<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:blogger='http://schemas.google.com/blogger/2008' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3227551039086564641</id><updated>2025-06-03T12:18:51.922-07:00</updated><category term="UZAKDOĞU SPORU"/><title type='text'>YORUMSUZ</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://ikincisokak.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default?redirect=false'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25&amp;redirect=false'/><author><name>selcuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05865044525477287349</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>269</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3227551039086564641.post-3965143378758671086</id><published>2012-05-16T09:27:00.002-07:00</published><updated>2012-05-16T09:27:33.600-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'></content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikincisokak.blogspot.com/feeds/3965143378758671086/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2012/05/blog-post.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/3965143378758671086'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/3965143378758671086'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2012/05/blog-post.html' title=''/><author><name>selcuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05865044525477287349</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3227551039086564641.post-5859804198145714089</id><published>2011-11-23T12:01:00.001-08:00</published><updated>2011-11-23T12:09:25.930-08:00</updated><title type='text'>47 RONİN EFSANESİ</title><content type='html'>&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEioFWvZmqvTaGLBop0pg_ocaINYI9Ft6WPH6K-oRxQmGqhR4u2QYml1EvYczcZliy4QEu2ooZSUclJJ8gx3mSOIAzlPi22z06fc3-DFlI4s2P6J8fMc89VPQGu_Jp0zM2GvBJwxaLbaR5A/s1600/ronin2030.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5678283929529260098&quot; style=&quot;DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 265px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEioFWvZmqvTaGLBop0pg_ocaINYI9Ft6WPH6K-oRxQmGqhR4u2QYml1EvYczcZliy4QEu2ooZSUclJJ8gx3mSOIAzlPi22z06fc3-DFlI4s2P6J8fMc89VPQGu_Jp0zM2GvBJwxaLbaR5A/s400/ronin2030.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt; ”Ayakta ölmek,dizüstü yaşamaktan iyidir”47 ronın efsanesi&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;47 ronin hikayesi, japonya tarihinin en çok bilinen, ilgi duyulan ve gerçek olan dramatik olaylarından biridir. belki de en büyüğü ve daha fazlasıdır. çünkü yıllardır savaşan ve statüleriyle toplumun en üstünde yer almış samurayların, edo dönemi’nin başlangıcında savaşsız bırakılması, askeri işlevlerinin fonksiyonsuz hale getirilmesi ve hareketli bir yaşamdan koltuklarına yapışmaları gereken aristokrat haline dönüştürülmeleri onlar için acı bir sonuçtu. onlar için büyük kayıp ve anlamsız sayılabilecek bir ortamda, söz konusu isyan büyük dikkat çekmişti.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;harima şehrinde yaşayan 47 roninin başından geçen gerçek hikaye, japonya’nın ünlü samuray savaşçılarının idealleri ve değerlerini aktarabilmek açısından en mükemmel örneği sergileyen bir olaylar dizisidir. öyle bir hikayedir ki, “intikam soğuk yenen bir yemektir” lafına aynen karşılık geliyordu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;bu hikayeyi daha fazla anlamlandırabilmek adı altında 1622-1685 yılları arasında yaşamış, samurayların ne anlama geldiğini ve samuray ruhunun en önemli işlerini sıralayan bir kuramcı olan yamaga soko’ya dikkat etmek gerekir. çünkü onun öğretileri, bu hikayenin bir nevi başlangıcıdır. neden mi? asano ailesinin bir koluna liderlik eden asano takumi’nin adamı olan oishi kuranosuke yoshio, kuramcı yamaga soko’nun yazdığı şeylerden çok etkilenmiş biriydi. ve oishi’nin bu gerçek olaylar dizisindeki rolüne hep birlikte şahit olacağız.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;hikaye, tokugawa şogunu tokugawa tsunayoshi’nin ülkeyi edo’dan barış içinde yönettiği bir zamanda, 1701 yılında başlamıştır. aynı esnalarda imparator higashiyama, ufak politik gücünü kyoto’dan kullanıyordu. imparator higashiyama’ya saygısını sunmak isteyen şogun tsunayoshi ona hediyeler ve yeni yıl kutlamaları için elçiler göndermişti. dönüşte imparator kendi elçilerini edo’ya gönderecekti. tsunayoshi, imparatorluk elçilerini kabul etmek ve yaklaşmakta olan imparatorluk üyelerinin ziyaretine ev sahipliği yapmaları için iki genç daimyoyu seçer. bunlardan biri harima vilayetindeki ako kalesi’nin efendisi olan asano takumi, diğeri de sendai’nin lideri date munehare’ydi. her iki genç daimyo, yüksek sınıftan olan misafirleri ağırlamakta deneyimsizdiler ve onlara yardımcı olması için şogun tsunayoshi, bir subay olan kira kozukenosuke yoshinaka’yı görevlendirmişti.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;tarihsel süreçte, açgözlü ve kendini beğenmiş biri olarak tanımlanan kira, saygı ve minnettarlığın bir göstergesi olacak pahalı hediyelerin sunulmamasına sinirlenmiş ve asano’ya yardım edeceği yerde, ona hakaretler ve küfürler savurmuştur. kira bir noktadan sonra asano’yu herkesin ortasında küçük düşürmek için her fırsatı kullanmaya başlamıştır. söz konusu suistimallerden 2 ay sonra, asano’nun dayanma sabrı ortadan kalkmış ve tolerans tanıyamayacak duruma gelmişti.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;14 mart 1701 tarihi gelip çattığında, kira’nın hakaretlerini artık daha fazla kaldıramayan asano, kılıcını çekti ve kira’yı hafifçe yaralayacak şekilde hamle yaptı. halbuki şogun hükümetinin yönetildiği edo kalesi’nin içinde böyle bir hareketi yapmak, ölüm cezasına sebep olacak bir suç teşkil ediyordu. asano son bir gayretle şogunluğa karşı kötü bir his beslemediğini ve kira’yı öldürmek konusunda başarısız olduğu için pişman olduğunu aktardı. müfettişler söz konusu meseleyi araştırıp tamamladıktan sonra, şogunluk yönetimi asano lordunu ölüme mahkum etmiş ve karnını kesmesi, yani intihar etmesi teklifinde bulunmuşlardır. öte taraftan kira’ya herhangi bir ceza verilmemişti. bırakın onu, sanki sempatik bir nesne olmuş ve resmi vazifelerini sürdürmesine izin verilmişti. şogun, harima şehrindeki ako’da asano lordunun 50,000 kokusuna (koku: pirinç ile alınan vergi. 1 koku, bir askerin bir yıllık ihtiyacını karşılamaktadır) el koyulmasını da buyurmuştur.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;haberin asano’nun kalesine ulaşması geç olmadı. onun adamları bu haberi duyunca çılgına döndüler ve öfkeyle neler yapmaları gerektiğini düşünmeye başladılar. kira’nın uygunsuz hareketlerinin görmezlikten gelinmesi, asano’nun hak etmediği halde ağır şekilde cezalandırılması asano’nun adamlarını çılgına çevirmiş ve harima eyaletini bir öfke bulutu kaplamıştı. şogunun, sorumsuzluğu sadece asano’ya çıkarması ve ettiği onca hakarete rağmen kira’nın sorumlu görülmemesi, asano’nun adamları arasında intikam hırslarını alevlendirmişti.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;ayrıca kanunlara göre, bir daimyo intihar ettiği zaman onun kalesine şogun el koyuyor, ölen samurayın ailesi mirastan mahrum bırakılıyordu. bu kanun vesilesiyle, asano’nun ako’daki kalesine el konulmuş, ailesi mirastan mahrum bırakılmış ve onun emrinde yer alan 321 samuray, liderleri öldüğü için ronin olmuşlardı. efendisi olmayan bir samuray, artık bir ronin oluyordu. ronin demek aynı zamanda çok tehlikeli süreçlere de hazır olmak demekti. çünkü roninler efendileri varsa samuray oluyorlar ve efendilerinin hizmetinde yer alarak rütbe, mevki ve övgü kazanıyorlardı. efendisi öldürülen bir samuray ronine dönüşünce, ister istemez eski liderine sadakatini gözler önüne serecek ve intikam ateşiyle tutuşacaktı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;bu etkenleri birleştirince, asano samuraylarının neler yapacağını tahmin etmek zor değildi ve bazı konularda harekete geçmeleri şüphesizdi. kimisi şogunun kaleyi kendi egemenliğine alışına boyun eğmemeliydi, kimisi intikam almak ve kira’yı öldürmek için çeşitli entrikalar çevirmeliydi, kimisi kanunlara saygı göstermeli ve hiçbir sorun çıkarmadan teslim olmalıydı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;asano’nun baş encümenlerinden ve en önemli adamlarından biri olan, yazımızın başında da bahsettiğimiz oishi kuranosuke, çeşitli düşünceleri dinlemiş ve sonunda bir plana karar vermişti. şoguna, asano ailesinin, asano’nun ufak kardeşi daigaku’nun liderliğinde yeniden tesis edilmesine dair bir talepte bulunacaktı. oishi kuranosuke, kaleyi barışçı yöntemlerle tekrar ellerinde tutmaya devam etmeleri, bu esnada asano’nun eski gücüne kavuşması için mücadele etmeleri gerektiğini ve güçlü bir hale gelindiği, fırsatlar yaratıldığı zaman kira’dan intikamın alınmasını salık vermişti.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;ama bir kısım askerler bu karardan hiç hoşnut değildi ve bir an önce harekete geçmek istiyor ve kabaran intikam duygularından dolayı bekleyemiyorlardı. bundan dolayı bir grup asano savaşçısı, intikam almanın yollarını planlamaya başlamıştı. çünkü efendilerinin ölümünden dolayı kira’yı sorumlu tutuyor ve bir an önce onun kellesini almak istiyorlardı. ama diğer taraftan kira aptal biri değildi ve asano tarafından gelebilecek herhangi bir intikam saldırısını hesaba katarak şahsi korumalarını arttırmıştı. oishi, “intikam soğuk yenen bir yemektir” düşüncesini fazlasıyla benliğinde taşıyacaktı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;aradan birkaç gün geçtikten sonra, şogunun ajanları ako kalesi’ne yollandı. asano samuraylarının bir çoğu kaleyi terk etti ve sadece 60 sadık samuray kalmıştı. şogunun adamları kaleye varmadan önce ölen liderin kardeşi daigaku asano, oishi’ye bir mektup yolladı. mektupta şogunun emirlerine uymalarını ve kaleyi vermelerini istedi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;oishi ve geri kalan 59 samuray, asano lordunun sözcüklerini bağlayıcı buldukları için onun isteğini kabul etmişti. ama kaleden ayrılmadan önce, efendilerinin öcünü almak ve kira’yı öldürmek için planlar yaptılar. çünkü bir samuray karakterine sahip olmayan kira yüzünden efendileri ölmüş ve asano ailesi trajik bir sona gelmişti. en önemli istekleri, asano’nun yasal şerefinin geri verilmesiydi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;asano’ya hizmet eden eski samurayların, kendisinden intikam alacağından doğal olarak şüphelenecek olan kira’dan söz konusu planı saklamak için adamlar dağılmışlardı. oishi, kyoto’nun varoşlarından yamashina’ya gitmişti. bir kurnazlık düşünerek, şehirdeki şogun polislerini ve kira’nın bir çok casusunu aldatmak için sarhoş bir kumarbaz rolünü oynamış ve şehirde bu sıfatla ünlenmiştir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;diğer taraftan şogun hala bu konuyla ilgileniyordu. daigaku asano’nun tutuklanmasını emretti ve asano ailesini ana malikanelerinde yaşamaya mahkum etti. böylece asano ailesinin yeniden tesis edilmesine dair umutlar suya düşürülmüştü.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;asano’nun adamları yaklaşık iki yıl boyunca sabrederek intikam alacakları günü iple çekmişler ve beklemişlerdi. kira’dan planlarını saklayabilmek ve bilgi almasını önlemek için tüccar kılığına girmişler, sokakta satıcılık yapmışlar ve sürekli içmişlerdi. kira’nın konağına saldırmak için uygun anı bekliyorlardı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;oishi gibi kişiler gelecek kaygısı duymadan ve kaybedebileceklerini düşünmeden, intikam ateşiyle yanıp sönmekteydiler. oishi’nin adamları (artık ronin diyelim) bazı silah ve zırhları saklamışlardı. oishi karısından ayrılarak kendisini intikama adamıştı. bir olaya göre, satsuma’dan bir samuray, yolda içen oishi’yi görmüş, ağız dalaşına girmiş ve onun gerçek bir samuray olmadığını söylemiştir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;bu inanılmaz bir sabır örneğiydi. 2 yıl boyunca intikam duygusuyla yaşamak, intikam duygusunun kalplerinde hiç sönmemesi, hep içlerinde yaşatmaları ve bunu sadece efendilerine onurunu geri vermek için büyük sadakatle yapmaları, olayın niteliğini, şaşırtıcılığını, muazzamlığını gözler önüne seriyordu. 2 yıllık bekleyiş sonucunda hiçbir faaliyet gözlere çatmayınca, kira ve adamları rahatladılar. oishi ve adamlarından şüphelenmemeye başladılar. artık oishi ve adamlarının istediği olmuştu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;gizli bir buluşmayla, oishi ve 59 ronin kira’ya karşı harekete geçmeleri konusunda mutabakata vardılar. ama oishi sadece 46 adamın harekete iştirak etmesine izin vermişti. geri kalan 13 adamı ailelerine gönderilmişti.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;oishi ve adamları birer birer edo şehrine sızdı. 14 aralık 1702’nin karlı ve soğuk bir kış gecesinde, 47 ronin, kira çay töreni düzenlerken konağına doğru harekete geçti. 47 ronin iki gruba ayrılmıştı. bir kısmı konağın önünden, bir kısmı da arkadan saldırıya geçmişti. büyük bir çatışmanın ardından, 47 ronin kira’nın silahlı 61 nöbetçisiyle çatışmaya başladı. 1,5 saatlik çatışmanın sonunda kira’nın adamlarının işi bitirilmiş ve kira adamlarından mahrum kalarak savunmasız kalmıştı. roninler 1 adam kaybetmiş ve 46 kişi kalmışlardı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;aramalar sonucunda, kira konağın ek binalarından birinde gizlenmiş halde bulundu. roninler kira’yı avluya getirdi ve ona, liderleri asano’ya tanınmış aynı seçeneği ve ayrıcalığı tanıyarak onurlu bir şekilde intihar etmesini teklif ettiler. kira teklifi kabul etmedi. roninler, efendileri asano’nun kendisini öldürdüğü bıçakla onun kafasını kestiler. görevlerini tam anlamıyla sembolik olarak sonlandırmak için, efendileri asano’nun gömüldüğü sengakuji tapınağı’na geldiler. efendilerinin onurunu geri iade etmek için ve onun şerefine, kira’nın kesilmiş kafasını tapınağa yerleştirdiler.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;onlar ölmeye çok önceden hazırdılar ve kendilerini bu intikama adamışlardı. 46 adam, gerçek samurayın olması gerektiği gibi sadakat olgusunu yerine getirdikleri ve yamaga soko gibi adamların ileri sürdüğü idealleri gerçekleştirmiş olmanın rahatlığıyla kaderlerini bekleyecekti. ayrıca dikkat edildiyse, asano’nun adamları kira’nın topraklarına saldırmamışlardı ve onlar için gerekli olan en önemli şeyi almışlardı. yani kira’nın kafasını... efendilerinin onurunu geri verecekleri en önemli malzemeyi…&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;geriye bir tek şey kalıyordu. oishi, edo’daki şogunluğa ne yapmış oldukları hakkında bilgi vermeleri için iki temsilci gönderdi. sengakuji tapınağı’nda bekleyeceklerini ve şogundan olay üzerine bir emir beklediğini iletmişti. burası yoruma ve her türlü değerlendirmeye açıktır. kaçmak yerine, görevlerini layıkıyla yerine getirmiş olmanın bir huzuru vardı ve onlar için bir nevi nirvanaya ulaşılmıştı. artık kalpler rahattı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;şogun tsunayoshi, kızgın olmak ve öfkelenmek yerine, 47 roninin liderine gösterdiği sadakate hayran kalmıştı. bu bakış açısı, şogun tsunayoshi’nin vereceği kararı çok müşkül hale getiriyordu. onlara büyük hayranlık duymuştu. ama bir yandan yürürlükte olan kanunlar vardı, uygulanması gerekiyordu. onların yaptıkları kahramanca işe sempatiyle bakmasına ve onlarla aynı duyguları paylaşmasına rağmen ikilem içindeydi. ya bushido felsefesinin en büyük yönlerinden birini gösterdikleri ve efendileri asano’nun onurunu savundukları için onları affetmeliydi. çünkü bushido prensipleri açısından, takdir edilecek bir olaya imza atmışlardı. ya da kanunlarda yazılı olduğu üzere onları cezalandırmalıydı. eğer duygusal sebepler nedeniyle onları affederse, onların onurlarını küçümsemiş ve samuray kurallarını zayıflatmış olmaz mıydı?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;47 gün süren düşünme evresinden sonra tsunayoshi, oishi ve onun hayatta kalmış 45 adamına bir suçlu olarak değil, onurlu bir savaşçı olarak kendilerini infaz etmelerini emretmiştir. burası çok ilginçtir! eğer şogun bir suçlu olarak öldürülmelerini isteseydi, onların ortaya koydukları bushido felsefesi zedelenmiş olacaktı. ama onurlu bir savaşçı gibi ölmelerini emrederek, hem kanunları uygulamış hem de bushido felsefesini sekteye uğratmamıştır. roninler arasında en genç olanı, kira’nın ölümünü haber vermesi için ako’ya gönderilmiştir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;4 şubat 1703 yılında 46 ronin, dört gruba ayrılarak dört farklı daimyoya gönderilmişti. bunun nedeni, daimyoların, söz konusu emrin uygulanıp uygulanmadığını denetlemeleri ve ölümlerine tanıklık etmeleriydi. oishi ve geri kalan 45 ronin aynı anda kahramanca seppuku (hara kiri) yapmışlar ve onurluca kendilerini kurban etmişlerdir. ölümlerinden sonra 46 ronin, efendilerinin gömülü olduğu sengakuji tapınağı’ndaki mezarının her iki yanına gömülmüşlerdir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;söylentiye göre, sokakta oishi ile ağız dalaşına giren satsumalı samuray onların gömüldüğü sengakuji tapınağı’na gelmiş, ona hakaret ettiği ve bunun kefaretini ödemek istediği için, kendi karnını kesmiştir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;47 ronin intikamı, edo dönemi boyunca büyük tartışmalara yol açmış ve üzerinde çok konuşulmuştur. mesela oishi ve adamlarının uygun zamanı bekleyip saldırabilecekleri riski göz önüne alınarak kira’nın hayatının tehdit altında olmasının göz ardı edilmesi dikkatleri çekmiştir. ayrıca roninlerin yaptığı işin doğru olmadığını söyleyenler de vardı. yamamoto tsunetomo’nun yazdığı hagakure eserinde konfüçyüs bilgini sato naotaka’nın 47 roninin hareketini kusurlu bulduğu aktarılmaktadır. ona göre şogun, asano’ya intihar etmesini emretmişti ve mesele orada bitmeliydi. şogunun kararına uyulmalıydı. tsunetomo’nun inancına göre, 47 ronin sengakuji’de intihar ettiği zaman görevini tamamlamıştı. ama naotaka gibi kişiler kira için çok ağır laflar etmiş, onu korkak olarak değerlendirmiş ve onun hırsları yüzünden bir çok ölümün gerçekleştiğini söylemiştir. asami yasuda gibi isimler, 47 ronini savunmuş ve yaptıkları şeyin şogunluğa meydan okumak olmadığını belirtmiştir. japonya tarihinin en tanınmış oyun yazarlarından olan chikamatsu, chushingura adıyla 47 roninleri öven bir kabuki oyunu yazmış ve bu eser, ebedi bir klasik olmuştur.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;oishi kuranosuke ve onun roninleri bir efsane oldu. onlar yıllarca japon televizyonlarında konuşuldu, sinemalara konu oldular, kitaplarda haklarında yazıldı çizildi ve her zaman inanılmaz göründüler. günümüzde idealize edilmiş samuraya duyulan özlem dinmiyor ve tokyo’nun sengakuji tapınağı gibi mekanlarda bu özlem fazlasıyla açığa çıkıyor. ziyaretçiler her gün 47 ronin’in mezarlarında tütsü yakıyor.(alıntı)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikincisokak.blogspot.com/feeds/5859804198145714089/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/11/47-ronin-efsanesi.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/5859804198145714089'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/5859804198145714089'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/11/47-ronin-efsanesi.html' title='47 RONİN EFSANESİ'/><author><name>selcuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05865044525477287349</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEioFWvZmqvTaGLBop0pg_ocaINYI9Ft6WPH6K-oRxQmGqhR4u2QYml1EvYczcZliy4QEu2ooZSUclJJ8gx3mSOIAzlPi22z06fc3-DFlI4s2P6J8fMc89VPQGu_Jp0zM2GvBJwxaLbaR5A/s72-c/ronin2030.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3227551039086564641.post-4751642777569025343</id><published>2011-11-23T11:26:00.000-08:00</published><updated>2011-11-23T11:45:42.046-08:00</updated><title type='text'>BUNRAKU</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjZA6dCMbYN2gkyzEwZhDzFiSlNhd6HHlqiXk_MS1lHc6yda8APBPpgfpIEC8wa4oYjx7z9N9d0XMcTTDnsYIFZ30Ytcgxi5UIwmmJa-De-3D9acsfGGwKhmfCaIzpEPvbqn2ndHUjGv-w/s1600/1.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5678276764904471794&quot; style=&quot;DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 265px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjZA6dCMbYN2gkyzEwZhDzFiSlNhd6HHlqiXk_MS1lHc6yda8APBPpgfpIEC8wa4oYjx7z9N9d0XMcTTDnsYIFZ30Ytcgxi5UIwmmJa-De-3D9acsfGGwKhmfCaIzpEPvbqn2ndHUjGv-w/s400/1.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;BUNRAKU&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Bunraku (&lt;a title=&quot;Japonca&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Japonca&quot;&gt;Japonca&lt;/a&gt;: &lt;a class=&quot;extiw&quot; title=&quot;wikt:文楽&quot; href=&quot;http://tr.wiktionary.org/wiki/%E6%96%87%E6%A5%BD&quot;&gt;文楽&lt;/a&gt;, Bunraku), &lt;a title=&quot;1684&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/1684&quot;&gt;1684&lt;/a&gt; yılında &lt;a title=&quot;Japonya&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Japonya&quot;&gt;Japonya&lt;/a&gt;&#39;nın &lt;a title=&quot;Osaka&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Osaka&quot;&gt;Osaka&lt;/a&gt; kentinde doğmuş geleneksel Japon kukla tiyatrosu türüdür. Ningyo coruri (人形浄瑠璃) olarak da adlandırılır. Bu ad &lt;a title=&quot;Şamisen&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eamisen&quot;&gt;şamisen&lt;/a&gt; çalımı ve gösteri metninin okunmasını kapsayan coruri / joruri müziği ve Japoncada &lt;a title=&quot;Kukla&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Kukla&quot;&gt;kukla&lt;/a&gt; anlamına gelen ningyo sözcüklerinin birleşmesinden türetilmiştir. Bunrakuda şamisenin yerine nadiren de olsa &lt;a title=&quot;Taiko&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Taiko&quot;&gt;taiko&lt;/a&gt; davulu denen bir tür tamtam da kullanılır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;Bunraku gösterilerinde üç tür gösterici yer alır:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Ningyōtsukai ya da Ningyozukai - Kuklacılar&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Tayu - okuyucular &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title=&quot;Şamisen&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eamisen&quot;&gt;Şamisen&lt;/a&gt; müzisyenleri &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;Geçmişi &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;İlk olarak, bunraku terimi yalnızca &lt;a title=&quot;1872&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/1872&quot;&gt;1872&lt;/a&gt; yılında &lt;a title=&quot;Osaka&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Osaka&quot;&gt;Osaka&lt;/a&gt;&#39;da kurulan özel bir tiyatroyu belirtmek için kullanılıyordu. Daha sonra Umemura Bunrakken&#39;dan adını alan bu kuklacılık türü öylesine büyük üne kavuştu ki pek çok Japon bu terimi geleneksel Japon kukla tiyatrosunun tüm türleri anlatmak için kullanmaya başladı. Başlangıçta &lt;a title=&quot;Kabuki&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Kabuki&quot;&gt;kabuki&lt;/a&gt; gibi yalnızca soylu kesim için icra edilen bir sanat olduysa da &lt;a title=&quot;Meiji dönemi&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Meiji_d%C3%B6nemi&quot;&gt;Meiji dönemine&lt;/a&gt; gelinene kadar halk arasında da hızla yayıldı ve bu döneme kadar popüleritesini korudu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;Kuklaların özellikleri &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Bunraku oyunlarında kullanılan kuklaların boyları 100 ila 125 santimetre arasında değişebilir. Boyutlardaki farklılıklar kuklanın yaşına, cinsiyetine ve kukla trupunun özelliklerinden ileri gelir. &lt;a title=&quot;Japonya&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Japonya&quot;&gt;Japonya&lt;/a&gt;&#39;daki tiyatrolar içinde, geleneksel &lt;a title=&quot;Osaka&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Osaka&quot;&gt;Osaka&lt;/a&gt; tiyatrosundaki kukla figürleri diğer yerlere oranla daha küçük boyutta olmuştur. Başka bölgelerde, açıkhavada geniş mekânlarda sergilnen oyunların kuklalarının daha büyük tasarlanılması yoluna gidilmiştir&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Bunraku kuklalarının baş bölümleri ve elleri, işlerinde uzman ustalarca işlense de gövde ve kostümler kuklacılar tarafından yapılır. Baş bölümünün tasarımında ayrıntılı işlemeler uygulanabilir. Eğer oyunlar doğaüstü güçleri anlatan bölümler içiriyorsa kukla, yüzü bir anda bir şeytanınkine dönüşen biçimlerde de tasarlanabilir. Daha basit yüz betimlemeleri sağa-sola, yukarı-aşağı hareket eden gözlerden, burundan, ağızdan ve hareket edebilen kaşlardan oluşur.