<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" version="2.0">

<channel>
	<title>BeyazTavsan.com</title>
	
	<link>http://beyaztavsan.com</link>
	<description>Özgelişim, kariyer ve üretkenlik üzerine özgün paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Sat, 13 Feb 2010 14:11:33 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/beyaztavsan" /><feedburner:info xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" uri="beyaztavsan" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><item>
		<title>Hoşçakalın</title>
		<link>http://beyaztavsan.com/hoscakalin/</link>
		<comments>http://beyaztavsan.com/hoscakalin/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Feb 2010 14:11:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Çağdaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ve diğerleri]]></category>
		<category><![CDATA[seçimler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beyaztavsan.com/?p=562</guid>
		<description><![CDATA[
Uzunca bir süredir Beyaz Tavşan&#8217;a fazla vakit ayıramıyorum. Yazı sıklığım ayda birlere kadar düştü, yorumlarla ilgilenemiyorum bile. Bunun böyle gitmesi içimde sıkıntı yaratıyor, hem ilgilenmek istiyorum hem de buna vakit ayıramadığım için rahatsız oluyorum.
Bu seçim benim için her ne kadar zor da olsa Beyaz Tavşan&#8217;ı uyutmaya karar verdim. Site açık durmaya devam edecek ve eğer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-563 aligncenter" title="Hoşçakalın" src="http://beyaztavsan.com/wp-content/uploads/2010/02/escape.jpg" alt="" width="497" height="328" /></p>
<p>Uzunca bir süredir Beyaz Tavşan&#8217;a fazla vakit ayıramıyorum. Yazı sıklığım ayda birlere kadar düştü, yorumlarla ilgilenemiyorum bile. Bunun böyle gitmesi içimde sıkıntı yaratıyor, hem ilgilenmek istiyorum hem de buna vakit ayıramadığım için rahatsız oluyorum.</p>
<p>Bu <a title="Seçimini yap ve arkana bakma" href="http://beyaztavsan.com/secimini-yap-ve-arkana-bakma/" target="_blank">seçim</a> benim için her ne kadar zor da olsa Beyaz Tavşan&#8217;ı uyutmaya karar verdim. Site açık durmaya devam edecek ve eğer sizlerden yazı veya yorum gelirse yayınlamaya devam edeceğim. Fakat ben artık yazı yazmayacağım ve yorumlara katılmayacağım. Şimdiye kadar yazıları okuyan ve yorumlarıyla katkı yapan herkese çok teşekkürler.</p>
<p>Kendinize çok iyi bakın.</p>
<img src="http://beyaztavsan.com/?ak_action=api_record_view&id=562&type=feed" alt="" /><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/beyaztavsan/~4/LcnAVXk4YkM" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beyaztavsan.com/hoscakalin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>14</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilgisayar Oyunlarından Öğrendiklerim</title>
		<link>http://beyaztavsan.com/bilgisayar-oyunlarindan-ogrendiklerim/</link>
		<comments>http://beyaztavsan.com/bilgisayar-oyunlarindan-ogrendiklerim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 12:45:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Çağdaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Özgelişim]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar oyunları]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beyaztavsan.com/?p=558</guid>
		<description><![CDATA[
Arada sırada okuduğum bir blogda bilgisayar oyunları üzerine bir yazı ilgimi çekti ve ben de biraz araştırma yaptıktan sonra bu yazı ortaya çıktı. Araştırmadan kısaca bahsetmek gerekirse; oyun oynamanın ana sebebi eğlence değil, oyunların temel psikolojik arzuları doyurmasıdır demiş araştırmacılar. Yazıyı çok fazla psikolojiye boğmadan, kendi dilimle devam ediyorum izninizle  
Gelişme Arzusu
12 yaşımda (sene [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://beyaztavsan.com/wp-content/uploads/2010/01/diablo-3.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-559" title="Diablo 3 - Heyecanla bekliyorum :)" src="http://beyaztavsan.com/wp-content/uploads/2010/01/diablo-3.jpg" alt="Diablo 3 - Heyecanla bekliyorum :)" width="400" height="241" /></a></p>
