<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="wordpress/abc" --><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">

<channel>
	<title>BAKINIZ</title>
	<link>http://www.bakiniz.com</link>
	<description>film incelemesi, sinema, yabancı diziler, röportaj, film eleştiri, sinema yazıları</description>
	<pubDate>Thu, 16 Jul 2009 12:13:23 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=abc</generator>
	<language>en</language>
			<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com" /><item>
		<title>Alice in Wonderland Karakter Fotoğrafları…</title>
		<link>http://www.bakiniz.com/alice-in-wonderland-karakter-fotograflari/</link>
		<comments>http://www.bakiniz.com/alice-in-wonderland-karakter-fotograflari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Jul 2009 12:13:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Üstünsoy</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[GELİŞMELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bakiniz.com/alice-in-wonderland-karakter-fotograflari/</guid>
		<description><![CDATA[Tim Burton&#8217;ın yeni filmi Alice in Wonderland&#8217;in pazarlama faaliyetleri çok iyi ve disiplinli bir şekilde yürütülüyor ve bu sayede biz de sizlere hemen her hafta ilginç şeyler sunabiliyoruz. Yeni yayınlanan fotoğraflarla, filmin karakterlerine bir kez daha göz atma olanağına sahip olduk.


]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tim Burton&#8217;ın yeni filmi Alice in Wonderland&#8217;in pazarlama faaliyetleri çok iyi ve disiplinli bir şekilde yürütülüyor ve bu sayede biz de sizlere hemen her hafta ilginç şeyler sunabiliyoruz. Yeni yayınlanan fotoğraflarla, filmin karakterlerine bir kez daha göz atma olanağına sahip olduk.</p>
<p><img src="http://www.bakiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/34910.jpg" alt="34910.jpg" /></p>
<p><img src="http://www.bakiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/34909.jpg" alt="34909.jpg" /><img src="http://www.bakiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/34908.jpg" alt="34908.jpg" /><img src="http://www.bakiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/34907.jpg" alt="34907.jpg" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bakiniz.com/alice-in-wonderland-karakter-fotograflari/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Reha Erdem, Motovun Film Festivali’nde…</title>
		<link>http://www.bakiniz.com/reha-erdem-motovun-film-festivalinde/</link>
		<comments>http://www.bakiniz.com/reha-erdem-motovun-film-festivalinde/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Jul 2009 12:39:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ijon Tichy</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[GELİŞMELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bakiniz.com/reha-erdem-motovun-film-festivalinde/</guid>
		<description><![CDATA[ 
Özellikle eski yugoslav ülkelerindeki film festivalleri, konseptleri, mekanları ve içerikleriyle sık sık bakınız.com&#8217;a haber oluyor. Küçük şehir ve kasabalardaki bu festivaller büyük kentlerdeki kapsamlı festivallerden daha samimi geliyor gibi.
Hırvatistan&#8217;ın en önemli film festivallerinden biri olması ve yapıldığı şehir nedeniyle hayranlığımızı kazanan Motovun Film Festivali de 11 yaşına girdi. 27-31 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilecek festivalde gösterilecek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bakiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/motovun10-500.jpg" alt="motovun10-500.jpg" /> </p>
<p>Özellikle eski yugoslav ülkelerindeki film festivalleri, konseptleri, mekanları ve içerikleriyle sık sık bakınız.com&#8217;a haber oluyor. Küçük şehir ve kasabalardaki bu festivaller büyük kentlerdeki kapsamlı festivallerden daha samimi geliyor gibi.</p>
<p>Hırvatistan&#8217;ın en önemli film festivallerinden biri olması ve yapıldığı şehir nedeniyle hayranlığımızı kazanan Motovun Film Festivali de 11 yaşına girdi. 27-31 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilecek festivalde gösterilecek filmler arasında Reha Erdem&#8217;in Hayat Var&#8217;ı da olacak. Miika Kaurismaki&#8217;nin konuk olacağı festivalde, uzun metraj programında toplam 65 film var. Festivalde 22 film de ödül için yarışacak.</p>
<p>Festivalde ayrıca fin sineması, yugoslav İkinci Dünya Savaşı filmleri gibi köşeler de yer alacak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bakiniz.com/reha-erdem-motovun-film-festivalinde/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Fırtına Sonrası Kuru Gürültü!</title>
		<link>http://www.bakiniz.com/firtina_sonrasi/</link>
		<comments>http://www.bakiniz.com/firtina_sonrasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2009 15:02:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Oktay Aydın</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[GELİŞMELER]]></category>

