<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0"><channel><atom:id>tag:blogger.com,1999:blog-3542596774396821759</atom:id><lastBuildDate>Thu, 03 Dec 2009 18:55:43 +0000</lastBuildDate><title>GAZIEMIR ORMAN</title><description /><link>http://gaziemir-orman.blogspot.com/</link><managingEditor>rmzbrcn@yahoo.co.uk (Burraakk)</managingEditor><generator>Blogger</generator><openSearch:totalResults>128</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/blogspot/CiDt" type="application/rss+xml" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com" /><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3542596774396821759.post-2436846876068392235</guid><pubDate>Thu, 03 Dec 2009 18:31:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-12-03T20:38:24.729+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">DOĞA VE ÇEVRE</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">GÜNCEL HABERLER</category><title>Flamingolara Moloz Yağmuru</title><description>&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 361px; DISPLAY: block; HEIGHT: 177px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5411080023986150146" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SxgEnNjoGwI/AAAAAAAABXo/tthvCNtYiRI/s320/imperiaflex_0_1_0.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;İzmir Kuş Cenneti'nin içinde bulunduğu Gediz Deltası'nın Homa Dalyanı kıyılarına tonlarca moloz döküldü.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yasalar ve Türkiye'nin taraf olduğu uluslar arası anlaşmalara göre koruma altında olan alana, yol iyileştirme gerekçesiyle demir ve beton yığınları bırakıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'deki on üç Ramsar Alanı'ndan biri olan İzmir'deki Gediz Deltası'nda kamyonlarca molozun döküldüğü Homa Dalyanı, aynı zamanda birinci derece Doğal Sit Alanı ve deltanın yönetim planına göre mutlak koruma alanı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi'ne bilimsel araştırmalar için tahsis edilen Homa Dalyanı'ndaki binaya ulaşımın güç olduğu gerekçesiyle yaklaşık iki kilometrelik doğal kumul alana İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin araçlarıyla moloz döküldü.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 248px; DISPLAY: block; HEIGHT: 197px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5411079928321671522" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SxgEhpLcAWI/AAAAAAAABXg/EEUWdiObTm0/s320/imperiaflex_0_0_0.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Molozun döküldüğü yer, Homa Dalyanı ve Ege Denizi'ni birbirinden ayıran ve uzun yıllar boyunca deniz dalgalarının biriktirdiği deniz kabuklarından oluşan doğal bir yol özelliği taşıyordu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Flamingolar için Türkiye'deki en büyük ikinci üreme alanı olan Gediz Deltası'nda nesli küresel ölçekte koruma altında olan kuş türleri bulunuyor. Homa Dalyanı, çok sayıda su kuşunun beslenme ve üreme alanı olduğu gibi İzmir Körfezi'ndeki balık üretimi için de büyük önem taşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu hakkında açıklama yapan Doğa Derneği Başkanı Güven Eken 'Gediz Deltası Ramsar Alanı koruma statüsü birçok insanın alın teri ve mücadelesi ile kazanıldı ve bölgenin eşsiz doğasına armağan edildi. Deltayı yaşatma sorumluluğu, İzmir Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere bölgedeki kurumlara devredildi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Görülüyor ki, İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu önemli görevin henüz farkında değil ve kendi uygulaması gereken yasaları çiğneyerek Homa Dalyanı kıyılarını betonla kaplayabiliyor. Homa Dalyanı'nda en son beton kırıntısı da temizlenene kadar ilgili tüm kişi ve kurumları görevlerini yerine getirmeye davet ediyoruz' dedi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Homa Dalyanı'nındaki adacıklarda nesli tehlikede olan tepeli pelikanın (Pelecanus crispus) yanı sıra hazar sumrusu (Sterna caspia), küçük sumru (Sterna albifrons) ve gümüş martı (Larus cachinnans) yuva yapmakta. Bununla birlikte dalyan, flamingo başta olmak üzere farklı türlerden su kuşları için geceleme ve beslenme alanı. Öte yandan, Homa Dalyanı kıyıları Türkiye'nin Akdeniz sahillerinde üreyen denizkaplumbağası Caretta caretta için önemli bir kışlama alanı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href="http://www.kesfetmekicinbak.com/doga/09161/"&gt;ATLAS&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; 25.11.2009 &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com"&gt;"Gaziemir Orman"&lt;/a&gt; Blogundan alınmıştır.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542596774396821759-2436846876068392235?l=gaziemir-orman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/CiDt/~3/08RacJriKvk/flamingolara-moloz-yagmuru.html</link><author>rmzbrcn@yahoo.co.uk (Burraakk)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SxgEnNjoGwI/AAAAAAAABXo/tthvCNtYiRI/s72-c/imperiaflex_0_1_0.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://gaziemir-orman.blogspot.com/2009/12/flamingolara-moloz-yagmuru.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3542596774396821759.post-7304056104409992030</guid><pubDate>Sun, 25 Oct 2009 17:50:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-04-16T19:30:03.232+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">DOĞA VE ÇEVRE</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">KÜRESEL ÇEVRE FELAKETİNDE DURUM</category><title>BİR ÇAM KESE BÖCEĞİ HİKAYESİ -- Eğer  bu  ağaçlar iki ay  içinde  yeşermezse.......</title><description>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/Sc1X_2dtsnI/AAAAAAAABQ4/VkO7pYMpc2M/s1600-h/P1180173.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5318003489457943154" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/Sc1X_2dtsnI/AAAAAAAABQ4/VkO7pYMpc2M/s400/P1180173.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sık ya da seyrek te olsa , mutlaka şehir dışına yolculuk yapıyorsunuzdur.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;İzlediğiniz yol ormanlık alanlardan geçiyorsa , geçtiğimiz Şubat ve Mart aylarında , kızılçam ağaçlarının özellikle uç dallarında ve sürgünlerinde oluşmuş beyaz pamuksu tırtıl keselerinden çıkmış tırtılları görmüşsünüzdür. &lt;/div&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Latince adı &lt;strong&gt;Thaumetopoea pityocampa&lt;/strong&gt; olan &lt;strong&gt;Çamkese böceği&lt;/strong&gt; denilen bu tırtılllar , kızılçamın ibre yapraklarını yiyerek beslenirler. Toprağa indiklerinde upuzun bir tren katarı gibi onlarcası uç uca dizilerek birlikte hareket ederler. Çam kese tırtılının larvalarının üzerlerinde çok allerjik olan birkaç kimyasalı içeren tüysü kılları vardır , dokunduğunuz takdirde şiddetli allerjik etki yapar ve daha fazla temas halinde hastanelik edecek derecede toksiktir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5318002615813330978" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 288px; CURSOR: hand; HEIGHT: 204px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/Sc1XM_4m2CI/AAAAAAAABQo/3JdtaGv54Rs/s400/camkese1eb1.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İşte bu tırtıllar , Kızılçam ağaçlarının yapraklarını yiyerek , ağacın bir anda yanarak kavrulmuş gibi çırılçıplak kupkuru bir görüntüye bürünmesine yol açar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Son yıllarda ekolojik dengenin gittikçe artan şekilde bozulması ile birlikte , ağaçlara zararı olan bu tür canlıların doğada mevcut olan düşmanları da yok oldu ya da iyice azaldı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hal böyle olunca , aşırı ve kitlesel üreme yapan Çam Kese Böceği , geniş sahalardaki ormanlık alanlarda , insanları dehşete düşüren görüntüler meydana getirmeye başladı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5318004899839439954" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 331px; CURSOR: hand; HEIGHT: 218px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/Sc1ZR8i3dFI/AAAAAAAABRA/U--Y6_HMc_g/s400/camkese2bg1.jpg" border="0" /&gt; Çok geniş alanlarda , adeta yangın geçirip yapraksız kalmış ve kurumuş gibi görünen ormanlar , bu manzarayı gören insanlarda büyük bir üzüntüye de sebep olduğundan , Orman İşletmelerini arayarak , gördükleri kurumuş ormanların durumunu anlatmakta , ormanların göz göre göre bir böcek yüzünden kuruyup gittiğini , ilgililerin bu konuda ne yaptıklarını sormaktadır. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;div&gt;  &lt;br /&gt;Gaziemir 'de görevli olduğum geçtiğimiz yıllardan biriydi..&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir kaç yıl önce , Konak ilçesine bağlı Cennetçeşme civarında 20 yaşlarındaki ağaçlandırma alanında , çok geniş şekilde çam kese böceği zararı meydana gelmişti.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Gerçekten görüntü tüyler ürpertici idi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Oldukça geniş bir orman parçası , bütün yeşilliğini yitirmiş , kapkara , kuru gövde ve kuru dallardan oluşmuş bir hale dönüşmüştü.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;177 Orman İhbar Hattı&lt;/strong&gt; 'nı sürekli arıyordu insanlar , büyük bir üzüntü ve öfke ile , bu duruma karşı ne yapıldığını soruyorlardı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Limontepe semtinde oturan emekli bir öğretmendi , doğrudan telefonuma ulaşarak , beni arayanlardan biri. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gördüğü manzarayı anlatmaya başladı . Orman göz göre göre mahvolmuştu .&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Daha önceki yıllarda hiç olmazsa kışın bir araçla gelip ilaçlama yapılıyordu. Bu yıl , o da yapılmamış ve orman elden gitmişti.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sessizce , anlattıklarının bitmesini bekledim. Sözlerini bitirince , sahip olduğu duyarlılık ve doğa sevgisinden dolayı kendisini kutladım. Yurttaşlık bilinci , sorgulamayı ve ve bir sorumsuzluk varsa , hesap sormayı gerektirirdi. Gördüklerini ve nedenlerini sorgulayan insanların daha da çoğalması gerektiğini belirttim . &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Daha önceki zamanlarda bu zararlıya karşı yapılan ilaçlı mücadelenin , doğaya yararlı olmak bir yana , doğaya zararlı etkileri olması nedeniyle terkedilmiş olduğunu ve başka mücadele yöntemleri kullanılmaya başlandığını anlattım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çam Kese Böceğinin , çam ağaçlarının ibrelerini yiyerek ağacın gelişimini durdurduğunu , aşırı kuraklık gibi ekstrem hava hallerinde bunun ağaçları nadiren de olsa kurutma ihtimali olmakla birlikte , Çam Kese Böceği zararı görülen ağaçların kurumadığını , bir ay kadar süren bir duraklamanın ardından yeniden yaprak ve sürgün oluşturarak , kendisini toparladığını , bu sahada da böyle olacağını , bir ay kadar sonra , bu sahayı yeniden yeşillenmiş olarak göreceğini söyledim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tatmin olmamıştı . Sözlerime müdahele ederek , eğer dediğim gibi bir ya da iki ay içinde bu orman yeşillenmezse , hakkımda savcılığa dilekçe vereceğini söyledi. Son derece üzgün ve sinirli idi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kendisine , bir ay kadar sonra bu ormanı yemyeşil göreceğini temin ettim ve bu zararlıya karşı Orman İdaresince yürütülmekte olan mücadele yöntemlerini anlattım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu zararlı ile eskiden beri yapılagelen en bilinen mücadele , Çam Kese Böcekleri dışarıya çıkmadan keseleri toplayarak yakarak yok etmekti.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ancak , doğal dengenin kaybolması nedeniyle zararlının ormanlardaki doğal düşmanları kalmadığından , zararlının popülasyonunda artma o kadar hızlı idi ki , böcek kesede iken bütün ormanlık alanlarda kış aylarında işçiler tarafından toplanması pratik olarak mümkün olmayan bir yöntemdi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İlaçlı mücadele terkedildikten sonra , Çam Kese Böceğinin doğal düşmanlarının ormanda ya da laboratuvar şartlarında üretilip zararın görüldüğü alanlara bırakılarak buralarda çoğalmasının amaçlandığı biyolojik mücadele yöntemleri üzerinde çalışılmaya başlandı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tırtılları öldüren yararlı böceklerden birisi , &lt;strong&gt;Phyrx caudata&lt;/strong&gt; isimli bir parazit sinektir. Bu parazitin üretilmesinde yine Türk ormancılarının geliştirdiği “&lt;strong&gt;Adacıklar Yöntemi&lt;/strong&gt;” kullanılmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Adacık yöntemi ile keselerin içinde bulunan parazit sineklerinin uçarak çam kese tırtıllarının üzerine yumurta bırakması sağlanır.Böylece tırtıllar parazitlenir&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu yöntemde yeteri kadar toplanan çam kese tırtıl kozaları , tırtılların dışarıya ulaşamayacağı şekilde çevresinde su kanalları oluşturulan yapay adacıklara bırakılarak , buralarda bu sineğin beslenerek çoğalması sağlanmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Orman Karıncası kolonilerinin zarar görülen yerlerde çoğaltılması çalışmaları da diğer bir yöntemdir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Son zamanlarda önem kazanan en popüler biyolojik savaş yöntemi ise , , Çam Kese Böceğinin tırtılını yiyen ve ormancıların &lt;strong&gt;TERMİNATÖR&lt;/strong&gt; adını taktıkları&lt;strong&gt; Calosoma Sycophanta&lt;/strong&gt; adlı predatör yırtıcı ve parçalayıcı böceğin üretilmesidir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5318003220362747442" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/Sc1XwMAa3jI/AAAAAAAABQw/e9wO5UkJh-4/s400/P1180212.JPG" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#330033;"&gt;(Çam keseböceği kozasında avını arayan bir Calosoma yırtıcı böceği ) &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu böceğin en temel gıdası Çam Kese böceği tırtıllarıdır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Üremesi için tırtıllarla beslenmesi gerekmektedir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşte İzmir Orman Bölge Müdürlüğünce üretilen Calosoma Sycophanta bireyleri iki yıldır , az önce şiddetli zarar gördüğünü anlattığım Çennetçeşme civarındaki ormanlık alanlara bırakılarak, Çam Kese Böceği popülasyonunun doğada olması gereken denge düzeyine indirilmesi amaçlanmaktaydı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İnsan , zekası ile , doğadaki düşmanlarının neredeyse tümünü altederek ortalama yaşam süresini uzatmış ve erken ölüm oranını en aza düşürerek dünya üzerindeki insan nüfusunun orantısız şekilde çoğalmasına yola açmıştı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Son derece hızlı şekilde artan nüfusunun gereksinmelerini karşılayabilmek için , doğayı onarılmaz noktaya gelecek ölçüde tahrip etmiş , ve yol açtığı çevresel kirletici etkenler ile ekolojik dengeyi tamamen bozmuş , doğadaki düzeni de altüst etmişti. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Doğadaki bu inanılmaz tahribat , biyolojik dengede de olumsuz zararlar ile kendini belli etmeye başlamıştı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Son yıllarda Ormanlarda kitlesel olarak görülen zararlı böcek üremesinin önüne geçmek için yapılan biyolojik çalışmaları anlatmamı ilgiyle dinlemekte olan emekli öğretmen , Ormancıların orman zararlılarına karşı yürüttüğü biyolojik mücadele yöntemlerini ilk defa duyduğunu söyledi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Doğrusu , ormandaki kurumaları görünce bir vatandaş olarak büyük bir üzüntüye kapılmıştı. Ancak yapılmakta olan bütün bu çalışmaları duymaktan mutlu olduğunu ve olumlu sonuçlar alınmasını dilediğini belirtip teşekkür ederek telefonu kapattı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com"&gt;"Gaziemir Orman"&lt;/a&gt; Blogundan alınmıştır.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542596774396821759-7304056104409992030?l=gaziemir-orman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/CiDt/~3/g8ca9AXX0qQ/eger-bu-agaclar-iki-ay-icinde.html</link><author>rmzbrcn@yahoo.co.uk (Burraakk)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/Sc1X_2dtsnI/AAAAAAAABQ4/VkO7pYMpc2M/s72-c/P1180173.JPG" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total><feedburner:origLink>http://gaziemir-orman.blogspot.com/2009/03/eger-bu-agaclar-iki-ay-icinde.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3542596774396821759.post-4535612787940417267</guid><pubDate>Sun, 25 Oct 2009 17:39:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-04-14T20:04:25.917+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">GÜNCEL HABERLER</category><title>KASTAMONU  ENTEGRE A.Ş 'YE TEKNİK GEZİ</title><description>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SZ8SCrA-blI/AAAAAAAABQQ/kFMHfiL54NU/s1600-h/Fabrika_Balikesir_th.jpeg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5304978723181588050" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 331px; HEIGHT: 212px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SZ8SCrA-blI/AAAAAAAABQQ/kFMHfiL54NU/s400/Fabrika_Balikesir_th.jpeg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Geçtiğimiz hafta sonunda , cumartesi günü , İşletme Müdürleri ,İşletme Müdür Yardımcıları ve teknik elemanların katıldığı , Akhisar ve İzmir Orman İşletme Müdürlüğünce Kastomu Entegre Ağaç Ve Ticaret A.Ş 'nin Balıkesir tesislerine düzenlenen teknik gezi , son derece yararlı geçti. &lt;/div&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;Akhisar İşletmesi'nde İşletme Müdürü Musa KARASU'nun evsahipliğinde neşeli ve zevkli bir sabah kahvaltısından sonra toplu olarak Balıkesir'e hareket edildi.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bilindiği gibi ,Kastamonu Entegre Ağaç Ve Ticaret A.Ş , Orman İşletmelerinin ,ormancılık faaliyetleri esnasında elde edilen orman ürünlerinin ekonomiye kazandırılmasında , özellikle Ege Bölgesindeki en büyük alıcısıdır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5304976161413066930" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SZ8Ptjrw8LI/AAAAAAAABP4/3m1_yDycSsM/s400/KASTAMONUENTEGRE-VE-EDREM%C4%B0T-AKCAY-GEZISI+%2841%29.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Orman sıklık bakımları ya da gençleştirme çalışmaları sırasında elde edilen lif yonga odununun hammadde olarak kullanıldığı Kastamonu Entegre A.Ş tesisleri , teknoloji bakımından Avrupa'nın ön sıralarında yer almakta , yurtdışına yaptığı yonga levha ,MDF levha ve türevleri ihracaatından önemli bir döviz girdisi de sağlanmaktadır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5304976569275987074" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SZ8QFTF3NII/AAAAAAAABQA/JIoU9XQrMRw/s400/KASTAMONUENTEGRE-VE-EDREM%C4%B0T-AKCAY-GEZISI+%2849%29.JPG" border="0" /&gt;Bu tip teknik geziler, Orman işletme teknik personelinin , ürettikleri lif-yonga odunlarının üretildiği ormandan fabrikaya yolculuğunu , burada gördüğü işlemleri , ve sonuçta meydana gelen ekonomik değeri yerinde izlemeleri ile , hammadde üretimlerinin daha bilinçli , standartlarına ve amacına uygun olarak yapılması yönünde sektör ile orman işletmelerinin birbirini daha iyi tanıması ve anlamasını sağlayıcı rol oynamaktadır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5304972931390338642" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SZ8Mxi6VdlI/AAAAAAAABPg/5OuADuRdOO4/s400/KASTAMONUENTEGRE-VE-EDREM%C4%B0T-AKCAY-GEZISI+%2837%29.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;Tesislerin de tanıtıldığı toplantıda , Tesis yetkilileri piyasa , üretim , hammadde tedariki ile ilgili gelişmelere , özellikle hammadde ile ilgili standart konularında zaman zaman karşılaştıkları sorunlara ve bu yöndeki beklentilere değindi.Hammaddeyi üreten ve onu işleyenlerin bir platformda buluşarak gelişmeleri ,sorunları ,görüş ve düşünceleri , beklentileri ortaya koyması , daha yüksek standartların yakalanması açısından önemliydi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5304976905445916994" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SZ8QY3bBQUI/AAAAAAAABQI/xf4L9pY3Sic/s400/KASTAMONUENTEGRE-VE-EDREM%C4%B0T-AKCAY-GEZISI+%2850%29.JPG" border="0" /&gt;Daha sonra, , firma teknik elmanlarınca verilen bilgiler eşliğinde üretim bantlarındaki Yonga levha üretim aşamaları incelendi.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5304975327371774802" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 312px; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SZ8O9Ao0y1I/AAAAAAAABPw/WC8oEI-b3yQ/s400/yongapan_zemin_resmi.jpeg" border="0" /&gt;Kastamonu Entegre Ağaç Ve Ticaret A.Ş konuklarına iyi bir ev sahipliği sergiledi.&lt;br /&gt;Teknik gezinin tamamlanmasından sonra ;İzmir İşletmesi teknik elemanları ,Edremit'e geçerek İzmir'de İşletme Müdür Yardımcısı iken Edremir Orman İşletme Müdürlüğüne atanan Muhammet KARAHAN'ı ziyaret etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İzmir'de uzun süre işletme şefliği ve müdür yardımcılığı görevleri yapmış olan Muhammet KARAHAN ile İzmir işletmesindeki dostları ortak anıları tazelediler.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İzmir Orman İşletmesinde her biraraya gelindiğinde vazgeçilmez bir ritüel halini alan muziplikler yine Ahmet KÖLE ve Mustafa PERVANLAR'dan geldi Bu defaki kurbanlar Yalçın AKIN ve Remzi BİRCAN'dı..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yapılan muziplikleri anlatmak ise , bir başka sefere ...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu arada , Ayvalık-Burhaniye arasında başımızdan geçen bir olayı da burada anlatmak durumundayım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Burhaniye'den Ayvalık'a giden asfalt yol son derece kötü asfaltlanmış olmalı ki , yağmur vb nedenlerden yol yüzeyinde büyükçe ve derin çukurlar oluşmuştu .&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Akşam karanlığında çukurları erken farkedemeyen şoförümüz , son anda yapmaya çalıştığı ani manevralarla sürekli olarak , aracı çukurlardan korumaya çalışıyordu..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ekbir adlı akaryakıt istasyonuna 1-2 km kala , olan oldu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Geniş ve derin bir çukurdan kaçamayan aracımızın sağ tekerlekleri çukura düştü. lastikte ve araçta hasar var gibi görünüyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sağa yanaşıp durduk.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yoldan savrulup devrilmekten son anda kurtulmuştuk , ama aracın sağ arka lastiği yarılmıştı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Önümüzde bizimle ayni kaderi paylaşmış 3-4 adet araç daha , dörtlü sinyallerini yakmış , çaresizce yarılmış lastiklerine bakıyor , başlarına daha kötü bir kaza gelmediği için de seviniyorlardı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Öndeki kazazedelere geçmiş olsun dedik. Polisi aradıklarını , yoldaki kazaları ve yaşanabilecek daha kötü bir kaza olabileceğini çukurlara acele tedbir alınmasını söylediklerini anlattılar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Polis memuru cevap olarak , bugün zaten ayni yerden bu şekilde yaklaşık 18-20 tane kaza ihbarı aldıklarını , ancak kendilerinin yapabilecekleri bir şey omadığını , Karayollarının .... no.lu telefonuna müracaat edilmesi gerektiği söylemiş kazazedelere..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Polisi ilgilendiren yönü yokmuş olayın .&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çünkü muhtemelen henüz adli boyutu olan bir hadise meydana gelmemiş olduğundan yani ölen ya da ağır yaralanan olmadığı için durumdan vazife çıkarmayı, tedbir almayı gereksiz görmüşler besbelli.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;En azından üç-beş can kaybı ile sonuçlanan kazalar meydana gelmeli ki , beylerimizin yerinden kalkıp , yolda kazalara karşı uyarı yapmaları ve tedbir almalarına deysin , değil mi ?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yine Polisin verdiği bilgiye göre , Karayolları , yolların bakım ve onarımını özel sektöre ihale etmiş , onlar da zamanında gerekli onarımları yapmadığından bu durumlar yaşanıyormuş.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İnsana ne kadar değer verildiği , bir takım kamu kurumlarının ya da bir kısım kamu personelinin tavırlarında ve görev anlayışlarında apaçık görünmüyor mu ?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hala örümcek kafalı , statükocu , Stalinvari bürokrasi büsbütün ortadan kalkmamış güzelim ülkemizde besbelli. Pırıl pırıl , toplumuna nasıl daha yararlı olabileceğini düşünen aydınlık yüzlü bürokrat tipinin çoğalmakta olması ile bu tiplerin tarihe karışacağı günlerin yakın olduğunu ümit etmek istiyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse , biz yine Burhaniye-Ayvalık yoluna dönelim...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aracımız zorlukla çalışıyordu ,elektronik sistem kaza moduna geçmiş ve aracın hareket etmesini engelliyordu.Nihayet , bir lastik tamircisinin bulunduğu söylenilen EKBİR akaryakıt istasyonuna geldik. Bizden önce gelen araçlar da sırada bekliyordu. Lastikçi , bir yakının ölüm haberi üzerine ayrılmış. Telefonla bulundu , rica minnet geriye çağırıldı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aracımızın lastik sorunu giderildikten sonra tekrar yola koyulduk. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gece yarısından saatler sonra , oldukça geç bir saatte İzmir'e ulaştık. Grup neşesinden bir şey kaybetmemişti , ama soğuktan ve bu küçük terslikten dolayı yorgun düşmüştü .&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu geziden , pek çok teknik bilgilenme ve  ilginç anılar eklenmişti dağarcığımıza, bunun farkındaydık hepimiz..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com"&gt;"Gaziemir Orman"&lt;/a&gt; Blogundan alınmıştır.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542596774396821759-4535612787940417267?l=gaziemir-orman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/CiDt/~3/98_Fm6wD2xc/kastamonu-entegre-as-ye-teknik-gezi.html</link><author>rmzbrcn@yahoo.co.uk (Burraakk)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SZ8SCrA-blI/AAAAAAAABQQ/kFMHfiL54NU/s72-c/Fabrika_Balikesir_th.jpeg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://gaziemir-orman.blogspot.com/2009/02/kastamonu-entegre-as-ye-teknik-gezi.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3542596774396821759.post-6538997662705479186</guid><pubDate>Sun, 25 Oct 2009 17:38:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-02-04T13:16:28.157+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">HAYATIMIZ  MİZAH</category><title>TEMEL YAPARSA......</title><description>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SYdqFaq7l2I/AAAAAAAABOc/hmcxIRNXeqY/s1600-h/ag[3].jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5298320127915956066" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 288px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SYdqFaq7l2I/AAAAAAAABOc/hmcxIRNXeqY/s400/ag%5B3%5D.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Rizede yangın geçirmiş bir orman alanı , Rize'li Doğasever gönüllüler tarafından ağaçlandırılacaktı.&lt;br /&gt;Temel de gönüllü oldu. &lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dikim işinin organize edilme görevi Temel'e verildi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ve tüm ekipler işlerini yapmaya başladılar kararlaştırılan tarihte ...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Birinci ekip çukur açıyor , ( fidan dikimi ile  görevli olan ikinci ekip yok , işleri çıkmış gelmemiş... ) , üçüncü ekip çukuru dolduruyor, dördüncü ekip ise (ortada fidan diken olmadığından fidan dikilmeden üçüncü ekip tarafından kapatılan çukurları) suluyordu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Günlerce çalıştılar. Tüm orman alanında çukurlar kazıp kapattılar ve bu çukurları suladılar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çok ta yoruldular.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Fakat iş bitiminde Temel başarmanın mutluluğunu yaşıyordu:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;-Haçan iküncü ekip bizi satmişdür.Amma biz üstümüze düşen vazifeyü yapmaduk mı ? Allahaşkına deyun bağa...!&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Karadeniz'li tüm dostlara ithaf olunur.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;&lt;strong&gt;RESİM:http://www.mehmetelmas.com/arsiv/imgs/ag.jpg&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com"&gt;"Gaziemir Orman"&lt;/a&gt; Blogundan alınmıştır.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542596774396821759-6538997662705479186?l=gaziemir-orman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/CiDt/~3/nTY6DH_THwQ/temel-yaparsa.html</link><author>rmzbrcn@yahoo.co.uk (Burraakk)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SYdqFaq7l2I/AAAAAAAABOc/hmcxIRNXeqY/s72-c/ag%5B3%5D.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total><feedburner:origLink>http://gaziemir-orman.blogspot.com/2009/02/temel-yaparsa.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3542596774396821759.post-5166207722949556115</guid><pubDate>Sun, 25 Oct 2009 17:37:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-01-30T19:43:24.783+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">YAŞADIKLARIMIZ  ..........    HİSSETTİKLERİMİZ</category><title>BİR ORMAN MASALI</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SYM7w-XJUcI/AAAAAAAABOM/3mzciCJlLKM/s1600-h/Forest.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SYM7w-XJUcI/AAAAAAAABOM/3mzciCJlLKM/s400/Forest.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5297143299277672898" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir varmış, bir yokmuş .&lt;br /&gt;Dünya'nın güzellikleri çokmuş...&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Renk renk çiçekler böcekler&lt;br /&gt;Kurtlar, kuşlar, balıklar&lt;br /&gt;Göl kıyılarında sazlıklar&lt;br /&gt;Çimenler, çayırlar, bayırlar&lt;br /&gt;İlle de en güzeli yeşil ormanlar...&lt;br /&gt;Ormanlar ki ne ormanlar&lt;br /&gt;Eşsiz, benzersiz yeşil örtü&lt;br /&gt;Doğanın en güzel kürkü...&lt;br /&gt;Anlatılmak istenen sözün özü&lt;br /&gt;Yeşil bir kentin ulu, uludağlarında&lt;br /&gt;Yamacında, yöresinde, bağlarında&lt;br /&gt;Çeşit çeşit çamlar, dişbudaklar, kayınlar&lt;br /&gt;Gölgesindeki sularda alabalıklar, yayınlar&lt;br /&gt;Bir orman varmış ki namlı mı namlı&lt;br /&gt;Say ki cennet burası&lt;br /&gt;Yeşil kenti varsıl yapan bu ormanı&lt;br /&gt;Bilmeyen, duymayan kalmamış...&lt;br /&gt;Kuşlar cıvıl cıvıl dallarda&lt;br /&gt;Çilek, kiraz satan köylüler yollarda&lt;br /&gt;İnsanlar bu uludağların ormanlarında&lt;br /&gt;Sağlıkla, mutlulukla dolarmış&lt;br /&gt;Ormanlardan uzak kalanlar sararıp solarmış...&lt;br /&gt;Doğanın dengesinin kurulduğu düzende&lt;br /&gt;Orman yağmuru çeker, yağmur ormanı besler&lt;br /&gt;Yaşayıp giderlermiş ulu, uludağlarda...&lt;br /&gt;Bu yeşil örtü, doğanın en güzel kürkü ormanın&lt;br /&gt;Gözü pek yokmuş düz ovalarda, bağlarda&lt;br /&gt;Tüm kenti görkemli bir tepeden izler&lt;br /&gt;Bahar geldiğinde kar sularını süzer&lt;br /&gt;Barajları, kuyuları doldururmuş&lt;br /&gt;İnsanların yüzlerini mutlulukla güldürürmüş...&lt;br /&gt;Bu kentin yeşil tutkunu insanları&lt;br /&gt;Dağlardaki bu ormanları pek severmiş&lt;br /&gt;Ağaçlarını korur, ona övgüler düzermiş...&lt;br /&gt;Filizleri yemesinler diye, keçileri salmazlarmış&lt;br /&gt;Servetleri tükenmesin diye ellerine balta almazlarmış&lt;br /&gt;Çünkü onlar;&lt;br /&gt;"Ormanlarımdan yaş kesenin, başın keserim"&lt;br /&gt;Diyen Fatih'in torunları,&lt;br /&gt;Doğan bebesi için fidan diken&lt;br /&gt;Anayurt Anadolu'nun çocuklarıymış...&lt;br /&gt;İşte herşey böyle mutlulukla gülerken yüzlerine&lt;br /&gt;Baltalı adamlar dadanmış dağlarına, düzlerine&lt;br /&gt;Şaşkına dönmüş, önce varamamışlar ayırdına&lt;br /&gt;Bir anlam verememişler yabanların saldırılarına...&lt;br /&gt;Kara düşünceli, kara paralı bu adamlar&lt;br /&gt;Gizliden gizliye kesmişler ağaçları&lt;br /&gt;Yuvasız bırakmışlar kurtları, kuşları...&lt;br /&gt;Bulamaz olmuş arılar balları için kovan&lt;br /&gt;Önceleri hiç kimse olmamış bu adamları kovan...&lt;br /&gt;Derken kesildikçe ağaçlar&lt;br /&gt;Mantar gibi çıkmış gecekondular&lt;br /&gt;Bozmaya başlamış ormanın dengesini&lt;br /&gt;Kara düşünceli, kara paralı adamlar...&lt;br /&gt;Kar düşmez olmuş dallarına çamların&lt;br /&gt;Kuşku düşmüş içine ormana sığınan canların&lt;br /&gt;Ne olacak sonumuz bu gidişle&lt;br /&gt;Diye sormuş ayılar, kurtlar, tilkiler&lt;br /&gt;Geldi bu yabanlar bizi yuvamızdan ettiler&lt;br /&gt;Bunca endişe, korku yetmezmişçesine&lt;br /&gt;Bir de kibritli, çakmaklı adamlar&lt;br /&gt;Dalmışlar ormana, orman alev almış&lt;br /&gt;Çıra gibi tutuşmuş, yanmış&lt;br /&gt;Köstebekler, dağ fareleri bile&lt;br /&gt;Kış uykularından uyanmış&lt;br /&gt;Gözyaşı dökmüşler; nedir bu çile diye...&lt;br /&gt;Sarmış yangınlar tüm ormanları&lt;br /&gt;Giderek artmış kentlilerin gamları&lt;br /&gt;Bu ne aymazlıktır, bu ne kötülük&lt;br /&gt;Bizler yeşil yakılmaz diye bilerek büyüdük&lt;br /&gt;Bunlar nasıl adamlar, nasıl yabanlar&lt;br /&gt;Yandıkça o güzelim fidanlar&lt;br /&gt;Analar yavrusunu yitirmişçesine ağlamış&lt;br /&gt;Dağ köylüleri karalar bağlamış&lt;br /&gt;Kayıp gidiyor elimizden ormanlarımız&lt;br /&gt;Acımasız ellerce kesildikçe ağaçlarımız&lt;br /&gt;Erozyonla eriyor en verimli topraklarımız...&lt;br /&gt;İçlerinden biri demiş ki;&lt;br /&gt;Bu Dünya'da ölümden başka, neye yoktur ki çözüm?&lt;br /&gt;Tuttukça ellerim, gördükçe gözüm&lt;br /&gt;Ormanlarımıza el uzatan&lt;br /&gt;Benden beğensin ölümlerden, ölüm&lt;br /&gt;Gerekirse uyumayalım, bekleyelim ormanımızı&lt;br /&gt;Kurt, keklik, tilki, tavşanımızı...&lt;br /&gt;Böylece girişmişler işe hiç duraksamadan&lt;br /&gt;O yeşil ovalarını kuraklık sarmadan&lt;br /&gt;Yanan, kesilen ağaçların yerine&lt;br /&gt;Yılmadan dikmişler yeniden fidan&lt;br /&gt;Ormanlarımız bizim herşeyimiz&lt;br /&gt;Tüm varlığımız, doğal servetimiz&lt;br /&gt;Hakkı vardır onlar üzerinde&lt;br /&gt;Saçı bitmedik yetimlerle, doğmadık bebelerimizin&lt;br /&gt;Ülke toprağımızı yedi düvelden korurcasına&lt;br /&gt;Çekinmeden can veririz ormanlarımız uğruna...&lt;br /&gt;Yediden yetmişe tüm kentliler&lt;br /&gt;Gelinlik kızlar gibi süslenmişler&lt;br /&gt;Uludağlarına doğanın en güzel kürkünü giydirmişler&lt;br /&gt;Yeniden bulmuş doğa yitirdiği dengesini&lt;br /&gt;Mutlulukları bir kat daha artmış&lt;br /&gt;Duydukça kurdun, kuşun, kekliğin sesini&lt;br /&gt;Ant içmişler hep birlikte ormanları üstüne&lt;br /&gt;Duyrmuş herbirisi tüm eşine dostuna&lt;br /&gt;Bundan böyle yine töremizdeki gibi&lt;br /&gt;Her doğan bebemize, her yeni kurulan yuvamıza&lt;br /&gt;Dikeceğiz genç bir fidan&lt;br /&gt;Var oldukça bu ülke, bu ulus&lt;br /&gt;Ormanlarımız verecek bize can...&lt;br /&gt;Bir kez daha ant içmişler&lt;br /&gt;Daha özenli olalım, daha da uyanık&lt;br /&gt;Duyulmasın balta sesi, kokmasın yanık&lt;br /&gt;Göz dikmesin kara paralı, kara adamlar&lt;br /&gt;Ormanlarımız yeşil kalsın&lt;br /&gt;Çökmesin başımıza kara dumanlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;07.12.2005     Selma Erdal&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.gezegenimiz.com/NewsDetail.asp?idHaber=2091&amp;KategoriAdi=%C3%85%20iir"&gt;GEZEGENİMİZ.COM'dan&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com"&gt;"Gaziemir Orman"&lt;/a&gt; Blogundan alınmıştır.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542596774396821759-5166207722949556115?l=gaziemir-orman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/CiDt/~3/ewLcqVTbVRg/bir-orman-masali.html</link><author>rmzbrcn@yahoo.co.uk (Burraakk)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SYM7w-XJUcI/AAAAAAAABOM/3mzciCJlLKM/s72-c/Forest.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://gaziemir-orman.blogspot.com/2009/01/bir-orman-masali.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3542596774396821759.post-3628035085799338386</guid><pubDate>Sat, 24 Oct 2009 21:16:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-01-28T23:24:52.191+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">GÜNCEL HABERLER</category><title>17 AĞUSTOS DEPREMİYLE İLGİLİ  BİLİNMEYENLER</title><description>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SVUHE3xML6I/AAAAAAAABK4/KePP2VUodzM/s1600-h/deprem.