<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:blogger='http://schemas.google.com/blogger/2008' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960003856388014104</id><updated>2025-11-24T00:02:27.425-08:00</updated><category term="Tarih"/><category term="eğitim"/><category term="atatürk"/><category term="Genel Kültür"/><category term="Edebiyat"/><category term="Hayvanlar Alemi"/><category term="biyografi"/><category term="kültür"/><category term="6.sınıf fen dersi konuları"/><category term="kitap özetleri"/><category term="Sağlık"/><category term="dünyanın yedi harikası"/><category term="kurtuluş savaşı"/><category term="7.sınıf sınav soruları"/><category term="7.sınıf türkçe sınavı cevapları"/><category term="7.sınıf türkçe yazılı soruları"/><category term="Felsefe"/><category term="Coğrafya"/><category term="Hukuk"/><category term="türkiye"/><category term="Bilim"/><category term="Matematik"/><category term="biyoloji"/><category term="efsane"/><category term="filozof"/><category term="müzik"/><category term="türk"/><category term="türkçe"/><category term="yağmur"/><category term="bayrak"/><category term="icat"/><category term="inkilap tarihi"/><category term="kadın hakları"/><category term="kanun"/><category term="keşif"/><category term="kitap"/><category term="mühendislik"/><category term="osmanlı"/><category term="türk bayrağı"/><category term="şiir"/><category term="2.mahmut"/><category term="6.sınıf ders konuları"/><category term="6.sınıf sosyal bilgiler"/><category term="Anektod"/><category term="Anlatım Türleri"/><category term="Atatürk Ve Bilim"/><category term="Biyoloji Sözlüğü"/><category term="Dede Korkut Hikayeleri"/><category term="Eserleri Nelerdir"/><category term="Haritacılığın Tarihi"/><category term="Paylaşım"/><category term="Psikoloji"/><category term="alp er tunga destanı"/><category term="anıt"/><category term="beslenme"/><category term="can yücel"/><category term="can yücel şiirleri"/><category term="dede korkut"/><category term="destan"/><category term="dil"/><category term="ekoloji"/><category term="ekosistem"/><category term="endüstri"/><category term="ermeni"/><category term="ermeni sorunu"/><category term="esneklik"/><category term="gelenek"/><category term="geometri"/><category term="jeoloji"/><category term="kadın"/><category term="kalıtım"/><category term="kaşif"/><category term="kelaynak kuşu"/><category term="kuşlar"/><category term="levha tektoniği"/><category term="madencilik"/><category term="madencilik sektörü"/><category term="mektup"/><category term="mısır piramitleri"/><category term="mısır piramitlerinin sırrı"/><category term="osmanlı tarihi"/><category term="savaş"/><category term="sinir sistemi"/><category term="siyaset"/><category term="soykırım"/><category term="tanzimat"/><category term="tarihi eser"/><category term="tasavvuf terimleri"/><category term="türk askeri"/><category term="türk dili"/><category term="türk kadını"/><category term="türk tarihi"/><category term="yarasa"/><category term="yağmur nasıl oluşur"/><category term="çevre"/><category term="özkütle nedir"/><category term="şair"/><category term="1 dolar"/><category term="1 ve 20 Doların Sırrı"/><category term="1.dönem 2.yazılı edebiyat soruları"/><category term="10.sınıf dil ve anlatım"/><category term="11. Sınıf Türk Edebiyatı 2. Dönem 1. Yazılı Soruları ve Cevapları"/><category term="11.sınıf edebiyat sınav soruları"/><category term="11.sınıf edebiyat yazılı soruları"/><category term="12. Sınıf Türk Edebiyatı 2. Dönem 1. Yazılı Soru ve Cevapları"/><category term="12.sınıf dil ve anlatım yazılı soruları"/><category term="12.sınıf dil ve anlatım yazılı soruları ve cevapları"/><category term="19 yüzyılda osmanlı devleti"/><category term="19.Yüzyıl Islahatları"/><category term="1923-1950 Madencilik Sektörü"/><category term="1950-1980 Madencilik Sektörü"/><category term="1980 sonrası madencilik"/><category term="20 dolar"/><category term="23 nisan"/><category term="23 nisan en güzel şiirler"/><category term="23 nisan şiirleri"/><category term="25.Kare Yöntemi nedir"/><category term="25.kare yöntemi"/><category term="4+4+4 eğitim sistemi"/><category term="4+4+4 eğitim sistemi hakkında"/><category term="6 şapkalı düşünme taktiği"/><category term="6.sınıf dünyamızın şekli"/><category term="6.sınıf sosyal bilgiler konuları"/><category term="6.sınıf tarih konuları"/><category term="6.sınıf testleri"/><category term="6.sınıf tüm dersler"/><category term="6.sınıf türkçe dersi"/><category term="6.sınıf türkçe dersi konuları"/><category term="6.sınıf yeryüzünde yaşam"/><category term="8.sını türkçe konuları"/><category term="8.sınıf cümlede anlam"/><category term="8.sınıf sözcükte anlam konusu"/><category term="8.sınıf türkçe dersi konuları"/><category term="8.sınıf türkçe konuları"/><category term="9. Sınıf Türk Edebiyatı Dersi 2.Dönem 3.Yazılı Soruları"/><category term="Adım Adım Yozlaşma"/><category term="Akdeniz İkliminin Özellikleri nedir"/><category term="Albert Camus Kimdir"/><category term="Altın Elbiseli Adam"/><category term="Alın Size Soykırım"/><category term="Anadolu Kavağı"/><category term="Anlamı En Çok Merak Edilen Kelimeler"/><category term="Anna masala"/><category term="Antonio Vivaldi Kimdir"/><category term="Antropoloji Nedir"/><category term="Anıtkabir’in bilinmeyenleri"/><category term="Arhaveli İsmail’in Hikayesi"/><category term="Artemis Tapınağı"/><category term="Atatürk Anıtları"/><category term="Atatürk Ve Çevre"/><category term="Atatürk felsefesi nedir"/><category term="Atatürk ve Sanat"/><category term="Atatürk’ ün Kendi Yazdığı Şiirler"/><category term="Atatürk’e Bestelenen Marşlar"/><category term="Atatürk’e Göre İslam"/><category term="Atatürk’ü Etkileyen Dört Ermeni"/><category term="Atatürk’ün Anılarından Örnekler"/><category term="Atatürk’ün Basın hakkında Düşünce ve Sözleri"/><category term="Atatürk’ün Eğitim Alanında Yaptığı Yenilikler"/><category term="Atatürk’ün Eğitim alanında Yaptığı İnkilaplar"/><category term="Atatürk’ün Misyoner Okullara Bakışı"/><category term="Atatürk’ün Nüfüs Cüzdanı"/><category term="Atatürk’ün Sansürlenen Görüşleri"/><category term="Atatürk’ün Sevdiği Şarkılar"/><category term="Atatürk’ün Soykırım cevabı"/><category term="Atatürk’ün Türk Dili Hakkındaki Görüşleri nelerdir"/><category term="Atatürk’ün Türk Eğitimi İçin Önerileri"/><category term="Atatürk’ün Türk ordusu hakkında Söyledikleri"/><category term="Atatürk’ün eğitimle ilgili sözleri nelerdir"/><category term="Atatürk’ün kadın hakları ile ilgili sözleri"/><category term="Atatürk’ün Çağdaşlaşmayla İlgili Sözleri nelerdir"/><category term="Atatürk’ün Ölçülerde Yaptığı Değişiklikler"/><category term="Attila İlhan"/><category term="Avatarlar"/><category term="Azmi Hamzaoğlu"/><category term="Baruch Spinoza kimdir"/><category term="Bel Ağrısı"/><category term="Benedictus de Spinoza"/><category term="Bento d’Espiñoza"/><category term="Beyaz Ve Kahverengi Yumurta Arasındaki Farklar"/><category term="Beyin Göçü Kavram ve Kapsamları"/><category term="Bitlenmeden korunma yolları"/><category term="Buzdağının Görünmeyen Yüzü"/><category term="Böyle buyurdu Zerdüşt"/><category term="Cam neden saydamdır"/><category term="Can Yücel kimdir"/><category term="Cumhuriyet Öncesi Madencilik"/><category term="Dede Korkut Hikayelerinin Özeti"/><category term="Deniz Gezmiş’in Savunması"/><category term="Dumlupınar’ın Hazin Öyküsü"/><category term="Dünya Diktatörlerinin Akıbetleri"/><category term="Dünya Tarihinde İlkler"/><category term="Dünyada Değişmesi Gereken 50 Gerçek"/><category term="Dünyanın Mutluluk Haritası"/><category term="Dünyanın en büyük helikopteri"/><category term="Dünyanın en pahalı 5 maddesi"/><category term="Dünyanın Şekli İle İlgili Eski Görüşler"/><category term="Dünyayı Yöneten Gizli Örgütler"/><category term="Dünya’da en çok dinlenen şarkı nedir"/><category term="Echidnidae"/><category term="Elektrik Kesilince Telefon nasıl Çalışır"/><category term="Eleştiri"/><category term="Elif Şafak kimdir"/><category term="Ella Jane Fitzgerald kimdir"/><category term="Ellison’un Akıllara seza konuşması"/><category term="Emredici anlatım nedir"/><category term="En Yüksek Ses"/><category term="Endüstri Mühendisliğinin tarihçesi"/><category term="Ernesto Che Guevara kimdir"/><category term="Eski Türklerde Haritacılık"/><category term="Eski ve Yeni Türk Bayrakları"/><category term="Eskimolar evlerini nasıl ısıtırlar"/><category term="Evde Cilt Bakımı"/><category term="Evrenin Yaradılışı ve Tanrıların Doğuşu"/><category term="Eğitim Hakkındaki Düşünceleri"/><category term="Eşzamanlı Mühendislik"/><category term="Eşzamanlı Mühendislik Uygulamaları"/><category term="Farklı iklim tiplerinin insan üzerindeki olumsuz etkileri"/><category term="Ferhat ile Şirinin Hikayesi"/><category term="Foton kuşağı nedir"/><category term="Friedrich Nietzsche"/><category term="Fyodor Mikhailoviç Dostoyevski"/><category term="Fyodor Mikhailoviç Dostoyevski kimdir"/><category term="Geronticus eremita"/><category term="Gothik Nedir"/><category term="Gothik Resimleri"/><category term="Görme kaybının Nedenleri ve tedavisi"/><category term="Göz Hastalıkları nelerdir"/><category term="Güneş Dil Nazariyesi"/><category term="H. Ali GEMALMAZ"/><category term="Hakan DEMİRBÜKEN"/><category term="Halk Edebiyatı Konu Testleri"/><category term="Hapishanenin Doğuşu"/><category term="Hasan AZTOPAL"/><category term="Hegel Ve Felsefe"/><category term="Her Gün Resmini Çeken Adam"/><category term="Hiciv"/><category term="If"/><category term="J. STEINBECK"/><category term="Kadeh Tokuşturma Hadisesi"/><category term="Kahvehane"/><category term="Kan Grubu ve beslenme arasındaki ilişki"/><category term="Kan Grubuna Göre Beslenme"/><category term="Kangal Köpeği"/><category term="Karadenizli ve Bilgi Yarışması"/><category term="Karl Marks Kimdir"/><category term="Karıncalar"/><category term="Karıncayiyenler"/><category term="Karız Kanalları"/><category term="Kennedy Suikasti"/><category term="Key Ödemeleri Tablosu"/><category term="Keşifler Tarihi"/><category term="Kim Kimin Soyunu Kırdı"/><category term="Kimdir"/><category term="Kitap Özeti"/><category term="Kokoloji Testi"/><category term="Kral Mauselion’un Mozolesi"/><category term="Kurtuluş Savaşı cepheleri nelerdir"/><category term="Kurtuluş Savaşında ordunun kaynağı nasıl sağlandı"/><category term="Kurtuluş Savaşı’nın En Küçük Askeri"/><category term="Kuşlar nasıl uçar"/><category term="Kıraathane Kültürü ve Türkler"/><category term="Kırmızı Bülten Nedir"/><category term="Labirent İçindeki İnsan"/><category term="Levhalar Niçin Hareket Eder"/><category term="MSK"/><category term="Magna Carta nedir"/><category term="Makaleler"/><category term="Maskeler"/><category term="Mason nedir"/><category term="Masonluk Tarihi"/><category term="Mata Hari kimdir"/><category term="Matematik nedir"/><category term="Matematikte Düzlem"/><category term="Matematiğin Tarihçesi ve Tarihi gelişimi nedir"/><category term="Maya Mitolojisi Ve Yaratılış Efsanesi"/><category term="Medeni Kanunda Kadın Hakları"/><category term="Metal ve Ametalin özellikleri"/><category term="Michel Foucault"/><category term="Mimar Sinan Kimdir"/><category term="Muktesebat nedir"/><category term="Murphy Yasaları"/><category term="Myrmecophagidae"/><category term="Mı Theory"/><category term="Nasıl Doğmuştur"/><category term="Nazar Değmesi Nasıl Olur"/><category term="Necdet ÇALIŞ"/><category term="Necip Fazıl Kısakürek kimdir"/><category term="Neden gülüyoruz"/><category term="Neden tahtaya vuruyoruz"/><category term="Neden Ülkemize Türkiye Denmiştir"/><category term="Neden “çok yaşa” denir"/><category term="Nerden Nereye"/><category term="Nesli Tükenen Hayvanlar nelerdir"/><category term="Nesli Tükenmekte Olan Türler"/><category term="Netpia ve PC Clean"/><category term="Nezahat Onbaşı"/><category term="Niagara Şelalesi"/><category term="Notre Dame Katedrali"/><category term="Ortaokul Öğrencisinin Duvar Gazetesindeki Yazısı"/><category term="Pablo Neruda kimdir"/><category term="Padişahların Ömür Çizgileri"/><category term="Pangolin"/><category term="Paradigma Nedir"/><category term="Parmak Neden Çıtlar"/><category term="Petrol Ve Doğalgaz"/><category term="Piri Reis’in Haritası"/><category term="Platypus"/><category term="Politik ve Siyasi Sistemler"/><category term="Radyonun İcadı"/><category term="Reiki nedir"/><category term="Rejimler"/><category term="Resmi Gazetede Yayınlanan Liste"/><category term="Rimsky Korsakov Kimdir"/><category term="Rodos Heykeli"/><category term="Rubik Küpü nedir"/><category term="Ruhi Su Kimdir"/><category term="Ruhun İlacı Sevilmek"/><category term="SES OLAYLARI- YAZIM - NOKTALAMA KONULARI ÇÖZÜMLÜ TEST"/><category term="Saati neden sol bileğimize takıyoruz"/><category term="Sabetaycılık Nedir"/><category term="Sakarya Meydan Muharebesi"/><category term="Sami Paşazade SEZAİ"/><category term="Sandviçi Kim Buldu"/><category term="Selimiye Camiinin ismi nerden gelmektedir"/><category term="Seni Seviyorum Yazılı Resimler"/><category term="Sergüzeşt"/><category term="Sevgiliye yazılan Mektuplar"/><category term="Sismik Dalga Hızları"/><category term="Sistemler"/><category term="Sittin Sene Nedir"/><category term="Skolyoz"/><category term="Slavoj Zizek Kimdir"/><category term="Soykırım tarihi"/><category term="TASS"/><category term="Talesin Çalışmaları"/><category term="Tarih Yalan Söylemez"/><category term="Tarihe Geçen Diyaloglar"/><category term="Tarihteki ilk fotoğraflar"/><category term="Tavla ve Satranç"/><category term="Taşlama"/><category term="Tchaikovsky"/><category term="Tchaikovsky kimdir"/><category term="Tekalif-i Milliye Emirleri"/><category term="Televizyonun İcadı"/><category term="Teori"/><category term="Thales Teoremi"/><category term="Thales kimdir"/><category term="Toprak oluşumunda etkili olan faktörler nelerdir"/><category term="Türk Bayrağı Kanunu"/><category term="Türk Bayrağı Nasıl Oluştu"/><category term="Türk Bayrağının Oluşumu"/><category term="Türk Edebiyatında Parnasizm"/><category term="Türk Edebiyatında Realizm"/><category term="Türk Edebiyatında Romantizm"/><category term="Türk Haritacılık tarihi"/><category term="Türk Haritacılığı"/><category term="Türk Kadınının “İlk”leri"/><category term="Türkiyede Soyu Tükenen Hayvan Türleri"/><category term="Türklere Uygulanan Soykırımlar"/><category term="Ulusal Türk bildirgesi"/><category term="Uğur Mumcu’nun Ölümsüz Yazıları"/><category term="Vahdettin Hainliği"/><category term="Veresiye Defteri"/><category term="Vize Almadan Gidilebilecek Ülkeler"/><category term="William Shakespeare Kimdir"/><category term="Wittgenstein’ın Değinileri"/><category term="Yarasalar Hakkında"/><category term="Yarasalar Neden Kan Emer"/><category term="Yarasaların Özellikleri"/><category term="Yağmur neden ve nasıl yağar"/><category term="Yaşasın Kongo"/><category term="Yeraltındaki Çin Seddi"/><category term="Yuri Gagarin kimdir"/><category term="Yusuf Hayaloğlu Kimdir"/><category term="Zeka Türleri"/><category term="Zeus Heykeli"/><category term="ab"/><category term="acı kahve"/><category term="acı kahve hakkında"/><category term="acı kahve kitabı özeti"/><category term="acı kahve kitabının özeti"/><category term="adet"/><category term="adetler"/><category term="adsl modem"/><category term="adsl modem şifreleri"/><category term="afacanlar çetesi"/><category term="afacanlar çetesi kitap özeti"/><category term="aforizmalar"/><category term="ah ulan rıza"/><category term="akarsular ve göller"/><category term="akciğerlerin görevleri"/><category term="akdeniz iklimi"/><category term="al midilli kitap özeti"/><category term="alfabe örnekleri"/><category term="ali çavuş"/><category term="ali çavuş kitap özeti"/><category term="altı şapkalı düşünme taktiği"/><category term="amazonlar"/><category term="amazonlar hakkında"/><category term="ametal nedir"/><category term="ametal çeşitleri"/><category term="ametal özellikleri"/><category term="anadolu"/><category term="anadolu nasıl doğmuş"/><category term="anadolu nedir"/><category term="anadolu tarihi"/><category term="anka kuşu"/><category term="anka kuşu efsanesi"/><category term="ankara"/><category term="ankara kitabının geniş özeti"/><category term="ankara kitap özeti"/><category term="anladım şiiri"/><category term="anlatım biçimleri"/><category term="anlatım bozuklukları"/><category term="anlatım bozuklukları testleri"/><category term="anlatım bozukluğu çözümlü test"/><category term="anna masala kimdir"/><category term="anne sütünün faydaları"/><category term="antivirüs programları"/><category term="antropoloji"/><category term="anılar"/><category term="anıtkabir"/><category term="araba sevdası geniş özeti"/><category term="araba sevdası kitap tahlili"/><category term="araba sevdası kitap özeti"/><category term="arama motoru"/><category term="arkadaş"/><category term="artemis"/><category term="arşimet ders notu pdf"/><category term="arşimet hakkında her şey"/><category term="arşivlik lys ygs kitapları"/><category term="asit baz dengesi"/><category term="atatürk ve felsefe"/><category term="atatürkün ankaraya gelişi"/><category term="atatürkün kadınlar hakkındaki sözleri"/><category term="atatürk’ün sözleri"/><category term="ateşten gömlek kitap özeti"/><category term="atom bombası"/><category term="atom konusu"/><category term="atom konusunda örnekler"/><category term="atom modeli"/><category term="atomic layer"/><category term="atomic layer epitaxy"/><category term="atomik tabaka"/><category term="atomik tabaka epitaksisi"/><category term="avatar"/><category term="avogadro formülü"/><category term="avogadro hakkında"/><category term="avogadro yasası"/><category term="avrupa birliği"/><category term="ay yıldız"/><category term="aysberg"/><category term="açılmayan youtube videoları"/><category term="ağırlık nedir"/><category term="aşk"/><category term="babilin asma bahçeleri"/><category term="barış manço"/><category term="barış manço anıları"/><category term="barış manço hakkında herşey"/><category term="barış manço hobileri"/><category term="barış mançonun hayatı"/><category term="bağımsızlık"/><category term="bağışlayın ve unutun"/><category term="bağışlayın ve unutun kitap özetleri"/><category term="başarı yolculuğu"/><category term="belkıs çorakçı"/><category term="ben merkez"/><category term="ben merkezli hikaye"/><category term="benim adım kırmızı"/><category term="benim adım kırmızı kitap özeti"/><category term="bermuda şeytan üçgeni"/><category term="bermuda şeytan üçgeninin sırrı nedir"/><category term="bermudanın sırrı"/><category term="betimleme"/><category term="betimleme nelerdir"/><category term="betimleme örnekleri"/><category term="beyin göçü"/><category term="bilgi"/><category term="bilgi panosu"/><category term="bilginin adresi"/><category term="bilgisayarın tarihi"/><category term="bilim insanları"/><category term="bilimel gelişme"/><category term="bilimkadınları"/><category term="bilimsel çalışmalar"/><category term="bina"/><category term="bit nedir"/><category term="bitin bulaşma yolları"/><category term="bitki ve hayvan hücresi"/><category term="bitki ve hayvan hücresi arasındaki farklar"/><category term="bitkilerin yapısı"/><category term="bitkisel dokular"/><category term="bitkisel maskeler"/><category term="boy uzatma"/><category term="boy uzatma egzersizleri"/><category term="boy uzatma yöntemleri"/><category term="boyum nasıl uzar"/><category term="buluş"/><category term="buluşlar"/><category term="burs veren kuruluşlar"/><category term="burs veren vakıflar"/><category term="burs veren yerler"/><category term="bülten nedir"/><category term="bültenler"/><category term="büyük ünlü uyumu"/><category term="cam neyden yapılır"/><category term="camın yapısı"/><category term="can yücel anladım"/><category term="can yücel eserleri"/><category term="can yücel hayatı"/><category term="can yücel yapıtları"/><category term="canlı organizma"/><category term="canlıların ortak özellikleri"/><category term="celcius"/><category term="celsius formülleri"/><category term="chales babbage"/><category term="charles macfarlane"/><category term="che"/><category term="chiroptera"/><category term="chrisholm modifikasyonu"/><category term="cilt bakımı"/><category term="cisimlerin esneklikleri"/><category term="coşumculuk"/><category term="cumhuriyet kadını"/><category term="cümlede anlam konusu"/><category term="cümlede anlam örnek sorular"/><category term="dar ağacındaki üç fidan"/><category term="dede korkut destanı"/><category term="deneme türü"/><category term="deneme türü örnekleri"/><category term="deneme örnekleri"/><category term="denemenin amacı"/><category term="denemenin özellikleri"/><category term="deniz atları"/><category term="deniz gezmiş"/><category term="deprem"/><category term="deprem nedir"/><category term="deprem parametreleri"/><category term="deprem türleri"/><category term="depremin oluş nedeni"/><category term="depremin özellikleri"/><category term="derviş"/><category term="destan dönemi"/><category term="destan nedir"/><category term="destek ve hareket sistemi"/><category term="devlet"/><category term="devrim"/><category term="devrimler"/><category term="değişik alfabeler"/><category term="diksiyon"/><category term="diksiyon çalışmaları"/><category term="diksiyon çalışmaları için tekerlemeler"/><category term="diksiyono yardımcı tekerlemeler"/><category term="dil devrimi"/><category term="dil ve anlatım"/><category term="dil ve anlatım kitabının cevapları"/><category term="direnç nedir"/><category term="divan edebiyatı"/><category term="divan edebiyatında gül"/><category term="divan şairleri"/><category term="diyafram kası"/><category term="diyalektik"/><category term="dna"/><category term="dolaşım sistemi"/><category term="dolaşım sisteminin görevleri"/><category term="dolu"/><category term="dostluk"/><category term="dostoyevski eserleri"/><category term="dostoyevski hayatı"/><category term="dostoyevski kimdir"/><category term="doğa"/><category term="doğal kaynaklar"/><category term="doğal kaynakların korunumu"/><category term="doğalgaz kaynakları"/><category term="doğalgaz nedir"/><category term="doğum günü"/><category term="dumlupınar"/><category term="durum enerjisi"/><category term="dönem ödevleri"/><category term="dünya"/><category term="dünya madenciliği"/><category term="dünya tarihi"/><category term="dünyada madencilik"/><category term="dünyadaki önemli piramitler"/><category term="dünyanın en iyi antivirüs programları"/><category term="dünyanın şekli"/><category term="düzlem nedir"/><category term="edebi eserler"/><category term="edebiyatçılar"/><category term="edison"/><category term="edison hakkında"/><category term="edison kimdir"/><category term="ek fiil"/><category term="ekolojist"/><category term="ekolojist sivil hareketleri"/><category term="ekonomik sistemler"/><category term="ekonomik özellikler"/><category term="elektrik"/><category term="elektrik çarpması nedir"/><category term="elektrik çarpmasında ilk yardım"/><category term="elektrik çarpmasının belirtileri"/><category term="elif safak"/><category term="elif şafak hayatı"/><category term="ellison"/><category term="en iyi antivirüs"/><category term="en uzun yaşayan canlı"/><category term="enerji nedir"/><category term="enerji tasarruf haftası"/><category term="enerji tasarrufu"/><category term="ermeni katliamı"/><category term="ernesto"/><category term="eski görüşler"/><category term="eskimo"/><category term="eskimolar"/><category term="eskimolar evlerini nasıl yapar"/><category term="esnek çalışma"/><category term="esnek üretim sistemleri"/><category term="esnekleşmenin amaçları"/><category term="esneklik formülleri"/><category term="esneklik çeşitleri"/><category term="esrarengiz olaylar"/><category term="evlilik kutlama mesajları"/><category term="evlilik mesajları"/><category term="evlilik yıldönümü mesajları"/><category term="evrenin yaradılışı"/><category term="eylemsi testleri"/><category term="eğer şiiri"/><category term="eşzamanlılık"/><category term="farklı alfabeler"/><category term="farklı iklim tipleri"/><category term="felsefi kavramlar"/><category term="fen"/><category term="fen dersi atom konusu"/><category term="fen dersi elektrik konusu"/><category term="fen dersi hareket konusu"/><category term="fen dersi kuvvet konusu"/><category term="fen dersi kuvvet ve hareket konusu"/><category term="fen kuvvet konusu"/><category term="ferhat ile şirin"/><category term="fiilimsi testleri"/><category term="film  yapma"/><category term="fizik soruları"/><category term="fizikte esneklik"/><category term="fizikte hacim"/><category term="fizikte kütle ve ağırlık"/><category term="fizikte plazma"/><category term="fizikte özkütle"/><category term="fiş kesmek"/><category term="flozof"/><category term="format"/><category term="format atma yöntemleri"/><category term="format hakkında"/><category term="format nasıl atılır"/><category term="format nasıl atılır resimli anlatım"/><category term="fotoğraflarla bilgisayarın gelişim süreci"/><category term="franz kafka"/><category term="gazyağı"/><category term="gelenekler"/><category term="genetik"/><category term="genetikhipotez"/><category term="genleşme"/><category term="genleşme formülleri"/><category term="genleşme çeşitleri"/><category term="gençlik tanrıçası"/><category term="geometri nedir"/><category term="geometrik şekillerin tarihçesi"/><category term="gezi yazısı"/><category term="gezi yazısı örnekleri"/><category term="gharman titov"/><category term="gize piramitleri"/><category term="gizli örgütler"/><category term="gizli örgütler listesi"/><category term="gizli örgütlerdeki elit insanlar"/><category term="gothic"/><category term="gothic hakkında"/><category term="gregoryen takvimi"/><category term="griffon"/><category term="griffon hakkında"/><category term="griffon kimdir"/><category term="guevara"/><category term="gylme formülü"/><category term="görenek"/><category term="görenekler"/><category term="göz"/><category term="gül ile bülbül"/><category term="gül ile bülbülün hikayesi"/><category term="gülmece"/><category term="güneydoğu anadolu bölgesi"/><category term="güneydoğunun genel özellikleri"/><category term="güneydoğunun türk ekonomisine katkısı"/><category term="güneş dil teorisi"/><category term="güneş istemi"/><category term="güzellik"/><category term="haber türü"/><category term="haber türü hakkında"/><category term="haber türü nedir"/><category term="haber türüne örnekler"/><category term="haber türünün özellikleri"/><category term="hacim"/><category term="hacim formülleri"/><category term="hacim nedir"/><category term="hacim çeşitleri"/><category term="hades"/><category term="hades hakkında"/><category term="hades kimdir"/><category term="hak"/><category term="hal değişim olayları"/><category term="hal değiştirme ısısı"/><category term="halide edip adıvar hakkında"/><category term="ham petrol"/><category term="hammurabi"/><category term="hammurabi yasaları"/><category term="hareket enerjisi"/><category term="hareket soruları"/><category term="harflerin kabulü"/><category term="harita"/><category term="haritacılık hakkında"/><category term="haritacılık nedir"/><category term="hasan ali yücel"/><category term="hata nedir"/><category term="hata çeşitleri"/><category term="hayvan türleri"/><category term="hayvanlar"/><category term="haçlı barbarlığı"/><category term="hebe"/><category term="hebe hakkında"/><category term="hebe kimdir"/><category term="hegel"/><category term="helikopter"/><category term="henry metcalfe"/><category term="heykel"/><category term="hiciv üstatları"/><category term="hicri takvim"/><category term="hikaye"/><category term="hilal ay ve yıldız hakkında"/><category term="hipotez"/><category term="hiroşima"/><category term="hook kanunu"/><category term="hücre"/><category term="hücre nedir"/><category term="hücre zarı"/><category term="hız ölçüm yöntemi"/><category term="hızlı pc"/><category term="icatlar"/><category term="iceberg"/><category term="idda banko maçlar"/><category term="iddaa"/><category term="iddaada kazanmanın yolları"/><category term="iddaada sistemli oynama"/><category term="iddaanın püf noktaları"/><category term="iddada sistem nasıl yapılır"/><category term="iddada sistemli oynamanın yolları"/><category term="iddia"/><category term="iddia şikeli maçlar"/><category term="iddianın püf noktaları"/><category term="ideoloji"/><category term="if poem poetry"/><category term="iki doğrunun birbirine göre durumu"/><category term="iklim tipleri"/><category term="iklimin etkileri"/><category term="iklimin insana olumsuz etkileri"/><category term="iletkenlik ve yalıtkanlık"/><category term="ilk bilgisayar"/><category term="ilk resimler"/><category term="ilk türk destanları"/><category term="ilk türk devletleri"/><category term="ilk üçgen bgw"/><category term="ilkler"/><category term="ilkyardım"/><category term="imalat dizaynı"/><category term="inek örneği"/><category term="ingilizce hikaye kitapları"/><category term="ingilizce kitap özetleri"/><category term="ingilizce kitaplar"/><category term="ingiltere"/><category term="insan hakları"/><category term="insanda kemik türleri"/><category term="ipek yolu"/><category term="ipek yolunda türkler"/><category term="iranlı şair"/><category term="isim efsaneleri"/><category term="iskelet yapısı"/><category term="islamiyetin doğuşu"/><category term="islamiyetten sonra türk destanları"/><category term="istanbul depremi"/><category term="istanbulun isimleri"/><category term="istiklal marşı"/><category term="iş hukukunda esnekleşme"/><category term="iş ve işçi bulma kurumu"/><category term="işkur"/><category term="işkurun amacı"/><category term="işkurun görevleri"/><category term="işkurun kuruluşu"/><category term="japon mitoloji sözlüğü"/><category term="japon mitolojisi"/><category term="jeolojide uzaktan algılama yöntemleri"/><category term="jose mouro de vascancelos"/><category term="kadın savaşçı amazonlar"/><category term="kadın savaşçılar"/><category term="kadınlar"/><category term="kai"/><category term="kaizen"/><category term="kaizen felsefesi"/><category term="kalite fonksiyon göçerimi"/><category term="kan grubu"/><category term="kangal yavrusu"/><category term="kangal yetiştiriciliği"/><category term="kapitülasyon nedir"/><category term="kapitülasyonlar"/><category term="kapitülasyonların zararları"/><category term="kare yöntemleri"/><category term="karl marx"/><category term="karıncalar hakkında bilinmeyenler"/><category term="karıncaların hayatı"/><category term="katedral"/><category term="kavramlar"/><category term="kayma teorisi"/><category term="kemik yapısı"/><category term="kemik çeşitleri"/><category term="key itiraz dilekçesi"/><category term="key miktarı"/><category term="key paraları"/><category term="key ödemeleri"/><category term="kiralık konak hakkında"/><category term="kiralık konak kitap özeti"/><category term="kitap listesi"/><category term="kitle iletişim araçları"/><category term="kitle iletişim araçları hakkında"/><category term="komedi"/><category term="komplo teorisi"/><category term="kompozisyonlar"/><category term="komunizm"/><category term="konjonkturel dalgalanmalar"/><category term="korozyon"/><category term="korozyon nedir"/><category term="korozyonu etkileyen faktörler"/><category term="kosova savaşı"/><category term="kpss deneme sınavları"/><category term="kpss deneme sınavı indir"/><category term="kral mauselion"/><category term="kurumsal başvurular"/><category term="kutlama mesajları"/><category term="kuvvet nedir"/><category term="kuvvet örnekleri"/><category term="kuvvetin etkileri"/><category term="kuvvetin ölçümü"/><category term="köpek bitinin Özellikleri"/><category term="kültür hakkında"/><category term="kültür kavramları"/><category term="kültür kompozisyon"/><category term="kültür nedir"/><category term="kültürle ilgili kavramlar"/><category term="kültürün işlevleri"/><category term="kültürün özellikleri"/><category term="kürt"/><category term="kütahya"/><category term="kütle formülleri"/><category term="kütle nedir"/><category term="kütle ve ağırlık"/><category term="kısa hikaye"/><category term="lacan"/><category term="laktoz"/><category term="levha tektoniği kuramı"/><category term="levhalar"/><category term="lilith"/><category term="lilith efsanesi"/><category term="lilith hakkında"/><category term="lilith kimdir"/><category term="lise 2 dil ve anlatım sayfa 85"/><category term="lise 3 edebiyat 1.dönem 3.yazılı soruları"/><category term="lise 3 edebiyat 3.yazılı"/><category term="lise 3 edebiyat yazılı soruları"/><category term="lise 4 dil ve anlatım yazılı soruları"/><category term="lys kitap önerileri"/><category term="madde nedir"/><category term="madde ve özkütle"/><category term="madde ve ısı"/><category term="madde ısı ve sıcaklık"/><category term="maddenin özellikleri"/><category term="maden"/><category term="madencilikte gelişmeler"/><category term="madencilikte hukuki gelişmeler"/><category term="madenciliğin tarihçesi"/><category term="magna carta"/><category term="makale hakkında"/><category term="makale ile fıkra arasındaki farklar"/><category term="makale ile sohbet arasındaki farklar"/><category term="makale nedir"/><category term="makale tanımı"/><category term="makale türleri"/><category term="makale türünün türk edebiyatındaki temsilcileri"/><category term="makale yazarı nasıl olmalı"/><category term="makale yazarının özellikleri"/><category term="makale örnekleri"/><category term="makalede plan"/><category term="makalenin amacı"/><category term="makina"/><category term="makine"/><category term="marksizm"/><category term="marşlar"/><category term="masal"/><category term="maskeler doğal"/><category term="masonluk nedir"/><category term="matsh kanunu"/><category term="maya mitolojisi hakkında"/><category term="mayalar hakkında"/><category term="mayalar neden yok oldu"/><category term="mayaların tarihi"/><category term="mead kimdir"/><category term="medeni kanun"/><category term="mehmet akif"/><category term="mehmet akif ersoy"/><category term="mehmet topuz kangal"/><category term="mekanik"/><category term="mekanik presler"/><category term="meleklerin isimleri ve anlamları"/><category term="mesnevi"/><category term="mesneviden özdeyişler"/><category term="metal ametal fakları"/><category term="metalin ametaldan farkları"/><category term="metinlerin özellikleri"/><category term="mevlana"/><category term="meşrutiyet"/><category term="miladi takvim"/><category term="mimar sinan"/><category term="mimari"/><category term="mineral maddeler"/><category term="misyonerlik"/><category term="mitolojide hestia"/><category term="mitolojide melekler"/><category term="mitolojide meleklerin anlamları"/><category term="mitolojide var olan melekler"/><category term="mitolojideki meleklerin isimleri"/><category term="mitolojinin efsaneleri"/><category term="mitolojinin unutalmaz efsaneleri"/><category term="mizah"/><category term="movie maker hakkında"/><category term="msn hata kodları"/><category term="msn hata kodları hakkında"/><category term="msn hata kodları çözümleri"/><category term="msn hata kodu ve çözümleri"/><category term="mu uygarlığı"/><category term="mu uygarlığı hakkında"/><category term="mu uygarlığı ve anadolu"/><category term="muktesebat"/><category term="murphy"/><category term="murphy altın kuralı"/><category term="mutluluk"/><category term="mısır"/><category term="mısır piramitleri hakkında"/><category term="mısır piramitlerinin bilinmeyenleri"/><category term="mısır tanrı ve tanrıçaları hakkında bilgi"/><category term="mısır tanrıları"/><category term="mısır tanrıçaları"/><category term="nagazaki"/><category term="nazar değmesi"/><category term="nazar nasıl değer"/><category term="nazar nedir"/><category term="nazım hikmet"/><category term="nazım şekilleri"/><category term="ne kadar süt içmeliyiz"/><category term="nelder kimdir"/><category term="nelder mead metodu"/><category term="nesli tehlikede olan türler"/><category term="nesli tükenen hayvanlar"/><category term="nette deneme sınavı"/><category term="nevruz"/><category term="nevruz nedir"/><category term="nevruzun anlamı nedir"/><category term="neyzen tevfik"/><category term="niagara"/><category term="nibelungen"/><category term="nibelungen destanı"/><category term="nibelungen hakkında"/><category term="nibelungenlied"/><category term="nietzsche"/><category term="nikola khrushchev"/><category term="noel baba"/><category term="noel baba efsanesi"/><category term="nokta nedir"/><category term="notre dame"/><category term="notre dame’nin kamburu"/><category term="nüfus cüzdanı"/><category term="oks soruları"/><category term="oks çözümlü sorular"/><category term="oktay sinanoğlu hakkında"/><category term="oktay sinanoğlu kitap özeti"/><category term="oktay sinanoğlu kitapları"/><category term="olymposlular hakkında"/><category term="omurga"/><category term="omurga rahatsızlıkları"/><category term="on iki büyük olymposlular"/><category term="orhan pamuk hakkında"/><category term="orhun yazıtları"/><category term="osman günsel topbaş"/><category term="osmanlı padişahları"/><category term="osmanlıda kültür ve uygarlık"/><category term="osmanlıda kültür ve uygarlık test soruları"/><category term="oyun"/><category term="oğuz han"/><category term="pangolin resimleri"/><category term="paradigma"/><category term="parafin"/><category term="parmak"/><category term="parmak çıtlaması"/><category term="parnasizm"/><category term="paulo coelho hakkında"/><category term="pc hızlandırılması"/><category term="pc-clean"/><category term="pcyi hızlandırmak için yöntemler"/><category term="pdf ygs lys çalışma soruları"/><category term="pes 2012 ayarları"/><category term="pes 2012 indir"/><category term="pes 2012 klavye ayarları"/><category term="pes 2012 resimli indir"/><category term="petrol"/><category term="petrol enerjisi"/><category term="petrol kaynakları"/><category term="petrol kuyuları"/><category term="petrolün antılması"/><category term="petrolün faydaları"/><category term="petrolün oluşumu"/><category term="petrolün zararları"/><category term="piramit nedir"/><category term="piramitler nasıl yapılır"/><category term="piramitlerin gizemi"/><category term="platypus hayatı"/><category term="plazma"/><category term="plazma fiziği"/><category term="plazma fiziği nedir"/><category term="plazma hakkında"/><category term="plazma nedir"/><category term="presler"/><category term="pressiometre deneyi"/><category term="program ekle kaldırdan silinmiyor"/><category term="program silme"/><category term="psi ball"/><category term="psiball alıştırmaları"/><category term="psiball la neler yapılır"/><category term="psiball nedir"/><category term="psikolojik testler"/><category term="puhu modofikasyonu"/><category term="pukö döngüsü"/><category term="radyo"/><category term="raymund of aguiles"/><category term="recaizade ekrem kimdir"/><category term="recaizade ekrem kitapları"/><category term="reforming"/><category term="reiki"/><category term="resim"/><category term="resim galerisi"/><category term="resimler"/><category term="robert owen"/><category term="roma tanrıları"/><category term="roma tanrıları hakkında"/><category term="roma tanrılarının anlamları"/><category term="roma tanrılarının isimleri"/><category term="roman"/><category term="romantizm"/><category term="rudyard kipling"/><category term="rudyard kipling şiirleri"/><category term="ruhi su"/><category term="rumi takvim"/><category term="rus arama motoru"/><category term="sabetay"/><category term="sabetay sevi"/><category term="sabetaycıların gelenekleri"/><category term="sabetaycılık kökeni"/><category term="sabun"/><category term="sabun sanayisinin tarihi"/><category term="sabun çeşitleri"/><category term="sabunun imalatı"/><category term="sabunun tarihçesi"/><category term="sakarya savaşı"/><category term="salah birsel"/><category term="sanat"/><category term="sandviç"/><category term="satranç"/><category term="selda bağcan kimdir"/><category term="selda bağcan röportajı"/><category term="seni seviyorum"/><category term="ses bilgisi"/><category term="ses olayları çözümlü test"/><category term="sevgi"/><category term="sevgili"/><category term="sevgiliye mektup"/><category term="sevilmek"/><category term="sfenks heykeli"/><category term="silinmeyen programları silme"/><category term="simyacı"/><category term="simyacı kitap özeti"/><category term="sindirim sistemi"/><category term="sindirim sistemi hastalıkları"/><category term="sindirim sistemini oluşturan organlar"/><category term="sismik"/><category term="sismik kırılma"/><category term="sismik prospeksiyon"/><category term="sismik prospeksiyon amacı"/><category term="sismik prospeksiyon nedir"/><category term="sismik yöntem"/><category term="sistem"/><category term="sistemli iddaa oynama"/><category term="sitoplazma ve organeller"/><category term="sittin sene"/><category term="skaler büyüklükler"/><category term="sofi"/><category term="solunum olayı"/><category term="solunum sistemi"/><category term="solunum sistemi hastalıkları"/><category term="solunum sistemi organları"/><category term="sosyalizm"/><category term="sosyoloji"/><category term="spinoza etkileri"/><category term="spinoza felsefesi"/><category term="spinoza kronolojisi"/><category term="su geçirmez kürkü"/><category term="su kaynakları"/><category term="su kaynaklarının önemi"/><category term="sunay akın"/><category term="sözcükte anlam sınav soruları"/><category term="sözel sayısal pdf dosyaları"/><category term="sünger"/><category term="sürekli iyileştirme"/><category term="sürtünme kuvvetleri"/><category term="sürtünmenin nedeni"/><category term="sürtünmenin önemi"/><category term="süt proteini"/><category term="süt yağı"/><category term="sütün yararları"/><category term="sınav soruları"/><category term="sıvıların kaldırma kuvveti"/><category term="tabiat olayları"/><category term="takvim çeşitleri"/><category term="tanrıların doğuşu"/><category term="tanrıça hestia"/><category term="tanrıça vesta"/><category term="tanzimat dönemi"/><category term="tanzimat döneminde çıkan gazeteler"/><category term="tapınakçıların kuruluşu"/><category term="tarihi değiştiren kadınlar"/><category term="tarihte ilk resimler"/><category term="tasavvuf"/><category term="tasavvuf düşüncesi"/><category term="tasavvuf nedir"/><category term="tavla"/><category term="taşıt yağları"/><category term="taşıt yağlarının özellikleri"/><category term="taşıtlarda yağlama"/><category term="tekerlemeler"/><category term="teknoloji ve insan"/><category term="teknoloji ve insan hakkında"/><category term="telefon"/><category term="televizyon nasıl icat edildi"/><category term="televizyon ne zaman icat edildi"/><category term="tema"/><category term="terminoloji"/><category term="termometre"/><category term="termometre nedir"/><category term="termometreler"/><category term="tevhidi tedrisat"/><category term="titanlar"/><category term="titanlar hakkında"/><category term="toprak oluşumu"/><category term="tüm adsl şifreleri"/><category term="türeyiş destanı"/><category term="türk bayrakları"/><category term="türk bayrağı tarihi"/><category term="türk gelenekleri"/><category term="türk iş hukuku"/><category term="türk kültürü"/><category term="türk ordusu"/><category term="türkiyede madencilik"/><category term="türkiyede petrol ve doğalgaz"/><category term="türküler"/><category term="ulama"/><category term="ulusalcılık"/><category term="uluslararası ölçüler"/><category term="uygur türeyiş destanı"/><category term="uzaktan algılama"/><category term="uzun mehmet"/><category term="uzun mehmet hikayesi"/><category term="uçağın icadı"/><category term="uğur mumcu"/><category term="uğur mumcu yazıları"/><category term="vahdettin"/><category term="vektör tanımı"/><category term="vektörler ve kuvvetler"/><category term="victor hugo"/><category term="video  yapma"/><category term="vivaldi"/><category term="vivaldi bilinmeyenleri"/><category term="vivaldi hayatı ve eserleri"/><category term="vivaldi yaşamı"/><category term="vostok 1"/><category term="windows movie maker"/><category term="wittgenstein"/><category term="wolfram"/><category term="wolfram alpha"/><category term="yakup kadri karaosmanoğlu hakkında"/><category term="yakup kadri kitapları"/><category term="yapı"/><category term="yaradılış efsanesi"/><category term="yarışma"/><category term="yazar kasa"/><category term="yazar kasa kullanım alanları"/><category term="yazar kasa ve önemi"/><category term="yazar kasanın kullanım dışı bırakılması"/><category term="yazar kasanın satışı"/><category term="yazar kasayı açma kapama"/><category term="yazılı resim"/><category term="yazılı resimler"/><category term="yazım bilgisi 8.sınıf"/><category term="yazım bilgisi konusu"/><category term="yazım ve noktalama testleri"/><category term="yazınsal türler"/><category term="yazıt"/><category term="yağların görevleri"/><category term="yağmur nedir"/><category term="yağmurun oluşumu"/><category term="yaşam enerjisi"/><category term="yeni dünya düzeni"/><category term="yeni ekonomik düzen"/><category term="yeni eğitim sistemi"/><category term="yer şekilleri"/><category term="yeraltı suyu"/><category term="ygs kitap önerileri"/><category term="ygs lys dosyaları"/><category term="ygs lys internetten çalışmak"/><category term="ygs lys için önerilen kitaplar"/><category term="ygs lys kitapları"/><category term="youtube videoları açmanın yolları"/><category term="youtube videoları açılmıyor"/><category term="yumurta"/><category term="yumurtlama"/><category term="yunan mitolojisi"/><category term="yunan mitolojisi hakkında"/><category term="yunanistan"/><category term="yunus emre"/><category term="yuri gagarin"/><category term="yuri gagarin hayatı"/><category term="yuri gagarin videosu"/><category term="yurtiçi burs verenler"/><category term="yusuf hayaloglu"/><category term="yusuf hayaloğlu hayatı"/><category term="zeka küpü nedir"/><category term="zeka çeşitleri"/><category term="zen"/><category term="zerdüşt"/><category term="zeus"/><category term="zizek"/><category term="Çaykovski"/><category term="Çayın üretimi"/><category term="Çeşit Çeşit Atatürkçüler"/><category term="Çikolata Nasıl Yapılıyor"/><category term="Çiğ Nasıl Oluşur"/><category term="Çoklu Zeka Kuramı"/><category term="Ölümden Önce Son Fotoğraf"/><category term="Ömer Hayyam Kimdir"/><category term="Örnek Makaleler"/><category term="Örümcek Ağları Hakkında"/><category term="Öyle bir metin ki"/><category term="Ülkeler"/><category term="Ülkelere göre çay"/><category term="çalışma kitapları önerileri"/><category term="çanakkale savaşı"/><category term="çapanoğlu nedir"/><category term="çapanoğlu sözü"/><category term="çatıdaki rüzgar"/><category term="çatıdaki rüzgar kitap özeti"/><category term="çay"/><category term="çay ve kahve"/><category term="çay ve kahve hakkında"/><category term="çay ve kahvenin bilinmeyenleri"/><category term="çağdaşlaşma"/><category term="çeviri ingilizce kitaplar"/><category term="çevre sorunları"/><category term="çikolata"/><category term="çikolata nedir"/><category term="çikolata çeşitleri"/><category term="çikolatanın keşfi"/><category term="çikolatanın yapılışı"/><category term="çin mitolojisi"/><category term="çin mitolojisi hakkında"/><category term="çin mitolojisi nedir"/><category term="çiğ"/><category term="çok yaşa"/><category term="çözümlü testler"/><category term="ödeme kaydedici cihaz"/><category term="ölçme hata"/><category term="ölçme hata nedir"/><category term="ölçü birimleri"/><category term="ömer hayyam eserleri"/><category term="ömer hayyam hayatı"/><category term="önemi"/><category term="örnek sorular"/><category term="örümcek hakkında bilinmeyenler"/><category term="örümcekler"/><category term="özkütle"/><category term="özkütle formülü"/><category term="özkütle hakkında"/><category term="özlü sözler"/><category term="öğretici metinler"/><category term="öğretim"/><category term="ünlü kalınlaşması"/><category term="ünlü türemesi"/><category term="ünlüler.nerden nereye ünlüler"/><category term="ünsüz düşmesi"/><category term="üretim nedir"/><category term="İcatlar Kronolojisi"/><category term="İlk Atom Bombası"/><category term="İlk Dünya Haritası"/><category term="İlk Türk mutasavvıflar"/><category term="İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi"/><category term="İskenderiye Feneri"/><category term="İslamiyet Öncesi Türk Devletleri"/><category term="İstanbul’un İsim Efsaneleri"/><category term="İstatistik Nasıl Doğdu"/><category term="İstatistiğin Tarihi Gelişimi"/><category term="İstiklal Marşı yarışması"/><category term="İstiklal Marşının Anlamı"/><category term="İstiklal Marşının Kabulü"/><category term="İyi ile Kötünün Ötesinde"/><category term="ıslahat"/><category term="ıslahat fermanı"/><category term="Şark meselesi nedir"/><category term="şark meselesi"/><category term="şarkı"/><category term="şarkılar"/><category term="şeker portakalı"/><category term="şeker portakalı geniş özeti"/><category term="şeker portakalı hakkında"/><category term="şeker portakalı kitap özeti"/><category term="şelale"/><category term="şeyh şazeli"/><category term="şiddet cetveli"/><category term="şiir yarışması"/><category term="Пётр Ильич Чайкoвский"/><category term="‘Her taşın altından bir Çapanoğlu çıkar’ sözü nereden gelir"/><category term="“Matematik” Sözcüğünün Anlamı nedir"/><category term="“İzm”ler"/><title type='text'>Bilginin Adresi</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default?redirect=false'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25&amp;redirect=false'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>412</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960003856388014104.post-6300856176738159627</id><published>2012-05-11T11:43:00.002-07:00</published><updated>2012-05-11T11:43:56.596-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Nerden Nereye"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ünlüler.nerden nereye ünlüler"/><title type='text'>Nerden Nereye – Ünlüler</title><content type='html'>&lt;span id=&quot;postmessage_25298&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Neydiler, Ne Oldular?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Michael Dell:&lt;/span&gt; Dünyanın en 
büyük bilgisayar üreticilerinden Dell’in Başkanı Michael Dell, ilk 
gençlik yıllarında, bir Çin lokantasında bulaşık yıkayarak harçlığını 
çıkarıyordu. Dell daha sonra, lise öğrencisiyken Houstondaki yerel 
gazeteye abone toplayarak öğretmenlerinden daha fazla para kazanmaya 
başladı.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Johnny Depp:&lt;/span&gt; Hollywood’un 
‘asi adamı’ Johnny Depp, biyografi yazarı Nigel Goodall’ın aktarımına 
göre, üne ve paraya kavuşmadan önce, The Kids adlı bir müzik grubuna 
solistlik ediyordu. 22 yaşında iken ‘Elm Sokağı Kabusu’ filmi ile 
Hollywood’a ayak basan ve bugün 29 milyon dolarlık bir servete sahip 
olan Depp, Florida’da solistlik yaptığı yıllarda gece başına yalnızca 25
 dolar kazanıyordu.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Michael Caine:&lt;/span&gt; Yönetmenliğini
 Woddy Allen’ın yaptığı ‘Hannah ve Kız Kardeşleri’ (Hannah and Her 
Sisters) adlı filmdeki oyunuyla En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında 
Oscar ödülü kazanan, daha sonra da bir çok başarıya imza atan Caine, 
Londra’nın güneyinde yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. 
Caine de iş hayatına lokantalarda bulaşık yıkayarak başladı.&lt;br /&gt;
&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Jim Carrey:&lt;/span&gt; 1970′li yılların 
ortalarında, TV dizilerinde aldığı küçük rollerle oyunculuk dünyasına 
atılan Carrey, ilk çıkışını 1993 yılında ‘In Living Color’ isimli TV 
şovuyla yaptı. 1994′te gişe rekoru kıran ‘Maske’ (The Mask) filmiyle 
asıl çıkışını yapan ünlü oyuncunun gösteri dünyasına girmeden önceki işi
 ise yer paspaslamaktı. Kendisi 15 yaşında iken, babasının işten 
atılması sonucu ailesine yardımcı olabilmek için çalışmaya başlayan 
Carrey, bazen okuduğu okulda güvenlik nöbetçisi olarak çalışıyor, bazen 
de Toronto yakınlarındaki bir lastik fabrikasında yerleri paspaslıyordu.
 Carrey bugün film başına 20 milyon dolar kazanıyor. &lt;span id=&quot;more-1764&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span id=&quot;postmessage_25298&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Suze Ormon:&lt;/span&gt; Geçtiğimiz aylarda 
New York Times’a, bakire ve lezbiyen olduğunu açıklayan 25 milyon 
dolarlık servetin sahibi, Uluslararası Finans Uzmanı Suze Orman (55), iş
 hayatına garsonluk yaparak başladı. İlk işinde müşterilerin vereceği 
bahşişlerden elde edeceği gelirle yaşamını sürdürmeye çalışan Orman, 
bugün yalnızca kendisinin değil, binlerce dolar zengininin parasını ve 
yatırımlarını yönetiyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;J.K. Rowling:&lt;/span&gt; Asıl adı Joanne
 Rowling olan, Harry Potter kitap dizilerinin yazarı J.K.Rowling, bugün 
tam 1 milyar dolarlık servetin sahibi. Rowling, kitapları satış, 
filmleri izlenme rekorları kıran Harry Potter kitap dizilerini yazmaya 
başlamadan önce, Uluslararası Af Örgütü’nün Londra bürosunda araştırma 
asistanı olarak çalışıyor, Afrika’da insan hakları ihlallerine ilişkin 
raporlar hazırlıyordu.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;50 Cent:&lt;/span&gt; Asıl adı Curtis 
James Jackson olan ABD’li ünlü rap müzik şarkıcısı 50 Cent, dünyaya 
geldiği New York’un Queens bölgesinde, daha 11 yaşındayken uyuşturucu 
satarak ‘iş dünyası’na atıldı. Annesi de bir uyuşturucu satıcısı olan ve
 kendisi 8 yaşında iken kimliği belirsiz kişilerce öldürülen 50 Cent, şu
 an yaşadığı imparatorluğu çekip çevirmesinde, çocukluğunda yaşadığı 
deneyimlerden yararlandığını söylüyor. Geçmişinde üç kez tutuklanan eski
 uyuşturucu satıcısı 50 Cent’in geçen yıl ki geliri 41 milyon dolardı..&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Quentin Tarantino:&lt;/span&gt; ABD’li 
Oscar ödüllü senarist Tarantino, çocuk denecek yaşlarda, Güney 
California’da başladı ilk iş hayatına, ancak bugünkünden çok farklı 
olarak. Porno filmler gösteren sinemalarda yer göstericiliği yaparak iş 
hayatına atılan ünlü yönetmen, daha sonra kariyerini bir video 
dükkanında satış elemanı olarak değiştirdi. Tarantino, sinema 
salonlarında ve video dükkanında bedava izlediği filmlerin, kendisinde 
büyük katkısı olduğunu ve film tutkusunun böyle başladığını söylüyor.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Danny DeVito: &lt;/span&gt;Ünlü yönetmen 
ve oyuncu, Hollywood’un ‘küçük dev adamı’ Danny DeVito da gelecekte bol 
para ve üne kavuşacağını kestiremeden iş dünyasına atılanlardan. DeVito,
 ilk işine, kız kardeşinin işlettiği bir berber salonunda kuaför olarak 
işe başladı. Ancak 18 ay sonra bu işten ayrılan DeVito, Amerikan Drama 
Sanatları Akademisi’ne kaydoldu. Amacı oyunculuk değil, makyaj ve 
kozmetoloji alanında kendisini geliştirebilmekti. DeVito bu kurslara 
devam ederken birkaç kez de oyunculuk dersi almaya başladı ve gerisi 
geldi.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Chris Rock:&lt;/span&gt; Amerikalı ünlü 
komedyen Chris Rock, iş hayatına New York’un Wueens bölgesinde, ünlü Red
 Lobster deniz ürünleri lokantaları zincirlerinden birinde komi olarak 
atıldı. Daha sonra Manhattan’da, The Comic Strip adlı lokantada 
garsonluğa terfi eden Rock, burada kapanışta sandalyeleri toplaması 
karşılığında, sahneye çıkıp yeteneğini sergilemem için izin koparmayı 
başardı. Red Lobster’da çalışırken ki deneyimini, �Orada çalışırsınız 
ama orada yemek yemeye aldığınız para yetmez. Bırakın ıstakoz yemeyi, 
aldığım parayla belki bir karides bile yiyemezdim” diye aktaran Rock’un 
şansı, 2003 yılında Jay Leno’nun �The Tonight Show’ adlı TV programında 
yaptığı gösteriyle açıldı.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Jennifer Lopez:&lt;/span&gt; Ünlü şarkıcı 
Jennifer Lopez, iş yaşamına şarkı söyleyerek ve dans ederek başladı. 
Ancak, bugün müzikleri ve dansları ile milyonları peşinden sürükleyen 
Lopez, 20′li yaşlarında, dans ve müzik derslerinin ücretlerini 
ödeyebilmek için bir hukuk bürosunda çalışmak zorundaydı.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Teri Hatcher:&lt;/span&gt; Çaresiz Ev 
Kadınları (Desperate housewives) adlı dizinin Altın Küre kazanan 
yıldızlarından Teri Hatcher de yıldızı parlamadan önce, San Francisco 
49ers Amerikan Futbol takımı için, profesyonel ponpon kız olarak çalışıp
 geçimini sağlıyordu. Bir kız arkadaşının isteği üzerine 1977 yılında 
bir oyunculuk kuruluşuna başvuran Hatcher, Aşk Gemisi’nde 
‘balıkkız’olarak kaptığı rolle, ponpon kızlığa veda etti.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Russel Crowe:&lt;/span&gt; 2001 yılında, 
Gladyatör filmindeki oyunuyla En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü 
kazanan Avustralya asıllı Russel Crowe, ilk gençlik yıllarında, ‘Russ Le
 Roq’ takma adıyla DJ olarak iş yaşamına atıldı.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Brad Pitt:&lt;/span&gt; İlk geçlik 
yıllarında oyuncu olmak için mücadele eden, Hollywood’un ‘en seksi’ 
erkeklerinden Brad Pitt, bu amacına ulaşabilmek için en çok 
çabalayanlardan. Başlarda oyunculuktan yeterince para kazanamayan Brad 
Pitt, ek gelir sağlayabilmek için, Los Angeles’taki Sunset Bulvarı 
üstünde, giydiği tavuk kostümü ile yoldan geçenleri, çalıştığı fast-food
 lokantasına çekmeye çabalıyordu.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Denzel Washington:&lt;/span&gt; İlk 
gençlik yıllarında, gelecekteki ününden ve servetinden habersiz olan 
yıldızlarda biri de Danzel Washington’du. İlk işine bir berber 
dükkanında çırak olarak işe başlayıp, tıraş sonrası müşterilerin 
giysilerini fırçalayan Washington, daha sonra adım atacağı Hollywood’da 
büyük ün ve servet sahibi olacak, 1999 yılında, ‘Glory’de canlandırdığı 
‘kaçak köle Tripp’ rolüyle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Oscar 
ödülü kazanacaktı.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/feeds/6300856176738159627/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/nerden-nereye-unluler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/6300856176738159627'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/6300856176738159627'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/nerden-nereye-unluler.html' title='Nerden Nereye – Ünlüler'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960003856388014104.post-7486292006530394479</id><published>2012-05-11T11:40:00.001-07:00</published><updated>2012-05-11T11:40:52.181-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Dünyanın en büyük helikopteri"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="helikopter"/><title type='text'>Dünyanın en büyük helikopteri</title><content type='html'>&lt;span id=&quot;postmessage_25071&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: purple;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 24px; line-height: normal;&quot;&gt;Dünyanın En Büyük Helikopteri Mİ-26&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