		<category><![CDATA[SİNEMA YAZILARI]]></category>

		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bakiniz.com/firtina_sonrasi/</guid>
		<description><![CDATA[
Elimizde T ile başlayan iki film var. Ortak özellikleri bununla da sınırlı kalmıyor. İkisi de bilimkurgu, ikisi de devam filmi, ikisi de teknolojiyi çıkış noktası yapıyorlar. Ve maalesef ikisi de sinematik açıdan fena halde çuvalladı. Yaz piyasasının gişe canavarı filmleri olması hedeflenen ama fan canavarına dönen filmleri bunlar; Terminator: Salvation ve Transformers: Revenge of the [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bakiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/transformers-manset.jpg" alt="transformers-manset.jpg" /></p>
<p>Elimizde T ile başlayan iki film var. Ortak özellikleri bununla da sınırlı kalmıyor. İkisi de bilimkurgu, ikisi de devam filmi, ikisi de teknolojiyi çıkış noktası yapıyorlar. Ve maalesef ikisi de sinematik açıdan fena halde çuvalladı. Yaz piyasasının gişe canavarı filmleri olması hedeflenen ama fan canavarına dönen filmleri bunlar; Terminator: Salvation ve Transformers: Revenge of the Fallen.</p>
<p>Yazdan mıdır bilinmez herkeste bir rehavet var. İki film açısından da şöyle bir çıkarım yapılıyor; eğlencelik filmler bunlar, izle ve unut. Tabi bu, işe iyimser bakarsanız gördüğünüz tablo. Madalyonun bir de diğer yüzü var; CGI icat oldu, senaryolar bozuldu.</p>
<p>Öncelikle sinema tarihine Terminator adından daha soluk harflerle dahil olmuş Transformers’ ı ele alarak başlayalım. Malum, Transformers’ a seyircinin televizyondan bir aşinalığı mevcut. Buna rağmen gerekli yükseltme yapılarak görsellik modernize edildi, hatta ve hatta standart üstü bir hale getirildi. Öyle ki Transformers dönümüş sahnelerinin render sürelerinin saatler aldığı söylendi. Peki ama CGI her şeyi çözdü mü? Maalesef hayır. Öncelikle senaryoyu adım adım (ama büyük adımlarla) ele alalım. Bilimkurgu filmlerde sıkça işlenen bir hata var; filmde bilimle kurgunun buluşma noktasından yapılan bir çıkarım nedeniyle mantıksızlığın da seyirci tarafından kabul göreceğine duyulan inanç.</p>
<p>Eğer ki koca koca robotlar uzayda bilinç, hatta hayat kazanıp (ki bu kısım aslında bilimden ziyade fantastik kurguya sokuyor filmi ama bu da ayrı bir yazı konusu) dünyaya geliyorsa koca bir şehirde yıkım yapsalar dahi gizli kalabilirler! Amerika Çin olsun, Ürdün olsun istediği ülkeye girer; o dünyanın jandarmasıdır. Zaten diğer devletler bir- iki helikopter gönderir, tüm güçleri budur. Oysa Amerika güçlüdür, tüm güçlerini gönderir. Bu provokasyonları da gözümüze soka soka yapar.</p>
<p><img src="http://www.bakiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/transformers_2-2.jpg" alt="transformers_2-2.jpg" /></p>
<p>Veyahut senaryonuzun ilerlemesi mi lazım? O zaman düşman karakterlerin eline geçmemesi gereken tüm bilgileri tam da onlar dinlerken teyit edin! Hem de DURDUK yerde! Aklı kemale erdikten sonra bu sahneyi böylesi yatırım yapılan bir filmde görmeyi beklemeyen, çileden çıkmış kaç insan vardır merak konusu. Bunun yanında diğer tutarsızlık, mantıksızlık ve beceriksizliklerden sonra bir de kaçan fırsatlar silsilesi var ki sormayın! Semavi dinlerde işlenen Şeytan’ ın başkaldırısı ve Cennet’ ten sürülmesi teması bu filmde çok ilginç bir şekilde yerini buluyor (ama layıkıyla değil). Filmin çıkış noktasını oluşturan Fallen ve Prime’ lar konusu Yaradılışla birebir örtüşmese de aradaki bağ inkâr edilemeyecek derecede. Böyle derin ve evrensel bir temayı yeterince kullanamayan film tüm öyküyü yüzeyselleştiriyor, bayağılaştırıyor. Öyle ki art alana böyle derin bir mevzu koyan bir filmden beklenmeyecek şekilde (ve ne yazık ki Transformers devam ederse sık sık göreceğimiz üzere) gevezelik filme hâkim oluyor. Lord of the Rings serisinin yazarı J.R.R. Tolkien’ in Orta Dünya’ nın yaradılışını anlattığı Silmarillion eserinin güzel bir örneğini sergilediği İlkler’ den başkaldıran çıkması ve diğerlerinin fedakârlığı teması ne yazık ki Transformers’ ta fena halde ıska geçilmiş. Michael Bay’ den de bu beklenirdi zaten. Peki ama milyon dolarlık yatırımların yapıldığı, milyar dolarlık da geri dönüşümlerin/kazançların olduğu Hollywood’ daki bir isim bunları yapar mı? Bu soruda yazımızın sürükleyiciliğini tetikleyen sorunsal olsun, sonuç bölümünde hep beraber çözelim.</p>
<p><img src="http://www.bakiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/27.jpg" alt="27.jpg" /></p>
