<?xml version="1.0" encoding="utf-8" standalone="no"?><rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0"><channel><title>BIANET - HristiyanForum.com</title><link>https://bianet.org/</link><description>BIANET - HristiyanForum.com</description><language>tr-TR</language><ttl>300</ttl><lastBuildDate>Sat, 11 Apr 2026 00:05:03 +0300</lastBuildDate><image><title>bianet</title><url>https://static.bianet.org/logos/bianet-logo.svg</url><link>https://bianet.org/</link></image><atom:link href="https://bianet.org/rss/bianet" rel="self" type="application/rss+xml"/><item><title><![CDATA[Irak: Cumhurbaşkanlığı düğümünün çözümü Kürt partilerinde]]></title><link>https://bianet.org/haber/irak-cumhurbaskanligi-dugumunun-cozumu-kurt-partilerinde-318604</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/10/irak-cumhurbaskanligi-dugumunun-cozumu-kurt-partilerinde.jpeg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/irak-cumhurbaskanligi-dugumunun-cozumu-kurt-partilerinde-318604</guid><description><![CDATA[Irak Parlamento Başkanlığı Meclisin 11 Nisan'da tek gündemle toplanarak Cumhurbaşkanlığı seçimini gerçekleştireceğini açıkladı. KDP mutabakat sağlanmadığı için seçimin ertelenmesini istedi. KYB ise oturuma katılacağını açıkladı. Şii ve Sünni Arap partileri de oturuma katılacak.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Irak'ta 11 Kasım 2025 genel seçimlerinin ardından başlayan iktidar odaklarının politik ve toplumsal güçler arasında paylaştırılması süreci Cumhurbaşkanlığında tıkandı.</p>
<p>Sünni Araplara ayrılan Irak Meclis Başkanlığı, yeni parlamentonun ilk oturumunda Sünni Takaddum Partisi’nden Haybat el-Halbusi’nin seçimiyle sonuçlanmıştı. Ancak Cumhurbaşkanı tarafından hükümeti kurmakla görevlendirilmesi gereken Başbakanlık, Cumhurbaşkanı henüz seçilemediği için önceki hükümet başkanınca yürütülmeye devam ediyor. </p>
<p>Irak Parlamentosu Cumhurbaşkanlığı seçiminin 11 Nisan 2026 Cumartesi günü yapılacağını genel kurul gündemine almış olmakla birlikte oturumun gerçekleşip gerçekleşemeyeceği, daha doğrusu toplantı yeter sayısının sağlanıp sağlanamayacağı kesin değil.</p>
<p>Irak’ta 2003 sonrası yerleşen fiili kota düzeninde başbakanlık Şii Araplara, Meclis başkanlığı Sünni Araplara, Cumhurbaşkanlığı ise Kürtlere bırakılıyor. Bu nedenle Cumhurbaşkanlığı seçimi yalnızca simgesel bir makam için yarıştan ibaret kalmıyor, yeni yürütme organının iş başı yapmasının da ön koşulu halini alıyor. Ancak bu kez Kürtlerin bir aday üzerinde anlaşmaya varması her zamankinden uzun sürdü.</p>
<h3>Kürt partileri arasında anlaşmazlık sürüyor</h3>
<p>Cumhurbaşkanlığı düğümünün bağlandığı yer de çözüleceği yer de Kürt partilerinin oluşturduğu siyasal alan. Başlangıç itibariyle Yeni Irak'ın ilk Cumhurbaşkanı Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin (KYB/PUK) tarihsel lideri Celal Talabini olmuş, Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanlığı da Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Başkanı Mesud Barzani'ye verilmişti. </p>
<p>Ancak Cumhurbaşkanlığının Kürtlere ve daha dar anlamda zımnen KYB/PUK'ye bırakılması teamülü geçen 25 yıl sonunda aşınmaya uğradı ve bu dönem KDP de makama çıkma hakkını talep etti. </p>
<p>Rudaw'ın haberine göre, KYB, Bağdat temsilciliğini yürüten eski Çevre Bakanı Nizar Amedi’nin adaylığını öne sürdü. KDP ise uzun süre resmen bir aday açıklamaktan kaçındı; hatta parti içinde, KYB'nin göstereceği adayların biri üzerinde anlaşmaya varılması formülleri tartışıldı. </p>
<p>Aynı süreçte bağımsız ya da daha küçük Kürt partilerinden de adaylık başvuruları gündeme geldi. Ocak başında açılan çevrimiçi başvuru sayfasında form dolduran 42 kişi arasında Kürdistan İslami Birliği’nden milletvekili Muthana Amin ve eski milletvekili Şivan Davudi’nin de adlarının yer aldığı görüldü. Ancak, sorunun çözümünde başrolü KDP ve KYB'nin üstlenecekleri açık.</p>
<h3>Sorun, başbakanın kim olacağıyla da ilgili</h3>
<p>Kürt partileri arasında anlaşmaya varmanın giderek uzaması ve çatallaşması, seçilen Cumhurbaşkanının Bağdat’ta hükümeti kurma görevini en büyük bloka vererek başbakanlık pazarlığını resmileştirecek olmasıyla da yakından ilgili.</p>
<p>Parlamentoda çoğunluğu elde bulunduran Şii Koordinasyon Çerçevesi ocak sonunda başbakanlık için<strong> </strong>2006–2014 arasında Irak başbakanı olan, Şii Dava geleneğinden gelen, Irak’ın son yirmi yılındaki en tartışmalı ve en etkili siyasetçilerden Nuri el-Maliki’yi bir kez daha Başbakanlığa getirmeyi istediğini ilan etmişti.</p>
<p>Ancak ABD yönetimi, başta Trump olmak üzere, el-Maliki’nin başbakanlığını onaylamayacaklarını gürültülü bir biçimde duyurduğundan beri Maliki’nin adaylığı dış politika açısından da ayrıca tartışmalı hale geldi. Kürdistan merkezli Irak dijital haber platformu Shafaq News da Cumhurbaşkanlığı dosyasındaki tıkanmanın yalnızca Kürt partileri arasındaki anlaşmazlıktan değil, Koordinasyon Çerçevesinin başbakan adaylığı ekseninde bölünmesinden de beslendiğini yazdı.</p>
<p>Başka bir deyişle, KDP, “önce Cumhurbaşkanını seçelim, başbakanı sonra konuşuruz”un ötesinde Cumhurbaşkanlığı ile başbakanlığın aynı anda, tek paket halinde karara bağlanmasını istediği için konu yalnızca KDP ve KYB'nin anlaşmasına bağlı olmaktan uzaklaşıyor. </p>
<h3>Son durum</h3>
<p>Son 48 saatte gelen haberler de bunu doğruluyor. KYB, 11 Nisan oturumunun planlandığı gibi zamanında yapılmasını savunarak Cumhurbaşkanlığı dosyasının “yeterince beklediğini” ve daha fazla ertelenmemesi gerektiğini açıkladı.</p>
<p>Buna karşılık KDP lideri Mesud Barzani, başbakan üzerinde anlaşma olmadan Cumhurbaşkanlığı oylamasına gidilmesini “kabul edilemez” bulduğunu belirtti. KDP’li Meclis Başkanvekili Farhad Atruşi de ulusal mutabakat olmadan yapılacak bir oylamanın bölünmeyi derinleştirebileceği uyarısında bulundu.</p>
<p>Bununla birlikte Ammar el-Hekim’in Devlet Güçleri İttifakı ve Muhammed el-Halbusi’nin Takaddum’u oturuma tam kadro katılacaklarını açıkladılar. Görünüşe göre cumartesi günü Irak Ulusal Meclisi çoğunluk yeter sayısıyla toplanabilecek. Ancak Kürt partilerinin, özellikle KDP’nin tutumu sonuçta etkili olacak. </p>
<p>Cumartesi oturumunda Cumhurbaşkanlığı için en görünür aday şu aşamada KYB'nin önerdiği Nizar Amedi. Bununla birlikte, KDP’nin de kendi adayı Fuad Hüseyin'i çıkarma ya da oturumu boykot etme olasılığı var. 11 Nisan’daki genel kurul oturumu Irak’ta yeni dönemin başlangıcı da, yeni bir erteleme ve pazarlık turunun başlangıcı da olabilir. </p>
<p>Irak Ulusal Meclisi 11 Nisan saat 11'de Cumhurbaşkanlığı seçimi gündemiyle oturumuna başlayacak. </p>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 21:04:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[ABD ambargosu, Küba’da turizmi durma noktasına getirdi]]></title><link>https://bianet.org/haber/abd-ambargosu-kubada-turizmi-durma-noktasina-getirdi-318602</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/10/abd-ambargosu-kubada-turizmi-durma-noktasina-getirdi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/abd-ambargosu-kubada-turizmi-durma-noktasina-getirdi-318602</guid><description><![CDATA[Üniversite öğrencisi Hamanda Cardenas: “Önemli bir kısmımız turizmden gelen gelirle geçiniyoruz; ancak fark edildiği gibi masalar boş kaldı. Üniversiteler yakıt ve enerji krizi nedeniyle şu anda kapalı.”]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Küba için en önemli sektör olan turizm, ihraç edilen bazı madenler dışında ülkeye en büyük döviz girdisini sağlıyor. </p>
<p>ABD’nin yıl başından bu yana ülkeye yakıt girişini sınırlaması, yılın ilk çeyreğinde Küba’yı ziyaret eden turist sayısında büyük bir düşüşe neden oldu.</p>
<p>Turizmciler, yakıt kısıtlamaları ve ülkede yaşanan elektrik kesintilerini bu ani gerilemenin başlıca nedenleri arasında gösteriyor. Ülkedeki pek çok otel, turist sayısındaki azalma nedeniyle kapısına kilit vururken, uluslararası havayolları da doğrudan uçuşlarını art arda iptal ediyor.</p>
<p>Küba istatistik kurumunun açıkladığı 2025 turizm verilerine göre, ülkeye gelen ziyaretçi sayısı 2024’e kıyasla yüzde 18 azalırken, 2018’de kaydedilen 4,7 milyonluk rekor seviyeye göre yüzde 62 geriledi. Ayrıca 2026’nın şubat ayında, 2025’in aynı dönemine kıyasla yüzde 56,6’lık sert bir düşüş yaşandı. </p>
<p>Küba’ya giden<em> Anadolu Ajansı</em> muhabirlerinin aktardığına göre, dükkânların çoğu kapalı, açık olan restoranların masaları ise boş. Yılın ilk dört ayı genellikle en yoğun dönem olmasına rağmen, bugünlerde Havana’da Kübalılar dışında ziyaretçi görmek oldukça zor.</p>
<a href='/haber/kuba-devlet-baskani-abdli-demokrat-kongre-uyeleri-ile-bir-araya-geldi-318427' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/07/kuba-devlet-baskani-abdli-demokrat-kongre-uyeleri-ile-bir-araya-geldi.jpg' alt='Küba Devlet Başkanı, ABD’li Demokrat Kongre üyeleri ile bir araya geldi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Küba Devlet Başkanı, ABD’li Demokrat Kongre üyeleri ile bir araya geldi</h5>
<div class='date'>7 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“Derslere sadece internet üzerinden katılabiliyoruz”</h3>
<p>Üniversite öğrencisi Hamanda Cardenas, her gün olduğu gibi çalıştığı dükkânı açtı; ancak müşteri yoktu. Elektrik kesintilerinin sadece işlerini değil eğitimlerini de olumsuz etkilediğini söylen Cardenas, şöyle diyor:</p>
<p><em>“Turizm gelirleri gördüğünüz üzere son günlerde gözle görülür şekilde düştü, önemli bir kısmımız turizmden gelen gelirle geçiniyoruz ancak fark edildiği gibi masalar boş kaldı. Bu durum beni çok etkiliyor, üniversiteler yakıt ve enerji krizi nedeniyle şu anda kapalı durumda. Derslere sadece internet üzerinden katılabiliyoruz.”</em></p>
<p>21 yaşındaki bir diğer üniversite öğrencisi Alejandro Tuyanque ise garsonluk yapıyor. Turist olmayınca cep telefonundan haberleri takip ederek durumu anlamaya çalıştığını söylüyor: “<em>Her şey darmadağın oldu, zor şartlardan geçiyoruz, yeterince turist yok, insanlar zor durumda</em>.”</p>
<p>Üç tekerlekli bisikletiyle müşteri bekleyen Alexander Castellano da benzer bir tablo çiziyor: “<em>Bizler kelimenin tam anlamıyla turizm gelirlerine bağlıyız, fakat şu anda turizm berbat durumda</em>.”</p>
<p>Elektrik mühendisi Santiago Rodrigez ise 12 yıldır eşiyle birlikte turizm sektöründe çalışıyor. Son üç ayın şimdiye kadar yaşadıkları en kötü dönem olduğunu belirten Rodrigez, “<em>Evimi turistlere kiralıyorum. Gelen talep sayısında yüzde 70-80 gibi bir düşüş söz konusu, yakıt ve elektrik sıkıntısı canımızı çok yaktı</em>,” diyor.</p>
<p>Küba’nın simgelerinden biri olan rengârenk Amerikan arabaları da artık nadiren görülüyor. Bir zamanlar Jose Marti heykelinin bulunduğu Havana Merkez Parkı’nı dolduran araçların sayısı bugün iki elin parmaklarını geçmiyor. Turist sayısının azalması, yakıt kıtlığı ve bu araçların yüksek tüketimi, bu değişimin başlıca nedenleri arasında gösteriliyor. (TY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 17:28:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bu hafta biamag’da]]></title><link>https://bianet.org/haber/bu-hafta-biamagda-318603</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/10/bu-hafta-biamagda.png"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/bu-hafta-biamagda-318603</guid><description><![CDATA[Bu haftaki biamag; hafızayı, yası, birlikte yaşamı, ayrımcılığı ve kültürel direnci sinemadan edebiyata, sergilerden söyleşilere uzanan yazılarla gündeme taşıyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://bianet.org/yazar/nalin-oztekin-7509" target="_blank" rel="nofollow noopener"><em>Nalin Öztekin</em></a> editörlüğünde hazırlanan bu haftaki biamag; Kürtçe kilise ilahilerinden yasın izlerine, sağlamcılık tartışmalarından birlikte yaşam arayışına, sinema, edebiyat ve sanatın iç içe geçtiği yazı ve söyleşilerle hafıza, duygu ve toplumsal yüzleşme arasında dolaşan bir seçki sunuyor.</p>
<p>Farklı anlatılara sahip yazılar, günlük hayatın koşturmacasından teğet geçtiğimiz hikayeleri düşünsel bir derinlikle okumaya çağırıyor.</p>
<p><a href="https://bianet.org/yazar/veysel-basci-7526" target="_blank" rel="nofollow noopener"><strong>Veysel</strong> <strong>Başçı</strong></a><strong>,</strong> yüz elli yıllık bir kayboluşun ardından gün yüzüne çıkan Kürtçe kilise ilahileri üzerine araştırmasını paylaştı: “Dinî musiki, yalnızca bir ibadet biçimi değil. Aynı zamanda bir hafıza taşıyıcısı.”</p>
<p><strong><a href="https://bianet.org/yazar/elif-celebi-7902" target="_blank" rel="nofollow noopener">Elif Çelebi</a>, </strong>Meral Sözen ile sağlamcılığın dil, temsil ve anlatı kalıpları aracılığıyla nasıl yeniden üretildiği üzerine konuştu: “Bizim adımıza ve bize rağmen yapılan ‘iyi niyetli’ işleri minnet etmemiz gereken birer lütuf olarak görmüyoruz.”</p>
<p><strong><a href="https://bianet.org/yazar/tugce-yilmaz-7192" target="_blank" rel="nofollow noopener">Tuğçe Yılmaz</a>,</strong> Salt Sanatsal Araştırma ve Üretim Destek Programı’nın ikinci edisyonu kapsamında desteklenen sanatçılardan Onur Gökmen’in <em>“Toprakaltı”</em> sergisi üzerine yazdı: “Azıcık radyasyon kemiklere yararlıdır.”</p>
<p><strong><a href="https://bianet.org/yazar/turkan-aslan-agac-8188" target="_blank" rel="nofollow noopener">Türkan Aslan Ağaç</a>, </strong>Türkiye’nin çatışmasızlık ile birlikte yaşam arasındaki tarihsel kavşağını tartıştı: “Türkiye, çatışmasızlığı mı yönetmek istiyor, yoksa gerçekten birlikte yaşamayı mı kurmak istiyor?”</p>
<p><a href="https://bianet.org/yazar/gonul-ekici-8354" target="_blank" rel="nofollow noopener"><strong>Gönül Ekici</strong></a><strong>,</strong> BİA Çocuk Kitaplığı için duyguların iç dünyamızdaki sessiz varlığına odaklanan <em>Kimse Bakmazken Duygular Ne Yapar?</em> kitabını yazdı: “Geçer’ diyerek üstünü kapattığımız duygular hiçbir yere gitmiyor. Sessizce içimizde yaşamaya devam ediyorlar, ta ki onları fark edene kadar.”</p>
<p><strong><a href="https://bianet.org/yazar/kivilcim-akay-8055" target="_blank" rel="nofollow noopener">Kıvılcım Akay</a>,</strong> <em>“An Meselesi” </em>sergisinden, mutfakta kavrulan helvaya uzanan bir yas güzergâhı çizdi: “Oysa beklendiği gibi, tutulmamış bir yas kaybolur mu? Birikir, yer değiştirir…”</p>
<p><strong><a href="https://bianet.org/yazar/murat-turker-4031" target="_blank" rel="nofollow noopener">Murat Türker</a>,</strong> 28. Selanik Beynelmilel Belgesel Festivali’nden sürgün, kayıp ve dayanışma duygusunu taşıyan 7 belgeseli değerlendirdi.</p>
<p><strong><a href="https://bianet.org/yazar/ozgur-erbas-5639" target="_blank" rel="nofollow noopener">Özgür Erbaş</a>,</strong> bağışıklık sisteminden gündelik hayata uzanan ironik çağrışımlarla bir tablo çıkardı: “Kötüye kötü, yalancıya yalancı ve malum olan diğerlerini demek bizim görevimiz kısacası.”</p>
<p><strong><a href="https://bianet.org/yazar/seyhmus-diken-50" target="_blank" rel="nofollow noopener">Şeyhmus Diken</a>,</strong> Diyarbakır’ın kültürel hafızasından beslenen Tigris Senfoni Orkestrası üzerine yazdı: “Belki de amaç şehirde orkestra müziğini elit bir alan olmaktan çıkarıp halkla buluşturmak olmalı.”</p>
<p><strong><a href="https://bianet.org/yazar/metin-v-bayrak-7541" target="_blank" rel="nofollow noopener">Metin Bayrak</a>,</strong> ‘başkasının ceketiyle’ makamda oturanların ontolojik krizini Bergman’ın <em>Yedinci Mühür</em> filminden hareketle sorguladı: “Duruşu ve oluşu olmayan birinin işgal ettiği yer makam değil, yalnızca hacimdir.”</p>
<p><strong><a href="https://bianet.org/yazar/nilgun-karatas-7905" target="_blank" rel="nofollow noopener">Nilgün Karataş</a>,</strong> Shirley Jackson’ın <em>Piyango</em> öyküsünü bugünün toplumsal şiddet biçimleriyle birlikte okudu: “Kötülük çoğu zaman istisnai figürlerin değil; sadece ‘görevini yapan’, alışkanlıklarını sürdüren sıradan insanların eliyle gerçekleşiyor.”</p>
<div class="box-1">
<h3>Dinleme önerisi</h3>
<p><iframe title="YouTube video player" src="https://www.youtube.com/embed/o1VucMkG1lE?si=Ut-SsrEbFlpcHLNb" width="560" height="315" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="allowfullscreen" loading="lazy"></iframe></p>
</div>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 17:09:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[29. Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri sahiplerini buldu]]></title><link>https://bianet.org/haber/29-metin-goktepe-gazetecilik-odulleri-sahiplerini-buldu-318594</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/10/29-metin-goktepe-gazetecilik-odulleri-torenle-sahiplerine-verildi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/29-metin-goktepe-gazetecilik-odulleri-sahiplerini-buldu-318594</guid><description><![CDATA[“Bayrak provokasyonu mahkemede çöktü: Nusaybin sınırında işkence gören D.K’ya 'bayrak indirme' iddiaları sorulmadı” haberiyle Metin Göktepe Gazetecilik Ödülünü kazanan bianet editörü Ayşegül Başar, törende yaptığı konuşmada "Ağır baskı koşullarına ve imkansızlıklara rağmen gazeteciliği inatla yapıyoruz" dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Bu yıl 29. düzenlenen Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri sahiplerini buldu. Metin Göktepe’nin doğum günü olan 10 Nisan’da düzenlenen ödül törenine Hrant Dink Vakfı ev sahipliği yaptı.</p>
<p>Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri, Göktepe öldürüldükten iki yıl sonra 1998’de dağıtılmaya başlamıştı.</p>
<p>Bu senenin kazananlarını Abdurrahman Gök, Çiğdem Toker, Gökçer Tahincioğlu, Nazım Alpman, Nurcan Bilge Gökdemir, Özlem Akarsu Çelik, Sultan Özer ve Timur Soykan’dan oluşan jüri belirledi.</p>
<p>Hazar Dost, Cengiz Anıl Bölükbaş, Ayşegül Başar, Eylem Nazlıer, Vedat Örüç, Emre Şimşek, Elifcan Yüksel, Adnan Bilen ve Akın Bodur ödüllerini juri üyelerinin ve simge isimlerin ellerinden aldı. </p>
<a href='/haber/bianet-editoru-aysegul-basar-metin-goktepe-gazetecilik-odulu-ne-deger-goruldu-318200' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/03/31/bianet-editoru-aysegul-basar-metin-goktepe-gazetecilik-odulu-ne-deger-goruldu.jpg' alt='bianet editörü Ayşegül Başar, Metin Göktepe Gazetecilik Ödülü&#39;ne değer görüldü' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>bianet editörü Ayşegül Başar, Metin Göktepe Gazetecilik Ödülü'ne değer görüldü</h5>
<div class='date'>31 Mart 2026</div>
</div>
</a>

<p>Tören, öldürülen gazeteciler Hakan Tosun ve Hrant Dink ile başta İsmail Arı, Pınar Gayıp, Alican Uludağ, Merdan Yanardağ gibi tutuklu isimler anılarak geçti. Törenin sunuculuğunu evrensel.net Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Zeliha Irmak yaptı.</p>
<div class="box-1">
<div class="box-13">Törene CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve tutuklu gazeteci İsmail Arı birer mesaj yolladı.
<h3>Özgür Özel: Gerçekler üzeri örtüldükçe büyür</h3>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Hakikati peşinden gittiği için öldürülen gazeteci Metin Göktepe'nin adı, bu ülkede gerçeğin bedelinin ne kadar ağır ödendiğinin en çarpıcı hatırlatmalarından biridir. Gazetecilerin, aydınların ve düşünürlerin her türlü baskı ve sansürle mesleklerinin yapamaz hale getirildiği bir dönemden geçiyoruz. Gazetecilik faaliyetlerinin, eleştirel kalemin cezalandırıldığı bir tabloyla karşı karşıyayız. Şu an cezaevinde bulunan Alican Uludağ, Merdan Yanardağ ve İsmail Arı başta olmak üzere tüm tutuklu gazetecilerle dayanışma duygularımı iletiyorum. Bilinmelidir ki, gerçeklerin üzeri örtüldükçe büyür, saklandıkça daha güçlü ortaya çıkar.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Gazetecilik suç değildir. Suç olan, gerçeği gizlemek, halkın haber alma hakkını engellemektir. Bu karanlık tabloyu değiştirmek, gazetecilerin artık bedel ödemediği bir Türkiye'yi kurmak için mücadelemizi daha da güçlendireceğiz. Basın özgürlüğünün olmadığı bir yerde demokrasiden söz edilemez, gazetecilerin özgür olmadığı bir ülkede toplam özgür değildir. Bu ülkede gazetecilerin öldürülmediği, hapsedilmediği, tutuklanmadığı, baskı görmediği, özgürce yazabildiği ve emeklerinin sömürülmediği bir düzeni hep birlikte inşa edeceğiz.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Bu vesileyle Metin Göktepe, Hrant Dink, Uğur Mumcu, Musa Anter başı olmak üzere öldürülen tüm gazetecileri saygı ve rahmetle anıyorum. Tüm basın emekçilerini ve ödül alan gazetecileri yürekten kutluyorum. Ödül töreninde bir araya gelen herkesi saygıyla selamlıyorum."</em></p>
<h3>İsmail Arı: Özgür günlerde görüşmek dileğiyle</h3>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Hakikat için gazetecilik diye ifade ettiğim Metin Göktepe geleneğini yerine getirmeye çalışan genç bir gazeteciyim. Halk adına habercilik yapmaya çalışırken delilsiz, uydurarak içi boş bir soruşturma dosyasıyla cezaevine attılar.  Burada olmamın tek nedeni gazetecilik yapmam. Gazetecilik yaparken sesi çıkmayanların sesi olmak için elimden ne geliyorsa yaptım. Yolsuzluk dosyalarını kamuoyuna anlattım. Cezaevinde olmamın tek nedeni de budur. Ben gazetecilik yapmaya devam edeceğim. Özgür günlerde görüşmek dileğiyle…</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>İsmail Arı, BirGün gazetesinin tutuklu muhabiri."</em></p>
</div>
</div>
<h3><img src="https://static.bianet.org/2026/04/toplu-fotograf.jpg" alt=""></h3>
<h3>Bodur: Tanıdığım bir aile sağlıkta anadil sorununu anlatmaya çalışan bir çalışmaya dönüştü</h3>
<p>Ardından ödül törenine geçildi. İlk olarak İskenderun SES’te “Farklı dilde muayene” başlığıyla yayınlanan üç günlük dosya haberiyle Yerel Gazetecilik Ödülü kazanan Akın Bodur sahneye geldi.</p>
<p>Bodur "<em>Göç ve farklı dillerin bulunduğu toplumlarda anlaşabilmek. Bu sağlık açısından bakıldığında yaşamsal bir önem de taşıyor. Tanıdığım bir aile bu sorunu, adalet açısından anlatmaya çalışan bir çalışmaya dönüştü. Adalet konusu açısından dolayı. Buradan şunu söylemek istedim aslında. Öldürülen gazetecileri, cezaevinde tutuklu olan gazetecileri, 6 Şubat depremlerini yaşayanları ve hayatını kaybedenleri buradan hem anlıyorum hem de selamlıyorum."</em> diye konuştu.</p>
<h3>Bilen: Hak ihlallerini anlatan fotoğrafların kazanması tesadüf değil </h3>
<p>Mezopotamya Ajansı’nda yayımlanan “Postal altında tanıklık!” adlı fotoğrafıyla Fotoğraf Ödülü kazana Adnan Bilen geldi daha sonra sahneye.</p>
<p>19 yıl önce de Metin Göktepe Gazetecilik Ödülü kazandığını hatırlatarak konuşmasına başlayan Bilen <em>“Kendimi 19 yıl önceki kadar heyecanlı hissediyorum. Geçen yıl da bu ödül Van'da mazbata gaspına karşı direnişi anlatan bir fotoğrafa verilmişti. Her yıl insan hakları ihlallerini anlatan fotoğraflarlarla bu ödülü kazandığımıza sevinelim mi yoksa her yıl değişmeyen bu politika ve zulme üzülelim mi, bilmiyorum. </em><em>Ama devletin ihlallerinin karşısında direnen herkese selam gönderiyorum. Rojava'da yaşananları dünyaya duyurduğu için öldürülen Cihan'ı, Nazım'ı, Aziz'i, Gülistan Tara'yı saygıyla anıyor, bu ödülü onlara atfediyorum. Yine bu ülkede hakikati söylediği ve gazetecilik yaptığı için hapsedilen Ziya'yı, Nedim'i, Alican’ı, İsmail'i ve tüm tutsak gazetecileri saygıyla anıyorum.” </em>dedi.</p>
<h3>Yüksel: Gerçekleri anlatmaya devam edeceğim</h3>
<p>Ardından Halk TV’de “Barakalara sıkıştırılan hayatlar: Silivri Harmanlık Mahallesi” başlığıyla yayımlanan haberiyle Görüntülü Haber dalında Jüri Özel Ödülü kazanan Elifcan Yüksel sahneye çıktı. “<em>Hakikati yakalamak ve gerçeği anlatabilmek meselemiz</em>” dedi.</p>
<p><em>“Ama benim için yolun çok başı, kendime gazeteci diyebilmek için çok uzun bir yol var önümde. Bu uzun zamanı gerçeği anlatabilmek için kullanmak çok değerli. Yanımda olan dostlarıma, anneme, anneanneme çok teşekkür ediyorum. Ama bu ödülü hayatımın tek gerçeği olan dedem Mehmet Yüksel adına alıyorum” </em>diye de ekledi.</p>
<h3>Hakan Tosun'un ablası sahneye çıktı</h3>
<p>T24’te <a href="https://www.youtube.com/watch?v=D4p448HMl9g" target="_blank" rel="noopener">“Hakan Tosun İstanbul'un orta yerinde nasıl öldürüldü?”</a> başlığı ile yayınlanan haberiyle Görüntülü Haber Ödülü kazanan bir diğer isim Emre Şimşek'ti. Hakan Tosun haberiyle ödül aldığı için hüzünlü olduğunu söyledi. Sahneye Hakan Tosun'un ablası Özlem Tosun'u davet etti. </p>
<p>6 Mayıs’ta başlayacak duruşmayı hatırlattı. <em>“Belki de bir şeyler, birilerinin hesap sormasıyla değişecek. İnsan öldürmenin bu kadar kolay olmadığını, hayatımızın bu kadar ucuz ve bu kadar değersiz olmadığımızı göstereceğiz. Bu dava sokakta yürüyebilme hakkımızın, özgürlüğümüzün davası, bu dava insanlık onurunun davası” </em>dedi.</p>
<h3>Örüç: Özgür bir ülke umudunu büyütmek istiyorum</h3>
<p>Cemre Demircioğlu, Zeynep Şentek, Craig Shaw ve Vedat Örüç theblacksea.eu’da yayımlanan <a href="https://theblacksea.eu/investigations/green-to-grey/turkiye-doga-kaybinda-lider/" target="_blank" rel="noopener">“Yeşilden Griye”</a> dosyasıyla Jüri Özel Ödülü kazandı. Ödülü ekip adına Vedat Örüç aldı.</p>
<p>Örüç, ödül kazandığı haberden bahsederek bir yıllık emeğin karşılığı olduğunu söyledi. Green to Grey projesini yürüten ekibe ve destekleyenlere teşekkür etti.</p>
<p>Yeşil alan kaybında Türkiye’nin projeyi kapsayan 30 avrupa ülkesi arasında ilk sırada yer aldığını anlatan Örüç <em>“Türkiye incelenen toplam yüz ölçümünün yalnızca yüzde 12’sine sahip olmasına rağmen, doğa kaybının yüzde 21’inden sorumlu. Türkiye'de günde yaklaşık 0,83 km² doğa, yani 116 futbol sahası büyüklüğünde bir alan yok ediliyor.”</em> dedi.</p>
<p>Tutuklu meslektaşlarına ve arkadaşlarına selam gönderdi. <em>“Gazeteciliğin suç olmadığı haberin ve hakikatin özgürce dolaşıma sokulduğu bir ülkenin umudunu büyütmek istiyorum.” </em>ifadelerini kullandı.</p>
<h3>Nazlıer: Her şeye rağmen gazetecilikten vaz geçmiyoruz</h3>
<p>Eylem Nazlıer Evrensel’de <a href="https://www.evrensel.net/haber/593868/cocuk-cezaevleri-islah-etmek-icin-degil-suca-itmek-icin-kurmuslar" target="_blank" rel="noopener">“Cezaevindeki çocuklar: Islah mı işkence mi?”</a> başlığı ile yayımlanan dosya haberiyle Jüri Özel Ödülü kazandı.</p>
<p><em>"Gazeteciliği büyük bir baskı altında yapmaya devam ediyoruz" </em>diyen Nazlıer "<em>Eylemlerde ilk müdahale edilenler biz oluyoruz. İşimizi yapmamız engelleniyor. Buna rağmen rağmen vazgeçmiyoruz. Onların saklamaya çalıştığı her şeyi ortaya çıkarmaya devam ediyoruz. Çünkü biz cesaretimizi Metin’den alıyoruz” </em>dedi.</p>
<p>Nazlıer, tutuklu yaşam savunucusu Esra Işık ve BİRTEK-SEN başkanı Mehmet Türkmen’i andı. Ödülünü de Cumartesi Anneleri’ne ithaf etti.</p>
<h3>Başar: Gerçek, gerçek dışı paylaşımlar kadar ilgi çekmedi </h3>
<p>bianet’te <a href="https://bianet.org/haber/nusaybin-sinirinda-iskence-goren-d-k-ye-bayrak-indirme-iddialari-sorulmadi-315962" target="_blank" rel="noopener">“</a><a href="https://bianet.org/haber/nusaybin-sinirinda-iskence-goren-d-k-ye-bayrak-indirme-iddialari-sorulmadi-315962" target="_blank" rel="noopener">Bayrak provokasyonu mahkemede çöktü:<em> </em></a><a href="https://bianet.org/haber/nusaybin-sinirinda-iskence-goren-d-k-ye-bayrak-indirme-iddialari-sorulmadi-315962" target="_blank" rel="noopener">Nusaybin sınırında işkence gören D.K’ya 'bayrak indirme' iddiaları sorulmadı”</a> başlığıyla yayımlanan haberiyle Jüri Özel Ödülü kazanan Ayşegül Başar, bu haberi yapmaya götüren motivasyonunu anlatı. Şunları söyledi:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>"Bu ödülü, D.K'nin hikayesiyle almış olmak benim için ayrı bir önemde. Dünden hatırlatmalar yapan bugünün barış dili tartışmasının önemine karşılık gelen bir örnek olduğunu düşünüyorum.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Sınırın iki yakasından da dayanışmanın yükseldiği bugünlerde bayrak üzerinden başlatılan bir lincin provokasyon olma ihtimalini hissetmiştik, yanılmadık da. Diyar günlerce sosyal medyada açık kimlikle linç edildi. Ancak tahmin ettiğimiz gibi hiçbir soruşturma aşamasında bayrak indirme görüntülerine ilişkin bir suçlama yöneltilmedi. Tabiki her zaman olduğu gibi bu gerçek, linç içerikleri kadar konuşulmadı ve haber olmadı. Bugün bu ödül vesilesiyle gerçekleri bir kez daha konuşabiliyor olmak değerli.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>İşkence sınırda bitmedi. Diyar çok ağır yaralı halde şehir şehir dolaştırıldı ve her hastanede ve hapishanede kötü muamele devam etti. Dosyasında kısıtlılık vardı ve avukatı zar zor kolluk tutanağına ulaşabildi. Tutanaktaki cümleler de tanıdıktı. Görüntülere rağmen Diyar, arkadaşları tarafından taş atılarak yaralanmış ve kuleden düşmüştü. Bu hikayede bir çok noktada öngörülerde bulunduk ve hiçbirinde de yanılmadık. Çünkü bildiğimiz bir hikayeydi. Biz bu hikayede gerçeği, Metin Göktepe’nin yazdıklarından biliyoruz, her cumartesi Galatasaray Meydanından dinliyoruz. Çok geçmişe de gitmeye gerek yok Eskişehir’de ‘arkadaşları tarafından dövüldü’ denilen Ali İsmail’in; Antakya’da çatıdan düştü denilen Ahmet Atakan’ın hikayesinden biliyoruz. Belki bu hikayenin tek iyi yanı Diyar’ın hala hayatta olması. Ancak hala Rojava ile dayanıştığı için tutuklu olduğunu hatırlatalım.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Bugün burada ödül alan arkadaşların hepsinin haberleri çok değerliydi, onları da tebrik ederek. İyi ki yaşamış Metin Göktepe ve iyi ki bizlere bu meslek insan onuruna yaraşır bir şekilde nasıl yapılır göstermiş. Onun, Musa Anter’in Hrant Dink’in, yakın zamanda aramızdan ayrılan Hüseyin Aykol’un onurlu gazeteciliğine layık olmaya çalışıyoruz.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Son olarak haberimi bu ödüle layık gören Metin Göktepe Ödülü jürisine, teşekkür ediyorum. Tüm baskı koşullarına, tüm imkansızlıklara rağmen inatla bu mesleği yapıyor olmak bir mücadele. Bu mücadele en büyük motivasyon kaynağım mesai arkadaşlarıma, bugüne kadar aynı masayı ve aynı sahayı paylaştığımız tüm meslektaşlarıma teşekkür ediyorum."</em></p>
<h3>Dost: Övgüyü biz değil cezaevindeki meslektaşlarım hak ediyor</h3>
<p>Hazar Dost, Aposto’da <a href="https://aposto.com/s/yeni-turk-besleriyle-tanisin-kurusikidan-donusturulmus-silah" target="_blank" rel="noopener">“Yeni 'Türk Beşleri'yle tanışın: Kurusıkıdan dönüştürülmüş silah piyasasında Türkiye'nin rolü ne?”</a> başlığıyla yayımlanan haberiyle Yazılı Haber Ödülünü kazandı.</p>
<p><em>“Bir hayal kurduk ve yola çıktık”</em> diyen Dost <em>“Bu ödül bize hayalimizin peşinden gitmenin ne kadar haklı olduğunu gösterdi”</em> ifadelerini kullandı. Ödülünü cezaevindeki ‘dostlarına’ adadı. “<em>Bu övgüyü onlar hak ediyor” </em>dedi.</p>
<h3>Bölükbaş: Türkiye koca bir tutulamayan yaslar ülkesi</h3>
<p>T24’te <a href="https://t24.com.tr/gundem/aym-den-10-ekim-katliami-nda-olen-veysel-atilgan-hakkinda-tek-cumlelik-karar-yasam-hakki-ihlal-edilmedi,1266522" target="_blank" rel="noopener">“AYM'den 10 Ekim Katliamı'nda ölen Veysel Atılgan hakkında tek cümlelik karar: Yaşam hakkı ihlal edilmedi”</a> başlığıyla yayımlanan haberiyle Yazılı Haber Ödülü kazanan Cengiz Anıl Bölükbaş ödül konuşmasında gazeteciliğe Evrensel'de başladığını hatırlattı.</p>
<p><em>“Çalıştığımız ofiste sırtımızı dayadığımız duvarda iki resim vardı. Birisi Musa Anter, diğeri de Metin Göktepe’ydi. O yüzden iki isim adına verilmiş ödülleri almak benim için onur verici</em>” dedi.</p>
<p>Ödül aldığı haberden bahseden Bölükbaş, <em>“İnsan için en kıymetli şey yaşam hakkıdır. Asla ölümü kanıtsamamak gerekir. Ama maalesef 10 Ekim Katliamı sürecinden bugüne o kadar çok katledildik ki maalesef ölümü kanıtsamak zorunda kaldık. Acılarımızın hesabını soramadık ve acılarımızın hesabını soramadıkça maalesef yasımızı da tutamadık. Türkiye koca bir hesabı sorulamayan acılarla tutulamayan yaslar ülkesi maalesef.” </em>diye konuştu.</p>
<p>Sözlerini “<em>10 Ekim katliamın ardından yaklaşık 10 buçuk yıl geçti. O günden beri Ankara hep soğuk. O günden beri akan her kanın rengi aynı. Ben ödülümü başta Veysel olmak üzere devlet dersinde öldürülmüş tüm çocuklara ve yine 10 Ekim katliamında hayatını kaybeden kardeşim, yoldaşım Ali Deniz Uzatmaz adına alıyorum.”</em> ifadeleriyle bitirdi.</p>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 17:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Mehmet Türkmen hakkında iddianame: Savcılık siyasi yasak da istedi]]></title><link>https://bianet.org/haber/mehmet-turkmen-hakkinda-iddianame-savcilik-siyasi-yasak-da-istedi-318601</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/10/mehmet-turkmen-hakkinda-iddianame-savcilik-siyasi-yasak-da-istedi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/mehmet-turkmen-hakkinda-iddianame-savcilik-siyasi-yasak-da-istedi-318601</guid><description><![CDATA[Savcılığın talimatıyla yapılan operasyonda polis, Türkmen’in evinde arama yaptı ve tüm elektronik eşyalarına el koydu. Antep Sulh Ceza Hâkimliği, Türkmen hakkında tutuklama kararı verdi. Türkmen yaklaşık üç buçuk haftadır Gaziantep E Tipi Cezaevi’nde tutuluyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Antep’te, AKP’ye yakın isimlerden Hanifi Şireci’ye ait Sırma Halı fabrikasında ücretlerini alamadıkları için eyleme çıkan işçilere destek veren BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen hakkında iddianame hazırlandı. Savcılık, basın açıklamasındaki sözleri gerekçe göstererek Türkmen’i “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla yargı önüne çıkardı. Savcı ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun 53/1 maddesi kapsamında siyasi yasak talep etti.</p>
<a href='/haber/portre-tekstil-iscilerinin-tutuklu-sendika-baskani-mehmet-turkmen-304870' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/02/25/portre-tekstil-iscilerinin-tutuklu-sendika-baskani-mehmet-turkmen.jpg' alt='Portre: Tekstil işçilerinin tutuklu sendika başkanı Mehmet Türkmen' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Portre: Tekstil işçilerinin tutuklu sendika başkanı Mehmet Türkmen</h5>
<div class='date'>25 Şubat 2025</div>
</div>
</a>
<a href='/haber/birtek-sen-genel-baskani-mehmet-turkmen-tutuklandi-317761' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/03/16/birtek-sen-genel-baskani-mehmet-turkmen-tutuklandi.png' alt='BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen tutuklandı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen tutuklandı</h5>
<div class='date'>16 Mart 2026</div>
</div>
</a>

