<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/rss2turkishfull.xsl" type="text/xsl" media="screen"?><?xml-stylesheet href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css" type="text/css" media="screen"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:creativeCommons="http://backend.userland.com/creativeCommonsRssModule" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0">

<channel>
	<title>Yorumsuz Düşünür Yazarlar   -Yo®umsuz Blog -</title>
	
	<link>http://yorumsuzblog.adrese.com</link>
	<description>Zamansız-Sonsuz Boyutun Kapısını açmak için.. Kozmik bilinç için..</description>
	<pubDate>Thu, 24 Jul 2008 04:54:27 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6</generator>
	<language>en</language>
			<creativeCommons:license>http://creativecommons.org/licenses/by-nc-nd/2.0/</creativeCommons:license><image><link>http://creativecommons.org/licenses/by-nc-nd/2.0/</link><url>http://creativecommons.org/images/public/somerights20.gif</url><title>Some Rights Reserved</title></image><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/Yorumsuz-Blog" type="application/rss+xml" /><feedburner:emailServiceId>1148864</feedburner:emailServiceId><feedburner:feedburnerHostname>http://www.feedburner.com</feedburner:feedburnerHostname><feedburner:feedFlare href="http://add.my.yahoo.com/rss?url=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2FYorumsuz-Blog" src="http://us.i1.yimg.com/us.yimg.com/i/us/my/addtomyyahoo4.gif">Subscribe with My Yahoo!</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://www.newsgator.com/ngs/subscriber/subext.aspx?url=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2FYorumsuz-Blog" src="http://www.newsgator.com/images/ngsub1.gif">Subscribe with NewsGator</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://feeds.my.aol.com/add.jsp?url=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2FYorumsuz-Blog" src="http://o.aolcdn.com/favorites.my.aol.com/webmaster/ffclient/webroot/locale/en-US/images/myAOLButtonSmall.gif">Subscribe with My AOL</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://www.rojo.com/add-subscription?resource=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2FYorumsuz-Blog" src="http://blog.rojo.com/RojoWideRed.gif">Subscribe with Rojo</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://www.bloglines.com/sub/http://feeds.feedburner.com/Yorumsuz-Blog" src="http://www.bloglines.com/images/sub_modern11.gif">Subscribe with Bloglines</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://www.netvibes.com/subscribe.php?url=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2FYorumsuz-Blog" src="http://www.netvibes.com/img/add2netvibes.gif">Subscribe with Netvibes</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://fusion.google.com/add?feedurl=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2FYorumsuz-Blog" src="http://buttons.googlesyndication.com/fusion/add.gif">Subscribe with Google</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://www.pageflakes.com/subscribe.aspx?url=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2FYorumsuz-Blog" src="http://www.pageflakes.com/ImageFile.ashx?instanceId=Static_4&amp;fileName=ATP_blu_91x17.gif">Subscribe with Pageflakes</feedburner:feedFlare><item>
		<title>VEDA</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/Yorumsuz-Blog/~3/310715634/</link>
		<comments>http://yorumsuzblog.adrese.com/veda/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Jun 2008 21:01:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yorumsuz Blog</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kurumsal Duyuru]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yorumsuzblog.adrese.com/veda/</guid>
		<description><![CDATA[Sitemizde şu anda bakım ve &#8220;Arındırma&#8221; çalışmaları yapılmaktadır..
Yorumsuz  Blog&#8217;un sahibi &#8220;binlerce hiç kimse&#8221;dir..
&#8220;ÖZGÜR DÜŞÜNCE PLATFORMU&#8221; YORUMSUZ FORUM YAYINDA !..
23.6.2008 tarihinde son söz olarak demiştik ki;
&#8220;YORUMSUZ &#8220;ÖZGÜR DÜŞÜNCE PLATFORMU&#8221; hakkında sizlerle paylaşacaklarımız şimdilik bunlardan ibarettir.. Bu konudaki gelişmeler için bizi izleyin lütfen&#8230;&#8221;
.  .  .
Sizden gelen yoğun e-posta mesajları, Yorumsuz Forum&#8217;un erken bir zamanda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff3300;"><span style="background-color: #FFFF00">Sitemizde şu anda bakım ve &#8220;Arındırma&#8221; çalışmaları yapılmaktadır..</span></span></p>
<p align="right"><span style="color: #0099ff;"><span style="font-size: 8pt">Yorumsuz  Blog&#8217;un sahibi &#8220;binlerce hiç kimse&#8221;dir..</span></span></p>
<p>&#8220;<strong>ÖZGÜR DÜŞÜNCE PLATFORMU</strong>&#8221; <strong>YORUMSUZ FORUM YAYINDA !..</strong></p>
<p>23.6.2008 tarihinde son söz olarak demiştik ki;<br />
&#8220;YORUMSUZ &#8220;ÖZGÜR DÜŞÜNCE PLATFORMU&#8221; hakkında sizlerle paylaşacaklarımız şimdilik bunlardan ibarettir.. Bu konudaki gelişmeler için bizi izleyin lütfen&#8230;&#8221;<br />
.  .  .</p>
<p><span style="font-size: x-large;">S</span>izden gelen yoğun e-posta mesajları, Yorumsuz Forum&#8217;un erken bir zamanda yayına başlamasında büyük etken oldu.. <span style="text-decoration: underline;">Eksiklerimizle birlikte</span> yayınımızı başlattık:)</p>
<p>Önümüzdeki yeni dönemde;</p>
<p>İsteyen yazar, düşünür ve okurlarımız yazılarını, yorumlarını, paylaşımda bulunmak istedikleri görsel-işitsel dokümanlarını &#8220;Özgür Düşünce Platformu&#8221;muzda toplum ile paylaşacaklardır.</p>
<p>&#8220;Özgür Düşünce Platformu&#8221;, zihinlerimizi ve düşüncelerimizi &#8220;birlikte&#8221; geliştirme adına, tartışmaya ve sorgulamaya açık bir tarzda yayın yapacaktır. Yani bu tür yayın tarzının gerektirdiği enstrümanlara sahip olacaktır.</p>
<p>Yazarlarımız Yorumsuz Blog&#8217;da yazılarını yayınlamaya devam ederken(ileride), eş zamanlı olarak Özgür Düşünce Platformumuzda da &#8220;kullanıcı adı&#8221; ve &#8220;parola&#8221;larını kullanarak sistemimize giriş yapacaklar ve bizzat &#8220;kendileri&#8221; yazı, yorum vb. düşünce ürünlerinin girişini yapıp yayınlayabileceklerdir..</p>
<p><strong>YENİLİK BİR !..</strong></p>
<p>Yani her yazarımız kendinin editörü olacaktır..</p>
<p><strong>YENİLİK İKİ !..</strong></p>
<p>Ve &#8220;olmazsa olmazımız&#8221; Yorumsuz Okurlarımız, Yorumsuz Blog&#8217;da yorumlarınızı kendiniz, doğrudan giriyordunuz zaten..</p>
<p>&#8220;Özgür Düşünce Platformu&#8221;muzda da, &#8220;kullanıcı adı&#8221; ve &#8220;parola&#8221;larınızı kullanarak, yorumlarınız yanında düşüncelerinizi de yazı (evet yanlış okumadınız Y A Z I), makale tarzında yine kendiniz gireceksiniz sistemimize.</p>
<p>Yani her okurumuz kendinin editörü olacaktır:)</p>
<p>Aynı alanda yayın yapan siteler arasında bir aşama ve yeniliktir bu.. Ve ilk ve tektir.. <span style="text-decoration: underline;">İçtenlikle söylüyoruz ki, aynı kulvarda yayın yapan sitelerin de &#8220;okurlara açılmaları,&#8221; dileğimiz-duamız olacaktır her daim.. Ama sanırız ilk ve son olacağız böyle giderse maalesef..</span></p>
<p>Evet Değerli Okur.. <span style="text-decoration: underline;">Düşüncelerinizi de yazı, makale tarzında yine kendiniz gireceksiniz sistemimize ve diğer Yorumsuz Okurlar ile paylaşacaksınız</span>..</p>
<p>&#8220;Özgür Düşünce Platformu&#8221;muzda okurlar, yazarlarımızın yazılarına düşünceleri ile katkı yapacağı gibi; artık yazarlarımız da &#8220;isterlerse&#8221; okurlarımızın yazı, makale ve yorumlarına kendi düşünceleri doğrultusunda yorumlarını yapabileceklerdir.</p>
<p><strong>YENİLİK ÜÇ !..</strong></p>
<p>OMBUDSMANLIK</p>
<p>Ve&#8230; Önemli bir &#8220;yenilik&#8221; daha.. Ombudsmanlık&#8230;</p>
<p>Yazarlarımızın ve okurlarımızın şikayet, dilek ve eleştirilerini dinleyecek ve çözümler getirecek bir özdisiplin yönetimi planladık..<br />
Ombudsmanlık görevi, okurlarımızın kendi aralarından ya da yazarlarımızın arasından seçtiği bir ya da iki kişiye verilecektir. Bu konudaki kesin kararı önümüzdeki dönemde birlikte vereceğiz.</p>
<p>YORUMSUZ ÖZGÜR DÜŞÜNCE PLATFORMU hakkında sizlerle paylaşacaklarımız şimdilik bunlardan ibarettir..<br />
Kendimizi geliştirmeye devam edeceğiz..<br />
<span style="text-decoration: underline;"> Sistemimiz oturuncaya kadar kusurlarımız olursa şimdiden özür diliyoruz. Sizin hoşgörünüze sığınıyoruz</span>..:)</p>
<p>ŞİMDİ BUYURUN <a href="http://yorumsuzforum.adrese.com/">&#8220;ÖZGÜR DÜŞÜNCE PLATFORMU&#8221; YORUMSUZ FORUM</a>&#8216;A !..</p>
<p>* * *</p>
<p align="right"><span style="font-size: 8pt; color: #ff3300;">Güncelleme:  23.6.2008</span></p>
<p align="left"><span style="font-size: medium;">YORUMSUZ &#8220;ÖZGÜR DÜŞÜNCE PLATFORMU&#8221;</span></p>
<p>&#8220;Düşünce empoze eden&#8221; değil; &#8220;DÜŞÜNCE PAYLAŞIMCI&#8221; özellikleri taşıyan &#8220;kulvarındaki tek site&#8221; Yorumsuz Blog&#8217;umuz aracılığıyla, &#8220;<span style="text-decoration: underline;">düşünce empoze eden</span>&#8221;  ve &#8220;<span style="text-decoration: underline;">MONO&#8221; yayın yapan sitelere</span>, <a href="http://yorumsuzblog.adrese.com/397/">bu duyurumuz</a>, <a title="Zorunlu Açıklama için kalıcı bağlantı" rel="bookmark" href="http://yorumsuzblog.adrese.com/zorunlu-aciklama/"> Zorunlu Açıklama</a> ve <a title="VEDA için kalıcı bağlantı" rel="bookmark" href="http://yorumsuzblog.adrese.com/veda/"> VEDA</a> başlıklı yazılarımızda seslenerek;<span id="more-405"></span></p>
<p><strong>- &#8220;YENİLENMİŞ NESİL&#8221;in yolunu açmak adına herkes elinden geleni yapmalı, onların düşünce ve sorgulama yetenekleri köreltilmemeli,</strong></p>
<p><strong>- Yazar ve düşünürler &#8220;perde gerisinden&#8221;, <span style="text-decoration: underline;">tartışmaya ve sorgulayıcı  düşüncelere &#8220;kapatılmış&#8221; yazılar</span> yazmamalı,</strong></p>
<p><strong>- Yazdıkları hakkında sanal açık düşünce platformlarında okurları ile diyalog  kurarak, düşüncelerini tartışmalı,</strong></p>
<p><strong>- <span style="text-decoration: underline;">Okurların ağızları kapatılmamalı</span> ve <span style="text-decoration: underline;">sorgulayıcı düşüncelerine  cevap verilmeli</span>&#8230;</strong> demiştik.</p>
<p><strong>“Genetik olarak YENİLENMİŞ NESİL” için birşeyler yapmanın zamanı geldi!&#8230; </strong><br />
demiş ve kendimizin de &#8220;YENİLENMİŞ NESİL&#8221; adına, payımıza düşenleri gerçekleştireceğimizi söylemiştik&#8230;.</p>
<p><strong>Ve&#8230;. Artık size müjdeleyebiliriz ki..</strong></p>
<p align="center"><span style="font-size: medium;">YORUMSUZ </span><br />
<span style="font-size: medium;">ÖZGÜR DÜŞÜNCE PLATFORMU</span></p>
<p align="left">Projemizi gerçekleştirme yolundaki çalışmalarımıza başladık,  hızla bitirmeye çabalıyoruz!.</p>
<p align="left">Yeni dönemde önünüze getirmek istediğimiz bu önemli projenin detaylarını çok yakında size açıklayacağız..</p>
<p align="left">Ama şimdiden söyleyebiliriz ki, bu projemizin felsefesini &#8220;YENİLENMİŞ NESİL&#8221; adına yapılması gerekenlerin oluşturacağını söyleyebiliriz.</p>
<p align="left">Bekleyin lütfen sizin için hazırladığımız sürprizi!..</p>
<p align="left"><span style="font-size: medium;">YORUMSUZ ÖZGÜR DÜŞÜNCE PLATFORMU </span>hakkında  sizlerle paylaşacaklarımız şimdilik bunlardan ibarettir..</p>
<p align="left">Bu konudaki gelişmeler için bizi izleyin lütfen..</p>
<p align="left"><strong>Allah&#8217;tan dileriz ki, &#8220;<span style="text-decoration: underline;">düşünce empoze eden</span>&#8221;  ve &#8220;<span style="text-decoration: underline;">MONO&#8221; yayın yapan siteler</span> de bu yolda kendilerini geliştirirler  ve &#8220;<span style="text-decoration: underline;">düşünce empoze eden</span>&#8221; değil; düşünce paylaşımcı &#8220;STEREO&#8221; yayın yapan  siteler haline gelirler.</strong></p>
<p>* * *</p>
<p align="right"><span style="font-size: 8pt; color: #ff3300;">Güncelleme:  20.6.2008</span></p>
<p><span style="font-size: medium;"> &#8220;YENİLENMİŞ NESİL&#8221; ARAMIZDA ARTIK!..</span></p>
<p>Yorumsuz Okurların çoktan bilincinde olduğu bir konunun, &#8220;ÖNCE ZİHİNLERDE&#8221; olmak üzere, ilk defa açık, açık tartışmaya açılması zamanı gelmiştir.</p>
<p>İlim okyanusu ikliminin etkisinde kırk, otuz, yirmi yıl yaşayıp ilim tahsil edenlerin çocukları hatta torunları aramızda.. Birlikteyiz artık..</p>
<p>Bunda mutabıkız (anlaşıyoruz) değil mi?..</p>
<p>O halde genetik bilim insanlarına saygıda kusur etmeden söyleyeceğimizi  söyleyelim:</p>
<p>Teklik, hakikat ilmiyle yoğrulmuş bu insanlarımızın çocukları, torunları &#8220;yenilenmek&#8221; üzere doğmadılar; &#8220;YENİLENMİŞ&#8221; olarak doğdular&#8230; Bu böyleyse:</p>
<p>Kırk, otuz, yirmi yıldır okyanus ikliminde ilim tahsil edenler alabildiği kadarını aldı, devamını da alacaklardır. Ama artık &#8220;zihinsel geviş&#8221; getirmenin zamanı değil; &#8220;zihinsel tatmin&#8221; olmanın zamanı değil!..</p>
<p><span style="font-size: medium;">&#8220;Genetik olarak YENİLENMİŞ NESİL&#8221; için birşeyler yapmanın zamanı geldi!..</span></p>
<p>Özellikle &#8220;TEK SESLİ&#8221; olarak yayın yapmak inadını sürdürmekte olanlara seslenmek istiyoruz.. Yorumsuz Blog&#8217;un yayınını dondurduğumuz günden beri yazdıklarımıza önem verin tüm içtenliğinizle, lütfen..</p>
<p>&#8220;TEK SESLİ KORO&#8221;dan beklentimiz yüksek olmadığından sizedir sözümüz, yorumsuz &#8220;Oku&#8221;r  yazar kardeşimiz&#8230;</p>
<p>Siz muhteşem bilgiler ile doldunuz, taştınız.. İlim yolunda yolculuğunuza devam etmenin yanısıra &#8220;YENİLENMİŞ NESİL&#8221; için &#8220;oku&#8221;yup yazmaya başlamamız gerekiyor. Zamanı geldi sanırız. Bu konuda desteğiniz gerekmektedir.</p>
<p>Bize göre &#8220;YENİLENMİŞ NESİL&#8221; için ivedilikle yapılması gerekenler;</p>
<p><strong>&#8220;Soran ağızlarının kapatılmaması&#8221; ve &#8220;sorgulayan düşüncelerine&#8221; cevap verilmesi  adına,</strong></p>
<blockquote><p><strong>Tüm yazar, düşünce insanı kim varsa İSTİSNASIZ (ayırt etmeksizin), &#8220;YAZDIKLARI SİTELERİNDE&#8221; okurları ile sanal DİYALOGA GİRMELİDİRLER. (Yorumsuz Blog&#8217;da bu belli ölçüde yapıldı bugüne kadar.. Daha da yapacaklarımızın olduğuna inanıyoruz..)</strong></p>
<p><strong>Bu işlev sanal olarak, açık düşünce ortamı(yorum formları) ve/veya forum benzeri  alt yapılar vasıtasıyla yapılmalıdır. </strong></p>
<p><strong>Okurlar düşünce ve düşüncelerinden doğan sorularını, okuduğu yazarlara serbestçe aktarıp, sorabilmelidirler. (Elbette ki, uygunsuz-gayrı ahlaki vb. sorular moderatörler tarafından filtre edilmelidir.)</strong></p>
