<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:creativeCommons="http://backend.userland.com/creativeCommonsRssModule" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0"><channel><title>Yeniçağ Gazetesi</title><link>http://www.yenicag.com.cy/yenicag</link><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/YenicagGazetesi" /><description>haber akışı</description><language>en</language><lastBuildDate>Sat, 25 Feb 2012 09:56:01 PST</lastBuildDate><generator>http://wordpress.org/?v=</generator><sy:updatePeriod xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/">hourly</sy:updatePeriod><sy:updateFrequency xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/">1</sy:updateFrequency><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/YenicagGazetesi" /><feedburner:info uri="yenicaggazetesi" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><creativeCommons:license>http://creativecommons.org/licenses/by/3.0/</creativeCommons:license><xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" /><feedburner:emailServiceId>YenicagGazetesi</feedburner:emailServiceId><feedburner:feedburnerHostname>http://feedburner.google.com</feedburner:feedburnerHostname><item><title>SEMİNER: ‘Demokratik Çoğulculuğun Pratikte Uygulanması: Eğitim alanında Batı Trakya’daki çoğunluk ve azınlığın bir arada yaşamasının bir örneği’</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/HdghcCeAPPY/</link><category>Toplumsal Hareket</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Sat, 25 Feb 2012 09:56:01 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=9034</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-9035" title="etkinlik" src="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/wp-content/uploads/2012/02/etkinlik.jpg" alt="" width="640" height="137" /></p>
<p align="center"><strong>‘</strong><strong>Demokratik Çoğulculu</strong><strong>ğun Pratikte Uygulanması</strong><strong>: </strong><strong>E</strong><strong>ğitim alanında Batı Trakya&#8217;daki çoğunluk ve azınlı</strong><strong>ğın bir arada yaşamasının</strong><strong> bir örneği</strong><strong>’ </strong>adlı tartışma etkinliğine davetlisiniz.<strong> </strong></p>
<p align="center">Açılış Konuşmaları: Thalia Dragona, Atina Üniversitesi</p>
<p align="center">Anna Fragoudaki, Atina Üniversitesi</p>
<p align="center">
<p align="center">Çarşamba, Şubat 29, 19:00</p>
<p align="center">Dayanışma Evi&#8217;nde  (Ledra Palace karşısı)</p>
<p align="center">
<p align="center">Diller: Yunanca ve Türkçe</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=HdghcCeAPPY:7vN27_9vRuo:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=HdghcCeAPPY:7vN27_9vRuo:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=HdghcCeAPPY:7vN27_9vRuo:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=HdghcCeAPPY:7vN27_9vRuo:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/HdghcCeAPPY" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>‘Demokratik Çoğulculuğun Pratikte Uygulanması: Eğitim alanında Batı Trakya&amp;#8217;daki çoğunluk ve azınlığın bir arada yaşamasının bir örneği’ adlı tartışma etkinliğine davetlisiniz. Açılış Konuşmaları: Thalia Dragona, Atina Üniversitesi Anna Fragoudaki, Atina Üniversitesi Çarşamba, Şubat 29, 19:00 Dayanışma Evi&amp;#8217;nde  (Ledra Palace karşısı) Diller: Yunanca ve Türkçe</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/25/seminer-demokratik-cogulculugun-pratikte-uygulanmasi-egitim-alaninda-bati-trakyadaki-cogunluk-ve-azinligin-bir-arada-yasamasinin-bir-ornegi/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/25/seminer-demokratik-cogulculugun-pratikte-uygulanmasi-egitim-alaninda-bati-trakyadaki-cogunluk-ve-azinligin-bir-arada-yasamasinin-bir-ornegi/</feedburner:origLink></item><item><title>“KTOEÖS toplumsal mücadelesine devam ediyor”</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/zenEvpvgS0A/</link><category>Emek</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Sat, 25 Feb 2012 09:38:08 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=9031</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p><img class="alignright size-medium wp-image-4478" title="KTOEOS" src="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/wp-content/uploads/2011/03/KTOEOS-Logo_w800-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" />KTOEÖS üzerinden politika yapmaya çalışan bazı kişi ve medyatörler, aylardır yaptığımız mücadeleyi küçümseyerk KTOEÖS’ü taviz vermiş gibi göstermeye çalışmaktadır. Karneleri verme kararımızla birlikte bize hiç sorulmadan İmam Hatip Liselerine de onay verdiğimizi yaymaya çalışmaktadır. Bu kesinlikle doğru değildir.</p>
<p>Yaptığımız eylemlerimiz % 100 başarılı olmuştur. Eylemlerimizin amaçlarını baştan beri toplumumuzla paylaştık. Politikalarımız ve duruşumuzda hiç yalpalamadık, taviz vermedik, teslim olmadık. Kararlı ve olağanüstü mücadelemizle kamuoyunu bilinçlendirerek, bir mevzi daha kazandık. Aydın olma duyarlılığımızla vermiş olduğumuz bir mücadelenin yeterince desteklenmemesinden de şikayet etmedik. Ancak toplumsal bir konuda yaptığımız bu uzun soluklu mücadelede bizimle birlikte mücadeleye devam etmesi gerekenlerin kolaycılıkla KTOEÖS havlu attı, taviz verdi söylemlerinin bize dayatılan politikaları kabullenme ve mücadeleden kaçma olarak değerlendirmekteyiz. Biz mücadelemize devam edeceğiz birlikte omuz, omuza mücadele etme niyeti olanları yanımızda görmek istiyoruz, yanımızda yer alacak yürekliliği göstermeyenlerin de sulu politikalarla gölge etmemesini bekliyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>KTOEÖS asla taviz vermeyecektir</strong></p>
<p>Toplumumuza yönelik dayatma ekonomik, sosyal, siyasal politikaları reddeden; toplumsal dokumuzu, sosyal yapımızı bozucu nüfus, kültür, dini baskıları kabullenmeyen bir duruşumuz ve bu duruşumuza bağlı mücadelemiz sürmektedir. Anayasamız ve yasalarımızda da var olan eğitim felsefesine, çağdaş, laik, demokratik, bilimsel, Atatürkçü, herkese eşit ve 18 yaşına kadar parasız, kamusal eğitime bağlılığımız sürecektir. Eğitim felsefemizi değiştirecek hiçbir okula, düşünceye nerede açılırsa açılsın taviz verilmeyecektir. Tarikatların desteklediği sosyal dokumuza uymayan, İmam hatip liselerinin açılmasına onay verilmedi, verilmeyecektir. Toplumumuzun zenginlikleri peşkeş çekilirken, çevremiz yağmalanırken, kamusal hizmetler bitirilirken, kurumlarımız yok edilirken, sosyal devlet tasfiye edilirken, öğretmenlerimiz fakirleştirilirken seyirci kalınmayacaktır.</p>
<p>Toplumsal ve özlük hak ve menfaatlerimize yönelik tehdit ve dayatmalara karşı mücadelemiz aynı kararlılıkla sürecektir. Öğretmen olarak bilimsel, çağdaş, demokratik, laik, eşit ve parasız eğitime bağlılığımız devam edecektir. KTOEÖS olarak toplumumuzu ve tüm kesimleri ortak mücadeleye ve direnişe çağırıyoruz.</p>
<div class="al2fb_likers"><a href="http://www.facebook.com/profile.php?id=671902139" rel="nofollow">Zühre Özkaraman</a>, <a href="http://www.facebook.com/profile.php?id=740663620" rel="nofollow">Erdinç Selasiye</a> <span class="al2fb_liked">liked this post</span></div><div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=zenEvpvgS0A:mLG62hmr6og:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=zenEvpvgS0A:mLG62hmr6og:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=zenEvpvgS0A:mLG62hmr6og:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=zenEvpvgS0A:mLG62hmr6og:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/zenEvpvgS0A" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>KTOEÖS üzerinden politika yapmaya çalışan bazı kişi ve medyatörler, aylardır yaptığımız mücadeleyi küçümseyerk KTOEÖS’ü taviz vermiş gibi göstermeye çalışmaktadır. Karneleri verme kararımızla birlikte bize hiç sorulmadan İmam Hatip Liselerine de onay verdiğimizi yaymaya çalışmaktadır. Bu kesinlikle doğru değildir. Yaptığımız eylemlerimiz % 100 başarılı olmuştur. Eylemlerimizin amaçlarını baştan beri toplumumuzla paylaştık. Politikalarımız ve duruşumuzda hiç yalpalamadık, [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/25/ktoeos-toplumsal-mucadelesine-devam-ediyor/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">2</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/25/ktoeos-toplumsal-mucadelesine-devam-ediyor/</feedburner:origLink></item><item><title>İSG Uzmanları Birliği: “Her türlü iş kazasından denetim yapmayanlar sorumlu olacaktır”</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/uy8PSqO1r08/</link><category>Toplumsal Hareket</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Sat, 25 Feb 2012 09:32:32 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=9029</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p><img class="alignright size-medium wp-image-8983" title="şantiye" src="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/wp-content/uploads/2012/02/şantiye-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" />İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Uzmanları Birliği, iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliği için denetim yapılmadığını açıkladı.</p>
<p>İSG Uzmanları Birliği Geçici Yönetim Kurulu Başkanı Emir Taşcıoğlu yazılı açıklamasında, İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası altında 8 tüzük yayınlandığını belirterek, “İSG denetimleri, ilgili personelin büyük çoğunluğunun kaçak işçi teftişlerine yönlendirildiği gerekçesiyle yapılmıyor” dedi.</p>
<p>Taşçıoğlu, denetimler sırasında kaçak işçilerin de tespit edilebileceğini belirterek, İSG denetimlerine daha çok ağırlık verilmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Konu ile ilgili açıklama şöyle:</p>
<p>Geçen hafta İskele bölgesinde meydana gelen iş kazasından dolayı yayınladığımız bildiriden sonra konunun Mecliste çeşitli yönleriyle tartışıldığını basından öğrendik ve memnun olduk. Ancak doğru bilgilendirme adına tekrar bir açıklama yapmayı gerekli gördük. Şöyle ki:</p>
<p>14 Temmuz 2008 tarihinde  Meclisten oybirliği ile geçen İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası altında, altı tanesi 2010 ve iki tanesi de 2011 yıllarında olmak üzere aşağıda sıralanan toplam sekiz tane tüzük yayınlanmıştır.</p>
<ol start="1">
<li>İş Yerlerinde Sağlık ve Güvenlik Koşulları Tüzüğü</li>
<li>Çalışanlar Tarafından Kullanılan İş Ekipmalarının Asgari Sağlık ve Güvenlik Koşulları Tüzüğü</li>
<li>Kişisel Koruyucu Donanaımın İş Yerlerinde Kullanımı Tüzüğü</li>
<li>Güvenlik ve Sağlık İşaretleri Tüzüğü</li>
<li>Yüklerin Elle Taşınmasında Asgari Sağlık ve Güvenlik Koşulları Tüzüğü</li>
<li>Çalışanların Maruz Kaldığı Gürültü Riskine Karşı Asgari Sağlık ve Güvenlik Koşulları Tüzüğü</li>
<li>İş Yerlerinde Risk Değerlendirmesi Esasları Tüzüğü</li>
<li>İSG Hizmeti veren Kişilerin Sertifikalandırılması ve Kuruluşların Yetkilendirilmesi Tüzüğü</li>
</ol>
<p>Bu tüzükler, İş Sağlığı ve Güvenliği Yasasının uygulanması ve denetimlerin yapılması için yeterlidir. Buna rağmen İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) denetimleri, ilgili personelin büyük çoğunluğunun kaçak işçi teftişlerine yönlendirildiği gerekçesiyle yapılmıyor. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Oysa ağırlık İSG denetimlerine verilmelidir, çünkü İSG denetimleri sırasında zaten kaçak işçiler de tesbit edilebilecektir.</p>
<p>Çalışma Bakanlığı’nı ve Çalışma Dairesi’ni, hiç zaman kaybetmeden İSG ekiplerini oluşturup, personeli bilgilendirmeye ve bir an önce iş sağlığı ve güvenliği denetimlerini başlatmaya çağırıyoruz. Denetimsizlikten dolayı geçen süre içerisinde meydana gelecek olan iş kazaları ve her türlü kayıptan denetim yapmayanlar sorumlu olacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=uy8PSqO1r08:XSxd3UGOMDg:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=uy8PSqO1r08:XSxd3UGOMDg:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=uy8PSqO1r08:XSxd3UGOMDg:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=uy8PSqO1r08:XSxd3UGOMDg:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/uy8PSqO1r08" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Uzmanları Birliği, iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliği için denetim yapılmadığını açıkladı. İSG Uzmanları Birliği Geçici Yönetim Kurulu Başkanı Emir Taşcıoğlu yazılı açıklamasında, İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası altında 8 tüzük yayınlandığını belirterek, “İSG denetimleri, ilgili personelin büyük çoğunluğunun kaçak işçi teftişlerine yönlendirildiği gerekçesiyle yapılmıyor” dedi</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/25/isg-uzmanlari-birligi-her-turlu-is-kazasindan-denetim-yapmayanlar-sorumlu-olacaktir/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/25/isg-uzmanlari-birligi-her-turlu-is-kazasindan-denetim-yapmayanlar-sorumlu-olacaktir/</feedburner:origLink></item><item><title>YKP Mağusa İlçe Kongresi gerçekleşti</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/_tNAAUi7pwM/</link><category>YKP</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Fri, 24 Feb 2012 00:25:38 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=9022</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-9023" title="Magusa ilçe kongresi 2012" src="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/wp-content/uploads/2012/02/magusa_web-300x224.jpg" alt="" width="300" height="224" />YKP Mağusa İlçe Kongresi dün (23 Şubat, Perşembe), saat 19:00’da, Mağusa İlçe Merkezinde gerçekleştirildi ve yeni İlçe Yönetimi, İlçe Disiplin Kurulu ve İlçe Denetçileri seçildi.</p>
<p>Kongre Divan seçimi ile başladı. Divan Başkanlığına Erdinç Selasiye, yazmanlıklarına da Mehmet Gonce Parlan ve Ersin Hürdoğanoğlu getirildi. Divan seçiminden sonra gündem geçildi ve gündem çerçevesinde Yürütme Kurulu adına Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı, örgütlenme, parti çalışmaları ve Olağan 10. Kurultay süreci ile ilgili bir konuşma yaptı. Daha sonra Yürütme Kurulu üyesi Alpay Durduran son siyasal gelişmeler değerlendiren bir konuşma yaptı. Konuşmaların ardından İlçenin faaliyet raporunu ve mali raporunu İlçe Sekreteri Mustafa Noyan sundu ve Divan, üyelerin onayına sundu. İki rapor da oy birliği ile onaylandı.</p>
<p>Daha sonra organların seçimine geçildi. Divan tüm organlara yeter ve tam sayıda aday olduğunu belirterek, seçimsiz, üyelerin onayına sundu. Üyelerin oybirliği ile yeni İlçe Yönetimi belirlendi</p>
<p>Buna göre Mağusa İlçe Yönetim Kurulu’na Mustafa Noyan, Mehmet Akal, Tekcan Karagil, Ümit Yetkiner ve Hüseyin Hürdoğanoğlu seçildi.</p>
<p>İlçe Disiplin Kurulu’na Mehmet Gonce Parlan, Namık Kemal Harmani, Mehmet Hürdoğanoğlu; İlçe Denetçiliğine de Erhuz Akal ve Turgay Demirel, Yılper İşçioğlu da yedek üyeliğine seçildi.</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=_tNAAUi7pwM:P8warY4w15g:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=_tNAAUi7pwM:P8warY4w15g:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=_tNAAUi7pwM:P8warY4w15g:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=_tNAAUi7pwM:P8warY4w15g:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/_tNAAUi7pwM" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>YKP Mağusa İlçe Kongresi 23 Şubat, Perşembe günü, saat 19:00’da, Mağusa İlçe Merkezinde gerçekleştirildi ve yeni İlçe Yönetimi, İlçe Disiplin Kurulu ve İlçe Denetçileri seçildi.</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/24/ykp-magusa-ilce-kongresi-gerceklesti/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/24/ykp-magusa-ilce-kongresi-gerceklesti/</feedburner:origLink></item><item><title>KIBRISLI RUM BASIN ÖZETLERİ 24/02/2012</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/o7U_b66FnR4/</link><category>Kıbrıslı Rum Basın Özetleri</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Fri, 24 Feb 2012 00:00:01 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=9026</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p><strong><img class="alignright size-full wp-image-7205" title="RB" src="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/wp-content/uploads/2011/09/rb.jpg" alt="" width="288" height="192" />FİLELEFTEROS</strong> gazetesinin bugünkü ana haberi Kıbrıs’ta elektrikte uygulanan %17’lik Katma Değer Vergisi’nin düşürülmesi yönünde gündeme gelen talepler. Gazeteye göre, Kıbrıs’ta elektrikte uygulanan %15 oranındaki Katma Değer Vergisi’nin düşürülmesi tüketicilere rahat bir nefes aldıracak. Avrupa Birliği İstatistik Kurumu Eurostat’a göre Kıbrıs elektrikte %15 ile yüksek Katma Değer Vergisi uygulayan ülkelerden biri. Bu oran 1 Mart itibarıyla da %17’e çıkacak. Avrupa Birliği bu oranın elektrikte %5’e kadar aşağı çekilmesine müsaade ediyor. Bu arada Kıbrıs’ta kullanılan kilovat saat elektrik birimi de yüksek ve bunun da nedeni elektrik üretiminde kullanılan yakıt. Bu koşullarda elektrik fiyatlarını aşağı çekmede tek alternatif Katma Değer Vergisi’nin düşürülmesi. Kıbrıs Elektrik Kurumu elektrik faturalarına Mari’deki patlamanın yol açtığı durum nedeniyle de % 6,96 oranında ek bir yük bindiriyor. Katma Değer Vergisi dâhil devletin elektrik faturalarından aldığı pay %30’u aşıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Gazetenin diğer haberlerinden bazıları</strong></p>
<p>-       Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Güvenlik Konseyi’ne sunacağı Kıbrıs raporu gelecek hafta dağıtıma girecek. Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas’ın gelecek Salı günü Derviş Eroğlu ile gerçekleştireceği görüşmenin hemen akabinde Aleksander Dovner raporun Güvenlik Konseyi üyelerine verilmesi için yeşil ışığı yakacak. Ancak beklenmemekle birlikte Salı günkü görüşmede durumda ciddi bir değişiklik olursa bu yapılmayacak. Uluslararası örgütün yetkililerine göre, Genel Sekreter’in raporu, Aleksander Dovner’in Mart ayı sonunda uluslararası konferans toplanıp toplanamayacağına yönelik raporunun öncesinde Birleşmiş Milletler’in bundan böyle Kıbrıs sorununda atacağı adımların işaretini de verecek. İyi haber alan kaynaklara göre, uluslararası örgütün arzusu “iyi niyet” görevi çerçevesinde raporda ilerlemelerin ortaya konması yönünde. Ancak bu ilerlemenin tespiti de zor. Greentree 2 görüşmesi sonrası süreçte herhangi bir ilerleme olmadı ve taraflar da pozisyonlarını koruyor.</p>
<p>-       2013 Şubat Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde işbirliği yapabilecekleri konusunda EDEK ile EVROKO iyimser. İki parti lideri bu konuda bir anlaşmaya varabilecekleri görüşünde. EDEK Başkanı Yannakis Omiru Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik işbirliği için iki eksen ortaya koydu. Bunlardan ilki program üzerinde görüş birliği ve diğeri de Cumhurbaşkanlığı makamını güvenilir bir biçimde hedefleyecek bir adayın belirlenmesi. EVROKO Başkanı Dimitris Şilluris de iki parti arasında 2008 seçimlerinde Tasos Papadopulos’u birlikte destekleme konusunda ortaya konulan görüş birliklerine dikkat çekti ve o günden bugüne iki partiyi yan yana getirmek için daha başka ortak noktaların da ortaya çıktığını ifade etti. Dün EDEK ile EVROKO arasında gerçekleştirilen görüşmede gerek Kıbrıs sorununda, gerekse ekonomi ve doğal gaz konularında görüş birlikleri tespiti yapıldı. dün EDEK ile yaptıkları görüşme sonrası EVROKO lideri Dimitris Şilluris Maryos Karoyan ile gerçekleştireceği görüşme öncesinde görüş birlikleri arayışlarına devam edeceklerini açıklamakla yetindi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>POLİTİS</strong> gazetesinin bugünkü ana haberi muhalefetin dün Meclis’te doğal gaz konusunda gündeme getirdiği değişiklik. Gazeteye göre, dün Meclis çoğunluğunun doğal gaz konusuyla ilgili yasada yaptığı değişikliklere bağlı olarak Kıbrıs’ın münhasır ekonomik bölgesindeki araştırmalar için anlaşma müzakerelerinde yetkilerin değiştirilmesinin hukuki ve siyasi etkileri olabilir. Bu konuda müzakere yetkisi Ticaret Bakanı’ndan alınıp teknik komiteye verildi. Bu karar ile Solonas Kasinis de Kıbrıs’ın münhasır ekonomik bölgesinde yapılacak araştırmalarla ilgili konuların idaresinde üst yetkili konumuna getirildi. Bu yasanın şimdi Cumhurbaşkanı tarafından Meclis’e geri gönderilmesi ve Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunulması olasılığı da var. Böylesi bir durum Cumhurbaşkanı ile Başsavcıyı da karşı karşıya getirecek çünkü Başsavcı dün yazılı olarak yaptığı bir açıklamada bu yasanın anayasaya uygun olduğu görüşünü savundu. Yasanın Anayasa Mahkemesi’ne götürülmesi durumunda Başsavcı Petros Kleridis çok zor bir durumda kalacak çünkü böylesi bir durumda kendisi bu yasanın anayasaya uygun olduğu görüşündeyken yasanın anayasaya aykırı olduğu konusunda Mahkeme’yi ikna etme çabasında bulunması gerekecek.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Gazetenin diğer haberlerinden bazıları</strong></p>
<p>-       Avrupa Komisyonu’nun son raporunda gerek Kıbrıs gerekse Avrupa Birliği’nin bütünü açısından ekonomide ciddi durgunluk olduğu tespiti yapıldı. 27 Avrupa Birliği ülkesi için 2012 yılında toplam olarak sıfır büyüme ve durgunluk öngörüsünde bulunuldu. Bu durumun gerek kamu borçları gerekse de kamu ekonomisindeki açıklar açısından olumsuz etkisinin olması bekleniyor. Komisyon’un raporuna göre, Birlik 2011 yılı içinde %0,3 ile %0,65 oranı arasında bir büyüme gösterdi. Komisyon’un daha önceki değerlendirmelerine göre, Birlik 2012 yılı içinde de %0,5 oranında büyüme gösterecekti. Ancak bu öngörü şimdi olumsuza doğru değiştirildi. Kıbrıs’ta ise 2011 yılının ilk altı ayında %1,5 oranında bir büyüme kaydedildi, ancak Mari’deki patlama ve dış faktörlerdeki olumsuz değişim sonrası bu dinamizm yitirildi. Bu arada Mari’deki patlamanın bu yıla yönelik olarak olumlu yönde bazı yansımaları da olacak çünkü burada alt yapı yatırımlarına tekrardan başlanacak ve bunun diğer alanlara da olumlu etkisi olacak.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>ALİTYA</strong> gazetesinin de bugünkü ana haberi “Doğal gazda Praksula yetkisiz” başlığı altında dün Meclis çoğunluğunun aldığı kararla Kıbrıs’ın münhasır ekonomik bölgesinde araştırma yapmaya ilgi duyan şirketlerle müzakerelerde bulunma yetkisinin Ticaret Bakanı’ndan alınması.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Gazetenin diğer haberlerinden bazıları</strong></p>
<p>-       Kıbrıs ekonomisinin 2011 yılının ilk altı ayındaki büyüme eğilimi Mari’deki patlama ve Vasiliku’da uğranan zarar, dış koşulların olumsuzlaşması ve alınan ekonomik tasarruf önlemleri nedeniyle tersine döndü. 2012 yılında turizmin güçlendirilmesi planları ile yatırım planları başarıya ulaşırsa Yunanistan’ın yaşadığı ekonomik sıkıntıların Kıbrıs’a yansımaları dengelenebilecek.</p>
<p>-       Kültür Sarayı’nın işletme giderleri için devlet 2016 yılından itibaren elini cebine atacak ve 2026 yılına kadar 46 milyon avro harcanacak. Bu yılın Eylül ayında başlanacak Kültür Sarayı’nın inşasının üç yıl içinde tamamlanacak.</p>
<p>-       Uluslararası Para Fonu yetkilileri Yunanistan’la yapılan kredi anlaşmasının bu ülkenin borçlarını ödemesini daha yaşayabilir bir hale getirdiği ancak durumun her gün değişme riski taşıdığı görüşündeler. Kurumun bir yetkilisi bu anlaşma ile zaman kazanıldığını ve Yunanistan’ın tekrardan ekonomide rekabet edebilir bir ülke konumuna gelmesi için bir dizi ekonomik reforma ihtiyacı olduğunu belirtti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>HARAVGİ</strong> gazetesinin bugünkü ana haberi “anayasaya karşı ilerlediler &#8211; Meclis bir kısım elit bürokrata hükümet etme yetkisi verdi” başlığı altında dün Meclis’te onaylanan doğal gaz konusuyla ilgili yasa.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Gazetenin diğer haberlerinden bazıları</strong></p>
<p>-       Hükümet Sözcüsü Stefanos Stefanu, Kıbrıs’ın 2012’nin ikinci altı ayında üstleneceği Avrupa Birliği dönem başkanlığının başarılı olacağını, hükümetin Avrupa Birliği’nin beklentilerini yerine getirmek için çalışmalarına devam edeceğini söyledi. Brüksel dönüşü Larnaka Havaalanı’nda konuşan Stefanu, “Kıbrıs AB dönem başkanlığıyla ilgili olarak her gün sınavdan geçiyor ve yüksek puan alıyor” dedi. Sözcü, “Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Baroso’nun Brüksel’deki ortak basın toplantısında dile getirdiği “Her şey Kıbrıs’ın dönem başkanlığının başarılı olacağına yönelik açık bir mesajdır” şeklindeki sözlerini hatırlattı.</p>
<p>-       Nikos Muduros’un “Türkiye’nin dönüşümü. Kemalist egemenlikten İslamcı Neo-liberalizme” adlı kitabının sunumunun yapıldığı etkinlikte konuşan Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas, içerde ve bölgede elde ettiği başarılardan adeta sarhoş olan Türkiye’nin sadece Kıbrıs’la ilgili Birleşmiş Miletler kararlarını ihlale devam etmekle kalmayıp aynı zamanda daha kinik ve olumsuz bir tavır içine girdiğini söyledi. Kıbrıs’ın münhasır ekonomik bölgesindeki araştırmalar nedeniyle Türkiye’nin gündeme getirdiği tehditlere ve yol açtığı gerginliklere de atıfta bulunarak bu tavrın Ankara için zarar verici olduğunu belirtti. Türkiye’nin önemli hedeflerine ulaşabilmesi ve kendisini uluslararası yasallıkla karşı karşıya getiren sorunların yükünden kurtulması için Kıbrıs sorununun çözümü yönünde işbirliği yapmasının şart olduğuna dikkat çekti.</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=o7U_b66FnR4:5wStKcGyqqc:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=o7U_b66FnR4:5wStKcGyqqc:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=o7U_b66FnR4:5wStKcGyqqc:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=o7U_b66FnR4:5wStKcGyqqc:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/o7U_b66FnR4" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>FİLELEFTEROS gazetesinin bugünkü ana haberi Kıbrıs’ta elektrikte uygulanan %17’lik Katma Değer Vergisi’nin düşürülmesi yönünde gündeme gelen talepler. Gazeteye göre, Kıbrıs’ta elektrikte uygulanan %15 oranındaki Katma Değer Vergisi’nin düşürülmesi tüketicilere rahat bir nefes aldıracak. Avrupa Birliği İstatistik Kurumu Eurostat’a göre Kıbrıs elektrikte %15 ile yüksek Katma Değer Vergisi uygulayan ülkelerden biri. Bu oran 1 Mart itibarıyla [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/24/kibrisli-rum-basin-ozetleri-24022012/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/24/kibrisli-rum-basin-ozetleri-24022012/</feedburner:origLink></item><item><title>YKP: SAĞLIK HAKTIR SATILAMAZ!</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/N0nTrGWbwtM/</link><category>bildiri</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Thu, 23 Feb 2012 00:06:03 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=9018</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-4429" title="ykplogo_150" src="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/wp-content/uploads/2011/03/ykp-e1291188073895-150x65.png" alt="" width="150" height="65" />YKP sağlıktaki son gelişmeleri değerlendirdi. Konu ile ilgili açıklama şöyle:</p>
<p>Gündeme yeni bir konu daha düştü!</p>
<p>Yılın başında geçirilen ‘sağlık fonu’ yasası ile sağlığın paralı veya parasız olması tartışması başladı…</p>
<p>Konuyu neresinden tutarsanız tutun tam bir keşmekeş yaşanmaktadır.</p>
<p>2007 yılında yeni sosyal güvenlik yasası tartışması sırasında benzer yasa bu taslağın içindeydi. Taslağı meclise sunan CTP idi, muhalefet eden UBP… Zaman geçti, yasayı meclise sunan ve geçiren UBP oldu, muhalefet ise CTP… Acentalar TC’nin dayattığı neoliberal politikaların uygulanmasında bulundukları yere ve zamana göre pozisyonlar geliştirmektedirler… Bu kabul edilemez!</p>
<p>CTP’liler aniden parasız sağlığı hatırladılar… Gene 2007’deki yeni sosyal güvenlik yasası taslağı tartışmaları sırasında <strong>Sağlık katkı paylarını </strong>savunan CTP’lilerin bugün<strong> </strong>parasız sağlığın akıllarına gelmesi ilginçtir!</p>
<p>UBP ise bu yasayı geçirerek hangi sınıfın ve zümrenin partisi olduğunu ortaya koyması bir yana Ankara’dan gelen her türlü talimatı sektirmeden uygulayan ‘hızlı acenta’ olma özelliğini de elinde bulundurmaya çalışıyor!</p>
<p>Böylesi bir ortamda en ilginci katlanarak toplanan sağlık fonu paralarıdır. Sosyal Güvenlik sistemini düzenleyen Kıbrıs’ın kuzeyindeki yasalar zaten bu amaç için de prim toplamaktadır. Örneğin Sosyal Sigorta yasasının Madde 136’da “<em>fon gelirinin her sigorta kolu için ayrılacak karşılıkları</em>” diyerek yasa içinde belirlenen 7 sigorta için yani (i) iş kazası ve meslek hastalıkları, (ii) hastalık, (iii) analık, (iv) malullük, (v) yaşlılık, (vi) ölüm ve (vii) işsizlik sigortaları için ayrı ayrı hesap açılmasını öngörmektedir.</p>
<p>Bunun yanında devletteki memurları kapsayan 26/1977 sayılı Emeklilik Yasasında öngörülen Emeklilik Sandığı Fonu ise hiç oluşturulmadı…</p>
<p>Yani yönetenler aslında yasalarla kendilerine emredilenleri yapmadı, fonlar toplanmadı ya da toplananlar amacı için kullanılmadı…</p>
<p>Böylesi koşullarda yeni bir yasa ile başka bir fon oluşturulmaktadır. Bunun da doğru kullanılacağının ciddi şüpheleri vardır. Ama bunun yanında genel bir hak olması gereken parasız sağlık CTP hükümetleri döneminde geçirilen Sosyal Güvenlik yasası ile delinmiş ve bir anlamı ile çıkarılacak Tüzüklerle bakanların inisiyatifine terk edilmiştir. Bu gelenek UBP hükümetinde de devam etmektedir.</p>
<p>Sağlık Fon, Hastane Fon yasaları gibi ve diğer sağlıkla ilgili yasaların belirttiği tüzüklere dayanan UBP kendinden önce gelenlerin başlattığı paralı sağlık sistemini daha ileriye taşımaktadır.</p>
<p>CTP’ye yakınlığı ile bilinen bazı teorisyenlerin bu katkılara karşı çıkıyormuş gibi davranmaları ‘gönüllü bağış’ önerisi ile konuyu saptırmaktan başka bir şey değildir.</p>
<p>Sosyal Güvenlik sistemini düzenleyen yasalarda öngörülen üzerinden işverenin ve devletin kendi paylarını ödemesi halinde bu tip sorunlar ciddi şekilde çözülecek ama sermayenin partisi UBP yasaları çalıştırmak yerine faturayı gene çalışanlara çıkarmayı uygun görüyor… Bazı teorisyenler ise bu yasaların çalıştırılmasını ve işverenin payını ödemesini değil gene çalışandan ‘bağış’ adı altında para toplanmasını önerebilmektedir. Sol liberalizmin sularında gezinenlerden daha fazlasını beklemek saflık olurdu…</p>
<p>Kıbrıs’ın kuzeyinde sağlığın metalaştırılmasını en yakından yaşamaktayız. Denktaş’ın hastahane günlerinde ‘hastahaneden canlı yayın’ bir kişinin sağlık sorunlarının aktarımı mı yoksa özel hastahanenin ‘hizmetlerinin’ (!!) reklamı mı yapılıyor  çok net değildi ama sonrasında ‘canlı yayın’ süreci devam etti, bazı, politikacı ve tanınmış kişilerin hastahaneye gitmesi sonrası düzenlenen basın toplantıları sağlığın metalaştırılmasının en net örneğini oluşturdu…</p>
<p>Özel hastahaneler gizli reklama hız verirken yapılan her işlem özel haber diye gazetelerde, TV’lerde yayınlatılması kelimenin tam anlamı ile reklamdır. Ama buna bazı sendikaların da alet olması ilginçtir!</p>
<p>Bazı sendikalar bu özel hastahanelerle antlaşmalar yapması da gazete ve TV’lerde boy boy haber oldu. Sağlığın metalaştırılması bu seviyeye indirilmişken, bu antlaşma yapan sendikaların bir kısmının parasız sağlık talebini dile getiren açıklamalar yapması da dikkat çekicidir.</p>
<p>Parasız sağlık hizmeti temel bir haktır, satılamaz…</p>
<p>YKP, en temel insan haklarından biri olan herkese parasız, kaliteli sağlık hizmeti için mücadelede kararlıdır.</p>
<p>YKP, sağlığın serbest piyasada alınıp satılacak bir metaya dönüştürülmesine karşı mücadelesini yükseltecek, mücadele edenlerle dayanışmasını sürdürecektir…</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=N0nTrGWbwtM:KjXXUhLJJ1o:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=N0nTrGWbwtM:KjXXUhLJJ1o:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=N0nTrGWbwtM:KjXXUhLJJ1o:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=N0nTrGWbwtM:KjXXUhLJJ1o:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/N0nTrGWbwtM" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>Parasız sağlık hizmeti temel bir haktır, satılamaz… (...) YKP, en temel insan haklarından biri olan herkese parasız, kaliteli sağlık hizmeti için mücadelede kararlıdır. (...) YKP, sağlığın serbest piyasada alınıp satılacak bir metaya dönüştürülmesine karşı mücadelesini yükseltecek, mücadele edenlerle dayanışmasını sürdürecektir…</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/23/ykp-saglik-haktir-satilamaz/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/23/ykp-saglik-haktir-satilamaz/</feedburner:origLink></item><item><title>Son politik gelişmeler: Ekonomik durumla ilgili eylemlere yenileri eklendi</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/vPvFIl4Q3LE/</link><category>yazi</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Wed, 22 Feb 2012 23:52:30 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=9015</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p>Mali krizle beraber kültürel ve insan hakları temelli eylemler devam ediyor. Türkiye YKP’ye göre her beş yılda bir iki katına çıkarması gereken yardım ve krediyi ödememek için istikrar(!) önlemleri dayatmaya başlayınca önce KTHY kurban gitti. Arkasından DAÜ’nün parçaları gitti ve birçok yerde ücretler ve haklar budandı. Daha da devam ediyor. Kazanılmış haklar da hedef tahtası oldu. Yetmez devam.</p>
<p>Emekliler sırada. Onlar mücadelelerini kazanılmış haklara dokunulması üzerine bir hukuk mücadelesi olarak devam ettiriyorlar. Davalarında siyasilerin birinin verdiğini ayni kişinin de bulunduğu partiden kişiler tarafından çiğnenmesini sözlü sözleşme kurallarına oturtuyor ve anayasayı yanlarına alıyorlar. Kazanırlarsa yargının onuru yükselecek ve çalışanların sözleşme haklarının ayaklar altında kaldığı bugünkü halin değişmesine hizmet edecek.</p>
<p>Bu arada mali destek sağlama şartı olarak dinci saldırıya göz yummaları istenen sözde laik idarecilerin dini külliye ve sanat okulunu imam hatip okulu yapma kararlarına karşı direnme başladı.</p>
<p>Alevilere cem evi vaat etmeyen siyasi parti yok ama hala daha bir cem evi açılamadı. Amma okuldan çok cami bulunan bu yerde cami yapımı devam ediyor. Gene de göz göre göre halkın ve sözde dincilerin çok meraklı olduğu Evkaf’ın malları peşkeş çekiliyor. Evkaf’ın gelirlerini arttırması ve daha çok hizmet sağlaması için kullanılacak çok değerli mallar uzun vadeli hiç para ile kiralanabiliyor.</p>
<p>Bu mali kriz sırasında insanlarımız hangi iş için eylem yapsınlar, dinlenilmeyince nereye kadar götürsünler bilemiyorlar.</p>
<p>O kadar ki “acaba müstekil yaparlar” diye Kıbrısca sorular soruluyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>EKONOMİ İLE MALİYE KARIŞTIRILIR</strong></p>
