<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" version="2.0">

<channel>
	<title>Wayire Munzur'i * Bir Başka Enerji mümkün ! - İnadına  MUNZUR MUNZUR MUNZUR</title>
	
	<link>http://www.munzurca.com</link>
	<description>Munzuru Munzurca Yaşama...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 20 Jul 2010 07:31:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=1.1 Basic Wp</generator>
		<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/WayireMunzuri" /><feedburner:info xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" uri="wayiremunzuri" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><feedburner:emailServiceId xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0">WayireMunzuri</feedburner:emailServiceId><feedburner:feedburnerHostname xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0">http://feedburner.google.com</feedburner:feedburnerHostname><item>
		<title>Grup Munzur üyelerine 10 ay hapis cezası</title>
		<link>http://www.munzurca.com/grup-munzur-uyelerine-10-ay-hapis-cezasi/</link>
		<comments>http://www.munzurca.com/grup-munzur-uyelerine-10-ay-hapis-cezasi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Jul 2010 07:31:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tija_Sodiri</dc:creator>
				<category><![CDATA[*Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Ercan Duman]]></category>
		<category><![CDATA[Grup Munzur]]></category>
		<category><![CDATA[Mahir Çelebi]]></category>
		<category><![CDATA[Özlem Gerçek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.munzurca.com/?p=1812</guid>
		<description><![CDATA[Tunceli&#8217;nin Hozat İlçesi&#8217;nde düzenlenen bir konser etkinliğinde ‘Lexin Gerilla’ adlı Kürtçe türkü söyleyen Grup Munzur üyelerine ‘örgüt propagandası’ yaptıkları gerekçesiyle 10 ay hapis cezası verildi. 6 Haziran 2008 tarihinde Tunceli’nin Hozat İlçesi’nde düzenlenen bir konser etkinliğinde söyledikleri şarkı ve yaptıkları konuşma gerekçe gösterilerek haklarında dava açılan Grup Munzur üyelerinin her biri için Malatya 3. Ağır [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" rel="attachment wp-att-1813" href="http://www.munzurca.com/grup-munzur-uyelerine-10-ay-hapis-cezasi/grup_munzur/"><img class="alignleft size-full wp-image-1813" title="grup_munzur" src="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/grup_munzur.jpg" alt="" width="318" height="238" /></a><strong><a href="http://www.munzurca.com/K/tunceli/" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with tunceli">Tunceli</a>&#8217;nin Hozat İlçesi&#8217;nde düzenlenen bir konser etkinliğinde ‘Lexin Gerilla’ adlı Kürtçe türkü söyleyen Grup Munzur üyelerine ‘örgüt propagandası’ yaptıkları gerekçesiyle 10 ay hapis cezası verildi.</strong></p>
<p>6 Haziran 2008 tarihinde <a href="http://www.munzurca.com/K/tunceli/" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with tunceli">Tunceli</a>’nin Hozat İlçesi’nde düzenlenen bir konser etkinliğinde söyledikleri şarkı ve yaptıkları konuşma gerekçe gösterilerek haklarında dava açılan Grup Munzur üyelerinin her biri için Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 10’ar ay hapis cezası verildi.</p>
<p><strong>Mahkeme’nin bilirkişi kriteri: ‘Emniyette çalıştığı için bu işlerden anlar’</strong></p>
<p>Mahkemenin söz konusu şarkının Türkçe’ye çevrilmesi için görevlendirdiği bilirkişiyi atarken ifade ettiği kriter ise oldukça ilginç. Davanın en önemli gerekçesi olarak öne sürülen müzik eserinin Türkçe’ye çevrilmesi görevi ‘bilirkişi’ sıfatıyla bir polis memuruna verilmiş. Mahkeme heyetinin bu kararına gerekçe olarak sunduğu, dava dosyasına da geçen aynen şöyle: “Emniyet’te çalıştığı için bu işlerden anlar.”</p>
<p><strong>‘Bilirkişi&#8217;, bildiği işi yapıyor</strong></p>
<p>Emniyet’te çalışanların çoğunlukla hangi işlerden anladığı hepimizin malumu… Kürtçe dilinden hiç anlamadığı ortaya çıkan ‘bilirkişi’, haliyle mahkeme heyetinin de vurguladığı gibi ‘bildiği işi’ yapıyor. Bilirkişinin dava dosyasındaki çevirisi ile “İstanbul Kürt Enstitüsü” tarafından yapılan çeviri karşılaştırıldığında ‘bilirkişi’nin ne bildiği ortaya çıkıyor. Bilirkişi sadece şu 4 kelimeyi ‘tutturabilmiş’: ‘Gerilla’, ‘vurun’, ‘Kürdistan’ ve ‘kurbanım’.<br />
Grup Munzur üyelerinden Özlem Gerçek’in konuşması ve grubun seslendirdiği ‘Lexin Gerilla’ adlı Kürtçe şarkı karara gerekçe olarak gösterildi. Mahkeme söz konusu Kürtçe türkü ve Grup Munzur solisti Özlem Gerçek’in sahnede dile getirdiği “Bu türküyü dağlarda, barikatlarda, tarlalarda, ovalarda, devrim ve özgürlük mücadelesinde şehit verdiğimiz nice halk çocukları için okumak istiyoruz.” ifadeleri ile örgüt propagandası yapıldığına karar verdi.<br />
Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından grup üyeleri Özlem Gerçek, Mahir Çelebi ve Ercan Duman hakkında 10 ay hapis cezası verildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.munzurca.com/grup-munzur-uyelerine-10-ay-hapis-cezasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hozat Festival Programı Belli Oldu</title>
		<link>http://www.munzurca.com/hozat-festival-programi-belli-oldu/</link>
		<comments>http://www.munzurca.com/hozat-festival-programi-belli-oldu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Jul 2010 15:35:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tija_Sodiri</dc:creator>
				<category><![CDATA[*Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Baran]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Cemal Zülfikar]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Uğur]]></category>
		<category><![CDATA[Cafer Demir]]></category>
		<category><![CDATA[cevdet konak]]></category>
		<category><![CDATA[DEDEF]]></category>
		<category><![CDATA[Emre Saltık]]></category>
		<category><![CDATA[Grup Haykırış]]></category>
		<category><![CDATA[Grup Munzur]]></category>
		<category><![CDATA[Grup Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[hozat belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[LAz Marks]]></category>
		<category><![CDATA[Munzur Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Sağ]]></category>
		<category><![CDATA[şerafettin halis]]></category>
		<category><![CDATA[şükrü aslan]]></category>
		<category><![CDATA[Turgut Öker]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.munzurca.com/?p=1803</guid>
		<description><![CDATA[29 Temmuz- 1 Ağustos tarihleri arasında kutlanacak olan “10. Munzur Kültür ve Doğa Festivali”nin Hozat programı 31 Temmuz’da Hozat merkezinde gerçekleştirilecek çeşitli etkinliklerle kutlanacak. Hozat festival programı, Hozat Belediyesi Halk Kütüphanesi’nde Belediye Başkanı Cevdet Konak, belediye meclis üyeleri, il genel meclis üyeleri, demokratik kitle örgüt temsilcileri, esnaflar odası başkanı, Hozat Muhtarlar Derneği temsilcilerinin ve ilçe [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" rel="attachment wp-att-1804" href="http://www.munzurca.com/hozat-festival-programi-belli-oldu/hozat-festival-programi-2010/"><img class="alignleft size-full wp-image-1804" title="hozat-festival-programi-2010" src="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/hozat-festival-programi-2010.jpg" alt="" width="250" height="190" /></a><strong>29 Temmuz- 1 Ağustos tarihleri arasında kutlanacak olan “10. Munzur Kültür ve Doğa Festivali”nin Hozat programı 31 Temmuz’da Hozat merkezinde gerçekleştirilecek çeşitli etkinliklerle kutlanacak.</strong></p>
<p>Hozat festival programı, Hozat Belediyesi Halk Kütüphanesi’nde Belediye Başkanı Cevdet Konak, belediye meclis üyeleri, il genel meclis üyeleri, demokratik kitle örgüt temsilcileri, esnaflar odası başkanı, Hozat Muhtarlar Derneği temsilcilerinin ve ilçe halkının katıldığı bir toplantı ile kamuoyuna açıklandı. Cevdet Konak tarafından yapılan açıklamada “Kimliğimiz, kültürümüz, dilimiz, inancımız ve Munzurumuz ile özgürleşelim” ana temasına vurgu yapılarak, birliğimiz gücümüz, gücümüz geleceğimizdir mesajına yer verildi.</p>
<p><strong>Hozat Festival programı şöyle: </strong></p>
<p><strong>10. MUNZUR KÜLTÜR ve DOĞA FESTİVALİ</strong></p>
<p><strong>HOZAT İLÇESİ PROGRAMI</strong></p>
<p><strong>31 TEMMUZ (CUMARTESİ) 2010</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>DERSİMDE İKİNCİ 38 ‘e HAYIR</strong></p>
<p><strong>KİMLİĞİMİZ, KÜLTÜRÜMÜZ, DİLİMİZ, İNANCIMIZ ve MUNZURUMUZ İLE ÖZGÜRLEŞELİM</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>08. 00                    : Dersim’ den Hareket (Otogar) </strong></p>
<p><strong>09. 30                    : Karşılama ( Hozat-Ovacık Yol Ayrımı)</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">BELEDİYE DÜĞÜN SALONU KÜLTÜR SANAT ETKİNLİĞİ</span></strong></p>
