<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2enclosuresfull.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0"><channel><atom:id>tag:blogger.com,1999:blog-993409451233048927</atom:id><lastBuildDate>Thu, 21 Apr 2011 22:46:22 +0000</lastBuildDate><category>matematik</category><category>ders notu</category><category>ders notları</category><category>medeni usul hukuku</category><category>iktisata giriş</category><category>muhasebe</category><title>A.ö.f - Açık Öğretim Fakültesi Ders Notları</title><description /><link>http://aof-blog.blogspot.com/</link><managingEditor>noreply@blogger.com (Admins)</managingEditor><generator>Blogger</generator><openSearch:totalResults>15</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/aof" /><feedburner:info uri="aof" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><media:keywords>aöf,aç?kö?retim,öss,kpss,dikey,geçi?,ders,notu,akademik</media:keywords><media:category scheme="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd">Government &amp; Organizations/Local</media:category><itunes:owner><itunes:email>noreply@blogger.com</itunes:email><itunes:name>neo</itunes:name></itunes:owner><itunes:author>neo</itunes:author><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:keywords>aöf,aç?kö?retim,öss,kpss,dikey,geçi?,ders,notu,akademik</itunes:keywords><itunes:subtitle>Aç?kö?retim Blog</itunes:subtitle><itunes:summary>Aç?kö?retim Blog</itunes:summary><itunes:category text="Government &amp; Organizations"><itunes:category text="Local" /></itunes:category><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-993409451233048927.post-3632726874567793973</guid><pubDate>Tue, 02 Jun 2009 14:53:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-02T07:54:02.635-07:00</atom:updated><title>Kiracılar indirim talep edebilecek</title><description>Yargıtay ekonomik nedenlerden dolayı kiralara TEFE oranında artış yapılması yerine zam yapılmaması gerektiğine karar verdi. Kararda kiraların genel fiyat artış kadar yükselmediği, kiraların düştüğü dönemlerde de ev sahiplerinin zam taleplerinin reddedilmesi gerektiği belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşsizliğin büyük artış gösterdiği ülkemizde bir çok kişi ev kirasını ödeyemediği ve kirasına zam yapamadığı için evinden çıkmak zorunda kaldı. Yargıtay ise ekonomideki sıkıntıları dikkate alarak kiracıları sevindirecek tarihi bir karara imza attı. Yargıtay 3'üncü Hukuk Dairesi ekonomik nedenlerden dolayı kira bedellerine zam yapılamayacağına karar verdi.&lt;br /&gt;Ankara 6'ıncı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin verdiği kararı bozan Yargıtay, kira tutarlarının genel fiyat artışları kadar yükselmediğine karar verdi. Kararda ayrıca kiraların düştüğü dönemde kira ücretinin enflasyon oranında arttırılmasına karşı çıkıldı. Mahkemelerin de bu yöndeki talepleri reddetmesi istendi. Yargıtay daha önce verdiği kararlarda kiralara enflasyon oranında zam yapılması gerektiğini hükmediyordu.&lt;br /&gt;Yargıtay'ın bu kararından sonra ev kiralarına zam yapılan kiracılar, kirası düşük konut ya da işyerlerini emsal göstererek indirim talebinde bulunabilecek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/993409451233048927-3632726874567793973?l=aof-blog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/aof/~3/hSsEOkdaHs0/kiraclar-indirim-talep-edebilecek.html</link><author>noreply@blogger.com (neo)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://aof-blog.blogspot.com/2009/06/kiraclar-indirim-talep-edebilecek.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-993409451233048927.post-4032403882803871348</guid><pubDate>Thu, 17 Jul 2008 10:38:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-07-17T03:41:06.483-07:00</atom:updated><title>Tek merkezden atılan manşetler</title><description>&lt;div class="float_left" style="width: 130px;"&gt;         &lt;div style="width: 120px; height: 120px;"&gt;&lt;div style=""&gt;&lt;img src="http://img.sabah.com.tr/im/2008/07/17/36C713835D918D4EAEA7D2C7y.jpg" alt="" title="" height="120" width="120" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;               &lt;/div&gt;                    Bugünün gerçeğini iyi anlamak için dünü iyi hatırlamak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Bugün&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Ergenekonculara&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kol&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kanat&lt;/b&gt; &lt;b&gt;gerenler,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;daha&lt;/b&gt; &lt;b&gt;dün&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Bülent&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Ecevit'i&lt;/b&gt; &lt;b&gt;başbakanlık&lt;/b&gt; &lt;b&gt;koltuğundan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;uzaklaştırmak&lt;/b&gt; &lt;b&gt;için&lt;/b&gt; &lt;b&gt;el&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ele&lt;/b&gt; &lt;b&gt;vermişti.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;O tezgâh içinde kimi aktif komutanlar, kimi emekli generaller, iş dünyasının önde gelen isimleri ve elbette kaçınılmaz olarak medya vardı.&lt;br /&gt;Medya o zaman tek bir grubun fiili denetimi altındaydı, buna SABAH da dahildi.&lt;br /&gt;Tek merkezden aynı manşetler atılıyordu.&lt;br /&gt;Özel bir hastaneye yatırılan Bülent Ecevit'in sağlığı hakkında ipe sapa gelmez haberler manşet oluyordu.&lt;br /&gt;Ne pisliği, ne bisküviyle beslenmek zorunda kalışı, ne tırnaklarının uzunluğu kalmıştı.&lt;br /&gt;Rahşan Ecevit müdahale edip kocasını o hastaneden kaçırıp kurtarmasaydı, bir nevi darbeye tanıklık edecektik.&lt;br /&gt;Aynı aktörler, aynı suç ortakları bugün yine devrede.&lt;br /&gt;Ergenekon soruşturmasını yerle bir etmek için kolları sıvamış durumdalar.&lt;br /&gt;Geçmiş biraz kazınırsa hepsinin gerçek yüzü ortaya çıkacak, bunun telaşı içindeler.&lt;br /&gt;Her darbenin suç ortağı, tahrikçisi ve zemin hazırlayıcısı rolünü oynamaktan son derece mutlular.&lt;br /&gt;Şimdi de normalde hiçbir ortak yanları olmaması gereken isimlere kol kanat germe çabası içindeler, çünkü onların önde gelen isimleriyle baş başa yenilmiş yemekler, gönderilip alınmış mesajlar var.&lt;br /&gt;"Ergenekon'dan bir şey çıkmayabilir" deniliyor, mümkündür.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Bu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ülkede&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Jandarma&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Genel&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Komutanı'nın&lt;/b&gt; &lt;b&gt;uçak&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kazasında&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ölümünün&lt;/b&gt; &lt;b&gt;üzerindeki&lt;/b&gt; &lt;b&gt;esrar&lt;/b&gt; &lt;b&gt;perdesi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;de&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kaldırılamadı,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Özdemir&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Sabancı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Suikastı'nı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kimin&lt;/b&gt; &lt;b&gt;sipariş&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ettiği&lt;/b&gt; &lt;b&gt;de...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Yakın&lt;/b&gt; &lt;b&gt;tarihi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;faili&lt;/b&gt; &lt;b&gt;meçhul&lt;/b&gt; &lt;b&gt;cinayetlerle&lt;/b&gt; &lt;b&gt;dolu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bir&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ülkede&lt;/b&gt; &lt;b&gt;medyanın&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;cinayetlerin&lt;/b&gt; &lt;b&gt;sorumlularının&lt;/b&gt; &lt;b&gt;peşine&lt;/b&gt; &lt;b&gt;düşmek&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yerine,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;savcı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;avına&lt;/b&gt; &lt;b&gt;çıkması&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ibretlik&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bir&lt;/b&gt; &lt;b&gt;durumdur.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Onlar Hrant Dink'i maceraperest üçbeş gencin öldürdüğüne, Danıştay baskınını türbana kızan bir fanatiğin gerçekleştirdiğine inandırmak istiyor sizi.&lt;br /&gt;Cumhuriyet gazetesine atılan bombalar ise oraya kazayla düşmüş gibidir.&lt;br /&gt;Bunların hesabını soramazlar çünkü boğazlarına kadar bu işlerin içindeler.&lt;br /&gt;Önce Ecevit'e neler yaptıklarını anlatsınlar, sonra bugünü ayrıca konuşuruz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/993409451233048927-4032403882803871348?l=aof-blog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/aof/~3/Jd-FLWJixms/tek-merkezden-atlan-manetler.html</link><author>noreply@blogger.com (neo)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://aof-blog.blogspot.com/2008/07/tek-merkezden-atlan-manetler.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-993409451233048927.post-4040280472026298260</guid><pubDate>Thu, 17 Jul 2008 10:31:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-07-17T03:38:05.705-07:00</atom:updated><title>2 bin işçiye polis müdahalesi</title><description>Toplu sözleşmelere ilişkin görüşmelerin anlaşmazlıkla sonuçlanması üzerine İstanbul Büyükşehir Belediyesi binasına grev kararı asmak isteyen yaklaşık 2 bin işçiye polis müdahale etti. Biber gazı ve tazyikli su ile müdahale edilen işçilerden bazıları yaralandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve iştiraklerinde çalışan yaklaşık 2 bin işçi, toplu sözleşme görüşmelerinin anlaşmazlıkla sonuçlanması üzerine sabah saatlerinde Edirnekapı'daki bir parkta toplandı. Pankart ve döviz açan grup, sık sık slogan atarak görüşmelerin sonuçsuz kalmasını protesto etti. Polis ekipleri de eylemci grup çevresinde yoğun güvenlik önlemi aldı. Daha sonra işçiler, Saraçhane'deki İstanbul Büyükşehir Belediye binasına grev kararı asmak için yürümek istedi. Polis grubun yürümesine izin vermedi. Grubun ısrarla yürümek istemesi üzerine polis, işçilere biber gazı ve tazyikli su sıkarak müdahale etti. Müdahale sırasında bazı işçiler yaralandı. Bölgedeki gerginlik devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;İŞÇİLER, İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ'NİN KAPISINA GREV KARARI ASTI&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplu sözleşmelere ilişkin görüşmelerin anlaşmazlıkla sonuçlanması üzerine eylem yapan belediye işçileri, İstanbul Büyükşehir Belediyesi binasına grev kararı astı. İşçiler, önerilen yüzde 8'lik zammı kesinlikle kabul etmeyeceklerini ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Edirnekapı'da polisin müdahale ettiği belediye işçileri, gruplar halinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin karşısındaki Saraçhane Parkı'nda toplanmaya başladı. Polis, işçilerin belediye binası önünde ve cadde üzerinde beklemesine izin vermeyince işçiler, parkta bir süre polis kordonu altında bekledi. Burada Belediye-İş Sendikası yetkilileri ile polisler arasında pazarlık yapıldı. Pazarlıklar sonunda parkta toplanan yaklaşık 1000 kişinin tek sıra halinde trafiği aksatmadan belediyeye yürüyüşüne izin verildi. Belediye önüne gelen işçiler, Kadir Topbaş ve Hükümet aleyhine sloganlar attı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra işçiler adına basın açıklaması yapan Belediye-İş 2 No'lu Şube Başkanı Hasan Gülüm, "İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştirakleri ile Zeytinburnu, Gaziosmanpaşa, Bayrampaşa, Ümraniye, Üsküdar, Güngören ve Adalar Belediyesi'nde 6 aydır süren toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin grev aşamasına geldiğini belirtti. Gülüm, 27 bin belediye işçisinin toplu sözleşmelerin sonuçlanmasını beklediğini ve kendilerine yüzde 8'lik maaş zammı teklif edildiğini söyledi. Gülüm, bu zam miktarının kesinlikle kabul edilmeyeceğini ve grev kararının ardından sorunun çözümlenmesini beklediklerini sözlerine ekledi. Gülüm, Edirnekapı'daki polisin müdahalesine ise tepki gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basın açıklamasının ardından bir grup, hazırladıkları grev kararı metnine belediye binasının kapısına astı. Bu sırada işçiler de davul ve zurna ile halay çekti.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;CİHAN&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/993409451233048927-4040280472026298260?l=aof-blog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/aof/~3/Qw14iz3SX3Y/2-bin-iiye-polis-mdahalesi.html</link><author>noreply@blogger.com (neo)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://aof-blog.blogspot.com/2008/07/2-bin-iiye-polis-mdahalesi.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-993409451233048927.post-7307011434180350166</guid><pubDate>Mon, 24 Dec 2007 20:26:00 +0000</pubDate><atom:updated>2007-12-24T12:27:23.634-08:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ders notları</category><title>Yargı Örgütü ve Tebligat Hukuku (Tüm Kitap) Özeti</title><description>•   Hukuk ceza genel kurullarının içtihadı birleştirme toplantılarında bu kurallara bağlı üye sayısının en az üçte ikisi kadar üyenin bulunması zorunludur.&lt;br /&gt;•   Nüfus kütüğü ve yaş kayıtlarının düzeltilmesi, öz ve soyadının değiştirilmesi ile ilgili davalarda Yargıtay On sekizinci Hukuk Dairesi görevlidir.&lt;br /&gt;•   Mahkemelerden verilmiş iflas ve konkordatoya ilişkin hüküm ve kararları Yargıtay Ondokuzuncu Hukuk Dairesi inceler.&lt;br /&gt;•   Tavsif, içeriğini ve niteliklerini belirleme, vasıflandırma anlamına gelmektedir.&lt;br /&gt;•   Yargıtay ikinci ceza dairesi, sulh ceza mahkemelerince Türk ceza kanunu’na göre verilen ve diğer dairelerin görevlerine girmeyen suçlara ait hüküm ve kararları inceleyerek sonuca vardırır.&lt;br /&gt;•   Ceza Daireleri’nin görevlerinin belirlenmesinde davadaki içerik ve nitelikler esas alınır.&lt;br /&gt;•   Yargıtay ve Ceza genel kurulları, Yargıtay dairelerinin bozma kararlarına karşı mahkemelerce verilen direnme kararlarını inceleyerek karara vardırır.&lt;br /&gt;•   Yargıtay daire başkanları Yargıtay Büyük Genel kurulu’nca seçilmektedir.&lt;br /&gt;•   Hukuk ve ceza daireleri arasında meydana gelen görev ve iş bölümü uyuşmazlıklarını kesin karara bağlamak Başkanlar Kurulunun görevidir.&lt;br /&gt;•   Anayasa’nın 125. maddesine göre, idarenin her türlü eylem ve işlemi yargısal denetime tabidir. Ayrıca idare eylem ve işlemlerinden doğan her türlü zararı ödemek zorundadır.&lt;br /&gt;•   İdari yargı, birbirinden farklı mahkemelerin faaliyet gösterdiği idari yargı ve askeri yargı olmak üzere ikiye ayrılmıştır.&lt;br /&gt;•   İdare mahkemeleri idari yargı alanında genel görevli mahkemelerdir.&lt;br /&gt;•   İptal davaları, idari işlemler sonucu menfaatleri ihlal edilenlerce idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka aykırılıkları dolayısıyla açılabilirler.&lt;br /&gt;•   Tam yargı davaları, iptal davaları ve idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlık davaları idari dava türleridir.&lt;br /&gt;•   İdari mahkemeleri baktıkları davalarda idarenin yerine geçerek, idari eylem ve işlem niteliğinde karar alamazlar. Yalnızca, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimini yaparlar.&lt;br /&gt;•   İdare mahkemelerinde, genel olarak evrak üzerinde yapılacak olan incelenme ile yazılı inceleme usulü benimsenmiştir.&lt;br /&gt;•   Danıştay’da görülen davaların duruşmalarında savcının bulunması zorunludur.&lt;br /&gt;•   İdari davalarda hakim, delilleri araştırırken ve davayı yürütürken kendiliğinden araştırma yetkisine sahiptir.&lt;br /&gt;•   Vergi mahkemelerinde de yazılı yargılama usulü uygulanır ve inceleme evrak üzerinde yapılır. Ancak sözlü yargılama usulünün de uygulanması mümkündür.&lt;br /&gt;•   Danıştay’ın hem danışma hem de inceleme görevleri bulunmaktadır.&lt;br /&gt;•   İdari yargıda temyiz yeri Danıştay’dır.&lt;br /&gt;•   Danıştay dava dairelerinin veya idari ve vergi dava daireleri genel kurullarının kendi kararları veya ayrı ayrı verdikleri kararlar arasındaki içtihat birliğini sağlamakla, Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu görevlidir.&lt;br /&gt;•   Bakanlar Kurulu Kararlarına karşı ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’a başvurulur.&lt;br /&gt;•   Askeri idari yargının görev alanına giren uyuşmazlıkları çözme görevi, ilk ve son derece mahkemesi olarak, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’ne verilmiştir.&lt;br /&gt;•    Hukuki anlamda tebligat; Yargılamaya ilişkin olan işlemleri, o yargılamayla ilgili kişilere, kanunda belirtilen usule uygun olarak bildirmek için yapılan belgelendirme işlemidir.&lt;br /&gt;•   Tebligattan söz edebilmek için bildirme ve bildirimin belgelenmesi unsurlarının var olması gerekmektedir.&lt;br /&gt;•   Tebligat işlemlerinde meydana gelen aksamalar ve tebligatla ilgili uygulamadaki yanlışlıklar, yargılamanın uzamasının en önemli sebeplerinden biridir.&lt;br /&gt;•   Tebligat çıkartan mercilerin tebliğ evrakını hazırlarken veya tebliğ memurunun tebligat yaparken gerekli özeni göstermemesi gibi aksaklıkların yanı sıra, tebligattaki en önemli aksaklık, tebligatın muhataba ulaşmasında olmaktadır.&lt;br /&gt;•   Tebligat işlemlerindeki başarısı ile bir ülkenin gelişmişliği ve organize olmuş bir devlet yapısına sahip olma durumunun paralellik gösterdiği ileri sürülebilir.&lt;br /&gt;•   Tebligat, adli yargılama hakkının temel unsurlarından hukuki dinlenilme hakkı ile doğrudan ilgilidir.&lt;br /&gt;•   Hukuki dinlenilme hakkı; yargılamayla hukuki durumu etkilenecek kişilerin, yargılamanın bir sujesi olarak, yargılama konusunda bilgi edinmelerini, açıklamada bulunmalarını, yargılamaya etki edebilmelerini ve yargı mercilerinin bunları dikkate alıp değerlendirerek, gerekçeli şekilde karar vermesini sağlayan, sürpriz kararla karşılaşmanın önüne geçen, bir temel hak ve yargılama ilkesidir.&lt;br /&gt;•   Tebligat hukukunun en önemli kaynağı 7201 sayılı Tebligat Kanunu’dur.&lt;br /&gt;•   Yurtdışına veya yurt dışından yurt içine yapılan tebligatlar için özel düzenlemeler ile birlikte uluslar arası sözleşmeler de kaynak durumundadır.&lt;br /&gt;•   Tebligat çıkartacak merciler Tebligat Kanunu’nda tek tek sayılmıştır.&lt;br /&gt;•   Tebligat işlemi için önce tebligat kararı alınması gereklidir.&lt;br /&gt;•   Tebligatlar kural olarak Posta ve Telgraf Teşkilatı tarafından yapılır.&lt;br /&gt;•   Yargı mercileri için niteliğine göre kendi memurları aracılığıyla tebligat yapılmasına karar verebilirler.&lt;br /&gt;•   İstinabe, davanın görülmekte olduğu mahkemeye gönderilmek üzere başka bir yerde bulunan bir tanığın oradaki mahkemece ifadesinin alınmasıdır.&lt;br /&gt;•   Adli makamlar hiçbir gerekçe göstermeden memur aracılığıyla tebligat yapabilirler.&lt;br /&gt;•   Yabancı ülkeye yapılacak tebligatlarda Tebligat kanunu ve Tüzüğü yanında ikili ve çok taraflı anlaşma hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir.&lt;br /&gt;•   Yabancı ülkelerde yapılacak tebligatın ülkenin temsilcileri aracılığıyla yapılması söz konusu ülkenin açık ya da zımni iznine bağlıdır.&lt;br /&gt;•   Tebligat kanununa göre tebligat gerçek ya da tüzel kişi olan muhataba yapılır.&lt;br /&gt;•   Tebligatın muhatap yerine başkasına yapılabilmesi ancak kanunda belirtilen koşullarda söz konusu olur.&lt;br /&gt;•   Gönderilen resmi bir yazıyı alma tebellüğ olarak adlandırılır.&lt;br /&gt;•   Muhatap yerine iş ortağına yapılan tebligat geçerli değildir.&lt;br /&gt;•   Muhatap yerine tebligat alan kişinin tebligatın önemini anlayacak ve bunu muhataba ulaştıracak yeterlilikte olması gerekmektedir.&lt;br /&gt;•   Kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanılması durumunda kanuni temsilci bulunsa dahi tebligat mutlaka muhataba yapılmalıdır.&lt;br /&gt;•   Vekil aracılığı ile yürütülen işlerde tebligatın mutlaka vekile yapılması gerekmektedir.&lt;br /&gt;•   Birden fazla vekile tebligat yapılması durumunda ilkine yapılan tebligat esas alınır.&lt;br /&gt;•   Vekillik sona ermedikçe yargı kararının icrası aşamasında yapılan tebligatlar da vekile yapılır.&lt;br /&gt;•   Tüzel kişiliği olmayan topluluklarda kanun gereğince topluluğu temsile yetkili bir kimse varsa temsilciye o iş ve temsille sınırlı tebligat yapılabilir.&lt;br /&gt;•   Ticari mümessil, ticari biçimde işletilen bir kurum sahibi tarafından işleri yönetme ve kurumun imzasını kullanarak vekil sıfatı ile imza atmak üzere kendisine izin verilen kimsedir.&lt;br /&gt;•   Askerde bulunan erler için kıta komutanı ya da müessese amiri gibi en yakın üste tebligat yapılmalıdır.&lt;br /&gt;•   Tebligat, tutuklu ya da hükümlünün kendisine yapılır.&lt;br /&gt;•   Muhatap ile muhatap yerine tebligat yapılacak kişi arasında husumet varsa bu kimselere muhatap adına tebligat yapılamaz.&lt;br /&gt;•   Tebligat kural olarak muhatabın en son adresine yapılır.&lt;br /&gt;•   Tebligat yapabilmek için önemli olan mesken, yerleşim yeri ya da işyeri gibi herhangi bir adresin bulunmasıdır. Aksi halde tebligat yapılamaz.&lt;br /&gt;•   Tebligatı yapan memurların küçük değişiklikleri tebliğ mazbatasına yazarak tebligatı gerçekleştirmeleri, özellikle, yeni tebligatların daha sağlıklı yapılması ve doğru adresin bilinmesi açısından önemlidir.&lt;br /&gt;•   Muhatabın yeni adresi bilinmekle birlikte, memurun dağıtım bölgesi dışında ise, tebliğ evrakı dağıtım merkezince yani adrese gönderilir.&lt;br /&gt;•   Adresten başka yerde tebligat yapılmasında muhatabın bu yönde talebinin ya da kabulünün olması gerekmektedir.&lt;br /&gt;•   Tebligat normal çalışma gün ve saatlerinin yanı sıra resmi tatil günleri ve adli tatilde de yapılabilir. Ancak, tebliğle işleme başlayan süre adli tatilde dolarsa, tatilin bittiği günden itibaren yedi gün daha uzatılmış olur.&lt;br /&gt;•   Tebligatın istenen sonucu sağlamsı ve amacına ulaşması için, tebliğ evrakının duruşma ya da işlem gününden belirli bir süre önce gönderilmesi gerekmektedir.&lt;br /&gt;•   Tebliğ süresinin belirlenmesinde, evrakın gönderileceği yerin yakınlık veya uzaklığı, mevsimin yaz ya da kış olması, nakil vasıtalarının durumu gibi hususların göz önünde bulundurulması gerekmektedir.&lt;br /&gt;•   Tebligat için düzenlenecek evraklar Tebligat Tüzüğünde gösterilmektedir. Tüzükte yer alan örneklerden 2,11 ve 12 numaralı örnekler PTT işletmesi, diğerleri ise, tebliği çıkaran merciler tarafından sağlanır.&lt;br /&gt;•   Tüzüğe ekli örneklere göre bastırılacak matbualar beyaz renkte olmalıdır.&lt;br /&gt;•   Tebliğ memurları yapmış oldukları tebligat işlemini, tebligat bakımından en önemli belge olan tebliğ mazbatası düzenleyerek tespit ederler.&lt;br /&gt;•   Doğrudan tebligatın söz konusu olduğu hallerde, tebliğ mazbatası düzenlenmez.&lt;br /&gt;•   Mahkemenin, bir kimseye yazılı olarak mahkemeye çağırması tebligattan farklı olarak davetiye kavramı ile ifade edilmektedir.&lt;br /&gt;•   Biri dosyasına konulmak ve diğeri tebliğ edilecek kimselere verilmek üzere lüzumu kadar nüsha şeklinde düzenlenen tebliğ olunacak evrakta tebligatı talep eden veya vekilinin imzası bulunur.&lt;br /&gt;•   PTT idaresi usulüne uygun olarak tebliğ evrakını kabul eder ve buna mahsus tevdi listesi, PTT’ye ait tarih damgası ile damgalanıp imzalanarak tevdi edene verir.&lt;br /&gt;•   Memur vasıtasıyla yapılacak tebliğlerde, tebliğ yapana verilecek ücretler, tebliğ yapılacak yerin uzaklığına göre, her mali yılbaşında, il idare kurullarınca belirlenir.&lt;br /&gt;•   Aksine bir hüküm olmadıkça, tebligat yapılmasını isteyen kimse, tebligat giderlerini peşin olarak öder.&lt;br /&gt;•   Tebligat, muhatap veya muhatap yerine tebligat yapılabilecek kişilere tebliğ edilecek yer ve zamanda yapılır.&lt;br /&gt;•   Tebligat bir mazbata ile belgelendirilir.&lt;br /&gt;•   Tebliğ mazbatası, tebliğ memuru tarafından tebliğ yerinde düzenlenmektedir.&lt;br /&gt;•   Muhatabın tebliğ mazbatasına imza atmasını engel bir halinin olması durumunda, izlenecek yol tebligat hukuku bakımından açıkça düzenlenmiştir.&lt;br /&gt;•   Muhatap veya yerine tebligat yapılan kimselerin tebellüğden kaçınması durumunda, muhatap veya yerine tebligat yapılacak kimselerin durumdan zaten durumdan haberdar olmaları nedeniyle komşuya, kapıcıya veya yöneticiye haber verme zorunluluğu bulunmamaktadır.&lt;br /&gt;•   Muhatap ya da yerine tebligat alacak kişi, adreste geçici bulunmamakla birlikte, bu yönde beyanda bulunan kişiler tebliğ evrakını alırlarsa, tebligat evrakını aldıkları tarihte tebligat yapılmış sayılır.&lt;br /&gt;•   Muhatabın ölmüş olması durumunda başka bir işleme gerek kalmadan, tebliğ evrakı tebliği çıkartan mercie iade edilir.&lt;br /&gt;•   Daha önce tebligat yapılan adreste, yeni tebligat yapılamamış ve yeni adreste tespit edilememişse, tebligat usulünce bildirilen yeni adrese yapılır. Ancak, araştırmalara rağmen yeni adres de belirlenemezse, tebliğ evrakının bir örneği eski adrese ilişkin binanın kapısına asılır.&lt;br /&gt;•   Diğer tebligat yöntemlerine göre tebligat yapılamaması, muhatabın adresinin bilinmemesi ve araştırmalara rağmen bulunamaması durumunda ilanen tebligat yapılması gerekir.&lt;br /&gt;•   İlanen tebligat muhatabın en emin şekilde örenebileceği umulan gazete aracılığıyla yapılır.&lt;br /&gt;•   İlan yoluyla tebliğ, ilan tarihinden itibaren yedi gün sonra yapılmış sayılır.&lt;br /&gt;•   Yurtdışında bulunan Türk vatandaşlarına tebligat, o yerdeki Türk Büyükelçi veya Konsolosluğu aracılığı ile yapılmaktadır.&lt;br /&gt;•   Bildirimin, bildirim yapılan ülke mevzuatına göre muhataba bildirilmesi halinde muhatap ilgili Türk temsilciliğine otuz gün içerisinde başvurmadığı takdirde, tebligat otuzuncu günün sonunda yapılmış sayılır.&lt;br /&gt;•   Yurtdışında görevli bulunan Türk memurlara Dışişleri Bakanlığı, asker kişilere ise, bağlı bulundukları kuvvet komutanlığı aracılığı ile yapılmaktadır.&lt;br /&gt;•   Yurtdışında bulunan yabancılar yapılacak tebligat hazırlanırken anlaşma hükümlerine ve karşılıklılık esaslarına uyulmalıdır.&lt;br /&gt;•   Adalet Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ile işbirliği halinde hangi ülkeler için avans olarak ne kadar tebligat giderinin ödenmesi gerektiğini tespit eder.&lt;br /&gt;•   Türkiye’de bulunan diplomatik dokunulmazlığı olmayan yabancılara yapılacak tebligatta, Türkiye içinde diğer kişilere yapılan kişilere yapılan tebligata ilişkin kurallar geçerlidir.&lt;br /&gt;•   Yabancı ülkeden gelen ve Türkiye’de yerleşik bulunan yerli ya da yabancı bir kimseye yapılacak tebligatta da öncellikli olarak bu konudaki uluslar arası anlaşmalar ve karşılıklılık esasları uygulanacaktır.&lt;br /&gt;•   Usulsüz tebligatın ortaya çıkması için, öncelikle bir tebligat işlemi bulunmalıdır.&lt;br /&gt;•   Usulsüz tebligat rağmen, icra dairesinin yaptığı işleme karşı icra mahkemesine başvurulmasının sonucu işlem düzeltilir veya iptal edilir.&lt;br /&gt;•   Bir tebligatın usulsüz olması durumunda kural olarak geçersizdir. Ancak, bu geçersizlik, yokluk ya da mutlak bir geçersizlik değildir.&lt;br /&gt;•   Usulsüz tebligat muhatabın usulsüz tebliği öğrendiğini beyan ettiği tarihte tebliğ edilmiş sayılır.&lt;br /&gt;•   Tebligatın usulsüz olup olmadığını, ilgili merci kendiliğinden dikkate almalıdır.&lt;br /&gt;•   Tebligatın usulsüzlüğüne ilişkin yargı kararları başlı başına nihai karar oluşturmadıklarından, ancak asıl hükümle birlikte temyiz konusu yapılabilirler.&lt;br /&gt;•   Tebligat suçları Tebligat Kanuni ile düzenlenmiştir.&lt;br /&gt; YARGI ÖRGÜTÜ VE TEBLİGAT HUKUKU (Tüm Kitap)DERS Özeti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•   Kanunlarla uyuşmazlıkların çıkmasının önlenmesi amaçlanırken yargılama hukuku kuralları ile çıkan uyuşmazlıkların yargısal çözümü esas alınır.&lt;br /&gt;•   Anlaşmazlık; sulh yoluyla çözülemeyen bir uyuşmazlıktır. Uyuşmazlık ise; bir hakkın varlığı, kapsamı veya sonuçları üzerinde ortaya çıkan anlaşmalıktır.&lt;br /&gt;•   Uyuşmazlık ve dava kavramları birbirlerinden farklı kavramlardır.&lt;br /&gt;•   ABD de alternatif çözüm yolları geniş uygulama alanı bulmaktadır.&lt;br /&gt;•   Tüketicinin Korunması Kanunu ile yargı dışı bir çözüm yolu öngörülmüştür.&lt;br /&gt;•   Türkiye’deki asıl uyuşmazlık çözüm yolu, dava yoludur.&lt;br /&gt;•   Arabuluculuk yoluyla uzlaştırma, Türk hukukunda işverenle işçi arasındaki uyuşmazlıklarda söz konusu olmaktadır.&lt;br /&gt;•   Cezalandırma yetkisi yalnızca devlete aittir. Kişilerin cezaları kendilerinin belirlemesi söz konusu olamaz.&lt;br /&gt;•   Çağdaş bir demokraside birbirlerini denetleyen, yasama, yürütme ve yargı olmak üzere üç kuvvet bulunmaktadır.&lt;br /&gt;•   Görülmekte olan dava hakkında yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili yasama meclisinde soru sorulamaz, görüşme yapılamaz ve herhangi bir beyanda bulunulamaz.&lt;br /&gt;•   Yasama organı, mahkeme kararlarına kayıtsız ve şartsız uymak zorundadır.&lt;br /&gt;•   Yürütme organları, yargı organlarına emir ve talimat veremezler ve yargı kararlarını yerine getirmek zorundadırlar.&lt;br /&gt;•   Hakim ve savcılarla ilgili özlük işlerini Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yerine getirir.&lt;br /&gt;•   Yüksek yargı organları, dışında kalan yargı organlarının kanunla düzenleneceği Anayasa hükmüdür.&lt;br /&gt;•   Türkiye’de anayasa yargısı, adli yargı ve idari yargı olmak üzere üç temel yargı kolu bulunmaktadır.&lt;br /&gt;•   Hakimler vicdani kanaate göre karar vermesinin anlamı hakimin bir insan olarak mesleki olsun olmasın her türlü bilgi birikiminin, değer yargılarının, kişilik yapısının, toplumla ilişkilerinin ve ruh halinin, vereceği kararda etkili olacağı anlamına gelir.