&lt;a class=&quot;postlink&quot; href=&quot;http://imageshack.us/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;Image&quot; border=&quot;0&quot; height=&quot;271&quot; src=&quot;http://img240.imageshack.us/img240/1240/64016qvbl6lm8.gif&quot; title=&quot;Image&quot; width=&quot;405&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;

ADI: Mi-26 HALO&lt;br /&gt;
ÜRETİCİ: Mil&lt;br /&gt;
SINIFI: Ağır nakliye helikopteri&lt;br /&gt;
GÖREV: Ağır nakliye, lojistik destek&lt;br /&gt;
MOTOR: 2xZMKB Progress D-136 Turboşaft, her biri 10.000 bg&lt;br /&gt;
MÜRETTEBAT: 2 (pilot ve yardımcı pilot) + 3 (uçuş ve yük teknisyenleri)&lt;br /&gt;
İLK UÇUŞ: 1977&lt;br /&gt;
HİZMETE GİRİŞ: 1982 veya 1983 (?)&lt;br /&gt;
BOY: 33.73 metre (110 feet)&lt;br /&gt;
GÖVDE YÜKSEKLİK: 15 metre (26 feet)&lt;br /&gt;
PALLER İLE BOY: 40 metre (110 feet)&lt;br /&gt;
ROTOR ÇAP: 32 metre (105 feet)&lt;br /&gt;
ROTOR PAL SAYISI: 8 adet&lt;br /&gt;

&lt;a class=&quot;postlink&quot; href=&quot;http://imageshack.us/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;Image&quot; border=&quot;0&quot; height=&quot;330&quot; src=&quot;http://img131.imageshack.us/img131/7195/mi268bdux7.jpg&quot; title=&quot;Image&quot; width=&quot;510&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;

AĞIRLIĞI:&lt;br /&gt;
Boş; 28.200 kg (?) 28.600 kg (62.100? 63.000 libre)&lt;br /&gt;
Kalkış; 49.500 kg (109.000 libre), 56.000 kg (123.000 libre)&lt;br /&gt;

&lt;a class=&quot;postlink&quot; href=&quot;http://imageshack.us/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;Image&quot; border=&quot;0&quot; height=&quot;275&quot; src=&quot;http://img45.imageshack.us/img45/1627/mi26ch47afghanistanrecorb3.jpg&quot; title=&quot;Image&quot; width=&quot;404&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;

YÜK: Dahili ve harici 20.000 kg (44.000 libre)&lt;br /&gt;
YOLCU: 80 koltuk&lt;br /&gt;

HIZ:&lt;br /&gt;
Azami; 295 km (159 deniz mil)/saat&lt;br /&gt;
Normal Seyir; 253 km (137 deniz mil)/saat&lt;br /&gt;

&lt;a class=&quot;postlink&quot; href=&quot;http://imageshack.us/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;Image&quot; border=&quot;0&quot; height=&quot;302&quot; src=&quot;http://img45.imageshack.us/img45/9351/mi2420hind20f1ufcb1.jpg&quot; title=&quot;Image&quot; width=&quot;415&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;

MENZİL:&lt;br /&gt;
Görev; 500 km (270 deniz mil)&lt;br /&gt;
Düz Uçuş; 750/800 km (400/430 deniz mili), gövde içi yakıt tankları ile 1000 km’ den fazla&lt;br /&gt;

&lt;a class=&quot;postlink&quot; href=&quot;http://imageshack.us/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;Image&quot; border=&quot;0&quot; height=&quot;270&quot; src=&quot;http://img131.imageshack.us/img131/4245/mi2620halo4mhfa9.jpg&quot; title=&quot;Image&quot; width=&quot;376&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;

TAVAN:&lt;br /&gt;
Azami Harekat; 3.600 metre (11.800 feet)&lt;br /&gt;
Yer Etkisi Altında Hover; 3.500 metre (11.550 feet)&lt;br /&gt;
Yer Etkisi Dışında Hover; 2.900 metre (9.500 feet)&lt;br /&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/feeds/7486292006530394479/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/dunyann-en-buyuk-helikopteri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/7486292006530394479'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/7486292006530394479'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/dunyann-en-buyuk-helikopteri.html' title='Dünyanın en büyük helikopteri'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960003856388014104.post-1394407378350741785</id><published>2012-05-11T11:33:00.003-07:00</published><updated>2012-05-11T11:33:44.176-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Adım Adım Yozlaşma"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="dil"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="türk dili"/><title type='text'>Adım Adım Yozlaşma</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;color: red;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Adım Adım Yozlaşma… &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;span style=&quot;color: darkred;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Yıl: 1965 &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
“Karşıma âniden çıkınca ziyâdesiyle şaşakaldım.. Nasıl bir edâ 
takınacağıma hükûm veremedim, âdetâ vecde geldim. Buna mukâbil az bir 
müddet sonra kendime gelir gibi oldum, yüzünde beni fevkalâde rahatlatan
 bir tebessüm vardı.. Üstümü başımı toparladım, kendinden emin bir sesle
 ‘akşam-ı şerifleriniz hayrolsun’ dedim..”&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;color: red;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Yıl: 1975 &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
“Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım.. Ne yapacağıma karar 
veremedim, heyecandan ayaklarım titredi. Ama çok geçmeden kendime gelir 
gibi oldum, yüzünde beni rahatlatan bir gülümseme vardı.. Üstüme çeki 
düzen verdim, kendinden emin bir sesle ‘iyi akşamlar’ dedim..”&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;color: darkred;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Yıl: 1985 &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;“Karşıma
 âniden çıkınca fevkalâde şaşırdım.. Nitekim ne yapacağıma hükûm 
veremedim, heyecandan ayaklarım titredi. Amma ve lâkin kısa bir süre 
sonra kendime gelir gibi oldum, nitekim yüzünde beni ferahlatan bir 
tebessüm vardı.. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle 
‘hayırlı akşamlar’ dedim..”&lt;br /&gt;
&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;color: red;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Yıl: 1995 &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
“Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım.. Fenâ hâlde kal geldi yâni.. 
Ama bu iş bizi bozar dedim. Baktım o da bana bakıyor, bu iş tamamdır 
dedim.. Manitayı tavlamak için doğruldum, artistik bir sesle ‘selâm’ 
dedim..”&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;color: darkred;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Yıl: 2006 &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
“Âbi onu karşımda öyle görünce çüş falan oldum yâni.. Oğlum bu iş bizi 
kasar dedim, fenâ göçeriz dedim, enjoy durumları yâni.. Ama concon muyum
 ki ben, baktım ki o da bana kesik.. Sarıl oğlum dedim, bu manita 
senin..&lt;br /&gt;
‘Hav ar yu yavrum?’”&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;color: red;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Yıl: 2026 &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
“üüüü oha durumları o anda.Ven ay vaz si hör, ben çok yâni öyle işte 
birden.. Off, ay dont nov âbi yaa.. Ama o da bana öyle baktı, if so âşık
 len bu manita.. ‘Hay beybi..’</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/feeds/1394407378350741785/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/adm-adm-yozlasma.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/1394407378350741785'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/1394407378350741785'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/adm-adm-yozlasma.html' title='Adım Adım Yozlaşma'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960003856388014104.post-6067119315338956614</id><published>2012-05-11T11:30:00.004-07:00</published><updated>2012-05-11T11:30:41.035-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="beyin göçü"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Beyin Göçü Kavram ve Kapsamları"/><title type='text'>Beyin Göçü Kavram ve Kapsamları</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;
&lt;img height=&quot;272&quot; id=&quot;il_fi&quot; src=&quot;http://www.google.com.tr/url?source=imglanding&amp;amp;ct=img&amp;amp;q=http://galeri3.uludagsozluk.com/152/beyin-gocu_248003.jpg&amp;amp;sa=X&amp;amp;ei=rVqtT-HABdGq-gaf-b2yDA&amp;amp;ved=0CAsQ8wc&amp;amp;usg=AFQjCNHJ_Oq0APoIuHgi0bAFBYyJjhkPSg&quot; style=&quot;padding-bottom: 8px; padding-right: 8px; padding-top: 8px;&quot; width=&quot;364&quot; /&gt;&lt;span style=&quot;color: red;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;color: red;&quot;&gt;Beyin Göçü&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
Beyin Göçü iyi eğitim görmüş, kalifiye, nitelikli, seçkin, uzman ve 
yetenekli işgücünün yetiştiği az gelişmiş/ gelişmekte olan bir ülkeden 
gelişmiş bir ülkeye en verimli olduğu dönemde çalışmak/araştırma yapmak 
için akışı/göçü olarak tanımlanabilir. Kıt ve sınırlı kaynakları ile 
yetiştirdiği değerli beyinleri kaybeden az gelişmiş/gelişmekte olan 
ülkelerin beyin göçü nedeni ile gelişmeleri daha da yavaşlarken, 
gelişmiş ülkelerin yetişmiş beyinlere daha yüksek ücret ve daha iyi 
olanaklar sağlaması ile gelişmeleri daha da hızlanmaktadır. Beyin göçü 
ülkeler arasındaki gelişmişlik farkının daha da artmasına neden 
olmaktadır.&lt;br /&gt;
Beyin göçü 1960�lı yıllarda başlamış olup, önce doktorlar, mühendisler 
ve sonra bilim adamları arasında yaygınlaşmıştır. Beyin göçü iç ve dış 
beyin göçü olarak ikiye ayrılabilir. Ülke içindeki beyin göçüne iç ve 
ülke dışına olan beyin göçüne ise dış beyin göçü adı verilir. Ülkemizde 
iç beyin göçü çoğunlukla devlet sektöründen özel sektöre olmaktadır. 
Örneğin Devlet Üniversitelerinden Vakıf Üniversitelerine Öğretim Üyesi 
erozyonu veya devlet dairelerinden yetişen elemanların özel sektöre 
geçişi iç beyin göçü olarak adlandırılabilir. İç beyin göçünün ülke 
açısından pek fazla zararı yoktur. Dış beyin göçü ise iyi yetişmiş 
yetenekli işgücünün gelişmiş ülkelere akışı şeklinde algılanabilir ve 
ülkeye zararı çok büyüktür. &lt;span id=&quot;more-1776&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span id=&quot;postmessage_24994&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Tahoma;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
Türkiye beyin göçü en fazla olan 34 ülke içinde 24. sırada yer almakta 
olup, maalesef iyi eğitim gören yüz kişiden 59�unu elinden 
kaybetmektedir.&lt;br /&gt;