<p><strong>12.00-18.0</strong><strong> </strong><strong>: Muzaffer ORUÇOĞLU Resim Sergisi</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>12.00-19.0</strong><strong> </strong><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">BELEDİYE PARKINDAKİ ETKİNLİKLER</span></strong></p>
<p><strong>10.00- 12.00        : Kahvaltı </strong></p>
<p><strong>12.00-14.00         : Dinleti: Bülent ŞENGÜL ve Misafir Sanatçılar</strong></p>
<p><strong>14.00-15.00         : Tiyatro: Laz Marks (Can Şenliği Oyuncuları)</strong></p>
<p><strong>15.00-17.00         : Panel: Osmanlı’dan Günümüze Dersim Tarihi</strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Katılımcılar<br />
</span></strong><strong>Moderatör: Yalçın ÇAKMAK (Hacettepe Üniv. Tarih Böl. Y. L)</strong></p>
<p><strong>Dr. Şükrü ASLAN (Mimar Sinan Üniv. Sosyoloji Bölümü)</strong></p>
<p><strong>Turgut ÖKER (Avrupa Alevi Birl. Konfederasyonu Genel Başk.)</strong></p>
<p><strong>Aziz UĞUR (Yazar)</strong></p>
<p><strong>Cafer DEMİR (Yazar)</strong></p>
<p><strong>Ali Cemal ZÜLFİKAR (Avukat)</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">AKŞAM PROGRAMI</span></strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">YER: CUMHURİYET MEYDANI</span></strong></p>
<p><strong>17.00-17.30         : Hozat Muhtarlar Derneği Açılışı</strong></p>
<p><strong>18.00- 18.30        : İdil Tiyatro Atölyesi</strong></p>
<p><strong>18.30- 19.00        : Grup VARVARA</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Konuşmacılar</span></strong></p>
<p><strong>Hozat Belediye Başkanı Cevdet KONAK</strong></p>
<p><strong>Dersim Milletvekili Şerafettin HALİS</strong></p>
<p><strong>DEDEF Temsilcisi</strong></p>
<p><strong>Demokratik Kitle Örgütleri Adına Temsilci</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>19.00- 24.00        : </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Konser Programı</span></strong></p>
<p><strong>Emre SALTIK</strong></p>
<p><strong><a href="http://www.munzurca.com/K/grup-yorum/" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with Grup Yorum">Grup YORUM</a></strong></p>
<p><strong>Grup MUNZUR</strong></p>
<p><strong>Grup HAYKIRIŞ, </strong></p>
<p><strong><a href="http://www.munzurca.com/K/ali-baran/" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with Ali Baran">Ali BARAN</a></strong></p>
<p><strong>Pınar SAĞ</strong></p>
<p><strong>Ayfer DÜZDAŞ</strong></p>
<p><strong>Zuhal</strong></p>
<p><strong>Gökçen KAHRAMAN</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Sunum</span></strong></p>
<p><strong>Mustafa BAKIR (Şair)</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.munzurca.com/hozat-festival-programi-belli-oldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hozat Eğitim &amp; Kültür Haftası</title>
		<link>http://www.munzurca.com/hozat-egitim-kultur-haftasi/</link>
		<comments>http://www.munzurca.com/hozat-egitim-kultur-haftasi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Jul 2010 12:42:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tija_Sodiri</dc:creator>
				<category><![CDATA[*Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Arin İnan Arslan]]></category>
		<category><![CDATA[Belgin Cengiz]]></category>
		<category><![CDATA[Ercan Topaç]]></category>
		<category><![CDATA[Eyüp Hanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Helin şahin]]></category>
		<category><![CDATA[hozat]]></category>
		<category><![CDATA[hozat belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hozat etkinlik & kültür haftası]]></category>
		<category><![CDATA[Musa Çimen]]></category>
		<category><![CDATA[TIRAM]]></category>
		<category><![CDATA[Umut Akar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.munzurca.com/?p=1795</guid>
		<description><![CDATA[İsveç Alevi Kültür Merkezi ve TIRAM Gençlik Kültür &#38; Sanat Derneği yönetiminde; Hozat Belediyesi ve Uluslararası Olof Palme Merkezi’nin katkılarıyla… PROJE HAKKINDA (GENEL) 2007 yılında İsveç Alevi Kültür Merkezi’nin, Olof Palme Merkezi’ne sunduğu projenin onaylanmasıyla başlayan proje, Dersim (Tunceli) merkezde 4 yıldır aralıksız sürdürülmektedir. Bugüne kadar verilen eğitim ve seminerlere başta İsveç olmak üzere Almanya, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" rel="attachment wp-att-1796" href="http://www.munzurca.com/hozat-egitim-kultur-haftasi/xozat-egitim/"><img class="alignleft size-full wp-image-1796" title="XOZAT EGİTİM" src="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/XOZAT-EGİTİM.jpg" alt="" width="200" height="308" /></a>İsveç Alevi Kültür Merkezi ve TIRAM Gençlik Kültür &amp; Sanat Derneği yönetiminde;<br />
Hozat Belediyesi ve Uluslararası Olof Palme Merkezi’nin katkılarıyla…</p>
<p><strong>PROJE HAKKINDA (GENEL)</strong></p>
<p>2007 yılında İsveç Alevi Kültür Merkezi’nin, Olof Palme Merkezi’ne sunduğu projenin onaylanmasıyla başlayan proje, Dersim (<a href="http://www.munzurca.com/K/tunceli/" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with tunceli">Tunceli</a>) merkezde 4 yıldır aralıksız sürdürülmektedir. Bugüne kadar verilen eğitim ve seminerlere başta İsveç olmak üzere Almanya, Fransa, Avusturya, Latin Amerika, Türkiye ve daha bir çok ülkeden katılımcı dahil oldu ve yapılan çalışmalardan, Dersim’de bulunan 8-25 yaş aralığındaki yüzlerce genç yararlandı.</p>
<p>Bu çalışmalarda gençler, kendilerine ait bağımsız bir gençlik organizasyonuna ihtiyaç duyduklarını, bunun için kendilerine ait platformlar ve mekân istediklerini dile getirdiler. Gençlerin Dersim bölgesindeki uyuşturucu bağımlılığı, çeteleşme, özgüven sorunu, kültürel ve eğitim olanaklarının kısıtlılığı ve işsizlik gibi sorunlarına dikkat çektiler ve bu sorunların çözümünde kendi rollerini arttırmak istediklerini de belirttiler.</p>
<p>Proje yönetimi, gençlerin talepleri doğrultusunda onlara destek oldu ve 2010 yılı başlarında Dersim’de TIRAM Gençlik Kültür ve Sanat Derneği kuruldu. Derneğin başlıca amacı; öncelikle Dersim ve çevresindeki gençlere kendilerini ifade edebilecekleri ve inisiyatiflerini geliştirebilecekleri platformlar yaratmak, gençleri eğitime kültüre ve sanata teşvik etmek, gençlere destek olabilecek gençlik destekçileri/danışmanları yetiştirmek ve Türkiye’de gençlik politikasında etkili bir rol oynamaktır. Derneğin bir diğer amacı da yine söz konusu gençlik projesi kapsamında ortaya çıkan gençlik gazetesini geliştirmek ve şu an ekonomik nedenlerden dolayı <a href="http://www.munzurca.com/K/tunceli/" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with tunceli">Tunceli</a>’nin Sesi gazetesinin eki olarak çıkan gençlik ekini, kendi ayakları üzerinde duran bağımsız bir gençlik gazetesine dönüştürmektir. Gençlik gazetesinin temel amacı Dersim ve ilçelerindeki gençler için kendi haberlerini, kendi köşe yazılarını, şiirlerini, fikirlerini yazabilecekleri ve yayabilecekleri bir yazın platformu yaratmaktır.</p>
<p><strong>PROJE HAKKINDA (HOZAT)</strong></p>
<p>2010 yılında projenin geliştirilerek Dersim merkezin yanı sıra ilçelerde de eğitim ve kültür çalışmalarının yapılması karara bağlanmıştı. Bu amaçla ilk pilot çalışma Hozat ilçesinde 20-25 Temmuz tarihleri arasında yapılacaktır.<br />
Hozat’taki çalışmanın temel iki amacı vardır;</p>
<p>Birincisi; <a href="http://www.munzurca.com/K/tunceli/" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with tunceli">Tunceli</a>’nin (Dersim) Hozat ilçesinde yaşayan gençlerin başta kültür ve sanat olmak üzere birçok alanda gelişimine katkı sunmak, motivasyonlarını arttırmak, farklı kültürler arasında diyalog ve özgüvenlerini geliştirmektir.<br />
İkincisi; Dersim merkezdeki gençlerle Hozat’taki gençler arasında verimli bir diyalog kurmak ve 4 yıldır sürdürülen bağımsız gençlik çalışmaları ile gençlik gazetesine Hozat’taki gençleri de istekleri ölçüsünde dahil etmektir.<br />
Yapılacak atölye çalışmalarıyla belirli ilgi alanlarında pratik / uygulanabilir eğitimler hızlandırılmış olarak verilecektir.</p>
<p>Hafta boyunca müzik, fotoğraf, sinema, bilgisayar-grafik, gazetecilik, yazın ve proje geliştirme alanında atölye çalışmaları yapılacak ve projenin son gününde ise tüm katılımcılar ile birlikte bir etkinlik düzenlenecektir. Hozat Belediye Başkanı Cevdet Konak’ın açılışıyla başlayacak etkinlikte, atölye çalışmalarından öğrenilenler sunulacak ve proje neticelendirilecektir.</p>
<p><strong>PROGRAM</strong></p>
<p>Açılış ve Tanışma<br />
Çalışmalara katılacak tüm eğitmenlerle gençlerin buluşup tanışması, eğitimler hakkında bilgilendirme, gençlere danışmanlık ve atölye organizasyonları&#8230;</p>
<p>20 Temmuz 2010, Saat: 14.00 Yer: Belediye Düğün Salonu</p>
<p><strong>ATÖLYE ÇALIŞMALARI &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</strong></p>