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Kuklanın başının her hareketi, gövdenin arkasındaki bir boşluktan sol elini içeri sokarak, boyundan aşağı uzanan bir kulpu yöneten başkuklacı tarafından yapılır. Omozukai adı verilen bu başkuklacı, sağ elini ise kuklanın sağ elini hareket ettirmek için kullanır.&lt;a href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Bunraku#cite_note-www2.ntj.jac.go.jp-0&quot;&gt;[1]&lt;/a&gt; Hidarizukai ya da saşizukai denen sol kuklacı ise tiyatro topluluğunun kendi yöntem ve kurallarına göre kendi sağ eliyle kuklanın sol elini yönetir. Bu el kuklanın dirseğinden uzanan bir kulp aracılığıyla oynatılır. Aşizukai adı verilen üçüncü kuklacı da kuklanın ayak ve bacaklarını oynatır. Bir kukla oynatıcısının sahneye çıkabilmesi için en az 10 yıllık bir çıraklık sürecinden geçmesi gerekir. &lt;a href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Bunraku#cite_note-1&quot;&gt;[2]&lt;/a&gt;&lt;a href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Bunraku#cite_note-www2.ntj.jac.go.jp-0&quot;&gt;[1]&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Bunrakuda hepsi olmasa da çoğu kukla karakteri 3 kuklacı gerektirir.&lt;a href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Bunraku#cite_note-www2.ntj.jac.go.jp-0&quot;&gt;[1]&lt;/a&gt; Bu kukla oynatıcıları diğer türlerin aksine saklanmaz, izleyicilerin gözü önünde çoğu zaman siyah elbiseler giyerek gösteriyi gerçekleştirirler. Bazı gösterilerde kuklacılar siyah başlıklarla baş ve yüzlerini de örterek görünmez olur, bazılarındaysa yalnızca başkuklacının yüzü açık bırakılır ve bu oyun türüne dezukai denir.&lt;a href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Bunraku#cite_note-www2.ntj.jac.go.jp-0&quot;&gt;[1]&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh2FsoPv96n1JkUGtcKunJf2Dd9DEsnETTei83bKcsofaVajwUYImSOezQ_yGZbpqrqTuYmyMll00rT-1XfTO0-QXougoeBM8Saf0vF-vHyh3h9j41Ixz64i8nHW9YwkPyjQxNhGFoTaTE/s1600/200px-Osonowiki.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5678276665930676994&quot; style=&quot;DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 258px; TEXT-ALIGN: center&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh2FsoPv96n1JkUGtcKunJf2Dd9DEsnETTei83bKcsofaVajwUYImSOezQ_yGZbpqrqTuYmyMll00rT-1XfTO0-QXougoeBM8Saf0vF-vHyh3h9j41Ixz64i8nHW9YwkPyjQxNhGFoTaTE/s400/200px-Osonowiki.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;Oyunun özellikleri&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Genellikle bir okuyucu bütün karakterlerin bölümlerini okur. Bunu yaparken, bir karakterden öbürüne geçerken sesinin tonunu değiştirir. Ancak çoklu seslendirmelerin de yapıldığı görülür. Seslendirmeyi yapanlar, kuklaları oynatanlar değildir. Okuyucular dönen bir sahne üzerinde &lt;a title=&quot;Şamisen&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eamisen&quot;&gt;şamisen&lt;/a&gt; çalanların yanlarında oturur. Ara ara dönen bu sahne bir sonraki sahne için müzisyenleri değiştirir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Bunraku kukla tiyatrolarında kullanılan &lt;a title=&quot;Şamisen&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eamisen&quot;&gt;şamisenler&lt;/a&gt;, diğer şamisenlerden daha farklıdır. Bu türün ses tonu daha alçaktır ve daha toktur.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Bunrakular, kabuki ile pek çok ortak konuya sahiptir. Pek çok oyun hem kabuki oyuncuları hem de bunraku sergileyen kukla trupları tarafından sergilenmiştir. Bunrakular özellikle âşıkların intiharlarını konu edinen oyunları ile bilinir. &lt;a class=&quot;new&quot; title=&quot;Kırk yedi Ronin (sayfa mevcut değil)&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=K%C4%B1rk_yedi_Ronin&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1&quot;&gt;Kırk yedi Ronin&lt;/a&gt; adlı hikâye hem kabuki de hem de bunraku da ünlüdür.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Kabuki bir oyuncunun tiyatrosuyken, bunraku bir işleticinindir. Bunrakuda, gösterilerden önce okuyucu elindeki metinle birlikte sahneye çıkar ve izleyicileri selamlayarak kâğıtta yazılanlara bağlı kalacağına ilişkin söz verir. Kabuki de oyuncular kelime oyunları yaparlar, doğaçlama sözler söyler, zaman ve mekânın koşullarına göndermeler yaparak metinde yer almayan sözler söyleyebilirler&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Bunraku oyularının yazımı konusunda en tanınmış yazarlardan biri &lt;a class=&quot;new&quot; title=&quot;Çikamatsu Monzaemon (sayfa mevcut değil)&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=%C3%87ikamatsu_Monzaemon&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1&quot;&gt;Çikamatsu Monzaemon&lt;/a&gt;&#39;dur. Kendisinin olduğu düşünülen yüzden fazla oyunla çoğu zaman Japonya&#39;nın &lt;a class=&quot;mw-redirect&quot; title=&quot;Shakespeare&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Shakespeare&quot;&gt;Shakespeare&lt;/a&gt;&#39;i olarak adlandırılır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Bunraku düzenleyen kuruluşlar, oynatıcılar ve kukla yapımcıları Japonya Hükûmeti&#39;nin Yaşayan Millî Değerler programı altında korumaya alınmıştır&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color:#ff0000;&quot;&gt;Günümüzde bunraku &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;a title=&quot;Japonya&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Japonya&quot;&gt;Japonya&lt;/a&gt;&#39;da &lt;a title=&quot;Osaka&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Osaka&quot;&gt;Osaka&lt;/a&gt;, Ulusal Bunraku Tiyatosu devlet destekli bunrakunun merkezidir. Truplar yılda ortalama 5 oyun hazırlarlar ve her biri 2 ila 3 hafta Osaka&#39;da sergilendikten sonra başkent &lt;a title=&quot;Tokyo&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Tokyo&quot;&gt;Tokyo&lt;/a&gt;&#39;da Ulusal Tiyatro&#39;da oynanmak için turneye çıkar. Daha sonra Japonya&#39;nın diğer yöreleri ve nadiren de olsa yurtdışı turneleri düzenlenir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;a title=&quot;II. Dünya Savaşı&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/II._D%C3%BCnya_Sava%C5%9F%C4%B1&quot;&gt;II. Dünya Savaşı&lt;/a&gt;&#39;ndan önce profesyonel, yarı-profesyonel ve amatör truplarla sayıları yüzleri bulan kukla topluluklarının sayıları bu dönemden sonra hızla düşmüş ve günümüzde 30 dolaylarındadır. Bu truplar yılda bir-iki kez sahneye çıkar ve genellikle ulusal festivallerde görünürler. Bunların yanında bazı yerel kukla trupları etkin biçimde oyun sergilemeyi sürdürür.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Kobe&#39;nin güneybatısında yer alan bir ada olan Avaci&#39;de kurulan Avaci Kukla Topluluğu günlük olarak kısa gösteriler sunar ve bu gösterilerle &lt;a title=&quot;Amerika Birleşik Devletleri&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Amerika_Birle%C5%9Fik_Devletleri&quot;&gt;Amerika Birleşik Devletleri&lt;/a&gt;, &lt;a title=&quot;Rusya&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Rusya&quot;&gt;Rusya&lt;/a&gt; gibi ülkelere turneye çıkmıştır.(Kaynak.Vikipedi, özgür ansiklopedi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikincisokak.blogspot.com/feeds/4751642777569025343/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/11/bunraku.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/4751642777569025343'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/4751642777569025343'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/11/bunraku.html' title='BUNRAKU'/><author><name>selcuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05865044525477287349</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjZA6dCMbYN2gkyzEwZhDzFiSlNhd6HHlqiXk_MS1lHc6yda8APBPpgfpIEC8wa4oYjx7z9N9d0XMcTTDnsYIFZ30Ytcgxi5UIwmmJa-De-3D9acsfGGwKhmfCaIzpEPvbqn2ndHUjGv-w/s72-c/1.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3227551039086564641.post-1367738248274477056</id><published>2011-09-06T14:01:00.000-07:00</published><updated>2011-09-06T14:04:40.097-07:00</updated><title type='text'>ATEŞ VE SU</title><content type='html'>&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjuMbKe-pDkCEY6NdczCcK9z6u8TauldekpE9e7ofaiDLUQBQQUbOXIvOV8PvzeqG0xdpvHdNANASLhdym2d-8iYsAvbrmrIor2vfpYuHFp92BIbEZbrpMoep-qGhLQJlycszo2RxLJOGg/s1600/ates_ve_su.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5649354748080555282&quot; style=&quot;DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 344px; TEXT-ALIGN: center&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjuMbKe-pDkCEY6NdczCcK9z6u8TauldekpE9e7ofaiDLUQBQQUbOXIvOV8PvzeqG0xdpvHdNANASLhdym2d-8iYsAvbrmrIor2vfpYuHFp92BIbEZbrpMoep-qGhLQJlycszo2RxLJOGg/s400/ates_ve_su.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;ATEŞ VE SU&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevdalanmış onun deli dalgalarına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hırçın hırçın kayalara vuruşuna,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yüreğindeki duruluğa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demiş ki suya:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gel sevdalım ol,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatıma anlam veren mucizem ol...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;al demiş;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüreğim sana armağan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarılmış ateşle su birbirlerine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sıkıca, kopmamacasına...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanla su, buhar olmaya,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ateş, kül olmaya başlamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yüreğindeki kederi de&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alıp gitmiş uzak diyarlara su...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateş kızmış, ateş yakmış ormanları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aramış suyu diyarlar boyu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;günler boyu, geceler boyu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün gelmiş, suya varmış yolu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakmış o duru gözlerine suyun,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biraz kırgın, biraz hırçın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve o an anlamış;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aşkın bazen gitmek olduğunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama gitmenin yitirmek olmadığını....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte o zamandan beridir ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateş sudan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;su ateşden kaçar olmuş..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateşin yüreğini sadece su,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suyun yüreğini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece ateş alır olmuş... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;( alıntı)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikincisokak.blogspot.com/feeds/1367738248274477056/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/09/ates-ve-su.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/1367738248274477056'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/1367738248274477056'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/09/ates-ve-su.html' title='ATEŞ VE SU'/><author><name>selcuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05865044525477287349</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjuMbKe-pDkCEY6NdczCcK9z6u8TauldekpE9e7ofaiDLUQBQQUbOXIvOV8PvzeqG0xdpvHdNANASLhdym2d-8iYsAvbrmrIor2vfpYuHFp92BIbEZbrpMoep-qGhLQJlycszo2RxLJOGg/s72-c/ates_ve_su.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3227551039086564641.post-5182766513839724889</id><published>2011-05-07T14:21:00.000-07:00</published><updated>2011-05-07T14:24:29.537-07:00</updated><title type='text'>Bir Nefes İstanbul&#39;un Fotoğrafları - &#39;&#39; Charles Bukowski &#39;&#39;</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgzMjB1EOgQYxZoW2NVYOuCsTnOh-wX6ZtR-uqpzHB3TjJQwZCJklG7W2z1GWyfFfw1TNwlafoVDafj0335CkfaQAcLBNtEcaslYBNpPjJvG2Nt62T6cXDTB5Ac9XF7svBA5uaFjER_-kU/s1600/1.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; DISPLAY: block; HEIGHT: 306px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5604087559755346626&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgzMjB1EOgQYxZoW2NVYOuCsTnOh-wX6ZtR-uqpzHB3TjJQwZCJklG7W2z1GWyfFfw1TNwlafoVDafj0335CkfaQAcLBNtEcaslYBNpPjJvG2Nt62T6cXDTB5Ac9XF7svBA5uaFjER_-kU/s400/1.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afrika&#39;ya ilaç göndermeye karar vermiştik;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- fakat hepsinin üzerinde &#39;&#39;Tok Karnına&#39;&#39; yazıyordu...</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikincisokak.blogspot.com/feeds/5182766513839724889/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/05/bir-nefes-istanbulun-fotograflar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/5182766513839724889'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/5182766513839724889'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/05/bir-nefes-istanbulun-fotograflar.html' title='Bir Nefes İstanbul&#39;un Fotoğrafları - &#39;&#39; Charles Bukowski &#39;&#39;'/><author><name>selcuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05865044525477287349</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgzMjB1EOgQYxZoW2NVYOuCsTnOh-wX6ZtR-uqpzHB3TjJQwZCJklG7W2z1GWyfFfw1TNwlafoVDafj0335CkfaQAcLBNtEcaslYBNpPjJvG2Nt62T6cXDTB5Ac9XF7svBA5uaFjER_-kU/s72-c/1.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3227551039086564641.post-6406197380358468250</id><published>2011-05-05T12:01:00.000-07:00</published><updated>2011-05-05T12:10:03.938-07:00</updated><title type='text'>ANNELER GÜNÜ</title><content type='html'>&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgLhM_d2YNW1HJJ6-bZ498HN67AIrtuSF5AxP2Ok8I6niZ5xAaLAmhLjjsUUMagYPtoezpGCJ4V_SAj-nfgLvNN4DiYIWPS1723G6P0CbOfTpG6vvZAonhVlN4uJeOGz8nmNvJ_CdrI7Qs/s1600/CAJ2QD3UCAP1VNTYCALGA7EOCAFRLTL7CA5XGUHICA2SAIPACA1OPSZ0CAAOO9CTCA4OFG1NCA0X4BG5CA4RY2YPCAMR96LLCAV1G5OTCACL6UDFCAAXBES2CAZ491G3CAP6IAHPCA7PBEV6CAMQREJCCABU94NF.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 198px; DISPLAY: block; HEIGHT: 198px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5603309932685552114&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgLhM_d2YNW1HJJ6-bZ498HN67AIrtuSF5AxP2Ok8I6niZ5xAaLAmhLjjsUUMagYPtoezpGCJ4V_SAj-nfgLvNN4DiYIWPS1723G6P0CbOfTpG6vvZAonhVlN4uJeOGz8nmNvJ_CdrI7Qs/s400/CAJ2QD3UCAP1VNTYCALGA7EOCAFRLTL7CA5XGUHICA2SAIPACA1OPSZ0CAAOO9CTCA4OFG1NCA0X4BG5CA4RY2YPCAMR96LLCAV1G5OTCACL6UDFCAAXBES2CAZ491G3CAP6IAHPCA7PBEV6CAMQREJCCABU94NF.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#ff0000;&quot;&gt;Anneler Günü&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anneler Günü, anneleri anmak ve onurlandırmak amacıyla tüm dünyada farklı zamanlarda kutlanan özel gün. Anna Jarvis&#39;in kaybettiği kendi annesi için 1908 yılında başlattığı anma günü, 1914 yılında Kongrenin onayıyla Amerika çapında genişledi. Zamanla başka ülkelere de yayıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annelere armağan edilen bu özel gün Türkiye&#39;de 1955 yılından bu yana kutlanmaktadır. Türkiye&#39;de Mayıs ayının 2. Pazar günü Anneler Günü olarak kutlanır. Bu evrensel günde, Dünyada milyonlarca anne, çocukları tarafından sevgi ve saygı ile anılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#ff0000;&quot;&gt;Tarihi&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Anneler günü, anneleri onurlandıran bir tatil günüdür. Değişik günlerde ve dünyada değişik ülkelerde kutlanır. Bu günde anneler çeşitli hediyeler alır.[1] Farklı ülkelerdeki insanlar yılın farklı günlerinde kutlar, çünkü gün rakamı farklıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anneler günü geleneği, Antik Yunanlı&#39;ların Yunan mitolojisindeki pek çok tanrı ve tanrıçanın annesi olan Rhea onuruna verdikleri yıllık ilkbahar festivali kutlamalarıyla başlar. Antik Romalı&#39;lar da ilkbahar festivallerini İsa&#39;nın doğumundan 250 yıl öncesinden ana tanrıça Kibele onuruna kutluyorlardı.[2]&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#ff0000;&quot;&gt;Dünyanın değişik kısımlarında Anneler Günü&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anneler Günü dünyada farklı günlerde kutlanır. En geniş şekilde Mayıs ayının ikinci haftasında kutlanır&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;Şubat&#39;ın ikinci Pazar günü&lt;br /&gt;10 Şubat 2008&lt;br /&gt;8 Şubat 2009&lt;br /&gt;14 Şubat 2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Norveç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Şubat&lt;br /&gt;Yunanistan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Shevat 30&lt;br /&gt;(30 Ocak-31 Mart arası bir zaman)&lt;br /&gt;İsrail&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Mart&lt;br /&gt;Gürcistan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 Mart&lt;br /&gt;Afganistan&lt;br /&gt;Arnavutluk&lt;br /&gt;Ermenistan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Azerbaycan&lt;br /&gt;Belarus&lt;br /&gt;Bosna Hersek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulgaristan&lt;br /&gt;Laos&lt;br /&gt;Makedonya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Moldova&lt;br /&gt;Karadağ&lt;br /&gt;Romanya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rusya&lt;br /&gt;Sırbistan&lt;br /&gt;Kazakistan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük Perhiz&#39;in dördüncü Pazarı&lt;br /&gt;2 Mart 2008&lt;br /&gt;22 Mart 2009&lt;br /&gt;14 Mart 2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İrlanda&lt;br /&gt;Nijerya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birleşik Krallık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21 Mart&lt;br /&gt;(Ekinoks)&lt;br /&gt;Bahreyn&lt;br /&gt;Mısır&lt;br /&gt;Irak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ürdün&lt;br /&gt;Kuveyt&lt;br /&gt;Umman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lübnan&lt;br /&gt;Filistin&lt;br /&gt;Katar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suudi Arabistan&lt;br /&gt;Sudan&lt;br /&gt;Suriye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birleşik Arap Emirlikleri&lt;br /&gt;Yemen (Genel olarak her Arap ülkesi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25 Mart&lt;br /&gt;Slovenya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7 Nisan&lt;br /&gt;Ermenistan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21 Nisan&lt;br /&gt;(Çin takvimi)&lt;br /&gt;Çin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baisakh Amavasya (Mata Tirtha Aunsi)&lt;br /&gt;Nepal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mayıs&#39;ın ilk Pazar günü&lt;br /&gt;4 Mayıs 2008&lt;br /&gt;3 Mayıs 2009&lt;br /&gt;2 Mayıs 2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Macaristan&lt;br /&gt;Litvanya*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Portekiz&lt;br /&gt;İspanya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 Mayıs&lt;br /&gt;Arnavutluk (Babalar Günü)&lt;br /&gt;Güney Kore (Babalar Günü)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 Mayıs&lt;br /&gt;El Salvador&lt;br /&gt;Guatemala&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meksika&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mayıs&#39;ın ikinci Pazar günü&lt;br /&gt;11 Mayıs 2008&lt;br /&gt;10 Mayıs 2009&lt;br /&gt;9 Mayıs 2010&lt;br /&gt;8 Mayıs 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD&lt;br /&gt;Anguilla&lt;br /&gt;Aruba&lt;br /&gt;Avustralya&lt;br /&gt;Avusturya&lt;br /&gt;Bahamalar&lt;br /&gt;Bangladeş&lt;br /&gt;Barbados&lt;br /&gt;Belçika&lt;br /&gt;Belize&lt;br /&gt;Bermuda&lt;br /&gt;Bonaire&lt;br /&gt;Brezilya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Brunei&lt;br /&gt;Bulgaristan&lt;br /&gt;Kanada&lt;br /&gt;Şili&lt;br /&gt;Çin&lt;br /&gt;Tayvan&lt;br /&gt;Kolombiya&lt;br /&gt;Hırvatistan&lt;br /&gt;Kuba [4]&lt;br /&gt;Curaçao&lt;br /&gt;Çek Cumhuriyeti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Danimarka&lt;br /&gt;Ekvator&lt;br /&gt;Estonya&lt;br /&gt;Finlandiya&lt;br /&gt;Almanya&lt;br /&gt;Gana&lt;br /&gt;Yunanistan&lt;br /&gt;Grenada&lt;br /&gt;Honduras&lt;br /&gt;Hong Kong&lt;br /&gt;İzlanda&lt;br /&gt;Hindistan&lt;br /&gt;İtalya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jamaika&lt;br /&gt;Japonya&lt;br /&gt;Kıbrıs Cumhuriyeti&lt;br /&gt;Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&lt;br /&gt;Letonya*&lt;br /&gt;Malta&lt;br /&gt;Malezya&lt;br /&gt;Myanmar&lt;br /&gt;Hollanda&lt;br /&gt;Yeni Zelanda&lt;br /&gt;Pakistan&lt;br /&gt;Peru [5]&lt;br /&gt;Filipinler&lt;br /&gt;Porto Riko&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Slovakya&lt;br /&gt;Güney Afrika&lt;br /&gt;Saint Lucia&lt;br /&gt;Saint Vincent ve Grenadinler&lt;br /&gt;Sint Maarten&lt;br /&gt;Singapur&lt;br /&gt;Surinam&lt;br /&gt;İsviçre&lt;br /&gt;Trinidad ve Tobago&lt;br /&gt;Türkiye&lt;br /&gt;Ukrayna&lt;br /&gt;Uruguay&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Venezuela&lt;br /&gt;Zimbabwe&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 Mayıs&lt;br /&gt;Paraguay&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26 Mayıs&lt;br /&gt;Polonya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 Mayıs&lt;br /&gt;Bolivya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mayıs&#39;ın son Pazar günü&lt;br /&gt;25 Mayıs 2008&lt;br /&gt;31 Mayıs 2009&lt;br /&gt;30 Mayıs 2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cezayir&lt;br /&gt;Dominik Cumhuriyeti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransa (Pentecost meydana geliyorsa Mayıs&#39;ın ilk Pazarı)&lt;br /&gt;Fransız Antilleri (Pentecost meydana geliyorsa Mayıs&#39;ın ilk Pazarı)&lt;br /&gt;Haiti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mauritius&lt;br /&gt;Fas&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsveç&lt;br /&gt;Tunus&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 Mayıs&lt;br /&gt;Nikaragua&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Haziran&lt;br /&gt;Moğolistan (Anneler ve Çocuklar günü.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haziran&#39;ın ikinci Pazar günü&lt;br /&gt;8 Haziran 2008&lt;br /&gt;14 Haziran 2009&lt;br /&gt;13 Haziran 2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lüksemburg&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haziran&#39;ın son Pazar günü&lt;br /&gt;29 Haziran 2008&lt;br /&gt;28 Haziran 2009&lt;br /&gt;27 Haziran 2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kenya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Ağustos&lt;br /&gt;Tayland (Kraliçe Sirikit Kitiyakara&#39; nın doğum günü)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 Ağustos (Assumption Day)&lt;br /&gt;[[Dosya:{{Şablon:Antwerp ülke ismi ülke bayrağı}}border22x20pxŞablon:Antwerp ülke ismi]] Antwerp (Belçika)&lt;br /&gt;Kosta Rika&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekim&#39;in ikinci Pazartesi günü&lt;br /&gt;13 Ekim 2008&lt;br /&gt;12 Ekim 2009&lt;br /&gt;11 Ekiim 2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malawi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14 Ekim&lt;br /&gt;Belarus&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekim&#39;in üçüncü Pazar günü&lt;br /&gt;19 Ekim 2008&lt;br /&gt;18 Ekim 2009&lt;br /&gt;17 Ekim 2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arjantin (Día de la Madre)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kasım&#39;ın son Pazar günü&lt;br /&gt;30 Kasım 2008&lt;br /&gt;29 Kasım 2009&lt;br /&gt;28 Kasım 2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rusya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 Aralık&lt;br /&gt;Panama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 Aralık, İran takvimi: 25 Azar (Anne ve çocuk vakfı)&lt;br /&gt;İran&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22 Aralık&lt;br /&gt;Endonezya&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;yazı.vikipedi&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikincisokak.blogspot.com/feeds/6406197380358468250/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/05/anneler-gunu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/6406197380358468250'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/6406197380358468250'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/05/anneler-gunu.html' title='ANNELER GÜNÜ'/><author><name>selcuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05865044525477287349</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgLhM_d2YNW1HJJ6-bZ498HN67AIrtuSF5AxP2Ok8I6niZ5xAaLAmhLjjsUUMagYPtoezpGCJ4V_SAj-nfgLvNN4DiYIWPS1723G6P0CbOfTpG6vvZAonhVlN4uJeOGz8nmNvJ_CdrI7Qs/s72-c/CAJ2QD3UCAP1VNTYCALGA7EOCAFRLTL7CA5XGUHICA2SAIPACA1OPSZ0CAAOO9CTCA4OFG1NCA0X4BG5CA4RY2YPCAMR96LLCAV1G5OTCACL6UDFCAAXBES2CAZ491G3CAP6IAHPCA7PBEV6CAMQREJCCABU94NF.