<p>Maliye yani devletin hazinesi battı. Türkiye adına battı demeden, bizimkilerin batan KTHY ilgili suçlanan olmasın diye iflas etti demediler ya onun gibi, başına değnekçiler dikti. Yardım heyeti ve merkez bankası değnekçilik yapıyor. Amma ekonomik batak da vardı zaten. Onun için değnekçilerin önlemleri ekonomiyi de dibe itmeye başladı.</p>
<p>Ekonomi gazetesine göre geri dönmesi geciken alacaklarda kamudan çok özel sakat halde. Karlar maşallah çok ama borçların tahsili çek topuzlarına ve hapis cezalarına rağmen bankaların hali sağlamlık göstergeleri dışında içler acısı. Herkesi donlarına kadar teslim aldılar lakin gidiş alamete binmiş selamete değil felakete haline geldi.</p>
<p>Sıkı mı bankalar batabilir demek!</p>
<p>Kıbrıslı haber merakından ölecek. Her gün dünyanın haberlerini alır ve yorumlar. Bakın Yunanistan’a uçan kuşa muhtaç demek de moda oldu. AB batıyor, EURO can çekişiyor deyip halimize şükredelim diyen büyüklerimize hak verenler oluyor. Ancak AB içinde EURO’ya geçmeyen ve devalüasyonla idareye (!) çalışanlara gıpta edenlere bakarsak onların halinin daha iyi olmadığını görürüz. Türk Lirasına nerede ise yatıp kalkıp dua edecek olanlara Macaristan, Romanya, Çek Cumhuriyeti ile biri EURO bölgesinde (Estonya) ve diğer iki Baltık ülkesi (Letonya ve Litvanya) ya AB programına katıldı ya da IMF’ye teslim oldu ve devalüasyon yaptı. Lakin hepsi de ayni sorunlarla boğuşuyor. Milli gelirleri düştü işsizlik arttı. Polonya ile Bulgaristan ise işsizliği arttırmadan ve küçülmeden geçiştiriyor.</p>
<p>Onun için sıkı mali denetimle ekonomiyi kurtarmanın yolunun olmadığı aşikar olarak ortaya serildi.</p>
<p>Siyasiler konuya kesin gitsin veya kesmeyin arttırın diye yaklaşmadan öteye gidemediler.</p>
<p>YKP’den başka ekonomiyi kurtarma önerisi yapan yok.</p>
<p>Gene ekonomi gazetesi acı durum raporu verdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İŞ YAPANLARA TERFİ YOK PARTİZANLAR İKTİDARLIĞINA DEVAM</strong></p>
<p>Kamu yönetiminde asıl ve sürekli işleri yapan ve bağımsız ve tarafsız olan kadrolar esastır. Anayasa öyle der. Kamu yönetimi bilimi de öyle der. Daha 18.inci YY. idari ilimleri ve hukuku bunu amirdir ama bizim partizan idaremiz iş yapanları terfi ettirmeyerek üst kademelerde amir bırakmadı. Emekliye ayrılanlar gitti. Yerlerine biri alınmadı ve kadro dışından veya alttan üçlü kararnamelerle evsafsızlar dolduruldu. Üst kademe yöneticileri sınıfının kadrolarında doluluk oranı %92 iken üçlü kararname dışındaki üst kademede %37.</p>
<p>Mesleki teknik hizmetlerinde de %49 doluluk oranı var.</p>
<p>Geçici işlerde 2 600 kişi var ve ne olduğu belirsizler bulunuyor.</p>
<p>Kimsenin ataması tamam olmadığı için güvencesi yok haline dönüldü ve atama ve terfi bekleyenler inanılmaz dereceye çıktı. Bu da yetmezmiş gibi Haziran’dan bugüne çalışan sayısı daha doğrusu çalışan ve çalışır gibi yapan sayısı %2 arttı. Emekliye ayrılanların çokluğundan şikâyet vardı, kadrolar boş ama çalışan sayısı arttı.</p>
<p>Türkiye’nin değnekçiliğinde bu iş bu kadar.</p>
<p>Kamu yönetiminin partizanlığı her şeyiyle ortada. YKP bu konuda haber yapmış ve çalışabilecek deneyimli kadroların bir kenara atılıp işlerin ne idiğü belirsiz yandaşlara havale edildiği ortada, görmemek olanaksız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>KIBRIS SORUNU TARAFLAR ARASINDA KAVGAYA DÖNÜŞTÜ</strong></p>
<p>Rum tarafında gelinen noktanın partiler arasında çıkarması kaçınılmaz olan kavga seçim öncesine de denk geldi. Onun için iki taraf arasındaki kavga kendi aralarında da kavga sebebi oldu.</p>
<p>Rum tarafında milli birlik ve beraberlik merakı vardı. Onun için federasyona karşı olan partiler bile nasıl olsa Denktaş engeller güvencesiyle ilerlemelere göz yummuşlardı. Şimdi önlerinde ya buradan ileriye ya da yalnız kalmanın sorumluluğunu yüklenme derdi var. Seçimlerde de hükümete katılmak için ya AKEL ya da DİSİ ikilemi ile karşı karşıya bulunan retçiler dertli ama AKEL ve DİSİ de dertli çünkü dünya kamuoyu önünde Annan planını onayladıktan sonra ret kampanyası açma suçunu işlemenin itibarlarına yaptığı zararı telafi edemediler. Görüşmeleri hayır demeden karşı tarafı suçlatma taktiği ile yürüten Türk tarafı da itibar kazanmadı ama onların durumu da düzelmedi. Onun için kabul edilebilir bir çerçeve çekecek dış desteği bulma şansları kalmadı.</p>
<p>Türk tarafı zaten çözüm peşinde değil. Onun için çözüm olmamış diye üzülmüyor yöneticiler. Halk ise emindir ki çözüm olmadan Türkiye bizi azat etmeyecek ve sorunların üstüne bir de din sorunu eklenerek artacak olan sorunlara çözüm olmayacak.</p>
<p>Siyasiler utangaç eleştirilerine devam ederken Rum tarafındaki anlaşma yanlılarına ip atacak bir öneriyi akıllarına bile getirmiyorlar. Halbuki örneğin CTPP ve Talat kendilerin ip atmadı diye Hristofias’a demedik laf bırakmadılar.</p>
<div class="al2fb_likers"><a href="http://www.facebook.com/profile.php?id=100002110978306" rel="nofollow">Erhan Zeytin</a> <span class="al2fb_liked">liked this post</span></div><div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=vPvFIl4Q3LE:M-Er8iVGpR8:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=vPvFIl4Q3LE:M-Er8iVGpR8:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=vPvFIl4Q3LE:M-Er8iVGpR8:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=vPvFIl4Q3LE:M-Er8iVGpR8:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/vPvFIl4Q3LE" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>Mali krizle beraber kültürel ve insan hakları temelli eylemler devam ediyor. Türkiye YKP’ye göre her beş yılda bir iki katına çıkarması gereken yardım ve krediyi ödememek için istikrar(!) önlemleri dayatmaya başlayınca önce KTHY kurban gitti. Arkasından DAÜ’nün parçaları gitti ve birçok yerde ücretler ve haklar budandı. Daha da devam ediyor. Kazanılmış haklar da hedef tahtası [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/23/son-politik-gelismeler-ekonomik-durumla-ilgili-eylemlere-yenileri-eklendi/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">1</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/23/son-politik-gelismeler-ekonomik-durumla-ilgili-eylemlere-yenileri-eklendi/</feedburner:origLink></item><item><title>Kemalizm, Atatürk ve Kıbrıslı Türk aydınlar – Murat Kanatlı</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/_-3Ofos-pA0/</link><category>MURAT KANATLI</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Wed, 22 Feb 2012 23:42:41 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=9012</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p>Kıbrıs’ın kuzeyinde birçok tartışma maalesef tamamlanamamıştır…</p>
<p>Örneğin Sovyetler Birliği bu konudaki en önemli zaafımızdır… Bu konu açıldığında hala yetersiz tartışmanın zaaflarını yaşamaktayız. Bazıları hala daha Sovyetler Birliğini Stalin-Troçki ekseninde tartışmayı marifet sayabilmekte… Eski retoriği, 1990 öncesine ait olan 20. Kongre sonrası, Stalin sonrası Sovyetlerin bürokratik sosyalizm kayması argümanını tekrarlayıp konuyu tartıştığını düşünen çok kişi vardır, çünkü biz 1990 sonrası sol, sosyalizm içi tartışmaları ne Kıbrıs’ın kuzeyinde ne de güneyinde yönetebildik, ileriye taşıyabildik!</p>
<p>Benzer konu Türkiye yakın tarihi ile de ilgilidir… Ne zaman fundamentalist bir sorun karşımıza çıksa Türkiye’deki tipik laiklik cephesinin argümanları aklımıza gelir, hemen Kemalizm’e sığınırız. En çok kullandığımız argüman ise Atatürk ve onun nutukta anlattıkları…</p>
<p>İşin ilginci son dönemde birçok araştırma gün yüzüne çıkmış, Nutuk’un Mustafa Kemal tarafından kendi tarihini dayatma bağlamında yazıldığı, birçok konuyu çarpıtarak, dönemin önemli figürlerini kendi amaçları doğrultusunda Nutuk’a almayarak ya da eleştirel alarak tasfiye ettiği, karaladığı, değerini düşürdüğü artık genel kabul gören bir gerçek…</p>
<p>Mustafa Kemal, İttihat ve Terakki (İTC) geleneğinin bir subayı idi, güç dengesi içinde öne çıktı. İTC kendini resmen tasfiye etmek zorunda kaldığı koşullarda eski liderlerin öne çıkmaması, yeni bir başlangıç izlenimi için verilen liderlik kavgasında Mustafa Kemal bir adım öne geçti… Ama milli anlatı durumu maalesef böyle sunmaz!</p>
<p>1908’den itibaren Anadolu coğrafyasında ikili iktidar koşullarının olduğu, Saltanatın ciddi iktidar sorunu yaşadığı da artık genel kabul görüyor… Yani yeni Türkiye, reform ve değişiklikler için Mustafa Kemal’i beklememişti, bu değişim süreci 1908’den başlamıştı…</p>
<p>Ama bu demokratik bir süreç değildi. Tepeden inmeci militarist bir modernleşmeydi… Kelimenin tam anlamı ile askeri güç dengeleri sürecin her anında belirleyici oldu. Muhalefete kısıtlı imkanlar tanındı. Çeşitli isimlerle oluşturulmaya çalışılan her türlü muhalefet güçlenmeye başladığı anda sertlikle dağıtıldı. Bu süreç İTC dönemi ile başladı ama Mustafa Kemal döneminde de devam etti… 1937 Dersim Katliamı buna net bir örnektir. Gayri Müslimlere karşı operasyonlar, Ermeniler, Pontuslulara yapılanlar ile ilgili İTC dönemine atıfta bulunulur, suçlanır ama 1934’te Trakya’dan Yahudilerin göçe zorlanması Mustafa Kemal dönemine denk gelir…</p>
<p>Sermayenin, eğitimin, coğrafyanın Türkleştirilmesi için İTC kadrolarının operasyonları 1913-1914’lere rastlar…</p>
<p>Türk’ten Türk’e kampanyasını İzmir’de yönetenlerden biri de Celal Bayar’dır. Sermayenin Türkleştirilmesine hız verilir, gayri Müslimler göçe zorlanır, sermayelerine, birikimlerine zorla el konur!. Dil dayatmaları da gene bu dönemde olur. Nüfus hareketleri de gene bu döneme denk düşer… Ermenilerin ve diğer gayri Müslimlerin yaşadığı trajediler de bu dönemin içinde yaşanır… Coğrafyanın paylaşımına yönelik operasyonlara karşı silahlı direnişi örgütleyen de İTC liderliği idi…</p>
<p>Mustafa Kemal tüm bunların mirasını Nutuk’ta kendince yorumlarla iyileri kendinin, kötüleri muhaliflerin hesabına yazarak sahiplenir…</p>
<p>Bu bağlamda Mustafa Kemal için söylenen yedi düvele karşı savaş basit bir yanılsamadan başka bir şey değildir. Bir yandan İTC dönemini yok sayan, onu suçlu gören anlayış, Türkiye kuruluş tarihi ile kendini ayrı tutmak isterken, direniş tarihini İTC döneminin içine kadar uzatıp kendi ile çelişkiye düşer ama ne gam, amaç büyük anlatıyı güçlendirmektir…</p>
<p>Mustafa Kemal dönemine şekil veren Türk-Yunan savaşından başka bir şey değildir. Bu nedenle Kemalizm’in mayasında Yunan düşmanlığı önemli bir yer tutar. Ama Mustafa Kemal’in tek başına liderliği aldığı iddiasında bulunduğu 1919 sonrası yedi düvelle savaşmak anlamında önemli bir askeri çarpışma yaşanmamıştır. Yerellerde çoğu İTC kadrolarının isyanlar, düzensiz ordu savaşları şekilde bazı çarpışmalar yaşandı ama o kadar…</p>
<p>En önemli yanılsama İTC’nin ve Mustafa Kemal’in dinle olan ilişkisidir. İTC de, Mustafa Kemal de ulusal kurtuluş sürecinde her ulusal hareket gibi dini kullanmıştır. Zaten Balkan ve Kafkaslardan toplanan ve Anadolu’ya getirilenlerle Anadolu’da kalanlar farklı etnik gruplara aittiler, olanları bir arada tutacak tek bağ dindi. Mustafa Kemal bu nedenle yeni Türkiye coğrafyasına dayanan Türk milliyetçiliği çalışmasını başlatırken, elindeki tek bağı da uzun süre en etkili şekilde kullandı.</p>
<p>Daha sonra Kemalizm’in takipçisi olduğunu söyleyen askerler de özellikle darbe dönemlerinde dini etkili şekilde kullanmaya devam ettiler. En taze olan 12 Eylül darbesi sonrası Evren’in mitinglerinde dini metinler okuması olarak hatırlatılabilir. İmam Hatipler de 12 Eylül cuntası döneminde yaygınlaştı… Kenan Evren cuntası 12 Eylül sonrası birleştirici olarak Türk-İslam sentezini üretip Türkiye halklarına dayattı…</p>
<p>Kemalizm kendi tarihi boyunca demokratik olamadı, askeri kökleri ona demokratik olma imkanı tanımadı, tüm sorunlarını zor yolu ile çözdü. Dinle olan ilişkisi de kendi tekelinde tutma, bu aracı özellikle diğer dini cemaatlere kullandırmak istememesinden başka bir şey değildi…</p>
<p>Bu nedenle Kıbrıs’ın kuzeyinde dini cemaatlerin karşısına Kemalist argümanlarla karşı çıkmak, kelimenin tam anlamı ile neo-İtilafçı – neo-İttihatçılar cepheleşmesinde saf tutmaktan başka bir şey değildir…</p>
<p>Bu nedenle Haziran 2011’de Yeniçağ’daki “Vesayet rejimi yeniden kurulurken”<strong>*</strong> yazımdaki soru hala güncelliğini korumaktadır; “Kemalistlerin ordusu ile imamın ordusunun çarpıştığı koşullarda demokrasi çıkar mı?”</p>
<p>Çıkmaz dersak, bize düşen üçüncü cephenin kurulmasıdır!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>* <a href="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2011/06/10/vesayet-rejimi-yeniden-kurulurken-murat-kanatli/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2011/06/10/vesayet-rejimi-yeniden-kurulurken-murat-kanatli/</a></p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=_-3Ofos-pA0:mWuGMBgWmvM:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=_-3Ofos-pA0:mWuGMBgWmvM:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=_-3Ofos-pA0:mWuGMBgWmvM:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=_-3Ofos-pA0:mWuGMBgWmvM:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/_-3Ofos-pA0" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>Kıbrıs’ın kuzeyinde birçok tartışma maalesef tamamlanamamıştır… Örneğin Sovyetler Birliği bu konudaki en önemli zaafımızdır… Bu konu açıldığında hala yetersiz tartışmanın zaaflarını yaşamaktayız. Bazıları hala daha Sovyetler Birliğini Stalin-Troçki ekseninde tartışmayı marifet sayabilmekte… Eski retoriği, 1990 öncesine ait olan 20. Kongre sonrası, Stalin sonrası Sovyetlerin bürokratik sosyalizm kayması argümanını tekrarlayıp konuyu tartıştığını düşünen çok kişi vardır, [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/23/kemalizm-ataturk-ve-kibrisli-turk-aydinlar-murat-kanatli/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/23/kemalizm-ataturk-ve-kibrisli-turk-aydinlar-murat-kanatli/</feedburner:origLink></item><item><title>Polis hakkında şikâyet çok hesap veren yok – Alpay Durduran</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/ID5gTf7Yyyo/</link><category>ALPAY DURDURAN</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Wed, 22 Feb 2012 23:40:32 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=9010</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p>Polisin durumu bazılarına göre çok başarılı ve çok uğraşır ama asayiş berbat. İşkence artarak devam eder, yargıda polisin rolü skandal çünkü deliller kaybolur, sanıklar kaçar, bir kısmı kaçar bir kısmından hesap sorulur, temiz kâğıtları günden güne değişir, uyuşturucu, fuhuş ve kumar sosyal bir afet oldu ama büyük suçluların peşinde kimse görülmez ve ufak suçlular teşhir edilir. İşkenceci ve saldırgan polislerden hesap sorulduğu değil ödüllendirildiği haber olur. Gene de bir suçlu yakalandı diye gazetelerde övülür ve polis görevini yapar ama suçlar azalmaz diye hayıflanma görülür.</p>
<p>Sebebi bellidir. Gazeteciler de halk da polisten korkar. Çünkü polisin delil yerleştirdiği ve yakalandığında bile ceza görmediğinin örnekleri görülür.</p>
<p>Mali polis de kuruldu ama hala daha suçluların peşine düşüldüğünü göre olmadı. Belki kuruluş geçekleşti ama işleyin diyen olmadı diye görevde görülmez. Yoksa elektrik kurumunun Sayıştay raporunda bizi soyanların listesi yayımlandı. Polisin tahkikat açtığı ise görülmedi.</p>
<p>Yargıdan şikâyet barolar birliğinin başkanı tarafından dile getirildi. Bir gazetemizde yüksek mahkemede yargılanan bir yargıcın bir daha terfi edemeyeceği şekilde cezalandırıldığı haber oldu. Lakin başka haberlere bakarsak hikâye orada bitmedi, belediye başkanı, büyük işadamı ve mahkeme mukayyidi gibi güçlü sanılan kimseler de şikâyetçi idi ve şikâyetlerini ileri götürmedi. Yüksek mahkeme’de “ben o anlamda söylemedim” deyip şikâyetçi olmadıklarını söylemişler. Gazeteciler gibi halk da korkar ama dahası halkın korktuğu yerde belediye başkanları, müdürler, mukayyitler ve işadamları da korkar.</p>
<p>Kimi polisten korkar, kimi yargıçtan, kimi müdürden, kimi belediye başkanından kimileri de büyüklerinden korkar. Korku dağları bekler.</p>
<p>Atalarımız “korku miskindir” derken korkanın miskinleştiğini vurgular. Siz ne anlarsınız bilmem ama doğrusu korkanın miskinleştiğidir.</p>
<p>Uyanıkların iktidarında halk korkutulur ki kimse hesap sormaya cesaret edemesin. Bir kere korkuttunuz mu sizin herkese miskinlik bulaştırmanıza gerek kalmaz. Aile büyükleriniz çocuklarına “büyüklerinize karşı gelmeyiniz” öğüdü vererek sizden korkulmasını sağlarlar. Yemezse din adamları da devreye girer. Emir’in dediğine karşı gelmeyin buyruğu Suni mezhebinin temel önermesidir. Hem de “Kuran’a uymasa da karşı gelmeyin” dediği eleştirilerek mezhep ayrılıklarını körüklediği halde Suni akideye göre bu böyledir. Onun için bütün despotlar suni mezhepten olmasalar dahi suni mezhebi koruyup uygulamışlardır. Osmanlı padişahları despotun şahı oldukları adları bile Şah mezhepleri de Hacı Bektaş-ı Veli’nin mezhebi Alevilik olduğu halde hukukları güya Suni idi.</p>
<p>Kıbrıs’ta da Alevilik olduğu halde ailelerimiz bize büyüklerimize kafa kaldırmamamızı öğretiler. Tabii ki kaçan kurtuldu.</p>
<p>Nerede olursa olsun idareler doğası icabı boyun eğmeyi kutlarlar. Demokrasi denilen illet bulaşırsa mantıki olarak boyun eğmeyenlere saygı görülür. Almanya başbakanı Merkel’e bakın. Monetarist kapitalizmi AB’ye dayatan bir sağcı olduğu halde insan hakları savunucusu bir ünlü kimseyi Cumhurbaşkanı olarak önermektedir. Başbakanlığın geçici olduğu öğretildiği için kendisinin de muhtaç olacağı insan haklarını savunanın önemli olduğunu mantıken kabul etmiş görünüyor.</p>
<p>Darısı başımıza. Ne zaman bizim kapitalistler de insan haklarının önemini kavrayacaklar? Henüz zamanının gelmediği aşikâr yoksa ticaret odasının da sanık haklarını savunmak için hukuk hizmeti fonu olurdu. Devlet parasının çarçur edilmemesi için istatistik bürosu kurar ve bütçe uygulamalarını izledi.</p>
<p>Salih Coşar kamu parasının merkez bankasında birleştirilerek çek gelince ne maksatla olursa olsun yani harcamanın hangi kalem için yapılacağına ve bütçe limitinin aşılıp aşılmadığına bakmadan bozdurulması emrini veren mektubunun iptali için eylem yapardı. Çalışanların fonlarının nasıl harcandığını izler ve maksatları dışında kullanılmalarına itiraz ederdi.</p>
<p>Her seçim öncesi politikacılar yani UBP ve CTP kapılarına gelip yardım istediklerinde onlara bütçe disiplinine uymalarını dikte etmeyen ticaret odası herhalde ileri ülkelerin hiç birinde görülmez. Bizim kapitalistler korkularını bastırırlar ve içerden bir dayı bularak savunmaya geçerler. Lakin söz konusu yargıç olunca onlar da korkularından gizli ihbarın ötesine geçemezler.</p>
<p>Polis işini bilen ve yapan bir polis olsa insanların korktuklarını çoktan öğrenmiştir. Bildiği ihbar yapanları ihbar ettiklerine ihbar edildiklerini duyurarak pişman etmelerinden bellidir. İhbar ederler ki suçlunun desteğini alsın. Çünkü polis mensupları da korkar.</p>
<p>Kim neden korkar? Birinci haklı olan eli temiz olduğu halde kendisini korumak zorunda bırakılandır. Çocuğunun peşine düşüleceğinden ve saire neden çok! İkincisi bir haksız isnatla peşine düşülendir. Üçüncüsü sarsılıp durmaktan vazgeçmeyen ekonomi yüzünden işini korumak için yalakalık yapmak durumuna düşenlerdir. Devletten destek almadan ayakta kalabilecek tek bir sektörün olmadığı bir yerde ne yapsın zavallı diyebileceklerimizdir. Gerisi ya elde ettiği avantayı korumak isteyen bir zavallıdır ve zavallılığının açısını başkalarından çıkarmakta beis görmez, ya da haksız destek ve güç aramaktadır. Bunlar haklı haksız rejimin bekçileri olurlar. İşlevleri büyüklere saygıyı sağlamaktır. Bilirler bilmezler fark etmez. Sin da gülle geliyor deyip sinerler ve sindirirler.</p>
<p>Poliste bir reform şarttır. Polis bir haksızlığa direnmek, bir ihalede usulsüzlük olduğunu duyurmak veya siyasi bir eyleme katılmak yüzünden mali denetime alınarak ezilmeye çalışılan veya götürü vergi saldırısına uğrayan birisinin şikâyetini inceleyebilecek ve delil bulabilecek, çevre şahadetini değerlendirebilecek uzmanlaşmaya götürülmelidir. Mali polis bunun için teçhiz (donatılmalıdır) edilmelidir. Bu da yetmez poliste ombudsman olmalıdır. Anglosaksonlarda buna watch dog derler yani bekçi köpeği. Değnek çok mademki köpek de olmalıdır. Yargıda da kendine uygun watch dog olmalıdır. Yargıç ve savcı görevi sırasında dediğinden yaptığından sorumlu tutulmaz ilkesini bozmayacak şekilde ombudsmanı olmalıdır.</p>
<p>Tekrar hatırlatayım. ABD insan hakları izleme kuruluşu bizde delilleri sanığı tutukluyu yakaladıktan sonra elde ettiğine ve sanıkların hemen itiraf ettiklerine göre poliste işkence vardır demektedir. Siz ne dersiniz? Bizim suçlular neden bu kadar kısa sürede nedamet getirip kendilerini ele verecek delilleri teslim eder ve itiraf ederler? Sizce de poliste dayak var değiş mi?</p>
<p>Savcılar neden en çok dava kaybeden avukat diye bilinirler? Yargıçlar neden avukatlar tarafından aşağılanmakla suçlanırlar? Sayıştay raporları suçluları ve suçları açığa çıkarır da neden bir savcı polise soruşturma talebi ile gitmez? Başsavcı neden polise anayasaya göre yetkisini kullanarak emir vermez? Ombudsman olsa ve bunları halka duyursa yararı olmaz mı?</p>
<p>Partilerinize gidip bunları yapmayı yasa emri haline getirmeyi ne zaman isteyeceksiniz?</p>
<div class="al2fb_likers"><a href="http://www.facebook.com/profile.php?id=100002110978306" rel="nofollow">Erhan Zeytin</a> <span class="al2fb_liked">liked this post</span></div><div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=ID5gTf7Yyyo:AxPPaR_sQZk:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=ID5gTf7Yyyo:AxPPaR_sQZk:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=ID5gTf7Yyyo:AxPPaR_sQZk:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=ID5gTf7Yyyo:AxPPaR_sQZk:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/ID5gTf7Yyyo" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>Polisin durumu bazılarına göre çok başarılı ve çok uğraşır ama asayiş berbat. İşkence artarak devam eder, yargıda polisin rolü skandal çünkü deliller kaybolur, sanıklar kaçar, bir kısmı kaçar bir kısmından hesap sorulur, temiz kâğıtları günden güne değişir, uyuşturucu, fuhuş ve kumar sosyal bir afet oldu ama büyük suçluların peşinde kimse görülmez ve ufak suçlular teşhir [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/23/polis-hakkinda-sikayet-cok-hesap-veren-yok-alpay-durduran/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">1</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/23/polis-hakkinda-sikayet-cok-hesap-veren-yok-alpay-durduran/</feedburner:origLink></item><item><title>Niyet meselesi – Rasıh Keskiner</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/8UYPrNJ8cGE/</link><category>RASIH KESKİNER</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Wed, 22 Feb 2012 23:36:15 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=9008</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p>Her şeyin, her işin sağlıklı bir sonuca ulaşması için niyet önemlidir,</p>
<p>Herhangi bir konunun, herhangi bir sorunun çözümünde de niyet çok önemlidir,</p>
<p>Niyet meselesindeki pozitif veya negatif tavır sözde değil uygulamada anlaşılır,</p>
<p>Bireylerin veya bireylerin oluşturduğu kurumların niyetleri de sorunların çözümü, kitlelerin mutluluğu veya mutsuzluğuna etken teşkil eder,</p>
<p>Dolayısı ile insan mutluluğunu ön planda tutan Yönetimlerin toplumlarına karşı niyetleri genelde pozitif yönde olmaktadır,</p>
<p>Tam aksine sorunların çözülmemesi Yönetim erkini elinde tutan mekanizmaların menfaatine ise niyetler hep negatif yönde olmaktadır,</p>
<p>Bu çerçevede Kıbrıs sorununda gelinen son duruma baktığımızda, soruna çözüm bulmak için yola çıkanların hiç de iyi niyetli olduğunu görmüyoruz,</p>
<p>Yarım asırdır, soruna çözüm bulmak amacı ile görüşmeler sürdürülmektedir,</p>
<p>Ama gel gör ki hala soruna bir çözüm bulunamadı,</p>
<p>Gün geçtikçe de çözüm ihtimalleri azalmaktadır,</p>
<p>Sürdürülmekte olan görüşmelerde, önümüzdeki aylarda bir gelişme bekleyebilir miyiz, niyet meselesine baktığımız zaman mümkün görülmemektedir,</p>
<p>Son zamanlarda, toplumun belli kesimlerinde, sorunun gelip tıkanmasının nedeni, görüşme sürecinde uygulanan yöntemin yanlış olduğu yönünde görüşler oluşmuştur,</p>
<p>Yani, bugüne kadar ne deniliyordu: Her konuda andlaşma sağlanmadan, hiçbir konuda anlaşılmış sayılmaz.</p>
<p>Peki, her konuda andlaşma sağlanması mümkün değil miydi?</p>
<p>Yarım asır sürdürülen görüşmelerde mümkün değil miydi?</p>
<p>Ben inanmıyorum. Niyet meselesi.</p>
<p>Eğer bir işi bir sonuca bağlamakta niyet etmişseniz, bitirirsiniz,</p>
<p>Yok eğer niyetiniz yoksa, binbir dereden su getirir sorunun uzamasını sağlarsınız,</p>
<p>Kıbrıs sorununda da taraflar hiçbir zaman niyetli olmadılar,</p>
<p>Perde önünde zaman zaman andlaşma istediklerini söyleyerek şov yapmaya çalıştılar ama gerçekte, perde gerisinde, hiç niyetli olmadılar,</p>
<p>Şimdi yöntem değişikliği önerseniz, yine bu yöntem değişikliği üzerinde oynamaya başlayacaklar,</p>
<p>Çünkü adamların niyeti yok&#8230; Hiç pozitif düşünmüyorlar.</p>
<p>Niyetleri olsa iş başka olurdu,</p>
<p>Niyet olduktan sonra çok kısa zamanda da sorunun tümü üzerinde andlaşma sağlanabilir,</p>
<p>Nitekim 1991 yılında YKP- ADİSOK ortak çalışması ile her konuda bir andlaşma sağlanabileceğini kanıtladı. 3-4 gün içerisinde iki parti heyeti, Kıbrıs sorununun her konusunda andlaşarak bunu kamuoyuna açıkladı.</p>
<p>3-4 gün içinde nasıl olur bu demeyin, niyet olduktan sonra olur.</p>
<p>Bir sorunu çözme niyeti ile görüşme yaparsan çözersin,</p>
<p>Yarım asırdır sürdürülen görüşme sürecinde andlaştıkları, eğer varsa, konuları uygulamaya koyarlardı,</p>
<p>Ve aslında, her konuda andlaşmaya varılmadan, hiçbir konuda andlaşma yoktur, anlayışı bir yerde bizi bugünlere getirdi,</p>
<p>Oysa andlaştıkları konuları uygulamaya koysalar, bugün çok daha iyi bir durumda olunurdu,</p>
<p>Yani parça parça uygulama yöntemi ile nihai çözüme gitmek daha erken olabilirdi,</p>
<p>Tabii burada da yine o niyet meselesi ortaya çıkmaktadır,</p>
<p>Buna rağmen önümüzdeki devrede sanırım bu yönde girişim başlatılmasında yarar vardır,</p>
<p>Niyetleri olmayan taraflar buna nasıl yaklaşırlar bilinmez ama olumlu yaklaşacaklarını bekleyemeyiz,</p>
<p>Çünkü üzerinde anlaşılan bazı konuların uygulamaya sokulması işlerine gelmeyebilir,</p>
<p>Ama toplumların önüne bunu koymak da gerekir,</p>
<p>Yıllar önce, biz, pratik uygulanabilir hususları gündeme getirdik,</p>
<p>Karşılıklı ticaretin geliştirilmesi,</p>
<p>Tarafların elektrik alışverişi, telefon hatlarının birleştirilmesi,</p>
<p>Maraşın yerleşime açılarak iş olanaklarının artırılması,</p>
<p>Tarihi eserlerin restorasyonu,</p>
<p>Yol ikaz levhalarında Türkçe- Rumca dilinin kullanılması,</p>
<p>Köy isimlerinin aynı şekilde Türkçe- Rumca dilinin kullanılması,</p>
<p>Şovenizm kokan gösteri, bayrak ve bunu gibi hususların azaltılması,</p>
<p>Kıbrıs cumhuriyeti dairelerine Türklerin istihdamı,</p>
<p>Ve daha pek çok pratik uygulanabilir hususlar sayabiliriz,</p>
<p>Bütün bu parça parça uygulamalar her iki toplumda da kaybolan güvenin ve birlikte yaşama isteğinin artmasına neden olacaktı,</p>
<p>Birlikte yaşam için güven çok önemlidir,</p>
<p>Bu güven de bu şekilde sağlanabilir, bu gün çok daha ileri bir noktada olunabilirdi,</p>
<p>Bunlar bugüne kadar yapılmadı, bundan sonra yapılır mı diye sorarsanız ben yine de niyet meselesi derim,</p>
<p>Niyet meselesi ama baskı yaparak bu niyeti mümkün olduğunca pozitif bir anlayışa dönüştürmek iççin de üzerinde anlaşılan hususların uygulamaya konmasını isteyelim.</p>
<div class="al2fb_likers"><a href="http://www.facebook.com/profile.php?id=100002110978306" rel="nofollow">Erhan Zeytin</a> <span class="al2fb_liked">liked this post</span></div><div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=8UYPrNJ8cGE:k87dk2dFicQ:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=8UYPrNJ8cGE:k87dk2dFicQ:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=8UYPrNJ8cGE:k87dk2dFicQ:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=8UYPrNJ8cGE:k87dk2dFicQ:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/8UYPrNJ8cGE" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>Her şeyin, her işin sağlıklı bir sonuca ulaşması için niyet önemlidir, Herhangi bir konunun, herhangi bir sorunun çözümünde de niyet çok önemlidir, Niyet meselesindeki pozitif veya negatif tavır sözde değil uygulamada anlaşılır, Bireylerin veya bireylerin oluşturduğu kurumların niyetleri de sorunların çözümü, kitlelerin mutluluğu veya mutsuzluğuna etken teşkil eder, Dolayısı ile insan mutluluğunu ön planda tutan [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/23/niyet-meselesi-rasih-keskiner/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">1</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/23/niyet-meselesi-rasih-keskiner/</feedburner:origLink></item><item><title>Vesayet durdukça neyi konuşursunuz? – Said İlhan</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/lnkhTrNMvKY/</link><category>SAİD İLHAN</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Wed, 22 Feb 2012 23:28:34 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=9005</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p>Kıbrıs Cumhuriyeti zamanında kurulurken halkından gizlenen bir ”garantörlük” olayı vardı&#8230; gerçi ortada duruyordu ancak doğru dürüst anlatılmamıştı. Ne demek? Bu garantörlük meselesinde halkı toplumları “anavatanları” Türkiye ile Yunanistan ve tabii ki “onların babavatanları” Angoamerikanlar çok sevdiğinden yalnız bırakmamak için gerekli görmüşler, milli hislerle toplumların da beyinlerine iyice kazıtılmıştı. Halk da ileride başlarına örülecek çoraptan habersiz bayram havasında bunu bir güzel kabullenmişler. Sonrası malum; olanlar olmuş ama “desti” dolmamış çünkü anavatanlar “efendilerinin” senaryosuna figüranlıkta kusur etmeyerek askeri darbelerini gerçekleştirmişler. Ve bizim 8 – 10 bin yıllık tarih ve kültürle yoğrulmuş “destimiz” su veya tanrıçamız Afrodit ile adamızın ünlü şarap yolunda değil de bu hengamede kırılmıştı. 15 Temmuz ve 20 Temmuz 1974’ler oyunun son perdesinin önceki sahnesidir. Sözde anlaşma, çözüm bulmak için arabuluculuk faaliyetlerinde bulunmaları statükoyu kalıcılaştırmayı amaçlamaktan başka bir niyet değil. Hala farkına varılamaması onların “it dalaşı”na toplumların kolayca kanmasıdır. Halbuki her şey ayan beyan ortadadır. Çözüm dedikleri garantörlük şemsiyesi altında bulunacak olandır ki “farkı nerede” sormak gerekmez mi? Vesayet sürecek, yabancı güçler at oynatacak ve nasıl bir çözüm bulunursa bulunsun onların asli hakimiyeti söz konusu olacaktır. SBA tümden Ortadoğuya egemen angloamerikan askeri üsleri yanında sözüm ona anavatanlara da kırıntısı verilmesi Kıbrıslı halkını uyutmak için biçilmiş kılıf olmaktadır.</p>
<p>Doğu Akdeniz’deki zengin doğal gaz kaynakları yeni bir keşif olamaz. Uzun zaman önceden biliniyordu ki uzun vadeli projelere imza atan emperyal güçler oyunu yönetirken, bir gün sonrası için bile program plan yapamayan zavallıların anlayacağı şey değildir. Size de garip gelmiyor mu; “İsrail ile kanlı bıçaklı olmak” durduk yerde niye? Ve hemen akabinde “düşmanımın düşmanı dostum” havalarında hemen balıklama petrol yataklarına… Allahtan “subap” Rusya ile Çin oyunun farkına vardı da Suriye’nin Arap Baharına şimdilik kurban gitmesine engel olurken Kıbrıs açıklarındaki zengin kaynaklara ve sıcak suların cazibesine de bir şekilde el atıyor. Ne denli başarılır elbette zaman gösterecek. Tek kutuplu dünyanın gazabına uğrayan halkların dayanışmasının kaçınılmazlığı anlaşılmaktadır. Sovyetler sonrası yakın tarihte Rusya’nın, batılılıların kışkırtmasıyla karışan Gürcistan’a müdahalesi üzerine ABD savaş gemilerinin Karadenize açılmasına yanıtı gecikmediği hatırlardadır. Hani Karayiplerde Venezuela ve Bolivya ile ortak tatbikat yapmıştı. Uyuyan Kutup ayısının uyanmasına yorumlanmıştı. Coğrafyada halkların aslında birbirine düşmanlıkları olamaz… Birbirine kırdırılmaları kendilerine olan güven duygusundan uzak ve cehaleti diyebiliriz. Dış güçlerin ihtiyaç duyduğu yönetim ve ülkeleri tutması ve insanlık dışı uygulamalara göz yumması bir çok ülkede halkların hala acı çekmesine yol açmaktadır. Stratejik çıkarlar nedeniyle bçlgemizde çoğu Araplar, Kürtler, Kıbrıs halkı toplumlar vd bugün oyunun birer kurbanıdır.</p>
<p>MÜZAKERE BAŞKALARININ ALT YÖNETİMİNDE BİR ÖNE İKİ GERİ VİTES!</p>
<p>Hep duyduk ve hala 40 yıldır duymaya devam ediyoruz… ülkemize çözüm ve barış gelecekti! Ama yola çıkılan “tomofil” acami yolcu ve şoferleri “langufada tumba veya tanka benzin koymayı unuturken hep yarı yolda bıraktı”. Anlamayanlara söyleyelim yani “araba şarambole düşer veya stop eder” efendiler. Hesabını tutan var mı? İnanın ki arşiv karıştırıp yazılı notlara bakmadan bilmek mümkün değildir. Kaç lider, arabulucu, BM Genel Sekreter yedi hala bitmedi. Halledilmeyecek dava mı allahaşkına! Müzakerecilere bakın; sağcıları geldi, solcuları geldi olmadı… kimse de acep neden diye akıl etmiyor, üstelik AB toprağı ama AB farkında değil! Temmuz’da dönem başkanlığı Kıbrıs Cumhuriyetine geçecek, hiç olmazsa bu basit ama önemli çelişkiyi görsün, bugüne kadar sağlanacak başarı için yeterli. Son tartışma mülkiyet ve vatandaşlık çevresinde dolanır… yahu kim kimin malı, mülkü ve kimliği hakkında karar verebilir. Referandumda onaylansa bile kişi rıza göstermedikçe kabul görmeyeceği bilinmiyor mu? Vatandaşlıklar keza öyle… Uluslararası hukuk, muhaceret yasaları ne güne durur. Yerli nüfustan çok vatandaş ve seçmen yapısı dünya kamu oyunun gözü önünde oluşturuluyor ve uluslararası örgütlerince de onaylanması isteniyor. Pişkinliğin böylesi görülmüş değildir. Hepimizin algılamadığı can alıcı nokta, ki çağdaş hukukta suç oluşturmakta; bu ülkenin insanları Kıbrıshalkı toplumları arasında da ayırımcılık yapmaktır. BM Genel Sekreteri ile özel danışmanı anlasın diye “diskriminasyon”dur, suça ortak olmaktır… nasıl izin veriliyor, anlamak mümkün değildir.</p>