<h3><strong>Ev baskınıyla gözaltına aldılar</strong></h3>
<p>İş kazaları, ücret gaspları, mobbing ve hak ihlalleriyle sık sık gündeme gelen Sırma Halı’da yaklaşık 400 işçi, geç yatırılan ve zamsız bırakılan ücretleri nedeniyle bir hafta önce iş bıraktı. İşçilerin örgütlü olduğu BİRTEK-SEN’in Genel Başkanı Mehmet Türkmen de işçiler adına bir basın açıklaması yaptı. Polis, 15 Mart’ta düzenlediği ev baskınıyla Türkmen’i gözaltına aldı.</p>
<p>Savcılığın talimatıyla yapılan operasyonda polis, Türkmen’in evinde arama yaptı ve tüm elektronik eşyalarına el koydu. Antep Sulh Ceza Hâkimliği, Türkmen hakkında tutuklama kararı verdi. Türkmen yaklaşık üç buçuk haftadır Gaziantep E Tipi Cezaevi’nde tutuluyor.</p>
<h3>Türkmen ne demişti?</h3>
<p>Gaziantep Başpınar Organize Sanayi Bölgesi’nde üretim yapan Sırma Halı’da çalışan işçiler, maaşlarının geç yatması ve zam farklarının ödenmemesi üzerine iş bırakma eylemi başlattı. Yaklaşık 400 işçi, eylem kapsamında Balıklı Meydanı’nda bir araya geldi. Mehmet Türkmen de burada işçiler adına konuşmuştu.</p>
<p>Türkmen konuşmasında, iktidarı ve patronları doğrudan hedef almıştı. İşçilerin en temel haklarını istediğini vurgulayan Türkmen, şöyle demişti:</p>
<p>“Bu ülkeyi, bu kenti yönetenler ve onlarla işbirliği yapan patronlar ramazan başından beri hayırseverlikleriyle övünüyor. Ülkeyi yönetenler her gün yoksulların yer sofralarında oturma pozu veriyor. Biz onları Sırma Halı işçilerinin sofralarına çağırıyoruz. O sofralara oturanlar işçiyi kuru ekmeğe muhtaç edenlerdir. İşçiler aylardır maaşlarını düzenli alamıyor. Fazlasını istemiyorlar, sadece maaşlarının zamanında yatmasını istiyorlar. Karşılarında ise tehdit mesajları buluyorlar.</p>
<p>İşçi bir gün faturasını ödemese üstüne faiz biniyor ama işçiye geç ödenen para yine aynı para oluyor. Bu ülkeyi var eden de sırtında taşıyan da fabrikalarda çalışan işçilerdir. İşçi haksızlığa karşı ses çıkarmak için toplanıyor, karşısında yüzlerce polisi görüyor. Neden işçi basın açıklaması yapmak, yürümek isteyince önüne bu kadar polis diziyorsunuz? Barikatı işçiye değil, patrona kurun. Bu öfke büyüyor. Bu adaletsizliğe her gün yenisini ekleyerek işçilerin yüreğinde öfke ve isyan büyütüyorsunuz. Yapmayın, altında kalırsınız. İşçinin mesai ücretini ve zam farkını hemen ödeyin. İşçileri tehdit etmekten vazgeçin. İşçiyi insan yerine koymayı öğrenin.”</p>
<a href='/haber/akademisyenlerden-tutuklu-sendikaci-mehmet-turkmen-ve-sirma-hali-iscilerine-destek-317894' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/03/20/akademisyenlerden-tutuklu-sendikaci-mehmet-turkmen-ve-sirma-hali-iscilerine-destek.jpg' alt='Akademisyenlerden tutuklu sendikacı Mehmet Türkmen ve Sırma Halı işçilerine destek' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Akademisyenlerden tutuklu sendikacı Mehmet Türkmen ve Sırma Halı işçilerine destek</h5>
<div class='date'>20 Mart 2026</div>
</div>
</a>

<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 16:52:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bir eli ve bir bacağı olmayan mahpus Şaban Kaygusuz tahlilye edildi]]></title><link>https://bianet.org/haber/bir-eli-ve-bir-bacagi-olmayan-mahpus-saban-kaygusuz-tahlilye-edildi-318600</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/10/bir-eli-ve-bir-bacagi-olmayan-mahpus-saban-kaygusuz-cezaevinden-cikti.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/bir-eli-ve-bir-bacagi-olmayan-mahpus-saban-kaygusuz-tahlilye-edildi-318600</guid><description><![CDATA[Yetkililer Kaygusuz’u sağlık sorunlarına rağmen 20 Ekim 2021’de Kayseri Bünyan 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderdi. Ardından 14 Aralık’ta Kayseri Şehir Hastanesi’ne sevk etti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Kayseri Bünyan 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan, sağ eli ve sağ bacağı olmayan Şaban Kaygusuz tahliye edildi. Avukatları infazın ertelenmesi için uzun süredir başvuru yapıyordu. Kaygusuz’u son olarak üç hafta önce Adli Tıp Kurumu’na sevk ettiler. Adli Tıp Kurumu, Kaygusuz’un cezaevinde kalamayacağına ve infazın bir yıl ertelenmesine karar verdi. İnfaz Hakimliği de bu kararın ardından tahliye yolunu açtı.</p>
<h3><strong>Şaban Kaygusuz hakkında</strong></h3>
<p>MA'nın haberine göre, Şırnak'ta 2018’de yaşanan bir çatışmada sağ elini ve sağ bacağını kaybeden 26 yaşındaki Şaban Kaygusuz’u gözaltına alıp tutukladılar. Yetkililer önce Siirt Cezaevi’ne, ardından Diyarbakır D Tipi Cezaevi’ne gönderdi. Siirt 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi, Kaygusuz’a 31 yıl hapis cezası verdi. Yetkililer Kaygusuz’u son olarak 20 Ekim 2021’de Kayseri Bünyan 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’ne nakletti.</p>
<p>Cezaevinde kaldığı dönemde Kaygusuz’u, çatışmadan kalan ağır yaralar nedeniyle sık sık Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürdüler. Hastanenin sağlık kurulu, 3 Eylül 2019 tarihli raporunda Kaygusuz’un cezaevinde kalmasının sağlığı açısından ciddi risk yarattığını kayda geçirdi.</p>
<h3><strong>ATK raporu tahliye ihtiyacını yeniden ortaya koydu</strong></h3>
<p>Bu raporun ardından Kaygusuz’un avukatları belgeyi mahkemeye sundu. Mahkeme, dosyayı 28 Kasım’da İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderdi. ATK, Kaygusuz’u 11 Aralık’ta muayene etti. Kurumun 3’üncü İhtisas Kurulu, iki gün sonra hazırladığı raporda Kaygusuz’un cezaevi koşullarında yaşamını tek başına sürdüremeyeceğini ve bir başkasının yardımına ihtiyaç duyduğunu oy birliğiyle kabul etti.</p>
<h3><strong>ATK raporuna rağmen tahliye vermediler</strong></h3>
<p>Kaygusuz’un avukatları bu raporun ardından yeniden tahliye başvurusu yaptı. Ancak mahkeme, ATK raporunun ortaya koyduğu tabloya rağmen tahliye talebini reddetti. Mahkeme, “yalnız başına cezaevinde kalamaz” tespitini daraltarak yorumladı ve Kaygusuz’un yaşamı açısından “kesin tehlike” bulunduğuna dair açık bir değerlendirme yer almadığını öne sürdü. Bu yorumla tahliye yolunu kapattı.</p>
<h3><strong>Aynı raporda çelişkili değerlendirme</strong></h3>
<p>Kaygusuz’un sağlık sorunları sürerken onu yeniden Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırdılar. Sağlık kurulu, 9 Mart 2021 tarihli raporda Kaygusuz’u ağır sakatlık hali kapsamında değerlendirdi ve cezaevinde yaşamını tek başına sürdüremeyeceği sonucuna vardı. Buna karşın aynı kurul, raporun devamında mevcut durumun hayatı açısından “kesin tehlike” yaratmadığını savundu ve cezanın ertelenmesine gerek görmedi.</p>
<p><strong>Bir hastane başka, diğer hastane başka karar verdi</strong></p>
<p>Yetkililer Kaygusuz’u sağlık sorunlarına rağmen 20 Ekim 2021’de Kayseri Bünyan 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderdi. Ardından 14 Aralık’ta Kayseri Şehir Hastanesi’ne sevk etti. Bu hastane, cezanın ertelenmesine gerek olmadığı yönünde görüş bildirdi. Hastane ayrıca infazın Kaygusuz’un sağlığını ve hayatını tehlikeye sokmayacağını savundu. Bununla da kalmadı, Kaygusuz’un “R tipi” cezaevine sevk edilmesini de gerekli görmedi.</p>
<h3><strong>Yüzde 90 engelli raporu verdi, ertesi gün tersini söyledi</strong></h3>
<p>Kaygusuz’u ilerleyen süreçte üç kez daha aynı hastaneye götürdüler. Hastanenin hazırladığı raporlar, ATK ve Diyarbakır’daki hastanenin tespitleriyle çelişti. Kayseri Şehir Hastanesi, 6 Ekim 2022’de Kaygusuz için yüzde 90 engelli raporu düzenledi. Aynı hastane, bir gün sonra bu kez “Hayatını yalnız başına idame ettirebilir, cezasının ertelenmesine gerek yoktur” görüşünü benimsedi. Hastane, 23 Mart 2023 tarihli başka bir raporda da aynı çizgiyi sürdürdü.</p>
<h3><strong>2024’te ATK bu kez farklı bir değerlendirme yaptı</strong></h3>
<p>Kaygusuz’u 12 Haziran 2024’te yeniden Adli Tıp Kurumu’na sevk ettiler. Muayenenin ardından rapor hazırlayan 3’üncü İhtisas Kurulu, önceki “cezaevi şartlarında hayatını yalnız başına sürdüremez” kararından farklı bir sonuca yöneldi. Kurul, 7 Ağustos tarihli kararında Kaygusuz’un durumunu “sürekli hastalık” kapsamında görmedi; tabloyu sakatlık hali olarak değerlendirdi ve “kocama hali” niteliği taşımadığı sonucuna vardı.</p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 16:41:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Ara Güler’in “Cannes!” sergisi 22 Nisan’da Ara Güler Müzesi’nde]]></title><link>https://bianet.org/haber/ara-gulerin-cannes-sergisi-22-nisanda-ara-guler-muzesinde-318599</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/10/ara-gulerin-cannes-sergisi-22-nisanda-ara-guler-muzesinde.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/ara-gulerin-cannes-sergisi-22-nisanda-ara-guler-muzesinde-318599</guid><description><![CDATA[Seçki, festivalin altın çağını yansıttığı gibi Güler’in foto muhabirlik pratiğini yakından izleme imkânı da sunuyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Ara Güler Müzesi, foto muhabirliği ve fotoğraf sanatının ulusal ve uluslararası alanda ün kazanmış önemli temsilcilerinden Ara Güler’in “Cannes!” başlıklı sergisini, 22 Nisan’da sanatseverlerle buluşturacak.</p>
<p>Müzeden yapılan açıklamaya göre, Güler’in arşivinden ilk kez gün ışığına çıkan ve Cannes Film Festivali’nde farklı yıllarda çektiği fotoğraflardan oluşan sergi, <strong>11 Ekim’e kadar ücretsiz</strong> ziyaret edilebilecek.</p>
<p>Sergi, sinemanın, şöhretin ve Fransız Rivierası’na özgü yaşam tarzının iç içe geçtiği bir dönemi, Güler’in kendine özgü bakışıyla gözler önüne seriyor.</p>
<h3>Üç ana anlatı </h3>
<p>Sergide, <strong>Brigitte Bardot, Sophia Loren, Monaco Prensesi Grace Kelly, Federico Fellini, Orson Welles, Jean Cocteau, Michelangelo Antonioni, Kim Novak</strong> ve<strong> François Truffaut</strong>’nun da aralarında bulunduğu dönemin pek çok ikonik sinema figürünün fotoğrafları yer alıyor.</p>
<p>Güler, Cannes’ı yalnızca yıldızların sahnedeki ya da kırmızı halıdaki anlarıyla değil, festivalin arka planındaki gündelik sahnelerle birlikte anlatıyor. Şöhreti Cannes’da yakalamaya çalışanları, foto muhabirlerini ve hayran kitlelerini kimi zaman bir arada, kimi zaman da bir yıldızla aynı karede buluşturuyor.</p>
<p>Üç ana anlatı etrafında kurgulanan serginin sahne bölümünde Cannes, La Croisette boyunca uzanan plajları, otelleri ve kalabalığıyla bir film seti gibi ele alınıyor.</p>
<p>Güler, Cannes Film Festivali’ne ilk kez 1957’de gitti. İzleyen yıllarda festival dönemlerinde Cannes’ı düzenli olarak ziyaret eden Güler’in foto-röportajları Yeni İstanbul gazetesi ile Hayat Mecmuası’nda yayımlandı.</p>
<p>Sergide yer alan fotoğraf seçkisine, o dönemde yayımlanmış gazetelere ait kupürler, kontakt baskılar, Güler’e ait basın kartları ve festivale ilişkin çeşitli efemeralar eşlik ediyor. Seçki, festivalin altın çağını yansıttığı gibi Güler’in foto muhabirlik pratiğini yakından izleme imkânı da sunuyor. (TY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 16:36:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[2026 ‘Kemal Türkler Yılı’ olacak: Yıl boyu anmalar, sergiler, sempozyumlar düzenlenecek]]></title><link>https://bianet.org/haber/2026-kemal-turkler-yili-olacak-yil-boyu-anmalar-sergiler-sempozyumlar-duzenlenecek-318598</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/10/2026-kemal-turkler-yili-olacak-yil-boyu-anmalar-sergiler-sempozyumlar-duzenlenecek-1.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/2026-kemal-turkler-yili-olacak-yil-boyu-anmalar-sergiler-sempozyumlar-duzenlenecek-318598</guid><description><![CDATA[Konuşmaların ardından yıl boyunca hayata geçecek etkinlik takvimi kamuoyuyla paylaşıldı. Program, Yapıcılar Müzik Grubu’nun konseriyle sona erdi. Salonda “Kemal Türkler aramızda” ve “Yaşasın örgütlü mücadelemiz” sloganları yükseldi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İşçi hareketinin simge isimlerinden Kemal Türkler’in doğumunun 100’üncü yılına denk gelen 2026, Birleşik Metal-İş’in öncülüğünde “Kemal Türkler Yılı” ilan edildi. Sendika, yıl boyunca sergilerden sempozyumlara, anmalardan festivallere uzanan kapsamlı bir program hazırladı.</p>
<p>Birleşik Metal-İş Sendikası, Onursal Genel Başkanı Kemal Türkler’in 100’üncü doğum yılı dolayısıyla 2026’yı “Kemal Türkler Yılı” olarak duyurdu. Yıl kapsamındaki ilk buluşma, Kemal Türkler Eğitim ve Kültür Vakfı (KETEV) ile Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı’nın (TÜSTAV) işbirliğiyle İstanbul Maltepe’de gerçekleşti.</p>
<p>Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa yüzlerce metal işçisi katıldı. Buluşmada sendika yöneticileri, DİSK’e bağlı sendikaların eski yöneticileri, gazeteciler, akademisyenler ve siyasi parti temsilcileri bir araya geldi.</p>
<p>Program, Kemal Türkler’in yaşamını ve işçi sınıfı mücadelesini konu alan sinevizyon gösterimiyle başladı. Ardından Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen, Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Özkan Atar, Kemal Türkler’in kızı Nilgün Türkler Soydan, TÜSTAV Yönetim Kurulu Sekreteri Gültekin Uçar ve KETEV Başkanı Celalettin Aykanat konuştu.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/04/img-58961.JPG" alt=""></p>
<p>Konuşmaların ardından yıl boyunca hayata geçecek etkinlik takvimi kamuoyuyla paylaşıldı. Program, Yapıcılar Müzik Grubu’nun konseriyle sona erdi. Salonda “Kemal Türkler aramızda” ve “Yaşasın örgütlü mücadelemiz” sloganları yükseldi.</p>
<p>Açıklanan takvime göre 2026 boyunca çok sayıda sendikal ve kültürel etkinlik düzenlenecek. Programda şu başlıklar öne çıkıyor:</p>
<p>BirGün'ün haberine göre, 1 Mayıs haftasında Kemal Türkler’in yaşamını anlatan afiş ve fotoğraf sergisi açılacak, özel bir yayın hazırlanacak. İşçi Filmleri Festivali, Kemal Türkler anısına özel gösterimlere ev sahipliği yapacak. 15-16 Haziran Olayları’nın yıldönümünde işçi hareketi ve Kemal Türkler üzerine etkinlikler düzenlenecek. 22 Temmuz’da mezarı başında anma programı yapılacak.</p>
<p>Kasım ayında “Bir Lider, Bir Mücadele, Bir Miras” başlıklı sempozyum gerçekleştirilecek. Akademisyenlerin hazırladığı Kemal Türkler kitabı sonbaharda okurla buluşacak. Şiir, kısa film ve emek alanlarında “Kemal Türkler Ödülleri” sahiplerini bulacak.</p>
<p>Program kapsamında İstanbul’da büyük bir konser düzenlenmesi ve Kemal Türkler anıtı için girişim başlatılması da planlanıyor. Ayrıca Türkiye genelinde gezici film ve belgesel gösterimleri yapılacak. Dijital “Türkiye İşçi Hareketi Haritası” ile “Kemal Türkler Emek Rotası” projeleri hayata geçirilecek. İstanbul başta olmak üzere sanayi kentlerinde büyük ölçekli duvar resimleri de hazırlanacak.</p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 16:29:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[BM: Lübnan’da her beş kişiden biri yerinden edildi]]></title><link>https://bianet.org/haber/bm-lubnanda-her-bes-kisiden-biri-yerinden-edildi-318596</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/10/bm-lubnanda-her-bes-kisiden-biri-yerinden-edildi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/bm-lubnanda-her-bes-kisiden-biri-yerinden-edildi-318596</guid><description><![CDATA[BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Sözcüsü Eujin Byun, “Daha önce güvenli kabul edilen bölgeler vuruldu. Bu durum da paniğe yol açtı ve insanları ikinci veya üçüncü kez kaçmaya zorladı” dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Pakistan arabuluculuğunda ABD ile İran arasında 8 Nisan’da ilan edilen ve “Lübnan ile diğer bölgeleri” de kapsadığı belirtilen iki haftalık ateşkese rağmen, İsrail ordusunun Lübnan’a yönelik saldırıları sürüyor.</p>
<p>Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Sözcüsü Eujin Byun, BM Cenevre Ofisi’nin haftalık basın toplantısında İsrail’in yoğun saldırıları altında bulunan Lübnan’daki duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Byun, İsrail'in son saldırılarında Lübnan'da daha önce güvenli kabul edilen bölgeleri bombaladığını belirtti ve ülkedeki her beş kişiden birinin yerinden edilmiş olduğunu hatırlattı.</p>
<a href='/haber/israil-ordusunun-lubnana-saldirilari-suruyor-bir-gunde-en-az-254-can-kaybi-318516' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/09/israil-ordusunun-lubnana-saldirilari-suruyor-bir-gunde-en-az-254-can-kaybi.png' alt='İsrail ordusunun Lübnan’a saldırıları sürüyor: Bir günde en az 254 can kaybı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İsrail ordusunun Lübnan’a saldırıları sürüyor: Bir günde en az 254 can kaybı</h5>
<div class='date'>9 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p><em>Anadolu Ajansı</em>’nın haberine göre, İsrail’in 8 Nisan’da Lübnan’da gerçekleştirdiği ve mevcut çatışmanın en büyük ve en yıkıcı saldırılarının ülkeyi sarstığını kaydeden Byun, halihazırda yerinden edilmiş 1 milyondan fazla kişi dahil, tüm sivillerin her zaman korunması çağrısında bulundu.</p>
<div class="box-13"><em>Lübnan Sağlık Bakanlığı, 9 Nisan’da yaptığı açıklamaya göre, 2 Mart’tan bu yana İsrail saldırılarında 1888 kişi hayatını kaybetti. Lübnan hükümeti de ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyon 162 bini geçtiğini açıkladı.</em></div>
<p>BMMYK Sözcüsü, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p><em>“Beyrut’ta halihazırda binlerce yerinden edilmiş insanı barındıran yoğun nüfuslu mahalleler de dahil 10 dakika içinde yaklaşık 100 nokta uyarı yapılmadan vuruldu. Lübnan Sağlığı Bakanlığına göre, 9 Nisan itibarıyla son saldırılarda 300’den fazla kişi öldü ve 1150’den fazla kişi yaralandı. Arama kurtarma operasyonları devam ederken kayıpların artması bekleniyor.” </em></p>
<p>Saldırıların artmasının büyük can kayıplarının yanı sıra ev ve mal kayıplarının daha da derinleşmesine yol açtığını kaydeden Byun, daha önce yerinden edilmiş ailelerin bir kez aynı durumu yaşadığını söyledi.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/eujin-byun.jpg" alt="">
<figcaption>*<em>BMMYK Sözcüsü Eujin Byun. (Fotoğraf: UN News)</em></figcaption>
</figure>
<a href='/haber/pakistanda-iran-abd-gorusmeleri-israilin-lubnana-saldirilari-sureci-zorluyor-318585' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/10/pakistanda-iran-abd-gorusmeleri-israilin-lubnana-saldirilari-sureci-zorluyor.jpg' alt='Pakistan’da İran-ABD görüşmeleri: İsrail’in Lübnan’a saldırıları süreci zorluyor' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Pakistan’da İran-ABD görüşmeleri: İsrail’in Lübnan’a saldırıları süreci zorluyor</h5>
<div class='date'>10 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“Güvenli kabul edilen bölgeler vuruldu”</h3>
<p>Byun, İsrail'in son saldırılarında Lübnan'da daha önce güvenli kabul edilen bölgeleri bombaladığını belirterek “Bu durum da paniğe yol açtı ve insanları ikinci veya üçüncü kez kaçmaya zorladı. Birçoğu, Beyrut’un ana çıkış yollarındaki trafik sıkışıklığı arasında çocuklarını ve eşyalarını yaya olarak taşıyarak veya arabayla kaçmaya çalışırken görüldü” diye konuştu.</p>
<p>Ülkede birçok köprünün yıkılmasının, Lübnan’ın güneyi ile kuzeyi arasında hareket etmeyi çok daha zorlaştırdığını söyleyen Byun, ülkedeki insani ihtiyaçların hızla arttığını belirtti.</p>
<a href='/haber/israil-guney-lubnanda-600-bin-kisinin-yasam-alanlarini-kalici-olarak-isgale-girisiyor-318215' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/03/31/israil-guney-lubnanda-600-bin-kisinin-yasam-alanlarini-kalici-olarak-isgale-girisiyor.jpg' alt='İsrail, Güney Lübnan’da 600 bin kişinin yaşam alanlarını kalıcı olarak işgale girişiyor' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İsrail, Güney Lübnan’da 600 bin kişinin yaşam alanlarını kalıcı olarak işgale girişiyor</h5>
<div class='date'>31 Mart 2026</div>
</div>
</a>

