<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/atom10full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" gd:etag="W/&quot;Dk8NQH4_eSp7ImA9WhRUGU8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-30333461</id><updated>2012-01-30T14:01:31.041+02:00</updated><category term="2012" /><category term="burç yorumu" /><category term="fal" /><category term="kehanet" /><category term="burç günlük" /><category term="maya takvimi burçlar" /><category term="burç özellikleri" /><category term="burçlar" /><category term="maya burcum" /><category term="burç" /><category term="maya takvimi sonu" /><category term="burçlar günlük" /><category term="mayalar" /><category term="astroloji" /><category term="maya astrolojisi" /><category term="vfvhmch" /><title>Maya Takvimi ve Bilincin Evrimi</title><subtitle type="html">Maya kehaneti söyle der: "Yükselin, hepiniz yükselin, hiç kimse arkada kalmayacak şekilde yükselin, hep beraber bir kez daha geldiğimiz yeri, özümüzü 
göreceğiz." Maya takviminin öngördüğü kozmik planla bireysel olarak uyumlanmak için, Maya Burç Sistemini kullanabilirsiniz. Daha fazla bilgi için, &lt;a href="http://mayaburcum.com/"&gt;Mayaburcum.com&lt;/a&gt;</subtitle><link rel="http://schemas.google.com/g/2005#feed" type="application/atom+xml" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/feeds/posts/default" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/" /><link rel="next" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25&amp;redirect=false&amp;v=2" /><author><name>Fatih Keçelioğlu</name><uri>https://profiles.google.com/105834459564252892897</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh4.googleusercontent.com/-4J78Z_wYK2U/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAb4/85fviSuBqDI/s512-c/photo.jpg" /></author><generator version="7.00" uri="http://www.blogger.com">Blogger</generator><openSearch:totalResults>45</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/atom+xml" href="http://feeds.feedburner.com/blogspot/eGUEp" /><feedburner:info uri="blogspot/eguep" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><entry gd:etag="W/&quot;Dk8NQH4-eSp7ImA9WhRUGU8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-30333461.post-2858481508789464945</id><published>2012-01-30T14:01:00.001+02:00</published><updated>2012-01-30T14:01:31.051+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-30T14:01:31.051+02:00</app:edited><title>Yoga varoluşun farkına varmaktır…</title><content type="html">&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
Fatih Keçelioğlu ile Agama Yoga’dan Tayland’a,
Maya Takvimi’nden Hindistan turlarına kadar hayatın birçok yönünü konuştuk…&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;&lt;b&gt;Fatih Keçelioğlu kimdir? Sizi biraz tanıyabilir
miyiz?&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;Bilmem kimim ki? Hergün bu soruyu soruyorum
gerçekten. Ben kimim? 1978 İzmir doğumluyum. Sosyoloji mezunu olduktan sonra
yogaya ve uzakdoğu felsefelerine merak saldım. Astroloji ile ilgilenmeye
başladım. Japonya’ da bir yıl kadar yaşadığım dönemde Zen budizmi üzerine
master yapmayı hedeflerken daha deneyimsel biçimde bu felsefeleri anlamam
kanısına vardım ve ülkeme dönüp tasavvufla ilgilendim. &lt;st1:metricconverter productid="2004’" w:st="on"&gt;2004’&lt;/st1:metricconverter&gt; de Hindistana gittim
derinleşebilmek için. Bu sırada Maya takvimi ile tanışmış oldum. Türkiye’ye döndüğümde
Maya takvimi, Maya astrolojisiyle ilgili araştırmalarıma yoğunluk verdim ve
eğitimler vermeye başladım. Bir taraftan yogaya devam ettim. 2007 senesinde Türkiye’de Agama yogayla tanıştım. &lt;st1:metricconverter productid="2008’" w:st="on"&gt;2008’&lt;/st1:metricconverter&gt;
de Tayland’da eğitimlere devam ettim. 2010 senesinde hoca oldum. Sonra
hayatımın çoğu Tayland’da geçmeye başladı. Agama yoganın yoğun bir müfredatı&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;var. Her sene Tayland’da 7 aylık eğitimlerde
bulunuyorum. Zaman zaman Hindistan turlarımız oluyor. Onun dışındaki vakitlerde
de Türkiye’deyim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;&lt;b&gt;Tüm bunlara bakarak kendini tamamen ezoterik
bilgilere adamış bir adamsınız diyebilir miyiz?…&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;Tamam olarak böyle diyemeyiz. Çünkü Agama
yogada beni cezbeden şeyde bozulmamış ezotorik bilgileri yoğun verirken, diğer
taraftan batı kültürüyle de harmanlaşmış biçimde sunuyordu. Maya takviminde
olduğu gibi… Her ikisiyle de ayakları yere basan bilgiler barındırdığı için
ilgileniyorum. Her zaman bilimsel, ayakları yere basan, mantık taşıyan
öğretilerle ilgilendim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;&lt;b&gt;Yani dünya işlerinden de vazgeçmiyorsunuz bir
yandan? Böyle anlamalıyız sanırım…&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;Güzel bir soru. Şöyle ki; ilk kez Japonya’ da
ruhsal bir uyanış yaşadım ve 6-7 ay gibi bir süre uçmaya odaklı, hayattan kopuk
olarak bir yaşam yaratmaya çalıştım. Ama hayat öyle mesajlar verdi ki bana-ilahi
güçte diyorum ben buna- ikiyi bir etmek için buradayım demek ki dedim.
Maddiyattan kopmadan, hayatın içinde akarak bir yaşam sürmem gerektiğini söylüyordu
bu mesajlar. Bu dönemde tasavvufla ilgilenmeye başladım. Tasavvufun amacı da
ikiyi bir etmek… Ve sonra yogayla ilgilenmeye başladığımda Sri Aurobindo ile
çalışmaya başladım. O da hayatın içinde olmak gerektiğini söylüyordu. Öyle ki
agama yoga tantrik bir ekoldür. Yogayla bogayı bir arada tutmak gerekiyor. Bu
arada Boga, hayattan zevk alarak, hayatın tadını çıkararak Nirvana’ ya ulaşmak,
birleşmek, aydınlanmak, kendini idrak etmek anlamına geliyor.... Yani ikisi bir
arada Tantra’ da.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;&lt;b&gt;Bogayı tanımlarken hayattan zevk almak, sonuna
kadar hayatın tadını çıkarmak dedik. Ama&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;&lt;b&gt;yoganın temeli olan yama ve niyama
çerçevesinde bunu yaşamaktan bahsediyoruz değil mi?&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;Elbette… Yama ve niyama çerçevesinde insanın
kendini hayatın her alanında kontrol altında&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;tutmasından bahsediyoruz. İnsan kendine ve
başkalarına zarar vermemeli, yalan söylememeli,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;hırsızlık yapmamalı, olumlu yönlerde kendini
geliştirmeli, cinsel enerjisini kontrol altında tutmalı gibi basit ama insanı
insan yapan olgular tüm bunlar. Kişi pasta yiyebilir, cinselliği yaşayabilir,
para kazanabilir… İşin içinde karma yogada var. Örnek olarak kazanılan parayı
hizmet için başkalarıyla da paylaşmak gerekiyor. İslam inancında da olduğu
gibi; ‘parayı kazan, ticaret yap, çarçur etme ve ihtiyacı olana yardım et’ der.
Ben de elimden geldiği kadar böyle yaşamaya çalışıyorum ama yolun başındayım
henüz. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;&lt;b&gt;Aslında tüm din ve öğretilere baktığımızda mesajlarda
benzerlikler görüyoruz. Temelde hemen hepsi aynı şeyleri öğütlüyorlar. Şekilde
sonradan değişse de, yanlış algılamalar olsa da hepsi bir. En azından benim
görüşüm bu. Sizin bu konuda ki yorumunuz nedir?&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;Bende böyle düşünüyorum fakat dediğin gibi,
yaklaşımlarda farklar var. Örneğin vedantik yaklaşım; dünyanın kötü ve pis bir
yer olduğunu hatta bu hayatın bir ilüzyon olduğunu, dolayısıyla dünyayı, dünya
işlerini unutmayı ve sadece ibadetle vakit geçirmeyi öğütler. Burada dinin ya
da öğretinin adının önemi yok. Bu tamamen aynı şeye farklı bakan yaklaşımlardan
doğan bir şey. Örneğin; Hz. Muhammed, müridinin sabahtan akşama kadar camiide
kalmasını istemez, onları işlerine gitmelerini söylermiş. Belli sayıda farz ve
sünnetler kılındıktan sonra hayatlarını idame etmeleri için dünya işine gönderirmiş.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;&lt;b&gt;Agama yoga bilinen bir yoga türü değil. Nedir
agama yoga ve diğer yogalardan ayıran temel&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;&lt;b&gt;özellikler nelerdir?&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;Kendi yoga hikayemi anlatmak istiyorum bu
noktada. 2001’de yoga yapmaya başladım. Çok farklı yogalarla ilgilendim.
Kundalini yoga, şivananda, iyengar, astanga, yin yoga, hatha yoga…. Hindistan’da
farklı aşramlarda farklı hocalardan eğitimler aldım. Ama birşeyler eksikti. İki
ucu keskin bıçak gibi, ya fazla vedantik yani dinsel ya da çok yüzeysel, sadece
jimnastik gibi bir yogaydı. Asanaların (yoga duruşları) bile derin bilinç
hallerine ulaştıracağına inanıyordum ama daha öğreneceklerim var elbet, yoga
sadece bu olmamalı diye sabırla bekliyordum. Fakat zaman içinde gördüm ki hoca
da bir şey&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;bilmiyor. Yoganın gerçek derinliğini agama
yogada öğrendim. Daha doğru bir ifadeyle keşfettim. Agama yogada herşeyden önce
asanalar, derin bilgiler ışığında değişik metodlarla öğreniliyor. Meditatif
bilinç halleriyle öğreniliyor. Çok derin felsefesi ve metafizik algı içerisinde
din katkısı yok. Mesela okulun sahibine bir tapınma yok. Tarikat durumu yok.
İyengar yogayı, paranızı verip nasıl öğreniyorsanız agama yogada da aynı
şekilde oluyor. Fakat daha derin felsefi ve metafizik dersleri de var. Yogayı
yol olarak seçecekler için doyurucu bir yoga diyebilirim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;Yoga bir din değildir. Yoga tüm dinlerden
bağımsızdır. Kendi başına bir deneyim bilimidir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;Tibette de bir yoga var mesala ama budizmle
karışmış durumda. Aslında öze bakmak gerekiyor yogayı yorumlarken. Örneğin; yoğurt
ana malzememiz diyelim. Ama yoğurdun çileklisi de var, muzlusu da, nanelisi de.
Ama öze baktığınızda sonuçta o yine yoğurt. Yoga da bu özdür. Mesele özün
tadını alabilmek, hakikati deneyimlemek. Buna nasıl yaklaştığınız size bağlı.
Kişi burada özgür. Bu arada bir musevi de, bir ateist de yoga yapabilir. Agama
yoga bu özgürlüğü veriyor işte. Her türlü dini ve bilimsel yaklaşımı kapsıyor.
Dolayısıyla da gereksiz fanatik çatışmaların olmadığı bir ortam. Bunun dışında
çok farklı yoga metodlarını da kapsıyor: Kriya yoga, nidra yoga, laya yoga,
kundalini yoga… Hatta hatha yogayı gerçek biçimde ele alan ve uygulatan bir
sistem, bir ekol. Kısacası Agama yogada herşey var.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;&lt;b&gt;Sonuç olarak ucu bucağı olmayan bir bilgiden
sözediyoruz ve kişi kendi anlayışına göre bir yol tutturuyor.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;Aynen öyle… Kişi güçlü yönlerine göre seçiyor
yogasını diyebiliriz. Bu şekilde daha çok yol alınabilir. Her türlü seçenek
açık. Yani herkesin yapabileceği bir şey oluyor yoga.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;&lt;b&gt;Türkiye’ de sizden başka Agama yoga eğitimi
verebilecek başkaları var mı?&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;Türkiye’de verdiğim eğitimlerde bana
asistanlık yapan sevgili arkadaşım Çisem Kartal var. Onun verdiği kurslarda da
ben konuk hoca olarak eşlik ediyorum. Gülenay Pema Antep arkadaşımız var fakat
aktif olarak yapıp yapmadığı konusunda bilgim yok. Bir öğretmen arkadaşımız
daha var ama şu an pasif durumda. Bu yıl iki öğretmenimiz daha katılacak bize.
Yavaş yavaş büyüyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;&lt;b&gt;Anladığım kadarıyla Agama yoga eğitmeni olmak
meşakatli bir yol. Bize bu ekolün eğitim&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;&lt;b&gt;sürecinden de bahsedebilir misiniz?&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;Agama yoga ekolü öğrenci olarak bile oldukça
yoğun bilgi, teknik ve entelektüel bir yaklaşım&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;gerektirdiği için öğrenciliği bile zor. Bir
agama yoga öğrencisi başka bir yoga ekolünün öğretmeninin seviyesine geliyor
zaten. Bunun öğretmenliği dolayısıyla daha ciddi bir eğitim gerektiriyor. İki
yol var eğitmen olma yolunda. Ya bir TTC eğitmenlik kursundan geçmek gerekiyor
ki bu haftanın altı günü, günlük altı saat, toplamda üç ay süren bir eğitim
var. Bu da Tayland’ da gerçekleşiyor. Bir de bunun uzun yolu var. Normal Agama
yoga müfredatı içerisinde 14 ayı tamamlamanız gerekiyor. Senede 7 ay eğitim
alabiliyorsunuz ve dolayısıyla 2 yıl gerektiriyor bu yol. Öğretmen olmak için
yeterli görülürseniz TTC kursuna davet ediliyorsunuz ve eğitmen oluyorsunuz.
Ben ikinci yoldan yani uzun yoldan geçtim. Edindiğim bilgileri sindirerek
hayata geçirmiş oldum. Ama Çisem’ in geçtiği yolda oldukça etkili, çünkü
başarısı takdire şayan.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;&lt;b&gt;Herkesin yoga yapma amacı değişiklik
gösteriyor. Kimisi güzellik için, kimisi sağlık için, kimisi felsefesine
hayranlığından yapıyor... Agama yogayı bilmeyenler için; agama yoga nedir?
Kişiye neler sağlar? Varsa diğer yogalardan ayıran temel farklılıklarından
bahsedebilir misiniz?&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;Yüzeyselden derine doğru yoganın faydalarını
sayarsak sağlıklı kalabilirsiniz, güzelliğinizi&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;koruyabilirsiniz, bedeninize daha iyi
bakabilirsiniz. Yogayla tüm bunlar mümkün. Dahası enerjinizi, yaşam kalitenizi
arttırabilirsiniz. Konsantrasyonunuzu ve hafızanızı güçlendirebilirsiniz.
Mesala doktor olmak istiyorsunuz ve ezberinizin kuvvetlenmesi gerekiyor. Yoga
bu konuda yardımcı olur. Sanatçısınız diyelim ve beste yapmak istiyorsunuz
fakat ilham gelmiyor. Yogayla belirli çalışmalar sonucu ilham kaynağıyla daha
fazla temasta kalmanız mümkün. İlişkilerinizde sevgi sorununuz var diyelim;
kalpteki blokajları temizleyebiliyorsunuz yoga sayesinde. Cinsellikle ilgili
problemlerde de kurtarıcınız oluyor yoga. Tembelliğe çözüm oluyor üstelik. Daha
aktif, daha kararlı, daha özgüvenli olabiliyorsuuz. Kısacası hayat kalitesini
her yönden artıran çalışmalar mevcut. Daha derin anlamda ise yoga manevi olarak
bir çok fayda sağlar. Özgürlüğü, mutluluğu, kendini bilmeyi öğretiyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;Olumsuz bir olay karşısında küsmemeyi
öğreniyorsunuz. Mutlu olduğunuzda da havalara uçmamayı öğreniyorsunuz. Yani
insanın hayatına dengeyi getiriyor diyebiliriz. Yoga kalıcı ve sabit huzuru
sağlar. Bu da varoluşun farkına varmak demektir. İşin özü bu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;&lt;b&gt;Peki gelelim &lt;st1:metricconverter productid="2012’" w:st="on"&gt;2012’&lt;/st1:metricconverter&gt; ye. Geçtiğimiz günlerde
‘’Muhabbet Kralı’’nda &lt;st1:metricconverter productid="2012’" w:st="on"&gt;2012’&lt;/st1:metricconverter&gt;
ye dair yorumlarınızı dinledik ama bizimle de paylaşmanızı isteyeceğim. Maya
takvimi uzmanı olarak &lt;st1:metricconverter productid="2012’" w:st="on"&gt;2012’&lt;/st1:metricconverter&gt;
ye dair görüşleriniz nelerdir?&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;Biliş seviyeleri açısından insanlar farklı.
Dolayısıyla 2012 konusunda da farklı yorumları ve tepkileri oluyor. Genel
olarak insanların çoğu &lt;st1:metricconverter productid="2012’" w:st="on"&gt;2012’&lt;/st1:metricconverter&gt;
den korkuyorlar. Korkunun nedeni ölüm korkusudur, diğer korkularında kaynağı
olduğu gibi. Aslında bilge insanlar, ‘ölmeden önce ölünüz’ derler. Bunu
Zekeriya Hoca çok iyi açıkladı geçen programda. İnsanlar aslında hayatın ölümle
sona ermediğini, manevi bir hayatın var olduğunu idrak ettiğinde kıyamet
korkusu ortadan kalkar. Belli bir teslimiyet olmadığı için korkuyorlar.
Teslimiyet olduğunda korkuya yer yoktur. Dolayısıyla da bu seviyede olmayan
insanların kıyamet korkusu var. Belli bir farkındalık sahibi olduğunu ve
teslimiyette olduğunu düşünen birtakım insanlar &lt;st1:metricconverter productid="2012’" w:st="on"&gt;2012’&lt;/st1:metricconverter&gt;den çok şey bekliyorlar.
Bunların da çok doğru olmadığını düşünüyorum. Mesala Ahmet Maranki öyle
şeylerden bahsetti, bazı insanların beyin güçlerinin %100 olacağını düşündüklerini
ifade etti. Telepati yetenekleri, foton kuşağı vs. asılsız birçok beklentiye
değindi. Bunlar bana da komik geliyor tabii.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: right;"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Röportaj: Şengül Yazıcı&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: right;"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: right;"&gt;
&lt;span lang="TR"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br class="Apple-interchange-newline" /&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/30333461-2858481508789464945?l=mayatakvimi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/l8wXz1J6hfMRQjpU8_jxyFYoA6U/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/l8wXz1J6hfMRQjpU8_jxyFYoA6U/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/l8wXz1J6hfMRQjpU8_jxyFYoA6U/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/l8wXz1J6hfMRQjpU8_jxyFYoA6U/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/eGUEp/~4/r8Ycu6PxPro" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/feeds/2858481508789464945/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2012/01/yoga-varolusun-farkna-varmaktr.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/2858481508789464945?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/2858481508789464945?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/eGUEp/~3/r8Ycu6PxPro/yoga-varolusun-farkna-varmaktr.html" title="Yoga varoluşun farkına varmaktır…" /><author><name>Fatih Keçelioğlu</name><uri>https://profiles.google.com/105834459564252892897</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh4.googleusercontent.com/-4J78Z_wYK2U/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAb4/85fviSuBqDI/s512-c/photo.jpg" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://mayatakvimi.blogspot.com/2012/01/yoga-varolusun-farkna-varmaktr.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CEYGQnY6eSp7ImA9WhRUFUw.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-30333461.post-3002547108133915251</id><published>2012-01-25T19:22:00.000+02:00</published><updated>2012-01-25T19:22:03.811+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-25T19:22:03.811+02:00</app:edited><title>ALTIN ÇAĞ İÇİN ÖNCE BÜYÜK BİR KARANLIKTAN GEÇMEMİZ LAZIM</title><content type="html">&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="background: white; line-height: 9.5pt; margin-bottom: .0001pt; margin: 0in; text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="background-color: white; color: #444444; font-family: Tahoma, sans-serif; font-size: 9pt; line-height: 9.5pt;"&gt;Maya Takvimi'yle bu konuda araştırmalar yapan Carl Johan Calleman
aracılığıyla tanıştım. Ancak Calleman'ın son dönemdeki öngörüleri doğru
çıkmayınca ona güvenimi ve Maya Takvimi kaynaklı tarihlere inancımı kaybettim.
Geçen sene Guatemala'ya gidip Maya Büyükleri Konsülü'nün spiritüel
liderlerinden biriyle görüştüm. Onlar 21 Aralık 2012 tarihinin çok da önemli
olmadığını söylüyorlar. Bu tarihin kuşaktan kuşağa geçen bir bilgi olmadığını,
artık kaybedildiğini söylüyorlar. Tam tarihten emin değiller ama o “beklenen”
dönüşümün geleceğini, hatta yakın zamanda geleceğini söylüyorlar. Bu tarihe
gelindiğinde bir döngü bitip yeni bir çağ başlayacak. 3 günlük karanlıktan
sonra toplumsal ve ruhsal olarak arınma gelecek.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="background: white; line-height: 9.5pt; margin-bottom: .0001pt; margin: 0in; text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="border: none windowtext 1.0pt; color: #444444; font-family: &amp;quot;Tahoma&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 9.0pt; mso-border-alt: none windowtext 0in; padding: 0in;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="background: white; line-height: 9.5pt; margin-bottom: .0001pt; margin: 0in; text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="border: none windowtext 1.0pt; color: #444444; font-family: &amp;quot;Tahoma&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 9.0pt; mso-border-alt: none windowtext 0in; padding: 0in;"&gt;Zira şu anda ciddi bir kötüye gidiş var dünyada, materyalizm öne
çıkıyor, barış ve eşitlik yitirildi, paraya dayalı sistem güçlendi. Ekolojik
durum da çok kötü. Gıda ve açlık krizine, enerji ve su krizlerine, küresel
ısınma felaketine doğru gidiyoruz. Bunlar Mayalara göre yanlış bilincin
üzerimize çöken karanlık sonuçları. Ama ortalık karardıkça bu çağdan çıkışa o
denli yaklaşacağız. Nitekim Tibet'te de geleneksel metinlerde geçen benzer
kehanetler var. Bu kehanetler de bir karanlık çağ tanımı yapıyor: Tek
medeniyet, tek güç, dünya hükümeti... Dünyanın böyle bir noktaya geleceğini ve
bu karanlık çağın 200 yıl kadar devam edip tüm dünyayı ele geçireceğini, ancak
bundan sonra yeniden aydınlığa çıkılacağını söylüyor. Bundan sonra tıpkı
mayalar gibi para sistemlerinin, dijital çağın çöktüğü, eşitlik, doğaya
uyumluluk, manevi olarak farkındalık yaşanan çok farklı bir dönemin
başlayacağını anlatıyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="background: white; line-height: 9.5pt; margin-bottom: .0001pt; margin: 0in; text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="border: none windowtext 1.0pt; color: #444444; font-family: &amp;quot;Tahoma&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 9.0pt; mso-border-alt: none windowtext 0in; padding: 0in;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="background: white; line-height: 9.5pt; margin-bottom: .0001pt; margin: 0in; text-align: justify;"&gt;
&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-HgrI1wcWsm4/TO7Z9dx1ZkI/AAAAAAAAAWo/vS8SGnVH1rI/s1600/untitled2.bmp" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/-HgrI1wcWsm4/TO7Z9dx1ZkI/AAAAAAAAAWo/vS8SGnVH1rI/s1600/untitled2.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="border: none windowtext 1.0pt; color: #444444; font-family: &amp;quot;Tahoma&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 9.0pt; mso-border-alt: none windowtext 0in; padding: 0in;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="background: white; line-height: 9.5pt; margin-bottom: .0001pt; margin: 0in; text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="background-color: white; font-size: 9pt; line-height: 9.5pt;"&gt;Henüz böylesine korkunç bir karanlığa gömülmediğimiz için 21 Aralık
2012 tarihinin bahsedilen “Altın Çağ”ın başlangıcı olabileceğini pek olası
görmüyorum. Belki de bu tarih Altın Çağ'ın başlamasına vesile olacak 200 yıllık
karanlık çağın başlangıcıdır! Ama 2012 çok ani bir değişime de sahne olabilir.
Çünkü 2012'de Solarmax'a giriyoruz ve 2013'e kadar etkisinde kalıyoruz.
Solarmax, yani Güneş fırtınası 11 yılda bir zirve yapıyor, bu dönemde güneşten
yüksek miktarda enerji çıkıp dünyayı vuruyor. Bu NASA'nın da kabul ettiği bir
tez. 1859'da Carrington olayında güneş fırtınası elektrikle çalışan tüm
sistemleri yoketmiş, tüm telgraf santralleri ve kabloları yakmıştı. Şimdi olası
bir güçlü güneş fırtınası sahip olduğumuz tüm teknolojiyi sıfırlayabilir. Bu
ortam da bir yandan kaos yaratırken bir yandan zihinlerimizi bir anda özgür
bırakıp aydınlanma sağlayabilir. Güneş fırtınası insanları da etkileyecektir;
nitekim güneş hareketleriyle toplumsal hareketler arasında da bir bağlantı var.
