<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/" xmlns:blogger="http://schemas.google.com/blogger/2008" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" version="2.0"><channel><atom:id>tag:blogger.com,1999:blog-7235319278687156176</atom:id><lastBuildDate>Thu, 29 Aug 2024 09:18:17 +0000</lastBuildDate><category>Farklı Frekanslar</category><category>Azcık Garip</category><category>Bu Hayat İbne</category><category>Kendimle Davam</category><category>Böyle Düşünüyorum</category><title>Asi Polis</title><description>Bana 1.10, hayata 5.60 oran</description><link>http://asipolis.blogspot.com/</link><managingEditor>noreply@blogger.com (Altuğ Orgun)</managingEditor><generator>Blogger</generator><openSearch:totalResults>19</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7235319278687156176.post-7013457677461620057</guid><pubDate>Tue, 13 Aug 2019 20:12:00 +0000</pubDate><atom:updated>2019-08-13T23:12:16.494+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Farklı Frekanslar</category><title>Bana Binaen</title><description>Suratıma kapatmak üzere kapıyı açtı, tek yapmak istediği içindeki öfkeyi içgüdüsel olarak&amp;nbsp;dışa vurmaktı. Alt dişlerim, konumlarının avantajını kullanarak, hareketsiz üst dişlerime saldırıyorlardı. Yumruk yemek istedim, tüm alt dişlerim dökülsün istedim, bir de bağırmasın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&quot;Sus artık, sus nolur.&quot;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Boşa sarf edilen sözcükler, sıkılmış yumruklar, baş ağrısı. Mütemadiyen baş ağrısı. Ağrı kesici almak üzere ceketimin cebine uzandım. Bir, iki, üç tane. Varsın kanasın midem, kafamı taşıyamıyorum ben, değmez mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Neredeyse eminim artık, benden nefret ediyor. Bunu gözlerinde görebiliyorum. Garip olansa bu durumun çoğu zaman hoşuma gidiyor olması. Kendimden nefret ediyorum çünkü, asabımı bozuyorum. Belki de tek ortak noktamız budur ve diğer zıtlıklarımızla birbirimizi tamamlıyoruzdur. İkimiz de yanılıyor olamayız hem, sorun bende olmalı. Nasıl bir araya geldik biz? Kimse neden sesini çıkarmadı? Hayatımı ona emanet ettikten sonra yapabildiğim tek şey beni paramparça edişine seyirci kalmaktı. Ah, biri sesini çıkarmıştı aslında, hem de ne biri. Keşke annemi dinleseydim, onu kaybetmeden evvel.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&quot;Uzak dur ondan oğlum, uzak dur nolur.&quot;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bağırsaydı bana, bir kere de bağırarak uyarsaydı beni. İşe yarardı belki o zaman. Belki, sadece belki...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Saniyeler dakikalara dönüşürken, bana bağırmaya devam ediyor hâlâ. Duymuyorum onu. Annemi düşünüyorum, intiharını. Yıllardır, sürekli ve sürekli aynı şeyi düşünüyorum: intiharı, annemin intiharını. Neden? Neden göremedim onu? Ordaydı, tam karşımda, annemin tam karşısında. Bağrıyordu ona, bağrıyormuş ona.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&quot;Sus artık, sus nolur.&quot;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; diyordu annem.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Boşa sarf edilen sözcükler, çaresiz göz yaşları... Havayı kucaklıyor annem, kendiyle boğuşuyor. Duruyor sonra apansız, bana bakıyor, ufacık bana, &lt;b&gt;&lt;i&gt;&quot;Uzak dur ondan oğlum, uzak dur nolur.&quot;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; diyor. Sonra pencereden atıyor kendini, mortoyu çekiyor annem. Sonsuza dek kayboluyor, sonsuz oluyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nasıl oldu da göremedim onu o gün? Kendi gerçekliğimden korkuyorum, bu benim öfkem mi? Kendimden nefret ediyorum, kendimden nefret ediyorum. Tam on altı yıl sonra annemi dinlemeye karar veriyorum ve onun ayak izlerini takip ederek atlıyorum ardından. Ondan uzak durmamı söylerken, hakikat buymuşçasına kafasını sallıyordu çünkü, hatırlıyorum. Düşüyorum, gıkım çıkmıyor. Arkamdan geliyor öfkem. Düşüyoruz. Uzak duramıyorum ondan, anne. Anne, özür dilerim anne. Beraber düşüyoruz, ağlıyorum. Özür dilerim anne...</description><link>http://asipolis.blogspot.com/2019/08/bana-binaen.html</link><author>noreply@blogger.com (Altuğ Orgun)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7235319278687156176.post-3686240076597218298</guid><pubDate>Sat, 22 Apr 2017 21:45:00 +0000</pubDate><atom:updated>2017-04-23T17:02:02.766+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Farklı Frekanslar</category><title>Dokuz-Beş</title><description>Yeni işimde ilk günüm, bana verdikleri masa, ucuz şarap ve çiğ balık kokuyor. Yüzümü ekşitip oturuyorum ve eşyalarımı yerleştirmeye başlıyorum. Kızımı yerleştiriyorum önce köşeye ve o, beni çerçevenin altından sabırla seyrederken kalemlerimi diziyorum. Eski püskü bir not defteri, üç yıl önce tam 12:11&#39;de durmuş olan bir saat ve espresso kokusunu hâlâ alabildiğim boş bir kağıt kahve bardağı. Üç yılımın özeti bunlar.&lt;br /&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
Çantamdaki cep viskisini çaktırmadan çıkarıp, usulca kahve bardağıma boşaltıyorum. Bir yudum, iki yudum... Dokuzdan beşe kadar bu masada oturup, kelimenin tam anlamıyla hiçbir şey yapmayacak olmanın hüznüne yudumluyorum. Annem evde masayı donatmıştır şimdi, komşulara da haber vermiştir ve benim bu kronik hüznümü güzellemeye başlamıştır çoktan. &lt;i&gt;&quot;Benim oğlan işe başladı bugün.&quot;&lt;/i&gt; diyordur, &lt;i&gt;&quot;evet evet, önceki iş yerinde hiç mutlu değildi burası çok iyi olacak&quot;&lt;/i&gt; diyordur. Bir duble daha dolduruyorum, babamın tahminen gazetenin spor sayfasını yüzüne kapatıp şekerleme yaptığı saatler yaklaşırken. Bir yudum, iki yudum... Saati yokluyorum gayri ihtiyari, 12:11... Dakika ibresi on ikiye göz kırpar gibi yapıyor, manidar bir biçimde kendimi hatırlatıyor bu bana. On bir ve on iki arasında gidip geldim hayatım boyunca. Alkoldendir deyip geçiştiriyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tam bir duble daha koymak üzere elimi cep viskime atıyorum ki, bir kadın yaklaşıyor masama doğru. Ceketimi düzeltirmiş gibi yapıyorum ve bunu yaparken yüzüme öyle bir ifade takınıyorum ki; herhangi biri görse hiç düşünmeden giyim sektöründe olduğumu söyler, ya da terzi falan ne bileyim işte.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&quot;Merhaba. Yeni işiniz için hayırlı olsun demek istemiştim sadece, aramıza hoşgeldiniz.&quot;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aval aval suratına bakıyorum. Hoşgeldinlerle, kolay gelsinlerle, görüşürüzlerle aram hiç iyi değildir. Hoş mu geldim cidden? Hoş da buldum mu peki? Takıntı yaparım böyle şeyleri, dilim düğümlenir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&quot;Iıı, rahatsız ettiysem kusura bakmayın. Sizi daha fazla meşgul etmeyeyim.&quot;&lt;/i&gt; diyor mahcup bir yüz ifadesiyle.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&quot;Yok, rahatsız etmediniz de... Ben sadece... Akşama kadar ne yapacağımı düşünüyordum. Bir kaç tablo doldurmaktan başka yapacak hiçbir işim yok, o da en fazla yirmi dakika sürer. Öğle yemeğinden sonraya saklayabilirsem eğer, o yirmi dakikayı kalan dört saate nasıl yayabilirim onu düşünüyordum.&quot;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sahte olduğu pek belli olan bir tebessümle &lt;i&gt;&quot;Alışırsınız.&quot;&lt;/i&gt; diyor. &lt;i&gt;&quot;Neyse, sonra görüşürüz.&quot;&lt;/i&gt; diye de ekleyip, geldiği masasına makara topuklularının üzerinde adeta süzülerek geri dönüyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sonra görüşür müyüz cidden? Olur mu öyle şey? Güzeller güzeli karım beni öldürür, mümkün mü böyle bir şey? Boyun eğmişliğin ayaklı simgesi sanki bu kadın, hiç yoktan hayatıma girdi bir anda ve enseme enseme vuruyor: &lt;i&gt;&quot;Sıkıl&quot;&lt;/i&gt; diyor, &lt;i&gt;&quot;banane&quot;&lt;/i&gt; diyor, &lt;i&gt;&quot;maaş&quot;&lt;/i&gt; diyor, &lt;i&gt;&quot;dokuz-beş&quot;&lt;/i&gt; diyor, &lt;i&gt;&quot;monoton&quot;&lt;/i&gt; diyor, sonra da &lt;i&gt;&quot;görüşürüz&quot;&lt;/i&gt; diyor. Hafif bir titreme geliyor vücuduma, kafamı çok hafif yukarı kaldırıp ensemi kapatıyorum. Cep viskime davranıyorum hemen, bir duble daha koyuyorum. Bir yudum, iki yudum... İçmekten de sıkılana kadar içiyorum, hiç kimse muhattap olmuyor nasılsa. Mesai saatim bitince kimselere görünmeden kaybolurum ortalıktan.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Öğle yemeğine bir saat kadar kala, artık o kadar sıkılıyorum ki sigaraya başlamaya karar veriyorum. Balkona gidip, ilk gördüğüm gruptan bir sigara istiyorum. İrice bir kadın, üzerinde &lt;i&gt;&quot;slim&quot;&lt;/i&gt; yazan bir paketten bir sigara uzatıyor, incecik bir şey. &lt;i&gt;&quot;Normal sigara yok mu?