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5284137518060285858" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 269px; text-align: center;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SVUHE3xML6I/AAAAAAAABK4/KePP2VUodzM/s400/deprem.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SVUGqXaWPLI/AAAAAAAABKw/M7fOHsogI4s/s1600-h/deprem_salgit.com"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Komplo teorilerini öteden beri sevmişimdir.&lt;br /&gt;Gölcükte 1999 yılında meydana gelen o büyük depremle ilgili olan bir makaleye geçenlerde bir yerde rastladım..&lt;br /&gt;İlginç bir yazı .&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben en azından şunu biliyorum. &lt;strong&gt;Yugoslav asıllı Tesla&lt;/strong&gt; adlı bilim adamı on yıllarca önce , yer altındaki enerjiyi açığa çıkarmak konusunda müthiş bir buluş yapmış , ancak kendisinin ölümü , ve icadının akibeti sırlara gömülüp gitmişti.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bu arada Gölcük depreminde "&lt;strong&gt;deprem esnasında yer gök kıpkızıl oldu, ortalık aydınlandı&lt;/strong&gt; " diyen deprem tanıklarını da , denizin altında garip yer şekili değişikliklerini de unutmadık. &lt;/div&gt;Benim gibi henüz yeni okuyorsanız , Komplo teorisi mi gerçek mi , kararınızı verin.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;17 Ağustos 1999, Gölcük Saatler gecenin üçüydü ve insanlar can havliyle kendilerini evlerinden dışarıya atarken sanki bir kıyameti yaşıyor gibiydiler. Ali Kırca' nın yönettiği Siyaset Meydanı'nda , enkazdan kurtarılan bir bayan şunları söylüyordu :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;'O gece ne olduğunu bilmiyorum ama bildiğim bir şey var ki bu,depremden farklı bir şeydi&lt;/strong&gt;."Bir iddiaya göre depremden hemen önce Gölcük' ten Avcılar' a kadar geniş bir alanda görülen "ateş topu" ile ilgili bilimsel bir açıklama yapılamıyordu. Birtakım teoriler ortaya atılmaya başlandı.Kimine göre Ruslar bomba patlatmıştı. Kimine göre de Yugoslavya''ya atılan bombaların yer kabuğunun dengesini bozması sebebiyle depremin gerçekleştiğini söylüyordu. Hatta bazılarına göre işi PKK bile yapmış olabilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nitekim CNN televiyonu Başbakan Bülent Ecevit ile yaptığı bir röportaj sırasında depremin arkasında PKK mı var" sorusuna "&lt;strong&gt;Sanmıyorum&lt;/strong&gt;" cevabını vermişti. Oysa bu sorunun doğal yanıtı "siz ne saçmalıyorsunuz,depremle PKK nın ne alakası var." Olmalıydı. Bu soruya verilen cevap, akıllara, PKK nın deprem oluşturabilme ihtimalinin olduğunu düşündürdüğü gibi, yapay depremlerin olabileceği sonucuna da götürmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Depremden sonra bir çok teoriler ortaya atılmıştı fakat içlerinde en ilginç olanı &lt;strong&gt;Future Times&lt;/strong&gt; ’da yayınlanan araştırma dizisinde yer alan hikaye şöyleydi : &lt;div&gt;Kaliforniya &lt;strong&gt;San Andreas fay hattında&lt;/strong&gt; meydana gelebilecek büyük bir depremin Amerikan ekonomisine çok büyük zarar vereceğini bilen ABD, yer kabuğundaki değişimleri izleyerek, daha deprem oluşmadan tektonik katmanlar arasında artan basıncı değişik noktalardan patlatıp boşaltarak, büyük depremi küçük depremler halinde dönüştürmenin yolunu bulmuştu. Yıllar önce Sırp asıllı Amerikalı bilimadamı mucit &lt;strong&gt;Nicola TESLA&lt;/strong&gt; tarafından geliştirilen bu “&lt;strong&gt;düşük frekanslı elektromanyetik ışınımla yüksek enerji nakli&lt;/strong&gt;” tekniğini, hem Ruslar hem de Amerikalılar uzun zamandır bir silah olarak kullanmanın yolunu arıyorlardı. Bu yöntemle çok uzaktan, hatta uzaydan geniş alanlarda tahribat yapabileceklerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD dünyanın ve kendi insanlarının tepkisini almamak için bu projeyi barışçı “deprem &lt;strong&gt;indirgeme&lt;/strong&gt;” sistemi diyerek, bir yandan tepkileri azaltıp diğer yandan fonlama devamlılığını sağlamayı amaçlıyordu. Bu nedenlerle proje önce Avustralya’nın çıplak ve seyrek nüfuslu kırsal bölgelerinde denendi ve geliştirildi. Daha sonra değişik zamanlarda Kafkaslar’da, Okyanus tabanında ve Güney Amerika’daki Ant dağlarında denendi ve büyük aşama kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada Türkiye, Japonya ve benzeri deprem kuşağındaki ülkelere &lt;strong&gt;sismik ağ şebekeleri&lt;/strong&gt; kurularak bu bölgelerin tektonik verileri saniyesi saniyesine devasa bilgisayarların kayıtlarına gönderilmeye başlandı. Üniversitelerle ortak projeler geliştirildi, yüzlerce bilimadamına Amerika’da deprem konusunda araştırma yapma bursu verildi. Ancak projenin gizliliği esastı. Bu nedenle tüm ilişkiler paravan araştırma kurumlarında yürütülüyordu. Ancak zaman zaman bilgi sızıntısına olanak verilerek halkın bu konu hakkında bilgi sahibi olması istendi. Kobe’de ve başka yerlerde meydana gelen depremlerin arkasındaki gariplikler çıkar gruplarınca terör ve mafya örgütlerinin işi gibi gösterilmek istendi ve bunda da başarılı olundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve gün geldi bu sistem Türkiye’de denenmek istendi. Zaten bölge bu amaçla yıllardır sismik espiyonaj altındaydı. Nitekim gelişmeleri takip edenler, depremden hemen sonra, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın girişimleriyle &lt;strong&gt;Türk Telekom&lt;/strong&gt; ’un Türkiye’nin sismik bilgilerini &lt;strong&gt;Pentagon&lt;/strong&gt;’a ileten NATO Üssü’nün iletişimini nasıl kestiğini hatırlayacaklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD’nin asıl hedefi, Kuzey Anadolu fay hattındaki deneyden elde edeceği tecrübe ve bulguları,Kaliforniya San Andreas fay hattına uygulamaktı. Bu iş yine çok yüksek askeri gizlilik taşıdığından yürütme işi İsrail’li uzmanlara verilmişti. Gerekli makine ve donanım gizlice denizaltılarla Gölcük Üssüne getirilerek oradaki, yeraltı-denizaltı korunaklarına kuruldu. Türk makamları durumdan detay bazda haberdar değillerdi. Bunu İsraillilerle yürütülen askeri tatbikatın bir parçası olarak düşünüyorlardı. (Zaten İsraillilerle yapılan askeri tatbikat bu operasyon doğrultusunda önceden planlanmıştır. Dünyanın ve Türk Milletinin dikkatlerini çekmemek için tatbikat adı altında HAARP-TESLA Deprem Makinesini getirip rahatça kurdular.) Böyle bir makinenin deneneceğini zamanın Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Genel Kurmay Başkanı biliyordu, fakat ABD ve İsrail’liler bizimkileri makinenin denenmesi için şu şekilde ikna ettiler : olası İstanbul merkezli bir depremde 100.000 kişinin ölümü, yüz milyar doları aşan maddi kayıp ve Türkiye’nin en az 25-30 yıl geri gitmesi demektir, diyerek bizimkileri ikna ediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsrailliler Amerikalı’larla gece şartlarında elektro-sismik haberleşme tatbikatı yapacaklardı. Deney başarılı olacağından sonunda kimse normal dışı bir şeyin olduğunu farketmeyecekti. Bu amaçla Gece Şahini Tatbikatı’nın (&lt;strong&gt;Operation Night Hawk&lt;/strong&gt;) saat 03:00’te başlaması planlandı. Gece saat tam 03:00’te düğmeye basılacak ve Gece Şahini devreye girecekti. O an uzay filmini andırır devasa cihazlar çalışmaya başlayacak ve 1-2 dakika içinde de oluşturdukları muazzam enerjiyle &lt;strong&gt;Marmara’nın altındaki tektonik tabakayı&lt;/strong&gt; zayıf yerlerinden kırıp, aylardır oluşan basıncı dışarı atacaklardı. Böylece büyük bir deprem önlenmiş olacaktı. Ama o gece sabaha karşı birşeyler yanlış gitti. Ve beklenen gerçekleşmedi. Herşey bir anda olup bitmişti. Doğa kendini yönetmeye kalkanlardan bir kez daha intikam almıştı. 45 saniye süren deprem, beklenenin 10,000 kat üstünde bir güçle gelmişti. Her yeri bir anda yerle bir etmişti. Zayıflayan ve titreyen elektrikler az sonra geri geldiğinde, gece saat 03:05’i gösteriyordu. Daha birkaç dakika öncesine kadar korunağın içinde ŞAMPANYA patlatmayı bekleyenler, şimdi korkudan buz gibi donmuş, hareketsiz ayakta duruyorlardı. Kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. On binlerce insan, çoluk çocuk, o an enkaz altında can çekişiyor veya cansız yatıyordu. Bu düşünce ile hepsi ürperdi. Bu asrın en büyük felaketiydi; hem de insan eliyle yapılan bir felaket...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sessizliği İsrailli komutanın buz gibi emri bozdu: “&lt;strong&gt;Lets pack! We’re moving out! Call operation-Q! Right now! Immediately! Stop whinning! Move, move, move!”&lt;/strong&gt; (Toplanın! Kaçıyoruz! Q planına geçiyoruz. Şimdi..Hemen! Hadi, hadi!!!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte o andan sonra çantalardan çıkan “&lt;strong&gt;Q planı&lt;/strong&gt;” çalışmaya başladı. İlk önce bölgedeki tüm haberleşme ve elektrik enerjisi felç edildi. 4 dakika içinde İsrail Başkanı Barak ve ABD Başkanı Clinton ile irtibat kuruldu. O anda İsrail’de Ben Gurion’un Lod askeri havaalanından 4 adet savaş uçağı eşliğinde 2 nakliye uçağı havalanıyordu. 2 dakika sonra da İsrail Deniz Kuvvetleri ve NATO Güney Deniz Saha Komutanlığı’na bağlı tüm birlikler DEFCON-4 acil durumuna geçirildi. Amerikan 6’ncı filosuna bağlı gemiler de rotalarını İstanbul’a çevirmek için Pentagon’dan emir aldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada ilginç bir şey daha olmuştu. Depremle ilgili haberler birbiri ardına gelirken, bir haber önce görünüp sonra kayboldu. 20 Ağustos Cuma akşamı televizyonlar bir İsrail uçağının&lt;strong&gt; Ataköy&lt;/strong&gt; açıklarında denize düştüğünü duyurdu. Ancak bir süre sonra haber kesildi ve uçağın akıbeti ile ilgili bir daha haber alınamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olaydan bir gün sonra Deniz Kuvvetleri’nden bir dostum beni aradı ve bu olayda birtakım soru işaretleri bulunduğunu, bu konunun perde arkasını araştırmamı rica etti. Kısa sonra ulaştığım bilgiler, gerçekten ilginçti. Uçak, düştükten kısa süre sonra teknesiyle o sırada &lt;strong&gt;Ataköy &lt;/strong&gt;açıklarında olan balıkçı Abdullah KAPLAN tarafından kurtarılmıştı. Abdullah Kaplan olayı şu şekilde anlatmıştı : “&lt;strong&gt;Uçağın düştüğünü görünce derhal yardıma gittik. Uçağın kanatları yara almıştı. Hemen uçağı bağladık ve Zeytinburnu limanına çektik. Teşekkür beklerken küfür yedik. Ne olduğunu bile anlamadık&lt;/strong&gt;.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konu o gece o bölgede görev yapan Sahil Güvenlik 4. Botunun sorumluluk alanındaydı. Araştırmalar Sahil Güvenlik’in bu konuyla ilgilenmediğini ortaya çıkardı. Olay yerine gelen televizyon ekipleri ise şaşırtıcı bir şekilde çekim yapmaktan vazgeçmişlerdi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Daha sonra uçağı Zeytinburnu’na yanaştıran balıkçı Abdullah Kaplan, olayı Kumkapı’daki Gümrük Muhafaza’ya iletti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısa süre sonra tutanak tutuldu. Ancak Gümrük Muhafaza da tutanak tuttuğuna pişman oldu. Uçağın sahibi İsrail asıllı biriydi. O gece ne olduğu ise bir türlü anlaşılamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deprem için 1900’lerin başından beri &lt;strong&gt;Nicola TESLA&lt;/strong&gt; adındaki Sırp asıllı bir bilimadamının buluşu olan “&lt;strong&gt;elektromanyetik endüksiyon tekniği&lt;/strong&gt;” (TESLA Makinesi) kullanıldı. Makinenin ABD Kaliforniya San Andreas fay hattında olacak muhtemel bir deprem öncesi kullanılması düşünüldü. (ABD’lilerin asgari zarar ve ölümlerinin azaltılması için bazı denekler gerekiyordu, onların gözünde bir hayvandan bile daha değersiz olan bizim gibi insanlar üzerinde denenmesi normaldi.) Neden Türkiye diye soracak olanlar için ise;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Türkiye de ne yaparsan yap kimsenin umurunda olmaz, birkaç tane yetkiliyi ikna ettikten sonra her türlü deneyi yapabilirsiniz, bilinçli insan sayısı azdır, genelde okumamış cahildir, araştırmazlar kadercidirler, Kaliforniya San Andreas fay hattının dünyada tek eşi benzeri özelliklere sahip olan ikiz kardeşi Kuzey Anadolu fay hattıdır, karakterleri aynıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak ABD-İsrail’in bölge ile ilgili bu hareketliliği ne kadar gizli olursa olsun bazı kaynaklara sızmasını engelleyemedi. &lt;strong&gt;Kanadalı bir bilimadamı&lt;/strong&gt; her nasılsa bu gizli verilere ulaşarak, bölgede bir deprem olacağını ve bunun için bölgenin takip altına alındığını anladı. Ve bunu kendi amaçları doğrultusunda yaklaşık 48 gün ve 240 km hata ile yayınladı. Ancak ne bu bilimadamına, ne de yayınına daha sonra nedense kimse dikkat etmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gölcük Donanma Komutanlığı’nda görevli asker, astsubay ve subaylar, Donanma karargahında garip birşeyler olduğunu farketmişlerdi. Bu konuyla ilgili bilgiler de nasıl olduysa yukarıda ismini zikrettiğimiz dergide yer almıştı. Peki İsrail askerlerinin bu projedeki yeri neydi? İsrailli askerler ve üst düzey subaylar o gece Gölcük’te ne arıyorlardı? Bu devir teslim töreni her yıl yapılan rutin bir ulusal törendi. Uluslar arası bir kimliği yoktu. Ama İsrailli subaylar ve üst düzey yetkilileri oradaydı! Peki ne arıyorlardı Gölcük’te?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun nedenini şimdi daha iyi kavrayabiliyoruz. Çünkü bu proje İsraile ihale edilmişti. Bizimkilerin ise bir şeyden haberi yoktu (Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genel Kurmay Başkanı hariç). Bize güvenen de yoktu zaten. Ancak o gece nedense hiç kimse İsraillilere, bugüne kadar hiç katılmadıkları bu devir teslim törenine neden katıldıklarını sormadı. Ya şaşkınlıktan ya da telaştan, enkaz altında kaç İsrail askerinin öldüğü, kaçının yaralandığını da soran olmadı. O felakette kaç İsrail askerinin öldüğünü ne Genelkurmay yayınladı ne de İsrail böyle bir bilgiyi açıklamak nezaketinde bulundu. Herkese verdikleri imaj ise oraya bize yardım için geldikleri şeklindeydi. Hemen bir hastane kurdular. Yaralarımızı sarmaya yardımcı olmak için daha sonra o bölgede bir yerleşim merkezi kuracaklarını açıkladılar. Esas amaçları enkaz altındaki askerlerini ve önemli askeri malzemeleri çıkararak götürmekti. Gerisi paravan operasyondu. Bizde “&lt;strong&gt;Bak şu İsrail’e, olsun, hemen yardımımıza koştu&lt;/strong&gt;” diyerek sevindik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu operasyon neden gündüz değil de gece olmuştu? Çünkü olacakları kimsenin görmemesi ve gözlemci riski ise en az düzeyde olduğu için gece oldu. &lt;strong&gt;Gece saat 03:00’te&lt;/strong&gt; operasyonun başlaması için yeşil ışık yakıldı. TESLA Cehennem makinesi yer altındaki sığınakta ve deniz altında çalışmaya başlamıştı. En geç 1-2 dakika içerisinde gücü en üst düzeye ulaşmış olacaktı. Aynen de öyle oldu. Makine gürültüyle enerji toplamaya başlamıştı. Bu sırada, Avustralya’da ve Okyanusta bu tür suni depremler öncesinde görülen elektrik boşalması, hava yarılmasından oluşan &lt;strong&gt;ışıklar ve patlamalar&lt;/strong&gt; oluştu atmosferde. Ve arkasından da makinenin boşalması ile birlikte yer yarıldı ve oluşturulan enerji doğaya aktarıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak hesapta doğanın oyunu yoktu. Oluşan deprem hem beklenenden çok uzun süreli, hem de çok daha güçlü çıktı. &lt;strong&gt;Şiddeti 7.4’e ulaştığında&lt;/strong&gt; Amerika’da aletler 7.8’i gösteriyordu. Ve büyük bir patlamayla her şey kontrolden çıktı. TESLA deprem makinesi, depremin enerji gerilimine dayanamayıp parçalandı ve ortaya çıkan güç yeraltında muazzam bir patlamaya neden oldu. Ve bu yer altı laboratuvarının tam üstündeki, herşeyden habersiz uyuyan yüzlerce askeri barındıran ve 8 şiddetindeki depreme dahi dayanıklı olması gereken askeri tesisler un-ufak olarak dağıldı. (demek ki deprem 8’den daha şiddetli oldu)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bir tedbir olarak tüm bölge ve hatta bütün İstanbul 4 saat süreyle bir haberleşme ablukası altına alındı. Elektrikler kesildi ve telefonlar iptal edildi. Kimsenin birbiri ile haberleşmesi istenmiyordu. Cumhurbaşkanı dahi sabahleyin “&lt;strong&gt;benim de telefonlarım kesildi&lt;/strong&gt;” &lt;span style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;(Türkiye’de bütün her yerin telefonları dahi kesilse önemli kurumların kesilmez çünkü uydu telefonları vardır. Ama uydu iletişimini dahi kestiler)şeklinde garip bir açıklama yapacak ve biz de buna bir anlam veremeyecektik. &lt;strong&gt;Demirel&lt;/strong&gt; tam bir şaşkınlık içindeydi. (Cumhurbaşkanı’nın şaşkınlığı normaldir çünkü ona böyle bir şeyin olacağı ihtimali söylenmemişti. Bu olay duyulur ise Türk halkına nasıl izah edeceğini bilmediği için şaşkınlık içinde idi.) (Hoş bu olay ortaya çıksa bile bu olayı terör örgütü veya mafyanın yaptığı açıklaması yapılacaktı.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yapacaklarını bilmedikleri için ne Cumhurbaşkanı, ne de Başbakan saatlerce bir şey diyemedi, demeç veremediler. “&lt;strong&gt;Üzgünüz”&lt;/strong&gt; dahi diyemediler. Ancak sabah saat 09:00 sularında televizyon ekranlarının karşısına geçip halka üstün körü bir açıklama yapabildiler. Durum vahimdi. Hatta belki de Clinton dahi o anda konuya ilk kez vakıf olan yardımcılarından ve olağanüstü Milli Güvenlik konseyinden görüş alıyor ve Türkiye’ye nasıl yardım edileceğini hesaplıyordu. Hemen gerekli sıhhi yardım ekipleri organize ediliyor ve bölgedeki tüm Amerikan askeri birlik ve filolarına Türkiye’ye doğru hareket emri veriliyordu. Amerika diyetini Türkiye’ye tam destek vererek ödemeye çalışıyordu adeta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada devreye Avrupa ülkelerinin liderleri de giriyor ve belki de onlardan da Türkiye için sözler alınıyordu. Yunanistan bile harekete geçirilerek Türkiye’ye karşı olan hasmane tutumuna son vermesi sağlanıyordu. Tüm Batı başkentleri hareket halindeydi, panik yoktu. Herşey kontrol ve koordinasyon altındaydı; bir tek Türkiye dışında. Bizde ise sanki bu emrivaki felakete karşı nasıl tavır almaları gerektiğine bir türlü karar verilemiyor; kararsızlık içinde bocalayarak büyük bir gizlilik içerisinde ne olduğunu anlamaya çalışıyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah saat 03:05 ile 06:30 arasında Batı’da bu hareketlilik yaşanırken bölgede de çok hızlı ve çok gizli bir askeri hareketlilik hakimdi. Ancak herkes kendi derdine düşmüş olduğundan bu olağanüstü gizli operasyondan kimsenin haberi olmuyordu. Böylece bu işi planlayanlar, gecenin karanlığından da yararlanıp denizaltından parçaları yüzeye vuran &lt;strong&gt;TESLA makinesinin kalıntılarını&lt;/strong&gt; toplayıp, yer altı ve yerüstündeki tüm delilleri de yok ediyorlar ve hatta belki de insanları canlı canlı gömerek tüm izleri yok etmeye çalışıyorlardı. Ve bölgeye son hızla Rus araştırma gemisi dahi sabah saat 06:30’da bölgeye vardığında, havanın aydınlanmasıyla birlikte etrafta delil olabilecek tek bir cisim bile kalmamıştı. &lt;strong&gt;Deniz altında oluşan radyasyon&lt;/strong&gt; anlaşılmasın, dibe çöken kalıntılar araştırılmasın ve patlama sonucu meydana gelen denizaltı krateri ve çukur ortaya çıkarılmasın diye bu bölge derhal &lt;strong&gt;askeri karantinaya alınarak&lt;/strong&gt; dalışa yasak bölge ilan ediliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bütün bu temizlikler yapıldıktan sonra Ecevit ve daha sonra da Demirel’in bölgeye gitmelerine izin veriliyordu. Onların dahi ne bölgeye uçuşlarına, ne de telefon irtibatı kurmalarına izin vardı. Sanki koskoca İstanbul ve Kocaeli bölgesi uzaydan gelen yaratıklar tarafından abluka altına alınmışçasına tam bir haberleşme karanlığına sokulmuştu. Tek bir telefon dahi çalışmıyor, elektrikler verilmiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak Ecevit ve Demirel, belki de olan biteni içlerine sindiremediklerinden olsa gerek, evleri kendilerine mezar olan binlerce insanımızın da acısıyla bir türlü rahat hareket edip halkla bütünleşemiyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CNN haber spikerinin “&lt;strong&gt;depremin ardında PKK mı var?”&lt;/strong&gt; sorusuna, Ecevit ona “siz ne saçmalıyorsunuz, deprem ile PKK’nın ne alakası var? Bu deprem Cenab-ı Allah tarafından gönderilen bir doğa olayıdır!!” demesi gerekir iken, diyemiyordu. Sadece spikerle göz göze gelmemeye dikkat ederek “&lt;strong&gt;sanmıyorum”&lt;/strong&gt; gibi o günlerde bizi epeyce şaşırtan bir ifade kullanıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, Amerika ne yaptı sonra? Hemen tüm imkanlarını Türkiye için seferber etmedi mi? Clinton Amerikan halkından Türkiye’ye yardım etmelerini istemedi mi? Kasım’da Türkiye’ye geleceğini ilan edip, Ecevit’in de bu arada Amerika’ya kendini ziyarete geleceğini haber vermedi mi? Ecevit belki de Amerika’ya bu felaketin ve binlerce şehidin diyetini konuşmaya gidecekti. Nitekim gitti de. Ardından &lt;strong&gt;Clinton&lt;/strong&gt; Türkiye’ye gelerek deprem bölgesini ziyaret etti, insanlarla konuştu, bizleri çok sevdiği imajı verdi, bebekleri kucağına alıp sevdi, onlara hediyeler ve yardımlar verdirdi. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ABD’nin bu aşırı ilgisi sadece bir müttefik olmasıyla açıklanamazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada, acaba hükümet içinden sızan bilgiler, bazı bakanların özellikle MHP kanadının yabancılara karşı saldırgan tavır takınmalarına neden olmuş olamaz mı? İlk anda çok yadırgadığımız Sağlık Bakanı Osman DURMUŞ’un “&lt;strong&gt;yabancılara tek hasta bile vermem ve onlardan kan da almam&lt;/strong&gt;” demesini şimdi yadırgayabiliyor musunuz? ABD’nin saygın gazetelerinden New York Post’un haberine bir de bu gözle bakın:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“Türk hükümeti, ABD’nin Deniz Hastanelerini kullanmıyor...&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’deki şiddetli depremde 27.200’den fazla kişi yaralandı. Ancak yetkililer tarafından dün yapılan açıklamada, depremin meydana geldiği tarihten itibaren geçen iki haftalık süre içinde ABD tarafından gönderilen Deniz Kuvvetleri’ne ait &lt;strong&gt;üç adet yüzer hastanede&lt;/strong&gt; henüz tek bir hastanın bile tedavi edilmediği bildirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’ye gönderilmiş olan uluslar arası yardımın çoğunun kullanılmaması Ankara’daki hükümetin eleştirilmesine neden oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de yayınlanan &lt;strong&gt;Radikal gazetesi&lt;/strong&gt; dünkü sayısında, 750 ton yardım malzemesiyle yüklü bir İsrail gemisinin üç gün süreyle gümrükte tutulduğunu yazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD gemilerinin İzmit’e varışından önce Türkiye Sağlık Bakanı Osman DURMUŞ’un, bu gemilere ihtiyaç olmadığına ilişkin sözlerine geniş bir şekilde yer verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak ABD Büyükelçiliği, aralarında 600’den fazla yatak taşıyan Kearsarge adlı geminin de bulunduğu üç adet yüzer hastaneyle ilgili olarak bir uyuşmazlık yaşanmadığını bildirdi.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne ölenler geri gelir, ne de anılarımız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak İzmit’te, Gölcük’te Yalova’da Halıdere’de Avcılar’da, Bolu’da Düzce’de ve daha nice yerleşim merkezinde enkaz altında hayatlarını yitiren binlerce Mehmet, Hatice, Ayşe ve Ali’ye karşı bir vicdan borcumuzda mı olmayacak? Onlar geride gözleri yaşlı onbinlerce sevenlerini, sıcaklıklarından mahrum bırakırken, sırf Kaliforniya’da Jony’ler, Susan’lar ve Alice’ler yaşasın diye yaşamdan çalındıklarını dünya bilmesin mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emekli Bir Subay:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17 Ağustos depremi kuşkusuz hepimizi derinden sarstı. Deprem bütün ülke halkını derinden üzerken, depremin açtığı yaralar hâlâ tam haliyle sarılabilmiş değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıkça söylemek gerekirse 17 Ağustos Gölcük depreminden sonra ben de yukarıdaki senaryoya benzer şeyler düşünmüştüm. Daha sonra sağduyusuna güvendiğim bir dostuma “acaba onların işi olabilir mi?” diye sordum. Önemli bir devlet kurumunda uzman olarak çalışan dostum “Açıkçası ben de aynı şeyi düşündüm” diye cevap verdi, son derece sakin bir şekilde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazı Sayın Aydoğan VATANDAŞ Bey’in “&lt;strong&gt;HAARP-KIYAMET TEKNOLOJİSİ”&lt;/strong&gt; adlı kitabından özet olarak alınmıştır. &lt;/div&gt;İNANMASANIZ DA OLUR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taha KIVANÇ - 15 Kasım 1999 - Yenişafak Gazetesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İster inanın ister inanmayın, bundan 2,5 ay önce, "Gerçek değil, hayal" başlıklı Kulis'i yazarken olayın bu boyutlara varacağını hiç hesap etmemiştim. Dikkatimi çeken bir filme işarette bulunmuştum o yazıda; Bill Clinton'un Türkiye'ye gelişi, filmin konusu ve deprem olayları arasında irtibat kurmuştum... Sonunda, o yazıda 'hayal' diye kaydettiğim gelişmelerin hemen hepsi fazlasıyla gerçekleşti. Üstelik Clinton da beklendiğinden bir gün önce (dün) ülkemize geldi... Sanki komplolara meydan okuyor Clinton...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yazıma esas teşkil eden filmin adı 'Komplo Teorisi'; başrolde ünlü sanatçılar Mel Gibson ve Julia Roberts oynadığı için dünyanın her tarafında milyonlarca sinemasever tarafından izlendi film. Üşütük görüntüsü veren bir taksi şoförü, adalet bakanlığında çalışan bir genç kadınla ilgileniyor. Genç kadın da şoförü ciddiye almıyor önceleri, ancak birbiri ardına meydana gelen olaylar kadının gözünü açıyor. İzleyiciler olarak bizim zihnimiz karışıyor film boyunca, karşımıza çıkan olayların hangisi gerçek, hangisi 'komplo' ayırt edemez oluyoruz...&lt;br /&gt;Mel Gibson'un canlandırdığı üşütük görüntüsü veren taksi şoförünün filmdeki adı Jerry Flecher... Adam şoförden öte bir şey; 'Komplo Teorisi' adıyla sadece sınırlı sayıdaki abonelerine gönderdiği haftalık bir haber bülteni de çıkartıyor... Bültenin son sayısında bir kaç senaryoya yer veriyor Flecher; bunlardan en önemlisi, NASA'nın, ödeneklerini kesen ABD başkanının hayatına kast eden bir komployu sahneye koyacağını tahmin etmesi... Flecher gazetelerde öylesine yayımlanan bir kaç masum haber arasında irtibat kuruyor ve NASA'nın uzaya gönderdiği bir araçtan yeryüzünü harekete geçireceğini, depreme sebep olacağını tahmin ediyor... Jerry, Avrupa gezisi sırasında ziyaret edeceği Türkiye'de, NASA'nın yapay hareketlendirmesiyle meydana gelecek yer sarsıntısında, ABD başkanının hayatını kaybedeceğini de öngörüyor...&lt;br /&gt;Filmi, ya da o filmin hikâyesine temas ettiğim Kulis'i hatırladınız mı? Senaryoyu kaleme alanlar, Türkiye'deki muhtemel depremin şiddetini bile doğru tahmin etmişlerdi: 7.4... Ben filmin senaryosundaki bizi ilgilendiren ilginç ayrıntılara Kulis'te temas ettikten (25 Ağustos 1999) sonra, 'Komplo Teorisi' filmi benim işaret ettiğim özellikleriyle bazı gazetelerde birinci sayfa haberi oldu. Dünyanın çeşitli yerlerinde meydana gelen depremlerdeki garip bağlara, ilintilere dikkat çekilen mesajlar İnternet'te dolaşıp durdu. Önceki gün Düzce'de yeni bir deprem meydana geldiğinde 'Komplo Teorisi' filmi yeniden hatırlandı...&lt;br /&gt;Bakın 2,5 ay önceki o Kulis'te neler yazmışım: "Beynim Jerry Flecher gibi komplo teorilerine fazla çalışmaz; NASA gibi bir kurumun istediği yerde istediği zaman yeri harekete geçirebileceğine inanmam da mümkün değil benim. Jerry Flecher olsaydım, 'Komplo Teorisi' filmini bütünüyle gerçek hale getirecek bir senaryo yazmam mümkün olurdu. Sırf Clinton'u ortadan kaldırmak için harekete geçen birileri, iz sürenleri şaşırtmak için, ellerindeki teknik gücü filmde öngörüldüğü şekilde bir kere değil iki kere kullanmaya kalkışmış olabilirler pekâlâ. Birincisi, Gölcük merkezli bir deprem için, ikincisi de başkanı ortadan kaldıracak İstanbul merkezli ikinci bir deprem için... Tabii böyle bir senaryo ancak Jerry Flecher'in hayal dünyasında bulunabilir..."&lt;br /&gt;Tabii, Düzce merkezli yeni depremden sonra senaryo biraz değişmek zorunda; iki değil üç ayrı deprem planlamak gerekiyor çünkü. Biri Gölcük merkezli, diğeri Düzce merkezli, bir de bu ikisinin hazırladığı zihinlerin kabul edebileceği daha güçlü bir üçüncü deprem... Bill Clinton NASA'nın ödeneklerini kısıyor mu, NASA yapay depreme sebep olabilecek teknolojiye sahip mi, şu sıralarda Türkiye'nin üzerinde NASA'ya ait bir uzay aracı dolaşıyor mu? Bu soruların hiçbirinin cevabını bilmiyorum ben. Zaten Jerry Flecher değilim ki, birbiriyle ilintisiz olaylar arasında bu tür ilişkiler kurabileyim.&lt;br /&gt;Şu sıralarda cevabını en çok merak ettiğim soru ne biliyor musunuz? "Acaba Bill Clinton Komplo Teorisi filmini gördü, Brian Helgeland'ın yazdığı senaryoya dayalı filmin başarısından sonra J. H. Marks'a yazdırılan romanını okudu mu?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SİSMİK BOMBA ŞÜPHESİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can ATAKLI - 31 Ağustos 1999 – Sabah Gazetesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam diyor ki: “Deprem olmadı, sismik bomba atıldı” al başına belayı, olacak iş mi, ama şeytan da dürtüyor “neden olmasın?” diye.&lt;br /&gt;Balıkçının biri “Tam deprem olurken göğe bir ateş topu yükseldi, gökyüzü aydınlandı, yıldızları tutacak gibi oldum” demesiydi belki de “fısıltı gazetesi”nin tirajı bu kadar büyük olmayacaktı. Balıkçının bu ifadesini başka görgü tanıkları da destekleyince ve bir de üstelik Büyükada açıklarında “ağların eridiği” söylentisi yayılınca “komplo teorileri” de devreye girdi.&lt;br /&gt;Yarın depremin üçüncü haftasına giriyoruz. İlk haftanın sonundan beri konuşulan bir konu var. Hatta öyle ki kimi okurlar “Kardeşim bunu niye yazmıyorsunuz, niye saklıyorsunuz? diye sitem bile ediyor.&lt;br /&gt;Konu şu: Marmara’daki depremin “görülmemiş” ölçüde büyük olmasının nedeni sadece doğa olayı olmayabilir, İzmit Körfezi’ne “sismik bomba” atılmış olabilir.&lt;br /&gt;Böyle bir bomba var mı?&lt;br /&gt;Şu ana kadar böyle bir bombanın imal edilip edilmediği konusunda resmi bilgi yok. Yok ama, teknik olarak mümkün. Sismik bomba şu oluyormuş: Dünyanın çevresine yerleştirilmiş bir uydu, dünyanın herhangi bir bölgesine, insan kulağının asla duymayacağı çok güçlü ses dalgası gönderiyor. Bu da yer sarsıntısına neden oluyor. Eğer bu ses dalgaları kırılmaya yüz tutmuş fay hatlarına gönderiliyorsa, sarsıntı çok daha şiddetli oluyor.&lt;br /&gt;Madem lafa girdik, artık sürdüreceğiz mecburen. “Sismik bomba atılmış olabilir” teorisi nereden kuvvet buluyor? “Fısıltı gazetesi”nin haberlerine göre, CNN’de Ecevit’e sorulan bir soru akılları karıştırmış. CNN muhabiri “Depremde PKK parmağı olabilir mi?” diyor, Ecevit de “Zannetmiyorum” karşılığını veriyor, konu kapanıyor. Ama “komplo teorisi üretecek kapasitede” beyin taşıyanlarda merak başlıyor. “Ne demek PKK parmağı, yani biri istese deprem yapabiliyor mu?&lt;br /&gt;Ardından şu sıralarda CİNE-5’te gösterilmeye başlanacak olan, “Komplo Teorileri” isimli film geliyor. İzlemeyenler için yazıyorum, eski bir ajan olan filmin kahramanı, çeşitli teoriler üretiyor ve ilgili makamlara bildiriyor. Bunlardan biri Amerika Başkanı’na düzenlenecek suikastle ilgili. Filmin kahramanı diyor ki “Başkanı öldürmek isteyenler, Türkiye gezisini bekliyor. Başkan Türkiye’deyken, sismik bomba atılacak, deprem olacak, İstanbul yıkılacak, başkan da enkaz altında kalıp ölecek.”&lt;br /&gt;Nitekim filmin ilerleyen dakikalarında Başkan Türkiye’ye gelmeden az önce deprem oluyor ve binlerce kişi ölüyor.&lt;br /&gt;“Fısıltı gazetesi”nin yaydığına göre, İzmit Körfezi’ndeki alev topu, denizin içinde bulunan ve lava benzeyen madde, Altıncı Filo’nun gelişi, bir Rus araştırma gemisinin depremden iki saat sonra Marmara’ya girişi, bir Amerikan heyetinin Tsunami olup olmadığını araştırmak için bölgeye gelip dalış yapması, Amerika’nın fevkalâde yakın ilgisi, uzmanların yeni deprem olabilir uyarıları “depreme başka şeylerin karıştığı” sanılarını arttırıyormuş.&lt;br /&gt;Tabii böyle anlarda insan beyni “normalden çok farklı” çalışıyor. Hele bizim gibi pekçok işe şeytanın karıştığı ülkelerde bu tür “paranoyak” düşünceler ortaya çıkıyor.&lt;br /&gt;Çıkmakla da kalmıyor, bir sürü insan inanmasa da “Valla neden olmasın?” sorusunu soruyor. Olabilir mi?&lt;br /&gt;Buraya kadar “fısıltı gazetesi”nin yayınlarından derlenen bilgileri okudunuz. Peki gerçekten böyle bir bomba olabilir mi, olsa bile bunu kim, hangi amaçla ve Türkiye’nin kalbine atacak cesareti nasıl kendinde bulur?&lt;br /&gt;Filmdeki gibi “cani bir bilimadamı” olması mümkün değil. Bu silahı elinde tutan bir devletin şu ya da bu nedenle bunu yapması da günümüz dünyasında mümkün olamaz.&lt;br /&gt;Geriye bir tek “yanlışlık” ve sanal hedef olarak da İzmit Körfezi’ni nişanlıyor. Ama ne oluyorsa oluyor, sistem devreye giriyor. Ondan sonrası malum.&lt;br /&gt;Uçuk gibi geldi size de değil mi? Bana da öyle.&lt;br /&gt;Amaaa, Ege Denizi’nde bir Amerikan gemisinin, dünyanın en gelişmiş teknolojisi ile denetlenen ateşleme sisteminin, “yanlışlıkla” devreye girdiğini ve gidip bir Türk savaş gemisini, en önemli noktasından vurduğunu, pekçok Levendimizin ŞEHİT olduğunu da unutamıyorum bir türlü.”&lt;br /&gt;CAN ATAKLI ŞİMDİ İŞSİZ...............&lt;br /&gt;H A A R P&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sedat SERTOĞLU – 24 Ağustos 1999 – Sabah Gazetesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu harfler, ABD’nin en gizli askeri projelerinden biri olan “High Frequency Active Auroral Research Program” isminin baş harfleri... Adından görüldüğü gibi yüksek frekansla ilgili bir program bu...&lt;br /&gt;Bu konuyu gündeme getirmemizin nedeni, son zamanlarda bazı kişilerin İnternet aracılığı ile HAARP projesini, Yıldız Savaşları filmleri senaryosu türünden senaryolarla Körfez depremine bağlayıp, birbirlerine iletmeye başlamaları. Hayal gücü oldukça yüksek bir milletiz. Kendimiz uydurup, sonra da kendimiz inanıyoruz. “Fısıltı gazetesi” akıl almaz bir hızla yalan yanlış herşeyi yayıyor. Bu nedenle konuyla ilgili doğruları bilmekte yarar var..&lt;br /&gt;Bu proje 6 yıldan beri, Alaska’da Gakona askeri üssü yakınlarında, ABD Hava ve Deniz Kuvvetleri’nce gerçekleştiriliyor. Resmi amacı, İyonosfer’de araştırma yapmak. Bu projenin gerçekleşmesinde üç Amerikan şirketi ARCO, Raytheon ve E-Sistemleri, önemli rol oynadı ve hâlâ oynuyor..&lt;br /&gt;Amerikalı askeri yetkililere göre, HAARP şunları gerçekleştirecek:&lt;br /&gt;1-Atmosferdeki termonükleer araçların elektromanyetik vuruşlarını değiştirmek,&lt;br /&gt;2-Denizaltılarla haberleşmeyi kolaylaştırmak,&lt;br /&gt;3-Radar sistemlerini son derece geliştirmek,&lt;br /&gt;4-Çok büyük bir bölgede, ABD ordusu dışında tüm haberleşmeyi durdurmak,&lt;br /&gt;5-EMass ve Cray bilgisayarları ile ortaklaşa, toprağın altını çok derinlere kadar incelemek,&lt;br /&gt;6-Büyük alanlarda petrol, doğalgaz ve mineralleri tespit etmek,&lt;br /&gt;7-Cruise füzeleri gibi her türlü saldırı silahı ve uçağı havada imha etmek.&lt;br /&gt;Gelelim, bu projeye karşıt olan Amerikalı bilimadamları da var. Bunun son derece tehlikeli olduğunu savunuyorlar. Çünkü, onlara göre, HAARP öylesine bir güç haline gelebilir ki, elinde tutan dünyanın tartışmasız hakimi olur..&lt;br /&gt;Projenin karşıtlarından biri olan, ülkenin en ünlü jeofizikçilerinden Prof.Gordon J.F.MacDonald’e göre, elektromanyetik teknoloji bakın daha neler yapabilir:&lt;br /&gt;1-İklimleri değiştirebilir,&lt;br /&gt;2-Kutupları eritebilir veya yerinden oynatabilir,&lt;br /&gt;3-Ozon tabakası ile oynayabilir,&lt;br /&gt;4-Deprem yaratabilir,&lt;br /&gt;5-Okyanus dalgalarını kontrol edebilir,&lt;br /&gt;6-Dünyanın enerji alanları ile oynayarak, insan beynini kontrol altına alabilir,&lt;br /&gt;7-Radyasyon yaymayan termonükleer patlama oluşturabilir...&lt;br /&gt;Bunlar yapabildiklerinin sadece bir kısmı.. Dehşet değil mi?&lt;br /&gt;Ancak, Amerika Hava Kuvvetleri, iklimlerin kontrolünü amaçlayan “Spacecast 2020” projesi ile ilgili olarak “Çevreyi değiştirme teknikleri ile bir başka ülkeyi yok etmek veya zarara uğratmak yasaktır” açıklamasını da yapmış durumda...&lt;br /&gt;Bu proje çok küçük sinyallerle çok büyük enerjileri kontrol etme mantığı üzerine kurulduğuna göre, Zbigniev Brezinski’nin 1970’lerde sözünü ettiği “İlerki yıllarda teknolojiye bağlı daha kontrollü bir toplum olacağı ve elitlerin bu imkanı kullanacağı” cümlesi sanki gerçek oluyor...