<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/rss2turkishfull.xsl" type="text/xsl" media="screen"?><?xml-stylesheet href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css" type="text/css" media="screen"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">

<channel>
	<title>Atatürkçü Düşünce Derneği Isparta Şubesi</title>
	
	<link>http://www.addisparta.org</link>
	<description>ADD Isparta Şubesi</description>
	<pubDate>Thu, 24 Jul 2008 20:26:09 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6</generator>
	<language>en</language>
			<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/addisparta" type="application/rss+xml" /><feedburner:emailServiceId xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0">1329222</feedburner:emailServiceId><feedburner:feedburnerHostname xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0">http://www.feedburner.com</feedburner:feedburnerHostname><feedburner:feedFlare xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" href="http://add.my.yahoo.com/rss?url=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2Faddisparta" src="http://us.i1.yimg.com/us.yimg.com/i/us/my/addtomyyahoo4.gif">Subscribe with My Yahoo!</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" href="http://www.newsgator.com/ngs/subscriber/subext.aspx?url=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2Faddisparta" src="http://www.newsgator.com/images/ngsub1.gif">Subscribe with NewsGator</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" href="http://feeds.my.aol.com/add.jsp?url=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2Faddisparta" src="http://o.aolcdn.com/favorites.my.aol.com/webmaster/ffclient/webroot/locale/en-US/images/myAOLButtonSmall.gif">Subscribe with My AOL</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" href="http://www.rojo.com/add-subscription?resource=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2Faddisparta" src="http://blog.rojo.com/RojoWideRed.gif">Subscribe with Rojo</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" href="http://www.bloglines.com/sub/http://feeds.feedburner.com/addisparta" src="http://www.bloglines.com/images/sub_modern11.gif">Subscribe with Bloglines</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" href="http://www.netvibes.com/subscribe.php?url=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2Faddisparta" src="http://www.netvibes.com/img/add2netvibes.gif">Subscribe with Netvibes</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" href="http://fusion.google.com/add?feedurl=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2Faddisparta" src="http://buttons.googlesyndication.com/fusion/add.gif">Subscribe with Google</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" href="http://www.pageflakes.com/subscribe.aspx?url=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2Faddisparta" src="http://www.pageflakes.com/ImageFile.ashx?instanceId=Static_4&amp;fileName=ATP_blu_91x17.gif">Subscribe with Pageflakes</feedburner:feedFlare><item>
		<title>Üç İhanetin Öyküsü - Enis Akdağ</title>
		<link>http://www.addisparta.org/uc-ihanetin-oykusu-enis-akdag.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/uc-ihanetin-oykusu-enis-akdag.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2008 20:26:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ADD Isparta</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>

		<category><![CDATA[ihanet-sait-derviş mehmet-artin kemal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=618</guid>
		<description><![CDATA[Bu hainlerin ruhlarını, ihanet beslemektedir.
Ekmeğini yedikleri ülkeye de, adına ihanet ettikleri ülkeye de
yaranamamış, kaçınılmaz ve ortak sonlarından kurtulamamışlardır.
Bunların &#8216;şimdiki numuneleri&#8217; de aynı sondan kurtulamayacaklardır.
Ey ! Artin Kemal&#8217;ler, Sait Molla&#8217;lar, Husnuyadis&#8217;ler
İbret alın ve ayağınızı denk alın&#8230;
Bizler bilinçli olarak tarihimizden uzaklaştırıldık..
Yaşanan onca zorluklar, verilen savaşlar, Türklere uygulanan sömürü ve soykırımlar, yeryüzünün en büyük katliamları, en acımasız vahşetleri, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu hainlerin ruhlarını, ihanet beslemektedir.<br />
Ekmeğini yedikleri ülkeye de, adına ihanet ettikleri ülkeye de<br />
yaranamamış, kaçınılmaz ve ortak sonlarından kurtulamamışlardır.</p>
<p>Bunların &#8216;şimdiki numuneleri&#8217; de aynı sondan kurtulamayacaklardır.</p>
<p>Ey ! Artin Kemal&#8217;ler, Sait Molla&#8217;lar, Husnuyadis&#8217;ler</p>
<p>İbret alın ve ayağınızı denk alın&#8230;</p>
<p>Bizler bilinçli olarak tarihimizden uzaklaştırıldık..</p>
<p>Yaşanan onca zorluklar, verilen savaşlar, Türklere uygulanan sömürü ve soykırımlar, yeryüzünün en büyük katliamları, en acımasız vahşetleri, en büyük ihanetleri sanki hiç yaşanmamış gibidir.</p>
<p>Ayni ihanetlerin bu günkü aktörleri de geçmişte neler olduğunu bilmelidirler ki, gelecekte baslarına nelerin geleceği bilsinler.</p>
<p>Hem ibret alsınlar, hem de ayaklarını denk alsınlar.</p>
<p>İste tarihimizden ibret verici üç ihanet öyküsü ve bugüne bağlantıları, benzerlikleri;</p>
<p><strong>1-)</strong> Kurtuluş Savaşımız sırasında halk arasında &#8216;Artin Kemal&#8217; (Ermeni&#8217;den daha Ermenici tutumu ona bu unvanı kazandırmıştır!)<span id="more-618"></span></p>
<p>Artin Kemal olarak tanınan Ali Kemal, milli mücadele aleyhine ve işgal güçlerini destekleyen yazılarıyla tanınmış, ihanetin ve mandacılığın sembolü haline gelmiş bir gazetecidir.</p>
<p>&#8216;Peyam-i Sabah&#8217; adıyla çıkardığı şer gazetesinde, 25.Nisan.1920 tarihinde Atatürk için:</p>
<p>&#8216;İdam, idam, idam.Mustafa Kemal cezasını bulacak&#8217; ,</p>
<p>Kurtuluş Savasını yapan Türk Milleti için:</p>
<p>&#8216;Bu mahluklar kadar basları ezilecek yılanlar tasavvur edilemez. Düşmanlar onlardan bin kerre iyidir&#8217; diye yazmıştır.</p>
<p>Mandacıların ve ihanet güruhlarının başını çeken bu adam, damat Ferit Pasa hükümetinde Milli Eğitim ve İçişleri bakanlığı yapmıştır.</p>
<p>Yakalandıktan sonra sorgusunda,</p>
<p><strong>&#8216;Ben Türk Milletinde bu kadar büyük yasama gayreti ve mücadele ruhu olduğunu bilmiyordum. Bu bilgisizliğimden dolayı da mazur görülmeliyim çünkü hayatımın büyük bolumu yurt dışında geçmiştir.&#8217;</strong> demiştir.</p>
<p>Sorgudan çıkarılırken kendisini tanıyan halk tarafından bir anda linç edilmiş, yanında bulunan ve onu korumak isteyen görevliler dahi yaralanmıştır.</p>
<p>Ali Kemal&#8217;in İzmit&#8217;te linç edilmesinden sonra, İstanbul&#8217;da ne kadar işbirlikçi mütareke basın mensubu varsa, Amerikan elciliklerine ve limanda bekleyen İngiliz gemilerine sığınmışlardır.</p>
<p>Gelelim bugüne;</p>
<p>Ne gariptir ki;Artin Kemal&#8217;in linç edilmesinden sonra İngiliz eşinden olan oğlu  ve torunu da Türkiye Cumhuriyetinin Dış İsleri Bakanlığına girmiştir.</p>
<p> </p>
<p>Dede Artin Kemal&#8217;in adı,Türkiye Gazeteciler Cemiyeti sayfalarında,<br />
önceleri &#8216;Basın Şehidi&#8217;  şimdilerde ise;  &#8217;Öldürülen Gazeteciler<br />
Baslığı&#8217; altında,  adı Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı&#8217;nın isimleri ile yan yana geçmektedir.</p>
<p><strong>            Gelelim &#8216;ibretlik&#8217; ikinci olayımıza :<br />
</strong><br />
<strong>2-)</strong> Dini bir sıfat taşıyan &#8216;Sait Molla &#8216;30.Ekim.1918 tarihinde Mondros Mütarekesinin imzalanmasında sonra,Protestan misyoneri papaz Frew ile birlikte &#8216;İngiliz Muhipleri-Sevenleri - Cemiyetini&#8217; kurmuştur.<br />
İngiliz Muhipleri Derneğinin, İstanbul&#8217;un işgalinden sonraki ilk bildirisi 21.Mart.1920 tarihinde Alemdar Gazetesinde &#8216;İngiliz dostlarımız biraz geç kaldılar, daha önce gelmeliydiler&#8217; olmuştur.</p>
<p>Sait Molla 4.11.1919 tarihinde papaz Frew&#8217;e yazdığı mektubunda;<br />
&#8216;Aziz üstadım Frew, Kurt Teali Cemiyetindeki yakın dostlarımızla görüştüm. Kurt aşiretlerinin yasadığı bölgede büyük bir ödeneğe ihtiyaç vardır.</p>
<p>Aksi halde ayaklanmayı teşvik edemeyiz&#8217; diye yazmıştır.</p>
<p>Kurtuluş Savası sonrası Yunanistan&#8217;a kaçan Molla Sait,hizmet ettiği yunanlılar tarafından hapse atılmış,ihanet ve sefalet içinde ömrünü tamamlamıştır.</p>
<p><strong>3-)</strong> Manisa Mutasarrıf&#8217;ı (Valisi) Husnuyadis ve amca oğlu Menemen<br />
ayaklanmacısı Derviş Mehmet&#8217;in hikâyeleri;</p>
<p>Hüsnü Bey ve sülalesi, Girit&#8217;ten kovulmuşlar, Manisa&#8217;ya yerleşmişler, Hüsnü Bey vali seçildiği Manisa&#8217;da üç yıl boyunca, yunan işgal güçleriyle sarmaş-dolaş yasayarak işbirlikçi olmuştur.</p>
<p>Keza Derviş Mehmet de yardakçısıdır.</p>
<p>Fahrettin Altay Paşa&#8217;nın süvarileri Manisa&#8217;ya yaklaşırken, düşman<br />
yurdu terk edecek aldatmacası ile Manisa ahalisini oyalayan Husnuyadis;<br />
yunan işgal güçleri komutanı General Bagorciye, Manisa&#8217;ya<br />
terk etmemeleri için yalvarıyordu. Daha sonra Husnuyadis, yunanlılar ile Manisa&#8217;ya terk ettiğinde, ardında 5 bin kişi ölmüş, tecavüz edilen çocuklar, yakılan ve yıkılan evler kalmıştı. Ahalisinin çoğu öldürülmüş kalanları perişan edilmiş Manisa&#8217;nın üçte ikisi yanmış ve enkaz altındaydı.</p>
<p>İste bu Giritli Hüsnü Bey-Husnuyadis daha sonra kaçtığı Yunanistan&#8217;da bir kilisenin terk edilmiş bir köşesine atılan mezarının başına &#8216;haçı kırık&#8217; bir mezar taşı dikilerek, üzerine; &#8216;Palio Turko - Serseri Türk&#8217; yazılarak tarihin çöplüğüne atılmıştır.</p>
<p>Ancak Husniyadis ile birlikte Yunanistan&#8217;a bir kişi daha kaçmıştır.</p>
<p>o da amca oğlu Derviş Mehmet&#8217;tir!! !</p>
<p>Derviş Mehmet daha sonra yurda dönerek Menemen isyanını tertiplemiş ve Kubilay&#8217;ı şehit ettirmiştir.</p>
<p>Derviş Mehmet&#8217;in ikinci eşinden olan torunu de siyasette  önemli mevkilere gelmiştir..<br />
******</p>
<p>Bu hainlerin ruhlarını, ihanet beslemektedir.<br />
Ekmeğini yedikleri ülkeye de, adına ihanet ettikleri ülkeye de<br />
yaranamamış, kaçınılmaz ve ortak sonlarından kurtulamamışlardır.</p>
<p>Bunların &#8216;şimdiki numuneleri&#8217; de aynı sondan kurtulamayacaklardır.</p>
<p>Ey ! Artin Kemal&#8217;ler, Sait Molla&#8217;lar, Husnuyadis&#8217;ler</p>
<p>İbret alın ve ayağınızı denk alın&#8230;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p>
<p><strong>Kaynak:</strong> (Açık İstihbarat) Enis Akdağ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/uc-ihanetin-oykusu-enis-akdag.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>SOROS’UN AYDIN ŞUBESİ</title>
		<link>http://www.addisparta.org/soros%e2%80%99un-aydin-subesi.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/soros%e2%80%99un-aydin-subesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2008 15:27:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ADD Isparta</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=616</guid>
		<description><![CDATA[Soros&#8221;un kim olduğu ve ne yaptığını bilmeyen yok. Kısaca tekrar anlatalım ki yaptıkları işin ne olduğunun farkında olmayanlar, yanlışlarını görebilsin. Soros, Açık Toplum Enstitüsünün kurucusu. Sivil Toplum Örgütlerini Amerikan menfaatleri doğrultusunda, devletlere karşı örgütleyen bunun için milyon dolarlar döken borsa spekülatörü. Türkiye&#8221;de ki en önemli STK&#8221;larını finanse eden, akademisyenleri fonlayan, Amerikan yanlısı iktidarları iş başına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Soros&#8221;un kim olduğu ve ne yaptığını bilmeyen yok. Kısaca tekrar anlatalım ki yaptıkları işin ne olduğunun farkında olmayanlar, yanlışlarını görebilsin. Soros, Açık Toplum Enstitüsünün kurucusu. Sivil Toplum Örgütlerini Amerikan menfaatleri doğrultusunda, devletlere karşı örgütleyen bunun için milyon dolarlar döken borsa spekülatörü. Türkiye&#8221;de ki en önemli STK&#8221;larını finanse eden, akademisyenleri fonlayan, Amerikan yanlısı iktidarları iş başına getiren birisi.</p>
<p> </p>
<p>Yugoslavya&#8221;nın parçalanmasına sebep olan, Gürcistan&#8221;da ki sivil darbeyi, Ukrayna ve Kırgızistan&#8221;daki ayaklanmaları Açık Toplum Enstitüsünün işbirliğinde olan STK ile yöneten kişi.</p>
<p> </p>
<p>Soros ne yapmak istiyor sorusunun en anlaşılır cevabı şudur:<span id="more-616"></span></p>
<p> </p>
<p>&#8220;<strong>Küreselleşme denilen Amerika&#8221;nın Dünyayı işgali önünde engel olan, millî devletlerin Sivil Toplum Kuruluşları yolu ile parçalanmasını sağlamaktadır. Bahsi geçen STK&#8221;nı kurdurup desteklemek, daha sonra devlet ile işbirliği yaptırılarak bu STK&#8221;nı devlet içinde hançere dönüştürmek</strong>&#8221;</p>
<p> </p>
<p>Türkiye&#8221;de resmi çalışmalarına 2001 yılında başlatan Soros&#8221;un Açık Toplum Enstitüsü, son yedi yıl içinde milyonlarca dolar harcadı. Birçok projeye maddi destek sağladı.</p>
<p> </p>
<p><strong>Soros faaliyetlerini yürütmek için STK kuruyor ve bu yerel ayakları kullanarak hem vatandaşı yanına alıyor, hem de devlet mekanizması içine sızıyor. Bahsi geçen vakıflardan birisi de &#8220;Türkiye İsrafı Önleme Vakfı&#8221;dır</strong>. Aydın&#8221;da iktidarlı, valili açılışı yapılan bahsi geçen vakıfa, İl özel idaresi 75.000 lirada yardım etmiş.</p>
<p> </p>
<p>İşte bunu eleştiren Aydın MHP il başkanı Hasan Muti&#8221;ye önce Valilik yazılı açıklama yapıyor, ardından AKP Aydın il başkanı İsmail Hakkı Eser &#8220;<strong>İçi boş söylem ve kavramlarla siyaset yapmayı bırakıp, yapılan hayırlı hizmetlere, yapıcı yaklaşımlarla katkıda bulunsunlar.&#8221; </strong><strong>Diyor.</strong><strong></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> Aydın Valiliği resmi ibarelerle</strong><strong> &#8220;İsrafı Önleme Vakfı&#8221; </strong>ile işbirliğine gidilebileceğini açıklamış. AKP gibi kurumlar üzerine adeta çöken bir iktidar mevcutken zaten daha başkasının olması beklenemez.</p>
<p> </p>
<p><strong>Bahsi geçen vakıflar iktidarlar ile işbirliğine giderek, halkın nazarında makbul hale getiriliyor daha sonra tamamen devletin sırtına yükleniyor. Yönetimin sivilde, fakat maddi olarak devletin kesesinden vatandaşa yardım adı altında çeşitli mekanizmalarda kullanılıyor. Seçim yatırımı ya da bölgesel kışkırtıcılık gibi. </strong></p>
<p> </p>
<p>Vakfın Başkanı Aziz Akgül, eski AKP milletvekili. Eşi Almıla Akgül, Annesi Hasine Akgül, AKP Eskişehir Milletvekili Nedim Öztürk ve Dış Ticaret Müsteşar Yardımcısı Ülker Güzel&#8217;in kurduğu kel aynak gibi bir aile vakfı. Beş kişilik yönetimin üç kişisi akraba. Vakfın merkezi Ankara, çalışma sahası Diyarbakır olarak seçilmiş. Birkaç örnekle neler yaptıklarını örnekleyelim.</p>
<p> </p>
<p>&#8220;Eskişehir&#8217;de kredi dağıtmak için AKP&#8217;li Odunpazarı Belediyesi&#8217;ne bağlı olarak bir temsilcilik açtığını anımsattı. Vakfa kredi adı altında dağıtılmak üzere Eskişehir İl Özel İdaresi&#8217;nin kaynaklarından geçen yıl 60 bin bu yıl da 100 bin YTL aktarıldığını belirten Caferoğlu &#8220;Aktarılan paranın hibe veya dönüşü olan bir kredi olup olmadığı belirsizdir. <strong>Kredinin veriliş şekli ve dönüş biçimi de protokolde yer almamıştır. Kredi kullananların parayı geri ödememesi halinde ne tür bir işlem yapılacağı da belirtilmemiştir. Bu da yapılan işlemdeki suiniyeti göstermektedir</strong>.&#8221; ( Basın - Eskişehir&#8221;de Kredi Skandalı- 12.3.2008)</p>
<p>* * *</p>
<p> </p>
<p>&#8220;Türkiye İsrafı Önleme Vakfı&#8221;na Soros&#8221;tan Para</p>
<p> </p>
<p><strong>Soros&#8221;un Türkiye&#8221;de kurduğu Açık Toplum Enstitüsü, İsrafı Önleme Vakfının </strong><strong>Grameen Mikro Kredi Projesi 2003- 2006 yılları arasında parasal olarak desteklemiştir</strong>. (Açık Toplum Enstitüsü Sitesinden durum görülebilir)</p>
