<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" standalone="no"?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><rss xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" version="2.0"><channel><title>Acı bir kahve tadında..</title><description>Gezilerim, günlük yaşam, kültür - sanat, araştırma, hakkımda, gezdiğim yerler, gördüğüm yerler, gezdiğim ülkeler, neler öğrendim, okuduklarım, kitaplar, kişisel, blog, isveç, kahve, blog yazarlığı, erasmus, kişisel web günlüğü</description><managingEditor>noreply@blogger.com (Yusuf Arslan)</managingEditor><pubDate>Wed, 8 Apr 2026 14:10:42 +0300</pubDate><generator>Blogger http://www.blogger.com</generator><openSearch:totalResults xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/">177</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/">1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/">25</openSearch:itemsPerPage><link>https://www.arslanyusuf.net/</link><language>en-us</language><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:image href="https://3.bp.blogspot.com/-hYIijBbJuec/V-LhLFbIvjI/AAAAAAAACCU/W8SZc_WJ0ocRurK-jFNqzXB3snWmqrkMwCLcB/s1600/podcast%2B.jpg"/><itunes:keywords>Kültür,Toplum,Seyahat,Hobi,Günlük,Blog</itunes:keywords><itunes:summary>Toplum, kültür, seyahat ve kişisel günlükler hakkında&#13;
Daha fazla bilgi için: http://www.arslanyusuf.net/</itunes:summary><itunes:subtitle>Acı bir kahve tadında</itunes:subtitle><itunes:category text="Society &amp; Culture"><itunes:category text="Personal Journals"/></itunes:category><itunes:category text="Society &amp; Culture"><itunes:category text="Places &amp; Travel"/></itunes:category><itunes:category text="Games &amp; Hobbies"><itunes:category text="Hobbies"/></itunes:category><itunes:author>Yusuf Arslan</itunes:author><itunes:owner><itunes:email>yuarslan@gmail.com</itunes:email><itunes:name>Yusuf Arslan</itunes:name></itunes:owner><item><title>Denizin Kıyısında</title><link>https://www.arslanyusuf.net/2022/08/denizin-kiyisinda.html</link><category>Deneme</category><category>Günlük Yaşam</category><pubDate>Sat, 6 Aug 2022 01:32:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1010974366142616379.post-5433088048180579783</guid><description>&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhigVSxSw0WX6TbQ0Wa48iF8Cax5aII9868TlHifBav8CX3e248AkYHR7Zn6GuPwu1mMnj3UloV8y1QZSIBUfRMwahFULfWFWG8j9JlZyL55kx8hpaGEq0jl8459CSpQ87SODAe3LInujMiAsUjQ3aY0Ddh3v8I67SnzHHmPKIHJIf3-3WTG1NuUxY/s802/denizin%20k%C4%B1y%C4%B1s%C4%B1nda.jpg" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="601" data-original-width="802" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhigVSxSw0WX6TbQ0Wa48iF8Cax5aII9868TlHifBav8CX3e248AkYHR7Zn6GuPwu1mMnj3UloV8y1QZSIBUfRMwahFULfWFWG8j9JlZyL55kx8hpaGEq0jl8459CSpQ87SODAe3LInujMiAsUjQ3aY0Ddh3v8I67SnzHHmPKIHJIf3-3WTG1NuUxY/s16000/denizin%20k%C4%B1y%C4%B1s%C4%B1nda.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Belki çoğumuz denizi görür, sularına dalmaz. Kendimi denizin kıyısında hissediyorum. Biraz yorgun, çaresiz, biraz da kararsız.. Hafif rüzgar esintisinin saçlarımı sarmaş dolaş ettiğini biliyor yine de hiç bir şey yapmadan kendimi bırakmak hoşuma da gidiyor. Hayatında olanları sürekli kontrol etme çabası yormuş olmalı ki rahatladığımı hissediyordum. Avazı çıktığı kadar bağırmak istiyordum, diğer yanım beni geri durduruyordu. Oysa etrafta kimseler yoktu. Bu geri duruşu sağlayan neydi?&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Günlük yaşantıda yapmak istediklerini baskıladığın çok oluyordu. Başkalarının istediklerine göre davranmak, birilerinin çenesi açılacak diye bazı şeyleri geçiştirmek ve hatta beyfendi hanımefendi desinler diye sessiz kalmak... Bunları yapınca sakin, sessiz, efendi belki de mülayim derler yüzüne. Arkadan ise saf üstelik pısırık derler. Buz dağının görünen kısmını görürler, bir de görünmeyen kısmı vardır. Buz dağının görünen kısmını herkes görür, ardını görebilen ise nadir kişilerdir. Sessizdir ama içinde sürekli münakaşa içindedir. Kelimeleri tartar ölçer gerekirse yerinde kullanır, gerekmezse zamanını bekler.&amp;nbsp; Yanıldıkları az olur, zamanı kaçırdıklarını düşünürler aksine tam doğru zamanı yaşarlar. Tek bir sorunu var gibi gözükür. O da yalnız kaldığı. Yalnız kalmazlar aslında bir elin parmağını geçmeyecek az ve öz kişi bilir ve anlar.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Rüzgarın esintisi altında etraftan üç beş çıra ve birkaç kozalak alıp çay demlemek için ateşi yaktım. Kaynayan suyun fokurtusunu duyunca yavaşça çayımı kattım ve demlenme zamanını beklemeye koyuldum. Çayın bile demlenme zamanı vardı. Öncesinde ve sonrasında çayı tadarsan tadı seni rahatsız eder. Zamanını beklersen keyifli olur. Hayat da böyle idi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Keyifli çay içtiğini görenler ve çayın güzel kokusunu alanlar keyfine ortak olmak için yamacına oturur, sohbetine ortak olmaya çalışır. &lt;span class="css-901oao css-16my406"&gt;Ola ki birlikte deniz kenarına bir yerlere gidip dolaş&lt;/span&gt;ırız. Sözün sonu budur.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhigVSxSw0WX6TbQ0Wa48iF8Cax5aII9868TlHifBav8CX3e248AkYHR7Zn6GuPwu1mMnj3UloV8y1QZSIBUfRMwahFULfWFWG8j9JlZyL55kx8hpaGEq0jl8459CSpQ87SODAe3LInujMiAsUjQ3aY0Ddh3v8I67SnzHHmPKIHJIf3-3WTG1NuUxY/s72-c/denizin%20k%C4%B1y%C4%B1s%C4%B1nda.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">4</thr:total><author>yuarslan@gmail.com (Yusuf Arslan)</author></item><item><title>Belki de</title><link>https://www.arslanyusuf.net/2021/11/belki-de.html</link><category>Günlük Yaşam</category><pubDate>Wed, 17 Nov 2021 12:45:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1010974366142616379.post-2878897416929149526</guid><description>&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhlBCRx8HiAWoyD6f0KnKrifK8gJ82iqMKpFyhihY1stQMy5rb0BXZ_sgVvLrgExz6bcm5OhVIVjR4KdQ6ghfVxM7CQOy412AoOQFCJlAdcpWH8ueSm1TOrfkboRumijWsIqlRmPlnb-5g/s800/yol_crop.jpg" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="417" data-original-width="800" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhlBCRx8HiAWoyD6f0KnKrifK8gJ82iqMKpFyhihY1stQMy5rb0BXZ_sgVvLrgExz6bcm5OhVIVjR4KdQ6ghfVxM7CQOy412AoOQFCJlAdcpWH8ueSm1TOrfkboRumijWsIqlRmPlnb-5g/s16000/yol_crop.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Huzur denince akla ilk gelen yer neresidir? Belki de huzuru beklememeliyim, belli bir süre aramalıyım. Doğa içinde sakin ve ıssız bir o kadar da insan canlısı bir yerde, bir ay ışığında ya da kendimin bile bilmediği bir yerde kim bilir? Belki de eşsiz bir gün batımında. Ahaste aheste
 yaşamalıyım hayatı, sakince, yıpratmadan ve bir 
yandan da acele etmeliyim tek bir anını kaçırmadan. Hayatta önemli olan arkana baktığında ne kadar seni gülümsetebilmesidir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Hayat denilen şey bir an kadar kısa, bir ömür kadar uzun değil mi? Ömür dediğin bir göz açıp kapatana kadar hızlı geçiyor. İnsan zamanla öğreniyor. Her emeğin karşılığı olmayacağını. İnsan sabrederek verilen bilgiyi elde edebilirmiş. Hayat denilen şey bir yol olsa ve o yolun taşlarının değişebileceğini öğrendim.  
Yolda yorulsa da insan direnmeli fakat karşı koyma olmadan 
direnmenin de bir gayesi olmayacağını. Her sınav 
kazanılmaz, kiminden kalmak gerek. En doğru öğrenme belki budur.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Belki de sadece bir yudum kahveye ihtiyaç vardır :)&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhlBCRx8HiAWoyD6f0KnKrifK8gJ82iqMKpFyhihY1stQMy5rb0BXZ_sgVvLrgExz6bcm5OhVIVjR4KdQ6ghfVxM7CQOy412AoOQFCJlAdcpWH8ueSm1TOrfkboRumijWsIqlRmPlnb-5g/s72-c/yol_crop.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">4</thr:total><author>yuarslan@gmail.com (Yusuf Arslan)</author></item><item><title>Nerede O Eski Bayramlar?</title><link>https://www.arslanyusuf.net/2021/07/nerede-o-eski-bayramlar.html</link><category>Bayram</category><category>Günlük Yaşam</category><pubDate>Tue, 20 Jul 2021 00:20:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1010974366142616379.post-5951938371256214863</guid><description>&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgSaM-0Brb22Ya2XqqZaAZQzFhmR_7v-wYNNsH9O-MIV8_f8cpHeKG3KAgkhh1lfdCtmjnEPYl0Mk_ISNYdJJcpqOLWfdY1VSyhr3pI9ZMrTcPxIMNT4V2sUvHrB2HYcZXG2_uukFzpN4Y/s800/bayram.jpg" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="600" data-original-width="800" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgSaM-0Brb22Ya2XqqZaAZQzFhmR_7v-wYNNsH9O-MIV8_f8cpHeKG3KAgkhh1lfdCtmjnEPYl0Mk_ISNYdJJcpqOLWfdY1VSyhr3pI9ZMrTcPxIMNT4V2sUvHrB2HYcZXG2_uukFzpN4Y/s16000/bayram.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Belli ki insanlar kolayca unutuyor. Nerede o eski bayramlar diyerek klişe bir sözle başladım. Artık ben de böyle söylemeye, sormaya başladım. Aslında özlediğimiz çocukluğumuz ve geride yitip giden sevdiklerimizdir. Sabahları çocuk iken bizler erken uyandırılır. Bayram öncesinde alınan elbise ve ayakkabılarımızı giyer. Büyüklerimizin evine gidilir ve herkes birbiri ile bayramlaşır. Büyüklerimizin elleri öpülür. Harçlıklar alınır. En son bayram sofrasına oturulurdu. Bayram denince bunları gördüğümüz için aklıma gelenler bunlar.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Artık kolay kolay bayram coşkusunu kimse yaşamıyor. Çoğu insan onu normal bir günmüş gibi geçiriyor. Bazen bana da öyle gelmeye başladı. Aslına bakarsak yaş ilerledikçe çocukluğumu özlüyorum. Sanırım bir de yitirdiğim aile büyüklerini gözlerim arar oldu. Bir bayram anneanne evinde diğer bayram babaanne evinde geçen günler olmadığından eski bayramlardaki tat yok gibime geliyor. &lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Bazı şeyler eksik olsa da geride kalanlarla daha nice güzel bayramlarımız olsun. Bayramı bayram yapmak bir bakıma elimizde. 
Herkesin bayramını kutlarım, iyi bayramlar diliyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgSaM-0Brb22Ya2XqqZaAZQzFhmR_7v-wYNNsH9O-MIV8_f8cpHeKG3KAgkhh1lfdCtmjnEPYl0Mk_ISNYdJJcpqOLWfdY1VSyhr3pI9ZMrTcPxIMNT4V2sUvHrB2HYcZXG2_uukFzpN4Y/s72-c/bayram.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total><author>yuarslan@gmail.com (Yusuf Arslan)</author></item><item><title>Fotoğrafçılığa Merak Saldım</title><link>https://www.arslanyusuf.net/2021/05/fotografclga-merak-saldm.html</link><category>Fotoğrafçılık</category><category>Günlük Yaşam</category><pubDate>Tue, 11 May 2021 05:31:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1010974366142616379.post-4739403751914777025</guid><description>&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhXWVmTS_1OMS9Ko6OShFxd9e1w8gQGlJu8OZefuQjuLN-7xeB3PsCwKw4uP98wMq-Pt-fy75h_7exmqNkAX_HPGeICLz_zqa_w0dYIerDZwFBubliQAEwWxElIhvcXY1_c5ip6pUyWxm8/s800/turhal_yaa.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="533" data-original-width="800" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhXWVmTS_1OMS9Ko6OShFxd9e1w8gQGlJu8OZefuQjuLN-7xeB3PsCwKw4uP98wMq-Pt-fy75h_7exmqNkAX_HPGeICLz_zqa_w0dYIerDZwFBubliQAEwWxElIhvcXY1_c5ip6pUyWxm8/s16000/turhal_yaa.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Önceki yazımda amatör fotoğrafçılığa merak saldığımı söylemiştim. Kendime başlangıç için amatör ve profesyonel arası bir makine ararken araştırmalar sonucunda Canon 850D yarı profesyonel sayılabilecek bir makine aldım. Fotoğrafçılık dendiğinde cep telefonunu açıp çekmek dışında bir bilgim yoktu. Blog ve youtube kanallarınında araştırınca fotoğrafçılığın göründüğü kadar kolay olmayıp pek çok parametrenin bir araya gelmesi ile daha güzel çekimler yapılabileceğini öğrendim. ISO, diyafram, enstantane terimlerini duyuyordum ama şimdi bazı kavramlar aklımda daha net. Fotoğraf makinesinin otomatik modunda çekilen fotoğraf ile ayarlarını manuel yaparak çekilen fotoğraf arasında dağlar kadar fark var. Şimdilik araştır ve dene şeklinde bazı fotoğraflar çekiyorum. İleride belki bir fotoğrafçılık kursuna katılabilirim.&amp;nbsp; Henüz hangi tür fotoğrafları daha çok çekeceğime karar vermedim. Şimdilik çevremde gördüğüm her şeyi çekiyorum. Çektiğim bazı fotoğrafları görebilirsiniz.&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj4jZJmSgOSq_MZ10myqHeumCw3AizJhrq8xUfrautj2lxBX1FcsyhhYlVUMPRz83IskeJ4_f_-a0GcbJ_PV8iSa9cJjJXGcuX8OdhAIUYwSvJvqnIkoW1bpLEF4BqlHoNbsPegRXgzGFs/s1478/ay_ya.JPG" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img alt="Ayın Görünen Yüzü" border="0" data-original-height="1478" data-original-width="1478" height="640" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj4jZJmSgOSq_MZ10myqHeumCw3AizJhrq8xUfrautj2lxBX1FcsyhhYlVUMPRz83IskeJ4_f_-a0GcbJ_PV8iSa9cJjJXGcuX8OdhAIUYwSvJvqnIkoW1bpLEF4BqlHoNbsPegRXgzGFs/w640-h640/ay_ya.JPG" title="Ayın Görünen Yüzü" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhRY2p_DS2tgpKjjsatNQ67xCxxtFxkV98mRdXqUdatorEcC3nu93klY475ufKrY4KNyUFge7BNJ5DubvlpJPP-zacwAtOWJSCjLqP25GKu6-tBusTiYMvtV26stgBx6c9sbabbK29IuA8/s2048/cicek_ya.JPG" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1365" data-original-width="2048" height="426" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhRY2p_DS2tgpKjjsatNQ67xCxxtFxkV98mRdXqUdatorEcC3nu93klY475ufKrY4KNyUFge7BNJ5DubvlpJPP-zacwAtOWJSCjLqP25GKu6-tBusTiYMvtV26stgBx6c9sbabbK29IuA8/w640-h426/cicek_ya.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhXWVmTS_1OMS9Ko6OShFxd9e1w8gQGlJu8OZefuQjuLN-7xeB3PsCwKw4uP98wMq-Pt-fy75h_7exmqNkAX_HPGeICLz_zqa_w0dYIerDZwFBubliQAEwWxElIhvcXY1_c5ip6pUyWxm8/s72-c/turhal_yaa.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">8</thr:total><author>yuarslan@gmail.com (Yusuf Arslan)</author></item><item><title>Bir Kuş Konmuştu</title><link>https://www.arslanyusuf.net/2020/12/bir-kus-konmustu.html</link><category>Günlük Yaşam</category><pubDate>Wed, 30 Dec 2020 16:30:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1010974366142616379.post-7996476459633004495</guid><description>


&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span face="&amp;quot;Helvetica&amp;quot;,sans-serif"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;span face="&amp;quot;Helvetica&amp;quot;,sans-serif"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgbzpI82GqumvUn4nq1h64BPogJyOqqW2s54bZHvFBmu_0Dz23WdsyOwMMcpjYirNHKPowJaWrCU29_YbhBH1jzdNcIWU8U9mXRUNZrWa7xhyphenhyphenY_7AnjigcZ6g9aeoMd8QO2TYZdMzVY2sg/s1767/kus_son.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1365" data-original-width="1767" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgbzpI82GqumvUn4nq1h64BPogJyOqqW2s54bZHvFBmu_0Dz23WdsyOwMMcpjYirNHKPowJaWrCU29_YbhBH1jzdNcIWU8U9mXRUNZrWa7xhyphenhyphenY_7AnjigcZ6g9aeoMd8QO2TYZdMzVY2sg/s320/kus_son.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span face="&amp;quot;Helvetica&amp;quot;,sans-serif"&gt;Eski fotoğraflarıma bakarken bakın ne buldum. Biraz fotoğrafı kırptığım için kalitesini dikkate almazsanız sadece bir anımı paylaşmak istiyorum. Bu yazıyı okur musunuz bilemem ama bana bu fotoğraf çok şey
anlatıyor. Geçen yıl her sabah şaşmadan saat&amp;nbsp; yedide&amp;nbsp; balkonuma gelen bir kuşum vardı. Kuşum diyorum artık o kadar çok benimsemiştim. 5-10
dk balkonumda durur öylece öterdi. Beni her sabah uyandırıyordu. İlk defa geldiğinde sesine uyanmış, perdeyi kaldırıp ona dakikalarca bakmıştım. Kaçar diye düşünmüştüm kaçmamıştı. Ertesi gün aynı saatte ötme sesini duyunca sevinmiş ve iyiden iyiye ben ona o da bana alışmıştı. Hatta ileriki günlerde balkona
çıkmaya başladım ve kaçmıyordu. Ben de evde ne varsa biraz yiyecek ve buğday koyardım. Sabah karnını doyurup giderdi. Başta s&lt;/span&gt;&lt;span face="&amp;quot;Helvetica&amp;quot;,sans-serif"&gt;ürekli aynı saatte gelmesi bana garip geliyordu. Sonraları alıştım ben de.&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span face="&amp;quot;Helvetica&amp;quot;,sans-serif"&gt;Ben ona
isim olarak şirin ve pofuduk diyordum. Bu isimlerle seslenilmesinden hoşnut olacak ki bana bakıp ötüyordu. &lt;/span&gt;&lt;span face="&amp;quot;Helvetica&amp;quot;,sans-serif"&gt;&lt;span face="&amp;quot;Helvetica&amp;quot;,sans-serif"&gt;2-3 ay gibi bir süre her gün gelip gitti. &lt;/span&gt;Bir ay gibi bir süre için başka şehire gidip geri döndüğümde kuşun artık aynı saatte gelmediğini farkettim. Birkaç sabah daha balkonda göremeyince
ya bana küsmüştü ya da ölmüştü. Üzülmüştüm. Bazen sabahları hala
perdeyi kaldırıyorum, bakıyorum acaba yine gelir ve ötmeye devam eder mi diye. &lt;/span&gt;&lt;span face="&amp;quot;Helvetica&amp;quot;,sans-serif"&gt;&lt;span face="&amp;quot;Helvetica&amp;quot;,sans-serif"&gt;Bu kuş melek gibi
kendi gelip kendi gitmişti.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span face="&amp;quot;Helvetica&amp;quot;,sans-serif"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span face="&amp;quot;Helvetica&amp;quot;,sans-serif"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span face="&amp;quot;Helvetica&amp;quot;,sans-serif"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgbzpI82GqumvUn4nq1h64BPogJyOqqW2s54bZHvFBmu_0Dz23WdsyOwMMcpjYirNHKPowJaWrCU29_YbhBH1jzdNcIWU8U9mXRUNZrWa7xhyphenhyphenY_7AnjigcZ6g9aeoMd8QO2TYZdMzVY2sg/s72-c/kus_son.JPG" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">4</thr:total><author>yuarslan@gmail.com (Yusuf Arslan)</author></item><item><title>Ben Burada Değilken</title><link>https://www.arslanyusuf.net/2020/10/ben-burada-degilken.html</link><category>Günlük Yaşam</category><pubDate>Sun, 11 Oct 2020 16:25:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1010974366142616379.post-2172092246175516323</guid><description>&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgKmFobsBh83Mr4ybGhcg9QnJjcNba21-oo8c2iYPR5T3eVjSjOV6vw5lP_NtDboZVuH8_1LbEUQrbcyDiS9OR9gkIO67jcVkOyO4LOqNvICvl1UJEqflzYET2YPu82OU-cPXfvEUZ4EL0/s2048/kus_gol.jpg" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1536" data-original-width="2048" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgKmFobsBh83Mr4ybGhcg9QnJjcNba21-oo8c2iYPR5T3eVjSjOV6vw5lP_NtDboZVuH8_1LbEUQrbcyDiS9OR9gkIO67jcVkOyO4LOqNvICvl1UJEqflzYET2YPu82OU-cPXfvEUZ4EL0/s16000/kus_gol.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Ben burada değilken sosyal anlamda kendimce bazı işlerle uğraşıyordum. Hala da uğraşmaya devam ediyorum. Söylüyorum televizyon izlemiyorum. En son ne zaman izlediğimi de hatırlamıyorum. Bu nedenle koronavirüs kaç kişiye bulaşmış veya kaç kişi ölmüş bilmiyorum. Bu durumdan da memnunum. Yanlış anlamayın en azından kafamı meşgul etmiyorum. Tedbiri de elden bırakmıyorum.  Nedeni kendim için değil, sadece büyüklerimin sağlığı içindir. Gezmeyi tozmayı inanın 7-8 aydır bıraktım. Bir kahve dükkanında oturup kahvemi yudumlamayı ve güzel bir mekanda akşam yemeği için dışarı çıkmayı özlemiş olabilirim. Ben bu konuda zorunda olmadığı halde normal bir dönemdeki gibi keyfi için tedbirsiz toplumda gezen dolaşan insanlara sadece biraz bencil gözüyle bakıyorum. Bilmem siz ne düşünüyorsunuz?&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Bu sene yaz ayı ne zaman başladı veya bitti farkına varmadım. Çünkü gezme tozma işlerini büyük ölçekte askıya aldığımdan öyle kendi halimde geçti diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Bu dönemde biraz kendime zaman ayırıp spor yapmaya başladım. İlk başta zor geldi. Isındıkça alışıyorsun. Daha önceleri uzun bir süre düzenli spor yaptığım dönem oldu. Bu yüzden bedenimi tanıyorum biraz. En azından ben öyle düşünüyorum. Spor programımı kendim oluşturdum.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Başka neler yaptım derseniz pikap ve plaklarım için dolap satın aldım. Yaşadığım yeri değiştirmek, düzenlemek ve kalabalık duran eşyaları evden uzaklaştırmanın iyi gelebileceğini düşündüm. Demonte mobilya alıp kurmak biraz zor gibi gözükse de zevklidir. Satın aldıktan sonra mobilyayı eve taşırken daha rahat oluyor. Kurması zaman alsa da kurup yerine koyduğunda güzel oluyor. Biraz büyüklerin yapboz oyuncağı gibi. Herkes bir şeyin başına oturup saatlerce uğraşmayı sevmeyebilir. &lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Amatör fotoğrafçılığa adım atmayı planladım. Kendime bir dslr yarı profesyonel fotoğraf makinesi aldım. Sürekli hep ertelediğim bir uğraş veya hobiydi. Şimdilik bu alanda kaynak olarak internetten videoları ve yazıları takip ediyorum. Bir şey için çabalamayı ve yeni şeyler öğrenmeyi zevkli bulduğumdan güzel olacak gibi. Hem de doğa gezileri yaparken yeni bir uğraşım olmuş olacak. Fotoğraf çekmek belki de daha çok doğa gezisi yapmak için motive edici olabilir. &lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgKmFobsBh83Mr4ybGhcg9QnJjcNba21-oo8c2iYPR5T3eVjSjOV6vw5lP_NtDboZVuH8_1LbEUQrbcyDiS9OR9gkIO67jcVkOyO4LOqNvICvl1UJEqflzYET2YPu82OU-cPXfvEUZ4EL0/s72-c/kus_gol.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">11</thr:total><author>yuarslan@gmail.com (Yusuf Arslan)</author></item><item><title>Bir Kaktüsün 9 Yıllık Serüveni</title><link>https://www.arslanyusuf.net/2020/07/bir-kaktusun-9-yillik-seruveni.html</link><category>Günlük Yaşam</category><category>Kaktüs</category><category>Kaktüs Bakımı</category><pubDate>Thu, 9 Jul 2020 17:45:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1010974366142616379.post-2492740370978153279</guid><description>

&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjRCGymD4aFZZ_XPlK7jUhzS1bRr8P-K5Eg8apPoqxAbKQp6tqPrIP9VnsGVarLQXXLpXbnIMmvRJ0yyhHezxBU30jNvEBx92P1d8ULbZtoSk1HuxAo7S94Yeqg0_VtmUgBniOGpxWO88A/s2048/2017-04-05+11.58.21-2.jpg" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="2048" data-original-width="2048" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjRCGymD4aFZZ_XPlK7jUhzS1bRr8P-K5Eg8apPoqxAbKQp6tqPrIP9VnsGVarLQXXLpXbnIMmvRJ0yyhHezxBU30jNvEBx92P1d8ULbZtoSk1HuxAo7S94Yeqg0_VtmUgBniOGpxWO88A/s16000/2017-04-05+11.58.21-2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İlk defa bir bitkiye bakma
tecrübesi yaşama heyecanı içinde büyük bir hevesle aldım. Büyük bir sorumluluk
hissederek kaktüsü aldığım ilk günden itibaren yıllarca bakmayı kafaya
koymuştum. &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Başlarda internetten araştırma
yaparak ve daha önce evinde kaktüs yetiştiren bitkiseverlerin tecrübelerini
okuyarak geçiriyordum. Eve geldiğinde ufak tefek tek yumru bir şeydi. İlk başta biraz
çekingen gibi dursa da daha sonraları yerine alıştı. Evde gezmeyi sever. Arada
yanı başımda durmayı sever. Şaka yapıyorum tabii ki. &lt;span style="font-family: &amp;quot;wingdings&amp;quot;; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-char-type: symbol; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-symbol-font-family: Wingdings;"&gt;&lt;span style="mso-char-type: symbol; mso-symbol-font-family: Wingdings;"&gt;:)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Zamanla okuduğun bilgilerden
ziyade bitki yetiştirmeye çalışırken edindiğin tecrübelerin daha verimli
sonuçlar verdiğini gördüm. Buna bir bakıma deneme yanılma usulü de denilebilir.
