerini istedim. Hem İskender Pala’nın varlığından haberleri olsun hem de Fuzuli gibi bir şairimiz olduğunu ve okunmaya değer sayfalarca gazeller olduğunu bilmeliler. Bilmeli ve okumalılar.<br />
Sevgili L&amp;M sana olan borcumu ödemek için bu yazıyı yazdım.<br />
“<em>Bu şehr-i Sitanbul ki bî-misl U behâdır<br />
Bir sengine yek-pâre Acem mülkü fedadır</em>”  (Nedim)</p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.uyuyang.com/babilde-olum-istanbulda-ask/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İzmir yolcuları dikkat!</title>
		<link>http://www.uyuyang.com/izmir-yolculari-dikkat/</link>
		<comments>http://www.uyuyang.com/izmir-yolculari-dikkat/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Dec 2009 22:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>uyuyang</dc:creator>
				<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[3-5 bilet]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kentkart]]></category>
		<category><![CDATA[Şehir içi bilet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.uyuyang.com/?p=508</guid>
		<description><![CDATA[Dikkat! diyorum çünkü eğer dikkat etmezseniz şehir için yolculuk ederken gereğinden fazla para harcamak zorunda kalabilirsiniz. Genel olarak her şehrin düzeltiyorum her büyük şehrin kendi şehir içi taşımacılığı için kullandığı bir biletleme sistemi vardır. İstanbul’da Akbil adını verdiğimiz küçük metal yuvarlak, İzmir’de kredi kartı büyüklüğünde ve kalınlığından Kentkart, &#8211; artık Çanakkale ve Bursa’da da kullanılıyor [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dikkat! diyorum çünkü eğer dikkat etmezseniz şehir için yolculuk ederken gereğinden fazla para harcamak zorunda kalabilirsiniz. Genel olarak her şehrin düzeltiyorum her büyük şehrin kendi şehir içi taşımacılığı için kullandığı bir biletleme sistemi vardır. İstanbul’da Akbil adını verdiğimiz küçük metal yuvarlak, İzmir’de kredi kartı büyüklüğünde ve kalınlığından Kentkart, &#8211; artık Çanakkale ve Bursa’da da kullanılıyor sanıyorum-, ve Ankara’da Ego kullanılıyor. Bunları kullanmanız halinde daha avantajlı yolculuk yapabiliyorsunuz. Peki bunlar yoksa? E tabi küçük bir fark ödeyerek ya bilet alıyorsunuz ya da şoför sizin için kendisine ait kartı ya da Akbil’i okutuyor.  Geçtiğimiz zamana kadar İzmir’de bu şekildeydi. Ancak ne olduysa Belediye bu konuda biraz paragöz davranmaya başladı. Özellikle havaalanına gitmek için ucuz yolu tercih edenler diğer alternatiflere göre ucuz ama aslında içten içe kazık yedikleri halde yolculuk ediyorlar. Bunun sebebi yeni çıkan ve adına 3-5 bilet (35 İzmir’in plakasıya o hesap!!!) denilen acımasız bilet. Acımasız çünkü daha sonra  sahibine faydası dokunamayacak olan bir kart. Fiyatı 5,75 TL. İçinde 3 gidişlik bilet var. Normal kentkart ile yolculuk yaptığınızda 1,35 TL para ödüyordunuz en son bildiğim kadarıyla. 3-5 bilet ile bu fiyat yaklaşık 2 TL çıkıyor. Yaklaşık 60 KRŞ zarardasınız. Bundan ne olur? Evet bence de ne olur? Ama iş bununla kalmıyor. Aldığınız 3-5 bileti alma zorunluluğunuz doğuyor. Siz sadece bir gidiş ödemek yerine 3 gidişlik bilet almak durumunda kalıyorsunuz. Bir daha İzmir’e yolunuz düşse de düşmese de…<span id="more-508"></span><br />
En çok havaalanı otobüsünde bu dramı görüyorum. Herkes biletini ödeyip koltuğuna geçerken, o kişi kazık yemiş olmanın verdiği acıyla pek de rahat olmayan koltuğuna geçiyor. Neyse ki havaalanı otobüsleri çift bilet kesiyor da yenilen kazık biraz azalıyor! Ve bu otobüslerde bana söylenen en sık söz  “İşinize yarayacaksa kartı size vereyim bari”.  O ‘bari’ sözünü o kadar acıklı söylüyorlar ki 3-5 biletler için o an çıkıp eylem yapasım geliyor. Aslında kartları alsam şimdiye köşe olmuştum. <img src='http://www.uyuyang.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /><br />
Velhasılı sevgili İzmir’e yolu bir defalığına düşecek olanlar!  Siz de o kazığı yemeden önce kendinize bir Kentkart  alın. Ve bu kazığı yemeyin. Bu Kentkart her bayiden bulunabilecek bir karttır. Size  3-5 bilet teklif ederlerse kanmayın. Unutmayın Kentkart her zaman sizinle kalacak ve istediğiniz zaman içine bineceğiniz miktar kadar para dolumu yaptırabileceksiniz. Fiyatı da 9 TL civarındaydı. Size daha pahalı görünmesin 3-5 biletten yediğiniz kazığı sindirmeniz bu kadarkolay olmuyor. Gözlemlerim sonucu size ancak bu kadarını söyleyebilirim. Ha bir de Kentkart ile otobüse bindiğiniz zaman 1,5 saat içinde yapacağınız diğer yolculuklar “ücretsiz”dir.</p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.uyuyang.com/izmir-yolculari-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kurban Bayramı ve GDO</title>
		<link>http://www.uyuyang.com/kurban-bayrami-ve-gdo/</link>
		<comments>http://www.uyuyang.com/kurban-bayrami-ve-gdo/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Nov 2009 20:35:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>uyuyang</dc:creator>
				<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Biyoteknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[GDO]]></category>
		<category><![CDATA[GDO'lu ürünler]]></category>
		<category><![CDATA[kurban]]></category>
		<category><![CDATA[Kurban Bayram'ı]]></category>
		<category><![CDATA[peynir]]></category>
		<category><![CDATA[peynir mayası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.uyuyang.com/?p=501</guid>
		<description><![CDATA[
“Ne alakası var?” dediğinizi duyar gibiyim. Biraz sabır deyip sizleri yazının devamını okumaya davet edeyim.