&lt;br /&gt;ABD eski Başkanı George Bush, “Yeni Dünya Düzeni” cümlesini kullanırken, acaba sadece, siyasi anlamda mı bunu söyledi?&lt;br /&gt;Sizce HAARP ile ilgili bir başka ilginç şeyi anlatalım... Bu konuda Web’de açılan sayfalar, buradaki konuşmalar, gelen bilgiler, tartışılan konular sık sık esrarengiz eller tarafından silinip yok ediliyor. HAARP, bu konuyu inceleyenlere göre, 1994 yılından bu yana, en çok sansüre uğrayan konu durumunda...&lt;br /&gt;Bir de bu konuda yazılmış olan ve adını çok ilginç bulduğumuz bir kitaptan söz edelim:&lt;br /&gt;“Angels D’ont with HAARP..”&lt;br /&gt;HAARP tartışması ABD’de daha çok uzun süreceğe benziyor...”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SEDAT SERTOĞLU ŞU ANDA AKŞAM GAZETESİ’NDE ÇALIŞIYOR........&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;İLGİLİ KONULAR:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 51, 204);"&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com/2008/05/kurbaalar-in-deki-depremi-haber-verdi.html"&gt;Kurbağalar Çin'deki depremi haber verdiler&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com"&gt;"Gaziemir Orman"&lt;/a&gt; Blogundan alınmıştır.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542596774396821759-3628035085799338386?l=gaziemir-orman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/CiDt/~3/GCs1V8zAwqA/17-austos-depremiyle-ilgili.html</link><author>rmzbrcn@yahoo.co.uk (Burraakk)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SVUHE3xML6I/AAAAAAAABK4/KePP2VUodzM/s72-c/deprem.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total><feedburner:origLink>http://gaziemir-orman.blogspot.com/2008/12/17-austos-depremiyle-ilgili.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3542596774396821759.post-6009117694724230706</guid><pubDate>Sat, 24 Oct 2009 21:15:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-01-01T14:27:06.873+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">GÜNCEL HABERLER</category><title>İZMİR ORMAN İŞLETMESİ 'NDE 2008  NASIL  GEÇTİ ?</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SVKnu9UTPWI/AAAAAAAABKo/1W3BehoI1ro/s1600-h/yangÄ±n+gÃ¶leti.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5283469738034543970" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: pointer; HEIGHT: 222px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SVKnu9UTPWI/AAAAAAAABKo/1W3BehoI1ro/s320/yang%C4%B1n+g%C3%B6leti.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2008 yılı , İzmir Orman İşletmesinde oldukça hareketli bir yıl oldu.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Menderes İlçesindeki &lt;strong&gt;Küner-Şaşal Orman Yangını,&lt;/strong&gt; 2008 yılında , İzmir'in , ülkenin ve dünyanın doğal bir zenginliğinin büyük zarar gördüğü bir orman yangını olarak hafızalarımıza kazındı.&lt;br /&gt;Gönüllerimizi biraz da olsa serinleten iyi haber ise , Gaziemir Orman İşletme Şefi &lt;strong&gt;Erdal ŞAHAN&lt;/strong&gt; , ve Gümüldür Orman İşletme Şefi &lt;strong&gt;Nedim BOZKURT&lt;/strong&gt; ve ekiplerinin zamanla yarışarak, yangının siyah izlerini , yeşile dönüştürmek için verdikleri insanüstü çaba oldu.&lt;br /&gt;Yangın geçiren sahadaki toprak işleme , dikim ve doğal yolla gençleştirme çalışmaları büyük mesafeler katetmiş olup önümüzdeki haftalar içinde tamamlanması bekleniyor.&lt;br /&gt;Orman Yolu yapımlarında da 2008 , atılım yılı idi. Geçen yıllarda başlamış olan yolu olmayan havzalara ulaşım sağlama çalışmalarında , 2008 yılında İzmir Orman İşletme Müdürlüğünde 80 km.den fazla orman yolu inşa edildi.&lt;br /&gt;Ormanların rehabilitasyonu , doğal ve yapay gençleştirme ,sıklık bakımı çalışmalarında da başarılı çalışmaların yapıldığı yıl oldu 2008.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Urla'da genişçe bir alanda çitlenbik ağaççıklarına &lt;strong&gt;Sakız ağacı&lt;/strong&gt; aşılandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gaziemir Orman İşletme Şefliğinin Alionbaşı havzasının ulaşım sorunu tamamen , Tekketepe-Soğuksu havzalarının ,Balçova Baraj havzasının ulaşım sorunu ise büyük ölçüde çözüldü .&lt;br /&gt;İşletme Müdürü &lt;strong&gt;Hüseyin DİNÇER &lt;/strong&gt;'in Ormancılık çalışmalarına verdiği önem ve İşletme Şefliklerine verdiği destek , Şefliklerdeki başarılı çalışmaların en büyük etkenlerinden biriydi.&lt;br /&gt;2008 yılında İzmir Orman İşletme Müdürlüğünde su kaynaklarına uzak olan ormanlık alanlarda inşa edilen yangın göletleri ve havuzları , yangın söndürme çalışmaları açısından yaşamsal önem taşıyan çalışmalar arasındaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yangın göletleri ve havuzları yapımında , doğasever kişi ve kuruluşların maddi desteklerinin de önemli bir katkısı olduğu görülmekteydi.&lt;br /&gt;İşletme Müdür Yardımcısı Muhammet &lt;strong&gt;KARAHAN &lt;/strong&gt;'ın Edremit İşletmesine İşletme Müdürü olarak atanması ve Urla Orman İşletme Şefliğinde uzun yıllar mühendis ve İşletme Şefi olarak görev yapmış olan &lt;strong&gt;Zafer DERİNCE&lt;/strong&gt; 'nin İşletme Müdür Yardımcısı olarak göreve gelmesi 2008 yılında İzmir İşletmesinin önemli görev değişikliklerindi.&lt;br /&gt;Orman Mühendisi &lt;strong&gt;Remzi BİRCAN&lt;/strong&gt; 'ın 2007 yılında bir orman yangınında sol bacağında meydana gelen parçalı kırılmaların düzelememesi nedeniyle dördüncü defa ameliyata alınma ihtimali de oldukça yakın görünüyordu.&lt;br /&gt;Armutlu Orman İşletme Şefliğine geldiği günden bu yana , başarılı ormancılık çalışmaları ile yöresine değerli hizmetler veren &lt;strong&gt;Özgür TOPRAK&lt;/strong&gt; , Yüksek Lisans çalışmasını da yaptığı dal olan Orman Zararlıları İle Mücadele Şube Mühendisliğine geçti.&lt;br /&gt;Bu arada , Sevgili &lt;strong&gt;Yalçın AKIN&lt;/strong&gt; 'ın başından geçen bir olayı da burada not etmekte yarar var.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ansızca&lt;/strong&gt;'da inşa edilecek orman yolu güzergahındaki ağaçların kesim işini yapacak işçi temininde sıkıntı çekmesi üzerine , devreye giren İzmir İşletme Şefi &lt;strong&gt;Ahmet KÖLE&lt;/strong&gt; 'nin , boşta olan bir kesim işçisi bildiğini ve telefonunu verebileceğini Yalçın Bey'e söylemesi üzerine , Yalçın , kendisine kesim işçisi &lt;strong&gt;Hasan AĞIRMAN&lt;/strong&gt; olarak tanıtılan telefon numarasını arar.Kendisini tanıtır. Ansızca'daki işi anlatıp , bir iki gün içinde işe başlayıp başlayamayacağını sorar.&lt;br /&gt;Telefonun diğer ucundaki kişi:&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;&lt;strong&gt;-Bana ne senin yolundan ulaaan ..! Senin yoluna da başlarım..! İşine de (....)&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Diyerek son derece nazik bir ifade ile işi yapmayı reddeder.&lt;br /&gt;Telefonun diğer ucundaki &lt;strong&gt;Yalçın AKIN&lt;/strong&gt; donmuş kalmıştır.Bir kesim işçisinin , yakası açılmadık küfürlü ifadelerle bir İşletme Şefine nasıl olup ta konuşabildiğine akıl sır erdiremez..&lt;br /&gt;Dert yanar , çevresindekilere ,&lt;br /&gt;-&lt;span style="color:#330033;"&gt;&lt;strong&gt;Yahu bir işçiye ,"bir iş var yapar mısın ? " dedim..Adam yedi sülaleme rahmet okudu.Bu nasıl iş anlamadım...&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Olayın içyüzünü öğrendiğinde bile şaşkınlığını atabilmiş değildi Yalçın..&lt;br /&gt;Aslında , Ahmet KÖLE , Yalçın Bey'e bir muziplik yapmış ve kesim işçisi Hasan AĞIRMAN diyerek Seferihisar İşletme Şefinin telefonunu yazdırmıştır.Tabii hemen ardından , birazdan Yalçın'ın " &lt;span style="color:#330033;"&gt;&lt;strong&gt;Bir kesim işi var , yapar mısın&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; ?" diye arayacağını hemen Seferihisar İşletme Şefine bildirmeyi de ihmal etmemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer önemli olaylarından birisi , Seferihisar'ın sevilen İşletme Şefi &lt;strong&gt;Mustafa PERVANLAR&lt;/strong&gt; 'ın evlenmesi , ama eşinin tayininin uzun zaman alması nedeniyle bazı hafta sonlarında Bolu'ya gidip gelmek durumunda kalması idi.&lt;br /&gt;Sevgili arkadaşımızın annesinin , Mustafa'ya :&lt;br /&gt;"- Oğlum , artık sizden bebek bekliyoruz "&lt;br /&gt;sözüne karşılık , Mustafa'nın :&lt;br /&gt;"-İyi ama anne , senin o dediğin , telefon ile olmuyor "&lt;br /&gt;demesi de yıla damgasını vuran olaylardandı.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com"&gt;"Gaziemir Orman"&lt;/a&gt; Blogundan alınmıştır.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542596774396821759-6009117694724230706?l=gaziemir-orman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/CiDt/~3/2Gz6FvOZNZo/izmir-orman-iletmesi-nde-2008-nasil.html</link><author>rmzbrcn@yahoo.co.uk (Burraakk)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SVKnu9UTPWI/AAAAAAAABKo/1W3BehoI1ro/s72-c/yang%C4%B1n+g%C3%B6leti.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total><feedburner:origLink>http://gaziemir-orman.blogspot.com/2008/12/izmir-orman-iletmesi-nde-2008-nasil.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3542596774396821759.post-1208787428018099953</guid><pubDate>Sat, 24 Oct 2009 21:14:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-01-01T14:27:22.877+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">DOĞA VE ÇEVRE</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">GÜNCEL HABERLER</category><title>EROZYONLA  MÜCADELE  HAFTASI ETKİNLİKLERİ DEVAM EDİYOR</title><description>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SR9W6K31ibI/AAAAAAAABKQ/AU9xhydGmO8/s1600-h/erozyon.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5269025646397721010" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 266px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SR9W6K31ibI/AAAAAAAABKQ/AU9xhydGmO8/s400/erozyon.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; ( Resim: &lt;a href="http://www.nallıhan.net/"&gt;http://www.nallıhan.net/&lt;/a&gt; )&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SR9T2avndaI/AAAAAAAABKA/Q5HeQ5WPcak/s1600-h/Makhmut++Eshunkolov-Ã¶zbekistan.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;NASA&lt;/strong&gt; tarafından yapılan tesbitlerde , Türkiye'nin dünyanın en hızlı çölleşen ülkeleri arasında olduğu belirtilmekte.&lt;br /&gt;Bir an önce , gerekli her türlü önlem yeterince alınmazsa , toplumsal ölçekte doğayı , çevreyi koruma , ve tahrip olan yeşil örtüyü yeniden oluşturma gibi eylemlere geçilmezse , ülkemiz en geç bir kaç on yıl sonra çöle dönüşecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erozyonla mücadele haftasında , erozyonu önleyici etkinliklere hız verilmesinin küresel ölçekte dünya için , ve yerel ölçekte ülkemiz için yaşamsal önemi basın ve sivil toplum kuruluşlarınca vurgulanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllardır duyduğumuz , ve artık her gün bir çok canımızı alıp giden trafik kazalarına karşı duyarsızlaştığımız gibi ,artık ilgimizi bile çekmez hale gelen erozyon felaketine dikkatleri çekmek için eylemler yapılıyor.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;TEMA&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; tarafından , çeşitli kentlerde &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;Toprağa Saygı Yürüyüşü&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; ile erozyon , su kaynaklarının tükenmesi ve kuraklık , gündeme getirilecek ve ilgililerin ve toplumun dikkati çekilecek.&lt;br /&gt;TEMA "&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;Türkiye Erozyonla Mücadele , Ağaçlandırma Ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;" sitesinde konuyla ilgili olarak şu bilgiler veriliyor: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuraklık Geçici Değil Kalıcı ....Hayatta Kalmak İçin Harekete Geç...!&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;TEMA Gönüllüleri Kuraklık ve Su ana temasının vurgulanacağı Erozyonla Mücadele Haftasında TBMM Başkanı Köksal Toptanı ziyaret ederek Su Çerçeve Yasası çıkarılması için desteklerini isteyecek, TEMA'nın bu konudaki çalışmalarını içeren dosyayı sunacak&lt;br /&gt;TEMA Gönüllüleri, Kuraklık ve Su ana temasının vurgulanacağı &lt;strong&gt;Erozyonla Mücadele Haftasında&lt;/strong&gt; TBMM Başkanı Köksal Toptanı ziyaret ederek Su Çerçeve Yasası çıkarılması için desteklerini isteyecek, TEMAnın bu konudaki çalışmalarını içeren dosyayı sunacak &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5269022757467413250" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 64px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SR9USAxLWwI/AAAAAAAABKI/YpK-iJznDOw/s400/logo.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;TEMA Vakfı Erozyonla Mücadele Haftası 2008 yılı etkinlikleri &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;17-23 Kasım 2008&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; tarihleri arasında. &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;Kuraklık&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; ve &lt;span style="color:#993399;"&gt;&lt;strong&gt;Su&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; ana teması ve " &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#cc33cc;"&gt;Kuraklık Geçici Değil Kalıcı, Hayatta Kalmak İçin Harekete Geç &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;" sloganı ile gerçekleştirilecek. Adana, Ankara, Erzurum, İstanbul, İzmir ve Konya ve illeri başta olmak üzere Türkiye genelinde 345.000 i aşkın TEMA Gönüllüsü, siyasiler, kamuoyu, toplum ve bireyleri hayatta kalmak için yapmaları gerekenler hakkında uyaracak ve harekete geçmelerini isteyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erozyonla Mücadele Haftası Etkinlikleri, &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#993300;"&gt;17 Kasım 2008 Pazartesi&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; günü &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#993300;"&gt;İzmir'&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;de Cumhuriyet Meydanı ve Gündoğdu arasında gerçekleşecek ;" &lt;strong&gt;Toprağa Saygı Yürüyüşü&lt;/strong&gt; ile başlayacak. Toprağa Saygı Yürüyüşünde katılımcılar yağmur sularının bir damlasının bile ziyan edilmemesini sembolize etmek üzere ellerinde&lt;span style="color:#6600cc;"&gt;&lt;strong&gt; ters dönmüş şemsiyeler&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; taşıyacaklar. TEMA Vakfı tarafından 12 yıldır geleneksel olarak gerçekleştirilen sessiz yürüyüşte, ülkemizin içinde bulunduğu kuraklık sürecinin geçici olmadığına dikkat çekilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Kasım 2008, Salı Günü Ankarada TBMM Başkanı Köksal Toptan ziyaret edilerek kuraklıkla mücadele için Su Çerçeve Yasasının mutlaka çıkarılması gerektiğine dikkat çekilecek. Meclis Başkanına TEMA Vakfının &lt;span style="color:#663366;"&gt;&lt;strong&gt;Su Çerçeve Yasası&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; ile ilgili çalışmalarını içeren dosya sunulacak ve destekleri istenecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafta süresince ayrıca erozyon, kuraklık ve su konulu paneller, belgesel gösterimleri, meşe palamudu ekimleri, Suyunu Boşa Harcama Kampanyası stant çalışmaları, eğitim çalışmaları gerçekleştirilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#000066;"&gt;Hayatta Kalmak İçin Harekete Geç&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TEMA Gönüllüleri, tüm bu etkinlikler çerçevesinde siyasetçiler, kamuoyu, toplum ve bireylerden üzerlerine düşen sorumluluk ve görevleri yerine getirmelerini isteyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Siyasetçiler:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su fakiri bir ülkeyiz. Üstelik su varlığımız giderek azalmakta. Size düşen en önemli görevler: Anayasaya suların Devletin gözetim ve yönetimi altında olduğu yönünde bir hüküm koymalı, acilen su varlığımızı doğru ve verimli kullanmamızı sağlayacak Su Çerçeve Yasasını çıkartmalısınız. Su havzalarımızın planlaması yapılarak su varlığına bağlı tarımsal ürün desenleri geliştirilmeli, tarım arazileri gelişmiş, su tasarrufu yapan sulama yöntemleri ile sulanmalı, drenaj suları doğal arıtımla yeniden kazanılmalıdır. Su kullanım planlamasının doğal varlıkların su ihtiyacını da gözetmesi şarttır. Ayrıca, ülke genelinde yamaçlar üzerine düşen yağmur sularının taşıma gücü kazanmadan önünün kesilerek, toprakta suyun tutulmasına yarayan teraslama sistemini uygulamalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Kamuoyu:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemiz bundan böyle hep yarı kurak iklim sürecinde olacak. O nedenle hayatta kalmak için harekete geçmeli ve uyum sağlamalıyız. Size düşen en önemli görev kuraklıkla mücadele ve su varlığı yönetiminin bir devlet politikası haline gelmesi ve en önemlisi Su çerçeve Yasasının çıkarılması için bizi yönetenlere baskı yaparak, konunun takipçisi olmanız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Toplum:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En önemli göreviniz öncelikle; toplum olarak suyu tasarruflu kullanmayı öğrenmelisiniz. Bunun için yerel yönetimlere baskı yaparak, kentlerde su kullanımında bütün tasarruf önlemlerinin alınmasını, şebeke su kayıplarının engellenmesini, kentsel atık suların tamamı arıtılarak tarımsal su kullanımına geri dönüştürülmesini, yağmur suyu depolama gibi yatırımlar yapılmasını, suyun sanayide kullanımında kapalı su devre sistemlerinin geliştirilmesini, buna rağmen çıkacak atık suların arıtımla geri kazanılmasını sağlamalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Bireyler:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su yaşamamız için gerekli temel bir varlıktır ve herkesin suya ulaşmaya hakkı vardır. Ancak, günümüzde gelişmekte olan dünyadaki, her beş insandan biri (toplamda 1,1 milyar kişi), Birleşmiş Milletlerin kullanıcının evine en fazla 1 kilometre mesafedeki bir kaynaktan kişi başına en az 20 litre su olarak tanımladığı güvenli içme suyuna makul sınırlar çerçevesinde ulaşamadıkları için hastalanma ve ölüm tehlikesiyle karşı karşıyadır. Dünyanın her yerinde kişi başına günde 50 litre su düşmesi için, mevcut küresel su tüketiminin % 1inden azı yeterlidir. Bu nedenle kuraklıkla mücadele ve su varlığımızın korunması için onu doğru, verimli ve en önemlisi tasarruflu kullanmayı öğrenmelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;color:#000066;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Kuraklıkla Mücadele İçin Su Çerçeve Yasasına İhtiyaç Var&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;color:#000000;"&gt;TEMA Gönüllüleri, bu yıl 16ncısı düzenlenen Erozyonla Mücadele Haftası Etkinlikleri çerçevesinde, toplumu oluşturan herkesimi kuraklıkla mücadele ve su varlığımıza sahip çıkmak için harekete geçmeye ve sorumlulukları yerine getirmeye çağırıyor. Bunun için önce birey sonra toplum olarak suyumuzu tasarruflu kullanmayı öğrenmeli ve kuraklıkla mücadele için Su Çerçeve Yasasını acilen TBMMden geçirmeliyiz. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="color:#330033;"&gt;&lt;strong&gt;SU TÜKETİMİ&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya yüzeyindeki suların % 96,5’i denizlerde , &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;yalnızca % 3,5’ i ise karalardadır&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu rakamlardan da anlaşılacağı üzere dünya yüzeyindeki suların ancak % 3,5’i insan&lt;br /&gt;kullanımına uygun tatlı sulardır. Ancak; biz karalardaki bu miktarın bile hepsinden&lt;br /&gt;yararlanma imkânına sahip değiliz. Çünkü bu miktarın da % 1.74’ü karasal buzullarda&lt;br /&gt;katı halde bağlanmış durumdadır. Bu rakamlardan da anlaşılacağı üzere &lt;strong&gt;bütün dünya&lt;br /&gt;yüzeyindeki suların ancak % 1.76’sı insan kullanımı elverişlidir.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Kullanılabilirlik oranı açısından kıt bir kaynak olan &lt;strong&gt;suyun tüketim şekli ve amacı&lt;br /&gt;birbirinden farklı 3 su kullanım alanı bulunmaktadır.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar; genel olarak tarım, endüstri , evsel kullanım alanlarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suyun bu kullanım alanlarındaki dağılımında ise çeşitli etkenler&lt;br /&gt;rol oynamaktadır. Bu etkenlerin en önemlisi &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;ülkelerin gelişmişlik durumları&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; (düşük, orta&lt;br /&gt;ve yüksek gelirli ülkeler) ve &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;buna bağlı üretim-tüketim ilişkileridir&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;. Suyun kullanım&lt;br /&gt;alanlarına dağılımı düşük, orta ve yüksek gelirli ülkelerde farklı oranlardadır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşük gelirli ülkelerde; gelir kaynaklarının büyük oranda tarıma dayalı&lt;br /&gt;olması nedeniyle kullanılan suyun % 87 gibi büyük bir oranı tarımda, % 8’i evlerde ve&lt;br /&gt;yalnızca % 5’inin ise endüstriyel üretimde kullanıldığı görülmektedir. Yüksek gelirli&lt;br /&gt;ülkelerde ise durum farklıdır. Suyun % 59’u tarımda, % 11’ evlerde ve % 30 gibi yüksek&lt;br /&gt;bir oranı da sanayide kullanılmaktadır. Yüksek gelirli ülkeler düşük gelirli ülkelere oranla&lt;br /&gt;tarımsal üretimde % 28 oranında daha az su kullanıldığı görülmektedir. Ancak; tarımsal&lt;br /&gt;kullanımdaki bu fark yüksek gelirli ülkelerde tarımsal üretimde “su tasarrufu” yapıldığı&lt;br /&gt;anlamına gelmemektedir. Düşük gelirli ülkelerdeki % 87’lik tarımsal su kullanımı yüksek&lt;br /&gt;gelirli ülkelerde % 59’a düşerken aradaki % 28’lik farkın % 25’i endüstriyel üretime ve%&lt;br /&gt;3’ü ise evsel kullanıma kaymıştır. Bu noktada ise &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#6600cc;"&gt;yüksek gelirli ülkelerde suyun&lt;br /&gt;endüstride kullanımı dikkat çekmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; Orta gelirli ülkelerde ise yine tarımsal kullanım %75 gibi yüksek bir oranda iken endüstriyel kullanım % 13 ve evsel kullanım % 12’dir.&lt;br /&gt;Türkiye’de ise suyun % 75’i tarımda, % 11’i endüstride ve % 14’ü ise evlerde&lt;br /&gt;kullanılmaktadır. Su kullanım alanları oranlarına göre ülkemiz “&lt;strong&gt;orta gelirli ülkeler&lt;/strong&gt;”&lt;br /&gt;sınıfındadır diyebiliriz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evsel su kullanımı da önemli olmakla birlikte su kullanımının azaltılması veya su kullanım&lt;br /&gt;verimliliğinin arttırılması konusunda yapılacak çalışmalarda öncelik, düşük ve orta gelirli&lt;br /&gt;ülkelerde &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;tarımsal kullanım&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;, yüksek gelirli ülkelerde ise hem tarımsal kullanım hem de&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;endüstriyel kullanım&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; alanlarında olmalıdır.&lt;br /&gt;Birim alandan daha çok ürün alabilmek veya bir yılda 2–3 hasat elde edecek şekilde&lt;br /&gt;intensif tarım uygulaması için, tarımda sulama yapılmaktadır. . Dünya üzerinde tarım&lt;br /&gt;ürünlerinin % 40’ından çoğu sulanan arazilerden elde edilmektedir. Bu araziler, toplam&lt;br /&gt;arazilerin % 17’sini oluşturmaktadır&lt;br /&gt;Özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde tarımsal su kullanımın yüksek olmasının&lt;br /&gt;nedenlerinin başında uygulanan sulama yöntemleri gelmektedir. Genellikle “salma&lt;br /&gt;sulama” tekniğiyle sulama yapılmaktadır. Bu sulama tekniğinde bitkinin ihtiyacı olan&lt;br /&gt;sudan çok fazlası toprağa verilmekte ve böylece ihtiyaç dışındaki su boşa gitmektedir. Bu&lt;br /&gt;tür sulamanın bir başka sakıncası da toprakta tuzlulaşma sorununu ortaya çıkarmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;Aşırı ve bilinçsiz sulama sonucu yeraltındaki sular yüzeye çıkmakta ve toprak&lt;br /&gt;çoraklaşmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; Bu sorun ülkemizde &lt;strong&gt;GAP projesi&lt;/strong&gt; ile uygulamaya konulan sulama&lt;br /&gt;alanlarında da yaşanmaktadır. Tarihte ise Sümerliler, Güney Mezopotamya'daki zorlu&lt;br /&gt;ortamda büyük bir özenle kurdukları dünyalarını uyguladıkları hatalı sulama yöntemi ile&lt;br /&gt;yine kendileri yıkmışlardır.&lt;br /&gt;Hangi düzeydeki ülke olursa olsun en büyük su tüketimi tarımda olmaktadır. Dolayısıyla asıl tasarrufun da tarımda yapılması gerekmektedir. Geleneksel ve vahşi sulama sistemlerinin artık terk edilmesi kesin bir gereklilik olmuştur. Tarım alanlarında sulama tekniği olarak “damla sulama” geleneksel hortum ya da kanal sulamasına oranla,kullanılan su miktarını % 30–70 azaltırken, ürün verimini de % 20-90 arttırmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;&lt;strong&gt;Damla sulama tekniği&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; aynı zamanda topraklarda tuzlanma sorununu da ortadan&lt;br /&gt;kaldırmaktadır. Bu konuda çiftçilerin bilinçlendirilmesi ve yatırım gerektiren bir çalışma olduğu içinde desteklenmeleri gerekmektedir.&lt;br /&gt;Tarım alanlarında olduğu gibi özellikle yüksek gelirli ülkelerde suyun endüstride kullanım verimliliğini arttırmak da suyun verimli kullanımı ve tasarrufu açısından önem taşımaktadır. Suyun kıt bir kaynak olduğu ve giderek su tasarrufunun daha da önemkazandığı günümüzde sanayi üretim süreçlerinde alınacak önlemler ve geliştirilecek&lt;br /&gt;tekniklerle suyun verimli kullanımı ve tasarrufu mümkündür. Örneğin &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;ABD’de, 1 ton çelik için tüketilen 280 ton su miktarı, geri kazanma tekniği ile 14 tona düşürülmüştür&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;. Bu&lt;br /&gt;yöntemde fabrikada çeşitli üretim aşamalarında ortaya çıkan “&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;atık sular”&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; arıtılarak&lt;br /&gt;yeniden üretimde kullanılmaktadır. Aynı şekilde Almanya’da yeni tekniklerle, kâğıt&lt;br /&gt;üretiminde harcanan suda % 99 oranında tasarruf sağlanabilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#000066;"&gt;EROZYONLA MÜCADELE HAFTASI TEMA GÖNÜLLÜLERİ ETKİNLİK PROGRAMI&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;(17-23 Kasım 2008)&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Tarih - İl - Program&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;&lt;strong&gt;17 Kasım 2008&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#333399;"&gt;İzmir&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; 10:30 Anıtta Çelenk Sunumu&lt;br /&gt;11:00 Toprağa Saygı Yürüyüşü (Cumhuriyet Meydanı ile Gündoğdu arasında )&lt;br /&gt;14:00 Panel (Fuar İzmir Sanat Oditorium Salonu)&lt;br /&gt;Konu 1: Tarımda Etkin Su Kullanımı&lt;br /&gt;Prof. Dr. M. Ali UL ( E.Ü.Zir.Fak.Tarımsal Yapılar ve Sulama )&lt;br /&gt;Konu 2 : 2010’a Gelirken Etkin Su Kullanımı&lt;br /&gt;Sedat KÖSE ( İzmir Zir.Odası Bşk.)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;17 Kasım 2008&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Trabzon &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;13:00 Basın Toplantısı (Yer: Gazeteciler Cemiyeti)&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc33cc;"&gt;&lt;strong&gt;17 Kasım 2008&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#cc33cc;"&gt;17-23 Kasım 2008&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;İstanbul&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; 14:00 Erozyon, Toprak, Su ve Enerji (Kadıköy)&lt;br /&gt;Merkezi, TEMA Vakfı İstanbul Tem. Yrd. Melek Sevil İRENGÜ)&lt;br /&gt;10:00 TEMA Standı (Caddebostan ve Kazım Karabekir Kültür Merkezleri)&lt;br /&gt;TEMA Erozyon, Orman ve Su anlatımı (Ümraniye Aşağı Dudullu İÖO)&lt;br /&gt;Erozyon Belgeseli Gösterimi (Sarıgazi Kültür Merkezi)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;17 Kasım 2008&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Eskişehir&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; 14:00 TEMA ve Erozyon Konulu Eğitim (İsmet Paşa İ.Ö.O)&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;&lt;strong&gt;17 Kasım 2008&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Zonguldak&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; 12.30 Atatürk Anıtına çelenk koyma ve basın açıklaması&lt;br /&gt;13.30 TEMA Su Tasarrufuna Çağrı Standı (Gazipaşa Caddesi Belediye Kültür&lt;br /&gt;Merkezi önü (Conta Dağıtımı)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;17 Kasım 2008&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Ankara &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;09:00 Stant çalışması (Etap Altınel Otel)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#cc33cc;"&gt;18 Kasım 2008&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; Ankara 10:00 Suyunu Boşa Harcama Kampanyası Standı (Yüksel Cd.)&lt;br /&gt;TEMA Fotoalem “Doğa” Fotoğraf Sergisi (Antares Alışveriş Merkezi)&lt;br /&gt;11:00 TBMM Başkanı Köksal TOPTAN’ı ziyaret ve Su Çerçeve Yasası dosyası&lt;br /&gt;teslim&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;18 Kasım 2008&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;strong&gt;Erzurum &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;15:00 Panel : Arazilerin Amaç Dışı Kullanımı (Erzurum Üniversitesi)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#cc33cc;"&gt;18 Kasım 2008&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;İstanbul&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; 10:00 Küresel İklim Değişimi ile Artan Erozyon / Su ve Gıda Güvenliğimiz&lt;br /&gt;(Kazım Karabekir Kültür Merkezi, TEMA Vakfı İstanbul Tem. Yrd.&lt;br /&gt;Melek Sevil İRENGÜ&lt;br /&gt;Toprak Doğa Fotoğraf Sergisi&lt;br /&gt;Fotoğrafçı: Lütfiye BUTT&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;18 Kasım 2008&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Trabzon&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; 10:00 TEMA Standı (Kent Merkezi)&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc33cc;"&gt;&lt;strong&gt;18 Kasım 2008&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Eskişehir &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;14:00 Yavru TEMA’lılar Botanik Bahçesi Gezi&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc33cc;"&gt;&lt;strong&gt;19 Kasım 2008&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;strong&gt;İstanbul&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; 13:30 Belgesel Gösterimi (Karamancı Kültür Merkezi)&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;&lt;strong&gt;19 Kasım 2008&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Ankara&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; 10:00 Anıtkabir Ziyareti ve Çelenk Konulması&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;20 Kasım 2008&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;strong&gt;Konya &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;13:00 Toprağa Saygı Yürüyüşü ( Anıt ile Ticaret Odası arasında)&lt;br /&gt;14:00 Panel ( Konya Ticaret Odası Salonu)&lt;br /&gt;Konya’da Erozyon ve Kuraklıkla Maruz Kalınan Tehlike&lt;br /&gt;(Namık Ceyhan - TEMA Konya İl Temsilcisi&lt;br /&gt;Sulak Alanların Durumu (Doç.Dr.Serpil Önder - Selçuk Ün.Zir.Fak.)&lt;br /&gt;Rüzgar Erozyonu ve Çölleşme (Zir.Y.Müh. Mustafa Okur-Top.ve Su&lt;br /&gt;Kaynakları Ar.Ens.)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;20 Kasım 2008&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Ankara&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; 10:00 Fidan Dikimi (Çubuk)&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;&lt;strong&gt;20 Kasım 2008&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Trabzon&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; 18:00 Seminer Erozyon ve Türkiye Gerçeği (Mimarlar Odası)&lt;br /&gt;TEMA Vakfı Trabzon İl Temsilcisi Yrd. Doç. Dr. Coşkun ERÜZ&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;&lt;strong&gt;20 Kasım 2008&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Eskişehir&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; 14:00 Kent Ormanı Gezisi&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#cc33cc;"&gt;21 Kasım 2008&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;strong&gt;Adana&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; 18:00 GAP ve Aral Belgeselleri Gösterimi (Belediye Salonu)&lt;br /&gt;Panel: Küresel Isınmanın Tarım Üzerine Etkisi (Prof. Dr.&lt;br /&gt;İbrahim ORTAŞ ve Prof. Dr. Suat ŞENOĞLU)&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc33cc;"&gt;&lt;strong&gt;21 Kasım 2008&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Ankara &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;12:00 Mamak – Sincan Banliyö Hattında TEMA Gönüllülerinin yakalara kağıt&lt;br /&gt;yaprak takma etkinliği&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;21 Kasım 2008&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Mersin&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; 09:00 Panel Tarım Arazilerinin Amaç Dışı Kullanımı (Mersin Üniversitesi)&lt;br /&gt;TEMA Vakfı Mersin Temsilcisi Şükrü ALTINOVA&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#cc33cc;"&gt;21 Kasım 2008&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;strong&gt;Eskişehir&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; 14:00 Meşe Palamudu Ekimi (Bozdağ)&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc33cc;"&gt;&lt;strong&gt;22 Kasım 2008&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Ankara&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; 11:00 Stant çalışması ( Antares Alışveriş Merkezi )&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;&lt;strong&gt;23 Kasım 2008&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000066;"&gt;Eskişehir &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;14:00 Meşe Palamudu Ekimi (Doğan kaya TEMA Köyü)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#cc33cc;"&gt;23 Kasım 2008&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt; Zonguldak&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; 09:00 Doğa Yürüyüşü (Harmankaya Şelaleri)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;23 Kasım 2008&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;strong&gt;İstanbul &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;10.30 Açıkhava Toplantısı (Küçükçekmece)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;23 Kasım 2008&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;strong&gt;Erzurum&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; 11:00 Toprağa Saygı Yürüyüşü ( Yenibosna ile Havuzbaşı arasında)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tema.org.tr/default.aspx"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#cc0000;"&gt;TEMA&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#cc0000;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#cc33cc;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href="http://www.suyunubosaharcama.org/"&gt;SUYUNU BOŞA HARCAMA&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#cc33cc;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#cc33cc;"&gt;İLGİLİ KONULAR: &lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com/2006/03/erozyon-nedir.html"&gt;"Erozyon:Topraklarımızın sinsi kanseri"&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com"&gt;"Gaziemir Orman"&lt;/a&gt; Blogundan alınmıştır.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542596774396821759-1208787428018099953?l=gaziemir-orman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/CiDt/~3/AZ8V8wV7hp4/erozyonla-mcadele-haftasi-etkinlikleri.html</link><author>rmzbrcn@yahoo.co.uk (Burraakk)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SR9W6K31ibI/AAAAAAAABKQ/AU9xhydGmO8/s72-c/erozyon.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://gaziemir-orman.blogspot.com/2008/11/erozyonla-mcadele-haftasi-etkinlikleri.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3542596774396821759.post-374500504236906024</guid><pubDate>Sat, 24 Oct 2009 21:13:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-12-09T06:41:56.157+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ORMANLARIMIZ...GENEL BİLGİLER</category><title>EROZYON.... TOPRAKLARIMIZIN SİNSİ KANSERİ</title><description>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/R9g9JpNjrDI/AAAAAAAAAZI/O6iPDeGXaxI/s1600-h/erozyon_b.