Mesela kaktüsü ilk aldığım sene sonunda çok küçük olduğu için çiçek açmaz dediler ve ilk
yılın sonunda 1 tane çiçek açtı. Kaktüsler ilerleyen yıllarda yılda 1-2 kez
çiçek verdiğini okumuştum ama kaktüsüm yılda 4-5 kez hatta 6 kez bile çiçek
açtığını gördüm. Bu nedenle tecrübe daha önemli gibime geliyor. &lt;/p&gt;

&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;İlk kaktüse baktığım zamanlar
üniversitede öğrenci olduğum döneme denk geldiğinden bir öğrenci evinde odamın
başköşesine koyuyordum. &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;İnanın yıllarca gündüzleri
cam kenarına, akşamları da içeriye alıp sürekli yerini değiştiriyordum. Yavaş yavaş
bitkinin yerini bu kadar sık değiştirmenin iyi olmadığını gördüm. Zamanla yerini
daha sabit bir yerde tutmak daha iyi geldi. Mevsimsel olarak belli bir yer belirlemek
de buna dahil olabilir. &lt;/p&gt;

&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Sulama konusunda biraz rahat
olabilirsiniz. İlk zamanlar kaktüsü sıkboğaz yapıp 1-2 hafta bir suladığımı
biliyorum. Zamanla 2-3 haftada bir ve hatta bazen ayda bir sulamanın daha
faydalı olduğunu gördüm. Özellikle kış aylarında yaz aylarına göre sulama
sıklığını oldukça düşürülmeli diye düşünüyorum. Bunun nedeni sadece yaz
aylarında bitkinin sıcaktan daha çok su isteyeceği için değil; ayrıca kış
döneminde bitkinin uyku dönemi gibi bir döneme girdiğini bunu da küçüldüğünü, diken
uçlarının kuruduğunu görerek anlayabilirsiniz. Bu ikinci sebepten ötürüdür ki
sulama sıklığının azaltılması kaktüsün zararına değil de yararına olmaktadır. Bunu
da ben kış ayının içinde kaktüsün böyle bir uyku döneminden sonra çiçek
açmasından farkına vardım. Eğer ben bu uyku döneminde kaktüse sıklıkla su
vermeye devam etsem kaktüs sürekli rahatsız olacak belki yeşil kalmaya devam
edecek ama çiçek açmayacak. Yani kaktüsü düzenli olarak öyle bitki bakım direktiflerinde
yazan düzenli sulama, yerini değiştirme vb. gibi uygulamalarla rahatsız
edilmemesi gerektiğini anladım. &lt;/p&gt;

&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Bazen bana kaktüsüne bunca
senedir nasıl güzelce bakıyorsun diye soruyorlar. Ya da kaktüsüne bu kadar
sıklıkla nasıl çiçek açtırıyorsun diye de soruyorlar. İnanın ben de tam
bilmiyorum. Kaktüsün değişiminden dilini biraz anlar oldum diyebilirim. O da
benim kendisini sevdiğimi anladı. Birbirimizi unuttuğumuz günler oldu, yanı
başıma aldığım günler de oldu. Ama o her şeye rağmen bana küsmedi. Sevgisini sürekli çiçek açarak göstermeye devam ediyor.&lt;/p&gt;

&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;

&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; line-height: 107%;"&gt;*9 yıllık kaktüsümün yıllara göre gelişimini aşağıdaki fotoğraflarda
görebilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhbQ37PMn7qXPcMXpbKUBkV7Q-k2TNXWXE8AL1x72hH5lb2WgSXuY1leyOsx3v5h5d4cQ7mDlX7qUmda57d_vKi3XOtsRsT4zPtjTfnIryppOuh0Yu40lZMFBgcmIAca_ne07iY52Fgv4o/s2690/IMAG0153-crop.jpg" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="2690" data-original-width="1528" height="400" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhbQ37PMn7qXPcMXpbKUBkV7Q-k2TNXWXE8AL1x72hH5lb2WgSXuY1leyOsx3v5h5d4cQ7mDlX7qUmda57d_vKi3XOtsRsT4zPtjTfnIryppOuh0Yu40lZMFBgcmIAca_ne07iY52Fgv4o/w229-h400/IMAG0153-crop.jpg" width="229" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiKksfpf1IfnwEKgTUFWW3jfy5vhEIWyKKLraYoPRJg3zkbSI1d2Z-8uhoTyVvFLB7c0n__vbZoaHdb8wZrxVhk-ZoLBgUg5pE1CKpeHIKr6cTMAlnTio9-0qYZrBys1Ve8QVhKV0JrWrM/s2440/2015-09-10+21.25.13.jpg" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="2440" data-original-width="2189" height="400" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiKksfpf1IfnwEKgTUFWW3jfy5vhEIWyKKLraYoPRJg3zkbSI1d2Z-8uhoTyVvFLB7c0n__vbZoaHdb8wZrxVhk-ZoLBgUg5pE1CKpeHIKr6cTMAlnTio9-0qYZrBys1Ve8QVhKV0JrWrM/w359-h400/2015-09-10+21.25.13.jpg" width="359" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjUn5m0wfabgCqlgJob0vnZVf4A19GKuSJQ5n-XH819c8jNiBWZxcTkp6m7DyHFsqOPZ84w94BzH0XporlfR1QfWogPFRSKfJuhzOWKGMs5hhy3JJhxkEC6CsCCc7bvMGktFp736LLQeyc/s973/2016-11-07+15.05.59.jpg" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="973" data-original-width="641" height="400" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjUn5m0wfabgCqlgJob0vnZVf4A19GKuSJQ5n-XH819c8jNiBWZxcTkp6m7DyHFsqOPZ84w94BzH0XporlfR1QfWogPFRSKfJuhzOWKGMs5hhy3JJhxkEC6CsCCc7bvMGktFp736LLQeyc/w264-h400/2016-11-07+15.05.59.jpg" width="264" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhbQ37PMn7qXPcMXpbKUBkV7Q-k2TNXWXE8AL1x72hH5lb2WgSXuY1leyOsx3v5h5d4cQ7mDlX7qUmda57d_vKi3XOtsRsT4zPtjTfnIryppOuh0Yu40lZMFBgcmIAca_ne07iY52Fgv4o/s2690/IMAG0153-crop.jpg" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgsNbn-tBIHEuiuDR0BhdOIA-Kcpd8OPFcoTKiZAMrFykwsf7yWJeHuXLrutGlNT5SbC-iNmgqY64fTpyW28brSOSF3O6qBNKyNmfDNKNLp_nqQm5ka5aH0PyoKmH5N83P1Sb3LCC4Px64/s2448/2017y%25C4%25B1l.jpg" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="2448" data-original-width="2448" height="400" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgsNbn-tBIHEuiuDR0BhdOIA-Kcpd8OPFcoTKiZAMrFykwsf7yWJeHuXLrutGlNT5SbC-iNmgqY64fTpyW28brSOSF3O6qBNKyNmfDNKNLp_nqQm5ka5aH0PyoKmH5N83P1Sb3LCC4Px64/w400-h400/2017y%25C4%25B1l.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; line-height: 107%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;
 &lt;o:OfficeDocumentSettings&gt;
  &lt;o:AllowPNG/&gt;
 &lt;/o:OfficeDocumentSettings&gt;
&lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;
 &lt;w:WordDocument&gt;
  &lt;w:View&gt;Normal&lt;/w:View&gt;
  &lt;w:Zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;
  &lt;w:TrackMoves/&gt;
  &lt;w:TrackFormatting/&gt;
  &lt;w:HyphenationZone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;
  &lt;w:PunctuationKerning/&gt;
  &lt;w:ValidateAgainstSchemas/&gt;
  &lt;w:SaveIfXMLInvalid&gt;false&lt;/w:SaveIfXMLInvalid&gt;
  &lt;w:IgnoreMixedContent&gt;false&lt;/w:IgnoreMixedContent&gt;
  &lt;w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;false&lt;/w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;
  &lt;w:DoNotPromoteQF/&gt;
  &lt;w:LidThemeOther&gt;TR&lt;/w:LidThemeOther&gt;
  &lt;w:LidThemeAsian&gt;X-NONE&lt;/w:LidThemeAsian&gt;
  &lt;w:LidThemeComplexScript&gt;X-NONE&lt;/w:LidThemeComplexScript&gt;
  &lt;w:Compatibility&gt;
   &lt;w:BreakWrappedTables/&gt;
   &lt;w:SnapToGridInCell/&gt;
   &lt;w:WrapTextWithPunct/&gt;
   &lt;w:UseAsianBreakRules/&gt;
   &lt;w:DontGrowAutofit/&gt;
   &lt;w:SplitPgBreakAndParaMark/&gt;
   &lt;w:EnableOpenTypeKerning/&gt;
   &lt;w:DontFlipMirrorIndents/&gt;
   &lt;w:OverrideTableStyleHps/&gt;
  &lt;/w:Compatibility&gt;
  &lt;m:mathPr&gt;
   &lt;m:mathFont m:val="Cambria Math"/&gt;
   &lt;m:brkBin m:val="before"/&gt;
   &lt;m:brkBinSub m:val="&amp;#45;-"/&gt;
   &lt;m:smallFrac m:val="off"/&gt;
   &lt;m:dispDef/&gt;
   &lt;m:lMargin m:val="0"/&gt;
   &lt;m:rMargin m:val="0"/&gt;
   &lt;m:defJc m:val="centerGroup"/&gt;
   &lt;m:wrapIndent m:val="1440"/&gt;
   &lt;m:intLim m:val="subSup"/&gt;
   &lt;m:naryLim m:val="undOvr"/&gt;
  &lt;/m:mathPr&gt;&lt;/w:WordDocument&gt;
&lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;
 &lt;w:LatentStyles DefLockedState="false" DefUnhideWhenUsed="false"
  DefSemiHidden="false" DefQFormat="false" DefPriority="99"
  LatentStyleCount="371"&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="0" QFormat="true" Name="Normal"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" SemiHidden="true"
   UnhideWhenUsed="true" QFormat="true" Name="heading 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" SemiHidden="true"
   UnhideWhenUsed="true" QFormat="true" Name="heading 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" SemiHidden="true"
   UnhideWhenUsed="true" QFormat="true" Name="heading 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" SemiHidden="true"
   UnhideWhenUsed="true" QFormat="true" Name="heading 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" SemiHidden="true"
   UnhideWhenUsed="true" QFormat="true" Name="heading 6"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" SemiHidden="true"
   UnhideWhenUsed="true" QFormat="true" Name="heading 7"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" SemiHidden="true"
   UnhideWhenUsed="true" QFormat="true" Name="heading 8"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" SemiHidden="true"
   UnhideWhenUsed="true" QFormat="true" Name="heading 9"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="index 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="index 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="index 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="index 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="index 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="index 6"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="index 7"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="index 8"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="index 9"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" SemiHidden="true"
   UnhideWhenUsed="true" Name="toc 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" SemiHidden="true"
   UnhideWhenUsed="true" Name="toc 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" SemiHidden="true"
   UnhideWhenUsed="true" Name="toc 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" SemiHidden="true"
   UnhideWhenUsed="true" Name="toc 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" SemiHidden="true"
   UnhideWhenUsed="true" Name="toc 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" SemiHidden="true"
   UnhideWhenUsed="true" Name="toc 6"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" SemiHidden="true"
   UnhideWhenUsed="true" Name="toc 7"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" SemiHidden="true"
   UnhideWhenUsed="true" Name="toc 8"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" SemiHidden="true"
   UnhideWhenUsed="true" Name="toc 9"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Normal Indent"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="footnote text"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="annotation text"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="header"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="footer"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="index heading"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="35" SemiHidden="true"
   UnhideWhenUsed="true" QFormat="true" Name="caption"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="table of figures"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="envelope address"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="envelope return"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="footnote reference"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="annotation reference"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="line number"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="page number"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="endnote reference"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="endnote text"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="table of authorities"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="macro"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="toa heading"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="List"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="List Bullet"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="List Number"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="List 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="List 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="List 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="List 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="List Bullet 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="List Bullet 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="List Bullet 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="List Bullet 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="List Number 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="List Number 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="List Number 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="List Number 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="10" QFormat="true" Name="Title"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Closing"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Signature"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="1" SemiHidden="true"
   UnhideWhenUsed="true" Name="Default Paragraph Font"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Body Text"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Body Text Indent"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="List Continue"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="List Continue 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="List Continue 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="List Continue 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="List Continue 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Message Header"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="11" QFormat="true" Name="Subtitle"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Salutation"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Date"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Body Text First Indent"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Body Text First Indent 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Note Heading"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Body Text 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Body Text 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Body Text Indent 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Body Text Indent 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Block Text"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Hyperlink"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="FollowedHyperlink"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="22" QFormat="true" Name="Strong"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="20" QFormat="true" Name="Emphasis"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Document Map"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Plain Text"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="E-mail Signature"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="HTML Top of Form"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="HTML Bottom of Form"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Normal (Web)"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="HTML Acronym"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="HTML Address"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="HTML Cite"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="HTML Code"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="HTML Definition"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="HTML Keyboard"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="HTML Preformatted"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="HTML Sample"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="HTML Typewriter"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="HTML Variable"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Normal Table"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="annotation subject"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="No List"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Outline List 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Outline List 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Outline List 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table Simple 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table Simple 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table Simple 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table Classic 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table Classic 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table Classic 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table Classic 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table Colorful 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table Colorful 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table Colorful 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table Columns 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table Columns 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table Columns 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table Columns 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table Columns 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table Grid 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table Grid 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table Grid 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table Grid 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table Grid 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table Grid 6"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table Grid 7"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table Grid 8"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table List 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table List 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table List 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table List 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table List 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table List 6"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table List 7"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table List 8"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table 3D effects 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table 3D effects 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table 3D effects 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table Contemporary"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table Elegant"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table Professional"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table Subtle 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table Subtle 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table Web 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table Web 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table Web 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Balloon Text"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="Table Grid"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" UnhideWhenUsed="true"
   Name="Table Theme"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" Name="Placeholder Text"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="1" QFormat="true" Name="No Spacing"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" Name="Light Shading"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" Name="Light List"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" Name="Light Grid"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" Name="Medium Shading 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" Name="Medium Shading 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" Name="Medium List 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" Name="Medium List 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" Name="Medium Grid 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" Name="Medium Grid 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" Name="Medium Grid 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" Name="Dark List"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" Name="Colorful Shading"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" Name="Colorful List"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" Name="Colorful Grid"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" Name="Light Shading Accent 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" Name="Light List Accent 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" Name="Light Grid Accent 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" Name="Medium Shading 1 Accent 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" Name="Medium Shading 2 Accent 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" Name="Medium List 1 Accent 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" SemiHidden="true" Name="Revision"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="34" QFormat="true"
   Name="List Paragraph"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="29" QFormat="true" Name="Quote"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="30" QFormat="true"
   Name="Intense Quote"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" Name="Medium List 2 Accent 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" Name="Medium Grid 1 Accent 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" Name="Medium Grid 2 Accent 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" Name="Medium Grid 3 Accent 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" Name="Dark List Accent 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" Name="Colorful Shading Accent 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" Name="Colorful List Accent 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" Name="Colorful Grid Accent 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" Name="Light Shading Accent 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" Name="Light List Accent 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" Name="Light Grid Accent 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" Name="Medium Shading 1 Accent 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" Name="Medium Shading 2 Accent 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" Name="Medium List 1 Accent 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" Name="Medium List 2 Accent 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" Name="Medium Grid 1 Accent 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" Name="Medium Grid 2 Accent 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" Name="Medium Grid 3 Accent 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" Name="Dark List Accent 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" Name="Colorful Shading Accent 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" Name="Colorful List Accent 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" Name="Colorful Grid Accent 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" Name="Light Shading Accent 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" Name="Light List Accent 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" Name="Light Grid Accent 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" Name="Medium Shading 1 Accent 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" Name="Medium Shading 2 Accent 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" Name="Medium List 1 Accent 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" Name="Medium List 2 Accent 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" Name="Medium Grid 1 Accent 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" Name="Medium Grid 2 Accent 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" Name="Medium Grid 3 Accent 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" Name="Dark List Accent 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" Name="Colorful Shading Accent 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" Name="Colorful List Accent 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" Name="Colorful Grid Accent 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" Name="Light Shading Accent 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" Name="Light List Accent 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" Name="Light Grid Accent 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" Name="Medium Shading 1 Accent 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" Name="Medium Shading 2 Accent 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" Name="Medium List 1 Accent 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" Name="Medium List 2 Accent 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" Name="Medium Grid 1 Accent 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" Name="Medium Grid 2 Accent 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" Name="Medium Grid 3 Accent 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" Name="Dark List Accent 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" Name="Colorful Shading Accent 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" Name="Colorful List Accent 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" Name="Colorful Grid Accent 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" Name="Light Shading Accent 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" Name="Light List Accent 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" Name="Light Grid Accent 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" Name="Medium Shading 1 Accent 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" Name="Medium Shading 2 Accent 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" Name="Medium List 1 Accent 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" Name="Medium List 2 Accent 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" Name="Medium Grid 1 Accent 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" Name="Medium Grid 2 Accent 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" Name="Medium Grid 3 Accent 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" Name="Dark List Accent 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" Name="Colorful Shading Accent 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" Name="Colorful List Accent 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" Name="Colorful Grid Accent 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" Name="Light Shading Accent 6"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" Name="Light List Accent 6"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" Name="Light Grid Accent 6"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" Name="Medium Shading 1 Accent 6"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" Name="Medium Shading 2 Accent 6"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" Name="Medium List 1 Accent 6"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" Name="Medium List 2 Accent 6"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" Name="Medium Grid 1 Accent 6"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" Name="Medium Grid 2 Accent 6"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" Name="Medium Grid 3 Accent 6"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" Name="Dark List Accent 6"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" Name="Colorful Shading Accent 6"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" Name="Colorful List Accent 6"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" Name="Colorful Grid Accent 6"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="19" QFormat="true"