<p>Gelelim Terminator’ e… “Biçim Değiştirenler” her ne kadar varlığı biyolojik değil de mekanik olarak da ele alıyor olsa da bu konuya felsefi bir açıdan yaklaşmayarak sadece öykünün (ve öykünün önüne geçen görselliğin) oluşmasını sağlıyordu. Hâlbuki James Cameron’ ın sinema tarihine ve insanlığın ortak kültürüne kazandırdığı Terminator tam tersi nitelikte bir film. Birçok konuyu hem görünürde, hem de alt metinde ele alıyor. Kader, aile olmak, teknolojik gelişme, birey olmak, beklentiler, kıyamet bir çırpıda aklımıza gelenler. Bu kadar kompleks ve sınırsız imkanlar sunan bir kaynak kurutulabilir mi? İstenince oluyormuş. Formülü de çok açık; hikayenin kimin üstünden akacağına karar veremeyen senarist, yönetmen işbirliği (!).  Sinema tarihinde öykülemenin karakterlere dağıtıldığı örneklere çokca rastlar ama karakterlerin olmayan bir dramatik yapıda sağa sola anlamsızca dağılmasına bu kadar görkemli bir yapıtta ender rastlanır. Hele ki mantıksızlıklar diz boyu olunca Skynet’ in McG’ yi öldürmesi için gelecekten Arnold’ u göndermesini beklemeye başlıyor insan. Ya da, belki McG seriyi katletmek için gönderilmiştir? Kim bilir? Kulağa mantıksız geliyor, değil mi? Ama Kyle Reese ve John Connor’ ı ele geçirip, öldüremeyen bir Skynet kadar değil! Varoluşunu bağımsız kılmak için nükleer saldırılar yapan bir yapay zekâdan bahsediyoruz. Karşısındaki en büyük düşmana, John Connor’ a T800 ile saldırıyor. Hem de ne uğruna? Basit bir gönderme! Evet evet, California valisine selam çakmak için. Bir Terminator hayranının Arnold Schwarzenegger’ in yüzünü CGI ile oluşturulmuş da olsa bir Terminator filminde görünce sevinmesi gerekir, değil mi? Ama insanlar dehşete düştü. Bu dehşet gerilim ve korkudan değil, düşülen bariz hatadan kaynaklanıyor. Sanıyorum görsel efektlerin sağladığı yoğunluğun öykünün önüne geçeceğine dair sağlam kanılar var. Ne yazık ki insan ölçütleri hala mantık çerçevesinde hareket edebiliyor. Oysa filmde değindiğimiz noktalar az biraz düzeltilip ikinci filme sağlam bir ikilem nakledilebilseydi…</p>
<p><img src="http://www.bakiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/34.jpg" alt="34.jpg" /></p>
<p>Mesela… Marcus’ un kalbi teknoloji destekli çalışıyor. Terminator filmlerinde ve diğer bilimkurgularda geçerli bir kural vardır; film kendi gerçekliğini yaratır, seyircinin bu gerçekliği “gerçek” gerçeklikle kıyaslamasına fırsat vermeden öykünü kurar, kendi gerçekliğini de uygun ölçüde aktarırsın. Terminator serisinin ilk iki filmi buna güzel bir örnektir; yerinde aksiyon sahneleri ve bilimsel açıklamaların inandırıcı (ama gerçek ama değil) şekilde aktarılmasıyla seyirci artık filme girmiştir. Oysa çalakalem bir yapay kalp operasyonu ve dirilen bir insan… Ne yani, Marcus bir İsa modellemesi mi? Bir kere hikayenin akacağı kaynak eksikliğinde baş sorumlu, zira bir katil ve tekrar dünyaya geldiğinde de soğuk, kaba, itici. Bir antikahraman prototipi bile çizemiyor bu özellikler. Her neyse, bugün zihin ve beden gibi iki olgunun ayrımına varmışlığımız devam ederken Marcus’ un kalbini çalıştıran düzeneği John Connor’ a aktararak onun varlığını sağlarsak ( ki Terminator serisi boyunca sağlanmaya çalışılan budur; John Connor’ ın varlığı. Seri bu eksende döner, bu noktayı filmin sonuna koyamazsınız!) bir ikilem yaratamayız. Zira fiziksel varoluşu sağlayan mekanik bir destektir söz konusu olan. Kalp pili gibi. Oysaki zihinsel var oluşu teknolojinin ellerinde olsaydı? Aklınıza hemen yarı program yarı insan olarak Neo geliyor değil mi? Muazzam bir ikilem; insanlığın kurtuluşu bir programın elinde. İnsanlığın tek umudu John Connor’ ın var oluşu yapay kalbe bağlı. İyi ama bu kararlarını etkilemez ve bir gerilim oluşturmaz ki! Zihin, beyin, idrak aynı kalıyor.</p>
<p>Sinema filmleri seyirciye giriş bölümünde sorduğu soruyu cevaplayacağına söz verir, bu sözünü sonuç kısmında tutar. “Peki koskoca Hollywood bilmiyor da biz mi biliyoruz?”. Sanırım bu sorunun cevabını söz vermiş olduğumuz gibi cevapladık.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bakiniz.com/firtina_sonrasi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tilda Swinton’ın Berlin’i…</title>
		<link>http://www.bakiniz.com/tilda_siwinton_berlin/</link>
		<comments>http://www.bakiniz.com/tilda_siwinton_berlin/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2009 11:20:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ijon Tichy</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[GELİŞMELER]]></category>