<p>Byun, “Etkilenen insanlara erişim giderek kısıtlanıyor. Yaklaşık 140 bin yerinden edilmiş kişiye ev sahipliği yapan 680’den fazla barınak aşırı kalabalık. Lübnan’daki kamu okullarının neredeyse yarısı artık barınak olarak işlev görüyor. Bu da çocukları tekrar okul dışında bırakıyor ve onların korku, endişe ve tekrarlanan yer değiştirmeyle boğuşmalarına neden oluyor” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Lübnan’da her beş kişiden birinin yerinden edilmiş olduğunu hatırlatan Byun, BMMYK’nin ülkedeki operasyonlarının sadece yüzde 20’sinin finanse edildiğini kaydetti.</p>
<p>Byun, “Çatışmaların kalıcı olarak sona ermesi artık hayati önem taşıyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/04/israil-ordusu-guney-lubnan-isgali-nisan2026-aa.jpg" alt=""></p>
<p>(VC)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 15:50:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Elit İşcan’ın kısa filmi ‘Uyuyamadım, Eve Gidiyorum’, Riga’da]]></title><link>https://bianet.org/haber/elit-iscanin-kisa-filmi-uyuyamadim-eve-gidiyorum-rigada-318592</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/10/elit-iscanin-kisa-filmi-uyuyamadim-eve-gidiyorum-rigada-yarisiyor.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/elit-iscanin-kisa-filmi-uyuyamadim-eve-gidiyorum-rigada-318592</guid><description><![CDATA[Film, sabahın erken saatlerinde bir erkek ve bir kadının paylaştığı sessiz bir ana odaklanıyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>“Beş Vakit” (2006), “Hayat Var” (2009), Oscar adayı “Mustang” (2015), “Sibel” (2018) ve “Buradayım, İyiyim” (2025) gibi ödüllü filmlerdeki performanslarıyla tanınan oyuncu Elit İşcan’ın yazıp yönettiği “Uyuyamadım, Eve Gidiyorum” (<em>I Couldn’t Sleep, I’m Going Home</em>), uluslararası yolculuğuna Baltık ülkelerinin en büyük kısa film etkinliği sayılan Riga Uluslararası Kısa Film Festivali 2ANNAS ile başlıyor. </p>
<p>Yapımcılığını İşcan ile Benjamin Kobusch’un üstlendiği ve Hamburg Schleswig-Holstein Film Fonu tarafından desteklenen film, Letonya’nın başkenti Riga’da düzenlenen ve 10-16 Nisan 2026 tarihleri arasında 30. kez gerçekleşecek festivalin Uluslararası Kısa Film Yarışması bölümünde jüri karşısına çıkacak.</p>
<h3>Sabahın ilk ışıklarında bir çift </h3>
<p>İşcan’ın yönetmenlik kariyerini başlatan film, sabahın erken saatlerinde bir erkek ve bir kadının paylaştığı sessiz ve kırılgan bir ana odaklanıyor. </p>
<p>Seda Kaçak ve Benjamin Kobusch’un oynadığı filmin görüntü yönetmenliğini Rafael Kuhn, kurgusunu İşcan üstlendi.</p>
<p>Riga Uluslararası Kısa Film Festivali 2ANNAS, Baltık Devletleri'nin en köklü ve prestijli sinema platformlarından biri sayılıyor ve Avrupa Film Ödülleri (EFA) için aday belirleyen 30 festival arasında yer alıyor.</p>
<div class="box-1">
<p><strong>Künye</strong></p>
<p><strong><img src="https://static.bianet.org/2026/04/uyuyamadim-eve-gidiyorum-poster.jpg" alt=""></strong></p>
<p><strong>Uyuyamadım, Eve Gidiyorum <br><em>I Couldn’t Sleep, I’m Going Home</em></strong></p>
<p>2026, Almanya-Türkiye, 11’<br>Türkçe, Almanca; İngilizce altyazılı <br>Renkli, DCP 2K, 5.1 Sound</p>
<p><strong>Yazan &amp; Yöneten</strong>: Elit İşcan<br><strong>Yapımcı</strong>: Elit İşcan, Benjamin Kobusch<br><strong>Oyuncular</strong>: Seda Kaçak, Benjamin Kobusch<br><strong>Görüntü Yönetmeni</strong>: Rafael Kuhn<br><strong>Kurgu</strong>: Elit İşcan<br><strong>Set Tasarımı &amp; Kostüm</strong>: Merve Kaplan<br><strong>Ses Kayıt</strong>: Santiago Gómez García </p>
</div>
<p>(TY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 15:22:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Dezenformasyon yasasının hedefinde gazeteciler var]]></title><link>https://bianet.org/haber/dezenformasyon-yasasinin-hedefinde-gazeteciler-var-318591</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2023/11/08/aym-dezenformasyonu-suc-sayan-kanun-maddesinin-iptal-talebini-reddetti.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/dezenformasyon-yasasinin-hedefinde-gazeteciler-var-318591</guid><description><![CDATA[Yasanın yürürlüğe girdiği 18 Ekim 2022’den bu yana 83 gazeteci “yanıltıcı bilgiyi alenen yaydığı” iddiasıyla soruşturma geçirdi, gözaltına alındı, tutuklandı ya da yargılandı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>2022’de gazetecileri karşı kullanılmayacağı söylenilerek Meclis’ten geçirilen "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma (TCK 217/A) yasası, gazetecilere yönelik soruşturma ve davalarda giderek daha sık kullanılan bir araç haline geldi.</p>
<p>Kamuoyunda “dezenformasyon yasası” olarak bilinen madde kapsamında yasanın çıkartıldığı Ekim 2022’den bu yana 83 gazeteci bu iddiayla soruşturma geçirdi, gözaltına alındı, tutuklandı ya da yargılandı.</p>
<p><em><a href="https://www.verilernediyor.com/halki-yaniltici-bilgiyi-alenen-yayma-83-gazeteciye-114-suclama/" target="_blank" rel="nofollow noopener">verilernediyor.com’un kurucusu ve araştırmacısı Ali Sefa Korkut’un haberine göre</a></em> aradan geçen üç buçuk senede bu 83 gazeteciye 114 kez “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlaması yöneltildi.</p>
<p>Bu suçlama kapsamında gazetecilere 54 kez soruşturma, 39 kez ise dava açıldı. 11 kez gözaltı işlemi uygulanırken, 10 kez de bu suçlama gerekçe gösterilerek tutuklama işlemi yapıldı.</p>
<h3>Kullanışlı ceza: Adli kontrol</h3>
<p>Açılan 54 soruşturmanın 41’i takipsizlikle sonuçlandı. Beş soruşturma devam ederken, bir soruşturmada da gazeteciye imza ve yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol yasağı uygulandı. Yedi soruşturmanın akıbeti hakkında ise bilgi edinilemedi.</p>
<p>Açılan 39 davada ise tablo şöyle:</p>
<p><img class="" src="https://static.bianet.org/2026/04/gorsel-2-dava-1024x649.png" alt=""></p>
<p>Gazetecilere yönelik 11 gözaltı işleminde ise adli kontrol yaptırımları öne çıktı:</p>
<ul>
<li>4 gazeteciye yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol,</li>
<li>3 gazeteciye hem karakola imza verme hem de yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol,</li>
<li>1 gazeteciye konutu terk etmeme ve yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol,</li>
<li>1 gazeteciye de basın özgürlüğünün sınırları hakkında iki kitap okuyup özetini çıkarma şeklinde adli kontrol uygulandı.</li>
<li>2 gazeteci ise yaptırımsız serbest bırakıldı.</li>
</ul>
<p>10 tutuklama işleminin yarısı ise tahliyeyle sonuçlandı:</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/04/gorsel-3-tutuklama-1024x649.png" alt=""></p>
<h3>Üç gazeteci hapis cezasına çarptırıldı</h3>
<p>Dezenformasyon yasasının yürürlüğe girdiği tarihten bu yana üç gazeteci ise “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla hapis cezasına çarptırıldı.</p>
<p>Her ne kadar istinafta bozulmuş olsa da bu cezaların ilki, Şubat 2023’te gazeteci Sinan Aygül’e verildi.</p>
<p>Aygül, 13 Aralık 2022’de yaptığı paylaşımla, Bitlis Tatvan’da bir çocuğun bir polis ve uzman çavuş tarafından istismar edildiğini yazdı. Bunun üzerine tutuklanan Aygül, 22 Aralık 2022’de tahliye edilse de 28 Şubat 2023’te 10 ay hapis cezasına çarptırıldı.</p>
<p>Van Bölge Adliye Mahkemesine yaptığı istinaf başvurusu 26 Mayıs 2023’te reddedilen Aygül, dosyayı Yargıtay’a taşıdı. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, istinaf mahkemesinin Aygül hakkında verdiği hükmü oy birliğiyle bozdu. Bunun üzerine yeniden yargılanan Aygül beraat etti.</p>
<p>Bu suçlamayla hapis cezasına çarptırılan ikinci gazeteci, Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Yüsra Batıhan oldu.</p>
<p>6 Şubat depremleri hakkında enkaz bölgelerinden haber yapan Batıhan, X hesabından, AFAD’ın basını engellediği ve gönderilen yardımlara el koyduğuna yönelik iki paylaşım yaptı. Batıhan, bunun üzerine açılan davada 10 ay hapis cezasına çarptırıldı.</p>
<p>Üçüncü gazeteci ise Sedef Kabaş. Kabaş, 8 Şubat 2024’teki “Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan: ‘Elektrik ve doğalgazda seçimden sonra %150-%200 arası zam bekleyebiliriz.’ Artık vermeden yetkiyi görüyorsun etkiyi…” şeklindeki paylaşımı nedeniyle 4 Kasım 2025’te 10 ay hapis cezasına çarptırıldı.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/04/gorsel-4-yillara-gore-1024x634.png" alt=""></p>
<p style="text-align: right;"><em>Yıllara göre suçlanan gazeteciler</em></p>
<h3>En fazla suçlanan üç gazeteciden ikisi halihazırda cezaevinde</h3>
<p>Bazı gazeteciler ise bu suçlamanın birden fazla kez hedefi oldu. BirGün Gazetesi’nden İsmail Arı, 21 Mart akşamına kadar dördü soruşturma, biri de dava olmak üzere toplam beş kez “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ile suçlanmıştı. Soruşturmaları takipsizlik, davası ise beraatla sonuçlanan Arı, 21 Mart akşamı bu suçlamaya altıncı kez maruz kaldı. Bu yönüyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasının en fazla yöneltildiği gazeteci olan Arı, 22 Mart’ta tutuklandı.</p>
<p>Arı’nın ardından, dört soruşturmayla BirGün Gazetesi’nden Kayhan Ayhan ve Deutsche Welle (DW) Türkçe’den Alican Uludağ geldi. Ayhan’ın soruşturmalarının üçü takipsizlikle sonuçlandı, biri de sürüyor. Halihazırda “cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçlamasıyla tutuklu bulunan Uludağ hakkındaki iki soruşturma ve iki dava ise devam ediyor.</p>
<p>Oktay Candemir, Ruşen Takva ve Timur Soykan üç kez; Aslıhan Gençay, Barış Pehlivan, Dinçer Gökçe, Evren Demirdaş, Fatih Altaylı, Furkan Karabay, Fırat Bulut, Gökhan Özbek, Medine Mamedoğlu, Mehmet Yetim, Sebahattin Yum, Seyhan Avşar, Zübeyde Sarı ve İsmail Saymaz ise iki kez bu suçlamanın hedefi oldu.</p>
<p>Ahmet Sesli, Evrim Kepenek, Gökhan Özbek, Hasan Sivri, İlknur Bilir, Medine Mamedoğlu, Mehmet Yetim, Mir Ali Koçer, Ercan Küçük, Bilal Özcan ve Latif Sansür gibi isimler de bu suçlamayla hakkında soruşturma açılan, yargılanan, gözaltına alınan ya da tutuklanan diğer gazeteciler.</p>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 15:15:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Avukata dosya yok, kadınlara mahremiyet yok: 84 kişi için acil tahliye çağrısı]]></title><link>https://bianet.org/haber/avukata-dosya-yok-kadinlara-mahremiyet-yok-84-kisi-icin-acil-tahliye-cagrisi-318587</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/10/avukata-dosya-yok-kadinlara-mahremiyet-yok-84-kisi-icin-acil-tahliye-cagrisi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/avukata-dosya-yok-kadinlara-mahremiyet-yok-84-kisi-icin-acil-tahliye-cagrisi-318587</guid><description><![CDATA[İnsan Hakları Derneği MYK üyesi Eren Keskin de ESP’nin meşru siyaset zemininde faaliyet yürüten bir parti olduğunu vurguladı. Keskin, soruşturmanın “biat etmeyenleri susturma” amacı taşıdığını savunurken, özellikle gözaltındaki kadınlara yönelik muameleye dikkat çekti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>*Avukatların dosyaya erişimini kısıtlandı.</p>
<p>*Savunma hakkı etkili biçimde kullandırılmamadı</p>
<p>*Demokratik faaliyetleri suçlama konusu yapıldı</p>
<p>*Aynı fiiller nedeniyle yeniden yargılama iddiası</p>
<p>*“Etkin pişmanlık” beyanları temel delil haline getirildi</p>
<p>*Kadın gözaltılara yönelik mahremiyet ihlali ve kötü muamele iddiaları</p>
<p>Ezilenlerin Sosyalist Partisi’ne (ESP) yönelik operasyonlarda tutuklanan 84 kişinin serbest bırakılması talebiyle İstanbul Barosu’nun Galata’daki kültür merkezinde basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda konuşan hukukçular ve insan hakları savunucuları, soruşturmanın siyasi nitelik taşıdığını, dosyada ciddi hak ihlalleri bulunduğunu ve tutuklamaların demokratik faaliyetleri bastırma amacı taşıdığını söyledi.</p>
<div class="box-12">3 Şubat’ta ESP, BEKSAV, Polen Ekoloji ve çeşitli sosyalist kurumlara yönelik düzenlenen operasyonlarda gazeteci, aktivist, siyasetçi ve ekolojistlerin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alınmış, ardından birçok kişi tutuklanmıştı.</div>
<p>Basın toplantısında konuşan avukatlar, benzer soruşturmaların yıllardır tekrarlandığını, daha önce beraatla sonuçlanan dosyalardaki fiillerin yeniden suçlama konusu yapıldığını belirtti.</p>
<h3>"Soruşturma siyasi"</h3>
<p>Özgürlükçü Hukukçular Derneği Eş Başkanı Serhat Çakmak, savunma hakkının ağır biçimde ihlal edildiğini söyledi. Çakmak, avukatların dosyaya erişemediğini, savcılık ifadesi sürecinde müvekkilleriyle ilgili gerekli görüşmeleri yapamadığını ve soruşturmanın hukuki değil, doğrudan siyasi bir müdahale niteliği taşıdığını ifade etti. Aynı ya da benzer fiiller nedeniyle insanların tekrar tekrar yargılandığını vurguladı.</p>
<h3>"Amaç siyasi faaliyetleri sindirmek"</h3>
<p>Çağdaş Hukukçular Derneği’nden Yağmur Kavak da dosyada basın açıklamaları, eylem ve etkinlikler, kadın eylemleri, mezar başı anmaları, sosyal medya paylaşımları ve hatta duruşma izlemelerinin dahi suçlama konusu yapıldığını söyledi. Kavak, dosyada “etkin pişmanlık” kapsamındaki beyanların da suç isnadı için kullanıldığını belirterek bunun siyasi ve demokratik faaliyetleri sindirme aracı haline getirildiğini savundu.</p>
<p>Demokrasi İçin Hukukçular adına konuşan Leyla Han Tüzel ise operasyonun topyekûn bir siyasal saldırı olduğunu söyledi. Tüzel, dosyada iki aydır ilerleme olmadığını, iddianamenin hâlâ hazırlanmadığını belirterek savcılara hukuka uygun davranma ve tutuklular için tahliye kararı verme çağrısı yaptı.</p>
<h3>"Polisler tuvalete dahi girmeye çalıştı"</h3>
<p>İnsan Hakları Derneği MYK üyesi Eren Keskin de ESP’nin meşru siyaset zemininde faaliyet yürüten bir parti olduğunu vurguladı. Keskin, soruşturmanın “biat etmeyenleri susturma” amacı taşıdığını savunurken, özellikle gözaltındaki kadınlara yönelik muameleye dikkat çekti. Keskin’in aktardığına göre, bazı kadınlar tuvalete giderken dahi polis eşliğine zorlandı; üstlerini değiştirme sırasında mahremiyetlerinin ihlal edilmek istendiği öne sürüldü. Keskin şöyle dedi:</p>
<p>"Utanmazca şunu anlattı Pınar ve birçok kadın aynı şeyi yaşadı bu operasyonda ve benzeri birçok operasyon Tuvalete dahi pınarla girmek istemişler. Polisler düşünebiliyor musunuz ya? Bunu siz ne ile açıklayabilirsiniz? Tuvalete dahi pınarla girmeye kalkmışlar. Pınar buna izin vermemiş.</p>
<p>Üstünü giyinmesine, soyunmasına polisle girmek istemiş, izin vermemiş ve eşofmanıyla, pijamasıyla gitmeye kalkınca mecbur kalıp arkalarını dönmüşler ve Pınar böyle giyinmiş. Ya bunu siz hangi hukukla anlatabilirsiniz? Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'yle mi, Birleşmiş Milletler Mandela kurallarıyla mı, hangisine dayanarak yapabilirsiniz? Büyük bir hukuksuzluk var."</p>
<p>“Son dönemde korkuyla yönetilen bu coğrafyada biat etmeyenleri hiç sevmez ve onların sesini kısmaya çalışır. ESP'ye yapılan operasyonun ve başka diğer benzer kurumlara yapılarak tutuklanan arkadaşlarımızın tutuklanmalarının nedeni de budur. Biyatsız bir mücadele yürütmeledidir. Türkiye Cumhuriyet Devleti Serhat'ın da söylediği gibi yargısı hiçbir zaman bağımsız olmadı.</p>
<p>Her zaman bağımlıydı. Öyle birilerinin söylediği gibi eski güzel günler falan yoktu bu coğrafyada. Her dönem kötüydü. Ama bu dönemki kadar eee hukukun yerle bir olduğu, tek merkeze bağlılığın bu kadar fütursuzca gösterildiği, tutuklama kararlarının bu kadar fütursuzca verildiği ben başka bir dönem hatırlamıyorum. Dün bir eee skandal ortaya çıktı mesela bu coğrafyada.</p>
<p>Bizim hakkımızda tutuklama kararları veren Bir başsavcının, bir çeteden bir araba aldığı, araba karşılığında soruşturmaları kapattığı ortaya çıktı. Masak raporlarıyla. Ne Adalet Bakanı konuştu, kendisi şu anda Yargıtay üyesi olan eski Ankara Başsavcısı tek kelime söylemedi. Bizim hayatlarımız bu insanların elinde."</p>
<blockquote>
<h3>Talepler</h3>
<p>ESP'li avukatlar adına okunan basın açıklaması şöyle: </p>
<p>Geçmişten bugüne iktidar gücünün baskı-sindirme-gözaltı ve tutuklama saldırılarının muhatabı olan Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP); bizim hukuki zorbalık kavramıyla adlandırdığımız emniyet-yargı-medya iş birliğinde gerçekleşen son siyasi kırım operasyonuyla birlikte adeta tasfiye edilmeye çalışılmaktadır. İktidar gücü dışındaki tüm meşru siyasal alanı yok etme konseptinin bir parçası olan, hiçbir hukuksal kavramla açıklayamayacağımız bu siyasi kırım operasyonunun ön hazırlığı bile, yaşanan süreci anlamamıza yardımcı olacaktır.</p>
<p>Partinin kurumsal kimliği ve politik faaliyetlerine yönelik bu saldırı planının temelini itirafçılaştırma ve ajanlaştırma faaliyeti oluşturmaktadır. Parti üye, yönetici ve ailelerinin tehdit-baskı-kaçırma-işkence ile itirafçılığa zorlandığı bu süreç, tutuklu müvekkillerimize hapishane koşullarında dahi itirafçılığın dayatılmasıyla devam etmiştir. Toplumsal bir çürümenin izdüşümü olan bu itirafçılaştırma operasyonuna karşı ESP’liler; 19/08/2025 tarihinde “İtirafçılığa ve Onursuzluğa Karşı Örgütlü Mücadele” başlığıyla, bir basın toplantısı düzenlemiş, siyasal faaliyetlerinin polis tarafından engellendiğini ve kurumsal kimliğe karşı kapsamlı bir saldırı planı olduğunu kamuoyu ile paylaşmışlardır. Belirtmiş olduğumuz basın toplantısından bir süre sonra 28/10/2025 ve 16/12/2025 tarihlerinde iki ayrı polis operasyonu yapılmış, her iki operasyon sonucunda ise 19 kişi tutuklanmıştır. Her iki operasyonda da itirafçılık dayatması, işkenceli emniyet aşamasından hapishanenin içine kadar sınır tanımaz bir şekilde devam etmiştir. Hukuki zorbalığın hedefinde bulunan ESP’liler; önce 10/11/2025 tarihinde Gaziosmanpaşa halkının yoğun katılım gösterdiği itirafçılığın toplum nezdinde teşhirine yönelik bir basın açıklamasına katılım sağlamış, 26/01/2026 tarihinde ise ESP İstanbul İl Örgütünde düzenledikleri bir basın açıklaması ile yaklaşan operasyonun ön hazırlığını kamuoyuna teşhir etmişlerdir.</p>
<p>Bahsetmiş olduğumuz bu hazırlık süreci sonucunda, 03/02/2026 tarihinde İstanbul Başsavcılığı’nca 22 farklı ilde yüzlerce adrese eş zamanlı polis operasyonu gerçekleştirilmiş, operasyon kapsamında: Meslektaşımız Av. Özlem Gümüştaş’ın da dahil olduğu ESP, Ezilenlerin Hukuk Bürosu (EHB), Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM), Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), İHD, KESK/Haber-Sen, Polen Ekoloji Kolektifi, DİSK/Limter-İş, Atılım Gazetesi, Etkin Haber Ajansı (ETHA), Bilim Eğitim Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı (BEKSAV), Tiyatro İmge, Birleşik İşçi Hareketi (BİH), Kaktüs Kadın Derneği, Grup Vardiya, Özgür Gençlik, Ceylan Yayınları ve Özgür Genç Kadın üyeleri olmak üzere toplam 107 kişi gözaltına alınmıştır. Operasyon kapsamında; ESP İstanbul, ESP Dersim, SGDF, BEKSAV, ETHA ve Kaktüs Genç Kadın Derneği’nin kapıları kırılmış, içindeki eşyalara zarar verilmiştir. Tüm şüpheli haklarının hiçe sayıldığı operasyonda, gözaltına alınan birçok müvekkilimize önceki süreçlerde de yaşandığı gibi işkenceye varan baskı uygulamaları eşliğinde itirafçılık dayatılmıştır.</p>
<p>Müvekkiller; haklarında herhangi bir hüküm bulunmamasına rağmen, İçişleri Bakanı tarafından medya vasıtasıyla hedef gösterilmiş, bu suretle de ceza yargılamasının en temel prensiplerinden biri olan masumiyet karineleri ayaklar altına alınmıştır. Görüleceği üzere emniyet yargı iş birliğinde devam eden süreç iktidarın kalemşörü medya eliyle de farklı bir boyuta taşınmıştır. Avukatlara kısıtlılık kararının getirildiği, ‘gizli’ yürütülen bu soruşturmadaki birçok done ve bilgi yandaş basına servis edilmiş, soruşturma kapsamında gözaltına alınanların ve avukatlarının erişemediği dosya içeriği yandaş televizyon kanallarında tartışmaya açılmıştır.</p>
<p>Bu koşullar altında yürütülen soruşturma işlemlerinde 24 saat süreyle müdafi kısıtlaması getirilmiş ve soruşturmayı yürüten savcı bir kişinin bile ifadesini almadan gözaltındakileri tutukluluk talebiyle hakimliğe sevk etmiştir. Tutukluluğa sevk edilen 107 müvekkilden 81’i; haklarında aynı isnatlarla devam eden başka yargılamalar olmasına rağmen tutuklanmış, 6’sı hakkında ev hapsi kararı verilmiş, 20’si ise adli kontrol şartı ile serbest bırakılmıştır. Münferit zamanlarda kendi rızasıyla savcılığa iş bu soruşturma nedeniyle başvuruda bulunan 4 müvekkilimizin de tutuklanmasıyla birlikte soruşturma kapsamı içindeki tutuklu sayısı 85’i bulmuştur. Tutuklama gerekçesi yüzlerine dahi okunmadan sulh ceza hakimliklerince verilen tutuklama kararlarına yapılan itirazlar reddedilmiş, tutuklulukta geçen sürede yapılan tutuk incelemelerinde de tutukluluk hallerinin devamına karar verilmiş ve matbu biçimde verilen bu kararlara karşı yapılan itirazlar da reddedilmiştir.</p>
<p>Tutuklanan müvekkillerimiz Marmara Bölgesindeki hapishanelere kapatılmıştır. Soruşturma kapsamında tutuklanıp Marmara 6 No’lu L Tipi Ceza İnfaz Kurumu’na sevk edilenler yönünden hak gaspları artarak devam etmektedir. Yaşam alanlarının kamera ile izlenmesi, karara dayanmayan hücre uygulamaları, sürgün sevkler, havalandırma kısıtlamaları. Bilindiği üzere tutsak müvekkillerimiz bu uygulamalara karşı süresiz dönüşümlü açlık grevine başlamışlardır. Ayrıca Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan 3 kadın tutsak da koğuşları robocoplu personellerce basılarak işkenceler eşliğinde Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na sürgün edilmişlerdir.</p>
<p>Soruşturma kapsamında suç isnadı kapsamında değerlendirilen fiilleri ise; 1 Mayıs’a katılmak, grev örgütlemek, özgürlükçü çizgide avukatlık yapmak, doğayı savunmak, haber yapmak, hasta tutsaklar ile dayanışmak, parasız anadilde eğitim istemek veya hayatını kaybetmiş kişilerin mezarlarını ziyaret etmek” olarak özetleyebiliriz.  Başka bir ifadeyle; bu operasyon ile yargılanmak istenen açık ve net bir şekilde “ezilenlerin politikasıdır”. Ancak şu da unutulmamalıdır ki onların hiçbir terazisi ezilenlerin eşitlik ve özgürlük mücadelesini tartmaya yetmeyecektir.</p>
<p>Emniyet-yargı-medya sac ayağı ile gelişen; temeli itirafçılık olgusu ve tecrit uygulamaları olan bu operasyon ile siyasi parti faaliyetleri de fiilen dondurulmuştur. Siyasi partiler demokrasinin olmazsa olmazı, bu itibarla demokratik toplumun vazgeçilmez bir unsurudur. Ancak somut durumda her iki eş başkanı, merkez yürütme kurulu üyeleri, il başkanları ve parti meclisi üyeleri tutuklu bulunan ESP açısından bu haklar yalnızca vitrindedir.</p>
<p>Hukuki zorbalık, yargı tacizi ve düşman hukukuyla ilerleyen soruşturmanın 67’nci günündeyiz. Geride kalan 67 günde müvekkillerin özel hayatlarının gizliliği, masumiyet karineleri ihlal edilerek, adil yargılanma haklarına müdahale edilmiş, özgürlükleri ellerinden alınmıştır. Yine tutuklananlar arasında 65 yaşın üzerinde birçok insan bulunmakta ve bunlar arasında defalarca kalp ameliyatı geçirmiş, tedavileri halihazırda devam eden ağır hasta müvekkillerimiz bulunmaktadır. Ayrıca hukuki ve fiili bağlantının varlığıyla derdest yargılamaları olan müvekkillerin özgürlük ve güvenlik hakları ellerinden alınmıştır. Hal böyle iken soruşturmayı yürüten makamların öncelikle hasta tutsaklar bakımından tahliye kararı vermesini, bunun yanında mükerrer yargılama yasağı ilkesi nedeniyle derdest ceza davası bulunan müvekkillerin tutuklulukları yönünden değerlendirmesini bir an önce yapmasını ve nihayet soruşturma dosyası ile ilgili geç olmadan bir karar vermesini talep ettiğimizi kamuoyuna bildiriyoruz.</p>
</blockquote>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 14:20:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İzmir Kadın Kapalı Cezaevi’ndeki hak ihlallerine tepki]]></title><link>https://bianet.org/haber/izmir-kadin-kapali-cezaevindeki-hak-ihlallerine-tepki-318586</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/10/izmir-kadin-kapali-cezaevindeki-hak-ihlallerine-tepki.png"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/izmir-kadin-kapali-cezaevindeki-hak-ihlallerine-tepki-318586</guid><description><![CDATA[İzmir Kadın Kapalı Cezaevi’nde yaşanan hak ihlallerine dikkat çeken hukuk ve insan hakları örgütleri, cezaevi iradesinin görüşme taleplerini yanıtsız bıraktığını, savcının ise sorunların çözümünü sağlayamadığını belirtti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir şubeleri, Ege Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Yardımlaşma Derneği, Aliağa'da bulunan İzmir Kadın Kapalı Cezaevinde yaşanan hak ihlallerine yönelik cezaevi önünde açıklama gerçekleştirdi.</p>
<p>"Keyfi ve hukuksuz uygulamalara derhal son verilsin" pankartı açılan açıklamada, basın metnini ÖHD İzmir Şubesi Eşbaşkanı Fatma Demirer okudu.  </p>
<a href='/haber/cezaevinde-kimlik-karti-dayatmasi-ozbay-aclik-grevinin-58inci-gununde-318104' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/03/27/cezaevinde-kimlik-karti-dayatmasi-ozbay-aclik-grevinin-58inci-gununde.png' alt='Cezaevinde “kimlik kartı” dayatması: Özbay, açlık grevinin 58’inci gününde' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Cezaevinde “kimlik kartı” dayatması: Özbay, açlık grevinin 58’inci gününde</h5>
<div class='date'>27 Mart 2026</div>
</div>
</a>

<p>Mezopotamya Ajansı'nın aktardıklarına göre, cezaevlerinde uygulanan infaz rejimi ve idari pratiklerin uluslararası sözleşmeleri ve insan onurunun sistematik bir biçimde ihlal edildiğini belirten Fatma Demirer, bu ihlallerin işkence ve kötü muamele, keyfi disiplin cezaları, keyfi ve hukuka aykırı gerekçelerle koşullu salıverilme tarihlerinin ertelenmesi olduğunu vurguladı.</p>
<h3>"Keyfi idari mekanizmalar işletilmekte"</h3>
<p>Demirer, bu uygulamaların tesadüf değil genel bir uygulamaya dönüştüğünü söyledi: "<em>Hapishanelerde son yıllarda uygulanan en ağır hak ihlallerinden biri, mahpusların tahliyelerinin keyfi gerekçelerle engellenmesi ve infazlarının yakılmasıdır. Koşullu salıverilme tarihleri yaklaşan ve özellikle son dönemlerde yargı paketleri düzenlemeleriyle eşitlik ilkesine aykırı olarak uygulanan infaz rejimlerinin bir parçası olarak mahpusların tahliyeleri, hapishanelerdeki personellerden oluşan ve hiçbir hukuki formasyonları olmayan İdare ve Gözlem Kurullarının verdiği kararlarla engellenmektedir. Hukuki güvenlik hakkını doğrudan ihlal eden bu süreç, subjektif değerlendirmeler ve keyfi idari mekanizmalarla işletilmektedir."</em></p>
<h3>Hak ihlallari</h3>
<p>Demirer, infaz sürelerinin belirsizleşmesinin adil yargılanma hakkının ihlali olduğunun altını çizdi:</p>
<blockquote>
<p>"Bağımsız koğuş, pişmanlık gibi dayatmalar, mahpusun su/elektrik tasarrufu yapmadığı, daha önce disiplin cezası aldığı, hapishane kütüphanesinden yeterli sayıda kitap okumadığı, göndermek istediği mektuplar hakkında sakıncalı mektup kararı verildiği, infaz koruma memurlarına kolaylık sağlamadığı, personelle mesafeli olduğu, siyasi mahpuslara kurs imkanları sağlanmamasına rağmen kursa katılmadığı gibi soyut ve hukuka aykırı gerekçeler; İdare ve Gözlem Kurullarının koşullu salıverilme tarihini erteleme kararlarında çok sık karşılaşılan gerekçelerdendir. Kuralsız ve keyfi şekilde uygulanan infaz politikaları, devletin cezalandırma gücünü sınırsız bir şekilde kullanmasına olanak tanımakta, bu da temel hak ve özgürlükleri açıkça ihlal etmektedir. Disiplin cezaları, mahpusun iyileştirilmesi amacından saparak; arka arkaya verilmek suretiyle mahpusun hücre cezası ile tecrit edilmesini sağlayan ve infazını yakan birer cezalandırma aracına dönüştürülmüştür."</p>
</blockquote>
<h3>Açlık grevi devam ediyor</h3>
<p>Açıklamada İzmir Kadın Kapalı Cezaevinde yaşanılan ihlaller şöyle aktarıldı:</p>
<blockquote>
<p>"Hapishanesinde mahpuslara açık görüşlerde ailelerine sarıldıkları gerekçesiyle verilen disiplin cezaları oluşturmaktadır. Bu da göstermektedir ki Türkiye hapishanelerinde uzun süredir devam eden tecrit ve izolasyon uygulamaları, artık mahpusların en temel insani temaslarını dahi suç kapsamına alan absürt ve hukuk dışı bir boyuta ulaşmıştır. Bu durum hapishane idarelerinin mahpusların ailevi ve duygusal bağlarını koparmak amacıyla disiplin hukukunu bir 'cezalandırma silahı' olarak kullandığını açıkça göstermektedir. Bir diğer hukuk dışı uygulama ise; kimlik dayatmasıdır. Kadın mahpuslara hapishane kimliğini sürekli olarak yanlarında taşıma zorunluluğu getirilmiştir. Revire, avukat görüşüne, ziyaretçi görüşüne, kitap ve mektup postasını almaya, hastaneye ve benzeri yerlere giderken; dolayısıyla koğuştan dışarı her adım atıldığında mahpuslar hapishane kimliğini yanında bulundurmaya zorlanmaktadır. Üzerinde kimlik taşımayı reddeden mahpuslara hukuken Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da yer alan “kınama” cezası en fazla verilebilecekken  hapishane keyfi, ve hukuk dışı davranarak mahpusların koğuştan dışarı çıkmalarına izin vermeyerek cezalandırmakta ve kanundan doğan hakları ellerinden alınmaktadır. Bu işkence ve diğer kötü muamele yasağına aykırı, onur kırıcı, hukuk dışı keyfi uygulamalara karşı Tuğçe Nur Özbay açlık grevindedir."</p>
</blockquote>
<h3>"İdare cevap vermiyor"</h3>
<p>Bu uygulamaların giderilmesi amacıyla cezaevi idaresine yaptıkları randevu ve görüşme taleplerinin yanıtsız bırakıldığını kaydeden Fatma Demirer, <em>"Sorunların çözümü noktasında ilgili Hapishane Savcılığı ile yaptığımız görüşmelerden de ne yazık ki bugüne dek hukuka uygun, somut ve telafi edici bir netice elde edilememiştir. İdari ve adli mekanizmaların bu sessizliği ve uzlaşmaz tutumu, keyfi ve hukuka aykırı uygulamaların artarak devam etmesine sebebiyet vermektedir. Bizler, bu vesileyle herkesi başta İzmir Kadın Kapalı Hapishanesi olmak üzere tüm hapishanelerdeki hak ihlallerine karşı duyarlılık göstermeye, demokratik hukuk devleti mücadelesine destek olmaya ve sorumluluk almaya çağırıyoruz. İnsan onuruna yaraşır bir infaz rejimi sağlanana dek sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna bildiririz"</em> diye konuştu.</p>
<p>(AB)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 14:08:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Pakistan’da İran-ABD görüşmeleri: İsrail’in Lübnan’a saldırıları süreci zorluyor]]></title><link>https://bianet.org/haber/pakistanda-iran-abd-gorusmeleri-israilin-lubnana-saldirilari-sureci-zorluyor-318585</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/10/pakistanda-iran-abd-gorusmeleri-israilin-lubnana-saldirilari-sureci-zorluyor.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/pakistanda-iran-abd-gorusmeleri-israilin-lubnana-saldirilari-sureci-zorluyor-318585</guid><description><![CDATA[Başkent İslamabad’da 11 Nisan’da yapılması planlanan görüşmelerde İran heyetine Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın, ABD heyetine de Başkan Yardımcısı James David Vance’in başkanlık edeceği öngörülüyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>ABD ve İsrail ordularının 28 Şubat’ta İran’a saldırılarıyla başlayan savaşta 8 Nisan’da sağlanan geçici ateşkes ilan edilse de, İsrail’in Lübnan’a saldırılarını sürdürmesi ve tarafların talepleri arasındaki büyük farklılık sürecin kırılganlığını artırıyor.</p>
<p>ABD ile İran arasında Pakistan arabuluculuğunda varılan ve İsrail’i de kapsayan ateşkesin ardından taraflar İslamabad’da bir araya gelinmesi konusunda anlaştı.</p>
<p><em>Anadolu Ajansı</em>’nın haberine göre, Pakistan’da 11 Nisan’da yapılması planlanan görüşmelerde İran heyetine Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın başkanlık etmesi, ABD’yi de Başkan Yardımcısı James David Vance’in temsil etmesi öngörülüyor.</p>
<p>Görüşmelerde, çok boyutlu bir krize dönüşen savaşın ardından ilan edilen geçici ateşkesin kalıcı hale getirilmesi hedeflenirken, tarafların birbirine sunduğu karşı metinler ve sahada yaşanan çelişkili açıklamalar, görüşmelerin gerçekleşme ihtimalini zora sokarken barış umutlarını da ciddi şekilde sarsıyor.</p>
<a href='/haber/savasin-40-gununde-ateskes-iran-in-10-maddelik-teklifinde-neler-var-318460' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/08/savasin-40-gununde-ateskes-iran-in-10-maddelik-teklifinde-neler-var.png' alt='Savaşın 40. gününde ateşkes: İran&#39;ın 10 maddelik teklifinde neler var?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Savaşın 40. gününde ateşkes: İran'ın 10 maddelik teklifinde neler var?</h5>
<div class='date'>8 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>⁠Trump’ın 15 maddelik taleplerinde belirsizlik, İran’ın 10 maddede ısrarı</h3>
<p>Sürecin fitili, ABD Başkanı Donald Trump’ın “savaşı bitirmek” adına masaya sürdüğü 15 maddelik sert bir “çözüm paketiyle” ateşlendi.</p>
<p>Trump’ın “nihai teklif” olarak sunduğu bu metin; İran’ın tüm nükleer tesislerinin sökülmesini, mevcut uranyum stoklarının yurt dışına transferini, balistik füze programının kısıtlanması ve Hürmüz Boğazı’nın hiçbir ücret talep edilmeksizin derhal dünya trafiğine açılmasını şart koşuyordu.</p>
<p>Ancak Tahran yönetimi, bu maddeleri “ulusal egemenliğe bir saldırı ve teslimiyet belgesi” şeklinde nitelendirerek reddetti. İran, Trump’ın 15 maddelik teklifine yanıt olarak kendi 10 maddelik karşı metnini masaya koydu.</p>
<p>Tahran’ın bu karşı hamlesi, topraklarına yönelik bir daha saldırı düzenlenmeyeceğine dair kesin garanti verilmesini, yaptırımların kaldırılmasını, sivil nükleer programının tanınmasını ve dondurulan varlıkların iadesi ve tazminat gibi maddeleri içeriyor.</p>
<p>İran’ın teklifinde en dikkati çekici madde ise “Hürmüz Boğazı için yeni geçiş protokolünü” içeriyor. İran, bu süreçte Hürmüz Boğazı’ndaki gemilerden geçiş ücreti alınmasını öngören yasa tasarısı hazırladığını duyurdu.</p>
<p>ABD yönetiminin ateşkesin hemen öncesinde 15 maddelik planında ne tür değişiklikler yaptığı ise tam olarak bilinmiyor.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/aa-20260409-41059940-41059906-tahranda-ali-hamaneyin-olumunun-40-gunu-munasebetiyle-anma-yuruyusu-duzenlendi.jpg" alt="">
<figcaption><em>*İran'ın başkenti Tahran'da Ali Hamaney'in ölümünün 40. günü münasebetiyle düzenlenen anma yürüyüşü, 9 Nisan 2026. (Fotoğraf: AA)</em> </figcaption>
</figure>
<a href='/haber/iran-in-hurmuz-sartlari-gecenden-10-akce-gecmeyen-kendi-bilir-318549' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/09/iran-in-hurmuz-sartlari-gecenden-10-akce-gecmeyen-kendi-bilir.jpeg' alt='İran&#39;ın Hürmüz şartları: "Geçenden 10 akçe, geçmeyen kendi bilir"' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>HAMANEY: "BOĞAZIN YÖNETİMİNDE YENİ AŞAMA"</h6>
<h5 class='headline'>İran'ın Hürmüz şartları: "Geçenden 10 akçe, geçmeyen kendi bilir"</h5>
<div class='date'>9 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>ABD’den İran’ın teklifine ilişkin çelişkili açıklamalar</h3>
<p>Diplomatik belirsizliği zirveye taşıyan gelişme ABD kanadında yaşandı.</p>
<p>Ateşkesin duyurulmasının ardından Trump, sosyal medya üzerinden İran’ın 10 maddelik karşı teklifini “mantıklı ve üzerinde konuşulabilir bir zemin” şeklinde niteleyerek “barışa” yeşil ışık yaktı.</p>
<p>Trump’ın bu iyimser mesajı piyasalarda kısa süreli bir rahatlama sağlasa da Başkan Yardımcısı Vance ve Beyaz Saray Sözcülüğü’nden taban tabana zıt çıkışlar geldi.</p>
<p>Beyaz Saray İran’ın taleplerinin mevcut haliyle “kesinlikle kabul edilemez” olduğunu ve Trump’ın “mantıklı” dediği teklifin masada yer alamayacağını savunarak Trump’ın açıklamalarını adeta tekzip etti.</p>
<p>Vance de talepleri “kabul edilemez” olarak niteledi.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/aa-20260409-41059151-41059149-abdiran-muzakereleri-oncesi-yogun-guvenlik-onlemleri.jpg" alt="">
<figcaption><em>*Görüşme öncesi Pakistan'ın başkenti İslamabad'da yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı, bazı yolların araç trafiğine kapatıldığı gözlendi, 9 Nisan 2026. (Fotoğraf: AA)</em></figcaption>
</figure>
<a href='/haber/trump-iran-da-medeniyeti-yok-etme-planini-iki-hafta-erteledi-318458' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/08/trump-iran-da-medeniyeti-yok-etme-planini-iki-hafta-erteledi.jpeg' alt='Trump, "İran&#39;da medeniyeti yok etme" planını iki hafta erteledi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Trump, "İran'da medeniyeti yok etme" planını iki hafta erteledi</h5>
<div class='date'>8 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Ateşkesin Lübnan’ı da kapsaması gerekliliği</h3>
<p>Ateşkesin ilan edilmesinden sonra ilk büyük anlaşmazlık, arabulucu Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in açıklaması sonrasında yaşandı.</p>
<p>Şerif, İran’ın da 10 maddelik teklifinde yer aldığı şekilde mutabakatın “Lübnan dahil her yerde” geçerli olacağını duyurdu.</p>
<p>Bu açıklama bölgede sevinçle karşılanırken masada ABD’yi temsil edecek Başkan Yardımcısı Vance’den yalanlama geldi. Vance, İsrail’in Lübnan’a saldırılarının İran’la yapılan geçici ateşkesin bir parçası olmadığını savunarak Pakistan’ın açıklamasını inkâr etti.</p>
<p>Washington’daki kafa karışıklığının perde arkası ise dün CBS News’in ABD’li yetkililere dayandırdığı bir haberle netleşti.</p>
<p>Habere göre Trump, başlangıçta ateşkesin bölge geneline yayılması için Lübnan’ın da kapsama dahil edilmesine onay verdi ancak bu tutum, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı kritik telefon görüşmesinin ardından değişti.</p>
<p>Netanyahu’nun, Lübnan’a yönelik saldırıların durmasının İsrail’in güvenliğini tehlikeye atacağı yönündeki baskısı üzerine Trump, dönüş yaparak Lübnan’ın ateşkes dışında tutulması gerektiğini kabul etti.</p>
<p>Trump, daha sonra PBS’e yaptığı açıklamada, “Lübnan, Hizbullah nedeniyle dahil edilmedi. O mesele ayrıca halledilecek” diyerek bu geri adımı doğruladı.</p>
<p>İran ile birlikte Türkiye, İspanya, Fransa, İngiltere, Çin, Rusya başta olmak üzere birçok ülke de ateşkesin Lübnan’ı kapsaması gerektiğini vurgularken İsrail, Lübnan’a saldırılarını sürdürüyor.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/aa-20260409-41055849-41055832-san-franciscoda-abd-ve-israilin-irana-karsi-saldirilari-protesto-edildi.jpg" alt="">
<figcaption><em>*ABD ve İsrail'in İran, Lübnan ve Gazze'ye yönelik saldırılarına karşı ABD'nin San Francisco kentinde yapılan protesto, 9 Nisan 2026. (Fotoğraf: AA)</em></figcaption>
</figure>
<a href='/haber/israil-ordusunun-lubnana-saldirilari-suruyor-bir-gunde-en-az-254-can-kaybi-318516' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/09/israil-ordusunun-lubnana-saldirilari-suruyor-bir-gunde-en-az-254-can-kaybi.png' alt='İsrail ordusunun Lübnan’a saldırıları sürüyor: Bir günde en az 254 can kaybı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İsrail ordusunun Lübnan’a saldırıları sürüyor: Bir günde en az 254 can kaybı</h5>
<div class='date'>9 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>İsrail’in Lübnan’a saldırıları görüşmeleri belirsizleştiriyor</h3>
<p>Tahran yönetimi, ateşkesin devamının, İsrail’in Lübnan’a saldırılarının durdurulmasına bağlı olacağına dair açıklamalar yaptı.</p>
<p>Son olarak İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İsrail’in Lübnan’a saldırılarının, ABD ile varılan ateşkes anlaşmasının ihlali olduğunu belirterek, ateşkesi ihlal eden saldırıların devamının, İran ve ABD arasında planlanan müzakereleri “anlamsız” hale getireceği uyarısında bulunarak görüşmelerin iptal olabileceğine işaret etti.</p>
<p>İran Meclis Başkanı Kalibaf da dün yaptığı açıklamada, geçici ateşkesin Lübnan’ı da kapsadığını ve ateşkes ihlallerinin “güçlü tepkiler” doğuracağını ifade ederek, ABD’ye “Ateşi hemen söndürün” çağrısında bulundu.</p>
<p>Kalibaf, daha sonra tekrar yaptığı açıklamasında, aynı çağrılarını “Zaman daralıyor.” ifadeleriyle yeniden paylaştı.</p>
<p>Tüm bu gelişmeler ışığında, 11 Nisan’da İslamabad’da yapılması planlanan görüşmeler kritik bir dönüm noktası olarak görülse de hem Lübnan’a devam eden saldırılar hem ABD tarafındaki çelişkili açıklamalar, diplomatik zemini zayıflatırken müzakerelerin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bile belirsiz hale getiriyor.</p>
<a href='/haber/iran-lubnana-saldirilar-durmazsa-abdyle-gorusmeyecek-318547' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/09/iran-lubnana-saldirilar-durmazsa-abdyle-gorusmeyecek.png' alt='“İran, Lübnan’a saldırılar durmazsa ABD’yle görüşmeyecek”' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>“İran, Lübnan’a saldırılar durmazsa ABD’yle görüşmeyecek”</h5>
<div class='date'>9 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>(VC)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 14:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[MASAK şikayetiyle Bahadır Özgür'e soruşturma]]></title><link>https://bianet.org/haber/masak-sikayetiyle-bahadir-ozgur-e-sorusturma-318583</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/10/masak-sikayetiyle-bahadir-ozgur-e-sorusturma.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/masak-sikayetiyle-bahadir-ozgur-e-sorusturma-318583</guid><description><![CDATA[İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, MASAK’ın suç duyurusu üzerine gazeteci Bahadır Özgür hakkında soruşturma başlattı. Soruşturmanın gerekçesi, Özgür’ün dört yıl önce yayımlanan haberinde “gizlilik niteliği taşıyan raporu” ifşa ettiği iddiası.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, halktv.com.tr yazarı gazeteci Bahadır Özgür hakkında, Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun (MASAK) suç duyurusu üzerine soruşturma başlattı.</p>
<p>Soruşturmanın gerekçesi olarak, Özgür’ün dört yıl önce yayımlanan bir haberinde “devletin istihbari bilgilerinin de yer aldığı gizlilik niteliği taşıyan raporu” ifşa ettiği iddiası gösterildi.</p>
<p>Bahadır Özgür, 2022’de BirGün’de yayımlanan “<a href="https://www.birgun.net/makale/mersin-de-isid-e-milyonluk-satis-376230" target="_blank" rel="noopener">Mersin’den IŞİD’e milyon dolarlık ihracat</a>” başlıklı haberinde, IŞİD’in dron saldırılarından sorumlu kişilere Mersin’de kurulan dış ticaret şirketleri üzerinden Çin’den getirilen dron parçalarının satıldığını yazmıştı. Haberde, bu şirketleri kuran kişilerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı aldığı ve daha sonra ABD’nin hava saldırısında öldürülen Suriye’deki üst düzey IŞİD militanlarıyla ilişkili oldukları belirtiliyordu.</p>
<p>Haberin dayanağı ise MASAK ve istihbarat birimleri tarafından hazırlanan, Türkiye’deki IŞİD ile bağlantılı isimlerin ve faaliyetlerin de yar aldığı bir rapordu. Raporda bu illegal ticarete karışan Türkiye’deki isimler ve faaliyetleri yer alıyordu. Rapor, 10 Ekim Ankara Gar katliamı davasında müdafi avukatların, katliama karışan IŞİD’lilerle ilgili olarak talep ettikleri bilgiler çerçevesinde, mahkemenin isteği üzerine gönderilmişti. Rapor aynen mahkeme dosyasında yer alıyordu.</p>
<h3>Özgür: Gizlilik kararı yoktu</h3>
<p>Bahadır Özgür, 9 Nisan Perşembe günü İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu’nda giderek ifade verdi.</p>
<p>Özgür, söz konusu bilgilerin kamuya açık bir mahkemeye sunulduğunu, dosyada gizlilik kararı bulunmadığını söyledi.</p>
<p>Haberinde “devlet sırrı” kapsamında değerlendirilebilecek herhangi bir bilgiye yer vermediğini belirten Özgür, habere konu olan IŞİD bağlantılı isimler hakkında devlet kurumlarının da yaptırım uyguladığının raporda yer aldığını ifade etti.</p>
<a href='/haber/gazeteci-susturmak-isteyenler-artik-daha-futursuz-315763' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/01/19/gazeteci-susturmak-isteyenler-artik-daha-futursuz.jpg' alt='Gazeteci susturmak isteyenler artık daha fütursuz!' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>BİA MEDYA GÖZLEM RAPORU 2025</h6>
<h5 class='headline'>Gazeteci susturmak isteyenler artık daha fütursuz!</h5>
<div class='date'>20 Ocak 2026</div>
</div>
</a>

<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 13:27:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Onur Yaser Can davasında 4 polise 6’şar yıl hapis]]></title><link>https://bianet.org/haber/onur-yaser-can-davasinda-4-polise-6sar-yil-hapis-318579</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/02/27/onur-yaser-can-davasinda-karar-yine-cikmadi.jpeg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/onur-yaser-can-davasinda-4-polise-6sar-yil-hapis-318579</guid><description><![CDATA[İstinaf'ın 'iyi hal indirimi uygulanmadığı' gerekçesiyle bozma kararı verdiği davada yeniden yargılanan dört polis memuru Hakan Aydın, Muhammet Olgun, Onur Ülker ve Yunus Başar ‘resmi belgeyi tahribattan (TCK 205)’ suçlu bulundu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Esrar satın aldığı gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra Emniyet’te çıplak aramaya maruz bırakılan, işkence gören, ifadesini değiştirmesi için farklı tarihlerde karakola çağrılan ve muhbirlik yapması istenen Onur Yaser Can’ın davasında yargılanan dört polis hakkında karar çıktı.</p>
<p>İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi, İstinaf’ın bozma kararı sonrası yeniden yargıladığı biri meslekten atılan başkomiser olmak üzere dört polis memuru Hakan Aydın, Muhammet Olgun, Onur Ülker ve Yunus Başar’ı ‘resmi belgede tahribat (TCK 205)’ suçundan 6'şar yıl hapis cezasına çarptırdı.</p>
<p>Sanıklar 2023’te aynı suçtan 6 yıl 5 ay 15’er gün hapis cezası almıştı. Ancak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi (İstinaf), polislere iyi hal indirimi uygulanmadığını belirterek mahkumiyetleri bozmuştu.</p>
<a href='/haber/onur-yaser-can-davasinda-karar-4-polise-6-sar-yil-hapis-279844' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/279/844/original/onuryasercan.jpg' alt='Onur Yaser Can davasında karar: 4 polise 6&#39;şar yıl hapis' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Onur Yaser Can davasında karar: 4 polise 6'şar yıl hapis</h5>
<div class='date'>5 Haziran 2023</div>
</div>
</a>
<a href='/haber/istinaf-iskenceci-polislere-iyi-hal-indirimi-istedi-308556' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/06/18/onur-yaser-can-istinaf-iskenceci-polislere-iyi-hal-indirimi-istedi.jpg' alt='İstinaf işkenceci polislere ‘iyi hal indirimi’ istedi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>ONUR YASER CAN DAVASI</h6>
<h5 class='headline'>İstinaf işkenceci polislere ‘iyi hal indirimi’ istedi</h5>
<div class='date'>18 Haziran 2025</div>
</div>
</a>