   Name="Subtle Emphasis"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="21" QFormat="true"
   Name="Intense Emphasis"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="31" QFormat="true"
   Name="Subtle Reference"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="32" QFormat="true"
   Name="Intense Reference"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="33" QFormat="true" Name="Book Title"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="37" SemiHidden="true"
   UnhideWhenUsed="true" Name="Bibliography"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" SemiHidden="true"
   UnhideWhenUsed="true" QFormat="true" Name="TOC Heading"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="41" Name="Plain Table 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="42" Name="Plain Table 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="43" Name="Plain Table 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="44" Name="Plain Table 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="45" Name="Plain Table 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="40" Name="Grid Table Light"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="46" Name="Grid Table 1 Light"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="47" Name="Grid Table 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="48" Name="Grid Table 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="49" Name="Grid Table 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="50" Name="Grid Table 5 Dark"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="51" Name="Grid Table 6 Colorful"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="52" Name="Grid Table 7 Colorful"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="46"
   Name="Grid Table 1 Light Accent 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="47" Name="Grid Table 2 Accent 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="48" Name="Grid Table 3 Accent 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="49" Name="Grid Table 4 Accent 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="50" Name="Grid Table 5 Dark Accent 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="51"
   Name="Grid Table 6 Colorful Accent 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="52"
   Name="Grid Table 7 Colorful Accent 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="46"
   Name="Grid Table 1 Light Accent 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="47" Name="Grid Table 2 Accent 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="48" Name="Grid Table 3 Accent 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="49" Name="Grid Table 4 Accent 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="50" Name="Grid Table 5 Dark Accent 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="51"
   Name="Grid Table 6 Colorful Accent 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="52"
   Name="Grid Table 7 Colorful Accent 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="46"
   Name="Grid Table 1 Light Accent 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="47" Name="Grid Table 2 Accent 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="48" Name="Grid Table 3 Accent 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="49" Name="Grid Table 4 Accent 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="50" Name="Grid Table 5 Dark Accent 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="51"
   Name="Grid Table 6 Colorful Accent 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="52"
   Name="Grid Table 7 Colorful Accent 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="46"
   Name="Grid Table 1 Light Accent 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="47" Name="Grid Table 2 Accent 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="48" Name="Grid Table 3 Accent 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="49" Name="Grid Table 4 Accent 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="50" Name="Grid Table 5 Dark Accent 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="51"
   Name="Grid Table 6 Colorful Accent 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="52"
   Name="Grid Table 7 Colorful Accent 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="46"
   Name="Grid Table 1 Light Accent 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="47" Name="Grid Table 2 Accent 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="48" Name="Grid Table 3 Accent 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="49" Name="Grid Table 4 Accent 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="50" Name="Grid Table 5 Dark Accent 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="51"
   Name="Grid Table 6 Colorful Accent 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="52"
   Name="Grid Table 7 Colorful Accent 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="46"
   Name="Grid Table 1 Light Accent 6"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="47" Name="Grid Table 2 Accent 6"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="48" Name="Grid Table 3 Accent 6"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="49" Name="Grid Table 4 Accent 6"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="50" Name="Grid Table 5 Dark Accent 6"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="51"
   Name="Grid Table 6 Colorful Accent 6"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="52"
   Name="Grid Table 7 Colorful Accent 6"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="46" Name="List Table 1 Light"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="47" Name="List Table 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="48" Name="List Table 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="49" Name="List Table 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="50" Name="List Table 5 Dark"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="51" Name="List Table 6 Colorful"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="52" Name="List Table 7 Colorful"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="46"
   Name="List Table 1 Light Accent 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="47" Name="List Table 2 Accent 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="48" Name="List Table 3 Accent 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="49" Name="List Table 4 Accent 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="50" Name="List Table 5 Dark Accent 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="51"
   Name="List Table 6 Colorful Accent 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="52"
   Name="List Table 7 Colorful Accent 1"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="46"
   Name="List Table 1 Light Accent 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="47" Name="List Table 2 Accent 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="48" Name="List Table 3 Accent 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="49" Name="List Table 4 Accent 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="50" Name="List Table 5 Dark Accent 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="51"
   Name="List Table 6 Colorful Accent 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="52"
   Name="List Table 7 Colorful Accent 2"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="46"
   Name="List Table 1 Light Accent 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="47" Name="List Table 2 Accent 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="48" Name="List Table 3 Accent 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="49" Name="List Table 4 Accent 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="50" Name="List Table 5 Dark Accent 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="51"
   Name="List Table 6 Colorful Accent 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="52"
   Name="List Table 7 Colorful Accent 3"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="46"
   Name="List Table 1 Light Accent 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="47" Name="List Table 2 Accent 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="48" Name="List Table 3 Accent 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="49" Name="List Table 4 Accent 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="50" Name="List Table 5 Dark Accent 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="51"
   Name="List Table 6 Colorful Accent 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="52"
   Name="List Table 7 Colorful Accent 4"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="46"
   Name="List Table 1 Light Accent 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="47" Name="List Table 2 Accent 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="48" Name="List Table 3 Accent 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="49" Name="List Table 4 Accent 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="50" Name="List Table 5 Dark Accent 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="51"
   Name="List Table 6 Colorful Accent 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="52"
   Name="List Table 7 Colorful Accent 5"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="46"
   Name="List Table 1 Light Accent 6"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="47" Name="List Table 2 Accent 6"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="48" Name="List Table 3 Accent 6"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="49" Name="List Table 4 Accent 6"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="50" Name="List Table 5 Dark Accent 6"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="51"
   Name="List Table 6 Colorful Accent 6"/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="52"
   Name="List Table 7 Colorful Accent 6"/&gt;
 &lt;/w:LatentStyles&gt;
&lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt;
&lt;style&gt;
 /* Style Definitions */
 table.MsoNormalTable
	{mso-style-name:"Normal Tablo";
	mso-tstyle-rowband-size:0;
	mso-tstyle-colband-size:0;
	mso-style-noshow:yes;
	mso-style-priority:99;
	mso-style-parent:"";
	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;
	mso-para-margin-top:0cm;
	mso-para-margin-right:0cm;
	mso-para-margin-bottom:8.0pt;
	mso-para-margin-left:0cm;
	line-height:107%;
	mso-pagination:widow-orphan;
	font-size:11.0pt;
	font-family:"Calibri",sans-serif;
	mso-ascii-font-family:Calibri;
	mso-ascii-theme-font:minor-latin;
	mso-hansi-font-family:Calibri;
	mso-hansi-theme-font:minor-latin;
	mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
	mso-bidi-theme-font:minor-bidi;
	mso-fareast-language:EN-US;}
&lt;/style&gt;
&lt;![endif]--&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjRCGymD4aFZZ_XPlK7jUhzS1bRr8P-K5Eg8apPoqxAbKQp6tqPrIP9VnsGVarLQXXLpXbnIMmvRJ0yyhHezxBU30jNvEBx92P1d8ULbZtoSk1HuxAo7S94Yeqg0_VtmUgBniOGpxWO88A/s72-c/2017-04-05+11.58.21-2.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">14</thr:total><author>yuarslan@gmail.com (Yusuf Arslan)</author></item><item><title>Öylesine Bir Yazı</title><link>https://www.arslanyusuf.net/2020/04/oylesine-bir-yaz.html</link><category>Deneme</category><category>Günlük Yaşam</category><category>Hikaye</category><pubDate>Mon, 13 Apr 2020 15:25:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1010974366142616379.post-52222200437670117</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg50UYP2caFk96ogUou9_JIDo-LvTDMMfZPbEbnZ6tJSfbRh_qe9b-oqqM5mptmkr0CmJXbbLs1hKEht9Ww1G61zP6B8mj3CPPB4135XLHDgq1HeEiH5JFP_QZKasxlpN1AoWZ5Qo175rY/s1600/kocakavak.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="722" data-original-width="960" height="481" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg50UYP2caFk96ogUou9_JIDo-LvTDMMfZPbEbnZ6tJSfbRh_qe9b-oqqM5mptmkr0CmJXbbLs1hKEht9Ww1G61zP6B8mj3CPPB4135XLHDgq1HeEiH5JFP_QZKasxlpN1AoWZ5Qo175rY/s640/kocakavak.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Değişen hayatlarımızda kendimizi hapsetmek zorunda kalmamız bana insanoğlunun acizliğini hatırlattı. Dünyaya kafa tutsan da unuttuğumuz yumuşak karnımız vardı. Sokakta yürürken sanki yıllardır buradan uzakta kalmışım gibi hissediyordum. Halbuki daha önceden o sokaktan defalarca geçmiştim diye düşündüm. Yalnız bir farklılık seziyordum. Yolun bazı yerlerinden otlar çıkmış, apartmanların duvarlarını sarmaşıklar örmüş, metro girişi kapalıydı. İlerledikçe daha önce çocuk parkı olduğunu düşündüğüm yerde durdum. Gözlerimi kapattım ve derince bir nefes aldım. En son ne zaman böyle havanın bu kadar temiz ve güneş ışıklarının bu kadar güzel yere vurduğunu hatırlamıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Rüzgarın da bir sesi olduğunu, yağmurun toprağa düşünce güzel bir kokusu olduğunu, kuşların kendi halinde takılırken güzel sesler çıkardığını uzun zamandır farketmemiştim. Anımsıyordum fakat zihnimdeki yeri bir film karesinden farksızdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ne olmuştu da dünyaya yeniden gelmiş gibi her şeyin farkına varmaya başlamıştım. Bilmiyordum. Her şey bir anda olmuştu. İnsanlar neredeydi. En son televizyonlarda evden çıkmayın deniyordu. Anlaşılan herkes bu karara uyuyordu. İçimde sanki yalnız kalmış gibi his vardı. Yalnızlığa terkedilmiş sokakları bitkilerin kaplamış olmasından içimdeki hissi kuvvetlendiriyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yol kenarındaki terkedilmiş mağazalara ve sokaktaki eskimiş afişlere bakarak zamanı ve tarihi öğrenmeye çalışsam da nafile idi. Bir anda kolumdaki parlak, muadillerine göre ağırca olan metal saatime bakmıştım. Saatin pili bittiğini gördüm. Daha sonrasında saati öğrensem bile bir işe yaramayacağı kanısına vardım. Bulunduğum her an zamandan soyutlanmış, boş bir zamanla sınırlı değildi. Bazı şeyleri hayal meyal hatırlıyordum. Mesela bir kitabı okurken hissettiğim anı; ancak o an, kaygı içeren bir o kadar da mutlu olmaya çalıştığım zamandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Anlıyorum ki şimdi her şeyi atlatmış gibi hissediyordum. Yeniden doğmuş gibi şimdi bütün dünya. Eskiden yapılan hataların üstüne bir toprak atılıp daha iyi adımlar için bir fırsat artık. Tüm bunlar bize tarihin tekerrürden mi ibaret olduğunu, yoksa üstüne ders alıp tekerrür zincirini kırmak gerektiğini mi bize hatırlatıyordu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg50UYP2caFk96ogUou9_JIDo-LvTDMMfZPbEbnZ6tJSfbRh_qe9b-oqqM5mptmkr0CmJXbbLs1hKEht9Ww1G61zP6B8mj3CPPB4135XLHDgq1HeEiH5JFP_QZKasxlpN1AoWZ5Qo175rY/s72-c/kocakavak.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">7</thr:total><author>yuarslan@gmail.com (Yusuf Arslan)</author></item><item><title>Bir Adım Attın Mı?</title><link>https://www.arslanyusuf.net/2020/03/bir-adim-attin-mi.html</link><category>Adım</category><category>Bahar</category><category>Günlük Yaşam</category><pubDate>Sat, 14 Mar 2020 23:52:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1010974366142616379.post-2728033692313253492</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span data-tt="{&amp;quot;paragraphStyle&amp;quot;:{&amp;quot;alignment&amp;quot;:4,&amp;quot;style&amp;quot;:0,&amp;quot;writingDirection&amp;quot;:1}}" style="white-space: pre-wrap;"&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEho7MZilSS9DF9MYUB6mpvWVhyphenhyphen1hLkV5NkZbnsdyl4KW3sAb2q3yEX3pXxQplVG3kdCxW5oICo7vylmoF18rR1vAw8dPDTFCmvoK3ot954_1dyNpi28dncoJohxcBxy1GJea6z8stTdQ80/s1600/ad%25C4%25B1m.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1600" data-original-width="1600" height="640" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEho7MZilSS9DF9MYUB6mpvWVhyphenhyphen1hLkV5NkZbnsdyl4KW3sAb2q3yEX3pXxQplVG3kdCxW5oICo7vylmoF18rR1vAw8dPDTFCmvoK3ot954_1dyNpi28dncoJohxcBxy1GJea6z8stTdQ80/s640/ad%25C4%25B1m.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span data-tt="{&amp;quot;paragraphStyle&amp;quot;:{&amp;quot;alignment&amp;quot;:4,&amp;quot;writingDirection&amp;quot;:1}}" style="white-space: pre-wrap;"&gt;İnsanlar tamamen değişmek istemektedir. Bir insanın tamamen değişmesi mümkün değildir. Yaşadığın her yılı üst üste koyarak bugünlere gelmişsindir. Temelini çoktan atmışsındır. Temeli sarsarsan bina yıkılabileceği gibi sen de yıkılırsın. Yani öyle hevesle yapılan hareketler bize  kalıcı çözümler vadetmeyecektir.  Sen bir adım atmışsındır ve daha sonrasında farketmeden eski haline dönmüşsündür. Sormak lazım acaba sen ne kadar kendini zorladın veya ne çaba gösterdin?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span data-tt="{&amp;quot;paragraphStyle&amp;quot;:{&amp;quot;alignment&amp;quot;:4,&amp;quot;writingDirection&amp;quot;:1}}" style="white-space: pre-wrap;"&gt;Belki de kabuğunu kırıp dar çevrenden daha başka çevreler edinmen gerekmektedir. 3-5 kişi gibi dar bir çevren varsa zamanla sen de onlar gibi olacaksındır. Kapasiten olsa bile onlarla zaman geçire geçire kendini artık geliştirmek istemeyeceksindir. Yeni çevreler edinip kendini onlarla kıyaslayıp daha da geliştirmek isteyeceksindir. Değişim için sihirli değnek değmesini beklemeyin öyle. Siz bir adım atın. O adım belki başkası için küçük olacaktır. Fakat sizin için belki anlam ifade eden büyük adım olacaktır. Siz küçük küçük adımınızı atın, zamanla birikir sizin için güzel şeyler ifade eden kazanımlar olur. Başlamak bitirmenin yarısı derler. Bu zamana kadar belki oturup 1 kitap bitirmemişsindir. Günde yarım saat kitap okumayı istiyorsan bir başla. İkincisine kendini zorla. Üçüncüsüne okumaya engel olan şeylere karar var. Dördüncüsüne hayatında okumana engel olan şeyleri çıkar ve kendini yine zorla. Beşincisinde artık kendin her gün yarım saat kitap okumak isteyeceksindir. Güçlü irade örneği bu olacaktır. Bu bir basit örnek ve her konuda benzer adımlar atabiliriz. Blog okuyucusuna kitap okumak dışında başka ne örnek verilebilirdi ki?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span data-tt="{&amp;quot;paragraphStyle&amp;quot;:{&amp;quot;alignment&amp;quot;:4,&amp;quot;writingDirection&amp;quot;:1}}" style="white-space: pre-wrap;"&gt;İşin özü zaman zaman yeni çevreler edin. Üstüne bir şey yapmak için sürekli küçük de olsa bir adım atın. Adım atmasanız yerinizde sayar ömrünüzü öyle tamamlarsınız. Sabırla belirli bir süre başkası için küçük adımlar atarken bir bakmışsın insanlık için de atarken kendinizi bulmuşsunuz.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEho7MZilSS9DF9MYUB6mpvWVhyphenhyphen1hLkV5NkZbnsdyl4KW3sAb2q3yEX3pXxQplVG3kdCxW5oICo7vylmoF18rR1vAw8dPDTFCmvoK3ot954_1dyNpi28dncoJohxcBxy1GJea6z8stTdQ80/s72-c/ad%25C4%25B1m.JPG" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">4</thr:total><author>yuarslan@gmail.com (Yusuf Arslan)</author></item><item><title>Çok Hızlı Geldin Yeni yıl</title><link>https://www.arslanyusuf.net/2019/12/cok-hizli-geldin-yeni-yil.html</link><category>Günlük Yaşam</category><category>Yeni Yıl</category><pubDate>Tue, 31 Dec 2019 10:53:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1010974366142616379.post-3249594564635074302</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh3EjKyk3VD2KezNRHUE7zNg3Xo2sgVsWnWX94ON09giqr6IZSCgJWkQlTS61FCzreePeq8ac3iYfu03mHVpSZ_cmgnXeFaBKvM-bHxsQtg55VCBzgj4PyHvTL7Y6TFAUO36hPurrSYylQ/s1600/istanbul_bogaz.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1200" data-original-width="1600" height="480" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh3EjKyk3VD2KezNRHUE7zNg3Xo2sgVsWnWX94ON09giqr6IZSCgJWkQlTS61FCzreePeq8ac3iYfu03mHVpSZ_cmgnXeFaBKvM-bHxsQtg55VCBzgj4PyHvTL7Y6TFAUO36hPurrSYylQ/s640/istanbul_bogaz.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Uzun zaman olmuş bloğuma yazı girmeyeli. Elbette kendimce bazı sebepler var. Yalnız uzun yıllar her şeye rağmen yazısız bırakmadığım bloğumu öylece kendi kaderine bırakmış oldum. Hayatı planlı yaşamaya 
çalışsan da bazı şeyler geliyor o planları bir bir bozuyor. &lt;span class="oi732d6d ik7dh3pa qv66sw1b c1et5uql a8c37x1j s89635nw ew0dbk1b a5q79mjw g1cxx5fr hnhda86s oo9gr5id ni8dbmo4 stjgntxs ltmttdrg g0qnabr5"&gt;Ne demiş John Lennon; “Hayat siz planlar yaparken başınıza gelenlerdir.”&lt;/span&gt; Öyle başıma bloğumun şifresini unutma gibi fena şeyler de gelmedi. Yeni işe başlama, kısa dönem askerlik derken kafam allak bullak olmuş. Kısacası zaman buladım diyebilirim.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Kitap okumayı, bir şeyler karalamayı, takip ettiğim blogları okumayı, en önemlisi bloğumu özlemişim. Hep söylüyorum, blog yazmayı seviyorum. Blog dünyasına bakıldığında sosyal medyanın kurbanı olduğunu görünce üzülüyorum. Bloglarda duygu, his ve samimiyet var. Öyle kaç kişi takip etmiş veya kaç kişi like atmış gibi bir düşüncesi yok. Yıllarca yazılmış öylece yalnız başına bekleyen blog sayfalarının yazılarını görünce hem seviniyorum hem de üzülüyorum. Sevincim sabırla, samimiyetiyle birileri görmese de olur edasıyla yazmış ve yazmaya devam eden blog yazarları var. Üzüntüm de bu gibi güzel blog yazarlarının en azından bir yorum yapılarak teşvik edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü hayat blogtan ibaret değil. Günlük sıkıntılar yazmaktan alıkoyabilir, istese de imkanı olmayabilir.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Bir yılın daha sonuna geldik. Yılbaşı, yıl sonu veya yıl ortası gibi gibi günlerin hayatımızda bir önemi yok. Bu gibi kavramlar zamanın geçtiğini bizlere hatırlatıyor. Sadece yeni yıl için sağlık, mutluluk ve huzur dilemek hata olur. Yılın herhangi bir zamanında da bu dilekleri herkes için dilerim. Bence zararın neresinden dönersek bizim için kardır diyerek yeni yıl için kararlar alın. Bu hem kendiniz için hem de etrafınızdaki seviğiniz insanlar için de olabilir. Bunlar; sağlığın için, kendine ve etrafındakilere karşı yanlış davranışlarını değiştirmek için, hobi edinmek, kendi yeteneklerini geliştirmeye yönelik olabilir. İşte o zaman yeni yılınız o iyi dileklerle kalmamış bir fiil haline dönüşmüş olur.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh3EjKyk3VD2KezNRHUE7zNg3Xo2sgVsWnWX94ON09giqr6IZSCgJWkQlTS61FCzreePeq8ac3iYfu03mHVpSZ_cmgnXeFaBKvM-bHxsQtg55VCBzgj4PyHvTL7Y6TFAUO36hPurrSYylQ/s72-c/istanbul_bogaz.JPG" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">13</thr:total><author>yuarslan@gmail.com (Yusuf Arslan)</author></item><item><title>Eğitim Sistemi Nasıl Gelişir?</title><link>https://www.arslanyusuf.net/2019/08/egitim-sistemi-nasil-gelisir.html</link><category>Araştırma</category><category>Eğitim</category><category>İsveç</category><pubDate>Mon, 5 Aug 2019 18:50:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1010974366142616379.post-729748766568081004</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjfE84sLhGYK0f67JJ4HAuxyMvSsAnzY4bru3tsexyS4VvAfGsfD7PHEHa_YFxGkDWVp6VBs4IT53x6ToYZ6DZu8lD8onBbQgxcUQ6M2VZNSXbLjvhhnAOfxX53Tg74iv_Ow1cajFIeUZE/s1600/education.jpg" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="700" data-original-width="1050" height="425" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjfE84sLhGYK0f67JJ4HAuxyMvSsAnzY4bru3tsexyS4VvAfGsfD7PHEHa_YFxGkDWVp6VBs4IT53x6ToYZ6DZu8lD8onBbQgxcUQ6M2VZNSXbLjvhhnAOfxX53Tg74iv_Ow1cajFIeUZE/s640/education.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Eğitim sistemininin gelişmesi demek çocuk 5 yıl okusun veya 10 yıl okusun diyerek olmaz. Ya da müfredata şunu ekleyelim veya bunu çıkaralım diyerek de olmaz. Çocuklarımızı aşırı çalıştırarak ve eve düzinelerce ödev vererek de olmaz. Bu sadece eğitim gören gençlerimiz için nefret ve bıkkınlık sebebidir. Ben biraz da kitap okumayan nesillerimizin yetişmesinde öncülüğünü eğitim sistemimizin öğrenciyi aşırı bunaltmasından kaynaklandığını düşünüyorum. İsterseniz siz bu şekilde düşünmeyebilirsiniz.&amp;nbsp; İnanın çoğu mezun öğrencimizden duyacağınız laf şu okul bitsin de bak bunu, şunu yapacağım diye peş peşe eklediğini göreceksiniz. Akıllarımıza öğrenmenin sıkıcı olduğu kodlanmışken sanırım mezuniyet sonrası&amp;nbsp; çoğu şeyi akışına bırakıyoruz.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Bu şekilde düşünmemin sebebi mühendislik eğitimimin bir dönemini İsveç'te geçirmem ve orada tanıdığım İsveçli arkadaşlarımı gözlemlerimdir. O gözlemlediğim arkadaşlarımın hepsi benim gibi çoktan mühendis olmuş durumda. İsveçli arkadaşlarıma bakınca Türkiye'deki öğrencilerin daha fazla şey bildiğini ve bir o kadar da zeki olduğunu iddia bile edebilirim. Peki neden eğitimde İsveç dünyada ilk sıralarda yer alırken biz sürekli eğitimde sorunlar yaşayarak bu listede sonucu durumdayız? Gözlemlerim mühendislik bölümü veya sayısal bir bölümün eğitimi için geçerli olacağını düşünüyorum.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Okullarımıza bakarsanız gerek yazılılarla gerekse sözlülerle öğrencinin bir şeyi o anda yapıp yapamamasını ölçüyoruz. Formülleri veya hesapları sırasına göre ezberleyip geçiyoruz. Öğrencinin bir konuyu ne için ve nasıl yapıldığını öğrenmesi bence daha önemli. İngilizler Hindistan'ı sömürürken zeki öğrencilere devasa logaritma tablosunu ezberletmiş. Burada zeki öğrencilerin düşünmemesini sağlayarak zekalarının körelmesine ve eğitim için fazla enerjilerinin kalmamasına sebebiyet vermek istenmiş. Bu konuda olması gereken bana göre sınavlarda kitaplar, defterler açık olmalıdır. Sorular ise düz mantıkla sorulmamalı. Mesela tersten veya biraz değiştirilmiş olarak sorulmalıdır. Önemli olan bir şeyi ezberlemek değil eldeki olanlarla öğrencinin neler yapabildiğini öğrenmesi ve çıkarımlar yaparak sonuca ulaşabilmesidir. Sonrasında Türk halkı okuduğunu anlamıyor diye bir haber ortaya çıkıyor. Evet, 2016 yılında yayınlanan habere göre kendi dilinde okuduğunu anlamada ülke olarak dünyada 72 ülke arasında 50. sıradayız. Burada temel sorun son bahsettiğim şeydeki gibi biz okuduğumuzu anlamıyoruz çünkü okurken elimize geçen verilerle ne yapacağımızı bize öğretmediler. Bu konuda bizi düşünceye sevketmediler. Bu ilk defa okuma yazma öğrenen bir öğrenciye harfleri öğretip ve bu harflerin yan yana gelerek oluşturacağı kelimeleri, cümleleri oluşturmak için nasıl yan yana getireceğini öğretmemek gibidir.&amp;nbsp; Dersi geçmek istediğinde kitabın bir sayfasını ezberlemenin yetmesi yerine yorum yapabilme kabiliyeti kazandırabilirsek okuduğumuzu da anlarız. Elimizdeki verilerle ne yapabileceğimizi biliriz.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Ülkemizdeki eğitim konusunda eksiklikle ilgili bahsetmek istediğim bir konu daha var. Aslında bu problem çözülürse ülkemizdeki problemlerin çoğunun da çözüleceğini düşünüyorum. İskandinav ülkelerinin neden çoğu konuda&amp;nbsp; bu kadar fazla geliştiğinin göstergesidir. Eğitimde öğrenciye her zaman ben değil biz diyebilmeyi öğretmek gerekmektedir. İsveç'te bu anaokulunda üniversiteye kadar her daim eğitimde uygulanan ders işleme biçimi. İsveç'te hoca gelir dönem başında öğrencilerin 3'erli veya 4'erli gruplara ayrılmasını ister. Hoca gerekli gördüğü yerde grupların dengeli olması için küçük değişiklikler yapar. Bu gruplara derse göre her gruba birkaç farklı proje verir. Projeler derste öğrenilecek şeylerin hoca gözetiminde kullanmasını sağlamakta. Mesela hoca bir hafta ders işler diğer hafta gruplara verilen projeye dersteki öğrenilenleri uygulanması için öğrencileri serbest bırakır. Bir dönem sonunda o derste öğrendiklerini bir projenin tamamında kullanmışsındır. Müfredatlar da bir dersi konu konu değil de hocanın vereceği projenin tamamında o bilgileri kullanacak şekilde düzenlenmiştir. Asıl bahsetmek istediğim yere gelince takım çalışmasının öğrencilere öğretilmesi konusudur. Dersi geçmek veya kalmak grupça olmaktadır. Bu sayede projeler yapılırken öğrenciler grup arkadaşını destekler, iş paylaşımı yapılır. Çünkü öğrenci biliyordur ki ben üstüme düşeni yaptım, gerisi banane diyerek kendisi de dersten kalma sonucuna ulaşacaktır. Bu çalışmalar yapılırken öğrenciler öğretilenleri nerede nasıl uygulayabileceğini, toplum içinde bencil olmamayı, üstüne düşen görevi yapmayı, arkadaşlarının yerine kendini koyabilmeyi, başkalarıyla uyumlu çalışmayı, zorluklara karşı sabrı  ve hatta insanlar arası iyi iletişim kurabilmeyi öğretmektedir.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