&lt;br /&gt;•   Yargı örgütünde insan kaynağı hakimlerin yanında, iddia makamı ve savunma makamlarından da oluşmaktadır.&lt;br /&gt;•   Hakim ve savcılar iki yıl, avukatlar ise bir yıllık staj süresinden sonra mesleğe başlarlar.&lt;br /&gt;•   Dar anlamda anayasa yargısı, kanunların ve diğer bazı işlemlerin anayasaya uygunluğunun yargısal organlarca denetimini ifade eder.&lt;br /&gt;•   Ülkemizde Anayasa’ya uygunluk denetimi görevi ilk olarak 1961 anayasası ile Anayasa Mahkemesine verilmiştir.&lt;br /&gt;•   Asliye hukuk mahkemesi, kendi yargı çevresinde sulh hukuk mahkemesinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinde doğan her türlü dava ve kanunların verdiği diğer işleri yapmaktır.&lt;br /&gt;•   Bir asliye hukuk mahkemesinin yargı çevresinin değiştirilmesine Hakimler ve Savılar Yüksek Kurulu karar verir.&lt;br /&gt;•   Asliye hukuk mahkemesinin görevleri; ‘’malvarlığına ilişkin haklardan doğan davalar’’ve ‘’şahıs varlığına ilişkin haklardan doğan davalar’’dan oluşmaktadır.&lt;br /&gt;•   İcra mahkemesi hakimlerine karşı açılacak sorumluluk davaları asliye hukuk mahkemelerinde açılır.&lt;br /&gt;•   Ad, soyadı, ve diğer nüfus kayıtlarının düzeltilmesi gibi şahıs varlığı haklarına ilişkin davalar, asliye hukuk mahkemelerindegörülür.&lt;br /&gt;•   Asliye hukuk mahkemesinde yazılı yargılama usulü uygulanır.&lt;br /&gt;•   Asliye ticaret mahkemeleri bir başkan ve 2 üyeden oluşan toplu mahkemelerdir.&lt;br /&gt;•   Bir yerde asliye hukuk mahkemeleri ile birlikte asliye ticaret mahkemesinin de bulunması durumunda aralarında görev değil işbirliği ilişkisi söz konusudur.&lt;br /&gt;•   Bir yerde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmuyorsa oradaki asliye hukuk mahkemesi ticari işlerden doğan uyuşmazlıklara bakacaktır.&lt;br /&gt;•   Sulh hukuk mahkemeleri, tek hakimlidir ve her il ve ilçede kurulmaktadır.&lt;br /&gt;•   Aile mahkemeleri; merkez nüfusu yüz binin üzerinde olan yerlerde kurulabilir.&lt;br /&gt;•   Aile mahkemelerinde psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı gibi uzmanlarda görev almaktadırlar.&lt;br /&gt;•   Aile mahkemeleri, önlerine gelen davalarda sorunları tespit ederek öncelikler bunların sulh yoluyla çözümlenmesini sağlama çalışırlar.&lt;br /&gt;•   İcra mahkemesinin idari, yargısal ve danışmaya ilişkin görevleri bulunmaktadır.&lt;br /&gt;•   İcra mahkemesine yargısal konularda başvurma, şikayet, itirazın kaldırılması istemi, itiraz ve dava açma biçiminde ortaya çıkabilir.&lt;br /&gt;•   İcra mahkemelerinde, davaların çabuk ve ivedi biçimde sonuçlandırılabilmesi için basit yargılama usulü uygulanır.&lt;br /&gt;•   İş davalarına adli tatil süresinde dahi devam edilir.&lt;br /&gt;•   Tüketici mahkemesi tarafından, satışa sunulan ayıplı malların toplatılmasına karar verilmişse, tüketici tarafından ayıplı malları satışa sunan kimseye karşı açılacak tazminat davasında yetkili mahkeme, malların toplatılması kararı veren mahkemedir.&lt;br /&gt;•   İlk derece ceza mahkemeleri sulh ceza, asliye ceza ve ağır ceza mahkemeleridir.&lt;br /&gt;•   Ceza mahkemeleri, her il merkezinde ve bazı ilçelerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığı’nca kurulur.&lt;br /&gt;•   Sulh ceza ve asliye ceza mahkemeleri tek hakimle, ağır ceza mahkemeleri bir başkan ve yeteri kadar üye ile toplanırlar.&lt;br /&gt;•    Coğrafi durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak bir ceza mahkemesinin kaldırılmasına veya yargı çevresini değiştirilmesine, özel kanunlarında yargı çevresi belirtilmemiş olan diğer ceza mahkemelerinin yargı çevresinin belirlenmesine Adalet Bakanlığı’nın önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca karar verilir.&lt;br /&gt;•   Mahkeme kuruluşu bulunan her il ya da ilçe merkezine o yerin adı ile anılan, bir cumhuriyet başsavcısı ve yeteri kadar cumhuriyet savcısının bulunduğu cumhuriyet başsavcılığı kurulur. Gerekli görülen yerlerde Adalet Bakanlığı’nın önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun kararıyla bir veya birden fazla Cumhuriyet başsavcı vekili atanır.&lt;br /&gt;•   Ağır Ceza mahkemeleri, Türk ceza kanunu’nda düzenlenen yağma, irtikap, resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık, hileli iflas suçları ile ağırlaştırılmış müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili davalara ve kanunların ayrıca görevli kıldığı davalara bakarlar.&lt;br /&gt;•   Adliye ceza mahkemeleri, tek hakimli mahkemelerdir ve bünyelerinde cumhuriyet başsavcılığı müessesesi bulunur.&lt;br /&gt;•   17 yaşında yağma suçu işleyen birisinin, çocuk mahkemesinde yargılanması gerekir.&lt;br /&gt;•   Merkez nüfusu yüz binin üzerindeki her ilçede bir çocuk mahkemesi kurulur.&lt;br /&gt;•   Çocuk mahkemelerinde görev yapacak hakimlerin 30 yaşını bitirmiş, çocuk sahibi ve mümkün olduğunca ayrı cinsiyette olmaları tercih nedenidir.&lt;br /&gt;•   Çocuğu suça iten etmenlerin araştırılmasında ve altta yatan sorunların çözülmeye çalışılmasında çocuk mahkemelerinin uzmanları etkin rol ve işleve sahiptirler.&lt;br /&gt;•   Bir şirketin sahip olduğu patent, hakkı cezai uyuşmazlık oluşturacak şekilde ihlal edildiğinde bu uyuşmazlık fikri ve sınai haklar ceza mahkemesinde görülür.&lt;br /&gt;•   İcra ceza mahkemesinin bakacağı davalar şikayete bağlı suçlarla ilgilidir.&lt;br /&gt;•   Trafik mahkemelerinin bakması gereken ancak trafik mahkemesinin olmadığı yerlerdeki davalara sulh ceza mahkemeleri bakar.&lt;br /&gt;•   Anayasa Mahkemesi, vatana ihanetle suçlanan Cumhurbaşkanını ve görevleri ile ilgili olarak suç işledikleri iddia olunan başbakan ile bakanları Yüce Divan sıfatıyla yargılar&lt;br /&gt;•   İstinaf kanun yolu, birinci derece mahkemesi tarafından verilen bir kararın ikinci derece bir mahkeme, yani bölge adliye mahkemesi tarafından düzeltilmesi, iyileştirilmesi veya iptal edilmesi amacına yönelik bir kanun yoludur.&lt;br /&gt;•   Bölge adliye mahkemeleri, ilk derece yargı mahkemelerinden farklı olarak, il veya ilçe esasına göre kurulamaz.&lt;br /&gt;•   Bölge adliye mahkemelerinin yargı çevrelerinin belirlenmesine, veya mahkemelerin kaldırılmasına ise Adalet Bakanlığı’nın önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca karar verilir.&lt;br /&gt;•   Bölge adliye mahkemesi başkanı, bölge adliye mahkemesini temsil etmek yetkisine sahiptir.&lt;br /&gt;•   Bölge adliye mahkemesi başkanı kural olarak dört yıldan önce başka bir yere veya göreve atanamaz.&lt;br /&gt;•   Bölge adliye mahkemesi Başkanlar Kurulu, bölge adliye mahkemesi başkanı ile daire başkanlarından oluşur.&lt;br /&gt;•   Bölge adliye mahkemesi başkanlar kurulu, görevlerini yerine getirirken kararlarını çoğunlukla verir.&lt;br /&gt;•   Her bölge adliye mahkemesinde, en az üç hukuk ve en az iki ceza dairesinin bulunması öngörülmüştür.&lt;br /&gt;•   Daire başkanı, dairelerinde uyumlu, verimli bir çalışmanın gerçekleşmesini, işlerin makul süre içinde incelenmesini ve karara bağlanmasını sağlamakla yükümlüdür.&lt;br /&gt;•   Bölge adliye mahkemesi daire üyelerinin görevleri, Yargıtay Kanunu’nun 25. maddesinde yer alan Yargıtay üyelerinin görevleri dikkate alınarak düzenlenmiştir.&lt;br /&gt;•   İlk derece adli yargı hukuk mahkemelerinin verdiği ve kesin olmayan hüküm ve kararlara karşı yapılan başvurular bölge idare mahkemeleri hukuk dairelerince incelenerek karara bağlanır.&lt;br /&gt;•   Bölge adliye mahkemesi hukuk daireleri yargı çevresi içerisinde bulunan adli yargı ilk derece hukuk mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmekle de yetkilidirler.&lt;br /&gt;•   Cumhuriyet Başsavcısı, birinci sınıfa ayrılmış veYargıtay üyeliğine seçilme hakkını yitirmemiş adli yargı hakim ve savcıları arasından Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından atanır.&lt;br /&gt;•   Bölge adliye mahkemesinin genel yönetim işlerini yapma görevinin hem bölge adliye mahkemesi başkanına, hem de başsavcısına verilmiş olmasının uygulamada tereddüt yaratacağı düşünülmektedir.&lt;br /&gt;•   Cumhuriyet savcıları, duruşmalı işlerde duruşmalara katılmakla da görevlidirler.&lt;br /&gt;•   Bölge adliye mahkemeleri, adli yargı ilk derece mahkemelerince verilen ve kesin olmayan hüküm ve kararlara karşı yapılacak başvuruları incelemek gerekli hallerde duruşma yapmak suretiyle karara bağlamakla görevlidirler.&lt;br /&gt;•   2007 yılının Nisan ayına kadar bölge adliye mahkemelerinin kurulmaları ve tüm ülkede faaliyete geçmeleri gerekmektedir.&lt;br /&gt;•   Yargıtay’ın kuruluş ve örgütlenmesi Anayasa ve Yargıtay Kanunu ile düzenlenmiştir.&lt;br /&gt;•   Yargıtay’ın sekiz tane karar organı bulunmaktadır.&lt;br /&gt;•   Yargıtay’da yirmi bir hukuk, on bir ceza dairesi vardır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/993409451233048927-7307011434180350166?l=aof-blog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/aof/~3/qfF2-AyxR8A/yarg-rgt-ve-tebligat-hukuku-tm-kitap.html</link><author>noreply@blogger.com (neo)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://aof-blog.blogspot.com/2007/12/yarg-rgt-ve-tebligat-hukuku-tm-kitap.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-993409451233048927.post-3457862930513154305</guid><pubDate>Mon, 24 Dec 2007 20:25:00 +0000</pubDate><atom:updated>2007-12-24T12:26:20.645-08:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ders notları</category><title>TEMEL BİLGİ TEKNOLOJİLERİ</title><description> Bilgiyi işlemekte kullanılan araçlar ikiye ayrılır. 1-&lt;br /&gt;Maddi cihazlar 2-Kavramsal araçlar.&lt;br /&gt; Kullanıcıve bilgisayarın karşılıklıetkileşimini&lt;br /&gt;sağlayan birimlerin genel adıGiriş-çıkışbirimleridir.&lt;br /&gt; Bilgisayar sisteminin maddi unsurlarına Donanım&lt;br /&gt;denir. Maddi olmayan unsurlarına yazılım denir.&lt;br /&gt; Windows 98, windows 2000, windows XP, işletim&lt;br /&gt;sistemleridir.&lt;br /&gt; Daha önceden kaydedilmişolan bir belgeyi açmak&lt;br /&gt;için oklu açık kitap düğmesi kullanılır.&lt;br /&gt; Kelime işlemcilerle metin düzenleme, metin&lt;br /&gt;biçimlendirme, metin yazdırma, metin saklama&lt;br /&gt;yapılabilir fakat metin karakteri oluşturulamaz.&lt;br /&gt; fx düğmesinin işlevi aktif hücreye işlev&lt;br /&gt;yapıştırmaktır.&lt;br /&gt; Sunum programlarının görünüm seçenekleri:&lt;br /&gt;Anahat, normal, slayt, slayt sıralayıcısıgörünümü&lt;br /&gt; Sunum programlarında farklıbiçimlerde ve&lt;br /&gt;renklerde hazır metin şablonlarından yararlanmak&lt;br /&gt;için WortArt kullanılır.&lt;br /&gt; Bilgisayarda çeşitli şekiller ve gerçekçi çizimler&lt;br /&gt;yaratmak ya da düzenlemek amacıyla kullanılan&lt;br /&gt;yazılımların genel adıçizim programlarıdır.&lt;br /&gt; Veri tabanında kayıtlarımeydana getiren hücrelere&lt;br /&gt;alan denir.&lt;br /&gt; Bilgisayar ağınıoluşturan dört temel öğe: İletim&lt;br /&gt;ortamıile bilgisayar arasındaki arayüz donanımı,&lt;br /&gt;İletim yöntemi, Fiziksel iletim ortamı, Ağişletim&lt;br /&gt;sistemi&lt;br /&gt; Bilgisayarlararasıbağlantıların şekline ağtopolojisi&lt;br /&gt;denir.&lt;br /&gt; Ağa bağlıbilgisayarların birbirleriyle haberleşmekte&lt;br /&gt;kullandıklarıdile ağprotokolleri denir.&lt;br /&gt; Eğitim kurumlarının internet adreslerindeki&lt;br /&gt;uzantısı.edu&lt;br /&gt; İki ya da daha fazla kullanıcının farklıanlarda&lt;br /&gt;birbiri ile bilgisayar ağıüzerinden haberleşmesini Email&lt;br /&gt;sağlar.&lt;br /&gt; İnternet üzerinde bulunan web sitelerinin&lt;br /&gt;görüntülenebilmesi için kullanılan programlardan&lt;br /&gt;biri İnternet Explorer'dır.&lt;br /&gt; Algoritmaların grafiksel şekiller kullanılarak&lt;br /&gt;gösterimine AkışŞemasıdenir.&lt;br /&gt; Sistem analizi ve tasarımında problem çözme&lt;br /&gt;sürecinin ilk aşamasıÖn araştırma'dır.&lt;br /&gt; Girilen veriler üzerinde işlem yapan bilgisayar birimi&lt;br /&gt;işlemcidir.&lt;br /&gt; Kelime işlemcilerde metin saklama, yazdırma,&lt;br /&gt;düzenleme, biçimlendirme yapılabilir ama metin&lt;br /&gt;karakteri oluşturulamaz.&lt;br /&gt; İşlem tablosunun özellikleri: Sayısal verileri&lt;br /&gt;yorumlamaya yardımcıolmak, karmaşık&lt;br /&gt;hesaplamalar ve işlemler yapmak, değişikleri&lt;br /&gt;kendiliğinden güncellemek, eğer türü sorular&lt;br /&gt;sormaya olanak tanımak.&lt;br /&gt; Bilgi işlem sürecinin adımları: kaydetme, sıralama,&lt;br /&gt;sınama, sınıflandırma.&lt;br /&gt; Büro yazılımlarında ekranda görüntülenmesi istenen&lt;br /&gt;bir araç çubuğunu eklemek için kullanılan menü&lt;br /&gt;Görünüm menüsüdür.&lt;br /&gt; Bilgisayar sisteminde verilerin ve programların&lt;br /&gt;bulunduğu bilgi kümelerine dosya denir.&lt;br /&gt; Herhangi bir amaç için hazırlanmışve bilgisayar&lt;br /&gt;konusunda uzmanlık gerektirmeden kullanılabilen&lt;br /&gt;bilgisayar programlarına paket program denir.&lt;br /&gt; Kelime işlemci programında belgeye bir resim&lt;br /&gt;eklemek için kullanılan menü ekle menüsüdür.&lt;br /&gt; Büro yazılımlarında standart araç çubuğu üzerinde&lt;br /&gt;bulunan disket düğmesinin işlevi üzerinde çalışılan&lt;br /&gt;dosyayıkaydetmektir.&lt;br /&gt; Windows 2000 işletim sistemidir.&lt;br /&gt; Kelime işlemci programında, yaratılan bir belgenin&lt;br /&gt;yazıcıdan çıkmadan önceki en son halini&lt;br /&gt;görüntülemek için BaskıÖnizleme kullanılır.&lt;br /&gt; Bilgisayarların sadece kendilerinin bildiği dile&lt;br /&gt;makine dili denir.&lt;br /&gt; Bilgiyi işlemekte araçlar ikiye ayrılır.&lt;br /&gt; Farklıprogram ve uygulamayımasaüstünden&lt;br /&gt;çalıştırmak üzere yaratılan nesnelere kısayol denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Günümüz toplumlarında bilgiyi tarif ederken&lt;br /&gt;kullanılabilecek en önemli ölçüt: Karar verme&lt;br /&gt;sürecindeki rolü&lt;br /&gt; Bilgi işlem sürecindeki işlem adımları: Kaydetme,&lt;br /&gt;Sınama,sınıflandırma, Özetleme, Erişim, Hesaplama,&lt;br /&gt;Saklama,Çoğaltma, İletme&lt;br /&gt; Bir disketin kapasitesi 1.44 megabayttır.&lt;br /&gt; Ortalama bir CD nin kapasitesi 700 MB'dir.&lt;br /&gt; Bilgisayara belirli bir işi gerçekleştirmesi için verilen&lt;br /&gt;komutlar toplamına program denir.&lt;br /&gt; Kullanıcıların programlama bilmeden kendi&lt;br /&gt;ihtiyaçlarınıkarşılayabilmesini sağlamaya yönelik&lt;br /&gt;programlara paket programlar denir.&lt;br /&gt; Tek kullanıcının her defasında tek bir işi&lt;br /&gt;yapabilmesine yönelik olarak tasarlanan işletim&lt;br /&gt;sistemi : Tek kullanıcı-tek görev'dir.&lt;br /&gt; Hızlıbaşlat araç çubuğu ekranın sol alt köşesinde yer&lt;br /&gt;alır.&lt;br /&gt; Standart araç çubuğunda yer alanlar: Yeni dosya,&lt;br /&gt;dosya aç, kaydet, önizleme, sözlük denetimi, kes,&lt;br /&gt;kopyala,yapıştır,geri al, yinele,bağlantıekle,&lt;br /&gt;yakınlaştır.&lt;br /&gt; Kopyala komutunun klavye kısa yolu Ctrl+C (copy)&lt;br /&gt;Yapıştır komutunun kısa yolu Ctrl+V&lt;br /&gt;Dosya yeni komutunun kısa yolu Ctrl+N (new)&lt;br /&gt;Tümünü seç komutunun kısa yolu Ctrl+A (all)&lt;br /&gt;Kes komutunun kısa yolu Ctrl+X&lt;br /&gt;MS Word programında yer alan A düğmesi metnin&lt;br /&gt;seçili alanıaltıçizili yapar.&lt;br /&gt; Kelime işlemcilerde metni oluşturan harf, rakam,&lt;br /&gt;sembol ve boşluklar karakter ile ifade edilir.&lt;br /&gt; =TOPLA(D7:D12) komutu yerine&lt;br /&gt;=D7+D8+D9+D10+D11+D12 komutu kullanılabilir.&lt;br /&gt; Excel programında bir grafik çizmek için yapılması&lt;br /&gt;gereken ilk işlem grafikte gösterilmek istenen veriler&lt;br /&gt;etiketleriyle beraber seçilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/993409451233048927-3457862930513154305?l=aof-blog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/aof/~3/BjoigRml-3M/temel-bilgi-teknolojileri.html</link><author>noreply@blogger.com (neo)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://aof-blog.blogspot.com/2007/12/temel-bilgi-teknolojileri.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-993409451233048927.post-2258228239513721184</guid><pubDate>Mon, 24 Dec 2007 20:24:00 +0000</pubDate><atom:updated>2007-12-24T12:25:28.698-08:00</atom:updated><title>GENEL MUHASEBE KONU ANLATIM</title><description>İşletme ve Muhasebe&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• İşletme; çevreden, başkalarından bilgi, para, işgücü, makine, araç-gereç, hammadde, malzeme gibi unsurları alarak bunları de¤işim süreci adını verdiğimiz bir takım faaliyetler sonunda mal ve/veya hizmetlere dönüştüren bir sistemdir. İşletmeler, faaliyet konuları ve yaptıkları işler itibariyle; üretim işletmeleri, ticaret işletmeleri, tarım işletmeleri, madencilik işletmeleri, inşaat işletmeleri, eğitim ve sağlık işletmeleri, hizmet işletmeleri şeklinde ayrıma tabi tutulabilir. İşletmeler mülkiyet bakımından; özel işletmeler, kamu işletmeleri ve karma işletmeler şeklinde sınıflandırılır. İşletmelerin mal ve hizmet üretmek için yaptıkları işlevler genel olarak; üretim, pazarlama, finansman ve insan kaynakları işlevleridir. Bu işlevlerin en iyi şekilde yerine getirilmesi ancak işletme yönetimi ile olanaklıdır. Yönetim; işletmenin kuruluş amacına ulaşmak için neyin, kiminle, nerede, ne zaman ve nasıl yapılacağını gösteren planların yapılması, hazırlanan planların hayata geçirilmesi için gereken yapı ve düzenin örgütlenmesi, oluşturulan yapı ve düzenin harekete geçirilmesini sağlayacak yürütme faaliyetlerinin yapılması ve yapılan çalışmaların ve elde edilen sonuçların planlara uygun olup olmadığının görülerek önleyici, düzeltici, iyileştirici kontrollerin yapılmasıdır. İşletmenin varlıkları ve kaynakları nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Varlıklar bir işletmenin var olabilmesi için para, araç-gereç, malzeme, bina, taşıt aracı, mal gibi iktisadi değerlerdir. Kaynaklar ise, işletme sahiplerinin işletmeye koydukları sermaye ve/veya üçüncü kişilerden sağlanan borçlardır. İşletme sahiplerinin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;varlıklar üzerindeki haklarının parasal ifadesine sermaye; işletmeye borç veren üçüncü kişilerin varlıklar üzerindeki haklarının parasal ifadesine de borçlar adı verilir. Muhasebenin amacı nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• İşletme faaliyetlerinin yürütülmesi ve karlılık ile likidite hedeflerine ulaşılması için yapılacak araştırmalar, alınacak kararlar, uygulamaya konulan ve yapılan çalışmalar ile işletmenin mali durumunun izlenmesi için yöneticilere, işletme sahiplerine, borç verenlere, devlete, çalışanlara ve topluma gerekli olan bilgileri sağlamaktır. Bilgi sağlamak için muhasebe nasıl işlev görmektedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Muhasebe; işletmenin varlıkları, sermayesi ve borçları üzerinde değişme yaratan ve para ile ifade edilen mali işlemlere ait bilgileri kaydetmek, sınıflandırmak, özetlemek, analiz etmek ve yorumlamak suretiyle ilgili kişi ve kurumlara raporlar şeklinde sunan bir bilgi sistemidir. Buna göre muhasebe, mali işlemlere ait bilgileri kaydediyor, bu bilgileri belirli ve anlamlı bir şekilde sınıflandırıyor ve çok sayıdaki bilgileri raporlar şeklinde özetliyor, ortaya çıkan raporları, analiz ederek yoruma tabi tutuyor ve sonuçları ilgililere veriyor. Muhasebe kimlere ne için bilgi sağlamaktadır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Muhasebe; yöneticilere, işletme sahiplerine, işletmede çalışanlara (sendikalara), borç ve kredi verenlere, devlete ve topluma bilgi sağlamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Yöneticiler, neyi, ne zaman, nasıl, niçin ve kiminle yapacaklarını bilmeleri, diğer bir ifadeyle işletmenin faaliyetlerini planlamak, yürütmek ve kontrol etmek için; Ortaklar (işletme sahipleri), yöneticinin başarısını belirlemek, işletmenin ulaştığı mali güç ve karlılık durumunu bilmek, bunun yanında işletmede ortak olarak kalıp kalmamak gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;değişik durumları değerlemek için; Borç Verenler, borç verip vermeme, verilecek borcu geri alıp, almama konularında durum değerlendirmesi yapmak için; İşletmede Çalışanlar (sendikalar), ücretler görüşmeleri, iş güvenliği konularında değerlemeler yapmak için; Devlet, işletmelerden alacağı vergiyi ve ekonomi politikalarını belirlemek için; Toplum, özellikle sivil toplum örgütleri kanalıyla, işletmelerin piyasa politikaları, istihdam durumları, üretim kararları ve buna bağlı olarak fertlerin geleceği ve refahına, ülkenin ekonomik gidişine ilişkin değerlendirmeler yapabilmek için muhasebe bilgilerine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gereksinim duyarlar. Kimler muhasebe mesleğini yapabilmektedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ülkemizde muhasebe mesleği "Serbest Muhasebecilik,, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik" adını taşıyan 3568 sayılı yasayla düzenlenmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz konusu yasaya göre, muhasebe mesleği; Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavir olarak üç gruba ayrılmaktadır. Ülkemizde yasada belirtilen koşulları yerine getiren ve belirtilen ünvanları almış bulunan kişiler ancak muhasebe mesleğini yapabilmektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mali Tablolar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kurucularından, ortaklarından ve diğer ilgili taraflardan ayrı bir kişiliğe sahip olan işletmenin faaliyetlerini gerçekleştirebilmesi için para, mal, bina gibi birtakım varlıkları edinmesi gerekir. İşletmenin sahip olduğu varlıklar ile bu varlıkların elde edildiği yerleri gösteren sermaye ve borçlar şeklindeki kaynakların birlikte oluşturduğu yapı işletmenin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mali durumunu ortaya koyar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• İşletme faaliyetleri ile işletme sahiplerinin varlıklar üzerindeki haklarında artış (kar) veya azalış (zarar) şeklinde meydana gelen değişiklikler faaliyet sonucu olarak ortaya çıkar. Mali durum ve faaliyet sonuçları ne ile gösterilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• İşletmenin mali durumunda meydana gelen değişiklikler ve faaliyet sonuçları belli zaman aralıkları itibariyle bir bütün olarak ele alınır ve mali tablolar şeklinde özetlenerek ilgililere sunulur. Mali tablo ne demektir ve temel mali tablolar nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Mali tablolar, belirli bir süre içinde oluşan mali nitelikteki olayların işletmenin varlık ve kaynak unsurlarında yarattığı değişmelerin bir özetidir. Temel mali tablolar iki tür olup, bilanço ve gelir tablosu olarak adlandırılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönem ne demektir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• İşletme yönetimince işlevlerin planlanabilmesi, gerçekleşenin ölçülebilmesi ve planlanan ile gerçekleşenin karşılaştırılarak kontrol edilmesi, kontrol sonuçlarına göre yeni kararların alınabilmesi gibi nedenlerle süreklilik gösteren işletme faaliyetlerinin belli zaman aralıkları; dönemler itibariyle değerlendirilmesi gerekir. Muhasebe öğretiminde temel alınan dönem genellikle bir takvim yılıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilanço nedir, neyi gösterir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bilanço, işletmenin belirli bir tarihteki mali yapısını gösteren mali tablodur. Bilanço, düzenlendiği tarih itibariyle işletmenin sahip olduğu varlıklarını ve bunların kaynaklarını (öz kaynak+ yabancı kaynak) gruplandırılmış ve özet olarak türleri ve tutarlarıyla gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilanço eşitliği ne demektir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bilanço eşitliği, işletmenin sahip olduğu varlıkları toplam tutarları ile bu varlıklar üzerinde hak sahibi olan işletme sahiplerinin hakları (sermaye) ve borç verenlerin hakları (borçlar) toplamının birbirine eşit olmasıdır. İşletmenin ayrı bir kişiliğe sahip olması temeline dayanan bu eşitlik;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VARLIKLAR = SERMAYE + BORÇLAR veya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKTİF = PASİF şeklinde ifade edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mali nitelikli olaylar nelerdir ve bilançoyu nasıl etkiler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bilanço unsurlarında yani varlıklar, borçlar ve sermayede artış veya azalış şeklinde değişikliğe neden olan olaylara mali nitelikli olaylar denir. Bu etkiler; varlıkların kendi içinde eşit tutarlı artış veya azalışı, kaynakların kendi içinde eşit tutarlı artış ve azalışı ya da varlıklarda ve kaynaklarda toplam olarak aynı tutarda artış veya azalış şeklinde ortaya çıkabilir. Ancak bu işlemler sonucunda bilanço eşitliği asla bozulmaz. Bu nedenle herhangi bir dönemde dönem başı öz sermayesi ile dönem sonu öz sermayesi karşılaştırılarak kar veya zararı belirlemek mümkün olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelir Tablosu nedir, hangi bilgileri, nasıl gösterir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• İşletme yönetimini değerlemede, yalnızca kar veya zarar bilgisi ve bunun büyüklüğü yeterli bir ölçü olmamaktadır. Dönem içinde işletme sahiplerinin haklarında artışa neden olan; gelir (hasılat) ile azalışa neden olan; gider işlemlerine ait bilgilerin elde edilmesinde yarar vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Gelir tablosu, işletmenin belirli bir dönemde elde ettiği tüm gelirler ile bu gelirlerin elde edilmesi için katlandığı giderleri ve bunların sonucunda oluşan kar veya zararı gösteren bir mali tablodur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hesaplar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Her bir mali işlem nedeniyle varlıklarda, borçlarda, sermayede ve faaliyet sonucunu oluşturan gelir ve gider unsurlarında meydana gelen değişiklikleri,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;doğrudan mali tablolar üzerinde izlemek mümkün değildir. Bu nedenle söz konusu değişiklikleri izlemek üzere hesaplardan yararlanılır. Hesap, mali nitelikli olayların her bir bilanço unsurunda ve faaliyet sonuçlarını oluşturan her bir unsurda yarattığı, artış veya azalış şeklindeki değişmelerin izlenmesine yarayan çizelgedir. Hesapların işleyişi neye göre ve nasıl olmaktadır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Hesapların sınıflandırılması ve işleyişi temel bilanço eşitliğine dayanır. Buna göre varlık hesaplardaki artışlar için ilgili varlık (aktif) hesapları borçlandırır, azalışlar için alacaklandırılır. Kaynaklardaki (borçlar ve sermaye) artışlar için ilgili kaynak (pasif) hesapları alacaklandırılır, azalışlar için borçlandırılır. Böylece varlık ve kaynak unsurlarında meydana gelen değişiklikleri izlemek üzere hesaplara yapılan kayıtlarla, bilanço eşitliği sürekli olarak korunmuş olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bütün hesapların sol yanına borç, sağ yanına alacak adı verilir. Herhangi bir hesaba ilk kez kayıt yapılması hesap açmak, hesabın borç yanına kayıt hesabı borçlandırmak, hesabın alacak yanına kayıt hesabı alacaklandırmak olarak adlandırılır. Hesabın borç tarafındaki tutar toplamı alacak tarafındaki tutar toplamından fazla olduğunda hesap borç kalanı, tersi durumda hesap alacak kalanı verir. İki tarafın tutarları toplamı eşit ise hesap kalan vermez, yani kapalıdır. Bilanço ile hesaplar arasında nasıl bir ilişki vardır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Hesaplar bilanço unsurlarını temsil eden araçlardır ve hesapların işleyişi de bilanço eşitliğine dayanır. Böylece hesap kalanlarından bilanço kolaylıkla elde edilebilir. Borç kalanı veren (aktif) hesapların kalanlarından bilançonun varlıklar (aktif) tarafı, alacak kalanı veren (pasif) hesapların kalanlarından da bilançonun kaynaklar (pasif) tarafı elde edilir Faaliyetlerden kaynaklanan sermayedeki değişmelerin neden gelir ve gider hesaplarında izlenmesi gerekir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bilançonun kaynak unsurları (pasif) öz ve yabancı kaynaklar olarak iki gruptur. Öz kaynaklarda, işletme sahiplerinin varlıklar üzerindeki haklarında (sermayede) artışa neden olan işlemlere gelir, azalışa neden olan işlemlere de gider denir. Gelir (hasılat)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve giderlerin karşılaştırılması ile dönemin faaliyet sonucu olan kar veya zarara ulaşılır. Karın oluşumuna katkı sağlayan gelirlerin ve zarara neden olan giderlerin ayrıntılı şekilde izlenmesi ve faaliyetler itibariyle işletmenin başarı durumunun belirlenmesi gerekir. Bu nedenle gelirler gerçekleştiklerinde konularına göre ayrılarak gelir hesaplarında, giderler de gider hesaplarında kaydedilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Sermaye hesabının işleyişine paralel olarak, gelirler gerçekleştikçe gelir hesapları alacaklandırılır, giderler gerçekleştikçe gider hesapları borçlandırılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Belli bir dönem içinde oluşan gelir hesapları ile gider hesapları, dönemin net faaliyet sonucunu belirlemek üzere Kar veya Zarar Hesabına devredilerek kapatılır. Bu nedenle gelir ve gider hesaplarına sonuç hesapları da denir. Muhasebenin doğru, açık, anlaşılabilir bilgi üretebilmesi için hesapların sınıflandırılmalarının ve türlerinin tanımlanmasının önemi var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Hesap kavramını daha iyi açıklayabilmek ve hesabın işlevini ortaya koyabilmek için hesapların türlerine ayrılarak incelenmesinde yarar vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Hesaplar, mali tabloların elde edilmesi bakımından iki ana gruba ayrılır;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a. Bilanço Hesapları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Varlık (aktif) hesapları,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kaynak (pasif) hesapları,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Borç hesapları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Öz sermaye hesapları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b. Gelir Tablosu Hesapları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Gelir (Hasılat) hesapları,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Gider hesapları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hesaplar, işlemlerin muhasebeleştirilmesinde temel olup olmama durumuna göre üç gruba ayrılır;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a. Asli hesaplar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b. Düzenleyici hesaplar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;c. Geçici hesaplar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Hesaplar, bir unsuru toplu veya ayrıntılı göstermeleri bakımından da iki gruba ayrılır;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a. Ana hesaplar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b. Yardımcı hesaplar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Mali nitelikte olmayan bazı işlemlere ait bilgilerin muhasebe ortamında izlenebilmesi için Nazım Hesaplar kullanılır. Hesapların belirli bir düzen içinde olmalarının&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gereği var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Muhasebeden beklenen bilgilerin istenildiği şekilde ve içerikte olabilmesi için mali olaylara ait verilerin etkin ve düzenli biçimde toplanması ve kaydedilmesi gerekir. Bilgilerin muhasebe kayıtlarına geçirilme şeklinde, işletmenin faaliyet konusuna, büyüklüğüne ve yönetimin muhasebeden yararlanma durumuna göre çok sayıda hesap kullanılır. Bu hesapların, aynı olayların sürekli olarak aynı hesaplara kaydını sağlayacak, belli bir düzen içinde olması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bir işletmede kullanılacak hesapların, muhasebenin temel kavramları ve ilkeleri doğrultusunda sistemli bir şekilde ve gruplandırılmış olarak yer aldığı listeye hesap planı denir. Ülkemizde işletmelerin uymak zorunda oldukları bir hesap planı var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ülkemizde, 01.01.1994’ten itibaren Tekdüzen Hesap Planı (banka, sigorta, aracı kurum işletmeleri hariç) tüm işletmeler için zorunlu olarak uygulanmaktadır. Tezdüzen Hesap Planında hesap sınıfları şöyle oluşturulmuştur;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Dönen Varlıklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Duran Varlıklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Uzun Vadeli Yabancı Kaynaklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Öz Kaynaklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Gelir Tablosu Hesapları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Maliyet Hesapları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Serbest&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Nazım Hesaplar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhasebede Kayıt Belgeleri ve Defterler&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/993409451233048927-2258228239513721184?l=aof-blog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/aof/~3/DSZNWLwL-8E/genel-muhasebe-konu-anlatim.html</link><author>noreply@blogger.com (neo)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://aof-blog.blogspot.com/2007/12/genel-muhasebe-konu-anlatim.