<p>Bir de iç meselelere bakalım, öyle ya “ormanı göremeyenlerin” tek tek ağaclarına bakalım… böyle yaparak bugünlere taşınmadık mı? Güney ve Kuzey olarak adamızın ayrılması en başta gelen ayıbımız diyerek girelim; Hristofyas ile Anastasiades kendi sahanlarında önümüzdeki başkanlık seçimleri için erken kapışmaya başlamaları bile oyunun ahlakına aykırı. Gören, duyan sanacak ki Roma’nın “gladyatörleri”, kıyasıya dövüşecekler ama kime “hizmet” ettiklerini bilmeyerek veya biliyorlar da halktan gizleyerek. Oysa sorun o koltuğa oturmak değil, çünkü başkalarının oturtmasından başka bir şey olmadığı 40-50 yıllık yakın tarih göstermiştir. Annan Planında da öyle olmadı mı; biri evet diğeri hayır diyerek ustalarınıa yaramışlardı. Bize gelelim (derken kendimden utanıyorum bu ayrımcılık karşısında!); olmayan yönetim, devlet, cumhuriyet ve hele egemenlik… seçimler, başkalarının toprağı üzerinde lüks hayat meclisiyle, bakanlıklarıyla, yüzlerce müsteşar müdür, danışman, müşavir, uzman, koruma ve makam arabaları zevki sefasında. Unutulan ise her şeyin başka bir yönetimin bir “alt yçnetimi” olduğu! Dünya siyaset literatüründe “bir muhtar kadar ‘muhtar’ olmayan” yönetim demek oluyor. Tabii ki o bağlı olunan makamın her isteğine ya uyacak, ya da uyacaksın başka yolu yok durumu! İlahiyat da açılır, kuran kursları, imam hatipler de olur. Kadı esasen var… kadıyı kime şikayet edeceksiniz? Tabii ki kadıya! Böyle bir ortamda müzakere yapılırsa, olsa olsa Kıbrıs halkına değil emperyal güçlerin temsilcileri olabilirsiniz, o kadar. Bilmem anlatabildim mi? SanmıYorum!</p>
<div class="al2fb_likers"><a href="http://www.facebook.com/profile.php?id=100002110978306" rel="nofollow">Erhan Zeytin</a> <span class="al2fb_liked">liked this post</span></div><div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=lnkhTrNMvKY:pVKRsxck9Nc:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=lnkhTrNMvKY:pVKRsxck9Nc:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=lnkhTrNMvKY:pVKRsxck9Nc:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=lnkhTrNMvKY:pVKRsxck9Nc:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/lnkhTrNMvKY" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>Kıbrıs Cumhuriyeti zamanında kurulurken halkından gizlenen bir ”garantörlük” olayı vardı&amp;#8230; gerçi ortada duruyordu ancak doğru dürüst anlatılmamıştı. Ne demek? Bu garantörlük meselesinde halkı toplumları “anavatanları” Türkiye ile Yunanistan ve tabii ki “onların babavatanları” Angoamerikanlar çok sevdiğinden yalnız bırakmamak için gerekli görmüşler, milli hislerle toplumların da beyinlerine iyice kazıtılmıştı. Halk da ileride başlarına örülecek çoraptan habersiz [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/23/vesayet-durdukca-neyi-konusursunuz-said-ilhan/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">1</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/23/vesayet-durdukca-neyi-konusursunuz-said-ilhan/</feedburner:origLink></item><item><title>100 yeni polis! – Yılmaz Parlan</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/_xMkRvcDVog/</link><category>YILMAZ PARLAN</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Wed, 22 Feb 2012 23:26:01 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=9003</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p>Trafikte 100 yeni Polis alınacakmışşşşşş…</p>
<p>Amaç son dönemde artan trafikteki ölümlü kazaları azaltmakmışşşşş.</p>
<p>Bu masallara inanan var mi bilinmez ama Rejim kendini sürekli takviye ediyor. Organize kaos politikasını sürekli gündemde tutup toplumu güvenlik sendromuna sokanlar amaçlarına bir kez daha ulaşıyor. Uzunca bir süredir topluma “Ekonomi kötü, tasarruf politikalarını katıksız uygulamalıyız” diyenler toplumun despot rejime yönelik yükselen tepkileri karşısında rejimi daha güvenli kılmak icin 100 yeni Trafik Polisi alacaklar. Zaten nüfus bazında sayıca AB normlarının çook üzerinde olan Polis sayısı daha da artırılıyor demektir. Kimin parası ile? Tabii ki halkın vergileri ile! Ama size “Tasarruf yapmamız lazım, bütçe çook açık veriyor” deyip, denk bütçe masalını anlatıyorlar. Anlatıyorlar ama kendilerine son model yeni makam araçları almaktan vazgeçmedikleri gibi, beş yıldızlı otellerden de hiç çıkmıyorlar. Yurtdışı seyahatler de cabası…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Çünkü baştan beri asıl amaçları o değildi…</strong></p>
<p>Tepki göreceklerini bildiklerinden de, toplumun kanayan yarası olan masumane bir dramın arkasına saklanıp “Trafik Canavarı’na dur demek için” sayıyı artırıyorlarmışşşşş&#8230; Gerçek ise çatırdayan rejimi korumak ve TC’den ithal edilen Paketlerin metazori yolla uygulanmasını sağlamaktır. Trafik Canavarı dedikleri ise kendi canavarlıklarını perdelemek için kullandıkları bir bahanedir.</p>
<p>Yıllardır halkın cebini okkalı cezalarla hortumladıkları yetmezmiş gibi bunun dozajını artırmakla kalmıyor, faturasını da yine halka yani vergi mükelleflerine çıkarıyorlar. Hatırlayın; cezaları artırdıklarında ve radar kameralar geldiğinde de size ayni masalı okumuşlardı. Sonuç? Kazalar rekor seviyesinde seyrederken ölümlü kazaların önlenmesi konusunda arpa boyu yol kat edilmemiştir. Çünkü baştan beri asıl amaçları o değildi… Buraya not düşmek durumundayım: Radar Kamera projesinde birilerinin inanılmaz zengin edildiği de bilinen bir gerçektir.</p>
<p>Siz trafikte sonuç mu almak istiyorsunuz? Çok basit para da istemez, sadece irade ve karar ister. O da sizde yok be baylar!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Öneriler:</strong></p>
<p>1- Tamama yakını standart dışı olan, yan yatmış, yazıları silinmiş, otların arasında kaybolmuş, çoğu yanlış yere konuşlandırılmış, ebat olarak çok ufak olan trafik levhalarını sökeceksiniz ve işinize geldiğinde çok örnek verdiğiniz AB’nin normlarına getireceksiniz.</p>
<p>2- Trafik levhalarından çok daha fazla sürücülerin gözünü alan ve bir süre sonra göz aşinalığı yaratan reklam panolarının tümünü sökeceksiniz.</p>
<p>Ve o örnek verdiğiniz AB normlarını uygulayacaksınız, 4 km’de bir ve yoldan 40 metre içeride olacak şekilde yeniden düzenleyeceksiniz.</p>
<p>3- Ana yollar içerisine sürekli algılama bozukluğuna yol açan çemberimsi çemberler yapıp ve yolları bölüp trafiği tehlikeli hale getirmeyeceksiniz.</p>
<p>4-Trafikte aşırı sürat ne kadar tehlikeli ise trafiği yavaşlatmanın da ayni oranda tehlikeli olduğunu unutmayacaksınız. Çünkü trafikte önemli olan seri şekilde akıştır.</p>
<p>5-Cezaları değil, sağlıklı bir trafik altyapısını ve yaşam boyu eğitimi ön plana çıkaracaksınız.</p>
<p>Bize Avrupa’yı örnek verecekseniz, bu yukarıda yazılanları uygulayıp gerekli önlemleri alacaksınız. Böyle birilerini zengin edecek sözde radar kamera projelerine değil, altyapıya, eğitime ve insana yatırım yapacaksınız.</p>
<p>Sonra da 100 yeni trafik polisi aldatmacısının ardına saklanıp halkın yani vergi mükelleflerinin paralarını çarçur etmeyeceksiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kan ve gözyaşından beslenen parazitlerdir bunlar!</strong></p>
<p>Bir de bu rejimin gönüllü trafik komiserleri var… Eskiden sayıları bir idi, şimdi iki oldular. Birisi TKÖD, ötekisi TRAKAYAD. Ama bir hava kestikleri yok. TV’lerde bol bol konuşurlar, gazete ve dergilere habire mülakat verirler, ama dönerler dolaşırlar suçu yani faturayı yine sürücülere çıkarırlar. Trafik uzmanı diye de habire ahkam keserler. Ama onlar da bu kokuşmuş rejimin tipik uzantısıdırlar.</p>
<p>Yukarıda yazdığım binlerce insanın hayatını kurtaracak önlemlerin alınması konusunda dut yemiş bülbüldürler. Ama iş ceza, denetim, daha çok Polis oldu mu tut tutabilirsen. Rejimin gönüllü komiserliğine soyunurlar. Cezai müeyyidelere inanılmaz enerji harcayıp, daha çok Polis, daha çok denetim, daha çok ceza deyip yeri göğü inletirler ve bunda da başarılı olurlar. Rejimin istediği de bir çift kaş-göz değil mi zaten? Bunlar da o hesap! Ama gelin görün ki iş, hayat kurtaracak önlemlere gelince (insan-eğitim-altyapı) yokturlarrrrrr.</p>
<p>Çünkü onlar da bu trafik kazalarından beslenmektedirler. Varlıkları, sizin kaza yapmanıza bağlıdır. Siz öleceksiniz, sakatlanacaksınız ya da ağır cezalarla mağdur olacaksınız ki onlar da TV’lere çıkıp konuşabilsinler. Kazaların olmadığı bir yerde onlara da hiç gerek yok zaten.</p>
<p>Bu yüzden hayat kurtaracak önlemlerin alınmasında da etkisizdirler ve yok olmaya devam edecektirler. Biraz ağır ifade olacak ama kan ve gözyaşından beslenen parazitlerdir bunlar!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>GÖZDEN KAÇMAYANLAR!</strong></p>
<p>Sermayenin ve kapitalizmin dize getiremediği çünkü</p>
<p>Sınıf bilinci yüksek olan Yunan halkı, kemer sıkma politikalarına eşi benzeri görülmemiş bir tepki gösterdi. Yunanistan’a verilecek 130 milyar euro para için AB yeni şartlar öne sürüp, Parlamentoda bulunan Pasok ve Yeni Demokrasi Partisi de bunu uygulamak için birlikte hareket edince, ortalık karıştı, halk isyan etti ve deyim yerinde ise Atina toptan ateşe verildi. Her iki partiden toplam 41 milletvekili ve aşırı sağcı Laos partisinden 5 milletvekili karşı oy verip halkın yanında yer alınca, jet hızıyla partilerinden ihraç edildiler. Yunanistan yeni oluşumlara gebe iken, Akdeniz’in ortasında, işgal altında ve dünyadan izole edilmiş olarak tutulan Kıbrıs’ın kuzeyindeki ada halkı, yaşanan onca zulüm yetmezmiş gibi rejimin hizmetinde olan medyanın, kalemşörlerin saldırısına uğradı. Sözü geçen şahıslar, nedense her fırsatta Yunanistan’ın batmasını örnek göstererek buradaki sendikaları dövmeye, yaşanan krizin faturasını sendikalara çıkarmaya, kemer sıkma politikalarının daha da artırılmasını için Yunanistan üzerinden yeni dayatmalar yapmaya kalkıştılar. Yazıklar olsun demekten başka ne diyebiliriz ki???</p>
<div class="al2fb_likers"><a href="http://www.facebook.com/profile.php?id=100002110978306" rel="nofollow">Erhan Zeytin</a> <span class="al2fb_liked">liked this post</span></div><div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=_xMkRvcDVog:z4EFjzHtZhY:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=_xMkRvcDVog:z4EFjzHtZhY:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=_xMkRvcDVog:z4EFjzHtZhY:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=_xMkRvcDVog:z4EFjzHtZhY:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/_xMkRvcDVog" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>Trafikte 100 yeni Polis alınacakmışşşşşş… Amaç son dönemde artan trafikteki ölümlü kazaları azaltmakmışşşşş. Bu masallara inanan var mi bilinmez ama Rejim kendini sürekli takviye ediyor. Organize kaos politikasını sürekli gündemde tutup toplumu güvenlik sendromuna sokanlar amaçlarına bir kez daha ulaşıyor. Uzunca bir süredir topluma “Ekonomi kötü, tasarruf politikalarını katıksız uygulamalıyız” diyenler toplumun despot rejime yönelik [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/23/100-yeni-polis-yilmaz-parlan/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">1</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/23/100-yeni-polis-yilmaz-parlan/</feedburner:origLink></item><item><title>Yunanistan denilince – Özkan Yıkıcı</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/vjlel11sE5Y/</link><category>ÖZKAN YIKICI</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Wed, 22 Feb 2012 23:20:10 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=9000</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p>Birkaç yıldır gündemde hep Yunanistan tutuluyor. Hep ne kadar kötü örnek olduğu ve denileni yapmadığınızda başlarınıza nelerin geleceği örneği olarak hep kullandırılıyor. Haberler hep Yunan ekonomisinin ne kötü olduğunu anlatıyor: Sora da eklenerek adeta “kemerleri sıkmazsanız” başınıza bunlar gelir duygusunu korkuyla yerleştiriliyor. Yunanistan sadece olanları yanlış algılatmaya kalınmıyor, dahası aynen sizde sermaye lehine olan kararları uygulamadığınız taktirde başınıza nelerin geleceğini de psikolojik olarak hazırlıyor. Yunanistan olanlarıyla değil ama korku yaratmada ve ders vermede çok ender örneklerden biri oluyor. Nitekim hiç uzağa gitmek gerekmez; Ayni rakamların benzeri olan diğer ülkelere bu denli dayatma yapılmadı ve medyalar gündemleştirmedi. Burada Yunanistan bir anlamda olanları kadar, örneklem merkez de oluşturuldu.</p>
<p>Daha önceki yazılarımda Yunanistanda olanlar kadar sorunun özündeki genel kapitalist gerçeklik ile AB içi sermaye ihracı kuramını anlatım. Fakat ayni eksen etrafında dönme yerine, çokca gözümüzden kaçırılan önemli genel siyasal gerçekten biraz söz edecem. Yunanistan öylesine gündem yapıldı ve alınan kararlar öylesine dayatıldı ki sanki Kapitalist krizin özü burada yapılanıyormuş gibi oldu. Oysa Yunanistan ne temel Kapitalist ülke konumunda, nede Tekelci sermaye gücü bakımından önlerde bulunuyor. Ama sanki tüm dünyanın kalbi Yunanistanda atıyorcasına, öylesi dayatmalarla psikolojik koşul yaratıldı ki sanki tüm krizin geleceği burada şekilleniyormuşcasına algılatıldı. Buna giderek yapılan en acımasız önerilerin dayatılarak ve hatta yeri geldiğinde aşşağılatılarak uygulatılması dahi “masum” çaba gibi gösterildi. En net çirkinlik ise olan Kapitalist kriz ve Yunanistanın yeniden ele geçirme piyasal hamlesi sanki yaratıcısı emek ekseni gibi sunulmasıdır. Dikkat edin tüm Yunan krizinde ne sermayenin pazarsal durumu, ne AB uygulamaları nede kayıp dışından iç sermayenin dışa gitmesi sorgulanmıyor. Sorgulanan ahalinin tatil yapması ve taverna eğlenceleriyle birlikte alt kesim yaşantısı oluyor. Yine kimse sözü olan borcun 3.1 bankaları kurtarma adına AB dayatması olduğu da söyletilmez. Bunlar aynen tekrarlanan medyalı “uzmanlarla” anlatılır. Hele Yunanistana en kötü koşullarla borç verirken istenilenler hep dış yabancı sermaye yerleşkesi olmasıdır. Öyle bir psikoloji yaratıldı ki Yunanistan olmayalım korkusuyla en çirkin dayatmalar dahi “yardım etme” olarak kavratılıyor.</p>
<p>Yunanistan sıralanan etkenler yapılan baskılar ve yeni ufkunda hep merkeze konulup tartışılıyor. Sistem öyle bir örnekle bizi kısgaca aldı ki olmazsa sıra diyerlerine gelecek dürtüsüyle tüm yanlışları örtmeye yarayan kılıf oldu. Boşuna Yunanistan seçilmedi; Düşündükçe neden İrlanda, ispanya veya Portekiz değil de Yunanıstan sorusunu hemen yanıtlıyorum. Bir de şunu ekleyim; Macaristan çok daha kötü olmaktadır. Ama Macaristan veya Baltık ülkelerine böylesi dayatma da olmuyor. Üstelik daha vahimi de söyletilmez; AB yanına artık Avrupada denetci olarak İMF de kol geziyor. İMF kuruluşunun reçetesinin ne olduğunu herkes bilir. Burda Yunanistanla ilgili çok önemli bazı can alıcı oluşturulan olumsuzluklar vardır. Tabi bunlar direk AB ekseninde ve Avrupa içi sermaye ihracının sonuçları oluyordu. Hani bize papağan gibi yanlış ezberletilen “Eşit Avrupa” yalanının nasıl yanlış olduğunu da kanıtlıyor.</p>
<p>Yunanistan AB ekseniyle üretimden kopartılıp daha çok turizm denizcilik üzerinden ekononi geliştirildi. Bir de Finansman olayı katıldı. Bundan dolayı ispanya veya Macaristan gibi ihracat edecek ürünü yoktu. İkincisi de URO uyesi olma sonucu parasal devaliyasyon etme şansı yoktu. Bu iki kısgaç diğer kapitalist Avrupa ülkesinden daha kolay müdahale şansını yartıyordu. Üstelik ilk uygulamalarda halkın tepkisine karşın seçenek olarak soldaki sistem sorgusu partiye oy olarak yönlenmeme olması ise işleri daha kolaylaştırıyordu. Yunanistan bu farklılıklar nedeniyle daha dış baskılara karşı çaresiz braktırıyordu.</p>
<p>Bunları iyi kavrayalım: Çünkü ayni koşulalrdaki diyer ülkelerin daha manevra yapma şansı vardı. Bir de Yunanistanın finansman gücü ve denizcilikten turizme iyi pastası da yabancı sermaye işdahını artırıyordu. Üstelik Pazar sıkıntısı nedeniyle yeni alan olarak Yunanistanda el değiştirme ve daha dengesiz Avrupa için önemli merkez oluyordu. Alman sermayesinin işdahı buradandı: Özelikle açılan önemli finansman ve deniz sektörleri ele geçirilmek istenirken, daha esnek emek kuralı da şartı. Tabi kapitalist kriz nedeniyle sermayenin çelişkileri ve ele geçirme gerçeği de sonuçta Yunanistan muhalefetine karşın ekonomik olarak daha örneklem olma şansı vardı ve oynandı. İnsanlara bölelikle hem Yunanistan olmayalım, öte yandan da ülkeyi yeniden ele geçirme hamleleri ayarlanıyordu. Genelde ise Güney Avrupanın daha yoksulaşma ile yeni krizin daha uçurumlu yüzü ortaya çıkıyordu.</p>
<p>Kısaca; Yunanistan denildiği gibi en kötü örnek değildir: Ama sistemce seçilerek örneklem deneyim olan yer oldu. Yunanistan taki sistemi sorgulayıp başka seçenekle alternatif olmadıkça en acımasız ilaçları içeceği belli: Hatta son olayda olduğu gibi kabul etikçe utanmadan dahasını dayatarak, ne varsa yok edrek yeni yapılanmanın adımarı atılıyor. Bunu iyi bilelim: Yunanistanı kapitalist öz ve sistemin fırsat değelendirme kurallarla inceleyelim: Bilelim ki Yunanistan örneğin krizden duranlıktan hala kurtulamıyan sistemin uygulayacağı siyasetin sadece bir damlacığı oluyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=vjlel11sE5Y:FVGXtkF_3hs:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=vjlel11sE5Y:FVGXtkF_3hs:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=vjlel11sE5Y:FVGXtkF_3hs:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=vjlel11sE5Y:FVGXtkF_3hs:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/vjlel11sE5Y" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>Birkaç yıldır gündemde hep Yunanistan tutuluyor. Hep ne kadar kötü örnek olduğu ve denileni yapmadığınızda başlarınıza nelerin geleceği örneği olarak hep kullandırılıyor. Haberler hep Yunan ekonomisinin ne kötü olduğunu anlatıyor: Sora da eklenerek adeta “kemerleri sıkmazsanız” başınıza bunlar gelir duygusunu korkuyla yerleştiriliyor. Yunanistan sadece olanları yanlış algılatmaya kalınmıyor, dahası aynen sizde sermaye lehine olan kararları [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/23/yunanistan-denilince-ozkan-yikici/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/23/yunanistan-denilince-ozkan-yikici/</feedburner:origLink></item><item><title>Türkiye’de bir tabu aralanırken Mustafa Suphi olayı-3-  Ulus Irkad</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/LVNrY6C9Rrg/</link><category>ULUS IRKAD</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Wed, 22 Feb 2012 23:10:00 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=8997</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<div id="attachment_4572" class="wp-caption alignleft" style="width: 80px"><img class="size-full wp-image-4572" title="ulus" src="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/wp-content/uploads/2011/03/ulus_web.jpg" alt="" width="70" height="70" /><p class="wp-caption-text">Ulus Irkad</p></div>
<p>Tüm bu gelişmeler olurken TBMM içinde gizli oturumlar düzenlenerek Mustafa Suphi ve partisine karşı nasıl tedbirler alınacağı üzerinde öneriler yapılıyordu. İşte şimdiye kadar tabu sayılan bu oturumları sizlere sesonline yazarlarından Talat Ulusoy’un (18-26 Ocak 2012 tarihleri arasında “Gizli Oturum” başlıklı dört makalesinden) aynı web gazetesindeki yazılarından aktaralım:</p>
<p>Başkan- Bu konuyla ilgili olarak Tokat mebusu Mustafa Beyin bir önergesi var, okutuyorum.</p>
<p>Büyük Millet Meclisi Yüce Başkanlığı’na</p>
<p>Büyük Millet Meclisi’nin oluşumuna yol açan sebeplerin en önemlilerinden biri de memlekette güvenlik ve düzenin sağlanması ile halkın fikirlerinin bir nokta etrafında birleştirilmesinden ibaret olduğuna şüphe yoktur. Memleketin on on beş senedir particilik belasıyla maruz kaldığı felaket ve bu nedenle kamu düşüncesinde oluşan işaretler açıklama arzusundan uzaktır. Yüce meclisin oluşumu sırasında bütün onurlu üyeler memleketin kurtuluş ve bağımsızlığından ve Hilafet Makamı’nın kurtuluşundan başka bir amaç gütmeyeceğine dair yemin ettiği halde esef ederim ki şerefli arkadaşlardan bazı kimselerin bütün bu hakikatlerin tersine olarak memleket içinde, hem de açıkça Hazreti Peygamber’in dinine karşı olarak bir takım akımlar doğmasına ve kendi kendine bu konuda konferanslar düzenlenmesine, velhasıl her suretle faaliyet etmekte olduklarına üzülerek bilgi sahibi oldum. Şöyle bir zaman memleketin sükun ve birliğe olan şiddetli ihtiyaç karşısında bütün değerli arkadaşlarımı bu tür parti ve ayrılıklardan sakınması ve tersi davranışı sabit olanların Meclis’ten çıkarılması konusunun karar altına alınmasını memleketin selameti ve millet namına öneririm.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>2 Kanunusani 1336</p>
<p>Tokat Mebusu Mustafa</p>
<p>Başkan- Bu meseleye dair bir önerge daha vardır, okuyoruz.</p>
<p>(Önerge okundu.) (Bu önerge maalesef yok-TU)</p>
<p>Başkan- Efendim müsaade buyurursanız önce önerge sahiplerine söz vereyim, sonra diğer arkadaşlara. Söz Mustafa Bey’in… Önce Fevzi Paşa Hazretleri’nin özel düşüncelerini öğrenelim, bir parti lehinde propaganda yapıldığı…</p>
<p>FEVZİ PAŞA (Milli Savunma Bakanı) (Kozan)- Efendim, Diyarbekir’e (P) teşkilatına memuren gönderdiğimiz (P Teşkilatı o zamanın MİT’i-TU) özel görevli; yolda gördüğü durumları açıklayan bu telgrafı çekiyor. Bildiğiniz üzere mahkemeler tarafsız ve bağımsız olmalıdır. Bu gibi hareketler ve düşünceler kesinlikle görevine etki eder. Yüce Meclisiniz neye karar verirse o uygulanır. Böyle bir davranış tarzı şüphesiz ki olamaz ve onun için arz ettim. Yüce Meclisiniz&#8230; kendi-mahkeme etkisiyle&#8230; Yüce Meclis’iniz ne yolda karar verirse o yönde olur.</p>
<p>MUSTAFA BEY (Tokat)- Efendiler geçenlerde Atpazarı’nda zorlanmadan, genç üç dört köylüye tesadüf ettim, konuşuyorlardı. Ben de kulak misafiri oldum. Köylüler diyorlar ki; burada bir dernek kurulmuş, bolca para veriyorlarmış, hem oradan para alacağız, hem de zenginleri soyacağız ve saadetimizi temin edeceğiz. Bütün gün çift ile uğraşmaya&#8230; para almışlar&#8230;</p>
<p>Ben bunları dinledikten sonra aşağı yukarı geldim, araştırmada bulundum. İş bizim içimizde&#8230; Karahisar mebusu, Şeyhi Servet Efendi, bir de Mardin mebusu üç. Anlaşıldı mı. Benim işittiğim bunlar&#8230; Bir de yabancılardan para almışlar, bilmem ne yapmışlar. Bunlar köylüleri teşvik ediyorlarmış. Biz buraya bunun için toplanmadık, düşmanı kovmak, memlekette birliği hasıl etmek, bağımsızlığımızı kurtarmak, sınırlarımızı tayin etmek için toplandık. Halbuki bunlar öyle bir bomba bırakıyorlar ki ne memleket, ne de halk kalmayacaktır. (Alkışlar) Millet birbirini kıracaktır. Zannedersem bu gibilerin meclisten ihracı lazımdır. Bizi vekil atayanlar buna kesinlikle razı değildir.</p>
<p>Başkan- Erzurum Müdafai Hukuk Cemiyeti adına şimdi bir telgraf gelmiştir. Erzurum Belediye Reisi Zakir Bey, zannederim belediye reisidir. (Telgraf okunur) (Yaşasın Erzurumlular sesleri). (Bu telgraf yok-TU)</p>
<p>MUSTAFA KEMAL PAŞA (Ankara)- Efendiler, vaktiyle Baku’da Mustafa Suphi başkanlığında bir heyetin memlekete gelmek isteğinde bulunduklarından, bunların bir komünist partisine bağlı olduklarından bizi haberdar etmişlerdi. Bu Mustafa Suphi’nin ahlakı hakkında bilgi sahibi olan bir çok arkadaşlarımız var. Saygıdeğer Erzurum halkı bunu en yakından tanıyanlardır. Halbuki Mustafa Suphi son zamanlarda memleketimize gelmek üzere bulunuyordu. Bunların bir kısmını sahil yolula göndermişler, kendisi de Kars üzerinden gelmek istiyordu. Bunu haber alan Erzurumlular böyle bir adamın memleket dahiline girmesinden son derece heyecanlanmışlar ve memlekete sokulmaması için girişimlerde bulundular. Resmi makamlara başvurdular. Bu adam memleketimize girerse parçalarız.</p>
<p>Tartışmalar başka oturumlarda da devam eder:</p>
<p>MUSTAFA KEMAL PAŞA (Ankara)- Efendiler, zannediyorum ki gayet önemli ve ciddi bir mesele üzerindeyiz. Şerefli arkadaşlar farklı bakış noktalarını ortaya koydular. Bendeniz de bu münasebetle bu konuda, gerek Hükümet adına, gerek şahsım adına birkaç noktayı kısaca arz edeceğim.</p>
<p>Hakikaten milletimizin durumu ve işlerin ciddiyeti herkesçe açık ve kesin olarak bellidir. İşte bu hakiki milli emelleri sağlamak amacıyla, burada dahi toplanan Meclis’iniz, noktayı nazarlarında izleyeceği esaslarda, bu milli emel ve arzuların elde edilmesi noktayı nazarından ayrılamaz. Şüphe etmiyorum ve hiç kimsenin şüphe etmeyeceğini zannediyorum ki Büyük Millet Meclisi ve onun Hükümeti’nin bugüne kadar izlediği siyaset tamamen milli emellere uygundur. Bu siyasetin ne olduğunu tekrara lüzum görmem. Yalnız iki kelimesini söyleyeceğim, ki o da milli sınırlar içinde milletin bağımsızlığıdır ve bu gayet kuvvetli ve büyük mana ifade eder esastır. Bugüne kadar bu esastan ayrıldığımıza delil olacak en ufak bir iz bile göstermek mümkün değildir.</p>
<p>Efendiler, bu iki esas üzerinde yürüyen insanlar, düşünen beyinler tabi olarak Komünizmin yaygın ve bu sınırları parçalayan esasları ile uyuşamaz. Bundan ötürü Yüce Heyeti’nizin izlediği siyaset hiçbir vakitte Komünistlik esasına dayalı değildir. Bu böyledir, bunu tekrar ediyorum, bir defa daha. Fakat yine malûmunuzdur ve cihanın malûmudur, ki bu millî esaslarına derin bağlarla sadık kalan Meclis’iniz ve Hükümet’iniz bağımsız bir devlet olarak Rusya Bolşevik Cumhuriyeti denilen bir devletle siyasi ilişkilerinde hiçbir vakit Komünistlik ile Bolşeviklik esaslarını dahi ağzından çıkarmamıştır. Sanıyorum ki Dışişleri Bakanı’nız çeşitli nedenlerle bu yanını açıklamıştır. Bu nedenle bendeniz tekrar ediyorum, milletimizin, devletimizin, Yüce Heyet’inizin Ruslarla olan ilişkileri doğrudan doğruya iki bağımsız devletin karşı karşıya olan ve her biri kendine ait olan gayelerini tamamen korumak koşuluyla, bugüne kadar böyle olduğu, bugünden sonra da böyle devam edeceğine şüphe etmeyiniz. Resmi Rus Bolşevik Hükümeti, resmi devlet adamları bizim olan, bizim resmi devlet adamlarımızla olan ilişkilerinde Rusya içinde bu milletin soysuz, herhalde sersem birtakım evlatları oralarda da serseriliklerine devam etmişlerdir. İşte bu serseriler bir iş yapmak hülyasına kapılarak görünüşte memleketimize ve milletimize yararlı olmak için Türkiye Komünist Fırkası diye bir parti meydana getirmişlerdir ve bu partiyi kuranların başında da Mustafa Suphi ve onun gibiler bulunmaktadır. Bunlar doğrudan doğruya bir vatansever duygu ile ve bir hakiki milli duygu ile değil, benim kanımca belki kendilerine para veren, kendilerini koruyan ve bunlara önem veren Moskova’daki prensip sahiplerine yaranmak için birtakım serserice girişimlerde bulunmuşlardır. Bunların yaptıkları girişim Rus Bolşevizmi’ni çeşitli kanallardan memleket içine sokmak olmuştur. Bu suretle memleketimize, milletimize dışarıdan komünizm akımı sokulmaya başlanmıştır.</p>
<p>Diğer taraftan efendiler, memleket içinde komünizmin ne olduğunu bilmeyen, fakat bu temellere dayanaraktan şekillenmiş olan, örgütlenmiş bir Bolşevik kuvvetinin bizim için kurtuluş gücü olabileceğini söyleyen birtakım insanlar dahi, bu dışarıdan gelen Komünizm akımına temas etmeksizin kendiliğinden Komünizm teşkilatı yapmak hevesine düştüler. Bir zaman geldi ki Ankara’da, Eskişehir’de, şurada burada memleketin hemen bir çok yerlerinde bir çok insanlar, birbiriyle bağlantıda olmaksızın, Komünistlik teşkilatı kurmaya ve aynı zamanda da dışarıdan birtakım insanlar başıboş olarak memlekette dolaşmaya ve aynı zamanda propaganda yapmaya başlamışlardır… Heyeti Vekileniz… Herhalde bu memlekette ve bu millet içinde Komünizmin mahalli tatbik bulamayacağına kani idi ve kanidir. Komünizmin ne olduğunu bilirse aydınlar, o zaman memleket içinde uygulanmasına izin verebilir. Fakat aydınlar dahi dahil olduğu halde Halk, Ordu Komünizmin ne olduğunu bilmiyor. Yalnız kurtarıcı güç olabileceği inancına sahip olmuş ise o zaman körü körüne cahilce komünizm olabilir veyahut milletin az bir bölümü, pek az bölümü eğilim gösterebilir. Böylece azınlığın da azınlığı denecek mertebede oluşacak bu kuvvet kendini yaygın ve egemen bir kuvvet farz ederek, çünkü bilinçsiz surette bir örgüt olacağından derhal memleket içinde –doğal olarak bu gibi inkılâblar milli genel kurulumuz tarafından derhal imha edileceğine eminiz- herhalde bir taşkınlık olabilir, bir inkılâb girişimi olabilir. Bu varsayımla Hükümet önlem düşünmek zorunda kalır.</p>
<p>-DEVAM EDECEK-</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="al2fb_likers"><a href="http://www.facebook.com/profile.php?id=100002110978306" rel="nofollow">Erhan Zeytin</a> <span class="al2fb_liked">liked this post</span></div><div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=LVNrY6C9Rrg:q2MkXOaJ2z8:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=LVNrY6C9Rrg:q2MkXOaJ2z8:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=LVNrY6C9Rrg:q2MkXOaJ2z8:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=LVNrY6C9Rrg:q2MkXOaJ2z8:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/LVNrY6C9Rrg" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>Tüm bu gelişmeler olurken TBMM içinde gizli oturumlar düzenlenerek Mustafa Suphi ve partisine karşı nasıl tedbirler alınacağı üzerinde öneriler yapılıyordu. İşte şimdiye kadar tabu sayılan bu oturumları sizlere sesonline yazarlarından Talat Ulusoy’un (18-26 Ocak 2012 tarihleri arasında “Gizli Oturum” başlıklı dört makalesinden) aynı web gazetesindeki yazılarından aktaralım: Başkan- Bu konuyla ilgili olarak Tokat mebusu Mustafa [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/23/turkiyede-bir-tabu-aralanirken-mustafa-suphi-olayi-3-ulus-irkad/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">1</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/23/turkiyede-bir-tabu-aralanirken-mustafa-suphi-olayi-3-ulus-irkad/</feedburner:origLink></item><item><title>Siyasal İslam’ın varlıksal açmazı – Ali Sarıtepe</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/QTql1vn9q50/</link><category>ALİ SARITEPE</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Wed, 22 Feb 2012 23:03:05 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=8994</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p>AKP’nin hükümet olması süreciyle toplumsal meşruiyet hakkını elde etmek isteyen siyasal İslami cemaatler, dünden gelen; bugün ise erk güçleri üzerindeki, içindeki halleriyle kendilerinin de öğrenerek yaratmaya çalıştıkları yapısal hallerini, devlet karakteri haline getirme faaliyetleri.</p>
<p>Türkiye İslami hareketleri, cemaatleri; örgütsel ya da toplu gruplar halinde bulunmalarına rağmen, hepsinin ortak paydası; İslamiyet’i Türk etnik kimliği ile olmazsa olmaz kadar bir arada tutmalarıdır. Dolayısıyla beslenme biçimleri ne olursa olsun, çıkardıkları sonuç İslamiyet ile Türklüğün iç içeliği halidir.</p>
<p>Bu yanıyla baktığımız da; geç ulus devlet olan TC’nin kuruluş örgütlenmeleri yapılırken, Diyanet İşleri Başkanlığı ile Genel Kurmay Başkanlığının aynı gün kabul edilip Resmi Gazetede yayınlanmasıyla geç ulus devlet oluşturması ile Türklük yaratılmaya çalışılarak, Hanefi mezhebiyle de İslami yorum tekeli yaratılarak; İslamiyet ve Türklük birbiriyle ayrılmaz hale getirilmiş olması, dün ve bugünün yürümelerinin ortak paydası da oldukları gerçekliğidir.</p>
<p>Devlet bu anlamıyla kendi kuruluş sürecini tamamlarken Müslüman ortak paydadan Türklük çıkarmayı yaparken, Müslümanlığın geniş ortak paydalığından da Hanefi mezhebinin anlamalarını da İslami din anlamalarına egemen kılmıştır.</p>
<p>Türkiye toplumunun birden fazla farkı toplum formlarından teşekkül olması, sadece kuruluş ilkelerinin gelmiş olduğu tıkanma halinin nedenleri değildir.</p>
<p>Bu temel sorundur ama geçmişi temsil eden bir sorundur.</p>
<p>Cemaatler partisi olan AKP’de İslamiyet ve Türklük kavramını birbirinden ayırmadan kullanması hali ile; geçmişten kendisine miras edilen açmazları devam ettirme kararlılığı ile ortak hallerinin, davalarının devamlılığıdır.</p>
<p>Toplumsal form farlılığına bugüne kadar uygulanan açık-kapalı baskı yöntemleriyle çözülememesi ve bu sorunun en canlı halde ortada durması ve kendisini siyaset diliyle de ifade etmesi, Türkiye siyasal İslam yapılanmaları, anlayışlarını kendilerini yeniden gözden geçirmeye kadar vardırmak üzeredir, zorundadır.</p>
<p>Türklük İslamiyetin ya da İslamiyet Türklüğün vazgeçilmezi değildir.</p>
<p>İslami din anlayışını benimseyen farklı kimlikler yapılı toplumların bolca da bulunması bunun en güzel halidir. Keza aynı etnik form içerisinde olmalarına rağmen farklı din anlayışlarını benimseyen toplumlar da vardır. Yakınlığı anlamından dolayı Gagavuz Türklerinin Hıristiyan dininden olması gibi.</p>
<p>Dolayısıyla da; kuruluş başlamasıyla birlikte tekleştirilmeye çalışılan ama Türkiye gerçekliğinin buna izin vermemesinin gösterdiği gibi Türkleşmeye Kürt nüfus toplamı; geniş anlamıyla aynı din ortak paydasına sahip olmaları, onların farkı bir toplum formu olmalarına, Kürt olma hallerine engel teşkil etmemiştir.</p>
<p>Bunun içindir ki; Türkiye’nin Kürt sorunu çözümlenmek isteniyorsa, hala egemen kılınmaya çalışılan İslamiyet-Türklük eşliği yanlışlığının Türkiye siyasi sınırlarının asla gerçekliği olmadığıdır.</p>
<p>Bugün cemaatler ittifakının ortak paydası haline getirilmiş olan Kürt sorununun, şiddet ve asimilasyon yoluyla halledilmesi; Türkiye sorunu olarak daha yakıcı bir hal almasından öte bir şey getirmeyeceğidir.</p>
<p>İslami siyasetçiler ve siyasi yapılanmaları; dinlerin, toplumlar üstü bir inanma, iman etme karakteri olduğunu, bunun için inanmalardan milli paydalar yaratmamak gerektiğini, siyaset tarzı olarak gündemlerini oluşturmak gerçekliği ile karşı karşıya gelmiş bulunmaktadırlar.</p>
<p>Bu yol alma iki ana kulvar ortaya çıkaracaktır.</p>
<p>Kürt sorununu demokrasi, etnik demokratizm kavrayışı içerisinde çözerek, çeyrek yüzyılı aşan birikmiş, tıkanmış, üst üste binmiş sorunların çözülmesine imkan yaratacaklardır.</p>
<p>Ya da:</p>
<p>İslamiyet-Türklük kavramlarını iç içe geçirme hallerini devam ettirerek; Türkiye sorunlarının çoğalarak devam etmesine, kan ve gözyaşlarından nehir yaratmaya devam edeceklerdir.</p>
<p>İnanma ve etnisite eşliği yaratmak:</p>
<p>Toplumu her alanda ama her alanda kör, sağır ve dilsiz hale getirmektedir.</p>
<div class="al2fb_likers"><a href="http://www.facebook.com/profile.php?id=100002110978306" rel="nofollow">Erhan Zeytin</a> <span class="al2fb_liked">liked this post</span></div><div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=QTql1vn9q50:rDfmvR_ISQs:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=QTql1vn9q50:rDfmvR_ISQs:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=QTql1vn9q50:rDfmvR_ISQs:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=QTql1vn9q50:rDfmvR_ISQs:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/QTql1vn9q50" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>AKP’nin hükümet olması süreciyle toplumsal meşruiyet hakkını elde etmek isteyen siyasal İslami cemaatler, dünden gelen; bugün ise erk güçleri üzerindeki, içindeki halleriyle kendilerinin de öğrenerek yaratmaya çalıştıkları yapısal hallerini, devlet karakteri haline getirme faaliyetleri. Türkiye İslami hareketleri, cemaatleri; örgütsel ya da toplu gruplar halinde bulunmalarına rağmen, hepsinin ortak paydası; İslamiyet’i Türk etnik kimliği ile olmazsa [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/23/siyasal-islamin-varliksal-acmazi-ali-saritepe/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">1</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/23/siyasal-islamin-varliksal-acmazi-ali-saritepe/</feedburner:origLink></item><item><title>YKP Girne İlçe Kongresi gerçekleşti</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/Oa9zXpddfcw/</link><category>bildiri</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Tue, 21 Feb 2012 00:14:36 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=8987</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-8988" title="girne ilçe kongresi 2012" src="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/wp-content/uploads/2012/02/girne_web.jpg" alt="" width="448" height="205" />YKP Girne İlçe Kongresi dün (20 Şubat, Pazartesi), saat 19:00’da, Dome Otel’de Toplantı Salonunda gerçekleştirildi ve yeni İlçe Yönetimi, İlçe Disiplin Kurulu ve İlçe Denetçileri seçildi.</p>