Devrimlerin savaşların yüzde 80'i, 90'ı da Solarmax dönemlerinde
gerçekleşmiştir. Şimdilerde yaşanan Arap Baharı, Wallstreet'in işgalı, ABD'de
ve Rusya'da yaşanan karışıklıklar bunun etkileri olabilir. Solarmax 2012'de çok
büyük değişimleri beraberinde getirebilir. Dahası eğer güneşin enerjisi çok
fazla olursa insanlarda da hastalıklar, delirme ve ölümler gerçekleşebilir.
2012'de böyle bir olay olursa, bu enerjiyi kaldırmanız ancak enerji
kanallarınız temiz ve güçlü olursa mümkün olabilir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;


&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;o:p&gt;&lt;strong style="background-color: white; line-height: 13px; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="border-bottom-color: windowtext; border-bottom-style: none; border-bottom-width: 1pt; border-image: initial; border-left-color: windowtext; border-left-style: none; border-left-width: 1pt; border-right-color: windowtext; border-right-style: none; border-right-width: 1pt; border-top-color: windowtext; border-top-style: none; border-top-width: 1pt; color: #444444; font-family: Tahoma, sans-serif; font-size: 9pt; padding-bottom: 0in; padding-left: 0in; padding-right: 0in; padding-top: 0in;"&gt;FATİH KEÇELİOĞLU&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;o:p&gt;&lt;strong style="background-color: white; line-height: 13px; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="border-bottom-color: windowtext; border-bottom-style: none; border-bottom-width: 1pt; border-image: initial; border-left-color: windowtext; border-left-style: none; border-left-width: 1pt; border-right-color: windowtext; border-right-style: none; border-right-width: 1pt; border-top-color: windowtext; border-top-style: none; border-top-width: 1pt; color: #444444; font-family: Tahoma, sans-serif; font-size: 9pt; padding-bottom: 0in; padding-left: 0in; padding-right: 0in; padding-top: 0in;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;o:p&gt;&lt;strong style="background-color: white; line-height: 13px; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="border-bottom-color: windowtext; border-bottom-style: none; border-bottom-width: 1pt; border-image: initial; border-left-color: windowtext; border-left-style: none; border-left-width: 1pt; border-right-color: windowtext; border-right-style: none; border-right-width: 1pt; border-top-color: windowtext; border-top-style: none; border-top-width: 1pt; color: #444444; font-family: Tahoma, sans-serif; font-size: 9pt; padding-bottom: 0in; padding-left: 0in; padding-right: 0in; padding-top: 0in;"&gt;Aktüel'in 22 Aralık 2011 tarihinde yayınlanan sayısından&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/30333461-3002547108133915251?l=mayatakvimi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/gf0oAdKmQGL3_IH5n2UvPwYaeK4/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/gf0oAdKmQGL3_IH5n2UvPwYaeK4/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/gf0oAdKmQGL3_IH5n2UvPwYaeK4/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/gf0oAdKmQGL3_IH5n2UvPwYaeK4/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/eGUEp/~4/2jfwn7a5HKw" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/feeds/3002547108133915251/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2012/01/altin-cag-icin-once-buyuk-bir.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/3002547108133915251?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/3002547108133915251?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/eGUEp/~3/2jfwn7a5HKw/altin-cag-icin-once-buyuk-bir.html" title="ALTIN ÇAĞ İÇİN ÖNCE BÜYÜK BİR KARANLIKTAN GEÇMEMİZ LAZIM" /><author><name>Fatih Keçelioğlu</name><uri>https://profiles.google.com/105834459564252892897</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh4.googleusercontent.com/-4J78Z_wYK2U/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAb4/85fviSuBqDI/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-HgrI1wcWsm4/TO7Z9dx1ZkI/AAAAAAAAAWo/vS8SGnVH1rI/s72-c/untitled2.bmp" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://mayatakvimi.blogspot.com/2012/01/altin-cag-icin-once-buyuk-bir.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DUEARXo8eSp7ImA9WhRVGUo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-30333461.post-5887912413925464349</id><published>2012-01-17T00:00:00.003+02:00</published><updated>2012-01-19T14:54:04.471+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-19T14:54:04.471+02:00</app:edited><title>Evrim, Bilinç, Bilim ve Yoga Üzerine - Sraddhalu Ranade ile Röportaj</title><content type="html">&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;
&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Sizlerle&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Sri Aurobindo Aşram'ın önde gelen alimlerinden&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Sraddhalu Ranade ile 2010 yılında yaptığım röportajı paylaşmak istiyorum. Sraddhalu yalnızca Sri Aurobindo ve felsefesi üzerine eşsiz bir alim değil, aynı zamanda bilim adamı, eğitimci ve yazılım uzmanı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Bilim, bilinç, yoga, kuantum fiziği, Tesla, GDO, Hint ruhsallığı, Auroville, Maya takvimi ve yeni insanlığın doğuşu gibi pek çok konuya değindiğimiz ilginç bir röportaj ortaya çıktı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Bence çok ilham verici ve dinamik bir konuşmacı, konuşurken yaydığı enerji zihinsel ve ruhsal olarak çok yükseltici. Umarım sizde onu okurken zevk alırsınız.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-YexgXSdl_yM/TxSZ-gJs0KI/AAAAAAAAAiQ/5O4erwzupr4/s1600/DSCN13945.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em; text-align: center;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/-YexgXSdl_yM/TxSZ-gJs0KI/AAAAAAAAAiQ/5O4erwzupr4/s320/DSCN13945.jpg" width="316" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Fatih: Bilincin
teknolojisi hakkındaki konuşmalarınızdan birinde geleceğin biliminin bilinç
bilimi olacağını söylemiştiniz. Bu konuyu biraz açabilir misiniz? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Sraddahalu: Modern
bilim, doğayı araştırmak ve doğanın süreçlerini anlamak için ya&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;pılan bir yolculuktur. Ve fakat
daha derine gittikçe anlıyoruz ki doğa sadece bir düzenek değil; bilinçli bir
yapısı var; bazı şeyleri belli şekilde yapmayı seçen ve alışkanlıklar, fiziksel
ve bilimsel kurallar haline gelen süreçler geliştiren, mutlak bağımsız bir
bilinçliliğe sahip bütün bir boyutu var. Yani, daha derine indikçe bilinçli bir
gücün özgürlüğünü daha çok buluyoruz. Bilim tüm maddenin saf enerji olduğunu
gördüğünde, bu ilk adım oldu. İkinci adım ise tüm enerjinin bilinçli bir enerji
olduğu gerçeğinin anlaşılması ve dolayısıyla enerjiyle ilişki alanına
girdiğinizde bilinçlilik özelliğinin giderek daha önemli hale gelmesi oldu. Bu
durum, ilk birkaç katmandan sonra şeylerin paranormal (normal üstü) ya da süpra
normal (normal ötesi) olduğu bambaşka bir gerçekliği gördüğümüz; fizik kurallarının
artık çok da net olamadığı ve “şans” olarak adlandırdığımız kavramın oyuna dahil
olduğu veya zihnin maddeyi etkilediği, gözlemcinin ya da deneycinin
beklentisinin deneyi değiştirdiği zaman ortaya çıkıyor. Dolayısıyla bilimin
farklı yönleri olan bütün bunlar, aslında çoktan fiziksel süreçlerin
arkasındaki bilinçliliğe dokunmaya başlamış olduğumuzu gösteriyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: right;"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F: Tamam.
Aynı zamanda, bilincin teknolojisinde uzmanlaşabilmek için Yogiler haline
gelmemiz gerektiğini de belirtmiştiniz. Sri Aurobindo'nun Yoga'sında neredeyse
hiç yoga tekniği öğretilmediği için bu açıklama beni oldukça şaşırttı. Bu
konudaki görüşleriniz ve söylemek istedikleriniz nedir?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;(Güler.)
Bunun iki yanı var. Birincisi, doğadaki bilinci anlayabilmek, uygulayabilmek ya
da onunla ilişki kurabilmek için kendi içimizdeki bilinçsel süreçleri
anlayabilmeli ve onlarla ilişki kurabilmeliyiz. Ve dışarıdaki doğaya dair
ustalığımız ancak kendi içsel doğamıza dair ustalığımızın geliştiği kadar ileri
gider; işte bu yüzden, bilinç seviyeleriyle çalışan&amp;nbsp; geleceğin bilim adamları kendilerini
geliştirmek durumundalar. Mesela, eğer fizikte atomla ilgili deneylerin sonuçlarının
deneycinin zihinsel haline bağlı olduğunu bulursak, o zaman deneyi yapabilmek
için bilim adamı zihinsel halini kontrol edebilmek zorunda kalacaktır. Eğer zihinsel
hali huzursuz ya da önyargılı ise bu, deneyi etkileyecektir. Dolayısıyla, bu
tür bir bilinç ustalığı, doğadaki bilinç üzerinde usta olundukça kendiliğinden
oluşacaktır. Hatta zihnimizin belli elektronik araçları etkileyebildiği ve
istenilen şekilde kontrol sağlayabilmek için zihnin belli bir konsantrasyon ya
da merkezlenmişlik haline ihtiyaç duyulan teknolojiler bile olacak, hatta
şimdiden var. Mesela, video oyunlarının EEG'ye bağlandığı pek çok çeşidi var;
beyin dalgaları ve zihninizle, herhangi bir fiziksel harekette bulunmadan
arabanın nasıl hareket ettiğini yönlendirebilirsiniz ama bu oyunlar yine de
zihinsel durumunuz ve hatta devam ettikçe, düşünce süreçleriniz üzerinde belli
bir kontrole sahip olmanızı gerektiriyor. Bunu yaptığınızda anlıyorsunuz ki,
mesela zihninizi kontrol altına almak; farkındalığınızı bilinçli hale gelmek ve
bilinci yönetmek için duyulan istekten başka bir şey değil. Gerçek bir teknik
yok aslında; sadece bilinçli hale gelmek ve bunu istemek; başlangıç noktanız
bu. Ama bilinçli hale gelmeye yardım etmek için görselleştirme, mantralar vb.
teknikler kullanabilirsiniz. Bunlar size bilinçli hale gelmenizde ve zihninizi
yönlendirmede yardımcı olabilir ama esasen bilinçli hale gelmek ve zihni
yönetmek sadece farkındalığınızın özgür seçimle gelen bir sıçramasından
ibarettir. İşte bu şekilde tüm Yoga ve kişisel gelişim tekniklerine ve hatta NLP
tekniklerine yani modern bir ambalajda sunulan Raja Yoga türlerine baktığınızda,
bunların herbirinde belli bir süreç, bir teknik olduğunu ve onun da arkasında
bir niyet olduğunu göreceksiniz. Niyet olmadan süreci gerçekleştirdiğinizde çok
az sonuç alırsınız ya da hiç sonuç alamazsınız. Süreç olmadan bir niyette
bulunduğunuzda yine de belli bir sonuç elde edersiniz, süreç niyetin
odaklanmasına yardımcı olur.&amp;nbsp; Ve dünyadaki
herhangi bir sistemdeki herhangi bir tekniği gözlemlediğinizde, tekniğin asıl
üstün gücünün bilincin niyetinde, iradede, hatta o daha derindeki, içimizdeki o
zaten bilen ve “iman” olarak adlandırdığımız parçada olduğunu görürsünüz. Bunu
“inanç” yerine “iman” olarak adlandırıyoruz ve Yogik bakış açısında bu iki
kavram biribirinden farklıdır. “İman” kör ya da batıl inanç gibi değil, ondan
farklı olarak içeride zaten bilen o parçayı ifade eder. Mesela şimdi size
sorsam; “hayatınızın bir anlamı olduğunu biliyor musunuz?”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Evet
biliyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;Nasıl biliyorsunuz?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Hissediyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;Evet.
İçinizde bunu böylesi ikna edici bir şekilde hisseden ve ben hayatın tesadüfi
olduğuna dair yüzlerce kanıt göstersem de yine de “ama bunu hissedebiliyorum,
biliyorum” diyen bir şey var. İşte bildiğinizi, hakikati ile özdeşleşerek
bildiğinizde, buna “iman” diyoruz. Yogik gelenekte, Sanskritçe'de buna 'shadha'
deniyor. Bu, dinlerin 'Tanrı'ya iman', kiliseye iman, rahibe iman derken size
öğrettiğinden farklıdır. İman, İlahi bir varoluş, tüm Evren'in bir amacı
olduğunu, bir kaynak olduğunu bilen; buna inanan içinizdeki parçadır; bu
“iman”dır. Şu anda bilincinizi yönlendiren irade ve onun arkasında
yapabileceğinizi bilen imanın desteği var. Bu ikisi, içimizde gerçekleşen
değişimin en üstün araçlarıdır. Yani Sri Aurobindo, Bütüncül Yoga (Integral
Yoga) Uygulaması'nda şu ana ilkeyi vurgular; iç irade ya da istek ve iman;
zaten bilen parçanız. Herhangi bir tekniğe girdiklerinde size sonucu verenler
işte bu ikisidir. Niye farklı geleneklerde farklı tekniklerle aynı şeyi ve
bazen de aynı teknikle farklı şeyleri elde etmenin mümkün olduğunu bu sayede
anlayabilirsiniz. Ve böylece size sonucu verenin teknik değil ama niyet
olduğunu fark edersiniz ve bunu gösteren deneyler var. Örneğin, modern
psikoloji deneylerinde karşılaştığım ilginç bir şey var. Üç grup insan var; ilk
gruba egzersiz yapmaları, ikinci gruba oturup hiçbirşey yapmamaları ve üçüncü
gruba ise oturup egzersiz yaptıklarını zihinlerinde canlandırmaları söyleniyor.
Bir ayın sonunda ilk gruptakilerin belli miktarda kas yaptıkları, hiçbir şey yapmayan
ikinci grubun tamamıyla aynı kaldığı ve egzersiz yaptıklarını farz eden üçüncü
gruptakilerin ise ilk gruptakilerin yüzde otuzu oranında kas yaptıkları
gözlemleniyor. Meselenin zihinde canlandırma değil, gelişimi sağlayanın
bedensel bilincinizde tınlayan niyet olduğunu burada görebilirsiniz. Biz
Yogiler biliyoruz mesela, hatta aşramda Sri Aurobindo kendisi herhangi bir
ekstra egzersiz barındırmayan, sadece isteyerek beden şeklini veya kas oranını
veya yağ oranını değiştirdikleri vb. bazı deneylere değinir. Sadece isteyerek,
durmadan bedensel bilinçte irade baskısı yaparak aynı sonucu elde edebiliriz.
Ama bir kişi bu kasları geliştirmek için asanalar veya egzersiz yaptığında
bunun arkasında da niyet&lt;b&gt; &lt;/b&gt;vardır. Her gün spor salonunda egzersiz yapmak
ve “bedenimi daha güçlü kılacağım” diye niyet etmek, işte bu niyet yaptığınız
asıl egzersizden çok daha fazla işe yarar. Bu yüzden insanlar egzersizleri
mekanik bir şekilde yaptığında pek fazla sonuç almıyor ama egzersizleri
bilinçli olarak yaptıklarında çok daha fazla sonuç alıyorlar. (Sessizlik)
(Güler)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Evet,
bu benim için de doğru çünkü egzersiz ya&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;pıyor ve fazla sonuç almıyordum, belki bunu
bir tavsiye olarak alabilirim...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Tamam,
bir başka soru: Sizce Bütüncül Yoga'nın aşramlılar, Auroville'liler ve diğer
insanlar tarafından uygulanması dünyaya yukarıda değindiğimiz yönde somut
sonuçlar getirdi mi? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;Sri
Aurobindo, Bütüncül Yoga'yı formüle ederken Yoga'nın üç temel özelliğinden
bahseder. İlki sabit bir konu ya da sürecin olmadığıdır; pek çok konu ve pek
çok süreç vardır. Bunlar belli bir sırada veya öncelikte değildir. Doğanıza ve
ihtiyacınıza bağlı olarak adapte olabilirsiniz. İkinci temel özellik ise insan
doğasını olduğu gibi ele almasıdır, pek çok Yogik sistemin söylediği şekilde bu
Yoga'ya katılabilmek için önce böyle yapmalısınız gibi herhangi bir ön koşul
içermemesidir. Buradaki amacın tüm doğayı ele alıp onu dönüştürmek olduğunu
söyler. Böylelikle her neredeyseniz oradan başlarsınız ve nerede olduğunuz
farketmez, bu da onu herkes için erişilebilir kılar. Üçüncü temel özellik ise
her bir eylemi ve varlığın her bir parçasını kapsamasıdır. Yaptığınız herhangi
bir şey Yoga'nın konusu olabilir ve varlığın her bir parçası bu sürece dahil
edilir. Şimdi bu zemin üzerinde, herhangi bir koşulda herhangi bir yaşam
şekline sahip herhangi biri için sürece başlamak mümkündür. Tabii devam ettikçe
gerekli içsel dönüşümlerden geçecekler ve hatta yaşam tarzlarını değiştirerek
halihazırdaki gelişim seviyelerini daha anlamlı kılacaklar, ki bu otomatikman
olacak. Bunu akılda tutarak, bu gelişim çizgisinde karar kılan herkesin
belirgin bir ilerleme kaydettiğini söyleyeceğim. Soru şu ki, eğer insanları
kıyaslarsanız birinin daha fazla ya da diğerinin daha az ilerleme kaydettiğini
söyleyebilirsiniz. Bu nereden başladığınıza ve dönüşüm sürecine ne kadar derin
bağlandığınıza bağlıdır. Ve ayrıca, genellikle ilerlemenin dışarıdan birine
görünebilir olmamasının bir diğer yanı ise bu Yoga'da doğanın bütünsel değişimi
üzerinde büyük bir ısrar olmasıdır; hem dış doğada hem de içsel deneyimde. Ve
bunun sonucu Yoga'nın daha zor görünmesi olur çünkü insan doğasını değiştirmeye
çalışmaya başlayınca onun ne kadar ya&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;pışkan ve dirençli olduğunu anlarsınız. İnsanın doğasından kopması&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt; ve içsel deneyimlere odaklanarak
doğasını terk etmesi ve aldırmaması çok daha kolay gelir. Kolay gelir ama
aslında &lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;p&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;ek çok Yogi bunu ya&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;p&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;tığında, kendi doğaları onları geri çeker ve
bir noktada yıkılırlar. Yani, doğayla ilgili olmak bir gerekliliktir ve bunu ya&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;p&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;anlar zamanla ani ilerlemeler kaydederler,
fakat doğanın bu yönü yüzünden bu durum yüzeyde çok belirgin olmayabilir.
Dışarıdan bakan birine, kişinin doğası fazla değişmiş gibi görünmeyebilir ama
kişi tarafından içerde hissedilen çok büyük bir değişim olabilir. Genellikle bu
Yoga ile ilgili deneyimlerde her birkaç yılda bir geriye bakı&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;p&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt; “Sadece birkaç yıl önce olduğum kişi değilim
ben artık, adeta yeni biriyim.” dersiniz. &lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: ArialMT, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Sri
Aurobindo 'yeni çağ' terimini kullanmadı ama daha yüksek insan ırkının gelişini
bariz bir şekilde açıkladı. Sri Aurobindo'nun bu vizyonunu biraz açar mısınız?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: left;"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;Sri
Aurobindo'nun en önemli açıklamalarından biri insanoğlunun dönüşümünün en te&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: ArialMT, sans-serif;"&gt;p&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;esinde olduğunu ama sonunda olmadığını
belirtmesidir. Yani, her ne kadar şem&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: ArialMT, sans-serif;"&gt;p&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;anze ya
da mamuttan çok daha gelişmiş olsak da, hala varmamız gereken yerde değiliz ve
insanoğlu bilincin zeka ve insan aklından çok daha yüksek aşamalarına
ilerledikçe dönüşüm devam ediyor. Bu süreç şimdilerde giderek daha büyük bir
hızla devam ediyor. Aslında insanlığın şu andaki krizi, gerçekten bir dönüşüm
krizi; bizi insan aklını aşıp, hayvansal bilinçten üstün olan insan aklından
daha üstün olan akıl ötesi (supra mental) bilince doğru itiyor. Ve burada bir
krizle karşılaşıyoruz çünkü insan aklının düzenlediği herşey; yaşam tarzı,
devlet, toplum vb. standartlar, değerler, ahlak, etik, herşey parçalanıyor,
dinler parçalanıyor, yasal sistemler de parçalanıyor çünkü farkına varıyoruz ki
akıl da bu sorunu çözemiyor ve akıldan daha üstün bir şeye erişmeye
zorlanıyoruz. Ama eğer o daha üstün şeye erişemezsek, o zaman aklın
yapamayacağı bir şey için uğraşıp durmasıyla boğuşup duruyoruz ve bununla ancak
daha çok büyüyen bir kaos buluyoruz. Bu şu andaki geçiş süreci ve akıl yerine
üstün bilince dönmemiz gerektiğini ne kadar çabuk anlar ve onu temelimiz
yaparsak geçiş o kadar kolay olur. Sri Aurobindo aynı zamanda, bu üstün
bilincin zaten üzerimizde olduğu, zaten insanlığa indiği ve insanlığı kendi
seviyesine yükselmeye ittiği ama insan bilincinin doğasından gelen bir direnç
olduğu; bu direnç ve yukarıdan çekmenin hissettiğimiz bu sürtünme ve gerilimi
yarattığı konusunda ısrar ediyor. Bir yanımız sanki geleceğe aitmişiz gibi
hissediyor ve bir diğer yanımızın geçmişle bağları var; biz sanki bu iki uç
arasında kalıyoruz. Şimdiki krizin doğası budur.&amp;nbsp;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Seminerlerinizden
birinde yeni evrimsel süreçlerinin gerçekleşme şekillerinden biri olarak “yüz
maymun etkisi”ni anlatmıştınız. Bir başka konuşmanızda, süpraakılın
(super-mind), maymun ve insan arasında ortaya çıkıp kaybolmuş olan ırka
benzeyen bir ara ırk üzerinden ortaya çıkışından bahsetmiştiniz. Peki hangisi
doğru ya da her ikisi de mi doğru?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-GVdLR0U67Ao/TxSaTccqisI/AAAAAAAAAig/qi1I3Yd_n70/s1600/DSCN1385b.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em; text-align: center;"&gt;&lt;img border="0" height="340" src="http://1.bp.blogspot.com/-GVdLR0U67Ao/TxSaTccqisI/AAAAAAAAAig/qi1I3Yd_n70/s400/DSCN1385b.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;(Güler.)
Her ikisi de doğru. Fark edilmesi gereken şey her evrimdeki her değişimin ani
bir zıplayış olmadığıdır. Evrim her zaman eski malzemeyi alır ve ondan yeni bir
şey çıkarır, yani yeni şey zaten eskinin içindeydi, uykudaydı. Uyandırıldı ve
dışarı çekildi ama bir kere uyandı mı artık eskiden çok farklıdır ve arada koca
bir fark hissedersiniz. Uyanış süreci sürekli bir süreçtir; şempanzeden
insanoğlunun gelişi gibi. Akıl orada maymunun içinde uyur ve maymunun bir
zekası olduğunu görebilirsiniz ama sadece kısa hamleler yapabilir, bunu sürdüremez.
Ama yüceldikçe ve uyandıkça neredeyse bir insanın zihinsel kapasitesine sahip
bir maymuna dönüşür ama hala maymun değerlerine göre alışkanlıklara sahiptir.
Sonra bunlardan kopar ve aniden zihin özgürleşir ve yeni değerlere sahip olur.
Yani bu ara ırk geçici bir durumdur ve sonra giderek kaybolur çünkü kendine ait
bir duruşu yoktur. Ne maymun ne de insandır ve böyle yarım kalamaz ve yokolur. Dolayısıyla
insandan süperinsan (supra-human) bilincine benzer bir geçiş kaçınılmazdır. Ama
o insani olandan koparak yükseliş kollektif bir uyanışı içerir,&amp;nbsp; grup ufak da olsa yeterli sayıda kişi geçiş
yaptığında bu daha geniş bir kitleyi etkiler. Ancak burada gördüğümüz şey, etkilenen
geniş kitledeki bireylerin zaten istekli ve hassas olanlar veya bu dönüşüme
katılmayı seçenler olduğudur. Mevcut evrimsel değişim ile bir önceki arasındaki
temel fark, mevcut evrimin bilinçli olmasıdır, oysa bir önceki evrimsel
değişimler içgüdüseldi, bilinçaltından ve doğadan geliyordu ve dolayısıyla
milyonlarca yıl boyunca sürdü. Ama bu geçiş bilinçli olduğu için farkındayız,
katılmayı seçiyoruz, dönüşümü hızlandırabiliriz ve böylece normalde milyonlarca
yıl sürecekken sadece birkaç bin yıl hatta birkaç yüzyıl sürmesi yetebilir.