<p> </p>
<p>Dünya&#8221;da sivil darbelere, hükümet devirmelere, ülke parçalamaya adı karışan Soros, Türkiye&#8221;de dernek ve vakıfları niçin destekler? Türkiye daha açık bir toplum olsun diye mi, yandaş iktidarları oluşturmak, sürdürmek ve yeri geldiğinde ülkeyi parçalamak için mi?</p>
<p>Ayni Yugoslavya&#8221;da olduğu gibi. Ya da Gürcistan&#8221;da, Kırgızistan&#8221;da, Pakistan&#8221;da ki karışıklıkların benzerini Türkiye&#8221;de çıkarmak gibi.</p>
<p> </p>
<p>Örnekleri vereyim, sonrası karar sizin.</p>
<p> </p>
<p>* * *</p>
<p> </p>
<p><strong>2004 Yılı İsrafı Önleme Yılı</strong></p>
<p> </p>
<p>İsrafı Önleme Vakfı, Soros&#8221;un yandaş örgütleri ile kendini en çok 2004 yılında gösterdi. 2004 yılı İsrafı Önleme ve Verimlilik yılı ilân edildi. Vakıf, iktidara sırtını dayayarak Soros&#8221;un maddi yardımıyla da kendini tanıttı.</p>
<p> </p>
<p>O kadar abartı kokan reklâmlarla gündeme geldi ki vakıf, 70 bin dilencinin iş adamı yapıldığı anlatıldı. Nerdedir bu iş adamları, ülkenin ekonomisine katkısı nedir?  Vakıf parlatıldıktan sonra TBMM&#8221;de bu konuda konferans verildiğini görüyoruz.</p>
<p> </p>
<p>&#8220;Türkiye İsrafı Önleme Vakfı tarafından düzenlenen, `Yoksulluğun Azaltılmasında Mikrokredinin Rolü ve Gerekli Hukuki Düzenlemeler` konulu konferans dün TBMM`de yapıldı.. &#8221; (Hürriyet- 2004)</p>
<p> </p>
<p>&#8220;Türkiye İsrafı Önleme <strong>Vakfı</strong> Mütevelli Heyeti Üyesi ve AK Parti Diyarbakır Milletvekili Aziz Akgül, Diyarbakır Gıda Bankası aracılığıyla son 2.5 yılda 20 bin insana yardım yapıldığını bildirdi.&#8221;</p>
<p> </p>
<p>&#8220;Bangladeş&#8221;teki Mikrokredi Programının Türkiye&#8221;de uygulanmasını sağlayan Türkiye İsrafı Önleme Vakfı Başkanı Prof. Dr. Aziz Akgül,  2003 yılından bu yana 9 bin 68 kişiye yaklaşık 12 trilyona yakın kredi verdiklerini söyledi&#8221;</p>
<p> </p>
<p><strong>Kredi adı altında vatandaş, uzaktan kumandalı seçmen haline getiriliyor. Vakfa ilk hareketi Soros veriyor, sonrasında yandaş iktidar vasıtası ile devlet işleyişi içine sokularak, devletin parası ile fonksiyon sürdürülüyor.</strong></p>
<p> </p>
<p>* * *</p>
<p> </p>
<p><strong>Soros&#8221;tan G.Doğulu Kadın Lider Yetiştirme Projesi</strong></p>
<p> </p>
<p>Nasıl kadın lider? Elbette ileride devlete karşı kullanılmak üzere, ayrılıkçı kadın lider. Yani bölge halkının devlete karşı isyanında, kadınların da kullanılması denilebilir öz olarak.</p>
<p> </p>
<p>Soros&#8217;un &#8220;Acık Toplum Vakfı&#8221;nın Türkiye&#8221;de para desteği yaptığı projeler arasında &#8220;Güneydoğu&#8221;da Kadın Liderler Yetiştirme Programı&#8221;da vardı. Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, Soros&#8221;un bu program için 300.000 dolar yardım öngördüğünü açıklıyordu o dönemde.</p>
<p> </p>
<p>DYP&#8221;li Eraslan Nimet Çubukçu&#8221;ya TBMM&#8221;de şu soruyu yöneltiyordu:</p>
<p> </p>
<p>&#8220;<strong>Adi Gürcistan&#8221;daki &#8216;Kadife Devrim&#8217; ve Ukrayna&#8217;daki &#8216;Turuncu Devrim&#8217;de öne çıkan Soros&#8217;un Türkiye&#8221;deki</strong> <strong>vakfı Acık Toplum Enstitüsü ile İsrafı Önleme Vakfı ve Diyarbakır Valiliği tarafından ortak organize edilen</strong>, Güneydoğu illerindeki kadınlara is edindirme programı hangi protokol ve anlaşma gereği yapılmaktadır?&#8221; ( Basın - Ağustos 2005)</p>
<p> </p>
<p>Çubukçu ise cevap olarak:</p>
<p>&#8220;Çubukçu, bu programın amacını &#8220;Türkiye&#8221;nin bölgesel kalkınmaya yönelik çabalarını yerel düzeyde demokratik ve katılımcı bir bicimde gerçekleştirmesi yönünde Kadın Lider Yetiştirilmesi konusunda bir model yaratmak&#8221; olarak açıklıyordu. ( Basın- Ağustos 2005)</p>
<p> </p>
<p>Devamı için ise şunları diyordu Nimet Çubukçu:</p>
<p>&#8220;Grameen Turust&#8217;un toplam 900 bin dolar dağıtarak geri dönüşümünü sağlayacağı projenin, 3 yıl sonunda tamamen yerel aktörlere devredilmesinin öngörüldüğünü belirtti. <strong>Çubukçu, &#8220;Soros&#8217;un Acık Toplum Vakfı ise, söz konusu projeye toplam 300 bin dolar katkıda bulunacak olup, 200 bin doların aktarımı gerçekleştirilmiştir</strong>. (Basın- Ağustos 2005)</p>
<p> </p>
<p>İşte Soros&#8221;un iktidar ile G. Doğu&#8221;da organizeli çalışmalarının kanıtı, AKP&#8221;li bakan tarafından açıklanması ile yukarıdadır.</p>
<p> </p>
<p>* * *</p>
<p>Aydın&#8221;da AKP ve Valiliğin birlikte açtığı, valiliğin il Özel idaresinden şimdilik 75.000 TL sı verdiği Türkiye İsrafı Önleme Vakfının fonksiyonu ortadadır.</p>
<p> </p>
<p><strong>Soros&#8221;un STK ile, iktidarında yardımı ile Türkiye&#8221;yi ağ gibi sarmasının sonucu ne olabilir?</strong></p>
<p> </p>
<p>Bahsi geçen vakfın faaliyeti bir yazar tarafından bakın o dönemde nasıl anlatılıyordu.</p>
<p> </p>
<p>&#8220;<strong>Türkiye İsrafı Önleme Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve AKP Diyarbakır Milletvekili Prof.Dr. Aziz Akgül&#8217;ün girişimiyle Temmuz 2003&#8242;te başlatılan &#8216;Mikro Kredi Projesi&#8217;ne de ilk destek yine Soros ve Soros&#8217;un enstitüsünden gelmişti.</strong><br />
Pilot bölge seçilen Diyarbakır&#8217;da &#8216;fakirin fakiri kadınlara&#8217;, &#8216;yaşayabilmeleri&#8217; için 100 milyon lirayla, 750 milyon lira arasında değişen miktarda kredi veren, onlara iş yapma olanağı sağlayan &#8216;mikro kredi&#8217; uygulamasına Açık Toplum Enstitüsü 100 bin dolar katkıda bulunmuştu. <strong>Soros&#8217;un enstitüsünü 50 bin dolar ile Vakıfbank, 25 bin dolar ile Finansbank izlemişti.</strong>&#8221; ( Radikal- Funda Özkan - 09/09/2004)</p>
<p> </p>
<p>* * *</p>
<p> </p>
<p>İşte Aydın&#8221;da şubesi açılan bu vakıftır.</p>
<p> </p>
<p>Şaibeli Soros&#8221;un vakıfları ile iktidar partisinin ve Aydın Valiliğinin içli dışlı olması ne kadar doğrudur? Aydın il Genel Meclisi oy çokluğu ile bahsi geçen vakfa destek sağlarken, Soros ile ortak çalışmaya girdiklerini biliyor muydu?</p>
<p> </p>
<p><strong>Netice olarak Soros&#8221;un bir vakfı Aydın&#8221;da şube açmıştır.</strong> AKP iktidarı vatandaşa iş kurma kredisi verecekse, Soros&#8221;un burnunu niye sokuyor bu işlere? <strong></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Ne yapmak için Aydın&#8221;da böyle bir şube açılıyor?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>İşte bunun cevabını AKP Aydın il teşkilatından ve Aydın Valiliğinden bekliyor vatandaş</strong>.</p>
<p><strong>Neval Kavcar</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/soros%e2%80%99un-aydin-subesi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>“LOZAN 2008” ORTAK BASIN AÇIKLAMASI</title>
		<link>http://www.addisparta.org/%e2%80%9clozan-2008%e2%80%9d-ortak-basin-aciklamasi.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/%e2%80%9clozan-2008%e2%80%9d-ortak-basin-aciklamasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2008 12:54:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ADD Isparta</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>

		<category><![CDATA[Derneğin Yayınladıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=611</guid>
		<description><![CDATA[ISPARTA ULUSAL GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU 
&#8220;LOZAN 2008&#8243;
ORTAK BASIN AÇIKLAMASI
24 Temmuz 1923 tarihi; anti emperyalist bir hareketin, &#8220;Misak-ı Millî&#8221; esaslarını başarıya ulaştırmasının, Türk Ulusunun  uluslararası nitelikteki hukuksal kimliğini onaylatan antlaşmasının tarihidir.
24 Temmuz 1923 tarihi; Gazi ve İsmet Paşa&#8217;ların önderliğinde gerçekleştirilen Lozan Antlaşması, &#8220;mazlum milletlerin yedi düvele&#8221; karşı kazandıkları bir hukuk zaferinin de ortak tarihidir.
24 Temmuz 1923 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong>ISPARTA ULUSAL GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU </strong></p>
<p align="center"><strong>&#8220;LOZAN 2008&#8243;</strong></p>
<p align="center"><strong>ORTAK BASIN AÇIKLAMASI</strong><strong></strong></p>
<p>24 Temmuz 1923 tarihi; anti emperyalist bir hareketin, <strong>&#8220;Misak-ı Millî&#8221;</strong> esaslarını başarıya ulaştırmasının, Türk Ulusunun  uluslararası nitelikteki hukuksal kimliğini onaylatan antlaşmasının tarihidir.</p>
<p>24 Temmuz 1923 tarihi; Gazi ve İsmet Paşa&#8217;ların önderliğinde gerçekleştirilen Lozan Antlaşması, <strong>&#8220;mazlum</strong> <strong>milletlerin yedi düvele&#8221;</strong> karşı kazandıkları bir hukuk zaferinin de ortak tarihidir.</p>
<p>24 Temmuz 1923 tarihi; Sevr&#8217;in karanlığının, Lozan Antlaşması&#8217;nın saygın varlığı karşısında yok edildiği tarihtir.</p>
<p>24 Temmuz 1923 tarihi; Anadolu topraklarında , <strong>&#8221; uluslar ve insanlar arası barışın&#8221;</strong> korunması ve yaşatılması için &#8220;<strong>Cumhuriyet projesinin</strong>&#8221; temelinin  atıldığı tarihtir.</p>
<p><strong>Lozan Antlaşması;</strong>&#8220;tam bağımsızlık&#8221; ve uluslararası &#8220;eşitlik&#8221;, &#8220;yurtta ve dünyada barış&#8221; şiarının dosta-düşmana karşı kabul ettirildiği tarihtir.</p>
<h4>Lozan Antlaşması; Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin, kuruluş sözleşmesi ve  hukuk sisteminin  temelidir.</h4>
<p><strong>Lozan Antlaşması;</strong> Türkiye&#8217;nin kurtuluşunun ve uluslararası varlığının güvencesidir.</p>
<p><strong>Lozan  Antlaşması;</strong> Türk ulusunun emperyalizme karşı, dünyaya armağan ettiği <strong>&#8220;insanlık onuru&#8221;</strong> dur.</p>
<p><strong>Lozan Antlaşması</strong>; Bağımsız Türkiye&#8217;nin Tapu belgesidir. Ama Aynı zamanda Lozan Türk ulusunun namusu, onuru ve vicdanıdır. Lozan&#8217;a hangi gerekçe ile olursa olsun karşı durmak namussuzluktur,onursuzluktur,vicdansızlıktır !!!</p>
<p>                Temelinde bu ülkenin kurtuluşu ve kuruluşu için  soylu Türk ulusunun dökülen kanlarının bulunduğu Lozan kazanımları,  85 yıl sonra,<strong> &#8220;küreselleşme&#8221;</strong> eğilimlerinin yükselişe geçmesiyle birlikte, tüm hesapları  Lozan&#8217;da  bozulan iç ve dış hıyanet  erbabı tarafından  birer birer yok edilmektedir.  <span id="more-611"></span></p>
<p>                Kendi ülkesinde, Batılı  güçlerin işbirlikçiliğine ve Sevr&#8217;i hortlatma rolüne soyunmuş hükümetin de desteğini alan  AB ve ABD, Lozan ve <strong>Türkiye Cumhuriyeti ile açık  bir hesaplaşma savaşımı içine  girmişlerdir.</strong></p>
<p><strong>                </strong>Türkiye Cumhuriyeti, dıştan ve içten büyük kuşatma altındadır. Ülkenin bütünlüğü, ulusun birliği tehlikededir. Yeni Sevr planları, BOP&#8217;un uzantısı olarak uygulamaya konulmuştur.<br />
                <strong>Bu hükümetin işbaşına geldiğinden bu yana </strong><strong> </strong><strong>Atatürk&#8217;e,  Ulus Devlete, Atatürkçülere, Türk Ordusuna yönelik, saldırılar yoğunlaşmıştır.    </strong></p>
<p>                Amerika ve Batı emperyalizmi, ulus devleti yıkmak için önüne çıkan tüm ulus devlet kurumlarını değiştirip, dönüştürerek  ulusal pazarımızı  tam denetimi altına almaktadır. Bu kuşatılmışlığın karşısına  yargı çıkarsa onu kendine göre yeniden tanzim etmek istiyor. Eğer ordu çıkarsa onu da kendi isteğine göre kullanmak istiyor.</p>
<p>                Velhasıl, ülkenin <strong><em>kendi kendini yönetecek hangi kurumu varsa</em></strong> onu yıkıp, yok ederek  ilerlemek istiyorlar.  Şu bizim işbirlikçilerin, devşirme satılık kalemlerin  &#8220;demokrasi&#8221; dediği şey, batının bu bağlamda &#8220;uyum yasaları&#8221;, Yargı Reformu diye dayattığı mekanizma, aslında ülkenin temel kurumlarının  etkisiz, dirençsiz kılınmasından başka bir anlam taşımamaktadır.  Siyasal alanda İşbirlikçiliği,  yabancılara uşaklığı, savaş rantiyeciliğini, din bezirganlığını  kendine meslek edinmiş, milli benlikleri dumura  uğramış görünen, malum zavallı zihniyetin, Türk Devrimini   bir <strong>&#8220;travma&#8221;</strong> olarak algılaması, Atatürk&#8217;ün Cumhuriyetine  ve  devrimlerine karşı duran sapık  <strong><em>&#8220;zihniyetin dışa vurumudur&#8221;</em></strong>. Türk Ulusu Lozan&#8217;da aynı &#8220;<strong><em>travma</em></strong>&#8220;yı Düvel-i Muazzama denilen emperyalist güçlere yaşatmıştı. Şimdi Onların içimizdeki devşirmeleri,   işbirlikçileri,  ellerine geçirdikleri  makamları da kullanarak, onlarla birlikte Türkiye Cumhuriyetine ve onur belgesi Lozan a  karşı <strong>&#8220;darbe&#8221;</strong> yapıyorlar. Asıl &#8220;Darbe&#8221; Vakıflar yasasıdır. Asıl &#8220;Darbe&#8221; 2002 yılından bu yana, parlamentodaki Parmak hesabı ile çıkartılan Lozan&#8217;a aykırı yasalarla  Türkiye Cumhuriyetine karşı yapılmaktadır. </p>
<p>                Türkiye&#8217;yi Türkiye yapan, hatta, bir ülkeyi vatan  yapan her tür milli duruş, milli dava, milli kimlik bir kenara itilmektedir. Vatansızlık, kişiliksizlik, millet düşmanlığı, milletsizlik, uşaklık, eziklik yükselen değerler haline gelmektedir. Dünyanın en köklü medeniyetlerinden birinin yaratıcısı Türkler, neredeyse tarihinin en silik ve en zavallı dönemini yaşamaktadır.  Tüm insanlığa örnek olacak değerdeki,  görkemli Türkiye Cumhuriyeti yapısını, içerden elde ettiği yeni <strong><em>Vahdettin, Damat Ferit, Sait Molla ve Ali Kemal </em></strong>karakterindeki işbirlikçileriyle yıkmak istemektedirler. Bunun için bu gün Ergenekon&#8217;u kullanıyorlar. <strong>Ergenekon Tertibi, Haçlının Anadolu Surlarından içeri sızarak yürüttüğü bir harekettir.  </strong>Yarın başka bir manivela, başka bir tertip  bulacakları ortadadır.</p>
<p>                Bugün çok açık bir şekilde anlaşılmaktadır ki, dün olduğu gibi  Türkiye&#8217;nin mücadelesi emperyalizmledir. 85 yıl sonra Türkiye&#8217;nin çözülmesi konusunda emperyalist proje dört koldan yürütülmektedir. ABD ve AB zemini bu sürecin tarafıdır. <strong><em>AB kapısına bağlanarak, siyasal ve stratejik refleksleri köreltilmiş bir Türkiye hedeflenmektedir</em></strong>.</p>
<p>                 GAP&#8217;ın ve büyük nehirlerimizin etrafı kuşatılıyor, sahiller Türklere kapanıyor,<br />
Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen, borçları ödemek bahanesiyle satılan topraklarımız,   çıkartılan  yasalarla  gerektiğinde geri alınamaz konuma getirilmiştir.</p>
<p>                 Büyük Ortadoğu Projesi, Kürdistan kurma hayali, İsrail&#8217;in vaat edilmiş topraklar düşüncesi devam ederken, Devletin temel unsuru, egemenlik ve bağımsızlık simgesi olan vatan toprakları haraç mezat satılmaktadır. Kısaca Lozan Tasfiye ediliyor, Sevr yeniden hortlatılıyor.</p>
<p>                Emperyalizme karşı savaşta, işbirlikçiler; Amerika ve AB   ile birlikte Türk Halkına karşı savaştıklarını  gizleme gereğini bile duymuyorlar.</p>
<p>Amerika elindeki bütün propaganda aygıtını harekete geçirerek işlediği bütün suçları Türkiye&#8217;nin milli güçlerinin üzerine yıkmaya çalışmaktadır.</p>
<p>Her fırsatta Türk Silahlı Kuvvetlerini ve onun mensuplarını olayların içine çekme gayretinde bulunan ve görünüşte özgürlük ve demokrasi savunucusu olduklarını vurgulayan çevreler, Türkiye&#8217;nin, Türk ulusunun dostları değil, devşirilmiş hain odakların paralı uşaklığına soyunmuş düşmanlarıdır.</p>
<p>TSK&#8217;ne yapılan saldırılar üzerine Genelkurmay Başkanlığı açıklamasının sonunda &#8220;<strong><em>bu saldırılara karşı sadece Türk Silahlı Kuvvetlerinin değil, aynı zamanda Türk milletinin yasal ve demokratik tepkisini göstermesi beklentisi içinde olduklarını&#8221;</em></strong> belirtmektedir.</p>