<p><strong>Yazarlar/düşünce insanları, en azından kendilerine iletilen sorulara &#8220;elinin tersiyle itmeden&#8221;, cevaplamaya gücü yetiyorsa bulunduğu &#8220;herkese açık sanal ortamda&#8221;, aksi halde e-posta yoluyla cevabını vermelidir.</strong></p></blockquote>
<p><span style="font-size: medium;">Artık perde arkasından düşünce, ilim paylaşma zamanı geçmedi mi?</span></p>
<p>&#8220;YENİLENMİŞ NESİL&#8221; aramızda.. Yaşamda <strong>bi</strong>lfiil işlev görmek üzere(kullukları için) hayattalar!.. Onlar DİYALOG tarzı iletişim için büyüdüler.. Onlara hakları verilmelidir!.</p>
<p>Binlerce yıl önce Helenistik devirdeki insanların becerdiklerini biz  beceremeyecek miyiz?</p>
<p>&#8220;YENİLENMİŞ NESİL&#8221;e yazık etmeyelim; &#8220;Müthiş düşünceler&#8221;inden doğan &#8220;zor cevaplanacak&#8221; sorularına cevaplar &#8220;açık sanal ortamlarda&#8221; DİYALOG yoluyla verilmelidir artık!..</p>
<p>&#8220;ÖNCE ZİHİNLERDE&#8221; olmak üzere, ilk defa &#8220;herkese açık&#8221; tartışmaya açtığımız bu konuda en büyük düşünsel katkıyı, siz yorumsuz &#8220;oku&#8221;r yazar kardeşlerimizin yapacağından kuşkumuz yoktur. Bu konudaki düşünsel ürünlerinizi bize ulaştırın lütfen; zamanı geldiğinde &#8220;yayınlanmak üzere&#8221;.. Ayrıca da bize ilham vermeniz adına:)</p>
<p>(Sürecek..)</p>
<p>Dip not: Yayınımızı dondurduğumuzdan itibaren; Yorumsuz Blog gerçekten &#8220;yorumsuz&#8221; oldu(?) Bu durumdan &#8220;ibretlik anlamlar&#8221; çıkarmasını umuyoruz, &#8220;TEK SESLİ&#8221; olarak yayınlarına devam edenlerden.</p>
<p>* * *</p>
<p align="right"><span style="font-size: 8pt; color: #ff3300;">Güncelleme:  18.6.2008</span></p>
<p align="left"><span style="font-size: medium;">Özgür Beyinlerin ve Çok Sesliliğin Önünde  Durulamaz!..</span></p>
<p align="left">&#8220;İnsan beyninin sınırlandırılmaması&#8221;nın gerektiği söylemi, sorun değildir. Ama çok seslilikten ve özgür beyinlerden şikayetçi olmak, çok daha büyük bir soruna işaret etmektedir.</p>
<p align="left">Herkes bu savımızı çok iyi &#8220;oku&#8221;yup değerlendirecek yoksa; nasıl ilim okyanusunun dalgalarına kimse karşı koymuyorsa, beyinlerine sınır istemeyenlerin &#8220;özgürlük! özgürlük!&#8221; çığlıkları ile &#8220;söz hakkı(düşünme hakkı)&#8221; istemleri karşısında kimse duramayacaktır.</p>
<p align="left">Bu sözümüze çok önem verilmelidir. Artık 40, 30, 20 yıllık jenerasyon ağaçları &#8220;YENİ&#8221; meyvelerini vermektedirler!.. Ve&#8230; Bu meyveler düşünmesini bilmektedirler!.. SORMAK, CEVABINI ALMAK, ÖZ DÜŞÜNCESİNİ SERGİLEMEK İSTEMEKTEDİRLER!..</p>
<p align="left">ARTIK SINIRLANDIRILMAK İSTEMEYEN BEYİNLER, AĞIZLARINDAKİ  BAĞLARDAN KURTULMAK İSTEMEKTEDİRLER!..</p>
<p align="left">Hepimiz bâki <em>olmayan</em>ız, hepimiz senaryodaki kulluğumuzu yapmaktayız. Hepimiz haddimizi bileceğiz (biz dahil)!.. Kendimizin aslının, yeni neslin de aslı olduğunu, bizde tecelli ettirdiğini onda da (her an yeni bir şeen&#8217;de olduğunun bilincinde olarak) tecelli ettireceğini unutmayacağız.</p>
<p align="left">Sakın ola ki, ilmimize güvenip &#8220;dünyaya bitişik&#8221; yaşamayalım!. Ahirete çeyrek var!.. Kıyamete çeyrek var!.. Arınma zamanı geldi de geçiyor. Necis yüklerimizden kurtulma zamanı geldi, geçiyor.. 18.6.2008<br />
(Sürecek..)</p>
<p>* * *</p>
<p align="right"><span style="font-size: 8pt; color: #ff3300;">Güncelleme:  16.6.2008</span></p>
<p><strong><span style="font-size: x-large;">S</span>ufizm ve İnsan’ın gerçeğinden, tasavvufun anlamından henüz nasibini alamayanın, çok seslilikten, paylaşımcılıktan ürkenlerin, adeta “TEK SESLİ” bir “KORO” görünümünde olanların <a href="http://yorumsuzblog.adrese.com/397/"> Ara veriyoruz..</a> ve </strong>“<strong><a href="http://yorumsuzblog.adrese.com/zorunlu-aciklama/">Zorunlu  Açıklama</a></strong>“<strong> başlıklı yazılarımızın ve <span style="text-decoration: underline;">BU VEDAMIZIN</span> kodlarını,  şifrelerini, mecazlarını anlamaları hemen hemen imkansızdır.</strong></p>
<p><strong>Düşünelim ki bir “KORO” ama “TEK SESLİ”, üstelik enstrümanlardan da çatlak sesler çıkarabiliyorlar. Üstüne üstlük kendilerini dinleyenlerin de <span style="text-decoration: underline;"> ağızlarını bağlamışlar</span>, eserlerini(!) öyle dinletmek istiyorlar..</strong></p>
<p><strong>Elbette ki bu “TEK SESLİ KORO”nun dinleyicileri de olacaktır.. Bunda şüphe  yok.</strong><br />
<strong>Ama “TEK SESLİ” yayın dinlemek iste<em>me</em>yenleri ya da ağızları bağlanmış  dinleyicileri salonlarında tutamazlar uzun süre.. </strong></p>
<blockquote><p><strong>Yorumsuz Blog&#8217;un kuruluş felsefesini anladıklarında, yaptığı yayın tarzının değerini anladıkları günde “TEK SESLİ” yayın yapmaktan vazgeçeceklerdir. Buna inancımız tamdır. </strong></p></blockquote>
<p><strong>Ama kulluklarını senaryodaki gibi tamamlamak üzere yaratılmış olanlar, “TEK SESLİ” performanslarına devam edecek ve kullukları “TEK SESLİ” yayını dinlemek olanlarla birlikte, bugün yaptıkları gibi <span style="text-decoration: underline;">dünyaya bitişik</span> yaşantılarına devam edeceklerdir!</strong></p>
<p><strong>İşte bu nedenle <a href="http://yorumsuzblog.adrese.com/397/"> buradaki</a> ve </strong> <a href="http://yorumsuzblog.adrese.com/zorunlu-aciklama/"> <strong>“</strong></a><strong><a href="http://yorumsuzblog.adrese.com/zorunlu-aciklama/">Zorunlu  Açıklama</a>” başlıklı yazımızdaki ve aşağıda yazdıklarımızı, metaforik(sembol) anlatımdan anladıkları(?) kadarı ile değerlendireceklerini biliyoruz&#8230;.</strong>(16.6.2008)</p>
<p>(Sürecek..)</p>
<p>* * *</p>
<p><span style="font-size: x-large;">V</span>e size dönüyoruz değerli Yorumsuz Okur,</p>
<p align="right"><span style="font-size: 8pt; color: #ff3300;">16.6.2008</span></p>
<p align="left">Yorumsuz Blog&#8217;a yayınını devam ettirmesi yolunda duyarlı ve  sevgi dolu yaklaşımınız için çok teşekkür ediyoruz.</p>
<p>Olan oldu&#8230; Hayırlara yoruyoruz içinden geçtiğimiz süreci. (Bilgi için bkz: <a href="http://yorumsuzblog.adrese.com/397/"> buradaki</a> ve <a href="http://yorumsuzblog.adrese.com/zorunlu-aciklama/"> şuradaki duyurularımız</a>)</p>
<p>Eğer birinize hakkımız geçmiş ise helal olsun.. Yorumlarını, blog ilkelerine uymadığından kestiğimiz ya da hiç yayınlamadığımız okurlarımızdan özür diliyoruz, lütfen haklarını helal etsinler bize.</p>
<p>Yorumsuz Blog (YB) henüz doğmadan yıllar önce idi&#8230;.<br />
İlim Okyanusunun ikliminden ve dalgalarından çok etkilendik!. Seyr ettik  yıllarca..</p>
<p>Sonra, seyr etmekle olmaz; &#8220;açılmak lazım&#8221; dedik..<br />
&#8220;Vira bismillah&#8221; dedik YB teknesine atladık, açıldık Okyanusa..<br />
Az gittik uz gittik, dalga rüzgar düz gittik..</p>
<p>Yarı yolda sana okur kardeşim ve yazar kardeşim sana rastladık bildiğin  gibi..<br />
Birlikte yolumuza devam ettik..</p>
<p>Yağmur yağdı rahmet oldu, güneş açtı egolar kabardı da kabardı..  [............] Bu cümlemizi sansürledik!!!<br />
Üzdüm seni&#8230; Üzdün beni. Affet, affettim!..</p>
<p>Aylar ayları, yıllar yılları kovaladı&#8230;</p>
<p>Günlerden 2008 Nisan ayında bir gün; YB teknemiz delindi!..<br />
Durur mu akıllı olan(!).. Atladı.. Atladı atlamasına da.. Dev bir Yunus almaz mı onu midesine?!.. Vah ki ne vah!.. Diliyoruz ki tez çıksın karnından yunusun.</p>
<p>Bir başka atlayan da hala yüzmekte.. Allah yolunu açık etsin, okyanusum&#8217;da..</p>
<p>&#8220;Su&#8221; alan YB teknemizle biz yola devam edemeyeceğiz&#8230;<br />
Ama &#8220;bize bizden yakın&#8221; bir limanımız var, şükrederiz!.. Biz işte bu limanda  demir atıyoruz izninizle..:)<br />
YB teknemizi onarmak gayemiz..<br />
Üç vade mi desek, altı vade mi desek.. Allah bilir..<br />
Ama takdirde varsa YENİLENEREK yola çıkmak ???&#8230; Zaman gösterecek.<br />
Siz sevgili okur-yazar kardeşim, hedefe ulaşmanız adına devam edeceğinizi  biliyoruz, biz olmasak ta.. Yolunuz açık olsun!..</p>
<p>Ha unutmadan söyleyelim:<br />
Biz tekrar yola çıkamasak da; &#8220;karaya&#8221; ayak basmayacağız; &#8220;ilim okyanusu&#8221; üzere  kalacağız inşaallah, limanda..</p>
<p>Hepinize tekrar teşekkür ediyor, gözlerinizden/ ellerinizden öpüyoruz.<br />
Selam ve sevgilerimizle</p>
<p>(Sürecek..)</p>
<p align="right"><a title="Yorumsuz Düşünür Yazarlar   -Yo®umsuz Blog" href="http://yorumsuzblog.adrese.com/"> Yorumsuz Düşünür Yazarlar -Yo®umsuz Blog</a></p>
<p>(Bilgi notu: Yorum giriş formunu devreden çıkartmamıza rağmen, yazıları  faydalanmanız ihtimaline karşı yayında tutacağız.)</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Yorumsuz-Blog/~4/310715634" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yorumsuzblog.adrese.com/veda/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:awareness>http://api.feedburner.com/awareness/1.0/GetItemData?uri=Yorumsuz-Blog&amp;itemurl=http%3A%2F%2Fyorumsuzblog.adrese.com%2Fveda%2F</feedburner:awareness><feedburner:origLink>http://yorumsuzblog.adrese.com/veda/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Zorunlu Açıklama</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/Yorumsuz-Blog/~3/309107266/</link>
		<comments>http://yorumsuzblog.adrese.com/zorunlu-aciklama/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Jun 2008 21:00:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yorumsuz Blog</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kurumsal Duyuru]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yorumsuzblog.adrese.com/zorunlu-aciklama/</guid>
		<description><![CDATA[Bugün dahi &#8220;DİN&#8221;i gerçeğine yakın anlatan üç-beş sitenin yayınları &#8220;tek sesli&#8221;dir.
Bu tür sitelerin yanısıra çok sesli, diyaloga açık, paylaşımcı, etüd atölyesine benzer bir site de olması gereğine inandığımız için Yorumsuz Blog&#8217;u bugünkü yayın formatına kavuşturmuştuk.
Bunu yaparken, &#8220;iletişim psikolojisi&#8221; kavramı çerçevesinde, yorum formlarınının bir enstrüman olarak kullanıldığında, insanların bilgiye niceliksel yaklaşımlarının daha büyük sayılarda olacağını biliyorduk. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><img src="http://yorumsuzblog.adrese.com/wp-content/images/guncellendi2.jpg" align="left" />Bugün dahi &#8220;DİN&#8221;i gerçeğine yakın anlatan üç-beş sitenin yayınları &#8220;tek sesli&#8221;dir.<br />
Bu tür sitelerin yanısıra çok sesli, diyaloga açık, paylaşımcı, etüd atölyesine benzer bir site de olması gereğine inandığımız için Yorumsuz Blog&#8217;u bugünkü yayın formatına kavuşturmuştuk.</p>
<p>Bunu yaparken, &#8220;iletişim psikolojisi&#8221; kavramı çerçevesinde, yorum formlarınının bir enstrüman olarak kullanıldığında, insanların bilgiye niceliksel yaklaşımlarının daha büyük sayılarda olacağını biliyorduk. Netekim öyle de oldu..<br />
<strong> Yorum formatlı yayın yapmamızda bugüne kadar kadar ısrar etmemizin nedeni, aktarımında aracısı olduğumuz ilim dalgasının, büyük kitleleri kapsaması gereğine olan inancımızdır.</strong></p>
<blockquote><p>Yorumsuz Blog&#8217;un kuruluş felsefesinde en baskın özellik; okurlarının düşüncelerini, ilmini, yorumlarını paylaştığı  &#8220;interaktif(katılımcı) bir düşünce platformu&#8221; olmasıdır.</p></blockquote>
<blockquote><p>Özetle Yorumsuz Blogunuz, düşünce ve ilminizi paylaştığınız ama &#8220;TEK SESLİ&#8221; değil, &#8220;sahibinin sesi&#8221; değil; kendi sesinizi ve düşüncelerinizi de paylaştığınız bir platformdur.</p></blockquote>
<p>Yukarıda okuduklarınızı, önemli bir &#8220;karar aşamasında&#8221; olduğumuz haberiyle ilgili olarak ve bu bilgiyi sizinle paylaşmak amacıyla yazdık.<br />
Yorumsuz Blog bir fenomendir bildiğiniz gibi.. Ve bu fenomeni yaratan da siz olduğunuz için bu bilgiyi paylaşmak zorundayız. Bu blogun gerçek sahibi olmanız nedeniyle bu sizin hakkınızdır..<span id="more-399"></span></p>
<p align="justify">Değerli Okur,<br />
Öyle bir aşamaya gelmiştir ki Yorumsuz Blog;<br />
ya okurlarının yorum formları aracılığıyla düşünce ve ilimlerini &#8220;paylaşma hakkı&#8221;nı kullandırmaya devam ederek yayınını sürdürecek (<font color="#ff3300"><strong>ki, bu durumda bazı düşünür</strong>-<strong>yazarların, “</strong></font><font color="#ff3300"><strong><u>yazılarına yorum yapılmamasını arzu etmeleri, aksi halde  yazılarının yayınlanmaması dileğine uyarak</u></strong></font><font color="#ff3300"><strong>”</strong></font><font color="#ff3300"><strong>, yazılarını  maalesef yayınlayamayacağız</strong></font>) ya da misyonunu tamamlayamadan kendisinin yayınına kalıcı olarak son verecektir Yorumsuz Blog maalesef.</p>
<p>Bu kararı alabilmemiz için çok kısa bir süreye ihtiyacımız vardır&#8230;</p>
<blockquote>
<p align="justify">Çok yakında alacağımız bu karar eğer kalıcı kapatma kararı olursa, bu kararın bizim insiyatifimiz ya da irademiz doğrultusunda alınmış değil;<br />
buna mecbur kaldığımızı, ya da &#8220;önümüze getirilmiş belli şartların&#8221; bu kararı almamızı zorunlu kıldığını, bilmeniz hakkınızdır.</p></blockquote>
<p>Selam ve sevgilerimizle.</p>
<p align="center"><a href="http://yorumsuzblog.adrese.com/" title="Yorumsuz Düşünür Yazarlar   -Yo®umsuz Blog"> Yorumsuz Düşünür Yazarlar -Yo®umsuz Blog</a></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Yorumsuz-Blog/~4/309107266" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yorumsuzblog.adrese.com/zorunlu-aciklama/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:awareness>http://api.feedburner.com/awareness/1.0/GetItemData?uri=Yorumsuz-Blog&amp;itemurl=http%3A%2F%2Fyorumsuzblog.adrese.com%2Fzorunlu-aciklama%2F</feedburner:awareness><feedburner:origLink>http://yorumsuzblog.adrese.com/zorunlu-aciklama/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Ara veriyoruz..</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/Yorumsuz-Blog/~3/305099808/</link>
		<comments>http://yorumsuzblog.adrese.com/397/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Jun 2008 05:26:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yorumsuz Blog</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kurumsal Duyuru]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yorumsuzblog.adrese.com/397/</guid>
		<description><![CDATA[Sanki SINIRLARI BELİRGİN BİR BEYİN olurmuş gibi; İNSANLARI  SINIRLAMAYA ÇALIŞAN ve YÖNLENDİRENLERDEN olmamak için&#8230;
Ucu açık bir süre, yayınımıza ara veriyoruz..
Selam ve sevgilerimizle&#8230;
 Yorumsuz Düşünür Yazarlar -Yo®umsuz Blog
İnsanları sınırlamayan ve  yönlendirmeyen, kendisi de sınırlanmayan ve yönlendirilmeyen bir  Yorumsuz Blog için el ele, gönül gönüle !?..
