<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><rss xmlns:atom='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' version='2.0'><channel><atom:id>tag:blogger.com,1999:blog-8700538301653015042</atom:id><lastBuildDate>Sat, 31 Oct 2009 10:03:55 +0000</lastBuildDate><title>under construction</title><description>just about me</description><link>http://seda-underconstruction.blogspot.com/</link><managingEditor>noreply@blogger.com (seda)</managingEditor><generator>Blogger</generator><openSearch:totalResults>230</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-8700538301653015042.post-5855142127591883407</guid><pubDate>Fri, 26 Jun 2009 11:44:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-26T14:45:09.913+03:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>gezme tozma</category><title>İsveç'teyiz</title><description>Annem, ben ve ablam İsveç'teyiz.&lt;br /&gt;Burdan bizi takip edebilirsiniz: http://isvecsayfasi.blogspot.com/&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700538301653015042-5855142127591883407?l=seda-underconstruction.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://seda-underconstruction.blogspot.com/2009/06/isvecteyiz.html</link><author>noreply@blogger.com (seda)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-8700538301653015042.post-2673563701003240675</guid><pubDate>Tue, 19 May 2009 12:20:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-05-19T15:24:00.588+03:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>yarışma</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>tasarım</category><title>yeni yarışma yeni umut</title><description>yeni bir yarışmaya yelken açtım, tabiki son gününde.&lt;br /&gt;az zamanda çok işler başarabilme özelliğimin illa ki dibini bulacağım yani.&lt;br /&gt;yoksa olmaz içim rahat etmiyor.&lt;br /&gt;şimdi bu yarışma design21 networkünde oluyor, unesco'nun international festival of cultural diversity adlı festivali için logo tasarımı.&lt;br /&gt;şu an logoyu buraya koyamıycam ancak 22 mayıs'ta public voting başlıyor. desteğinizi bekliyorum şimdiden kulağınıza küpe olsun. sonra tek tek hepinizi rahatsız etcem, nıhahahahaha :)&lt;br /&gt;adres de burası efenim http://www.design21sdn.com/&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700538301653015042-2673563701003240675?l=seda-underconstruction.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://seda-underconstruction.blogspot.com/2009/05/yeni-yarsma-yeni-umut.html</link><author>noreply@blogger.com (seda)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-8700538301653015042.post-7735585559981269122</guid><pubDate>Sun, 12 Apr 2009 15:40:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-04-12T17:49:10.361+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>yarışma</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>tasarım</category><title>Kazanamadığım Yarışmalar vol.1500</title><description>Bir yarışma serüvenim daha hüsranla sonuçlandı.&lt;br /&gt;2010 Türkiye'de Japonya Yılı Logo yarışmasına katılmıştım. Kazanan eserle aynı pencereden bakmışız ama ben salağı bazı çok temel şeyleri göz ardı etmişim.&lt;br /&gt;Öte yandan bazı yönelerden de benimki kazanandan daha iyi bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SeIMRjT5AcI/AAAAAAAAAd8/vl-3_FKJkLI/s1600-h/Graphic1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 280px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SeIMRjT5AcI/AAAAAAAAAd8/vl-3_FKJkLI/s400/Graphic1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5323831205181325762" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu benim yaptığım tasarım&lt;br /&gt;Benimkinin kötü yanı ay yıldızdaki ince kenar çizgileri. Onlar daha baskın olsaydı keşkem. Bir de birbirlerinden çok uzak olmuş karakterler sanki. Öte yandan benimkinin yazı tipi daha uygun bence, Japon kaligrafisine gönderme yapıyor. Öteki tipografiyi sallamış biraz sanki. Ama şimdi bakıyorum da yazıları bu kadar büyük yazmaya gerek var mıydı da diyorum. Bilemedim. Oturup denemek lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SeIMcYP6TPI/AAAAAAAAAeE/kCZbTOWbXKg/s1600-h/Logo.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 209px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SeIMcYP6TPI/AAAAAAAAAeE/kCZbTOWbXKg/s400/Logo.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5323831391190404338" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu da kazanan logo&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700538301653015042-7735585559981269122?l=seda-underconstruction.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://seda-underconstruction.blogspot.com/2009/04/kazanamadgm-yarsmalar-vol1500.html</link><author>noreply@blogger.com (seda)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SeIMRjT5AcI/AAAAAAAAAd8/vl-3_FKJkLI/s72-c/Graphic1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>5</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-8700538301653015042.post-2527491012223884173</guid><pubDate>Tue, 31 Mar 2009 13:04:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-03-31T15:31:33.475+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>reklam</category><title>maximiles reklamı üzerine atmaca tutmaca!</title><description>&lt;script type="text/javascript" src="http://tr.sevenload.com/pl/TOZ0FHl/300x258"&gt;&lt;/script&gt;&lt;p&gt;Link: &lt;a href="http://tr.sevenload.com/yayinlar/bigumigu-com/bolumler/TOZ0FHl-Bankas-MaxiMiles-60sn-kadn"&gt;&lt;img src="http://static.sevenload.com/img/sevenload.png" alt="İş Bankası MaxiMiles 60sn (kadın)" width="66" height="10" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;iş bankasının uçuş kartı reklamlarını izlediniz mi?&lt;br /&gt;ben ilk başta reklamın sesi tarafından cezbedildim sonra da içeriğine ve tasarımına sinir oldum.&lt;br /&gt;Şöyle ki bi kere bu reklam süresince görüntülerin üzerinde yazı belirmesi hadisesi 'stranger than fiction' adlı filmden kopyalama boyutunda yani. tabi o monoton hayat kurgusu da filmden esinlenilmiş. sonra bu monoton hayattan kurtulmak ve bir iz bırakmak öneriliyor. ancak öye atladım uçağa gittim başka diyarlara ahan da bıraktım izimi senaryosu için ne yazık ki bu monoton hayata gayet mahkumuz. bizi kandırıyorlar.&lt;br /&gt;sonra bi de bıraktığın iz nedir yani?&lt;br /&gt;gidip oraları buraları görmek iz bırakmak değil.&lt;br /&gt;o gördüklerinden sonra yaptıkların önemlidir ki zaten onu da reklam göstermiyor.&lt;br /&gt;yoksa reklamın erkek karekterli modelinde olduğu gibi öyle bindim jipe yabani hayvanların arasından vın diye geçtim gittim, yerli halka bön bön baktım meselesi bir iz bırakma değildir.&lt;br /&gt;bir de şu ayrımcı bakış açısına değinmek istiyorum.&lt;br /&gt;reklamın iki modeli var biri erkek biri kadın.&lt;br /&gt;kadın ne hikmetse pek bi sakar salak, yok arabayı çarpar, yok alarmı düşürür, ta gider tropik adaya orda da değişmez elinden kamerası düşer gibi yapar, ofiste böle ezik ezik oturur masasında falan. erkek reklamında hiç böle acınası haller yok, adam ya, toplantıya falan giriyo.