<p>Arada sırada okuduğum bir blogda bilgisayar oyunları üzerine <a title="what-mmorpgs-can-teach-you-about-physical-fitness" href="(http://www.scotthyoung.com/blog/2009/07/30/what-mmorpgs-can-teach-you-about-physical-fitness/" target="_blank">bir yazı</a> ilgimi çekti ve ben de biraz <a title="video games addictive" href="http://www.cbc.ca/technology/story/2006/12/27/tech-videogamesaddictive-061227.html" target="_blank">araştırma</a> yaptıktan sonra bu yazı ortaya çıktı. Araştırmadan kısaca bahsetmek gerekirse; oyun oynamanın ana sebebi eğlence değil, oyunların temel psikolojik arzuları doyurmasıdır demiş araştırmacılar. Yazıyı çok fazla psikolojiye boğmadan, kendi dilimle devam ediyorum izninizle <img src='http://beyaztavsan.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<h3>Gelişme Arzusu</h3>
<p>12 yaşımda (sene 1990) babamın aldığı Commodore 64 ile ilk bilgisayar oyunum olan River Raid ile tanıştım. Aradan geçen 20 senede ise bilgisayar oyunlarından hiç uzak kalmadım. Artık haftada birkaç saatle sınırlı kalsa da arayı soğutmamaya çalışıyorum, şimdilerde ise Kings Bounty 2&#8242;ye sarmış durumdayım.</p>
<p>İşin ilginç yanı ise, oyun temel olarak gayet sıkıcı. Çok basit olarak, bir harita üzerinde gezip canavarlara tıklıyorsun, sonra açılan savaş ekranında da satranç benzeri bir şekilde sırayla orduları dövüştürüp kazanmaya çalışıyorsun. Ve bunu binlerce kere yaptığında da oyunun sonuna gelmiş oluyorsun. <img src='http://beyaztavsan.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Peki bu oyun nasıl oluyor da bu kadar sarıyor, kendini oynatıyor ? İşin özünde tek bir formül var aslına bakarsan, o da her savaş sonrasında ana karakterin yavaş yavaş güçlenmesi. Her seferinde biraz puan, biraz altın, belki yeni bir büyü, yeni bir level kazanarak devam ediyorsun. Her savaştan sonra net olarak eline bir şeyler geçiyor ve bu da ilginç bir şekilde oynama isteğini körüklüyor.</p>
<p>Aslında çok satan oyunların çoğunun temelinde aynı &#8220;gizli&#8221; formül var; ister WoW, ister Knight Online, ister Diablo, hepsinde bu döngünün 4 bileşeni var:</p>
<ol>
<li> Çatışmalar kolaydan zora doğru adım adım gelişir.</li>
<li> Ana karakter bu çatışmalara girer.</li>
<li> Her çatışma sonrasında karakter hemen, biraz daha, açık bir şekilde gelişir. Örneğin para kazanılır, karakter level atlar, yeni eşyalar çıkar, vb..</li>
<li> Tüm bu çatışmalar karakteri bir yere doğru sürükler, bir hikaye yaratır.</li>
</ol>
<p>Yani, dünyada milyonlarca insanı, benzer şekilde saatlerce mouse tıklamaya ikna eden gizli formül bu. Bu öyle bir formül ki, insanın boynu da ağrısa, acıksa da, uykusu da gelse, bir şekilde o motivasyonu kaybetmeden saatlerce o &#8220;sıkıcı ve zor&#8221; işe devam edebiliyor.</p>
<ul>
<li>1 hafta sonraki vizeye oturup 2-3 saat çalışmaya dayanamayan öğrenci, 1 hafta kesintisiz oyun oynamaktan sıkılmıyor. (Bu ben oluyorum)</li>
<li>Evin uykudan kalkıp okula gitmeye üşenen tembel oğlanı, sabahlara kadar ekran başında kalacak dirayeti gösteriyor. (Bu kardeşim)</li>
<li>Sürekli atıştırmayı alışkanlık edinmiş birisi, bir kahvaltı ve iki fincan kahveyle en sevdiği oyunun başından kalkmak bilmiyor. (Bu da bir arkadaşım)</li>
</ul>
<p>Peki öğrendiğin bu mudur dersen, evet budur. Fakat bir adım öteye de götürmek lazım. Oyunları gerçek hayata getiremeyeceğimize göre (ejderhalar falan, zor olur), gerçek dünyayı biraz oyunlaştırabiliriz diye düşünüyorum. Böylece hedeflerine ulaşırken hem eğleneceksin hem de oyun oynarken ortaya çıkan o müthiş irade gücüne kavuşacaksın.</p>
<p>Şimdi gelelim oyunlardan öğrendiğim gizli formülün gerçek hayata uyarlamasına</p>
<h3>1) Kolaydan zora</h3>
