<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/atom10full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" gd:etag="W/&quot;CU4MRHc7fyp7ImA9WhRUGEk.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-21675482</id><updated>2012-01-29T15:33:05.907+02:00</updated><category term="Ekonomi" /><category term="medya" /><category term="English" /><category term="cop17" /><category term="ulaşım" /><category term="Maden" /><category term="bergama" /><category term="Kent" /><category term="Özgür Gürbüz" /><category term="Durban" /><category term="chopper" /><category term="Savaş" /><category term="Gezi" /><category term="motosiklet" /><category term="Vegan" /><category term="Çevre-Toplum-Sağlık" /><category term="siyaset" /><category term="İklim" /><category term="Spor" /><category term="yeşil ekonomi" /><category term="entelköy" /><category term="Müzik" /><category term="Nükleer" /><category term="Dünya" /><category term="film" /><category term="Enerji" /><category term="Kyoto" /><category term="elektrik" /><title>Ozgur Gurbuz</title><subtitle type="html">Özgür Gürbüz tarafından kaleme alınan makale, analiz ve haberlere bu adresten ulaşabilirsiniz. Daha önce hiçbir yerde yayımlanmamış yazıları "www.ozgurgurbuz.com" adresine aktif bir bağlantı vererek yayımlayabilirsiniz. E-posta: ozzgurbuz@gmail.com</subtitle><link rel="http://schemas.google.com/g/2005#feed" type="application/atom+xml" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/feeds/posts/default" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/" /><link rel="next" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25&amp;redirect=false&amp;v=2" /><author><name>Özgür Gürbüz</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><generator version="7.00" uri="http://www.blogger.com">Blogger</generator><openSearch:totalResults>543</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/atom+xml" href="http://feeds.feedburner.com/blogspot/GBrZw" /><feedburner:info uri="blogspot/gbrzw" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><entry gd:etag="W/&quot;AkcGRXs9eip7ImA9WhRUFE0.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-21675482.post-8156426875479968630</id><published>2012-01-22T23:57:00.013+02:00</published><updated>2012-01-24T14:27:04.562+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-24T14:27:04.562+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="siyaset" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="medya" /><title>Umudu hatırlatanlara selam olsun</title><content type="html">&lt;i&gt;Bir başka Hrant, bir başka Musa, bir başka Uğur, halkını sevdiği  için öldürülmeyecek, güpegündüz gelen kanlı katillere bu halk bir gün  gereken yanıtı verecek. Hrant'ın ardından yürüyen on binler bu umudun  selidir. En karanlık günlerde umudu hatırlayanlara, hatırlatanlara selam  olsun.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&lt;b&gt;Özgür Gürbüz-&lt;a href="http://www.birgun.net/sunday_index.php?news_code=1327318877&amp;amp;year=2012&amp;amp;month=01&amp;amp;day=23" target="_blank"&gt;Birgün&lt;/a&gt;/22 Ocak 2012&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yıl 1980, Özgür daha çocuk, yedi yaşında, sekizine az var. Mevsimlerden yaz, Merzifon'da yaz güney illerinin baharı gibidir, Taşan Dağı'ndan esen rüzgar sıcak havayı garajlara kadar hafifçe sürükler, oradan Yedikır Gölü'nün üstüne doğru bırakır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Rüzgarın önüne tankların çıkmasına, 12 Eylül'e günler var. Dedim ya, Özgür daha yedi yaşındaydı. Büyümemişti, annesinin elini sıkı sıkı tutarak Merzifon'un Cumhuriyet Caddesi'nden yukarı doğru ağır ağır yürüyordu. Cumhuriyet Caddesi, eskiden Çınar Oteli'nin olduğu yerde birkaç kola ayrılır, bir tanesi Özgür'ün evine, Ulus Caddesi'ne gider. Özgür'e annesinin elini sıkı sıkı tutması tembihlenmişti çünkü iki yıl önce Ulus Caddesi'ndeki evlerinin önünde Özgür'e otomobil çarpmıştı. Annesinin elini bırakıp karşı komşunun közlediği mısırı almaya koşturduğu gün kendisini asfaltın üstünde, havada bulmuştu. Özgür'e bir şey olmadı, otomobilin tamponu eğrildi. Ya da böyle avuttular Özgür'ü...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O gün Özgür annesinin elini bırakmadı ama annesi Özgür'ün elini bıraktı. Bağırıyor, yardım istiyordu. Ulus Caddesi'ne giden yolun başında iki-üç kişi bir genci öldüresiye dövüyorlardı. Güpegündüz, herkesin ortasında. Vuranlar sağ görüşlü dövülen genç ise sol görüşlüydü. Kimse kılını kıpırdatmadı. Özgür'ün çocuk aklına güvenilmez ama polisleri gördüğünü hatırlıyor, kavga çıkınca dondurmacı dükkanına saklandıklarına dair bir iddiası var. Solcu öğrencinin gözlükleri vardı, elleri sopalı saldırganlar gözlüğünü darmadağan etmişlerdi. Özgür'ün annesi atıldı, bağırdı ve belki de utançtan olacak esnaf müdahele ederek çocuğu kurtardı. Kurtardı ama duyum odur ki, Erkek Sanat Okulu'nda (Endüstri Meslek Lisesi) okuduğu söylenen o gencin kör olduğu söylenir. Umarım doğru değildir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aradan 14 yıl geçti. Özgür 1993 yılında ilk kez gözaltına alındı. Gazeteci-yazar Uğur Mumcu yine güpegündüz, evinin önünde öldürülmüştü. Özgür Cumhuriyet Gazetesi'nin Cağaloğlu'ndaki bürosundan Taksim'e yürüyen gruba katılmıştı. Binlerce insan. Galata Köprüsü'nün sonunda polis yolu kesti. Özgür en önde kalmıştı, burnunun ötesi polis kalkanıydı. Bir ara sırtını polise döndü, bir el ensesinden onu kalkanlara doğru çekti. Gözaltına alındı. Belli ki göze batmıştı. Ne yaptığı, ne ettiği belli değildi. Polisler, “katil polis, faşist polis diye bağırmışsın” dediler. Yoktu öyle bir şey.  Bu sloganları yıllar sonra Metin Göktepe'nin ardından yapılan yürüyüşlerde duydu. O geceyi karakolda geçirdi, korkmuştu. Karakolda, öldürülen diğer gazetecileri düşündü. Çetin Emeç'i, Turan Dursun'u, Musa Anter'i... Gazeteci olmayı hep istemişti, o gün daha çok istedi. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aradan yine 14 yıl geçti. 19 Ocak 2007'de, Hrant Dink'in öldürüldüğü gün Özgür de on binlerin arasındaydı. Kimsenin elini tutmuyordu ama binlerce insanla adeta kolkola yürüyordu. Hrant Dink de herkesin gözü önünde, göz göre göre öldürülmüştü. Hrant Dink'i düşünürken yedi yaşında yine herkesin gözü önünde öldürülesiye dövülen o genci hatırladı. Bombalanan, vurulan, öldürülen gazeteciler aklına geldi. Hrant'ın fotoğrafına bakamadı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu ülkede gazeteci olmak zor. Ermeni olmak zor. Devlete muhalif olmak zor. Hrant Dink hem gazeteci, hem Ermeni hem de muhalifti. Varın siz düşünün cesaretini. Eminim cesareti bu ülkenin halklarına duyduğu sevgiden kaynaklanıyordu. Hiç tanışamadık ama böyle hissediyorum. Güpegündüz, göz göre vurulması herhalde bundandır. Bu ülkede cesurlar sevilmez, ses çıkarmamak, görmezden gelmek makbuldür. Kraldan çok kralcı olmak gerekir. Gazetecinin meslek aşkı bir kara sevdadır. Gazetecinin, yazarın, düşünürün halkına duyduğu sevgi karşılıksız bir sevgidir. Mutlu son yoktur. Bir gün ya unutulur ya da kaderine terk edilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ne mutlu ki Özgür'e bugün Hrant Dink'in yazılarını yazdığı bir gazetede yazılar yazıyor. Köşesini her gün merakla okuduğu Uğur Mumcu'nun gazetesi Cumhuriyet'te yazıları yayımlandı. Her gazeteciye nasip olmaz. Ve katiller için ne acıdır ki, yedi yaşından beri gözleriyle şahit olduğu bu zulme rağmen Özgür, 14 yıl sonra bir başka gazetecinin öldürülmeyeceğine dair umudunu hâlâ yitirmedi. Bir başka Hrant, bir başka Musa, bir başka Uğur, halkını sevdiği için öldürülmeyecek, güpegündüz gelen kanlı katillere bu halk bir gün gereken yanıtı verecek. Hrant'ın ardından yürüyün on binler bu umudun selidir. En karanlık günlerde umudu hatırlayanlara, hatırlatanlara selam olsun. Işıklar içinde yatın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21675482-8156426875479968630?l=ozgurgurbuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/MPKOnhQ2S9l_dfX3nmIzg1uolxo/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/MPKOnhQ2S9l_dfX3nmIzg1uolxo/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/MPKOnhQ2S9l_dfX3nmIzg1uolxo/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/MPKOnhQ2S9l_dfX3nmIzg1uolxo/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/GBrZw/~4/PnWQJvW8bkA" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/feeds/8156426875479968630/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2012/01/umudu-hatrlatanlara-selam-olsun.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/8156426875479968630?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/8156426875479968630?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/GBrZw/~3/PnWQJvW8bkA/umudu-hatrlatanlara-selam-olsun.html" title="Umudu hatırlatanlara selam olsun" /><author><name>Ozgur Gurbuz (English)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08535307823279206000</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2012/01/umudu-hatrlatanlara-selam-olsun.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DE8AQnk-fip7ImA9WhRUE08.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-21675482.post-975178411378678145</id><published>2012-01-18T23:15:00.016+02:00</published><updated>2012-01-23T15:54:03.756+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-23T15:54:03.756+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Çevre-Toplum-Sağlık" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Ekonomi" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="yeşil ekonomi" /><title>Küçük güzeldir</title><content type="html">&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Ekonomik büyüme söylemini eleştiren bu yazı 18 Ocak 2012 tarihinde Özgür Üniversite Forumu'nun, "Büyüme" başlıklı 33. sayısında yayımlandı. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;33. sayının tamamını okumak için: &lt;a href="http://forum.ozguruniversite.org/"&gt;&lt;i&gt;http://forum.ozguruniversite.org/&lt;/i&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Özgür Gürbüz-Özgür Üniversite Forumu/18 Ocak 2012&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Çocukların daha doğduğu gün büyümesi istenir. Benim hatırladığım bir tek ninni var. “Uyusun da büyüsün, tıpış tıpış yürüsün” diye başlıyor. Daha sonra ninniye danalar giriyor, bostancı onları kovuyor, bolca okuma ve büyük adam olma dileğiyle ninni devam ediyor. Ne gariptir ki, çocuklar büyür büyümez işler değişiyor. Bebeklik fotoğrafları çekmecelerden çıkarılır, bu defa da o çocukların bebekken ne kadar güzel olunduğuna dair methiyeler dizilir. Küçükken büyük, büyükken küçüklük övülür. Ne istediğini bilememe durumunun psikolojide bir karşılığı elbet vardır. Belki de bu durum insanın görerek öğrenmesine iyi bir örnek. Büyüdükçe, küçük olmanın ne kadar güzel olduğunu anlıyoruz ama yaşamadan da öğrenemiyoruz.&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;İhtiyaçların manipülasyonu&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Aslında yaratılmamış istekler içerisinde 'küçük' önce gelir. Evsiz bir insan şato değil, başını sokacak küçük bir ev ister. Aç insana küçük bir lokma yeter. Büyük ekran televizyon, büyük evler aslında hep tüketim toplumunun insana sonradan öğrettikleri sözde ihtiyaçlardır. Canlıların büyümesi kadar, taleplerinin küçük ve kendine yeterlilik temelinde sürdürülebilir olması da doğal sürecin ta kendisidir. Çiçek için su ve mineral, insan için barınacak yer, yiyecek temel ihtiyaçlar arasındadır. Fazla su çiçeği çürütür, fazla yemek ise insanı hasta eder. Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi Teorisi'nin en alt basamağında hava, su, gıda, seks ve uyku gibi fiziksel ihtiyaçlar vardır. Bu ihtiyaçlara erişim için ne bir filanca marka otomobilinizin olması gerekir ne de falanca cep telefonunuz. Maslow'un ihtiyaç listesinin üst basamaklarındaki ihtiyaçların birçoğu da, kapitalizm tarafından kendi çıkarları için kullanılmış, farklı yorumlatılmıştır. Örneğin barınma ihtiyacı bir insan için asla ve asla 20 odalı bir şatoda yaşamak değildir. Maslow, insanın kendisine saygı duyulmasını istemesi bir ihtiyaç olarak tanımlamış, tüketim toplumu ise usta bir manipülasyonla saygıyı sahip olunan sermaye birikiminin çokluğuyla ilişkilendirmiştir. Refah ise bugünkü sistemde satın alma gücüne eşitlenmiş durumdadır. Güvenlik ise bir bedel karşılığı satın alabileceğiniz bir hizmet haline getirilmiştir. Örnekler çoğaltılabilir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Bu manipülasyonun ve büyüklüğe övgünün temelinde sıkı bir pazarlama çalışması yatar. Büyük takım, büyük ev, büyük ülke ve çok para... Ekonomistler veya daha açık bir ifadeyle kapitalist ekonomistler “küçük güzeldir”[1] önermesini pek sevmezler. Kapitalizm büyümeyi, büyümek için de tüketimi savunur. İngiliz ekonomist E. F. Schumacher'in küçük güzeldir önermesi ise sadece boyutsal veya hacimsel bir büyüklüğe değil, merkezileşmemiş bir yönetim ve ekonomik modele de eleştirel yaklaşıma işaret eder.&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Doğanın bedeli&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Kapitalizm, belki de ekonomik bir model olarak şekillenmeye başladığı ilk günden, feodalizmden bu yana, üretimin ve üretim sürecinde kullanılan hammadde kaynaklarının sınırsız olduğunu düşünerek hareket etti. Doğa, üretimin bir girdisi olarak kabul edildi ama maliyeti onu elde etmek için harcanan gidere göre hesaplandı. Kömürün değeri, çıkarılması için harcanan malzeme ve işgücüne verilen bedel üzerinden belirlendi. Üzerine eklenen kârdan sonra fiyat oluştu. Emeğin sınırlı olması ilk başlarda köleliği, zamanla da ucuz işçiliği gündeme getirdi. Sermayeyi elinde tutanlar doğayla birlikte emeği de sömürmenin yolunu aradılar. Tüm bunların ardında daha fazla büyüme talebi vardı. Büyüme kutsallaştırılırken, büyümenin hangi temeller üzerinde şekillendiği sorgulanmadı. Doğanın sömürüsü, ekolojik yıkım hesaba katılmadı. Bugün sıkça karşılaştığımız yeşil ekonomi, sosyal maliyet, ekonomide küçülme[2] (degrowth), gerçek ilerleme göstergesi ve yeşil pazarlama gibi kavramlar uzunca bir süre ekonomistler tarafından görmezden gelindi. Sadece kapitalizm değil yaşanmış sosyalizm tecrübeleri veya denemeleri de ekolojik tahribat konusuna ekonomik modelleri içerisinde gereken önemi vermedi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Bu kavramları ele almadan önce güncel ve yakın bir örnek üzerinden, 'büyüme' kavramının nasıl tek yanlı ve övgüsel ele alındığına bir bakalım. Türkiye'ye yatırım yapılmasını özendirmek isteyen Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı'nın “Invest in Turkey” sitesinden bir alıntı:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;2010 yılında, ülkenin gayri safi yurt içi hâsılası (GSYİH), neredeyse üç kattan fazla artarak 2002 yılındaki 231 milyar ABD doları seviyesinden 736 milyar ABD dolarına ulaşmış ve aynı dönemde kişi başına düşen milli gelir 3 bin 500 ABD Doları'ndan 10 bin 79 ABD Doları'na yükselmiştir. ...Türkiye, böylesine kısa bir sürede sergilediği üstün performans sayesinde, küresel ölçekte sıra dışı bir “yükselen ekonomi” haline gelmiş, satın alma gücü paritesine göre GSYİH sıralamasında, 2010 yılında AB üyesi ülkelerle kıyaslandığında 6. büyük ekonomi, dünyanın ise 16. büyük ekonomisi konumuna yükselmiştir. [3]&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Bugün gazetelere sık sık haber olan, hükümetin dilinden düşürmediği ekonomide büyüklük kavramı gayri safi yurt içi hâsılayla ilişkilidir. Gayri safi yurt içi hasıla, o ülke ekonomisinde üretilen mal ve hizmetlerin değerlerinin toplamıdır. Çoğu zaman, hasılanın artışı büyüme hatta kalkınma ve gelişme olarak algılanmaktadır. Halbuki ürettiğiniz malın ne olduğunu daha da önemlisi üretirken ne tükettiğinizi hesaplamadan yapılan hesaplamalar sizi sadece bir illüzyona davet eder. Basit bir örnekle açıklamakta fayda var. Kesilen bir ağaçtan yapılan ve 100 birim fiyatla satılan bir masa, o ülke ekonomisini 100 birim büyütür. Masa üreticisi ağaç için bir bedel biçmiş olabilir ama onun ağacı kesmek için ödediği bedel, o ağacın ekolojik değerini değil insanların belirlediği fiyatın karşılığıdır. Bugünkü ekonomik sistemde doğal kaynaklı girdiler sadece azaldıkça değerlenir ve buna rağmen biçilen değer ya da fiyat her zaman onun ekosistem içindeki gerçek değerinin aşağısındadır. Bir örnek: Milyonlarca yılda oluşmuş petrol rezervlerini varili 100 dolardan satmak sizce bu ekonomik malın gerçek ederi mi?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Çalışan bir buzdolabının yerine yeni bir buzdolabı almak ekonomiyi büyütür ama yeni doğal kaynakların kullanılmasına neden olur. Gerçek ilerleme doğanın dengesinin korunduğu bir ekonomik sistemde refahı arttırmaktır ki bunu sağlamanın yolu yeni mal ve hizmet tüketimiyle sınırlı değildir. Aksine, büyük oranda tüketimden uzaklaşmakla ortaya çıkar. Kapitalist sistemde paranın satın alamayacağı bir şey yoktur. Kirleten öder ilkesi, doğaya bir bedel biçer. Ödediğiniz bedelin düşüklüğünün yanında bir başka sorun da doğanın sadece bir mal veya girdi olarak görülmesidir. Canlı kanlı bir örnekle durumu daha açıkça ifade edelim.&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Cinayetler ekonomiyi büyütür mü?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Güney Afrika'da boynuzları için öldürülen gergedan sayısı giderek artıyor. Siyah gergedanların soyu tükenmek üzere. Sadece 2011 yılında 448 adet gergedan boynuzları için öldürüldü. Gergedan boynuzları özellikle Asya ülkelerinde ilaç veya afrodizyak niyetine satılıyor. 1800 yılında 1 milyon gergedanın yaşadığı tahmin ediliyordu şimdi ise bu sayı 16 binlere kadar geriledi. 1989'da Çin'de gergedan boynuzunun kilosu 7400 dolardı. Şimdi ise soylarının tükenme tehlikesine rağmen yarım kilosu 27 bin dolardan alıcı buluyor.[4] Kaçak avcılığın önlenememesi nedeniyle boynuzların kontrollü bir şekilde kesilip satılmasını önerenler bile var. Böylece gergedanların öldürülmesinin önüne geçileceği öne sürülüyor. Boynuzlar zamanla tekrar büyüyor ama hayvanların tek savunma silahı boynuzları olduğu için bu yöntem de sorunlu. Sizin de fark ettiğiniz gibi burada asıl mesele, insanın başka bir canlının bir uzvunu ister kaçak ister yasal yollardan ticarete konu yapmış olması. Gergedanı insanlardan koruyamamanın bedelini yine gergedana ödetme çabasıyla karşı karşıyayız. Yasal satışın faturalandırıldığını bir düşünün; satılan her boynuz gayri safi yurt içi hasılanın artmasına ve ülkenin büyümesine neden olabilir. Bundan daha 'sakat' ve 'vahşi' bir ekonomik model olabilir mi?&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Ekonomik büyüme mi refah mı?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Tüketime dayalı ekonomik modelin bir başka yalanı ise daha fazla mal tüketiminin veya satın alma gücüne sahip olmanın size refah sağlayacağı iddiasıdır. Tam tersine, kapitalistlerin ekonomik büyüme olarak tanımladıkları sayısal artışın en büyük sorunu refahla ilişkisinin büyük ölçüde kopmuş olmasıdır. Günümüzde açıklanan ekonomik büyüme verileri, insan hayatına kasteden ekonomik faaliyetleri bile olumlu değerlendirmektedir. Silah satışının bir toplumda refahı arttırdığı nasıl iddia edilebilir? Hava kirliliğinin insan sağlığını tehdit ettiği bir kentte otomobil veya ucuz kömür reklamları ekonomik büyümeyi destekleyen etkinlikler arasında sıralanabilir mi? İşte size biraz eski ama hem günümüz Türkiye'sine uygun hem de çarpıcı bir örnek:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;“Amerika'da hızla büyüyen sektörlerden birisi hapishanelerdir. 1990'larda yılda yüzde 6,2 oranında büyüdü. Her 150 Amerikalıdan biri parmaklıklar ardında, dünyadaki en yüksek oran; Kanada'da her 900 kişiden biri, Nova Scotia'da her 1600 kişiden biri hapiste. O.J. Simpson davası Amerikan ekonomisine 200 milyon dolar ekledi ve Littleton Katliamı ABD'de güvenlik endüstrisini ateşledi; her yıl ekonomiye 40 milyar dolarlık katkı yapıyor ve bu hizmetin çoğu okullar tarafından satın alınıyor. Kumar ABD'de bir başka hızlı büyüyen endüstri, her yıl 50 milyar dolarlık hacme sahip. Boşanmalar ekonomiye 20 milyar dolar, trafik kazaları da 57 milyar dolar ekliyor.[5]&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Görüldüğü üzere bugün bizim sevinmemiz istenen büyüme verileri aslında toplumun sosyal sorunlarının çoğalmasına neden olan faaliyetlerden bile kaynaklanabiliyor. Kapitalist ekonomi bu konuda hiçbir ayrım yapmıyor.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Tembellik hakkı kapitalizme karşı&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Kapitalizm doğa kadar insanı da sömürüyor. Bedeli olmayan hiçbir faaliyet ekonomik büyüme kapsamına alınmıyor. Siz hiç yokmuşsunuz gibi davranılıyor. Gönüllü çalışarak yaptığınız hiçbir iş ekonomik büyüme rakamlarına eklenmez. Evde sekiz saat çocuk baksanız bunun ekonomik değeri yoktur. Çocuğunuzu kreşe gönderdiğinizde ise ekonomik büyümeye katkı sağlamış olursunuz. Doğurduğumuz çocuklara çok daha az zaman ayırmak zorunda kalacak kadar çok çalışmak zorunda bırakılmamız ve en çok sevdiğini söylediğimiz çocuklarımızdan uzaklaşmamız ilerleme kabul ediliyor. Böyle bir sistemi kabul etmiş durumdayız. Halbuki bugünkü teknolojiyle gerçek ihtiyaçlarımızı belki haftada iki-üç gün çalışarak karşılayabiliriz. Çalışmamak şirketlere kar sağlamadığı için ekonomik büyüme veya ilerleme için tehlike olarak görülüyor. İş saatlerinin düşürülmesi sermaye sahipleri için en az sendika kelimesi kadar korkutucu olmalı. Bir insan içinse refah ve ilerlemenin karşılığı daha az çalışarak ihtiyaçlarını karşılamak, sevdikleriyle vakit geçirmektir. Henüz şuurunu yitirmediyse tabii. Tembellik hakkı bir anlamda kapitalist sistemin en büyük korkularından biridir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Yukarıda örneklerle kısaca özetlemeye çalıştığım gibi dünyadaki tüm canlıların yaşam haklarına saygı duyan, kölelik ve sömürünün önüne geçen, gerçek refah ve mutluluk için insanlara yaşam alanı ve süre tanıyan yeni bir ekonomik sistem kurmak için öncelikle illüzyondan öteye gitmeyen gayri safi yurt içi hasıla verilerini esas almayı bırakmak zorundayız. Halkın ekonomik büyümeyi ilerleme, büyüme şeklinde olumlu bir veri olarak algıladığını düşünürsek, 'GSYİH' yerine gerçek ilerlemeyi gösteren bir başka formüle ihtiyacımız olduğu kesin. Maskeleri düşürmek gerek. 1995 yılında üç Kaliforniyalı araştırmacının 400 ünlü ekonomistle işbirliği içerisinde geliştirdiği &lt;b&gt;Gerçek İlerleme Göstergesi - GİG&lt;/b&gt; (Geniune Progress Indicator) şu an için iyi bir başlangıç noktası gibi görünüyor. GİG'in yaratıcıları, GSYİH'nın sadece pazardaki aktivitelerin sayısal değerini hesapladığını, sosyal ve ekolojik maliyeti dikkate almadığını söyleyerek medyadan politikacılara kadar herkese ekonomik büyüme rakamlarını kullanmama çağrısı yapıyor.[6] Bu yeni büyüme dizini, yukarıda birkaç örneğini verdiğimiz sosyal ve ekolojik faaliyetlerin maliyetini hesaplamaya çalışıyor.