<p>Genelkurmay Başkanlığımız beklentisinde haklıdır. Milletimiz yasal ve demokratik tepkisini göstermelidir. Ama herkesin gözü önünde büyük bir pervasızlıkla bu ülkenin Ordu&#8217;suna ve yasal Kurumları&#8217;na karşı gerçekleştirilen bu saldırıya karşı, yasaların bu şekilde çiğnenmesine karşı; <strong><em>Cumhuriyet Yargısının derhal harekete geçmesi ve güvenlik güçlerini ayağa kaldırması gerekmiyor mu?</em></strong><strong><em></em></strong></p>
<p>Kanunlar açıkça çiğnendiği halde, kanunları uygulamakla görevli Devlet Kurumları harekete geçmeyecekse niçin vardırlar?  Kamu gücü, sadece devlet içine sızmış Fethullahçı Gladyo&#8217;nun yasa dışı emellerine ulaşmak için giriştiği tertipleri uygulama aracı olarak mı vardır?</p>
<p>                Dün olduğu gibi bu gün de  İşbirlikçiler Batı ile beraber olacak halka karşı savaşacaklar. Bunu biliyoruz.</p>
<p>                Ülkenin demokrat-yurtsever kişi ve kurumları ile yoğun işbirliği içinde vatansever on milyonları ayağa kaldırarak, halk gücü ile bu AB-D kaynaklı, yerli BOP işbirlikçileri eliyle yaratılan emperyalist kuşatmayı yaracağız. Yani 85 yıl öce yaptığımız Kurtuluş Savaşını yeniden yapacağız. 1920′lerde yokluk ve yoksunluk günlerinde Düvel-i Muazzama denilen emperyalist güçlere karşı Atatürk önderliğinde tüm dünyaya örnek olan Ulusal Kurtuluş ve Bağımsızlık Savaşı vererek çağdaş Türkiye Cumhuriyetini kuran Türk Ulusu, bugün de aynı savaşını verecek güç ve kararlılıktadır.</p>
<p>                Hiç kimsenin kuşkusu olmasın ki, Türk Ulusu emperyalizmin yerli planlarını, oyunlarını bozacak, işbirlikçi hainlerden, Türk Ulusu adına karar veren bağımsız yargı önünde hesap soracaktır. Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek yaşayacaktır.<strong> </strong></p>
<p><strong>                &#8221;Sevr&#8221;</strong> in  tarihin karanlıklarda kalmış onursuz ve kasıtlı hükümlerini diriltmeye ise AB-ABD dahil hiçbirinin  gücü  yetmeyecektir.</p>
<p>                Lozan Antlaşması&#8217;nın Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin temeli olduğu gerçeğinden hareketle, ömürlerini bu ülke ve bu ulus için engin hizmetlerle geçiren; büyük devrimci Mustafa Kemal ATATÜRK ile gerçek devlet adamı İsmet İnönü&#8217;nün saygın anılarında Anadolu İhtilali&#8217;nin adı sanı bilinmez kahramanlarına sonsuz şükranlarımızı sunuyoruz.</p>
<p align="center"><strong><span style="text-decoration: underline;">ISPARTA ULUSAL GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU</span></strong></p>
<p align="center"><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="336" valign="top"><strong>•1.        </strong><strong><span style="text-decoration: underline;">Atatürkçü Düşünce Derneği Isparta Şubesi</span></strong></p>
<p><strong>•2.        </strong><strong><span style="text-decoration: underline;">Cumhuriyet Halk Partisi İl /İlçe Başkanlıkları</span></strong></p>
<p><strong>•3.        </strong><strong><span style="text-decoration: underline;">CUMOK Isparta Temsilciliği</span></strong></p>
<p><strong>•4.        </strong><strong><span style="text-decoration: underline;">Demokratik Sol Parti İL/İlçe Başkanlığı</span></strong></p>
<p><strong>•5.        </strong><strong><span style="text-decoration: underline;">Eğitim-İş Isparta Şubesi</span></strong></p>
<p><strong>•6.        </strong><strong><span style="text-decoration: underline;">Hacı Bektaş Veli Kültür Dern. Isparta Şubesi</span></strong></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"> </span></td>
<td width="362" valign="top"><strong>•7.        </strong><strong><span style="text-decoration: underline;">İşçi Partisi Isparta İL/İlçe Başkanlığı</span></strong></p>
<p><strong>•8.        </strong><strong><span style="text-decoration: underline;">SDÜ Atatürkçü Düşünce Topluluğu</span></strong></p>
<p><strong>•9.        </strong><strong><span style="text-decoration: underline;">Türkiye Emekli Astsubaylar Dern. Isparta Şubesi</span></strong></p>
<p><strong>•10.     </strong><strong><span style="text-decoration: underline;">Türkiye Gençlik Birliği Isparta Şubesi </span></strong></p>
<p><strong>•11.     </strong><strong><span style="text-decoration: underline;">Türkiyem Topluluğu Isparta Temsilciliği</span></strong></p>
<p><strong>•12.     </strong><strong>Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Dern. Isparta Şubesi</strong></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"> </span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/%e2%80%9clozan-2008%e2%80%9d-ortak-basin-aciklamasi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>GELİBOLU KONFERANSINA ÇAĞRI</title>
		<link>http://www.addisparta.org/gelibolu-konferansina-cagri.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/gelibolu-konferansina-cagri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Jul 2008 10:04:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ADD Isparta</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Derneğin Yayınladıkları]]></category>

		<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>

		<category><![CDATA[Ahmet Saltık]]></category>

		<category><![CDATA[konferans]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=603</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;85.Yılında Lozan Ve Emperyalist Kuşatmayı Yarmak&#8221;
Görsel Konferans: Prof Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Ünv. Tıp.Fak. Öğrt. Üyesi
ADD Genel Başkan Önceki Yard.
Yer: Gelibolu Belediye Meclis Salonu
Gün:27 Temmuz 2008 Pazar saat 16.30
Bağlantı: 02865665377 ve 0533 486 8480
ADD Gelibolu Şb. Bşk. Sn. Av. Rufat ŞENER
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;85.Yılında Lozan Ve Emperyalist Kuşatmayı Yarmak&#8221;</strong></p>
<p>Görsel Konferans: Prof Dr. Ahmet SALTIK</p>
<p>Ankara Ünv. Tıp.Fak. Öğrt. Üyesi</p>
<p>ADD Genel Başkan Önceki Yard.</p>
<p>Yer: Gelibolu Belediye Meclis Salonu</p>
<p>Gün:27 Temmuz 2008 Pazar saat 16.30</p>
<p>Bağlantı: 02865665377 ve 0533 486 8480</p>
<p>ADD Gelibolu Şb. Bşk. Sn. Av. Rufat ŞENER</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/gelibolu-konferansina-cagri.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ahmet SALTIK: 1-10 Temmuz 2008;</title>
		<link>http://www.addisparta.org/ahmet-saltik-1-10-temmuz-2008.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/ahmet-saltik-1-10-temmuz-2008.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Jul 2008 09:46:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ADD Isparta</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>

		<category><![CDATA[Ahmet Saltık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=600</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye, AB-D emperyalizminin içerideki maşalarıyla dayattığı bir uyduruk &#8230;
Ergenekon iddianamesi ile karşı karşıya.
Adeta Türkiye&#8217;yi bölme amaçlı BOP işirlikçisi AKP&#8217;nin kapatılma davasına intikam gibi..
Bu kapsamlı dosyada, tarihe not düşecek biçimde uyduruk Ergenekon iddianamesi sürecinin kapsamlı ve sıkı bir irdelemesi ile kumpasın arka planını sizlere sunuyoruz.
Çağrımız Türk halkınadır :   Her türlü iç çekişme ertelenmeli ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, AB-D emperyalizminin içerideki maşalarıyla dayattığı bir uyduruk &#8230;</p>
<p>Ergenekon iddianamesi ile karşı karşıya.<br />
Adeta Türkiye&#8217;yi bölme amaçlı BOP işirlikçisi AKP&#8217;nin kapatılma davasına intikam gibi..</p>
<p>Bu kapsamlı dosyada, tarihe not düşecek biçimde uyduruk Ergenekon iddianamesi sürecinin kapsamlı ve sıkı bir irdelemesi ile kumpasın arka planını sizlere sunuyoruz.<br />
Çağrımız Türk halkınadır :   Her türlü iç çekişme ertelenmeli ve işbirlikçi bölücülere karşı VATANSEVER çizgide tüm ulus ayağa kalkmalı ve de ülkesini-ulusunu, tıpkı Kurtuluş Savaşı&#8217;nda Yüce ATATÜRK&#8217;ün öncülüünde yağtığı gibi birkez daha savunmalıdır.</p>
<p>Halkımız bunu yapacak ve emperyalistlerle yerli maşalarını bir kez daha defedecektir.</p>
<p><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="text-decoration: underline;">Tarih                      :</span></strong><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"> <em style="mso-bidi-font-style: normal;">1-10 Temmuz 2008; &#8220;Türkiye tarihinin en uzun 10 günü&#8221;<img title="Daha fazla..." src="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif" alt="" /></em></strong></p>
<p style="margin: 6pt 0cm 6pt 35.4pt;"><span id="more-600"></span><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="text-decoration: underline;">Yer                         :</span></strong><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"> <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Atatürk Türkiye&#8217;si</em></strong></p>
<p style="margin: 6pt 0cm 6pt 35.4pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="text-decoration: underline;">Konu                      :</span></strong><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"> <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Emperyalizm ile bir kez daha cepheden hesaplaşma</em></strong></p>
<p style="margin: 6pt 0cm 6pt 35.4pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="text-decoration: underline;">Gerekçe               :</span></strong><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"> &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">Müstvelilerin emelleriyle birleşme&#8221;</em></strong><a style="mso-footnote-id: ftn1;" name="_ftnref1" href="http://www.addisparta.org/wp-admin/#_ftn1" ><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">[1]</strong></em></a><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"> </strong></p>
<p style="margin-left: 35.4pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><br />
Prof. Dr. Ahmet SALTIK</strong><br />
Ankara Üniv. Tıp Fak. Toplum Hekimliği Bölümü<br />
ADD Genel Başkan Önceki Yrd.<br />
<a href="http://www.ahmetsaltik.com/" >www.ahmetsaltik.com</a></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: right;" align="right"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">Emperyalizmin en büyük korkusu halkların kardeşliği,</em></strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: right;" align="right"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">En büyük hayali halklar arası nefret ve düşmanlıktır..</em></strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: right;" align="right"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"> </em></p>
<ul class="unIndentedList">
<li> <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Bu yazı; kutsal ve dokunulmaz olan ve olması gereken yaşam hakkı gaspedilerek göz göre göre<br />
ölüme yollanan, hukuk sistemimiz ve kimi aktörlerinin açık katili olduğu Sayın <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Kuddusi OKKIR</strong>&#8216;a ve 13 aydır iddianamesiz tutuklanan Türkiye Cumuriyeti yurttaşlarına adanmaktadır. Onlardan ve rahmetli Okkır&#8217;ın eşinden açık özür dilenmeli, asla yinelenmeyecek önlemler alınmalıdır.</em></li>
</ul>
<p style="margin: 5pt 0cm 8pt 17.85pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="text-decoration: underline;">Yazının amaçları                       :</span></em></strong></p>
<p>1. <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Tarihe not düşmek :</strong> <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Sürecin makro ve mikro ölçekte irdelenmesi ile<br />
</em>2. <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Sağduyuya çağrı :</strong> <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Hepimiz aynı gemideyiz.. Bu olgu hiç akıldan çıkarılmamalı..</em><br />
3. <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Toplumsal cinnete bir reçete :</strong> <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Toplum Hekimliği Uzmanı</em> sorumluluğuyla..</p>
<p><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="text-decoration: underline;">Giriş                                                                                                                     :</span></strong></p>
<p style="text-indent: 35.4pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="text-decoration: underline;">Yazımıza gerekçe    :</span></em></strong> Dar anlamda <em style="mso-bidi-font-style: normal;">hastalıkların</em>, geniş anlamda <em style="mso-bidi-font-style: normal;">sağlık sorunları</em> ve en geniş kapsamda <em style="mso-bidi-font-style: normal;">sağlık olayları</em>nın özneleri her zaman tekil gerçek kişiler değildir. &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">Dün</em>&#8221; dar anlamda klasik bağlamda <em style="mso-bidi-font-style: normal;">hastalıklarla</em> uğraşan <em style="mso-bidi-font-style: normal;">geleneksel tıp</em>, günümüzde yerini çağdaş / modern tıbba bırakırken,<br />
2 kulvarda kökten bir evrim geçirmiştir. İlki yönteminde, izleyeni de kapsamında.. Yöntem giderek <em style="mso-bidi-font-style: normal;">bütüncül</em> (integre) olagelmiş ve kişiyi fiziksel-biyolojik-kimyasal ve de sosyal çevresi ve boyutlarıyla <em style="mso-bidi-font-style: normal;">tümelci</em> (holistik) olarak algılamayı zorunlu görmüştür. Kapsamda ise hemen hemen ayrıksısı (istisnai) olmayan biçimde &#8220;hastalıklar&#8221; denilen sonuçlarla re-aktif uğraş alanına mahkûm kılmayı reddederek; <em style="mso-bidi-font-style: normal;">öngelen</em> (pro-aktif) tutumla <em style="mso-bidi-font-style: normal;">koruyucu-geliştirici</em> aşamadan başlamayı yeğ tutmuştur. Bu başarılamazsa erken tanı ve dolayısıyla etkin sağaltım ve de son aşamada tıbbi ve sosyal boyutları ile esenlendirme.. (rehabilitasyon).. Böylece günümüzde örn. aile içi şiddet, dar anlamda bir hastalık değildir; henüz klasik bir morbidite (hastalık) doğurmamış olabilir ama, kuvvetle beklenir ki, potansiyel bir patoloji kaynağıdır ve dolayısıyla kapsamlı tıbbın koruyucu-geliştirici aşamasında müdahale gerektiren bir sağlık sorunu kaynağıdır.. Örnekler çoğaltılabilir.. Göçler, savaşlar, yoksullaştırıcı politikalar, küreselleş<strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="text-decoration: underline;">TİR</span></strong>me, insan ticareti, çocuk işçiliği ve istismarı&#8230; Tüm bunlar, tıbbın yeni dallarının uğraş alanları : <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Sosyal Tıp</strong>! Kavram 150 yaşını geçti. Gelişmiş Tıp Fakültelerinde &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">Medical Humanities</em>&#8221; gözde bir çalışma ve uzmanlaşma alanı. Bizim dalımız <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">Toplum Hekimliği</em></strong> de <em style="mso-bidi-font-style: normal;">(Community Medicine)</em>!<br />
&#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">Hastalıkların özneleri her zaman tekil gerçek kişiler değildir</em>..&#8221; savına yer verdik başta. Kimi kez hatta sıklıkla, <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">kollektif özneler</em></strong>, sosyal patolojilerin yüklenicisidirler. Sosyal Patoloji, Sosyal Psikiyatri, Toplumsal Şizofreni.. türetimleri dikkat çekilen odak kaynaklıdır. Dolayısıyla kimi tıp dalları ve tıp adamlarının Ahmet, Ayşe, George, Helga.. ‘nın depresyonunu, kanserini, diyabetini, akraba evliliğini&#8230; ilgili klinik tıp dallarına bırakıp; toplumun, toplumsal kümelerin, risk gruplarının depresyonu, şizofrenisi, diyabeti, kanseri&#8230; ile ilgilenmesi gerekmektedir :<strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Topluma Hekimlik</strong> yapılması kaçınılmazlaşmaktadır. Klasik temel tıp donanımı yanı sıra, başta Epidemiyoloji, Tıbbi Sosyoloji, Tıbbi Psikoloji, Tıbbi Antro-poloji.. vd donanımı ile. Bu yazımızda ciddi toplumsal örselenme (travma) nedeni son 10 günü,<br />