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3227551039086564641.post-3018637373051909892</id><published>2011-05-04T01:01:00.000-07:00</published><updated>2011-05-04T01:12:42.266-07:00</updated><title type='text'>ATATÜRK&#39;ÜN YAZDIĞI GEOMETRİ KİTABI VE ÖNEMİ</title><content type='html'>&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjKpha2K6FpSExGlR9rSORBrcAbxsQDVra6HGl8o0StrHbwMgoj9pkpcxb8eQW7EnMoAQ4UNWOdLIunqbkJoUnUpE_ifdvc3d49SuiOlyN5A7cm7tQpmVyLmrV6Q5WRbvYxqIFePcKTupA/s1600/images.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 213px; DISPLAY: block; HEIGHT: 237px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5602768261257309970&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjKpha2K6FpSExGlR9rSORBrcAbxsQDVra6HGl8o0StrHbwMgoj9pkpcxb8eQW7EnMoAQ4UNWOdLIunqbkJoUnUpE_ifdvc3d49SuiOlyN5A7cm7tQpmVyLmrV6Q5WRbvYxqIFePcKTupA/s400/images.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#ff0000;&quot;&gt;Atatürk’ün Yazdığı Geometri Kitabı ve Önemi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Atatürk Türk ulusu için her alanda yenilik ve çağdaşlığın yolunu açarken aynı zamanda bilimsel alanda da herkes tarafından bilinmeyen oldukça faydalı bir çalışmaya imza atmıştır.Atatürk 1936-1937 yıllarında küçük fakat işlevi ve önemi hacminden daha büyük denebilecek bir geometri kitabı yazmıştır.Yazdığı 44 sayfalık bu geometri kitabı ile geometri terimlerinin bugün kolay bir şekilde yazılıp anlaşılmasını sağlamıştır. Zira Atatürk’ün Dolmabahçe Sarayı’nda kendi el yazısı ile kaleme aldığı geometri kitabında matematiksel birçok terim geliştirilmiş diğer taraftan bu kitap ile anlaşılması oldukça güç olan Osmanlıca geometri terimlerine Türkçe karşılıklar bulanarak geometrinin ezberlenmesi ve öğrenilmesi güçlüğüne son verilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap, 1937’de Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yazar adı konmadan yayınlanmış, kitabın ikinci bir baskısı 1971 yılında da Türk Dil Kurumu tarafından çıkarılmıştır. Birçok geometri terimini yazdığı bu kitapla anlaşılır hale getiren Atatürk’ün böylelikle geometrinin öğrenilmesi ve anlaşılmasındaki hizmeti büyük olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keza Osmanlıca sözcüklerle karşılaştırıldığında yapılan işin ne denli önemli olduğu ortaya çıkmaktadır. Yazımızın en altındaki karşılaştırmalarda da görülebileceği gibi bugün kullandığımız matematik ve geometri terimlerinin hemen hemen tamamı Atatürk tarafından türetilmiş olup bu sözcüklerin büyük çoğunluğu tutmuş yani kabul görmüştür. Atatürk’ün yazdığı geometri kitabının adı: “Geometri” dir. Kitap 3. Türk Kurultayı’ndan hemen sonra yazılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#ff0000;&quot;&gt;Türkçe matematik ve geometri terimlerini Atatürk’e borçlu olduğumuzu biliyor muydunuz?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Müsellesin, zaviyetan-ı dahiletan mecmu’ü 180 derece ve müselles-i mütesaviyü’l-adla, zaviyeleri biribirine müsavi müselles demektir.” yerine “Üçgenin iç açıları toplamı 180 derecedir ve eşkenar üçgen, açıları birbirine eşit üçgen demektir.” dememizi Atatürk’e borçluyuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Müsellesin, zaviyetan-ı dahiletan mecmu’ü 180 derece ve müselles-i mütesaviyü’l-adla, zaviyeleri biribirine müsavi müselles demektir.” Osmanlıca bilmeyenlerimizin bu cümleyi anlayacağını sanmıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün kullandığımız Türkçe ile yukardaki cümle şu anlama geliyor: “Üçgenin iç açıları toplamı 180 derecedir ve eşkenar üçgen, açıları birbirine eşit üçgen demektir.”1937 yılından önce öğrenciler matematiği Osmanlıca terimlerle öğreniyorlardı. Daha doğrusu öğrenmiyorlar, ezberliyorlardı. Ta ki, Atatürk’ün bizzat yazdığı Geometri kitabında yeni matematik terimler geliştirilene kadar bu durum böylece sürüp gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#ff0000;&quot;&gt;Atatürk’ün Geometri İsimli Kitabı Yazmasının Sebebi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;1937 yılının Kasım ayında yeni bir eğitim ve öğretim yılına girilirken, Mustafa Kemal Atatürk, Türk Dil Kurumu’nun çeşitli bilim dallarına ait Türkçe terimleri saptadığını, bu sayede dilimizin yabancı dillerin etkisinden kurtulma yolunda önemli adım attığını ilan eder. Aynı yıl içinde okullarda, eğitim Türkçe terimlerle basılmış olan kitaplarla yapılmaya başlanmıştır. Bu olay kültür hayatımız için önemli bir adım olmuştur. Atatürk, dilde özleşmeyi olanakların son kertelerine kadar zorlamış, bilim ve düşünce dilinin sadeleştirilmesinin ve eğitimin Türkçe yapılmasının gerekliliğini her yerde önemle vurgulamıştır. Atatürk’ün geometri kitabını yazmasındaki sebep:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;● Türkçeyi yabancı kelimelerden arındırarak anlaşılır bir haline getirme çalışmalarına hizmet etmek&lt;br /&gt;● Bilim dilinin de anlaşılır öz bir Türkçe olmasını sağlamak&lt;br /&gt;● Böylelikle Türkçeyi bir bilim dili haline getirmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#ff0000;&quot;&gt;Bazı Osmanlıca Geometri Terimlerinin Atatürk Tarafından Türetilen Türkçe Karşılıkları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bu’ud - boyut&lt;br /&gt;*mekan - uzay&lt;br /&gt;*satıh - yüzey&lt;br /&gt;*kutur - çap&lt;br /&gt;*nısf-ı kutur - yarıçap&lt;br /&gt;*kavis - yay&lt;br /&gt;*muhit-i daire - çember&lt;br /&gt;*mümâs - teğet&lt;br /&gt;*zâviye - açı&lt;br /&gt;*re’sen mütekabil zâviyeler - ters açılar&lt;br /&gt;*zâviyetan’ı mütabâdiletân-ı dâhiletan - iç ters açılar&lt;br /&gt;*kaaide - taban&lt;br /&gt;*ufkî - yatay&lt;br /&gt;*şâkulî - düşey&lt;br /&gt;*amûd - dikey&lt;br /&gt;*zâviyetân-ı mütevâfıkatân - yöndeş açılar&lt;br /&gt;*va’zîyet - konum&lt;br /&gt;*mustatîl - dikdörtgen&lt;br /&gt;*muhammes - beşgen&lt;br /&gt;*müselles-i mütesâviyü’l-adlâ’ - eşkenar üçgen&lt;br /&gt;*müselles-i mütesâviyü’ssâkeyn - ikizkenar üçgen&lt;br /&gt;*şibh-i münharif - yamuk&lt;br /&gt;*mecmû - toplam&lt;br /&gt;*nisbet - oran&lt;br /&gt;*tenasüb - orantı&lt;br /&gt;*mesâha-i sathiyye - alan&lt;br /&gt;*müştak - türev&lt;br /&gt;*müsavi - eşit&lt;br /&gt;*mahrut - koni&lt;br /&gt;*faraziye - varsayı&lt;br /&gt;*hat - çizgi&lt;br /&gt;*mukavves - eğri&lt;br /&gt;*seviye - düzey&lt;br /&gt;*dılı - kenar&lt;br /&gt;*muvazi - paralel-koşut&lt;br /&gt;*menşur - pürüzma&lt;br /&gt;*hattı mail - eğik&lt;br /&gt;*veter - kiriş&lt;br /&gt;*re’s - köşe&lt;br /&gt;*zaviyei hadde - dar açı&lt;br /&gt;*hattı munassıf - açıortay&lt;br /&gt;*muhit - çevre&lt;br /&gt;*kaim zaviyeli müselles - dikey üçgen&lt;br /&gt;*tamamlıyan zaviye - tümey açı&lt;br /&gt;*murabba - kare&lt;br /&gt;*mümaselet - imsiy&lt;br /&gt;*umumi totale - ökül küre - yüre&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk’ün önerdiği kelimelerden sadece “varsayı, pürüzma, dikey üçgen, dikey açı, tümey açı, imsiy, ökül, yüre” terimleri yerine, bugün sırasıyla “varsayım, prizma, dik üçgen, dik açı, tümler açı, benzerlik, tüm/bütün, küre” terimleri kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;http://www.ataturkinkilaplari.com&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikincisokak.blogspot.com/feeds/3018637373051909892/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/05/ataturkun-yazdigi-geometri-kitabi-ve.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/3018637373051909892'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/3018637373051909892'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/05/ataturkun-yazdigi-geometri-kitabi-ve.html' title='ATATÜRK&#39;ÜN YAZDIĞI GEOMETRİ KİTABI VE ÖNEMİ'/><author><name>selcuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05865044525477287349</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjKpha2K6FpSExGlR9rSORBrcAbxsQDVra6HGl8o0StrHbwMgoj9pkpcxb8eQW7EnMoAQ4UNWOdLIunqbkJoUnUpE_ifdvc3d49SuiOlyN5A7cm7tQpmVyLmrV6Q5WRbvYxqIFePcKTupA/s72-c/images.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3227551039086564641.post-5662836611852045851</id><published>2011-02-27T09:12:00.000-08:00</published><updated>2011-02-27T09:22:10.771-08:00</updated><title type='text'>Bella Ciao ( cav bella ) ŞARKISI</title><content type='html'>&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj9LNkeYNJqk1ZbZftc5FN6Yavu35L7WqNmayNO9hyphenhyphenr_RtjRJuCHjAhCsUohrLEHUSDVMRdn6VF-oBvP54O5CnXaYxNk0oqsZSXEsgrrjbA8H3hFYsxfkAc7lvu4rUl0o39QuZyA_sycNQ/s1600/200PX-%257E1.JPG&quot;&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; DISPLAY: block; HEIGHT: 199px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5578418834833156914&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj9LNkeYNJqk1ZbZftc5FN6Yavu35L7WqNmayNO9hyphenhyphenr_RtjRJuCHjAhCsUohrLEHUSDVMRdn6VF-oBvP54O5CnXaYxNk0oqsZSXEsgrrjbA8H3hFYsxfkAc7lvu4rUl0o39QuZyA_sycNQ/s400/200PX-%257E1.JPG&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;-beliriz albümünden geleneksel&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;-süre belirsiz&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;-yazar bilinmiyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align=&quot;center&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;BELLA CİAVO ( cav bella ) ŞARKISI&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bella Ciao, (Türkçe&#39;de Çav Bella olarak bilinir) II. Dünya Savaşı sırasında, İtalyan partizanların söylediği bir şarkıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parça Milva&#39;dan Yves Montand&#39;a, KUD Idijoti&#39;den Kızıl Ordu Korosu&#39;na onlarca şarkıcı ve grup tarafından seslendirilmiştir. Türkiye&#39;den de Grup Yorum &quot;Çav Bella&quot; adıyla, Mehmet Taneri de &quot;Sen Sen Sen&quot; adıyla şarkıyı Türkçe yorumlamışlardır. 1991 yılında Gökhan Semiz ve Grup Vitamin, Bella Ciao&#39;ya eğlenceli Türkçe sözler yazarak şarkının bir parodi versiyonunu yapmışlardı. &quot;Cevriye&quot; adlı bu şarkı grubun kendileriyle aynı adı taşıyan rap albümlerinde yer almaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çav Bella şarkısı İtalya&#39;da Mussolini döneminde anti - faşist , komünist , devrimci , sosyalist grupların marşıdır . Bu sözlerin yazarı bilinmemektedir , ve melodisi eski İtalyan Halk Şarkılarından Po Valley adlı şarkının melodisine benzemektedir .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Şarkının sözleri&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bir sabah uyandım&lt;br /&gt;Elveda güzellik, Elveda güzellik, Elveda güzellik! Elveda ! Elveda!&lt;br /&gt;Bir sabah uyandım&lt;br /&gt;Ve işgalcileri buldum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey partizan beni uzaklara götür&lt;br /&gt;Elveda güzellik, Elveda güzellik, Elveda güzellik! Elveda ! Elveda!&lt;br /&gt;Ey partizan beni uzaklara götür&lt;br /&gt;Çünkü ölümün yaklaştığını hissediyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer ben ölürsem partizanca&lt;br /&gt;(Eğer ben ölürsem dağlarda)&lt;br /&gt;Elveda güzellik, Elveda güzellik, Elveda güzellik! Elveda ! Elveda!&lt;br /&gt;Eğer ben ölürsem partizanca&lt;br /&gt;(Eğer ben ölürsem dağlarda)&lt;br /&gt;Sen gömmelisin beni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni dağlara göm&lt;br /&gt;(Sen gömmelisin beni)&lt;br /&gt;Elveda güzellik, Elveda güzellik, Elveda güzellik! Elveda ! Elveda!&lt;br /&gt;Beni dağlara göm&lt;br /&gt;(Sen gömmelisin beni)&lt;br /&gt;Güzel bir çiçeğin gölgesinin altına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelip geçenler diyecek&lt;br /&gt;Elveda güzellik, Elveda güzellik, Elveda güzellik! Elveda ! Elveda!&lt;br /&gt;Gelip geçenler diyecek&lt;br /&gt;&quot;Ne güzel bir çiçek&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu Partizan&#39;ın çiçeğidir&lt;br /&gt;Elveda güzellik, Elveda güzellik, Elveda güzellik! Elveda ! Elveda!&lt;br /&gt;Bu Partizan&#39;ın çiçeğidir&lt;br /&gt;Özgürlük için ölen Partizanın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Metin Creative Commons Attribution/Share-Alike Lisansı altındadır; ek koşullar uygulanabilir. Ayrıntılar için Kullanım Koşullarına bakın.(vikipedi.özgür ansiklopedi)&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikincisokak.blogspot.com/feeds/5662836611852045851/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/02/bella-ciao-cav-bella-sarkisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/5662836611852045851'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/5662836611852045851'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/02/bella-ciao-cav-bella-sarkisi.html' title='Bella Ciao ( cav bella ) ŞARKISI'/><author><name>selcuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05865044525477287349</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj9LNkeYNJqk1ZbZftc5FN6Yavu35L7WqNmayNO9hyphenhyphenr_RtjRJuCHjAhCsUohrLEHUSDVMRdn6VF-oBvP54O5CnXaYxNk0oqsZSXEsgrrjbA8H3hFYsxfkAc7lvu4rUl0o39QuZyA_sycNQ/s72-c/200PX-%257E1.JPG" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3227551039086564641.post-9102523912452092045</id><published>2011-02-27T09:09:00.000-08:00</published><updated>2011-02-27T09:11:37.774-08:00</updated><title type='text'>CAV BELLA 4 FARKLI DİLDE</title><content type='html'>&lt;iframe title=&quot;YouTube video player&quot; height=&quot;390&quot; src=&quot;http://www.youtube.com/embed/ezJhRoLoLuM&quot; frameborder=&quot;0&quot; width=&quot;480&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikincisokak.blogspot.com/feeds/9102523912452092045/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/02/cav-bella-4-farkli-dilde.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/9102523912452092045'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/9102523912452092045'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/02/cav-bella-4-farkli-dilde.html' title='CAV BELLA 4 FARKLI DİLDE'/><author><name>selcuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05865044525477287349</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://img.youtube.com/vi/ezJhRoLoLuM/default.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3227551039086564641.post-481304851742082179</id><published>2011-02-25T08:29:00.000-08:00</published><updated>2011-02-25T08:44:55.371-08:00</updated><title type='text'>ATATÜRK&#39;ÜN TÜRK ORDUSUNA MESAJLARI</title><content type='html'>&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 189px; DISPLAY: block; HEIGHT: 267px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5577666709669317458&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgDB7mkTI55Sv5_vMnrAeiTSxi8fS7omg-is2kc2edeWTlmRVU3r-qLsblwRQ4Iz_t1MyBp-I2qSbho-jzs9bUsMAc8ceHnQ-Cydjsv_ig26OhKspQc1fhmtIpfpx9TnD6vC6rxYBbEWiQ/s400/images.jpg&quot; /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;ATATÜRK&#39;ÜN TÜRK ORDUSUNA MESAJLARI&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;MEŞHUR EMİR&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Dumlupınar Zaferi&#39;nden sonra, 1 Eylül 1922 tarihinde kendi el yazısı ve imzasıyla Türk Ordusu&#39;na verdiği meşhur emir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ORDULARI!&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Afyonkarahisar - Dumlupınar büyük meydan muharebesinde zalim ve mağrur bir ordunun asıl muharebe birliklerini inanılmayacak kadar az bir zamanda imha ettiniz. Büyük ve necip milletimizin fedakârlıklarına layık olduğunuzu ispat ediyorsunuz. Sahibimiz olan büyük Türk Milleti, istikbalinden emin olmaya haklıdır. Muharebe meydanlarındaki maharet ve fedakârlıklarınızı, yakından müşahade ve takip ediyorum. Milletimizin hakkınızdaki takdirlerine vasıta olmak görevimi durmadan ve sürekli bir şekilde yerine getireceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkumandanlığa tekliflerde bulunulmasını cephe kumandalığına emrettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün arkadaşlarımın Anadolu&#39;da daha başka meydan muharebeleri verileceğini göz önüne alarak ilerlemesini ve herkesin fikrî güçlerini, kahramanlık ve vatanseverliğini, birbirleriyle yarışırcasına göstermeye devam eylemesini talep ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz&#39;dir. İleri!&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı&lt;br /&gt;Başkumandan Mustafa Kemal&lt;br /&gt;1 Eylül 1338 ( 1922 )&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;NEFERLERE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Sakarya Zaferi&#39;nden sonra TBMM&#39;ce 19 Eylül 1921 günü Gazi ünvanı ve Mareşal rütbesi verilen Mustafa Kemal&#39;in ilk işi bu mesajı orduya göndermek olmuştur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurtuluş için yaptığımız bu savaştan çok daha evvel sizi başka muharebe meydanlarında da tanımış idim. Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam bir askere rasgelinmemiştir. Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payı senindir. Kanaatinle, imanınla, itaatinle hiçbir korkunun yıldıramadığı demir gibi pak kalbinle düşmanı nihayet alteden büyük gayretin için minnet ve şükranımı söylemeyi nefsime en aziz bir borç bildim. Sizin gibi kumandanları, zabitleri, neferleri olan bir millete yad elleri altında köle olmak mümkün değildir. Bu defa Türkiye Büyük Millet Meclisi&#39;nin hakkımda yeni bir rütbe ve Gazi ünvanıyla tecelli eden iltifat ve teveccühü, doğrudan doğruya size racidir. Milletin verdiği bu rütbeyle yükselen ordu, en şerefli ve en ulu bir gazayla mümtaz olan gene ordudur. Sizin kahramanlığınızla, sizin gösterdiğiniz nihayetsiz fedakârlıklar pahasına kazanılan büyük muzafferiyetin millet tarafından takdirine delalet eden bu ünvanı ve rütbeyi ancak size izafe ederek, bütün askerlik hayatımın en büyük sermaye-i iftiharı olarak taşıyacağım. Cenabı Hak giriştiğimiz kurtuluş mücadelesinde şerefli silah arkadaşlarıma kendilerini temyiz eden asaletin, civanmertliğin, kahramanlığın hakkı olan kati halâsı nasip etsin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Başkumandan Mustafa Kemal&lt;br /&gt;20 Eylül 1921&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;CUMHURİYET&#39;İN 15. YILDÖNÜMÜ&#39;NDE ATATÜRK&#39;ÜN ORDUYA SON MESAJI&lt;br /&gt;29 Ekim 1938&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&quot;Zaferleri ve mazisi insanlık tarihiyle başlayan her zaman zaferle beraber medeniyet nurları taşıyan kahraman Türk ordusu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memleketini, en buhranlı ve müşkül anlarda zulümden, felaket ve musibetlerden ve düşman istilasından nasıl korumuş ve kurtarmışsan, Cumhuriyet&#39;in bugünkü feyizli devrinde de askerlik tekniğinin bütün modern silah ve vasıtalarıyla mücehhez olduğun halde, vazifeni aynı bağlılıkla yapacağına hiç şüphem yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün, Cumhuriyet&#39;in 15. yılını mütemadiyen artan büyük bir refah ve kudret içinde idrak eden büyük Türk milletinin huzurunda kahraman ordu, sana kalbî şükranlarımı beyan ve ifade ederken, büyük ulusumuzun iftihar hislerine de tercüman oluyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk vatanının ve Türklük camiasının şan ve şerefini dahilî ve haricî her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni her an ifaya hazır ve âmade olduğuna, benim ve büyük ulusumuzun tam bir inan ve itimadımız vardır. Büyük ulusumuzun orduya bahşettiği en son sistem fabikalar ve silahlarla bir kat daha kuvvetlenerek büyük bir feragat-i nefs ve istihkâr-ı hayatla her türlü vazifeyi ifaya müheyya olduğunuza eminim. Bu kanaatle kara, deniz, hava ordularımızın kahraman ve tecrübeli komutanları ile subay ve eratını selamlar ve takdirlerimi bütün ulusun muvacehesinde beyan ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyet Bayramı&#39;nın 15. yıldönümü hakkınızda kutlu olsun...&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mustafa Kemal ATATÜRK&lt;br /&gt;29 Ekim 1938&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Kaynak : Atatürk, Hazırlayan: Mehmet Özel, T.C. Kültür Bakanlığı, Milliyet Yayınları.&lt;br /&gt;..:::: www.TEKADAMDEVRİMİ.com ::::..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikincisokak.blogspot.com/feeds/481304851742082179/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/02/ataturkun-turk-ordusuna-mesajlari.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/481304851742082179'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/481304851742082179'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/02/ataturkun-turk-ordusuna-mesajlari.html' title='ATATÜRK&#39;ÜN TÜRK ORDUSUNA MESAJLARI'/><author><name>selcuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05865044525477287349</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgDB7mkTI55Sv5_vMnrAeiTSxi8fS7omg-is2kc2edeWTlmRVU3r-qLsblwRQ4Iz_t1MyBp-I2qSbho-jzs9bUsMAc8ceHnQ-Cydjsv_ig26OhKspQc1fhmtIpfpx9TnD6vC6rxYBbEWiQ/s72-c/images.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3227551039086564641.post-3114115747590855505</id><published>2011-02-25T08:23:00.000-08:00</published><updated>2011-02-25T08:29:12.674-08:00</updated><title type='text'>ATATÜRK&#39;ÜN OKUDUĞU KİTAPLARDAN...</title><content type='html'>&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 189px; DISPLAY: block; HEIGHT: 267px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5577663666036275538&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgYpNuDfwcHwhUHtvghBzXBO4go56SIrB7IY31mvapxgrxMZs3ric1MH6dkQZsHCPLTZsnuRs_0ywlhxheBC6dpv71WPmvTVtbQGQfoqyeUQCFouagc-Uj7VfbpWb7AtH8Hh2pb92e-s8o/s400/images.jpg&quot; /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;ATATÜRK&#39;ÜN OKUDUĞU KİTAPLARDAN...&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Falih Rıfkı Atay anlatıyor: &quot;İzin alıp Ata’nın odasına girdim; beyaz keten gecelik entarisi ile, geniş koltuğa bağdaş kurmuş dinleniyordu; elinde bitirmek üzere olduğu bir kitap vardı, bana;&lt;br /&gt;Hoş geldin, otur bakalım... Elime bir tarih kitabı geçti... Bilmem ne zamandan beri okuyorum, dedi; hayretle sordum:&lt;br /&gt;Yorulmadınız mı Paşam?&lt;br /&gt;Hayır; yalnız gözlerim yaşarıyor, fakat onun da çaresini buldum. Birkaç metre tülbent aldırdım, işte gördüğün gibi parça parça kestirdim; ara sıra bunlarla gözlerimi kuruluyorum.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ata’nın Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak anlatıyor:&lt;br /&gt;&quot;Bir geziden Ankara’ya dönüşümde doğrudan Köşk’e gitmiş, Ata’nın özel hizmetine bakanlara ne durumda olduğunu sormuştum; ‘iki gün iki gecedir ki durmadan kitap okuyor; yalnız birkaç kere banyo yaptı ve koltuğunda dinlendi’ dediler.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gürbüz Tüfekçi, Atatürk’ün Okuduğu Kitaplar araştırmasında bu kitap tutkusunu ve kültür derinliğini rakamlarla yansıtıyor:&lt;br /&gt;1800 dolaylarında Türkçe ve Fransızca kitap okumuş.&lt;br /&gt;200 bin dolaylarında satır altı, kırmızı, mor kalemlerle çizilmiş.&lt;br /&gt;Binlerce kenar notu ve dipnot yazmış.