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5176955007553219634" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/R9g9JpNjrDI/AAAAAAAAAZI/O6iPDeGXaxI/s320/erozyon_b.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Erozyon , en kısa anlatımla , topraklarımızın bulunduğu yerden; yağışlar, sel suları, rüzgar, çığ vb. etkenlerle taşınması olayıdır..&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Ama önce , toprak nedir ,onu görelim.....&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Toprak Nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toprak; kayaların ve organik maddelerin çeşitli derecedeki ayrışma ürünlerinden meydana gelen, içinde geniş bir canlılar topluluğu barındıran, bitkilere durak yeri ve besin kaynağı olan ve katı yer kabuğunun, uzun zaman içerisinde belirli özellikler kazanan en üst kısmını saran doğal, dinamik bir yapıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toprak, atmosfer, hidrosfer ve biyosfer ile temas halinde bulunan yeryüzüne çıkmış, kayalar, mineraller ve organik maddelerden ibaret toprak ana materyelinin fiziksel parçalanma ve kimyasal ayrışması sonucunda oluşmaktadır. Bu oluşumda az çok birbirini izleyen fiziksel, kimyasal ve biyolojik olaylar büyük rol oynarlar.&lt;br /&gt;Fiziksel parçalanma olaylarının başında, sıcaklık değişmeleri, ıslanma, kuruma, donma-çözülme, bitki köklerinin ve diğer canlıların mekanik etkileri olmak üzere, materyal üzerindeki basıncın azalması, tuz bırakması ve tuzların hidrasyon, akarsu, buzul ve rüzgarların etkileri sayılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toprak oluşumuna hizmet eden kimyasal olayları da, oksidasyon, redüksiyon, hidroliz, hidrasyon-dehidrasyon, kompleksleşme, karbonatlaşma ve çözünme şeklinde sıralamak mümkündür. Biyolojik olaylar ise etkinliklerini parçalanma ve ayrışmaya katkıda bulunmak suretiyle gösterirler.&lt;br /&gt;Fiziksel parçalanma ve kimyasal ayrışma, belli koşullara sahip doğal bir çevrede (belli iklim ve bitki örtüsü) uzunca bir zaman süresi içerisinde, belli topografyaya sahip olan bir ana materyal üzerinde gerçekleşir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EROZYON NEDİR? &lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5176955162172042306" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/R9g9SpNjrEI/AAAAAAAAAZQ/ODUsf4SH0dA/s320/ErozyonTurkiye.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erozyon, topraklarımızın yok olmasına sebep olan etkenlerin başında gelmektedir. Ülkemizdeki erozyon Avrupa'dan 12, Afrika'dan 17 kat daha fazladır. Ülkemiz topraklarının %14'ünde hafif, %20'sinde orta ve %63'ünde şiddetli ve çok şiddetli derecede erozyon tehlikesi mevcuttur. Sadece %3'lük kayalık alan ise erozyona maruz bulunmamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erozyon sebebi ile toprağın verimi azalmakta, besin maddeleri yok olmakta, sular kirlenmekte, ürünlerde verim ve kalite düşmektedir. Ülkemizde erozyon sonucu her yıl 500 milyon ton verimli toprağımız kaybolmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erozyon, nedenlerine göre şöyle sınıflandırılır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Su Erozyonu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su erozyonu, diğer erozyon çeşitleri içerisinde en yaygın ve en etkilisidir. Eğimli arazilerde, vejetasyonun (bitki örtüsünün) zayıfladığı veya tamamen yok olduğu bölgelerde; yere düşen yağmur damlaları darbe etkisi ile bir kısım toprak parçasını yerinden kopararak parçalar. Böylece yüzeysel akışa geçen yağmur suları, bu toprak parçalarını sürükleyerek aşağılara taşır. Yüzeysel akış halindeki sular aşağılara indikçe, diğer yüzeysel akış suları ile birleşerek güçlenir ve giderek taşıma gücü de artar. Böylece akış sularının beraberinde taşıdığı toprak ve iri materyal miktarı çoğalarak, taşkın şeklinde akan ve büyük zararlara sebep olan seller meydana gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su erozyonunun ileri boyutlarında büyük derelerin ve yarıkların oluşumu görülmektedir. Bu olayın diğer bir sonucu da, taban sularının yeteri kadar beslenememesi ve kuraklığa sebep olmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzey toprağı besin maddeleri yönünden çok zengindir. Su erozyonu sonucu yüzey toprağının kaybolması, toprağı fakirleştirmekte ve toprağın verimini düşürmektedir. Bu erozyon çeşidi bütün ülkelerde görülmekte olup, erozyonla kaybolan toprak verimliliğinin yeniden kazanılması mümkün değildir. Rüzgar erozyonu ile mücadelede başarı sağlanmasına rağmen, su erozyonu ile mücadele çalışmalarında henüz yeterli mesafe alınamamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Rüzgar Erozyonu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurak ve yarı kurak iklime sahip bölgelerde yaygın olan rüzgar erozyonu; yeterli bitki örtüsü bulunmayan oldukça düz ve geniş arazilerde, gevşek yapıdaki kuru ve ince bünyeli toprağın şiddetli rüzgarların etkisi ile parçacıklar halinde yerinden oynatılarak, toz bulutları şeklinde yer değiştirmesi olayıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar erozyonu ile toprakta yer yer çukurlar oluşur. Bu çukurlardan çıkan toprak, başka yerlerde toplanarak kum tepeleri meydana getirir. Rüzgar erozyonu; yolları, binaları ve su yollarını etkileyebilir, ayrıca tarımsal alanlarda hasara sebep olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Çığ Erozyonu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çığ; yamaç üzerinde toplanan kar kütlesinin, yeni yağan karlarla aşırı yüklenmesi veya yamaçla bağlantısının zayıflaması halinde, herhangi bir etki ile dengesini kaybederek dağ yamacından aşağıya doğru kayması ve yuvarlanması olayıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çığlar önlerine gelen engelleri tahrip eder, beraberinde toprak, taş ve ağaçları söker götürür. Bu şekilde meydana gelen aşınma ve taşınma olayına çığ erozyonu denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Yerçekimi Erozyonu (Kitle Hareketleri):&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitle hareketleri, genellikle ayrışma ürünü olan ve sağlam kaya üzerine oturmuş bulunan örtünün, esas itibariyle yerçekimi etkisi ile küçük veya büyük kitleler halinde yamacın aşağısına doğru yer değiştirmesi olayıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Buzul Erozyonu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüksek dağlık arazilerdeki derelerde, çeşitli zamanlarda oluşmuş buzulların parça parça aşağılara doğru kayması sırasında, beraberinde moren (buzultaş) denilen çeşitli büyüklükteki materyal kitlelerini sürüklemesi ile meydana gelen aşınma ve taşınma olayına buzul erozyonu denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Çevre ve Orman Bakanlığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;Erozyon Nedir? &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erozyon (toprak aşınımı), toprağın aşınmasını önleyen bitki örtüsünün yokedilmesi sonucu koruyucu örtüden yoksun kalan toprağın su ve rüzgarın etkisiyle aşınması ve taşınması olayıdır. Erozyonun başlıca nedeni, toprağı koruyan bitki örtüsünün yokolmasıdır. Arazi eğimi, toprak yapısı, yıllık yağış miktarı, iklim faktörleri, bitki örtüsü, toprak ve bitkiye yapılan çeşitli müdahaleler, erozyonun şiddetini belirleyen öğelerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TEMA'nın erozyonla mücadeleye bu kadar önem vermesinin altında, erozyonun ülkemizin yaşam koşullarını olumsuz etkileyecek kadar büyük bir tehlike olması yatmaktadır. Erozyon, Türkiye'nin gıda açısından kendine yeterli bir ülke olmasını tehlikeye düşürmektedir. Ülkemizin topraklarının % 63'ü çok şiddetli ve siddetli erozyon tehlikesine maruzdur. Rüzgar ve yağmur, verimli toprakları sürükleyerek, baraj göllerine, akarsu yataklarına ve denizlere taşımaktadır. Ülke yüzeyinden bir yılda kaybedilen toprak miktarı yaklaşık 1.4 milyar tondur. Bu topraklarla birlikte mineral ve organik madde de kaybedilmektedir. Türkiye'nin kimyevi gübrelere ayırdığı yıllık kaynağın 4.5 trilyon lira olduğu düşünülürse, ekonomik kaybın büyüklüğü daha net anlaşılabilir. Erozyonla kaybedilen bir başka değer ise sudur. Kaybolan toprak yüzünden her yıl yaklaşık 50 milyar m 3 yağış depolanamamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erozyon toplumsal sorunların artmasına da yol açmaktadır. Yanlış arazi kullanımı, tarım alanlarının verimini azaltmaktadır. Doğduğu ve büyüdüğü yerde geçim şansı ortadan kalkan insanların, kentlere göçmekten başka seçeneği kalmamaktadır. Köyden kente göç ise, alt yapının yetersiz olduğu kentlerdeki ekonomik ve toplumsal sorunları daha da ağırlaştırmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barajlar ve yeraltı suları da, erozyonun etkilerinden nasibini almaktadır. Yerinden kopup giden topraklar, baraj göllerini doldurarak su depolama hacimlerini azaltmakta ve barajların ömrünün kısalmasına neden olmaktadır. Erozyon sonucunda toprağın altındaki cansız tabaka (ana kaya) ortaya çıkmaktadır. Faydalı toprak katmanlarını kaybeden arazilerde çölleşme başlamaktadır. NASA'nın yaptığı bir araştırmaya göre, erozyonun şiddetlenerek devam etmesi halinde Türkiye'nin büyük bir bölümü yakın bir gelecekte çöl olacaktır. Toprakları çölleşen bir ülkenin temel sorunları, açlık, susuzluk, işsizlik ve iç göç olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erozyon (toprak aşınımı), toprağın aşınmasını önleyen bitki örtüsünün yokedilmesi sonucu koruyucu örtüden yoksun kalan toprağın su ve rüzgarın etkisiyle aşınması ve taşınması olayıdır. Erozyonun başlıca nedeni, toprağı koruyan bitki örtüsünün yokolmasıdır. Arazi eğimi, toprak yapısı, yıllık yağış miktarı, iklim faktörleri, bitki örtüsü, toprak ve bitkiye yapılan çeşitli müdahaleler, erozyonun şiddetini belirleyen öğelerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TEMA'nın erozyonla mücadeleye bu kadar önem vermesinin altında, erozyonun ülkemizin yaşam koşullarını olumsuz etkileyecek kadar büyük bir tehlike olması yatmaktadır. Erozyon, Türkiye'nin gıda açısından kendine yeterli bir ülke olmasını tehlikeye düşürmektedir. Ülkemizin topraklarının % 63'ü çok şiddetli ve siddetli erozyon tehlikesine maruzdur. Rüzgar ve yağmur, verimli toprakları sürükleyerek, baraj göllerine, akarsu yataklarına ve denizlere taşımaktadır. Ülke yüzeyinden bir yılda kaybedilen toprak miktarı yaklaşık 1.4 milyar tondur. Bu topraklarla birlikte mineral ve organik madde de kaybedilmektedir. Türkiye'nin kimyevi gübrelere ayırdığı yıllık kaynağın 4.5 trilyon lira olduğu düşünülürse, ekonomik kaybın büyüklüğü daha net anlaşılabilir. Erozyonla kaybedilen bir başka değer ise sudur. Kaybolan toprak yüzünden her yıl yaklaşık 50 milyar m 3 yağış depolanamamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erozyon toplumsal sorunların artmasına da yol açmaktadır. Yanlış arazi kullanımı, tarım alanlarının verimini azaltmaktadır. Doğduğu ve büyüdüğü yerde geçim şansı ortadan kalkan insanların, kentlere göçmekten başka seçeneği kalmamaktadır. Köyden kente göç ise, alt yapının yetersiz olduğu kentlerdeki ekonomik ve toplumsal sorunları daha da ağırlaştırmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barajlar ve yeraltı suları da, erozyonun etkilerinden nasibini almaktadır. Yerinden kopup giden topraklar, baraj göllerini doldurarak su depolama hacimlerini azaltmakta ve barajların ömrünün kısalmasına neden olmaktadır. Erozyon sonucunda toprağın altındaki cansız tabaka (ana kaya) ortaya çıkmaktadır. Faydalı toprak katmanlarını kaybeden arazilerde çölleşme başlamaktadır. NASA'nın yaptığı bir araştırmaya göre, erozyonun şiddetlenerek devam etmesi halinde Türkiye'nin büyük bir bölümü yakın bir gelecekte çöl olacaktır. Toprakları çölleşen bir ülkenin temel sorunları, açlık, susuzluk, işsizlik ve iç göç olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Türkiye'de Erozyon &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de toprak kaybı sürecinin en önemli etkeni erozyondur. Arazi eğimi, iklim, bitki örtüsü ve toprak özelliklerinin etkileşimi sonucu oluşan doğal erozyonun yanısıra, insanın doğaya müdahalesi temeline dayanan bir dizi yapay etgen, erozyonu bir afet niteliğine dönüştürmektedir.&lt;br /&gt;Türkiye kara yüzeyinin %90'ında çeşitli şiddetlerde erozyon cereyan etmektedir. Arazinin %63'ü çok şiddetli ve şiddetli, %20'si ise orta şiddetli, % 7'si ise hafif şiddetli erzyonla karşı karşıyadır. Ülke genelinde yaklaşık 67 milyon hektarlık bir arazide toprak giderek yok olmaktadır. Erozyon büyük ölçüde tarım alanlarında yaşanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşlenen tarım alanların %75'inde (yaklaşık 20 milyon Ha) yoğun erozyon görülmektedir. Diğer bir anlatımla Türkiye tarım alanlarının ancak 5.0 milyon hektarlık bölümünde erozyon yoktur. Su ve rüzgar erozyonu tüm ülke topraklarının %86.5'inde cereyan etmekte, rüzgar erozyonu 506 bin hektarlık bir yayılımla daha çok kural iklime sahip olan Konya ve dolaylarında görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de akarsularla birlikte alandan taşınan toprak, ABD'nin 7, Avrupa'nın 17 ve Afrika'nın 22 katı daha fazla düzeydedir. Fırat Nehri, yılda 108 milyon ton, Yeşilırmak 55 milyon ton toprak taşımaktadır. Her yıl Keban barajı'na 32 milyon, Karakaya Barajı'na 31 milyon ton toprak birikmektedir. Erozyonla yılda 90 milyon ton bitki besin maddesi toprak birlikte yitirilmektedir. Her yıl tarım alanlarından 500 milyon ton, tüm ülke yüzeyinden 1,4 milyar ton verimli üst toprak, erozyonla kaybedilmektedir. Kaybedilen bu topraklar, 25 cm kalınlığında, yaklaşık 400 bin hektar genişliğinde bir araziye eşdeğerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amaç dışı arazi kullanımı, hatalı tarım teknikleri, kent, sanayi, ulaşım ve benzeri yatırımların yanlış konumlanması süreci ise erozyonun hızını arttırdı. Afet nitelikli erozyon yetmezmiş gibi, tarım arazileri, özellikle de verimli tarım arazileri, tarım dışı kullanımlarla açık bir saldırı ve talanla karşı karşıya. 1978-1996 yıllarında amaç dışı tarım toprağı %33 artmış ve betonlaşarak elden çıkan verimli tarım toprağı 600 bin hektara, yani verimli alanların yaklaşık onda birine yaklaşmıştır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;Dünya'da Erozyon &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyamızın yüzeyine yerkabuğu denmesi bir rastalantı değildir. Gezegenin üzerindeki bütünhayat, kıtaları kaplayan incecik ve hassas toprak kabuğuna bağlıdır. Bu kabuk olmasa, yaşam okyanuslardan karalara atlayamazdı. Bitkiler, ekinler, ormanlar, hayvanlar ve tabii ki insanlar olmayacaktı.&lt;br /&gt;Gezegenimizin eti olan bu değerli kabuk son derece yavaş meydana gelmesine karşılık son derece süratle ortadan kalkabilir. Bir parmak derinliğinde bir toprak tabakasının oluşması için, asırlar geçmesine gerekmektedir. Olumsuz şartlar bir iki mevsimde bu tabakayı yok edip okyanuslara taşıyabilir. Topraktan oluşmuş yerkabuğu, kendisini oluşturan bu tabakayı süratle kaybetmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Worldwatch Institute, her sene toprağın üst tabakasının 24 milyar tonunun kaybedildiğini ileri sürmektedir. Son yirmi sene içerisinde ABD'deki bütün ekili alanı kaplayacak kadar toprak kaybolup gitmiştir. Olay gittikçe vahimleşmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kriz, özellikle dünya üzerindeki kararların üçte birinden fazlasını kaplayan kurak alanlarda ortaya çıkmaktadır. Çölleşme, toprak tabakasının son derece hassas, bitki tabakasının son derece ince ve iklimin son derece sert olduğu bu bölgelerde kendini hissettirmektedir. Toprak her yerde bozulabilir ama kuru iklideki bozulmaya çölleşme adı verilmektedir. Dünya üzerindeki 5.200.000.000 hektarlık tarımda kullanılan kurak alanların %70'i özelliklerini yitirmiştir. Dolayısıyla çölleşme, toplam kara alanının %30'una zarar vermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afrika'da kurak alanların %73'ünü kapsayan bir milyon hektarın üzerinde arazi, orta derecede veya ciddi bir çölleşme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Asya'da 1.4 milyon hektar aynı şeklide etkilenmektedir. Fakat, bu problem sadece kalkınmakta olan ülkelere mahsus değildir. Ciddi bir şekilde veya orta derecede çölleşmiş kurak alanların en fazla bulunduğu kıta- %74 ile Kuzey Amerika'dır. Avrupa Birliği'ndeki ülkelerin beş tanesinde çölleşme sorunları mevcuttur. Asya'da en fazla etkilenen bölgeler eski Sovyetler Birliği'nde yer almaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel olarak bakılırsa, çölleşme tehlikesi ile karşı karşıya olan kurak alana sahip 110 ülke olduğu görülür. Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), çölleşmenin genel maliyetinin senede 42 milyar dolar olduğunu hesaplamıştır. Sadece Afrika'nın yıllık kaybı 9 milyar dolardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manevi kayıplar ise, daha ağır olmuştur. Dünya nüfusunun beşte biri demek olan bir milyardan fazla insanın yaşamı tehlikededir. 135 milyon kişi-Fransa, İtalya, İsviçre ve Hollanda'da yaşayanların toplamı kadar- doğup büyüdükleri yerleri terk etmek mecburiyetinde kalabilirler. Toz haline dönüşmekte olan yerleri bugüne kadar kaç kişinin terk edip gittiği bilinmemekle beraber mutlaka milyonları bulmaktadır. Mali ve Burkina Faso'da yaşamakta olanların altıda biri, kendi yörelerini terk etmek zorunda kalmışlar ve bunun bir sonucu olarak da, şehirlerin çevrelerindeki gecekondular fazlalaşmıştır. 1965 ile 1988 seneleri arasında Mauritania'nın başşehri Nouakchott'da yaşamakta olanların toplam nüfusa oranı %9.9'dan %41'e yükselmiş ve göçebelerin oranı ise %73'ten %7'ye düşmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topraklarını yitirmiş olanlar, rüzgârın kendilerini götürdüğü yerlerde tekrar kök salmaya çalışmaktalarsa da uzaktaki ülkeler, bu göçten etkilenmektedir. Meksikalı göçmenleri, ABD'ne iten unsurlardan bir tanesi de çölleşmedir. Senegal Vadisi'nin yüksek ve orta bölgelerinde yaşayanların beşte ikisi şimdiden göç etmiştir. Fransa'daki Bakel bölgesindeki nüfusu, köylerini geride bırakıp buraya göç etmiş insanların çoğunluğu oluşturmaktadır. Ama bir imkan bulunabilseydi, bu insanlar kendi memleketlerinde kalmayı tercih ederdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağış almayan bölgelerde halen sürmekte olan on silahlı çatışmanın başlamasının sebepleri arasında çölleşme de bulunmaktadır. Çölleşme, Somali gibi yerlerde siyasi dengesizlik, açlık ve toplumun parçalanmasına sebep olduğu gibi, insani yardım ve felaketleri önleme çabası şeklinde büyük miktarda harcamalara yol açmaktadır. Aynı zamanda küresel ısınma ve biyolojik çeşitliliğin kaybolması gibi, çevre koruma sorunlarını da ağırlaştırmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çölleşme, bir bakıma yanlış bir terimdir. Bazıları bu, dünya üzerinde mevcut olan çöllerin yayılması, yani kumların verimli toprakları örtmesi gibi kabul etmektedir. Çöl sınırlarının iklim ve yağmur şartlarına göre genişleyip küçüldüğü bir gerçektir ama, bu tamamen değişik bir konudur. Çölleşme-çirkin bir işlemi ifade eden çirkin bir terim adeta bir cilt hastalığı gibidir. Bozulmakta olan araziler yer yer patlak verir. Bu patlamalar, en yakın çölden binlerce kilometre uzakta da olabilir. Bu alanlar yavaş yavaş büyür, birleşir ve çölü andıran şartlar oluşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çölleşmeyle Mücadele Anlaşması (The Convertion of Combat Desertification) ülke liderlerinin 1992 senesinde Rio'daki Dünya Zirvesi'nde kabul etmiş oldukları çölleşme tanımını kabul etmektir. Bu tanım, hem iklim şartlarını hem de insanların faaliyetlerini suçlu bulmaktadır. Aynı zamanda, "çölleşme fiziksel, biyolojik, siyasi, kültürel ve ekonomik faktörler arasındaki karmaşık bir bileşim sonucu ortaya çıkar" denmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuraklık, genellikle çölleşmeyi başlatır veya daha kötüleşmesine sebep olur, Ancak, insanların dört faaliyeti genellikle çok daha etkili olmaktadır. Yanlış tarım uygulamaları toprağı tüketmektedir. Aşırı otlatma, toprağı erozyondan koruyan bitki tabakasını ortadan kaldırmaktadır. Ormanların tahrip edilmesi, araziyi toprak yapan ve bu ikisini birbirine bağlayan imkânı yok etmektedir. Yanlış sulama, tarım yapılan araziyi tuzlu bir halde bırakmakta ve her sene 500.000 hektarı çölleştirmektedir. Bu miktar, her yeni sulamaya açılan alana eşittir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiden kurak alanlarda yaşamakta olanlar, kendi topraklarını haddinden fazla işlemek ve mevcut ağaçları tahrip etmekle suçlanırlardı. Fakat anlaşmanın da kabul ettiği gibi, bu uygulamanın altında insanların başka türlü hareket etmelerine imkan bırakmayan sebepler yatmaktadır. Yoksulluk, bu sebeplerin başında gelmektedir. Son derece fakir olan bu insanlar, kendi geleceklerini ipotek altına almakta olduklarının farkında olmalarına rağmen ailelerini bugün besleyebilmek için ellerindeki topraktan mümkün olduğu kadar istifade etmek zorunda kalmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurak alanlarda yaşayan yoksul insanlar kendi geleceklerini tayin etmek bakımından fazla bir şansa sahip değillerdir. Kendi ülkelerinde bile bir kenara atılmışlardır. Ektikleri arazi kendilerinin değildir. Ulusal veya bölgesel politikaların saptama bakımından pek etkili oldukları söylenemez. Ekonomik, siyasi ve coğrafi olarak dünya üzerindeki varlıkları adeta bilinmez. Çölleşmeden en fazla etkilenen kadınların ise kendi toplumlarında bile hemen hiç sesleri çıkmaz. Kuraklık bu insanlar için felaket demektir. Ama tarımsal ürünlerin bollaşmasına ve fiyatların düşmesine yol açan yağmur da onlar için zaman zaman felaket anlamına gelmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nüfus ve tarımsal ürünlere olan talep arttıkça topraktan yararlanmanın klasik yöntemlerinin yetersiz kaldığı gözlenmektedir. Tek tip tarım gibi yeni uygulamalar bu durumu daha vahim bir hale getirmektedir. Koruma ilkelerine hiç önem vermeden gittikçe daha fazla toprağın devreye sokulması sonucunda yoksul çiftçilerle hayvan yetiştiricileri randıman alamayacakları arazilere doğru itilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçmişte kalkınmayı planlayanlar, kurak alanlarda yaşamakta olan insanları gözardı etmişlerdir. Ancak bu insanlar uzun bir süreden beri kendilerini besleme imkanlarını yarattıkları bu toprakları ve ekosistemi herkesten daha iyi tanımaktadır. Çölleşmeyi önlemede bu insanlardan yararlanmak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlaşma bu gerçeği vurgulamakta ve 1995 senesinde Kopenhag'da yapılmış olan Sosyal Kalkınma Zirvesi'nde belirtilmiş olan sürdürülebilir kalkınmanın insanlara hizmet etmesi ve insan merkezli olarak gerçekleştirilmesi gerektiğinin altını çizmektedir. Yeni bir yaklaşım sergileyen bu anlaşma o yörelerde yaşamakta olan insanların çölleşme konusunda katılımcı olmaları ve bu insanların yoksulluklarına bir çare bulunması gerektiğini ileri sürerek bugüne kadar kabul edilmiş olan metodları alt üst etmektedir. Aynı zamanda, çölleşmenin durdurulup kaybedilmiş alanların geriye kazanılabileceğini ve kendi toprakları üzerinde aklamaya razı edilerek gezegenimiz üzerinde yaşamakta olan yoksulların gelirlerinin ve gururlarının iade edilebileceğini ima etmektedir. Belki de çölleşmenin yol açtığı iç içe geçmiş ve birbirlerine bağlı krizlerin önünün alınması için en iyi ve belki de en son şansı sunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çölleşme Nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çöller Yayılıyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kriz zamanlarında sıkça rastlanan demogojiye rağmen kumlar çevrelerindeki alanları işgal etmektedir. Uzun süre yağmur yağmadığı zaman, çöller yayılıyormuş gibi gözükmekteyse de iyi bir yağmur yağdığı zaman tekrar eski sınırlarına dönmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyleyse Herşey Yolunda mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Toprağın bozulması ve özelliklerini yitirmesi çığrığından çıkmakta ve dünya üzeride zaten kıt olan verimli toprak yok olmaktadır. Bu olay, dünya üzerinde kurak olan bölgelerde meydana geldiği zaman çöle benzer bir durum ortaya çıkmakta ve buna "çölleşme" adı verilmektedir. Mevcut çöllerin yayılmasından ziyade bu oluşum, bozulmuş bölgelerin muhtelif yerlerinde ortaya çıkmakta ve bunlar zaman içinde birleşmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tanrının bir buyruğu mudur, yoksa hava şartlarından mı oluyor?&lt;br /&gt;İkisinden de değil. Kuraklık çölleşmenin sebeplerinden sadece bir tanesidir. Tabiatıyla etkili olduğu bir gerçektir. Fakat çölleşme, aslında insanların sebep olduğu bir problemdir. Toprağın çok fazla kullanılmasından kaynaklanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu problem sadece gelişmekte olan ülkelerdeki yoksul kesimleri mi etkiler?&lt;br /&gt;Hayır. Dünyanın en fakir ve en kötü şartlar altında ve en duyarlı bölgelerinde yaşamakta olan bir milyar insan, çölleşmeden en fazla etkilenen kesimdir. Ancak etkilenen başkaları da vardır. Gelişmiş 18 ülke çölleşme tehlikesi altındadır. Günümüzde sanayileşmiş ülkelerin tümü ve gelişmekte olan ülkelerin verimli bölgeleri, kendi ülkelerindeki topraklardan gıdalarını temin edemeyip göç tehlikesi ile karşı karşıyadır. Çölleşme herhangi bir yerdeki yoksulluğun zenginlik ve sürdürülebilirliği her an her yerde tehdit edebildiğinin en belirgin bir örneğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, o zaman çölleşme nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1992 Dünya zirvesinde dünya liderleri tarafndan kabul edilen ve anlaşma metninde de yer alan tanımlama, "iklim değişiklikleri ve insan faaliyetleri de dahil olmak üzere muhtelif faktörlerin etkisi altında kurak, yarı kurak ve az yağış alan bölgelerdeki toprağın doğal özelliklerini yitirmesi veya kısaca toprağın aşınması" şeklindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tema.org.tr/CevreKutuphanesi/Erozyon/ErozyonNedir.htm"&gt;TEMA VAKFI&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erozyon ve Çölleşme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EROZYON:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toprağın bulunduğu yerden; yağışlar, sel suları, rüzgar, çığ vb. etkenlerle taşınması olayıdır..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erozyon, topraklarımızın yok olmasına sebep olan etkenlerin başında gelmektedir. Ülkemizdeki erozyon Avrupa'dan 12, Afrika'dan 17 kat daha fazladır. Ülkemiz topraklarının %14'ünde hafif, %20'sinde orta ve %63'ünde şiddetli ve çok şiddetli derecede erozyon tehlikesi mevcuttur. Sadece %3'lük kayalık alan ise erozyona maruz bulunmamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erozyon sebebi ile toprağın verimi azalmakta, besin maddeleri yok olmakta, sular kirlenmekte, ürünlerde verim ve kalite düşmektedir. Ülkemizde erozyon sonucu her yıl 500 milyon ton verimli toprağımız kaybolmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erozyon, nedenlerine göre şöyle sınıflandırılır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Su Erozyonu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su erozyonu, diğer erozyon çeşitleri içerisinde en yaygın ve en etkilisidir. Eğimli arazilerde, vejetasyonun (bitki örtüsünün) zayıfladığı veya tamamen yok olduğu bölgelerde; yere düşen yağmur damlaları darbe etkisi ile bir kısım toprak parçasını yerinden kopararak parçalar. Böylece yüzeysel akışa geçen yağmur suları, bu toprak parçalarını sürükleyerek aşağılara taşır. Yüzeysel akış halindeki sular aşağılara indikçe, diğer yüzeysel akış suları ile birleşerek güçlenir ve giderek taşıma gücü de artar. Böylece akış sularının beraberinde taşıdığı toprak ve iri materyal miktarı çoğalarak, taşkın şeklinde akan ve büyük zararlara sebep olan seller meydana gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su erozyonunun ileri boyutlarında büyük derelerin ve yarıkların oluşumu görülmektedir. Bu olayın diğer bir sonucu da, taban sularının yeteri kadar beslenememesi ve kuraklığa sebep olmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzey toprağı besin maddeleri yönünden çok zengindir. Su erozyonu sonucu yüzey toprağının kaybolması, toprağı fakirleştirmekte ve toprağın verimini düşürmektedir. Bu erozyon çeşidi bütün ülkelerde görülmekte olup, erozyonla kaybolan toprak verimliliğinin yeniden kazanılması mümkün değildir. Rüzgar erozyonu ile mücadelede başarı sağlanmasına rağmen, su erozyonu ile mücadele çalışmalarında henüz yeterli mesafe alınamamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Rüzgar Erozyonu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurak ve yarı kurak iklime sahip bölgelerde yaygın olan rüzgar erozyonu; yeterli bitki örtüsü bulunmayan oldukça düz ve geniş arazilerde, gevşek yapıdaki kuru ve ince bünyeli toprağın şiddetli rüzgarların etkisi ile parçacıklar halinde yerinden oynatılarak, toz bulutları şeklinde yer değiştirmesi olayıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar erozyonu ile toprakta yer yer çukurlar oluşur. Bu çukurlardan çıkan toprak, başka yerlerde toplanarak kum tepeleri meydana getirir. Rüzgar erozyonu; yolları, binaları ve su yollarını etkileyebilir, ayrıca tarımsal alanlarda hasara sebep olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Çığ Erozyonu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çığ; yamaç üzerinde toplanan kar kütlesinin, yeni yağan karlarla aşırı yüklenmesi veya yamaçla bağlantısının zayıflaması halinde, herhangi bir etki ile dengesini kaybederek dağ yamacından aşağıya doğru kayması ve yuvarlanması olayıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çığlar önlerine gelen engelleri tahrip eder, beraberinde toprak, taş ve ağaçları söker götürür. Bu şekilde meydana gelen aşınma ve taşınma olayına çığ erozyonu denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Yerçekimi Erozyonu (Kitle Hareketleri):&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitle hareketleri, genellikle ayrışma ürünü olan ve sağlam kaya üzerine oturmuş bulunan örtünün, esas itibariyle yerçekimi etkisi ile küçük veya büyük kitleler halinde yamacın aşağısına doğru yer değiştirmesi olayıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Buzul Erozyonu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüksek dağlık arazilerdeki derelerde, çeşitli zamanlarda oluşmuş buzulların parça parça aşağılara doğru kayması sırasında, beraberinde moren (buzultaş) denilen çeşitli büyüklükteki materyal kitlelerini sürüklemesi ile meydana gelen aşınma ve taşınma olayına buzul erozyonu denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇÖLLEŞME:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurak, yarı kurak ve az yağışlı alanlarda iklim değişiklikleri ve insan faaliyetleri de dahil olmak üzere, çeşitli faktörlerden kaynaklanan toprak bozulmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toprağın aşırı kullanımı, aşırı otlatma, sağlıksız sulama yöntemleri, ormanların tahribi ve özellikle son yıllarda ekolojik dengenin bozulması sonucunda meydana gelen iklim değişiklikleri, çölleşmeyi meydana getiren en önemli etkenlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çölleşme ve kuraklık sorunları küresel bir nitelik taşımakta ve dünyanın bütün bölgelerini etkilemektedir. Bu sebeple çölleşmeyle mücadele etmek ve kuraklığın etkilerini hafifletmek için, uluslararası ortak bir eyleme ihtiyaç duyulmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erozyon ve Çölleşmeyi Önlemek İçin Alınabilecek Tedbirler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erozyon riski yüksek olan, yetersiz toprak özelliklerine sahip, ıslaklık ve iklim şartları dolayısıyla işlenmeye uygun olmayan arazilerde tarım yapılmaması, bu tip arazilerin mera olarak ayrılması veya orman örtüsü altına alınmasının sağlanması,&lt;br /&gt;Yanlış toprak işlenmesi, yanlış ekim ve sulamanın önlenmesi,&lt;br /&gt;Çayır ve mera alanlarının tahribinin önlenmesi ve mevcut alanların geliştirilmesi,&lt;br /&gt;Orman tahribatına son verilmesi, ağaçlandırmanın hızlandırılması ve orman yangınlarına karşı gerekli tedbirlerin alınması,&lt;br /&gt;Su kaynaklarının kaybolması sonucu taban suyunun düşmesiyle toprak tuzlanması oluşmakta, bu yüzden su kaynaklarının korunması gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.cevreorman.gov.tr/toprak_03.htm"&gt;ÇEVREORMAN&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLGİLİ KONULAR: &lt;span style="color:#993399;"&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com/2008/11/erozyonla-mcadele-haftasi-etkinlikleri.html"&gt;EROZYON HAFTASI ETKİNLİKLERİ DEVAM EDİYOR&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com"&gt;"Gaziemir Orman"&lt;/a&gt; Blogundan alınmıştır.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542596774396821759-374500504236906024?l=gaziemir-orman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/CiDt/~3/45TpbxeFrew/erozyon-nedir.html</link><author>rmzbrcn@yahoo.co.uk (Burraakk)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/R9g9JpNjrDI/AAAAAAAAAZI/O6iPDeGXaxI/s72-c/erozyon_b.jpg" height="72" width="72" /><feedburner:origLink>http://gaziemir-orman.blogspot.com/2006/03/erozyon-nedir.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3542596774396821759.post-823560525188899604</guid><pubDate>Sat, 24 Oct 2009 21:12:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-11-15T23:35:54.632+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">KÜRESEL ÇEVRE FELAKETİNDE DURUM</category><title>İnsanoğlu bu tüketim hızıyla 2030 yılında ihtiyaçlarını karşılaması için iki gezegene daha ihtiyaç duyacak.</title><description>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SQoixPJWhTI/AAAAAAAABJ4/oWrWJWenpUo/s1600-h/294336.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 194px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SQoixPJWhTI/AAAAAAAABJ4/oWrWJWenpUo/s400/294336.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5263057343810536754" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın (WWF), Yaşayan Gezegen 2008 adlı raporunda, insanlığın doğal kaynaklara yönelik taleplerini belirten ekolojik ayak izlerinin Dünya’nın kendini yenileme kapasitesini yüzde 30 oranında aştığı belirtilerek, kişisel tüketim ve nüfus artışı yüzünden son 45 yılda insanın gezegen üzerindeki baskısının iki katına çıktığı kaydedildi.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aşırı kullanımın, ekosistemi tüketmekte olduğu ve çöplerin havada, toprakta ve suda birikmesine yol açtığına değinilen raporda, sera etkisi yaratan gazların salımının neden olduğu iklim düzensizliklerinin, orman kıyımının, su kıtlığının ve biyolojik çeşitlilik kaybının “tüm ulusların kalkınması ve refahını gittikçe daha çok tehlikeye düşürdüğü” ifade edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Raporda ayrıca, dünyanın tüm bölgelerindeki 1686 farklı omurgalı canlı türüne dayanarak yeryüzündeki biyolojik çeşitliliği ölçen Yaşayan Gezegen Endeksi’nde son 35 yılda yüzde 30 oranında azalma kaydedildiği belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;WWF, Endeksteki bu azalma göz önünde bulundurulduğunda, biyolojik çeşitlilik konusundaki Rio Konvansiyonu’nda hedeflenen 2010 yılına kadar dünyadaki biyolojik çeşitlilikteki erozyonu azaltma amacına ulaşılmasının gittikçe daha şüpheli hale geldiğini belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su kaynakları konusunda da, elli kadar ülkenin az veya çok bu konuda bir gerilimle karşı karşıya bulunduğu, iklim değişiklikleri yüzünden, tüm yıl boyunca veya mevsime bağlı olarak su kıtlığına maruz kalan insanların sayısında artış olmasının beklendiği kaydedildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.....     ......      .....&lt;br /&gt;Bu haber  , dün basında yer alan haberlerin arasında , önemli bir yere sahipti. Ama , artık algılama yeteneği iyice dumura uğramış olanlarda pek fazla  bir anlam ifade etmedi her zamanki gibi...&lt;br /&gt;Okumakta olduğunuz blogun diğer  sayfalarında ,&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com/2008/02/insan-hayvan-szlemesi.html"&gt;&lt;strong&gt;hayvan-insan sözleşmesi&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt; isimli yazıda  ,insan nüfusunun , doğadaki mevcut tüm dengeleri altüst edecek şekilde  kontrolsüz şekilde arttığı , artan  bu nüfusun yaşamsal ihtiyaçları  için gereken tüketim maddelerinin sağlanabilmesi için daha  çok hammaddeye , daha  çok tatlısuya , daha  çok kaynağa ihtiyaç duyulduğu anlatılmaktadır.