<p>Hayat sınırsız sayıda çatışmayla doludur. (İngilizce olsa <a title="Challengence sözlük anlamı" href="http://seslisozluk.com/?word=challenge&amp;ssQBy=0" target="_blank">challenge</a> derdim ama Türkçe tam karşılığı bulamadım) Fakat hangisine gireceğine sen karar verirsin. En iyi oyunlarda da bu özgürlük sana verilmiştir. Gidip senden 10 kat güçlü ejderhayı da deneyebilirsin, seninle hemen hemen aynı seviyedeki gulyabaniyi de.</p>
<p>Girmen gereken çatışmalar, ne zor ne de kolay olanlardır, yani dişine göre olanlar (ve belki biraz da fazlası). Eğer çok kolaylarla uğraşırsan, hem zaman kaybedersin hem de gelişemezsin. Çok zor olanlarla uğraşırsan bu sefer çok fazla başarısız olur, öz güvenini kaybeder, yine gelişemezsin. Kendi denklerinle ve biraz da zor olanlarla uğraşırsan, arada bir kaybetsende (yada geri çekilsende), sonuçta kazanan sen olursun.</p>
<p>Peki bir şeyin çok kolay veya çok zor olduğu nasıl anlaşılır ?</p>
<p>Öncelikle, kolay ve zor tamamen göreceli kavramlardır, kişiden kişiye değişir. Bir halterci için 100 kilo kaldırmak kolayken bana çok zor gelebilir. (Tabi burada çatışmalardan bahsediyorum, yani kısa vadeli/hemen yapılacak hedefler. Yoksa kendine uzun vadede maraton koşma hedefi koymanın bir sakıncası yok, ama o konu sonra)</p>
<p>Püf noktası: Zorluk seviyesi göreceli olduğu için, sen sürekli zorlu veya dişine göre işlere kalkışırsan, kendin de sürekli gelişeceğinden aslında yaptığın işin zorluğunu artırmış olursun.</p>
<!-- Easy AdSense V2.63 -->
<!-- Post[count: 2] -->
<div class="ezAdsense adsense adsense-midtext" style="float:left;margin:12px;"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-8346887411319825";
/* 336x280, oluşturulma 19.07.2009 */
google_ad_slot = "4983448292";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></div><p>Çok kolay ve çok zor işler bende aşağıdaki gibi duygu ve düşünceler oluşturur:</p>
<p><strong>Çok kolay:</strong> Normal, sıkıcı, tekdüze, heyecansız, sonu belli, çocuk oyuncağı</p>
<p><strong>Çok zor:</strong> İmkansız, hiç kimse yapamaz, yok artık daha neler</p>
<p>Sözün özü: Kolay işlerle vakit kaybetme, çok zor işlerle de boşuna uğraşma. Gözüne kestirdiğinden biraz daha fazlasını hedefle. Böylece iyi bir oyunun senin için yarattığı o sürükleyici ortamı sen de kendin için gerçek hayatta yaratabilirsin.</p>
<h3>2) Çatışmalara Gir</h3>
<p>Hangi çatışmaya gireceğini belirlediğine göre sırada çatışmaya GİRMEK var.</p>
<p>Oyunlardaki en güzel özellik, yaptığın hataların telafisinin kolay olmasıdır. En kötü ihtimalle ölürsün ve karakterin başlangıç noktasından oyuna devam eder. Yada bir load ettin mi iş biter. Bu sebeple oyunlarda çatışmaya girmek kolaydır, korku eşiği düşüktür.</p>
<p>Gerçek hayatta ise en kötü ihtimallerden olan ölümün bilinen bir telafisi yok. Hatta ufak tefek mal kayıpları bile insana zor gelir. Hele ki iş veya ilişkilerde yaşanabilecek kayıplar insanı ölesiye korkutabilir. Korku eşiğimiz oldukça yüksektir, bir türlü atlayamayız o eşikten.</p>
<p>Fakat o eşikten atlayamamak çatışmaya girmemek demektir. Kolay çatışmalara girmeden zorlara hiç girilmediğine göre (bkz. Kural 1), hayat boyunca yerinde sayan bir sürü insan olması gerekir &#8211; ki vardır.</p>
<p>Tıpkı oyunlardaki gibi, eğer ilerlemek istiyorsan, çatışmalar girmelisin. Yoksa aynı yerde dolanıp durursun, ömrün geçer.</p>
<p>Bu konu üzerine sayfalarca yazabilirim ve hatta yazdım. Hala okumadıysan: <a title="Harekete geçmek konulu yazılarım." href="http://beyaztavsan.com/tag/harekete-gecmek/" target="_blank">harekete geçmek konulu yazılarım</a>.</p>
<h3>3) Gelişimini İzle</h3>
<p>1. ve 2. adımları yaptıktan sonra zaten gelişeceksin. Fakat itici gücü sağlayan önemli şey bunun farkına ve keyfine varmaktır.  Oyunlarda bunu en iyi şekliyle görebilirsin.</p>
<p>Örneğin kazanılan bir savştan sonra, ana karakter para kazanır, yeni silahlar bulur, yeni yerler keşfeder, görevi çok iyi yaptıysa fazladan ödüller/madalyalar kazanır ve bunların tümü her an açılabilien bir ekranda hazır olarak durur. Her istediğinde açıp bakabilirsin son durumuna.</p>