<p><strong>1. MÜZİK ATÖLYESİ &#8211; <a href="http://www.munzurca.com/K/umut-akar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with Umut Akar">UMUT AKAR</a> (VİYANA)</strong></p>
<p>Teoride ve pratikte temel müzik ve enstrüman eğitimi.<br />
Müzikle ilgilenen, herhangi bir enstrüman çalan ve temel müzik bilgisi edinmek isteyen herkes bu atölye çalışmasına katılabilir.</p>
<p>Tarih: 20-24 Temmuz 2010, Saat: 14.00<br />
Yer: Belediye Düğün Salonu</p>
<p><strong>2. KAMERA &amp; BELGESEL ATÖLYESİ &#8211; BELGİN CENGİZ (İSTANBUL)</strong></p>
<p>Temel, Kamera kullanım teknikleri, görüntüyle hikaye anlatım teknikleri; kamera, ses, ışık, karakter seçimi, hikaye kurma, kurgu teknikleri ve örnekleriyle belgesel sinema tekniği..<br />
Sinemaya ilgi duyan, amatör düzeyde çekimler ve dökümanter yapmak isteyen veyahut sadece kamera kullanmayı öğrenmek isteyenler bu çalışmaya katılabilirler. Buluşma yeri Hozatspor binası olmakla birlikte bu çalışma dış mekanlarda yürütülecektir.</p>
<p>Tarih: 20-24 Temmuz 2010, Saat: 16.00<br />
Yer: Hozatspor binası</p>
<p><strong>3. FOTOĞRAF ATÖLYESİ &#8211; ARİN İNAN ARSLAN (DERSİM)</strong></p>
<p>Fotoğraf makinası kullanımı ve fotoğraf çekme teknikleri, görüntü belgeleme ve pratik eğitim.<br />
Fotoğraf makinası kullanan / kullanmak isteğinde olan, fotoğraf çekmeye ilgi duyan, çekim tekniklerini merak eden ve fotoğrafçılık alanında gelişmek isteyenler bu çalışmaya katılabilirler.<br />
Fotoğraf atölyesi çalışmaları buluşma yerinde başlayıp, farklı dış mekanlarda sürdürülecektir. Gelenlerin eğer varsa fotoğraf makinelerini yanına almaları rica olunur.</p>
<p>Tarih: 20-24 Temmuz 2010, Saat: 16.00<br />
Yer: Hozatspor binası</p>
<p><strong>4. BİLGİSAYAR &amp; GRAFİK TASARIM ATÖLYESİ &#8211; MUSA ÇİMEN (STRASBOURG)</strong></p>
<p>Temel bilgisayar eğitimi. Bilgisayar ortamında grafik tasarım, Photoshop ile uygulamalı eğitim, foto-montaj ve pratik bilgiler.<br />
Eğitim Hozat Belediye Kütüphanesi’nin 20 kişilik bilgisayar odasında yapılacaktır. Bilgisayar ortamında grafik çalışan, yayıncılığın ve gazeteciliğin bilgisayar ortamındaki süreçlerine ilgi duyan, dijital baskıyla ilgilenen, Photoshop benzeri programlara ilgilenen ve bu alanda kendisini geliştirmek isteyenler bu çalışmaya katılabilirler. Bu çalışmada, katılan öğrencilerle birlikte, aynı zamanda Dersim merkezde kurulan bağımsız gençlik kültür ve sanat derneği ile “Hozat Belediyesi” için logo çalışması yapılacaktır.<br />
Talebin 20 kişiyi aşması halinde öğrenciler iki gruba ayrılacaktır.</p>
<p>Tarih: 20-24 Temmuz 2010, Saat: 16.00<br />
Yer: Belediye Kütüphanesi / Bilgisayar Odası</p>
<p><strong>5. GAZETECİLİK ATÖLYESİ &#8211; ERCAN TOPAÇ (DERSİM)</strong></p>
<p>Bu çalışma kapsamında isteklilere, temel gazetecilik eğitimi; medya ve fotoğraf okuma teknikleri eğitim verilecektir.<br />
Gazetecilik mesleğine ilgi duyan ve bu alanda kendisini geliştirmek isteyen herkes bu çalışmaya davetlidir.<br />
Tarih: 20-24 Temmuz 2010, Saat: 16.00-18.00 arası<br />
Yer: Belediye Kütüphanesi / Okuma Salonu</p>
<p><strong>6. YAZIN ATÖLYESİ &#8211; EYÜP HANOĞLU (İSTANBUL)</strong></p>
<p>Temel yazı, haber, kompozisyon ve makale yazım teknikleri ile belli bir konuda yazı yazmanın incelikleri.<br />
Bu çalışma; eli kalem tutan, yazmayı, duygu ve düşüncelerini yazılı ifade etmeyi seven herkese açıktır. Çalışma kapsamında Hozat ve Hozat’ta yaşayan gençlerin duyguları, sorunları, yaşama bakışları yazı konusu edilecek ve yazılan tüm yazılar, gazetede ve projenin web sitesinde yayımlanacaktır.</p>
<p>Tarih: 21-24 Temmuz 2010, Saat: 14.00-16.00 arası<br />
Yer: Belediye Kütüphanesi / Okuma Salonu</p>
<p><strong>7. PROJE GELİŞTİRME ATÖLYESİ &#8211; HELİN ŞAHİN (STOCKHOLM)</strong></p>
<p>Uluslar arası Palme Merkezi’nin Türkiye sorumlusu Helin Şahin ile proje üretimi ve geliştirme süreci, yaratıcı fikirlerin projelendirilerek hayata geçirilmesi ve uluslararası kurumlardan finans sağlanması konularındaki çalışmada, projemizin de sponsoru olan İsveç Olof Palme Merkezi’nin deneyimleri de aktarılacaktır.;<br />
İki gün sürecek olan bu çalışma yaratıcı fikirleri olan, proje konsepti geliştirmeye ilgi duyan ve bölgesel düzeyde proje üretip hayata geçirmek isteyen herkesin katılımına açıktır.</p>
<p>Tarih: 23-24 Temmuz 2010, Saat: 14.00-16.00 arası<br />
Yer: Belediye Kütüphanesi / Okuma Salonu</p>
<p><strong>8. ETKİNLİK &#8211; Tüm katılımcılar ve öğrenciler (Hozat)</strong></p>
<p>Çalışmalara katılan bütün ekibin, öğrencilerin ve halkın katılacağı son gün etkinliğinde hem müzik yapılacak hem de yapılacak çalışmalar sunulacaktır.</p>
<p>Etkinliğe tüm Hozat halkı davetlidir.</p>
<p>Tarih: 25 Temmuz 2010,Pazar.. Saat: 17.00 veya 19.00,<br />
Yer: Belediye Düğün Salonu</p>
<p><strong>BİLGİ VE KATILIM İÇİN:</strong></p>
<p>Hozat Belediyesi: 0428 &#8211; 561 20 10<br />
Eyüp Hanoğlu: 0530 – 540 07 12<br />
Erkan Bulut: 0535 – 466 84 58</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.munzurca.com/hozat-egitim-kultur-haftasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nerede bu Meclisin Alevileri ?</title>
		<link>http://www.munzurca.com/nerede-bu-meclisin-alevileri/</link>
		<comments>http://www.munzurca.com/nerede-bu-meclisin-alevileri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jul 2010 07:34:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tija_Sodiri</dc:creator>
				<category><![CDATA[*Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim]]></category>
		<category><![CDATA[Kızılbaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[şerafettin halis]]></category>
		<category><![CDATA[tunceli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.munzurca.com/?p=1789</guid>
		<description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığı Teşkilat Yasası dün TBMM’de oylandı. Oylama da sadece bir RET oyu çıktı. Yasaya karşı RET oyu veren tek isim Dersim milletvekili Şerafettin Halis oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı Teşkilat Yasası dün TBMM’de oylandı. Oylama  da sadece bir RET oyu çıktı. Yasaya karşı RET oyu veren tek isim Dersim milletvekili Şerafettin Halis oldu. Mecliste [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" rel="attachment wp-att-1790" href="http://www.munzurca.com/nerede-bu-meclisin-alevileri/attachment/2892/"><img class="alignleft size-full wp-image-1790" title="2892" src="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/2892.jpg" alt="" width="260" height="180" /></a><strong>Diyanet İşleri Başkanlığı Teşkilat Yasası dün TBMM’de oylandı. Oylama  da sadece bir RET oyu çıktı. Yasaya karşı RET oyu veren tek isim Dersim milletvekili Şerafettin Halis oldu. </strong></p>
<div id="text_detail">
<span style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;">Diyanet İşleri Başkanlığı Teşkilat Yasası dün TBMM’de oylandı.<br />
Oylama  da sadece bir RET oyu çıktı. Yasaya karşı RET oyu veren tek isim Dersim milletvekili Şerafettin Halis oldu.</span></p>
<p><span style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;">Mecliste 20’den fazla Alevi milletvekili ve kendisine demokrat laik diyen onlarca milletvekili ise yasaya EVET dedi. </span></p>
<p><span style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;">Halis: Diyanet Alevileri Yok Sayıyor</span></p>
<p><span style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;">Diyanet İşleri Başkanlığına geniş yetkiler veren Teşkilat Yasası TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.<br />
Yasaya karşı tek ‘ret’ oyunu veren  BDP Dersim Milletvekili Şerafettin Halis, “Ben demokrasiye inanan biri olarak, Aleviler ve farklı inanç grupları üzerinde asimilasyonun motor gücü olarak duran bir kuruma ‘evet’ diyemezdim” dedi. </span></p>
<p><span style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;">Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, laiklik ve demokrasi bağlamında bu çağ için Türkiye’nin ihtiyacı olan bir kurum olmadığına inandığını söyleyen Halis, Diyanetin var olan mevcut haliyle insanlar arasında eşit durmadığını, bir tek mezhep ve bir tek inancın hizmetinde olduğunu ve aynı zamanda Aleviler üzerinde asimilasyon aracı olarak da kullanıldığnı söyledi. Diyanet İşleri Başkanlarına, mevcut hükümetlerin, istekleri doğrultusunda talimat verdiklerini öne süren Halis, şöyle dedi: </span></p>
<p><span style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;">“Bu istekler doğrultusunda fetva yayımlıyorlar. Cemevlerinin ibadethane sayılıp sayılmaması konusunda sayın Bardakoğlu devreye girerek, ‘Cemevleri olsa olsa kültürevi, mistikhane olur. Ama ibadethane olamaz. Aleviler Müslümanlıktan kopar’ demişti. Alevilerin Müslüman olarak kalıp kalmamaları veya Müslümanlıktan kopmaları sayın Bardakoğlu’nun haddine mi? Diyanet bir KİT haline geldi. Ben demokrasiye inanan biri olarak, farklı inanç grupları üzerinde asimilasyonun motor gücü olarak duran bir kuruma ‘evet’ diyemezdim. Diyanet kurulduğu dönemde sosyal, siyasal bir ihtiyaca cevap olsa bile, günümüzde ihtiyaca bir cevap değildir. Bu devlet için külfet, demokrasi için engeldir.”</span></p>