<p>Kongre Divan seçimi ile başladı. Divan Başkanlığına Emir Taşçıoğlu, yazmanlıklarına da Halil Sayın ve Rasıh Keskiner getirildi. Divan seçiminden sonra gündem geçildi ve gündem çerçevesinde Yürütme Kurulu adına Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı, örgütlenme, parti çalışmaları ve Olağan 11. Kurultay süreci ile ilgili bir konuşma yaptı.</p>
<p>Daha sonra organların seçimine geçildi. Divan tüm organlara yeter ve tam sayıda aday olduğunu belirterek, seçimsiz, üyelerin onayına sundu. Üyelerin oybirliği ile yeni İlçe Yönetimi belirlendi</p>
<p>Buna göre Girne İlçe Yönetim Kurulu’na Halil Sayın, Erkut Berkol, Salih Coşar, Altan Kanat ve Halil Şentuğ seçildi.</p>
<p>İlçe Disiplin Kurulu’na Seden Ekinci, Soner Ersen, Ahmet Osman Çelebi; İlçe Denetçiliğine de Mehmet Parlan ve Hüseyin Güven seçildi.</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=Oa9zXpddfcw:L3ZjuzxUQ_Y:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=Oa9zXpddfcw:L3ZjuzxUQ_Y:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=Oa9zXpddfcw:L3ZjuzxUQ_Y:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=Oa9zXpddfcw:L3ZjuzxUQ_Y:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/Oa9zXpddfcw" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>YKP Girne İlçe Kongresi 20 Şubat, Pazartesi, saat 19:00’da, Dome Otel’de Toplantı Salonunda gerçekleştirildi ve yeni İlçe Yönetimi, İlçe Disiplin Kurulu ve İlçe Denetçileri seçildi</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/21/ykp-girne-ilce-kongresi-gerceklesti/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/21/ykp-girne-ilce-kongresi-gerceklesti/</feedburner:origLink></item><item><title>BES grevi devam ediyor</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/YmOhAAF-jkI/</link><category>Emek</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Mon, 20 Feb 2012 07:57:34 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=8976</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p><strong><img class="alignright size-medium wp-image-8941" title="BES" src="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/wp-content/uploads/2012/02/BES-300x195.jpg" alt="" width="300" height="195" />BES Başkanı Savaş Bozat imzalı açıklama şöyle:</strong></p>
<p>Belediye Emekçileri Sendikası olarak Lefkoşa Türk Belediyesi’nde başlattığımız süresiz grevin 5.günü.</p>
<p>17-18 Şubat 2012 tarihlerinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında yapılan görüşmelerden herhangi bir sonuç çıkmamıştır.</p>
<p>Bugün sabah saatlerinde Sendikalar Mukayyiti tarafından saat 11.30’da KKTC Meclisinde toplantıya davet edildik.</p>
<p>Yapılan toplantıya sendikamız adına 4 kişi işveren adına Belediye Başkanı ve 5 Meclis üyesi katılırken toplantıya İçişleri ve Yerel Yönetimler Bakanı Nazım Çavuşoğlu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Şerife Ünverdi başkanlık ettiler.</p>
<p>Saat 14.35 sularında toplantıya Başkanlık eden 2 Bakanımıza yazılı olarak sunulan grev kaldırma nedenlerimizi kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz.</p>
<ol start="1">
<li>Personel maaşlarının gününde ödenmesi konusunda pazarlığa kapalı olduğumuzu bildirdik.</li>
<li>Sosyal Sigorta ve İhtiyat Sandığı yatırımlarının ancak devlet garantisi ile taksitlendirilip düzenli yatırılması gerektiğini bildirdik.</li>
<li>Belediye hizmet şemasının oluşturulup sözkonusu kişilere görevlendirme yazılarının verilmesinin şart olduğunu bildirdik.</li>
<li>Toplu İş Sözleşmesi’nde 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren yararlanması gereken mağdur üyelerimizin de alacaklarının Ocak ayında ödenmeyen kısmının da üyelerimize ödenmesini bildirdik.</li>
<li>Mevcut Belediye kadrosu ile Lefkoşa surlariçi temizliğinin kolaylıkla yapılabileceğine inanarak söz konusu ihalenin İçişleri ve Yerel Yönetimler Bakanlığı tarafından iptal edilmesini bildirdik.</li>
<li>9 Şubat 2012 tarihinde yapılan uyarı grevine katıldı diye ayni gün hakkında disiplin soruşturması açılan üyemizin yasalara aykırı olduğunu söylerek derhal geri çekilmesi gerektiğini bildirdik.</li>
<li>Grev süresince işbaşı yapmayan üyelerimizin maaşlarından kesinti yapılmamasını, eğer yapılırsa aylık maaşlarımızı gününde ödemeyen Belediye Başkanı ve İdaresi hakkında yasal faizleri ile ödenmesi için dava açacağımızı bildirdik.</li>
</ol>
<p>Takdir kamuoyunun olup haksız bir talebimiz varsa hemen geri çekmeye hazırız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=YmOhAAF-jkI:ZfuyWDOJpz0:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=YmOhAAF-jkI:ZfuyWDOJpz0:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=YmOhAAF-jkI:ZfuyWDOJpz0:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=YmOhAAF-jkI:ZfuyWDOJpz0:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/YmOhAAF-jkI" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>BES Başkanı Savaş Bozat imzalı açıklama şöyle: Belediye Emekçileri Sendikası olarak Lefkoşa Türk Belediyesi’nde başlattığımız süresiz grevin 5.günü. 17-18 Şubat 2012 tarihlerinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında yapılan görüşmelerden herhangi bir sonuç çıkmamıştır. Bugün sabah saatlerinde Sendikalar Mukayyiti tarafından saat 11.30’da KKTC Meclisinde toplantıya davet edildik. Yapılan toplantıya sendikamız adına 4 kişi işveren adına Belediye [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/20/bes-grevi-devam-ediyor/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/20/bes-grevi-devam-ediyor/</feedburner:origLink></item><item><title>“NETANYAHU’YU KIBRIS’TA İSTEMİYORUZ! FİLİSTİN HALKININ KATİLLERİYLE İTTİFAKA HAYIR!”</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/lqdpH_6HSDc/</link><category>Toplumsal Hareket</category><category>YKP</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Mon, 20 Feb 2012 05:16:24 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=8973</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p><img class="alignright size-medium wp-image-8974" title="benjamin_netanyahu" src="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/wp-content/uploads/2012/02/benjamin_netanyahu-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" />Yeni Kıbrıs Partisi (YKP), Baraka Kültür Merkezi, İşçi Demokrasisi (Workers Democracy), Kıbrıs’taki Filistinli ve Suriyeli Devrimciler imzasıyla yayınlanan bildiride, İsrail Başbakanı Netanyahu&#8217;nun Güney Kıbrıs ziyareti protesto edildi. Açıklama şöyle:<strong></strong></p>
<p>Sağ görüşlü İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu resmi bir ziyaret için 16 Şubat’ta Kıbrıs’a geldi. Bu ziyaret; Netanyahu’nun, elinde yüzlerce masum Filistinli’nin kanını taşıdığını unutmayan her demokratın sorgulaması gereken bir durumdur.</p>
<p>Netanyahu hükümeti ve İsrail devleti genel olarak masum Filistinlileri tutuklamaya, öldürmeye ve onlara işkence etmeye devam ediyor. Gazze ablukası sürerken, masum Filistinliler evlerinden zorla tahliye ediliyor, Batı Şeria’daki işgal ve İsrail yerleşimi tüm hızıyla devam ediyor.</p>
<p>Katil İsrail devleti şimdi de, ABD ve AB’nin desteği ile İran’la gerilimi tırmandırıyor. Yunanistan, Kıbrıs ve İsrail ekseni, sadece kendi çıkarlarını düşünen bu üç ülkenin egemenleri için stratejik öneme sahip. ABD de kendi çıkarlarıyla örtüştüğü sürece bu işbirliğini destekleyecektir. Bu, açıkça İsrail’in sınırlarının Baf ve Pire’ye kadar genişleyeceği anlamına gelmektedir. Ayrıca, Yunanistan, İsrail ve Kıbrıs arasındaki işbirliği, bölgedeki çatışma ve gerilimleri de tetikleyecek, yeni savaş ve suçlara sebep olacaktır.</p>
<p>“Petrol İçin Kan Dökülmesine Hayır” diyerek ABD’nin Irak ve Afganistan’daki saldırılarını ya da İsrail’in Lübnan, Gazze ve Batı Şeria’daki işgallerini protesto etmek için; yüzlerce Kıbrıslı Elen, Kıbrıslı Türk, Filistinli, Iraklı ve Suriyeli göstericilerin İsrail ve ABD elçiliklerinin önlerinde toplanmasının üzerinden kısa bir süre geçti. Bizler biliyoruz ki; Netanyahu’ya tepkimizi dile getirirken, bazı kişiler de kırmızı halı üzerinde Netanyahu ile el sıkışarak ona hoşgeldin mesajları veriyorlardı. Ne yazık ki,  sabıka kaydı insanlık suçlarıyla dolu olan İsrail devleti ve onun başbakanı Netayahu’nun ziyaret programının gizli tutulması, bizleri ona alternatif bir karşılama yapmaktan alıkoydu.</p>
<p>Ancak Kıbrıslı Türk, Kıbrıslı Elen, Filistinli ve Suriyeli aktivistler olarak bizler, Doğu Akdeniz’de doğalgaz arama çalışması yapmak uğruna İsrail ile askeri ve jeopolitik anlaşmalara imza atan Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümeti’nin ikiyüzlülüğünü kınıyoruz.</p>
<p>Özellikle Orta Doğu halklarının hakları için mücadelelerini yükselttiği bir dönemde bölgeyi yeni bir kan banyosuna dönüştürme tehditi yaratan Netanyahu’ya karşı yükselmesi gereken“Petrol İçin Kan Dökülmesine Hayır” sloganını Kıbrıs’ta haykırmanın zamanıdır.</p>
<p><strong>İSRAİL-YUNANİSTAN-KIBRIS İTTİFAKINA HAYIR!</strong></p>
<p><strong>YAŞASIN ÖZGÜR FİLİSTİN!</strong></p>
<p><strong>İRAN VE SURİYE ÜZERİNDEKİ EMPERYALİST MÜDAHALELERE HAYIR!</strong></p>
<p><strong>İRAN’A SALDIRIYA HAYIR!</strong></p>
<p>Yeni Kıbrıs Partisi (YKP)-Baraka Kültür Merkezi-İşçi Demokrasisi (Workers Democracy), Kıbrıs’taki Filistinli ve Suriyeli Devrimciler</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=lqdpH_6HSDc:u096wP2w7C4:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=lqdpH_6HSDc:u096wP2w7C4:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=lqdpH_6HSDc:u096wP2w7C4:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=lqdpH_6HSDc:u096wP2w7C4:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/lqdpH_6HSDc" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>Yeni Kıbrıs Partisi (YKP), Baraka Kültür Merkezi, İşçi Demokrasisi (Workers Democracy), Kıbrıs’taki Filistinli ve Suriyeli Devrimciler imzasıyla yayınlanan bildiride, İsrail Başbakanı Netanyahu'nun Güney Kıbrıs ziyareti protesto edildi</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/20/netanyahuyu-kibrista-istemiyoruz-filistin-halkinin-katilleriyle-ittifaka-hayir/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/20/netanyahuyu-kibrista-istemiyoruz-filistin-halkinin-katilleriyle-ittifaka-hayir/</feedburner:origLink></item><item><title>KTÖS ve KTOEÖS: mücadelemiz sürecek</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/NmpswOILzuI/</link><category>Emek</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Mon, 20 Feb 2012 05:06:03 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=8979</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-7181" title="KTOS_KTOEOS" src="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/wp-content/uploads/2011/09/KTOS_KTOEOS.png" alt="" width="250" height="175" />KTÖS ve KTOEÖS, ayrı ayrı yaptıkları yazılı açıklamalarda,  mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>KTÖS</strong></p>
<p>KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil, açıklamasında, “Eğitimi siyasi rant aracı ve şov yapma yeri olarak gören Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanı, AKP’den aldığı talimatlarla çocuklarımızı kendi siyasi çıkarlarına alet etmektedir” dedi. Açıklamanın tamamı şöyle:</p>
<p>Eğitimi siyasi rant aracı ve şov yapma yeri olarak gören Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanı, AKP’den aldığı talimatlarla çocuklarımızı kendi siyasi çıkarlarına alet etmektedir.</p>
<p>Devlet okullarının başta öğretmen eksiklerini bile tamamlamaktan aciz bir eğitim bakanlığı, laik eğitimi ortadan kaldıracak adımları atmaktan da geri durmamaktadır. Devlet okullarına para bulamadığı için yatırım yapamadığını söyleyen eğitim bakanı, külliye ve ilahiyat kolejleri için para bulabilmektedir. Atatürk ilkelerinden ve laiklikten hızla uzaklaşan, din tüccarı AKP’nin güdümündeki Türkiye’yi artık tarikatlar, şeyhler ve müritler idare etmektedir. Din tüccarları şimdi de adamızın kuzeyini hedef seçmişler, kukla yöneticilerimiz sayesinde Sünni islamı ve Arap kültürünü dayatmaktadırlar. Bu gerçekler ortada iken, Sn Dürüst şov yaparak, sandalyesini korumaya ve AKP’ye yağ çekmeğe devam etmektedir. Eğitimde kaliteden bahseden Sn. Dürüst, bir yandan tarikatların sözcülüğüne soyunurken diğer yandan ise kendi siyasi geleceğini garanti altına almak için partizanlığa devam etmektedir. İlkokullarımızda ihtiyaç olan geçici öğretmen alımlarında açıkça partizanlık yapılmaktadır. İlkokullarda müzik dersi verecek öğretmen yerine matematik öğretmeni, İngilizce dersi verecek öğretmen yerine psikolojik rehberlik mezunu öğretmen verecek kadar gözü partizanlıktan kararan Sn. Dürüst, ayrıca görev verdiği geçici öğretmenleri de kendi seçim bölgesi olan Güzelyurt’tan seçmektedir. Eğitimden anlamadığını Öğretmen Akademisi mezunlarını işsiz bırakarak fakat onların yerine kendi seçim bölgesinden farklı alanlarda eğitim almış ilkokul öğretmeni olmayanlara atayarak göstermektedir.</p>
<p>Sn. Dürüst bilmelidir ki, partizanlıkla, adam kayırmakla ve AKP’ye yağ çekerek eğitim olmaz. Tarikat sözcülüğü yapılarak da eğitim Bakanlığı yapılamaz. Sendikamız bu dayatmalara boyun eğmedi, eğmeyecektir. Sahte Atatürkçüler’in yakasına yapışmaya ve demokratik, parasız ve bilimsel eğitimi hayata geçirmek için mücadeleye devam edeceğimizi tekrardan duyururuz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>KTOEÖS</strong></p>
<p>KTOEÖS Başkanı Tahir Gökçebel ise, “Haspolat Meslek Lisesinde açılan, arkasından külliye ile ortaya konan politika masumane değil, buz dağının sadece görünen kısmıdır. Kıbrıs Türk Toplumuna yapılan ekonomik, siyasal, kültürel saldırıların devamı ve tamamlayıcısıdır. Sosyal dokunun ve eğitim felsefesinin değiştirilmek istenmesi, çağdaş, bilimsel, demokratik, laik, Atatürkçü, eşit, parasız eğitimin değiştirilmesi hamlesidir”  dedi.</p>
<p>Açıklamanın tamamı şöyle:</p>
<p>Haspolat Meslek Lisesinde açılan, arkasından külliye ile ortaya konan politika masumane değil, buz dağının sadece görünen kısmıdır. Kıbrıs Türk Toplumuna yapılan ekonomik, siyasal, kültürel saldırıların devamı ve tamamlayıcısıdır. Sosyal dokunun ve EĞİTİM FELSEFESİNİN değiştirilmek istenmesi, çağdaş, bilimsel, demokratik, laik, Atatürkçü, eşit, parasız eğitimin değiştirilmesi hamlesidir. Anayasanın, yasaların bir bir değiştirilmesi ile DEVLETİN ŞEKLİ, yapısı değiştirilmek istenmektedir. Özgürlükler ülkesi adamızda, her dine, mezhebe özgürlüğü olan bir yerde sadece SÜNNİ TAHAKKÜ’mü yaratma gayesi vardır. 18 yaşından küçük çocukları farklı anlayışlarda yurttaşlar yetiştirilmesi çalışması başlatılmıştır.</p>
<p>Din istismarlığı yapılmaktadır. Toplumu bölecek bir başlangıç yapılmıştır. Şimdi diğer tarikatlara/mezheplere de devlet eliyle okul açılması talebi hakkı doğmuştur. Sadece SÜNNİ islamı empoze eden zorunlu DİN DERSİNİN de tartışmaya açılması gerekmektedir. Bu adım ile cadı kazanının ateşine odun atılmıştır.</p>
<p>Yağma ve talanın devamı YEŞİL SERMAYE’ye toplumu kontrol altına alacağı yeni bir saha, yeni bir sömürü alanı açılmıştır. Bizim bildiğimiz zenginler, ölenler EVKAFA bağış yapmaktadır. Oysa kurdurulan ne idüğü belirsiz üç günlük vakıflara ülkemiz talan ettirilmektedir. Külliyeye, camiye bu ülkenin ihtiyacı yoktur.</p>
<p>Kıbrıs Türk Toplumunu, ümmet toplumundan çağdaş topluma dönüştürmek için yüz yıl mücadele verilmiştir. Dr. Fazıl Küçük de bu yolda büyük mücadele vermiştir. Oysa bugün ÜMMET toplumu yaratılmak istenmektedir. Ortada Kıbrıs Türk tarihine, kültürüne, din anlayışına, dokusuna ciddi bir saldırı vardır. Bunun adı nüfus politikaları ile birlikte ASİMİLASYON’dur. Toplum mühendisliği ile yeni bir devlet oluşturma çabası vardır. İhtiyaç oranında imam yetiştirilecekse ülkemizde bunun için ilahiyat fakülteleri açılmıştır. 18 yaşından sonra ihtiyaç oranında yetiştirilebilirdi. (İslamiyette hiyerarşi, ruhban sınıfı yoktur.)</p>
<p>Kumar, gazino, fuhuş, uyuşturucu adasından üniversiteler, tarikatlar, camiler, külliyeler yaratılmaya çalışılması tam bir TAKİYE’dir. Adada bu politikalarla çözümsüzlüğe oynanmakta, bir şeyler gizlenmektedir. Hükümet, Başbakan, Eğitim Bakanı alınan talimatları uygulayan birer KUKLA durumuna gelmiştir. Bakan, “Külliyeyi duymadım, öyle bir şey yok” dese de ortada Resmi Gazetede yayınlanmış Bakanlar Kurulu kararı vardır. Söylemini değiştirip külliyeye sahip çıkan Bakan kıvırmaya başlamıştır.</p>
<p>Kıbrıs Türk halkı bu rezalete sessiz kalmayacak, tüm gücüyle mücadele etmeye devam edecektir. Bu mücadele sadece Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikasının değil, tüm Kıbrıs Türk Halkının mücadelesidir. Seçilmişler artık kendine gelmeli, kimi temsil ettiğini unutmamalıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=NmpswOILzuI:LTA5alDVTDw:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=NmpswOILzuI:LTA5alDVTDw:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=NmpswOILzuI:LTA5alDVTDw:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=NmpswOILzuI:LTA5alDVTDw:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/NmpswOILzuI" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>KTÖS ve KTOEÖS, ayrı ayrı yaptıkları yazılı açıklamalarda,  mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti. &amp;#160; KTÖS KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil, açıklamasında, “Eğitimi siyasi rant aracı ve şov yapma yeri olarak gören Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanı, AKP’den aldığı talimatlarla çocuklarımızı kendi siyasi çıkarlarına alet etmektedir” dedi. Açıklamanın tamamı şöyle: Eğitimi siyasi rant aracı ve şov yapma [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/20/ktos-ve-ktoeos-mucadelemiz-surecek/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/20/ktos-ve-ktoeos-mucadelemiz-surecek/</feedburner:origLink></item><item><title>EL-SEN: Hükümetin Bu Tavırları İle Her Şey Daha da Zor Olacak!</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/pBpDPd6A4dg/</link><category>Emek</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Sun, 19 Feb 2012 12:10:50 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=8943</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3906" title="elsen" src="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/wp-content/uploads/2011/02/elsen.jpg" alt="" width="250" height="175" />Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu Çalışanları Sendikası (El-Sen) Başkanı Tuluy Kalyoncu, Kıb-Tek’in kurtarılabilmesi için tek çarenin, kurumun süratle özerkleşmesi ve hükümetin ellerini kurumun üzerinden çekmesi olduğunu yineledi.</p>
<p>Kalyoncu yaptığı yazılı açıklamada, Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun’un yaptığı açıklamaları eleştirerek, Atun’u televizyonda canlı yayımlanacak, halka açık bir programda “KIB-TEK nasıl kurtulur “ konusunu tartışmaya çağırdı.</p>
<p>Kalyoncu, “Ülkemizde tek ciddi varlık olarak halkımızın elinde kalan KIB-TEK’in özelleşmesine karşı direnişimiz sonunda, Bakanlar Kurulu ile KIB-TEK’in özerkleşme temelinde mali ve idari yönden yeniden yapılandırılması için yasal çalışma başlatılması konusunda mutabık kalındı” dedi.</p>
<p>Konu ile ilgili açıklama şöyle:</p>
<p>Herhangi bir ülkede, ortalama yönetim ve demokrasinin bazı temel prensipleri vardır. Örneğin siyasetçiler, seçim zamanları vaatlerde bulunup daha sonra bunların bir kısmını yerine getirmezlerse, O koltuklarda oturmayı içlerine sindirmezler. Ya da demokratikleşmeden bahsedip ‘tedbirler aldık’ diyerek bazı hakları tek taraflı olarak budamaya koyulduklarında, bunun adına demokrasi demezler.</p>
<p>KIB-TEK konusuna bakalım. KIB-TEK’ten sorumlu Bakan, Başbakan, KIB-TEK Yönetim Kurulu Üyeleri ve diğer doğrudan veya dolaylı tüm ilgililer, zaman zaman çeşitli açıklamalarda bulunuyorlar. Bir gün; “KIB-TEK özelleştirilmeyecek” diyorlar. Ertesi günü; “kısmen özelleşecek” diyorlar. Bir gün; “AB norm ve standartlarına uyacağız” diyorlar.  Ertesi gün bu normları hiçe sayarak ‘garantili alım sözleşmeleri’ imzalama veya süre ve miktarını uzatma yoluna gidiyorlar. Bir yandan,  “serbest rekabet” diyorlar, öte yandan özel sektörü elektrikte tekel haline getirmek için her şeyi yapıyorlar.</p>
<p>Ülkemizde tek ciddi varlık olarak halkımızın elinde kalan KIB-TEK’in özelleşmesine karşı direnişimiz sonunda, Bakanlar Kurulu ile KIB-TEK’in ÖZERKLEŞME temelinde MALİ ve İDARİ yönden yeniden yapılandırılması için yasal çalışma başlatılması konusunda mutabık kalındı. Bu mutabakat, KKTC adına, KKTC’nin en üst yetkili yürütme makamı olan Başbakan ve Hükümeti adına bir mutabakatı ifade ediyor olması gerekir. Ortalama demokrasinin olduğu ülkelerde beklenenin aksine, hükümetin verdiği kararın yayımlandığı Resmi Gazete’nin mürekkebi kurumadan Sayın Sunat Atun’un, hiçbir şey olmamış, Bakanlar Kurulu’nun; KIB-TEK’in özerkleşmesine ilişkin kararı yokmuş gibi bir gazeteye verdiği mülakatı üzüntü ile okuduk. Üzüntümüzün nedeni, gerekirse yeniden meşru her yolla direnişe geçmekten çekincemiz olduğundan değildir. Üzüntümüz, Bakanlar Kurulu kararının, bu kararla doğrudan ilgili Bakan tarafından sanki kendi Başbakanı söz vermemiş ve kendi de böyle bir kararı imzalamamış gibi konuşmayı sürdürmesidir. Üzüntümüz, direnen çalışanların üzerine giderek, bizleri yıldırabileceğini sanan Yönetim Kurulu’nun, ilgili Bakan tarafından cesaretlendirilmesine olan inançtır. Sayın Bakanın AKSA’nın savunuculuğuna soyunması, AB normlarını yok sayması, kendi tercihidir. Ancak Bakanlar Kurulu kararını yok sayması hiçbir hukuk devletinde kabul göremez. Bu konuda Sayın Başbakana da görev düştüğünü düşünüyoruz. Sayın Başbakan gerekeni yapmalı, yeni bir kaos ortamı yaratılmasına yönelik çabaları engellemelidir.</p>
<p>Sayın Bakan’a açık teklifimizdir. KIB-TEK sizin görüş ve düşüncelerinizle kurtulamaz, tam tersine yok edilir. Halkımız, sizin görüş ve düşüncelerinizle ucuz, sürekli ve kaliteli enerji kullanamaz, tam tersine giderek daha da pahalılaşan bir enerji kullanmak zorunda kalır. KKTC Meclisi’nde kabul ettiğiniz af yasası ile KIB-TEK’in alacaklarını bir kalemde sildiniz. Oysa yapmanız gereken, af yoluna gidecek idi iseniz, bunun kaynağını devlet bütçesine koymanız idi. EL-SEN bilimsel verilerle karşınızda duruyor. Sizi, televizyon kanallarının canlı yayımlayacağı, halkımıza ve sorularına açık bir ortamda kamuoyumuz önünde KIB-TEK nasıl kurtulur ve sizin görüş ve önerilerinizle nasıl batırılırı tartışmaya davet ediyoruz.</p>
<p>Peşinen çaremizi söyleyelim. Çare kurumun süratle ÖZERKLEŞMESİ ve ellerinizi KIB-TEK’ten çekmenizdir.</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=pBpDPd6A4dg:eyrn2D3YAEA:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=pBpDPd6A4dg:eyrn2D3YAEA:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=pBpDPd6A4dg:eyrn2D3YAEA:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=pBpDPd6A4dg:eyrn2D3YAEA:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/pBpDPd6A4dg" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu Çalışanları Sendikası (El-Sen) Başkanı Tuluy Kalyoncu, Kıb-Tek’in kurtarılabilmesi için tek çarenin, kurumun süratle özerkleşmesi ve hükümetin ellerini kurumun üzerinden çekmesi olduğunu yineledi. Kalyoncu yaptığı yazılı açıklamada, Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun’un yaptığı açıklamaları eleştirerek, Atun’u televizyonda canlı yayımlanacak, halka açık bir programda “KIB-TEK nasıl kurtulur “ konusunu tartışmaya çağırdı. Kalyoncu, [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/19/el-sen-hukumetin-bu-tavirlari-ile-her-sey-daha-da-zor-olacak/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/19/el-sen-hukumetin-bu-tavirlari-ile-her-sey-daha-da-zor-olacak/</feedburner:origLink></item><item><title>Lefkoşa’da greve devam kararı</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/l-nfr-QESVw/</link><category>Emek</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Sun, 19 Feb 2012 05:53:51 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=8940</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-8941" title="BES" src="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/wp-content/uploads/2012/02/BES-300x195.jpg" alt="" width="300" height="195" />Belediye Emekçileri Sendikası (BES), Lefkoşa Belediyesi’ndeki grev devam ederken, grevdeki temizlik şübesi çalışanlarının bu gece temizlik kampanyası düzenleyeceklerini açıkladı.</p>
<p>Yazılı açıklamaısnda, “Lefkoşa Türk Belediyesi’ni içinden çıkılmaz duruma getiren; çalışanların maaşsız, sosyal güvencesiz ve kadrosuz çalıştırılmalarına göz yuman Cemal Bulutoğluları’nı göreve davet ederiz” diyen BES Başkanı Savaş Bozat, sendikanın bugünkü toplantısında greve devam kararının teyit edildiğini kaydetti.</p>
<p>Konu ile ilgili açıklama şöyle:</p>
<p>Lefkoşa halkına kesintisiz hizmet veren Lefkoşa Türk Belediyesi çalışanlarının haklı mücadelesini devam ettireceğiz.</p>
<p>Lefkoşa Türk Belediyesi’ni içinden çıkılmaz duruma getiren maaşsız, sosyal güvencesiz ve kadrosuz çalıştırılmalarına göz yuman Cemal Bulutoğluları’nı göreve davet ederiz.</p>
<p>Belediye Başkanı olarak ne Lefkoşa halkını ne de çalışanlarını hiçe sayan, değer vermeyen bu zihniyete örnek bir davranış olması açısından Belediye Emekçileri Sendikası Yönetim Kurulumuz 19 Şubat 2012 Pazar günü toplanarak greve devam kararını teyit ederken Lefkoşa halkının sağlığını tehdit eder duruma getiren çöplerin toplanması için temizlik şubesindeki üyelerimiz bugece itibarı ile çöp toplama kampanyası başlatacaktır.</p>
<p>Sendikamızın bu duyarlılığını yalnız çalışanların hak ve menfaatleri doğrultusunda değil, Lefkoşa halkının da sağlık durumunu düşünerek yapıyoruz.</p>
<p>Ayni duyarlılığı ve sağduyuyu Cemal Bulutoğluları’na örnek bir davranış olarak ispatlarken, kendisinden de yasalara ve altına imza koyduğu toplu iş sözleşmesine uymasını talep ederiz.</p>
<p>Sendikamızın Temizlik Şubesindeki üyelerimiz ile birlikte bugün başlatacağımız temizlik kampanyası için 19.2.12 saat 19.00’da Sanayi Atölyelere tüm basını davet ederiz.</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=l-nfr-QESVw:Av5G-mEtEhI:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=l-nfr-QESVw:Av5G-mEtEhI:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=l-nfr-QESVw:Av5G-mEtEhI:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=l-nfr-QESVw:Av5G-mEtEhI:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/l-nfr-QESVw" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>Belediye Emekçileri Sendikası (BES), Lefkoşa Belediyesi’ndeki grev devam ederken, grevdeki temizlik şübesi çalışanlarının bu gece temizlik kampanyası düzenleyeceklerini açıkladı. Yazılı açıklamaısnda, “Lefkoşa Türk Belediyesi’ni içinden çıkılmaz duruma getiren; çalışanların maaşsız, sosyal güvencesiz ve kadrosuz çalıştırılmalarına göz yuman Cemal Bulutoğluları’nı göreve davet ederiz” diyen BES Başkanı Savaş Bozat, sendikanın bugünkü toplantısında greve devam kararının teyit edildiğini [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/19/lefkosada-greve-devam-karari/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/19/lefkosada-greve-devam-karari/</feedburner:origLink></item><item><title>KTOEÖS: Çağdaş eğitime ÇADIRLARDA devam edilecek</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/WdacZrIV9Rc/</link><category>Emek</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Sun, 19 Feb 2012 03:26:22 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=8947</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-4478" title="KTOEOS" src="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/wp-content/uploads/2011/03/KTOEOS-Logo_w800-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" />Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS)’ün  Haspolat Meslek Lisesi’nde “ilahiyat alanı” açılmasına tepki olarak 3 aydan beri başlattığı grev devam ederken, “öğrencilerin mağdur olmaması için” grevdeki öğretmenler yarından itibaren çadırlarda ders vermeye başlayacak.</p>
<p>TAK muhabirinin KTOEÖS Genel Sekreteri Mehmet Taşker’den aldığı bilgiye göre, eğitim amacıyla kurulan çadırlarda ısıtma dahil, eğitim/öğretime yönelik her tür olanak hazırlandı.</p>
<p>Sendika, Haspolat Meslek Lisesi’nde yarın 08.30-12.30 saatleri arasında grev yapacak. Aynı gün grevdeki öğretmenler sendikanın kurduğu eğitim çadırında “eğitim programına uygun olarak” ders yapacak.</p>
<p>Sendika, konuyla ilgili olarak yarın saat 09.30’da eğitim çadırında basın toplantısı da düzenleyecek.</p>
<p>23 Kasım’dan beri Haspolat Meslek Lisesi’nde grevde olan KTOEÖS, “yetkililerin konuya duyarsız kalması” ve “öğrencilerin eğitimlerinin daha fazla aksamaması için” çadırda ders kararı almış; bunu da “utanç çadırı” olarak nitelemişti.</p>
<p>KTOEÖS, okul bahçesi dışına üzerlerine “Projeleri Yaptık, Çadırlara Geldik”, “Külliyede Eğitim Yapmaktansa Çadırı Tercih Ederiz” sloganlarıyla çadırda eğitime başlayacağını duyurmuştu.</p>
<p>GÖKÇEBEL</p>
<p>Öte yandan, KTOEÖS Başkanı Tahir Gökçebel konuyla ilgili olarak bugün yaptığı yazılı açıklamada, Haspolat Meslek Lisesi’nde ilahiyat alanının yasadışı olarak açıldığı görüşünü yineledi.</p>
<p>“Haspolat Meslek Lisesi’nde yasadışı olarak ilahiyat alanı açılmasına karşı başlatmış olduğumuz mücadelemiz sürmektedir”  diyen Gökçebel, Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanı Kemal Dürüst’ü “Tarikatların sözcüsü ve kollayıcısı” diye niteledi.</p>
<p>Açıklamada, Dürüst’ün yaşananları sessizce ve sorun yokmuş gibi beklediği ileri sürülerek, “Taşıma, kalma, öğretmen eksikliği, beslenme sorunları çözülen bir ayrıcalıklı zümre yaratılarak okula meslek öğrenmek için  kayıt yapan öğrencilerimiz terk edilmiştir. Eğitim Bakanlığının sebep olduğu ve aylardır devam eden kaos sadece bu öğrencilerimizin boynuna yıkılmıştır” denildi.</p>
<p>Konu ile ilgili açıklama şöyle:</p>
<p>Haspolat Meslek Liseinde yasadışı olarak ilahiyat alanı açılmansa karşı başlatmış olduğumuz mücadelemiz sürmektedir. Tarikatların sözcüsü ve kollayıcısı eğitim bakanlığı ise sesizce ve sorun yokmuş gibi beklemektedir. Taşıma, kalma, öğretmen eksikliği, beslenme sorunları çözülen bir kısım ayrıcalıklı zümre yaratılarak Okula Meslek öğrenmek için  kayıt yapan öğrencilerimiz terk edilmiştir. Eğitim Bakanlığının sebep olduğu ve aylardır devam eden kaos sadece bu öğrencilerimizin boynuna yıkılmıştır.</p>
<p>Külliye olayı ile yağma, talan ve yeşil sermayenin rolü ortaya çıkmıştır. UBP Hükümetinin ve Eğitim Bakanı’nın alınan talimatların dışına çıkmayacağı anlaşılmıştır. Çağdaş, bilimsel, laik, demokratik, Atatürkçü okullarımız ve eğitim felsefemiz koltuk uğruna terk edilmiştir. Okullarımızın Milli Eğitim Bakanı değil ÜMMET Eğitim Bakanı vardır. Cemaat ve bazı tarikat mensuplarına hizmette kusur etmeyen ÜMMET Eğitim Bakanlığı oluşmuştur.</p>
<p>Bu bakanlık kendi çocukları arasında ayrıcalıklı zümre yaratmış olmaktan sıkıntı duymamaktadır. Çocuklarına karşı sıkıntı ve sorumluluk duyan Öğretmenlerimiz grevde olmalarına rağmen, oluşturduğumuz çağdaş Eğitim çadırlarımızda 20.2.2012 Pazartesi tarihinden itibaren eğitim vermeye başlayacaktır. Sendikamıza bağlı öğretmenlerimiz  Okullarına ve Çocuklarına sahip çıkacaktır. Öğretmenlerimiz bir zümreye ayrıcalık tanınırken bir kısım çocuğumuzun yıl kaybetmelerine müsaade etmiyecek, fakat  çağdaş, bilimsel, demokratik, laik, parasız ve herkese eşit eğitim için mücadelesine sonuna kadar devam edecektir.</p>
<p>20.2.2012 Pazartesi günü Haspolat Meslek Lsesinde 8.30-12.30 saatleri arasında grev yapılacak, aynı zamanda Grevdeki Öğretmenlerimiz ÇADIR EĞİTİMİNE başlayacaktır. Konunun kamuoyuna daha net aktarılması için de aynı gün saat: 9.30 da KTOEÖS aynı yerde basın toplantısı yapacaktır.</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=WdacZrIV9Rc:y84cdPMPM1o:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=WdacZrIV9Rc:y84cdPMPM1o:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=WdacZrIV9Rc:y84cdPMPM1o:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=WdacZrIV9Rc:y84cdPMPM1o:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/WdacZrIV9Rc" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS)’ün  Haspolat Meslek Lisesi’nde “ilahiyat alanı” açılmasına tepki olarak 3 aydan beri başlattığı grev devam ederken, “öğrencilerin mağdur olmaması için” grevdeki öğretmenler yarından itibaren çadırlarda ders vermeye başlayacak. TAK muhabirinin KTOEÖS Genel Sekreteri Mehmet Taşker’den aldığı bilgiye göre, eğitim amacıyla kurulan çadırlarda ısıtma dahil, eğitim/öğretime yönelik her tür olanak [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/19/ktoeos-cagdas-egitime-cadirlarda-devam-edilecek/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/19/ktoeos-cagdas-egitime-cadirlarda-devam-edilecek/</feedburner:origLink></item><item><title>VİDEO: “Askersiz Lefkoşa” 2012</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/a6boyv5x3zo/</link><category>manşet</category><category>Videolar</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Sun, 19 Feb 2012 02:25:04 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=8898</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=a6boyv5x3zo:9HiKz49tL6g:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=a6boyv5x3zo:9HiKz49tL6g:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=a6boyv5x3zo:9HiKz49tL6g:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=a6boyv5x3zo:9HiKz49tL6g:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/a6boyv5x3zo" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description></description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/19/video-askersiz-lefkosa-2012/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/19/video-askersiz-lefkosa-2012/</feedburner:origLink></item><item><title>YKP: ASKERSİZ LEFKOŞA MÜMKÜN! AMA HEMEN ŞİMDİ!</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/qxqNcGm-VOc/</link><category>bildiri</category><category>manşet</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Sat, 18 Feb 2012 07:16:23 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=8883</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[