<div class="box-13">
<h3>Ne olmuştu?</h3>
<p>Onur Yaser Can 28 yaşında mimardı. 2 Haziran 2010'da İstanbul Harbiye'de esrar satın aldığı iddiasıyla narkotik polisi tarafından gözaltına alındı.</p>
<p>Götürüldüğü Narkotik Şube Müdürlüğü'nde polisin işkence, cinsel taciz ve aşağılamalarına maruz kaldı. ‘Çıkış Doktor Raporu’ işkence şüphelisi polislerin yanında hukuk dışı olarak düzenlendi.</p>
<p>Salıverilmesinin ertesi günü gözaltına alan polisler telefonla arayarak, tutanaklardaki ‘tarih hatasının düzeltilmesini’ bahane etti ve yeniden emniyete çağırdı. Başkaları aleyhinde ifade vermeye zorlandı. Bir avukata başvurdu. </p>
<p>İfadesi iki kez alınmış olmasına rağmen polisler gözaltına alınışından üç hafta sonra bir kez daha ifadeye çağırdı. Can, 23 Haziran 2010'da oturduğu evin balkonundan atlayarak intihar etti.</p>
<p>Can, arkadaşlarının ısrarıyla gözaltında neler yaşadığını intiharının öncesinde kaleme almıştı. <em>“Gözaltında çırılçıplak soyuldum. Duvara yaslanmamı söylediler… Bir süre çömeltilerek bekletildim. Bu süreçte ağlayan, polislere yalvaran bir kişinin sesi dinletildi, tokatlandım, sözlü olarak aşağılandım. Polislerden biri beni telefonla emniyete çağırdı ve önceki ifademden farklı bir ifade imzalattılar. Muhbirlik yapmam söylendi”</em> diyordu.</p>
<p>Oğullarının yaşamını yitirmesinin ardından adalet mücadelesi başlatan ailesi, bir sonuç alamadı. Savcılık, işkence iddialarına takipsizlik verdi.</p>
<p>Can’ı gözaltına alan iki polis hakkında, gözaltı evrakında sahtecilik yaptıkları gerekçesiyle 8 yıla kadar hapis istemiyle dava açtı. İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan ilk yargılama sonunda 2 polis memuru 2 yıl 6’şar ay hapis cezasına çarptırıldı.</p>
<p>Annesi Hatice Can, oğlunun acısına daha fazla dayanamayarak 2 Mart 2014’de oğlunun intihar etmek için seçtiği yolu seçti ve evinin penceresinden atlayarak yaşamına son verdi.</p>
<p>Baba Mevlüt Can da 8 Ekim 2019’da ana atar damarın yırtılmasına bağlı iç kanama sonucu 62 yaşında hayatını kaybetti. Aileden geriye küçük kardeş Ezgi Sevgi Can kaldı.</p>
<p>Yargıtay, yerel mahkeme tarafından verilen kararı usul yönünden bozunca dava yeniden görülmeye başladı.</p>
<p>İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden yapılan yargılamada, Can'ın emniyetteki ifade işlemlerine ilişkin imajın (birebir kopya) yer aldığı CD'lerin emniyetten istendiği; ailenin ve avukatlarının ısrarlı talebi sonrası yıllar sonra mahkemeye verilen imaj kaydı kopyalarında daha önce bilirkişi raporunda var olan belgelere artık ulaşılamadığı ortaya çıkmıştı. İncelenmek üzere görüntülerin ve bilgilerin yer aldığı imajın alınan ilk kopyasının ise da güvenlik gerekçesi ile bilirkişi Zafer Kökdemir tarafından kırıldığı ortaya çıktı. Bu yargılamanın sonucunda iki polis memuru resmi evrakta sahtecilik ve resmi belgeyi bozma ve yok etme suçlarından toplam 6 yıl 5 ay ceza aldılar.</p>
<p>Mahkeme ayrıca dört polis memuru Hakan Aydın, Muhammet Olgun, Onur Ülker ve Yunus Başar hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. İstanbul Valiliği, soruşturma izni vermedi. İtirazlar sonucu karar kaldırıldı ve polisler ile bilirkişi hakkında İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldı.</p>
<p>Zanlılar, ‘kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme’, bir bilirkişi ise ‘gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme’ suçlarından yargılandı.</p>
<p>Mahkeme dört polisi ‘resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme’ suçundan 6’şar yıl hapse mahkum etti. Ancak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi (İstinaf), polislere iyi hal indirimi uygulanmadığını belirterek mahkumiyetleri bozdu. Polisler yeniden yargılanmaya başladı.</p>
<a href='/haber/onur-yaser-can-davasi-299218' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2024/09/02/onur-yaser-can-davasi.jpg' alt='Onur Yaser Can davası' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Onur Yaser Can davası</h5>
<div class='date'>2 Eylül 2024</div>
</div>
</a>
</div>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 12:36:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı]]></title><link>https://bianet.org/haber/ankara-gar-katliaminda-yasamini-yitirenler-anildi-318577</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/10/gar-katliaminda-yasamini-yitirenler-anildi.png"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/ankara-gar-katliaminda-yasamini-yitirenler-anildi-318577</guid><description><![CDATA[Gar Katliamı’nın 126'ncı ayında düzenlenen anmada adaletin tesis edilmesi için mücadele edecekleri mesajı verildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Ankara'da 10 Ekim 2015'te Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi'ne yönelik IŞİD saldırısında yaşamını yitirenler katliamın 126'ncı ayında anıldı.</p>
<p>Katliamın yaşandığı alanda gerçekleştirilen anmaya, katliamda yaşamını yitirenlerin ailelerinin yanı sıra sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı. Saygı duruşuyla başlayan anmada "10 Ekim’i unutma unutturma" sloganları atıldı.</p>
<p>10 Ekim Barış Derneği Eşbaşkanı İshak Kocabıyık, katledilen arkadaşlarına verdikleri sözü unutmayacaklarını belirterek, <em>"Katledilen 104 kişi için adalet tesis edilsin diye çaba gösteriyoruz. Bundan bir adım geri adım atmayacağız"</em> ifadelerini kullandı.</p>
<p>Anma, katledilenlerin resimlerinin bulunduğu anıtın ziyaret edilmesi ile son buldu.</p>
<p>(AB)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 12:27:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Lübnanlı şair Khatun Salma, İsrail saldırısında hayatını kaybetti]]></title><link>https://bianet.org/haber/lubnanli-sair-khatun-salma-israil-saldirisinda-hayatini-kaybetti-318576</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/10/lubnanli-sair-khatun-salma-israil-saldirilarinda-hayatini-kaybetti.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/lubnanli-sair-khatun-salma-israil-saldirisinda-hayatini-kaybetti-318576</guid><description><![CDATA[Tiyatro yönetmeni Yahya Cabir, arkadaşının ardından “Dün, gökten inen İbrani saldırısı, keskin makasıyla zarif Arapçanın bir şairine kıydı,” diyerek yasını dile getirdi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Bir şair, bir radyo programcısı, yerinden edilenlere yardım eden bir gönüllü, Beyrut Limanı patlamasında eşini kaybetmiş bir kadın.</p>
<p>İsrail’in Lübnan’a düzenlediği hava saldırılarında çarşamba günü (8 Nisan) 200’den fazla kişi hayatını kaybetti.</p>
<p>İsrail ordusu, çarşamba günü, 2 Mart’ta Hizbullah’a karşı başlattığı savaşın en kapsamlı hava operasyonunu gerçekleştirdiğini ve “yaklaşık 100 komuta merkezi ile askerî noktayı” hedef aldığını açıkladı. Ancak <em>Agence France-Presse</em>’e (AFP) konuşan Lübnanlı askerî bir kaynağa göre, ölenlerin büyük çoğunluğu sivillerdi.</p>
<a href='/haber/israil-ordusunun-lubnana-saldirilari-suruyor-bir-gunde-en-az-254-can-kaybi-318516' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/09/israil-ordusunun-lubnana-saldirilari-suruyor-bir-gunde-en-az-254-can-kaybi.png' alt='İsrail ordusunun Lübnan’a saldırıları sürüyor: Bir günde en az 254 can kaybı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İsrail ordusunun Lübnan’a saldırıları sürüyor: Bir günde en az 254 can kaybı</h5>
<div class='date'>9 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>8 Nisan’daki kapsamlı saldırılarda hayatını kaybeden sivillerden biri Beyrut’un Tallet el-Hayyat mahallesinde yaşayan Lübnanlı şair Khatun Salma’ydı.</p>
<p>Şairin kitaplarını yayımlayan El-Jedid Yayınevi’nin genel yayın yönetmeni Rasha el-Emir, şairin ve eşi Muhammed Krisht’in cesetlerinin enkaz altında bulunduğunu açıkladı.</p>
<p>Salma, Amerikan Üniversitesi’nde Arap Dili ve Edebiyatı eğitimi aldı. 1970’lerde, henüz bir lise öğrencisi iken “Studio Al-Fann” adlı televizyon programında Arapça şiir ödülünü kazandı. </p>
<p>2009 yılında “<em>Bekleyen Bir Kadına Sarıldım</em>”, 2012’de ise “<em>Ayın Son Sakinleri</em>” adlı şiir kitaplarını yayımladı.</p>
<p>Akademik çalışmalarıyla da tanınan Salma, şiirlerinde tasavvuf ve sufizm üzerine yoğunlaşan çalışmalara imza attı.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/whatsapp-image-2026-04-10-at-14-04-16.jpeg" alt="">
<figcaption><em>Khatun Salma ve Muhammed Krisht’in yaşadığı evin saldırılardan sonraki görüntüsü, (Kaynak: Anadolu Ajansı).</em></figcaption>
</figure>
<h3>“O, Beyrut’un onun şiirinin tavanı olduğuna inanıyordu”</h3>
<p>Tiyatro yönetmeni Yahya Cabir, arkadaşının ardından “<em>Dün, gökten inen İbrani saldırısı, keskin makasıyla zarif Arapçanın bir şairine kıydı</em>,” diyerek yasını dile getirdi.</p>
<p>Salma’nın ölümünü, Lübnanlı televizyon sunucusu Meha Salma da Instagram hesabından duyurdu ve “<em>Sevgili kardeşim, Allah rahmet eylesin. Allah, bana, yüreğimdeki bu büyük acı için sabır versin</em>,” diye yazdı.</p>
<p>Lübnanlı şair Majda Daghir de, Facebook üzerinden Salma’yı anarken şu satırları yazdı:</p>
<blockquote>
<p>“Tallet el-Hayyat’taki evinin enkazının altında, şiirlerinin kırılmış kafiyeleri arasında yatan bir şairi buldular. Beyrut’a yapılan hava saldırısında hayatını kaybeden şair, bize savaşın ne kadar yaklaştığını bir kez daha gösterdi. Kemiklerin kırılma sesi daha gür, kanın kokusu daha derin hissediliyor.</p>
<p>“O, Beyrut’un onun şiirinin tavanı olduğuna inanıyordu. ‘Bekleyen Bir Kadına Sarıldım’ adlı şiirinde, toprakla sarhoş olmuş bir dünyayı anlatıyordu. Fakat şimdi Beyrut, kendini yeniden acı içinde ve yıkılmış bir şehir olarak buldu.”<strong><br></strong></p>
</blockquote>
<p>2012 yılında Reuters’da Salma hakkında yayımlanan bir makalede “<em>Khatun Salma’nın ‘Ayın Son Sakinleri’ adlı şiir kitabında her bir şiir parçası, okura sanki birer güzel vagon gibi mecazlar ve sembollerle dolu bir yük taşır</em>,” diye yazıyor.</p>
<div class="box-1">
<h3>Gazeteci, doktor, radyocu, gönüllü</h3>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/alia-badreddine.jpg" alt="">
<figcaption><em>Alia Badreddine ve ailesi.</em></figcaption>
</figure>
<p>Salma, o günkü saldırılarda hayatını kaybeden ve hikâyesi bilinmesi gereken yüzlerce sivilden yalnızca biri.</p>
<p><em>Lübnan merkezli medya kuruluşu L’Orient Today</em>, saldırılarda hayatını kaybedenlerin isimlerini ve hikâyelerini derlemeye çalışıyor. Bu çalışma kapsamında yer verdikleri isim ve hikâyelerden bazıları şöyle:</p>
<p><strong>Ola Al-Attar</strong>: Eşi Hamad Al-Attar, 4 Ağustos 2020’deki Beyrut Limanı patlamasında hayatını kaybetmişti. O sırada 28 yaşındaydı. Ola, o tarihten bu yana “4 Ağustos Mağdurları Derneği”nde aktif olarak çalışıyor, adalet mücadelesine katkı sunuyordu. 12 ve 17 yaşlarında iki çocuk annesiydi.</p>
<p><strong>Nader Khalil</strong>: 35 yıldır Rifai Roasteries’te çalışıyordu. Corniche el-Mazraa’daki Rifai şubesinin bulunduğu binaya isabet eden saldırıda hayatını kaybetti. Şirket, onu “işine bağlılığı, üstün hizmet anlayışı ve mesleğine tutkusu” ile andı.</p>
<p><strong>Jamil Jrab</strong>: Hamra’daki Jai restoranında çalışıyordu. Evine yakın bir binada öğle yemeği sırasında gerçekleşen saldırıda yaşamını yitirdi. Restoran yönetimi, onu “nazik, iyi kalpli, son derece çalışkan ve esprili biri” biri olarak andı.</p>
<p><strong>Ghada Dayekh</strong>: Sur’daki Radio Sawt al-Farah’ta gazeteciydi. Çalıştığı binaya isabet eden saldırıda hayatını kaybetti. Radyo yöneticisi Alwan Charafeddine, binanın tamamen yıkıldığını ve Dayekh’in 1980’lerden beri radyoda çalıştığını, son 37 yıldır kesintisiz yayın yaptığını söyledi.</p>
<p><strong>Alia Badreddine</strong>: Annesi ve üç çocuğuyla birlikte Beyrut’un güneyindeki Hay el-Sellom’da hayatını kaybetti. Çocukları Mohammad al-Atrash, Ali al-Atrash ve Fatima al-Atrash idi. Aile, saldırı sırasında evlerinde bulunuyordu.</p>
<p><strong>Suzanne Khalil</strong>: Al-Manar kanalında gazetecilik yapıyordu.</p>
<p><strong>Dr. Nadim Shamseddine</strong>: Eşi Asrar Shamseddine ve üç çocukları da hayatını kaybetti. Saldırı, bir ailenin tamamını yok etti, doktor aynı zamanda evden çalışmalarını da yürütüyordu.</p>
<p><strong>Rana Hessaiki Mlaheb</strong>: Aley’ye bağlı Baysour’dan bir gönüllüydü. Yerinden edilenlere ilaç ulaştırmak için bulunduğu sırada saldırıda öldü.</p>
<p><strong>Fatima Amhaz</strong>: Keyfoun’daki bir eczanede çalışıyordu. Kardeşi Imad Amhaz, 2024 savaşında Batroun’da İsrail güçleri tarafından alıkonulmuştu.</p>
<p><em>Dosyanın tamamını okumak için <a href="https://today.lorientlejour.com/article/1502922/names-and-faces-of-those-killed-by-israel-in-its-april-8-massacre.html" target="_blank" rel="nofollow noopener">buraya</a> tıklayabilirsiniz.</em></p>
</div>
<p><strong>Kaynaklar</strong>: <a href="https://www.arabnews.com/node/2639366/middle-east" target="_blank" rel="nofollow noopener">Arab News</a>, L’Orient Today, <a href="https://www.reuters.com/article/lifestyle/--idUSCAE80I076/" target="_blank" rel="nofollow noopener">Reuters</a>, Agence France-Presse. (TY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 12:20:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[BM Lübnan Barış Gücü: Mevzilerimize yönelik saldırılar savaş suçu sayılabilir]]></title><link>https://bianet.org/haber/bm-lubnan-baris-gucu-mevzilerimize-yonelik-saldirilar-savas-sucu-sayilabilir-318575</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/10/bm-lubnan-baris-gucu-mevzilerimize-yonelik-saldirilar-savas-sucu-sayilabilir.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/bm-lubnan-baris-gucu-mevzilerimize-yonelik-saldirilar-savas-sucu-sayilabilir-318575</guid><description><![CDATA[UNIFIL Sözcüsü Danny Al-Ghafri, “İsrail’in kara ihlalleri egemenlik ihlalidir. İsrail ordusu bu ihlallere son vermelidir” dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL), Lübnan’ın güneyindeki mevzilerine yönelik saldırıların arttığı ve bu eylemlerin “savaş suçu” sayılabileceği uyarısında bulundu.</p>
<p>UNIFIL Sözcüsü Danny Al-Ghafri, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları, Hizbullah’ın misillemeleri ve Barış Gücü askerlerinin hedef alınmasına ilişkin, <em>Anadolu Ajansı</em> muhabirine değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Ghafri, “Operasyon bölgemiz olan Lübnan’ın güneyinde ciddi ve tehlikeli bir tırmanış görüyoruz. (Sınır hattı) Mavi Hat boyunca ve tüm görev alanımızda, mevzilerimizin yakınında yoğun çatışmalar yaşanıyor” dedi.</p>
<p>Bazı UNIFIL mevzilerinin yakınlarında zaman zaman yoğun bombardıman, hava saldırıları ve karşılıklı ateş açma olaylarının arttığını belirten Ghafri, UNIFIL unsurlarının da doğrudan hedef alındığını, saldırıların hangi taraftan geldiğinin ise araştırıldığını ifade etti.</p>
<p>Barış Gücü askerlerinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararıyla görev yaptığını vurgulayan Ghafri, “Hiçbir şekilde Barış Gücü askerlerine ya da tesislerine saldırılmaması gerekir” diye konuştu.</p>
<p>Lübnan’ın güneyinde 29 ve 30 Mart’ta yapılan iki ayrı saldırıda UNIFIL mensubu Endonezyalı 3 barış gücü askeri hayatını kaybetmişti.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/unifil-sozcusu-danny-al-ghafri.jpg" alt="">
<figcaption><em>*UNIFIL Sözcüsü Danny Al-Ghafri. (Fotoğraf: QNA)</em></figcaption>
</figure>
<h3>“Saldırılar savaş suçu sayılabilir”</h3>
<p>UNIFIL’in hem Lübnan hem de İsrail tarafıyla temas halinde olduğunu aktaran Ghafri, taraflardan saldırılara ilişkin açıklama talep ettiklerini kaydetti.</p>
<p>Ghafri, “(Saldırılara ilişkin) Elimizde kesin cevaplar yok ancak bazı olaylara ilişkin soruşturmalar yürütülüyor. Her iki taraftan da ellerindeki bilgileri paylaşmalarını talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Barış Gücü askerlerine yönelik saldırıların uluslararası hukukun ihlali olduğunu vurgulayan Ghafri, “Birleşmiş Milletleri (BM) bayrağı altında görev yapan Barış Gücü askerlerine yönelik her saldırı, öncelikle 1701 sayılı kararın ihlalidir. Aynı zamanda uluslararası hukukun ihlalidir” dedi.</p>
<p>Ghafri, tüm tarafların barış gücü askerlerinin güvenliğini sağlama yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini vurgulayarak, “Lübnan’ın güneyindeki mevzilerimize yönelik saldırılar savaş suçu sayılabilir” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>2006’da kabul edilen 1701 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararı, İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmaları sona erdirmeyi ve kalıcı ateşkesi hedefliyor.</p>
<a href='/haber/israil-lubnanda-bm-baris-gucu-askerini-gozaltina-aldi-318477' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/08/israil-lubnanda-baris-gucu-askerini-gozaltina-aldi.jpg' alt='İsrail, Lübnan’da BM Barış Gücü askerini gözaltına aldı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İsrail, Lübnan’da BM Barış Gücü askerini gözaltına aldı</h5>
<div class='date'>8 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Devriyeler azaltıldı</h3>
<p>UNIFIL’in sahada “çok zor koşullar” altında çalıştığını belirten Ghafri, bölgede yoğun bombardıman, hava saldırıları ve sınır hattında çatışmaların sürdüğünü söyledi.</p>
<p>İsrail ordusunun zaman zaman UNIFIL görev bölgesinde kara saldırıları düzenlediğine dikkati çeken Ghafri, bu şartlar altında personelin güvenliğinin öncelik olduğunu dile getirdi.</p>
<p>“Operasyonlarımızı yeni duruma göre uyarladık. Artık eskisi kadar devriye gerçekleştirmiyoruz, devriyelerimizi mevzilerimize yakın alanlarla sınırladık,” diyen Ghafri, insani yardım faaliyetlerinin kolaylaştırılmasına da öncelik verdiklerini kaydetti.</p>
<a href='/haber/dso-israil-lubnandaki-saglik-hizmetlerini-hedef-alan-92-saldiri-duzenledi-318398' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/06/dso-israil-lubnandaki-saglik-hizmetlerin-hedef-alan-92-saldiri-duzenledi.jpg' alt='DSÖ: İsrail, Lübnan’daki sağlık hizmetlerini hedef alan 92 saldırı düzenledi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>DSÖ: İsrail, Lübnan’daki sağlık hizmetlerini hedef alan 92 saldırı düzenledi</h5>
<div class='date'>6 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“Görevimiz sürecek”</h3>
<p>UNIFIL’in görevine ilişkin herhangi bir değişiklik olmadığını belirten Ghafri, gücün BM Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararı kapsamında Lübnan’da bulunduğunu hatırlattı.</p>
<p>BM Güvenlik Konseyi’nin 2790 sayılı kararıyla UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’ya kadar uzatıldığını ifade eden Ghafri, “Biz görevimizi sürdürmeye devam ediyoruz ancak güvenlik zorlukları çok daha ağır hale geldi” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<a href='/haber/israil-guney-lubnanda-600-bin-kisinin-yasam-alanlarini-kalici-olarak-isgale-girisiyor-318215' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/03/31/israil-guney-lubnanda-600-bin-kisinin-yasam-alanlarini-kalici-olarak-isgale-girisiyor.jpg' alt='İsrail, Güney Lübnan’da 600 bin kişinin yaşam alanlarını kalıcı olarak işgale girişiyor' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İsrail, Güney Lübnan’da 600 bin kişinin yaşam alanlarını kalıcı olarak işgale girişiyor</h5>
<div class='date'>31 Mart 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“İsrail’in kara ihlalleri egemenlik ihlalidir”</h3>
<p>Ghafri, bunun hem 1701 sayılı kararın hem de Lübnan’ın egemenliğinin ihlali olduğunu söyledi.</p>
<p>UNIFIL Sözcüsü, “İsrail’in kara ihlalleri egemenlik ihlalidir. İsrail ordusu bu ihlallere son vermelidir. Kendileriyle sürekli temas halindeyiz ve 1701 sayılı karar kapsamındaki yükümlülüklerine uymaları gerektiğini iletiyoruz” diye konuştu.</p>
<p>UNIFIL’in, İsrail ordusunun güneyde birçok noktaya girdiğini aktaran Ghafri, bu bölgeler arasında Nakura, Alma eş-Şaab, Bint Cubeyl, Adise, Kantara, Mays ec-Cebel ve Hiyam gibi yerleşimlerin bulunduğunu kaydetti.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/04/israil-ordusu-guney-lubnan-isgali-nisan2026-aa.jpg" alt=""></p>
<h3>“Askeri çözüm yok”</h3>
<p>Ghafri, bölgede devam eden şiddet sarmalının sona ermesi gerektiğini vurgulayarak, roket atışları, hava saldırıları, yoğun bombardıman ve kara ihlallerinin derhal durdurulması çağrısında bulundu.</p>
<p>“Bu çatışmanın askeri bir çözümü yoktur, çözüm her zaman diplomasidir,” diyen Ghafri, UNIFIL’in Lübnan ordusuyla günlük koordinasyon içinde çalışmayı sürdürdüğünü sözlerine ekledi.</p>
<a href='/haber/israil-ordusunun-lubnana-saldirilari-suruyor-bir-gunde-en-az-254-can-kaybi-318516' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/09/israil-ordusunun-lubnana-saldirilari-suruyor-bir-gunde-en-az-254-can-kaybi.png' alt='İsrail ordusunun Lübnan’a saldırıları sürüyor: Bir günde en az 254 can kaybı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İsrail ordusunun Lübnan’a saldırıları sürüyor: Bir günde en az 254 can kaybı</h5>
<div class='date'>9 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<div class="box-1">
<h3>UNIFIL’in kuruluşu ve 1701 sayılı karar</h3>
<p>Lübnan’da iç savaşın başlamasının ardından İsrail, 1978’de Lübnan topraklarına girdi ve Güney Lübnan’ı işgal etti. Aynı yıl BMGK, İsrail’e kuvvetlerini Lübnan’dan çekmesi için çağrı yaptı.</p>
<p>BMGK, Lübnan’ın isteği üzerine İsrail kuvvetlerinin çekilmesini doğrulamak, barışı ve güvenliği yeniden sağlamak ve Lübnan hükümetinin ülkenin güneyi üzerindeki otoritesini yeniden tesis etmesine destek amacıyla 19 Mart 1978’de UNIFIL’i kurdu.</p>
<p>BMGK, Lübnan ile İsrail arasında 12 Temmuz 2006’da başlayan şiddetli savaşa son verilmesi çağrısında bulunan 1701 sayılı kararı 11 Ağustos 2006’da oy birliğiyle kabul etmişti.</p>
<p>1701 sayılı karar, İsrail’in Mavi Hat’tın gerisine çekilmesini ve bu hat ile Lübnan’daki Litani Nehri arasındaki bölgenin silahsızlandırılmasını, burada sadece Lübnan ordusu ve UNIFIL’e ait silah ve askeri araç gerecin bulundurulmasını öngörüyor.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/04/lubnan-mavi-hat-unifil-aa.jpg" alt=""></p>
</div>
<p>(VC)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 12:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Saliha Aydeniz’in istifasıyla boşalan Meclis İdare Amirliği koltuğuna yeni isim seçildi]]></title><link>https://bianet.org/haber/saliha-aydenizin-istifasiyla-bosalan-meclis-idare-amirligi-koltuguna-yeni-isim-secildi-318572</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/10/saliha-aydenizin-istifasiyla-bosalan-meclis-idare-amirligi-koltuguna-yeni-isim-secildi.png"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/saliha-aydenizin-istifasiyla-bosalan-meclis-idare-amirligi-koltuguna-yeni-isim-secildi-318572</guid><description><![CDATA[Danışmanı Dilan Karaman’ın ölümü sonrası gelen tepkiler üzerine Saliha Aydeniz’in görevden çekilmesiyle boşalan Meclis İdare Amirliği koltuğu için yapılan seçimde, Bingöl Milletvekili Ömer Faruk Hülakü seçildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Meclis İdare Amirliği için yeni ismini belirledi. Parti milletvekillerinin oylarıyla yapılan seçimde Ömer Faruk Hülakü Meclis İdare Amiri seçildi.</p>
<a href='/haber/saliha-aydeniz-tbmm-idare-amirligi-gorevinden-ayrildi-318004' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/03/25/saliha-aydeniz-tbmm-idare-amirligi-gorevinden-ayrildi.jpg' alt='Saliha Aydeniz, TBMM İdare Amirliği görevinden ayrıldı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Saliha Aydeniz, TBMM İdare Amirliği görevinden ayrıldı</h5>
<div class='date'>25 Mart 2026</div>
</div>
</a>

<p>Parti milletvekilleri, Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan başkanlığında genel merkezde toplandı. Toplantıda hem siyasi gündem hem de Meclis İdare Amirliği seçimi ele alındı.</p>
<p>Görüşmelerde Barış ve Demokratik Toplum Süreci, Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü ve Meclis’te gündeme gelmesi beklenen yasal düzenlemeler değerlendirildi. Ayrıca Ortadoğu’daki gelişmeler, ABD-İsrail ve İran arasındaki gerilim ile Türkiye’deki ekonomik kriz ve yoksulluk da gündeme geldi.</p>
<p>Toplantının ardından yapılan oylamada, adaylık başvurusu yapan Mardin Milletvekilli George Aslan, Hakkari Milletvekili Öznur Bartın, Van Milletvekili Gülderen Varlı, Bitlis Milletvekili Hüseyin Olan ve Bingöl Milletvekili Ömer Faruk Hülakü arasında seçim yapıldı. Oylama sonucunda Hülakü yeni Meclis İdare Amiri oldu.</p>
<div class="box-1">
<h3>Ne olmuştu?</h3>
<p>DEM Parti, Meclis İdare Amiri’ni milletvekillerinin oylarıyla belirleme kararı, İdare Amiri Saliha Aydeniz’in danışmanı ve gazeteci Dilan Karaman’ın 27 Kasım 2025’te yaşamına son vermesinin ardından görevinden istifa etmesi üzerine aldı.</p>
<p>DEM Parti Kadın Meclisi, Karaman’ın ölümünü “şüpheli” olarak nitelendirerek olayla ilgili Saliha Aydeniz hakkında disiplin soruşturması başlatıldığını duyurmuştu. Aydeniz’in daha sonra TBMM İdare Amirliği görevinden kendi isteğiyle çekildiği açıklanmıştı.</p>
<p>Aydeniz’in çekilmesinin ardından parti, Meclis İdare Amirliği pozisyonunun yeniden seçimle belirlenmesine karar vermişti.</p>
<p>Dilan Karaman’ın ölümüne giden süreçte erkek şiddetinin yanı sıra, kurumsal baskı, ağır iş yükü (mobbing) ve kamu kurumlarının müdahale etmemesi gibi çok sayıda etkenin iç içe geçtiği ortaya çıkmıştı. Olayın ardından birçok kesimden Saliha Aydeniz’in görevden istifa etmesi yönünde çağrılar gelmesine rağmen, Aydeniz uzun süre sessiz kalmış, ardından istifası kamuoyuna duyurulmuştu. </p>
</div>
<p>(AB)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 11:31:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Mücahit Birinci'ye 'Murat Kapki' davası: 2 yıla kadar hapis ve avukatlık ruhsatının iptali isteniyor]]></title><link>https://bianet.org/haber/mucahit-birinci-ye-murat-kapki-davasi-2-yila-kadar-hapis-ve-avukatlik-ruhsatinin-iptali-isteniyor-318571</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2025/08/17/disipline-sevk-edilen-mucahit-birinci-akp-den-istifa-etti.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/mucahit-birinci-ye-murat-kapki-davasi-2-yila-kadar-hapis-ve-avukatlik-ruhsatinin-iptali-isteniyor-318571</guid><description><![CDATA[İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, AKP'li avukat Mücahit Birinci’ye İBB soruşturmasında tutuklanan Murat Kapki'yi yalan ifade vermeye zorlamak ve 2 milyon dolar karşılığında serbest bırakma vaadinde bulunmakla suçlayarak dava açtı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturmasında tutuklanan iş insanı Murat Kapki'yi yalan ifade vermeye zorlayıp 2 milyon dolar karşılığında serbest bırakılma vaadinde bulunduğu iddia edilen AKP'li avukat Mücahit Birinci’ye dava açıldı.</p>
<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, ilk olarak CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in siyasi nüfuzunu kullanarak menfaat temin etmekle suçladığı Birinci hakkında iddianame hazırladı.</p>
<p>Birinci’yi “görevini kötüye kullanmakla” suçlayan savcılık 6 aydan 2 yıla kadar hapsini istedi. Ayrıca avukatlık ruhsatının iptalini talep etti. Savcılık iddianamede şöyle dedi:</p>
<p><em>“Avukat Mücahit Birinci’nin; bu soruşturma kapsamında tutuklu bulunan müştekinin (Murat Kapki) vekilliğini üstlenmesi akabinde 31 Temmuz 2025 tarihinde ceza infaz kurumunda görüştüğü müştekiye, gerçeğe aykırı ifade vermesini ve yanında getirdiği ifadeyi imzalamasını isteyip, ifadeyi imzalaması halinde 2 milyon dolar ücret karşılığında serbest bırakılacağına dair sözler söyleyip, garanti vermek suretiyle görevinin gereklerine aykırı hareket ettiği anlaşıldı.”</em></p>
<p>İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi kabul etti.</p>
<div class="box-13">
<h3>Ne olmuştu?</h3>
<p>Mücahit Birinci’ye dava açılmasına neden olan süreç Ağustos 2025’te başladı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Mücahit Birinci’nin 31 Temmuz 2025 günü Murat Kapki’yi cezaevinde ziyaret ettiğini açıkladı. AKP’de Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) üyesi olan bir avukattı.</p>
<p>Ziyarette Birinci’nin Kapki’ye 1,5 sayfalık ifade götürüp “Bunu imzalayacaksın, üstüne 2 milyon dolar vereceksin, buradan tıpış tıpış gideceksin” dediğini söyledi. Hakkında Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunuldu.</p>
<p>Özgür Özel’in açıklamaları sonrası AKP İstanbul İl Başkanlığı Birinci’yi ihraç talebiyle disipline sevk etti. Haberin duyulmasıyla Birinci AKP'den istifa ettiğini duyurdu.</p>
<p>İlerleyen günlerde Adalet Bakanlığı Birinci hakkında soruşturma izni verdi. Şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrıldı. Birinci, adliyedeki basın mensuplarının soruları üzerine "Avukatlık mesleğini ifa etmekten başka hiçbir şey yapmadığını" iddia etti. Yaşananların siyasi bir komplo olduğunu savundu.</p>
<p>Mahkemeye sevk edilen Birinci yurt dışına çıkış yasağı ve imza atma yönünde adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.</p>
</div>
<a href='/haber/ozel-belgeleri-acikladi-birinci-iftira-at-tahliye-ol-dedi-2-milyon-dolar-istedi-310409' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/08/14/ozel-belgeleri-acikladi-birinci-iftira-at-tahliye-ol-dedi-2-milyon-dolar-istedi.jpg' alt='Özel belgeleri açıkladı: Birinci, "İftira at tahliye ol" dedi, 2 milyon dolar istedi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Özel belgeleri açıkladı: Birinci, "İftira at tahliye ol" dedi, 2 milyon dolar istedi</h5>
<div class='date'>14 Ağustos 2025</div>
</div>
</a>