Beyin göçü Dünyada� da önemli bir sorundur. Beyin göçünün fazla 
verildiği ülkeler arasında Hindistan, Pakistan, Birleşik Devletler 
Topluluğu, Çin, Filipinler, Cezayir, Fas, Tunus, İran, Mısır, Nijerya, 
Türki Cumhuriyetler vs. de vardır. Önemli ölçüde beyin göçü alan ülkeler
 arasında ABD, Kanada, Avustralya, G. Afrika, Almanya, Fransa vs gibi 
ülkeler vardır.&lt;br /&gt;
Gelişmiş ülkeler arasında bile beyin göçü söz konusudur. Örneğin Kanada 
ve İngiltere�den ABD�ye beyin göçü söz konusudur. Kanadalılar daha iyi 
iş olanakları, yüksek ücret ve daha düşük vergi nedeniyle ABD�de 
çalışmayı tercih etmektedirler. Kanada�dan dışarıya olan beyin göçü 
kadar da Kanada kendisi dışarıdan beyin göçü aldığından gidenler ve 
gelenler birbirini dengelemektedir. Çoğunlukla gelenler daha fazla 
olmaktadır. Türkiye, Hitler döneminde Yahudi bilim adamlarına kucak 
açmış ve son on yıldır özellikle Sovyetler Birliğinin dağılması ile 
birlikte Türki Cumhuriyetlerden bir miktar beyin göçü alsa da bunu iyi 
değerlendirdiğini söylemek doğru olamayacaktır.&lt;br /&gt;

&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;color: darkred;&quot;&gt;Beyin göçü kavramı ve kapsamları&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
1.1. Beyin Göçü: � Beyin göçü iyi eğitim görmüş, kalifiye, nitelikli,
 seçkin, uzman ve yetenekli işgücünün yetiştiği az gelişmiş/ gelişmekte 
olan bir ülkeden gelişmiş bir ülkeye en verimli olduğu dönemde 
çalışmak/araştırma yapmak için akışı/göçü olarak tanımlanabilir. Kıt ve 
sınırlı kaynakları ile yetiştirdiği değerli beyinleri kaybeden az 
gelişmiş/gelişmekte olan ülkelerin beyin göçü nedeni ile gelişmeleri 
daha da yavaşlarken, gelişmiş ülkelerin yetişmiş beyinlere daha yüksek 
ücret ve daha iyi olanaklar sağlaması ile gelişmeleri daha da 
hızlanmaktadır. Beyin göçü ülkeler arasındaki gelişmişlik farkının daha 
da artmasına neden olmaktadır. Beyin göçü 1960�lı yıllarda başlamış 
olup, önce doktorlar, mühendisler ve sonra bilim adamları arasında 
yaygınlaşmıştır. Beyin göçü iç ve dış beyin göçü olarak ikiye 
ayrılabilir. Ülke içindeki beyin göçüne iç ve ülke dışına olan beyin 
göçüne ise dış beyin göçü adı verilir. Ülkemizde iç beyin göçü 
çoğunlukla devlet sektöründen özel sektöre olmaktadır. Örneğin Devlet 
Üniversitelerinden Vakıf Üniversitelerine Öğretim Üyesi erozyonu veya 
devlet dairelerinden yetişen elemanların özel sektöre geçişi iç beyin 
göçü olarak adlandırılabilir. İç beyin göçünün ülke açısından pek fazla 
zararı yoktur. Dış beyin göçü ise iyi yetişmiş yetenekli işgücünün 
gelişmiş ülkelere akışı şeklinde algılanabilir ve ülkeye zararı çok 
büyüktür. Türkiye beyin göçü en fazla olan 34 ülke içinde 24. sırada yer
 almakta olup, maalesef iyi eğitim gören yüz kişiden 59�unu elinden 
kaybetmektedir. Beyin göçü Dünyada� da önemli bir sorundur. Beyin 
göçünün fazla verildiği ülkeler arasında Hindistan, Pakistan, Birleşik 
Devletler Topluluğu, Çin, Filipinler, Cezayir, Fas, Tunus, İran, Mısır, 
Nijerya, Türki Cumhuriyetler vs. de vardır. Önemli ölçüde beyin göçü 
alan ülkeler arasında ABD, Kanada, Avustralya, G. Afrika, Almanya, 
Fransa vs gibi ülkeler vardır.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/feeds/6067119315338956614/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/beyin-gocu-kavram-ve-kapsamlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/6067119315338956614'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/6067119315338956614'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/beyin-gocu-kavram-ve-kapsamlar.html' title='Beyin Göçü Kavram ve Kapsamları'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960003856388014104.post-4292320951190779290</id><published>2012-05-11T11:28:00.001-07:00</published><updated>2012-05-11T11:28:44.808-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Rubik Küpü nedir"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="zeka küpü nedir"/><title type='text'>Rubik (Zeka) Küpü nedir?</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;
&amp;nbsp;&lt;img height=&quot;400&quot; id=&quot;il_fi&quot; src=&quot;http://www.google.com.tr/url?source=imglanding&amp;amp;ct=img&amp;amp;q=http://www.dimensionsguide.com/wp-content/uploads/2009/11/Rubiks-Cube.png&amp;amp;sa=X&amp;amp;ei=DVqtT9y8OY3EswbOhdnlAw&amp;amp;ved=0CAsQ8wc&amp;amp;usg=AFQjCNE-oI59pUvTgeYwPmXl1jC8KfzEkA&quot; style=&quot;padding-bottom: 8px; padding-right: 8px; padding-top: 8px;&quot; width=&quot;384&quot; /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;
Türkiye’de piyasaya sunulduğu adıyla 
Sabır Küpü, Zeka Küpü ya da özgün adıyla Rubik Küpü (Rubik’s Cube), 1974
 yılında Macar heykeltıraş ve mimar Ernõ Rubik tarafından icat edilen 
mekanik bir bulmacadır. Bu plastik küp başlıca dört şekilde piyasaya 
sürülmüştür:
2×2×2′lik Pocket Cube (Cep Küpü), 3×3×3′lük standart küp, 4×4×4′lük 
Rubik’s Revenge (Rubik’in Öcü), 5×5×5′lik Professor’s Cube (Profesör 
Küpü). 6×6×6 ve 7×7×7′lik küpler hâlihazırda üretilmektedir. “Sabır 
Küpü” diye bilinen 3×3×3′lük modelin her yüzünde 9 kare olmak üzere 
alanı toplam 54 kare, hacmi de 26 birim küptür (ortadaki görünmeyen küpü
 saymazsak). Yüzeyindekikareler genel olarak altı farklı renk ile 
etiketlendirilmiştir. Bulmaca çözüldüğünde küpün her yüzü tek renkten 
oluşur. 3×3×3′lük özgün modelin yirmi beşinci yıldönümü, 2005 yılında, 
beyaz yüzün ortasında bulunan etiketin, “Rubik’s Cube 1980-2005″ yazılı 
logoyu taşıyan parlak bir etiketle değiştirildiği özel serinin satışa 
çıkarılmasıyla kutlandı.&lt;/div&gt;
&lt;span id=&quot;postmessage_24993&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14px; line-height: normal;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Comic Sans MS;&quot;&gt;Yaratıcısı
 tarafından ilk olarak “Sihirli Küp” adı verilen bulmacaya 1980 yılında 
“Rubik’s Cube” adı verildi ve aynı yılın Mayıs ayında tüm dünyaya 
dağıtıma başlandı. 300 milyon adetle dünya üzerinde en çok satılan 
oyuncak olduğu söylenir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;span id=&quot;more-1778&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Rubik Küp Türleri&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Rubik’s Küp &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Size: 56.5 mm on a side&lt;br /&gt;
Permütasyonu: 43,252,003,274,489,856,000 veya 4.33×1019&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;Rubik’s Paket Küp (2x2x2)&lt;br /&gt;
Boyut: 40.0mm on a side&lt;br /&gt;
Permütasyonu: 3,674,160 veya 3.67×106&lt;br /&gt;
Rubik’s Revenge&lt;br /&gt;
Boyut: 66.0mm on a side&lt;br /&gt;
Permütasyonu: 7.40×1045&lt;br /&gt;
Professör Küp&lt;br /&gt;
Boyut: 69.0mm on a side&lt;br /&gt;
Permütasyonu: 2.83×1074&lt;br /&gt;
Piramit&lt;br /&gt;
BOYUT: 102.0mm on a side&lt;br /&gt;
Permütasyonu: 75,582,720 yada 7.56×107&lt;br /&gt;
ve diğerleri…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yüzeyindeki kareler genel olarak altı farklı renk ile 
etiketlendirilmiştir. Bulmaca çözüldüğünde küpün her yüzü tek renkten 
oluşur. 3×3×3′lük özgün modelin yirmi beşinci yıldönümü, 2005 yılında, 
beyaz yüzün ortasında bulunan etiketin, “Rubik’s Cube 1980-2005″ yazılı 
logoyu taşıyan parlak bir etiketle değiştirildiği özel serinin satışa 
çıkarılmasıyla kutlandı.&lt;br /&gt;
Yaratıcısı tarafından ilk olarak “Sihirli Küp” adı verilen bulmacaya 
1980 yılında “Rubik’s Cube” adı verildi ve aynı yılın Mayıs ayında tüm 
dünyaya dağıtıma başlandı. 300 milyon adetle dünya üzerinde en çok 
satılan oyuncak olduğu söylenir.&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Tasarım ve gelişim&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Sihirli küp, geometri ile ve üç boyutlu şekillerle ilgilenen Macar 
heykeltıraş ve mimarlık profesörü Ernő Rubik tarafından 1974 yılında 
icat edilmiştir. 1975 yılında HU170062 numaralı Macar patentini alan 
Rubik uluslararası patent için başvuruda bulunmamıştır. İlk deneme 
üretimi 1977’nin sonlarına doğru yapılmış ve Budapeşte’de oyuncakçılara 
dağıtılmıştır.&lt;br /&gt;
Macaristan’da popülerliği artan küp ile Batılı bilimadamları da 
ilgilenmeye başladı. 1979 yılında “Ideal Toys” ile uluslararası pazara 
çıkarılması konusunda anlaşmaya varıldı. 1980’lerin başlarında Londra, 
New York, Nürnberg ve Paris’te yapılan oyuncak fuarlarında uluslararası 
sahneye çıkarıldı.&lt;br /&gt;
Kısa süre için üretimine ara verilerek, Batı dünyasının güvenlik ve 
paketleme yönetmeliklerine uyumu sağlandı. Ideal Toys, hafifletilen küpe
 yeni bir isim koymaya karar verdi. “Gordiyon düğümü” ve “İnka altını” 
isimleri düşünüldükten sonra “Rubik’s Cube” (Rubik’in Küpü) adında karar
 kılındı ve ilk parti Macaristan’dan 1980 Mayısı’nda ihraç edildi. 
Başlangıçta ortaya çıkan arz yetersizliği nedeniyle kısa sürede birçok 
ucuz taklit ortaya çıktı. 1984 yılında Ideal Toys Larry Nichols’ın 
US3655201 no.lu patentine karşı açtığı davayı kaybetti. Japonya’da ise 
Sabır Küpü için patent alma prosedürü işlerken Terutoshi Ishigi benzer 
bir mekanizma için JP55‒8192 no.lu Japon patentini aldı. Ishigi’nin 
bağımsız olarak aynı icadı yaptığı kabul edilir.&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Popülerlik&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
1980’den 1982’ye kadar yüz milyonun üzerinde Küp satıldı. [5] 1980 ve 
1981 yıılarında Britanya Oyuncak Perakendecilerince verilen Yılın 
Oyuncağı ödülünü kazandı. Sabır Küpü piyasaya çıktıktan kısa süre sonra 
benzer birçok oyuncak hem Rubik hem de başkaları tarafından piyasaya 
sürülmüştür. Bunların arasında 4×4×4 , 2×2×2 ve 5×5×5 tipleri ile 
birlikte Piramit adı verilen dörtyüzlü tipi de bulunmaktadır.&lt;br /&gt;
2005 Mayısı’nda Yunan Panagiotis Verdes 6×6×6’lık Sabır Küpünü çözdü ve 
23 Mayıs 2006’da Sabır Küpü çözme konusunda dünya şampiyonluğu olan 
Frank Morris bu yeni küpü denedi. Daha önce 3×3×3’I 15 saniyede, 4×4×4’ü
 1 dakika 10 saniyede, ve 5×5×5’i 2 dakikada çözen Morris, 6×6×6’yı 5 
dakika 37 saniyede çözdü. Temmuz 2006’da Verdes başarılı bir şekilde 
7x7x7’lik küpü de çözdü ve Frank Morris’in bu küpü denerken çekilen 
video görüntüsü 27 Ekim 2006’da İnternet üzerinde yayımlandı.[6]&lt;br /&gt;
1981’de İngiltere’den on iki yaşındaki Patrick Bossert You Can Do the 
Cube (Küpü Siz de Yapabilirsiniz) (ISBN 0-14-031483-0) adındaki kendi 
çözüm kitabını yayımladı. Bu kitap on yedi baskıyla dünya üzerinde 1,5 
milyon adet satıldı ve hem The Times’ın hem de New York Times’ın en çok 
satan kitaplar listesine girdi.&lt;br /&gt;
Bulmacanın en çok ilgi topladığı dönemlerde renkli etiketler de satışa 
sunulmuştu. Böylece küpü çözemeyip düş kırıklığına uğrayan ya da 
sabırsız küp sahipleri, sabır küplerini ilk hâline getirebiliyordu.&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Çalışma sistemi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Standart küpün her kenarı yaklaşık 5,7 cm’dir. Bulmaca yüzeyindeki yirmi
 altı küpçükten oluşur. Ancak her yüzün orta küpçüğü aslında merkez 
mekanizmaya bağlı kare bir yüzeyden ibarettir. Bu mekanizma diğer 
parçaların girebileceği ve hareket edebileceği temeli oluşturur. Yani 
küp aslında kesişen üç eksende altı orta kareyi tutan bir merkez parça 
ve bu merkez parçanın üzerine takılan ve üzerinde dönebilen yirmi küçük 
plastik parçadan oluşmaktadır. Küpü kolayca parçalarına ayırmak 
mümkündür. Bunun için genellikle bir kenarı 45° açıyla döndürüp, 
köşedeki küpçüğü hafifçe zorlayarak orta küpçükten ayırmak yeterli 
olmaktadır. Ancak dikkat edilmezse köşe küpçüğü zorlarken ortadaki 
mekanizma da kırılabilir. Yani Küpü parçalarına ayırıp sonra tekrar 
birleştirerek çözmek basit bir işlemdir ama asıl amaç bu değildir.&lt;br /&gt;
İki tarafında farklı renk olan on iki kenar parça ve üç tarafında farklı
 renk olan sekiz köşe parça vardır. Her parçanın kendine özgü bir renk 
kombinasyonu vardır ama tüm olası kombinasyonlar mevcut değildir. 
Örneğin eğer beyaz ve sarı renkler karşıt yüzlerde ise hem beyaz hem de 
sarı renk içeren köşe parça yoktur. Bu küpçüklerin birbirlerine olan 
görece konumlarını değiştirmek için Küpün dış üçte bir bölümünü 90°, 
180° ya da 270° çevirmek yeterli olur. Ancak bulmacanın çözülmüş 
hâlinde, renkli yüzlerin birbirlerine göre konumları sabittir.&lt;br /&gt;
Son zamanlardaki küplerde renkler şöyle dağılmıştır: Kırmızı karşısında 
turuncu, sarı karşısında beyaz ve yeşil karşısında mavi. Ancak sarı 
karşısında yeşil ve mavi karşısında beyaz olan farklı kombinasyonlara da
 rastlanır.&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Permütasyonlar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Normal (3x3x3)’lük sabır küpü (8! × 38−1) × (12! × 212−1)/2 = 
43.252.003.274.489.856.000 farklı konuma ya da matematik dili ile 
permütasyona sahiptir. Bu sayı (~4.3 × 1019) olarak da yazılabilir ve 43
 kentilyon olarak okunur. Ancak bu sayının herkes tarafından tam olarak 
anlaşılamayacağı düşünüldüğünden reklamlarda kübün yalnızca “trilyon” 
kadar konumu olacağı söylenmiştir. Bu kadar fazla konumu olsa da küpler 
yirmi dokuz ya da daha az hareketle çözülebilir.&lt;br /&gt;
Aslında Küpü oluşturan parçalar (8! × 38) × (12! × 212) = 
519.024.039.293.878.272.000 (yaklaşık 519 kentilyon) kadar farklı konuma
 getirilebilir ama bunun yalnızca on ikide biri (1/12) ulaşılabilir 
konumdur. Çünkü tek bir kenarı değiştirebilecek ya da tek bir köşeyi 
döndürebilecek hareket sırası mümkün değildir. Bu nedenle ancak küpü 
söküp tekrar birleştirerek ulaşılabilecek on iki olası konum kümesinden 
ya da “evren”inden sözedilebilir.&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;
Orta yüzler&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Özgün ve hâlâ resmî Rubik Küpü’nde orta yüzlerde herhangi bir işaret 
yoktur. Bu nedenle ortada bulunan küpçüklerin de bağımsız olarak 
dönebileceği gerçeği açık olarak görülememektedir. Eğer isterseniz, 
kübün orta yüzündeki etiketin her kenarını karşısındaki renkte yazan bir
 kalemle işaretleyebilirsiniz. Lo Shu sihirli karesi gibi bazı küpler 
orta yüzleri de işaretlenmiş olarak üretilmektedir. Dolayısıyla küpü 
çözerken orta yüzlerdeki işaretleri de doğru çözebilmek oyuna ek bir 
zorluk getirmektedir.&lt;br /&gt;
Rubik Küpü’nün orta yüzlerine işaret koymak ayırt edilebilir konumların 
sayısını artırdığı için permütasyonları da artırır. Orta yüzlerin 
işaretlerini dikkate almadan küp çözüldüğünde her zaman için çift sayıda
 orta yüz, çeyrek tur döndürülmek zorunda olacaktır. Dolayısıyla orta 
yüzler için 46/2 = 2.048 olası konum bulunmaktadır ki bu da küpün toplam
 permütasyon sayısını 43.252.003.274.489.856.000 ‘den 
88.580.102.706.155.225.088.00&lt;span style=&quot;margin: 0pt -0.5ex 0pt 0pt;&quot;&gt; &lt;/span&gt;0 ‘e çıkarmaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;
Çözümler&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Birbirinden bağımsız olarak Rubik Küpünün birçok çözüm yöntemi 
bulunmuştur. En popüler yöntem David Singmaster tarafından geliştirilmiş
 ve 1980 yılında Notes on Rubik’s Magic Cube (Rubik Sihirli Küpü Üzerine
 Notlar) adlı kitapta yayımlanmıştır. Bu çözümde küp seviye seviye 
çözülüyordu. Önce üst seviye, sonra orta, en sonra da alt seviye 
çözülüyordu. Diğer çözümler, “önce köşeler” yöntemi ile birlikte birçok 
farklı yöntemin kombinasyonundan oluşuyordu.&lt;br /&gt;
Rubik Küpünü olabildiğince hızlı çözebilmek için hızlı küp çözüm 
yöntemleri de geliştirildi. En yaygın hızlı küp çözüm yöntemi Jessica 
Fridrich tarafından geliştirilmiştir. Bilinen bir başka yöntem de Lars 
Petrus tarafından geliştirilmiştir. Çözümler genel olarak bir 
algoritmadan oluşur. Bu algoritmalar da belirli bir amaca yönelik 
yapılan döndürme hareketleridir. Örneğin bir algoritma diğer tüm 
küpçükleri yerinde bırakırken yalnızca üç köşe küpçüğün yerini 
değiştirir. Bu algoritmalar bulmacanın o andaki hâline göre belirlenmiş 
bir sırayla uygulanır.&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;
Hareket gösterim sistemi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
3×3×3 ‘lük Rubik Küpü çözüm kitapçıklarının çoğu David Singmaster 
tarafından geliştirilen gösterim sistemini kullanarak hareket 
algoritmalarını tanımlar. Bu sisteme genel olarak “Küp gösterimi” ya da 
“Singmaster gösterimi” denir. Göreceli olan tanımlama nedeniyle herhangi
 bir küp için kullanılabilir.&lt;br /&gt;
F (Front-Ön): Size bakan yüz&lt;br /&gt;
B (Back-Arka): Ön yüzün arkasında kalan yüz&lt;br /&gt;
U (Up-Üst): Ön yüzün üstünde kalan yüz&lt;br /&gt;
D (Down-Alt): Üst yüzün karşısında ya da ön yüzün altında kalan yüz&lt;br /&gt;
L (Left-Sol): Ön yüzün solundaki yüz&lt;br /&gt;
R (Right-Sağ): Ön yüzün sağındaki yüz&lt;br /&gt;
Bir harfin arkasından kesme işareti geldiğinde o yüzün saat yönünün 
tersine çeyrek tur döndürüleceği anlamına gelir. Kesme işareti olmadan 
kullanılan harf ise saat yönünde çeyrek tur döndürülmesi için 
kullanılır. Bir harfin arkasından 2 kullanıldığında (genelde üst simge 
olarak yazılır) o yüzün yarım tur döndürülmesi anlamına gelir ve 
döndürme yönünün bir önemi yoktur.&lt;br /&gt;
Az kullanılan hareketlerin arasında küpün üçte ikisini ya da tamamını 
döndürmek için kullanılan gösterim yer alır. x, y, ve z harfleri, küpün 
gösterilen eksenlerinden biri etrafında tamamen döndürülmesi için 
kullanılır. X ekseni sol ve sağ yüzleri dik olarak kesen çizgidir. Y 
ekseni üst ve alt yüzlerden, Z ekseni de ön ve arka yüzlerden geçen 
çizgidir.&lt;br /&gt;
f, b, u, d, l, ve r olarak kullanılan küçük harfler sözü edilen yüzün 
ilk iki seviyesini hareket ettirmek için kullanılır. Ayrıca M, E, ve S 
içeride kalan kısmın hareketi için kullanılır. M harfi, L ve R arasında 
kalan kısmın aşağı hareketi için, E harfi U ve D arasında kalan kısmın 
sağa hareketi için ve S harfi de F ve B arasında kalan kısmın saat 
yönünde döndürülmesi için kullanılır.&lt;br /&gt;
Örnek olarak üst kısımdaki üç köşe küpçüğü diğer parçaların yerine 
değiştirmeden hareket ettirmek için kullanılan F2U’R&#39;LF2RL’U&#39;F2 
algoritması şöyle okunur:&lt;br /&gt;
Ön yüzü 180 derece çevir&lt;br /&gt;
Üst yüzü saat yönünün aksine 90 derece çevir&lt;br /&gt;
Sağ yüzü saat yönünün aksine 90 derece çevir&lt;br /&gt;
Sol yüzü saat yönünde 90 derece çevir&lt;br /&gt;
Ön yüzü 180 derece çevir&lt;br /&gt;
Sağ yüzü saat yönünde 90 derece çevir&lt;br /&gt;
Sol yüzü saat yönünün aksine 90 derece çevir&lt;br /&gt;
Üst yüzü saat yönünün aksine 90 derece çevir&lt;br /&gt;
Son olarak ön yüzü 180 derece çevir.&lt;br /&gt;
Yeni başlayanları yıldırmamak için bu gösterim sisteminin yanısıra 
algoritma açıklayıcı resimler ve çevrimiçi çözümlerde de animasyonlar 
verilmektedir. Yukarıdaki algoritmanın animasyonunu buradan 
görebilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;
Yarışmalar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Rubik Küpünü en kısa sürede kimin çözebileceğini görmek üzere birçok yarışma düzenlenmiştir.&lt;br /&gt;
İlk Dünya şampiyonası 5 Haziran 1982’de Budapeşte’de düzenlendi. 
Yarışmayı, Los Angeles, ABD’den katılan Vietnamlı öğrenci Minh Thai 
22,95 saniyelik bir süreyle kazanmıştır.&lt;br /&gt;
Birçok kişi tarafından daha kısa sürelere ulaşılmış olsa da zamanlama ve
 yarışma kurallarına uygun olarak kaydedilmediklerinden resmî olarak 
tanınmamışlardır. Yalnızca Dünya Küp Derneği (‘’World Cube Association’’
 – WCA) tarafından düzenlenen yarışmalarda kırılan rekorlar 
kaydedilmektedir.&lt;br /&gt;
2004 yılında WCA Stackmat zamanlayıcısı adı verilen özel bir alet ile birlikte yeni kurallar belirlenmiştir.&lt;br /&gt;
Toby Mao 6 Ağustos 2006 tarihinde 2006 ABD Ulusal Şampiyonası sırasında 
10,48 saniye ile rekor kırmıştır. Resmî dünya rekoru ise beş küpün 
derecelerinin ortada kalan üçünün ortalaması olan 13,22 saniyedir ve 20 
Mart 2006 tarihinde Norrköping, İsveç’te Finli Anssi Vanhala tarafından 
kırılmıştır.&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;
Alternatif yarışmalar &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Yukarıdakilere ek olarak küpü değişik durumlarda çözebilmeye yönelik 
resmî olmayan yarışmalar da bulunmaktadır. Bu yarışmalar arasında şunlar
 sayılabilir:&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Gözü kapalı çözmek &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Kübün üzerindeki renkleri karıştırmak için özel olarak ışıklandırılmış odalarda çözmek&lt;br /&gt;
Su altında nefesini tutarak çözmek&lt;br /&gt;
Tek el kullanarak çözmek</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/feeds/4292320951190779290/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/turkiyede-piyasaya-sunuldugu-adyla-sabr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/4292320951190779290'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/4292320951190779290'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/turkiyede-piyasaya-sunuldugu-adyla-sabr.html' title='Rubik (Zeka) Küpü nedir?'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960003856388014104.post-2479206441607837302</id><published>2012-05-11T11:26:00.000-07:00</published><updated>2012-05-11T11:26:56.585-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Dünyanın en pahalı 5 maddesi"/><title type='text'>Dünyanın en pahalı 5 maddesi</title><content type='html'>&lt;span id=&quot;postmessage_23290&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Tahoma;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 18px; line-height: normal;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Alman
 Bild am Sonntag gazetesi, gramı bir servete bedel olan dünyanın en 
pahalı maddelerini açıkladı… Gazetede yer alan fiyatlara göre işte 
dünyanın en pahalı 5 maddesi: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Örümcek zehri:&lt;/span&gt; Karadul 
örümceğine ait 1 gram zehir, 62 bin 500 euro’ya alıcı buluyor. Zehir, 
örümcekten sağılarak laboratuvarlara satılıyor ve ilaç üretiminde 
kullanılıyor.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Boğa spermi:&lt;/span&gt; Kanada’daki Goldwyn ve Titanic adlı süper boğaların 1 gram ağırlığındaki yoğunlaştırılmış spermi, tam 55 bin euro değerinde.&lt;br /&gt;
&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Kuyrukluyıldız tozu:&lt;/span&gt; 
“Stardust” uydusunun uzayda “Wild II” adlı kuyrukluyıldızdan topladığı 
tozun gramı 28 milyar euro’ya geliyor. ABD’li gezegenbilimci Amir 
Alexander, tozun Güneş Sistemi’nin ilk zamanlarına ait olduğunu 
açıkladı.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Beyaz trüffe mantarı: &lt;/span&gt;Bir 
İngiliz asilzade, geçen ekim ayında açık artırmaya çıkarılan 1.2 
kilogram ağırlığındaki beyaz trüffe mantarına 95 bin euro ödedi. 
Köpekler yardımıyla bulunan mantarın gramı 80 euro’ya geldi.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Yasemin çiçeği esansı: &lt;/span&gt;Fransa’nın
 Grasse kentinde yetiştirilen yasemin çiçeğinin esansı çok değerli. 
Çünkü yasemin ekili bir tarladan ancak birkaç damla saf yasemin yağı 
elde edilebiliyor. Bir kilo yasemin esansı piyasada 50 bin euro’ya alıcı
 buluyor.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/feeds/2479206441607837302/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/dunyann-en-pahal-5-maddesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/2479206441607837302'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/2479206441607837302'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/dunyann-en-pahal-5-maddesi.html' title='Dünyanın en pahalı 5 maddesi'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960003856388014104.post-2403861559214081828</id><published>2012-05-11T11:24:00.001-07:00</published><updated>2012-05-11T11:24:05.262-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Vize Almadan Gidilebilecek Ülkeler"/><title type='text'>Vize Almadan Gidilebilecek Ülkelerin Listesi</title><content type='html'>&lt;span id=&quot;postmessage_23546&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Taşıdığı
 pasaport türü (diplomatik, hizmet, hususi ve umuma mahsus) ne olursa 
olsun Türk vatandaşları şu ülkelere vize almadan gidebiliyor:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;Arnavutluk&lt;br /&gt;
Bahamalar&lt;br /&gt;
Barbados&lt;br /&gt;
Belize&lt;br /&gt;
Bolivya&lt;br /&gt;
Bosna Hersek&lt;br /&gt;
Dominika&lt;br /&gt;
Ekvador&lt;br /&gt;
El Salvador&lt;br /&gt;
Fas&lt;br /&gt;
Filipinler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
Gambiya&lt;br /&gt;
Guatemala&lt;br /&gt;
Hırvatistan&lt;br /&gt;
Honduras&lt;br /&gt;
Hong Kong&lt;br /&gt;
Jamaika&lt;br /&gt;
Japonya&lt;br /&gt;
Kazakistan&lt;br /&gt;
KKTC&lt;br /&gt;
Kolombiya&lt;br /&gt;
Güney Kore&lt;br /&gt;
Kosta Rika&lt;br /&gt;
Makedonya&lt;br /&gt;
Maldivler&lt;br /&gt;
Malezya&lt;br /&gt;
Nikaragua&lt;br /&gt;
St. Lucia&lt;br /&gt;
San Marino&lt;br /&gt;
Singapur&lt;br /&gt;
Solomon Adaları&lt;br /&gt;
Sri Lanka&lt;br /&gt;
Svaziland&lt;br /&gt;
Şili&lt;br /&gt;
Tayland&lt;br /&gt;
Trinidad Tobago&lt;br /&gt;
Tunus&lt;br /&gt;
Tuvalu&lt;br /&gt;
Uruguay&lt;br /&gt;
Vatikan&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Diplomatik (kırmızı) Pasaportunuza Vize Uygulamayan Ülkeler :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;Almanya&lt;br /&gt;
Avusturya&lt;br /&gt;
Azerbaycan&lt;br /&gt;
Çin&lt;br /&gt;
İsrail&lt;br /&gt;
Küba&lt;br /&gt;
İsviçre&lt;br /&gt;
İtalya&lt;br /&gt;
İsveç&lt;/span&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/feeds/2403861559214081828/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/vize-almadan-gidilebilecek-ulkelerin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/2403861559214081828'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/2403861559214081828'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/vize-almadan-gidilebilecek-ulkelerin.html' title='Vize Almadan Gidilebilecek Ülkelerin Listesi'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960003856388014104.post-6946339965258557263</id><published>2012-05-11T11:23:00.000-07:00</published><updated>2012-05-11T11:23:04.294-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Dünya Diktatörlerinin Akıbetleri"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Haritacılığın Tarihi"/><title type='text'>Dünya Diktatörlerinin Akıbetleri</title><content type='html'>&lt;span id=&quot;postmessage_23074&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Palatino Linotype;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 16px; line-height: normal;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Irak’ın
 ABD tarafından devrilen devlet başkanı Saddam Hüseyin sabah erken 
saatlerde asılarak idam edildi. Dünyanın öne çıkan diktatörlerin 
bazıları da idam edilerek yaşama veda etti.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

