<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" version="2.0"><channel><atom:id>tag:blogger.com,1999:blog-6597648118227980522</atom:id><lastBuildDate>Sat, 03 Oct 2009 17:54:39 +0000</lastBuildDate><title>Benim Sağlığım</title><description>Sağlıklı yaşam için ipuçları, derleme yazılar.</description><link>http://benimsagligim.blogspot.com/</link><managingEditor>noreply@blogger.com (Fatih Kucukbaltaci)</managingEditor><generator>Blogger</generator><openSearch:totalResults>85</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/benimsagligim" type="application/rss+xml" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com" /><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6597648118227980522.post-4656914539873740403</guid><pubDate>Tue, 21 Oct 2008 14:40:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-10-21T17:41:12.921+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">vişne</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kanser</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">uyku</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ağrı kesici</category><title>Vişne suyu kolon kanserini engelliyor</title><description>Vişne suyunun ağrı kesici, ateş düşürücü ve uyku sağlayıcı özelliğini biliyor muydunuz? Günde sadece bir bardak vişne suyu tüketimi, vücudunuzun günlük antioksidan ihtiyacını karşılıyor. A vitamini bakımından en zengin meyvelerden biri olan vişne ile ilgili Michigan State Üniversitesi bir araştırma yaptı. Buna göre; vişnenin içeriğinde bulunan antosiyonellerin, ateşlenmeyi tetiklediği iddia edildi. Ayrıca ön araştırmalar; vişnedeki antosiyonellerin kolon kanseri riskini de önemli ölçüde azalttığını gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : &lt;a href="http://www.sabah.com.tr/gny/haber,7BEF9DD7843C4009B15BDE6E6B707D3F.html#7BEF9DD7843C4009B15BDE6E6B707D3F"&gt;Sabah&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6597648118227980522-4656914539873740403?l=benimsagligim.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://benimsagligim.blogspot.com/2008/10/vine-suyu-kolon-kanserini-engelliyor.html</link><author>noreply@blogger.com (Fatih Kucukbaltaci)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6597648118227980522.post-8537378586096525159</guid><pubDate>Tue, 21 Oct 2008 14:38:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-10-21T17:39:48.143+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kilo almak</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">uyku</category><title>Uykunun azı da çoğu da kilo aldırır</title><description>Çok fazla ya da az uyumak, kilo aldırıyor. Women's Health dergisinin ekim sayısındaki bir haberde; Laval Üniversitesi'nin yaptığı araştırma sonucunda, günlük doğru uyuma süresinin 7-8 saat arasında olduğunun belirlendiği belirtildi. Araştımayı yapan Dr. Jean Philippe Chaput, şöyle konuştu: "Gereğinden az uyunduğunda, iştah bastırıcı leptin hormonu azalıyor ve iştah açıcı etkisi olan hormon artıyor. Aşırı uyku da, daha az hareket anlamına geliyor ve daha az kalori yakımına yol açıyor. Boş vakitlerinizde hareket edin."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : &lt;a href="http://www.sabah.com.tr/gny/haber,F20AD8454AF141DEA19F46520E1935D7.html#F20AD8454AF141DEA19F46520E1935D7"&gt;Sabah&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6597648118227980522-8537378586096525159?l=benimsagligim.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://benimsagligim.blogspot.com/2008/10/uykunun-az-da-ou-da-kilo-aldrr.html</link><author>noreply@blogger.com (Fatih Kucukbaltaci)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6597648118227980522.post-3276817510737333284</guid><pubDate>Tue, 21 Oct 2008 14:36:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-10-21T17:37:08.217+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">meyve</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sebze</category><title>Sebzeleri mevsiminde tüketin</title><description>* Tüm sebze ve meyveler ucuzladığı dönemlerde tüketilmelidir.&lt;br /&gt;* Çiğ tüketmeye çaba sarf edilmelidir.&lt;br /&gt;* Yenilebilen kabukları soymayın. Soymanız gerekiyorsa mümkün olduğunca ince soyun. Birçok vitamin ve mineral, sebze ve meyvelerin özellikle dış yapraklarında, kabuğunda veya kabuğun hemen altındaki kısımlarında bulunur.&lt;br /&gt;* Günde en az beş porsiyon sebze ve meyve tüketmeli. Sebze ve meyvenin en az iki porsiyonu yeşil yapraklı sebze, portakal, limon gibi turunçgiller veya domates olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : &lt;a href="http://www.sabah.com.tr/gny/haber,DD141249412749E186721F53B64EB5E9.html#DD141249412749E186721F53B64EB5E9"&gt;Sabah&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6597648118227980522-3276817510737333284?l=benimsagligim.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://benimsagligim.blogspot.com/2008/10/sebzeleri-mevsiminde-tketin.html</link><author>noreply@blogger.com (Fatih Kucukbaltaci)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6597648118227980522.post-6224781419980644503</guid><pubDate>Tue, 21 Oct 2008 14:27:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-10-21T17:28:36.207+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sağlık</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">yumurta</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">maydanoz</category><title>Yumurtayı maydanozla yiyin</title><description>Yumurtada bulunan kolin maddesinin zekanın gelişmesi, hafıza ve öğrenme açısından önemli olduğunu, bu açıdan çocukların yumurta tüketmesinin gerekliliğini anlatan Dr. Ender Saraç, yumurtanın çok iyi bir demir kaynağı olduğuna da işaret ediyor. Dr. Saraç, "Yumurtadaki demirden yararlanmak için, yanında C vitamini açısından zengin sivri biber, maydanoz, domates gibi narenciye ürünlerinin tüketilmesi yararlı olur" uyarısında da bulunuyor. Yumurtada bulunan lesitinin, kolesterolün kalp damarlarına yapışmasını engellediğini belirten Saraç, haftada en az 3-4 kez yumurta yenmesini öneriyor. Aklınızda bulunsun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : &lt;a href="http://www.sabah.com.tr/gny/haber,2525F40EBBA64460AB49F3C778FCFB58.html#2525F40EBBA64460AB49F3C778FCFB58"&gt;Sabah&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6597648118227980522-6224781419980644503?l=benimsagligim.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://benimsagligim.blogspot.com/2008/10/yumurtay-maydanozla-yiyin.html</link><author>noreply@blogger.com (Fatih Kucukbaltaci)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6597648118227980522.post-5503656515896333496</guid><pubDate>Sun, 19 Oct 2008 21:16:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-10-20T00:17:26.557+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">pekmez</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">iştah</category><title>Pekmez iştah açıyor</title><description>Pekmezin bilmediğimiz pek çok yararlı etkisi var. Uzmanlar, mutfaklarda tekrar eski yerini almasını istedikleri pekmezin yararlarını şöyle sıralıyor:&lt;br /&gt;* Mineral miktarının fazla ve emilim oranlarının yüksek olması nedeniyle hamile ve emziklilerin, tüberkülozlu hastaların ve iyileşme dönemindeki kişilerin diyetinde yer alması önerilmektedir.&lt;br /&gt;* Vücuttaki kanı artırır.&lt;br /&gt;* Enerji verir.&lt;br /&gt;* İştah açar.&lt;br /&gt;* Hamilelikte ve bebeğin gelişiminde çok faydalıdır.&lt;br /&gt;* Mideyi, bağırsakları ve böbrekleri kuvvetlendirir.&lt;br /&gt;* Kan dolaşımını rahatlatır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6597648118227980522-5503656515896333496?l=benimsagligim.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://benimsagligim.blogspot.com/2008/10/pekmez-itah-ayor.html</link><author>noreply@blogger.com (Fatih Kucukbaltaci)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6597648118227980522.post-8770615245335266584</guid><pubDate>Sun, 19 Oct 2008 21:12:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-10-20T00:13:56.547+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sarımsak</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sağlık</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">mide</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kanser</category><title>Sarmısağın afrodizyak etkisi var!</title><description>Sarmısağın sağlığı koruyucu birçok etkisi olduğunu belirten uzmanlar, bu etkileri şöyle sıraladı:&lt;br /&gt;* Sarmısak, antibiyotiklere benzer etkiler yaparak bedendeki enfeksiyonlara karşı savaşır.&lt;br /&gt;* Kandaki kolesterol düzeyini düşürür ve kanı sulandırır.&lt;br /&gt;* Yüksek tansiyonu düşürür.&lt;br /&gt;* Kan sekerini düşürür.&lt;br /&gt;* Mide kanserine yakalanma riskini azaltır.&lt;br /&gt;* Kronik bronşiti önler ya da etkisini azaltır.&lt;br /&gt;* Balgam, idrar, safra ve gaz söktürücüdür.&lt;br /&gt;* İştahın açılmasını sağlar ve sindirimi kolaylaştırır.&lt;br /&gt;* Afrodizyak etkisi olduğu da söylenmektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6597648118227980522-8770615245335266584?l=benimsagligim.