&quot;&lt;/i&gt; diye soruyorum, ters ters bakıyor, sanki çok ağır hakaret etmişim gibi. Ben ne anlarım ki sigara kültüründen, bu zehiri içmek için belli başlı şeylere hakim olmak gerekiyor sanırım. Daha fazla sinirlerini bozmadan, teşekkür edip uzaklaşıyorum çakmak isteyecek birini gözüme kestirmek üzere. İşte orada! Yalnız başına korkuluklara yaslanmış, uzunca binalardan ve korna seslerinden ibaret o eşsiz(!) manzarayı izleyen iyi görünümlü bir adam. Çakmak istiyorum, paltosunun iç cebinden düz siyah üzerine gümüş işlemesi olan bir zippo uzatıyor. Lisedeyken arkadaşlarımın çakma zippolarıyla kendi çapımda güzel hareketler yapardım. Hemen çekiyorum o hareketlerden bir tanesini ve ilk dumanımı içime çekmeden, balon şişirircesine üflüyorum karşıdaki binaya doğru. Adamın suratında mimik oynamıyor, hareketimi takdir ettiğine dair en ufak bir işaret yok. Bozuluyorum biraz zippoyu geri uzatırken. Teşekkür ediyorum, önemli değil diyeceği yerde yıllardır konuşmuyormuşçasına anlatmaya başlıyor bir anda:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&quot;Üç yıldır bu aptal yerde çalışıyorum, üç koca yıl! Üç yılda neler yapabilirdim biliyor musun? İkinci Haçlı Seferi bile iki yıl sürdü sadece, iki... Anlıyor musun? İlk senem güzeldi; yeni bir iş yeri, yeni insanlar diye düşünüyordum. Herkesle samimi oldum, istisnasız tüm partilerde boy gösterdim. O kadar çok kadınla yattım ki, bir süre sonra aralarında yaptıkları ufak dedikodularda laf bana gelince kavgalar çıkar oldu. Hatta yılbaşı partisinde patronun kızıyla bile fingirdeştim. Neyse... İkinci yılımda birdenbire depresif hissetmeye başladım, dibe batmaya, karanlığı görmeye başladım. Her gün aynı şeyi yapıyordum, seks beni tatmin etmiyordu artık, eroine başladım. Maaşımın büyük bir kısmını ya kadınlara ya da uyuşturucuya harcıyordum. Burdaki herkesle bağlarım bir bir koptu; artık ne düşündüğünü hiç çekinmeden söyleyen, umursamaz biri olmuştum. Kimse yüzüme bile bakmıyordu, tüm o samimiyetsiz günaydınlar bile durdu birden. Ben de... Ben de tüm o kötü alışkanlarımdan anlamlı bir şeyler bulma ümidiyle monotonu devam ettirdim. Başka şansım yoktu, anlıyor musun?&quot;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tüm bunları anlatırken, arada celallenip elini omzuma atıyor ve beni silkeliyor hasta herif. Masaj koltukları gibi sallanıyorum sürekli, ağzımdan da garip ses dalgaları yayılıyor eş zamanlı olarak. Çoktan sönmüş olan sigaramı kültablasına bırakıp, cep telefonumdan saate bakıyorum. 11:59. Deli gibi açım, öğle yemeğimi yemek üzere iznini istiyorum. Ama yok...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&quot;Dur biraz, on dakikanı istiyorum sadece. Konuşmaya ihtiyacım var, son bir defa daha konuşmaya. Anlıyor musun?&quot;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Anlamıyorum... Bu herif çıldırmış. Çıl-dır-mış! Çattık işte ilk günden...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&quot;Üçüncü senem daha da boktan. Annemi kanser aldı, babam da kahrından öldü. Kız kardeşim tüm bunlara dayanamadı ve pılını pırtını toplayıp yurt dışına gitti. Yeni bir hayat kuracakmış, nah kurarsın dedim, sonra ne yaptı bilmiyorum. Birkaç kere aradı, damarlarıma toz enjekte etmekle meşguldüm, açmadım. Bir daha da aramadı. Telefonum artık hiç çalmıyordu, ben de sim kartını çıkartıp line çekmeye başladım. Gittim bir psikiyatriste göründüm, anti depresan verdi yolladı. Üç ay boyunca o aptal, turuncu hapları yuttum, tam üç ay! En sonunda uyuşturucudan aldığım hazzı etkiliyor diye düşünüp bıraktım, bırakmaz olaydım. Daha fazla dibe batamayacağımı düşünüyor olabilirsin, ama battım. O gün bugündür, Allah&#39;ın her günü şu balkondan atlamayı düşünüyorum işte. Bu hiçbir anlamı olmayan, zavallı hayatıma şatafatlı bir son! Neyim kaldı ki? Ben... Ben, üç yıldır seni bekliyormuşum biliyor musun? Üç kahrolasıca yıldır bir yabancıyı bekliyormuşum meğer, seninle konuşmayı bekliyormuşum. Eğer son bir şey söylemem gerek..&quot;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&quot;N..n..ne diyorsun sen ya? Kendine gel, kendine gel! Bilincin yerinde değil senin, gel seninle biraz içeri geçelim. Hem bak, benim de anlatacaklarım var. Gel hadi...&quot;&lt;/i&gt; diyorum ki tüm gücüyle yere ittiriyor beni, herkes gözlerini bize dikiyor. Herkesin hayatına nüfuz ediyor işte o an, o adamın hayatı, tüm o sahtelikleri saymazsak ilk defa...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&quot;Sözümü kesme be adam!&quot;&lt;/i&gt; diye bağrıyor, ve sözlerini adeta bir balkon konuşmasına çevirircesine, kalabalığa dönüp bağırmaya devam ediyor: &lt;i&gt;&quot;Eğer son bir şey söylemem gerekirse... Hiçbiriniz yaşamayı hak etmiyorsunuz. Hepiniz sefil, acı çeken, yalancı, iki yüzlü, kokuşmuş yaratıklarsınız. Benim kadar cesaretiniz yok, yok... Yok işte!&quot;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Konuşmamızın başından beri ilk defa gülümsüyor ve bırakıyor kendini aşağıya. Dizlerimin üzerine kapaklanmış, öylece bakakalıyorum. Gözlerimi sımsıkı kapatıp başımı yere eğiyorum, göz yaşlarımı bastırıyorum. Etrafımdaki onlarca farklı tınıda çığlık beynime tecavüz ediyor. Beynim hayal dahi edemeyeceğim bir biçimde çalışıyor ve resmen tüm hayatım boyunca düşünebileceğim her şeyi saniyelere sığdırıyor, yaptıklarımı ve henüz yapamadıklarımı düşünüyorum. Gözlerimi açıyorum birden. Cep telefonum önümde duruyor, açık ekrandan saate bakıyorum. 12:12. Bilincim kararıyor, kendimden geçiyorum...&lt;/div&gt;
</description><link>http://asipolis.blogspot.com/2017/04/dokuz-bes.html</link><author>noreply@blogger.com (Altuğ Orgun)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7235319278687156176.post-2663799313361085527</guid><pubDate>Sun, 18 Sep 2016 21:17:00 +0000</pubDate><atom:updated>2016-09-19T00:17:45.191+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Farklı Frekanslar</category><title>İntikad</title><description>Gaipten afak görürse bu kör gözlerim:&lt;br /&gt;
Parçalanmaya geldim, yok olmaya değil!&lt;br /&gt;
Madem ki durduramıyorum kum tanelerini;&lt;br /&gt;
Durdururum en olmadık yerde cümlelerimi.</description><link>http://asipolis.blogspot.com/2016/09/intikad.html</link><author>noreply@blogger.com (Altuğ Orgun)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7235319278687156176.post-4656189190381537606</guid><pubDate>Thu, 14 Jul 2016 01:27:00 +0000</pubDate><atom:updated>2016-07-14T04:27:01.599+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Farklı Frekanslar</category><title>Yol</title><description>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhgpIG_8baGkYQqdVYy12LzJXA8s6Y0-5QYETBcugYKn_pyNDG4ZCX7g1YHmTDw5I4VG5cpBEzDwGtWDL1rAm8vuQ20TbQM4m4oSMVpFNEPCo8woRcpe7kFqzhgAvYt4D-KgooeeLk_nzwa/s1600/262a381ceba782026a851674c9b473eb.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;320&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhgpIG_8baGkYQqdVYy12LzJXA8s6Y0-5QYETBcugYKn_pyNDG4ZCX7g1YHmTDw5I4VG5cpBEzDwGtWDL1rAm8vuQ20TbQM4m4oSMVpFNEPCo8woRcpe7kFqzhgAvYt4D-KgooeeLk_nzwa/s320/262a381ceba782026a851674c9b473eb.jpg&quot; width=&quot;212&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
Uçsuz bucaksız bir çöl... Daha fazla serap görmemek adına gözlerimi kapatmış, durmaksızın koşuyordum. Bir planım yoktu, plan adamı değilimdir zira, spontane gelişiyordu her şey. Ah.. Sadece koşuyordum...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&quot;Biraz suyla kendime gelebilird...&quot;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;Hayır, ihtiyacım olan tek şey şaraptı ve henüz farkında değildim bunun.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çıplak ayaklarımdaki yaralar kabuk bağlamaya başlamıştı, adım atmak gittikçe zorlaşıyordu. Yavaşlamaya başladım. Yavaşladım... Yavaşladım.. Ve durdum. Sağ kulağımı sıyıran bir ok sesiyle gözlerimi açtım, tüm ciddiyetiyle Artemis mi duruyordu karşımda? Evet evet, bu oydu. Anlamsızca suratıma bakıyordu; sanki farklı devirlerin insanlarıymışız gibi, oysa ben asırlarca onu aramıştım. O bir ok daha yerleştirirken yayına, usulca yanına yaklaşmaya başladım. O kadar yaklaşmıştım ki en sonunda, aramızdaki mesafenin matematiksel bir tanımı olmadığına yemin edebilirim. Dudaklarındaki çatlaklardan süzülen ay ışığı, gözlerimi kamaştırıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&quot;Şarap, şarap istiyoru...&quot;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;Hayır, ihtiyacım olan tek şey ölmekti ve henüz farkında değildim bunun.