<span style="text-decoration: underline;">1-10 Temmuz 2008 yoğun zaman dilimini</span> işleyecek; <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">toplumumuza hekimlik</em></strong> yapmaya çalışacağız.</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: right;" align="right"><strong><em style="mso-bidi-font-style: normal;">Esasen illeti tanımayınca ilaçta isabet olamaz.<br />
</em></strong><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><br />
</em>Kutadgu Bilig, 1070</p>
<p>Son 10 yıldır &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">malumu tarif etmek üzere</em>&#8221; yazdığımız yazılardan birkaç tanesini sıralayalım :</p>
<p>2008 Ocak ayında web sitemize kapsamlı bir dosya koyduk :</p>
<p style="margin-left: 18pt; text-indent: -18pt; mso-list: l23 level1 lfo18;">-</p>
<p>&#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">Emperyalizmin 2008 Türkiye Tasarımı : <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Bir Kez Daha Cepheden Hesaplaşmaya Doğru</strong></em>..&#8221;</p>
<p>idi adı.<a style="mso-footnote-id: ftn2;" name="_ftnref2" href="http://www.addisparta.org/wp-admin/#_ftn2" >[2]</a> Hani, haklı çıkmaktan utanılır ya.. Keşke yanılsaydık söylemi kullanılır ya..<br />
Tıpkı öyle oldu maalesef.<br style="mso-special-character: line-break;" /><br style="mso-special-character: line-break;" /></p>
<p style="margin-left: 18pt; text-indent: -18pt; mso-list: l23 level1 lfo18;">-          &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">AKP Hızla Meşruiyet Dışına Kayıyor</em>&#8221; başlıklı yazımız 14.06.08 tarihli.</p>
<p style="margin-left: 18pt; text-indent: -18pt; mso-list: l23 level1 lfo18;">-          &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">Küresel Saldırıdan Yılmak Yok</em>&#8221; 19.09.07&#8242;de yazılmış..</p>
<p style="margin-left: 18pt; text-indent: -18pt; mso-list: l23 level1 lfo18;">-          <em style="mso-bidi-font-style: normal;">&#8220;KÜRESELLEŞ-tir-ME = Yeni Emperyalizm ve Türkiye&#8217;nin Tarihsel &#8220;HARAKİRİ&#8221;</em> si&#8230;&#8221;<br />
04.09.07&#8242;de klavyemizden çıkmış..</p>
<p style="margin-left: 18pt; text-indent: -18pt; mso-list: l23 level1 lfo18;">-          &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">84. Yılında Lozan Antlaşması ve Türkiye&#8217;nin Geleceği&#8221;</em> 24.07.07 günü noktalanmış..</p>
<p style="margin-left: 18pt; text-indent: -18pt; mso-list: l23 level1 lfo18;">-          <em style="mso-bidi-font-style: normal;">&#8220;Küresel Emperyalizmin = AB-ABD Cephesinin Türkiye ile Savaşının 2006 Başında Geldiği<br />
Kritik Aşama&#8221;</em> 01.12.06 tarihli..</p>
<p style="margin-left: 18pt; text-indent: -18pt; mso-list: l23 level1 lfo18;">-          &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">Türkiye Nereye Sürükleniyor?</em>&#8221; 16.07.06</p>
<p style="margin-left: 18pt; text-indent: -18pt; mso-list: l23 level1 lfo18;">-          &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">Mustafa Kemal&#8217;in Aydınlanma Şehitleri</em>..&#8221; 18.06.02 ve</p>
<p style="margin-left: 18pt; text-indent: -18pt; mso-list: l23 level1 lfo18;">-          &#8220;Aydın Sorumluluğu&#8221; 07.10.200 ve</p>
<p style="margin-left: 18pt; text-indent: -18pt; mso-list: l23 level1 lfo18;">-          &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">Türkiye Nereye ?</em>&#8221; başlıklı yazımız 10 yıldan da geriye, Mart 1998&#8242;e tarihleniyor..</p>
<p>Bu yazılar pek çok web sitesinde yer aldı, çok sayıda adrese e-posta ile yollandı, değişik dergilerde basıldı.. 1996&#8242;dan bu yana 12 yılı aşan sürede 1300&#8242;den fazla konferansa da konu edildi.</p>
<p style="margin-left: 18pt; text-indent: -18pt; mso-list: l11 level1 lfo29;">Ø       Ne yazık ki, güzelim Türkiye&#8217;mizi eğik düzlemden çekip almak olanaklı olamadı.</p>
<p>Geldik, neredeyse <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="text-decoration: underline;">iç çatışma</span></strong>nın eşiğine!. Türkiye bütün sorunlarını çözdü, sıra Ordusunun 2 emekli orgeneralini içeri almaya geldi.. Bir yurtsever emek partisinin yöneticilerini derdest etmeye vardı !?</p>
<p>Cumhurbaşkanından Başbakanına, pek çok bakan ve miletvekiline dek haklarında onlarca yolsuzluk dosyası olanlar, dokunulmazlık zırhı gerisindeler ve 3 Kasım 2002&#8242;den bu yana neredeyse 6 yıldır yargıdan kaçıyorlar.. Niyetleri sonsuza dek, zaman aşımına dek kaçmak. Böylesi bir siyasal kadro işbaşında iken de, sözümona İtalya&#8217;ya öykünerek <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Temiz Eller Operasyonu</em>ndan söz edilmekte !?</p>
<p>Erdoğan&#8217;ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu döneme ilişkin, TBMM&#8217;de halen <strong>&#8220;<span style="text-decoration: underline;">görevi ihmal, zimmet, kamu taşıma biletlerinde kalpazanlık, resmi evrakta ve kayıtlarında sahtecilik, cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak</span>&#8220;</strong> suçlarından<br />
fezlekesi bulunuyor. Milletvekili dokunulmazlığı nedeniyle bu suçlardan yargılanması<br />
henüz karara bağlanamayan R.T. Erdoğan açısından suç dosyaları büyük risk taşıyor.<strong><br />
</strong><em style="mso-bidi-font-style: normal;">(<a href="http://www.haber3.com/haber.php?haber_id=373233" >www.haber3.com/haber.php?haber_id=373233</a>, 17.05.08) </em></p>
<p>İşte sureti haktan görünmek bu olsa demektir. İğrenç Batı Emperyalizmi&#8217;nin AB ve de ABD&#8217;sini arkana al, en yüksek teknoloji espiyonaj, yasa dışı izlem ve dinleme vb. araçlarla kolluğu donat ve başta TSK, muhalif kurumların üstüne sal..</p>
<p>Bu kirli senaryoyu okuyamamak için ya akıl fukaralığı ya da ihanet içinde olma dışında seçenek yok.</p>
<p>Aslında AKP kadroları tarihsel &#8220;<strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">harakiri</strong>&#8221; ye kalkıştılar. Avustralya yerlilerinin geri tepen mızrağı <em style="mso-bidi-font-style: normal;">bumerang</em> örneğinde olduğu gibi, oyunları geri tepecek ve kendilerini vuracaklar. Türkiye öyle Afganistan gibi, Somali ya da Irak gibi.. gariban bir ülke değil. Birkaç bin yılı bulan devlet deneyimi<br />
ve tarihi 2000 yılı aşan bir Silahlı Kuvvetlere sahip. <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">BOP eşbaşkanlığı</strong> denen kaypak tuzak görevin, öznesini bu yokoluş serüvenciliğine taşıyacağı hesaplanmalıydı. Böylesine ağır bir yıkıcı taşeronluk örneğine tarihte rastlamak zor. Dolayısıyla Tayyip beye de ağır geldi, altında kalacak çaresiz.</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center">
<p style="text-align: right;" align="right"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">&#8221;Doktorlar, yoksulların doğal avukatlarıdır.&#8221;<br />
Dr. Rudolph Virchow, 1850&#8242;ler..</em></p>
<p>Hukukçu olmamamıza karşılık <em style="mso-bidi-font-style: normal;">(İstanbul Hukuk Fak.de okuduğumuz 2 yılı elbette hiç saymıyoruz..)</em>,<br />
bir yurttaş olarak, yer yer de hekimlik mesleğimiz bakımından uygulama içinde olmamız nedeniyle <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Ceza Muhakemeleri Yasası</strong>&#8216;nı (CMK), çıkışından sonra bir kez daha özenle, baştan sona okuduk.<br />
335 maddelik kapsamlı yasanın 74, 75, 99 ve 159. maddeleri sağlıkla; 75, 76 ve 86. maddeleri tıbbi durumlarla; 46, 66, 74, 75, 77, 86, 87 ve 89. maddeleri ise hekimin süreçlere katkısı ve görev-yetkileri ile ilgili..</p>
<p style="margin-left: 35.4pt;">&#8220;<strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">Türkiye tarihinin en uzun 10 günü</em></strong>&#8221; nü önce mikro ölçekte,<br />
ardından da makro ölçekte incelemek uygun olacaktır :</p>
<p>1 Temmuz 2008, Türkiye tarihi açısından oldukça yoğun gündemliydi. O gün, Cumhuriyet Başsavcısı<a style="mso-footnote-id: ftn3;" name="_ftnref3" href="http://www.addisparta.org/wp-admin/#_ftn3" >[3]</a> Anayasa Mahkemesi önünde, iktidar partisi AKP&#8217;ye açtığı kapatma davasında, esas hakkında değerlendirmesini sözlü olarak sunacaktı. 160 sayfayı bulan kapsamlı ve çok sağlam hukuksal kanıt ve karinelere dayalı İddianamesi&#8217;ne ek olarak, usul hukuku uyarınca bir de sözlü açıklama yapacaktı. Türkiye ve yabancı kamuoyu nefesini tutarak dinleyecekti. Suçlamalar çok net, sanık parti açısından yadsıma ya da red manevra alanı tanımayan sağlamlıkta idiler ve gerek Anayasal yargıyı gerekse yerli-yabancı kamuoyunu hiç kuşku yok derinden etkileyecekti. Neler mi söyledi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Abdurrahman Yalçınkaya Anayasa Mahkemesi önünde 1,5 saat?</p>
<ul class="unIndentedList">
<li> <em style="mso-bidi-font-style: normal;">&#8220;<strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">AKP</strong>&#8216;nin işbirliği yaptığı uluslararası çevreler, iktidar gücünü kullanarak temin ettiği medya desteğiyle <span style="text-decoration: underline;">karalama kampanyası</span> yürütmektedir. Statükocu, laikçi, indirgemeci, siyasi dinozor gibi ifadeler ve <span style="text-decoration: underline;">darbeci gibi suçlamalarla</span> başta yargı olmak üzere cumhuriyet değerlerini koruyan</em></li>
</ul>
<p><em style="mso-bidi-font-style: normal;">bütün kurumlar yok edilmeye çalışılmaktadır.&#8221;</em></p>
<ul>
<li> <em style="mso-bidi-font-style: normal;">AK Parti&#8217;nin &#8220;<span style="text-decoration: underline;">şeriat düzeni kurmak istediğini</span>, bu konuda <span style="text-decoration: underline;">açık ve yakın tehlike</span> bulunduğunu&#8221; kaydeden Yalçınkaya, Venedik Kriterleri&#8217;nin AK Parti ile ilgili kapatma davasında uygulanamayacağını iddia etti.</em></li>
<li> <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">Fethullah Gülen</em></strong><em style="mso-bidi-font-style: normal;">&#8216;in yargılandığı davada beraat etmesinin sonucu değiştirmeyeceğini söyleyen Yalçınkaya&#8217;nın, &#8220;Gülen&#8217;in beraat etmesi dini bir cemaat lideri olduğu gerçeğini değiştirmez&#8221; dediği öğrenildi.</em></li>
</ul>
<ul class="unIndentedList">
<li> <em style="mso-bidi-font-style: normal;">A. Yalçınkaya, başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasına ilişkin Anayasa değişikliğinin</em></li>
</ul>
<p><em style="mso-bidi-font-style: normal;">iptal edilmesinin de iddialarını ortadan kaldırmayacağını, aksine güçlendirdiğini kaydetti.</em></p>
<p>Sayın Abdurrahman Yalçınkaya&#8217;nın 1 Temmuz 2008 günü Anayasa Mahkeme&#8217;sindeki sözlü sunuşu,<br />
bize Faruk Nafiz Çamlıbel&#8217;in bir şiirinde &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">şair</em>&#8221; için yazdıklarını çağrıştırdı :</p>
<p style="margin: 6pt 6.05pt 0pt 14.2pt; mso-margin-bottom-alt: auto;"><em>Eşyayı tanırken hepimiz sade dışından<br />
Esrarına yol bulduk O&#8217;nun anlatışından..</em></p>
<p style="margin: 6pt 6.05pt 0pt 0cm; mso-margin-bottom-alt: auto;">Yargıtay Başkanlar Kurulu da çileden çıkarak özetle aşağıdaki sert uyarıyı yapmadı mı?</p>
<ul>
<li> <strong>Yargı bağımsızlığı hazmedilemiyor, Yargı mensupları hedef gösteriliyor.</strong></li>
</ul>
<ul class="unIndentedList">
<li> <strong>Kapatma davası açan Yargıtay Başsavcısı ile</strong></li>
</ul>
<p><strong>toplum arasında husumet yaratılmaya çalışılıyor.</strong></p>
<ul>
<li> <strong>Türbanla ilgili düzenleme, eleştirilere ve toplumsal uzlaşma oluş<span style="text-decoration: underline;">ma</span>masına karşın, engellenemeyen bir hızla yasalaştı.</strong></li>
<li> <strong>Hazırlanan Anayasa taslağı, bir siyasal görüşün; AB ölçütlerini bile karşılamıyor.</strong></li>
</ul>
<ul class="unIndentedList">
<li> <strong>Yargı ve mensupları yabancılara şikâyet ediliyor!</strong></li>
</ul>
<p><strong>Hazırlanan düzenlemeler bizden önce onlara gösteriliyor. </strong></p>
<ul>
<li> <strong>Bu hiçbir devlet ciddiyeti ile bağdaştırılamaz! </strong><em>(</em><em>www.yargitay.gov.tr , 21.05.08)</em></li>
</ul>
<p>Dolayısıyla bu savlar, sanık parti tabanı da dahil kamuoyunda ciddi bir handikap yaratacaktı ve mutlaka, en azından hafifletilmesi zorunluydu.</p>
<p>Aynı Erdoğan, Danıştay 2. Dairesi&#8217;nin türban kararı ardında, bas bas bağırarak &#8220;<strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">Efendi, ulemaya danışacaksın, sen bilmezsin</em></strong>&#8221; diye laik hukuk düzenini ayaklar altına almamış mıydı?</p>
<p style="margin-left: 18pt; text-indent: -18pt; mso-list: l11 level1 lfo29;">Ø       &#8220;<strong>Türban için söz söyleme hakkı din ulemasınındır!&#8221;</strong><em style="mso-bidi-font-style: normal;"> (15.11.2006)</em></p>
<p>Bir de, yürekler yakan <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">2 Temmuz 1993</strong>&#8216;ün 15. yılı idi. Türkiye Şeriatçıları, Ortaçağı aratan biçimde<br />
37 insanı topluca ve &#8220;<strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Şeriat isterük</strong>&#8221; çığlıkları içinde Sivas&#8217;ta yakmış ve hezeyan içinde izlemişlerdi.<br />
Bu değerlendirmeler, 33 idam kararı ile biten Yargıtay ilamında yer almıştı.<a style="mso-footnote-id: ftn4;" name="_ftnref4" href="http://www.addisparta.org/wp-admin/#_ftn4" >[4]</a> Günümüzde İktidardaki sanık parti de laik rejimi yıkarak şeriat düzeni getirmeye dönük açık girişimlerle suçlanmaktaydı!</p>
<p>Bir manüplasyon yapılmalı ve kamuoyunun dikkati başka alanlara çekilmeliydi. Günümüzün &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">toplum mühendisleri</em>&#8221; için hiç de zor sayılmazdı. Gündeme asılmak ve dikkati bambaşka bir alana çekmek, Anayasa Mahkemesi&#8217;ndeki tarihsel olguya karartma uygulamak. Eldeki yaygın kitle iletişim araçları hedefe erişim için elverişliydi. % 80&#8242;e varan bölümü, şu veya bu yolla iktidar yanlısı kılınmışlardı..</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Sözde &#8220;Ergenekon Operasyonu&#8221; hakkında basına ve kamuoyuna açıklamamızı, </strong>web sitemize, Demokratik Kitle Örgütlerinin Ortak Açıklamasını aynen benimseyerek aşağıdaki gibi koymuştuk <em style="mso-bidi-font-style: normal;">(<a href="http://www.ahmetsaltik.com/" >www.ahmetsaltik.com</a>, 26.03.08) :</em></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<p style="margin: 0cm 0cm 12pt; text-indent: 35.4pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">&#8220;21 Mart 2008 günü sabaha karşı, Cumhuriyet Gazetesi Yazarı İlhan Selçuk, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve İstanbul Üniversitesi önceki Rektörü Kemal Alemdaroğlu&#8217;nun da aralarında bulunduğu çok sayıda aydın, gözaltına alınmıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Makamı&#8217;nın, iktidar partisi olan AKP hakkında İddianame düzenlemesinin hemen ardından gerçekleştirilen bu operasyonda gözaltına alınan kişilerin, cumhuriyetin değerlerini savunan ve<br />
bu alanda mücadele yürüten kişiler olması ve gözaltına alınış biçimleri  tümümüzü hayret ve<br />
üzüntü içinde bırakmıştır.<br />
Şayet bir suç varsa, hukuk sınırları içinde bunun kovuşturulması ve soruşturulması elbette gereklidir. Ancak içinde bulunduğumuz bu günlerde, görevini yaptığı için tehdit ve hakaretle karşı karşıya kalan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı&#8217;nın durumu düşünüldüğünde, bütün yaşamları gözönünde olan aydınlarımızın, gözaltına alınmaları son derece anlamlı bir durumdur.</em></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 12pt; text-indent: 35.4pt;">
<p><em style="mso-bidi-font-style: normal;">Cumhuriyet hukukundan yana olan bizler, bu olayı,<br />
<strong><br />
<span style="text-decoration: underline;">iktidarda bulunanların, laik ve demokratik cumhuriyetimizi savunanlarla hesaplaşma girişimi</span></strong> </em></p>