<p><span style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;">NWD / Ffm </span></p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.munzurca.com/nerede-bu-meclisin-alevileri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nenem’in Göz Yaşları</title>
		<link>http://www.munzurca.com/nenem%e2%80%99in-goz-yaslari/</link>
		<comments>http://www.munzurca.com/nenem%e2%80%99in-goz-yaslari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Jul 2010 06:15:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tija_Sodiri</dc:creator>
				<category><![CDATA[*Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim Katliyamı]]></category>
		<category><![CDATA[Derssim38]]></category>
		<category><![CDATA[Katliyam]]></category>
		<category><![CDATA[soykırım]]></category>
		<category><![CDATA[Taylan Aydın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.munzurca.com/?p=1783</guid>
		<description><![CDATA[”Bizi, zalimden farklı kılan, ağlamaktır. Çünkü, ağlamak insan oldugunu hatirlamaktır bir yerde”. Birinci kitabımı iki yıl önce çıkarmıştım. Şimdi, ikinci kitabımın son düzeltmelerini yapabilmek için kaldığım şehirden ve evimden bir süreliğine ayrıldım. Bir dostumun yurt dışına çıkması sebebiyle boşalan evinde bir süreliğine kalıp şiir dosyasını bitirmek ile meşgulum. Aynı zamanda yazmak ta olduğum başka bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" rel="attachment wp-att-1784" href="http://www.munzurca.com/nenem%e2%80%99in-goz-yaslari/ceni1_small/"><img class="alignright size-full wp-image-1784" title="ceni1_small" src="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/ceni1_small.jpg" alt="" width="250" height="385" /></a></p>
<p><strong><em>”Bizi, zalimden farklı kılan, ağlamaktır. Çünkü, ağlamak insan oldugunu hatirlamaktır bir yerde”. </em></strong></p>
<p>Birinci kitabımı iki yıl önce çıkarmıştım. Şimdi, ikinci kitabımın son düzeltmelerini yapabilmek için kaldığım şehirden ve evimden bir süreliğine ayrıldım. Bir dostumun yurt dışına çıkması sebebiyle boşalan evinde bir süreliğine kalıp şiir dosyasını bitirmek ile meşgulum. Aynı zamanda yazmak ta olduğum başka bir kitap var. Dersim katliamında yaşanmış trajedilerden yola çıkarak yaşlı bir kadının kısa öyküsünü  kaleme alıyorum. İster istemez konuyla ilgili detaylı araştırmalar ve belgeseller izliyorum. Bunu  diğerlerinden farklılaştıran yaşananların, anlatılanların en küçük ayrıntısına kadar dikkatli izlemem. İnternette bulduğum bütün yazıları  okuyorum, elimdeki kitapları tekrar gözden geçiriyorum, ve  belgeselleri toplayıp anlatılanları defalarca izliyorum.  İşte,  bir gün daha bu uğraşlar arasında kararıyor.</p>
<p>Akşamları  ayrı bir durgunluk sarar beni. İster şairliğime verin, ister mülteciliğime.  Hayat ile barışık ve mutlu  yaşamak, istesemde bir türlü başaramadığım bir konu. Hem mülteci, hem sürgün hem  gurbetçi olarak, emanet aldığım bu uzaklıkları sır olarak yaşamak marifet değildir  elbet. Benimle  aynı duyguları paylaşan bir çok insan olduğunu da  biliyorum. Yılmaz Güney’in söylediği gibi; ’’ hayat bize mutlu olma şansı vermedi <strong>’’…</strong></p>
<p>Fakat,  bu akşamı bende  farklı kılan,  Çayan Demirel’in  hazırladığı belgeselde,  ağlayan yaşlılarımızın gözyaşları, gözbebeklerindeki  o ızdırap, nasırlaşmış  yüzlere  gizlenmiş ölülerin izleri… Ve bu duygusallığın  bir düğüm gibi boğazıma takılıp nefes almamı zorlaştırması.</p>
<p>Bir an,  anlatılan hikayelerin  içinde buluyorum kendimi.  Bir bakıyorum,  karnımı deşen bir süngünün acısıyla yere düşüyorum. Bir bakıyorum,  mitralyoz’un ağzından çıkan kudurmuş kurşunlar  gövdemi parçalıyor  ve vucudum dan kopan etleri kayalara yapıştırıyor. Bir bakıyorum,  üzerime dökülen petrol yağlarıyla ateşe ve küle dönüşüyor bedenim. Bir bakıyorum,  sığındığım bir magara ağzında gazlarla boğuluyorum. Bir bakıyorum,  boynuma,  ayaklarıma takılan kelepçeler ile yalın ayak sürgüne gidiyorum. Bir bakıyorum katiller duymasın diye kundakda ki  bebeğin  ağzını sım sıkı elimle kapayıp boğulmasına sebeb oluyorum.  Hem ölen oluyorum  hem de öldüren…</p>
<p>Sonra,  tekrar  dinlemeye devam ediyorum. Soruyorlar neden? Neden öldürdüler sizleri? Yaşlı kadın soruyu soran adamın gözlerine bakıyor, kamera zoom yapıyor ihtiyarın yüzüne, kadının dudakları, yanakları titriyor,  gözlerindeki acı, keder, hüzün, kin, bir şeyler daha  söylemesini engelliyor… Sadece,  gözlerinin kıyısında iki damla yaş düşüyor yanaklarına ve  ardı sıra ağıdını hıçkıra,  hıçkıra yakıyor…ardından yaşlı bir dede konuşuyor,  ‘’bir mahalle Atatürk mahallesi, biri  inönü, biri Bayer, biri Alpdoğan mahallesi, halbuki ben ‘’unutmak’’ istiyorum. Bu isimleri duydukca otuzsekiz aklıma geliyor’’ unutamıyorum diyor.</p>
<p>Ben, bunları izlerken yüreğim tıkanıyor ellerim titriyor.. daha fazla dinliyemiyorum.. Dedim ya, akşamları ayrı bir durgunluk sarar beni..Balkona çıkıp  bir sigara yaktım,  karanlık bir  köşede hem sigaramı içtim hem ağladım. Biran,  kipriklerimin ucuna birazdan öleceklerinden habersiz  koşuşan çocuklar geldi… Koyunlarını sağan bir kadın…. Ayağının altında ki oduna balta vuran bir adam. Birazdan öleceklerinden habersiz  aş’a tuz katan gelinler….Koca bir ağacın gölgesinde kestiren yaşlı bir ihtiyar. Ağladım..  Aklıma  annemin halen yaşayan nenesi  geldi. O bize çok anlatırdı Otuzsekizi. Kendisi tanık tı o günlere. Hele kış geceleri harıl harıl yanan sobanın etrafında çömelip dinlediğimiz, o katliam günleri… Otuz yaşındayım ve onbeş yıldır uzaktayım. Şu an diyorum, nenemin dizlerine kafamı koyup , saçlarımı okşamasını  isteyebilsem. Bu yitik acılarıma, ızdırabıma elleriyle değebilse… ”Ağlama yavrum, biz sizlerin yerine de çok ağladik” diyebilse.. Çok şey mi istiyorum?</p>
<p>Bizler cesetlerin altında sağ çıkmış, yakılan köylerden kaçıp dağlara gizlenen  o küçük çocukların torunlarıyız. Bizler  tesadüflerin çocuklarıyız. Ne çok öldük halbuki. Ne çok  sürülduk. Savrulduk dünyanın bir çok ülkesine. Kimimiz, Anadolu’nun o kıraç topraklarında,  “tarih öncesi köpeklerin havladığı’’(C.Sureya)<strong><em> </em></strong>zamanlarda  gömüldü, kimimiz şehir  Belediye lerinin  ”kimsesizler” mezarlığında. Kimimiz evlatlık verildik, kimimiz besleme. Geriye kalanlaraysa büyük bir acı miras kaldı. Yani,  ölümlerden geri kalanlarin yaşama armağanı olarak; horlanma, asimilasyon, inkar, imha.</p>
<p>Sonuç olarak tarihin beleklerinde üstü kan ile, toprak ile kaplı bir gerçeği, bir tramvayı, bir soykırımı anlatıyoruz. Kelimeler yitik, cümleler kesik, şiirler yarım kalıyor. Yarım kalıyoruz, sevinçlere, özlemlere, yurdumuza. Zaman geçiyor, zaman deşiyor, zaman dişliyor yaralarımızı.</p>
<p>Ve biz,  halen  o  ‘’tarih öncesi köpeklerin havladığı’’ zamanlarda yaşıyoruz…</p>
<p>…. Ey zaman!</p>
<p>Tarihe geç yazılmış zaman!</p>
<p>Umarsız bir esintiyle düşlerimizi kıran.</p>
<p>Takvimlerde eğreti duran zaman!</p>
<p>Ölüp ölüp duruyoruz kapında,</p>
<p>Acımızı bir soran olmadan!</p>
<p>(Şiir ‘’Kalbimin Doğusu’’ adlı  kitap tan)</p>
<p><strong>Taylan Aydin</strong></p>
<p><a href="http://www.taylanaydin.info/" target="_blank">www.taylanaydin.info</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.munzurca.com/nenem%e2%80%99in-goz-yaslari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rize Belediye Başkanına Dersimli Kadınlardan Protesto</title>
		<link>http://www.munzurca.com/rize-kelediye-baskanina-dersimli-kadinlardan-protesto/</link>
		<comments>http://www.munzurca.com/rize-kelediye-baskanina-dersimli-kadinlardan-protesto/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jul 2010 13:17:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tija_Sodiri</dc:creator>
				<category><![CDATA[*Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Edibe Şahin]]></category>
		<category><![CDATA[Halin Bakırcı]]></category>
		<category><![CDATA[Nevin Balta]]></category>
		<category><![CDATA[Rize belediye başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Tunceli Belediyesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.munzurca.com/?p=1772</guid>