		<category><![CDATA[ÖNİNCELEME]]></category>

		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>

		<category><![CDATA[Berlin]]></category>

		<category><![CDATA[Cynthia Beatt]]></category>

		<category><![CDATA[Tilda Swinton]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bakiniz.com/tilda_siwinton_berlin/</guid>
		<description><![CDATA[ 
Sinema dünyasında rol seçimleriyle, festivallere ve bağımsız sinemaya olan desteğiyle bambaşka bir yere sahip olan Tilda Swinton, Cynthia Beatt ile giriştiği belgesel projesiyle yine takdirlerimizi kazandı. Swinton&#8217;ı &#8220;Cycling The Invisible Frame&#8221; isimli 45 dakikalık belgesede yıkılan Berlin Duvarı&#8217;nın güzergahını bir bisikletle kat ederken ve yolda rastladığı binaları incelerken izleyeceğiz.
Belgesel henüz post-prodüksiyon aşamasında ve temmuz ayının sonuna doğru [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <img src="http://www.bakiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/tilda-swinton-5.jpg" alt="tilda-swinton-5.jpg" /></p>
<p>Sinema dünyasında rol seçimleriyle, festivallere ve bağımsız sinemaya olan desteğiyle bambaşka bir yere sahip olan <a href="http://www.bakiniz.com/tag/tilda-swinton/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Tilda Swinton">Tilda Swinton</a>, <a href="http://www.bakiniz.com/tag/cynthia-beatt/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Cynthia Beatt">Cynthia Beatt</a> ile giriştiği belgesel projesiyle yine takdirlerimizi kazandı. Swinton&#8217;ı &#8220;Cycling The Invisible Frame&#8221; isimli 45 dakikalık belgesede yıkılan <a href="http://www.bakiniz.com/tag/berlin/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Berlin">Berlin</a> Duvarı&#8217;nın güzergahını bir bisikletle kat ederken ve yolda rastladığı binaları incelerken izleyeceğiz.</p>
<p>Belgesel henüz post-prodüksiyon aşamasında ve temmuz ayının sonuna doğru Almanya&#8217;da kısıtlı bir gösterimle vizyona girecek. Türkiye&#8217;deki fesvitallerde de görmeyi umduğumuz filmin havasını şimdiden tadabilmeniz için belgeselin ve dolayısıyla Swinton&#8217;ın fotoğraflarından bir bölümünü sizlerle paylaşmak istedik. </p>
<p><img src="http://www.bakiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/tilda-swinton-12.jpg" alt="tilda-swinton-12.jpg" /> </p>
<p><img src="http://www.bakiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/tilda-swinton-11.jpg" alt="tilda-swinton-11.jpg" /></p>
<p><img src="http://www.bakiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/tilda-swinton-10.jpg" alt="tilda-swinton-10.jpg" /></p>
<p><img src="http://www.bakiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/tilda-swinton-9.jpg" alt="tilda-swinton-9.jpg" /></p>
<p><img src="http://www.bakiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/tilda-swinton-8.jpg" alt="tilda-swinton-8.jpg" /></p>
<p><img src="http://www.bakiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/tilda-swinton-7.jpg" alt="tilda-swinton-7.jpg" /></p>
<p><img src="http://www.bakiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/tilda-swinton-6.jpg" alt="tilda-swinton-6.jpg" /></p>
<p><img src="http://www.bakiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/tilda-swinton-4.jpg" alt="tilda-swinton-4.jpg" /></p>
<p><img src="http://www.bakiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/tilda-swinton-3.jpg" alt="tilda-swinton-3.jpg" /></p>
<p><img src="http://www.bakiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/tilda-swinton-2.jpg" alt="tilda-swinton-2.jpg" /></p>
<p><img src="http://www.bakiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/tilda-swinton-1.jpg" alt="tilda-swinton-1.jpg" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bakiniz.com/tilda_siwinton_berlin/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Paul Andrew Williams’ın Üçüncü Filmi</title>
		<link>http://www.bakiniz.com/paul-andrew-williamsin-ucuncu-filmi/</link>