Tanınmış bazı diktatörlerin akıbetleri şöyle:&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-size: 18px; line-height: normal;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;İktidardayken ölenler &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Adolf Hitler: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
‘Führer’, Sovyet askerlerinin Berlin’e girişinden kısa süre sonra 30 Nisan 1945′te sığınağında intihar etti.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Joseph Stalin:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
30 yıldan fazla Kremlin’in ev sahibi olan Sovyetlerin bir numaralı ismi Stalin, 5 Mart 1953′te beyin kanamasından öldü.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Antonio De Oliveira Salazar:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
36 yıl Portekiz’in başında kalan Salazar, 1968′de beyin travması geçirdikten sonra 27 Temmuz 1970′te öldü.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Francisco Franco:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
İspanyol diktatör Franco, 35 gün süren kalp sorunlarının ardından 83 yaşındayken 20 Kasım 1975′te öldü.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Mao Zedong:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurucusu olan ve ülkeyi 27 yıl yöneten Mao, 9 Eylül 1976′da öldü. Mao, öldüğünde 82 yaşındaydı.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Kim İl-Sung:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
Kuzey Kore’nin ‘ebedi başkanı’ Kim il-Sung beyin travması geçirerek 
öldü. Temmuz 1994′te ölen Kim İl-Sung’un yerine oğlu Kim Jong-il geçti. &lt;span id=&quot;more-1785&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span id=&quot;postmessage_23074&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Palatino Linotype;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-size: 18px; line-height: normal;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Sürgünde ölenler&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;İdi Amin Dada:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
Uganda’nın eski diktatörü (1971-1979) 16 Ağustos 2003′te 20 yıldır 
sürgünde yaşadığı Suudi Arabistan’da, rejimi döneminde işlenen suçlardan
 yargılanamadan öldü.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Mobutu Sese Seko:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
Zaire’nin eski diktatörü sürgüne gönderildikten birkaç ay sonra 7 Eylül 
1997′de Fas’ın başkenti Rabat’taki bir hastanede kanserden öldü.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Alfredo Stroessner:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
1989′da devrilen Paraguay’ın eski diktatörü, ülkesinde yargıya hesap 
vermemek için kaçtığı Brasilia’da 16 Ağustos 2006′da öldü. Öldüğünde 93 
yaşındaydı. -&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Pol Pot:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
Kıyıcı Kızıl Kmer rejiminin (1975-1979) bir numaralı ismi Pol Pot, 
Kamboçya’nın balta girmemiş ormanlarında 16 Nisan 1998′de yaşlılıktan 
öldü.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-size: 18px; line-height: normal;&quot;&gt;İdam edilenler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Benito Mussolini:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
1922 ile 1943 arasında İtalya’yı yöneten Mussolini, Almanya’nın 
hezimetini takiben İsviçre’ye kaçarken kendisini tanıyan İtalyan 
partizanlar tarafından 28 Nisan 1945′te vurularak öldürüldü.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Nikolay Çavuşesku:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
24 yıl boyunca Romanya’yı idare eden Çavuşesku, devrildikten birkaç gün 
sonra karısı Elena ile birlikte Aralık 1989′da askerler tarafından 
kurşuna dizilerek idam edildi.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-size: 18px; line-height: normal;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Mahkum edilenler ya da haklarında dava açılanlar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Augusto Pinochet:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
Şili’nin eski diktatörü, 10 Aralıkta, kalp krizi geçirdikten 1 hafta 
sonra 91 yaşında öldü. Pinochet hakkında birçok dava açılmıştı.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Slobodan Miloşeviç:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
Lahey’de uluslararası ceza mahkemesince savaş suçu, insanlığa karşı suç 
işlemek ve soykırımla suçlanan Yugoslavya’nın eski başkanı 11 Mart 
2006′da davası sona ermeden hücresinde öldü.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Mengistu Haile Mariam:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
Etiyopya adaletinin, 1977 ile 1978′de soykırım yapmakla suçlanan eski 
diktatörü Mengistu hakkında 11 Ocak’ta karar vermesi bekleniyor. 
Mengistu, 1991′den beri Zimbabve’de sürgünde yaşıyor.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Charles Taylor:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
Liberya’nın eski devlet başkanı Sierra Leona için kurulan ceza mahkemesi
 tarafından savaş suçu ve insanlığa karşı suç işlemekle suçlanıyor. 
Taylor’ın davası Lahey’e nakledildi ve 2007′de görülmeye başlanacak.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Jorge Rafael Videla:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
Arjantin’in eski diktatörü Videla, adam kaçırma, işkence gibi suçlardan 
yargılandıktan sonra 1985′de ömür boyu hapse mahkum edildi ve 1990′da 
affa uğradı. Eylül ayında affı iptal edilen diktatör, yeniden 
yargılanabilecek.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Manuel Noriega:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
Panama’nın eski lideri Amerikalılar tarafından 1989′da yakalanmış ve 
uyuşturucu kaçakçılığından 40 yıl hapse mahkum edilmişti. Noriega, hala 
Florida’da cezasını çekiyor.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/feeds/6946339965258557263/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/dunya-diktatorlerinin-akbetleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/6946339965258557263'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/6946339965258557263'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/dunya-diktatorlerinin-akbetleri.html' title='Dünya Diktatörlerinin Akıbetleri'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960003856388014104.post-5675531558732647080</id><published>2012-05-11T11:20:00.000-07:00</published><updated>2012-05-11T11:20:04.444-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Dünyada Değişmesi Gereken 50 Gerçek"/><title type='text'>Dünyada Değişmesi Gereken 50 Gerçek</title><content type='html'>BBC Programcısı Jessica Williams, dünyanın röntgenini çekmiş. Tespitlerini&lt;br /&gt;
ise “Dünyada Değişmesi Gereken 50 Gerçek” adını verdiği bir kitapta&lt;br /&gt;
toplamış. Seyfi Öngider’in editörlüğündeki Aykırı Yayınevi’nden piyasaya&lt;br /&gt;
yeni sürülen bu kitap, oldukça ilginç.&lt;br /&gt;
“50 gerçek” olarak adlandırılan aykırılıklar, yanlışlıklar veya&lt;br /&gt;
sorumsuzluklar, ilk bakışta birbiriyle ilintili gözükmeyebilir. Ama her&lt;br /&gt;
biri, dünyanın çivisinin üzerine bir balyoz gibi iniyor.&lt;br /&gt;
“Yokoluş”a doğru hızla sürükleniyoruz. Kendi ikbalimiz için fır dönerken,&lt;br /&gt;
bir de dünyanın nasıl döndüğüne bakalım…&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;İşte, dünyayı tersine çeviren 50 gerçek:&lt;/b&gt;&lt;span id=&quot;more-1789&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
1- Bir Japon kadını ortalama 84 yıl, bir Botswanalı kadın sadece 39 yıl&lt;br /&gt;
yaşıyor.&lt;br /&gt;
2- Dünyadaki obez nüfusun üçte biri, gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor.&lt;br /&gt;
3- ABD ve İngiltere, gelişmiş ülkeler arasında en yüksek erken hamilelik&lt;br /&gt;
oranına sahip.&lt;br /&gt;
&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
4- Çin’de 44 milyon kadın kayıp.&lt;br /&gt;
5- Brezilya’daki Avon kadınlarının sayısı, asker sayısından fazla.&lt;br /&gt;
6- 2002′de idamların yüzde 81′i ABD, Çin ve İran’da gerçekleşti.&lt;br /&gt;
7- İngiliz süpermarketleri, müşterileri hakkında hükümetten daha fazla&lt;br /&gt;
bilgiye sahip.&lt;br /&gt;
8- AB’deki her inek için verilen günlük 2.50 dolarlık sübvansiyon,&lt;br /&gt;
Afrika’nın yüzde 75′inin günlük geçiminden daha fazla.&lt;br /&gt;
9- 70′in üzerindeki ülkede aynı cinsten iki kişinin ilişkisi yasak,&lt;br /&gt;
9′unda ise cezası ölüm.&lt;br /&gt;
10- Dünya nüfusunun beşte biri, günlük 1 dolarında altında gelirle&lt;br /&gt;
yaşıyor.&lt;br /&gt;
11- Rusya’da yılda 12 binin üzerinde kadın aile içi şiddet sonucunda&lt;br /&gt;
hayatını kaybediyor.&lt;br /&gt;
12- 1 yılda 13.2 milyon Amerikalı, estetik ameliyat yaptırdı.&lt;br /&gt;
13- Kara mayınları nedeniyle saatte bir insan ölüyor ve sakat kalıyor.&lt;br /&gt;
14- Hindistan’da 44 milyon çocuk işçi var.&lt;br /&gt;
15- Sanayileşmiş ülkelerde insanlar, günde 6-7 kg katkı maddesi yiyor.&lt;br /&gt;
16- Dünyanın en çok kazanan sporcusu golfçu Tiger Woods, yılda 78 milyon&lt;br /&gt;
dolar, yani saniyede 148 dolar kazanıyor.&lt;br /&gt;
17- Amerikalı 7 milyon kadın, 1 milyon erkek yeme bozukluğu çekiyor.&lt;br /&gt;
18- 15 yaşındaki İngilizlerin yarısı uyuşturucu kullanmış, dörtte biri&lt;br /&gt;
sigara içiyor.&lt;br /&gt;
19- Washington’daki lobi endüstrisinde 67 bin kişi, her seçilmiş kongre&lt;br /&gt;
üyesi için 125 kişi çalışıyor.&lt;br /&gt;
20- Motorlu araçlar dakikada 2 insanı öldürüyor.&lt;br /&gt;
21- 1977′den bu yana ABD’deki kürtaj kliniklerinde 80 bin şiddet ve&lt;br /&gt;
taciz vakası yaşandı.&lt;br /&gt;
22- Mc Donalds’ın altın kemerini tanıyanların sayısı, Hıristiyan tacını&lt;br /&gt;
tanıyanlardan fazla.&lt;br /&gt;
23- Kenya’da bir ailenin gelirinin üçte biri rüşvete gidiyor.&lt;br /&gt;
24- Dünyadaki yasadışı uyuşturucu pazarı 400 milyar dolar.&lt;br /&gt;
25- Amerikalıların üçte biri, uzaylıların geldiğine inanıyor.&lt;br /&gt;
26- 150′den fazla ülkede işkence var.&lt;br /&gt;
27- Her gün dünya nüfusunun yedide biri, yani 800 milyon insan aç&lt;br /&gt;
kalıyor.&lt;br /&gt;
28- Amerikalı siyah erkeklerin hapse girme ihtimali, yüzde 33.&lt;br /&gt;
29- Dünyanın üçte biri savaş halinde.&lt;br /&gt;
30- Petrol rezervleri 2040′da tükenebilir.&lt;br /&gt;
31- Sigara içenlerin yüzde 82′si gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor.&lt;br /&gt;
32- Dünya nüfusunun yüzde 70′i, bugüne dek hiç çevir sesi duymadı.&lt;br /&gt;
33- Silahlı çatışmaların dörtte biri, doğal kaynakları ele geçirmek için&lt;br /&gt;
yaşanıyor.&lt;br /&gt;
34- Afrika’da 30 milyon kişi AIDS.&lt;br /&gt;
35- Her yıl 10 dil ölüyor.&lt;br /&gt;
36- İntiharla ölenlerin sayısı, çatışmalarda ölenlerden fazla.&lt;br /&gt;
37- ABD’de her hafta ortalama 88 öğrenci sınıfa silah getiriyor.&lt;br /&gt;
38- Dünyada en az 300 bin düşünce suçlusu var.&lt;br /&gt;
39- Her yıl 2 milyon genç kız ve kadın sünnet ediliyor.&lt;br /&gt;
40- Silahlı çatışmalarda 300 bin çocuk asker savaşıyor.&lt;br /&gt;
41- İngiltere’de 2001 seçimlerinde 26 milyon kişi, Pop Idol’un ilk&lt;br /&gt;
sezonunda 32 milyon kişi oy kullandı.&lt;br /&gt;
42- ABD, pornografiye yılda 10 milyar dolar harcıyor.&lt;br /&gt;
43- ABD, “haydut devlet” diye ilan ettiği 7 ülkeden 33 kat daha fazla&lt;br /&gt;
askeri harcama yapıyor.&lt;br /&gt;
44- Dünyada 27 milyon köle var.&lt;br /&gt;
45- Amerikalılar çöpe saatte 2.5 milyon plastik şişe atıyor, yani her üç&lt;br /&gt;
haftada bir Ay’a ulaşmaya yetecek uzunlukta şişe birikiyor.&lt;br /&gt;
46- Sıradan bir İngiliz, günde yaklaşık 300 defa kameraya yakalanıyor.&lt;br /&gt;
47- Her yıl 120 bin kadın veya genç kız, Batı Avrupa’ya satılıyor.&lt;br /&gt;
48- Yeni Zelanda’dan İngiltere’ye uçakla getirilen bir tane kivi,&lt;br /&gt;
atmosfere kendi ağırlığının 5 katı sera gazı salıyor.&lt;br /&gt;
49- ABD’nin, BM’ye 1 milyar dolardan fazla borcu var.&lt;br /&gt;
50- Yoksul aile çocuklarının psikolojik sorun yaşama ihtimali, zengin&lt;br /&gt;
aile çocuklarına göre 3 kat daha fazla.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/feeds/5675531558732647080/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/dunyada-degismesi-gereken-50-gercek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/5675531558732647080'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/5675531558732647080'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/dunyada-degismesi-gereken-50-gercek.html' title='Dünyada Değişmesi Gereken 50 Gerçek'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960003856388014104.post-5159881352910081324</id><published>2012-05-11T11:04:00.000-07:00</published><updated>2012-05-11T11:04:33.238-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="charles macfarlane"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kahvehane"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kültür"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kıraathane Kültürü ve Türkler"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="salah birsel"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="şeyh şazeli"/><title type='text'>Kahvehane – Kıraathane Kültürü ve Türkler</title><content type='html'>&lt;span id=&quot;postmessage_20181&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Trebuchet Ms;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: #006600;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 20px; line-height: normal;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Türkler kahvehanesiz yaşayamaz… &lt;/span&gt; &lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Kahvehanelerine mektebi irfan, 
kıraathane ya da halk üniversitesi gibi isimler veren başka bir millet 
de bulamazsınız yeryüzünde. &lt;/span&gt; Hayat Fakültesi’ nin hazırlık sınıf diyenler de vardır. Kadınlardan kurtulmak isteyen erkekler için sığınma evleri diyen de…&lt;br /&gt;

Ünlü hikâyecimiz Sait Faik “Dekansız, doçentsiz, bütçesiz, fakültesiz
 ve yüzde yüz bağımsız üniversiteler olan kahveler, insanların nabzının 
ne yolda olduğunu, hızlı mı atıyor, yoksa atışta hoplamalar mı var, 
şipşak ortaya koyarlar.” diye anlatır kahvehaneleri.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Kahvehaneler bir çeşit psikolojik 
tedavi merkezleridir aynı zamanda. Kimisi kimi maç seyretmek için, kimi 
tavla, okey, 51, batak, king… oynamak için tutar kahvenin yolunu. 
Kiminin maksadı ise bedava gazete okumaktır. Orada hükümetler kurulur, 
hükümetler devrilir, bakanlar değiştirilir… Takımlara taktik verilir… &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Ne olursa olsun, kültürümüzde çok 
önemli bir yeri vardır bazen kısaca kahve, bazen o ‘h’ yi de yutup kâve 
de dediğimiz bu mekânların.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

Tabii, bizim kahveleri şimdiki “cafe”lerle de karıştırmamak lâzım, 
onların adı da kahveden geliyor ama onlar bambaşka bir kültürün 
uzantıları olan bambaşka yerler. Açıkçası da “Cafe” bizi bozar. &lt;span id=&quot;more-1791&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span id=&quot;postmessage_20181&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Trebuchet Ms;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-size: 18px; line-height: normal;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: #666600;&quot;&gt;KAHVECİLERİN PİRİ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

Nasıl bizim tıbbın Hipokratı varsa, kahvecilerin de vardır ve adı da &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Şeyh Şazeli’dir&lt;/span&gt;.
 Salâh Birsel “Kahveler Kitabı”nda tarihçi Ahmet Efendi’ ye dayanarak 
kahveyi Şeyh Şazeli isimli bir dervişin bulduğunu anlatır. Tekkesinden 
kovulan ve sürgüne gönderilen bu derviş Arabistan’da Moka yöresinde 
açlıktan bitkin bir halde dolaşırken, o bölgeyi kaplayan bir ağacın 
meyvelerini kaynatıp içmeyi dener. Üç gün yalnız bu suyla yaşar. Bu 
sırada arkadaşlarından ikisi, onun haline üzülerek kendisini bulmak ve 
ona yardım etmek için sürgün yerine gelirler, ancak bunların her ikisi 
de uyuza yakalanmışlardır. Dervişin yaşamasını borçlu olduğu içeceği 
merak edip tadarlar. Kokusunu çok beğenirler. Orada kaldıkları sekiz gün
 boyunca hep ondan içerler, sekizinci gün sonunda hastalıklarından 
kurtulunca da iyileşmelerini bu içeceğe yorarlar. O zaman haber Moka’da 
hızla yayılır. Herkes kahve adıyla anılan bu meyveleri toplamaya, suyunu
 kaynatıp içmeye başlar. Böylece de kahve Arabistan’da yaygın olarak 
kullanılan bir içecek olur.&lt;br /&gt;

Bu hikâyeye göre kahveci esnafı, kahveyi bulan Şeyh Şazeli’ yi “pir” 
kabul ederler. Osmanlıların son dönemlerine kadar İstanbul’daki 
kurukahveci dükkanlarında “Ya Hazreti Şeyh Şazeli” yazan levhalarının 
nedeni de işte budur.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-size: 18px; line-height: normal;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: #336666;&quot;&gt;OSMANLININ KAHVEYLE TANIŞMASI&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Tarihçi Solakzade, kahvenin Yavuz 
Sultan Selim’in Mısır seferinden sonraki yıllarda Müslüman tüccarlar 
tarafından 1519′da İstanbul’a getirilmiş, ancak fazla rağbet görmemiş 
olduğunu anlatır. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

Kahve, asıl &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Yemen Valisi Özdemir Paşa sayesinde &lt;/span&gt; ünlenir. Paşa, Yemen’de içip lezzetini çok beğendiği kahveyi &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Kanuni Sultan Süleyman’a da ikram eder&lt;/span&gt;.
 Padişah da saraydakiler de pek hoşlanırlar bu ilk defa tattıkları 
içecekten. Böylece saraya giren ve çok beğenilen kahve kısa zamanda 
saraydan halka da yayılır. Kahire’den gemilerle çuval çuval kahve 
İstanbul’a getirilmeye başlanır.&lt;br /&gt;

Tabii saraya kahvenin girmesiyle derhal bir kahvecibaşı makamının kurulduğunu söylemeye bile gerek yok. Üstelik &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;kahvecibaşılık,
 öyle herkese nasip olan bir makam da değildir. Bunlar sadık ve sır 
tutmayı bilen kişiler arasından özenle seçilir.&lt;/span&gt; Kahvecibaşılıktan sadrazamlığa yükselenler dahi olurmuş diyelim de makamın değeri iyice anlaşılsın.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;İstanbul’da ilk kahvehaneler de 1555
 yılında biri Halep’ten diğeri Şam’dan gelen Hakim ve Şems isimli 
kişiler tarafından Tahtakale’ de açılıyor&lt;/span&gt; ki, Tahtakale o devirde
 İstanbul’da ticaretin merkezi, can damarıdır. Bugünkü Tahtakale de 
ticaret merkezi ama, eski çapında değil elbette; sahte Viagra, kaçak 
telefon, ucuz Çin malı oyuncaklar… merkezi.&lt;br /&gt;

Kim bilir bu kahvelerin olduğu binaları kimler kaç kere yıkıp kaç kere yeniden yapmışlardır. &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Keşke
 bu hem bizim hem de dünyanın ilk kahvehanelerini koruyabilmiş olsaydık,
 bu yerler ne çok turist çekerdi düşünebiliyor musunuz?&lt;/span&gt; Birazcık tarihimize, kültürümüze sahip çıkma bilincinde olsak, ah.&lt;br /&gt;

Tahtakale’dekilerin peşi sıra da şehrin birçok yerinde ardı ardına 
pek çok kahve açılır. İnsanlar akın akın buralara gelmeye başlarlar. Ne 
var ki, halkın kahveye ve kahvehaneler gösterdiği bu aşırı ilgi 
imamları, hocaları çok rahatsız eder, hatta zamanın Şeyhülislamı 
Ebussuut Efendi &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;“Kömürleşme derecesinde kavrulan her şeyin yasak”&lt;/span&gt;
 olduğu şeklinde bir fetva bile verir. Çünkü, bir mahalleye “bir ekmekçi
 fırınına mukabil, on kahvehane” isabet etmesinden de anlaşılacağı gibi 
durum o kadar vahimdir ki, iş İstanbul’a kahve getiren gemilerin dipleri
 delinerek batırılmasına kadar bile gider. Ama, tabii yasaklarla bir 
yere varılmıyor. Tüm bunlara karşılık kahvelerin sayısı her geçen gün 
artar da artar.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Önce şairlerin, yazarların ve 
zamanın entelektüellerinin buluştukları, memleket meselelerini 
konuştukları tartıştıkları yerler olan kahveler, dönem dönem yasaklansa 
da giderek sosyal hayatın ayrılmaz pir parçası olarak toplumdaki 
yerlerini alırlar. Mahalle kahveleri, esnaf kahveleri, yeniçeri 
kahveleri, tulumbacı kahveleri, aşık kahveleri, semavi kahveleri, meddah
 kahveleri, esrarkeş kahveleri… gibi türlü türlü kahveler açılır. Hatta 
bir zamanlar seyyar kahveler bile varmış. &lt;/span&gt; ü&lt;br /&gt;

Tarih boyunca bizde bir kıraathane-kahvehane kültürü gelişir. 
Oralarda sadece kahve içilmeyip sohbetler edilir, dertleşilir, 
tartışılır, şiirler söylenir, çalgı çalınır, kitap okunur, tavla, kağıt,
 domino oynanır, nargile içilir.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-size: 18px; line-height: normal;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: #006600;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;BUGÜNÜN KAHVELERİ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

Günümüzde, her mahallede hatta neredeyse her sokakta bir mahalle 
kahvesi vardır. Bir gazete haberine göre ülkemizdeki kahve sayısı 
400.000′in üzerinde iken kütüphane sayısı ancak 1.500 kadarmış.&lt;br /&gt;

Bizim Çehov’ umuz Sait Faik şöyle anlatır zamanının kahvehanelerini:&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;“Severim kıraathaneleri. Bir ihtiyar
 gözlüğünü takmıştır. Ötekisi elinden bir türlü gazeteyi bırakmayana 
içerlemektedir. İki yaşlı-başlı adam, çocuklar gibi olmuş, domino 
oynamaktadır. Üç kişi hiç aklınıza bile gelmeyen bir siyasal 
düşüncededir. Bir küçücük, sizin dikkatinizi bile çekmeyen bir haberden 
neler de neler çıkarılır Yarabbi ! Sonra birdenbire hiç ummadığınız 
birinin karaborsayı nasıl ortadan kaldıracağını anlatışına dalarsınız. 
Düşünceleri önce size gülünç gelir. Sonra: Hani hiç de yanlış değil, 
dersiniz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

Soğuk, temiz, beyaz mermerli, ince belli çay bardaklı, mavi, sarı, 
turuncu fincanlı, köylü zayıf garsonlu, sarı yüzlü ocakçılı İstanbul 
Kıraathaneleri ! İstanbul’u, İstanbul halkını, derdini, beğenisini, 
bilgisini, becerikliliğini sinemalardan, yılışık, ciddi tiyatrolardan, 
dahası, evlerden daha çok siz temsil ediyorsunuz. Siz birer tembel 
yatağı değil, birer bağımsız üniversitesiniz. Üniversiteden daha 
bağımsızsınız.” &lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;color: #336666;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 18px; line-height: normal;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;AVRUPA KAHVEYİ DE KAHVEHANEYİ DE BİZDEN ÖĞRENDİ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

Avrupa’ nın kahveyle tanışması Osmanlı ve Venedikli tüccarlar 
aracılığıyla olmuştur. 1615 yılında İtalya’ ya götürülen kahve, uzun 
süre seyyar satıcılar tarafından limonata gibi sokaklarda satılmış, ilk 
kahvehane ancak 30 yıl sonra 1645′de de Venedik’te açılmıştır. Yani 
bugünkü Starbucks’ların… Gloria Jeans’lerin belki de ataları 
diyebileceğimiz ilk kahvehane.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Kahveyi Fransızlar da Avusturyalılar da İngilizler de sayemizde tanımışlardır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

Kahve, 1669′da XIV. Louis devrinde elçimiz Süleyman Ağa tarafından 
“sihirli içecek” adıyla Paris sosyetesine tanıtılır ve çok beğenilir, 
rağbet görür. Beğenilmez mi, Fransızlar ağızlarının tadını bilen 
insanlardır. 1686′da da Café de Procope ismiyle Paris’in ilk gerçek 
kahvehanesi açılır ve hatta o zamanın Rousseau, Diderot ve Voltaire gibi
 pek çok ünlü kişileri bu mekânda kahvenin tutkunu olurlar.&lt;br /&gt;

Avusturyalıların kahveyle tanışması ise 1683 yılında IV. Mehmet 
zamanında başlatılan ve bozgunla biten II. Viyana Kuşatması sonrasında 
olmuştur. Osmanlı ordusu geriye çekilirken arkasında deve, sığır, katır,
 koyun ile çuvallar dolusu buğday, pirinç, bal gibi yiyecek maddeleri ve
 500 çuval da siyah, hoş kokulu taneli ne olduğu bilinmeyen bir şey de 
bırakmıştır. Ne deveyi, ne kahveyi tanıyan Viyanalılar, önceleri bu 
taneleri deve yemi sanırlar. Hatta bir kısım çuvalları yakıp bir kısmını
 Tuna nehrine bile atarlar. Ama, uzun seneler Türklerin arasında 
yaşadığı için kahvenin ne olduğunu bilen ordunun tercümanı Georgi 
Kolschitzky, savaşta gösterdiği başarıların karşılığı olarak bu 
çuvalların kendisine verilmesini ister. Bu uyanık Polonya’lı, önce ev ev
 dolaşarak, sonra çadır kurup halka bedava kahve ikram ederek Viyana’ 
lıların bu içeceği tanımalarını sağlar. Bu da, günümüzde de 
Nescafe’cilerin uyguladıkları yöntemin her halde ilk şeklidir.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Kahvenin sevilip aranılır olmasıyla Viyana’da ilk kahvehaneler ardı ardına açılmaya başlar. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

İngilizler de kahveyi Oxford’ da 1637′de bir Türk sayesinde tanırlar.
 Kahve özellikle öğretim üyeleri ve öğrenciler tarafından çok benimsenir
 ve hatta Oxford Kahve Kulubü bile kurulur, şehirde de 1650′ de Angel 
ismindeki ilk kahvehane açılır.&lt;br /&gt;

Bir İngiliz gezgin olan Charles MacFarlane’ in bundan kaç yüzyıl önce söylediği söz aynen geçerli: &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Türkler kahvesiz yaşayamaz!…&lt;/span&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/feeds/5159881352910081324/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/kahvehane-kraathane-kulturu-ve-turkler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/5159881352910081324'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/5159881352910081324'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/kahvehane-kraathane-kulturu-ve-turkler.html' title='Kahvehane – Kıraathane Kültürü ve Türkler'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960003856388014104.post-8350056343620447580</id><published>2012-05-11T10:58:00.002-07:00</published><updated>2012-05-11T10:58:14.452-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Hukuk"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="insan hakları"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi"/><title type='text'>İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi</title><content type='html'>&lt;strong&gt;İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;

10 Aralık 1948&lt;br /&gt;
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 10 Aralık 1948 tarih ve 217 A (III) sayılı kararı ile benimsenmiş ve ilan edilmiştir.&lt;br /&gt;
Resmi Gazete: 27 Mayıs 1949-7217&lt;br /&gt;

&lt;img alt=&quot;http://www.jandarma.gov.tr/jihidem/images/PST.jpg&quot; class=&quot;alignright&quot; height=&quot;286&quot; src=&quot;http://www.jandarma.gov.tr/jihidem/images/PST.jpg&quot; width=&quot;207&quot; /&gt;&lt;br /&gt;
&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
BAŞLANGIÇ&lt;br /&gt;
İnsanlık ailesinin tüm üyelerinin niteliğinde bulunan onurunu ve eşit ve
 ayrılmaz haklarını tanımanın dünyada özgürlük, adalet ve barışın temeli
 olduğunu,&lt;br /&gt;

İnsanın zorbalık ve baskıya karşı son bir yol olarak ayaklanmaya 
başvurmak zorunda bırakılmaması için İnsan haklarının hukuk düzeniyle 
korunması gerektiğini,&lt;br /&gt;

Uluslar arasında dostça ilişkileri geliştirmeyi özendirmenin temeli olduğunu,&lt;br /&gt;

Birleşmiş Milletler halklarının Birleşmiş Milletler Antlaşmasında 
te-mel insan haklarına, insan kişiliğinin onur ve değerine, erkeklerle 
kadınların hak eşitliğine olan inancını yeniden belirttiğini ve daha 
geniş bir özgürlük içinde toplumsal gelişme ve daha iyi bir yaşam düzeyi
 sağlamaya karar vermiş olduğunu,&lt;br /&gt;

Üye Devletlerin Birleşmiş Milletlerle işbirliği içinde, insan 
haklarının ve temel özgürlüklerin evrensel olarak saygı görüp 
gözetilmesini sağlamayı yükümlendiklerini,&lt;br /&gt;

Bu hak ve özgürlükler konusunda ortak bir anlayış oluşturmanın bu 
yükümlülüğün tam olarak gerçekleşmesi için büyük önem taşıdığını 
gözönüne alarak,&lt;br /&gt;

Genel Kurul,&lt;br /&gt;

Toplumun her bireyi ve her organının bu Bildirgeyi sürekli olarak 
gözönünde bulundurarak eğitim ve öğretim yoluyla bu hak ve özgürlüklere 
saygıyı geliştirmeye ve ulusal ve uluslararası geliştirici önlemlerle 
gerek üye Devlet halkları, gerekse bu Devletlerin yargı yetkisi içindeki
 ülkele-rin halkları arasında bu hak ve özgürlüklerin evrensel ve etkin 
biçimde tanınıp gözetilmesini sağlayamaya çaba göstermeleri amacıyla tüm
 halklar ve uluslar için bir ortak başarı ölçüsü olarak bu İnsan Hakları
 Evrensel Bildirgesini ilan eder.&lt;span id=&quot;more-1796&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

Madde 1&lt;br /&gt;
Tüm insanlar özgür; onur ve haklar bakımından eşit doğar. Akıl ve 
vicdanla donatılmış olup birbirlerine karşı bir kardeşlik anlayışıyla 
davranır.&lt;br /&gt;

Madde 2&lt;br /&gt;
Herkes; ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka bir görüş, 
ulusal ve toplumsal köken, doğuş ya da benzeri başka bir statü gibi 
herhangi bir ayrım gözetilmeksizin bu Bildirgede ileri sürülen tüm hak 
ve özgürlüklere sahiptir.&lt;br /&gt;

Ayrıca ister bağımsız olsun, ister vesayet altında ya da kendi 
kendini yönetmeyen bir ülke olsun, ister başka bir egemenlik sınırlaması
 altında bulunsun, bir kimsenin uyruğunda bulunduğu ülke ya da alanın 
siyasal, hukuksal ya da uluslararası statüsüne dayanarak hiçbir ayrım 
gözetilemez.&lt;br /&gt;

Madde 3&lt;br /&gt;
Herkesin yaşama ve kişi özgürlüğü ve güvenliğine hakkı vardır.&lt;br /&gt;

Madde 4&lt;br /&gt;
Kimse, kölelik ya da kulluk altında tutulamaz; kölelik ve köle ticareti her türüyle yasaktır.&lt;br /&gt;

Madde 5&lt;br /&gt;
Hiç kimseye işkence ya da zalimce, insanlık dışı ya da onur kırıcı davranış ve ceza uygulanamaz.&lt;br /&gt;

Madde 6&lt;br /&gt;
Herkesin, nerede olursa olsun yasa önünde bir kişi olarak tanınma hakkı vardır.&lt;br /&gt;

Madde 7&lt;br /&gt;
Herkes yasa önünde eşittir ve ayrım gözetilmeksizin yasa tarafından eşit
 korunma hakkı vardır. Herkes, bu Bildirgeye aykırı herhangi bir 
ayrımcılığa ve ayrım kışkırtıcılığına karşı eşit korunma hakkına 
sahiptir.&lt;br /&gt;

Madde 8&lt;br /&gt;
Herkesin anayasa ya da yasayla tanınmış temel haklarını çiğneyen 
eylemlere karşı yetkili ulusal mahkemeler eliyle etkin bir yargı yoluna 
başvurma hakkı vardır.&lt;br /&gt;

Madde 9&lt;br /&gt;
Hiç kimse keyfi olarak yakalanamaz, tutuklanamaz ve sürgün edilemez.&lt;br /&gt;

Madde 10&lt;br /&gt;
Herkesin, hak ve yükümlülükleri belirlenirken ve kendisine herhangi bir 
suç yüklenirken tam bir eşitlikle bağımsız ve yansız bir mahkeme 
tarafından hakça ve açık bir yargılanmaya hakkı vardır.&lt;br /&gt;

Madde 11&lt;br /&gt;
1. Kendisine bir suç yüklenen herkesin, savunması için gerekli olan tüm 
güvencelerin tanındığı bir açık yargılanmayla yasaya göre suçluluğu 
kanıtlanana değin suçsuz sayılma hakkı vardır.&lt;br /&gt;
2. Hiç kimse işlendiği sırada ulusal ya da uluslararası hukuka göre bir 
suç oluşturmayan herhangi bir eylem ya da kusurdan dolayı suçlu 
sayılamaz. Kimseye suçun işlendiği sırada uygulanabilecek olan cezadan 
daha ağır bir ceza verilemez.&lt;br /&gt;