<p>Özellikle kendini geliştirmek istediğin konuları da aynı bu şekilde izlemek insana fazladan bir itici güç ve motivasyon kaynağı oluyor. Zayıflamak mı istiyorsun ? Günlük veya haftalık bel ölçünü yada kilonu takip et. Maratoncu mu olacaksın ? Her hafta koştuğun mesafe ve süreleri not et. Borçlarından kurtulmak mı istiyorsun ? Her ay mutlaka ne kadar borcun kaldığını, ne kadar harcadığını takip et. Yazın tatile Hindistan&#8217;a mı gideceksin ? Aç bir tatil hesabı, belirle hedefini ve her ay ne kadar biriktirdin izle.</p>
<h3>4) Senin hikayen ne ?</h3>
<p>Son olarak, en iyi oyunlar, en bağımlılık yaratanlar, sadece birbiri ardına gelen çatışmalardan ve karakter ekranlarından ibaret değildir. Hepsinin de arkasında yatan çok sürükleyici bir hikaye vardır. İnsan oyunun içinde kaybolur, hikayenin baş kahramanına dönüşür. Çatışmalardan yorgun düşsen bile, gelişmen beklediğin kadar iyi olmasa da, hatalar da yapsan</p>
<p>Sen de kendi hikayeni yaz, sonunu bilmeden ama yine de gideceğin yönü bilerek <strong>kendi hikayenin baş kahramanı ol.</strong></p>
<img src="http://beyaztavsan.com/?ak_action=api_record_view&id=558&type=feed" alt="" /><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/beyaztavsan/~4/PqcqRfUdeYI" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beyaztavsan.com/bilgisayar-oyunlarindan-ogrendiklerim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Basit yaşamak artık imkansız mı ?</title>
		<link>http://beyaztavsan.com/basit-yasamak-artik-imkansiz-mi/</link>
		<comments>http://beyaztavsan.com/basit-yasamak-artik-imkansiz-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 09:10:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ay ışığı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Özgelişim]]></category>
		<category><![CDATA[basit]]></category>
		<category><![CDATA[hayaller]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beyaztavsan.com/?p=548</guid>
		<description><![CDATA[
Ne zaman başladık beklentilerimize, isteklerimize bu kadar odaklanmaya bilmiyorum? Anneannelerimiz, dedelerimiz de bu kadar hassas mıydı beklentiler, hedefler konusunda yoksa malum global dünya düzeni mi bizim kafamızı bu kadar karıştıran?
Nerde kaldı Şair’in &#8216;Basit yaşayacaksın. Mesela su içecek kadar basit&#8216; mısrası.
 
Şöyle kana kana sadece susuzluğunu düşünerek mi su içiyorsun yoksa sağlıklı yaşam için günde en [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.flickr.com/photos/wolfread/3884649454/"><img class="alignnone size-full wp-image-551" title="Kabak çekirdeği verecek sana rakamların veremediği mutluluğu" src="http://beyaztavsan.com/wp-content/uploads/2009/12/yem_yiyen_kus.jpg" alt="Kabak çekirdeği verecek sana rakamların veremediği mutluluğu" width="500" height="333" /></a></p>
<p>Ne zaman başladık beklentilerimize, isteklerimize bu kadar odaklanmaya bilmiyorum? Anneannelerimiz, dedelerimiz de bu kadar hassas mıydı beklentiler, hedefler konusunda yoksa malum global dünya düzeni mi bizim kafamızı bu kadar karıştıran?</p>
<p>Nerde kaldı Şair’in &#8216;<strong><em><a title="Şiirin tamamını okumak veya powerpoint olarak izlemek için tıkla." href="http://www.ergir.com/basitsunum.htm">Basit yaşayacaksın. Mesela su içecek kadar basit</a>&#8216; </em></strong>mısrası.</p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Şöyle kana kana sadece susuzluğunu düşünerek mi su içiyorsun yoksa<strong><em> </em></strong>sağlıklı yaşam için günde en az 2 litre su içmek lazım; öyle çay, kahve olmaz! Acaba hangi suda iyot var, sofra içeceğiymiş bunlar kuyu suyunu bize kakalıyorlarmış diye mi dünüyoruz?</p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em>&#8216;Tek düğmesi olacak elindeki cihazın&#8217; </em></strong>sözü bize ne kadar tanıdık<strong><em>. </em></strong>Evinizde kaç kumanda var mesela? Bizim evin sadece salonunda 4 tane var. Televizyonu açmak için önce birini, sonra bir diğerini, diğer kanallara bakmak için bir üçüncüyü kullanıyorum. Biri kaybolsa televizyonu açmak mümkün değil. Sadece ekrana bir görüntü getirmek için fazla karmaşık değil mi?</p>