<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 11:24:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[DEM Parti Sözcüsü Doğan: Gündemimizde şu anda isim değişikliği yok]]></title><link>https://bianet.org/haber/dem-parti-sozcusu-dogan-gundemimizde-su-anda-isim-degisikligi-yok-318568</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/10/dem-parti-sozcusu-dogan-gundemimizde-su-anda-isim-degisikligi-yok.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/dem-parti-sozcusu-dogan-gundemimizde-su-anda-isim-degisikligi-yok-318568</guid><description><![CDATA["Herkesin rolü, görevi, sorumluluğu ve misyonu belli" diyen Doğan, "Siyaset kurumu üzerine düşeni yapsın. Güvenlik bürokrasisi yapması gerekeni yapsın. Meclis başkanı yapması gerekeni yapsın" çağrısında bulundu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, İlke TV’de yayınlanan ve Dilek Odabaş’ın sunduğu 'Konuşma Zamanı' programında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.</p>
<a href='/haber/dem-parti-nin-5-gun-surecek-toplantilari-basladi-318473' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/08/dem-parti-nin-5-gun-surecek-toplantilari-basladi.jpeg' alt='DEM Parti&#39;nin 5 gün sürecek toplantıları başladı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>DEM Parti'nin 5 gün sürecek toplantıları başladı</h5>
<div class='date'>8 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>"Gündem başlıklarımız arasında isim değişikliği yok" diyen Ayşegül Doğan, "Bu doğru olmayan bir haber ne yazık ki. En azından şu anda yaptığımız toplantılar dizisinde böyle bir gündemimiz yok" ifadelerini kullandı.</p>
<p>Doğan partisinin kongre sürecini, şunları söyledi: <em>"Rutin olarak Merkez Yürütme Kurulumuz toplanması gereken zamanda toplandı. Yine akabinde devam edecek olan toplantılarda, başta milletvekili grubumuzla yaptığımız toplantı olmak üzere, yarın kadın meclisimiz toplanıyor, sonra iki günlük parti meclisi toplantımız var. Bütün bunlar elbette rutin toplantılarımız. Her siyasi partide olduğu gibi bunlar periyodik bir şekilde yapılıyor."</em></p>
<h3>"Yasa için takvim oluşturulmalı"</h3>
<p>Doğan, Kürt meselesinin çözümüne ilişkin sürece dair devamla şunları söyledi:</p>
<blockquote>
<p>"Biz kürsü dokunulmazlığına rağmen ne kadar özgür konuşup siyaset üretebiliyoruz? İçeride, sürgünde siyasetçiler, dağda silahlarını yakmalarına rağmen dönemeyen insanlar varken nasıl olacak bu? Yalnızca düşünce ve ifade özgürlüğünü kullandığı için insanlar, akademisyenler, yazarlar, gazeteciler, sanatçılar şimdi sürgündeler ve evet dönebilmeleri gerekiyor. Dönebilmeleri için de yasal adımlar dediğimiz sürecin hızla ilerlemesi ve asıl orada da çok ivedi bir şekilde bir takvimin oluşması gerekiyor."</p>
</blockquote>
<h3>Ömer Çelik'e yanıt</h3>
<p>AKP Sözcüsü Ömer Çelik’in "Yüce Meclis raporunda, silah bırakılmasından sonra adımların atılacağı ifade edildi. Silahların bırakılması, terör örgütü yapısının tamamen feshidir. Meclis, yol haritasını netleştirmiştir" sözlerine de yanıt veren Ayşegül Doğan, şu yanıtı verdi:</p>
<p><em>"Örgüt kendini feshetti. Ömer Bey’in haberi yok galiba. Yeni bir döneme girdik, buna rağmen AK Parti Sözcüsü’nde aynı dilde ısrar görüyoruz. Hiçbir şey olmamış gibi konuşuyor. Bunlar güven sarsıyor. Hâlâ yasal çerçeveyle ilgili örgütün feshi bekleniyor dediğine göre, gerçekten ya haberi yok ya da bilerek yapılıyor. Biraz ciddi yaklaşmak lazım bu meseleye."</em></p>
<h3>"Siyaset üzerine düşeni yapsın"</h3>
<p>Doğan, hükümetin sürece yönelik kullandığı dile şu sözlerle eleştirdi: <em>"Bu süreçte en başından beri dilin değişmesi gerektiğini söyledik. Dilin çok önemli olduğunu söyledik. Yapıcı, kucaklayıcı bir dilden bahsettik. 'Önce silah bırakılsın, sonra yasal düzenleme'... Niye buna bir öncelik sonralık koyuyoruz? Eş zamanla niye ilerleyemiyor bu süreç? Niye herkes üzerine düşeni yapmıyor? Siyaset kurumu üzerine düşeni yapsın. Güvenlik bürokrasisi yapması gerekeni yapsın. Örgüt yapması gerekeni yapsın. Meclis başkanı yapması gerekeni yapsın. Komisyon yapması gerekeni yapsın. Herkesin rolü, görevi, sorumluluğu, misyonu belli."</em></p>
<p>(AB)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 10:37:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Ekvador, Kolombiya’ya uyguladığı gümrük vergisini yüzde 100’e çıkarıyor]]></title><link>https://bianet.org/haber/ekvador-kolombiyaya-uyguladigi-gumruk-vergisini-yuzde-100e-cikariyor-318562</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/10/ekvador-kolombiyaya-uyguladigi-gumruk-vergisini-yuzde-100e-cikaracak.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/ekvador-kolombiyaya-uyguladigi-gumruk-vergisini-yuzde-100e-cikariyor-318562</guid><description><![CDATA[“Amacımız, sınırdaki uyuşturucu kaçakçılığı varlığıyla mücadelede, ortaklaşa üstlenilmesi gereken bir görevde ortak sorumluluk ilkesini güçlendirmektir.”]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Ekvador, Kolombiya’ya uyguladığı gümrük vergisini 1 Mayıs’tan itibaren yüzde 50’den yüzde 100’e çıkaracağını açıkladı.</p>
<p>Ekvador Üretim, Dış Ticaret ve Yatırım Bakanlığı, Kolombiya’nın sınır güvenliği (<em>yasa dışı örgütlerle mücadele</em>) konusunda yeterli önlem almaması nedeniyle yeni tedbirlerin uygulanacağını bildirdi.</p>
<p><em>Anadolu Ajansı</em>’nda yer alan habere göre, açıklamada, “<em>Bu önlemin temeli, ulusal güvenlik kriterlerine dayanmaktadır. Amacımız, sınırdaki uyuşturucu kaçakçılığı varlığıyla mücadelede, ortaklaşa üstlenilmesi gereken bir görevde ortak sorumluluk ilkesini güçlendirmektir</em>,” ifadesine yer verildi.</p>
<div class="box-13"><em>Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro ile Ekvador Devlet Başkanı Daniel Noboa arasında sınır bölgelerindeki uyuşturucu örgütleriyle mücadele yöntemleri nedeniyle diplomatik gerilim yaşanıyor. İki lider, karşılıklı sert suçlamalarda bulunuyor.</em></div>
<h3><img src="https://static.bianet.org/2026/04/ekvador.jpg" alt=""></h3>
<div class="box-1">
<h3>Ne olmuştu?</h3>
<p>Köklü ve uzun yıllara dayanan ticari ilişkilere sahip Kolombiya ile Ekvador arasındaki ticaret gerilimi, 1 Şubat’tan itibaren uygulamaya konulan yüzde 30’luk gümrük vergisiyle başlamıştı. Ekvador, söz konusu oranı 1 Mart itibarıyla yüzde 50’ye çıkarmıştı.</p>
<p>Kolombiya hükümeti ise kendisine gümrük vergisi uygulama kararı alan komşu ülke Ekvador’a 1 Şubat itibarıyla elektrik ihracatını durdurduğunu açıklamıştı.</p>
<p>Ekvador, 27 Şubat’ta bu hamleye Kolombiya devlet petrol şirketi Ecopetrol’e ait petrolün Ekvador devlet şirketi Petroecuador boru hatlarından taşınma ücretini varil başına 3 dolardan 30 dolara çıkararak karşılık vermişti.</p>
<p>Son yıllarda iki ülke arasındaki ticaret hacminin yaklaşık 2,8 milyar dolar seviyesinde seyrettiği, Ekvador’un bu ticarette yaklaşık 900 milyon dolarlık dış ticaret açığı verdiği belirtildi. (TY)</p>
</div>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 09:26:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Üsküdar Belediyesi iştiraki Kent A.Ş'ye operasyon: 21 kişi adliyede]]></title><link>https://bianet.org/haber/uskudar-belediyesi-istiraki-kent-a-s-ye-operasyon-21-kisi-adliyede-318561</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/10/uskudar-belediyesi-istiraki-kent-a-s-ye-operasyon-21-kisi-adliyede.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/uskudar-belediyesi-istiraki-kent-a-s-ye-operasyon-21-kisi-adliyede-318561</guid><description><![CDATA[İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu'nun koordinasyonunda gerçekleştirilen operasyonda yakalanan 21 kişinin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Sağlık kontrolünden geçirilen kişiler, İstanbul Anadolu Adliyesi'ne sevk edildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Belediyesi'nin iştiraki olan Kent A.Ş.'ye yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, yapı ruhsatı ve iskân süreçlerinde rüşvet ve usulsüzlük iddiaları üzerine yapılan operasyonda, aralarında Belediye Başkan Yardımcısı Filiz Deveci'nin de bulunduğu 21 kişi gözaltına alındı.</p>
<p>İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu'nun koordinasyonunda gerçekleştirilen operasyonda yakalanan 21 kişinin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Sağlık kontrolünden geçirilen kişiler, İstanbul Anadolu Adliyesi'ne sevk edildi.</p>
<div class="box-11">Soruşturma, İstanbul ve Yalova'da 7 Nisan tarihinde Üsküdar Belediyesi'nde yapı ve iskan ruhsatı verilmesindeki usulsüzlüklere dair rüşvet suçlamaları üzerine başlatılmıştı. Bu çerçevede, 30 adrese eş zamanlı operasyon yapılmış, Kent A.Ş. Genel Müdürü Nazım Akkoyunlu ve Belediye Başkan Yardımcısı Filiz Deveci'nin de aralarında bulunduğu 21 kişi gözaltına alınmıştı.</div>
<p>Operasyon kapsamında gözaltına alınan isimler şöyle:</p>
<p>Filiz Deveci, Nazım Akkoyunlu, Barkın Ege Tekkökoğlu, Özgür Ceylan, Hakan Yavuz, Ahmet İşman, Veysel Köse, Ceyhan Han, Burçin Çevik, Yasin Karabaş, Engin Araz, Sinan Sarıoğlu, Kadir Karadağ, Ufuk Gündüz, Eyüp Meriç, Murat Armağan, Hakan Mansız, Erdem Alkan, Yılmaz Kozan, Mehmet Atilla Güneri</p>
<p>Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş şöyle tepki göstermişti:</p>
<p>"Kent A.Ş.’nin belediye içindeki konumuna ilişkin iddiaları Üsküdar Belediyesi Başkanı Sinem Dedetaş, şöyle demişti: Kent A.Ş., tıpkı İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin KİPTAŞ şirketi gibi, onun Üsküdar'daki bir benzeri. Burada kentsel dönüşüm işleri yapmak üzere bizden önce kurulmuş bir şirket. Bu bizden önce zaten belediyenin içindeydi. Biz bunu belediyenin dışına çıkardık. Yani yeni taşınmışlar. İmar Şube'yle Kent A.Ş. işleri birbirine karışmasın, bundan ötürü herhangi bir itham ya da zan meydana gelmesin diye biz Kent A.Ş.'yi alıp başka bir binaya taşıdık. Taşıdık, şu an taşıdık anlamında ifade etti. Dolayısıyla onlara öyle özel bir, imarın içinde özel bir oda tahsisi söz konusu değil. Kendi odası var zaten. Bu bir şirket, belediyenin şirketi. Dolayısıyla bu bilgiyi de doğrulamıyor."</p>
<a href='/haber/uskudar-belediyesi-ne-operasyon-20-kisi-gozaltina-alindi-318421' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/07/uskudar-belediyesi-ne-operasyon-20-kisi-gozaltina-alindi.jpg' alt='Üsküdar Belediyesi&#39;ne operasyon: 20 kişi gözaltına alındı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Üsküdar Belediyesi'ne operasyon: 20 kişi gözaltına alındı</h5>
<div class='date'>7 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 09:25:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[CHP'li Mersin Yenişehir Belediyesi'ne operasyon: 31 kişi gözaltında]]></title><link>https://bianet.org/haber/chp-li-mersin-yenisehir-belediyesi-ne-operasyon-31-kisi-gozaltinda-318559</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/10/chp-li-mersin-yenisehir-belediyesi-ne-operasyon-31-kisi-gozaltinda.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/chp-li-mersin-yenisehir-belediyesi-ne-operasyon-31-kisi-gozaltinda-318559</guid><description><![CDATA[Gözaltı kararı verilenler arasında belediye başkan yardımcıları, şube müdürleri ve şirket yetkililerinin olduğu öne sürülüyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>CHP'nin son yerel seçimlerde yüzde 62 oyla kazandığı Mersin Yenişehir Belediyesi'nde polis arama gerçekleştirdi. Belediye başkan yardımcılarının da aralarında bulunduğu 31 kişi gözaltına alındı.</p>
<p>Gazeteci Hilal Köylü, Yenişehir Belediyesi'ne yapılan operasyonda toplam 31 kişinin gözaltına alındığını duyurdu. Gözaltı kararı verilenler arasında belediye başkan yardımcıları, şube müdürleri ve şirket yetkililerinin olduğu iddia edildi.</p>
<a href='/haber/bolu-belediyesi-ne-operasyon-gozaltilar-var-318555' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/10/bolu-belediyesi-ne-operasyon-gozaltilar-var.jpg' alt='Bolu Belediyesi&#39;ne operasyon: Gözaltılar var' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Bolu Belediyesi'ne operasyon: Gözaltılar var</h5>
<div class='date'>10 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 09:15:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Venezuela’da kamu işçilerinin yürüyüşüne polis engeli]]></title><link>https://bianet.org/haber/venezuelada-kamu-iscilerinin-yuruyusune-polis-engeli-318558</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/10/venezuelada-kamu-iscilerinin-yuruyusune-polis-mudahalesi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/venezuelada-kamu-iscilerinin-yuruyusune-polis-engeli-318558</guid><description><![CDATA[Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodríguez, 1 Mayıs’ta maaşlarda düzenlemeye gideceklerini belirtmişti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Venezuela’da bazı sendikalar, maaş artışı talebiyle hükümeti protesto etti.</p>
<p>Başkent Caracas’ta Miraflores Sarayı yakınında toplanan emekçiler ile güvenlik güçleri arasında arbede yaşandı.</p>
<p>Saray’a yürümek isteyen eylemcilere polis göz yaşartıcı gazla müdahale ederken, bir kişi gözaltına alındı.</p>
<p>Çeşitli sendikalara bağlı işçi ve emekliler, taşıdıkları dövizlerle maaş artışı talep ederek Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodríguez’e tepki gösterdi.</p>
<p>Venezuela Ulusal Basın Çalışanları Sendikası ise protestolar sırasında en az 10 gazetecinin güvenlik güçlerinin müdahalesinden etkilendiğini bildirdi.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/04/aa-20260410-41066054-41066038-venezuelada-kamu-iscilerinin-yuruyusune-polis-mudahalesi.jpg" alt=""></p>
<div class="box-1">
<h3>Rodríguez, maaşlarda düzenlemeye gidileceğini açıklamıştı</h3>
<p><em>Anadolu Ajansı</em>’nın aktardığına göre, bir süre slogan atan göstericiler, daha sonra dağıldı.</p>
<p>Venezuela’da Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun 3 Ocak’ta ABD’nin askerî müdahalesi sonucu alıkonulmasının ardından ülkede ilk kez hükümet karşıtı protesto düzenlendi.</p>
<p>Venezuela lideri Rodríguez, 1 Mayıs’ta maaşlarda düzenlemeye gideceklerini belirterek, “<em>1 Mayıs’ta bir artış yapacağımızı duyuruyorum. Belirttiğimiz üzere bu, sorumlu bir artış olacak. Aynı zamanda yakın gelecekte, Venezuela maaş iyileştirmelerinin ve çalışan gelirlerinin sürdürülebilirliğini sağlayacak daha fazla kaynağa sahip oldukça, bu yolda ilerlemeye devam edeceğiz</em>,” demişti. (TY)</p>
</div>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 09:15:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bolu Belediyesi'ne operasyon: Gözaltılar var]]></title><link>https://bianet.org/haber/bolu-belediyesi-ne-operasyon-gozaltilar-var-318555</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/10/bolu-belediyesi-ne-operasyon-gozaltilar-var.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/bolu-belediyesi-ne-operasyon-gozaltilar-var-318555</guid><description><![CDATA[Olayla ilgili yapılan açıklamalarda, gözaltıların Bolu Belediyesi’ne bağlı BOLSEV Vakfı üzerinden yürütülen kurban bağışı iddialarına dayandığı belirtildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Bolu Belediyesi’ne gece saat 02.00’de operasyon düzenlendi. Operasyon kapsamında, Belediye Başkan Yardımcısı Leyla Beykoz’un yanı sıra iki kişi daha gözaltına alındı.</p>
<p>Olayla ilgili yapılan açıklamalarda, gözaltıların Bolu Belediyesi’ne bağlı BOLSEV Vakfı üzerinden yürütülen kurban bağışı iddialarına dayandığı belirtildi.</p>
<p>Halk TV'nin geçtiği habere göre Belediye Başkanı Leyla Beykoz da gözaltına alındı.</p>
<p>Operasyonun, vakıf bünyesinde toplanan bağışlarla ilgili yürütülen bir soruşturma çerçevesinde yapıldığı ifade edildi. Gözaltına alınan kişiler, soruşturma kapsamında sorguya alındı. </p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 08:34:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[TPAO'nun Tekirdağ'daki arama ruhsatı 2028'e uzatıldı]]></title><link>https://bianet.org/haber/tpao-nun-tekirdag-daki-arama-ruhsati-2028-e-uzatildi-318554</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/10/tpao-nun-tekirdag-daki-arama-ruhsati-2028-e-uzatildi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/tpao-nun-tekirdag-daki-arama-ruhsati-2028-e-uzatildi-318554</guid><description><![CDATA[Toplam 14 bin 537 hektarlık kara sahasında TPAO, doğal gaz keşfini ticari üretime dönüştürmeyi, sahayı geliştirmeyi ve bölgenin hidrokarbon potansiyelini ekonomiye kazandırmayı amaçlıyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), Tekirdağ’daki sahada yaptığı doğal gaz keşfinin ardından ruhsat süresini uzatma kararı aldı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü de kararı Resmi Gazete’de duyurdu.</p>
<p>Toplam 14 bin 537 hektarlık kara sahasında TPAO, doğal gaz keşfini ticari üretime dönüştürmeyi, sahayı geliştirmeyi ve bölgenin hidrokarbon potansiyelini ekonomiye kazandırmayı amaçlıyor.</p>
<a href='/haber/basaran-aksu-tutuklandi-318544' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/09/basaran-aksu-tutuklandi.jpg' alt='Başaran Aksu tutuklandı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Başaran Aksu tutuklandı</h5>
<div class='date'>9 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 08:24:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki serbest bırakıldı]]></title><link>https://bianet.org/haber/bornova-belediye-baskani-omer-eski-serbest-birakildi-318553</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/10/bornova-belediye-baskani-omer-eski-serbest-birakildi.jpeg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/bornova-belediye-baskani-omer-eski-serbest-birakildi-318553</guid><description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay da süreç boyunca Eşki’ye açık destek verdi]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen Bornova Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınarak tutuklama istemiyle nöbetçi mahkemeye sevk edilen Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki ve üç belediye çalışanı serbest bırakıldı.</p>
<a href='/haber/bornova-belediye-baskani-omer-eski-dahil-4-kisi-gozaltinda-318511' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/09/bornova-belediye-baskani-omer-eski-dahil-4-kisi-gozaltinda.jpg' alt='Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki dahil 4 kişi gözaltında' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki dahil 4 kişi gözaltında</h5>
<div class='date'>9 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>Savcılık sorgularının ardından “nitelikli dolandırıcılık” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlamalarıyla Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilen Eşki ve belediye çalışanları gece saatlerinde çıkarıldıkları hakimliğin kararıyla salıverildiler. </p>
<p>Eşki ve diğer belediye çalışanları hakkındaki soruşturma düşmedi, yargılamaları tutuksuz sürecek. </p>
<h3>Ne olmuştu?</h3>
<p>Başkan ve Bornova Belediyesi çalışanları hakkındaki soruşturmanın dayanağı, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının Bornova Belediyesi’ndeki bazı personel işlemlerine ilişkin olarak başlattığı incelemeydi.</p>
<p>Savcılık evrakına göre, dosya, belediyede çalıştırılan bir kişiyle ilgili işlem ve belgeler üzerinden açıldı. SGK uzmanlık raporuna atfen bazı kişiler hakkında başlatılan sorumluluk değerlendirmesi kapsamında Ömer Eşki ve Bornova Belediyesi Personel A.Ş. Genel Müdürlüğü İnsan Kaynakları Müdürü P.K., Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdür Vekili İ.A. ve çağrı merkezi müşteri temsilcisi A.A. hakkında işlem yürütüldü. </p>
<h3>Belediyenin açıklaması</h3>
<p>Bornova Belediyesi yaptığı yazılı açıklamayla gözaltı sürecinin biçimine dikkat çekti. Belediyenin açıklamasına göre Eşki sabah saatlerinde ifade vermek üzere emniyete davet edildi. Davete uyarak gittiği emniyette gözaltı kararı kendisine bildirildi ve daha sonra başsavcılığın açıklamasıyla kamuoyuna duyuruldu.</p>
<p>Belediye, hukuki sürecin yakından izlendiğini ve gelişmelerin kamuoyuyla paylaşılacağını duyurdu. </p>
<h3>İzBB Başkanı Tugay: "Her yerde inanılmaz bir hukuksuzluk"</h3>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay da süreç boyunca Eşki’ye açık destek verdi. Gün içindeki ilk değerlendirmelerinde süreci kaygıyla izlediklerini söyleyen Tugay, Sonkale İzmir'in haberine göre, Meslek Fabrikası önünde yaptığı açıklamada  “Bugün Bornova Belediye Başkanımızı da gözaltına aldılar. Tutuklanır mı bilmiyoruz ve endişeliyiz.” diyerek Eşki'nin gözaltı haberini bizzat duyurmuştu. </p>
<p>"Her yerde inanılmaz bir hukuksuzluk var" diyen Tugay Ege Telgraf'ın haberine göre, "Bu ülkede normal bir yaşam sürmek mümkün değil. O yüzden bu konuyu tepkiyle karşılıyoruz.” demişti. </p>
<p>Tugay, Eşki'nin salıverilmesi sonrasında “Hukukun adaleti sağlaması hepimiz için çok değerli. Hepimize geçmiş olsun.” dedi.</p>
<h3><strong>CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Gün: "Bir daha yaşanmasın"</strong></h3>
<p>Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki'nin gözaltına alınmasına İzmir CHP İl Örgütü de hızla tepki gösterdi. İl Başkanı Çağatay Gün söz konusu soruşturma kapsamında "Ömer Başkan’ın idari ve hukuki anlamda bir sorumluluğu [olmadığını]" söyledi.</p>
<p>Gün, yapılanın “gündemi değiştirmek amaçlı bir operasyon olduğunu" ifade etti ve  Bornova Belediye Başkanı'nın serbest bırakılması sonrasında da "asla kabul etmediklerini" söylediği sürecin "Bir daha yaşanmamasını" diledi.</p>
<p>Hakimlik kararıyla serbest bırakılanlardan çağrı merkezi çalışanı A.A. hakkında ayrıca adli kontrol kapsamında yurt dışı çıkış yasağı uygulandı.  </p>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 03:24:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Macaristan: Orbán'a Trump ve Putin'in de desteği yetmiyor, Magyar anketlerde açık ara önde]]></title><link>https://bianet.org/haber/macaristan-orban-a-trump-ve-putin-in-de-destegi-yetmiyor-magyar-anketlerde-acik-ara-onde-318552</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/10/macaristan-trump-ve-putin-in-destegi-de-orban-a-yetmiyor-magyar-anketlerde-acik-ara-onde.jpeg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/macaristan-orban-a-trump-ve-putin-in-de-destegi-yetmiyor-magyar-anketlerde-acik-ara-onde-318552</guid><description><![CDATA[Anketlerin, Avrupacı Magyar karşısında köşeye sıkıştığını gösterdiği Macaristan'ın tek adamı zorda.  "Yerli ve milli" Orbán'ın çareyi ABD'den siyasi destek almak ve AB üyesi olarak sahip olduğu bilgileri Rusya'ya sunmakta aradığı ortaya çıktı. Rakibi seçime iki gün kala arayı 9 ila 13 puan açtı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>12 Nisan Pazar günü Macaristan’da gerçekleşecek parlamento seçimine günler kala, Başbakan Viktor Orbán’ın yenilgiye en yakın aday olduğunu hiçbir şey peş peşe gelen iki dış müdahale haberi kadar çıplak bir biçimde teşhir edemezdi.</p>
<h3>Orban'ın çürüyen "yerlilik ve millilik" iddiaları</h3>
<p>Bir yanda, dün Budapeşte’nin üyesi olması nedeniyle erişebildiği Avrupa Birliği’ne ait kritik önemdeki bilgileri Moskova’ya aktardığı iddiası kapsamındaki ses kayıtları, Orbán’ın, rakibinin AB tarafından desteklendiği iddialarıyla sarmaladığı “yerli ve milli” seçim kampanyasının doğu kanadı üzerine silinmez bir leke düşürdü.</p>
<p>Bir gün önce de batı kanadından, tükenmiş olan iç siyasi kredi açığını kapatmak üzere Atlantik’in Batı kıyısından kalkıp Macaristan seçmenlerini “yerli ve milli” başkan Orbán’a oy vermeleri için dil dökmek üzere ABD Başkan Yardımcısı JD Vance yetişmişti. Budapeşte’ye gelip Orbán’a açık destek veren Amerika’nın “ikinci adamı” konuşmasında AB’yi Macaristan’ın “iç işlerine karışmak"la suçladı. </p>
<p>Trump’sız Vance’nin kazandırmaya yetmeyeceği kaygısı, bizzat ABD Başkanı’nı da Macaristan “iç siyaseti”nin orta yerine taşıdı. Donald Trump, JD Vance'ın telefonundan devreye girerek Macaristan halkına Amerikanca Orbán’ın bulunmaz bir lider olduğunu anlattı.  </p>
<p>Oylamaya iki gün kala, bütün belirtiler, genel seçimlerin Macaristan’ın iç siyaset bağlamını aşıp ülkenin Avrupa Birliği ve Atlantik ittifakı yöneliminin de sandıkta belirleneceği bir hesaplaşmaya dönüştüğünü gösteriyor.</p>
<h3>Anketler Magyar'ı işaret ediyor</h3>
<p>Son anketler, Orbán ve Moskova ve Washington D. C.’deki müttefiklerinin kaygılarının yersiz olmadığına yeniden işaret ediyor. 16 yıldır iktidarda olan Orbán’ın Fidesz’i ilk kez gerçekten kaybetme ihtimaliyle karşı karşıya olduğu apaçık.</p>
<p>Reuters’ın dün aktardığı Idea Institute araştırmasına göre Trump’ı iktidardan indirmeye en yakın aday olarak öne çıkan Peter Magyar’ın Tisza Partisi, kararsızlar dağıtıldığında yüzde 50 ile Orbán’ın Fidesz’in fersah fersah önünde. Fidesz yüzde 37’nin ötesine geçemiyor. Kararsızlar dağıtılmadan da Tisza yüzde 39, Fidesz yüzde 30 düzeyinde.</p>
<p>Önceki gün yayımlanan Reuters haberinde yer alan Median projeksiyonu daha da çarpıcı: Buna göre Tisza 199 sandalyeli parlamentoda anayasayı değiştirmek için gerekli üçte iki çoğunluğa bile ulaşabilir görünüyor.</p>
<h3>Son oy sayılmadan "Orbán yenildi" demek için erken</h3>
<p>Ancak paranın öbür yüzü de var: AP’nin sahadan taşıdığı haberler, Orbán’ın özellikle kırsalda, küçük yerleşimlerde ve yaşlı seçmende sahip olduğu tabanı hâlâ kourmayı sürdürdüğünü işaret ediyor. Dahası, seçim mühendisliği, medya üstünlüğü ve yurt dışındaki etnik Macar seçmenlerin desteğinin bileşik etkisi Fidesz’de olan ama rakibinde olmayan bir özgül kuvvet kaynağı.</p>
<p>Bu nedenlerle anketlerdeki gerilemenin Orbán açısından tarihsel bir alarm anlamına geldiği kesin olmakla birlikte, oyların sayımı bitmeden hiçbir şey kesinlik kazanmayacak.</p>
<h3>Rusya'ya bilgi satma iddiası</h3>
<p>Bu oyların hangi tarafa meyledeceğini belirleyebilecek içsel dinamiklerin etkisi sınırlarına dayanmış olmasa da dün gündeme taşınan ağır iddia, dış dinamiklerin oy verme tamamlanana kadar  “seçim eğik düzlemi”nde hareket halinde olacağını gösterdi.</p>
<p>İddia, Macaristan Dışişleri Bakanı Péter Szijjártó’nun Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’a Ukrayna’nın AB üyelik süreciyle ilgili hassas bir belgeyi iletme teklifini somutlaştıran ses kayıtlarıyla gündeme düştü.</p>
<p>Reuters’ın aktardığına göre kayıtlar araştırmacı gazetecilerce yayımlandı; ancak ajans, bu kayıtların henüz bağımsız biçimde doğrulanamadığını özellikle not etti. Dolayısıyla bu aşamada ortada hukuken kesinleşmiş bir “ispat” yok, ancak ciddi siyasi sonuçlara gebe ve Avrupa kurumlarını Budapeşte’den resmî açıklama istemeye yönelten bir sızıntı var. Avrupa Komisyonu’nun Budapeşte’den açıklama istemesi ve bazı Avrupa Parlamentosu üyelerinin Rusya müdahalesi şüphesiyle acil araştırma çağrısında bulunması, konunun  yalnızca seçim kampanyası atışması olarak görülmediğini ortaya koyuyor.</p>
<p>İddianın tam seçim arifesinde gündeme gelmesi, Orbán yönetiminin Rusya ile ilişkileri üzerinden zaten birikmiş olan kuşkuları büyüttü.</p>
<h3>Orbán’ın "egemenlik paylaşmama" iddiasının çöküşü</h3>
<p>Sızıntılar, Orbán’ın yıllardır kurduğu Avrupa Birliği’yle “egemenlik paylaşmama” söylemine ağır darbeler indiriyor. ABD Başkan Yarrdımcısı JD Vance, 7 Nisan’da Budapeşte’yi ziyareti sırasında Avrupa Birliği’ni Macaristan seçimlerine “hariçten müdahalede” bulunmakla suçlamıştı, ama aynı konuşmada “hariç”ten gelerek bizzat Orbán’a oy verilmesini istemişti.</p>
<p>Reuters ve AP’nin haberlerine göre, Vance, Orbán’ı “Batı medeniyetinin savunucusu” olarak sundu ve Brüksel’in Macaristan ekonomisi ve enerji bağımsızlığını siyasi nedenlerle hedef aldığını savundu. Ancak bu “hariçten destek” tam tersine, suçlanan dış müdahalenin bizzat Washington tarafından Budapeşte’de seçim meydanına taşındığı yönünde eleştirildi. Vance’in etkinlik sırasında Trump’ı hoparlöre bağlayarak Orbán için destek istemesi de bu müdahalenin simgesel doruk noktası oldu. Orbán’ın AB’yi “dış müdahaleci” diye hedef alırken, ABD başkan yardımcısını ve Trump’ı sahaya sürmesi, muhalefetin eline güçlü bir çelişki argümanı verdi.</p>
<p>Bütün bunlar seçim sürecinin yönünü de daha görünür hale getirdi. Bu seçim artık yalnızca Fidesz’in iktidarda kalıp kalmayacağına ilişkin değil; Macaristan’ın Rusya’ya yakın, Brüksel’le sürekli çatışan “illiberal” hattı sürdürüp sürdürmeyeceğine ilişkin bir referandum gibi okunuyor.</p>
<h3>İçerideki açığı, dış destek kapatır mı?</h3>
<p>Reuters ve AP’nin son dosyalarına göre Orbán, ekonomik durgunluk, hayat pahalılığı, dondurulmuş AB fonları, yolsuzluk suçlamaları ve Rusya’ya yakınlığı nedeniyle son 16 yılın en sert sınavını veriyor. Rakibi Péter Magyar ise, eski bir Fidesz içinden gelen sağ-merkez figür olarak, rejim karşıtı geniş hoşnutsuzluğu tek kanalda toplamayı başardı. Magyar’ın kampanyası klasik liberal restorasyon dilinden çok, yolsuzlukla mücadele, kamu hizmetlerinin düzeltilmesi ve AB ile ilişkilerin normalleştirilmesi üzerine kurulu. Bu da Orbán’ı, içerideki toplumsal desteğin gerilediği ölçüde, dış meşruiyet ve dış moral desteğe daha fazla yaslanmak zorunda bırakıyor.</p>
<h3>Orban çizgisi her kategoride düşüşte</h3>
<p>Bununla birlikte son kamuoyu verileri yalnızca parti yarışını değil, Orbán çizgisinin toplumsal sınırlarını da gösteriyor. ECFR verilerine dayanan son anket, Macar seçmenlerin yüzde 77’sinin AB üyeliğini desteklediğini, yüzde 75’inin Birliğe güvendiğini ve yüzde 68’inin Budapeşte’nin Brüksel’e yaklaşımının değişmesini istediğini ortaya koyuyor. Bu tablo, Orbán’ın yıllardır kurduğu Brüksel karşıtı siyasetin toplumsal düzeyde aynı ölçüde içselleştirilmediğini düşündürüyor. Başka bir deyişle, Orbán’ın içeride tam olarak bulamadığı siyasal enerjiyi Moskova’yla kurduğu hat ve Trump-Vance çizgisinden aldığı görünür destekle telafiye çalışması, bu seçimin en çarpıcı yanlarından biri haline gelmiş durumda.</p>
<p>Pazar günü sandıktan çıkacak sonuç, yalnızca bir iktidar değişimiyle sınırlı kalmayabilir, artık Macaristan’ın Avrupa içindeki yeri ve ülke sağının küresel ağlar içindeki işlevi de uzunca bir dönem için kökten değişebilir. </p>
<div class="box-1">
<h3><span style="color: rgb(230, 126, 35);">Kimler yarışıyor, ne için ve sonuç ne zaman belli olacak?</span></h3>
<p><em><span style="color: rgb(230, 126, 35);">▶</span></em> Macaristan’da 12 Nisan 2026 Pazar günü seçmenler 199 sandalyeli parlamento için oy kullanacak. Milletvekillerinin 106’sı tek üyeli seçim çevrelerinden çoğunluk usulüyle, 93’ü ise ulusal parti listelerinden gelecek. Seçmenler, biri kendi bölgesinden seçilecek tek vekil, diğeri ulusal listeden bir parti için ikişer oy kullanacak. Ulusal liste, tekli seçim çevrelerinde "boşa giden" oyları “tam telafi edici” değil; seçim çevrelerindeki artık oyların da ulusal liste hesabına girmesi büyük partiyi kayırabiliyor. Bu yüzden oy oranı ile sandalye oranı arasında ciddi fark oluşabiliyor.</p>
<p><em><span style="color: rgb(230, 126, 35);">▶</span> </em>Güncel seçmen sayısı AGİT'in Ocak 2026 ihtiyaç değerlendirme raporuna göre 8 milyon 78 bin 733. 2022 parlamento seçiminde kayıtlı seçmen sayısı 8 milyon 215 bin 304, oy kullanan seçmen sayısı 5 milyon 716 bin 786, katılım  yüzde 69,6 olmuştu. Bu, Macaristan için yüksek sayılabilecek bir katılımdı. 2026 seçimi için de yüksek katılım beklentisi var. </p>
<p><em><span style="color: rgb(230, 126, 35);">▶</span></em> Oylar sabah 06.00–akşam 19.00 arasında kullanılacak. İlk anlamlı tablo, 12 Nisan Pazar akşamı sandıkların kapanmasından sonra belirmeye başlar. Nihai ve kesin sonuçların aynı gece netleşmesi yurt dışında kullanılan ve postayla gelen oyların sayımının bitmemesi ve itiraz süreçlerinin devreye girmesi nedeniyle  söz konusu olmaz.</p>
<p><em><span style="color: rgb(230, 126, 35);">▶</span></em> Yarışan parti veya bağımsız aday sayısı, seçim çevreleri ve ulusal sisteme için yarışan adaylar aynı partilerden olmadığı için tüm adayların siyasal aidiyeti ve “ulusal ölçekte yarışan parti listeleri” aynı olmaz. 2022’de aday gösteren 55 kuruluş vardı. Bunların 43’ü siyasi parti, 12’si ulusal azınlık özyönetimiydi. Ama oy pusulasında 6 ulusal parti listesi ve 12 azınlık listesi vardı. 2026’da yarış çok parçalı olmakla birlikte güncel anketler ve projeksiyonlarda üç belirleyici güç var: Orbán'ın Fidesz-KDNP ittifakı, Magyar'ın Tisza Partisi ve barajı aşacağı sanılan protofaşist Mi Hazánk (Vatanımız). Yarışan başka listeler olsa da en güvenilir güncel kaynaklar sandalye projeksiyonunu bu üç blok etrafında kuruyor. </p>
<p>En güncel anketlerde yukarıda da belirtildiği gibi Tisza kararsızlar dağıtılmadan önce ve sonra önde. Reuters’ın aktardığı Idea Institute anketinde kararsız oranı yüzde 21 olarak görünüyor. Orbán ve Magyar arasındaki oy farkı büyük görünse bile kararsızların nasıl dağılacağı hakkında kesin bir yargıda bulunmak zor. </p>
<h3><span style="color: rgb(230, 126, 35);">AB üyeliği ne değiştirdi? </span></h3>
<p>Avrupa Komisyonu’na göre Macaristan’ın kişi başına GSYH’si, AB ortalamasının yaklaşık yüzde 63’ünden (2004) yüzde 76’sına (2021) çıktı. Eurostat’ın 2004 istatistiklerinde Macaristan'ın GSYH'si 25 üyeli AB ortalamasının yüzde 61'i düzeyindeydi; 2025 için Eurostat’ın ön tahmininde Macaristan AB ortalamasının yaklaşık yüzde 30 altında. Başka bir deyişle, ülke üyelikten beri belirgin bir yakınsama yaşadıysa da Batı Avrupa ile aradaki fark kapanmadı. </p>
<p>Sektörler açısından kazananlar daha çok dışa açık, sermaye yoğun ve yüksek katma değerli alanlar oldu; özellikle otomotiv/araç üretimi, elektrikli ekipman, bilişim-iletişim, finansal hizmetler ve bazı profesyonel hizmetler. Macaristan Merkez Bankası’nın 2024 verimlilik raporuna göre 2020–2023 döneminde toplam verimlilik artışını esasen piyasa hizmetleri sürükledi; bilgi-iletişim ve finans gibi alanlar ortalamanın üstünde kaldı. Araç üretimi de bazı yıllarda güçlü verimlilik artışı gösterdi.</p>
<p>Daha kırılgan sektörler ise tarım, inşaat, geleneksel sanayi kolları ve düşük verimli yerel hizmetler oldu. Tarım hem iklim şoklarına hem dış pazar dalgalanmalarına açık kaldı. OECD’nin 2024 görünümünde tarım, sanayi ve inşaatın zayıf seyrettiği kaydedildi. </p>
<p>Toplumsal yaşam koşullarında sonuç daha karmaşık. Bir yandan Avrupa Komisyonu, 2010’dan beri 1 milyondan fazla kişinin ağır maddi yoksunluktan çıktığını ve istihdam artışıyla bazı sosyal göstergelerin iyileştiğini söylüyor. Öte yandan aynı raporlar, maddi yoksunluk göstergelerinin hâlâ AB’nin en yüksekleri arasında olduğunu, yaklaşık 1 milyon kişinin kabul edilebilir yaşam standardı için gerekli temel kalemleri karşılayamadığını, yoksulluğun bölgesel olarak çok eşitsiz dağıldığını ve sosyal kaynak transferlerinin yoksulları yeterince hedeflemediğini vurguluyor. OECD de yoksulluğun genel oran olarak düşük görünmesine rağmen fırsat eşitsizliğinin yüksek, özellikle Roma nüfusu için durumun çok daha ağır olduğunu belirtiyor.</p>
</div>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 02:33:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İzBB Başkanı Tugay Meslek Fabrikasında: "Yapılanlar açıkça kötülüktür"]]></title><link>https://bianet.org/haber/izbb-baskani-tugay-meslek-fabrikasinda-yapilanlar-acikca-kotuluktur-318550</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/10/izbb-baskani-meslek-fabrikasinda-yapilanlar-acikca-kotuluktur.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/izbb-baskani-tugay-meslek-fabrikasinda-yapilanlar-acikca-kotuluktur-318550</guid><description><![CDATA[Vakıflar Genel Müdürlüğünün, yargı süreci devam ederken polis zoruyla işgal ettiği İzBB mülkiyetindeki "Meslek Fabirkası"nda süren nöbetin dördüncü gününde Başkan Tugay binaya girdi. Çıkışta konuşan Başkan, iktidarın "kötülüğü normalleştirmeye çalıştığını" söyledi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye (İzBB) Başkanı Cemil Tugay, Vakıflar’ın el koyduğu Meslek Fabrikası’ndaki nöbetin dördüncü gününde, polis barikatıyla çevrili binadan içeri girdi.</p>
<p>İzBB Başkanı, mahkeme heyeti ve belediye avukatlarıyla birlikte binadaki demirbaşların durumunun tespiti işlemlerine katıldıktan sonra yaptığı basın açıklamasında “Yapılanlar anormaldir, hukuk dışıdır ve açıkça kötülüktür. Hiç kimse bunu normal görmemeli. Mücadelemize devam edeceğiz” dedi.</p>
<a href='/haber/izmir-buyuksehirin-kullandigi-tarihi-binada-tahliye-sureci-318373' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/06/izmir-buyuksehirin-kullandigi-tarihi-binada-tahliye-sureci.jpg' alt='İzmir Büyükşehir’in kullandığı tarihi binada tahliye süreci' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İzmir Büyükşehir’in kullandığı tarihi binada tahliye süreci</h5>
<div class='date'>6 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Başkan, yargıç gözetiminde "Meslek Fabrikası"nda</h3>
<p>Tugay, Meslek Fabrikasına ve içinde yer alan demirbaşlara ve üretim donanımına hukuka aykırı biçimde el konulması nedeniyle perşembe sabah saatlerinde yargıç gözetiminde yapı içindeki mevcut durumun tespitini talep etti.</p>
<p>İzBB Başkanı, talebini ilettiği mahkeme heyetiyle birlikte geldiği Meslek Fabrikası kapısında bir süre bekletildikten sonra avukatlarıyla içeri girdi ve tespit işlemlerine katıldı.</p>
<h3>Tugay: "Başından beri her şey hukuksuz yürüdü"</h3>
<p>Tespit işlemlerinin son bulmasının ardından Tugay, fabrika çıkışında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Açıklamayı izleyenler arasında İzmirli yurttaşların yanı sıra CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Yürütme Kurulu Üyesi Yalçın Karatepe, CHP İzmir Milletvekili Ümit Özlale, İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Aziz Kocaoğlu, Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Başkan Vekili Altan İnanç, sendika ile siyasi parti temsilcileri de vardı.</p>
<p>Evrensel'in haberine göre, Başkan Tugay olayı hukuk zemininde çözmeye çalıştıklarını belirtti: "Türkiye tarihinde ilk defa polis eşliğinde işgale karşı bir irade göstermek üzere nöbet tutmaya devam ettik. Ancak sorunun çözümü idari ya da hukuki olacak, bunu biliyoruz. Şiddetle olması mümkün değil.” dedi.  </p>
<a href='/haber/izmir-buyuksehir-belediyesi-ankara-nin-tarihsel-yapi-varligina-cokme-atagina-direniyor-317182' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/02/27/izmir-buyuksehir-belediyesi-ankara-nin-tarihsel-yapi-varligina-cokme-atagina-direniyor.jpeg' alt='İzmir Büyükşehir Belediyesi, Ankara&#39;nın tarihsel yapı varlığına "çökme" atağına direniyor' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Ankara'nın tarihsel yapı varlığına "çökme" atağına direniyor</h5>
<div class='date'>27 Şubat 2026</div>
</div>
</a>