<p><em style="mso-bidi-font-style: normal;">olarak görüyoruz.</em></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><strong><em style="mso-bidi-font-style: normal;">Bu olayla birlikte siyasal iktidar, demokratik meşruiyetini yitirmiştir. </em></strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt 35.4pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><br />
Karşımızda basına, üniversitelere ve yasal siyasi parti liderlerine tahammülsüz bir iktidar</em></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">bulunmaktadır. Ne yazık ki siyasal iktidar, bu girişimi ile toplumsal barışı dinamitlemekte ve demokratik mücadele sürecini kırmak istemektedir. </em><em style="mso-bidi-font-style: normal;">Ülkemizde birlik içinde yaşamanın tek yolu, Cumhuriyet İlkelerine, gerçeklere ve adalete bağlı kalmakla olanaklıdır. Unutulmamalıdır ki,<br />
tüm iktidarlar geçici ama Cumhuriyet&#8217;in kuruluş ilkeleri sürekli ve adalet kalıcıdır.</em></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"> </em></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">Siyasal iktidarı; basına, üniversiteye, aydınlara ve siyasi partilere karşı başlattığı yıldırma operasyonu nedeni ile kınıyor ve tüm antidemokratik uygulamalara son vermeye davet ediyoruz.&#8221;</em></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"> </em></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">10 Temmuz 2008 tarihliKanal D anketinin sonuçlarını paylaşmak uygun olacaktır :</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">(<a href="http://www.kanald.com.tr/haber/anket.aspx" >www.kanald.com.tr/haber/anket.aspx</a>)</em> Size göre, Ergenekon Operasyonu tertip mi, temiz eller mi?<br />
Anket sonuçları : Toplam oy 19530</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="text-decoration: underline;">Tertip</span></em></strong><em style="mso-bidi-font-style: normal;"> : <span style="text-decoration: underline;">% 74</span>, (14576 oy)              <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="text-decoration: underline;">Temiz eller</span></strong> : % 23, (4512 oy) <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="text-decoration: underline;">Kafam karşışık :</span></strong> % 2, (442 oy) </em></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">Bunca dez-enformasyona karşın, halkın ¾&#8217;ünün olayları&#8221;<strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">tertip</strong>&#8221; olarak nitelemesi anlamlıdır ve<br />
ülkenin geleceği açısından umut vericidir. Halkımıza, onun tarihsel sağduyusuna  güveniyoruz..</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">1 yılı aşan &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">Ergenekon Soruşturması</em>&#8221; nedeniyle muhterem Savcı Zekeriye ÖZ ve 2 savcı arkadaşı, yeni bilgi ve bulgular nedeniyle &#8220;büyük balık&#8221; olarak nitelenen sansasyonel gözaltına karar vermişlerdi. Bu karar İstanbul Emniyet Müdürlüğü&#8217;ne 29 Haziran 2008 günü tebliğ edilmiş, gerekçesinde &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">kaçma</em>&#8220;, &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">kanıtları karartma</em>&#8220;, &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">tanıkları etkileme</em>&#8220;.. gibi potansiyel sakıncalar taşıdığına yer verilmesine ve aslında başlıca bu varsayımlara dayandırılmasına karşılık, bu bağlamda çok önemli olan en az<br />
24 saat geçirilerek, büyük gözaltı / gözdağı uygulaması 1 Temuz 2008 sabahına bırakılabilmiştir !?</p>
<p>Her ne denli emekli 2 orgenerali de içerse, evlerinde, askeri lojmanlarda arama yapılması ve gözaltına alma buyruğunu uygulama, 24 saati gerekli kılacak işlemler değildir. Genelkurmay&#8217;ın da açıkladığı üzere, <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Ceza Muhakemeleri Yasası</strong>&#8216;nın 119/5 maddesi uyarınca yapılmıştır söz konusu uygulama :</p>
<p style="margin: 3pt 0cm; text-indent: 17pt;"><strong><em style="mso-bidi-font-style: normal;">Arama kararı</em></strong></p>
<p style="margin: 3pt 0cm; text-indent: 17pt;"><strong><em style="mso-bidi-font-style: normal;">MADDE 119</em></strong><em style="mso-bidi-font-style: normal;">. - (1) Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde<br />
Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler. </em></p>
<p style="margin: 3pt 0cm; text-indent: 17pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"> &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</em></p>
<p style="margin: 3pt 0cm; text-indent: 17pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">(5) <span style="text-decoration: underline;">Askerî mahallerde yapılacak arama</span>, hâkim veya Cumhuriyet savcısının istem ve katılımıyla askerî makamlar tarafından yerine getirilir.</em></p>
<p style="margin: 3pt 0cm; text-indent: 17pt;"><strong><em style="mso-bidi-font-style: normal;">Arama</em></strong><em style="mso-bidi-font-style: normal;"> kararına koşut düzenleme olarak aynı yasa, 127. maddesinde ise el koyma hakkında düzenleme getirmektedir :</em></p>
<p style="margin: 3pt 0cm; text-indent: 17pt;"><strong><em style="mso-bidi-font-style: normal;">Elkoyma kararını verme yetkisi</em></strong></p>
<p style="margin: 3pt 0cm; text-indent: 17pt;"><strong><em style="mso-bidi-font-style: normal;">MADDE 127. </em></strong><em style="mso-bidi-font-style: normal;">- (1) Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde<br />
Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini gerçekleştirebilir.</em></p>
<p style="margin: 3pt 0cm; text-indent: 17pt;">&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..</p>
<p style="margin: 3pt 0cm; text-indent: 17pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">(6) Askerî mahâllerde yapılacak elkoyma işlemi, hâkim veya Cumhuriyet savcısının istem ve katılımıyla askerî makamlar tarafından yerine getirilir.</em></p>
<p style="margin: 3pt 0cm; text-indent: 17pt;">İlginç ve düşündürücü biçimde, Sn. Em. Org. Hurşit Tolon&#8217;un askeri lojmanlardaki kapısının arama sürecinde her nasılsa kırıldığı ve Sn. Tolon tarafından bu durumun arama tutanağına geçirtildiğini öğreniyoruz basından..</p>
<p style="margin: 3pt 0cm; text-indent: 17pt;">
<p style="margin: 3pt 0cm; text-indent: 17pt;">TBMM&#8217;de 04.12.04&#8242;te kabul edilen 5271 sayılı &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">CEZA MUHAKEMESİ KANUNU</em>&#8221; 134. maddesiyle de çağdaş ve kapsamlı bir düzenleme öngörmektedir :</p>
<p style="margin: 3pt 0cm; text-indent: 17pt;"><strong><em style="mso-bidi-font-style: normal;"> </em></strong></p>
<p style="margin: 3pt 0cm; text-indent: 17pt;"><strong><em style="mso-bidi-font-style: normal;">Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma </em></strong></p>
<p style="margin: 3pt 0cm; text-indent: 17pt;"><strong><em style="mso-bidi-font-style: normal;">MADDE 134</em></strong><em style="mso-bidi-font-style: normal;">. - (1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması halinde, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından<br />
kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine hâkim tarafından karar verilir.</em></p>
<p style="margin: 3pt 0cm; text-indent: 17pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">(2) Bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerine şifrenin çözülememesinden dolayı girilememesi veya gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması halinde çözümün yapılabilmesi ve gerekli kopyaların alınabilmesi için, bu araç ve gereçlere elkonulabilir. Şifrenin çözümünün yapılması ve gerekli kopyaların alınması halinde, elkonulan cihazlar gecikme olmaksızın iade edilir. </em></p>
<p style="margin: 3pt 0cm; text-indent: 17pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="text-decoration: underline;">(3) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoyma işlemi sırasında, sistemdeki<br />
bütün verilerin yedeklemesi yapılır.</span></em></strong></p>
<p style="margin: 3pt 0cm; text-indent: 17pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">(4) İstemesi halinde, bu yedekten bir kopya çıkarılarak şüpheliye veya vekiline verilir ve<br />
bu husus tutanağa geçirilerek imza altına alınır.</em></p>
<p style="margin: 3pt 0cm; text-indent: 17pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">(5) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoymaksızın da, sistemdeki verilerin tamamının<br />
veya bir kısmının kopyası alınabilir. Kopyası alınan veriler kâğıda yazdırılarak, bu husus tutanağa kaydedilir ve ilgililer tarafından imza altına alınır. </em></p>
<p style="margin: 3pt 0cm;"><span style="text-decoration: underline;"><br />
Madde 134</span>, yorum gerektirmeyecek biçimde açıktır. Çünkü sonradan herhangi bir aşamda bu elektronik ortamlara karışım (müdahale) olanaklıdır. Dosya ya da bölümlerinin eklenmesi, çıkarılması, değiştirilmesi son derece kolay işlemlerdir. Klasik basılı belgelerden çok daha kolaylıkla..<br />
Üstelik söz konusu karışmaların tarihleri ile de istendiği gibi oynanabilir!</p>
<p style="margin: 3pt 0cm;">Bu durumda, eğer bulunabilirse, bigisayar ortamlarındaki verilerin hukuksal kanıt olma işlevi,<br />
ortadan kalkmış olmaktadır. Hem de dönüşümsüz biçimde!</p>
<p style="margin: 3pt 0cm;">Hukuka aykırı olarak elde edilen kanıtların, hukuksal geçerliği olamayacağı temel kuralına göre..</p>
<p>Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi&#8217;nden Dr.<strong>Muammer Ketizman</strong>, CMK&#8217;ye göre bilgisayar taramalarında yeni verilerin yerleştiril<span style="text-decoration: underline;">me</span>mesi için bir kopyasının alınması gerektiği kanısındadır. Dr.Ketizman, CMK&#8217;nin 134/2 fıkrasına göre bilgisayardaki belgelerin bir an önce alınması ve bilgisayarın sahibine geri verilmesi gerektiğini ifade etmiiştir. Dr. Ketizman ayrıca 134/3 fıkrasına göre bilgisayarlardan alınan bilgilerin yedekleri alınmadığı ve suçlanan kişiye verilmediği sürece<br />
usul hukukuna uygun olmadığını savlamaktadır. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">(Cumhuriyet, 10.07.08)</em></p>
<p>Türkiye Bilişim Derneği Yönetim Kurulu üyesi Av. M. Ali Köksal, CHP Adana Milletvekili<br />
Tacidar Seyhan<strong>&#8216;</strong>ın CMK&#8217;ye koydurduğu maddenin çok yerinde bir karar olduğunu belirterek,<br />
<em style="mso-bidi-font-style: normal;">&#8220;..bu maddeye bile riayet edilmedi&#8221;</em> dedi. Av. Köksal, hiçbir bilgisayara ve CD&#8217;ye mahkeme kararı olmadan yalnızca savcı izniyle el konulamayacağına dikkat çekti. Köksal, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">&#8220;Bir bilgisayardan kanıt<br />
elde etmek için alınan bilgisayarın yedeğinin suçlanan kişiye veya avukatına verilmesi gerekli.<br />
Eğer bu yapılmazsa, alınan bilgisayardaki bilgilerin doğruluğunun kesin olduğundan söz edilemez. Kaldı ki, bunun hukuka uygun olduğu da söylenemez</em>.<strong>&#8221; </strong>diye konuştu.</p>
<p>Avukat, Adli Bilişim Uzmanı Gökhan Ahi, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">&#8220;Klasik delillerin aksine, bilgisayarlardan elde edilen kanıtların değiştirilmesi ve silinmesi, hatta yeni yeni veriler eklenmesi çok kolaydır. Bilgisayarların aranması istemi kendisine ulaşan mahkeme, ilk olarak bu önkoşulu değerlendirmelidir. Mahkeme kararı ile yapılan bilgisayar aramasında başka önemli bir husus ise bilgisayara el konula<strong><span style="text-decoration: underline;">ma</span></strong>masıdır. Yasa, öncelikle bilgisayarın yerinde aranmasını ve tutanak eşliğinde ‘hard disk&#8217; kopyasının alınmasını şart koşuyor. Eğer bilgisayar açılamazsa veya şifreliyse, o zaman bilgisayarıa el konulabilecektir. Ancak, bu kez yedeği alınıp bilgisayar sahibine verilmek koşuluyla. Dolayısıyla, hukuka aykırı olarak elde edilen kanıtlarla tutuklama yapılması ve mahkûmiyet kararı verilmesi olanaklı değildir.&#8221; (Cumhuriyet 10.07.08)</em></p>
<p>Bu dizelerin yazarı, Halk Sağlığı hizmeti verirken ilgili yerlerden analiz için gıda örnekleri de almıştır. Dünden günümüze gıda mevzuatı, gıda örneklerinin &#8220;çift&#8221; alnacağını buyurmaktadır. Yasa, Tüzük, Yönetmelik ve ilgili Rehberlerde öngörülen kurallar uyarınca, örneklerden biri yetkili laboratuvarda incelenir ve sonucu örneğin alındığı işyerine de bildirilir. Kurallara uymayan sonuç varsa, tanık / ikiz örneği emanetinde (yedinde) bulunduran denetlenen işyeri, kendindeki örneği yetkili bir başka laboratuvarda inceleterek itiraz hakkını kullanabilir. Yasakoyucu, adaleti sağlama bakımından<br />
taa 1930&#8242;lardan bu yana ülkemizde böylesine adil ve saydam bir rejimi yürütegelmiştir. Dolayısıyla, insanların her türlü geleceğini tehdide, karartmaya, yok etmeye son derece açık olan bilgisayar vb. ortamlarına el konulması konusunda daha az duyarlı olunacağı kabul edilemez. Nitekim CMK md. 134 netlikle ortadadır. Yineleyelim; murat başka olunca, hukuk da açıkça katledilmektedir. Ne var ki,<br />
en hafif deyimiyle bu özensiz davranış, bumerang gibi dönüp sahiplerini vuracaktır. Üretmeye çalışacakları hiçbir uydurma (fiktif) kanıt, bu aşamadan sonra hiçbir işe yaramayacaktır. Hatta uyduruk <em style="mso-bidi-font-style: normal;">(fabrikasyon)</em> olduklarının bir biçimde kanıtlanması durumunda, ilgilileri için ciddi suç oluşturacaktır.</p>
<p><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Ulusal Kanal</strong>&#8216;a yapılan baskında da neredeyse tüm bilgisayarlara el konuyordu.. Böylece bir arama operasyonu, fiilen, Anayasal koruma altındaki bir TV&#8217;nin yayın hakkının gasbı anlamına gelecekti. Ulusal Kanal hukukçuları, kolluk güçlerini büyük güçlükle ikna ederek sınırlandırabildiler. 4 aydır, büyük ölçüde, zaten kıt teknik donanımdan ve arşivlerinden yoksun olarak yayınlarını sürdürme çabasındalar. Neden hemen bir kopyası alınıp bu bilgisayarlar iade edilmez?? Yargılama süreçleri sonunda pek çok hukuk dışı uygulama giderim (tazminat) davalarına konu edilecektir. Yüklü giderim ödeme zorunda kalacak olan kamu makamları, ilgili kamu görevlilerine kişisel kusurları, yasa tanımazlıkları nedeniyle geri dönecekler midir <em style="mso-bidi-font-style: normal;">(Rücu!) </em>? Açık usul hataları bir başka hesap mıdır?</p>
<p><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Bilgisayar</strong> ve ilgili sanal ortam kayıtlarının durumu, kritik önemi nedeniyle kapsamlı irdelenmiştir.</p>
<p style="margin: 3pt 0cm;">Arama ve elkoyma sonrasında bu kişiler, söz konusu yasanın 145. maddesi uyarınca ifade ve/veya sorguya davet edilebilecek iken, arama-elkoyma sürecinin devamında gözaltına alınmışlardır.<br />
CMK&#8217;nın ilgili maddesi aynen aşağıdadır :<br style="mso-special-character: line-break;" /><br style="mso-special-character: line-break;" /></p>
<p style="margin: 3pt 0cm 3pt 17pt;"><strong><em style="mso-bidi-font-style: normal;">İfade veya sorgu için çağrı</em></strong></p>
<p style="margin: 3pt 0cm; text-indent: 17pt;"><strong><em style="mso-bidi-font-style: normal;">MADDE 145.</em></strong><em style="mso-bidi-font-style: normal;"> - (1) İfadesi alınacak veya sorgusu yapılacak kişi davetiye ile çağrılır;<br />
çağrılma nedeni açıkça belirtilir; gelmezse zorla getirileceği yazılır.</em></p>
<p style="margin: 3pt 0cm;">
Özellikle TSK&#8217;da en kritik tepe görevler yapmış 2 orgeneralin, 1 yıla yaklaşan <span style="text-decoration: underline;">sözde</span> &#8220;Ergenekon operasyonu&#8221; sürecinde her olasılığı düşünerek eğer ellerinde varsa, başlarına iş açabilecek<br />