<p>Bir sürü para verip aldığın son moda cep telefonunda, fotoğraf makinesindeki özelliklerinin kaçını kullanıyorsun?</p>
<p><strong><em>&#8216;Kabak çekirdeği verecek sana</em></strong> <strong><em>rakamların veremediği mutluluğu&#8217; </em></strong>tanıdık geliyor mu?</p>
<p>En son ne zaman sadece bir avuç kabak çekirdeğini şöyle sakin, rahat rahat balkonunda bir arkadaşınla çitledin. Yoksa kuruyemişin sana hatırlattığı “günde bir avuç fındık yemek lazım kalp sağlığı için, ceviz Omega 3 açısından çok zenginmiş mutlaka tüket, önceki geceden suda bekletip içersen kolestrolü de düşürüyormuş mu artık kuruyemiş denince aklına gelen…</p>
<p><em><strong>&#8216;El yazısıyla yazılmış eğri büğrü bir mektup olacak en değerli kağıdın;</strong></em></p>
<p><em><strong>hep yanında taşıdığın, atmaya kıyamadığın.&#8217;</strong></em></p>
<p>Posta kutuna gelen sadece faturalar mı? En son el yazısıyla yazılmış bir mektubu ne zaman gördün? İlkokul ödevini yazarken mi? Posta kelimesi senin için elektronikle birlikte kullanılmadan hiçbir anlam taşımıyor mu?</p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Hayatımız kolaylaşırken, her şey otomatikleşirken, çeşitler artarken, bilgiye bu kadar kolay ulaşır hale gelirken, her şey daha da karmaşık hale geliyor sanki. Beklentiler artıyor. Kendimizden, hayatımızdan, işimizden, eşimizden, çocuğumuzdan; herkesten ve her şeyden beklentimiz artıyor.</p>
<p>Bize hep beklentinin artmasının yaşam kalitesini artırmak adına olumlu bir şey olduğu öğretildi. Hep daha fazlasını iste, beklentilerini yüksek tut, aman fazla mütevazi olma vs. vs.</p>
<p>Ama artık beklentinin artması ile mutluluk arasında ters bir orantı olduğunu düşünüyorum. Beklentiler ne kadar Kaf dağının arkasındaysa hayatı o kadar karmaşık algılıyor, o kadar da mutsuz oluyor insan.</p>
<p>Beklentilerle hayaller arasında ince bir çizgi var sanki. Beklentiler gerçekleşmediğinde insanı üzüyor ama hayaller gerçekleşmese de hayal olarak bizi mutlu etmeye devam ediyor.</p>
<p>Belki durup, nefes alıp, biraz düşünmek lazım.. basit yaşamayı  ne kadar da imkansızlaştırdığımızı ..</p>
<p>Sanki yaşam bir gün sona ermeyecekmiş gibi….</p>
<p><em>Çağdaş&#8217;ın notu: Bu harika yazı benim değil, konuk yazarımız <strong>Ayışığı</strong>&#8216;na yazısını paylaştığı için çok teşekkürler. Blogosfere bir yazar daha kazandırmak isterseniz lütfen yorumlarınızı esirgemeyin <img src='http://beyaztavsan.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </em></p>
<img src="http://beyaztavsan.com/?ak_action=api_record_view&id=548&type=feed" alt="" /><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/beyaztavsan/~4/gEwBZ9LBoMY" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beyaztavsan.com/basit-yasamak-artik-imkansiz-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YGS ve LYS’yi Nasıl Kazanırsın ?</title>
		<link>http://beyaztavsan.com/ygs-ve-lysyi-nasil-kazanirsin/</link>
		<comments>http://beyaztavsan.com/ygs-ve-lysyi-nasil-kazanirsin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Dec 2009 22:26:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Çağdaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[İş ve Kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[LYS]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[YGS]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beyaztavsan.com/?p=543</guid>
		<description><![CDATA[
ÖSS Şampiyonu olmasam da, sınavda iyi bir derece yapıp ikinci tercihim olan ODTÜ Makineye girmeyi başarmıştım. Arkadaşlarımın çoğu da benzer yerlere girdiler. Yani bu YGS-LYS konusunda benim de biraz ahkam kesmeye hakkım var diye düşünüyorum  