İnanın İsveç'te eğitim görürken o grup çalışmaları sayesinde İsveçli arkadaşlarımla kısa süresinde daha samimi oldum. Ülkeye kısa sürede adapte oldum. Ayrıca grup çalışmalarında İsveçli arkadaşlarım ve hocamın mentörlüğü sayesinde o derste öğretilenler aklıma uygulamalı olarak kazındı. Bugün sorsanız üstünden yıllar geçmiş olsa bile o bilgileri hatırlamakla kalmayıp gerek duyulduğunda o bilgilerle ne yapacağımı ve nasıl kullanacağımı biliyorum. Bunu İsveç'te eğitim gördüğüm dönemde sadece 4 farklı derste 4 farklı grup projesi yaparak diyebiliyorum.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Tüm eğitimimi İsveç'te tamamlama fırsatım olsaydı acaba nasıl olurdu diye aklıma geldikçe kendime sorarım. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
Ben bunları düşünüyorum. Ya siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Y.A.&lt;/b&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjfE84sLhGYK0f67JJ4HAuxyMvSsAnzY4bru3tsexyS4VvAfGsfD7PHEHa_YFxGkDWVp6VBs4IT53x6ToYZ6DZu8lD8onBbQgxcUQ6M2VZNSXbLjvhhnAOfxX53Tg74iv_Ow1cajFIeUZE/s72-c/education.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">7</thr:total><author>yuarslan@gmail.com (Yusuf Arslan)</author></item><item><title>Tanısaydın Belki Severdin </title><link>https://www.arslanyusuf.net/2019/07/tansaydn-belki-severdin.html</link><category>Deneme</category><category>Günlük Yaşam</category><pubDate>Wed, 17 Jul 2019 10:08:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1010974366142616379.post-5791140164974686322</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiF0l0kMqnP0iDvLO4Va-Jco72AXP8DCjy58x5W6Ve_KGPf_hWyP8Tl7UM_-hwE2hoYAU494scSDdm0jfWJoywo8VVIlgshWcTL86S2EVD5mTaI2VwfZNVt_Fp3MpL27j6dNxssoGsRAH4/s1600/tanisaydin.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img alt="" border="0" data-original-height="640" data-original-width="640" height="640" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiF0l0kMqnP0iDvLO4Va-Jco72AXP8DCjy58x5W6Ve_KGPf_hWyP8Tl7UM_-hwE2hoYAU494scSDdm0jfWJoywo8VVIlgshWcTL86S2EVD5mTaI2VwfZNVt_Fp3MpL27j6dNxssoGsRAH4/s640/tanisaydin.jpg" title="kapadokya" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Ne yapalım böyle ise böyledir. Yapacak bir şey yok. Buna da razı olup diğer razı oluşlarının yanına koy.&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Sessizlik..&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Ne kimsenin kimseye emek verecek sabrı, ne başka birine ayıracak vakti, ne de tanımak gibi bir isteği var. Her şey kendiliğinden hazır olsun, onu rahatlıkla alayım ve tüketeyim derdi var. "Sen ailenin yanında rahat mı büyüdün?" diye sorarlar. Herkes kendi ailesinin el bebeği veya gül bebeğidir. Herkes kendini bulunmaz hint kumaşı sanar. Sanar sanar ama sadece sanar. Herkes kendi dünyasının kralı, padişahı, siz adını ne koyarsanız koyun ondan sanar.&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
"Gerçekten tanımak ister miydin?" diyor sakince.&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Bilmiyorum. Bildiğim bir şey seni görmek istediğimdir. Sen zavallı biri değilsin sadece komiksin diye ekliyordu. Ne yazık ki gururunu kıramıyordu. Dedim ya herkes kendi dünyasının kralıdır. Kendisi kral olunca başkasını piyon olarak kullanıp oyundan erken ayrılmasını rahatlıkla sağlayabilir. Piyonlar bir bir oyundan ayrılınca oyundan ayrılma sırasının kendisine yaklaştığını farketmiyordu. Bazı şeyler alışkanlıktan olsa gerek içten istemese de bazı konularda çevresine güzel gözükmek için için kendisinde bir zorunluluk hissediyor. &lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Önce sen diye yaklaşıyor. "Siz?" diyor susuyor çaresizce bakınıyor etrafına. Daha sonrasında sadece uzaktan bakıyor. Elini uzatır gibisinden havaya kaldırmaya yeltenirken bir anda benliğine yenik düşüp kendisini ucu çıkmaz bir sokağa bırakıyordu.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiF0l0kMqnP0iDvLO4Va-Jco72AXP8DCjy58x5W6Ve_KGPf_hWyP8Tl7UM_-hwE2hoYAU494scSDdm0jfWJoywo8VVIlgshWcTL86S2EVD5mTaI2VwfZNVt_Fp3MpL27j6dNxssoGsRAH4/s72-c/tanisaydin.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">6</thr:total><author>yuarslan@gmail.com (Yusuf Arslan)</author></item><item><title>Erzincan ve Erzurum Gezisi</title><link>https://www.arslanyusuf.net/2019/06/erzincan-ve-erzurum-gezisi.html</link><category>Cağ Kebabı</category><category>Ergan Dağı</category><category>Erzincan</category><category>Erzurum</category><category>Erzurum Evleri</category><category>Gezilerim</category><category>Köy hayatı</category><category>Çifte Minareli Medrese</category><pubDate>Sat, 15 Jun 2019 13:43:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1010974366142616379.post-3800712464025749212</guid><description>&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEit30kHp6aFz5WoIWxKuBz_s_XnyS4n0Lp5WYPEiILYbvyOF7An5gFUhNMZT-8CtYZ0TwAXVCjJWvpda-JkEe36B8pKWEW8EjTc5id5ozeBiyCx-UNOc0LYfjlP9sIGKPGYACqArwwFltw/s1600/erzincan+g%25C3%25BCneyi.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1200" data-original-width="1600" height="480" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEit30kHp6aFz5WoIWxKuBz_s_XnyS4n0Lp5WYPEiILYbvyOF7An5gFUhNMZT-8CtYZ0TwAXVCjJWvpda-JkEe36B8pKWEW8EjTc5id5ozeBiyCx-UNOc0LYfjlP9sIGKPGYACqArwwFltw/s640/erzincan+g%25C3%25BCneyi.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Erzincan Güneyindeki Köyden Fotoğraf&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Merhabalar,&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Daha önceden baktığın yerlere bir de farklı açıdan bakmak güzel olmaz mıydı? Defalarca kez gittiğim Erzincan'ı bu sefer doğal güzellerini gezmek istedim. Erzincan'ı tanıttığım önceki gezi yazısına bakmak isterseniz "&lt;a href="http://www.arslanyusuf.net/2016/09/yolumerzincanadustu.html" target="_blank"&gt;Bu Sefer Yolum Erzincan'a Düştü&lt;/a&gt;" adlı yazıma da bir göz atabilirsiniz.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Ülkemizde çok fazla bilmediğimiz doğal güzellikler var. Gezdim, gördüm 
dediğiniz yerleri gerçekten gezdiğinizi düşünüyor musunuz? Bir şehir 
merkezinden ayrılıp köylerine, kasabalarına gittiğinizde oraların daha 
güzel olduğunu görürsünüz. Görmekle kalmayıp o şehirle ilgili 
bilmediğiniz bilgilerle donanırsınız. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Son yıllarda ülkemizde kuraklıklardan bahsederken bu sene her yere sanırım bolca kar ve yağmur yağmış gibi duruyor. En azından bunu Erzincan ve Erzurum için diyebilirim. Irmaklar, dereler ve göller dolmuş taşmış. Eriyen karlardan beslenen kaynaklar sular buz gibi çağlıyor. Haziran aynının ortalarındayız. Havalar aşırı ısındı. Fakat hala birçok dağın tepesinde karlar erimemiş. Yükselti arttığından ve erimeyen karların etkisiyle paylaştığım fotoğraflardaki yerlerde yaz aylarında bile serin serin oturup çayınızı içebilirsiniz. &lt;/div&gt;
&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgvYHr4JTay967z8A-NWOQzCtOaxzD09WodUx8OyztVB19yg7OHMX5XJuA_fijuiyny_Gn8UFanfEP4ougW3Ohk3KDgaASl8soXdwr7tmKVOYkEEWYWtBSWut1CFNRlQJ-E_N1R81ILBH4/s1600/erzincan+g%25C3%25BCneyi+2.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1200" data-original-width="1600" height="480" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgvYHr4JTay967z8A-NWOQzCtOaxzD09WodUx8OyztVB19yg7OHMX5XJuA_fijuiyny_Gn8UFanfEP4ougW3Ohk3KDgaASl8soXdwr7tmKVOYkEEWYWtBSWut1CFNRlQJ-E_N1R81ILBH4/s640/erzincan+g%25C3%25BCneyi+2.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Erzincan Güneyindeki Köyden Fotoğraf&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Erzincan şehir merkezinin güneyinde Ergan dağı var. Tunceli ilinin kuzeyinde bulanan Munzur Sıra Dağlarının Erzincan tarafına bakan kısımdaki dağın ismidir Ergan dağı. Şehirde burayı herkes bilir çünkü buralar serin yerleşim yerleridir. Ergan dağının yamacında irili ufaklı köy veya bağ evleri vardır. Yaz kış serin olduğu için yazları insanlar bu bölgelere gelir. Ergan dağının tepelerine doğru 2970 metre yükseltide 2012 yılında kayak tesisi kurulmuş. Pist 12 kilometre uzunluğunda. Yolunuz düşerse Ergan dağı kış aylarında kayak için, yaz aylarında insanların serin yerlere kaçış noktası olarak düşünebilirsiniz. &lt;/div&gt;
&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjEfPUkZVpu_yLKAnZbQ2QA61CjpxMR3oMSGZtUDCg51J0I5s_j-WzQFDGP4H2r2Aiktvp2ztyS4Jff7TtbtehAYRH7BJSM27ZNadWkJpDtu6AB65gxdTVQZwt0oWWNiMXhsFZ2g1DrJt4/s1600/ergan+kayak+tesisleri.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1200" data-original-width="1600" height="480" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjEfPUkZVpu_yLKAnZbQ2QA61CjpxMR3oMSGZtUDCg51J0I5s_j-WzQFDGP4H2r2Aiktvp2ztyS4Jff7TtbtehAYRH7BJSM27ZNadWkJpDtu6AB65gxdTVQZwt0oWWNiMXhsFZ2g1DrJt4/s640/ergan+kayak+tesisleri.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Erzincan Ergan Dağı Kayak Tesisleri&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;
&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj81FxmyVF9ZXDsnS4sxK_U7NKWq7DG8nQALai1vwn_SyzuoU_1Z-JPop2hyAf2McsQvWNJTy4cL1VqKPDPhabSH1UHygqqV4KBMN_IIev8K-EAsm8bYjN50I1u-VzBVtycBYMV3CHLI68/s1600/kayak+tesisleri.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1200" data-original-width="1600" height="480" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj81FxmyVF9ZXDsnS4sxK_U7NKWq7DG8nQALai1vwn_SyzuoU_1Z-JPop2hyAf2McsQvWNJTy4cL1VqKPDPhabSH1UHygqqV4KBMN_IIev8K-EAsm8bYjN50I1u-VzBVtycBYMV3CHLI68/s640/kayak+tesisleri.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Erzincan Ergan Dağı Kayak Tesisleri Göl Manzarası&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Erzurum kış memleketi olarak bilinir. İlk defa Erzurum'a yaz ayında giden biri olarak şehir merkezinde bile serin havası olduğunu gördüm. Her köşede bir çay evi var. Yaz ayında bile hava serin olduğu için yaz kış burada herkes çay içiyor. Çayı da kıtlama içiyorlar. Dadaş çayı az demli olduğu için çokça içebilirsiniz.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Erzurum'da bir de Anadolu Selçuklu döneminin en büyük medresesi olan Çifte Minareli Medrese var. Gezmenizi öneririm. 1275 yılında yapılmış olmasına rağmen hala ihtişamını korumakta. &lt;/div&gt;
&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgouTdNd5PxPJwRQUGXZHbiyW_fu_U6RaCZ4j0A3iGZwJZHGK0nIPKl4m5M4Xu14jsXb7oOXA_LLuFPw88u7zQKdgddenO7qT2wXafRo3yXJ0a5JMsUQVIdFJ4Y4cuhk7Z2h66zq8El6Fk/s1600/cifte+minareli+medrese.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1600" data-original-width="1280" height="640" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgouTdNd5PxPJwRQUGXZHbiyW_fu_U6RaCZ4j0A3iGZwJZHGK0nIPKl4m5M4Xu14jsXb7oOXA_LLuFPw88u7zQKdgddenO7qT2wXafRo3yXJ0a5JMsUQVIdFJ4Y4cuhk7Z2h66zq8El6Fk/s640/cifte+minareli+medrese.JPG" width="512" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Erzurum Çifte Minareli Medrese&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;
&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg0CcpV9HNbqBbPON9Wx3ebQASRAGSFABTsqXxkW7GzcCijsD9dkE4LH2aEdXOXeO4bkzXX7hQ0tWHiNVTRr6lqAuV6zcwEyRmxZc3tobEjUJy4b87WMM12KaA-Y1aWSSbiVH1cqfES_rg/s1600/medrese+ici.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1200" data-original-width="1600" height="480" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg0CcpV9HNbqBbPON9Wx3ebQASRAGSFABTsqXxkW7GzcCijsD9dkE4LH2aEdXOXeO4bkzXX7hQ0tWHiNVTRr6lqAuV6zcwEyRmxZc3tobEjUJy4b87WMM12KaA-Y1aWSSbiVH1cqfES_rg/s640/medrese+ici.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Erzurum Çifte Minareli Medrese İçerisi&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Tarihi Erzurum evleri 2 katlı, kalın duvarlı, duvarlarda yüklükler ve rafları olan evlermiş. Şehir merkezinde olan Erzurum evlerini yansıtan ve çay bahçesi olarak kullanılan yere gittik. Tarihi mekanda çaylarınızı yudumlamak gerçekten insana keyif veriyor. Tavsiye ederim.&lt;/div&gt;
&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh_tLXb0BQ8iu7NbrCO7vcxBlsWf4fXc2kbtbitdxYYPxILlwXdeVaZngGCRWB66zO-bifovaFRhojPWW_BOKErYCqHQExrlWy-0IZIVthtb_8_XletSMszWWn9OA65dV3t_nrsrHIS-ZA/s1600/tarihi+erzurum+ev.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1200" data-original-width="1600" height="480" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh_tLXb0BQ8iu7NbrCO7vcxBlsWf4fXc2kbtbitdxYYPxILlwXdeVaZngGCRWB66zO-bifovaFRhojPWW_BOKErYCqHQExrlWy-0IZIVthtb_8_XletSMszWWn9OA65dV3t_nrsrHIS-ZA/s640/tarihi+erzurum+ev.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Tarihi Erzurum Evi&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;
&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgVB-1hvUKQoUAHQ87m0TyEZpucavu1WHhy8Tf5W-GjUod8WuGQIIeyLkm9x2jSvxN1Gm0je_7ElB49I8TVrLi77v2e4HgggNnEp8C8cQn0nNxokKg7jxHHUEWh7pTh6Vlqb2X9_ZAK9nU/s1600/tarihi+erzurum+evi+2.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1200" data-original-width="1600" height="480" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgVB-1hvUKQoUAHQ87m0TyEZpucavu1WHhy8Tf5W-GjUod8WuGQIIeyLkm9x2jSvxN1Gm0je_7ElB49I8TVrLi77v2e4HgggNnEp8C8cQn0nNxokKg7jxHHUEWh7pTh6Vlqb2X9_ZAK9nU/s640/tarihi+erzurum+evi+2.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Tarihi Erzurum Evi 2&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Erzurum yemekleri denince akla ilk Cağ Kebabı gelir. Cağ kebabının mucidi olarak marka tesciline sahip olan bir restorana gittik. Erzurum'a gelmişken Cağ kebabının hasını yiyelim dedik. Bu restoranı oraya gidince öğrendim. Duvarlarında önceden buraya gelmiş neredeyse yüzlerce ünlünün fotoğrafını da görebilirsiniz.&lt;/div&gt;
&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiwtzpmpQ05YbbELXin8t-umntNrwlpQURV2rSeBJnW_a1d-a52vx-KL1tE1k8IzjpmH9s-YspP5bb8KDiUGYs7gW4JoYP4GM6T-zuA8-zwR8L1SL3C__CYROV_8JQMNNIKP86v4D2FY1M/s1600/cag+kebab.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1200" data-original-width="1600" height="480" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiwtzpmpQ05YbbELXin8t-umntNrwlpQURV2rSeBJnW_a1d-a52vx-KL1tE1k8IzjpmH9s-YspP5bb8KDiUGYs7gW4JoYP4GM6T-zuA8-zwR8L1SL3C__CYROV_8JQMNNIKP86v4D2FY1M/s640/cag+kebab.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Erzurum Cağ Kebabı&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEit30kHp6aFz5WoIWxKuBz_s_XnyS4n0Lp5WYPEiILYbvyOF7An5gFUhNMZT-8CtYZ0TwAXVCjJWvpda-JkEe36B8pKWEW8EjTc5id5ozeBiyCx-UNOc0LYfjlP9sIGKPGYACqArwwFltw/s72-c/erzincan+g%25C3%25BCneyi.JPG" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">11</thr:total><author>yuarslan@gmail.com (Yusuf Arslan)</author></item><item><title>Bayramlar Mı Eskidi Bizler Mi Yaşlandık</title><link>https://www.arslanyusuf.net/2019/06/bayramlar-mi-eskidi-bizler-mi-yaslandik.html</link><category>Bayram</category><category>Günlük Yaşam</category><pubDate>Mon, 3 Jun 2019 10:00:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1010974366142616379.post-7187207306640854925</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgBu5nSmbhHod2MhdSYlTlG_XOmxktSH3IJUkzMM-1PmP6dEWYBuOo29mpxVwX5mplysgWpANM7rvMDr8Fkbn76nXUnSGl5ZunxM-SZ6x3pzP9BmCOUEKWAwofr2Bb0I3e2khSaSFBznOI/s1600/balonlarim.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1160" data-original-width="1600" height="460" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgBu5nSmbhHod2MhdSYlTlG_XOmxktSH3IJUkzMM-1PmP6dEWYBuOo29mpxVwX5mplysgWpANM7rvMDr8Fkbn76nXUnSGl5ZunxM-SZ6x3pzP9BmCOUEKWAwofr2Bb0I3e2khSaSFBznOI/s640/balonlarim.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Bayram demek tatil demek değildi. Üç günlük bayramlar daha fazla tatil yapılsın diye haftasonları ile birleştirilip dokuz gün tatil yapılmazdı. Yani bayramlarımız tatil için değil, gerçekten bayramdı bizler için. Bayram sabahları erkenden kalkılır. Bayram namazı için caminin yolu tutulur. Namaz sonrası evde bayramlaşma heyecanı içinde büyük küçük herkes sıraya girerdi. Küçükler büyüklerin ellerini öperdi. Aradaki kırgınlıklar unutulur. Kıskançlık ve haset nedir bilmezdik bayramlarımızda.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Kapı kapı dolaştığımız evlerimiz vardı. Gittiğimiz kapıdan, çaldığımız zilden emindik. Kapılar muhakkak açılır ve çocuklara harçlık, şeker verilmeden gönderilmezdi. Kapılar çocuklara ardına kadar açıktı. Çocuklar mutlu mesut bayramı yaşardı. Bir sonraki bayramlar dört gözle beklenirdi.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Peki ne oldu bizlere? Bayramlar mı eskidi bizler mi yaşlandık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Bilir misiniz şarkıcı İbrahim Sesigüzel'i? O yıllara özlemini "Mutlu bayramlar vardı, Kimbilir nerde kaldı." diye ne güzel şarkısında dile getirmiş. &lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Benim balonlarım vardı&lt;br /&gt;
Onları kimler aldı&lt;br /&gt;
Mutlu bayramlar vardı&lt;br /&gt;
Kimbilir nerde kaldı&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dostumdu benim balonlar&lt;br /&gt;
Çocuklar beni anlar&lt;br /&gt;
O çocuklar ve o balonlar&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O çocuk yüzlü bayramlar şimdi nerdeler&lt;br /&gt;
Hani nerde o ışıklar çocuksu sevgiler&lt;br /&gt;
Gitti mi yoksa yine gelir mi o günler&lt;br /&gt;
Nerde kaldı masallar sevgiler günler&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Söylenen bütün masallara inanırdık&lt;br /&gt;
Onlar mı bizi kandırdı biz mi aldandık&lt;br /&gt;
Bayramları bekler bayramları yaşardık&lt;br /&gt;
Bayramlar mı eskidi bizler mi yaşlandık&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; </description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgBu5nSmbhHod2MhdSYlTlG_XOmxktSH3IJUkzMM-1PmP6dEWYBuOo29mpxVwX5mplysgWpANM7rvMDr8Fkbn76nXUnSGl5ZunxM-SZ6x3pzP9BmCOUEKWAwofr2Bb0I3e2khSaSFBznOI/s72-c/balonlarim.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><author>yuarslan@gmail.com (Yusuf Arslan)</author></item><item><title>Acı Bir Kahve Tadında Yazı</title><link>https://www.arslanyusuf.net/2019/04/aci-bir-kahve-tadinda-yazi.html</link><category>Acı Bir Kahve Tadında Yazı</category><category>Bahar</category><category>Günlük Yaşam</category><category>Kaktüs</category><category>Kaktüs Bakımı</category><category>Nisan Ayı</category><pubDate>Tue, 30 Apr 2019 16:34:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1010974366142616379.post-598602285666642026</guid><description>&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjesu_GeP-MDlEXtpp7cag4TNQRNX0z5DPzQl5RF8ZBKAiIPVTpEUndrTCFDptmMDNaral1pSehROCEulbwxD00BJxu2dQ08A2i7ozOcAj-tsbX_bzV0PWxQxhQVF5p0-BufuhZ-Mgqd9E/s1600/aci+bir+kahve+tadinda+yazi.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1068" data-original-width="1600" height="426" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjesu_GeP-MDlEXtpp7cag4TNQRNX0z5DPzQl5RF8ZBKAiIPVTpEUndrTCFDptmMDNaral1pSehROCEulbwxD00BJxu2dQ08A2i7ozOcAj-tsbX_bzV0PWxQxhQVF5p0-BufuhZ-Mgqd9E/s640/aci+bir+kahve+tadinda+yazi.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Merhaba,&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Bugün 1 Nisan ve şaka gibi gün olduğunu belirtmeyeceğim. Birkaç gündür soğuyan ve hatta kar yağışlı günlere rağmen bugün hava ısınmaya başladı. Arka bahçedeki ağaç çiçek açmış. Çiçek açan ağaçları görünce insanın yüzüne güzel bir tebessüm düşüyor. Ölmüş, gri ve soğuk bir hale dönmüş doğanın yeniden canlanmasını izlemek kadar keyifli bir şey yok. En azından camımın kenarında duran kaktüsten bile baharın geldiğini anlayabiliyorum. İnanır mısınız kaktüsümün üzerinde otuzdan fazla çiçek tomurucuğu var. Kendisi küçücüktü ve yedi yıldır o kaktüse bakıyorum. Şimdi bana fazlaca çiçek açarak teşekkür ediyor. Bazıları kaktüslerin yılda 1 veya 2 kez çiçek açtığını söyler ama kaktüsüm yılda 4-5 kez açıyor. Kışın bile çiçek açtığını görüyorum. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;
İyi misin?&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Havalar bir ısınıp bir soğuyor. Aman dikkat edin ve sıcak havaya kanıp yanınıza mont almadan çıkmayın. Buna dikkat etmeyen çok fazla insan var ki etrafımındakilerin çoğunu şu an hasta olarak görmekteyim. Bu yazıyı okuduğunuzda belki Mayıs ayında olacağız ama o zaman da bir soğuyan bir ısınan havaları büyük ihtimalle görmeye devam edeceğiz. Hatta kar yağdığını bile görebilirsiniz. Çünkü Nisan ayının ortasında buraya az da olsa kar bile yağdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nisan ayının sonuna doğru Ramazan ayına girmeden evde tam teşekküllü bir bahar temizliği yapıldı. Temizlik kelimesinin her türlüsü güzel. İnsanın içi açılıyor. Evdeki çiçeklerin bile saksılarını ve topraklarını değiştirdim. Bahar gelince çiçeklerimin de bir güzel rahatlamasını istedim. Böylece daha güzel ve daha çok çiçek açacaklar. Bahar ayını severim ama kış ayları da güzeldir. Hep kış veya yaz olsaydı o zaman da sıkıcı olurdu. Her şeyin tam kararında olması her zaman daha güzeldir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
2017 yılının yaz ayından beri beklediğim dizi Game of Thrones'un final sezonu nihayet bu ay yayınlanmaya başladı. 6 bölümden oluşacak bu kısa sürede biraz Netflix dizi serüvenime ara vermek iyi olacaktır. Eğer ara vermezsem Netflix'te izlesem de olur izlemesem de olur denilir tarzda yani tabirimle çerezlik dizilerle haşır neşir olacağım. Buna hiç gerek yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Biraz da günün önemine dikkat çekelim.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
İnternet üzerinde gördüğüm bir video'da halka basit bir soru soruyorlar. Bu soru sadece ''23 Nisan'da neyi kutluyoruz?'' Çoğu kişi neden kutlandığını bilmiyorum veya cumhuriyet'in kurulması ile karıştırıyor. Meclis açıldı diyebilen pek olmamış. Birine tarih dersi vermek haddime düşmez ama sanırım bu durum benim canımı biraz sıkmış olacak ki azıcık açıklama ihtiyacı duydum. Eksik isem beni tamamlarsanız memnun olurum. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
1. Dünya savaşından yenik ayrılan Osmanlı devletinin topraklarını işgale başlayan itilaf devletlerine karşı bir an önce milli mücadelenin başlatılması için Anadolu'ya geçen Mustafa Kemal ve subay arkadaşları yayınlanan bildiriler ve yapılan kongreler sonunda halkında da desteğini alarak işgal bölgelerinden uzak yani 23 Nisan 1920 yılı Ankara'da bir meclis kuruldu. Meclisin açılışı milletin egemenliğinin somut bir göstergesi olmuştur. Bu meclis daha sonra cımhuriyeti ilan ederek ülkemizin temel yapıtaşı olmuştur. Yani 23 Nisan&amp;nbsp; 1920 Birinci Büyük 
Millet Meclisi’nin açıldığı ve Türk halkının egemenliğini ilân ettiği 
tarihtir. Mustafa Kemal Atatürk, 23 Nisan 1924'te 23 Nisan gününün bayram olarak 
kutlanmasına karar vermiştir. Bu tarihten 5 yıl sonra 23 Nisan 1929’da 
Atatürk bu bayramı çocuklara armağan etmiştir ve 23 Nisan ilk defa 1929 
yılında Çocuk Bayramı olarak da kutlanmaya başlanmıştır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sanırım bu bilgileri ilk defa ilkokulda iken bana öğretilmişti. Eskiden haftalar öncesinden her okuldan öğrenciler birleşir&amp;nbsp; bu milli bayramları kutlamak için stadyumlarda etkinlikler düzenlerdik. Ben mesela okul çağımda defalarca milli bayramları kutlamak için renkli karton panolarla yazılar yazdığımızı ve okulun bando takımına severek katıldığımı biliyorum. 23 Nisan, 19 Mayıs veya 29 Ekim yaklaşırken heyecanla ve isteyerek gösteri çalışmaları yapardık. Şimdi ise günün anlam önemini hatırlayamayan veya ilgisiz nesiller yetişmesi acaba nedendir?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tarihlerini bilmeyen milletler, yok olmaya mahkumdur. - Mustafa Kemal Atatürk. &lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjesu_GeP-MDlEXtpp7cag4TNQRNX0z5DPzQl5RF8ZBKAiIPVTpEUndrTCFDptmMDNaral1pSehROCEulbwxD00BJxu2dQ08A2i7ozOcAj-tsbX_bzV0PWxQxhQVF5p0-BufuhZ-Mgqd9E/s72-c/aci+bir+kahve+tadinda+yazi.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">7</thr:total><author>yuarslan@gmail.com (Yusuf Arslan)</author></item><item><title>30'a 1 Kala</title><link>https://www.arslanyusuf.net/2019/04/30a-1kala.html</link><category>30'a 1 Kala</category><category>Doğum Günü</category><category>Günlük Yaşam</category><pubDate>Thu, 25 Apr 2019 18:02:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1010974366142616379.post-2795160381517937383</guid><description>&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjxzO3ezNmhpKJFdVIvk3L-rC7enXJ9luKhC1plqYDZ90QYWjr4qQL-kWN7Iu961s9pDCeKWlPAz4Y5GMY45oFLJzwQP4FGlFV7pSxTueAwHYVDCpQ-MK1rci1ONA-DZx8M58lWGQhUZr_xWgASYbPZDWNnQlDCLvcysyE3R_MAmL1TBO276055QAuBwQ/s800/er_y_new.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="600" data-original-width="800" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjxzO3ezNmhpKJFdVIvk3L-rC7enXJ9luKhC1plqYDZ90QYWjr4qQL-kWN7Iu961s9pDCeKWlPAz4Y5GMY45oFLJzwQP4FGlFV7pSxTueAwHYVDCpQ-MK1rci1ONA-DZx8M58lWGQhUZr_xWgASYbPZDWNnQlDCLvcysyE3R_MAmL1TBO276055QAuBwQ/s16000/er_y_new.jpg" title="erzincan tren garı" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Son zamanları burayı biraz ihmal ettim biliyorum.