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://benimsagligim.blogspot.com/2008/10/sarmsan-afrodizyak-etkisi-var.html</link><author>noreply@blogger.com (Fatih Kucukbaltaci)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6597648118227980522.post-7565308685747466312</guid><pubDate>Tue, 25 Mar 2008 17:50:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-03-25T19:52:20.396+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kilo korumak</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ideal kilo</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sağlık</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kilo vermek</category><title>Kilonuzu korumanız için yapmanız gerekenler</title><description>Obezite sorununun çığ gibi büyüdüğü günümüzde neredeyse herkes fazla kilolarından şikâyetçi. Fakat zayıflama yöntemlerinin birçoğunun ortak noktası; ne yazık ki oldukça sağlıksız olmaları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zayıflamak zor değil önemli olan kalıcılığı&lt;br /&gt;Kişilerin zayıflamak için mucize araması ve genellikle bu konuda sabırsız olmaları, dünyada ve ülkemizde zayıflama sektörünün oluşmasına ve neredeyse her gün yeni bir zayıflama yönteminin icat edilmesine yol açıyor. Zayıflamada kalıcılığın nasıl sağlanacağını Alman Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Gizem Şeber anlattı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;NEDEN DERT DEĞİL?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zayıflamanın tek kuralı vardır, o da besinlerle alınan günlük enerjiden daha fazlasını harcamak. Bu nedenle bilimsel olmayan bütün zayıflama yöntemlerinin yanında, düşük kalorili ve son derece tehlikeli diyetler verilir. Kişi aldığı enerjinin oldukça azalmasına bağlı olarak hızla kilo kaybederken, bunun nedeninin uyguladığı diyetin olduğunu düşünmez. Tam aksine, denediği yöntemi "mucize" olarak değerlendirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 ALTIN ANAHTAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;# Kişiye özel beslenme: Kişinin beslenme programı parmak izi gibidir, sadece kendine özeldir. Zayıflama diyetlerinde de kural değişmez. Çünkü beslenme programının başarı sağlayabilmesi için beslenme programının yaş, cinsiyet, vücut yapısı, sağlık durumu, kan tablosu, sosyal yaşam, iş koşulları ve beslenme alışkanlıkları gibi birçok faktör göz önünde bulundurularak düzenlenmesi gerekir. Bu şekilde hazırlanan bir programın başarısızlık ihtimali oldukça düşüktür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;# Düzenli fiziksel aktivite: Egzersiz, günlük harcanan enerjiyi arttırması nedeni ile kilo yönetiminde başarı sağlanmasında önemli rol oynar. Haftada 3 kez, 45-60 dakika enerji harcamasını arttıran egzersizlerin yapılması genel sağlığın korunması için önemlidir. Fakat bir egzersiz programına katılma imkânı olmayanlarında günde 45 dakika orta tempolu yürüyüş yapması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;# Yaşam Stili Değişikliği:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zayıflama programı süresince sürdürülen sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivite uygulamaları alışkanlık haline getirilmelidir. Bu basamakta kişiye diyetisyeni, egzersiz antrenörü ve danışman psikolog yardımcı olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ZAYIFLADIM YA ŞİMDİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zayıflama programını tamamladıysanız ve istediğiniz kiloya ulaştıysanız yapmanız gerekenlerin bittiğini sanmayın. Esas göreviniz şimdi başlıyor: Eğer zayıflama programı bittikten en az 2 yıl sonra 3 kilodan fazla almadıysanız başarılı olduğunuzu gururla söyleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kilonuzu korumak için yapmanız gerekenler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;# Zayıflama programında iş birliği yaptığınız profesyoneller (diyetisyen, egzersiz uzmanı vs.) ile ilişkinizi koparmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;# İstediğiniz kiloya ulaştıktan sonra da uzmanlar ile başta ayda bir, sonra 3 ayda bir, sonra da 6 ayda bir görüşmeyi ihmal etmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;# Eğer tekrar kilo almaya başladıysanız sebeplerini belirleyin ve çözümler için uzmanınız ile çalışmaya bir süre daha devam edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;# Yeni alışkanlıklarınızı devam ettirmek için kendinize motivasyon yolları yaratın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;HAFTADA YARIM KİLO&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre haftalık sağlıklı kilo kaybı 500 gram ila 1 kilo arasında olmalıdır. Daha hızlı kilo vermekse birçok sağlık sorununa yol açabilir. Haftada 1 kg'dan daha fazla kilo vermek size mutlu edici gelebilir, ama bu durum ileride daha mutsuz olmanıza neden olacaktır. Çünkü hızlı kilo kayıplarında; kas kitlesinden ve vücut suyundan kayıplar yaşanır. Vücut yağ dokusunda azalma olmaz. Metabolik hız yavaşlar ve daha sonraki dönemlerde kilo vermek ve korumak zorlaşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : &lt;a href="http://yenisafak.com.tr/saglik/?t=25.03.2008&amp;amp;c=9&amp;amp;i=107399"&gt;Yeni Şafak&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6597648118227980522-7565308685747466312?l=benimsagligim.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://benimsagligim.blogspot.com/2008/03/kilonuzu-korumanz-iin-yapmanz.html</link><author>noreply@blogger.com (Fatih Kucukbaltaci)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6597648118227980522.post-2651362942699511586</guid><pubDate>Mon, 24 Mar 2008 16:32:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-03-24T18:33:55.449+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ağız</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sağlık</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">yiyecek</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ağız kokusu</category><title>Ağız kokusunu gidermek için neler yapılmalıdır?</title><description>*Öncelikle  ağız kokusunun ağız içi bir nedenden kaynaklanıp kaynaklanmadığı bir dişhekimi tarafından tespit edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Ağız içinde çürük dişler , kanayan dişetleri , iyi temizlenmemiş protezler varsa gerekli tedaviler yapılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; * Diş ve dişetleri sağlıklı hale getirildikten sonra  bu durumun korunması için düzenli olarak diş fırçası ve diş ipi kullanılmalıdır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Ayrıca dilin üzeri de mutlaka fırçalanmalıdır. Bu iş için özel olarak üretilmiş dil fırçalarının kullanılması&lt;br /&gt;daha da uygundur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Şekersiz sakız çiğneyerek tükürük akışını arttırmak gıda artıklarının temizliğine katkıda bulunacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Ağız gargaralarının kullanımı ağız kokusunun azalmasına yardımcı olacaktır./_newsimages/5248884.jpg&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Eğer dişhekimi ağız temizliğinin yeterli olduğunu tespit ederse o zaman ağız dışı kaynaklar araştırılmalı ve konunun uzmanı ile görüşülmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;AĞIZ KOKUSU NEDİR?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağız kokusu bireylerin hem sağlığını hem de sosyal yaşamını doğrudan etkileyen bir sorundur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağız kokusu ; bazı bakterilerin ağız içindeki gıda artıkları ile birleşerek oluşturduğu   hoş olmayan kokudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sorun genellikle ağız içi nedenlerden kaynaklanmaktadır,ancak daha az sıklıkla olmakla birlikte bazı sistemik  hastalıkların da  ağız kokusuna neden olduğu bilinmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu koku özellikle sabahları ağızda belirgin halde hissedilir. Ancak sağlıklı bireylerde ; sabahları oluşan bu koku dişlerin fırçalanması ve diş ipi kullanılması ile ortadan kalkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağız bakımı sağlanmasına rağmen  koku devam ediyorsa,  dişhekimine başvurulmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AĞIZ KOKUSUNUN NEDENLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Diş aralarında , dil üzerinde ve diğer çevre dokularda kalan yiyecek artıklarının ağız içindeki bakteriler aracılığı ile kötü kokulu bileşiklerin oluşmasına sebep olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Ayrıca ; ağız bakımı eksikliğine bağlı olarak oluşan bu ortamda , diş çürükleri ve dişeti hastalıkları da meydana gelerek tabloyu ağırlaştırmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; *İyi temizlenmeyen protezler de benzer şekilde  ağız kokusunun daha şiddetli hissedilmesine neden olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Tükürük ağızda  kokuya neden olan gıda artıklarının temizlenmesinde önemli rol oynamaktadır. Bazı ilaçların sürekli kullanımında, tükürük bezleri ile ilgili hastalıklarda veya sürekli ağız solunumu yapan kişilerde, tükürük azlığına bağlı olarak ağız kokusu gelişebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Yediğimiz bazı yiyecekler de ( soğan , sarımsak , et , balık , peynir vb.) nefesimizin kötü kokmasına neden olabilir. Dişlerin ve dilin temizlenmesi ile bu koku ortadan kalkmaz.Kokuya neden olan yiyecek vücuttan bütünüyle atılana dek koku devam  edecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Benzer şekilde tütün ürünleri ve alkol de ağız kokusuna neden olurlar. Bu alışkanlıklardan bütünüyle vazgeçmedikçe  ağız kokusu devam edecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : &lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/saglik/8530789.asp?m=1"&gt;Hürriyet&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6597648118227980522-2651362942699511586?l=benimsagligim.