&lt;br /&gt;cık cık cık&lt;br /&gt;yadırgadım.&lt;br /&gt;kopyasız ve çağdaş reklamlar lütfen!!!&lt;br /&gt;erkek karakterli reklam ve stranger than fiction filminden bir sahneye &lt;a href="http://hepsidetay.blogspot.com/2009/02/maximiles-reklam.html"&gt;şu blogdan&lt;/a&gt; bakabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700538301653015042-2527491012223884173?l=seda-underconstruction.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://seda-underconstruction.blogspot.com/2009/03/maximiles-reklam-uzerine-atmaca-tutmaca.html</link><author>noreply@blogger.com (seda)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>3</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-8700538301653015042.post-8963983313480262993</guid><pubDate>Fri, 27 Mar 2009 12:34:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-03-29T17:31:02.056+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>ben şahsen kendim</category><title>hizmetlerime son verdim!</title><description>Dün itibariyle bazı kararlar aldım:&lt;br /&gt;Tasarım, kültür, sanat konularındaki haber merkezi faliyetlerime son verdim.&lt;br /&gt;Buna bağlı olarak insanları gaza getirme faliyetlerime de son verdim. Ve tabiki organizasyon yapma faliyetlerime de. Bunların açıklaması şu: Bundan sonra kimseyle bir konuda okuyup hoşuma giden şeyleri zaman ayrııp da mail yazarak paylaşmayacağım, kimseye yarışma duyurusu göndermeyeceğim, kimseye şurda şu festival başladı, burda bu etkinlik var şeklinde haber vermeyeceğim ve birlikte gidelim diye kasmayacağım. Zira fark ettim ki hiçbir arkadaşımla aynı heyecan, azim ve merak seviyesinde değiliz. Bu sebeple sürekli çabalayan ben oluyorum ve insanları bir şeylere sürüklüyomuşum gibi hissediyorum. Ayrıca benim insanları aydınlatma çabalarıma karşın kimse beni aydınlatmak için ciddi çaba göstermiyor, yani bir nevi enayilik durumu. Bir kez daha anladım ki herkes kendiyle ve kendi dertleriyle meşgul. Sanıyorum normal olan da bu. Anormal olan benim. İnsanlarla bir şeyler paylaşmanın değerini fazla abartmışım ki bu bizim ailede genetik bir miras adeta :) Hepimizin başına gelen bir senaryo. Bu sebeple diğer aile fertlerini de peşimden gelmeye çağırıyorum.&lt;br /&gt;Yoruldum ve tükendim, artık enerjimi sadece kendime, ablama ve anneme harcayacağım.&lt;br /&gt;edit: karşı taraftan çaba görmem durumunda ben de karşılık veririm yoksa cık !&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700538301653015042-8963983313480262993?l=seda-underconstruction.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://seda-underconstruction.blogspot.com/2009/03/hizmetlerime-son-verdim.html</link><author>noreply@blogger.com (seda)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>9</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-8700538301653015042.post-6890001759932775914</guid><pubDate>Wed, 18 Mar 2009 14:36:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-03-18T16:46:11.792+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>internet</category><title>kim bakmış?</title><description>facebook kullanıcılarındaki bu big brother sendromunu anlamış değilim&lt;br /&gt;önce internete her bişeylerini koyuyolar sonra da kim bakmış ha kim bakmış diye kafayı yiolar!&lt;br /&gt;kim bakmışsa bakmış kardeşim!&lt;br /&gt;yani bakmışsa nolmuş?&lt;br /&gt;evet merak ettim baktım, baktı, baktılar, ne yani şimdi?&lt;br /&gt;bir ton application, grup murup, bir de 100% garantili kimin baktığını gösteiyo falan diye de reklamları yapılıyor.&lt;br /&gt;Ne meraklıymışsınız takipçiliğe yahu?&lt;br /&gt;Sonra da telefonlarımız falan dinleniyor diye vızırdıyoruz halbuki imkan olsa  herkes birbirini dinliyecek yani.&lt;br /&gt;hayır bi de kimn baktığını öğrenince ne oluyo, ne kadar popüler olduklarını mı öğreniyolar yoksa hoşlandıkları kız/erkek profiline baktı diye seviniyolar mı ne oluyor yani. Halbuki burda profile bakmaktaki icraattan çok niyet önemlidir ki onu da bu applicationlar ölçemez.&lt;br /&gt;Tavsiyem bırakın bu takipçiliği.&lt;br /&gt;Küçük işler bunlar :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700538301653015042-6890001759932775914?l=seda-underconstruction.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://seda-underconstruction.blogspot.com/2009/03/kkim-bakms.html</link><author>noreply@blogger.com (seda)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-8700538301653015042.post-6635583373184142280</guid><pubDate>Wed, 11 Mar 2009 18:14:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-03-11T20:58:31.400+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>kültür</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>ben şahsen kendim</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>alışveriş</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>sanat</category><title>bugün pek mesudum :)</title><description>insan sosyal bir varlıktır.&lt;br /&gt;konuşmazsa dili şişer.&lt;br /&gt;konsere, sinemaya, sergiye gitmezse ruhu körelir.&lt;br /&gt;dokunmazsa, sarılmazsa, öpmezse donuklaşır.&lt;br /&gt;üretmezse, yaratmazsa anlamsızlaşır.&lt;br /&gt;alışveriş yapmazsa canı sıkılır :)&lt;br /&gt;bütün bu tanımları kendi içimde barındırıyorum. Zaten kendime uygun olarak yazdım. Her insan elbet böyle değildir. Bazıları dedikodu ve alışveriş üstüne kurulu bir yaşam sürebiliyor (örn: en vefasız kuzenimiz, değil mi abla?)&lt;br /&gt;Neyse diyeceğim şudur:&lt;br /&gt;Bir ölü toprağını üstünden at hallerindeyim son günlerde, pek mesudum bu durumdan. Eski kültür mantarı günlerime bir geri dönüş durumları, ne zamandır sermayeden yiyordum.&lt;br /&gt;Hoş kozmik güç arada köstek olmaya devam ediyor ya olacak o kadar.&lt;br /&gt;Bugün önce gittim Ankara Film Festivalin'de seçtiğim bi iki filme bilet aldım.&lt;br /&gt;Akabinde Dost'a gittim, 1.5 saat müzik reyonunu talan ettim. Ucuz serileri deştim durdum.&lt;br /&gt;27 TL'lik CD'ler 7.5, 10, 15 TL'ye düşmüş. Almamak olmaz. Seç seç ellerim kollarım doldu. Malum, bir işsizin bu kadar lüksü olamaz! Bir dolu eleme turundan sonra güzel bir çeşni yaptım. Ama çok zor bir karar verme haliydi. Allahtan şu dinleme aletinden var yoksa halim harap, o bile yetmiyor bazen ki bir grup saçma eleme kriteri oluşturdum. Misal bir CD'yi hem vokal albümü hem de solist sigara içiyor, bu ne saygısızlık diye eledim :)&lt;br /&gt;Velhasıl şu CDleri aldım:&lt;br /&gt;pat matheny-song X twentieth anniversary&lt;br /&gt;franck amsallem summer times&lt;br /&gt;tuncay yılmaz-kreisler, massenet, elgar, franck, vieira (3TL'ye inanılmaz :)&lt;br /&gt;swingle singers-bach hits back&lt;br /&gt;haydn string quartets-quatuor mosaiques&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1,5 saatlik terapiden sonra (yani bana terapi gibi geldi bu süreç) ellerim simsiyah olmuştu. Bir nevi CD'lerin tozunu aldım yani :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, sonra da gittim taaaaa yazın çetiğim siyah-beyaz fotolarımı aldım.