Madde 12&lt;br /&gt;
Kimsenin özel yaşamı, ailesi, konutu ya da haberleşmesine keyfi olarak 
karışılamaz, şeref ve adına saldırılamaz. Herkesin, bu tür karışma ve 
saldırılara karşı yasa tarafından korunma hakkı vardır.&lt;br /&gt;

Madde 13&lt;br /&gt;
1. Herkesin bir Devletin sınırları içinde yer değiştirme ve oturma özgürlüğüne hakkı vardır.&lt;br /&gt;
2. Herkes, kendi ülkesi de dahil, herhangi bir ülkeden ayrılma ve ülkesine dönme hakkına sahiptir.&lt;br /&gt;

Madde 14&lt;br /&gt;
1. Herkesin, zulüm altında başka ülkelere sığınma ve sığınma olanaklarından yararlanma hakkı vardır.&lt;br /&gt;
2. Gerçekten siyasal nitelik taşımayan suçlardan ya da Birleşmiş 
Milletlerin amaç ve ilkelerine aykırı eylemlerden doğan kovuşturma 
durumunda bu haktan yararlanılamaz.&lt;br /&gt;

Madde 15&lt;br /&gt;
1. Herkesin bir uyrukluğa hakkı vardır.&lt;br /&gt;
2. Kimse keyfi olarak uyrukluğundan yoksun bırakılamaz. Kimsenin uyrukluğunu değiştirme hakkı yadsınamaz.&lt;br /&gt;

Madde 16&lt;br /&gt;
1. Evlenme çağındaki erkeklerle kadınların, ırk, uyrukluk ya da din 
bakımından sınırlamalar yapılmaksızın evlenmeye ve bir aile kurmaya 
hakkı vardır. Evlenirken, evlilik sırasında ve evliliğin bozulmasına 
ilişkin hakları eşittir.&lt;br /&gt;
2. Evlenme bağıtı, ancak istekli eşlerin özgür ve tam oluruyla yapılır.&lt;br /&gt;
3. Aile, toplumun doğal ve temel birimidir ve toplum ve Devlet tarafından korunur.&lt;br /&gt;

Madde 17&lt;br /&gt;
1. Herkesin, tek başına ya da başkalarıyla birlikte, mülkiyet vardır.&lt;br /&gt;
2. Kimse keyfi olarak mülkiyetinden yoksun bırakılamaz.&lt;br /&gt;

Madde 18&lt;br /&gt;
Herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğü vardır. Bu hak, din inancını 
değiştirme özgürlüğünü ve din ya da inancını, tek başına ya da topluca 
ve açık ya da özel olarak öğretme, uygulama, tören ve ibadet yoluyla 
açıklama özgürlüğünü içerir.&lt;br /&gt;

Madde 19&lt;br /&gt;
Herkesin görüş ve anlatım özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak, karışmasız 
görüş edinme ve herhangi bir yoldan ve hangi ülkede olursa olsun bilgi 
ve düşünceleri arama, alma ve yayma özgürlüğünü içerir.&lt;br /&gt;

Madde 20&lt;br /&gt;
1. Herkes, barışçı bir şekilde toplanma ve dernek kurma hakkına sahiptir.&lt;br /&gt;
2. Hiç kimse, bir derneğe girmeye zorlanamaz.&lt;br /&gt;

Madde 21&lt;br /&gt;
1. Herkes, doğrudan ya da özgürce seçilmiş temsilciler aracılığıyla ülkenin yönetimine katılma hakkına sahiptir.&lt;br /&gt;
2. Herkesin, ülkesinin kamu hizmetlerinden eşit olarak yararlanma hakkı vardır.&lt;br /&gt;
3. Halkın iradesi, yönetim otoritesinin temelidir. Bu irade, genel ve 
eşit, gizli ve özgür oya dayalı dönemsel ve gerçek seçimlerle 
belirtilir.&lt;br /&gt;

Madde 22&lt;br /&gt;
Herkesin bir toplum üyesi olarak, toplumsal güvenliğe hakkı vardır. 
Ulusal çaba ve uluslararası işbirliği yoluyla ve her Devletin örgüt ve 
kaynaklarına göre herkes onur ve kişiliğinin özgür gelişmesinin ayrılmaz
 bir üyesi olarak ekonomik, toplumsal ve kültürel haklarının 
gerçekleşmesi hakkına sahiptir.&lt;br /&gt;

Madde 23&lt;br /&gt;
1. Herkesin çalışma, işini özgürce seçme, adil ve elverişli koşullarda çalışma ve işsizliğe karşı korunma hakkı vardır.&lt;br /&gt;
2. Herkesin herhangi bir ayrım gözetilmeksizin eşit iş için eşit ücrete hakkı vardır.&lt;br /&gt;
3. Herkesin kendisi ve ailesi için insan onuruna yaraşır ve gereğinde 
başka toplumsal koruma yoluyla desteklenmiş bir yaşam sağlayacak adil ve
 elverişli bir ücrete hakkı vardır.&lt;br /&gt;
4. Herkesin çıkarını korumak için sendika kurma ya da sendikaya üye olma hakkı vardır.&lt;br /&gt;

Madde 24&lt;br /&gt;
Herkesin, iş saatlerinin makul ölçüde sınırlandırılması ve ücretli dö-nemsel tatiller dahil, dinlenme ve boş zaman hakkı vardır.&lt;br /&gt;

Madde 25&lt;br /&gt;
1. Herkesin, kendisi ve ailesinin sağlık ve refahı için beslenme, giyim,
 konut ve tıbbi bakım hakkı vardır. Herkes; işsizlik, hastalık, 
sakatlık, dulluk, yaşlılık ve kendi denetiminin dışındaki koşullardan 
doğan geçim sıkıntısı durumunda güvenlik hakkına sahiptir.&lt;br /&gt;
2. Analar ve çocukların özel bakım ve yardım hakları vardır. Tüm 
çocuklar, evlilik içi ya da dışı doğmuş olmalarına bakılmaksızın, aynı 
toplumsal korumadan yararlanır.&lt;br /&gt;

Madde 26&lt;br /&gt;
1. Herkes, eğitim hakkına sahiptir. Eğitim, en azından ilk ve temel 
eğitim aşamasında parasızdır. İlköğretim zorunludur. Teknik ve mesleksel
 eğitim herkese açıktır. Yüksek öğrenim yeteneğe göre herkese eşit 
olarak sağlanır.&lt;br /&gt;
2. Eğitim, insan kişiliğini tam geliştirmeye ve insan haklarına ve temel
 özgürlüklere saygıyı güçlendirmeye yöneliktir. Eğitim, tüm uluslar, 
ırklar ve dinsel gruplar arasında anlayış, hoşgörü ve dostluğu özendirir
 ve Birleşmiş Milletlerin, barışın korunması yolundaki etkinliklerini 
daha da geliştirir.&lt;br /&gt;
3. Ana babalar, çocuklarına verilecek eğitimi seçmede öncelikle hak sahibidir.&lt;br /&gt;

Madde 27&lt;br /&gt;
1. Herkes, toplumun kültürel yaşamına özgürce katılma ve sanattan 
yararlanma ve bilimsel gelişmeye katılarak, yararlarını paylaşma hakkına
 sahiptir.&lt;br /&gt;
2. Herkes, yaratıcısı olduğu bilim, yazın ve sanat ürünlerinden doğan manevi ve maddi çıkarlarının korunması hakkına sahiptir.&lt;br /&gt;

Madde 28&lt;br /&gt;
Herkes, bu Bildirgede öngörülen hak ve özgürlüklerin tam olarak 
gerçekleşeceği bir toplumsal ve uluslararası düzen hakkına sahiptir.&lt;br /&gt;

Madde 29&lt;br /&gt;
1. Herkesin, kişiliğinin özgürce ve tam gelişmesine olanak veren topluma karşı ödevleri vardır.&lt;br /&gt;
2. Herkes, hak ve özgürlüklerini kullanırken, ancak başkalarının hak ve 
özgürlüklerinin tanınması ve bunlara saygı gösterilmesinin sağlanması ve
 demokratik bir toplumda genel ahlak ve kamu düzeniyle genel refah 
gereklerinin karşılanması amacıyla yasayla belirlenmiş sınırlamalara 
bağlı olabilir.&lt;br /&gt;
3. Bu hak ve özgürlükler, hiçbir koşulda Birleşmiş Milletler�in amaç ve ilkelerine aykırı olarak kullanılamaz.&lt;br /&gt;

Madde 30&lt;br /&gt;
Bu Bildirgenin hiçbir hükmü, herhangi bir Devlet, grup ya da burada 
ileri sürülen hak ve özgürlüklerden herhangi birinin yokedilmesini 
amaçlayan herhangi bir etkinlikte ve eylemde bulunma hakkını verir 
biçimde yorumlanamaz.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/feeds/8350056343620447580/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/insan-haklar-evrensel-beyannamesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/8350056343620447580'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/8350056343620447580'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/insan-haklar-evrensel-beyannamesi.html' title='İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960003856388014104.post-6471243849292267326</id><published>2012-05-11T10:56:00.002-07:00</published><updated>2012-05-11T10:56:53.427-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="mimar sinan"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Selimiye Camiinin ismi nerden gelmektedir"/><title type='text'>Selimiye Camiinin İsmi Nerden Gelmektedir?</title><content type='html'>&lt;span id=&quot;postmessage_20691&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: normal;&quot;&gt;Kanunî
 Süleyman’ın oğlu Selim II tarafından Edirne’de ünlü mimar Sinan’a 
yaptırılan Selimiye Camii, selâtin camilerinin en ünlülerinden biridir. 
Yapımı 1569′dan 1675′e kadar 6 yıl sürmüş ve yaptıran padişahın adıyla 
anılması için de Selimiye adı verilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

&lt;span id=&quot;postmessage_20691&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;Image&quot; border=&quot;0&quot; class=&quot;alignleft&quot; src=&quot;http://www.thais.it/architettura/islamica/lo_res/00231.jpg&quot; title=&quot;Image&quot; /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Mimar
 Sinan bu camiyi yaparken o zamana kadar hiç bir mimarın başa­ramadığı 
bir işi başarmış, önceki bü­yük cami ve kiliselerde görülmemiş bir 
ustalıkla bütün camiyi tek bir kubbeyle örtebilmiştir. Bu yüzden Mimar 
Sinan’ın şöyle dediği söylenir: «Şehzade Camii’ni çıraklığımda, 
Süleymaniye Camii’ni kalfalığımda, Selimiye’yi ustalığımda yaptım».&lt;br /&gt;
&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;

&lt;span id=&quot;postmessage_20691&quot;&gt;&lt;/span&gt;Gerçekten de o zamana kadar bu 
gibi eserlerde ana kubbe kademeli olarak yarım kubbelerin üstünde 
yükselirdi. Sinan, bu camide ana kubbeyi 8 filayağına dayanan sekiz 
köşeli bir kasnak üzerine oturtmuştur. Kasnak filayaklarına, filayakları
 da dış desteklere kemerlerle bağlanmıştır. Kubbenin yüksekliği 15,86 
m’dir (Ayasofya’nın kubbesinden l m daha yüksek). Caminin içi İznik 
çinileriyle süslenmiştir.&lt;span id=&quot;postmessage_20691&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;Image&quot; border=&quot;0&quot; class=&quot;alignright&quot; src=&quot;http://dosyalar.hurriyet.com.tr/ramazan2004/images/selimiye_cami.jpg&quot; title=&quot;Image&quot; /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

&lt;strong&gt;ÜÇ ŞEREFE ÜÇ MERDİVEN&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;

Caminin dört köşesinde yer alan dört minarenin dördü de üç 
şerefelidir. Giriş kapısının iki yanındaki minarelerin üç şerefesine üç 
ayrı merdivenle çıkılır. Öteki minareler birer merdivenlidir; her 
birinin yük­sekliği 70,889 m’dir. Minarelerin kubbeye yakınlığı camiye 
ayrı bir estetik güzellik vermektedir.&lt;br /&gt;
Selimiye bir külliye olarak yapılmıştır. Taş duvarlarla sınırlı geniş 
avlunun içinde dârülsıbyan (çocuk okulu), dârülkurra (Kur’an kursu) ve 
medrese vardı. Ortasında oymalarla süslü bir şadırvan bulunan revaklarla
 çevrili Selimiye Medresesi şimdi müze haline getirilmiştir. Caminin 
cümle kapısı mermer sarkıtlarla süs­lenmiştir. Avlunun dış kapısında 
bile ince bir işçilik göze çarpar.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/feeds/6471243849292267326/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/selimiye-camiinin-ismi-nerden.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/6471243849292267326'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/6471243849292267326'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/selimiye-camiinin-ismi-nerden.html' title='Selimiye Camiinin İsmi Nerden Gelmektedir?'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960003856388014104.post-8554484410199242635</id><published>2012-05-11T10:47:00.003-07:00</published><updated>2012-05-11T10:47:59.166-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ilk resimler"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="resim"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Tarih"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="tarihte ilk resimler"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Tarihteki ilk fotoğraflar"/><title type='text'>Tarihteki İlk Fotoğraflar</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;
&lt;span id=&quot;postmessage_20184&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;Image&quot; border=&quot;0&quot; class=&quot;aligncenter&quot; src=&quot;http://img103.imageshack.us/img103/5003/14jp11yp.jpg&quot; title=&quot;Image&quot; /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;img alt=&quot;Image&quot; border=&quot;0&quot; src=&quot;http://img214.imageshack.us/img214/3429/26cm2zs.jpg&quot; title=&quot;Image&quot; /&gt;&lt;br /&gt;

&lt;img alt=&quot;Image&quot; border=&quot;0&quot; src=&quot;http://img99.imageshack.us/img99/2351/33it1xw.jpg&quot; title=&quot;Image&quot; /&gt;&lt;br /&gt;
&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;

&lt;img alt=&quot;Image&quot; border=&quot;0&quot; src=&quot;http://img99.imageshack.us/img99/1827/40cb3jp.jpg&quot; title=&quot;Image&quot; /&gt;&lt;br /&gt;

&lt;img alt=&quot;Image&quot; border=&quot;0&quot; src=&quot;http://img214.imageshack.us/img214/5769/57jl4hz.jpg&quot; title=&quot;Image&quot; /&gt;&lt;br /&gt;

&lt;img alt=&quot;Image&quot; border=&quot;0&quot; src=&quot;http://img214.imageshack.us/img214/781/66jo1yl.jpg&quot; title=&quot;Image&quot; /&gt;&lt;br /&gt;

&lt;img alt=&quot;Image&quot; border=&quot;0&quot; src=&quot;http://img99.imageshack.us/img99/5685/79yn9mm.jpg&quot; title=&quot;Image&quot; /&gt;&lt;br /&gt;

&lt;img alt=&quot;Image&quot; border=&quot;0&quot; src=&quot;http://img214.imageshack.us/img214/1206/81eu3vo.jpg&quot; title=&quot;Image&quot; /&gt;&lt;br /&gt;

&lt;img alt=&quot;Image&quot; border=&quot;0&quot; src=&quot;http://img99.imageshack.us/img99/9291/98xt1si.jpg&quot; title=&quot;Image&quot; /&gt;&lt;br /&gt;

&lt;img alt=&quot;Image&quot; border=&quot;0&quot; src=&quot;http://img99.imageshack.us/img99/4640/105qc8gl.jpg&quot; title=&quot;Image&quot; /&gt;&lt;br /&gt;

&lt;img alt=&quot;Image&quot; border=&quot;0&quot; src=&quot;http://img99.imageshack.us/img99/7416/111vv7rs.jpg&quot; title=&quot;Image&quot; /&gt;&lt;br /&gt;

&lt;img alt=&quot;Image&quot; border=&quot;0&quot; src=&quot;http://img214.imageshack.us/img214/1227/123ma8ma.jpg&quot; title=&quot;Image&quot; /&gt;&lt;br /&gt;

&lt;img alt=&quot;Image&quot; border=&quot;0&quot; src=&quot;http://img214.imageshack.us/img214/9886/130lb0bf.jpg&quot; title=&quot;Image&quot; /&gt;&lt;br /&gt;

&lt;img alt=&quot;Image&quot; border=&quot;0&quot; src=&quot;http://img99.imageshack.us/img99/7056/143ec0zl.jpg&quot; title=&quot;Image&quot; /&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/feeds/8554484410199242635/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/tarihteki-ilk-fotograflar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/8554484410199242635'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/8554484410199242635'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/tarihteki-ilk-fotograflar.html' title='Tarihteki İlk Fotoğraflar'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960003856388014104.post-8607544085789962370</id><published>2012-05-11T10:44:00.003-07:00</published><updated>2012-05-11T10:44:49.453-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="haçlı barbarlığı"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Mason nedir"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="masonluk nedir"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Masonluk Tarihi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="raymund of aguiles"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="tapınakçıların kuruluşu"/><title type='text'>Mason nedir – Masonluk Tarihi</title><content type='html'>Haçlı Seferleri her ne kadar Hıristiyan inancının bir ürünü olarak 
bilinse de, aslında temeli bütünüyle maddi çıkarlara dayalı olan 
savaşlardır. Avrupa’nın büyük bir yoksulluk ve sefalet içinde yaşadığı 
bir devirde, Doğu’nun ve özellikle de Ortadoğu’daki Müslümanların refah 
ve zenginliği, Avrupalıları özellikle de Kilise’yi cezbetmiştir. Bu 
cazibenin, Hıristiyanlığın dini öğretileriyle de süslenmesi sonucunda, 
dini görünüm altında, fakat gerçekte dünyevi amaçlara yönelik bir 
“Haçlı” zihniyeti ortaya çıkmıştır. Hıristiyanların, daha önceki 
devirlerde temelde barışçı bir siyaset izlerken, ani bir dönüşle 
savaşçılığa eğilim göstermelerinin asıl nedeni de budur.&lt;br /&gt;

Haçlı Seferleri’nin başlangıç noktası, 1095 yılının Kasım ayında, 
Papa II. Urban’ın başkanlığında ve üç yüz din adamının katılımıyla 
gerçekleşen Clermont Konseyi oldu. Bu konseyde o zamana kadar Hıristiyan
 dünyasında hakim olan barışçı doktrin terk edildi ve Haçlı 
Seferleri’nin temeli atıldı. II. Urban, Clermont Konseyi’nin sonunda, 
farklı toplumsal sınıflara mensup bir kalabalık önünde yaptığı konuşma 
ile bu durumu ilan etti.&lt;br /&gt;
&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;

Papa II. Urban bu meşhur söylevinde, Hıristiyanlardan kendi 
aralarındaki çekişme ve savaşları bırakmalarını istedi; zengin, fakir, 
“asil”, “köylü” herkesi tek bir bayrak altında birleşmeye ve “kutsal 
toprakları Müslümanların elinden kurtarmak için” savaşmaya çağırdı. Ona 
göre bu, “kutsal bir savaş” olacaktı.&lt;br /&gt;

Tarihçilerin iyi bir hatip olarak tanımladığı II. Urban’ın amacı, 
Hıristiyanları, Müslüman Türklere ve Araplara karşı kışkırtmaktı; bunda 
da başarılı oldu. Doğu’daki Hıristiyanların zor durumda olduğunu, 
hacıların taciz edildiğini ve engellendiğini, Hıristiyanlarca kutsal 
sayılan yerlere saygısızlık edildiğini iddia etti. Elbette bunlar 
gerçeklere tamamen aykırıydı.&lt;span id=&quot;more-1805&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

Zira tarihçilerin de ifade ettikleri gibi, o dönem, Müslümanlar Ehl-i
 Kitaba büyük bir hoşgörü ve adaletle davranıyor, her türlü ibadetlerine
 de izin veriyorlardı. Kutsal topraklarda yaşayan tüm azınlıklar İslam 
ahlakının getirdiği bu huzurlu ortamdan faydalanıyorlardı. Bununla 
birlikte dönemin günümüze kıyasla son derece ilkel haberleşme ve 
iletişim koşullarında, Avrupalıların bu gerçeklerden haberleri yoktu 
elbette. (Latince yerine Yunancayı kullanan Bizanslılar ve Ortodoks 
mezhebi hakkında bile az şey biliyorlardı; İslamiyet ve Müslümanlara 
dair bilgileri ise bundan daha da azdı, yalan yanlış kulaktan dolma 
şeylerden ibaretti.) Bu nedenle, Papa, dinleyicilerin duygularını tahrik
 etmeyi başardı. Dahası önemli bir teşvik olarak, söz konusu seferde 
görev alanların tüm günahlarının bağışlanacağı vaadinde bulundu. 
Konuşmanın sonunda büyük bir coşkuya kapılan dinleyiciler, elbiselerine 
dikmeleri için kendilerine dağıtılan kumaştan yapılmış haçları aldılar 
ve “kutsal savaş” çağrısını herkese duyurmak için harekete geçtiler.&lt;br /&gt;

Tarihin akışına etki edecek bu çağrı “olağanüstü” yankı uyandırdı. 
Kısa sürede hem profesyonel savaşçıların hem de on binlerce sıradan 
insanın katıldığı dev bir “Haçlı Ordusu” oluştu.&lt;br /&gt;

Bazı tarihçiler Doğu’nun zengin kaynaklarını sömürmeyi amaçlayan 
Hıristiyan kralların Papa’ya böyle bir “kutsal savaş” çağrısı için baskı
 yaptığını ifade ederler. Kimi tarihçiler ise, Papa II. Urban’ın bu 
girişiminde, kendisine rakip olan bir diğer papa adayını gölgede 
bırakabilme isteğinin rol oynadığını düşünürler.&lt;br /&gt;

Papa’nın çağrısına heyecanla tabi olan Avrupalı krallar, prensler, 
aristokratlar veya diğer insanlar da aslında temelde dünyevi niyetlerle 
bu savaş çağrısını kabullenmişlerdi. “Fransız şövalyeleri daha fazla 
toprak ummuş, İtalyan tacirleri Doğu Avrupa limanlarında ticareti 
büyütmeyi hayal etmiş, çok sayıdaki yoksul insan da, sadece gündelik 
sıkıntı ve zorluklarından kaçabilmek için bu seferlere katılmıştı.” 
Nitekim bu aç gözlü kitle, yol boyunca pek çok Müslümanı -ve hatta 
Yahudiyi- sırf “altın ve mücevher bulma” hayaliyle öldürdü. Hatta 
Haçlılar, öldürdükleri insanların karınlarını deşerek, “ölmeden önce 
yuttuklarına” inandıkları altın ve değerli taşları araştırıyorlardı. 
Haçlıların maddi hırsı o kadar büyüktü ki, IV. Haçlı Seferi’nde 
Hıristiyan Konstantinopolis’i (yani İstanbul’u) dahi yağmalamaktan 
çekinmemişler, Ayasofya’daki Hıristiyan fresklerinin altın kaplamalarını
 sökmüşlerdi.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-size: 18px; line-height: normal;&quot;&gt;Haçlı Barbarlığı &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

İşte kendilerine “Haçlılar” denen bu güruh, üç büyük grup halinde 
1096′nın yaz aylarında yola çıktılar; farklı rotaları izleyerek 
Konstantinopolis’de bir araya geldiler. Bizans İmparatoru I. Alexius’un 
elinden gelen desteği verdiği bu topluluk, yaklaşık 4.000 atlı şövalye 
ve 25.000 yaya askerden oluşmaktaydı. Ordunun kumandanları, Toulouse 
Kontu Raymond, Taranto Dükü Bohemond, Godfrey of Bouillon, Vermandois 
Kontu Hugh ve Normandiya Dükü Robert’di. Manevi liderliği ise, II. 
Urban’ın yakın arkadaşı olan Piskopos Adhemar of Le Puy üstlenmişti.&lt;br /&gt;
Haçlılar yol boyunca pek çok yeri yakıp-yıktıktan, pek çok Müslümanı 
kılıçtan geçirdikten sonra 1099 yılında Kudüs’e vardılar. Yaklaşık 5 
hafta süren uzun bir kuşatmanın ardından şehrin düşmesiyle kente 
girdiler. Bir tarihçinin ifadesiyle, “Buldukları tüm Arapları ve 
Türkleri öldürdüler… Erkek veya kadın, hepsini katlettiler.”&lt;br /&gt;

Kudüs’e giren Haçlılar karşılaştıkları herkesi akla hayale gelmez 
işkencelerle öldürdüler, kılıçtan geçirdiler; buldukları herşeyi 
yağmaladılar. Camilere sığınan masum insanları çoluk çocuk, genç yaşlı 
demeden katlettiler, Müslümanların ve Yahudilerin kutsal mabetlerini 
tahrip ettiler. Şehrin sinagogunda saklanan Yahudileri, sinagogu ateşe 
vermek suretiyle yaktılar. Eşine az rastlanır bu barbarlık şehirde 
öldürecek kimse kalmayıncaya kadar devam etti.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-size: 18px; line-height: normal;&quot;&gt;Haçlılardan biri, Raymund of Aguiles, bu vahşeti “övünerek” şöyle anlatıyordu:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

“Görülmeye değer harika sahneler gerçekleşti. Adamlarımızın bazıları 
-ki bunlar en merhametlileriydi- düşmanların kafalarını kesiyorlardı. 
Diğerleri onları oklarla vurup düşürdüler, bazıları ise onları canlı 
canlı ateşe atarak daha uzun sürede öldürüp işkence yaptılar. Şehrin 
sokakları, kesilmiş kafalar, eller ve ayaklarla doluydu. Öyle ki, yolda 
bunlara takılıp düşmeden yürümek zor hale gelmişti. Ama bütün bunlar, 
Süleyman Tapınağı’nda yapılanların yanında hafif kalıyordu. Orada ne mi 
oldu? Eğer size gerçekleri söylersem, buna inanmakta zorlanabilirsiniz. 
En azından şunu söyleyeyim ki, Süleyman Tapınağı’nda akan kanların 
yüksekliği, adamlarımızın dizlerinin boyunu aşıyordu.”&lt;br /&gt;

Araştırmacı Desmond Seward ise, The Monks of War (Savaşın Rahipleri) isimli kitabında bu vahşeti şu şekilde tasvir ediyordu:&lt;br /&gt;

“Temmuz 1099′da Kudüs ele geçirildi. Yağmalamanın vahşiliği, 
Kilisenin soydan gelen içgüdüleri Hıristiyanlaştırmakta ne kadar az 
başarılı olduğunu ortaya koyuyordu. Kutsal kentin tüm nüfusu kılıçtan 
geçirildi; Yahudiler, Müslümanlar, erkek, kadın ve çocuk toplam 70.000 
kişi üç gün süren bir soykırımda katledildiler. Bazı yerlerde askerler 
ayak bileklerine kadar yükselen kan gölü içinde yürüdüler ve sokaklarda 
gezen atlıların üzerlerine kan sıçradı.&lt;br /&gt;

Bir tarihi kaynağa göreyse, Haçlıların vahşice öldürdüğü 
Müslümanların sayısı yaklaşık 40.000′dir. Her ne kadar öldürülenlerin 
sayısına ilişkin rakamlarda farklılıklar olsa da, Haçlıların kutsal 
topraklarda yaptıkları büyük bir barbarlık örneği olarak tarihte yerini 
almıştır.&lt;br /&gt;

Birinci Haçlı Seferi, 1099 yılında Kudüs’ün düşmesi ve yaklaşık 460 
yıldır Müslümanların egemenliği altında bulunan toprakların 
Hıristiyanların eline geçmesiyle sonuçlandı. Haçlılar, Kudüs’ü 
kendilerine başkent yaptılar ve sınırları Filistin’den Antakya’ya kadar 
uzanan bir Latin Krallığı kurdular.&lt;br /&gt;

Bu tarihten sonra Haçlıların Ortadoğu’da tutunabilme mücadelesi 
başladı. Kurdukları devleti ayakta tutabilmek için örgütlenmeleri 
gerekiyordu. Bu nedenle daha önce benzeri bulunmayan “askeri tarikatlar”
 kuruldu. Bu tarikatların üyeleri, Avrupa’dan Filistin’e göç edip, 
burada bir tür manastır hayatı yaşıyor, bir yandan da Müslümanlara karşı
 savaşmak üzere askeri eğitim görüyorlardı.&lt;br /&gt;

İşte bu tarikatlardan biri, diğerlerinden farklı bir yol tuttu. Ve 
tarihin akışına etki edecek bir değişim yaşadı. Bu tarikat, 
“Tapınakçılar” tarikatıydı.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-size: 18px; line-height: normal;&quot;&gt;Tapınakçılar’ın Kuruluşu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

Tapınakçılar, Haçlıların Kudüs’ü ele geçirmelerinden ve bir Latin 
Krallığı kurmalarından yaklaşık 20 yıl sonra tarih sahnesine çıktılar. 
1118 yılında kurulan ve herkesçe tanınan adı “Tapınakçılar” veya 
“Tapınak Şövalyeleri” (İngilizce’de Templars ya da Knights Templar) olan
 bu tarikatın tam ismi “İsa’nın ve Süleyman Tapınağı’nın Yoksul 
Şövalyeleri” idi. (“Pauperes Commilitones Christi Templique Salomonis”) 
Kurucuları ise toplam 9 şövalyeden oluşuyordu: Hugues de Payens, Godfrey
 de St. Omar, Godfrey Rossal, Gundemar, Godfrey Bisol, Payen de 
Montdidier, Archibald des St. Aman, Andrew de Montbard ve Provins Kontu.
 Ortaçağ Avrupasının en güçlü, en etkili ve hakkında en çok konuşulan 
örgütlerinden biri olacak bu tarikatın kuruluşu Kudüs’te sessiz sedasız 
gerçekleşti. (Bu tarikat hakkındaki bilgilerin önemli bölümü, 12. 
yüzyılda yaşayan tarihçi Guillaume de Tyre kanalıyla günümüze 
ulaşmıştır.)</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/feeds/8607544085789962370/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/mason-nedir-masonluk-tarihi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/8607544085789962370'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/8607544085789962370'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/mason-nedir-masonluk-tarihi.html' title='Mason nedir – Masonluk Tarihi'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960003856388014104.post-1911172925971182507</id><published>2012-05-11T10:40:00.002-07:00</published><updated>2012-05-11T10:40:20.639-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="esrarengiz olaylar"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kennedy Suikasti"/><title type='text'>Kennedy Suikasti</title><content type='html'>O suikast yapılmasaydı, 22 Kasım 1963 günü, Dallas halkı için A.B.D. 
Başkanı Kennedy’nin şehri ziyaret ettiği tarih olarak bir süre 
hatırlanacak, sonunda unutulup gidecekti. Ama öyle olmadı. Sonucu bugün 
bile tartışılan suikast nedeniyle, 22 Kasım 1963 günü, Dallas şehri ve 
Kennedy adiyle birlikte tarihe geçti.&lt;br /&gt;

O gün Başkan Kennedy, beş ay önce tasarlanan bir gezi için, yanında 
kurulla birlikte Teksas’ın Dallas şehrine gelmişti. Gezinin amacı, 1960 
seçimlerinde karşı parti olan Cumhuriyetçilere oy veren bu şehirde, 
havayı Demokrat Parti lehine değiştirmekti.&lt;br /&gt;

Gökyüzü açık ve güneşliydi. Saat 11,50 sularında uzun bir araba 
dizisi, Dallas caddelerinde ilerlemeye başlamıştı. Başkan Kennedy, açık 
bir otomobilin içindeydi. Yanında eşi Jagueline Kennedy, önünde Vali 
Connaly oturuyordu.&lt;img alt=&quot;http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/2/28/Kenndy_at_RAA.jpg&quot; class=&quot;alignleft&quot; height=&quot;292&quot; src=&quot;http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/2/28/Kenndy_at_RAA.jpg&quot; style=&quot;cursor: -moz-zoom-in;&quot; width=&quot;359&quot; /&gt;&lt;br /&gt;
&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;

Otomobil, Houston ve Elm caddelerinin kesiştiği yere vardığında, 
saatler 12,30′u göstermekteydi. Az sonra, bir demiryolu geçidinin 
altından geçeceklerdi. Yolun iki yanında sıralananları selâmlayan 
Başkan’ın sağında, Teksas Okul Kitapları Deposu görülüyordu. 
Suikastçının bu yapıdan ateş ettiği ileri sürülmeseydi, bu yapının 
Başkan Kennedy’nin sağında olmasının hiç bir önemi kalmayacak, öteki 
yapılar gibi, ondan da söz edilmeyecekti.&lt;br /&gt;

O sırada bir amatör sinemacı, 8 milimetrelik makinesiyle, Başkan 
Kennedy’nin Dallas sokaklarındaki gezisini filme alıyordu. Daha 
sonraları bu renkli filmin kendisine milyonlarca dolar kazandıracağını 
düşünmeden düğmeye basıyordu. Film birkaç kere eşe dosta gösterildikten 
sonra bir kıyıya atılacak, belki de bir daha el sürülmeyecekti. Filmi 
çekerken, makinenin vizöründen, Kennedy’nin otomobilinde olağanüstü 
şeyler olduğunu şaşkınlık içinde gördü. O da, kalabalığın çoğunluğu 
gibi, silah seslerini duymamıştı ama, film makinesinin penceresinden 
gördükleri gerçekten heyecan vericiydi; Kennedy birden ellerini ensesine
 götürmüş ve öne doğru eğilmişti. Sonradan yapılacak otopside, bu 
kurşunun Kennedy’nin ensesinden girip omurgasının sağına kadar 
ilerlediği, kravatının düğümünde bir delik açarak boğazından çıktığı 
anlaşılmıştı.&lt;br /&gt;

Bu sırada gürültüyü duyan Vali Connaly de geriye dönmüş, fakat aynı 
anda yediği bir kurşunla sırtından yaralanarak, yanında bulunan eşinin 
kucağına yığılmıştı, üçüncü kurşun da hedefini bulmuş, Kennedy’nin 
başının arkasından girip büyük bir yara açmıştı. Şimdi, Başkan da, 
karısı Jacqueline Kennedy’nin kucağında yarı cansız olarak yatıyordu…&lt;span id=&quot;more-1807&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