Öncelikle, Hz. İsmail’in koşulsuz olarak kabul ettiği Allah’a kurban olma isteğini, gökten bir koyun indirerek reddeden sevgili Rabbimiz geniş merhameti ve bereketiyle, hepimizin Kurban Bayramı’nı sevdiklerimizle mutlu bir şekilde geçirmeyi nasip etsin.
Kurban bayramı deyince ortalıkta kol gezen bir takım hayvan hakları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-502  alignleft" title="buzagi" src="http://www.uyuyang.com/wp-content/uploads/2009/11/buzagi.jpg" alt="buzagi" width="205" height="158" /></p>
<p style="text-align: justify;">“Ne alakası var?” dediğinizi duyar gibiyim. Biraz sabır deyip sizleri yazının devamını okumaya davet edeyim.<br />
Öncelikle, Hz. İsmail’in koşulsuz olarak kabul ettiği Allah’a kurban olma isteğini, gökten bir koyun indirerek reddeden sevgili Rabbimiz geniş merhameti ve bereketiyle, hepimizin Kurban Bayramı’nı sevdiklerimizle mutlu bir şekilde geçirmeyi nasip etsin.<br />
Kurban bayramı deyince ortalıkta kol gezen bir takım hayvan hakları koruyucuları seslerini yükseltmeye başlıyorlar. Ne var ki hayvanın hakkının gerçek anlamda verilebileceği tek eylemin onun insan vücudunda bir hücre olabilmek olduğunun farkında değiller. İslam dinine göre kurban edilen hayvanlar en büyük hazzı Kurban Bayramı’nda kesildikleri gün tadıyorlar.<br />
Peki bunun GDO ile ne ilgisi var? Son zamanlarda biliyorsunuz ki bu konu üzerinde bilen bilmeyen herkes konuşup,bir fikir öne atar oldu. Bu, aynı kalp krizi geçiren bir hastanın etrafında, şoföründen mahalle bakkalında kadar herkesin ahkam kesemeyeceği kadar uzmanlık alanı olan bir konu. Her ne kadar uzman olmasam da mesleğimin getirisi olarak bu konuda da bir takım bilgiler edindim. Size ilk olarak vermek istediğim örnek şudur:<br />
Peynir mayası olmadan peynir olmaz. Peki bu peynir mayası nedir? Neyden yapılır? Bunu bilen çok az vatandaşımız vardır. Genellikle yoğurt gibi, bir önceki üründen yapıldığı düşünülebilir. Ancak peynir mayası, ağız sütünden yeni kesilmiş ve henüz midesi bile yeterince gelişmemiş buzağının kesilerek midesinin içinde var olan “şirden” kısmından elde edilmektedir.  Bunun anlamı da peynir yemek için buzağıların henüz gelişim evrelerini tamamlamadan kesilmelerine göz yummaktır.<span id="more-501"></span> Bu yüzden Kurban Bayramı’nda hayvanların kesilmesine karşı gelip, kahvaltıda envai çeşit peyniri götürmek pek de akla uygun değildir. Neyse ki  biyoteknolojinin ilerlemesiyle, GDO tekniği sayesinde laboratuar ortamında şirdenin içindeki mikroorganizmaların üretilmesi mümkün kılınmıştır. Kısacası GDO teknolojisi ile yeni hayvanların büyümesi ve sağlıklı bir şekilde neslini sürdürmesi sağlanmaktadır. Türkiye sınırları içinde büyükbaş hayvan üretiminin oldukça alt seviyelere düşmüş olması bir nebze engellenmiş olmaktadır.<br />
Bunun yanı sıra GDO teknolojisi sayesinde, verimli topraklardan maksimum verimi elde etmek için GDO’lu tohumlar kullanılmakta ve daha az yerden daha fazla ürün elde edilebilmektedir. Bunun da kısacı anlamı şudur: Afrika’da bir çok insanın açlıktan ölmesini ve onların beslenmelerini daha insancıl seviyelere çıkarmak mümkündür. GDO’ya karşı çıkmak, bilime karşı çıkmakla aynı anlamı taşıyor.<br />
Henüz bu yazıyı derinlemesine hazırlayamadım sınavlar dolayısıyla tabii. Ancak en kısa sürede buraya yapacağım ek bilgilerle sizleri bu konuda biraz daha aydınlatmayı umut ediyorum. Bu konuda üniversite hocalarımdan aldığım görüşleri de  burada yayınlamayı düşünüyorum.  Meraklılarına duyurulur.<br />
Herkese mutlu bayramlar.</p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.uyuyang.com/kurban-bayrami-ve-gdo/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Maya Takvimi ve 2012</title>
		<link>http://www.uyuyang.com/maya-takvimi-ve-2012/</link>
		<comments>http://www.uyuyang.com/maya-takvimi-ve-2012/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 09:46:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>uyuyang</dc:creator>
				<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[2012 filmi]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[John Cusack]]></category>
		<category><![CDATA[kıyamet filmi]]></category>
		<category><![CDATA[kıyamet senaryosu]]></category>