Sanırım bir şeylerin olmasını bekler gibiydim. Artık 29 yaşındayım. 30'a 1 kala
da denilebilir. Kendimi bu yaşa geldiğimde bambaşka düşünürdüm ve ne kadar uzun
bir zaman var gibi gelirdi. Şu an halimden memnun musun derseniz memnun
olmadığım anlamına gelmez ama ben yine de hayallerimin peşinden koşmaya
çalışıyorum. Kimse bilmese, görmese de çalışıyorum.&amp;nbsp;
&lt;/p&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Bazen diyorum keşke kendimi bu kadar dinleyen
biri ve karşındakini hep kendi yerine koyan biri olmasam. Keşke karşındaki
insan için komplike ve ince düşünen biri olmasam. İnsanın yaradılışı gereği her
insanın yapısı farklıdır ve bazı şeyler elinde değildir. Deniyorum.. Çünkü
zamanla insanlar seni yıpratıyor. Sanırım 10 yaşımda da 20 yaşımda da kendimi çoğu
zaman 40 yaşında hissettim. Şimdi de sorsanız aynı şeyi söylerim. Ortaokul fen
bilgisi öğretmenim ve lise almanca öğretmenim bile aileme yaşıma göre biraz
fazla mülayim ve ağır başlı biri olduğumu söylemişlerdi. Bunu şimdi daha iyi
anlıyorum&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Yanlış insanlar ile yanlış yerde olmak ve
gereksiz şeylere özür dilemek için hayat kısa. Hayat kısa, çılgınlar gibi
yaşamak da çözüm. Sırt çantamı alır, oh mis gibi dünyayı gezerim de
diyebilirsin. Tüm sorumluluklarını reddedip bir yerlere kaçabilirsin. Yalnız
kendi iç muhasebenden kaçamazsın.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Sen insanları sev. Kardeşini, dostununu,
akrabalarını ve tüm insanları sev. Onlar senden uzak duruyorsa ve sadece çıkar
için yanında ise takma! Sen yine de onları karşılıksız sev. Yeter ki severken
incitme, kırma ve kendin ol. Her yaşını doldurduğunda insanlar ile kötü olma.
Eğer aksini düşünürsen merak etme! Hayat her zaman devam edecek bazen hep
birlikte bazen de yanındaki eksiklerle. İyi düşün, taşın.. Belki de bu son
fırsatın olabilir.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Sonuçta yaşadığın her şey senin seçimin, sonunda
hakettim bunu diyebilmek ne büyük huzur. Unutma kendi değerini de bil.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Tabii hayatımda her şey bu kadar karışık değil.
Bunlar sadece benim kendi iç dünyamda bocaladığım bazı şeyler. &lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Biraz basit şeyler söyleyim. Klasik şeyleri
yapmayı severim. Etrafımdakiler elit şeyleri sevdiğimi söyleseler de ben
kendimi sade biri olduğumu düşünüyorum. Benim bir bozuk para ve bir de posta
pulu koleksiyonum var. Bir de daha önceden bir dönem yapıp daha sonra
ekipmanlarım olmadığı için yapamadığım ebru sanatı var. Yeni aldığım ebru
teknem, boyalarım ve fırçalarımla umarım kendimi daha da geliştiririm. Bir işi
yapmaya karar verirsem kesinlikle o işi yaparım. Galiba kendimin neyi sevip
sevmediğimi o kadar iyi biliyorum ki bir şeyi yaparken sıkılıp yarım bıraktığım
çok nadirdir. &lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
İlk blog yazımı 2012 yılında paylaşmışım ve şimdi
bu yazıyı 2019'da paylaşıyorum. O zamandan bu zamana çok şey değişti. Tek
değişmeyen güzel şey bloğumda yazı yayınlarken beni her zaman mutlu
hissetirmesi. &lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Y.A.&lt;/b&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjxzO3ezNmhpKJFdVIvk3L-rC7enXJ9luKhC1plqYDZ90QYWjr4qQL-kWN7Iu961s9pDCeKWlPAz4Y5GMY45oFLJzwQP4FGlFV7pSxTueAwHYVDCpQ-MK1rci1ONA-DZx8M58lWGQhUZr_xWgASYbPZDWNnQlDCLvcysyE3R_MAmL1TBO276055QAuBwQ/s72-c/er_y_new.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">10</thr:total><author>yuarslan@gmail.com (Yusuf Arslan)</author></item><item><title>Plastik Poşetler Neden Bu Kadar Tartışma Konusu Oldu?</title><link>https://www.arslanyusuf.net/2019/03/plastik-posetler-neden-bu-kadar-tartisma.html</link><category>Geri Dönüşüm</category><category>Günlük Yaşam</category><category>Plastik Poşet</category><category>İsveç</category><pubDate>Sat, 23 Mar 2019 07:52:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1010974366142616379.post-180708352208473301</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgUtBcctAfLQ-Pa5jBt01tEj2JotYGAdTBtU5LJRVvOGjDpAc7vqoI5oRB8l0krNovrFo6Sz6nA7PBLJKhpKNZrfdVF2PWpXs-UljEEx3Lkb19HYBZH9gta9YNBFHIr_h6zEXNsgk4EOPM/s1600/Plastik+Po%25C5%259Fet.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1067" data-original-width="1600" height="426" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgUtBcctAfLQ-Pa5jBt01tEj2JotYGAdTBtU5LJRVvOGjDpAc7vqoI5oRB8l0krNovrFo6Sz6nA7PBLJKhpKNZrfdVF2PWpXs-UljEEx3Lkb19HYBZH9gta9YNBFHIr_h6zEXNsgk4EOPM/s640/Plastik+Po%25C5%259Fet.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
Bu yazıyı plastik poşetler paralı olmadan önce yazacaktım
fakat bir kenara çekilip biraz bekledikten sonra çevremdeki insanların tepkisine şöyle bir bakmak
istedim. Plastik poşetler paralı oldu. İyi ki de insanlarımızın tepkisine
bakmışım. Tahmin ettiğimden daha fazla tepki gelince şaşırdım. Bir röportajda
vatandaş, markete o kadar para veriyoruz bir de bunun için mi verelim?, demesi
açıkçası çoğumuzun bu işin ehemmiyetinin farkında olamadığını gösterir. Bir
plastik poşet düşünün ve doğaya yani toprağa atarsan poşetin kalınlığına bağlı olarak&amp;nbsp; 500 ile 1000 yıl arasında kayboluyor. İki günde bir poşet kullanıp attığınızı düşünün ve bunu ömrü boyunuzca yaparsanız doğaya verilen zarar bir kişi için bile hesaplanamaz hal alıyor. Doğada poşetler bin yılı bulan çözünme süreci geçirirken içindeki kimyasallar toprağa veya suya sızıyor. O topraklarda tarım yapılsa, o sular içilse toplumlara bir sürü sağlık&amp;nbsp; problemlerine sebep olacak. Herkes çocuğuna iyi bir gelecek sunmak istiyor fakat kimse kendisinden sonraki 4-5 neslin geleceğini düşünmüyor. Bir de bu işin doğadaki hayvanların plastikleri yemesi veya üstüne takılıp onlara zarar vermesi boyutu var. &lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
Bir başka röportajda paralı poşet uygulamasını kabul eden vatandaş bu sefer olayı kendisine fayda yerine ceza gibi gördüğünden, poşete para veriliyor lakin bizim para verdiğimiz şeyin üstünde neden kendi reklamlarına izin veriliyor, demiş. Marketlerin reklamlarını yaptığımız için marketlerin bize para vermesi lazım denmiş. Bir poşeti bu kadar laf söz edeceğimize neden kimse yanına bir bez çanta almayı düşünmüyor? &lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
2012 yılında yaz aylarında İsveç'e gitmiştim. Şöyle yaşayacağım şehrin etrafını göreyim diye dolaşırken markete girmiştim. Su ve birkaç bir şey alıp kasaya geldiğimde bana poşet ister misiniz diye soruldu. Neden soruyorsunuz diye sorunca paralı olduğu yanıtını almıştım. İlk başta ben de şaşırmıştım. Çünkü hayatımda ilk defa böyle bir uygulama ile karşılaşmıştım. Daha sonra hiç yadırgamadan sonraki alışverişlerim için hep çantamla markete gitmiştim. Geri dönüşüm bilinci daha önceden oluşmuş olduğu için kimse poşetlerin üstünde marketlerin amblemi var demiyordu. Tüm satılan poşetlerde satan marketin amblemleri gayet vardı. 2012-2013 yıllarında sadece marketlerde poşetler paralı idi. Daha sonra haberlerde öğrendiğime göre 2016 yılında ülkede mağazalar da dahil olmak üzere tüm poşetler paralı olmuş.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh90fAxzqyjIB_tdDwaJ2-xPCwYSu_lUkd32Z7dbSuVDDr_zxAvxvtMjbJxnW35qP2aJk2XwBV1JyB8yTWHGvTZK6_eJvQpHrqQnIs2QD0LHi42qPx1nK_j5F6YyIU459Daml6HxxiGwfw/s1600/isve%25C3%25A7+market.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="436" data-original-width="640" height="436" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh90fAxzqyjIB_tdDwaJ2-xPCwYSu_lUkd32Z7dbSuVDDr_zxAvxvtMjbJxnW35qP2aJk2XwBV1JyB8yTWHGvTZK6_eJvQpHrqQnIs2QD0LHi42qPx1nK_j5F6YyIU459Daml6HxxiGwfw/s640/isve%25C3%25A7+market.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;İsveç'te Plastikleri ve Tenekeleri Geri Dönüşüm İçin Toplama Makineleri - Fotoğraf: Janerik Henriksson&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
İsveç'te gördüğüm ve gördükten sonra 2012 yılından beri Türkiye'de de istediğim şey tüm marketlere cam, teneke ve plastik şişelerin geri dönüşüm için toplayan makinelerin konulmasının zorun olması. Makineye 33 cl, 0.5 litre, 1litre, 2 litre, 2.5 litre gibi tüm ebatlarda şişeler atılıyor ve karşılığında makbuz yoluyla size para veriliyor. Bu makbuz ile ister para ile poşet alın isterseniz de market alışverişinizden düşsün. Benim yaptığım bir seçenek olan bir yardım kuruluşuna da bağışlayabiliyordunuz. Bu yolla hem vatandaş geri dönüşüm yapması için teşvik ediliyor hem de istediğiniz gibi kullanabileceğiniz az da olsa bir miktar paranız oluyor. Türkiye'de paralı poşet uygulamasını ilk defa duyunca yadırgamadan güzel bir uygulama ama yetmez daha fazlası gerekir diye düşündüm. Satılması için daha fazla yeni poşet üretilmesin, toplanan&amp;nbsp; pet şişelerden geri dönüşümle elde edilsin. Plastiği hayatımızdan atamayız ama geri dönüştürerek doğayı kirletmesine izin vermeden bazı alanlarda tekrar kullanmaya çalışabiliriz.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
Neden hep İsveç'ten bahsediyorsun derseniz bu söylediğim yolla ülkede çöp kalmamış. Yanlış duymayacaksınız ama yurtdışından çöp ithal eden ülke haline gelmiş. Ya geri dönüştürmüşler ya da elektrik üretmişler.&amp;nbsp; &lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz? Yorumlarda belirtirseniz sevinirim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgUtBcctAfLQ-Pa5jBt01tEj2JotYGAdTBtU5LJRVvOGjDpAc7vqoI5oRB8l0krNovrFo6Sz6nA7PBLJKhpKNZrfdVF2PWpXs-UljEEx3Lkb19HYBZH9gta9YNBFHIr_h6zEXNsgk4EOPM/s72-c/Plastik+Po%25C5%259Fet.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">12</thr:total><author>yuarslan@gmail.com (Yusuf Arslan)</author></item><item><title>Çocukça Şeyler </title><link>https://www.arslanyusuf.net/2019/03/cocukca-seyler.html</link><category>Bilgisayar</category><category>Deneme</category><category>Günlük Yaşam</category><category>Okul</category><category>Tecrübe</category><category>Çocuk</category><pubDate>Thu, 21 Mar 2019 12:52:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1010974366142616379.post-5187855490912697296</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiI8iTZ4R3v4C_19BdZ4Wi-lQ8vUN7u7b7LsREOi02W8oXU1oLxFBsZxdMcrqEY6yGVSUVgK9PKzXk6o8GaiSxTQKkKkhq5QL5wO4SRHkn9OATzT04tTI5SQjCJlJLiyjAOhchnq-QoT_Q/s1600/%25C3%25A7ocuk%25C3%25A7a+%25C5%259Feyler.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img alt="Çocukça Şeyler" border="0" data-original-height="1067" data-original-width="1600" height="425" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiI8iTZ4R3v4C_19BdZ4Wi-lQ8vUN7u7b7LsREOi02W8oXU1oLxFBsZxdMcrqEY6yGVSUVgK9PKzXk6o8GaiSxTQKkKkhq5QL5wO4SRHkn9OATzT04tTI5SQjCJlJLiyjAOhchnq-QoT_Q/s640/%25C3%25A7ocuk%25C3%25A7a+%25C5%259Feyler.jpg" title="Deneme" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;Bugün  okulun  ilk  günü. Üç aylık tatil geçip gitmişti. Bir anda kendimi kilometrelerce uzakta yeni bir şehirde bulmuştum. Daha bir hafta öncesine kadar palmiye, limon ağaçlarının arasından ayrılmış ve kendini bir anda sonbaharın çoktan geldiği soğuk bir yerde bulmuştum. Apartman dairesinde kendini bilmiş bir çocuk için bahçeli bir eve taşınmak gerçekten çok farklı bir şeydi. Bahçesi büyükçe ve yaklaşık 50-60 yıllık bir eve taşınmıştık. Burada bulanan evleri zamanında Almanlar yaptığı için farklı bir mimarisi vardı. Panjurlu pencreleri ve bir de yuvarlak penceresi olan evi çocuk aklı ile sanki masal kitaplarından çıktığını düşünmüştüm. Havasını biraz karanlık ve serin gördüğü şehirde mahallede arkadaş olabileceği kimse bulamadığından kendini bir anda yalnız hissetmişti. Oysa geldiği yerde her yerden çocuk sesleri geliyor, birçok arkadaşı vardı.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;Bugün okulun ilk günü. Aslına bakarsanız benim için okulun ilk günü idi. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.423px; top: 266.081px; transform: scalex(1.10521);"&gt;Babam  beni  il­&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 288.081px; transform: scalex(1.15032);"&gt;kokul birinci  sınıfa  kaydetmek  üzere okula götürdü&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 94.6233px; top: 310.081px; transform: scalex(1.14244);"&gt;. &lt;/span&gt;Taşınma sürecinden okulun ilk gününü kaçırmıştım. Düşünüp arkaya bakınca aniden yeni bir şehir, yeni bir okul, yeni arkadaşlar içinde kendini bulmuş küçük yaştaki bir çocuk için kolay bir durum değildir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 94.6233px; top: 420.081px; transform: scalex(1.13441);"&gt;Karşı kapıdan bana doğru gelen bir&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;ini gördüm ve gelen öğretmenimdi. Önce benimle tanışmak istedi ve neşeli tavırla eğilip sarıldı. Sonra beni kalabalık bir sınıfa götürdü. Gördüğüm kadarıyla burada herkes daha öncesinden birbirleriyle tanışıyordu. &lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 83.8236px; top: 334.099px; transform: scalex(1.138);"&gt;Son yazımı geçirmiş  olduğum ve bir daha göremeyeceğimi düşündüğüm şehri  düşünün­&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 84.6236px; top: 356.099px; transform: scalex(1.09216);"&gt;ce  okul  bana  o  denli halsiz göründü  ki! Arkamda bıraktığım kilometrelerce uzakta olan arkadaşlarımı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 84.2236px; top: 400.099px; transform: scalex(1.13221);"&gt;   düşünüyor,   &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 84.2236px; top: 422.099px; transform: scalex(1.14207);"&gt;onları  bir  daha  göremeyece­&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 83.8236px; top: 444.099px; transform: scalex(1.15692);"&gt;ğime  üzülüyordum.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 83.8236px; top: 444.099px; transform: scalex(1.15692);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 83.8236px; top: 532.099px; transform: scalex(1.1035);"&gt;İçimden,  "İşte  sana  ilk  gün.  Sanırım derslere başlamışlar. Derste ne öğreneceğimizden bile habersizim&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 83.4236px; top: 554.099px; transform: scalex(1.15265);"&gt;"  diye  geçiriyor­&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 83.0236px; top: 576.099px; transform: scalex(1.13752);"&gt;dum.  Çıkışta evin yolunu öğrenmeye  gerçekten  de  ihtiyacım  var­&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 83.0236px; top: 598.099px; transform: scalex(1.10749);"&gt;dı. Çünkü daha birkaç gün önce şehre gelmişiz. Çıkışta okuldan beni almaya almaya geleceklerini düşünüyorum. Anaokuluna giderken arkadaşlarımla kendim gidip gelebiliyordum. Burada kimseyi tanımadığımdan önce bazı şeyleri kendim sıfırdan tekrar öğrenmem gerekecekti.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 83.8236px; top: 444.099px; transform: scalex(1.15692);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 83.0236px; top: 598.099px; transform: scalex(1.10749);"&gt;Gel zaman git zaman yavaş yavaş şehri öğrenmiştim. Sınıftan birinin evimin yakınında oturduğunu öğrenmiştim. Bu arkadaş birgün sınıfta kendisine yeni bir bilgisayar alındığından bahsediyordu. O kadar çok övüyordu ki her şeyi yapabildiğini iddia ediyordu. Sınıftakiler gerçekten merak ediyorlardı. Bahsettiğim dönemde siyah beyaz ekranlı cep telefonları dahi yoktu. Biz o zamanlar çocuk halimizle hayran hayran hikayeleri dinlerken bahsedilen bilgisayar hakkında büyüklerin çoğu bile ne olduğunu bilmiyordu. Çünkü o zamanlar bilgi alabileceğimiz internet yoktu ve hatta okulda sadece bir bilgisayar vardı. O bilgisayar da müdürün odasında cam duvarın ardında durduğundan ulaşılamaz ama her şeyi yapabildiğine inandığımız bir cihazdı. Bir gün bilgisayara sahip olan çocuk ile birlikte eve giderken beni evine çağırdı.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 83.8236px; top: 444.099px; transform: scalex(1.15692);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 83.0236px; top: 598.099px; transform: scalex(1.10749);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 83.8236px; top: 444.099px; transform: scalex(1.15692);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 83.0236px; top: 598.099px; transform: scalex(1.10749);"&gt;Çocuk aklı ile bu müthiş bir olaydı. İlk defa bir bilgisayara dokunacaktım. Eve geç gideceğimi aileme haber etmem için eve gitmem gerekirdi. Bu fırsatı da kaçıramazdım. Biraz bilgisayara bakar hemen eve geçerim dedim. Çocuğun evine gittik, monitorun altında yatay bir şekilde konmuş kasadan bilgisayarı açtı. Çok iyi hatırlıyorum bilgisayar bozulacak diye kasasına dahi dokundurmamıştı. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 83.8236px; top: 444.099px; transform: scalex(1.15692);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 83.0236px; top: 598.099px; transform: scalex(1.10749);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 83.8236px; top: 444.099px; transform: scalex(1.15692);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 83.0236px; top: 598.099px; transform: scalex(1.10749);"&gt; İşletim sistemi windows 95 olduğunu hatırlıyorum. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Oyun açacağım diye disket denen şeyi takmıştı. Birşeyleri kurcaladı ama pek bir şey de yapamamıştı. Kasadan disketin çıkardığı tak tük diye seslerden başka bir şey anlamamıştım. Çocuk olduğumuz için zaman duygumuz pek yoktu. Zaman hızlı geçmiş fakat aklımda muhteşem olarak hayal ettiğim bir cihaz benim için artık&amp;nbsp; işe yaramaz bir şey olarak gözükmüştü. Eve doğru koyulurken çekiniyordum çünkü hava kararmaya başlamıştı. Bir şey anlamadığım bir cihazı görmüş, hayatımda belki ilk defa ailemden bu kadar çok azar işitmiş olarak günüm geçmişti. Ben kayboldum diye her yere sormuşlar. Belki taşınalı bir ay bile olmamış bir yerde çocuklarnı kaybetme düşüncesini şimdi düşününce akıl bile alınamaz. Çocuk halimle aileme karşı kendimi çok mahçup hissetmiştim. Nedeni ise ilk defa yüreklerini hoplatacak bir hareket yapmıştım. Çocuk aklıydı ve anlamsızca merak edeceklerini bir an bile düşünmemiştim değil, düşünememiştim. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 83.8236px; top: 444.099px; transform: scalex(1.15692);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 83.0236px; top: 598.099px; transform: scalex(1.10749);"&gt;Burada ben küçük yaşta hatırladığım bir tecrübeyi size aktarmış olabilirim. Ben biraz iyi niyetli insanlarla veya biraz bencilce de olsa sınıf arkadaşımla karşılaştığım için de şanslı olabilirim. Eğer bu yazıyı okuyup çocuğu olan okurlarım varsa hattime düşmez yine de çocuklarınıza dikkat edin. Yedi yaşında okula yeni başlamış çocuklar dünyayı ilk defa tanıdığı için merak duyguları gelişmiş oluyor. Onlarla sürekli sohbet edin ve ilk tecrübelerine siz şahitlik edin. Özellikle küçük yaşta okul değiştirmiş veya şehir değiştirmiş aileler çocularınızın ruh halini düşünün. Ona göre hareket edin.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 83.8236px; top: 444.099px; transform: scalex(1.15692);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 83.0236px; top: 598.099px; transform: scalex(1.10749);"&gt;Bilgisayarı olan çocuk ile o günden sonra pek arkadaş olmamaya çalıştım. Her şeyi abartılı anlatıp hiçbir eşyasına dokundurmamaya devam ediyordu zaten. Hikayemize de burada son verelim.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 83.8236px; top: 444.099px; transform: scalex(1.15692);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 83.0236px; top: 598.099px; transform: scalex(1.10749);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 83.8236px; top: 444.099px; transform: scalex(1.15692);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 83.0236px; top: 598.099px; transform: scalex(1.10749);"&gt;Y.A&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 83.8236px; top: 444.099px; transform: scalex(1.15692);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 83.0236px; top: 598.099px; transform: scalex(1.10749);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 83.8236px; top: 444.099px; transform: scalex(1.15692);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 83.0236px; top: 598.099px; transform: scalex(1.10749);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;
&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 83.8236px; top: 444.099px; transform: scalex(1.15692);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 83.0236px; top: 598.099px; transform: scalex(1.10749);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.1667px; left: 83.8236px; top: 444.099px; transform: scalex(1.15692);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;