<p>Tugay kendileri için en doğru olanın kamuoyunun konuyu doğru anlaması olduğunu söyledi:</p>
<blockquote>
<p>“Başından beri her şey hukuksuz yürüdü […] Burası polis ablukasına alındığında girmek istediğimi söylemiştim, izin verilmemişti. Ben belediye başkanıyım, herhangi bir yapıya zarar verme durumum yok. Bugün mahkemenin tespit işlemi sırasında belediye başkanı olarak içeri almak durumunda kaldılar.”</p>
</blockquote>
<p>Tugay, yapıda gerçekleştirilen tadilat ve donanım konusunda bilirkişinin tespitlerine eşlik ederken duyduğu üzüntüyü dile getirdi.</p>
<blockquote>
<p>“Ne kadar üzgün olduğumu anlatamam. Meslek Fabrikası’nın kurslarında kullanılan bütün o malzemeler, mutfaklarından bilgisayarlarına, dershane odalarından tutun pek çok malzemeye kadar yerli yerinde duruyor.</p>
<p>“Devlet kurumları arasında bir mülkiyet sorunu mahkemeye yansımışsa, bu durum sonuçlanana kadar yapılacak şey polisle burayı işgal etmek midir? Yoksa mahkeme sonuçlanana kadar beklemek ve ona göre tutum almak mıdır?”</p>
<p>Tugay konunun bu hale gelmesini AKP İzmir milletvekillerinin tutumuna bağladı: “Maalesef konuyu bu hale getiren İzmir’de iktidarın temsilcisi olan milletvekilleridir. Onlar emniyet güçlerini de baskı altında tutuyorlar. Mahkemeleri de baskı altında tutmaya çalışıyorlar.”</p>
</blockquote>
<h3>"Bir kamu kurumunun başka bir kamu kurumu mülkünü polis zoruyla işgali bir ilk"</h3>
<p>Tugay, “Türkiye’de ilk defa bir kamu kurumunun mülkü[nün], başka bir kamu kurumunun mülkiyet iddiası nedeniyle polis zoruyla işgal edil[diğini], abluka altına alın[dığını] ve ele geçiril[diğini]” söyledi ve ekledi: “Bu, Türkiye tarihinde bir ilktir.”</p>
<p>Konunun İzmir halkınca kavranması için gerçekleri açıkladığını dile getiren Tugay, “Ülkemizde kötülük normalleştirilmeye çalışılıyor.” dedi.</p>
<p>İzBB başkanı “Elbette bu konuyla ilgili hukuki ve idari süreçlerimiz devam edecek. Avukat arkadaşlarımız halkın hakkını savunmak için mücadele edecek. Ancak tekrar vurguluyorum; yapılanlar anormaldir, hukuk dışıdır ve açıkça bir kötülüktür” dedi. “Hiç kimse[nin] bunu normal görmeme[si gerektiğini] belirten Tugay, “Mücadelemize devam edeceğiz.” Sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.</p>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 00:32:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İran'ın Hürmüz şartları: "Geçenden 10 akçe, geçmeyen kendi bilir"]]></title><link>https://bianet.org/haber/iran-in-hurmuz-sartlari-gecenden-10-akce-gecmeyen-kendi-bilir-318549</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/09/iran-in-hurmuz-sartlari-gecenden-10-akce-gecmeyen-kendi-bilir.jpeg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/iran-in-hurmuz-sartlari-gecenden-10-akce-gecmeyen-kendi-bilir-318549</guid><description><![CDATA[İran'ın yeni ruhani lideri Müçteba Hamaney de "Hürmüz Boğazı’nın yönetimini yeni bir aşamaya taşıyaca[klarını]" söyledi. İran iki haftalık süre dolmadan yurt dışında bloke edilen varlıklarının serbest bırakılmasını istiyor. Boğaz'dan günde en çok, izin verilen 15 geminin ücretli geçiş yapabileceğini bildiriyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Tahran, Hürmüz Boğazı'ndan petrol tankerlerinin geçişinin savaş öncesine dönüşünün uzun zaman alacağını belirterek ABD ile İran arasındaki kırılgan ateşkesin sürmesinin koşullarını sıraladı. </p>
<h3>Müçteba Hamaney: "Hürmüz Boğazı’nın yönetimini yeni bir aşamaya taşıyacağız"</h3>
<p>Ali Hamaney’in ABD-İsrail saldırısının ilk günlerinde öldürülmesinin 40’ncı günü nedeniyle İran devlet televizyonunda okunan mesajında, babasının yerine geçen Mücteba Hamaney savaşta uğradıkları maddi ve manevi zararlar için kesinlikle tazminat isteyeceklerini belirtti: “Meşru haklarımızdan hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz. Hürmüz Boğazı’nın yönetimini yeni bir aşamaya taşıyacağız.” </p>
<h3>İran'ın şartları</h3>
<div class="box-12">
<p>Tahran'ın açıklamasına göre, günde en çok 15 geminin Hürmüz Boğazı'ndan geçişine izin verilecek; bu geçişler kesinlikle İran'ın her bir gemi için onay vermesine ve belirli bir protokole uyulmasına bağlı olacak.   </p>
<p>Haberi yayımlayan Rusya kamu yayıncısı TASS, bilgileri üst düzey bir İranlı kaynağın verdiğini belirtti. TASS'ın haberine göre: </p>
<blockquote>
<p>“Mevcut ateşkes kapsamında, Hürmüz Boğazı’ndan günde 15’ten az geminin geçişine izin verilmektedir. Bu hareketlilik, kesinlikle İran’ın onayına ve belirli bir protokolün uygulanmasına bağlıdır. IRGC gözetiminde işleyen bu yeni düzenleyici çerçeve, bölgesel taraflara resmî olarak bildirilmiştir. Savaş öncesi statükoya dönüş olmayacaktır.” </p>
</blockquote>
</div>
<h3>Tahran dondurulmuş varlıkların iki hafta içinde serbest bırakılmasını istiyor</h3>
<p>İran ayrıca ateşkes için mali bir koşul da ileri sürdü; kaynak, TASS'a “İran’ın bloke edilen varlıklarının çözülmesi, bu iki haftalık süre içinde gerçekleştirilmesi gereken kritik bir yürütme güvencesidir,” dedi. </p>
<p>Tahran ayrıca savaşın sona erdiğinin kendi şartlarını teyit eden bir Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararıyla resmen tanınmasında ısrar ediyor ve aksi halde sonuçları olacağı uyarısında bulunuyor.</p>
<p>TASS'a bilgi veren İranlı kaynak “Savaşın sona ermesi, belirlediğimiz koşullara dayalı bir BM Güvenlik Konseyi kararıyla resmileştirilmezse, son 40 günde yaptığımız gibi ve daha da büyük bir yoğunlukla ABD'ye ve Siyonist rejime karşı çatışmayı yeniden başlatmaya bütünüyle hazırız,” dedi.</p>
<h3>İran: Yeni ABD askeri de konuşlandırılmasın </h3>
<p>İran bu koşulların yanında iki haftalık ateşkes boyunca bölgedeki ABD askeri varlığının artırılmamasını talep etti: “Uranyum zenginleştirme konusunda, karşılıklı bağıtlanan anlaşma metnine sıkı sıkıya bağlı kalmaya devam ediyoruz ve bunu aktif şekilde sürdürüyoruz,” dedi. </p>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 09 Apr 2026 21:51:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[ODTÜ’de öğrenciler Devrim Stadyumu’nun kilitlerini kırdı]]></title><link>https://bianet.org/haber/odtude-ogrenciler-devrim-stadyumunun-kilitlerini-kirdi-318548</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/09/odtude-ogrenciler-devrim-stadyumunun-kilitlerini-kirdi.png"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/odtude-ogrenciler-devrim-stadyumunun-kilitlerini-kirdi-318548</guid><description><![CDATA[ODTÜ’de atanmış rektör, Devrim Stadyumu’nda öğrencilere çeşitli kısıtlamalar getirmek istedi. Durumu protesto etmek için Devrim Stadyumu’nda basın açıklaması okuyan öğrenciler, stadyumun kilitlerini kırdı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>2025–2026 güz dönemi başından itibaren ODTÜ Devrim Stadyumu’nda öğrencilere yönelik çeşitli kısıtlamalar uygulanmaya başlandı.</p>
<p>Son dönemde özellikle yeme-içme yasağı dikkat çekerken, stadyum girişine yerleştirilen güvenlik kulübesiyle birlikte Özel Güvenlik Birimi (ÖGB), içeride sigara içen ve yemek yiyen öğrencilere doğrudan müdahale etmeye başladı.</p>
<p>Geçtiğimiz hafta bu kısıtlamalara karşı Devrim Stadyumu’na yürüyen öğrenciler, bir basın açıklaması yaparak her perşembe Devrim’de olacaklarını duyurdu.</p>
<h3>Kilitler kırıldı</h3>
<p>Bugün tekrar “Gelenek de bizim, Devrim de bizim!” sloganıyla Fizik Çimleri’nde bir araya gelen öğrenciler Devrim’e yürüdü. Yasakları tanımadıklarını ifade eden öğrenciler, stadyumun geleneğine sahip çıktıklarını belirtti.</p>
<p>Devrim’in girişinde bulunan güvenlik kulübesine “Kulübe burdaysa biz de Devrim'deyiz” yazılı pankart asan öğrenciler atanmış rektörün iradesini tanımadıkları kaydetti.</p>
<p>Uzun zamandır çimler ve tribün arasındaki kapıların kilitli olduğunu belirten öğrenciler, yanlarında getirdikleri demir makasıyla kilitleri kırdı. “Kırılsın kilitler Devrim’e özgürlük” sloganları attı.</p>
<h3>Etkinlikler gerçekleştirildi</h3>
<p>Amatör Fotoğrafçılık Topluluğu, Kürtçe Araştırmaları Topluluğu ve Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Topluluğu’nun da aralarında bulunduğu pek çok öğrenci topluluğu etkinlikler gerçekleştirdi.</p>
<p>Eylemlere katılan öğrencilerden Kimya bölümü öğrencisi Sude “Bizim mücadelemiz Boğaziçi'nde topluluk odaları kapatılınca mücadele veren arkadaşlarımızın mücadelesidir. Bizim verdiğimiz mücadele 19 Mart'a katıldığı için uzaklaştırma alan, hakkında dava açılan öğrencilerimizin mücadelesidir. Bundan bir ay önce Devrim'i bizlere kapatan, 'piknik usulü yapmıyoruz' diyerek bizleri Devrim'e sokmayan kayyum rektör bilsin ki biz her hafta buradayız, buradan gitmeyeceğiz.” dedi.</p>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 09 Apr 2026 17:19:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[“İran, Lübnan’a saldırılar durmazsa ABD’yle görüşmeyecek”]]></title><link>https://bianet.org/haber/iran-lubnana-saldirilar-durmazsa-abdyle-gorusmeyecek-318547</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/09/iran-lubnana-saldirilar-durmazsa-abdyle-gorusmeyecek.png"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/iran-lubnana-saldirilar-durmazsa-abdyle-gorusmeyecek-318547</guid><description><![CDATA[İranlı üst düzey bir güvenlik yetkilisi, İsrail’in Lübnan’a saldırılarının durdurulmaması halinde cuma günü Pakistan’da planlanan görüşmelerin gerçekleşmeyeceğini öne sürdü.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Pakistan’ın arabuluculuğunda ABD ile İran arasında 8 Nisan’da ilan edilen iki haftalık ateşkes, İsrail ordusunun Lübnan’a yönelik saldırılarının sürmesi nedeniyle ilk günden itibaren kırılgan bir zemine oturdu.</p>
<p>İran’da İngilizce yayın yapan <em>Tehran Times</em> gazetesine konuşan ismi açıklanmayan İranlı üst düzey güvenlik yetkilisi, geçici ateşkes anlaşmasına rağmen İsrail ordusunun Lübnan’a saldırılarıyla ateşkesin ihlal edildiğini belirtti.</p>
<a href='/haber/israil-ordusunun-lubnana-saldirilari-suruyor-bir-gunde-en-az-254-can-kaybi-318516' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/09/israil-ordusunun-lubnana-saldirilari-suruyor-bir-gunde-en-az-254-can-kaybi.png' alt='İsrail ordusunun Lübnan’a saldırıları sürüyor: Bir günde en az 254 can kaybı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İsrail ordusunun Lübnan’a saldırıları sürüyor: Bir günde en az 254 can kaybı</h5>
<div class='date'>9 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>ABD ile varılan ateşkes anlaşmasının Lübnan dahil tüm cepheleri kapsadığını savunan İranlı yetkili, cuma günü İslamabad’da planlanan ABD ile İran arasındaki görüşmelere işaret ederek, “Lübnan’a saldırılar durmazsa, müzakereler olmayacak.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>İranlı güvenlik yetkilisi, Lübnan’daki saldırılarının durdurulmasının, İran’ın 10 maddelik ateşkes planının önemli bir parçası olduğunu belirterek, İran’ın tehditlerinin ardından İsrail’in saldırıların hacminin azaldığını ve Hizbullah’ın da İsrail’e <em>ağır darbeler indirdiğini</em> savundu.</p>
<a href='/haber/savasin-40-gununde-ateskes-iran-in-10-maddelik-teklifinde-neler-var-318460' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/08/savasin-40-gununde-ateskes-iran-in-10-maddelik-teklifinde-neler-var.png' alt='Savaşın 40. gününde ateşkes: İran&#39;ın 10 maddelik teklifinde neler var?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Savaşın 40. gününde ateşkes: İran'ın 10 maddelik teklifinde neler var?</h5>
<div class='date'>8 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<div class="box-1">
<h3>Ne olmuştu?</h3>
<p>İran ile ABD arasında varılan ve İsrail’i de kapsayan geçici ateşkesin arabulucusu Pakistan Başbakanı Şerif, ateşkesin Lübnan’ı da kapsadığını açıklamasına rağmen ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı James David Vance, Lübnan’ın geçici ateşkesin bir parçası olmadığını savunmuştu.</p>
<p>İran ise ateşkesin Lübnan dahil bölgedeki tüm çatışma ve savaşların durdurulmasını içerdiğini açıklamıştı.</p>
<p>ABD ile İran, cuma günü Pakistan’ın başkenti İslamabad’da görüşmelere başlanması konusunda uzlaşmıştı.</p>
<p>Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail ordusunun dünkü saldırılarında en az 254 kişinin hayatını kaybettiğini, 1165 kişinin de yaralandığını açıklamıştı.</p>
</div>
<p>(VC)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 09 Apr 2026 17:10:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Necati Özkan: Tam 387 gündür bugünü bekliyorum]]></title><link>https://bianet.org/haber/necati-ozkan-tam-387-gundur-bugunu-bekliyorum-318546</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/09/necati-ozkan-am-387-gundur-bugunu-bekliyorum.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/necati-ozkan-tam-387-gundur-bugunu-bekliyorum-318546</guid><description><![CDATA[Ekrem İmamoğlu'nun Seçim Kampanyası Direktörü Necati Özkan'ın bugünkü duruşmadaki savunmasının tamamını yayımlıyoruz.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>savunmam hazır halde bekliyoruz. Başkanım, bu süreçte mübaşir beyin emeğini rica edeceğim; çünkü hem size çeşitli belgeler vereceğim hem de çeşitli görseller göstereceğim. İnşallah tahliye olursak ve siz de izin verirseniz bir gün bir tepsi baklavayla gelir, emeklerinin karşılığını öderiz. Sayın Başkan, sayın iddia makamı; bugün 387 gün. Ben tam 387 gündür bugünü bekliyorum. Çünkü ilk defa kendimizi ifade edebileceğimiz bir ortamdayız.</p>
<p>Sabrınızı rica edeceğim, dikkatinizi rica edeceğim; çünkü çok yorgunsunuz biliyorum. Hem çok sayıda sanık var hem çok sayıda detay var ve herkes haklı olarak uzun uzun savunmasını yapıyor. Ben de bu yüzden biraz uzunca bir savunma yapacağım. Sabır ve metanetle, aslında adalete olan saygıyla bugünü bekliyorum ben. Ve bu 387 gündür suçsuz, günahsız, delilsiz ve ispatsız şekilde bugünü bekliyorum. Tam 387 gündür vatandaşlık haklarından mahrum bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak kendimi ifade edebilmek istiyorum. İşime, özgürlüğüme, aileme ve hayatıma yeniden kavuşabilmek adına aslında bugünü bekliyorum.</p>
<p>19 Mart günü başlayan operasyon ve bunlardan sonra anladığım kadarıyla soruşturmaya 800 insandan fazla —826 saydım ben— 826 kişi dâhil edilmiş. Bunlardan 450 kişi iddianame kapsamında sanık haline getirilmiş.</p>
<p>Bu 450 kişiden sadece 37 kişiyi tanıyorum. O yüzden de 13. eylem boyunca ifade veren herkese tek tek sordum ki mahkeme bu fotoğrafı en azından ben daha başlamadan önce görebilsin diye. Bu 37 kişiden üçünü, gazeteci olduğum için meslek hayatım boyunca Karadeniz'den dolayı tanıyorum. Beşini, seçilmiş siyasetçi oldukları için hayat boyu onları izlediğim ve takip ettiğim için tanıyorum. Altı kişiyi iş dünyasından dolayı tanıyorum. Geriye 23 kişi kalıyor; bu 23 kişi de İBB'nin ya üst yönetimindeler ya da iletişim birimindeler. Geri kalan hiç kimseyi hayatım boyunca tanımadım, görmedim. Telefon irtibatım ya da e-posta veya herhangi bir vasıtayla herhangi bir irtibatım olmadı. Bunun özellikle, bu verilerin altını çiziyorum; çünkü iddianamede çok sıkça bahsediliyor. Atılı suçların vasıf ve mahiyetine ilişkin konulardan bahsediyorum; ben de savunmamı aslında buradan kurmak istiyorum.</p>
<p>Biraz önce söylediğiniz gibi bana üç suç burada atılıyor: “Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak”, “Rüşvete aracılık etmek” ve “Eylem 13'teki kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi, verilmesi ya da ele geçirilmesi.” Bu 3 konu. Ana savunmama başlamadan önce şu konunun altını özellikle çizmek istiyorum: Benim İBB'de herhangi bir kadrom, herhangi bir unvanım, herhangi bir sorumluluğum yok. Hiç olmadı. Beylikdüzü Belediyesi'nde de olmadı, İBB'nin iştirak şirketlerinde de olmadı. Ben bir kamu çalışanı değilim. En azından 1984'ten bu yana kamu çalışanı değilim; öncesinde kamu çalışanıydım, anlatacağım.</p>
<p>Dolayısıyla imza yetkim yok, herhangi bir ihaleye karışmışlığım yok. İleride de söyleyeceğim; tek bir ihalesine bile girmişliğim yok ne İBB'nin ne iştirak şirketlerinin ne de Beylikdüzü Belediyesi'nin. Benim yaptığım yegâne iş, Sayın Ekrem İmamoğlu'nun seçim kampanyasına dışarıdan hizmet vermek; ona dışarıdan yardım etmek. Bunları durumu netleştirmek için söyledim. Yoksa burada bulunan ya da bulunmayan sanıkların İBB çalışanı olmasıyla doğrudan bir şey ilişkilendirebileceğimi ima etmek amacıyla söylemiyorum. Sadece kendi durumumu netleştirmek amacıyla size söylüyorum.</p>
<p>Sayın Başkan; kollukta, savcılıkta ve sulh ceza hakimliğinde verdiğim ifadelerde bütün detayları anlattım. Ben Ekrem İmamoğlu'nun 30 Mart 2014 Beylikdüzü Belediye Başkanlığı seçimlerinin kampanyasını yürüttüm.</p>
<p>Arkasından 31 Mart 2019 seçim kampanyasını yürüttüm. Arkasından 23 Haziran 2019 seçim kampanyasını yürüttüm ve nihayetinde 31 Mart 2024 seçim kampanyasını yürüttüm. Sayın İmamoğlu cumhurbaşkanlığı için partisinin içerisinde bir yarışa girdiğinde o kampanya hazırlıklarına da biz başlamıştık; arkasından başımıza gelenleri biliyorsunuz. Bütün bu çalıştığım süre boyunca yaptığım işi Sayın Başkanım, Cumhuriyet Halk Partisi'ne yaptım. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi ile yaptığım sözleşmeleri ya da İstanbul İl Başkanlığı ile yaptığım sözleşmeleri dosyanıza ibraz ettim. İçeride tutukluyken verdiğim ilk dilekçe buydu. Şunu düşündüm; yani İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başı çok kalabalık, çok büyük bir operasyonla uğraşıyorlar, onlara yardımcı olayım. Meseleyi anlasınlar diye ben Kandıra 2 No'lu F Tipi Cezaevi'nden itibaren neredeyse ayda bir dilekçe göndermeye başladım.</p>
<p>Sonradan bir televizyon kanalında Profesör Doktor Ersan Şen'i dinlerken —iki hafta önceydi— şöyle bir şey söyledi: "Ya," dedi, "sanıklar içerideyken otururlar, akıllarına bir şey gelir, yazarlar dilekçe. Kimse de ona bakmaz." O bunu söylediği için bugün aslında yanımda bazı şeyleri getirdim; bir kısmını size tekrar tekrar vereceğim Sayın Başkanım.</p>
<p>Bu davada 1+1 eylemden dolayı sorumlu tutuluyorum. Aslında 1+1 değil, yarım+0. 13. eylemin neden 0 olduğunu ayrıntılarıyla anlatacağım, zaten buna başladım. 4. eylemin neden yarım olduğunu da söyleyeceğim; çünkü 4. eylemde illiyet bağı diyebileceğimiz bir şey var, en azından etkin pişmanlıktan yararlanan 1 kişinin ifadesi mevcut. Onun dışında o da yok. Sayın savcılık ve iddia makamı, sonuç kısmında benden bir parça bahsediyor ancak dosyanın ortasında hiçbir yerde yokum. Bunlara geleceğim efendim.</p>
<p>Tarafıma isnat edilmiş olan iddiaların mesnetsizliği, soyutluğu ve delilden yoksunluğuna geçmeden önce; sayın mahkemenizin vereceği kararların tarih olacağını, tüm milletin ve dost düşman tüm dünyanın bu kararları beklediğini vurgulamak isterim. Umulan ve beklenen, kararlarınızın adalet dağıtımı yönünde olmasıdır.</p>
<p>Hem Türkiye'deki milyonlarca vatandaş hem de dünya buradan bir adalet bekliyor. Türkiye Cumhuriyeti yargı sisteminin çok önemli ve istisnai bir organı olan bu mahkemenin; binlerce sayfadan oluşan iddianameyi, on binlerce sayfadan oluşan ekleri, bizlerin ek olarak sunduğu yeni belgeleri ve burada ifade veren yüzlerce insanın beyanlarını dikkatle dinlemesi çok kritiktir. Meseleyi detaylıca anlamanız ve ondan sonra bir hüküm kurmanız, 100. yılını geride bıraktığımız Türkiye Cumhuriyeti'nin bugünü ve geleceği için çok ama çok önemli olacaktır. 85 milyon vatandaş bu salondan adalet bekliyor.</p>
<p>Ancak mahkeme kararları tek başına adaleti tesis edemezler. Çünkü adalet dediğimiz kavram, sürecin tamamıyla ilgilidir. Daha yargılama başlamadan, soruşturma evresinden itibaren işler doğru, düzgün ve hukuka uygun yapılıyorsa orada adaletten bahsedebiliriz. Bu da yetmez Sayın Başkanım; toplumun büyük çoğunluğunun orada adalet olduğuna ikna olması lazım. Adil soruşturma ve yargılamaya tam riayet edilmelidir. İlk gün bu mahkeme salonunda her iki tarafta bulunan avukatlar özellikle usul meselesini gündeme getirdiler. Siz tabii kendi bildiğiniz gibi davrandınız ki bu sizin hakkınız; ama bunun söylenme nedenini gittikçe daha iyi anlıyorum: Usul, adaletin temelidir. Hukukta "Usul esastan gelir" derken tam da bu kastedilir. Sağlık Bakanlığımızın da en temel birinci prensiplerinden biri budur.</p>
<p>Sayın Başkanım, ne yazık ki geride bıraktığımız 1 yıldan uzun süre boyunca bu davada usul adaletinin gereği olan pek çok konuya riayet edilmedi. Dosya size gelmeden önce, şahsen ben bütün bu süreçte hukuk dışı ve ayrımcı pek çok muameleye maruz kaldım. Bunlardan bazı örnekler göstermek istiyorum. Mümkünse 1. ve 2. görseli sırayla gösterelim; dün verilmişti. Bu birinci örnek Sayın Başkanım. Toplam 11 tane örnek göstereceğim ya da söyleyeceğim.</p>
<p>Görsel dil bu Sayın Başkanım. Twitter'da kendisine gazeteci diyen bir beyefendi var; Emre Erciş. Tarihe dikkatinizi çekiyorum, en altta yazıyor: 29 Ocak 2025. Beyefendi bir liste yayınlıyor. Anladığım kadarıyla Ekrem İmamoğlu ile ya da onun hesaplarını kullanan birileriyle bir atışma yaşıyor ve bir liste paylaşıyor: Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Murat Ongun, Tuncay Yılmaz vesaire... Bu davadaki hemen her tutuklu —ya da o an tutuklu olmayan bir kişi— o listede var. Sayın Başkanım, bu tek bir örnek değil. Bu, Kasım 2024 tarihinden itibaren gördüğümüz yüzlerce trol tweetinden sadece biri. Sadece Twitter'da da değil, hemen her platformda buna benzer pek çok içerik gördük.</p>
<p>Şimdi, sosyal medyada başlatılan bu saldırıyla ve yaklaşmakta olan bir operasyonda tutuklanacağımıza dair iddialarla ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurduk. 2 numaralı görseli de gösterelim lütfen. Görsel 2'de "Heybedeki turplar" deniliyor. Tarihe bakın; bu, Ekrem Bey ile Beylikdüzü Belediyesi'nde yaptığımız bir toplantı fotoğrafı. O toplantıyı Ekrem Bey kendi sosyal medyasında paylaşmıştı. O tarihten beri bu fotoğraf, troller tarafından defalarca kullanıldı.</p>
<p>Operasyona yaklaşıldığı günlerde, yani 29 Ocak tarihinde, bu arkadaşımız "Heybedeki turplar" diye yeniden ilan yapıyor. İkinci örnek; Sayın Başkanım, 19 Mart 2025 tarihinde gözaltına alınırken gerekçe gösterilen suçların hiçbirisi katalog suç değil. Dolayısıyla katalog suç olmayan durumlarda devlet ve yargı sistemi; bir mahkeme kararı yoksa malınıza mülkünüze el koyamaz, çünkü henüz suçlu değilsiniz. Ancak terör suçu gibi katalog suçlarda bu olabilir. Bizimle ilgili ise sadece bir mali suç şüphesinden bahsediliyor.</p>
<p><strong>19 Mart 2025 tarihinden 2 hafta önce cep telefonuma bir mesaj geldi. Mesaj Beşiktaş İmar Müdürlüğü'nden geliyor ve "Mülkünüze ilişkin işlem yapılmaktadır" diyor ancak nedenini söylemiyor. Önce bir sahtekarlık durumu olduğunu düşünüp inanamadım. Avukatım Sayın Altan Demir'e "Altan, şuna bir bakar mısın? </strong></p>
<p><strong>Galiba bir sahtekarlık işi, bir araştırır mısın?" dedim. Araştırdı ve "Evet, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bir operasyon başlatmış, bu yüzden şerh koymuşlar" dedi. Ben iletişimciyim Sayın Başkanım. Dedim ki: "O zaman hemen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na gidelim, konu neyse anlayalım ve ifademizi verelim." Gittik ama 7. kat kapı duvar, geçemiyorsunuz. Bununla ilgili zaten 3 kez dilekçe verdik. "Ben buradayım, ifade vermek istiyorum, lütfen bizi içeri alın" dedim ama alınmadık. Arkasından sabah operasyonuyla gözaltına alındık. Vatan Emniyet'e gittiğimde saat henüz 06:00 olmamıştı ama televizyonlar "Necati Özkan tutuklandı" diye yazmaya başlamıştı bile. Dolayısıyla bu, daha iş başlarken bizim için yapılan bir başka usulsüzlük örneğiydi.</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Tüm banka hesaplarıma ve tüm gayrimenkullerime el konuldu. Şimdi size tapu kaydından çıkarılan listeyi vereceğim Sayın Mübaşir. Efendim, orada 20 tane gayrimenkul var. Bu 20 gayrimenkulün 17'si dedelerimin dedesinden kalma mirastır; yani nesiller boyu bize intikal etmiştir. Ayrıca MASAK raporu var; rapor diyor ki: "Necati Özkan'ın bu tarlalardaki hissesi %2,85'tir." Yani o tarlalarda benim mülküm sadece %2,85 oranındadır. </strong></p>
<p><strong>G</strong><strong>eri kalan kısımlar 100'e yakın akrabamla ortak olduğum köy tarlalarıdır. Ekonomik bir değerleri yok. Bugün benim buradaki bu 17 tarlanın tamamını, eğer sayın iddia makamından herhangi biri ya da herhangi bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı satın almak isterse, her birini 5.000 liradan satabilirim; satışa hazırım. Hikaye bu. Orada babamdan kalma 2 tane daha mülk var; Ankara'daki 2 küçük arsa. Biri 300 metrekare, diğeri 150 küsur metrekare. Orada da benim hisselerim %14 ve %12'dir. Gerçekten tek bir mülk var, o da Akmerkez’deki ofisim. Akmerkez E Blok 6. katta bulunuyor. Bu ofisi 2006'da şirketim adına satın aldım. Emin olun, kimden satın aldım? Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nden satın aldım.</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Dolayısıyla, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdiğim ilk dilekçede de bunu bütün belgelerle beraber anlatıyorum. Diyorum ki: "Ben Sayın Ekrem İmamoğlu ile tanışmadan 12 yıl önce, buradaki tek gayrimenkulümü Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nden satın aldım." Bütün evrakını da koydum; nasıl teklif vermişiz, süreç nasıl ilerlemiş, bankadan nasıl ödemişiz, hepsi mevcut. Bunun dışında başka hiçbir gayrimenkulüm yok. 2006'dan bu yana aldığım başka gayrimenkuller oldu ama onları aldım ve sattım. Çünkü Türkiye ekonomisi, özellikle reklam sektörü için çok zor bir ekonomidir. Ekonomi nezle olsa, reklam sektörü beyin ameliyatı geçirir; öyle bir durumdur. Dolayısıyla işi nakit olarak sürdürebilmeniz için bir şekilde sağlam olmanız lazım. Elinizdeki belgede, Akmerkez'deki ofisin 2009'da şahsıma geçtiğini göreceksiniz. Bunun sebebi şudur: 2006'da şirket adına satın almıştım ancak 2008'de büyük bir dünya krizi oldu. Şirketin finansmana ihtiyacı olunca, mülkü şirketten şahsım adına satın aldım ve böylece şirketin içine finansman eklemiş oldum.</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Üçüncü örnek Sayın Başkanım: Defalarca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gidip "Biz buradayız, meseleyi öğrenelim, size yardım edelim" diyoruz; ancak kalemi dahi geçemiyorsunuz. Bize sadece "Gizlilik kararı var, bekleyeceksiniz" diyorlar. Dördüncü örnek; bu durumu öğrendikten sonra Başsavcılığın bizi belli bir gün sonra çağıracağını ya da gazetelerde ısrarla bahsedilen o operasyon ihtimalinin gerçekleşeceğini beklemeye başladık. Bu süreçte, eşim ve oğlumdan habersiz şekilde oturduğum sitenin güvenliğine gittim. Dedim ki: "Arkadaşlar böyle bir operasyon beklentisi var. Eğer emniyet görevlileri gelirse onları doğrudan bana getirin, vakit kaybetmesinler; beni aramakla uğraşmasınlar, doğrudan buraya getirin." Ve bekledik. Hakikaten bir sabah, biraz önce söylediğim gibi saat 05.00'e doğru gözaltına alındık ve Vatan Emniyet'e götürüldük.</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Beşinci örnek Sayın Başkanım: Sosyal medyada hakkınızda defalarca kampanya yapılıyor; "Geldi, geliyor, gelecek", "Silivri soğuktur" gibi aklınıza gelen her türlü şey yazılıyor. On binlerce tweet atılıyor. Öylesi bir ortamda, ben normalde her ay en az 2 kez yurt dışına gidip gelen bir insanım; istesem pekala yurt dışında kalabilirdim. Lütfen şu belgeleri de size sunayım: 24-26 Ocak tarihlerinde Berlin'de bir siyasi iletişim konferansının açılış konuşmasını yapmaya gittim. Ardından 11-14 Şubat tarihlerinde Riyad'da bir konferansa, 20 Şubat - 3 Mart tarihlerinde ise Londra'da bir iş toplantısına gittim. Yani hakkımdaki el koyma kararından sadece 3 gün önce Türkiye'ye döndüm. Buna rağmen hakkımda "yurt dışına kaçma riski" gerekçesiyle tutuklama kararı verildi. </strong></p>
<p><strong>Altıncı örnek; el koyma ve gözaltına alma kararlarında tarafıma isnat edilen suçlar; suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek, üye olmak, rüşvet almak, ihaleye fesat karıştırmak, edimin ifasına fesat karıştırmak, irtikap ve nitelikli dolandırıcılıktı. Hem gözaltı kararında hem de tedbir kararında bunların hepsi yazılıydı. Ancak tutuklama kararına geçince, bu suçlar birdenbire "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak" ve "rüşvet vermek" olarak değiştirildi. Peki, neden "rüşvet vermek"? Çünkü iddia makamı o sırada şunu düşünüyordu: "Burada bir reklam ajansı var, öte tarafta da Kültür AŞ ve Medya AŞ var. Bu şirketlerin yıllar içinde yüzlerce ihalesi var; bu ajansın sahibi de bu ihalelere girmiş, muhakkak bir şeyler almıştır ve fesat karıştırmışlardır." Oysa ilerleyen süreçte görüldü ki aslında böyle bir şey yok. Üstelik rüşvet suçu bakımından Eylem 4'e dayanak alınan Adem Kameroğlu'nun iftirası henüz ortada bile yokken, Sayın Başkanım, ben peşinen tutuklanıyorum ve arkasından bir gerekçe ihdas ediliyor. Sonra iddianame çıktı ve isnatlar bir kez daha değişti. Bu kez "rüşvet verme" suçlaması da gitti, yerine "rüşvete aracılık etme" isnadı geldi. Ayrıca sürpriz bir şekilde TCK Madde 135 (kişisel verilerin kaydedilmesi) ve Madde 136 (verileri hukuka aykırı olarak verme ve ele geçirme) suçlamaları eklendi. </strong></p>
<p>Esasa ilişkin savunmama geldiğimde; Eylem 13 ve hatta Eylem 4 ile ilgili bana hiçbir soru sorulmadığını, Eylem 4 hakkındaki sorunun ancak benim ısrarla iki dilekçe vermemden sonra sorulduğunu ayrıca anlatacağım Başkanım. <strong>Gelelim yedinci örneğe: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine 23 Mart 2025 günü gönderdiği tutuklama talepli bir müzekkere var. Hem o müzekkerede hem de İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliğinin tutuklama kararında gerekçe olarak şunlar yazılıdır Sayın Başkanım: "Murat Ongun’a bağlı hareket eden örgüt üyesi." Ben buyum yani, anlatıldığı kadarıyla. Örgüt lideri Ekrem İmamoğlu’nun yönettiği; Murat Ongun ve diğer suç örgütü üyeleriyle gizli toplantılara iştirak ettiğim ileri sürüldü. Aynı zamanda bazı toplantılara Akmerkez’de bulunan ofisimde ev sahipliği yaptığım, buraları yönettiğim ya da katıldığım; Tevdi Raporu'nda belirtilen usulsüz ihaleler, hizmet alımları ve haksız olarak kazanılan paranın aklanması suretiyle örgüte haksız kazanç sağlandığı iddia edildi.</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Sonra iddianame aşamasına gelindi. İddianamede şunu gördük: Paraşütle bu davaya indirilen Hüseyin Gün diye bir şahıs var. Bu sefer suçlama şuna dönüştü: "Hüseyin Gün’e bağlı olarak hareket eden özel vasıflı üye." Ancak bunlar yapılırken; o gizli toplantılar, usulsüz ihaleler, usulsüz hizmet alımları ve sahte fatura gibi iddiaların hiçbirisi kalmadı. Bunlarla ilgili herhangi bir somut eylem ya da isnat da bulunmuyor; hepsi yok olup gittiler. Dolayısıyla sormak istiyorum: İddianamede yer verilmeyen bu iddialar, eğer benim tutuklanmamı gerektirecek ağırlıktaysa neden dava konusu yapılmadı? Neden herhangi bir aşamada bana bunlarla ilgili tek bir soru bile sorulmadı?</strong></p>
<p><strong> </strong>Burada lütfen Görsel 3 ve arkasından Görsel 4’ü gösterelim. Aleyhimde verilen tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarında; tarafıma isnat edilen suçların yasal unsurlarının oluştuğu ve kuvvetli suç şüphesinin varlığını ortaya koyan somut tek bir delil ya da olgu olmadığı halde, 387 gündür bir istisna olması gereken tutukluluk hali cezalandırılmaya dönüştü ve her seferinde tahliye talebim reddedildi. Bu örnekte, yani Örnek 8'de; gizli kalması gereken soruşturma evrakının parçaları... Önce ilkine bakalım lütfen, 3'e bakalım. Şimdi burayı lütfen dikkatli okuyalım; gizli kalması gereken soruşturma evrakı. <strong>Diyor ki Sayın Emre Erciş: 'Bu tweetim burada kalsın. Ekrem İmamoğlu’nun kendi kadrosunu yerleştirdiği ilçe belediyelerine yapmış olduğu tüm illegal faaliyetler... Bireysel zenginleşme için değil, İmamoğlu, belki de ileride, Ekrem İmamoğlu suç örgütü olarak anılacak bu network’ü önce CHP’yi ele geçirmek, ardından da kendisini Cumhurbaşkanı yaptırmaya çalışarak Türkiye’yi ele geçirmek için kullanıyor.' Şimdi bu ifade iddianamenin girişinde yazıyor. Bunun tarihi 27 Şubat 2025. İddianame Kasım başında çıkıyor. İddianameyi yazan kim? Bu beyefendi yazıyor olamaz herhalde. Eğer bu beyefendi yazmıyorsa, bu beyefendi süper akıllı, süper zekâ; ya da bu beyefendiye birileri bir şekilde bunu servis ediyor.</strong></p>
<p>Bir sonrakine geçelim lütfen. Bakın, <strong>bu en vahimlerinden bir tanesi: 'Murat Ongun, Fatih Keleş ve İlbakların eş zamanlı şekilde Medya A.Ş. ve Kültür A.Ş. ihalelerini organize etmek için Necati Özkan’ın Akmerkez’deki ofisinde düzenli olarak buluştukları belirtildi. İlbaklar falan filan...' Şimdi bu o kadar enteresan bir konu ki Sayın Başkan... Şimdi size vereceğim. Ben bunu görünce bana tabii ailem, avukatlarım -biz o sırada tutukluyuz-... Bunları getirince 'Ya biz temayülle para veriyoruz Akmerkez’in yönetimine. Demek ki şunlara bir şey çekin, bir ihtarname çekin. Nasıl oluyor da Akmerkez güvenliğinin kamerasını bir tane trolle sızdırıyorlar? Böyle bir şey olabilir mi?' Bakın Sayın Başkan; 5 Mayıs 2025’te avukatım Sayın Ahu Üstü Yılmaz ve Başar Kaya, Akmerkez yönetimine bir ihtarname çekti. Akmerkez yönetimine dedi ki: 'Sen bunu hangi hakla yapıyorsun? Bu KVKK meselesinde en azından 5 yıllık bir suç.'</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Akmerkez yönetimi bana 8 Mayıs 2025’te, yani avukatıma karşı ihtarname çekti. Ve dedi ki: 'Sayın Başkanım, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bizden bunları Ocak ayında talep etti. Biz de Akmerkez’in bütün güvenliğinden aldığımız görüntüleri, bankodaki kayıtları, bir yıllık bütün kayıtları tamamını tutanakla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına teslim ettik.' Ne zaman? Ocak'ta. Bunun üzerine yine avukatım, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına bu sefer suç duyurusunda bulundu. Ne zaman? O da işte yine Mayıs ayı içerisinde. Dedi ki: 'Verilerin hukuka aykırı olarak verme ve ele geçirme... Eylem 13'te benim yargılandığım konu. Ve Türk Ceza Kanunu’nun işte ilgili maddeleri falan; bunlar suçtur, bu suçun karşılığı 5 yıllık cezadır. Ama bunu kamuda çalışan birileri yaparsa %50 artırılır, yani 7,5 yıldır. Yani bunu nasıl yapıyorsunuz?' diye sordu. Şu ana kadar bunlara herhangi bir cevap alabilmiş durumda değiliz.</strong></p>
<p>Şimdi tabii Sayın Emre Erciş; yetenekli bay Emre Erciş... Yani gazeteci diye tanımlıyor kendisini. Bir sürü şey var hakkında ama benim konum olmadığı için çok dallandırıp budaklandırmak istemiyorum. Ama şunu anlıyoruz Sayın Başkan; bu beyefendi 26 Mart 2026'da, yani bütün bu olaylardan bir yıl sonra tanık olmaya karar vermiş. Bu davanın tanıklarından biri olmaya karar vermiş. Ve orada diyor ki -bunları da vereceğim size, bu yakışıklı beyefendiyi Sayın Başkanımız da görsün-: 'Ben 5 Ocak 2025 tarihinde -biz bütün bu şeyleri veriyoruz ya belgeleri veriyoruz ya İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına- ben 5 Ocak 2025 tarihinde Havadis Durum Paylaşımları diye bir İnstagram hesabından buldum Akmerkez’deki ofisle ilgili. Bu kişinin de adını soyadını da bilmem.' Kimi kurtarıyor, niçin bunu yapıyor? Bunu anlamak imkansız.</p>
<p>Evet... Şimdi Örnek 9 Sayın Başkan. Usul adaletine ilişkin karşılaştığım muamelelere ilişkin Örnek 9. Tabii hakikatin ortaya çıkması ve soruşturma makamının iş yüküne yardım etmek dedim ya biraz önce Başkanım; ben bu maksatla oturduğum yerden, cezaevinden, tek kişilik hücremden ailemi zorluyorum, ofiste çalışan arkadaşları zorluyorum, avukatlarımı zorluyorum, belge istiyorum. Bana 'şunların şunların belgesini getirin' diyorum. </p>
<p><strong>Neticede 8 Haziran 2025 tarihinde, 21 Ağustos 2025’te, 5 Eylül 2025’te ve 22 Eylül 2025’te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ile Sulh Ceza Hakimliklerine -tam Profesör Doktor Erşan Hoca'nın dediği gibi- gönderiyorum dilekçelerimi. Ve diyorum ki 'Bunlara bakılır, hakikat ortaya çıkar.' Bu dilekçelere Sayın Başkanım, 200’e yakın delil ekledim. 200 adet! Bu dilekçelerin ekinde, bunların hepsi dosyanızda mevcut. Fakat bunların hiçbirisi iddianamede hiçbir şekilde konu edilmedi. Görülmemiş! Bu dilekçeler yok. Bu dilekçelerin ekleri de yok. Dolayısıyla hani bütün bunlar bize şunu söylüyor: Ya Sayın İddia Makamı, sizin tarafsız olmanız gerekiyor. Aynen Sayın Mahkeme gibi, Sayın İddia Makamı da Türk milleti adına karar veriyor. Türkiye Cumhuriyeti devleti adına değil bakın, Türk milleti adına. Keza Türkiye Cumhuriyeti hükümeti adına da değil, Türk milleti adına. Dolayısıyla her şeyden önce Sayın İddia Makamının her şeye tarafsız başlaması ve tarafsız yürütmesi lazım. Adalet dediğimiz hani adaletin sembolü dediğimiz o kadının gözleri niye kapalı? Senin kim olduğunu bilmeden karar verecek. Senin kökenine, soyuna sopuna bakmadan 'Bir suç var mı, bir eylem var mı, bunun kanıtı var mı?' ona göre karar verecek.</strong></p>
<a href='/haber/ibb-davasinda-19-gun-mahkemede-rusvet-iddialarina-uygulamali-anlatim-318532' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/09/ibb-davasinda-19-gun-mahkemede-rusvet-iddialarina-uygulamali-anlatim.jpeg' alt='İBB davasında 19. gün: Mahkemede “rüşvet” iddialarına uygulamalı anlatım' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İBB davasında 19. gün: Mahkemede “rüşvet” iddialarına uygulamalı anlatım</h5>
<div class='date'>9 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 09 Apr 2026 16:55:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Başaran Aksu tutuklandı]]></title><link>https://bianet.org/haber/basaran-aksu-tutuklandi-318544</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/09/basaran-aksu-tutuklandi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/basaran-aksu-tutuklandi-318544</guid><description><![CDATA[Aksu, tutuklanmasının ardından yaptığı açıklamada, "Türkiye'de yargı bu durumda. Holdingler ne isterse onu yapıyorlar. Holdingleri üzmeye devam edeceğiz!" dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Milas'taki holding talanını ifşa ettiği için "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" ile "yanıltıcı bilgiyi yayma" suçlamalarıyla dün gözaltına alınan Umut-Sen Örgütlenme Koordinatörü Aksu,  tutuklandı.</p>
<p>Başaran Aksu, tutuklanmasının ardından yaptığı açıklamada, "Türkiye'de yargı bu durumda. Holdingler ne isterse onu yapıyorlar. Holdingleri üzmeye devam edeceğiz!" dedi. </p>
<p>Umut-Sen Aksu'nun tutuklanmasına dair şu bilgi notunu paylaştı:</p>
<p>"Yoldaşımız Başaran Aksu’nun 6 Nisan Pazartesi günü Milas Cumhuriyet Savcılığı talimatıyla hopa daki evi basılmış, hakkında açılan soruşturmayla dijital materyallerin ele geçirilmesine yönelik arama yapılmıştır. Daha sonrasında elde ettiğimiz bilgilere göre soruşturma konusunun yoldaşımızın Akbelen’de mücadele eden Esra Işık’ın tutuklanması üzerine attığı tweetler olduğunu öğrendik. Sendikal faaliyetler sebebiyle ilgili günlerde Ankara ve Beypazarında bulunan Başaran Aksu konuya ilişkin ifadesini 9 nisan perşembe günü talimat aracılığıyla Soma Adliyesinde vermiş, daha sonrasında Milas Cumhuriyet Savcılığı tarafından tutuklama ile sulh ceza hakimliğine sevk edilip “ Türkiyenin dört bir yanında sendikal faaliyet yürüttüğü” ve “ adli kontrol imza şartına uymayacağı” gerekçe göstererek tutuklanmıştır."</p>
<a href='/haber/yasam-savunucusu-esra-isik-tutuklandi-318188' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/03/31/yasam-savunucusu-esra-isik-tutuklandi.png' alt='Yaşam savunucusu Esra Işık tutuklandı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Yaşam savunucusu Esra Işık tutuklandı</h5>
<div class='date'>31 Mart 2026</div>
</div>
</a>