		<category><![CDATA[Maya Takvimi]]></category>
		<category><![CDATA[Roland Emmerich]]></category>
		<category><![CDATA[yer kabuğu hareketleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.uyuyang.com/?p=489</guid>
		<description><![CDATA[21 Aralık 2012 tarihinde Maya Takimine göre dünyamız son bulacak. Ve insanlık bilinmeyene bir yolculuğa çıkacak. Bir çok inanca göre kıyamet günü söz konusu. Bu İslam’da aynı adla, Hristiyanlıkta Diriliş adıyla, bilinmektedir. Diğer isimlerine Vikipedi’den bakabilirsiniz.
İşte tam da böyle bir konuyu ele alan 2012 filminin ön gösterimini dün akşam izledim. Bugün gösterime  girecek olan filmi izleyip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="size-full wp-image-490 alignleft" title="2012" src="http://www.uyuyang.com/wp-content/uploads/2009/11/2012.jpg" alt="2012" width="253" height="364" />21 Aralık 2012 tarihinde Maya Takimine göre dünyamız son bulacak. Ve insanlık bilinmeyene bir yolculuğa çıkacak. Bir çok inanca göre kıyamet günü söz konusu. Bu İslam’da aynı adla, Hristiyanlıkta Diriliş adıyla, bilinmektedir. Diğer isimlerine <a title="Kıyamet" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C4%B1yamet" target="_blank"><span style="color: #ff9900;">Vikipedi’den </span></a>bakabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">İşte tam da böyle bir konuyu ele alan 2012 filminin ön gösterimini dün akşam izledim. Bugün gösterime  girecek olan filmi izleyip izlemeyeceğinize karar vermeden önce sizlere biraz bilgi verelim.</p>
<p style="text-align: justify;">Öncelikle tam bir aksiyon sineması diyebiliriz. Her anında muhteşem efektlerin olduğunu hatta zaman zaman efektlerin hayranlığıyla filmin konusunu unuttuğumuzu da eklemek mümkün.</p>
<p style="text-align: justify;">Yer kabuğunun Maya takviminde yazıldığı üzere 2012 yılında Güneş, galaksimizin gezegenleri ve Dünya aynı eksen üzerinde diziliyorlar. Bu dizilişin etkisiyle güneşten kopan nötronlar dünyanın çekirdeğinde bulunan magma tabakasını hareketlendiriyor. Bu hareketlenme sonucu yer kabuğu sıcaklığın etkisiyle erimeye başlıyor. Peşi sıra depremler, tsunami, yer değiştiren ana kıtalar filmin başlıca aksiyon sahnelerini oluşturuyor.<span id="more-489"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Bütün bunların arasında da küçük birkaç hikayecik yerleştirilmiş. Bunlardan biri başrol denebilecek kadar uzun süre perdede görebildiğimiz,  400 küsur satabilen kitabıyla Jackson Curtis adlı yazarı canlandıran John Cusack var. Kendini kitaplara vermiş olmasından dolayı eşinden boşanan Jackson, oğlu ve kızını alarak hafta sonu kampa götürür. Her zaman gittikleri yerde gölün kurumuş olmasını hayretle izler. Burada kendisini çatlak olarak nitelendirdiği bir radyo yayıncısından birkaç şey öğrenir. İlk başlarda üzerinde durmaz. Ancak şoförlüğünü yaptığı kodaman işadamının çocuğundan da öğrendiğine göre bunlar gerçektir. Bundan sonra asıl mücadele başlar. Ailesini alıp bütün insanlıktan sadece 1 milyon Euro parası olanların girebileceği gemiye binmenin telaşı başlar. Bundan sonrası filmi izlemek isteyenler için gizli kalsın.</p>
<p style="text-align: justify;">Yönetmene yöneltilen bazı sorular olmuş. Bunlardan biri “Kâbe’nin neden yıkıldığı anı göstermediniz” diye,  cevaben “Dünyanın yok olmasını tasvir ederken Kâbe’nin de yıkılışını göstermeyi istedim. Ancak ölüm tehdidi ile kelle koltuğumda yaşamak istemiyorum. Filmin metin yazarları hakkımda fetva çıkabileceği uyarısında bulununca bu sahneleri çıkartmak zorunda kaldık. Onun yerine Hristiyanlığın bir sembolünü yıkıldı gösterdik” demiş. Bunu da ilginç bir anekdot olarak ekleyelim de aklımızda bulunsun.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin görsel olarak oldukça etkileyici olduğunu söyledim ancak bu görselliğin bu kadar abartıldığında insanda negatif hisler uyandırdığını ve bir süre sonra  filmi bu efektler yüzünden izleyemez hale geldiğimi söylememiştim değil mi? Evet şimdi söyledim. <img src='http://www.uyuyang.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p style="text-align: justify;">Ancak son zamanlarda böyle aksiyon dolu,  maceralı bir film izlemediğim için olsa gerek izlerken yine de keyif aldım. Tabi bir de  yanımızda sevgili dostlarımız Hasan ve <a title="Kadın Sanat" href="http://www.kadinsanat.net/wordpress/" target="_blank"><span style="color: #ff9900;">Şahika Civelek</span> </a>olunca keyfimiz iki kat arttı.<br />