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-993409451233048927.post-3856101654760369990</guid><pubDate>Mon, 24 Dec 2007 20:22:00 +0000</pubDate><atom:updated>2007-12-24T12:24:42.484-08:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ders notları</category><title>Genel Muhasebe: Soru Ağırlıkları ve Önemli noktalar</title><description>Genel Muhasebe: Soru Ağırlıkları ve Önemli noktalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ünite 1) İşletme ve Muhasebe&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünite ile ilgili bilgi : İşletmenin işlevleri, muhasebenin işlevleri ve türleri ile muhasebecilik mesleği konularına dikkat ediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arasınav : 1-2&lt;br /&gt;Final-Bütünleme : 1 , soru çıkmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ünite 2) Mali Tablolar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünite ile ilgili bilgi : Mali tabloların kapsamı, içeriği, işlevi ve bilanço ve gelir tablosunun tanımı, bölümleri çok dikkatli ve ayrıntılı öğrenilmelidir. Bu ünite sonraki ünitelere de kaynaklık etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arasınav : 4&lt;br /&gt;Final-Bütünleme : 2 , soru çıkmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ünite 3) Hesaplar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünite ile ilgili bilgi : Hesaplara ilişkin tanımlamalar ve hesapların işleyişleri ile türleri sınavlar açısından öne çıkan konulardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arasınav : 2-3&lt;br /&gt;Final-Bütünleme : 1 , soru çıkmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ünite 4) Muhasebe Kayıt Belgeleri ve Defterler&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünite ile ilgili bilgi: Defterlerin temel özellikleri ile işlevleri konularıyla mizan konusuna dikkat ediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arasınav : 2-3&lt;br /&gt;Final Bütünleme: 1-2 , soru çıkmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ünite 5) Muhasebe Süreci&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünite ile ilgili bilgi: Muhasebe sürecinde yer alan işlemlerin sırası bu ünitenin en önemli konusudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arasınav : 1&lt;br /&gt;Final-Bütünleme : 1 , soru çıkmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ünite 6) Muhasebenin Temel Kavramları ve Genel Kabul Görmüş Muhasebe İlkeleri&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünite ile ilgili bilgiler: Kavramların neleri amaçladığına ve ilkelerin içeriklerine iyi çalışınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arasınav : 1-2&lt;br /&gt;Final-Bütünleme : 1 , soru çıkmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ünite 7) Stoklar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünite ile ilgili bilgi: Aralıklı ve devamlı envanter yöntemlerinin temel özelliklerini özümseyerek öğreniniz. Ayrıca mal ile ilgili her bir işlemin hangi hesap adı kullanılarak kaydedildiğine çok dikkat ediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arasınav: 4&lt;br /&gt;Final-Bütünleme : 1 , soru çıkmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ünite Hazır Değerler ve Menkul Kıymetler&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünite ile ilgili bilgi: Çekler, hisse senetleri ve bankalar hesaplarını iyi öğreniniz. Ayrıca hazır değerler ve menkul kıymetlerin hangi hesaplardan oluştuğuna da dikkat ediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arasınav : 2-3&lt;br /&gt;Final-Bütünleme : 1 , soru çıkmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ünite 9) Alacaklar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünite ile ilgili bilgi: Alacak senetleri hesabını ayrıntılı öğreniniz. Ayrıca Alıcılar hesabına da dikkat ediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arasınav : 3-4&lt;br /&gt;Final-Bütünleme : 1-2 , soru çıkmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ünite 10) Duran Varlıklar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünite ile ilgili bilgi: Maddi, maddi olmayan duran varlık ayrımı, tanımı ile maliyet bedeline dahil edilen, edilmeyen giderlere dikkat ediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arasınav : 2-3&lt;br /&gt;Final-Bütünleme : 1-2 , soru çıkmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: 15pt; line-height: 1.3em;"&gt;Final sınavında, soru adetinin yükselmesi 11. üniteden itibaren başlıyor. Soru ezberleyecek arkadaşların 11-20 ünite arasına daha fazla vakit ayırması şansını yükseltecektir.&lt;/span&gt; &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ünite 11) Mali Borçlar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünite ile ilgili bilgi : Açık kredi ve maddi teminat karşılığı krediler konularını ayrıntılı öğreniniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Final-Bütünleme : 2 , soru çıkmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ünite 12) Borçlar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünite ile ilgili bilgi: Bu ünitede pasif karakterli borçlar incelenecektir. 9. ünitedeki alacaklar konusu iyi anlaşılırsa bu ünitenin kavranması kolaylaşacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Final-Bütünleme : 2-3 , soru çıkmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ünite 13) Özkaynaklar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünite ile ilgili bilgi: Bu ünitede pasif karakterli olan ve işletmelerin özkaynak grubu içinde yer alan öz sermaya hesabını göreceksiniz. Özsermayenin tanımına ve unsurlarına dikkat ediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Final-Bütünleme : 1 , soru çıkmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ünite 14) Gelirler ve Giderler&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünite ile ilgili bilgi: Ünite 3'de anlatılan gelir ve gider hesaplarının işleyişini hatırlayınız. Ayrıca 19. ünitede anlatılan konularında bu üniteyle birlikte ele alınması gerekir. Gider-gelir hesaplarının dönemler arası ayarlama kayıtlarını çok ayrıntılı öğreniniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Final-Bütünleme : 3 , soru çıkmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ünite 15) Dönem Sonu İşlemleri&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünite ile ilgili bilgi: Bu üniteyi iyi anlayabilmeniz için Ünite - 5'de anlatılan ''Muhasebe Süreci'' konusunu tekrar gözden geçirmeniz yararlı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Final-Bütünleme : 1 , soru çıkmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ünite 16) Dönen Varlıklara Ait Dönemsonu İşlemleri&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünite ile ilgili bilgi:  Bu üniteyi ve bundan sonra anlatılacak üniteleri iyi kavramanız ikinci sınafa geçtiğinizde sorumlu olacağınız muhasebe dersini daha rahat anlamanızı sağlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Final-Bütünleme : 3-4 , soru çıkmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ünite 17) Duran Varlıklara Ait Dönemsonu İşlemleri &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünite ile ilgili bilgi: Bu ünite 10. ünitenin devamı niteliğindedir. Özellikle amortisman tutarının hesaplanmasını iyi öğreniniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Final-Bütünleme : 2 , soru çıkmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ünite 18) Borçlara Ait Dönemsonu İşlemleri&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünite ile ilgili bilgi: Özellikle ünite 11 ve 12'deki bilgileri hatırlamanız gerekecektir. Yazarak çalışmanız yararınıza olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Final-Bütünleme : 1-2 , soru çıkmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ünite 19) Gelir ve Giderlere Ait Dönemsonu İşlemleri&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünite ile ilgili bilgi: Bu ünitede tekrar gelir ve giderler işlenmektedir. Bu yüzden 2. , 3. , 14. üniteleri dikkatle okuyunuz. Dikkat edilmesi gereken nokta, düzeltme kayıtlarının mantığıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Final-Bütünleme : 4 , soru çıkmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ünite 20) Dönemsonu Mali Tabloların Düzenlenmesi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünite ile ilgili bilgi: Muhasebe sürecinin son işlemi olan mali tabloların düzenlenmesi konusu, süreç açısından en dikkate değer konudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Final-Bütünleme : 1 , soru çıkmaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/993409451233048927-3856101654760369990?l=aof-blog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/aof/~3/RyYUETN7FBU/genel-muhasebe-soru-arlklar-ve-nemli.html</link><author>noreply@blogger.com (neo)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://aof-blog.blogspot.com/2007/12/genel-muhasebe-soru-arlklar-ve-nemli.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-993409451233048927.post-489436056140958156</guid><pubDate>Mon, 24 Dec 2007 20:20:00 +0000</pubDate><atom:updated>2007-12-24T12:21:54.241-08:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ders notları</category><title>iktisat soru cevap şeklinde ders notu</title><description>iktisat çalışması&lt;br /&gt;1-John Maynard Keynes’in en önemli eseri ve bu eserin içeriği nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstihdam Faiz ve Paranın Genel Teorisi , makro iktisadın kökenini oluşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Keynes’in geliştirdiği görüş nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam talebin istihdamı belirleyen temel faktör olduğu.Devlet ekonomiye müdahale ederek üretim ve istihdam hacmi üzerinde etkili olabilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-Makro iktisadın ilgi alanına giren temel göstergeler nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşsizlik ve istihdam düzeyi, enflasyon ve üretim artış oranı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-istihdam nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışma ve gelir sağlama kararında olan bireylerin hizmetlerinden yararlanılmak üzere çalıştırılması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5-işsizlik oranı nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam işgücü içerisinde işsiz olanların yüzdesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6-işsizlik türleri nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Friksiyonel( arızi) işsizlik:kısmi,geçici,olumsuz etkisi en az olan,yer ve meslek değiştirme sırasında görülen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konjonktürel işsizlik:yaygın tür,üretim hacminde zaman zaman ortaya çıkan daralmaların yarattığı tür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevsimlik işsizlik: yaygın tür,tarımsal yapılı ülkelerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bölge ve sektör işsizliği: belli bir sektörün veya bölgenin çekici bir alan olmaktan çıkması durumunda sektörün üretiminin daralmasına bağlı olarak ortaya çıkan tür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teknolojik işsizlik :uzun süre emek yoğun üretim metodu uygulanmasından sermaye yoğun tekniklere geçilmesi durumunda bir kısım emeğin işsiz kalması ile ortaya çıkan tür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapısal işsizlik:durgun ekonomik dönemlerdeki tür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gizli işsizlik:gelişmekte olan ülkelerde tarımsal üretim alanında yaygın,belli bir üretim sektöründe istihdam edilenlerden bir kısmının faaliyetten çekilmesi durumunda üretim hacminde bir daralma meydana gelmemesi sonucu görülen tür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7-enflasyon nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ekonomide fiyatlar genel düzeyinde ortaya çıkan artış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8-fiyatlar genel düzeyi nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mal ve hizmet fiyatlarının belirli bir dönemdeki tartılı ortalamasını gösteren indeks değeri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9-hiperenflasyon nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fiyatlar genel düzeyinde çok hızlı artışların yaşandığı dönem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10-ekonomik büyüme nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekonominin mal ve hizmet üretme kapasitesindeki artış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11-konjonktür nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üretim hacmindeki artış (canlanma dönemi) ve azalış(daralma dönemi:resesyon) şeklindeki kısa dönemli dalgalanmalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12-konjonktür dönemindeki evreler nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canlanma,tepe,daralma,dip&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13-ekonominin daralmadan canlanmaya geçişine ne ad verilir?&lt;br /&gt;U dönüşü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14-devletin makro ekonomiyi etkileyebilmek amacıyla kullanabileceği araçlar nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a-Maliye politikası(devletin topladığı vergi ve yaptığı harcamalarla ilgili politikalar.) ,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b-para politikası (Merkez Bankasının ekonomideki para miktarını kontrol edebilmek amacıyla aldığı önlemler.) ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;c-arz yönlü politikalar(devletin toplam talebi arttırmak yerine üretimi arttırmaya yönelik politikaları)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15-Keynes’e göre ekonomiyi durgunluk döneminden çıkartmak için yapılması gereken nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet vergileri azaltmalı ve veya harcamaları arttırmalıdır.Yani genişlemeci maliye politikası uygulamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16-enflasyonist dönemde yapılması gereken nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet enflasyon oranını düşürebilmek için vergileri arttırmalı ve-veya harcamaları kısmalıdır.Yani daraltıcı maliye politikası uygulamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17-para politikası nasıldır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet para miktarının,fiyatlar genel düzeyini,faiz oranlarını ve döviz kurunu etkileyerek,işsizlik ve üretim ,üzerinde etkilerinin bulunduğunu kabul etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18-makro iktisat ekonomide hangi grupların davranışları üzerinde durur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hanehalkları ve işletmeler (özel sektör), devlet (kamu), diğer ülkeler( uluslar arası sektör)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19-devresel akım diyagramı neyi gösterir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekonomideki 4 sektör tarafından elde edilen geliri ve yapılan harcamaları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20- devresel akım diyagramının ortaya koyduğu gerçek nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekonomide birisinin yaptığı harcama mutlaka bir başkasının gelirini oluşturmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21-transfer ödemeleri nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devletin,mal ,hizmet veya işgücü karşılığı olmaksızın hanehalklarına yaptığı ödemeler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22-milli gelir muhasebesi nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ekonomide belirli bir dönemde gerçekleştirilen ekonomik faaliyetlerin ölçüm sistemi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23-milli gelir hesapları neleri gösterir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm ekonomik faaliyetlerin genel bir özetini,üretim,gelirler ve harcamalar arasındaki karşılıklı etkileşimleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24-gayri safi milli hasıla nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir ekonomide belirli bir dönemde üretilen tamamlanmış(nihai) mal ve hizmetlerin piyasa fiyatları ile ifade edilen değerleri toplamı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25-gayri safi milli hasılanın ölçülmesinde karşılaşılan sorunlar nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a-Çifte sayma yani aynı ürünü 2 kez gsmh hesaplarına dahil etmekten kaçınmak gerekir.neden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çünkü ara malı denen bazı mal ve hizmetler diğer bazı mal ve hizmetlerin üretilmesinde kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katma değer nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her üretim aşamasında ara mallarının değerine yapılan ilave.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b-bazı mal ve hizmetlerin(emniyet-milli savunma,eğitim hizmetleri gibi) piyasalar aracılığıyla satılmaması bunların değerlerini belirlemede güçlük yaratır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C-pratik nedenlerle bazı mal ve hizmetlerin ( ev hanımlarının yaptığı hizmetler gibi ) gsmh hesaplarına dahil edilmemesi yararlı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;d-tamamiyle finansal nitelikte olan işlemlerde ( kamu kesimi ile özel kesimin transfer ödemeleri ,alım satım işlemleri ) gsmh hesaplarına dahil edilmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;e-ikinci el malların satışı da gsmh hesaplarına dahil edilmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26-üretim faktörlerinin mülkiyetinin kimde olduğuna bakılmaksızın o ülke sınırları içinde üretilen tamamlanmış mal ve hizmetlerin toplam değerini göstermek için hangi alternatif tanım geliştirilmiştir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gayri safi yurt içi hasıla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27-gsmh hangi yöntemlerle hesaplanabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gsmh = ücret + faiz + rant + kar +dolaylı vergiler + amortismanlar&lt;br /&gt;Gsmh = C + I + G + (EX- IM)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a-üretim kesimlerinin yarattığı mal ve hizmetlerin toplamı açısından ( gsmh kesimlerden her birinin kaynağına kadar gidip 1 yıl içinde yaratılan değerlerin toplamı alınır)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b-gelir oluşumu açısından(gelirin ayrı ayrı tespiti ve toplamının alınması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;c-harcamalar açısından :tamamlanmış mal ve hizmetlere yapılan harcamaların toplamı gsmh yı verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28-ülkede elde edilen gelirler nasıl hesaplanır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üretim faaliyetlerine katılım sonucunda elde edilen ücret,faiz,kar ve rant gelirlerinin toplamı bulunarak.milli gelir bir ülkedeki fertlerin satın alma gücünü verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29-safi milli hasıla nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ülkenin net üretim gücünü gösteren değer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Smh = gsmh – amortismanlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Smh = ücret + faiz + rant + kar + dolaylı vergiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30-amortisman nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sermaye mallarında oluşan aşınma ve eskimenin parasal değeri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;31-dolaylı vergiler nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir mal veya hizmet satın alındığında ödenen vergiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;32-dolaysız vergiler nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araya hiçbir aracı girmeksizin kişinin kendi beyanına göre yapılan ödemeler.(gelir vergisi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;33-kişisel gelir nasıl bulunur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milli gelirden dağıtılmayan şirket karları,sosyal güvenlik ödemelerinin çıkarılması,kamu ve özel sektör transfer ödemelerinin eklenmesiyle bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişisel gelir = Milli gelir –( dağıtılmayan şirket karları,sosyal güvenlik ödemeleri) + kamu ve özel sektör transfer ödemeleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;34-kullanılabilir gelir nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişinin bir dönemde elde ettiği net gelir.&lt;br /&gt;Kullanılabilir gelir= kişisel gelir-dolaysız vergiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;35-kişi başına milli gelir nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevcut milli gelir değerinin nüfusa bölünmesi ile bulunan ve bir refah ölçütü olarak kullanılan değerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milli gelir = smh- dolaylı vergiler&lt;br /&gt;Mg= ücret+faiz+ant+kar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;36-:tamamlanmış mal ve hizmetlere yapılan harcamalar nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a-Tüketim harcamaları:C:kişilerin gereksinimlerini karşılayan mal ve hizmetlere yaptıkları harcamalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b-Yatırım harcamaları:I: firmaların ve devletin yeni tesisat ve teçhizat ile yeni binalara yaptıkları harcamalar,stoklardaki artışlar ve kişilerin yeni ev yaptırmak için harcadıkların miktarların toplamı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;c-Kamu harcamaları:G: devletin mal ve hizmet alımları için yaptığı harcamalar toplamı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;d-Net ihracat (EX-IM):ihracat gelirleri (EX)- ithalat harcamaları (IM )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;37-bir ülkedeki net yatırım miktarı nasıl bulunur ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gayrisafi yatırımlar – amortismanlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;38-net yatırımların + ve – olması durumlarından üretim kapasitesi nasıl etkilenir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pozitif ise sermaye stoğundaki artışa bağlı olarak üretken kapasite artar.&lt;br /&gt;Negatif ise sermaye stoğundaki azalışa bağlı olarak üretken kapasite azalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;39-Nominal fiyatlarla gsmh nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hesaplama yapılan dönemde piyasada geçerli olan fiyatların kullanılması ile bulunan gsmh değeri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;40-reel (sabit) fiyatlarla gsmh nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belirli bir yılın fiyatları esas alınarak hesaplanan gsmh değeri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;41-fiyat indeksi nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cari fiyatlarla ifade edilen bir grup mal ve hizmetin değerinin aynı mal grubunun sabit fiyatlarla ifade edilen değerine oranı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;42-gsmh deflatörü nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nominal gsmh rakamlarını reel gsmh rakamlarına dönüştürmek amacıyla kullanılan özel fiyat indeksi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gsmh deflatörü = nominal gsmh / reel gsmh&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;43-gsmh ‘nın kullanımındaki sınırlar nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkenin nüfusu bilinmedikçe gsmh ve bununla ilgili milli gelir kavramları anlam ifade etmez( bu sakıncanın giderilmesi için kişi başına üretimi ifade eden kişi başına gsmh ( GSMH/ NÜFUS) kavramı kullanılır ) ,dinlenme faaliyeti hesaba katılmaz,üretilen malların kalitesindeki değişim hesaba katılmaz,ülkede yaratılan gelirin birleşimi ve dağılımı konusunda ayrıntılı bilgi vermez,sosyal maliyetleri yansıtmaz,yasal olmayan faaliyetlerden elde edilen gelir gsmh na yansıtılamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;44-kayıt dışı ekonomi nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gsmhna dahil edilmesi gerekirken hesapların dışında kalan ekonomik faaliyetler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;45-hane halkları elde ettikleri gelirleri hangi şekillerde kullanırlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a-mal ve hizmetlerin tüketiminde&lt;br /&gt;b-tasarrufta&lt;br /&gt;c-vergi ödemede&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;46-elde edilen gelir nasıl bulunur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüketim harcamaları ile tasarruf toplanarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Y = C + S&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;47-tüketim nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüketicilerin mal ve hizmetler için yaptıkları harcamalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;48-tasarruf nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelirin tüketilmeyen kısmı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;49-tüketim fonksiyonu nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelirle tüketim harcamaları arasındaki doğru yönlü ilişkiyi gösteren fonksiyon.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;50-otonom tüketim nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüketim harcamalarının gelirden bağımsız olan kısmı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;51-ortalama tüketim eğilimi nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(APC):gelirin tüketim amacıyla harcanan kısmı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;APC = tüketim / gelir = C / Y&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;52-Gelir artışı ortalama tüketim eğilimini nasıl etkiler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelir arttıkça ortalama tüketim eğilimi düşer.bunu nedeni hane halklarının gelirde ortaya çıkan artışın sadece belli bir bölümünü tüketime ayırmalarıdır.gelir arttıkça tüketim harcamaları gelirdeki artıştan daha düşük olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;53-marjinal tüketim eğilimi nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelirdeki değişmenin tüketim harcamalarında yarattığı değişmeyi ifade eder.&lt;br /&gt;Tüketim fonksiyonunun eğimidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MPC = tüketimdeki değişme / gelirdeki değişme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;54-tasarruf fonksiyonu nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelir ile tasarruflar arasındaki doğru yönlü ilişkiyi gösteren fonksiyon.