&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Örnek GİG çalışması: Nova Scotia&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;GPI Atlantic ekibi 12 yıllık bir çalışmanın ardından Kanada'nın Nova Scotia eyaleti için yaptıkları hesaplamaları 2008'de açıkladılar. Beslenme ve yaşam biçimiyle ilgili faaliyetlerden doğan maliyetlerden birkaç örnek vermek istiyorum:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Sigara alışkanlığı Nova Scotia ekonomisine yılda 943 milyon ABD Doları'na mal oluyor. Bunun 171 milyon doları doğrudan sağlık harcamalarından kaynaklanıyor. Kişi başına düşen miktar 1000 dolar. Obezite üretim kaybıyla beraber yılda 320 milyon dolara mal oluyor. Hava kirliliği kişi başına yılda 560 dolar ek yük getiriyor. 1995'ten 2004 yılına kadar geçen sürede Nova Scotia'da yüzey sularına bırakılan kirleticilerin oranı yüzde 300 artmış. Bunun ve sulak arazilerin belli bir bölümünün kaybının sonucunda yılda 3 milyar 450 milyon dolarlık bir maddi kayıp söz konusu. Kömür Nova Scotia'nın elektrik üretiminde yüzde 80 civarında pay sahibi. Neredeyse tamamı ithal. Bölgedeki elektrik santralleri ve rafinerilerden kaynaklanan hava kirliliği ve küresel ısınmaya yol açan seragazlarının ekonomik zararı kişi başına 400 dolar, toplamda ise yılda 380 milyon dolar. Araştırma gerçekten de detaylı ve çok fazla çalışılmış alan var ama en çarpıcı olanlarından biriyle bitirelim. Nova Scotia'da özel otomobil kullanımının maliyeti, tüm sosyal ve çevresel maliyetler hesaplandığında 2007 için 7 milyar 200 milyon dolar olarak tahmin edilmiş. Bu maliyetin üçte biri ise dışsal maliyet yani otomobil kullanıcılarına değil topluma yüklenmiş olan maliyet.[7] Kanada'daki bu çalışma gerçekten de büyüme verilerini ve ona olan inancı yerinden etmeye yetecek kadar güçlü. GİG'in kıstasları ve değerlendirmesiyle hesaplanan sayısal büyüklüklerin toplanıp çıkarıldığı bir büyüme verisi bize çok farklı sonuçlar verecektir. Otomobil satışlarını büyüme rakamına ekleyip, trafik kazaları, petrol tüketimi sonucu yaratılan hava kirliliği ve küresel ısınmanın sonuçlarını bu rakamdan çıkarmadan gerçek büyümeyi görmek mümkün değil. Türkiye'de üçüncü köprü tartışmasına bir de bu gözle bakmakta fayda var.&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Tüketerek değil verimli kullanarak yaşama&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Buraya kadar ekonomik büyüme adı altında hesaplanan bazı kalemlerin nasıl ahlaksal değerlerden yoksun olduğunu ve tüm bu hesaplamaların matematiksel temelde de eksik ve yanlışlarla dolu olduğunu anlatmaya çalıştım. Şimdi ise bir başka örnekle ekonomik büyümenin mantıksızlığına da dikkat çekmeye çalışacağım. Ekonomik büyümenin enerji tüketimiyle çok yakın ilişkisi olduğu ortada. Bizlere söylenen bir başka yanlış bilgi ise kalkınma için kişi başı enerji tüketiminin artması gerektiğidir. Aynı GSYİH verilerinin karşılaştırılarak ülkelerin gelişmişlik derecesinin bulunmaya çalışılması gibi, kişi başına düşen enerji tüketim rakamlarının kıyaslanması da ülkelerin gelişmişlik düzeyleri hakkında bize doğru bilgiyi vermez. Bugün çeşitli teknolojiler ve farklı metotlar izlenerek daha az enerji kullanarak aynı işi/üretimi gerçekleştirmek mümkündür. Bunun için geliştirilen ekonomik göstergenin adı enerji verimliliğidir. Gayri safi hasıla verisinin yanlışlığını bir an için göz ardı edip enerji yoğunluğu kavramını güncel Eurostat verileriyle inceleyelim. Ülkelerin enerji yoğunluğunun ölçülmesi için 1000 avro değerinde gayri safi yurt içi hasıla yaratmak için ne kadar enerji harcadıklarına bakılır. Türkiye için bu rakam 1990'da 258 kgep'ti (kilogram eşdeğeri petrol). 2009'da ise bu rakam sadece 1 kg azaldı ve 257'ye geriledi. Halbuki İrlanda, 1990 yılında 253 kgep ile 1000 avro değerinde gayri safi yurt içi hasıla yaratırken 2009'da 109 kgep ile yine 1000 avro değerinde GSYİH yaratmayı başarır hale geldi. Yunanistan enerji yoğunluğu rakamlarını aynı dönem içerisinde 264 kgep'ten 167'ye; Danimarka 133 kgep'ten 106'ya geriletmiştir. Yani, daha az enerji harcayarak aynı işi yapmayı öğrendi. Demek ki bugün televizyonlarda, üniversitelerde bize durmadan empoze edilmeye çalışılan daha çok enerji tüketmeyle kalkınılacağı savı doğru bir önerme değildir. Öyle olsaydı tüm Türkiye'de gece gündüz elektrikli tüm aletleri çalıştırır, kişi başına düşen enerji tüketimini 3'e 5'e katlar ve kalkınırdık. Büyüme ve kalkınma adına tüketimin artırılması gerektiği iddiası sadece enerji sektöründe değil birçok sektörde benzer örneklerle rahatlıkla çürütülebilir. Boşa harcanan enerjiyle gelişilemeyeceği aşikâr. Ama boşa harcansa da tüketilen her birim enerji sayesinde bazı şirketlerin para kazanacağı ortada. Zaten içinde bulunduğumuz ikilemin kaynağı da bu.&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Kaç dünya tüketiyoruz?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Tüketime dayalı büyüme modelinin savunucularını en çok kızdıran bilgilerden biri de kaynakların sınırlı olduğu gerçeğidir. Bu, herkesin bildiği bir bilgi olsa da kapitalist ekonomistler sanki her şey güllük gülistanlıkmış gibi davranmayı severler. Büyümek için tükettikleri doğal kaynakların sınırlı olması veya kendilerinden sonraki kuşaklara bu kaynakların ne kadarını bıraktıkları kâr odaklı ekonomik faaliyetler için çok da önemli değil. Ekosisteme verdiğimiz zararı ölçmenin farklı yolları var. Ekolojik ayak izi de bunlardan biri. Basit bir anlatımla bir insanın yaşarken ne kadar doğal kaynak (toprak ve deniz ile atıklarının sindirilmesi için gerekli doğal alan/kaynak) kullandığını görmemize yarıyor. Çevre günahımız da denebilir. Ne kadar çok uçağa biniyorsanız, özel otomobil kullanıyorsanız veya tüketiyorsanız ekolojik ayak iziniz de o kadar büyüyor. Küresel ölçekte yapılan araştırmalar, insanların bir yıl içinde tükettiği doğal kaynakları ve bıraktıkları atıkların yükünün doğa tarafından sindirilmesi için gezegenin 1,5 yıla ihtiyacı olduğunu gösteriyor. Yani, şu andaki yaşam tarzımızla her yıl 1,5 dünyanın sağlayabileceği kaynakları tüketiyoruz; açıkçası cepten yiyoruz.[8] Bunun sürdürülebilir olmadığı çok açık. Böyle giderse yaşamımızı sürdürebilmek için 2050'de ikiden fazla Dünya bulmamız gerekecek.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Dünyanın ekolojik ayak izi alarm veriyor ama bazı ülkelerde yaşayanların ayak izleri diğerlerinden doğal olarak daha fazla. Tahmin edebileceğiniz gibi kuzey ülkelerinde, kişi başına düşen gelirin yüksek olduğu ülkelerde ekolojik ayak izleri de büyüyor. Bir Amerikalının ayak izi 43 Afrikalının ekolojik ayak izine eşit. Dünyadaki herkes ABD’de ya da Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki ortalama bir vatandaşın tüketim alışkanlıklarına sahip olsaydı, ihtiyaçlarımızı karşılamak için 4,5 gezegene ihtiyacımız olacaktı. Yaşayan Gezegen Raporu 2010’a göre kişi başına düşen ekolojik ayak izi en yüksek 10 ülke şunlar: Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Danimarka, Belçika, Amerika Birleşik Devletleri, Estonya, Kanada, Kuveyt ve İrlanda.&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;[9]&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Ekolojik ayak izi bize dünyanın sınırsız isteklerimize çok uzun süre yanıt veremeyeceğini gösteriyor. Yeni bir “mavi gezegen” bulmak veya tüketimi azaltmak zorundayız. İki seçeneğimiz var. Bu verilerde ilginç olan başka bir nokta, çevreyi kurtarmak için teknolojiden medet umanları düşündürecek nitelikte. Yüksek teknolojiye sahip birçok ülkenin ekolojik ayak izlerinin büyük olması teknolojiye bel bağlamanın biraz fazla iyimserlik olduğuna dair ipuçları veriyor. Sadece bu veriden yola çıkarak kesin bir hükme varmak doğru olmaz ancak şu ana kadar gelinen süreçte teknolojinin az tüketmekten çok daha fazla tüketmeyi teşvik ettiğini söylemek mümkün. Bunun teknolojinin yanlış kullanımından mı yoksa teknolojinin endüstriyel üretimle olan yakın ilişkisi nedeniyle mi gerçekleştiği iyi araştırılmalı. Belki de teknolojinin kapitalizm tarafından manipüle edildiğinden de bahsedilebilir.&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Büyümenin sınırı olmalı&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Elimizde fazla seçenek yok. Yeni bir gezegene taşınamayacağımıza göre sınırlı kaynaklarla sınırsız talebi karşılamaya çalışmaktan vazgeçeceğiz. Sınırsız bir talep yaratmayacağız. Talebi kontrol etmeyi öğreneceğiz. Büyümeyi, ilerlemeyi daha çok tüketerek değil, gerçek refahı eşit ve adil bir şekilde paylaştırarak ve sosyal insanı yeniden keşfederek başaracağız. Tüm bunları yapmak için büyümeyi sınırlamalıyız. 1972'de Roma Kulübü büyümeye sınır koyma konusunda ilk uyarısını yaptığında, küçülmenin kaçınılmaz olduğunu söylemişti. Yaptıkları uyarıda küresel toplumun büyüme için konması gereken sınırı aşacağını ve aştıktan sonra da çöküşe veya büyümeyi durdurmaya, ekonomiyi küçültmeye mecbur kalacağını söylüyordu. Kısacası küçülme kaçınılmaz. Bugün, içinden bir türlü çıkamadığımız ekonomik krizin ekolojiyle ilişkisi olmadığını söylemek mümkün değil. Sınırlı kaynakların paylaşımında yaşanan savaşın yanı sıra, ekolojik krizin yol açtığı sorunlar sonucunda da ciddi anlaşmazlıkların doğacağı ortada. O halde ekonomide küçülmenin planlı bir şekilde harekete geçirilmesi gerekiyor. Küçüleceğiz ama nasıl? Bunun bir geçiş süreci içerisinde olacağını söyleyenler olduğu gibi, çok kısa sürede gerçekleşmesi gerektiğini söyleyenler de var. Her türlü ekonomik faaliyetlerin çevreye etkisini ölçen toplumsal maliyet, karbon vergisi gibi yeni ekonomik araçların hesaplamalara katılmasıyla işe başlanılabilir. Bu yeni maliyet kalemlerinin yatırım kararlarındaki kıstasları değiştirme şansı var. En azından bu yöntemleri denemek gerektiğini düşünüyorum çünkü insanların tüketim toplumunun etkisinden bir parmak şaklatmasıyla çıkabilmesi biraz zor gözüküyor. Belki de bu nedenle yeşil ekonomi çokça dile getiriliyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Yeşil ekonomiyi kapitalist ekonominin garından yola çıkmış bir trene benzetiyorum. Son durağın neye benzeyeceğini tanımlamak zor ama kapitalizme ait bir başka gara girmeyeceği kesin. Bu yeni ekonomik sistemin yolda şekillenmesi ona bazı avantajlar da sağlıyor. Tabi bazı dezavantajlar da. Deniyor ve yanılıyor. Önemli olan bu “yeşil” trenin kapitalizmden çıkış rotasını kapitalistlerin değiştirmesine izin vermemek. Bunu deniyorlar. Yeşil ekonomi ve yeşil pazarlama gibi kavramları ele geçirip içini boşaltmaya çalışıyorlar. Bütün bu belirsizliklere rağmen yeşil ekonominin geliştirmeye çalıştığı araçlardan bazıları, gergedan örneğinde gördüğümüz sorunları çözmeye yarayabilir. Yeşil ekonomiyi farklı kılan bir nokta doğmamışların haklarını savunması. Bir başka nokta ise konuşamayanların veya konuştuğu dili insan tarafından anlaşılmayanların haklarını savunması. Yani, bitkilerin, hayvanların, bebeklerin ve çocukların. İnsan merkezli bir ekonomik sistem olamayacağı için, ekonomik değeri ne olursa olsun başka bir canlı üzerinde tahakkümü kabul edemez. Bu yüzden de gergedanların, gelir beklentisi olmadan, başka deyişle zarar etme pahasına korunması yeşil ekonominin üstlendiği sorumluluklar arasında. Bir üçüncüsü ise emekliler. Kapitalist sistemlerde emeklilik yaşı giderek geciktiriliyor. Sistem üretim sürecine dahil olmayanları sevmiyor. Emeklileri iki kere sevmiyor çünkü gelirleri azaldıkça tüketime de yeterince katkıda bulunmuyorlar. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Adı ne olursa olsun, dünyadaki tüm canlıların haklarını koruyan ve yaşamlarını paraya çevirmeyen bir sisteme ihtiyaç var. Büyümek yerine hayatta kalmanın, mutluluğun da tüketimle gelmediğini herkes fark etmeli. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;&lt;br style="mso-special-character: line-break;" /&gt; &lt;br style="mso-special-character: line-break;" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;hr align="left" size="1" width="33%" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=21675482&amp;amp;postID=975178411378678145&amp;amp;from=pencil" name="_ftn1"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt;[1] İngilizcesi: Small is Beautiful. Bu önermenin Schumacher'in hocası Dr. Leopold Kohr'dan geldiği söylenir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=21675482&amp;amp;postID=975178411378678145&amp;amp;from=pencil" name="_ftn2"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt;[2] Zayıf bir ekonomi değil, ölçek değiştiren, bilerek küçülen yani sağlıklı bir hale gelen ekonomi anlamında.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=21675482&amp;amp;postID=975178411378678145&amp;amp;from=pencil" name="_ftn3"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt;[3]&lt;a href="http://www.invest.gov.tr/tr-TR/turkey/factsandfigures/Pages/Economy.aspx"&gt; &lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.invest.gov.tr/tr-TR/turkey/factsandfigures/Pages/Economy.aspx"&gt;http://www.invest.gov.tr/tr-TR/turkey/factsandfigures/Pages/Economy.aspx&lt;/a&gt; adresine 7 Ocak 2012'de erişilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=21675482&amp;amp;postID=975178411378678145&amp;amp;from=pencil" name="_ftn4"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt;[4]&lt;a href="http://www.worldwildlife.org/what/globalmarkets/wildlifetrade/faqs-rhinoceros.html"&gt; &lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.worldwildlife.org/what/globalmarkets/wildlifetrade/faqs-rhinoceros.html"&gt;http://www.worldwildlife.org/what/globalmarkets/wildlifetrade/faqs-rhinoceros.html&lt;/a&gt; adresine 10 Ocak 2012'de erişilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=21675482&amp;amp;postID=975178411378678145&amp;amp;from=pencil" name="_ftn5"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt;[5] Measuring real progress, Dr. Ronald Colman, 2001.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=21675482&amp;amp;postID=975178411378678145&amp;amp;from=pencil" name="_ftn6"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt;[6] GPI Atlantic, &lt;a href="http://www.gpiatlantic.org/gpi.htm"&gt;http://www.gpiatlantic.org/gpi.htm&lt;/a&gt; adresinde 8 Ocak 2012'de görüldü.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=21675482&amp;amp;postID=975178411378678145&amp;amp;from=pencil" name="_ftn7"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt;[7] The 2008 Nova Scotia GPI Accounts Indicators of Genuine Progress, &lt;a href="http://www.gpiatlantic.org/pdf/integrated/gpi2008.pdf"&gt;http://www.gpiatlantic.org/pdf/integrated/gpi2008.pdf&lt;/a&gt; adresinde 8 Ocak 2012 tarihinde görüldü.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=21675482&amp;amp;postID=975178411378678145&amp;amp;from=pencil" name="_ftn8"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt;[8]&lt;a href="http://www.footprintnetwork.org/en/index.php/GFN/page/world_footprint/"&gt; &lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.footprintnetwork.org/en/index.php/GFN/page/world_footprint/"&gt;http://www.footprintnetwork.org/en/index.php/GFN/page/world_footprint/&lt;/a&gt; adresinde 9 Ocak 2012 tarihinde görüldü.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=21675482&amp;amp;postID=975178411378678145&amp;amp;from=pencil" name="_ftn9"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt;[9]&lt;a href="http://www.wwf.org.tr/page.php?ID=349"&gt; &lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.wwf.org.tr/page.php?ID=349"&gt;http://www.wwf.org.tr/page.php?ID=349&lt;/a&gt; adresinde 9 Ocak 2012 tarihinde görüldü.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21675482-975178411378678145?l=ozgurgurbuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/kOYdc7C7biJ9x869uSt3i5Y2fWA/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/kOYdc7C7biJ9x869uSt3i5Y2fWA/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/kOYdc7C7biJ9x869uSt3i5Y2fWA/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/kOYdc7C7biJ9x869uSt3i5Y2fWA/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/GBrZw/~4/sjRCr_opmdw" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/feeds/975178411378678145/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2012/01/kucuk-guzeldir.html#comment-form" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/975178411378678145?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/975178411378678145?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/GBrZw/~3/sjRCr_opmdw/kucuk-guzeldir.html" title="Küçük güzeldir" /><author><name>Ozgur Gurbuz (English)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08535307823279206000</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2012/01/kucuk-guzeldir.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CkIFQnczfSp7ImA9WhRVGE4.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-21675482.post-6001742209808318236</id><published>2012-01-15T23:58:00.013+02:00</published><updated>2012-01-17T22:01:53.985+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-17T22:01:53.985+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Çevre-Toplum-Sağlık" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Enerji" /><title>ÇED değil HOP raporu isteriz</title><content type="html">&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Özgür Gürbüz-Birgün/15 Ocak 2012&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span lang="tr-TR"&gt;Mersin’in Büyükeceli beldesine nükleer santral kurmaya çalışan Rus şirketi Rosatom halkı ikna turları düzenlemeye karar verdi. Bildiğiniz gibi kamuoyu araştırmaları Türkiye’de halkın büyük çoğunluğunun nükleere hayır dediğini ortaya koyuyor. Hükümeti ikna etmenin santral kurmaya yetmeyeceğini şirketler de artık fark ediyor. Sadece Rosatom değil, Türkiye’de faaliyet gösteren diğer şirketler de halkı karşılarına alarak iş yapamayacaklarını yavaş yavaş anlıyor. Sinop’un Gerze ilçesine termik santral kurmak isteyen Anadolu Grubu’nun Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan ise bir istisna. Radikal gazetesine verdiği demeçte, &lt;/span&gt;“&lt;span lang="tr-TR"&gt;ÇED raporu çıkarsa 1 milyar avroluk yatırıma başlarım. Bu benim hakkım. Çıkmazsa devletin kestiği parmak acımaz. Bugüne kadar harcadığım 15 milyon doların üzerine bir bardak su içerim”&lt;/span&gt; &lt;span lang="tr-TR"&gt;diyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span lang="tr-TR"&gt;&lt;/span&gt;ÇED raporlarının (Çevre Etki Değerlendirmesi) formaliteye dönüştüğünü bu ülkede bilmeyen kalmadı. ÇED için olumlu rapor almanız veya gerekli değildir yazısına sahip olmanız o tesisin çevreci olduğunu ne yazık ki göstermiyor. Ekoloji Kolektifi durumun vahametini yaptıkları basın açıklamasında sayılarla ortaya koydu: “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın verilerine göre ilk ÇED Yönetmeliği’nin yayınlandığı 1993 yılından 2010 yılı sonuna kadar verilen 452 ÇED gereklidir kararına karşı 31 bin 285 kez ÇED gerekli değildir kararı verilmiş. 32 ÇED olumsuz kararına karşı 2 bin 55 ÇED olumlu kararı verilmiş. Sermayenin çöplüğüne döndürülen bir ülkede sözde çevre mevzuatının ‘ciddi araştırmalardan sonra hazırlanan’ ÇED raporlarının hazin bilançosu bu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;HOP raporun varsa gel&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
Elbet bir gün Özilhan da ÇED raporu değil halktan alacağı HOP raporu (Halkın Onayladığı Proje) olmadan işe girişilmeyeceğini anlayacak. Kimileri deneme-yanılma yöntemiyle öğrenir; yapacak bir şey yok. Yalnız Gerze’de santral planları iptal olunca bir bardak su yerine Efes içse iyi olacak çünkü yakında Efes içen kimse kalmayacak. Anadolu Grubu ürünlerine boykot yaygınlaşıyor. Vicdanı olan boykota katılıyor. Kömürün isi Özilhan’ın görüş açısını da daraltmış, 40 yıllık bir ürünün marka değerini harcadığının bile farkında değil. Hâlbuki Özilhan çevrecilere kızacağına, HOP raporu alabilecek diğer yatırım seçeneklerine baksa kendisi de rahatlayacak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Güneş 2020’de nükleerden ucuz olacak&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
Avrupa Fotovoltaik Endüstrisi Birliği 2020 yılında güneşten elektrik üretmenin kilovatsaat (kWs) başı maliyetinin 10,20 dolar sente kadar düşeceğini tahmin ediyor. Bilin bakalım Mersin-Akkuyu’ya kurulmak istenen ve 2020 yılında ilk elektriği üretmesi planlanan nükleer reaktörden Türkiye elektriği kaça alacak? Yapılan anlaşmaya göre belirlenen fiyat 12,35 dolar sent. Hükümetin nükleerde ısrarı sizce de mantıksız değil mi? Evet, öyle.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Güneş enerjisi teknolojisi giderek gelişiyor ve panel maliyetleri düşüyor. Güneş panelini çatınıza koyduktan sonra yakıt gideri yok. Türkiye’de güneş enerjisi pahalıdır nutukları atanları dinliyorum hemen hemen hepsi bugünkü fiyatlarla nükleeri ya da 2-3 yıl sonra çalışmaya başlayacak termik santralleri kıyaslıyorlar. Hâlbuki 7-10 yıl sonra elektrik üretecek nükleerle o günkü fiyatları kıyaslamalısınız. Böyle basit bir öngörüden bile yoksun enerji sektöründe kime ne söylesek boş.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Güneşi teşvik yasası güneşin önünde duruyor&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