&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 157.823px; top: 244.081px; transform: scalex(1.1108);"&gt;&lt;span style="font-family: serif; font-size: 16.3333px; left: 95.0233px; top: 442.081px; transform: scalex(1.15194);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiI8iTZ4R3v4C_19BdZ4Wi-lQ8vUN7u7b7LsREOi02W8oXU1oLxFBsZxdMcrqEY6yGVSUVgK9PKzXk6o8GaiSxTQKkKkhq5QL5wO4SRHkn9OATzT04tTI5SQjCJlJLiyjAOhchnq-QoT_Q/s72-c/%25C3%25A7ocuk%25C3%25A7a+%25C5%259Feyler.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">10</thr:total><author>yuarslan@gmail.com (Yusuf Arslan)</author></item><item><title>Biri Karadeniz Mi Dedi?</title><link>https://www.arslanyusuf.net/2018/12/biri-karadeniz-mi-dedi.html</link><category>Atatürk Köşkü</category><category>Bolaman</category><category>Boztepe</category><category>Gezilerim</category><category>Kalkanoğlu</category><category>Karadeniz</category><category>Ordu</category><category>Tirebolu</category><category>Trabzon</category><category>Uzun Saçlı</category><category>Uzungöl</category><pubDate>Tue, 11 Dec 2018 11:53:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1010974366142616379.post-6573847169777951479</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEipjqG2RlkeP1wLLAHAc_rkQ9GXEdc5A3lDUrYaQ-hPsYsfG_z2_PuIp443F7-kOWbO7SicQmbALDF-RdOMi8bOn2vlnxIkp30AQdxFRS_kY8fv3-7mVBiIkR68R17IJRAukSc3Erauy9Y/s1600/IMG_6549.JPG" imageanchor="1"&gt;&lt;img alt="Trabzon" border="0" data-original-height="1200" data-original-width="1600" height="480" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEipjqG2RlkeP1wLLAHAc_rkQ9GXEdc5A3lDUrYaQ-hPsYsfG_z2_PuIp443F7-kOWbO7SicQmbALDF-RdOMi8bOn2vlnxIkp30AQdxFRS_kY8fv3-7mVBiIkR68R17IJRAukSc3Erauy9Y/s640/IMG_6549.JPG" title="Uzungöl" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Kendime uzun zamandır verdiğim bir sözü gerçekleştirdim. Evet, Karadeniz'in doğusunu gezdim. Gezi ile birlikte ülkemizin ne kadar güzel olduğunu birkez daha gördüm. Klasik bir söz gibi gelecek ama gerçekten ülkemizin dört bir yanı cennet. Karadeniz'i öyle benim yaptığım gibi dört günde gezemezsiniz. Gezip görmediğim daha çok yer olduğunu biliyorum ve gezmek için Karadeniz'e bir daha gitmem gerektiğini not defterimin kenarına büyük puntalarla yazdım.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Samsun'dan yola çıkıp yeşillikleri görünce işte Karadeniz'e geldim diyebilirsiniz. Karadeniz'in güzel bir yanı tüm şehirlerin deniz kıyısı boyunca sıralanması ve birbirine çok yakın olmasıdır. Ünye şehir merkezine geldiğimizde balıkçı tekneleri ve barakalarının bazıları kötü görüntü dese de ben güzel bir görüntü oluşturduğunu söyleyebilirim. Şehir merkezinde uzunca bir iskele üstünde onlarca insanın yürüyüş yaptığını, balık tuttuğunu ve fotoğraf çektiğini görebilirsiniz.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTOg5_ko9scDXurxPXMbJNJNJqfwpzTbEscgSGeb1rrI1pINonMXwbR8acP8dSL0CIas3aReggV80H6QE_L1i11WPxt9ss1zp4Jsn3Bhs7knWemmwRQ8sCwyn_OEI18gO8T-JR8ouxtu8/s1600/IMG_6156.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1200" data-original-width="1600" height="480" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTOg5_ko9scDXurxPXMbJNJNJqfwpzTbEscgSGeb1rrI1pINonMXwbR8acP8dSL0CIas3aReggV80H6QE_L1i11WPxt9ss1zp4Jsn3Bhs7knWemmwRQ8sCwyn_OEI18gO8T-JR8ouxtu8/s640/IMG_6156.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Karadeniz'in kır pidesi meşhur ve bunu herkes tereddütsüz bilir. Bilir lakin Ordu'nun Bolaman ilçesinin pidesi ayrı meşhur. Pidenin lezzetli olması yanında bulunduğu mekan da çok güzel. Kendinizi sahil kenarına bırakıyorsunuz, denizin ılık esintisi ve martıların sesi altında sıcak Karadeniz kır pidesini afiyetle yiyorsunuz. Fatsa'yı geçince Karadeniz eski sahil yoluna saparsanız Perşembe ilçesine gelmeden Bolaman'ı görürsünüz. Bolaman'a geldiğinizde buraya uğramadan geçerseniz bence pişman olursunuz. Ben de bir tavsiye üzerine keşfettiğim için dostlarınıza tavsiye edin çünkü manzarası kesinlikle eşsiz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhtf3pxWMgSPhwjhuNTSWXXQWWI5Y-HHA-6PLHMRqWpwMfa2euOsyLGoeFX_gtNX6kUhWQoPrtMxleTGQqgiTXOXtFzCo9WiB43cBtDjkP5m5HqMU825yCTnVBV9ZCEhPpqieXp6O91WwU/s1600/IMG_7019.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1200" data-original-width="1600" height="480" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhtf3pxWMgSPhwjhuNTSWXXQWWI5Y-HHA-6PLHMRqWpwMfa2euOsyLGoeFX_gtNX6kUhWQoPrtMxleTGQqgiTXOXtFzCo9WiB43cBtDjkP5m5HqMU825yCTnVBV9ZCEhPpqieXp6O91WwU/s640/IMG_7019.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Bolaman'dan Perşembe'ye doğru çıktıktan yaklaşık 5-10 km sonra Medrese önüne varınca yol kenarında Uzun Saçlının mekanınında yediğiniz pidenin üstüne deniz manzarası karşısında çayınızı içebilirsiniz. Çayı kaynak suyundan ateşi fındık kabuğundan olan çay içmek isterseniz 48 yıllık Uzun Saçlı'nın yerine uğramadan geçmeyin derim. Mekanın sahibi Nusret Doğan abimizin saçları çay yapa yapa ağardığını mekanın önündeki fotoğraftan da görebilirsiniz. Yolu buraya düşenlerin dediğine göre yıllar geçse de çaylar ilk gün ki lezzetinde hiçbir şey kaybetmemiş. Sırf bu yüzden yeni Karadeniz yolu yerine yolları virajları olsa da eski sahil yolunu tercih edenler var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgfAvDUWQEGPoFGAIm8isVnk5Bxn2yiZ0ke-J7X91kdnVcOM66P8qR77AWxGkV9sr7yJUgCHEIlngl73Qtdirz8dv5eZEIZd9YTMnpTUofetyM0OjjyQYeXZm69nGXOzQ3wAKsRyWKnYFw/s1600/IMG_6970.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1200" data-original-width="1600" height="480" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgfAvDUWQEGPoFGAIm8isVnk5Bxn2yiZ0ke-J7X91kdnVcOM66P8qR77AWxGkV9sr7yJUgCHEIlngl73Qtdirz8dv5eZEIZd9YTMnpTUofetyM0OjjyQYeXZm69nGXOzQ3wAKsRyWKnYFw/s640/IMG_6970.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiB9BLhk5z5_S_O1LuVc19SKSea5QKD_sRPxqYJzBmmp0D4QiirfmEo7kOeCFcOMZMSnqVjZyaAFMtsJcVTKjQTU5KAW_qJ1-nkH-GTRhXo5xCW5Dicb7gxQKlJnK0OYcBlxO6Zdj2WS1U/s1600/IMG_6987.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1200" data-original-width="1600" height="480" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiB9BLhk5z5_S_O1LuVc19SKSea5QKD_sRPxqYJzBmmp0D4QiirfmEo7kOeCFcOMZMSnqVjZyaAFMtsJcVTKjQTU5KAW_qJ1-nkH-GTRhXo5xCW5Dicb7gxQKlJnK0OYcBlxO6Zdj2WS1U/s640/IMG_6987.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Ordu ili merkezine gelince şehrin merkezinden geçen ve Boztepe'ye uzanan devasa bir teleferik göreceksiniz. Samsun'dan başlayıp Karadeniz yolundan Giresun, Trabzon, Rize'ye doğru yol alan birçok kişi yol üstündeki telefiriği görüp Boztepe'den muhteşem Ordu manzarasını izlemeden geçmiyor. Sanırım bu nedenle şehir merkezinde trafik çok yoğun. Eğer şanslı değilseniz araba parkedecek yer bulmak gerçekten çok zor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk başta ana yol üzerinden geçen teleriği görünce ben de şaşırmıştım. Yaklaşık yerden 510 metre yükseklikten ve 2350 metre uzunluğu olan teleferikten manzara çok güzel. İlk başta korkutucu gibi görünse de teleferiğe bindikten sonra tekrar tekrar binmek isteyeceksiniz. Zaten Boztepe'ye teleferik ile çıkmışsanız geri aynı şekilde teleferik ile inmek zorundasınız. Minibüsler sizi şehir merkezine götürüyor olsa Ordu manzarası eşliğinde daha hızlı şehir merkezine inebilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh21rr17pjjnUxOsuS2EDoKNgIAm2d819Ta5Btg27IEDzZRyk1Wxyv29DsPCOjLK63OuQ6fMmStUbAGDF7Q19iXvTIed_CgPDa86Ousf_spxrGlgFQVRDAIzp1ovZgccfKOIS2XxGOTeyg/s1600/IMG_6261.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1200" data-original-width="1600" height="480" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh21rr17pjjnUxOsuS2EDoKNgIAm2d819Ta5Btg27IEDzZRyk1Wxyv29DsPCOjLK63OuQ6fMmStUbAGDF7Q19iXvTIed_CgPDa86Ousf_spxrGlgFQVRDAIzp1ovZgccfKOIS2XxGOTeyg/s640/IMG_6261.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh0WIJcG4VeJLlG6ryfmemupdFqg9rVEhfJ56mAcM6qgaCUi4ZwzoRXZfj5pqbCvoHMjjFDT0xCu6Cp-cNa556hS6ZINTgjdoPrXuyiLcuz_apQUeuPVPMcytW6LrMuwwOe3VSRO4tkHKU/s1600/IMG_6275.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1200" data-original-width="1600" height="480" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh0WIJcG4VeJLlG6ryfmemupdFqg9rVEhfJ56mAcM6qgaCUi4ZwzoRXZfj5pqbCvoHMjjFDT0xCu6Cp-cNa556hS6ZINTgjdoPrXuyiLcuz_apQUeuPVPMcytW6LrMuwwOe3VSRO4tkHKU/s640/IMG_6275.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjksgf-zigNge_yPepP4tFaJUZ7vwssf-uIa6-QNqLf5X8AyMYHYZyr-G_NZdYaqrOF8ZLCUh4qjD0d9uIXoY8bCu-llkyPZaWPmPe-7fZGbzwDNnGR2J3fIfx0WA4AsexTwO8yfXzyhMo/s1600/IMG_6301.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1200" data-original-width="1600" height="480" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjksgf-zigNge_yPepP4tFaJUZ7vwssf-uIa6-QNqLf5X8AyMYHYZyr-G_NZdYaqrOF8ZLCUh4qjD0d9uIXoY8bCu-llkyPZaWPmPe-7fZGbzwDNnGR2J3fIfx0WA4AsexTwO8yfXzyhMo/s640/IMG_6301.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Trabzon şehir merkezine geldiğimizde ilk gittiğim yer Atatürk köşkü oldu. Çam ormanları içinde yer alan bina 1890'larda yapılmış ve dönemin Avrupa simgeleri yapımında kullanılmış. Atatürk, Trabzona 1924 yılında ilk kez geldiğinde burada iki gece ağırlanmış. Atatürk'ün burayı beğenmesi üstüne daha sonra Atatürk'e hediye edilmiş, yalnız 1937 Atatürk tüm mirasını hazineye bağışlamıştır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlerleyen yıllarda Trabzon belediyesi tarafından alınıp müze haline dönüştürülmüştür. Müzede, 19. yy sonu ile 20 yy. ait, mobilyalar, porselenler, halılar ve Atatürk'e ait tablolardan oluşan eserler sergilenmektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhostRjnUQddFDTazxISe2xRR7AiZXhsJQAoRb8w5A6sNepsboMRD7vj9XBEvx_3i43PMRXej4DqzHRYIvUxyzTa97Lz_6PwuwGc1sCkskkzD5wTQDrOcDALb8LASgvFpj2u7FqbpAGvVc/s1600/ataturk.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1600" data-original-width="1200" height="640" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhostRjnUQddFDTazxISe2xRR7AiZXhsJQAoRb8w5A6sNepsboMRD7vj9XBEvx_3i43PMRXej4DqzHRYIvUxyzTa97Lz_6PwuwGc1sCkskkzD5wTQDrOcDALb8LASgvFpj2u7FqbpAGvVc/s640/ataturk.JPG" width="480" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj0pD89sl0kltzJz-JjbnpvcFpqxwa77jJlPvf3GySIgsu22JHrtEpoNjj5wSoLeOvbStxK1QDKhFRy3zH9PwStslQJEQGvkISrrvQ6tupr52yOndEmrPZEVCnL9vwpQ4P0PwkHEx_0150/s1600/odas%25C4%25B1.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1200" data-original-width="1600" height="480" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj0pD89sl0kltzJz-JjbnpvcFpqxwa77jJlPvf3GySIgsu22JHrtEpoNjj5wSoLeOvbStxK1QDKhFRy3zH9PwStslQJEQGvkISrrvQ6tupr52yOndEmrPZEVCnL9vwpQ4P0PwkHEx_0150/s640/odas%25C4%25B1.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Atatürk'ün Trabzon Atatürk köşkünde kaldığı oda&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;
Trabzon şehir merkezine geçince karnımız da acıktı. Anlamı büyük olan tarihi bir mekana gidip kavurmalı pilav yemek için Kalkanoğlu pilavcısına gittim. 1853'de Osmanlı-Rus savaşı sırasında Osmanlı ordusu Trabzon limanında toplanır. Osmanlı'nın birçok probleminin olduğu bu dönemde ordunun en çok sıkıntısını çektiği şeyler yiyecek ve giyecekti. Yiyecek olarak askere her gün ancak pilav, hoşaf, ekmek verilebiliyordu. Bu durumu gören o zamanki Trabzon Valisi Osman Efendi, Padişahtan çok iyi pilavcı başı ister. Padişah, pilavını çok sevdiği Kalkanoğlu lakaplı Süleyman Ağa'dan Trabzon'a gitmesini ister. Asker dışında halk da pilav yemesi için aşevi açılır ve burada pilav hoşaf halka bedava dağıtılır. Vali pilavın böyle dağıtılması adil değil herkese eşit miktarda verilmesi için terazi ile tartın verin diye emir verir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kırım harbinin sona ermesinden sonra 1856'dan beri Kalkanoğlu pilav lokantası adı altında aynı lezzeti koruyarak nesilden nesile aktarılarak hala hizmet vermektedir. Ben de gidip kavurmalı pilav ve hoşaflarını tattım. Gitmeniz de fayda vardır diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj-XFJUjBENtkoTz83-CJETr-s2-alMZ4wOQJz1d6nteFofwNKPnD7VLpl13pVKthq3Bos8SladJQ_WnITWyEsK2mVHNMWuWNt56pIQXzXXveUr_HyWF6HpCPkQyZNMGhk0xjhFjfQlGYA/s1600/IMG_6789.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1200" data-original-width="1600" height="480" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj-XFJUjBENtkoTz83-CJETr-s2-alMZ4wOQJz1d6nteFofwNKPnD7VLpl13pVKthq3Bos8SladJQ_WnITWyEsK2mVHNMWuWNt56pIQXzXXveUr_HyWF6HpCPkQyZNMGhk0xjhFjfQlGYA/s640/IMG_6789.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Trabzon'a gidip de Uzungöl'e gidilmezse olmaz. Aslında Karadeniz gezimin temelini Uzungöl'e gitmek istemem oluşturdu. Kartpostallarda, televizyon programlarında her yerde Uzungöl'ü görüyordum fakat bir türlü gitmek nasip olmamıştı. Yeşillikleri geçip yeşilliklerin ortasında mavi nazar boncuğunu görünce Uzungöl'e geldiğinizi anlıyorsunuz. Gerçekten yaz mevsiminde bile serin ve temiz havası olduğu için yanınızda hırkanızı almadan gitmemezlik etmeyin derim. Sabah erken vakti gidildiğinde gerçekten sakin bir yer. İnsanlar gelmeye başlayınca inanılmaz araba kuyruklarının oluştuğunu belirtmek isterim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tek kötü şey gölün çevresindeki yeşilliklerin tahrip edilerek turist ağırlamak için pansiyonların aşırı fazla yapılmış olması. Umarım&amp;nbsp; bu güzellik daha fazla tahrip edilmeden insanlara sunulmaya devam edilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Uzungöl'e gidip etrafında yürüyüş yapmak gerçekten hoş. Temiz havası insanı gerçekten yoruyor. Yeşilliğin ve gölün koyu maviliği gerçekten bir zamandan sonra sizi hipnoz edercesine hayran bıraktırıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEigQCNhB70vZwzyqFaWUj8KNSOjYKjjemHjRbE8hRuRiLAefFPuWJaZ5yxkoE5_FB1F1pMYgzv8GNEX0Va4HfiG20cgoYV3jFKG_ApcFpej5_Ux6GKGHmac_M-uY8HJdt1Np5QmXNJsa5M/s1600/IMG_6549.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1200" data-original-width="1600" height="480" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEigQCNhB70vZwzyqFaWUj8KNSOjYKjjemHjRbE8hRuRiLAefFPuWJaZ5yxkoE5_FB1F1pMYgzv8GNEX0Va4HfiG20cgoYV3jFKG_ApcFpej5_Ux6GKGHmac_M-uY8HJdt1Np5QmXNJsa5M/s640/IMG_6549.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg9Ysdmwo4P0vLZRxO14_OMMnT-pHyWryWOLT_4W67QIIduk5QdCAlbTDxNuuiU44rz-901PKEyUFWAFgIlg2k3-Vy1t2lJiCy4Wtv85A2xBcs2gJgv1Y4SRZJGir7q8-67Vh6OhXqW2JU/s1600/IMG_6737.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1200" data-original-width="1600" height="480" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg9Ysdmwo4P0vLZRxO14_OMMnT-pHyWryWOLT_4W67QIIduk5QdCAlbTDxNuuiU44rz-901PKEyUFWAFgIlg2k3-Vy1t2lJiCy4Wtv85A2xBcs2gJgv1Y4SRZJGir7q8-67Vh6OhXqW2JU/s640/IMG_6737.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Uzun gölü besleyen Fırtana deresiden kareler&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;
&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhDjdznF69rVVA_X1E5QDiisPUb0TSEiaw9Km-Dw_7_eMyd7_Kff9kTM8X1N2zX4qZaRPqSMdCCl2cHIKTd6UxxI0T9woroWYO6hAqhsU4yjQh9ne4033-5NWq0ZklG-7IU3g8b0tHymw4/s1600/IMG_6751.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1200" data-original-width="1600" height="480" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhDjdznF69rVVA_X1E5QDiisPUb0TSEiaw9Km-Dw_7_eMyd7_Kff9kTM8X1N2zX4qZaRPqSMdCCl2cHIKTd6UxxI0T9woroWYO6hAqhsU4yjQh9ne4033-5NWq0ZklG-7IU3g8b0tHymw4/s640/IMG_6751.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Uzun gölü besleyen Fırtana deresiden kareler&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;
&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiAncPF6BdTEd3LRoi8Q5PrfyHpIwazi0t5xBx1tkEAjUDRgLkDGm30u6dCFrCBRhFMWQkQin3evB21WIyIkOlYKv5hNmS7tixvrsRfj_9TWal1c_ss0df4RYB53z6NbAC_lueGfh-g3h0/s1600/IMG_6753.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1200" data-original-width="1600" height="480" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiAncPF6BdTEd3LRoi8Q5PrfyHpIwazi0t5xBx1tkEAjUDRgLkDGm30u6dCFrCBRhFMWQkQin3evB21WIyIkOlYKv5hNmS7tixvrsRfj_9TWal1c_ss0df4RYB53z6NbAC_lueGfh-g3h0/s640/IMG_6753.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Uzun gölü besleyen Fırtana deresiden kareler&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;
Geziden dönerken yolkenarındaki Of'da bulunan Çaykur fabrikasından ve Tirebolu çıkışında bulunan Tirebolu 42 satış yerlerinden çaylarınızı almadan dönmeyin derim. Belki marketlerde bu paket çaylardan olabilir ama yerinden almak ayrı bir keyif gerçekten. :)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgqbNr1Ww6nA_wT3X1ZkLHftsw1Sk2EgKaYQg3imMdbj_KcXbmOcJPuk6vxRzTXVKWnaoYfBLdq4i4UQ4wD6vU96ZHKjKkv5-11FbR3X6YfyTHRIaGhvrVKe2LASaXpdCBYkC4V8ujT78c/s1600/IMG_6833.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1200" data-original-width="1600" height="480" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgqbNr1Ww6nA_wT3X1ZkLHftsw1Sk2EgKaYQg3imMdbj_KcXbmOcJPuk6vxRzTXVKWnaoYfBLdq4i4UQ4wD6vU96ZHKjKkv5-11FbR3X6YfyTHRIaGhvrVKe2LASaXpdCBYkC4V8ujT78c/s640/IMG_6833.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Giresun Tirebolu Şehir Merkezi&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;
&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhc3XECGfHCuiZaMPBuSdvFiBSOTCNLgHwnSUiolf8smhvJBWJWDstNxhtzmEq3X2B2m_rj5XX6gtal8ET1EY_m-1KfgQj7F9X91Kw3pXmtRTBFbnz0UNzc9vpOzLzyI4oRWz8dqWLgy9Y/s1600/IMG_6838.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1200" data-original-width="1600" height="480" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhc3XECGfHCuiZaMPBuSdvFiBSOTCNLgHwnSUiolf8smhvJBWJWDstNxhtzmEq3X2B2m_rj5XX6gtal8ET1EY_m-1KfgQj7F9X91Kw3pXmtRTBFbnz0UNzc9vpOzLzyI4oRWz8dqWLgy9Y/s640/IMG_6838.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Giresun Tirebolu Şehir Merkezi&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjKsOsGCSOMzmnel82vWxZWElWJDwtOPKPpuMlKmQ6h4vr41uTTpFtPKnhlcrbqyeYG5BIl9c_Oy-8ShEyPOjphohEGb3BAMN9o1E32zJyOiFYDcDxJxBR8HkycxC5RQDF0JlGWqtIhkF8/s1600/IMG_7130.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1201" data-original-width="1600" height="480" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjKsOsGCSOMzmnel82vWxZWElWJDwtOPKPpuMlKmQ6h4vr41uTTpFtPKnhlcrbqyeYG5BIl9c_Oy-8ShEyPOjphohEGb3BAMN9o1E32zJyOiFYDcDxJxBR8HkycxC5RQDF0JlGWqtIhkF8/s640/IMG_7130.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
Bir koya oturuyorsun, ya denizi izliyorsun ya da gökyüzünü.&lt;br /&gt;
Bir şeyleri izlerken insan bir yandan da bir şeyleri özlüyor...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ağustos ayının son haftası yaptığım geziyi sizlerle paylaşmak istedim. &lt;/div&gt;
</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEipjqG2RlkeP1wLLAHAc_rkQ9GXEdc5A3lDUrYaQ-hPsYsfG_z2_PuIp443F7-kOWbO7SicQmbALDF-RdOMi8bOn2vlnxIkp30AQdxFRS_kY8fv3-7mVBiIkR68R17IJRAukSc3Erauy9Y/s72-c/IMG_6549.JPG" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">29</thr:total><author>yuarslan@gmail.com (Yusuf Arslan)</author></item><item><title>Dönemine Damga Vurmuş Plaklar</title><link>https://www.arslanyusuf.net/2018/08/donemine-damga-vurmus-plaklar.html</link><category>45lik</category><category>Ajda Pekkan</category><category>Barış Manço</category><category>Cem Karaca</category><category>Kültür-Sanat</category><category>Müzik</category><category>Plak</category><category>Sezen Aksu</category><category>Zeki Müren</category><category>İlhan İrem</category><pubDate>Mon, 20 Aug 2018 21:18:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1010974366142616379.post-352289538531214432</guid><description>&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;b&gt;&lt;img alt="Barış Manço" border="0" data-original-height="1587" data-original-width="1600" height="634" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjB2RcEicqJbhBion4NEHpYMoxVwl7eP-ySfIRo5ExII69GZQcSgjGaHmTUfDV27MdGCkJuVhPM50c5E4FaTwxuSQqSN0GRHTJn0a0rCo6xP-YilZ6yl6uvrKECXspWrzR5ToyI15c125w/s640/bar%25C4%25B1%25C5%259F+man%25C3%25A7o.jpg" title="Plak" width="640" /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Barış Manço - Kol Düğmeleri (1967)&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Fransa, Belçika, Çekoslovakya, Almanya derken birçok ülkede Belçikalı grup Les 
Mistigris ile birlikte konser veren Barış Manço, Les Mistigris grubu ile birlikte Sahibinin 
Sesi şirketiyle kendi besteleri ve iki türkü 
yorumunun olduğu iki 45’lik plak çıkardı.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Barış Manço 
Belçikalı Grup Les Mistigris'ten ayrılıp İstanbula geldikten sonra 
Kaygısızlar grubuna katılmış ve bu grubun üyeleri günümüzde herkesin 
tanıdığı MFÖ grubunun üyelerinden Mazhar Alanson ve Fuat Güner’di. Barış
 Manço’nun daha önce Bizim 
Gibi adıyla yayınlanan Kol Düğmeleri şarkısının ikinci versiyonunu 1967 
yılında bu grup ile yapmıştır. Grafik tasarım ve mimarlık eğitimi de 
alan Barış Manço, bu 45'lik plağın kapağı olmak üzere birçok kendi 
plaklarının kapaklarını 60-70'lerin Türkiye'sinde hiç yapılmamış tarzda 
kendi tasarlamıştır.&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;iframe allowfullscreen="" class="YOUTUBE-iframe-video" data-thumbnail-src="https://i.ytimg.com/vi/FKcK_SPJgAc/0.jpg" frameborder="0" height="266" src="https://www.youtube.com/embed/FKcK_SPJgAc?feature=player_embedded" width="320"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg8SJl96jjUaJI_fxkr1bQkSErFLV4FSrwJVfjEg1VAxUA3_y2l5WVnZzwSlSeebSxcs86TgFVpQXTb6dI3fD9nYs_hRIGMX4IDjjbBtCBs_VPRIf3_7lZkNQbOWsHYHYNEM2EHQH2EPnY/s1600/sezen+aksu.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img alt="Sezen Aksu" border="0" data-original-height="609" data-original-width="600" height="640" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg8SJl96jjUaJI_fxkr1bQkSErFLV4FSrwJVfjEg1VAxUA3_y2l5WVnZzwSlSeebSxcs86TgFVpQXTb6dI3fD9nYs_hRIGMX4IDjjbBtCBs_VPRIf3_7lZkNQbOWsHYHYNEM2EHQH2EPnY/s640/sezen+aksu.jpg" title="Plak" width="628" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;b&gt;Sezen Aksu - Kaybolan Yıllar (1978)&lt;/b&gt; &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Minik Serçe olarak herkesin bildiği Sezen Aksu'nun ilk plağının albüm kapağındaki ismi Sezen Seley olarak ilk 45'lik plağı Haydi Şansım/ Gel Bana 1975 yılında çıkmıştır. Bu isim değişikliğini Sezen Aksu'nun haberi olmadan yapım şirketi popüler isim oluşturmak için yapmıştır. Bu ilk plak projesi hemen hemen hiç satmayarak başarısız olmuştur. Aslında o dönem daha hiç tanınmayan Sezen Aksu için yapım şirketinin plak albümündeki izinsiz isim değişikliği sayesinde neredeyse hiç etkilenmemiştir. Bu albüm bir ara toplatılmış ve Seley yazan yerin üstünü kapatarak Aksu yazdırmıştır.&amp;nbsp; Sezen Aksu'nun tüm Türkiye'de adının bilinmesi sağlayan plak albümlerinden biri 1978 yılında çıkan Sezen Aksu Kaybolan Yıllar/ Neye Yarar 45'lik plağıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;iframe allowfullscreen="" class="YOUTUBE-iframe-video" data-thumbnail-src="https://i.ytimg.com/vi/ArjfHiAHRHk/0.jpg" frameborder="0" height="266" src="https://www.youtube.com/embed/ArjfHiAHRHk?feature=player_embedded" width="320"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhRAaKdRKeWGmBk4u8A7fXAxSKoLhkXZfInaI8Y1pBdrBK2fwiL4oCNBHt20N5_EB713CjAfSie71YcEpH-th8vD0WzW3gt8dRwmtn6tJXNuUcDxrNAKoOrW7Q2FEu5IbFdD40iZdgynso/s1600/h%25C3%25BCmeyra.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img alt="Hümeyra" border="0" data-original-height="441" data-original-width="453" height="622" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhRAaKdRKeWGmBk4u8A7fXAxSKoLhkXZfInaI8Y1pBdrBK2fwiL4oCNBHt20N5_EB713CjAfSie71YcEpH-th8vD0WzW3gt8dRwmtn6tJXNuUcDxrNAKoOrW7Q2FEu5IbFdD40iZdgynso/s640/h%25C3%25BCmeyra.jpg" title="Plak" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Hümeyra -&amp;nbsp; Sessiz Gemi (1975)&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Yeşil Giresunlu tarafından Yahya Kemal Beyatlı'nın Sessiz Gemi şiirini Fransızca bir şarkıya söz olarak yerleştirdi ve o dönemde bu tarz çalışma Türkiye'de yapılan ilk çalışmalardandı. Hümeyra seslendirince de plak ülkemizde çok popüler olmuştur. Bakmak isterseniz müziği kullanılan şarkının adı Sans Toi Je Suis Soul'dir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;iframe allowfullscreen="" class="YOUTUBE-iframe-video" data-thumbnail-src="https://i.ytimg.com/vi/f5LdCVe608o/0.jpg" frameborder="0" height="266" src="https://www.youtube.com/embed/f5LdCVe608o?feature=player_embedded" width="320"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj7zC_hTbN-o7K420IL084aUNSR02kauuED63u_O5dL8XYW7YbQtbYqJ1P_pajpkRB9XoZS2YN-RaQp3CRBqtdu8pPBVyOW_VnZXEf6qGDTwZW1hx9PgAbi8IIOJomq2-Ou7rH-bxLWWbs/s1600/ilhan+irem.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img alt="İlhan İrem" border="0" data-original-height="1024" data-original-width="1010" height="640" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj7zC_hTbN-o7K420IL084aUNSR02kauuED63u_O5dL8XYW7YbQtbYqJ1P_pajpkRB9XoZS2YN-RaQp3CRBqtdu8pPBVyOW_VnZXEf6qGDTwZW1hx9PgAbi8IIOJomq2-Ou7rH-bxLWWbs/s640/ilhan+irem.JPG" title="Plak" width="630" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;İlhan İrem - Yazık Oldu Yarınlara (1974)&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