<a href='http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/18/ykp-askersiz-lefkosa-mumkun-ama-hemen-simdi/askersizlefkosa_01/' title='askersizlefkosa_01'><img width="150" height="150" src="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/wp-content/uploads/2012/02/askersizlefkosa_01-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="askersizlefkosa_01" title="askersizlefkosa_01" /></a>
<a href='http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/18/ykp-askersiz-lefkosa-mumkun-ama-hemen-simdi/askersizlefkosa_02/' title='askersizlefkosa_02'><img width="150" height="150" src="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/wp-content/uploads/2012/02/askersizlefkosa_02-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="askersizlefkosa_02" title="askersizlefkosa_02" /></a>
<a href='http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/18/ykp-askersiz-lefkosa-mumkun-ama-hemen-simdi/askersizlefkosa_03/' title='askersizlefkosa_03'><img width="150" height="99" src="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/wp-content/uploads/2012/02/askersizlefkosa_03-e1329578095723-150x99.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="askersizlefkosa_03" title="askersizlefkosa_03" /></a>
<a href='http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/18/ykp-askersiz-lefkosa-mumkun-ama-hemen-simdi/askersizlefkosa_05/' title='askersizlefkosa_05'><img width="150" height="150" src="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/wp-content/uploads/2012/02/askersizlefkosa_05-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="askersizlefkosa_05" title="askersizlefkosa_05" /></a>
<a href='http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/18/ykp-askersiz-lefkosa-mumkun-ama-hemen-simdi/askersizlefkosa_06/' title='askersizlefkosa_06'><img width="150" height="150" src="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/wp-content/uploads/2012/02/askersizlefkosa_06-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="askersizlefkosa_06" title="askersizlefkosa_06" /></a>
<a href='http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/18/ykp-askersiz-lefkosa-mumkun-ama-hemen-simdi/askersizlefkosa_07/' title='askersizlefkosa_07'><img width="150" height="150" src="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/wp-content/uploads/2012/02/askersizlefkosa_07-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="askersizlefkosa_07" title="askersizlefkosa_07" /></a>
<a href='http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/18/ykp-askersiz-lefkosa-mumkun-ama-hemen-simdi/askersizlefkosa_08/' title='askersizlefkosa_08'><img width="150" height="150" src="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/wp-content/uploads/2012/02/askersizlefkosa_08-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="askersizlefkosa_08" title="askersizlefkosa_08" /></a>
<a href='http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/18/ykp-askersiz-lefkosa-mumkun-ama-hemen-simdi/askersizlefkosa_09/' title='askersizlefkosa_09'><img width="150" height="150" src="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/wp-content/uploads/2012/02/askersizlefkosa_09-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="askersizlefkosa_09" title="askersizlefkosa_09" /></a>
<a href='http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/18/ykp-askersiz-lefkosa-mumkun-ama-hemen-simdi/olympus-digital-camera-75/' title='OLYMPUS DIGITAL CAMERA'><img width="150" height="150" src="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/wp-content/uploads/2012/02/askersizlefkosa_10-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="OLYMPUS DIGITAL CAMERA" title="OLYMPUS DIGITAL CAMERA" /></a>
<a href='http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/18/ykp-askersiz-lefkosa-mumkun-ama-hemen-simdi/olympus-digital-camera-76/' title='OLYMPUS DIGITAL CAMERA'><img width="150" height="150" src="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/wp-content/uploads/2012/02/askersizlefkosa_04-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="OLYMPUS DIGITAL CAMERA" title="OLYMPUS DIGITAL CAMERA" /></a>

<p>YKP&#8217;nin yaptığı çağrı çerçevesinde Askersiz Lefkoşa, askersiz Kıbrıs taleplerimizi bir kez daha sokakta ortaya koymak için bugün (<strong>18 Şubat 2011, Cumartesi) </strong><strong>saat 14:30’da Ledra Palace trafik ışıklarında buluşulup</strong> Yiğitler Burcu’ndaki ateş-kes hattına yüründü… Eylemin paralelinde Lefkoşa’nın güneyinde de Eleftheria Meydanında buluşulup Baf Kapısı yakınındaki ateş-kes hattının diğer yanına yürüyüş yapıldı.</p>
<p>Saat 15:30 civarında Baf Kapısı yakınında ve Yiğitler Burcu üstünde karşılıklı toplanan eylemciler bir süre karşılıklı olarak anti-militarist ve Kıbrıs’ta barışı talep eden sloganlar attı.</p>
<p>Daha sonra basın açıklamaları yapıldı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Açıklama</span></strong></p>
<p><strong><em>YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı tarafından kuzeydeki basın toplantısında okunan açıklama şöyle:</em></strong></p>
<p>Yeni Kıbrıs Partisi’nin “çözüme giden süreçte: askersiz Lefkoşa” başlığı ile Şubat 2006’da başlattığı kampanya, bugün kitlelerce tartışılan, siyasi partilerin gündemine girmiş, farklı kesimlerce kabul gören önemli bir noktaya geldi.</p>
<p>Biz, bu talebimiz sıcak tutmak ve mümkün kılmak için 2006’tan beri Şubat aylarında kitlesel basın açıklamalarımızla sokakta olduk, bu taleplerimizi kamuoyu ile sürekli paylaştık; bugün 7. kez sokaktayız!</p>
<p>Bugün bizimle, farklı kesimler birlikte… Ayrıca bizden bağımsız ama koordineli, Lefkoşa’nın güneyinde benzer bir etkinlik düzenleniyor ve paralel olarak, karşılıklı, bizi ayıran yıkılası duvara, ateşkes hattına karşı yürüyoruz… Dileğimiz, umudumuz, bizi ayıran yıkılası duvarlara, tel örgülere karşı daha yığınsal mücadelelerin gelişmesidir, bu yönde de çabalarımız devam edecek…</p>
<p>Çabalarımız önerdiğimiz kısa vadedeki bölgesel askersizleştirmeler yanında adanın <strong><span style="text-decoration: underline;">tümden</span></strong> askersizleştirilmesi için de sürdü, sürmeye da devam ediyoruz…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em><span style="text-decoration: underline;">Askersiz Lefkoşa talebi nedir?</span></em></strong></p>
<p><strong>Peki, bugün niçin yürüyoruz? Askeriz Lefkoşa ile ilgili talebimiz ne?</strong></p>
<p>6 sene önce yola çıkarken demiştik ki;</p>
<p><strong>“Lefkoşa’nın askersizleştirilmesi</strong>, tüm adanın askersizleştirilmesine giden yolda ilk ve önemli bir adım olacaktır. <strong>Lefkoşa’nın askersizleştirilmesi</strong> önce şehrin sonra adanın birleştirilmesine giden süreci başlatacaktır. <strong>Lefkoşa’nın askersizleştirilmesi</strong> ara bölgede kalan yüzlerce evin, işyerinin yeninden yaşam bulmasının fırsatını yaratacaktır. Bu bölge ortak çalışma alanlarına dönüştürülerek, Kıbrıs’ı ayıran hat, Kıbrıs’ı birleştiren mekânlara dönüştürülebilir.</p>
<p>Askersizleştirme bir zamanların önemli caddelerinin yeniden <strong>insanlaştırılmasına</strong> olanak sağlayacak, yeniden Baf Caddesi, Ermu Caddesi, Ledra ve Girne Caddesi ile buluşabilecek, kültürel değeri olan binalar yıkılmadan bir kez daha yaşam bulabilecek…</p>
<p><strong>Lefkoşa’nın askersizleştirilmesi</strong> çözüme giden süreçte yeni bir itme kuvveti yaratacak, toplumlararası güven ortamının oluşmasına ciddi yararı olacaktır. ‘İmkânsızlıkların’, mümkünlere dönüştürülebileceği ilk somut adım olacaktır <strong>Lefkoşa’nın askersizleştirilmesi</strong>…”</p>
<p>Bu düşüncelerle bu mücadeleyi ısrarla ve inatla 5 yıldır sürdürdük, sürdürmeye devam ediyoruz…</p>
<p><strong><em><span style="text-decoration: underline;"> </span></em></strong></p>
<p><strong><em><span style="text-decoration: underline;">Askersizleştirme için daha fazla mücadele</span></em></strong></p>
<p>Daha önce de söylediğimiz gibi çözümü giden süreçte askersizleştirme ve askersizleştirilen bölgelerin yeniden iskâna açılması, kısa vadede iki toplumlu ilişkiler açısından önemlidir. Maraşlıların, Maronitlerin yerleşim yerlerine dönmesi, ara bölgede kalan alanın yeniden canlandırılması çözüm sürecine kısa vadede önemli ivme katacaktır.</p>
<p>Bununla birlikte Kıbrıs adasındaki tüm askeri birliklerin silahlandırılması, silahların modernizasyonu, askeri bütçeleriyle, süren ateşkes halinin ve adadaki silahlı birliklerin durumunun yarattığı anomalliler acil ‘<strong>karşı –askeri</strong>’ düzenlemeleri gerekli kılmaktadır. Bu nedenle adaya silah girişinin hemen durdurulması ve askeri bütçelerin en kısa sürede sıfırlanacak şekilde kademeli olarak bugünden azaltılmaya başlaması önemlidir. Bunun yanında koşulsuz tüm tatbikat ve askeri törenler iptal edilmelidir…</p>
<p>Ayrıca Kıbrıslıların güvenlik, sivilleşme ve demokratikleşme talepleri ile askeri çözüm ve ihtiyaçlar çelişmektedir. Bu nedenle de askersizleştirme sivil yaşam, demokrasi için de önemlidir…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Bu taleplerimiz, imkansız ya da büyük sorunlar içeren talepler değildir… </span></strong></p>
<p><em>Bahsettiğimiz bölgelerdeki <strong><span style="text-decoration: underline;">tüm askeri birlikler</span></strong> 1 km’e çekilse;</em></p>
<ul>
<li><em>Lefkoşa askersizleşir, Ermu Caddesi yeniden canlanır, askeri barikatlarla tutsaklaşan çıkmaz sokaklara özgürlük gelir, Lefkoşa yeniden birleşme için önemli bir adım atar!</em></li>
<li><em>Maraş askersizleşir, 40 000 Kıbrıslının mülk sorunu çözülür, binlerce Kıbrıslı evlerine döner, Mağusa yeniden birleşme için önemli bir adım atar!</em></li>
<li><em>Karpashia (Karpaşa), Asomatos (Özhan) ve Ayia Marina (Gürpınar) köyleri askersizleşir, tüm Maronitler evlerine döner, Maronit toplumu yeniden birleşir…</em></li>
<li>Bu çabalar umudu canlandırır, Kıbrıs’ın yeniden birleşme için önemli adım atılmış olur…</li>
</ul>
<p><em> </em></p>
<p><strong><em><span style="text-decoration: underline;">Mücadeleye devam</span></em></strong></p>
<p>Duvarlar önündeki ilk eylemimizde, 2004 yılında Ledra Duvarı önüne yaptığımız eylemde, duvarı göstererek insanlık ayıbı olan bu ve benzeri tüm duvarları yıkmaya kararlıyız demiştik. Oradaki duvar gitti, ama birileri hala diğerlerini ayakta tutmak için direniyor, duvarlara, dikenli tellere umut bağlayıp, Kıbrıs’ı sonsuza kadar bölebileceklerini düşünüyorlar, var güçleri ile çapalıyorlar, bir kez daha “boşuna çırpınıyorsunuz, engelleyemeyeceksiniz” diyoruz… “<strong>Yolu yok, YIKACAĞIZ!</strong>” diyoruz!</p>
<p>Bu kez bu ayrım hattı üzerindeyiz ve Baf Kapısı hemen arkamızda… Eskilerin Victorya Sokağı diye bilinen sokağın yeninden Baf Kapısına bağlanabilmesi için geçiş noktası açılmasını hemen şimdi talep ediyoruz, açmayacaklarsa, bir kez daha vurguluyoruz ve yeniden “<strong>bu ve tüm duvarları, dikenli tellerden barikatları yıkmaya kararlıyız, boşuna çırpınmayın, engelleyemeyeceksiniz</strong>” diyoruz…</p>
<p><strong>Daha önce defalarca dediğimiz gibi; sözümüz var <span style="text-decoration: underline;">gelecek kuşaklara</span>, kararlıyız bizi ayıran bu ve tüm duvarları yıkacağız, onlara sınırsız, silahsız, askersiz, garantörsüz bir Kıbrıs bırakacağız…</strong></p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=qxqNcGm-VOc:AjYLxyPy1xE:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=qxqNcGm-VOc:AjYLxyPy1xE:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=qxqNcGm-VOc:AjYLxyPy1xE:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=qxqNcGm-VOc:AjYLxyPy1xE:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/qxqNcGm-VOc" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>YKP'nin yaptığı çağrı çerçevesinde Askersiz Lefkoşa, askersiz Kıbrıs taleplerimizi bir kez daha sokakta ortaya koymak için bugün (18 Şubat 2011, Cumartesi) saat 14:30’da Ledra Palace trafik ışıklarında buluşulup Yiğitler Burcu’ndaki ateş-kes hattına yüründü… Eylemin paralelinde Lefkoşa’nın güneyinde de Eleftheria Meydanında buluşulup Baf Kapısı yakınındaki ateş-kes hattının diğer yanına yürüyüş yapıldı.</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/18/ykp-askersiz-lefkosa-mumkun-ama-hemen-simdi/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/18/ykp-askersiz-lefkosa-mumkun-ama-hemen-simdi/</feedburner:origLink></item><item><title>ASKERSİZ LEFKOŞA İÇİN BUGÜN SOKAKTAYIZ!</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/IcuG0GP3Urw/</link><category>bildiri</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Sat, 18 Feb 2012 02:21:08 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=8851</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p><strong><em><img class="alignleft size-full wp-image-8809" title="askersiz2012" src="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/wp-content/uploads/2012/02/askersiz2012.jpg" alt="" width="317" height="448" />Yeni Kıbrıs Partisi 18 Şubat, Cumartesi gerçekleştireceği kitlesel basın açıklaması için tüm örgütlere ve halka çağrı yaptı. </em></strong></p>
<p><strong><em>YKP, YKP Gençlik ve YKPfem imzalı çağrı şöyle:</em></strong></p>
<p>Yeni Kıbrıs Partisi’nin “<em>çözüme giden süreçte: <strong>askersiz Lefkoşa</strong></em>” başlığı ile Şubat 2006’da başlattığı kampanya, bugün kitlelerce tartışılan, kabul gören önemli bir noktaya geldi.</p>
<p>Kampanyanın altıncı yıldönümüne giderken yeniden diyoruz ki:</p>
<p><strong>“HEMEN ŞİMDİ ASKERSİZ LEFKOŞA!”</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Askersiz Lefkoşa, askersiz Kıbrıs taleplerimizi bir kez daha sokakta ortaya koymak için <strong>18 Şubat 2012, Cumartesi saat 14:30’da Ledra Palace trafik ışıklarında buluşup</strong> bizi ayıran ateş-kes hattına yürüyeceğiz… Eylemin paralelinde Lefkoşa’nın güneyinde Eleftheria Meydanında buluşulup bizi ayıran ateş-kes hattının diğer yanına da yürüyüş olacak!</p>
<p>Anti-militarist mücadelede taraf olan tüm siyasi parti ve örgütleri aramızda görmeyi umuyoruz…</p>
<p>Tüm halkımızı bize katılmaya çağırıyoruz…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>ASKERSİZ LEFKOŞA, ASKERSİZ KIBRIS MÜMKÜN!</em></strong></p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=IcuG0GP3Urw:PKE-9rxVBnc:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=IcuG0GP3Urw:PKE-9rxVBnc:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=IcuG0GP3Urw:PKE-9rxVBnc:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=IcuG0GP3Urw:PKE-9rxVBnc:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/IcuG0GP3Urw" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>Yeni Kıbrıs Partisi 18 Şubat, Cumartesi gerçekleştireceği kitlesel basın açıklaması için tüm örgütlere ve halka çağrı yaptı. YKP, YKP Gençlik ve YKPfem imzalı çağrı şöyle: Yeni Kıbrıs Partisi’nin “çözüme giden süreçte: askersiz Lefkoşa” başlığı ile Şubat 2006’da başlattığı kampanya, bugün kitlelerce tartışılan, kabul gören önemli bir noktaya geldi. Kampanyanın altıncı yıldönümüne giderken yeniden diyoruz ki: [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/18/askersiz-lefkosa-icin-bugun-sokaktayiz/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/18/askersiz-lefkosa-icin-bugun-sokaktayiz/</feedburner:origLink></item><item><title>İSG Uzmanları Birliği:  “Tüm İnşaat Şantiyelerinde derhal İş Sağlığı ve Güvenliği önlemleri alınmalıdır”</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/QeIwFG6Ndqo/</link><category>Toplumsal Hareket</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Fri, 17 Feb 2012 22:18:02 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=8982</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p><img class="alignright size-medium wp-image-8983" title="şantiye" src="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/wp-content/uploads/2012/02/şantiye-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" />İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları Birliği Geçici Yönetim Kurulu Başkanı Emir Taşcıoğlu, İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nın, inşaat şantiyeleri başta olmak üzere, iş risklerinin yüksek olduğu tüm işyerlerinde hemen uygulanmaya başlamasını talep etti, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nı da konuyla ilgili denetimleri ivedilikle başlatmaya davet etti.</p>
<p>Taşcıoğlu yaptığı yazılı açıklamada, inşaat şantiyelerinde her türlü iş sağlığı ve güvenliği önlemini almanın yasal zorunluluk olduğunu da kaydetti.</p>
<p><strong>Konu ile ilgili açıklama şöyle:</strong></p>
<p>Basından öğrendiğimiz kadarıyla geçtiğimiz Perşembe günü, İskele’de yapılan Savcılık ve Mahkemeler binası inşaatında, yüksekte kalıp işi yapmakta olan 36 yaşındaki Abidin Özdemir adlı bir işçinin 12 metrelik asansör boşluğuna düşmesi suretiyle ciddi bir iş kazası meydana gelmiştir. Kaza sonucunda ağır yaralanıp hastaneye kaldırılan işçinin sağlık durumu hala daha ciddiyetini korumaktadır.</p>
<p>Yetkililerden elde edinilen bilgilere göre, medyada her gün reklamları yayınlanan büyük bir inşaat şirketinin müteahhitliğinde yapılan inşaatın şantiyesinde çalışanların güvenliğini yok sayarcasına gerek asansör kuyularına gerekse yüksekte çalışmaya yönelik herhangi bir iş sağlığı ve güvenliği önlemi alınmamıştır. Oysa inşaat şantiyelerinde her türlü iş sağlığı ve güvenliği önlemini almak yasal zorunluluktur.</p>
<p>İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları Birliği olarak, yürürlükte olan 25/2008 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nın inşaat şantiyeleri başta olmak üzere iş risklerinin yüksek olduğu tüm işyerlerinde hemen uygulanmaya başlamasını ve bu uygulamanın etkin denetiminin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından ivedilikle yapılmasını talep ederiz.</p>
<p>Meydana gelen bu iş kazası sonucunda çalışanın hayati tehlikesi sürmekle birlikte; ilgili şirket de hem işgücü ve iş kaybına uğramış hem de diğer çalışanların moral durumlarından dolayı iş verimi azalmıştır. Bunun yanında olası tazminat kayıpları da potansiyel olarak durmaktadır. Diğer bir deyişle iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmaması neticesinde olan bir iş kazası hem işçinin ve ailesinin, hem işin kendisinin hem de işverenin maddi manevi kayıplarına sebep olmakta, toplumsal servetimiz heba olmaktadır.</p>
<p>Meydana gelen iş kazasının ve sonuçlarının takipçisi olacağımızı belirtir, kamu ve özel tüm işyerlerini, bir an önce İş Sağlığı ve Güvenliği denetimlerini yaptırıp risk analiz raporlarını hazırlatmaya ve ilgili bakanlığı da etkin iş sağlığı ve güvenliği denetimlerini başlatmaya çağırırız.</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=QeIwFG6Ndqo:EeIEDLEK-p0:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=QeIwFG6Ndqo:EeIEDLEK-p0:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=QeIwFG6Ndqo:EeIEDLEK-p0:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=QeIwFG6Ndqo:EeIEDLEK-p0:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/QeIwFG6Ndqo" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları Birliği Geçici Yönetim Kurulu Başkanı Emir Taşcıoğlu, İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nın, inşaat şantiyeleri başta olmak üzere, iş risklerinin yüksek olduğu tüm işyerlerinde hemen uygulanmaya başlamasını talep etti, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nı da konuyla ilgili denetimleri ivedilikle başlatmaya davet etti. Taşcıoğlu yaptığı yazılı açıklamada, inşaat şantiyelerinde her türlü iş [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/18/isg-uzmanlari-birligi-tum-insaat-santiyelerinde-derhal-is-sagligi-ve-guvenligi-onlemleri-alinmalidir/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/18/isg-uzmanlari-birligi-tum-insaat-santiyelerinde-derhal-is-sagligi-ve-guvenligi-onlemleri-alinmalidir/</feedburner:origLink></item><item><title>KIBRISLI RUM BASIN ÖZETLERİ 17/02/2012</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/1Ic8vm99vyE/</link><category>Kıbrıslı Rum Basın Özetleri</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Fri, 17 Feb 2012 12:42:41 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=8950</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p><strong><img class="alignright size-full wp-image-7205" title="RB" src="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/wp-content/uploads/2011/09/rb.jpg" alt="" width="288" height="192" />FİLELEFTEROS</strong> gazetesinin bugünkü ana haberi İsrail Başbakanı Netenyahu’nun dün Lefkoşa’da gerçekleştirdiği temaslar. Gazeteye göre, Kıbrıs ile İsrail arasındaki işbirliğini daha geliştirme amacıyla gerçekleştirilen İsrail Başbakanı Netenyahu’nun bir günlük Lefkoşa ziyareti sırasında önemli adımlar atıldı. Birinci önemli adım araştırma ve kurtarma alanında imzalanan işbirliği anlaşması oldu. Bu anlaşma ile Kıbrıs Cumhuriyeti’nin güney deniz bölgesindeki ciddi bir boşluk kapatıldı. Bu anlaşma enerji alanındaki araştırmalar için de önemli güvenlik koşulları yaratıyor. İkinci önemli adım ise sonuçları önümüzdeki iki ay içinde ortaya çıkacak olan doğal gazın kullanımına ilişkin olarak atıldı. Bu çerçevede iki ülke münhasır ekonomik bölgelerinde bulunan yatakları birlikte değerlendirecekler. Buna paralel olarak, karada istasyon yapımında ve gazın gerek Avrupa’ya gerekse Asya’ya taşınması konularında birlikte ilerleyecekler. Bu arada gerek Cumhurbaşkanı Hristofyas gerekse İsrail Başbakanı Netenyahu savunma alanında işbirliği konusuna herhangi bir atıfta bulunmaktan kaçındılar. İsrail ile Kıbrıs arasındaki işbirliğinin herhangi bir başkasına yönelmediğini vurguladılar. Her iki ülkeyi de karşılıklı olarak ilgilendiren Türkiye’nin son tehditleri iki ülke liderinin ele aldıkları konulardan biri oldu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Gazetenin diğer haberlerinden bazıları</strong></p>
<p>-       NATO Genel Sekreteri Rasmusen yaptığı bir açıklamada var olan planların iki tarafın kabul edebilecekleri kadar yakın olduğunu söyledi ve Kıbrıs sorununa dâhil olan tüm çevrelere Kıbrıs sorununa Birleşmiş Milletler şemsiyesi altında bir çözüm bulunması için her tür uğraşıyı ortaya koymaları çağrısında bulundu. Rasmusen bu arada Kıbrıs sorununda çözümsüzlüğün Avrupa Birliği-NATO ilişkilerinde sorun yarattığına da dikkat çekti.</p>
<p>-       Avrupa Birliği Komisyonu Kıbrıs sorununda temel yanlarda yakınlaşma sağlanamaması durumunda uluslararası konferansın yapılmayacağı görüşünde. Ayrıca Kıbrıs sorununda bir sorumluluk yükleme oyunu oynandığı görüşü de var. Bu görüşleri Avrupa Parlamentosu’nun Kıbrıslıtürklerle temas grubuyla basına olarak kapalı yaptığı toplantıda Avrupa Komisyonu Başkanı’nın Kıbrıs özel temsilcisi Horge Sezar Neves dile getirdi. Alınan haberlere göre, Neves Kıbrıs sorunun çözümü için karar alma saatinin geldiğine işaret etti ve bu noktada siyasi irade konusunu gündeme getirdi. Sorumluluk yükleme konusunda bir oyunun gelişme halinde olduğu görüşünü de ileri sürerek, Greentree 2 görüşmelesinde çok ilerleme olmadığını ifade etti. Olası bir çözümün iki tarafın tüm beklentilerine yanıt vermeyeceğini de söylerken yönetim konusunda tarafların yakın olduğunu ancak bu konunun da ağırlıklı oy konusuna takılıp kaldığını dile getirdi. Neves yerleşikler konunda ise bu konunun siyasi bir konu olduğunu söylemekle yetindi. Kıbrıs sorunun çözümüne Brüksel’in katkıda bulunma kararlılığını da dile getirdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>POLİTİS</strong> gazetesinin bugünkü ana haberi “Kıbrıs ile İsrail egemenlik haklarını savunmak için ortak siyasi strateji belirledi. Tehditlere karşı egemenlik işbirliği” başlığı altında İsrail Başbakanı Netenyahu’nun Kıbrıs ziyareti. Gazeteye göre, Kıbrıs ile İsrail dün ilişkilerinde yeni bir sayfa açtılar. Kıbrıs’ın münhasır ekonomik bölgesini Türkiye’nin kabul etmediği görüşünü ortaya koyduğu bir anda, Kıbrıs’ı ziyaret eden ilk İsrail Başbakanı olan Netenyahu ülkesiyle ile Kıbrıs arasında siyasi bir ittifak oluşturdu. İki ülke bölgede barış ve istikrarın korunması amacıyla siyasi düzeyde çalışmalarını koordine etme kararı aldı. Aynı esnada Türkiye ise Kıbrıs’ın 12. parseli yakınlarında askeri bir tatbikatın hazırlığı içerisindeydi.  bu süreçte İsrail’in başta Amerika Birleşik Devletleri’nde olmak üzere genel olarak uluslararası alanda var olan etkinliğine Lefkoşa’nın yatırım yaptığı görülüyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Gazetenin diğer haberlerinden bazıları</strong></p>
<p>-       Çalışma Bakanlığı inşaat sektöründe çalışma barışı için girişim üstleniyor. Çalışma Bakanı Sotirula Haralambus dün ilgili taraflarla ayrı ayrı görüştü. Bakanın arabuluculuk girişiminin bugün gideceği Brüksel’den döndükten sonra gelecek hafta içerisinde doruk noktasına ulaşması bekleniyor. Elde edilen bilgilere göre, Çalışma Bakanı dünkü görüşmeleri sırasında kartlarını açmadı. 2010 yılında sona eren toplu sözleşmelerin yenilenmesine yönelik olarak, yeni arabuluculuk önerileri ortaya koyma konusunda herhangi bir zemin arayışına da girmedi. Bununla birlikte taraflar Bakan’ın masaya yeni öneriler koyacağı düşüncesi ve beklentisi içerisinde. Bu arada bu iş kolunda işverenlerin hayat pahalığı ödeneğini ödememede ısrar etmeleri durumunda sendikalar yeni grevlere gitmede kararlı görünüyorlar.</p>
<p>-       Limasol’da karnaval heyecanı başladı. Dün akşam saatlerinde yağan yağmur dahi Limasolluların bu konudaki çoşkusunu etkilemedi. Yağmura rağmen yüzlerce kişi karnaval yürüyüşüne katıldı Limasol’da karnaval heyecanı dün çok erken saatlerde başladı. Sabah saatlerinde mağaza önlerinde mangallar yakılıp akşama hazırlıklar yapıldı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>SİMERİNİ </strong>gazetesinin bugünkü ana haberi İsrail Başbakanı Netenyahu’nun bu gazeteye ve SİGMA televizyon kanalına verdiği özel röportaj. Gazeteye göre, İsrail Başbakanı Netenyahu bu röportajında Kıbrıs ile İsrail arasındaki işbirliğini doğal ve ortak değerlere ve ortak çıkarlara dayalı bir işbirliği olarak niteledi. “Görünür hale gelen, su yüzüne çıkan pek çok ortak çıkarımız var” dedi ve devamla da “şimdi bunları sudan çıkarmamız pazara ihraç etmemiz gerekiyor” diye ekledi. Netanyahu Avrupa’ya ve belki de Asya’ya da doğal gaz sağlanması yönündeki talebe işaret etti. Bunun bulunacak doğal gaza bağlı olduğunu söyledi. Bir adım daha atarak “tüm bunlara ya alıcı olarak, ya yatırımcı olarak ya da her ikisini de yaparak katılacak ve yatırım yapacak önemli ülkelerin var olması iyi olacaktır” dedi. Türkiye’nin bölgenin büyük ağabeyi rolüne soyunma uğraşılarına ilişkin bir soruya karşı da anlamlı bir biçimde “ bir kardeşlik iyi olurdu” dedi. Büyük ağabeyliğinin o kadar da iyi bir düşünce olmadığı görüşünü dile getiren Netenyahu “hepimiz dünyanın bu bölgesinde yaşıyoruz ve burada sakin, barış ve refah içinde yaşamanın yolunu bulmalıyız” dedi. Kıbrıs sorunuyla ilgili olarak ise, Kıbrıs’ın bu sorununu komşularıyla çözmeyi başaracağı umudunu dile getirdi ve İsrail’in de komşularıyla sorunlarını aynı biçimde çözmeyi amaçladığının da altını çizdi. “Bir görüş ayrılığımız olduğu zaman bunu barışçıl müzakerelerle, iki tarafın doğrudan müzakereleriyle çözmek istiyoruz. Sizin olduğu gibi bizim sorunlarımızın da böyle çözülmesi gerektiğine inanıyoruz” dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>HARAVGİ</strong> gazetesinin bugünkü ana haberi “büyük ölçekli işbirliği” başlığı altında İsrail Başbakanı Netenyahu’nun dün Lefkoşa’da gerçekleştirdiği temaslar. Gazeteye göre, İsrail Başbakanı Netenyahu dün Cumhurbaşkanı Hristofyas ile görüşmesinın ardından yapılan ortak basın toplantısında, doğal gaz alanında büyük ölçekli işbirliklerinden bahsetti. Doğal gazın Kıbrıs’ta sıvı hale getirilmesi için iki ülkenin münhasır ekonomik bölgeleri arasında kırk kilometrelik boru hattının oluşturulması olasılığının incelenmekte olduğunu duyurdu. Cumhurbaşkanı Hristofyas da bu konularda gelişme halinde olan bir diyaloğun olduğunu belirterek bu diyaloğun ikili anlaşmaları ilerletecek somut önerilere götürmesi dileğinde bulundu. Cumhurbaşkanı Hristofyas enerji güvenliği konusunda çok ölçülüydü ve işbirliğinin savaşı değil, tam tersine iki ülke halkının kalkınmasını ve refahını hedeflediğini vurguladı. “Biz Türkiye’yi tehdit etmiyoruz. Türkiye bizi tehdit ediyor” dedi. Cumhurbaşkanı bu noktada Türkiye liderliğine çağrıda bulunarak, tehditte bulunma yerine, Kıbrıs sorununun çözümü ve doğal gazın federal devlet tarafından değerlendirilmesi için Kıbrıstürk toplum liderliğini iyi niyet göstermeye teşvik etmesini istedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Gazetenin diğer haberlerinden bazıları</strong></p>
<p>-       Cumhurbaşkanı Hristofyas ile İsrail Başbakanı Netanyahu dünkü ortak basın toplantısında iki ülke arasındaki işbirliğinin amacının kalkınma ve refah olduğu mesajını verdiler. İki lider görüşmelerinde doğal gaz konusunda işbirliğinin ana konu olduğunu da saklamadılar. Enerji güvenliği konusunda ise dikkatli bir tavır ortaya koydular. Cumhurbaşkanı Hristofyas bu noktada İsrail’in savaş uçakları için Kıbrıs’ı kullanma isteminde bulunduğu iddialarını yalanladı. Böylesi bir konunun görüşmelerinin gündeminde olmadığını söyledi. Cumhurbaşkanı Hristofyas “Sayın Netanyahu ile bölgenin enerji haritasına ilişkin konuları da görüştük. Kıbrıs Cumhuriyeti kendi münhasır ekonomik bölgesindeki 12. parselde yaptığı araştırmaları, uluslararası hukuk ve Deniz Hukuku çerçevesinde yapmaktadır” dedi. Kıbrıs’ın münhasır ekonomik bölgesindeki faaliyetlere Türkiye’nin gösterdiği tepkileri ve yaptığı tehditleri kınayan Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin münhasır ekonomik bölgesinde ikinci tur izinlerin ihalesine çıkılacağını da söyledi. Cumhurbaşkanı “Eğer Türkiye bölgede barışın sağlanmasını desteklemek istiyorsa, o zaman devletlerin egemenliğine saygı göstermesi gerekir” dedi.</p>
<p>-       Kıbrıs sorununa ilişkin görüşlerinin birbirine tamamı ile ters olması AKEL ile EVROKO’nun ülkenin gündemindeki diğer sorunları görüşmelerini engellemedi. Bu görüş AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu başkanlığındaki bir heyetin EVROKO’yu ziyareti sonrası ifade edildi. Andros Kiprianu görüşme sonrası yaptığı açıklamada EVROKO’nun Kıbrıs sorunundaki görüşlerini bildiklerini ve bu görüşlere eleştirel yaklaştıklarını söyledi. Bununla birlikte diğer sorunları ele alabileceklerini dile getirdi. Somut olarak erken başlayan ve uzun sürecek bir seçim kampanyasının enerji, ekonomi, Kıbrıs’ın Avrupa Birliği dönem başkanlığı gibi konularda olası olumsuz etkileri üzerinde durdu.</p>
<p>-       2012 yılına turizm açısından olumlu girildi. Ocak ayında adaya gelen turist oranında %7,1 oranında bir artış oldu. Ocak ayında 47 bin 610 turist geldi. En büyük artış Almanya’dan gelen turistlerin sayısında görüldü.</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=1Ic8vm99vyE:ZQ6FoKP-7jo:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=1Ic8vm99vyE:ZQ6FoKP-7jo:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=1Ic8vm99vyE:ZQ6FoKP-7jo:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=1Ic8vm99vyE:ZQ6FoKP-7jo:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/1Ic8vm99vyE" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>FİLELEFTEROS gazetesinin bugünkü ana haberi İsrail Başbakanı Netenyahu’nun dün Lefkoşa’da gerçekleştirdiği temaslar. Gazeteye göre, Kıbrıs ile İsrail arasındaki işbirliğini daha geliştirme amacıyla gerçekleştirilen İsrail Başbakanı Netenyahu’nun bir günlük Lefkoşa ziyareti sırasında önemli adımlar atıldı. Birinci önemli adım araştırma ve kurtarma alanında imzalanan işbirliği anlaşması oldu. Bu anlaşma ile Kıbrıs Cumhuriyeti’nin güney deniz bölgesindeki ciddi bir [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/17/kibrisli-rum-basin-ozetleri-17022012/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/17/kibrisli-rum-basin-ozetleri-17022012/</feedburner:origLink></item><item><title>YKP: “Elektrik Kurumunda yaşananları  kaygı ile izliyoruz!”</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/6PBIeJ_3Nmo/</link><category>bildiri</category><category>manşet</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Fri, 17 Feb 2012 01:51:46 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=8839</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-4489" title="ykplogo" src="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/wp-content/uploads/2011/03/ykplogo-300x166.jpg" alt="" width="300" height="166" />YKP, KIB-TEK’teki son gelişmeleri değerlendirdi. Konu ile ilgili açıklama şöyle:</p>
<p>Kıbrıs’ın kuzeyindeki hukuksuzluk, keyfilik son dönemde yaşananlarla adeta tavan yaptı.</p>
<p>Elektrik Kurumu’ndaki icraatlar, hem EL-SEN hem de çeşitli siyasi partiler tarafından eleştiri yağmuruna tutulurken, sanki bir şey yokmuş gibi, kimse umurlarında değilmiş gibi KIB-TEK yönetimi herkesi yok sayarak kararlar almaya devam etmektedir.</p>
<p>EL-SEN grevi sırasında bazı medya kurumları üzerinden yaptıklarını propagandanın başarılı olduğunu düşünüp kendilerince doğru saydıkları yola devam ediyorlar.</p>
<p>EL-SEN’in tüm uyarılarına rağmen kuruma yeni personel alımı süreci sonuçlanmak üzeredir. Böylesi koşullarda sendika greve gittiğinde, gene sendika mı suçlu olacak?</p>
<p>Eğer Kurumun gerçekte bu istihdamlara ihtiyacı varsa, özerk bir Kurum olacağı sözünden hareketle, kendi kararını sendika ile birlikte katılımcı, şeffaf ve demokratik süreçler işletilerek alması gerekirdi ama niyet belli ki siyasi istihdamdır!</p>
<p>Tüm bu süreçler sürerken 2 Şubat 2012 tarihli ve MD.1/2012-EÇ.1/2012 sayılı “Elektrik Kurumu ile Aksa Enerji Üretim AŞ arasında İmzalanan Kalecik-II Sözleşmesi’ne İlişkin Hazırlanan Ek Protokol-I Taslağı Hakkındaki Rapor” başlıklı Sayıştay Denetim Raporu ortaya çıktı.</p>
<p>Bu raporda açıkça Hükümet edenlerin ve KIB-TEK yönetiminin aldıkları kararlar ile Kurumu zarara uğrattığı anlatılmaktadır…</p>
<p>Bu rapor, Kurum’un ivedi olarak özerkleştirilmesi gerektiğini ortaya koyan önemli bir belgedir.</p>