Güneş panellerini kurmak da kolay. 2019 yılında başlasanız 2020’de birkaç termik santrale eş elektrik üretecek gücünüz olabilir. Örnekleri var, bol keseden atmıyoruz. İspanya 2008 yılında 2600 MW (megavat) gücünde güneş paneli kurdu. Almanya 2011’de 7400 MW ile yeni bir rekor kırdı. Ülkede 130 bin kişi güneş enerjisi sektöründe çalışıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gerze’de kurulmak istenen termik santralin tahmini üretimi 7,2 milyar kWs. Akkuyu’da kurulması planlanan ilk reaktörün üreteceği miktar 8 milyar kWs civarında. 2010 yılında Almanya’da güneşten üretilen elektrik ikisinden de fazla, 12 milyar kWs. Çevre kirliliği yok, küresel ısınmaya katkı yok, ithal kömürle dışa bağımlılık yok. Peki, ne var? Türkiye’de yenilenebilir enerjiyi desteklemek için çıkarılan yasada güneş enerjisine 600 MW sınırlaması getiren bir yasa var. Siz daha fazlasını isteseniz bile Türkiye’de kurabileceğiniz güneş enerjisi 600 MW’ı geçemez. Almanya’nın bir yılda kurduğu gücün 12’de birine izin var. Güneşi teşvik eden yasa böyle buyuruyor. Üstelik aynı paneller Türkiye’de kurulsa çok daha fazla elektrik üretecek çünkü bizde güneş daha güçlü. Yani üretim maliyeti de Almanya’dan daha ucuz olacak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Biz anlamasak da, Özilhan’a güneş değil termik santral kur; hükümete rüzgârla, enerji tasarrufuyla uğraşma, parayı nükleer santrale yatır diyenlerin bir bildiği vardır elbet.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21675482-6001742209808318236?l=ozgurgurbuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/s0FIiH1qUZlIywxWL9Of-YBiNHI/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/s0FIiH1qUZlIywxWL9Of-YBiNHI/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/s0FIiH1qUZlIywxWL9Of-YBiNHI/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/s0FIiH1qUZlIywxWL9Of-YBiNHI/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/GBrZw/~4/rDQKZRR_a6A" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/feeds/6001742209808318236/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2012/01/ced-degil-hop-raporu-isteriz.html#comment-form" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/6001742209808318236?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/6001742209808318236?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/GBrZw/~3/rDQKZRR_a6A/ced-degil-hop-raporu-isteriz.html" title="ÇED değil HOP raporu isteriz" /><author><name>Ozgur Gurbuz (English)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08535307823279206000</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2012/01/ced-degil-hop-raporu-isteriz.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DkIDQn89fip7ImA9WhRVE0Q.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-21675482.post-4958812186518972351</id><published>2012-01-12T20:54:00.001+02:00</published><updated>2012-01-12T20:56:13.166+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-12T20:56:13.166+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="chopper" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Durban" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="motosiklet" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ulaşım" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="elektrik" /><title>Bu da elektrikli "chopper"</title><content type="html">&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Özgür Gürbüz-12 Ocak 2012&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;table cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="float: right; text-align: right;"&gt;&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-OOcHm4vkz-4/Tw8rc8GDTeI/AAAAAAAAAlM/vUXkf7OXmdY/s1600/IMG_2362.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="259" src="http://2.bp.blogspot.com/-OOcHm4vkz-4/Tw8rc8GDTeI/AAAAAAAAAlM/vUXkf7OXmdY/s320/IMG_2362.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Siemens eChopper Foto: O. Gurbuz&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;Bu elektrikli motosikleti Durban'daki iklim görüşmeleri sırasında fotoğrafladım. Her ne kadar elektrikli araçlara çok sıcak bakmasam da bu motosiklet, klasik (chopper) tutkunları için oldukça çekici bir seçenek. Siemens'in Orange County Choppers ile birlikte ürettiği bu model göründüğünden daha rahat. Koltuğa oturduğunuzda aldığınız his aynı, tek farkı o alıştığınız (benim alışamadığım) gürültülü motor sesinin olmaması. Motosikletin bir bölümü geri dönüştürülmüş malzemeden yapılmış. Motoru elektrikli. Özellikleri de şöyle:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;27 beygir gücünde. 72-96 volt çıkışlı.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Debriyajsız, tek vites.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Elektrikli akü tam dolduğunda 120 km gidebiliyor.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Saatte 160 km hız yapabiliyor.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Akü 110 voltluk bir prize bağlanırsa 5 saatte, Siemens şarj istasyonlarında 1-2 saatte doluyor.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Metzeler lastikler var. &lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21675482-4958812186518972351?l=ozgurgurbuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/SAF1bFH6N0ynC83uJTprnufjcLQ/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/SAF1bFH6N0ynC83uJTprnufjcLQ/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/SAF1bFH6N0ynC83uJTprnufjcLQ/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/SAF1bFH6N0ynC83uJTprnufjcLQ/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/GBrZw/~4/PTgbCMTdFFo" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/feeds/4958812186518972351/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2012/01/bu-da-elektrikli-chopper.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/4958812186518972351?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/4958812186518972351?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/GBrZw/~3/PTgbCMTdFFo/bu-da-elektrikli-chopper.html" title="Bu da elektrikli &quot;chopper&quot;" /><author><name>Ozgur Gurbuz (English)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08535307823279206000</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/-OOcHm4vkz-4/Tw8rc8GDTeI/AAAAAAAAAlM/vUXkf7OXmdY/s72-c/IMG_2362.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2012/01/bu-da-elektrikli-chopper.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;A0IBQnY8fip7ImA9WhRVEks.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-21675482.post-7869162599899368196</id><published>2012-01-08T23:58:00.021+02:00</published><updated>2012-01-11T10:12:33.876+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-11T10:12:33.876+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Çevre-Toplum-Sağlık" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="film" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="entelköy" /><title>Entelköylüler ve “aşırılar” birleşsin!</title><content type="html">&lt;b&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;&lt;i&gt;Özgür Gürbüz-&lt;a href="http://www.birgun.net/sunday_index.php?news_code=1326228847&amp;amp;year=2012&amp;amp;month=01&amp;amp;day=10"&gt;Birgün&lt;/a&gt; / 8 Ocak 2012&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;  &lt;br /&gt;
&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="EN-GB"&gt;&lt;a href="mailto:ozzgurbuz@gmail.com"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Biraz geç de olsa '&lt;b&gt;Entelköy Efeköy'e Karşı'&lt;/b&gt; filmini izlemeyi başardım. Film, ‘entel’ köylülerin termik santrale ve ona destek veren herkese karşı sürdürdükleri mücadeleyi konu alıyor. Böylece, konusu ‘çevre’ olan bir sanat etkinliğine gitmediğimi öğrendiklerinde yüzüme garip garip bakan dostlardan köşe bucak kaçmama gerek kalmadı. Adınız yeşile çıkmaya görsün, sokağa yeşil boya dökülse bilmeniz gerekiyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Ben filmi sanatsal bir değerlendirme yapmak amacıyla izlemedim; bir ‘yeşil’ gibi izledim. Zaten, bir ara öldüğümü, hayatımın gözlerimin önünden film şeridi gibi aktığını düşündüm. Filmi ister istemez bir belgesel izler gibi izledim. Filmi izlemeyenler için kısa bir bilgi notu düşmekte fayda var. Filmde Efeköy'e bir termik santral yapılmak istenir. Köylüler tarımdan fazla para kazanamadıkları için iş ve istimlak geliri umuduyla santral yapılmasını destekliyor. Santrale karşı çıkanlar ise kentten köye göçüp, kısa bir süre önce bölgeye yerleşen çevreciler (entelektüeller) ya da yeşiller. Üçüncü grup ise aslında tek kişi, köylülerin 'Aşırı' dediği eski bir solcu. Bir de termik santral kurmak isteyenler var. Kaymakam termikçilerin yanındadır. Her şey çok esprili anlatılmış ve mesajlar çok yerinde. Köye Efeköy değil Yatağan ya da Gerze deyin, film değil bir belgesel izlediğinizi düşünebilirsiniz. Öncelikle emeği geçenlere teşekkür ederim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;object class="BLOGGER-youtube-video" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0" data-thumbnail-src="http://0.gvt0.com/vi/1cjAXeRXbbQ/0.jpg" height="266" width="320"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/1cjAXeRXbbQ&amp;fs=1&amp;source=uds" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF" /&gt;&lt;embed width="320" height="266"  src="http://www.youtube.com/v/1cjAXeRXbbQ&amp;fs=1&amp;source=uds" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Bugün sadece termik santral değil, tüm çevre mücadelelerinde filmdeki gruplara rastlamak mümkün. Bazen geçim derdi bazen de yol bilmezlikten erken pes eden köylüler, kötü adamı oynayan şirketler ve onların yanındaki devlet. Bir de iyi adam rolünde, halkı tabiri caizse uyandırmaya çalışan doğa korumacılar . Bizim memlekette bu rol genelde solculara verilir, filmin yönetmeni Yüksel Aksu da geleneği bozmamış. Bu yazıyı yazmamın amacı aslında sesli düşünmek. Filmden öğrendiklerimi gerçek hayatta sürdürülen yaşam mücadeleleriyle kıyaslayarak sizlerle paylaşmak.&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Köylüler konusunda söylenecek pek fazla bir şey yok. Entelköy Efeköy'e Karşı'da karikatürize edilen köylüler aslında toplumun büyük bir bölümünü yansıtıyor. Hayatlarını riske atma pahasına, para için her şeyi yapan sonra da dizini döven binlerce insan var bu ülkede. Böyle olmayanlar da yok değil. Munzur'un Karadeniz'in, Bergama'nın aslan yürekli köylülerini de biliyor bu memleket. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;'Entellerin' bir örnek model oluşturma çabası filmde olumlu sonuçlanıyor ancak gerçek hayatta bu her zaman böyle değil. 'Aşırı'nın filmin başında entellere yönelttiği, &lt;b&gt;düzen değiştirilmeden bir örnekle sorun çözülemez&lt;/b&gt; eleştirisine ben de katılıyorum. Velhasıl, bu hiçbir şey yapmamak anlamına da gelmemeli. Filmin sonunda adeta kahraman ilan edilen 'Aşırı'nın en büyük zaafı da kanımca bu. Film boyunca çoğu zaman doğruları söylese de elini taşın altına koymuyor. Düzen değişmeli diyor ama nasıl değişecek o belli değil. Bugün çevre mücadelesinde gördüğüm en büyük tehlike de bu. Ne istemediğimizi biliyoruz ama ne istediğimiz konusunda pek emin değiliz. &lt;b&gt;'Çarşı her şeye karşı'&lt;/b&gt; misali mücadele yürütmek zor; bunu artık kabul edelim. Filmde de çok net görülüyor. Gerçek hayatta benzer mücadeleleri sürdüren bizler bundan ders çıkarmalıyız. Entelköylülerle aşırıların birleşmesi iyi olur; yeşil-sol koalisyonu yani...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Entellerin kentten kaçışının bir kandırmaca olduğuna hep inanmışımdır. Kapitalizm size kafa dinleyeceğiniz boş bir dağ, temiz bir nehir bırakmaz. Filmde, kentten köye göçenlerin ya da kaçanların karşısına 'dakka bir gol bir' misali termik santral projesinin çıkması da bunun bir örneği. Nereye gidersek gidelim kapitalizmle mücadele etmek zorundayız. Pasifik Okyanusu'nun ortasındaki adaların bile küresel ısınma yüzünden sular altında kaldığı unutulmamalı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;&lt;span lang="EN-GB"&gt;Eşekleri köylünün şiddetinden kurtaran entellerin daha sonra onları sürdürülebilir turizmin bir aracı yapıp, üzerlerinden para kazanmaları da gözden kaçmamalı. Sistemin içinden hemen çıkmak mümkün değil, bu iş adım adım olacak. Eşekler de özgürleşecek elbet ancak herkes insanlığını hatırlamadan ya da hatırlamak zorunda bırakılmadan bu mümkün değil.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21675482-7869162599899368196?l=ozgurgurbuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/GcoMXsJlZg1hf2gg2l3vn_VoHoE/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/GcoMXsJlZg1hf2gg2l3vn_VoHoE/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/GcoMXsJlZg1hf2gg2l3vn_VoHoE/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/GcoMXsJlZg1hf2gg2l3vn_VoHoE/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/GBrZw/~4/azhZ90oSF6s" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/feeds/7869162599899368196/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2012/01/entelkoyluler-ve-asrlar-birlessin.html#comment-form" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/7869162599899368196?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/7869162599899368196?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/GBrZw/~3/azhZ90oSF6s/entelkoyluler-ve-asrlar-birlessin.html" title="Entelköylüler ve “aşırılar” birleşsin!" /><author><name>Ozgur Gurbuz (English)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08535307823279206000</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2012/01/entelkoyluler-ve-asrlar-birlessin.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CUcBRn88fip7ImA9WhRWFUQ.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-21675482.post-7520683656916511464</id><published>2012-01-01T23:59:00.012+02:00</published><updated>2012-01-03T14:17:37.176+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-03T14:17:37.176+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Çevre-Toplum-Sağlık" /><title>Toprak Ana diye bir şey vardı</title><content type="html">&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Özgür Gürbüz-Birgün / 1 Ocak 2011&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;  &lt;br /&gt;
&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;table cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="float: right; margin-left: 1em; text-align: right;"&gt;&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-hWp3EsLw_GM/TwLvJScr-VI/AAAAAAAAAlE/vOCKe5Y-P3c/s1600/Pervin+Ana.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/-hWp3EsLw_GM/TwLvJScr-VI/AAAAAAAAAlE/vOCKe5Y-P3c/s320/Pervin+Ana.jpg" width="240" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Pervin Çoban - Foto: Anadoluyu Vermeyoz/Facebook&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;2011’in Nisan ayında onlarca insan köylerinden, kentlerinden yola çıktı ve bir yürüyüş başlattı. Büyük Anadolu Yürüyüşü’ne katılan bu insanlar yüzlerce kilometre yol yürüdüler. Soranlara dertlerini anlattılar, yardım isteyene yardım ettiler, el uzatanların ellerini tuttular. Gündüzleri güneş, geceleri ay onlara yol gösterdi. Kimi, üzerine baraj kurulması planlanan dereler için, kimi maden ocakları açmak için köklerinden sökülecek ulu ağaçlar, kayaları dinamitlenecek dağlar için yürüdü. Dağlar onlar yürürken selam durdu, dereler kervanları görünce buza kesti, çağlamadı. Bulutlar güneşin önüne geçti, yürüyüşçüleri terletmedi. Rüzgar yağmuru başka ovalara sürükledi. Doğa yürüyüşçülere selam durdu lakin doğanın izinden, yolundan ve sözünden çıkan insanoğlu polis oldu Ankara’da yürüyüşçülerin karşısına dikildi. Yürüyüşçüleri milletin vekillerine ulaştırmamak için her şey yapıldı. Söylenen sözler duyulmuştur elbet. Yürüyüşçüler günlerce orada yolun açılmasını bekledi sonra deresine, dağına sahip çıkmak için köyüne, kasabasına döndü. Döndü ama yürüyüş bitmedi. “Anadolu’yu vermeyoz” diyenler şimdi her yerde. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;“Anadoluyu Vermeyeceğiz” yürüyüşüne katılan ve 680 km yol yürüyen Pervin Çoban ile Ankara'da konuşma fırsatım olmuştu. Pervin Çoban veya herkesin onu çağırdığı ismiyle Pervin Ana, binlerce yıldır Anadolu’da yaşayan Yörüklerin son temsilcisi Sarıkeçililerden. Sarıkeçili yörüklerinde 287 göçer aile var. Mersin’in tüm sahillerindeler. Bir kısmı Silifke, bir kısmı Erdemli’de. Pervin Ana’ya develeriyle birlikte onca yolu neden yürüdüğünü sordum. O da bana anlattı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;“Bizim yaşam kaynağımız Göksu’nun üzerindeki tüm suyu barajlara aktarıyorlar. Bizim atardamarımız orası, oradan besleniyoruz. Tankerimiz yok, su taşıyan borumuz yok. Göçerler doğal akan sularla, sarnıçlarla çeşmelerle hayatını devam ettiriyor. Bunlar ortadan kalkınca bizim sonumuzu da getirmiş olacaklar. Önceden beri yasaktın, ayıptın, hayvan otlatman suçtu diye üstümüze geldiler, şimdi de suyumuzu elimizden almak istiyorlar.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Su varsa orada hayat vardır. Anadolu’yu bizim ecdadımız neden keşfetmiş? Burada suyu keşfettiği için. Uçan kuşlardan, bitkilerden keşfederiz. Burada su var deriz. Ben değil ama bizim büyüklerimiz doğa bilimci gibidir. Ağustos ayında başlarız. Hayvanlara göre, doğadaki canlılara göre mevsimin nasıl geleceğini büyüklerimiz bize söyler. Bulutlara, yıldızlara göre gelecek yılın nasıl geleceğini anlatır. Uçan kuşlara göre… Martılar alçaktan mı uçuyor, leylekler toplu mu, dağınık mı gidiyor. Bahardan kışın geleceğini bize haber verir büyüklerimiz. &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;- Nerede hasat, nerede çiçek, ot olacağını bilirler...&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;O nedenle yaşayan insanlarımız birer hazine gibidir. Suyun olmadığı yerde hayatın olmayacağını bilirler. Akan suyu dereden avucunla içeceksin ya da tulumla, tas ile içeceksin. O pet şişelerden su içmek beni rahatsız ediyor. O damacanalardaki su bizi kandırmıyor. Suyu avucunla kana kana içeceksin. Su içtiğine önce beynin sonra da bedenin inanacak ki, su içtim diyeceksin. &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="EN-GB"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;O su kaynakları sadece biz insanoğlu için değil. Gözlerimizle gördüğümüz ya da görmediğimiz; gündüzleri çoğu hayvanı görürüz ama geceleri görmediğimiz kurtlar, çakallar, ayılar tüm bu hayvanlar bu sulardan yararlanıyorlar. Senin damacanadaki suyundan kaç hayvan faydalanabilir? &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Onların canını sen mi verdin? Onları susuz bırakmaya hakkın var mı? Azcık aklın varsa onların hakkını da düşünmek zorundasın. Azcık aklın varsa doğadaki tüm canlıların hakkı olduğunu düşünmek zorundasın. Para yemiyorsun ki? Sen de su içiyorsun, bu havayı teneffüs ediyorsun. Parayı teneffüs etsene, sattığın sulardan kazandığın o parayı yesene! Bu kadar haksızlık dünya üzerinde başka bir yerde yaşanıyor mu bilmiyorum. Gelişmişlikten kalkınmaktan bahsediliyor. “Geri kakalamaktan” başka bir şey değil bunların yaptıkları. &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;-&lt;b&gt;İlkel yaşam diyorlar ama...&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Alakası yok. İlkesiz yaşam diyorum ben. İnsanlardan önce doğanın dilini anlamaları lazım. Doğadaki tüm canlılarla konuşabilmeleri lazım. Önce kendilerini de doğanın bir parçası olarak hissedip, o doğadaki tüm canlılar ne diyor buna bakmaları lazım.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Toprak ana diye bir şey vardı. Bunları unuttular, sildiler. Toprak Ana diye bir şey tanıyor musunuz? Tanımıyorsanız, bunları unutup yok ettiyseniz dokunmayın onlara. Doğa Ana, Toprak Ana kutsaldır diye yazdığınız çizdiğiniz bir şey var mı? Yasalarınızda var mı? Madem bunu unuttunuz neden kullanıyorsunuz onu; alıp satıyorsunuz? &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Kölelik vardı eskiden. Bu sistem kölelikten daha kötüye götürüyor. Neden? Çünkü iki lokmaya köle olmam ben. Doğa Ana’nın bağrında biz o kadar rahatız ki. Hem yaşarken hem de öldükten sonra rahatız. Biz onunla kucaklaşıyoruz. Gecemiz gündüzümüz, o yıldızların altında. Onları sevmesini biliyoruz. Sen ne hakla gelip bunları yok etmeye çalışıyorsun, o yetkiyi sana kim verdi? Ben hep o soruyu soruyorum.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Yeni yılın ilk yazısını Pervin Ana'nın sözlerine ayırdım. Bu bilgeliğe, bu aydınlığa hepimizin ihtiyacı var. Yoksa yeni yıl dediğimiz eski yıllardan farklı olmayacak. Yeni bir yıl ve yeni bir dünya için Pervin Ana'nın sözlerini eşe dosta anlatalım. Bırakalım Toprak Ana bizi kucaklasın, biz Toprak Ana'yı kucaklayalım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21675482-7520683656916511464?l=ozgurgurbuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/FWjlLh3BrQmD_BvptCAKgH3nMUQ/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/FWjlLh3BrQmD_BvptCAKgH3nMUQ/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/FWjlLh3BrQmD_BvptCAKgH3nMUQ/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/FWjlLh3BrQmD_BvptCAKgH3nMUQ/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/GBrZw/~4/GCKigtGFBok" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/feeds/7520683656916511464/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2012/01/toprak-ana-diye-bir-sey-vard.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/7520683656916511464?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/7520683656916511464?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/GBrZw/~3/GCKigtGFBok/toprak-ana-diye-bir-sey-vard.html" title="Toprak Ana diye bir şey vardı" /><author><name>Ozgur Gurbuz (English)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08535307823279206000</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-hWp3EsLw_GM/TwLvJScr-VI/AAAAAAAAAlE/vOCKe5Y-P3c/s72-c/Pervin+Ana.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2012/01/toprak-ana-diye-bir-sey-vard.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DUUNRn07cSp7ImA9WhRWFU0.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-21675482.post-3126539726332617867</id><published>2011-12-31T23:22:00.013+02:00</published><updated>2012-01-02T14:28:17.309+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-02T14:28:17.309+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Durban" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İklim" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Enerji" /><title>Erteledikçe tehlike büyüyor</title><content type="html">&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:WordDocument&gt;   &lt;w:View&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:Zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:TrackMoves/&gt;   &lt;w:TrackFormatting/&gt;   &lt;w:PunctuationKerning/&gt;   &lt;w:ValidateAgainstSchemas/&gt;   &lt;w:SaveIfXMLInvalid&gt;false&lt;/w:SaveIfXMLInvalid&gt;   &lt;w:IgnoreMixedContent&gt;false&lt;/w:IgnoreMixedContent&gt;   &lt;w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;false&lt;/w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;   &lt;w:DoNotPromoteQF/&gt;   &lt;w:LidThemeOther&gt;EN-US&lt;/w:LidThemeOther&gt;   &lt;w:LidThemeAsian&gt;X-NONE&lt;/w:LidThemeAsian&gt;   &lt;w:LidThemeComplexScript&gt;X-NONE&lt;/w:LidThemeComplexScript&gt;   &lt;w:Compatibility&gt;    &lt;w:BreakWrappedTables/&gt;    &lt;w:SnapToGridInCell/&gt;    &lt;w:WrapTextWithPunct/&gt;    &lt;w:UseAsianBreakRules/&gt;    &lt;w:DontGrowAutofit/&gt;    &lt;w:SplitPgBreakAndParaMark/&gt;    &lt;w:DontVertAlignCellWithSp/&gt;    &lt;w:DontBreakConstrainedForcedTables/&gt;    &lt;w:DontVertAlignInTxbx/&gt;    &lt;w:Word11KerningPairs/&gt;    &lt;w:CachedColBalance/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:BrowserLevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;   &lt;m:mathPr&gt;    &lt;m:mathFont m:val="Cambria Math"/&gt;    &lt;m:brkBin m:val="before"/&gt;    &lt;m:brkBinSub m:val="&amp;#45;-"/&gt;    &lt;m:smallFrac m:val="off"/&gt;    &lt;m:dispDef/&gt;    &lt;m:lMargin m:val="0"/&gt;    &lt;m:rMargin m:val="0"/&gt;    &lt;m:defJc m:val="centerGroup"/&gt;    &lt;m:wrapIndent m:val="1440"/&gt;    &lt;m:intLim m:val="subSup"/&gt;    &lt;m:naryLim m:val="undOvr"/&gt;   &lt;/m:mathPr&gt;&lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:LatentStyles DefLockedState="false" DefUnhideWhenUsed="true"
  DefSemiHidden="true" DefQFormat="false" DefPriority="99"