İlk şaşkınlık geçip Başkan Kennedy’nin bir suikasta uğradığı 
anlaşılınca, F.B.I. ajanlarından Hill, Başkan’ın üstü açık arabasına 
arkadan atlayarak kendisini kurşunlara siper etmiş, Jacqueline 
Kennedy’yi de yere yatırmıştı. Otomobil bütün hızıyla Parkland Memorial 
hastanesine kadar böylece gitti. Ama artık her şey için çok geçti…&lt;br /&gt;

Hastanede, Kennedy’yi kurtarmak için elden gelen bütün çabalar 
gösterildi. Fakat Başkan’ın nabzı duyulmayacak ölçüde az atıyordu. Nefes
 almasını sağlamak için, boğazının yarılıp bir boru yerleştirilmesi de 
işe yaramadı. Saat 13�te kurtarma çabalarına son verilmiş, bir papazın 
yaptığı son dini görevden sonra A.B.D. Başkanı Kennedy’nin öldüğü resmen
 açıklanmıştı. Vali Connaly ise, aldığı ağır yaraya rağmen kurtulacaktı.&lt;br /&gt;

Bundan sonra Başkan yardımcısı Johnson, kendisini Washington’a 
götüren uçakta, Yargıç Bayan Saran Hughes�in önünde ant içerek 36. 
Cumhurbaşkanı oluyordu. Bayan Jacqueline Kennedy de, uçakta yapılan bu 
ant içme töreninde hazır bulundu. Üzerindeki elbisede, kocası John 
Fitzgerald Kennedy’nin henüz kurumamış kanları, iri lekeler halinde 
görünüyordu.&lt;br /&gt;

BÜTÜN bunlar olup biterken, polisin verdiği bilgilere ve daha 
sonraları hazırlanan rapora göre, Lee Harvey Oswald adlı biri, saat 
12,37′de Teksas Okul Kitapları Deposundan çıkmış, Elm sokağındaki 
duraktan otobüse binmişti, üç ya da dört dakika sonra, suikast yüzünden 
meydana gelen trafik tıkanıklığı nedeniyle, iki blok ötede otobüsten 
inmek zorunda kalmıştı.&lt;br /&gt;

Oswald, bir taksiye atlayarak, şoföre evine pek yakın olan North 
Barkley’e gideceğini söyledi. Saat 13′e doğru, Başkan Kennedy’nin can 
verdiği dakikalarda evindeydi. Evde pek az kalmış, aceleyle yeniden 
dışarı çıkmıştı.&lt;br /&gt;

Suikasttan aşağı yukarı 45 dakika sonra Oswald, evinden on mil 
uzaktaki 10. caddeyle Patton Bulvarının kesiştikleri noktada, devriye 
polisi Tippit’i dört tabanca kurşunuyla öldürüyordu. Daha sonraları 
düzenlenen rapora göre Tippit bu sırada, telsizle kendisine tarif edilen
 şüpheli birisini aramaktaydı.&lt;br /&gt;

Suikast sanığıyla polisi vuranın aynı kişi olduğu akla ilk gelen 
düşünce oldu. Aramalar da bu değerlendirme açısından yapılıyordu. İhbar 
üzerine, polis Tippit’i vuranın, Teksas sinemasına girdiği öğrenilince, 
yapı kuşatıldı. Salonda ışıklar yakılıp Oswald silahıyla birlikte 
sinemada yakalandığında, saatler 14′ü gösteriyordu.&lt;br /&gt;

Sanık hakkındaki soruşturma derinleştirilince, bir ara Rusya’ya 
gittiği ve orada bir Rus kadınıyla evlendiği, komünist eğilimli olduğu 
ortaya çıkmıştı. Aynı gün polis, sanığın evinde karısı Marina’ya 
Oswald�ın tüfeği olup olmadığını soruyor, olumlu karşılık alınca da, 
bütün aramalara rağmen tüfeği bulamıyordu.&lt;br /&gt;

24 Kasım pazar günü Oswald, Dallas Emniyet Müdürlüğünden hapishaneye 
götürülecekti. Sanığın öldürüleceği yolunda polise birçok ihbar 
yapıldığı halde, Oswald’ı büyük bir tedbirsizlik içinde, meraklılardan 
ve gazetecilerden oluşan bir kalabalığın arasından geçirdiler. 
Televizyon da bu sahneyi yayınlıyordu. Tam bu sırada, gazetecilerin 
bulunduğu yerden fırlayan bir adam, elindeki tabancayla Oswald’ı yaylım 
ateşine tuttu. Yedi dakika sonra Parkland Hastanesine kaldırılan Oswald 
da Kennedy gibi kurtarılamayarak ölüyordu.&lt;br /&gt;

Başkan Kennedy’yi öldürmekten sanık Oswald’ı herkesin gözü önünde 
vuran Jack Ruby geçmişi oldukça karanlık ve kirli işlere girip çıkmış 
bir kişiydi. Fakat o, Oswald’ı, Başkan Kennedy’ye yapılan suikast 
kendisini çok etkilediği için öldürdüğünü ileri sürüyordu. Yapılan 
yargılama sonunda da, 14 Mart 1964 yılında ölüme mahkûm edildi.&lt;br /&gt;

Kennedy’ye yapılan suikastı incelemek ve karanlık noktaları 
aydınlatmak için kurulan Warren Komisyonu şu sonuçlara varıyordu: 
Kennedy’yi vuran Lee Harvey Oswald�tı. Katil bu cinayeti herhangi bir 
devlet ya da kuruluş adına işlememiş, kimseden de yardım görmemişti. 
Oswald’ı yetişme biçimi ve yaradılışındaki olumsuz yönler bu suikasta 
itmişti. Raporda, polisin ve güvenliği sağlamakla görevli kişilerin 
tedbirsizliği sorumsuzca davranışları da eleştirilmekteydi .&lt;br /&gt;

Warren Raporu, Amerika’da olduğu kadar bütün dünyada da yeterli 
bulunmamıştı. Bu rapor dışında da, Kennedy olayı üzerine eğilenler oldu.
 Özellikle gazeteci Buchanan’ın hazırladığı ve kendi adıyla anılan 
rapor, .bunların arasında en önemlisidir. Bu rapor, büyük gürültülere 
yol açmış, kafalarda zaten var olan kuşkuları daha da arttırmıştır.&lt;br /&gt;

Akla ilk gelen soru şu oluyordu; Kennedy’yi gerçekten Oswald mı öldürmüştü?&lt;br /&gt;

Çünkü bazı kimseler tarafından Başkan’a kurşunların kitap deposundan 
değil, yeraltı geçidinin üzerindeki demiryolundan sıkıldığı ileri 
sürülüyordu. Kurşunların arkadan atıldığı da kesin değildi. Çünkü 
doktorlar, kurşunların giriş yönünü tespit için hiç bir çaba 
harcamamışlardı.&lt;br /&gt;

Dallas Polis Radyosu, suikasttan tam altı dakika sonra, yani 12,36′da
 Oswald�ın çok ayrıntılı bir tarifini vermişti. Oysa, o sırada kimse 
katilin kim olduğunu bilmiyordu. Polis, radyo aracılığıyla bu ayrıntılı 
tarifi nasıl ve neye dayanarak vermişti? Öte yandan, Oswald�ın bindiği 
ileri sürülen taksinin şoförü, müşterisinin biniş saati olarak defterine
 12.30 yazılı olduğunu söylemişti. Oswald�ın suikastın işlendiği 
12,30′da hem kitap deposunda hem de takside olması imkânsızdı. Fakat 
şoför, bu kayıtları seferden sonra yazdığını söylediği için, Warren 
Komisyonu Oswald�ın, 12,30′dan sonra taksiye bindiği kanısına varmıştır.&lt;br /&gt;

Aradan geçen yıllara rağmen bugün bile gerçek katilin Oswald olduğu kesinlikle söylenememektedir.&lt;br /&gt;

Warren Raporu�nun, Oswald�ın Başkan Kennedy’yi hiç bir devlet ya da 
kuruluşun parmağı olmadan, tek başına öldürdüğü yargısı da, bu konuyla 
ilgili kişilerin arka arkaya öldürülmeleri nedeniyle dayanıksız 
kalıyordu. Dünya kamuoyu da, bu kişilerin eceliyle ölmedikleri 
kanısındadır. Suikastla uzaktan ya da yakından ilgili kişilerin birer 
birer ölmeleri, Başkan Kennedy’nin ölümünün altında başka nedenlerin 
yattığı kanısını doğrular niteliktedir.&lt;br /&gt;

Şimdi, Kennedy’nin suikasta kurban gittiği dakikadan sonra meydana gelen zincirleme ölüm olaylarını inceleyelim;&lt;br /&gt;

SUİKAST sanığı olarak Lee Harvey Oswald adında bir genç yakalandı. 
Kendisini daha savunma olanağı bulamadan, bar sahibi Jack Ruby 
tarafından iki polisin arasında tabancayla vurularak öldürüldü.&lt;br /&gt;

SUİKAST olayında görgü tanığı durumunda bulunan ve çok şey bildiği 
sanılan polis memuru J.P. Tippit, Kennedy’den 45 dakika sonra cadde 
ortasında öldürüldü. Bu cinayet, Oswald�ın sırtına yüklendi.&lt;br /&gt;

POLİS Tippit’in öldürüldüğünü gören ve katilin kaçtığı arabayı bir 
süre izleyen Reynold, iki gün sonra dükkânının önünde tabancayla 
vurularak can verdi. Eski araba alım satımıyla uğraşan Reynold, polisi 
öldüreni gördüğünü, yeniden karşılaşacak olursa tanıyabileceğini 
komşularına söylemişti. Reynold’un katili bulunamadı.&lt;br /&gt;

REYNOLD’un bir sevgilisi vardı. Nancy adındaki bu kadın Jack Ruby’nin
 barında çalışıyordu. Reynold’un kendisine bazı “şeyler” söylediği 
anlaşılınca, barda olay çıkardığı gerekçesiyle tutuklandı. Ertesi gün 
kapatıldığı hücreden cesedi çıkarılıyordu. Polise göre Nancy intihar 
etmişti. Fakat hiç kimse bu “intihar” olayına inanmadı.&lt;br /&gt;

TANINMIŞ gazetecilerden Jim Koethe, suikast olayını aydınlatmak için 
çalışmaya girişmişti. Cinayetin üzerindeki karanlık perdeyi 
kaldıracağını ve yılın gazetecisi seçileceğini umuyordu. Bazı önemli 
ipuçları da ele geçirmişti. Fakat bir gün evinin banyosunda, boynundan 
bıçaklanarak öldürüldü. Onun da katili bulunamadı…&lt;br /&gt;

GAZETECİ Bill Hunter da, Kennedy suikastı konusunda delil topluyordu.
 Kendisini görmeye gelen iki polisten birinin eliyle öldürüldü. Verilen 
bilgiye göre, gazeteciyle şakalaşan polis bir ara tabancasını çekmiş ve 
elinden yere düşürmüştü. Tabanca yerde patlamış ve çıkan kurşun, Bill 
Hunter’ı öldürmüştü!..&lt;br /&gt;

OSWALD’ı öldürmesinden bir gece. önce Ruby�nin evinde yapılan önemli 
bir toplantıya Savcı Tom Howard da katılmıştı. Jack Ruby’nin iki polis 
arasında hapishaneye götürülen Oswald’ı vurmasından sonra Savcı Howard, 
kalp durmasından öldü. Otopsi bile yapmadan, savcıyı çabucak gömdüler.&lt;br /&gt;

OSWALD’ın kaldığı pansiyonun sahibi Bayan Earline Roberts de birden 
bire kalp durmasından ölüverdi!.. Pansiyoncu kadın, Kennedy’nin 
ölümünden az sonra, Oswald’ı otobüse binerken görmüştü. Ve bu otobüs, 
polis memuru Tippit’in bulunduğu yöne doğru gitmemişti. Bayan Roberts bu
 iddiasında direnince ölüm onun da yakasına yapıştı…&lt;br /&gt;

BOYACI Hank Killam, Kennedy suikastıyla ilgili bazı şeyler biliyordu.
 Çünkü Killam’ın bir arkadaşı, Oswald’la aynı pansiyonda kalıyor ve 
karısı Wanda, Jack Ruby’nin yanında çalışıyordu. Birçok kişiyle birlikte
 Killam da polis tarafından sorguya çekilmişti. Bilinmeyen bir nedenle 
Killam, Dallas’tan ayrılmak zorunda kaldı. Gittiği Pensacola kentinde, 
boynundan kesilmiş olarak bir kaldırım üzerinde bulundu. Polis 
raporlarında, zavallı Killam’ın bir pencere camı üzerine kaza sonucu 
düşerek öldüğü yazılıyordu.&lt;br /&gt;

SUİKASTTAN sonra, Ruby’yle hücresinde baş başa konuşmak olanağını 
bulan tek gazeteci, Dorothy Kigallen�di. Fakat o da bir gün ölüverdi. 
Polise göre Bayan Kigallen çok sayıda uyku hapı yutarak intihar 
etmişti!..&lt;br /&gt;

OTOBÜS şoförü William Whaley, suikast günü otobüs durağından Oswald’ı
 alarak Barkley’e götürmüştü. Hareket saati 12,30′la 12,45′ti. Şoför 
bunu hareket defterine yazmıştı. Oysa o sırada Oswald�ın Kennedy’ye ateş
 etmesi gerekiyordu. Şoför, bu iddiasında direndi. Bir gün William 
Whaley�in kullandığı otobüsle direğe çarparak öldü. Otuz beş yıllık 
şoförlük hayatında, bir gün bile kaza yapmayan Whaley’in, böyle basit 
bir kazada can vermesine kimse akıl erdiremedi.&lt;br /&gt;

UNİON Terminal Şirketi’nin işletme şefi olan tanıklardan Lee Bowers, 
Kennedy’ye kitap deposundan değil de, yolun karşı yakasından iki kişinin
 ateş ettiğini söylemişti. Tanıklığından kısa bir süre sonra, Bowers de 
öldü. Ölüm nedeniyse bir türlü anlaşılamadı.&lt;br /&gt;

POLİS Tippit’in öldürüldüğünü gören başka bir tanık da, Edward 
Benarides�di O da öldü. Hasta filan da değildi. Neden öldüğü de 
bilinemedi.&lt;br /&gt;

…VE sonunda Jack Ruby… Ruby 9 Aralıkta hapishaneden hastaneye 
“zafiyet” teşhisiyle götürüldü. Bir ay sonra da, hastalığının adı kanser
 oldu ve Ruby hemen öldü. Kanser konusunda büyük araştırma ve 
çalışmaların yapıldığı Amerika gibi bir ülkede, Ruby’yi bir ay içinde 
öldürecek kadar ilerlemiş hastalığın anlaşılamaması olacak şey değildi. 
Ruby ölümünden önce, yanındaki hastalara şöyle diyordu:&lt;br /&gt;

“Vücuduma kanser aşıladılar!..”&lt;br /&gt;

Gizli bir el, Kennedy’yi yok ettikten sonra, bu olayı aydınlığa kavuşturacak kişileri de sanki birer birer ortadan kaldırmıştı.&lt;br /&gt;

Aradan yıllar geçtikten sonra bir gün, John Fitzgerald Kennedy’nin 
kardeşi Robert Kennedy de, 5 Haziran 1968′de Los Angeles’ın Ambassador 
Hotel’inde düzenlenen bir baloda vurularak öldürülüyordu. Katil, Sirhan 
adlı bir Filistinli Arap göçmeniydi.&lt;br /&gt;

Robert Kennedy, A.B.D. Başkanlığına Demokrat Parti�den adaylığını 
koymuş ve başkan adayı seçimlerinin altısından beşini kazanınca, bunu 
kutlamak İçin Los Angeles’te bir balo düzenlemişti. Arap göçmeni 
tarafından vurulmasaydı, belki de A.B.D. Başkanlığına ikinci bir Kennedy
 geçmiş olacaktı.&lt;br /&gt;

Arap göçmeni Sirhan’a, Ambassador Hotel salonlarında bu cinayeti 
işleten, Kennedyleri A.B.D. Başkanı olarak görmek istemeyen yine o gizli
 el miydi acaba?&lt;br /&gt;

Bu soruya verilecek karşılık, hiç olmazsa şimdilik yok.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/feeds/1911172925971182507/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/kennedy-suikasti.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/1911172925971182507'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/1911172925971182507'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/kennedy-suikasti.html' title='Kennedy Suikasti'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960003856388014104.post-553508526620591605</id><published>2012-05-11T10:39:00.001-07:00</published><updated>2012-05-11T10:39:18.806-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Karız Kanalları"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kültür"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yeraltındaki Çin Seddi"/><title type='text'>Yeraltındaki Çin Seddi – Karız Kanalları</title><content type='html'>&lt;span style=&quot;color: #006600;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 16px; line-height: normal;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;img height=&quot;269&quot; id=&quot;il_fi&quot; src=&quot;http://www.google.com.tr/url?source=imglanding&amp;amp;ct=img&amp;amp;q=http://www.coolthingsinrandomplaces.com/Kishqanat/inside.jpg&amp;amp;sa=X&amp;amp;ei=oE6tT5O5FMiT-wbZwNGdDA&amp;amp;ved=0CAoQ8wc&amp;amp;usg=AFQjCNE4ngIb6vmKWRGOL0sLp7lneX4Htw&quot; style=&quot;padding-bottom: 8px; padding-right: 8px; padding-top: 8px;&quot; width=&quot;400&quot; /&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;color: #006600;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 16px; line-height: normal;&quot;&gt;Tanrı
 Dağı’nın eriyen karları ile yeraltındaki su kaynaklarını birleştirerek 
yerleşim alanlarına taşımak amacıyla inşa edilen Karız Kanalları, 5 bin 
kilometre uzunluğuyla 6 bin kilometre olduğu tahmin edilen Çin Seddi’ne 
adeta meydan okuyor. Sincan’ın üzümleriyle ünlü Turfan’daki Karız 
Kanalları, Çin Seddi ve doğudaki Büyük Kanal ile birlikte Çin’in 3. 
harikası olarak adlandırılıyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-size: 14px; line-height: normal;&quot;&gt;2 bin 500 yıl 
önce sadece yerçekimi kullanılarak çalışması sağlanan Karız Kanalları, 
60 kilometre uzaktaki kurak Turfan bölgesini bereketli vaha haline 
getirmiş. Kanalları ziyarete gelen turistler rehberlere, o dönemde bu 
kadar muhteşem bir sistemin nasıl inşa edildiğini soruyor. Hâlâ sorunsuz
 bir şekilde çalışan Karız kanalları, Turfan vahasına her yıl yaklaşık 
200 milyon metreküp su taşıyor. Bundan dolayı kanallar, Turfan için 
hayat kaynağı olmaya devam ediyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;color: #006600;&quot;&gt;Karız kanallarının her birinde dik 
kuyular, yeraltı kanalı, yer üstü kanalı ve barajlar bulunuyor. Yeraltı 
kanalları, bazen birkaç kilometre, bazen de onlarca kilometre 
uzunluğunda olabiliyor. Yeraltı kanalları inşa edilirken işçiler, 
havalandırma sağlamak ve kazılan çamurları boşaltmak için 20-30 metre 
aralıkla dik kuyular açmış. Barajlar ise su miktarını ayarlayan su 
deposu işlevini yerine getiriyor. &lt;/span&gt; Turistler bu muhteşem mimari 
eseri görmek için şimdilerde Turfan’a akın ediyor. Yerli ve yabancı 
turistler hem Karız’ları geziyor hem de bal tatlısı üzümüyle ünlü 
Turfan’ın temiz havasını soluyor. Turistler için Turfan’da Karız 
Kanalları’nı tanıtan özel bir müze de kurulmuş. Turfan bölgesinde toplam
 uzunluğu 5 bin kilometreyi geçen binden fazla Karız Kanalı bulunduğu 
tespit edilmiş.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;color: #006600;&quot;&gt;Kanallar, sıcaklığın 40 dereceye 
vardığı Turfan’a kadar kar suyunu buharlaşmadan taşıyabilecek yapıda 
inşa edilmiş. Tanrı Dağı’nın eteğinden 110 metre derinliğinde başlayan 
kanallar Turfan’a geldiğinde derinliği 10 metreye kadar düşüyor. O 
zamanda bu ölçümlün nasıl yapıldığı henüz aydınlatılamadı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;color: #006600;&quot;&gt;En çok 1.5 metre yüksekliğinde kazılan tünellerde işçilerin ancak oturarak çalıştığı biliniyor. &lt;/span&gt;
 Bugünlerde bölgeye ziyaret eden turistlere bu çalışma yöntemi 
orjinaline uygun olarak yapılan mankenlerle gösteriliyor. Turistler 
buraları gezerken kanalların içinde bol bol hatıra fotoğrafı çektiriyor 
ve buz gibi temiz olan suya ellerini sokuyor. Turistler burayı gezdikten
 ve sonra evlerini hem lokanta hem de dinlenme yeri olarak kendilerine 
açan Uygur aileleri ve diğer yerleri ziyaret ediyor.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;text-decoration: underline;&quot;&gt;Kaynak: &lt;/span&gt; Medya24…&lt;br /&gt;

&lt;span id=&quot;postmessage_13370&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/feeds/553508526620591605/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/yeraltndaki-cin-seddi-karz-kanallar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/553508526620591605'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/553508526620591605'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/yeraltndaki-cin-seddi-karz-kanallar.html' title='Yeraltındaki Çin Seddi – Karız Kanalları'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960003856388014104.post-8661823599172097408</id><published>2012-05-11T10:37:00.000-07:00</published><updated>2012-05-11T10:37:23.140-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="atatürk"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Ortaokul Öğrencisinin Duvar Gazetesindeki Yazısı"/><title type='text'>Ortaokul Öğrencisinin Duvar Gazetesindeki Yazısı</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Söylenildiğine Göre AŞAĞIDAKİ YAZIYI BİR ORTAOKUL ÖĞRENCİSİ,  OKULUNUN DUVAR GAZETESİNE&lt;br /&gt;
YAZMIŞ.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;

Bu ülkede yasayan her insanin bağımsızlığını ve demokrasisini&lt;br /&gt;
borçlu olduğu&lt;br /&gt;
insan:&lt;br /&gt;

ATATÜRK…&lt;br /&gt;

Gençliğinde kot pantolon giyememiş.&lt;br /&gt;

Sevgilisinin elinden tutup&lt;br /&gt;
hasılat rekorları kiran bir sinema filmine gidememiş…&lt;br /&gt;
Padişah ona Trablusgarp Cephesi’nde görev verdiğinde, lüks uçak&lt;br /&gt;
şirketinin,&lt;br /&gt;
first class koltuğunda viskisini yudumlayarak görev yerine gidememiş…&lt;br /&gt;

Halkına bağımsızlık fikrini anlatabilmek için kortej&lt;br /&gt;
esliğinde&lt;br /&gt;
Mercedes’lerle gezememiş Anadolu’yu…&lt;br /&gt;
&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
Kurtuluş hareketini başlatmak için 19 Mayıs’ta Samsun’a ayak basan&lt;br /&gt;
ayağında&lt;br /&gt;
spor ayakkabısı ya da kovboy çizmesi yokmuş…&lt;br /&gt;
Kazandığı her savaştan sonra savaş sahasına fırlayıp moral veren&lt;br /&gt;
mini etekli&lt;br /&gt;
ponpon kızlar da yokmuş…&lt;br /&gt;
Tarih kitaplarına bakılırsa, Yunanlıları İzmir’den denize&lt;br /&gt;
döktükten sonra&lt;br /&gt;
timsah yürüyüşü de yapmamışlar…&lt;br /&gt;
Ülkesinde yapacağı devrimleri,  unutmamak için not&lt;br /&gt;
alacağı bir&lt;br /&gt;
cep bilgisayarı olmadığı gibi, kendisine suikast girişiminde&lt;br /&gt;
bulunacakları&lt;br /&gt;
da cep telefonundan öğrenememiş!&lt;br /&gt;
Atatürk için üzülüyorum. Dağ gibi adam, bir radyo programına faks&lt;br /&gt;
çekemeden,&lt;br /&gt;
İsmet Pasa için Safiye Ayla’dan bir istek parçası isteyemeden&lt;br /&gt;
gitti ..&lt;br /&gt;

Lozan Zaferi’nden sonra veya Cumhuriyet’in ilanından sonra&lt;br /&gt;
arabaya atlayıp&lt;br /&gt;
sabahlara kadar korna çalıp, elinde bayraklarla sokaklarda tur&lt;br /&gt;
atamadı.&lt;br /&gt;

Evinin balkonuna çıkıp, bir şarjör mermiyi havaya sıkamadı.&lt;br /&gt;
Atatürk’e acıyorum…&lt;br /&gt;

Sen kalk, dört kadınla evlenebileceğin bir&lt;br /&gt;
dönemde dünyaya gel,&lt;br /&gt;

sonra değerini bilmeyip tek kadınla evlilik sistemini&lt;br /&gt;
getir. Aaaah ah…&lt;br /&gt;
Çılgın diskolara gitmek, sabahlara kadar içip, içip rock yapmak,&lt;br /&gt;
babasının mersedesini alıp söyle bir Emirgan turu çekmek dururken…&lt;br /&gt;
Bunları yapmadı Atatürk…&lt;br /&gt;

Keyif çatmadı…&lt;br /&gt;
Tüm hayatini ülkesinin kurtuluşuna ve uygarlaşmasına harcadı…&lt;br /&gt;

&lt;strong&gt;ISTE ONUN IÇIN BÜYÜK ADAMDI ATATÜRK HER FIRSAT ELINDE VARDI. O ISE&lt;br /&gt;
SADECE&lt;br /&gt;
BU MILLETIN BAGIMSIZLIGINI ISTEDI.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;

&lt;strong&gt;BÜTÜN SUÇU&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;

&lt;strong&gt;2 KADEH RAKI IÇMEKTI&lt;br /&gt;
O KADAR…..&lt;/strong&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/feeds/8661823599172097408/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/ortaokul-ogrencisinin-duvar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/8661823599172097408'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/8661823599172097408'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/ortaokul-ogrencisinin-duvar.html' title='Ortaokul Öğrencisinin Duvar Gazetesindeki Yazısı'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960003856388014104.post-2201404890164764618</id><published>2012-05-11T10:34:00.004-07:00</published><updated>2012-05-11T10:34:50.758-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Dünyanın Mutluluk Haritası"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="harita"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="mutluluk"/><title type='text'>Dünyanın Mutluluk Haritası</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;
&lt;img alt=&quot;Image&quot; border=&quot;0&quot; src=&quot;http://img96.imageshack.us/img96/7447/yas02bu1.gif&quot; title=&quot;Image&quot; /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: Tahoma;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: #cc66cc;&quot;&gt;Türkiye 178 ülke içinde 133′üncü sırada&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

İngiltere’deki Leicester Üniversitesi’ndeki sosyal psikoloji uzmanı 
White, yaptığı araştırmalar sonucu bir harita hazırladı. Haritaya göre 
dünyanın en mutlu ülkesi Danimarka, en mutsuz ülkesi ise Burundi çıktı&lt;br /&gt;
&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;color: #cc66cc;&quot;&gt;Sağlık, refah ve eğitim&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

İNGİLTERE’NİN Leicester Üniversitesi’nden analitik sosyal psikoloji 
uzmanı Adrian White’ın yaptığı kapsamlı araştırma, dünyanın en mutlu 
ülkesinin Danimarka, en mutsuzunun Burundi olduğunu gösterdi. White’ın 
178 ülkeden edindiği verilerin yanı sıra BM ve Dünya Sağlık Örgütü’nün 
yaptıkları dahil 100 küresel çalışmaya dayandırdığı araştırmasında 
ortaya çıkan mutluluk endeksinde, Türkiye 133. sırada yer aldı. 
Araştırmada mutluluğu etkileyen faktörlerin sağlık, refah ve eğitim 
olduğu vurgulandı.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;color: #cc66cc;&quot;&gt;Küçük ülkeler daha mutlu oluyor…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

ARAŞTIRMASINI “dünyanın ilk mutluluk haritası” olarak nitelendiren 
White, çalışması sırasında insanların daha çok içinde bulundukları durum
 ve çevrelerinden hoşnut olup olmadıklarını incelediğini söyledi. 
White’ın araştırması, dünyada Danimarka’dan sonra en mutlu ülkeler 
İsviçre, Avusturya ve İzlanda, en mutsuz üç ülkenin Burundi, Zimbabve ve
 Kongo olduğunu ortaya koydu. White, dünyada küçük ülkelerin daha mutlu 
olma eğiliminde olduğunu belirtirken, bunu, daha güçlü işbirliği hissi 
ve estetik niteliklerin olmasına bağladı.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/feeds/2201404890164764618/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/dunyann-mutluluk-haritas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/2201404890164764618'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/2201404890164764618'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/dunyann-mutluluk-haritas.html' title='Dünyanın Mutluluk Haritası'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960003856388014104.post-7768759177825885911</id><published>2012-05-11T10:33:00.001-07:00</published><updated>2012-05-11T10:33:19.469-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Karadenizli ve Bilgi Yarışması"/><title type='text'>Karadenizli ve Bilgi Yarışması</title><content type='html'>&lt;span id=&quot;postmessage_3437&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Bir Karadenizli bir yarışma programına katılır. Sizde bir deneyin. Sunucu sorularını sormaya başlar..&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

1. Tarihteki 100 yıl savaşları ne kadar sürmüştür ?&lt;br /&gt;
A) 116 Yıl B) 99 Yıl C) 100 Yıl D) 150 Yıl&lt;br /&gt;
Karadenizli bu soruda pas geçme hakkını kullanır&lt;br /&gt;

2. Panama şapkası hangi ülkede keşfedilmiştir?&lt;br /&gt;
A) Brezilya B) Şili C) Panama D) Ekvador&lt;br /&gt;
Karadenizli seyircilerin yardımını istemiştir.&lt;br /&gt;

3. Rusların bayramı olan Ekim direnişi hangi aydadır?&lt;br /&gt;
A) Ocak B) Eylül C) Ekim D) Kasım&lt;br /&gt;
Karadenizli telefon hakkını kullanıyor ve başka bir karadenizliyi arıyor.&lt;br /&gt;

4. Kral George IV adı nedir???&lt;br /&gt;
A) Albert B) George C) Manuell D) Jonas&lt;br /&gt;
Karadenizli, iki yanlış şıkkı götürme hakkını kullanıyor&lt;br /&gt;
&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;

5. Kanarya adalarının ismi hangi hayvandan gelmiştir.&lt;br /&gt;
A) Kanarya B) Kanguru C) Fare D) Fokbalığı&lt;br /&gt;
Karadenizli oyundan çekiliyor. &lt;br /&gt;

Şimdi doğru cevaplara da bir göz atın..&lt;br /&gt;
1.100 Yıl savaşları 116 yıl sürmüştür (1337 ile 1453 arası).&lt;br /&gt;
2.Panama şapkası Ekvador’da keşfedilmiştir.&lt;br /&gt;
3.Rus Bayramı ” Ekim Direnişi ” 7 Kasım’da kutlanır.&lt;br /&gt;
4.Kral George IV asıl adı Albert’tir. Kral 1936 yılında ismini değiştirmiştir.&lt;br /&gt;

&lt;span id=&quot;postmessage_3437&quot;&gt; 5.Kanarya adalarının Latince adı ” Foklarin ” adasıdır ve bu isim fok balığından gelmiştir .&lt;br /&gt;
Ne oldu.. ? Bir an kendinizi bir Karadenizliden zeki mi sanmıştınız&lt;/span&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/feeds/7768759177825885911/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/karadenizli-ve-bilgi-yarsmas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/7768759177825885911'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/7768759177825885911'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/karadenizli-ve-bilgi-yarsmas.html' title='Karadenizli ve Bilgi Yarışması'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960003856388014104.post-4692909683873602220</id><published>2012-05-11T10:23:00.001-07:00</published><updated>2012-05-11T10:23:39.191-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="chrisholm modifikasyonu"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="gylme formülü"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="hook kanunu"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="matsh kanunu"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="murphy"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="murphy altın kuralı"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Murphy Yasaları"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="puhu modofikasyonu"/><title type='text'>Murphy Yasaları</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
&lt;span id=&quot;postmessage_20207&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13px; line-height: normal;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Century Gothic;&quot;&gt;Öncelikle Murphy Yasalarının Tarihçesi…&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
Tarihin çeşitli safhalarında dünyanın çeşitli cografyalarında ortaya 
çıkan Murphy ailesinin fertleri tarafından konulmuş bu kanunların 
geçmişi, milattan felan çok önce yaşamış olan ve “Altını olan kanunu koyar!” 
 şeklindeki kanunu ile tanınan I.Murphy’ye dayanır. I.Murphy ilk kanunu 
koymak için çeşitli zorlu uğraşlar verdiysede henüz tarihin ilk 
safhalarında yaşamış olduğundan çabaları boşa gitmiş ve altının 
bulunmasını beklemek zorunda kalmıştır. Ömrünün sonuna doğru altının 
bulunması ile rahatlayan I. Murphy kanununu koymuş ve günümüze kadar 
gelecek bir özlü söz geleneğini başlatmıştır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
I.Murphy’nin ölümünden sonra oğlu II.Murphy babasının kanunlarını 
yaygınlaştırmak istemişsede yazının henüz bulunmamış olmasından dolayı 
Anadolu Medeniyetleri’ni beklemek zorunda kalmıştır. Çok uzun süren bu 
bekleyiş sonrasında Anadolu’da kil tabletlerinin kullanılmaya 
başlanmasıyla I.Murphy’nin kanunlarını yaygınlaştırmak ancak 
VIII.Murphy’ye kısmet olmuştur. VIII. Murphy kanunu yaygınlaştırmak için
 var gücü ile uğraşmışsada kil tabletlerinin ağırlığı başarısını 
sınırlamıştır. Bel fıtığı olarak yatağa düşen VIII.Murphy’nin çektiği 
acıları gören oğlu IX.Murphy aynı akibete uğramamak için evden 
kaçmıştır. Yolda karşılaştığı bir göçebe topluluğu ile diyar diyar 
gezerek bilgisini görgüsünü arttıran IX.Murphy, Truva şehrinde 
karşılaştığı bir güzele tutularak oraya yerleşmeye karar vermiş ve 
çoluğa çocuğa karışmıştır.&lt;/div&gt;
&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;