		<description><![CDATA[Dersim  Belediye Başkanı Edibe Şahin’in de destek verdiği ve kendilerine Dersim Kent Kadın Meclisi adını veren bir grup kadın, Sanat Sokağı’nda bir araya gelerek; “Tanrıçanın izdüşümü olalım! Taciz, tecavüz, operasyonlar ve barajlara endi beso” yazılı pankart arkasında, sloganlarla Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan İnsan Hakları Heykeli önüne kadar yürüdü. Burada grup adına bir açıklama yapan Nevin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" rel="attachment wp-att-1773" href="http://www.munzurca.com/rize-kelediye-baskanina-dersimli-kadinlardan-protesto/kadin-basin-aciklamasisiteye/"><img class="size-full wp-image-1773 aligncenter" title="kadın-basın-aciklamasisiteye" src="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/kadın-basın-aciklamasisiteye.jpg" alt="" width="400" height="244" /></a></p>
<p>Dersim  Belediye Başkanı Edibe Şahin’in de destek verdiği ve kendilerine Dersim Kent Kadın Meclisi adını veren bir grup kadın, Sanat Sokağı’nda bir araya gelerek; “Tanrıçanın izdüşümü olalım! Taciz, tecavüz, operasyonlar ve barajlara endi beso” yazılı pankart arkasında, sloganlarla Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan İnsan Hakları Heykeli önüne kadar yürüdü.</p>
<p>Burada grup adına bir açıklama yapan Nevin Balta, tanrıça kültüründen gelen kadınlara dayatılan kimliksizliğe, asimilasyona karşı örgütlü mücadelelerini yükselme sözü verdikten sonra, “Toplumda yaşanan her taciz ve tecavüz olayında hep kadın suçlu bulunmuştur. Hatta çocuklara yönelik bu tür istismarlarda dahi ebeveyn değil, sadece anne suçlu bulunmuştur. Aslında yapılan kadın üzerinde başlatılıp tüm toplum tecavüze uğramaktadır” dedi.</p>
<p>Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı’nın Kürt sorununun çözümü için ikinci eşlerin Güneydoğu’dan alınsın yönündeki açıklamalarına tepki gösteren <a href="http://www.munzurca.com/K/tunceli/" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with tunceli">Tunceli</a> Belediye Başkanı Edibe Şahin, “Ak Parti’nin Kürt sorununa yüzeysel yaklaşımının bir örneği olarak, Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı’nın yaptığı açıklamayı her kesin duyduğunu, bu yaklaşımın kadınlara, doğaya ve Kürt sorununa ne kadar düzeysiz yaklaşıldığının bir örneği olduğunu dile getirerek, “Bu başkan Kürt sorunu gibi ciddi bir sorunu, iki kadın alarak hasım değil, hısım olarak çözülebileceğini söylemiştir. Bu kadar gerici bir noktadan beslenerek bu soruna çözüm getireceğini söylüyor. Bu tavrı kınıyor, böyle bir kültürü Türk ve Kürt kadınları olarak kabul etmiyoruz. Bu başkanla ilgili de suç duyurusunda bulunacağız” dedi.</p>
<p>Açıklamanın ardından kadınların beraberinde getirdikleri mumları yakarak İnsan Hakları Anıtına bıraktı.</p>
<p>Kadınlar tarafından düzenlenen eyleme erkekler de destek verdi.</p>
<p><strong>Kaynak: Tuncelininsesi gazetesi</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.munzurca.com/rize-kelediye-baskanina-dersimli-kadinlardan-protesto/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Munzur Festivalinin Tarihi Netleşti</title>
		<link>http://www.munzurca.com/munzur-festivalinin-tarihi-netlesti/</link>
		<comments>http://www.munzurca.com/munzur-festivalinin-tarihi-netlesti/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jul 2010 07:56:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tija_Sodiri</dc:creator>
				<category><![CDATA[*Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[DEDEF]]></category>
		<category><![CDATA[Edibe Şahin]]></category>
		<category><![CDATA[munzur]]></category>
		<category><![CDATA[Munzur Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Özkan Tacer]]></category>
		<category><![CDATA[Tunceli Belediyesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.munzurca.com/?p=1753</guid>
		<description><![CDATA[Bu yıl 10.’su düzenlenecek olan Munzur Kültür ve Festivaliyle ilgili tertip komitesi tarafından bir açıklama yapıldı. Tunceli Belediyesi’nde düzenlenen açıklamayı, 11 kişilik festival tertip komitesi adına Belediye Başkanı Edibe Şahin okudu. Açıklamayla her yıl büyük coşku ve heyecanla kutlanan festivalin startını verdiklerini belirten Belediye Başkanı Edibe Şahin, “Belediyemiz öncülüğünde, sivil toplum örgütlerimiz, demokratik kitle örgütleri, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4><strong><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" rel="attachment wp-att-1754" href="http://www.munzurca.com/munzur-festivalinin-tarihi-netlesti/festival-programisiteye/"><img class="size-full wp-image-1754 alignleft" title="festival-programisiteye" src="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/festival-programisiteye.jpg" alt="" width="278" height="224" /></a></strong>Bu yıl 10.’su düzenlenecek olan Munzur Kültür ve Festivaliyle ilgili tertip komitesi tarafından bir açıklama yapıldı.</h4>
<p><a href="http://www.munzurca.com/K/tunceli-belediyesi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with Tunceli Belediyesi">Tunceli Belediyesi</a>’nde düzenlenen açıklamayı, 11 kişilik festival tertip komitesi adına Belediye Başkanı Edibe Şahin okudu.</p>
<p>Açıklamayla her yıl büyük coşku ve heyecanla kutlanan festivalin startını verdiklerini belirten Belediye Başkanı Edibe Şahin, “Belediyemiz öncülüğünde, sivil toplum örgütlerimiz, demokratik kitle örgütleri, sendikalar, siyasi partiler ve meslek örgütlerimizin emek ve katkılarıyla gerçekleştireceğimiz Munzur Kültür ve Doğa Festivalinin, tarihi, konsepti ve şiarı yaptığımız ortak toplantılar sonucu netleşti” dedi.</p>
<p>29-30-31 Temmuz ve 1 Ağustos 2010 tarihlerinde gerçekleşecek olan Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin şiarını “Dilimiz, Kültürümüz, İnancımız ve Munzurumuzla Özgürleşelim” olarak belirledik diyen Şahin, “Festivalimizin konseptini tarihimizin, kültürümüzün, inancımızın ve doğamızın ön plana çıkarıldığı farklı kültürlerle buluşturacağı bir organizasyonla gerçekleştireceğiz” diye konuştu.</p>
<p><strong>Başkan Şahin, “Festivalin iki günü kadın ve çevreye ayrıldı”</strong></p>
<p>10. Munzur Kültür ve Doğa Festivalinin bir gününün kadına bir gününü de çevreye ayırdıklarını belirten Belediye Başkanı Edibe Şahin, “Festivalin bir gününü tamamen kadın etkinlikleri, bir gününü de çevre etkinliklerine ayırdık” dedi.</p>
<p>Festival programını sadeleştirdiklerini kaydeden Şahin, “Program yoğunluğunda bu yıl bir sadeleştirmeye gitme ihtiyacı hissettik. Bundaki amacımız gelen konuk ve hemşehrilerimizin doğamızla buluşma ve tanımalarına zaman oluşturma yine misafirlerimizin programları koşuşturmadan takip edebilmelerini sağlamayı hedefledik” diye konuştu.</p>
<p>Başkan Şahin, en geç 10 güne kadar festival programının içeriğinin de netleşeceğini sözlerine ekledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.munzurca.com/munzur-festivalinin-tarihi-netlesti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Başbakan’ın İdeolojisi – Cevdet Konak</title>
		<link>http://www.munzurca.com/basbakanin-ideolojisi-cevdet-konak/</link>
		<comments>http://www.munzurca.com/basbakanin-ideolojisi-cevdet-konak/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Jun 2010 07:27:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>XIDIR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Politik]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[başbakan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[cevdet konak]]></category>
		<category><![CDATA[cevdet konak hozat]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim]]></category>
		<category><![CDATA[hozat]]></category>
		<category><![CDATA[ideoloji]]></category>
		<category><![CDATA[radikal]]></category>
		<category><![CDATA[radikal 2]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.munzurca.com/?p=1741</guid>
		<description><![CDATA[İsrail&#8217;e sert tepki gösteren ve bu çıkışını Türkiye iç siyasetinde AKP&#8217;ye karşı oluşan kamuoyunu, kendi lehine çevirmek için kullanan Başbakan, en az eleştirdiği muhalefet kadar ideolojik // Ahmet İnsel, Radikal 2’nin geçen haftaki sayısında (13 Haziran 2010) kaleme aldığı “Erdoğan’ın mutlak doğruları” adlı yazısında, başbakanın tarihsel olaylara yaklaşımındaki tarafgirliğini tartışırken, yıllardan beri görmezden gelinen bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_1744" class="wp-caption alignleft" style="width: 227px"><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/atma-recep.jpeg" rel="shadowbox[post-1741];player=img;"><img class="size-full wp-image-1744" title="atma-recep" src="http://www.munzurca.com/wp-content/uploads/atma-recep.jpeg" alt="Eleştirileri, “ideolojik olmakla” itham eden Başbakan’ın kendisi ideolojik değil mi?" width="217" height="240" /></a><p class="wp-caption-text">Eleştirileri, “ideolojik olmakla” itham eden Başbakan’ın kendisi ideolojik değil mi?</p></div>
<p>İsrail&#8217;e sert tepki gösteren ve bu çıkışını Türkiye iç  siyasetinde AKP&#8217;ye karşı oluşan kamuoyunu, kendi lehine çevirmek için  kullanan Başbakan, en az eleştirdiği muhalefet kadar ideolojik</p>