		<comments>http://www.bakiniz.com/paul-andrew-williamsin-ucuncu-filmi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2009 10:42:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Üstünsoy</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[GELİŞMELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bakiniz.com/paul-andrew-williamsin-ucuncu-filmi/</guid>
		<description><![CDATA[
London to Brighton ve The Cottage ile tüm sinema dünyasının ilgisini üzerinde toplayan senarist-yönetmen Paul Andrew Williams, üçüncü filmi Cherry Tree Lane&#8217;in çekimlerine 16 temmuzda başlıyor.
Filmde, oğullarını arayan çetenin evlerini basmasıyla hayatları alt üst olan bir ailenin durumunu anlatacak olan Williams &#8220;İzleyenleri filme çok farklı açılardan bakmasını öneriyorum. Filmlerimde küçük gibi görünen olaylarla toplumun genel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bakiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/paul-williams.jpg" alt="paul-williams.jpg" /></p>
<p>London to Brighton ve The Cottage ile tüm sinema dünyasının ilgisini üzerinde toplayan senarist-yönetmen Paul Andrew Williams, üçüncü filmi Cherry Tree Lane&#8217;in çekimlerine 16 temmuzda başlıyor.</p>
<p>Filmde, oğullarını arayan çetenin evlerini basmasıyla hayatları alt üst olan bir ailenin durumunu anlatacak olan Williams &#8220;İzleyenleri filme çok farklı açılardan bakmasını öneriyorum. Filmlerimde küçük gibi görünen olaylarla toplumun genel görüntüsünü yansıtmaya çalışıyorum. İlk iki filmimde bunu başardığımı düşünüyorum. Cherry Tree Lane ile çıtayı daha da yükseltmeyi planlıyorum&#8221; diye konuşuyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bakiniz.com/paul-andrew-williamsin-ucuncu-filmi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Thomas Alfredsson Casusların Peşinde…</title>
		<link>http://www.bakiniz.com/thomas-alfredsson-casuslarin-pesinde/</link>
		<comments>http://www.bakiniz.com/thomas-alfredsson-casuslarin-pesinde/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2009 10:20:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Üstünsoy</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[GELİŞMELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bakiniz.com/thomas-alfredsson-casuslarin-pesinde/</guid>
		<description><![CDATA[
&#8220;Let The Right One In&#8221; ile son yılların en iyi korku filmlerinden birini çeken Tomas Alfredsson&#8217;ın bir sonraki filmi bir casus gerilimi olacak.
John Lee Carre&#8217;nin soğuk savaş romanı &#8220;Tinker, Tailer, Soldier, Spy&#8221;ı Peter Morgan ile birlikte senaryo haline getiren Alfredsson, ilk kez bir ingilizce filmde yönetmenlik yapacak.  
Roman, emekli olmuş bir ingiliz ajanın, teşkilattaki bir rus ajanını yakalayabilmesi için geri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bakiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/tomas-alfredsson.jpg" alt="tomas-alfredsson.jpg" /></p>
<p>&#8220;Let The Right One In&#8221; ile son yılların en iyi korku filmlerinden birini çeken Tomas Alfredsson&#8217;ın bir sonraki filmi bir casus gerilimi olacak.</p>
<p>John Lee Carre&#8217;nin soğuk savaş romanı &#8220;Tinker, Tailer, Soldier, Spy&#8221;ı Peter Morgan ile birlikte senaryo haline getiren Alfredsson, ilk kez bir ingilizce filmde yönetmenlik yapacak.  </p>
<p>Roman, emekli olmuş bir ingiliz ajanın, teşkilattaki bir rus ajanını yakalayabilmesi için geri çağrılmasını anlatıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bakiniz.com/thomas-alfredsson-casuslarin-pesinde/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sonbahar: Deli Dalgalar Kafamı Kurcalar</title>
		<link>http://www.bakiniz.com/sonbahar_deli_dalgalar/</link>
		<comments>http://www.bakiniz.com/sonbahar_deli_dalgalar/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Jul 2009 15:00:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yekta Kurtcebe</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[GELİŞMELER]]></category>