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yere kapandım. O düşünüyordu, bense cebelleşiyordum. Dizlerimin üstünde, ayağa kalkmaya uğraşıyordum. Ah, sanki hiç olmayacak çocuklarına insanoğlunun evrimini anlatmak için beni kullanıyordu, ne kadar acınası olduğunu düşündüm bunun. Ben düşünüyordum, o ise cebelleşiyordu. Başarısız olmam için tüm beyin hücrelerim seferber olmuştu, ve bu umrumda değildi. Pes edecek hâlim yoktu, çoktan vazgeçmiştim. Ölmekten korkmuyordum. Bakirenin kolundan tutup bağırdığımı hayal ettim:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&quot;Öldür, şuracıkta öldür be...&quot;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;Hayır, ihtiyacım olan tek şey ayağa kalkmaktı ve henüz farkında değildim bunun.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Zaman kavramım yok olmuştu. Günleri, mevsimleri ayırt edemiyordum. Dizlerimin üstünde durmuş, görüş açım elverdiğince yeni simalar yakalamaya çalışıyordum. Doğduğum anı hatırlar gibi oldum, gözlerim yandı, hatırlamaktan vazgeçtim. Plan mı yapmalıydım? Olacakları dahi kestiremiyorken, ne gibi bir plan yapabilirdim ki? Daha önce yaptığım tüm planlarla dalga geçmişti Tanrılar, onlar için değersiz bir paçavraydım. Kabuklarımı yırttım ve balçık kıvamındaki kanımı buladım kuma. İnsanları yaralamadan da onlarda bir iz bırakabilirdim, tek yapmam gereken bunu tercih etmekti. Tüm ihtişamıyla Bifröst duruyordu karşımda, burdan başlayabilirdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&quot;Biri kalkmama yardım ets...&quot;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;Hayır, ihtiyacım olan tek şey biriyle konuşmaktı ve henüz farkında değildim bunun.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daha önce hiç bu kadar canlı hissetmemiştim. Bir birey değildim, her şeydim ben, bütüne kavuşmuş eski bir parçaydım. Daha önce hiç bu kadar boş hissetmemiştim. Hiçbir amacım yoktu, bir hiçtim ben, gözlerim yandığı gün başlamıştım hiçe yaklaşmaya. Daha önce hiç bu kadar gerçek hissetmemiştim. Her şeyi öğrenmiştim ve hiçbir şey bilmiyordum. Daha önce hiç bu kadar çaresiz hissetmemiştim. İstediğim her şeyi yapabilecek güce sahiptim fakat yerimden kalkmaya mecalim yoktu. Daha önce hiç bu kadar yalnız hissetmemiştim. Herkesle konuşmuştum ve kendim dahil hiç kimseyi tanımıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Biriyle konuşmuştum.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;Ve o henüz bunu bilmiyordu...&lt;/i&gt;</description><link>http://asipolis.blogspot.com/2016/07/yol.html</link><author>noreply@blogger.com (Altuğ Orgun)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhgpIG_8baGkYQqdVYy12LzJXA8s6Y0-5QYETBcugYKn_pyNDG4ZCX7g1YHmTDw5I4VG5cpBEzDwGtWDL1rAm8vuQ20TbQM4m4oSMVpFNEPCo8woRcpe7kFqzhgAvYt4D-KgooeeLk_nzwa/s72-c/262a381ceba782026a851674c9b473eb.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7235319278687156176.post-1270964350286435211</guid><pubDate>Mon, 19 Jan 2015 21:46:00 +0000</pubDate><atom:updated>2015-01-23T16:51:45.374+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Farklı Frekanslar</category><title>Absürt Sokak ve Cep Viskisi</title><description>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiP4e2zhnU9gcpTT6B9sg5QlFZ5UEQnBdZb9rGfw8411neEFrxrudHyKSl0SeMeE4nB6uwT0a6OKKFWnXyugYBEznxvwd4-9n8xNRD63EQceGjs_jKR2Z3b9pQ_wk5wKM5lYihgojYG-4dw/s1600/street_by_angelforever06-d3exfyt.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiP4e2zhnU9gcpTT6B9sg5QlFZ5UEQnBdZb9rGfw8411neEFrxrudHyKSl0SeMeE4nB6uwT0a6OKKFWnXyugYBEznxvwd4-9n8xNRD63EQceGjs_jKR2Z3b9pQ_wk5wKM5lYihgojYG-4dw/s1600/street_by_angelforever06-d3exfyt.jpg&quot; height=&quot;219&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;
&lt;b&gt;Uykunun erbabı&lt;/b&gt;nın &lt;b&gt;ölüm&lt;/b&gt; olduğu zamanlardı, &lt;b&gt;kırmızı kapşonlumu&lt;/b&gt; kaybetmiştim. Göz yaşlarını eskiten bir &lt;b&gt;antikacıyla&lt;/b&gt; beraber &lt;b&gt;yörüngemden sapıyordum&lt;/b&gt;. Ne rüzgarı duyabiliyordum, ne de bitmek tükenmek bilmeyen sağanakta kulaç atacak mecalim vardı. Parlak, bir o kadar da soğuk sokak lambalarının aydınlatmakla yükümlü olduğu bir sokağın en ücra köşesinde, &lt;b&gt;en pahalı müzik aletlerine&lt;/b&gt; sahip, &lt;b&gt;dünyanın en kötü müzisyenini&lt;/b&gt; dinliyordum. Yanımızdan, sakallarının içinde yeşil banknot bulma ümidiyle eş zamanlı kazı çalışmaları yapan şarapçıyla dalga geçen sesler geçiyordu. &lt;b&gt;Cep viskim&lt;/b&gt; bir şekilde ayaklanmış, daha şefkat dolu bir cep arayışına girişmişti. Elinde ufak bir tüple karşımda dikilmiş, beni de ağlatmaya çabalıyordu antikacı; türlü hikayeler anlatıyordu, hatta &lt;b&gt;tavşan delikli masallar, harikalar&lt;/b&gt;... Bakışlarımı kaçırıp, yanımdan geçen insanları &lt;b&gt;sayıyordum&lt;/b&gt; bense; şimdiye kadar &lt;b&gt;&lt;i&gt;üç yüz yetmiş sekiz&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; insan geçmişti. Hesaplarıma göre her &lt;b&gt;on sekizinden &lt;/b&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;yedisi&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; kahkaha, &lt;i&gt;&lt;b&gt;beşi&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; küfür, &lt;b&gt;&lt;i&gt;üçü&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; kafa, &lt;b&gt;&lt;i&gt;ikisiyse&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; kızlık patlatıyordu. Ve kafa patlatan her üç kişiden ikisinin de &lt;i&gt;&quot;kızlık patlatmak&quot;&lt;/i&gt; gibi bir safsataya yoğunlaştığına yemin edebilirim. &lt;b&gt;Kalan &lt;i&gt;bir&lt;/i&gt; kişi&lt;/b&gt; ise, &lt;b&gt;uykunun erbabıyla&lt;/b&gt; tanışıyordu. Sokakta o an gerçekleşen her şey makuldü, ah, makbuldü... Ben hariç... Sadece, paltomun iç cebinden kaybolan &lt;b&gt;viskinin&lt;/b&gt; izini sürüyordum ben. Elimi ceplerine sokmamı gülümseyerek karşılayan bu insanları, bana mı yeğlemişti yani? Vazgeçmiştim birden, her şeyden, hiçbir şeyden... Yere yığılmıştım. Son bir güçle kafamı kaldırıp baktığımda gördüm insanları izleyen adamı, &lt;b&gt;kırmızı kapşonluydu&lt;/b&gt; pezevenk herif.&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&quot;Üç yüz yetmiş altı, üç yüz yetmiş yedi...&quot;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
Bana çevirdi suratını sonra.&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&quot;...üç yüz yetmiş sekiz, ölü &lt;b&gt;yirmi&lt;/b&gt;&amp;nbsp;&lt;b&gt;bir&lt;/b&gt;.&quot;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
Ah, uykunun erbabı... O kapşonluyu severdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Evet...&lt;br /&gt;
Hayır...&lt;br /&gt;
Yörüngemden sapıyordum...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Uykunun erbabının ölüm old...&lt;br /&gt;
..&lt;br /&gt;
.</description><link>http://asipolis.blogspot.com/2015/01/absurt-sokak-ve-cep-viskisi.html</link><author>noreply@blogger.com (Altuğ Orgun)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiP4e2zhnU9gcpTT6B9sg5QlFZ5UEQnBdZb9rGfw8411neEFrxrudHyKSl0SeMeE4nB6uwT0a6OKKFWnXyugYBEznxvwd4-9n8xNRD63EQceGjs_jKR2Z3b9pQ_wk5wKM5lYihgojYG-4dw/s72-c/street_by_angelforever06-d3exfyt.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7235319278687156176.post-8575384383267554710</guid><pubDate>Wed, 14 Jan 2015 16:10:00 +0000</pubDate><atom:updated>2015-01-14T18:10:57.691+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Farklı Frekanslar</category><title>Bir Çift Göz</title><description>... Tüm gücüyle dudaklarını aralayıp &lt;b&gt;okkalı bir küfür&lt;/b&gt; savurdu, hemen ardından gelen pişmanlığı seviyordu çünkü. O kadar zavallı, o kadar nankör bir sevgiydi ki bu; tek avuntusu kendini &lt;b&gt;cezalandırıyor&lt;/b&gt; olmasıydı. Özür dilemeyi de bilirdi ama, her şeyi bir anda değiştireceğini düşünürdü ufak bir özrün. Dudaklarını araladı...&lt;br /&gt;
..&lt;br /&gt;
.&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Dudakları çatladı&lt;/b&gt; birden.&lt;br /&gt;
Biraz daha zorladı...&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Dili dolaştı&lt;/b&gt; bu kez.&lt;br /&gt;
Son bir çaba..&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Boğazı da düğümlenmişti&lt;/b&gt;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir çift &lt;b&gt;kahverengi&lt;/b&gt; göz tüm içtenliğiyle yanıt arıyordu karşısında. Oysa, bebekliğine dönmekle yetinmişti; &lt;b&gt;kobalt mavisi&lt;/b&gt; zeminde çaresizce sürünüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&quot;Seni kokuşmuş paçavra! Görmüyor musun halimi?&quot;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sahi ya, görmüyor muydu? Sesin yayılmadığı bir &lt;b&gt;zaman aralığında&lt;/b&gt; hapsolmuş olmalıydılar, ne kadar da saçma; tüm bu zırvalara o kadar kapalıydı ki...&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&quot;Ne yani? Ses yayılmıyor muymuş uzayda? Seninle Venüs&#39;te, Güneş ışınlarından sigaralarımızı yakmaya çalışırken tartışmak isterdim bunu.&quot;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