Kahve sözünü unutmadım Şahika. <img src='http://www.uyuyang.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Filme dair;</strong><br />
<strong>Yönetmen:</strong> Roland Emmerich<br />
<strong>Oyuncular:</strong>  Amanda Peet, Chiwetel Ejiofor, Thandie Newton, Oliver Platt, Thomas McCarthy, Woody Harrelson, Danny Glover, Liam James, Morgan Lily, Zlatko Buric, Beatrice Rosen, Alexandre Haussmann, Philippe Haussmann, Johann Urb<br />
<strong>Senarist</strong>: Roland Emmerich, Harald Kloser<br />
<a title="Orijinal site" href="http://www.whowillsurvive2012.com/" target="_blank"><span style="color: #ff9900;">Web site</span></a><br />
<span style="color: #ff9900;"><a title="imdb" href="http://www.imdb.com/title/tt1190080/" target="_blank"><span style="color: #ff9900;">İmdb</span> </a></span><br />
<a title="Puanlama" href="http://www.sinemalar.com/film/7652/2012/" target="_blank"><span style="color: #ff9900;">Sinemalar</span> </a></p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.uyuyang.com/maya-takvimi-ve-2012/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Son Dönemeç</title>
		<link>http://www.uyuyang.com/son-donemec/</link>
		<comments>http://www.uyuyang.com/son-donemec/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 Oct 2009 00:14:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>uyuyang</dc:creator>
				<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[mezuniyet]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.uyuyang.com/?p=476</guid>
		<description><![CDATA[Uzun bir maraton koşusunun ardından yolun sonuna gelmiş bulunuyorum. Uzun zaman olmuş yine yazmayalı. Mazur görün çünkü yazın rehavetinden kurtulmak istemedim. Son yazdığım yazıyı gördükçe hala sıcak havaların esintisini hissediyorum.
Ne diyordum? Maraton… Evet okul hayatımın üniversiteye kadar devam eden süreci nihayete ermek üzere. Bu dönem sonunda bir aksilik olmazsa buradan mezuniyetimi ilan ediyor olacağım. Artık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_478" class="wp-caption alignleft" style="width: 276px"><img class="size-full wp-image-478       " style="margin: 10px 5px;" title="uzum" src="http://www.uyuyang.com/wp-content/uploads/2009/10/uzum.jpg" alt="uzum" width="266" height="248" /><p class="wp-caption-text">Elimin yapımı üzüm salkımı..</p></div>
<p>Uzun bir maraton koşusunun ardından yolun sonuna gelmiş bulunuyorum. Uzun zaman olmuş yine yazmayalı. Mazur görün çünkü yazın rehavetinden kurtulmak istemedim. Son yazdığım yazıyı gördükçe hala sıcak havaların esintisini hissediyorum.<br />
Ne diyordum? Maraton… Evet okul hayatımın üniversiteye kadar devam eden süreci nihayete ermek üzere. Bu dönem sonunda bir aksilik olmazsa buradan mezuniyetimi ilan ediyor olacağım. Artık aktif bir iş hayatı geçirmeyi düşünüyorum.</p>
<p>Hayatımın bundan sonraki kısmı, sanırım, kendi yaşam yıllarım içinde yeni bir çağ gibi algılamam gereken bir dönem olacak. Profesyonel olarak iş koşullarına ve  5-8 mesailerine alışmam ve para kazanmaya başlamam, para kazandıkça her kadın gibi mızmızlanıp evimde oturmak istiyorum demem, ancak süresiz izne ayrıldığında etekleri tutuşan, eve hapsolursam ne yaparım diye düşünmem gereken bir dönem…</p>
<p>İnsanın yaşı ilerledikçe yaşam standartlarının değiştiğini teorik verilerden  ya da  kulaktan dolma alışılagelen sözlerden değil de, bizzat iliklerine kadar hissederek  anlamak, o yaşam koşulları için de hep daha iyisini istemek ve daha iyisine ulaşabilmek için daha fazla çalışmak sonra da bu kadar çabanın ne için olduğu düşüncesiyle kısa süreliğine bilinç kaybı yaşamak ancak sonrasında hızla akıp giden zamanın püsküllerine tutunup raydan çıkmamak normal yaşantı haline geliyor. İşte bu normal yaşantının içinde insanın aklında sadece bir mesele büyükçe bir yer ediyor. Sevdiklerin&#8230;</p>