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center">Sanki SINIRLARI BELİRGİN BİR BEYİN olurmuş gibi; İNSANLARI  SINIRLAMAYA ÇALIŞAN ve YÖNLENDİRENLERDEN olmamak için&#8230;</p>
<p align="center"><strong>Ucu açık bir süre, yayınımıza ara veriyoruz..</strong></p>
<p align="center">Selam ve sevgilerimizle&#8230;</p>
<p align="center"><a title="Yorumsuz Düşünür Yazarlar   -Yo®umsuz Blog" href="http://yorumsuzblog.adrese.com/"> Yorumsuz Düşünür Yazarlar -Yo®umsuz Blog</a></p>
<p align="center"><span style="color: #ff3300;">İnsanları <span style="text-decoration: underline;">sınırlamayan ve  yönlendirmeyen</span>, <strong>kendisi de sınırlanmayan ve yönlendirilmeyen</strong> bir <strong> Yorumsuz Blog</strong> için el ele, gönül gönüle !?..</span></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Yorumsuz-Blog/~4/305099808" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yorumsuzblog.adrese.com/397/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:awareness>http://api.feedburner.com/awareness/1.0/GetItemData?uri=Yorumsuz-Blog&amp;itemurl=http%3A%2F%2Fyorumsuzblog.adrese.com%2F397%2F</feedburner:awareness><feedburner:origLink>http://yorumsuzblog.adrese.com/397/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Son Pişmanlık Fayda Etmez</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/Yorumsuz-Blog/~3/304032136/</link>
		<comments>http://yorumsuzblog.adrese.com/son-pismanlik-fayda-etmez/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Jun 2008 21:03:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yorumsuz Blog</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dilek Yaraş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yorumsuzblog.adrese.com/son-pismanlik-fayda-etmez/</guid>
		<description><![CDATA[ Biz insanlar  hayata karşı nankör müyüz neyiz? Yataktan kalkmanın, güne sağ salim başlamanın  müthiş bir lütuf olduğunu hiç düşünmeyiz de güneşi karşılayabildiğimiz için  şükredecekken bizi bekleyen günün zorluklarına odaklanırız. Sevdiklerimizle  yaşadığımız her güzel anın kıymetini bilmeyiz de en kötü hallerimizi onlara  saklarız… En yakın olmamız gerekene en uzak dururuz..
 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><img src="http://yorumsuzblog.adrese.com/wp-content/images/dyaras.jpg" align="left" height="104" hspace="1" width="72" /> Biz insanlar  hayata karşı nankör müyüz neyiz? Yataktan kalkmanın, güne sağ salim başlamanın  müthiş bir lütuf olduğunu hiç düşünmeyiz de güneşi karşılayabildiğimiz için  şükredecekken bizi bekleyen günün zorluklarına odaklanırız. Sevdiklerimizle  yaşadığımız her güzel anın kıymetini bilmeyiz de en kötü hallerimizi onlara  saklarız… En yakın olmamız gerekene en uzak dururuz..<span id="more-387"></span></p>
<p> O kadar nankörüzdür ki, bizi sevdikleri için cezalandırırız  neredeyse sevdiklerimizi. Sadece hayata karşı değil sevgiye karşı da nankörüzdür  yani.</p>
<p><strong> Yüreğimizin  sesini değil de korkularımızın sesini dillendiririz sık sık ve yıldırırız  karşımızdakini. </strong></p>
<p><strong> Sırtımızı  iyiliklere yaslamasını bilmeyiz de yolunda gitmeyen en ufak bir şeyde vurgun  yemişe döneriz. </strong></p>
<p>Siz, sevdiğiniz insanlarla yaptığınız tartışmalara dikkat ettiniz  mi hiç?</p>
<p>O anda, o insanla beraber yaşadığınız bütün güzel anlar silinmiş  gitmiştir. Sanki sadece yara aldığınız o an vardır; sanki ömür boyu bıçaklanıp  durmuşsunuzdur o insan tarafından.</p>
<p>Sitemlerden yanaysa şikayetiniz; o kadar sevdiğiniz insan, bir anda  iflah olmaz bir dırdırcı olarak görünür gözünüze. Onun yanında huzur bulduğunuz  sevgi dolu anları unutursunuz da bir sitem okyanusunun içinde boğulmak  üzereymişsiniz gibi hissedersiniz. Paniğe kapılırsınız. Kaçmak kurtulmak  istersiniz.</p>
<p>Ya da, ihtiyaç duyduğunuz kadar ilgi göstermemiştir o gün… Sizi o  kadar seven insan bir anda taş kalpli, kendisinden başkasıyla ilgilenmeyen bir  egoiste dönüşüverir algı dünyanızda. Geçmişinizin kimbilir hangi sayfasından  hortlayan bütün yaralarınız heyula gibi dikilir karşınıza…</p>
<p>Unutursunuz, sizi can evinizden vuran güzel bakışları.</p>
<p>Unutursunuz, bütün güzel sözleri, bütün güzel anları.</p>
<p>Unutursunuz, o insanın üç gün önce dünyadaki en güvendiğiniz ve en  sevdiğiniz insan olduğunu da söylediği her söz yalanmış, bahaneymiş gibi gelir o  anda.</p>
<p><strong> Sorgulamazsınız  hiç, bir insanı, bir anlık davranışı ya da bir sözü için bir kalemde silip  atmanın ne kadar sağlıklı olduğunu. Çünkü, korkularınız dizginleri ele almıştır  bir kere. </strong></p>
<p>Öfkeniz şahlanmıştır, dizginleyemezsiniz. Uçar gider kelimeler.  Paramparça edersiniz o bakmaya doyamadığınız, dokunmaya kıyamadığınız insanı.</p>
<p>Ağzınızdan çıkan sözlerin karşınızdakini yaralayabileceğini  düşünmezsiniz hiç.</p>
<p>Oysa ki her sözcük karşınızdakinin yüreğinde bir kurşun yarasıdır  artık. Hiç bilir mi silah, namlusundan çıkan merminin öldüreceğini&#8230; Siz de  bilmezsiniz. Öfkenin egemenliğine giren zihin farkında değildir ki serseri  kurşunlar gibi saçtığı sözlerin öldürücü etkisinin.</p>
<p>Bir an durup da o laflar size söylendiğinde nasıl hissedeceğinizi  düşünseniz ömür boyu susmaya razı gelirsiniz belki ama düşünemezsiniz ki o anda.</p>
<p>İçinizdeki fırtınalar dindiğinde, şahlanan öfkeniz yok olduğundaysa  artık tsunami yemiş küçük bir sahil kasabası gibi yıkık dökük, bomboş  oturursunuz ve hasar tespiti yapmaya çalışırsınız.</p>
<p>Pişmanlık bile duyamazsınız&#8230; Kendi öfkenizle kendinizi öyle bir  vurmuşsunuzdur ki pişmanlığa dahi mecaliniz kalmaz. <em>&#8220;İnceldiği yerde  kopsun,&#8221;</em> dersiniz ki bu söz dibe vurmuş ruh hâlinizin aldırmazlık  maskesidir sadece.</p>
<p><strong> Pişmanlık  yasaları da işlemez vardığınız yerde. Hesabınız kendinizledir çünkü. Hiçbir yere  kaçamazsınız. Kıvranırsınız, ateşler içinde yanarsınız. Ama kendinizden öteye de  varamazsınız. </strong></p>
<p>Yine de ben derim ki; ne mutludur er veya geç kendisiyle  hesaplaşabilenlere, -mış gibi yapmaktansa kor ateşlerden geçmeyi göze alanlara…</p>
<p>.  .  .</p>
<p>Ben, öfkeli bir babanın öfkeli ve inatçı kızıydım eskiden&#8230;  Aramızdaki sağlıklı iletişimin koptuğu bir noktada öyle bir kırdık ki  birbirimizi o en sevdiğim insanla…</p>
<p>Tam on koca yıl hiç görüşmedik…</p>
<p>Sayfalar dolusu mektup yazdım&#8230; Bilirsiniz işte, onu ne kadar  sevdiğimi, yanımda olmasını ne kadar çok istediğimi, birbirimizi asla görmesek  bile hep seveceğimi anlatan duygu yüklü mektuplar&#8230;</p>
<p>Ama… ama, ya beni yanlış anlarsa, ya karısının (yani üvey annemin)  eline geçer de çarpıtılırsa sözcüklerim diye çok korktum ve hiçbirini  yollayamadım o mektupların.</p>
<p>En sonunda…</p>
<p>Bir gün bir telefon geldi…</p>
<p>Babamın kalbi duruvermiş de haber vermeye cesaret edememişler…</p>
<p>Üzülürüm diye…</p>
<p>Gurbetteyim diye…</p>
<p>Gömüleli bir hafta olmuş.</p>
<p>Yıllar önce, bugünlerden birinde gelmişti o uğursuz telefon… İşte o  günden beri kalbini kırdığım her insanın gönlünü almak isterim mümkünse…</p>
<p><strong> Varsa sizin de  bir yerlerde kalbini kırdığınız birileri ve değdiyse bu yazı yüreğinizin bir  yerine, benden daha cesur olmanızı dilerim. </strong></p>
<p><strong> Bu ölümlü dünyada  kırgınlıklara, küslüklere, </strong>&#8220;<strong>keşke</strong>&#8220;<strong>lere hiç yer yok zira. </strong></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Yorumsuz-Blog/~4/304032136" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yorumsuzblog.adrese.com/son-pismanlik-fayda-etmez/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:awareness>http://api.feedburner.com/awareness/1.0/GetItemData?uri=Yorumsuz-Blog&amp;itemurl=http%3A%2F%2Fyorumsuzblog.adrese.com%2Fson-pismanlik-fayda-etmez%2F</feedburner:awareness><feedburner:origLink>http://yorumsuzblog.adrese.com/son-pismanlik-fayda-etmez/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Tasarlayan ve Dizayn Eden Kim?</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/Yorumsuz-Blog/~3/304032137/</link>
		<comments>http://yorumsuzblog.adrese.com/tasarlayan-ve-dizayn-eden-kim/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Jun 2008 21:02:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yorumsuz Blog</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Nazım Akpınar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yorumsuzblog.adrese.com/tasarlayan-ve-dizayn-eden-kim/</guid>
		<description><![CDATA[Varlık alemini kaba  taslak gözlemlesek dahi, yaratılan her birimdeki muhteşemliği tüm görkemiyle  müşahede edebiliriz. Evren kitabının sayfalarını satır satır okuyup  inceledikçe, yaşam sistemindeki eşsiz tasarım ve dizayn hemen kendini  gösterecektir. Evren sanki atkı iplikleriyle örülmüş gibi girift bir bütünsellik  içermektedir. Mikrodan makro planlara kadar varlık skalasındaki her yaşamsal  birim, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><img src="http://yorumsuzblog.adrese.com/wp-content/uploads/nazimakpinar.jpg" align="left" height="92" width="60" /><strong>V</strong>arlık alemini kaba  taslak gözlemlesek dahi, yaratılan her birimdeki muhteşemliği tüm görkemiyle  müşahede edebiliriz. Evren kitabının sayfalarını satır satır okuyup  inceledikçe, yaşam sistemindeki eşsiz tasarım ve dizayn hemen kendini  gösterecektir. Evren sanki atkı iplikleriyle örülmüş gibi girift bir bütünsellik  içermektedir. Mikrodan makro planlara kadar varlık skalasındaki her yaşamsal  birim, mutlak surette birer sanat eseri olma hüviyeti taşır..<span id="more-391"></span></p>
<p> Evrensel yaşam boyutlarını  kendi varlığından ve kendi isimlerinin özellikleriyle var kılan Allah ismiyle  işaret edilen sınırsız ilmin ve kudretin, gizli ve bilinmeyen özelliklerini ifade  eden esması vardır. Bunun yanında da zuhur aleminde varlığını müşahede ettiğimiz  fakat 99 esmada yer almayan isimlerin varlığı da kesindir. Bu ilahi isimlerden  biri de <strong>Sâni</strong> ismi şerifidir. Sâni, sanat eseri hüviyetinde yarattığı her  birimi, eşsiz bir orijinallikte tasarlayan, tasvir eden, dizayn ederek  şekillendiren anlamına gelmektedir. Başka bir deyişle, evren içre evrenlerle  birlikte yaratılan her birim, harika bir tasarım ve sanat hârikasıdır.</p>
<p>Okyanus diplerindeki balık  ve canlı türlerinden, karada yaşayan hayvanlara; timsahından leoparına, aslanından  ceylanına, maymunundan sineğine, filine ve nihayet insanına kadar her yaşam formu  bu eşsiz sanatın ve tasarımın bir örneğini teşkil eder. Tasarım hârikaları bu  canlı türleriyle sınırlı değil elbette! Tabiattaki doğal güzellikler olarak ifade  edilen her şey bu tasarıma dahildir. Yeşilin birçok tonunu ihtiva eden  ormanlardan ağaçlara, mavinin tonlarını aksettiren okyanuslara ve gökyüzüne, ahadiyet  boyutunu çağrıştıran uzayın karanlık derinliklerine kadar uzanan bir tasarım ve  dizayndan söz ediyoruz. Bu arada doğadaki değişik müzikal ses armonisini de  unutmamak gerek. Kuşların o insanı mest eden nağmeleri de şüphesiz birer sanat  örneğidir. Şu ana kadar çizdiğim tabloda kısaca İlahi sanatın tezahürlerini genel  çerçevede göstermeye çalıştık. Aslen bu yazıda vurgulamak istediğimiz hususa  geldi sıra:</p>
<p><strong> İnsan ismiyle işaret  ettiğimiz yapı da diğer tüm birimler gibi birer esma terkibi olduğuna  göre, insanın elinden çıktığı söylenen ve insana mâl edilen tüm tasarım ve dizayn  örnekleri de gerçekte Allah ismiyle işaret edilen mutlak varlığa aittir</strong>. Bununla  ilgili bir çok örnekleme yapılabilir. Mesela, büyük bir alışveriş merkezine  girdiniz ve mağazayı gezmeye başladınız. Öncelikle binanın tasarımı ve mimarisi  dikkatinizi çekecektir. Buna diğer mimari yapı örneklerini de kıyas  edebilirsiniz. Daha sonra mağazadaki reyonları gezmeye başladınız. Bir halı  reyonuna girdiğinizde farklı renk ve desenlerde değişik tasarımlar dikkatinizi  çekecektir. Oradan mobilya kısmına geçtiğinizde yine farklı tasarımlarda mobilya  çeşitleriyle karşı karşıya gelirsiniz. Hatta o esnada bir beyefendi yanınıza  yaklaşıp bütün gördüğünüz ve beğendiğiniz o mobilya çeşitlerinin kendine ait  tasarımlar olduğunu bile size rahatlıkla söyleyebilecektir. Bu gayet  normaldir. Zira Allah&#8217;ın zuhur alemindeki oluşları ve yaratımları, esma  terkiplerinden açığa çıkmaktadır. Bu açığa çıkış da o terkibi yapının kapasitesi  nispetinde gerçekleşmektedir. Sonuçta her hâlükârda bütünüyle hakiki sanatkâr ve  tasvir edici(Musavvir) olan tek varlığın tasarım eserlerini temaşa etmiş  olursunuz. Bu her dem böyledir ve değişmez. Zaten O, her an yeni şânda olması  hasebiyle yepyeni tasarım örnekleriyle karşımıza çıkmakta ve yine insan ve diğer  birimler adı altında bu açığa çıkardıklarını seyretmektedir. Örnekleri  çoğaltabilir ve yeni kıyaslamalar yaparak daireyi genişletebilirsiniz. Mesela  denizde, havada ve karadaki değişik taşıt modellerini örnek verebiliriz. Burada  meseleyi kavrayabilmemiz için, varlık aleminde tek bir yaratıcı gücün, iradenin ve  ilmin hüküm sürdüğü gerçeğini hatırlamamız yeterli olacaktır. Zuhur alemindeki  tüm yaratım ve oluşumlar, sınırsız Tek’in sınırsız gücü ve ilmiyle hâsıl  olmaktadır ve dolayısıyla da <strong>güzel sanatlar kapsamına girenler de dahil olmak  üzere tüm yapıtlar ve eserler, tek bir sanatkârın sanat tasarımları ve dizayn  örnekleridir</strong>. Her ne kadar biz bunları insan adı altındaki terkibi yapılara  mâl etsek te bu gerçek değişmezdir. Üstelik bu tasarım ve sanat örnekleri,  sonsuz yaşam boyutlarındaki görsel güzelliklere nispeten sadece bir küçük numune  mesabesindedir.</p>
<p>Güzelliğin kaynağı anlamında  Cemil esmasının tezahür dereceleri nispetinde,  algıladığımız güzellikler de  derece derecedir. Güzelin güzeli ya da güzeller güzeli deyimlerinde işaret  edildiği üzere güzellikte de sınır yoktur. Yusuf’un cemalinde güzelliğin  yansımasındaki dereceyi kıyas edin. Kim onunla güzellikte yarışabilir ki! Bu  noktada son bir hususu belirtmeden geçemeyeceğim.</p>
<p>Bazı kesimler örneğin resim  ve heykel sanatındaki yapıtların, doğadaki orijinal sanat örneklerinden alıntı  olduğunu ve dolayısıyla da taklit olarak nitelendirilmeleri gerektiğini  savunarak kendilerince Allah’ı tenzih ettiklerini düşünürler. Şayet baştan  itibaren yazdıklarımızı iyi analiz edebilirseniz bu anlayışın yersiz bir kuruntu  olduğunu açıkça görebileceksiniz. Zira tekrar vurgulamak gerekir ki, varlık  aleminde tek bir tasarımcı ve sanatkâr vardır. O da her şeyi hikmetle yaratan ve  tasvir ederek şekillendiren Sâni olan Allah’tır. Hep birlikte el ele, gönül gönüle  daha nice güzelliklere…</p>
<p style="text-align: right"><span style="font-weight: bold">Nazım Akpınar<br />
</span> <a href="http://yorumsuzblog.adrese.com/">http://yorumsuzblog.adrese.com</a><br />