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;55-negatif tasarruf nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Harcamaların geliri aşan kısmı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;56-otonom tasarruf nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tasarrufların gelirden bağımsız olan kısmı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;57-ortalama tasarruf eğilimi nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;APS:gelirin tasarrufa ayrılan kısmı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;APS = tasarruf / gelir = S / Y&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;58-marjinal tasarruf eğilimi nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MPS: gelirdeki değişmenin tasarruflarda yaratacağı değişmeyi ifade eder.tasarruf fonksiyonunun eğimini gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MPS = tasarruflardaki değişme / gelirdeki değişme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;59-tüketim harcamalarını belirleyen faktörler nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanılabilir gelir(en önemlisi),bekleyişler,demografik unsurlar (nüfus büyüklüğündeki bir artış otonom tüketimi arttırır.nüfusun yaş bileşimi ise tüketim fonksiyonunun eğimini değiştirir. ) ,yatırımlar (yatırımların arttığı bir durumda fonksiyon yukarıya kayacak,yatırımların azaldığı durumda ise fonksiyon aşağıya kayacaktır )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;60-yatırım harcamaları nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşletmelerin sermaye mallarına ve stoklara yaptıkları harcamalardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;61-planlanmış stoklar (envanterler ) nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir firmanın stoklarında ileride yoğunlaşmasını bekledikleri talebi karşılamak için yeterli miktarda mal bulundurması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;62- planlanmamış stoklar (envanterler ) nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Firmanın hedeflediği satış sürecinde elinde kalan stok miktarı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;63-planlanmış yatırımları neler etkiler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Faiz oranı (borçlanılan fonların maliyeti ) ,beklenen kar,teknolojik değişim(bir malın üretim teknolojisinin gelişmesi yatırım harcamalarını arttırır ),sermaye mallarının maliyeti(sermaye mallarının fiyatı arttıkça beklenen karlılık azalır.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;64-faiz oranının yükselmesinden yatırım harcamaları nasıl etkilenir?&lt;br /&gt;Azalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;65-beklenen karlılığı hangi faktörler etkiler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni firmaların piyasaya girişi,politik istikrarsızlık,vergiler,dünyadaki genel ekonomik koşullar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;66-kamu harcamalarının otonom olduğunu ve devletin izlediği politikalara göre belirlendiği varsayımı altında kamu harcamalarındaki bir artış fonksiyonu nasıl etkiler ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yukarıya doğru paralel olarak kaydırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;67-net ihracat nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mal ve hizmet ihracatı ile mal ve hizmet ithalatı arası fark.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fark pozitif ise durum nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dış ticaret fazlası mevcuttur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fark negatif ise durum nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dış ticaret açığı vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;68-ihracat nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkede üretilen mal ve hizmetlerin diğer ülkelere satılan miktarı.otonom kabul edilir(cari yurt içi gelirden bağımsızdır)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;69-ithalat nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer ülkelerden satın alınan mal ve hizmet miktarı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;70-ülkenin gelir düzeyindeki artış ithalatı nasıl etkiler?&lt;br /&gt;Arttırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;71-marjinal ithalat eğilimi nedir?_&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MPI: gelirdeki değişmeler karşısında ithalat miktarının hangi miktarda değiştiğini gösteren kavram.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;72-toplam harcama fonksiyonu nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AE = C + I + G + X&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;73-19.ve 20.yy başlarındaki iktisatçılar kimlerdi ve görüşleri neydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;John Stuart Mıill,Alfred Marshall,A.Cecil Pigou&lt;br /&gt;Bir ekonomide tam istihdamı gerçekleştirmek için devlet müdahalesine gerek olmadığı.ekonomide işsizlik geçicidir,piyasa mekanizması tam istihdamı otomatik olarak sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;74-Say yasası nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;( John Baptiste Say) her arz kendi talebini yaratır.&lt;br /&gt;Belirli miktarda mal ve hizmetin üretimi,bu üretimi satın almaya yetecek miktarda bir gelirin yaratılması ile sonuçlanır.&lt;br /&gt;alıntı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/993409451233048927-489436056140958156?l=aof-blog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/aof/~3/DrO5-tHpcYg/iktisat-soru-cevap-eklinde-ders-notu.html</link><author>noreply@blogger.com (neo)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://aof-blog.blogspot.com/2007/12/iktisat-soru-cevap-eklinde-ders-notu.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-993409451233048927.post-4929057975578567430</guid><pubDate>Mon, 24 Dec 2007 20:19:00 +0000</pubDate><atom:updated>2007-12-24T12:20:09.701-08:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">muhasebe</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ders notu</category><title>Muhasebe Ders Notu TEKDÜZEN HESAP PLANI</title><description>Muhasebe Ders Notu TEKDÜZEN HESAP PLANI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;indirmek için tıklayın:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://uploaded.to/?id=bf5d2c" target="_blank"&gt;http://uploaded.to/?id=bf5d2c&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/993409451233048927-4929057975578567430?l=aof-blog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/aof/~3/n57B5UPx418/muhasebe-ders-notu-tekdzen-hesap-plani.html</link><author>noreply@blogger.com (neo)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://aof-blog.blogspot.com/2007/12/muhasebe-ders-notu-tekdzen-hesap-plani.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-993409451233048927.post-6503667656340238202</guid><pubDate>Mon, 24 Dec 2007 20:17:00 +0000</pubDate><atom:updated>2007-12-24T12:18:27.189-08:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ders notları</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">medeni usul hukuku</category><title>Medeni Usul Hukuku Ders (Tüm Kitap) Özeti</title><description>MEDENİ USUL HUKUKU DERS ÖZETİ DEVAMIDIR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•   İlk itirazlar, davanın esasına girilmesini engelleyen ve davanın başında ileri sürüldüğü takdirde dikkate alınabilen usule ilişkin itirazlardır.&lt;br /&gt;•   Davalının cevap dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmesi üzerine davacı bu dilekçeye 10 gün içinde replik layihası verebilir.&lt;br /&gt;•   Islah, tarafların yapmış olduğu usul işlemlerini tamamen veya kısmen düzeltmeleri demektir.&lt;br /&gt;Tahkikata tabi olan davalarda tahkikat bitinceye kadar ıslah yapılabilir.&lt;br /&gt;•   Tahkikat aşaması davanın en önemli ve en uzun aşamasıdır. Bu aşamada hâkim daha aktiftir.&lt;br /&gt;•   Kural olarak taraflar duruşmaya çağrılmadan ve duruşma yapılmadan hüküm verilemez.&lt;br /&gt;•   Duruşmalar alenidir; ancak mahkeme, genel ahlak ve kamu güvenliği nedeniyle duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir.&lt;br /&gt;•   Duruşmada okunan hüküm sonucuna kısa karar denilir.&lt;br /&gt;•   Tasarruf ilkesi; davanın taraflarının yargılamanın başlangıcını, konusunu ve sona ermesini belirleyebilmeleri anlamına gelmektedir.&lt;br /&gt;•   Davacının bir talebi olmadan mahkemenin kendiliğinden bir davaya bakması yasaktır.&lt;br /&gt;•   Kural olarak, davadan tamamen feragat edilmesi halinde, davalının rızası aranmaksızın uyuşmazlık sona ermektedir.&lt;br /&gt;•   Davadan feragat, davacının mahkemeye yapacağı, tek taraflı açık bir irade beyanı ile gerçekleştirilir.&lt;br /&gt;•   Feragat; hüküm kesinleşinceye kadar, davanın her aşamasında, yani istinaf veya temyiz aşamalarında dahi yapılabilen bir taraf usul işlemidir.&lt;br /&gt;•   Kısmi feragat halinde ise; feragat edilen kısım için dava sona erer.&lt;br /&gt;•   Davayı kabul işlemi sadece davalı tarafından yapılabilirken; ikrar, davalı veya davacı tarafından yapılabilir.&lt;br /&gt;•   Dava, şarta bağlı olarak kabul edilemez.&lt;br /&gt;•   Davanın kabulü halinde davalı, yargılama giderlerini davayı kaybetmiş gibi ödemek zorunda kalır.&lt;br /&gt;•   Davayı kabul de davayı feragat gibi kesin hükmün hukuki sonuçlarını doğurur.&lt;br /&gt;•   Sulh sözleşmesinin söz konusu olabilmesi için, taraflar arasında mutlaka önceden sözleşme ya da haksız fiil gibi bir hukuki ilişki bulunmalıdır.&lt;br /&gt;•   Sulh bir anlamda, tarafların kısmi kabulü ve kısmi feragatiyle oluşur.&lt;br /&gt;•   Avukatın müvekkili adına karşı tarafla sulh yapabilmesi için, bu konuda vekâletnamesinde özel bir yetkinin bulunması gerekir.&lt;br /&gt;•   Sulh sözleşmesi ve bunun üzerine verilen mahkeme kararı, maddi anlamda kesin hüküm oluşturur.&lt;br /&gt;•   Taraflar, mahkeme önünde yapmış oldukları sulh sözleşmesi ile bağlıdırlar. Bu nedenle sulhten dönemezler.&lt;br /&gt;•   Taraflarca gönderilen mazeret dilekçesindeki mazeret kabul edilmezse, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.&lt;br /&gt;•   Dava dilekçesinin işlemden kaldırılmasından sonra, davanın en geç üç ay içerisinde yenilenmesi gerekir.&lt;br /&gt;•   Yenilenmiş olan dava, yeni bir dava olmayıp, eski davanın devamıdır.&lt;br /&gt;•   Davanın açılmamış sayılmasına ilişkin karar, kanun yollarına götürülebilir.&lt;br /&gt;•   İspat ve delillere ilişkin hükümler esas itibarıyla HUMK’ da; ispat yükü bakımından genel hüküm ise, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiştir.&lt;br /&gt;•   Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.&lt;br /&gt;•   İkrar delil değil, taraf usul işlemidir. Ancak, doktrinde ikrarın delil olduğunu savunanlar da vardır.&lt;br /&gt;•   Kabul, davlı tarafın davaya son veren bir taraf usul işlemidir.&lt;br /&gt;•   Adli nitelikteki ikrar kural olarak ikrar edeni ve hâkimi bağlayıcı niteliklerdir.&lt;br /&gt;•   Vasıflı ikrara gerekçeli inkâr da denilmektedir.&lt;br /&gt;•   Tanık beyanları ve bilirkişi raporları takdiri deliller arasında yer alır.&lt;br /&gt;•   Yemin; yemin eden tarafı ve mahkemeyi bağlayıcı yönüyle kesin deliller arasında kabul edilmektedir.&lt;br /&gt;•   Hukuki işlemler dışında kalan konularda serbest delil sistemi benimsenmiştir.&lt;br /&gt;•   Hukuka uygun olarak elde edilmemiş olan deliller hâkim tarafından dikkate alınmaz.&lt;br /&gt;•   Senetle ispatı zorunlu olan bir uyuşmazlıkta, hâkim eğer karşı tarafın muvafakatını alırsa bu durumda tanık dinleyebilir.&lt;br /&gt;•   Senetle ispat zorunluluğu sadece senetle ispat mecburiyetini değil, aynı zamanda tanıkla ispat yasağını getirmektedir.&lt;br /&gt;•   Usul ve füru arasındaki hukuki işlemler miktar ya da değerine bakılmaksızın tanıkla ispatlanabilir.&lt;br /&gt;•   Ticari davalarda hâkim davaya ilişkin bir teamül olup olmadığını araştırabilir. Gerekirse sanayi ve ticaret odalarına sorar.&lt;br /&gt;•   Hâkim senetle ispat yükü kendisinde olan tarafın senedin kaybolduğu yönündeki iddiasının gerçek olduğuna kanaat getirirse tanık dinler ve bunu takdir eder.&lt;br /&gt;•   Borçlu tarafından el yazısı ile yazılmış fakat imzasız olan bir senet ya da mektup, bilgisayar ya da daktilo ile yazılan her borçlunun parafını taşıyan belgeler de yazılı delil başlangıcı sayılır.&lt;br /&gt;•    Senet, bir kimsenin kendi aleyhine delil olarak kullanılmak üzere meydana getirmiş olduğu imzalı belge olarak tanımlanabilir.&lt;br /&gt;•   Hazırlanması sırasında resmi bir makamın katılımının bulunduğu senetlere resmi senet denir.&lt;br /&gt;•   Onaylama biçimindeki noter senetlerinde, senet taraflarca hazırlanır ve onaylanması için notere sunulur.&lt;br /&gt;•   Resmi senetler aleyhine sahtelik davası, senet mahkemeye getirilmeden önce de açılabilir.&lt;br /&gt;•   İhtiyar heyetleri yazı bilmeyen ve imza atamayan kişilerin senetlerini onaylayarak bu senetlere resmi senet vasfı kazandırmaktadır.&lt;br /&gt;•   İspat vasıtası olarak yemin, senet ve tanık bulunmayan veya tanıklığa başvurulamayan yerlerde en son çare olarak uygulanır.&lt;br /&gt;•   Bir vakayı ispat yükü kendisine düşen taraf, o vakıayı başka delillerle ispat edemezse, diğer tarafa yemin teklifinde bulunabilir.&lt;br /&gt;•   Yemin, bir ispat aracı olduğu için ancak delillerle ispat edilebilen hususlar hakkında teklif olunabilir.&lt;br /&gt;•   Yemin edecek taraf on sekiz yaşında küçük ise veya kısıtlı ise yemin, kanuni temsilci tarafından yerine getirilir.&lt;br /&gt;•   Hâkim, yemin teklifini yerinde görmezse, bu teklifi bir ara kararı ile reddeder.&lt;br /&gt;•   Duruşmada yemin sorusunu ve formülünü hâkim hazırlar ve durumun önemi, yalan yere yemin etmenin hukuki ve cezai sonuçları hakkında yemin edecek tarafın dikkatini çeker.&lt;br /&gt;•   Yalan yere yemin etmek, ceza yargılaması bakımından önemli bir suçtur.&lt;br /&gt;•   Hâkim, resen yemin teklifini, ispat için gösterilen tüm delilleri inceledikten sonra ve ancak yargılamanın sonunda yapabilir.&lt;br /&gt;•   Mahkemeye gelerek tanıklık beyanında bulunmak istemeyen kimse, gerekirse zor kullanılarak getirilir.&lt;br /&gt;•   Kural olarak, hâkimin resen tanık dinlemesi mümkün değildir.&lt;br /&gt;•   Yakın hısımlık, meslek sırrı sahibi olmak gibi sebeplerle tanıklıktan çekinmek mümkündür.&lt;br /&gt;•   15 yaşından küçük olanlar, akıl hastaları, kamu hizmetinden yasaklı olanlar, tanıklıktan çekinme hakkı bulunanlar ve taraflardan birinin evinde oturan ya da emrinde çalışanlar yeminsiz dinlenirler.&lt;br /&gt;•   Taraflar sormak istedikleri soruları hâkime bildirir ve hâkim de kendisine bildirilen soruları tanıklara sorar.&lt;br /&gt;•   Bir mahkeme ancak kendi yargı çevresindeki bir tanığı dinleyebilir.&lt;br /&gt;•   Hâkimlik mesleğinin getirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez.&lt;br /&gt;•   Çözümü hâkim tarafından bilinmeyen özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişiye başvurulur.&lt;br /&gt;•   Hâkim resen bilirkişi incelemesine karar vermişse, bilirkişi giderleri hâkim tarafından belirlenmek üzere taraflardan birine ya da ikisine birlikte yüklenir.&lt;br /&gt;•   Bilirkişiler gerçek ya da tüzel kişiler arasından seçilebilir.&lt;br /&gt;•   Bilirkişiler, hâkimler hakkındaki sebeplere dayanarak taraflarca reddedilebilir.&lt;br /&gt;•   Hâkim bilirkişi raporu ile bağlı olamadığından, ilk bilirkişi raporu ile istenen hususların gereği gibi aydınlanmadığı kanısına varırsa, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verebilir.&lt;br /&gt;•   Keşif, bir delil elde etme yöntemi ve çekişmeli olguları hâkimin doğrudan algılamasını sağlayan bir aydınlanma yöntemidir.&lt;br /&gt;•   Deliller yalnızca kanunda açıkça belirtilenlerden ibaret değildir. Çünkü HUMK genel olarak sınırlayıcı bir delil listesi getirmemiştir.&lt;br /&gt;•   Bütün usul hukuku sözleşmelerinde olduğu gibi delil sözleşmelerinde de uyuşmazlığın belirli ve yazılı olması şarttır.&lt;br /&gt;•   Delil tespiti ile ileride kaybolacağı veya gösterilmeleri bakımından güçlükler çıkabilecek olan delillerin, zamanı geldiğinde açılmış olan davada veya ileride açılacak davada incelenmesi mümkün olur.&lt;br /&gt;•   Kanun yolları, olağan ve olağanüstü kanun yolları şeklinde ikiye ayrılır.&lt;br /&gt;•   İstinaf, temyiz ve karar düzeltme olağan kanun yollarındandır.&lt;br /&gt;•   Yargılamanın yenilenmesi olağan üstü bir kanun yoludur.&lt;br /&gt;•   İstinaf yoluna, ilk derece mahkemelerince verilen nihai kararlara karşı başvurulabilir.&lt;br /&gt;•   İstinaf yoluna hem çekişmeli ve hem de çekişmesiz yargıda başvurulabilir.&lt;br /&gt;•   İstinaf istemlerinde yetki, Bölge adliye mahkemesinin resen inceleyeceği bir husustur.&lt;br /&gt;•   İstinaf yoluna başvurunun süresi, nihai kararın tebliği tarihinden itibaren 15 gündür.&lt;br /&gt;•   Tarafların istemi olmadan istinaf incelemesi yapılamaz.&lt;br /&gt;•   İstinaf yoluna başvurma, kararın icrasını durdurmaz.&lt;br /&gt;•   İlk derece mahkemesinde uyuşmazlık hangi usule tabi olarak çözülmüşse, istinaf aşamasında da aynı usul geçerlidir.&lt;br /&gt;•   Dava dosyası dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra Bölge adliye mahkemesinin önüne gelir.&lt;br /&gt;•   Ön inceleme aşamasında esasa girmeden, istemin kanuna uygunluk çerçevesinde değerlendirmesi yapılır.&lt;br /&gt;•   Bölge adliye mahkemeleri bazı hallerde duruşma yapmadan da karar verebilir.&lt;br /&gt;•   İnceleme aşamasından sonra duruşma ve böylece tahkikatın tamamlanması aşamasına geçilir.&lt;br /&gt;•   Bölge adliye mahkemesinin verdiği kararın hüküm sonucunda, istem sonuçlarının her biri hakkında verilen hüküm gösterilir.&lt;br /&gt;•   İstinaf isteminin reddi kararı onama kararına benzer bir karardır.&lt;br /&gt;•   İlk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve dosyanın gönderilmesi kararı nitelik bakımından bozma kararına benzemektedir.&lt;br /&gt;•   İstinaf yargılaması sonunda dört tür karar verilebilir; İstinaf isteminin reddi kararı, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılması ve gönderme kararı, davanın kısmen veya tamamen kabulü ya da davanın reddi kararı.&lt;br /&gt;•   Birleştirilen davalarda temyiz sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir.&lt;br /&gt;•   Temyiz nedenleri kanunda sınırlayıcı bir biçimde sayılmış olup, bunların dışındaki nedenlerle temyize gidilemez.&lt;br /&gt;•   Genel temyiz nedeni hüküm mahkemesinin bir hukuk kuralını yanlış uygulamasıdır.&lt;br /&gt;•   Mahkemenin görevsizliği, birbirine çelişik kararların verilmiş olması, delillerin hukuka aykırı biçimde reddi, yargı yolunun caiz olmaması, hâkimin davaya bakmakta yasaklı olması veya hükmün gerekçesiz olması gibi haller mutlak temyiz nedenidir.&lt;br /&gt;•   Yerel mahkeme bozma kararına uyarsa sadece bozma nedenleri ile sınırlı bir inceleme yapar.&lt;br /&gt;•   Hüküm mahkemesinin kararı usul ve kanuna uygun bulunursa Yargıtay’ ca onaylanır.&lt;br /&gt;•   Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete başlamasıyla karar düzeltme yolu yürürlükten kalkacaktır.&lt;br /&gt;•   Karar düzeltme yoluna ancak hükmün tarafları sadece bir kez başvurabilirler.&lt;br /&gt;•   Temyiz kanun yolunun mahkemesi Yargıtay’dır.&lt;br /&gt;•   Kesin hükmün varlığı için öncelikle nihai bir mahkeme kararının bulunması gerekir.&lt;br /&gt;•   Kesin hükmün varlığı için ya kanun yoluna başvurma hakkının bulunmaması, ya başvuru süresinin geçmiş olması, ya da kanun yolunda gereli yargı işlemlerinin tamamlanmış olması gerekir.&lt;br /&gt;•   Biçimsel anlamda kesin hüküm, bu hükme karşı başvurulabilecek başka bir kanun yolu bulunmadığı anlamına gelir.&lt;br /&gt;•   Kararın kesinleşmiş olduğunun, kesinleşme biçimi de belirtilmek suretiyle kararı veren hakimce ilamın üzerine şerh edilmesine kesinleşme şerhi denir.&lt;br /&gt;•   Biçimsel anlamda kesinleşmiş kararlara tanınan kanuni gerçeklik niteliğine maddi anlamda kesin hüküm denir.&lt;br /&gt;•   Maddi anlamda kesin hüküm ile taraflar arsındaki uyuşmazlıkların bir daha ortaya atılmayacak biçimde çözümlenmesi amaçlanır.&lt;br /&gt;•   Müteselsil borçlulukta, alacaklının müteselsil borçlulardan birine karşı açtığı davada verilen hüküm, diğer müteselsil borçlular bakımından kesin hüküm teşkil etmez.&lt;br /&gt;•   Dava konusu aynı olan davalar, aynı sebebe dayanılarak aynı taraflar arasında yeniden açılamaz.&lt;br /&gt;•   Bir kısmi dava esastan reddedilmişse, talep edilmeyen alacak kısmı için de hüküm söz konusu olur.&lt;br /&gt;•   Kesin hükmün kesin delil etkisi, aynı taraflar arasında, aynı konuda ve aynı sebebe dayanan davalarda söz konusu olur.&lt;br /&gt;•   Yargılamanın iadesi yolunda, kanun tarafından belirlenmiş ağırlıkta hata ve noksanlıklarla etkilenmiş olan bir kesin hükümle sonuçlanan davanın yeniden görülmesi amaçlanmaktadır.&lt;br /&gt;•   Yargılamanın iadesi kavramı yerine hukukta iadei muhakeme, yargılamanın yenilenmesi gibi kavramlarda kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;•   Hüküm verildikten sonra düzenlenmiş belgelere dayalı olarak yargılamanın iadesi istenemez.&lt;br /&gt;•   Yargılamanın iadesine belge ya da senedin elde edilmesinden itibaren üç ay içinde başvurulabilir.&lt;br /&gt;•   Hükümden sonra verilen bir mahkeme kararı ile hükme esas alınan belgenin sahte olduğuna karar verilmişse, bu bir yargılamanın iadesi nedenidir.&lt;br /&gt;•   Bir yargılamada verdiği ifade hükme esas alınan tanığın, hükümden sonra yalan tanıklıktan dolayı ceza mahkemesinde mahkûm olması sebebiyle yargılamanın iadesine gidilebilir.&lt;br /&gt;•   Öğretide, bilirkişi raporunu tercüme eden tercümanın kasdi yanlışının tespiti halinde de yargılamanın iadesine gidilebileceği kabul edilmektedir.&lt;br /&gt;•   Hangi işlemlerin hileli sayılacağı konusunda hâkimin takdir yetkisi bulunmaktadır.&lt;br /&gt;•   Hâkimin reddi nedenleri olduğu halde, kendini reddetmeyip yargılamaya devam eden hâkim tarafından hüküm verilmiş olması ise yargılamanın iadesi nedeni değildir.&lt;br /&gt;•   Yargılamanın iadesini isteme süresi, Avrupa insan hakları mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıldır.&lt;br /&gt;•   Yargılamanın iadesini isteme süreleri, hak düşürücü süreler, olduğundan hâkim tarafından resen dikkate alınır.&lt;br /&gt;•   Yargılamanın iadesi davası mutlaka duruşmalı incelenir.&lt;br /&gt;•   Tahkimin konusu sadece tarafların iradesine tabi olan uyuşmalıklardır.&lt;br /&gt;•   Tahkim sözleşmesi ile taraflar aralarında var olan ya da olabilecek uyuşmazlıkların çözümünü hakeme bırakmak konusunda anlaşmaktadırlar.&lt;br /&gt;•    Tahkim sözleşmesi ile taraflar tahkim yoluna başvurmayı kabul etmekte ve devlet mahkemelerine giden yolu kapatmış olmaktadırlar.&lt;br /&gt;•   Hakem sözleşmesi, taraflar ile hakemler arasında yapılan bir borçlar hukuku sözleşmesidir.&lt;br /&gt;•   Medeni haklarını kullanma ehliyetine sahip herkes, taraflarca hakem tayin edilebilir.&lt;br /&gt;•   Uygulamada en çok başvurulan yöntem, tarafların hakemleri seçmelerinden sonra bu iki hakemin bir araya gelerek üçüncü hakemleri seçmeleridir.&lt;br /&gt;•   Hakemlerde de dava dilekçesi ile açılır ve tahkime gidilmesi kural olarak mahkemeye başvurulması ile aynı sonuçlara yol açar.&lt;br /&gt;•   İhtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı verme yetkisi mahkemelere aittir; hakemlerin bu konuda yetkisi yoktur.&lt;br /&gt;•   Hakem kararları kesinleşmeden icra edilemez.&lt;br /&gt;•   Hakem kararlarına karşı Yargıtay’da temyiz yoluna gidilebilir.&lt;br /&gt;•   Hakem kararları hakkındaki temyiz sebepleri mahkeme kararları hakkında öngörülen temyiz sebeplerinden çok daha sınırlıdır.&lt;br /&gt;•   Hakemler Yargıtay’ın bozma kararına karşı direnme kararı veremezler; bozma kararına uymak zorundadırlar.&lt;br /&gt;•   Milletlerarası Tahkim Kanunu, yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği veya taraflarca ya da hakemlerce bu kanun hükümlerinin seçildiği uyuşmazlıklarda uygulanır.&lt;br /&gt;•   Milletlerarası tahkim ile iç tahkim arasındaki temel farklılık, hakem kararlarının denetlenmesi bakımından ortaya çıkmaktadır.&lt;br /&gt;•   Milletlerarası tahkimde iptal davası, hakem kararlarının taraflara bildirildiği tarihten itibaren 30 gün içinde açılabilir.&lt;br /&gt;•   İhtiyati tedbirlerin temel amacı, dava konusu ile ilgili bir güvence sağlamaktır.&lt;br /&gt;•   İhtiyati tedbirler genel olarak HUMK’ da düzenlenmiştir. Ancak, diğer bir çok kanunda da bir takım geçici koruma tedbirlerine yer verilmiştir.&lt;br /&gt;•   İhtiyati haciz, ihtiyati tedbirden farklı olarak yalnızca para alacaklarına ilişkin davalarda veya icra takiplerinde söz konusu olabilir.&lt;br /&gt;•   Taraflar arasındaki çekişmeli malların yediemine teslimi sadece taşınırlar için uygulanabilecek bir ihtiyati tedbirdir.&lt;br /&gt;•   Mahkeme, uyuşmazlık konusu olan  şeyin korunması için gerekli her türlü tedbiri alabilir.&lt;br /&gt;•   Dava açılmadan önce ihtiyati tedbir, bu tedbirin en az masrafla ve en çabuk nerede yerine getirilmesi mümkün ise o yer mahkemesinden ya da dava için yetkili mahkemeden talep edilebilir.&lt;br /&gt;•   İhtiyati tedbir kararı verilebilmesi için, bunu talep eden tarafın ihtiyati tedbir talebine konu olan hakkını tam olarak ispat etmesine gerek yoktur.&lt;br /&gt;•   İhtiyati tedbir kararı aleyhine istinaf ya da temyiz yoluna gidilemez; sadece itiraz söz konusu olabilir.&lt;br /&gt;•   İhtiyati tedbir dava açılmadan önce talep edilmiş ve bu talep kabul edilmiş ise; kararın verildiği tarihten itibaren 10 için de uyuşmazlıkla ilgili davanın açılması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MEDENİ USUL HUKUKU (Ders) Özeti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•   Uyuşmazlık; bir hakkın varlığı, kapsamı veya sonuçları hakkında meydana gelen anlaşmazlıktır. Dava ise; bir uyuşmazlığın hali için devlet yargısına müracaat demektir.&lt;br /&gt;•   Medeni usul hukuku bir hukuku ilişkinin tarafları arasındaki ilişkilere, ancak bu konuda uyuşmazlık ortaya çıktıktan sonra başvurulan kuralları, ihtiva eden bir hukuki alandır.&lt;br /&gt;•   Avrupa insan hakları sözleşmesi (AİHS) insan haklarına ilişkin metinlerin en gelişmiş ve en niteliklisidir.&lt;br /&gt;•   Türkiye Cumhuriyeti’nde Devlet yargısı içinde iddia, savunma ve yargılama üçgeni içerisinde meslekten olmayan kişilerin yer alması kural olarak söz konusu değildir.&lt;br /&gt;•   Yardımcı adalet personeli; yargılama ve karar verme faaliyetine doğrudan doğruya katılmasa da, yargılama işlerinin yürütülmesinde vazgeçilmez bir unsurdur.&lt;br /&gt;•   Anayasa ile sağlanmak istenen mahkemelerin siyasi iktidar karşısında bağımsız olmasıdır.&lt;br /&gt;•   Hâkimler; kanunda belirtilenlerden başka resmi ve özel hiçbir görev alamazlar. (AY m. 140,V)&lt;br /&gt;•   Hâkimlerin özlük işleri; kuruluş ve yetkileri Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca düzenlenir. (AY m.159)&lt;br /&gt;•   HUMK’ da yer alan hâkimin davaya bakmasının yasak olduğu durumlar ile hâkimin reddini gerektiren hallere ilişkin hükümlerin konuluş amacı, hâkimin her bir davada tarafsızlığını sağlamaktır.&lt;br /&gt;•   Hâkim kendi davasına bakamaz.&lt;br /&gt;•   Yasaklılık sebeplerinden birinin varlığı halinde hâkim, davanın taraflarının hepsinin açık ve yazılı muvafakatlarıyla davaya bakmaya devam edebilir.&lt;br /&gt;•   Hâkimin davada reddini gerektiren hallerde, hâkimin davaya bakarken tarafsız kalamayacağından duyulan bir şüphe vardır.&lt;br /&gt;•   Hâkimin iki taraftan birine karşı bir davası ya da husumeti bulunması durumunda reddi hâkim söz konusudur.&lt;br /&gt;•   Hâkimin tarafsızlığından önemli sayılacak şüphelerin bulunması reddi hâkim nedenidir.&lt;br /&gt;•   Hâkimin reddi talebi; ret nedenini bilen tarafından en geç ilk duruşmada bildirilmelidir.&lt;br /&gt;•   Hâkimin reddi dilekçesi; reddi istenen hâkimin mensup olduğu mahkemeye hitaben yazılır.&lt;br /&gt;•   Zamanında yapılmayan, inandırıcı olmayan ve davayı uzatma amaçlı ret talepleri geri çevrilebilir.&lt;br /&gt;•   Ret istemini inceleyecek olan merci duruşma yapıp yapmamakta serbesttir.&lt;br /&gt;•   Hâkimin kendisini reddetmesi, taraflardan birisinin hâkimi reddetmesinde olduğu gibi bir süreye tabi olmadığından hâkim kendisinin reddini her zaman isteyebilir.&lt;br /&gt;•   Esas hüküm bakımından temyiz yolu kapalı bulunan dava ve işlerde hâkimin reddi istemi ile ilgili merci kararları kesindir.&lt;br /&gt;•   Hâkim ister taraflarca reddedilmiş olsun isterse kendisini reddetmiş olsun, ilgili merci tarafından karar verilinceye kadar o davaya bakamaz.&lt;br /&gt;•   Yargıtay kanununa göre, Yargıtay dairelerinin veya genel kurullarının başkan ve üyelerinin de ret nedenlerine dayanılarak reddi istenebilir.&lt;br /&gt;•   Mahkemelerin kuruluşu, görevleri ve yetkileri kanunla düzenlenir.&lt;br /&gt;•   Göreve ilişkin olarak kanunlarda yer alan kurallar, kamu düzenine ilişkin olup emredici bir nitelik taşırlar.&lt;br /&gt;•   Genel mahkemeler; sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemeleridir.&lt;br /&gt;•   Miktar veya değere görevli mahkemenin tayininde, dava konusunun davanın açıldığı tarihteki değeri esas alınır.&lt;br /&gt;•   Davacı dava konusunun miktarını belirtmekten kaçınırsa, dava dilekçesi işleme konulmaz.&lt;br /&gt;•   Hakim gerekirse dava konusunun değerinin tespitinde bilirkişiye dahi başvurabilir.&lt;br /&gt;•   Objektif dava birleşmesi bir davacının bir davalıya karşı birden fazla talebini, aynı dava dilekçesi ile illeri sürmesi demektir.&lt;br /&gt;•   Seçimlik davalar, seçim hakkının borçludan olması durumunda söz konusu olur.&lt;br /&gt;•   Terditli ( kademeli) davalarda davacı mahkemeden öncelikle asıl talebinin incelenmesini ve  bu talep hakkında karar verilmesini; asıl talebi kabul edilmezse ikinci, yani yardımcı talebinin incelenmesini talep eder.