<p>Bu kadar uzun cümle kullanmayı kendime bir borç bilmiş gibi niye hisettim ki!!! Oğuz Atay&#8217;ın Tutunamayanlar&#8217;ını okuyorum da bu aralar ondan olabilir. Bileğine, yüreğine sağlık. Seni bu zaman kadar neden okumamışım. Ha unutmadım ben tutunabildim hem de sımsıkı&#8230;</p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.uyuyang.com/son-donemec/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“Bones” Kemiklerin Anlattıkları!</title>
		<link>http://www.uyuyang.com/bones-kemiklerin-anlattiklari/</link>
		<comments>http://www.uyuyang.com/bones-kemiklerin-anlattiklari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2009 01:37:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>uyuyang</dc:creator>
				<category><![CDATA[dizi]]></category>
		<category><![CDATA[Angela Montenegro]]></category>
		<category><![CDATA[Bones]]></category>
		<category><![CDATA[David Boreanaz]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Camille Saroyan]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Jack Hodgins]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Temperance Brennan]]></category>
		<category><![CDATA[Emily Deschanel]]></category>
		<category><![CDATA[Eric Millegan]]></category>
		<category><![CDATA[Fox]]></category>
		<category><![CDATA[Michaela Conlin]]></category>
		<category><![CDATA[Special Agnet Seeley Booth]]></category>
		<category><![CDATA[T.J. Thyne]]></category>
		<category><![CDATA[Tamara Taylor]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı dizi]]></category>
		<category><![CDATA[Zack]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.uyuyang.com/?p=467</guid>
		<description><![CDATA[Bu yaza damgasını vuran dizi benim için Bones dizisi oldu. Dizinin, bilimsel olarak kanıtlanabilir verilerden müteşekkil bir konusu olması, müspet ilim öğrenen biri olarak benim ilgimi çekmeyi başardı.
Hemen karakterlerden bahsedelim. Öncelikle Dr. Temperance Brennan;   nam-ı diğer “Bones” rolüyle Emily Deschanel dizinin başrol oyuncusu olarak karşımıza çıkıyor. Daha önce bahsettiğim My Sister&#8217;s Keeper  filminde de kısa bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-466 alignleft" title="bones" src="http://www.uyuyang.com/wp-content/uploads/2009/09/bones.jpg" alt="bones" width="250" height="368" />Bu yaza damgasını vuran dizi benim için <a href="http://www.fox.com/bones/" target="_blank"><span style="color: #ff6600;">Bones</span> </a>dizisi oldu. Dizinin, bilimsel olarak kanıtlanabilir verilerden müteşekkil bir konusu olması, müspet ilim öğrenen biri olarak benim ilgimi çekmeyi başardı.</p>
<p>Hemen karakterlerden bahsedelim. Öncelikle <a href="http://www.fox.com/bones/bios/emily.htm" target="_blank"><span style="color: #ff6600;">Dr. Temperance Brennan;</span></a>  <span style="color: #ff6600;"> </span>nam-ı diğer “Bones” rolüyle Emily Deschanel dizinin başrol oyuncusu olarak karşımıza çıkıyor. Daha önce bahsettiğim <a href="http://www.uyuyang.com/kiz-kardesimin-hikayesimy-sisters-keeper-film-yorumu/" target="_blank"><span style="color: #ff6600;">My Sister&#8217;s Keeper</span>  </a>filminde de kısa bir süre doktor rolüyle ekranda gözüküyor. Hemen beraberinde ortağı olarak <a href="http://www.fox.com/bones/bios/david.htm" target="_blank"><span style="color: #ff6600;">Special Agnet Seeley Booth</span></a> rolüyle David Boreanaz karşımıza çıkıyor. Bu iki ortak birbiriyle fevkalade uyumlu bir şekilde, en çözülmez olayları bile açıklığa kavuşturuyorlar. Ancak o kadar uyumlu olmalarının sebebi birbirlerine karşı besledikleri gizli hisler. Bu hisleri bir türlü gün yüzüne çıkaramıyorlar, o ayrı. Bu anlatılanlarla diğer polisiye dizilerden pek de farklı görünmüyor. Ancak bir kadından beklenmeyecek kadar ruhsuz, duygusuz bir karakter eğer başrol oynuyorsa dizi biraz daha ilginç hale geliyor. Herhangi bir olağanüstü, fizik ötesi varlığa inanmayan Bones bu noktada sürekli Booth ile kapışma halinde. Booth ise dindar olması sebebiyle zaman zaman düşüncelerinden dolayı Bones&#8217;a kızsa da kalbinin derinliklerinde duyduğu sevgi yüzünden onu her zaman affediyor.<span id="more-467"></span></p>