İlhan İrem'in yaptığı ilk 45'lik plağı 1973 yılında Bazen Neşe Bazen Keder ile
 beklediği başarıyı yakalayamadı. Bu plağı günümüzde pek bulamamazın sebebi o dönem neredeyse hiç satmamasıdır.&amp;nbsp; İlhan İrem'in yapmış olduğu 
ikinci 45'liği ilk yüzünde Yazık Oldu Yarınlara şarkısı genç 
sanatçıyı bir anda en popüler sarkıcı konumuna getirdi. Diğer yüzünde bulunan Haydi Sil Gözlerini şarkısı da dönemin sevilen şarkısıdır. Bu plak çok satınca farklı bir kapakla ikinci kez satışa çıkmış ve içerisinde daha önce neredeyse hiç satmayan Bazen Neşe Bazen Keder ilk plağı ile Yazık Oldu Yarınlara plağı birlikte&amp;nbsp; bulunmaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;iframe allowfullscreen="" class="YOUTUBE-iframe-video" data-thumbnail-src="https://i.ytimg.com/vi/wo5zWzuF48w/0.jpg" frameborder="0" height="266" src="https://www.youtube.com/embed/wo5zWzuF48w?feature=player_embedded" width="320"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjNMkMZnjy0uCHWbBaJwu4nVJPFZRpUxAFJ-QiXWgdJbiiuyOatlpCQeLqEY1jLRhc7chOsQwIN0dxIW01pPnipJuQ38qEZZgJtijZWxM0Cr_x8j8sNh15G3od9uH3N_bsWK6XD1z0VtmQ/s1600/zeki+m%25C3%25BCren.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img alt="" border="0" data-original-height="1024" data-original-width="1024" height="640" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjNMkMZnjy0uCHWbBaJwu4nVJPFZRpUxAFJ-QiXWgdJbiiuyOatlpCQeLqEY1jLRhc7chOsQwIN0dxIW01pPnipJuQ38qEZZgJtijZWxM0Cr_x8j8sNh15G3od9uH3N_bsWK6XD1z0VtmQ/s640/zeki+m%25C3%25BCren.jpg" title="Zeki Müren" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Zeki Müren - Gözlerin Doğuyor Gecelerime (1988)&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Sanat güneşi olarak bildiğimiz, ilanlarda gerçek sanatçı ve değişilmez sanaatkar olarak addedilen Zeki Müren'in kuşkusuz her plağı herkes tarafından beğenilmiştir. Ülkemizde 1960'ların ortalarında plak piyasası zirve yapmıştır. Bu yıllarda plak sanayisinin kralı tabii ki de Zeki Müren'dir. Plaklar, günümüzde eskisi kadar olmasa da tekrar popüler olmaya ve basılmaya başladı. Hala Zeki Müren plakları çok satmaktadır. Plak denince nedense ilk aklıma gelen sanat güneşimiz Zeki Müren olmaktadır. Sizin için plak denince ilk aklınıza hangi sanatçı geliyorsa yorumlarınızla belirtirseniz sevinirim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;iframe allowfullscreen="" class="YOUTUBE-iframe-video" data-thumbnail-src="https://i.ytimg.com/vi/D5n7yzZpiR0/0.jpg" frameborder="0" height="266" src="https://www.youtube.com/embed/D5n7yzZpiR0?feature=player_embedded" width="320"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhU_kgG8Bjki0VdA9eaGY9tdS9_giPxXFEwtYJyXz-HL24-GXOmw6eNcjdz9xskk4pF2vChTwUghXrN4AYOCUl1mEXuod5CkSElQjhYI2CaLdAQB8wRfMytsmuBetAT4u6hZaUo_e5ht7c/s1600/ajda+pekkan.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img alt="" border="0" data-original-height="709" data-original-width="709" height="640" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhU_kgG8Bjki0VdA9eaGY9tdS9_giPxXFEwtYJyXz-HL24-GXOmw6eNcjdz9xskk4pF2vChTwUghXrN4AYOCUl1mEXuod5CkSElQjhYI2CaLdAQB8wRfMytsmuBetAT4u6hZaUo_e5ht7c/s640/ajda+pekkan.JPG" title="Ajda Pekkan" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Ajda Pekkan - &lt;/b&gt;&lt;span itemscope="" itemtype="http://schema.org/Person"&gt;&lt;b&gt;Göz Göz Değdi Bana (1964)&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
Ajda Pekkan bir film yıldızı olarak çıktığı yolda kendisini bir anda popstar olma yolunda büyük adımlar atarken bulmuştur. Ses dergisinin sinemaya yeni yüzler kazandırmak amacıyla açılan yarışmada Hülya Koçyiğit'in ikinci olduğu yarışmada Ajda Pekkan birinci olmuştur. 1963 yılında &lt;span itemscope="" itemtype="http://schema.org/Person"&gt;ilk filmi Adanalı Tayfur'da seslendirdiği Göz Göz Değdi Bana şarkısı ile dikkat çekmiştir. Burada seslendirdiği şarkı ile Öztürk Serengil'in seslendirdiği Abidik Gubidik Twist şarkısıyla birlikte 45'lik plak olarak yayınlandı.&amp;nbsp;&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;iframe allowfullscreen="" class="YOUTUBE-iframe-video" data-thumbnail-src="https://i.ytimg.com/vi/r0MoVMiq3Uo/0.jpg" frameborder="0" height="266" src="https://www.youtube.com/embed/r0MoVMiq3Uo?feature=player_embedded" width="320"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;img alt="dadaloğlu" border="0" data-original-height="1024" data-original-width="1022" height="640" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjQa1_HgSvVCL5uEG-cUh2X6Hf4ZBrMC3ZaMFDLpzD-Y_nvWsvPNxXQwJ0omMNHLfacc5EGP34GlgBQCaCRZJX87Kfz-rHRBeZAMoPiSI8QO2ybrBrWkoICrNXH3WpjauDKrkOoCdCsdsY/s640/cem+karaca.jpg" title="Cem Karaca" width="638" /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Cem Karaca - Dadaloğlu (1970)&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Tiyatrocu bir aileden gelen Cem Karaca sahnelere hiç de yabancı değildir. 1967 yılında Apaşlar grubuna katıldı ve aynı yıl Altın Mikrofon Yarışması'nda Emrah adlı beste ile ikinciliği kazandılar. O dönemde Cem Karaca Apaşlar grubunda batı müziği ile doğu müziğini sentezleyip Anadolu Rock müziği tarzda çalışmalar yaptı. Resimdeki Gözyaşları ve Bu Son Olsun gibi parça çalışmaları ile devam etmiştir. Apaşlar grubundan ayrılıp Kardaşlar grubuna katılan Cem Karaca, Dadaloğlu 45'lik plak çalışması ile büyük başarı elde edecekti. Bu çalışma dönemin plak listesini tutan dergilerinde bir numaraya kadar yükselecekti. Cem Kara ömrü boyunca şarkılarında fakirlerin, işçi sınıfının yanında olmuş ve bir dönem sürgün hayatı yaşamak zorunda kaldığından memleket hasretini çok iyi bildiğinden memleket hasretini şarkılarında bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;iframe allowfullscreen="" class="YOUTUBE-iframe-video" data-thumbnail-src="https://i.ytimg.com/vi/Rq3XDgp-PGw/0.jpg" frameborder="0" height="266" src="https://www.youtube.com/embed/Rq3XDgp-PGw?feature=player_embedded" width="320"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*Plaklar ile ilgili olduğumdan ve severek araştırdığımdan sizlerle de 45'lik plakları paylaşmak istedim. &lt;br /&gt;
&lt;span itemscope="" itemtype="http://schema.org/Person"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;
</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjB2RcEicqJbhBion4NEHpYMoxVwl7eP-ySfIRo5ExII69GZQcSgjGaHmTUfDV27MdGCkJuVhPM50c5E4FaTwxuSQqSN0GRHTJn0a0rCo6xP-YilZ6yl6uvrKECXspWrzR5ToyI15c125w/s72-c/bar%25C4%25B1%25C5%259F+man%25C3%25A7o.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">33</thr:total><author>yuarslan@gmail.com (Yusuf Arslan)</author></item><item><title>Bir Pazar Denemesi</title><link>https://www.arslanyusuf.net/2018/07/bir-pazar-denemesi.html</link><category>Deneme</category><category>Günlük Yaşam</category><pubDate>Sun, 22 Jul 2018 08:37:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1010974366142616379.post-3565808931182717380</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhzWVy1NmJJhAp0QG4qbCmeUHR66dbNqYPrXglVtAwZS_ETOHKY-Zd44OYHjm4MVuqybHbo0XCtbRaZi6zG3tm-cdqdh3EW_jXWvrlQ5jnRcjpe1lV3Dl8U_V6D7mZhmT0yJgk8otSmt0k/s1600/IMG_5736c.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1491" data-original-width="1600" height="596" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhzWVy1NmJJhAp0QG4qbCmeUHR66dbNqYPrXglVtAwZS_ETOHKY-Zd44OYHjm4MVuqybHbo0XCtbRaZi6zG3tm-cdqdh3EW_jXWvrlQ5jnRcjpe1lV3Dl8U_V6D7mZhmT0yJgk8otSmt0k/s640/IMG_5736c.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Nasılsın?&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Son Konuştuğumuzdan beri epey zaman geçmiş. Burayı özledin mi?, derseniz hem de delicesine. Vakit ilerledikçe insanın daha çok bir şeyler çizip karaladığını ve yazdığını farkettim. Zamanın getirdiği yazma olgunluğu ile nedense okuyucu daha az yazdığını sezer. Gayet haklılar çünkü ortada bir olgu göremeyince böyle düşünmeleri normal. Her görünen köyün bir de görünmeyen kısmı olabilir. Yazma olgunluğu dediğim şey elindeki yazı denemelerini paylaşamamaya sebep oluyor. Bir şeyi söylemeden önce iki kez düşün dercesine yazıları paylaşmakta neredeyse üç kez düşünür hale getiriyor. Yazan kişi kendini daha iyi anlatabileceğini düşündüğü için yazılarını beğenememektedir. Yazmak da konuşmak gibi olduğu için ve&amp;nbsp; konuşmanın da yordamı olması sebebiyle daha iyi yolların olduğunu yazar çok iyi bilmektedir. Tecrübe kendini bilmeyi gerektirir.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
İyi misin?&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;
Herkesin muhakkak en sevdiği bir kitap ve yazar vardır. O satırları okurken sizi alacak ve başka diyarlara götürecek&amp;nbsp; o cümleye gelmişsindir. Birkaç saniye durur ve baştan tekrar okursun. Karşında seni tanıyan en yakın dostun konuşuyormuş gibi senin duygularına, hissettiklerine tercüman olmaktadır. Hatta bu bundan daha iyi anlatılamazdı izlenimine kapılırsınız. Birçoğumuz bu nedenle kitap okurken kalemle, kağıtla can alıcı gördüğü cümleleri not alarak okur. Notları tekrar okuyunca ilk kez keşfettiği yerlere tekrar gideceğini iyi bilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İyi pazarlar.. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhzWVy1NmJJhAp0QG4qbCmeUHR66dbNqYPrXglVtAwZS_ETOHKY-Zd44OYHjm4MVuqybHbo0XCtbRaZi6zG3tm-cdqdh3EW_jXWvrlQ5jnRcjpe1lV3Dl8U_V6D7mZhmT0yJgk8otSmt0k/s72-c/IMG_5736c.JPG" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total><author>yuarslan@gmail.com (Yusuf Arslan)</author></item><item><title>Kahve Hakkında Ayrıntılı Bir Yazı</title><link>https://www.arslanyusuf.net/2018/07/kahve-hakkinda-ayrintili-bir-yazi.html</link><category>Araştırma</category><category>Chemex</category><category>Espresso</category><category>Filtre Kahve</category><category>French Press</category><category>Kahve</category><category>Kahve Demleme Yöntemleri</category><category>Türk Kahvesi</category><pubDate>Wed, 18 Jul 2018 17:42:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1010974366142616379.post-6975093665983436946</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjc_y5bgfg5T8srA3MWuLMrUp4bXrDrLduVjquqZuwJ1CJH91Dry_OTsVfS6OmD_uBkGK437ssqLXPGrJZyzAOaRmPZ-CBV0JkR6n3XiJ82niPkjsYIK3qE8iEgOClqHIF0TAJbf4wOg2w/s1600/b.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1065" data-original-width="1600" height="426" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjc_y5bgfg5T8srA3MWuLMrUp4bXrDrLduVjquqZuwJ1CJH91Dry_OTsVfS6OmD_uBkGK437ssqLXPGrJZyzAOaRmPZ-CBV0JkR6n3XiJ82niPkjsYIK3qE8iEgOClqHIF0TAJbf4wOg2w/s640/b.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Kahve içmeyi kim seviyor? Kahveyi sevmesiniz bile hayatınızda bir kez bile kahve içmişsinizdir. Yolunuz kahve ile kesiştiyse buyrun yazıyı okumaya başlayın.&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Kahvenin keşfi Etiyopya'da Kaldi isminde bir çobanın keçilerini güderken hayvanlarının üzerinde gördüğü değişiklikler ve ne olduğunu öğrenmeye çalışması sonucu ortaya çıkmıştır. Kahvenin tarihinden ziyade bizi ilgilendiren ve belki ileride barista veya kahve gurmesi olmak isteyenler için ilk adım olarak ön bilgi amacı ile kahve 101 dersi niteliğinde yani kahve dünyasına ilk adım olacaktır. Kahveyi seven biri zaten bu açıklamayı hızlıca geçecektir.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Kahve yüzlerce türü olan bir bitkidir. Biz bu türlerin içinden Arabica ve Robusta olanları sıklıkla tüketiyoruz. İsveç'te değişim öğrencisi olarak gittiğim üniversite Linnaeus üniversitesiydi. Şimdi bunu kahve ile ne alakası var diyeceksiniz. Üniversiteye adını veren Linnaeus, biyolog ve fizikçidir. Günümüzde sıklıkla gördüğümüz birçok bitkilerin ve hayvanların sınıflandırmasını yapmış, ayrıca birçoğunu isimlendirmiştir. Arabica kahvesini de 1753 yılında tanımlamış. Arabica kahvesinin aroma ve lezzet değerleri Robusta kahvesine göre iyidir. Kahve dükkanlarında içtiğimiz ve aldığımız kahvelerin büyük çoğunluğu Arabica'dır. Robusta kahvesinin tanımlanması ise 1800'lü yılların sonlarına denk gelir. Robusta biraz sert olduğu için espresso yapımında kullanılabilir.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Arabica en sık üretimi olan kahve çekirdeğidir. Kahvenin elde edildiği kahve bitkileri genellikle tropikal kuşak civarında yetiştirilir. Yani soğuğu sevmeyen bir bitkidir. Dünyada tüketimi fazla olmasına rağmen bir kahve bitkisi toprağa düştükten yaklaşık 3 yıl sonra meyvesini vermeye başlar. Meyvesi önce yeşildir. Sonrasında yavaşça kırmızıya dönmeye başlar.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;b&gt;Topraktan Dünyaya Yayılan Lezzet&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Kahvemiz toplandı, kırmızı dış kabuklarından ayrıldı, kurutuldu ve çuvallanıp dünya pazarına girmesi için yola çıktı. Şimdi elimizde yeşil çiğ halde kahve çekirdekleri var. Sıra kavurma işlemine geldi. Kahvenin çekirdeklerinin kavrulması değişkenlik gösteren bir süreçtir. Bu doğrudan kahvemizin tadını ve aromasını etkiler. Kahve dükkanlarından çekirdek şeklinde kahve aldığınızda üzerinde light, medium, dark roast diye yazdığını ve çekirdeklerimizin az, orta, fazla kavrulduğunu anlayabilirsiniz. Kahvenin paketlenmesi, saklanması bir kahvenin üretilip önümüze sunulması kadar önemlidir. Tadını ve üretildiği yöreye özgü barındırdığı aromayı korumasını sağlar. Hava, nem, ışık vb. faktörler ile buluşursa kahvenin özellikleri bozulmaya başlayacaktır. Bunun için kahveler satılırken genellikle valfli kahve paketlerine konur. Bu valf içeriden dışarıya hava geçişine izin verir, fakat dışarıdan içeriye hava geçişine izin vermiyor. Her şey güzel, hoş da bu kahveler satılırken üzerinde Kolombiya, Brezilya, Endonezya, Kenya, Etiyopya, Guatemala vb. gibi ülkelerin yazması olayını sorabilirsiniz. Tahmin edeceğiniz gibi üretildiği yerdir. Dünyanın öbür ucunda yerleştirilip ayağımıza kadar getiriliyor. Seviliyor ki bu zahmete herkes katlanıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Bölgelere Göre Kahvenin Özellikleri&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Kolombiya:&lt;/b&gt; Biraz asitli, çikolata tatları ve tropik meyvemsi&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Brezilya:&lt;/b&gt; Benim ençok sevdiğim kahve olması ile birlikte ağır bir kahve değildir. Çikolatamsı tadı vardır. Türk kahvesi genelde Brezilya kahvesinden yapılır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Endonezya: &lt;/b&gt;Bu yörede daha çok robusta kahve çekirdekleri yetiştirilse de bazı ünlü kahve zincirlerinde bulabileceğiniz Sumatra kahvesi Endonezya'da yetiştirilir. Ayrıca dünyanın en pahalı kahvesi diye bilinen Luwak kahvesi burada yetiştirilip ve üretilmektedir. Bir tür minsk kedisine ağaçlardaki taze kahve çekirdeklerini yedirerek&amp;nbsp; midesinde fermantasyona uğratılması sağlanıyor. Bu kahve çekirdekleri öğütülmeden dışkı yoluyla atılıyor. Kısacası taklit edilemeyen aroması ve üretim şekli olması sebebiyle Luwak kahvesi en değerli kahve olarak karşımıza çıkıyor. Siz denemek ister misiniz?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Kenya:&lt;/b&gt; Yüksek asitliliği&amp;nbsp; ve turunçgil aromasına sahiptir. Ağızda hafif ekşimsi tat bırakır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Etiyopya:&lt;/b&gt; Daha çok meyvemsi aroması vardır. Yumuşak içimlidir. Kahvenin anavatanı olarak bilinir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Guatemala:&lt;/b&gt; Küçük bir ülke olmasına karşın zengin aromalara sahip kahveler yetiştirilmektedir. Çeşitli meyve aromalarını içerebilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Kahvenin Demlenmesi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Kahvenin bölgelerine göre kendine özgü karakteristik özellikleri olduğundan bahsettiğimize göre şimdi de kahveyi demlemek için elimize gelen kahve çekirdeklerinin öğütülmesi işlemi var. Daha önceden adı bilindik kahve mağazalarına gitmişseniz orada kahve çekirdeklerinin paketler halinde olduğunu görürsünüz. Size hangi demleme yöntemini kullanacağınızı sorarlar ve ona göre kahvenizi çektirirsiniz. Evlerde sıklıkla kullanılan french press, chemex, moka pot, türk kahvesi vb. demleme yöntemleri var. Ve yahut evinizde bir filtre kahve makinesi veya espresso kahve makinesi olabilir. Çektirdiğiniz bu kahve boyutu demleme yöntemine göre yanlış olması durumda kahveden doğru tat alamamanıza sebep olacaktır. Örneğin, french presste kullanılan kağıt filtreye göre nispeten kalın kahveyi chemex kağıt filtrede kullanırsanız sıcak su kahveye tam nüfuz edemeden akıp gidecek. Bu nedenle doğru kahve tadını tadamayacaksınız. Eğer kalın kahve boyutu değil de aşırı ince kullanırsanız kahve kağıt filtre gözeneklerini kapatacak, filtrenin süzme süresi uzayacak ve içimizi ısıtan sıcak bir kahve değil de soğuk bir kahve sizi karşılayacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhWlFQrwuppOeqT2OCcLXytEcuUZRyuUwT-k8uoSFypsQwLEsMc4dfFR10IIkQRmzZSQW1Vgs6lW4OXvDMW2LPFkl08bIRnpLVd2fyh7IWrKeKVg7etZBMt-BKkIKbK8QZrqvIc4wlCsl4/s1600/c.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1067" data-original-width="1600" height="426" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhWlFQrwuppOeqT2OCcLXytEcuUZRyuUwT-k8uoSFypsQwLEsMc4dfFR10IIkQRmzZSQW1Vgs6lW4OXvDMW2LPFkl08bIRnpLVd2fyh7IWrKeKVg7etZBMt-BKkIKbK8QZrqvIc4wlCsl4/s640/c.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;French Press&lt;/b&gt;: Kalın boyutta çektirilmiş kahve&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Chemex, Filtre Kahve Makinesi:&lt;/b&gt; Orta boyutta çektirilmiş kahve&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Moka Pot, Espresso Makinesi:&lt;/b&gt; İnce boyutta&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Türk Kahvesi:&lt;/b&gt; Aşırı ince boyutta&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kahvenizi alırken ince veya kalın boyutta olsun demenize gerek yoktur. Chemex'de, Türk kahvesi olarak veya herhangi bir demleme yöntemininde demleyeceğim demeniz yeterlidir. Barista zaten kullanılan ideal boyutları bilmektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;u&gt;&lt;b&gt;Tavsiye:&lt;/b&gt;&lt;/u&gt; Kahvenizi tüketeceğiniz miktarda çektirmenizde fayda vardır. Nedeni ise çekilmiş kahve ortamdaki nem, güneş ışığı vb. şartlardan çekirdek kahveye göre daha daha hızlı etkilenir. Çekilmiş kahve kolay bayatlar, beklediği süre içinde tadını ve kokusunu kaybetmeye başlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;u&gt;&lt;/u&gt;
Bir kahve mağazasına gittiğinizde adını söylemekte zorlandığım kahve isimleri var diyorsanız sıra size geldi. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Espresso: &lt;/b&gt;İnce öğütülmüş kahve çekirdeklerinin espresso kahve makinesinde yüksek su basıncında (9 bar) gibi ve 90-95 santigrat derece sıcaklık aralığında süzdürülmesi ile elde edilir. Tadı yoğun ve serttir. Sunumu fincanın yarısı dolu olarak yapılır. Latte, machiato, americano gibi pek çok içecek espresso ile süt, süt köpüğü, çikolata ya da sıcak su karıştırılarak elde edilir. Kahve çeşitlerinin temelini oluşturur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhBJ5OPi5TK-6udycGBJ6cejwxLxwNG7FZFhnQRTiRsrzcW0EOTb90ShZvuKulRFXtqY0nnFNjhfcyDqFpZa64luSwXDgN9-kdctkTBnxynDvsgraIPQuWKtVsbxr5bt0UgSdhU3liTu1g/s1600/e.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1067" data-original-width="1600" height="426" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhBJ5OPi5TK-6udycGBJ6cejwxLxwNG7FZFhnQRTiRsrzcW0EOTb90ShZvuKulRFXtqY0nnFNjhfcyDqFpZa64luSwXDgN9-kdctkTBnxynDvsgraIPQuWKtVsbxr5bt0UgSdhU3liTu1g/s640/e.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Americano:&lt;/b&gt; Espresso'nun sertliğini sevemeyen kişiler için uygun olan sıcak su ile seyreltilmiş espresso 
diyebiliriz. Sunumu daha büyük fincanlarda hatta kupalarda yapılır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Cappucino: &lt;/b&gt;Espresso, sıcak süt ve süt köpüğü ile hazırlanır. Yumuşak içimlidir. İçimi espresso ve americanoya göre hafiftir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Mocha:&lt;/b&gt; İçinde bolca süt, süt köpüğü, espresso ve çikolata bulundurur. En hafif kahve türlerindendir. Genelde daha önce kahve pek kahve içmeyen kişilerin kahve dünyasına ilk adımlarını attığında ilk tercihi olmaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Latte:&lt;/b&gt; İçinde espresso kahvenin yanında bolca süt barındıran, içimi çok hafif kahve türüdür. Üstünde 
süt köpüğü bulundurur. Sert kahve sevmeyenlerin birinci tercihi olmaya adaydır. Latte kahvesinin üzerindeki süt köpüğüne uygulanan latte art diye bir sanat ortaya çıkmıştır. Baristanın yeteneğine göre latte kahvenizin üzerine çizilen bir kalp veya yaprak deseni ile kahve keyfiniz bir kat daha artmış oluyor.&amp;nbsp; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgJrwE9dXXyER2n7R3UQ6ydlx81dt2td2Bf8IGwY3ovF462Y_w7dkcexwWb5RMU1_qacSglxtktfhmHExfS_WCgwYrFrS7-sB-fZl1BgeEsPdfeVLNTn0OGFejOqavQ0QDHaF8kVU43Wko/s1600/latte.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="541" data-original-width="800" height="432" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgJrwE9dXXyER2n7R3UQ6ydlx81dt2td2Bf8IGwY3ovF462Y_w7dkcexwWb5RMU1_qacSglxtktfhmHExfS_WCgwYrFrS7-sB-fZl1BgeEsPdfeVLNTn0OGFejOqavQ0QDHaF8kVU43Wko/s640/latte.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Filtre Kahve:&lt;/b&gt; Espressodan farklı olarak kahve makinesinde demlenmesi için kahve bir filtre kağıdına konur, espressoya göre su düşük basınçta ve yavaş bir şekilde damlatılarak kahvenin içinden geçirilir. French press aleti ile metal filtre yardımı ile demlenebilir. Sade ve 