&lt;br /&gt;Bir kısmı anlamadığım bir siliklikte çıkmış, değişik bi havası olmuş ama ben daha kontrast bir sonuç elde etceğimi zannediyordum, cahilin fotoculuğu da bu kadar oluyor anlaşılan :)&lt;br /&gt;Yine de bazıları hoşuma gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SbgHablhNgI/AAAAAAAAAds/bqe33YitLZs/s1600-h/30690018.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 265px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SbgHablhNgI/AAAAAAAAAds/bqe33YitLZs/s400/30690018.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5312003911146616322" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SbgHata4lUI/AAAAAAAAAd0/5vQUJIK_vBA/s1600-h/30690024.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 265px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SbgHata4lUI/AAAAAAAAAd0/5vQUJIK_vBA/s400/30690024.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5312003915933848898" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SbgHaJei2lI/AAAAAAAAAdk/1_n001CGdRk/s1600-h/30690008.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 265px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SbgHaJei2lI/AAAAAAAAAdk/1_n001CGdRk/s400/30690008.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5312003906285525586" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700538301653015042-6635583373184142280?l=seda-underconstruction.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://seda-underconstruction.blogspot.com/2009/03/bugun-pek-mesudum.html</link><author>noreply@blogger.com (seda)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SbgHablhNgI/AAAAAAAAAds/bqe33YitLZs/s72-c/30690018.JPG' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-8700538301653015042.post-7019754697070941406</guid><pubDate>Sun, 08 Mar 2009 21:41:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-03-08T23:45:53.100+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>kadınlar günü</category><title>Kadınlar günümüz kutlu olsun :)</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SbQ8GHax6KI/AAAAAAAAAdc/v-H2PEhCs2U/s1600-h/Resim+068.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SbQ8GHax6KI/AAAAAAAAAdc/v-H2PEhCs2U/s400/Resim+068.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5310935936344909986" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;kadınlar gününü kutladık annemle kahve içip foto çekerek :)&lt;br /&gt;bu fotoğraf nasıl olduysa blur çıkmış, çok sevdim bu halini.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700538301653015042-7019754697070941406?l=seda-underconstruction.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://seda-underconstruction.blogspot.com/2009/03/kadnlar-gunumuz-kutlu-olsun.html</link><author>noreply@blogger.com (seda)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SbQ8GHax6KI/AAAAAAAAAdc/v-H2PEhCs2U/s72-c/Resim+068.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-8700538301653015042.post-1556496490405382376</guid><pubDate>Thu, 05 Mar 2009 14:20:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-03-06T00:52:09.676+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>kitap</category><title>Bu Ayın Kitabı: Anadolu Manzaraları-Hikmet Birand</title><description>Hikmet Birand'ın Tübitak yayınlarından çıkan Anadolu Manzaraları adlı kitabını yeni bitirdim. Hemen olumlu görüşlerimi paylaşmak istedim. Bayıldım kitaba. Çevreciliğin, doğa merakının, yeşil yaşamın da hemen bir akım ve tüketim kültürü öğesi olduğu günümüzde Türkiye doğası üzerine popülerlikten uzak gerçek, yaşanmış ve samimi bir kitapla karşılaşmak güzel ve bir o kadar da etkileyici.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikmet Birand bitki sosyolojisi bilim dalının ülkemizdeki kurucusuymuş. Anlaşılan pek öyle masabaşı hocası değilmiş ve gezmiş durmuş, gezilerinde gördüklerini de yazıya dökmüş. Bir bilim adamından beklenmeyecek güzellikte bir anlatım tarzı var bence. Tasvirlerinden, gözlemlerinden çok hoşlandım. Bu tasvirler ancak bir vakit geçirmişliğin, emek sarfetmişliğin, gözlemlemişliğin ürünü olabilir diye düşünüyorum. Bir içinden gelmişlik, görmüş geçirmişlik var bu tasvirlerde. Bayıldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap sekiz yazıdan oluşuyor. Bu yazıların her biri doğanın farklı bir şeylerine odaklanıyor. Kimi stepte kimi ormanda geçiyor, kimi Ankara çiğdemini kimi söğütü anlatıyor. İnsanda dışarı çıkıp gezmek, bakmak, dokunmak ve sindirmek isteği uyandırıyor. Bunları ben de bu gözle görmeliyim ve bu şekilde deneyimlemeliyim dedirtiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabın bir diğer güzel yanı ise metinle alakalı eskizlerin de bulunması. Basit ve sevimli bir çizgi dili yakalamışlar. Hoşuma gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçinizdeki doğa sevgisini pekiştirebilecek, ilginizi ve bilginizi arttırabilecek bir kitap, tavsiye edilir, okuyunuz efendim :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700538301653015042-1556496490405382376?l=seda-underconstruction.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://seda-underconstruction.blogspot.com/2009/03/bu-ayn-kitab-anadolu-manzaralar-hikmet.html</link><author>noreply@blogger.com (seda)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>9</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-8700538301653015042.post-7356190002580764797</guid><pubDate>Tue, 03 Mar 2009 22:22:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-03-04T01:13:06.066+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>kitap</category><title>Geçen Ayın Kitabı: Adını Unutan Adam- Mehmet Eroğlu</title><description>Bir ara okuduğum kitaplar hakkında görüşlerimi paylaşıyordum hatırlar mısınız bilmem. Tabiki fazla idealist olan bu girişimim saçma yaşam şeklim arasında kaybolup gitmişti ki yeni bir silkinmeyle tekrar niyetlendim. Hayırlısı :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz ay Mehmet Eroğlu'ndan Adını Unutan Adam adlı kitabı okudum. Çok ilginç bir kitap olduğu kanaatindeyim. İlk başta pek okuyasım gelmemişti, bir kasvet vardı kitabın üstünde ancak sonradan hayli bağlandım kendisine. Ancak bu bağlanma biraz hastalıklı bir bağlanma oldu bende ki ablamda da öyle olmuş. Yani bir yandan kitap içimi sıkıyor bir yandan da yarattığı merak duygusu sebebiyle okumak istiyorum. En nihayetinde okudum ama pek öyle gece yatmadan önce okunacak bir kitap değil ama tabiki ben öyle yapıp uykusuzluğuma uykusuzluk katmayı tercih ettim. Evet deliyim :) Neyse konumuza dönelim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk baskısı 1989'da Can Yayınları tarafından yapılan roman 1969'da-halen devam etmekte olan ve korkarım hiç bitmeyecek olan- Filistin/İsrail karmaşasında Filistinli Ebu-Halid'i desteklemeye giden üç arkadaşın öyküsünü anlatıyor. Bunlardan bir tanesi bu girişimde mecbur olduğu için adını unutuyor ve 18 yıl sonra adını bulmak için o geceye onunla gelmeyi kabul eden bir kızla tekrar gidiyor. Ancak aslında sadece o geceye gitmiyor, o geceyle ilişkili hayatını gözden geçiriyor gibi bir şey oluyor ve yazar bunu gel-gitli karmaşık bir kurgu içinde okuyucuya aktarıyor. Yani son yıllarda hayli moda olan geri dönüşler barındıran filmler gibi bir oradasınız bir buradasınız. Bu kurgu tarzı kitabın konusu kadar etkili bir öğe oluyor bence, kitaba daha heyecanlı, akıcı,  merak uyandırıcı hatta daha bilmecevari bir hava veriyor. Kitabın bir diğer öne çıkan özelliği de bence bir dönem kitabı olması. 