&lt;br /&gt;•   Davacı hukuki yararının bulunması şartıyla alacağının sadece bir kısmını dava ederek geri kalan kısmını saklı tutabilir.&lt;br /&gt;•   Açılmış ve görülmekte olan bir davanın davalısının davacıya karşı aynı mahkemede dava açmasına ‘’karşı (mütekabil) dava’’ denir.&lt;br /&gt;•   Kira sözleşmesine dayanan her türlü dava, miktar veya değerine bakılmaksızın sulh hukuk mahkemelerinde görülür.&lt;br /&gt;•   Taşınır ve taşınmaz mallarda yalnızca zilyetliğin korunması ile ilgili davalar sulh hukuk mahkemelerinde görülür.&lt;br /&gt;•   Vakıflara ilişkin davalarda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.&lt;br /&gt;•   Asliye ticaret mahkemesi; asliye hukuk mahkemesinin görevine giren ticari davalara ve işlere bakmak üzere kurulmuş bir hukuk mahkemesidir.&lt;br /&gt;•   Aile mahkemesinin kurulmasındaki amaç, aile hukukundan kaynaklanan dava ve işlerin görülmesidir.&lt;br /&gt;•   Aile mahkemesi asliye hukuk mahkemesi seviyesinde ve tek hâkimli bir mahkemedir.&lt;br /&gt;•   Denizcilik ihtisas mahkemesi, deniz ticaretine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar bakmakla görevlidir.&lt;br /&gt;•   Fikri ve sınaî haklar hukuk mahkemesi, Fikir ve sanat eserleri kanunu’ nda düzenlenmiş hukuki ilişkilerle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalara bakar.&lt;br /&gt;•   İcra mahkemesi, icra-iflas işleri için kurulmuş bir özel mahkemedir.&lt;br /&gt;•   İş mahkemesi; iş hukukundan doğan davalara ve işlere bakmak üzere kurulmuş, tek hâkimli bir uzmanlık mahkemesidir.&lt;br /&gt;•   Kadastro mahkemesi; Kadastro kanununun uygulaması ile ilgili dava işlere bakmak üzere kurulmuş olan, tek hâkimli bir uzmanlık mahkemesidir.&lt;br /&gt;•   Tüketici mahkemesi; Tüketicinin korunması hakkında kanunun uygulanması ile ilgili ortaya çıkacak uyuşmazlıkların çözümü için kurulmuş bir uzmanlık mahkemesi olup tek hâkimlidir.&lt;br /&gt;•   Mahkeme, önüne gelen bir davada görevli olup olmadığını, davanın her aşamasında resen gözetir.&lt;br /&gt;•   Hem görev hem yetki itirazında bulunulmuşsa, mahkeme yetki sorunundan önce ilk olarak görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.&lt;br /&gt;•   Görevsizlik kararı veren mahkeme; bu kararından hangi mahkemenin görevli olduğunu belirtmeli ve bu mahkemeyi kararında göstermelidir.&lt;br /&gt;•   Mahkeme görev itirazının reddine karar verirse, bu bir ara karar olduğu için, bu karara karşı kanun yollarına başvurulamaz.&lt;br /&gt;•   Görevsizlik kararına karşı, davacının on gün içerisinde görevli mahkemeye başvurması halinde yeniden harç alınmaz.&lt;br /&gt;•   Kural olarak, görevsiz mahkemenin yaptığı usul işlemleri görevli mahkemede geçersizdir.&lt;br /&gt;•   Aynı yargı çevresinde aynı mahkemeden birden fazla varsa, bunlar arasındaki iş dağılımı nöbetçi mahkeme tarafından belirlenir.&lt;br /&gt;•   Aynı yargı çevresinde bulunan asliye hukuk mahkemesi ile asliye ticaret mahkemesi arasında Türk ticaret kanununa dayanan bir iş bölümü ilişkisi bulunmaktadır.&lt;br /&gt;•   İş bölümü itirazı bir ilk itirazdır.&lt;br /&gt;•   Gönderme kararı üzerine yapılacak olan işlemler, görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine yapılacak olan işlemlerle aynıdır.&lt;br /&gt;•   Yetki kuralları; bir davanın hangi yerdeki görevli mahkemede açılacağını belirleyen kurallardır.&lt;br /&gt;•   Kural olarak, hâkim yetkili olup olmadığını resen dikkate alamaz. Yetkisizlik ancak taraflarca ileri sürülebilir.&lt;br /&gt;•   Yetki konusunda ana kural; davanın davalının yerleşim yerinde (ikametgâhında) açılmasıdır.&lt;br /&gt;•   Medeni kanuna göre, bir kimsenin yerleşmek niyetiyle oturduğu yer, onun yerleşim yeri sayılır.&lt;br /&gt;•   Davalının Türkiye’de yerleşim yeri yoksa davada Türkiye’ de son defa oturduğu yer mahkemesinde bakılır.&lt;br /&gt;•   Davalı sayısı birden fazla ise; dava davalıların tümüne karşı bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.&lt;br /&gt;•   Özel yetki kuralları davacıya çoğu kez davasını açabilmesi için genel yetki kurları yanında bir seçim hakkı tanırlar.&lt;br /&gt;•   Sözleşmenin ifa yeri tarafların aralarında yapmış oldukları sözleşmeden açıkça anlaşılıyorsa, dava söz konusu ifa yeri mahkemesinde açılabilir.&lt;br /&gt;•   Haksız fiilden doğan davalar; haksız fiilin meydana geldiği yer mahkemesinde de açılabilir.&lt;br /&gt;•   Taşınmazın aynına ilişkin olan davalar taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülür.&lt;br /&gt;•   Terekenin taksimine ilişkin davalarda yetkili mahkeme, miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir.&lt;br /&gt;•   Asıl davayı görmeye yetkili mahkeme, karşı davayı görmeye de yetkilidir.&lt;br /&gt;•   Davalı süresinde yetki itirazında bulunmazsa dava yetkisiz mahkemede görülmeye devam olunur.&lt;br /&gt;•   Sulh hukuk mahkemelerinde yetki itirazı sözlü olarak da yapılabilir.&lt;br /&gt;•   Yetkisizlik kararı veren mahkeme, söz konusu kararında yetkili mahkemeyi göstermek zorundadır.&lt;br /&gt;•   Yetkisizlik kararı veren mahkeme dava dosyasını kendiliğinden yetkili mahkemeye göndermez. Bu konuda gerekli olan işlemleri davacının yapması gerekir.&lt;br /&gt;•   Kesin yetkinin söz konusu olduğu hallerde yetki sözleşmesi yapılamaz.&lt;br /&gt;•   Merci tayini için iki mahkemenin bir dava hakkında ayrı ayrı görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olmaları ve bu her iki kararında temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olması gerekir.&lt;br /&gt;•   Olağanüstü hallerde belirli bir yerdeki davalara başka bir yer mahkemesinde bakılmasına karar verme yetkisi Adalet Bakanlığı’na aittir.&lt;br /&gt;•   Bir hukuk davası; dilekçeler aşaması, tahkikat aşaması, sözlü yargılama aşaması ve hüküm aşaması olmak üzere dört aşamadan oluşur.&lt;br /&gt;•   Davacının, talebinde davalının bir şeyi yapmaya, bir şeyi vermeye veya bir şeyi yapmamaya mahkûm edilmesini istediği dava türüne eda davası denir.&lt;br /&gt;•   Bir hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun veyahut içeriğinin belirlenmesi amacıyla açılan davaya tespit davası denir.&lt;br /&gt;•   Bir davada delil olarak kullanılabilecek hususların tespiti için ya da bir dava içerisinde iddia ve savunma olarak ileri sürülebilecek hususlara ilişkin de tespit davası açılabilir.&lt;br /&gt;•   İnşai davalar, kural olarak kanunun açık hükmünün bulunduğu hallerde açılabilmektedir.&lt;br /&gt;•   Dava şartlarına davanın dinlenebilmesi (mesmu olması, görülebilmesi) şartları da denir.&lt;br /&gt;•   Türk mahkemelerinin yargı (hakkı) yetkisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin coğrafi sınırları ile sınırlıdır.&lt;br /&gt;•   Kesin yetki hallerinin mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir.&lt;br /&gt;•   Dava ehliyetine sahip olmayan tarafın davada kanuni temsilcisi tarafından temsil edilmiş olması gerekir.&lt;br /&gt;•   Hakkında kesin hüküm bulunan uyuşmazlık, yeni bir dava konusu yapılamaz.&lt;br /&gt;•   Menfaat, açılan dava ile kurulan yargılama hukuku ilişkisindeki her türlü talep bakımından bir kabule şayanlık ( görülebilirlik, dinlenebilirlik) şartıdır.&lt;br /&gt;•   Mahkemede eda davası ya da inşai dava açılmasında menfaatin olup olmadığını ancak şüphe halinde inceler.&lt;br /&gt;•   Genel dava şartları yanında, kanunda bazı davalar için özel dava şartları öngörülmüştür.&lt;br /&gt;•   Mahkeme, dava şartlarını kendiliğinden araştırmak zorundadır.&lt;br /&gt;•   Dava şartları, dava açıldığı andan hüküm verilinceye kadar var olmalıdır.&lt;br /&gt;•   Hâkim önüne gelen bir hukuk davası üç aşamada incelenir.1- Dava şartlarının incelenmesi 2- Varsa ilk itirazların incelenmesi 3- Davanın esasına girilmesi&lt;br /&gt;•   Bir davada birbiri ile uyuşmazlık halinde olan iki taraf yoksa o zaman çekişmesiz yargı işi söz konusu olur.&lt;br /&gt;•   Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme ehliyetidir. Ve dava şartıdır.&lt;br /&gt;•   Gerçek kişilerin hak ehliyeti ve dolayısı ile taraf ehliyeti ölümle sona erer.&lt;br /&gt;•   Elbirliği ile mülkiyette maddi mecburi dava arkadaşlığı söz konusudur.&lt;br /&gt;•   Şekli bakımdan mecburi dava arkadaşlığı söz konusudur.&lt;br /&gt;•   İhtiyari dava arkadaşlığında dava arkadaşı kadar dava vardır.&lt;br /&gt;•   Fer’i müdahalenin varlığı için görülmekte olan bir dava olmalı ve davaya müdahale etmek isteyen kişinin, lehine müdahale etmek istediği tarafın davayı kazanmasında menfaati bulunmalıdır.&lt;br /&gt;•   İhbar herhangi bir şekle tabi olmadığı gibi hâkimin veya karşı tarafın iznine de tabi değildir.&lt;br /&gt;•   Üçüncü kişi, Fer’i müdahil olarak davaya katılırsa, bu davadaki yetkileri tamamen fer’i müdahilin yetkileri gibidir.&lt;br /&gt;•   Asli müdahilin usulüne uygun biçimde dava açması ve harçlarını ödemesi ile asli müdahale tamamlanmış olur.&lt;br /&gt;•   Kanuni temsilin doğumu, içeriği, sona ermesi kanunla belirlenmiştir.&lt;br /&gt;•   Dava ehliyeti olmayan bir kişi adına ancak kanuni temsilcisi tarafından dava açılabilir.&lt;br /&gt;•   Genel vekâlet, davada gerekli olan tüm işlemleri yapabilme yetkisidir.&lt;br /&gt;•   Vekâletnamesini mahkemeye vermeyen vekil dava açamaz. Ve yargılama ile ilgili hiçbir görev yapamaz.&lt;br /&gt;•   Mahkeme, taraflardan birinin talebi olmadan kendiliğinden bir davayı görmeye başlayamaz.&lt;br /&gt;•   Dava dilekçesinde bulunması gereken bazı hususlar kamu düzenine ilişkin olduğu için, mahkeme tarafından kendiliğinden gözetilir.&lt;br /&gt;•   Dilekçede yer alan davacı ya da davalı isimleri sonradan değiştirilemez.&lt;br /&gt;•   Dava dilekçesinde değer gösterilmemişse, mahkeme davacıya bu değeri tespit ettirir.&lt;br /&gt;•   Davacı, dava dilekçesinde yer alan vakıaları sonradan, rızası olmadan ya da davasını ıslah etmeden, değiştiremez ya da genişletemez.&lt;br /&gt;•   Davacı, hukuki nedeni dava dilekçesinde göstermek zorunda değildir. Zira hakim Türk kanunlarını kendiliğinden uygulamakla yükümlüdür.&lt;br /&gt;•   Cevap süresi kural olarak on gün olup, kanun tarafından belirlenmiştir.&lt;br /&gt;•   Davacı, talep sonucunda kendi lehine karar verilmesini isteyebilir, yoksa başkası lehine hüküm verilmesini isteyemez.&lt;br /&gt;•   Dava dilekçesinin altında imza bulunmaması, bir ilk itiraz nedenidir ve bunun üzerine dava dilekçesinin iptaline karar verilir.&lt;br /&gt;•   Dava dilekçesi hâkime verilir ve hakim, dilekçenin verildiği tarihi yazarak, dava esas defterine kaydedilmek üzere, dilekçeyi kaleme havale eder.&lt;br /&gt;•   Dava, dava dilekçesinin mahkeme kalemine (esas defterine) kaydı tarihinde açılmış sayılır.&lt;br /&gt;•   Bilgisayar kullanan mahkemeler bakımından dava dilekçesi, harcın yatırılmasını takiben tevzi bürosuna verilir ve büroda bilgisayara kaydedilir. Tevzi bürosu bilgisayarına kayıt tarihi, davanın açıldığı tarihtir.&lt;br /&gt;•   Alacaklının müteselsil borçludan birine karşı açmış olduğu dava ile diğer müteselsil borçlular hakkında da zamanaşımı kesilmiş olur.&lt;br /&gt;•   Davalı daha önce mütemerrit kılınmamış ise; dava açılması ve dava dilekçesinin tebliği ile davalı temerrüde düşer.&lt;br /&gt;•   Davanın açıldığı tarihte dava şartları eksikse davanın esasına girilemez.&lt;br /&gt;•   Dava açıldıktan sonra, davacı, davalının rızası olmadıkça davasını geri alamaz.&lt;br /&gt;•   Açtığı davadan feragat eden davacı, aynı hakka dayanarak yeniden dava açamaz.&lt;br /&gt;•   Davacı kanunda gösterilen istisnalar dışında, davasını genişletemez ve değiştiremez.&lt;br /&gt;•   Davacı, dava açtıktan sonra talep sonucunu değiştiremez veya genişletemez.&lt;br /&gt;•   Davalı, davanın genişletilip değiştirilmesine rıza göstermez ise, davacı ıslah yoluna başvurabilir.&lt;br /&gt;•   Davalı, açılmış olan davaya karşı cevaplarını cevap layihası ile mahkemeye bildirir.&lt;br /&gt;•   Bir davın karşı dava olarak açılabilmesi için asıl dava ile karşı dava arasında bir bağlantının bulunması zorunludur.&lt;br /&gt;•   Cevap layihasında ileri sürülmemiş olan def’ilerin sonradan ileri sürülmesi savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı kapsamındadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/993409451233048927-6503667656340238202?l=aof-blog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/aof/~3/nCA_BPzhfO0/medeni-usul-hukuku-ders-tm-kitap-zeti.html</link><author>noreply@blogger.com (neo)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://aof-blog.blogspot.com/2007/12/medeni-usul-hukuku-ders-tm-kitap-zeti.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-993409451233048927.post-6012043699996143487</guid><pubDate>Mon, 24 Dec 2007 20:16:00 +0000</pubDate><atom:updated>2007-12-24T12:16:40.323-08:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ders notları</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">matematik</category><title>Matematik-özdeşlikler-denklem ve eşitsizlik</title><description>Ünite - 2&lt;br /&gt;Özdeşlik, Denklemler ve Eşitsizlikler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;( # ) Parantez Açılımları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a ( x + b ) = ax + b Örnek: 4 ( x + 5 ) = 4x + 20&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;x ( x + a ) = x² + ax Örnek: 3x ( x + 2 ) = 3x² + 6x&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnekleri çoğaltabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;( # ) Ortak Parantez Alma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;x² + ax = x.x + a.x = x ( x + a )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnek: x² - x = x.x - 1.x = x ( x- 1 )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnekleri çoğaltabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;( # ) Tam Kare&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam karenin hikayesi şudur: 1. karesi + 1. ile 2.'nin çarpımının 2 katı + 2.'nin karesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denklem ( x + k )² olsun.&lt;br /&gt;Formül olarak ise x² - 2kx + k² ' dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnek: ( x + 2 )² = x² + 4x + 4&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnekleri çoğaltabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;( # ) İki Kare Farkı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel formülü, x² - a² = ( x - a )( x + a ) 'dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnek: x² - 4 = ( x - 2 )( x + 2 )&lt;br /&gt;Örnek: x² + 4 = ifadesinin özdeşi yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnekleri çoğaltabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;( # ) İki Küp Toplamı ve Farkı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;x³ + y³ = ( x + y )( x² - xy + y²) veya x³ - y³ 0 ( x -y )( x² + xy + y² )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnek: x³ + 8 = ( x + 2 )( x² - 2x + 4 )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnekleri Çoğaltabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;( # ) Birinci Dereceden Bir Bilinmeyenli Denklemler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a ve b bir sayı ve a sıfırdan farklı olmak üzere,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ax + b = 0 birinci dereceden denklemdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Birinci dereceden denklemi çözmek için x'i yalnız bırakıp eşitliğin diğer tarafındaki sayıya bölmek gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Eşitliğin her iki tarafında da x değeri varsa eğer; x'li olan değerler bir tarafa, tam sayılar ise bir tarafa toplanarak işlem yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnek: 5x - 6 = 2x + 6 denkleminde x kaçtır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5x - 2x = 6 + 6 ( x'li ifadeleri bir tarafa tam sayılı ifadeleri bir tarafa topladık)&lt;br /&gt;3x = 12&lt;br /&gt;x = 4 olarak bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnekleri Çoğaltabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Denklemimizde kesirli ifade varsa eğer, önce kesirden kurtarmamız gerekir. Kurtardıktan sonra denklemi çözebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnek: 1/4 ( x - 1 ) = 2 denkleminde x kaçtır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4.1/4 ( x - 1 ) = 2.4 ( Kesirden kurtarmak için eşitliğin her iki tarafını da payda ile çarptık. )&lt;br /&gt;( x - 1 ) = 8 ( Denklemi çözebiliriz. )&lt;br /&gt;x = 9&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;( # ) İkinci Dereceden Denklemler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a, b, c sayı olmak üzere ax² + bx + c = 0 şeklindeki ifade 2. dereceden denklemdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnek: x² + x - 6 ifadesinde a:1 b:1 c:-6'dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;( # ) Kökleri Bilinen 2. Dereceden Denklemi Bulma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kökleri a ve b olan 2.dereceden denklem ( x - a )( x - b ) = 0 şeklinde gösterilir. Buradan yola çıkarak formülü yazacak olursak ( x - 1.Kök )( x - 2.Kök ) = 0 olarak ifade edebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnek: Kökleri 4 ve 6 olan 2.dereceden denklemi yazalım;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;( x - 4 )( x - 6 ) = 0&lt;br /&gt;x² - 6x - 4x + 24 = 0&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnekleri çoğaltabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;( # ) Kökleri Bilinen 2. Dereceden Denklemi Bulma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;x4 - 3x² - 4 = 0 denklemi üzerinden gidecek olursak,&lt;br /&gt;Öncelikle kolaylık olması için x²'ye "t" diyelim. Bu, soruyu çözerken kolaylık sağlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;x4 - 3x² - 4 = 0&lt;br /&gt;t² - 3t - 4 = 0 olarak yazılır ve gerekli işlemler yapılıp t değeri bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;( # ) Eşitsizlikler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: &lt;&lt;veya&gt;&gt; sembolleri hem büyük/küçük hem de eşit anlamı taşımaktadır. Karıştırmayınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a, b £ R ve a sıfırdan başka bir sayı olmak üzere ax + b &gt; 0 veya ax + b &lt;0&gt;&gt; 0 veya ax + b &lt;&lt; 0 ) şeklindeki ifadelere 1. dereceden eşitsizlik diyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: "&gt;&gt; veya &lt;&lt;" olan tarafta parantez köşelidir "[ ]" ama "&gt; veya &lt;" var ise parantez normaldir. " ( ) "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Eşitsizlik konusunu denklemler ile hemen hemen aynıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Bir eşitsizlik negatif sayı ile çarpılır veya bölünürse işaret yön değiştirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnek: 5x - 4 &lt; 4x - 4 eşitsizliğinde x kaçtır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5x - 4x &lt; -4 + 4&lt;br /&gt;x &lt;0&gt;&gt; 5x - 11 eşitsizliğinde x kaçtır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3x - 5x &gt;&gt; - 11 - 5&lt;br /&gt;- 2x &gt;&gt; - 16&lt;br /&gt;x &lt;&lt; 8 ( "-" ile bölündüğünden dolayı işaret değişti. )&lt;br /&gt;( - sonsuz, 8 ]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnek: - 3 &lt;&lt; 6x - 15 &lt;&lt; 3 eşitsizliğini çözecek olursak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 3 &lt;&lt; 6x - 15 &lt;&lt; 3&lt;br /&gt;-3 + 15 &lt;&lt; 6x &lt;&lt; 3 + 15&lt;br /&gt;12 &lt;&lt; 6x &lt;&lt; 18&lt;br /&gt;2 &lt;&lt; x &lt;&lt; 3 ( 2 ile 3 arasındaki sayılardır.) [2, 3]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnekleri çoğaltabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;( # ) İkinci Dereceden Eşitsizlikler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnek: x² - 3x &lt;&lt; 0 köklerini bulalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk kökü 3'tür. İkincisi ise 0'dır. [3, 0] olarak ifade edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnekleri çoğaltabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;( # ) Köklü Denklemler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnek:Karekök içinde x - 3 = x + 4&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çözmeden önce kareköklü ifadeyi karekökten çıkarmak için eşitliğin her iki tarafının karesini almalıyız. Devamına bakalım,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;x - 3 = ( x + 4 )² denkliğinden&lt;br /&gt;x - 3 = x² + 8x + 16&lt;br /&gt;x - 3 - x² - 8x - 16 = 0&lt;br /&gt;x² + 19 + 9x = 0 'dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnekleri çoğlatabilirsiniz&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/993409451233048927-6012043699996143487?l=aof-blog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/aof/~3/S6vxc3Ey0Q0/matematik-zdelikler-denklem-ve.html</link><author>noreply@blogger.com (neo)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://aof-blog.blogspot.com/2007/12/matematik-zdelikler-denklem-ve.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-993409451233048927.post-5330910549882456991</guid><pubDate>Mon, 24 Dec 2007 20:13:00 +0000</pubDate><atom:updated>2007-12-24T12:14:17.674-08:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ders notları</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">iktisata giriş</category><title>İKTİSADA GİRİŞ ÖZETLER 3</title><description>&lt;span style="color: maroon;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; line-height: 1.3em;"&gt;&lt;b&gt;İKTİSADA GİRİŞ ÖZETLER 3&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;KAMUSAL MALLAR VE DIŞSALLIK&lt;br /&gt;Kamusal mal kavramını ve özelliklerini tanımlayarak kamusal mallarda etkin üretim düzeyinin nasıl belirleneceğini açıklayabilmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Toplumun tüm üyelerinin herhangi bir bedel ödemeden tüketebileceği ve bir kişinin tüketiminin bir başkasının tüketimine engel teşkil etmediği mallar kamusal mallardır. Bu mallar toplumda ödeme yapan ya da yapmayan tüm toplum üyelerine fayda sağlar. Ödeme yapmayanlar bu faydayı elde etmekten mahrum bırakılmadığı için kamusal mallarda bedavacılık sorunu ile karşılaşılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kamusal malların varlığı fiyat sistemi için sorun yaratır ve piyasa başarısızlığına neden olur. Bu yüzden, kamusal malların üretiminde devletin bizzat üretimi üstlenmesi alternatifi ya da piyasaya devlet müdahalesi gündeme gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kamusal malların çıktı düzeyi tüm bireysel taleplerin dikey toplamları ile elde edilen marjinal sosyal fayda eğrisi ile marjinal maliyet eğrisinin kesiştiği noktada belirlenir. Bedavacılık sorunu yüzünden kamusal malların üretiminde özel kesim etkin çıktı düzeyinde üretim yapamaz. Dolayısıyla, kamusal mallar devlet tarafından üretilir ve genelde vergilerle finanse edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışsallık kavramını ve özelliklerini tanımlayarak dışsallık türlerini içselleştirme yöntemlerini açıklayabilmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bir ekonomik birimin üretim ya da tüketime ilişkin kararı bir başka birimin veya birimlerin fayda ya da maliyetlerini piyasa dışında başka bir yolla etkiliyorsa, dışsallıkların var olduğunu söyleyebiliriz. Rekabetçi piyasalarda çok fazla negatif dışsallık ve çok az da pozitif dışsallık üretilmektedir. Bu durum kaynakların aşırı ya da düşük düzeyde tahsis edilmesine neden olduğu için piyasa başarısızlığının da nedenlerinden biridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Devlet, piyasa başarısızlığını gidermek ve dışsallıkları içselleştirmek için vergi, sübvansiyon, yasal düzenlemeler ve üretimi üstlenme gibi araçları kullanır. Dışsallıkların içselleştirilmesi, marjinal özel fayda ve maliyetlerin marjinal sosyal fayda ve maliyetleri de kapsayacak şekilde belirlenmesi amacıyla üretici ve tüketici kararlarına dönük düzenlemelerdir. Bu tanıma göre, negatif dışsallıklarda marjinal dışsal maliyeti içselleştirmek için bu maliyeti marjinal özel maliyete eklerken, pozitif dışsallıklarda marjinal dışsal faydayı içselleştirmek için bu faydanı n marjinal özel faydaya eklenmesi gerekir. Bir dışsallığın içselleştirilmesi bir malın tüm sosyal maliyeti ve tüm sosyal faydasını yansıttığı için fiyatlarda da bir değişme meydana gelecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Negatif dışsallıkların olduğu durumda, dışsallığı meydana getiren firma veya kişi için, bu ekonomik faaliyet bir maliyet oluşturmazken, maliyet topluma yüklenmektedir. Bu durumda, devlet üçüncü kişilere yüklenen bu maliyetle orantılı olarak, dışsallığı meydana getiren firma veya kişiden bir düzenleyici vergi alabilir. Düzenleyici vergilerin amacı, bir mal veya hizmetin dışsal maliyetini marjinal özel maliyete eklemektir. Bu amacı gerçekleştirmek için düzenleyici verginin her birim çıktının marjinal dışsal maliyetine eşit olması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Sübvansiyonlar, pozitif dışsallıklar meydana getiren üretim veya tüketim faaliyetinin marjinal dışsal faydasını içselleştirmek için kullanılır. Amaç, tüketici veya üretici tarafından yapılan ödemeleri azaltmaktı r. Sübvansiyonlar düzenleyici vergi temeline dayanan negatif bir vergi olarak da düşünülebilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   MİKRO İKTİSATTAN MAKRO İKTİSADA GEÇİŞ&lt;br /&gt;Makro iktisadın doğuşunu ve gelişiminin ardında yatan temel faktörler;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• &lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;Mikro iktisat tek bir mala ilişkin piyasanın nasıl çalıştığını ve bireysel karar alma birimlerinin davranışlarını incelerken, makro iktisat bu piyasaların ve karar birimlerinin bütününü ele alır.&lt;/span&gt; Örneğin, ekonomideki tüm birimlerin tüketim harcamalarının, ülkede üretilen tüm mal ve hizmetlerin ortalama fiyatlarının, ekonomideki toplam üretim düzeyinin nasıl belirlendiği ve neden değiştiği makro iktisadın ilgi alanına girer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Makro iktisat 1930’larda yaşanan Büyük Bunalım’ın açıklanabilmesi çabaları sonucu doğmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bu konuda başlangıç olarak Keynes’in 1936 tarihli Genel Teori isimli kitabını kabul etmek yaygın bir görüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makro iktisadın ilgi alanına giren temel konuları açıklayabilmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Makro iktisadın temel konuları bir ekonomide toplam üretim hacminin belirlenmesi ve değişmesi, fiyatlar genel düzeyinin belirlenmesi ve değişmesi, işsizlik düzeyinin belirlenmesi ve değişmesi şeklinde sıralanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ülkedeki üretim hacminde gözlenen dalgalanmalar konjonktür dalgalanmaları olarak adlandırılırken, devlet tarafından izlenen politikalar bu dalgalanmaları n mümkün olduğunca yumuşatılmasını hedeflemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bu süreçte işsizlik oranını ve enflasyon oranını makul düzeylerde tutabilmek de hedefler arasında sayılmalıdır. Devletin izlediği politikalarla makro ekonomik performans arasındaki ilişkiyi açıklayabilmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Devletin makro ekonomiyi etkilemek amacı ile kullanabileceği araçlar; maliye politikası, para politikası ve arz yönlü politikalar başlıkları altında toplanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bunlardan maliye politikası, devletin vergi toplama ve harcama yapma kararları; para politikası, merkez bankasının ülkedeki para miktarını kontrol etmeye dönük kararları; arz yönlü politikalar ise devletin temel olarak üretimi arttırmaya dönük kararları ile ilgilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ekonomide makro açıdan rol alan başrol oyuncuları ve bunların oynadıkları rolleri açıklayabilmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Makro ekonomik karar birimlerinin karşılıklı olarak birbirleriyle olan ilişkileri devresel akım diyagramı çerçevesinde incelenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Hane halkları, işletmeler, devlet ve diğer ülkeler olarak sıralanan bu birimlerin gelir ve harcamaları karşılıklı olarak eşleşmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Her grubun harcaması diğer grup veya grupların gelirini oluştururken, bu durum ekonomik işlemlerin çift taraşı niteliğini yansıtmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    MİLLİ GELİR MUHASEBESİ&lt;br /&gt;Bir ekonomide üretilen mal ve hizmetlerin toplam değerinin belirlenmesi amacı ile geliştirilen GSMH kavramını tanımlamak ve temel özellikleri;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bir ülkede geliri oluşturan faaliyetlerin ölçülmesi milli gelir muhasebesi olarak bilinmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Milli gelir hesapları ekonomik faaliyetlerin genel bir özetini sunmanın yanı sıra ülkedeki üretim, gelirler ve harcamalar arasındaki karşılıklı ilişkileri de göstermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Milli gelir muhasebesi kapsamında hesaplanan temel kavram, ekonomide belirli bir dönemde üretilen tamamlanmış mal ve hizmetlerin piyasa değerini ifade eden gayrisafi milli hasıladır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üretimin değerinin hesaplamak için kullanılacak çeşitli yöntemler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Gayrisafi milli hasılanın hesaplanmasında yaratı-lan, kazanılan ve harcanan gelir cephelerinden yararlanılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Gayrisafi milli hasıla belirli bir dönemde yaratılan tüm mal ve hizmetlerin parasal değerini ifade ettiği gibi, bu mal ve hizmetlerin üretimine katılan üretim faktörlerine ödenen ücret, faiz, kâr ve rant gelirleri toplamını da ifade eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Öte yandan elde edilen gelirlerin bir şekilde harcandığı düşünülürse ekonomideki tüketim, yatırım ve kamu harcamaları ile net ihracat toplamının da yaratılan üretimin değerine eşit olması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üretimin değeri ile ilgili alternatif kavramlar;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Gayrisafi milli hasıla üretim faaliyetleri sürecinde kullanılan makine, teçhizat ve binalardaki aşınma ve yıpranmayı göz önüne almaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Amortisman denilen söz konusu aşınma ve yıpranmalar toplamının gayrisafi milli hasıladan düşülmesi ile elde edilen kavram safi milli hasıladır ve ülkenin net üretim gücünü göstermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Safi milli hasıladan mal ve hizmet alımları sırasında ödenen dolaylı vergilerin düşülmesi suretiyle milli gelir adı verilen gelir kavramına ulaşılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ülkedeki kişilerin ne kadarlık gayrisafi gelir elde ettiklerini gösteren kişisel gelir kavramı ise milli gelirden dağıtılmayan şirket karları ve sosyal güvenlik kurumlarına yapılan prim ödemelerinin düşülmesi, kamu ve özel sektör tarafından yapılan transfer ödemelerinin eklenmesi ile hesaplanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kişilerin eline geçen net geliri gösteren ve kişisel gelirden dolaysız vergilerin düşülmesi ile hesaplanan gelir kavramı ise kullanılabilir gelir olarak adlandırılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fiyat değişmelerinin üretimin değeri üzerinde nasıl etkili olduğunu ve bunun nasıl giderilebileceği;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Gayrisafi milli hasıla piyasa fiyatları ile ölçüldüğü için, üretim miktarındaki değişmelerin yanında fiyat değişmelerini de yansıtır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Nominal gayrisafi milli hasıla denilen cari fiyatlarla ölçülen bu değerden fiyat değişikliklerinin etkisini giderebilmek için oluşturulan fiyat indeksleri kullanılır. Böylece gayrisafi milli hasıla baz olarak kabul edilen belirli bir yılın fiyatları ile ifade edilir ve zaman içerisinde fiyatlarda meydana gelen değişmelerin etkisi giderilmiş olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Belirli bir yılın fiyatları ile ifade edilmesi halinde elde edilen değer reel gayrisafi milli hasıla veya sabit fiyatlarla gayrisafi milli hasıla olarak bilinmektedir. Üretimin değerini ölçmek için günümüzde kullanılan yöntemlerin taşıdığı eksiklikler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ülkedeki üretimin değerini göstermesinin yanında, gayrisafi milli hasıla kavramının kullanımında bazı kısıtlar söz konusudur. Örneğin gayrisafi milli hası- la değeri, bunun kaç kişilik bir nüfusla yaratıldığı konusunda bir bilgi vermemekte, dinlenmeye ayrılan zamanı hesaba katmamakta, üretilen malların kalitesindeki iyileşmeleri göz önüne almamakta, üretim faaliyetleri sonucu çevreye verilen zararı göz ardı etmekte, üretimin bileşimi ve dağılımı hakkında bir bilgi sunamamakta ve ülkedeki kayıt dışı ekonomik faaliyetleri kapsam dışında bırakmaktadır.