<a href="mailto:ahad103@hotmail.com"> ahad103@hotmail.com</a></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Yorumsuz-Blog/~4/304032137" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yorumsuzblog.adrese.com/tasarlayan-ve-dizayn-eden-kim/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:awareness>http://api.feedburner.com/awareness/1.0/GetItemData?uri=Yorumsuz-Blog&amp;itemurl=http%3A%2F%2Fyorumsuzblog.adrese.com%2Ftasarlayan-ve-dizayn-eden-kim%2F</feedburner:awareness><feedburner:origLink>http://yorumsuzblog.adrese.com/tasarlayan-ve-dizayn-eden-kim/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Komşunun Hakkını Vermek</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/Yorumsuz-Blog/~3/304032138/</link>
		<comments>http://yorumsuzblog.adrese.com/komsunun-hakkini-vermek/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Jun 2008 21:01:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yorumsuz Blog</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ezgi Zem]]></category>

		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>

		<category><![CDATA[Yorumsuz 'Oku'r Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yorumsuzblog.adrese.com/komsunun-hakkini-vermek/</guid>
		<description><![CDATA[Yurtdışına çıkalı, bu yaz dört  sene bitecek. Ne çabuk geçiyor zaman, tabi eğer varsa! Bu kısacık zamana ne çok  şey sığdırmışız acısıyla tatlısıyla. Ne çok fark görmüşüz geldiğimizden beri,  kültürler ve yollar arasında. Enteresan bir deneyim&#8230; Bu farklardan komşulukla  ilgili gözlemlediklerimin bendenize düşündürdüklerini, kendi kendime sohbetimi  yazmak istedim haddimizi aşmadan. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><img src="http://yorumsuzblog.adrese.com/wp-content/images/yorumsuz-okur-yazar-ezgi-zem.jpg" align="left" border="0" height="120" width="85" />Yurtdışına çıkalı, bu yaz dört  sene bitecek. Ne çabuk geçiyor zaman, tabi eğer varsa! Bu kısacık zamana ne çok  şey sığdırmışız acısıyla tatlısıyla. Ne çok fark görmüşüz geldiğimizden beri,  kültürler ve yollar arasında. Enteresan bir deneyim&#8230; Bu farklardan komşulukla  ilgili gözlemlediklerimin bendenize düşündürdüklerini, kendi kendime sohbetimi  yazmak istedim haddimizi aşmadan. Hata yaparsak baştan affola..<span id="more-392"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Geçenlerde kapım çaldı. genç,  iki tane hanim.. Türkçe konuşanı dedi ki «biz komşularımızı geziyoruz, Türk  olanların kapılarını çalıyoruz, kendi dinimizi anlatmak istiyoruz,  komşumuzsunuz, size de bu yüzden geldik». Çok sevindim çünkü sonuçta  «Sevdiğim»le ilgili konuşan herkesi dinlemeye bayılırım, kaldı ki beni komşu  saymışlar, kapıya gelen çevrilir mi? Biraz konuştuk, baktık ki konu uzayacak, bu  konuşmanın devamını başka zamana bırakalım dedik. Aradan birkaç hafta geçti ve  biz bir kafede buluştuk&#8230;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Benim naçizane, ezelden beri  başka inanç yolunu seçenlere karşı bir merakım olur. Anlamaya çalışırım. çünkü  bendenizde «mükemmel bir yol varken, insan neden tali yollara sapar ki, acaba  işaretleri mi yanlış görüyor/görmüyor, anlatan, bildirenleri mi duymamış, neyi  gözden kaçırmışlar?»dır veya «ben neyi bilmiyorum, nerede eksiğim var, ne  öğrenebilirim onlardan?»dır bu merak. Buradan yola çıkarak, bu hanımı dinledim,  anlattıklarını, yasadıklarını, diğer inançlardan nasıl geçtiğini ve sonunda bu  noktaya nasıl geldiğini&#8230; Kendi kitabına ve elindeki yazılarla gösterdiklerine  baktım, belli ki çok sistemli çalışılmış, standart her karşı soruya da o yol  içinde ikna edici cevaplar hazırlanmış. Biz de dilimiz döndüğünce ve  bildiklerimiz el verdikçe karşı sorular sorduk ve başka konular anlattık.  Sonunda öyle bir noktaya geldik ki bendenizin bu yolda Allah izin verdiği surece  kalacağını ancak bu hanımın, arayışlarında son noktayı koyamadığını ve akla  yatan başka bir hakikat bulursa onu kabul edeceğini anladık.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Dolayısıyla, o noktada sormam  gerekiyordu, nedir İslamiyette bulamayıp da başka inanışta bulduğu şey. Cevabi  çok enteresandı, «komşuluk hakki» dedi. Şaşırdım, çünkü bunu söyleyen bir Türk  kültüründen, geleneğinden gelen bir kişi, komşuluğa yabancı olanlardan değil!  Hayatımda ilk kez bir başka inançta olan kişi, bana inandığı yolda komşuluk  hakkinin, diğer bütün dinlerden ve bilhassa İslamiyetten üstün olduğunu  söylüyordu. Hani klasik karşı tezlere alışkınız biz de herkes gibi ama ben daha  önce bu şekilde bir saptamayı hiç duymamıştım.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Bunun üzerine «komşuluk»,  bizim bir anda ana konumuz haline geldi. Sordum: Madem komşu hakkı bu kadar  önemli, komşuları için neler yapılıyor?</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Anlattıkları ilginçti. Kendi  dinini duyurmak için, oturdukları mahallelerden, komşulardan başladıklarını  söyledi. Çünkü anlayışlarına göre, «komşular çok önemliydi ve bu dini  duyurarak, onlara müthiş iyilik yapıyorlardı!». Ama komşunun sosyal durumu, çok  da önem arz etmiyordu. Yardım etmek vs. de gerekmezdi, önemli olan kendi  inançlarını bildirmekti. Sorumlulukları bununla bitiyordu.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">«Buraya kadar doğru ama bizim  dinimizi, bu konuda araştırdınız mi hiç? Mesela sadece Kur-an&#8217;ı Kerim&#8217;de  yazanlara veya ne bileyim Hz. Muhammed&#8217;in (S.A.V.) hadislerine baksanız, olayın  derinliğini de görürsünüz.» dedim. Bizde zira komşunun inancı da önemlidir  ancak sosyal durumu, refahı, oldukça büyük önem arz eder. Kaldı ki Resulallah  (S.A.V.) buyurmamışlar midir, <strong><em>«Komşusu aç yatarken kendi geceleyen,  bizden değildir»</em></strong> diye. Hala kendi inancındaki komşuluğun bundan evla  olduğunu söyleyince dayanamayıp gene sordum, <strong>«</strong>güzel kardeşim, komşuluk komşuluk  diyorsunuz da, mahallenizdeki açlardan, fakirlerden haberiniz var mi? Her gün  gelip gectiginiz yollarda, metrolarda, supermarket kapılarında sizden yardim  isteyenlere ne yapıyorsunuz? Komşularınız sadece bu zengin mahallede sıcacık  oturanlar mi? Sizin bu bahsettikleriniz, sadece kendiniz için, farkında misiniz?  Yan komşunuz mutlu mesut ama iki sokak ilerinizde, yağan aşırı yağmurlardan  oturduğu bodrum katındaki ev su basmış, çocuğu hasta olmuş bir fakir adam el  açmış, o eli gördünüz mu? İster Müslüman olsun, ister başka din, Allah&#8217;ın kulu  değil mi? Neye göre yardim edersiniz, neye göre reddedersiniz? Allah&#8217;ın  «Rahman» sıfatını da mi düşünmezsiniz? O Allah ki, kendine karşı küfürde olana  da, -haşa- yok sayana da, bizim gibi edepsizlik yapana da, sevgililerine de ayni  güneşi, ayni toprağı, ayni yağmuru veriyor. Biz ne yapıyoruz?  Bu açıdan bir  daha düşünün, yaptığınızın kendini kandırmak olduğunu göreceksiniz, komşuluk  hakki çok derin bir konu olmalı, lütfedip evdeki yemekten bir tabak vermek  değil, elinizdeki kitapları baz alıp da gidip yarim yamalak şeyleri anlatmak hiç  değil! Unutmayın ki yaptığımız herşeyden öyle ye da böyle sorumluyuz. Ben  şahsen, hesap günü, o fakirlere yardim edemedim diye rezil olmayayım diye kendi  çapımda uğraşıyorum. Gelin siz de katilin bana, neymiş bu komşuluk hakki,  öğrenip hakkini tam verelim!<strong>»</strong></p>
<p class="TableContents" style="margin-bottom: 14.15pt; text-align: justify">Bütün bunlar birden çıktı  ağzımdan, daha önce böyle derin düşünmüyordum açıkçası zira bizim dinimizde  komşuluk üzerine temel esasları az çok bilince hata yapıp bildiklerimin yeterli  olduğunu düşünmüşüm gaflet ve delalet içinde. Ailemden gördüğüm ne varsa, her  şekliyle uygulamaya çalışıyordum zaten. Yan komşunun aç yatmaması için elimden  geleni yapıyordum kısaca! Yaşlı ve hastaları ziyaret etmek, ne bileyim  bildiğimiz şeyler işte, pişen yemekten bir tabak vermek, halini hatırını sormak  vs. çünkü «Hz. Resulallah (S.A.V.) şöyle buyurmuşlardır:</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><em>Komşu hakkının ne olduğunu biliyor musunuz? Senden yardım istediğinde kendisine  yardım etmeli; yardımına muhtaç olduğunda esirgememelisin. Senden borç  istediğinde vermeli; fakir düştüğünde onu geri almamalısın. Hastalandığında  ziyaret etmeli; öldüğünde cenazesine katılmalısın. Kendisine bir hayır isabet  ettiğinde tebrik etmeli, başına bir musibet geldiğinde onu teselli etmelisin.  Eğer izni yoksa evini, hava almasına mâni olacak şekilde, onun evinden yüksek  yapmamalısın. Ona eziyet vermemelisin. Bir meyve aldığın zaman ona da hediye  etmelisin; eğer bunu yapmayacaksan aldığın şeyleri evine gizlice götürmelisin.  Sakın çocuğun onu eline alıp dışarıya çıkmasın; çünkü komşunun çocuğu görüp  rahatsız olur. Çömleğinin bu harıyla (yemeğinin kokusuyla) onu rahatsız etme.  Yemeğinin kokusunu komşuna ancak ondan kendisine ikram etmek şartıyla  hissettirebilirsin.</em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Bunu söyledikten sonra şöyle  devam etti:</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><em>Siz komşunun hakkı nedir biliyor musunuz? Nefsimi kudret elinde tutan  Allah&#8217;a yemin ederim ki komşusunun hakkını tam mânâsıyla ancak Allah&#8217;ın lütfuna  mazhar olan kimseler yerine getirebilir. (Har âitî, İn Aday) »</em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Aslında dinimizde emredilen,  temelde herkesin yaptığı/bildiği şeylerin ötesinde olabilir miydi? Kendi adıma  konuşayım, gözden kaçırdığım veya bunu hakkıyla yapamadığım noktalar da var  miydi? Mesela evime biraz uzaklıktaki süpermarketin önünde dilenenlerin hepsini  tanıyorum, ailelerini, durumlarını biliyorum, aç yatmasınlar açıkta kalmasınlar  diyorum da ancak, bu gerçekten yeterli miydi?</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Hemen ilk baktığım, komşuluğun  sınırı oldu. Herşeyin mükemmel olduğu dinimizde, muhakkak komşu olup da  üzerimizde hakkı doğanların bir sınırı çizilmiştir deyince, karsıma aradığım  cevap çıkıverdi.. «Zühre şöyle rivayet ediyor:</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">&#8220;<strong><em>Adamın biri Rasûlullah&#8217;a  gelerek komşusunu şikayet etti. Bunun üzerine Rasûlullah ona camiin kapısına  çıkıp &#8216;Kırk haneye kadar komşudur!&#8217; diye bağırmasını emretti&#8221;, (Taberânî, Ebu  Dâvud). Zühre, dört cihete işaret ederek &#8216;Bu cephelerin her birinden kırkar hane  komşu sayılır&#8217;</em></strong> demiştir.»</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">İlk tepkim «eyvah, şimdi ilk  eksiğimizi bulduk» oldu tabi. Kırkar hane, benim komşum imiş. Kabaca hesap  yapalım, -yanlış hesabın Bağdat&#8217;dan döneceğini de bilerek, hatamız varsa  büyüklerimiz düzeltir inancıyla- evlerin cephesini 10 metre sayarsak, dört  taraftan 400&#8242;er metre benim komşu mesafem oluyor. Oysa ben sadece kendi  apartmanımı biliyorum, bir de bu mesafede kalan dilencilerimi, fakirlerimi. Ya  diğerleri?</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Mahallemdeki yetimhaneleri ilk  geldiğim zaman sormuştum, gönüllü çalışmak için. Bizim memleketimiz bu bakımdan  daha iyi galiba çünkü orada bu tip çalışmalarda sorun yasamamıştım. Ancak  burada, çocukları sır gibi saklıyorlar, ulaşamadım. Vardır bir bildikleri. Fakat  huzurevleri var geçerken gördüğüm. Biraz mesafede ama olsun, onlar da komşu  sayılıyor, ne olursa olsun demek ki! Ayrıca hastaneler var, gidip gönüllü işler  yapmak gerekecek ekstradan. Bunlarla birlikte mahallenin diğer canlıları&#8230; Ya  Rab! Ne çok yapılabilecek şey var, ne çok hak var! Ve ne çok hatam var, eksiğim  var! Hızla bu eksiklerimi tamamlamaya çalışıyorum simdi.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Komşu dediğimiz, sadece yan  komşu değilmiş o zaman. Hz. Aişe R. Anha&#8217;dan rivayet edilen hadis-i şerifte  Rasülullah (S.A.V.):</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">&#8220;<strong>Cibril bana komşu hakkını o  kadar çok tavsiye etti ki, neredeyse komşuyu komşuya vâris kılacak zannettim.</strong>&#8221;  buyurmuşlardır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Bütün bunları düşündüğümde ve  günümüzde, komşuluğun yok olduğu toplumlarda bir nev&#8217;i «oto kontrol»un de  azaldığı, sosyal güvencenin sadece para olarak kaldığı, işin insaniyet boyutunun  da yok olduğunu fark edince, dinimize ve sosyal konulardaki muhteşem yapısına  bir kez daha hayran oldum, olmamak mümkün mu?</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Sonuçta kapıma gelen «komşu»  kadınlara, ben de naçizane bildiklerimi anlatayım derken, ben başka şeyleri fark  ettim, sosyal görevlerin nasıl belirlendiğini, SİSTEMİN nasıl mükemmel  oluşturulduğunu, Okumanın ne güzel olduğunu ve kendi eksikliklerimi&#8230;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Kendimden başka herkesi tenzih  ediyorum elbette bu kendi kendime yaptığım sohbette. Bendeniz kim ki zaten, ne  işler yapanlar var, hatasız kusursuz! Edepsizlik yapmış olmayalım, aman! Allahım  işlerini kolaylaştırsın.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Allahıma sonsuz şükürler olsun,  biz gereğince şükür de edemeyiz, affetsin bizi aynı zamanda ama bize, komşuluk  hakkını hakkıyla yerine getirecek gücü de versin. Eksiklerimiz çok, bizi mazur  görsünler. Amin.</p>
<p style="text-align: right"><strong>Ezgi Zem</strong><br />
<a href="http://yorumsuzblog.adrese.com"> http://yorumsuzblog.adrese.com</a></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">&nbsp;</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Yorumsuz-Blog/~4/304032138" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yorumsuzblog.adrese.com/komsunun-hakkini-vermek/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:awareness>http://api.feedburner.com/awareness/1.0/GetItemData?uri=Yorumsuz-Blog&amp;itemurl=http%3A%2F%2Fyorumsuzblog.adrese.com%2Fkomsunun-hakkini-vermek%2F</feedburner:awareness><feedburner:origLink>http://yorumsuzblog.adrese.com/komsunun-hakkini-vermek/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Güneş Enerjisi Kaynağı Füzyon Değil; Galaksinin Merkezinden Gelen Manyetik Alanlardır</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/Yorumsuz-Blog/~3/303847438/</link>
		<comments>http://yorumsuzblog.adrese.com/gunes-enerjisi-kaynagi-fuzyon-degil-galaksinin-merkezinden-gelen-manyetik-alanlardir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Jun 2008 16:18:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yorumsuz Blog</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>

		<category><![CDATA[Çeviri Yazılar]]></category>

		<category><![CDATA[Big Bang]]></category>

		<category><![CDATA[Hubble]]></category>

		<category><![CDATA[Kara Enerji]]></category>

		<category><![CDATA[Kara Madde]]></category>

		<category><![CDATA[Süpernova]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yorumsuzblog.adrese.com/gunes-enerjisi-kaynagi-fuzyon-degil-galaksinin-merkezinden-gelen-manyetik-alanlardir/</guid>
		<description><![CDATA[Yazan: Dan  Bar-Zohar, İsrail Açık Üniversitesi  (  http://www.philica.com/&#8230;’den çevrilmiştir.)
Çeviren: Esin Tezer
 Güneş enerjisi kaynağı nükleer füzyon değil; galaksinin merkezinden      gelen manyetik alanlardır. Güneş enerjiyi kütleye dönüştürür, kütleyi      enerjiye değil.