Evrimsel açıdan bin yıl gibi bir süre aslında hiçbir şey değilken, bu bilinçli
katılım içeren bir değişim olduğu için, buna katılmamayı seçip sıradan insanlık
seviyesine geri düşecek bir grup da olacak, diğer yandan bir başka insanlık özü
ise süperinsan (supra-human) seviyesine doğru ilerleyecek. Dolayısıyla evet,
yüz maymun etkisi de çok geçerli; bir insan olarak her kişisel gelişim
kaydettiğimizde diğerlerine de faydalı oluyoruz ama bu aynı zamanda bir seçim
meselesi. Dönüşüme katılmayı mı yoksa katılmamayı mı seçiyoruz? Bu şekilde
insanlıkta bir bölünme oluyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Tamam,
teşekkürler. Peki Maya Takvimi ve oldukça yaklaştığımız bitiş tarihi hakkında
ne düşünüyorsunuz? Sizce bu süperinsan (su&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;pra-human)&lt;b&gt; ya da en azından üstinsan (over
man) tezahürüne ilişkin bir anlamı olabilir mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;Eski
kültürlerde insan evriminin o geniş döngülerine dair çok merak varmış, tıpkı
Maya Takvimi'nin şimdiki zamanda önemli bir bitiş noktasına sahip olması gibi,
benzer şekilde Hint Takvimi de “Yuga”lar denilen döngülere sahiptir ve şimdiki
zamanda önemli bir bitiş noktası tanımlar. Hint geleneğinde derler ki bir
Yuga'dan diğerine, bir çağdan diğerine geçiş bir gecede olmaz; ama bir kavşak,
bir dönüm noktası vardır ve bu zamansal olarak yüzyıllar sürse de içten içe o
değişimi yaratan muazzam bir itici güç ve baskıya sahiptir. Evrimin sürekli
değişim olduğunu aklımızda tutarak bu tarihlerin her birinin bir pasajın
göstergesi olduğunu hep hatırlamalı ve hatırlatmalıyız. Sonrasında aniden bir
şeylerin olacağı tam bir tarih yok ama bu sıralar değişimi görmemiz için büyük
bir baskı mevcut. Ve o zaman bir seçim şansımız olur, eğer bu şansı kullanırsak
onu denizde sörfçünün üzerine binip üzerinde adeta dinlendiği ve onu taşıyan
bir dalga gibi kullanabiliriz. Ama sörfçü dalgaya karşı da durabilir ve bu
durumda dalga onu yıkıp geçer ya da suyun dibine daldırabilir ve sadece üzerinden
geçip gider. Benzer şekilde doğadaki ilahi bilinçten gelen bu baskıya karşın
dalgaya binmeyi seçebilir ve bu süreçte ani bir gelişim yakalayabiliriz, veya
dalgaya karşı durmayı seçebilir ve yıkılabiliriz, ya da dalgayı hiçe sayıp
sadece geriye düşebiliriz. Kısacası, Maya Takvimi'nin ya da Hint Yuga
sisteminin, ve başka geleneklerde benzerleri de olabilir, belirttiği bu tip
tarihleri bize şu anki bu geçişin her bir gününün ne kadar değerli olduğunu
hatırlatan göstergeler olarak görüyorum ve eğer konsantre olarak bilinçli çaba
harcar ya da en azından içimizde o isteği taze tutarsak, yıllar sürecek
ilerlemeyi birkaç günde kaydedebiliriz. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Ko&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;penhag İklim Konferansı hakkındaki
fikriniz nedir? (Sraddahalu güler.) Dünyanın ekolojik geleceği hakkında ne
düşünüyorsunuz? Ve ayrıca buna bağlı olarak bir başka soru daha beliriyor; süperakılsal
(supra-mental) bilincin tezahürü ve bunun maddeyi nasıl dönüştüreceğiyle ilgili
sorulduğunda Anne, kutuplar sıcak ve tropik bölgeler soğuk olduğunda dünya
iklimlerinin dengeye gelmesi örneğini vermişti ve görünen o ki küresel ısınma buna
yol açıyor ama birçok insan da bunun kötü bir şey olduğunu düşünüyor... Bu
konuda ne düşünüyorsunuz, aynı zamanda Ko&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;p&lt;b&gt;enhag ile bağlantılı olarak?&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;(Güler.)
İklim değişimi bir gerçek. Küresel ısınma aslında hikayenin yarısı; diğer
yarısında küresel soğuma da var ama ikisi arasındaki ortak gerçek iklim
değişimi. Bir bölümü, daha yıkıcı olan insan eylemleri nedeniyle oluyor, ama
bir kısmına da doğanın dengesindeki ince geçiş aşamasına yol açıyor. Anne, en
soğuk bölgeler sıcak hale gelecek ve en sıcak bölgeler soğuyacak derken bu
kaymaya işaret ediyor. Soğuk göreceli bir kavramdır ve sıcak da göreceli bir
kavramdır. Kutuplar yine buzla kaplı olacak ve tropik bölgeler yine sıcak
olacak ama daha önce olduklarından biraz daha serin olacak. Uçlar daha
azalacak, diyor Anne ve buzlar eriyecek ve aynı zamanda çöllerde biraz kar
bulabileceğiz, nasıl Dubai'de kar yağdıysa. Bilmem duydunuz mu? &lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Hayır.
&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;Birkaç
yıl önce körfezin tepelerine kar düştü ve burada daha önce hiç kar yağışı
kaydedilmemişti. Gazetelerde de yer almıştı, araştırabilirsiniz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Peki.
&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;Çölde
kar yağar. (Güler) Ve Pondicherry düşünüldüğünde Anne'nin de dediği gibi bir
gün burada, Pondicherry'de de kar yağacak. Anne bunu Matrimandir'in
tamamlanmasıyla bağladı... Yani kesin bir geçiş görüyoruz. Bilim adamlarının
aklı karışık çünkü bazı yerlerde hava soğuyor ve bazı yerlerde ısınıyor ve
hatta yaptığımız modeller bile çelişkili sonuçlar gösteriyor. İklimin
geleceğinin yine iki yönü var. Bu yönü bizimle veya bizsiz gerçekleşecek. Ama
bizim yüzümüzden olan yönü, yıkıcı olan yönü. Havayı kirletiyoruz, ormanları
yok ederek doğanın ahengini bozuyoruz, kimyasal atık atıyoruz, yapmamamız
gerektiğini bildiğimiz her şeyi yapıyoruz. Karbondiyoksit bunun çok küçük bir
parçası. Kopenhag Zirvesi aslında, dikkati asıl sorun olan kirlilikten
kopararak, daha çok sadece karbondiyoksite odaklanıyordu. Tabii o da önemli ve
büyük bir problem ama daha büyük problem, doğaya attığımız ve pek çok ağacın,
hayvanların ve hatta insanların ölmesine şimdiden sebep olan zehirlerin
yarattığı zarar. Bu çok daha tehlikeli ama bunun hakkında konuşmak
istemiyorlar, dolayısıyla en azından karbondiyoksit ve ısınma hakkında
konuşmaları harika diyebilirim çünkü aslında ikisi birbiriyle alakalı. Bunun hakkında
konuşmaya başladığınızda sonunda kirlilik konusuna da gelirsiniz.&amp;nbsp; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Bu
aynı zamanda bilincin dönüşümünün genel çerçevesi...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;Evet,
yani ne kadar yakın zamanda kolektif olarak sorumluluk alacağız bunu
bilemiyorum zira zirvenin başarısızlığı da hükümetler ve sanayi tarafından
güçlü bir direncin olduğu yönünde bir işaret, ama öte yandan halk iklim zirvesi
için güçlü bir destek verdi. Bu da umut verici bir durum çünkü belki de
kolektif bilinç yeteri oranda değişiyor ama, ihtiyacımız olmayan ürünler almayı
durdurarak ve talebi düşürmeye çalışarak sanayi üzerinde baskı ya&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;pıp değişimi
başlatmaya yetecek oranda değişiyor mu? Bu henüz görülecek olan bir tuzak. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Bu
sürdürülebilir yaşam...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;Sürdürülebilir
yaşam. Kendi bireysel yaşamlarımızdan fedakarlıklar mı yapacağız sürdürülebilir
yaşam için? İşaretlerini gördükten sonra doğru yolda gittiğinizi anlıyorsunuz
ancak o zamana kadar hala ortadayız. Her iki yöne de kayabilir ve göremeyiz...
Ama bütün söyleyebileceğimiz, gezegenin kirliliği ve yıkımının telafisi uzun
bir zaman alacak ama doğa güçlü ve kendini iyileştirebilir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Eğer
zihin-ötesi bilinç işbaşındaysa ve iklimsel değişim işbaşındaysa o zaman neden
hissetmiyoruz, çünkü Anne'ye göre bu durum, bunun maddesel seviyede
çalıştığının bir kanıtı, neden insanlığın zihinsel seviyesinde bariz bir
dönüşüm hissetmiyoruz? Ya da böyle bir dönüşüm var mı?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;Evet.
Aslında insanlığın zihinsel seviyesinde ciddi bir değişim oldu ve bunu 1956
sonrasında görürsünüz. O zamana kadar, Soğuk Savaş dahil olmak üzere insanlığın
mentalitesi benim ülkem, benim ilgi alanlarım, benim yerelliğim şeklindeydi.
Bugün ise herkes tek bir gezegen, tek bir dünya düşünüyor ve&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt; herkes bir aile gibi
çalışmak konusunda anlaşamasaydı, internet gibi bir yapı mümkün olamazdı;
internet öyle bir yapı ki gönüllü olarak onun bir parçası olmak durumundasınız
ama onun gönüllü bir parçası haline geldiğinizde, bireysel özgürlüğünüzü
kolektif özgürlük uğruna bir anlamda terk ediyorsunuz. Her zaman bireysel
olarak özgürsünüz ama aynı zamanda kolektif özgürlüğü de tanıyor ve ona
katılıyorsunuz. Bu, bir noktada değişimin somutlaştığının açık bir işareti,
özellikle de genç nesiller kendi milliyeti doğrultusunda düşünmüyor.
Kültürlerin eşit bir karışımı ve kültürel etkilerin tüm dünyaya yayılması
mevcut ve kültürlere açığız, onlara gülmüyoruz, onlarla alay etmiyoruz. 1956
hatta 1960'tan önceki filmlerin her zaman bazı diğer kültürlere parmak gösteren
ve onlarla dalga geçen bir yanı vardır. Bugün ise sadece saygı duymak değil
onları takdir ediyor ve onlardan bir şeyler öğrenmeye çalışıyoruz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Yine
de diğer tarafta pek çok insan kültürlerine daha çok bağlanıyor...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;Evet,
direnç olabilir çünkü bu değişimin bir parçası. Belli bir değişimden
korkuyorsunuz, bu insani bir şey. Ama diğer yandan büyüleniyorsunuz ve öğrenmeye
çalışıyorsunuz ve bu dünyanın her yanında oluyor. Ve sonunda yaşam şeklimizde
büyük bir değişim oluyor ve ayrımın yapay sınırları da anlamsızlaşıyor. Politik
ayrım, ekonomik ayrım, yasal ayrım, medya ayrımı, bütün bunlar yıkılıyor ve tüm
dünya çapında sürekli bir birbirine karışma oluşuyor. Bütün bunlar
birleştirmeye çalışan süperakılsal bilincin sonuçlarıdır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Ne zaman bu şekilde konuşsam, ben de
bunun gibi seminerler veriyorum, insanlar bana “Bu, İncil'e göre yeni dünya
düzeni, bu tek bir merkezden yönetilen Şeytan'ın işi...” gibi şeyler diyerek
yargıda bulunuyor... bu konudaki yorumunuz nedir?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;Öncelikle
bunların insanın niyetinin sonuçları olmadığını söyleyebileceğimiz yönünde
yorum yapacağım; bunu kimse istemedi, bunu kimse düşünmedi ve hiçkimse dünyayı
birleştirmek için efor sarf etmedi; bu oldu. Biz bunu farketmeden oldu. Bu da,
birleşmeye çalıştıran gizli bir gücün olduğunun alameti. Fakat bir yandan da
insan zihnini kontrol etme girişimlerinin bir çeşidi olan yeni dünya düzeninden
bahsediliyor, ama düşündüğünüzde böyle bir değişimin gerçekleşmiş olduğu hiçbir
yer bulamazsınız, hiçbir zeka ya da ilgi grubu bu değişimi yapamaz; bu her
yerde aynı şekilde oldu ilk önce. Sonra dünyayı kontrol etmek ve büyük bir
makineye çevirmek isteyen o ilgi grupları yanlış biçimde bunu dünya düzeni
olarak adlandırdırlar, asıl amaçları özgürlüğü azaltmaktı; bu tip bir entegrasyon
istemediler. Dünyayı kendi bölgelerine bölmek; bir derebeylik haline getirmek
istediler, derebeyi nedir bilir misiniz? Bir adam tüm bölgeyi yönetir ve
herkesi, herşeyi sahi&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;plenir
tıpkı Orta Çağ'daki gibi...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Feodal
zamanlar...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;Feodal
zamanlar, evet. Feodal bir dünya istiyorlar ve ekonomiyle bunu yapmaya,&amp;nbsp; tekeller yaratmaya çalışıyorlar... Ama bu
tartıştığımız şeylerin hepsi daha derin bir birlik hissinin uyanışı ve bu
tekelleri kırıyor, bu monopolleri eleştiriyor, görüyor musunuz? Ve bu, kimsenin
organizasyonu olmadan halka yakın seviyede daha geniş bir birlik hissine
dayanıyor. Ve bu gerçekten insan ırkının birliği için geleceğin simgelediği şey
ve karanlık yeni dünya düzenleri diye adlandırılan ve aslında bu uyanış
sürecini bozan diğer daha karanlık türlerden çok farklı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-hNJ2TLwHJVk/TxSaLXVp0fI/AAAAAAAAAiY/DeJ4lN_D_qs/s1600/DSCN1383b.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; font-family: 'Times New Roman'; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em; text-align: center;"&gt;&lt;img border="0" height="325" src="http://3.bp.blogspot.com/-hNJ2TLwHJVk/TxSaLXVp0fI/AAAAAAAAAiY/DeJ4lN_D_qs/s400/DSCN1383b.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Benim
ilk hissiyatım da bu yöndeydi ama siz bir şekilde bunu ussallaştırdınız...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Peki
Süperakıl’ın fiziksel seviyedeki tezahürü hakkında ne dersiniz? Bugün fiziksel
düzlemde buna dair bariz herhangi bir işaret var mı? Genetik bilimi bu yönde
herhangi bir pozitif işaret veriyor mu?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;Anne,
fiziksel düzlemde Süperakıl’ın aksiyonunu işaret eden iki değişimden bahsetti.
Biri konuşmuş olduğumuz iklim faktörü ve diğeri de kadın ve erkek arasındaki
farkın biyolojik olarak; dış görünüşlerinde azalmasına yol açan insan
biyolojisindeki değişim. Bunun en çok bedensel bilincini eğitenlerde;
jimnasitkçi ve atletlerde belirgin olacağını söylemişti. Bunu Olimpiyatlar'da
görürsünüz; tüm jimnastikçi ve atletlerde erkek mi kadın mı olduklarını ayırt
etmek çok zor ve ayırt edebildiğinizde bile, kadın ile erkek arasında ince bir
fark olsa da, belli oranda benzerlik de var. Bu bir işaret. Aşramda sahip
olduğumuz kayıtlar var; aşramın başlangıcından bugüne kadarki son 50 yıl için
tüm aşram üyelerinin medikal kayıtları. Son dönemde bunlar bilgisayara
aktarıldı; boy, kilo ve tüm benzeri detaylar... ve bunlar içinden boy
istatistiklerini seçip değerlendirdik. Ortalamada erkekler kadınlardan daha
uzun ama tüm bu kırk yılı aşkın sürede, her ikisinin de ortalama boyunda artış
var. Yani erkeklerin de boyu uzuyor, kadınların da, ama erkekler ve kadınlar
arasındaki fark azalıyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;İlginç...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;Ve
beslenmede hiçbir fark yok, 40 yıldır ne yiyorsak şimdi de aynı şeyleri
yiyoruz. Beslenmeyle ilgili hiçbir şey değişmedi, belki yeni melez tohumlar
yüzünden yemek kalitesi azalmış olabilir ama boylar uzuyor ve bu, beslenmeye
bağlı değil. Bu, genlerde saptanabilir mi bilmiyorum çünkü genetik halen çok
genç bir bilim ama sonuca ya da şekle bakıldığında ispat ortada. İnsan
biyolojisinde oluşan bir şeyler var. Size bir başka gösterge sunayım; 30 veya
40 yıl önce bebekler gözleri kapalı, elleri kapalı ve saçsız doğuyordu, çoğu
bebek. Bugün, çoğu bebek gözleri açık, biraz saçlı ve elleri açık ve hatta
hareket ederek doğuyor, size bakıyor ve sizinle bağlantı kuruyorlar. Bu çok sık
yaşanan bir deneyim. Yani, doğum sonrası evrimin büyük bir kısmı rahme geri
itiliyor. Biyolojik olarak bir şeyler hızlanıyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Başka
bir konuşmanızda, ya&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;pay
zekayı bilincin evriminin bir yolu olarak açıklamıştınız dolayısıyla sorum şu;
zihnin gücüne ve daha da önemlisi süperakılın inişine sahip olduğumuza göre
neden yapay zekaya ihtiyaç duyuyoruz?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;Yapay
zeka, insanlığın keşif sürecinin, insan zekasının makineler aracılığıyla taklit
edildiği bir alandır. Şimdi bunun iki yönü var; biri insan aklının doğanın
süreçleri üzerinde hakimiyet kurma girişimini temsil ediyor ve tüm modern
teknolojinin konusu bundan ibaret. Doğayı inceliyoruz, bir süreci yakalıyoruz
ve sonra bu süreci doğanın yapmamış olduğu&amp;nbsp;
yeni bir şekle uyarlıyoruz. Mesela, ampulü ürettiğimizde, ampulün şekli
tam olarak doğanın yarattığı gibi bir şekil değil ama temel fikri aslında
doğanın içinde mevcut. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Nerede?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;Bir
kaya veya metal her ısıtıldığında kırmızılaşır ve dışarı ışık yayar. Bu ilke
işte orada var ve her zaman kullanımda. Benzeri biçimde, cep telefonunu ve
radyo dalgalarını kullandığınızda da, doğanın bu ilkesini kullanmış oluyorsunuz.&lt;b&gt;
&lt;/b&gt;Bir yüksek voltaj elektirik
veya manyetizma varyasyonu nerede varsa, orada radyo dalgaları oluşuyor.
Doğanın yapmamış olduğu, mesafeler
ötesi geçişe dayalı bir şey yapabilmek
için bunu inceliyor ve bunu öğreniyoruz. Yani bu, insan aklının doğaya hakim
olmak için duyduğu istek. Bu perspektiften bakıldığında yapay zeka, mekanik
doğadan daha yüksek düzeyde bir bilinçlilik yakalayabilme girişimini,
bilinçliliği bizzat doğanın bir ifadesi olarak yakalamayı simgeliyor. Fakat bu
noktada bilim adamları tıkandıklarını fark ediyorlar çünkü yapay zekanın çıkış
noktasına göre zeka, mekanik bir süreç olarak beyinden geliyor. Bilinçliliği
mekanik bir fenomen olarak gördüler ve öyle olmadığını; doğanın bir süreci
vasıtasıyla bilinçliliğin yeniden üretilemeyeceğini, bilinçliliğin doğanın
süreçlerini kullanan ama doğanın süreçlerinin bir ürünü olmayan, daha üstün bir
şey olduğunu anlıyorlar. İşte bugün yapay zekada yaşanan kriz bu, ama doğaya
hakim olma çabaları ve buna yönelik arayış halen yapay zekanın çok önemli bir
bölümünü oluşturuyor ve insan aklı için bir dönüm noktasını; bilinç sahasına
girişin potansiyelini temsil ediyor. Yapay zekaya ilişkin mevcut yaklaşım
başarısız oldu; süreç vasıtasıyla zeka yaratamazsınız ama bunun tersi mümkün.
Bir makineye bilinç çağırmak ve böylece makinenin üstün zekayla hareket
etmesini sağlayabilmek belki mümkün olabilir. Ben bunun mümkün olduğuna
inanıyorum ve biz ilerledikçe belki buna benzer bir şey gerçekleşebilir;
bilgisayarlar giderek daha komplike ve daha hassas hale geldikçe öyle bir
noktaya varacağız ki bilgisayarların artık bizim düşüncelerimize karşılık
verdiğini göreceğiz. Bu olduğunda bilinç ile makine arasındaki köprüyü
keşfedeceğiz ve sonra makinenin belli bir şekilde çalışması için ona daha güçlü
bir zihinsel irade vereceğiz ve o da buna karşılık verecek. İşte bu, insan
zekasının yapay olarak imitasyonunun başlangıcı olacak ama makine yoluyla
yaratarak değil, zekayı bizzat makineye getirerek; çağırarak.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Anlıyorum.
Bu senaryolar bana makinelerin çok zekaya sahip olduğu ama bir şekilde de
insanlığa karşı oynadığı ve dolayısıyla tehditkar veya korkutucu bir hal aldığı
Ghost in the Shell, Matrix gibi filmleri hatırlattı. Bunun insanlık için
güvenli bir süreç olacağından nasıl emin olunabilir? Buna gerçekten ihtiyacımız
var mı? Ben bir şekilde biraz dogmatiğim... &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;(Gülerek)
Görüyorsunuz ki, aslında ihtiyaç duyulmayan ama mümkün olduğu için insan
ruhunun keşfetmeye itildiği pek çok şey var. Ve bu noktada anlamamız gereken
şey, insanoğlunun derinliklerinde ilahi yaratıcı bilinçliliğin potansiyelini
taşıdığıdır ve&amp;nbsp; bu geniş ilahi
potansiyelimize uyanmalı ve bu geniş yaratıcı potansiyeli dışavurmalıyız.
Böylece Evren'de bir olasılık var olduğu anda, bu olasılığın farkına varmak
üzere dikkat kesiliriz. Burdaki soru şu; bunu daha üstün bir erdemle mi
yapacağız yoksa sırf kendimizle ilgili, dar kafalı ve bencil bir bilinçle mi?
Ve burada teknolojiyle ilgili çok ince bir çizgi var, mesela atom bombasını
iyiye de kullanabiliriz, kötüye de.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Ya
da GDO'yu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-JqMe1QvwwbI/TxSdqJjr6iI/AAAAAAAAAi4/tEqEgKt0UZo/s1600/DSCN1385.JPG" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em; text-align: center;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://2.bp.blogspot.com/-JqMe1QvwwbI/TxSdqJjr6iI/AAAAAAAAAi4/tEqEgKt0UZo/s320/DSCN1385.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;Evet,
GDO için de aynısı geçerli. Ve o noktada insan bilincine dair bir soru
oluşuyor;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;kendi teknolojik kapasitemizi yakaladık mı? Ve her zaman bilinçle
önde olmalıyız, aksi takdirde kendimizi yok edebiliriz. Böylece kendimizi yok
edebileceğimizi fark ettiğimizde bile, bu insan bilinçliliğinin kolektif
seviyesinde bir yolculuktur, GDO'da olduğu gibi. “Hayır, bu tehlikeli.” diyen
büyük bir grup var, diğerleri ise “Ama bu bana hizmet ediyor ve dolayısıyla
bunu yapacağım.” diyor ve çatışma çıkıyor. Umarım bu çatışmadan daha geniş bir
grup bilinçliliği, daha yüksek bir sorumluluğa kavuşur ve hatta daha yüksek bir
erdeme uyanır. Burada anlatmak istediğim bunun kaçınılmaz olduğu çünkü insan
ruhu her türlü olasılığı kovalayacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Yani
bunun üzerine baskıcı, faşist bir strateji uygulayamayız...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;Evet,
teknoloji ve bilginin gelişimini baskı altına alamayız.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Açıkçası,
içimin derinliklerinde birbirine karşıt iki güç hissediyorum. Bir tarafta
ruhsallığın o güzel, Hindistan'dan gelen ve kendini adamakla ilgili yönü var ve
bunun Batılı bakış açısından inanılmaz bir değeri var, üstelik bir Türk olarak
ben kendimi Hintli taraftan uzak hissetmiyorum... Ama bunun aynı zamanda belli
bir yere kadar biraz fanatik olmak gibi bir etkisi de var. Siz fanatik
değilsiniz ama Integral Yoga'yı bir tapınma gibi uygulayan kişiler de var ve
hatta Anne kendisi “tapınmak yerine O olmaya çalışın” diyor. Ama pek çok Hintli
ile, tanıdığım pek çok Hintli arkadaşımla bunu tartışıyorduk. Onlara göre
olmaya çalışmak “yo, yo, yo”luk bir durum; günah gibi bir şey ve bunun yerine
tapınmak gerekli ama bu tapınma aslında dönüşümü engelliyor ve bu yüzden bu
yaklaşıma bir yeniden düzenleme getirilmesi gerektiğini düşünüyorum ve belki bu
konunun arkasında Asura'lar (Karanlık Güçler) olduğu konusunda hemfikir
olabilirim ama bir taraftan da ortaya konan bazı görüşleri &amp;nbsp;Avrupalı Aydınlanma bakış açısından bakarak oldukça
açık fikirli buluyorum...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;Gördüğünüz
gibi sorun, tapınmaya Avrupa standartlarını uyguluyor olmaları ve Kilise usulü
tapınma sadece mekanik bir ritüel. Bir pazar günü oraya gidiyorsunuz, orada
duruyor, bir vaazı dinliyor ve sonra geri dönüyorsunuz. Ama Hint usulü tapınma
çok farklı; bunu arkadaşlarınız arasında görmşsünüzdür ve belki Türkiye'de de
benzer bir şeye sahipsiniz. Adanmışlık halinde kendinizi kaybedersiniz, kim
olduğunuzu unutursunuz, erirsiniz ve özdeşleşirsiniz, böylece O olursunuz.