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://benimsagligim.blogspot.com/2008/03/az-kokusunu-gidermek-iin-neler.html</link><author>noreply@blogger.com (Fatih Kucukbaltaci)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6597648118227980522.post-8021913867831785535</guid><pubDate>Sat, 22 Mar 2008 15:29:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-03-22T17:30:57.902+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">spor</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sağlık</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">stres</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">yaşam</category><title>Stresle Başa Çıkmanın Yolu</title><description>Çağın hastalığı olarak nitelendirilen strese en iyi dayanan kişiliklerin hoşgörülü ve esnek yapıya sahip olan insanlar olduğu kaydedildi. Acıbadem Tıp Merkezi’nden Psikolog Ayşegül Aydın, strese dayanıklı olabilmek için katı olmamak gerektiğini belirterek, strese en dayanıklı olanların dünyaya ve insanlara hoşgörüyle yaklaşan, esnek kişilik yapısına sahip insanlar olduğunu ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Psikolog Ayşegül Aydın, yaptığı açıklamada, stresle baş edebilmenin yollarına ilişkin bilgi verdi. Aydın, stresi kişinin biyolojik ve psikolojik dengesinin bozulmasına gösterdiği tepki durumu olarak tanımlarken; kaygı, aşırı uyarılmışlık hal, engellenme, duygusal çöküntü, gerginlik ve çatışmaların stresi ortaya çıkardığını kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stresi; günlük stresler (trafik sıkışıklığı ve ev yaşamındaki sıkıntılar, aksamalar), gelişimsel stresler ve hayat krizleri olarak üçe ayıran Aydın, gelişimsel streslerin, kişinin kronolojik yaşıyla bağlantılı yaşanan ergenlik, orta yaş krizleri, menopoz dönemi krizler, hayat krizlerinin ise, insan hayatına önemli ölçüde yön veren, etkileyebilecek olaylar, ölümler, boşanmalar, ayrılıklar, hastalıklar olarak sıraladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;STRESİN EN ÇOK YAŞANDIĞI MESLEKLER&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel anlamda stresin, kişinin biyolojik ve psikolojik dengesinin bozulmasına gösterdiği tepki olarak da ifade eden Psikolog Aydın, günlük yaşam krizlerinin ve mücadelenin çok fazla yaşandığı ve başa çıkmanın zorlaştığı meslekler; öğretmenlik, polislik, fiziki koşulları zorlayıcı, tozlu, gürültülü, aşırı sıcak ya da soğukta çalışılan işler, vardiyalı ya da gece işleri; yoğun rekabet ve zaman baskısı altında çalışan cerrahlar ve gazetecilerin en çok stres yaşayan meslekler arasında saydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“STRESE EN İYİ DAYANANLAR HOŞGÖRÜLÜ VE ESNEK KİŞİLER”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Strese dayanıklı olabilmek için katı olmamak gerektiğine dikkat çeken Ayşegül Aydın, “Esnek yapıyı insan ilişkilerine yansıtmak, en küçük hatalarda parlamamak, affedici olmak, şans vermek gerekiyor” dedi. Aydın strese dayanıklı esnek kişiliklerin özelliklerini de şöyle sıraladı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“.Esnek kişilik yapısında kişiler iş ve sosyal çevrelerinden kopuk olmayan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Olaylara daha geniş açıdan bakabilen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;. İyi iletişim kuran&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Rekabet, saldırganlık, gibi durumlarını kontrolde tutabilen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Yaşamdan ve insanlardan olumlu beklentileri olan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Gelecek planları bulunan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Mücadele ve değişiklikten zevk alan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Aşırı mükemmeliyetçi olmayan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Her şeyi kontrol saplantıları bulunmayan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Hoşgörülerini hep en üst düzeyde tutmaya çalışan.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;STRESLE BAŞETMEDE STRATEJİ ÖNEMLİ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stres yönetiminde başarısız olan kişilerin yanlış baş etme stratejilerini çok kullandığını belirten Aydın, “Ya uygun olmayan kaçma, saldırganlık ya da içe kapanma gibi davranışlar geliştiriyorlar. Ya da çok fazla mücadele ederek kendi imkanlarını zorluyorlar. Başarısız olunca da alkol ve sigaraya başvuruyor ki bu da uzun vadede fizyolojik ve psikolojik bağımlılığa yol açıyor. Bir diğer yanlış strateji, kendini aldatmaya yönelik davranışlar; görmezden gelme, başkalarını suçlama, inkar gibi” diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stresle baş edebilmek için fiziki aktivitelerin yapılması önerisinde de bulunan Aydın, bunun doğru nefes teknikleri ve bir takım gevşeme teknikleri ile birlikte uygulanmasının daha yararlı olacağı ifade etti. Aydın, bedende rahatlama sağlanmasının bireyin duygu ve düşüncedeki olumsuzluklarla çok daha kolay baş edebilmesini sağlayacağını vurguladı. Ağır sporları önermediklerini, sevilen fiziksel egzersizlerin yapılması gerektiğine işaret eden Aydın, “Zorlanmadan yapabilecekleri açık hava yürüyüşlerinin bile çok yararlı olduğuna inanıyoruz. Bu aynı zamanda kaliteli ve derin uyku alınmasını da sağlar ki bu durum stresle baş etme için önemli faktörlerden biridir” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : &lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/saglik/8492448.asp?m=1"&gt;Hürriyet&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6597648118227980522-8021913867831785535?l=benimsagligim.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://benimsagligim.blogspot.com/2008/03/stresle-baa-kmann-yolu.html</link><author>noreply@blogger.com (Fatih Kucukbaltaci)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6597648118227980522.post-5726564254422699131</guid><pubDate>Sat, 22 Mar 2008 15:27:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-03-22T17:29:19.556+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sağlık</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">diyet</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kalori yakmak</category><title>Aclık Hissettirmeyen Diyet</title><description>Ben aç kalmaya hiç dayanamam, abur cuburu çok severim’ diyorsan, bu diyeti uygulayabilirsin. Diyeti tam olarak uyguladığında hiç açlık hissetmeden haftada 1,5 kg. verdiğini göreceksin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Uyanınca&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;1 bardak oda sıcaklığında su&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kahvaltı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;1 su bardağı şekersiz süt,&lt;br /&gt;1 kibrit kutusu kadar yağsız beyaz peynir&lt;br /&gt;1 adet söğüş salatalık, 1 ince dilim kepek ekmeği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kuşluk&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;1 porsiyon mevsim meyvesi ya da bir kibrit kutusu kadar yağsız beyaz peynir&lt;br /&gt;1 adet galeta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Öğle&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;4 köfte büyüklüğünde (120 gram), et, tavuk, balık ya da 6 çorba kaşığı kuru fasulye, nohut, yeşil mercimek&lt;br /&gt;1 su bardağı kaymaksız yoğurt&lt;br /&gt;1 porsiyon yağsız limonlu söğüş salata&lt;br /&gt;1 ince dilim ekmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İkindi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bir porsiyon mevsim meyvesi&lt;br /&gt;Şekersiz çay&lt;br /&gt;1 kibrit kutusu kadar yağsız beyaz peynir&lt;br /&gt;1 adet galeta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Akşam&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Öğle yemeğinin benzeri&lt;br /&gt;(20.30'da ve 21.30'da) 1 porsiyon mevsim meyvesi, istenirse (22.30'da) 1 kibrit kutusu kadar yağsız beyaz peynir ve 1 adet galeta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yatarken&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;1 bardak oda sıcaklığında su&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : &lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/saglik/8501405.asp?m=1"&gt;Hürriyet&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6597648118227980522-5726564254422699131?l=benimsagligim.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://benimsagligim.blogspot.com/2008/03/aclk-hissettirmeyen-diyet.html</link><author>noreply@blogger.com (Fatih Kucukbaltaci)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6597648118227980522.post-6775707098155910094</guid><pubDate>Sat, 22 Mar 2008 15:23:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-03-22T17:24:18.202+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">açlık</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">yiyecek</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">mısır</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">bezelye</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">havuç</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">diyet</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">patates</category><title>Açlık Uyandıran Yiyecekler</title><description>Havuç, mısır, bezelye ve patates gibi glisemik indeks değerleri yüksek besinlerin sürekli açlık hissi yarattığını biliyor muydunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Besinlerin, kan şekerini yükseltme hızlarına "glisemik indeks" adı verilir. Her besinin, yemek sonrası kan şekerini yükseltme hızı farklıdır. Glisemik indeksi yüksek olan yiyecekler devamlı açlık hissi yaratırlar. Havuç, mısır, bezelye ve patatesin glisemik indeks değerleri yüksektir. Faydalarına rağmen bu besinler dikkatli alınmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Patates: &lt;/span&gt;Patates önemli bir C vitamini kaynağıdır. B6 vitamini, bakır, potasyum, manganez, triptofan ve diyet posası içerir. Patates yapısında bulunan bileşikler kan basıncını düşürücü etki gösterir. DNA sentezinden, kan hücrelerinin yapımına, hücreler arası iletişimi sağlayan fosfolipidlerin sentezlenmesine, kalp sağlığını korumaya, beyin ve sinir sisteminin aktivitesine, fiziksel performansın artırılmasına kadar pek çok işlevde görev alır. Ayrıca patates, özellikle kabuğuna yakın kısımlardaki yüksek posa içeriği ile kolesterolün düşürülmesine, kolon kanserinin önlenmesine yardımcıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Havuç:&lt;/span&gt; Havuç önemli bir antioksidan kaynağıdır. A vitamini öncüsü beta karotenin çok önemli bir kaynağıdır. K ve C vitamini, diyet posası, potasyum, B6 vitamini, manganez, molibden, B1 ve B3 vitamini, fosfor, magnezyum ve folat içerir. Karotenoidler kalp hastalıkları riskini azaltan, özellikle gece görüşünü sağlayan, maküler dejenerasyona ve katarakt gelişimine karşı koruyucu etki gösteren önemli bileşenlerdir. Ayrıca karotenoid tüketimi pek çok kanser riskini azaltmakta, kan şekeri dengesini sağlamakta, insülin direncini ve yüksek kan şekeri düzeylerini olumlu etkilemektedir. Havuç kolon kanserine karşı da koruma sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bezelye:&lt;/span&gt; Bezelye besin öğeleri yönünden zengindir. 