 ÖZET
Güneş      enerjisi kaynağı, güneşin çekirdeğinin içerisindeki Nükleer Füzyon [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="right"><span style="font-size: xx-small;">Yazan: Dan  Bar-Zohar, İsrail Açık Üniversitesi  ( <a href="http://www.philica.com/display_article.php?article_id=65" target="_blank"> http://www.philica.com/&#8230;’den</a> çevrilmiştir.)<br />
Çeviren: Esin Tezer</span></p>
<p><strong><em> Güneş enerjisi kaynağı nükleer füzyon değil; galaksinin merkezinden      gelen manyetik alanlardır. Güneş enerjiyi kütleye dönüştürür, kütleyi      enerjiye değil.</em></strong></p>
<p><span class="heading31"><strong> <span style="color: blue;">ÖZET</span></strong></span></p>
<p>Güneş      enerjisi kaynağı, güneşin çekirdeğinin içerisindeki <strong>Nükleer Füzyon      Reaktörü</strong> olarak düşünülmüştür. Güneş, füzyon <em>(eriyip kaynaşma)</em> reaksiyonu tarafından değil; galaktik merkezden gelen manyetik alanlar      tarafından ısıtılmaktadır..<span id="more-394"></span></p>
<p>Nükleer füzyon manyetik alanların ısınmasının yan      ürünüdür. Galaktik merkezden gelen manyetik alanların değişmesi, güneşin      içerisindeki güneşi ısıtan elektrik akımlarına neden olur. Isı ve güneşin      çekirdeğindeki parçacıkların yüksek kinetik enerjisi; maddenin, elektron,      proton ve nötrinonun ana elementlerini oluşturan yüksek enerji      çarpışmalarını tetikler. Çarpışmalar Döteryum, Trityum, Helyum ve Lityum      gibi daha ağır elementleri de eriterek birleştirir veya <strong>Nükleosentez </strong> yapar. Bu da yıldızların ve galaksilerin daima kütle ve enerji ürettikleri      gerçeğine yönlendirir. Makale, galaksilerin enerji üretiminin ardındaki      saatin mekanizmalarını açıklayacaktır. Galaksi enerjisi ve kütle üretimi,      Big Bang Teorisi’ni geçersiz hale koyar ve evrenin genişlemesine ve      hızlanmasına neden olan çok miktardaki yeni kütleyle sabit durumdaki      kozmolojik modele doğru yöneltir.</p>
<p><strong> <span style="color: blue;">GİRİŞ</span></strong></p>
<p>Kozmolojideki en son gelişme, özellikle evrenin sadece genişlemekle      kalmayıp; ayrıca hızlandığı bulgusu Einstein’ın <strong>Kozmolojik Sabitesi</strong>’ni      tekrar geri getirmektedir. Evrenin hızlanmasını açıklamak için; <strong>Kara      Enerji</strong>’nin galaksileri geri püskürttüğü ve evrenin hızlanmasına neden      olduğu farz edilmektedir. Kara Enerji, vakumda muazzam miktarda enerji bulan      Kuantum Mekanik’deki gelişmelere dayanmaktadır.</p>
<p>Galaksilerin rotasyon eğimlerini açıklayan Kara Enerji ve <strong>Kara Madde</strong> evrenin %96’sı olarak bulunmuşken; yıldızları ve bitkileri oluşturan <strong> Düzenli Baryonik Madde</strong> evrenin yalnızca %4’üdür. Oysa, böyle bir Kara      Maddenin veya Kara Enerjinin gerçekten varolduğunu kanıtlayan dünya üzerinde      yapılan bir deney veya şüpheleri ortadan kaldıran bir kanıt yoktur. Bu kanıt      eksikliği <strong>Big Bang Teorisi</strong> için de doğrudur. Vakumun yüksek enerji ve      kütle yaratarak anında patlayabileceğini gösteren hiçbir deney yoktur.</p>
<p>Kozmolojik gözlemi açıklamak için bu şekildeki içgüdüsel olmayan teorilerin      kaynağı, itiraz edilmeden kabul edilen ve hiçbir zaman sorgulanmayan      hergünkü sürecin yanlış anlaşılmasından ortaya çıkmaktadır. Bu; güneşin      enerji kaynağını veya diğer yıldızları anlayışımız veya daha doğrusu yanlış      anlayışımızdır. Güneş ısısının yerçekimsel enerjiye dayalı olduğunu      açıklamaya çalışan tarihi bir teori vardır. Bu teoriye göre Güneş, güneşe      ait bulutsu uzak yıldız topluluğundan varolmuştur.</p>
<p>Bütün      atomlar bulutsu uzak yıldız topluluğunun merkezinden serbest düştüklerinde,      hızları ısıya dönüştürülmüştür. Benzer teori 19.ncu yüzyılda Lord Kelvin      tarafından ileri sürülmüştür ve Lord Kelvin güneş ısısının yerçekimsel      enerjiden, özellikle de güneşin içine düşen göktaşları tarafından      kaynaklandığını söylemiştir. Bugünkü nükleer teori, Güneşin nükleer füzyon      reaktörü olduğunu ve ısısının hidrojen atomlarının füzyonundan helyuma kadar      belirdiğini söylemektedir. Erimiş helyum hidrojenden daha hafiftir, böylece      Güneş kütle fazlalığını enerjiye dönüştürür. Bu modelde hâlâ bazı problemler      vardır. Herbir galakside daima yeni doğmuş yıldızlar vardır. Bazıları, <strong> Mavi Süper Dev</strong>’ler<strong> </strong>Güneşten 50 kere daha büyük ve daha ağırdırlar      ve hidrojeni Güneşten daha fazla yakarlar. Bu onların ortalama yaşam      ömürlerini yaklaşık olarak sadece on milyon seneyle sınırlandırır. Eğer      böyle daha büyük ve daha ağır yıldızlar sürekli doğuyorlarsa ve hidrojeni bu      kadar çabuk yakıyorlarsa; öyleyse bütün hidrojen nereden gelmektedir?      Yıldızlararası ortam bu kadar çok hidrojeni içermemektedir. Yıldızlararası      hidrojen, galaksinin içindeki yıldızlara ait rüzgarda olan yıldızlardan ve      süpernovadaki yıldızlardan gelmektedir.</p>
<p>Evren      kütlesinin kaynağı ve enerjisi bir gizemdi ve Big Bang Teorisinin      yaratılmasına neden oldu. Big Bang Teorisi bunu hidrojen yakıtı da dahil      evrendeki bütün maddenin Big Bang zamanında yaratılmış olduğunu belirterek      anlatmaya çalışır.</p>
<p>Bu tez      evrenin gerçek kütle ve enerji kaynağının galaksi olduğunu      gösterecektir.Burada sunulacak pek çok olgu, güneş ısısının kaynağının      manyetik alanlarla veya <strong>İndüksiyon</strong>’<strong>la</strong> değiştiğini      gösterecektir. Manyetik alanlar galaktik merkezden gelmektedir, galaktik      disk aracılığıyla dağıtılırlar ve diskteki bütün yıldızları ısıtırlar.      Değişen manyetik alanlar Güneş plazmasındaki elektrik akımlarının      indüksiyonu tarafından oluşturulmuşlardır. Elektrik akımları Güneş      plazmasını ısıtırlar ve güneşin parlamasını sağlarlar. Güneşteki hidrojenin      füzyonu, manyetik alanlar tarafından oluşturulan ısının yan ürünüdür.      Güneşin çekirdeğindeki indüksiyon akımları tarafından oluşturulan muazzam      sıcaklık, parçacık hızını ve kinetik enerjiyi arttırır. Parçacıklar      çarpıştıkça, onların yüksek kinetik enerjisi Einstein’ın <strong>E=MC<sup>2 </sup> Denkliğine</strong> göre yeni parçacıklar oluşturarak kütleye dönüştürür. Güneş      kütleyi enerjiye dönüştürmemekte, fakat enerjiyi kütleye dönüştürmektedir.      Güneş üzerindeki pek çok gözlemlenen fenomen manyetiktir, böylece Güneşin <strong> Manyetik İndüksiyon</strong> tarafından ısındığını düşünmek makuldur.</p>
<p>Yıldızların bu kütle oluşumu evrendeki bütün kütlenin nereden geldiğini ve      evrenin neden genişlediğini ve hızlandığını açıklayabilir. Ayrıca evrendeki      ağır elementlerin nasıl yaratıldığını da açıklayabilir. Pek çok ağır      elementlerin süpernovada oluşturulduğuna inanılmaktadır; bu çünkü ağır      elementlerin füzyonunun enerjiyi tüketmesinden ve hidrojenin yaptığı gibi      enerjiyi üretmemesinden kaynaklanmaktadır.Yıldızların enerjisi manyetik      alanlardan geldiğine ve füzyondan gelmediğine göre; öyleyse ağır      elementlerin nükleosentezi <strong>Kırmızı Devler</strong>’de meydana gelmektedir.      Eğer yıldızlar kütle ve enerjiyi üretiyorlarsa, o halde galaksilerin de      kütle ve enerjiyi ürettiklerini söyleyebiliriz. <strong>Galaksiler kütle ve      enerjiyi oluşturmak için olan evren makinalarıdırlar. </strong></p>
<p>Eğer      Güneş galaksinin merkezinden manyetik alanlardan ısıtıldıysa, galaksinin      enerjisi nereden gelmektedir? Manyetik alanlar yıldızlardaki kütleyi      oluştururlar ve bu kütle güneşe ait bir rüzgar olarak uzaya fırlatıldığında,      galaksinin merkezine doğru <strong>Serbest Düşme</strong>’<strong>ye</strong> başlar. Serbest      düşen toz ve gazın yerçekimsel potansiyel enerjisi galaktik merkezdeki <strong> Kara Deliklerin Birikme Diskleri </strong>tarafından toplanmaktadır.Bu      yerçekimsel potansiyel enerji, kütleyi oluşturmak için kullanılan enerjiden      çok daha yüksektir. Dinamo etkisiyle birleşen birikme diskleri, yıldızlarda      daha fazla kütle üreten galaktik merkezlerdeki manyetik alanları ve      benzerini oluştururlar.</p>
<p>Eğer      galaksi her zaman bir noktada daha büyük ve daha ağır hale geliyorsa, o yeni      bir galaksi meydana getirecektir. Kütlenin galaksiye olan sürekli ilavesi      galaksinin helezonik kollarını ve kol uzunluğunu ve onun galaktik merkezden      uzaklığını arttırır. Çok uzak kolda; yıldızlar tarafından dışarı      boşaltılmış, yıldızlara ait olan rüzgar kol ağırlaşıp, kendini ana      galaksiden ayırana ve uydu galaksi olana kadar kendi kolunda lokal olarak      biriktirmeye başlar. Birbirleriyle çarpışan galaksilerin çekilen  pek çok      resimleri veya karşılıklı etkileşimde bulunan galaksiler aslında bir      diğerini yumurtlatan örneklerdir. Yeni galaksilerin üremesi, evrenin      genişlemesine ve hızlanmasına neden olmaktadır.</p>
<p><strong> <span style="color: blue;">Rotasyon Eğimi</span></strong></p>
<p>Galaktik merkez etrafında galaktik diskteki yıldızların rotasyon hızı <strong> Kepler’in Üçüncü Kanunu</strong>’na uymalıdır. Yıldızların beklenen hızı Şekil      6-(B)’de gösterilen çaplanmış daire çevresinin tersine orantılı olmalıdır.      Oysa çeşitli galaksilerin gözlemi Şekil 6-(A) ‘daki gibi neredeyse yatay      olan bir rotasyon eğimi vermektedir. Yatay eğimin alışagelen izahı hiçbir      parlaklığı olmayan ve görülemeyen Kara Maddenin varlığına dayanmaktadır.      Kara Madde galaksideki yerçekimini arttırmak için yıldızların ötesindeki      galaktik diski doldurmaktadır. Galaksideki manyetik alanlara dayanan yatay      rotasyon eğimini açıklamak mümkündür.</p>
<p>İlk      olarak iyi bilinen bir deneyi anlatarak başlayacağım. Şekil 1’deki      süperiletkenin üstündeki manyetik mıknatısı havaya kaldırma veya <strong>Meissner      Etkisi</strong>, mıknatıs süperiletkenin üzerine yerleştirildiğinde mıknatısın      havada dolaşmasına yolaçar. Mıknatısın manyetik alanı <strong>Faraday Kanunu</strong>’na      göre elektromotor güce ve süperiletkende akıma neden olur. <strong>Lenz Kanunu</strong>’na      göre bu akımlar, mıknatıs manyetik alanlara engel olan süperiletkendeki      manyetik alanları oluştururlar ve böylece onun havada süzülmesine ve      yerçekimine karşı koymasını geri çevirirler.</p>
<p>Eğer      bir string alıp onu süperiletkene bağlarsam, Şekil 2’deki tablo boyunca      süperiletken dilimini sürükleyebilirim. Eğer mıknatıs süperiletken üzerinde      havada süzülüyorsa ve siz süperiletkeni sürüklerseniz; mıknatıs tabloya      düşmeyecek fakat süperiletkeni takip edecek ve üstelik her nereye      sürüklediysek havada süzülüp kalacaktır. Bu ayrıca Lenz Kanununun sonucudur.      İndüklenmiş akımlar ve süperiletkenin manyetik alanları, süperiletkenle      bağıntılı olan mıknatısın üstündeki herhangi bir harekete engel      olacaklardır.</p>
<p>Güneşteki sıcak plazma ve diğer yıldızlar çok düşük bir elektrik      rezistansına sahiptirler. Plazmanın rezistansı bir metalinkinden çok daha      düşüktür ve süperiletkene çok yakındır. Halbuki onun rezistansı sıfır      değildir ve plazmanın içerisindeki elektrik akımı sıcaklık meydana      getirecektir. Güneşin içi tamamen homojen değildir ve plazmanın farklı      elektrik iletkenlik durumuna sahip bölgeleri vardır.</p>
<p><strong> Süperiletkenin özelliğine ilaveten Güneş, mıknatısın özelliğine de sahiptir.      Güneşin manyetik alanı dünyanın manyetik alanınkiyle benzerliklere      sahiptir.Güneş, ikiz kutuplu manyetik alana sahiptir ve bu da bar      mıknatısınkine benzer şekildedir. </strong></p>
<p>Süperiletkenlerin kendinlerine has olan özelliği, onların içerisindeki      manyetik alanların sıfıra çok yakın olmasıdır. Oysa yıldız plazması sıfır      iletkenlik durumundan daha yüksektir ve manyetik alanlar plazmanın      içerisinden ısıyı meydana getirmek için geçerler.Yıldız yüksek manyetik      mıknatıs geçirgenliği, uzaydan manyetik alanlara yalnızca daha fazla      enerjiyi emmek için  konsantre olmaz.</p>
<p><img src="http://yorumsuzblog.adrese.com/wp-content/images/gunes-1.jpg" border="0" alt="" width="250" height="273" align="left" /><strong><em><span style="color: blue;">Şekil 1</span>:</em></strong><em> Süperiletken üzerindeki mıknatısın Manyetik Levitasyonu (Havaya Yükselmesi).      Yıldızların yaratıldığı plazmanın iletkenlik durumu çok yüksektir ve      süperiletkene yakındır. Yıldızlar süperiletkenin ve mıknatısın çiftleri      olarak hayal edilebilirlerdi. Bu, galaktik diskteki ve yıldızların      hareketindeki kaymanın birbiriyle nasıl bağıntılı olduğunu, yıldızlar      plazmasında ısıya dönüşen ve yıldızları parlatan elektrik akımlarını      açıklamaktadır. Bu, yıldızlar ve galaksiler arasındaki ‘geritepkiyi ‘ de      açıklamaktadır.</em></p>
<p><img src="http://yorumsuzblog.adrese.com/wp-content/images/gunes-2.jpg" border="0" alt="" width="250" height="92" align="left" /></p>
<p><strong><em> <span style="color: blue;">Şekil 2</span><span style="font-weight: normal">:</span></em></strong><em> Eğer bir süperiletkeni alırsanız ve üstüne bir mıknatıs      yerleştirirseniz, mıknatıs süperiletkenin üstünde, etrafında dolaşıp      duracaktır. Mıknatıs etrafta dolaşıp dururken süperiletkene bir string      bağladığınızı ve süperiletkeni masanın üzerinde sürüklediğinizi farzedin.      Mıknatıs süperiletkenin yukarısının etrafında dolaşıp durmakta kalacak ve      süperiletkeni takip edecektir.Bu, yıldızların galaktik diskten kaymaya      direndiklerini ve o direncin yıldızlardaki indüksiyon akımlarını      oluşturduğunu ve onları ısıttığını ispat etmektedir.</em></p>
<p><strong> <span style="color: blue;">Süperiletken Ve      Yıldızların Mıknatıs Modeli</span></strong></p>
<p>Bir      yıldızın düşük dirençle plazmadan oluştuğunu ve manyetik çift kutbun      manyetik alanına sahip olduğunu bilmek; Güneşin ve yıldızların modelini      ileri sürmektedir. Bu modele göre, bir yıldız süperiletkenin ve Şekil 3’deki      bir mıknatısın birleştirilmiş özelliklerine sahiptir. Böylece yıldızlar      Meissner Etkisi’ndeki mıknatıs ve süperiletkene benzer bir şekilde      davranacaklardır. Bir yıldız yakınındaki bir yıldızın hareketine karşı      olacaktır. Örneğin birinci yıldız ikinci yıldıza doğru ilerlediğinde, ilk      yıldızın manyetik alanı ikinci yıldızda akımlara neden olacaktır. Lenz      Kanunu’na göre bu akımlar manyetik alanlara neden olacak ve ilk yıldızın      hareketine direnen ikinci yıldızda manyetik alanlar oluşturacaktır. Harekete      olan direnç, bir yıldız bir diğerine bağıntılı <em>(rölatif)</em> olarak      hareket ettiğinde meydana gelecektir</p>
<p><img src="http://yorumsuzblog.adrese.com/wp-content/images/gunes-3.jpg" border="0" alt="" width="300" height="172" align="left" /></p>
<p><strong> <span style="color: blue;">Şekil 3</span>:</strong> <em>Bir yıldız, bir süperiletkenin ve mıknatısın kombinasyonu olarak      tarif edilebilir. Süperiletken, plazmanın yüksek iletkenlik durumunun bir      sonucudur ve mıknatıs da yıldız manyetik alanının bir sonucudur. Yıldız      manyetik alanı, galaksiden gelen yıldızı mıknatıslayan manyetik alanlarla ve      Güneşin içinde indüklenmiş akımlar tarafından oluşturulan iç manyetik      alanların bir kombinasyonudur. Süperiletkenin ve mıknatısın kombinasyonu,      yıldızları birbirlerinden geri iter ve birbirleri arasındaki çarpışmayı      ortadan kaldırır. Galaksiler pek çok yıldızı içine aldıklarından onlar      mıknatısın ve süperiletkenin bir kombinasyonu olarak tarif edilebilirler. </em></p>