60'lardan 80'lere damgasını vuran kuşağın devrimci ve bence çılgın özellikleri bu üç karakter üzerinden ortaya konuyor, günümüzle arasındaki fark belirgin bir şekilde gözlemlenebiliyor. Toplumdaki değişimleri gözlemelemeye meraklı insanlar için kitabın sunduğu başka bir güzellik diyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası konusu ve kurgusuyla ilginç bir kitap, tavsiye edilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700538301653015042-7356190002580764797?l=seda-underconstruction.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://seda-underconstruction.blogspot.com/2009/03/gecen-ayn-kitab-adn-unutan-adam-mehmet.html</link><author>noreply@blogger.com (seda)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>4</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-8700538301653015042.post-4173881726766918307</guid><pubDate>Sat, 14 Feb 2009 22:14:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-02-15T00:31:34.212+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>ülke meseleleri</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>yurdum insanı</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>trafik</category><title>Hödükistan</title><description>Bugün yine bi lanet ettim yurdum insanına. Ya herşey ne kadar zor şu ülkede. Örneğin duran trafikte karşıdan karşıya geçmek. Bugün aklı kıt bir sürücü tarafından eziliyordum. Tepki gösterdim bir grup el kol hareketleri ve beraberinde şu çarpıcı cümleyi cevaben yedim: Burası yaya yolu değil, yolda yürüme. Yani sürücünün yayanın karşıdan karşıya geçmesinden anladığı şey bu. Yolda yürümek. Gökçek'in akrabası falan heralde ki yayalar yürümesin uçsun, tepelere çıksın çıksın insin yeter ki önümden geçmesin istiyor. Bu kadar saçma bir şey olabilir mi ya! 2 metrelik bir sokakta, durmuş trafikte karşıdan karşıya geçmek bu kadar zor, ölümcül ve sinir bozucu olabilir mi?&lt;br /&gt;Poffffffffffffff!&lt;br /&gt;Bu deli sürücüyü trafik polisine şikayet ettim. Üşenmedi geldi saçma fikrine sadık kaldı ve yineledi, yolda yürüme!!!&lt;br /&gt;Öyle bir sinirlenmişim ki insan içindeyim tam bir piyasa mekanındayım demedim (7.cadde) bağırdım: Karşıdan karşıya da mı geçemeyeceğim gerizekalııııııııııııı!&lt;br /&gt;E herkese bana baktı tabi :)&lt;br /&gt;Neyse bu ve milyon tane trafik hadisesi sebebiyle bir proje ürettim hemen :)&lt;br /&gt;İşte yaratıcılığın gözü kör olsun. Hangi şarttta olursa olsun üretkenliğim dur durak tanımıyor :)&lt;br /&gt;Projemin çıkış noktası bu ehliyet alma sisteminin kesinlikle yanlış olduğu kabulüne dayanıyor. Nedir problem? İnsaniyet eksikliği, muhakeme yetersizliği, gerçekliği kavrayamama hali. İnsanımız çarptığı veya çarpacağı şeyin insan ya da insan taşıyan bir araç olduğu gerçeğini halen kavrayabilmiş değil ve de aracının da aslında bir çeşit azarail olduğunun. Bu sebeple bir bilgisayar programı tasarlanması gerektiğini düşünüyorum. Bu programda sürücü adayları araclarıyla şehir içi şehir dışı trafiklerde dolanacaklar ve gerçek yaşamdan alınmış pozisyonlara maruz bırakılacaklar. Ve bu programı kullanmak en az 1 yıl falan olacak. Hatta yeni nesil Lise1de ders olarak almaya başlasın mezun oluncaya kadar kafasına kazısın. Programda sürücünün hata trazları, davranışları falan kaydedilecek ve eksik olduğu yönlerde eğitimler arttırılacak. Ehliyeti aldıktan sonra da yılda 3-4 kez bu testlere tabi tutulsun bence. Yoska yabancılar bunu da yaptı mı ki?&lt;br /&gt;Ne kadar işe yarar bilemiyorum ama bi kaç hödük azalır sanki.&lt;br /&gt;Of ne bilim&lt;br /&gt;Sıkıldım yani!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700538301653015042-4173881726766918307?l=seda-underconstruction.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://seda-underconstruction.blogspot.com/2009/02/hodukistan.html</link><author>noreply@blogger.com (seda)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-8700538301653015042.post-2740983538565822927</guid><pubDate>Sat, 14 Feb 2009 02:09:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-02-14T04:11:39.028+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>internet</category><title>blog dünyası</title><description>bir blog dünyasına rastladım.&lt;br /&gt;daha önce niye duymadım, görmedim bilemiyorum.&lt;br /&gt;ilgilenenlere www.kontain.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700538301653015042-2740983538565822927?l=seda-underconstruction.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://seda-underconstruction.blogspot.com/2009/02/blog-dunyas.html</link><author>noreply@blogger.com (seda)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-8700538301653015042.post-7294522146375102260</guid><pubDate>Thu, 12 Feb 2009 22:57:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-02-13T01:44:38.034+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>müzik</category><title>bir konser (Bu da TRT3 radyosunun program başlıklarına benzedi)</title><description>Bugün asosyallik seviyesi tavan yapmış günlük yaşantıma bir renk katmayı başardım ve uzun zamandır beklediğim CSO konserine gittim. Konseri dahiler buluşması olarak özetlemek yerinde sanırım. Fazıl Say'ın Haremde Binbir Gece Keman Konçertosunu Patricia Kopatchinskaja (Pat.Kop.) seslendirdi. Perküsyonda da Aykut Köselerli vardı. Şef ise İbrahim Yazıcı (İbrahim Abi) idi. (Korkmayın bir entelim havalarındaki gazeteci edasıyla yazmayacağım: örn.dün Londra Filarmonide Xi dinledik. Salonda alkışlar susmadı. Genç şef....)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu eseri ilk Habertürk'te izlemiş pek beğenmiş canlı canlı dinlemek istemiştim, çok yerinde bir istekmiş bunu gördüm. Canlı bir sanat performansı gibisi yok. Zaten Pat.Kop muhteşem bir şey. Bir ara kemandan kuş cıvıltısı çıkarttı resmen, Fazıl nasıl yazmış o da nasıl çaldı anlamadım :) Bir ara da bütün sahnede sadece İbrahim Abiyi görüyordum. Bir insan eserle bu kadar bütünleşir. Benim için bir dans gibiydi. (Ayrıca saçlar muhteşem, nasıl bakıyor acaba?)