&lt;br /&gt;Büyük bir ivme  ile artan tüketimin karşılanması için yapılanlar  , dünyanın sınırlı kaynaklarının  hızla  tükenmesine  yol açmaktadır.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olması gerekenin son derece  üzerinde populasyonu  artan canlıların  ,  doğal düşmanları aracılığı ile , doğada süregelen mevcut denge gereği  artışlarının önlenerek  aşırı çoğalmalarının önlendiği belirtilen yazıda  ,insan adlı canlının  doğadaki mevcut  bu  kuralı ihlal ettiği ,kendisinin aşırı çoğalmasını kontrol altında tutacak doğal etmenleri , üstün zekası ile ortadan kaldırdığı , bu durumun  doğada  mevcut  olan canlılar arasındaki dengeyi kontrol altında tutacak mekanizmanın  devre dışı kalmasına  yol açtığı bir gerçektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madenler ,doğalgaz ,petrol , tatlısu gibi kaynaklar son hızla tükenmekte , küresel çevre felaketinin saati hızla yaklaşmaktadır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan denilen yaratık , sınırsız ve  kontrolsüz artan  popülasyonunun ihtiyaçlarını karşılayabilmek için doğayı acımasızca yoketmektedir.&lt;br /&gt;Ancak ,bu artışın ve doğa tahribatının  ilelebet sürme imkanı yoktur.Çünkü insanların yaşaması için gerekli hayati ihtiyaçlar , bir süre sonra  , gezegenimizin doğasını ve kaynaklarını tamamen  bitirecek , ve  bu , dünyadaki canlılığın da sonu olacaktır.&lt;br /&gt;Belki   sonraki çağlarda , yeni baştan  oluşacak  olan dünya ekosisteminde yeni canlı türleri belirecek ,ama  muhtemelen ,çağlar  önce  ,tam  olarak bilmediğimiz nedenlerle  birden bire dünya üzerinden  yokolan dinozorlar gibi , insan denilen yaratık  bir daha  dünya  üzerinde  görülmeyecektir. &lt;br /&gt;Ve  insan türünün yokolması nedeniyle  bu  olaya tanıklık etme şansımız da doğal  olarak olamayacaktır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com"&gt;"Gaziemir Orman"&lt;/a&gt; Blogundan alınmıştır.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542596774396821759-823560525188899604?l=gaziemir-orman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/CiDt/~3/mMxOVjRkvo8/insanolu-bu-tketim-hzyla-2030-ylnda.html</link><author>rmzbrcn@yahoo.co.uk (Burraakk)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SQoixPJWhTI/AAAAAAAABJ4/oWrWJWenpUo/s72-c/294336.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total><feedburner:origLink>http://gaziemir-orman.blogspot.com/2008/10/insanolu-bu-tketim-hzyla-2030-ylnda.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3542596774396821759.post-7763708602924736649</guid><pubDate>Sat, 24 Oct 2009 21:10:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-10-18T17:27:14.315+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">YAŞADIKLARIMIZ  ..........    HİSSETTİKLERİMİZ</category><title>YALOVA 'DAKİ YÜRÜYEN  KÖŞK ' ÜN  HİKAYESİNİ  BİLİYOR MUSUNUZ ?</title><description>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SPniRjxlb3I/AAAAAAAABG0/87uemoJaK8c/s1600-h/k%C3%B6%C5%9Fk%C3%BCn+son++g%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BCleri.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5258482831220633458" style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SPniRjxlb3I/AAAAAAAABG0/87uemoJaK8c/s400/k%C3%B6%C5%9Fk%C3%BCn+son++g%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BCleri.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; ( Köşkün son hali )&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dr. A.Nilay Evcil 'in bir yazısını görmüştüm bir ara bir yerde. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yalova ' daki &lt;span style="color: rgb(102, 51, 102);"&gt;Yürüyen Köşk&lt;/span&gt; 'ün öyküsünü anlatıyordu.. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Doğrusu , Yürüyen Köşk başlığını görünce , hani o perili ya da bahçesinde yatır olduğuna inanılan ve kerametlere sahne olduğu söylenilen köşkler akla geliyor . Ama Yalova ' daki bu ünlü köşkün öyküsü daha başka . ..&lt;/div&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;div&gt;Şöyle anlatılıyordu ünlü köşk:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;" Köşkü bilmeyenler için biraz tarif etmem gerek. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugünün sonradan görmelerinin yaptırdığı gibi 200-300 m2, beş-altı oda, ebeveyn banyoları, olimpik boyutlu havuz, bahçe falan gibi gösterişli ve kullanışsız bir büyüklüğe sahip değil. Son derece mütevazı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bahçesinde köşkün yapılmasına neden olan ulu çınar, etrafında küçük bir bahçe, iki katlı, önünde iskelesi, alt katta bir toplantı odası ve bir küçük oda, üst katta da biri terasa açılan iki odadan oluşan mütevazı, sade döşenmiş, şirin bir yapı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Atatürk, &lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);"&gt;Ertuğrul yatı&lt;/span&gt; ile denize açılmış muhtemelen &lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);"&gt;Termal &lt;/span&gt;’e giderken Yalova civarında halen varlığını koruyan muhteşem bir çınarı fark etmiş.&lt;br /&gt;Bu &lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);"&gt;çınar &lt;/span&gt;onu o kadar etkilemiş ki, yatı durdurup altında biraz dinlenmek istemiş. Bu sırada çok beğendiği bu mekânda bir köşk yapılmasını istemiş. Köşk Atatürk’ün talimatı ile 22 gün gibi çok kısa bir sürede 12 Eylül 1929’da tamamlanmış. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Köşke sık sık uğrayan Atatürk’e hemen hemen bir yıl kadar sonra çınarın bir dalının çatıya değdiği ve zarar verdiği söylenmiş. Kesilmesinde fayda olduğu belirtilmiş… Ancak Atatürk bu fikre karşı çıkmış, çok daha zahmetli bir çözümü tercih etmiş. Ağacın bir dalını kesmek yerine, bütün bir köşkü doğuya doğru kaydırmalarını istemiş. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Günün tüm mühendis ve mimarları önderliğinde, bizzat kendi nezaretinde 1930 yılının Ağustos ayında döşenen raylar ile Atatürk doğanın ne kadar kıymetli olduğunu, doğaya, ağaca ne kadar değer verdiğini kendi halkına ve tüm dünyaya unutulmayacak bir biçimde ifade etmiş. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugünden sonra adı “&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);"&gt;Yürüyen Köşk”&lt;/span&gt;e çıkan mütevazı köşk, doğaya saygının adeta anıtı olmuş. O günlerde, bugün pek çoklarının yaptığı gibi, kavak ağacı polenlerinin çevreye zararlı olması nedeniyle asla ağaç kesilmemiş , veya hırsız dallara tırmanır diye heybetli falanca ağacı da kesilmemiş veya elektrik direği koyacak yer yoktu diye de herhangi bir ağaç gözden çıkarılmamış. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Atatürk bir lider olarak daha masraflı ama çok anlamlı bir davranış örneği ile belki de onlarca kelime ile anlatılamayacak bir ders vermiş tüm dünyaya. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Doğaya saygı, doğaya verilen değer, bir dalı kesmek kolaylığına aldanmadan geleceği düşünüp o ağacı kurtarmak, onun yaşamına yaşam katmak ancak Atatürk gibi büyük bir dehanın davranışı olabilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; Eğer o gün o dalın kesilmesine izin verseydi şimdi biz Atatürk’ün doğaya duyduğu sevgi ve özveriyi bu kadar anlamlı, bu kadar örnek bir çözümde ifade edemezdik. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Büyük bir zekâ, büyük bir lider ve geniş toplum kitlelerinin ortak. hislerine hitap edebilme gücü.... Atatürk’ün büyük dehasının sonucu olan bu mütevazı köşk ve bütün heybetiyle vakur ayakta duran, kendine verilen değerden adeta haberdar olan koca çınarı saygıyla ve gururla gezdim. Yüzyılımızın dehası Atatürk’ün neslinden bir birey olarak Ona layık olmak için daha çok işler yapmam gerektiğini düşündüm. "&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                 &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;KÖŞKÜN YÜRÜTÜLMESİ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5258483312417094802" style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SPnitkXwvJI/AAAAAAAABG8/qQZgxZ-mB6o/s400/k%C3%B6%C5%9Fk%C3%BCn++y%C3%BCr%C3%BCt%C3%BClmesi-1.gif" border="0" /&gt; &lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5258483463851336962" style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SPni2Ygf5QI/AAAAAAAABHE/SAKPYNlWpkA/s400/k%C3%B6%C5%9Fk%C3%BCn++y%C3%BCr%C3%BCtlmesi-2.gif" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5258483606873037954" style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SPni-tTh3II/AAAAAAAABHM/7ywTwIFzlYE/s400/k%C3%B6%C5%9Fk%C3%BCn++y%C3%BCr%C3%BCt%C3%BClmesi-3.gif" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5258483798979359154" style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SPnjJ49PsbI/AAAAAAAABHU/tRnWM2dXXiE/s400/k%C3%B6%C5%9Fk%C3%BCn+y%C3%BCr%C3%BCt%C3%BClmesi-4.gif" border="0" /&gt; &lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5258483983372966898" style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SPnjUn4G2_I/AAAAAAAABHc/BrB6k6bvM4c/s400/k%C3%B6%C5%9Fk%C3%BCn+y%C3%BCr%C3%BCt%C3%BClmesi-5.gif" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5258484186055443122" style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SPnjga7YArI/AAAAAAAABHk/nXuvARVG2ag/s400/k%C3%B6%C5%9Fk%C3%BCn+y%C3%BCr%C3%BCt%C3%BClmesi-7.gif" border="0" /&gt; &lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5258484678097670658" style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SPnj9D7YkgI/AAAAAAAABH0/lKzzxnegzDM/s400/k%C3%B6%C5%9Fk%C3%BCn+y%C3%BCr%C3%BCt%C3%BClmesi-6.gif" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5258484492050456626" style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SPnjyO2RYDI/AAAAAAAABHs/2U_b2zkdkFE/s400/k%C3%B6%C5%9Fk%C3%BCn+y%C3%BCr%C3%BCt%C3%BClmesi-8.gif" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Resimlerin kaynağı : &lt;a href="http://www.arastirma-yalova.gov.tr/yk55/ykr55.htm"&gt;http://www.arastirma-yalova.gov.tr/yk55/ykr55.htm&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com"&gt;"Gaziemir Orman"&lt;/a&gt; Blogundan alınmıştır.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542596774396821759-7763708602924736649?l=gaziemir-orman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/CiDt/~3/fINKZTnXjws/yalova-daki-yryen-kk-n-hikayesini.html</link><author>rmzbrcn@yahoo.co.uk (Burraakk)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SPniRjxlb3I/AAAAAAAABG0/87uemoJaK8c/s72-c/k%C3%B6%C5%9Fk%C3%BCn+son++g%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BCleri.gif" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://gaziemir-orman.blogspot.com/2008/10/yalova-daki-yryen-kk-n-hikayesini.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3542596774396821759.post-1169915999478310894</guid><pubDate>Sat, 24 Oct 2009 21:10:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-10-10T22:12:48.668+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">avcılar ve  yaban hayatı</category><title>KORUMA ALTINDAKİ  DAĞ  KEÇİLERİ  İHALE İLE AVLANIYOR</title><description>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SOt1AHp6bqI/AAAAAAAABF8/jzbjRj8LCHw/s1600-h/adsÄ±z.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5254422035173109410" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SOt1AHp6bqI/AAAAAAAABF8/jzbjRj8LCHw/s320/ads%C4%B1z.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Ağustos ayında , basında ilginç bir haber vardı . Fazla dikkat çekmeden gazetelerin sayfaları arasında unutuldu gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı gazete ve internet sitelerinin manşetlerinde de , aşağıdakine benzer başlıklar yer alıyordu :&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold; COLOR: rgb(204,51,204)"&gt;KORUMA ALTINDAKİ AV HAYVANLARI, AV TURİZMİ KAPSAMINDA İHALE EDİLİYOR.&lt;/span&gt; (haberler.com)&lt;br /&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(153,0,0);font-family:Arial,Verdana,MS Sans Serif;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:Tahoma;font-size:180%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(0,0,0)"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Haber dikkat çekiciydi ama basında yeterli ilgiyi görmemişti.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çevre İl Müdürlüklerince yapılan envanterler sonucunda , popülasyon taşıma kapasitesi üzerindeki 7 yaş üstü erkek hayvanların sınırlı sayıda avlanmasına Çevre ve Orman Bakanlığının izin verdiği ve böylece , koruma altındaki , yani diğer bir deyişle nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan yaban hayvanlarının populasyonunun envanterlerle bulunan limitin üzerine çıkmamasının sağlandığı anlaşılıyor.&lt;br /&gt;Belli bir yaşın üzerindeki erkek yaban keçileri de bu kapsamda yer alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4915 sayılı avcılık kanunu ve "Yerli ve yabancı avcıların av turizmi kapsamında avlanmalarına ilişkin usul ve esaslar hakkında yönetmelik" kapsamında yaban keçisi ve çengel boynuzlu dağ keçisi avlarına izin verildiğini açıklayan Erzincan Çevre ve Orman İl Müdürü Zakir Karartı, " 2008 yılı için Erzincan'da 10 adet &lt;span style="FONT-WEIGHT: bold; COLOR: rgb(204,51,204)"&gt;yaban keçisi&lt;/span&gt;, 2 adet &lt;span style="FONT-WEIGHT: bold; COLOR: rgb(153,51,153)"&gt;çengel boynuz dağ keçisi&lt;/span&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt; &lt;/span&gt;avına izin verilmiştir. Bu kotalardan 8 adet yaban keçisi ve 2 adet çengel boynuzlu dağ keçisinin avlatılması turizm firmaları aracılığıyla yabancı uyruklu avcılara ayrılmıştır. 2 adet yaban keçisinden 1 adedi yerli, 1 adeti ise yerel avcılara ayrılmıştır" dediği naklediliyor &lt;span style="FONT-WEIGHT: bold; COLOR: rgb(204,51,204)"&gt;haberler.com&lt;/span&gt; sitesindeki yazıda. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;Bu şekilde , hem belirlenen sayının üzerindeki Yaban keçisi ve Çengel boynuzlu Dağ Keçisi sayısının , yaşama ortamında aşırı bir miktara ulaşmaması , diğer yandan da yabancı, yerli ve yerel avcılara yönelik yapılan satışla bakanlığın gelir elde etmesi amaçlanıyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Koruma altında olduğu söylenen türlerin bu şekildeki avlanma yöntemlerinin bir çok çevre il müdürlüklerince de benimsenmekte olduğu görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cihan Haber Ajansında haber şöyle devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İki adet çengel boynuzlu dağ keçisi avı için 18 Haziran 2008 tarihinde Çevre İl Müdürlüğü'nde ihale yapıldı. İhaleyi AY-Fİ Turizm Seyahat Acentesi firması 3 bin 100 YTL karşılığında kazandı. Diğer 8 av için ise herhangi bir müracaat olmadı. 2 adet yaban keçisi avı için yerli avcılar bin 200, yerel avcılar ise 600 YTL karşılığında ihaleye girebilecekler. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İhale sonunda avcılar, 1 Ağustos 2008 ile 31 Mart 2009 tarihleri arasında ihale ile aldıkları avları yapabilecekler. Yabancı avcılar, bu tarihler arasında belirlenen 10 günlük süre içerisinde yerli ve yerel avcılarda 5 gün içerisinde avlarını gerçekleştirmek zorundalar."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003333;"&gt;&lt;em&gt;Adı geçen kamu kuruluşunun yaptığı işlemler tamamen yasal ..&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Milli park ya da koruma alanındaki hayvanları mı ,yoksa sözü geçen yaban hayvanlarının genel yaşam alanlarındaki yaban hayvanlarını mı saymışlar ve hangi yöntemlerle yapmışlarsa envanterlerini yapmışlar , nesli tehlikede olan ve Anadolu'ya özgü olan bu yaban hayvanlarının , doğada olması gereken limitin üzerine çıktığını belirleyerek , gerek belli bir yaşın üzerindekilerin avlanması , gerekse fazla çoğalmalarını önlemek üzere , yine yasal yöntemlerle , açık arttırmalı ihale ile , belirledikleri sayıda yaban hayvanı avı için ihale açmışlardır. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5254412513314392914" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SOtsV394y1I/AAAAAAAABF0/A3VbRlXL-vE/s320/av001.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;Yabancı ve yerli turistler gelip ihaleye girecek , bu arada av turizmi yoluyla devlete gelir sağlanacak .&lt;br /&gt;Av turizmi , safari gibi isimlerle , para karşılığı avlanma , Güney Amerika'da ve Afrika'da da uygulanmış .&lt;br /&gt;Bilmiyoruz , benzer bilimsel envanter yöntemleri oralarda da uygulanmış mıdır ?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;Ancak , dünyanın pek çok yerinde , yaban hayvanlarının neslinin tükenmesinin önüne de geçilememiştir.&lt;br /&gt;Bugün Afrika ,Asya ve Amerika'da neredeyse bir çok yaban hayvan türünü , artık doğada görmek mümkün değildir.&lt;br /&gt;Yıllardır kırsal ve dağlık arazide görev yapmış bir kimse olarak , günlerce bir canlıya bile rastlamadan ormanlarda gezdiğim çok olmuştur.&lt;br /&gt;Ülkemizde , dünyada olduğu gibi yaban hayatının yetişme ortamı hızla yokolmaktadır.&lt;br /&gt;Vaktiyle , YSE , DSİ gibi devlet kuruluşları eliyle sulak , sazlık ve bataklık alanların tarım arazisi kazanmak ya da sıtma ile savaş kapsamında tamamen kurutularak sulak alan ekosistemlerinin ve buralara özgü canlıların yokedildiği bir gerçektir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;&lt;strong&gt;Bir canlı türünün koruma altına alınacak duruma düşmüş olması ile , belli sayının üzerine çıktığı gerekçesi ile avlanma iznine konu edilmesi , birbiri ile çelişkili gibi görünüyor&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;Kamu kuruluşları , sadece belirli alanlardaki yanıltıcı olabilecek envanterler ve şablonlara hapsolmuş sayısal verilere dayanarak değil ,yaban hayatının doğal yaşam alanlarını izleyerek , doğayı okuyarak , yaban hayvanlarını nasıl bir gelecek beklediğini iyi irdelemeli ve yaban hayatı , doğal dengenin sürmesi için çok sıkı bir koruma altına alınmalı , avlanmaya mahsus araç gereçlerle av hayvanlarının bulunduğu alanlara girilmesinin önlenmesi gibi köklü önlemler değerlendirilmelidir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;BENZER KONULAR&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; :&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com/2008/02/insan-hayvan-szlemesi.html"&gt;&lt;span style="color:#000066;"&gt;&lt;strong&gt;HAYVAN-İNSAN SÖZLEŞMESİ&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com/2008/04/hiltonda-beslenip-ormanda-seslendiler.html"&gt;HİLTONDA BESLENİP ORMANDA SESLENDİLER&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com"&gt;"Gaziemir Orman"&lt;/a&gt; Blogundan alınmıştır.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542596774396821759-1169915999478310894?l=gaziemir-orman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/CiDt/~3/Lyy-gzpkW9E/koruma-altindaki-da-keilerinin-bezoar.html</link><author>rmzbrcn@yahoo.co.uk (Burraakk)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SOt1AHp6bqI/AAAAAAAABF8/jzbjRj8LCHw/s72-c/ads%C4%B1z.bmp" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://gaziemir-orman.blogspot.com/2008/09/koruma-altindaki-da-keilerinin-bezoar.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3542596774396821759.post-7234624737626663395</guid><pubDate>Sat, 24 Oct 2009 21:09:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-10-07T16:10:02.203+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">KURAKLIK VE SU SORUNU</category><title>Avrupa'nın kurak 10 kentinden 6'sı Türkiye'de</title><description>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SNqHCmVPMsI/AAAAAAAABFc/erqFnEkaNoc/s1600-h/kuraklÄ±k.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5249656794372846274" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SNqHCmVPMsI/AAAAAAAABFc/erqFnEkaNoc/s320/kurakl%C4%B1k.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;&lt;em&gt;Bugünlerde , Dünyayı ve ülkemizi bekleyen susuzluk tehlikesine sıkça değinmeye başladık. &lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;&lt;em&gt;Tükenmekte olan ve artan dünya nüfusuna yetmez hale gelen su kaynaklarımızın bilinçli , tasarruflu kullanılması ile susuzluk sorunu belki biraz daha ötelenebilecektir.&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;&lt;em&gt;Boşa akıttığımız her damla suyun , çocuklarımızın susuzluk felaketi ile karşı karşıya gelmesi anlamına geleceğini anlamak ve buna göre davranmak zorundayız..&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;&lt;em&gt;İşte gelmekte olan tehlikenin ayak sesleri :&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;........................................................................................&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AB istatistik kurumu Eurostat, Avrupa kentlerinin en kurak 10 kentinden 6'sının Türkiye'de olduğunu açıkladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa kentlerindeki yaşam kalitesini incelerken kentleri iklim yönünden de ele alan Eurostat, en az yağmur alan 10 kent arasında İzmir, Manisa, Adana, Antalya, Konya ve Gaziantep'i sıraladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Portekiz'in Faro kenti sıralamada en kurak kent olarak ortaya çıkarken, Faro'yu sırasıyla İzmir, Portekiz'in Setubal, Yunanistan'ın başkenti Atina, Manisa, Adana, Antalya, Lefkoşa, Konya ve Gaziantep takip etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En çok yağmur alan 10 kent sıralamasında İngiliz ve İrlanda kentleri ilk onda çoğunlukta yer aldı, ancak ilk iki sırayı Alman kentleri Halle a. d. Saale ve Köln öne çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NÜFUS ARTIŞI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa kentlerinin nüfus artışı bakımından da istatistiklerini yayımlayan Eurostat, nüfus artışının en hızlı olduğu 10 kent içinde 5 Türk kentini sıralandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hollanda'nın Almere kentinin bu konuda başı çektiği listede, Van 2'inci, Antalya 4'üncü, İstanbul 8'inci, Erzurum 9'uncu ve Bursa 10'uncu sırada yer aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nüfus artışının en az olduğu 10 ülkenin 3'ünü ise Rumen kentleri oluştururken, bu listede başı Slovenya'nın Maribor kenti başı çekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAŞ GRUPLARINA GÖRE NÜFUS&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kentlerin yaş gruplarına göre nüfusu göz önüne alındığında ise en yaşlı nüfusun İtalya'da olduğu, bu sıralamada 10 kentten 9'unu İtalyan kentlerinin oluşturduğu belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;0-14 yaş grubunun nüfusa oranı göz önüne alındığında en genç nüfusun da Hollanda'nın Almere kentinde olduğu, iki İngiliz kentinin bunu takip ettiği ifade edilirken, çoğu kentlerde nüfusun büyük bölümünü 0-14 yaşın oluşturduğu Türkiye'nin bu listenin dışında bırakıldığı kaydedildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eurostat'ın raporunda, "Türkiye 0-14 yaş listesine dahil edilseydi liste sadece Türk kentlerinden oluşurdu" ifadesi kullanıldı. A.A.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/dunya/9976281.asp?top=1"&gt;Hürriyet -Dünya&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com"&gt;"Gaziemir Orman"&lt;/a&gt; Blogundan alınmıştır.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542596774396821759-7234624737626663395?l=gaziemir-orman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/CiDt/~3/NoLRp_ADMXc/avrupann-kurak-10-kentinden-6s-trkiyede.html</link><author>rmzbrcn@yahoo.co.uk (Burraakk)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SNqHCmVPMsI/AAAAAAAABFc/erqFnEkaNoc/s72-c/kurakl%C4%B1k.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://gaziemir-orman.blogspot.com/2008/09/avrupann-kurak-10-kentinden-6s-trkiyede.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3542596774396821759.post-624252835129171137</guid><pubDate>Sat, 24 Oct 2009 21:08:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-10-07T16:10:02.205+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">KURAKLIK VE SU SORUNU</category><title>SU  DEĞERLİDİR</title><description>Son  iki  yazımızın kaynağı  , İzmir Büyükşehir Belediyesinin web sitesi.....&lt;br /&gt;Alttaki diğer başlıkta , Azmak Deresi düzenlemelerini konu alan bir yazı yer alıyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünkü  konumuz dünyanın  tatlısu kaynaklarına  ne olduğu , ve  bunun  ülkemizdeki  yansımaları.Ayrıca  , İzmir Anakent Belediyesince , su  kaynaklarının  tasarruflu kullanılması  çağrılarını  öne  çıkaran  afiş  ve diğer uyarılara da değineceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SNZX5SFMbvI/AAAAAAAABD8/I6rG4Gu61Xw/s1600-h/484_picture02.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SNZX5SFMbvI/AAAAAAAABD8/I6rG4Gu61Xw/s320/484_picture02.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248479057364676338" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;Bildiğiniz  gibi , Dünyada büyük bir  hızla artan  insan  nüfusunun karşılanması gereken  tatlısu  ihtiyacı nedeniyle ,   tatlı su rezevlerinin tükenmesinin ülkemizdeki yansıması ile , susuzluk tehlikesi ile yüzyüzeyiz.. Daha  çok su temini için alınan tedbirler  , tatlı su rezervlerinin azalmasını engelleyemiyor. Tam tersine   , su kaynaklarının daha da hızlı tükenmesine  yol açan geçici çözümler diyebileceğimiz bir rahatlamanın sonunda,   dünyayı  diğer doğal felaketlerle  birlikte ,  korkunç bir susuzluk felaketi bekliyor.&lt;br /&gt;On yıllar önce , bilim adamlarının bir  sözü , özdeyişe dönüşmüş halde  kulaklarımda  çınlıyor:&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 51, 102); font-weight: bold;"&gt;"-İki bardak  suyunuz varsa , lütfen  birini içmeyin..Saklayın..Çünkü bir  bardak  suya  muhtaç olacağımız günler geliyor"&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);"&gt;nnn&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 51, 102);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Barajlardaki tutulan su rezervleri bitiyor ,  göller  ırmaklar  kuruyor. Yer altından  yüzlerce metre derinlikten  çıkan  sular artık  çıkmıyor.. Daha derine  ,  her seferinde daha derine  inmek zorunda kalınıyor.&lt;br /&gt;Yanlış  bir  inanış var halk arasında .. Hatta yetkili  kişiler de de  ayni  yanlışı görüyoruz. Yağacak bir  yağmurun tatlısu   rezevlerini  tekrar  eski düzeye getireceği sanılıyor. Yağmur  , haftalarca yağsa da  su rezervlerinin  eski  haline  gelmesi  mümkün değil.&lt;br /&gt;Niye mi ?&lt;br /&gt;Yer altında  yüzyıllarca  , belki  de  binyıllarca zamandan  beri ,tıpkı petrol yatakları gibi  depo halde  bulunan  çok büyük tatlısu gölleri ya da denizleri vardır. Bunlar tüketiliyor ya da tüketildi şu ana kadar.&lt;br /&gt;Bu rezervler , yağışla tekrar eski halini alabilecek kaynaklardan  değil.&lt;br /&gt;Geçenlerde  ,  tam  olarak nerede  okuduğumu hatırlayamıyorum  , bir Amerikan   kuruluşunun  internet sitesinde , yer altında  keşfedilen  tatlısu denizinden bahsediliyor ve  bu  tatlısu rezervinin üzerinde  bulunan  , hatırlayamadığım  o büyük kent ve  çevresindeki yerleşim , tarım ve  sanayi alanlarına  yıllarca  yeteceğini anlatıyordu..&lt;br /&gt;Tatlısuyu da  hazır rezervlerden   tükettiğimizin farkında değildik galiba....&lt;br /&gt;Mexico  City gibi Pekin  gibi kentlerinde yaşayan  ,  onmiyonlarca insan  nüfusuna  tatlısu  su  yetiştirebilmek için çevrede  mevcut  bütün su kaynaklarının  kullanılıp tüketildiğini , yer altında yüzlerce  metre derinlikteki derin  kuyulardan  su  çekilerek ihtiyacın karşılanmasına çalışıldığı ,  bu  kaynakların da  tükenmeye başladığı , her  iki  kentin de  ,  derin  kuyu pompalarıyla  çekilen  sular nedeniyle 1,5-2 metre  aşağıya battığını ve  çökmenin devam etmekte  olduğunu , artık ,  kenar semtlere  tankerlerle  su taşındığını ,  insanların bir iki bidon  su alabilmek için  birbirini çiğnediğini biliyor muydunuz ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte ,  dünyada bu gelişmeler olurken , kentlerimizde  bir yandan  sularımızın  zehirli atıklarla  kirlenmesi , en son olarak İzmir'in suyunda  çıkan arsenik  sorunu , diğer yandan  su kaynaklarının gittikçe tükenmesi,   su kaynaklarının  tasarruflu kullanılmasını  , bir damla suyun bile israf edilmemesini zorunlu hale getiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte ,İzmir 'de de Tahtalı barajının dibi göründü..Yer altı  kuyularında su  tükendi. Arsenikli suyu  bile  bulamayacağız gibi görünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İ&lt;span style="color: rgb(102, 51, 102); font-weight: bold;"&gt;zmir Büyükşehir Belediyesi , çeşitli afiş ve sloganlar geliştirmiş ,otobüs duraklarında ,bilboardlarda , otobüslerde  bu yönde  uyarılar yapıyor İzmir halkına ...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold; color: rgb(204, 0, 0);"&gt; Biz de  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0); font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;bu  uyarıları buradan&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 51, 102);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold; color: rgb(204, 0, 0);"&gt; duyuralım istedik :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;................................................................&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: rgb(8, 140, 212);font-size:100%;" &gt;Suyu Tasarruflu Kullanalım&lt;br /&gt;         &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;                                                                    &lt;!-- Metin Baslangic --&gt;                   &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Su Değerlidir...&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Yeryüzünün büyük bir kısmının sularla kaplı olmasına rağmen bunun çok küçük bir bölümü tatlı ve kullanılabilir su niteliğindedir.&lt;br /&gt;Dünya da 6 insandan 1’i güvenilir içme suyuna sahip değildir.&lt;br /&gt;BM 43 ülkede 700 milyon kişinin su kıtlığı çektiğini, önlem alınmazsa 2025 yılında bu rakamın 3 milyarı geçebileceğini bildirmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatın kaynağı olan su, sadece küresel ısınmanın değil, bilinçsiz tüketimin de etkisi hızla azalmaktadır. Türkiye sanılanın aksine su zengini değil, su azlığı yaşayan bir ülkedir.&lt;br /&gt;Türkiye’nin gelecek kuşaklara sağlıklı ve yeterli su bırakabilmesi için kaynaklarını çok iyi koruyup akılcı kullanması gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;Suyumuza Sahip Çıkalım!&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;SU TASARRUFU EVDE BAŞLAR&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;• Evimizde gizli su kaçağı olabilir. Anlamak için muslukları kapatalım ve su sayacındaki rakamı okuyalım. Su kullanmadan geçen iki saatin sonunda sayacı tekrar okuyalım. İki rakam arasında fark varsa önlem almalıyız.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;• Musluk, rezervuar arızalarını ihmal etmeyelim. Damlatan bir tek musluktan, bir günde 7 kova su kaybolur.&lt;/p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SNZY0i5rR6I/AAAAAAAABEE/12NFvdLWfFg/s1600-h/484_picture01.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SNZY0i5rR6I/AAAAAAAABEE/12NFvdLWfFg/s320/484_picture01.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248480075492050850" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p&gt;• Banyo ve tuvalette kullanılan su, evin toplam su tüketiminin % 70 i kadardır. Tuvalet rezervuarı 16 litrelikse, su dolu 2 adet plastik şişe koyarak su tüketimini % 20 azaltabiliriz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;• Rezervuarları yenilediğimizde daha düşük kapasiteli olanları tercih edelim.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;• Ellerinizi yıkarken, dişlerinizi fırçalarken, traş olurken, bulaşıkları durularken bir dakika boşa akan su yaklaşık 15-20 litredir.&lt;/p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SNZZJRpTIoI/AAAAAAAABEM/9mwOQaqpl0A/s1600-h/484_picture04.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SNZZJRpTIoI/AAAAAAAABEM/9mwOQaqpl0A/s320/484_picture04.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248480431637209730" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p&gt;• Banyo yerine duşu tercih edelim. Bir duşta ortalama 50 litre, bir banyoda ise 150 litre su tüketilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;• Çamaşır ve bulaşık makinaları bir defada ortalama 40 litre su tüketmektedir. Makinelerinizi tam doldurmadan çalıştırmayalım ve kısa programları tercih edelim.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SNZZy3q-4RI/AAAAAAAABEc/QHUhlzsYbcs/s1600-h/484_picture03.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SNZZy3q-4RI/AAAAAAAABEc/QHUhlzsYbcs/s320/484_picture03.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248481146219454738" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;• Bahçe sulamak için buharlaşmanın az olduğu sabah ya da akşam üstü saatlerini tercih edelim.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;• Sebze ve meyve yıkadığımız suyla çiçek sulayabilir, temizlik yapabiliriz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;• Otomobilimizi hortumla yıkamak yerine silerek ya da kova ve sünger kullanarak temizleyebiliriz.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com"&gt;"Gaziemir Orman"&lt;/a&gt; Blogundan alınmıştır.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542596774396821759-624252835129171137?l=gaziemir-orman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/CiDt/~3/XK2CTBmVhi8/su-hayattir.html</link><author>rmzbrcn@yahoo.co.uk (Burraakk)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SNZX5SFMbvI/AAAAAAAABD8/I6rG4Gu61Xw/s72-c/484_picture02.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://gaziemir-orman.blogspot.com/2008/08/su-hayattir.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3542596774396821759.post-7817383470915506232</guid><pubDate>Sat, 24 Oct 2009 21:06:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-09-11T00:28:14.775+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">GÜNCEL HABERLER</category><title>MENDERES' İLÇESİNİN KÜNER VE ŞAŞAL KÖYLERİNDE YANAN ORMAN ALANLARI YENİDEN YEŞİLLENDİRİLİYOR</title><description>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SMgv4VytmgI/AAAAAAAABC8/NFHKhO6gphw/s1600-h/DSCF2314.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5244494411041970690" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SMgv4VytmgI/AAAAAAAABC8/NFHKhO6gphw/s320/DSCF2314.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;span style="color:#663366;"&gt;&lt;strong&gt;Yanan fıstıkçamı ağaçları ( mahalli adı ile küner ağaçları ) &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5244493237610264258" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SMgu0CaytsI/AAAAAAAABCs/Dib65GHrRlo/s320/DSCF2277.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;20 Temmuz 2008 günü akşam saatlerinde TEDAŞ Enerji iletim hattı altında başlayan ve şiddetli rüzgar nedeniyle çok kısa bir sürede geniş bir alana yayılarak , Menderes ilçesinin Küner ve Şaşal köylerinin ormanlık alanlarının yanmasına neden olan yangının ardından , yanan alanların yeniden orman haline getirilmesi için Gaziemir ve Gümüldür Orman İşletme Şefliklerinin çalışmaları büyük bir hızla devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SMgvC-nU8kI/AAAAAAAABC0/drv6hNoWQqs/s1600-h/DSCF2288.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5244493494287135298" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SMgvC-nU8kI/AAAAAAAABC0/drv6hNoWQqs/s320/DSCF2288.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Gaziemir Orman İşletme Şefi Erdal ŞAHAN 'ın verdiği bilgiye göre , Sahalardaki yanık materyalin bu ayın sonlarında temizlenmesinin ardından dozerle toprak işlemesi yapılarak , aralık ayından itibaren saha dikim yoluyla tekrar ağaçlandırılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SMgukngQMsI/AAAAAAAABCk/i8bXARJEUL4/s1600-h/DSCF2215.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5244492972687372994" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SMgukngQMsI/AAAAAAAABCk/i8bXARJEUL4/s320/DSCF2215.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Kayalık arazi kısımlarının dikim yapılamayacak kısımlarına tohum atılarak sonbahar ve erken ilkbaharda çimlenmeler ile doğal yollarla da sahaya fidan gelmesi sağlanacak. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sahada yerli ağaç türleri ile tür çeşitliliğinin oluşturulması ile ,  daha dayanıklı ormanlar elde edilmesini sağlanacağını söyleyen İşletme Şefi Erdal ŞAHAN , yanan ormanın yerine yeniden dikilen fidanların yetişmesi için uzun yıllar geçmesi gerektiğini belirterek , yanan her yaprağın , çocuklarımızın yarınlarından çalındığını , insanlarımızın , sönmeden atılan sigara ve ormanlık alanlarda yakılan ateş gibi nedenlerle ormanlarımızın yanmasına neden olduklarını , dünyamızı canlı yaşayamayacak bir gezegene dönüştürmek istemiyorsak , doğa ve çevrenin korunmasında son derece duyarlı olunması gerektiğini belirtti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com"&gt;"Gaziemir Orman"&lt;/a&gt; Blogundan alınmıştır.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542596774396821759-7817383470915506232?l=gaziemir-orman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/CiDt/~3/kLkpjNWTsVM/menderes-ilesinin-kner-ve-aal-kylerinde.html</link><author>rmzbrcn@yahoo.co.uk (Burraakk)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SMgv4VytmgI/AAAAAAAABC8/NFHKhO6gphw/s72-c/DSCF2314.JPG" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://gaziemir-orman.blogspot.com/2008/08/menderes-ilesinin-kner-ve-aal-kylerinde.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3542596774396821759.post-1056567156646861977</guid><pubDate>Sat, 24 Oct 2009 21:05:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-10-18T17:19:39.694+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">YAŞADIKLARIMIZ  ..........    HİSSETTİKLERİMİZ</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">GÜNCEL HABERLER</category><title>BİR  9 EYLÜL YAZISI</title><description>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SMbTeBbjyOI/AAAAAAAABCU/aVtSDlc3Q0w/s1600-h/9.+EylÃƒÂ¼l+2006.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5244111328853084386" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SMbTeBbjyOI/AAAAAAAABCU/aVtSDlc3Q0w/s320/9.+Eyl%C3%BCl+2006.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dokuz Eylül ,yalnız İzmir'lilere değil ,Türkiye'ye kutlu olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Emperyalizmin o gün de bu günkü gibi , etnik ve ırk milliyetçiğini öne çıkararak, Batı Anadolu , Kuzey Anadolu ,ve Marmara bölgesinde tarihsel Helenizm hayallerini hortlatması , Sevr teslimiyet anlaşmasını hayat geçirerek bütün Osmanlı topraklarını paylaşma projesini uygulamaya sokması , Istanbuldaki yönetimin aksine , Anadolu'da umulmadık bir direnişle karşılaştı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yokluk içindeki Anadolu , kağnısı ile öküzü ile , kadını erkeği ile emperyalizme karşı ilk ulusal uyanış örneğini yarattı..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;9 Eylül , Yunanlıların denize dökülmesinin anma günü değildir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Emperyalizmin kışkırtmalarına kapılarak Pan -Helenist imparatorluk kurma hayalleri ile Anadoluyu işgal etmeye kalkışan Yunanlılara karşı kazanılan zaferlerin anma günü de değildir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yunanlılarla savaş ve düşmanlık günleri , tarihin tozlu sayfalarına gömülmüştür.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;9 Eylül günü , finali İzmir'de tamamlanan bir ulusal kurtuluş savaşı , bir Ulusun kendine biçilen uğursuz bir sona hayır demesidir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Osmanlı tebaası olan bütün uluslar kendi milliyet bilinçlerini korurken , ulus bilinci yok olan Türklüğün , yeniden kendini bulmasıdır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bunu , Cumhuriyetin ilanından sonra , Atatürk'ün Güneş-Dil teorisi , Hititlerin kökeni , Türk Dil kurumu ve Türk Tarih Kurumlarının kurulması ,ve yeniden Türklük bilincinin ulusa kazandırılması çalışmalarında görebiliyoruz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Gelecek 9 Eylülleri , anlamını yaşatır şekilde kutlamak ve kentte o coşkuyu doyasıya yaşamak için herkes üzerine düşeni yapmalıdır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;9 Eylül , bir semboldür. O günün coşkusunu tüm İzmir lilerin yaşaması ,ve bu coşkunun dalga dalga ülkeye yayılması gerekir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İlk kurşun anıtı da İzmir'dedir , Belkahve'den gururla İzmir'e bakan Mustafa Kemal Anıtı da İzmir'de..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu , İzmir'lilerin niçin 9 Eylüllerde gururla meydanlara ,alanlara koşup coşku dalgaları yaratmaları gerektiğinin de yanıtıdır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5244111479453793330" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SMbTmydkPDI/AAAAAAAABCc/z7sDvO_qiOo/s320/9.+Eyl%C3%BCl+2006+%2812%29.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Canım Türkiye , güzel İzmir ...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;9 Eylül hepimize kutlu olsun...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com"&gt;"Gaziemir Orman"&lt;/a&gt; Blogundan alınmıştır.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542596774396821759-1056567156646861977?l=gaziemir-orman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><enclosure type="video/mp4" url="http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=f5c6ede2b6f95453&amp;type=video%2Fmp4" length="0" /><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/CiDt/~3/j48oI_Tsej8/ge-kalmi-bir-9-eyll-yazisi.html</link><author>rmzbrcn@yahoo.co.uk (Burraakk)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SMbTeBbjyOI/AAAAAAAABCU/aVtSDlc3Q0w/s72-c/9.+Eyl%C3%BCl+2006.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://gaziemir-orman.blogspot.com/2008/09/ge-kalmi-bir-9-eyll-yazisi.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3542596774396821759.post-575042061938162474</guid><pubDate>Sat, 24 Oct 2009 21:04:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-09-17T22:03:23.916+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">HAYATIMIZ  MİZAH</category><title>KİRLETME  KİRLENİRSİN</title><description>Çevremizi korumak ve sokaklarımızı caddelerimizi evimizin içi gibi temiz tutmak için bizim de mi başımıza böyle bir şeyler gelmeli dersiniz ?&lt;br /&gt;Buyurun , hem gülelim , hem izleyelim.........&lt;br /&gt;Ve ondan sonra da ,pek çoğumuzun caddelerimizi çöplük gibi kullandığının farkına varalım......&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-c293807c6e32e0d5" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.blogger.com/img/videoplayer.swf?videoUrl=http%3A%2F%2Fvp.video.google.com%2Fvideodownload%3Fversion%3D0%26secureurl%3DqAAAAHZQAKfu6jF-JfdYz_38VljLe8pPJZ_n4LfAFAMHR6d7SeDbPMzEdZh5402Bj_w2gLXMookyjCIqGe3lDU5c81TajwboVSC8VjUYk3nlsUhiGb1BtmEEuXi0colAwDx7F47FzZJ8iRDHnk1nkjy-wxKqmN9X5qy6fxrLWpvGQkAYSFzGVDg3kxSfPZ8RBKNnthllNf8fTEccc_dtV_XYEImcBQghjDrbHAXQBXGr5kcj%26sigh%3D7Prj26YMOx3h3IcMDk6XjS8J-G0%26begin%3D0%26len%3D86400000%26docid%3D0&amp;amp;nogvlm=1&amp;amp;thumbnailUrl=http%3A%2F%2Fvideo.google.com%2FThumbnailServer2%3Fapp%3Dblogger%26contentid%3Dc293807c6e32e0d5%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw320%26sigh%3Dgwx8Udv5gzYt2tdx-Ve1bxzdyr0&amp;amp;messagesUrl=video.google.com%2FFlashUiStrings.xlb%3Fframe%3Dflashstrings%26hl%3Den"&gt;
&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;
&lt;embed width="320" height="266" src="http://www.blogger.com/img/videoplayer.swf?videoUrl=http%3A%2F%2Fvp.video.google.com%2Fvideodownload%3Fversion%3D0%26secureurl%3DqAAAAHZQAKfu6jF-JfdYz_38VljLe8pPJZ_n4LfAFAMHR6d7SeDbPMzEdZh5402Bj_w2gLXMookyjCIqGe3lDU5c81TajwboVSC8VjUYk3nlsUhiGb1BtmEEuXi0colAwDx7F47FzZJ8iRDHnk1nkjy-wxKqmN9X5qy6fxrLWpvGQkAYSFzGVDg3kxSfPZ8RBKNnthllNf8fTEccc_dtV_XYEImcBQghjDrbHAXQBXGr5kcj%26sigh%3D7Prj26YMOx3h3IcMDk6XjS8J-G0%26begin%3D0%26len%3D86400000%26docid%3D0&amp;amp;nogvlm=1&amp;amp;thumbnailUrl=http%3A%2F%2Fvideo.google.com%2FThumbnailServer2%3Fapp%3Dblogger%26contentid%3Dc293807c6e32e0d5%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw320%26sigh%3Dgwx8Udv5gzYt2tdx-Ve1bxzdyr0&amp;amp;messagesUrl=video.google.com%2FFlashUiStrings.xlb%3Fframe%3Dflashstrings%26hl%3Den" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;
&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oh , iyi oldu dediniz ,değil mi ?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com"&gt;"Gaziemir Orman"&lt;/a&gt; Blogundan alınmıştır.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542596774396821759-575042061938162474?l=gaziemir-orman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><enclosure type="video/mp4" url="http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=c293807c6e32e0d5&amp;type=video%2Fmp4" length="0" /><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/CiDt/~3/TtOXJSNpHKM/kirletme-kirlenirsin.html</link><author>rmzbrcn@yahoo.co.uk (Burraakk)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://gaziemir-orman.blogspot.com/2008/06/kirletme-kirlenirsin.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3542596774396821759.post-7020651144982611443</guid><pubDate>Sat, 24 Oct 2009 21:03:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-09-07T11:33:58.751+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">KİTAP TANITIM KÖŞESİ</category><title>BU DOKTORU REHİN ALALIM -- (MEZOTELİOMA GERÇEĞİ)</title><description>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SMOFlI8Z3KI/AAAAAAAABCE/pSNmFn8Jbrk/s1600-h/bu+doktoru++rehin+alalÄ±m.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243181264291880098" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SMOFlI8Z3KI/AAAAAAAABCE/pSNmFn8Jbrk/s320/bu+doktoru++rehin+alal%C4%B1m.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#330033;"&gt;&lt;strong&gt;Bilirsiniz , özellikle Orta Anadolu’nun zeolit içeren toprağa sahip bazı yörelerinde çok görülen mezotelyoma , özellikle akciğer zarını sararak genç yaş ölümlerine sebep olan bir hastalıktır.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#330033;"&gt;&lt;strong&gt;Türkiye'de, Orta ve Güneydoğu Anadolu'da önemli bir halk sağlığı problemi oluşturmaktadır. Türkiye'de ayrıca Kapadokya bölgesinde 3 köyde (Tuzköy, Karain ve Sarıhıdır köylerinde) diğer asbest olmayan bir mineralin MPM epidemisine yol açtığı bulunmuştur. Bu mineral fibröz "zeolite" (erionit) olarak adlandırılmaktadır. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#330033;"&gt;&lt;strong&gt;Erionit en güçlü karsinojen (Kanser yapıcı) olarak kabul edilmekte olup, bu köylerde evlerin yapıldığı tüf kayaları ile evlerin dayanığı ve kiler olarak kullanılan mağaraların duvarlarında bulunmuştur. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#330033;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#330033;"&gt;&lt;strong&gt;Eski bir yayın olmasına rağmen , ilginçliği ve özgünlüğü nedeniyle , bugün size ülkemizin bazı yörelerinde insanların yaşlanmadan ölümüne sebep olan bir hastalığı , Mezotelioma ile ilgili çalışmalarını ve bu sırada yaşadığı ilginç olayları anlatan , Prof Dr. İzzettin BARIŞ'ın bir kitabını tanıtıyoruz...&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#330033;"&gt;&lt;strong&gt;Rahmetli Prof.Dr.İzzettin Barış, İç Anadolu Bölgesi'nde yaptığı araştırmalarda, toprakta bulunan bazı minerallerin (Erionite gibi) asbest gibi mezotelyomaya neden olduğunu saptamıştır. Anadolunun bazı yörelerinde beyaz toprak adı verilen bu mineralleri içeren toprak, sıva ve boya malzemesi olarak evlerin duvarlarına sürülmekte ve bu nedenle bu bölgelerde mezotelyoma sık görülen bir hastalık olarak karşımıza çıkmaktadır.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#330033;"&gt;&lt;strong&gt;Özellikle bazı köylerde aşırı derecede yoğun görülen bu hastalığa , önceleri yeterli bilgi olmamasından dolayı , uzun yıllar boyunca , verem tanısı koyulmakta olduğu, yörede çalışmalar yaparak konuyu gündeme taşıyan Prof. Dr. Y. İzzettin Barış tarafından "Bu Doktoru Rehin Alalım“ isimli kitabında kendi ilginç uslübu ile dile getirilmektedir..&lt;br /&gt;Genellikle bu yörede beyaz toprak olarak bilinen bu tür toprakla evlere yapılan sıva ve badananın tozları , evde toprak zeminlerin süpürülmesi , bu tür toprak tozunun uzunca süreler solunması sonucu lifli ve kristalli yapısı ile akciğer zarına yapışan buralarda tümör oluşturarak çok kısa sürede , birinci derecede akciğeri tahrip eden zeolitin , sadece solunma yoluyla etki etmekte olduğu , ağızdan alınma ya da vücuda temasla sağlığa mezotelyoma yönünden direkt etkisi olmadığı ortaya konmuştur. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="color:#330033;"&gt;&lt;strong&gt;Ancak , çalışmalar ilerledikçe ve konu gündeme taşındıkça , İsimleri bu yeni duyulan hastalıkla anılmaya başlayan köylerde , köylülerin ürettiği zirai ürünleri , verem ve kanser tehlikesi taşıyor diye pazarlarda kimsenin satın almadığı , zaten yoksul olan yöre halkının daha da yoksullaşması ve çevrede vebalı insanlar gibi muamele görmeye başlaması üzerine bu duruma öfkelenen köylülerin profesörü köylerinden kovduğu kitapta anlatılmaktadır.&lt;br /&gt;Sonuçta bu çalışmalarla ,mezotelioma hastalığı ülkemizde tanınmaya başlanmış , sağlık teşkilatı olaya bu perspektiften bakarak alınacak önlemler almaya çalışmıştır.&lt;br /&gt;Toprakların yapısı değiştirilemeyeceğine göre , riskin yüksek olduğu köylerin başka yerlere taşınması ,buralarda yeni yerleşime izin verilmemesi ,en etkin önlemlerdir ,asbest ya da fibriyolit - zeolit içeren yörelerde.&lt;br /&gt;Bugünlerde durum nedir , bilmiyorum&lt;/strong&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;KAYNAK: Astimalerji.org , toraks.org&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://kutuphane.fisek.org.tr/index.php" book_id="423”"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;NFH Bilim Ve Sanat Ortamı ‘&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;nın sitesinde kitapla ilgili şu bilgilere ulaştım: &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;Kitap : Bu Doktoru Rehin Alalım&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;Yazar : * &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://kutuphane.fisek.org.tr/yazar.php?author_id=169"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;İzzettin Barış&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;Dil : Türkçe&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;Bölüm : Sosyal Hekimlik&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;Yayın Yeri : Ankara&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;ISBN : 975-95815-0-7&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;Yayın Tarihi : Temmuz 1994&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;Yayıncı : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://kutuphane.fisek.org.tr/yayinci.php?publisher_id=1224"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;Ajans Türk Mat. Sanayi A.Ş.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;Tür : Kitap&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;Kitap No. : 423 &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com"&gt;"Gaziemir Orman"&lt;/a&gt; Blogundan alınmıştır.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542596774396821759-7020651144982611443?l=gaziemir-orman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/CiDt/~3/ICMlTGyb7JI/bu-doktoru-rehin-alalim-mezotelioma.html</link><author>rmzbrcn@yahoo.co.uk (Burraakk)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SMOFlI8Z3KI/AAAAAAAABCE/pSNmFn8Jbrk/s72-c/bu+doktoru++rehin+alal%C4%B1m.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total><feedburner:origLink>http://gaziemir-orman.blogspot.com/2008/09/bu-doktoru-rehin-alalim-mezotelioma.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3542596774396821759.post-8521577986696432320</guid><pubDate>Sat, 24 Oct 2009 21:01:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-12-09T06:41:59.065+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ORMAN YANGINLARI-ORMAN KAYIPLARI</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">GÜNCEL HABERLER</category><title>BİR  ORMAN YANGINI VE  DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SIT3ZE5SOZI/AAAAAAAAAus/qrN-xZkUE4U/s1600-h/orman_yangini_b.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SIT3ZE5SOZI/AAAAAAAAAus/qrN-xZkUE4U/s320/orman_yangini_b.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5225573477839419794" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İzmir'in Cumaovası (Menderes) ilçesinde , Dereköy mahallesi civarında Edil Deresi  mevkiinde 20 temmuz günü  akşam saatlerinde  başlayan yangın ,tam anlamıyla bir doğa faciasına  dönüştü.&lt;br /&gt;Belirlemelere göre ,&lt;span class="fullpost"&gt;Etibank ın  eski maden işleme  tesislerinin  bulunduğu  ormanlık alanda  TEDAŞ ,yeni  ismiyle GEDAŞ 'a ait elektrik direğinin , bakımsızlık sonucu ark yapması  ile başlayan orman yangını , şiddetli rüzgar nedeniyle  ,bir  kaç saat  içinde inanılmaz bir  hızla  Şaşal ve Deliömerler köylerine  ulaştı.Genellikle sarp ve  kayalık yapıdaki dere  vadilerinin , müdahele edilmesini son derece  zorlaştırmasından dolayı  ,güçlükle müdahele edilebilen yangında ,köylerin yanmaması ve can kaybı olmaması için mülki idare ve orman idaresi çok büyük çaba gösterdi..Şu ana kadar yangınla mücadele edenler ya da köylülerden can kaybı olmaması teselli oldu.&lt;br /&gt;Yanan ormanlık alanlar, bakir sayılabilecek doğal güzellik bakımından İzmir'in gözbebeği idi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendine  özgü ekosistemi olan Havzanın ,çok çeşitli bitkisel tür zenginliğine sahip olduğu biliniyor.&lt;br /&gt;En az 800-1000 Ha.  civarında orman alanının tahrip olduğu belirtiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yangında TEDAŞ yetkililerinin son derece  büyük sorumluluğu olduğu düşünülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık 15 gün kadar önce ayni Enerji Nakil Hattından yine ark yapma sonucu  çıkan yangın ,fazla büyümeden söndürülmüş ve tedbirsizlik nedeniyle orman yangına sebep olmaktan dolayı TEDAŞ yetkilileri hakkında Orman idaresince Kamu davası açılmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk yangından 15 gün kadar sonra yine ayni enerji nakil hattından tekrar orman yangını çıkması ,  TEDAŞ yetkililerinin , daha  önce  çıkan yangına rağmen ,büyük bir  umursamazlıkla &lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;enerji hattının tamir ve bakım işlemlerini yapmaması nedeniyle , &lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;muhtemelen&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;klemens ve izolatörlerin eskimesi ve gevşemesiyle , direkten yerdeki yanıcı  ot ve bitki tabakasına ulaşan  elektrik kaçağının ve kıvılcımların bu yangına yol açtığı belirtiliyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insanlarımızın  gerek ormanlık alanlarda sönmemiş sigara atınca yangın  çıkacağını bile  bile sönmemiş  izmaritlerini ormanlık alana atmaları , gerekse TEDAŞ gibi kuruluşların , defalarca ayni nedenden orman yangınları  çıkmasına rağmen  enerji nakil hatlarına  gerekli bakım  işlemlerini yapmamalarının , gerek  toplum ve  gerekse kamu çalışma sahasında toplumsal açıdan gerekli sorumluluk anlayışının pek olumlu noktalarda olmadığını göstermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can kaybı  yok ,  hiç  olmazsa  buna seviniyoruz diyoruz ..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok büyük orman kaybı , hayal bile edemeyeceğimiz çeşitte ve sayıda doğadaki hayvan ve diğer canlıların yanarak yokolması...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya  bunlar  ne ? Can değil mi ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 51, 102); font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 153); font-style: italic;"&gt;İlgili Konular:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com/2008/01/yaniyoruz.html"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt;Yanıyoruz&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com/2007/05/yaadiklarimiz.html"&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;"Keşke "  diyordu ,  " keşke yakmasaydım"&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com/2008/04/ormancilarin-dnyasi.html"&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Ormancıların Dünyası&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com/2007/09/orman-yanginlari-ile-mcadele-biz.html"&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Orman Yangınlarıyla Mücadele , Ormancıların canlarını ortaya koyarak yürüttüğü bir savaştır&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 102); font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;İlgili haberler:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.cnnturk.com/TURKIYE/haber_detay.asp?PID=318&amp;amp;haberID=483214"&gt;CNN Türk&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com"&gt;"Gaziemir Orman"&lt;/a&gt; Blogundan alınmıştır.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542596774396821759-8521577986696432320?l=gaziemir-orman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/CiDt/~3/yRI9jWRHAHY/koskoca-da-yandicanlilar-yokoldu-peki.html</link><author>rmzbrcn@yahoo.co.uk (Burraakk)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SIT3ZE5SOZI/AAAAAAAAAus/qrN-xZkUE4U/s72-c/orman_yangini_b.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total><feedburner:origLink>http://gaziemir-orman.blogspot.com/2008/07/koskoca-da-yandicanlilar-yokoldu-peki.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3542596774396821759.post-7671778182493167082</guid><pubDate>Sat, 24 Oct 2009 20:55:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-12-09T06:41:59.400+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ORMAN YANGINLARI-ORMAN KAYIPLARI</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">GÜNCEL HABERLER</category><title>Küllerinden doğan yangın gözetleme kulesi</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SG9zZp9tM9I/AAAAAAAAAuU/GbD8Jwm1UyM/s1600-h/kule+,yanm%C4%B1%C5%9F+hali.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SG9zZp9tM9I/AAAAAAAAAuU/GbD8Jwm1UyM/s320/kule+,yanm%C4%B1%C5%9F+hali.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5219517377744286674" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SG9yYxSTFjI/AAAAAAAAAuE/kN6dOaXveK4/s1600-h/meryemana+kulesi+yeni.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SG9yYxSTFjI/AAAAAAAAAuE/kN6dOaXveK4/s320/meryemana+kulesi+yeni.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5219516263018206770" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meryemana Evi’nin de yer aldığı Bülbül Dağı’nda 2 yıl önce çıkan büyük yangında  personelinin son ana kadar terk etmediği Meryemana yangın gözetleme kulesi , gördüğü büyük hasar sonrası yeniden ayağa kaldırıldı&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="line-height: 1.5em;"&gt; &lt;p&gt;SELÇUK - İzmir’in Selçuk ilçesinde 20 Ağustos 2006 günü çıkan ve Meryamana Evi’nin de bulunduğu Bülbül Dağı’nda 350 hektar kızılçam ve fıstık çamı ormanının yanmasına sebep olan yangında büyük hasar gören Meryemana Yangın Gözetleme Kulesi, seyir terası ve müzesiyle birlikte küllerinden yeniden doğdu.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Türkiye’nin yanı sıra Vatikan ve Avrupa’nın diğer bazı ülkelerinin de gündemini meşgul eden ve kısa sürede, görev yerini terk etmeyerek hayatlarını riske atan personelin bulunduğu Meryemana Gözetleme Kulesi’ne kadar ulaşan yangının, burada da ağır hasara yol açması üzerine başlatılan çalışmalar tamamlandı.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kulenin, ülkede ilk kez uygulanan özgün bir mimari projeyle hazırlandığı kaydedildi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;İzmir Orman Bölge Müdürü İbrahim Çiftçi, bütün dünya Hıristiyan alemince kutsal sayılan, yerli ve yabancı her yıl binlerce turistin ziyaret ettiği Meryemana Evi yakınındaki kuleyi yeniden inşa ederken, farklı bir misyon da yüklenmek istediklerini bildirdi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Projenin tamamının İzmir Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı mimar ve mühendisler tarafından hazırlandığını ifade eden Çiftçi, 4 katlı sekizgen binanın yerli ve yabancı turistlere yakın zamanda açılacağını belirtti.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Çiftçi, "şu anda çalışmaları tamamlanan kuleyi ve müzemizi ziyarete gelecek yerli ve yabancı turistler, geçmişten günümüze teşkilatımızın faaliyetleri hakkında bilgi alırken, orman sevgisi ve bilinci de pekiştirilmiş olacak" dedi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Çiftçi’nin verdiği bilgiye göre, Meryemana Yangın Gözetleme Kulesi’nin ilk katında Ormancılık Tarihi Müzesi yer alıyor. İkinci katında personel lojmanı bulunan kulenin üçüncü katı ise seyir terası olarak dizayn edildi. Yangın gözetleme merkezi ise en üst katta projelendirildi.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;(aa)&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="line-height: 1.5em;"&gt;&lt;p&gt;...............................................................................&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);font-size:130%;" &gt;&lt;a class="contentList" style="display: block; font-weight: bold; font-style: italic;" title="Meryemana Kulesi müze yapılıyor (6 Şubat 2008)"&gt;Meryemana Kulesi müze yapılıyor&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;İzmir’in Selçuk İlçesi Meryemana Sarıkaya Tepe Mevkiin’de 20 Ağustos 2006’da çıkan orman yangınında 350 hektar çam ormanıyla birlikte kül olan yangın kulesi müze olacak. Selçuk’daki orman yangınında alevler Meryamana Evi’nin duvarlarına ulaşmış, hemen yakınındaki Bülbül Dağı zirvesindeki Orman Yangın Gözetleme Kulesi de kül olmuştu. Görevliler alevler binayı sarmadan sadece beş dakika önce terkedip canlarını son anda kurtarmıştı. &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SG9yhEt_oNI/AAAAAAAAAuM/H_GVK2mTNBc/s1600-h/kuleci.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SG9yhEt_oNI/AAAAAAAAAuM/H_GVK2mTNBc/s320/kuleci.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5219516405673599186" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yangında ağır hasar gören Meryemana Yangın Gözetleme Kulesi Türkiye’de de ilk defa uygulanan özgün bir mimarı proje ve işlevle hazırlanarak küllerin arasından yeniden doğuyor. Her yıl onbinlerce yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği Meryamana Evi’ne çok yakın olan kulenin inşaasına başlandı. Sekizgen şeklinde dört katlı yapılan kulenin birinci katında ormancılık tarihi müzesi, ikinci katında görevli evi, üçüncü katında turistler için seyir terası ve son katında da yangın gözetleme merkezi bulunacak. Yetkililer inşaatın yüzde 90’ının tamamlandığını bildirdi. Bu arada geçen yıl ağaçlandırılan bölgedeki fidanların boy vermeye başlaması yetkililerin yüzünü güldürdü.&lt;br /&gt;&lt;span style="line-height: 1.5em;"&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Tarih:&lt;/b&gt; 6 Şubat 2008 &lt;b&gt;Kaynak:&lt;/b&gt; Hürriyet &lt;b&gt;Yazan:&lt;/b&gt; Mustafa Oğuz&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="line-height: 1.5em;"&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com"&gt;"Gaziemir Orman"&lt;/a&gt; Blogundan alınmıştır.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542596774396821759-7671778182493167082?l=gaziemir-orman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/CiDt/~3/68W5czSeAwk/meryemana-evinin-de-yer-ald-blbl-danda.html</link><author>rmzbrcn@yahoo.co.uk (Burraakk)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SG9zZp9tM9I/AAAAAAAAAuU/GbD8Jwm1UyM/s72-c/kule+,yanm%C4%B1%C5%9F+hali.JPG" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://gaziemir-orman.blogspot.com/2008/07/meryemana-evinin-de-yer-ald-blbl-danda.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3542596774396821759.post-6594397613317115556</guid><pubDate>Sun, 04 Oct 2009 20:52:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-12-09T06:41:59.952+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">BİYOÇEŞİTLİLİK</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">KİTAP TANITIM KÖŞESİ</category><title>Biyoçeşitlilik Önemi ve Korunması</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SExKS1fh-rI/AAAAAAAAAsk/Mzulz_V2RLQ/s1600-h/necmettin+%C3%A7epel.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SExKS1fh-rI/AAAAAAAAAsk/Mzulz_V2RLQ/s320/necmettin+%C3%A7epel.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5209620556418251442" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bugün , bir  kitap tanıtacağız.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Doğanın insanlarca tahribatı , küresel ısınma ve çevre felaketinin tüm  unsurları ,dünya  üzerinde canlı türlerinin ardarda tükenmesine , yok olmasına  yol açmaktadır Oysa ki , &lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com/2007/12/biyoeitlilik-nedir.html"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;biyoçeşitlilik&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; , biyolojik zenginlik ,dünya üzerindeki doğal dengenin sürdürülebilmesi için olmazsa olmaz koşuldur.&lt;br /&gt;Necmettin ÇEPEL tarafından yazılan ve TEMA Vakfınca yayınlanan&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-style: italic; font-weight: bold;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;a style="color: rgb(153, 51, 153); font-style: italic; font-weight: bold;" href="http://kitap.antoloji.com/biyocesitlilik-onemi-ve-korunmasi-kitabi/"&gt;Biyoçeşitlilik Önemi ve Korunması&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-style: italic; font-weight: bold;"&gt; &lt;/span&gt;kitabı için , Kitap.Antolojide şunlar yazılmış:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 51, 102); font-weight: bold; font-style: italic;font-family:arial;" &gt;Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı, adından da anlaşılacağı üzere, doğanın korunmasını sağlayabilme amacıyla çalışmalar yapmak üzere kurulmuştur. Bu görevi yerine getirebilmek için, şu temel ilkeyi rehber olarak kabul etmiş bulunmaktadır:&lt;br /&gt;"Doğayı korumak için sevmek, sevmek için tanımak, tanımak içinde onu inceleyip araştırmak gerekir".&lt;br /&gt;Başka bir anlatımla, doğal varlıkları korumanın ilk koşulu, doğanın yapı ve işlevlerini iyice tanımaktır.&lt;br /&gt;Bu ise ancak, doğal varlıkların ve bunların canlılar dünyasındaki rollerinin iyice bilinmesiyle gerçekleşir. Çünkü doğadaki en küçük bir varlığın bile, hiç tahmin edilemeyecek kadar önemli rolleri vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Johann Wolfgang von Göthe bu gerçeği şu şekilde ifade etmektedir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Pire ve tahtakuruları da bir bütüne aittir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bakımdan kamuoyunun bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi büyük bir önem taşımaktadır. elde mevcut bu yapıt, bu amaçla yazılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda yapılan açıklamalardan kolayca anlaşılacağı üzere, canlı organizmaları ve onların ekolojik işlevlerini yakından tanıma ve değerlendirme, onların korunmasıyla özdeşleşmiştir. Bu tür bilgilenme, "Biyolojik Çeşitlilik" veya "Biyoçeşitlilik"in tanınması ve ekolojik olarak değerlendirilmesi şeklinde de ifade edilebilir.&lt;br /&gt;Bunun gerçekleştirilebilmesi için bu yapıtta özellikle şu konular üzerinde durulmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Biyoçeşitlilik ile ilgili temel kavramların tanıtılması&lt;br /&gt;-Biyoçeşitliliğin ekolojik olarak değerlendirilmesi&lt;br /&gt;-Korunma ilkeleri&lt;br /&gt;-Türkiye'nin biyoçeşitlilik bakımından durumu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu temel konularda yapılan açıklamalar, özellikle ülkemize ait türlerin resimlerle tanıtılması suretiyle somutlaştırılmış bulunmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com"&gt;"Gaziemir Orman"&lt;/a&gt; Blogundan alınmıştır.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542596774396821759-6594397613317115556?l=gaziemir-orman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/CiDt/~3/bV7-rWbap3g/biyoeitlilik-nemi-ve-korunmas.html</link><author>rmzbrcn@yahoo.co.uk (Burraakk)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SExKS1fh-rI/AAAAAAAAAsk/Mzulz_V2RLQ/s72-c/necmettin+%C3%A7epel.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://gaziemir-orman.blogspot.com/2008/06/biyoeitlilik-nemi-ve-korunmas.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3542596774396821759.post-7725327836604303758</guid><pubDate>Fri, 02 Oct 2009 22:30:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-12-09T06:42:01.370+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">YAŞADIKLARIMIZ  ..........    HİSSETTİKLERİMİZ</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ÖYKÜ</category><title>BEŞ  PALAMUT</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=475068"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SEhqXrR-RRI/AAAAAAAAArc/AiLn2aRjtBA/s320/k_halily_bs_pl_or_yr..1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5208529924041622802" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="postbody"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=475068"&gt; (&lt;span style="color: rgb(204, 51, 204); font-style: italic;"&gt;wowturkey.com  ,  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 51, 51); font-style: italic;"&gt;halily&lt;/span&gt; )&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Beş Palamut , Antalyanın kuzeyinde kurşunlu şelalesinin batısında bir yer.&lt;br /&gt;Antalya deyince genelde aklımıza deniz kum güneş gelir.&lt;br /&gt;Fakat Antalya değişik kültür ve toplulukların da yaşamış olduğu bir şehirdir.&lt;br /&gt;Bu kültür toplumlarından biri de yörüklerdir.&lt;br /&gt;Yörükler yazları yaylalara ,  kışları sahile inerek sürdürdükleri yaşamlarında , değişik konaklama yerlerinde göçlerini dinlendirerek yurtlarına ulaşırlardı.&lt;br /&gt;Honamlı yörüklerinden Çoşlu obası için bir kültürel belgesel araştırması sırasında sık sık konuşmaların arasında geçen "beş palamut" konaklama yerini incelemeye gittiğimde çok etkilendim ve oradaki asırlık palamut ağaçlarını ve konaklama yerini sizlerle paylaşmak istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=475068"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SEhsnbR-RZI/AAAAAAAAAsc/mOjOqHc7nos/s320/k_halily_bes_plm_ky..1.2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5208532393647818130" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="postbody"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="postbody"&gt; Yörükler keçi kılından yaptıkları çadırlarında yaşam sürdürdükleri için yıllar sonra onların izlerini bulacak herhangi bir yapı bulunmamakta. Çadır bu , kaldırıp gidersin , yerinde bir kaç güne ot biter izler  doğaya karışır gider.&lt;br /&gt;Etrafı çam ormanları ile kaplı Beşpalamut'ta ki küçük ovacıkta bulunan su kuyuları Çoşlu yörüklerinin izlerini bulmaya yardımcı olmaktadır. Su kuyularının içinde hala su var ve hala gelen geçene bir kova su verebilmekte.&lt;br /&gt;Bu ovacıkda dolaşırken oradaki bir dönem buralarda konaklayan Çoşlu yörüklerinin göç katarlarındaki hayvanlarının, gelinlerinin, kızlarının seslerini duyar gibi mistik bir havaya girebiliyorsunuz. Belkide yanınızda getirdiğiniz soğuk yiyeceklerinizi bir palamutun gölgesinde yiyerek geçmiş dönemlere dalıp göç katarındaki çanların seslerini bile hissedebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=475068"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SEhq8LR-RTI/AAAAAAAAArs/NqbRYdb_eOA/s320/k_halily_bp_s_k..2.2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5208530551106848050" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=475068"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SEhrNbR-RVI/AAAAAAAAAr8/NwWkhmMLIeg/s320/k_halily_bp_su_ky..2.3.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5208530847459591506" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=475068"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SEhrjbR-RXI/AAAAAAAAAsM/_6Xys-81wkw/s320/k_halily_pl_yk3.1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5208531225416713586" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="postbody"&gt; Acı bir gerçek daha var  ki , bu bizim doğayla inadına savaşımız sanki. Koruyamıyoruz güzel olan birşeyleri.