<p><script type="text/javascript">// <![CDATA[
              document.write();
// ]]&gt;</script></p>
<p>Ahmet İnsel, <a href="http://www.munzurca.com/K/radikal/" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with radikal">Radikal</a> 2’nin geçen  haftaki sayısında (13 Haziran 2010) kaleme aldığı “Erdoğan’ın mutlak  doğruları” adlı yazısında, başbakanın tarihsel olaylara yaklaşımındaki  tarafgirliğini tartışırken, yıllardan beri görmezden gelinen bir konuyu  gündeme getiren ilk işaret fişeğini de attı. İnsel tarafından ele alınan  bu mesele, bizler için, hiç de yabana atılmayacak bir gerçekliğe işaret  eder. Bir sosyal bilimler disiplini olan tarihin, başbakan tarafından  ideolojik bir argüman olarak çarpıtılmasına tanık olmamak ne yazık ki  elde değil. Üstelik de, muhalefet tarafından, her defasında kendisine  yöneltilen eleştirileri, solu kastederek “ideolojik olmakla” itham eden  başbakanın, bugün en büyük ideolojik tarafgirliği sergilediği artık gün  gibi ortada iken!</p>
<p><strong>Tarihin tersinden okunması</strong><br />
Türkiye’nin kronikleşen meselelerinin başında gelen Kürt, Alevi ve  Ermeni sorunları, Türk tarihçiliğinin bilimsel gerçekliğini yitirmesinde  ciddi bir mesele olarak ortada duruyor. Bu bilimsel perspektiften  yoksun tarihçiliğin ve politik dünyanın etki alanı içerisinde şekillenen  toplumsallık da, ne yazık ki bundan nasiplendi. Türkiye’de tarih  yazanların, “Türk tarihini yapanlara koşulsuz bir teslimiyeti” söz  konusu. Bu teslimiyet aynı zamanda, üstü kapalı olarak -kimi zaman da  açıktan- geçmişte gerçekleştirilenleri bugün de onaylamak anlamına  geliyor.<br />
Unutulmamalı ki, “Her coğrafya ve topluluk tarihle veya tarihiyle  kendine göre ilişki kurar. Bazıları bunu normalleştirmesini bilir.  Medeni, entelektüel veya akademik bir fikir tartışmasına indirgeyerek  ‘bilgi âlemi’ ile daha demokratik, düzeyli ve saygılı bir ilişki kurmayı  başarır. Kimi coğrafyalarda ise tarihle bugün o derece iç içe geçmiştir  ki, ‘gerçeklik duygusu’nun yitirilmesine yol açar. Türkiye’nin durumu  biraz buna benziyor.” (Oktay Özel, Dün Sancısı, s.14) Bugün Türkiye’nin  böyle bir ahval içerisinde olmadığını -birkaç istisna dışında- kim iddia  edebilir?</p>
<p><strong>Peynir “gemiciği” </strong><br />
Geçmişin bilgisine ulaşılmasında ne yazık ki gerekli olanaklara sahip  olmayan Türkiye halkının bu eksikliğini, politik maniplasyonlarla her  daim diri kılmak gibi bir durum söz konusuyken, başbakanın sürekli bu  muhtevada beyanlarda bulunmasını nasıl ele almak gerekli? Bu soruya  cevabımız, başbakanın da iliklerine kadar, bal gibi “ideolojik olduğu”  yönündedir. Kanaatimize göre, hem İsrail karşıtı çıkışlarıyla, hem  Ortadoğu politikasında bir aktör haline gelmek adına hem de bu durumu  Türkiye iç siyasetinde oluşan kamuoyunu kendi lehine çevirme adına yapan  başbakan, en az eleştirdiği muhalefet kadar ideolojik. Özellikle de  Müslümanlığı ve Türklüğü merkeze alarak, dünya üzerinde gerçekleştirilen  tüm kötülüklerin faturasını onların dışındaki inanç ve milletlere  çıkaran bir başbakanın, kendi içerisinde sahip olduğu tutarsızlığı  sergilemesi açısından, İnsel tarafından kaleme alınan yazıdaki çarpıcı  örneklere bakılmasını şiddetle tavsiye ediyoruz. Bunların yanı sıra  başbakan tarafından sarf edilen birkaç açıklamanın, dile getirmek  istediğimiz meramımızı destekleyeceğini düşündüğümüz için, onlara da yer  vererek, tartışmamızı bu eksen üzerinden yürütmek en iyisi.<br />
Bunlardan ilki, geçtiğimiz günlerde Zonguldak’ta meydana gelen grizu  patlamasının sonrasında bölgeyi ziyaret eden başbakanın, kendisine  yönelik gerçekleştirilen protestolarda, protestoculardan biri için  yapmış olduğu açıklamadır. Zira bu açıklama, hiç de yabana atılmayacak  bir mesajı barındırıyor. Başbakanın kendisine yönelik protestolarda  bulunan kişi için söylediği, “Zonguldak ile hiçbir ilgisinin olmadığı,  aslen Sivas-Şarkışla nüfusuna kayıtlı, Ankara doğumlu illegal malum  örgütlerin mensubu olduğu” ibaresi dikkate değer. Kendisine yönelen  tepkileri, öncesinde meydana gelen patlamadan ziyade, birkaç kişinin  provokasyonuna yorumlamanın ideolojikliği bir yana, bu kişi hakkında  verdiği bilgilerin akıllarda meydana getirdiği mesajın geri plandaki  anlamları diğer yana! Diğer bir örnek de, başbakanın Kürt  siyasetçilerine yönelik dile getirdiği, etnik siyaset yaptıkları  “suçlaması”. Bunun bir suç olmadığını ya başbakanın kendisi bilmiyor ya  da bu danışmanlarının gözünden kaçacak kadar masum bir açıklama değil!  Onun çok sevdiği bir kelime ile ifade edecek olursak, “velev ki” Kürtler  etnik siyaset yapıyor, sormazlar mı insana, dertleri nedir de bunu  yapıyorlar diye? Kaldı ki ümmet vurgusu yapan bir başbakanın, Türk  milliyetçiliği yapması da etnik siyaset değil mi? Yoksa bu ülke de her  şeyi yapmaya muktedir olan tek millet olarak, Türkler mi görülüyor?  Sizler, Alevi ve Kürt açılımı yapıyorsanız şayet, bu ortada bir  meselenin olduğunu kabul ettiğiniz anlamına gelir. Bunu kabul ettiğiniz  takdirde de, birileri çıkar o meselenin temsilcisi olarak halk  tarafından kendilerine verilen yetkiyle bu sorunun diline göre siyaset  yapar. Bundan dolayı başbakanın, kendi dışında farklı düşünenleri  “olumsuz bir eleştirellik” ile çeşitli hassas kavramlar üzerinden  eleştirmesi, en büyük ideolojikliğe tekabül eder. Kendisi dışındaki tüm  çevreleri ideolojik olarak suçlayan bir başbakanın, düşünsel anlamda  geri bıraktırılmış bir toplumun en gerici yanlarına seslenerek siyaset  yapması kabul edilebilecek bir şey değil. Zira bu durumun, ülkemiz  açısından sürekli bir potansiyel taşıyan şovenist duyguları harekete  geçirecek kadar tehlikeli olduğu gün gibi ortadayken, aklıselim biri  olarak bu yönde açıklamalar yapmanın ciddi anlamda büyük bir politik  basiretsizlik olduğunu söylemeden de geçemeyeceğiz.<br />
En dar anlamıyla siyaset, nihayetinde bir ideoloji işidir.  İdeolojilerden arındırılmış bir toplum kurmak adına olsa gerek ki,  başbakan tarafından gündeme getirilen bu kavramın kendisi ve onun  bölümleri sürekli olarak hedef gösteriliyor. Anlaşılan o ki başbakan,  cumhuriyetin yaratamadığı sınıfsız, kaynamış toplum projesine diğer  türlü aday oluyor. Üstelik de bunu, “muhafazakâr ideoloji” adına  yaparak! Fakat başbakan ve şürekası bilmeli ki, “ideoloji bir ağız  kokusudur, kimse kendisinde olduğunu bilmez ve hep başkasında olduğunu  sanır” (Tery Eaglaton).</p>
<p><strong>CEVDET KONAK: Dersim, Hozat Belediye Başkanı</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.munzurca.com/basbakanin-ideolojisi-cevdet-konak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayıg, Dersim’in sözlü geleneği</title>
		<link>http://www.munzurca.com/hayig-dersimin-sozlu-gelenegi/</link>
		<comments>http://www.munzurca.com/hayig-dersimin-sozlu-gelenegi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Jun 2010 11:31:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>XIDIR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitaplık]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[hayig]]></category>
		<category><![CDATA[hayig kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[kulağında nehir uğultusu]]></category>
		<category><![CDATA[mikail]]></category>
		<category><![CDATA[Mikail Aslan]]></category>
		<category><![CDATA[mikail aslan kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[mikail aslan söyleşi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.munzurca.com/?p=1715</guid>
		<description><![CDATA[Dersim’li sanatçı Mikail Aslan müzik alanındaki çalışmalarını, yazdığı Hayıg isimli kitapla farklı bir alanda sürdürüyor. Sanatçıların kendi alanları dışında ürünler vermesi pek rastladığımız bir durum değil. Kendi alanında başarılı olmuş sanatçılar farklı bir alanda ürettiği çalışmalar ise genelde başarısız olmuştur. Bu anlamda başarılı denebilecek yapıt sayısı sınırlıdır. O yüzdende sanatçılar, kitap denilince hemen anılarını yazmaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dersim’li sanatçı Mikail Aslan müzik alanındaki çalışmalarını, yazdığı Hayıg isimli kitapla farklı bir alanda sürdürüyor.</p>
<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.munzurca.com/hresim/hayig-mikail-aslan.jpg" rel="shadowbox[post-1715];player=img;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1716" title="hayig-mikail-aslan" src="http://www.munzurca.com/hresim/hayig-mikail-aslan.jpg" alt="" width="273" height="385" /></a><br />
Sanatçıların kendi alanları dışında ürünler vermesi pek rastladığımız bir durum değil. Kendi alanında başarılı olmuş sanatçılar farklı bir alanda ürettiği çalışmalar ise genelde başarısız olmuştur. Bu anlamda başarılı denebilecek yapıt sayısı sınırlıdır. O yüzdende sanatçılar, kitap denilince hemen anılarını yazmaya başlar.</p>