&lt;br /&gt;Binlerce çarpı işareti koymuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;ATATÜRKÜN KİTAPLIĞINDAKİ TÜRKÇE VE OSMANLICA KİTAPLARDAN BAZILARI&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet Vefik Paşa : Lehçe-i Osmani&lt;br /&gt;Ahmet Vefik Paşa : Lehçe-i Osmani&lt;br /&gt;Mehmet Salahi : Kamus-u Osmani&lt;br /&gt;Avram Galanti : Türkçede Arabi ve Latin Harfleri ve İmla Meselesi&lt;br /&gt;Mehmet Ali : Tahsil-i Lisan-ı Alman&lt;br /&gt;Nüzhet : Kendi Kendine Almanca&lt;br /&gt;Ahmet Cevat : Türkçe sarf ve nahif&lt;br /&gt;Kazım Nami : Türkçe Oku, Türkçe Yaz&lt;br /&gt;Mithat Sadullah : Latin Harflerinin Türkçeye tatbiki&lt;br /&gt;İbn Emin Mahmut Esat : Tarih-i Din-i İslam&lt;br /&gt;Osman Bin Süleyman : Kamus&lt;br /&gt;Lütfullah Ahmet : Hayat-ı Hazret-i Muhammet&lt;br /&gt;Abdunnaim Bin Hasan : Ceridetül Evail ve Hamidetül Evahir&lt;br /&gt;Ahmet Halit : İslam Büyükleri&lt;br /&gt;Abdurrahmanil Cami : Tercüme-i Nefhatül İnsan&lt;br /&gt;Mehmet Cemil : Hukuku Düvel&lt;br /&gt;Katip Çelebi : Cihannuma&lt;br /&gt;Feridun Bey : Feridun Bey Münşeatı&lt;br /&gt;Mehmet Bin Sait : Kitabü&#39;l Tabakatü&#39;l-Kebir&lt;br /&gt;Şemseddin Sami : Kamusu Alam (6 cilt)&lt;br /&gt;Şemseddin Sami : Kamusu Okyanus&lt;br /&gt;H.Z. Ülken : Aristo Metafizik&lt;br /&gt;Süheyl Ünver : İbn-i Sina&lt;br /&gt;Ahmet Rifat : Lügat-ı Tarihiye ve Osmaniye&lt;br /&gt;M.Fuat : Amerika&#39;da Tükler ve Gördüklerim&lt;br /&gt;Rıza Tevfik : Kamus-u Felsefe&lt;br /&gt;Cemal Paşa : Hatırat (1913 - 1922)&lt;br /&gt;Mehmet Cemil : Sulhta ve Harpte Hukuku Düvel&lt;br /&gt;Evliya Çelebi : Seyyahatname&lt;br /&gt;Suphi : Tekmiletül&#39;l-iber&lt;br /&gt;Lütfi Simavi : Devr-i İnkılap&lt;br /&gt;Mustafa Necip : Selimname&lt;br /&gt;Osmanzade Taib : Hakikatü&#39;l Vüzera&lt;br /&gt;Ahmet Saip : Vaka-i Sultan Aziz&lt;br /&gt;Ahmet Hilmi : Tarih-i İslam&lt;br /&gt;Mazhar Fevzi : Hayr-i Sahil&lt;br /&gt;Ziya Paşa : Endülüs Tarihi&lt;br /&gt;Resulzade Mehmet Emin : Azerbaycan Cumhuriyeti&lt;br /&gt;Ali Reşat : Tarih-i Osmaniye&lt;br /&gt;Ali Reşat : Kurun-u Cedide Tarihi&lt;br /&gt;Sebahattin : İttihat ve Terakki Cemiyetine Açık Mektuplar&lt;br /&gt;Mahmut Esat : Tarih-i Dini İslam&lt;br /&gt;Ahmet Mithat : İnkılap&lt;br /&gt;Ahmet Cevdet : Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefa&lt;br /&gt;Mustafa Efendi : Tarih-i Selanik&lt;br /&gt;M. Şemsettin : İslam Tarihi&lt;br /&gt;Ahmet Rasim : Osmanlı Tarihi&lt;br /&gt;Necip Asım : Türk Tarihi&lt;br /&gt;Mustafa Nuri Paşa : Netayic-ül Vukuat&lt;br /&gt;Mehmet Zihni : Neşahir-ün Nisa&lt;br /&gt;Mehmet Şemsettin : Mufassal Türk Tarihi&lt;br /&gt;Ziya Gökalp : Türk Medeniyeti Tarihi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;ATATÜRK&#39;ÜN OKUDUĞU YABANCI KİTAPLARDAN BİRKAÇI&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;M. Roux de Rochelle : Etats-Unis D&#39;Amerique&lt;br /&gt;M. Dubois de Jancigny ve M. Xavier Raymond : Inde&lt;br /&gt;M. Chopin : Russie&lt;br /&gt;M. G. L. Domeny de Nenzi : Oceanique&lt;br /&gt;Bary de St Vinvent : Iles de l&#39;Ocean&lt;br /&gt;M. Ph. Le Bas : Etats de la Confederation Germanique&lt;br /&gt;M. Van Hasselt : Belgique et Hollande&lt;br /&gt;M. Louis Lacrcix : Iles de la Grece&lt;br /&gt;M. Louis Lacrcix : Chili, Paraguay, Uruguay, Buenos Aires&lt;br /&gt;Champollion Figeac : Egypte Ancienne&lt;br /&gt;M. J. J. Marcel : Egypte depuis la conquete des Arabes&lt;br /&gt;Rozet et Carette : Algerie, Etats Tripolitains, Tunisie&lt;br /&gt;Lavalle ve Gueroult : Espagne&lt;br /&gt;M. Ph de Golbery : Histoire et Description de la Suisse et du Tyrol&lt;br /&gt;M. G. Pauthier : Chine et son Description Historique&lt;br /&gt;M. Chepin ve A. Ubicini : Provinces Danubiennes et Roumanies&lt;br /&gt;M. Ph. le Bas : Suede et Norvege&lt;br /&gt;Ferdinand Denis : Portugal&lt;br /&gt;Ferdinand Denis : Afrique&lt;br /&gt;Ferdinand Deniz - M. C. Famin : Bresil, Colombie et Guyane&lt;br /&gt;M. Larenaudiere ve M. Lacroix : Mexique Guatamala Perou&lt;br /&gt;M. Davezat : Iles de l&#39;Afrigue&lt;br /&gt;M. A. Tardieu, M. S. Cherubini : Senegambie et Guinee&lt;br /&gt;M. N. Desvergers : Nubie, Abyssinie&lt;br /&gt;Lacroix Yanoski : Italie Ancienne&lt;br /&gt;M. Le Chevalier Artaud : Italie Sicile&lt;br /&gt;Frederic Lacroix : İles Baleres et Pithyuse&lt;br /&gt;M. Friess De Colonma : Histoires des Antilles&lt;br /&gt;M. Elias Rensult M. Roux De Rochelle : Villes Anseatiques&lt;br /&gt;M. Ferdinand Hoeger : Chaldee Assyrie Medie Babylonie&lt;br /&gt;M. Neel Desverges : Arabie&lt;br /&gt;S. Munk : Palestine Description Geographique historique et areheologique&lt;br /&gt;Jean Yanosky ve M. Jules David : Syrie Ancienne et Moderne&lt;br /&gt;M. Dubeux : Tatarie, Beloutchistan&lt;br /&gt;M. V. Valmont, M. Xavier Raymond : Boutan et Nepal&lt;br /&gt;Ernest Lqvi see ve Alfred Rambaud : Histoire Generale du IV e Siecle a nos jours (12 cilt)&lt;br /&gt;Jean Jaures : Histoire Socialiste de la Revolution Française&lt;br /&gt;Hilaire de Barenton : Le Mystere des pyramides&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;ATATÜRK&#39;ÜN DİL DEVRİMİ SIRASINDA ÇALIŞTIĞI KİTAPLARDAN BAZILARI&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;H. F. Kuergic : Psychologie de Quelgues Elements des Langues Turques (1)&lt;br /&gt;Vilhelm Thomson : Inscription de l&#39;Orkhon&lt;br /&gt;M. Guizot : Dictionnaire Universel des Synonymes&lt;br /&gt;M. Brasseur de Bourburg : La Langue Maya&lt;br /&gt;Hilaire de Barenton : L&#39;Origine des langues des Religions et des Peuples&lt;br /&gt;..:::: www.TEKADAMDEVRİMİ.com ::::..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikincisokak.blogspot.com/feeds/3114115747590855505/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/02/ataturkun-okudugu-kitaplardan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/3114115747590855505'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/3114115747590855505'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/02/ataturkun-okudugu-kitaplardan.html' title='ATATÜRK&#39;ÜN OKUDUĞU KİTAPLARDAN...'/><author><name>selcuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05865044525477287349</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgYpNuDfwcHwhUHtvghBzXBO4go56SIrB7IY31mvapxgrxMZs3ric1MH6dkQZsHCPLTZsnuRs_0ywlhxheBC6dpv71WPmvTVtbQGQfoqyeUQCFouagc-Uj7VfbpWb7AtH8Hh2pb92e-s8o/s72-c/images.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3227551039086564641.post-3840058593751309360</id><published>2011-02-25T08:05:00.000-08:00</published><updated>2011-02-25T08:16:41.228-08:00</updated><title type='text'>ATATÜRK&#39;ÜN YAZDIĞI KİTAPLAR</title><content type='html'>&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 189px; DISPLAY: block; HEIGHT: 267px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5577659223241725794&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj-LakqB32o0isdPPlpYEI_XZ7HSwtQ8vd-HmN1a6isoSkrs93zKj2W8COj69uDVkw8ipCORzl-lMS51hwKMesPf4btslXjYrUzBBLEXbk5LTCeNL11rYJbpBZeuDVqI-lMzzFloCBF3W4/s400/images.jpg&quot; /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;ATATÜRK&#39;ÜN YAZDIĞI KİTAPLAR&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* NUTUK&lt;br /&gt;* MEDENİ BİLGİLER (YURTTAŞLIK BİLGİLERİ)&lt;br /&gt;* TAKIMIN MUHAREBE TALİMİ&lt;br /&gt;* CUMALI ORDUGÂHI&lt;br /&gt;* TAKTİK TATBİKAT ve SEYAHATİ&lt;br /&gt;* BÖLÜĞÜN MUHAREBE EĞİTİMİ&lt;br /&gt;* SUBAY ve KOMUTAN İLE KONUŞMALAR&lt;br /&gt;* GEOMETRİ KILAVUZU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;NUTUK&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Atatürk&#39;ün kendi kaleminden çıkan bu eser, yine Atatürk tarafından, Cumhuriyet Halk Partisi&#39;nin 15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında Ankara&#39;da toplanan İkinci Kurultayı&#39;nda 36,5 saat süren ve altı günde okunan tarihi bir hitabeye dayandığı için Nutuk adını almıştır.&lt;br /&gt;Nutuk ilk defa 1927 yılında, biri asıl metin, diğeri belgeler olmak üzere Arap harfleriyle iki cilt olarak yayınlanmıştır. Aynı yıl, tek cilt halinde lüks bir baskısı da yapılmıştır. Yazı inkılabından sonra, bu ilk metnin okunması güçleştiğinden, 1934 yılında, Milli Eğitim Bakanlığınca üç cilt olarak yeniden basılmıştır. Nutuk, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezince yeniden basılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;MEDENİ BİLGİLER (YURTTAŞLIK BİLGİLERİ)&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&quot;Medeni Bilgiler ve Atatürk&#39;ün El Yazıları&quot; adlı kitap Prof. Dr. A. Afetinan tarafından ilk kez 1930&#39;da &quot;Vatandaş İçin Medeni Bilgiler&quot; adıyla yayımlanmıştır. Art arda baskıları yapılan ve uzun yıllar ortaokullarda ders kitabı olarak okutulan &quot;Vatandaş İçin Medeni Bilgiler&quot; in büyük çoğunluğu Atatürk&#39;ün doğrudan doğruya kendisinin kaleme aldığı belgelere dayanmaktadır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;TAKIMIN MUHAREBE TALİMİ&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kitabın özü; seferi tam mevcutlu bir takımın, değişik hava şartları ve çeşitli arazide, basit bir mesele içinde muharebe yöntemlerinin uygulaması, avcı hattı teşkiliyle bir avcı hattının ateş muharebesi üzerinde toplanmaktadır. Atatürk, subayların arazide yetiştirilmesini amaçlayan tatbikatın, önemini vurgulayan bu eserini, 1911 yılında 5. Kolordu Harekat Şube Müdürü iken yazmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;CUMALI ORDUGÂHI&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Cumalı Ordugahı; Makedonya bölgesinde, Köprülü - İştip yolu üzerinde bulunmaktadır. Bu ordugahta, 3. Süvari Tümen Komutanı Tuğgeneral Suphi Paşa&#39;nın komutası altında kurulan bir süvari tugayına eğitim ve manevra yaptırılmıştır. Bu manevraya katılan Mustafa Kemal, &quot;Cumalı Ordugahı&quot; adlı eserini yazmış; süvari, bölük, alay, tugay eğitim ve manevralarını anlatmıştır. 10 gün süren bu tatbikat sırasında tututuğu gözlem notlarını, hazırlanan meseleleri ve komutanların yaptıkları eleştirileri yazmış, bol kroki ile küçük bir broşür haline dönüştürmüştür. 12 Eylül 1909&#39;da tamamladığı bu eseri, Selanik&#39;te 1909 yılında matbaa harfleriyle basılmıştır. Eser; 39 sayfa metin ve 7 adet krokiden oluşmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;TAKTİK TATBİKAT ve SEYAHATİ&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu eserinde, bir muharebeyi sevk ve idarede belirli kuralların olamadığını vurgulaması yanında, komutan olan kişinin nitelikleri üzerinde de durmuştur. Bunlar ise; birliğini barışta ve savaşta eğitmek, yönetmek ve gözetmekteki üstün başarı, elindeki kuvvetin eksikliğini giderecek düşünce gücü ve astlarından her konuda üstünlüğü sağlamaktır. Bu eserde ayrıca bir komutanın başarılı olabilmesi için bu kuralları sadece okumuş ve öğremiş olmanın yeterli olamadığı, bunların tatbikatının da önemi belirtilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;BÖLÜĞÜN MUHAREBE EĞİTİMİ&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu eser, meskun yerlerde muharebe, savunma ve taarruz konularını kapsamaktadır. Meskun yerlerin sınırlayıcı durumlarının muharebeye etkisi, savunma mevziinin seçimi, savunma mevziinin hazırlanması, ateş sahalarının temizlenmesi, ateş taksimi, ateş tutmayan ölü bölgelerin kapatılması ve mevziin işgali gibi savunmanın esasını oluşturan konular işlenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;SUBAY ve KOMUTAN İLE KONUŞMALAR&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Subay ve Komutan ile Konuşmalar&quot; Atatürk&#39;ün askerliğe ilişkin eserlerinin en önemlilerinden birisidir. Bu eser, Atatürk, 1914 yılında Kurmay Yarbay rütbesiyle Sofya askeri Ataşesi olarak bulunduğu sırada, Nuri conker&#39;in &quot;Zabit ve Kumandan (Subay ve Komutan)&quot; adlı kitabına karşılık olarak yazılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç subayın, içinde bulunduğu ordudaki aksaklıkları, hataları nasıl sezdiğini; bunlara karşı tepkisiz kalmayarak üst makamlara hatalar ve çözüm yollarını nasıl sunduğunu; ülkenin içinde bulunduğu askeri ve siyasal durumdan duyduğu acılar kitabın birinci bölümünde yer almaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk, bir subayın taşıması gereken özveri, ölümü göze alma, emri altındakileri sevk ve idare edebilme, taarruz ruhu, insiyatif özellikleri hakkında, Nuri Conker&#39;in görüşlerine katılmış ve kendi düşüncelerini de çeşitli örneklerle destekleyerek açıklamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların yanı sıra, Türk kadınının, aslında toplumu yaratmada çok etkili olabilecekken, suskunluğu seçtiğini bütün açıklığıyla ortaya koymaktan kendini alamamıştır. Türk ulusu hakkında ise &quot;kuşkusuz bizim ulusumuzun karakteri de bütün karakterler gibi yükselmeye ve istenen şekle girmeye elverişlidir. Fakat kendi kendisine olmak koşuluyla...&quot;dedikten sonra, dışardan ulusumuzun karakterine yapılmak istenen etkilerin amacına ulaşamayacağını vurgulamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Subaylarda ve erlerdeki inisiyatif özelliğine eserinde geniş bir bölüm ayıran Atatürk, kendi dönemindeki ile daha önceki dönemlerde Osmanlı ordusunu kıyaslamıştır. Özellikle Trablusgarp Savaşı&#39;nda edindiği deneyimler ile kendiliğinden hareket ve iş görme özelliğinin, olması gereken sınırını göstermiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk, eserin son bölümünde, Kuzey Afrika&#39;da birlikte çarpıştığı korkusuz ve yiğit silah arkadaşlarını anmış ve onları &quot;yüksek askerlik niteliklerine&quot; sahip insanlar olarak tanımlamıştır. Bu davranışı O&#39;nun diğer bütün üstünlüklerinin yanı sıra insancıl yönüne de tanıklık eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;GEOMETRİ KILAVUZU&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Atatürk&#39;ün ölümünden bir buçuk yıl kadar önce kendi el yazısı ile yazdığı Geometri Klavuzu ( 1936 - 1937 ), dil, bilim, kültür ve eğitim açısından çok önemli, çok değerli bir çalışmadır. Kitap, ilk olarak Kültür Bakanlığı ( o yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı&#39;na bu ad veriliyordu ) tarafından yayımlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabın üzerinde yazarın adı yoktur, ama kılavuzun kapağında Atatürk&#39;ün bu çalışma için &quot;Geometri öğretenlere, bu konuda kitap yazacaklara kılavuz olarak Kültür Bakanlığınca neşredilmiştir&quot; denilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal tarafından 1932&#39;de Türk Dil Kurumu Başuzmanlığına getirilen, Ankara Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi&#39;nde dilbilim tarihi ve genel bilim dersleri okutan ( 1936 - 1951 ) ve kendisine Atatürk tarafından Dilaçar soyadı verilen Agop Dilaçar, kılavuzun Türk Dil Kurumu Yayınları arasında çıkan yeni baskısına ( 1971 ) yazdığı önsözde &quot;Yazar adı yok, fakat yazının ruhu ve tutumu onun, Atatürk&#39;ten çıkmış olduğunu apaçık gösterir&quot; demiştir.&lt;br /&gt;Kaynak :&lt;br /&gt;Atatürkçü Düşünce Derneği Web Sayfası&lt;br /&gt;Cumhuriyet Gazatesi, Cumhuriyet Kitapları Serisi&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikincisokak.blogspot.com/feeds/3840058593751309360/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/02/ataturkun-yazdigi-kitaplar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/3840058593751309360'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/3840058593751309360'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/02/ataturkun-yazdigi-kitaplar.html' title='ATATÜRK&#39;ÜN YAZDIĞI KİTAPLAR'/><author><name>selcuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05865044525477287349</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj-LakqB32o0isdPPlpYEI_XZ7HSwtQ8vd-HmN1a6isoSkrs93zKj2W8COj69uDVkw8ipCORzl-lMS51hwKMesPf4btslXjYrUzBBLEXbk5LTCeNL11rYJbpBZeuDVqI-lMzzFloCBF3W4/s72-c/images.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3227551039086564641.post-1395180585523552880</id><published>2011-02-23T00:16:00.000-08:00</published><updated>2011-02-23T00:38:24.318-08:00</updated><title type='text'>TAKVİM - HİCRİ TAKVİM</title><content type='html'>&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiDHJAqp2rbuZdMEnKsafU08RChp50LKhBau5T92eCQNdqVuYWpw1hkflGK0F4dp9uPAs3MAgIqHwi4pe3u3Xoyzf6gDPCemc-8LvO_R-GYTTvIgDiQDIkqE_ZXtBDH7NcJdCskse9nKmo/s1600/150px-Allah-eser-green.png&quot;&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 150px; DISPLAY: block; HEIGHT: 152px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5576796945030122050&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiDHJAqp2rbuZdMEnKsafU08RChp50LKhBau5T92eCQNdqVuYWpw1hkflGK0F4dp9uPAs3MAgIqHwi4pe3u3Xoyzf6gDPCemc-8LvO_R-GYTTvIgDiQDIkqE_ZXtBDH7NcJdCskse9nKmo/s400/150px-Allah-eser-green.png&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt; İSLAM&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;inaçlar&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Allah&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Allah&#39;ın varlığı ve birliği&lt;br /&gt;Melekler&lt;br /&gt;Kutsal kitaplar&lt;br /&gt;Muhammed peygamber ve&lt;br /&gt;diğer İslam peygamberleri&lt;br /&gt;Ahiret&lt;br /&gt;Kader&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Temel ibadetler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Şehadet etmek&lt;br /&gt;Namaz kılmak&lt;br /&gt;Zekat vermek&lt;br /&gt;Oruç tutmak&lt;br /&gt;Hacca gitmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Özel günler&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Ramazan bayramı&lt;br /&gt;Kurban bayramı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Metin ve Tüzeler&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kur&#39;an&lt;br /&gt;Sünnet&lt;br /&gt;Hadis&lt;br /&gt;Fıkıh&lt;br /&gt;Şeriat&lt;br /&gt;Kelam&lt;br /&gt;Tasavvuf&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Tarih ve Kişiler&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;İslam&#39;ın zaman dizini&lt;br /&gt;Ehli Beyt · Sahabe&lt;br /&gt;Sünnilik · Şiilik · Haricîlik&lt;br /&gt;Dört Halife&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Kültür ve Toplum&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Abdest · Bayramlar · Bilim&lt;br /&gt;Camiler · Felsefe · Fitre&lt;br /&gt;Kurban · Mezhepler&lt;br /&gt;Nüfus · Sadaka · Sanat&lt;br /&gt;Takvim ·&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Diğer Göksel Dinler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Musevilik · Hristiyanlık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hicri takvim veya Müslüman takvimi ya da İslami takvim (Arapça: التقويم الهجري‎; at-taqwīm al-hijrī; Farsça: تقویم هجری قمری ‎ taqwīm-e hejri-ye qamari; Urduca: اسلامی تقویم Islami taqwīm; Endonezce: Kalender Hijriah; Malayca: Takwim Hijrah), 1 yılı 354 ya da 355 gün olan ve 12 kameri aydan oluşan bir takvimdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hicri takvim Hz. Muhammed&#39;in Mekke&#39;den Medine&#39;ye hicretini başlangıç kabul eden ve ayın dünya çevresinde dolanımını esas alan bir takvim sistemidir. Hicri takvim, Hicri Şemsi takvim ve Hicri Kameri takvim olmak üzere ikiye ayrılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;AYLAR &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.Muharrem....&lt;br /&gt;2.Safer&lt;br /&gt;3.Rebiülevvel&lt;br /&gt;4.Rebiülahir&lt;br /&gt;5.Cemaziyelevvel&lt;br /&gt;6.Cemaziyelahir&lt;br /&gt;7.Recep&lt;br /&gt;8.Şaban&lt;br /&gt;9.Ramazan&lt;br /&gt;10.Şevval&lt;br /&gt;11.Zilkade&lt;br /&gt;12.Zilhicce&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hicri takvimde 12 ay bulunmaktadır. Bunlardan içlerinde en saygın ve önemli kabul edileni Ramazandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Hicri Şemsi takvim&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Hicri Şemsi takvim, miladı 20 Eylül 622 olan ve dünyanın güneş etrafındaki dolanımını esas alan takvimdir. Osmanlı Devleti&#39;nde bu takvime Rumi takvim adı veriliyordu. Temel olarak Miladi takvim ile aynıdır. Aralarındaki fark milatlarının farklı olmasıdır. Bu takvim çeşidinde miladi takvimle arasındaki fark sabittir ve değişmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Hicri Kameri takvim&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Hicri Kameri takvim, miladı 16 Temmuz 622 olan ve ayın dünya etrafındaki dolanımını esas alan takvimdir. Yani bu takvim gerçek Hicri takvimdir. Bu takvim çeşidinde miladi takvimle arasındaki fark sabit değildir. Bu fark yaklaşık olarak 33 yılda 1 yıl etmektedir.(vikipedi.özgür ansiklopedi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikincisokak.blogspot.com/feeds/1395180585523552880/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/02/takvim-hicri-takvim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/1395180585523552880'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/1395180585523552880'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/02/takvim-hicri-takvim.html' title='TAKVİM - HİCRİ TAKVİM'/><author><name>selcuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05865044525477287349</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiDHJAqp2rbuZdMEnKsafU08RChp50LKhBau5T92eCQNdqVuYWpw1hkflGK0F4dp9uPAs3MAgIqHwi4pe3u3Xoyzf6gDPCemc-8LvO_R-GYTTvIgDiQDIkqE_ZXtBDH7NcJdCskse9nKmo/s72-c/150px-Allah-eser-green.png" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3227551039086564641.post-5648624772601842011</id><published>2011-02-23T00:10:00.000-08:00</published><updated>2011-02-23T00:14:46.551-08:00</updated><title type='text'>TAKVİM - ASTRONOMİK YIL NUMARALANDIRMA</title><content type='html'>&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Astronomik yıl numaralandırma,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MS (Latince AD (Anno Domini)) türü yıl numaralandırmayı temel alan ancak onluk tamsayı yıl numaralarını daha yakından izleyen bir numaralandırma yöntemidir. 0 yılını da içeren bu yöntem daha önceki yılları &#39;-&#39; işaretiyle belirtmektedir. Bu yöntem, MÖ (İngilizce BC) gibi dönem belirteçlerini içermemektedir. Böylece, MÖ 1 yılı 0, MÖ 2 yılı -1 ve MÖ n yılı (1 - n) olarak gösterilmektedir. MS 1 ve sonraki yıllar yalnızca sayıyla ya da &#39;+&#39; işaretiyle birlikte gösterilmektedir. Sıfır sayısı hesaplama kolaylığı açısından önem taşımaktadır. Şöyle ki; astronomide iki zaman dilimi arasındaki yıl farkı bu iki dönemin sona erdiği yılların farkı alınarak bulunabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sistemin adı astronomideki kullanımından gelmektedir. Tarih dışındaki bilimlerin hemen hiçbiri 1 yılındsn öncesini konu edinmemektedir ancak arkeoloji ve jeoloji bu yılları &#39;günümüzden önce&#39; biçiminde anmaktadır. Astronomik ve tarihi yıllar arasında 1 yılından önceki 1 yıllık fark, tutulmalar ve yörünge çakışmaları gibi olayların meydana geliş zamanlarının hesaplanmasında önem taşımaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıfır yılı ilk kez 18. yüzyıl Fransız gökbilimcileri Philippe de La Hire (1702) ve Jacques Cassini (1740) tarafından kullanılmıştır. Ancak, bu bilimadamları yılları ait oldukları dönem belirteçleriyle birlikte kullanıyorlardı (MÖ 2, MÖ 1, 0, MS 1, MS 2 şeklinde). 19. yüzyılda MÖ/0/MS ve −/0/+ gösterimleri birlikte kullanılmaya başlandı. −/0/+ gösterimi 20. yüzyıl ortalarına dek ağırlık kazanmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(İngilizce Vikipedi&#39;deki 13.01.2009 tarihli Astronomical year numbering maddesi)&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikincisokak.blogspot.com/feeds/5648624772601842011/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/02/takvim-astronomik-yil-numaralandirma.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/5648624772601842011'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/5648624772601842011'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/02/takvim-astronomik-yil-numaralandirma.html' title='TAKVİM - ASTRONOMİK YIL NUMARALANDIRMA'/><author><name>selcuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05865044525477287349</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3227551039086564641.post-2519943376487452324</id><published>2011-02-22T23:54:00.000-08:00</published><updated>2011-02-23T00:10:17.935-08:00</updated><title type='text'>TAKVİM - 12 HAYVANLI TAKVİM</title><content type='html'>&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg8rH2_eEeR9Gb7aVjnrGMD5QViaYc_Fgnf_eo4k0V6Uw2v9b_RsSvUpC5xEEb6ZE8tLthoq2d7Z27mDcxXHrUSJHHt1Inau_f05bIrsoycAWS_VSj1aXxpsvMWinS9LRSK_4FYPPXVvE0/s1600/200PX-%257E1.JPG&quot;&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; DISPLAY: block; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5576790719832361298&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg8rH2_eEeR9Gb7aVjnrGMD5QViaYc_Fgnf_eo4k0V6Uw2v9b_RsSvUpC5xEEb6ZE8tLthoq2d7Z27mDcxXHrUSJHHt1Inau_f05bIrsoycAWS_VSj1aXxpsvMWinS9LRSK_4FYPPXVvE0/s400/200PX-%257E1.JPG&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;12 HAYVANLI TAKVİM&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Hayvanlı Takvimi (Çince: 地支 Dìzhī veya 十二支 Shíèrzhī; Japonca: 十二支 Jūnishi veya 干支 Eto), Çin kökenli olup Asya&#39;da yaygın olarak kullanılmış takvim, aynı zamanda bir sistem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 yılın 5 katı olan 60 yıllık devreleri ile Göktürkler, Uygur Türkleri, Tuna Bulgarları, İdil Bulgarları da kullanmış ve Hiung-nu&#39;lar da Çin&#39;in hemen kuzeyinde bulundukları için büyük ihtimalle de kullanmıştır.