Hep böyle derdi, garip ütopyalarla besleniyordu zihni. Onca acıdan sonra en besleyici değerleri, &lt;b&gt;hayal gücünde&lt;/b&gt; bulmuştu. Tüm değerl...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjOFnp468WjKh0j0BXnjgQ3ja29UvqcDFfedMQ9IWsTvrUjHOeCChQg1K2W69vK1TT8khWmjCcWNeqEdDFXXfckAFcfPDI2-SHiYzLvX-h0o8OTx4kKAKm7TARX2IST0KPJL_d-BOkxqMm1/s1600/darkness-girl-light-photography-picture-Favim.com-155796.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjOFnp468WjKh0j0BXnjgQ3ja29UvqcDFfedMQ9IWsTvrUjHOeCChQg1K2W69vK1TT8khWmjCcWNeqEdDFXXfckAFcfPDI2-SHiYzLvX-h0o8OTx4kKAKm7TARX2IST0KPJL_d-BOkxqMm1/s1600/darkness-girl-light-photography-picture-Favim.com-155796.jpg&quot; height=&quot;212&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Işık...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Kendi ırkının daha önce tanımını yapmadığına emin olduğu bir ışık hüzmesi süzüldü karşısındaki bir çift göze, tek gerçeğini de daha önce görmediği bir rengin ardında kaybetmişti, göremiyordu.&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&quot;Siktir git, SİKTİR GİT!&quot;&lt;/i&gt; diye bağırdı hemen ardından elleriyle ağzını kapatırken. Sarf ettiği &lt;b&gt;4 sözcük&lt;/b&gt;, ne kadar fazla &lt;b&gt;kana&lt;/b&gt; mal olmuştu. Dişlerinin arasından süzülen kırmızıları, ışık hüzmesine tükürüyordu bir umut. Ona, hiç görmediği bir tonu karalıyordu farketmeden.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Karanlık...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
İlk insan oldu sanki birden. Elleriyle etrafını yokluyor, daha önce çevreyi dikkatlice incelemediği için kendine küfrediyordu. Ne kadar çok &lt;b&gt;küfür&lt;/b&gt; vardı, bu kadar az sevginin yanınd... &lt;i&gt;&quot;KES SESİNİ APTAL HERİF! Edebiyatını sikerim senin şimdi, düşünnn, bir şeyler düşün...&quot;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İki göz belirdi tekrar, uçsuz bucaksız karanlıkta yalnızca iki gözdü gördükleri. &lt;i&gt;&quot;Sen paçavrasın, aptal bir paçavra! Neden bir şeyler yapmıyorsun? Yardım etsene.&quot;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
Kendisi duyabiliyordu sadece tüm bunları, &lt;b&gt;aptal zaman aralığı&lt;/b&gt;...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gözlerini kırptı yeşil, kısa süreli bir karanlık.. &lt;b&gt;1, 2, 3...&lt;/b&gt; Ne kadar uzun sürmüştü, koşmaya başladı gözlere doğru. &lt;b&gt;Yumruğunu sıktı&lt;/b&gt;, sıktııı, sıktıııı.&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Cam sesleri&lt;/b&gt;...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Elindeki kanın üzerine toplanmış &lt;b&gt;cam parçalarının&lt;/b&gt; hissinden başka, geriye kalan tek şey karanlıktı...&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Uçsuz bucaksız karanlık...&lt;/b&gt;</description><link>http://asipolis.blogspot.com/2015/01/bir-cift-goz.html</link><author>noreply@blogger.com (Altuğ Orgun)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjOFnp468WjKh0j0BXnjgQ3ja29UvqcDFfedMQ9IWsTvrUjHOeCChQg1K2W69vK1TT8khWmjCcWNeqEdDFXXfckAFcfPDI2-SHiYzLvX-h0o8OTx4kKAKm7TARX2IST0KPJL_d-BOkxqMm1/s72-c/darkness-girl-light-photography-picture-Favim.com-155796.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7235319278687156176.post-4350742959225089510</guid><pubDate>Mon, 05 Jan 2015 17:12:00 +0000</pubDate><atom:updated>2015-01-05T19:12:02.127+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Kendimle Davam</category><title>Kaçınılmaz Olan</title><description>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgb8-P-z2dhBExMrhLB4LIkrVTH5pA4O6UiuocZ9PvFv4HmQU3yQ60WTZPHFcVy4T6PDD6pSOD1pE8QTOKtPz27_655_XkN9aEqL0YZPIsh2Mm7igLb2pnA3NWAh7_inwGOJu0aTqW7Yz6R/s1600/Alone_by_BlackCloudConnected.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgb8-P-z2dhBExMrhLB4LIkrVTH5pA4O6UiuocZ9PvFv4HmQU3yQ60WTZPHFcVy4T6PDD6pSOD1pE8QTOKtPz27_655_XkN9aEqL0YZPIsh2Mm7igLb2pnA3NWAh7_inwGOJu0aTqW7Yz6R/s1600/Alone_by_BlackCloudConnected.jpg&quot; height=&quot;260&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İki ucu boklu değneğin tam ortasındasın ve tek kurtuluşun boşluğa bırakman kendini, sonun belirsiz. Atlarsan eminim zoraki bir &lt;b&gt;gökkuşağına&lt;/b&gt; tutunursun da, muhtemelen renksiz olur o da; &lt;b&gt;siyah beyaz&lt;/b&gt;... Bedbaht sen...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ne kadar tersini istesem de senden nefret ediyorum, yani, sanırım... Hep bu hisle uyanıyorum güne, bir de boğazımdaki bitmek tükenmek bilmeyen &lt;b&gt;kahve tohumlarıyla&lt;/b&gt;. Öksürmem yetersiz, &lt;b&gt;şikayetse yersiz&lt;/b&gt;. Sen neysen osun diyorum da, vazgeçiyorum sonra. Çünkü kestirilemezsin, tahmin edilemez, karmaşık. Gördüğüm ve bildiğim her şeyden daha karmaşık, bilmiyorum, &lt;b&gt;bir şey bilmiyorumdur belki de&lt;/b&gt;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
1 saniye önceki sen, çoktan çekip gitti zaten. Sürekli gidiyor, durmadan... Ne kadar gidersen git, hep kalıyorsun da. &lt;b&gt;Hep şu an, hep şimdi&lt;/b&gt;; bu çok.. canımı sıkıyor. Sanki herkesin üzerinden atladığı bir &lt;b&gt;zaman diliminde&lt;/b&gt; aralıksız nefes alışverişindeyim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sanırım..&lt;br /&gt;
Oksijenim bitene kadar buralardayım daha.&lt;br /&gt;
Ya da.. Zaman dilimimin üstünden atlamaya yeltenenleri bacaklarından çekebilirim belki, evet, buna nefesim yetebilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gerçi...&lt;br /&gt;
O &lt;b&gt;gökkuşağından&lt;/b&gt; vazgeçtiğim için buraya düşmedim mi zaten?&lt;br /&gt;
Doğru ya...&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Vazgeçtiklerimi özlemek için, bundan daha iyisini umamazdım.&lt;/b&gt;</description><link>http://asipolis.blogspot.com/2015/01/kacinilmaz-olan.html</link><author>noreply@blogger.com (Altuğ Orgun)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgb8-P-z2dhBExMrhLB4LIkrVTH5pA4O6UiuocZ9PvFv4HmQU3yQ60WTZPHFcVy4T6PDD6pSOD1pE8QTOKtPz27_655_XkN9aEqL0YZPIsh2Mm7igLb2pnA3NWAh7_inwGOJu0aTqW7Yz6R/s72-c/Alone_by_BlackCloudConnected.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7235319278687156176.post-6626448723074724329</guid><pubDate>Sat, 17 Aug 2013 22:20:00 +0000</pubDate><atom:updated>2013-08-18T01:20:17.962+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Farklı Frekanslar</category><title>Başlık Benim</title><description>Garip bi koku, çocukluğuma götüren ve görünen bazı garip nesneler biraz daha öteden. Bi pestil, bi misket, kan sıçramış çakıl taşları... Uzakta başlamak isterken hapsoldum bunlarla, burda; ve burda olmayan tek şey benim, yaşıyorken bunları. Yok olur istersem, üflersem biraz tüm bu absürd insanlar bulvarı. Egomsa tuz ister biraz çünkü yok olmak üzere, dokunsam yakar elimi her ne kadar karşı çıksam da bu düzene. Üzülmem buna, düzenimden daha bunak olduğunu düşünen bi adam karışmak isterse bozma moruk güzel böyle gitsin işte.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çünkü,&lt;br /&gt;
Tüm bu düzen daha bunaktır bilirim.</description><link>http://asipolis.blogspot.com/2013/08/baslk-benim.html</link><author>noreply@blogger.com (Altuğ Orgun)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7235319278687156176.post-7808259571060364493</guid><pubDate>Mon, 05 Aug 2013 15:14:00 +0000</pubDate><atom:updated>2015-01-07T20:12:08.530+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Azcık Garip</category><title>SHEhrli KieiÜlie NmZ</title><description>Oldukça ürkütücü aslında yazdığım şeylerin &lt;i&gt;&lt;b&gt;henüz&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; gerçekleşmemiş olduğunu bilmek</description><link>http://asipolis.blogspot.com/2013/08/shehrli-kieiulie-nmz.html</link><author>noreply@blogger.com (Altuğ Orgun)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7235319278687156176.post-4470667023593629525</guid><pubDate>Sat, 05 Jan 2013 23:12:00 +0000</pubDate><atom:updated>2013-01-06T01:12:40.388+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Farklı Frekanslar</category><title>Geceyle Gelen</title><description>&lt;div&gt;