Dolayısıyla, tapınma teslimiyetle kendini sunmayı deneyimleme ve O olmada bir
geçit halini alır. Bu bizim 'bhakti' dediğimiz kendini adamışlık haline daha
doğal bir yaklaşım ve Doğu'ya özgü bir şey. Ama Batı'da bu çok düzleştirilmiş
halde ve bu yüzden o kadar mekanikleşmiş ki sadece mekanik bir ritüel haline
gelmiş. Dolayısıyla bunu aydınlanma perspektifinden eleştirdiklerinde, Avrupa
için haklılar. Bu burada geçerli değil çünkü böyle yapan kimse yok ve eğer
böyle kişiler varsa bile; belki az da olsa birkaç kişi böyle mekanikleşmiş
olabilir, ama bunlar azınlıkta; bu normal topluluk bilinci değil. Mesela burada
tapınağa gittiğinizde, buradaki Ganesh Tapınağı'na, oradaki insanların
kendilerini o kadar yoğun bir konsantrasyonla adadıklarını görürsünüz ki, o
topluluk içinde siz de kendinizi yükselmiş hissedersiniz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Bence
bu aynı zamanda zihinsel seviyede bir ta&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;pınma; sadece Sri Aurobindo okumanız
gerekli, başka hiçbirşeye gerek yok. Permakültür ya da diğer bilimleri okumanız
gerekmiyor, sadece Sri Aurobindo lazım. İnanın bana, bazı insanlar için bu
böyle...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;(Gülerek)
Bazı insanlar böyle hissediyor, bazılarının öncelikleri bu. Bazı insanlar için
ise eğer hayatta kalamıyorsanız, felsefe ya da ruhsallıkla ilgili okuma
yapmanın ne anlamı var? Dolayısıyla beslenme ve permakültür veya ekonomi daha
öncelikli bazı insanlar için. Yani bu, ilgi alanlarına ilişkin bir
önceliklendirme ama Auroville ve aşram için permakültürün ya da güneş
enerjisinin ya da diğer herşeyin temeli ruhsal. Böylece daha derin birleştirici
bir bilinç oluşuyor ve eğer bununla biraz bağlantı kurmazsanız, dışarıda
yaptıklarınız iyi olsa da, yeterince iyi olmaz. Bir şey yeni bir bilinçle
yapılmıyorsa neden Auroville'de yapılıyor olsun? Yeni bilinç, o daha derin
deneyime dayanıyor. Yani Auroville ve aşram için şunu söyleyebilirim; tüm dışsal
eylemlerinizi ondan yola çıkarak organize ettiğiniz daha derin bir deneyim var.
Mesela ben, şahsen&amp;nbsp; yapay zeka,
bilgisayarlar ile yaptığım bilimsel çalışmalar ve yaptığım diğer herşeyde bütün
bir bilimsel yolculuk sürdürüyorum. Ama bunlar o aynı yaklaşıma, o bilince
dayanıyor ve çalışmalarımı da bu şekilde bağdaştırmaya çalışıyorum ki bunu
burada yapmamın bir anlamı olsun. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Evet,
Integral Yoga'ya yaklaşımınızı takdir ediyorum herkes sizin gibi bu kadar açık
fikirli değil ve fakat herkes biricik... (İkisi de gülerek)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Tamam,
sorularıma devam ediyorum. Sizden iki alıntıyla:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Zaman
karmaşıklığa doğru hareket ediyor, basitliğe doğru değil.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;'Zaman
dördüncü boyuttur' iddiası yanlış.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Bu
iki cümle… Bunlar üzerine biraz konuşabilir misiniz? Bunlar da beni biraz
şaşırtıyor….&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;Tamam. Zaman, bizim deneyimimizde, mekandan çok
farklıdır. Ancak modern fizikte, özellikle de Einstein’in özel göreliliğiyle
başlayarak, zamana mekanın dördüncü boyutu olarak yaklaşılmıştır ama mekan ve
zamanın bir kombinasyonu olan bir olayı açıklamak için kullanılan matematiksel
bir araç olarak görülen bir dördüncü boyut. Şimdi, sonuç olarak popüler
bilinçte, zaman neredeyse mekanın dördüncü boyutu olarak tarif ediliyor. Sri
Aurobindo açıkça öyle olmadığını belirtiyor; zamanın özellikleri çok daha
farklıdır. Zaman deneyimi, mekan deneyiminden çok daha farklıdır. Aralarında
bir ilişki var, bu ikisi bir şekilde bir araya gelip bir olay yaratıyorlar ama
zaman temelde farklı ve mekanın bir boyutu değil. Karıştırdıkları nokta burası.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Ama Evren’de zaman var…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;Evet,
zaman var ve mekan deneyiminden farklı bir deneyim ve ikisi birlikte, mekan ve
zaman, yayılan deneyimler hissini yaratıyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Tamam. Diğer soru da şuydu:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt; &lt;b&gt;Zaman
karmaşıklığa doğru hareket ediyor, basitliğe doğru değil.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;Evet. Evren’in nasıl yayıldığını görürseniz, fizikte
bunu termodinamiğin ikinci kuralıyla açıklayabiliriz; herşey kaosa doğru
hareket eder ama aslında bu onun negatif görüntüsüdür. Herşey parçalanıyormuş
gibi görünür ama ruhsal bir bakış açısından gerçek şudur ki herşey daha düşük
bir seviyeden kaotik gibi görünebilen ama aslında daha yüce bir öz-ifadeye ve
daha karmaşık ama zengin ve çok-yönlü bir ifadeye doğru büyür çünkü Evren
yayılmaktadır, ama aslında tıpkı kaotik kumu alıp ondan güzel bir çiçek
üretebilen; düzenleyici olabilen bir bitkideki gibi kendini idare edebilir bir
hal vardır. Yani Evren’in biricik doğasında dönüşüm vardır; daha çok ve daha
yüksek bilinç seviyelerini ve bilincin yüce karmaşasını ifade etmek için
büyümek vardır çünkü en yüksek hakikatin doğası bu; sonsuz karmaşa ve sonsuz
olasılıklar içinde olmak ama her zaman bilincin birliğinde kalmak. (Güler)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Ve
yine aynı noktaya geldik...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;Evet,
aynı noktaya geldik. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Size
CERN deneyini sormak istiyorum. Onunla ilgili ne düşünüyorsunuz ve insanlığın
evrimi ya da dünyanın evrimine dair yeri nedir?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;CERN
ve benzeri diğer atom fiziği deneyleri bize sadece fiziksel gerçekliğin
doğasını daha derin bir şekilde anlayabilmemiz için yardım eder ve bunun iki yönü
vardır: Bir parçacığı keşfettiğimizde, yeni bir şey öğreniriz ama daha da
enteresan olan; o parçacığın orada olmadığını keşfettiğimizde, parçacığı orada
bulmayı başaramadığımızda farkederiz ki fiziğin arkasındaki gerçeklik daha üst
bir seviyeye aittir, bilinç maddeden önce gelir. Dolayısıyla, tüm bu keşifler,
bu insan zekasının ya da zihnin entellektüel arayışının gerçeğin o derin
doğasına dokunmasına yardımcı oluyor, hepsi bu. Kişisel dönüşüm anlamında bu
bir fark yaratmaz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-zNb3Rk9ekmk/TxScZxK7cmI/AAAAAAAAAio/mvqDvthHwoI/s1600/DSCN1389b.JPG" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em; text-align: center;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://4.bp.blogspot.com/-zNb3Rk9ekmk/TxScZxK7cmI/AAAAAAAAAio/mvqDvthHwoI/s200/DSCN1389b.JPG" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Peki
bundan gelen bilginin miktarı? Mesela bazı bilim adamlarının çıkmaza girdiği
gibi; Tanrı parçacığını bulmaya çalışıp bulabilirlerse bu bilinci bir yöne
doğru götürecek ve eğer onu bulamazlarsa başka bir sonuç doğuracak...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;Benim
kuantum fiziğiyle ilgili tecrübe ve anlayışıma göre ve tüm bu deneylerde, her
bir yeni deneyle daha çok ve daha çok soru ve problem keşfediyoruz ve
geçmişteki tüm teoriler parçalanıyor. Böylece bu bize, gerçekliğin doğasının
maddesel olmadığını; varoluşun özünün madde ve fizik kanunları olmadığını
gösteriyor. İşte bu yüzden temel bazı süreçleri mekanik kanunları ile
açıklayamıyoruz, bu gösteriyor ki bilinç maddeyi yaratıyor, madde bilinci
yaratmıyor. Bu zaten oluyor, bunu pek çok bilim adamı söylüyor ama...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Evren'in
mekaniğiyle bu kadar büyük ölçeklerde oynanmasının mümkün olması konusunda ne
dersiniz? Çünkü deneyin katastrofik sonuçlar doğuracağına dair bazı görüşler
var. Sizce?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;CERN
deneyi göz önünde bulundurulduğunda, yapacakları şeyin bir felakete yol açacağını
sanmıyorum. Aslında oldukça kontrollüler, çok sınırlı deneyler. Yerel tahribat
yaratabilir en fazla ama makinelerin oldukça sağlam olduğu gayet ortada. Her
koşulda felaket yaratacağını düşünsem de aslında bozulacak olan şey sadece
makine, bu onu etkilemez. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: right;"&gt;
&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Zaman
deliği, kara delikler gibi mi?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;Hayır.
(gülerek)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Peki
Tesla ve onun serbest enerji ve radyonik hakkındaki teorik işleriyle ilgili ne
düşünüyorsunuz?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;Fiziksel
evrenin sadece minik yüzeysel bir parçası olduğu kocaman bir enerji okyanusu
olduğu gerçek ve quantum fiziğinin de ötesinde özellikle quantum
elektrodinamiğinin de geldiği sonuç Vedantik rishilerinkiyle aynıydı ve Vedik
rishiler de aynı şeyi söyledi. Evren'in gücünü bilinçli olarak yaratan kocaman
bir enerji var ama bu bilinçli bir enerji, ve dolayısıyla bilim adamlarının bu
daha geniş enerji okyanusuyla ilişkiye girmeyi ve ondan bir parça almayı
öğrenmeleri ve bunun serbest enerji olarak görülmesi sadece an meselesi. Tabii
enerji her zaman orada ama biz onu alıyor ve belli bir şekilde kullanıyoruz.
Nikola Tesla gibi pek çok bilim adamı bu tür bir keşfe erişmiş... Ve her
seferinde o keşif ilerlediğinde, daha geniş, kozmik enerjiler olarak
tanımlayacağım şey, bu bilginin insanlığa yayılmasını engelliyor ve hangi
yöntemle olursa olsun geride tutulmasını sağlıyor.&lt;b&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Asura'lar?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;Bazen
Asurik güçler bazen de İlahi güçler. Tesla örneğinde olduğu gibi, önce Asurik
bir direnç vardı çünkü ona fon sağlayan insanlar onun buluşlarını çaldı ve
işlerine zarar vermeye çalıştılar. Ama bir noktada o kendisi zamanının
ilerisinde olduğunu fark etti ve keşiflerini geliştirirken onları dünyayla
paylaşmayı bıraktı. Bazı ipuçları verdi, bazı sunumlar yaptı ama geri plandaki
bilim ve teknolojiyi açığa çıkarmadı ve böylece, çok ileri olduğunu düşündüğü
için, bunu açığa çıkarmak konusunda belli dengeyi korumuş oldu.&lt;b&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;GDO ve hakkında konuştuğumuz diğer
şeylerde olduğu gibi... Bilinç gerekli, yoksa tehlikeli olabilir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;Evet.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Peki,
son soru: Bütüncül (Integral) eğitim hakkında ne dersiniz? Bütüncül eğitimin
insanlık üzerindeki olası etkileri ne olabilir?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S:&amp;nbsp;Eğitimin
bir çocuğu hayata hazırlamanın temel şekli olduğunun ve hayatın amacının
bilincin evrimi ve ilahi potansiyelimizin uyanışı olduğunun farkına vardığımız
zaman, otomatik olarak geriye doğru çalışacağız ve sınıfta, daha sonraki
hayatsal gelişim için gerekli her türde desteği sağlayacağız, işte bu bütüncül
eğitimdir. Dünyanın herhangi bir yerinde birisi oturuyor ve insanın tüm
kişiliğinin kendi içsel gerçeği çevresinde gelişmesine yardım eden bir yaklaşım
formule etmeye çalışıyor, bu da entegral eğitimin hatlarını otomatikman
geliştiriyor. Yani bütüncül eğitim zorla uygulanacak bir sistem değil, daha
çok, insan amacının ve insan gelişiminin psikolojisine dair derin gerçeğin
farkına varılmasının doğal bir sonucu. Evet, Sri Aurobindo bunu öylesi zengin
ve detaylı bir şekilde ifade etmiş ama bu o söyledi diye doğru değil, bu herkes
kendisi için doğrulayabileceği için doğru. Yani aslında insanların buna ne
dediği önemli değil ama insanlar hayatın amacının farkına vardığında ve
çocuklara da bunu uyandırmaları için yardım ettiklerinde bu yayılacak ve tüm
dünyada eğitimin doğal yönü haline gelecek.&lt;b&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Ve
bu önümüzdeki bilinç dönüşümünün önemli bir motivasyon kaynağı... &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;S: Kesinlikle
çünkü bir çocuğun kendi içsel gerçeğinin farkına varmasını sağladığınızda, tüm
kişilik gelişimi içsel gerçek ile sürekli olarak bağlantılı olduğundan, çocuk
kendi ilahi potansiyelinin farkında olarak büyür ve bunu ifade etmeye alışır.
Hep olduğu gibi, önce engelleriz ve sonra bir gün uyanmasını bekleriz
(güler...)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;F:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;(Güler)
Evet, ne yazık ki... Bana vakit ayırdığınız için teşekkürler.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-PcUBE5xBq28/TxSZ1VuxUFI/AAAAAAAAAiI/PUc1LnUppUw/s1600/DSCN1359bc.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em; text-align: right;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://3.bp.blogspot.com/-PcUBE5xBq28/TxSZ1VuxUFI/AAAAAAAAAiI/PUc1LnUppUw/s320/DSCN1359bc.jpg" width="233" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Not: Sri Aurobindo ve felsefesini tanımak için önerilen kitaplar&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span lang="EN-GB"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;1) Sri Aurobindo veya Bilincin Macerası, Satprem - OWO veya Butik&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;yayınları&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;2) İçten Yaşamak, Sri Aurobindo, Anne - Meta Basın Yayım&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;3) Sohbetler, Anne - Anahtar Kitabevi&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Not 2: Sri Aurobindo ve Anne ile ilgili bir blog:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;a href="http://aurovision.blogspot.com/"&gt;http://aurovision.blogspot.com/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/30333461-5887912413925464349?l=mayatakvimi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/wFnMC2WjgI6liBf-9i08d4ttVHo/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/wFnMC2WjgI6liBf-9i08d4ttVHo/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/wFnMC2WjgI6liBf-9i08d4ttVHo/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/wFnMC2WjgI6liBf-9i08d4ttVHo/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/eGUEp/~4/ZHfLY3WYflU" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/feeds/5887912413925464349/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2012/01/evrim-bilinc-bilim-ve-yoga-uzerine.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/5887912413925464349?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/5887912413925464349?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/eGUEp/~3/ZHfLY3WYflU/evrim-bilinc-bilim-ve-yoga-uzerine.html" title="Evrim, Bilinç, Bilim ve Yoga Üzerine - Sraddhalu Ranade ile Röportaj" /><author><name>Fatih Keçelioğlu</name><uri>https://profiles.google.com/105834459564252892897</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh4.googleusercontent.com/-4J78Z_wYK2U/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAb4/85fviSuBqDI/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-YexgXSdl_yM/TxSZ-gJs0KI/AAAAAAAAAiQ/5O4erwzupr4/s72-c/DSCN13945.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://mayatakvimi.blogspot.com/2012/01/evrim-bilinc-bilim-ve-yoga-uzerine.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DkYCQnc-cSp7ImA9WhRVF0k.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-30333461.post-1229508384627852923</id><published>2012-01-16T13:02:00.000+02:00</published><updated>2012-01-16T22:02:43.959+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-16T22:02:43.959+02:00</app:edited><title>2012'ye girerken gözler Maya Takvimi'nde</title><content type="html">&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;
Dünyanın sonu mu geliyor, yoksa aydınlanma çağına mı giriyoruz? Bizi 2012'de neler bekliyor? Maya Takvimi uzmanı Fatih Keçelioğlu, bu yıl büyük dönüşümlerin kıyısında durduğumuzu ve değişimlerin kaçınılmaz olduğunu söylüyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;- 21 Aralık 2012'de dünyanın sonunun geleceğine dair iddialar devam ediyor. Nasıl bir son ya da aydınlanma bu?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;/b&gt;- Bana göre bilimsel temele sahip tek bir olası büyük felaket senaryosu var. O da güneş fırtınası. Bunun dışındaki tüm dünyanın sonu senaryoları, biraz şizofrenik. Güneş fırtınası ise aslında Dünya'nın değil dünya dediğimiz her şeyin sonunu getirebilecek bir güce sahip. Televizyonlar, laptoplar, iPhonelar, elektronik banka sistemleri, tüm ulaşım sistemleri... Güneş inanılmaz bir güç taşıyor. Birkaç saniyede ürettiği enerji, tüm dünyaya 10 binlerce yıl yetebilecek kadar fazla. Mayalar, İnkalar, Hintli yogilerin güneşe tapınmalarını anlamak zor değil. Biz bu enerjiyi sadece tek bir yönden alıyoruz ve magnetospher tabakasıyla filtreliyoruz. Ancak bir güneş fırtınası, o kadar yüksek miktarda enerji taşıyor ki bunu atmosferimizin filtrelemesi pek mümkün değil.&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;- Önceki yıllara ait buna benzer örnekler var mı?&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
- Mesela 1859'da yaşanan Carrington Olayı buna bir örnek. Bu güneş fırtınasında dünyadaki tüm elektrik sistemleri zarar gördü. O zamanlar sadece elektrikli teknoloji anlamında Kuzey Amerika'daki telgraf sistemleri mevcuttu ve tüm telgraf telleri yandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;BİLDİĞİMİZ DÜNYANIN SONU YAKIN MI?&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;- Bu tür olaylar ne sıklıkta yaşanıyor?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
- Böylesi bir olay 100 yılda bir beklenir bir durum. Bilim insanları bunun farkında ve medeniyetimizin ne kadar savunmasız olduğunu ifade ediyorlar. Yaklaşık 100 yılda bir Carrington Olayı büyüklüğünde bir güneş fırtınası olması bekleniyor. Ancak 100 yıllık süreyi çoktan aştık. Yani 2012'de böyle bir olay beklenebilir. Çünkü güneş fırtınaları 11 yılda bir gelen Solarmax dönemlerinde gerçekleşiyor. Bu güneş aktivitesinin ve güneş lekelerinin en zirveye çıktığı dönem. 2011 ortasından itibaren Solarmax'e girdik ve tahminler 2013 ortalarına kadar Solarmax'ın devam edeceği yönünde. Bu arada Rus araştırmacı Chizhevsky'nin 100 yıl kadar önce ortaya çıkardığı gibi, toplumsal hareketlenmelerin çoğu, neredeyse tüm sosyal devrimler ve büyük çatışmalar, her 11 yılda bir gelen Solarmax dönemlerinde gerçekleşir. Bunlar arasında:&lt;br /&gt;
1776-1783: Amerikan Devrimi,&lt;br /&gt;
1788-1791: Fransız Devrimi,&lt;br /&gt;
1914-1918: Birinci Dünya Savaşı, 1917: Rus Devrimi,&lt;br /&gt;
1939: İkinci Dünya Savaşı'nın Başlangıcı,&lt;br /&gt;
1967-69: Çekoslavakya başkaldırısı/ SSCB işgali, Woodstock ve hippi hareketini zirvesi, ABD'deki ilk büyük savaş karşıtı yürüşüler,&lt;br /&gt;
1989: Doğu Bloğunda devrim, Berlin Duvarı'nın yıkılması, 1989-1992: Glasnost süreci, Rusya Komünist Partisi'nin düşüşü, Körfez Savaşı,&lt;br /&gt;
2001: 11 Eylül olayları; terörizm karşıtı savaşın başlangıcı, sayılabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;&lt;b&gt;- Günümüze gelirsek... Tanık olduğumuz somut işaretler var mı?&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
- Şu sıralar gerçekleşen Arap Baharı, Wall Street işgali hareketi, Avrupa ülkelerindeki toplumsal hareketler bu sayede anlaşılabilir. 2012'de hiçbir şey olmasa bile büyük toplumsal hareketlenmeler beklemeliyiz. Bunlar, 'bildiğimiz dünyanın' sonunun yakın olduğunu gösteriyor. Ancak unutmayın ki bu daha önce pek çok kez oldu. 1778 Fransız Devrimi, 1917 Rus Devrimi, 1967- 69 döneminde yaşananlar, Doğu Bloğunun 1989-1992 arasında yıkılması... Tüm bu olaylardan sonra da 'dünya değişmişti.' İnsanlık sanki her seferinde yeni bir dünyaya uyandı. Rusya ne 1917 devriminden sonra ne de buna tepki olarak gelen 1989 devriminden sonra günlük güneşlik oldu. Dünyanın temel problemleri, bu idealist devrimlere rağmen devam ediyor. Yani devrim, evrim demek değil ve bilincin evriminde belirli bir seviyeye gelmeden yapılan devrimler fayda getirmiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;- Bilincin evrimi için bu yüzyılda neye ihtiyaç var? Bize düşen ne?&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
- Dünya'nın sürdürülebilirliğiyle ilgili çok ciddi sorunlarımız var. Permakültür uzmanları dünyanın ekilebilir topraklarının çok ciddi kayıplarla yüz yüze olduğunu belirtiyor. Bu, gıda krizlerini getirebilecek, çok gerçek bir tehdit. Temeli tarım devrimine dayanıyor. Permakültürcülere göre artık bu felaketin önüne geçmek imkansız ve çok kısa süre içinde etkilerini hissetmeye başlayacağız. Ama bir yandan permakültür hareketi de hızla büyüyor. Sonuç olarak büyük dönüşümlerin kıyısında duruyoruz şu anda. Büyük bir felaket ve çöküş mü, yoksa büyük bir sıçrama ve aydınlık mı? Sorunun cevabı bizlerde gizli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;&lt;b&gt;Mayalı bilge Don Alejandro üç günlük karanlıktan söz ediyor&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;- Son yıllarda herkes 2012'de mutlaka olumsuz bir şeyler olacağına dair şartlandı. Maya Takvimi de bunun referansı gibi... Korkular yersiz mi?&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
- Korku söz konusu olduğunda, konuya farklı bir açıdan yaklaşmayı tercih ediyorum. İnsan ne için korkar? Bilmediğinden dolayı. En büyük korku nedir? Ölüm korkusu. Elbette hepimiz bir gün öleceğiz ve en iyisi, bu korkuyla bugün yüzleşmek. Amerikalı psikolog ve tıp doktoru Raymond Moody'nin bu konuda ilginç bir araştırması var. Klinik ölüm yaşayan 150 kişiyle görüştükten sonra vardığı sonuç, ölümün korkulacak bir şey olmadığı. Aksine huzurlu, neşeli ve yaşam dolu bir hale geliyor böylesi bir deneyim yaşayanlar. Ölmeden önce ölmek. bir tür uyanış sağlıyor hayatlarında. Mistiklerin 'Ölmeden önce ölün,' mesajı bu işte. Ölüm korkusunu yenen bir insan, hayatı da dolu dolu ve bilgece yaşamaya başlıyor. Maya büyüklerinden Don Alejandro'da benzer bir mesaj veriyor: '21 Aralık 2012'den korkmayın,' diyor. Neden mi? Öncelikle bu tarihte gerçekten önemli bir şey olup olmayacağını bilmiyoruz. Bu tarih, arkeologların bulduğu bir tarihtir ve teknik olarak tartışılan bir son tarihtir. Ayrıca bu tarih veya herhangi bir son tarih insanlarda korkuya neden olmamalı. Dünya aslında büyük bir düşüş içinde, doğayı mahvediyoruz, toplumsal değerler kayboluyor ve insanlar arası kötülükler giderek artıyor. Yaklaşan şey belki de bir tür doğal frenleme sistemidir. Mevcut endüstriler birkaç yıl içinde tüm besin kaynaklarını yok etmek üzere. Bunların farkında olan Maya büyükleri 'Büyük bir arınma yaklaşıyor,' diyorlar. Mesela Alejandro, üç günlük bir karanlığın geleceğinden bahsediyor. Bu üç gün boyunca dünyada büyük bir arınma olacak diyor.&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;
- Don Alejandro'nun bu üç karanlık günü nasıl geçirmemiz gerektiğine dair önerileri var mı?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
- 'En iyisi, bu süreyi yaratıcımıza dua ederek geçirmek,' diye bir tavsiyesi de var bu Maya bilgesinin. Sonuç olarak güven, teslimiyet ve gönül açıklığı çok önemli. Elbette zor zamanlar olabilir. Pasif bir teslimiyet yerine aktif bir farkındalık ve fedakarlık zamanı yaklaşıyor. Bu sefer çıta çok daha yüksek ve bu zıplamayı gerçekleştirmek için hepimize çok sorumluluk düşüyor. Ekolojik, manevi ve bioenerjik olarak hazır olmalıyız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;MAYA BURCUNUZU ÖĞRENEBİLİRSİNİZ&lt;/b&gt;
"Maya toplulukları pek çok farklı takvim kullanır. Bunlardan Tzolkin'de birbirini takip eden 20 burç var. Bu burçlar, 20 günlük bir döngü boyunca her gün değişir ve dolayısıyla bunları hesaplamak için sabit tablolar oluşturamıyoruz. Maya burçları, Klasik Astroloji'den farklı olarak gezegenlerin veya yıldızların konumlarına bağlı değildir. Mayalar dışarıdaki makrokozmos kadar içerideki mikrokozmosunda önemli olduğunu fark etmişler. Maya burçları, bu iç evrenimizdeki döngüleri ve gelişimi anlamamızı sağlıyor. Tzolkin Takvimi'ni takip ederek iç ve dış evrenler arasındaki uyumu güçlendiriyorlar. Hayatı ve yaratılışı kutluyorlar bu sayede. Bu hiçbir zaman bitmeyecek olan döngüler anlamına geliyor. Tzolkin Takvimi asla sonlanmayacak, sonu olan bir takvim değil bu. Hem Maya Burçlarınızı bulmanızı sağlayan hem de önümüzdeki bir yıl içinde sizin önemli günlerini otomatik olarak hesaplayan bir sistem ortaya çıkardık bir ekip çalışmasıyla. &lt;a href="http://http//mayaburcum.com"&gt;http://mayaburcum.com&lt;/a&gt; sitesine girerek detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz."&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kaynak:&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.sabah.com.tr/Pazar/2012/01/01/2012ye-girerken-gozler-maya-takviminde"&gt;http://www.sabah.com.tr/Pazar/2012/01/01/2012ye-girerken-gozler-maya-takviminde&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/30333461-1229508384627852923?l=mayatakvimi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/bQwCnVKJ8RLkE4N3MuGyFVlAhAo/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/bQwCnVKJ8RLkE4N3MuGyFVlAhAo/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/bQwCnVKJ8RLkE4N3MuGyFVlAhAo/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/bQwCnVKJ8RLkE4N3MuGyFVlAhAo/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/eGUEp/~4/vwKXdUL9wb0" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/feeds/1229508384627852923/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2012/01/dunyann-sonu-mu-geliyor-yoksa-aydnlanma.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/1229508384627852923?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/1229508384627852923?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/eGUEp/~3/vwKXdUL9wb0/dunyann-sonu-mu-geliyor-yoksa-aydnlanma.html" title="2012'ye girerken gözler Maya Takvimi'nde" /><author><name>Fatih Keçelioğlu</name><uri>https://profiles.google.com/105834459564252892897</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh4.googleusercontent.com/-4J78Z_wYK2U/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAb4/85fviSuBqDI/s512-c/photo.jpg" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://mayatakvimi.blogspot.com/2012/01/dunyann-sonu-mu-geliyor-yoksa-aydnlanma.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DkYHQH87fip7ImA9WhRVF0k.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-30333461.post-8481759671611330326</id><published>2012-01-15T14:51:00.000+02:00</published><updated>2012-01-16T22:02:11.106+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-16T22:02:11.106+02:00</app:edited><title>İçimizdeki Pusula Gönlümüz, Onu Dinleyelim</title><content type="html">&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-x4yEDwsFga0/TxLLMexGogI/AAAAAAAAAiA/TpzXbG2ebKM/s1600/yoga_tree-and-wisdom1-245x300.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300" src="http://4.bp.blogspot.com/-x4yEDwsFga0/TxLLMexGogI/AAAAAAAAAiA/TpzXbG2ebKM/s400/yoga_tree-and-wisdom1-245x300.jpg" width="245" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;Fatih Keçelioğlu’nu Türkiye’ye geldiği dönemlerde mutlaka yakalayıp röportaj yapıyorum, biliyorsunuz. Bugüne kadar hep 2012’yi, güneşteki patlamaları ve Mayaları konuştuk. Hem de oldukça ayrıntılı konuşmuşuz, şöyle bir baktım da önceki röportajlarımıza ayrı birer kaynak olmuşlar. Fakat bu defa 2012 konuşmayalım istedim. Her ne olacaksa olacak zaten, gerek fiziksel gerekse de ruhsal boyutta, bizler bu bilinç sıçramasına kendimizi nasıl hazırlarız onu konuşalım istedim ve dolayısıyla konu tabiî ki de yogaya geldi. Özellikle yoga konuşmak istedim bu defa, çünkü biliyorum ki ben onu tanıdığımdan beri Tayland’da Agama Yoga Okulu’nda eğitim alıyor, oldukça fazla emek verdiğini görüyorum bu yolda.