bilgi-belge vb. ni hâlâ tutacakları varsayılabiir mi??</p>
<p style="margin: 3pt 0cm;">Kaldı ki; TSK subay-assubaylarına askeri okullarda, daha lisede iken &#8220;günlük tutma&#8221; yasağı getirilmekte, son derece katı olarak da uygulanmaktadır. Bu en yalın gerçeği herhalde Em. Deniz Kuv. Kom. Ora. Özden Örnek de bilir! DolayısıYla &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">Günlükler bana ait değil</em>&#8221; derken, olgusal bir durumu vurgulamaktadır aynı zamanda.<a style="mso-footnote-id: ftn5;" name="_ftnref5" href="http://www.addisparta.org/wp-admin/#_ftn5" >[5]</a></p>
<p style="margin: 3pt 0cm;">Ayrıca, bu üst düzey TSK komutanlarının arşivlerinde, &#8220;Devlet sırrı&#8221; <em style="mso-bidi-font-style: normal;">sayılabilecek</em> bilgi ve belgeler de bulunabilir. CMK bu konuda da duyarlı düzenlemeler getirmiştir. &#8220;İçeriği Devlet sırrı niteliğindeki belgelerin mahkemece incelenmesi&#8221;, başlığı altında 125. Madde de yasa metnindedir.</p>
<p style="margin: 3pt 0cm;">Sayın Memiş&#8217;in irdelemesi çok sarsıcıdır :<br style="mso-special-character: line-break;" /><br style="mso-special-character: line-break;" /></p>
<p style="margin: 3pt 0cm;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">&#8220;Diğer taraftan, GİZLİLİĞİ ZORUNLU ve YASA EMRİ olmasına rağmen HAZIRLIK SORUŞTURMASI&#8217; nın temelini oluşturan DELİLLERİN, BİLGİLERİN, BELGELERİN işportaya düşmesi, &#8220;iki kazı güdemeyecek&#8221; yaratıklar tarafından EMREDİLDİĞİ ÜZERE kitaplaştırılması ise bu süreci<br />
ÇADIR TİYATROSU haline getirmeye yeter de artar bile&#8230; Türk Ceza Kanunu&#8217;na göre barış ve<br />
savaş tanımı ile &#8220;casusluk&#8221; için farklı hükümler vardır. Kasıtlı ve planlı olarak FETTOŞ yani MAÇA KARDİNALİ&#8217;nin sadık evlatlarından oluşturulan Emniyet baskın ekipleri eline geçen bütün bilgiler, para ya da dua (!) karşılığı yandaş medyaya servis edilmekte günümüz istihbarat faaliyetlerinin<br />
aslını oluşturan ve değeri çok büyük <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">STRATEJİK istihbarat</strong> ile BİYOGRAFİK istihbarat verileri de<br />
medya yolu ile tüm iç ve dış hasım güçlere bedavaya aktarılmaktadır.&#8221; </em></p>
<p style="margin: 3pt 0cm;">
Yine Sayın <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Memiş</strong>&#8216;in şu dizeleri ciddi yanıt bekleyen soruları gündeme taşımaktadır, taşımalıdır :</p>
<p style="margin: 3pt 0cm;">
<p style="margin: 3pt 0cm; text-indent: 17pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">&#8221; Eğer bu orgeneraller, görevleri esnasında iddia edildiği üzere darbecilik oynamış ancak başaramamışlarsa, yargılanacakları yer <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Askeri Mahkeme</strong>&#8216;dir. Yok, hayır; bu orgeneraller emekli olduktan sonra iddia edildiği üzere darbecilik oynamışlarsa, onlarla kim kalkar da darbeye soyunur. Adama sormazlar mı; </em></p>
<p style="margin: 3pt 0cm; text-indent: 17pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">&#8216;Kardeşim kuvvet komutanıyken yapamadıklarını şimdi CZ marka beylik tabancanla mı yapacaksın? diye&#8230; </em></p>
<p style="margin: 3pt 0cm; text-indent: 17pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">Ancak, bana kalırsa aslında istenen de bu; yani, bu orgeneraller YETKİ nedeniyle Askeri Mahkeme&#8217;de yargılanır ve BERAAT ederlerse; yandaş ve hatta taşeron medya manşetlerinde<br />
yer alabilecekleri şimdiden yazabiliriz..&#8221;</em></p>
<p style="margin: 3pt 0cm; text-indent: 17pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Özetle</strong>; CMK, Avrupa Birliği normları da dikkate alınarak Türk ceza yargılama hukukuna birkaç yıl önce kazandırılmış çağdaş bir pozitif hukuk metnidir ve esasta usule ilişkin kapsamlı normatif niteliği<br />
temel işlevidir. Görülen o ki; pek çok aşamada, çok sayıda kuralının bilerek ya da bilmeyerek çiğnendiği, 1 yıldır hâlâ dava açılamayan soruşturma aşamasında açıklıkla ve kaygı ile izlenmektedir.</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 17pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">BU GÖZALTILAR NE ANLAMA GELİYOR ?</strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 17pt;">
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">Psikiyatri uzmanı meslektaşımız, Prof. A. Çelikkol&#8217;dan bir alıntı yapalım :</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 17pt;">
<p style="margin: 1.75pt 4.6pt 0pt 0cm; text-indent: 17pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">&#8220;</em><em style="mso-bidi-font-style: normal;">Elbette bu gözaltılar için <span style="text-decoration: underline;">ABD&#8217;nin onayı vardır</span>, 12 Eylül de bu onayla yapılmıştır, zaten bir strateji uzmanının söylediği gidi, <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="text-decoration: underline;">AKP seçim kazanmadı, kazandırıldı</span></strong>, Erdoğan seçimden kısa bir süre,<br />
hiçbir sıfatı olmaksızın ABD&#8217;ye gitmiş, Bush ile görüşmüş ve biat etmişti. Zaten kabile zihniyetinde biat etmekten ve (elinden gelirse) ram ettirmekten başka seçenek yoktur, daha doğrusu vardır da bilmezler. Biatın ardından da AKP&#8217;ye seçim kazandırmak için önceki hükümet, Ecevit&#8217;in deyimiyle intihar edercesine dağı(tı)ldı.</em></p>
<p style="margin: 1.75pt 4.6pt 0pt 0cm; text-indent: 17pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">AKP, önümüzdeki birkaç ayı ekonomik açıdan geçiremeyeceğini bal gibi biliyor, 40 milyar dolar lazım, bulamıyor. Bulsa bu defa enflasyon hepten fırlayacak. Satmaya kalsa, satacak milli değer neredeyse kalmadı veya küresel sermaye AKP hükümetinin sıkıştığını bildiği için malın değerinin çeyreğini bile vermez.Onun için <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="text-decoration: underline;">AKP, yalvar yakar, hemen kapatılsın istiyor, tek umudu bu</span></strong>;<br />
&#8220;ne olur ne olmaz, Anayasa Mahkemesi ya bizi kapatmazsa?&#8221; korkusuyla yangına körükle gidiyor. Eğer birisi aksini söylerse, bu AKP iktidarının geri zekalı olduğu anlamına gelir ki, bu da imkânsız.<br />
O zaman bu ikilem içinde başka seçenek kalmıyor.&#8221;</em></p>
<p style="margin: 1.75pt 4.6pt 0pt 0cm;">
<p style="margin: 1.75pt 4.6pt 0pt 0cm;">
<p>Bir başka psikiyatrist meslektaşımız, Prof. K. <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Doksat</strong>, &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">Bu yazı herkes için bir ümit, bir umut, hâttâ bir kurtuluş olacak</em>.&#8221; diye ironiyle başlıyor &#8220;<strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Ergenekonzedeler İçin Kurtuluş Umudu</strong>&#8221; başlıklı yazısına :</p>
<p><em style="mso-bidi-font-style: normal;">&#8220;..bütün bu zırvalıklar püf diye söndüğünde..&#8221;</em> diyor altını çizerek.. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">(<a href="http://www.keremdoksat.com/" >www.keremdoksat.com</a>, 11.07.08).</em></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 17pt;">
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 17pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="text-decoration: underline;">İngiliz Reuters haber ajansının yorumu : Ergenekon Uyduruk örgütlenme !</span></strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">Türkiye&#8217;yi sarsan Ergenekon operasyonu kapsamında yapılan tutuklamaları değerlendiren <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Reuters</strong> haber ajansı, söz konusu <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="text-decoration: underline;">örgütlenmenin uyduruk olduğunu</span></em></strong> savundu. Reuters ajansının güvenlik uzmanı İstanbul muhabiri Gareth Jenkins, konuyla ilgili olarak; <br style="mso-special-character: line-break;" /><br style="mso-special-character: line-break;" /></p>
<ul class="unIndentedList">
<li> &#8220;Ergenekon bir suç örgütü olabilir ve soruşturulmalıdır da. <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="text-decoration: underline;">Ancak böylesine uyduruk bir örgütlenme</span></strong> ve başında da yaşlı adamlarla çok ciddi bir şey olarak görülmesi, oldukça kuşkulu<br />
bir durum yaratıyor.&#8221; diye konuştu.<a style="mso-footnote-id: ftn6;" name="_ftnref6" href="http://www.addisparta.org/wp-admin/#_ftn6" >[6]</a></li>
<li> Türkiye&#8217;nin uzun bir süredir ideolojik ve dinsel çizgilerle bölündüğünü öne süren Reuters,<br />
modern Türkiye&#8217;yi Osmanlı&#8217;nın külleri üzerine kuran <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Mustafa Kemal Atatürk</strong>&#8216;ün, din ile devlet işlerini ayırdığını hatırlattı. Ajans, &#8220;<span style="text-decoration: underline;">Laik elitler</span>&#8221; diye adlandırdığı, generaller, yargıçlar ve profesörlerden oluştuğunu iddia ettiği kesimin, ülkenin laik yapısını korumayı görev edindiğini<br />
ve şimdi de AKP&#8217;yi, laik yapıyı bozmaya çalışmakla suçladığını yazdı.</li>
</ul>
<p style="margin: 3pt 0cm;">
<p style="margin: 3pt 0cm;">Buna karşılık, <strong><em>Avrupa Parlamentosu</em>&#8216;nun </strong>21 Mayıs 2008 kararları çok çarpıcıdır :</p>
<ul>
<li> <strong>Türk Askeri Ada&#8217;dan (Kıbrıs&#8217;tan) çekilsin,</strong></li>
<li> <strong>Türk Ordusu&#8217;nun yönetim üzerindeki etkisi kaldırılsın,</strong></li>
<li> <strong>Kürt açılımı konusunda gecikilmesin,</strong></li>
<li> <strong><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="text-decoration: underline;">Ordu&#8217;nun içindeki Ergenekon kökünden kazınsın</span></em></strong><strong> <em>(tümce aynen böyle!).</em></strong><em> </em></li>
</ul>
<p style="margin: 3pt 0cm;">
Böylece AB Parlamentosu, bir önyargı ile davranarak hem sözde &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">Ergenekon çetesi</em>&#8221; varlığını<br />
kabul etmekte, hem de yerinin güya TSK içi olduğunu ileri sürerek kökünden kazınmasını buyurmaktadır! Sürdürülmekte olan bir savcılık soruşturmasını yönlendirmekte, hukukun en temel ilkelerini çiğneyerek içişlerimize burnunu sokmaktadır. Bu durum AKP&#8217;nin işine gelmekte, hata çanak tutmaktadır. Oysa bağımsız bir ülkenin onurlu hükümetleri, bu tür kabul edilemez çirkin müdahelelere asla izin vermez ve en ağır diplomatik yol ve yaptırımları kullanarak reddederler, hatta açıkça kınarlar! Dolayısıyla AKP, bir kez daha suçüstü yakalanmış olmaktadır. Zırva tevil kaldırmaz..<br style="mso-special-character: line-break;" /><br style="mso-special-character: line-break;" /></p>
<p style="margin: 3pt 0cm;">Öyle ki; Washington ziyareti sırasında ABD Dışişleri Bakanı Rice ile görüşen Ali Babacan&#8217;ın,<br />
Fransa&#8217;nın tutumuna karşı destek isterken <strong>&#8220;<span style="text-decoration: underline;">Türkiye&#8217;nin AB&#8217;ye alınmayacağını biliyoruz.&#8221;</span></strong></p>
<p style="margin: 3pt 0cm;"><em>&#8220;Ama ortaya çıkan olumsuz havanın dağılması ve Türkiye&#8217;de<strong> kamuoyunun tepki göste<span style="text-decoration: underline;">rm</span>emesi için </strong>Fransa&#8217;ya baskı yapmanızı istiyoruz.&#8221; </em>dediği öğrenildi (<em>Cumhuriyet, 11.06.08).</em></p>
<p style="margin: 3pt 0cm;"><em><br />
American Enterprise Institute uzmanı </em>Michael Rubin ise, sözde Ergenekon operasyonu hakkında<br />
şu ilginç çözümlemeye imza koydu ve AB&#8217;yi çifte standarlı davranmakla suçladı <em>(Cumhuriyet, 04.07.08) :<br style="mso-special-character: line-break;" /><br style="mso-special-character: line-break;" /></em></p>
<p style="margin: 3pt 0cm 3pt 36pt; text-indent: -18pt; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l10 level1 lfo6;">o       ‘<strong><em><span style="text-decoration: underline;">İntikam bahanesi</span></em></strong>&#8216;</p>
<p style="margin: 3pt 0cm 3pt 36pt; text-indent: -18pt; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l10 level1 lfo6;">o       <strong><em><span style="text-decoration: underline;">Ergenekon&#8217;un Başbakan Erdoğan&#8217;ın hayal ürünü olduğunu</span></em></strong> ileri süren Rubin&#8217;e göre;<br />
Erdoğan Ergenekon soruşturmasını <span style="text-decoration: underline;">kendini eleştiren</span>, <span style="text-decoration: underline;">yolsuzluklarını ve iktidarı kötüye kullanmasını sorgulayan</span> kişilerden <strong><span style="text-decoration: underline;">intikam almak üzere bir ‘bahane&#8217;</span></strong> olarak kullanıyor.</p>
<p style="margin: 3pt 0cm 3pt 36pt; text-indent: -18pt; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l10 level1 lfo6;">o       <strong>Erdoğan&#8217;ın Rusya Başbakanı Putin&#8217;e dönüştü, </strong>gözaltılar Türk demokrasisine zararlı.</p>
<p style="margin: 3pt 0cm 3pt 36pt; text-indent: -18pt; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l10 level1 lfo6;">o       <strong>Gözaltılar ironik!</strong></p>
<p style="margin: 3pt 0cm 3pt 36pt; text-indent: -18pt; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l10 level1 lfo6;">o       Rubin soruşturmanın <strong>Vakit, Yeni Şafak, Zaman </strong>gazetelerinin yanı sıra Turkish Daily News gazetesindeki  kimi köşe yazarlarınca <em><span style="text-decoration: underline;">Erdoğan&#8217;ın hukukun üstünlüğü ve yargıyı küçümsemesini örtmek ve bahaneler bulmak</span></em> amacıyla kullanıldığını da vurguladı.<br />
Rubin, <strong>AKP&#8217;nin </strong>hukukun üstünlüğünü küçük görmesine karşın,<strong> devletin kurumlarını<br />
kötüye kullanma eğilimi içinde </strong>olduğunu ifade ederek, <em>son<strong> gözaltıların </strong>bu<strong> açıdan<br />
&#8220;ironik&#8221; </strong></em><strong>olduğunu</strong> ifade etti.</p>
<p style="margin: 3pt 0cm 3pt 36pt; text-indent: -18pt; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l10 level1 lfo6;">o       Pek çok Batılı diplomatın ve Türk yetkilinin AKP&#8217;nin kapatma davası konusunda bir <strong>&#8220;uzlaşı&#8221; </strong>sağlanmasını umduğunu ve Türk uzmanların Erdoğan&#8217;ın pişman olduğunu düşündüğünü<br />
ifade eden Michael Rubin,</p>
<p style="margin: 3pt 0cm 3pt 36pt; text-indent: -18pt; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l10 level1 lfo6;">o       <strong>&#8220;<span style="text-decoration: underline;">1 Temmuz baskını</span> uzlaşının mümkün olmadığını gösterdi.&#8221;</strong> dedi.</p>
<p style="margin: 3pt 0cm 3pt 36pt; text-indent: -18pt; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l10 level1 lfo6;">o       Rubin, <strong>&#8220;<span style="text-decoration: underline;">Ya AKP kapanacak</span> ya da <em>Kemalizm ve hukukun üstünlüğünün yerine<br />
dinin siyasi amaçlar için fırsatçı bir biçimde kullanıldığı ve özgür medya ve özgür<br />
sivil toplumun hor görüldüğü </em></strong>Putin tarzı bir<strong> yaklaşım gelecek.&#8221;</strong> şeklinde konuştu.</p>
<p style="margin: 3pt 0cm 3pt 36pt; text-indent: -18pt; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l10 level1 lfo6;">o       1 Temmuz&#8217;daki gözaltıların <strong><em><span style="text-decoration: underline;">Erdoğan&#8217;ın AB üyelik sürecine yönelik içtenliksizliğini</span></em></strong><em><span style="text-decoration: underline;"> de<br />
ortaya koyduğunu</span></em> belirten Rubin; <strong><em>&#8220;Erdoğan Türkiye&#8217;ye sömürge valisi gibi emreden<br />
AB yetkililerini kucakladı. </em></strong>Ancak <em>barışçıl siyasi muhalefeti ezmenin Türkiye&#8217;nin<br />
gönenci ve demokrasisinden daha önemli olduğunu gösterdi.</em><strong>&#8221; </strong>dedi.</p>