<p>Raporun daha en başından sayfa 6’da; “Yaşanan bu süreç ve yaptığımız tespitleri de dikkate aldığımızda; Aksa Enerji Üretim AŞ’nin mevcut sözleşme ve buna bağlı olarak yapılan protokollerin özüne uygun olarak davranmaktan imtina ettiği ve her ne kadar iletim hatları ile ilgili yer problemi neden gösterilse de aslında, AKSA Şirketinin başından beri sözleşme kurallarına uymadığı taahhüt ettiği enerji üretim seviyesine hiçbir zaman gelemediği, Sözleşmede belirtilen Fazla enerjinin sadece Yakıt Bedeli ödenerek alınması gerektiği halde bunun da ‘Kira+Yakıt’ bedelinden ödenerek alınmasını sağlandığı hatta çevre açısından da büyük önem arz eden filtre ve arıtma tesislerini kurmak yerine ceza ödemeyi tercih ettiği tespit edilmiştir.” denerek AKSA-KIB-TEK ilişkisinin ne kadar sağlıksız ve AKSA lehine, Kurumun aleyhine bir zeminde devam ettiği ortaya konmaktadır.</p>
<p>Raporun 11. sayfasında buna önemli bir örnek verilerek “Kıb-Tek’e ait santraller ile Kalecik santralı arasında kendi güç kullanımları açısından ters bir ilişkinin olduğu görülmüştür (…) Bunun nedeni de Aksa Enerji Üretim AŞ ile yapılan antlaşmalar bağlamında taahhüt edilen enerji alım garantilerinden dolayı Kurum Santralleri’nin zorunlu olarak düşük kapasitede çalıştırılmasıdır” denmektedir.</p>
<p>Raporun sonuç kısımda “Sadece kira bedeli ödenmesi halinde dahi, 2010-2024 döneminde Aksa Enerji Üretim AŞ’ye ihtiyaç fazlası 302.729.644.-USD ödeme yapılacağı, bugün itibariyle de söz konusu tutarın 232.576.120.-EURO denk geldiği ve bu durumda da yaklaşık 9 milyon Euro’ya mal olan santrallerden 26 adet alınabileceği” şeklinde tespitler de mevcuttur.</p>
<p>Gene raporun sonuç kısmında “Ek Protokol-1 Taslağı uygulamaya konsa bile yine 2015 yılından itibaren, öngörülen pik yük talebini karşılama yetersizliğinin yeniden gündemde olacağı, bu cihetle “enerji alım garantisi” yönteminin çözüm olamayacağı, dolayısı ile Kurumun enerji üretim artırımına yönelik yatırım yapma gereğinin kaçınılmaz olduğu, aksi yapıldığı veya aynı firma ile devam edildiği takdirde enerji sektöründe tekelleşmeye doğru gidileceği sonucuna varılmıştır” denmektedir.</p>
<p>Raporda ayrıca alım garantisi protokolünün yürürlüğe konması halinde ihtiyaç olmadığı halde AKSA’ya yüz milyonlarca dolar ekstra ödeme yapılacağı detaylı şekilde anlatılmaktadır. Raporun ilk kısmında geçmişte de AKSA’ya çeşitli başlıklar altında ekstra ödemeler yapıldığı, ödenmemesi gereken paraların ödendiği de anlatılmaktadır.</p>
<p>Sayıştay Denetim Raporu ortadadır, KIB-TEK yönetimi yeni alım garantisi protokolü konusunda aldığı kararlarla Elektrik Kurumunu zarara uğratacak, elindeki Teknecik gibi santralleri devre dışı bırakarak elektrik ihtiyacının karşılanmasını tamamen özelin yani AKSA’nın insafına terk edecektir. Bu tekelleşmeden başka bir şey değildir.</p>
<p>KIB-TEK yönetimi aldığı ve almaya çalıştığı kararlarla AKSA’ya haksız ödemeler yapmakta, yapmayı taahhüt etmekte, yani Kurumun ekonomik yapısını bozmaya devam etmektedir.</p>
<p>KIB-TEK yönetimi almaya devam ettiği yeni istihdamlar, elektrik borçlarının affedilmesi gibi kararlarla Kurumu daha da batağa sürüklemektedir.</p>
<p>Tüm bu yapılanların tesadüf olduğuna inanmamız artık imkânsızdır.</p>
<p>YKP, KIB-TEK’teki son gelişmeleri değerlendirdi.Hükümet edenler KIB-TEK yönetimini kullanarak bile bile Elektrik Kurumunu batağa sürüklemekte, özele devredilmesini kaçınılmaz kılmaya çalışmaktadır. Bu süreci hızlandırdığı da son kararları ile belli olmaktadır ki Kurum özerkleştirilirse bile kurtarılamasın ve Sayıştay Raporunda da dikkat çekilen tekel durumuna doğru ‘doğal’ olarak sürüklenelim!</p>
<p>YKP, Elektrik Kurumunda yaşananları kaygı ile izlemeye devam ediyor.</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=6PBIeJ_3Nmo:MLyAxcAWEbg:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=6PBIeJ_3Nmo:MLyAxcAWEbg:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=6PBIeJ_3Nmo:MLyAxcAWEbg:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=6PBIeJ_3Nmo:MLyAxcAWEbg:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/6PBIeJ_3Nmo" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>YKP, KIB-TEK’teki son gelişmeleri değerlendirdi. (...) "Hükümet edenler KIB-TEK yönetimini kullanarak bile bile Elektrik Kurumunu batağa sürüklemekte, özele devredilmesini kaçınılmaz kılmaya çalışmaktadır. Bu süreci hızlandırdığı da son kararları ile belli olmaktadır ki Kurum özerkleştirilirse bile kurtarılamasın ve Sayıştay Raporunda da dikkat çekilen tekel durumuna doğru ‘doğal’ olarak sürüklenelim! YKP, Elektrik Kurumunda yaşananları kaygı ile izlemeye devam ediyor."</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/17/ykp-elektrik-kurumunda-yasananlari-kaygi-ile-izliyoruz-ykp-elektrik-kurumunda-yasananlari-kaygi-ile-izliyoruz/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/17/ykp-elektrik-kurumunda-yasananlari-kaygi-ile-izliyoruz-ykp-elektrik-kurumunda-yasananlari-kaygi-ile-izliyoruz/</feedburner:origLink></item><item><title>Son politik gelişmeler: görüşmelere iki tam günle devam</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/f6dWKEhSdkg/</link><category>yazi</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Fri, 17 Feb 2012 01:48:12 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=8837</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Görüşmelere Greentree’deki sonuca göre iki tam gün görüşme ile devam edilecek. İlki Salı Gün. Haberimiz hazırlanırken liderlerden birisi susmayacağım artık diye meydan okuyan Hristofias’dı. Susmayacağını başlıkta okuyanlar neden susmayacağını anladı da niye bugüne kadar sustuğunu anlamadı. Hatta konuştuğuna göre kime ne demekle tehdit ettiği de anlaşılamadı. Görüşmelerde kabul ettiği konuları Kıbrıs’ın geleceğine neden yararlı bulduğunu anlamakta da zorluk çekildi.</p>
<p>Eskiden de görüşme boyunca ulusal konseyde birlik beraberlik aralar ve düşmana karşı el birliği ile direnip ne koparacaklarına bakarlarmış gibi yaparlardı. Haklarını yemeyelim Bu tarafta da öyle davranmaya çalışılırdı. Ancak muhalif sesler biraz lideri zorlardı. Daha da yakınlaş diye bağıran sesler çıkardı. Şimdi bu taraftakilerde vazgeçtiler. Sonunda görüşme içinde doğal olarak önce kabul edilmeyen şeyleri kabul etmeye ve karşı tarafın da geri adımlarını dikkate almak durumunda kalınca bunu gizlemeye ve halkı istim üstünde tutmaya devam ederlerdi.</p>
<p>Bu durumda halk bir referandumda önce felaket diye niteledikleri şeyleri sonra kabul edenlerin önlerine konulan anlaşmaya evet demeye cesareti mi kalırdı?</p>
<p>Oyun gene öyle oynanıyor. Git gel yaparak yabancılara şirin görünmeye çalışırken bir ülkeyi siyasi eşitlik içinde idare edeceklerini unutarak atıp tuttukları için halkın onlardan gelecek bir anlaşmaya evet demesi çok zor.</p>
<p>Onun için tabii ki Hristofias konuşmalı, susmamalı. Görüşmelerdeki gizliliği abartmamalı ve amaçları sık sık hatırlatmalıdır.</p>
<p>Eroğlu işini gücünü bu devrede görüşmelerden suçlanmadan kaçmanın yollarını bir uluslararası toplantı için çalışıyormuş, BM’nin hakemliğine ihtiyaç varmış ve bir süre konulmazsa sonuç alınamazmış diyerek yakalamaya çalışıyor.</p>
<p>Hritofias da Rusya’nın da katılmasına olanak verecek bir daha geniş konferansa sürükleme hedefi ortada duruyor.</p>
<p>Eksik olan sadece daha iyi bir Kıbrıs yönetimi kurmaktan ve olanaklardan bahsetmektir.</p>
<p>Sahi neden federasyon daha iyi bir seçenektir? Hiç bunu irdeleyeni duydunuz mu?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>KTHY BAŞKÖŞEDE AMA MAHKEMENİN ATADIĞI YÖNETİM KAYIP</strong></p>
<p>KTHY çalışanlarının tümünün istihdamı için verilen sözler hala tutulmadı. Sendika bunu hatırlatmak için mecliste idi ama nisap başka istihdamlarda sınavsız personel alınacak parti içinde suç işlenerek alınmış karara uyulmadığı için boykot eden UBP genel sekreteri Hasipoğlu’nun boykotu nedeniyle nisap olmadığı için oturum yapılamadığını gördüler. Bunlardan medet umanın neden ne beklediği anlaşıldı.</p>
<p>KTHY’nin mahkeme tarafından atanmış bir yönetimi var ama onun sesi hiç çıkmıyor. Geçen ay milyonlarca Dolar değerindeki uçak yedek parçalarının çürümeye terk edildiği açıklandı ama yönetim gene gık demedi. Güya şirketler yasasına göre şirketi yönetiminin elinden alıp servetlerin heba olmasını önleyecek ve alacaklılarının hakları ile sahibi devlet olduğuna göre halkın servetini yok olmaktan kurtaracaktı. Mahkeme atadığı yönetimin ne halt yediğini sorgulamak için huzura davet etme gereğini duymadı. Artemis’de kapanmamış bir tereke söz konusu olsaydı çoktan çağırırdı.</p>
<p>KTHY tasfiye edilmedi, iflas etti ama hükümet iflas işlemi başlatmadı. Başlatsaydı eski yöneticiler hakkında şirketi mahvetme ve ortaklara yani halka kazık atma suçuyla davalar açılması gerekecekti.</p>
<p>Alacaklıların haklarına bakan da olmadı.</p>
<p>İşin garibi bir de KKHY kurulacak diye verilen sözler vardı. Bu iddiayı maket uçakla alaya alan sendikanın haklı olduğu kanıtlandı.</p>
<p>Hesabını sormak bir dahaki hükümetin basiretine kaldı. Hesap sorma devri gelmeden durum düzelmeyecek.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>SAYIŞTAY BAŞKANI SESİNİ ÇIKARDI AMA RAPORLARININ GEREĞİNİN YAPILMASI İÇİN ÖNERSİ OLMADI</strong></p>
<p>Sayıştay bağımsız olmazsa iş göremeyeceğini ve bağımsızlığın mali bağımsızlık olmadan da tam olmayacağını anlattı. Ancak her şeye rağmen yani Elektrik konusunda çıkardığı başarılı rapor gibi raporlar hazırlamasına rağmen sorumluların hesaba çekilmemesini dile getirmedi. Belediyelerdeki yolsuzluklar için ceplerinden ödemeye çağırdıklarının ödeyip ödemedikleri açıklanmadı. Mebusların yolluklarını yetkisiz harcadıklarını belirten raporlarını da ipleyen olmadı, bir şey diyen de olmadı.</p>
<p>Sayıştay veya başka bir denetim kurumu yolsuzluk raporu yayımlarsa Polis ne yapmalı diye karar vermenin zamanı geçti. Mali polis kuruldu; ona bu görev verilmelidir. Yoksa rapora ne gerek var. Zaten halk bal tutanın parmağını yaladığına inanır ve yetkili bir mevkide olanın ya yediğini ya da yedirdiğini düşünür.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>UBP SUÇLULARIN YERİ VE SUÇLARIN ODAĞI OLDU</strong></p>
<p>UBP’nin meclis boykotu ile bir kez daha ortaya çıktı ki içinde yasadışı ve suç teşkil eden partizanca uygulamalar yaptığı sürekli halkın bilgisine geliyor. Sınava sokulmayıp kağıt doldurmayana not veren memurlar partizanlık yüzünden kamu yönetiminin ne duruma geldiğini vurgulanıyor. Adam kayırmaya çalışırken minareyi çuvala sokmaya kalkıyorlar ve ifşa oluyorlar.</p>
<p>Muhalefet nisabı bul da gel dediği için bir mebus partiye şantaj yapabiliyor ve meclis çalışamıyor. Bu muhalefetin UBP’li isyancılara adam kayırma çabalarında yardımı oluyor.</p>
<p>Muhalefete göre nisap sorunu var deyip UBP’nin kendileriyle koalisyon kurmaya zorlanmasını sağlamak gerek. Amma KTHY araştırma komitesinin görevini savsaklamasına ve meclis araştırma komitelerinin hiçbir şeyi araştırmakta başarılı olmamasının çarelerini aramada boykotunu kullanmıyor.</p>
<p>Mecliste araştırma yapılacaksa araştırmayı isteyenin komiteye üye verememesini, araştırma komitelerinde hükümet yanlılarının çoğunlukta olmasını ve komitede araştırmayı yaptırmada yardımcı olsun diye hiçbir memuru seçip de görev verme yetkisinin olmamasını garip bulmuyorlar. Taşköy’deki kahvede anlatın size gülerler. Mebusun kendi başına bir konuyu araştırmasının olanaksız olduğunu, araştırma isteyenin uzman atama yetkisinin olası gerektiğini Kanadalı mebuslar bilir de bizimkiler bilmez mi?</p>
<p>İçtüzüğü değiştirip bu yetki ve olanaklara kavuşmak gerektiğini anlayıp da mücadele eden yok. Yaşıyorlar ama ders almıyorlar. Gazetelerde televizyonlarda anlatıyoruz işitmiyorlar.</p>
<p>Muhalefet yapıyorlarmış ama gören de olmuyor. Beş yıl oturup seçimi bekleyecekler ve kazanırlarsa güllük gülistanlık yaratacaklarmış!</p>
<p>Hesap sorulamayan işlevsiz bir meclise girip de ne olacak diyemiyorlar.</p>
<p>Gene de erken seçim diyorlar.</p>
<p>O da yaklaşıyor ama toplum için yeni bir hüsran vaadinden başka bir şey yok.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>KÜLLİYE HER DERDE DEVA</strong></p>
<p>Din sizi öbür dünyaya hazırlar. Her Cuma yazılanları görün, Kandillerde söylenenleri, yazılanları okuyun. İsterseniz TV’leri de var. Nasihatlerini izleyin. Çok kolay. Bir örnek vereyim. Bir kandilde temiz kalple tövbe edin sayısız sevap ve cennet garanti. Bundan daha büyük saadet mi istersiniz. Ömür yüz yıl mı, belki bir az daha fazla. Cennet ise yüz yıl değil, bir yıl dan da fazla, hatta sonsuz. Bunun eğitimin almak ve yeni bir dünyaya katılmak için Türkiye halkının parası atılıyor ama Kıbrıslı istemiyor. Buraya gelenleri de istiyormuş.</p>
<p>Bunun için batan maliyesine çare peşinde koşan acenta hükümeti sendikalarla, muhalefetle didişmeyi sürdürüyor.</p>
<p>Bu kavgada külliyeyi yapacak vakfın Türkiye’deki tarikat kavgalarına da karıştığı ve muhtemelen siyasi rekabet yaratacağı konuşuluyor. Buradaki bazı Türkiyeliler de külliyeyi savunmayı üstlendiler. Karşı çıkanları da var. Onların kavgası Kıbrıs’a da yansıyor.</p>
<p>Yakında kumarcıların destekledikleri ile tarikatların destekledikleri arasında yarış seçimlerin sonucunu tayin edecek.</p>
<p>Ortada ne imar planı kaldı ne de edep erkân. Bir kuruş gösterilmeden Evkaf’tan kararlarını çiğnemesi ve mallarını elen çıkarması sağlanabiliyor. Din işleri de Evkaf’dan alınıp uzaktan kumandalı dinişi başkanına veriliyor. Yerli esnafı ölümüne korkutan Alış Veriş Merkezi modasıyla da dal budak salıyor.</p>
<p>Artık Kıbrıslıyı sallayan yok. Yeni güçleri fark etmeyen siyasette de demode olacak.</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=f6dWKEhSdkg:qdx9jmDDvQI:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=f6dWKEhSdkg:qdx9jmDDvQI:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=f6dWKEhSdkg:qdx9jmDDvQI:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=f6dWKEhSdkg:qdx9jmDDvQI:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/f6dWKEhSdkg" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>&amp;#160; Görüşmelere Greentree’deki sonuca göre iki tam gün görüşme ile devam edilecek. İlki Salı Gün. Haberimiz hazırlanırken liderlerden birisi susmayacağım artık diye meydan okuyan Hristofias’dı. Susmayacağını başlıkta okuyanlar neden susmayacağını anladı da niye bugüne kadar sustuğunu anlamadı. Hatta konuştuğuna göre kime ne demekle tehdit ettiği de anlaşılamadı. Görüşmelerde kabul ettiği konuları Kıbrıs’ın geleceğine neden yararlı [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/17/son-politik-gelismeler-gorusmelere-iki-tam-gunle-devam/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/17/son-politik-gelismeler-gorusmelere-iki-tam-gunle-devam/</feedburner:origLink></item><item><title>Sayıştay özel ve devlet fark etmez dedi –Alpay Durduran</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/3tA4zt-wtnY/</link><category>ALPAY DURDURAN</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Fri, 17 Feb 2012 01:45:36 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=8834</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p>Sayıştay elektrik üretimi için KIB-TEK’in dönem denetim raporunu yayımlayınca gördük ki ikisi arasında fark yoktur.</p>
<p>Her zaman özel şirketlerin nasıl çalıştıklarını öğrenmeye çalıştım. Merakım çok eskiden beri var. Çünkü özel şirketler yönetim hukukun gelişmesine büyük katkı yaptılar. Bilimsel olarak örgütlerin çalışma tekniklerini geliştirmek amaçlı çalışmalar özel şirketlerde yapıldı. Bir zamanlar örgüt biliminin babası haline gelen ve örgütlemek yerine Taylorizasyon denilmesine neden olacak kadar bilimsel örgütlenme ekolünü kuran Taylor da özel şirketlerde inceleme yapmıştı.</p>
<p>Bu çok doğal çünkü dev özel şirketler dünya çapında iş görmekte ve dünyanın bir yerinde olan çalışmalarını başka bir yerinde olan merkezlerinde izlemek, personelinin işlerini tamam yapmalarını sağlamak ve başka devlerle rekabet etmek durumunda idiler. Birisinin işe alınması için şirketin merkezinin bilgi alması ve karar vermesi olanaksızdır. Hong Kong’da milyonlarca liralık yatırım yapıp şirketi zarara sokacak birinin istihdam etmemek merkezin sorumluluğundadır ama o yatırımı değerlendirmeyi kendi değil bir adamına bırakmak zorundadır. Onun için öyle bir sistem kurmak zorundadır ki Minnesota’da oturacak ama Şili’deki tarım alanlarındaki menfaatlerini koruyabilecek ve sorumluluğunu alacak. Milyonlarca ortağı olan şirketin yüz binlerce yeni hissesini güven verip satacak ki diğer bir devin önünü kesebilsin yoksa kesemeyecek ve muhtemel hissedarların bir başka devin hisselerini satmasını izleyecek ve zarar edecek; onun için hissedarlarına hesap verecek. Hesap vermek kolay değil. Burada hiç bir hissedara hesap vermedikleri için yerli şirketlerin hisselerinin değeri sıfır oldu. Bunu yaşamak istemezler. Bilimin gelişmesine onun için para yatırdılar ve Bilimsel Örgüt teorisi gelişti ve İnsan Davranışları teorisi doğdu. Taylor’un adı da kitaplarda kaldı.</p>
<p>Bize gelen Türkiye şirketleridir. Onların bunlara ünsiyeti sıfırdır. Bir yabancı şirket geldi ve ilk kez Kıbrıs iş tanımlarıyla tanıştı. Bu şirket uluslar arası iş yapıyordu ve uzaktan yönetmek gereğini duymuş ve bilimsel yöntemlere başvurmuştu. Bizim yönetim ki ondan daha büyüktür şimdiye kadar bunlara sadece geleneksel olarak adet yerini bulsun diye uymuş ve iş tanımını diye iki maddelik bir yasa ifadesi ile yetinmişti. Şirketlerimiz ise çalışanların maşalarını bile birlerinden saklar.</p>
<p>Özel işlerin de devletin işlerinden farksız hatta daha kötü olduğunu izleyerek gördüm.</p>
<p>Sayıştay raporu bunu tekrar bana kanıtladı. Devlet gene de hesap sorulan bir yerdir ve halk tarafından sorgulanır. Lakin özel şirkete hesap soran bir halk yoktur. AKSA’nin yaptıklarını Sayıştay saydı döktü ama tüyü kıpırdayacak olan da sadece YKP’liler ve benzerleridir. Bu rapora dikkat çekecek bir basın da görülmemektedir. Çünkü özele insanları kandırma hakkı içten tanınmıştır. Kültürümüz budur.</p>
<p>Sanayi Holding ve ETİ’yi hatırlayalım. Onların yerini özel alınca onların çalışma alanlarındaki şikâyetler ip gibi kesilmişti. Kahve örneğini hatırlayabilir. ETİ ithalatını aksatsa ve bir gün bazı yerlerde kahve sıkıntısı olsa hemen ahali ayağa kalkardı. Arkasından gene sıkıntılı günler olmuştu ama özel şirketleri eleştiren olmamıştı. Şimdi de bazı markalar kaybolur, ürünün kalitesi sürekli değişir ama o ürünü bırakıp başka ürüne geçmek yeterli görülür. Bir şirketin daha kaliteli bir iş çıkardığını inandırıcı bir şekilde gösterip de kaliteyi ödüllendiren bir sistem bile yoktur. Devletin kalite belgesi verme çabası da yoktur. Özel kalite belgelerini ipleyen de yoktur.</p>
<p>KIB-TEK’in dizel üreteçlerle elektrik üretmesinin pahalı olacağı eleştirisi vardır da AKSA’nın pahalı üretimini alma sözleşmesi yapılabilmiştir. Fuel Oil ve dizel yakıt kullanımının yeri ve zamanı özel olunca önemini yitirivermiştir.</p>
<p>Bizim milyonlarımızı kaldırdığı Sayıştay raporunda anlatılan AKSA’ya kurtarıcı gözü ile bakan vardır ama “AKSA özel ama güzel değil deyip devletin daha güzel olduğunu kanıtlayan” bir raporla karşı karşıyayız gene de yalnızca stratejik önemi ile elektrikten uzak dursun diyenlerin sesi duyulmaktadır. Onun için esas olarak özelleştirmenin şart değil özel şirketler var olduğuna göre iyileştirilmeleri ve ortaklarının çıkarlarını savunmak ve rantabl olmak için denetlenmeleri gündeme gelmelidir.</p>
<p>Özelleştirmeci eski bakan ve muhasip Derviş Deniz de şirketlerin muhasiplerinin vergi yasasının amaçlarının kurallarına göre muhasebe yapmakla değil genel kurulunda hissedarlarına kaliteli bilgi vermek için iş görmeleri gerektiğini ve şirketler yasasının kurallarına göre işlemeleri gerektiğini makalesinde yazdı. Bunca yıl sonra sakatlığın farkına vardı. AKSA’nın genel kurulunda hissedarlara muhasibin sözleşme esaslarını yerine getirmediğini ve yasal yükümlülüklerinden kaçındığını anlatan bir muhasip var mı? Bunu AKSA hissedarlarına hissettirecek bir usul takip ediliyor mu? Bu arada elde edilen kârlar hakkında hissedarlar bilgi sahibi mi? Onlar da nemalandı mı? Bunu içlerine sindirdiler mi?</p>
<p>AKSA burada bir iktidar değişikliği ile şirketi hesaba çekilir ve iflası ilan edilirse hissedarlar bu riski bilerek yüklendiler mi?</p>
<p>Hesap sormadan bu ülkede refah sağlanamaz ve ilerleme olmaz. Bir gün halk bunu idrak edip ayaklanacak. O zaman hazırlansınlar müfettişler peşlerine düşecek.</p>
<p>Dünya kapitalizmi hesap sormayı da kendi çıkarları için yaygınlaştırma çabası içindedir. Yabancı ülkelerdeki şirket yetkililerinin rüşvetle ihale almalarına bile kovuşturma ve cezalandırma usullerini dikte etmektedirler. Solun gelmesini beklemeye de gerek yoktur. Uluslar arası sermaye de kendi güvenliği için hesaba çekilmeye hazır şirketler peşinde koşmaktadır.</p>
<p>Hele solu benimsemiş bir YKP benzeri gelişme özelleştirirken KTHY’nin milyonlarca Dolarlık servetini sokağa atanlardan hesap sormadan geçmeyecektir. Hazır olsunlar gülle geliyor, sinmekle kaçınamayacaklar.</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=3tA4zt-wtnY:5VCyDwR3xa4:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=3tA4zt-wtnY:5VCyDwR3xa4:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=3tA4zt-wtnY:5VCyDwR3xa4:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=3tA4zt-wtnY:5VCyDwR3xa4:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/3tA4zt-wtnY" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>Sayıştay elektrik üretimi için KIB-TEK’in dönem denetim raporunu yayımlayınca gördük ki ikisi arasında fark yoktur. Her zaman özel şirketlerin nasıl çalıştıklarını öğrenmeye çalıştım. Merakım çok eskiden beri var. Çünkü özel şirketler yönetim hukukun gelişmesine büyük katkı yaptılar. Bilimsel olarak örgütlerin çalışma tekniklerini geliştirmek amaçlı çalışmalar özel şirketlerde yapıldı. Bir zamanlar örgüt biliminin babası haline gelen [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/17/sayistay-ozel-ve-devlet-fark-etmez-dedi-alpay-durduran/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/17/sayistay-ozel-ve-devlet-fark-etmez-dedi-alpay-durduran/</feedburner:origLink></item><item><title>Kenar kenar ha! – Rasıh Keskiner</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/FR6debuaaZw/</link><category>RASIH KESKİNER</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Fri, 17 Feb 2012 01:42:23 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=8832</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p>Günden güne yaşam zorlaşıyor ülkemizin kuzeyinde,</p>
<p>Oysa çok şey gayet iyiydi bir zamanlar,</p>
<p>Şimdi her an bir tehlike ile karşılaşabilirsiniz,</p>
<p>Bu tehlike sizi evde, yolda, kaldırımda, alışveriş yaptığınız yerde yakalayabilir,</p>
<p>Yollar tam bir ölüm tuzağı haline geldi,</p>
<p>Ne zaman, hangi kilometrede ne ile karşılaşacağınızı bilmiyorsunuz,</p>
<p>Onun için kenar kenar diyoruz,</p>
<p>Kenar kenar gidin belki bir günü daha kurtarmış olursunuz,</p>
<p>Günden güne artan trafik kazaları geçtiğimiz hafta tavan yaptı,</p>
<p>Yine ölümler, yine yaralılar, yine maddi zararlar,</p>
<p>Niye günden güne azalmıyor bu kazalar diye durup düşündüğünüzde ilk aklınıza gelen, bu ülkeyi yönettiğini iddia edenlerin insanı sevmediklerini görürsünüz,</p>
<p>Onlar için insan yaşamı hiç önemli değildir,</p>
<p>İnsanı, insan yaşamını sevseler bu kazalar azalırdı,</p>
<p>Çünkü pek çok kaza hep ayni şekilde, aynı noktalarda ve aynı nedenlerden meydana gelmektedir,</p>
<p>Her kazanın ardından açıklanan kaza nedenlerinin başında, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybettiğidir.</p>
<p>Peki hade arada bir sürücü direksiyon hakimiyetini kaybedip kaza yapsın, ama yok da nerede ise kazaların yüzde yetmişi direksiyon hakimiyetinin kaybedilmesi sonucu olmaktadır,</p>
<p>Demek ki bu direksiyon hakimiyetinin kaybedilmesinin, aşırı sürat dışında bir nedeni daha var,</p>
<p>O da yolların durumudur,</p>
<p>Sağlıklı altyapı ile yapılmayan yollar, kıvrılan bir yılanın sırtı gibidir,</p>
<p>Yollarda çökmeler, çukurlar, virajlardaki ters meyiller kaza nedenidir,</p>
<p>Yağmur yağdığı zaman drenajı olmayan yollar kaza nedenidir,</p>
<p>Yağmur sonrası yol içinde biriken sular kaza nedenidir,</p>
<p>Yollarda bu kadar olumsuzluk varken, bir de yol üzerlerine işaretsiz, renklendirilmemiş olarak yapılan ve yükseklikleri 8 cm yüksekliği geçmemesi gerekirken 30 cm. i bulan kasisler kaza nedenidir,</p>
<p>Ya hele bir meclis-elçilik önündeki yol üzerine yapılan engel hangi standarda uymaktadır?</p>
<p>Tavsiyem böbrek taşından muzdarip olanlar buradan birkaç kez geçsinler ne doktora ihtiyaçları kalır ne hastaneye,</p>
<p>Ha.. bel fıtığından muzdaripseniz sakın bu yoldan geçmeyin, başka bir yoldan ve kenar kenar gidin,</p>
<p>Geçtiğimiz hafta Girne Lefkoşa anayolunda bir yolcu otobüsü devrildi,</p>
<p>Açıklama aynı: Şoför direksiyon hakimiyetini kaybetmiş de ondan.</p>
<p>Peki birincisi yukarda da değindiğim gibi yol düzgün olsa bu kaza olmayabilir miydi,</p>
<p>İkincisi kaza yapan araç 40 yıllık olmasa bu kaza olmayabilir miydi?</p>
<p>Evet, kazalara davetiye çıkaran bir diğer etken de ömrünü çoktan bitirmiş yaşlı araçların yollarda seyretmesine izin verilmesidir,</p>
<p>Kapıları tellerle tutturulan araçlar, eksozlarından gökyüzüne duman saçan araçlar, yolcu indirme kapıları sağa, yani yolun içine açılan araçlar yollarda dolaşmaktadır,</p>
<p>Bir diğer kaza şekli de, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybedip karşı şeride geçmesi olarak görülmektedir,</p>
<p>Onlarca insan yaşamını bu tür kazalar sonrası kaybetmiştir,</p>
<p>O zaman bir kaza sonrası karşı şeride geçmemesi için aracın bir tedbir alın!</p>
<p>Bunun önlemi de bellidir, ve bunu trafik konusunda sabah akşam ahkam kesenler de bilmektedir,</p>
<p>Geliş ve gidişleri ayıran yol ortasına bariyer koymak.</p>
<p>Madem ki böyle bir sorun var ve insan yaşamını ilgilendirir yapacaksın.</p>
<p>Kilometrelerce bariyer mi yapalım diyecekler, yapacaksın diyoruz,</p>
<p>İnsan yaşamı hiçbir maliyetle ölçülmez, onu için yapacaksın,</p>
<p>Tabii eğer insanı, insan yaşamını seviyorsan,</p>
<p>Yıllarca yazıyoruz, söylüyoruz ama olmuyor, olacağı da yok!</p>
<p>O zaman, kenar kenar ha diyoruz,</p>
<p>Aman dikkatli olun, kaldırımda yürürken de dikkatli olun,</p>
<p>Kaldırım bulursanız tabii kaldırımdan ve kenar kenar ha!</p>
<p>Bir müddet daha idare etmek isterseniz, sadece yolda, kaldırımda değil her yerde dikkatli olun, kenar kenar haa!</p>
<p>Geçtiğimiz hafta bir alışveriş merkezinde iken, koşarak bir genç yanıma geldi, elimi kaptı öpmeye başladı. Napan dayı diye hitap etti. Tanımadığım biri. Tanımadın beni diye sordu, ben kasabın torunu dedi. Hangi kasabın sorduğumda, köyden dedi. Ben de boş bulunup ha filan kasabın mı dedim. Hemen hah dedi. Hangi oğlunun oğlusun dedim. Biraz bocaladı Kemal’ın dedi. Onun Kemal diye oğlu yok dedim. Var, İngilterede var dedi. E.. ne isden sorduğumda, ya dayı arabamda benzin bitti yolda kaldım,bana biraz para verin. Ben de üzerimde yok dedim. Bunun üzerine hade o zaman gideyim dedi ve koşarak çıkıp gitti.</p>
<p>Neyse! Tavsiyem dikkatli olalım, tehlike nerden, nasıl, nerde ve ne zaman geleceği beli değil,</p>
<p>Onun için kenar kenar ha!</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=FR6debuaaZw:Juk2QFnQ9VI:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=FR6debuaaZw:Juk2QFnQ9VI:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=FR6debuaaZw:Juk2QFnQ9VI:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=FR6debuaaZw:Juk2QFnQ9VI:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/FR6debuaaZw" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>Günden güne yaşam zorlaşıyor ülkemizin kuzeyinde, Oysa çok şey gayet iyiydi bir zamanlar, Şimdi her an bir tehlike ile karşılaşabilirsiniz, Bu tehlike sizi evde, yolda, kaldırımda, alışveriş yaptığınız yerde yakalayabilir, Yollar tam bir ölüm tuzağı haline geldi, Ne zaman, hangi kilometrede ne ile karşılaşacağınızı bilmiyorsunuz, Onun için kenar kenar diyoruz, Kenar kenar gidin belki bir [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/17/kenar-kenar-ha-rasih-keskiner/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/17/kenar-kenar-ha-rasih-keskiner/</feedburner:origLink></item><item><title>Türkiye’de bir tabu aralanırken Mustafa Suphi olayı-2- Ulus Irkad</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/2dfnHKMUkh0/</link><category>ULUS IRKAD</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Fri, 17 Feb 2012 01:40:55 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=8830</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p>1917 Şubat Devrimi, 1. Dünya Savaşı’nda bir hayli güç durumda bulunan Osmanlı Devleti için büyük bir umuttu. İlk dönemlerde iktidarda olan İttihat ve Terakki Cemiyeti liderleri kesin istihbarat yokluğu nedeniyle bu konuda bir açıklama yapmakta acele etmiyorlardı. İttihat ve Terakki Cemiyeti hükümeti gidişatı izlerken, bir yandan da ciddi ön hazırlıklar yürütüyordu. Hükümetin talimatıyla Rusya’da baskı altındaki Müslüman topluluklar çevresinde propaganda faaliyetleri yürütülüyor, onların yaşadığı bölgelere Türk eylemciler gönderiliyor ve İttihatçı rejim dikkatini Kafkaslar üzerinde yoğunlaştırıyordu. İttihatçı liderler yenilgiden sonra mücadeleyi, 1913’te Gümülcine’de takip edilen taktikle yürütmeyi planlıyordu ancak mevcud koşullarda böylesi bir mücadelenin dış destek olmadan örgütlenmesinin mümkün olmadığının da farkındaydılar. Almanya ve müttefiklerin yenilgisi gün be gün daha da kaçınılmaz göründüğünden, bu tür bir desteğin farklı bir kaynaktan gelmesi gerekiyordu.Bu plana göre, destek sağlayacak ülke öncelikle İtilaf devletlerine rakip olmalıydı. Bu koşullarda, Bolşevikler tarafından ilan edilen savaştan çekilme yönündeki ilkeler ve İtilaf devletleri tarafından Bolşevik idaresinin tanınması, İttihatçıları, Bolşevikleri muhtemel müttefikler olarak kabul etmek yönünde harekete geçirdi. 13 Kasım 1917’de Vakit gazetesi, “Halihazırda Rusya’da İtilaf devletlerine düşman olarak kabul edilen yeni bir idareyi  müttefik olarak kabul edilebiliriz” diye yazıyordu. Bolşeviklere karşı duyulan güven, bilhassa Osmanlı Devleti’ni paylaşma amaçlı gizli antlaşmaları yayımlamalarından sonra arttı. Bolşevikler hakkında büyüyen ilgi o dereceye varmıştı ki, basın “Bütün Kafkas Ermenileri Bolşevik oldu” gibi haberlerle kaygılarını dile getiriyordu. Bolşeviklerin izlediği siyaset ve Brest-Litovsk Antlaşması, İttihatçıları Sovyet Rusya’nın Anadolu’da yürütülmesi planlanan milli mücadeleyle ilgili adımlara destek sağlayacak ülke olduğuna kesin olarak ikna etti. İstanbul’u terk ettikleri sırada İttihatçı liderler Bolşeviklerle ilişkiye geçip onların desteğini almak için yeterince plan yapmışlardı. Enver Paşa, İstanbul’u terk etmeden bir gün önce Kuruçeşme’deki yazlığında, Teşkilat-ı Mahsusa’nın reisi Hüsamettin Bey’e (Ertürk) bu konuda şöyle diyordu: “Moskova’dan kendimize yardım yaptıracağımızı ümid ediyorum. Bolşevikler bu kapitalist ve muzaffer devletlere düşmandırlar. Bizi tutacaklardır”.</p>
<p>Kuruçeşme’deki bu görüşme iki açıdan önemlidir. Öncelikle Enver Paşa, Hüsamettin Ertürk’e Teşkilat-ı Mahsusa’nın yalnız kağıt üzerinde lağvedildiğini söylemiş, ancak gerçekte varlığını sürdürmesi ve milli mücadelede önderliği ele alması yönünde kati emirler vermişti. Böylece, Enver Paşa kendisine bağlı ve temelde kendi yandaşlarından oluşmuş bir gizli örgütü milli mücadelenin temel gücü haline getirmeyi amaçlıyordu. İkinci olarak da, Enver Paşa, tam da bu Teşkilat-ı Mahsusa’nın temeli üzerine, salt bir isim değişikliğiyle- kendini Bolşeviklere bir devrimci olarak sunabilmesi için elzem olan- Umum Alem-i İslam İhtilal Teşkilat’ını tesis  etti. Daha sonra Moskova’da kendini bu örgütün lideri olarak sunacaktı. Enver Paşa bu örgütle , Bolşeviklere bütün İslam ülkelerinde teşkilatı olan çok güçlü bir Müslüman girişimini takdim etmeyi amaçlıyordu.</p>
<p>Şunu da belirtmek gerekir ki, Enver Paşa diğer İttihatçı liderlerden farklı olarak İstanbul’dan ayrılır ayrılmaz Bolşeviklerle bağ kurmaya çalışıyordu ve Berlin yerine Moskova’ya gitmek amacıyla Kırım ve Kafkaslar üzerinde birkaç denemede bulundu.</p>
<p>Anadolu’da ise İttihatçılar Mustafa Kemal’i daha sonra liderlikten değiştirme planları kurmaktaydılar.Bolşevikler İttihatçıların itibarının düşmüş olmasını ve özellikle savaş yıllarında işledikleri katliamları dikkate alarak İttihatçılarla Kemalistler arasında ayrıma gidiyor, Kemalist hareketin bir halk hareketi özelliği gösterdiğini ve İttihatçılarla bağı olmadığını kabul ediyordu.1919 ve 1922 yılları arasında Kemalistler ve Bolşeviklerin birbirlerine ihtiyacı vardı ve bu yüzden bazı bariz gerçeklerin üstünü örtüyor ya da farklı yorumluyorlardı. Ancak 1926’dan sonra Türkiye ile Sovyetler Birliği ilişkisinde sorunlar su yüzüne çıkmaya başlayıp, Türkiye’nin Avrupa yanlısı tutumu belirginleştiğinde Sovyet DİK (Dış İlişkiler Komiserliği) yazışmalarında milliyetçi hareket hakkında daha gerçekçi yorumlara yer verilmeye başlandı. Örneğin, 15 Ekim 1927’de Rusya AK komiseri yardımcısı Lev Karahan’a ilettiği raporda Türkiye büyükelçisi Surits şöyle yazar: “Türkiye’de halk ihtilali askeri mücadele sonucunda elde edildi. Milli güçler başından beri askeri unsurların altında birleşmişlerdi. Halk kitleleri bu ihtilalde pasif bir rol oynuyorlardı”.</p>
<p>Bülent Gökay adlı tarihçi, Mustafa Suphi önderliğindeki bir grubun 22 Ocak 1919’da Kırım’a varmasını –daha sonra Moskova’ya geçtiklerini ve bunu Türklerle Bolşevikler arasındaki ilk temas olarak kabul eder. Aynı yazar, 12 Haziran 1919’da Amasya’ya giden Mustafa Kemal’in Bolşeviklerle ilişkiye geçmenin uygun olup olmayacağı konusunda bir mektupla Kazım Karabekir’e başvurduğunu, Karabekir’in de bu ilişkiyi “şimdilik resmi olmayan, kişisel bir düzeyde tutmak ve Türklerin Sovyet yardımına mahkum olduğu izlenimini vermemek koşuluna” bağladığını yazar.16 Mart 1920’de İtilaf devletleri tarafından Meclis-i Mebusan’ın kapatılması da Kemalistlerle Bolşevikler arasında doğrudan ilişki kurulması için önemli bir itici güç oldu.Daha sonra yapılan görüşmelerde Türk Heyeti bir yandan Kafkaslarda işbirliği çağrısı yaparken, bir yandan da Ermenileri Bolşevizmin yayılması önündeki yegane engel olarak gösteriyordu. Milli Mücadelenin başlıca düşmanlarının Yunanlar ve Ermeniler olduğu göz önünde bulundurulduğunda dikkat çekici olan bir nokta da, Mustafa Kemal hükümetinin Osmanlı topraklarında yaşayan Ermenileri ve Rumları “Türk emekçi sınıflarını ezen büyük burjuvazi” olarak göstermek istemesidir. Enver Paşa Komünist görünmek için bir de Komünizmi öven broşür çıkarmıştı. Tabi buna karşı ilk engel Mustafa Kemal’in başkanlığını yaptığı Komünist grup buna karşı çıktı. Bakü’da 1920 Eylülünde toplanan 1. Doğu Halkları Kongresi’nde Türk komünistlerin Enver Paşa’nın konuşma yapmasını engellemeleri oldu.</p>