<p>Harekete olan geritepki ve dayanıklılık gücü Güneş gibi olan ana, art arda      sıralananlar arasında neden çarpışmalar olmadığını açıklayabilir. Galakside      yüzlerce milyar yıldız olmasına rağmen; ana art arda sıralanan yıldızlar      asla çarpışmazlar. <strong>Nötron Yıldızlar</strong> gibi olan diğer yıldızlar ve <strong> Beyaz Cüce</strong> çarpışabilir, çünkü onlar plazmadan oluşmamıştır ve      süperiletkenin özelliğine sahip değildir. Nötron Yıldızlar sadece mıknatıs      olarak hayal edilebilirler. Dolayısıyla nötron yıldız Güneş gibi olan ana      art arda sıralanan yıldızları geri itecektir. Bununla birlikte iki nötron      yıldızı birbirbirlerine sokulduklarında, birbirlerini geri itemezler, çünkü      sürükleyen bir süperiletken yoktur. Yerçekimleri yalnızca onları birbirine      çekmekle kalmaz;  manyetik alanları da sıraya dizilir ve çekme gücü katılır.      Bir nötron yıldızının kuzey kutbu sokulur ve ikinci nötron yıldızının güney      kutbunu çeker. Evrendeki ani <strong>Gama Işını Patlamaları</strong>’nın gözlemlerinin      nötron yıldızlarının büyük çaptaki çarpışmalarından ortaya çıktığı      bilinmektedir. Ayrıca Beyaz Cüceler çarpışmak için meyillidirler. Beyaz      Cüceler hem plazma hem de manyetik alanlara sahip değillerdir. Süpernova      patlamalarının bazıları Beyaz Cücelerle bağlantılıdır. Nötron Yıldızları ve      Beyaz Cüceler bir yıldıza kolayca yaklaşabildiklerine göre; pek çok ikili      yıldızlar (<strong>örneğin Sirius</strong>) Beyaz Cüceler veya Nötron Yıldızını      kapsar. Buna bir şekilde bakmanın yolu, yıldızları iki kategoriye ayırmaktır.      Bir tanesi Beyaz Cüceler gibidir ve yalnızca yerçekimsel alanlardan ve Genel      İzafiyet’ten etkilenmektedir. İkincisi ise, hem manyetik alanlardan hem de      yerçekimsel alanlardan etkilenmektedir.</p>
<p>İçlerindeki yıldızlara benzer olan galaksiler mıknatıs ve süperiletkenin      kombinasyonu olarak da tarif edilebilirler. Galaksiyi mıknatıs ve      süperiletken kombinasyonu olarak görmek; evrenin genişlemesi ve hızlanmasına      yönlendirerek galaksiler arasındaki ‘geritepki’ yi de kolayca açıklayabilir.      Bu model galaksiler arasındaki çarpışmaların nadir olduğu anlamına da      gelebilir. Ana sıradaki yıldızlar arasındaki çarpışmanın nadirliği,      galaksiler arasındaki çarpışmanın enderliğinin açık bir işaretidir.      Birbirleriyle etkileşen gözlemlenen pek çok galaksi aslında bir galaksinin      bir diğerinden oluşumudur veya bir başka deyişle, daha büyük bir galaksiden      daha küçük uydu galaksiye üremesidir.</p>
<p>Şekil      2’nin deneyinde süperiletkenin yalnızca mıknatısı geri itmekle kalmayıp;      süperiletkene izafi olan mıknatısın herhangi bir hareketine de direnç      göstereceği gösterilmiştir. Şekil 3’de gösterildiği gibi, yıldızlar       süperiletken ve mıknatısın kombinasyonu olarak tarif edilebilirler. Bu da      Şekil 4’de gösterilen, süperiletken maddesinin ve mıknatıslarının      halkalarını veya katmanlarını kapsayan galaktik disk modeline yolaçabilir.      Böyle bir modeldeki süperiletken onunla herhangi bir bağı olan mıknatısların      herhangi bir hareketine karşı direnç gösterecektir. Mıknatıslar      süperiletkenle bağlantılı olarak taşındıklarında, indüksiyon akımları      süperiletkende akıp gidecek; Lenz Kanununa göre mıknatısların manyetk      alanlarına direnen ve geri iten manyetik alanları yaratacaktır. Bu;      yıldızların herhangi bir hareketinin direneceği, galaktik diskin değişmez      modeline işaret etmektedir. Eğer şekil 4’deki modele göre galaktik diskin      rotasyon eğimini çizersek, bütün yıldızların aynı açılı hıza sahip oldukları      Şekil 5’de gösterilen düz çizgiyi elde edeceğiz. Oysa Şekil 6’da gösterilen      gözlemlenmiş rotasyon eğimi, galaktik merkezden uzak olan yıldızların      süratinin açısalının galaktik merkezin yakınındaki yıldızlardan daha küçük      olduğuna işaret etmektedir. Bu da süperiletkenlere ve oluşturulan indüksiyon      akımlarına izafi olan mıknatısların hareketinin olduğu manasına gelmektedir.      Çünkü yıldızlar plazması, akımların sıcaklığı oluşturmaları için mükemmel      bir süperiletken değildir.</p>
<p><img src="http://yorumsuzblog.adrese.com/wp-content/images/gunes-4.jpg" border="0" alt="" width="300" height="288" align="left" /><span style="color: #339966;"> </span></p>
<p><strong> <span style="color: blue;">Şekil 4</span>:</strong> <em>Bir yıldız, süperiletken ve mıknatısın bir çifti olarak hayal      edilebilir. Bir yıldız ikinci bir yıldıza karşı hareket ettiğinde Lenz      Kanunu’na göre ikinci yıldız birinci yıldızı geri itecek ve harekete engel      olacaktır. Faraday Kanunu’na göre birinci yıldızın manyetik alanları ikinci      yıldızda elektro-hareket ettirici güçler ve akımlara neden olacaktır ve bu      akımlar ilk yıldızı geri iten manyetik alanları yaratır. Bu da yıldızların      galaktik diskteki izafi harekete direnecekleri manasına gelmektedir. Bu da      bu şekilde gösterilen galaktik diskin sabit modeline ve Şekil 5’de      gösterilen rotasyon eğrisine neden olmaktadır. Galaksilerin asıl düz      rotasyon eğrisi yıldızların birbirleriyle bağlantılı olarak hareket      ettikleri anlamına gelmektedir. Bu, yıldızlara yakıt veren indüksiyon      akımlarını ve ısıyı oluşturmaktadır. </em></p>
<p><img src="http://yorumsuzblog.adrese.com/wp-content/images/gunes-5.jpg" border="0" alt="" width="250" height="247" align="left" /></p>
<p><strong> <span style="color: blue;">Şekil 5</span>:</strong> <em>Şekil 4’de gösterilen süperiletken ve mıknatıs modeline göre      yıldızlar. Yıldızlar galaktik diskte kaymaya karşı dayanacaklardır. Böylece      galaktik merkezden yıldız uzaklığı ve rotasyonal hız arasındaki ilişki bu      grafikte de gösterildiği gibi düz bir çizgi olmalıdır. Bu lineer ilişkiden      galaksilerin gözlemlenebilir rotasyon eğiminin deviasyonu, mühim bir      kaymanın oluştuğunu göstermektedir. Kayma büyük miktardaki ısının      yıldızlarda üretildiğine işaret etmektedir.</em></p>
<p><img src="http://yorumsuzblog.adrese.com/wp-content/images/gunes-6.jpg" border="0" alt="" width="250" height="188" align="left" /></p>
<p><strong> <span style="color: blue;">Şekil 6</span>:</strong> <em>Galaksinin rotasyon eğrisi. Galaktik diskteki yıldızların hızı      Kepler Kanunu’na uymalı ve galaktik merkezin uzaklığının karesine ters bir      sürate sahip olmalıdır. Esas ölçümler rotasyon eğrisinin neredeyse düz      olduğunu bulmaktadır. Şekil 7’de gösterildiği gibi bu; galaktik diskin      süratini arttıran, rotasyon yapan manyetik alanlarla açıklanabilir. O ayrıca      galaktik diskte kaymaya direnen yıldızların mıknatıs modeliyle birleştirilen      süperiletkenle de açıklanabilir.</em></p>
<p>Galaktik diskte hareket ve kayma olduğunun gerçeği, Şekil 7’deki ikinci      galaksi modeline yönlendirir. Bu modele göre, galaktik disk, daireler      arasında hava boşluğuyla aynı eksenler üzerindeki rotasyon yapabilen birçok      eşmerkezli dairelerden oluşmuştur. Her bir daire  gizli bir demirden katmanı      kapsar ve mıknatıslardan olan dıştaki katmanı ihtiva eder. Modeldeki      galaktik merkez de mıknatısları içermektedir. Galaktik merkezin rotasyonu,      galaktik merkezdeki mıknatısları ekseni çevresinde döndürür  ve ekseni      çevresinde dönen manyetik alanları yaratır. Bu ekseni çevresinde dönen      manyetik alanlar, ilk dairenin çelik katmanındaki hava boşluğu aracılığıyla      akıma neden olurlar. Lenz Kanunu’na göre, indüklenen akımlar galaktik      merkezin manyetik alanlarına engel olan manyetik alanları oluşturacak ve ilk      daireye güç uygulayacaktır.İlk halka mıknatısları katmanı, ikinci halkanın      çelik katmanındaki akımları indükleyecek ve ikinci halkayı ekseni çevresinde      döndürecektir, vs.  Bu şekilde bütün halkalar aynı yönde ekseni çevresinde,      fakat farklı açısal süratlerde döneceklerdir. İçsel halka daha yüksek açısal      sürate sahip olacak ve en dıştaki ise daha ufak açısal sürate sahip      olacaktır. Sürat farklılığı veya kayma, mıknatısların manyetik alanlarının      çelik katmanları geçtiği ve ısı oluşturduğu manasına gelmektedir.</p>
<p><img src="http://yorumsuzblog.adrese.com/wp-content/images/gunes-7.jpg" border="0" alt="" width="250" height="246" align="left" /></p>
<p><strong> <span style="color: blue;">Şekil 7</span><span style="color: #339966;">:</span></strong><span style="color: #339966;"> </span><em> Galaktik disk, çelik      daireler ve mıknatıslar katmanları olarak hayal edilebilir. Modeldeki      galaktik merkez, dönen manyetik alanlar oluşturarak dönen mıknatısları      içermektedir. Lenz Kanunu’na göre, bu manyetik alanlar ikinci dairenin çelik      katmanını ekseni çevresinde döndürmektedir. İkinci dairenin dıştaki      mıknatısları üçüncü daire ve v.s yi ekseni çevresinde döndürmektedir.      Merkezden olan daire uzaklığının ve daire hızının bağlantısı Şekil 5’deki      grafiğe benzer olmalıdır, daha sonra herbir daire açısal sürati onun iç      dairesiyle aynı olmalıdır. Eğer bir daire aynı açısal süratle değilse,      açısal sürati iç daireden daha yavaşsa (galaksi rotasyon eğrisinde olduğu      gibi) bir kayma oluşturulmuştur ve iç dairenin mıknatısları dış dairenin      çeliğini ısıtır. Bir egzersizde bir manyetik bisiklet çelik tekerleğin      rotasyonunu bozmak için mıknatısların yakınında dönmektedir. Egzersizden      sonra çelik tekerlekten ısının geldiğini hissedebilirsiniz.<strong> </strong> </em></p>
<p>Şekil      4,7’deki modellere göre bu, gözlemlenen düz rotasyon eğrisi ve onun      galaksinin beklenen rotasyon eğrisinden deviasyonu (sapması) açıklanabilir.      Galaktik merkezde ve galaktik diskte dönen ‘manyetik alanlar güçleri’,      açısal süratlerini arttırmak için yıldızlar üzerinde çaba sarfetmektedirler.</p>
<p>Şekil      10’da galaktik merkezden doğan manyetik alanların alternatif modeli vardır.      Şekil 7’de galaktik merkez, rulo eksenine paralel yerleştirilen kuzey ve      güney mıknatıs kutuplarının çizgilerinin ekseni olarak tarif edilmiştir. Bu      yerleştirme, dönen galaktik merkezin galaktik diskinin indüksiyonla      ısıtılmasına imkan sağlayacak ve düz rotasyon eğrisi tarafından gözlemlenen      yıldızların açısal süratini arttıracaktır. Oysa Şekil 10’da olduğu gibi      galaktik merkez, çeşitli manyetik ikiz kutupları olarak tanımlanabilir. Bu      galaktik merkezde sanki bir tane daha Kara Delik varmış gibi veya kara      deliklerin ve nötron yıldızlarının kombinasyonu varmış gibi oluşturulabilir.      Kara Deliklerin ve Nötron Yıldızlarının Birikme Diskleri Şekil 10’da      gösterildiği gibi, birbirleriyle zıt yönlerde sıraya koyulacak olan manyetik      ikizkutuplarını oluşturacaktır. Bu düzenlemeyle indüksiyon ısıtması ve      galaktik diskin artan rotasyon hızı mümkün olacaktır.</p>
<p><img src="http://yorumsuzblog.adrese.com/wp-content/images/gunes-8.jpg" border="0" alt="" width="250" height="215" align="left" /></p>
<p><strong> <span style="color: blue;">Şekil 10</span><span style="color: #339966;">: </span></strong><em> Galaktik merkez tarafından      oluşturulan manyetik alanlar bu modelden anlaşılabilir. Galaktik merkez kara      delik ve nötron yıldızı büyüme diskleri tarafından yaratılan çeşitli      manyetik ikiz kutupları içermektedir. Bu manyetik ikiz kutuplar galaktik      merkezle eksen çevresinde dönerler ve yıldızları ısıtan ve onların      rotasyonel hızlarını arttıran galaktik diske değişen manyetik alanları      gönderirler.</em><span style="color: #339966;"> </span></p>
<p>Enerjiyi galaktik merkezden galaktik diske transfer eden indüksiyon,      galaktik diskte manyetik alanı gerektirmemektedir. İndüksiyon <strong> ‘’İndüklenmiş Elektrik Alanları’’</strong> olarak adlandırılan tarafından      yapılabilir. İspatlamak için uzun bir selenoid alabiliriz ve o selenoidin      çapından üç kat daha geniş bir bakır daireyi içerisine yerleştirebiliriz.      Eğer selenoiddeki değişen akımı geçebilirsek, o değişen bir manyetik cereyan      akımı oluşturacaktır. Cereyan akımı daire akımına neden olacaktır. Daire      manyetik alanda değildir. Böylece, dairedeki akımın dairenin içerisindeki      yüklü parçacıklar üzerindeki manyetik alanın etkilemesinden olduğunu      söyleyemeyiz. Bu nedenle, dairedeki ‘’İndüklenmiş Elektrik Alanına’’      selenoiddeki değişen manyetik cereyan akımının neden olduğu söylenerek      açıklanmıştır.</p>
<p>İndüklenmiş elektrik alanı Faraday’ın Kanunu’nun modifikasyonuyla      belirtilebilir:</p>
<p><img src="http://yorumsuzblog.adrese.com/wp-content/images/gunes-9.jpg" border="0" alt="" width="96" height="46" /></p>
<p>Benzer      bir şekilde, galaktik disk manyetik alanda olmasa bile indüksiyonun mümkün      olduğunu söyleyebiliriz. Galaktik diske dik doğrultuda olan galaktik      merkezdeki değişen manyetik cereyan akımı indüklenmiş elektrik alanları      tarafından yıldızlardaki akımları indükleyebilir.</p>
<p><strong> <span style="color: blue;">Elektrik İndüksiyon Motoruna Olan Benzerlik</span></strong></p>
<p>Şekil      7’nin modeli operasyondaki bir indüksiyon elektrik motoruna benzerlik      göstermektedir.Şekil 7’nin galaktik merkezi böyle bir indüksiyon elektrik      motorunun statörüne ve galaktik disk de rotora benzerlik gösterir.      İndüksiyon motorunun statörü ekseni çevresinde dönen manyetik alanı üretir.      Akımlar statör manyetik alanlarını çeken ve rotoru döndüren manyetik      alanları yaratırlar.Rotordaki akımlar galaktik diskteki yıldızları ısıtan      akımlarla kıyas edilebilir. Şekil 8 rotor hızının bir fonksiyonu olan rotor      akımlarının grafiğini göstermektedir. X eksenindeki grafikteki rotor hızı      rotor açısal süratinin yüzdesinin ve statör manyetik alanlar açısal      süratinin bir farklılığıdır. Grafik rotor hızı, statör hızıyla tamamıyla      aynı olduğunda rotorda hiçbir akımın indüklenmediğini göstermektedir. Bu      durum Şekil 5 ‘deki galaksinin rotasyon eğrisiyle karşılaştırılabilir. Böyle      bir rotasyon eğrisiyle hiçbir akımın yıldızların içerisine akması      beklenmez.</p>
<p>Şekil      8’deki rotor hızı azaldığında ve statör ve rotor arasındaki kayma      arttığında, daha fazla manyetik alan sahaları rotorla kesişir ve daha fazla      akım indüklenir. Bu Şekil 6’daki gözlemlenmiş rotasyon eğrisi, şekil 7’nin      modelindeki galaktik diskte bir kayma olanın ispatıyla karşılaştırılabilir.       Rotordaki akımlar mekaniksel işi rotor ekseni aracılığıyla aktarabilen      tork’u <em>(torsiyon momenti’ni)</em> üretirler. Bu tork, beklenilen rotasyon      eğrisinden galaksilerin rotasyon eğrisinin deviasyonunu açıklayabilir.      Galaktik merkez yıldızların hızlarını arttırmak için bu torku galaktik disk      üzerinde uygular. Eğer bir indüksiyon motorunu fan motoru gibi alırsanız ve      fanı bloke ederseniz, motor çok çabuk ısınacaktır; çünkü rotor akımları çok      yüksektir. Bu galaktik disk kaymasından yıldızlarda üretilen ısıyı      kanıtlayabilir. Özet olarak galaktik diskteki kayma; yıldızları diğer      yıldızlardan gelen manyetik alanlarla karşılaştırmaktadır. Bu, yıldızların      hızlarını arttıran ve ısıyı oluşturan tork’a da uygulanabilir.</p>
<p><img src="http://yorumsuzblog.adrese.com/wp-content/images/gunes-10.jpg" border="0" alt="" width="250" height="228" align="left" /><strong><span style="color: blue;">Şekil</span></strong><strong><span style="font-weight: normal; color: blue;"> </span><span style="color: blue;">8</span><em><span style="font-weight: normal">:</span></em></strong><strong><em> </em></strong><em>Bir elektrik indüksiyon motorunun rotor hızının fonksiyonu. Rotor      yavaşladıkça, statörün dönen manyetik alanı rotoru daha hızlı geçer ve rotor      akımları artar. Galaktik merkez statörle karşılaştırılabilir ve galaktik      disk de rotorla karşılaştırılabilir. Şekil 6’daki galaksinin düz rotasyon      eğrisi; galaktik diskteki kaymanın yıldızlarda indüksiyon akımlarını      yönlendirip, oluşturduğunu açıkça belirtmektedir. </em> <span style="color: #339966;"> </span></p>