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eserden sonra da sürpriz bir şekilde Fazıl Say sahneye çıktı ve üçlü, küçük bir resital verdi. İlk başta şöyle saçma bir düşünceye kapıldım: Bu eserden sonra sanırım bir süre bir şey dinlemek istemiyorum. Sanki tadından çok hoşnut kaldığınız bir yemeğin tadının biraz daha ağzınızda kalması için mesela tatlıyı sonraya bırakmak gibi bir şeydi. Ancak ilk başta eserler arası geçiş biraz rahatsız edici gibi gelse de sonra da onların etkisine kapıldığımdan bu anlamasız düşünceden kurtuldum :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun süre sonra böyle etkileyici performanslar dinlemek bana bildiğim ama uzun zamandır kendi kendime tekrarlamaya fırsat bulamadığım düşüncelerimi hatırlattı. Müzik gerçekten başka bir şey ve müzisyen de başka bir insan. Bambaşka bir zeka, bir kişilik üstünlüğü. Diğer sanat dalları için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Ablamla da konuştuk örneğin görsel sanatlarda bir çok saçmalığı sanat olarak yutturabiliyorsun, illa ki inanılmaz bir deha olman gerekmiyor, piyasayı iyi okuyan ve bağlantıları olan bir insan bir anda bir görsel sanatlar dehası olarak ortaya çıkabiliyor ama bir yandan da soru işaretleri üretiyor. Ancak müzikte insanları kandırmak gibi bir şey söz konusu değil. İyi ile kötü arasında çok keskin bir çizgi var. Bu sebeple özellikle konserlerden sonra insan daha bir değişmiş çıkıyor bence salondan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada CSO da bi canlanmış kanlanmış, artık eserden mi, şeften mi yoksa genel bir hal midir bilemiyorum ama bir aralar pek uyuzlaşmışlardı gidesim gelmiyordu. Öte yandan yeni tamirat sonrası tavana konuşlanan avize bu kadar salonun yapısından uzak olur, kim yaptı ve koyduysa şuracıkta kınıyorum :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir diğer ilginç nokta ise ilk keman hocamın başkemancı koltuğuna oturduğunu görmem oldu. Böylelikle sadece başkemancılarla çalışan ancak bir baltaya sap olamayan yegane müzisyen olmuş oldum sanırım, tabi burda müzisyen kelimesi yanlış bir seçim oldu, onu da farkettim yani :) Ablamın da zamanında İbrahim Abiyle piyano çalıştığı ve sonrasında hüsranla biten bir müzik kariyerine sahip olduğu düşünülürse ailemizde bir lanet olduğu kanaatine varabiliriz. Yoksa bir köstek mi demek lazım :) Bunu ancak ablam anlar :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700538301653015042-7294522146375102260?l=seda-underconstruction.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://seda-underconstruction.blogspot.com/2009/02/bir-konser-bu-da-trt3-radyosunun.html</link><author>noreply@blogger.com (seda)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-8700538301653015042.post-4898307242024541806</guid><pubDate>Wed, 04 Feb 2009 20:30:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-02-04T22:46:46.228+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>yarışma</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>tasarım</category><title>yapmışlar olmuş</title><description>Bir ara katılmayı düşünüp pek konsantre olamadığım poster tasarımı yarışmasının sonuçları açıklanmış. Kazanan işleri çok beğendim, hem fikir olarak hem de uygulama olarak başarılılar.&lt;br /&gt;2009 UNESCO International Mother Language Day için bir poster tasarımı yapılması isteniyordu. Amaç dil çeşitliliğini ve çokdilliliği desteklemek vs.&lt;br /&gt;Sonuçlara &lt;a href="http://www.design21sdn.com/competitions/17"&gt;buradan &lt;/a&gt;bakabilirsiniz.&lt;br /&gt;Ben en çok bunları beğendim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.design21sdn.com/attachments/0031/1639/unesco_poster_js_550x550_.jpg?1230874796"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 390px; height: 550px;" src="http://www.design21sdn.com/attachments/0031/1639/unesco_poster_js_550x550_.jpg?1230874796" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;%50 matters!, tasarımcı: Jonathan Schute&lt;div class="award-info"&gt;       &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.design21sdn.com/attachments/0034/5731/TheDime_MLD_Full_550x550_.jpg?1232344100"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 405px; height: 405px;" src="http://www.design21sdn.com/attachments/0034/5731/TheDime_MLD_Full_550x550_.jpg?1232344100" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Global Language Roots, tasarımcı: thedime&lt;br /&gt;&lt;div class="award-info"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700538301653015042-4898307242024541806?l=seda-underconstruction.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://seda-underconstruction.blogspot.com/2009/02/yapmslar-olmus.html</link><author>noreply@blogger.com (seda)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-8700538301653015042.post-2180478306428070534</guid><pubDate>Sat, 31 Jan 2009 18:32:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-01-31T21:03:30.360+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>ben şahsen kendim</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>tez</category><title>bitti :)</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SYSbQZcEMkI/AAAAAAAAAdU/LEwWp-tiNfA/s1600-h/Resim+018.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SYSbQZcEMkI/AAAAAAAAAdU/LEwWp-tiNfA/s400/Resim+018.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5297529767703360066" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;tezimin ciltli kopyaları. çok ağır olduklarından sık sık mola vermem gerekti.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihayet master bitti.&lt;br /&gt;Tezin düzeltmelerini de yine kend&lt;span style="font-size:100%;"&gt;im ve çevre&lt;/span&gt;mdekiler için bir işkence sürecine çevirdikten sonra bu zorlu dönemi geride bırakmış oldum.&lt;br /&gt;Umarım akıllanıp uslanmış ve bir miktar zaman mefhumu geliştirebilmişimdir.&lt;br /&gt;Gerçi içinde bulunduğumuz Oscar adayı olabilecek seviyedeki dramatik senaryo düşünülürse oldukça iyi bir performans sergilediğim de düşünülebilir. Hatta burdaki -ebilir ekini kaldırıyorum, kesinlikle öyle, mütevazi olamayacağım.&lt;br /&gt;O kadar zor bir süreçti ki bir ara bırakmayı da düşünmüştüm, insanın kendini ve şartlarını bu kadar zorlaması gerekli mi diyerek! Öte yandan başladığım işi yarım bırakamama gibi de bir hastalığım olduğu için bırakmamıştım. Sürecin sonunda yeni bir hastalık kazandım : guatr. Her ne kadar yazdığım tezden memnun kalmış olsam da hala yazmalı mıydım diyorum.&lt;br /&gt;Artık bundan sonra kendimi bu kadar yıpratacak süreçlerden uzak durmaya çalışacağım, başaramayacağıma nerdeyse kesin gözüyle bakıyorum :)&lt;br /&gt;neyse...&lt;br /&gt;destek olanlara (kendinizi bilirsiniz artık) teşekkürlerimi sunuyorum :)&lt;br /&gt;aynı şehirde olsaydık da bi kutlasaydık yahu. bir tek feride burda :(&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700538301653015042-2180478306428070534?l=seda-underconstruction.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://seda-underconstruction.blogspot.com/2009/01/bitti.html</link><author>noreply@blogger.com (seda)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SYSbQZcEMkI/AAAAAAAAAdU/LEwWp-tiNfA/s72-c/Resim+018.