&lt;br /&gt;    &lt;br /&gt; MİLLİ HASILANIN BELİRLENMESİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Tüketim harcamalarını ve tasarrufları belirleyen faktörleri açıklayabilmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Vergilerin olmadığı bir ortamda tüketim ve tasarruf harcamalarının toplamı gelire eşit olacaktır. Belirli bir dönemde yapılacak tüketim harcamalarını belirleyen temel faktör gelirdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Gelirle tüketim harcamaları arasındaki bu ilişki tüketim fonksiyonu olarak bilinirken, tasarruflarla gelir arasındaki ilişki de tasarruf fonksiyonu olarak adlandırılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Gelir değişikliklerinin tüketim harcamaları üzerindeki etkisi marjinal tüketim eğilimi, tasarruflar üzerindeki etkisi ise marjinal tasarruf eğilimi ile belirlenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Tüketimi etkileyen temel faktörler arasında gelir, servet, bekleyişler ve demografik unsurlar sayılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yatırım harcamalarını belirleyen faktörler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Yatırım harcamaları işletmelerin sermaye mallarına ve stoklara yaptıkları harcamalardır. Ele alınan modelde yatırımlar gelirden bağımsız, yani otonom kabul edilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Yatırım harcamaları temel olarak faiz oranı, beklenen kâr, teknolojik değişim, sermaye mallarının maliyeti ve kapasite kullanım oranı tarafından belirlenmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kamu harcamalarının analize nasıl dahil edildiği;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kamu kesiminin mal ve hizmet alımı için yaptığı harcamalar kamu harcaması olarak adlandırılır. Ele alınan harcama modelinde kamu harcamaları gelirden bağımsız, yani otonom bir bileşen olarak ele alınmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Net ihracatı belirleyen faktörler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Net ihracat ülkenin ihracatı ile ithalatı arasındaki farktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• İthalatı ve ihracatı belirleyen faktörler arasında hem yerli ülkenin hem de yabancı ülkelerin gelir düzeyleri, zevk ve tercihleri, ticarete getirdikleri kısıtlamalar ve döviz kurları sayılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• İthalat hacmi ülkedeki gelir düzeyi ile birlikte arttığı için, gelir arttıkça net ihracat miktarı azalmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam harcama fonksiyonunu açıklayabilmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; • Toplam harcama fonksiyonu her bir harcama bile- şeninin toplamından oluşmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Toplam harcama fonksiyonunun eğimi tüketim fonksiyonunun eğiminden daha düşüktür, zira toplam harcamalara dahil edilen net ihracat fonksiyonu negatif eğime sahiptir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/993409451233048927-5330910549882456991?l=aof-blog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/aof/~3/n-zsBVm39cc/iktisada-giri-zetler-3.html</link><author>noreply@blogger.com (neo)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://aof-blog.blogspot.com/2007/12/iktisada-giri-zetler-3.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-993409451233048927.post-42192184757210350</guid><pubDate>Mon, 24 Dec 2007 20:12:00 +0000</pubDate><atom:updated>2007-12-24T12:13:35.434-08:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ders notları</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">iktisata giriş</category><title>İktisata Giriş ders notları</title><description>&lt;span style="color: maroon;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; line-height: 1.3em;"&gt;&lt;b&gt;İKTİSADA GİRİŞ  ÖZETLER 2&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;ÜRETİM VE MALİYETLER&lt;br /&gt;Üretim, firma ve üretim faktörleri kavramlarını kullanarak üretim fonksiyonu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Her firma piyasaya sunacağı mal ve hizmetleri üretebilmek için bir takım maliyetlere katlanmak zorundadır. Firma kârını maksimize etmeye çalıştığı için üretimini en düşük maliyetle gerçekleştirme çabası içerisindedir. Firmanın üretip, piyasaya süreceği ürünün miktarı, firmanın katlandığı maliyetler ile ürünün piyasadaki satış fiyatına göre belirlenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Veri teknoloji çerçevesinde, bir ürünün miktarının arttırılması, girdilerin arttırılmasına bağlıdır. Girdiler ile elde edilen ürünler arasındaki bu bağlılık ilişkisi üretim fonksiyonu ile özetlenmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Üretim sürecinde kullanılan girdiler sabit ve değişken olmak üzere iki grupta değerlendirilir. Sabit girdiler, ürün miktarındaki değişme karşısında belirli bir süre için miktarı değişmeyen girdilerdir. Değişken girdiler ise arzu edilen üretim düzeyine göre miktarı değişen girdilerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısa ve uzun dönem ayırımını yaparak kısa dönemde firmanın üretim davranışını açıklayabilmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kısa dönem, üretim faktörlerinden sadece bir tanesinin değiştirilmesine olanak tanıyan süredir. Değişken girdi miktarının arttırılmasına bağlı olarak elde edilen çıktıya ise toplam fiziki ürün denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Azalan verim yasası, diğer üretim faktörleri miktarı sabitken, bir üretim faktörünün üretimde kullanılan miktarının arttırılması durumunda, her ilave birimin sağladığı ürün miktarının azaldığını ifade eden ilişkidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Marjinal fiziki ürün, emek miktarındaki bir birimlik değişmenin toplam ürün miktarında meydana getirdiği değişim olarak tanımlanır. Marjinal fiziki ürün, emek veriminin nasıl bir seyir izlediğini gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Emeğin ortalama fiziki ürünü emek birimi başına elde edilen ürün miktarıdır. Genelde emek verimliliği ile ortalama fiziki ürün anlatılmak istenmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun dönemde firmanın üretim olanaklarını tartışarak firmanın karar verme süreci:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Uzun dönemde kullanılan tüm girdiler değiştirilebileceği için azalan verimler yasası işlerliğini yitirir. Üretim ölçeği değiştiğinde, bunun ürün miktarı üzerindeki etkisine bakmak suretiyle ölçeğin verimi belirlenebilir. Ölçeğin verimiyle ilgili üç durumla karşılaşılır. Bunlar; ölçeğin sabit, artan ve azalan verimleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bir üretim faktörü için optimal girdi kullanım düzeyi, girdinin marjinal fiziki ürün değerinin girdi fiyatına eşit olduğu seviyedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Veri bir girdi ve üretim düzeyi için, marjinal fiziki ürünü göreceli olarak yüksek olan bir girdiyi ve/veya diğerlerine kıyasla fiyatı düşük olan girdiyi daha fazla kullanmak, maliyeti minimize etmek için gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu minimizasyonun gerçekleştirilmesi optimal üretim tekniğinin seçimini ifade eder. Firma, maliyetlerini minimize eden faktör bileşimini, her bir girdinin marjinal fiziki ürününü fiyatına oranlamak suretiyle belirleyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Firmanın üretim sürecinde karşılaştığı maliyetleri açıklayabilmek ve bunların seyrini grafik boyutunda açıklayabilmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ekonomistler, maliyet kavramını muhasebecilerden farklı tanımlamaktadırlar. Muhasebe hesaplarına yansıtılan maliyetler açık maliyetlerdir. Örtük maliyetler gerçekte ödeme yapılmayan, ancak bir alternatiften vazgeçilmesi nedeniyle oluşan maliyetlerdir. İktisatçılar maliyet hesaplamalarına örtük maliyetleri de dahil ederler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ekonomistler açık ve örtük maliyetleri kullanarak kârı ölçerler. Oysa, kârın genel muhasebe standartlarıyla yapılan hesaplamasına örtük maliyetler katılmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Firmanın kısa dönemdeki maliyetlerini tanımlayabilmek ve bunların seyrini grafik boyutunda açıklayabilmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Firmanın üretim miktarı ile birlikte değişen değişken maliyetleri ile üretim miktarı ile ilişkisi bulunmayan sabit maliyetlerinin toplamı toplam maliyetleri verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Firmanın maliyet eğrileri fiziki ürün eğrilerinin ters döndürülmüş halidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Marjinal maliyet, firmanın üretimini bir birim değiştirmesi nedeniyle toplam maliyette meydana gelen değişmedir. Firmanın ortalama maliyet eğrileri ve marjinal maliyet eğrisi optimal üretim miktarının belirlenmesinde öneme sahip eğrilerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Firmanın uzun dönemdeki maliyetlerini tanımlayabilmek ve bunların seyrini grafik boyutunda açıklayabilmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Maliyetler açısından uzun dönemi kısa dönemden ayıran temel özellik, firmaların herhangi bir sabit maliyetinin olmaması, yani tüm maliyetlerinin değişken olmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Faktör fiyatları ve teknoloji sabitken, uzun dönem ortalama maliyetler, tüm üretim faktörlerinin değişmesi sonucunda her bir üretim düzeyi için minimum ortalama maliyetlerden oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Farklı girdi fiyatları veya farklı teknoloji, farklı kısa ve uzun dönem maliyetlerine neden olur. Daha düşük girdi fiyatlarında, belirli bir üretim düzeyi için katlanılan üretim maliyeti düşer ve maliyet eğrisi bütün halinde aşağıya kayar. Tersi durumda katlanılan üretim maliyeti artacağı için maliyet eğrisi yukarı ya doğru yer değiştirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  TAM REKABET PİYASASI&lt;br /&gt;Tam rekabet piyasasını tanıyabilmek, bu piyasanın özellikleri ve sonuçları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Tam rekabet, hiçbir firmanın sattığı ürünün fiyatı üzerinde tek başına kontrol gücünün olmadığı özel bir piyasa yapısıdır. Tam rekabetçi firma fiyat belirleyici değil, fiyat kabullenicidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Tam rekabet piyasasının dört adet varsayımı şunlardır: Piyasada çok sayıda alıcı ve satıcı vardır, mallar homojendir, piyasaya giriş ve çıkışlar serbesttir, alıcı ve satıcılar tam bilgiye sahiptirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Tam rekabet koşullarında faaliyet gösteren bir firma, piyasada oluşan fiyatı esas alarak, bu geçerli piyasa fiyatından istediği kadar mal satabilir. Bu nedenle, tek bir firmanın ürününe olan talep eğrisi, geçerli piyasa fiyatında tam esnektir (sonsuz esnektir) ve eğri yatay eksene paralel bir doğru biçimdedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısa dönemde firmanın kârını maksimize eden üretim düzeyinin nasıl belirlendiğini farklı yöntemlerle açıklayabilmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Tam rekabet piyasasında faaliyette bulunan bir firmanı n marjinal geliri ve ortalama geliri malın piyasadaki satış fiyatına eşittir. Kârını maksimize etmek isteyen firma, toplam geliri ile toplam maliyeti arasındaki farkı en yükseğe çıkarmayı amaçlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Firma, marjinal maliyetin marjinal gelire eşit olduğu üretim düzeyinde ve marjinal maliyetin arttığı üretim düzeyinde kârını maksimum düzeye çıkartır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Firmanın kârını maksimize eden çıktıyı üretmesi, firmanın mutlaka ekonomik kâr elde edeceği anlamına gelmez. Eğer satış fiyatı ortalama toplam maliyete eşitse firma ancak normal kârla çalışıyor demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Piyasada gerçekleşen fiyat, firmanın ortalama değişken maliyetini karşılama konusunda yetersiz kalıyorsa, firma üretimini durdurmalıdır. Bu nedenle, firmanın kısa dönem arz eğrisi, marjinal maliyet eğrisinin ortalama değişken maliyet eğrisinin üzerinde kalan kısmıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun dönemde kâr maksimizasyonu sağlayan üretim düzeyinin nasıl belirlendiğini açıklayabilmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Uzun dönem piyasa (endüstri) dengesinde ekonomik kâr söz konusu olmaz ve ürünün fiyatı minimum ortalama maliyet düzeyine kadar iner .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Firmalar minimum ortalama maliyette üretimde bulundukları için toplumun bütün kaynakları tam olarak kullanılır. Yani tam rekabet piyasasında, uzun dönemde atıl kapasite oluşmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   EKSİK REKABET PİYASALARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekel piyasasının tanımını, işleyişini ve tekelci bir firmanın olası davranışlarını, bunların sonuçlarını açıklayabilme:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Tekel, bir endüstride tek bir firmanın faaliyette bulundu ¤u piyasa biçimidir. Tekel piyasası üç temel varsayıma dayanır. Bu varsayımlar, tek satıcının olması, tek bir satıcının yakın ikamesi olmayan bir malı satması ve başka firmaların piyasaya girişini engelleyen oldukça etkili engellerin olmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Tekelci, marjinal maliyetin marjinal gelire eşit oldu¤u noktada üretim yapıp ve bunu da mümkün olan en yüksek fiyattan satarak kârını maksimize eder. Tekelcinin sattı¤ı ürünün fiyatı marjinal gelirinden büyük oldu¤u için tekelcinin talep eğrisi marjinal gelir eğrisinin üzerinde yer alır ve denge üretim düzeyi için ürünün fiyatı marjinal maliyetinden büyüktür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Tekelci firma kısa dönemde olduğu gibi uzun dönemde de, piyasaya girişin engellenmesi nedeniyle ekonomik kâr elde eder. Piyasaya başka firmaların girmesi, yasal, ekonomik ve teknolojik bazı engellerle kısıtlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Tekelci farklı müşterilerine aynı ürünü farklı fiyatlarda satarak fiyatını farklılaştırabilir. Tekelci fiyat farklılaştırmasını, birinci, ikinci ve üçüncü derece fiyat farklılaştırması şeklinde gerçekleştirir. Tekelci fiyat farklılaştırması yaparak kârını artırır. Tam rekabet piyasasının aksine tekel piyasasında kaynaklar etkin olarak kullanılmaz. Tekelci rekabet piyasasının tanımını, işleyişini ve tekelci rekabet koşullarında faaliyet gösteren bir firmanın olası davranışlarını, bunların sonuçlarını açıklayabilmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Tekelci rekabet piyasasının varsayımları, birbirinden bağımsız olarak hareket eden çok sayıda alıcı ve satıcının olması, her firmanın farklılaştırılmış ürün satması ve piyasaya giriş ve çıkışın kolay olmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Tekelci rekabetçi bir firma için de, fiyat marjinal gelirden büyüktür ve marjinal gelir eğrisi, talep eğrisinin altında yer alır. Tekelci rekabetçi firma da, marjinal gelirin marjinal maliyete eşit olduğu noktada üretimde bulunarak kârını maksimize eder. Ancak kısa dönemde elde edilen ekonomik kâr, tekelci rekabet piyasasında piyasaya girişin serbest olması nedeniyle, uzun dönemde yok olur. Tekelci rekabet piyasasında da kaynaklar etkin olarak dağıtılmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oligopol piyasasını tanımlamak ve oligopol teorilerinin ana hatları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Oligopol, birbiri ile rekabet eden az sayıda büyük firmanın, her birinin üretimindeki değişmelerin, piyasa fiyatını etkileyecek durumda olduğu piyasa yapısıdır. Oligopol piyasasında, faaliyette bulunan az sayıda büyük firmanın, karşılıklı olarak birbirleriyle bağımlılık içerisinde oldukları varsayılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Oligopolleri ürün farklılaştırılmasının olup olmamasına bağlı olarak saf ve farklılaştırılmış oligopol şeklinde, firmalar arasındaki bağımlılığın derecesine göre tam veya kısmi oligopol şeklinde sınıflandırmak mümkündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   FAKTÖR PİYASALARI VE FAKTÖR GELİRLERİ&lt;br /&gt;Faktör piyasalarının işleyişini faktör arzı ve faktör talebi kavramlarını kullanarak açıklamak;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Faktör piyasası üretim faktörlerinin alınıp satıldığı piyasadır. Faktör talebi bir türev taleptir ve üretiminde bu faktörlerin kullanıldığı malın talebiyle doğrudan ilişkilidir. &lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;Faktör talebini, talep edilen mal miktarı, faktörlerin verimliliği ve diğer faktör fiyatları etkiler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bir firma marjinal ürün geliri, marjinal faktör maliyetine eşit oluncaya kadar faktör istihdam eder. Marjinal ürün geliri, ek bir faktörün istihdam edilmesi sonucu ortaya çıkan gelir artışıdır. Marjinal faktör maliyeti ise ek bir birim faktör kullanmanın maliyetidir. Marjinal ürün geliri aynı zamanda firmanı n faktör talep eğrisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Faktör arzı ile ilgili kararlar faktör sahiplerince verilir. Bu nedenle geriye dönük faktör arz eğrisi ortaya çıkabilir. Yani faktör arz eğrisi, düşük faktör fiyatlarında pozitif eğime sahipken, yüksek faktör fiyatlarında negatif eğime sahip olabilir. Faktör gelirlerinin nasıl belirlendiğive neden farklılaştığı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Faktör gelirleri ücret, faiz, rant ve kârdan oluşur. Ücretler nominal ve reel ücretler olmak üzere ikiye ayrılır. Nominal ücretler, ücretlerin parasal değerini; reel ücretler ise ücretin satın alma gücünü gösterir. İktisatçılar faizi de nominal ve reel faiz olarak ikiye ayırırlar. Reel faiz beklenen enflasyon oranına göre düzeltilmiş faiz oranı iken, nominal faiz oranı piyasada geçerli olan oranı gösterir. İktisatçılar ekonomik rant kavramını geliştirmişlerdir. Bu kavram kira kavramından farklıdır. Kâr ise bir işletmenin toplam gelirlerinden ücret, faiz ve rant ödendikten sonra kalan artığı temsil eder, kâr girişimcinin üretimi organize etmesi ve belli bir risk üstlenmesinin karşılığını oluşturur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/993409451233048927-42192184757210350?l=aof-blog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/aof/~3/fu_va6SQXHs/iktisata-giri-ders-notlar.html</link><author>noreply@blogger.com (neo)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://aof-blog.blogspot.com/2007/12/iktisata-giri-ders-notlar.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-993409451233048927.post-7613641954815332986</guid><pubDate>Mon, 24 Dec 2007 20:11:00 +0000</pubDate><atom:updated>2007-12-24T12:12:43.019-08:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ders notları</category><title>Bilgi teknolojileri</title><description>Bilgiyi işlemekte kullanılan araçlar ikiye ayrılır. 1-&lt;br /&gt;Maddi cihazlar 2-Kavramsal araçlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanıcıve bilgisayarın karşılıklıetkileşimini&lt;br /&gt;sağlayan birimlerin genel adıGiriş-çıkışbirimleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgisayar sisteminin maddi unsurlarına Donanım&lt;br /&gt;denir. Maddi olmayan unsurlarına yazılım denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Windows 98, windows 2000, windows XP, işletim&lt;br /&gt;sistemleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önceden kaydedilmişolan bir belgeyi açmak&lt;br /&gt;için oklu açık kitap düğmesi kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kelime işlemcilerle metin düzenleme, metin&lt;br /&gt;biçimlendirme, metin yazdırma, metin saklama&lt;br /&gt;yapılabilir fakat metin karakteri oluşturulamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fx düğmesinin işlevi aktif hücreye işlev&lt;br /&gt;yapıştırmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sunum programlarının görünüm seçenekleri:&lt;br /&gt;Anahat, normal, slayt, slayt sıralayıcısıgörünümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sunum programlarında farklıbiçimlerde ve&lt;br /&gt;renklerde hazır metin şablonlarından yararlanmak&lt;br /&gt;için WortArt kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgisayarda çeşitli şekiller ve gerçekçi çizimler&lt;br /&gt;yaratmak ya da düzenlemek amacıyla kullanılan&lt;br /&gt;yazılımların genel adıçizim programlarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veri tabanında kayıtlarımeydana getiren hücrelere&lt;br /&gt;alan denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgisayar ağınıoluşturan dört temel öğe: İletim&lt;br /&gt;ortamıile bilgisayar arasındaki arayüz donanımı,&lt;br /&gt;İletim yöntemi, Fiziksel iletim ortamı, Ağişletim&lt;br /&gt;sistemi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgisayarlararasıbağlantıların şekline ağtopolojisi&lt;br /&gt;denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağa bağlıbilgisayarların birbirleriyle haberleşmekte&lt;br /&gt;kullandıklarıdile ağprotokolleri denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğitim kurumlarının internet adreslerindeki&lt;br /&gt;uzantısı.edu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki ya da daha fazla kullanıcının farklıanlarda&lt;br /&gt;birbiri ile bilgisayar ağıüzerinden haberleşmesini Email&lt;br /&gt;sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnternet üzerinde bulunan web sitelerinin&lt;br /&gt;görüntülenebilmesi için kullanılan programlardan&lt;br /&gt;biri İnternet Explorer'dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Algoritmaların grafiksel şekiller kullanılarak&lt;br /&gt;gösterimine AkışŞemasıdenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sistem analizi ve tasarımında problem çözme&lt;br /&gt;sürecinin ilk aşamasıÖn araştırma'dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Girilen veriler üzerinde işlem yapan bilgisayar birimi&lt;br /&gt;işlemcidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kelime işlemcilerde metin saklama, yazdırma,&lt;br /&gt;düzenleme, biçimlendirme yapılabilir ama metin&lt;br /&gt;karakteri oluşturulamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşlem tablosunun özellikleri: Sayısal verileri&lt;br /&gt;yorumlamaya yardımcıolmak, karmaşık&lt;br /&gt;hesaplamalar ve işlemler yapmak, değişikleri&lt;br /&gt;kendiliğinden güncellemek, eğer türü sorular&lt;br /&gt;sormaya olanak tanımak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgi işlem sürecinin adımları: kaydetme, sıralama,&lt;br /&gt;sınama, sınıflandırma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büro yazılımlarında ekranda görüntülenmesi istenen&lt;br /&gt;bir araç çubuğunu eklemek için kullanılan menü&lt;br /&gt;Görünüm menüsüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgisayar sisteminde verilerin ve programların&lt;br /&gt;bulunduğu bilgi kümelerine dosya denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhangi bir amaç için hazırlanmışve bilgisayar&lt;br /&gt;konusunda uzmanlık gerektirmeden kullanılabilen&lt;br /&gt;bilgisayar programlarına paket program denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kelime işlemci programında belgeye bir resim&lt;br /&gt;eklemek için kullanılan menü ekle menüsüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büro yazılımlarında standart araç çubuğu üzerinde&lt;br /&gt;bulunan disket düğmesinin işlevi üzerinde çalışılan&lt;br /&gt;dosyayıkaydetmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Windows 2000 işletim sistemidir.&lt;br /&gt;,&lt;br /&gt;Kelime işlemci programında, yaratılan bir belgenin&lt;br /&gt;yazıcıdan çıkmadan önceki en son halini&lt;br /&gt;görüntülemek için BaskıÖnizleme kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgisayarların sadece kendilerinin bildiği dile&lt;br /&gt;makine dili denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgiyi işlemekte araçlar ikiye ayrılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farklıprogram ve uygulamayımasaüstünden&lt;br /&gt;çalıştırmak üzere yaratılan nesnelere kısayol denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüz toplumlarında bilgiyi tarif ederken&lt;br /&gt;kullanılabilecek en önemli ölçüt: Karar verme&lt;br /&gt;sürecindeki rolü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgi işlem sürecindeki işlem adımları: Kaydetme,&lt;br /&gt;Sınama,sınıflandırma, Özetleme, Erişim, Hesaplama,&lt;br /&gt;Saklama,Çoğaltma, İletme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir disketin kapasitesi 1.44 megabayttır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortalama bir CD nin kapasitesi 700 MB'dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgisayara belirli bir işi gerçekleştirmesi için verilen&lt;br /&gt;komutlar toplamına program denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanıcıların programlama bilmeden kendi&lt;br /&gt;ihtiyaçlarınıkarşılayabilmesini sağlamaya yönelik&lt;br /&gt;programlara paket programlar denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek kullanıcının her defasında tek bir işi&lt;br /&gt;yapabilmesine yönelik olarak tasarlanan işletim&lt;br /&gt;sistemi : Tek kullanıcı-tek görev'dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hızlıbaşlat araç çubuğu ekranın sol alt köşesinde yer&lt;br /&gt;alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Standart araç çubuğunda yer alanlar: Yeni dosya,&lt;br /&gt;dosya aç, kaydet, önizleme, sözlük denetimi, kes,&lt;br /&gt;kopyala,yapıştır,geri al, yinele,bağlantıekle,&lt;br /&gt;yakınlaştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kopyala komutunun klavye kısa yolu Ctrl+C (copy)&lt;br /&gt;Yapıştır komutunun kısa yolu Ctrl+V&lt;br /&gt;Dosya yeni komutunun kısa yolu Ctrl+N (new)&lt;br /&gt;Tümünü seç komutunun kısa yolu Ctrl+A (all)&lt;br /&gt;Kes komutunun kısa yolu Ctrl+X&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MS Word programında yer alan A düğmesi metnin&lt;br /&gt;seçili alanıaltıçizili yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kelime işlemcilerde metni oluşturan harf, rakam,&lt;br /&gt;sembol ve boşluklar karakter ile ifade edilir.&lt;br /&gt;=TOPLA(D7:D12) komutu yerine&lt;br /&gt;=D7+D8+D9+D10+D11+D12 komutu kullanılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Excel programında bir grafik çizmek için yapılması&lt;br /&gt;gereken ilk işlem grafikte gösterilmek istenen veriler&lt;br /&gt;etiketleriyle beraber seçilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/993409451233048927-7613641954815332986?l=aof-blog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/aof/~3/ftLL-524Tlo/bilgi-teknolojileri.html</link><author>noreply@blogger.com (neo)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://aof-blog.blogspot.com/2007/12/bilgi-teknolojileri.