<p>Mikail Aslan bu anlamda iyi bir örnek olmaya aday. Müzik alanındaki ses getiren yaratıcı ve başarılı çalışmalarının ardından yazım alanında da iyi bir eserle karşımıza çıkıyor.</p>
<p>Hayıg farklı bir çalışma. Özünde Dersimi ve Kızılbaş-Alevi kültürünün sözlü geleneğini buluyorsunuz. Halklar için önemli olan efsane-destan geleneği günümüzde çok kullanılan bir tarz değil. Hayıg’de bunu yeniden buluyoruz.</p>
<p>Mikail Aslan dağarcığındaki birikimleri kitabına dökmüş. Geçmişten günümüze vurguları şiir tadında yakalayabiliyorsunuz. Kızılbaş-Dersim otantiği kitapta güzel yedirilmiş. Dil sade olduğu kadar felsefi ve Kızılbaş felsefesinin güzelliklerini görebiliyorsunuz. Yine halkın yerel ağzı sırıtmadan yer almış, akıcı bir üslupla şiirsel dil iyi buluşturulmuş.</p>
<p>En önemlisi ise kitap BM raporlarında ölü diller arasında sayılan Zazaca yazılmış. Kitapta Zazaca ve karşılığı olan Türkçe’yi buluyorsunuz. Bu tarzda kitap bildiğim kadarıyla ilk.</p>
<p>Bu yöntemde yazılmış olan Hayıg’de kaybım insanların kolaycılığa kaçıp Zazaca yerine Türkçe’yi tercih etmesi olacaktır. Umarım kolaycılık yerine Zazaca öğrenmeyi tercih eder okuyucu. Bu çok önemli zira Zazaca bu coğrafyanın zenginliği, yok olması hepimizin kaybı olacak.</p>
<p>Eski Yunan ve Mezopotamya destanlarında gördüğünüz tarzla yeniden buluşmak oldukça önemli.</p>
<p>Hayıg Dersim’in bugününe de geçmişten söz söyleyerek eleştiri yapıyor. İnsanın içerisine düştüğü zayıflıkları değişik sözlerle yakalayabiliyorsunuz. Bazen ağaç canı konuşur bazen ise bir bitkinin ağzında eleştirileri almak mümkün.</p>
<p>İnsanın yaşadığı anı değerlendirmesi ancak anlamasıyla mümkündür. İnsan anlamazsa niye yaşadığını da anlamlandıramaz. İnsan yaşadığı doğa ve toplumla iç içe olmak zorundadır yoksa “günahkâr” olur. İşte Hayıg Can konuşuyor:</p>
<p>“Sen bu alemin halinden bahsediyorsun. Bu alem değil mi ki, viran olmuş ev misali bir türlü sıvası tutmaz, ocakta dumanı kesilir. Öyleyse git yan! bak! vicdanın üzerinde bir kazık var. Her şafağın fecrinde kalk. Şafağın ilk ışığını selamladıktan sonra önünde kendini dara çek, sallandır cüsseni o kazıktan. Nehirlerin kenarından kil topla getir, yeni bir harç kar. Düşen canlarından rızalık iste, ruhlarını şad eyle, yan günahkâr!”</p>
<p>“Nefesin, kâinatın nefesiyle bir olduğu oranda bilgelik çeşmesinden içebilirsin. Nefesin, kâinat nefesi ile ters düştüğü an kendi doğana yabancılaşırsın. İşte, gerçeğin sırrı burada gizlidir. Her an farkında olup, kâinatın nefesini içinde dolaştırmaktır özü; ama kâinatın enerjisi kendi içinde sürekli değişir; bu yüzden gerçeğin donu da sürekli değişir…”</p>
<p>Hayıg, can görmüş sorguluyor sorguladıkça anlamlandırıyor ve bizleri uyarıyor. Uyarısını sözün derinliklerinden aktarıyor:</p>
<p>“Bir hayli zaman yandın kavruldun.</p>
<p>Yandıkça öğrendin, dilinin kör düğümü çözüldü.</p>
<p>Nehirlerin kenarından toplayıp getirdiği kil ile</p>
<p>Mazlumların viran olmuş evlerini ne güzel onardın.”</p>
<p>“Birbirine itibar edip yan yana durabilenler,</p>
<p>Birleşerek uzun ömürlü akarlar.</p>
<p>Gün be gün gürleyip çoğalarak,</p>
<p>Hayli zaman beraber döner dururlar.</p>
<p>Başlangıçta kırmızı, beyaz ve boz bulanıktırlar. Ama</p>
<p>Aştıklarında, bir zaman sonra durulanıp,</p>
<p>Berrak renkte karar kılarlar.”</p>
<p>En önemlisi de Hayıg kızgındır. Ellerindekinin kıymetini bilmeyen, kutsallığı, geçmişi sıradanlaştıranlara karşıda haykırıyor:</p>
<p>“Ey ahali! Ey çaresiz sersemler! siz kendinizi mi şaşırdınız, nedir bu haliniz? Kaynağın başında ağlayan, inleyen şu ihtiyarlarınızdan da mı utanmıyorsunuz? Onların gölgesi olmasa ne yaparsınız? Xızır’ın kapısının önündeyiz; kuşun, kurdun, börtü böceğin yuvasını neden tar u mar ediyorsunuz? İçip sarhoş olmak için başka bir yer bulamadınız mı ?”</p>
<p>Hayıg tüm güzelliklerinin yanında eksiklerde taşıyor. Böyle bir çalışmada olmaması gereken imla ve kelime eksikleri var. Yine kitabın genel akışkanlığı kitabın sonlarına konulan öykülerle bir bütünlük oluşturmuyor. Aslında güzel olan bu kısa hikâyeler başlangıçtaki felsefi, şiirsel dille bütünleşmiyor. Tamamlaması için düşünülse de çok örtüşmemiş. Yine bazı bölümlerde akışkanlık kurgudan kaynaklı zayıflıyor. Her şeye rağmen bütünüyle değerlendirildiğinde mutlaka okunması gereken bir kitap Hayıg.</p>
<p><strong>* HAYIG: Farkındalık; ayık ve diri olan (cismin iç sesi, toprağa yakın, sarı renk.)</strong></p>
<p><strong>ERGİN DOĞRU </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.munzurca.com/hayig-dersimin-sozlu-gelenegi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kapitalizmin Kutsal Mekanlarla Harbi</title>
		<link>http://www.munzurca.com/kapitalizmin-kutsal-mekanlarla-harbi/</link>
		<comments>http://www.munzurca.com/kapitalizmin-kutsal-mekanlarla-harbi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Jun 2010 22:59:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>XIDIR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Munzur Vadisi]]></category>
		<category><![CDATA[dersim halkı]]></category>
		<category><![CDATA[dersimliler]]></category>
		<category><![CDATA[kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[kutsal mekanlar]]></category>
		<category><![CDATA[kutsal topraklar]]></category>
		<category><![CDATA[munzur]]></category>
		<category><![CDATA[şükrü aslan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.munzurca.com/?p=1711</guid>
		<description><![CDATA[“Munzur Gözelerinde Türkiye’nin en güzel kür yuvasını kuracağım, güzel bir otel yaptıracağım, dinlenmek isteyen insanlar bu güzel kaynağın başında beş on gün dinlenip tekrar işlerinin başına döneceklerdir”(Abdullah Alpdoğan) 1938 yılında Dersim’deki “Büyük Taarruz” günlerinde arkasında kalabalık bir grupla Munzur Gözelerine gelen, yeni adıyla Tunceli Vilayetinin Valisi Korgeneral Abdullah Alpdoğan, gözelere hayran kalmış ve ilk fırsatta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.munzurca.com/hresim/munnzur.jpg" rel="shadowbox[post-1711];player=img;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1712" title="munnzur" src="http://www.munzurca.com/hresim/munnzur.jpg" alt="" width="500" height="375" /></a>“Munzur Gözelerinde Türkiye’nin en güzel kür yuvasını kuracağım, güzel bir otel yaptıracağım, dinlenmek isteyen insanlar bu güzel kaynağın başında beş on gün dinlenip tekrar işlerinin başına döneceklerdir”(Abdullah Alpdoğan)</em><br />
1938 yılında Dersim’deki “Büyük Taarruz” günlerinde arkasında kalabalık bir grupla Munzur Gözelerine gelen, yeni adıyla <a href="http://www.munzurca.com/K/tunceli/" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with tunceli">Tunceli</a> Vilayetinin Valisi Korgeneral Abdullah Alpdoğan, gözelere hayran kalmış ve ilk fırsatta bu muhteşem doğal güzelliği dünya’ya tanıtmayı tasarlamıştı. Öyle ki dünyanın farklı coğrafyalarından insanlar buraya gelecek bu emsalsiz vak’aya tanıklık edecek, dinlenecek ve yeniden işinin başına dönecekti.</p>
<p>Bu muhteşem doğanın yöre halkı için yüzyıllardır kutsal bir anlamı olduğu valinin pek de umurunda değildi. Alpdoğan’ın o yıllarda Dersim’de bulunma ve aslında vali olma sebebi de bölgenin insandan temizlenmesiydi. Burayı “Türkiye’nin en güzel kür yuvası yapmak” ve fakat yüzyıllardır burada yaşamakta olan halktan temizlemek paradoksu o yıllarda kolaylıkla tartışılamazdı.</p>
<p>Gerçekten de muhteşem doğal güzelliği ile dikkat çeken Munzur Gözeleri bir “Kür Merkezi” olma işlevinin yanı sıra yöre halkının inanç dizgesinde kutsal bir mekan olma işlevselliğine de sahiptir. Gözeler, yüzyıllardır çok çeşitli dinsel pratiklerin mekanıdır ve bu yönüyle kendi sınırlarının ötesinde bir üne sahiptir. Bundan dolayıdır ki Dersim Alevi inanç sisteminin bir tür yerel merkezi olarak ilgi ve merak konusudur. Dersim Aleviliği söz konusu olduğuna göre burası sadece dinsel edimlerin gerçekleştiği bir yer değildir. İnanç alanı dışında kalan bir dizi başka kültürel pratiğe de tanıklık etmektedir.</p>