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>3</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-8700538301653015042.post-867691490622583939</guid><pubDate>Sat, 03 Jan 2009 21:58:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-01-04T00:09:27.815+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>havadan sudan</category><title>Kar</title><description>Pek bir kar yağdı iki gündür.&lt;br /&gt;Yarattığı Bridget Jones 1'in son shaneleri havası itibariyle pek bir romantik ancak diğer taraftan sebep olduğu kazalar sebebiyle de pek bir korkunç.&lt;br /&gt;Eve hapsolduk.&lt;br /&gt;Nitekim geçen günkü 1 cmlik karda arabayla geriye doğru kayma deneyimi pek nahoş bir kalp sıkışması etkisi yarattı bende.&lt;br /&gt;Bir kazamız eksik, lütfen eksik kalsın.&lt;br /&gt;Biz patlak mısır-bira veyahut tarçınlı, zencefilli, karanfilli, fındıklı, üzümlü muffin-çay eşliğinde evden manzarayı seyretmekle yetinelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SV_hmnK77jI/AAAAAAAAAdA/1d_QDCScLzA/s1600-h/100_2547.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SV_hmnK77jI/AAAAAAAAAdA/1d_QDCScLzA/s400/100_2547.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5287192541022383666" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SV_hmWdp4NI/AAAAAAAAAc4/PMldEccOJqc/s1600-h/100_2545.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SV_hmWdp4NI/AAAAAAAAAc4/PMldEccOJqc/s400/100_2545.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5287192536537489618" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700538301653015042-867691490622583939?l=seda-underconstruction.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://seda-underconstruction.blogspot.com/2009/01/kar.html</link><author>noreply@blogger.com (seda)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SV_hmnK77jI/AAAAAAAAAdA/1d_QDCScLzA/s72-c/100_2547.JPG' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>8</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-8700538301653015042.post-5609745959848988157</guid><pubDate>Thu, 01 Jan 2009 19:29:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-01-01T21:52:17.843+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>yeni yıl</category><title>Şanslı bir yıl...</title><description>Bazıları şansa ya da şanssızlığa inanmaz, herşeyin kontrol edilebileceğini düşünür. Şanssız olduğunu düşünyorsan aslında bu şanssız olduğun konularda başarısız, aptal ya da plansız programsızsın demektir.&lt;br /&gt;Kesinlikle katılmıyorum.&lt;br /&gt;Şans ya da şanssızlık diye bişeyler var. Açıklaması nedir bilemiyorum ama herşeyin kontrol edilemeyeceği bir gerçektir. Kontrol de edemiyorsan bu senin dışında gelişiyor demektir ve yarattığı sonuca bakarak bunun bir şanssızlık ya da şanslılık olduğu konusunda bir yorum yapılabilir. Buna en güzel örnek doğumumuzdaki kontrolsüzlük durumu bence. Nerede, ne zaman, hangi aileye, nasıl bir sağlık koşulunda, hangi fiziksel özelliklerde doğacağımıza dair hiçbir kontrolümüz yok. Sonradan bu durumlarla ilgili olarak gayret gösterip olumsuz şeyleri olumluya hatta bazen de salaklık yapıp olumlu şeyleri olumsuza dönüştürebiliriz. Ancak özünde o konuda ya şanslıyızdır ya da şanssız.&lt;br /&gt;Herneyse!&lt;br /&gt;Son yıllardaki bir karabulut altında geziyormuşum hissi beni fazlasıyla baymış durumda!&lt;br /&gt;Bir o kadar da tuhaf ama gerçek hikayelerimi dinleyenleri de :)&lt;br /&gt;Lanetli yüksek lisansımın bitişiyle beraber nedense içimde bu şanssızlığın yıkılacağına dair bir inanç oluştu. Umarım öyle olur. Bu sebeple bu yılki yılbaşı kartımın teması 'şans'.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SV0eCqZPTtI/AAAAAAAAAcw/XY6dOYYY7xk/s1600-h/2009.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SV0eCqZPTtI/AAAAAAAAAcw/XY6dOYYY7xk/s400/2009.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5286414568691551954" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu seneler :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700538301653015042-5609745959848988157?l=seda-underconstruction.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://seda-underconstruction.blogspot.com/2009/01/ansl-bir-yl.html</link><author>noreply@blogger.com (seda)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SV0eCqZPTtI/AAAAAAAAAcw/XY6dOYYY7xk/s72-c/2009.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-8700538301653015042.post-8324583598097157409</guid><pubDate>Wed, 24 Dec 2008 15:13:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-12-24T17:22:00.162+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>tez</category><title>biten bir tezin inanılmaz hafifliği :)</title><description>Tezim bitti!&lt;br /&gt;tralalalalalalalalla&lt;br /&gt;üstelik hayal etmediğim kadar muhteşem bir jüriyle sonlandı.&lt;br /&gt;Sarfedilen güzel sözlerin etkisi yüzümden ne zaman silinecek merak ediyorum, şimdilik istemsiz bir gülümseme halindeyim :)&lt;br /&gt;görünen o ki Türkiye'deki endüstriyel tasarım yazınına ciddi bir katkıda bulundum, nitekim hiç çalışılmamış bir konuyu hayli geniş bir bakış açısıyla ilk elden bilgi toplayarak çalıştım. Tipik bir Seda girişimi tipik olmayan derecede  (son 8 senelik dönemde) başarılı bir şekilde sonuçlandı :)&lt;br /&gt;Bir kaç düzeltmeden sonra tezi teslim edeceğim, sonrasında ODTÜ kütüphanesinin sitesinden ilgilenenler indirebilirler.&lt;br /&gt;Darısı halen bitiremeyenlerin başına ...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700538301653015042-8324583598097157409?l=seda-underconstruction.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://seda-underconstruction.blogspot.com/2008/12/biten-bir-tezin-inanlmaz-hafiflii.html</link><author>noreply@blogger.com (seda)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>5</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-8700538301653015042.post-2259863995436363136</guid><pubDate>Tue, 11 Nov 2008 15:24:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-11-11T17:31:29.980+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>insanlık</category><title>Akraba sorunsalı</title><description>Bazı insanların gıcıklık kapasiteleri beni gerçekten şaşırtıyor.&lt;br /&gt;Aslında şaşırtmaktan çok sinirimi bozuyor.&lt;br /&gt;Çünkü bu kapasitesi geniş insanların en önemli temsilcileri ne yazık ki 1. derece akraba grubumda.&lt;br /&gt;Akrabalarımı seçebilmeyi çok isterdim.&lt;br /&gt;Atsan atılmaz, satsan satılmaz!&lt;br /&gt;İlişkiyi kesersin bi dert, kesmezsin başka bir dert.&lt;br /&gt;Neden seçemiyoruz?&lt;br /&gt;Pof!&lt;br /&gt;Hayatta demokrasinin olmadığına dair işte en önemli kanıt.&lt;br /&gt;Seçme hakkı özümüzde yok ki sonradan olabilsin ve özümseyelim.&lt;br /&gt;Ve evet ablamı çok özledim. Katlanabilme katsayımı arttıryordun sen benim.&lt;br /&gt;böööööööööööööööööööööö&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700538301653015042-2259863995436363136?l=seda-underconstruction.