8 vitamin(K, C, B1, B2, B3, B6, A, folat), 7 mineral (manganez, fosfor, magnezyum, bakır, demir, çinko, potasyum), diyet posası ve protein kaynağıdır. Zengin içeriği sağlığı olumlu etkiler. Kemik sağlığını koruyan önemli besin öğelerini içerir. Bezelye aynı zamanda folik asidin ve B6 vitaminin de önemli bir kaynağıdır. Yapısındaki K vitamini ile de kanın akışkanlığını sağlayarak kalp sağlığını korumaya destek sağlar. Bezelye içeriğindeki C vitamini ile de kanserlere karşı koruyucu etki gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mısır:&lt;/span&gt; Mısır tiamin (B1 vitamini), folat, diyet posası, C vitamini, fosfor, manganez ve pantotenik asit (B5) içerir. İçeriğindeki zengin folat ve posa nedeniyle kalp hastalıklarına karşı koruma sağlar. Mısır, akciğer kanseri gelişim riskini önemli düzeyde azaltan beta-kriptoksantin yönünden zengindir. Tiamin için çok iyi bir kaynak olan mısır, hafızanın güçlenmesine yardımcıdır. Ayrıca strese karşı vücudun savunmasını sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : &lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/saglik/8476069.asp?m=1"&gt;Hürriyet&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6597648118227980522-6775707098155910094?l=benimsagligim.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://benimsagligim.blogspot.com/2008/03/alk-uyandran-yiyecekler.html</link><author>noreply@blogger.com (Fatih Kucukbaltaci)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6597648118227980522.post-1205805169660811643</guid><pubDate>Fri, 21 Mar 2008 16:18:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-03-21T18:20:11.509+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">spor</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kalp</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">egzersiz</category><title>Kalp sağlığı için egzersiz</title><description>Asansör ve yürüyen merdiven gibi olanaklar yüzünden hareket etmeyi adeta unuttuk. Hareketsiz yaşam kalp hastalığı oluşmasında önemli bir risk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalp sağlığı için egzersiz&lt;br /&gt;Kalbinizi korumak için düzenli olarak egzersiz yapmaya özen gösterin. Son yıllarda kalp ve damar hastalıklarından korunmada düzenli egzersizin olumlu etkileri daha sıkça vurgulanıyor. Eskiden, kalp rezervini harcamamak adına zamanının çoğunu istirahatte geçirmesi tavsiye edilen kalp yetersizliği olan hastalarda bile günümüzde düzenli egzersizin yararlı etkileri konusunda görüş birliği var. Artık fiziksel aktivitesi olmayan bir yaşam tarzı, sigara, kolesterol yüksekliği, hipertansiyon gibi majör risk faktörleriyle eşdeğer bir risk faktörü olarak değerlendiriliyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç.Dr. Enis Oğuz, sporun kalp sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;SPOR İÇİN YAŞ ÖNEMLİ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düzenli yapılan egzersizler; kalp ve akciğer fonksiyonlarını olumlu yönde etkiler, hipertansiyonda kan basıncının düşürülmesine yardımcı olur. Vücuttaki yağ oranını azaltır, total ve LDL (kötü huylu kolesterol) düzeyini düşürür HDL (iyi huylu kolesterol) düzeyini artırır, stres ve depresyona direnci artırır, ortopedik yaralanmaların oranını azaltır. Kalp sağlığını korumak için haftada en az 4 gün 30-60 dakika süreyle egzersiz yapmaya özen gösterilmeli. Bunun için yürüyüş yapabilir, bisiklete binebilir ya da yüzebilirsiniz. Egzersizleri hafif bir yemeğin ardından 1-2 saat sonra yapın. Açık havada egzersiz yapıyorsanız aşırı soğuk ve sıcak havalarda yapmayın. Yaşınıza, göre sizin için en uygun egzersiz biçimini doktorunuz size söyleyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : &lt;a href="http://yenisafak.com.tr/saglik/?t=21.03.2008&amp;amp;c=9&amp;amp;i=106671"&gt;Yeni Şafak&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6597648118227980522-1205805169660811643?l=benimsagligim.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://benimsagligim.blogspot.com/2008/03/kalp-sal-iin-egzersiz.html</link><author>noreply@blogger.com (Fatih Kucukbaltaci)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6597648118227980522.post-4855273579172745142</guid><pubDate>Thu, 13 Mar 2008 09:18:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-03-13T11:19:16.007+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sağlık</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kilo vermek</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kilo almak</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">diyet</category><title>Kilolar neden geri alınır?</title><description>Verdiğiniz kiloları geri alıyorsanız, bir sorun var demektir. Kilo koruma dönemlerinde bir veya iki kilogramlık artış, beklenen bir durumdur. Daha fazla kilo artışı yaşanmış ise, bunun nedenleri araştırılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Test yaptırmak şart!&lt;br /&gt;Suadiye Memorial Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Diyetisyen Oya Yüksek, kaybedilen kiloların neden geri alındığını şu sözlerle açıkladı: "Zayıflama programına başlamadan önce bazı hormon testleri yapılmalıdır. Hormonlardaki herhangi bir sorun, kısa sürede kilo kaybı sağlamada bir problem oluşturmasa bile, ileriki dönemde kilonun kolay kazanılmasını sağlar." Yüksek, yapılan başlıca diyet hatalarını ise şöyle sıraladı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlıca diyet hataları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Çok düşük kalorili diyetler yapmak: Her vücudun belli bir kaloriye ihtiyacı vardır. Şok diyetler, kısa süreli kilo kaybı sağlasa bile sonradan kilo almayı hızlandırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- İdeal kilonun da altına inmeye çalışmak: Cinsiyete, boya ve yaşa bağlı olarak herkesin sahip olması gereken bir ideal kilo vardır. Bu kilonun altına düşülmeye çalışıldığında vücut direnç göstermeye başlar ve koruma dönemlerinde hızlı bir kilo artışı gözlenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Yoyo etkisi: Yoyo etkisi, kilo verip tekrar alma döngüsüdür. Bu, sürekli tekrarlandığında metabolizmayı yavaşlatıcı etki gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Yeme davranışlarının uzun süreli değiştirilememesi: Yeme davranışlarının psikolojik nedenleri zayıflama programına başlanırken mutlaka araştırılmalıdır. Bu problemler çözülmediği sürece, kilo artışı tekrar kendini gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : &lt;a href="http://www.sabah.com.tr/gny/haber,29D72C70E4094CCFADBFA03F9E46F77A.html#29D72C70E4094CCFADBFA03F9E46F77A"&gt;Sabah&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6597648118227980522-4855273579172745142?l=benimsagligim.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://benimsagligim.blogspot.com/2008/03/kilolar-neden-geri-alnr.html</link><author>noreply@blogger.com (Fatih Kucukbaltaci)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6597648118227980522.post-7505354064789652820</guid><pubDate>Thu, 13 Mar 2008 08:47:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-03-13T10:48:17.061+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ideal kilo</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">beslenme</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sağlık</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kilo vermek</category><title>Zayıflamak İçin Basit Öneriler</title><description>Eğer diyet yapıyor ve beslenmenizi salata, ızgara ve diyet ürünlerle sınırlıyor, ekmeği kıstığınız halde bir türlü kilo veremiyorsanız yanlış yoldasınız! Aşağıdaki basit önerilerle hayat tarzınızda değişiklikler yaparak zayıflayabilirsiniz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ayakta durarak veya yürüyerek daha fazla zaman geçirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ev veya bahçe işlerine daha çok zaman ayırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bir şey getirip götürmek için çocuklarınızı yollamayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Telefonla konuşurken ayakta durun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Merdivenleri birkaç kalori yakma fırsatı olarak görün ve kullanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Her gün yarım saat daha az televizyon izlemeye çalışın. TV izlerken ütü yapın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kısa mesafelerde araba kullanmayın. Markete gittiğinizde en uzak köşeye park edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Her gün düzenli yürüyüş yapın. Hafta sonları park yürüyüşleri ve bisiklet gezileri yapın, yüzün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Fırsat buldukça dans edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• İzlemekten zevk aldığınız bir spora başlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ev işi yaparken hareketli müzikler dinleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Öğün atlamayın. Sabah kalktığınızda görebileceğiniz bir yere "kahvaltı et" yazılı bir kağıt asın. Kahvaltıyı akşamdan hazırlayın. Kahvaltı yapmadığınızda hissettiklerinizi bir kağıda yazın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Tatlı yemek istediğinde bir bardak su için veya 100’e kadar sayın. Tatlı yemeye başlarsanız 15 kez derin nefes alın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Canınız yemek istediğinde kendinizi ince hayal edin.