Bi şeyler yanlıştır, nedir bir türlü bulamazsın. Aramazsın belki de. Bir dönem geceleri gözüne uyku sokmaz bu yanlış. Geceleri uyumaz insan çünkü, sessizdir gece. Kalabalığın beyni dolduran, laubali gürültüsü yoktur. Huzurdur gece.&amp;nbsp;Hee, nah huzurdur amına koyim. Gece siker ulan insan kendi kendini. İntiharların büyük çoğunluğu gecedir, cinayetler gecedir, hırsızlıklar gecedir, gece alınır tüm maddeler, gecedir tecavüz çığlıkları. Gecedir ulan ne varsa, sokaklar gecedir.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
Bu zaman dilimidir işte göz kapaklarını birleştirmeyen. Alkolünü alırsın, sigaranı alırsın. Bi de müzik varsa, sabaha kadar bi şeyler karala dur. Yazarken yanlışların belirir birer birer, yanlışlar belirir. Yazmaya ara verir, dalar gidersin. Sonra gözlerin kapanır, uyuyacaksın diye sevinirsin ama bi yanlışa da orda düşersin işte. Kafanın içinde art arda onlarca dinamit patlar sanki, acıyla bi anda ayağa fırlarsın. 5 saniyelik bi cinsel münasebeti fillerin, ama birbirleriyle değil, direkt beyninle. O 5 saniye hiç bitmeyecekmiş gibi gelir, bittiğinde de başın döner ve dengeni sağlayamaz tekrar yere yığılırsın...&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
Gözlerini kapattığını dahi hatırlamıyorken, açarsın tekrar. Her şey flu, her şey berbat. İğrençtir lan, öyle boktandır ki. Kalkarsın yerden,&amp;nbsp;saçlarını yolarsın, duvarları yumruklarsın, dişlerini sıkarsın, kin bürür tüm benliğini.&amp;nbsp;Gözlerini bi daha hiç açmayacakmışçasına kaparsın. Sonra gözlerini birden bire açarsın. &quot;Uyu artık. Durdur geceyi, yanlışlar da nerden çıktı? Ne güzel eğleniyorduk.&quot;. He mk he, olumlu düşün, Pollyanna ol. Bi sike faydası yok olumlu düşünmenin, daha fazla düşünce daha fazla kafa şişiriyor sadece. Bi şeyi ya yaparsın, ya da yapamazsın. Ya olur, ya olmaz; gerçekleri düşün lan! Olumlu, olumsuz, kimin sikinde?&amp;nbsp;Pişman olursun açtığına gözlerini, bir daha açamayacak olanlar vardır çünkü göz kapaklarında. Ovarsın, ovarsın, silemezsin bir türlü. İşlemiştir derine bir kere...&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
Hızlı hızlı göz kırpmaya başlarsın, numaralar&amp;nbsp;belirir, ve renkler... Hiç görmediğin renkler belleğinde yer edinir.&amp;nbsp;Renkler neyse de, numaraları aklında tutamadığın için bir yudum daha alırsın yarısı dökülmüş bira şişenden...Sigaranı yakarsın, sakinleşmeye çalışırsın. Tekrar kaparsın, ve tekrar açarsın gözlerini. Her şey eskisi gibidir yine. Siktir olur gidersin. Hep yaptığın gibi...&lt;/div&gt;
</description><link>http://asipolis.blogspot.com/2013/01/geceyle-gelen.html</link><author>noreply@blogger.com (Altuğ Orgun)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7235319278687156176.post-4783246289592964720</guid><pubDate>Wed, 26 Sep 2012 19:41:00 +0000</pubDate><atom:updated>2012-09-26T22:53:14.921+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Farklı Frekanslar</category><title>Matizgah</title><description>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEicDofTdL2jA-2HUSfcGGIV0V6JQk8ihieFEdYE8TlS5hmWYYGqR_zz9ISjkVEDDSyiqWINeZsxXYaUXjG2-LwQ1i-nWUxy7_9RDQOHYctnyLwBIhvf06hrvHe5Zs-ApxfKf9aRumgnrO7w/s1600/a.aaa-Im-not-afraid-of-high.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;206&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEicDofTdL2jA-2HUSfcGGIV0V6JQk8ihieFEdYE8TlS5hmWYYGqR_zz9ISjkVEDDSyiqWINeZsxXYaUXjG2-LwQ1i-nWUxy7_9RDQOHYctnyLwBIhvf06hrvHe5Zs-ApxfKf9aRumgnrO7w/s320/a.aaa-Im-not-afraid-of-high.jpg&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kalbim eski şair ama &lt;b&gt;söndü büyüsü&lt;/b&gt;, şarapla yıllanan düşüncelerimi bıraktım büyüsün. Göz gözü görür de bi gün o tenhada bulamazsam seni, &lt;b&gt;iğnelerle&lt;/b&gt; doldurum olmayan insanları ve sen de benimle ölürsün.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Görürsün bak her şey değişti artık, ses tellerimde &lt;b&gt;yankı&lt;/b&gt; mevcut heyhat ne günlere kaldık? Yatağımdan fazla insanları attım, baktım &lt;b&gt;öksürük&lt;/b&gt; de yok artık. Dedim artık özgürüm ve milyon eksik&amp;nbsp;ışık yol aldım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gelmekten yoruldum artık sen biraz daha ilerle, merak etme gelmezsem bi gün, beni yolundan silerler. Biraz daha farklı her şey yani yok artık o eski hayta, ağız burun ve göz de mevcut &lt;b&gt;ikametgah ağır&amp;nbsp;maytap&lt;/b&gt;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&lt;strike&gt;14AfA16 22i14 8İ2İ&lt;/strike&gt;&lt;/i&gt;</description><link>http://asipolis.blogspot.com/2012/09/kalbim-eski-sair-ama-sondu-buyusu.html</link><author>noreply@blogger.com (Altuğ Orgun)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEicDofTdL2jA-2HUSfcGGIV0V6JQk8ihieFEdYE8TlS5hmWYYGqR_zz9ISjkVEDDSyiqWINeZsxXYaUXjG2-LwQ1i-nWUxy7_9RDQOHYctnyLwBIhvf06hrvHe5Zs-ApxfKf9aRumgnrO7w/s72-c/a.aaa-Im-not-afraid-of-high.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7235319278687156176.post-4428238805424473547</guid><pubDate>Wed, 14 Mar 2012 20:05:00 +0000</pubDate><atom:updated>2012-03-14T02:03:17.985+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Azcık Garip</category><title>Mizacım Böyle!</title><description>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEikOLzHiIOHFjQukf9yPG1_W8wn7SRqbYz2QsKJvOVzIIQhNmXclE6e3La4q8lsM0IyufKaQtQx-5pFw4Uatz8dkiN6QainQIOqkV6r21GDmLtzDZ4CPbNhGwUC1JCCof4cVimvUERq09sq/s1600/Abstract__by_mnus.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;245&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEikOLzHiIOHFjQukf9yPG1_W8wn7SRqbYz2QsKJvOVzIIQhNmXclE6e3La4q8lsM0IyufKaQtQx-5pFw4Uatz8dkiN6QainQIOqkV6r21GDmLtzDZ4CPbNhGwUC1JCCof4cVimvUERq09sq/s320/Abstract__by_mnus.jpg&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Bu kalem nikel döküyorken asfalta doğru, kutupları karıştırıp Bermuda&#39;ya doğrul. &lt;b&gt;Lucifer&lt;/b&gt;&#39;a selam verip geç karşı nehre, &lt;b&gt;Tanrı&lt;/b&gt;&#39;yı görürsen de ki &quot;Ben &lt;b&gt;Gabriel&lt;/b&gt;&#39;ın reenkarnasyonu&quot;. İliklerinden gülümse yakın olan ölümse, kızsa &lt;b&gt;Luigi&lt;/b&gt;&#39;nin hakkı, hayır, &lt;b&gt;Mario&lt;/b&gt;&#39;nun değil! Eğil şimdi bi çizgi film karakterine, öfkelen eğer ne kadar işlemişse hayat derine.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Pasif içici ol biraz da &lt;b&gt;insanları solu&lt;/b&gt;, her gün bir doz sevgiliye dayanamaz soluk. Sağım solum boğuk baya, tenim soluk çünkü yıllardır kafam dolu; yoktan yere, boktan sebep, ararsın ama, yoktur. Koştur pist boş tabi, gördüğü gibi saplar oku &lt;b&gt;Robin&lt;/b&gt;. Şimdiyse sen fakirsin, geri dönüşü var mı bunun?&amp;nbsp;Dengeler alt üst ve insanlardan bir türlü elektrik alamıyorum, ne olur bana yardım et &lt;b&gt;Nikola Tesla&lt;/b&gt;! Ne olur...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Derbeder bi ben, her beden gider; bense arkalarından bakarım öyle. Dert düşer yere, hiç üşenmeden; saçmalarken öyle, hep küser neden? &lt;b&gt;Titreşimli şahıs eki&lt;/b&gt;, hep güzel gelir; sen olmadığın müddetçe bana &lt;b&gt;30 çeker Ekim&lt;/b&gt;. O günden beri... O günden beri... &lt;b&gt;Nöronlarıma&lt;/b&gt; yeni hisler kazandırdım, beyin kabuğumda yapar dırdır. Kimi kırdıysam kırdım artık, çok geç reflekslerimi öldürmek için. Bi piç için sevmek yağmur damlalarının feryatlarını, zor geliyorsa; ee, ne olmuş yani?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bok beklerim artık arkanda bırak beni, senin merhabandan sonra benim elvedam gelir. Kafa hep güzel, &lt;b&gt;mizacım böyle&lt;/b&gt; ne yapmalı? &lt;b&gt;Michelangelo&lt;/b&gt; aramızda &lt;b&gt;Leo&lt;/b&gt;&#39;dan sonra en aptalı. En aptalı...</description><link>http://asipolis.blogspot.com/2011/12/mizacm-boyle.html</link><author>noreply@blogger.com (Altuğ Orgun)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEikOLzHiIOHFjQukf9yPG1_W8wn7SRqbYz2QsKJvOVzIIQhNmXclE6e3La4q8lsM0IyufKaQtQx-5pFw4Uatz8dkiN6QainQIOqkV6r21GDmLtzDZ4CPbNhGwUC1JCCof4cVimvUERq09sq/s72-c/Abstract__by_mnus.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7235319278687156176.post-1349567415243402123</guid><pubDate>Thu, 01 Mar 2012 22:14:00 +0000</pubDate><atom:updated>2012-03-02T00:14:21.973+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Bu Hayat İbne</category><title>Öl Şimdi !</title><description>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh3Fa4NiHZsoT6M9MxLRalCDZuGWfRRH_ugUvNNj14CsX3JZ9QbgEq6lz35klMnb_3v4BBL8od9buLEw8nDmVn_h6hntabdit_-bptS-CaCqAg5Hd15x5Eb-IG9etJfEOe4S4majmGEXkvK/s1600/Dead____by_gothicbabe360.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;246&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh3Fa4NiHZsoT6M9MxLRalCDZuGWfRRH_ugUvNNj14CsX3JZ9QbgEq6lz35klMnb_3v4BBL8od9buLEw8nDmVn_h6hntabdit_-bptS-CaCqAg5Hd15x5Eb-IG9etJfEOe4S4majmGEXkvK/s320/Dead____by_gothicbabe360.jpg&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gülümse, &lt;b&gt;asla ulaşamayacağın gökkuşağına gülümse&lt;/b&gt;.&lt;br /&gt;