Ben de bu öğretiyi bir yandan öğrenmeye devam ederken bir yandan da öğreten biri olarak, bugünlerde biraz sıkıntılıyım açıkçası. Çok uzun zamandır hissettiğim bir şey bu. Yoganın özünden gittikçe uzaklaşıyoruz gibi geliyor. En basitinden örneğin, görüyorum ki kadın dergilerinde yoga pozları gösteriliyor örneğin baş üstü duruş; “Her gün bunu yapabilirsiniz” diyor haberi yapan ve aşama aşama yazmış nasıl yapılacağını. Hem bir gazeteci hem de yogayı yaşayan biri olarak tüylerim diken diken oluyor inanın ne yorum yapacağımı bilemiyorum. Dergiden bakarak yapılacak bir şey değil yoga, olsa olsa jimnastik olabilir ancak o ama yoga olamaz. Yıllarını bu öğretiye vermiş hocalarımız, derinliğine eğitim almış genç yoga eğitmenleri dururken dergiye bakıp baş üstü duruş yapmak da neyin nesi? Sakatlanmaya davetiye çıkartır ancak başka da bir işe yaramaz. Neyse biz konumuza dönelim… Yoganın özüne inebilen genç eğitmenlerden biri olan Keçelioğlu’ndan öğrenelim.

Keçelioğlu, 2008 yılının başından beri düzenli olarak Tayland’daki Agama Yoga Okulu’na devam ediyor. 4 yıllık bir lisans programının ardından geçtiğimiz yıl eğitmenlik programını da tamamlamış. Bugün Türkiye’de çeşitli yerlerde eğitimler veriyor.

Neden Agama Yoga okuluna gittiğini sorduğumda Keçelioğlu’nun yanıtı şöyle oldu; “2001 yılından beri yoga yapıyorum. Yoga yaparken hep bir şey eksikti sanki. Hep asıl yogayı öğrenmediğimi hissediyordum. 2007’de Agama Yoga ile tanışınca o eksik yanımı anladım. Eksik olan şey asanaların gerçek anlamını bilmeden yapıyor olmamdı. Asanaların gerçekte neye hizmet ettiğini, asanalarda bilincin nasıl konumlanması gerektiğini ve gizli bedenlerimizi nasıl etkilediğini bilmiyordum. Bir asana yaparken aslında bir meditasyon şeklinde yapılmalı ve belirli bir enerji hareketine odaklanmak gerekiyor.”

Keçelioğlu’ndan aldığım bilgilere göre, AgamaYoga, öğrencilerine ne basitleştirilmiş Hindu mistisizmi ne de fitness temelli jimnastiğe benzeyen bir yoga sunuyor. Saf ve gerçek yoga disiplini veren uluslararası bir okul olan Agama’nın kurucusu, yogada modern düşünme eğiliminin savunucusu olan Swami Vivekananda Saraswati. Keçelioğlu, Agama’da yoganın çok derinliğiyle ezoterik bir ekol olarak anlatıldığını vurguladı.

Yoga bir din değil aslında deneyimsel bir bilim olduğundan bahseden Keçelioğlu, “Dinlerin hepsinin bir özelliği var. Dinlerde tanrı ile insan arasında aracı vardır. Yogada aracı yoktur. Direkt olarak evrenle ilişki içerisindesiniz. Ve deneyimseldir. Hiçbir şeyi kör inanç olarak almamak gerekiyor. Tamamıyla bedeniniz laboratuar ve siz bir bilim adamısınız. Teknik açılardan dolayı Kesinlikle dogma olmamalı” şeklinde konuştu.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;b&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-GhGj7F6LbGs/TxLLMPfOU4I/AAAAAAAAAh4/uvsPm6AXwsQ/s1600/kali-yuga-300x300.png" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300" src="http://3.bp.blogspot.com/-GhGj7F6LbGs/TxLLMPfOU4I/AAAAAAAAAh4/uvsPm6AXwsQ/s400/kali-yuga-300x300.png" width="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;b&gt;
Asanalar yoganın sadece yüzde 5’i&lt;/b&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
Agama’da Kundalini yoga en az 2 yıl yoga yapmış birisine, Pranayama da 2.ayda öğretiliyormuş. Benim eğitim aldığım hocam da eğitimin ilk kısmında Pranayama göstermemişti. Keçelioğlu da “Pranayama ve Kundalini için enerji yüklemesini kaldıracak enerji kanallarının temiz olması gerekiyor. Günde 2 paket sigara içiyor, bol alkol alıyorsanız, ilaç kullanıyorsanız oturun yarım saat pranayama yapın psikoza bile girebilirsiniz. Aklınızı kaybetmeniz bile mümkündür” dedi.
Agama yoganın aynı zamanda rezonans yasasına dayandığını söyleyen Keçelioğlu, “İhtiyacımız olan herşey evrende sonsuz bir şekilde var. Aslında insan hologrofik olarak evrenin tam bir kopyası. Yoga demek bu holografik olan makro evrenle bizim mikro evrenimizin birleşmesi demek. Zihin konsantrasyonu için çok önemli yoga. Bu konsantrasyonu kullanmadan yoga diye bir şey yok. Elindeki radyonun frekans arama düğmesini kullanman gerek. Dolayısıyla yoga sadece asanalar demek değil. Asanalar bütün yoga sisteminin sadece yüzde 5’i. Sabah uyandın evin önünde bir uçak var hayatında hiç uçak görmemişsin. Çok güzel bir otobüsüm oldu diyorsun. Yanındaki metal parçaları da ne diyorsun ve onları kesip kurtuluyorsun. Süper bir otobüsün var ama aslında ama uçamıyorsun. Yoga da aslında bizi uçuracak bir öğreti ama bugün Kali Yuga’da (Hint Zaman Anlayışı’na göre maddi ve manevi yozlaşmanın doruğa çıktğı dördüncü zaman devresi) olduğumuz için işin özü kaybolmuş durumda. Patanjalinin yoga sutralarına baktığınızda diyor ki, asana rahat ve gevşemiş bir zihin ile uygulanmalı. Zihin konsantre olmalı ve sonsuzluğa odaklanmalı. Aslında tek bir asana bile paranormal güçler uyandırabilen bir şey. Hatha yogayı bilerek yapmak ve asanalarda uzun süre durmak gerekiyor.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-cDpZe9BCEK8/TxLLL4MkOnI/AAAAAAAAAho/ftHOrGOap0k/s1600/%25C3%25A7akralar1.png" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="230" src="http://4.bp.blogspot.com/-cDpZe9BCEK8/TxLLL4MkOnI/AAAAAAAAAho/ftHOrGOap0k/s400/%25C3%25A7akralar1.png" width="222" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;b style="text-align: center;"&gt;&lt;/b&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;b&gt;Her bir asana antenimizi doğru kullanmamıza yarıyor&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
Hatha yoganın bugün fiziksel bir yoga olarak anlaşıldığından bahseden Keçelioğlu, Hatha Yogayı şöyle anlattı: “Hatha yoga kendi içimizdeki ying ve yang (Ha ve Tha) tarafımızı dengelememizi sağlıyor. Ha Güneş, Tha ise Ay anlamında. Her bir çakranın alıcı ve verici yönleri var. Mesela anahata çakramla (Kalp Çakrası) evrensel sevgiyi alıyorum sonra bunu veriyorum bir başkasına. Hiç anahata çakrası güçlü olmayan birisinin önce alıcı yani ying sonra ise verici yani yang yönünü çalıştırması gerek. Ben bir şey alamıyorsam sana nasıl verebilirim ki. Sevgi almayı bilmiyorsam evrenden nasıl verebilirim. Neden sevgiyi alamıyorum? Çünkü makro evrendeki ilahi sevgi kanalıyla bağım kopuk. Yayın yapan yedi temel istasyon var ve benim de içimde yedi temel alan var bunlar da benim çakralarım. Bu çakralarımdan her birinin frekans aralığı farklı ve içerdiği duygu düşünce, enerjiler farklı. Anahata için, teslimiyet duygusu, ilahi sevgi ve düşünce formlarına ulaşmak istiyorsan bu antenini doğru bir şekilde o vericiye yönlendirmem gerekiyor. Yoga aslında çok teknik olarak bu kadar detaylara giriyor. Her bir asana bizim antenimizi doğru bir şekilde kullanmaya yarıyor. Ne yaptığımı bilmiyorsam kendimi yanlış yönlendirebilirim. Hatha yogada asanalar herhangi bir yoga kitabında anlatılmıyor. Örneğin yin yanımı fazla kuvvetlendiriyorsam farkında olmadan daha çok duyarlı hale geliyorum. Hangi ortama girsem oradan etkileniyorum, hastalanıyorum. Elmanın kabuğu yangdır. Elmayı dış faktörlerden korur. Senin kabuğun yoksa her şeyi sünger gibi çekersin.”&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;b&gt;Kanal mesajlarına ihtiyacımız yok, bilginin kaynağı içimizde&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
Bana her gün birçok kanal mesajı geliyor. Gerek mail yoluyla gerekse de facebookta kimi arkadaşlarım aracılığıyla. Bu mesajların gerçekten ne amaçla kimler tarafından gönderildiğini anlamak zor. Fakat ciddi anlamda geniş bir kitle var bu mesajlara inanan ve hatta günlerini bu mesajlardan gelen koşullanmalara göre yönlendiren. Evet yoga yaparak farklı çakralarımızda çeşitli uyanışlar yaşıyor olabiliriz, sezgilerimiz kuvvetlenebilir, farklı içsel deneyimler yaşayabiliriz. Bunların hepsi normal ama önemli olan çakralarımızdaki bu uyanışı dengeli bir şekilde bedenimizde var edip sonra da bırakabilmek. Bu enerjileri dengeli kullanamayınca bakın neler oluyor. Keçelioğlu bu konuyu ayrıntılarıyla anlattı:
“Bir insanın hayata bakışı bilincin herhangi 7 seviyesinden biri olabilir. Yoga yapmayan ama spiritüel çalışmalarla ilgilenen çoğu insan ikinci çakrada yaşıyor. Hayal kuruyor ve daha yüksek bir bilinçte olduğunu sanıyor. Maya takvimiyle ilgili pek çok bilgi de hayal ürünü. Olaylara o bilinçten baktığımızda sadece güzel hayaller görüyoruz. Gerçek bir sorunla karşılaştıklarında nasıl davrandıklarına bakmak gerek. Örneğin kapsayıcı değiller. Birlik bilinci diyorlar ama uygulamada bir şey yok.
Kanal mesajları benim uzun süredir karşı tavır aldığım bir konu. Örneğin, 1994 yılında sadece Los Angeles’ta kayıtlı medyum sayısı 3 bindi. Kanallık, alıcı olmak demek. Alıcı olmak yin olmak demek. Bugün insanlarda genel bir yinleşme durumu var. Çünkü yin taraf pasif taraf. Çok pasif bir hayat yaşıyoruz. Çamaşır, bulaşık makinemiz var. Televizyon karşısında saatlerce oturuyoruz. Hazır besinlerle besleniyoruz. Bu da vücudu çalıştıran değil tembelleştiren besinler ve çok pasifize ediyor bizi, yinleştiriyor, medyumik yapıyor. İnsanlar bunu yapabiliyorlar ve kendilerini astral etkilere açabiliyorlar. Ama bunun çok büyük sakıncaları da var. Tibetli yogiler ve Amazon şamanları örneğin çok dikkatli olmak gerektiğini söylüyor. Kendini astral boyuta açtığında nereden bileceksin ki ışık dolu bir varlığın senin üzerinden iş yaptığını. Birçok karanlık güç var bunlar senden faydalanmak istiyorlar. Genellikle bu mesajlar Amerika üzerinden geliyor bize ve bunlara baktığında genelde egoyu şişiren mesajlar var. Çok güzel mesajlar da var ama satır aralarına bakmak gerek. Kanala bakarak aslında nasıl bir mesaj geldiğini görebilirsin. Bu tür şeylere ihtiyacımız yok. Her insan değerli, her insan güzel. Önemli olan sağlamcı adımlar atmak. Şu an öyle bir çağda yaşıyoruz ki kandırılmaya çok açığız; materyalizm çok tepe yapmış durumda, ego pohpohlaması var. Bazı yaklaşımlarda yeni çağcılığın tamamıyla bir tezgah olduğu ve böylece dünyadaki her şeyin iyi gösterilmeye çalışıldığı söyleniyor. Böylece gizli örgütlerle yeni çağcılar arasında çok organik bağlar olduğunu söyleyenler var. Burada herkes kötüdür mesajını vermek istemiyorum sonuçta kötü denen şey benim içimde de var kendi içimde çalışmam gerekiyor demek ki. Ben bu konuda huzurluyum çünkü gerçekten kendi hayatıma baktığımda izlediğim yol bana fayda sağlıyor. Özgüven veriyor, sevgi dolu ilişkiler yaşıyorum. Kendimi eskisine göre daha olgun hissediyorum. Dolayısıyla bilginin kaynağı içeride her zaman. Çağımızın hastalığı herkes dışarı bakıyor, aslında içerde. Doğru bir perspektifle teslimiyet gerekiyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kaynak:&amp;nbsp;&lt;a href="http://alternatifkarma.com/%E2%80%9Cicimizdeki-pusula-gonlumuz-onu-dinleyelim-%E2%80%9D/"&gt;http://alternatifkarma.com/%E2%80%9Cicimizdeki-pusula-gonlumuz-onu-dinleyelim-%E2%80%9D/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/30333461-8481759671611330326?l=mayatakvimi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/mwWTBY6LAA_pRocKieuq0vW8WLQ/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/mwWTBY6LAA_pRocKieuq0vW8WLQ/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/mwWTBY6LAA_pRocKieuq0vW8WLQ/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/mwWTBY6LAA_pRocKieuq0vW8WLQ/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/eGUEp/~4/dL4wE_2XWlU" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/feeds/8481759671611330326/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2012/01/icimizdeki-pusula-gonlumuz-onu.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/8481759671611330326?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/8481759671611330326?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/eGUEp/~3/dL4wE_2XWlU/icimizdeki-pusula-gonlumuz-onu.html" title="İçimizdeki Pusula Gönlümüz, Onu Dinleyelim" /><author><name>Fatih Keçelioğlu</name><uri>https://profiles.google.com/105834459564252892897</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh4.googleusercontent.com/-4J78Z_wYK2U/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAb4/85fviSuBqDI/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-x4yEDwsFga0/TxLLMexGogI/AAAAAAAAAiA/TpzXbG2ebKM/s72-c/yoga_tree-and-wisdom1-245x300.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://mayatakvimi.blogspot.com/2012/01/icimizdeki-pusula-gonlumuz-onu.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DEAHSXk9fSp7ImA9WhRVFk8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-30333461.post-1378419088641399088</id><published>2012-01-10T01:21:00.000+02:00</published><updated>2012-01-15T13:25:38.765+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-15T13:25:38.765+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="astroloji" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="maya takvimi burçlar" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="maya takvimi sonu" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="burçlar günlük" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="burçlar" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="mayalar" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="maya astrolojisi" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="burç" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="burç günlük" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="fal" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="maya burcum" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="burç özellikleri" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="2012" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="burç yorumu" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kehanet" /><title>Maya burçlarınızı ve 2012'deki şanslı günlerinizi öğrenmek ister misiniz?</title><content type="html">&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;u&gt;&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;b&gt;Maya burcunuzu&lt;/b&gt; öğrenmek&amp;nbsp;
&lt;a href="http://mayaburcum.com/"&gt;Mayaburcum.com'un&lt;/a&gt;&amp;nbsp;sayesinde artık çok daha kolay!&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;a href="http://mayaburcum.com/"&gt;Mayaburcum.com'un&lt;/a&gt; otomatik hesaplayıcısına doğum tarihinizi girerek kadim Mayaların sizin için söylediklerini duyabilirsiniz. Maya burcunuzu detaylı bir şekilde öğrenerek kendinizi ve hayat amacınızı derinlemesine anlayabilir, &lt;b&gt;iş, aşk ve manevi gelişim&lt;/b&gt; &lt;b&gt;konularında &lt;/b&gt;sizin için şanslı günleri öğrenebilirsiniz.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-image: initial; background-origin: initial; background-position: initial initial; background-repeat: initial initial;"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="TR" style="color: #4b2524; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 18pt;"&gt;Detaylı Yorumlar&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-oRvZPoQeTwQ/Tt9cVJthA_I/AAAAAAAAAf8/Esy-yj4CSqY/s1600/4%2Byon%2Bimaj.png"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5683362773218690034" src="http://3.bp.blogspot.com/-oRvZPoQeTwQ/Tt9cVJthA_I/AAAAAAAAAf8/Esy-yj4CSqY/s200/4%2Byon%2Bimaj.png" style="cursor: pointer; float: left; height: 200px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; margin-right: 10px; margin-top: 0px; width: 150px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;a href="http://mayaburcum.com/"&gt;Mayaburcum.com &lt;/a&gt;, sizlere detaylı ve kaliteli bir kişilik analizi sunuyor.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;b&gt;Doğduğunuz Gün Burcu, Trekana Burcu ve Galatik Tonunuzla&lt;/b&gt; ilgili detaylı yorumların yanı sıra, &lt;b&gt;Erkek, Dişi, Geçmiş ve Kader burçlarınızı&lt;/b&gt; öğrenerek hayatınızla ilgili kapsamlı bir vizyona sahip olacaksınız.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-image: initial; background-origin: initial; background-position: initial initial; background-repeat: initial initial;"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="TR" style="color: #4b2524; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 18pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-image: initial; background-origin: initial; background-position: initial initial; background-repeat: initial initial;"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="TR" style="color: #4b2524; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 18pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-image: initial; background-origin: initial; background-position: initial initial; background-repeat: initial initial;"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="TR" style="color: #4b2524; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 18pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-image: initial; background-origin: initial; background-position: initial initial; background-repeat: initial initial;"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="TR" style="color: #4b2524; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 18pt;"&gt;2012 yılındaki şanslı günlerinizi öğrenin!&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-T6Hy8m51lfA/TuCj704ocNI/AAAAAAAAAgU/CQpBFWEpBlE/s1600/yeni%2Btakvim2.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5683722977945350354" src="http://2.bp.blogspot.com/-T6Hy8m51lfA/TuCj704ocNI/AAAAAAAAAgU/CQpBFWEpBlE/s320/yeni%2Btakvim2.jpg" style="cursor: pointer; float: right; height: 309px; margin-bottom: 10px; margin-left: 10px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; width: 320px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
Kişisel analizinizi okumak dışında kendinizi tanımanın en iyi yolu, Maya takvimini takip etmektir. &lt;a href="http://mayaburcum.com/"&gt;Mayaburcum.com &lt;/a&gt;sayesinde bu artık çok kolay.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
Burcunuza göre oluşturulan takvim sayesinde &lt;b&gt;2012 yılında sizi bekleyen şanslı günlerinizi öğrenebilir,&lt;/b&gt; hayatınızda başarılı adımlar atmak için doğru zamanları seçebilirsiniz. Bu güçlü günler hayatınızdaki dönüm noktaları gibidir.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;b&gt;Gittiğiniz yönü değiştirmek bu kavşak noktalarında mümkün olabilir. &lt;/b&gt;&lt;a href="http://mayaburcum.com/"&gt;Mayaburcum.com &lt;/a&gt; bu güçlü günlerinizi size hatırlatan rehberiniz olacaktır.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-image: initial; background-origin: initial; background-position: initial initial; background-repeat: initial initial;"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="TR" style="color: #4b2524; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 18pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-image: initial; background-origin: initial; background-position: initial initial; background-repeat: initial initial;"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="TR" style="color: #4b2524; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 18pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-image: initial; background-origin: initial; background-position: initial initial; background-repeat: initial initial;"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span lang="TR" style="color: #4b2524; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 18pt;"&gt;Arkadaşlarınızın burçlarını öğrenin!&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;a href="http://mayaburcum.com/"&gt;Mayaburcum.com &lt;/a&gt;kullanışlı otomatik hesaplayıcısı size &lt;b&gt;ücretsiz ve sınırsız&lt;/b&gt; olarak hizmet sunmaktadır. Doğum tarihini bildiğiniz &lt;b&gt;herhangi birisinin temel Maya burcu analizini &lt;/b&gt;okuyabilirsiniz.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style="width: 450px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="width: 450px;"&gt;
&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-yJUeIOzKMng/Tt9zwZU1xJI/AAAAAAAAAgI/UgLCLtpVAxM/s1600/demo%2Bscreen%2Bshot2.JPG"&gt;&lt;img alt="" border="0" height="100" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5683388530034066578" src="http://4.bp.blogspot.com/-yJUeIOzKMng/Tt9zwZU1xJI/AAAAAAAAAgI/UgLCLtpVAxM/s640/demo%2Bscreen%2Bshot2.JPG" style="display: block; height: 84px; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; margin-right: auto; margin-top: 0px; text-align: center; width: 400px;" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;a href="http://mayaburcum.com/"&gt;Yeni web sitemizin &lt;/a&gt; sizlere faydalı ve yol gösterici olmasını diliyorum.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
Saygılarımla,&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