<p style="margin: 3pt 0cm 3pt 36pt; text-indent: -18pt; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l10 level1 lfo6;">o       Rubin, &#8220;Bağımsız medyanın, Türk işadamlarının, Türkiye&#8217;nin çok uzun süredir<br />
ihmal edilmiş çiftçilerinin, aydınlarının ve hukukun üstünlüğünü destekleyen<strong> herkesin <em>Erdoğan&#8217;ın Putin&#8217;in yolunu izlediği </em>bir dönemde <em><span style="text-decoration: underline;">demokrasiyi savunma görevi</span></em> bulunduğunu&#8221; </strong>ifade etti.</p>
<p style="margin: 3pt 0cm 3pt 36pt; text-indent: -18pt; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l10 level1 lfo6;">o       Rubin, <strong>&#8220;<em>Batılı diplomatların daTürk yargısının ardında durarak </em>hiçbir siyasetçinin hukuktan üstün olmadığı kavramını desteklemesi gerektiğini&#8221;</strong> dile getirdi.</p>
<p style="margin: 3pt 0cm;">
Mister Rubin&#8217;i ve yazdıkları karşıt içeriği, dikkatle rezerve ederek aktarmış olduk..</p>
<p style="margin: 3pt 0cm 3pt 36pt;">
<p style="margin: 3pt 0cm;">Hukuk dünyamızın pirlerinden eski TBMM Başkanı <strong>Hüsamettin Cindoruk</strong>, (Vatan, 07.07,08) :<br style="mso-special-character: line-break;" /><br style="mso-special-character: line-break;" /></p>
<p style="margin: 3pt 0cm 3pt 36pt; text-indent: -18pt; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l1 level1 lfo11;">o       <em>&#8220;- Bu kadar ciddi bir iddia (Ergenekon iddiası) 13 ay açıkta bırakılamazdı. O nedenle de<br />
50 yılı aşkın bir tecrübeyle şunu söylüyorum; <strong><span style="text-decoration: underline;">dinleme ve bilgasayar kayıtlarının hukuki delil değeri yoktur</span></strong>. Böyle bir hadisede de maddi vakaya ihtiyaç vardır. Maddi vaka yoksa ötekiler gevezelik ve dedikodudan ibaret kalır.&#8221;</em> <br style="mso-special-character: line-break;" /><br style="mso-special-character: line-break;" /></p>
<p style="margin: 3pt 0cm 3pt 18pt;">*     *     *     *     *</p>
<p style="margin: 3pt 0cm;">
<p style="margin: 3pt 0cm; text-indent: 18pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Operasyonun adı neden &#8220;Ergenekon..&#8221; ??</strong></p>
<p style="text-align: right;" align="right"><em>Haram ile hamir tuttu dünyayı</em><br />
<em>Fesad işler gören hürmetli oldu</em><br />
<em>Peygamber yerine geçen hocalar</em><br />
<em>Bu halkın başına zahmetli oldu</em><br />
<strong><br />
Yunus Emre </strong></p>
<p>Önemli bir sorudur bu. <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">Ergenekon</em></strong>, Orta Asya&#8217;dan Türklüğün çok zor koşullarda, deyim yerinde ise dağları delerek kendini varedişinin görkemli öyküsüdür. Saygın bir tarihsel referansa gönderme yapmaktadır. Emniyet Genel Müdürlüğü&#8217;nün son zamanlarda aldığı bir karar ile <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">&#8220;Ulusalcılık&#8221;<br />
terör suçu </strong>kapsamında değerlendirilebilmiştir! Akıllara seza! Provokasyon amaçlı bu karar, ne yazık ki, Haziran 2008 MGK&#8217;sında gündeme alınmamıştır! Küresel emperyalizmin kendi hinterlandı dışında tabu ilan ettiği &#8220;<strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">ulus devlet</strong>&#8221; her alanda yıpratılmalı, dışlanmalı, giderek tarihsel-ulusal kökenlerinden kopartılarak kendine yabancılaştırılan kitleler, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">mankurtlaştırılarak</em> sömürgerleştirilmelidir. Bu kutsal hedef (!) uğruna Türk Ulusu&#8217;nun soylu tarihi, görkemli kültürü yadsınmalı, dahası kirletilmelidir. Korkarız ki, -<em style="mso-bidi-font-style: normal;">şimdi bize paranoid bozukluk yakıştıracaklar!</em>- bu <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Ergenekon</em> adı da istendiktir,<br />
kurgu ürünüdür. İnsanlığın başdüşmanı emperyalizmden her tür melaneti beklemek paranoya değil, olsa olsa tarihsel birikimin nesnel olarak beslediği bir savunma refleksinin ürünü olmak gerekir.</p>
<p>Prof. <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Yalçın Küçük</strong>&#8216;ün dikkat çeken, yerinde belirlemelerine yer vermeden bu yazı kapatılamaz :</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">&#8216;ÜMRANİYE&#8217;DE BULDUĞUNUZ İŞE YARAMAZ BOMBALARLA PAŞALARI İÇERİ ALAMAZSINIZ!&#8217;<br style="mso-special-character: line-break;" /><br style="mso-special-character: line-break;" /></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">Ergenekon operasyonun <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="text-decoration: underline;">rejim değiştirme girişimi</span></strong> olduğunu iddia eden Küçük, &#8216;İç savaşı kimse bilmiyor, kimse konuşmadı, sadece benim kitaplarımda var. <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="text-decoration: underline;">Bu bir iç savaştır</span></em></strong>, bu Cumhuriyet&#8217;in niteliğini değiştirmedir. Amerika&#8217;sı, İsrail&#8217;i, Kudüs&#8217;ü, Washington&#8217;u ve özellikle Brüksel&#8217;i, özellikle<br />
bazı sarıksız yobazlar Ordu&#8217;ya müdahale edilmesini tavsiye ediyorlardı. 1923&#8242;te kurulan Cumhuriyet&#8217;in  İslam Cumhuriyetine çevrilmesinde tek engel kalmıştır; Ordudur! Bundan daha çok kan dökülmedi Türkiye&#8217;de. İç savaşta kan dökülür, <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="text-decoration: underline;">iç savaşta Paşalar içeri alınır</span></strong>. Ümraniye&#8217;de işe yaramaz on tane <em style="mso-bidi-font-style: normal;">(27 tane, A.S.)</em> bomba toplayacaksınız ondan sonra paşaları içeri alacaksınız. <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="text-decoration: underline;">AKP bir diktatoryal rejimdir</span></strong>. Seçilmiş, seçilmiş diyorlar. <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="text-decoration: underline;">Tayyip beyi kim seçti?</span></strong>&#8216; .. Ergenekon davası bu mahkemelerde görülemez, askeri mahkemede görülmesi gerek! <em style="mso-bidi-font-style: normal;">(32. Gün, TV Programı, M.A. Birand, 10.07.08)</em></p>
<p>Son olarak, 21 Mart 2008&#8242;den bu yana neredeyse 4 aydır hakkında mahkemeye sunulmuş bir savcılık iddianamesi olmaksızın, en temel insan hakları çiğnenerek hapiste tutulan İşçi Partisi Genel Başkanı Sn. <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Doğu Perinçek</strong>&#8216;in tarihe not düşen yürekli ve dimdik saptamalarına yer vermeliyiz.. İP ve yayın organları, özellikle <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">AYDINLIK</strong>, aylardır bu <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="text-decoration: underline;">operasyonun hedefinde Ordu&#8217;nun bulunduğunu</span></em></strong><br />
adeta haykırmakta. Örneğin 13 Nisan 2008 tarihli 1082. sayının kapağı : Gizlenen Belgelerle <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">Fethullahçı Gladyo&#8217;nun Hedefi Genelkurmay!..</em></strong> Doğrusu sağır sultanın bile duyduğu bu<br />
vahim uyarıların, asıl muhataplarınca gereğince değerlendirildiğini sanmıyoruz ve bu kestirimimiz<br />
bizi çok ama pek çok üzüyor. Anlaşılan, Emniyet artık teknolojik olarak son derece &#8220;yetenekli&#8221;, destekli. TSK&#8217;nın bahçelerinde uçan tüm kuşlardan haberi var. Gereği mutlaka düşünülmeliydi!</p>
<p>Sayın <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Perinçek</strong>, onurlu ve dik duruşunu alkışlanacak biçimde sürdürüyor. Tekirdağ F Tipi Ceza ve Tutukevin&#8217;den Başbakan <em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="text-decoration: underline;">R.T. Erdoğan&#8217;a tokat gibi bir &#8220;mektup&#8221;</span></em> yazdı.. Daha doğrusu &#8220;tarihsel belge&#8221; :</p>
<ul class="unIndentedList">
<li> <em style="mso-bidi-font-style: normal;">&#8216;Ergenekon Terör Örgütü Operasyonu&#8217; başlığı altında yürüttüğünüz uygulamalar,<br />
basit bir kanunsuzluk olmayıp, <span style="text-decoration: underline;">Atatürk Devrimi&#8217;ne stratejik düşmanlık</span> boyutundadır..<br />
Batı&#8217;lı emperyalistlerin <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="text-decoration: underline;">Kemalist Devrim&#8217;i tasfiye</span></strong> amaçlarıyla bağlantılıdır.</em></li>
<li> <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Türk milletinin bağımsızlığını ve egemenliğini, özetle Atatürk Devrimi&#8217;ni hedef alan<br />
bu kanunsuz tertipleri, <span style="text-decoration: underline;">ABD ve AB makamlarının talimatlarıyla uyguladığınız</span> belgelenmiştir.Ergenekon Operasyonu&#8217;nu esas hedefine ilerletme kararının 5 Kasım 2007 günü <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">ABD Başkanı Bush ile</strong> Washington&#8217;daki buluşmanızda alındığını, bizzat yakın arkadaşınız<br />
<strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Fehmi Koru</strong> iki kez ifşa etmiştir&#8230; ABD makamlarının almış olduğu bir kararın size tebliğ edilmiş olduğu açıkça görülüyor. (Zaman, 13 Mart 2008; Aydınlık, 16 Mart 2008).</em></li>
<li> <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Emniyet Genel Müdürlüğü Raporu&#8217;yla <span style="text-decoration: underline;">ulusalcılığı &#8220;terör kapsamı içine&#8221; alarak</span>,<br />
Türk milletine ve millî devlete karşı stratejik düşmanlık içine girdiğinizi ilan ettiniz.<br />
Buna bağlı olarak, Türk milletinin bağımsızlığı için mücadele eden yurtseverlere ve<br />
Türk Ordusu mensuplarına &#8220;<strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Ergenekon</strong> Terör Örgütü&#8221; adını verdiniz. Böylece bu büyük milletin &#8220;tarih mirasını yıkma&#8221; hedeflerini ilan eden Karen Fogg&#8217;ların <span style="text-decoration: underline;">Türk tarihine karşı psikolojik savaş</span>ında da görev üstlendiniz.</em></li>
<li> <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">BOP Eşbaşkanlığı</em></strong><em style="mso-bidi-font-style: normal;">&#8216;nı, kurmaylarının ABD nezdindeki &#8220;<span style="text-decoration: underline;">Bizi kullanın deliğe süpürmeyin</span>&#8221; yalvarışlarına rağmen, artık ABD ve AB yönetimleri de kurtaramıyor. Türk milletinin iradesi, kesinlikle ABD ve AB iradesine üstün gelecektir.</em></li>
<li> <em style="mso-bidi-font-style: normal;">&#8220;<span style="text-decoration: underline;">Türkiye&#8217;yi dünyaya pazarlamak</span>&#8220;la açıkça iftihar edenlerin, &#8220;<strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="text-decoration: underline;">ABD ile 2 sayfa 9 maddelik<br />
gizli anlaşma yaptığını&#8221; itiraf edenlerin</span></strong>, <span style="text-decoration: underline;">Citibank&#8217;ın 3 milyar dolar vergi borcunu hangi çıkar karşılığında sildikleri henüz bilinmeyenlerin</span>, kendileri şatafat ve ihtişam içinde &#8220;yaşam biçimlerini&#8221; sürdürürken <span style="text-decoration: underline;">milleti sadakaya muhtaç hale düşüren</span> ve <span style="text-decoration: underline;">ülkeyi borç batağına saplayanların</span> saltanatlarının yıkılmakta olduğu bu umutlu ortamda, size bütün insanî duygularımla sade,<br />
dürüst ve şerefli bir gelecek ve iyilikler dilerim..</em></li>
</ul>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">Biz de anımsatalım : <em style="mso-bidi-font-style: normal;">&#8220;</em></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"> </em></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">Güce dayanan adalet aciz, adalete dayanmayan güç zalimdir.&#8221; Blaise Pascal</em></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"> </em></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center">
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"> </em></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">AKP&#8217;nin <span style="text-decoration: underline;">ekonomi politikaları</span> da bir fiyasko olmanın ötesinde,<br />
<strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">SÖYLEV</strong>&#8216;in son sayfasında <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Atatürk</strong>&#8216;ün uyarılarını anımsatmaktadır :</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<ul class="unIndentedList">
<li> <strong><em>Üretim olanaklarının a doğrudan doğruya <span style="text-decoration: underline;">yurt dışından spekülatif sıcak para</span></em></strong></li>
</ul>
<p><strong><em><span style="text-decoration: underline;">girişlerine bağımlı</span></em></strong> hale getirildiği bir konjonktüre sürüklenmiştir.</p>
<ul>
<li> Türkiye&#8217;nin ulusal geliri, dış kaynak girişi olduğunda büyüyen, aksi halde daralan; sermaye çıkışı altında da <strong><em>siyasal iradesin uluslararası finans sermayesinin kaprislerine bağımlı hale getirildiği bir yapı</em></strong>ya bürünmüştür.</li>
</ul>
<ul class="unIndentedList">
<li> Türkiye Cumhuriyeti, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile 1998&#8242;de imzalanan <em>Yakın İzleme</em></li>
</ul>
<p><em>Anlaşması</em>&#8216;ndan<em> (Staff Monitoring Program) </em>bu yana, muhafazakâr/<span style="text-decoration: underline;">neoliberal programın<br />
doğrudan koşullandırması ve tahakkümü altına</span> sürüklenmiştir.</p>
<ul>
<li> <strong><em>IMF, DB</em></strong><em> </em>ve uluslararası finans sermayesinin yürütücü kurumları olan <em>derecelendirme kuruluşlarının </em>gözetim ve denetimi altında sürdürülen bu program ile ülkemizin iktisadi, siyasi ve sosyal yaşamı <strong><span style="text-decoration: underline;">yeni-emperyalist neoliberal küreselleşme</span></strong>nin stratejik çıkarları ve mantığına göre yeniden biçimlendirilmeye çalışılmaktadır.</li>
</ul>
<ul class="unIndentedList">
<li> &#8220;İçinde Türkiye&#8217;nin de bulunduğu coğrafyada, <span style="text-decoration: underline;">neoliberal yeni-emperyalist küreselleşme</span>nin</li>
</ul>
<p>önünde aşması gereken 2 engel durmakta:</p>
<ul class="unIndentedList">
<li> <strong><em><span style="text-decoration: underline;">Laiklik</span></em></strong><strong><span style="text-decoration: underline;"> ve <em>bölünmezlik</em>!</span></strong></li>
</ul>
<p><strong>Petrol</strong> tekellerinin ve uluslararası finans şebekesinin &#8220;doğunun&#8221; petro-dolarlarıyla &#8220;Batı&#8217;nın&#8221;<br />
finans merkezlerini bir araya getirebilmesi için bölgemizde <strong><span style="text-decoration: underline;">sınırların yeniden çizilmesi</span></strong><span style="text-decoration: underline;"> gerektiği</span> (!) açıkça ortaya çıkmıştır.</p>
<ul class="unIndentedList">
<li> Bu <span style="text-decoration: underline;">yeni paylaşım savaşımı</span>nın ideolojisi ise &#8220;<strong><em>ılımlı İslam</em></strong>&#8221; ya da &#8220;<strong><em>Büyük Orta Doğu Projesi</em></strong>&#8221; gibi adlarla çağrıştırılmakta ve  <em><span style="text-decoration: underline;">AKP iktidarında her türlü muhalafetin sindirilmeye çalışılarak</span></em>,</li>
</ul>
<p>&#8220;<strong><em>alternatifimiz yok</em></strong>&#8221; haykırışlarıyla sürdürülen bu program, Türkiye&#8217;nin <strong>demokrasi açığı</strong>nı<br />
daha da şiddetlendirmektedir.&#8221;</p>
<ul class="unIndentedList">
<li> &#8220;<strong><em>IMF ve AB kurumsal çapası</em></strong>&#8221; gibi <em><span style="text-decoration: underline;">sözcük oyunlarıyla</span> </em>meşrulaştırılmaya çalışılan</li>
</ul>
<p>bu yeni <strong>kollektif emperyalist saldırı</strong>ya karşı çıkmak,  her yurtseverin görevi olmalıdır.</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt 18pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">(Prof. Dr. Erinç YELDAN</em><em style="mso-bidi-font-style: normal;">, <a href="http://www.insancilsol.com/" >www.insancilsol.com</a>, 08.07.09)</em></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">Gerçekten de, AKP hükümet olduğunda, Kasım 2002&#8242;de resmen 8 olan dolar milyarderi sayısı<br />