Benim girdiğim sene olan 1995 yılında sınav sistemi ÖSS (Öğrenci Seçme Sınavı) ve ÖYS (Öğrenci Yerleştirme Sınavı) olarak şimdiki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://beyaztavsan.com/wp-content/uploads/2009/12/ygs-lys-nasıl-kazanılır.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-544" title="ygs-lys-nasıl-kazanılır" src="http://beyaztavsan.com/wp-content/uploads/2009/12/ygs-lys-nasıl-kazanılır.jpg" alt="ygs-lys-nasıl-kazanılır" width="260" height="180" /></a></p>
<p>ÖSS Şampiyonu olmasam da, sınavda iyi bir derece yapıp ikinci tercihim olan ODTÜ Makineye girmeyi başarmıştım. Arkadaşlarımın çoğu da benzer yerlere girdiler. Yani bu YGS-LYS konusunda benim de biraz ahkam kesmeye hakkım var diye düşünüyorum <img src='http://beyaztavsan.com/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Benim girdiğim sene olan 1995 yılında sınav sistemi ÖSS (Öğrenci Seçme Sınavı) ve ÖYS (Öğrenci Yerleştirme Sınavı) olarak şimdiki YGS-LYS tarzında iki parçalıydı. ÖSS&#8217;de Lise 1 konuları, ÖYS&#8217;de ise Organik kimya, Türev-İntegral, Hiperbol, Elektromanyetizma, Felsefe, Osmanlı Tarihi vb.. gibi daha zorlu ve üst seviye konular vardı.</p>
<p>Yeni sistemi tam incelemedim ama bizim zamanımızda 3 saat süren ÖYS&#8217;yi 4&#8242;e parçalayıp her branş için 2&#8242;şer saat süreli sınav hazırlamışlar. Yani daha çok soru, daha iyi ayrıştıran bir sistem.</p>
<p>Peki nasıl kazanılır bu sınav ? Ben yine kendi tarzımda, temel ilkelere bakmak istiyorum</p>
<h3>Temel İlkeler</h3>
<p><strong>Hedef: </strong>En önemlisi bu. Bu yazıda sadece tek bir madde okuyacak olsan, o zaman bunu oku derim. Mutlaka ama mutlaka girmek istediğin bir üniversite ve orada bir kaç bölüm belirle. Amacın üniversiteye girmek değil, O üniversiteye ve O bölümlerden birisine girmek olmalı. Daha sonra hedeflediğin yerin posterlerini duvarına as, internette sitesini bul, anahtarlığı al, ne bileyim masaüstü resmi yap, telefonuna duvarkağıdı yap. En iyisi, bir şekilde ayarla ve oraya git, etrafı gez, dolaş, havasını kokla. Arada sırada kendini orada düşün, kampüste dolaşıyormuş gibi hayal et. Kendini orada düşündüğün zaman gülümseyebiliyorsan, içini bir mutluluk kaplıyorsa, o zaman hedefini buldun demektir.</p>
<p>Diğer bir değişle, tercihlerini sınavdan ÖNCE yap. Amacın herhangi bir yere girmek olursa, o zaman motivasyonun da &#8220;şu salak sınavda bir yere yerleşeyim de başka şey istemiyorum&#8221; dan öteye gitmez. O da seni bir yere kadar götürür. Amacın &#8220;Benim yerim &#8230;&#8230;.. üniversitesindeki &#8230;&#8230; bölümü, bekle geliyorum.&#8221; olursa o zaman bilinçaltından çok daha fazla yardım görürsün.</p>
<p>Son olarak, hedefini annen-baban değil, sen kendin belirle. Kendini nerede görmek istiyorsan orayı hedefle. Bunun iki önemi var: 1) Kendi seçimlerini yapmanın motivasyonu insana fazladan güç verir 2) Bundan sonraki yaşamında çok zor değiştirebileceğin bir kararı kendin ver! (tabi iyi bir anne-baba tavsiyesine de hepten sırtını dönme)</p>
<p><strong>Dersane: </strong>Her ne kadar gereksiz ve para israfı olarak görsem de, malesef dersaneye gitmeden üniversiteyi kazanan pek kimseyi tanımıyorum. Maddi durumu iyi olmayan arkadaşlarım bile bir şekilde dersane sınavlarında dereceye girip burs alıp dersaneye gittiler. Evet fırsat eşitsizliği yaratıyor ama dersaneye gitmeden bu iş olmuyor. O yüzden eğer üniversiteyi kazanmayı kafaya koyduysan, mutlaka bir dersaneye gitmelisin derim.</p>
<p><strong>Eşitlik:</strong> Başkalarına karşı yarıştığın için, soruların zor veya kolay olması, katsayıların artması, düşmesi gibi etkenler herkesi etkiler. Yani bu gibi olay ve söylentilerle ilgilenmene hiç gerek yoktur. Bırak söylentilerle başkaları uğraşsın, sen işine bak. Sınavda da; eğer bir soru zor gelirse, bil ki o soruyu çözmeye çalışan milyon tane insana da zor geliyor. Sıkıntı yapma.</p>