<p>Dizinin olmazsa olmazları sadece Bones ve Booth değil tabii ki. Bones laboratuvarda yardımcıları olarak seçtiği insanlarla birlikte çalışıyor. Hepsinin yeteneği, eğitimi farklı. Bunlardan biri iskeletlerden bilgisayar programı ile yüz taraması gerçekleştirebilen  sanatçı ressam  <span style="color: #ff6600;"><a href="http://www.fox.com/bones/bios/michaela.htm" target="_blank"><span style="color: #ff6600;">Angela Montenegro</span></a></span>, diğeri ise ona sırılsıklam aşık olan<span style="color: #ff6600;"> </span><a href="http://www.fox.com/bones/bios/tj.htm" target="_blank"><span style="color: #ff6600;">Dr. Jack Hodgins</span></a>. Hodgins bir toprak bilimci. Her maddenin kaynağı ve nerelerde bulunduğunu tespit ederek cinayet yerini belirliyor. Angela&#8217;yı melez güzeli Michaela Conlin, Hodgins&#8217;ı T.J. Thyne canlandırıyor. Bir de Zack var ki “Bones” ile duygusuyluk konusunda yarışacak olsalar kesinlikle kazanacak kapasiteye sahip bir asistan olarak karşımıza çıkıyor. Yüksek IQ&#8217;su sayesinde  kimse onunla yarışamıyor. Bu sebeple ki “Bones” onun yerine geçebilecek hiç kimseye rastlayamıyor. Zack rolüyle, Eric Millegan&#8217;ı görüyoruz. Bir de diziye sonradan dahil olan <a href="http://www.fox.com/bones/bios/tamara.htm" target="_blank"><span style="color: #ff6600;">Dr. Camille Saroyan</span> </a>rolüyle Tamara Taylor&#8217;ı görüyoruz. Kendisini yine bir çok diziden hatırlayacaksınız.</p>
<p>Diziyi izlerken bir sonraki bölümde ne olacak diyeceğiniz bölümler oldukça az. Bu da diziyi istediğiniz zaman seyredebileceğiniz anlamına geliyor. Ben bütün bir yaza 4 sezonu yayarak izledim. Çok da güzel oldu. Ancak 4.sezon sonunda bittiğini anladığımda yaşadığım hüznü tarif etmem mümkün değil. Yeni sezonu için az bir süre kaldı. 17 Eylül&#8217;de başlıyor. Henüz izlemediyseniz hoş vakit geçirebileceğiniz bir dizi olarak tavsiye edebileceğim diziler arasında yerini aldı. Seyretmeyi düşünenlere iyi seyirler.</p>
<p><a href="http://www.imdb.com/title/tt0460627/" target="_blank"><span style="color: #ff6600;">Imdb Puanı</span></a></p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.uyuyang.com/bones-kemiklerin-anlattiklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sultanahmet’te İftar Vakti</title>
		<link>http://www.uyuyang.com/sultan-ahmette-iftar-vakti/</link>
		<comments>http://www.uyuyang.com/sultan-ahmette-iftar-vakti/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Sep 2009 15:36:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>uyuyang</dc:creator>
				<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[Orucun faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan Bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[Sultanahmet]]></category>
		<category><![CDATA[Sultanahmet'te oruç açmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.uyuyang.com/?p=458</guid>
		<description><![CDATA[
 
 Ertuğrul Özkök Umre anılarını yazar da ben durur muyum? Buyrun size Sultanahmet anılarım&#8230;
Ayların en güzeli Ramazan geldi ve tüm güzelliğiyle, bereketiyle evlerimizi ve kalplerimizi şenlendirdi. Oruç tutmak sıhhattir. İnsanın midesini ve barsaklarını temizlemeye yardımcı olur. Bir sürü tıbbi faydası vardır. Bu konuda ehliyet sahibi olmadığım için daha fazla ileriye gitmeyip sizleri farklı bir konuya yönelteyim. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-full wp-image-459" title="sultan ahmet" src="http://www.uyuyang.com/wp-content/uploads/2009/09/sultan-ahmet.jpg" alt="sultan ahmet" width="400" height="405" /></p>
<p style="text-align: left;"> </p>
<p> Ertuğrul Özkök Umre anılarını yazar da ben durur muyum? Buyrun size Sultanahmet anılarım&#8230;</p>
<p>Ayların en güzeli Ramazan geldi ve tüm güzelliğiyle, bereketiyle evlerimizi ve kalplerimizi şenlendirdi. Oruç tutmak sıhhattir. İnsanın midesini ve barsaklarını temizlemeye yardımcı olur. Bir sürü tıbbi faydası vardır. Bu konuda ehliyet sahibi olmadığım için daha fazla ileriye gitmeyip sizleri farklı bir konuya yönelteyim. Orucun manevi faydasına&#8230;</p>
<p>Oruç tutmak özellikle açlık ile ön plana çıkar. Ancak oruç sadece fiziksel olarak besin ihtiyacını yeterince karşılayamama anlamına gelmez. Aynı zamanda nefsin aç kalmasıdır. Nefsi en sevdiği şeylerden uzak tutmaktır. Tüm şehevi istekleri bir kenara koyabilmek gerekir oruç tutulduğunda ya da en azından buna çaba göstermek gerekir. Sadece aç kalmak orucun farz hükmünü yerine getirmek demektir. Oruçlu insan dilini de korumalı, gıybete yönelmemeli, bu şekilde ruhunu da temiz tutmalıdır. Oruçlu olup da ezan vakti orucunu açmak dünyada yaşanabilecek en güzel anlardan biridir.</p>