2007 sonunda 35&#8242;e çıkmış ve Türkiye bu sayı bakımından Japonya&#8217;yı da geçerek Dünya&#8217;da 6. sıraya yükselmiştir!  <em style="mso-bidi-font-style: normal;">(The Forbes dergisi 2002-2008 Ocak ayı sayıları..) 150 milyar dolar rantiyeye aktarıldı AKP hükümetleri döneminde! (Cumhuriyet, 26.05.08) </em>Dolayısıyla AKP zenginleri, dönüp siyaseti finanse etmekte, Yeşil sermaye devleşmekte, ülke demokrasicilik oynamaktadır adeta!</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"> </em></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">AKP&#8217;nin ülke ekonomisini ve topraklarını, madenlerini.. yabancılara satarak talan eden politikasına, <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Prof. Şükrü Kızılot</strong>&#8216;tan da örnekler vermek çok yerinde olacaktır :</p>
<p><strong><em style="mso-bidi-font-style: normal;">&#8220;UFAK UFAK GİDENLER NE?</em></strong></p>
<p><em style="mso-bidi-font-style: normal;">Hangi birisini sıralayalım, o kadar çok ki&#8230;<br />
<strong>Tüpraş, Petkim, Telekom, Erdemir, Tekel, Çimento Fabrikaları, Limanlar, Arsalar.<br />
</strong>Daha neler neler ufak ufak gitti. Bir yandan da gidecekler var&#8230; Peki niye?<br />
Örneğin <strong>borçlarımız</strong> ödenecekti. Son tabloya bakıyoruz, borçlarımızın tutarı 2002-2008 döneminde, % 100&#8242;den fazla arttı. 2002&#8242;de toplam 222 milyar $ olan <strong>iç ve dış borç stoku</strong>, 2008 Mayıs ayı sonunda 490 milyar dolara ulaştı (217 milyar $ iç, 263 milyar $ dış, dış borcun 172 milyar doları<br />
özel sektöre ait).<br />
<strong>İşsizlik</strong> önlenecekti aksi oldu ve son 20 yılın en yüksek oranına ve sayısına ulaştı.<br />
<strong>Dış ticaret açığı </strong>önlenecekti oysa,<strong> </strong>hem tutarı hem de milli gelire oranı son 25 yılın en yüksek düzeyine ulaştı (1984&#8242;de 3 milyar $ olan açığın, 2008&#8242;de 65 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor).</em></p>
<p><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><strong>DİĞERLERİ</strong></em></p>
<p><em style="mso-bidi-font-style: normal;">Mayıs 2006&#8242;da, yabancı yatırımcılar ayaklandı. Türkiye&#8217;ye getirdikleri paraya Dünyanın en yüksek getirisini sağlayan yabancılar, Hazine Bonosu ve Devlet Tahvili faizi ile borsa kazançlarında stopajın sıfırlanmasını yani <strong>&#8220;kapitülasyon&#8221; </strong>istediler. Temmuz 2006&#8242;da <strong>&#8220;Peki, indirelim&#8221;</strong> denildi ve vergi sıfırlandı. Milyarlarca dolar vergiden vazgeçildi&#8230;<br />
<strong>Cari işlemler açığı azalacaktı </strong>oysa 2008 sonunda Türkiye, son yirmi yıl içinde ilk kez 7 yıl üst üste <strong>cari işlemler açığı</strong> vermiş olacak (2002&#8242;de 0,6 milyar $ olan açığın, 2008&#8242;de 51 milyar $ olarak gerçekleşeceği tahmin edilmekte).<br />
<strong>Doğrudan yabancı sermaye girişi</strong> artacaktı oysa geçen yılın aynı dönemine göre % 45 düzeyinde geriledi.<br />
<strong>Enflasyon</strong> hedeften uzaklaştı, hızla tırmanıyor (Haziran ayı itibariyle yıllık ÜFE % 17.03,<br />
TÜFE % 10.61),<br />
<strong>Açılan işyeri sayısı ve istihdam artacaktı oysa kapanan işyeri sayısı</strong> geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık %100 arttı.<br />
Yerlilerden almaya devam ettiğimiz vergileri, yabancılar için sıfırladık. Vergiler uçtu&#8230;<br />
Yüksek faizle oluşan paralar da yurt dışına uçtu&#8230;</em></p>
<p><em style="mso-bidi-font-style: normal;">Peki. Bütün bunları biz niye yaptık ve daha ötesi biz bu güzelim tesisleri, fabrikaları, arsaları, limanları<br />
niye sattık ve niçin satmaya devam ediyoruz? Ufak ufak bunlar satılıyor yani gidiyor ama gelen paralar, kızgın bir sacın üzerine konan yağ gibi eriyip gidiyor&#8230;&#8221;</em></p>
<p>Başbakan&#8217;ın ekonomide başarı mavalları artık gına getirdi. Sokaktaki adam ezilerek yaşıyor çünkü..</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">Şimdi tutuklu olan <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Sinan Aygün</strong>&#8216;ün başkanı olduğu Ankara Ticaret Odası, Mayıs 2008 <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Yoksulluk Araştırması</strong> ile <em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="text-decoration: underline;">ülke halkının 53 milyonunun, her 3 kişiden 2&#8217;sinin yoksullaştırıldığını</span></em> ortaya koydu!</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">Tüm bu politikalar ülkeyi tıkamıştır. AKP durumun farkındadır. Halka doğru söylen<span style="text-decoration: underline;">me</span>mektedir.<br />
Son çare saldırıdır. En iyi savunmanın saldırı olduğu sanılır ya.. Ama bu kez dış destekli saldırı da AKP&#8217;yi kurtaramayacak, bitirecektir. Emperyalizm yeterince kullanmıştır AKP&#8217;yi ve sıra at değiştirmeye, sümüklü mendili çöplüğe savurmaya gelmiştir. Yeni kervan, Atlantik ötesinden<br />
icazet alarak Bay Şener öncülüğünde Konya yollarına düzülmüştür bile&#8230; Bir AB ülkesinde AKP&#8217;nin cürümlerinin abartısız binde 1&#8242;i bile alaşağı edilmeye yetecekken, işbirlikçi kadroya AB-D destektir!? Ama yasalarımıza göre bunlar hep <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Yüce Divanl</strong>ık suçlardır ve AKP kapatılırsa hesabı sorulacaktır.<br />
<strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="text-decoration: underline;"><br />
S o n u ç                                                                                                             :</span></strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="text-decoration: underline;"> </span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: right;" align="right"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">Savaş değil, barış / Çatışma değil, diyalog<br />
Çifte standart değil, adalet / Üstünlük değil, eşitlik<br />
Sömürü değil, işbirliği / Baskı ve tahakküm değil;<br />
insan hakları, özgürlükler ve demokrasi..</em></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: right;" align="right"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">Tek sözcükle EMPERYALİZM&#8217;in yokedildiği bir dünya..<br style="mso-special-character: line-break;" /><br style="mso-special-character: line-break;" /></em></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
Ülkemize dönük uzun yılların <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">psikolojik savaş</strong>ı, Kasım 2002 AKP iktidarı ile birlikte<br />
<strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">operasyonel</strong> <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">aşama</strong>ya geçirilmiştir. Bu olgunun altını çizerek saptama yapalım..</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="text-decoration: underline;"> </span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="text-decoration: underline;">Sonra da uyaralım / ya da birlikte anımsayalım : </span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
İnsanlar belli bir &#8216;benlik <em style="mso-bidi-font-style: normal;">(ego) gücü</em>&#8216;ne sahiptirler. Bu güç değişik nedenlerle zayıflarsa, kişiler<br />
dengesiz yaşam sürmeye yönelir ve öfkesine sahip olamayarak şiddete yönelebilir.<br />
Şiddet şiddeti doğurur, toplumsal şiddet olayları böylece tırmanır..</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">Sanık partinin başının &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">Öfke de bir hitabet sanatıdır</em>&#8221; türünden kendisini -bilinçaltını- çırılçıplak<br />
ele vermesine ne denebilir ki?<a style="mso-footnote-id: ftn7;" name="_ftnref7" href="http://www.addisparta.org/wp-admin/#_ftn7" >[7]</a> Ancak, toplumsal katmanda yığınların şiddet sarmalına dolanmasında olumsuz politik rol modeli olması bakımından, kifayetsiz muhterisin nafile güç gösterisiyle<a style="mso-footnote-id: ftn8;" name="_ftnref8" href="http://www.addisparta.org/wp-admin/#_ftn8" >[8]</a> maskelenmeye çalışılan bu çaresiz itiraf, ağır bir sosyal psikolojik şiddet yükü oluşturmuştur. <br style="mso-special-character: line-break;" /><br style="mso-special-character: line-break;" /></p>
<p>Oysa William Shakespeare Othello&#8217;sunda ne güzel vurguluyordu :</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<ul class="unIndentedList">
<li> <em>Konuşmandan hiddetlendiğini anlıyorum, ama konuştuklarını anlamıyorum. </em></li>
</ul>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">Görülüyor ki; Emperyalist Batı&#8217;nın &#8220;<strong><em>think tank</em></strong>&#8221; lerinde uzun yıllardır üretilen acı tasarımlar,<br />
insanlığı kan ve gözyaşına sürüklüyor..</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="text-decoration: underline;">Tıbbi modelleme   :</span></em></strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">Toplumumuz, aşırı derecede polarize olmuştur. Biyolojik olarak hücre modelini örneklersek,<br />
hücre zarının dışındaki ve içindeki mikro elektriksel gerilim farkı hücre için yaşamsaldır.<br />
Başlıca bu sayededir ki, hücre içine kimyasallar alınmakta ya da dışarıya aktif olarak pompalanmaktadır. Daha da somutlarsak, kalp kası hücreleri polarize olarak kasılmayı ve<br />
kan pompalamayı başarırlar. De-polarize olarak gevşer ve kan dolarlar.. Bu olgu dakikada 70 dolayında yaşam boyu sürer gider.Söz konusu elektriksel aktivitede düzensizlik, kalp ritmini bozar.. Yavaşlama ya da aşırı hızlanma olur.. Her ikisi de belli bir sınırdan sonra yaşamla bağdaşmaz.</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<ul>
<li> <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Faturası ölümdür!</strong></li>
</ul>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="text-decoration: underline;">Anımsayalım :</span> <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Yaşam, 2 kalp vurusu arasındaki süredir gerçekte!</em></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"> </em></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">Türkiye&#8217;mizin sosyo-biyolojik model kurgulaması, örneğimizle örtüşmektedir.<br />
Aşırı yüklenme (polarizasyon) ve boşala<span style="text-decoration: underline;">ma</span>ma.. (de-polarize ola<strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="text-decoration: underline;">ma</span></strong>ma..).</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
Şairin dediği gibi &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">Hava kurşun gibi ağır</em>&#8221; dır.. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">(Nazım Hikmet, Kerem Gibi şiiri, Mayıs 1930)</em></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<p>Bu yüzden, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarihsel bir rol ve yükümlülükle karşı karşıyadır!<br />
Artık misyonunu tamamlamıştır. Sağlığı ciddi biçimde bozuktur. Diyabetiktir ve epilepsi (sara) hastasıdır. Bel sorunu vardır. Tam donanımlı bir hastaneden sağlık raporu getire<strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="text-decoration: underline;">me</span></strong>mektedir!?<br />
Bu 2 ciddi hastalığı, ağır sorunları olan &#8220;<strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">kritik ülke Türkiye</em></strong>&#8220;yi yönetmesine yeterince engeldir!</p>
<p><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Partisi kapatılacak</strong> ve kendisi de siyaset dışı bırakılarak yargıda hesap verecektir.</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">Giderayak tüm kadırgaları yakmak ve benden sonra tufan kolaycılığına kapılmamak gerekir.</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">Söz konusu olan, milyonlarca şehit ve gazi kanıyla kurulan 75 milyonluk bir ülkenin yazgısıdır.<br />
Bir de, hazretin &#8220;güçlü&#8221; müslümanlığı vardır. Kul hakkı al<span style="text-decoration: underline;">ma</span>ması gerekir, zira hesabı pek ağırdır.</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">Çok umutlu ol<span style="text-decoration: underline;">ma</span>makla birlikte, Sn. Erdoğan&#8217;a, ülkesine ve halkına son bir kadirşinaslık önermekteyiz.</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">Çağrı bizden.. İşini kolay da kılalım.. <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Derviş Yunus</strong>&#8216;tan bir örnekle.. Kendisi de alıntı yapıyor O&#8217;ndan..</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt 35.4pt;"><em>Söz ola kese savaşı, Söz ola kestire başı<br />
Söz ola ağulu aşı, Yağ ile baş ede bir söz..</em></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="text-decoration: underline;">Çok ilginç bir öneride bulunacağım                              :</span> </strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<ul class="unIndentedList">
<li> Başbakan <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Erdoğan</strong>, bir <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">psikiyatrist</strong> grubundan <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">psikoterapi</strong> almalı ve <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">psikoanaliz</strong><br />
seanslarına girmelidir. Bu süreçte bir yandan bozulmuş elektriksel polarizasyonu düzeltilebilecek, hem de <em><span style="text-decoration: underline;">bilinçaltı ile yüzleştirilebilecektir</span></em>. Ayrıca; Carl Jung&#8217;dan bu yana Psikoanaliz tekniklerinde sağlanan yaman ilerlemeler sayesinde, Sn. Erdoğan&#8217;ın önümüzdeki zaman diliminde<br />
<strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em><span style="text-decoration: underline;">hangi kritik kararları alabileceği</span></em></strong> yüksek bir bilimsel olasılıkla kestirilebilecektir.<br />
Böylece alacağı bilimsel psikiyatrik danışmanlık hizmeti ile, önünü de görecek ve bir<br />
vicdan muhasebesi yapma olanağı bulabilecek, sürüklenişten kendisini ve ülkeyi alıkoyabilecektir.<em><br style="mso-special-character: line-break;" /><br style="mso-special-character: line-break;" /></em></li>
</ul>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">Çünkü gidişatı fecidir Sn. Erdoğan ve ekibinin.. İşte dünkü yandaşlarından çarpıcı birkaç kanıt daha :</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;">İslamcı yazar Memet Şevket Eygi&#8217;nin yazdıkları, yenilir yutulur türden değildir :<br style="mso-special-character: line-break;" /><br style="mso-special-character: line-break;" /></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt 18pt; text-indent: -18pt; mso-list: l23 level1 lfo18;">-          <em>&#8220;Ramazanlarda birtakım din cemaatleri 5 yıldızlı lüks otellerde bin kişilik ihtişamlı, israflı,<br />
gösterişli, günahlı iftarlar veriyordu. O fücur yuvalarında verilen iftarlar dinimize uygun muydu?&#8221; </em></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt 18pt; text-indent: -18pt; tab-stops: list 14.2pt; mso-list: l23 level1 lfo18;">-        <em> &#8220;Zengin olan Müslümanların çoğu ipin ucunu kaçırdı,<br />
şaşırdı, dağıttı. Milyon dolarlık lüks meskenler, yüz binlerce dolarlık yazlıklar, lüks limuzinler,<br />
israf, sefahat, rezalet gırtlağa kadar çıktı.&#8221; </em></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt 18pt; text-indent: -18pt; tab-stops: list 14.2pt; mso-list: l23 level1 lfo18;">-        <em>&#8220;Biz; bir sürü hizip, fırka, grup, cemaat ve tarikata ayrıldık ve birbirimizle çekişip tepişmeye başladık. </em></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt 18pt; text-indent: -18pt; tab-stops: list 14.2pt; mso-list: l23 le