		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>

		<category><![CDATA[İNCELEME]]></category>

		<category><![CDATA[Megi Kobalzade]]></category>

		<category><![CDATA[Onur saylak]]></category>

		<category><![CDATA[özcan alper]]></category>

		<category><![CDATA[sonbahar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bakiniz.com/sonbahar_deli_dalgalar/</guid>
		<description><![CDATA[
Türkiye Cumhuriyeti topraklarında devrimci olmaktan daha zor bir iş yoktur. Yozgat’ta asgari ücretle çalışan, mutaassıp ailesi ile yaşayan bir eşcinsel olmak gibi bir şey bu topraklarda devrimci olmak. Özcan Alper’in ilk filmi Türkiye’de devrimci olmanın, ülkenin geleceğine dair umut dolu düşüncelere sahip olmanın güzel ama iç burkan bir olgu olabileceğini gösteriyor.
Kendi deyimiyle ‘sabırsızlık zamanın güzel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bakiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/sonbahar-2.jpg" alt="sonbahar-2.jpg" /></p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti topraklarında devrimci olmaktan daha zor bir iş yoktur. Yozgat’ta asgari ücretle çalışan, mutaassıp ailesi ile yaşayan bir eşcinsel olmak gibi bir şey bu topraklarda devrimci olmak. Özcan Alper’in ilk filmi Türkiye’de devrimci olmanın, ülkenin geleceğine dair umut dolu düşüncelere sahip olmanın güzel ama iç burkan bir olgu olabileceğini gösteriyor.</p>
<p>Kendi deyimiyle ‘sabırsızlık zamanın güzel çocuklarına’ adadığı film bir vicdan borcu çalışması. Tabii işin içine vicdan girdi mi sinema sanatı daha duygu dolu, hayata daha anlamlı bakabiliyor. Bu yalnız ve güzel ülkenin en kuzey doğusundaki güzelliklerin içinden gelen yönetmen Özcan Alper, belki de son on sene içerisinde türk sinemasının başına gelmiş en güzel şey. </p>
<p>Hayata Dönüş olarak adlandırılan ama hapishanedeki mahkûmları hayata döndürmek dışında her şeyin olduğu unutulmayacak operasyondan sağ çıkmayı başarmış, daha öncesinde ölüm orucu ve açlık grevi eylemlerine katılmış; muhtemelen Parti-Cephe ya da benzeri bir sol görüşlü örgütün ülküsüne gönül vermiş genç Yusuf’un hikâyesinin anlatıldığı film, bir 20 ya da 30 sene önce çekilse muhtemelen ya yakılacak ya da sansürlenecekti.</p>
<p><img src="http://www.bakiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/sonbahar-1.jpg" alt="sonbahar-1.jpg" /></p>
<p>Gerçekleri anlatmanın verdiği ağır yük altında ezilmeyen Özcan Alper, <a href="http://www.bakiniz.com/tag/onur-saylak/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Onur saylak">Onur Saylak</a>, <a href="http://www.bakiniz.com/tag/megi-kobalzade/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Megi Kobalzade">Megi Kobalzade</a> gibi rollerine cuk oturan oyuncular ile gerçekleştirdiği çalışma oldukça minimalist. Tamamen yöresel motiflerle bezenen <a href="http://www.bakiniz.com/tag/sonbahar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with sonbahar">Sonbahar</a>&#8217;ın, bu yöresel motifleri ucuzlaştırmak yerine tüm doğallığıyla filme aktarmış olması Karadeniz Bölgesi’nin kültüre gelişimi açısından oldukça ümit verici bir gelişme. Yeşim Ustaoğlu’nun, bulutları beklerken ile yapmaya çalıştığını Özcan Alper, ilk denemesinde başarıyor.</p>
<p>Kurgu’dan görüntü yönetimine gerçekten başarılı bir çalışmanın gerçekleştirildiği film, Steve Mcqueen’in Hunger’ı ya da Marco Bechis’ın Garage Olimpo filmi kadar güçlü etkili ve kült olmaya aday. Politik sinemanın önemli adamlarından biri olan İngiliz Terry George’un bile erişemediği bir duyarlılığı sanırım insan sadece kendi topraklarında yakalayabiliyor. Ve bu sebepten dolayı, hem yapımcı F. Serkan Acar’ın hem de yönetmen Özcan Alper’in Artvinli olması sürpriz olmuyor.</p>
<p>Filmde yer alan, Doğu Karadeniz sahilinin hırçın dalgalarla örselendiği sahne olsun, sakin yaylardaki kurtların havaya sıkılan silahın sesi ile korkutulmaya çalışıldığı o fotoğraf kadar güzel kare olsun, bu nemli ve yeşil bölgenin tüm özünü bulunduğu film, aceleye getirilmemiş bir çalışma. Özellikle, hemşince, gürcüce halk türkülerin yer aldığı soundtrack o kadar güçlü ki, türk sinemasında daha önce eşi benzeri görülmemiş bir titizlikte hazırlandığını sıradan bir dinleyici bile kolaylıkla söyleyebilir. Sadece,  Yusuf’un dalgalara, Don Kişot vari bir şekilde meydan okuduğu sahneden çalan Tefken Karadeniz Filormani Orkestrası üyeleri ve rahmetli Azeri müzik dehası Adnan Bezirov’un icra ettiği Kemança konçertosu, kemençe ve benzeri bir çalgı aleti ile horon dışında müzik yapılabileceğini kanıtlıyor. Ne yazık ki parçayı dinlemek isteyenler ya Tefken Karadeniz Filormani Orkestrası’nın bulunması zor CD’lerine ulaşmaya çalışacaklar ya da Film DVD’sinde malum sahneyi bulup kumanda yardımıyla tekrar tekrar izleyecekler. </p>