  LatentStyleCount="267"&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="0" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Normal"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="heading 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 7"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 8"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 9"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 7"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 8"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 9"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="35" QFormat="true" Name="caption"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="10" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Title"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="1" Name="Default Paragraph Font"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="11" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtitle"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="22" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Strong"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="20" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Emphasis"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="59" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Table Grid"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Placeholder Text"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="1" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="No Spacing"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Revision"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="34" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="List Paragraph"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="29" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Quote"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="30" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Quote"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="19" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Emphasis"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="21" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Emphasis"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="31" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Reference"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="32" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Reference"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="33" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Book Title"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="37" Name="Bibliography"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" QFormat="true" Name="TOC Heading"/&gt;  &lt;/w:LatentStyles&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;
 /* Style Definitions */
 table.MsoNormalTable
 {mso-style-name:"Table Normal";
 mso-tstyle-rowband-size:0;
 mso-tstyle-colband-size:0;
 mso-style-noshow:yes;
 mso-style-priority:99;
 mso-style-qformat:yes;
 mso-style-parent:"";
 mso-padding-alt:0in 5.4pt 0in 5.4pt;
 mso-para-margin:0in;
 mso-para-margin-bottom:.0001pt;
 mso-pagination:widow-orphan;
 font-size:10.0pt;
 font-family:"Calibri","sans-serif";
 mso-bidi-font-family:"Times New Roman";}
&lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12.0pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;Özgür Gürbüz-Cumhuriyet (Sürdürülebilir Yaşam Eki) / 31 Aralık 2011&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;  &lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12.0pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;&lt;a href="mailto:ozzgurbuz@gmail.com"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12.0pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;Güney Afrika’nın Durban kentinde gerçekleşen iklim zirvesine* cebimizde Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) rakamlarıyla gittik. IPCC, gezegenin ortalama sıcaklığındaki artışın 2 dereceyi geçmemesi gerektiğini söylüyor. Şu anda bu artış 0,8 dereceye yaklaştı. İki derece eşiği aşılırsa su ve gıda kaynakları ile biyoçeşitlilik üzerindeki baskı çoğalacak. Kıyı kesimlerinin sular altında kalması, fırtınaların sayı ve şiddetinde artış felaket senaryolarımız arasında. Tüm bunların getireceği sosyal ve sağlıkla ilgili sorunlar ise cabası. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;table cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="float: right; margin-left: 1em; text-align: right;"&gt;&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-jvKjcv-0MtI/TwGiVCsF9fI/AAAAAAAAAk4/d9bVlYjfqcQ/s1600/IMG_2481.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://3.bp.blogspot.com/-jvKjcv-0MtI/TwGiVCsF9fI/AAAAAAAAAk4/d9bVlYjfqcQ/s320/IMG_2481.jpg" width="240" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Afrika iklim adaleti için yürüdü. Foto: O. Gurbuz.&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12.0pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;İklim değişikliği kader değil. Cebimize koyduğumuz kağıdın bir yüzünde karşılaşacağımız tehlike diğer yüzünde ise bu durumdan nasıl kurtulacağımızın formulü yazılıydı. Formül şu: Kyoto Protokolü’nün EK-1 adı verilen listesindeki gelişmiş ülkeler 2020’ye kadar seragazı salımlarını 1990 düzeyinin yüzde 25-50 oranında aşağısına çekecekler. Uzun vadede ise hedef daha da yüksek. 2050 yılına gelindiğinde küresel seragazı salımlarını 2000 yılına göre yüzde 50 ila 85 oranında azaltmak zorundayız. IPCC’nin rakamlarını yabana atmayın. Dünya Meteoroloji Örgütü ile Birleşmiş Milletler (BM) Çevre Programı’nın birlikte kurduğu IPCC’nin amacı iklim değişikliğinin bilimsel boyutunu araştırmak ve gerekli uyarıları yapmak. 2007 yılında Nobel Barış Ödülü aldılar. Farklı ülkelerden binlerce bilim insanı iklim değişikliği ve etkilerini araştırıyor, sonuçlar yüzün üzerinde ülke tarafından onaylanıyor ve halka açıklanyor. İşte cebimizdeki rakamlar bu denli detaylı bir çalışmanın ürünü.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12.0pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;Kâğıdın en altına başka bir not almışım. Uluslararası Enerji Ajansı, iklim konferansından iki hafta önce yaptığı açıklamada yeni ve küresel bir anlaşmanın 2017’den önce hayata geçirilmemesi durumunda çok geç kalınacağını söylüyor. Küresel ısınmanın nedenleri arasında başı çeken kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıtlara dayalı enerji santrallerini, ulaşım araçlarını bir günde değiştirmek mümkün değil. 1-2 yıllık gecikme, 2 derece sınırını aşmamıza neden olabilir. 2017 yılının altını bu nedenle olsa gerek, birkaç kez çizmişim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12.0pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;Durban’da iki hafta süren toplantı sonuçlarına baktığımda, 2020 için IPCC’nin verdiği yüzde 25-40 hedefinin sonuçlarda yer aldığını gördüm ama bir farkla. Bu hedefin bir bağlayıcılığı yok. Halbuki Kyoto’nun ilk yükümlülük döneminde (2008-2012) seragazlarının yüzde 5,2 azaltılması için bağlayıcı bir hedef vardı. Durban’da Kyoto Protokolü’ne devam kararı alındı ancak ikinci yükümlülük döneminde ne kadar seragazı azaltımı yapılacağı henüz net değil. EK-1 ülkeleri 1 Mayıs 2012’ye kadar Sekretarya’ya ikinci döneme ilişkin hedeflerini bildirince bilimin ne kadar yakınında veya uzağında kalacağımızı göreceğiz. Şu an belirsiz bir durumla karşı karşıyayız. Üstelik ABD yine sahnede yok. Kanada Kyoto’dan çekildi, Japonya onu izliyor. Rusya ise hedef almaya niyetli değil. Bu ülkelerin seragazı salımlarının toplamı küresel salımların neredeyse üçte biri. Emisyonların dörtte birinden sorumlu Çin’in bu dönemde de indirim hedefi almayacağı hesaba katılırsa, Avrupa Birliği’nin tek başına bilimin işaret ettiği hedefe ulaşması zor. 2015 yılına kadar yeni bir anlaşma ile tekrar tüm ülkeleri masa başına toplama isteği de aslında bu zorunlu ihtiyaçtan kaynaklanıyor. Yoksa beyaz mendiller elde, elveda dünya diyeceğiz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;İklim değişikliğini umursamamak; şu yapmıyor, bu masadan kaçıyor deme şansımız yok. Hem bu çok uluslu şirketlerin ekmeğine yağ sürüyor hem de geleceğimizi karartıyor. Kimse kendini kandırmasın, iklim değişikliği hâlihazırda etkilerini gösteriyor ve daha da kötü olacak. İngiltere Enerji ve İklim Bakanlığı tarafından İngiltere Meteoroloji Ofisi’ne hazırlattırılan ve aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 21 ülkeyi kapsayan raporlar Durban’da açıklandı. Bakın Türkiye’yi neler bekliyor: &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;ul style="margin-top: 0in;" type="disc"&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-list: l0 level1 lfo1; text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12.0pt; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;Türkiye’de 1960’dan bu yana bir ısınma eğilimi var.      Serin gecelerin sayısı azalıyor, sıcak günlerin sayısı ise artıyor. Bir projeksiyona      göre, bu yüzyılın sonuna kadar ortalama sıcaklıktaki artış kuzey bölgelerinde      2,5 – 3, merkez ile güney/güneydoğu bölgelerinde 3-3,5 ve Türkiye’nin      doğusunda ise 4 dereceyi bulacak.&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;ul style="margin-top: 0in;" type="disc"&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-list: l0 level1 lfo1; text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12.0pt; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;Sıcaklık artışıyla birlikte yağış rejimi değişecek.      Güney bölgelerinde yağışlarda yüzde 20 azalma bekleniyor. Kuzeyde ise      yüzde 10’ları bulabilir. 2100’de Türkiye’de su sıkıntısı çeken nüfusunun      oranı yüzde 45’i bulabilir.&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;ul style="margin-top: 0in;" type="disc"&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-list: l0 level1 lfo1; text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12.0pt; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;Deniz seviyesindeki yükselme Akdeniz’de 428 bin,      Ege’de 208 bin, Marmara’da 842 bin ve Karadeniz’de 201 bin kişiyi etkileyecek.&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12.0pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;Peki, beklenen bu tablo karşısında Türkiye ne yapıyor? Öncelikle bir sitemde bulunmalıyım. Çevre Bakanı sayımız ikiye çıktı ama bir tanesi bile Durban’a gelmedi. İklim Baş Müzakerecisi Mithat Rende’nin belki de yüzyılın en önemli iklim toplantısında olmayışı da anlaşılır gibi değildi. Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Türkiye adına genel kurulda konuşma yapan tek kişiydi. Umarım hükümet iklim değişikliği sorununu daha fazla “kalkınarak” çözmeye çalışmaz. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12.0pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;Müzakereler açısından Türkiye daha önceki taraflar toplantılarında olduğu gibi yine ortalarda görünmemeyi tercih etti. Bildiğiniz gibi garip bir durumumuz var. Türkiye gelişmiş ülkelerle aynı grupta yer alıyor. EK-1 ülkesi ancak 2001 Marakeş’te alınan kararla “özel bir durumu” olduğu da kabul edildi. Türkiye bu özel durumu yükümlülük almama şeklinde yorumluyor ve yeni bir anlaşma yapılmazsa 2020’ye kadar da böyle yorumlamaya devam edecek gibi görünüyor. 2020 tarihi ise kritik. Çin bu tarihte yükümlülük alabileceğine dair sinyaller verdi. Böyle bir durumda kimse Türkiye’ye dönüp, “Sen hâlâ gelişme yönünde bir ülkesin” demeyecektir. Çünkü Türkiye’nin seragazı salımı 1990-2009 arasında yüzde 97 oranında arttı. EK-1 ülkeleri içerisinde böyle bir artışın yanına dahi yaklaşan yok. Kişi başına düşen yıllık salım miktarı da 5,2 ton civarında. Neredeyse Çin kadar ve dünya ortalamasının üzerinde. Planlanan kömür santralleri, karayolları vs. hayata geçirilirse bu rakam daha da yukarılara çıkacak. Herkes azaltırken biz artırmış olacağız ve tabi ki ileriki müzakerelerde çok zor anlar yaşayacağız. Fikir vermesi için Almanya’nın bugün 10 ton olan yıllık kişi başına düşen salım miktarını 2050’de 3 tona düşürmeyi hedeflediğini anımsatayım. Düşük karbonlu yaşama doğru gidilen dünyada Türkiye’nin avantajlı bir pozisyondayken kendisini dezavantajlı bir pozisyona koymaya çalışması çok saçma. Açılan her bir kömür santralinin 40-50 yıl faaliyet göstereceğini unutmamalıyız. İklim değişikliğini önlemek için petrol, kömür ve doğalgazdan uzaklaşmak, rüzgar, güneş, biyokütle gibi temiz enerji kaynaklarıyla enerji verimliliğine önem vermek gerekiyor. Türkiye zaten fosil yakıt zengini değil ve dışa bağımlı, diğer kaynaklar ise bolca var ve yerli. Sahi, Türkiye’nin iklim değişikliği konusunda daha aktif bir rol almasını kim engelliyor acaba? &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 10.0pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;*Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 17. Taraflar Konferansı (COP 17) ile Kyoto Protokolü 7. Taraflar Topl&lt;/span&gt;&lt;span lang="DE" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 10.0pt; mso-ansi-language: DE;"&gt;antısı (CMP 7).&lt;/span&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 10.0pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21675482-3126539726332617867?l=ozgurgurbuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/CndgSPWESETT5Sp2TMqP4rTlV5E/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/CndgSPWESETT5Sp2TMqP4rTlV5E/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/CndgSPWESETT5Sp2TMqP4rTlV5E/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/CndgSPWESETT5Sp2TMqP4rTlV5E/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/GBrZw/~4/LaDnFFH5Nl8" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/feeds/3126539726332617867/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/erteledikce-tehlike-buyuyor.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/3126539726332617867?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/3126539726332617867?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/GBrZw/~3/LaDnFFH5Nl8/erteledikce-tehlike-buyuyor.html" title="Erteledikçe tehlike büyüyor" /><author><name>Ozgur Gurbuz (English)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08535307823279206000</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-jvKjcv-0MtI/TwGiVCsF9fI/AAAAAAAAAk4/d9bVlYjfqcQ/s72-c/IMG_2481.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/erteledikce-tehlike-buyuyor.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D0IBQHkzeSp7ImA9WhRXGUw.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-21675482.post-8634868328507383409</id><published>2011-12-25T23:55:00.004+02:00</published><updated>2011-12-26T18:05:51.781+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-12-26T18:05:51.781+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Nükleer" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Ekonomi" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Enerji" /><title>Bir nükleer santralde kaç kişi çalışır?</title><content type="html">&lt;i&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Özgür Gürbüz-BirGün / 25 Aralık 2011&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Sizce bir nükleer santral kaç kişiye iş sağlar? Nükleer Enerji Enstitüsü’ne göre bu sorunun yanıtı 400 ila 700 arasında değişiyor. Nükleer enerji taraftarı bu enstitü, 1000 MW (megavat) kurulu güce sahip bir reaktörde kalıcı işçi sayısının 400 ila 700 arasında olduğunu söylüyor. Peki, Mersin Akkuyu’ya santral kurmaya çalışan Rus firmasının Genel Müdür Yardımcısı ne diyor? 20 bin kişiye iş kapısı açacağız! Aklıma “ufaklı, civcivli” bir söz geldi ama söylemeyeceğim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Akkuyu Nükleer Güç Santrali A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Rauf Kasumov’un 8 Aralık tarihinde basında yer alan sözleri aynen şöyle: &lt;i&gt;“Yapım aşamasında 2 bin 500- 3 bin kişilik mühendis ekibi görev yapacak. 3 bin kişi demekle 20 bin kişiye iş kapısı açmış oluyorsunuz. O kadar çok insan çalıştıracağız ki &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="EN-GB"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;Gülnar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt; ve &lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-GB"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;Silifke&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;'deki insanlar bile yetmeyecek diye düşünüyoruz. İnşaatın üst aşamasında ise 12 bin kişi çalışacak. Bunlardan 9 bini Türk uyruklu olacak.”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt; &lt;br style="mso-special-character: line-break;" /&gt; &lt;br style="mso-special-character: line-break;" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;İnsan giriyor elektrik çıkıyor&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;&lt;br /&gt;
Anlaşılan kurmaya çalıştıkları nükleer santral el yordamıyla çalışacak. En yüksek teknoloji dedikleri şey bu olsa gerek. İçine insan atıyorsun diğer taraftan elektrik çıkıyor. Biz de uranyumla çalışacak, radyasyon sızdıracak diye korkuyorduk; içimiz rahatladı. Santral insanla çalışacakmış hem de yüzde 75'i yerli! Eşini dostunu sevmeyen santrale işçi yazdırsın.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Akkuyu'ya kurulmak istenen dört tane 1200 MW gücünde reaktör. Hepsini ayrı ayrı düşünseniz, taş çatlasın 2 bin kişi eder. Bunların çoğu da Rusya'dan gelecek ve kalifiye eleman olacak. Nükleerci yetiştirmek için bursla Rusya'ya gönderilen öğrencilerle bu işi yürütemezsiniz. Türkiye'de bırakın santral çalıştırmayı, santralin içini görmüş mühendis sayısı herhalde 2 bini bulmaz. Yapım aşamasında 2 bin 500-3 bin mühendis nasıl çalışacak, ona da akıl erdirmek zor. Her bir A4 kağıdı dört mühendis tutacak herhalde. Kuzeyden, güneyden, sağdan ve soldan... Belki de mühendisler kum eleyip, harç karacak? Elektrik Mühendisleri Odası'na söyleyelim de Rusça türkü söylemesini öğretsinler mühendislere. Harç kararken türkü söylemek adettendir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;İnşaat beş yıl gecikti&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Finlandiya'da yapımı yılan hikayasine dönen Olkiluoto nükleer reaktörü geciktikçe gecikiyor. En son açıklanan bitiş tarihi 2014 Ağustos ayı. Planlanandan beş yıl daha geç. 3 milyar avroya biter diyorlardı, bu gidişle 6 milyar avroya bile bitmeyecek. Tam bir fiyasko. Akkuyu'nun sonu da aynı olacak çünkü iki projenin ortak yanları çok. Rus firmasının Akkuyu'ya yapmak istediği reaktörler türünün ilk örneği. Çalışanı yok, denenmişi yok. Finlandiya'da yapılan da Fransız Areva'nın Avrupa Basınçlı Su Reaktörü (EPR). Çalışanı yok, denenmişi yok. Her ikisinin de son teknoloji ve en ileri jenerasyon reaktörler oldukları iddia ediliyor. Rusların tek avantajı, bizde Finlandiya'daki gibi işi denetleyebilecek bağımsız bir kuruluşun olmaması. Saldım çayıra mevlam kayıra! Orada hatalar tek tek tespit edildi, reaktörü adeta yeniden yaptırttılar. Bizde bırakın bağımsız kuruluşu, denetlemeyi yapacak merci bile yok. Depreme dayanıklı santral diyorlar, inanıyorsun. Zemin etüdünü bile onlar yapıyor. Akdeniz'de kaç tane deprem araştırman var? Rus şirketi ne derse o oluyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Finlandiya'da santral gecikince işçi sayısı arttırıldı. Her geçen gün Areva'nın zararı artıyor. Santralin biran önce çalışıp elektrik üretmesi gerek. Fransızlar siparişi veren şirketle mahkemelik oldu, tahkime gidildi. Buna rağmen firmanın rakamları çalışan sayısını 4 bin olarak gösteriyor. 55 ülkeden işçi getirmişler. Polonyalı işçiler isyanda, saati iki avrodan az bir paraya çalıştırılıyorlarmış. Avrupa'da günde 16 avro kazanın, karnınızı zor doyurursunuz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Bu çalışanların çoğu da geçici işçi. Santral inşa edildikten sonra geriye mühendisler ve bekçiler kalacak, toplasan 400-500 kişi. İnşaat için 5 yıl süre biçiyorlar, santralin çalışacağı süre 60 yıl. Beş yıl çalışan işçi 55 yıl yine işsiz kalır. Daha önce uluslararası verilerden yola çıkarak yazmıştık, tekrar edelim. İmal ettiğiniz ve kurduğunuz 1 megavat (MW) gücündeki her elektrik üreten güneş paneli 30 kişiye istihdam sağlar. Rüzgar enerjisinde bu rakam 15. Türkiye'de her yıl 1000 MW gücünde güneş panelleri imal edip kursanız 30 bin kişiye, 1000 MW gücünde rüzgar türbinleri imal edip kursanız, 15 bin kişiye kalıcı iş sağlamış olursunuz. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="EN-GB"&gt;Mersin veya Sinop'a kurulacak nükleer santraller Türkiye'nin istihdam sorununu çözemez, bu açık ve net. Şişirilmiş rakamlarla halkı kandıramazsınız. Hükümetin ve Rus firmasının nükleeri savunmak için nükleer enerjinin en zayıf özelliği, istihdam yaratma potansiyelini argüman olarak sunmaları çaresizliklerine işaret. Nükleer santral istemeyen kamuoyunu ikna etmek için ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21675482-8634868328507383409?l=ozgurgurbuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/R6CTM90Y89rsWMW2vs_yTcQSsB8/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/R6CTM90Y89rsWMW2vs_yTcQSsB8/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/R6CTM90Y89rsWMW2vs_yTcQSsB8/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/R6CTM90Y89rsWMW2vs_yTcQSsB8/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/GBrZw/~4/iymZw1riSeg" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/feeds/8634868328507383409/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/bir-nukleer-santralde-kac-kisi-calsr.html#comment-form" title="1 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/8634868328507383409?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/8634868328507383409?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/GBrZw/~3/iymZw1riSeg/bir-nukleer-santralde-kac-kisi-calsr.html" title="Bir nükleer santralde kaç kişi çalışır?" /><author><name>Ozgur Gurbuz (English)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08535307823279206000</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>1</thr:total><feedburner:origLink>http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/bir-nukleer-santralde-kac-kisi-calsr.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CkQGQng_cSp7ImA9WhRXEkQ.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-21675482.post-7670983157459653396</id><published>2011-12-19T12:12:00.003+02:00</published><updated>2011-12-19T12:25:23.649+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-12-19T12:25:23.649+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Durban" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="cop17" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İklim" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="English" /><title>Energy analyst Gürbüz: Preachers of Iraq and Libya were not present in Durban</title><content type="html">&lt;div style="margin-bottom: 15px; margin-top: 5px;"&gt;&lt;span class="left-date"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Interview published at Today's Zaman... (19 December 2011)&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div id="newsSpot"&gt;&lt;span class="detail-spot"&gt;A Turkish journalist  who has been working on issues related to energy and the environment  for the last 20 years, and who was at the Durban climate talks as an  observer, said it was instructive to see once more how some developed  countries like to lecture the world when it comes to democratic  development -- in countries like Iraq and Libya which posses good oil  reserves -- but remain silent and short-sighted when there are no  material gains.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="detail-text"&gt;&lt;img alt="" height="97" src="http://medya.todayszaman.com/todayszaman/images/monday-talk.jpg" style="float: left; margin: 10px;" width="250" /&gt;“Millions  of people in the least developed countries are threatened by natural  disasters, water scarcity, drought, emigration and so on. They are not  responsible for climate change but they are the most vulnerable,” said  Özgür Gürbüz, who was at the climate conference as an observer for the  Heinrich Böll Stiftung, an independent German civil society organization.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“They do not want money nor do they beg for mercy. They want to secure their future and demand equality,” he added.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