<p>Aksu'nun tutuklanmasına gerekçe olarak şu paylaşımı gösterildi:</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr">Nihat Özdemir’in talimatıyla Esra Işık’ı tutuklamak bağımsız yargımızın varacağı en üst leveli temsil ediyor!<br>Tüm Akbelen köylülerini tutuklayın utanmazlar!<br>Size bi milim eğilen alçak olsun! <a href="https://t.co/Xnh047vAJT" target="_blank" rel="nofollow noopener">https://t.co/Xnh047vAJT</a></p>
— Başaran Aksu (@Basaranaksu_) <a href="https://twitter.com/Basaranaksu_/status/2038919489622835344?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">March 31, 2026</a></blockquote>
<p>(EMK)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 09 Apr 2026 16:39:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[BM Genel Sekreteri’nin Özel Temsilcisi Jean Arnault, İran’ı ziyaret etti]]></title><link>https://bianet.org/haber/bm-genel-sekreterinin-ozel-temsilcisi-jean-arnault-irani-ziyaret-etti-318543</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/09/bm-genel-sekreterinin-ozel-temsilcisi-jean-arnault-irani-ziyaret-etti.png"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/bm-genel-sekreterinin-ozel-temsilcisi-jean-arnault-irani-ziyaret-etti-318543</guid><description><![CDATA[BM yetkilisi Arnault, “Bu savaşın sonuçları oldukça vahim” derken, İran Kızılayı Başkanı Kolivend ise saldırılarda 125 bin 392 sivil birimin zarar gördüğünü açıkladı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Özel Temsilcisi Jean Arnault, çeşitli temaslarda bulunmak üzere İran’a ziyaret gerçekleştirdi.</p>
<p><em>Anadolu Ajansı</em>’nın haberine göre, Arnault, başkent Tahran’da İran Kızılayı Başkanı Pir Hüseyin Kolivend ile düzenlediği basın toplantısında konuştu.</p>
<p>İran’ın Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab’da ABD ve İsrail tarafından Şeceretüt-Tayyibe Kız İlkokulu’na düzenlenen, en az 165 öğrenci ve öğretmenin hayatını kaybettiği saldırıyı hatırlatan Arnault, bunun “dünya tarihine geçecek bir katliam” olduğuna dikkati çekti.</p>
<a href='/haber/minabdaki-okulda-toplu-katliam-yasandi-317773' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/03/16/minabdaki-okulda-toplu-katliamin-yasandi.png' alt='"Minab’daki okulda toplu katliam yaşandı"' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>"Minab’daki okulda toplu katliam yaşandı"</h5>
<div class='date'>16 Mart 2026</div>
</div>
</a>

<p>BM’li yetkili, “Bu savaşın sonuçları oldukça vahim. Çünkü kadınlar ile çocuklara karşı suçlar işlendi ve onlar bu durumdan dolayı acı çekiyorlar” dedi.</p>
<p>Arnault, İran ziyaretinde savaşın siviller için ne kadar büyük bir yıkım getirdiğini gördüğünü belirterek, savaşın sona ermesi için çaba gösterdiklerini vurguladı.</p>
<h3>“125 bin 392 sivil birim zarar gördü”</h3>
<p>İran Kızılayı Başkanı Kolivend ise İran’a yönelik saldırılarda 100 bin 732’si konut, 23 bin 413’ü ticari birim olmak üzere 125 bin 392 sivil birimin zarar gördüğünü söyledi.</p>
<p>Saldırılarda ayrıca, 338 sağlık merkezi ile 32 üniversitenin de hasar aldığını belirten Kolivend, 43 ambulans ve 3 yardım helikopterinin de zarar gördüğünü hatırlattı.</p>
<a href='/haber/iran-tabipler-birligi-abd-israil-saldirilarinda-18-saglik-calisani-hayatini-kaybetti-317850' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/03/19/iran-tabipler-birligi-abd-israil-saldirilarinda-18-saglik-calisani-hayatini-kaybetti.jpg' alt='İran Tabipler Birliği: ABD-İsrail saldırılarında 18 sağlık çalışanı hayatını kaybetti' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İran Tabipler Birliği: ABD-İsrail saldırılarında 18 sağlık çalışanı hayatını kaybetti</h5>
<div class='date'>19 Mart 2026</div>
</div>
</a>

<p>Kolivend, ABD’nin İran’ın medeniyetini yok etmekle tehdit ettiğini, bunun savaş suçu olduğunu belirterek, benzer saldırıların başka ülkelere de yönelebileceğini ve suçluların durdurulması gerektiğini kaydetti.</p>
<p>Basın toplantısının ardından Kolivend ve Arnault, Tahran’da saldırıların hedefi olan ve ciddi hasar gören Şerif Teknoloji Üniversitesi’nde incelemelerde bulundu.</p>
<a href='/haber/abd-ve-israil-irandaki-sehit-behesti-universitesini-bombaladi-318341' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/03/abd-ve-israil-irandaki-sehit-behesti-universitesini-bombaladi.png' alt='ABD ve İsrail, İran’daki Şehit Beheşti Üniversitesi’ni bombaladı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>ABD ve İsrail, İran’daki Şehit Beheşti Üniversitesi’ni bombaladı</h5>
<div class='date'>3 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="rtl" lang="fa"><br>بازدید فرستاده ویژه سازمان ملل در امور خاورمیانه از میدان رسالت و دانشگاه شریف که چند روز گذشته مورد حمله دشمن قرار گرفت<br><br>▪️دقایقی پیش ژان آرنو، فرستاده دبیرکل ویژه سازمان ملل در امور خاورمیانه با همراهی رئیس جمعیت هلال احمر از محل جنایات رژیم صهیونیستی و آمریکا درخصوص حمله به… <a href="https://t.co/0iAaKxFZw1" target="_blank" rel="nofollow noopener">pic.twitter.com/0iAaKxFZw1</a></p>
— جمعیت هلال‌احمر ایران (@Iranian_RCS) <a href="https://twitter.com/Iranian_RCS/status/2042231257799548941?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">April 9, 2026</a></blockquote>
<p>(VC)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 09 Apr 2026 16:35:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[3 bin 81 gündür hapiste olan Osman Kavala "özgürlük ödülü”ne layık görüldü]]></title><link>https://bianet.org/haber/3-bin-81-gundur-hapiste-olan-osman-kavala-ozgurluk-odulune-layik-goruldu-318542</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/09/3-bin-81-gundur-hapiste-olan-osman-kavala-ozgurluk-odulune-layik-goruldu.png"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/3-bin-81-gundur-hapiste-olan-osman-kavala-ozgurluk-odulune-layik-goruldu-318542</guid><description><![CDATA[Ödül, liberal değerleri teşvik etme konusunda, çoğu zaman büyük riskler üstlenerek kararlılıkla mücadele eden kişiler için en yüksek takdirlerden biri olarak kabul ediliyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Friedrich Naumann Vakfı, Osman Kavala'ya "özgürlük ödülü" verecek. </p>
<p>Silivri'deki Marmara Cezaevinde tutuklu olan Kavala adına ödülü eşi Ayşe Buğra'nın alması bekleniyor.</p>
<a href='/haber/osman-kavala-kimdir-296430' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2024/06/12/osman-kavala-kimdir.jpg' alt='Osman Kavala kimdir?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Osman Kavala kimdir?</h5>
<div class='date'>12 Haziran 2024</div>
</div>
</a>

<p>DW Türkçe’nin aktardığına göre Londra merkezli Liberal International, Özgürlük Ödülü’nü her yıl insan haklarının ve siyasi özgürlüklerin ilerletilmesi ve teşvik edilmesine katkıda bulunan bir kişiye veriyor.</p>
<p>Ödül, bu sene 3 bin 81 gündür hapiste olan Osman Kavala'ya verilecek. Ödül töreni, Almanya merkezli Friedrich Naumann Vakfı işbirliğiyle 4 Mayıs’ta Berlin’de düzenlenecek. Kavala’ya Ağustos 2025’te de Almanya’nın en prestijli ödüllerinden Goethe Madalyası verilmişti.</p>
<h2>Özgürlük Ödülü hakkında</h2>
<p>Özgürlük Ödülü Liberal International tarafından her yıl, insan haklarının ve siyasi özgürlüklerin ilerletilmesi ve teşvik edilmesine katkıda bulunan bir kişiye veriliyor.</p>
<p>Ödül, liberal değerleri teşvik etme konusunda, çoğu zaman büyük riskler üstlenerek kararlılıkla mücadele eden kişiler için en yüksek takdirlerden biri olarak kabul ediliyor.</p>
<p>Kavala Ağustos 2025'te de Almanya'nın en prestijli kültürel ödüllerinden Goethe Madalyası ile onurlandırılmış; Almanya'nın Weimar kentinde düzenlenen törende Kavala yerine madalyayı eşi akademisyen Prof. Dr. Ayşe Buğra teslim almıştı.</p>
<a href='/haber/aihmden-osman-kavala-dosyasinda-yeni-adim-314855' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/haber/2025/01/09/7-yillik-adaletsizlik-osman-kavala-nin-mahpuslugunu-anlatan-bir-dava-hikayesi-raflarda-1.jpg' alt='AİHM’den Osman Kavala dosyasında yeni adım' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>AİHM’den Osman Kavala dosyasında yeni adım</h5>
<div class='date'>23 Aralık 2025</div>
</div>
</a>