<p><em>Önemsiz görünen ama sinefiller için önemli olan bir ayrıntı (Trivia): Alex Proyas’ın Dark City filminde yer alan Jennifer Connelly Ve Rufus Sewell’ın iskele sahnesini dikkatli seyirciler hatırlayacaklardır. Oldukça katostrofik bir film olan Dark City bu en göz alıcı sahnesinde Jennifer Connelly kırmızı bir elbise giyer ve tahta bir iskele üzerinden denize bakar. Aynı sahnenin bir benzeri, Darren Aranafosky’nin Requiem for a Dream filminde yer almaktadır. Bu sefer Jared Leto ile iskelenin üzerinde sahile bakan Connelly yine göz alıcıdır ve sahne yine filmin en önemli sahnelerinden biridir. Özcan Alper’in yönettiği filmde Jennifer Connelly elbette yer almıyor ama <a href="http://www.bakiniz.com/tag/megi-kobalzade/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Megi Kobalzade">Megi Kobalzade</a> onun gürcü şubesi olarak dikkatleri çekiyor. Gürcü oyuncunun kırmızı elbisesi ile Jenny C.’den daha bir güzel gözüküyor. <a href="http://www.bakiniz.com/tag/sonbahar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with sonbahar">Sonbahar</a>’ın Karadeniz’i ise o kadar karakterli ve sert görünüyor ki Requiem for a Dream’de gördüğümüz Kuzey Atlantik Okyanusu’nun New York kıyıları solda sıfır kalıyor. Dark City&#8217;nin içine bolca CG (Computer Graphics) karıştırılmış hayali denizini hesaba katmıyorum bile.</em></p>
<p><img src="http://www.bakiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/sonbahar-sahne.jpg" alt="sonbahar-sahne.jpg" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bakiniz.com/sonbahar_deli_dalgalar/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ferzan Özpetek: Sırada Komedi Var!</title>
		<link>http://www.bakiniz.com/ferzan-ozpetek-sirada-komedi-var/</link>
		<comments>http://www.bakiniz.com/ferzan-ozpetek-sirada-komedi-var/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Jul 2009 14:34:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ijon Tichy</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[GELİŞMELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bakiniz.com/ferzan-ozpetek-sirada-komedi-var/</guid>
		<description><![CDATA[
Lecce Avrupa Filmleri Festivali&#8217;nde bir açıklama yapan Ferzan Özpetek, yeni filmiyle ilgili her türlü ayrıntıyı açıkladı:
&#8220;Uno Giorno Perfetto ile kara bir film yaptım. Sırada daha hafifleyeceğim bir film olmasını istiyordum. Bu yüzden Mine Vaganti&#8217;yi çekeceğim. Ağustos sonunda çekimlere Puglia&#8217;da başlayacağız. Puglia İtalya&#8217;nın en güzel yerlerinden biri&#8230; Ve İtalya&#8217;nın diğer bölgelerinin aksine insanları ırkçı değil. Puglia&#8217;nın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bakiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/ozpetek.jpg" alt="ozpetek.jpg" /></p>
<p>Lecce Avrupa Filmleri Festivali&#8217;nde bir açıklama yapan Ferzan Özpetek, yeni filmiyle ilgili her türlü ayrıntıyı açıkladı:</p>
<p>&#8220;Uno Giorno Perfetto ile kara bir film yaptım. Sırada daha hafifleyeceğim bir film olmasını istiyordum. Bu yüzden Mine Vaganti&#8217;yi çekeceğim. Ağustos sonunda çekimlere Puglia&#8217;da başlayacağız. Puglia İtalya&#8217;nın en güzel yerlerinden biri&#8230; Ve İtalya&#8217;nın diğer bölgelerinin aksine insanları ırkçı değil. Puglia&#8217;nın insanlarını daha iyi anlayabilmek için Sergio Rubini&#8217;nin filmlerini de izledim. Artık bu filmi çekmeye hazırım&#8221;</p>
<p>Özpetek, oyuncu kadrosunu da belirlemiş durumda. Sicilyalı Nicole Grimaudo&#8217;ya başrolü veren Özpetek, diğer rollerde de Riccardo Scamarcio, Alessandro Preziosi ve Dario Bandiera&#8217;yı kullanacak&#8230; Mine Vaganti&#8217;yi Ivan Cotroneo ile birlikte yazan Özpetek, Salento&#8217;da fırıncılık yapan iki kardeşin hikayesini anlatacak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bakiniz.com/ferzan-ozpetek-sirada-komedi-var/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hard Candy: O Mektuplar Benim!</title>
		<link>http://www.bakiniz.com/hard_candy_mektuplar/</link>
		<comments>http://www.bakiniz.com/hard_candy_mektuplar/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Jul 2009 14:10:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Utku Şerbetçi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[GELİŞMELER]]></category>