<p>Baku Kongresi sonrasında Enver Paşa Moskova üzerinden Berlin’e, bir “İslam İhtilali” örgütü kurmak için gitti, fakat aynı dönemde esas amaçlarından biri, Anadolu’ya geçtiğinde ve ilerde kendisine asıl desteği verecek olan İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin tekrar canlandırılmasıydı.</p>
<p>Bolşeviklerle başarılı bir işbirliğinin sürdürülmesi açısından hem Enver hem de M. Kemal için en azından sosyalist görünmek ve komünist fikirlerin kullanılması zorunluluğu açıktı. M. Kemal, Enver Paşa’ya olduğu gibi, Mustafa Suphi’nin liderliğini yaptığı Türk komünistleri grubuna da şüpheyle bakmaktaydı. Bakü Kongresi’nin acı deneyimini göz önünde bulunduran Enver Paşa, Türkiye’deki yandaşları aracılığıyla bir komünist partisi kurma deneyimine girişiyordu, ancak daha başarılı durumda olan M. Kemal de benzeri düşüncelere sahipti. Böylece, M. Kemal’in girişimiyle Türkiye’de, Hakkı Behiç başkanlığında “resmi” bir komünist Partisi kuruldu ancak bu M. Kemal’in Bolşeviklerle olan ilişkilerde kullanacağı bir oyun kartından başka şey değildi. Surits bu partinin kurulmasını,”Eğlencemiz için M. Kemal tarafından kurulmuş resmi Komünist Partisi” şeklinde ifade ediyordu. Diğer taraftan, bu adımla M.Kemal, Anadolu’da bulunan ve Rusya’ya bağımlı durumdaki gerçek komünistleri etkisizleştirmiş oldu.</p>
<p>NOT:</p>
<p>-Yukarıdaki yazı;</p>
<p>Arsen Avangyan’ın Toplumsal Tarih Dergisi’nin,159. ve 160. Sayılarında “Kurtuluş Savaşı’nda Ankara Sovyet İlişkileri” ve “Mustafa Kemal’e karşı Enver Kartı” adlı yazılarından faydalanarak hazırlanmıştır.</p>
<p>-DEVAM EDECEK-</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=2dfnHKMUkh0:HP6zXj5uicc:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=2dfnHKMUkh0:HP6zXj5uicc:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=2dfnHKMUkh0:HP6zXj5uicc:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=2dfnHKMUkh0:HP6zXj5uicc:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/2dfnHKMUkh0" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>1917 Şubat Devrimi, 1. Dünya Savaşı’nda bir hayli güç durumda bulunan Osmanlı Devleti için büyük bir umuttu. İlk dönemlerde iktidarda olan İttihat ve Terakki Cemiyeti liderleri kesin istihbarat yokluğu nedeniyle bu konuda bir açıklama yapmakta acele etmiyorlardı. İttihat ve Terakki Cemiyeti hükümeti gidişatı izlerken, bir yandan da ciddi ön hazırlıklar yürütüyordu. Hükümetin talimatıyla Rusya’da baskı [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/17/turkiyede-bir-tabu-aralanirken-mustafa-suphi-olayi-2-ulus-irkad/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/17/turkiyede-bir-tabu-aralanirken-mustafa-suphi-olayi-2-ulus-irkad/</feedburner:origLink></item><item><title>Hamamda bastelli – Yılmaz Parlan</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/y3kjDUzLWRU/</link><category>ÖZKAN YIKICI</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Fri, 17 Feb 2012 01:39:33 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=8828</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p>Osmanlı’nın şaşaalı dönemlerinde Padişahlar,</p>
<p>Külliye yapmaya çok meraklı idiler.</p>
<p>Bol minareleri olan Camiler…</p>
<p>Onlara ek olarak Şifahaneler yani hastaneler,</p>
<p>Aklanmak paklanmak,</p>
<p>Ve oğlancıklarla bastelli oynamak için de Hamamlar.</p>
<p>Fakirlere yemek veren İmarethane,</p>
<p>Ve yine bugün Üniversite dediğimiz Medreseler…</p>
<p>Bunlara çoooooook meraklıydılar.</p>
<p>600 yıl boyunca Osmanlı’nın temeli olan külliyeler,</p>
<p>Miyadını doldurunca,</p>
<p>Osmanlı da Mustafa Kemal’ın çelmesiyle</p>
<p>Tarihin tozlu sayfalarına düştü.</p>
<p>Atatürk Batı medeniyetini örnek göstermişti ama,</p>
<p>Onlar pusula arızalanmış olduğundan,</p>
<p>Rotayı Doğuya çevirdiler.</p>
<p>Bugünlerde Külliyeler yine revaçta…</p>
<p>AKP’de bir Osmanlı hayranlığıdır gidiyor:</p>
<p>Baksanıza Baba Usta Erdoğan,</p>
<p>O döneme atıfta bulunarak sık sık,</p>
<p>Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethinden,</p>
<p>Karanlık bir Ortaçağa son verdiğinden,</p>
<p>Yeniçağ’ı başlattığından söz ediyor ve,</p>
<p>Osmanlıya olan hayranlığını da saklamıyor.</p>
<p>Kendilerinin de yeni bir çağ açarak,</p>
<p>Dindar bir gençlik yetiştirmek istediğini,</p>
<p>Açıkça söyleyerek niyetini gizlemiyor.</p>
<p>Uygulamak istediği Eğitim projesinin adına da,</p>
<p>“Fatih” diyor.</p>
<p>O böyle diyor ama koca Türkiye,</p>
<p>34 üyeli OECD’de Şili ve Meksika’dan sonra,</p>
<p>Eğitimde sondan üçüncü sırada duruyor!</p>
<p>Ama onlar Eğitimin kalitesini artıracaklarına,</p>
<p>İlahi projelerin peşinden gidiyor.</p>
<p>Taksim meydanında Topçu Kışlasını,</p>
<p>Yeniden inşa edeceklerini,</p>
<p>Kıbrıs’ta da bir Külliye kurmak istediklerini,</p>
<p>İlan ediyor.</p>
<p>Kıbrıs’ta fakirleştirme, işsizleştirme,</p>
<p>Kültürsüzleştirme ve kimliksizleştirme.</p>
<p>Ve ümmetçi cemaat toplumu yaratmak istediklerinden,</p>
<p>Her köye bir cami hatta o da yetmez iki cami projesinden sonra,</p>
<p>Kuran kursları,</p>
<p>İmam Hatip Liseleri,</p>
<p>Ardından İlahiyat Fakültesi derken,</p>
<p>Külliyeler yaptırmaya soyunuyor.</p>
<p>Kıbrıs İlim Ahlak ve Sosyal Yardımlaşma Vakfına,</p>
<p>200 dönüm arazi yıllık 100 TL’ye kiralanıyor.</p>
<p>116 okula karşılık 186 cami yetmezmiş gibi,</p>
<p>Üstüne de Külliye!</p>
<p>Yakışırrrrrrrr…</p>
<p>Ümmetçi toplum yaratmak için düğmeye basılmıştır,</p>
<p>İmamın ordusu da işbaşındadır.</p>
<p>Dindar bir toplum,</p>
<p>Sendikasızlaştırma,</p>
<p>Polis devleti oluşturma,</p>
<p>İtaati seven,</p>
<p>Dünyevi değil,</p>
<p>Ahireti hakim kılan bir anlayış devreye sokulmuştur.</p>
<p>Fettullah Gülen’in ayak sesleri,</p>
<p>Tüm Türki Cumhuriyetlerle birlikte,</p>
<p>Ka-Ka-Te-Ce’de de iyice işitilmektedir.</p>
<p>Ekonomik istiladan sonra,</p>
<p>İş toplumu ruhen dönüştürmeye dönmüştür</p>
<p>Dön baba dönelim,</p>
<p>Zikir yapıp kendimizden geçelim,</p>
<p>Şeyh Nazım Hoca’ya da Allah’tan iyilik dileyelim.</p>
<p>Cami, Kuran Kursu, İmam Hatip, İlahiyat ve son olarak,</p>
<p>Külliye…</p>
<p>Bu kadar ilahi şeylerin olduğu bir yerde,</p>
<p>Ben de tedbirimi alıp,</p>
<p>Cebimde iki muska ve çifte donla gezmeye başladım.</p>
<p>Beni artık ne cinler ne de şeytanlar çarpabilir!</p>
<p>Bir tarafta Casinolu Otel açılışları,</p>
<p>Diğer yanda sıra selviler gibi sıralanan Gece Kulüpleri,</p>
<p>Ve içerisinde her türlü istismara uğrayan çaresiz kızlar,</p>
<p>Uyuşturucu Mafiasının egemenliği,</p>
<p>Bunlar yanında da,</p>
<p>Kalkınıyormuşuzzz,</p>
<p>Büyüyormuşuzzzzzz.</p>
<p>Bankalarda mevduatlar artmışşşşşşşş,</p>
<p>İthalat, ihracat büyüyormuşşşşşşşşşşş,</p>
<p>Masalları ve herşeye zam üstüne zam…</p>
<p>Ama Eşel Mobile gelince,</p>
<p>Hayat bu ay hiç pahalanmamışşşşşş!</p>
<p>Külliye’li ülkenin külliyen yalanları bunlar…</p>
<p>Bir de madalyonun diğer yüzü var:</p>
<p>Duyan da bizim sermayeyi,</p>
<p>Ve tabii ki medyamızı has Kıbrıs milliyetçisi sanır!</p>
<p>Rejimin bunca yıl ayakta kalmasında oynadıkları rol yetmezmiş gibi,</p>
<p>Bizzat bu rejimin şaheseri olan adamlar,</p>
<p>Külliye bahanesi ile,</p>
<p>Külliyen yalanlara başvuruyorlar.</p>
<p>Neymiş efendim;</p>
<p>UKÜ bilim merkezi olarak orayı istemiş de vermemişler!</p>
<p>Kıbrıs’ın en büyük tekelci sermaye sahipleri,</p>
<p>74’ün yarattığı en müreffeh ailelerden,</p>
<p>Sayısız küçük esnafın hiç acımadan defterini düren,</p>
<p>Allahı para, peygamberi para, hayattaki en büyük ideali,</p>
<p>Yine para olan insanlar,</p>
<p>Ki memleketin en güzel toprakları ile,</p>
<p>Tekel olma imtiyazları,</p>
<p>Altın tepsi içerisinde yıllarca önlerine sunulmuş,</p>
<p>Ama gene de şikayet üstüne şikayet,</p>
<p>Hem de ne şikayet!</p>
<p>Bugüne kadar toplumsal mitinglerin,</p>
<p>Bir tanesine bile katılmamış,</p>
<p>Personeline katılmayı yasaklamış insanlar,</p>
<p>Miting organize edip bütün çalışanlarını sokağa dökmüş.</p>
<p>Külliyen yalanlara külliyen masallar eklenmiş.</p>
<p>Yazılsa best seller olur bu işlerin kitabı!</p>
<p>Gösterilen tepkilere bakınca,</p>
<p>Duyan da sanır ki arkadaşlar sadece bilimi düşünüyor da,</p>
<p>Ülkede Külliye açılmasına karşılar.</p>
<p>Halbuki onların tek derdi o değerli arazinin,</p>
<p>Neden onlara değil de başkalarına verildiği.</p>
<p>Yoksa Külliye hatta Külliyeler açılabilir ülkemizde.</p>
<p>Nema problema, canlarım benim!</p>
<p>Ülkede köylere birer ikişer cami açılırken,</p>
<p>Kuran kursları çatır çatır verilirken,</p>
<p>Milli Eğitim Bakanlığı’nın “İmam Hatip Liseleri kuracağız” vaazı,</p>
<p>Ortada yankılanır iken,</p>
<p>Hiç tepki koymayan bu ilim irfan yuvası sahipleri,</p>
<p>Külliyeye kazan kaldırıyor.</p>
<p>Katmerlenmiş sermayedar ve külliyen yalan dedikleri,</p>
<p>Budur işte!</p>
<p>Çok merak ediyorum:</p>
<p>Osmanlı döneminde,</p>
<p>Külliyelerin dilek türbeleri ve hamamları da olurdu,</p>
<p>Bu hamamlarda oğlancıklar da olur ve bastelli oynanırdı,</p>
<p>Acaba kurulacak olan Külliye’de hamam da olacak mı???</p>
<p>Malum toplum olarak çook kirlendik,</p>
<p>Aklanmak ve de paklanmak artık farz oldu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>GÖZDEN KAÇMAYANLAR!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yıllardır gizli ajandası olduğu iddia edilen TC Başbakanı Recep Tayip Erdoğan Dindar bir Gençlik yetiştirmek istediklerini kamuoyuna açıkça deklere etti. Artık takiyye yapmaya da gerek duymuyorlar. 85.000 Cami yetmemişe benziyor ki gaz pedalına balarislediler&#8230;</p>
<p>“Dindar toplum projesi” için 5 yılda toplam 1 milyar 5 milyon 80 bin TL’nin harcanması öngörülüyor. E-Devlet’ten daha iddialı bir proje bu, değil mi ama???</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=y3kjDUzLWRU:nD-oMzmnjus:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=y3kjDUzLWRU:nD-oMzmnjus:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=y3kjDUzLWRU:nD-oMzmnjus:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=y3kjDUzLWRU:nD-oMzmnjus:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/y3kjDUzLWRU" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>Osmanlı’nın şaşaalı dönemlerinde Padişahlar, Külliye yapmaya çok meraklı idiler. Bol minareleri olan Camiler… Onlara ek olarak Şifahaneler yani hastaneler, Aklanmak paklanmak, Ve oğlancıklarla bastelli oynamak için de Hamamlar. Fakirlere yemek veren İmarethane, Ve yine bugün Üniversite dediğimiz Medreseler… Bunlara çoooooook meraklıydılar. 600 yıl boyunca Osmanlı’nın temeli olan külliyeler, Miyadını doldurunca, Osmanlı da Mustafa Kemal’ın çelmesiyle [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/17/hamamda-bastelli-yilmaz-parlan/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/17/hamamda-bastelli-yilmaz-parlan/</feedburner:origLink></item><item><title>Ortadoğu çizgileri – Özkan Yıkıcı</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/1NrGKGB5Ycs/</link><category>ÖZKAN YIKICI</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Fri, 17 Feb 2012 01:37:35 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=8826</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p>Eskiden adını duyduğumuzda hemen uyarırdık; “kelimeleri kavramları içi boş değil, içeriği ve söyletene de bakın”. Orta doğu olayında özelikle Doksanlar sonrası durmadan tekrarlanan proje için de aynen geçerli olunuyordu. Fakat özellikle Emperyalist yelpazesindekiler ısrarla sanki “Orta doğu projesi” en doğru hedef gibiymişcesine ulaşılacak başarılacak umut siyasal olarak yaygınlaştırıldı. Olay içerikten çok yanında olmasanız kaybedersiniz korkusuyla yorumlatılıyorlardı. Orta doğu projesi veya diğer Emperyalist tüm siyasal değerler ve ekonomik ölçekler aynen sanki ulaşılınca başarılı olunacağı düşüncesi takıntıdan öteye geçip kesin doğru gibi sunuldu. Hep şu yanılgı korku dolu düşünce kökleşti; “Orta doğu projesinde kimin yanındasınız? Amerikanın yanında olmazsanız yeni dönemde pay alamayacaksınız”. Bunu Afganistan Irak işgalinden başlayarak en son Libya direk müdahalesinde uygulandı. Şimdi Suriye olayında Beşar Esat karşıtı, İranı şer eksen kabullenme ölçeklerle Demokrasinin tarifinden özgürlük kriterleri belirleniyor. Demokrasi ve Özgürlük içeriği şöyle bir hal aldı; Amerikanın yanındaysan tamamdır. Bunu da son Suriye ayrışmasında görüyoruz. Sanki Sudiler, Katar ve en son net ortaya çıkan El kaide demokrasi ve özgürlük dersi verircesine, Suriye yönetimini Anti Demokratik baskıcı olmakla suçluyorlar. Bunlar bir anda Orta doğu çizgilerinin derinleştirdiği çirkin ama sermaye işdahlı enerji anlayışının yaratığı sonuçlar olmaktadır.</p>
<p>Söylenirken dahi içeriği kan kokan Orta doğu olayı artık direk olarak ısıtılmış haliyle karşımızda duruyor. Dinin en acımasız siyasal oyun aktörü ve gelecek sermaye serbest piyasa modelinin fitili çoktan çakıldı. Fakat öylesine bir Emperyalist merkez siyasal yapı oluştu ki kendileri Amerikancı olarak kalma adına tüm istenilen oyunları oynuyorlar. Sadece Çaresizce bu eksenden çıkarılıp artık tavsiye aşamasında olanlar çırpınıyor. Olayın direk Emperyalist dizayn noktasında olma sonucu, ne İsrail gerçeği ile yüzleşme vardır, nede kanlı Filistin kanlı tarihinde iyileştirme oluyor. Hatta konulan Orta doğu siyasetinde ağırlık arap ülkeleri üzerinden oynanarak daha esnek zayıf devletli ılımlı İslam siyasal ölçekli yabancı sermaye rahat dolaşımlı Orta doğu kuramı yaşamda can bulup yeşeriyor. Afganistan işgali, Irak işgali, İran şer eksene konma hareketi, Libyada Kaddafiyi gönderme ve Mısırda yeni İslami ayar hamleleri, Suriye ön karakolu düşürerek İran tavsiyesi ile olayı Pakistan eksenine taşıma siyasetleri çoktan yola çıktı. Dikkat edin; Tüm oyunun oynandığı veya tavsiye edilen ülkeler başka kutbun devletleri değildir. Hatta ırak ve Afganistan kısa zaman önce Soğuk Savaş döneminde emperyalist ön karakol gibi sistemin koruma şemsiyesi rolünde askeri güçler oluyordu. Ama işler değişince bu kez de dostlar düşman oldu. Hatta çok daha paradoksal gerçek Suriyede oluyor. Amerikada olmak üzere baş düşman algılatılıp belgelere konulan El kaide şimdi bu ülkede Amerikan yanlıları ile birlikte Esata karşı mücadele ediliyor.</p>
<p>El kaide Emperyalist Orta doğunun en çirkin çizgilerini gösteriyor. Soğuk savaş döneminde tohumları atılıp Afganistanda ortak saydam kardeşçe Amerika ile birlikte Sovyetlere karşı savaşıyorlardı. Tek kutup döneminde konulan Kültürler çatışmasıyla El kaide bu kez en korkunç düşman ilan edilip hatta tüm dünyada paranoyayla korkuyla oldukça terör mücadele adına oldukça gerilimli güvenlik yasaları da çıkartıldı. Ne gariptir daha ayni yasalar dururken ve Avrupa Amerikada El kaide Terör olguları işlenip Anti İslamcılık düşüncesi algılatılırken, Suriyede El kaide ile Amerika birlikte ayni cephede savaşıyorlar. Bundan dolayı değimli ki tüm batılı medyalar sağ olsunlar sadece “Suriye” baskıları ile uğraşıyorlar. Hala Katarın Sudilerin Demokrasi adının dahi yasak olduğu ülkelerin veya son bildik Türkiye gelişmelerine karşın “model” sunumu sorgulanmıyor. Oysa tarafların duruşu bize nasıl dünya istencinin de yanıtını veriyor.</p>
<p>En çarpıcı çizgi bu hafta başı yaşandı. Tüm arap ülkeleri Suriye üzerinde baskıyı artırıp Türkiye de askeri merkezi rollerle konuşulurken, birden olaylarda direk tavır koyan Bahreyn sokaklarında Demokratik taleplerle bir yıl önceki katliamı protesto eden gösteriler oldu. Bahreyn hükümeti Suriyeye “demokrasi çağrısı” yapan ülkeyken, kendi ülkesindeki silahsız gösterileri acımasızca bastırdı. Bu kez arap ülkeleri ve Amerika sanki Orta doğuda yok gibiydi: Yok gibiydiler ama Bahreynde İrana karşı Amerikanın önemli askeri üstü ve ülkedeki muhalefeti bastırmaya hazır Suudi tankları duruyordu. Böylesi Orta doğudan söz ediyoruz.</p>
<p>Yazılacak önemli tarihe tanık oluyoruz. Orta doğu projesinde dinin mezhepsel ayrımla nasıl kanlı göllere dönüştüğünü ve emperyalist sermaye hegemonya kurma ekonomisini tekrar bize anlatan kanlı sayfalarla doluyor. Oluşturulan mezhepsel eksende İran Türkiye merkezli olurken, Suriye karakolunda önemli hesaplaşmalar sürüyor. B.M. barış gücüsü ara bölge projeleri hepsi anlatılıyor. Hedef İrana yönelik senaryodan pratiğe dönen İsrail Amerikan Türkiye adımları artık yazılıp çiziliyor. Hepsi bir noktada buluşuyor; Emperyalist Orta doğu projesi. Mısırda olduğu gibi siz demokratiklik falan söylerseniz, bir maçta sokulan silahlı milislerle de sizi katlederler. Sahi Mısır maçındaki katliamın arkasını neden şanlı çok sesli medyalar neden yazmadılar?</p>
<p>Kısaca; Orta doğuda Bahar değil fırtınalar esiyor ve depremler oluşuyor. Oyun artık Orta doğu boyutunu çoktan aştı. Şimdiden olayın doğrusu yanlısı değil, gücün yanında olup ayakta kalma ve pay alma poletikasına çoktan oturdu. Hele din siyasal otoriteleşme, Yeni Osmanlı kabaran işdah ve diğerini karşıt görüp yok etme zafer çılgınlığı çizgileri iyice belirginleştirdi. Unutmayalım Yeri geldiğinde Sudan parçalandı, El kaide yerine göre korkunç yerine göre dost oldu. Ama hep sermaye paydası ve ne yazık ki dinin Sünni mezhep ortaklığı oynandı. Yakın Orta doğu haritası çizilirken müttefikler ve karlar hep buna endekslendi. Bakalım sol dalgasız orta doğuda sosyalist çizgiler güçlenince ayni oyun oynanacak mı? Tunus hatası ve Mısır katliamı sola belki gereken dersi verir. Bir de dikkat; Kürt kartı kaygan zeminde nasıl oynanacaktır?</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=1NrGKGB5Ycs:w9eS6Yjn0SQ:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=1NrGKGB5Ycs:w9eS6Yjn0SQ:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=1NrGKGB5Ycs:w9eS6Yjn0SQ:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=1NrGKGB5Ycs:w9eS6Yjn0SQ:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/1NrGKGB5Ycs" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>Eskiden adını duyduğumuzda hemen uyarırdık; “kelimeleri kavramları içi boş değil, içeriği ve söyletene de bakın”. Orta doğu olayında özelikle Doksanlar sonrası durmadan tekrarlanan proje için de aynen geçerli olunuyordu. Fakat özellikle Emperyalist yelpazesindekiler ısrarla sanki “Orta doğu projesi” en doğru hedef gibiymişcesine ulaşılacak başarılacak umut siyasal olarak yaygınlaştırıldı. Olay içerikten çok yanında olmasanız kaybedersiniz korkusuyla [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/17/ortadogu-cizgileri-ozkan-yikici/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/17/ortadogu-cizgileri-ozkan-yikici/</feedburner:origLink></item><item><title>İnanmaların politikleştirilmesi – Ali Sarıtepe</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/AVLX7sB7sDo/</link><category>ALİ SARITEPE</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Fri, 17 Feb 2012 01:36:30 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=8824</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p>Çeşitli biçimlerde politikleştirilmiş dinlerin özelliği, kendilerini politika sahnesine atmış olduklarından; yürütme iddiasında bulunma halleridir. Onların bu iddiaları, dinin olgunlaşması ve toplumda ete kemiğe bürünmelerinde; toplumsal yapının sınıfsal yapısında ki ilişkiden etkilendikleri, ilişkiyi etkiledikleri süreçlerin aldığı biçimlerin ortaya çıkmış olan sonuçlarıdır. Dolayısıyla dinler, oluştukları andan itibaren; gelişme seyirleri onları ilk halleri olan eşitlikçi-demokratik özellikleri değil de, var olan çevresel edinmeler ile birlikte yeni bir hal kazanması, sürecin gelişmişlik hali olmaktadır.</p>
<p>Bu aynı zamanda dinlerin politik karakter/yönetme karakteri iddiasına taşınmış olmaları halleridir. Onun bu halleri, onların ümmete seslenmelerinden; ümmetten doğan millete/ulusa seslenmelerini de beraberinde getirmektedir.</p>
<p>İnanç; ulusal ve sınıfsal karakterlerin hegemonya ilişkilerinde güç aktarımı olmakta, diğer yanıyla da inancı yürüten insan ilişkilerinde yürütme odağına ortak olmaktadır.</p>
<p>Politikleşmiş, politikleştirilmiş dinlerde; o dinin egemen olduğu toplumlarda ki sınıfsal bölüntülerde, üretim araçlarından yoksunluğa uygun olarak ortaya çıkan bölüntü farklılıklarına uygun olarak inanç; egemenden yoksula doğru değer anlatımları farklılığına uğramaktadır.</p>
<p>Bu olgu aynı devlet içerisinde farklı dinler ve mezheplerin olduğu ve bunun yanında farklı etnik bütünlerin olduğu durumlarda, politikleştirilmiş din/mezhep; o devlete egemen olan ulus kimliğinin kimlik haklarının egemen olması için inanç; ulus ideolojisi ile eklemlendirilerek egemen ulusun gücüne aktarım yapan konuma gelirken/getirilirken; iktidar ilişkilerinde, yürüyüşünde yarattığı değere ilişkin olarak kendisinin yapısı da imkanlara ulaşmakta ve kendisinin son hali felsefesi de topluma derinlemesine nüfus ettirilmesinde imkanlara kavuşmuş olmaktadır.</p>
<p>Buradan baktığımız zaman: Siyasal islamın karakterinin Türkiye’de ki hali, onun egemen ulusa egemenliğini devam ettirmede güç aktarma kayışı konumunda tutulmuş olduğunu rahatlıkla görebilmekteyiz.</p>
<p>Onun bu hali, etnisite yapılara egemen olması halinin olmazsa olmaz haline getirmektedir. Dinsel inanmaların bu hali; onların ilk çıktıkları haldeki eşitlikçi-demokratik karakterinin olmayan şeylerle yüklenmelerini de beraberinde getirmektedir.</p>
<p>Dinler artık çoğaltılmıştır. Çoğaltılan, eklemlendirmeler yapılan din bu haliyle, o, obez hale getirilmiş durumdadır.</p>
<p>Dinin bu hali, kirletilmiş hali; toplumların devinim hallerine edilgenlik noktasında olmasına vesile olmaktadır.</p>
<p>Geçmişten günümüze kadar ki toplumsal yaşanmışlıklara baktığımız zaman, tarihin bu yanının yaşanmışlıklardan ayrılamıyor olduğunu görülebilmektedir.</p>
<p>Dinin bu hali, topluma afyon olma halidir.</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=AVLX7sB7sDo:9aKkFrKuIpQ:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=AVLX7sB7sDo:9aKkFrKuIpQ:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=AVLX7sB7sDo:9aKkFrKuIpQ:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=AVLX7sB7sDo:9aKkFrKuIpQ:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/AVLX7sB7sDo" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>Çeşitli biçimlerde politikleştirilmiş dinlerin özelliği, kendilerini politika sahnesine atmış olduklarından; yürütme iddiasında bulunma halleridir. Onların bu iddiaları, dinin olgunlaşması ve toplumda ete kemiğe bürünmelerinde; toplumsal yapının sınıfsal yapısında ki ilişkiden etkilendikleri, ilişkiyi etkiledikleri süreçlerin aldığı biçimlerin ortaya çıkmış olan sonuçlarıdır. Dolayısıyla dinler, oluştukları andan itibaren; gelişme seyirleri onları ilk halleri olan eşitlikçi-demokratik özellikleri değil de, [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/17/inanmalarin-politiklestirilmesi-ali-saritepe/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/17/inanmalarin-politiklestirilmesi-ali-saritepe/</feedburner:origLink></item><item><title>KIBRISLI RUM BASIN ÖZETLERİ 16/02/2012</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/kd_qxMp8oLM/</link><category>Kıbrıslı Rum Basın Özetleri</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Thu, 16 Feb 2012 07:45:32 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=8952</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p><strong><img class="alignright size-full wp-image-7205" title="RB" src="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/wp-content/uploads/2011/09/rb.jpg" alt="" width="288" height="192" />FİLELEFTEROS</strong> gazetesinin bugünkü ana haberi evlerinde sıfır elektrik kullananlara Kıbrıs Elektrik Kurumu yetkililerinin gönderdiği mektupların yarattığı tepkiler. Gazeteye göre, evlerinde sıfır elektrik kullananlara Elektrik Kurumu yetkililerinin gönderdiği mektuplarda kurumun bu evlerdeki tesisatlarını sökeceği uyarısında bulunması tüketicilerde karmaşa yarattı. Bazı tüketiciler elektrik sayaçlarının yazması için elektriklerini açık bırakmaya başladı. Elektrik Kurumu ise bu mektupları elektrik sayaçlarına müdahale gibi olgulardan kaçınılması için gönderdiğini belirtti. Bu arada toplumun ekonomik açıdan zor durumda olan ve elektrik faturalarını ödemede zorlanan kesimlerinin elektrik kullanımında gerekli önlemlerin alınmasını içeren AB direktifini uygulamadığı için Kıbrıs, Avrupa Birliği’nin yaptırımlarının tehdidi altında. Kıbrıs’ta elektrik faturalarının gelecek ay itibarıyla Katma Değer Vergisi uygulamasındaki artış nedeniyle %2 daha da artması bekleniyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Gazetenin diğer haberlerinden bazıları</strong></p>
<p>-       Cumhurbaşkanı Hristofyas Kıbrıs sorununda bundan sonraki adımlarının neler olacağına ilişkin Ulusal Konsey’de bilgi verirken geçmişe de giderek, kendisinden önceki Cumhurbaşkanlarının Annan planıyla karşılaştırmalı olarak konuyu ele alış biçimine değindi. Cumhurbaşkanı Hirstofyas kendi pozisyonunu ortaya koyduğu ve yaklaşık iki saat süren konuşmasında özünde tarihi süreci ele alarak, federasyon ya da taksim ikilemine geldi. Cumhurbaşkanı, toprak konusunda kriterlere Makaryos-Denktaş Üst Düzey Anlaşması’na atıfla başladı. 1992 yılında Denktaş köşeye sıkışmışken, Glafkos Kliridis’in Gali Düşünceler Dizisi’ni gömme ve S-300 füzeleri politikası sonucunda Annan Planı’na gelindiğine dikkat çekti. Müteveffa Cumhurbaşkanı Tassos Papadopulos’un “Annan gibi planlar masada kalır ve yok olmazlar“ açıklamalarına vurgu yaparak Papadopulos’un bu planda değişiklikler için tezler ileri sürdüğünü ifade etti. 8 Temmuz anlaşmasından söz ederken, bu anlaşmanın da iki bölgeli federasyona atıfta bulunduğuna dikkat çekti. Kendisinin ise bu anlaşmayı ete kemiğe büründürdüğünü ifade ederek, kendisinin başardıklarının Annan Planı’ndan daha iyi olduğunu söyledi. Böylece müzakerelerin temelinin Genel Sekreter’in reddedilen planı olduğunu dolaylı bir biçimde doğruladı. Bugün tartışılanlarda hedefin, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin değişimi olduğunu da belirterek, 1977’den bugüne olanları dikkate almaksızın her şeye boş, beyaz bir sayfayla başlanamayacağının altını çizdi. Dönüşümlü başkanlığı Eroğlu’nun kabul etmediğini, egemenlik konusunda bunun iki toplumdan değil Kıbrıslırumlar ile Kıbrıslıtürklerden kaynaklanabileceği konusunda Cenevre’de yabancılardan uzman görüşü aldığını, deniz hukuku konusunda yabancıların hazırladığı raporların, Yunanistan Dışişleri Bakanlığı’nca hazırlanan görüşlerin değerlendirildiğini söyledi. Müzakere sürecinde danışmanları olmadığı konusunda kendisini eleştirenlere de müzakere heyetini sundu. Müzakerecinin değiştirilmesi konusunda ise, bu konunun seçim öncesi gündeme getirildiğini belirtti ve Kıbrısrum tarafının bunu yapması durumunda Türk tarafının da bunu yapacağını ve görüşmelerin düzeyinin aşağı çekileceği tespiti yaptı. Cumhurbaşkanı Hirstofyas konuşmasında Kıbrıs sorununda uluslararası bir konferansın toplanmasını gerekli koşullar oluşmaksızın kabul etmeyeceğini de söyledi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>POLİTİS</strong> gazetesinin bugünkü ana haberi kumarhane açılmasına izin verilmesi konusunda yaşanan gelişmeler. Gazeteye göre, Kıbrıs’ta kumarhane açılmasına izin verilmesi Maliye Bakanlığı açısından geriye dönüşü olmayan bir yol ve bu alandan sağlanabilmesi olası gelirler 2012 yılı bütçesinde dikkate alınmasa da bu konunda 15 gün içerisinde bir sonuca varılması bekleniyor. Kumarhane açılması izni verilmesinin devlete önemli bir gelir getireceği düşünülüyor. Bu konuda şu an için tek engel AKEL. AKEL, kumarhane açılması izinlerinin verilmesi konusunun araştırılması için parti araştırma komitesine geçen kasım ayında görev vermişti ancak bu konudaki araştırma henüz tamamlanmadı. AKEL’in konuya ilişkin daha önceki tavrı olumsuzdu. Elde edilen bilgilere göre, ülke ekonomisi için önem taşıyan bu konuda karar alma sürecini AKEL şimdi hızlandıracak.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Gazetenin diğer haberlerinden bazıları</strong></p>
<p>-       Doğal gaz ve petrol istasyonu terminal yönetiminde ve diğer inşaların yapımında uzman bir firma olan Fransız Technip şirketi ile Noble Enerji şirketinden kalabalık bir heyet bugün Vasiliku bölgesini ziyaret edecek ve doğal gaz istasyonunun yapımı için öngörülen yeri kontrol edecek. Bu iki şirketin heyetine Ticaret, İçişleri ve Tarım Bakanlığı bürokratları eşlik edecek. Yabancı ve Kıbrıslı uzmanlar dün Kıbrıs Elektrik Kurumu binasında uzun süren bir toplantı gerçekleştirdiler ve bu bölgeye yönelik alt yapı konularını ele aldılar. Elde edilen bilgilere göre, harita üzerinde çalışma yapan uzmanlar Vasiliku bölgesinin böylesi bir terminal binası için uygun olacağı düşüncesindeler.</p>
<p>-       Kıbrıs 2011 yılında turizmden 1 milyar 749 milyon avro gelir elde etti. Bu da %12,9 oranında bir artış anlamına geliyor. 2011 yılında Kuzey Afrika ülkelerinde yaşanan siyasi gelişmeler Kıbrıs’a gelen turist sayısının artmasını getirdi. Kıbrıs’a gelen turist sayısının artmasının bir diğer nedeni de Rusların artan ilgisi oldu. 2011 yılında adaya gelen turist sayısı bir önceki yıla göre %10,1 oranında artarak 2,4 milyona ulaştı. Ancak tüm yıl bazında turizm gelirlerinde artış kaydedilmesiyle birlikte, 2011 yılının son aylarında bir azalma da görülüyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>ALİTYA</strong> gazetesinin bugünkü ana haberi İsrail Başbakanı Netenyahu’nun bir günlük Kıbrıs ziyareti. Gazeteye göre, bugün Kıbrıs’a gelecek olan İsrail Başbakanı güvenlik nedeniyle Baf’taki Andreas Papandreu hava üssüne inmek istedi. Bu konuyla ilgili olarak Cumhurbaşkanı Hristofyas dün Ulusal Konsey toplantısına kısa bir ara verdi. İsrail’den gelen mesaj Netanyahu’nun Baf’taki askeri üsse gelmesi ve adadan ayrılırken de Larnaka hava alanını kullanması arzusunda olduğu yönündeydi. Bu talep bazı soru işaretlerini de beraberinde getirdi. Kıbrıs hükümeti de bu talebe belli çekincelerle yaklaştı. Böylesi bir durumda bugüne kadar sınırlı olan Kıbrıs-İsrail ilişkilerinde askeri yan Lefkoşa’nın arzu etmemesine karşı yoğunluk kazanacaktı. Sonuçta İsrail ile yapılan temaslar sonrası Netenyahu’nun Baf’a, ancak askeri üsse inmemesi kararına varıldı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Gazetenin diğer haberlerinden bazıları</strong></p>
<p>-       Türkiye bugün Kıbrıs’ın münhasır ekonomik bölgesindeki 12. Afrodit parselinde gerçek mermilerle askeri tatbikat yapacak. Türkiye’nin bu konudaki notamı belli bir süreden beridir var olan sakin ortamı değiştirdi. Bu arada Türkiye’nin bu askeri tatbikatını İsrail Başbakanı Netenhayu’nun Kıbrıs’a ziyarette bulunacağı bir günde yapma kararı da dikkat çekti.</p>
<p>-       Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas dün 50 sayfalık belgesiyle Ulusal Konsey’de eski cumhurbaşkanlarının bazı taahhütlerine dikkat çekti, süreci ele almada bazı yanlışları gündeme getirdi ve Kıbrıs sorununda olası strateji değişikliğinin Kıbrısrum tarafına zarar vereceği görüşünü savundu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>HARAVGİ</strong> gazetesinin bugünkü ana haberi dünkü Ulusal Konsey toplantısı. Gazeteye göre, Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas dün Ulusal Konsey’in birinci günkü toplantısında kendi tavrını ortaya koyarken şu ana kadar anlaşmalara bağlılık ve iki bölgeli iki toplumlu federasyon uzlaşmasına saygının Ulusal Konsey’de ortak yaklaşımın temeli olduğunu söyledi. Konsey’in iki gün sürecek toplantısında bunlara bağlılığın yeniden birleşme perspektifini koruyacağını ifade etti. Cumhurbaşkanı dün özünde iki bölgeli iki toplumlu federasyon çözümünün ve toplumlararası diyaloğun terki anlamına gelecek bir strateji değişikliği isteyenlere de yanıt vermiş oldu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Gazetenin diğer haberlerinden bazıları</strong></p>
<p>-       Başsavcı Petros Kliridis Cumhurbaşkanı’na hakaretten haklarında dava açılan beş kişiyle ilgili bilgi verirken bu davaların açılacağından Cumhurbaşkanı Hristofyas’ın haberinin olmadığını, ancak konuyla ilgili olarak basından bilgi edinmesinin hemen akabinde başsavcılığa başvurarak bu davaların geri çekilmesini istediğini söyledi.</p>
<p>-       Çarşamba günü Temsilciler Meclisi’nde onuruna düzenlenen bir etkinlikte konuşan Nobel ödüllü Kıbrıslı ekonomist Pissaridis, Kıbrıs ekonomisinin iyileşmesi konusunda umutlu olması için somut nedenlerin olduğunu, Kıbrıs’ın Münhasır Ekonomik Bölgesi’nde doğal gaz bulunmasının, 2-3 yıl içerisinde ekonominin iyileşmesine yol açacağını söyledi. Dünya’nın her yerinde işsizliğin yüksek oranlara ulaşmasından söz ederken de dünya ekonomisinin işsizlik konusuyla ilgilenmeden önce iyileşmesi gerektiğine dikkat çekti. Pissaridis “Maalesef Avrupa’nın ekonomisi çok kötü sorunlarla karşı karşıya bulunuyor ve şimdiye kadar bu sorunlarla mücadele etmek için somut çözümler üretilmiş değil” şeklinde konuştu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=kd_qxMp8oLM:NE7SBnmEyEo:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=kd_qxMp8oLM:NE7SBnmEyEo:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=kd_qxMp8oLM:NE7SBnmEyEo:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=kd_qxMp8oLM:NE7SBnmEyEo:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/kd_qxMp8oLM" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>FİLELEFTEROS gazetesinin bugünkü ana haberi evlerinde sıfır elektrik kullananlara Kıbrıs Elektrik Kurumu yetkililerinin gönderdiği mektupların yarattığı tepkiler. Gazeteye göre, evlerinde sıfır elektrik kullananlara Elektrik Kurumu yetkililerinin gönderdiği mektuplarda kurumun bu evlerdeki tesisatlarını sökeceği uyarısında bulunması tüketicilerde karmaşa yarattı. Bazı tüketiciler elektrik sayaçlarının yazması için elektriklerini açık bırakmaya başladı. Elektrik Kurumu ise bu mektupları elektrik sayaçlarına [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/16/kibrisli-rum-basin-ozetleri-16022012/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/16/kibrisli-rum-basin-ozetleri-16022012/</feedburner:origLink></item><item><title>KTOEÖS, YKP’yi ziyaret etti</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/NfTHl9gkDtA/</link><category>manşet</category><category>YKP</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Thu, 16 Feb 2012 02:09:00 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=8847</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p><img class="alignright size-medium wp-image-8848" title="ykp_ktoeos" src="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/wp-content/uploads/2012/02/ykp_ktoeos-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" />Eylemlerine destek amacıyla siyasi partilere ziyaret başlatan Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) yönetimi, Yeni Kıbrıs Partisi’ni ziyaret etti.</p>