&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
Truva’nın katmanları arasında ve zamanın içinde kaybolan ve 
atalarının belfıtığı acısını zihinlerinden atamayan Murphy’ler seslerini
 çıkarmadan hayata tanıklık etmişler. Nihayet Almanya’da matbaanın 
bulunması ile tekrar ortaya çıkmış ve atalarının kanunlarını insanlarla 
paylaşmaya başlamışlardır. Murphy Kanunun ilk baskısını yapan ve aynı 
zamanda ünlü bir alman düşünürü olan XVI.Hans von Murphy geçen zamana ve
 insanların kat kat çoğalmasına karşı atasının koyduğu kanunun 
doğruluğunu koruduğunu görmüş ve ikinci kanunu dile getirmiştir: “Dünya üstündeki insanlar çoğalır ama toplam zeka sabit kalır!” 
 XVI.Hans von Murphy’nin kendisine hiç benzemeyen ve Avrupa içindeki 
hanedanlık savaşlarında en ön saflarda savaşmaktan sıtkı sıyrılan oğlu 
XVII.Murphy the Warrior ise şu kanunu eklemiştir: “Dostlar gelip gider ama düşmanlar çoğalır.”&lt;span id=&quot;postmessage_20208&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13px; line-height: normal;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Century Gothic;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Şimdi de yasalarını inceleyelim… &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span id=&quot;more-1830&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span id=&quot;postmessage_20208&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13px; line-height: normal;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Century Gothic;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
1 – Ters gitme olasılığı taşıyan birşey ters gidecektir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
2 – İşler beklenenden daha uzun zaman alır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
&lt;b&gt;PUHU MODİFİKASYONU:&lt;/b&gt; Tamamlanma tarihi ile ilgili beklentilerin planlamada kazandığı ciddiyet arttıkça gecikmede büyür.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
3 – Eğer birşey birden fazla ters gitme olasılığı taşıyorsa size en fazla zararı dokunacak kombinasyon oluşur.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
&lt;b&gt;PUHU: &lt;/b&gt;Eğer birşey birden fazla 
ters gitme olasılığı taşıyorsa; size en fazla zararı dokunacak 
kombinasyonun bilincindeyseniz ve buna karşı tedbirlerinizi aldıysanız, 
bu tedbirler sizin için daha zararlı bir kombinasyonu gerçekleştirir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
4 – Eğer bir işte bir terslik olması için x sayıda farklı yol varsa 
ve siz işe başlamadan önce x sayıda tedbir aldiysaniz x+1 terslik siz 
işi bitirmek üzere iken ortaya çıkar.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
5 – Olaylar kendi haline bırakıldığında kötüden daha kötüye doğru gider.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
&lt;b&gt;PUHU:  &lt;/b&gt;Kötüden daha kötüye gidecek olaylara yapılan müdahale en kötüye ulaşma hızını arttırır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
6 – İşinizin tüm aşamalarını planlayıp birinci aşama ile işe 
başladığınızda, birinci aşamadan önce tamamlanmış olması gereken bir 
aşama ortaya çıkar.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
&lt;b&gt;PUHU: &lt;/b&gt;Bu aşama hala plana 
entegre edilebilir gibi görünür. Bu entegrasyon yanlız tüm planı 
mahfetmekle kalmaz, ana hedeflerin iptalinide beraberinde getirir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
7 – Problemlere getirilen Çözümler yeni problemler yaratır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
&lt;b&gt;PUHU:&lt;/b&gt;  Problemlere getirilen çözümler ilk problemlerden daha kötü problemler getirir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
8 – Hiç birşey kimsenin bir daha bozamayacağı bir seviyeye dek mükemmelleştirilemez. Çünkü böyle bir&lt;br /&gt;
seviye yoktur ve aptallar en basit şeyleri bozma konusunda son derece yaratıcıdırlar.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
&lt;b&gt;PUHU:&lt;/b&gt;  Bir şeyi hiç kimsenin 
bozamayacağı bir seviye ye dek mükemmelleştirmek için nedenli 
düşünürseniz aptalların da o işi bozmak için yaratıcılıkları o denli 
artar.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
9 – Doğa hata ve eksikten yanadır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
&lt;b&gt;PUHU: &lt;/b&gt;Doğanın hata ve eksik yaratmak için sonsuz kaynağı vardır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
10 – Doğa olumsuz sonuçları korur ve müdahalesini olumsuz sonuç lehine yapar.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
&lt;b&gt;PUHU: &lt;/b&gt;Doğa olumlu sonuçları engellemek için vardır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
11 – Herşey simultanet Sırasız-Düzensiz olarak ters gider.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
&lt;b&gt;PUHU:&lt;/b&gt;  Herşey size hangisinin daha fazla zararı dokunacağına bağlı olarak simultane veya peş peşe ters gider.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
&lt;b&gt;CHRISHOLM MODİFİKASYONU:&lt;/b&gt; Bundan daha kötüsü olamaz dediğiniz andan itibaren işler daha kötüye&lt;br /&gt;
gider.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
12 – Durum iyiye gitmeye başladığında mutlaka unuttuğumuz veya gözden kaçırdığımız bir nokta vardır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
13 – Hiçbir şey kalıcılık kadar geçici değildir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
14 – İşinizi ne kadar iyi yaparsanız yapın, mutlaka sonuçlara modifikasyon getirecek bir amiriniz&lt;br /&gt;
bulunacaktır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
&lt;b&gt;MATSH KANUNU: &lt;/b&gt;Berbat bir son, sonsuz bir berbatlıklar dizisinden daha iyidir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
&lt;b&gt;HOOK KANUNU:&lt;/b&gt;  Aradığınız herhangi bir şeyi son baktığınız yerde bulursunuz.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
&lt;b&gt;GYLME FORMÜLÜ:&lt;/b&gt;  Başarının sırrı samimiyettir. Bunu taklit ettiğiniz anda başardınız demektir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
&lt;b&gt;LIERMAN KANUNU:&lt;/b&gt;  Herkes yalan söyler, fakat bu önemli değildir çünkü kimse dinlemez.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
&lt;b&gt;EVANS VE BJORN KANUNU:&lt;/b&gt; Kötü giden şey ne olursa olsun,bunun böyle olacağını bilen biri mutlaka vardır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
&lt;b&gt;GINSBERG TEOREMİ:&lt;/b&gt; Kazanamazsın, berabere kalamazsın, hatta oyunu terk edemezsin.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
&lt;b&gt;O’TOOLE AKSİOMU:&lt;/b&gt; Bir çocuk yeterli değildir. İki çocuk çok fazladır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
&lt;b&gt;MURPHY’NİN ÖĞRENCİLER İÇİN KANUNU:&lt;/b&gt; Bir öğretmen öğrencilerin öğretilen dersten başka yapacak işleri&lt;br /&gt;
olmadığını varsayar.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
&lt;b&gt;PUHU’NUN PARK YERİ BULMA KANUNU&lt;/b&gt;: Park etmek için hemen bulup beğenmediğiniz ve park etmediğiniz&lt;br /&gt;
yerin park edilebilecek tek yer olduğunu fırsat kaçtıktan sonra park 
etmek için hemen bulup beğenmediğiniz halde park ettiğiniz yerin, park 
edilebilecek yerlerin en kötüsü olduğunu gideceğiniz binaya ulaştıktan 
sonra anlarsınız.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
&lt;b&gt;JONES’UN TELEVİZYON KANUNU:&lt;/b&gt; Görülmeye değer tek program yayından kaldırılır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
15 – Tecrübe ihtiyacınız geçtikten sonra edinilir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
16 – Çekici, güzel ve sizden hoşlanabilecek bir kadınla tanışma olasılığınız;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
a-yanınızda karınız varken,&lt;br /&gt;
b-yanınızda sizden daha yakışıklı bir arkadaşınız varken,&lt;br /&gt;
c-yanınızda sizden daha zengin bir arkadaşınız varken artar.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
17 – Şöhret geçebilir ama unutulmuşluk kalıcıdır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
&lt;b&gt;CANSIZLIĞIN HAREKETLİLİĞİ YASASI:&lt;/b&gt; Bütün cansız cisimler sadece ayaklarınıza dolaşmaya yetecek kadar hareket eder.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
&lt;b&gt;MURPHY’NİN DÜNYA GÖRÜŞÜ:&lt;/b&gt; Ne olursa olsun gülümse, çünkü yarın bugünden kötü olacaktır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
&lt;b&gt;PUHU’NUN DÜNYA GÖRÜŞÜ:&lt;/b&gt; Ne olursa olsun ağlama, çünkü göz yaşlarına asıl yarın ihtiyacın olacaktır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
&lt;b&gt;STENDERUP KANUNU:&lt;/b&gt; Ne kadar geride kalırsanız, yetişmek için o kadar çok vaktiniz olur.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
&lt;b&gt;CONNER KANUNU:&lt;/b&gt; Gizli kalması gereken belge fotokopi makinasında unutulur.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
&lt;b&gt;HELL KANUNU:&lt;/b&gt; Bir kütle suya batırıldığında telefon çalar.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
18 – Zamanı gelmiş bir hata kadar kaçınılmaz hiçbirşey yoktur.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
19 – Gerçek hiçbir problemin çözümü yoktur.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
20 – &lt;b&gt;MURPHY`NİN ALTIN KURALI:&lt;/b&gt; Altını bulan kuralı koyar.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
21 – Herhangi bir cisim kendisine en çok zarar verecek biçimde yere düşecektir. Bunu yasayı tamamlayıcı eklerle açıklayalım:&lt;/div&gt;
&lt;span style=&quot;color: black;&quot;&gt;a – üzerine yağ sürülmüş bir ekmek diliminin yağlı yüzünün üstüne düşme olasılığı alttaki halının değeri ile doğru orantılıdır,&lt;br /&gt;
b – yere düşecek ilk, belkide tek parça en pahalı parça olacaktır,&lt;br /&gt;
c – eşyalar yere her zaman dik açıyla düşerler,&lt;br /&gt;
d – düşürülen her parça avadanlık,atölyenin en ulaşılmaz köşesine dek yuvarlanacaktır,&lt;br /&gt;
e – ve siz onu ararken ayağınıza ilk çarpan şey de o alacaktır;&lt;br /&gt;
f – tezgahtan düşen küçük parçaların bulunma olasılığı parçanın 
büyüklüğü ile doğru orantılı, sizin işi tamamlama süreniz ile ters 
orantılıdır.&lt;/span&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/feeds/4692909683873602220/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/murphy-yasalar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/4692909683873602220'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/4692909683873602220'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/murphy-yasalar.html' title='Murphy Yasaları'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960003856388014104.post-6496406324690943630</id><published>2012-05-11T10:19:00.001-07:00</published><updated>2012-05-11T10:19:20.698-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Anadolu Kavağı"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="gezi yazısı"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="gezi yazısı örnekleri"/><title type='text'>Anadolu Kavağı-Gezi Yazısı</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;span id=&quot;postmessage_2285&quot;&gt;Beşiktaş’taki iskelenin yanındaki banklarda 
başladı gezimiz. Saat sabahın 10′unuydu ama yanımızdaki bankta saçı 
sakalı birbirine karışmış, eprimiş ceketinin içindeki kirli gömleğiyle 
oturan ve birasını yudumlayan amcayı görmemizle başladı gezi. Saati 
çoktan ileri aldığı belliydi.&lt;br /&gt;
Neyse ki, bekleyişimiz sona erdi. Bizi İstanbul’un hiç bilmediğimiz bir güzelliğine götürecek olan vapurumuz iskeleye yanaştı.&lt;br /&gt;
Eminönü’den binen yolcular, üst katı doldurmuştu. Biz de alt katta 
korkulukların arkasına dizildik. Boğazın üzerinde yürür gibi gidiyorduk,
 iki köprünün altında geçerken de bir gizemli korku sardı bizi. Koskoca 
betona aşağıdan bakmak ürtücüydü. Fakat boğaza büyülenince insan 
korkuyu, kasveti unutuyor.&lt;br /&gt;
&lt;img alt=&quot;Image&quot; border=&quot;0&quot; height=&quot;398&quot; src=&quot;http://img253.imageshack.us/img253/6246/a7jt.jpg&quot; title=&quot;Image&quot; width=&quot;531&quot; /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
Derken Kanlıca’ya geldiğimizi ilan eden yoğurt kapları doluştu vapura. 
Bir kaşık otlandım tabii arkadaşımın yoğurdundan. Etrafımızda İspanyol, 
Japon, İngiliz… Her ülkeden birer turist vardı neredeyse. Onlarla ufak 
sohbetler yapmaya başladık. Tabii konuşmak zorlaşıyordu, pudra şekerli 
yoğurtlardan kafayı kimse -muhabbet için bile olsa- kaldırmaya niyetli 
değildi. Yeni gelen bir Japon bir ara korkulukları yokladı; düşmeye 
niyetli olduklarını anlayınca, bıraktı korkulukları. Fakat ben hiç 
utanmadım o eski korkulukların adına. O korkulukların eskiliği bana 
yıllardır bu vapuru kullanan insanları, eski İstanbul’u anımsattı hep. 
Eski İstanbul’a duyduğum özlemi; o kullanılmış, yıpranmış eşyalar 
dindiriyordu belki. Fakat üst kattan biri yoğurt kabını atınca, utandım.
 Denizlerimizi hâlâ kirletmeye devam eden insanların olduğunu anlayınca 
utandım. Denizden özür diledim kendimce, ne zaman akıllanacaktık acaba? 
Derken tüm bu düşüncelerimden, atılan yoğurt kabından bihaber bir 
İspanyol, yerdeki -başkasının attığı- yoğurt kabının kapağını da aldı ve
 kendi kabını da alarak bir çöp kutusu bulma ümidiyle kalktı. İnsanlık 
dersi tokat gibiydi.&lt;br /&gt;
Biz yavaş yavaş sabırsızlanmaya başlayınca, o deli rüzgâr tüm hiddetiyle
 esmeye başladı. Uçtuk resmen, denize doğru savrulmamak için birbirimize
 tutunuyorduk. Bir yandan da kendi kahkahalarımıza hâkim olmaya 
çalıştık, denize düşmemek için.&lt;br /&gt;
Sonunda kendimizi attık Anadolu Kavağı’na. Deli rüzgârın karşılama 
seromonisi bitmişti. Şimdi de lokantaların garsonları bizi içeriye davet
 ediyordu. Garsonlarla ve balıklarla birkaç saat sonrasına sözleştikten 
sonra, turist kafilesinden ayrılarak kendi kafamıza göre yola koyulduk. 
Yoros Kalesi’ne gidecek yolu uzatmıştık belki ama bu tatlı kedileri 
sevdikten sonra buna değdiğini kabul ettik.&lt;br /&gt;
&lt;img alt=&quot;Image&quot; border=&quot;0&quot; height=&quot;383&quot; src=&quot;http://img348.imageshack.us/img348/3955/a5ux.jpg&quot; title=&quot;Image&quot; width=&quot;510&quot; /&gt;&lt;br /&gt;
Neyse ki, şans eseri bir turist grubunu gördük de, rotamızı Yoros 
Kalesi’ne doğru çevirmeyi başardık. Güneş ensemizde boza pişirmekle 
meşgulken biz yokuşun bitmesi için dua ediyorduk. Fakat bitmedi! 
Bitmeyecek gibiydi!&lt;br /&gt;
Bu sırada bir köpeğin de yanımızdan geldiğini fark ettik. Köpekle beraber Yoros Kalesi’ne kadar çıktık.&lt;br /&gt;
&lt;img alt=&quot;Image&quot; border=&quot;0&quot; height=&quot;356&quot; src=&quot;http://img289.imageshack.us/img289/8164/a8vw.jpg&quot; title=&quot;Image&quot; width=&quot;476&quot; /&gt;&lt;br /&gt;
Yoros Kalesi’ne geldiğimizdeyse, bu kadar yorgunluğa değen manzarayı 
izlemek için yıkık surların üzerine oturduk. Ayaklarımız havada 
sallanırken, Marmara denizinin, Karadeniz’le birleştiği yere kilitlendi 
gözlerimiz.&lt;br /&gt;
&lt;img alt=&quot;Image&quot; border=&quot;0&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;http://img471.imageshack.us/img471/4080/a8xm.jpg&quot; title=&quot;Image&quot; width=&quot;356&quot; /&gt;&lt;br /&gt;
Ardımızda bıraktığımız boğazı da şöyle bir uzaktan selamladık:&lt;br /&gt;
&lt;img alt=&quot;Image&quot; border=&quot;0&quot; height=&quot;361&quot; src=&quot;http://img154.imageshack.us/img154/1884/a7kn.jpg&quot; title=&quot;Image&quot; width=&quot;482&quot; /&gt;&lt;br /&gt;
Surlar yıkık döküktü, bazıları sevdasını yazmıştı duvarlarına, 
bazılarıysa dibine çöp atmıştı. Yine de hâlâ buram buram tarih kokuyordu
 her yeri.&lt;br /&gt;
Surların bol bol fotoğraflarını çektik, henüz kirletmedikleri surları ölümsüzleştirmek istedik belki de.&lt;br /&gt;
&lt;img alt=&quot;Image&quot; border=&quot;0&quot; height=&quot;388&quot; src=&quot;http://img313.imageshack.us/img313/4527/a1xn.jpg&quot; title=&quot;Image&quot; width=&quot;518&quot; /&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Derken dar bir surun aslında yemyeşil bir cennete açılan kapı olduğunu 
anladık. O surun arkasına geçmemizle çimenler, papatyalar, orman 
manzarası büyüledi bizi ve tabii ki deniz manzarası da bizimleydi.&lt;br /&gt;
&lt;img alt=&quot;Image&quot; border=&quot;0&quot; height=&quot;356&quot; src=&quot;http://img302.imageshack.us/img302/2562/a5nv.jpg&quot; title=&quot;Image&quot; width=&quot;475&quot; /&gt;&lt;br /&gt;
Papatya kokulu çimenlere uzandık. Yılın ilk sıcak güneşiyle orada 
tanışmıştık. Turist grupları muhabbet etti ve bir geniş aile de orada 
piknik yapmakla meşguldü. Güneş bizi bronzlaştırmaya başlarken biz 
geleceğimizi çizdik aklımızda, hayallerimizi paylaştık, konuştuk her 
şeyden… Biraz da geleceğimizin ve hayallerimizin içine Anadolu Kavağı’nı
 kattık. O denli büyüledi bizleri.&lt;br /&gt;
Derken vapurun dönüş saati yaklaştı, karınlardan gurultular gelmeye 
başladı. Biz de, bizi o eski hayatımıza götürecek adımları çekimser bir 
hâlde atmaya başladık. Yeni bir dünya, yeni bir hayattı burası.&lt;br /&gt;
Lokantalar arasında tercih yapmak zordu. İkinci turu atarken gözümüze 
hem nezih hem de temiz bir lokanta ilişti. Buranın tüm güzelliğini 
tamamlayan bir yemek, iyice keyiflendirdi bizi. Balıkların, 
karideslerin, kalamarların, salataların içinde kendimizi kaybettik. 
Soğuk bir birada güneşin içimizde başlattığı yangını söndürdü. Çok uygun
 fiyata, bizi güzelcene doyuran lokantaya teşekkür ettik. Çaylarımızı 
yudumlarken ufak bir ahbaplık da kurduk. Ne de olsa buraya daha sık 
gelmek istiyorduk. Daha ayrılmadan bir daha ne zaman geleceğimizin 
planını yapmaya koyulduk.&lt;br /&gt;
Emeklilik hayallerimizi burada gerçekleştirmek üzere sözleştik, 
emekliliği burada geçirmeliydi insan! Üzgün yolcular olarak Anadolu 
Kavağı’ndan ayrıldık.&lt;br /&gt;
Dönüş yolunda yoğurt satan bir garsonun etrafında dört turist vardı. 
Garson önce kızları İtalyan sanıp: “Sinyor Terim, Milan” filan dedi. 
Kızlar şaşkın şaşkın bakınca, İspanyol sandı onları bir de: “un dos tres
 ole ole ole” dedi. Turist kızlarla beraber biz de gülmekten yerlere 
yattık. Garson da gülüyordu. Herkes gülüyordu. Heyecanlı ve beklentili 
yolcular, tatmin olmuş, huzur bulmuş ve çok eğlenmiş bir şekilde 
döndüler betonarme hayatlarına.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/feeds/6496406324690943630/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/anadolu-kavag-gezi-yazs.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/6496406324690943630'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/6496406324690943630'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/anadolu-kavag-gezi-yazs.html' title='Anadolu Kavağı-Gezi Yazısı'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960003856388014104.post-6858038623337263866</id><published>2012-05-11T10:17:00.002-07:00</published><updated>2012-05-11T10:17:23.473-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ellison"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Ellison’un Akıllara seza konuşması"/><title type='text'>Ellison’un Akıllara seza konuşması</title><content type='html'>Amerikan üniversitelerinin bir adeti var..&lt;br /&gt;

Her yıl, her üniversite kendi alanında çok sivrilmiş ama mutlaka 
akademik hayattan gelmesi de gerekmeyen bir önemli ismi mezuniyet 
konuşması yapmak, yeni mezunlara çeşitli öğütler vermek üzere davet 
ediyor.&lt;br /&gt;

Aşağıda bu yıl, ünlü Yale Üniversitesi’nde yapılan mezuniyet 
töreninde konuşmak üzere davet edilen Oracle bilgisayar sirketinin 
kurucusu ve genel müdürü Larry Ellison’un şaşırtıcı, hatta şok edici 
konuşması var.&lt;br /&gt;

“Yale Üniversitesi mezunları, daha önce böyle bir giriş görmediğiniz 
için özür dilerim ama benim için bir şey yapmanızı istiyorum.&lt;br /&gt;

Lütfen, etrafınıza iyi bir bakın.&lt;br /&gt;

Solunuzdaki sınıf arkadaşınıza bir bakın. Sonra sağınızdaki sınıf arkadaşınıza bir bakın.&lt;br /&gt;

Ve şimdi şunu aklınıza koyun:&lt;br /&gt;

Bundan beş yıl sonra, on yıl sonra, hatta otuz yıl sonra, solunuzdaki
 kişi hiçbir şeyi başaramamış olacak. Sağınızdaki kişi de aslında hiçbir
 şey başaramamış olacak.&lt;br /&gt;

Ve siz, ortadaki? Ne bekliyorsunuz? Siz de başaramayacaksınız.&lt;br /&gt;

Başaramayacaksınız.&lt;br /&gt;
&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;

Aslında bugün şöyle bir etrafıma baktığımda parlak gelecek için 
yüzlerce umut ışığı göremiyorum. Yüzlerce değişik endüstride liderliği 
ele alacak kişiler de göremiyorum. Görebildiğim tek şey, geleceği 
başarısızlıktan başka bir şey olmayacak yüzlerce insan. O kadar. 
Sinirlendiniz. Bu anlaşılabilir bir şey.&lt;br /&gt;

Ben, Lawrence ‘Larry’ Ellison üniversite terk, kim oluyorum ve bu 
yetkiyi nerden alıyorum ki, ülkenin en prestijli yükseköğrenim kurumunun
 bu yılki mezunlarına böyle şeyler söyleyebiliyorum?&lt;br /&gt;

Bu yetkiyi nereden aldığımı söyleyeyim:&lt;br /&gt;

Çünkü ben, Lawrence ‘Larry’ Ellison, üniversite terk ve dünyanın en zengin ikinci adamıyım. Siz değilsiniz.&lt;br /&gt;

Çünkü Bill Gates, o da üniversite terk ve dünyanın -şimdilik- en zengin adamı. Siz değilsiniz.&lt;br /&gt;

Çünkü Paul Allen, o da üniversite terk ve dünyanın en zengin üçüncü adamı.&lt;br /&gt;

Siz değilsiniz.&lt;br /&gt;

Başka örnekler de var. Mesela Michael Dell, o listede 9 numara ve 
yukarı doğru hızla tırmanıyor, o da üniversite terk. Ve siz o listede 
hâlâ yoksunuz.&lt;br /&gt;

Hımmm… Şimdi çok kızdınız. Bu da anlaşılabilir.&lt;br /&gt;

O halde biraz da egolarınızı okşamama izin verin.&lt;br /&gt;

Pek çoğunuz burada dört ya da beş yıl eğitim gördünüz. Önünüzdeki 
yıllar için epey iyi bir eğitim aldınız, bilmeniz gereken pek çok şeyi 
öğrendiniz. İyi çalışma alışkanlıkları edindiniz. Burada size o 
önünüzdeki yıllar boyunca yardımcı olacak bir sürü insan tanıdınız, 
onlarla bağlantı kurdunuz. Ve hayat boyunca yanınızdan ayrılmayacak bir 
kelimeyle güçlü bir ilişkiniz oldu burada:&lt;br /&gt;

Terapi.&lt;br /&gt;

Bunların hepsi güzel şeyler. Ama gerçekte, o kurduğunuz arkadaşlık 
bağlantılarına fena halde ihtiyacınız olacak. O çalışma alışkanlığına ve
 ‘terapi’ye de ihtiyaç duyacaksınız hayat boyu.&lt;br /&gt;

İhtiyacınız olacak, çünkü&lt;br /&gt;

üniversiteyi terk etmediniz. Dolayısıyla asla dünyanın en zengin 
insanları arasına katılamayacaksınız. Elbette, belki de listeye 10 ya da
 11. sıradan, Microsoft yöneticisi Steve Ballmer gibi, girebilirsiniz. 
Ama herhalde onun kimin için çalıştığını söylememe gerek yok, değil mi? 
Sadece kayda geçsin diye söylüyorum, o da zaten master sınıfından terk. 
Biraz geç kalmış anlayacağınız.&lt;br /&gt;

Son olarak, herhalde bazılarınız ya da umarım bu konuşmadan sonra 
çoğunuz kendi kendinize soruyorsunuz: ‘Yapabileceğim bir şey var mı? Bir
 umudum var mı?’&lt;br /&gt;

Maalesef hayır. Çok geç kaldınız. İçinize çok şey dolduruldu, siz 
onlara bakıp çok şey bildiğinizi sanıyorsunuz. Artık 19 yaşında 
değilsiniz.&lt;br /&gt;

Eveeet, şimdi gerçekten çok kızdınız. Bu anlaşılabilir bir şey. Belki
 de şu an, size bir umut ışığı vermenin, bir çıkış yolu göstermenin tam 
zamanıdır.&lt;br /&gt;

Hayır, 2000 mezunları size değil. Siz&lt;br /&gt;

kaybettiniz. Sizi, yılda 200 bin&lt;br /&gt;

dolarlık komik maaş çeklerinizle baş başa bırakıyorum. Üstelik o maaş
 çekinin üstünde sizden birkaç yıl önce okulu terk etmiş birinin imzası 
olacağını söyleyerek.&lt;br /&gt;

Öğütlerim size değil daha alt sınıfta okuyanlara.&lt;br /&gt;

Size söylüyorum: Hemen ayrılın. Daha güçlü söyleyemem:&lt;br /&gt;

Ayrılın. Hemen toplayın eşyalarınızı ve&lt;br /&gt;

fikirlerinizi ve bir daha geri&lt;br /&gt;

dönmeyin. Terk edin. Her şeye yeniden başlayın.&lt;br /&gt;

Size söyleyebileceğim&lt;br /&gt;

tek şey, o başınızdaki kepler ve kıyafetin sizi aynen şu güvenlik 
görevlilerinin beni kürsüden aşağı çektiği gibi aşağı çektiği…”</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/feeds/6858038623337263866/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/ellisonun-akllara-seza-konusmas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/6858038623337263866'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/6858038623337263866'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/ellisonun-akllara-seza-konusmas.html' title='Ellison’un Akıllara seza konuşması'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960003856388014104.post-8170457749744167892</id><published>2012-05-11T10:16:00.003-07:00</published><updated>2012-05-11T10:16:34.604-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Veresiye Defteri"/><title type='text'>Veresiye Defteri</title><content type='html'>Osmanlılar zamanında Ramazan günlerinde tebdil-i kıyâfet ile, pek çok&lt;br /&gt;
zengin, hiç tanımadıkları mıntıkalardaki bakkal, manav dükkânlarına gider,&lt;br /&gt;
onlardan Zimem Defteri ‘ ni (veresiye defteri) çıkarmalarını isterlerdi.&lt;br /&gt;

Baştan, sondan ve ortadan rastgele sahifelerin toplamını yaptırıp,&lt;br /&gt;
miktarını ödedikten sonra;&lt;br /&gt;
&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;

“Bu borçları silin! Allah kabul etsin!” der, kendilerini tanıtmadan çeker giderlerdi.&lt;br /&gt;

Borcu ödenen, borcunu ödeyenin kim olduğunu; borcu sildiren, borçtan kimi kurtardığını bilmezdi…&lt;br /&gt;

Gizli verilen nâfile sadakanın, açıktan verilen nâfile sadakadan yetmiş kat&lt;br /&gt;
dahâ sevâp olduğunu bilen zevât, yardımlarını mümkün olduğunca gizliden&lt;br /&gt;
yapmaya gayret ederdi. Ecdadımız sağ ile verdiğini, sol elinden bile&lt;br /&gt;
gizler, yaptıkları iyilikleri unutur giderlerdi.&lt;br /&gt;

İtalyanların askıda kahve olayı geziyordu net’te bir ara, ecdadımız bu konuda da daha ilerisini zaten yapmış.&lt;br /&gt;

Sürekli Batı yı övüp geçmişimizi ve atalarımızı yokmuş gibi görenlere ithaf edilir..&lt;br /&gt;

Çok asil bir millet ve atalara sahibiz..</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/feeds/8170457749744167892/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/veresiye-defteri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/8170457749744167892'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/8170457749744167892'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/veresiye-defteri.html' title='Veresiye Defteri'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960003856388014104.post-4550980341502907201</id><published>2012-05-11T10:14:00.001-07:00</published><updated>2012-05-11T10:14:17.862-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="gothic"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="gothic hakkında"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Gothik Nedir"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Gothik Resimleri"/><title type='text'>Gothik Nedir – Gothik Resimleri</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;
&lt;span id=&quot;postmessage_23652&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;Kelimenin
 etimolojik olarak Miladdan sonra 5. yüzyıl civarlarında İskandinavya 
dolaylarından çıkıp gelen ve Roma imparatorluğu’na bir süre kök söktüren
 (ve böylece kendi sonlarını da hazırlayan) Germenik ırk Goth’lardan 
geldiği aşikardır, fakat bu kelime sonraları farklı anlamlar da 
kazanmıştır. İngiliz medeniyeti politik anlamda rakipleri olan Fransa ve
 İspanya’ya olan köksel ve ruhsal üstünlüğünü kanıtlamak için “gothic”i 
kendine sıfat bile yapmıştır. (Tabi İngiliz ırkının ataları kahraman 
jutelar ya da gete’lerden de ilham alınmış olabilir burda) ama yine de 
gotik kelimesi tarihte uzun bir süre “barbar”, “yaban”, “sivilize 
olamamış” anlamlarında olumsuz bir sıfat olarak kullanılmıştır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span id=&quot;more-1852&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;img alt=&quot;[Resim]&quot; border=&quot;0&quot; class=&quot;resizeimage alignright&quot; height=&quot;261&quot; src=&quot;http://img45.imageshack.us/img45/9609/sdgfsdgsti2.jpg&quot; title=&quot;[Resim]&quot; width=&quot;207&quot; /&gt;&lt;br /&gt;
Gotik sözcüğü, herkeste genellikle güzel çağrışımlar uyandırır: katedraller, kiliseler, sivri kuleler, eski tarz bir&lt;br /&gt;
dekorasyon.Oysa, bu sözcüğü ilk kez kullanan Rönesans dönemi İtalyan sanatçıları için Gotik terimi oldukça değişik bir&lt;br /&gt;
anlam taşımış ve klâsik biçimlere karşı çıkan Kuzeyli barbarların, özellikle Cermen kökenli halkların kültürünü&lt;br /&gt;
simgeleyen bir sözcük olarak geçerlik bulmuştur.&lt;br /&gt;
&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;

Gotik sözcüğü ilk önceleri Rönesans olgusunun dışında kalan tüm barbar kültürü ifade etmek için kullanılmıştı. Ancak&lt;br /&gt;
sonradan, bu kültür daha iyi anlaşılıp, takdir edilmeye başlanınca daha dar bir anlamda, yalnızca mimari bir biçimi&lt;br /&gt;
belirtmek amacıyla kullanılır oldu. Daha yakın dönemlerde ise, halk dilindeki anlamıyla, tümüyle dinsel yapılarla,&lt;br /&gt;
özellikle katedraller ile bağdaştırılan bir terim haline geldi. “New English Dictionary” (Yeni İngilizce Sözlük) Gotik&lt;br /&gt;
sözcüğü için şu tanımı vermektedir:&lt;br /&gt;

“Batı Avrupa’da XII. yüz yıldan XVI. yüz yıla kadar yaygın olan mimari stil için kullanılan terim. Stilin temel özelliği&lt;br /&gt;
sivri kemerlerdir. Aynı zamanda mimari ayrıntılarda ve süslemede de uygulanmıştır”.&lt;br /&gt;

Aslında bu tanım yeterince kesin değildir. Mimarlık tarihi uzmanlarından bir çoğu, Gotik stilin temel özelliğinin sivri&lt;br /&gt;
kemerler olduğunu kabul etmeyip, farklı kuramlar ileri sürebilirler. Ayrıca, Gotik stili yalnızca mimarlığa özgü olarak&lt;br /&gt;
kullanmak da pek doğru değildir. Zira Gotik yalnız yapılar için değil; mobilyalar, giysiler, süslemeler, hatta mutfak aletleri&lt;br /&gt;
ve davranış biçimleri için bile geçerli bir kavramdı. Ne var ki, günümüzde kilise yapılarının dışında Gotik stilden geriye&lt;br /&gt;
hemen hiç bir şey kalmamıştır.&lt;br /&gt;

Gotik ortaya çıkana dek Batı Avrupa’daki tüm yapı biçimlerinin temelini oluşturan “Romanesk” mimarlık oldukça basit&lt;br /&gt;
bir ilkeye bağlıydı ve özünü eski bazilika inşaatlarından almıştı. Bu ilke, dört duvar üzerine oturtulan düz bir çatıdan&lt;br /&gt;
ibaretti. Eğer çatı kubbeli ya da çıkıntılı olursa, yan ağırlıkları taşımaları için duvarların kalınlaştırılması gerekliydi. Bu&lt;br /&gt;
nedenle, geniş iç mekânlar gerektiren büyük yapılarda duvarlar fazlasıyla kalın yapılıyordu. Duvarların yeterince sağlam&lt;br /&gt;
olması için ise pencerelerin pek küçük olmaları gerekiyordu. Sonuç olarak, Romanesk yapılar bodur ve hantal&lt;br /&gt;
görünümlü, iç mekânları karanlık ve hüzünlü yapılardı.&lt;br /&gt;