sütlü olarak tüketilebilir. Bazılarımız için sade filtre kahve sabahları olmazsa olmazımızdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhrs_VAwlIGVA0NK2JeVYUbg4R07x1BXyJs7uPZPewzTrJUuP68bjEbrFW5Im6IenMsJJmhBLRr0fQ2hhLjhSJ2_XvGHIXhKk-5yYTYaiGahjQamKe6lEWTWfZ1X_Fm4Sb-uDRpkbvBT2M/s1600/a.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1067" data-original-width="1600" height="426" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhrs_VAwlIGVA0NK2JeVYUbg4R07x1BXyJs7uPZPewzTrJUuP68bjEbrFW5Im6IenMsJJmhBLRr0fQ2hhLjhSJ2_XvGHIXhKk-5yYTYaiGahjQamKe6lEWTWfZ1X_Fm4Sb-uDRpkbvBT2M/s640/a.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Türk Kahvesi:&lt;/b&gt; Türkiye'de kahve denilince ilk akla gelen ve demleme yöntemi bize ait olan bir kahve türüdür. İnce çekilmiş kahve çekirdeklerinin cezvede kaynatılarak 
pişirilmesi ile tüketiliyor. Bol köpüklüsü makbul olan sert kahvedir. İtalyanların sert espressosu varsa bizim de sert Türk kahvemiz var. :)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Kahvenizi Alırken Paketinde Yazan Yazıları Anlama Rehberi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;/div&gt;
Elimde bulunan ve çeşitli kahve mağazalarından edindiğim kahve paketlerini aşağıdaki resimlerde numaralandırarak ne anlama geldiğini rahatlıkla anlayabilirsiniz. Ayrıca bu numaraların ne anlama geldiğini aşağıya yazdım. Farklı kahve markalarını koymamın sebebi hepsinin kendine özgü paket üzerinde bilgilendirme şekli olmasıdır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;1) Kahvenin Aroması&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;2) Kahvenin Kavrulma Şekli&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;3) Kahvenin Üretildiği Yer&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;4) Kahvenin Üretildiği Yer Hakkında bilgi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;5) Sertifika Bilgisi&lt;/b&gt; (Java House kahvesinde KEBS diye bir sertifika var. Bu ülkemizde TSE (Türk Standartları Enstitüsü) gibi Kenya ülkesine ait bir sertifikadır. Tchibo kahvesinde ise &lt;span&gt;Rainforrest Alliance sertifikası var. Rainforest Alliance (Yağmur Ormanları Birliği) ürün üretilirken doğal yaşamın korunduğu belirtmek ile birlikte üretimde çalışan ailelerine gıda, sağlık, eğitim hizmetlerinin sağlandığını ve güvenli çalışma koşullarının olduğu bilgisini veriyor. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgfTsa1IAjF65qau1bmxO0z9ttDqJiNSg3csJoQ_zaYockRRsgeMXx7WV5QZQHt7EYXTNCRy1um_2E3NoPqfXPZ9mmoxOoiCMvamIPlh6-zvMwKkuFJTzDUVoMmItQ0hG315iZKIoAexkw/s1600/toplu+1280.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1280" data-original-width="1280" height="640" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgfTsa1IAjF65qau1bmxO0z9ttDqJiNSg3csJoQ_zaYockRRsgeMXx7WV5QZQHt7EYXTNCRy1um_2E3NoPqfXPZ9mmoxOoiCMvamIPlh6-zvMwKkuFJTzDUVoMmItQ0hG315iZKIoAexkw/s640/toplu+1280.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;b&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg4l2TP_pINyhge7AVdJnpvrwVG6oHK3PyGNiqZpYhnq6hqy_o0yfUY-ePpYke2XX6P_yzVnvmy0K1lLFD2ne8-UYhprSCpsZfvBkT1brMu1h_PnDiPUSZHWIw_HHaBkQBeIiBqt4O6mTY/s1600/2li+786.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="666" data-original-width="786" height="542" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg4l2TP_pINyhge7AVdJnpvrwVG6oHK3PyGNiqZpYhnq6hqy_o0yfUY-ePpYke2XX6P_yzVnvmy0K1lLFD2ne8-UYhprSCpsZfvBkT1brMu1h_PnDiPUSZHWIw_HHaBkQBeIiBqt4O6mTY/s640/2li+786.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;b&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Daha fazla kahve ile ilgili yazı okumak isterseniz:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://www.arslanyusuf.net/2017/01/bir-kahvenin-krk-yl-hatr-vardr.html" target="_blank"&gt;Bir Kahvenin Kırk Yıl Hatırı Vardır&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://www.arslanyusuf.net/2017/10/ictiginiz-kahve-kisiliginiz-hakkinda.html" target="_blank"&gt;İçtiğiniz Kahve Kişiliğiniz Hakkında İpucu Verir&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://www.arslanyusuf.net/2016/10/kahvedukkanlari.html" target="_blank"&gt;Kahve Dükkanları&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjc_y5bgfg5T8srA3MWuLMrUp4bXrDrLduVjquqZuwJ1CJH91Dry_OTsVfS6OmD_uBkGK437ssqLXPGrJZyzAOaRmPZ-CBV0JkR6n3XiJ82niPkjsYIK3qE8iEgOClqHIF0TAJbf4wOg2w/s72-c/b.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">18</thr:total><author>yuarslan@gmail.com (Yusuf Arslan)</author></item><item><title>Eline Beline Diline Sahip Çık</title><link>https://www.arslanyusuf.net/2018/06/eline-beline-diline-sahip-cik.html</link><category>Hacı Bektaşi Veli</category><category>Kültür-Sanat</category><category>Türkçe</category><category>Vecize</category><category>Özdeyiş</category><pubDate>Mon, 18 Jun 2018 19:30:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1010974366142616379.post-7281119674102836043</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEigW_TCb5G9YfTFoQDreW2r5PgpyONnmP8teAFivysrCvIYNjg6jdEX-wCfIs7S6ufiCoqxbc-wa94B4DwT9HkimWhi3hYBWI3TAC2x2-JO2LlFBwNkXDMQtXwalIcAzt9mQn6S9cpx9yw/s1600/eline+diline.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="535" data-original-width="800" height="427" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEigW_TCb5G9YfTFoQDreW2r5PgpyONnmP8teAFivysrCvIYNjg6jdEX-wCfIs7S6ufiCoqxbc-wa94B4DwT9HkimWhi3hYBWI3TAC2x2-JO2LlFBwNkXDMQtXwalIcAzt9mQn6S9cpx9yw/s640/eline+diline.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Tarihi yorumlar iken günümüzün koşullarına bağlı olarak olaylara göre yorumlamak çok yanlış olacaktır. Yıllar içinde toplumun anlayışı, davranışı ve hedefleri değişkenlik gösterebilir. Bu değişim çağın getirdiği olgulara göre dilde de olabilir. Dil, millet için hayatındaki kültürünün göstergesi, gelecek nesillere aktaran vasıtası ve kendini ifade etme vasıta görevi görmektedir. Dil ayrıca kendini konuşan milletin yüzyıllar içinde ortaklaşa oluşturduğu bir şeydir. Bu nedenle bir toplumun diline bakarak onu konuşan toplumun mantığını ve düşünce tarzı hakkında fikir sahibi olabilirsiniz. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Eline beline diline sahip çık, Hacı Bektaş Veli'nin bir sözüdür ve bu söz bektaşiliğin de özüdür.&amp;nbsp; Ele sahip olup; haram yememeyi, bele sahip olup; zina etmemeyi, dile sahip olup; kötü söz konuşmamayı öğütlediğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Ancak günümüzde kapalı e&lt;b&gt; &lt;/b&gt;sesini (Boğumlanma noktası i ve e ünlüleri arasında bulunan e sesi yani -é, TDK ) yazmadığımızdan, zaman geçtikçe de daha az okuduğumuzdan Hacı Bektaş
 Veli’nin sözünü de sadece ahlak anlayışı içerisinde anlamak durumunda 
kalıyoruz. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
"Eline, beline, diline hakim ol" derken burada&amp;nbsp;"el" eski Türkçede bulunan il kelimesi ile aynı anlamdadır; yani ülke, yurt anlamındadır. Bel ise Türkülerde gurbet elleri şeklinde çok duymuşsunuzdur. Ayrıca Türkçede bu şekilde kurulmuş Çamlıbel, Otlukbeli, Oğuzeli, Türkeli vb. yüzlerce yerleşke ismi vardır. Yaşadığın çevreye bel denmektedir. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Diline derken ise konuştuğun anadil Türkçe'den bahsedilmektedir. Hacı Bektaşi Veli bizlere, içinde yaşadığın ülkene (eline), yaşadığın yakın çevreye (beline), konuştuğun diline sahip çık, diyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Türkçe, öylesi bir dildir ki, zaman geçtikçe unutuğumuz derin anlamları içerisinde barındırmaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;
</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEigW_TCb5G9YfTFoQDreW2r5PgpyONnmP8teAFivysrCvIYNjg6jdEX-wCfIs7S6ufiCoqxbc-wa94B4DwT9HkimWhi3hYBWI3TAC2x2-JO2LlFBwNkXDMQtXwalIcAzt9mQn6S9cpx9yw/s72-c/eline+diline.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">8</thr:total><author>yuarslan@gmail.com (Yusuf Arslan)</author></item><item><title>Karışık Duygular İçinde Blog Yazmak</title><link>https://www.arslanyusuf.net/2018/03/karisik-duygular-icinde-blog-yazmak.html</link><category>Blog Yazarlığı</category><category>Blog Yazmak</category><category>Bob Dylan</category><category>Deneme</category><category>Günlük Yaşam</category><category>Mark Twain</category><category>Mevlana</category><pubDate>Thu, 8 Mar 2018 16:59:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1010974366142616379.post-8614995042458757005</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi5fj_P2I0wk-EZpePO9yblfBsVc-yVt96HNi8eLIWyaf_zMStQoEK8tQIun35WZ7ipDAMdlYxlnWfuqzOyPgLwiPaoALPRBUGA2Rfwmm9ZrEvSS4VMJa2awXDsbavShVkBfvu8tiE97ak/s1600/isve%25C3%25A7te+bir+ak%25C5%259Fam.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1343" data-original-width="1600" height="536" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi5fj_P2I0wk-EZpePO9yblfBsVc-yVt96HNi8eLIWyaf_zMStQoEK8tQIun35WZ7ipDAMdlYxlnWfuqzOyPgLwiPaoALPRBUGA2Rfwmm9ZrEvSS4VMJa2awXDsbavShVkBfvu8tiE97ak/s640/isve%25C3%25A7te+bir+ak%25C5%259Fam.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Bazen yazdıkça yazasım geliyor. Yazarken yazıyı okuyacak kişi profillerini ve zevklerini göz önünde bulundurmaya çalışıyorum. Kendimi anlayışlı bir blog yazarı sınıfına koymam sizce bencilce olur mu? Sözde değil gerçekten iyi yazarlar üstüme fena yüklenir mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aslında bu endişe ile benim bir kalıba tıkılıp kalmama sebebiyet vereceğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Ben gönlümce yazabilmek için kimsenin bana ulaşamayacağı odama çekiliyorum. Ulaşmaya çalışsa bile ulaşamayacağı bir zamanı seçiyorum. Elime kahvemi alıyorum. Kahvenin uyku kaçırıcı veya rahatlatıcı özelliği olduğundan kendisini seçmiyorum. Onsuz yapamayacağımı bildiğim için bir fincan kahve daha alıyorum elime. Şarkıcı Bob Dylan'ın dediği gibi, one more cup of coffee for road. Yani yol için bir fincan kahve daha. Blog yazma yolunda bir fincan kahve daha istiyorum. Bu sayede kendimi bu yolda giderken serbest hissedebiliyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kendimce sade ve akıcı anlatımla sıkılmadan yazmaya devam etmeye çalışırken rastgele gittiğim için bol bol hatalara düşerim. Bunları düzeltebilirdim, ama o zaman kendimi sizlere yanlış tanıtmış olurdum. Dikkatsizlikten gelenleri bir yere kadar düzeltebilirim. Bende adet haline gelmiş olanları sizce nasıl düzeltebilirim? Düzeltemem veya kısmen düzeltebilirim. Tom Sawyer kitabının yazarı&amp;nbsp; Mark Twain var ya &lt;b&gt;"Alışkanlıklar alışkanlıktır, insan onu pencereden atamaz; ancak tatlı dille merdivenden birer adım aşağıya inmesini sağlayabilir."&lt;/b&gt; demiş. Tam da yazdıklarıma tercüman olmuş.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Blog yazılarımda herkes beni görsün. Bana bakan da blog yazılarımı görsün. Zaten blog sayfamın alan adında adımı ve soyadımı görüyorsunuz. Bu yolla zihninizde bir profil oluşturursunuz. Blog yazılarımı okursanız bu profilin içini doldurmuş olursunuz. Profilin içini tam dolduracak yazılar yazamazsam içinde boşluklar kalacaktır. Bu boşluklar en ufak sallantıda kavanozun içindeki hareket eden çakıl taşları gibi rahatsız edici kuru gürültü yapacaktır. Sonra okuyucu rahatsız olacağından soğur ve buradan uzaklaşır. Sen onları boşver ve bir de Hz. Mevlana'nın sözüne bak:&lt;b&gt; "Sen bakmasını bil de dikende gülü gör, dikensiz gülü zaten herkes görecektir."&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Y.A&lt;/b&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi5fj_P2I0wk-EZpePO9yblfBsVc-yVt96HNi8eLIWyaf_zMStQoEK8tQIun35WZ7ipDAMdlYxlnWfuqzOyPgLwiPaoALPRBUGA2Rfwmm9ZrEvSS4VMJa2awXDsbavShVkBfvu8tiE97ak/s72-c/isve%25C3%25A7te+bir+ak%25C5%259Fam.JPG" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">13</thr:total><author>yuarslan@gmail.com (Yusuf Arslan)</author></item><item><title>Dile Minnet Eylemem </title><link>https://www.arslanyusuf.net/2018/02/dile-minnet-eylemem.html</link><category>Deneme</category><category>Dil Öğrenmek</category><category>Günlük Yaşam</category><category>Hikaye</category><category>Nesimi</category><category>İsveç</category><pubDate>Sat, 24 Feb 2018 07:41:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1010974366142616379.post-2860583496452119433</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjnoIYPv0kWEB15f1dkWXZVHL1EgZMKRx53JyT8_vhe6Hi2xeW1DHCozfe1Uv5H519D698HGuQylVFo21ouTA56ZBv8hgJ6N0J-D54TDjVhGgRTIXu0g17d8kOx6QIPhDmPdlZ9hnpb5Sk/s1600/dile_minnet_eylemem1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1067" data-original-width="1600" height="426" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjnoIYPv0kWEB15f1dkWXZVHL1EgZMKRx53JyT8_vhe6Hi2xeW1DHCozfe1Uv5H519D698HGuQylVFo21ouTA56ZBv8hgJ6N0J-D54TDjVhGgRTIXu0g17d8kOx6QIPhDmPdlZ9hnpb5Sk/s640/dile_minnet_eylemem1.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Sabahın erken saatinde trenin rahatsız edici sesiyle uyandım. Son 4-5 aydır yeni yerler görmek isteğiyle çok fazla tren yolculuğu yapıyordum. Özellikle gece yolculukları benim gibi yabancı bir ülkede üniversite öğrencisi için en ideali idi. Çünkü hem gece kalacak bir yere para vermiyorsunuz hem de başka bir şehire ayak basmış oluyorsunuz. Yalnız günün çoğu zamanı karanlık olan bir yerdeydim. Belki kış mevsiminde sürekli havaların kutup bölgesine yakınlığı sebebiyle çok soğuk olmasına kolay alışmıştım, fakat bu karanlık ortam ilk başta düzemli uyuyamadığımdan olsa gerek bende uykusuzluk etkisi yapmaya başlamıştı. Sabah erken kalkıyorsun, karanlıkta saat 9 gibi üniversiteye gidiyorsun ve sonra öğleden sonra kurslardan çıkınca saat 3 gibi hava yine karanlık. İşte o karanlık zamanların birinde tren görevlisi bana dönüp "god morgon, valkommen till Huskvarna" dediğini duydum. Ben de &lt;span class="short_text" id="result_box" lang="sv"&gt;&lt;span class=""&gt;"tack så mycket" diyerek çok teşekkür ettiğimi belirttim. Bunu ben bulunduduğum ülkedeki insanlara saygı olarak özellikle karşı tarafın dilini bildiğim kadar kullanmayı tercih ediyorum. Sonrasında İngilizce olarak devam etmek zorunda kalıyordum. Bu süre içinde inan İsveççe bilseydim hep İsveççe konuşurdum. Nedeni bir şeye hayranlık filan değil. Bir dile Nesimi'nin de dediği gibi Arabi Farisi bilmem, dile minnet eylemem. Çok basit sadece karşımdaki insana saygı için. Bunları neden anlattığımı yazının sonunda anlayacaksınız.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span class="short_text" id="result_box" lang="sv"&gt;&lt;span class=""&gt;Huskvarna şehrine sabahın erken saatinde varmıştım. Burası İsveç'in güneyinde İsveç'in ikinci büyük gölü olan &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="short_text" id="result_box" lang="sv"&gt;&lt;span class=""&gt;Vättern gölü yakında yaklaşık 20.000 nüfuslu küçük bir kasaba şehri. Hemen bir küçük kafetarya tarzı bir yer bulup kahvaltımı yapmak istedim. Seyahat halinde olduğumdan minimal şekilde bir şeyler atıştırmaya çalışıyordum. Dondurucu soğuklar olduğundan filtre kahve ve tarçınlı çörek ideal bir seçim. Tam o sırada yan masadaki yaşlı bir amca yabancı olduğumuzu anlayınca "nasılsınız? nereden geldiniz? burada okuyor musunuz?" diye sordu. Türk olduğumu ve burada belirli bir dönem için okumaya geldiğimi, İsveç'i gezmek için yola çıktığımı belirttim. Öncelikle bilinmeyen küçük kasabaları gezmeyi tercih ettiğimi belirttim. Adam telefonundan haritaya baktı ve şaşırarak "taaaa oradan buraya gelmişsin" dedi. Şimdi ise burada olman gerçekten memnuniyet verici ve başarılı biri olmasın dedi. Aslına bakarsanız o zaman daha ilk yurtdışı deneyimimdi. Daha sonrasında daha farklı ülkeler görme fırsatım olacaktı.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span class="short_text" id="result_box" lang="sv"&gt;&lt;span class=""&gt;Adam bana döndü ve bu şehirde yaşayan Türk birisini tanıyorum dedi. Kendisinin nasıl biri olduğunu tam bilmiyorum ama şu ileride bir dükkanı olacaktı. İstersen kibarca bir tanışırsan memleketinden biri olacağından bana iyi geleceğini belirtti. Kahvaltımı bitirdikten sonra&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="short_text" id="result_box" lang="sv"&gt;&lt;span class=""&gt; belirtilen dükkana vardım. Dükkanda İsveç'te pek bulunmayan Türkiye'den getirildiği belli kırmızı mercimek, kurutulmuş incir ve kayısı vb. şeyler satan aktarı andıran bir yerdi. Burası gerçekten de bir anlık da olsa memleketimi bana hissettirmişti. Benim bir merhaba dememle birlikte karşımda farklı bir insan bulmuştum. Bana şuradaki amca sizin Türk olduğunuzu ve sizinle tanışmamı tavsiye ettiğini söyledim (İngilizce olarak).&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="short_text" id="result_box" lang="sv"&gt;&lt;span class=""&gt; Türk mü? diye ses duyduktan sonra bir anda asabi bir tavırla öyle değil kendisinin sadece (Türkiye'den bir şehirden) olduğunu ve oraları özlediğini vurguladı. Sonrasında bana sadece (X dili &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="short_text" id="result_box" lang="sv"&gt;&lt;span class=""&gt;&lt;span class="short_text" id="result_box" lang="sv"&gt;&lt;span class=""&gt;Türkiye'de toplum içinde az da olsa konuşulan bir dil&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;) konuşalım dedi. Ben onu bilmediğimi söyledim. Sonrasında karşımdaki İsveççe konuşmaya başladı. Onu da bilmediğimi söyledim. Ben de o zaman hadi İngilizce konuşmaya devam edelim dedim. İngilizce olarak Türkçe biliyormusunuz, diye sordum. Adam tekrar Türkiyeli değilim, (&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="short_text" id="result_box" lang="sv"&gt;&lt;span class=""&gt;&lt;span class="short_text" id="result_box" lang="sv"&gt;&lt;span class=""&gt;Türkiye'den bir şehirden)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; iki yıl önce geldiğini ve Türkçe bildiğini ama İngilizce devam etmek istediğini dedi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span class="short_text" id="result_box" lang="sv"&gt;&lt;span class=""&gt;Özetle Türk olduğunu kabul etmiyor, Türkiye'yi de kabul etmiyor ama &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="short_text" id="result_box" lang="sv"&gt;&lt;span class=""&gt;&lt;span class="short_text" id="result_box" lang="sv"&gt;&lt;span class=""&gt;&lt;span class="short_text" id="result_box" lang="sv"&gt;&lt;span class=""&gt;Türkiye'den bir şehir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;den olduğunu iddaa ediyor. Şaşırarak size zorla iki yıl içinde anadiliniz gibi İsveççe öğretmişler ve konuşuyorsunuz dedim. Kızdım ve adını bile sormadan oradan çıktım. Burada zoruma giden ben &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="short_text" id="result_box" lang="sv"&gt;&lt;span class=""&gt;&lt;span class="short_text" id="result_box" lang="sv"&gt;&lt;span class=""&gt;insanlara saygı olarak özellikle karşı tarafın dilini bildiğim kadar kullanmayı tercih ederken karşımdaki kabaca bir de dövüp azarlamadığı kalmasıdır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="short_text" id="result_box" lang="sv"&gt;&lt;span class=""&gt;&lt;span class="short_text" id="result_box" lang="sv"&gt;&lt;span class=""&gt;Bir de bu konuda saygı göstermeyi herhangi bir İsveçlinin anlayabilmesi, fakat aynı coğrafya'dan çıkmış insanların anlayamaması benim çok zoruma gitti. Burada birinin o veya bu milletten olması mühim değil. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="short_text" id="result_box" lang="sv"&gt;&lt;span class=""&gt;&lt;span class="short_text" id="result_box" lang="sv"&gt;&lt;span class=""&gt;&lt;span class="short_text" id="result_box" lang="sv"&gt;&lt;span class=""&gt;&lt;span class="short_text" id="result_box" lang="sv"&gt;&lt;span class=""&gt;&lt;span class="short_text" id="result_box" lang="sv"&gt;&lt;span class=""&gt;&lt;span class="short_text" id="result_box" lang="sv"&gt;&lt;span class=""&gt;Hatta Türkçe'yi de bilmesin, ben işin orasında hiç de olmam. Hepimiz farklı milletten olabiliriz ve farklı dilleri konuşabiliriz. Yalnız tavırı sanki benim Türkçe olarak bir "merhaba" &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;dememle tüm kinini kusmayı planlamış gibiydi. Türkçe olarak "merhaba" deme sebebim de kafeteryada otururken İsveçlinin tavsiyesidir. Yoksa ben oraya hiç gitmezdim. Tabiri caizse neye uğradığımı şaşırmıştım. Eğer ben karşımdakinin dilini biliyorsam saygı beklemeden saygı için bildiğim kadar kullanırım. Kullanmasam bile saygı göstergesi olarak kaba bir şekilde davranmam. Ben böyle tatsız bir anı yaşarak yeni yerler görmek ve yeni bilgiler edinmek için yoluma devam etmiştim.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nesimi'den;&lt;br /&gt;
&lt;span class="short_text" id="result_box" lang="sv"&gt;&lt;span class=""&gt;&lt;span class="short_text" id="result_box" lang="sv"&gt;&lt;span class=""&gt;Hâr içinde biten gonca güle minnet eylemem&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span class="short_text" id="result_box" lang="sv"&gt;&lt;span class=""&gt;&lt;span class="short_text" id="result_box" lang="sv"&gt;&lt;span class=""&gt;Arabi Farisi bilmem, dile minnet eylemem &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;span class="short_text" id="result_box" lang="sv"&gt;&lt;span class=""&gt;&lt;span class="short_text" id="result_box" lang="sv"&gt;&lt;span class=""&gt;*Şehir ve dil ismini açıklayarak ayrımcılığa sebebiyet verebileceğinden açıklamadım. &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; </description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjnoIYPv0kWEB15f1dkWXZVHL1EgZMKRx53JyT8_vhe6Hi2xeW1DHCozfe1Uv5H519D698HGuQylVFo21ouTA56ZBv8hgJ6N0J-D54TDjVhGgRTIXu0g17d8kOx6QIPhDmPdlZ9hnpb5Sk/s72-c/dile_minnet_eylemem1.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">8</thr:total><author>yuarslan@gmail.com (Yusuf Arslan)</author></item></channel></rss>