<p>Geçtiğimiz günlerde (13 Haziran 2010, Pazar günü) <a href="http://www.munzurca.com/K/tunceli/" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with tunceli">Tunceli</a> Üniversitesi’nden genç öğretim elemanları arkadaşlarımızla birlikte ziyaret ettiğimiz bu mekan yanan mumların yarattığı manevi atmosfer kadar her yerden gürül gürül akan suların yanı başında yemek yapan, çay içen, sohbet eden, uyuyan ve bir kenarda kendisiyle baş başa kalmış “çaresiz dertlerine” deva arayan insanların suyla teması gibi kültürel geleneklere de tanıklık ediyordu. Çok kaba bir gözlemle bile Dersim kültürünün özgün niteliklerinden biri olarak bu kutsal mekanlar başka yerlerde olduğu gibi insanların durup dinlenmeden dua ettikleri, ağladıkları, yalvarıp yakardıkları pratiklere değil, daha çok diledikleri, sohbet ettikleri, eğlendikleri, üzüldükleri, kederlendikleri yerler olarak birbirleriyle ilgili görünmeyen ama birbirlerini adeta ahenk içinde tamamlayan çok farklı pratiklere tanıklık etmekteydi. Nitekim birkaç saat kaldığımız gözelerde, aynı köyden Zeynep Hanımın maniler okuması, şarkı söyleyen gençler ve bir kenarda Mitolojiyle ilgili kitap okuyan Çukurova Üniversitesi öğrencisi Dilan’ın görüntüleri bu niteliklerin yüzlerce örneğinden birkaçı olarak belleklerimizde yer etti bile.</p>
<p>Munzur’un bütün öyküsü doğduğu bu alanla sınırlı değildir elbette. Onlarca gözeden süt beyazlığında fışkıran ve toplanarak bu noktadan uzun bir yolculuğa çıkan nehir neredeyse yolunun her bir bölgesinde birer kutsal mekan inşa ederek geçer. Gerçekten de <a href="http://www.munzurca.com/K/tunceli/" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with tunceli">Tunceli</a> kent merkezine kadar yaklaşık 60 kilometrelik bu yolda onlarca kutsal mekan oluşmuştur ve bunların herbiri yüzyıllardır ziyaret edilir.</p>
<p>Bugün ilginç bir durum ortaya çıkmış görünüyor. Bütün bu kutsal mekanların hem nedeni hem de tanığı olan Munzur’un akışını durduracak ve bu kutsal mekanların “tarihe karışması”nı sağlayacak barajlar inşa ediliyor. Bu akılalmaz sürecin ilk örneği olarak tamamlanan Uzunçayır Barajı, söz konusu kutsal mekanlardanGola Çetu’yu çoktan yuttu bile.</p>
<p>Gola Çetu bu yolun <a href="http://www.munzurca.com/K/tunceli/" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with tunceli">Tunceli</a>’deki son durağında yer alıyor. Mayıs ayının son haftasında izleyici olarak katıldığım <a href="http://www.munzurca.com/K/tunceli/" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with tunceli">Tunceli</a> Üniversitesi Bahar Şenlikleri içinde Gola Çetu’yu konu alan bir belgesel gösterilmişti. Belgeselde, yüzyıllara tanıklık eden bu kutsal mekanın sular altında kalmasının öyküsü anlatılıyordu. Mekanın sular altında kalması, gündelik hayatın canlı olduğu ve gözle görülebilir bir alanda gerçekleşmişti. Bu yörede yaşayan ve bu mekanı kendi gelenekleri içinde kutsal olarak nitelemiş kadınlardan birinin yakarışı hayli ilgi çekiciydi. “Çe Hızır Bıne Uwode Mendo” (Hızır’ın evi suların altında kalmış). Bunun Türkçedeki tam karşılığı “Allahın evi sular altında kalmış” demekti. Başka bir kadın da yine yerel dilde “inşallah bunu yapanların evleri de sular altında kalır” diyordu. Hızır’a duyulan muhteşem güven devam ediyordu belki ama Hızır’ın bile çaresiz kaldığı bir vak’anın yarattığı şaşkınlık, üzüntü ve öfkenin izleri o kadar belirgindi ki..</p>
<p>Toprağın hemen her karesinin kutsal sayıldığı bu coğrafyada onlarca kutsal mekan var ve önemli bir bölümünün sular altında kalacağı aşikar. Hemen her dalına bezler bağlanmış ağaçlar, su kaynakları, mum yakılan, niyaz dağıtılan ve dua edilen yerler. Bu vadide Hidro Elektrik Santrallerinin (HES) yapılması bütün bu mekanların geleceğini tehdit ediyordu. HES bu bölgede ayıya verilen isimdir ve ayılar bu coğrafyanın yaşayan hayvan türleri arasındadır. Ancak kapitalizmin HES’i, bölgenin HES’lerini ve bunlarla birlikte çok sayıda hayvan ve bitki türlerini, kutsal mekanları ve muhteşem doğal zenginlikleri tehdit eden bir işlev görüyor.</p>
<p>Kapitalizmin kar hırsı literatürde de vurgulandığı gibi ne doğayı ne de kutsalı dinliyor. Onun mantığı bu iki alanın üzerinde ya da ötesinde inşa edilmiştir. Bunun bir örneğini yine bu toprakların başka bir bölgesinde gözlemledik. Pülümür’e bağlı Salördek Köyünde, köylülerin “Dara Tume” (Tepedeki Ağaç) ya da “Dara Hızır” (Hızır’ın Ağacı) adıyla andıkları ve çok uzun yıllardır altında toplanarak kurban kestikleri, niyaz dağıttıkları ve dua ettikleri o “kutsal ağaç” yaklaşık bir yıl önce kesilmişti. Onun yerine Turkcell’in baz istasyonu için dikilmiş uzunca bir çelik direk vardı. Şimdi, yaz aylarında geçici olarak gelen iki-üç aile dışında artık kimsenin yaşamadığı ama yakın zamana kadar köylülerin en önemli kutsal mekanı sayılan Dara Hızır, iletişimin büyük devlerinden biri olan Turkcell’e yenik düşmüştü. Üstelik bu o kadar sessiz yapılmıştı ki yakın köylerde yaşayanların da çok sonra haberi olabilmişti. Hızır Ağacının yerine dikilen bu direğin sağladığı baz istasyonuyla telefonlarını kullanmaya başlayabilen mukimler, bunun, Hızır ağacının kesilmesiyle ilişkili olduğunu öğrendiklerinde iş işten geçmiş; hayıflanmaktan başka çareleri kalmamıştı.</p>
<p>Bu durum bir bakıma modernizmin, dinsel düşünceye yönelik tutumu karşısındaki teslimiyetçi ruh halini de pekiştirmiş görünüyor. O kadar ki kapitalizm ve modernleşmenin bu bölgede kutsal mekanlara müdahalesinin sonuçlarıyla ilgili anlatılan efsanelerin bile gücü zayıflamış görünüyor. Bölgenin önemli kutsal mekanlarından biri olan Düzgün Baba’ya erişim, mekanı ziyaret etmeye yüklenen anlam gereği çile ile yüklü bir yolculukla mümkün olabilirken, onyıllar önce anlatılan bir öyküye göre devlet, bu “eziyet”i ortadan kaldırmak için yol yapmaya karar vermiş ama dozerin her kepçe kaldırışında arıza yapması ve bir kayayı bile yerinden oynatamaması, kutsal mekanın gücüne bağlanarak, projeden vazgeçilmişti. Bu, içtenlikle inanılan bir efsaneydi ama artık bu efsanelerden sözedilmiyor bile. Çünkü kapitalizm önüne kattığı her şeyi ve bu arada kutsal mekanları da açıkça silip süpürüyor ve bu pervasızlığı önleyebilecek bir güç de yok. O kadar ki kapitalizm, icabında bir kutsal mekanı yeniden inşa edebiliyor, yerini değiştirerek gündelik hayatın merkezinde kalmasını sağlayabiliyor ve ona ulaşımı kolaylaştırmak için yollar yapabiliyor, taşımacılığı örgütleyebiliyordu. Yani kapitalizm her şeye kadir, her şeye muktedir ve kutsala duyulan güvenden daha fazla “gücü” var.</p>
<p>Dersim’de kutsal mekanların sular altında kalacağını düşünmek bile ürkütücüyken, kapitalizm sessiz ve derinden bu mekanları yemeye hazırlanıyor. Üstelik kutsal kavramı üzerinden bir siyaset inşa ederek gelen bir iktidarın varlığı koşullarında oluyor bütün bunlar. Gerçekten de iktidar söyleminin hemen her cümlesinde “kutsal”ın izlerini görebilirsiniz. Kuramsal olarak hem bir yaşam felsefesi hem de bir siyaset felsefesi olarak anlatılıyor bu kavram. Gelin görün ki Dersim’de kutsal mekanlar sözkonusu olduğunda bu felsefenin yerini, “silip geçen, kırıp döken” bir ceberut iktidar pratiği alıyor. Üstelik bu yıkıcı projeleri destekleyen neredeyse kimsenin olmadığı koşullarda gerçekleşiyor bu durum. “Kutsal”lık değerleriyle yüklü olduğunu söyleyen siyasal iktidar bu bölgede kutsal mekanların sular altında kalıp kaybolmasına müdahale etmeye hiç niyeti yokmuş gibi gözüküyor. Bu gidişi engellemeye yönelik bir çabası da görülmüyor.</p>
<p>1930’lu yıllarda bu bölgede iktidar kutsallık adına ne varsa “gericilik” olarak nitelemiş ve bütün bu doğal güzelliği keşfederken, bölgenin yerel topluluklardan ve dolayısıyla bu bölgeye özgü inanç pratiklerinden arındırılmasını öngörmüştü. Bunun için bölge halkının fiziken tasfiyesiyle sonuçlanan büyük bir insanlık suçu ile bitmişti bu süreç. Dönemin yöneticileri bu muhteşem doğayı onu tamamlayan yerel kültüre değil, dışarıdan gelecek “Türk kültürlü” topluluklara bırakmaya niyetliydi. Böylece burası “ulusun malı” olacaktı.</p>
<p>Bugün ise “kutsal mekanlara” çok değer verdiğini ve insanların gündelik hayatlarında inanç sisteminin hayati önemine işaret eden bir iktidar olmasına karşın kapitalizmin “maksimum kar elde etme” prensibi sözkonusu siyasetin çok önünde yürümeye devam ediyor. Yüzyıllardır Dersim halkı için kutsal addedilen ve bu nedenle önlerinde kurban kesilen mekanlar bu kez kendileri kapitalizm ve kar hırsı için “kurban” ediliyor. Dersim’in kutsal mekanları bugün sistem tarafından birer kurbanlık mekan gibi algılanıyor ne yazık ki.</p>
<p>Oysa bu topraklar zengin kültürel pratikleriyle sadece Dersim’in değil ülkenin de hazinesidir. Onu korumak sadece Dersim’lilerin inanç sistemlerine saygının bir gereği değildir aynı zamanda bu toprakların kendisine de duyulması gereken bir saygının gereğidir. Bu zengin kültürel pratiklerin ortadan kaldırılması hem ülke icin ciddi bir kültürel ve doğal fakirleşme hem de aslında bir insanlık suçudur. Her yıl onbinlerce insanın ziyaret etmek için sabırsızlandığı bu coğrafyaya zarar verecek her girişim tarihi kayıtlara vebali çok ağır bir “insanlık suçu” olarak girecektir.</p>
<p><strong>ŞÜKRÜ ASLAN</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.munzurca.com/kapitalizmin-kutsal-mekanlarla-harbi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