		<category><![CDATA[İNCELEME]]></category>

		<category><![CDATA[ellen page]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bakiniz.com/hard_candy_mektuplar/</guid>
		<description><![CDATA[

Hard Candy 2005 ABD yapımı bir film. Filmi izlemek için ilk neden elbette herkesin Juno ile hatırlayacağı Ellen Page. Oldukça yetenekli bir kız, oyunculuğuna bayılıyorum. Bunun yanında açıkçası filmden çok beklentim yoktu. Hatta bu beklentisizliği filmi izlerken de yaşadım. Film bittikten sonra ise kendimi oldukça boşlukta hissettim , sarsıldım.


Filmin konusunu kısaca şöyle anlatabilirim. İnternetten tanıştığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%" class="MsoNormal"><span style="color: black; font-family: 'lucida grande'"><font face="Times New Roman"><img src="http://www.bakiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/hard-candy-2.jpg" alt="hard-candy-2.jpg" /></font></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%" class="MsoNormal"><span style="color: black; font-family: 'lucida grande'"></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%" class="MsoNormal"><span style="color: black; font-family: 'lucida grande'"><font face="Times New Roman">Hard Candy 2005 ABD yapımı bir film. Filmi izlemek için ilk neden elbette herkesin Juno ile hatırlayacağı <a href="http://www.bakiniz.com/tag/ellen-page/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with ellen page">Ellen Page</a>. Oldukça yetenekli bir kız, oyunculuğuna bayılıyorum. Bunun yanında açıkçası filmden çok beklentim yoktu. Hatta bu beklentisizliği filmi izlerken de yaşadım. Film bittikten sonra ise kendimi oldukça boşlukta hissettim , sarsıldım.</font></span></p>
<p><span style="color: black; font-family: 'lucida grande'"><font face="Times New Roman"></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%" class="MsoNormal">
Filmin konusunu kısaca şöyle anlatabilirim. İnternetten tanıştığı otuz iki yaşında bir adamla buluşmaya karar veren on dört yaşındaki Hayley Stark, karşısında oldukça çekici bir fotoğrafçı bulur. Aradaki yaş farkına karşı iyi muhabbet ederler, her şey oldukça iyi gitmektedir. Elbette bu durum uzun sürmeyecektir. Bir CD almak için fotoğrafçının evine giderler ve bu kötü şeylerin başlangıcıdır. Film, afişi ile de oldukça yanıltıyor insanı. Fotoğrafçıdan sapık hareketler beklerken bir de bakıyoruz ki on dört yaşındaki kızımız bir anda deliriyor ve ortaya Hanekevari bir film çıkıyor. Uzun çekimler, genelde yakın planlar.. Filmi izlerken kasılmamak ve kalakalmamak mümkün değil. Bazı klişeleri de barındırıyor film. Çok orijinal demek mümkün değil ama yine de başarılı. Hitchcock&#8217;un Sapık filmine selam çakılan sahne de sinemaseverlerin dikkatini çekecektir.</p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: 'lucida grande'"><font face="Times New Roman"><img src="http://www.bakiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/hard-candy.jpg" alt="hard-candy.jpg" /></font></span><span style="color: black; font-family: 'lucida grande'"><font face="Times New Roman"><span lang="EN-US"><font face="Times New Roman">Film kadar <a href="http://www.bakiniz.com/tag/ellen-page/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with ellen page">Ellen Page</a>&#8217;den de bahsetmek gerekiyor. Yirmi bir yaşındaki Page&#8217;in izlediğim üçüncü filmiydi bu ve hiçbir filminde beni hayal kırıklığına uğratmadı. Her filmiyle döktürüyor ve yaşıyor. Gerçekten o kadar kolay roller değildi izlediğim filmlerdeki rolleri. &#8221;Juno&#8221; , &#8221;The Tracey Fragments&#8221; ve &#8221;Hard Candy&#8221; .. Gerçekten de ilerde çok çok adını duyacağımız bir yetenek <a href="http://www.bakiniz.com/tag/ellen-page/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with ellen page">Ellen Page</a>. Bu filmde diğer iki filme göre çok daha zor bir rol almış ve üstesinden gelmiş. Sırıtmıyor, üzerine büyük gelmiyor rolü. </font></span></p>
<p><span lang="EN-US"><font face="Times New Roman">Sanırım değişik bir film izlemek için ideal , patlamış mısır eşliğinde film izlemek isteyenler için kötü bir seçim Hard Candy. Bu arada filmden ilginç bir not , <a href="http://www.bakiniz.com/tag/ellen-page/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with ellen page">Ellen Page</a>&#8217;in filmdeki kostümüne oyuncular bir araya gelip ortak karar vermişler. Kostüm de &#8221;Kırmızı Başlıklı Kız&#8221;a bir selam niteliğinde. Fakat bu filmde kurt ve kız rol değiştiriyorlar. </font></span></p>
<p><span lang="EN-US"><font face="Times New Roman">Fotoğrafçı: O mektuplar benim!<br />
Hayley Stark : 14 yaşında bir kızı evine davet ettiğin zaman , artık hiçbir şey senin değildir! <br />
</font></span></p>
<p></font></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bakiniz.com/hard_candy_mektuplar/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Vaclav Havel Yönetmenliğe Soyundu</title>
		<link>http://www.bakiniz.com/vaclav-havel-yonetmenlige-soyundu/</link>
		<comments>http://www.bakiniz.com/vaclav-havel-yonetmenlige-soyundu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Jul 2009 14:03:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ijon Tichy</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[GELİŞMELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bakiniz.com/vaclav-havel-yonetmenlige-soyundu/</guid>
		<description><![CDATA[
&#8220;Koskoca ülkeyi yönettim, bir film mi yönetemeyeceğim&#8221; diye düşünmüş olabilir tabi ama Vaclav Havel&#8217;i yönetmenlik koltuğunda görmek hepimize biraz garip gelecek.
Çek oyun yazarı, politikacı, eski devlet başkanı Vaclav Havel, son oyunu &#8220;Terketmek&#8221;in film versiyonunda yönetmenlik koltuğuna kendisi oturmaya karar verdi&#8230;Filmde başrolü eşi Dagmar Havlova&#8217;ya verecek olan Havel, yakın arkadaşı Milos Forman&#8217;dan da kendisine yardımcı olmasını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bakiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/vaclav-havel.jpg" alt="vaclav-havel.jpg" /></p>
<p>&#8220;Koskoca ülkeyi yönettim, bir film mi yönetemeyeceğim&#8221; diye düşünmüş olabilir tabi ama Vaclav Havel&#8217;i yönetmenlik koltuğunda görmek hepimize biraz garip gelecek.</p>
<p>Çek oyun yazarı, politikacı, eski devlet başkanı Vaclav Havel, son oyunu &#8220;Terketmek&#8221;in film versiyonunda yönetmenlik koltuğuna kendisi oturmaya karar verdi&#8230;Filmde başrolü eşi Dagmar Havlova&#8217;ya verecek olan Havel, yakın arkadaşı Milos Forman&#8217;dan da kendisine yardımcı olmasını rica etti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bakiniz.com/vaclav-havel-yonetmenlige-soyundu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