Fatih Keçelioğlu&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/30333461-1378419088641399088?l=mayatakvimi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/rmwMK7IuVPI9bKuhzOqmiRgDK7w/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/rmwMK7IuVPI9bKuhzOqmiRgDK7w/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/rmwMK7IuVPI9bKuhzOqmiRgDK7w/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/rmwMK7IuVPI9bKuhzOqmiRgDK7w/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/eGUEp/~4/i_ng_g9tj80" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/feeds/1378419088641399088/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2012/01/maya-burclarnz-ve-2012deki-sansl.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/1378419088641399088?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/1378419088641399088?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/eGUEp/~3/i_ng_g9tj80/maya-burclarnz-ve-2012deki-sansl.html" title="&lt;a href=&quot;http://mayaburcum.com/&quot;&gt;Maya burçlarınızı ve 2012'deki şanslı günlerinizi öğrenmek ister misiniz?&lt;/a&gt;" /><author><name>Fatih Keçelioğlu</name><uri>https://profiles.google.com/105834459564252892897</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh4.googleusercontent.com/-4J78Z_wYK2U/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAb4/85fviSuBqDI/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-oRvZPoQeTwQ/Tt9cVJthA_I/AAAAAAAAAf8/Esy-yj4CSqY/s72-c/4%2Byon%2Bimaj.png" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://mayatakvimi.blogspot.com/2012/01/maya-burclarnz-ve-2012deki-sansl.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;A0EDQno4fCp7ImA9WhdaEU0.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-30333461.post-2874353146627322911</id><published>2011-10-17T15:42:00.004+03:00</published><updated>2011-10-20T14:21:13.434+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-10-20T14:21:13.434+03:00</app:edited><title>28 Ekim 2011</title><content type="html">&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;Yıllarca üzerinde durduğum ve Carl Johann Calleman’a göre Maya takviminin sonu olan 28 Ekim 2011 tarihine çok yaklaştık. Durum böyle iken internet ortamında bu konuda bana sorulan sorular artmaya başladı.&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;Ne olacak? Değişimleri hissedebiliyor muyuz? Maya takviminin sonu bu tarihte mi gerçekten?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;Yazdıklarım ve konuşmalarım sayesinde bu tarihi duyanlar veya direk olarak Calleman’ı takip edenler 28 Ekim 2011 tarihine kilitli iken durum benim için hiç öyle değil. Son haftalarda Calleman ile yaşadığımız tartışmalar dışında son bir yıldır benim üzerinde çok durduğum bir konu olmadı 28 Ekim tarihi. Neden böyle oldu, bakış açım nasıl değişti ve önümüzdeki zamana nasıl bakmalıyız? Bunlar ve benzeri sorulara cevap vermeye çalışayım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;Öncelikle belirtmeliyim ki son yıllarda içsel dönüşüme odaklanmanın değerini giderek daha çok farkettim ve Maya takvimini takip etmek yerine meditasyon inzivaları ve yoğun yoga çalışmalarına önem veriyorum ve hayatın içinde yaşarak geçmem gereken dönüşümlerden geçiyorum. Son bir iki yıldır yazdıklarımı takip edenler için bu ifadelerim süpriz olmamıştır zaten. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;Ama gelelim asıl neden Calleman modeli olarak adlandırdığım Maya takvimi tarihlendirmelerine olan güvenimin sarsıldığına. Biliyorsunuz ki 2008 yılında oluşan küresel finansal krizi doğru tahmin etmesiyle öne çıkmıştı Calleman. Bunun ardından Sekizinci Dalganın Altıncı Gecesinde olmasını beklediği daha büyük bir ekonomik bir kriz ve çöküşten, Amerikan dolarının tamamen değer kaybetmesinden bahsetmişti. Bu, 8 Kasım 2009 tarihi ile 3 Kasım 2010 arasında gerçekleşmeliydi, olmadı. 3 Kasım 2010’dan sonra ise artık Yedinci Gündüze girdiğimiz için daha büyük dönüşümler olması bekleniyordu: “hiyerarşilerin çöküşü”. 28 Ekim 2011’de ise evrimin tamamlanması ve sürdürülebilir, gelişmiş “Cennet Bahçesinin” ortaya çıkışını öngörmekte Calleman (&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.calleman.com/content/articles/nov8_sixth_night.htm"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;http://www.calleman.com/content/articles/nov8_sixth_night.htm&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;). &lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%;mso-ansi-language:TR"&gt;12 gün içinde böyle bir dönüşümün olması için ne kadar büyük bir mucize olması gerektiğinin farkındasınızdır umarım. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;Bu ve benzeri soruları “Calleman Takviminin Sonu – Carl Johann Calleman’a Açık Mektup” ile dile getirmiştim. Calleman burada sorduğum teknik sorulara bilimsel ve objektif bir çerçeveden cevap vermediği gibi konuyu önce bir kamplaşmaya çekti. 28 Ekim 2011 ile 21 Aralık 2012 arasında bir savaş algısına geldi ve beni öteki kampa koydu. Ben ise kesinlikle 21 Aralık 2012 tarihini destekleyecek en ufak bir şey öne sürmemiştim. Bu durum onun savunduğu “Birlik Bilincinden” ne kadar uzak olduğunu ortaya çıkarmış oldu. Yanlış anlaşılmasın, ben henüz o “Birlik Bilincinde” olduğumu savunmuyorum kesinlikle. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;Ancak bir konuda hemfikir olmuştuk, o da insanlık olarak öne sürülen İlahi Plan’dan, yani Calleman’a göre olması gereken tarihlerde gerçekleşmesi gereken dönüşümlerden “geri kaldığımız” idi. Yani gecikmiştik. Bu yüzden de onun öngördüğü tarihlerde, buna 28 Ekim 2011’de dahil, öngörülen dönüşümler olmamıştı, olmayacaktı. Bunu 1945 yılında atılan atom bombalarının bile psişik olarak hepimizi onyıllarca nasıl etkilediği gerçeği ile açıklamaya çalıştı. Soramadan edemedim, eh madem Maya takvimi şu anda yaşanan değişimlerin yıllar sonra gelecek etkilerine dayanıyor, neden 21 Aralık 2012 tarihine inanmanın risklerinden bahsediyorsun? Neden tüm tohumların yedinci gündüzde meyve vereceğini iddia ettin yıllarca? Bu ve benzeri pek çok sorumu halka açık bir şekilde yanıtlamadığı için bu tartışmayı yarıda kalmış olarak görüyorum ve bu konuya devam etmeyi çok istemiyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;“Sende yıllarca onun görüşlerini savundun, şimdi niye ters dönüyorsun” diye sorabilirsiniz. Ya da “sen de bizi kandırdığını mı söylüyorsun yıllardır”, diyebilirsiniz. Bu sorular kapsamlı bir açıklamayı hak ediyorlar elbette. Öncelikle ifade etmeliyim ki Calleman’ın araştırma ve tezlerine olan yakınlığım onların bilimsel ve gözlemlenebilir, ampirik temellere dayanıyor olmasıdır. Pek çok kez ikimizde objektif gözlemin önemine verdiğimiz değeri ifade etmişizdir. Benim onun teorilerine uzaklaşıp yakınlaşmam da duygusal nedenlerden bağımsız, tamamen objektif gözlemlere dayalı bir temeldedir. Ancak son zamanlarda Calleman’ın yaklaşımları ve tezleri giderek hep o yücelttiği bilimsel, objektif çerçeveden çıkmıştır. Bugün neredeyse inanca dayalı bir sistem halini almıştır. Bu ve ileride sunacağım diğer nedenlerden dolayı onun Maya takvimi tarihlendirmelerini, özellikle de Sekizinci ve Dokuzuncu dalgaya ait olanları desteklemediğimi ve takip etmediğimi açıklamak zorundayım. Kitaplarında açıkladığı ilk yedi dalga ve bilincin evrimi teorileri ise hala mantıklı bir çerçeve sunmaktadır. Elbette büyük zaman aralıklarındaki tarih sapmaları büyük yanlışlıklara yol açmıyor, ancak Sekizinci ve özellike Dokuzuncu Dalgaya dair tahminlerin büyük çoğunluğu hedefi ıskaladılar ve elbette bu kadar çok tahminin yanlış çıkması büyük bir hataya işaret ediyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;Elbetteki görüş ayrılıklarıın bir tarihçesi de var. Benim Calleman modelinden şüpheye ilk düşüşüm 2007 yılında olmuştu. O yıl içinden geçtiğimiz Beşinci Gündüz olarak tanımlanan sürecin, “en parlak gündüz” olmasından dolayı büyük atılımlar getirmesi bekleniyordu insanlık bilincinde. 2007 bu beklentileri yerine getiren bir yıl olmamıştı. Beşinci Gece olan 2008 ise ABD’de başlayan büyük ekonomik kriz ile ve bir önceki Beşinci Gecede (1932 – 1952) yaşanan ekonomik kriz ile benzerliklerinden dolayı Calleman modeli büyük bir kanıta kavuşmuştu. Yukarıda bahsettiğim gibi Altıncı Gece tahminleri ise 2010 boyunca tutmamaya başlayınca doğal olarak şüphe geri geldi. 2010 Eylül ayında Calleman kehanetlerinin gerçekleşmediğini ve artık bunları sorgulamanın zamanı geldiğini blogumda ifade etmiştim. Ayrıca 28 Ekim 2010 tarihinde konuk olduğum Saba Tümer’e de Calleman ile yaşadığımız görüş ayrılıklarını dile getirmiştim. (&lt;a href="http://vimeo.com/17343069"&gt;http://vimeo.com/17343069&lt;/a&gt;) Yani bazılarının iddia ettiği gibi son anda yaptığım bir manevra değil bu fikirlerim. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;Bu arada Mayaların 260 günlük Tzolkin isimli takvimleri ve Maya burçları bu konunun tamamen dışındadır. Calleman’ın da geçenlerde kabul ettiği gibi Tzolkin hiç bir zaman durmayacak olan bir takvimdir bireysel anlamda rehberlik etmeye devam etmektedir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;28 Ekim 2011 tarihi ile ilgili duruşumu, geçmişteki temellerini de açıklayarak, netleştirdiğimi sanıyorum. Şimdi gerçekten şimdiye bakalım ve bu günlerde dünyada neler olduğunu anlamaya çalışalım. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;Bugünlerde gündemi dolduran bir kuyrukluyıldız geçidi var: Honda, Elenin ve yakında geçecek olan Levy. Özellikle Elenin medyada yıldızı parlayan bir kuyrukluyıldız oldu. Dünya’ya en yakın geçişi 16-20 Ekim 2011 olmasından ötürü, bazılarınca Nibiru olarak algılanmasından ötürü ve Calleman’ın 28 Ekim 2011’ine yakın bir tarihte yakın geçişini yapmasından ötürü ilgi odağı olmuş durumda. Calleman bu konuda bir adım ileri gitti ve Mayaların ve bazı Hristiyan mistiklerinin öne sürdüğü 3 günlük karanlığın Elenin’in yakın geçişi sırasında gerçekleşeceğini “sezdiğini” ifade etti. Bu yazıyı 16 Ekim tarihinde yazıyorum yani Elenin’in 5 günlük Dünya’ya en yakın geçişinin ilk günündeyiz. Bunu 17 Ekim’de yayınlamayı düşünüyorum ve siz bu yazıyı okuyorsanız direk kendi gözleminizle bu sezgi doğru mu değil mi görebilirsiniz. 18-19-20 Ekim tarihlerinde böylesi bir karanlık olmazsa, Calleman’ın bilimsel olarak değil, sezgisel olarak da gayet yanıldığını görmek zor olmayacaktır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;Gelelim son günlerde olan büyük kitlesel protesto gösterilerine. Şüphe götürmeyen bir şekilde büyük sosyal değişimler yaşanmakta veya yaşanacak. Kapitalist düzenin köşeye sıkışmaya başladığı bir dönemdeyiz ve genel olarak baskıcı rejimlere karşı büyük bir direnç başgöstermekte. Ancak bütün bunların Maya takvimine bağlanması mümkün mü? Ya da daha önemli bir soru şu: acaba bu sosyal değişimler insanlığı gerçekten birlik bilincine dayalı bir dünya düzenine götürecek mi? Yeni Çağcıların bu soruya ezberden evet diye bağırdığını duyar gibiyim. İster 28 Ekim 2011’e, ister 21 Aralık 2012 tarihine inanın maya takviminin sonuna doğru gelirken böylesi büyük sosyal değişimlerin olması bir tesadüf olamaz gibi gözükmektedir. Olan olaylar belki bazılarınca kozmik ışınımlar veya foton kuşağı ile bile açıklanabilmektedir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;Gönül ister ki Wall Street işgali, 15 Ekim’de dünya çapında yapılan protestolar ve gerçekleşen devrimler insanlığı Altın Çağ ile sonuçlancak, manevi açıdan son derece parlak bir sürece girişi ile sonuçlansın. Ancak kitlesel toplumsal hareketlerin, her ne kadar idealist temellere dayansa da en iyi sonuçları getirmediği tarih tarafından kanıtlanmıştır. Devrimin her zaman evrim demek olmadığı tarihteki pek çok örnek sayesinde gözlemlenebilir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;Ne demek istiyorum? Aslında farkında olsak da olmasak da her 11 yılda bir dünyamız sosyal anlamda büyük bir değişiklikten geçmektedir veya büyük savaşlar ve toplumsal karışıklıklar olmaktadır. Bunlar bazen orta ölçekli bazen ise çok daha büyük değişimler anlamına gelmiştir. Fakat asıl önemli olan bunların tesadüfi bir zamanda değil, bilim adamlarının solarmax olarak tanımladığı zaman aralıklarında gerçekleşmiş olmalarıdır. Yani aslında büyük sosyal değişimlerin sırrı ne foton kuşağındadır, ne de başka gizemli ve uzak bir kaynakta. Her an dünyamızı ısıtan güneşimizdir sosyal hareketliliğin kaynağı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;Solarmax nedir peki? Güneşimizin aktivetesinin ve güneş lekelerinin zirveye tırmandığı zamana solarmax denir. Güneş her 11 yılda bir manyetik kutuplarını değiştirir ve bu değişim sırasında güneşin aktivitesinde ve yaydığı plazma miktarında çok önemli bir artış olur. Elektron ve proton yüklü bu plazma dünyaya ulaştığında hava ve yerküre hareketleri dahil olmak üzere genel olarak dünyamızı “heyecanlandırır”. İnsan olarak bizde atomlardan yani elektron ve protonlardan oluştuğumuz için, ekstradan gelen bu bol miktarda plazma ile enerjimiz artar. Artı yüklü proton ve eksi yüklü elektron miktarının artması daha fazla elektrik akışına yol açar. Yoga diliyle bunun ismi Kundalini uyanışıdır. Bu durum genel anlamda yaratacılığın artmasına ve ruhsal uyanışa yol açabildiği gibi çatışma ve şiddete de bir altyapı hazırlar.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;Artan güneş aktivitesi ve artan toplumsal olaylar ve devrimler arasındaki ilişkiyi tahmin etmek &lt;/span&gt;&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Chronobiology" title="Chronobiology"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 12pt; line-height: 115%; text-decoration: none; "&gt;heliobiyoloji&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%;mso-ansi-language:TR"&gt;nin (güneşin biyoloji üzerine etkisi üzerine çalışmalar) kurucusu Rus bilim adamı Chizhevsky’nin araştırmaları sayesinde mümkün olmuştur. Yaklaşık yüzyıl önce Chizhevsky güneş döngüleri ve toplu insan eylemleri arasındaki korelasyonu ortaya çıkarmıştı. Neredeyse tüm sosyal devrimler ve büyük çatışmalar her 11 yılda bir gelen solarmax dönemlerinde gerçekleşmektedir. Bunlar arasında,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;1776-1783: Amerikan Devrimi, &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;1788-1791: Fransız Devrimi, &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;1914-1918: Birinci Dünya Savaşı, &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;1917: Rus Devrimi, &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;1939: İkinci Dünya Savaşının Başlangıcı, &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;1967-69: Çekoslavakya başkaldırısı/SSCB işgali, Woodstock ve hippi hareketini zirvesi, ABD’deki ilk büyük savaş karşıtı yürüşüler &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;1989: Doğu Bloğunda devrim, Berlin Duvarının yıkılması, &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;1989-1992: Glasnost süreci, Rusya Kominist Partisinin düşüşü, Körfez Savaşı, &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;2001: 11 Eylül olayları; Terorizm karşıtı savaşın başlangıcı, sayılabilir. (&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.michaelmandeville.com/earthchanges/monitor/cosmos/solarwind/Sunspot_Cycles_Influence_Human_History.htm"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%;mso-ansi-language:TR"&gt;http://www.michaelmandeville.com/earthchanges/monitor/cosmos/solarwind/Sunspot_Cycles_Influence_Human_History.htm&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%;mso-ansi-language:TR"&gt;)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;Ölçümlere göre Ağustos 2011 itibari ile solarmax dönemine girdik ve tahminler bunun 2013’ün sonlarına kadar devam edeceği yönünde. Solar Flare denilen büyük güneş patlamalarının ise solarmax döneminde gerçekleştiğini söylemeye gerek yok. Bu durumda görünürde büyük (ama tarihsel bir perspektiften bakıldığında sıradan olan) dünyada olaylarının basitçe, sadece solarmax nedenli olduğu bile iddia edilebilir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;Belki bu sürecin sonunda ABD’de bir devrim olacak. Belki dünyanın pek çok ülkesinde büyük devrimler olacak. Ve 2014 yılı geldiğinde herşey yerine oturup ortalık sakinleştiğinde yepyeni bir dünyada yaşıyor olacağız. Ancak unutmayın ki bu daha önce pek çok kez oldu. &lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%;mso-ascii-font-family:Calibri; mso-fareast-font-family:Calibri;mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-ansi-language:TR"&gt;1778 Fr&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%;mso-ansi-language:TR"&gt;ansız Devrimi&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%;mso-ascii-font-family:Calibri; mso-fareast-font-family:Calibri;mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-ansi-language:TR"&gt;, 1917 Rus&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%;mso-ansi-language:TR"&gt; Devrimi&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%;mso-ascii-font-family:Calibri; mso-fareast-font-family:Calibri;mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-ansi-language:TR"&gt;, 1967-69&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%;mso-ansi-language:TR"&gt; döneminde yaşananlar&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ascii-font-family:Calibri;mso-fareast-font-family:Calibri;mso-hansi-font-family: Calibri;mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-ansi-language:TR"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%;mso-ansi-language:TR"&gt;Doğu bloğunun&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ascii-font-family:Calibri;mso-fareast-font-family:Calibri;mso-hansi-font-family: Calibri;mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-ansi-language:TR"&gt; 1989-1992&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%;mso-ansi-language:TR"&gt; arasında yıkılması… vs. Tüm bu olaylardan sonra &lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%;mso-ascii-font-family:Calibri; mso-fareast-font-family:Calibri;mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-ansi-language:TR"&gt;“&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 12.0pt;line-height:115%;mso-ansi-language:TR"&gt;dünya&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%;mso-ascii-font-family:Calibri; mso-fareast-font-family:Calibri;mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-ansi-language:TR"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 12.0pt;line-height:115%;mso-ansi-language:TR"&gt;değişmişti”.&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%;mso-ascii-font-family:Calibri; mso-fareast-font-family:Calibri;mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-ansi-language:TR"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 12.0pt;line-height:115%;mso-ansi-language:TR"&gt;Sanki yeni bir dünyaya uyandı insanlık her seferinde&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height: 115%;mso-ascii-font-family:Calibri;mso-fareast-font-family:Calibri;mso-hansi-font-family: Calibri;mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-ansi-language:TR"&gt;. &lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%;mso-ansi-language:TR"&gt;Ama bir bakın, Rusya ne 1917 Sosyalist devriminden sonra ne de buna tepki olarak gelen 1989 devriminden sonra günlük güneşlik oldu. Dünyanın temel problemleri tüm bu idealist devrimlere rağmen devam ediyor. Yani devrim, evrim demek değil ve açıkça bilincin evriminde belirli bir seviyeye gelmeden yapılan devrimler fayda getirmiyor. Bu durumda para sisteminin çökmesinin insanlık için “aydınlanma” getireceğinin garantisini kimse veremez.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;Bir kez daha görüyoruz ki 2012 ile ilgili net ve mutlak bir kehanetten bahsetmek söz konusu değil. Peki bütün bunların ışığında yakın veya uzak gelecek için mesaj ne olmalı? Öncelikle ezbere ve otomatik olarak hiçbir inanç sistemine kapılmamanızı, özellikle de son zamanlarda iyice tutarsızlaşan Yeni Çağ yaklaşımlarını ve bu tür fikirler yayan kaynakları şüphe süzgecinden geçirmenizi öneriyorum. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;Herşey iyi güzel, çiçek, böcek, kelebek algısına yol açan pembe gözlükleriniz varsa çıkarın. Dünyanın sonu geliyor, çok kötü şeyler olacak algısına yol açan kara gözlükleriniz varsa bunu da çıkarın. Hayal kurmayı bırakın, gerçeği görmenizi sağlayan gözlükleri takın, yani dışarıya değil asıl içeriye bakın. Bir göktaşı veya kozmik bir olayı korku nesnesi haline getirmek veya dışardan gelecek herhangi bir olaya bel bağlamak yerine içeri bakış ve içgörüyü hayatınızın merkezine alın. Jung’un dediği gibi “dışarı bakan düş kurar, içeri bakan uyanır”.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;Toplumsal hareketlerin şiddetli değil şiddetsiz olanlarına destek vermekte fayda var. Manevi aydınlanma ile toplumsal devrimi bir gören Mahatma Gandhi hatırlanmalı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;Manevi olarak güçlü durmak gerekiyor. Tüm önyargılardan uzak bir şekilde, gönül odaklı ve herhangi bir ibadet türünü dışlamadan ama yine de dogmaları sorgulayarak yaşamanızı öneriyorum. Maya Büyüklerini hatırlayın, “3 gün karanlık geldiğinde Yaratıcımıza dua etmeliyiz” demişti Don Alejandro Oxlaj.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;Sevgi ve saygılarımla,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:12.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;Vajra Fatih Keçelioğlu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/30333461-2874353146627322911?l=mayatakvimi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/VZbiLn-o3RM7nVLqdwPczDNYJgo/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/VZbiLn-o3RM7nVLqdwPczDNYJgo/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/VZbiLn-o3RM7nVLqdwPczDNYJgo/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/VZbiLn-o3RM7nVLqdwPczDNYJgo/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/eGUEp/~4/c7eupaP9t6k" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/feeds/2874353146627322911/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2011/10/28-ekim-2011.html#comment-form" title="5 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/2874353146627322911?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/2874353146627322911?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/eGUEp/~3/c7eupaP9t6k/28-ekim-2011.html" title="28 Ekim 2011" /><author><name>Fatih Keçelioğlu</name><uri>https://profiles.google.com/105834459564252892897</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh4.googleusercontent.com/-4J78Z_wYK2U/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAb4/85fviSuBqDI/s512-c/photo.jpg" /></author><thr:total>5</thr:total><feedburner:origLink>http://mayatakvimi.blogspot.com/2011/10/28-ekim-2011.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DEEHRXY-eip7ImA9WhdUGU4.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-30333461.post-3269652845017700385</id><published>2011-10-06T15:22:00.003+03:00</published><updated>2011-10-07T00:30:34.852+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-10-07T00:30:34.852+03:00</app:edited><title>Calleman Takviminin Sonu – Carl Johan Calleman’a Açık Mektup</title><content type="html">&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:14.0pt;mso-bidi-font-size: 11.0pt;line-height:115%;mso-ansi-language:TR"&gt;28 Ekim 2011 tarihine yaklaşırken benim sayemde veya benden bağımsız olarak Carl Johann Calleman ve onun Maya takvimi son tarihini duyanlar heyecanlanıyorlar. 