To read the rest of the article, please click &lt;a href="http://www.todayszaman.com/news-266046-energy-analyst-gurbuz-preachers-of-iraq-and-libya-were-not-present-in-durban.html"&gt;here&lt;/a&gt;.&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21675482-7670983157459653396?l=ozgurgurbuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/HBgtyeiDki8iiIMv8m6RcJgNnWU/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/HBgtyeiDki8iiIMv8m6RcJgNnWU/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/HBgtyeiDki8iiIMv8m6RcJgNnWU/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/HBgtyeiDki8iiIMv8m6RcJgNnWU/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/GBrZw/~4/cBYFjgxcWEI" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/feeds/7670983157459653396/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/energy-analyst-gurbuz-preachers-of-iraq.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/7670983157459653396?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/7670983157459653396?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/GBrZw/~3/cBYFjgxcWEI/energy-analyst-gurbuz-preachers-of-iraq.html" title="Energy analyst Gürbüz: Preachers of Iraq and Libya were not present in Durban" /><author><name>Ozgur Gurbuz (English)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08535307823279206000</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/energy-analyst-gurbuz-preachers-of-iraq.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DUQBQXo4eCp7ImA9WhRXFEg.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-21675482.post-792202066034631660</id><published>2011-12-18T23:46:00.019+02:00</published><updated>2011-12-21T10:49:10.430+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-12-21T10:49:10.430+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Dünya" /><title>Güney Afrikalı’nın “Deniz Feneri”ni kimse duymayacak</title><content type="html">&lt;b&gt;&lt;i&gt;Özgür Gürbüz-Birgün / 18 Aralık 2011&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;table cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="float: right; margin-left: 1em; text-align: right;"&gt;&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-XPHoGqk0nj0/TvEEW5K2V8I/AAAAAAAAAks/DdeyXSV8u6M/s1600/mandela.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://3.bp.blogspot.com/-XPHoGqk0nj0/TvEEW5K2V8I/AAAAAAAAAks/DdeyXSV8u6M/s320/mandela.jpg" width="207" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Johannesburg-Nelson Mandela Meydanı&lt;br /&gt;
Foto: Özgür Gürbüz&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;Yabancı bir ülkeye gittiğimde o ülkenin kültürü ve politik gündemi hakkında bilgi sahibi olmaya çalışırım. Bir bakkala, süpermarkete gitmek size yemek kültüründen, sıradan insanların hayatına kadar birçok şey öğretir. Gazeteler, o ülkede nelerin konuşulduğunu anlatır ya da varsa mahallenin bakkalı. Süpermarketlerle dolu bir ülkede ne yazık ki bu şansınız yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İklim görüşmelerini izlemek için gittiğim Güney Afrika’da ilk günler güvenlik nedeniyle kendimi dört duvar arasında kapalı buldum. Oraya gitme vururlar,  sokakta dolaşma soyarlar. Klise duvarlarında bile “izinsiz giren vurulur” yazılarını görüp, elektrikli telleri fark edince bu uyarıları ciddiye almaya karar verdim. Oturdum bir tomar gazete okudum. Bir baktım ki 10 küsür saatlik yolu boşuna gelmişim. Gündem neredeyse bizimkiyle aynı. Yelpazenin solundaki gazete de aynı dertten yakınıyor, sağındaki de. Konu basın özgürlüğü. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
22 Kasım 2011 tarihinde Güney Afrika Cumhuriyeti Parlamentosu’nun alt kanadı “Gizlilik Yasası” adlı tasarıya 107’ye karşı 229 oyla evet dedi. Tasarı muhtemelen gelecek yıl parlamentonun üst kanadında tartışılacak ve oradan da geçerse Devlet Başkanı Jacob Zuma’nın onayına sunulacak. Yasa tasarısı, devletin en üst makamından belediyelere kadar her kurumuna istediği belgeye “gizli” damgası vurma hakkını veriyor. Bu belgeleri sızdıran, gazetelerde haberleştirenlerin de vay haline; 25 yıla kadar hapis onları bekliyor.  Gazeteler bu güne “Kara Salı” ismini yakıştırdı.   &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tasarıyı hazırlayan iktidardaki ANC (Afrika Ulusal Kongresi) partisi. ANC’nin Güney Afrika’nın ırkçılığa karşı mücadele tarihinde çok önemli bir yeri var. Güney Afrika’nın unutulmaz lideri Nelson Mandela’nın da başkanlığını yaptığı ANC, 1994 yılında ülkenin ırkçılığa veda etmesiyle birlikte iktidar koltuğuna yerleşmiş. 17 yıldır iktidardalar ve 2009’daki son seçimde yüzde 65 oranında oy toplamışlar. Mandela’nın ANC’nin silahlı kanadı Umkhonto we Sizwe’nin uzun yıllar liderliğini yaptığını da hatırlatalım. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ANC’nin “Gizlilik Yasası” 2-3 yıl önce de parti içinde gündeme gelmiş ancak parlamentoyu görmeden tasarıdan vazgeçilmiş. Güney Afrika’da yayımlanan Mail&amp;amp;Guardian gazetesinin, 1999 yılındaki bir yolsuzluk iddiasıyla ilgili haberleri tasarının yeniden yastık altından çıkarılıp acele bir şekilde parlamentoya sunulmasında etkili olmuş. 1999’daki yolsuzluk iddiasında Güney Afrika Devlet Başkanı Jacob Zuma’nın da adı geçiyor. O dönem, finans konularında Zuma’nın danışmanlığını yapan Schabir Shaik’in milyar dolarları bulan büyük bir silah ihalesinde Zuma’ya rüşvet verdiği iddia edilmişti. Shaik 2005 yılında suçlu bulunmuş ve 15 yıl hapis cezası almıştı. Zuma ise ceza almamayı başarmıştı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yasa tasarısına Güney Afrika’da tüm medya tepki gösteriyor. Sadece beyazlar değil, ANC’ye oy veren zenciler, solcu gazeteciler bile bu yasayı savunamıyor. Ülkede yolsuzluk sorunun dağ gibi büyüdüğünü görmeyen yok. Sorunu çözmenin yolu gizlemekten geçmiyor ama bunu ANC’ye ve Zuma’ya söylemek pek kolay değil. 17 yıllık iktidar ve yüzde 65’lerin üzerindeki oy potansiyeli, ANC yandaşlarını bile açık açık konuşmaktan alıkoyuyor sanki. Ne kadar kızsalar da, tahminen “bizdendir” deyip oylarını verecekler. Bizim buralarda olduğu gibi. Yine bizim buralarda olduğu gibi herkes susmuyor. Güney Afrika’nın politik sahnesinde artık fazla görünmeyen 93 yaşındaki Nelson Mandela yasa hakkında çekinceleri olduğunu söyledi. Nobel ödüllü Başpiskopos Desmond Tutu, tasarıyı “hakaret” olarak tanımlayarak, araştırmacı gazeteciliğe darbe vuracağına dikkat çekti. Güney Afrikalı gazeteciler ise ağızlarını siyah maskelerle kapatarak ANC’nin merkezinin önünde protesto gösterileri düzenlediler. Bu protestolar etkili olmazsa Güney Afrika basınında “Deniz Feneri” benzeri yolsuzluk dosyaları hiç yer alamayacak. Yolsuzluk olacak ama yok sayılacak, görülmeyecek.  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Görülüyor ki, dünyada iktidarların medyayı susturmak ve kontrol etmek için yapmayacakları şey yok. Benzer taktikler ya birileri tarafından öğretiliyor ya da kulaktan kulağa her yere ulaşıyor. Türkiye’de izlenen yol daha zahmetli. Destekçilerini televizyon ve gazete açmaları için teşvik edeceksin. Mevcutları satın almaları için eşine dostuna baskı yapacaksın, rica edeceksin. Satın alamadığının üzerine vergi borcuydu, şuydu buydu diyerek yürüyeceksin. Parayla kontrol edemediğini terör örgütü üyesi ilan edeceksin, gazeteci değil diyeceksin. Uzun iş... Çıkar bir gizlilik yasası, bitir işi! Bak, elalem nasıl yapıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21675482-792202066034631660?l=ozgurgurbuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/XD4RJ9Wb3STOoheD2g7ixqshmaQ/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/XD4RJ9Wb3STOoheD2g7ixqshmaQ/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/XD4RJ9Wb3STOoheD2g7ixqshmaQ/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/XD4RJ9Wb3STOoheD2g7ixqshmaQ/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/GBrZw/~4/Wi-hEDJA2vY" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/feeds/792202066034631660/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/guney-afrikalnn-deniz-fenerini-kimse.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/792202066034631660?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/792202066034631660?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/GBrZw/~3/Wi-hEDJA2vY/guney-afrikalnn-deniz-fenerini-kimse.html" title="Güney Afrikalı’nın “Deniz Feneri”ni kimse duymayacak" /><author><name>Ozgur Gurbuz (English)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08535307823279206000</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-XPHoGqk0nj0/TvEEW5K2V8I/AAAAAAAAAks/DdeyXSV8u6M/s72-c/mandela.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/guney-afrikalnn-deniz-fenerini-kimse.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;Ak4CQHgzeSp7ImA9WhRXFEw.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-21675482.post-8933802479921271822</id><published>2011-12-15T19:40:00.029+02:00</published><updated>2011-12-21T00:09:21.681+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-12-21T00:09:21.681+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Durban" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="cop17" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İklim" /><title>Kyoto ölmedi ama ağır yaralı</title><content type="html">&lt;em&gt;Güney Afrika’nın Durban kentinde iki hafta süren görüşmeler iklim değişikliğini durdurmak için hangi ülkelerin niyetli hangi ülkelerin ise umursamaz olduğunu gösterdi. Maskeler düştü. İyi, kötü ve çirkin belli oldu.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Özgür Gürbüz-Birgün&amp;nbsp;/ 15 Aralık 2011&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Durban’a giderken elde, gelişmiş ülkelerin seragazı emisyonlarını 2012 sonuna kadar 1990 yılı seviyesinin yüzde 5,2 aşağısına çekecek bir anlaşma vardı. Yasal bağlayıcılığı olan ve 192 ülke ile bir birliğin imzasını taşıyan eldeki tek metin Kyoto Protokolü’ydü. 2012 sonunda ilk yükümlülük dönemi bitiyordu ve yerine bir şey konmazsa (ikinci yükümlülük dönemi) iklim mücadelesi dipsiz kuyuya itilmiş olacaktı. Bilim, 2050’ye gelindiğinde gelişmiş ülkelerin seragazı emisyonlarını 1990’a göre yüzde 80 oranında azaltması gerektiğini söylüyor. Görüldüğü gibi daha işin başındayız. Tüm bunları bilerek gittiğimiz Durban’dan şu sonuçlarla döndük:&lt;br /&gt;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Kyoto Protokolü’nün ikinci yükümlülük dönemi belirlendi ve protokol hayatta kaldı. İkinci dönem 1 Ocak 2013’te başlayacak ve 31 Aralık 2017’de veya 31 Aralık 2020’de bitecek. Bitiş tarihi üzerinde yeni müzakerelere ihtiyaç duyulacak.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Seragazı emisyonlarının ne kadar indirileceği şimdilik belirsiz. Anlaşma metininde amaç 2020’ye kadar seragazı salımlarını 1990 yılına göre yüzde 25 ila 40 oranında azaltmak olarak belirtildi ancak bu hedef bağlayıcı değil. Bolivya bu konuda haklı bir itirazda bulundu ki ben de aynı görüşteyim. Hedefi aynı Kyoto’nun ilk döneminde olduğu gibi tek bir rakama bağlamak ve bağlayıcı bir hedef olarak belirlemek lazım.&amp;nbsp;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Kyoto’ya taraf, EK-1 diye adlandırılan listedeki gelişmiş ülkeler, 1 Mayıs 2012’ye kadar Sekretarya’ya ikinci döneme ilişkin hedeflerini bildirmek zorunda. Bu tarihte Kyoto’ya devam kararı alan ülkelerin asıl rakamlarını göreceğiz. Önümüzdeki kritik tarih 1 Mayıs.&amp;nbsp;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Kanada ve Japonya ikinci döneme katılmayacaklarını açıkladı. Rusya ise indirim hedefi belirtmeyeceğini söyledi. ABD yine yok. Böyle olunca küresel emisyonların neredeyse 3’te birini salan bu dört ülke sorumluluk almamış oluyor. Bu sürdürülebilir değil.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Durban’ın bir sonucu da, 2020 sonrası Çin ve Hindistan gibi büyük miktarda seragazı salımı yapan ülkelerin de bağlayıcı hedef alacaklarına dair verdikleri sinyallerdi. Ancak 2020’ye kadar seragazı indirimi konusunda gelişmiş ülkeler üzerlerine düşeni yapmazlarsa, Çin’in sürece katılmasının bir anlamı kalmayabilir. Çünkü bilimsel raporlar, küresel ve herkesin sorumluluk aldığı bir anlaşmanın hayata geçmesi için 2017’nin en son tarih olduğunu söylüyor.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Yeşil İklim Fonu’nun organizasyonu konusunda da anlaşıldı. 2020’den itibaren gelişmekte olan ülkelere her yıl 100 milyar dolar yardım yapılacak. Paranın kaynağı ise hala belli değil.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;Durban’daki iklim konferansının ana sonuçları bunlar. Kyoto’nun hayatta kalması bir teselli olsa da acı gerçek dünyanın en büyük ekonomilerinin sorumlulukları arttıkça süreçten ayrılmaya başlaması oldu. Kötüler ortaya çıktı. ABD, Kanada, Rusya ve Japonya’yı bu listenin en başına yazabilirsiniz. İyiler kim derseniz, küçük ada devletleri, az gelişmiş ülkeler ve onları yalnız bırakmayan Avrupa Birliği diyebilirim. Çirkinler grubuna ise petrol kaynakları nedeniyle görüşmeleri tıkamaya çalışan Suudi Arabistan ve Venezüella konulabilir. Suudi Arabistan’ın petrol gelirleri azalacak argümanıyla tazminat istemesi, Venezüella’nın son gece Avrupa Birliği’ne yaptığı anlamsız çıkış sevimsizdi. Türkiye ise her zamanki gibi ortalarda görünmemeyi tercih etti. İki çevre bakanı da toplantılara gelmedi. İklim Baş Müzakerecisi Mithat Rende’nin belki de yüzyılın en önemli iklim toplantısında olmayışı anlaşılır gibi değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Durban toplantısı bize bir kez daha acı gerçeği gösterdi. Milyarlarca canlının hayatını etkileyen bir anlaşmanın kararını verenler dünyadaki halklar değil hükümetleri kontrol eden birkaç büyük şirket oldu. Kamuoyu ve bilimin desteğine rağmen buradan dünyayı kurtaracak bir anlaşma çıkmaması başka nasıl açıklanabilir?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21675482-8933802479921271822?l=ozgurgurbuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/_5U9u6GOF_ImEQPqgdBB3Nfj0nQ/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/_5U9u6GOF_ImEQPqgdBB3Nfj0nQ/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/_5U9u6GOF_ImEQPqgdBB3Nfj0nQ/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/_5U9u6GOF_ImEQPqgdBB3Nfj0nQ/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/GBrZw/~4/pwWJo2EcF_g" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/feeds/8933802479921271822/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/kyoto-olmedi-ama-agr-yaral.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/8933802479921271822?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/8933802479921271822?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/GBrZw/~3/pwWJo2EcF_g/kyoto-olmedi-ama-agr-yaral.html" title="Kyoto ölmedi ama ağır yaralı" /><author><name>Ozgur Gurbuz (English)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08535307823279206000</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/kyoto-olmedi-ama-agr-yaral.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DU4FQn0ycCp7ImA9WhRQF0o.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-21675482.post-2875485320830877280</id><published>2011-12-11T20:38:00.000+02:00</published><updated>2011-12-13T14:05:13.398+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-12-13T14:05:13.398+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Durban" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İklim" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Enerji" /><title>Dünyayı kirletenlerin listesi</title><content type="html">&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Geleceğinizi fosil imparatorluğunun askerlerine teslim etmeyin. &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;  &lt;br /&gt;
&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;i&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Özgür Gürbüz-Birgün / 11 Aralık 2011&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Bilmek giderek zorlaşıyor. Medyanın büyük bir bölümünün iş dünyası tarafından dolaylı ve doğrudan kontrol edilmesiyle kim suçlu, kim güçlü bilmek zorlaşıyor. Şirketler bazen reklam veren olmanın gücü, bazen de bizzat medyada sahip oldukları pay sayesinde kirli işlerini halktan saklamayı başarıyor. Birazdan yazacaklarımı okumak için BirGün gibi bağımsız bir gazeteyi almanız veya internette ne aradığını bilmeniz şart. Sadece Türkiye’de değil dünyada da durum böyle. &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Kömür karası bankalar&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;İklim değişikliği kendi kendine gerçekleşmiyor. Kullandığımız fosil yakıtlar (kömür, petrol ve doğalgaz) küresel ısınmayı giderek hızlandırıyor. Buna rağmen neden daha temiz enerji kaynaklarına yönelmiyor ya da enerji tasarrufu yapmıyoruz? Yapmıyoruz çünkü dünyada kurulu ‘fosil yakıt imparatorluğu’ sistemin her noktasını kontrol ediyor. Dört sivil toplum örgütü (Urgewald, Groundwork, Earthlife Africa ve Bank Track) geçtiğimiz hafta Durban’daki iklim konferansı sırasında kömüre en çok kredi veren 93 bankayı açıkladı. Çalışma kömür madeni işleten dünyanın en büyük 31şirketiyle, kömür santrali çalıştıran yine dünyanın en büyük 40 şirketini ve onlara finansman sağlayan bankaları kapsıyor. 31 Maden şirketi dünyadaki kömürün yüzde 44’ünü çıkarıyor. 40 elektrik üretim şirketi ise dünyada kömür santrallerinden elde edilen elektriğin yüzde 50,8’ini üretiyor. Araştırmanın yapıldığı süre ise 2005 ile 2010 yılları arası. 2005 yılı Kyoto’nun hayata geçtiği ve tüm dünyaya artık kömür kullanmayın dendiği zaman. Bakalım bu bankalar Kyoto’dan etkilenmiş mi?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Türkiye’den dört banka listede&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;2005 yılından beri bu 93 banka tarafından kömüre verilen kredilerin toplamı 232 milyar avro. Bu kredilerin yüzde 77’si 20 banka tarafından verilmiş. Kömüre en çok kredi veren banka JP Morgan. Onu Citi Bank, Bank of America ve Morgan Stanley izliyor. İlk dörtte Amerikan bankaları var. Beşinci sırada ise İngiltere’den Barclays yer alıyor. Türkiye’de sokakta şubesini görebileceğiniz bankalardan Citibank ikinci, BNP Paribas (TEB) sekizinci, HSBC yirminci, ING ise yirmi ikinci sırada yer alıyor. Bu listede yer alan birçok bankanın belki şubesi yok ama Türkiye’de kömürle ilgili projelere finans desteği sağlıyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Neden kömür? Çünkü iklim değişikliğinin bir numaralı sorumlusu kömür. Ormanlara ve tarlalardaki ürünlere zarar veriyor, suyun asitleşmesine neden oluyor. ABD’de her yıl 30 bin kişinin ülkedeki termik santrallere bağlı olarak hayatını kaybettiği belirtiliyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;İklim düşmanı 12&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;İklim değişikliğini körükleyerek kuyunuzu kazan sadece bankalar değil. Greenpeace’in Durban’da açıkladığı listede ise küresel ısınmayı durdurma çabalarına karşı girişimlerde bulunan altı şirket ve altı kuruluşun adları var. Liste Shell ve Shell Kanada ile başlıyor. Çelik üreticisi Arcelor Mittal, Exxon Mobil, Koch ve Basf ile devam ediyor. Altı kuruluşun adları ise şöyle: Uluslararası Ticaret Odası, Kanada Petrol Üreticileri Birliği, Avrupa İşveren Örgütü Business Europe, ABD Ticaret Odası, Amerika Petrol Enstitüsü ve Sürdürülebilir Kalkınma için Dünya İş Konseyi. Bu kuruluş ve şirketlerin kara listeye alınma nedenleri birbirinden harika. Örneğin Mobil’in günahları arasında iklim değişikliğini inkar eden bilim dışı çalışmaları desteklemek var. “Küresel ısınma yok” ya da “iyi bir şey” diyen raporların nereden geldiğini anlamak açısından bu bilgiler önemli. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Pazar günü size bütün bu listeyi yazmamın nedenleri var elbette. Birincisi, çocuklarınızın ve sizin geleceğinizi çalanları tanımanız. İkincisi, bu şirketlerle ilişkinizi kesmeniz. Almanya ve ABD’de adı geçen bankalardan paralarını çeken binlerce insan var. Üçüncüsü ise, küresel ısınmayla ilgili duyduğunuz, bilimi inkâr eden bilgilere kaynağını araştırmadan, kimin tarafından finanse edildiğini bilmeden inanmamanız. Geleceğinizi fosil imparatorluğunun askerlerine teslim etmeyin.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21675482-2875485320830877280?l=ozgurgurbuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/IqUZyuH6rnvrdJWSwJHIe8R9eLY/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/IqUZyuH6rnvrdJWSwJHIe8R9eLY/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/IqUZyuH6rnvrdJWSwJHIe8R9eLY/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/IqUZyuH6rnvrdJWSwJHIe8R9eLY/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/GBrZw/~4/5oyJ1Hi1wB4" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/feeds/2875485320830877280/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/dunyay-kirletenlerin-listesi.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/2875485320830877280?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/2875485320830877280?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/GBrZw/~3/5oyJ1Hi1wB4/dunyay-kirletenlerin-listesi.html" title="Dünyayı kirletenlerin listesi" /><author><name>Ozgur Gurbuz (English)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08535307823279206000</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/dunyay-kirletenlerin-listesi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CkENQXk-eyp7ImA9WhRQGEg.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-21675482.post-7517320688375260978</id><published>2011-12-09T21:34:00.003+02:00</published><updated>2011-12-14T10:18:10.753+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-12-14T10:18:10.753+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Durban" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="cop17" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İklim" /><title>İklim eylemcilerinden madenci şarkısı: Shosholoza</title><content type="html">&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;object class="BLOGGER-youtube-video" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0" data-thumbnail-src="http://i.ytimg.com/vi/N8Y5Q0hvDbQ/0.jpg" height="266" width="320"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/N8Y5Q0hvDbQ?version=3&amp;f=user_uploads&amp;c=google-webdrive-0&amp;app=youtube_gdata" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF" /&gt;&lt;embed width="320" height="266"  src="http://www.youtube.com/v/N8Y5Q0hvDbQ?version=3&amp;f=user_uploads&amp;c=google-webdrive-0&amp;app=youtube_gdata" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;Durban'daki iklim konferansının son gününe eylemcilerin konferans merkezinin içinde yaptığı eylem damgasını vurdu. Eylemin en can alıcı kısmı ise herkesin tüylerini diken diken eden &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Shosholoza"&gt;Shosholoza&lt;/a&gt; şarkısıydı. "Afrika sağlam dur" veya "dayan Afrika" şeklinde çevirebileceğimiz bu şarkı iklim eylemcileri tarafından uzun yıllar söyleneceğe benziyor. Güney Afrika'da bu şarkıyı daha önce maden işçileri söylüyormuş. İşte şarkının konferans merkezinin salonlarında yankılandığı anlardan bir video.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Shosholoza şarkısının sözleri şöyle:&lt;br /&gt;