&lt;br /&gt;• Yemeğe başlamadan önce 50’ye kadar sayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Her lokmadan sonra çatalı elinizden bırakın ve bir yudum su için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Yemek süresini uzatın. Çünkü tokluk duygusu en erken 10, ortalama 20 dakikada oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kızartmalardan uzak durun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ekmeğe tereyağı sürmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Sosları yemeğinizden ayrı olarak isteyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Yağsız sebzeleri tercih edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kremalı soslu yiyecekleri seçmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bol su için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Tatlı yerine, sık yemediğiniz bir meyveyi deneyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bir öğünde fazla yerseniz, bir sonraki öğünü sadece peynir ve salata ya da yoğurt ve salata ile geçiştirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;10 altın kural&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Yemek yaparken ölçülerinizi küçültün. Daha az miktarda yemek yapın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Alışverişe gitmeden önce bir liste hazırlayıp listeye sadık kalın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Kendi siparişiniz olmayan yemekten yemeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Yemeğinizi bitirir bitirmez sofradan kalkın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- Artan yemekleri içi görünmeyen kaplarda saklayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6- Yemeğinize konsantre olun, yemek yerken televizyon seyretmeyin, kitap gazete okumayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7- Şişmanlatıcı gıdaları kesinlikle evde bulundurmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8- Tatlıya başlamadan önce biraz bekleyin ve hâlâ gerçekten aç olup olmadığınıza karar verin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9- Her öğünde bol miktarda su için. (Günde en az 1.5 litre)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10- Bir şeyler atıştırmak istediğinizde sizi oyalayacak uğraşılar bulun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : &lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/saglik/6573009.asp?m=1"&gt;Hürriyet&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6597648118227980522-7505354064789652820?l=benimsagligim.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://benimsagligim.blogspot.com/2008/03/zayflamak-iin-basit-neriler.html</link><author>noreply@blogger.com (Fatih Kucukbaltaci)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6597648118227980522.post-2139279464674255905</guid><pubDate>Thu, 13 Mar 2008 08:42:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-03-13T10:43:14.880+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ipucu</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">cilt</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">meyveler</category><title>Canlı Ciltler İçin İpuçları</title><description>Cildinizin parlak, canlı ve gergin kalmasını bunun için çok fazla zaman harcamanıza, market market dolaşmanıza gerek yok. Kolayca bulunan sebze ve meyveleri öğünlerinize eklemeniz yeterli…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Spagetti sosuna havuç rendeleyin. Varlığını bile fark etmeyeceksiniz ve içerdiği karoten cildinizi besleyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ispanağın taze yapraklarını salata için ayırın. Ispanak diğer marul, göbek gibi salata çeşitlerinden daha fazla karoten içerir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Yumuşak meyveleri, yoğurtla ve taze meyvelerle karıştırın. Kayısı, şeftali, mango, papaya gibi meyveler günlük beslenmenizdeki karoteni yükseltir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Garnitür için şarap bardağının içinde soğutulmuş ya da şampanya serpilmiş ve nane eklenmiş garnitür kavun gibi özel tatlılar cildiniz için yararlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Akşam yemeği öncesi atıştırmak için dolapta hazır olarak brokoli bulundurun. Herkesin seveceği şekilde hafifi yağlı olarak servis edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Meyveleri her akşam yemeğinin parçası yapın. Gece için taze ve soğutulmuş meyveleri salata olarak önceden hazırlayın. Yeni lezzetler için mango, papaya gibi tropikal meyveleri seçin. Tropikale yönelin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Pastaya veya domates salatasına, brokoli ve taze ıspanak ekleyin. Bunlar hemen hemen her tarife uygundur. Sulu salatalarda domates yerine papaya da konulabilir. Sadece lezzet değil, bol miktarda karoten de almış olacaksınız. Aynı eski portakal suları ya da elma suları yerine, ufkunuzu genişletin ve karoteni yüksek meyve sularını tercih edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : &lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/kadin/8388203.asp?m=1"&gt;Hürriyet&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6597648118227980522-2139279464674255905?l=benimsagligim.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://benimsagligim.blogspot.com/2008/03/canl-ciltler-iin-ipular.html</link><author>noreply@blogger.com (Fatih Kucukbaltaci)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6597648118227980522.post-689662629421787629</guid><pubDate>Thu, 13 Mar 2008 08:39:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-03-13T10:40:22.486+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">beslenme</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">besin</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">zeka</category><title>Zeka Küpü Besinler</title><description>Beslenme uzmanları, bilimsel araştırmaları inceleyip zeka gelişimine en çok katkı sağlayan gıdaları belirledi. İşte beynin çalışmasını artıran besinler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çilek: İçeriğindeki fisetin maddesi hafıza kaybının etkilerini azaltıp, bunamayı geciktiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitter çikolata: Magnezyum ve antioksidan içeriğiyle beyne oksijen taşıyarak daha aktif çalışmasını sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahıl: Önemli bir B vitamini kaynağı olan tahıllar, kan şekerini dengeliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Patates: Kan şekerini dengeli olarak yükseltiyor bu sayede zeka daha verimli çalışıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoğurt: İçinde bulunan tirozin isimli madde hafızayı güçlendirip, beyni uyarıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzüm suyu: Dopamin salgılanmasını arttırarak problem çözme yeteneğini geliştiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Leziz tadları görünce dayanamıyor insan tabi ama sınırını da bilmek şart! İşte o sınır foto galerilerde. Tıklayın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fasulye: Lif ve protein bir arada özellikle çocuklarda zekayı açıyor.&lt;br /&gt;Kırmızı ve turuncu renkli sebzeler: Özellikle domates, havuç ve kırmızı biberde bulunan antioksidan beynin daha uzun süre sağlıklı kalmasını sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Somon: Omega-3 yağları hem beyni koruyor hem hafızayı güçlendiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hergün düzenli olarak kahvaltı yapan kişilerin diğerlerine oranla daha başarılı ve verimli oldukları biliniyor. Yoğun bir güne başlarken; peynir, süt, yumurta gibi protein içeren besinlerden oluşan bir kahvaltı, şekerli çay ve simitten oluşan bir kahvaltıya kıyasla daha iyi sonuç almayı sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Odaklanma" için ceviz, fındık, fıstık gibi sinirleri kuvvetlendiren yiyeceklerin yenmesini öneriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzmanlar yaratıcılığın geliştirilmesi için zencefil yenmesini öneriyor. Kimyonun da içerdiği uçucu yağların bütün sinir sistemini uyardığını söyleyen diyetisyenler "Aniden bir fikre, bir buluşa ihtiyacı olan kimyon çayı içmelidir. Çay, bir fincana iki tatlı kaşığı dolusu kimyon eklenerek yapılabilir" önerisinde bulunuyor.&lt;br /&gt;Lahana, tiroit bezlerinin aktivitesini yavaşlattığı için daha stressiz öğrenmeyi sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağsız kırmızı et: Tam bir demir deposu, özellikle sağlıklı alyuvarlar için vazgeçilmez... Beyin gelişimi için büyük yarar sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : &lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/saglik/8417280.asp?m=1"&gt;Hürriyet&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6597648118227980522-689662629421787629?l=benimsagligim.