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-993409451233048927.post-2768487442168941258</guid><pubDate>Mon, 24 Dec 2007 20:08:00 +0000</pubDate><atom:updated>2007-12-24T12:10:46.771-08:00</atom:updated><title>Davranış Bilimleri Özetleri</title><description>DAVRANIŞ BİLİMLERİNE GİRİŞ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışma yada iş sosyolojisi anlamına gelen sanayi sosyolojisinin inceleme alanlarından biri verimliliktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilimsel araştırmanın sahip olması gereken özellikler: Nesnellik,Doğruluk ve tekrar,Basitlik ve açıklık,Sınırlılık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Platon'a göre birey, içinde yaşadığı devletin karakterini taşır. Politika, Platon'nun en önemli çalışmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ziya Gökalp'in görüşlerini benimsediği batılı düşünür E.Durkheim'dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babalık kazanılmış bir statüdür.(Statü, bireyin toplum içindeki pozisyonudur.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avcı ve toplayıcı toplumların özellikleri: Politik kurumların olmaması, Bireylerin eşit olması, Kararların grup tartışmaları sonucunda alınması, Göç olgusunun yoğun olması, Zenginlik mal ve mülk sahipliğinin yok denecek kadar az olması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplum içinde özel bir yaşam biçimi, Zevkleri ve alışkanlıkları olan küçük bir grubun sahip olduğu kültüre yüksek kültür denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların iletişimlerinin ve kültürü iletmelerinin kaynağı semboldür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumsallaşma bir etkileşim sürecidir.Birey ve toplum arasında bir bağ oluşturur.İnsanca davranışları öğrenme sürecidir.Belirli bir kişilik kazanma yöntemidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim adamlarına göre yetiştirme yurtlarında yetişen çocuklarla normal aileler yanında yetişen çocuklar arsındaki farklılığın en temel nedeni sosyal iletişimsizliktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yığın, birbirleriyle bir ilişkide bulunmayan ancak geçici bir nedenle yer işgal eden iki veya daha çok sayıdaki insanlardan oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir öğrenci kulübüne üye öğrenciler yığın değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sendikalar, şirketler, bankalar, birlikler ikincil gruba(resmi grup) örnektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyologların aile ve evlilik biçimlerini incelerken belirledikleri temel kategoriler: Eş sayısı, grup ilişkileri, otorite ilişkileri, çiftlerin yerleşimi, soy ve secere ilişkileridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu bir evliliğin koşulları: Eşi bir birey olarak sevme, evliliğin kutsal olduğuna inanma, eşi kendine yakın bir arkadaş olarak görme, yaşanan krizleri olumlu yaklaşımlara bakma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kast sisteminin dayanağı dindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Modern toplumların özellikleri: Düşük dini bağlılık düzeyi, kentsel yerleşim, küçük aile, düşük bebek ölüm oranı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SOSYOLOJİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların grup içi davranışlarına ilişkin bilimsel çalışmalar yapan ve bireylerin davranışlarını etkileyen toplumsal güçleri inceleyen bilim dalı SOSYOLOJİ'dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim adamının; gerçeğe mümkün olduğu kadar yaklaşmaya çalışması,bulguları aslına uygun şekilde söylemesi, incelediği olayları koşullara uygun şekilde tanımlaması, bilimsel araştırma ilkelerinden DOĞRULUK ile ilgilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir toplumda yer alan bireylerin birbirlerini etkilemelerini, karşılıklı ilişkilerini ve bu ilişkileri nasıl gerçekleştirdiğini inceleyen sosyolojik yaklaşım ETKİLEŞİMCİLİK yaklaşımıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumsal yapıyı oluşturan parçalar: Kültür, Toplumsal sınıf, Statü, Rol, Grup, Kurumlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başarılı bir evliliği sağlayan koşullar: Eşi kişi olarak sevmek, Eşi yakın bir arkadaş olarak görmek, Evliliğin kutsal olduğuna inanmak, Eşin düşünce ve amaçlarına saygılı olmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TALCOT PARSONS yapısal-fonksiyonel yaklaşımın en önemli temsilcilerinden biridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kültürün temel özellikleri: Kültürün toplumsal bir ürün olması. Dil sayesinde aktarılması. Öğrenilerek kazanılması. Her toplumun kendine özgü olması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saklambaç oynayan arkadaşlar toplumsal bir GRUP oluşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplum içinde arzulanan ve nadir olarak bulunan ödül, kaynak ve imtiyazlara ulaşma çabasına sosyoloji biliminde TOPLUMSAL TABAKALAŞMA adı verilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumsal gruba ait özellikler: Sürekliliğe sahip olması. Üyeler arasında ilişkiler bulunması. Üyelerin ortak amaçlarının olması. Üyeler arasında etkileşim olması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumsallaşmayı en etkili ve verimli olarak sağlayan kurum EĞİTİM kurumudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ana, baba, erkek çocuklarla, evlenmemiş kızlar ve evlenen oğulun eş ve çocuklarından oluşan, otoritenin en yaşlı erkekte olduğu aile biçimi BİRLEŞİK AİLE biçimidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok sayıda küçük, çekirdek ailenin aynı çatı altında oturmasıyla oluşan ve akrabalık bağlarının çok kuvvetli olduğu aile tipi GENİŞ ailedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suçu insan varlığının normal bir parçası olarak gören ve hatta bu tür davranışların toplumun düzenliliği açısından olumlu sonuçları olduğunu savunan kuramsal yaklaşım YAPISAL BASKI KURAMIdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabakalaşmanın toplumsal bir zorunluluk olduğunu öne süren kavram FONKSİYONALİST (Görevselci) kuramıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19.yüzyılın başlarında bazı insanların suça eğilimli olarak doğduklarını ileri sürerek, sosyal öğrenmenin sapkın davranışlar üzerinde etkili olduğunu savunan ve bunların biyolojik olarak dejenere olduğunu söyleyen kriminolog Cesare LAMBROSU'dur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekolojinin kanunları: Herşey birbiriyle ilişkilidir. Hiçbir şey bedava değildir. Doğada hiçbir şey yok olmaz. Doğa, her şeyi iyi bilir ve iyi yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TEKNOLOJİK BAĞLILIK kavramı, bilimde her teknolojinin kendinden önceki teknolojinin yarattığı sorunları çözümlerken, kendisinin de yeni sorunlara yol açtığını vurgular. (Alvin Weinberg)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PSİKOLOJİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Psikoloji biliminin temel amaçları: Betimleme, Açıklama, Kontrol, Yordama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelişim psikologları, öğrenme olmaksızın, kalıtsal olarak belirlenmiş büyüme örüntüsüne OLGUNLAŞMA adını verirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deneysel psikolojinin önemli iki alt dalı: Karşılaştırmalı psikoloji, Fizyolojik Psikoloji.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fizyolojik bir ihtiyacın psikolojik sonucuna DÜRTÜ denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikkati belirleyen uyarıcı özellikler: Kontrast, Hareket, Tekrar, Şiddet ve büyüklük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşantılar yoluyla davranışlarda meydana gelen oldukça uzun süreli değişmelere ÖĞRENME denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedeni belli olmayan korkulara KAYGI denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kapıyı açarken hangi açıdan bakarsak bakalım dikdörtgen şeklinde görürüz. Bu durum algı özelliklerinden ŞEKİL DEĞİŞMEZLİĞİ'ne örnektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürüme davranışı, bir ayağı biraz kaldırma, öne doğru uzatma, bu ayağı yere basma, sonra aynı hareketleri öteki ayakla yapma gibi küçük birimlerden oluşur. Bu örnekte olduğu gibi bir davranışın küçük birimlerine DAVRANIM denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tür uyma davranışı olan benimseme üzerinde araştırma yaparak, grup normlarının oluşmasını açıklayan bilim adamı MUZAFFER ŞERİF'tir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Analık, Açlık, Cinsellik güdülerinin bilinen bir fizyolojik temeli vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan güdülerinin evrensel bir hiyerarşi olduğunu ilk öne süren bilim adamı MASLOW'dur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dağların puslu havalarda uzaktaymış, güneşli havalarda ise yakındaymış gibi görünmesi monoküler ipuçlarından AÇIKLIK ile ilgilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilişsel öğrenme kuramının savunduğu görüşler: Öğrenme, amaca ulaşabilmek için gerekli yolları bulma, bir tür problem çözmedir. Öğrenme, bilgi işleme tarzında meydana gelen değişikliktir. Öğrenmeyi, uyarıcı-davranım ilişkisi şeklinde küçük parçalara ayırarak incelemek uygun değildir. Öğrenmeyi anlayabilmek zihinsel süreçlerin incelenmesiyle mümkündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişiliği tanımlarken dikkate alınan özellikler: Biriciklik, Tutarlılık, Psikolojik işlevsellik, Süreklilik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Psikoanalitik kuramda, bilinç altının kolayca hatırlanabilir kısmına BİLİNÇ ÖNCESİ denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bireyin, aile ve yakınlarına herhangi bir bağlılığının olmaması, suçluluk ve ahlak duygularından yoksun olması, kendi çıkarlarına göre hareket etmesi, sebatsız ve sorumsuz olması, SOSYOPATİ davranış bozukluğuna örnektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şizofreni türleri: Basit tip, Paranoid tip, Katatonid tip, Hebefrenik tip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyma davranışını belirleyen bireysel özelliklerden uyumu olumlu yönde etkileyenler: Bağlanma ihtiyacının yüksek olması. Kendine güvenin az olması. Otoriter tutumlara sahip olunması. Grubun çekici bulunması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendine yeni araba satın alan birey, diğer marka arabaların reklamlarına daha az duyarlı olur. Tutum değiştirme (Cari Hovland) ile ilgili anlatılan durum BAĞLANMA hedefinin özelliğine örnektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Edimsel koşullama, çağdaş öğrenme psikologlarından B.F.Skinner tarafından ortaya atılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BANDURA, gözlem, taklit ve özdeşimin sosyal öğrenmedeki önemi üzerinde durmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acil yardım gerektiren bir trafik kazasına çok sayıda insanın tanık olmasının, bireyin kaza geçiren insanlara yardım etme olasılığını azaltmasına TANIK ETKİSİ denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tutumlarda, bir bilgi kaynağının güvenilir olarak algılanıp algılanmayacağını belirleyen en kritik faktör NİYET'tir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hedefin özellikleri: Tutumun kuvvet derecesi. Bağlanma. Kendilik değeri. Zeka.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Psikolojik testlerde bulunması gereken en önemli iki teknik özellik: Geçerlilik ve güvenirlik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir testin hatalardan arınık ve istikrarlı olarak ölçme yapabilme niteliğine GÜVENİRLİK denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: maroon;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;b&gt;Davranış Bilimlerine Giriş Özetleri(1)&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Sosyolojiye Giriş ve Yöntem&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;          &lt;br /&gt;Bir disiplin olan sosyoloji'yi tanımlamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Sosyoloji insan ilişkileri konusunda çalışan ve bu ilişkileri inceleyen bir disiplindir. Sosyolojinin en önemli ayırıcı özelliği, onun bir bilim olmasıdır. Ancak sosyolojik incelemelerin hedefi insanlar arasındaki sosyal ilişkilerin yapısı üzerindedir. Toplumsal yaşamdaki yerini tartışabilecek; temel ilgi odağını, grup ilişkilerindeki önemini ve amacını açıklamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Sosyoloji daha kısa bir biçimde, insan grubunu odak alır ve insanın grup içerisindeki davranışlarını inceler. Sosyologlar da toplumsal kurumlar ve insan ilişkileri üzerinde çalışan bilim adamlarıdır. Sosyoloji sadece normal davranışı değil, toplum içerisinde görülen anormal insan davranışlarını da inceler. Örneğin, sapkın bir davranış biçimi olan suçluluk, cürüm gibi. Ancak sosyolojinin konuya yaklaşım biçimi farklıdır. Sosyologlar (toplum bilimciler) suçluya değil, suçluluk konusuna eğilirler ve toplumsal şartların suç üzerindeki etkisini araştırırlar. Sosyologlar birbirinden izole olan insanlar üzerinde değil, birbirleriyle etkileşen diğer bir deyimle sosyal bir ortamda yaşayan insan gruplarıyla ilgili olarak çalışırlar. Bu nedenle ilgi sahası birey değil gruplardır. Sosyoloji on dokuzuncu yüzyılın başında bilimsel&lt;br /&gt;yöntemin toplumsal olayları incelemede kullanılmaya başlanmasıyla bilimsel bir niteliğe kavuşmuştur. Bilimsel bilgi üretmede, belirli kurallara uyulması, belirli aşamalar takip edilmesi, bilgiyi kullanmada ve yorumlamada kolaylıklar sağlar ve başkalarının da kullanımına açar. Sosyolojinin alt dallarını tanımak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Sosyolojinin ilgi alanına giren konuya yaklaşım biçimi, onu diğer disiplinlerden ayrı kılar. Çünkü sosyologlar konuya, sahip oldukları değer ve önyargılardan arınarak olayların ve koşulların etkisinde kalmadan, objektif olarak bakarlar. Olaylar arasındaki neden ve sonuç ilişkilerini görmeye, anlamaya ve kuramlara ulaşmaya çabalarlar. Sosyolojinin üniversitelerde okutulan ve her biri ayrı bir ilgi sahasını oluşturan birçok alt dalı vardır. Bunlar arasında bilgi, ekonomik, sanayi, kent, köy, din, endüstri, hukuk ve siyaset sosyolojisi en yaygı n olanlarıdır. Bütün bilimler gibi toplumbilim de (sosyoloji de) araştırma ve değerlendirme teknikleriyle kavram ve kuramlar arasındaki yakın etkileşimle kendini yenileyerek gelişmektedir. Bu gelişme yakın zamanlarda ve hızlı bir gelişme temposuyla ortaya çıkan ve diğer bilimler arasındaki yerini almaya çalışan toplumbilimde de açıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Sosyolojinin kullandığı yöntem ve bilimsel araştırmada takip edilmesi gerekli aşamaları tanımak ve örneklerle tartışabilmek. insan ilişkilerini inceleyen bir disiplin olarak sosyoloji de geniş uygulama sahasıyla, bu bilimsel yöntemi kullanmaktadır. Sosyoloji bu yöntemi, deney, gözlem ve saha araştırması teknikleriyle birlikte kuramlar geliştirmek, bilgi toplamak ve insan sistemini anlamak amacıyla kullanmaktadır. İnsanlar içinde bulundukları çevreyi tanımak ve meraklarını gidermek amacıyla araştırma yaparlar. Bilim, dünyadaki olayların niçinlerini bulmak amacıyla bilgi elde etme ve biriktirme yoludur.&lt;br /&gt; Bilim birbiriyle ilgili iki çalışmayı içerir. Bunlar;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bilgiyi biriktirmek,&lt;br /&gt;• Veri toplamaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;           Bu iki çalışma bilimde kuram ve yöntem olarak adlandırılır. Kuramlar ilişkili oldukları konularda her zaman aynı biçimde ortaya çıkan gerçeklerdir. Kuramlar olayları daha iyi anlamamıza yardımcı olurlar ve niçin sorusunun açıklığa kavuşmasına yardımcı olurlar. Kuramın üç temel parçası vardır: Bunlar; önermeler, kavramlar ve tanımlardır. Önermeler, olaylar arasındaki ilişkileri ortaya koyarlar. Kavramlar ise, toplumsal olay ve olgularda karşılaşılan ortak bir niteliği ifade ederler. Kavramlar, tanımlar yoluyla üretilir. Eğer kavramlar açık bir biçimde tanımlanmazlarsa herkes tarafından farklı anlaşılırlar. Kuramları sınamak için bilimsel yöntemler geliştirilmiştir. Yöntem, kuramın tersine nasıl sorusuna cevap verir. Nesnel gerçeği en çok ve en iyi yansıtmayı amaçlayan her bilim, bilimsel yöntemi uygulamak&lt;br /&gt;zorundadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilimsel yöntem birkaç aşamalı bir gelişim gösterir. Bu aşamalar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Araştırılması gereken sorunu ortaya koymak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Hipotez ve önermeleri formüle etmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Araştırma planı ya da veri toplama tekniği geliştirmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Verilerin analiz ve özetini yaparak hipotezin mümkün olabilirliğini göstermek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Hipotezin doğrulanması, yeniden formüle edilmesi veya yeniden gözden geçirilmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Her bilimsel disiplinin araştırma yöntem ve teknikleri birbirinden farklıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyologlar araştırmalarda üç farklı teknik kullanırlar.&lt;br /&gt;Bunlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Deney,&lt;br /&gt;• Gözlem&lt;br /&gt;• Saha araştırmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Sosyolojinin Ortaya Çıkışı ve Kuramsal Yaklaşımlar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;          &lt;br /&gt;            İlk ve ortaçağdaki toplumsal düşüncenin temellerini incelemek. insanlar toplum olarak bir arada yaşamaya başladıklarından itibaren, içinde yaşadıkları düzeni anlamaya çalışmış ve çeşitli fikirler ileri sürmüşlerdir. Toplumsal düşünce ilk defa filozofların felsefe sistemlerinde yer almıştır. ilk çağda düşünürler Sokrat'tan önceki ve sonrakiler diye ikiye ayrılır. Sokrat'dan önce sofislere rastlıyoruz. Sokrat'tan sonra önemli iki bilgin Platon ve Aristo'dur. Platon'a göre birey içinde yaşadığı devletin karakterini taşır. Aristo, Platon'a göre daha gerçekçidir. Hristiyan düşünürler Rönesans ve Reform'a değin mistik ve skolastik dünya görüşü altında büyük bir ilerleme sağlamazken, islam dünyasında olumlu düşünce sistemlerini görüyoruz. Bu çağlarda toplumla ilgilenen düşünürler arasında ibn-i Rüşd, Gazzali, Farabi ve ibni Haldun en önemlileridir. Özellikle ibn-i Haldun'un Mukadimesi bir sosyoloji kitabı niteliğindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;           Sosyolojinin bir bilim dalı olarak ortaya çıkmasında rol oynayan etkenleri açıklamak. Sosyolojinin ortaya çıkışında iki önemli toplumsal olgu yer alır. Bunlar: Endüstri Devrimi ve Fransız Devrimi'dir. Tarihe hiçbir değişme Endüstri Devrimi kadar uzun dönemli, etkili ve çarpıcı olmamıştır. Bu olgunun dışında doğa bilimlerindeki gelişmeler, bilimsel yöntemin kullanılışı ve yeni kıtaların keşfi de sosyolojik düşüncenin gelişiminde önemli bir yer tutar. İlk sosyologların toplum konusundaki düşüncelerini ve sosyolojinin üç temel yaklaşımı olan fonksiyonalist, çatışma ve etkileşimcilik yaklaşımlarını açıklamak. Sosyolojinin kurucuları arasında, adını koyan Auguste Comte'dur. Zamanın en özgün düşünürü olan Comte, doğa bilimlerinde kullanılan bilimsel yöntemin toplumsal olayları incelemede de kullanılabileceğini savunur. Daha sonra Herbert Spencer, biyolojik yaklaşımın kurucularındandır. Spencer, toplumu canlı bir organizmaya benzeterek incelemek ister. Karl Marx ise çatışma kuramının kurucusudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;        Düşüncelerinde bir diğer Alman düşünür olan Hegel'in etkisindedir. Marx'a göre toplumbilimcilerin görevi dünyayı açıklamak de¤il, değiştirmektir. Her şeyin birbiriyle çatışma içinde olduğunu savunan Marx, kuramını sınıf çatışması ile destekler. Sosyolojinin bilimsel alanda gelişmesinde önemli bir kişi de Fransız Emile Durkheim'dir. Durkheim, toplumsal gerçeğin temelini toplumsal bilinçte görür. Durkheim'in bir diğer ilgi alanı toplumsal işbölümü ve sonuçlarıdır. Modern bir Alman düşünürü ise Max Weber'dir. Weber, sosyolojide anlama üzerinde durarak, ideal tip ve tarihi analiz tekniklerini geliştirmiştir. Sosyolojide tarihsel gelişim içinde üç yaklaşım söz konusudur.&lt;br /&gt;Bunlar;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Fonksiyonalist yaklaşım,&lt;br /&gt;• Çatışma yaklaşımı&lt;br /&gt;• Etkileşimcilik yaklaşımıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Sosyolojide yeni yaklaşımlardan sosyal alışveriş kuramı ve feminist kuramı tartışmaları ile inceleyebileceksiniz. İki modern kuram, Sosyal Alışveriş Kuramı ve Feminist kuramlar da giderek popüler hale gelen ve tartışılan kuramlar arasında yer almaktadır. Bu kuramlardan sosyal alışveriş kuramı, genelde ekonomistlerin, antropologların ve psikologların fikirlerine dayalıdır. Kuram, insan etkileşiminin ödül ve cezalara dayalı olarak gerçekleşen bir alışveriş ile oluştuğunu ileri sürer. Kuramda sözü edilen değişim kavramı toplumsal bir değişimden çok karşılıklı bir alışverişi ifade eden bir nitelik taşır. Bu nedenle kurama sosyal alışveriş kuramı da denilmektedir. Feminist kuram kadının odak olarak alındığı bir perspektiften bakarak toplumsal yaşamı ve buradaki farklı sistem ve fikirleri irdelemektedir. Feminist kuram kadını temel obje veya ilgi odağı olarak görür ve inceler. Feminist kuram, liberal, sosyalist ve radikal olmak üzere temel yaklaşıma sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;  Toplum ve Toplumsal Yapı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplum kavramını; onu oluşturan koşulları dikkate alarak tanımlamak. Toplum ve birey birbirinin ayrılmaz birer parçasıdırlar. En geniş anlamda toplum insanları etkileyen ilişkiler bütünüdür. Ancak bir toplumdan söz edebilmek için belirli şartlar gerekir. Bunlar ortak bir toprak, politik bir otoriteye uyum ve paylaşılan bir kültürdür. Toplumsal yapı ve bu yapıyı oluşturan parçalar olan kültür, toplumsal sınıf, statü, rol, kurum ve grupları açıklamak. Her organizmanın bir yapısı olduğu gibi toplumların da bir yapısı vardır. Bu yapı birbirleriyle ilişkili bir takım parçaların bütünüdür. Toplumsal yapı, bir toplumdaki organize olmuş toplumsal ilişkilerin bir bütünüdür. Toplumsal yapıyı oluşturan parçalar altı tanedir. Bunlar; Kültür, Toplumsal Sınıf, Statü, Rol, Grup ve Kurumlardır. Statü, bireyin toplum içindeki pozisyonudur. Edinilmiş ve kazanılmış olarak iki biçimde yer alır. Rol ise bir toplum içindeki insanların belirli bir biçimde oynadıkları oyundur. Her rolün bireyden bazı beklentileri vardır.Grup, belirli sayıdaki insanların etkileşimleri sonucu ortaya çıkan bir birleşmedir. En yaygın olarak birincil ve ikincil biçimde ikiye ayrılır. Toplumsal kurum ise toplumun temel değerlerinin korunması amacıyla zorunlu sayılan nispeten sürekli kurallar topluluğudur. Toplumsal düzeni sağlayan kurumlar dokuz tanedir. Bunlar: Aile, Ekonomi, Eğitim, Din,Politik, Hukuk, Tıp, Bilim ve Askeri kurumlardır.İnsanoğlunun tarihi gelişimiyle oluşan toplum türlerinin temel özelliklerini açıklayarak tartışabileceksiniz. İnsanoğlunun tarihsel gelişiminde beş yaygın toplum biçimi gözlemlenmiştir.&lt;br /&gt; Bunlar;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Avcılık ve toplayıcılık toplumları,&lt;br /&gt;• Çobanlıkla geçinen göçebe toplumlar,&lt;br /&gt;• İlkel tarım toplumları (tarım öncesi toplumlar),&lt;br /&gt;• Tarım toplumları ve&lt;br /&gt;• Endüstriyel toplumlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kültür&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplum ve insan bilimleri için temel bir kavram olan kültürü ve temel özelliklerini, kültürel farklılıklar ve kültürel birleşme kavramlarını tanımlamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• İnsanoğlu gelişmiş beyin yapısı sayesinde yaşamda canlı kalıp bir kültür yaratabilir. Kültür, bir toplumda yaşayan insanların bütün öğrendikleri ve paylaştıklarını kapsayan bir kavramdır. Davranış bilimlerinin incelediği hemen her şey bir kültür tarafından biçimlendirilir. Zamanla kültürün koyduğu kurallar bizim bir parçamız haline gelir. Toplum, Dil ve kültür ilişkisini açıklamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kültür, insanların kullandıkları bir dil sayesinde yayılır ve insanlar arasındaki etkileşimler sonucu doğup gelişir. Her toplumun farklı düşünce inanç ve değer sistemleri vardır. Her düşünce kalıbı yaşadığı kültür içinde önemlidir ve geçerliliği vardır. Kültürün bir diğer özelliği de öğrenilen davranışlardan&lt;br /&gt;oluşmasıdır. Her toplumun kültürü, maddi ve manevi olmak üzere iki tür öğeden oluşur. Kültür ve toplum birbirinden ayrılmaz bir bütünü içerirler. Toplum kültür olmadan var olamayacağı gibi; kültür de kendisini koruyan ve geliştiren bir toplum olmadan varlığını sürdüremez. Kültür dil sayesinde korunur ve gelecek nesillere aktarılır. Kültür kalıtımla babadan oğula geçmez ve her toplumun kültürü kendine özgüdür. Kültürü oluşturan parçaların&lt;br /&gt;herhangi bir biçimde birbirlerine bağlanmasına kültürel birleşme denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kültür, norm ve değerlerle bir anlam kazanır. Normlar, o kültür içinde anlamlıdırlar. Kültürü oluşturan temel parçalardan değerler ve normu tanımlamak. yaptırımı olan yerleşik davranış kurallarıdır. Değer ise hangi toplumsal davranışların iyi, doğru ve istendik olduğunu belirten paylaşılan ölçüt veya fikirlerdir.Değerler böylece kültürel yaşantımıza rehberlik ederler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kültür kendi içinde popüler ve fakirlik kültürü, gerçek ve ideal kültür, yüksek ve yaygın kültür, alt kültür ve karşıt kültür olarak ayrılır. Popüler kültür yaşadığımız günlük hayattır. Fakirlik kültürü ise Oscar Lewis'in "fakirlerin sahip olduğu değerlerin, ekonomik yönden başarılı kişilerin değerlerinde farklı olduğuna" yönelik tezine dayanmaktadır. İdeal kültür toplumu bir arada tutan norm ve değerlerin sadece kurallarda geçerli olması iken gerçek kültür ise bunların günlük yaşamdaki uygulanış veya bulunuş biçimidir. Toplum içinde özel bir yaşam biçimi, zevkleri, alışkanlıkları olan küçük bir elit grubun sahip olduğu kültür yüksek kültür olarak tanımlanırken, büyük halk kitlelerinin benimsediği yaşam biçimi, zevkler, farklı değerler yer aldığı kültür yaygın kültürü oluşturur. Diğer yandan toplumun temel kültürel değerlerini paylaşan ancak bunun dışında kendini diğer gruplardan ayıran değer, norm ve yaşam biçimleri olan grupların oluşturduğu kültür alt kültür olarak tanımlanmaktadır. Yine bir alt kültür olarak değerlendirilen karşıt kültür değer, norm ve yaşam biçimleri açısından içinden yaşanılan kültüre ters düşen tutum ve davranışları içermektedir. Etnosentrizm ve kültürel relativizm kavramlarını tanımlayarak; her iki görüşün olumlu ve olumsuzyönlerini tartışabilmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bunlar kültürün kendi içindeki farklılıklardır. Etnosentrik görüş başkalarının kültürünü bireyin kendi kültürü açısından değerlendirmesi demektir. Kültürel relativist görüş ise kültürü kendi kalıpları içinde anlamak, önyargılı olmamak demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: maroon;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; line-height: 1.3em;"&gt;&lt;b&gt;Davranış Bilimlerine Giriş Özetleri(2)&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Toplumsallaşma&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumsallaşma kavramını, özellikleri ve amaçlarından yola çıkarak tanımlamak ve bu süreçteki etkenleri açıklamak. İnsan dünyaya geldi¤inde en ilkel olarak bulunan, fakat kısa zamanda sahip olduğu yeteneklerini geliştiren&lt;br /&gt;ve olgun bir canlı haline gelen varlıktır. İnsanın gelişmiş beyin yapısı ve öğrenme yeteneği onu diğer canlılardan ayırır. İnsanın kendine uygun davranışları öğrenmesi ve bunu gelecek nesillere aktarması sürecine toplumsallaşma diyoruz. Bu süreç insanın doğumuyla başlar ve bir yaşam boyu sürer. Bu süreç içerisinde insanoğlu yaşadığı kültürün, değer, tutum ve davranış biçimlerini öğrenirken aynı zamanda da kişilik kazanır.İnsanın olumlu bir toplumsallaşma süreci geçirebilmesi için en önemli şey onun diğer insanlarla kurduğu iletişimdir. Çevrelerinden uzaklaştırılarak, yalnız başına bırakılan kimselerin bu süreci başarılı olarak tamamlayamadıkları gelişim bozuklukları gösterdikleri saptanmıştır. Toplumsallaşma ile ilgili benlik, ayna benlik ve rol alma gibi sosyolojik kuramları tanımlayıp, toplumsallaşmadaki etkilerini tartışmak.Toplumsallaşma ile ilgili iki önemli kuram C.H.Cooley'in Ayna Benlik ve G.H.Mead'in Rol Alma ve Kendilik gelişimine ilişkin kuramlarıdır. Her iki kuramcıda benlik gelişiminde sosyal etkileşimin önemine değinmektedirler. Toplumsallaşma belirli bir rol davranışını öğrenmedir. Toplumun sahip olduğu kültürün aktarılmasında sorumlu olan toplumsallaşma kurumlarını tanımak. Toplumsallaşma sürecinde önemli olan altı kurum veya öğe bulunur.