<p><strong>Hesapla<span style="text-decoration: underline;">ma</span>:</strong> Amacın YGS-LYS puanını hesaplamak, katsayıları falan takip etmek değil. Sen soruları çözmeye bak, dersanedekiler o işi senin için yapar. Tabiki hedeflediğin yer için bazı soruların katsayısı daha fazla olacaktır. O önceliklendirmeyi de dersane veya okuldaki hocalarına sor, gidip katsayı listelerinde boğulma.</p>
<p><strong>Sor:</strong> Anlamadığın konuları derste, dersanede, rehberlikte kısacası her yerde sor. Sorarsam küçük düşerim, benle dalga geçerler diye düşünme (veya düşün), sor. Tam olarak anlamadan sakın peşini bırakma. Sonuçta öğretmen onun için orada. Hiç kimseye soramadıysan git bilen bir arkadaşına sor. Bir şeyi öğrenebileceğin en iyi yer, onu bilen bir başkasıdır. Zaten zaman kısa, bir de öğrenmekle uğraşma.</p>
<p>Bunun için kendimden bir örnek anlatayım; Matematik&#8217;te son konuların içinde hiperbol denklemleri falan vardı, onun yüzden tam anlamadan geçiştirdim. Dersanede de &#8220;zaten 5 yıldır burada soru çıkmadı&#8221; diye üzerinde duran olmadı. Sınavdan önceki son derste konu hiperboldü, hocanın anlattığı basit bir noktayı sormadım ve sonra ÖYS&#8217;de hiperbollerden çıkan 4 soruda bakakaldım. Eğer o son derste üşenmeyip sorsaydım, (sonradan çok kolay olduğunu öğrendiğim) soruları çözüp 1.tercihime girmiştim.</p>
<p><strong>Tarzını bul:</strong> Herkesin çalışma tarzı aynı değil. Ben çok fazla test çözemezdim, çabuk sıkılırdım ama konuları çabuk anlardım. Başka bir arkadaşım konuları daha geç anlar ama sıkılmadan hızlıca testleri çözüp, çözerken konuyu da iyice pekiştirirdi. Kazandığımız yer aynı. Birisi önce cevapları okur, diğeri önce soruları okur. Birisi kolay sorulardan başlar, sonra açılır; öbürü zordan başlar yorulunca kolayları çözer. Bu sebeple çalışma ve soru çözme teknikleri ile ilgili tek bir doğru yaklaşım yoktur. Sen kendin bir kaç değişik şekilde dene ve sana en uygun hangisiyse o şekilde yap.</p>
<p><strong>Hep beraber:</strong> Sorular zor, rekabet fazla, stresi yüksek. Bütün bunlara tek başına karşı durman kolay değil. Bu işi mutlaka bir arkadaş grubuyla beraber götür. Senin tökezlediğin yerde bir arkadaşın yardımına gelir. Yada baktın birisi sallamaya başladı, sen gaz vermeye çalışırsın. Grup psikolojisi çok ilginç bir fenomendir. Tek başına insanın baş edemeyeceği zorluklar, bir grupla olunca aşılır. Mesela ben hayatta tek başıma oturup ders falan çalışamam, en fazla 1 saat sonra konsantrasyonum bozulur. Ama 2-3 arkadaşla beraber bir masaya oturunca saatlerce oturup çalışabilirim. Tabi bir üstteki &#8220;tarzını bul&#8221; maddesi de önemli. Yok ben mutlaka tek başıma çalışırım, yoksa dikkatim dağılır dersen, o da olur. Ama çalışırken olmasa bile; korkularını, zorlandığın yerleri, sıkıntını ve son deneme sınavından aldığın puanı paylaşacağın bir grup faydana olacaktır.</p>
<p><strong>Çalış:</strong> Gücünün yettiğince ve üzerine birazcık daha çalış. Zaten yapacak daha iyi bir işin yok. Sen çalışsan da çalışmasan da bu zaman geçecek. Aklın ne kadar önce başına gelirse o kadar iyi.</p>
<p><strong>Eğlen:</strong> Artık kitap kapağı görmek istemeyecek durumdaysan,ve bir molayı <span style="text-decoration: underline;">hak ettiğini</span> düşünüyorsan kapağı kapat ve dışarı çık. Yada film seyret, oyun oyna. Ta ki çalışmadığın için suçluluk hissetmeye başlayana dek <img src='http://beyaztavsan.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Eğer zorla çalışırsan, bir yerden sonra pilin biter ve verimin düşer.</p>