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://seda-underconstruction.blogspot.com/2008/11/akraba-sorunsal.html</link><author>noreply@blogger.com (seda)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-8700538301653015042.post-322089559147507106</guid><pubDate>Sun, 09 Nov 2008 22:38:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-11-10T02:02:43.503+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>dünya meseleleri</category><title>Amerika ne kadar değişebilir?</title><description>Obama başkan oldu, dünya kutlamaktan bir hal oldu.&lt;br /&gt;Herkesin gözünde bir umut pırıltısı!&lt;br /&gt;Van'da 44 kurban kesilmiş, bir adet de Van kedisi hediye olarak gönderilecekmiş.&lt;br /&gt;Niye? Obama başkan oldu diye.&lt;br /&gt;Yahu ne bekliyor bütün dünya bu adamdan?&lt;br /&gt;Ben şimdiden uyarayım: No expectation, no frustration!&lt;br /&gt;Amerika gerçekten değişebilir mi?&lt;br /&gt;Sırf yönetime Obama geldi diye!&lt;br /&gt;Amerika'yı Amerika yapan sömürme, ezme, yayılma yayılma daha da çok yayılma, tüketme, tükettirme, kültürünü yok etme, emrine ağmade etme özellikleri maksimum 8 yıllık bir başkanlık döneminde yok olabilir mi?&lt;br /&gt;Bence yok olamaz.&lt;br /&gt;Amerika'nın bu politikası da öyle çat diye değişemez. Bir kaç nesil değişmesi gerek ki bu değişen neslin de başka bir bakış açısıyla yetişmesi.&lt;br /&gt;Yani boşuna umutlanıyoruz.&lt;br /&gt;Belki daha az insan ölebilir ama bu temelde Amerika'nın yayılmacı politikasının değişeceği anlamına gelmez.&lt;br /&gt;Bu arada Amerika'daki ırkçılık düşünülünce, her bir yere demokrasi ve insan hakları getireceğim diye yetişmesinin anlamsızlığı ve inandırıcılıktan uzaklığı bir kez daha ortaya çıkıyor. Ne ironi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle yani.&lt;br /&gt;Çok anlarım uluslararası politikadan da halkı bir uyarayım dedim :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700538301653015042-322089559147507106?l=seda-underconstruction.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://seda-underconstruction.blogspot.com/2008/11/amerika-ne-kadar-deiebilir.html</link><author>noreply@blogger.com (seda)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-8700538301653015042.post-3036451300427718041</guid><pubDate>Tue, 04 Nov 2008 21:21:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-11-04T23:37:15.901+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>yarışma</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>hüsran</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>tasarım</category><title>No expectation no frustration, but how?</title><description>Design Turkey hüsranından yeni çıkmama rağmen içimdeki Polyanna denemeye devam etmem gerektiğini söylediğinden hemen yeni bir yarışmaya katıldım: Kavaklıdere'nin Primeur şarabı için etiketin üstüne yapışacak bir pul tasarımı.&lt;br /&gt;Sonuç mu?&lt;br /&gt;yine hüsran yine hüsran.&lt;br /&gt;oysa ki kazanacağım parayla ilgili ne hayaller kurmuştum.&lt;br /&gt;artık zaten yarışmaların maddi yönüyle daha çok ilgileniyorum, meslekte başarı falan çok umrumda değil çünkü aslında yarışma jürilerinden her zaman çok da doğru kararların çıktığını düşünmüyorum. Ayrıca aptal CVim benim oldukça içinde ne olursa olsun bi işe yaramayacakmış gibi geliyor. Bazen şans mıdır, kısmet midir, nasip midir her ne ise o senin dışında gelişen şeyler kağıt üstündeki şeylerden çok daha etkili olabiliyor zira.&lt;br /&gt;Ve tabiki her şey para üstünden döndüğü için de para çok daha önemli.&lt;br /&gt;Ama olmadı işte.&lt;br /&gt;Poff.&lt;br /&gt;Önemli bir söz var: no expectation no frustration diye.&lt;br /&gt;söyleyip duruyoruz ferideyle birbirimize ama yok ben bir türlü özümseyemiyorum.&lt;br /&gt;Gerçekten merak ediyorum insan nasıl bir beklenti yaratmaz. Beklentisiz bir yaşamın formulunu istiyorum. Öte yandan beklentisiz bir yaşam sonunda bi beklenti olmadığı için işlevsiz bir yaşama da dönüşebilir. Yani aslında beklentinin olması iyi bişey. Ama sonunda gelen hayalkırıklığı kısmı her seferinde keşke bu kadar umutlanmasaydım dedirtiyor insana. Ancakyaptığın işe de bakıp umutlanabileceğini görüyorsun. Yoksa inanmadığın bir işle yarışmadan yarışmaya koşmanın anlamı da ne?&lt;br /&gt;Özetle sıkıldım ben.&lt;br /&gt;Artık beklentilerim hayalkırıklığıyla değil mutlulukla sonlansın.&lt;br /&gt;İlahi adalet sana sesleniyorum :)&lt;br /&gt;bu arada ben bunları yapmıştım, ancak şu &lt;a href="http://www.kavaklidere.com/kavak/yarisma/yarisma2008sonuc2.htm"&gt;linktekiler &lt;/a&gt;kazanmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SRDAFTSjHxI/AAAAAAAAAVs/_cGpHsfTusY/s1600-h/sedaozcetin-kirmizi.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 233px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SRDAFTSjHxI/AAAAAAAAAVs/_cGpHsfTusY/s400/sedaozcetin-kirmizi.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5264919161706061586" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;kırmızı şarap için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SRDAGHqtZZI/AAAAAAAAAV0/BV758s31bIc/s1600-h/sedaozcetin-beyaz.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 233px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SRDAGHqtZZI/AAAAAAAAAV0/BV758s31bIc/s400/sedaozcetin-beyaz.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5264919175766042002" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;beyaz şarap için&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700538301653015042-3036451300427718041?l=seda-underconstruction.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://seda-underconstruction.blogspot.com/2008/11/no-expectation-no-frustration-but-how.html</link><author>noreply@blogger.com (seda)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SRDAFTSjHxI/AAAAAAAAAVs/_cGpHsfTusY/s72-c/sedaozcetin-kirmizi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>3</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-8700538301653015042.post-3820724697886087074</guid><pubDate>Mon, 03 Nov 2008 21:23:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-11-03T23:35:35.769+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>memleket meseleleri</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>sağlık</category><title>sağlık sisteminin saçmalıkları vol. 150.999</title><description>bugün yine bir hastane günüydü malesef.&lt;br /&gt;aman aman Allah kimseyi hastaneye düşürmesin diyorum ve başka bir dolu şey diyorum konuyla ilgili :)&lt;br /&gt;muayenemiz yapılsın diye tam 3 saat oturduk.&lt;br /&gt;inanılmaz bir vakit kaybı.&lt;br /&gt;ve inanılmaz bir yorgunluk&lt;br /&gt;havasızlık falan.&lt;br /&gt;neyse en azından oturduk&lt;br /&gt;ya oturamasaydık!&lt;br /&gt;aman aman!&lt;br /&gt;doktorlar, hemşirler girip girip çıkıyolar,&lt;br /&gt;ortada yapılan bir iş yok:&lt;br /&gt;aa kağıt bitmiş,&lt;br /&gt;aa bilmem kim nerde,&lt;br /&gt;aa ben bi şuraya gidicem&lt;br /&gt;şeklinde 3 saat geçirdik.