&lt;br /&gt;Bunlar:&lt;br /&gt;• Aile,&lt;br /&gt;• Din,&lt;br /&gt;• Eğitim,&lt;br /&gt;• Arkadaş grupları,&lt;br /&gt;• Kitle iletişim araçları,&lt;br /&gt;• Çalışma ortamıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her kurumun etkisi bireyin içinde bulunduğu yaş durumuna bağlı olarak değişir. Toplumsallaşma her yaşta etkilidir ve yaşam boyu sürer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Toplumsal Gruplar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grup kavramını, diğer toplumsal oluşumlardan ayıran temel özellikleri dikkate alarak tanımlamak ve grup olgusunun toplumsal yaşamdaki yeri ve önemini kavramak. İnsanlar yaşantılarını birçok gruba üye olarak ya da bir grubun üyesi olarak geçirirler. Hepimiz en doğal bir biçimde aile grubunun bir üyesiyiz, daha ileride ise oyun, arkadaşlık ve iş gruplarına girmekteyiz. Ne zaman iki ya da daha fazla kişi bir takım ilişkiler içine girer, karşılıklı tutum ve davranışta birbirlerini etkiler ve bu ilişkiler belirli bir süre içinde gelişir ve nispeten süreklilik kazanırsa bir gruplaşma söz konusudur. Grup, üyeleri arasında belli ilişkiler bulunan ve her üyenin grubun varlığını bilinçli olarak fark ettiği, iki yada daha çok üyeden kurulu nispeten sürekli bir insan topluluğudur. Grup türlerini tanımlamak. Toplumsal gruplar farklı sosyologlar tarafından farklı biçimlerde sınışandırılmıştır. Örneğin, Tönnies'in cemaat ve cemiyet ayrımı, Emile Durkheim'in mekanik ve organik dayanışması birer grup olgusuna benzetilebilir. Çok benimsenen bir grup ayrımı da Charles Cooley'in birincil ve ikincil grup ayrımıdır.Birincil gruplar duygusal yakınlık ve fedakarlık yüklü, menfaat ilişkilerine dayanmayan birleşmelerdir.Grup dayanışması bu tür gruplarda yüksektir. Cooley, birincil grupları insan neslinin bakıldığı, korunduğu yerler olarak nitelendirir. İkincil gruplar ise bu ilişkilerin dışında kalan gruplardır. Bu gruplar, büyük çaplı, önemli ve resmi gruplardır. Karşılıklı çıkar ilişkileri önem taşır. Bu gruplara formal (resmi) gruplar da denmektedir. Bunların dışında, iç ve dış grup, referans grubu ve elektronik grup ayırımları vardır. Grubun büyüklüğü ve liderlik yapısında grup oluşumunda önem taşır. Grubun büyüklüğü arttıkça iletişim artar ancak grup birlikteliği ve dayanışması azalır. Gruplarda en yaygın olarak üç tür liderlikten söz edilebilir. Bunlar; Otokratik, Demokratik ve Bırakınız yapsıncı lider tipleridir. Grup normlarını karşılaştırarak açıklayabilmek.Grupların en büyük özelliklerinden biri de üyelerinin uymak zorunluluğu duydukları normlar geliştirmektedir. Gruplar için normlar, ortak bir davranış biçimi, ortak tutum ve inançlar, yerine getirdikleri görevlerine karşı geliştirdikleri ortak duygular olabilir. Gruplar üyelerinin tutumlarını değiştirebilme özelliğine de sahiptirler.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;Aile Kurumu&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumsallaşmada etkili kurumlardan biri olan aile kavramının ve aile oluşumunda önemli olan evlilik kavramlarını tanımlamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ailenin toplumda temel bir kurum olarak görülmesinin iki nedeni vardır. Bunlar; ailenin en önemli görevinin insan türünü üretmek olması ve ailenin başka kurumların da kaynağını oluşturmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ailenin toplumda çok önemli olan bir diğer görevi de toplumsallaşma denen bir olgunun bu kurum tarafından yerine getirilmesidir. Toplumsallaşma çocuk ve aile üyeleri arasında başlayan bir etkileşim sürecidir. Bu süreç yoluyla insan toplumdaki temel kuralları öğrenir ve içinde yaşadığı toplumun bir parçası haline gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ailenin çeşitli biçimlerde tanımları olmakla beraber biz aileyi ana, baba, çocuklar ve taraşarın kan akrabalarından (aile biçimine göre) meydana gelmiş ekonomik ve toplumsal bir kurum olarak tanımlıyoruz. Aile yapıları ve türlerini açıklayarak, bunların görev ve işlevlerinin, değişen toplumsal olgularla değişim sürecini tanımlamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Aile en basit bir biçimde çekirdek veya küçük aile ve geleneksel veya geniş aile olarak ikiye ayrılır.&lt;br /&gt;Ancak, aileyi otorite figürüne göre ayıran tipolojiler de mevcuttur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Çağdaş toplumun ailesi, ana, baba ve evlenmemiş çocuklardan oluşan küçük ya da çekirdek ailedir. Bu aile, modern sanayi toplumlarının özelliğidir. Çekirdek ailenin yapısı, içinde bulunulan modern toplum tarafından bu toplumun ihtiyaçlarına göre şekillenmektedir. Aile ve evlilik biçimlerini tanımak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Evlilik biçimleri ise eş sayısına göre, Monogami ve Poligami olarak ikiye ayrılır. Çok eşli evlilik olan Poligami ise kendi içinde Poligini ve Poliandri olarak ikiye ayrılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Gruba göre evlilik ise: endogami,exogami olarak ayrılır. Çiftlerin oturdukları yere göre ise: patrilokal, matrilokal,e neolokal, olmak üzere üç biçimdedir. Sosyolojinin önemli kuramlarının aile kurumunu ele alış biçimi ve analizlerini incelemek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Aileyi teorik bir çerçeve içerisinde üç bakış açısından incelemek olasıdır. Bunlar, Fonksiyonalist, Çatışma ve Sembolik Etkileşim modelleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Fonksiyonalist bakış açısı aileyi yerine getirdiği değişmez ve önemli görevleri nedeniyle ele alır ve inceler. Ailenin toplumda vazgeçilmez oluşunun nedeni yerine getirdiği fonksiyonlardır. Çatışma kuramı ailenin önemli bir kurum olduğunu kabul eder, ancak ailenin içinde geleneksel olarak var olan bir çatışma vardır, der. Burada kadın sömürülmekte erkek ise sömürücü bir rol oynamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Sembolik etkileşimciler ise, insanın, çevresinin ve ilişkilerinin bir ürünü olduğunu savunarak, ailede iletişimin önemine değinirler. Boşanmanın bireysel ve toplumsal nedenlerine eğilerek, çocuklar üzerindeki etkisi ve başarılı evliliklerin nedenleri açıklayabilmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Aile kurumunda evlilik kadar yaygın bir diğer kurum da boşanmadır. Boşanma mevcut normlar ile eşlerin kendi arzularıyla evlilik birliğinin sona ermesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Çağımızda boşanma oranlarının artışının hem bireysel hem de toplumsal nedenleri mevcuttur. Genelde,&lt;br /&gt;Türkiye'de de boşanmalarda sayısal bir artış söz konusudur. Dünyada gözlemlenen eğilime paralel olarak ekonomik kriz dönemlerinde boşanmalar azalırken, refah dönemlerinde artış göstermektedir. Enşasyon rakamlarının yüksek olduğu ve ekonomik bunalımın var olduğu dönemlerde eşlerin boşanma kararı alması zor olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Boşanmaların özellikle çocuklar üzerinde olumsuz sonuçları bulunmaktadır. Bu nedenle boşanmaya karar veren çiftlerin bu konuda dikkatli düşünmeleri gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt; Toplumsal Tabakalaşma ve Değişme&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumsal tabakalaşma kavramını, tabakalaşma sistemlerinin toplumlarda oluşum sürecini ve farklılıkları dikkate alarak tanımlamak. Hemen her toplumda tabakalaşmanın varlığını görmekteyiz. Yani insanları derecelendiren bir sistemin bulunduğunu ve bu sistem içerisinde bazı insanların daha fazla bir güç ve zenginliğe sahip, bazılarının ise bunlara yeterli ölçüde sahip bulunmadıklarını biliyoruz. Dünyada farklı biçimlerde ortaya çıkan tabakalaşma sistemleri bulunur. Bunlardan,kölelik, kast, zümre kapalı sistemler; sınıf ve statü ise açık sistemlerdir. Kölelik artık dünyada az rastlanan bir zorla çalıştırma sistemidir. Kast ise hala daha Hindistan'da geçerlidir. Hindistan'da dört ana kast bulunur. Her kastın yapacağı işler aşağı yukarı belirlidir. Zümre ise Avrupa'da feodal çağda ortaya çıkmış bir sistemdir. Bunlar yasaya dayanır ve hukuksaldır. Sınıf sistemi ise endüstriyel toplumun karakteristik gruplarıdır. Toplum konusunda son derece farklı görüşler mevcuttur. Toplum içinde bireyler işgal ettikleri mevkilere göre derecelenip örgütlenmişlerdir. Toplumsal sınıf (katman) kavramı üzerinde tam ve kesin bir tanım vermek çok güçtür. Toplumsal sınışar maddi ve kendiliğinden oluşan gerçeklerdir. O halde bir toplumun üretim sürecinde belirli ve benzer bir rol oynayan ve aşağı yukarı benzer ilişkileri yaşayan insanlar bütünü olarak toplumsal gerçekler, toplumsal sınışarı (katmanları) meydana getirir. Toplumsal tabakalaşma sistemiyle ilgili yaklaşımları karşılaştırarak inceleme ve tartışma olanağı yaratmak. Toplumsal sınıflar konusunda özellikle iki kuram göze çarpar. Birincisi Karl Marx'ın çatışma kuramı, diğeri ise Kingsley Davis ve Wilbert E. Moore tarafından ortaya atılan görevselci yaklaşımdır. Marx için sınıf bir makro grubun üretim sürecinde belirgin bir mevkii işgal etmesidir. Marx'a göre toplumların tarihi sınışar arasındaki mücadeleler  tarihidir ve sınışarda devirlerinin ekonomik ilişkilerinin ürünüdürler. Davis ve Moore ise modellerinde tabakalaşmanın fonksiyonel bir zorunluluk olduğunu savunurlar. Bu kuram her toplumda o toplumun devamlılığı için yerine getirilmesi gereken görevler olduğunu belirtir. Önemli olan bu mevkilere en kalifiye ve yetenekli olanların gelmesidir. İnsanlara yaptıkları işler karşılığında verilen ödüller çok önem taşır. Toplumda rekabet unsuruyla en yetişkin ve en yetenekli olanlar daha iyi mevkileri elde etmek için mücadele edecekler ve bunun sonucunda da toplum en iyi kişiler tarafından yönetilecektir. Ancak, haklı olarak Marx'ın kuramına olduğu gibi bu kuramada çeşitli eleştiriler getirilmiştir. Her iki kuramın belirli yaklaşımlarını alarak ortaya attığı kuramla ilgiyi çeken bir diğer bilim adamı ise Gerhard Lenski'dir. Toplumsal Hareketlilik, Toplumsal Değişme ve Modernleşme kavramlarını oluşturan etkenleri ve aralarındaki farklılıkları tartışarak tanımlamak. Değişme her toplumun temel bir karakteristiğidir. Toplumsal kültürlerini gelecek nesillere değiştirerek aktarırlar. Değişme hızı toplumdan topluma farklı bir hız ve karakter taşır. Geleneksel toplumlarda değişme yavaş, endüstriyel toplumlarda ise hızlıdır. Toplumsal değişme konusundaki düşünürlerin ileri sürdükleri bazı sayıltılar bulunmaktadır.&lt;br /&gt;Bunlar:&lt;br /&gt;           • Değişme doğaldır,&lt;br /&gt;           • Değişmenin önüne geçilmez,&lt;br /&gt;           • Değişme süreklilik gösterir,&lt;br /&gt;           • Değişme gereklidir,&lt;br /&gt;           • Değişme benzerlikler gösterir şeklindedir.&lt;br /&gt;Toplumsal değişme kaynakları da iç ve dış olmak üzere ikiye ayrılır.&lt;br /&gt;Dış kaynaklar:&lt;br /&gt;           • Çevresel Değişme,&lt;br /&gt;           • İstila,&lt;br /&gt;           • Kültürel temas,&lt;br /&gt;           • Yayılmalar.&lt;br /&gt;İç kaynaklar ise:&lt;br /&gt;           • Kesişen ve icatlar,&lt;br /&gt;           • Nüfus hareketleri&lt;br /&gt;olarak ikiye ayrılır. Değişmede çok önemli bir diğer kaynak ise teknolojidir.Teknolojinin toplumların değişmesine beş tür etkisi bulunmaktadır. Günlük dilde kullanılan modernleşme, yenileşme, çağdaşlaşma, ilerleme, kalkınma gibi deyimlerle, sosyolojik değişme arasında belirgin farklılıklar vardır. Toplumsal değişme bir değer yargısı taşımaz. Buna karşılık kalkınma ve ilerleme bir amaca yönelik olarak bir değer yargısı taşırlar. Toplumsal değişmeye karşı olan&lt;br /&gt;güçler de vardır. Bunların çoğu geçmişe bağlı olan toplumlardır. Toplumsal değişme konusunda unutulmaması gereken nokta ülkelerin değişme süreçleri bakımından bazı benzerlikler göstermesine karşın, her ülkenin kendi kültürüne özgü bir değişme sürecini benimsemesidir. Yirminci yüzyılın en önemli sorunlarından biri bu değişme olgusunun hızıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Psikoloji Bilimine Giriş&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Psikoloji Bilimini, onu oluşturan öğeleri ve temel amaçlarını dikkate alarak tanımlamak Psikoloji canlı davranışlarını inceleyen bir bilim dalıdır. Sosyal bilimlerle biyolojik bilimler arasında yer alan, ancak matematik ve teknoloji gibi alanlardan da etkilenen psikoloji biliminin, araştırmaya ve uygulamaya yönelik dalları vardır. Psikolojinin temel amaçları, davranışları betimlemek, açıklamak, yordamak ve kontrol etmedir. Psikolojinin incelediği davranışlar üç grupta toplanabilir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;          • Doğrudan doğruya, dolaysız olarak gözlenebilen davranışlar;&lt;br /&gt;          • Dolaylı olarak gözlenebilen davranışlar;&lt;br /&gt;          • Davranışların temelinde yatan sinir sistemi ve kas faaliyetleri ve fizyolojik süreçler. Psikolojinin diğer bilimler arasındaki yerini ve ilişkisini tartışacak; psikolojinin araştırmaya ve uygulamaya yönelik dallarını ve alt dallarıyla ayrıntılı açıklayabilmek, farklılıkları tartışabilmek Psikoloji, bir yandan organizmanın davranışlarını biyolojik temelinden anlayabilmek için biyoloji, biyoloji, fizyoloji, biyokimya gibi bilimlerle ilişki içindedir. Diğer yandan organizmayı sosyal bir varlık olarak ele aldığından sosyoloji, ekonomi gibi sosyal bilimlerle de çok yakın bir etkileşimdedir. Psikolojinin kendi içinde bazı dalları vardır. Bu dalların her birinde davranış farklı bir yönden veya farklı bir bağlam içinde ele alınır. Bu alt dallar, Deneysel Psikoloji, Sosyal Psikoloji, Gelişim Psikolojisi, Uygulamalı Psikoloji ve Psikometrik Psikoloji olarak sıralanabilir. Psikoloji araştırmalarında kullanılan yöntem ve teknikleri açıklayabilmek Psikoloji araştırmalarında çeşitli teknikler kullanılır. Bu tekniklerden bir grubu davranışların betimlenmesini sağlar. Deneysel araştırmalarda ise neden sonuç ilişkileri saptanmaya çalışılır. Deneysel çalışmaların bulguları davranışların betimlenmesi ve açıklanmasını sağlarken, bu bulgulardan hareketle, davranışların yordanması ve kontrol edilmesi de mümkün olur. Korelatif araştırmalarda doğada kendiliğinden mevcut olan değişkenlerin arasındaki ilişkiler belirlenmeye çalışılır. Korelatif araştırmaların bulguları davranışların betimlenmesini sağlar. Bu bulgulardan hareketle, davranışların tahmin edilmesi de mümkün olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Yaşam Boyu Gelişim Psikolojisi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşam Boyu Gelişim Psikolojisini, temel kavramları ve amaçlarını açıklamak ve tanımlamak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Gelişim psikologları, döllenmeden ölüme kadar yaşa bağlı olarak görülen davranış değişikliklerini incelerler. Gelişim psikolojisinin hem temel bilim hem de uygulamalı yanları vardır. Yaşam süresi denildiğinde, döllenmeden yaşamın sonuna kadar olan dönemler düşünülmelidir.Davranış gelişiminde, biyolojik ve çevresel etkenleri açıklamak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Davranışların gelişmesinde kalıtımsal ve çevresel etkenler rol oynamaktadır. Zeka insanlarda genetik açıdan en fazla incelenen özellikler arasında yer alır. Tek ve çift yumurta ikizleriyle yapılan çalışmalar, zekanın kalıtım ve çevrenin etkileşimi sonunda tayin edildiğini göstermiştir. İnsanlara nasıl davranılacağını öğretmek, bir başka deyişle sosyal gelişim, insan yaşamının önemli bir yönüdür. İşbirliği, yardımseverlik ve diğerkamlık olumlu; saldırganlık ve düşmanlık ise olumsuz sosyal davranışlardan bazılarıdır. Davranış gelişimini açıklamaya yönelik geliştirilen başlıca kuramları tartışabilmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Davranışların gelişimini açıklamaya yönelik değişik kuramlar vardır. U-D kuramcılarına göre davranışlar olumlu ya da olumsuz pekiştirme ve ceza ile kontrol edilir. Sosyal öğrenme kuramına göre ise, davranışların kaynağı gözleyerek öğrenme, ve modellerin örnek alınmasıdır (taklit ve özdeşim). Freud, kişiliğin gelişmesinde yaşamın ilk yıllarının önemini vurgulamıştır. Erikson ise davranışların sosyal çevrenin etkisiyle, tüm yaşam boyu değişebileceğine inanmaktadır. Piaget 1920'lerden 1980'li yılların ortalarına kadar çocuğun zihinsel gelişimini incelemiş ve davranışların bilişsel gelişimle birlikte önemli ölçüde değiştiğini ve bilginin kazanılmasında bireyin aktif rol oynadığını vurgulamıştır. Ahlak gelişiminde de, bilişsel gelişimde olduğu gibi belirli dönemler vardır (Piaget ve Kohlberg). Ahlak gelişiminin son aşamasında bireyin içsel değerleri ve onuru, yargılarında önemli rol oynamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: maroon;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; line-height: 1.3em;"&gt;&lt;b&gt;Davranış Bilimlerine Giriş Özetleri(3)&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Güdüler ve Duygular&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güdü kavramın tanımlayarak, güdüsel davranışların oluşumuna etki eden içsel ve dışsal güdüleri açıklamak Güdüler ve duygular davranışlarımızı belirleyen temel süreçler arasında yer alır. Güdü, bir davranışı başlatan ve bu davranışın yön ve sürekliliğini belirleyen içsel (bireye ait) bir güç olarak tanımlanmakta; bir güdü tarafından başlatılıp, yönlendirilen davranışlara güdüsel davranışlar denmektedir. Güdülerin hedeşeri olumlu veya olumsuz olabilir.Olumlu hedeşer yaklaşmak, olumsuz hedeşer kaçınmak istediğimiz hedeşerdir. Ayrıca, bazı hedeşer doğuştandır, bazı hedeşer öğrenme yoluyla sonradan ortaya çıkar. Güdülerin doğuştan gelen hedeşerine birincil hedeşer denir.&lt;br /&gt;Bilinçdışı güdülenme kavramını tanımlayarak, güdüleri en yaygın kullanılan sınışandırma şekliyle (birincil güdüler ve sosyal güdüler) açıklamak ve güdülerin davranışlarımızı yönlendirmedeki hiyerarşisini incelemek Güdüsel davranışlarımızdan bazıları fizyolojik ihtiyaçlarımızla ilgilidir. Bazı güdüsel davranışlar ise çevresel uyarıcılar tarafından başlatılır. Güdüsel davranışların başlamasına yol açan fizyolojik kökenli nedenlere dürtü, çevresel uyarıcılara da özendirici adı verilir. Güdülerimiz, birincil güdüler ve sosyal güdüler olmak üzere iki grupta toplanabilir. Birincil güdüler birincil hedeşeri olan öğrenilmemiş güdülerdir. Sosyal güdüler öğrenme yoluyla kazanılan ve diğer insanlarla ilgili olan güdülerdir.Duygu kavramını tanımlayarak; duyguların güdüsel davranışlarımızla olan ilişkisini açıklamak Duygular, hem güdüsel davranışlara eşlik eden hemde güdüsel davranışlar başlatabilen süreçlerdir. Duyguların fizyolojik yönü, ifade yönü ve yaşantı yönü olmak üzere üç yönü vardır. Duygularımıza bir takım fizyolojik tepkiler eşlik eder. Duyguların şiddeti arttıkça, fizyolojik tepkilerin şiddeti de artar. fiiddetli duygulara eşlik eden fizyolojik tepkilerin bazıları kolayca farkına varabileceğimiz kadar belirgindir. Duygularımızın ve duygularımıza eşlik eden fizyolojik tepkilerin ortaya çıkmasında sinir sistemimiz önemli bir rol oynar. Duygularımıza eşlik eden fizyolojik tepkiler doğrudan doğruya gözlenmeleri mümkün olmayan tepkilerdir. Bu tepkilerin yanı sıra, duygularımıza doğrudan doğruya gözlenebilen bazı davranışlar eşlik eder. Duygularımızı ifade edici niteliği olan bu davranışlar, bir dereceye kadar kontrolümüz dışında ortaya çıkmaktadır. Duygu ifade eden davranışların en yoğun olduğu bölge yüzümüzdür. Yüz ifadelerinin yanı sıra, duygularımız zaman zaman bazı beden hareketleri, jestler ve çıkarılan seslerle de ifade edilmektedir. Duygular, aynı zamanda, bizim farkında olduğumuz, hissettiğimiz yaşantılardır. Tüm duyguları temelinde yatan fizyolojik koşullar aynı olmasına rağmen, değişik duygular yaşamamız mümkün olmaktadır. Bunun nedeni duygusal yaşantılarımızın çoğunlukla, belirli bir ortamda, dış çevreden gelen uyarıcılar tarafından başlatılmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Duyum ve Algı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Davranışlarımızı belirleyen temel süreçlerden olan duyum ve algı kavramlarını ve aralarındaki ayrımı tanımlamak&lt;br /&gt;Çevremizden gelen uyarıcıların farkında olmamızı ve dolayısıyla bu uyarıcılara uygun davranışlarda bulunmamızı duyum ve algı adı verilen iki süreç sağlamaktadır. Duyum çevremizdeki enerji değişikliklerinin, yani uyarıcıların, bir duyu organı vasıtasıyla sinir enerjisi haline dönüştürülüp beyine ulaştırılması; algı da beyine ulaştırılan uyarıcıların yeniden örgütlenip yorumlanarak anlamlı hale getirilmesidir. Duyu organlarımız tarafından kaydedilen uyarıcıların örgütlenip, yorumlanarak anlamlı hale getirilmesi belirli ilkeler çerçevesinde yapılmaktadır. Bu ilkeler, aynı zamanda algısal yaşantılarımızın özellikleri ya da algının özellikleri olarak da adlandırılır. Seçicilik, değişmezlik, örgütlenme ve derinlik algısı algının başlıca özellikleridir.İçinde yaşadığımız çevreyi belirli bir yapısı, sürekliliği ve anlamı olan bir çevre olarak algılamamız bu özellikler sayesinde mümkün olmaktadır. Algı yanılmaları ve algıda öğrenmenin rolünü Açıklayabilmek Algının özellikleri, daha önce de belirttiğimiz gibi, günlük yaşam açısından büyük önem taşır. Değişmezlik, örgütlenme gibi özelliklerin yokluğu çeşitli ilizyonlara neden olmaktadır. Algının özelliklerinin doğuştan mı geldiği yoksa öğrenme yoluyla sonradan mı kazanıldığı sorusunun kökeni 17.yüzyıla kadar uzanan tartışmalı bir sorudur. Son yıllarda yapılan araştırmalar, algısal özelliklerden bazılarının doğumda var olduğunu, bazılarının da öğrenme yoluyla sonradan kazanıldığını göstermektedir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;Öğrenme&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenme kavramını tanımlayarak, öğrenmenin yaşamımızdaki önemini tartışabilmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Öğrenme konusu yaşamımızda öylesine önemlidir ki, bir bakıma, tüm yaşamımızın bir öğrenme ve değişme sürecinden ibaret olduğu söylenebilir. Ancak, öğrenmenin yalnızca akademik bilgilerin kazanılması olarak tanımlanmaması gerekir. Yaşantılar sonucu davranışlarda meydana gelen oldukça uzun süreli değişmelere öğrenme denir. Yaşamımızı sürdürürken tıpkı istendik davranışları olduğu gibi istenmedik davranışları da öğreniriz. Öğrenmenin üç temel yolunu; tepkisel koşullanma(Klasik şartlanma), edimsel koşullanma, gözlem yoluyla öğrenme süreçlerini ve davranışlara etkisini açıklayarak tartışabilmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Öğrenmenin çok çeşitli yolları olmasına karşın, tüm öğrenme durumlarında, öğrenmenin temel özelliklerinin üç ayrı yoldan öğrenildiği önerilmiştir. Bunlar tepkisel koşullama, edimsel koşullama ve gözlem yoluyla öğrenme süreçleridir. Tepkisel koşullamada organizma doğuştan getirdiği bir tepkiyi bir başka uyarıcıya karşı göstermeyi öğrenir. Edimsel koşullama davranışların kendi yarattıkları sonuçlarına bağlı olarak değişmesi ve öğrenilmesi sürecidir. Her iki koşullama türünde de öğrenmenin olabilmesi için, öğrenen kişinin belirli uyarıcılarla doğrudan doğruya karşılaşması gerekir. Oysa gözlem yoluyla öğrenmede buna gerek yoktur.Başka insanların davranışlarını gözleyerek, söylediklerini dinleyerek ve yazdıklarını okuyarak da öğreniriz. Aslında bizim toplumsal bir varlık olmamızı sağlayan bilgi ve becerilemizin büyük bir bölümü gözlem yoluyla öğrenilmiştir. Bu bölümde söz konusu öğrenme türleri ayrı ayrı açıklanmış olmasına karşın, her hangi bir öğrenme durumunda bu öğrenme türlerinden her hangi biri veya üçü birden yer alabilir ve organizmanın öğrenmesini belirleyebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kişilik Psikolojisi ve Kişilik Kuramları&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişilik Psikolojisi ve Kişilik kavramlarını tanımlayacak, kişiliğin gelişimine etki eden biyolojik ve çevresel etkenleri açıklamak Kişilik, çeşitli şekillerde tanımlanmıştır. Kişiliğin gelişmesini etkileyen başlıca etkenler biyolojik ve çevresel olmak üzere iki genel grupta incelenmiştir. Kişiliğin anlaşılması ve incelenmesine yönelik çeşitli kuramlar geliştirilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişiliğin anlaşılması ve incelenmesine yönelik geliştirilen kuramları tanımlayabilmek Bunlardan başlıcaları psikoanalitik, sosyal öğrenme, davranışçı vb. kuramlardır. Kişilik kuramları karmaşık davranışları kısa ve açık ifadesini sağlamaları, mevcut bilgileri anlamlı bir bütün haline getirmeleri açılarından önemlidir. Sigmund Freud tarafından geliştirilen psikoanalitik kuram, kişiliği tanımlarken yapısal ve topografik görüşleri temel alır. Yapısal görüş zihinsel yaşamın bir biriyle çatışma halinde olan ancak birbirini tamamlayan id, ego ve süperego ögelerini tanımlar. Topografik görüş ise zihinsel yaşamın yüzeysel yapısını oluşturan betimleyici özellikleri bilinçaltı, bilinç öncesi ve bilinç olarak ele alır. Frud sonrası psikodinamik kuramlar ya da sosyal görüşlü psikoanalistler insanı sadece biyolojik bir varlık değil aynı zamanda sosyal bir varlık olarak toplumun bir ürünü görmüşlerdir. Bu kuramcıların arasında Adler, Horney,    Fromm ve Sullivan yer alır. Bir diğer yaklaşım ise insancıl kişilik kuramıdır. Bu kuram sosyal gereksinim ve bilinçli (ego) süreçler üzerinde durur. Bu kuramlar daha çok kuramcıların isimleriyle anılır. Carl Rogers, Abrahan Maslow,Rolla May, Victor Frankl bu isimler arasında yer . Davranışçı kuram ise öğrenme kuramı ile paralel kavramları kullanmaktadır. Sosyal bilişsel öğrenme kuramları ise davranışçı kuramların bir uzantısı olarak öğrenme, bilişsel süreçler ve sosyal etki konuları üzerine yoğunlaşır. Kişiliğin değerlendirilmesi için yapılan kişilik testlerinin neler olduğunu ve özelliklerini açıklayabilmek Kişiliğin değerlendirilmesi çeşitli kişilik ölçekleriyle yapılır. Kişilik ölçekleri genellikle objektif ve projektif olmak üzere iki büyük kategoride incelenebilir. Objektif testlere MMPI, projektif testlere Rorschach ve TAT başlıca örnekler olarak verilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Davranış Üzerine Sosyal Etkiler&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyal etki kavramını tanımlayabilmek. Diğer insanların bireyin davranışlarında doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak bir değişme meydana getirdiği durumlarda sosyal etkiden söz edilir. Bireyin davranışını etkileyen bu sosyal etkilerden, uyma, kabul etme ve itaat davranışlarını belirleyen etkenleri göz önüne alarak karşılaştırabilmek. Sosyal etki kendisini değişik biçimlerde gösterebilir. Uyma, kabul etme ve itaat sosyal etkinin en tipik örnekleridir. Uyma bireylerin davranışlarını üyesi oldukları grubun normlarına uyacak biçimde değiştirmeleri, kabul etme başkalarının isteklerini yerine getirmeleri, itaat ise otorite pozisyonundaki kişilerin emirlerine itaat etmeleri olarak tanımlanır. Uyma, kabul etme ve itaat her zaman ve her koşulda görülen davranışlar değildir. Belirli bir durumda bu davranışların görülüp görülmeyeceği bir çok etken tarafından belirlenir. Grubun, bireyin davranışı üzerindeki etkisini nedenleri ve oluşum koşulları ile açıklayabilmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu etkenlerden bazıları bireylerin, bazıları ortamın, bazıları da grubun özellikleriyle ilgilidir. Grup üyesi olma ya da diğer insanlarla birlikte bulunma bireylerin davranışlarını çok değişik biçimlerde etkileyebilmektedir. Sosyal hızlandırma, tanık etkisi, sosyal ketvurma, uçlara kayma ve özdenetimin ortadan kalkması bu etkilere verilebilecek örneklerdir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;Tutumlar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tutum kavramının tanımlamak Tutum terimi sosyal psikolojide "bir bireyler atfedilen ve onun psikolojik bir nesneye ilişkin duygu, düşünce ve muhtemelen davranışlarını organize den bir eğitim" olarak tanımlanmaktadır. İnsanların kendileri için psikolojik olarak varolan her şeye karşı tutum sahibi olmaları mümkündür. Tutumun bileşenlerini tanımlayabilecek; tutum ve davranış arasındaki ilişkiyi ve ayrıldıkları noktaları açıklayabilmek Tutum üç bileşenden oluşur. Bireyin tutum nesnesine ilişkin düşünce, bilgi ve inançları bilişsel bile- şeni, tutum nesnesine ilişkin duygu ve değerlendirmeleri duygusal bileşeni, tutum nesnesine iliş- kin davranış eğilimleri ise davranışsal bileşeni oluşturur. Yapılan araştırmalar insanların her zaman tutumlarına uygun davranmadıkların göstermektedir. Ancak, tutum ile davranış arasında hiçbir şekilde ilişki yoktur denemez. Bir tutumu diğer tutumlardan ayıran bazı özellikler vardır. Kuvvet derecesi karmaşıklık derecesi, bileşenler-arası tutarlılık, diğer tutumlarla ilişki bu özelliklerden bazılarıdır. Bir tutumun değişmeye karşı ne ölçüde dirençli  olacağı da kısmen, bu özellikler tarafından tayin edilmektedir. Tutumların oluşması ve şekillenmesinde rol oynayan etmenleri tanımlayabilmek.&lt;br /&gt;Tutumların ölçülmesinde kullanılan teknikleri öğrenmek Tutumlar doğuştan gelmezler, öğrenme yoluyla sonradan kazanılırlar. Ana-baba, arkadaşlar, kitle iletişim araçları, tutum nesneleriyle olan kişisel yaşantılar tutumların oluşmasında rol oynayan faktörlerden bazılarıdır. Sosyal psikologlar tutumların ölçülmesine ilişkin mülakat, davranış gözlemi, psiko-fizyolojik ölçümler ve tutum ölçümü gibi araçları geliştirmişlerdir. Tutum ölçeği, ölçülecek olan tutum nesnesiyle ilgili bir dizi ifadeden oluşmaktadır&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;Tutum değişmesine etki eden etmenlerle birlikte günlük yaşamda tutum değişimini açıklayabilmek Öğrenme yoluyla kazandığımız tutumlarımızın değişmesi de mümkündür. Tutum değişmesi konusunda yapılan araştırmalar, tutum değişmesinde üç faktörün rol oynayabileceğini göstermiştir. Bunlar, bilgi kaynağı, mesaj ve hedeftir. Bilgi kaynağı tutum değiştirme amacıyla verilen bilginin kim tarafından verildiğine, mesaj bu kişinin nasıl verildiğine, hedef ise tutumu değiştirilmek istenen kişi veya kişilere işaret etmek için kullanılır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/993409451233048927-2768487442168941258?l=aof-blog.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/aof/~3/AJ-auq2buiM/davran-bilimleri-zetleri.html</link><author>noreply@blogger.com (neo)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://aof-blog.blogspot.com/2007/12/davran-bilimleri-zetleri.html</feedburner:origLink></item><language>en-us</language><media:credit role="author">neo</media:credit><media:rating>nonadult</media:rating><media:description type="plain">Aç?kö?retim Blog</media:description></channel></rss>