2008 finansal krizinin doğru tahmini, küresel finansal sistemin çöküşüne dair bu günlerde giderek derinleşen korkular, Wall Street işgali ve diğer büyük sosyal hareketler sayesinde Calleman ve onun Maya takvimin sonunda olmasını beklediği küresel değişimlerle ilgili teorileri giderek doğruluk kazanıyor gibi. Calleman yıllardır Maya takviminin öngördüğü değişimlerin bir kozmik olaya bağlı olmadığı ve bunun yerine insanlığın bilincindeki bir değişim ile ilgili olduğunu duyurduğu için itibar kazandı. Ancak şu sıralar onun son tarihinin, iki kuyrukluyıldızın (Elenin ve Honda) yaklaştığı tarihlerle örtüşmesinden dolayı çok popülerlik kazanmış durumda ve Calleman bu kozmik tesadüften dolayı artan takipçi sayısından şikayetçi gözükmüyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:14.0pt;mso-bidi-font-size: 11.0pt;line-height:115%;mso-ansi-language:TR"&gt;Calleman diğer taraftan Mayalar tarafından destek görüyor şeklinde bir intiba var, özellikle de 2011 Mart ayında aldığı meşhur asa sayesinde. Belki de Maya halkını koruyan ve alkışlayan, (onların kültürünü istismar eden Jose Arguelles’in aksine) tek Maya takvimi uzmanı gibi gözüküyor. Ancak doğasında olayları sorgulamak olan ve biraz araştırma yapan birisi için gözüken o ki “Kral çıplak”. Hedefi bulan tahminlerinden çok daha fazlasının karavana ile sonuçlanması, sonu gelmekte olanın Maya takvimi değil, Calleman takvimi olduğunu gösteriyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:14.0pt;mso-bidi-font-size: 11.0pt;line-height:115%;mso-ansi-language:TR"&gt;Benim bu ifadelerim duygusal veya hayal gücüne dayanan bir bakış açısına değil, aksine Calleman’ın her zaman yücelttiği bir yaklaşım olan bilimsel sorgulamaya dayanıyor. O her zaman rasyonel teoriler geliştirir ve ampirik sunumlar yapar, bu yüzden benim ona olan sorularım da aynı şekilde olacak. Bu sorular Carl Johann Calleman’ın yoluna itibar, güvenilirlik ve hakikat ile devam edebilmesi için cevaplaması gereken sorulardır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:14.0pt;mso-bidi-font-size: 11.0pt;line-height:115%;mso-ansi-language:TR"&gt;İşte sorular:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:14.0pt;mso-bidi-font-size: 11.0pt;line-height:115%;mso-ansi-language:TR"&gt;1) 2009 yılında yazdığın bir makalede Galaktik Altdünyanın (8. Dalga) altıncı gecenin, yedinci gündüzün başlangıç ve yedinci gündüzün bitiş tarihlerinde belirli olayların olacağını öngördün.&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;Yani 7 Kasım 2009’da Amerikan Dolarının çöküşü, 3 Kasım 2010’da hiyerarşilerin çöküşü ve 28 Ekim 2011’de evrimin tamamlanması sürdürülebilir, gelişmiş “Cennet Bahçesinin” ortaya çıkışını öngördün. (&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;a href="http://www.calleman.com/content/articles/nov8_sixth_night.htm"&gt;http://www.calleman.com/content/articles/nov8_sixth_night.htm&lt;/a&gt;)&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:14.0pt;mso-bidi-font-size:11.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:14.0pt;mso-bidi-font-size: 11.0pt;line-height:115%;mso-ansi-language:TR"&gt;Bu olayların gecikmesine dair bilimsel açıklaman nedir? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:14.0pt;mso-bidi-font-size: 11.0pt;line-height:115%;mso-ansi-language:TR"&gt;2) Ayrıca hala 28 Ekim 2011’de, yani bugünden 22 gün sonra “Cennet Bahçesinin” ortaya çıkacağını hala öngörüyor musun? Eğer öyle değilse, ve İlahi planın gecikmesi söz konusuysa, neden 21 Aralık 2012 tarihinin Maya takvimin son tarihi olduğuna inanmanın riskleri vardır diye yaygara çıkarıyorsun? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:14.0pt;mso-bidi-font-size: 11.0pt;line-height:115%;mso-ansi-language:TR"&gt;3) Bütün bunları gözönüne alarak 21 Aralık 2012 tarihinin yanlış tarih olduğunu, ama senin 28 Ekim 2011 tarihinin doğru son tarih olduğu fikrini nasıl destekleyebilirsin?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:14.0pt;mso-bidi-font-size: 11.0pt;line-height:115%;mso-ansi-language:TR"&gt;4) Daha önceki Altdünyalar üzerine yaptığın araştırmada her zaman için 13 Üstdünya’nın enerjilerinin tezahürü ile ilgili çok net olaylar ve tarihler verdin. Mesela yazının gelişimi için Ulusal Altdünya’da ve telekominikasyonun evrimi için Gezegensel Altdünya’da olduğu gibi. İlgili Altdünya’da bir bilinç tohumunun yedi gündüz boyunca nasıl evrildiğini ve yedinci gündüzde olgun bir meyve haline nasıl geldiğini ortaya koydun. Evrimin her aşaması için net olaylar ve net tarihler olduğunu gösterdin. (&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;a href="http://calleman.com/content/13_heavens.htm"&gt;http://calleman.com/content/13_heavens.htm&lt;/a&gt;) &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 19px; line-height: 21px; "&gt;Lütfen bunun aynısını Dokuzuncu dalga için de yapabilir misin? Tohumdan meyveye doğru büyüyen bilincin mantıksal kalığlarını net olaylar ve &lt;span&gt; &lt;/span&gt;tarihlerini verebilir misin?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:14.0pt;mso-bidi-font-size: 11.0pt;line-height:115%;mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:14.0pt;mso-bidi-font-size: 11.0pt;line-height:115%;mso-ansi-language:TR"&gt;5) Son günlerde oluşan güneş patlamalarının ve bunların kollektif insanlık bilinci üzerine olan etkilerinin dokuzuncu dalga ile uyumlu olarak gittiğini açıkladın. Ancak artan güneş aktivitesi ve artan toplumsal olaylar ve devrimler arasındaki ilişkiyi tahmin etmek “&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Chronobiology" title="Chronobiology"&gt;&lt;span style="text-decoration: none; "&gt;heliobiology&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;”nin (güneşin biyoloji üzerine etkisi üzerine çalışmalar) kurucusu Rus bilim adamı Chizhevsky’nin araştırmaları sayesinde çoktandır mümkün. Yaklaşık yüzyıl önce Chizhevsky güneş döngüleri ve toplu insan eylemleri arasındaki korelasyonu ortaya çıkarmıştı. Neredeyse tüm sosyal devrimler ve büyük çatışmalar her 11 yılda bir gelen solarmax dönemlerinde gerçekleşmektedir. Bunlar arasında &lt;span&gt; &lt;/span&gt;1776-1783: Amerikan Devrimi, 1788-1791: Fransız Devrimi, 1914-1918: Birinci Dünya Savaşı, 1917: Rus Devrimi, 1939: İkinci Dünya Savaşının Başlangıcı, 1967-69: Çekoslavakya başkaldırısı/SSCB işgali, Woodstock ve hippi hareketini zirvesi, ABD’deki ilk büyük savaş karşıtı yürüşüler 1989: Doğu Bloğunda devrim, Berlin Duvarının yıkılması, 1989-1992: Glasnost süreci, Rusya Kominist Partisinin düşüşü, Körfez Savaşı, 2001: Dünya Ticaret Merkezi ve Pentagon’a saldırı; Terorizm karşıtı savaşın başlangıcı, sayılabilir. (&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;a href="http://www.michaelmandeville.com/earthchanges/monitor/cosmos/solarwind/Sunspot_Cycles_Influence_Human_History.htm"&gt;http://www.michaelmandeville.com/earthchanges/monitor/cosmos/solarwind/Sunspot_Cycles_Influence_Human_History.htm&lt;/a&gt;)&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 19px; line-height: 21px; "&gt;Ölçümler ve tahminlere göre bu yıl itibari ile solarmax dönemine girdik ve bu 2013’ün sonlarına kadar devam edecek. Büyük güneş patlamalarının solarmax döneminde olduğunu söylemeye ise gerek yok. Bu durumda bu görünürde büyük (ama tarihsel bir perspektiften bakıldığında sıradan olan) dünyada olaylarının basitçe, sadece solarmax nedenli olmadığı ve Dokuzuncu Dalga ile alakalı olduğunu destekleyen kanıtların nelerdir?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:14.0pt;mso-bidi-font-size: 11.0pt;line-height:115%;mso-ansi-language:TR"&gt;6) Ayrıca 28 Ekim 2011, tarihi ile beraber&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;Mayaların 260 günlük takvimi olan Tzolkin’in de sona ereceğini söylüyorsun. Bunu savunan dünyadaki tek insan&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;olduğunun farkında mısın? Başka hiçbir Maya takvimi araştırmacısının böyle bir çıkarımı yok. Ve her nekadar Maya Büyükleri Uzun Sayım takviminin 13 Baktununun bir sonu olduğunu söyleselerde Tzolkin döngülerinin hiç durmadan devam edeceğini söylüyorlar. Çünkü Tzolkin yaratılışı temsil ediyor ve yaratılış hiç durmadan devam ediyor. Bu iddianı destekleyen kanıtın nedir?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:14.0pt;mso-bidi-font-size: 11.0pt;line-height:115%;mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:14.0pt;mso-bidi-font-size: 11.0pt;line-height:115%;mso-ansi-language:TR"&gt;7) Maya takvimi bilgisini dünyaya yaydığın için Maya ve diğer Meksikalı yerli büyükleri tarafından san bir tören asası verildiğini aldığını açıkladın. (&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;a href="http://calleman.com/content/articles/ceremonial_staff.htm"&gt;http://calleman.com/content/articles/ceremonial_staff.htm&lt;/a&gt;)&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:14.0pt;mso-bidi-font-size:11.0pt;line-height:115%; mso-ansi-language:TR"&gt; Seremoninin kültürel öğelerine, asaya ve insanların giyimlerine bakıldığında, bunun Maya kökenli değil Astek kökenli olduğu apaçık ortadadır. Hangi Maya Büyüğünün seni bu şekilde takdir ettiğini lütfen söyler misin?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:14.0pt;mso-bidi-font-size: 11.0pt;line-height:115%;mso-ansi-language:TR"&gt;8) Makalelerinin birinde Guatemala Ulusal Maya Meclisi lideri Don Alejandro Oxlaj’ın 21 Aralık 2012 tarihinin Maya takviminin sonu olmadığını açıkça belirttiğini söyledin. (&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;a href="http://www.calleman.com/content/articles/risk_of_2012.htm"&gt;http://www.calleman.com/content/articles/risk_of_2012.htm&lt;/a&gt;) &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 19px; line-height: 21px; "&gt;Ancak onun 28 Ekim 2011 tarihini Uzun Sayımın sonu olarak kabul ettiğine dair herhangi bir kanıtın var mı?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:14.0pt;mso-bidi-font-size: 11.0pt;line-height:115%;mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:14.0pt;mso-bidi-font-size: 11.0pt;line-height:115%;mso-ansi-language:TR"&gt;9) Don Alejandro ile yaptığın bu röportajın DVD versiyonunu (The Mayan New Dawn) yayınlarken bunun için izin aldın mı?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:14.0pt;mso-bidi-font-size: 11.0pt;line-height:115%;mso-ansi-language:TR"&gt;10) Söylemlerini Don Alejandro’nun sözleri ile desteklerken neden onun Maya takvimin gerçek son tarihinin kaybolduğunu ve bunun 2015, 2020 veya daha yakında herhangi bir tarih olabileceğini söylediğinden hiç bahsetmiyorsun? (&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/user/shiftoftheages#p/u/2/vcaez8jn2Zg"&gt;http://www.youtube.com/user/shiftoftheages#p/u/2/vcaez8jn2Zg&lt;/a&gt;)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 19px; line-height: 21px; "&gt;Hepimizin egolarımıza hizmet etmek yerine ilahi olana hizmet etmeye başlamasını ve yerli bilgeliklerini suistimal etmektense onları korumaya doğru geçiş yaptığını görmek umuduyla.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 19px; line-height: 21px; "&gt;Namaste,&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size:14.0pt;mso-bidi-font-size: 11.0pt;line-height:115%;mso-ansi-language:TR"&gt;Vajra Fatih Keçelioğlu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/30333461-3269652845017700385?l=mayatakvimi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/7Q6zFBz7UvHVXqG5xl2hG5e07TI/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/7Q6zFBz7UvHVXqG5xl2hG5e07TI/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/7Q6zFBz7UvHVXqG5xl2hG5e07TI/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/7Q6zFBz7UvHVXqG5xl2hG5e07TI/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/eGUEp/~4/LzK8YueduBw" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/feeds/3269652845017700385/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2011/10/calleman-takvimin-sonu-carl-johan.html#comment-form" title="1 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/3269652845017700385?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/3269652845017700385?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/eGUEp/~3/LzK8YueduBw/calleman-takvimin-sonu-carl-johan.html" title="Calleman Takviminin Sonu – Carl Johan Calleman’a Açık Mektup" /><author><name>Fatih Keçelioğlu</name><uri>https://profiles.google.com/105834459564252892897</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh4.googleusercontent.com/-4J78Z_wYK2U/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAb4/85fviSuBqDI/s512-c/photo.jpg" /></author><thr:total>1</thr:total><feedburner:origLink>http://mayatakvimi.blogspot.com/2011/10/calleman-takvimin-sonu-carl-johan.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D08HR389cCp7ImA9WhdaFUs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-30333461.post-3421315663110443595</id><published>2010-11-25T23:46:00.005+02:00</published><updated>2011-10-25T21:03:56.168+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-10-25T21:03:56.168+03:00</app:edited><title>Gerçek dönüşümü sağlayacak tek şey kalp</title><content type="html">&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;strong&gt;Gazeteci ve blog yazarı Özgür Turan'ın benimle Ekim 2010'da yaptığı röportajdır...&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Son konuşmamızda dünyanın ekolojik olarak son 10 yılı kaldı demiştin.  Çok mu geç kaldık dünyamızı kurtarmak için?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Çok geç kaldık ama ekolojik anlamda değil. Geçen yıl bu mesajları verdim;  “Dünyamızın ekokolojik olarak 10 yılı var, permakültürle ilgilenelim” dedim ve  doğru da söyledim ama bu yıl fikrimi değiştirdim. Bu yıl Hindistan’da bir süre  Auroville’de kaldım. (Auroville, 1940’ların ünlü gurusu Sri Aurobindo ve manevi  yoldaşı Anne tarafından temelleri atılmış bir ütopik bir kent) 6 yıl önce ilk  gittiğimde çok etkilenmiştim. 5-6 haftalığına sadece oraya gittim geçen yıl. Sri  Aurobindo, dünyanın geçirdiği bilinç değişimlerini anlatan bir yogi. Artık  dünyadan el etek çektiğimiz bir ruhsallık değil maddeyi tanrılaştıracağımız bir  ruhsallık yaşamamız gerektiğini söylüyor ve “yeni bir çağa girmeliyiz, yeni bir  insan ortaya çıkmalı” diyor. Orada aldığım mesaj şuydu; İnsanlar bu kadar güzel  bir vizyonla bu kadar güzel bir yer kurdular, çevreciliğe yöneldiler ama buraya  geliş amacımız sadece bu değil. Kendi evrimleri üzerine çalışmıyorlar,  nefslerini terbiye etmeye çalışmıyorlar. Ve bunun aslında dünyanın genel bir  sorunu olduğu fark ettim. Birşeyler yapılıyor ama yapılan şeyler hep dış dünyaya  yönelik. Bilinçli bir yükselme ve gelişme yaşamadığımız sürece istediğimiz kadar  ekoloji ile uğraşalım dünyayı kurtaramayacağız. Çünkü temelde radikal bir  dönüşüm gerekiyor. Greenpeace örneğin, onlara da çok sempatik bakmıyorum. Eski  Greenpeace yöneticisi şimdi Avusturalya’da maden endüstrisinde çalışıyor. Bugün  Greenpace’in başındakiler çevreciler değil, iş adamları, bürokratlar..vs.  Materyal algının içinde kaldığı sürece ekoloji de bir materyal algı olarak devam  ediyor. Burada Mayaların mesajı şu; Sadece kendimizi ve dünyanın kaynaklarını  kurtarmak için değil ruhsal yapımız için de dünyaya ve doğaya dikkat etmeliyiz.  Onun özüyle temasa girmeliyiz. Çünkü şaman kültürde her bir ağacın bir ruhu  olduğuna inanıyorlar. Sadece dünyayı kurtaran, ruhsallığı tamamen dışlayan bir  ekolojik yaklaşım yeterli olmuyor. Bir denge kurmak gerekiyor. Maden içimizde.  İşlemek için çaba gerekiyor. Ayrıca geleneksel disiplinler gerekiyor mayalarda  olduğu gibi. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Peki nasıl değişecek bu tablo?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kendi gücümüzü bulmamızla değişecek. Ruhsal olarak kendi gücünü idrak etme  durumuna gelmeyince hiçbir şeyi değiştiremeyeceğiz. Her insanın kendi manevi  çalışmasını yapması gerekiyor. Bu konuda şu anda yaşayan Mayalar çok iyi bir  örnek. El etek çekmekle olmuyor. Uygulamaya geçmek gerek. Mevcut düzene tek  başına direnmemelisin. Senin gibi düşünen insanlarla birleşmelisin. Misyonunu  bulmalısın. Savaşarak kendi gücünü kaybetmemelisin. Varoluşumuzu  genişletmeliyiz. Düşük egomuzdan çıkıp daha derin bir farkındalıkla hayatı  yaşamaya başlamalıyız. Haftasonluk reiki ya da yoga kursları da bir işe  yaramıyor. İnsanın artık kendi gücünü keşfetmesi gerekiyor. Bu da özdisiplini,  kendinle çalışmayı gerektiriyor. Geçici çözümlerin işe yaramadığı bir  zamandayız. Tüketim kültüründen dolayı hemen al-sat-yap bilinci var.&lt;/p&gt;&lt;strong&gt;Geçen yıldan bugüne ne değişti?&lt;/strong&gt;&lt;div&gt; &lt;p&gt;İnsanların aslında en çok istediği şey aşk ve muhabbet. Gerçek samimiyet ve  gönülden bağlantı. Kur’an’da samimiyeti İhlas Suresiyle anlatıyor. İhlas  samimiyet demek. Bunun inanılmaz şifa verici gücü olduğunu keşfettim. İki tane  10 günlük bir tane de 17 günlük sessiz inziva yaptım. Bunlar çok daha derinden  birtakım şeyleri keşfetmemi sağladı. Biz aslında Anadolu’nun tasavvuf kültürüne  sahip olduğumuz için, Türkiye olarak çok şanslıyız. İstanbulda  politik gücün  oyununa gelmemiş çok iyi erbablar var. Bu kişilerle temasa geçip feyz almak da  önemli. Yaşadığımız her türlü sıkıntıyı aşabilmemizi sağlıyor. Gerçek dönüşümü  sağlayacak tek şey kalp.  Kalp aslında Arapçada dönüştürücü demek. Ruhsal bir  katelizör. Kalbimizi bulduğumuzda, gönül gözümüz açıldığında insanların temel  ihtiyacını karşılayacak sevgiyi verebilecek duruma geliriz. İnsanlar temelde  neden mutsuz? Temel ihtiyaçlarının karşılanmaması ruhsal bir hastalık yaratıyor.  Aslında bir tımarhanede yaşıyoruz. Nefsimizi kırmak için bunları yaşıyoruz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ben son zamanlarda özellikle zamanın hızlandığını çok net  hissediyorum fizik yaşamda. Bunu nasıl açıklıyorsun Maya Takvimi’ne  göre?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Zaman göreceli, tamamen bir enerji. Maya takvimi bilincin evriminin  hızlandığını söylüyor. Burada aslında 2 çelişkili mesaj vermiş oluyorum; Aslında  bir taraftan bilincin evrimini sağlayacak koşullar hızlanıyor. Dalgalar üzerinde  sörf yaptığınızı düşünün. Hayatın evriminin bir sörf olduğunu düşünün. Eskisine  göre çok daha büyük ve sık dalgalar geliyor sörf yapmamızı sağlayan. Maya  takviminde hızlanan şey zaman değil. Zamanın 2 farklı yanı var aslında; Mekanik  zaman ve ruhsal zaman. Mekanik zaman hiç değişmiyor hep aynı. Ama içine daha  yoğun evrimsel zaman enerjisi giriyor. Eskiden 10 yılda yaşayacağımız değişimi  şimdi 1 yılda yaşayabiliyoruz. Ama tabii o sörf dalgasına binip sörf  yapabiliyorsak. Sörfün yoksa ve dalgalar üzerinde sörf yapmayı bilmiyorsan, çok  kolay bir şey değil. Gidemiyorsun ve dalgalar senin üzerinden geçiyor. Ve bunu  şu an hisseden çok fazla spritüel insan var. Bir yerlerde birşeyleri yanlış  yaptıklarını fark edenler var. Ben de bu yollardan geçtim. Ama daha sağlam bir  dönüşüm teknolojisi kullanmak gerekiyor. Örneğin, Agama Yoga bana göre böyle bir  şey. Herkesin başka yöntemleri olabilir, bu benim yöntemim. Çok yakın bir  zamanda bu disiplini seçenler ve seçmeyenler arasındaki fark daha da ortaya  çıkacak. Bunu yıllardır çok derin yaşayan insanlar da var. Onlar çok sahnede  değiller, onları sadece arayan buluyor. Dolayısıyla bunların da değeri ortaya  çıkacak.&lt;/p&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/TO7Z8CMAEiI/AAAAAAAAAWY/Yf4MMlWnvNc/s1600/maya-piramidi-300x225.jpg"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/TO7Z8CMAEiI/AAAAAAAAAWY/Yf4MMlWnvNc/s400/maya-piramidi-300x225.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5543607816742244898" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 225px; " /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;u&gt;&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/TO7Z8CMAEiI/AAAAAAAAAWY/Yf4MMlWnvNc/s1600/maya-piramidi-300x225.jpg"&gt;&lt;/a&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Carl Johan Calleman’ın bazı teorileri tutmadı değil mi bu yıla  yönelik?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Carlos Bairos’un “Kader Kitabı”nı okudum. Mayaların bilgileri çok sınırlı.  Çok gizli tutuyorlar ve açıklamıyorlar. İlk defa mayalardan biri bu konuda kitap  yazdı ve geçen yıl basıldı. Ne biliyorsam Calleman üzerinden biliyordum, bu  kitap beni çok genişletti. Kitapta, bu takvimin çok önemli olduğu ve dönüşüm  zamanında da insanlara çok yardımcı olacağı söyleniyor. Calleman’ın çok  inandırıcı bir teorisi vardı. 5. Gece tahmini çok güzel tutmuştu ama 6. Gece  tutmadı. Dolayısıyla bilimsel olarak bakıyorsak bu sistem geçerliliğini yitirdi.  Tamamen çöpe atmıyoruz ama sorguluyoruz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;1 yıl sonra bitecek bir takvim için neden maya astrolojisi eğitimi  veriyorsun?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Calleman Tzolkin’in biteceğini söylüyor ama Carlos Bairos böyle bir şey  söylemiyor. Calleman haklıysa 28 ekim 2011′de bitmesi ve gerçekten ruhsal  anlamda çok iyi bir bilinç seviyesine gelirsek zaten Tzolkin’e gerek kalmayacak.  Olmama ihtimali yüksek bana göre. Zaten Calleman ile şu aralar görüş ayrılığı  yaşıyoruz bu konuda. Bana göre, 28 ekim 2011’de bir mucize olmazsa  Tzolkin’i  kullanmaya devam edeceğiz.&lt;/p&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/TO7Z9FgwcTI/AAAAAAAAAWg/-HPAmxRjcVY/s1600/tzolkin-300x195.jpg"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/TO7Z9FgwcTI/AAAAAAAAAWg/-HPAmxRjcVY/s400/tzolkin-300x195.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5543607834814476594" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 195px; " /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;u&gt;&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/TO7Z9FgwcTI/AAAAAAAAAWg/-HPAmxRjcVY/s1600/tzolkin-300x195.jpg"&gt;&lt;/a&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Birçok felaket senaryosu var 2012 ile ilgili. Bu senaryolarla ilgili  yeni araştırmaların var mı?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Güneşin patlamaları var. Bununla ilgili bütün felaket senaryolarının hepsini  çöpe atmıştım ama bununla ilgili bir şey yakaladım. Çok bilimsel bir şey. Hatta  geçenlerde National Geographic’te bir belgelselde anlatıldı. Güneş  aktivitelerinin 11 yıllık çevrimleri varmış. Bu çevrimler zirve yaptığında çok  büyük patlamalar oluyor ve gücü çok yüksek parçacık proton, elektron rüzgarı,  fırtınası çapıyor dünyaya. Böyle bir şey yüzyılda birkez oluyor. Bu da elektrik  ve elektromanyetik bütün aletleri bozuyor ve kullanılamaz hale getiriyor. Böyle  bir olay 1859 da yaşandı(&lt;strong&gt;Carrington Event&lt;/strong&gt;). O zaman kuzey  yarımküreye çarptı ve bütün telgraf sistemleri iptal oldu. 2 haftaya yakın  sürdü. Böyle birşey yüz yılda bir geliyor ama yaklaşık 150 yıldır gelmedi.  Dolayısıyla her an böyle bir şey olabilir. Carrington kadar güçlü değilse o  kadar zarar vermez ama o kadar güçlü etkide olursa, insanlık taş devrine geri  gidebilir. Büyük bir kaos ortamı! Ayrıca insan bedenine vereceği fiziksel  zararlar da var. Nasa zaten Haziran ayında böyle bir açıklama yaptı ve insanlığı  uyardı. Bununla ilgili farklı siteler var; Bilgisayarınızı, kendinizi nasıl  koruyacağınızı anlatıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/TO7Z9dx1ZkI/AAAAAAAAAWo/_FDQ1FVHUGM/s1600/untitled2.bmp"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/TO7Z9dx1ZkI/AAAAAAAAAWo/_FDQ1FVHUGM/s400/untitled2.bmp" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5543607841328555586" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 200px; " /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;u&gt;&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/TO7Z9dx1ZkI/AAAAAAAAAWo/_FDQ1FVHUGM/s1600/untitled2.bmp"&gt;&lt;/a&gt; &lt;p&gt;Dan Winter adında çok çılgın bir bilim adamı var bu konuyla ilgili.  