<p>İşte bu güzel anı, bir de <span style="color: #888888;">Sultanahmet</span>&#8216;te yaşayalım istedik. Topladık kilimlerimizi ve evde yaptığımız yemeklerimizi, aldık yanımıza, tuttuk Sultanahmet&#8217;in yolunu. Annemlerin de iştirak etmeleriyle keyfim ikiye katlandı. İnsanın anacığının yanında olması bambaşka.<span id="more-458"></span></p>
<p>Bir cumartesi günü olması sebebiyle ülkenin dört bir yanından insanların gelmesiyle kalabalık bir anda 3 katına çıkabiliyormuş bunu da öğrendik o akşam.<br />
Özellikle iftardan sonra çeşitli gösteriler insanın tam Ramazan havasına sokuyor. Bir yükselti şeklinde hazırlanan iki pist üzerinde semazenler vardı. Biri bir uçta diğeri öbür uçta insanların manevi duygularını güçlendiriyorlardı. Semazenler pisti terkettiğinde ise sırayı çocuklar alıp zıp zıp zıpladılar. <img src='http://www.uyuyang.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Bir zaman sonra mehter takımının sesini duyduk. Bütün avluyu baştan başa dolandılar. Diğer yandan uzun tahta bacaklı şovmen. Diğer yanda kaftan ve kavuk giymek için sıraya giren insanlar, annelerinin ellerinden tutup çekiştiren çocuklar, tesbihini de yanına almayı unutmamış bir ninenin kalbinden duyulan &#8220;Subhanallah&#8221; zikri.</p>
<p>E tabi Sultanahmet turistlerin uğrak mekanı. Bol miktarda turist, şu sonlarına geliğimiz yaz aylarında hala ülkemizdeler. Türkiye&#8217;ye gelmek için bu yıl ve önümüzdeki 5-10 yılı tercih eden turistler daha şanslılar. Osmanlı döneminden kalan eserleri görmek için o kadar yolları aşıp geliyorlar üstüne bir de ramazan ayına denk geldiğinde bazı nostaljik gelenekleri canlı olarak görme şansına ulaşıyorlar. Eğer yabancı ülkeden arkadaşınızı Türkiye&#8217;ye davet etmeyi düşünüyorsanız şimdi tam zamanı.</p>
<p>Annemlerle camide birbirimizi kaybedince ablamla soluğu dışarıda aldık. Onlar Teravih Namazı&#8217;nı kılarken biz de kitap fuarını dolaştık. Ablama Peyami Safa&#8217;nın müthiş eseri olan &#8220;Matmazel Noraliya&#8217;nın Günlüğü&#8221;nü aldık. Onun heyecanı beni de heycanlandırdı. Tavsiye ederim okumadıysanız mutlaka okumaya çalışın.</p>
<p>Ayrıca bir kaç tavsiye daha; eğer evden yemek taşımak istemiyorsanız ya da yemek hazırlamaya vaktiniz olmadıysa karnınız doyurmak için bir sürü seçenek var. Çok da pahalı olmayan alternatiflerden birini seçerek de iftar etmeniz mümkün.</p>
<p>Allah hepimizin orucunu kabul etsin. Şimdiden hepinize mutlu bayramlar.</p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.uyuyang.com/sultan-ahmette-iftar-vakti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Final Destination 4(3D)Son Durak 4(3Boyutlu)</title>
		<link>http://www.uyuyang.com/final-destination-4-son-durak-4-3-boyutlu/</link>
		<comments>http://www.uyuyang.com/final-destination-4-son-durak-4-3-boyutlu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2009 03:11:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>uyuyang</dc:creator>
				<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[3 Boyutlu film]]></category>
		<category><![CDATA[3D film]]></category>
		<category><![CDATA[Andrew Fiscella]]></category>
		<category><![CDATA[Bobby Campo]]></category>
		<category><![CDATA[Final Destination 4]]></category>
		<category><![CDATA[Krista Allen]]></category>
		<category><![CDATA[Mykelti Williamson]]></category>
		<category><![CDATA[Nick Zano]]></category>
		<category><![CDATA[Shantel Vansanten]]></category>
		<category><![CDATA[Son Durak 4]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.uyuyang.com/?p=445</guid>
		<description><![CDATA[Hayat ilklerle güzelleşiyor her daim. Yine bir ilki daha geride bıraktım dün gece. 3 boyutlu bir film izledim. Ülkemizde 28 Ağustos 2009, Cuma günü vizyona girecek olan Final Destination 4 (Son Durak 4). Öncesinde çekilmiş olan ilk 3 serisini izlediğim için filmin konusu için çok da kaygılanmıyordum. Bu sefer beni ilgilendiren kısım boyut farkı idi.