Gotik mimarlar, iç mekânlarda yeterli genişliği sağlayan sivri ve yüksek kemerler kullanarak, Romanesk yapıların&lt;br /&gt;
uygunsuz koşullarından kurtulma çaresini bulmuşlardı. Üstelik kemerli payandalar kullanarak yan ağırlıkları&lt;br /&gt;
desteklemesini de biliyorlardı. Bu sayede, duvarların üzerindeki büyük yük azaltılmış oluyordu. Açılan büyük pencereler&lt;br /&gt;
ve kullanılan renkli camlar iç mekânların tatsız karanlığını ve hüznünü yok ediyordu. Zamanla, yapıyı oluşturan çeşitli&lt;br /&gt;
öğeler; kemerler, payandalar, sütunlar ve duvarlar, tıpkı bir makinenin gerekli parçaları gibi, bütün halinde uyumlu bir&lt;br /&gt;
sistem biçimine dönüştü. Yapının çeşitli öğelerini uyumlu bir biçimde örgütleyen bu bütüncül sistem Gotik stilin özünü&lt;br /&gt;
ve Romanesk stilden ayrılmasını sağlayan ana niteliğini oluşturdu. Kemerler, payandalar, sütunlar gibi teknik özellikler&lt;br /&gt;
stili belirlemede ikinci plana düştü.&lt;br /&gt;

&lt;strong&gt;Violet-le-Duc’ün ünlü Gotik tanımına göre; “tümüyle Romanesk stilden ayrı evrimleşmiş olan Gotik stilin ayırt edici&lt;br /&gt;
özelliği, yapının tüm karakter ve görkeminin titizlikle örgütlenmiş ve içtenlikle uygulanmış bir sisteme bağlı&lt;br /&gt;
olmasındadır”.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;

Moore’un tanımlamasına göre; “Gotik mimari kısaca, payandalar ve ayaklar tarafından taşınan bağımsız bir kemerler ağı&lt;br /&gt;
ile bunların üzerine oturtulmuş bir çatının oluşturduğu bir yapı sistemidir. Yapının tüm dengesi, ağırlık ve karşı-ağırlıklar&lt;br /&gt;
sayesinde sağlanmıştır. Tüm sistem, mimari koşullara ve sanatsal formlara uygun, konularını doğadan alan yontularla&lt;br /&gt;
bezenmittir. Gotik, dinsel inanç ile esinlenmiş, ulusal ya da yöresel tutkularla uyarılmış laik zanaatkârların ürünü olan&lt;br /&gt;
yaygın bir kilise mimarisidir”.&lt;br /&gt;

Moore, Gotik’in anahtarını payandalarda bulur. Diğer uzmanlar farklı kuramlar sunarlar. Porter’a göre temel nitelik&lt;br /&gt;
kemerli çatıdır. Phillips sivri kemerlerin tüm sistemin özü olduğunu ileri sürer. Gould için, en üstün değer taş çatılardadır.&lt;br /&gt;
Oysa Lethaby, Gotik stilin özünü bu tür teknik özelliklerden çok, yapının genel Orta Çağ karakterinde bulmaktadır.&lt;br /&gt;

&lt;span id=&quot;postmessage_23652&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
İlkel ve dar kafalı insanlarla/ülkelerle özdeşleştirilmiştir. Özellikle 
sonraları 18. yüzyılda rasyonalizm ve sanayileşmeyle beraber gotik artık
 olumsuzdan da çıkıp küçük düşürücü bir sıfat olarak kullanılmıştır. o 
dönemde kendilerini medeniyetin doruklarında, “biz olduk artık” 
havalarında gören avrupa toplumları, kendilerini fazla kaptırdıkları bu 
mantık ve bilim gerçekleriyle gotik edebiyatı (ya da daha genel 
anlamıyla “romans”ları) yerin yedi kat dibine gömmüştür.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

Okumanın bir insan ihtiyacından ziyade toplumsal sınıflara göre 
yazıldığı çizildiği bu dönemde burjuvazi, tıpkı kendi akıllarının erdiği
 tek şey gibi “yararcılık” kokan romanlara yönelmiş, romanlar neredeyse 
“standart edebi eser”ler konumuna gelmiştir. (Hatta ilk dönem 
romanlarında protagonist bir hana girerken yazar “şu han bilmemne 
şehrinin bilmem ne sokağında, konaklamak için ideal gidin görün.” 
gibisinden direk okuyucunun gerçek hayatında işine yarayacak notlar 
yazarmış.)&lt;br /&gt;

Ama bu aşırı gerçekçilik ve “ne görüyorsam o var”cılık bir süre sonra
 insanoğlunu tatmin edemeyecek düzeye gelmiştir. Çünkü insanlar 
maneviyatlarını, hayalgüçlerini ve yaratıcılıklarını daha fazla aç 
bırakamamıştır. (Bir nevi sentimentalizm ya da agnostizme yönelme 
isteği) edebiyat ve genel olarak sanat kendini bu açmazdan kurtaracak 
yollar ararken romantizm gümbür gümbür gelmiştir. Endüstriyel şehir 
hayatının, bununla beraber doğan toplumsal sınıf ayrılıklarının ve 
haddinden fazla yararcılığın insan ruhunu bozduğuna, toplumları giderek 
çürüttüğüne inanan bu edebi akım giderek yayılmış, çoğunluğun genel 
tavrı haline gelmiştir. Hayalgücü ve duyguların tekrar yükseğe çıkmaya 
başlamasıyla gotik edebiyat da uyarılıp yattığı mezardan çıkmıştır 
nihayet. En fazla Amerika olmak üzere Avrupa’da bu yazına gereken önem 
verilmeye başlanmıştır artık. Bu periyoddan Viktorya dönemine kadar 
özellikle İngiltere’de çok güzel tadından yenmez eserler çıkmıştır. 
Sonraları yine ait olduğu gölgeye çekilecekken yirminci yüzyılda yeni 
bir ivme kazanmıştır gotik. Çernobiller, kirlilik problemleri, dünya 
savaşları derken tüm dünya toplumlarının kapıldığı karamsarlık 
havasından kaynaklanıyor olsa gerektir bu. &lt;strong&gt;&lt;img alt=&quot;[Resim]&quot; border=&quot;0&quot; class=&quot;resizeimage alignleft&quot; height=&quot;184&quot; src=&quot;http://img160.imageshack.us/img160/7048/11at7.jpg&quot; title=&quot;[Resim]&quot; width=&quot;246&quot; /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;

Çünkü gotik bu yaşamı sorguladığı gibi ölümü ve diğer dünyaları da 
merak eder. Meraktan da öte bundan haz duyar. İnsanın görünen kısmından 
ziyade sinik ve kaotik yüzlerini irdeler. Bu yüzden yirminci yüzyılda 
karamsarlığın ve içselliğin sembolu haline gelmiştir gotik. Sadece 
edebiyatla kalmamış, sinemaya (malum, tonlarca gotik film), müziğe 
(gotik rock, gotik , endüstriyel gotik vesaire) ve modaya da 
sıçramıştır. Günümüzde “Gotik nedir?” sorusuna insanların önce bir 
afallaması, “nasıl anlatsam?” demesi de bu yüzden zaten.&lt;br /&gt;

* Got Sanatı ya da Barbar Sanatı olarak da anlamı vardır. İtalyanlar 
Roma İmparatorluğu döneminde dünyanın bir numaralı gücüyken, Alman 
kabileleri got ve vandalların topraklarını işgali nedeniyle büyük bir 
öfke duymaktaydılar. Bu yüzden aydınlanma devri yani Rönesans ile 
yıkılış dönemi arasındaki döneme, buna sebep olanların isimlerini, got 
ve vandalları koydular. Got Sanatının dışında, güzel şeylerin yıkılıp 
yakılmasına da vandallık demişlerdir.&lt;br /&gt;

* Gothic mimari 12-16. yüzyıllar arasında avrupada kullanılan, sivri 
kemerler, kaburgalı kubbeler ve ayrıntılı süslemeleri ile hemen tanınan 
mimaki akıma ve bu tarz mimariye benzeyen diğer mimari akımlara verilen 
isimdir. Gotik edebiyat özellikle 18. yy sonunda popüler olan, karanlık,
 grotesk ve doğaüstü olayları işleyen edebi türe zaman zaman verilen 
isimdir. En belli başlı örnekler için (bkz: frankenstein) (bkz: dracula)
 (bkz: dr jeykll mr hyde) &lt;strong&gt;&lt;img alt=&quot;[Resim]&quot; border=&quot;0&quot; class=&quot;resizeimage alignright&quot; height=&quot;226&quot; src=&quot;http://img96.imageshack.us/img96/9200/12xf6.jpg&quot; title=&quot;[Resim]&quot; width=&quot;164&quot; /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;

Gotik müzik heavy ve punk arasında bir tarzdır: “Gotik muzik heavy 
olmakla beraber punk ile ilişkisi oldukça zayıftır. Daha çok orta çağ ve
 barok döneme ait klasik müziğin heavyl’le iç içe geçtiği estetik yönden
 kuvvetli bir tarza sahip olup bu yönden punkın tam tersi bir duruş 
sergiler.”&lt;br /&gt;
Gotik moda ise genelde her nedense özellikle teenage kızların, özellikle
 de The Crow filmlerinden sonra daha da benimsediği bir moda. tercihen 
deri, siyah giysiler giyilir ve ceset gibi, vampir gibi bembeyaz makyaj 
yapılır, saçlar uzun, çeşitli renklerde, tırnaklar da bir o kadar uzun 
ve renk renktir. Kollarda boyunda boş yer kalmayana kadar takılar 
istenirse takılabilir, vaciptir. Her gothic genç kızın gönlünde pumpkin 
king jack gibi bir sevgili sahibi olma hayalleri vardır. Gothic komünity
 üyelerinin milli bayramı helloween, milli içecekleri red wine, 
başkentleri gotham city’dir.&lt;br /&gt;
* “Gotik italyanların rönesansda kuzey ortaçağ sanatını tanımlamak için 
kullandıkları kelimedir. Bu, onlar için barbarlık anlamına gelen bir 
kelimeydi. Gotiğe korkunç, şatafatlı ve grotesk gözüyle bakılırdı. 
Aslında bir çok durumda öyleydir, ancak bazılarına göre hayatın 
kendisinin korkunç, şatafatlı ve groteks olduğu bir dünyada o 
mükemmeldir.&lt;br /&gt;

&lt;strong&gt;&lt;img alt=&quot;[Resim]&quot; border=&quot;0&quot; class=&quot;resizeimage alignleft&quot; height=&quot;154&quot; src=&quot;http://img59.imageshack.us/img59/1108/2412vz9.jpg&quot; title=&quot;[Resim]&quot; width=&quot;167&quot; /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span id=&quot;postmessage_23652&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;Dualizm
 ön plandadır, her şeyin iki yüzü olduğu insanlar beden ve ruh, iyi ve 
şeytan oldukları, tozdan yaratıldıkları halde cenneti isteyebildikleri 
savunulur. Esas olarak onca yıl boyunca çok sayıda insanın üstünde 
çalışması ve farklı fikirlerin kaynaşması sonucu ortaya çıkan korkunç 
görünümlü ve şatafatlı mimari akımın hayranlıkla karşılanıp yaşam tarzı 
olarak belirlenmesidir. Çok fazla fikirin kaynaşmasıyla oluşan bir tarzı
 insanlar sadece peşinden gitmek için standartlara sokmuştur; gotik 
siyahdır (kötülük ve çirkinliğin temsilcisi şeytani olan), gotik kandır 
(siyah üstüne kırmızı yazılı web siteleri, siyah deri giysili kırmızı 
saçlı kırmızı rujlu genç kızlar), gotik şatafattır (boş yer bırakmayan 
takılar) demişlerdir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/feeds/4550980341502907201/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/gothik-nedir-gothik-resimleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/4550980341502907201'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/4550980341502907201'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/gothik-nedir-gothik-resimleri.html' title='Gothik Nedir – Gothik Resimleri'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960003856388014104.post-2219146936950762982</id><published>2012-05-11T10:10:00.000-07:00</published><updated>2012-05-11T10:10:05.956-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="biyografi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Ömer Hayyam Kimdir"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ömer hayyam eserleri"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ömer hayyam hayatı"/><title type='text'>Ömer Hayyam Kimdir?</title><content type='html'>&lt;span id=&quot;postmessage_22256&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Tahoma;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13px; line-height: normal;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;İranlı &lt;span style=&quot;color: red;&quot;&gt;şair ve bilgin (Nişapur 1044- 1123/1136)&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span id=&quot;postmessage_22256&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Tahoma;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13px; line-height: normal;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;
&lt;br /&gt;
Hayatı, gençlik yılları kesinlikle bilinmiyor. Elde bulunan 
eserlerinden, hayatıyla ilgili olayları anlatan bazı kitaplardan, 
mantık, felsefe, matematik ve astronomi konularında çalıştığı, bu 
alanlarda düzenli bir öğrenim gördüğü anlaşılmaktadır. Hayyam 
(“Çadırcı”) takma adını, atalarının çadırcılık yapmaları yüzünden aldığı
 söylenir. Ömer Hayyam, zamanında daha çok bilgin olarak ün kazandı. 
İran’ın, Selçuklular yönetiminde olduğu bir çağda yetişen Hayyam, 
Horasan ülkesindeki büyük şehirleri, Belh, Buhara ve Merv gibi bilim 
merkezlerini gezdi, bir ara Bağdat’a da gitti. Zamanının 
hükümdarlarından, özellikle Selçuklu sultanı Melikşah ve 
Karahanlılar’dan Şemsülmülk’ten büyük yakınlık gördü. Saraylarında, 
meclislerinde bulundu. Reşidüddin’in “Cami-üt-Tevarih” adlı eserinde 
anlattığına göre Nizamülmülk ve Hasan Sabbah, Ömer Hayyam ile okul 
arkadaşıydılar. &lt;span id=&quot;more-1860&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span id=&quot;postmessage_22256&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Tahoma;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 13px; line-height: normal;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
Gerek Hayyam’ın zamanında, gerek sonraki çağlarda yazılan kaynaklarda 
çağının bütün bilgilerini edindiği, o alanlarda derin tartışmalara 
girdiği, fıkıh, ilahiyat, kıraat, edebiyat, tarih, fizik ve astronomi 
okuttuğu yazılıdır. Ebu’l Hasan Ali El-Beyhaki onun çok bilgili bir 
kimse olduğunu, fakat müderrislik hayatının pek başarılı olmadığını 
bildirir. Ayrıca Zemahşeri ile uzun boylu tartışmalara giriştiğini, onun
 derslerine bile devam ettiğini, Zemahşeri’yi, bilgi bakımından 
beğendiğini yazar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

Hayyam’ın fizik, metafizik, matematik, astronomi ve şiir konularında 
değişik eserleri vardır. Bunlar arasında İbni Sina’nın Temcid (Yücelme) 
adlı eserinin yorum ve tercümesi de yer alır. Zamanında, bir bilgin 
olarak ün kazanan Ömer Hayyam’ın edebiyat tarihindeki yerini sağlayan, 
sonraki yüzyılarda da doğu İslam dünyasının en büyük şairlerinden biri 
olarak anılmasına yol açan Rubaiyat’ıdır (Dörtlükler). Ömer Hayyam, İran
 ve doğu edebiyatında rubai türünün kurucusu sayılır. Sonraları 
aralarına başkalarının eserleri de karışan bu rubailer iki yüz kadardır.
 Hayyam, oldukça kolay anlaşılan, yumuşak, akıcı, açık ve seçik bir dil 
kullanır. Şiirlerinde gerçekçidir. Yaşadıkları, gördüklerini, 
çevresinden, zamanın gidişinden aldığı izlenimleri yapmacığa 
kapılmaksızın, olduğu gibi dile getirir. Ona göre, gerçek olan 
yaşanandır, dünyanın ötesinde ikinci bir dünya yoktur. İnsan, yaşadıkça 
gerçektir, gerçek ise yaşanandır. En şaşmaz ölçü akıl ve sağduyudur. 
İnsan bir akıl varlığıdır. Gerçeğe ancak akıl yolu ile ulaşılabilir.&lt;br /&gt;

Onun şiirinde zamanın haksızlıkları, softalıkları, akıl almaz 
saçmalıkları ince, alaylı, iğneleyici bir dille yerilir. Dörtlüklerinin 
konusu aşk, şarap, dünya, insan hayatı, yaşama sevinci, içinde 
bulunduğumuz geçici dünyanın tadını çıkarma gibi insanla sıkı bir 
bağlantı içinde bulunan gerçek eylem ve davranışlardır. Şiirlerinde 
işlediği konulara, çokluk felsefe açısından bakar. Aşk, sevinç, hayatın 
tadını çıkarma, Hayyam’a göre vazgeçilmez insan duygularıdır, insan 
hayatının ana dokusu bunlarla örülüdür. Bazı dörtlüklerinde filozofça 
derin bir sezgi, açık ve seçik bir insan severlik duygusu, gösterişten, 
aşırılıktan uzak bir yaşama anlayışı görülür. Hayyam kendisinden sonra 
gelen pek çok şairi etkilemiş, rubai alanında tek örnek olarak 
benimsenmiştir. Batı ülkelerinde adına bir çok dernek kurulmuş, 
rubaileri bütün bati dillerine, bu arada birçok defa Türkçe’ye 
Rubaiyat-i Hayyam, Hayyam’ın Rubaileri, Ömer Hayyam ve Rubaileri, 
Dörtlükler adı altında tercüme edilmiştir&lt;br /&gt;

&lt;span id=&quot;postmessage_23025&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Garamond;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 18px; line-height: normal;&quot;&gt;Nasname&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-size: 14px; line-height: normal;&quot;&gt;ey bütün bir evrenin&lt;br /&gt;
en seçkin yaratığı olan sen!&lt;br /&gt;
sen ki;&lt;br /&gt;
iki gözümden ve canımdan&lt;br /&gt;
daha da azizsin.&lt;br /&gt;
ey güzel kimse!&lt;br /&gt;
candan aziz birşey yoktur.&lt;br /&gt;
sen bana;&lt;br /&gt;
candan da yüz kere daha azizsin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;

***&lt;br /&gt;
ey hoca!&lt;br /&gt;
yalnız bir dileğimizi yerine getir.&lt;br /&gt;
konuşma. kes sesini.&lt;br /&gt;
allah’la aramıza girme.&lt;br /&gt;
biz doğru yoldayız.&lt;br /&gt;
yalnız sen,&lt;br /&gt;
bu yolu eğri görüyorsun.&lt;br /&gt;
git… gözlerini tedavi ettir.&lt;br /&gt;
ya da rahat bırak bizi.&lt;br /&gt;

***&lt;br /&gt;
kalk gel!&lt;br /&gt;
hatırımız için gel.&lt;br /&gt;
dileğimizce bir zorumuzu hallet.&lt;br /&gt;
bir testi şarap getir.&lt;br /&gt;
ki, vücudumuzun toprağından&lt;br /&gt;
testi yapılmadan öncekana kana testiden içelim.&lt;br /&gt;

***&lt;br /&gt;
ben öldüğümde;&lt;br /&gt;
beni şarap ile yıkayınız.&lt;br /&gt;
telkin yerine;&lt;br /&gt;
şarap dökünüz mezarıma.&lt;br /&gt;
kadehleri ve şarabı öven&lt;br /&gt;
şiirler okuyunuz baş ucumda.&lt;br /&gt;
eğer, kıyametde&lt;br /&gt;
beni bulmak isterseniz;&lt;br /&gt;
meyhane kapısının&lt;br /&gt;
toprağından koklayınız beni.&lt;br /&gt;

***&lt;br /&gt;
şarap içmediğin için,&lt;br /&gt;
sarhoşlara sövme.&lt;br /&gt;
eğer allah tövbe verirse,&lt;br /&gt;
ben sadece&lt;br /&gt;
şarap içmemek için tövbe ederim.&lt;br /&gt;
sen;&lt;br /&gt;
şarap içmemekle övünüyorsun.&lt;br /&gt;
ancak;&lt;br /&gt;
öyle ayıp işler ediyorsun ki,&lt;br /&gt;
şarap onların yanında&lt;br /&gt;
yüz kere zemzemle yıkanmıştır.&lt;br /&gt;

***&lt;br /&gt;
o kadar çok,&lt;br /&gt;
o kadar çok şarap içeyim ki;&lt;br /&gt;
beni gömdüklerinde&lt;br /&gt;
şarap kokusu gelsin mezarımdan&lt;br /&gt;
ziyaretime gelen çakırkeyf dostlar,&lt;br /&gt;
yıkılasıya içmiş gibi olsunlar.&lt;br /&gt;

***&lt;br /&gt;
şarap, şarkılar, çalgıcılar ve ben&lt;br /&gt;
bu harap köşede beraberiz&lt;br /&gt;
rehin etmişiz canımızı şarap için.&lt;br /&gt;
rehin etmişiz gönlümüzü, elbisemizi.&lt;br /&gt;
vazgeçmişiz rahmet umudundan,&lt;br /&gt;
azap korkusundan…&lt;br /&gt;
ve kkurtulmuşuz&lt;br /&gt;
yel, toprak, ateş, su korkusundan.&lt;br /&gt;

***&lt;br /&gt;
bu gün,&lt;br /&gt;
benim gençlik nöbetimdir,&lt;br /&gt;
aşk şarabı içerim.&lt;br /&gt;
zira benim mutluluğum bundandır.&lt;br /&gt;
acıdır diye kötülemeyiniz,&lt;br /&gt;
o, hoştur.&lt;br /&gt;
onun acılığı,&lt;br /&gt;
benim saflığımdandır.&lt;br /&gt;

***&lt;br /&gt;
ey gönül!&lt;br /&gt;
madem ki, senin nasibin&lt;br /&gt;
dalma kanamak ve&lt;br /&gt;
her gün başka durumda olmaktır,&lt;br /&gt;
ve ey can!&lt;br /&gt;
sonuçta birgün çıkıp gideceksen,&lt;br /&gt;
bu bedende&lt;br /&gt;
ne diye geldin?&lt;br /&gt;

***&lt;br /&gt;
bizim dergahımızda&lt;br /&gt;
sahte para geçmez.&lt;br /&gt;
süpürge bizim darphanemizi&lt;br /&gt;
temiz süpürmüştür.&lt;br /&gt;
meyhaneden bir efendi dedi ki;&lt;br /&gt;
“şarap içmeye bak.&lt;br /&gt;
zira senin dalacağın&lt;br /&gt;
sonsuz uyku anında&lt;br /&gt;
nice asırlar gelip geçecek.”&lt;br /&gt;

***&lt;br /&gt;
boyun eğeceksin,&lt;br /&gt;
doğa kanınları önünde.&lt;br /&gt;
işe yaramaz başka bir şey…&lt;br /&gt;
insanların önünde,&lt;br /&gt;
gösteriş ve riyadan başka&lt;br /&gt;
bir şey fayda etmez…&lt;br /&gt;
küllettim aklın düşünebildiği her şeyi.&lt;br /&gt;
lakin;&lt;br /&gt;
doga’nın emirlerine çaresiz kaldım.&lt;br /&gt;

***&lt;br /&gt;
eğer, bir yabancı&lt;br /&gt;
sana vefakarlık ederse&lt;br /&gt;
onu akrabadan kabul et.&lt;br /&gt;
eğer; akraban sana&lt;br /&gt;
vefasızlık ederse&lt;br /&gt;
onu düşman kabul et.&lt;br /&gt;
eğer, zehir sana&lt;br /&gt;
şifa verirse panzehir say.&lt;br /&gt;
eğer bal seni hasta ederse&lt;br /&gt;
arı soktu kabul et.&lt;br /&gt;

***&lt;br /&gt;
hiçbir yürek yoktur ki;&lt;br /&gt;
senin ayrılığınla kanlar içinde olmasın.&lt;br /&gt;
iyi gören hiçbir kimse yoktur ki;&lt;br /&gt;
sana gönül vermiş olmasın.&lt;br /&gt;
senin yüreğinde,&lt;br /&gt;
hiçbir kimsenin düşüncesi olmadığı halde,&lt;br /&gt;
hiçbir kimse yoktur ki;&lt;br /&gt;
senin sevdan ile meşgul&lt;br /&gt;
ve&lt;br /&gt;
yanıp tutuşmuş olmasın.&lt;br /&gt;

***&lt;br /&gt;
sen lalenin nevruz’da yaptığı gibi&lt;br /&gt;
fırsatın lursa eğer&lt;br /&gt;
lele yanaklı bir dilberle&lt;br /&gt;
beraber ol.&lt;br /&gt;
kadehi eline al,&lt;br /&gt;
sevinç ile şarap iç.&lt;br /&gt;
zira hayat;&lt;br /&gt;
bir rüzgar darbesi gibi&lt;br /&gt;
mavi göğün altında&lt;br /&gt;
seni altına alıp&lt;br /&gt;
eziverir ansızın.&lt;br /&gt;

***&lt;br /&gt;
ey hayyam!&lt;br /&gt;
işlediğin günaha&lt;br /&gt;
bu kadar hüzne gerek var mı?&lt;br /&gt;
gam çekmekten ne umarsın?&lt;br /&gt;
günah işlemeyene&lt;br /&gt;
tanrı bağışlaması olmaz.&lt;br /&gt;
tanrı bağışlaması&lt;br /&gt;
günah için gelmiştir.&lt;br /&gt;
bir şey yok&lt;br /&gt;
üzülecek, korkacak.&lt;br /&gt;

***&lt;br /&gt;
canan!&lt;br /&gt;
ömrümüzün sonunda&lt;br /&gt;
vefasız bir aleme ulaşacağız.&lt;br /&gt;
nelere sahip olursak olalım,&lt;br /&gt;
çok şeyler arayacağız bıraktığımız.&lt;br /&gt;
senin yüzün gibi ay’ı&lt;br /&gt;
nereden bulacağım?&lt;br /&gt;
doğru söylüyorum,&lt;br /&gt;
senin boyun gibi&lt;br /&gt;
servi de yoktur alemde.&lt;br /&gt;

***&lt;br /&gt;
uyuyordum.&lt;br /&gt;
rüyamda bir bilgin dedi ki:&lt;br /&gt;
“uyku kime ışık saçtı?&lt;br /&gt;
kimin sevinç gönlünü açtı?&lt;br /&gt;
ölüme benzeyen bir işi yapma.&lt;br /&gt;
şarap iç.&lt;br /&gt;
zira toprağın altında&lt;br /&gt;
uyumaya çok vaktin olacak.”&lt;br /&gt;

***&lt;br /&gt;
şarap kasesini benim elime koy.&lt;br /&gt;
zira;&lt;br /&gt;
gönlümde hararet var.&lt;br /&gt;
ve bu ömür akıp kaçıp gidiyor.&lt;br /&gt;
kalk!&lt;br /&gt;
talih ve mutluluk&lt;br /&gt;
rüya gbi bir sırdır.&lt;br /&gt;
kalk!&lt;br /&gt;
gençlik ateşi&lt;br /&gt;
su gibi akıp gidiyor.&lt;br /&gt;

***&lt;br /&gt;
ne cehennemi hak ettim,&lt;br /&gt;
ne cennete layığım.&lt;br /&gt;
benim toprağımı ne ile yoğurduğunu&lt;br /&gt;
allah bilir.&lt;br /&gt;
fakir, kafir, çirkin, fahişe gbiyim.&lt;br /&gt;
ne dinim var ne dünyüm.&lt;br /&gt;
ne de;&lt;br /&gt;
cennet umudum var.&lt;br /&gt;

***&lt;br /&gt;
benim şarap içmem&lt;br /&gt;
keyiften değildir.&lt;br /&gt;
ara bozmak,&lt;br /&gt;
din ve terbiyeyi&lt;br /&gt;
terk etmek için de değildir.&lt;br /&gt;
isterim ki,&lt;br /&gt;
arada bir nefes alayım.&lt;br /&gt;
şarap içmem;&lt;br /&gt;
işte bu sebepledir.&lt;br /&gt;

***&lt;br /&gt;
ey candan azizim!&lt;br /&gt;
madem ki;&lt;br /&gt;
bu cihan seni kederlendiriyor.&lt;br /&gt;
madem ki; temiz ruhun&lt;br /&gt;
birgün ansızın teninden ayrılacak,&lt;br /&gt;
senin toprağında&lt;br /&gt;
çimenler yükselmeden evvel,&lt;br /&gt;
gönlünün arzusunca eğlen.&lt;br /&gt;
bir çemenzarda otur.&lt;br /&gt;

***&lt;br /&gt;
eğer;&lt;br /&gt;
akıl gözünü açarak bakarsan,&lt;br /&gt;
en çok emniyette saydığın kimseyi&lt;br /&gt;
kendine düşman görürsün.&lt;br /&gt;
bu zamanda, özellikle&lt;br /&gt;
az dostun olsun.&lt;br /&gt;
zaman ehliyle,&lt;br /&gt;
uzaktan sohbet iyidir.&lt;br /&gt;

***&lt;br /&gt;
gözünü aç!&lt;br /&gt;
birgüün canından ayrılacaksın.&lt;br /&gt;
hüdanın,&lt;br /&gt;
esrar perdesinin arkasına gideceksin.&lt;br /&gt;
aşk şarabı iç ki;&lt;br /&gt;
nereden geldiğini bilmeyesin.&lt;br /&gt;
sarhoş ve neş’eli ol ki,&lt;br /&gt;
nereye gideceğini bilmeyesin.&lt;br /&gt;

***&lt;br /&gt;
ben şarap içerim&lt;br /&gt;
muhalifler soldan sağdan;&lt;br /&gt;
“içme!&lt;br /&gt;
şarap dinin düşmanıdır” derler.&lt;br /&gt;
madem ki;&lt;br /&gt;
şarabın din düşmanı olduğunu öğrendim,&lt;br /&gt;
vallahi içerim, billahi içerim&lt;br /&gt;
helaldir düşmanın kanını içmek.&lt;br /&gt;

***&lt;br /&gt;
hayal sermayesi eksik olan&lt;br /&gt;
her gönül çaresizdir.&lt;br /&gt;
her gün;&lt;br /&gt;
pişmanlığın ve acımanın&lt;br /&gt;
kadreşidir, arakadaşıdır.&lt;br /&gt;
endişelerden kurtulmuş,&lt;br /&gt;
sevinçli bir gönülden başka&lt;br /&gt;
dünyada ne varsa&lt;br /&gt;
hepsi üzüntü sebebidir.&lt;br /&gt;

***&lt;br /&gt;
allah benim yaradılış ruhumu yoğururken&lt;br /&gt;
amelimin ne olacağını biliyordu.&lt;br /&gt;
bana yakışmayan günahları,&lt;br /&gt;
ben onun ilmi, onun rızası ile işliyorum.&lt;br /&gt;
o halde kıyamet günü&lt;br /&gt;
beni cehennemde yakmasının&lt;br /&gt;
mantıklı sebebi acaba nedir?&lt;br /&gt;

***&lt;br /&gt;
ömür geçtikten sonra&lt;br /&gt;
acı olmuş, tatlı olmuş&lt;br /&gt;
ne önemi var.&lt;br /&gt;
can, dudağa geldiğinde&lt;br /&gt;
nişapur’da olmuşsun, belh’te olmuşsun&lt;br /&gt;
ne farkı var.&lt;br /&gt;
muhabbet şarabı iç.&lt;br /&gt;
çünkü;&lt;br /&gt;
benden ve senden sonra ay,&lt;br /&gt;
hilalden dolunaya,&lt;br /&gt;
dolunaydan hilale&lt;br /&gt;
inip çıkıp duracak.&lt;br /&gt;

***&lt;br /&gt;
madem ki;&lt;br /&gt;
cihanın bütün hallerinden haberdarsınız.&lt;br /&gt;
ey gafiller!&lt;br /&gt;
dünyanın işvesine aldanmayınız.&lt;br /&gt;
ve aziz ömrünüzü&lt;br /&gt;
heder etmeyiniz.&lt;br /&gt;
haydi! vakit kaybetmeksizin&lt;br /&gt;
muhabbet şarabı içiniz.&lt;br /&gt;

***&lt;br /&gt;
muazzez arkadaşlarım.&lt;br /&gt;
bana gıdaı şaraptan yapınız.&lt;br /&gt;
bu kehribar gibi olan yüzümü,&lt;br /&gt;
yakut gibi yapınız.&lt;br /&gt;
öldüğüm zaman beni&lt;br /&gt;
şarap ile yıkayınız.&lt;br /&gt;
mümkünse tabutumun tahtasını&lt;br /&gt;
asma ağacından yapınız.&lt;br /&gt;

***&lt;br /&gt;
allah bize&lt;br /&gt;
cennetinde şarap vaat etti.&lt;br /&gt;
iş bu merkezde iken&lt;br /&gt;
bu dünyada şarabı&lt;br /&gt;
nasıl yasak eder, haram eder?&lt;br /&gt;
birgün, sinir halinde bir arap,&lt;br /&gt;
hamza’nın dişi devesine&lt;br /&gt;
nişan almış ve vurmuş.&lt;br /&gt;
bzim peygamberimiz şarabı&lt;br /&gt;
o araba yasak etmiş.&lt;br /&gt;

***&lt;br /&gt;
evvela;&lt;br /&gt;
benim rızam olmaksızın&lt;br /&gt;
dünyaya getirildim.&lt;br /&gt;
hayatta;&lt;br /&gt;
hayretimden başka birşeyim artmadı.&lt;br /&gt;
sonra yine elimde olmadan&lt;br /&gt;
bu dünyadan göçeceğim.&lt;br /&gt;
gelmekten, kalmaktan, geçmekten&lt;br /&gt;
maksat ne?&lt;br /&gt;
hala anlamış değilim.&lt;br /&gt;

&lt;span style=&quot;font-size: 18px; line-height: normal;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Ömer HAYYAM &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/feeds/2219146936950762982/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/omer-hayyam-kimdir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/2219146936950762982'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960003856388014104/posts/default/2219146936950762982'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bilgipanosu.blogspot.com/2012/05/omer-hayyam-kimdir.html' title='Ömer Hayyam Kimdir?'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>