&lt;br /&gt;vaktin, mekanın, işgücünün ve en kötüsü insan sabrının verimsiz kullanımının bir örneğiydi yine!&lt;br /&gt;evet yani sabrı tüketmenin de bir adabı olmalı.&lt;br /&gt;yani beklersin çünkü beklemen gerekiyordur onu görüyosundur.&lt;br /&gt;bunda bekliyosun ama beklemeyebilirsin aslında.&lt;br /&gt;işler çok daha tıkırında gidebilir.&lt;br /&gt;kabus yani!&lt;br /&gt;bir de şu gün alma meseleleri insanın sinirini bozuyo.&lt;br /&gt;nöroloji bölümünden EEG, EMG için falan gün alacak insanlar&lt;br /&gt;3 ay sonrasına veriliyor.&lt;br /&gt;Ancaaaaaaaaaaaaaaaaaak, eğer ki 170 lira fark ödersen ne hikmetse o hafta içinde hemen bir gün ve saat veriliyor. Yani aslında gün, yer, vakit var! Ama hastada para yoksa bunların hiçibri yok.&lt;br /&gt;Ben gerçekten anlamıyorum ya.&lt;br /&gt;Nasıl bu kadar rahat bir şekilde böyle bir sistem kuruluyor ve nasıl buna karşı çıkmıyoruz. Herkes bozulup 3 ay sonrasına randevu aldı. Bir tek bir kadın sinirlendi müdüre gitti. Bir daha da gelmedi.&lt;br /&gt;Hadi bari hasta para versin de mesela bir kez versin diyelim ki nörolojiye geldin bir 170 versin bütün testler yapılsın. Her test için 170 vermeye kalkınca hiç de devlet hastanesine gitmiş gibi olmuyor. Zira bir hastalığı teşhis edene kadar bir dolu teste girmen gerekiyor. Misal anneme Tomografi, PET, EEG ve EMG yapıldı. Zaten bir de Hoca parası ödüyüosun.&lt;br /&gt;Yani tam anlamıyla eziyet.&lt;br /&gt;Saçmalık!&lt;br /&gt;Bakan doğru demiş memurun maaşının tamamı doğalgaza gitmiyor, daha bir dolu yere bir dolu para gidiyor.&lt;br /&gt;Hepsi çok oluyor sanki ha?&lt;br /&gt;Mesela maaşın bi kaç katı!!!!&lt;br /&gt;O da işin varsa tabi!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700538301653015042-3820724697886087074?l=seda-underconstruction.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://seda-underconstruction.blogspot.com/2008/11/salk-sisteminin-samalklar-vol-150999.html</link><author>noreply@blogger.com (seda)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-8700538301653015042.post-8767274765834558641</guid><pubDate>Tue, 28 Oct 2008 12:15:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-10-28T14:25:33.294+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>memleket meseleleri</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>kültür</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>sanat</category><title>Gezici Festival Ankara'ya geri dönsün!</title><description>Gezici Festival Ankara'ya uğramayacakmış bu sene :(&lt;br /&gt;Sebep, gerekli destek bulunamamış, ha bir de festival filmlerini gösterecek nitelikte sinema salonu!&lt;br /&gt;Çok üzüldüm.&lt;br /&gt;Sevmediğim Kızılay'a bile sinemaya gitmek için katlanıyordum.&lt;br /&gt;Öyle çok filme gidemesem bile o festivalin varlığı beni mutlu ediyordu. Birileri o filmleri izliyordu. Farklı konular düşünülüyordu. Farklı bakış açıları falan. Ne bilim Avrupa sinemasının görsel farklılığı etki ediyordu bir grup insana.&lt;br /&gt;Artık yok!&lt;br /&gt;Zaten Ankara'da bir avuç işe yarar etkinlik vardı, onları da tek tek kaybediyoruz.&lt;br /&gt;Varsa yoksa İstanbul!&lt;br /&gt;Her şey İstanbul'da!&lt;br /&gt;Bir etkinlik İstanbul'daysa herkes destek versin.&lt;br /&gt;Sponsorlar sıraya girsin.&lt;br /&gt;Bütün kültür sanat etkinliklerini ve daha bir çok şeyi sadece İstanbul'da gerçekleştirirlerse ne derece gelişmiş bir toplum elde edeceklerini göreceğiz. Her alanda bir uçurum yaratacaklar bence.&lt;br /&gt;Bence artık küçük beldeler şehir olmaya çalışmasın. Herkes İstanbul'un bir ilçesi olmaya çalışsın. Belki İstanbul'a bağlı olursak birileri bizi görür, bizim için de bir şeyler düşünür.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700538301653015042-8767274765834558641?l=seda-underconstruction.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://seda-underconstruction.blogspot.com/2008/10/gezici-festival-ankaraya-geri-dnsn.html</link><author>noreply@blogger.com (seda)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-8700538301653015042.post-8905587168428925469</guid><pubDate>Tue, 28 Oct 2008 10:30:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-10-28T12:34:07.679+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>alışkanlıklar</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>web</category><title>açıldık :)</title><description>lalalalalalala&lt;br /&gt;blogger açıldı&lt;br /&gt;ay pek bir alışmışım kendisine kapanınca bi garip oldu yani :)&lt;br /&gt;neyse kavuştuk :)&lt;br /&gt;şimdiiiiiiiiiiiiii&lt;br /&gt;bişeyler yazmak istiyodum ama hiçbişey hatırlamıyorum :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700538301653015042-8905587168428925469?l=seda-underconstruction.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://seda-underconstruction.blogspot.com/2008/10/aldk.html</link><author>noreply@blogger.com (seda)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-8700538301653015042.post-5029887823596356147</guid><pubDate>Wed, 22 Oct 2008 14:25:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-10-22T16:42:16.167+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>yarışma</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>tasarım</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>hayal kırıklıkları</category><title>design turkey maceramız</title><description>evet bir hayal daha kırıklıklar kategorisine girmiş bulundu.&lt;br /&gt;design turkey'de bişey kazanamayarak evin yolunu tuttuk.&lt;br /&gt;tabiki ödülü hakan hoca ve ekibi aldı.&lt;br /&gt;nasıl bir kısmet kapalılığı varsa artık parasız yarışmaları bile kazanamıyoruz :)&lt;br /&gt;zaten şu kısmet nasip hayırlısı üçgeni benim için bi türlü çalışmıyor, hep karşımda :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SP85kOoU70I/AAAAAAAAAVk/l2EpgWPy4ak/s1600-h/IMG_7491.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SP85kOoU70I/AAAAAAAAAVk/l2EpgWPy4ak/s400/IMG_7491.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5259986184357343042" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;işte projemiz 'gece gündüz' ve biz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse!&lt;br /&gt;merak edenler türkiye'de ilk defa verilen endüstriyel tasarımda iyi tasarım ödüllerini istanbul'da antrepo no:5 te sanıyorum 2 Kasım'a kadar ziyaret edebilir. gidemeyecek olanlar da www.designturkey.org.tr adresinden projelere bakabilirler, ama daha ödüller girilmemiş olabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700538301653015042-5029887823596356147?l=seda-underconstruction.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://seda-underconstruction.blogspot.com/2008/10/design-turkey-maceramz.html</link><author>noreply@blogger.com (seda)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_0WYNP2h52-g/SP85kOoU70I/AAAAAAAAAVk/l2EpgWPy4ak/s72-c/IMG_7491.JPG' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>7</thr:total></item></channel></rss>