Shosoloza, ku lezontaba (Afrika için güçlü, güçlü dur) Wen u ya baleka, ku lezontaba (Güçlü dur, seni destekliyoruz Afrika)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21675482-7517320688375260978?l=ozgurgurbuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/AsKwXS6GmTMPd-orKdE6V-xpg_g/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/AsKwXS6GmTMPd-orKdE6V-xpg_g/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/AsKwXS6GmTMPd-orKdE6V-xpg_g/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/AsKwXS6GmTMPd-orKdE6V-xpg_g/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/GBrZw/~4/MqdrGgmHLeg" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/feeds/7517320688375260978/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/iklim-eylemcilerinden-madenci-sarks.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/7517320688375260978?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/7517320688375260978?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/GBrZw/~3/MqdrGgmHLeg/iklim-eylemcilerinden-madenci-sarks.html" title="İklim eylemcilerinden madenci şarkısı: Shosholoza" /><author><name>Ozgur Gurbuz (English)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08535307823279206000</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/iklim-eylemcilerinden-madenci-sarks.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DE4ARX8zcSp7ImA9WhRQFEg.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-21675482.post-500079632507277995</id><published>2011-12-09T20:04:00.002+02:00</published><updated>2011-12-09T20:55:44.189+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-12-09T20:55:44.189+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Durban" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="cop17" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İklim" /><title>Durban'da büyük protesto</title><content type="html">&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-RE9eekRnY20/TuJMlhXkBtI/AAAAAAAAAkE/KiymGR9yN5o/s1600/Durban+eylem+1.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://2.bp.blogspot.com/-RE9eekRnY20/TuJMlhXkBtI/AAAAAAAAAkE/KiymGR9yN5o/s320/Durban+eylem+1.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Özgür Gürbüz-Durban Postası / 9 Aralık 2011&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&lt;b&gt;Fotoğraflar: Özgür Gürbüz&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şu satırları yazdığım sırada Durban'da bakanların katıldığı "Indaba" toplantısı başlamıştı. Toplantı merkezinde (ICC) adeta güne yeniden başlıyor gibiyiz çünkü öğleden sonra görüşmelere uzun bir ara verilmek zorunda kaldı. Nedeni ise müzakerelerin gidişatından mutlu olmayan eylemcilerin konferans merkezinde düzenledikleri eylemdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eylem, saat 15'de başlaması planlanan &lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Uzun Dönemli İşbirliği Geçici Çalışma Grubu'nun toplantısını hedef almıştı. Toplantı salonu Baobab'a yaklaşık 100 metre uzaklıktaki giriş kapısında yavaş yavaş toplanan eylemciler, yerel dil Zuluca şarkılar söyleyerek Baobab'a yürümeye başladılar. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-UpGSAjrteME/TuJMnlR1DNI/AAAAAAAAAkM/7QIhWCy5GW4/s1600/Durban+eylem+2.jpg" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://1.bp.blogspot.com/-UpGSAjrteME/TuJMnlR1DNI/AAAAAAAAAkM/7QIhWCy5GW4/s320/Durban+eylem+2.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Kısa bir süre sonra eylemcilerin önü BM polisi tarafından kesildi. Göstericiler buna rağmen şarkı ve sloganlarına ara vermediler. "Afrika'yla omuz omuz", "Halkı değil kirletenleri cezalandır", "İklim katilleri" sloganları toplantı merkezinde yankılandı. Polis bu sırada göstericileri arkadan da çevirdi ve çembere aldı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Göstericiler hem slogan hem de şarkılarla tam iki saat, bir saniye bile nefes almadan sloganlarına devam ettiler. Zaman zaman eylemcilerin bazıları, ülkelerinde iklim değişikliğinin etkilerini sloganlarla anlattılar. Ada Devletleri delegasyonundan temsilciler de eylemcilere destek verdi. Maldivler delegasyonundan bir kişi söz aldı ve slogan attırdı.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Eylemciler iki saat sonra polisin kontrolünde konferans alanını terk etti ve giriş kartlarına el konuldu. Dışarı çıkartılan 50 kişi arasında Türkiye'den Mehveş Evin ve Ömer Madra da vardı.&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21675482-500079632507277995?l=ozgurgurbuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/CfQsweBrhNgyRygX7Vg1cuB3a3Y/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/CfQsweBrhNgyRygX7Vg1cuB3a3Y/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/CfQsweBrhNgyRygX7Vg1cuB3a3Y/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/CfQsweBrhNgyRygX7Vg1cuB3a3Y/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/GBrZw/~4/sY2IdDDHj8g" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/feeds/500079632507277995/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/durbanda-buyuk-protesto.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/500079632507277995?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/500079632507277995?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/GBrZw/~3/sY2IdDDHj8g/durbanda-buyuk-protesto.html" title="Durban'da büyük protesto" /><author><name>Ozgur Gurbuz (English)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08535307823279206000</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/-RE9eekRnY20/TuJMlhXkBtI/AAAAAAAAAkE/KiymGR9yN5o/s72-c/Durban+eylem+1.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/durbanda-buyuk-protesto.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CkIDQHcyfSp7ImA9WhRQFE4.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-21675482.post-2210875629810614496</id><published>2011-12-09T13:12:00.001+02:00</published><updated>2011-12-09T13:36:11.995+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-12-09T13:36:11.995+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Durban" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="cop17" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İklim" /><title>Durban'da masadaki seçenekler</title><content type="html">&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Durban’da toplantının son günü oldukça hareketli başladı. Görüşmelerin bugün geç saatlere kadar süreceği hatta 10 Aralık 2011 tarihine sarkabileceği konuşuluyor. Dün (8 Aralık) yapılan üst düzey toplantıda bakanların konuşmaları akşam saatlerinde tamamlandı. Akşam 9 sularında buraya, Güney Afrika’ya özgü bir toplantı yapıldı; Indaba. Indaba, sorunun muhatabı herkesin bir araya gelip açıkça konuştuğu bir toplantı. Durban’da dün akşam yapılan Indaba toplantısı bakanlar içindi. Resmi dili bir kenera bırakıp, üzerinde anlaşılması umut edilen metinleri tek tek ele aldılar. Sonuçta beş seçenek ortaya çıktı. Bu seçeneklere buraya &lt;a href="http://unfccc.int/files/meetings/durban_nov_2011/application/pdf/9pm_table_-_indaba_options_table-8122011.pdf"&gt;tıklayarak&lt;/a&gt; ulaşabilirsiniz.&lt;/span&gt;  &lt;br /&gt;
&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Aşağıda, bu seçenekleri sizler için kısaca özetlemeye çalıştım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Seçenek 1:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Amaç: Kyoto veya İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında yeni bir anlaşma.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Araç: Yeni bir Uzun Dönemli İşbirliği Geçici Çalışma Grubu’nun burada ya da bir başka COP toplantısında kabulü.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Zaman: Yeni veya devam niteliğindeki protokolün 2012 veya en geç 2015'te kabulü.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Seçenek 2a:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Amaç: Kyoto veya İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında yeni bir anlaşma.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Araç: Yenilenmiş bir amaçla/emirle yapılandırılan Uzun Dönemli İşbirliği Geçici Çalışma Grubu&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Zaman: Yeni veya devam niteliğindeki protokolün 2012 veya en geç 20152te kabulü.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Seçenek 2b:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Amaç: Yasal bir çıktı (Bali temelli)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Araç: Uzun Dönemli İşbirliği Geçici Çalışma Grubu&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Zaman: Yasal çıktının 2012,2013 veya 2015’te kabulü.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Seçenek 2c:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Amaç: Bali temelli bir dizi karar alınması.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Araç: Uzun Dönemli İşbirliği Geçici Çalışma Grubu&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Zaman: Kararların 2012,2013 veya 2015’te kabulü. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Seçenek 3:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Amaç: Bali’de elde edilen çıktıları COP’larda (Taraflar Toplantısı) alınacak bir dizi kararla hayata geçirmek ve 2020 sonrası süreci başlatmak.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Araç: Bali kararları Uzun Dönemli İşbirliği Geçici Çalışma Grubu’yla tamamlanacak ve 2020 sonrası yeni bir Uzun Dönemli İşbirliği Geçici Çalışma Grubu kurulacak.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Zaman: Yok.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21675482-2210875629810614496?l=ozgurgurbuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/YjS-8N2AUz9s2sipgAaUen8uLic/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/YjS-8N2AUz9s2sipgAaUen8uLic/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/YjS-8N2AUz9s2sipgAaUen8uLic/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/YjS-8N2AUz9s2sipgAaUen8uLic/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/GBrZw/~4/Hri7DBqW-DI" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/feeds/2210875629810614496/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/durbanda-masadaki-secenekler.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/2210875629810614496?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/2210875629810614496?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/GBrZw/~3/Hri7DBqW-DI/durbanda-masadaki-secenekler.html" title="Durban'da masadaki seçenekler" /><author><name>Ozgur Gurbuz (English)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08535307823279206000</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/durbanda-masadaki-secenekler.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D0ECSXo6fyp7ImA9WhRQFE8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-21675482.post-2969393314950357681</id><published>2011-12-09T00:15:00.008+02:00</published><updated>2011-12-09T12:14:28.417+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-12-09T12:14:28.417+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Durban" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="cop17" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İklim" /><title>Durban’da sona yaklaşırken</title><content type="html">&lt;i&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Özgür Gürbüz-Birgün / 9 Aralık 2011&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;  &lt;br /&gt;
&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;&lt;a href="mailto:ozzgurbuz@gmail.com"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-XKNCy-FcDno/TuC0PEsABbI/AAAAAAAAAjs/aDQmfDoCI3k/s1600/Durban+COP+17.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://3.bp.blogspot.com/-XKNCy-FcDno/TuC0PEsABbI/AAAAAAAAAjs/aDQmfDoCI3k/s320/Durban+COP+17.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Durban’da iklim görüşmelerinde bugün son gün. İki haftadır süren görüşmeler bugün noktalanacak. Dünyanın zengin ülkelerinin buraya gezegeni kurtarmaya mı yoksa batırmaya mı gelmiş oldukları belli olacak. Kanada ve ABD’nin başını çektiği, Suudi Arabistan, Rusya, Yeni Zelanda ve Japonya’nın destek verdiği grup bugüne kadar Kyoto’nun ikinci dönemine geçilmemesi için ellerinden geleni yaptı. Bildiğiniz gibi insan kaynaklı iklim değişikliğini durdurmak için elimizde yasal bağlayıcılığı olan ve 200’e yakın ülkenin üzerinde anlaştığı tek metin Kyoto Protokolü. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Protokol, 2012’ye kadar gelişmiş ülkelerin emisyonlarını 1990 rakamlarının yüzde 5,2 aşağısına çekmesini öngörüyor. Bir yıl 20 gün sonra Kyoto’nun ilk dönemi bitiyor. İkinci dönemin olup olmayacağı, daha doğrusu bu dönemde yüzde 5,2’lik azaltım hedefinin ne kadar yükseltileceği belli değil. Kanada ve ABD, Kyoto iyi değil yerine başka bir şey koyalım diyorlar ama dünyanın bu kadar zamanı yok. Bilim, küresel seragazı salımı 2050 yılında 1990’a göre yüzde 80 hatta daha üstünde azaltılmazsa felaket senaryoları gerçek olacak diyor. Şu ana kadar olanlar, gördükleriniz hiçbir şey.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Kyoto’nun azaltılmasından yana olanlar çoğunlukta ama ekonomik ve politik güçleri sınırlı. Toprakları sular altında kalacak ada devletleri bağırıyor, Bangladeş gibi milyonlarca vatandaşı sel tehlikesiyle karşı karşıya kalacak Asya’daki devletler hiddetli. Afrika kuraklık ve gıda sorununun iklim değişikliği nedeniyle daha da büyüyeceğini biliyor. İklim değişikliğini durdurmak birçoğu için ölüm kalım meselesi. Avrupa Birliği Kyoto’nun uzatılmasından yana ama sesi gür değil. Karşı duran birkaç zengin ülke aslında. Ne garip bir dünyadayız. İklim müzakerelerinin önünü tıkayanlar Libya’da, Mısır’da, Irak’ta veya Latin Amerika’da yeri gelince demokrasi nutukları atıyorlar. Yazıklar olsun demek yetmiyor, hesap sormak da gerekli.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Almanya örneği&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Durban’da bir gün önce Almanya Çevre Bakanı Norbert Röttgen ülkesinin enerji ve iklim politikasını anlattı. Almanya bir endüstri ülkesi. Otomotivden, demir çelik ve kimya sektörüne kadar birçok alanda çok güçlü bir ekonomileri var. Enerji ihtiyacı çok, petrol ve doğalgaz kaynakları sınırlı, ellerinde bir tek kömür yatakları var. Biraz Türkiye’ye benziyor denebilir. Ama Almanya’nın gelecek planları bizden çok ama çok farklı. Nükleer santraller bir bir kapatılıyor, rüzgar, biyokütle, biyogaz, güneş ve jeotermalin payı giderek artıyor. Enerji verimliliği olmazsa olmaz. Bakan Röttgen, 2018’den itibaren Almanya’nın kömüre teşvik vermeyeceğini söyledi. İklim değişikliğini durdurmak için para yok diyenler gizlice fosil yakıtları sübvansiyonlarla destekliyorlar. Bu sübvansiyonlar temiz enerji projelerine harcansa dünyanın geleceği değişebilir. Almanya’nın bu adımı o yüzden önemli. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Almanya 2050 yılına gelindiğinde kişi başına düşen yıllık seragazı salımını 3 tona düşüreceğini de açıkladı. Yani ülkenin toplam seragazı salımı ciddi bir şekilde düşürülecek. Türkiye’de bu rakam şu anda 5,2 ton civarında. Almanya’da ise 10 ton. Biz arttırmaya onlar ise düşürmeye çalışıyor. Bundan 10 yıl önce Almanya elektriğinin sadece yüzde 6’sını yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlıyordu. Bugün bu rakam yüzde 20’yi geçti. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Bütün bunları şunun için yazıyorum. Almanya gibi dünyanın en büyük ekonomilerinden bir tanesi daha düşük karbonlu, daha az seragazı salımı yapan bir ekonomik modele geçebiliyor. Almanya yapabiliyorsa ABD, Kanada veya Türkiye neden yapamasın? Bakan Röttgen bu değişimi gerçekleştirirken Almanya’nın rekabet gücünü kaybetmeyeceğini de söylüyor. Röttgen muhafazakar partiden. Almanya’da Yeşiller bundan daha fazlasının bile mümkün olduğunu söylüyor. Şimdi sormak lazım. Ey küçük dünyanın “büyük” liderleri. Barrack Obama ve diğerleri. Dünyayı kurtarmak için sizi kim engelliyor? Şirketlere hizmet etmek için mi yoksa halka hizmet etmek için mi varsınız? &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Görülüyor ki dünyayı bu düzenin politikacıları değil bu dünyanın halkları kurtaracak. O zaman, ırkçılığa karşı mücadelede Mandela ve arkadaşlarının bağırdığı gibi bağıralım. Amandla Awethu! Yani, güç halka, halkın iktidarına. Çünkü başka çözüm yok.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21675482-2969393314950357681?l=ozgurgurbuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ubp4LTUO1FxrJ0HHmj_MSTPjBkE/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ubp4LTUO1FxrJ0HHmj_MSTPjBkE/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ubp4LTUO1FxrJ0HHmj_MSTPjBkE/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ubp4LTUO1FxrJ0HHmj_MSTPjBkE/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/GBrZw/~4/avxu2G854IY" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/feeds/2969393314950357681/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/durbanda-sona-yaklasrken.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/2969393314950357681?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/2969393314950357681?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/GBrZw/~3/avxu2G854IY/durbanda-sona-yaklasrken.html" title="Durban’da sona yaklaşırken" /><author><name>Ozgur Gurbuz (English)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08535307823279206000</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-XKNCy-FcDno/TuC0PEsABbI/AAAAAAAAAjs/aDQmfDoCI3k/s72-c/Durban+COP+17.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/durbanda-sona-yaklasrken.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DkcCQXs8cSp7ImA9WhRQE0s.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-21675482.post-7190096269749010541</id><published>2011-12-08T19:05:00.001+02:00</published><updated>2011-12-08T19:07:40.579+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-12-08T19:07:40.579+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Durban" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="cop17" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İklim" /><title>Durban Postası - Sayı: 03</title><content type="html">&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-PecR0_0-YjA/TuDthdKcJXI/AAAAAAAAAj8/4XuFROTYb6A/s1600/DP3.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/-PecR0_0-YjA/TuDthdKcJXI/AAAAAAAAAj8/4XuFROTYb6A/s320/DP3.jpg" width="224" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Durban Postası'nın dördüncü (3 numaralı ) çıktı.&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
Bu sayıda;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: small;"&gt;Germanwatch ve CAN Avrupa'nın hazırladığı iklim indeksinde Türkiye'nin durumu,&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: small;"&gt;Dünyayı kirletenlerin listesi,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: small;"&gt;Günün Fosili ödülü,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: small;"&gt;Türkiye’yi bekleyen iklim değişikliği t&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;ehlikesi ve &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Prof. Dr Murat Türkeş'in değerlendirmesini okuyabilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bültenin tamamına erişmek için:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
http://www.tr.boell.org/downloads/Durban_Postasi_sayi03.pdf&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21675482-7190096269749010541?l=ozgurgurbuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/bU8Tpcp0F3KQ_wZAneEYP1iL7-o/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/bU8Tpcp0F3KQ_wZAneEYP1iL7-o/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/bU8Tpcp0F3KQ_wZAneEYP1iL7-o/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/bU8Tpcp0F3KQ_wZAneEYP1iL7-o/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/GBrZw/~4/J2qj_ukIS3s" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/feeds/7190096269749010541/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/durban-postas-say-03.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/7190096269749010541?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/7190096269749010541?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/GBrZw/~3/J2qj_ukIS3s/durban-postas-say-03.html" title="Durban Postası - Sayı: 03" /><author><name>Ozgur Gurbuz (English)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08535307823279206000</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-PecR0_0-YjA/TuDthdKcJXI/AAAAAAAAAj8/4XuFROTYb6A/s72-c/DP3.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/durban-postas-say-03.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DEIARXczeSp7ImA9WhRQGEo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-21675482.post-4273053714736801674</id><published>2011-12-07T23:06:00.037+02:00</published><updated>2011-12-14T17:29:04.981+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-12-14T17:29:04.981+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Durban" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="cop17" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İklim" /><title>Türkiye ısınıyor nehirler kuruyor</title><content type="html">&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Özgür Gürbüz-Birgün / 7 Aralık 2011&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-s1meSgMNLN4/Tudv5pDhY8I/AAAAAAAAAkc/zNPx2NmKUSo/s1600/index.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://2.bp.blogspot.com/-s1meSgMNLN4/Tudv5pDhY8I/AAAAAAAAAkc/zNPx2NmKUSo/s200/index.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Güney Afrika’nın Durban kentinde süren iklim görüşmeleri salı günü  itibariyle üst düzey görüşmelere sahne oluyor. Dünyanın geleceğiyle  ilgili karar almakta politikacılar oyalanırken, bilim insanları  uyarılarına devam ediyor. İngiltere Enerji ve İklim Bakanlığı tarafından  İngiltere Meteoroloji Ofisi’ne hazırlattırılan ve aralarında  Türkiye’nin de bulunduğu 21 ülkeyi kapsayan rapor önceki gün Durban’da  açıklandı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Dünyayı nasıl bir felaketin beklediğini birçok kez okuduk ancak Türkiye üzerine detaylı analizlerin yapıldığı çalışma sayısı oldukça az. Bu rapor da onlardan biri, tam 130 sayfa. Rapor üç bölümden oluşuyor, mevcut durum, gelecek öngörüleri ve etkileri. Detaylarına girmeden ana çıktıları hakkında kısa bir özet yapmaya çalışayım.