Yine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-444 alignleft" title="SON-DURAK" src="http://www.uyuyang.com/wp-content/uploads/2009/08/SON-DURAK.jpg" alt="SON-DURAK" width="300" height="445" />Hayat ilklerle güzelleşiyor her daim. Yine bir ilki daha geride bıraktım dün gece. 3 boyutlu bir film izledim. Ülkemizde 28 Ağustos 2009, Cuma günü vizyona girecek olan Final Destination 4 (Son Durak 4). Öncesinde çekilmiş olan ilk 3 serisini izlediğim için filmin konusu için çok da kaygılanmıyordum. Bu sefer beni ilgilendiren kısım boyut farkı idi.</p>
<p>Yine de kısaca konusuna değinirsek; önsezi yoluyla bir takım anlık görüntüler gören genç erkek oyuncumuz, bu görüntülerde çevresinde bulunan insanların sırasıyla bir felaket sırasında öldüklerini görür. Kendine geldiğinde arkadaşlarını ölmemeleri için ikna etmek zorunda kalır. Ancak ölüm her defasında sinsice yaklaşır ve kader değiştirilemez planını filmdeki kahramanlarımız üzerinde oynar.<span id="more-445"></span></p>
<p>Başrollerini Krista Allen, Bobby Campo, Shantel Vansanten, Andrew Fiscella, Mykelti Williamson, Nick Zano paylaşmaktadır. Yönetmenliğini David R. Ellis&#8217;in yaptığı filmin senaryosunu Eric Bress ve Jeffrey Reddick birlikte kaleme almışlar.</p>
<p>Peki filmin diğer ilk üç seriden farkı nedir diye sorarsanız, öyle size elle tutulur hiçbir şey söyleyemem. Bu filmi şiddetle tavsiye etmeme sebep olacak tekşey 3 boyutlu olması olabilir. Daha önce size <a href="http://www.uyuyang.com/gozluk-sevdasi/" target="_blank"><span style="color: #ff6600;">gözlerimin </span></a>hikayesinden bahsetmiştim değil mi? İşte o yüzden şu şaşı bak şaşırlara bir ömür bile baksam 3 boyutlu resmi görmem mümkün değil. Ama 3 boyutu görebilmek için tek yol şaşı bak şaşırlar değilmiş <img src='http://www.uyuyang.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  3D gözlük ile de bu mümkünmüş. İşte hayatımının ilklerinden biri buydu. 3 boyutlu bir görüntü görebilmek.<br />
Bu yazı film incelemesinden çok 3 boyut hakkında oldu farkındayım. Ama yapacak bir şey yok. Konu bu! Nesnelerin adeta burnununzun dibinde hareket ediyor olması ve elinizi uzatsanız yakalayacakmış hissine kapılmanız filmi oldukça keyifli hale getiriyor. Ancak filmde sanat kaygısı, duygu, hisler daha çok arka plana itiliyor. Hangi sahnede hangi nesne 3.boyutta önem kazanıyor bu daha fazla ön plana çıkmış durumda. Yönetmen de adeta bunu perçinlercesine hemen her sahnede önemli bir nesneyi burnumuzun dibine sokmayı başarmış. Fena da olmamış hani. Ama 3 boyutlu film izlemek bu tür filmler için güzel olsa da şöyle tutkulu bir aşk hikayesini düz camın ardından ya da beyaz perdeye çıplak gözle bakarken izlemek paha biçilemez.</p>
<p>Siz ,siz olun filmin sonlarına doğru karşınıza çıkacak olana yılanı tokatlamaya kalkmayın. (Benim gibi <img src='http://www.uyuyang.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> ) O gerçek değil!</p>
<p><a href="http://thefinaldestinationmovie.com/" target="_blank"><span style="color: #ff6600;">Filmin websitesi/Fragman</span></a><br />
<a href="http://www.imdb.com/title/tt1144884/" target="_blank"><span style="color: #ff6600;">imdb </span></a><span style="color: #ff6600;"><span style="color: #000000;">puanı</span><br />
</span><a href="http://www.sinemalar.com/film/2178/Son-Durak-4-3D/" target="_blank"><span style="color: #ff6600;">sinemalar</span></a></p>
<p>Dip not: Eğer gnçtrkcll&#8217;li iseniz 3D filmlere özel olarak eklenen 2,5 TL fiyat farkını ödemek zorunda değilsiniz.</p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.uyuyang.com/final-destination-4-son-durak-4-3-boyutlu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