<p>Ziyarette konuşan KTOEÖS Başkanı Tahir Gökçebel, gelişmelerin kendilerini haklı çıkardığını kaydederek, Haspolat’taki Meslek Lisesi’nde İlahiyat Bölümü açılmasından dolayı grev ve eylem kararı aldıklarını ancak diğer örgütlerin bu konuyu çok tartışmadıklarını söyledi.</p>
<p>“Buzdağının bazı kısımlarının daha ortaya çıktığını, bunu toplumun da gördüğünü”  belirten Gökçebel, sınıflarda ortalama öğrenci sayısının 40’ı geçtiğini ve yeni okula ihtiyaç duyulduğunu,  ancak hiç ihtiyaç duyulmayan külliye ve cami için ülkenin yağmalandığını kaydetti.</p>
<p>“Bu dayatmaların Kıbrıs Türk halkının anayasasını ortadan kaldırdığını, meclisinin ve yürütmesinin halka silah çevirmesine yol açtığını, kurumsal yapıyı yok etme noktasına getirdiğini” söyleyen Gökçebel, “Yapılmak istenilen bellidir;  Kıbrıs Türkü’nü mülksüzleştirmek ve diğer yandan toplumu bölecek bir yapı…” dedi.</p>
<p>Eğitimde de itaatkar bir insan modeli yaratılmaya çalışıldığını belirten Gökçebel, bunu eylemlerle gündeme getirmeye çalıştıklarını söyledi.</p>
<p>16 Şubat’ta öğrencilerin karne almamış ve notlarını öğrenmemiş bir şekilde okula başlayacaklarını belirten Gökçebel, bunun sorumlusunun “çözüm üretmeyen ve basiretsiz bir duruş sergileyen”  Başbakan ve Eğitim Bakanı olduğunu ifade etti.</p>
<p>Kıbrıs Türkü’nün bir asırlık okulu LTL’nin de yok edilmeye çalışıldığını belirten Gökçebel, hükümete eleştiriler yöneterek, yaşananların asimilasyon olduğunu söyledi</p>
<p>YKP Yürütme  Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı da gelişmelerden kaygı duyduklarını tüm bu gelişmeleri Avrupa Sol Partisi toplantısına taşıdıklarını belirtti ve hükümetlerin TC nin  “acentaları” olduklarını ifade etti</p>
<p>Kanatlı, Lefkoşa merkezindeki okulların dışarıya taşınarak aslında külliyenin bu okulların yerine yapılacağını ve Lefkoşa’nın dokusunun da değiştirilmeye çalışıldığını belirtti.</p>
<p>Doğa koleji sürecinde bir “Fetullah operasyonu” izlediklerini ancak külliye olayının milli görüşe yakın başka bir cemaatin çalışması olduğunu söyleyen Kanatlı, ortada birden fazla cemaat bulunduğunu ifade etti.</p>
<p>Söz konusu tarikatların daha önce ülkeye dershaneler vasıtasıyla girdiklerini, şimdi ise kolejlere ve üniversitelere el attıklarını söyleyen Kanatlı, KTOEÖS’ün  eylemine ellerinden geldiği kadar destek olacaklarını belirtti.</p>
<p>YKP Yürütme Kurulu üyesi Alpay Durduran da, KTOEÖS’ün mücadele amacını paylaştıklarını kaydederek, Kıbrıs Türk toplumunun “dini ihtiyaçlarını karşılayamadığına” dair bir şikayeti  olmadığını söyledi.</p>
<p>Durduran, Kıbrıs Türk toplumu kurumlarından evkafın dini ihtiyaçları karşılamakla görevli olduğunu ancak bu özellikle din adamı yetiştirmek konusunda üstüne düşeni yapmadığını, bunun yerine Türkiye’den imam ithal ettiğini ve bu insanlarla Kıbrıs Türk toplumuyla çatıştığını belirtti.</p>
<p>Ülkede tarikatların da harekete geçtiğini ve şimdi saldırının daha kapsamlı olduğunu söyleyen Durduran, ülkede iki bütçe bulunduğunu; bunun birini TC Yardım Heyeti’nin, diğerini de hükümetin uyguladığını kaydetti</p>
<p>“Tarikatların parasıyla mücadele edilemeyeceğini” belirten  Durduran, hükümetin bunlara kısıtlama ve yasaklama getireceğine tam tersine yardımcı olduğunu ekledi.</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=NfTHl9gkDtA:55KWZoUUVbw:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=NfTHl9gkDtA:55KWZoUUVbw:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=NfTHl9gkDtA:55KWZoUUVbw:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=NfTHl9gkDtA:55KWZoUUVbw:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/NfTHl9gkDtA" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>Eylemlerine destek amacıyla siyasi partilere ziyaret başlatan Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) yönetimi, Yeni Kıbrıs Partisi’ni ziyaret etti</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/16/ktoeos-ykpyi-ziyaret-etti/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/16/ktoeos-ykpyi-ziyaret-etti/</feedburner:origLink></item><item><title>KIBRISLI RUM BASIN ÖZETLERİ 15/02/2012</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/Ws9wyOybqa4/</link><category>Kıbrıslı Rum Basın Özetleri</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Wed, 15 Feb 2012 07:49:24 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=8954</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p><strong><img class="alignright size-full wp-image-7205" title="RB" src="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/wp-content/uploads/2011/09/rb.jpg" alt="" width="288" height="192" />FİLELEFTEROS</strong> gazetesinin bugünkü ana haberi Kıbrıs Elektrik Kurumu’nun bazı uygulamaları. Gazeteye göre, emekli bir çift tasarrufta bulunmak amacıyla elektrikli kaloriferlerini kullanmak yerine daha ucuz ısınma yolları buldu. Kıbrıs Elektrik Kurumu ise bu çifte elektrikli kaloriferlerini kullanmamaları durumunda kurumun bu evdeki tesisatını sökeceği şantajında bulundu. Kurum terk edilmiş durumdaki evlerin tespiti ve bu evlerdeki kuruma ait tesisatın sökülmesi için bu tür mektupların gönderildiğini belirterek kendisini savundu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Gazetenin diğer haberlerinden bazıları</strong></p>
<p>-       EDEK kendi gündeminde DİSİ lideri Nikos Anastasiadis’in Cumhurbaşkanlığı adaylığının olmadığını açıkladı ve temel arayışının başta DİKO olmak üzere merkezi siyasi alandaki güçlerin bir cephesini yaratmak olduğunu duyurdu. Bu da Yannakis Omiru ile Nikos Anastasiadis arasında Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili bir görüşmenin yakın bir zamanda gerçekleşmesinin beklenemeyeceğini ortaya koydu. EDEK’in bu yaklaşımına karşı, gerek EVROKO, gerekse Ekoloji Hareketi net ön koşullar ileri sürerek Nikos Anastasiadis’in adaylığının desteklenmesini olasılık dışı görmüyorlar. Maryos Karoyan ile Yannakis Omiru’nun olası bir işbirliğini ele almak için ilk kez önümüzdeki hafta içerisinde bir araya gelmeleri bekleniyor. Elde edilen bilgilere göre, EDEK Başkanı Yannakis Omiru DİKO lideri Marios Karoyan’la bir telefon görüşmesi yaptı ve bu diyalogları sırasında bir araya gelme kararı verdiler. EDEK Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin ilk tur temaslarını kısa sürede tamamlamayı ve bu temaslar sırasında ortak bir programa yönelik ilk belirtileri tespit etmeyi hedefliyor. Bunun yanı sıra bu uğraşıya liderlik edebilecek kurum ve kişiyi de tartışmayı istiyor. Bu süreçte DİKO’nun da temel bir rolü olduğu görüşünde ve bu nedenle de ilk görüşmeyi DİKO ile gerçekleştirmek istiyor. Daha sonra diğer siyasi güçlerle de temasa geçecek. Benzer bir niyet DİKO’da da var ve DİKO da temaslara EDEK’le başlama arzusunda. Bu iki partisi konuya ilişkin kesin kararlarını Mayıs ayında almaları bekleniyor. EDEK 4-5 Mayıs tarihlerinde kongre toplamayı programlıyor. Bu diyaloga EVROKO’nun da katılacağına kesin gözüyle bakılıyor. Ekoloji Hareketi ise farklı bir süreci izliyor. Ekoloji Hareketi milletvekili Yorgos Perdikis siyasi parti liderlerinin sadece oyun oynamaları için uzun sürecek bir isim arayışı tartışmasına Ekoloji Hareketi’nin girmeyeceğini açıkladı. EVROKO Başkanı Dimitris Şilluris ise dün katıldığı bir radyo programında partisinin Nikos Anastasiadis’in adaylığını tartışabileceğini ima etti. EVROKO’nun tüm partilerle diyaloğa açık olduğunu söylerdi ve önümüzdeki günlerde AKEL ile de bir araya geleceklerini duyurdu. Şilluris, Kıbrıs sorununun partisi için öncelikli konu olduğu görüşünü de ifade etti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>POLİTİS</strong> gazetesinin bugünkü ana haberi Maliye Bakanı Kikis Kazamias’ın Kıbrıs’ta kumarhane açılması konusundaki yönelik raporu. Gazeteye göre, Maliye Bakanlığı’nın Bakanlar Kurulu’na sunduğu bu raporda bu kumarhanelere verilecek izinlerden devletin yarım milyar avroya yakın bir gelir sağlayacağı belirtiliyor. Bakanlar Kurulu ise dün bu raporu gündemine almadı ve konuyla ilgili olarak AKEL’in alacağı karar bekleniyor. Konuyla ilgili raporda 1 ile beş arasında kumarhaneye izin verilmesi öngörülüyor. Bu kumarhanelerin işleyişinden devletin sadece vergi olarak yılda 35 ile 50 milyon avro arasında vergi alması öngörülüyor. Bu arada raporda hiçbir bilimsel araştırmanın kumarhanelerin sosyal yaşama etkisi hakkında bir kanıtın olmadığı da belirtiliyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Gazetenin diğer haberlerinden bazıları</strong></p>
<p>-       Greentree 2 görüşmesinin ardından yapılan ilk görüşmeye liderlerin öfkeli geldikleri ve ciddi zıtlaşmaların yaşandığı görüldü. Diplomatik çevrelere göre, bu durum Mart ayına kadar bu şekilde devam edecek. Dünkü görüşmede bundan sonraki müzakere sürecinin programlanması amacıyla yöntem konusu ele alındı. Ancak görüşmenin başında görüşmelerin gizliliği olgusu gündeme geldi. Bu noktada Kıbrısrum tarafının çözüm çerçevesi belgesine eşlik eden bir belgenin kamuoyuna sızdırılması konusunu Derviş Eroğlu’nun gündeme getirmesi bekleniyordu, ancak Dimitris Hristofyas konuyla ilgili olarak öncelik aldı. Hristofyas, Eroğlu’ya dört özgürlükle ilgili belgeyi sözde Meclis’e göndererek bu sızdırmaların sorumluluğun kendisine ait olduğunu söyledi. Hristofyas bu yaklaşımını sert bir üslupla ortaya koydu ve Türk tarafının bu konuda Cumhurbaşkanı ile muhalefet arasında bir sürtüşme yaratmayı amaçladığı görüşünü de ileri sürdü. Buna karşı Eroğlu ile Özersay da Kıbrısrum tarafının bazı belgeleri basına sızdırarak süreci öldürmeyi ve Aleksander Dovner’in Mart ayında rapor hazırlamasını engellemeyi hedeflediğini ileri sürdüler. Birleşmiş Milletler yetkilileri ise dün taraflar arasındaki bu keskin söz düellosuna karışmadılar. Bununla birlikte basına sızıntılardan rahatsızlık duyduklarını perde gerisinde ifade ettiler.</p>
<p>-       Özel arsa üzerine konut yapmak isteyen göçmenlere mali yardım bundan böyle gelir kriterleri temelinde yapılacak. Vatandaşlara yapılan konut edinme yardımları da gelir kriterine bağlandı. Konuyla ilgili öneri Bakanlar Kurulu’nda onaylandı. Kamuda tasarruf önlemleri paketinde yer alan bir husus daha böylece hayata geçirilmiş oldu. Elde edilen bilgilere göre, 13. maaş hariç yıllık geliri 80 bin avroyu geçen göçmenlere artık bu yardım yapılmayacak. Bu karara Göçmenler Birliği’nin de onay verdiği ifade ediliyor. Yıllık geliri 60 bin avroya kadar olanlara tek odalı konut için 37 bin avro yardım yapılacak. Geliri 45 bin avroya kadar olanların alacakları yardım ise, iki odalı bir konut için 45 bin avro olacak. Üç odalı konut için ise bu yardım 62 bin avroya çıkacak.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>SİMERİNİ </strong>gazetesinin bugünkü ana haberi Yunanistan’daki gelişmeler. Gazeteye göre, Yunanistan karşı karşıya olduğu ekonomik, siyasi ve sosyal kriz içinde daha iyi günler umuduyla ayağa kalkmaya ve yaşamın normal ritmini yakalamaya çalışıyor. Papadimos hükümeti dün toplanarak, Meclis’in ‘evet’i sonrası troyka ile imzaladığı anlaşmayı yaşama geçirmenin yollarını görüştü. Dünkü toplantıda ağırlık bu uygulamalar için yapılacak yasal düzenlemelere verildi. Söz konusu 325 milyon avroluk tasarrufu hükümetin nereden yapacağını belirlemesi konusu da gündemde. Troyka, Yunanistan’ın bu konuyu en kısa süre içerisinde netleştirmesini istiyor. Bu arada Almanya’nın söz konusu kredinin, bu programın uygulanmasıyla orantılı ve aşamalı bir biçimde Yunanistan’a verilmesinden yana olduğuna dair bilgiler de var.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Gazetenin diğer haberlerinden bazıları</strong></p>
<p>-       Kıbrıs’ta kalp rahatsızlığı ile doğan çocukların altıda dördünün ailelerinde de kalp sorunu var. Her bin çocuktan altısı kalp sorunuyla doğarken bunlardan dördünün ailesinde kalp sorunu olduğu görüldü. Henüz 37 haftalık olmadan doğan bebeklerde ise kalp sorunu olması olasılığı iki-üç kat daha fazla.</p>
<p>-       Meclis Ticaret Bakanlığı Komisyonu üyeleri elektrikle ilgili 2009 AB direktifini hükümetin derhal uygulamaya koymasını ve özellikle ekonomik açıdan zorda olan kesimlerin elektrik faturalarını ödeyememeleri nedeniyle elektriklerinin kesilmemesini istedi. Komisyon, bu konuda yaşanan gecikmeden dolayı hükümeti eleştirdi. Bu arada Komisyon üyesi DİKO milletvekili Angelos Votsis bu faturaları kimin ödeyeceği konusunda karar almasını da komisyondan istedi. AKEL milletvekili Yannakis Gavril ise bugünkü hükümetin 2008 yılından beri uyguladığı sosyal devlet politikasından yaklaşık 23 bin ailenin yararlandığını söyledi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>HARAVGİ</strong> gazetesinin bugünkü ana haberi Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas’ın dün Derviş Eroğlu ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklama. Gazeteye göre, Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas dün Eroğlu ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, görüşmelerle ilgili olarak üzerinde anlaşmaya varılan yönteme yönelik kabul edilemez ihlaller olduğu suçlamasında bulundu. Cumhurbaşkanı Hristofyas Güvenlik Konseyi’nin yakın geçmişte aldığı 2026 sayılı kararında ortaya koyulan koşullara, yani iç konuların çözülmesi ve her iki tarafın da onayının olması konularına uyulmaması halinde, Kıbrısrum tarafının uluslararası bir konferansa katılmayı reddetmekte tereddüt etmeyeceğini söyledi. Güvenlik Konseyi’nin koyduğu koşullar yerine getirilmeden uluslararası bir konferansın gerçekleştirilmesini Kıbrısrum tarafının kabul etmesinin söz konusu olamayacağını ifade etti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Gazetenin diğer haberlerinden bazıları</strong></p>
<p>-       İsrail Başbakanı Netenyahu’nun Kıbrıs’a yapacağı çalışma ziyaretiyle Kıbrıs ile İsrail arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinde bir adım daha atılıyor. Bu ziyaret bir günlük olsa da, büyük önem taşıyor, çünkü öncelikli olarak Cumhurbaşkanı Hristofyas’ın İsrail’e gerçekleştirdiği ziyaretin bir devamı olarak görülüyor. Bunun yanı sıra, fonda Kıbrıs’ın münhasır ekonomik bölgesi olmak üzere, iki ülke arasındaki işbirliği ilişkilerine yeni bir ivme kazandırması bekleniyor. Elde edilen bilgilere göre, bu ziyaret çerçevesinde iki ülke arasında enerji alanında işbirliği konuları da ele alınacak.</p>
<p>-       Dün greve giden binlerce inşaat işçisi “Çalışma yaşamında kaosa hayır” diye haykırdılar. Kazanılmış haklarını ve toplu sözleşmeleri korumada kararlı olduklarını bir kez daha net bir biçimde ortaya koydular. İşverenlerin uzlaşmaz tavırlarında ısrar etmeleri, Çalışma Bakanlığı’nın arabulucu önerilerini reddetmeye devam etmeleri ve toplu sözleşmelerde askıda kalan sorunların çözümünde işbirliğine girmemeleri halinde eylemlerinin dozunu daha da artıracakları uyarısında bulunuyorlar. Taşeronluk sisteminin toplu sözleşmelerin ihlali anlamına geldiğini belirten çalışanların birinci talebi taşeronların tüm işyerlerinden uzaklaştırılmaları.</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=Ws9wyOybqa4:jgpiCoynk3o:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=Ws9wyOybqa4:jgpiCoynk3o:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=Ws9wyOybqa4:jgpiCoynk3o:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=Ws9wyOybqa4:jgpiCoynk3o:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/Ws9wyOybqa4" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>FİLELEFTEROS gazetesinin bugünkü ana haberi Kıbrıs Elektrik Kurumu’nun bazı uygulamaları. Gazeteye göre, emekli bir çift tasarrufta bulunmak amacıyla elektrikli kaloriferlerini kullanmak yerine daha ucuz ısınma yolları buldu. Kıbrıs Elektrik Kurumu ise bu çifte elektrikli kaloriferlerini kullanmamaları durumunda kurumun bu evdeki tesisatını sökeceği şantajında bulundu. Kurum terk edilmiş durumdaki evlerin tespiti ve bu evlerdeki kuruma ait [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/15/kibrisli-rum-basin-ozetleri-15022012/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/15/kibrisli-rum-basin-ozetleri-15022012/</feedburner:origLink></item><item><title>“PETROL DOLUM TESİSİNE HAYIR PLATFORMU” TARAFINDAN DÜZENLENEN PANELİN SONUÇ BİLDİRGESİ</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/fXtutBvjxa4/</link><category>Yeniçağ</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Wed, 15 Feb 2012 02:06:34 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=8845</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p><img class="alignright size-medium wp-image-8089" title="dolum" src="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/wp-content/uploads/2012/01/dolum-300x222.jpg" alt="" width="300" height="222" />“Yedikonuk Sahilinde Petrol Dolum Tesisine Hayır Platformu”, “Kirli, tehlikeli ve çevre dostu olmayan tesislerin ülkemizde yapılmasını, gerek ülkenin kamusal ve gerekse yurttaşların özel çıkarlarına, daha da önemlisi, ortak akla aykırı buluyor ve derhal bu projeden vazgeçilmesini talep ediyoruz” diyerek, Karpaz Yarımadası çevresindeki kıyıların deniz koruma bölgesi olarak ilan edilmesini istedi.</p>
<p>“Yedikonuk Sahilinde Petrol Dolum Tesisine Hayır Platformu” tarafından geçtiğimiz Perşembe günü düzenlenen “Petrol Dolum Tesisinin Sakıncaları” konulu panelin sonuç bildirgesi açıklandı.</p>
<p>Açıklama Platform Sözcüsü Yeşil Barış Hareketi Başkanı Doğan Sahir tarafından yapıldı.</p>
<p>Sonuç bildirgesinde, bir turizm ve eğitim adası olduğu, devletin çıkardığı çeşitli yasalarla da kabul edilen Kuzey Kıbrıs’a yapılması planlanan akaryakıt dolum tesisinin, ülkenin her neresine olursa olsun, getireceği zararların, yararından çok daha fazla olacağının, dünyada yaşanan örneklerle sabit olduğu belirtildi.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Panel Sonuç Bildirgesi</strong></p>
<p>Sonuç bildirgesi tamamı şöyle:</p>
<p>Bir turizm ve eğitim adası olduğu, devletin çıkardığı çeşitli yasalarla da kabul edilen Kuzey Kıbrıs’a yapılması planlanan akaryakıt dolum tesisinin, ülkemizin her neresine olursa olsun, getireceği zararların, yararından çok daha fazla olacağı, dünyada yaşanan örneklerle sabittir. Küresel ölçüde her yıl ortalama 6 petrol dolum kazası meydana geldiği ve bunların en gelişmiş ülkeleri de kapsadığı düşünüldüğünde felaketi kapımıza davet etmiş olacağımız aşikardır. Oysa Turizmin var olabilmesi; çevresel kaynakları yöneterek ekonomik, sosyal ve estetik ihtiyaçların karşılanmasına olanak vermek, biyolojik çeşitliliğin, yaşam destek sistemlerinin, elzem ekolojik süreçlerin ve kültürel bütünlüğün sürdürülebilmesini sağlama koşullarına bağlıdır. Sağlıklı ve temiz çevreyi ortadan kaldırmak; bu bölgedeki insanın sağlığını tehlikeye atmak, çevre kalitesini bozmak ve turizmi ortadan kaldırmakla eşdeğerdedir. Ülkemize ekonomik anlamda dikkate değer hiçbir katkısı olmayacağı aşikar olan bu  tesisin, gerek inşası ve işletilmesi esnasında, gerekse olası kazalar sırasında çevreye yapacağı etkilerin geri döndürülemez sonuçlar yaratacağı ve başta turizm olmak üzere tüm ekonomik faaliyetlerin büyük bir yıkıma uğrayacağı açıktır. Böyle bir işletme adamızın genel kalkınma stratejisiyle de taban tabana zıttır ve hukuken de uygun değildir.</p>
<p>Sözkonusu yatırımın, Anayasal haklar dahil, yürürlükteki birçok yasa, Bakanlar Kurulu kararları ve uluslararası sözleşmelerle doğrudan çeliştiği, hatta ihlal ettiği açıkça görülmüştür.  KKTC Anayasası’nda toprağın, kıyıların, tarih, kültür ve doğa varlıkları ile ormanların korunması konusundaki 37, 38, 39 ve 40. Maddelerine; 21/1997 sayılı Çevre, 52/2011 sayılı Turizm Gelişim ve 27/2000 sayılı Teşvik Yasası gibi yasalara; Çevre Politikası Stratejisi, Büyük Konuk Belediye Sınırları Dahilinde Eko Turizm Pilot Bölgesi İlanı gibi yönetsel kararlara; (içselleştirilmemiş olsalar bile dünya ölçüsünde rehber kabul edildikleri için) Akdenizde kirliliğin önlenmesi ile ilgili protokol ve sözleşmelere, BM Küçük Adalar Konferans kararlarına, ve AB müktesebatına doğrudan aykırıdır.</p>
<p>Yerel ve uluslararası uzmanların bu konuda yaptıkları bilimsel çalışmalara dayanarak, Kuzey Kıbrıs’ın Akdeniz’deki en temiz denizel ortamlarından birisi  olduğu, Yedikonuk bölgesinin ise eşsiz bir doğal zenginliğe sahip olduğu bilinmektedir.  Yine bu çalışmalar göstermiştir ki, bölgede kuvvetli yüzeysel ve dipsel akıntıların mevcut olduğu ve bu sebeple, gemilerden, tesisten veya borulardan sızacak olan yakıt ve yağ benzeri kirleticiler, sadece bölgeye değil, Doğu Akdeniz’in büyük bir kısmına ve yörenin tüm ekosistemlerine zarar verecektir. Bu nedenle, çok değerli resiflerin bulunduğu <strong>Karpaz Yarımadası çevresindeki kıyıların deniz koruma bölgesi olarak ilan edilmesi</strong> için gerekli çalışmaların yapılmasını öneriyoruz.</p>
<p>Bu dolum tesisinin projelendirilmesi sırasında  risk analizleri ve fayda/maliyet analizlerinin yapılmadığı görülmüştür. Ayrıca oluşacak atıklar konusunda herhangi bir çalışma yoktur. Yasal bir süreç olan ve birincil misyonu geri döndürülemeyecek etkileri ortaya koymak durumunda olan ÇED ise “ÇED Raporu” olabilmeyi hak etmeyen, bilimsel anlamda geçerliliği ve güvenirliği olmayan bir döküman olarak ortada durmaktadır.</p>
<p><strong>“Sonuç olarak; Adamızda uygulanacak projelerin, ülkemizin ekonomik faaliyetleri, tanımlanmış stratejik gelişme hedefleri ve ekolojik bütünselliği ile uyumluluğunun esas olmasına, yatırımların bu kapsamda ele alınarak, yasalara ve etik kurallara bağlı bir yönetim anlayışı ile ve karar verme süreçlerine siyasetçi, bürokrat ve sivil toplum bağlamında tüm paydaşların dahil edilmesiyle çözümlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Hem ekonomik beklentileri karşılaması şüpheli olan, hem de çevresel etkileri ülke ölçeğinde yıkıma yol açması kesin olan sözkonusu petrol dolum tesisi ile bu gibi kirli tehlikeli ve çevre dost olmayan tesislerin ülkemizde yapılmasını, gerek ülkenin kamusal ve gerekse yurttaşların özel çıkarlarına, daha da önemlisi, ortak akla aykırı buluyor ve derhal bu projeden vazgeçilmesini talep ediyoruz.”</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>PANELİSTLER:</strong></p>
<ul>
<li><strong>Prof. Dr. İlkay SALİHOĞLU</strong> <em>(YDÜ-Deniz Bilimci)</em></li>
<li><strong>Assoc. Prof. Dr. Rana KIDAK </strong><em>(UKÜ-Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı)</em><strong></strong></li>
<li><strong>Asist. Prof. Dr. Ediz TUNCEL</strong> <em>(YDÜ-Öğ. Üyesi)</em></li>
<li><strong>Asist. Prof. Dr. Şerife GÜNDÜZ</strong> <em>(YDÜ-Ekolog, Çevre Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı)</em></li>
<li><strong>Asist. Prof. Dr. Burak Ali ÇİÇEK</strong> <em>(DAÜ- Su Altı Araştırma ve Görüntüleme Merkezi Başkanı)</em></li>
<li><strong>Dr. Derviş YÜKSEL</strong> <em>(YDÜ-Çevre Uzmanı, Turizm ve Otel İşletmeciliği Yüksek </em></li>
</ul>
<p><em>Okulu Öğ.Gör)</em></p>
<ul>
<li><strong>Dt. Teksen KÖROĞLU</strong> <em>(KTTB Başkan Yardımcısı)</em></li>
<li><strong>Ünal AKİFLER</strong> <em>(Ekonomist-Emekli Öğ. Üyesi)</em></li>
<li><strong>M. Sc. Tuğberk EMİRZADE</strong> <em>(Biyolog, Natura 2000 Beşparmak Dağları Koruma Alanı Koordinatörü)</em></li>
</ul>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=fXtutBvjxa4:LgkqZKBD8Sw:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=fXtutBvjxa4:LgkqZKBD8Sw:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=fXtutBvjxa4:LgkqZKBD8Sw:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=fXtutBvjxa4:LgkqZKBD8Sw:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/fXtutBvjxa4" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>“Yedikonuk Sahilinde Petrol Dolum Tesisine Hayır Platformu”, “Kirli, tehlikeli ve çevre dostu olmayan tesislerin ülkemizde yapılmasını, gerek ülkenin kamusal ve gerekse yurttaşların özel çıkarlarına, daha da önemlisi, ortak akla aykırı buluyor ve derhal bu projeden vazgeçilmesini talep ediyoruz” diyerek, Karpaz Yarımadası çevresindeki kıyıların deniz koruma bölgesi olarak ilan edilmesini istedi. “Yedikonuk Sahilinde Petrol Dolum Tesisine [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/15/petrol-dolum-tesisine-hayir-platformu-tarafindan-duzenlenen-panelin-sonuc-bildirgesi/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/15/petrol-dolum-tesisine-hayir-platformu-tarafindan-duzenlenen-panelin-sonuc-bildirgesi/</feedburner:origLink></item><item><title>Böyle ÇED raporu olmaz! – Dr. Hasan Örek</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/YenicagGazetesi/~3/arkByc9XFCw/</link><category>yazi</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Yeniçağ Gazetesi</dc:creator><pubDate>Tue, 14 Feb 2012 02:58:38 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/?p=8814</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-8818" title="hasanorek" src="http://www.yenicag.com.cy/yenicag/wp-content/uploads/2012/02/hasanorek-300x249.jpg" alt="" width="300" height="249" />Çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) raporları bugünlerde oldukça ünlü oldu. Bilir bilmez her kesimden bir iki uzman (hatta uzman olmaya da gerek yok) bu konuda bilime ışık tutacak açıklamalar ve raporlar hazırlayarak bizleri, kısaca doğayı yıllardır anlamaya ve açıklamaya çalışan bilim insanlarına ışık tutmaktadırlar. Kendilerine çevresel etkilere değinmeden ÇED raporu yazılabileceğini bizlere gösterdikleri için, ne kadar minnet etsek azdır.</p>
<p>Son dönemlerde Büyükkonuk yakınlarına bir petrol dolum tesisi kurulması yönünde bazı haberler yapılmaya başlamıştı. İlgi ile, sonunun ne olacağını bildiğim bu mizanseni, Kıbrıs’ tan millerce uzakta olsam da, naklen gazetelerden takip edebilme şansım, yaşamakta olduğumuz teknoloji çağında mümkün oldu. Gerçi bu ÇED raporunu yazan değerli dimağlar teknoloji alanına da el atsaydı bu kadar rahat bu gelişmeleri takip edebilir miydim bilemiyorum. Peşrevi kısa kesip sadede gelirsek, bu yazının konusu ‘ÇED raporlarında ne gibi bilimsel yaklaşımlar ve yöntemler izlenmesi gerektiği’ üzerinedir. Bu yaklaşımları olabildiğince bilimsel temelde daha çok sucul ortamlar için sınırlı tutacağım. Uzmanlık alanım dışında kalan karasal kısım hakkında, gerek Biyologlar Derneği, gerekse diğer çevre örgütlerinden yeterli ve net açıklama yapılmıştır.</p>
<p>Deniz ekosistemleri kara ekosistemlerinden farklı olarak çok boyutlu ve daha dinamiktirler. Örnek vermek gerekirse, denizdeki fitoplankton dediğimiz mikroskobik su bitkileri, uygun şartlar altında stok miktarlarını 1 günde iki katına çıkarabilmektedirler, ki bu durum karada yaşayan bitkiler için nerdeyse olanaksızdır. Deniz ekosistem döngüleri, biyo-jeo-kimyasal kavram içinde değerlendirilir. Bu kavram kısaca deniz içindeki; biyolojik ve kimyasal döngülerin birbiri ile ilintilerini ve etkileşimlerini inceler. Sonuç olarak elimizde, zamansal ve mekansal olarak dinamik bir sistem vardır. Bu sistemin dışarıdan yapılacak müdahalelere nasıl tepki vereceğini önceden kestirmek oldukça güçtür. Bunun yanında yapılacak bazı müdahalelerin de etkisinin ne olacağını görmek, bir o kadar da kolaydır. Özellikle son yıllarda artan kirlilik nedeni ile, bazı Avrupa ülkelerinde uzun yaşayan ve besin piramidinin tepesinde olan balıkla beslenen (predatör ve/veya karnivor) balıkların hamile kadınlarca tüketilmesini sakıncalı görmektedirler. Bunun nedeni, deniz içerisindeki kirleticilerin derişiminin besin piramidi boyunca, suda olanın kat kat üstüne çıkabilmesidir (Bio-accumulation). Denizel ekosistemleri anlamak ve mekanizmasını açıklamak için her ne kadar çalışma yapılsa da, hala daha elimizde çok bilinmeyenli bir sistem vardır. 20 yıl öncesine kadar sadece, bazı türlerin sistem için kilit rol oynadığı düşünülürken bugün biyolojik çeşitliliğin aslında tüm sistem için ne kadar yaşamsal olduğu, yapılan ve saygın bilim dergilerinde yayınlanan çalışmalardan açıkça görülmektedir.</p>
<p>ÇED raporları genellikle yukarıda özetlemeye çalıştığım denizel ekosistemlerin en karmaşık olduğu kıyı kesimlerinde yapılır. Bu noktada sistemi anlamak için, karadan gelecek girdileri ve kıyı deniz etkileşimini de işin içine katmanız kaçınılmazdır. Sonuç olarak bir rapor yazabilmeniz için elinizde en azından 4 mevsimlik veri olması gerekmektedir. Eğe bu verilerin bir kısmı daha önce toplanmış ve günceliğini yitirmemişse, bunlar kullanılarak ve eksikler de tamamlanarak rapor yazılabilir. Bu bağlamda yapılacak işler basit görünse de bu verilere bakan ve değerlendiren insanların iki üç ve/veya çoklu veri setlerini birlikte değerlendirmesi, bunun da ötesinde anlamlandırması gerekmektedir.</p>
<p>Büyükkonuk özeline gelirsek bu boyuttaki bir tesis için hazırlanacak ÇED raporu nereden baksanız sadece deniz kısmı için en az 200 sayfadır. Bu boyuttaki bir tesisin, gerçek ÇED raporunun 1 yıldan önce hazırlanması, hele Büyükkonuk’un da bulunduğu Doğu Akdeniz gibi bir havzada mümkün değildir. Mümkün olmamasının en önemli nedeni ise Akdeniz’in Kuzey Doğusunda yeterli veri bulunmamasıdır. Olan veriler akıntılar ve meteoroloji ve sınırlı sayıda kimyasal ve biyolojik verilerdir. Ancak bunların hemen hepsi de kıyıdan göreceli olarak uzak noktalardan alınmış ölçümlerdir (Veri için Kaynak isteyenler; Türkiye, Ulusal Oşinografik Veri Envanterine <a href="http://www.ims.metu.edu.tr/Inventory/invsrv.dll/prlist">http://www.ims.metu.edu.tr/Inventory/invsrv.dll/prlist</a> veya uluslararası veriler için <a href="http://www.seadatanet.org/">http://www.seadatanet.org/</a> bakabilir). Sonuç olarak bu bölgede en az 1 yıl, 4 mevsimi kapsayacak, kıyı şeridi dahil olmak üzere en az 50 metre derinliğe kadar olan alan içinde, bölgesel akıntılar, mevcut kirlilik düzeyleri, biyo-çeşitlilik gibi temel verilerin toplanması ve değerlendirilmesi gerekir. Özellikle liman ve iskelenin deniz tabanına etkisini anlamak için detaylı bir haritalama yapılması şarttır. Bunun yanında bu hatlar boyunca ne kadar canlı topluluğunun bu yapı işlerinden etkileneceğinin iyice belirlenmesi gerekir.</p>
<p>Tüm bu temel veriler toplanırken ÇED raporuna, olası riskler de dahil edilmelidir, ki denizde petrol kazaları ile mücadele etmek oldukça zor, pahalı ve ciddi bir uzmanlık gerektirir. Bunun da ötesinde petrol kazası olması ihtimaline karşı bu donanımı (toplayıcı gemiler, bariyer v.s.) ve personeli sürekli hazır bekletmek durumdasınız. Ne yazık ki bu donanım da tek başına bir şey ifade etmemektedir. Bu boyuttaki bir tesiste olabilecek kazada ortama yayılacak olan petrolün su içindeki davranışını önceden kestirmeniz ve ona göre müdahale planı yapmanız şarttır. Bu da ancak petrol yayılım modelleri (oil spill model) ile mümkündür (Bu işi BOTAŞ’ın bile doğru dürüst yapamadığını bizzat biliyorum). Ve tabi bu modelleri bölgesel olarak çalıştırmak ve tahminlerinizi daha doğru yapabilmeniz için de bölgede sürekli veri toplayan akıntı ölçerler ve meteoroloji istasyonlarına ihtiyacınız vardır. Kaza anında hangi hidrokarbonun deniz içinde nasıl davranacağını; birim zamanda, sıcaklık ve tuzluluğa bağlı olarak ne kadarının yüzeyde, ne kadarının askında, ne kadarının da dibe çökeceğini bilmeniz gerektiğini de eklemekte yarar vardır. Tüm bu risk analizleri ve alınacak tedbirler ÇED raporunda verilmelidir. Bu tip bilgiler bazen projede de verilebilmektedir, ancak ÇED raporunda en azından bu konuya genel olarak da olsa değinilmeli, gerekiyorsa proje referans gösterilmelidir.</p>
<p>Bu yazıda etik olarak bu bölgeye bu tesis yapılmalı mı gibi bir değerlendirmeye girmek istemedim. Yazıdaki amacım, ÇED raporunun deniz ayağında bulunması gereken temel bilgileri ve bu bilgilerin nasıl bir değerlendirmesi gerektiğini ve bu kadar kısa bir sürede ÇED raporu hazırlanamayacağını teknik olarak açıklamaktı. Yazıyı politik bakıştan uzak, teknik bir bilgilendirme yazısı çerçevesinde tutmamım nedeni de budur. Yazıyı olabildiğince teknik terimlerden arınmış bir bilgilendirme makalesi çerçevesinde tutmaya çalıştım ki ÇED raporu hazırlayacak arkadaşlar bir dahaki sefere daha dikkatli olsunlar. Yukarıda yazılanlara dayanarak, bu kapsamdaki bir ÇED raporu 1 yıldan önce benim önüme gelse okumadan reddederim!..</p>
<p>Zaten raporu okuduğunuzda konuların ne kadar yüzeysel geçildiğini görüyorsunuz. Yazarlar kendi uzmanlık alanlarını gereksiz detaylarla şişirirken, diğer kısımları ise sadece temel bir kaç kaynak kitap ve az veri ile çok yetersiz değerlendirmişlerdir. Bilimsel temellere dayanması gereken bu raporun bir çok yerinde <strong>“Yapılan gözlemlerde proje yerinde hava, su ve toprak kirliliği izleri görülmemiş ve hissedilmemiştir”, “İskeleye yanaşan ve iskeleden ayrılacak olan gemilerin herhangi bir deniz kazasına karşı gemi kaptanları gerekli önlemleri alacaktır”</strong> gibi, hiçbir dayanağı olmayan duygusal yargılara rastlıyoruz.</p>
<p>Aklın yolu bir, kimse bizi enayi yerine koymasın!..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Dr. Hasan Örek-(Deniz Biyoloğu)</span> &#8211; Helmholtz Zentrum Geesthacht, Materyal ve Kıyı Araştırmaları Merkezi, Uzaktan Algılama Bölümü-ALMANYA</strong></p>
<p>Bu yazı ilk kez Yenidüzen’in Adres Dergisinde yayınlandı</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=arkByc9XFCw:6IZjrgTHeUw:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=arkByc9XFCw:6IZjrgTHeUw:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?a=arkByc9XFCw:6IZjrgTHeUw:-BTjWOF_DHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/YenicagGazetesi?i=arkByc9XFCw:6IZjrgTHeUw:-BTjWOF_DHI" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/YenicagGazetesi/~4/arkByc9XFCw" height="1" width="1"/>]]></content:encoded><description>Çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) raporları bugünlerde oldukça ünlü oldu. Bilir bilmez her kesimden bir iki uzman (hatta uzman olmaya da gerek yok) bu konuda bilime ışık tutacak açıklamalar ve raporlar hazırlayarak bizleri, kısaca doğayı yıllardır anlamaya ve açıklamaya çalışan bilim insanlarına ışık tutmaktadırlar. Kendilerine çevresel etkilere değinmeden ÇED raporu yazılabileceğini bizlere gösterdikleri için, ne kadar [...]</description><wfw:commentRss xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/">http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/14/boyle-ced-raporu-olmaz-dr-hasan-orek/feed/</wfw:commentRss><slash:comments xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">0</slash:comments><feedburner:origLink>http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2012/02/14/boyle-ced-raporu-olmaz-dr-hasan-orek/</feedburner:origLink></item></channel></rss>