[kaynak belirtilmeli]Göktürk Yazıtları, Uygur kitap ve hukuk belgeleri, Tuna Bulgarları&#39;nın yazıtları, Bulgar Hakanları Listesi ve Manas Destanı&#39;ndaki bazı olaylar da bu takvimle ile tarihlendirilmiştir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;TARİH&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Edouard Chavannes&#39;in &quot;Le Cycle turc des Douze Animaux 12 Hayvanlı Türk Takvimi adlı araştırmasında, Asya&#39;da kullanılan 12 Hayvanlı takvim Türklere ait bir takvim sistemi olduğunu ve Çinlilerin bu takvimi Türklerden aldığını düşünerek &quot;12 Hayvanlı Türk Takvimi&quot; adı koymuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;YILLAR&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;1- Sıçan - zǐ -Fare -0° Kuzey&lt;br /&gt;2- Ud Sığır - chǒu - Öküz&lt;br /&gt;3 -Bars - yín-  Pars&lt;br /&gt;4-Tavışgan - mǎo - Tavşan - 90° Doğu&lt;br /&gt;5- Lu[1][2] - chén - Ejderha&lt;br /&gt;6- Yılan - sì - Yılan&lt;br /&gt;7- Yunt - wǔ - At - 180° Güney&lt;br /&gt;8- Koy - wèi - Koyun&lt;br /&gt;9- Biçin - shēn - Maymun&lt;br /&gt;10- Tabuk - yǒu -Tavuk - 270° Batı&lt;br /&gt;11- İt - xū - Köpek&lt;br /&gt;12- Tonguz - hài - Domuz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;ESKİ TÜRKLERDE AYLAR&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bir yılda 12 ay vardı. Aylar birinçay (birinci ay) , ikinçay (ikinci ay), üçünçay (üçüncü ay), dördünçay (dördüncü ay), beşinçay (beşinci ay), altınçay (altıncı ay), yedinçay (yedinci ay), sekizinçay (sekizinci ay), dokuzunçay (dokuzuncu ay), onunçay (onuncu ay), onbirinçay (onbirinci ay) ve onikinçay (onikinci ay) diye adlandırılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;ESKİ TÜRKLERDE MEVSİMLER&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Eski isim Günümüzde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğlak ay                   İlkbahar&lt;br /&gt;Uluğ Oğlak ay Yaz&lt;br /&gt;Uluğ ay                       Sonbahar&lt;br /&gt;Ay                    Kış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;GÜNLER&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Türklerde gün isimlerinin yabancı kökenli olmasının sebebi bazı tarihçilere göre; göçebelik sebebiyle Türklerde gün kavramının gelişmemesidir.[kaynak belirtilmeli] Türk Takvimi&#39;nde bir gün 12 bölüme ayrılır, her bölüme Çağ adı verilirdi. Bir çağ iki saat, dolayısıyla bir gün de 24 saatti. Herbir çağ ise sekiz Kehten ibaretti. Yılbaşı olarak gece-gündüz eşitliğinin yaşandığı 21 Mart, Nevruz günü alınırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;YILLARIN KARŞILIKLARI&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşılığı Yıl&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fare 2008, 1996, 1984, 1972, 1960, 1948, 1936, 1924&lt;br /&gt;Öküz 2009, 1997, 1985, 1973&lt;br /&gt;Kaplan 2010, 1998, 1986, 1974&lt;br /&gt;Tavşan 2011, 1999, 1987, 1975&lt;br /&gt;Ejderha 2012, 2000, 1988, 1976&lt;br /&gt;Yılan 2013, 2001, 1989, 1977&lt;br /&gt;At 2014, 2002, 1990, 1978&lt;br /&gt;Koyun 2015, 2003, 1991, 1979&lt;br /&gt;Maymun 2016, 2004, 1992, 1980&lt;br /&gt;Tavuk 2017, 2005, 1993, 1981&lt;br /&gt;Köpek 2018, 2006, 1994, 1982&lt;br /&gt;Domuz 2019, 2007, 1995, 1983&lt;br /&gt;(vikipedi.özgür ansiklopedi)&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikincisokak.blogspot.com/feeds/2519943376487452324/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/02/takvim-12-hayvanli-takvim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/2519943376487452324'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/2519943376487452324'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/02/takvim-12-hayvanli-takvim.html' title='TAKVİM - 12 HAYVANLI TAKVİM'/><author><name>selcuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05865044525477287349</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg8rH2_eEeR9Gb7aVjnrGMD5QViaYc_Fgnf_eo4k0V6Uw2v9b_RsSvUpC5xEEb6ZE8tLthoq2d7Z27mDcxXHrUSJHHt1Inau_f05bIrsoycAWS_VSj1aXxpsvMWinS9LRSK_4FYPPXVvE0/s72-c/200PX-%257E1.JPG" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3227551039086564641.post-3560227132558927900</id><published>2011-02-22T23:24:00.000-08:00</published><updated>2011-02-22T23:53:54.887-08:00</updated><title type='text'>TAKVİM - GREGORYEN TAKVİM</title><content type='html'>&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEioZ3ykIHefuE9yQApCFU8Xy9qEXb-nHYPF6wcK0YmbrIkL6_Skp7FyZImWlu1t1csWpGr30wZP0oBLMYROEbUM2wRv-nwyAY8J4WOfv7WMmhBoyrVUkEIf6J1s8xKTRtgJy7mSbv4gCFk/s1600/CA67TDB8CA1G3D13CAA9WZHACAC671AJCA8G9LFSCA22Q5JUCALOR5Y2CAAETOLDCA9XU4WECA9UD9RQCA659BW4CACZPK97CAJ2E2LKCABEOVFQCAA8ND7YCAJSQ3KQCAEUOWZFCA69DKV9CAPNFXEKCANAK8KM.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 209px; DISPLAY: block; HEIGHT: 241px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5576786232004200434&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEioZ3ykIHefuE9yQApCFU8Xy9qEXb-nHYPF6wcK0YmbrIkL6_Skp7FyZImWlu1t1csWpGr30wZP0oBLMYROEbUM2wRv-nwyAY8J4WOfv7WMmhBoyrVUkEIf6J1s8xKTRtgJy7mSbv4gCFk/s400/CA67TDB8CA1G3D13CAA9WZHACAC671AJCA8G9LFSCA22Q5JUCALOR5Y2CAAETOLDCA9XU4WECA9UD9RQCA659BW4CACZPK97CAJ2E2LKCABEOVFQCAA8ND7YCAJSQ3KQCAEUOWZFCA69DKV9CAPNFXEKCANAK8KM.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/p&gt;&lt;p align=&quot;center&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;GREGORYEN TAKVİM&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Gregoryen takvim ya da Miladî takvim, Jülyen takviminin yerine Papa XIII. Gregory tarafından yaptırılan takvim. Milad&#39;ı tarih başlangıcı ve Dünya&#39;nın Güneş etrafındaki dönüş süresi olan 365 gün 6 saatlik zamanı &quot;1 yıl&quot; olarak kabul eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada en yaygın olarak kullanılan takvimdir. Aralarında Türkiye&#39;nin de olduğu çoğu ülke tarafından kullanılan bu takvim, senede 10.8 saniye hata oranıyla en güvenilir ve hassas takvimdir.&lt;/p&gt;&lt;p align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;TARİHÇE&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;4 Ekim 1582&#39;de kabul edilmiştir. Değişik tarihlerde önce Avrupa&#39;da daha sonra dünyanın geri kalanında yayılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gregoryen takvim oluşturulurken Jülyen takvimine 10 gün ilave edilmiştir; 5 Ekim Cuma günü, 15 Ekim Cuma olarak kabul edilmiştir. 1752&#39;de kabul eden ülkeler ise 11 gün ilave etmek durumunda kalmışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;TÜRKİYE&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı İmparatorluğu döneminde, önce Hicrî takvim, sonra da 1 Mart&#39;ı yılbaşı kabul eden Mali takvim kullanılmıştı. Cumhuriyet&#39;in ilanından sonra, Malî 26 Kânun-ı evvel 1341&#39;de (26 Aralık 1925) kabul edilen &quot;Takvimde Tarih Mebdeinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun&quot; ve &quot;Günün 24 Saate Taksimi Hakkında Kanun&quot; adlı iki ayrı yasayla 1 Ocak 1926&#39;dan başlayarak Gregoryen takvim benimsendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yılbaşını 1 Ocak olarak alan bu takvimin yanı sıra günü 12 saatlik gündüz ve 12 saat gece dilimlerine ayıran saat sistemi yerine 24 saatlik bir gün kabul edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;GÜVENİRLİĞİ&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Gregoryen takvim, günümüze kadar kullanılan takvimler içinde en az hatalı olanıdır. Günümüzde bir ekinoks yılı 365.242375 gündür. Gregoryen takvimde ortalama bir yıl 365.2425 gündür ve gerçek ekinoks yılı uzunluğuna oldukça yakındır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senede &quot;ortalama&quot; 0.000125 günlük bu ufak hata, 10.8 saniyeye tekabül eder. Takvim hesaplamasında 1 günlük hatanın ortaya çıkması için yaklaşık 8000 yıl geçmesi gerekir. Bununla birlikte 8000 yıl içerisinde bir ekinoks yılının uzunluğu da sabit kalmayacaktır ve hangi uzunlukta olacağı tam olarak bilinemez. Bu nedenlerle Gregoryen takvim yeterli hassasiyette bir takvimdir ve yeniden düzenlenmesi çok uzun bir süre gereksizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;YILBAŞI&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Daha önce 25 Mart olan yılın ilk günü, 1 Ocak olarak kabul edildi. Şubat ayının 28 gün olması durumu devam ettirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Sıra Ay Gün sayısı&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align=&quot;center&quot;&gt;1 Ocak 31&lt;br /&gt;2 Şubat 28 veya 29&lt;br /&gt;3 Mart 31&lt;br /&gt;4 Nisan 30&lt;br /&gt;5 Mayıs 31&lt;br /&gt;6 Haziran 30&lt;br /&gt;7 Temmuz 31&lt;br /&gt;8 Ağustos 31&lt;br /&gt;9 Eylül 30&lt;br /&gt;10 Ekim 31&lt;br /&gt;11 Kasım 30&lt;br /&gt;12 Aralık 31&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;ARTIK YIL&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Artık yıllar, Şubat ayının 28 yerine 29 gün çektiği yıllardır. Bu uygulama, Dünyanın Güneş çevresindeki bir turu 365 gün değil, yaklaşık olarak 365 gün ve altı saat sürmesi nedeniyle her sene sonunda artan 6 saatlik süreleri bir tam güne çevirmek için oluşturulmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gregoryen takvimde sonu -00 ile bitmeyen ve 4&#39;e kalansız bölünebilen tüm yıllar artık yıldır. Sonu -00 ile biten yıllar, yani yüzüncü yıllar ise eğer 400&#39;e bölünebiliyorlarsa artık yıl olabilirler. Örneğin 1900 yılı artık yıl değilken 2000 yılı artık yıldır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık yıllar her dört senede bir tekrar ettiği için, en son artık yıl olan 2008&#39;den itibaren 2012, 2016, 2020,... şeklinde 2100 yılına kadar devam edecek, 2100 yılı 400&#39;e kalansız bölünemeyeceği için artık yıl olmayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;DÜZENLEMENİN NEDENİ&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bu düzenlemenin nedeni Mart ekinoksunu, 21 Mart tarihine mümkün olduğunca yakın denk getirmektir. Böylece Paskalya bayramı 21 Mart tarihinde veya hemen sonrasında kutlanabilecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;JÜLYEN - GREGORYEN ÇEVRİMİ&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Jülyen takvimini Gregoryen takvime çevirmek için günümüzde 13 gün ilave etmek gerekir. 2100 yılından sonra bu fark 14 güne çıkacaktır. Bu durum bazı Ortodoks Kiliselerinin Noel kutlama tarihlerini 7 Ocak yerine 8 Ocak olarak değiştirecektir.&lt;br /&gt;(yazı.vikipedi.özgür ansiklopedi) &lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikincisokak.blogspot.com/feeds/3560227132558927900/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/02/takvim-gregoryen-takvim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/3560227132558927900'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/3560227132558927900'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/02/takvim-gregoryen-takvim.html' title='TAKVİM - GREGORYEN TAKVİM'/><author><name>selcuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05865044525477287349</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEioZ3ykIHefuE9yQApCFU8Xy9qEXb-nHYPF6wcK0YmbrIkL6_Skp7FyZImWlu1t1csWpGr30wZP0oBLMYROEbUM2wRv-nwyAY8J4WOfv7WMmhBoyrVUkEIf6J1s8xKTRtgJy7mSbv4gCFk/s72-c/CA67TDB8CA1G3D13CAA9WZHACAC671AJCA8G9LFSCA22Q5JUCALOR5Y2CAAETOLDCA9XU4WECA9UD9RQCA659BW4CACZPK97CAJ2E2LKCABEOVFQCAA8ND7YCAJSQ3KQCAEUOWZFCA69DKV9CAPNFXEKCANAK8KM.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3227551039086564641.post-7659061777697490460</id><published>2011-02-22T12:07:00.000-08:00</published><updated>2011-02-22T12:13:31.089-08:00</updated><title type='text'>BOŞANMA</title><content type='html'>&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiO4uX2INjMhTS9Z5atg4xRF5RWveOpCpu-RqHzP3HQ-ehU4Kohi7lWnEKExx84HhlnFCMAXzDwyNAI7ZCvZR18dw6uuo_baIdCMIKJDsVQhvi8Mgx5BaVCOvwZu42pSlWDLoKrqI6jgKI/s1600/CA0DR1SLCAG3HK23CAF9NQ6DCA9B6W1XCAETVVB4CAKI7D97CAXEMWI3CAWCPHO6CAI5L8SCCA9IBPOFCAU2JZYUCANHA0UDCAC6I1ERCALSQEAYCA0D9UKXCAMC4MLKCAUGUUI0CAT1GSM0CA9LAXAECALR9SZ2.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 287px; DISPLAY: block; HEIGHT: 176px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5576608056592533954&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiO4uX2INjMhTS9Z5atg4xRF5RWveOpCpu-RqHzP3HQ-ehU4Kohi7lWnEKExx84HhlnFCMAXzDwyNAI7ZCvZR18dw6uuo_baIdCMIKJDsVQhvi8Mgx5BaVCOvwZu42pSlWDLoKrqI6jgKI/s400/CA0DR1SLCAG3HK23CAF9NQ6DCA9B6W1XCAETVVB4CAKI7D97CAXEMWI3CAWCPHO6CAI5L8SCCA9IBPOFCAU2JZYUCANHA0UDCAC6I1ERCALSQEAYCA0D9UKXCAMC4MLKCAUGUUI0CAT1GSM0CA9LAXAECALR9SZ2.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;BOŞANMA&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Boşanma, evliliğin yasal olarak sona ermesine boşanma denir. Günümüzde daha yaygın olmakla birlikte, boşanma evlilik kadar eskidir. Eski çağlardan beri bütün toplumlarda boşanmaya rastlanmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;Boşanma, karşılıklı sevgiye, güvene ve mutluluk beklentisine dayalı olan evlilik ilişkisini sona erdirdiği için acı verici bir durumdur. Ana babanın mutsuzluğundan etkilenen çocuklar, boşanma sırasında anne ile baba arasında bir seçim yapmak zorunda kalırlar. Güven verici aile ortamını yitirdikleri duygusuna kapılırlar. Bundan dolayı boşanma çocuklar için özellikle zordur. Boşanmayla gelen değişiklikler, çoğu zaman çocukların davranış bozukluklarına yol açar. Dersleri aksar, arkadaşları ile olan ilişkileri etkilenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne var ki çocuklar, eşler arasındaki uyumun bozulduğu, karşılıklı suçlamaların ve saygısız davranışların yer aldığı bir ortamda da mutlu olamazlar. Bu türden etkilerin de davranış bozukluklarına yol açtığı bir gerçektir. Gerçeklerin çocuğa ya da çocuklara onların anlayacağı bir biçimde anlatılması, durumu kabullenmelerini kolaylaştırabilir. Evlilik kadar eski olan boşanma, toplumların tarihsel gelişimine göre değişen özellikler gösterir. İlkel bir yaşam süren Pueblo Yerli kabilelerinde kadın, kocasının ayakkabılarını evin eşiğine bıraktığında onu boşamış sayılır. Birçok eski toplumda erkek çocuğun dünyaya gelmesi evliliği kalıcı kılardı. Kadının kısırlığı ise erkek için haklı bir boşanma nedeni sayılırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;TARİHÇE&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Eskiçağın Asur, Babil gibi Mezopotamya toplumlarında boşanma kurallara bağlanmıştı. Asur toplumunda, kocanın karısına karşı görevlerini yerine getirmemesi durumunda kadının boşanma hakkı vardı. Boşanan kadın, koca evine getirdiği çeyiz denilen eşyayı geri alabilir ve boşandığı eşinin mirası üstündeki haklarını da korurdu. Tutsak düşmüş bir savaşçının karısı iki yıl bekledikten sonra boşanmış sayılırdı ve yeniden evlenebilirdi. İslam hukukunun geçerli olduğu Osmanlı toplumunda, boşanma hakkı ilke olarak kocaya tanınmıştı. Koca karısını tek yanlı olarak boşayabilir, üç kez yinelenen &quot;boş ol&quot; sözleriyle boşanma kesinlik kazanırdı. Buna rağmen boşanma, gelenekçi bir toplum olan Osmanlılarda hoş karşılanmadığı için yaygın değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hıristiyan dünyasında ise Katolik Kilisesi boşanmaya izin vermez. Bazı Katolik ülkelerde boşanma bugün bile olanaksızdır. Reform&#39;dan sonra Protestan Kilisesi boşanmanın hukuk mahkemelerinin ilgi alanına giren &quot;dünyasal bir şey&quot; olduğu görüşünü benimsedi ve boşanmaya karşı çıkmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde, Katolik ilkelere sıkıca bağlı olan ve yasaları boşanmaya izin vermeyen az sayıda ülke dışında, boşanma yasalarla düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunu&#39;nda sayılan boşanma nedenlerinden birinin varlığı durumunda, mahkemeler boşanma kararı verebilir. Günümüzde boşanmayı kolaylaştırma yönündeki bir eğilim güçlenmektedir. Eşlerin karşılıklı isteği durumunda, yargıçlar kolayca boşanma kararı verebilir. (yazı.vikipedi)&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikincisokak.blogspot.com/feeds/7659061777697490460/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/02/bosanma.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/7659061777697490460'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/7659061777697490460'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/02/bosanma.html' title='BOŞANMA'/><author><name>selcuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05865044525477287349</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiO4uX2INjMhTS9Z5atg4xRF5RWveOpCpu-RqHzP3HQ-ehU4Kohi7lWnEKExx84HhlnFCMAXzDwyNAI7ZCvZR18dw6uuo_baIdCMIKJDsVQhvi8Mgx5BaVCOvwZu42pSlWDLoKrqI6jgKI/s72-c/CA0DR1SLCAG3HK23CAF9NQ6DCA9B6W1XCAETVVB4CAKI7D97CAXEMWI3CAWCPHO6CAI5L8SCCA9IBPOFCAU2JZYUCANHA0UDCAC6I1ERCALSQEAYCA0D9UKXCAMC4MLKCAUGUUI0CAT1GSM0CA9LAXAECALR9SZ2.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3227551039086564641.post-8780572836365229977</id><published>2011-02-22T11:48:00.000-08:00</published><updated>2011-02-22T12:02:18.203-08:00</updated><title type='text'>EVLİLİK</title><content type='html'>&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhpd9_3npVY5LWPcqlHMotxiSIKrPdK6mbOXAwWFyES82GzljhNkYMkir8QOQOTRbPjI5BVImhz1I1ogJZYz2yQ2H_Erm1w2-frXLesjJQRL2Vrq2kYQdB1P7RWvCjD73nlarCbVBRpw_8/s1600/300px-Bride_and_groom_signing_the_book.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; DISPLAY: block; HEIGHT: 198px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5576603428694160354&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhpd9_3npVY5LWPcqlHMotxiSIKrPdK6mbOXAwWFyES82GzljhNkYMkir8QOQOTRbPjI5BVImhz1I1ogJZYz2yQ2H_Erm1w2-frXLesjJQRL2Vrq2kYQdB1P7RWvCjD73nlarCbVBRpw_8/s400/300px-Bride_and_groom_signing_the_book.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlilik, iki kişinin aile kurmak üzere kanunların uygun gördüğü şekilde, ruhen ve bedenen bir ömür boyu sürecek şekilde biraraya gelmesi.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;Evlilik, neredeyse her zaman karşı cinsten iki kişi arasında gerçekleşir;kimi kültürlerde ise, eşcinsel evlilik türleri hoşgörüyle karşılanmaktadır. Evlilik olağan olarak, ailenin çoğalmasının temelini oluşturur. Yani, evli çiftin çocuk yaparak onları yetiştirmeleri beklenir. Pek çok toplum, kişinin aynı anda birkaç eşle birden evlendiği çokeşliliğe izin vermemektedir.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medeni hukuk ve tarihte evlenmenin amacı, müstakbel eşlerin devamlı bir yuva kurmak için yaptıkları karşılıklı taahütlere resmi bir nitelik kazandırmaktır. Nitekim, insan topluluklarının çoğunda, evlenme vardır ve dünyaya çocuk getirilmesi, bunların korunması ve eğitilmesi amacıyla eşlerin biraraya gelmesi olarak kabul edilmiştir. Bununla beraber, bazı evlenmelerin böyle bir amacı bulunmadığı da bir gerçektir, örneğin yaşı geçkinlerin evlenmesi veya ölüm halindeyken yapılan evlenmeler gibi; fakat bunların sayısı azdır. &lt;/p&gt;&lt;p align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align=&quot;center&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;TARİHÇE&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;10. yüzyıla kadar Roma&#39;da evlenme işlerinde yasama ve yargılama yetkileri devlete aitti. Bununla birlikte, hristiyan kilisesi, kuruluşundan itibaren, kendi mensuplarının evlenmelerinde uyulması gerekli bazı özel emirler ve yasaklar getirmişti; bunlara karşı gelen dini cezalara çarptırılır, en önemlisi de aforoz edilirdi. Batı Roma İmparatorluğu&#39;nun yıkılışından sonra siyasi otoritesinin ortadan kalkması, kilisenin bu yasama ve yargılama yetkilerini yavaş yavaş benimsemesine yol açtı. 10. yüzyıldan itibaren de onun bu yetkilerine karşı çıkan olmadı. Fakat yeniden güçlenen krallık, öteki işlerde olduğu gibi evlenme konusunda da kilisenin yetkilerine sahip çıkmaya kalkıştı. Bu çaba Batı&#39;da 16. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar sürdü ve evlenme akitlerinin belediyelere bırakılmasıyla son buldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O tarihten itibaren birçok ülkede, hukuki evlenme şekli olan medeni evlenmenin yanı sıra isteğe bağlı olarak ve ancak medeni evlenmeden sonra yapılabilmek şartıyla dini evlenme şekline de yer verilmeye başlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlenmenin hukuki ve dini esasları zamanla çok değişmiştir: kan akrabalığıyla ilgili yasaklar her yerde geçerli olmadığı gibi bazı halkların egzogamik (aile veya kabile dışından evlenme) kanunları son derece karmaşıktır; bir kural haline gelen tek kişiyle evliliğin, çok kişiyle evliliği ortadan kaldırması uzun sürdü. Bazı toplumlarda nişanlı, karısını, anne-babasından, dayısından veya ağabeyinden satın alır, bazı yerlerde ise kocaya bir hediye veya drahoma verilir. Nişanlı, damat olarak kabulünden önce müstakbel kayınbaba ve kayınvalidesinin evinde bir süre hizmet etmek zorunda kalabilir. Çoğu yerde evlenme ilk çocuk doğmadıkça geçerli olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;TÜRK TOPLUMLARINDA EVLİLİK&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Türk topluluklarında boyların, obaların, yaşama kurallarına, ahlâk anlayışlarına, gelenek ve göreneklerine ve yaşanan ortamın kültür durumuna göre az çok değişen evlenme törenleri vardı. Bu törenler, yapı ve nitelikleri bakımından ilden ile, bazen köyden köye göre de değişiklik gösterebilir. Eski çağlardan kalma gelenek ve inançlar farklı tutumlarla bu törenlerde yaşar. Bu yüzden, Türk evlenme törenlerini tek bir ölçüye göre açıklamak yeterli sayılmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karadeniz, Doğu Anadolu, Ege bölgeleri, Güney Anadolu ve Rumeli yörelerinde değişik şekilde evlenme törenleri yapılır. Evlenmeyi sağlayacak ön işlemler de birbirine benzemez. Birbirine benzeyen tek nokta evlenen kimselerin belli törenlerden sonra ayrı ev kurmaları, belli kurallara uyarak yuvalarını sürdürmeleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orta Asya Türklerinde, bilinen en eski evlenmeler, toplumun bağlı olduğu din inançlarına göre yapılırdı. Boyun, obanın dini önderi olan kam veya şaman, evlilik kurumunun gerçekleşmesinde en önemli görevi yerine getirir: evlenmeye kararlı çiftleri törenle birleştirir, bölgenin durumuna göre ev veya çadır sahibi yapardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadolu’da evlenmek isteyen çiftler birbiriyle anlaşır, kararlarını büyüklere bildirirler. Büyüklerinde izin vermesi ile evlilik gerceklesir. Buyuk sehirlerde ise ciftler birbirleri ile anlasir ve anne babanin iznine pek gerek duymadan evlenme gerceklesir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;EVLİLİK TÖRENİ ÖNCESİ&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Oğlunu evlendirmek isteyen analar en yakın ve samimi dostları arasından iki kadın seçerek üç kişilik bir görücü topluluğu halinde, önceden tanıdığı veya adını duyduğu kızın evine gider, görülen kız beğenilirse durum birkaç gün içinde ailesine bildirilir. Karşılıklı bir anlaşmaya varılırsa kız, ailesinden istenir. Kız tarafı &quot;evet&quot; derse o akşam erkek evinde bir horoz kesilir, suyundan pilav yapılır, ailenin en yakın ileri gelenleri yemeğe çağrılır. Bu gelenek bazı Anadolu ailelerinde, özellikle Harput yörelerinde bugün de vardır. Taraflar anlaşıp söz kesildikten sonra evlilik başlangıcının ikinci dönemi olan nişan töreni yapılır. Bazı Anadolu köylerinde nişan töreninden önce erkek tarafının kızın babasına ödeyeceği para miktarı üstünde anlaşmaya varılır. Buna &quot;ata yolluğu&quot; denir. Daha sonra kızın oğlana, oğlanın kıza vereceği eşya, yakınlarca gösterilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadolu&#39;nun bazı yerlerinde nişandan sonra gelen ilk gün kız evinde bütün davetlilere şerbet sunulur. Önceden iki tarafın kararlaştırdığı bir gün, nikâhtan önce kız evinde toplanan iki taraf kadınları kızın eline kına yakarlar. Bu işler, bazı çevrelerde nikâhtan önce, bazılarında nikâhtan sonra ve gerdekten biraz önce görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski Türk evlenme törenlerinde nikâh ile gerden aynı gün yapılırdı. Bugün, eski geleneklerini sürdüren birçok Anadolu köyünde durum aynıdır. Gelin, kınalanıp gerekli süslemeler yapıldıktan sonra güvey ve yakınlarınca düzenlenen bir törenle erkek evine götürülür. Çevrenin geleneklerine, ahlâk anlayışına, yaşama imkânlarına ve arazinin coğrafi durumuna göre gelin özel olarak süslenmiş, renkli kumaş ve boncuklarla donatılmış ata, arabaya veya faytona bindirilir. Ata bindirilmişse atın yanı sıra iki yancı yer alır, atın yularını bir seyis tutar, arkasında konuklar sıralanır. Kız, baba evinden ayrılırken dualar okunur, başta ana-baba ve yakınlar olmak üzere hepsiyle vedalaşır, bazen kurban kesilir, gelin son defa olmak üzere evinin her tarafını dolaşır. Gelin alayı, kadınlı erkekli birlikler halinde güvey evine doğru yola çıkınca çalgılar çalınır, oyunlar oynanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;EVLİLİK TÖRENLERİ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evlenmelerde alışılagelen kurala göre biri kız, biri oğlan evinde olmak üzere iki düğün yapılır. İlk düğünü kız tarafı, ikinci düğünü erkek tarafı yapar. Kına gecesi gibi yalnız kadınlar arasında yapılan törenlere erkekler, erkekler arasında yapılan törenlere de kadınlar katılmaz. Gelin, duvağa girdikten sonra düğün töreninin yapıldığı yere getirilince ortaya alınır. Başına, varlıklı kimseler para, yoksullar darı veya buğday serperler. Darısı başına deyimi bu töreyle ilgilidir. Tören bitip de gelin ile güvey başbaşa kalınca gelin yüzünü açmaz, güveyden hediye ister, bunun üzerine güvey, geline para veya altın verir. Kayınvalide ve kayınbaba ilk el öpüşte bağışta bulunurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlenme törenlerinde her bölgenin geleneksel oyunları olan halay, horon, tamzara, bar, zeybek adı verilen mahalli oyunlar oynanır, kemençe, davul, zurna, tulum, tef, çalpara gibi çalgılar çalınır. Düğüne katılanlara yemek çıkarılır. Törenler yapılırken kızın yakın komşuları, tanıdıkları, arkadaşları, akrabası kendisine ev için gerekli hediyeler sunarlar. Gelin, gerdekten bir gün önce ve bir gün sonra bölgenin inançlarına göre kadınlar arasında yapılan özel bir törenle hamama götürülür. Gelin, evliliği başladığı ilk günden yedinci güne kadar ana, baba ve aile büyüklerine görünmez, yedinci günü eşi ve eşinin birkaç yakınıyla baba evine gider.