<p>Galaktik diskte değişen manyetik alanları oluşturan iki unsur vardır. Bir      tanesi galaktik merkezden dönen manyetik alanlardır. İkincisi ise galaktik      diskteki kaymadır. Galaktik merkezden gelen manyetik alanlar enerjiyi      galaktik diske ulaştırırlar ve tork’u galaktik diskin hızını arttırmak için      uygularlar. Galaktik disk galaktik merkezden gelen tork’u ve enerjiyi      galaktik diskin dıştaki kısımlarına taşır. Enerji üretimi ve değişen      manyetik alanlar, Kara Delik Birikme Diski’nin kütleyi enerjiye çevirdiği      galaktik merkezdedir.</p>
<p>Kayma,      Şekil 4’deki galaktik diskin değişmez davranışını destekler ve galaktik      diskin iç ve dış kısımlarındaki yıldız hızını etkiler. Galaktik merkezin      yakınındaki tork, galaktik merkezden ve geriye doğru, kaymadan ise ileri      doğrudur. Kaymanın neden geriye doğru çektiği Şekil 7’deki modelde torkun      dış dairesinin iç dairesi üzerinde kullanılmasıyla gösterilebilir. Dış      bölümlerdeki galaktik diskin yıldızlardaki tork’u kayma vasıtasıyla ileri      doğrudur.</p>
<p><img src="http://yorumsuzblog.adrese.com/wp-content/images/gunes-11.jpg" border="0" alt="" width="250" height="389" align="left" /><strong><span style="color: blue;">Şekil 9</span></strong><strong><em><span style="font-weight: normal">:</span></em></strong><em> Galaktik merkezden gelen değişen manyetik alanlar, galaktik diskte manyetik      alanlar türbülanslarını oluştururlar. Bu türbülansların her biri başlangıç      milyonuna sebep olan olan manyetik bir devredir. Manyetik devrenin bir      parçası olan şekilde, yakındaki yıldızlarda geçen manyetik cereyan akımı      gösterilmiştir. O değişen manyetik alanlar güneş güneşsel devirini      oluştururlar ve bir güneşsel devirden ötekine güneş manyetik kutuplaşmasını      değiştirirler. O değişen manyetik alanlar yıldızları ısıtırlar.Sağladıkları      enerjinin bir miktarı kütleye dönüştürülmüştür ve bir kısmı da      elektromanyetik radyasyon veya parlaklığa dönüştürülmüştür.     <strong> </strong> </em></p>
<p><strong> <span style="color: blue;">Manyetik İndüksiyon <em>(Endüksiyon)</em> Devresi</span></strong></p>
<p>Galaktik merkez, galaktik diske gönderilen değişen manyetik alanları akım ve      yıldızlardaki ısıyı indüklemek için oluşturur. Değişen manyetik alanlar      büyük bir çelik kümesinden veya bakır eğimin arasından geçerlerken akımlar      oluşturulmuştur ve metal ısınır. O eğimler doğada genellikle düzensizdirler.      Galaktik disk hakkında konuştuğumuz zaman; eğim devreleri hakkında      konuşamayız çünkü yıldızlar arasındaki uzay, elektriği iletmemektedir. Oysa      galaktik diskteki manyetik alanlar manyetik alanların ve manyetik devrenin      eğimlerini oluşturabilirler. Yıldızların büyüklükte ve türde farklı      olduklarını hesaba katın ve aralarındaki uzaklık sabit değildir. Manyetik      alanların çok karmaşık modellerde dağıldıklarını hayal edebiliriz. Böylece      galaktik merkezin enerjiyi galaktik diskin uzak kısımlarına uzak olan      manyetik alanlara erişerek değil; manyetik eğimler aracılığıyla      ulaştırdığını tahmin edebiliriz. Böyle manyetik eğim devresi, milyonlarca      yıldızın etrafını kuşatabilir. Şekil 9 ‘da manyetik devrenin kısmı      gösterilmiştir. Manyetik alan sahaları yoğunlaşmıştır ve plazmanın manyetik      geçirgenliği sonucunda yıldızların arasından geçerler. O manyetik alanlar      güneş manyetik alanının çiftkutup modelini oluştururlar. Şekil 9’da      yıldızlar tarafından manyetik alanların yoğunlaşması yıldızların sol ve sağ      yakınındaki manyetik alanı azaltır. Bu manyetik gölgeleme güneşle ilgili      gezegenlerdeki ve dünyadaki manyetik alanları azaltır. Ulysses insansız uzay      roketi güneş kutuplarının üzerisine gönderilmiş ve kutupların üstündeki      yüksek yükseltideki güçlü manyetik alanları bulmuştur. Yüksek yükselti ve o      manyetik alanların gücü; Güneşin, güneşi geçen ve pek çok yıldızı kuşatan      geniş manyetik devrenin bir parçası olduğuna işarettir.</p>
<p><strong> <span style="color: blue;">Dünya Üzerindeki Ve Güneşle İlgili Gezegenler Üzerindeki Etki</span></strong></p>
<p>Güneşe      ait gezegenler ısı veya enerji fazlalığına sahiptir. Gerektirdiği gibi güneş      radyasyonundan daha sıcaktırlar. Güneşe ait gezegenlerin ısı fazlalığı,      dünya galaktik merkezden değişen manyetik alanlar tarafından açıklanabilir.      Dünya ısı fazlalığı dünyadaki ağır elementlerin <strong>Nükleer Fisyon</strong> <em> (Nükleer Parçalanma)</em> tarafından yayılmış ısısı ile açıklanabilir.      Oysaki, dünya içerisindeki ağır elementlerin miktarı bilinmemektedir.      Nükleer ısıtmanın dünya içinin ısısının yalnızca az bir miktar yüzdesini      üretebilmektedir, geri kalanı ise galaktik merkezden manyetik alanlar      tarafından oluşturulan olabilir. Dünya içindeki çeliğin yüksek geçirgenliği      manyetik alanların yoğunlaşmasına ve daha fazla ısının meydana getirilmesine      yardımcı olur. Dünyanın manyetik alanlar tarafından ısıtılmasının güçlü bir      kanıtı <strong>Tektonik Plakalar</strong>’dır. Tektonik Plakalar’ın hareketi <strong> Konveksiyon</strong> <em>(Yayınım)</em> <strong>Modeli </strong>tarafından açık bir biçimde      açıklanamaz. Dünya Tektonik Plakalar hareketi galaktik merkezden gelen      manyetik alanların neden olduğu <strong>Manyeto HidroDinamik</strong> <strong>Fenomeni</strong>’dir     <em>(MHD)</em>. Dıştaki güneşe ait gezegenlerdeki kuvvetli rüzgarlar da      galaktik merkezden gelen manyetik alanlar tarafından sebep olunan Manyeto      HidroDinamik Fenomeni’dir.</p>
<p>Manyetik alanlar bir yıldızın, gezegen veya ayın eliptik yörüngesini      dairesel yörüngeye değiştirecektir. Örneğin çekirdeği elektriksel olarak      geçirgen ve kayda değer manyetik alana sahip bir gezegeni çevreleyen eliptik      yörüngeli bir ayda, Lenz Kanunu’na göre ay ve gezegen arasındaki uzaklığın      herhangi bir değişikliğine direnecek indüklenmiş akımlar ve elektromotif      güçler olacaktır. Lenz Kanunu’na göre eğer ay uzaklığını gezegenlerden      arttırırsa o gezegene daha kuvvetli bir biçimde çekilecektir, eğer o      gezegene daha yakınlaşırsa gezegen tarafından geri itilecektir.Manyetik      güçler bu yolla eliptik yörüngesini dairesel yörüngeye değiştirecek ve ayın      ısıtmak için olan kinetik enerjisinin bir kısmını süreçte dönüştürecektir.<strong><span style="color: #444444;"> </span></strong></p>
<p><strong> <span style="color: blue;">Güneşe Ait Devre </span></strong></p>
<p>Güneşe      ait devrenin aktivitesi 1750 yılı civarından itibaren güneş lekelerinin      sayısı sayılarak gözlemlenmektedir. Güneşe ait devre güneş lekelerinin      sayılarının maksimuma ulaştığı her 11 yılda bir tekrar eder. Güneş      lekelerinin meydana gelmesi, güneş yüzeyindeki güçlü manyetik alanlar      beraberinde olmaktadır. Güneş, dünya gibi manyetik ikizkutuptur fakat güneş      çiftkutup kutuplaşması güneşe ait devirle değişmektedir ve her 11 yılda bir      farklı manyetik kutuplaşmaya sahiptir.</p>
<p>Şimdiki güneşe ait modele göre yanlış bir şekilde güneşe ait devirin ve      manyetik kutuplaşmanın içsel olarak güneşin kendi tarafından neden      olunduğuna inanılmaktadır. Oysa bu doğru değildir. Güneşe ait devirin      kaynağı ve manyetik kutuplaşmanın değişmesi, galaktik merkezde oluşturulan      manyetik alanların indüklenmesidir. Galaktik merkezin güneşe ve diğer      yıldızlara güç ve enerji gönderdiği mekanizma değişen manyetik alanlara      dayanmaktadır. Güneşe ait devir ve güneşteki değişen manyetik kutuplaşma      galaktik merkez manyetik alanlar güç yayımının göstergesidir. Galaktik      merkez her 11 yılda bir güneşin kutuplaşmasını değiştirecek güce sahip      değişen manyetik alanları güneşe uygular. O manyetik alanlar güneşi ısıtan      güneş plazmasındaki elektrik akımlarını indüklerler. Şekil 11 galaktik      merkez manyetik alanları ve güneş manyetik alanları arasındaki etkileşmeyi      göstermektedir. Bu şekilde galaktik manyetik alanlar mıknatıslar tarafından      temsil edilmektedir. Oysa Şekil 9 ise o manyetik alanlar güneşin      uzak-aşağısından ve yukarısından gelmektedirler. Şekil 7’de de gösterildiği      gibi, o manyetik alanlar galaktik disk rotasyonunun yönünde, fakat daha      hızlı dönerler. Şekil 11(a) da olduğu gibi galaktik merkez manyetik alanının      en üst sınırı güneşe yaklaştığında; Lenz Kanunu’na göre Güneş, manyetik      alanın artışına ve galaktik merkez manyetik alanına karşı çıkan iç manyetik      alana direnmektedir. Şekil 11 (b) de gösterildiği gibi, galaktik merkez      manyetik alanı tepe noktası güneşten geri çekildiğinde; Güneş, manyetik      alandaki azalmaya direnir ve galaktik merkez manyetik alanını çekmek için       manyetik kutuplaşmayı çevirir. Bu davranış, galaktik merkez manyetik alanı      ve güneş manyetik alanı arasındaki evre farklılığını anlatmaktadır.Güneş      manyetik alanı galaktik merkez manyetik alanı tarafından oluşturulmuştur      fakat onun evresi galaktik disk manyetik alanının önündedir.</p>
<p><img src="http://yorumsuzblog.adrese.com/wp-content/images/gunes-12.jpg" border="0" alt="" width="300" height="217" align="left" /></p>
<p><strong> <span style="color: blue;">Şekil 11</span>:</strong> <em>Güneşe ait devir galaktik merkez manyetik alanları tarafından      oluşturulmuştur. Burada sarı daire içinde gösterilen güneş değişmeyendir ve      sola doğru taşınarak güneşi geçen mıknatıs olarak temsil edilen galaktik      manyetik alanlardır. Burada mıknatıs olarak tarif edilen manyetik alanlar      aslında güneşin uzak aşağısına ve yukarısına gelmektedirler. (a) Manyetik      tepe noktası güneşe yaklaşıyor. Lenz Kanunu’na göre, Güneş yaklaşan alanla      karşı çıkan alanları aynı kutuplaşmayla oluşturacaktır. (b)Manyetik tepe      noktası güneşi geçmiştir ve güneş manyetik alan kutuplaşmasını Lenz kanununa      göre galaktik manyetik alanının azalmasına karşı koyan manyetik alanı      oluşturmak için çevirir. Galaktik merkez manyetik alanı güneş manyetik      alanında indüklenmiştir ve galaktik merkez manyetik alanı ve güneş manyetik      alanı faz dışıdır.Güneşe ait sistem galaktik diske 60 derece eğimlidir,      böylece bu şekil basitleştirilmiştir.</em></p>
<p>Şekil      11’de gösterildiği gibi galaktik merkez manyetik alanlarının bu hareketi,      dönen galaktik merkezin galaktik diskinin indüksiyon tarafından ısıtmasına      imkan sağlayacak ve aynı zamanda da düz rotasyon eğrisi tarafından      gözlemlendiği gibi yıldızların açısal süratlerini arttıracaktır.</p>
<p>Şekil      4,7’deki modellerden gözlemlenmiş rotasyon eğrisi ve galaktik diskteki      yıldızın açısal süratinin Şekil 6’da gösterildiği gibi beklenen açısal      süratin üzerinde olduğu açıktır. Oysa yıldızların açısal hızı arttığında      merkezkaç gücüyle neden galaktik merkezden uzaklaştıkları açık değildir.      Bunun için olan açıklama galaktik diskteki manyetik alanların yıldızları      mıknatısladıkları ve onların birbirlerini manyetik olarak çekmeleridir.      Mıknatıslanan objelerin birbirini çektiğini ispatlamak için Şekil 12’de      gösterilen basit bir deneyi kullanabiliriz. İki kaldıraçla bağlantılı olan      iki çelik küre iki menteşe üzerinde asılıdır. Menteşeler yalnızca topların      birbirlerine doğru hareket etmelerine izin verir, mıknatısa doğru değil.      Mıknatıs toplara yakın olduğu zaman, toplar aracılığıyla manyetik alanı      geçer. Manyetik alan  geçici olarak kendine doğru çevirerek ve onların      birbirlerini çekmelerine neden olarak topları mıknatıslar. Bu fenomeni      kullanan sıradan bir aygıt Şekil 13’de gösterildiği gibi, gücün şalteridir.      Güç şalteri bir mıknatısı yakınına getirdiğiniz zaman bağlantılarını kapatır      veya selenoidden olan manyetik alanları getirir. Güç merkezinde iki <strong> Feromanyetik</strong> <em>(Demir-Mıknatıssal)</em> bağlantılar veya akımlar vardır.      Mıknatıslandıklarında elektrik akımları bağlantılar arasından akabilene      kadar birbirlerini çekerler. Dışardan uygulanan manyetik alanların  yönü      veya kutuplaşması önemli değildir ve herbir yönde bağlantılar       mıknatıslanacak ve kapanacaktır. Güç şalteri genellikle alarm sistemlerinde      yakınlık dedektörü olarak kullanılmaktadır; örneğin bir pencereye bir      mıknatıs koydunuz. Çerçeve üzerinde bir akım şalteriyle açılan bir pencere      devreyi açacak ve alarmı iletime geçirecektir.</p>
<p><img src="http://yorumsuzblog.adrese.com/wp-content/images/gunes-13.jpg" border="0" alt="" width="150" height="181" align="left" /><strong><span style="color: blue;">Şekil 12</span><em>:</em></strong><strong><em> </em></strong><em>Manyetik alanın altındaki objelerin manyetik çekimini ispatlamak için      olan basit bir deney. Şekil, iki kaldıraçta asılı olan iki çelik topu      göstermektedir. Kaldıraçların öteki tarafında topların birbirlerine      yaklaşmalarına yardımcı olan, fakat mıktanısa doğru hareket ettirmeyen      menteşeler vardır. Mıknatıs toplara yakın olduğunda, o manyetik alanı toplar      aracılığıyla geçer. Manyetik alan topları geçici olarak mıknatısa doğru      döndürerek ve onların birbirlerini çekmelerine neden olarak mıknatıslar. </em></p>
<p><img src="http://yorumsuzblog.adrese.com/wp-content/images/gunes-14.jpg" border="0" alt="" width="250" height="58" align="left" /></p>
<p><strong> <span style="color: blue;">Şekil 13</span>:</strong> <em>Akım anahtarı bir manyetik alanı iki feromanyetik materyalin      yakınına yerleştirdiğinizde bir örnektir.Anahtarın elektrik kontaktları      merkezdedir.Bir mıknatısı kontaktların yakınına getirirseniz, birbirlerini      çekerler ve bir devreyi kapatırlar. Bu, galaktik diskteki manyetik alanların      yıldızların birbirlerini çekmelerine ve galaksi rotasyon eğrisindeki      yıldızların yüksek hızlarını devam ettirmeye yardım etmesini      ispatlamaktadır. </em></p>
<p>Diğer      basit bir deney, ince plastik bir dairede iki civatanın veya vidanın      aralarında az bir uzaklığı koruyarak yerleştirilmesiyle yapılabilir.      Dairenin altına vidaların yakınında bir bar mıknatısı yerleştirdiğinizde      manyetize olacak ve birbirlerini çekeceklerdir. Hâlâ bilinen bir diğer deney      ise çelik tozunun dairede ve bar mıknatısın altında olduğu deneydir.Eğer      yakından izleyecek olursanız, toz tanesinin aslında manyetik alanın yönünde      küçük yoğun çelik damarları oluşturuncaya kadar birbirini etkilediğini      göreceksiniz. Damarlar toz parçacıklarının birbirlerine olan çekimlerinden      dolayı yaratılmıştır.</p>
<p><strong> <span style="color: blue;">Güneş Enerjisi Dengesi</span></strong></p>
<p>Şekil      11’de gösterildiği gibi, Güneş galaktik merkezden gelen değişen manyetik      alanlarla ısıtılmaktadır. Güneş yüksek manyetik geçirgenliği, galaktik      merkezden gelen manyetik akımın kümelenmesine yardımcı olur ve galaktik      merkez manyetik alanlarından gelen enerjinin emilmesini maksimuma çıkarır.      Değişen manyetik alanlar elektro-motor kuvvetine ve güneşteki elektrik      akımlarına neden olurlar.Bu akımlar güneş plazması aracılığıyla geçerler ve     <strong>I<sup>2</sup>R</strong>’ye göre ısıtırlar. Isı enerjisi parçacıkların kinetik      enerjisini ve güneş çekirdeğindeki sürati arttırır. Parçacığın yüksek sürati      yeni parçacık ve yeni kütle oluşturan yüksek çarpmalı çarpışmaya      yönlendirir. Bu, <strong>E=MC<sup>2</sup></strong>.ye göre enerjinin kütleye      dönüşümüdür. Güneş çekirdeğindeki parçacığın kinetik enerjisi, çarpışan      parçacıkların izafi süratlerindeki kinetik enerji; yeni oluşturulan      parçacıkların artan kütlesinden daha yüksek olduğu zaman kütleye      dönüştürülür. Güneş çekirdeğindeki sıcaklık enerjisi kütleye      dönüştürüldüğüne göre, sıcaklık enerjisi düşmektedir ve belli bir düzeyin      altında güneş çekirdeğindeki dereceyi limitleyen serinletici etki      bulunmaktadır.</p>