Varlığını bildiğin halde dokunamadığın güneşe, inatla gülümse.&lt;br /&gt;
Yakın görünüp uzak olan yıldızlara küfrederken dahi gülümse.&lt;br /&gt;
Yıldızlar gibi davranan onca insana rağmen, biraz daha gülümse.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dur, ağla şimdi! &lt;b&gt;Yaşama amacı yerine&lt;/b&gt; varoluş sebebini sorgulayanlar için ağla.&lt;br /&gt;
Ağla çocuk. Kaybettiğin insanların ismini yıllar sonra &lt;b&gt;unuttuğun&lt;/b&gt; için ağla.&lt;br /&gt;
Ağla şimdi. &lt;b&gt;Gülmeyi asla beceremeyeceğin için ağla&lt;/b&gt;.&lt;br /&gt;
Düşüncelerine reklam alan insanlara, küfredip ağla.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hüzünlen... Soğuk bi kış akşamında, evde yalnız hüzünlen.&lt;br /&gt;
Bi kaç kadeh şarapla, geçen günlere hüzünlen.&lt;br /&gt;
Yaktığın sigarayı içine çekerken,&lt;br /&gt;
Hüzünlen, çünkü &lt;b&gt;henüz iyi bi şey yapmadın&lt;/b&gt;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nefret et, gözlerini açtığında yanında bulamadığından nefret et&lt;br /&gt;
Bugün, O&#39;na karşı ne hissettiğini sorandan, nefret et&lt;br /&gt;
Çok mu fazla? &#39;Seni seviyorum&#39; diyemeyen diline biraz nefret?&lt;br /&gt;
Lütfen biraz nefret et, seni alıkoyandan...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Arzula! Onca beden varken sana yakın, sen sade&#39; O&#39;nu arzula.&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Gördüklerinden ibaret değildir tabi ki arzular&lt;/b&gt;!&lt;br /&gt;
Vuran her ışıkta, gözüne yansıyan o insanı arzula.&lt;br /&gt;
Çakmak vurduğun her duygun için, kahrolsun tüm arzular.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Veda et, &#39;artık yok öyle biri&#39; dediğin şahsa&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Çünkü var öyle biri&lt;/b&gt; ve veda etmelisin, unutcaksan kahpeyi&lt;br /&gt;
Gözlerinin perdeleri açılırken göremediğin o silüete veda et&lt;br /&gt;
Veda et, dalgın bi anında istemeden, verdiğine, kalbini&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdi öl lütfen! &lt;b&gt;Çünkü yaşamayı hiç bi zaman haketmedin&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&#39;Bu bizim hikayemiz&#39; dediğin her an için öl şimdi&lt;br /&gt;
Öl sessiz, kimseler de duymasın.&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&#39;Evim&#39; dediğin sokakta, elinde anahtarlar,&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;ÖL ŞİMDİ.&lt;/b&gt;</description><link>http://asipolis.blogspot.com/2012/03/ol-simdi.html</link><author>noreply@blogger.com (Altuğ Orgun)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh3Fa4NiHZsoT6M9MxLRalCDZuGWfRRH_ugUvNNj14CsX3JZ9QbgEq6lz35klMnb_3v4BBL8od9buLEw8nDmVn_h6hntabdit_-bptS-CaCqAg5Hd15x5Eb-IG9etJfEOe4S4majmGEXkvK/s72-c/Dead____by_gothicbabe360.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7235319278687156176.post-7842982286984450316</guid><pubDate>Sun, 08 May 2011 20:45:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-05-08T23:46:20.420+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Kendimle Davam</category><title>Parfümün Hariç Herkes Sahte!</title><description>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgYMfz55HPMggoo3SWFBujuEpzzPurdLW3U8g9OxCzkzlCOSTGF7pVrwiVljSHQ3lrUZA79oA2ms7n1Eb8prqyfmxcsouabisx8lpw1DXb7sophrxVvXxIMCBYKp116F-wXZ2kw4Vd8hjfS/s1600/_laleler_beyaz_by_caspell.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;208&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgYMfz55HPMggoo3SWFBujuEpzzPurdLW3U8g9OxCzkzlCOSTGF7pVrwiVljSHQ3lrUZA79oA2ms7n1Eb8prqyfmxcsouabisx8lpw1DXb7sophrxVvXxIMCBYKp116F-wXZ2kw4Vd8hjfS/s320/_laleler_beyaz_by_caspell.jpg&quot; width=&quot;260&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Keşke... Hiç tutmamış olsaydım elinden, ve bakmamış olsaydım&amp;nbsp;gözlerine. Çünkü... Çünkü her seferinde biraz parfüm kalıyor geriye senden. Şimdi ne &lt;b&gt;oksijen&lt;/b&gt; soluyor ne de karbondioksit veriyorum, günlerdir arkandan bıraktığın kokuyla yetiniyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve bana sakın aşktan bahsetme, &lt;b&gt;aşk değil&lt;/b&gt; bu! Bir gemiyi terk ettikten, aylar sonra ona özlemle tekrar dokunma hevesi; buna aşk denebilir mi? Bana bilmediğim terimlerden de bahsetme, doldurma gözlerimi tekrar hevesle. Bilmiyorum daha ne kadar yalan söyleyebilirim ya da yalnızlık kaplı odamı senin kokunla doldurabilirim; ve hayır, sevmiyorum ben seni. Sadece dokunmak istiyorum, &lt;b&gt;dudaklarına&lt;/b&gt;. Her gece, her saat ağrı kesicimin içkiyle yok oluşundan sıkıldım. Her gece, kahrolası her gece gözlerimle kavgaya tutuşmaktan bıktım artık;&amp;nbsp;bak hatta, şuan bile...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Senleyken de sensizken de &lt;b&gt;mutluyum&lt;/b&gt;, bana bunu tanımla. Çünkü sen olmasan bile, &lt;b&gt;gülümseyişini&lt;/b&gt; unutmam. Nasıl anlatabilirim sana bilmiyorum, sensizliğin tıbbi tanımını ama bilmeni isterim ki ben senleyken de &lt;b&gt;hastayım&lt;/b&gt;. &lt;i&gt;&#39;Ayrılık uzun sürer&#39;&lt;/i&gt; demiştin, umarım beklerken sıkılmazsın. Ve hani bir de &lt;i&gt;&#39;neden&#39;&lt;/i&gt; diye sormuştun arkamdan; her şey bittiği için değil de, &lt;b&gt;cevabını bilmediğim için&lt;/b&gt;di cevap vermeyişim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Umarım mutlusundur, ben mutluyum ve mutlu oluyorum parfümünün ulaştığı her &lt;b&gt;metre karede&lt;/b&gt;. Seni düşünüyorum, &lt;i&gt;&#39;o mutlu&#39;&lt;/i&gt; diyorum, ne &lt;b&gt;pişmanlık&lt;/b&gt; kalıyor ne de &lt;b&gt;arzu&lt;/b&gt; o zaman işte. &lt;b&gt;Sahte yüzler&lt;/b&gt; görüyorum, &lt;b&gt;sahte çiftler&lt;/b&gt; görüyorum, ve &lt;b&gt;sahte öpücükler&lt;/b&gt; çevremde. Düşünüyorum... İnsanlar ne kadar aptal, kendini beğenmiş ve hırslı! Biz böyle değildik seninle, çünkü her elini tuttuğumda, her göz yaşını sildiğimde, her sarıldığımda sana; biraz daha &lt;b&gt;yaşıyorduk&lt;/b&gt;. Çünkü, çünkü &lt;b&gt;yaşamayan herkes sahte&lt;/b&gt;! Sahte olan herkes ölü ya da.. Bilmiyorum. Ama şu sıralar herkes sahte... Evet, &lt;b&gt;herkes sahte&lt;/b&gt;!</description><link>http://asipolis.blogspot.com/2011/05/keske.html</link><author>noreply@blogger.com (Altuğ Orgun)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgYMfz55HPMggoo3SWFBujuEpzzPurdLW3U8g9OxCzkzlCOSTGF7pVrwiVljSHQ3lrUZA79oA2ms7n1Eb8prqyfmxcsouabisx8lpw1DXb7sophrxVvXxIMCBYKp116F-wXZ2kw4Vd8hjfS/s72-c/_laleler_beyaz_by_caspell.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>3</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7235319278687156176.post-2248167721352098634</guid><pubDate>Thu, 21 Apr 2011 20:06:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-04-21T23:06:43.387+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Azcık Garip</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Bu Hayat İbne</category><title>İdam Yolcusu Dilsiz</title><description>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhG6NBKUMsNoUQ_8b4n2lb8GvvbMLTrEZGpjtY8531GqeDZKHdazIE6fjRH8fFnM1mnzQRRKzWl0OkYk3aA0AgkAM60PXxc5klQS2XnwE3OFLkTIYYq9ZXorbCEnBEfJOajj1v_MZ6r-rv3/s1600/_Unut_gitsin__by_KupaAs.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;280&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhG6NBKUMsNoUQ_8b4n2lb8GvvbMLTrEZGpjtY8531GqeDZKHdazIE6fjRH8fFnM1mnzQRRKzWl0OkYk3aA0AgkAM60PXxc5klQS2XnwE3OFLkTIYYq9ZXorbCEnBEfJOajj1v_MZ6r-rv3/s320/_Unut_gitsin__by_KupaAs.jpg&quot; width=&quot;200&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;&quot;&gt;Dünya dikey, ona göre hiç değilse. Ne kadar gidersen git, yine&amp;nbsp;&lt;b&gt;sıfır&lt;/b&gt;&amp;nbsp;elinde. 6 yaşındayken yalnız kalmış ve hastalık oluşmuş beyninde. Olgunlaşmış... Onun da düşünceleri değil&amp;nbsp;&lt;b&gt;yüreği&lt;/b&gt;&amp;nbsp;olgunlaşmış. Ama hala yalnızsın ve şimdi, oldun altmış. Düşüncelerini söylemekten yoksun, o anca düşünür; anlatamaz kalktığında&amp;nbsp;&lt;b&gt;annesine&lt;/b&gt;, o büyük&amp;nbsp;&lt;b&gt;düşünü&lt;/b&gt;. Ve kendi düşünde o olcak bi gün büyük bi düşünür, ancak hepsi lafta kalır ve bir gün&amp;nbsp;&lt;b&gt;ölür&lt;/b&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;&quot;&gt;Şöyle ki... İşlediği suç epey bi büyüktür. Yakalanır ve ayakları onu idama götürür. Bağırmak ister, &#39;&lt;b&gt;seni seviyorum&lt;/b&gt;&#39; demek ilk ve son defa, annesine. Bu sırada oğlunun konuşması için, doktor peşindedir, annesi de... Yoktur yol, gözleri de kararır dilsiz garibin. Şimdi geçici de olsa, kördür de garibim. Ve bi anda tutar tüm dünyaya &lt;b&gt;garezi&lt;/b&gt;; bağlarlarken boynuna halatı, haber alır annesi. Bi kaç damla akıtır, kuru tahtanın üstünden bizimki. Ve sorulur sessizce, &lt;i&gt;&quot;&lt;b&gt;söyle nedir son isteğin?