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlenme törenleri ve gerdeğin cuma akşamları yapılması bir gelenek halini aldığı için, gelinin baba evini ilk ziyareti de perşembeye tesadüf eder. Gelin, gerdekten çıkıp konu komşuyla görüşmeye başlayınca kundakta bulunan tanıdık çocuklarının en küçüğü kucağına konur ve hayır dualar edilir.(vikipedi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikincisokak.blogspot.com/feeds/8780572836365229977/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/02/evlilik.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/8780572836365229977'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/8780572836365229977'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2011/02/evlilik.html' title='EVLİLİK'/><author><name>selcuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05865044525477287349</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhpd9_3npVY5LWPcqlHMotxiSIKrPdK6mbOXAwWFyES82GzljhNkYMkir8QOQOTRbPjI5BVImhz1I1ogJZYz2yQ2H_Erm1w2-frXLesjJQRL2Vrq2kYQdB1P7RWvCjD73nlarCbVBRpw_8/s72-c/300px-Bride_and_groom_signing_the_book.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3227551039086564641.post-5368624060449697209</id><published>2010-08-17T02:19:00.000-07:00</published><updated>2010-08-17T02:49:53.482-07:00</updated><title type='text'>TAHİR İLE ZÜHRE HİKAYESİ ve ŞİİRİ</title><content type='html'>&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;TAHİR İLE ZÜHRE HİKAYESİ&lt;/span&gt;    &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; Geçmiş zaman ve eski günlerde zengin ve şöhretli bir padişah vardır. Malı, mülkü, askere kısaca her şeyi vardır. Ancak çocuğu olmamaktadır. &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Doktorlara gitmiş derdine çare bulamamıştır. Bunlardan fayda göremeyince kendisini eğlenceye verip ve yaptırdığı bahçeye gidip gelmeye başlar. Bir gün veziri ile çarşıda dolaşmaya çıkar. “her kim bana bir altın verirse tanrı onun muradını versin” diyen bir dilenciye para verir. Oradan ayrılıp bahçeye doğru giderler ve bir ağacın altında otururlar. İleride bir ağacın altında da yaşlı bir derviş görürler, onun yanına giderler. Derviş “marifetlerim vardır” deyince, padişah gönlünden geçeni bilmesini ister. Dervişte padişah ve vezirin çocuğunun olmadığını, evlat istediklerini bilir. Bunun üzerine dervişten yardım isterler. Dervişte cebinden cebinden bir elma çıkarır ve ikiye böler. Bu elmaları yerlerse çocukları olacağını, padişahın kızı, vezirin oğlu olacağını, ama onları ayırmamalarını evlendirmelerini söyler. Padişahta vezirde çok sevinir. Akşam elmayı yerler ve dokuz ay on gün sonra padişahın kızı, vezirin oğlu olur. Kızın adını Zühre, oğlanın adını Tahir koyarlar. Tahir ile Zühre birlikte büyürler. En tanınmış hocalardan ders alırlar ve çok zeki olduklarından her şeyi öğrenirler. Fakat on yaşında Zühre’nin gönlü Tahir’e düşer ve uyurken Tahir’i öper. Tahir çok kızar çünkü kardeş olduklarını sanır. Bir gün Zühre Tahir’i yine öper ve Tahir’de Zühre’yi döver. Zühre o kadar üzülür ki Allah’a “Allah’ım benim sevgimin yarısını Tahir’e ver” diye dua eder. Tahir’de Zühre’ye aşık olur. Bu sefer Zühre kendini naza çeker. Ancak kardeş olmadıklarını öğrenen Tahir ile Zühre günden güne bir birine daha çok bağlanırlar. Sazlarını alıp bir birlerine türkü söylerler. Bunları gören Arap köle padişahın karısına söyler. Padişah kızını Tahir’le evlendirmenin zamanı geldiğini söyler. &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Ancak karısı kızının padişah oğluyla evlenmesini istemektedir. Padişah kendi gözleriyle aşıkları görmek ister ve görünce de aşıkları evlendirmeye karar verir. Bu arada Tahir rüyasında iki kara köpeğin kendisine saldırdığını görür ve rüyası çıkar. Padişahın karısı, padişaha sihirbaz cadının yaptığı şerbeti içirince padişah Tahir&#39;den soğur ve onu saraydan kovar. Aşkı ile yanıp tutuşan Tahir Zühre’nin köşkünün önüne gelerek sitem dolu türküler söyler. Zühre’de olayları dadısından öğrenir ve her şeyi Tahir’e açıklar. Arap köle bunları görünce yine padişaha haber verir. Bu sefer padişah onu Mardin’e sürer. Mardin’de yedi yıl kalan Tahir bir gün Allah’a dua eder ve onu zindandan kurtarmasını ister. Duası kabul olur zindanın açılan kapısından siyah atıyla Hızır gelir ve onu atına alıp, o uyurken Zühre’nin köşkünün önüne bırakır. Zühre Tahir’i dadısına gönderir. O günden sonra her gece gizli gizli buluşup zevk ve sefa eylerler. Fakat bir gün Tahir rüyasında yine kara köpeklerin etrafını sardığını görür. Rüyası yine çıkar çünkü Arap köle onları yine görmüştür. Bunu padişaha haber verir ve Tahir, üstü açık bir sandıkla Şat suyuna bırakılır. Şat suyu kenarında da Göl padişahının sarayı vardır. Zühre bunu bildiği için Göl padişahının kızına mektup yazar ve göl padişahının kızları da onu bulurlar. Göl padişahın üç kızı da Tahir’i sevmektedir ve bir gün onu paylaşamadıkları için kavga ederken, Tahir bunları duyar ve kaçar. Bir çeşme başında dua eder ve uyur. At sesiyle uyanınca, yanında bir derviş görür. Yine ata biner ve gözlerini kapatır. Derviş “aç” dediği zaman Tahir kendisini Zühre’nin köşkü önünde olduğunu görür. Dadısına gider. Dertleşirler. Bir gün Tahir davul zurna sesleri duyar ve dadısından Zühre’nin evleneceğini öğrenir. Kadın esvabı ile düğüne gider. Kendini Zühre’ye tanıtır. Ertesi gün Zühre ile anlaşırlar. Hamama gitmek için çıkıp kaçmaya karar verirler.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; Ancak Arap köle de kadın kılığına girmiş ve onları görmüştür. Arap köle durumu padişaha haber verir. Padişah Tahir’i yakalatır. Mecliste onu ve kızını anmadan üç hane türkü söylerse affedeceğini söyler. Tahir iki haneyi söyler fakat üçüncü hanede Zühre&#39;nin içeri girdiğini görünce onun ismini kullanır. Padişahta onun boynunu vurdurmaya karar verir. Cellat Tahir’in boynunu vurmadan Tahir namaz kılıp Allah’a ruhunu alması için dua eder ve hemen ölür. Bunu gören Zühre aklını kaçırır. Hekimler çare bulamaz hatta Tahir’in etini yedirmeye çalışırlar ama dadısından bunu öğrenen Zühre’de çok kızar, Tahir’in mezarına gider. Allah’a ruhunu alması için dua eder ve ölür. Mezara gelen Arap köle de Zühre’ye aşık olduğu için kendini hançerle öldürür. Padişah kızını Tahir’e vermediği için pişman olur ama iş işten geçmiştir. Bir süre sonra aşıklara mezar yapılır. Arap köle de başuçlarına gömülür. Oradan geçenler Zühre&#39;nin mezarında beyaz bir gül fidanı, Tahir’in üzerinde ise kırmızı bir gül fidanı görürler. Arab’ın mezarında da kara bir çalı bitmiştir. Her sene aşıklar baltalarla o çalıyı keserler ancak çalının yine bittiğini görürler. Ziyaretgah olan mezarı da aşıklar ve bağrı yanıklar sürekli ziyaret ederler. (alıntı)&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;Tahir&#39;le Zühre Meselesi&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da                                                    hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,                                                    bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte                                                                yani yürekte.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Mesela bir barikatta dövüşerek                                                                   mesela kuzey kutbunu keşfe giderken                                                         mesela denerken damarlarında bir serumu                                                         ölmek ayıp olur mu?&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da                                                  hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Seversin dünyayı doludizgin                                                                              ama o bunun farkında değildir                                                                 ayrılmak istemezsin dünyadan                                                                         ama o senden ayrılacak                                                                                      yani sen elmayı seviyorsun diye                                                                      elmanın da seni sevmesi şart mı?                                                                   Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık                                                              yahut hiç sevmeseydi                                                                                        Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da                                                     hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Nazım Hikmet RAN.1949 (alıntı)&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;a href=&quot;http://www.pranga.net/siir-bir-ayrilis-hikayesi-2449.html&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikincisokak.blogspot.com/feeds/5368624060449697209/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2010/08/tahir-ile-zuhre-hikayesi-ve-siiri.html#comment-form' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/5368624060449697209'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/5368624060449697209'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2010/08/tahir-ile-zuhre-hikayesi-ve-siiri.html' title='TAHİR İLE ZÜHRE HİKAYESİ ve ŞİİRİ'/><author><name>selcuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05865044525477287349</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3227551039086564641.post-4391676486200437790</id><published>2010-08-09T12:51:00.000-07:00</published><updated>2010-08-09T12:59:02.536-07:00</updated><title type='text'>KEDİ&#39;NİN YAŞAM EVRELERİ</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjou_orwT40WM4z2NuRhpxB0tPospLXFcICcGXTjnFIRFnShFdgQQSYJYxO3KL8ibS7oN8BZXec8M-txe-tYq6i4iari40VCg1XVGhPbXBva3T8i4tAA5j09CDOTyrxwdEN_vii2ElmeII/s1600/b-32792-love_kedi_a%C5%9Fk%C4%B1[1].jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5503500472596969922&quot; style=&quot;DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 340px; TEXT-ALIGN: center&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjou_orwT40WM4z2NuRhpxB0tPospLXFcICcGXTjnFIRFnShFdgQQSYJYxO3KL8ibS7oN8BZXec8M-txe-tYq6i4iari40VCg1XVGhPbXBva3T8i4tAA5j09CDOTyrxwdEN_vii2ElmeII/s400/b-32792-love_kedi_a%25C5%259Fk%25C4%25B1%5B1%5D.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;KEDİ&#39;NİN YAŞAM EVRELERİ&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Kediler keşke daha uzun yaşalar. Her güzel şey gibi ne yazık ki kedilerin de ömrü kısadır. Bir kedi ortalama 12-15 yaş arasında yaşar. Ama daha uzun yaşaması da elbette mümkündür. &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Kedimveben.com okuyucularından Yıldız Belger Hanım’ın keyifli kedisi Musti bize resmi iletildiğinde 21 yaşındaydı. Kedilerin uzun yaşaması bakıma, beslenmeye ve tabii ki kendi doğasına bağlıdır. &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Ama bir kedinin ortalama hayat süresini 12 yıl sayar isek bu evredeki aşamaları 3’e ayırabiliriz ; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;-Çocukluk&lt;br /&gt;-Yetişkinlik&lt;br /&gt;ve Yaşlılık&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;Çocukluk Dönemi &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Doğumdan bir yaşa kadar süren dönemdir. 1 yaşını doldurmuş bir kediyi 12-14 yaş arasındaki bir ergen gence benzetebilirsiniz. Yani gençkızlık ya da delikanlılık dönemine girilmiştir. Yeni doğmuş bir kedi 5-6 haftalık olana dek anne sütüne muhtaçtır. Daha sonra ise annesinin korumasında sosyalleşmeye ve kedi davranışlarını öğrenmeye başlar. Şaşılacak derecede kediler annelerinden ya da yaşadıkları diğer kedilerden huy ve davranış kaparlar. Erginleşme ise erkek kediler de 6 ila 8 aylıkken, dişi kedilerde ise 4 ila 6 aylıkken gerçekleşir. Bu sebeple kısırlaştırma erginleşmenin sonunda yapılmalıdır. Ama kedinizin biraz daha büyümesini istiyorsanız kısırlaştırma kedinizi kontrolünüz altında tuttuğunuz takdirde 1-2 yaş arasında da yapılabilir. Çocukluk Dönemi, oyun ve yaramazlık dönemidir. Kediler bu dönemde oral dönem, anal dönem bir çok evre geçirirler ve her türlü organları ile çevrelerini, yaşamı tanımaya çalışırlar. Oyun içinde ısırıklar ve tırmalamalar bu evrenin vazgeçilmez aksiyonlarındandır. Bu dönemde kediler büyümek ve serpilmek için içeriği zengin yiyeceklere ihtiyaç duyarlar ve yediklerini de hızla enerjiye çevirirler. Yavru bir kedi ile oynayan yetişkin bir insan kısa sürede pes etse de yavru kedi hala oyunun devamında ısrarcı olur. Ayrıca temel aşıların da bu dönem içinde tamamlanması lazım gelir. &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;Yetişkinlik Dönemi &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;1 yaştan 6 yaşın bitimine kadarki dönemi kapsar. Artık ağırbaşlı olmanın başlangıcındayızdır. Yavaş yavaş karizma ve tarz gelişir. Çevreye kafa tutma, diğer kedilere ve insan dostlarına kendini kanıtlama da tam bu döneme denk düşer. Eskisi gibi her çağrıldığında gelmez. Kendine ait bir ajandası vardır ve bu ajanda herşeyden önceliklidir. Eğer başka kediler de varsa egemenlik savaşları yakınlardadır. Beslenme tarzı da bu dönemde yavaş yavaş değişir. Artık seçilen kuru mamalar çocuk (juniour) için değil yetişkin (adult) için olmalıdır. Çocuklara yönelik kuru mamalar lezzetleri sebebi ile yetişkin kedilerce ilgiyle karşılansa da yetişkin bir kedinin sindirimi açısından daha zor olan bu türden kuru mamalar sadece çocukluk döneminde kullanılabilir. Yetişkinlik Dönemi süresince kedilerin enerjileri eskisine oranla yavaş yavaş azalır. Oyun ve eğlence bu dönemin de yine baş tacıdır ama çocukluk dönemindeki kadar bir aktivite görülmez. &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;Yaşlılık Dönemi &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;7 yaşından itibaren kedilerin yaşlılık dönemine girdikleri kabul edilir. Bu dönemin en belirgin özelliği aktivitelerdeki hareket azalmasıdır. Ama oyun her dönem için kedilerin sevdiği bir şeydir. (Eğlence hayat boyudur.) Yaşlılık, ne yazık ki, insanoğlunda da olduğu gibi kedilerde de hastalıkların ve fiziksel sıkıntıların yavaş yavaş nüksettiği bir dönemdir. Bu sebeple düzenli doktor kontrolleri bu dönemdeki kediler için aksatılmamalıdır. Yeme alışkanlıkları da değişmeye başlar. Yaşlanma ile kediler çok seçici olurlar. Bunun bir sebebi tat ve koku alma duyularının keskinliğindeki görece azalma olduğu kadar diş ve ağız yapısının eskisine oranla daha hassas hale gelmesidir. Su kaybı bu dönem için çok önemli bir sorun teşkil edebilir. O sebeple kuru mamalar (seniour grubu) yaşlılık döneminde bir süre devam ettirilse de yavaş yavaş yaş mamalara geçilmesinde fayda vardır. Yaş mamalar içerdikleri su sebebi ile su içmek konusunda isteksiz davranan yaşlı kedilerin su ihtiyacını bir ölçüde karşılarlar. Çok iştahsızlık söz konusu olduğunda ise kedi dostlarının mutfağa girip kedilerinin tekrar iştahlarını açmak için ciğer, balık, kızarmış tavuk gibi yüksek aromalı yemekler hazırlaması gerekir. Yaşlılık, anlayış ve nezaket ister. Özellikle yaşlı kediler uyuma saatlerinde daha sessiz ve sakin ortamları tercih ederler ve günlük yaşam rutinlerine de saygı duyulmasını beklerler. &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Aşık Veysel’in deyişiyle yaşam “uzun ve ince bir yol”, bizler için de kediler için de. Dileriz her canlı için sağlık ve mutlulukla yaşansın... alıntı...&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikincisokak.blogspot.com/feeds/4391676486200437790/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2010/08/kedinin-yasam-evreleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/4391676486200437790'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/4391676486200437790'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2010/08/kedinin-yasam-evreleri.html' title='KEDİ&#39;NİN YAŞAM EVRELERİ'/><author><name>selcuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05865044525477287349</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjou_orwT40WM4z2NuRhpxB0tPospLXFcICcGXTjnFIRFnShFdgQQSYJYxO3KL8ibS7oN8BZXec8M-txe-tYq6i4iari40VCg1XVGhPbXBva3T8i4tAA5j09CDOTyrxwdEN_vii2ElmeII/s72-c/b-32792-love_kedi_a%25C5%259Fk%25C4%25B1%5B1%5D.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3227551039086564641.post-5967853320460250957</id><published>2010-03-05T23:43:00.000-08:00</published><updated>2010-03-05T23:50:02.863-08:00</updated><title type='text'>8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhKrjG62MTfgeysoE9yZni1Of0_ns26F6G9CQwrJrGJueRpntet7dLGrkA4ZrUeXaeqLk6qrkiNxbmoVBw0tycuJavDwWMbJdOzwHYZY4-UVJzF8kAHWP8lKDxeSICnvM8HfJt46lKcSKU/s1600-h/8_mart.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5445423473657589570&quot; style=&quot;DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 295px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhKrjG62MTfgeysoE9yZni1Of0_ns26F6G9CQwrJrGJueRpntet7dLGrkA4ZrUeXaeqLk6qrkiNxbmoVBw0tycuJavDwWMbJdOzwHYZY4-UVJzF8kAHWP8lKDxeSICnvM8HfJt46lKcSKU/s400/8_mart.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;Tarihçe&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;a title=&quot;8 Mart&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/8_Mart&quot;&gt;8 Mart&lt;/a&gt; &lt;a title=&quot;1857&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/1857&quot;&gt;1857&lt;/a&gt; tarihinde &lt;a title=&quot;Amerika Birleşik Devletleri&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Amerika_Birle%C5%9Fik_Devletleri&quot;&gt;ABD&lt;/a&gt;&#39;nin &lt;a title=&quot;New York&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/New_York&quot;&gt;New York&lt;/a&gt; kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak &lt;a title=&quot;Polis&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Polis&quot;&gt;polisin&lt;/a&gt; işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;a title=&quot;26 Ağustos&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/26_A%C4%9Fustos&quot;&gt;26&lt;/a&gt; - &lt;a title=&quot;27 Ağustos&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/27_A%C4%9Fustos&quot;&gt;27 Ağustos&lt;/a&gt; &lt;a title=&quot;1910&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/1910&quot;&gt;1910&lt;/a&gt; tarihinde &lt;a title=&quot;Danimarka&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Danimarka&quot;&gt;Danimarka&lt;/a&gt;&#39;nın &lt;a title=&quot;Kopenhag&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Kopenhag&quot;&gt;Kopenhag&lt;/a&gt; kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) &lt;a title=&quot;Almanya Sosyal Demokrat Partisi&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Almanya_Sosyal_Demokrat_Partisi&quot;&gt;Almanya Sosyal Demokrat Partisi&lt;/a&gt; önderlerinden &lt;a title=&quot;Clara Zetkin&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Clara_Zetkin&quot;&gt;Clara Zetkin&lt;/a&gt;, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart&#39;ın &quot;Dünya emekci Kadınlar Günü&quot; olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı ve değişen tarihlerde fakat her zaman &lt;a title=&quot;İlkbahar&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0lkbahar&quot;&gt;ilkbaharda&lt;/a&gt; anılıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı &lt;a title=&quot;1921&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/1921&quot;&gt;1921&lt;/a&gt;&#39;de &lt;a title=&quot;Moskova&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Moskova&quot;&gt;Moskova&lt;/a&gt;&#39;da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı&#39;nda gerçekleşti. &lt;a title=&quot;I. Dünya Savaşı&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/I._D%C3%BCnya_Sava%C5%9F%C4%B1&quot;&gt;Birinci&lt;/a&gt; ve &lt;a title=&quot;II. Dünya Savaşı&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/II._D%C3%BCnya_Sava%C5%9F%C4%B1&quot;&gt;İkinci Dünya Savaşı&lt;/a&gt; yılları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960&#39;lı yılların sonunda &lt;a title=&quot;Amerika Birleşik Devletleri&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Amerika_Birle%C5%9Fik_Devletleri&quot;&gt;Amerika Birleşik Devletleri&lt;/a&gt;&#39;nde de anmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, &lt;a title=&quot;16 Aralık&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/16_Aral%C4%B1k&quot;&gt;16 Aralık&lt;/a&gt; &lt;a title=&quot;1977&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/1977&quot;&gt;1977&lt;/a&gt; tarihinde 8 Mart&#39;ın &quot;Dünya Kadınlar Günü&quot; olarak anılmasını kabul etti. Birleşmiş Milletler&#39;in sitesinde günün tarihine ilişkin bölümde, kutlamanın New York&#39;ta ölen işçilerin anısına yapıldığı yazılmamıştır.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt; &lt;strong&gt;Türkiye&#39;de 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Türkiye&#39;de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında &quot;Emekçi Kadınlar Günü&quot; olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında daha yaygın olarak kutlandı ve sokağa taşındı. &quot;Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı&quot; programından Türkiye&#39;nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında &quot;Türkiye 1975 Kadın Yılı&quot; kongresi yapıldı. &lt;a title=&quot;12 Eylül Darbesi&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/12_Eyl%C3%BCl_Darbesi&quot;&gt;12 Eylül 1980 Askeri Darbesi&lt;/a&gt;&#39;nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmadı. 1984&#39;ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından &quot;Dünya Kadınlar Günü&quot; kutlanmaya başlandı.(alıntı)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikincisokak.blogspot.com/feeds/5967853320460250957/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2010/03/8-mart-dunya-emekci-kadinlar-gunu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/5967853320460250957'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/5967853320460250957'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2010/03/8-mart-dunya-emekci-kadinlar-gunu.html' title='8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ'/><author><name>selcuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05865044525477287349</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhKrjG62MTfgeysoE9yZni1Of0_ns26F6G9CQwrJrGJueRpntet7dLGrkA4ZrUeXaeqLk6qrkiNxbmoVBw0tycuJavDwWMbJdOzwHYZY4-UVJzF8kAHWP8lKDxeSICnvM8HfJt46lKcSKU/s72-c/8_mart.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3227551039086564641.post-4274040111831665434</id><published>2010-02-13T14:14:00.001-08:00</published><updated>2010-02-13T14:20:04.116-08:00</updated><title type='text'>HAYVANLARINDA DUYGULARI VAR. İŞTE !!!!