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://benimsagligim.blogspot.com/2008/03/zeka-kp-besinler.html</link><author>noreply@blogger.com (Fatih Kucukbaltaci)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6597648118227980522.post-2414858830120508826</guid><pubDate>Tue, 11 Mar 2008 17:47:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-03-11T19:48:40.694+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sağlık</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kilo vermek</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">su</category><title>Az su içmek yağı artırıyor</title><description>YETERLİ miktarda su tüketilmemesinin, vücutta biriken yağ miktarını artırdığı ve metobolizmayı olumsuz etkilediği belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı'nda görevli Diyetisyen Canan Değirmenci, beslenme alışkanlığında yapılan en önemli hatalardan birinin yeterli su içilmemesi olduğunu söyledi. Günlük alınan su miktarı azaldıkça, vücutta depolanan yağ miktarının arttığını belirten Değirmenci, “Az su içildiğinde, vücut kendinde bulunan suyu tutmaya çalışır. Su yediklerimizin sindirilmesi ve emilmesi için gereklidir. Kabızlığın bir nedeni de az su içilmesidir. Kabızlık kilo artışını etkileyen bir bozukluk” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan en önemli hatalardan birinin de öğün atlamak olduğunu kaydeden Değirmenci, bu durumda kişinin bir sonraki öğünde doymak bilmediğini, atladığı öğünden çok daha fazlasını yediğini kaydederek, “Öğünü atlama kan şekerinin düşmesi, kabızlık, baş ağrısı, metabolizmanın yavaş çalışmasına neden olarak sağlığı bozar” diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enerjisi yüksek, besleyici değeri az besinleri sık yemenin de beslenme hatası olduğunu vurgulayan Diyetisyen Değirmenci, “Çayı, kahveyi şekerli içmek, çikolatalara, alkollü içeceklere hayır diyememek, kızartmalara bayılmak, hamur işlerini masadan eksik etmemek kilolara yeni kilolar eklemekten başka hiçbir işe yaramaz” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘DOĞRU ALIŞKANLIKLAR EDİNİLMELİ’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canan Değirmenci, sürekli kilo alıp vermenin zayıflamak isteyen kişilerin en büyük sorunu olduğunu, kısa sürede hızlı şekilde verilen kiloların, metabolizma hızının yavaşlamasına, yeme bozukluklarına, moral bozukluğuna ve başarısızlık duygusuna neden olduğunu söyledi. Bu döngü tekrarladıkça, zayıflamaya çalışan kişilerin kalori gereksinmesinin azaldığını ve daha zor kilo verildiğini kaydeden Canan Değirmenci, sağıklı kilo kaybı ve verilen kilonun korunması için yeme alışkanlıklarında, fiziksel aktivite alışkanlıklarında kısacası yaşam tarzında doğru ve kalıcı değişiklikler yapılması gerektiğini vurguladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : &lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/saglik/8398007.asp?m=1"&gt;Hürriyet&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6597648118227980522-2414858830120508826?l=benimsagligim.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://benimsagligim.blogspot.com/2008/03/az-su-imek-ya-artryor.html</link><author>noreply@blogger.com (Fatih Kucukbaltaci)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6597648118227980522.post-6396752286507159658</guid><pubDate>Tue, 11 Mar 2008 17:37:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-03-11T19:38:21.665+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">çilek</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">vitamin</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sivilce</category><title>Sivilcelere karşı çilek yiyin</title><description>Bol miktarda A, B ve C vitaminleri ile kalsiyum, demir ve fosfor gibi mineral maddeler içeren çilek, kansere karşı da önemli bir kalkan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzmanlara göre çilek; kansere karşı koruyucu ve ilerlemesini önleyici özellikler taşıyor. Bağışıklığı güçlendiren ve besin değeri yüksek olan çilek; çocuk felci, ağız ve deri yaralarını oluşturan bazı virüsler için öldürücü etkiye de sahip. Çileğin diğer faydaları şöyle sıralanabilir: Ciltteki sivilce ve aknelere iyi gelir. İdrar söktürücü, romatizma ve gut hastalığı ağrılarını azaltıcı etkisi var. Sinirleri kuvvetlendirip, bağırsak kurtlarını döker ve ateş düşürür. Ancak çok güçlü bir besin olduğu için bazen alerjiye neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çilek satın alırken; canlı kırmızı renkli ve lekesiz olanları seçin. Satın aldıktan hemen sonra tüketin. Buzdolabında 1-2 gün saklayacaksanız, saplarını koparmadan ve yıkamadan geniş bir kase içinde saklayın. Çilekleri yıkarken saplarını ayıklayın. Taze olarak sofrada yararlanılmasının yanı sıra çileğin pastası, reçeli, marmelatı, kompostosu, dondurması, şırası ve likörü de yapılabilir.     &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : &lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/saglik/6597082.asp?m=1"&gt;Hürriyet&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6597648118227980522-6396752286507159658?l=benimsagligim.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://benimsagligim.blogspot.com/2008/03/sivilcelere-kar-ilek-yiyin.html</link><author>noreply@blogger.com (Fatih Kucukbaltaci)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6597648118227980522.post-5413518039573969470</guid><pubDate>Tue, 11 Mar 2008 17:18:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-03-11T19:19:49.741+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sağlık</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">yemek</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">diyet</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">iştah</category><title>İştahı kapatmanın yolları var mıdır?</title><description>Diyet yapmanın en zor yanı iştahı kontrol etmektir. Oysa pek inandırıcı gelmese de sık beslenip az yemek yemek işin temel sırrı. İşte iştahınızı kapatmanıza yardımcı olacak diğer yollar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyet yapmak isteyip de iştahınıza engel olamıyorsanız, gün içinde sık ve az öğünler yiyerek, iştahın kontrolden çıkmasını önleyebilirsiniz. Yeme isteğini kontrol altında tutmak ve atıştırma krizinden kurtulmak için sağlıklı karbonhidratlara yönelmek, bol bol su içmek, yiyecekleri iyice çiğnemek ve güç gerektiren egzersizler yapmak gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücutta enerji azalır azalmaz beyin, açlık hissetmeye yol açan kimyasal maddeler salgılar. Ancak beynin bu kimyasal maddeleri salgılayan kısmı, aynı zamanda duyguları da kontrol eder. İşte, sıkıldığımız veya kendimizi kötü hissettiğimizde hemen buzdolabına koşmamızın başlıca sebebi budur. Ayrıca yemeklerin tadı, kokusu veya görüntüsü de açlık duygusuna sebep olabilir. Örneğin, yemek sonrasında canınız, tatlı vitrininde duran o dondurma kâsesinden çekiyorsa bunun sebebi kesinlikle aç olmanız değil, kontrolden çıkan yeme isteğinizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sık; ama az yiyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sık ve az öğünler yemek, iştahın kontrolden çıkmasını önlemenin en kolay yoludur. Sağlıklı karbonhidratlara yönelin; çünkü bu besin türü, sindirim sisteminde daha uzun süre kalır ve şeker seviyenizi yavaşça yükselterek daha uzun süreli tokluk hissi sağlar. Yapılan araştırmalar, tat alma duyusunu değişik tatlarla tatmin etmenin, daha az miktarlarla yetinmeyi sağladığını ortaya koyuyor. Sürekli aynı yemeği yemek de tat alma mekanizmasının iptal olmasına ve kendinizi sanki hiç yemek yememiş gibi hissetmenize neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : &lt;a href="http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=659874"&gt;Zaman&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6597648118227980522-5413518039573969470?l=benimsagligim.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://benimsagligim.blogspot.com/2008/03/itah-kapatmann-yollar-var-mdr.html</link><author>noreply@blogger.com (Fatih Kucukbaltaci)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6597648118227980522.post-2850337628893210954</guid><pubDate>Sun, 02 Mar 2008 08:04:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-03-02T10:06:00.008+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">pişirme</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sağlık</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">yemek</category><title>Sağlıklı Yemek İçin 25 Öneri</title><description>"Ne yemek pişiricem?" bir dert. Ev hanımı iseniz her gün ne yemek pişireceğinizi düşünmekten sıkılmış olabilirsiniz veya evde farklı yaş gruplarından bireyler varsa ve hepsinin özel istekleri varsa işiniz zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Organize olmak iyi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Mutfağınızda sağlıklı yemek pişirme temel prensipse, lezzet ve sağlığı aynı anda yakalamakta güçlük çekiyor da olabilirsiniz. Ayrıca bir de kilo vermeye çalışıyorsanız mutfakta ne pişireceğinizi organize etmek iyice zorlaşmış demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Besinleri doğru pişiriyor musunuz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutfakta daha düşük yağ ve kalori için sağlıklı beslenme genel ilkelerini ve evdeki çocukları da düşünerek 25 farklı öneri hazırladık. Faydalı olması dileğiyle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Sebze yemeği yaparken, bir kilo sebzeye iki yemek kaşığı sıvıyağ koyun. Etli sebze yemeklerinde ise dışardan yağ ilavesi yapmanıza gerek yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Pişirirken yağda kızartma, kavurma yerine haşlama, fırında ızgara veya sulu ısıda pişirme yöntemlerini kullanabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Yemeklere lezzet vermek için sadece yağa ve sosa odaklanmayın. Sebze ve baharatlarla farklı tatlar yaratın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Sos ve çorbaları krema yerine düşük yağlı sütle pişirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Evde tuzu ve yağı daha az tüketmesi gereken birey varsa herkese aynı tencerede yemek pişirin. Daha sonra bir miktar ayırıp tuz ve yağ ilave edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kurabiyeye şeker yerine kuru meyve&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Kurabiye ve keklerde şeker yerine kuru meyve veya az miktarda pekmez deneyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Dondurulmuş patatesi kızartmak yerine bir de fırınlayarak deneyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Yemek pişirmeye zamanınız yoksa sebzeyi haşlayıp salataya karıştırın veya yoğurtla deneyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Kek ve ya kurabiyelerde yağı azaltmak için yağsız süt tercih edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Izgaranızı sadece et, tavuk ve balık için değil, domates, biber, kabak, mantar, soğan dahil diğer tüm sebzeler için deneyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tavuğu haşladıktan sonra yağını alın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11. Tavaya yağ koymadan pişirme yapmak istiyorsanız biraz su damlatın ve kısık ateşte pişirme yöntemi uygulayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12. Fırında yağsız pişirme için yağlı kağıttan faydalanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13. Tavuğu haşladıktan sonra suyunu, üzerindeki yağı alıp daha sonra sebze veya çorbalarınıza ekleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14. Katı meyve veya sebze sıkacağından çıkan posayı keklerin içine koyarak posa tüketiminizi artırabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15. Bir yumurta ve iki yumurta beyazını karıştırın. Tavaya yağ yerine çok az su koyup sebzelerle beraber pişirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Canınız börek mi istedi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16. Çay saati canınız börek isterse bir yufka içine üç yemek kaşığı lor peyniri, biraz maydanozla gözleme şeklinde dörde katlayın. Bir tatlı kaşığı zeytinyağla üç yemek kaşığı light yoğurdu üzerine sürün ve teflon tavada hafif ateşte iki yüzünü pişirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17. Pirinç yerine bulgur tercih edin. Glisemik indeksi düşük olan bulgur, kan şekeri seviyenizi dengeler, içerdiği lif ve proteinler pirince göre daha yüksektir. İki yemek kaşığı bulgur bir ince dilim ekmeğe eşittir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18. Hamurlu ve yağlı tatlılar yerine meyveleri fırınlayın veya kuru meyvelerle tatlı yapmayı deneyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19. Meyve suyundan gelen kaloriyi azaltmak için sulandırın veya maden suyuyla karıştırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20. Domates ve soğanı yemeklerde bol kullanın. Kalori değeri düşük, su oranı yüksek olduğu için doyurucudur ve antioksidant kapasitesi yüksek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21. Et veya tavuğun yanına karbonhidrat içeren patates, pilav yerine kalorisi çok düşük olan mantarı seçin. Soğan, domates ve taze sebzelerle sote edebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22. Patatesi kızartmak yerine fırında sütle pişirmek çocuklarınız için çok daha iyi bir seçimdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23. Yulaf, kepek unu ve kuru meyvelerle kendi müslinizi hazırlayabilir, fındık, ceviz, badem ekleyebilrisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24. Tarçın şeker ihtiyacını azaltır meyve salatası, bitki çayları ve sütünüzün içine eklemeyi deneyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25. Evde mutlaka taze sebze ve meyve bulundurun. Çocuğunuzun atıştırma alışkanlığı varsa salatalık, havuç ve minik domateslere farklı şekiller verin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : &lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/saglik/8333144.asp?m=1"&gt;Hürriyet&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6597648118227980522-2850337628893210954?l=benimsagligim.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://benimsagligim.blogspot.com/2008/03/salkl-yemek-iin-25-neri.html</link><author>noreply@blogger.com (Fatih Kucukbaltaci)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6597648118227980522.post-4038626194601100365</guid><pubDate>Sun, 02 Mar 2008 07:50:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-03-02T09:51:42.385+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">tedavi</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sağlık</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">hastalık</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kanser</category><title>Kanserin İlacı Elma</title><description>Elma deyip geçmeyin. ABD'de, elma kabuğundaki 'triterpenoids' adlı maddenin, laboratuvar ortamında kanser hücrelerinin çoğalmasını engellediği veya öldürdüğü tespit edildi. Prof. Dr. Hakkı Gökbel, elmanın sağlıklı yaşam için vazgeçilmez meyvelerden olduğunu, ülkemizin hemen hemen her yerinde bol miktarda yetişen elmanın düzenli olarak tüketilmesinin, sağlık açısından yarar sağlayacağını söyledi. Gökbel, elmanın, sağlık açısından bugüne kadar bilinmeyen yararlarının öğrenilmesi ve özellikle çağın neredeyse en önemli sağlık sorunu haline gelen kanserle mücadelede kullanılabilirliğinin tespit edilmesi için gelişmiş ülkelerde çalışmalarının sürdüğünü anlattı. Özellikle karaciğer kanseri, kalın barsak kanseri ve göğüs kanserine karşı koruyucu etkiye sahip olan elmanın bu özelliğinin, elma kabuğunda izole edilen "triterpenoids" adı verilen maddeden dolayı olabileceğinin bilimsel çalışmalarda ortaya konulduğunu anlatan Gökbel, "Daha önce yapılan çalışmalarda elmanın, farelerde meme tümörüne karşı etkili olduğu ortaya çıkmıştı. Bu son çalışma, etkili bir kanser ilacı üretmeye yönelik bir adım sayılabilir" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : &lt;a href="http://www.yenisafak.com.tr/saglik/?t=28.02.2008&amp;amp;c=9&amp;amp;i=102562"&gt;Yeni Şafak&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6597648118227980522-4038626194601100365?l=benimsagligim.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://benimsagligim.blogspot.com/2008/03/kanserin-ilac-elma.html</link><author>noreply@blogger.com (Fatih Kucukbaltaci)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6597648118227980522.post-2436321284009239502</guid><pubDate>Sun, 02 Mar 2008 07:44:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-03-02T09:47:47.510+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">spor</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kalp krizi</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sağlık</category><title>Bilinçsiz spor kalp krizini tetikliyor</title><description>Uzmanlar, bilinçsiz spor yapılması ve beslenme alışkanlığının değişmesiyle birlikte etkisini gösteren kalp krizinin, genç-yaşlı ayrımı yapmadığı uyarısında bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalbe hangi yaşta olursa olsun gereğinden fazla yüklenmenin, tehlikeli ritim bozukluğuna neden olduğunu kaydeden uzmanlar, bu durumun çoğu zaman ölümle sonuçlandığını belirtiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların bilinçsizce, düzenli olmak yerine sadece akıllarına geldiğinde spor yapmaları ve kilo verme adına çeşitli spor dallarıyla uğraşmaları kalp krizini tetikleyen en büyük faktörler arasında yer alıyor. Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Namık Kemal Karayol, kalp krizi riskinin 10-20 yaş arasına kadar indiğini, özellikle gençlerin fazla efor sarf edilmesi ile birlikte gelen göğüs ağrılarını mutlaka dikkate almaları gerektiğini vurguladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalp krizinin artık her yaşta görülebildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Eryol, hipertansiyon, obezite, sigara ve alkol problemi olan insanların, çok daha dikkatli olması gerektiğine değindi. Eryol, Türkiye'de genellikle kilolu olan vatandaşların spor salonlarına giderek kısa sürede kilo verebileceğini, yine aynı şekilde halı sahalarda futbol maçları yaparak fazla kilolarından kurtulabileceği düşündüğünü ifade etti. Eryol, "Genellikle halı sahalar bu amaçlar için kullanılıyor. Ancak durum vatandaşların düşündüğü gibi değil. Aksine kilolu olan, sigara ve alkol kullanan kişilerde kalp krizi riski çok daha fazla. Böylesi kötü alışkanlıkların üzerine birde kalbin gereğinden fazla yorulması, kalp krizini kaçınılmaz hale getiriyor." diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlerin göğüsleri ağrıdığı zaman kalp hastalığını göz önünde bulundurmama gibi bir handikapları olduğuna değinen Doç. Dr. Karayol, hangi yaşta olursa olsun kalbe çok fazla yüklenmenin tehlikeli ritim bozukluğuna neden olacağına değindi. Doç. Dr. Karayol, hipertansiyon hastasının kalp duvarlarının kalın olduğunu, böyle bir şikâyeti olan kişinin tehlikeli ritim bozukluğuna maruz kalması sonrasında hayatını kaybedebileceğini açıkladı. Kalp hastalığı belirtisi olan insanların, spor yaparken daha dikkatli olmalarını önerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalp krizini artıran sebepler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaygın olarak görülen kalp krizlerinde yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve şeker hastalığı gibi üç risk faktörünün oluşmasında en büyük rolü şişmanlık oynuyor. Kriz ise şu belirtilerle ortaya çıkıyor: Aniden gelen ve ezici bir basınçla hissedilen, sabit, 20 dakika veya daha uzun süren, kola, omuza, boyuna, çeneye, sırt ortası ve mideye vuran göğüs ağrısı. Aşırı terleme, bulantı, kusma, şiddetli halsizlik, korku, soluk, mavimsi gri deri rengi. Mavi tırnaklar ve nefes darlığı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : &lt;a href="http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=659027"&gt;Zaman&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6597648118227980522-2436321284009239502?l=benimsagligim.