&lt;/b&gt;&quot;&lt;/i&gt;. Cevap veremez dudakları, açılıp kapanır. Annesinin sesini duyar ve birden ölüm kadar sararır. &lt;i&gt;&quot;Söyle nedir son isteğin? Söylesene be adam!&quot;&lt;/i&gt;... Dayanır zorla... Gözleri açılır ve son bir kez daha dener... Ve ölmeden hemen önce ulaşır o büyük düşüne, ilk kez konuşmanın mutluluğunu hissedemeden; &lt;b&gt;&lt;i&gt;&quot;Seni seviyorum anne.&quot;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;&quot;&gt;&lt;i&gt;&quot;Ve hoşçakal...&quot;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;&quot;&gt;Hoşça kal...&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://asipolis.blogspot.com/2011/04/idam-yolcusu-dilsiz.html</link><author>noreply@blogger.com (Altuğ Orgun)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhG6NBKUMsNoUQ_8b4n2lb8GvvbMLTrEZGpjtY8531GqeDZKHdazIE6fjRH8fFnM1mnzQRRKzWl0OkYk3aA0AgkAM60PXxc5klQS2XnwE3OFLkTIYYq9ZXorbCEnBEfJOajj1v_MZ6r-rv3/s72-c/_Unut_gitsin__by_KupaAs.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7235319278687156176.post-6975921382460474516</guid><pubDate>Fri, 11 Mar 2011 05:56:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-03-11T07:56:00.855+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Azcık Garip</category><title>Meksikalı Beyaz Adam</title><description>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgCf4XQL-fhN_8wNc-H4-ELuJg5ydF_XdbwuE3uq2e8ZoZ3WfXnSa73aKLH-whoW5GTRCBw13sRFfpYsjBKSQILspEmaFymxo4jafKe7xjeGUHxRxkhcvxn_-rMu5e2OgNAqZUKYnW5t8tw/s1600/black_and_white_by_vikarus-d35pw7b.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;191&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgCf4XQL-fhN_8wNc-H4-ELuJg5ydF_XdbwuE3uq2e8ZoZ3WfXnSa73aKLH-whoW5GTRCBw13sRFfpYsjBKSQILspEmaFymxo4jafKe7xjeGUHxRxkhcvxn_-rMu5e2OgNAqZUKYnW5t8tw/s200/black_and_white_by_vikarus-d35pw7b.jpg&quot; width=&quot;220&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Sessizliğin uğultusu ve &lt;b&gt;beyaz&lt;/b&gt; bir adam &lt;b&gt;Tijuana&lt;/b&gt;&#39;da, yılbaşına saatler kala arkadaşının yanında. &lt;b&gt;Tekila&lt;/b&gt; cennetinin farklı insanı olmak kolay değil tabi, tuz ve limonu yaladıktan sonra kalmıyor ağzında, &lt;b&gt;aroması&lt;/b&gt;. Arkadaşına veda ederken, tokalaşıp öpüyor yanağından. Bunu gören insanlar ayıplıyor, eşcinsel damgası yiyen, &lt;b&gt;Beyaz Adam&lt;/b&gt;! &lt;b&gt;Ve Meksika&lt;/b&gt;...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Akşam saati utancını saklamak için, iş yerine doğru yola koyuluyor. Kirpiklerinden düşen yorgun çapak, tozlu caddeye, karışıyor. Yanından geçtiği &lt;b&gt;sokak dansçılarına&lt;/b&gt; bakıp gülümserken, dansçılar da durup ona bakıyor; &lt;b&gt;Beyaz Adam&lt;/b&gt;. 16. yüzyılda gaddar bi kimyasal silah olmak istiyor, yani &lt;b&gt;Hernan Cortes&lt;/b&gt;. İçindeki kinle alevleniyor, hepsini yok etmek. &lt;b&gt;Mextli&lt;/b&gt; beliriyor gökyüzünde, ufak bi fırtına patlatıyor. Çokta uzak sayılmaz aslında fırtınaya, ortasındaki çölü saymazsak, &lt;b&gt;Kaliforniya&lt;/b&gt;... &lt;b&gt;Ve Meksika&lt;/b&gt;...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sigara almak için bi bakkala uğruyor, saat 23:19. Bırakıyor tezgaha, bi kaç Meksika pesosu. Sigarasını yakarken, &lt;b&gt;&lt;i&gt;&quot;¡pobre méxico&quot;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; cümlesi yankılanıyor zihninde. &lt;i&gt;&quot;Tanrıya çok uzaksın, ve Amerika&#39;ya çok yakın...&quot;&lt;/i&gt;. Düşünüyor eve doğru koyulurken yola, ve en sonunda hak veriyor, &lt;b&gt;Porfirio Diaz&lt;/b&gt;&#39;a. Takılıyor gözleri Meksika bayrağındaki &lt;b&gt;İspanyol yeşiline&lt;/b&gt;, sonra gözlerinin önünde, &lt;b&gt;Papua Yeni Gine&lt;/b&gt;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Evine varıyor ve asıyor &lt;b&gt;siyah&lt;/b&gt; paltosunu, saat gece &lt;b&gt;12&lt;/b&gt; ve tam &lt;b&gt;12&lt;/b&gt; kere çalıyor &lt;b&gt;siyah&lt;/b&gt; kilise çanı, her çan sesinde atıyor ağzına bir &lt;b&gt;siyah&lt;/b&gt; üzüm, ve tutuyor gerçekleşmeyeceğini bile bile, &lt;b&gt;siyahtan&lt;/b&gt;, dilekler... &lt;b&gt;Beyaz Adam&lt;/b&gt;! &lt;b&gt;Ve Meksika&lt;/b&gt;...</description><link>http://asipolis.blogspot.com/2011/03/meksikal-beyaz-adam.html</link><author>noreply@blogger.com (Altuğ Orgun)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgCf4XQL-fhN_8wNc-H4-ELuJg5ydF_XdbwuE3uq2e8ZoZ3WfXnSa73aKLH-whoW5GTRCBw13sRFfpYsjBKSQILspEmaFymxo4jafKe7xjeGUHxRxkhcvxn_-rMu5e2OgNAqZUKYnW5t8tw/s72-c/black_and_white_by_vikarus-d35pw7b.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7235319278687156176.post-5472932138474573003</guid><pubDate>Sat, 05 Mar 2011 18:16:00 +0000</pubDate><atom:updated>2017-03-18T00:46:28.689+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Böyle Düşünüyorum</category><title>Absürd Egzistansiyalist</title><description>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh9_bIlmKo_NuzD01hxhgsgmT3o6iIiaMGo0aA9CR4wp5IwsT_VzCHA9qGYt8M6y_0lXXUB_U46ijfVD1yhnBUhk87ZpikapuJ6WJSj6snRwZ5SW44jyuCPz-HzE5XhmR1BS9hkTgjgVOCS/s1600/democracy__by_vimark-d34iis9.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;196&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh9_bIlmKo_NuzD01hxhgsgmT3o6iIiaMGo0aA9CR4wp5IwsT_VzCHA9qGYt8M6y_0lXXUB_U46ijfVD1yhnBUhk87ZpikapuJ6WJSj6snRwZ5SW44jyuCPz-HzE5XhmR1BS9hkTgjgVOCS/s320/democracy__by_vimark-d34iis9.jpg&quot; width=&quot;290&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Yırtık pırtık bi &lt;b&gt;gökkuşağı&lt;/b&gt; ve defolu bu &lt;b&gt;gezegenler&lt;/b&gt;, akciğlerimi düzenleyip gidicem bu gezegenden. Tırnaklarımdaki damarlar, gözlerimdeki kıllar kadar &lt;b&gt;sahte&lt;/b&gt; ve kalbimden asit damlıyor, o sahteliğe doğru. Sonsuz huzurla seviştim ve sonsuzluğunu aldım, savaş sırasında &lt;b&gt;Vietnam&lt;/b&gt;&#39;da. &lt;b&gt;Van Gogh&lt;/b&gt; görmüş bizi resmetmiş, tek kulağım yok tabloda. Kıskançlık krizine giren ceylanla tutturdum ufak bi yarış ve sinir hücrelerimdeki elektriğe kapılarak &lt;b&gt;boğuldum&lt;/b&gt;. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Akşamdan kalma yalnızlık, güneşi görmek umuduyla bir akşam daha benimle şimdi. Kol kola girdiğim &lt;b&gt;akrep&lt;/b&gt; ve &lt;b&gt;yelkovan&lt;/b&gt;, hep dolandırmış beni, ve hayatım, &lt;b&gt;sikildi&lt;/b&gt;. Aptal bira fıçıları, aptal tik taklar, aptal bardak, aptal telefon ve aptal &lt;b&gt;sessizliğin sesi&lt;/b&gt;. Ben de aptalım e biraz, dinlediğim için sessizliği. Boğazımdan yuvarlanan ıhlamur parçacıkları ve kulaklarımda çınlayan katil zil sesi, halüsinasyon etkisindeki ölümcül siren sesleri. Kafamın içindeki hayali her şeyle, şuanda bi paketteki tüm sigaraları, bitirdik, bitirdik.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Balkonumda uyuklarken elimdeki elma ağır ağır, ilerledi &lt;b&gt;tavana&lt;/b&gt;. Ve &lt;b&gt;Arşimed&lt;/b&gt;&#39;i gördüm lambanın içinde, &lt;b&gt;Edison&lt;/b&gt;&#39;a bağırırken. Doğduğum günü düşünmeye çalıştım, karanlık göz bebeklerime dolarken. Sonra göz kapaklarım kapandı ve biraz da &lt;b&gt;ölümü&lt;/b&gt; tattım. Herkes gibi büyüdüm, doğru yanlış yaşadım. Oysa &lt;i&gt;italik&lt;/i&gt; bi yazı tipi kadar, &lt;b&gt;&lt;i&gt;boynum büküktü&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Boşver, doldur; Ve &lt;b&gt;şerefe&lt;/b&gt;… Kulakçığımdan teğet geçen yıldırıma şerefe. Şerefe… Mezarlıkta şarabıyla büyüyen mezarcıya şerefe. &lt;b&gt;Şerefe&lt;/b&gt;… Farklı ayak izleri bırakan &lt;b&gt;tanrılara&lt;/b&gt; şerefe. Şerefe… Gökkuşağına asla dokunamayacak olmanın ilkelliğiyle, ışık hızına ulaşıp &lt;b&gt;gülümse&lt;/b&gt;. Son bi kere… Boşaltmadan mideni denize... Tek bacağını kaybetmiş, koşucuya, şerefe… Son bi kere… Şerefe… &lt;b&gt;Şerefe&lt;/b&gt;…</description><link>http://asipolis.blogspot.com/2011/03/absurd-egzistansiyalist.html</link><author>noreply@blogger.com (Altuğ Orgun)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh9_bIlmKo_NuzD01hxhgsgmT3o6iIiaMGo0aA9CR4wp5IwsT_VzCHA9qGYt8M6y_0lXXUB_U46ijfVD1yhnBUhk87ZpikapuJ6WJSj6snRwZ5SW44jyuCPz-HzE5XhmR1BS9hkTgjgVOCS/s72-c/democracy__by_vimark-d34iis9.