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Türkiye’de 1960’dan bu yana bir ısınma eğilimi var. Serin gecelerin sayısı azalıyor, sıcak günlerin sayısı ise artıyor. Bir senaryoya göre bu yüzyılın sonuna kadar kuzey bölgelerinde sıcaklık artışı 2,5 – 3 derece, merkez ve güney/güneydoğu bölgelerinde 3-3,5 ve Türkiye’nin doğusunda ise 4 dereceyi bulacak. Bu artışlar her yıl hissedilecek, sonuçları ise tarımdan su sorununa korkunç olacak. Sıcaklık artışıyla birlikte yağış rejimi de değişiyor. Güney’de %20 azalma bekleniyor. Kuzeyde ise bu %10’ları bulabilir. Kısaca, etkileri derinden hissedilecek çok ciddi rakamlardan bahsediyoruz. En belirgin sonucu mısır üretiminde düşüş. Projeksiyonlar yine de 40 yıl için Türkiye’nin gıda güvenliği sorunu yaşamayacağını söylüyor. Hemen sevinmeyin, 2100’de Türkiye’de su sıkıntısı çeken nüfusunun oranı yüzde 45’i bulabilir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bir başka bulgu ise Türkiye’de nehirlerden kaynaklanan taşkınların azalacağını gösteriyor. Bu iyi haber değil tabi, nehirlerde su azalıyor aslında. HES kavgalarında alın size başka bir boyut. Kalan suyu kim alacak dersiniz? Şirketler mi yoksa çiftçiler mi?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Deniz seviyesindeki yükselmeden de Akdeniz’de 428 bin, Ege’de 208 bin, Marmara’da 842 bin ve Karadeniz’de 201 bin kişinin etkileneceği belirtiliyor. Yazması benden toplaması sizden!&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Raporun detaylarında daha fazla bilgi var ve umarım bu uyarılar Durban’daki görüşmelerde fazla ortada gözükmek istemeyen Türkiye’yi düşündürür. Türkiye ne yazık ki iklim konferansına eski argümanlarla gelmiş. Hedef almayalım ama yardım alalım düşüncesi, Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu tehlikeyi durdurmaya yetmez. İklim Baş Müzakerecisi Mithat Rende toplantıda yok. Yılda bir yapılan bu zirvede olmayacaksa nerede olacak? İki çevre bakanımız var ama onlar da toplantıda yok. Türkiye adına en üst düzey temsilci Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz. Türkiye, daha çok kömür ve petrol tüketerek hayata geçirmeyi düşündüğü kalkınma modeliyle mi küresel ısınmayı durduracak? Toplantılarda gücünü iklim değişikliğini durdurmak isteyen ülkelerden yana kullanmayarak kendisini de ateşe attığını ne zaman anlayacak? Türkiye’ye 700’den fazla sivil toplum örgütü tarafından verilen “Günün Fosili” ödülü bence bir uyarıydı. Bu uyarı sadece hükümete değil, hükümetin olmayan iklim politikasına sessiz kalan herkese yapıldı aslında. Güneşin bizi kavurmasını bekleyeceksek hepimizin fosile dönüşmesi çok da uzak değil.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21675482-4273053714736801674?l=ozgurgurbuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/2SfjLgloXHGDftwhKzoaPmCJoYw/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/2SfjLgloXHGDftwhKzoaPmCJoYw/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/2SfjLgloXHGDftwhKzoaPmCJoYw/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/2SfjLgloXHGDftwhKzoaPmCJoYw/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/GBrZw/~4/4wEeJTQZF2o" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/feeds/4273053714736801674/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/turkiye-snyor-nehirler-kuruyor.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/4273053714736801674?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/4273053714736801674?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/GBrZw/~3/4wEeJTQZF2o/turkiye-snyor-nehirler-kuruyor.html" title="Türkiye ısınıyor nehirler kuruyor" /><author><name>Ozgur Gurbuz (English)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08535307823279206000</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/-s1meSgMNLN4/Tudv5pDhY8I/AAAAAAAAAkc/zNPx2NmKUSo/s72-c/index.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/turkiye-snyor-nehirler-kuruyor.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkAFQ30yfip7ImA9WhRQE0k.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-21675482.post-4128770010820035750</id><published>2011-12-06T21:52:00.001+02:00</published><updated>2011-12-08T14:51:52.396+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-12-08T14:51:52.396+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Durban" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="cop17" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İklim" /><title>Durban Postası - Sayı: 02</title><content type="html">&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-N1FgW6X_5iA/TtdoGouDAYI/AAAAAAAAAi8/KUCRxqE1iQo/s1600/Durban+sayi+02.jpg" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/-N1FgW6X_5iA/TtdoGouDAYI/AAAAAAAAAi8/KUCRxqE1iQo/s320/Durban+sayi+02.jpg" width="226" /&gt;&lt;/a&gt;Durban Postası'nın üçüncü (2 numaralı sayısı) çıktı. Bu sayıda;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Müz&lt;span style="font-size: small;"&gt;akerelerdeki son durum.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: small;"&gt;Türkiye Günün Fosili seçildi.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: small;"&gt;Afrika iklim için yürüdü.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: small;"&gt;Günün Fosili ödülüne Türkiye’den destek başlıklı haberleri &lt;/span&gt;okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bültenin tamamına erişmek için:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
http://www.tr.boell.org/downloads/Durban_Postasi_sayi02.pdf&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21675482-4128770010820035750?l=ozgurgurbuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Jn5DetQg1rCy2eAnrZTGYX-5hi0/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Jn5DetQg1rCy2eAnrZTGYX-5hi0/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Jn5DetQg1rCy2eAnrZTGYX-5hi0/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Jn5DetQg1rCy2eAnrZTGYX-5hi0/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/GBrZw/~4/qDlOmZcQElQ" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/feeds/4128770010820035750/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/durban-postas-say-02.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/4128770010820035750?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/4128770010820035750?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/GBrZw/~3/qDlOmZcQElQ/durban-postas-say-02.html" title="Durban Postası - Sayı: 02" /><author><name>Ozgur Gurbuz (English)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08535307823279206000</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-N1FgW6X_5iA/TtdoGouDAYI/AAAAAAAAAi8/KUCRxqE1iQo/s72-c/Durban+sayi+02.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/durban-postas-say-02.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CkAGRXc5cCp7ImA9WhRQEEU.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-21675482.post-6728303867741716791</id><published>2011-12-05T12:23:00.001+02:00</published><updated>2011-12-05T12:25:24.928+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-12-05T12:25:24.928+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Durban" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="cop17" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İklim" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Nükleer" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Enerji" /><title>Durban İklim Yürüyüşü</title><content type="html">Güney Afrika'nın Durban kentinde süren iklim değişikliği müzakerelerine sivil toplumun büyük yürüyüşü damgasını vurdu. 3 Aralık 2011 günü sokakları dolduran ve dünyanın dört bir yanından gelen eylemciler renkli ve etkili bir gösteriye imza attılar. Afrikalı tarım işçileri, kadınlar ve özellikle de atık işçileri (biz onları kağıt toplayıcıları diye biliyoruz) büyük gruplar halinde yürüdüler. Şarkıları, dansları, kararlılıkları ve örgütlülükleri etkileyiciydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;object class="BLOGGER-youtube-video" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0" data-thumbnail-src="http://i.ytimg.com/vi/3kdvk4Ig29U/0.jpg" height="266" width="320"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/3kdvk4Ig29U?version=3&amp;f=user_uploads&amp;c=google-webdrive-0&amp;app=youtube_gdata" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF" /&gt;&lt;embed width="320" height="266"  src="http://www.youtube.com/v/3kdvk4Ig29U?version=3&amp;f=user_uploads&amp;c=google-webdrive-0&amp;app=youtube_gdata" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;Yürüyüşün ortak mesajı, insan kaynaklı iklim değişikliğini durdurmak için acil önlem alınması, Kyoto'nun ikinci dönemine geçilmesi veya daha güçlü hedeflere sahip bir başka anlaşmayla yola devam edilmesiydi. Bu ana mesajın yanı sıra, gıda sorununa, kirlilikte daha çok payı olan zengin ülkelerle, felaketlerden daha çok nasibini alan gelişme yönündeki ülkeler arasındaki iklim adaletsizliğine, kuraklığa, işsizliğe ve çevre sorunlarına yönelik mesajlar da göze çarpıyordu. Kömür ve nükleer santrallere hayır diyen pankart ve sloganlara ise neredeyse her adım başı rastlanıyordu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21675482-6728303867741716791?l=ozgurgurbuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Z8qCV3Wi7SqUfAZl8k_dYtjxLHU/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Z8qCV3Wi7SqUfAZl8k_dYtjxLHU/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Z8qCV3Wi7SqUfAZl8k_dYtjxLHU/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Z8qCV3Wi7SqUfAZl8k_dYtjxLHU/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/GBrZw/~4/2o5M4I-3rc8" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/feeds/6728303867741716791/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/durban-iklim-yuruyusu.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/6728303867741716791?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/6728303867741716791?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/GBrZw/~3/2o5M4I-3rc8/durban-iklim-yuruyusu.html" title="Durban İklim Yürüyüşü" /><author><name>Ozgur Gurbuz (English)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08535307823279206000</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/durban-iklim-yuruyusu.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CUUMQ34-fip7ImA9WhRQEU8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-21675482.post-3989134374075913473</id><published>2011-12-04T23:53:00.002+02:00</published><updated>2011-12-06T00:14:42.056+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-12-06T00:14:42.056+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Durban" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İklim" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Ekonomi" /><title>Sawubona Afrika, Sala Kahle Dünya!*</title><content type="html">&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:WordDocument&gt;   &lt;w:View&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:Zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:TrackMoves/&gt;   &lt;w:TrackFormatting/&gt;   &lt;w:PunctuationKerning/&gt;   &lt;w:ValidateAgainstSchemas/&gt;   &lt;w:SaveIfXMLInvalid&gt;false&lt;/w:SaveIfXMLInvalid&gt;   &lt;w:IgnoreMixedContent&gt;false&lt;/w:IgnoreMixedContent&gt;   &lt;w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;false&lt;/w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;   &lt;w:DoNotPromoteQF/&gt;   &lt;w:LidThemeOther&gt;EN-US&lt;/w:LidThemeOther&gt;   &lt;w:LidThemeAsian&gt;X-NONE&lt;/w:LidThemeAsian&gt;   &lt;w:LidThemeComplexScript&gt;X-NONE&lt;/w:LidThemeComplexScript&gt;   &lt;w:Compatibility&gt;    &lt;w:BreakWrappedTables/&gt;    &lt;w:SnapToGridInCell/&gt;    &lt;w:WrapTextWithPunct/&gt;    &lt;w:UseAsianBreakRules/&gt;    &lt;w:DontGrowAutofit/&gt;    &lt;w:SplitPgBreakAndParaMark/&gt;    &lt;w:DontVertAlignCellWithSp/&gt;    &lt;w:DontBreakConstrainedForcedTables/&gt;    &lt;w:DontVertAlignInTxbx/&gt;    &lt;w:Word11KerningPairs/&gt;    &lt;w:CachedColBalance/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:BrowserLevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;   &lt;m:mathPr&gt;    &lt;m:mathFont m:val="Cambria Math"/&gt;    &lt;m:brkBin m:val="before"/&gt;    &lt;m:brkBinSub m:val="&amp;#45;-"/&gt;    &lt;m:smallFrac m:val="off"/&gt;    &lt;m:dispDef/&gt;    &lt;m:lMargin m:val="0"/&gt;    &lt;m:rMargin m:val="0"/&gt;    &lt;m:defJc m:val="centerGroup"/&gt;    &lt;m:wrapIndent m:val="1440"/&gt;    &lt;m:intLim m:val="subSup"/&gt;    &lt;m:naryLim m:val="undOvr"/&gt;   &lt;/m:mathPr&gt;&lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:LatentStyles DefLockedState="false" DefUnhideWhenUsed="true"
  DefSemiHidden="true" DefQFormat="false" DefPriority="99"
  LatentStyleCount="267"&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="0" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Normal"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="heading 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 7"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 8"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 9"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 7"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 8"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 9"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="35" QFormat="true" Name="caption"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="10" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Title"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="1" Name="Default Paragraph Font"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="11" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtitle"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="22" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Strong"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="20" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Emphasis"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="59" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Table Grid"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Placeholder Text"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="1" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="No Spacing"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Revision"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="34" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="List Paragraph"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="29" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Quote"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="30" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Quote"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="19" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Emphasis"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="21" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Emphasis"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="31" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Reference"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="32" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Reference"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="33" SemiHidden="false"
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Book Title"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="37" Name="Bibliography"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" QFormat="true" Name="TOC Heading"/&gt;  &lt;/w:LatentStyles&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;
 /* Style Definitions */
 table.MsoNormalTable
 {mso-style-name:"Table Normal";
 mso-tstyle-rowband-size:0;
 mso-tstyle-colband-size:0;
 mso-style-noshow:yes;
 mso-style-priority:99;
 mso-style-qformat:yes;
 mso-style-parent:"";
 mso-padding-alt:0in 5.4pt 0in 5.4pt;
 mso-para-margin:0in;
 mso-para-margin-bottom:.0001pt;
 mso-pagination:widow-orphan;
 font-size:11.0pt;
 font-family:"Calibri","sans-serif";
 mso-ascii-font-family:Calibri;
 mso-ascii-theme-font:minor-latin;
 mso-fareast-font-family:"Times New Roman";
 mso-fareast-theme-font:minor-fareast;
 mso-hansi-font-family:Calibri;
 mso-hansi-theme-font:minor-latin;
 mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
 mso-bidi-theme-font:minor-bidi;}
&lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;o:shapedefaults v:ext="edit" spidmax="1026"/&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;o:shapelayout v:ext="edit"&gt;   &lt;o:idmap v:ext="edit" data="1"/&gt;  &lt;/o:shapelayout&gt;&lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;  &lt;br /&gt;
&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12.0pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;i&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12.0pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;Özgür Gürbüz&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12.0pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;-Birgün / 4 Aralık 2011&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;  &lt;table cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="float: right; margin-left: 1em; text-align: right;"&gt;&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-CJ6reyOL6ZM/Tt1AhhazuVI/AAAAAAAAAjk/x0_vsVv3yg0/s1600/IMG_2447.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://3.bp.blogspot.com/-CJ6reyOL6ZM/Tt1AhhazuVI/AAAAAAAAAjk/x0_vsVv3yg0/s320/IMG_2447.jpg" width="240" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;"Halkı ve işçileri koru"&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12.0pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12.0pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Fotoğraflar: Özgür Gürbüz&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;"&gt;Durban’daki İklim Değişikliği Konferansı fırtınayla başladı. Pazar akşamı ender görülen şiddetteki yağış altı kişinin canını aldı, yüzlerce evi su bastı. Bilim insanları yıllardır, iklim değişikliği durdurulmazsa aynı Durban’da olduğu gibi beklenmedik ve çok şiddetli hava olaylarının gerçekleşeceğini söylüyor. Söylüyor ama kimse kömür, petrol ve doğalgaz şirketlerine, otomotiv endüstrisine, onların destekleriyle seçim kazanan politikacılara söz geçiremiyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12.0pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12.0pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;Durban’daki konferans merkezinin cam duvarlarının hemen ötesinde hâlâ kum torbaları var. Altı ölü ve konferans salonuna sızması muhtemel sel sularına rağmen politikacılar aynı. Kanada hükümeti Kyoto’nun ikinci dönemine daha ilk günden hayır diyebildi. Toplantının başında müzakereleri adeta dinamitledi. Kanada’nın derdini herkes biliyor. Varili 100 doları aşan petrol herkesi yeni kaynak bulma arayışına itti. Kanada ise aradığını katran kumlarında buldu, buradan kimyasal yöntemlerle petrol üretimi yapabiliyor. Petrol fiyatlarının artması katran kumlarını ekonomik bir seçenek haline getirdi. Katran kumları hesaba katılınca Kanada, Suudi Arabistan’dan sonra en çok petrol rezervine sahip ülke oldu. Kyoto, insanlık ve diğer canlılar Kanada hükümetinin artık pek umrunda değil. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-y9w7fr-CVi4/Tt1AV2pcEiI/AAAAAAAAAjc/uOvmXn_C4f8/s1600/IMG_2445.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://2.bp.blogspot.com/-y9w7fr-CVi4/Tt1AV2pcEiI/AAAAAAAAAjc/uOvmXn_C4f8/s320/IMG_2445.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12.0pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;Suudi Arabistan da müzakerelere taş koyuyor. Anlaşma olmazsa Kyoto’nun bu ay sonunda ömrü dolacak. Kyoto’nun daha büyük bağlayıcı hedeflerle devam etmesi halinde Suudiler petrol gelirlerinin azalacağını düşünüyor ve tazminat talep ediyor. Ne garip dünya değil mi? Sel baskınlarında ölenler, yaşadıkları topraklar yavaş yavaş su altında kalan Ada Devletleri yıllardır iklim değişikliğinin zararlarıyla mücadele etmek için para talep ediyor ama alamıyor. Bütün bu haklı taleplere hayır diyenler şimdi petrol gelirlerim azalacak diye sizden tazminat talep ediyor. Kirlettiği için ceza ödemeyenler, kirletmemek için para talep ediyor. Pes!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12.0pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;YOKSULLAR TEHLİKEDE&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12.0pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;Konferansın ikinci günü Germanwatch adlı örgüt İklim Risk İndeksi’ni açıkladı. Bu rapor, 1991-2010 yılları arasında hava olayları sonucu en çok zarara uğrayan ülkeleri gösteriyor. İlk onda gelişmiş ya da zengin bir tek ülke yok. Düşük ya da orta gelir seviyesinde ülkeler sellerin, fırtınaların ve kuraklıkların hedefi olmuş. Bangladeş, Myanmar ve Honduras ilk üç ülke. Sadece 2010 yılındaki felaketlere bakarsak bu defa da ilk üç, Pakistan, Guatemala ve Kolombiya’dan oluşuyor. Hep söylüyorum, Kuzey-Güney ayrımını net bir biçimde görmek istiyorsanız iklim değişikliği müzakerelerini izlemeniz yeterli.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12.0pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;Durban’da binlerce canlının hayatı üzerinde yapılan pazarlıklar işte bu kapsamda gerçekleşiyor. İnsan hayatının yanında petrol ve kömür gelirlerinin bir anlamı yok. Görüşmeleri tıkayan ülkeler bir elin parmakları kadar; Kanada, ABD, Japonya… Kyoto’nun devam etmesini isteyenler ise Avrupa Birliği (AB), G-77 ve Çin grubu, Ada Ülkeleri, Afrika ülkeleri, yerli halklar; neredeyse gezegenin tamamı. Ama sonuç yok. Çoğunluğun azınlığı yönettiği demokrasi rejimini dillerinden düşürmeyenler, çoğunluğun insani taleplerine kulaklarını tıkıyor. Durban’da, iklim zirvesinde kapitalizmin korkunç yüzüne bir kez daha tanıklık ediyoruz. Dünyadaki politik sistemin ise tek kelimeyle rezilliğine…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12.0pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;HÂLÂ UMUT VAR&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12.0pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;Yine de umut var. Nelson Mandela’nın dediği gibi, “Gerçekleşene kadar her şey hep imkansız görünür”. Toplantının sonucu bence üç ihtimalli. Birinci ve en iyi olasılık Kyoto’ya devam edilmesi. Şimdilik zor görünse de bu seçenek hala masada. İkincisi, Durban’dan yeni bir anlaşmayla dönülmesi. AB, yeni anlaşma veya Kyoto’nun ikinci dönemi için içeriğin en geç 2015’e kadar tamamlanmasını istiyor. Zaten 2017’ye kadar bağlayıcı ve yeterli hedefleri olan küresel bir anlaşma sağlanmazsa hapı yuttuk. Dünyanın ortalama 2 derecelik artış kaçınılmaz hale geliyor. Öngörülemeyen iklim olaylarına ‘yeşil ışık’ yakılmış oluyor. Üçüncü ve en zayıf sonuç ise gelişmiş ülkelere yapılacak yardımların netleştirilmesi. Bu, Afrika ve Asya’daki birçok ülkeyi memnun edecek ama felaketleri önlemeye yetmeyecek. Çünkü sorunun kaynağı zengin ülkeler. Oradaki üretim süreci temelden değişmeli. Türkiye’de bu grupta. Salı günü bakanların gelmesiyle üst düzey görüşmeler başlayacak. Dananın kuyruğu asıl gelecek hafta kopacak. Daha yazacak çok şey var anlayacağınız. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12.0pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;Durban’daki zirvenin ilk haftası böyle geçti. Merhaba Afrika dedik ama bir yandan da güle güle dünya der gibiyiz. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; mso-ansi-language: TR;"&gt;*Eski bir Zulu yerleşimi olan Durban’da yerel dilde merhaba (Sawubona) ve güle güle (Sala Kahle) kelimeleri.