<p><img src="http://yorumsuzblog.adrese.com/wp-content/images/gunes-15.jpg" border="0" alt="" width="250" height="188" align="left" /><strong><span style="color: blue;">Şekil<strong> 14</strong></span></strong><strong>:</strong> <em>Güneş enerjisi dengesi. Enerji, galaktik merkez tarafından      oluşturulan manyetik alanlardan Güneşe geçer. Manyetik alanlar güneşin      içerisindeki elektrik akımlarını oluştururlar. Akımlar ısıyı oluşturur, ve      güneş çekirdeğindeki ısı, parçacığın yüksek enerji çarpışmasıyla kütleye      dönüştürülür. Güneş tarafından oluşturulan hidrojenin bir kısmı helyumla      eridiğinde; füzyonun (eriyip kaynaşmanın) arta kalan kütlesi tekrar enerjiye      dönüştürülür. Füzyon enerjisi güneş tarafından emilir ve güneşi ısıtmak ve      daha fazla kütle oluşturmak için kullanılır. Güneş enerjisinin bir kısmı      elektromanyetik radyasyon tarafından kaybolmuştur. </em></p>
<p>Güneş      çekirdeğindeki enerjinin kütleye dönüşümü; maddenin      yapıtaşlarını-elektronları, protonları ve nötronları oluşturur. Güneş ve      diğer yıldızların çekirdekleri evrendeki hafif elementleri oluştururlar      (örneğin Hidrojen, Döteryum, Trityum, Helyum ve Lityum ve evrendeki hafif      elementlerin ana kaynağını). Güneş çekirdeği; nükleer füzyonda madde      elektron, proton ve nötronun yapı taşlarını, Helyum gibi olan elementlere      eriterek birleştirir. Güneşin %21’i Helyumdur, böylece hatırı sayılır      ölçüdeki Hidrojen eriyip birleşmiştir. Füzyon reaksiyonu, Hidrojenin ve      aşırı sıcaklığın varlığını Helyum veya Alfa parçacıklarını oluşturmak için      kullanarak fayda sağlar. Eriyip birleşmiş olan Helyumun kütlesi dört nötron      ve protonun kütlesinden daha hafifken; kütlenin enerjiye dönüşümü vardır.      Bir başka deyişle, manyetik alanlar indüksiyon ısınması  tarafından      oluşturulan kütlenin bir kısmı füzyon tarafından tekrar enerjiye      dönüştürülür. Füzyon tarafından oluşturulan enerji galaktik merkez manyetik      alanlarından gelen orijinal enerjiden daha düşüktür. Ayrıca füzyon      reaksiyonunun enerjiye dönüştürdüğü kütle daha ufaktır. Füzyon tarafından      üretilen enerji Güneş tarafından emilir ve yeni parçacık ve kütle oluşturmak      için tekrar kullanılır. Füzyon reaksiyonu yeni parçacıklar ve kütlenin      oluşumundan uygulanan serinletici etki tarafından kontrol edilen güneş      çekirdeği derecesiyle sınırlandırılmıştır.</p>
<p><strong> <span style="color: blue;">Güneşten Gelen Nötrino Emisyonu <em>(Yayımı)</em></span></strong></p>
<p>Güneşle bağlantılı olan nötrino paradoksu <em>(çelişkisi)</em> otuz yıldır      vardı. Güneş füzyonuna dayanan standard güneşe ait beklenen model, güneş      nötrinolarının yalnızca üçte birini yaydı. Oysa çelişki, <strong>SNO nötrino      dedektöründe</strong> yapılan son zamanlardaki deneylerle çözülmüştür. Daha önce,      nötrinoların fotonlar gibi kütlesiz olduklarına inanılmaktaydı fakat      nötrinoların kütleye sahip olduğu anlaşıldı. Nötrinonun kütlesinin varlığı;      nötrinoların uzaydan geçerken nötrinoların üç çeşidi arasında bir salınımın      olduğuna dayanmaktadır. SNO nötrino dedektörü bunu teyit etmiştir ve uzun      nötrino çelişkisini sonlandırmıştır. SNO bulgularının doğru olduğunu ve      veriyi etkileyen hiçbir kontaminasyon olmadığını farzedin. Görünüşe      bakılırsa, burada sunulan teori ve SNO bulguları arasında bir uyuşmazlık      vardır. Eğer güneş galaktik merkez manyetik alanları tarafından ısıtıldıysa      ve füzyon sadece bir yan ürünse ve kapsamında kısıtlıysa; öyleyse nötrino      emisyonu standard güneşe ait modelin tam skala füzyonunda çok daha küçüktür.      Bu karışıklığa çözüm maddenin yapı taşları olan elektron, proton ve nötronun      nükleosentezinin nötrinoları yayması, dışarı vermesidir.Örneğin bir kuarkı      oluşturan elektron ve pozitronun çarpışmasında bir nötrinonun emisyonunu      görebilirsiniz:</p>
<p><strong>e<sup>+</sup>e<sup>-</sup> &gt; W<sup>+</sup>W<sup>-</sup>  q qbar μ v</strong></p>
<p>Çarpışma; kuark çiftini, muon ve nötrinoyu oluşturur.</p>
<p>Nötrinoların güneşten gelen emisyonu küçük ölçek füzyon reaksiyonundan gelen      nötrinoların toplamıdır ve esas olarak yeni parçacıkların ve kütlenin      toplamıdır.</p>
<p><strong> <span style="color: blue;">Tokamak Enerjiyi Kütleye Dönüştürür, Kütleyi Enerjiye Değil</span></strong></p>
<p>Yarım      asırlık füzyon araştırmasının bilhassa Tokamak füzyon reaktörlerinden umulan      sınırsız enerji kaynağını getirmediği iyi bilinmektedir. Güneşe benzer bir      şekilde füzyon reaktöründeki parçacıkların yüksek enerji çarpışmalarının       plazmanın derecesini arttırmak yerine; plazmada yeni parçacıkları ve yeni      kütleyi oluşturmaları kuvvetle muhtemeldir. Bu, plazmayı ısıtması gereken      ısıtma enerjisinin muazzam olması gerçeğinden dolayı apaçıktır ve Tokamaklar      sürekli olarak yeni ısıtma modülleriyle arttırılmaktadırlar. Füzyon      reaktörünün ısıtma enerjisinin yeni kütlenin üretimine gittiğinin kanıtı,      ısıtılan plazmadaki pozitronların varlığıdır. Reaktör plazma ısıtıldığında,      yüksek sürat çarpışmalar elektron-pozitron çiftlerini oluştururlar.      Tokamak’ın enerjiyi kütleye dönüştürdüğü (kütleye enerjiye değil) Güneş      gibi.</p>
<p><strong> <span style="color: blue;">Galaksi Enerji Devresi</span></strong></p>
<p>Güneş      ve diğer yıldızlar enerjiyi değişen manyetik alanlar formunda galaktik      merkezden alırlar. O manyetik alanlar yıldızları ısıtırlar ve onların      parlamalarını ve enerjiyi kütleye dönüştürmelerini mümkün kılarlar. Tabii ki      soru, galaksinin bu ucu bucağı olmayan enerjiyi nereden aldığıdır? Cevap ise      yıldızlarda oluşturulan kütlenin galaktik merkeze izafi olarak yerçekimsel      potansiyel enerjiye sahip olmasıdır. Toz ve gaz galaktik merkeze serbest      düşmektedir ve galaktik merkezde kara deliklerin  ve birikme disklerini      oluşturmak için nötron yıldızlarının içerisine düşmektedir. Serbest düşme ve      birikme diskleri gaz ve tozun kütle ve enerjisini arttırırlar. Yıldızların      kütlesi galaktik merkez manyetik alanlarından ötürü sürekli olarak      artmaktadır.</p>
<p>Bu      kütle yıldızlar tarafından yıldızlararası uzaya çeşitli şekillerde serbest      bırakılır:</p>
<p>*Güneş      ve yıldızlardan püskürtülmüş Güneşe ait rüzgarla,</p>
<p>*Güneşe ait rüzgarın beklenmedik ve büyük çapta olan formunun koronal kütle      püskürmeleriyle</p>
<p>*Kırmızı Dev <em>(ölmeye başlayan yıldızların bir safhası) </em>çürümesiyle.      Kırmızı Dev’in dış katmanları, Kırmızı Dev’in çekirdeğine uzak ve gevşek bir      biçimde bağlantılıdır. Dış katmanlar her saniyede büyük miktardaki bir      kütleyi (0.2’ye kadar) dışarı atabilirler.</p>
<p>*Nebula      Bulutsu’suyla. Nebula Bulutsu’ları Kırmızı Devler’den doğmuştur ve yüksek      miktardaki bir kütleyi de dışarı atarlar.   Nebula Bulutsu’sunun ömür      devresinde kütlesi neredeyse 8’den doğumundaki 1.1’e doğru düşebilir.      Süpernova ve Nova da  büyük miktardaki kütleyi yıldızlararası uzaya      atabilir.</p>
<p>Yıldızlardan dışarı atılan kütle, yıldızlararası uzayı büyük miktardaki toz      ve gazla doldurur. Dünyadan Samanyolu galaksisinin merkezini görmek      imkansızdır; çünkü yıldızlararası toz ve gaz, görüntüyü bloke etmektedir.Toz      ve gazlardan dolayı Samanyolu Galaksisi’nin dışarıdaki kenarını da görmek      imkansızdır. Galaktik merkeze düşen yıldızlararası toz ve gaz, galaksinin      yakıtıdır.</p>
<p>Toz ve      gaz yıldızlar tarafından serbest bırakıldıktan sonra galaktik merkeze doğru      serbest düşmeye başlayacaktır. Toz parçacıklarının serbest düşüşü, galaktik      merkezden gelen uzaklığa göre takip eden evrelere ayrılabilirler: Toz      parçacığı galaktik merkezden uzak olduğunda, galaksi iki bölüme ayrılabilir.      Bir tanesi galaktik merkezi içine alır diğeri de galaksinin dış kısmını      içine alır. Toz parçacığındaki yerçekimi gücü, galaktik merkez yerçekimi      güçleri ve galaksi dış kısımları yerçekimi güçleri arasındaki farklılıktır.      Toz parçacığı galaktik merkezin yakınındayken, galaktik diskin yerçekimi      sıfıra yakındır. Galaktik merkezdeki Kara Delikler toz parçacığını çekmeye      devam ederler. Galaktik merkezdeki toz parçacığı, Süpermasif Kara Deliğin      Birikim Diski’nin bir parçasıdır ve gitgide birikim disk merkezine doğru      çekilmektedir.</p>
<p>Galaktik merkezde Kara Delik Birikim Diskindeki düşen toz ve gaz, galaktik      merkezlerin yüksek parlaklığının kanıtı olarak çok enerji üretirler.Birikim      Diski’ndeki toz ve gaz, dinamo etkisiyle kuvvetli manyetik alanları yaratan      göreceli hızlarda hareket eden plazma haline geldiler. Plazma hareketinin      kinetik enerjisi galaktik diskteki yıldızlara enerji sağlayan galaktik      diskte yayılmakta olan değişen manyetik alanlara dönüştürülmektedir.      Süpermasif Kara Delik Birikim Diski’ndeki parçacıklar parçacık kütlesini ve      enerjisini arttıran göreceli hızlara ulaşırlar. Bazı galaksilerde galaktik      merkez son derece aydınlıktır ve <strong>Aktif Galaktik Çekirdekler</strong> veya <strong> AGN</strong> olarak adlandırılır.</p>
<p>Şekil      15 galaksinin enerji devresini göstermektedir. Galaktik merkez manyetik      alanlarının galaktik merkezden uzakta olan yıldızlarda kütle oluşturduğu      gösterilmiştir. Bu kütle, galaktik merkeze nazaran olağanüstü bir      yerçekimsel potansiyel enerjiye sahiptir. Fakat, manyetik alanlar bu      potansiyel enerjiyi oluşturmak için kaybetmezler; manyetik alanlar yalnızca      yıldızlarda oluşturulan yeni parçacıkların kalan kütlesinin dengindeki      enerjiyi kaybederler. Sarı ok, yıldızlar tarafından emilen manyetik      alanların enerjisini göstermektedir. Kırmızı ok, parçacığın serbest      düşmesinden sonra galaksiden gelen çok daha fazla enerjiyi göstermektedir.</p>
<p><img src="http://yorumsuzblog.adrese.com/wp-content/images/gunes-16.jpg" border="0" alt="" width="400" height="351" align="left" /></p>
<p><strong> <span style="color: blue;">Şekil 15</span><em>:</em></strong><em> Galaksi enerji devresi. Devre; değişen galaktik merkezden değişen      manyetik alanlar yıldızını indüksiyon kullanarak ısıttığında başlar. Yıldız      çekirdeğindeki parçacıkların ısısı veya kinetik enerjisi orada kütleye      dönüştürülür (sarı ok olarak gösterilmiştir). Yıldız çekirdeğinde      oluşturulan bir M0 kütlesi, yıldız yüzeyine ulaşır ve uzaya güneşe ait bir      rüzgar olarak fırlatılır. Parçacıklar galaktik merkeze doğru göreceli bir      serbest düşüşe başlarlar (kırmızı okla gösterilmiştir). Parçacığın      Süpermasif Kara Delik Birikme Diski’ni geçtikten sonraki kütlesi ve enerjisi      galaksi tarafından bağlanmış orijinal enerji M0’nun 1000 katı olabilir.<strong> </strong></em></p>
<p>Şekil      16 galaksinin enerji devresini göstermektedir. Burada enerji devresi      galaktik merkezde ve yıldızda bileşenlerine bölünmüştür. Galaktik merkezde      serbest düşen toz ve gaz, Kara Delik Birikme Diski’ne ulaşır (4). Kara Delik      Birikme Diski toz ve gazı plazmanın içine dönüştürür ve dinamo etkisine göre      kuvvetli manyetik alanlar üretilir ve galaktik diskteki yıldızlar ısıtılır      (1). Yıldızlarda galaktik merkez manyetik alanları yıldızı ısıtır. Enerji      güneş çekirdeğindeki parçacıkların yüksek enerji çarpışmaları tarafından      kütleye dönüştürülür(2). Yeni kütle ve madde, yıldızlararası uzayın      içerisine güneşe ait rüzgar  fırlatıldığında(3) ve galaktik merkeze düşmeye      başladığında oluşturulur.</p>
<p><img src="http://yorumsuzblog.adrese.com/wp-content/images/gunes-17.jpg" border="0" alt="" width="350" height="215" align="left" /></p>
<p><strong> <span style="color: blue;">Şekil 16</span><em><span style="font-weight: normal">:</span></em></strong><strong><em> </em></strong><em> Galaktik merkez bölümü ve      yıldız bölümüne ayrılan galaksi enerji devresi. Galaktik merkezde düşen toz      ve gaz galaktik diskte dağılan ve yıldızları ısıtan manyetik alanları      oluşturur. Yıldızda galaktik merkezden olan manyetik alanlar yıldızı ısıtır      ve ısı enerjisi yüksek enerji parçacık çarpışmalarıyla kütleye      dönüştürülür.Yeni kütle ve madde yıldız yüzeyine ulaştığında, güneşe ait      rüzgar olarak dışarı atılır ve galaktik merkeze düşmeye başlar.</em><span style="color: #339966;"> </span></p>
<p>Şekil      17 M0’nun birim kütlesinin enerji devresinin grafiğini göstermektedir. Y      ekseni, galaksiye ilave edilen enerjiyi göstermektedir. X ekseni galaksi      merkezinden olan birim kütleyi anlatmaktadır. X ekseninin kaynağı yıldızdan      galaktik merkeze olan boy büyüklüğündeki uzaklıktır. Galaktik merkeze olan      uzaklık azaldıkça X ekseni artar. Enerji devresi, manyetik alanlar      tarafından birim kütlenin bir yıldızda birim kütlesinin oluşturulmasıyla X      ekseninin kaynağında başlamaktadır. Galaksi birim kütleyi oluştururken      parçacığın artan kütlesine denk enerjiyi kaybeder. Böylece onun X eksen      kaynağındaki enerji dengesi negatiftir. Daha sonra birim kütlesi yıldızdan      atılır ve galaksinin merkezine doğru serbest düşmeye başlar. Birim kütle      düştükçe hızı ve enerjisi artar. Galaktik merkezde birim kütlenin hız ve      enerjisi, Süpermasif Kara Deliklerin Birikim Diski tarafından arttırılır.</p>
<p><img src="http://yorumsuzblog.adrese.com/wp-content/images/gunes-18.jpg" border="0" alt="" width="300" height="352" align="left" /></p>
<p><strong> <span style="color: blue;">Şekil 17</span><em><span style="font-weight: normal">:</span></em></strong><strong><em> </em></strong><em> Birim kütle cinsinden      Galaksi enerji deviri. Devir, galaktik merkezden gelen değişen manyetik      alanlar indüksiyon kullanarak yıldızı ısıtmaya başladığında başlar.      Parçacıkların ısısı veya kinetik enerjisi yıldız çekirdeğinde kütleye      dönüştürülmüştür. Yıldız çekirdeğinde oluşturulan bir M0 kütlesi yıldız      yüzeyine erişir ve uzayın içerisine güneşe ait rüzgar olarak atılır.      Parçacıklar galaktik merkeze doğru göreceli bir serbest düşüşe başlarlar. X      ekseninin kaynağı  galaktik merkezden olan bir yıldızın uzaklığıdır. X      artmaya başladıkça uzaklık, düşen kütle galaktik merkeze ulaşıncaya kadar ve      uzaklık sıfır oluncaya kadar azalır. Bir parçacığın kütle ve enerjisi,      galaktik çekirdeğe ulaştığında M0’nun galaksi tarafından bağlanmış orijinal      enerjisinin 1000 katı olabilir.</em></p>
<p>Toz ve      gazın galaktik merkeze olan çekimi galaksi enerji devrini daha etkili yapan      çeşitli durumları gerektirmektedir. Galaktik merkezdeki Kara Delikler enerji      üretimini daha etkin yapacaklardır.Bir başka deyişle, galaktik diskteki Kara      Delikler yakındaki parçacıkların galaktik merkeze olan serbest düşüşünü ve      galaksinin enerji üretiminin rahatsız edilmesini önleyecektir. Yıldızlar      tarafından dışarı atılan toz ve gazın bir kısmı galaksi yakınında      kaybolmuştur ve galaktik merkeze ulaşmaz. Bu toz ve gaz galaksiler      arasındaki uzayda saçılmıştır ve gökadalar arası çevreyi oluştururlar.      Gökadalar arası çevre yıldızlar tarafından üretilen ağır elementler      bakımından zengindir.Tozun bir kısmı yüksek süratlerle galaksinin      yerçekiminden kaçabilir. Yüksek süratlerin kaynağı süpernova veya yıldızlar      arasındaki yüksek enerji çarpışmaları olabilir. Eğer bir galaksi bu şekilde      büyük bir kütle kaybediyorsa, galaksi enerjisi ve kütle üretimine engel      olacaktır. Yıldızlar arasındaki uzaklık, toz ve gaz parçacığının yıldızların      yerçekimi tarafından değil galaktik merkez yerçekimi tarafından çekilmesine      imkan sağlamak için yeterli uzaklıktadır. Yıldızların yerçekimi yakına      serbest düşen toz ve gazın bir kısmını biriktirir. Milyarlarca yıldan      fazladır serbest düşen toz ve döküntünün birikimi, güneşin ve diğer      yıldızların etrafındaki gezegenlerin oluşumunda baskın bir güçtür.</p>
<p>Galaksi enerji devrinin iki hediye olarak verilen kısmı  manyetik alanlar      tarafından yıldızlarda oluşturulan kütle ve serbest düşüşten olan makul      ölçüdeki Birikme Diskindeki enerjidir. Oysa ikisini birleştirmek, galaksinin      hiçbirşeyden kütle ve enerji ürettiği