</title><content type='html'>&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; Dişi kuş yaralanmış ve durumu vahim…Yolun üzerinde alçak uçarken bir araba çarpmış ona...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5437855335129274418&quot; style=&quot;DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 266px; TEXT-ALIGN: center&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg5RjoyzLhLlkeea9hqjdnYGTG5OZ3Rd1Cbk0qfyMUyXrM8Nr63V4CXlOxJ9diWfy7vVBOtj7-EtHNFq81hQBlOzID7eErjqrTDWcuLFgM7w-U2PgeKEE6bhodDN8fslVkHBpZik6NmYDc/s400/k1.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Erkek kuş, eşine yiyecek taşıyor… Ona sevgi ve şefkat gösteriyor&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgb-_mmBwBcQbG3LGlzoNRxSPVXm3RmJt7thbjwnN_DjHjutjntg8ia_dNA3NjUJwbTYvw9rEPOUZYps86HI_zjt5g1amhq8AGeHGm9ViGnWAv3Kr23ksBCJ6AxkcLFrKJ8me1nwaysbBI/s1600-h/k2.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5437855268619221810&quot; style=&quot;DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 261px; TEXT-ALIGN: center&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgb-_mmBwBcQbG3LGlzoNRxSPVXm3RmJt7thbjwnN_DjHjutjntg8ia_dNA3NjUJwbTYvw9rEPOUZYps86HI_zjt5g1amhq8AGeHGm9ViGnWAv3Kr23ksBCJ6AxkcLFrKJ8me1nwaysbBI/s400/k2.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt; Gidip tekrar yiyecek getiriyor ama, öldüğü düşüncesiyle müthiş üzülüyor. Yerinden kımıldatmaya çalışıyor eşini... ki bu, kırlangıçlar için çok ender görülen bir durumdur!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjEXqf_q2tOYZ1FmoHB4B-E13YZZ1Lg19Etjhd7stQ7-TRxZ7i5eUW6xRtpnX0tGLjiUszHrQp9mn3LarLTRGjIEuAFXtCGHoEX1B2_EMsEPZAHTe7RJoqW9PvoQeHaFP0vORiSKbIaqnQ/s1600-h/k3.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5437855209263112626&quot; style=&quot;DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 254px; TEXT-ALIGN: center&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjEXqf_q2tOYZ1FmoHB4B-E13YZZ1Lg19Etjhd7stQ7-TRxZ7i5eUW6xRtpnX0tGLjiUszHrQp9mn3LarLTRGjIEuAFXtCGHoEX1B2_EMsEPZAHTe7RJoqW9PvoQeHaFP0vORiSKbIaqnQ/s400/k3.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sevgilinin öldüğünü ve asla geri dönmeyeceğini farketmesiyle birlikte, yitirdiği aşkına acı gözyaşları döküyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgH5QO46e15EbE_9NFWa6QrjQs92NsKCg-3GvyIeztIP0V409OiCIWhvRS8jux-g-synYlzDMDZ9Xy9VSofSQUCsEJ5Y7epCOuffEvFb7qPQtMl3OM190XFcTqZgV_Sb3_ffnwai5WH830/s1600-h/k4.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5437855122439807266&quot; style=&quot;DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 254px; TEXT-ALIGN: center&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgH5QO46e15EbE_9NFWa6QrjQs92NsKCg-3GvyIeztIP0V409OiCIWhvRS8jux-g-synYlzDMDZ9Xy9VSofSQUCsEJ5Y7epCOuffEvFb7qPQtMl3OM190XFcTqZgV_Sb3_ffnwai5WH830/s400/k4.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt; Ölümünden duyduğu kederle eşinin başucundan ayrılmıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5437855036605161154&quot; style=&quot;DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 241px; TEXT-ALIGN: center&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiX2QhXqDTKiaTDWu57gpkxKc4jAUgkaNB2-ScwQnBEDZox90ZQ3YzHagDSC8vsto9ygTEwfJm87waxW7A9bX7yV2YgTduj5enT2Ciw4iLb9NowBRg4_bv8Fl6F8B8cNc2ymjyE1HmZw6Y/s400/k5.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;Artık onu sonsuza dek yitirdiğini, kendisine dönmeyeceğini anlamıştır. Hüzün ve acı içinde onun yanında duruyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5437854916700498610&quot; style=&quot;DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 270px; TEXT-ALIGN: center&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgv9R4ZYLjFbu0lrx1FkkhyphenhyphenuTkM76SdM5wR3oSS2rRNbyVrak0lil3n2m3DnUgjcrkg9DMueimz_k4G4Ubf6QwBsB8zqkzh5AO0y2HXwuHNPd7DDozZNOhyk2KXHzFE5_4j7Soz0tVSMZE/s400/k6.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt; Bu resimleri Amerika, Avrupa, hattâ Hindistan’da milyonlarca kişi izledi ve hepsi gözyaşlarına boğuldular. Fotoğrafçı bu resimleri ufak bir ücret karşılığında Fransa’nın en ünlü gazetesine sattı. Resimlerin basıldığı gün bayilerdeki tüm gazeteler anında tükendi. Ve bazı insanlar hâlâ “hayvanların beyni veya duyguları olmadığına” inanıyorlar... (alıntı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikincisokak.blogspot.com/feeds/4274040111831665434/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2010/02/hayvanlarinda-duygulari-var-iste.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/4274040111831665434'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/4274040111831665434'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2010/02/hayvanlarinda-duygulari-var-iste.html' title='HAYVANLARINDA DUYGULARI VAR. İŞTE !!!!'/><author><name>selcuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05865044525477287349</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg5RjoyzLhLlkeea9hqjdnYGTG5OZ3Rd1Cbk0qfyMUyXrM8Nr63V4CXlOxJ9diWfy7vVBOtj7-EtHNFq81hQBlOzID7eErjqrTDWcuLFgM7w-U2PgeKEE6bhodDN8fslVkHBpZik6NmYDc/s72-c/k1.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3227551039086564641.post-8425672092927599270</id><published>2010-02-03T00:58:00.000-08:00</published><updated>2010-02-03T01:02:06.868-08:00</updated><title type='text'>KÜRATÖR NEDİR</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhGE8tuH1c7iGOwzX90pCtwKal17sIc_4rxg0uz9XoXda0qxHrUAHS1iRAgDxwRCoN19tzsC1oymRaNOiZ8kakWOZ2HNfwMOXIDy5FzLvHpSRb-P0JTFL7_ummYUn4OnDlLRgfQ6ynSaoI/s1600-h/CARY98L1.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5433939167638535058&quot; style=&quot;DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 108px; CURSOR: hand; HEIGHT: 84px; TEXT-ALIGN: center&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhGE8tuH1c7iGOwzX90pCtwKal17sIc_4rxg0uz9XoXda0qxHrUAHS1iRAgDxwRCoN19tzsC1oymRaNOiZ8kakWOZ2HNfwMOXIDy5FzLvHpSRb-P0JTFL7_ummYUn4OnDlLRgfQ6ynSaoI/s400/CARY98L1.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;Küratör&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Küratör (&lt;a title=&quot;Latince&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Latince&quot;&gt;Latince&lt;/a&gt;: curatus; &lt;a title=&quot;İngilizce&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0ngilizce&quot;&gt;İngilizce&lt;/a&gt;: curator), bir &lt;a title=&quot;Müze&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/M%C3%BCze&quot;&gt;müze&lt;/a&gt;, galeri, arşiv veya &lt;a title=&quot;Kütüphane&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%BCt%C3%BCphane&quot;&gt;kütüphane&lt;/a&gt; &lt;a class=&quot;new&quot; title=&quot;Koleksiyon (sayfa mevcut değil)&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Koleksiyon&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1&quot;&gt;koleksiyonunun&lt;/a&gt; yöneticisidir.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;a title=&quot;Çağdaş sanat&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87a%C4%9Fda%C5%9F_sanat&quot;&gt;Çağdaş sanat&lt;/a&gt; bağlamında küratör, sergi düzenleyicisi anlamında kullanılır. Bu anlamda küratörler, bir koleksiyonu arzuladıkları bir etkiyi yaratmak amacıyla düzenlerler. Serbest küratörler (freelance curator) ise herhangi bir galeri veya müze adına çalışmayan, çağdaş sanatta nispeten yeni ortaya çıkmış kişilerdir. &lt;a title=&quot;İsviçre&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0svi%C3%A7re&quot;&gt;İsviçreli&lt;/a&gt; &lt;a class=&quot;new&quot; title=&quot;Harald Szeemann (sayfa mevcut değil)&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Harald_Szeemann&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1&quot;&gt;Harald Szeemann&lt;/a&gt; bu tür küratörlere verilebilecek örneklerdendir.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Günümüzde, sanat kurumları, karşılarına çıkan finansal konulardan teknolojiyle ilgili uygulamalara kadar birçok sorun karşısında küratörlerin rolünü tekrar gözden geçirmek durumunda kalmışlardır. Bunun sonuçlarından birisi &lt;a title=&quot;Amerika Birleşik Devletleri&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Amerika_Birle%C5%9Fik_Devletleri&quot;&gt;ABD&lt;/a&gt; ve &lt;a title=&quot;İngiltere&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0ngiltere&quot;&gt;İngiltere&lt;/a&gt; gibi ülkelerdeki üniversitelerde verilen küratörlük uygulamaları dersleridir. Bağımsız küratörler kendi özel yöntemleriyle sergiler oluşturmaları için veya ortak çalışma amacıyla galeri ve müzelerce davet edilebilmektedirler.&lt;br /&gt;Yazı&quot;&lt;a href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%BCrat%C3%B6r&quot;&gt;http://tr.wikipedia.org/&lt;/a&gt;&quot; adresinden alındı.&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikincisokak.blogspot.com/feeds/8425672092927599270/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2010/02/kurator-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/8425672092927599270'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/8425672092927599270'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2010/02/kurator-nedir.html' title='KÜRATÖR NEDİR'/><author><name>selcuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05865044525477287349</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhGE8tuH1c7iGOwzX90pCtwKal17sIc_4rxg0uz9XoXda0qxHrUAHS1iRAgDxwRCoN19tzsC1oymRaNOiZ8kakWOZ2HNfwMOXIDy5FzLvHpSRb-P0JTFL7_ummYUn4OnDlLRgfQ6ynSaoI/s72-c/CARY98L1.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3227551039086564641.post-2933450313399969224</id><published>2010-02-02T02:22:00.000-08:00</published><updated>2010-02-02T02:36:56.682-08:00</updated><title type='text'>SEVGİLİLER GÜNÜ</title><content type='html'>&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgNA0L0yHTINurHNrgs8WxEuRaM2MoAYyNiUIjo3ij2S2T0cPaH2W7oYi2w8rJzZixU_BcomNlYzzJr30ivqxfJpZqFXP3WCYSLr3GeQPOUliN52RbrdCkudNuPmQsNMHNOwPb2If6PEdk/s1600-h/200px-Flower_heart.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5433590206101615282&quot; style=&quot;DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px; TEXT-ALIGN: center&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgNA0L0yHTINurHNrgs8WxEuRaM2MoAYyNiUIjo3ij2S2T0cPaH2W7oYi2w8rJzZixU_BcomNlYzzJr30ivqxfJpZqFXP3WCYSLr3GeQPOUliN52RbrdCkudNuPmQsNMHNOwPb2If6PEdk/s400/200px-Flower_heart.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt; Sevgililer Günü&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Sevgililer Günü, her yılın &lt;a title=&quot;14 Şubat&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/14_%C5%9Eubat&quot;&gt;14 Şubat&lt;/a&gt; günü birçok ülkede kutlanan özel gün. Kökeni, &lt;a class=&quot;mw-redirect&quot; title=&quot;Roma Katolik Kilisesi&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Roma_Katolik_Kilisesi&quot;&gt;Roma Katolik Kilisesi&lt;/a&gt;&#39;nin inanışına dayanan bu gün, &lt;a title=&quot;Valentine&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Valentine&quot;&gt;Valentine&lt;/a&gt; ismindeki bir din adamının adına ilan edilen bir bayram günü olarak ortaya çıkmıştır. Bu sebeple bazı toplumlarda &quot;Aziz Valentin Günü&quot; (&lt;a title=&quot;İngilizce&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0ngilizce&quot;&gt;İngilizce&lt;/a&gt;: St. Valentine&#39;s Day) olarak bilinir. Valentine kelimesi, &lt;a class=&quot;mw-redirect&quot; title=&quot;Batı&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Bat%C4%B1&quot;&gt;Batı&lt;/a&gt; medeniyetlerinde hoşlanılan kişi veya sevgili anlamlarında da kullanılır.&lt;a href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Sevgililer_G%C3%BCn%C3%BC#cite_note-0&quot;&gt;[1]&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Günümüzde, bazı toplumlarda sevgililerin birbirine hediyeler aldığı, kartlar gönderdiği özel bir gün olarak devam etmektedir. Tahminlere göre 14 Şubat günü, tüm dünyada 1 milyar civarında kart gönderilmektedir. Bunun yanı sıra hediye alımlarından kaynaklı piyasada satışlar artmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5433590149226925746&quot; style=&quot;DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 150px; CURSOR: hand; HEIGHT: 101px; TEXT-ALIGN: center&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhyB1FDvVuELFU-1k2vB4_Yxe3BC6SJrQYukm05noXeEaf6lxWwufMF9yepnCzb_dqhb1nF7_EQxSOn3zEAMw-BJSsGswgJYy9yWVPw6y_WCd3B2r0BAaCwI0xlsD4b5reDwOnY7kxkVF8/s400/150px-Feb1712.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class=&quot;internal&quot; title=&quot;Büyüt&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Dosya:Feb1712.jpg&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;a title=&quot;1712&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/1712&quot;&gt;1712&lt;/a&gt; yılına ait &lt;a title=&quot;İsveç&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0sve%C3%A7&quot;&gt;İsveç&lt;/a&gt; almanağında &lt;a title=&quot;14 Şubat&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/14_%C5%9Eubat&quot;&gt;14 Şubat&lt;/a&gt; Valentine olarak belirtilmiş&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;Tarihçe&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt; Şubat ayı bereket festivalleri&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Şubat ayı ortasının aşk ile ilişkisi antik çağlara dayanmaktadır. &lt;a class=&quot;mw-redirect&quot; title=&quot;Antik Yunan&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Antik_Yunan&quot;&gt;Antik Yunan&lt;/a&gt; takvimlerinde, Ocak ayı ortası ile Şubat ayı ortasının arasında kalan zaman &lt;a class=&quot;new&quot; title=&quot;Gamelyon (sayfa mevcut değil)&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Gamelyon&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1&quot;&gt;Gamelyon&lt;/a&gt; ayı olarak adlandırılmıştı ve &lt;a title=&quot;Zeus&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Zeus&quot;&gt;Zeus&lt;/a&gt; ile &lt;a title=&quot;Hera&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Hera&quot;&gt;Hera&lt;/a&gt;&#39;nın kutsal evliliğine adanmıştı.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;a title=&quot;Antik Roma&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Antik_Roma&quot;&gt;Antik Roma&lt;/a&gt;&#39;da &lt;a title=&quot;15 Şubat&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/15_%C5%9Eubat&quot;&gt;15 Şubat&lt;/a&gt;, bereket tanrısı &lt;a class=&quot;new&quot; title=&quot;Lupercus (sayfa mevcut değil)&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Lupercus&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1&quot;&gt;Lupercus&lt;/a&gt;&#39;un onuruna, &lt;a title=&quot;Lupercalia&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Lupercalia&quot;&gt;Lupercalia&lt;/a&gt; günü olarak kutlanmaktaydı. Bu günde, Lupercus&#39;un din adamları tanrıya &lt;a title=&quot;Keçi&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Ke%C3%A7i&quot;&gt;keçi&lt;/a&gt; kurban ederlerdi. Daha sonra kafalarının üstüne koydukları bir parça keçi derisi ile Lupercus&#39;u simgeleyerek, &lt;a title=&quot;Roma&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Roma&quot;&gt;Roma&lt;/a&gt; sokaklarında koşturup, karşılaştıkları herkese dokunurlardı. Genç kızlar gönüllü olarak ileri atılır ve bereket tanrısının dokunuşundan paylarını almaya çabalarlardı. İnanışa göre bu dokunuş sayesinde doğurganlıkları kolaylaşacaktı.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Lupercalia bayramının arifesi olan 14 Şubat&#39;ta genç erkeklerin genç kızların isimleri yazlı kura çekerek bayram boyunca &#39;çift&#39; olma alışkanlığı vardı. 469&#39;da &lt;a title=&quot;Papa&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Papa&quot;&gt;Papa&lt;/a&gt; bu gayri-Hıristiyan bayramını yasaklayarak sadece kura çekilişine izin verdi. Ancak artık kuralarda kızların değil azizlerin isimlerini yazlıydı.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5433590087657080322&quot; style=&quot;DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 150px; CURSOR: hand; HEIGHT: 231px; TEXT-ALIGN: center&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiAjAL48B1MXwR7e64HHAn9AfUrd-TGIzA4aWx3UmAEE_p8JPWcZwNS4BP0xSCrrGG655-IjeA29Za3icEiwImB71tZO17Vkntaf5B9LkuBQt29W1O8Oy7kY_n7PozkeBr2K2bxHdYh0V0/s400/150px-BigPinkHeart.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Sevgililer Günü kartı&lt;/div&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5433589969400127666&quot; style=&quot;DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 150px; CURSOR: hand; HEIGHT: 227px; TEXT-ALIGN: center&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjfNV0pGcf5M8AzdeSFLGlGZk_a8jo8huvuRdZthPR6dR2Qmw0nNLt0pXWHENLFcJhpgSSDCjQ4TIQx6yPe8pLQ3yVhSoPkqiVLj-Xd-3Pnk8F2erl-ylfxS78X-nEML0OsdFuOzQ0hO3E/s400/150px-Prang%2527s_Valentine_Cards2.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class=&quot;internal&quot; title=&quot;Büyüt&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Dosya:Prang%27s_Valentine_Cards2.jpg&quot;&gt;&lt;/a&gt;Sevgililer Günü kartı&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;Valentine&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;a title=&quot;1908&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/1908&quot;&gt;1908&lt;/a&gt; tarihli &lt;a class=&quot;new&quot; title=&quot;Katolik Ansiklopedisi (sayfa mevcut değil)&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Katolik_Ansiklopedisi&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1&quot;&gt;Katolik Ansiklopedisi&lt;/a&gt;&#39;ndeki eski şehitler listesinde, 14 Şubat gününe kayıtlı, inancı yüzünden öldürülmüş üç tane Aziz Valentine geçmektedir:&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Romantik aşk ile Valentine arasındaki bağlantı tarihi dökümanlarda hiç geçmemektedir ve kimi tarihçilere göre sadece bir efsanedir. Valentine&#39;nin onuruna kutlama günü, &lt;a title=&quot;14 Şubat&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/14_%C5%9Eubat&quot;&gt;14 Şubat&lt;/a&gt; &lt;a title=&quot;496&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/496&quot;&gt;496&lt;/a&gt; yılında Papa Gelasius tarafından ilan edilmiştir.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;a title=&quot;1969&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/1969&quot;&gt;1969&lt;/a&gt; yılında kilise takviminden Aziz Valentine gününü çıkarmıştır.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;Orta Çağ&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Romantik aşk ile Valentine arasındaki bağlantı ilk olarak &lt;a title=&quot;14. yüzyıl&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/14._y%C3%BCzy%C4%B1l&quot;&gt;14. yüzyıla&lt;/a&gt; ait kaynaklarda görülmektedir. &lt;a title=&quot;1381&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/1381&quot;&gt;1381&lt;/a&gt; tarihli Parlement of Foules adlı kitaba göre, &lt;a title=&quot;Fransa&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Fransa&quot;&gt;Fransa&lt;/a&gt;&#39;da ve &lt;a title=&quot;İngiltere&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0ngiltere&quot;&gt;İngiltere&lt;/a&gt;&#39;da 14 Şubat geleneksel olarak kuşların çiftleşme günü olarak bilinmekteydi. Günün bu özelliğinden dolayı sevgililer birbirlerine güzel sözler yazan notlar vermekteydi ve bu notlarda birbirlerine Valentine diye hitap etmekteydiler.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;a class=&quot;mw-redirect&quot; title=&quot;Hristiyan&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Hristiyan&quot;&gt;Hristiyan&lt;/a&gt; olduğu için öldürülmüş din adamı Valentine ile romantik aşk arasındaki ilişkiyi anlatan efsanelerin 14. yüzyılda ortaya çıktığı düşünülmektedir. Bu efsanelerde geçen başlıcaları şöyledir:&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;-Valentine, öldüreleceği günden bir gün önce gardiyanın kız kardeşine &quot;Valentine&#39;ninden&quot; imzalı bir aşk notu vermişti.&lt;br /&gt;-Romalı askerlerin evlenmesinin yasak olduğu dönemlerde; gizlice evlenmelerine yardım etmişti. &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;Günümüzde Sevgililer Günü&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;14 Şubat, 1800 yıllarda Amerika&#39;lı Esther Howland&#39;ın ilk Sevgililer Günü kartını yollamasından bu yana çok sayıda insanın kutladığı toplumsal bir olay olmuştur. Bunun doğal sonucu olarak olayın ticari yönü çok fazla önem kazanmış, sevgililer günü tüm dünyada ticaretin canlandığı bir dönem haline gelmiştir.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt; Sevgililer günü adetleri&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5433589837396294898&quot; style=&quot;DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 150px; CURSOR: hand; HEIGHT: 100px; TEXT-ALIGN: center&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhIHkeask3h8PhXYo2YOWh5MxNJIEmMSfNL6AhZcvkR4QrohYSXQgaKQppvrxDsc-G-UyyMZNlIH1ic01Jl62C-AKCr3ukVzd0C6BiGdOs7ZBBLAkZoz2ZBzNHy1LajdUdHHkVzhLuoBNM/s400/150px-2007-02_030.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;Sevgililer Günü için kalp simgeleriyle süslenen bir ağaç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class=&quot;internal&quot; title=&quot;Büyüt&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Dosya:Valentines_Day_Chocolates_from_2005.jpg&quot;&gt;&lt;/a&gt;Sevgililer Günü &lt;a title=&quot;Çikolata&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87ikolata&quot;&gt;çikolataları&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5433589769430668002&quot; style=&quot;DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 150px; CURSOR: hand; HEIGHT: 113px; TEXT-ALIGN: center&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEifx-MxdttQSH_IrulCigx5_f3KLa3sHs_J8bon6Ha2fdCCglTVyr90cqMdfoPQn-pejXqq1O_a3zqGzmSta2erGj3FXNVKzDOT_lp0ot6IXAqdOUHcD-L5vHFldlZNcKZdqtXmB9Y3fLM/s400/150px-Valentines_Day_Chocolates_from_2005.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt; &lt;p align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt; Sevgililer günü adetleri&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;Sevgililer günündeki en yaygın uygulama eşe ya da sevgiliye verilen karttır. Bu kartlara sevgi mesajları, aşk şiirleri vs. yazılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle batı medeniyetlerinde, sevgilisi olmayanlar hoşlandıkları kişilere kart gönderir. Alıcı kişi, içinde genellikle &quot;Sevgilim olur musun?&quot;&lt;a href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Sevgililer_G%C3%BCn%C3%BC#cite_note-1&quot;&gt;[2]&lt;/a&gt; yazan bu imzasız kartın kimden geldiğini bulmaya çalışır.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Sevgililer gününde hemen herkes sevgililerine veya eşlerine bu günün ruhu ile bütünleşen, karşı tarafa sevgilerini anlatan hediyeler verir. Bu hediyelerin başında &lt;a title=&quot;Çiçek&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87i%C3%A7ek&quot;&gt;çiçekler&lt;/a&gt; ve çikolata gelir.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Sevgililer Gününü çiftler genellikle başbaşa geçirirler. Başbaşa gidilen romantik bir yemek, ya da evde hazırlanan romantik bir sofra en yaygın kutlamalardandır.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Çiftler, Sevgililer Günü&#39;nün gecesinin de özel olması için çaba gösterirler. Kimi çiftler, bu güne has, cinselliği ön plana çıkarıcı kıyafetler ve iç çamaşırları alırlar. En çok tercih edilen renk, tutkuyu sembolize eden kırmızıdır.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Bunların yanısıra, Sevgililer Günü çok sayıda evlenme teklifinin de gerçekleştiği bir gündür.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt; Dünyada sevgililer günü&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Hristiyan kökenli bayramlardan biri olduğu için bir çok müslüman ülkesinde hoş karşılanmamaktadır. Suudi Arabistan&#39;da resmi olarak da kutlama etkinlikleri ve İslami olmayan bu Hristiyan Bayramının kutlanmasında kullanılan ürünlerin satışı ülkede yasaklanmıştır.&lt;br /&gt;(vikipedi.özgür ansiklopedi)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikincisokak.blogspot.com/feeds/2933450313399969224/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2010/02/sevgililer-gunu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/2933450313399969224'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/2933450313399969224'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2010/02/sevgililer-gunu.html' title='SEVGİLİLER GÜNÜ'/><author><name>selcuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05865044525477287349</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgNA0L0yHTINurHNrgs8WxEuRaM2MoAYyNiUIjo3ij2S2T0cPaH2W7oYi2w8rJzZixU_BcomNlYzzJr30ivqxfJpZqFXP3WCYSLr3GeQPOUliN52RbrdCkudNuPmQsNMHNOwPb2If6PEdk/s72-c/200px-Flower_heart.