&lt;br /&gt;Asırlık o güzelim palamut ağaçlarına Çoşlu yörükleri o kadar gelip geçtikleri halde hiç bir zarar vermemişler.&lt;br /&gt;Ama ne zaman ki yörüklerin patika yollarının yerine araba geçecek bir yol yapılmış o zaman felaket başlamış. Güzelim palamutlar kesilip kamyolara yüklenip birileri tarafından odun yapılıvermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=475068"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SEhrUrR-RWI/AAAAAAAAAsE/b-TQYn-E8fU/s320/k_halily_bes_p_kv..2.4.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5208530972013643106" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=475068"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SEhr2bR-RYI/AAAAAAAAAsU/JjL17GJHhXo/s320/k_halily_pl_ks..3.2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5208531551834228098" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;table class="forumline" border="0" cellpadding="3" cellspacing="1" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="row1" height="28" valign="top" width="100%"&gt;&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td colspan="2"&gt;&lt;span class="postbody"&gt; Bazı düşüncesiz insanlarımız sanırım doğal güzelliklerimizin değerini ancak onları kaybedince anlayacak. Yada bunları düşünebilecek kadar da duyarsız olarak yaşayıp gidecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;    &lt;/tr&gt;    &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;   &lt;/td&gt;  &lt;/tr&gt;  &lt;tr&gt;   &lt;td class="row1" align="left" valign="middle" width="112"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;   &lt;td class="row1" height="28" nowrap="nowrap" valign="bottom" width="100%"&gt;&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="18" width="100%"&gt;      &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;     &lt;td nowrap="nowrap" valign="middle"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;          &lt;td align="right" width="100%"&gt;&lt;span class="gen"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;( Bu güzel yazı ve  fotoğraflara  &lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;a href="http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=475068"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(204, 51, 204); font-style: italic;"&gt;wowturkey.com&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;  sitesini gezerken rastladım... O kadar güzellerdi , anlattıkları o kadar anlamlar  yüklü idi ki ,  " &lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(204, 51, 204); font-style: italic;"&gt;halily&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; " takmaadı ile ile  yayınlanmış  bu nefis  yazıyı ve  resimleri burada sizlerle  paylaşmak   istedim.. )&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com"&gt;"Gaziemir Orman"&lt;/a&gt; Blogundan alınmıştır.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542596774396821759-7725327836604303758?l=gaziemir-orman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/CiDt/~3/Exd5GLIHJvg/be-palamut.html</link><author>rmzbrcn@yahoo.co.uk (Burraakk)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SEhqXrR-RRI/AAAAAAAAArc/AiLn2aRjtBA/s72-c/k_halily_bs_pl_or_yr..1.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total><feedburner:origLink>http://gaziemir-orman.blogspot.com/2008/06/be-palamut.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3542596774396821759.post-7419562005559502296</guid><pubDate>Thu, 01 Oct 2009 20:20:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-12-09T06:42:01.965+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ORMAN YANGINLARI-ORMAN KAYIPLARI</category><title>YAZ GELİYOR ....</title><description>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SCjGtaI_yZI/AAAAAAAAAog/wiu3XKVO1ho/s1600-h/DSCF1440.JPG"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SCjFlKI_yYI/AAAAAAAAAoY/7gMyBNMHFc8/s1600-h/yangin.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5199623011967158658" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SCjFlKI_yYI/AAAAAAAAAoY/7gMyBNMHFc8/s320/yangin.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Yaz ayları , çoğumuz için , bol güneş , bol açık hava ,masmavi deniz , cıvıl cıvıl gezmeler , yemyeşil doğayı çağrıştırır , değil mi ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kimimiz deniz kenarında , kum banyoları hayal eder ,kimimiz ,açık hava etkinlikleri ,geziler, turlar ...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kimimiz de ,tatil yapma lüksüne sahip değildir , yaz kış demeden çalışıp yoksulluk canavarı ile savaşmak zorundadır..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir de , yazın yaklaşmasıyla birlikte ,TV haber bültenlerinde , gazete köşelerinde kalmış haberlerde şöylece bir üstünkörü izlediğimiz ya da gözattığımız , orman yangınları haberleri çoğalacaktır gittikçe ... trafik kazalarını artık nasıl kanıksadıysak , kanıksayacağız öyle yine ..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Adeta ,tavşanların ,kaplumbağaların , kuşların , yılanların çığlık çığlığa alevlerin içinde yanışını .. doğanın çığlıklarını duymayacak sağırlaşan kulaklarımız..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5199618936043194738" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SCjB36I_yXI/AAAAAAAAAoQ/w6B6x9j7RYo/s320/DSCF1450.JPG" border="0" /&gt; &lt;span style="color:#003333;"&gt;behzattepe'den Balçova teleferik tepesine bakış ---GaziemirOrman İşletme Şefliği&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Cayır cayır yanan o yaşlı , ne günler ne asırlar görmüş ulu çınarların , 1000 yıllık zeytin ağaçlarının , O yaşlı kızılçam ağacının gözyaşlarını ,gövdesinden sızan reçinelerin o yakıcı kokusunu hissetmeyeceğiz..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Antalya'nın şurasında ,İzmir'in burasında yine orman yandı diyecek spiker , ama , biz o alevlerin içinde , nelerin yokolup gittiğinden bihaber olacağız..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Geleceğimiz yokolup gitmekte aslında yanan her bir canlı ile birlikte....&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Doğaseverler ve ormancılar diken üstündedir yaz boyu .. &lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com/2008/04/ormancilarin-dnyasi.html"&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;&lt;strong&gt;Hüseyin'in babası &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;gibi , her an , alevlerle savaşmak için...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dağcılar , yürüyüşçüler , hepsi doğaya yönelecek bir tehdide karşı seferberdirler..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kimileri yanar , kimileri yaralanır , sakat kalır bu mücadelede.... Yani ateş &lt;span style="color:#000099;"&gt;,&lt;/span&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com/2007/09/orman-yanginlari-ile-mcadele-biz.html"&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;düştüğü her yeri&lt;/span&gt; &lt;/a&gt;yakmaktadır , sadece o güzelim ormanı değil...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Orman Genel Müdürlüğü , bir yandan orman yangınlarının meydana gelmemesi için önceden çalışmalar yapmakta , öte yandan da çıkan orman yangınlarının en hızlı en etkili söndürülmesi için son hazırlıklarını yapmaktadır bu günlerde...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Okullarda , köy kahvelerinde , askeri birliklerde orman yangınlarının çıkmaması için nasıl hareket edilmesi gerektiği anlatılmakta ,bir yangın çıktığında ise nasıl hareket edileceği yönünde eğitimler verilmekte , diğer kurumlarla , doğasever köylüler ve kentliler ile nasıl işbirliği yapılacağı planlanmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5199618648280385890" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SCjBnKI_yWI/AAAAAAAAAoI/9wIiH1y4arM/s320/DSCF1354.JPG" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color:#003333;"&gt;Gaziemir Orman İşletme Şefliği , Görece -Yangın sahasında dikim yapılıyor&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;TV ve diğer yayın organlarında orman yangınlarına dikkat çekilmekte , tedbirli ve dikkatli olunması yönünde uyarıcı yayınlar yapılmaktadır..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Müftülüklerimiz ,cuma hutbelerinde ,orman ve doğa ile ilgili bilgiler vermekte , cemaatini yangınlara karşı uyarmaktadır..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yangınların % 99 unun sigara , &lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com/2007/05/yaadiklarimiz.html"&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;piknik ateşi&lt;/span&gt; &lt;/a&gt;ve tarla temizliğinden çıktığını rahatça söyleyebiliriz&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Orman yangınlarının tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en alt seviyeye düşürülebilmesi için , bir kısım insanların duyarsızlığını , umursamazlığını ,adamsendeciliğini ortadan kaldırmamız gerektiği bu % 99 oranından da apaçık görülmektedir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Doğa ve ormanın önce kendisi için ne anlam taşıdığının , orman ve yaban hayatının ,doğanın tahribinin dünya daki canlılığı nasıl tehdit ettiğinin insanların beyinlerine işlenmesi , sürekli bilgilendirmesi ve eğitilmesi şarttır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu , orman teşkilatının olduğu kadar , sivil ya da resmi , herkesin , her kuruluşun rol alması gereken büyük bir anlatma-aydınlatma eylemine girişilmesine bağlıdır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Orman idaresi tarafından , yangın açısından tehlikeli sezona girilmeden , çıkabilecek yangınlara karşı , haberleşme , gözetleme organizasyonları faaliyete geçirilir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yangın söndürme araç gereç makinaları aktif hale getirilir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dozerler ,greyderler ,uçaklar,helikopterler , arazözler , yangına en süratli müdahele edecek şekilde konuçlandırılır..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Orman yolları ulaşıma açık halde tutulur , yol kenarları ve ormanlarda ana sırtlardaki yangın emniyet yol ve şeritlerinin ot ve yancı maddelerden temizlenmiş olması sağlanır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5199618304683002194" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SCjBTKI_yVI/AAAAAAAAAoA/z-rJwRNzfFI/s320/DSCF1443.JPG" border="0" /&gt; Gaziemir Orman İşletme Şefliği---Ana sırtta , yangın emniyet şeridi açılıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bunlar ,bütün bu işler , hep bu milletin parasıyla yapılmaktadır..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sigara atan ,piknik ateşinden yangın çıkaran vatandaşımız bilmemektedir ki ,onun neden olduğu yangınlar , bu milletin , kendisi de dahil olmak üzere ,cebinden çıkan trilyonlarca para masraf edilerek söndürülmektedir..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu yangınlarda onbinlerce milyonlarca &lt;a href="http://www.agaclar.net/index.php?id=1922"&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;canlılar ,otlar ,ağaçlar&lt;/span&gt; &lt;/a&gt;yanıp yok olup gitmektedir.. Bunların ekonomik değerini hesaplamak ise mümkün müdür ?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Vahşi Batıdaki ormanları kesip yakıp yok eden ,toprağı , suyu , soluduğumuz havayı zehirli atıklarla kirleten Beyaz Adam'a Kızılderili'nin söylediği sözü , gelin de hatırlamayın :&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"-Beyaz Adam ,her şeyi kaybettiğinde , son ağaç ta kesildiğinde ,son ırmak ta kuruduğunda , son balık ta tükendiğinde ,son kuş ta vurulduğunda , paranın yenilebilen bir nesne olmadığını anlayacak ,ama iş işten geçmiş olacaktır.."&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bunu farkında olan insanlarımız , gençlerimiz , daha duyarlı daha bilinçlidir eskiye göre...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Doğayı korumanın ya da tahrip etmenin kendilerine neye malolacağını ve sonuçlarını daha iyi algılamaktadırlar...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Geçtiğimiz yıllarda , ormanlık alan ve civarlarındaki en küçük dumanı ve ateşi , cep telefonları ile yangın daha genişlemeden :&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;&lt;strong&gt;ALO   177   : ORMAN YANGIN İHBAR MERKEZİ &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;&lt;strong&gt;ALO   156   : JANDARMA İMDAT&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;&lt;strong&gt;ALO   155   : EMNİYET&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;telefonlarına ücret ödemeden bildirilmesi , pek çok sigara ya da piknik ateşinin orman yangınına dönüşmesini engellemiştir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Orman görevlileri yangın sahasına ulaştığında ,civardaki doğaseverleri , dağcıları ve köylüleri tüm güçleri ile ateşle savaşırken görmektedirler artık..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ama bu henüz yeterli midir , değildir bana göre..... Artık daha fazla yokolmaması için doğanın , kaybedilenleri de süratle yerine koyma eylemine tüm toplum katılmalıdır..&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com"&gt;"Gaziemir Orman"&lt;/a&gt; Blogundan alınmıştır.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542596774396821759-7419562005559502296?l=gaziemir-orman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/CiDt/~3/at9cHWOwBig/yaz-geliyor-ormanlarimiz-cierlerimiz.html</link><author>rmzbrcn@yahoo.co.uk (Burraakk)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SCjFlKI_yYI/AAAAAAAAAoY/7gMyBNMHFc8/s72-c/yangin.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total><feedburner:origLink>http://gaziemir-orman.blogspot.com/2008/05/yaz-geliyor-ormanlarimiz-cierlerimiz.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3542596774396821759.post-7779611438037547415</guid><pubDate>Thu, 01 Oct 2009 17:53:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-01-03T09:16:50.341+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">GÜNCEL HABERLER</category><title>KURBAĞALAR ÇİN ' DEKİ DEPREMİ HABER VERDİ .. DEPREMLERDEN ÖNCE ORTAYA ÇIKAN GARİP İŞARETLER</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SDCkkaI_ymI/AAAAAAAAAqM/WegREAFLvU4/s1600-h/Ã§in+depremi.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5201838515012225634" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SDCkkaI_ymI/AAAAAAAAAqM/WegREAFLvU4/s320/%C3%A7in+depremi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Çin’deki 7.9 &lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;büyüklüğündeki&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;deprem ,&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;son yıllardaki doğal afetler içinde en korkunçlarından biri oldu.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;En son duruma göre belirlenebilen can kaybı sayısı&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;18 mayıs 2008 itibarıyla &lt;?xml:namespace prefix = st1 /&gt;&lt;st1:metricconverter productid="50.000 in" st="on"&gt;50.000 in&lt;/st1:metricconverter&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;üzerindeydi..&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ülkemizin de&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;,1999 yılındaki İzmit depremi başta olmak üzere pek çok büyük depremlere sahne olması nedeniyle , bizlerin içinde bir ürperti ve yeni bir korku dalgası yarattı bu felaket...&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ülkemizin hemen her tarafının birinci derecede deprem kuşağında bulunması , her an büyük bir depremle karşı karşıya bulunduğumuz gerçeği ile bizi karşı karşıya bırakmaktadır.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bu nedenle , bu&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;konudaki her türlü faaliyet&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;ve çalışmaları yakından izlememiz ve bunları ülkemize uyarlamamız gerekir.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Aslında alınacak önlemler son derece de basittir. Japonya’ya bir teknik&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;heyet&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;yollayıp , oldukça büyük depremler yaşamalarına rağmen , Japonların bu depremleri hemen hemen zararsız ziyansız olarak&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;atlatmalarının nedenleri araştırılmalıdır.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Doğrusunu konuşmak gerekirse , bunun&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;için Japonya’ya gitmeye de gerek yoktur.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;İnternet ortamında , Japonların depreme karşı aldıkları önlemlerle&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;ilgili yeterli düzeyde her türlü bilgi mevcuttur.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Diğer yandan , bizim bilim&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;adamlarımız da&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;yapılması gerekenleri sürekli olarak dile getirmektedir.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ancak , son yıllarda yaşadığımız&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;çok acı deprem deneyimlerine kadar , devlet organları bu konuda tam bir&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;körlük ve sağırlık içinde idiler denilebilir.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Depremle ilgili son yasal düzenlemeler , artık &lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;yapıların depreme dayanıklı inşa edilmesini sağlamaktadır. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ancak , denetim organları ,bu konuda yeterince ciddi ve ödünsüz davranmakta mıdır ?&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Daha kötüsü , bu yasal düzenlemelerden önce inşa edilmiş , demirinden &lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;çimentosundan , kumundan çalınmış , zemin etüdleri yapılmamış , sığınakları , yangın çıkışları olmayan , ve ülkemizdeki zaman zaman ayyuka çıkan&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;müteahhit-bürokrat kirli ilişkileri içinde , proje , plan ve etüdlerine olumlu onay verilmiş yüzbinlerce&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;bina yok mudur ?&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Muhtemel bir depremde ,&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;bu&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;binalarda oturan yüzbinlerce &lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;milyonlarca insanın can güvenliğinin tehdit altında olması , onyıllarca&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;bu&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;ülkeyi tapulu çiftliği gibi yönettiğini kabara kabara söyleyen devlet adamlarımızın vicdanlarında hiçbir sızlamaya yol açmıyor mu acaba ?&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Kelime kelime aynen tekrarlayamayabilirim, uzun&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;yıllar &lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;geçti üzerinden , şöyleydi hatırladığım&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;kadarıyla …&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bir üniversitemizde ,işte bu yetkililerin &lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;en büyüğünün katıldığı bir konferansta bir öğrenci sorar :&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;-Efendim , siz bu kadar yıl ülkeyi yönettiniz…. Başka&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;ülkelerde depremlerde can kaybı ve zarar ziyan olmazken , bizim&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;ülkemizde depremlerde binalar gümbür gümbür yıkılıyor , şehirlerimiz yerle bir oluyor ..Siz vicdanen müsterih misiniz ? Bunlar ,sizin tedbir&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;almamanızdan&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;kaynaklanmıyor mu ? Bu giden canların vebali kimin ?&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Siz bu ülkeyi ne biçim yönettiniz bu kadar yıldır ?&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;?xml:namespace prefix = o /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ülkenin kaderini yıllarca elinde tutmuş politikacının cevabı:&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-LEFT: 36pt; TEXT-INDENT: -18pt"&gt;-Ne yapalım , bizim altımız çürük…!&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Öğrenci bu söz&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;üzerine kendine hakim olamaz ve yüksek sesle bağırır :&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-LEFT: 36pt; TEXT-INDENT: -18pt"&gt;-Hayır beyefendi , bizim altımız değil , üstümüz çürük….&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-LEFT: 36pt; TEXT-INDENT: -18pt"&gt;. . . . . . . . . . . . . .&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ülkemiz ,en aktif &lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;fayların&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;bulunduğu bir deprem kuşağında olmasına&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;karşılık , ülke yönetiminde söz &lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;sahibi olanlar ,bir yandan seçmenine&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;şirin görünmek , diğer yandan&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;güçlü nüfuzlu kesimlerle hoş geçinmek adına , almaları&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;gerekli tedbirleri zamanında almadılar. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bu nedenle , her an&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;beklenilen İstanbul-Marmara depremi başta olmak üzere , deprem &lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;korkusu insanlarımızda bir paranoyaya dönüşmüş durumdadır..&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;İnsanlarımız sanki mezar gibi görmektedirler oturdukları yuvalarını..&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Dünya basınında , Çin’in Şişuan Eyaletini vuran ve yüzbine yakın insanın hayatını kaybetmesine neden&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;olan 7.8 şiddetindeki deprem &lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;ile ilgili , dikkat çeken&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;ilginç hususlara değinen haberler çıktı..&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Çinli blogcular, depremden önce yaşanan tuhaf doğa olaylarını paylaşmaya başladı. Milyonlarca kelebeğin kenti basmasından, göldeki 80 bin ton suyun aniden çekilmesine, gökyüzünde garip ışıklardan, intihar eden kurbağlara kadar pek çok garip söylenti sitelerde dolaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çin'in Sichuan bölgesini vuran, 7.8 olarak açıklanan ancak dün 7.9 olduğu söylenen korkunç depremin ardından ölü sayısı hızla tırmanırken, Çinli blogcular birbirinden ilginç 'deprem işaretlerini' paylaşmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynen 17 Ağustos 1999'daki Marmara depreminin ardından ortaya çıkan söylentiler gibi bu kez Çin'de de garip doğa olaylarından bahsediliyor. İngiliz Times gazetesinin internet sitesi ise Çinli blogcuların tartışmalarına geniş yer verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çin'in doğusundaki Shandong bölgesinden bir blogcu, çiftliğindeki hayvanların 2 haftadan beri son derece huzursuz olduklarını, davranış bozuklukları gösterdiklerini anlatırken "Sonunda bu olayı yerel&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;Deprem Araştırmaları Merkezi'ne rapor ettim. Ama ilgilenen olmadı" diye yazdı.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;80 ton su bir gecede çekildi&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SDCdWKI_ykI/AAAAAAAAAp8/gBrTweXG6Ig/s1600-h/GÃ–Ã‡EN+GÃ–LET.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5201830573617695298" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SDCdWKI_ykI/AAAAAAAAAp8/gBrTweXG6Ig/s320/G%C3%96%C3%87EN+G%C3%96LET.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;Bazı bloglarda ise, yerel gazetelerde çıkan tuhaf doğa olaylarıyla ilgili haberler hatırlatılıtyor.&lt;br /&gt;Örneğin Chutian Metropolis Daily gazetesinde, 30 Nisan günü, şu haberin yer aldığı hatırlatılıyor: "28 Nisan günü, Enshi kasabası yakınlarında bulunan göldeki 80 bin ton su bir gecede çekildi. Uzmanlar bölgeyi araştırmaya başladı". Enshi, depremin yerle bir ettiği Chongping bölgesinin sınırında bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kurbağaların toplu intiharı&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 Mayıs günü Sichuan yerel gazetelerinden West China Metropolis Daily gazetesinde yer alan bir habere dikkat çekiliyor. Haberde, binlerce kurbağnın Mianyang kentine girdiği ve intihar edercesine kendilerini yoğun trafiğin olduğu caddelere attıkları belirtiliyor. Mianyang, depremin vurduğu Sichuan bölgesinin en büyük ikinci kenti ve depremin merkez üssüne çok yakın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Milyonlarca kelebek kenti istila etti&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Depremin merkez üssüne sadece &lt;st1:metricconverter productid="100 kilometre" st="on"&gt;100 kilometre&lt;/st1:metricconverter&gt; mesafedeki Mianzu kentinden blogcular ise depremden iki hafta önce milyonlarca kelebeğin kenti istila ettiğini hatırlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Gece vakti gökyüzünde beyaz ışık&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çin sitelerinde dolaşan en garip söylenti ise depremden sadece 24 saat önce, gece vakti yaşanan ve Mianzu kentinin sakinlarinin tüylerini diken diken eden gökyüzündeki garip ışıklarla ilgili. Işıkları gören yüzlerce kişi, o gece polisi arayıp ihbarda bulunduğunu söylüyor. Anlatılanlara göre gece, gökyüzü aniden renklenmeye başladı. Işıklar daha çok beyaz ışık ve gökkuşağı gibiydi ve alev gibi sürekli şekil değiştiriyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Bulut yokken gökgürültüsü duyuldu&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Aynı gece kentin yakınındaki köylüler ise tuhaf gürültüler duyduklarını anlatıyor. Bu gürültüye bir anlam veremediklerini belirten bu insanlar " Gökgürültüsü gibi gürültüler oldu. Ama gökyüzünde bulut yoktu. Çok garipti" diyorlar. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;Evet ,basında ve internette bir anda çeşitli haberler yayılmaya başladı depremin ardından ..&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Deprem merkez üssüne&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;çok yakın&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;olan Mianyang kentinde , depremden günler önce Kurbağaların&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;kitlesel sürüler halinde kenti terk ettiği ve bunun aslında felaketin bir habercisi olduğu&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;bütün dünya basınında &lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;yazıldı çizildi..&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Diğer yandan , aynı yöredeki Mianzhu kentinde de depremden birkaç hafta öncesinde milyonlarca kelebeğin ani şekilde kenti terkettiği öne sürüldü.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;Çin'li blog'cular, felaketten haftalar öncesinde başlayan bazı garip olayların, depremin işaretçisi olduğunu, ancak yetkililerin bu işaretleri görmezden geldiğini internette tartışmaya başladı. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şandong kentinde yaşayan bir blog'cu , depremden yaklaşık 1 ay önce kentteki deprem araştırma merkezine gittiğini ve burada tutulan hayvanların garip davranışlar sergilemeye başladığını yazdı. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Chutian Metropolis gazetesi ise, 26 Nisan'da Hubei bölgesindeki Enşi kasabası yakınlarında bulunan göletteki 80 bin ton suyun, bir gecede dibinde ortaya çıkan bir çatlaktan boşaldığını kaydetti. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu korkunç depremde&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;, pek çok yerleşim yeri haritadan silindi..&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sişuan'a ulaşan ve esas olarak çadır ve battaniyeden oluşan 24 tonu aşkın yardım malzemesinin depremin merkezi olan bölgelere havadan atılacağı bildirilmekte..&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Polis kaynakları, depremin merkez üssüne yakın kentlerde adeta 'taş üstünde taş kalmadığını', bütün binaların yıkıldığını belirtiyor. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yerel yetkililer, depremin merkez üssüne yakın 10 bin nüfuslu Yingxiu kentinde sadece 2 bin 300 kişinin hayatta kaldığını duyurdu. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Deprem nedeniyle Sişuan'daki barajların yıkılma tehlikesi altında olduğu, depremin yol açtığı toprak kayması yüzünden Jialing ırmağının akışının kesildiği bildirildi. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Toprak kaymasının ırmağın önünde &lt;st1:metricconverter productid="6 metre" st="on"&gt;6 metre&lt;/st1:metricconverter&gt; yüksekliğinde, &lt;st1:metricconverter productid="100 metre" st="on"&gt;100 metre&lt;/st1:metricconverter&gt; genişliğinde bir doğal duvar oluşturduğu, oluşan &lt;st1:metricconverter productid="100 metre" st="on"&gt;100 metre&lt;/st1:metricconverter&gt; uzunluğundaki doğal barajda 600 bin metreküp su toplandığı belirtildi. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çin Su Bakanı Chen Lei, eyalet hükümetlerinin barajları gözlem altında tutup hasarları hemen bulup tamir etmesi gerektiğini belirtti.&lt;/p&gt;İnşaatlarda yolsuzluk &lt;p&gt;Çin'de , İnşaatlarda katı yasalarının uygulanmadığı ve yolsuzluklar nedeniyle felaketin büyüdüğü iddia ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ülkedeki inşaat yönetmeliklerini denetleyen Amerikan firması Jones Day’in ortağı Ashley Howlett, "Yasaların uygulanması masraflı oluyor. Bu yüzden çok yolsuzluk var. Yerel yetkililer de bunun içinde" dedi. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;İnşaat projelerini bölüşen taşeron firmaların malzemeden çaldığını savunan Howlett, "aynı büyüklükte bir depremin Pekin yakınında olması durumunda bu kadar büyük bir felaket yaşanmayacağını, çünkü başkent çevresinde yasaların harfiyen uygulandığını" iddia etti. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Afetlerde ve özellikle depremlerden önce &lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;, hayvanların davranışları değişmekte olduğu ,panik , tedirginlik ve huysuzluklarının son derece dikkat çekici bir hal aldığı , hayvanların bulunduğu yeri terk etme , uzaklaşma kaçmaya çalıştıkları çok eski zamanlardan beri bilinmektedir…&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Köylerimizde ,depremler olmadan önce bütün köpeklerin ulumaya başlaması ,atların tepinmesi , kişnemesi ve ahırlarından çıkmaya çalışması , &lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;hepimizin bildiği bir husustur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bilim adamları , bizim işitme ve hissetme duyularımızın algılayamadığı titreşim ve sesleri hayvanların algıladığını ve depremlerden de önceden haberdar olduklarını söylemektedirler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Depremlerle ilgili çalışmalar yapan DOHAD (DEPREM HAREKETLERİNİ ARAŞTIRMA DERNEĞİ)”nin &lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;internet sitesindeki açıklamalar , oldukça ilgi çekici olduğundan aşağıda dernek faaliyetlerini anlatan bir yazıya yer verdik…&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Depremi tanımak için bilmek gerekir diye düşünerek depremlerle ilgili çok ilginç bilgilerin yer aldığı &lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;yazıyı olduğu gibi aktarıyoruz:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;?xml:namespace prefix = v /&gt;&lt;v:shapetype id="_x0000_t75" coordsize="21600,21600" spt="75" preferrelative="t" path="m@4@5l@4@11@9@11@9@5xe" filled="f" stroked="f"&gt;&lt;v:stroke joinstyle="miter"&gt;&lt;v:formulas&gt;&lt;v:f eqn="if lineDrawn pixelLineWidth 0"&gt;&lt;v:f eqn="sum @0 1 0"&gt;&lt;v:f eqn="sum 0 0 @1"&gt;&lt;v:f eqn="prod @2 1 2"&gt;&lt;v:f eqn="prod @3 21600 pixelWidth"&gt;&lt;v:f eqn="prod @3 21600 pixelHeight"&gt;&lt;v:f eqn="sum @0 0 1"&gt;&lt;v:f eqn="prod @6 1 2"&gt;&lt;v:f eqn="prod @7 21600 pixelWidth"&gt;&lt;v:f eqn="sum @8 21600 0"&gt;&lt;v:f eqn="prod @7 21600 pixelHeight"&gt;&lt;v:f eqn="sum @10 21600 0"&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;v:path extrusionok="f" gradientshapeok="t" connecttype="rect"&gt;&lt;o:lock ext="edit" aspectratio="t"&gt;&lt;/o:lock&gt;&lt;v:shape id="_x0000_i1025" type="#_x0000_t75" alt=""&gt;&lt;v:imagedata src="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5CPCX%7E1.PCX%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_image001.jpg" href="http://www.antrak.org.tr/gazete/022003/dohad_dosyalar/logo_dohad.jpg"&gt;&lt;/v:imagedata&gt;&lt;!--[if !vml]--&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/v:shape&gt;&lt;/v:path&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:formulas&gt;&lt;/v:stroke&gt;&lt;/v:shapetype&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;v:shapetype id="_x0000_t75" coordsize="21600,21600" spt="75" preferrelative="t" path="m@4@5l@4@11@9@11@9@5xe" filled="f" stroked="f"&gt;&lt;v:stroke joinstyle="miter"&gt;&lt;v:formulas&gt;&lt;v:f eqn="if lineDrawn pixelLineWidth 0"&gt;&lt;v:f eqn="sum @0 1 0"&gt;&lt;v:f eqn="sum 0 0 @1"&gt;&lt;v:f eqn="prod @2 1 2"&gt;&lt;v:f eqn="prod @3 21600 pixelWidth"&gt;&lt;v:f eqn="prod @3 21600 pixelHeight"&gt;&lt;v:f eqn="sum @0 0 1"&gt;&lt;v:f eqn="prod @6 1 2"&gt;&lt;v:f eqn="prod @7 21600 pixelWidth"&gt;&lt;v:f eqn="sum @8 21600 0"&gt;&lt;v:f eqn="prod @7 21600 pixelHeight"&gt;&lt;v:f eqn="sum @10 21600 0"&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;v:path extrusionok="f" gradientshapeok="t" connecttype="rect"&gt;&lt;o:lock ext="edit" aspectratio="t"&gt;&lt;/o:lock&gt;&lt;v:shape id="_x0000_i1025" type="#_x0000_t75" alt=""&gt;&lt;v:imagedata src="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5CPCX%7E1.PCX%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_image001.jpg" href="http://www.antrak.org.tr/gazete/022003/dohad_dosyalar/logo_dohad.jpg"&gt;&lt;/v:imagedata&gt;&lt;!--[if !vml]--&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/v:shape&gt;&lt;/v:path&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:formulas&gt;&lt;/v:stroke&gt;&lt;/v:shapetype&gt;&lt;/span&gt; &lt;p style="MARGIN-LEFT: 36pt; TEXT-INDENT: -18pt"&gt;&lt;!--[if !supportLists]--&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SDCdC6I_yjI/AAAAAAAAAp0/ldbJWEtiQO0/s1600-h/logo_dohad.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5201830242905213490" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SDCdC6I_yjI/AAAAAAAAAp0/ldbJWEtiQO0/s320/logo_dohad.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;1.&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;strong&gt;DOHAD NASIL KURULDU, NASIL BİR ARAYA GELDİK?&lt;/strong&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;17 Ağustos depreminden önce bir takım sıra dışı doğa olaylarını bir çok vatandaşımızla beraber gözlemlemiştik. Ancak buna bir anlam verememiştik çünkü bilgisizdik. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;İnternet üzerindeki haber gruplarından ve tarama motorlarında yaptığımız araştırmalarda dünya üzerinde deprem tahmin araştırmaları kapsamında sıra dışı doğa olaylarının deprem öncüleri denilebilecek sinyaller olarak kabul edildiğini gördük. Sanal ortamdaki haber gruplarında bulduğumuz bu bilgileri paylaşarak birbirimizi eğittik.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;Bu araştırmalarla beraber ilk olarak &lt;a href="http://www.sismikaktivite.org/"&gt;http://www.sismikaktivite.org/&lt;/a&gt; sitemizi kurarak konuya ilgi duyan diğer insanların da bu bilgilerden yararlanmasını sağlamaya çalıştık. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:14;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:14;"&gt;Doğayı anlamak !