<p><strong>Anneni dinle:</strong> Eğer annen sürekli gelip &#8220;Evladım hiç çalışmıyorsun, bu kafayla zor kazanırsın&#8221; diyorsa, büyük ihtimalle haklıdır. Anneler dersine çalışan ve çalışmayanları ayırt etmekte ustadır. O yüzden inatlaşıp hem onu hem kendini üzme derim <img src='http://beyaztavsan.com/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' />  Diğer taraftan, eğer sen ders çalışırken pastalar, börekler, çaylar gelmeye başlarsa bil ki doğru yoldasın. Ben hiç o seviyeye gelemedim ama annen &#8220;Oğlum/kızım kalk da biraz hava al, çalışmaktan hasta olacaksın&#8221; falan derse, bil ki Türkiye 1.liğine oynuyorsun <img src='http://beyaztavsan.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<h3>Püf Noktaları</h3>
<p>Burada aklımda kalan bir kaç noktayı yazacağım, aklına gelen olursa yorumlara yazarak listeyi devam ettirebilirsin:</p>
<p>- Deneme testi çözerken, kitabın üzerine değil boş bir kağıda işaretle. Daha da iyisi boş cevap anahtarı yapıp ona işaretle. Hem cevapları kontorl ederken kolay olur, hem de sınava hazırlık olur.</p>
<p>- İşlemleri kafadan değil mutlaka kalem-kağıtla yap. Hem hata şansın azalır hem de tekrar tekrar aynı işlemi yapmazsın.</p>
<p>- Emin olamadığın durumlarda ilk aklına gelenin doğru olma ihtimali daha fazladır. Aklına hemen gelmeyen cevap, düşününce de gelmez.</p>
<p>- Vaktin artar da cevapları kontrol edersen, emin olmadan işaretlediğin sorulara bakma (yani üstteki gibi), kafan iyice karışır.</p>
<p>Başarılar &#8230; <img src='http://beyaztavsan.com/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' /> </p>
<img src="http://beyaztavsan.com/?ak_action=api_record_view&id=543&type=feed" alt="" /><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/beyaztavsan/~4/hDiz9CYXi6Q" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beyaztavsan.com/ygs-ve-lysyi-nasil-kazanirsin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yorumlarda resminiz çıksın</title>
		<link>http://beyaztavsan.com/yorumlarda-resminiz-ciksin/</link>
		<comments>http://beyaztavsan.com/yorumlarda-resminiz-ciksin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Dec 2009 19:01:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Çağdaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ve diğerleri]]></category>
		<category><![CDATA[gravatar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beyaztavsan.com/?p=537</guid>
		<description><![CDATA[
Dikkat ettiysen, yapılan yorumların yanında, ismin hemen solunda kilim deseni gibi bir şey var. Ama benim yazdığım yorumlarda beyaz zıplayan bir tavşan resmi çıkıyor.
Beyaz tavşan&#8217;a veya başka herhangi bir blog&#8217;a yorum yapınca senin de kendi istediğin resmin çıksın istersen, nasıl yapılacağı çok basitçe şurada anlatılmış:
http://ogren.tv/dersler/gravatar/gravatar_kullanimi.html
Kilim desenlerinden sıkılanlara duyrulur  
Not: Evet, yeni yazı da yolda.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://beyaztavsan.com/wp-content/uploads/2009/12/logo.png"><img class="alignnone size-full wp-image-541" title="Gravatar logosu" src="http://beyaztavsan.com/wp-content/uploads/2009/12/logo.png" alt="Gravatar logosu" width="274" height="55" /></a></p>
<p>Dikkat ettiysen, yapılan yorumların yanında, ismin hemen solunda kilim deseni gibi bir şey var. Ama benim yazdığım yorumlarda beyaz zıplayan bir tavşan resmi çıkıyor.</p>
<p>Beyaz tavşan&#8217;a veya başka herhangi bir blog&#8217;a yorum yapınca senin de kendi istediğin resmin çıksın istersen, nasıl yapılacağı çok basitçe şurada anlatılmış:</p>
<p><a title="Gravatar oluşturma" href="http://ogren.tv/dersler/gravatar/gravatar_kullanimi.html" target="_blank">http://ogren.tv/dersler/gravatar/gravatar_kullanimi.html</a></p>
<p>Kilim desenlerinden sıkılanlara duyrulur <img src='http://beyaztavsan.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Not: Evet, yeni yazı da yolda.</p>
<img src="http://beyaztavsan.com/?ak_action=api_record_view&id=537&type=feed" alt="" /><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/beyaztavsan/~4/AxnXsaShGAc" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beyaztavsan.com/yorumlarda-resminiz-ciksin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