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7235319278687156176.post-7184229574779056630</guid><pubDate>Tue, 24 Aug 2010 17:49:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-08-24T20:49:10.028+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Bu Hayat İbne</category><title>Tanıştığın İnsanlardan Hoşlanmayacaksın</title><description>&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiwP9s38qOepnKIrYZpZ7oJKNQ0jDDNpptjnxfyfVNYgnAGQYsFzOsZtcBXGHCRN3785W1UCzd9r_vB4LwtfRFU9GJgqzVc5sPuOoGkRK5D_i9NNGbD3SFULLsJY6omijC2EXXw5wl_dXsQ/s1600/friends___by_ncode.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;320&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiwP9s38qOepnKIrYZpZ7oJKNQ0jDDNpptjnxfyfVNYgnAGQYsFzOsZtcBXGHCRN3785W1UCzd9r_vB4LwtfRFU9GJgqzVc5sPuOoGkRK5D_i9NNGbD3SFULLsJY6omijC2EXXw5wl_dXsQ/s320/friends___by_ncode.jpg&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;Hoşgeldin çocuk&lt;/b&gt;... Gözlerini dünyaya açtığın ilk gün, ve sen ağlıyorsun. Dur orda, ağlamak için çok zamanın olacak... Her şeyden önce,&amp;nbsp;sana söylemem gereken şeyler var. Öncelikle, gerçek şu ki...&amp;nbsp;&lt;b&gt;Tanıştığın insanlardan pek hoşlanmayacaksın&lt;/b&gt;. Ve onlar da senden hoşlanmayacak.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;&quot;&gt;&lt;b&gt;Kendi çıkarları&lt;/b&gt;&amp;nbsp;için seninle arkadaş olmak isteyenler...&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;&quot;&gt;&lt;b&gt;Aileni&lt;/b&gt;&amp;nbsp;senden soğutmak için ellerinden geleni yapanlar...&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;&quot;&gt;Hayatı&amp;nbsp;&lt;b&gt;parayı al karıya kaç&lt;/b&gt;tan ibaret sananlar...&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;&quot;&gt;Beraber&amp;nbsp;&lt;b&gt;hırsızlık&lt;/b&gt;&amp;nbsp;yapmak isteyenler...&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;&quot;&gt;&lt;b&gt;Kavganın&lt;/b&gt;&amp;nbsp;büyüklük göstergesi olduğunu söyleyip, seni de erkek olmaya davet edenler...&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;&quot;&gt;Erkekliği&amp;nbsp;&lt;b&gt;kan&lt;/b&gt;&amp;nbsp;ve&amp;nbsp;&lt;b&gt;yumruk&lt;/b&gt;ta arayıp, attıkları yumruğa cevap vermeyince senden nefret edenler...&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;&quot;&gt;Yumruğunu salladığın vakit dahi, seni düşman ilan edenler...&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;&quot;&gt;Her geçen gün daha da büyüdüğünü sanıp, daha da küçülenler...&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;&quot;&gt;Borç isteyip asla vermeyenler, ya da vaktini hep geciktirenler...&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;&quot;&gt;Seni arkandan vurmak için yer arayanlar...&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;&quot;&gt;Yüzüne başka, arkandan başka konuşanlar...&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;&quot;&gt;Taşıdıkları&amp;nbsp;&lt;b&gt;kelebeğin&lt;/b&gt;,&amp;nbsp;&lt;b&gt;muştanın&lt;/b&gt;&amp;nbsp;hikayelerini her ortamda anlatanlar...&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;&quot;&gt;Her gün&amp;nbsp;&lt;b&gt;içki&lt;/b&gt;&amp;nbsp;muhabbeti yapıp,&amp;nbsp;&lt;b&gt;ortam çocuğu&lt;/b&gt;&amp;nbsp;olmaya çalışanlar...&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;&quot;&gt;İnsanların düşüncelerine önem vermeyip, dış görünüşüne göre sınıflandıranlar...&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;&quot;&gt;Sırf onun gibi düşünmediğin için, seni&amp;nbsp;&lt;b&gt;aykırı&lt;/b&gt;&amp;nbsp;ilan edenler...&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;&quot;&gt;Sırf onu desteklemediğin için, ismini&amp;nbsp;&lt;b&gt;köstekçi&lt;/b&gt;ye çıkaranlar...&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;&quot;&gt;Bir şeylere karşı olduğun için, seni&amp;nbsp;&lt;b&gt;anarşist&lt;/b&gt;&amp;nbsp;görenler...&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;&quot;&gt;Dini inançların çoğu insandan farklı olduğu için, seni kendi dinlerinde&amp;nbsp;&lt;b&gt;günahkar&lt;/b&gt;&amp;nbsp;ilan edenler...&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;&quot;&gt;Biliyorum çocuk, daha ilk günün ama, bunlar gördüklerimin yalnızca ufak bir kısmı. Sadece söylüyorum, yakında kulağına&amp;nbsp;&lt;b&gt;ismini&lt;/b&gt;&amp;nbsp;okuyacaklar;&amp;nbsp;&lt;b&gt;dini düşünceni&lt;/b&gt;&amp;nbsp;çoktan belirlediler zaten. Sen, sen ol çocuk. Ne o ismi sen seçtin, ne o dini. Düşünmek için, öğrenmek için çok vaktin olacak... Benim anlatmadıklarımı, zaten göreceksin. Gördüklerin acı değil, öfke değil, nefret değil. Tüm bu gördüklerini anılarınla ve sevdiklerinle birleştirdiğin zaman;&amp;nbsp;&lt;b&gt;monoton hayatın&lt;/b&gt;&amp;nbsp;oluşacak. O monoton hayatı değiştir çocuk.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;&quot;&gt;&lt;b&gt;Seni, ışığı görmemek için duvar olarak kullanmalarına izin verme. Sen, ışık ol.&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://asipolis.blogspot.com/2010/08/tanstgn-insanlardan-hoslanmayacaksn.html</link><author>noreply@blogger.com (Altuğ Orgun)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiwP9s38qOepnKIrYZpZ7oJKNQ0jDDNpptjnxfyfVNYgnAGQYsFzOsZtcBXGHCRN3785W1UCzd9r_vB4LwtfRFU9GJgqzVc5sPuOoGkRK5D_i9NNGbD3SFULLsJY6omijC2EXXw5wl_dXsQ/s72-c/friends___by_ncode.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7235319278687156176.post-4417062153004625538</guid><pubDate>Tue, 09 Feb 2010 16:02:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-02-09T18:04:52.425+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Azcık Garip</category><title>İronik Polis</title><description>Yürüyorduk öyle boş boş, boş bi sokakta.. Hoş, biz varken boş olmaz ya, boştu işte bize göre... Birkaç dakika sonra durduk yere, &lt;i&gt;&lt;b&gt;&quot;sen beni dinlemiyor musun?&quot;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; dedim. Durdu, düşündü ve &lt;i&gt;&lt;b&gt;&quot;iyi de, sen bir şey söylemedin ki&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&quot; dedi. Söyledim ben de, &lt;i&gt;&lt;b&gt;&quot;ışıklı bir levhaya &#39;kahrolsun edison&#39; yazalım mı?&quot;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; dedim, durduk yere, ne saçmalıyordum? hep saçmalıyordum onun yanında. Sonra ışığı bulanın Edison olduğu aklıma geldi, sustum bir süre, utandım...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg-NNtabEUecj9_Fb9RlyNDfSfL_XcHvo4DA_kn1IApnkb_5RIojHV6wT2Pzqz-OVDwbThBzJwLOCvTMqnuZdAl-tQ_BPwnT5oxG8vLtmOTplG4KxLYmm-WODVrSrpCC_s3kZG2oCPHbgza/s1600-h/ironi____by_neset.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;320&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg-NNtabEUecj9_Fb9RlyNDfSfL_XcHvo4DA_kn1IApnkb_5RIojHV6wT2Pzqz-OVDwbThBzJwLOCvTMqnuZdAl-tQ_BPwnT5oxG8vLtmOTplG4KxLYmm-WODVrSrpCC_s3kZG2oCPHbgza/s320/ironi____by_neset.jpg&quot; width=&quot;225&quot; /&gt;&lt;/a&gt;Biraz dolaştıktan sonra, bir büfeye &lt;b&gt;iki bira&lt;/b&gt; almak üzere girdim. Biraların parasını öderken içeri adamın teki hızla girdi. Bana, ardından büfenin sahibine baktı ve &lt;i&gt;&lt;b&gt;&quot;selamın aleyküm&quot;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; dedi. Sustum, izledim. Bi &lt;b&gt;70&#39;lik&lt;/b&gt; aldı ve aynı hızla gitti... Durdum öyle, garipti...&amp;nbsp; Ardından ben de çıktım, bir köşeye oturduk ve dertleşmeye başladık. &lt;b&gt;Yağmur&lt;/b&gt; vardı, bir de yağmur damlalarını kulağıma tüküren rüzgar; ama olsun, &lt;b&gt;güneş&lt;/b&gt; ısıtıyordu içimi, bir de o... Kısa bir süre sonra, yakınlaşmıştık epey. Birbirimize yalan söylemeyeceğimizi söyledik, ben ilk yalanımı söylemiştim böylece.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ayrılık vakti geldiğinde, onu evine bırakmak için otobüse bindim. Her zamanki &lt;b&gt;&#39;son durak&#39;&lt;/b&gt; doluluğu vardı otobüste, şoför &lt;i&gt;&lt;b&gt;&quot;geriye doğru ilerlememizi&quot;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; söyledi, şaşırdım yine ve yine... Evine geldiğimizde, indik beraber ve son köz öptüm onu, sondu, gidiyordu. Sonra onun dediklerini tekrar ettim aynen, &lt;b&gt;&quot;seni seviyorum&quot;&lt;/b&gt; dedim &lt;b&gt;ve ayrıldık&lt;/b&gt;. Ne garipti... Her şey... Garip...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Sonra uyandım rüyadan, elimde dün geceden kalan 70&#39;lik votka ve yağmurdan ıslanmış paltom vardı. Ne garipti... Her şey... Garip...&lt;/b&gt;</description><link>http://asipolis.blogspot.com/2010/02/ironik-polis.html</link><author>noreply@blogger.com (Altuğ Orgun)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg-NNtabEUecj9_Fb9RlyNDfSfL_XcHvo4DA_kn1IApnkb_5RIojHV6wT2Pzqz-OVDwbThBzJwLOCvTMqnuZdAl-tQ_BPwnT5oxG8vLtmOTplG4KxLYmm-WODVrSrpCC_s3kZG2oCPHbgza/s72-c/ironi____by_neset.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item></channel></rss>