<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 09 Apr 2026 16:29:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[45. İstanbul Film Festivali başladı]]></title><link>https://bianet.org/haber/45-istanbul-film-festivali-basladi-318540</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/09/45-istanbul-film-festivali-basladi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/45-istanbul-film-festivali-basladi-318540</guid><description><![CDATA[Sinema Onur Ödülü bu yıl Nilüfer Aydan ve Gianfranco Rosi’ye verildi, festival yönetimi ise sansür tartışmalarının odağında kalmayı sürdürüyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) düzenlediği 45. İstanbul Film Festivali, dün (8 Nisan) İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’ndaki açılış galasıyla başladı.</p>
<p>Sunuculuğunu Onur Özaydın’ın üstlendiği törende, İKSV Genel Müdür Yardımcısı Yeşim Gürer Oymak, festival sponsoru N Kolay adına Aktif Bank Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Ayşegül Adaca Oğan’a teşekkür plaketini takdim etti.</p>
<p>Festival kapsamında verilen Sinema Onur Ödülü bu yıl oyuncu Nilüfer Aydan ile yönetmen Gianfranco Rosi’ye sunuldu.</p>
<p>Törende ayrıca Festival Direktörü Kerem Ayan ile önceki direktörler Hülya Uçansu ve Azize Tan tarafından, 40 yıl boyunca festival ekibinde yer alan Nuray Muştu’ya Sinema Emek Ödülü verildi.</p>
<a href='/yazi/45-istanbul-film-festivali-neden-boykot-ediliyor-318481' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-yazi/2026/04/08/istanbul-film-festivali-neden-boykot-ediliyor.jpg' alt='45. İstanbul Film Festivali neden boykot ediliyor?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>45. İstanbul Film Festivali neden boykot ediliyor?</h5>
<div class='date'>8 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>19 Nisan’a dek devam edecek festivalin programında 127 uzun metrajlı ve 13 kısa film yer alıyor. Seçkide, dünya sinemasının güncel örneklerinin yanı sıra kült yapıtlar ile dünya, uluslararası, Balkan ve Türkiye prömiyerlerini yapacak filmler bulunuyor.</p>
<p>Festival boyunca gösterimlerin yanı sıra konuk yönetmen ve oyuncuların katılımıyla söyleşiler, özel gösterimler ve çeşitli etkinlikler düzenlenecek.</p>
<p><em>Festival programıyla ilgili detaylı bilgi için <a href="https://www.film.iksv.org/" target="_blank" rel="nofollow">buraya</a> tıklayabilirsiniz.</em></p>
<p><em><img src="https://static.bianet.org/2026/04/adsiz-tasarim-2026-04-09t160601-450.jpg" alt=""></em></p>
<div class="box-13">
<h3>Boykot çağrısı</h3>
<p>Öte yandan festival, kuir filmlere ayrılan “Nerdesin Aşkım?” bölümünün, 2025’teki sansür tartışmalarının ardından bu yıl da programa alınmaması nedeniyle LGBTİ+’lar ve bazı kültür-sanat emekçileri tarafından boykot ediliyor.</p>
<p>Boykot çağrısına Gençlik Filmleri Festivali de bugün yayımladığı bir <a href="https://x.com/gffsosyal/status/2042205624788746659?s=20" target="_blank" rel="nofollow">açıklama</a>yla katıldı. Festival, açıklamasında şöyle dedi:</p>
<p><em>“İKSV yıllardır LGBTİ+’ların seslendirdiği görünürlüğünü ortaya koyan “Nerdesin Aşkım?” bölümünü kaldırdıktan sonra geçtiğimiz yıl verilen tepkiler üzerine programı geri getireceğini söyleyip yine sözünde durmadı. Doğrudan sansür ve otosansürle dışlama politikası yapılmasını kabul etmiyoruz. 24. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi’nin boykot çağrısına kulak vererek İKSV’yi boykot ediyoruz. Fahiş bilet fiyatları ile sinema sanatını piyasalaştıran, sanat iktidara göre şekillenmeyince buna karşı sanatçıya sansür uygulayarak düşünce özgürlüğünü kısıtlayanları boykot etmeye devam edeceğiz. </em></p>
<p><em>“Sanatçılar olarak üreten biziz, sanata yön veren de biz olacağız. Sanata ve sanatın özgürlüğüne yıllardır yapılan saldırılara ve politik baskılara rağmen susmuyor, direnişin perdesinde bir araya gelmeye devam ediyoruz. Gençlik Filmleri Festivali olarak İstanbul Film Festivali’nde sanatçıların kimlikleri ve düşüncelerini hedef göstererek onları yok saymalarını kabul etmiyoruz. Festival bu yanlıştan dönüp iktidarın sözünü değil, sanatçının sözünü dinleyene kadar boykota devam.” </em>(TY)</p>
</div>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 09 Apr 2026 16:15:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Kıbrıs'ta 'Hayat Pahalılığı Ödeneği' krizi: Sendikalar ve halk hükümete karşı sokakta]]></title><link>https://bianet.org/haber/kibris-ta-hayat-pahaliligi-odenegi-krizi-sendikalar-ve-halk-hukumete-karsi-sokakta-318541</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/09/kibris-ta-hayat-pahaliligi-odenegi-krizi-sendikalar-ve-halk-hukumete-karsi-sokakta.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/kibris-ta-hayat-pahaliligi-odenegi-krizi-sendikalar-ve-halk-hukumete-karsi-sokakta-318541</guid><description><![CDATA[Kıbrıs'ta hükümetin "Hayat Pahalılığı Artışı Ödeneği"ni bir kararnameyle dondurması sonrası başlayan genel grev ve eylemler ülke çapına yayıldı. Başbakan Ünal Üstel yasayı Meclis'e getirmeye çalışırken halk koalisyon hükümetinin istifasını istiyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p style="padding-left: 40px;"><em>“Budur olay. Çekin! Durduracaklar zannederler bu halkı. Çekin. Naptım? İnsan öldürdüm, hırsızlık yaptım, yoksa Ünal Üstel (KKTC Başbakanı) gibiyim ben de rüşvet yedim. Çekin, görsün halk.” </em></p>
<p>Bu sözler Kıbrıs’ta Ünal Üstel hükümetinin çalışanlara yönelik “Hayat Pahalılığı Artışı Ödeneği”ni dondurması sonrası başlayan genel grev ve eylemlerde gözaltına alınan Elektrik Kurumu Çalışanları Sendikası (El-Sen) Başkanı Ahmet Tuğcu’ya ait. Tuğcu gözaltına alınmasından 9 saat sonra serbest bırakıldı. Ama grev ve eylemler bitmedi.</p>
<p>Ünal Üstel başbakanlığındaki Ulusal Birlik Partisi (UBP), Demokrat Pari (DP) ve Yeniden Doğuş Partisi (YDP) koalisyon hükümeti bir süredir yeni bir mali program hazırlığı yapıyor. Bu kapsamda, çalışanlara yönelik ‘Hayat Pahalılığı Artışı Ödeneği’ donduruldu.</p>
<p>Ödenek kamu çalışanlarına ve emeklilere, enflasyon nedeniyle yaşam maliyetindeki artışları telafi etmek amacıyla kullanılıyordu. Söz konusu düzenleme geçen hafta Meclis’te kabul edilmeyince kanun hükmünde kararnameyle geçirildi.</p>
<p>Bu durum Kıbrıs’ta yurttaşalar tarafından ‘Meclis ve halk iradesini yok saymak’ olarak nitelendirildi ve ülke genelinde protestolar başladı. Sendikalar genel grev ilan etti. Halk Meclis’e yürüdü.</p>
<p>“Hükümet istifa” sloganlarının atıldığı eylemlerde talep yasa tasarısının geri çekilmesini ve kararnamenin iptali.</p>
<p>Araya Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman girdi. Sendika başkanlarıyla toplantı yaptı. Erhürman daha sonra bu toplantıda konuşulanları hükümete aktardı. Çağrı yerini buldu ve hükümet kararnameyi geri çekti. Ancak hükümet yasayı Meclis'ten geçirmede ısrarcı. Sendikalar ve sivil toplum da genel grev ve eylemlere devam ediyor.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/04/meclis.jpg" alt=""></p>
<h3>Başbakan Türkiye'ye geldi</h3>
<p>Meclis kapalı, Başbakan Ünal Üstel koalisyon ortaklarıyla Türkiye’ye geldi. Meclis Başkanı Ziya Öztürkler Azerbaycan'a gitti.</p>
<p>Üstel’in Ankara’da Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile altyapı, enerji ve ekonomik destekleri kapsayan 25 milyar TL’lik 2026 mali protokolünü imzalaması bekleniyor.</p>
<p>Öte yandan hükümet Pazartesi günü Meclis’i açacağını duyurdu. Meclis Başkanı <a href="https://www.kibrispostasi.com/keyword/137" target="_blank" rel="noopener">Ziya Öztürkler</a> Azerbaycan ziyareti sırasında pazartesi günü Meclis’i açmaya çalışacağını açıkladı. Hayat pahalılığı yasa tasarısının gündeme gelip gelmeyeceği ise belirsiz. Üstel yasayı MEclis'e getireceklerini söylüyor. Ankara’ya gitmeden yazılı bir basın açıklaması yapan Üstel, kanunun gerekçesini ABD ve İsrail’in İran savaşına bağladı. Muhalefeti suçladı:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>"Savaş ortamı dünya ekonomisinde kırılmalar yaşanmasına, tedarik zincirlerinde aksamalara, enerji maliyetlerinde öngörülemez artışlara ve ülke ekonomisinde ciddi daralmalara yol açmıştır. Bu nedenle Ulusal Birlik Partisi – Demokrat Parti – Yeniden Doğuş Partisi hükümeti olarak, sürecin en başından bu yana halkımızın alım gücünü korumak, refahını güvence altına almak ve toplumsal uzlaşıyı güçlendirmek adına bazı adımlar atmıştır.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>…</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Buna göre Haziran ayı sonunda oluşacak hayat pahalılığı oranına göre yeni maaş skalası belirlenecek, bu artışın net yüzde 50’si ödenecek, kalan yüzde 50’lik kısmı ise en geç Ocak 2027’de ödenmek üzere emanete alınacaktır.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>…</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Emekli maaşı, aylık net maaşı 75 bin TL ve altında olan vatandaşlarımızın gelirleri aynen korunacak, maaşlarından hiçbir kesinti yapılmayacaktır.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Ayrıca net maaşı 75 bin TL’den fazla olan vatandaşlarımızdan ise sadece Haziran ayında oluşacak olan hayat pahalılığındaki maaş artışının yüzde 50’sini aşmayacak şekilde bir düzenleme yapılacaktır. Ancak bu düzenleme sonucunda hiçbir vatandaşımızın geliri 75 bin TL’nin altına düşmeyecektir.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Bugün Cumhuriyet Meclisi’nde, geniş bir mutabakatla herkesin üzerinde uzlaşabileceği bu yasanın geçirilmesini hedefliyoruz.”</em></p>
<p>Üstel bu adımlarla Kıbrıs halkının refahını koruyan hem de toplumsal uzlaşıyı esas alan dengeli ve adil bir modeli hayata geçirdiklerini savundu.</p>
<h3>"Emeklinin, çalışanın cebine el uzatıyor"</h3>
<p>Sendikalar ve sivil toplum ise bugün Başbakanlık önünde bir araya geldi, basın açıklaması yaptı. Türk-Sen Başkanı Arslan Bıçaklı, kararnamenin geri çekilmesini “halkın zaferi” olarak niteleyerek, hükümetin bu adımın ardından istifa etmesi gerektiğini söyledi. Bıçaklı, “Yasa gücünde kararnameyi çektiği anda istifa edip evine gitmesi lazım” dedi.</p>
<p>Bıçaklı, şöyle konuştu:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Maalesef ne yaptığını bilmeyen bir hükümet var karşımızda. Bir gün öyle, bir gün böyle, ertesi gün başka. Ülkede yolsuzluklar, hırsızlıklar, diploma meseleleri devam ederken, hükümet bunlara bakacağına, bunların hesabını vereceğine kendi beceriksizlikleri yüzünden Maliye’yi batağa soktu. Şimdi de dönüp çalışanın, emeklinin, asgari ücretlinin, doktorun, öğretmenin, dar gelirli vatandaşın cebine el uzatmaya çalışıyor.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Bir haftada üç dolarlık artış yapacaksınız, bu tüm tüketim maddelerine yansıyacak. Sonra her şeye zam yapacaksınız ama maaşlara yapmayacaksınız. Böyle bir zihniyet var ortada. Dolayısıyla bizim buna müsaade etmemiz mümkün değildir.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Öyle bir noktaya geldik ki memlekette halk sokakta ve diyor ki ‘biz bunu istemiyoruz’. Ben de soruyorum: Halk bunu istemiyorsa siz kimin adına oturuyorsunuz orada? Siz halkı temsil etmiyor musunuz?”</em></p>
<p>Sendikalar ve sivil toplum, pazartesi günü Meclis’in açılması ve yasa tasarısının gündeme gelmesi halinde genel grevin devam edeceğini söylüyor.</p>
<p>Ekonomik eşitsizliklerin, yoksulluk oranlarının artması ve hayat pahalılığıyla mücadelede gerçekçi çözümler talep ediliyor.</p>
<p style="text-align: right;"><em>*Bu haberi Bugün Kıbrıs, Haber Kıbrıs, Yeni Düzen, Özgür Gazete ve Kıbrıs Postası’ndan derledik.</em></p>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 09 Apr 2026 16:09:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İsrail Konsolosluğu’na yönelik saldırıya ilişkin gözaltı sayısı 14’e yükseldi]]></title><link>https://bianet.org/haber/israil-konsolosluguna-yonelik-saldiriya-iliskin-gozalti-sayisi-14e-yukseldi-318539</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/09/israil-konsolosluguna-yonelik-saldiriya-iliskin-gozalti-sayisi-14e-yukseldi.png"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/israil-konsolosluguna-yonelik-saldiriya-iliskin-gozalti-sayisi-14e-yukseldi-318539</guid><description><![CDATA[İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri, soruşturma kapsamında iki şüpheliyi daha gözaltına aldı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, Beşiktaş’ta İsrail Konsolosluğu’nun bulunduğu Yapı Kredi Plaza önündeki polis noktasına yönelik saldırıyla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.</p>
<p><em>Anadolu Ajansı</em>’nın haberine göre, İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri soruşturma kapsamında bir şüpheliyi daha gözaltına aldı. Çalışmaların devamında bir şüphelinin daha Kocaeli’de gözaltına alındığı belirtildi.</p>
<a href='/haber/istanbuldaki-israil-konsoloslugu-onunde-catisma-1-olu-318443' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/07/istanbuldaki-israil-konsoloslugu-onunde-catisma.jpeg' alt='İstanbul’daki İsrail Konsolosluğu önünde çatışma: 1 ölü' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İstanbul’daki İsrail Konsolosluğu önünde çatışma: 1 ölü</h5>
<div class='date'>7 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>Hastanede tedavileri devam eden iki saldırganla birlikte gözaltına alınanların sayısı 14’e yükseldi.</p>
<p>Şüphelilerden 12’sinin İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ndeki işlemleri sürerken, iki saldırganın tedavilerinin ardından emniyete götürüleceği belirtildi.</p>
<div class="box-1">
<h3>Ne olmuştu?</h3>
<p>Beşiktaş’ta, İsrail’in İstanbul Konsolosluğu yakınındaki polis noktasına 7 Nisan’da üç kişi tarafından <a href="https://bianet.org/etiket/silahli-saldiri-776" target="_blank" rel="noopener">silahlı saldırı</a> düzenlendi.</p>
<p>İstanbul Valisi Davut Gül, olay yerinde yaptığı açıklamada saldırının polis noktasına yönelik olduğunu belirterek, bir saldırganın öldürüldüğünü, ikisinin yaralı olarak yakalandığını ve iki polisin de hafif yaralandığını söyledi.</p>
<p>Gül, açıklamasında konsolosluğun yaklaşık 2,5 yıldır faaliyette olmadığını da vurguladı.</p>
<p>İçişleri Bakanı Mustafa Çitfçi de saldırganların “dini istismar eden örgüt” irtibatı olduğunu açıkladı.</p>
<p>Saldırının ardından <a href="https://bianet.org/etiket/icisleri-bakanligi-4995" target="_blank" rel="noopener">İçişleri Bakanlığı</a>’ndan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>
<p><em>“Yapılan inceleme sonucunda saldırıyı gerçekleştiren teröristlerin kimlikleri tespit edilmiş, İzmit’ten araç kiralayarak İstanbul’a geldikleri belirlenmiştir. Ölü olarak ele geçirilen Yunus E. S.’nin dini istismar eden terör örgütüyle irtibatı olduğu, yaralı olarak ele geçirilen Onur Ç. ve Enes Ç. isimli diğer iki teröristin kardeş olduğu ve Onur Ç.’nin uyuşturucu kaydı bulunduğu bilgisine ulaşılmıştır. Etkisiz hale getirilen 3 terörist arasında yoğun dijital haberleşme tespit edilmiş olup yaralı teröristlerin sorgusu devam etmektedir.”</em></p>
<p><em>Serbestiyet’ten Oğuzhan Keskin</em>’in haberine göre, çatışmada öldürülen Yunus E. S., 2018’de Adana’da aile içinde çıkan bıçaklı kavgaya ilişkin davada ‘yaralama’ suçundan 3 ay 22 gün hapis cezası aldı; 2021’de ise IŞİD üyeliği gerekçesiyle mal varlığı üç yıl süreyle donduruldu.</p>
<p><em>NTV</em>’nin haberine göre, gözaltına alınan şüphelilerin IŞİD bağlantısı olduğu tespit edildi.</p>
<p>Saldırıyı henüz üstlenen olmadı.</p>
</div>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 09 Apr 2026 16:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Eğitim Sen'den İTÜ'deki tacize tepki]]></title><link>https://bianet.org/haber/egitim-sen-den-itu-deki-tacize-tepki-318538</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/09/egitim-sen-den-itu-deki-tacize-tepki.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/egitim-sen-den-itu-deki-tacize-tepki-318538</guid><description><![CDATA["Yurtlarda kadın öğrencilerin giriş-çıkış saatleri, sosyal yaşamları ve hatta kıyafetleri “güvenlik” adı altında denetlenirken, temel güvenlik sorumluluğunun yerine getirilmemesi kabul edilemez."]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Eğitim Sen, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Ayazağa Kampüsü’ndeki Ali İhsan Aldoğan Kız Öğrenci Yurdu’nda yaşanan güvenlik ihlali ve taciz olayına ilişkin açıklama yaptı.</p>
<p>Eğitim Sen, geçtiğimiz günlerde İzmir Çiğli’deki bir KYK kız öğrenci yurdunda yaşanan taciz olayını kamuoyuna duyurmuş ve yetkililere sorumluluk alma çağrısında bulunmuştu. Ancak, uyarıların göz ardı edilmesinin ardından benzer bir olayın bu kez İTÜ’de yaşanmış olmasından duyduğu endişeyi vurguladı.</p>
<p>8 Nisan 2026 akşamı, hakkında suç kaydı ve kayıp başvurusu bulunan bir şahsın, herhangi bir denetimle karşılaşmadan İTÜ Kız Öğrenci Yurdu’na girebildiği ve burada kadın öğrencilere tacizde bulunduğu açıklandı. İlgili şahsın, öğrenci odalarının kapılarını açtığı, çamaşırhanede uygunsuz bir şekilde bulunduğu ve kadınları taciz ettiği bildirildi. Eğitim Sen, bu olayın saatler boyunca fark edilmemesinin bir ihmal değil, açık bir güvenlik zafiyeti ve kurumsal sorumsuzluğun göstergesi olduğunu belirtti.</p>
<div class="box-1">
<p>Açıklamanın tamamı şöyle:</p>
<p>Geçtiğimiz günlerde İzmir Çiğli’de bir KYK kız öğrenci yurdunda yaşanan taciz olayını kamuoyuna duyurmuş; öğrencilerin yaşam hakkı ve güvenliği için yetkilileri acilen sorumluluk almaya çağırmıştık. Ancak uyarılarımız bir kez daha görmezden gelinmiş, hiçbir sorumluluk alınmamış olacak ki benzer bir olay bu kez İstanbul Teknik Üniversitesi Ayazağa Kampüsü’ndeki Ali İhsan Aldoğan Kız Öğrenci Yurdu’nda yaşanmıştır.</p>
<p>8 Nisan 2026 akşamı, hakkında suç kaydı ve kayıp başvurusu bulunan bir erkek şahsın hiçbir denetime takılmadan yurda girebildiği; öğrenci odalarının kapılarını açtığı, çamaşırhanede uygunsuz biçimde bulunduğu ve kadın öğrencileri taciz ettiği kamuoyuna yansımıştır. Bu kişinin saatler boyunca yurt içinde fark edilmemesi bireysel bir ihmal değil; açık bir güvenlik zafiyetinin ve kurumsal sorumsuzluğun göstergesidir. Bu tablo, yükseköğretim alanında ve kamu yurtlarında uzun süredir hâkim kılınan yönetim anlayışının doğrudan sonucudur.</p>
<p>Yurtlarda kadın öğrencilerin giriş-çıkış saatleri, sosyal yaşamları ve hatta kıyafetleri “güvenlik” adı altında denetlenirken, temel güvenlik sorumluluğunun yerine getirilmemesi kabul edilemez. Bugün yurtlar; koruyan değil denetleyen, güvenlik sağlayan değil sorumluluğu kadınların omuzlarına yükleyen mekânlara dönüştürülmüştür. Kamusal sorumluluk tasfiye edilmiş; yerini keyfiyet, liyakatsizlik ve denetimsizlik almıştır. Bu durum, kamusal hizmetlerin asli amacından koparıldığını; güvenlik yerine disiplin ve denetimin, özgürlük yerine baskının esas alındığını açıkça göstermektedir.</p>
<p>Eğitim Sen olarak bir kez daha vurguluyoruz:</p>
<p>Öğrencilerin yurt yaşamındaki güvenliğini sağlamak, yurt yönetimlerinin ve üniversite idarelerinin asli sorumluluğudur.</p>
<p>Taleplerimiz açık ve nettir:       </p>
<p>*İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörlüğü ve yurt yönetimi, yaşanan olayın tüm boyutlarını derhal ve şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşmalıdır.</p>
<p>*Güvenlik zafiyetine neden olan idari ve yapısal ihmaller ortaya çıkarılmalı; sorumlular hakkında gecikmeksizin idari ve hukuki işlem başlatılmalıdır.</p>
<p>*Yurtlarda uygulanan güvenlik politikaları, öğrencilerin özgürlüklerini kısıtlayan değil; gerçek tehditlere karşı koruyan bir anlayışla yeniden düzenlenmelidir.</p>
<p>*Yurtlarda güvenliği sağlayacak nitelikli personel, denetim ve fiziksel altyapı eksiklikleri derhal giderilmelidir.</p>
<p>*Tacize maruz kalan öğrencilere yönelik psikolojik destek ve ücretsiz hukuki yardım mekanizmaları ivedilikle oluşturulmalıdır.</p>
<p> *Kadınların yaşam tarzına müdahale eden, onları denetim altında tutan ve sorumluluğu bireylere yükleyen anlayış terk edilmelidir.</p>
<p>Üniversite öğrencilerinin barınma alanları güvenli, özgür ve eşit yaşam alanları olmak zorundadır. Bu sorumluluktan kaçan, ihmali görmezden gelen ve sorumluluğu öğrencilere yükleyen her yaklaşımın karşısında olmaya devam edeceğiz.</p>
<p>(EMK)</p>
</div>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 09 Apr 2026 15:46:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Komedyen Kadınlar İnisiyatifi: Komedyen Tuba Ulu serbest bırakılsın]]></title><link>https://bianet.org/haber/komedyen-kadinlar-inisiyatifi-komedyen-tuba-ulu-serbest-birakilsin-318535</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/09/komedyen-kadinlar-inisiyatifi-komedyen-tuba-ulu-serbest-birakilsin.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/komedyen-kadinlar-inisiyatifi-komedyen-tuba-ulu-serbest-birakilsin-318535</guid><description><![CDATA[İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma hakkında yaptığı açıklamada, Ulu'nun sosyal medyada yayımlanan videosunda alenen müstehcen ifadeler kullandığını belirterek, bu sözlerin "tarihi milli manevi değerlere hakaret" olarak değerlendirildiğini söyledi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Komedyen Tuba Ulu, stand-up gösterisinde Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan ile ilgili yaptığı şaka nedeniyle "tarihi milli ve manevi değerlere hakaret" suçlamasıyla gözaltına alındı.</p>
<p>Ulu'nun gösterisinde Kanuni'nin Hürrem Sultan ile evlenmesini konu alan şakasının ardından, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma sonucu komedyenin gözaltına alındığı öğrenildi.</p>
<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma hakkında yaptığı açıklamada, Ulu'nun sosyal medyada yayımlanan videosunda alenen müstehcen ifadeler kullandığını belirterek, bu sözlerin "tarihi milli manevi değerlere hakaret" olarak değerlendirildiğini söyledi.</p>
<p>Başsavcılığın açıklamasında, "Sosyal medya platformlarında herkese açık şekilde dolaşımda bulunan bir videoda aleni olarak müstehcen sözleri yayınlayan ve bu sözler ile tarihi milli manevi değerlerimize hakaret ettiği tespit edilen T.U. isimli kişi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma neticesinde talimata istinaden İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alınmıştır" denildi.</p>
<h3>"Mizah suç değildir"</h3>
<p>Komedyen Kadınlar İnisiyatifi, Ulu'nun gözaltına alınmasına tepki gösterdi. "Mizah Susturulamaz!" başlıklı şu açıklamayı yaptı: </p>
<p>"Komedyen Tuba Ulu'yu serbest bırakın! Komedyen Tuba Ulu'nun bir şakasıyla sosyal medyada belli hesapların hedef göstermesi üzerine "tarihi, milli ve manevi değerleri aşağılamak" suçuyla gözaltına alındığını üzüntüyle öğrendik.</p>
<p>Son yıllarda komedyenlerin şakalarıyla hedef gösterilerek gözaltı ve tutuklamalarla karşı karşıya kaldığını görüyoruz. Mizah, doğası gereği eleştireldir, özgürdür ve toplumun aynasıdır. Bir komedyenin sahnedeki ifadeleri veya mizahi paylaşımları nedeniyle yargısal süreçlere konu edilmesi, sadece ifade özgürlüğüne değil, sanatın ve hayatın neşesine de vurulmuş bir darbedir.</p>
<p>Kadınların sesini her alanda yükseltmeye çalıştığı bu dönemde, sahnede var olma mücadelesi veren bir kadının mizahı yüzünden susturulmaya çalışılmasını kabul etmiyoruz. Tuba Ulu’nun yanındayız ve sürecin takipçisiyiz. Mizah suç değildir, Tuba Ulu yalnız değildir!"</p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 09 Apr 2026 15:22:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İBB davasında 19. gün: Mahkemede “rüşvet” iddialarına uygulamalı anlatım]]></title><link>https://bianet.org/haber/ibb-davasinda-19-gun-mahkemede-rusvet-iddialarina-uygulamali-anlatim-318532</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/09/ibb-davasinda-19-gun-mahkemede-rusvet-iddialarina-uygulamali-anlatim.jpeg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/ibb-davasinda-19-gun-mahkemede-rusvet-iddialarina-uygulamali-anlatim-318532</guid><description><![CDATA[Koçoğlu, duruşma salonunda 500 bin TL'yi bir çantaya koyarak dikkatleri üzerine çekti ve şu açıklamayı yaptı: “Ben, ‘Bu parayı mahkeme başkanı Selçuk Aylan’a verdim. Müvekkilimi tahliye ettiler’ desem, aksini nasıl kanıtlayacaksınız? Dekont var, 0 metre baz veriyoruz, beyan da ediyorum. Bunu nasıl kanıtlayacaksınız?”]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında olduğu 92'si tutuklu 414 sanıklı İBB davası, 19. gününde devam ediyor.</p>
<p>Bugün, İmamoğlu'nun siyasi danışmanı Necati Özkan’ın beyanları alınacakken, İBB davasının tartışmalı savunmalarından biri de Melih Geçek’in avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu tarafından yapıldı. Koçoğlu’nun beyanları, davadaki rüşvet iddialarından siyasi müdahalelere kadar geniş bir yelpazede dikkat çeken açıklamalarla doluydu.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr">Avukat Yiğit Gökçehan Koçoğlu:<br><br>Müvekkilimin tahliyesi karşılığında rüşvet verdim desem… <br>Ya da “geçen hafta tahliyesi karşılığında heyete tamamına para verdim” desem…<br><br>Bir çanta lazım, bir para lazım.<br><br>Ben dün sabah gittim, “bana savunma gelecek” diye para çektim. <br><br>Burada… <a href="https://t.co/0kiPnNxGCg" target="_blank" rel="nofollow">pic.twitter.com/0kiPnNxGCg</a></p>
— Ali Macit (@alimacit_) <a href="https://twitter.com/alimacit_/status/2042169335754412392?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow">April 9, 2026</a></blockquote>
<p>Duruşmanın öğleden sonraki kısmında avukat Koçoğlu, rüşvet iddialarına karşı sert bir savunma yaptı. Koçoğlu, duruşma salonunda 500 bin TL'yi bir çantaya koyarak dikkatleri üzerine çekti ve şu açıklamada bulundu: “Ben, ‘Bu parayı mahkeme başkanı Selçuk Aylan’a verdim. Müvekkilimi tahliye ettiler’ desem, aksini nasıl kanıtlayacaksınız? Dekont var, 0 metre baz veriyoruz, beyan da ediyorum. Bunu nasıl kanıtlayacaksınız?” </p>
<h3>"Bu davanın siyasi olduğunun başka nasıl bir kanıtı olabilir?”</h3>
<p>Koçoğlu, İBB dosyasına dair çarpıcı bir iddia daha ortaya attı. Henüz İBB dosyasının avukatlarından biri olmadığı dönemde, adliyede dönemin Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek ile etkin pişmanlıktan yararlanan Ertan Yıldız’ın ifadesi alınırken, iki AKP’li İBB Belediye Meclisi üyesinin doğrudan soruşturma savcısının odasına girmelerini anlattı. </p>
<p>Koçoğlu, “Önümden Akın Gürlek geçti. Ardından Ertan Yıldız’ı aldılar. Sonra da AKP’li İBB Belediye Meclisi üyeleri ile doğrudan soruşturma savcısının yanına geçebildiler” diyerek, adliyedeki siyasi müdahaleleri ve yargı sürecindeki olası etkiyi vurguladı. Koçoğlu, bu olayı gözleriyle gördüğünü ifade ederken, bu belediye meclisi üyelerinin adlarını gerektiğinde açıklayabileceğini belirtti. Koçoğlu'nun açıklamaları, davanın siyasi bir boyuta taşındığına dair şüpheleri artırdı. “Bu olay gözümün önünde oldu. Bunun kanıtı nerede var biliyor musunuz? O gün şans eseri eşime mesaj atmıştım. Bu davanın siyasi olduğunun başka nasıl bir kanıtı olabilir?” dedi.</p>
<p>Yiğit Gökçehan Koçoğlu, yargı sistemindeki adaletsizliği anlatırken, kişisel bir anısını paylaştı. Koçoğlu, babasının Balyoz Kumpası’nda haksız yere tutuklanıp 1,5 yıl hapis yattığını, fakat sonrasında beraat ettiğini ve 2022 yılında tazminat aldıklarını söyledi. Koçoğlu, bu durumu örnek vererek şunları söyledi: “Babam Balyoz Kumpası'nda tutuklanıp 1,5 yıl hapis yattı. Daha sonra beraat etti, 2022 yılında da tazminat aldık. Bu dosyayı nereden tutsam elimde kaldığı için gün gün ne yaşandığını anlatmam lazım.” Bu kişisel hikâye, Koçoğlu’nun yalnızca müvekkilinin değil, aynı zamanda adaletin korunmasında yaşanan zorlukların da altını çizdiğini gösterdi.</p>
<h3>"Evrakların dijital formatı nerede?"</h3>
<p>Koçoğlu, savcılığın dosya erişimi konusunda yaşadığı zorlukları ve hukuka aykırı uygulamaları da dile getirdi. Savcılığın kendisine dosyaları göstermediğini belirten Koçoğlu, “Savcılığın size verdiği evraklar var. Evrakların dijital formatı nerede? Savcının elinde. Bendeki evraklar ne? Sizdeki evraklar. Yani siz de biz de şu anda savcılık makamının vermiş olduğu evraklarla birlikteyiz. Ama neyi verdi, neyi vermedi bilmiyoruz,” diyerek, yargı sürecindeki belirsizlikleri vurguladı. Koçoğlu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın uyguladığı kısıtlamalar nedeniyle dosyalara erişemediğini ve savcılığın verdiği evrakları bile doğru şekilde alamadığını belirtti. </p>
<p>Koçoğlu, savcı ile ilgili bir diğer dikkat çekici iddiada daha bulundu. “Şu anda Başsavcı Vekili olan o zamanlarda savcı olan bir kişi bana ‘Biz senin suç işlemediğini biliyoruz ama seni almak zorundayız’ dedi,” diyerek, savcının kendisiyle yaptığı görüşme hakkında bilgi verdi. Bu açıklama, savcılığın adaletin yerine getirilmesi yerine siyasi bir hedef güttüğüne dair ciddi bir şüphe uyandırdı. Koçoğlu, 23 Nisan gibi resmi tatil günlerinde bir savcının, şüpheliyle birlikte adliyede buluşmasına dair de sorgulamalarda bulundu ve “Bir şüpheliyle ne yapıyorlar? Benim hakkımda bu sözlerim üzerine soruşturma açarlarsa ikisini de ifşa ederim,” diyerek, dava sürecinin ne kadar gizlilik ve şüphe barındırdığını ortaya koydu.</p>
<p>Duruşma savunmalarla devam ediyor.</p>
<p>(EMK)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 09 Apr 2026 15:04:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[“Devletler, İsrail’e silah transferini acilen durdurmalı”]]></title><link>https://bianet.org/haber/devletler-israile-silah-transferini-acilen-durdurmali-318530</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/09/devletler-israile-silah-transferini-acilen-durdurmali.png"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/devletler-israile-silah-transferini-acilen-durdurmali-318530</guid><description><![CDATA[Uluslararası Af Örgütü Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgesel Direktörü Heba Morayef, “Lübnan’da siviller halihazırda dayanılmaz bir bedel ödüyor” dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İsrail ordusu, dün (8 Nisan) “en büyük eşzamanlı saldırı dalgası” olarak adlandırdığı saldırılarda, 10 dakika içinde Lübnan genelinde 100 konumu hedef alarak yüzlerce kişiyi öldürdü ve yaraladı.</p>
<p>Uluslararası Af Örgütü, İsrail ordusunun Lübnan’a yönelik saldırılarına tepki göstererek devletlere, “İsrail’e silah ve mühimmat transferini acilen durdurmaları” çağrısında bulundu.</p>
<div class="box-13"><em>Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail ordusunun dünkü saldırılarında en az 254 kişinin hayatını kaybettiğini, 1165 kişinin de yaralandığını açıkladı. Böylece, 2 Mart’tan bu yana devam eden İsrail saldırıları sonucu Lübnan’da hayatını kaybedenlerin sayısı 1784’e, yaralı sayısı ise 5 bin 977’ye yükseldi.</em></div>
<p>Örgütün Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgesel Direktörü Heba Morayef, şunları kaydetti:</p>
<p><em>“Lübnan’da sivillerin kâbusu daha da korkunç bir hâl aldı. Dün, Lübnan’ın güneyinde, Bekaa Vadisi’nde ve Beyrut’un merkezindeki kalabalık sivil bölgelerde, çoğu uyarıda bulunmaksızın gerçekleştirilen yoğun hava saldırılarıyla çatışmaların tırmandığı 2 Mart’tan bu yana en ölümcül gündü. Hastaneler, gelen yaralı sayısının çok yüksek olması nedeniyle kan bağışı çağrıları yapıyor.”</em></p>
<a href='/haber/israil-ordusunun-lubnana-saldirilari-suruyor-bir-gunde-en-az-254-can-kaybi-318516' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/09/israil-ordusunun-lubnana-saldirilari-suruyor-bir-gunde-en-az-254-can-kaybi.png' alt='İsrail ordusunun Lübnan’a saldırıları sürüyor: Bir günde en az 254 can kaybı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İsrail ordusunun Lübnan’a saldırıları sürüyor: Bir günde en az 254 can kaybı</h5>
<div class='date'>9 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“İsrailli yetkililerin korkunç bir sicili var”</h3>
<p>“Çocukların, sağlık çalışanlarının ve gazetecilerin de öldürülenler arasında olduğu Lübnan’da siviller halihazırda dayanılmaz bir bedel ödüyor” diyen Morayef, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p><em>“Son saldırılar bu feci boyutlardaki can kaybını daha da artıracak. İsrail’in Lübnan’da hukuka aykırı saldırılar gerçekleştirmek ve İsrail yetkililerinin kendilerine tanındığını sandığı cezasızlıkla körüklenen bir tutumla, sivillerin hayatını utanmazca hiçe saymak konusunda korkunç bir sicili var.”</em></p>
<a href='/haber/israil-ordusu-ateskese-ragmen-lubnani-bombaladi-cok-sayida-kisi-hayatini-kaybetti-318495' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/08/israil-ordusu-ateskese-ragmen-lubnani-bombaladi-cok-sayida-kisi-hayatini-kaybetti.jpg' alt='İsrail ordusu ateşkese rağmen Lübnan’ı bombaladı: Çok sayıda kişi hayatını kaybetti' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İsrail ordusu ateşkese rağmen Lübnan’ı bombaladı: Çok sayıda kişi hayatını kaybetti</h5>
<div class='date'>8 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“Ciddi bir uluslararası hukuk ihlali”</h3>
<p>Morayef, İsrail ordu sözcüsünün “Hizbullah’ın Beyrut’un güney banliyölerinden kuzeyine uzanan bir alanda ve kentin karma bölgelerinde yeniden konumlandığı” yönündeki ifadesinin, sivil bölgelerde başka saldırıların da düzenlenebileceği yönünde korkulara yol açtığını belirtti.</p>
<p>Uluslararası Af Örgütü Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgesel Direktörü, sözlerini şöyle sonlandırdı:</p>
<p><em>“İsrail güçleri, uluslararası insancıl hukuk uyarınca, sivillerle askeri hedefleri birbirinden ayrı tutma ve doğrudan sivilleri ve sivil yapıları hedef alan saldırılardan, gelişigüzel ve orantısız saldırılardan kati surette kaçınma yükümlülüğü altındadır. Sivillere ve sivil altyapıya yönelik zararı en aza indirmek için, yoğun nüfuslu yerleşim bölgelerinde geniş alan etkili patlayıcı silahlar kullanmaktan kaçınmak da dahil mümkün olan tüm tedbirleri almak zorundalar. Bu yükümlülüklere uymamak, ciddi bir uluslararası hukuk ihlalidir ve sivillerin hayatını yakın tehlikeye atmaktadır.”</em></p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/israil-ordusu-lubnan-hizbullah.jpg" alt="">
<figcaption><em>*İsrail ordu sözcüsünün paylaştığı haritada, yüz binlerce kişinin yaşadığı Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesi “terörün kalesi” olarak sunulurken, Hizbullah mensuplarının buradan Beyrut’un kuzeyine ve ülkenin diğer bölgelerine yayıldığı öne sürüldü. İsrail ordusunun, bir yandan saldırılarını sürdüreceği mesajı verirken, diğer yandan yerinden edilen Şii sivilleri hedef gösteren söylemle ülkeyi yeniden mezhepsel fay hatları üzerinden bir iç çatışmaya sürüklemeyi amaçladığı değerlendiriliyor.</em></figcaption>
</figure>
<p>(VC)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 09 Apr 2026 15:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bulgaristan’da seçim ihlâlleri nedeniyle 223 kişi gözaltında]]></title><link>https://bianet.org/haber/bulgaristanda-secim-ihlalleri-nedeniyle-223-kisi-gozaltinda-318527</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/09/bulgaristanda-secim-ihlalleri-nedeniyle-223-kisi-gozaltina-alindi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/bulgaristanda-secim-ihlalleri-nedeniyle-223-kisi-gozaltinda-318527</guid><description><![CDATA[Başbakan Andrey Gyurov: “İnsanların oy kullanmak ile sıcak bir öğle yemeği arasında seçim yapmak zorunda kalması kabul edilemez.”]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Bulgaristan Başbakanı Andrey Gyurov, 19 Nisan’da yapılacak erken genel seçimler öncesinde seçim yasasını ihlâl ettikleri gerekçesiyle şu ana kadar 223 kişinin gözaltına alındığını açıkladı.</p>
<p>Bakanlar Kurulu toplantısının açılışında konuşan Gyurov, seçmenlerin iradesini manipüle etmeye çalışanlara karşı “ciddi mücadele” yürütüldüğünü söyledi.</p>
<p>Oyların küçük tutarlardaki para ya da gıda gibi temel ihtiyaçlar karşılığında takas edildiğine işaret eden Gyurov, “<em>İnsanların oy kullanmak ile sıcak bir öğle yemeği arasında seçim yapmak zorunda kalması kabul edilemez</em>,” dedi.</p>
<h3>“Önceliğimiz, seçimleri manipüle edilmiş bilgilerden korumak”</h3>
<p>Öte yandan, Bulgaristan Ulusal Radyosuna (BNR) konuşan Bulgaristan Dışişleri Bakan Yardımcısı Velizar Shalamanov da seçmenleri etkilemeyi amaçlayan dezenformasyon kampanyalarının seçim öncesinde yoğunlaşmasının beklendiğini söyledi.  </p>
<p><em>Anadolu Ajansı</em>’nda yer alan habere göre, Shalamanov, “<em>Ana önceliğimiz, seçimleri manipüle edilmiş bilgilerden ve gayrimeşru dış etkilerden korumaktır</em>,” dedi.</p>
<p>Başbakan Gyurov ve Dışişleri Bakanı Nadejda Neynski’nin temel önceliklerinin dürüst seçimler olduğunu vurgulayan Shalamanov, diğer Avrupa ülkelerinin deneyimlerine dayanarak seçimlerden önceki son günlerde halihazırda kurulmuş etki ve reklam ağları ile botların aniden aktif hâle gelebileceğine ve siyasi içerikler paylaşabileceklerine işaret etti. (TY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 09 Apr 2026 14:42:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Halka polis saldırısı sonrası Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin başkanı Biba oldu]]></title><link>https://bianet.org/haber/halka-polis-saldirisi-sonrasi-bursa-buyuksehir-belediyesinin-baskani-biba-oldu-318526</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/09/bursa-buyuksehir-belediyesinin-baskani-biba-oldu.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/halka-polis-saldirisi-sonrasi-bursa-buyuksehir-belediyesinin-baskani-biba-oldu-318526</guid><description><![CDATA[Biba, üçüncü turda 61 oy alarak seçildi. CHP aday göstermemişti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in tutuklanıp görevden uzaklaştırılmasının ardından yapılan CHP'nin aday göstermediği başkanvekilliği seçimini AKP'nin adayı aldı. Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili, Şahin Biba oldu.</p>
<p>Biba, üçüncü turda 61 oy alarak seçildi. CHP Mustafa Bozbey'in tutuklanmasını protesto etmek için aday göstermemişti. </p>
<p>Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'ın tutuklanmasının ardından başkanvekili seçimi öncesi gerginlik yaşandı. CHP’li meclis üyeleri ve milletvekilleri, polis zoruyla seçimin yapılacağı Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne alınmadı. CHP seçim için aday çıkarmama kararı aldı. Salona girişlerin kısıtlanmasına tepki gösteren CHP'lilere ve yurttaşlara polis biber gazıyla müdahale etti.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr">Bursa Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in tutuklanmasının ardından destek için Ankara Yolu’nda yürüyüşe geçen vekillere ve belediye meclis üyelerine polis müdahale etti. <br>Görüntüler <a href="https://twitter.com/BursaMuhalif?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow">@BursaMuhalif</a> <a href="https://t.co/6mNu9xDLOz" target="_blank" rel="nofollow">pic.twitter.com/6mNu9xDLOz</a></p>
— bianet (@bianet_org) <a href="https://twitter.com/bianet_org/status/2042202069495329137?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow">April 9, 2026</a></blockquote>
<h3>Ne olmuştu?</h3>
<p>Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in de arasında olduğu 35 kişi tutuklanmıştı.</p>
<p>Savcılığın tutuklamaya sevk yazısında 'Mustafa Bozbey Suç Örgütü' ifadesi kullanılarak Bozbey, 'örgüt lideri' olarak nitelendirilmişti. Bozbey, ifadesinde suçlamaları reddetmişti. Bozbey'in tutuklanmasının ardından görevden uzaklaştırılmıştı. Bozbey'in yerine geçici olarak Vali Yardımcısı Hulusi Doğan görevlendirilmişti.</p>
<p>(EMK)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 09 Apr 2026 14:20:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Cezai ehliyeti tartışmalı çocuk cezaevinde]]></title><link>https://bianet.org/haber/cezai-ehliyeti-tartismali-cocuk-cezaevinde-318525</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/09/ceza-ehliyeti-tartismali-cocuk-cezaevinde.png"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/cezai-ehliyeti-tartismali-cocuk-cezaevinde-318525</guid><description><![CDATA[2008 doğumlu çocuk, Urfa'da suç örgütü suçlamalarıyla tutuklanıp cezaevine gönderildi. DEM Parti Milletvekili Newroz Uysal, "Çocuğun cezai ehliyeti tartışmalı, tutuklanması için hiçbir hukuki gerekçe yok. Derhal tahliye edilmesi gerekir" dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>5 Ocak 2026 tarihinde, Urfa'da yaşayan 2008 doğumlu bir çocuk, dijital bir platformda yaşanan tartışma gerekçe gösterilerek “suç örgütlerinin isimlerini kullanarak tehdit”, “kişinin hatırasına hakaret” ve “kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek” suçlamalarıyla tutuklandı. </p>
<p>Şu an Hatay Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan çocuğun ailesi, çocuğun akli dengesinin yerinde olmadığını ve uzun süredir psikiyatrik tedavi gördüğünü belirtiyor.</p>
<h3>Çelişkili raporlar ve cezai ehliyetin tartışılması</h3>
<p>Dosyada yer alan bilgilere göre, soruşturma aşamasında hazırlanan bir değerlendirme raporunda çocuğun mental kapasitesi “sınır düzeyde” olarak tanımlandı. Ancak, aile ve savunma tarafının sunduğu belgeler, çocuğun zeka geriliği, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu gibi tanılarla tedavi gördüğünü ve cezai ehliyetinin bulunmadığını vurguluyor.</p>
<p>Savunma tarafı, bu çelişkilerin giderilmeden tutukluluğun sürdürülmesini eleştiriyor.</p>
<div class="box-13">
<p>Cezai ehliyeti, bir kimsenin belirli bir tarihte ve yerde işlediği bir suça ilişkin kusur yeteneğine sahip olmasını ifade eder. Cezai ehliyeti, isnat yeteneğine (kusur yeteneği) göre belirlenir. Bir kimsede cezai ehliyetinin tam olması için isnat yeteneğinin iki unsurunun bir arada bulunması gerekir:</p>
<p><strong>Algılama yeteneği:</strong> Kişinin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama, diğer bir deyişle anlayabilme, kavrayabilme yeteneğidir.</p>
<p><strong>Davranışlarını yönlendirme (irade) yeteneği:</strong> Fiilin hukuki anlam ve sonucunu kavrayan kişinin davranışlarını bu algılaması doğrultusunda yönlendirme yeteneğidir. Ceza hukukunda davranışlarını yönlendirme yeteneğine “irade yeteneği” de denilmekte.</p>
</div>
<a href='/haber/otizmli-ugur-yildirim-in-oldugu-bakim-merkezinde-100-den-fazla-ihmal-ve-istismar-317103' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/02/26/otizmli-ugur-yildirim-in-oldugu-bakim-evinde-100-den-fazla-ihmal-ve-istismar.png' alt='Otizmli Uğur Yıldırım&#39;ın öldüğü bakım merkezinde 100&#39;den fazla ihmal ve istismar' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Otizmli Uğur Yıldırım'ın öldüğü bakım merkezinde 100'den fazla ihmal ve istismar</h5>
<div class='date'>26 Şubat 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Cezaevinde intihar girişimleri </h3>
<p>İnsan Hakları Derneği avukatlarınca cezaevine yapılan ziyarette elde edilen bilgilere göre çocuğun cezaevinde bulunduğu süre zarfında birden fazla intihar girişiminde bulunduğu ve ağır krizler yaşadığı ifade ediliyor.</p>
<p>Ayrıca, çocuğun cezaevine girişte kullandığı ilaçların içeri alınmadığı, ilaçların düzenli verilmediği ve bu durumun çocuğun sağlık sorunlarını ağırlaştırdığı iddia ediliyor. İlaçlar bittiğinde aileye bildirilmediği, bazı intihar girişimlerinin ise aileye bildirilmediği belirtiliyor. Aile, bu durumu çocuğun sağlığını daha da kötüleştiren bir etken olarak nitelendiriyor.</p>
<h3>Milletvekili Uysal'dan eleştiriler</h3>
<p>Konuyu takip eden DEM Parti Milletvekili Newroz Uysal, dosyanın tek bir vaka olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Uysal, çocuğun korunması gerektiğini ancak devletin onu korumak yerine kapattığını ve tedavi etmek yerine tecrit ettiğini ifade etti.</p>
<p>Uysal, tutuklama kararının da eleştirerek, “Çocuğun tutuklanması için somut bir gerekçe yok. Kaçma şüphesi ya da delil karartma durumu söz konusu değil. Cezai ehliyeti tartışmalı olan bir çocuğun tutuklanması hukuken ve vicdanen kabul edilemez” dedi. Ayrıca, çocuğun başkaları tarafından yönlendirilmiş olabileceği ihtimaline de dikkat çekerek, “Bu çocuk, kolayca yönlendirilebilen kırılgan biri” ifadelerini kullandı.</p>
<a href='/haber/16-yasindaki-muzisyen-cocuk-kurtce-sarkilar-soyledigi-gerekcesiyle-tutuklandi-318019' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/03/25/muzisyenlik-yapan-cocuk-sarki-soyledi-gerekcesiyle-tutuklandi.png' alt='16 yaşındaki müzisyen çocuk, Kürtçe şarkılar söylediği gerekçesiyle tutuklandı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>16 yaşındaki müzisyen çocuk, Kürtçe şarkılar söylediği gerekçesiyle tutuklandı</h5>
<div class='date'>25 Mart 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Hukuki çelişkiler ve ihlaller</h3>
<p>Uysal, sürecin hukuki çelişkilerle dolu olduğunu belirterek, çocuğun önce tutuklandığını, ardından cezai ehliyetinin tartışıldığını söyledi. “Önce özgürlüğünden yoksun bırakılıyor, sonra cezai ehliyeti tartışılıyor. Bu bile sürecin çocuk hakları açısından ne kadar sorunlu olduğunu gösteriyor” dedi.</p>
<p>Şubat 2026'da Hatay Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na yaptığı ziyareti anlatan Uysal, cezaevindeki çocukların darp, hakaret, rıza dışı saç kesimi, kıyafet verilmemesi ve yetersiz psikososyal destek gibi ihlalleri dile getirdi. Uysal, bu tür ihlallerin Türkiye’deki çocuk adalet sistemiyle ilgili daha büyük bir sorunun parçası olduğunu ve çocukların korunmak yerine cezaevlerine disiplin mantığıyla gönderildiğini söyledi.</p>
<h3>Tahliye talebi</h3>
<p>Uysal, çocuğun tutukluluğunun sona erdirilmesi gerektiğini belirterek, “Ortada kaçma şüphesi ya da delil karartma durumu yok. Buna karşılık akli melekeleri tartışmalı olan, defalarca intihara sürüklenen ve cezaevinde sağlığı giderek kötüleşen bir çocuk var. Bu çocuk için artık tutukluluğun değil, acil koruma ve tahliye konuşulmalı” dedi.</p>
<a href='/haber/cezaevinde-cocuklara-iskence-yapildi-meclis-harekete-gecsin-317159' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/02/27/cezaevinde-cocuklara-iskence-yapildi-meclis-harekete-gecsin.png' alt='"Cezaevinde çocuklara işkence yapıldı, Meclis harekete geçsin"' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>"Cezaevinde çocuklara işkence yapıldı, Meclis harekete geçsin"</h5>
<div class='date'>27 Şubat 2026</div>
</div>
</a>

<h3>DEM Parti'den iki adım birden</h3>
<p>DEM Parti İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu -Çocuk Hakları Alt Komisyonu- üyesi Beritan Güneş ve Adalet Komisyonu üyesi Newroz Uysal, bu durumu gündeme taşıyarak çözüm için harekete geçti. Bugün, çocuğun tutukluluğu ve sağlık durumu hakkında bir İHİK (İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu) başvurusu yapıldı ve aynı zamanda ilgili bakanlığa bir soru önergesi verildi. Bu adımlar, çocuğun cezaevindeki durumunun aciliyetini ve çözülmesi gereken sorunları vurgulamayı amaçlıyor.</p>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 09 Apr 2026 14:01:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Eğitim-Sen emekçileri iş bıraktı]]></title><link>https://bianet.org/haber/egitim-sen-emekcileri-is-birakti-318523</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/09/egitim-sende-calisan-isciler-is-birakti.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/egitim-sen-emekcileri-is-birakti-318523</guid><description><![CDATA[Sosyal-İş Sendikası: “8. Dönem Toplu İş Sözleşmesi sürecinin uyuşmazlıkla sonuçlanmasının ardından başlattığımız eylemler, bir günlük iş bırakmayla devam etti. Üyelerimiz işyerlerine gidip işten kaçınarak iş bıraktı.”]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>DİSK’e bağlı Sosyal-İş Sendikası ile Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) arasında yürütülen 8. Dönem Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerinin uyuşmazlıkla sonuçlanmasının ardından işçiler eylem sürecini sürdürüyor.</p>
<p>Bu kapsamda işçiler, dün (8 Nisan) bir günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirdi.</p>
<p>Ankara’da Eğitim-Sen Genel Merkezi ile İstanbul 2 Nolu ve İzmir 1 Nolu şubeler, emek ve meslek örgütleri ile demokratik kurumların dayanışma ziyaretlerini kabul etti.</p>
<h3>“Yaşasın örgütlü mücadelemiz”</h3>
<p>Sosyal-İş Sendikası’nın X hesabından, iş bırakma eylemine dair yapılan açıklamada şöyle dendi:</p>
<p><em>“8. Dönem Toplu İş Sözleşmesi sürecinin uyuşmazlıkla sonuçlanmasının ardından başlattığımız eylemler, bugün bir günlük iş bırakmayla devam etti. Üyelerimiz işyerlerine gidip işten kaçınarak iş bıraktı.</em></p>
<p><em>“Ankara’da Eğitim-Sen Genel Merkezi, İstanbul’da Eğitim-Sen 2 Nolu Şube, İzmir’de Eğitim-Sen 1 Nolu Şube’de toplu olarak gerçekleştirilen iş bırakma eylemlerine destek ziyaretinde bulunan çok sayıda emek ve meslek örgütüne, demokratik kurumlara ve kamuoyuna teşekkür ederiz. İş bırakma eylemi, üyelerimizin yoğun katılımıyla Eğitim-Sen emekçilerinin kararlı mücadelesini bir kez daha ortaya koydu. Yaşasın örgütlü mücadelemiz!”</em></p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Eğitim-Sen’de bir günlük iş bırakma eylemi!<br><br>🔴 8. Dönem Toplu İş Sözleşmesi sürecinin uyuşmazlıkla sonuçlanmasının ardından başlattığımız eylemler, bugün bir günlük iş bırakmayla devam etti. Üyelerimiz işyerlerine gidip işten kaçınarak iş bıraktı.<br><br>🔴 Ankara’da Eğitim-Sen Genel… <a href="https://t.co/AhC752ZdMZ" target="_blank" rel="nofollow noopener">pic.twitter.com/AhC752ZdMZ</a></p>
— DİSK Sosyal-İş (@sosyalissendika) <a href="https://twitter.com/sosyalissendika/status/2041914080764608799?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">April 8, 2026</a></blockquote>
<div class="box-1">
<h3>İşçilerin talepleri</h3>
<p>İş bırakma eyleme giden işçilerin talepleri şöyle:</p>
<ul>
<li>2026 yılının ilk 6 ayı için yüzde 35.89’luk ücret artışı. İkinci ve diğer iki 6 ay için TÜFE + yüzde 4 zam (Eğitim Sen’in teklifi: Memur zammı oranında zam).</li>
<li>12 bin TL yemek yardımı. (Eğitim Sen’in teklifi 8 bin 580 TL). </li>
<li>Kırtasiye yardımı: Birinci yıl için 3 bin 500 TL, ikinci yıl için ise 5 bin TL. (Eğitim Sen’in teklifi birinci yıl için 2 bin TL, 2. yıl için ise 2 bin 500 TL).</li>
<li>Aylık 2 bin TL barınma yardımı. (Eğitim Sen bu talebi reddetti).</li>
<li>Ocak-şubat-mart aylarında 2 bin TL yakacak yardımı. (Eğitim Sen bu talebi de kabul etmedi).</li>
</ul>
</div>
<p>(TY)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 09 Apr 2026 13:59:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İsrail, Gazze ve Lübnan'da bir günde 3 gazeteciyi öldürdü]]></title><link>https://bianet.org/haber/israil-gazze-ve-lubnan-da-bir-gunde-3-gazeteciyi-oldurdu-318524</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.bianet.org/haber/2026/04/09/israil-gazze-ve-lubnan-da-bir-gunde-3-gazeteciyi-oldurdu.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://bianet.org/haber/israil-gazze-ve-lubnan-da-bir-gunde-3-gazeteciyi-oldurdu-318524</guid><description><![CDATA[Gazeteciler Muhammed Samir Washah, Ghada Dayekh ve Suzan Khalil, İsrail’in savaş bölgesinde hedef aldığı son medya profesyonelleri oldu. Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), uluslararası kamuoyunun harekete geçmesi için çağrı yaptı. Hesap verebilirlik istedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İsrail, Çarşamba günü hem Gazze'de hem de Lübnan'da düzenlediği saldırılarda gazeteciler Muhammed Samir Washah, Ghada Dayekh ve Suzan Khalil'i öldürdü.</p>
<p>Katar merkezli Al Jazeera Mubasher muhabiri Washah, Gazze’de aracına düzenlenen İsrail insansız hava aracı saldırısında öldürüldü. Washah Gazze’nin güneybatısındaki Reşid Caddesi'nde aracı ile hareket halindeydi. 1986 doğumlu olan Washah, gazetecilik kariyerine 2006’da başlamış ve Gazze Şeridi’nde önemli saha gelişmelerini takip ediyordu.</p>
<p>Lübnan'da ise ayrı ayrı İsrail saldırılarında Sawt Al-Farah sunucusu Dayekh ve Al-Manar TV ve Al-Nour Radyosu muhabiri ve sunucusu Khalil öldürüldü.</p>
<p>Bu ölümler, İran, İsrail ve ABD arasında ilan edilen ateşkesin üzerinden saatler geçtikten sonra, Lübnan genelinde yoğunlaşan İsrail bombardımanının ortasında gerçekleşti. İsrail ateşkes ilanlarına rağmen dakikalar içinde 100'den fazla saldırı düzenlendi.</p>
<a href='/haber/gercegin-bedeli-israil-in-gazze-de-oldurdugu-filistinli-gazeteciler-300403' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2024/10/04/gazze-de-oldurulen-gazeteciler.jpg' alt='‘Gerçeğin bedeli’: İsrail&#39;in Gazze&#39;de öldürdüğü Filistinli gazeteciler' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>‘Gerçeğin bedeli’: İsrail'in Gazze'de öldürdüğü Filistinli gazeteciler</h5>
<div class='date'>5 Ekim 2024</div>
</div>
</a>

<h3>İsrail sistematik olarak gazetecileri hedef alıyor</h3>
<p>Muhammed Samir Washah , Ghada Dayekh ve Suzan Khalil'in ölümleri İsrail’in medya profesyonellerini sistematik olarak hedef almasının bir parçası.</p>
<p>Gazetecileri Koruma Komitesi’ne (CPJ) göre İsrail’in Gazze’de yürüttüğü savaş, gazeteciler için kaydedilen dünya üzerindeki en ölümcül dönem.</p>
<p>CPJ’in belgelediğine göre Ekim 2023'ten bu yana öldürülen gazeteci sayısı en az 260'a ulaştı. 28 Şubat 2026'da İran savaşının başlamasından bu yana da yalnızca Lübnan'daki kayıp sayısı 7’ye ulaştı.</p>
<p>CPJ Bölge Direktörü Sara Qudah, “Gazeteciler, dünyanın vicdanını sarsacak bir hız ve ölçekte öldürülüyor. Bunlar münferit trajediler değil; uluslararası hukuk uyarınca sivil gazetecilere sağlanması gereken en temel korumaların sistematik olarak yerine getirilmemesini yansıtıyorlar” dedi.</p>
<p>Qudah CPJ’in, hesap verebilirlik olmadan bu saldırıların artmaya devam edeceği konusunda uyarıda bulunduğunu kaydetti. “Cezasızlık bağımsız haberciliği şiddet yoluyla susturmaya çalışanları cesaretlendiriyor” diye ekledi.</p>
<p>CPJ de yazılı açıklamasında “Bugün Gazze ve Lübnan'da gazetecilerin öldürülmesi tesadüfi değil; basın özgürlüğüne yönelik daha geniş bir saldırının parçasıdır. Uluslararası toplum bunu durdurmak için şimdi harekete geçmelidir.” çağrısı yaptı.</p>
<a href='/haber/gazzede-gazeteci-olmak-kaybedilen-yakinlar-yasanan-zorluklar-308462' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/06/16/gazzede-gazeteci-olmak-kaybedilen-yakinlar-yasanan-zorluklar.jpg' alt='Gazze’de gazeteci olmak: Kaybedilen yakınlar, yaşanan zorluklar' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Gazze’de gazeteci olmak: Kaybedilen yakınlar, yaşanan zorluklar</h5>
<div class='date'>16 Haziran 2025</div>
</div>
</a>

<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 09 Apr 2026 13:58:00 +0300</pubDate></item></channel></rss>