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21675482-3989134374075913473?l=ozgurgurbuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/zoI87vVoKSQ9oiYQbhYkit_isj0/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/zoI87vVoKSQ9oiYQbhYkit_isj0/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/zoI87vVoKSQ9oiYQbhYkit_isj0/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/zoI87vVoKSQ9oiYQbhYkit_isj0/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/GBrZw/~4/-LOWkN7gM7M" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/feeds/3989134374075913473/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/sawubona-afrika-sala-kahle-dunya.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/3989134374075913473?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/3989134374075913473?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/GBrZw/~3/-LOWkN7gM7M/sawubona-afrika-sala-kahle-dunya.html" title="Sawubona Afrika, Sala Kahle Dünya!*" /><author><name>Ozgur Gurbuz (English)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08535307823279206000</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-CJ6reyOL6ZM/Tt1AhhazuVI/AAAAAAAAAjk/x0_vsVv3yg0/s72-c/IMG_2447.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/sawubona-afrika-sala-kahle-dunya.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CUIHRng8cSp7ImA9WhRQEEw.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-21675482.post-4127053534752285744</id><published>2011-12-04T11:42:00.002+02:00</published><updated>2011-12-04T17:45:37.679+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-12-04T17:45:37.679+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Durban" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İklim" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Enerji" /><title>Günün Fosili ödülü Türkiye'nin!</title><content type="html">&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-VCDVPTOw_28/Tts_fQMoYkI/AAAAAAAAAjM/1DhEHslUbnk/s1600/Gunun+Fosili+Odul+Toreni+Turkiye+2.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://4.bp.blogspot.com/-VCDVPTOw_28/Tts_fQMoYkI/AAAAAAAAAjM/1DhEHslUbnk/s320/Gunun+Fosili+Odul+Toreni+Turkiye+2.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Durban, Güney Afrika -&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span lang="TR"&gt; Güney Afrika’nın Durban kentinde süren Birleşmiş Milletler İklim Konferansı’nda Günün Fosili ödülünü Cumartesi akşamı (3/12/2011) Türkiye aldı. 700’den fazla üyeye sahip İklim Eylem Ağı (CAN) adlı grup tarafından organize edilen “Günün Fosili” ödülü, iklim müzakerelerinde sonucu olumsuz etkileyecek politikalar ortaya koyan ülkelere veriliyor. 1999 yılından bu yana verilen ödülü Türkiye ilk kez bu yıl kazandı(!) ve podyuma çıktı. &lt;/span&gt;  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="TR"&gt;CAN Uluslararası&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span lang="TR"&gt; tarafından yapılan açıklamada Türkiye’nin ödüle layık görülmesinin nedeni, seragazı emisyonlarını indirmek için hedef belirlemeden, Kyoto Protokolü’nün mekanizmalarından faydalanarak teknolojik ve finansal destek almaya çalışması olarak gösterildi. Basın açıklamasında şu satırlara yer verildi: &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;“Türkiye seragazı emisyonlarını 1990’dan bu yana yüzde 98 oranında arttırdı ve bugüne kadar bu eğilimi tersine çevirecek bir hedef veya taahhüt almamayı da başardı.&amp;nbsp; Türkiye, finansal kaynaklarını daha fazla kömür santrali, iki nükleer santral ve karayolu yapımına harcıyor. 15 bin kilometre uzunluğunda yeni duble yol ve İstanbul’a yapılması planlanan 3. köprü örnekler arasında”.&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-_XNLSbr3cgo/Tts_23KhPeI/AAAAAAAAAjU/4moQHqaKOMc/s1600/Gunun+Fosili+Odul+Toreni+Turkiye+6.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/-_XNLSbr3cgo/Tts_23KhPeI/AAAAAAAAAjU/4moQHqaKOMc/s320/Gunun+Fosili+Odul+Toreni+Turkiye+6.jpg" width="179" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Türkiye’nin günün fosili seçilmesinin nedenleri arasında Kyoto Protokolü’nün finansal ve teknoloji mekanizmalarından faydalanmak için başvuruda bulunurken, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda bir hedef belirlememesi ve Kopenhag Uzlaşması’nın ardından bir taahhütte bulunmaması gösteriliyor. Ödül töreninde yapılan konuşmada, Türkiye’nin bu tavrıyla ileri gelişmekte olan ülkeler için kötü bir örnek teşkil ettiği belirtildi ve esprili bir dille, ekonomik büyüme konusunda rakamlardan bahsetmeyi seven Türkiye’nin, seragazı emisyonları konusunda ise halının altına saklanmayı tercih ettiği söylendi. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;Avrupa’nın en iyi rüzgâr, güneş ve jeotermal enerji potansiyellerinden birine sahip Türkiye’nin bu enerji kaynaklarına daha fazla ilgi gösterebileceği ve enerji verimliliği konusunda daha aktif olabileceği öne sürülüyor. Türkiye’nin EK-1 ülkeleri arasındaki özel durumunun, daha fazla talepte bulunup iklim için daha az çaba harcaması için bir özür teşkil edemeyeceğini belirten CAN, &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni iklim değişikliğini önlemek için yenilenebilir enerji ve enerji verimliliğine daha fazla yatırım yapmaya ve nükleer santral projelerinden vazgeçmeye çağırıyor.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;u&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Durban’daki müzakereler hakkında daha fazla bilgi almak için:&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Önder Algedik: +27 840 98 1878&amp;nbsp; --- Özgür Gürbüz: +27 844 79 1312&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;u&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Durban Postası’nı takip etmek için:&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="TR" style="color: #365f92; font-family: &amp;quot;Arial-BoldMT&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt;&lt;a href="http://www.tr.boell.org/"&gt;&lt;b&gt;http://www.tr.boell.org/&lt;/b&gt;&lt;/a&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="color: #365f92; font-family: &amp;quot;Arial-BoldMT&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt;&lt;a href="http://350ankara.blogspot.com/"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="TR"&gt;http://350ankara.blogspot.com/&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="color: #365f92; font-family: &amp;quot;Arial-BoldMT&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span lang="DE" style="color: #365f92; font-family: &amp;quot;Arial-BoldMT&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt;&lt;a href="http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/"&gt;&lt;b&gt;www.yesilekonomi.com/durban-postasi/&lt;/b&gt;&lt;/a&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;u&gt;&lt;span lang="TR"&gt;CAN International Günün Fosili Ödülü için:&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;a href="http://www.climatenetwork.org/fossil-of-the-day"&gt;http://www.climatenetwork.org/fossil-of-the-day&lt;/a&gt; &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21675482-4127053534752285744?l=ozgurgurbuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Hfvo2x6orjSVWugowhUlUPn-hQk/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Hfvo2x6orjSVWugowhUlUPn-hQk/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Hfvo2x6orjSVWugowhUlUPn-hQk/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Hfvo2x6orjSVWugowhUlUPn-hQk/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/GBrZw/~4/r51QxSNmy-0" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/feeds/4127053534752285744/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/gunun-fosili-odulu-turkiyenin-oldu.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/4127053534752285744?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/4127053534752285744?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/GBrZw/~3/r51QxSNmy-0/gunun-fosili-odulu-turkiyenin-oldu.html" title="Günün Fosili ödülü Türkiye'nin!" /><author><name>Ozgur Gurbuz (English)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08535307823279206000</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-VCDVPTOw_28/Tts_fQMoYkI/AAAAAAAAAjM/1DhEHslUbnk/s72-c/Gunun+Fosili+Odul+Toreni+Turkiye+2.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/gunun-fosili-odulu-turkiyenin-oldu.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DEcGRnY4fip7ImA9WhRRGE4.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-21675482.post-8243826284841963275</id><published>2011-12-02T16:27:00.000+02:00</published><updated>2011-12-02T16:27:07.836+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-12-02T16:27:07.836+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kyoto" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Durban" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İklim" /><title>Kyoto bitti yaşasın iklim krizi!</title><content type="html">﻿&lt;em&gt;﻿Durban'a gelmeden önce Birgün'de yayımlanan yazımı biraz geç de olsa ilginize sunuyorum:&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, &amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Özgür Gürbüz-Birgün / 26 Kasım 2011&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;﻿&lt;br /&gt;
&lt;table cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="clear: right; cssfloat: right; float: right; margin-bottom: 1em; text-align: right;"&gt;&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-8f-tdg40da0/Ttje5Oj2W6I/AAAAAAAAAjE/yYf9XfKFSRs/s1600/2011_logo.png" imageanchor="1" style="clear: right; cssfloat: right; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" dda="true" height="94" src="http://1.bp.blogspot.com/-8f-tdg40da0/Ttje5Oj2W6I/AAAAAAAAAjE/yYf9XfKFSRs/s320/2011_logo.png" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;﻿ &lt;div class="MsoNoSpacing" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; margin: 0in 0in 0pt;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, &amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;﻿﻿&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, &amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;Yarından itibaren dünyada iklim değişikliği tartışmaları hız kazanacak. Güney Afrika’nın Durban kentinde iki&amp;nbsp;﻿﻿﻿hafta boyunca insan kaynaklı iklim değişikliğinin etkileri ve bu felaketin nasıl durdurulabileceği konuşulacak. Bu yılki iklim zirvesi 28 Kasım’da başlıyor 10 Aralık’ta bitiyor. Tehlike şu: Toplantıya katılan 200 civarındaki devletin temsilcileri anlaşamazsa, bu Kyoto Protokolü’nün de sonu olacak. Müzakereleri Durban’da izleyip, Birgün’den ve bu köşeden gelişmeleri sizlere duyurmaya çalışacağım.&lt;/span&gt; &lt;div class="MsoNoSpacing" style="margin: 0in 0in 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="margin: 0in 0in 0pt;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, &amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;Kyoto’nun ilk dönemi 2012’de bitiyor ancak ikinci dönem için ülkelerin yeni ve daha büyük hedefler üzerinde anlaşmaları gerekiyor. Var mı böyle bir olasılık? Açıkçası var ama düşük bir olasılık. Japonya, ABD ve Kanada gibi ülkeler Kyoto’nun ikinci dönemine katılmayacaklarına dair açıklamalar yapıyorlar. Avrupa Birliği iklim değişikliğini önleme konusunda ciddi hedefleri olan ve bu konuda ısrar eden tek blok gibi. Buna rağmen ekonomik kriz yüzünden diğer ülkeleri ikna etme şansları yok denecek kadar az. Politik ve ekonomik güçleri ciddi darbe aldı. Bu da küresel ısınma konusunda bir şey yapmak istemeyen ülkelerin işini daha da kolaylaştırıyor. Dünyadaki seragazı emisyonlarının büyük bir bölümünü ABD ve Çin üretiyor. Çin, Kuzey ülkelerinden daha olumlu bir tavır sergiliyor ama Hindistan, Brezilya ve diğer gelişmekte olan ülkeler gibi seragazlarını azaltma konusunda bir şartları var. Gelişmiş ülkeler harekete geçmezse biz de geçmeyiz diyorlar. Durban’daki pazarlıklar, kabaca ifade etmek gerekirse bu çerçevede sürecek. Kyoto’nun yerine bir şey konmaz veya ikinci döneme geçilmezse gezegen iklim değişikliğine karşı savunmasız kalacak. Bir iklim krizi yaşanacak.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="margin: 0in 0in 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="margin: 0in 0in 0pt;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, &amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;İklim değişikliğinin aritmetiğinde anahtar kelime 2 derece. Dünyanın ortalama sıcaklığındaki artış 1 derecelere yaklaşıyor. Yani, ortalama değerden neredeyse 1 derece daha sıcak bir gezegende yaşıyoruz. Bu artış 2 dereceyi geçerse geri dönülmesi zor bir sürece girilecek. Hava olaylarının, örneğin sellerin sayısı ve şiddeti artacak. Ya da tam tersi! Kurak geçen günler çoğalacak, kuraklığın şiddeti birçok canlının dayanamayacağı boyutlarda gerçekleşecek. Kyoto Protokolü, gelişmiş ülkelerin seragazı emisyonlarını 1990 seviyesinin yüzde 5,2 altına çekilmesini öngörüyor. Hâlbuki, 2 derecenin altında kalmak için 2050’ye gelindiğinde bu azatlım hedefinin yüzde 80’lere ulaşması gerekli. Anlayacağınız Kyoto’nun ilk dönemi sadece ısınma hareketiydi. 193 ülke buna imza attı ama iş sahaya çıkıp asıl maça başlamaya gelince herkes yan çizmeye başladı. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="margin: 0in 0in 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="margin: 0in 0in 0pt;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, &amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;Durban’daki bir başka müzakere konusu ise gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere gidecek maddi yardımlarla ilgili. Öyle ya, sorumlu onlar, hesabı da onlar ödemeli. 2009 yılında Kopenhag’da yapılan iklim zirvesinde varsıl ülkelerden yoksul ülkelere her yıl 100 milyar dolarlık bir yardım yapılması kararlaştırılmıştı. Böylece, gelişmekte olan ülkeler başta enerji, ulaşım ve sanayi gibi konularda daha karbonsuz bir ekonomi kurmaları için ihtiyaçları olan paranın bir bölümüne kavuşacaklardı. Durban’da bu konu netleştirse zirveden en azından bir teselliyle dönmek mümkün olabilir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; margin: 0in 0in 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; margin: 0in 0in 0pt;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, &amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;Türkiye’nin durumu da ilginç. Kyoto’ya taraf olan 193 ülkeden biriyiz ama bağlayıcı bir hedefimiz yok. Anlaşmaya garip bir şekilde gelişmiş ülke olarak katıldık ama sonra hatamızı anlayıp özel konumunu anlatmak için yıllarca çaba harcadık. Çabalar meyvesini Marakeş’teki toplantıda verdi ve yükümlülük alan gelişmiş ülkeler gurubunun dışında farklı bir konuma kavuştuk. O yüzden de Protokol’e taraf olmamamıza rağmen hedef almadık. Hedef olmayınca da &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;eski tas eski hamam&lt;/b&gt;, yola devam ettik. Termik santraller, otobanlar…&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Bazı sözde iklim uzmanları bu durumu anlamadı. Gazetelere Türkiye Kyoto’yu imzalarsa termik santral yapamaz gibi demeçler verdi. Halbuki yoktu böyle bir şey. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; margin: 0in 0in 0pt;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="margin: 0in 0in 0pt;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, &amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;Kyoto devam etse bile Türkiye’nin alacağı hedef müzakerelere tabi olacak. Hükümet de iklim konusunda yaşanan mevcut krizden memnun. Devler masaya oturmamışken kim Türkiye’yle ilgilenir? Türkiye, OECD ülkeleri arasında seragazı emisyonlarını en çok arttıran ülke. 1990’a göre yüzde 97’lik bir artış söz konusu ama ortada küresel bir anlaşma olmayınca bu rakamların bir anlamı da kalmıyor. İşin özeti bu. Durban’daki müzakerelerden haberler, Türkiye’deki başarısız iklim kampanyaları, efsaneleşen karbon borsaları gibi konular ise daha sonra.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21675482-8243826284841963275?l=ozgurgurbuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/bowqou6Aje04ErmTxFLweKs6XWU/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/bowqou6Aje04ErmTxFLweKs6XWU/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/bowqou6Aje04ErmTxFLweKs6XWU/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/bowqou6Aje04ErmTxFLweKs6XWU/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/GBrZw/~4/wnf8d_8Xk1o" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/feeds/8243826284841963275/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/kyoto-bitti-yasasn-iklim-krizi.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/8243826284841963275?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/8243826284841963275?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/GBrZw/~3/wnf8d_8Xk1o/kyoto-bitti-yasasn-iklim-krizi.html" title="Kyoto bitti yaşasın iklim krizi!" /><author><name>Ozgur Gurbuz (English)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08535307823279206000</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/-8f-tdg40da0/Ttje5Oj2W6I/AAAAAAAAAjE/yYf9XfKFSRs/s72-c/2011_logo.png" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/kyoto-bitti-yasasn-iklim-krizi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D0MFR30yeSp7ImA9WhRRF0s.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-21675482.post-2984281796900741784</id><published>2011-12-01T20:43:00.001+02:00</published><updated>2011-12-01T20:50:16.391+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-12-01T20:50:16.391+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Durban" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İklim" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Enerji" /><title>Durban Postası - Sayı: 01</title><content type="html">&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-N1FgW6X_5iA/TtdoGouDAYI/AAAAAAAAAi8/KUCRxqE1iQo/s1600/Durban+sayi+02.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/-N1FgW6X_5iA/TtdoGouDAYI/AAAAAAAAAi8/KUCRxqE1iQo/s320/Durban+sayi+02.jpg" width="226" /&gt;&lt;/a&gt;Durban Postası'nın zirvenin başlamasından sonra yayımlanan ilk sayısı çıktı. Bu sayıda;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Müzakerelerdeki son durumu&lt;br /&gt;
Ülkelerin pozisyonlarını&lt;br /&gt;
Günün Fosili ödülünün yeni sahibini ve&lt;br /&gt;
Kanada'nın görüşmeleri tıkayan hamlesinin arkasındaki nedenleri okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bültenin tamamına erişmek için:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
http://www.tr.boell.org/downloads/Durban_Postasi_Sayi01.pdf&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21675482-2984281796900741784?l=ozgurgurbuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/GmLe5SU4Ya02iEfTrdkhwRHj1aA/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/GmLe5SU4Ya02iEfTrdkhwRHj1aA/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/GmLe5SU4Ya02iEfTrdkhwRHj1aA/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/GmLe5SU4Ya02iEfTrdkhwRHj1aA/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/GBrZw/~4/6uEa7x5YhQs" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/feeds/2984281796900741784/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/durban-postas-say-01.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/2984281796900741784?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/2984281796900741784?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/GBrZw/~3/6uEa7x5YhQs/durban-postas-say-01.html" title="Durban Postası - Sayı: 01" /><author><name>Ozgur Gurbuz (English)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08535307823279206000</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-N1FgW6X_5iA/TtdoGouDAYI/AAAAAAAAAi8/KUCRxqE1iQo/s72-c/Durban+sayi+02.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/12/durban-postas-say-01.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkADRHc8fSp7ImA9WhRRF04.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-21675482.post-8600243157806326057</id><published>2011-11-28T11:32:00.004+02:00</published><updated>2011-12-01T13:26:15.975+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-12-01T13:26:15.975+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Durban" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İklim" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Enerji" /><title>Durban Postası - Sayı:00</title><content type="html">&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-G9ucNBGEZrA/TtSvNvhOxPI/AAAAAAAAAis/Ocn-kL0vNac/s1600/Durban+Postasi+00-1.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://3.bp.blogspot.com/-G9ucNBGEZrA/TtSvNvhOxPI/AAAAAAAAAis/Ocn-kL0vNac/s320/Durban+Postasi+00-1.jpg" width="230" /&gt;&lt;/a&gt;Güney Afrika'nın Durban kentinde süren iklim değişikliği zirvesiyle ilgili haberleri Önder Algedik ile birlikte sizlere iletmek için "Durban Postası" adlı bir bülten çıkarmaya karar verdik. Zirve başlamadan önce yayımlanan ilk sayı aşağıda. Zirve boyunca Durban Postası'nı takip etmeyi lütfen ihmal etmeyin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İçindekiler:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ya kaos ya çözüm!&lt;br /&gt;
Bilimsel süreç, temel sözleşmeler.&lt;br /&gt;
Sözlük, Günün Fosili.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;"Durban Postası"nın tamamını&amp;nbsp;okumak i&lt;/i&gt;ç&lt;i&gt;in:&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&lt;a href="http://www.tr.boell.org/downloads/Durban_Postasi.pdf"&gt;http://www.tr.boell.org/downloads/Durban_Postasi.pdf&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-JV68ylDjQ6Q/TtSnctnXggI/AAAAAAAAAiU/1JbndD-jIbk/s1600/Durban+Postasi+00-1.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-KsKQ3BvUjh4/TtSndpFBEGI/AAAAAAAAAic/kFmLFuOHXl0/s1600/Durban+Postasi+00-2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21675482-8600243157806326057?l=ozgurgurbuz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/fR9w86SSa9-APgRXsYoRU1PvqrE/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/fR9w86SSa9-APgRXsYoRU1PvqrE/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/fR9w86SSa9-APgRXsYoRU1PvqrE/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/fR9w86SSa9-APgRXsYoRU1PvqrE/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/GBrZw/~4/m9gb6PGU6XQ" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/feeds/8600243157806326057/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/11/durban-postas-say00.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/8600243157806326057?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/21675482/posts/default/8600243157806326057?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/GBrZw/~3/m9gb6PGU6XQ/durban-postas-say00.html" title="Durban Postası - Sayı:00" /><author><name>Ozgur Gurbuz (English)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08535307823279206000</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-G9ucNBGEZrA/TtSvNvhOxPI/AAAAAAAAAis/Ocn-kL0vNac/s72-c/Durban+Postasi+00-1.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2011/11/durban-postas-say00.html</feedburner:origLink></entry></feed>