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://benimsagligim.blogspot.com/2008/03/bilinsiz-spor-kalp-krizini-tetikliyor.html</link><author>noreply@blogger.com (Fatih Kucukbaltaci)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6597648118227980522.post-2130948127468409690</guid><pubDate>Wed, 27 Feb 2008 19:34:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-02-27T21:35:41.384+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sağlık</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kilo vermek</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">şeker</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">diyet</category><title>Şekerli içecekler karnı acıktırıyor</title><description>Eğer kilo vermek istiyorsanız ne içtiğinize çok dikkat etmelisiniz. Gün içerisinde çok fazla şekerli içecek içebilirsiniz ama bunların hiçbiri sizi tok tutmaz. Aksine, onları içerken yemek yemek de istersiniz. Şekerli içecekler ayrıca, bir sonraki öğünde de daha da çok yemek yemenize yol açar. Eğer bu içecekler yüksek fruktozlu mısır şurubu içeriyorsa; size ek kalori almaktan da öte, bir sonraki öğünde daha acıkmış bir bünye bırakırlar. Yapılan araştırmalara göre şeker yerine kullanılan katkı maddeleriyle üretilmiş içecekler, sizi daha fazla acıktırır ve bir sonraki öğünde daha çok yemek yemenize yol açar. Yemeklerden önce içeceğiniz bir bardak su ise, sizin aşırı yemek yemenize engel olabilir. Yapacağınız en güzel şey; kendinize bir büyük bardak su doldurup, kana kana içmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : &lt;a href="http://www.sabah.com.tr/gny/haber,8A1A0822E6FD45A69B005624B3F4D146.html#8A1A0822E6FD45A69B005624B3F4D146"&gt;Sabah&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6597648118227980522-2130948127468409690?l=benimsagligim.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://benimsagligim.blogspot.com/2008/02/ekerli-iecekler-karn-acktryor.html</link><author>noreply@blogger.com (Fatih Kucukbaltaci)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6597648118227980522.post-5436545968270993850</guid><pubDate>Wed, 27 Feb 2008 19:21:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-02-27T21:26:17.323+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">beslenme</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sağlık</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">diyet</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">tümör</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">meyveler</category><title>Üzüm ve lahana tümör oluşumunu yavaşlatıyor</title><description>Besin ve beslenme durumumuz kansere olan yatkınlığımızı belirlemede ve önlemede ne kadar rol oynar? Kanserle savaşan ve kansere zemin hazırlayan besinler hangisi biliyor muyuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzüm ve lahana tümör oluşumunu yavaşlatıyor&lt;br /&gt;Günümüzde yapılan bilimsel çalışmalar sonucu; kanser hastalarının yaklaşık %30'unun sigara kullanımı, yaklaşık %35'i beslenme kaynaklı olduğunu gösteriyor. %3'ününde alkol kullanımına bağlı tutuluyor. Tüketilen besinlerin kalitesi ve miktarı yeni oluşan bir hücre için çok önem taşıyor. Bazı kanser türlerinin, bazı ülkelerde sık sık görülmesi, bu ülkelerdeki yaşam koşullarıyla ilişkilendirilmesine neden olmuştur. Mide kanserinin Japonya'da sık görülmesi Japon halkının beslenmesinde tuza fazla yer vermesine bağlanmıştır. Karaciğer kanserinin en çok tropikal ülkelerde görülmesi, bu bölgelerdeki iklimden dolayı küflenmiş yer fıstığı ve tahıl tüketimine bağlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bezelye iyi bir koruyucu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı besinlerde bulunan bazı özel maddeler kanser oluşumunu engeller. Bu maddeler vücutta kimyasal kanserojenlerin oluşumunu önler, vücuda giren kanserojerlerin etkisini yok eder, kanser hücrelerinin çoğalmasını yavaşlatır. Ailesinde kanser olanlar, sigara içenler, kirli havanın olduğu bölgelerde yaşayanlar bu yiyeceklere diyetlerinde fazla yer vermelidirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İşte bu yiyecekler:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soya fasulyesi, mercimek, kuru fasulye, nohut, taze fasulye, bezelye (Bu yiyeceklerin içinde proteaz engelleyiciler bulunur.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meyve, ceviz, fıstık, fındık (oksitlenmeyi önleyici maddeler vardır.) Turunçgiller, kayısı, karadut, kızılcık, kiraz, vişne, kuş üzümü, kırmızı ve kara üzüm, diğer meyveler, soya fasulyesi (flavonoidler var). Lahana, karnabahar, ıspanak, pazı, turp, nane, kekik, pancar, şalgam, hardal yaprağı ve bunun gibi yenilebilen yabani otlar (bunların içindeki özel koku ve tat veren maddeler anti kanserojendir.) Sarımsak, soğan, pırasa (içindeki kükürtlü maddeler antikanserojendir.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bütün meyveler yararlı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanser Riskini Azaltıcı Besinler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan araştırmalara göre antikanserojen vitaminleri (A vitamini- B vitaminleri- C vitamini - D vitamini- Mineralleri (selenyum, çinko, iyot, molibden, bakır, demir, calsiyum, mangenez) ve antioksidanları içeren besinlerin çok tüketilmesi kanser riskini azalttığı görülmüştür. Bütün taze sebze ve meyveler, tam tahıl ürünleri (ekmek, yulaf, bulgur vb.) kuru baklagiller kanser riskini azaltan besinlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bol soğan ve sarımsak ilaç&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanser Hastasının Tedavisi Sürecinde Tıbbi Beslenme Tedavisi Nasıl Olmalıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanserli hastada hücre yıkımı yüksek olması nedeniyle yüksek ve kaliteli protein alımı sağlanmalıdır. Kanser tedavisi sırasında iştah kaybı, bulantı, kusma, besinlere karşı hassasiyet oluşumu sesbebiyle besin alımı azalmaktadır. Soğan - sarımsak - lahanagillerde bulunan sülfit grupları tümör oluşumunu yavaşlatır. Yemeklere bol soğan, sarımsak kullanılmalıdır. Yiyeceklere soğanlı - sarımsaklı soslar ilave edilebilir. Üzümde bulunan resveratrol denen fitokimyasallar da tümör oluşumunu yavaşlatmakta, tümör büyümesini zorlaştırmaktadır. Çekirdekli üzüm tüketimi arttırılmalıdır. Ya da ezilmiş öğütülmüş üzüm çekirdeği formları kullanılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Salam sucuğa dikkat!..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan bütün araştırmalarda bazı besinlerde kanser riskini artıran zararlı maddelerin bulunduğu saptanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanser Riskini Arttıranlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;# Yağlı ve yaşlı koyun, sığır, keçi, tavuk eti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;# Domuz eti, domuz pastırması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;# Hamburger&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;# Sade yağlı etten yapılan köfteler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;# Sucuk, sosis, salam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;# Tereyağı, içyağı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;# Yağda kızartılmış besinler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;# Tuzlanmış besinler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;# Tütsülenmiş besinler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;# Nitrit- nitrit eklenmiş besinler (şarküteri ürünleri)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;# Doğrudan ateşte pişen etler (mangal, döner vb.gibi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : &lt;a href="http://www.yenisafak.com.tr/saglik/?t=26.02.2008&amp;amp;c=9&amp;amp;i=102158"&gt;Yeni Şafak&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6597648118227980522-5436545968270993850?l=benimsagligim.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://benimsagligim.blogspot.com/2008/02/zm-ve-lahana-tmr-oluumunu-yavalatyor.html</link><author>noreply@blogger.com (Fatih Kucukbaltaci)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6597648118227980522.post-4136907571028238416</guid><pubDate>Wed, 27 Feb 2008 19:20:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-02-27T21:21:27.304+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sağlık</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">yemek</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">diyet</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kepekli ekmek</category><title>Sağlıklı bir hayat için kepekli ekmek tüketin</title><description>Amerika'da Prof. Dr. Kris-Etherton ve Philip Mellen tarafından yapılan bir araştırmada, kepekli ekmek tüketen ile kepeksiz ekmek tüketen iki grup karşılaştırıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kepekli ekmek tüketen grupta bulunanlar 3 ayda 5 kilo verirken kandaki CRP (serum, reaktif ve protein) düzeyleri de ortalama yüzde 38 oranında düştü. CRP düzeyinin yüksek olması diyabet, hipertansiyon ve kalp hastalıklarının ortaya çıkması ve hızla ilerlemesi açısından risk faktörü olarak değerlendiriliyor. Kepekli ekmek tüketenlerde kalp damar hastalığının yüzde 21 oranında azaldığı belirtiliyor. Araştırma sonuçları 11 Şubat 2008'de "American Journal of Clinical Nutrition"da ve "Nutrition, Metabolism&amp;amp;Cardiovascular Diseases" dergilerinde yayınlanarak duyuruldu. Konu ile ilgili değerlendirmede bulunan Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Türk, kepeksiz ekmek tüketimi alışkanlığının çok yaygın olmasının şişmanlık, hipertansiyon, diyabet ve kalp hastalığının hızla artışına katkıda bulunduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : &lt;a href="http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=656701"&gt;Zaman&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6597648118227980522-4136907571028238416?l=benimsagligim.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://benimsagligim.blogspot.com/2008/02/salkl-bir-hayat-iin-kepekli-ekmek.html</link><author>noreply@blogger.com (Fatih Kucukbaltaci)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item></channel></rss>