&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;17 Ağustos’ tan önce bu tür sıra dışı doğa olayları gözlemlerinde bulunan arkadaşlarımız bu gözlemlerini daha bilinçli bir şekilde sürdürmek isteyince bu gözlem raporlarının kayıt altına alnımasını doğru bulduk. Böylece gözlemlerimizin değişimini veya meydana gelebilecek depremlerle olan ilişkisini kendi gözlerimizle görebilecektik. Ancak çalışmalarımızı resmi bir statüde devam ettirmek amacıyla Nisan 2002’de derneğimizi kurduk. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gönüllü gözlemci ağımız İstanbul ve çevresiyle sınırlı kalarak 1 yıl gibi kısa bir sürede 800’ün üzerinde bir sayıya ulaştı. Ancak hedefimiz bu gözlem ağının tüm yurdumuza yayılmasını sağlamaktır.&lt;br /&gt;Derneğimizin ilkesi, tüm çalışmalarını bilimsel temellere oturtarak spekülatif ve sansasyonel girişimlerden uzak kalmaktır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN-LEFT: 36pt; TEXT-INDENT: -18pt"&gt;&lt;!--[if !supportLists]--&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;2.&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;strong&gt;MESLEKİ OLUŞUMLARIMIZ ?&lt;/strong&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Üyelerimiz çok farklı sektörlerde profesyonel olarak çalışmaktadırlar. Dernek Başkanı Bülent Doruker, Bilgisayar Mühendisi, bir yazılım şirketinde yönetici; Genel Sekreter Mübeccel Üstüner, pazarlama müdürü ; Başkan Yardımcısı Fuat Agalday tekstilci, Mali Koordinatör Erdem Uygar , Broker ; Dış İlişkiler sorumluları Nil Bilal, reklam ve halkla ilişkiler uzmanı ; Yasemin Sel , bir tekstil firmasında yönetici ; İç İlişkiler koordinatörü Rezzan Terzi, bankacı olarak çalışmaktadır. Diğer üyelerimiz arasında doktor, eczacı, mühendis, muhasebe gibi çok çeşitli mesleklerden arkadaşlarımız bulunmaktadır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3. BİLİMSEL DESTEK&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Derneğimizin amacı; Doğal afetlerin, özellikle de depremlerin, bir çok sıradışı olayla kendini belli ettiği gerçeğinden yola çıkarak, bu konu üzerine bilimsel araştırmalar yapan ve kısa dönem tahminler için çalışmalarda bulunan bilim adamlarımıza destek olmaktır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;Derneğimiz yurtiçinde ve yurtdışında bu yönde çalışmalarda bulunan bilim adamlarıyla sürekli irtibat halindedir ve bilgi alışverişi yapmaktadır. Bu amaçla internet üzerinde de sürekli olarak araştırma yapmaktayız. Depremler ve sıra dışı doğa olayları arasındaki ilişkiyi konu eden bir çok araştırmayı sitemizde üyelerimizi bilinçlendirmek amacıyla sunmaya çalışıyoruz.&lt;br /&gt;Gerek gözlem çalışmalarımız gerekse amatör düzeyde yaptığımız çeşitli ölçümler konusunda çok saygın bilim adamlarımızdan destek almaktayız. Jeofizik Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Sayın Doç.Dr. Oğuz Gündoğdu bizlere gözlemlerimizin bilimsel temellere oturması açısından son derece önemli yönlendirmeler yapmakta ve bilgilerini ve tecrübelerini bizlerle paylaşmaktadır. Özellikle bazı elektriksel ölçüm teknolojileri konusunda İ.T.Ü. Deprem Tahmin Projesi Yürütücüsü Dr.Berk Üstündağ'ın desteğini de almaktayız.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;4. KULLANDIĞIMIZ ÖLÇÜM CİHAZLARI&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Amatör düzeyde olan ölçümlerimiz arasında Başkan yard. Sayın Fuat Agalday’ın oluşturduğu bir sismometre halen test aşamasında çalışmaktadır. Bunun dışında digital sıcaklık ölçerlerimizle, Ataköy ve Tekirdağ’da deniz suyu sıcaklıklarını ölçüyoruz. Dudullu , Tuzla ve Yalova’da ki evlerinin bahçesinde kuyuları bulunan üyelerimiz yine bu digital sıcaklık ölçerleri ile kuyu suyu sıcaklıklarını ölçmektedirler. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;5. ÜYELER NE TAKİBİ YAPIYORLAR&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sayısı 800’den fazla gönüllü gözlemcimizin bildirdiği tüm gözlem ihbarları www.sismik aktivite.org sitemizde arşivlenmektedir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu konudaki en önemli referanslarımızdan biri Hacettepe Üniversitesi Fizik Mühendisliği bölümünden Doç.Dr. Ülkü Ulusoy’ un Prof.Dr. Motoji Ikeya ile beraber hazırladığı ve Deprem Habercisi Olaylar ve Bilimsel Yorumlar adlı kitabında derlediği 17 Ağustos depremi öncesi gözlemlenen sıradışı olaylar olmuştur. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Karınca davranışları:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;17 Ağustos depreminden önce, Marmara Bölgesinde yaygın olarak karınca istilası gözlemleri gelmişti. Karıncalar daha önce görülmemiş şekilde evleri istila etmişler, hatta küvet gibi alışılmışın dışında yerlerde bile görülmüşlerdir. Depremden birkaç saat önce de sebepsiz yere toplu halde ölmüşlerdir. Karınca anomalisi belki de 17 Ağustostan önce en yaygın ve belirgin olandır. İstanbul’dan , Adalar’dan Bursa’dan, Çanakkale’den ve özellikle deprem bölgesinden yoğun şekilde karınca anomalisi gözlemlendiğini biliyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;Derneğimiz 17 Ağustos öncesi bu deneyimi yaşamış olan arkadaşlarımızı bu konuda görevlendirmiştir. Kendileri, halen düzenli olarak ev ve bahçelerindeki karıncaların davranışlarını takip etmekteler. Benzer bir durumla karşılaştıklarında rapor edeceklerdir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hayvan Davranışları: &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gözlemci arkadaşlar evlerinde beslemekte olduğu evcil hayvanların ani ve sebebsiz olduğu kanaatine vardıkları davranışları rapor etmektedirler. Saldırganlık, evden çıkma isteği , karnını yere sürtünerek yürümeye çalışma, sırt üstü durmaya çalışma, ağlama, uluma, yemek yememe gibi ortada bir somut bir nedeni olmadığına inanılan tüm davranış biçimleri sitemize bildirilmektedir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bitkiler:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;Üyelerimiz gerek evlerindeki gerekse bahçelerindeki bitkiler mevsim dışı çiçek açma, ani solma, kuruma gibi belirtileri gözlemlemektedirler. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kuyu suları: &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Evlerinde ve işyerlerinde kuyusu olan arkadaşlarımız düzenli olarak seviye ve ısı ölçümü yapmaktalar. Şu ana kadar mevsim normalleri dışında bir anomali rapor edilmemekle beraber zaman zaman görülen küçük sapmalar da yağışlara bağlı kalmıştır. Ayrıca Tekirdağ’daki bir fabrikadan düzenli olarak PH derecesi ortalamalarını almaktayız. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Deniz suyu:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;Üç ayrı bölgede düzenli olarak sıcaklık ve deniz seviyesi ölçümü almaktayız. 16 Ağustos gecesi, depremden birkaç saat önce teknesi ile denizde olan bir arkadaşımız, kıyıya döndüğünde suların bir metreden çok yükseldiğini farketmiştir. Gel-git olayını bilen bir kişi olarak bunun çok sıradışı olduğunu düşünmüş, ne var ki ancak depremden sonra anlam verebilmiştir. Kendisi düzenli olarak seviye takibi yapmaktadır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hayvanat Bahçeleri: &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Boğaziçi Hayvanat Bahçesi, ki büyük deprem öncesi çok belirgin anormal hayvan davranışları rapor etmişlerdir, düzenli olarak aranmakta ve durum raporu alınmaktadır. Ayrıca Çanakkale, Bursa ve Çatalca�da kurulu devekuşu çiftlikleri de düzenli olarak aranarak takip edilmektedir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Elektrikli Ev Aletleri: &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Büyük depremlerden önce deprem merkezine yakın bölgelerde çeşitli elektronik ev eşyalarının sebepsiz yere arızalandığı, kendi kendine açılıp kapandığı ihbarları derlenmiştir. Bu yüzden gözlemcilerimizin bu tür olayları da siteye bildirmelerini talep ediyoruz. Bu olaylar arasında MR cihazlarında depremden kısa bir süre önce arıza, Cep telefonlarında sıradışı şarj değişiklikleri, TV lerde kendiliğinden açılıp kapanma, kanal değiştirme, Radyolarda sebepsiz parazitlenme, programlarda karışıklık, kanal atlama, Bilgisayarlarda, sebepsiz ekran kaymaları, kendiliğinden açılıp kapanma, kitlenme, Pusulalarda yön sapması, Quartz saatlerde geri kalma, ileri gitme ve durma gibi gözlemler bulunmaktadır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Mikrosismik hareketler:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;Büyük depremlerden önce mikrosismik hareketliliğin artabildiği ve/veya anomali gösterebildiği gerçeğinden yola çıkarak, M3 den küçük depremcikleri de kaydedebilmek amacıyla, amatör sismometre ağı kurmayı hedefliyoruz. Marmara Denizinin çevresine kurulacak bu ağ ile fayın nabız atışlarını amatör düzeyde de olsa takip edebileceğiz. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gök cisimlerinin takibi: &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Her ihtimali değerlendirmek istediğimizden, güneşin, ayın ve diğer gezegenlerin konumlarını da takip etmekteyiz. Bu veriyi güneşin ve gezegenlerin çekim güçlerinin henüz kanıtlanamamış olan etkilerini gözlemlemek açısından değerlendiriyoruz.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;6. REFERANS ALDIĞIMIZ ÇALIŞMALAR NELERDİR?&lt;/strong&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Laurentian Üniversitesinden Dr. Michael Pesinger ve&lt;br /&gt;Amerika Jeoloji Kurumundan Dr.John Derr’in&lt;br /&gt;”Tuhaf Işık Olayları ve Depremler” makalesinden: &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;”Çoğu ülkede sıradışı doğa olaylarına ilişkin kayıtların toplanması ve sınıflandırılmasına iletişim ve bilgi merkezleri bulunmuyor. Ülkeler, bu doğa olaylarının kayda geçirilmesi için ciddi ve yapıcı bir çaba içine girmedikçe, bu sıradışı olayların ; büyük depremlerin nerede ve ne zaman olacaklarını bilmeye ne kadar elverişli oldukları bilinemeyecektir.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Araştırma yapan bazı kurumlar:&lt;br /&gt;· Amerika � NASA �Ames araştırma Merkezi, Ulusal Bilimler Akademisi, Arizona Üniversitesi,Cornell Üniversitesi &lt;/p&gt;&lt;ul type="disc"&gt;&lt;li class="MsoNormal"&gt;Rusya � Bilimler Akademisi , Uluslararası Deprem Tahmin teorisi ve Matematik bilimleri Enstitüsü &lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal"&gt;Japonya - Tokyo Üniversitesi , Deprem Tahmin Araştırma Merkezi, Deprem tahmini Koordinasyon Komitesi &lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal"&gt;İtalya , Çin, İngiltere, Yunanistan, Bulgaristan &lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal"&gt;TÜRKİYE - İTÜ , Kayaç Gerginliği İzleme Yöntemiyle Deprem Tahmin Projesi, Dr. Berk Üstündağ &lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;p&gt;İTÜ Maden Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet Ercan�ın araştırması: Böceklerde ve hayvanlarda anormal davranışlar,Yer altı sularında değişimler &lt;/p&gt;&lt;p&gt;“BÜYÜK DEPREMLER ÖNCEDEN BAZI İŞARETLER VEREBİLİR”&lt;br /&gt;NASA, AMES ARAŞTIRMA MERKEZİ, 12 ARALIK 2001 &lt;/p&gt;&lt;p&gt;İTÜ Maden Fakültesi , Prof.Dr. İlyas Çağlar&lt;br /&gt;”Depremlerin Habercileri ve Jeofizik”&lt;br /&gt;”Kuvartz saatler, mimoza çiçeğinin kapanması, yer altı sularındaki değişiklikler. Jeo-elektrik ve hidrolojik parametre ölçümleri “&lt;/p&gt;&lt;p&gt;17 Ağustos öncesi Yalova Kaplıcalarında 2 Ağustos 1999 da tespit edilen sıra dışı olaylar:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;Zeminin çatlaması ile çıkan yeni kaynaklar, su sıcaklığının 60 dereceden 80 dereceye çıkması suyun çamurlanması. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;1992 büyük Erzincan depreminden önce bölgedeki su kaynaklarından çıkan suların kimyasının değiştiğini MTA’ya yazı ile bildirilmiş, ancak MTA değerlendirinceye kadar deprem meydana gelmiştir.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;DEPREM HABERCİSİ OLAYLAR VE BİLİMSEL YORUMLARI &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Doç. Dr. Ülkü ULUSOY, Hacettepe Üniversitesi &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;17 Ağustos 1999 Marmara depreminin ardından, Japon ve Türk bilim adamının ortak çalışmasında, depreminin ilk işaretlerinin, ''günler, hatta haftalar öncesinde hayvanlarda, gökyüzünde, denizde ve bitkilerde görülen sıra dışı olaylarda gözlendiği'' belirtildi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;Osaka Üniversitesi Yer ve Uzay Bilimleri Öğretim Üyesi Prof. Dr. Motoji İKEYA ile Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ülkü ULUSOY'un, deprem tanıkları arasında gerçekleştirdiği anket sonucu, 450 tanıktan deprem öncesi belirtilere ilişkin 1026 sıra dışı olay derlendi.&lt;br /&gt;Prof. Dr. İKEYA ile Doç. Dr. ULUSOY'un, ''Deprem Habercisi Olaylar ve Bilimsel Yorumlar'' adını taşıyan ve Türkiye'de bu alandaki ilk çalışmayı oluşturan araştırma, Kültür Bakanlığı tarafından yayımlandı. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;“...Kayaların sıkışmasıyla ortaya çıkan bu anormal elektrik ve manyetik sinyaller ; deprem ışıklarından , hayvanlarda ve hatta insanlarda depremlerden önce gözlemlenen anormal davranışlara kadar bir çok sıra dışı diye tabir edilen olaya neden olmaktadır” Siegmann Freund, NASA &lt;/p&gt;&lt;p&gt;“depremlerden önce işaretler alındığı gerçeği”&lt;br /&gt;NASA, AMES ARAŞTIRMA MERKEZİ, Mayıs 2002 &lt;/p&gt;&lt;p&gt;“Bilimadamları, uydulardan alınacak bazı verileri kullanarak büyük depremleri birkaç gün önceden tahmin etmeyi yakında başaracaklarını umuyorlar. Uydular halen, büyük depremlerden günler önce meydana gelen kızılötesi ışımaları, elektrik ve manyetik sinyalleri ve iyonosferdeki değişiklikleri izlemekte kullanılmakta.&lt;br /&gt;Laboratuarda yapılan bir deney ve uluslararası uydulardan alınan veriler, bazı depremlerden önce işaretler alındığı gerçeğine kanıtlar sağladı. NASA Ames Araştırma Merkezi�nden Friedemann Freund, NASA Goddard Uzay Uçuş Merkezi ve Carnegie Kurumu Jeofizik Laboratuarı yetkilileri, yaptıkları deney sonucunda, granit kaya bloklarının 1500 tonluk bir basınca maruz kaldıklarında, kızılötesi ışınlar yaydıklarını gözlemlediler.. NASA Goddard tarafından yeni geliştirilen çok hassas bir kızılötesi kamera, kayaların görüntülerini yakalamayı başardı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;PARAMETRE TAKİBİNE DAYALI BAŞARILI BİR DEPREM TAHMİNİ:&lt;br /&gt;Çin’deki Haichang M7.3 ve Tangshan M7.8 Depremleri Tahmini&lt;br /&gt;Çin’de 1970 yılında başlatılmış bir projedir. Yaklaşık 60.000 kişi seferber edilmiştir ve 5 yıl sürmüştür. Yeraltı ve kuyu suları düzenli olarak ölçülmüş, hayvan davranışları izlenmiş, radon gazı ölçümleri yapılmıştır. Bölgede&lt;br /&gt;mikrosismik aktiviteleri kaydedecek özel bir sismometre ağı kurulmuştur. Diri fay hatları boyunca kırıklardaki hareketleri gözleyen tiltmetreler yerleştirilmiştir. Dağlara yerleştirilen cihazlarla, yer şekillerinin birbirine olan uzaklık değişimleri&lt;br /&gt;ölçülmüş, eğimlerin açıları takip edilmiştir. Çevredeki termal kaynakların sıcaklık, renk ve radyoaktiviteleri düzenli olarak ölçülmüştür. Hayvan barınakları takibe alınmış, hayvanların anormal davranışları kayıt altına alınmıştır.&lt;br /&gt;Tüm veriler Çin Deprem Bilimleri Enstitüsünce derlenmiştir.Tüm parametrelerde belirgin bir artış olduğu saptandığında, yetkililere haber verilmiştir. Halk uyarılarak evlerini terk etmeleri istenmiştir. Çok geçmeden büyük Haichang depremi gerçekleşmiş, hiç can kaybı olmadan deprem atlatılmıştır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;HAYVANLARIN ALGILAMA EŞİKLERİ İLE İLGİLİ LABORATUVAR DENEYLERİ, &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Texas Üniversitesi, Deniz Bilimleri Enstitüsü , Ruth Buskirk, Cliff Frohlich, Gary Latham&lt;br /&gt;Bazı hayvanlar depremlerden önce meydana gelebilecek jeofiziksel uyarıları insanlardan çok daha fazla algılayabilirler. Bu uyarılar 50hzin altında sismik, akustik dalgalar ile elektrik alan değİşimleri ve koku uyaranlarıdır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;Tavsiye edilen araştırma konuları: 10-50 hz arasındaki sismik dalgalar elektrik alan değişimleri radon dışındaki gazların salınımı olmalıdır. &lt;/p&gt;&lt;ul type="disc"&gt;&lt;li class="MsoNormal"&gt;1980 yılında Otis ve Kautz isimli bilimadamları telefonla bilgi veren gözlemci ağı kurdular &lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal"&gt;1980 yılında Kenagy ve Enright isimli iki bilimadamı bir saha laboratuarı kurup kontrollü şartlar altında hayvan davranışlarını izlediler. &lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;p&gt;14 Haziran : New Scientist dergisinin son sayısında yer alan habere göre Japonya’yı vuran büyük bir depremden 2 ay önce garip elektromanyetik sinyaller tespit edildi. Atina Üniversitesi’nde araştırmalarını sürdüren 3 Yunan bilim adamının bu konudaki çalışmalarını doğrulayan sinyaller, ileride depremlerin önceden tespit edilmesinde kullanılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;7. DOHAD NELER YAPACAK, HEDEFİ NEDİR?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Tüzüğümüzdeki ana amaçlarımız: &lt;/p&gt;&lt;p&gt;1. Derneğin amacı; doğa ve doğa hareketlerini gözlemlemek,izlemek, incelemek, doğadaki değişimlerin canlılar üzerindeki etkilerini araştırmak,&lt;br /&gt;2. Doğal afetlere karşı korunmak amacıyla projeler oluşturmak ve var olan projeleri geliştirmek amacıyla desteklemek&lt;br /&gt;3. Doğal afetler sonrası için arama-kurtarma ekipleri oluşturmak, afet bölgelerinde dayanışma ve yardımlaşmaya katkıda bulunmaktır &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gözlem ağımızı yurt sathına yaymak için medyanın desteğini istiyoruz. Sansasyon peşinde değiliz ve her türlü spekülatif ve sansasyonel oluşumun karşısındayız. Bilimsel projelerin desteğe ihtiyacı bulunmaktadır. Amacımız üniversitelerimizde yürütülmeye çalışılan bu tür projelere bir sivil toplum örgütü olarak destek olmak, kamuoyu oluşturmak ve projelere destek bulmaktır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu anlamda İTÜ Deprem Tahmin Projesine elimizden gelen desteği vermek için çalşımalar yapıyoruz. Amatör düzeyde yürüttüğümüz çalışmaların güvenilir olması açısından Sayın Doç.Dr. Oğuz Gündoğdu’nun görüşlerini alıyoruz. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Doğal afetlerden sonrasını da düşünerek tüm üyelerimizin temel ilk yardım ve hafif arama kurtarma eğitimi almaları için bir eğitim organizasyonu yapıyoruz. Dışarıdan katılıma da açık olacak bu eğitim ile önleyemediğimiz doğal afetler sonrasında içinde bulunduğumuz topluma daha bilinçli olarak hizmet etmeyi amaçlıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;8. İŞBİRLİĞİ İÇİNDE OLDUĞUMUZ KURUMLAR VAR MI?&lt;/strong&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Deprem Tahmin Projesi yürüten Dr. Berk Üstündağ ile projelerine insan gücü anlamında destek verebilmek ve tanıtımlarına yardımcı olmak için bir protokol çerçevesinde işbirliği içindeyiz. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Jeofizik Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Doç.Dr. Oğuz Gündoğdu çalışmalarımıza gerek danışmanlık anlamında gerekse bilimsel birikimlerini paylaşmaları anlamında büyük destek vermekteler. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Diğer bir sivil toplum örgütü olan Ağ-17 Yardım Gönüllüleri Derneğinin son “Altın Satırlar” projesinde gönüllülerimizle destek verdik. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;TRAC ( Telsiz ve Radyo Amatörleri Cemiyeti ) başkanı Sayın Aziz Şasa Bey , derneğimize ellerinden gelen desteği verebileceklerini iletmişlerdi. Kendileriyle projelerimiz çerçevesinde görüşmelerimiz olacaktır. &lt;/p&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: center" align="center"&gt;&lt;hr align="center" width="100%" size="2"&gt;&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;Sıradışı Doğa Olayları&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Gözlem Ağına Katılım Çağrısı:&lt;/strong&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Evlerinde hayvan besleyenler, Veterinerler, Pet-shoplar&lt;br /&gt;Hayvanlarda genel davranış bozuklukları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlerinde bitki bakımı ile uğraşanlar, Seralar, Çiçek yetiştiricileri&lt;br /&gt;Bitkilerdeki ani ve nedensiz solma, kuruma veya erken çiçek açma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahçelerinde veya çevrelerinde her gün seviye ölçümü yapabilecek yakınlıkta kuyu bulunanlar&lt;br /&gt;Seviye , sıcaklık ve renk takibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz kenarında ikamet edenler&lt;br /&gt;Deniz seviyesi, Renk değişimi, Ani ölü dalgalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahçeli evde yaşayanlar&lt;br /&gt;Karınca, Diğer böcek türleri, Bitkiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medikal Sektöründe Çalışanlar, Doktorlar&lt;br /&gt;MR, Röntgen çıktılarında bozukluklar. Baş ağrısı , baş dönmesi ,kusma gibi semptomlarda artış&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href="http://www.dohad.org/"&gt;http://www.dohad.org/&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;“gözlemlerinizin sitemizde kayıt altına alınmasını sağlayın” &lt;/p&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: center" align="center"&gt;&lt;hr align="center" width="100%" size="2"&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;DOĞA HAREKETLERİ ARAŞTIRMA DERNEĞİ TÜZÜĞÜ&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;(Başlıca maddeler alınmıştır. Dernek tüzüğünün tamamı için: &lt;a href="http://www.dohad.org/"&gt;http://www.dohad.org/&lt;/a&gt; ) &lt;/p&gt;&lt;p&gt;KURULUŞ&lt;br /&gt;Yasalar ile bu Ana Tüzük hükümleri uyarınca yönetilmek ve amaç ile hizmet konuları doğrultusunda çalışmalar yapmak üzere DOĞA HAREKETLERİ ARAŞTIRMA DERNEĞİ adı ile bir dernek kurulmuştur.&lt;br /&gt;DOĞA HAREKETLERİ ARAŞTIRMA DERNEĞİ �NİN kısa adı DOHAD olup ; bu tüzüğün aşağıdaki maddelerinde de (DOHAD) veya (Dernek) olarak anılacaktır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;AMAÇ VE HİZMET KONULARI:&lt;br /&gt;3.1 Derneğin amacı; doğa ve doğa hareketlerini gözlemlemek,izlemek, incelemek, doğadaki değişimlerin canlılar üzerindeki etkilerini araştırmak,&lt;br /&gt;3.2 Doğal afetlere karşı korunmak amacıyla projeler oluşturmak, varolan projeleri geliştirmek amacıyla desteklemek&lt;br /&gt;3.3 Doğal afet durumlarında arama, kurtarma, dayanışma ve yardımlaşmaya katkıda bulunmaktır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;ÇALIŞMA BİÇİMİ ve ÇALIŞMA ALANLARI:&lt;br /&gt;4.1 Derneğin çalışma biçimi ; konusunda uzman kişi ve kuruluşların yanı sıra , dernek üyeleri ve diğer gönüllüler vasıtasıyla, doğa hareketlerini ve bunların canlılarla etkileşimlerini araştırmak, çalışma grupları kurmak ve faaliyetlerini koordine etmek, gözlem ve araştırmaları paylaşma amaçlı haberleşme ağları kurmak, doğal afetlerden korunma amaçlı projeler geliştirmek ve bu konuda bilinçlendirme çalışmaları yapmaktır.&lt;br /&gt;4.2 Bu çalışmaların yapılmasında kamu kurumlarının ve özel kuruluşların desteklerini sağlamaktır.&lt;br /&gt;4.3 Bu konudaki ayrıntılar ayrıca çıkarılacak bir iç yönetmelik ile belirlenir.&lt;br /&gt;4.4 Dernek ve çalışmaları hakkında açıklama yapma yetkisi sadece Yönetim Kurulunun belirleyici Dernek Sözcülerine aittir. Dernek Sözcüleri müştereken veya münferiden yazılı veya görsel basına açıklamada bulunabilirler.&lt;br /&gt;Derneğin diğer üyelerinin yapacakları yazılı-sözlü açıklamalardan derneğin hiçbir hukuki ve cezai sorumluluğu bulunmamaktadır. Aksi halde, tüm hukuki sorumluluk açıklamayı yapan üyeye ait olduğu gibi; dernekten kesin ihraç sebebidir.&lt;br /&gt;4.5 Dernek çalışma alanları doğrultusunda; Doğa araştırma ve gözlem çalışmalarına katılabilecek kişileri saptar, eğitim verir, ilgi alanı içinde kalan konularda araştırma ve zemin etütleri yapar ve dernek dışındaki özel veya tüzel kişilere de araştırma yaptırır.&lt;br /&gt;Konferans, panel, seminer sempozyum düzenler, sergi açar, kitap, broşür, dergi, bülten ve benzeri yayınları çıkarır, dernek amaç ve hizmet konularında kullanılmak üzere yurtiçi ve yurtdışından kredi ve sponsor temin eder.&lt;br /&gt;4.6 Amaç ve hizmet konuları ile ilgili olarak yurt çapında tüm kamu kuruluşları (Başbakanlık ve bağlı kuruluşları, bakanlık teşkilatları, valilikler, kaymakamlıklar, emniyet müdürlükleri, polis ve jandarma karakolları, üniversite, fakülte, akademi, yüksek okullar, devlet ve özel hastane ve dispanserleri ve diğer tüm kamu kuruluşları) ile ve kamu kurumları haricindeki gerçek kişi veya tüzel kuruluşlarla (Haberleşme ve telekomünikasyon şirketleri, turizm firmaları, spor klüpleri , spor dernekleri, vakıflar, dernekler ile diğer sivil toplum kuruluşları ve diğer kuruluşlarla) görüşme, danışma yapıp, ilişki kurar, eşgüdüm sağlar ve koordineli hareket eder.&lt;br /&gt;Tüm bu sayılan kurumlar dışında da ileride amaçlarına uyan kurum ve kuruluşlar ile de görüşme, danışma yapıp, ilişki kurup, eşgüdüm sağlar ve koordineli hareket eder.&lt;br /&gt;4.7 Dernek bu konularda kar ve spekülasyon amacı olmaksızın, amacı için gerekli her türlü taşınır, (gemi dahil) ve taşınmaz mal ve cihazlar satın alır, kiralar, kiraya verir.&lt;br /&gt;4.8 Taşınır ve taşınmaz malları hakkında her türlü hukuki tasarrufta bulunur.&lt;br /&gt;4.9 Taşınır mallar, cihazlar kapsamında:&lt;br /&gt;Afet bölgelerinde arama kurtarma çalışması yapacak ve dernekçe kurulan ekiplerin enkaz altında canlı tespiti için gerekli tüm cihazların teminini;&lt;br /&gt;Deniz, kuyu kaynak ve kaplıca sularındaki alçalma, yükselme, terkip değişikliklerini ölçebilmek için gerekli cihazların teminini;&lt;br /&gt;Afet bölgelerine anında ulaşım için gerekli tüm ulaşım araçlarının teminini;&lt;br /&gt;Afet bölgelerinde gerekli çalışma yapabilmek için helikopter, kamyon, karavan, vinç, kepçe ve her türlü nakil vasıtası ile iş makinelerinin teminini sağlar. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Deprem öncesi hayvan davranışlarını incelemek için, fay hatları üzerinde hayvan çiftlikleri kurar. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Olası afetler için arazi satın alır ve bu arazi üzerinde örnek olabilecek uydu kentler kurar ve kurulmasına gerek parasal gerekse hizmet yönünden katkılarda bulunur. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Afet bölgelerinde çadır kentler, prefabrike konutlar ve tam teçhizatlı seyyar hastane kurar. Konaklama, dinlenme, sosyal ve kültürel etkinliklere elverişli tesisler kurar. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;4.12 Ülkenin çeşitli bölgelerinde afet gözlem istasyonları, arama kurtarma çalışmaları ve her türlü haberleşmeyi sağlamak için telsiz istasyonları kurup, gerekli cihazları tesis eder ; bu istasyonlarla, ana merkez arasında süratli ve güvenilir bir bilgisayar iletişim ağı kurar. Afet sonrası haberleşme ve iletişimin sekteye uğramaması için dünyanın bilinen afet ülkelerindeki bilimsel kuruluşlarla koordinede bulunarak, özel haberleşme telekomünikasyon ve iletişim ağları kurar.&lt;br /&gt;Gerekli gözlemlerin anında ve sağlıklı yapılabilmesi için uydu kiralar.&lt;br /&gt;4.13 Amaç ve hizmet konuları ile ilgili olarak gelir arttırıcı projeler için ortaklıklar, iktisadi işletmeler, vakıflar ve yardımlaşma sandığı kurar ve /veya anılan kuruluşlarla işbirliğinde bulunur.&lt;br /&gt;Yardım Toplama Yasası ve tüzük hükümleri uyarınca yardım ve bağış alıp verir; koşullu ve koşulsuz vasiyetleri kabul eder. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;4.14 Amacın gerçekleştirilmesi için diğer her türlü yasal çalışmaları yapar.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;(DOHAD ile ilgili bölüm&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold; COLOR: rgb(204,0,0)"&gt; &lt;/span&gt;&lt;a style="FONT-WEIGHT: bold; COLOR: rgb(153,0,0)" href="http://antrak.org.tr/index.php?option=com_content&amp;amp;task=view&amp;amp;id=563"&gt;buradan&lt;/a&gt; alınmıştır )&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;İLGİLİ KONULAR:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com/2008/12/17-austos-depremiyle-ilgili.html"&gt;17 Ağustos Depremiyle İlgili Bilinmeyenler&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;v:stroke joinstyle="miter"&gt;&lt;v:f eqn="if lineDrawn pixelLineWidth 0"&gt;&lt;v:f eqn="sum @0 1 0"&gt;&lt;v:f eqn="sum 0 0 @1"&gt;&lt;v:f eqn="prod @2 1 2"&gt;&lt;v:f eqn="prod @3 21600 pixelWidth"&gt;&lt;v:f eqn="prod @3 21600 pixelHeight"&gt;&lt;v:f eqn="sum @0 0 1"&gt;&lt;v:f eqn="prod @6 1 2"&gt;&lt;v:f eqn="prod @7 21600 pixelWidth"&gt;&lt;v:f eqn="sum @8 21600 0"&gt;&lt;v:f eqn="prod @7 21600 pixelHeight"&gt;&lt;v:f eqn="sum @10 21600 0"&gt;&lt;v:path extrusionok="f" gradientshapeok="t" connecttype="rect"&gt;&lt;o:lock ext="edit" aspectratio="t"&gt;&lt;v:imagedata src="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5CPCX%7E1.PCX%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_image001.jpg" href="http://www.antrak.org.tr/gazete/022003/dohad_dosyalar/logo_dohad.jpg"&gt;&lt;v:stroke joinstyle="miter"&gt;&lt;v:f eqn="if lineDrawn pixelLineWidth 0"&gt;&lt;v:f eqn="sum @0 1 0"&gt;&lt;v:f eqn="sum 0 0 @1"&gt;&lt;v:f eqn="prod @2 1 2"&gt;&lt;v:f eqn="prod @3 21600 pixelWidth"&gt;&lt;v:f eqn="prod @3 21600 pixelHeight"&gt;&lt;v:f eqn="sum @0 0 1"&gt;&lt;v:f eqn="prod @6 1 2"&gt;&lt;v:f eqn="prod @7 21600 pixelWidth"&gt;&lt;v:f eqn="sum @8 21600 0"&gt;&lt;v:f eqn="prod @7 21600 pixelHeight"&gt;&lt;v:f eqn="sum @10 21600 0"&gt;&lt;v:path extrusionok="f" gradientshapeok="t" connecttype="rect"&gt;&lt;o:lock ext="edit" aspectratio="t"&gt;&lt;v:imagedata src="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5CPCX%7E1.PCX%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_image001.jpg" href="http://www.antrak.org.tr/gazete/022003/dohad_dosyalar/logo_dohad.jpg"&gt;&lt;/v:imagedata&gt;&lt;/o:lock&gt;&lt;/v:path&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:stroke&gt;&lt;/v:imagedata&gt;&lt;/o:lock&gt;&lt;/v:path&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:stroke&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com"&gt;"Gaziemir Orman"&lt;/a&gt; Blogundan alınmıştır.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542596774396821759-7779611438037547415?l=gaziemir-orman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/CiDt/~3/Fkbb80OH_BI/kurbaalar-in-deki-depremi-haber-verdi.html</link><author>rmzbrcn@yahoo.co.uk (Burraakk)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SDCkkaI_ymI/AAAAAAAAAqM/WegREAFLvU4/s72-c/%C3%A7in+depremi.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total><feedburner:origLink>http://gaziemir-orman.blogspot.com/2008/05/kurbaalar-in-deki-depremi-haber-verdi.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3542596774396821759.post-2101009201923374323</guid><pubDate>Tue, 29 Sep 2009 20:59:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-12-09T06:42:03.095+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">YABAN HAYATININ YOKEDİLEN YAŞAM ALANLARI</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">GÜNCEL HABERLER</category><title>SU DEĞİRMENLERİ TEKNOLOJİYE YENİLDİ</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SA2TFY9xkhI/AAAAAAAAAi4/XVgioGRhy1Y/s1600-h/su+de%C4%9Firmeni.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SA2TFY9xkhI/AAAAAAAAAi4/XVgioGRhy1Y/s320/su+de%C4%9Firmeni.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191967666238231058" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Doğu Karadeniz'de, geçmiş yılların önemli kültürel değerlerinden olan su değirmenleri, gelişen teknolojiye yenik düşüyor.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Mart 2008 Cumartesi 14:34&lt;br /&gt;ZEKERİYA SARIHAN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihe şahitlik eden su değirmenleri, insanın toprağa bağlandığı ve ilk ziraat faaliyetlerini yapmaya başladığı devirlerde kullanılmaya başlanmış. İki yassı taş arasında ezilen mısır, buğday gibi ürünlerden un elde etmeyi başaran insanlar, teknolojinin gelişmesi ve un elde etmek için başka yöntemler kullanılmaya başlanması ile su değirmenlerini terk etmeye başladı.&lt;br /&gt;Doğu Karadeniz ve Rize'de de özellikle mısır öğütmede kullanılan su değirmenleri, mısır üretimi ve kullanımının azalması ile adeta kaderine terk edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SA2S6Y9xkfI/AAAAAAAAAio/FsDLtyhu2jQ/s1600-h/m%C4%B1s%C4%B1rlar+kurutuluyor.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SA2S6Y9xkfI/AAAAAAAAAio/FsDLtyhu2jQ/s320/m%C4%B1s%C4%B1rlar+kurutuluyor.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191967477259670002" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost&amp;quot;"&gt;Rize'nin Fındıklı ilçesinde su değirmeni işleten Sinan Özemir, yıllar önce Doğu Karadeniz genelinde olduğu gibi Rize'de de mısır üretimi ve tüketiminin önemli yer tuttuğunu belirterek, ''Köylerdeki yaşamın yavaş yavaş azalmasına paralel olarak mısır üretimi de azalmaya başladı. Bu da doğal olarak su değirmeni kullanımını neredeyse bitme durumuna getirdi'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiden tarlada üretilen mısırdan su değirmenlerde öğüterek un elde edildiğini, günümüzde ise yaygınlaşan şehir hayatı ile hazır un kullanımının yaygınlaştığını dile getiren Özemir, ''yaylalarda ve köylerde yaşamın yoğun olduğu dönemlerde dedelerimiz bahçede ürettiği mısırı hasat eder, sonra da serender ve evlerin girişine kuruması için asarlardı. Kışın bu mısırlar ailenin ihtiyaçları doğrultusunda su değirmenlerinde öğütülürdü. Mısır ve mısırdan elde edilen çeşitli yiyecekler temel besin kaynaklarımızdı. Başta mısır ekmeği olmak üzere mısır unu kullanılarak yapılan hamsili ekmek, çeşitli lahana yemeklerinde kullanılırdı'' diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SA2TAo9xkgI/AAAAAAAAAiw/ZTtmIAKBGDM/s1600-h/m%C4%B1s%C4%B1r+ko%C3%A7anlar%C4%B1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SA2TAo9xkgI/AAAAAAAAAiw/ZTtmIAKBGDM/s320/m%C4%B1s%C4%B1r+ko%C3%A7anlar%C4%B1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191967584633852418" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost&amp;quot;"&gt;Özemir, eskiden her köy ve mahallede bulunan ve akarsuların en uygun yerine inşa edilen su değirmenlerinin genellikle çevresindeki ailelerce ortaklaşa kullanıldığını kaydederek, şunları söyledi:&lt;br /&gt;''Ancak son dönemlerde mısır üretiminin azalmasına paralel olarak tarihi su değirmenlerimiz kullanılmaz oldu. Günümüzde, eskiden her köy ve mahallede, o yerin geleneksel yaşam tarzına uygun yapılan su değirmenlerinin bazısı yıkıldı, bazısı da yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya. Oysa 1900'lü yılların başında bir yerleşim yerinin köy statüsü kazanabilmesi için orada cami ve medrese ile bir su değirmeninin bulunması önemliydi.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SA2S0Y9xkeI/AAAAAAAAAig/U6g15VG2_rw/s1600-h/su+de%C4%9Firmeni+tarih+oldu.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SA2S0Y9xkeI/AAAAAAAAAig/U6g15VG2_rw/s320/su+de%C4%9Firmeni+tarih+oldu.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191967374180454882" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özemir, su değirmenlerinin mimarisinin, taş ve ahşap işçiliğinin güzel örneklerini oluşturduğunu dile getirerek, ''su değirmeni bölgemiz insanının doğada var olan yöresel enerji kaynaklarından en güzel biçimde yararlandığının da önemli bir göstergesiydi. Günümüzde pek kullanılmasa da, su değirmenlerini tarihi birer değer olarak korumalıyız'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.pazar53.com/news_detail.php?id=6399"&gt;&lt;br /&gt;Pazar53 Rize Haberleri&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;a href="http://gaziemir-orman.blogspot.com"&gt;"Gaziemir Orman"&lt;/a&gt; Blogundan alınmıştır.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542596774396821759-2101009201923374323?l=gaziemir-orman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/CiDt/~3/4PbEOP0ns0s/su-deirmenleri-teknolojiye-yenildi.html</link><author>rmzbrcn@yahoo.co.uk (Burraakk)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_CgBo31yxz8I/SA2TFY9xkhI/AAAAAAAAAi4/XVgioGRhy1Y/s72-c/su+de%C4%9Firmeni.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://gaziemir-orman.blogspot.com/2008/04/su-deirmenleri-teknolojiye-yenildi.html</feedburner:origLink></item></channel></rss>