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3227551039086564641.post-8940876701339150275</id><published>2010-01-22T23:47:00.000-08:00</published><updated>2010-01-23T00:06:11.606-08:00</updated><title type='text'>FELSEFE</title><content type='html'>&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi36egyDSXs2j3VloVDWahFct-5bmfYljRcGTo-SPmyAHC8fLy4ej3NMnJm3qWKQY9-y_u1PmRSAXdxnLy3N1rYyQ628jMc_cdkzw1bv4VgxoItuxcpGkuAt-ED_thyphenhyphenlRHU5H7ciZJ5CEE/s1600-h/300px-Septem-artes-liberales_Herrad-von-Landsberg_Hortus-deliciarum_1180.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5429839558388464226&quot; style=&quot;DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 394px; TEXT-ALIGN: center&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi36egyDSXs2j3VloVDWahFct-5bmfYljRcGTo-SPmyAHC8fLy4ej3NMnJm3qWKQY9-y_u1PmRSAXdxnLy3N1rYyQ628jMc_cdkzw1bv4VgxoItuxcpGkuAt-ED_thyphenhyphenlRHU5H7ciZJ5CEE/s400/300px-Septem-artes-liberales_Herrad-von-Landsberg_Hortus-deliciarum_1180.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt; Yedi sanatın merkezinde duran felsefe, &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;a class=&quot;new&quot; title=&quot;Herrad von Landsberg (sayfa mevcut değil)&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Herrad_von_Landsberg&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1&quot;&gt;Herrad von Landsberg&lt;/a&gt;, &lt;a title=&quot;12. yüzyıl&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/12._y%C3%BCzy%C4%B1l&quot;&gt;12. yüzyıl&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;Felsefe&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Düşünbilim veya felsefe, sözcük kökeni olarak &lt;a title=&quot;Yunanca&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Yunanca&quot;&gt;Yunanca&lt;/a&gt; seviyorum, peşinden koşuyorum, arıyorum anlamına gelen &quot;phileo&quot; ve bilgi, bilgelik anlamına gelen &quot;sophia&quot; sözcüklerinden türeyen terimin işaret ettiği entelektüel faaliyet ve disiplin. &quot;phileo&quot;=sevgi &quot;sophia&quot;=bilgi veya bilmek kelimelerinden türemiştir. Philosophia=bilgelik arayışı,bilgiyi sevmek,araştırmak ve peşinde koşmak anlamlarına gelmektedir. &quot;filozof&quot; da bilgeliğe ulaşmaya çalışan kişidir. Buna göre, felsefe Yunanlar için, ‘bilgelik sevgisi’ ya da ‘hikmet arayışı’ anlamına gelmiştir. Başlangıçtaki bu özgün anlama göre, her türden bilimsel araştırmacıya filozof adı verilmiştir.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Felsefe; varlık, bilgi, gerçek, adalet, güzellik, doğruluk, akıl ve dil gibi konularla ilgili genel ve temel sorunlarla ilgili yapılan çalışmalardır.&lt;a href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Felsefe#cite_note-0&quot;&gt;[1]&lt;/a&gt;&lt;a href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Felsefe#cite_note-1&quot;&gt;[2]&lt;/a&gt; Felsefe düşünce bilimi olarak da bilinir.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;Felsefenin konuları&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Filozoflar genellikle &lt;a title=&quot;Varoluş&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Varolu%C5%9F&quot;&gt;varoluş&lt;/a&gt; veya &lt;a title=&quot;Varlık&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Varl%C4%B1k&quot;&gt;varlık&lt;/a&gt;, &lt;a title=&quot;Ahlak&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Ahlak&quot;&gt;ahlak&lt;/a&gt; veya iyilik, &lt;a title=&quot;Bilgi&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Bilgi&quot;&gt;bilgi&lt;/a&gt;, &lt;a title=&quot;Gerçek&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Ger%C3%A7ek&quot;&gt;gerçek&lt;/a&gt; ve &lt;a title=&quot;Güzellik&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/G%C3%BCzellik&quot;&gt;güzellik&lt;/a&gt; konularıyla ilgilenmişlerdir. Felsefe tarihine göre birçok filozof dini inançlara veya bilime de eğilmiştir. Filozoflar genellikle bilimin dışında kalan bu kavramlarla ilgili kritik sorular sorarlar. Felsefe nedir sorusunun cevabının aranması da bir felsefi uğraştır. Filozoflar genellikle şu soruların cevaplarını ararlar:&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;-Gerçek nedir? Bir ifadeyi nasıl veya niye doğru veya yanlış olarak tanımlarız? Nasıl karar veririz?&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;-Bilgi mümkün müdür Bildiğimizi nasıl biliriz? Doğru bilginin kökeni ve sınırları? &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;-Ahlaken doğru veya yanlış hareketler (veya değerler, veya kurumlar) arasında bir fark var mıdır? Hangi hareketler doğrudur, hangileri yanlıştır? Değerler mutlak mı, izafi midir? Yani nasıl yaşamak gerekir? Ahlakın kaynağı nedir? &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;-Gerçeklik nedir ve neler gerçek olarak nitelendirilebilir? Gerçek olan şeylerin doğası nedir? * Bazı şeyler algımızdan bağımsız olarak var olabilir mi? Zaman ve mekanın doğası nedir? Düşünme ve düşüncenin doğası nedir? Birey olmak ne demektir? &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;-Güzel nedir? Güzel şeylerin farkı nedir? &lt;a title=&quot;Sanat&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Sanat&quot;&gt;Sanat&lt;/a&gt; nedir? (&quot;L.N. Tolstoy - Sanat Nedir?&quot; adlı kitap) &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;-Estetik izafi midir? Belirli sınırları var mıdır? &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;-Din kavramının kökeni nedir? Tanrı insanların korkularından kaynaklanan bir varsayım mıdır? Tanrı var mıdır? &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;-Varlık, zaman ve mekan arasında ne tür bir bağ vardır? Esasen bu kavramlar arasında herhangi bir bağ var mıdır? &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Antik Yunan felsefesinde, yukarıdaki sorulardan ilk beşi sırasıyla, analitik veya &lt;a title=&quot;Mantık&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Mant%C4%B1k&quot;&gt;mantıksal&lt;/a&gt;, &lt;a title=&quot;Epistemoloji&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Epistemoloji&quot;&gt;epistemoloji&lt;/a&gt;, &lt;a title=&quot;Etik&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Etik&quot;&gt;etik&lt;/a&gt;, &lt;a title=&quot;Metafizik&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Metafizik&quot;&gt;metafizik&lt;/a&gt; ve &lt;a title=&quot;Estetik&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Estetik&quot;&gt;estetik&lt;/a&gt; olarak adlandırılırdı. Bunların dışında da konular vardı ve bu tanımlamaları ilk kez kullanan &lt;a title=&quot;Aristoteles&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Aristoteles&quot;&gt;Aristoteles&lt;/a&gt; aynı zamanda &lt;a class=&quot;mw-redirect&quot; title=&quot;Politika&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Politika&quot;&gt;politika&lt;/a&gt;, modern &lt;a title=&quot;Fizik&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Fizik&quot;&gt;fizik&lt;/a&gt;, &lt;a class=&quot;mw-redirect&quot; title=&quot;Jeoloji&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Jeoloji&quot;&gt;jeoloji&lt;/a&gt;, &lt;a title=&quot;Biyoloji&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Biyoloji&quot;&gt;biyoloji&lt;/a&gt;, &lt;a title=&quot;Meteoroloji&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Meteoroloji&quot;&gt;meteoroloji&lt;/a&gt; ve &lt;a title=&quot;Gökbilim&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/G%C3%B6kbilim&quot;&gt;astronomi&lt;/a&gt;&#39;yi de felsefenin konuları arasına almıştır. &lt;a class=&quot;mw-redirect&quot; title=&quot;Galileo&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Galileo&quot;&gt;Galileo&lt;/a&gt;&#39;ya göre ise bilimler ve sanatların genel adı felsefedir. Yunanlar &lt;a title=&quot;Sokrates&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Sokrates&quot;&gt;Sokrates&lt;/a&gt;&#39;in etkisiyle bir &lt;a title=&quot;Analiz&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Analiz&quot;&gt;Analiz&lt;/a&gt; geleneği geliştirmişler ve konuyu daha iyi anlamak için parçalarına ayırmışlardır. Bu yöntem günümüzde bilimde ve sanatta kullanılmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Diğer gelenekler bu tip tanımlar kullanmamış veya aynı temaları ön plana çıkartmamıştır. &lt;a class=&quot;new&quot; title=&quot;Hint felsefesi (sayfa mevcut değil)&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Hint_felsefesi&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1&quot;&gt;Hint felsefesi&lt;/a&gt; &lt;a title=&quot;Batı felsefesi&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Bat%C4%B1_felsefesi&quot;&gt;Batı felsefesi&lt;/a&gt; ile benzerlikler taşısa da, binlerce yıldır felsefe ile ilgilenmiş olsalarda &lt;a title=&quot;Japonca&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Japonca&quot;&gt;Japonca&lt;/a&gt;, &lt;a title=&quot;Korece&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Korece&quot;&gt;Korece&lt;/a&gt; ve &lt;a title=&quot;Çince&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87ince&quot;&gt;Çince&lt;/a&gt;&#39;de felsefe kelimesi 19.yy&#39;a kadar var olmamıştır. Özellikle Çinli filozofların Yunanlara göre farklı bir sınıflandırması vardı. Tanımlamaları da genel özelliklere değil çoğunlukla metaforikti ve aynı anda birkaç konuya ilintiliydi &lt;a class=&quot;external autonumber&quot; href=&quot;http://www.rep.routledge.com/article/G001&quot; rel=&quot;nofollow&quot;&gt;[1]&lt;/a&gt;. Ancak batı felsefesinde de konular arasında kesin sınırlar yoktur ve 19.yy&#39;a kadar batı filozoflarının çalışamalarında konusal bir ayrım yapılmamıştır. Örnek olarak, Aristoteles&#39;in çalışmalarının kendi başına bir anlamı yoktu. &lt;a class=&quot;new&quot; title=&quot;Peripatetik (sayfa mevcut değil)&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Peripatetik&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1&quot;&gt;Peripatetikçilerin&lt;/a&gt; yaptığı da, Aristoteles&#39;in çalışmaları ve konuları arasında bağlantılar kurup, genel yargılara ulaşmaktı. Gerçek felsefe &lt;a title=&quot;Rönesans&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/R%C3%B6nesans&quot;&gt;Rönesans&lt;/a&gt; sonrası Alman İdealizmi sonrasında doruk noktasına ulaşmıştır.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt; Amaçları&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Felsefi düşünce insanın evreni içinde kendi varlığını merak etmesiyle ve bu konuda sorular sormasıyla başlar. Felsefe için merak etmek ve soru sormak yeterli değildir. Sorulara sistemli bir açıklama getirmek de önemlidir. Aynı zamanda getirilecek olan açıklamanın sistemli veya sistemsiz olması gerektiği de felsefenin bir sorusudur. Felsefi düşünüş sıradan düşünüşten tamamen farklıdır. Onun ayırt edici özelliği &lt;a class=&quot;new&quot; title=&quot;Kavram (sayfa mevcut değil)&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Kavram&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1&quot;&gt;kavramsal&lt;/a&gt; ve/veya &lt;a title=&quot;Soyut&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Soyut&quot;&gt;soyut&lt;/a&gt; olma çabasıdır. Felsefi düşüncenin &lt;a class=&quot;new&quot; title=&quot;Yöntem (sayfa mevcut değil)&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Y%C3%B6ntem&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1&quot;&gt;yöntemleri&lt;/a&gt; insana hemen her konuda akıl yürütebilmesi için gerekli temelleri sağlar. Felsefe eleştirel bir düşünüş biçimidir. Felsefi düşünce önceden kazanılmış bilgiler üzerine bir düşüncedir. Temel yöntemdir. Bunun üzerine sorgulama açıklama inşa edilir.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Felsefe diğer disiplenlerden sorgulama yöntemiyle ayrılır. Filozoflar, ilginç, harika veya şaşırtıcı buldukları bir konudaki şüpheleriyle ilgili anlaşılır örnekler verebilmek için, genellikle sorularını problemler veya bilmeceler olarak çerçevelendirirler. Bu sorular genellikle bir inanca ait varsayımlarla veya insanların karar vermek için kullandıkları yöntemlerle ilgilidir.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Filozoflar problemleri mantıksal bir şekilde ortaya koyarlar. Tarihsel olarak &lt;a class=&quot;new&quot; title=&quot;Geleneksel mantık (sayfa mevcut değil)&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Geleneksel_mant%C4%B1k&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1&quot;&gt;geleneksel mantığın&lt;/a&gt; &lt;a title=&quot;Kıyas&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C4%B1yas&quot;&gt;kıyaslarını&lt;/a&gt;, &lt;a title=&quot;Gottlob Frege&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Gottlob_Frege&quot;&gt;Frege&lt;/a&gt; ve &lt;a title=&quot;Bertrand Russell&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Bertrand_Russell&quot;&gt;Russell&lt;/a&gt;&#39;dan itibaren de &lt;a title=&quot;Sembolik mantık&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Sembolik_mant%C4%B1k&quot;&gt;sembolik mantık&lt;/a&gt; kullanır ve daha sonra kritik okuma ve fikir yürütmelerle bir sonuca doğru ilerlerler. Sokrat gibi, tartışmayla, veya diğerlerinin ileri sürdükleri fikirlere cevap vererek, veya dikkatli kişisel düşünmeyle cevap ararlar. Filozoflar bu yöntemlerin birbirine göre üstünlükleirini tartışa gelmişler, örneğin felsefi &quot;çözümlerin&quot; nesnel, kesin yani gerçeklik hakkında bilgi veren mi; yoksa konuştuğumuz dilin mantığına açıklık kazandıran veya hatta kişisel terapi mi olduğunu sorgulamışlardır.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Dil filozofun en önemli aracıdır. &lt;a title=&quot;Analitik felsefe&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Analitik_felsefe&quot;&gt;Analitik felsefede&lt;/a&gt; felsefi yöntemle ilgili tartışmalar felsefe ve dille ilgiliydi. &lt;a class=&quot;new&quot; title=&quot;Kıta Avrupa&#39;sı felsefesi (sayfa mevcut değil)&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=K%C4%B1ta_Avrupa%27s%C4%B1_felsefesi&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1&quot;&gt;Kıta Avrupa&#39;sı felsefesinde&lt;/a&gt; de benzer kaygılar vardır. &lt;a title=&quot;Meta-felsefe&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Meta-felsefe&quot;&gt;Meta-felsefe&lt;/a&gt;, yani felsefenin felsefesi, felsefi problemlerin, felsefi çözümlerin ve problemden çözüme gidişteki yöntemlerin doğasını araştırır. Bu tartışmalar aynı zamanda dil ve yorum üzerine yapılan tartışmalarla da ilgilidir.Yani felsefe düşünce ve mantık bilimi olup her şey hakkında birçok şey bilme sanatıdır.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;Felsefe gelenekleri&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Bir çok toplum felsefî sorunları araştırmış ve bir felsefe geleneği yaratmıştır. Avrupa-Amerikan akademik çevrelerinde &quot;felsefe&quot; terimi genellikle sadece Batı Avrupa medeniyetinin oluşturduğu felsefe geleneği olan &lt;a class=&quot;new&quot; title=&quot;Batı Felsefesi (sayfa mevcut değil)&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Bat%C4%B1_Felsefesi&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1&quot;&gt;Batı Felsefesi&lt;/a&gt; yerine kullanılır. Bunun coğrafi olarak karşısında yer alan &lt;a class=&quot;new&quot; title=&quot;Doğu Felsefesi (sayfa mevcut değil)&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Do%C4%9Fu_Felsefesi&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1&quot;&gt;Doğu Felsefesi&lt;/a&gt; çok farklı bir yapıya sahiptir.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Doğu ve Orta Doğu felsefe gelenekleri Batı filozoflarını etkilemişlerdir. Rus, Yahudi, İslam ve yakın zamanda Latin Amerika felsefe gelenekleri Batı felsefesine katkı sağlamış ve ondan ayrı olarak varlıklarını sürdürmüşlerdir.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Batı akademik filozoflarını iki geleneğe ayırmak mümkündür. &quot;Batı felsefesi&quot; tanımı geçen yüzyıl içinde sıklıkla bu iki gelenekten birinden diğerine doğru ağırlık kazanmıştır. İnsanlığın geleceği için karamsar sonuçlara ulaşma eğilimindedir.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt;Felsefenin disiplinleri&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;(konu veya kategori felsefede disiplin ismini alır) &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title=&quot;Epistemoloji&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Epistemoloji&quot;&gt;Epistemoloji&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title=&quot;Estetik&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Estetik&quot;&gt;Estetik&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title=&quot;Etik&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Etik&quot;&gt;Etik&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class=&quot;mw-redirect&quot; title=&quot;Hukuk Felsefesi&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Hukuk_Felsefesi&quot;&gt;Hukuk Felsefesi&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title=&quot;Metafizik&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Metafizik&quot;&gt;Metafizik&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title=&quot;Ontoloji&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Ontoloji&quot;&gt;Ontoloji&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class=&quot;mw-redirect&quot; title=&quot;Siyaset Felsefesi&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Siyaset_Felsefesi&quot;&gt;Siyaset Felsefesi&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title=&quot;Teoloji&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Teoloji&quot;&gt;Teoloji&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class=&quot;mw-redirect&quot; title=&quot;Insan&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Insan&quot;&gt;Insan&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt; Felsefe akımları&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;a class=&quot;mw-redirect&quot; title=&quot;Bilinemezcilik&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Bilinemezcilik&quot;&gt;Bilinemezcilik&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title=&quot;Diyalektik&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Diyalektik&quot;&gt;Diyalektik&lt;/a&gt; (&lt;a class=&quot;mw-redirect&quot; title=&quot;Eytişimselcilik&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Eyti%C5%9Fimselcilik&quot;&gt;Eytişimselcilik&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;a class=&quot;mw-redirect&quot; title=&quot;Pragmatizm&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Pragmatizm&quot;&gt;Pragmatizm&lt;/a&gt; (&lt;a title=&quot;Faydacılık&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Faydac%C4%B1l%C4%B1k&quot;&gt;Faydacılık&lt;/a&gt;, &lt;a class=&quot;mw-redirect&quot; title=&quot;Yararcılık&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Yararc%C4%B1l%C4%B1k&quot;&gt;Yararcılık&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;a class=&quot;mw-redirect&quot; title=&quot;Hedonizm&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Hedonizm&quot;&gt;Hedonizm&lt;/a&gt; (&lt;a title=&quot;Hazcılık&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Hazc%C4%B1l%C4%B1k&quot;&gt;Hazcılık&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;a title=&quot;İdealizm&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0dealizm&quot;&gt;İdealizm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class=&quot;mw-redirect&quot; title=&quot;Materyalizm&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Materyalizm&quot;&gt;Materyalizm&lt;/a&gt; (&lt;a title=&quot;Maddecilik&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Maddecilik&quot;&gt;Maddecilik&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;a title=&quot;Modernizm&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Modernizm&quot;&gt;Modernizm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title=&quot;Oluşturmacılık&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Olu%C5%9Fturmac%C4%B1l%C4%B1k&quot;&gt;Oluşturmacılık&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title=&quot;Postmodernizm&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Postmodernizm&quot;&gt;Postmodernizm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title=&quot;Pozitivizm&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Pozitivizm&quot;&gt;Pozitivizm&lt;/a&gt; (&lt;a class=&quot;mw-redirect&quot; title=&quot;Olguculuk&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Olguculuk&quot;&gt;Olguculuk&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;a class=&quot;mw-redirect&quot; title=&quot;Fenomenoloji&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Fenomenoloji&quot;&gt;Fenomenoloji&lt;/a&gt; (&lt;a title=&quot;Görüngübilim&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/G%C3%B6r%C3%BCng%C3%BCbilim&quot;&gt;Görüngübilim&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;a title=&quot;Varoluşçuluk&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Varolu%C5%9F%C3%A7uluk&quot;&gt;Varoluşçuluk&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title=&quot;Yapısalcılık&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Yap%C4%B1salc%C4%B1l%C4%B1k&quot;&gt;Yapısalcılık&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#cc0000;&quot;&gt; Kelimenin diğer kullanımları&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Bir bilim dalı veya bir bilim disiplini olmamasına rağmen &quot;düşün&quot; ve &quot;bilim&quot; sözcüklerinin birleştirilmesiyle Türkçeleştirilmeye çalışılmış olan &quot;felsefe&quot; sözcüğünün birinci anlamı dışındaki anlamlarıyla ilgili olarak aşağıdakiler gösterilebilir:&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;-Bir filozofun, bir felsefe okulunun, bir çağın öğretisi anlamında da kullanılır. Ör: Aristo felsefesi &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;-Bir bilimin veya bilgi alanının temelini oluşturan ilkeler bütünü anlamında kullanılır. Ör: Matematik felsefesi &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;-Bir trajediye felsefi yaklaşmak, duygusal reaksiyonlar yerine, entelektüel bir mesafeden bakmak anlamına gelebilir. Bu tanım &lt;a title=&quot;Sokrates&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Sokrates&quot;&gt;Sokrates&lt;/a&gt;&#39;la ilgili bir örnekten kaynaklanmaktadır. Sokrat &lt;a title=&quot;Baldıran&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Bald%C4%B1ran&quot;&gt;baldıran&lt;/a&gt; zehrini içmeden önce sakin bir şekilde takipcileriyle ruhun doğasını tartışmıştır.&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; -Halk arasındaki kullanımıyla felsefe edinilmiş bilgi, veya bir insanın hayat görüşü veya bir şeye erişmenin arkasındaki yöntem veya prensipler olarak da kullanılmaktadır. Buna aynı zamanda &lt;a title=&quot;Dünya görüşü&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/D%C3%BCnya_g%C3%B6r%C3%BC%C5%9F%C3%BC&quot;&gt;dünya görüşü&lt;/a&gt; de denilir. &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;Bir konuda &lt;a title=&quot;Soyut&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Soyut&quot;&gt;soyut&lt;/a&gt; düşünmek anlamına gelir. Ör: &quot;Uzun felsefelerden sonra Mediha&#39;yı benden çok sevdiğini anlatıyor.&quot; H.E. Adıvar &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;(vikipedi.özgür ansiklopedi)&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ikincisokak.blogspot.com/feeds/8940876701339150275/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2010/01/felsefe.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/8940876701339150275'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3227551039086564641/posts/default/8940876701339150275'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ikincisokak.blogspot.com/2010/01/felsefe.html' title='FELSEFE'/><author><name>selcuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05865044525477287349</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi36egyDSXs2j3VloVDWahFct-5bmfYljRcGTo-SPmyAHC8fLy4ej3NMnJm3qWKQY9-y_u1PmRSAXdxnLy3N1rYyQ628jMc_cdkzw1bv4VgxoItuxcpGkuAt-ED_thyphenhyphenlRHU5H7ciZJ5CEE/s72-c/300px-Septem-artes-liberales_Herrad-von-Landsberg_Hortus-deliciarum_1180.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>