Teorisi  de kendisi gibi çılgın. “İnsan bedeni de elektro manyetik bir yapıya sahiptir”  diyor. Dan Winter’a göre, 2011-2012 içinde böyle bir şey bekleniyor. “Eğer bu  normalden daha güçlü olursa zarar büyük olur. Direkt insanın bağışıklık  sisteminin çöküşü” diyor. Hani sörften bahsettik ya işte burada tsunami geliyor  ve orada sörf yapmanız gerekiyor. Burada çok ilginç yaklaşımlar var. Enerji  kanallarının, nadilerin açık olması, gönül gözünün açık olması çok önemli. “Eğer  bu dalga geldiğinde sen hiçbir şeyden habersiz değilsen, farkındaysan ve  dalganın üstünde sörf yapabiliyorsan işte bu senin DNA’na işleyecek ve mucize  bir aydınlanma böyle olabilir” diyor Winter. Sosyal ve fiziksel anlamda her  anlamda bir hazırlık gerektiriyor bu durum. Winter ayrıca, metallerle yakın  yaşamamamız gerektiği konusunda bizi uyarıyor. Çünkü enerjinin sıkışması ve  tekrar açığa çıkması gibi bir şey. Enerji alanımızda çok fazla metal  bulundurmamalıyız. Vücudun asit alkali dengesini korumak ve bu nedenle de  yeterli miktarda tuz almak gerekiyor.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Nereye çarptığı önemli. Çok güçlüyse eğer tüm dünyayı etkileyebilir. Düşünün,  güneşin bir saniye içinde ürettiği enerjiyi, dünya 1 milyon yıl kullanabiliyor.  Korku yaratmak istemiyorum. Teslimiyet önemli.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Winter, enerji dalgalarını hareketleriyle ilgili şöyle söylüyor; “Işığı  bükebilen tek şey aşk’tır”. Aslında çok mistik anlamda şuna geliyor; Aşık olmak  tanrısallığımızı yaşamak anlamında geliyor. Yaratıcılık da bizim içimizde. Güneç  patlamasını da atlatmamızı sağlayacak temel şey budur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Toplumsal hipnoz durumundan çıkmaya başladık mı? &lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: left;"&gt;Tam tersi. Kollektif zihnin yapabileceği çok fazla şey var.  Farkındalık ve birlik olmak çok önemli. Burada aslında &lt;strong&gt;Scalar  energy&lt;/strong&gt; konusuna girmek isterim. Çok önemli bir teknoloji ama bana  kalırsa kadim kültürlerin çok da farkında olduğu bir teknoloji. Atlantis’in  kullandığı kristal teknolojilere yakın olsa gerek. Temel meselesi; sonsuz  enerji. Evren tek bir enerjiden oluşuyor ve bu enerji farklı frekanslarda, dalga  boylarında, farklı hallerde oluyor. Işık, renk, titreşim, madde, bizim  bedenlerimiz oluyor. Herşey aslında temelde aynı enerji. Scalar teknolojisi,  aynı olan sonsuz enerji kaynağının içine dalıp oradan sonsuz enerjiyi açığa  çıkartmak üzerine. Ama atom bilimi gibi değil daha farklı derin bir boyutta.  Tesla bu konuda bir dahi. Edison onu rakip görüyor çünkü o doğrusal akımı  çıkartıyor. Tesla’nınki altenatif akım olduğu için aralarında bir anlaşmazlık  oluyor. Şu anda dünya alternatif akım kullanıyor çünkü çok daha akıllıca bir  çözüm. çok önemli bir adam; bütün radyo dalgaları, elektro manyetik alanlar gibi  farklı fizik alanlarını biraraya getiren ve çok da iyi niyetli bir insan.  Yaptığı araştırmalarda ulaşmak istediği sonuç, tüm dünyaya bedava elektrik  dağıtmak. Sıfır noktası enerjisi denilen şeye ulaşıp, enerjinin kendisini bu  şekilde yaparak elektriği bedava yapmak istiyor fakat rant sahipleri buna engel  oluyorlar. Dolayısıyla parasız kalıyor. Ama Tesla’nın çok ilginç teorisi var.  Bunlardan biri Philedelphia Deneyi.  Scalar teknolojisini kullanarak bir savaş  gemisini yok ediyor. Çünkü Amerikan ordusu istiyor bunu ama bütün mürettebat  deliriyor çünkü gemi aslında yok olduğu sürede bir zaman yolculuğu yapıyor.  Çünkü scalar dalgaları zaman boyutunu da işin içine katıyor. Scalar dalgalar  çapraz değil doğrusal gidiyor bu nedenle zaman boyutu da işin içine giriyor.  Yani savaş gemisini farklı bir boyuta yollayıp geri getiriyor. Örneğin, yıldız  savaşları teknolojisi de Tesla’ya dayanıyor. Dolayısıyla Tesla tek bir  tabancayla bir gökdeleni aşağı indirebilir bir teknolojisi de var. Bunlar çok  güçlü bu teknolojiler bizi çok aydınlık bir yere de götürebilir, karanlık bir  yere de. Tabii Tesla öldükten sonra tüm Amerikan gizli servisleri Tesla’nın  arşivine ve çalışmalarına el koyuyorlar. Tesla çok şey paylaşmamış herşeyi  hafızasında tutmuş çünkü paranoyakmış ama çok gizli bazı bilgilere ulaşılmış ve  gizli ajanlar tarafından kullanıldığına dair bazı teoriler var. Ayrıca bu  bilgilerin zihin kontrolü olarak kullanıldığı yönünde de teoriler var ki bence  çok da gerçekçi olabilir. Özellikle politik alanda kullanıldığını biliyorum.&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/TO7Z9l696xI/AAAAAAAAAWw/lLb7vBPAyZE/s1600/Tesla_large-208x300.jpg"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/TO7Z9l696xI/AAAAAAAAAWw/lLb7vBPAyZE/s400/Tesla_large-208x300.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5543607843514346258" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 208px; height: 300px; " /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt; &lt;p&gt;Örneğin, Masonlarla ilgili bir hikaye var; Romanya’da bir parapsikoloji  uzmanı öğretmenim anlattı. Mason bir arkadaşı ona bir sır veriyor. Romanya’da  vardiya yapan telepati ve üçücü göz yetenekleri geliştirilmiş bir ekipleri  olduğunu söylüyor. İlk olarak insanlara mesajlar veriyorlar özellikle de uyurken  gece saatlerinde. İnsanların zihinlerini yönetiyorlar. Uyanık olmak gerekiyor  her anlamda. Bunu kendimde gözlemliyorum. İnsanlık için iyi şeyler yapmak  istiyorum. Yolda önüme yavaşlatıcı şeyler çıkıyor. Moda, güzellik tarzı şeylere  bu kadar saldırmamızın nedeni de bu. Scalar teknolojisi aslında insanların  berlirli bir partiye oy vermesi için de kullanılabilir. Türkiye’de de  kullanıldığını düşünüyorum.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;İşte bu yüzden insanın kendi gücünü, tanrısallığını, özgürlüğünü keşfetmesi  çok önemli. Bir matrixin içinde yaşıyoruz aslında bir parapsikolojik savaş var.  Alt beynimizi olgunlaştırmalıyız.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Scalar enerji çok olumlu da kullanılabilir. İktidar ve medya bunlardan hiç  bahsetmiyor. İnternet sayesinde haberdar oluyoruz. Geleceğin bilimi bu. Doğru  kullanılabilirse mucizevi şifa gibi. Onu kaldıracak bir yapıya sahip olmamız  lazım. Kendimizi belirli bir disiplinde tutmamız gerek. Yine ciddi bir düşünce  dalgası var üzerimizde bizi daha çatışmacı yapmaya yönelik. Çünkü buradan  beslenenler iktidar sahipleri. Moda örneğin kadında bir beğenilme takıntısı  yaratıyor. Erkek de bunu destekliyor. Aslında tantraya göre her kadın güzeldir.  Güzel giyinmekte bir sorun yok ama moda tüketim çılgınlığını tetikliyor. Aslında  erkek bir kadının nasıl güzel giyindiğinden çok onun enerjisine bakardı ama  artık bu durum değişti.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/TO7amiuX2BI/AAAAAAAAAW4/wJTT9THO0-8/s1600/tesla-300x240.jpg"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/TO7amiuX2BI/AAAAAAAAAW4/wJTT9THO0-8/s400/tesla-300x240.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5543608547030849554" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 240px; " /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/30333461-3421315663110443595?l=mayatakvimi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/mnBgqHSyqHO2cZpD0ZfDWRRzlxo/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/mnBgqHSyqHO2cZpD0ZfDWRRzlxo/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/mnBgqHSyqHO2cZpD0ZfDWRRzlxo/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/mnBgqHSyqHO2cZpD0ZfDWRRzlxo/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/eGUEp/~4/sjF_NnaMxh0" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/feeds/3421315663110443595/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2010/11/gercek-donusumu-saglayacak-tek-sey-kalp.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/3421315663110443595?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/3421315663110443595?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/eGUEp/~3/sjF_NnaMxh0/gercek-donusumu-saglayacak-tek-sey-kalp.html" title="Gerçek dönüşümü sağlayacak tek şey kalp" /><author><name>Fatih Keçelioğlu</name><uri>https://profiles.google.com/105834459564252892897</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh4.googleusercontent.com/-4J78Z_wYK2U/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAb4/85fviSuBqDI/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/TO7Z8CMAEiI/AAAAAAAAAWY/Yf4MMlWnvNc/s72-c/maya-piramidi-300x225.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://mayatakvimi.blogspot.com/2010/11/gercek-donusumu-saglayacak-tek-sey-kalp.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DUcHRXo4eip7ImA9Wx5bE0Q.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-30333461.post-8421648193503852565</id><published>2010-10-30T02:52:00.002+03:00</published><updated>2010-10-30T03:03:54.432+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-10-30T03:03:54.432+03:00</app:edited><title>2-3 Kasım 2010, 7. Gündüz'e girerken</title><content type="html">2-3 Kasım 2010 Maya takvimine göre önemli tarihler... 5 Ocak 1999'da başlayan Galaktik Altdünya'nın bilincinin son aşaması tezahür edecek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu 1999'da ekilen tohumların meyvesini vermesi olarak görebiliriz...&lt;br /&gt;Peki, 1999'dan beri ne olmakta ve bu önümüzdeki dönemde ne &lt;br /&gt;bekleyebiliriz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küresel anlamda sağ beyin bilinci yükseldiği için,&lt;br /&gt;- ABD'nin başı çektiği Batı dünyası ve sol beyin hâkimiyeti sarsılıyor,&lt;br /&gt;- Pek çok insan, doğaya, organik yaşama, doğu felsefelerine, kişisel gelişime, yoga ve meditasyona yöneliyor,&lt;br /&gt;- İnternet ve ağ kurulumuna dayalı teknolojiler hızla eviriliyor,&lt;br /&gt;- Galaksimizi hızla keşfederek dev astronomik keşifler yapıyoruz ve UFO konusu giderek sır olmaktan uzaklaşıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda 3 Kasım 2010 - 28 Ekim 2011 arasında beklenebilecekler şunlar:&lt;br /&gt;- ABD ve Batı hâkimiyetinin sona ermesi, doğu ülkelerinin güç kazanmasının üst seviyeye varması,&lt;br /&gt;- Doğaya yönelişte daha büyük toplumsal hareketler, ruhsal evrim konusuna büyük ilgi,&lt;br /&gt;- İnternet ve ilgili teknolojilerde yeni bir üst seviyeye geçilmesi,&lt;br /&gt;- Uzaylılarla temas ve/veya Galaksimize dair çok önemli bilgilerin keşfi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-3 Kasım tarihlerinde, bu yeni dönemin sizlerin ve dünyanın evriminde yeni atılımlar getirmesi için dua edebilirsiniz, bir niyet ekebilirsiniz veya meditasyon yapabilirsiniz.  Benim önerim daha önce de olduğu gibi şefkat duygusu ve gönül gözü üzerine odaklanmak… Bununla ilgili daha önce paylaştığım Şefkat Meditasyonunu yapmayı öneriyorum: &lt;br /&gt;&lt;a href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2010/07/bilincli-kavusumda-sefkat-meditasyonu.html"&gt;http://mayatakvimi.blogspot.com/2010/07/bilincli-kavusumda-sefkat-meditasyonu.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada 6-7 Kasım tarihlerinde Mayaların lideri Don Alejandro ile Japon Budist liderler Japonya'da buluşarak ortak seremoniler yapıyorlar... Aynı tarihler için Calleman, ilahi erkek ve ilahi kadının dengelenmesi için seremoniler yapmayı öneriyor... &lt;br /&gt;Burada ilginç bir tesadüf tam o tarihlerde İstanbul’da çok değer verdiğim hocam Swami Vivekananda’nın Tantra semineri yapıyor olması ve bu seminerde erkek ve kadın katılımcılar bir kaç kez göz göze bakarak ve el ele tutuşarak İlahi erkek ve ilahi kadını kendi içlerinde ve karşısında görme çalışması yapacaklar… Katılmak isterseniz: &lt;a href="http://agama-yoga.blogspot.com/2010/10/ezoterik-tantra-semineri.html"&gt;http://agama-yoga.blogspot.com/2010/10/ezoterik-tantra-semineri.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. gündüzün hızlı başlaması olarak gördüğüm başka bir olay da Dünyaca ünlü Psikiyatrist, ruhsal şifacı Dr. Carlos Warter’ın Türkiye’ye gelişi. Son derece etkin ve sıra dışı yöntemlerle insanların hayatlarını derinden etkileyen Warter’ı Ankara ve İstanbul’da geçireceği günlerden birinde yakalamanızı öneririm… Ankara’da bugün yaptığı ilk seminer sırasında duygu dolu ve yoğun anlar yaşanmış bile. Katılanların şükran dolu olduğunu duydum… &lt;br /&gt;&lt;a href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2010/10/dunyaca-unlu-psikiyatrist-dr-carlos.html"&gt;http://mayatakvimi.blogspot.com/2010/10/dunyaca-unlu-psikiyatrist-dr-carlos.html&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/30333461-8421648193503852565?l=mayatakvimi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/XrLx3FDfkALneAxZlvAhWqkAYC8/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/XrLx3FDfkALneAxZlvAhWqkAYC8/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/XrLx3FDfkALneAxZlvAhWqkAYC8/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/XrLx3FDfkALneAxZlvAhWqkAYC8/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/eGUEp/~4/VwsCHPScPqA" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/feeds/8421648193503852565/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2010/10/2-3-kasm-2010-7-gunduze-girerken.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/8421648193503852565?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/8421648193503852565?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/eGUEp/~3/VwsCHPScPqA/2-3-kasm-2010-7-gunduze-girerken.html" title="2-3 Kasım 2010, 7. Gündüz'e girerken" /><author><name>Fatih Keçelioğlu</name><uri>https://profiles.google.com/105834459564252892897</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh4.googleusercontent.com/-4J78Z_wYK2U/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAb4/85fviSuBqDI/s512-c/photo.jpg" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://mayatakvimi.blogspot.com/2010/10/2-3-kasm-2010-7-gunduze-girerken.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DkEBSHo8eCp7ImA9Wx5bEks.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-30333461.post-2359437732307905926</id><published>2010-10-28T14:05:00.004+03:00</published><updated>2010-10-28T14:17:39.470+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-10-28T14:17:39.470+03:00</app:edited><title>Agama Yoga Nedir?</title><content type="html">&lt;div&gt;2012'e yaklaşırken evrimimizi hakiki ve sağlam temellere oturtmak giderek daha önemli bir hale geliyor. Geçici çözümlerin ve mikro dalga fırın hızında ruhsal gelişim çabalarının boşa çıktığını giderek daha çok farkediyoruz...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Agama Yoga, hakiki yoga disiplinine olan bağlılığı ile bu soruna geçerli çözümlerden birini sunuyor. Son 3 yıldır hayatımın önemli bir kısmını bu ekolde ilerlemeye verdim ve bu sayede Maya takviminin getirdiği bilinç dönüşümü rüzgarlarından daha iyi faydalanıyorum. Dogmadan uzak olması, derin ve geniş bilgi hazinesi, bilim, felsefe, sanat ve farklı dinlere, manevi geleneklere açık olması ile dünyada eşsiz bir Yoga okulu Agama...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe src="http://player.vimeo.com/video/15921995?portrait=0" width="400" height="300" frameborder="0"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/15921995"&gt;Agama Yoga&lt;/a&gt; from &lt;a href="http://vimeo.com/user2906932"&gt;Fatih Keçelioğlu&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://vimeo.com/"&gt;Vimeo&lt;/a&gt;.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/30333461-2359437732307905926?l=mayatakvimi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/-kMzkiu3ugZxaioHThnVszDCSlo/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/-kMzkiu3ugZxaioHThnVszDCSlo/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/-kMzkiu3ugZxaioHThnVszDCSlo/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/-kMzkiu3ugZxaioHThnVszDCSlo/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/eGUEp/~4/lrRCBGPTkOw" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/feeds/2359437732307905926/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2010/10/agama-yoga-nedir.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/2359437732307905926?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/2359437732307905926?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/eGUEp/~3/lrRCBGPTkOw/agama-yoga-nedir.html" title="Agama Yoga Nedir?" /><author><name>Fatih Keçelioğlu</name><uri>https://profiles.google.com/105834459564252892897</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh4.googleusercontent.com/-4J78Z_wYK2U/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAb4/85fviSuBqDI/s512-c/photo.jpg" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://mayatakvimi.blogspot.com/2010/10/agama-yoga-nedir.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CUQGQ3w6cSp7ImA9Wx5WGU4.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-30333461.post-1934939410063026799</id><published>2010-10-01T14:37:00.001+03:00</published><updated>2010-10-01T14:42:02.219+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-10-01T14:42:02.219+03:00</app:edited><title>Sevginin 4 basamağı ve tasavvufun 4 kapısı</title><content type="html">&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 12px; line-height: 13px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;Yunus ne güzel söylemiş “ilim kendini bilmektir, sen kendini bilmezsen bu nice okumatır” diye. Mayaların ve Maya takviminin bugün bize söylediği ise çok farklı değil. Kendimizi ve evrimimizde hangi aşamada olduğumuzu bilmeliyiz. Özellikle de bu zor geçen günlerin daha da zorlaşabileceğini düşündüğümüzde bu konu önem kazanıyor. Temmuz ayında blogumda yayınladığım bir yazıda manevi gelişimin nasıl bir yanılsamaya dönüşebileceğinden bahsetmiştim. İnsanlık tarihinin önemli ruhsal rehberleri ise bu konuda çok net bir yol haritası veriyorlar… Birincisi bilincin evrimi vizyonları ve felsefesi ile ünlü yogi Sri Aurobindo’nun manevi yoldaşı Anne’den. İkincisi ise Mevlana’dan. Bu haritalara bakarak tekamülümüzde nerede olduğumuzu net bir şekilde görebiliriz. Peki siz neredesiniz?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;Sevginin Basamakları:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;“İnsan önce sadece sevgi aldığında sever. Sonraki aşamada kendiliğinden sever, ama sevgisine karşılık almak ister. Üçüncü aşamadaki insan sevilmese bile sever, ama hala sevgisinin kabul edilmesini ister. Son aşamada ise insan basitçe ve safça sever, hiçbir ihtiyacı yoktur ve sevmenin verdiği neşe ona yeter.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;Anne&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;Tasavvufun 4 Kapısı:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;1- Şeriat Kapısı &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;2- Tarikat Kapısı &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;3- Marifet Kapısı &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;4- Hakikat Kapısı &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;Öğreti olarak bu kapılar birer birer geçilerek Hakikate ulaşılır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;Öğrencilerinden biri Mevlana'ya sormuş; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;"Efendim bu 4 kapı meselesini ben pek anlayamıyorum. Bana anlayabileceğim bir lisanla anlatır mısınız?" &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;"Şimdi bak karşı medresede dersini çalışan dört kişi var ve hepsi rahlelerine eğilmiş. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;Sen git bunların hepsinin ensesine bir şamar at sonra gel sana anlatayım." &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;**** &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;Öğrenci gitmiş birincinin ensesine bir tokat atmış. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;Tokadı yiyen derhal ayağa kalkıp arkasını dönmüş ve daha kuvvetli bir tokatla Mevlana'nın öğrencisini yere yıkmış. Öğrenci dayağı yemiş &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;geri dönecek ama hocasına itaat var. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;Yaradana güvenip ikinciye de bir tokat atmış. O da derhal ayağa kalkıp elini kaldırmış. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;Tam tokadı vuracakken vazgeçip yerine oturmuş. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;Öğrenci devam etmiş üçüncüye de bir tokat atmış. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;Üçüncü şöyle bir kafasını çevirip baktıktan sonra çalışmasına devam etmiş. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;Dördüncü tokadı yemesine rağmen hiç oralı bile olmadan çalışmasına devam etmiş. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;Öğrenci Mevlana'ya dönmüş olanları anlatmış. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;Mevlana; "İşte sana istediğin örnekler.... &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;— Birinci şeriat kapısını geçememiş biri idi. Şeriatta kısasa kısas olduğu için tokadı yiyince kalktı aynısını &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;sana iade etti. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;— İkinci tarikat kapısındadır. Tokadı yiyince o da kalktı tam tokadı iade edecekti ki tarikat öğretisinde verdiği söz aklına &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;geldi. "Sana kötülük yapana bile iyilik yap". Onun için döndü oturdu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;— Üçüncü marifet kapısına kadar gelmiştir.İyinin ve kötünün tek Yaradandan geldiğini bilir inanır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;Yaradan bu kötülüğe hangi iblisi alet etti diye merakından şöyle bir dönüp baktı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;— Dördüncü hakikat kapısını da geçmiştir.İyinin ve kötünün tek sahibi olduğunu ve aynı olduğunu bilir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;Onun için dönüp bakmadı bile... &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-bidi-font-family:Tahoma; color:#333333"&gt;Mevlana&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family:&amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/30333461-1934939410063026799?l=mayatakvimi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/qxYjgIO9SdzYY1CoaJ3jnlPDsQs/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/qxYjgIO9SdzYY1CoaJ3jnlPDsQs/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/qxYjgIO9SdzYY1CoaJ3jnlPDsQs/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/qxYjgIO9SdzYY1CoaJ3jnlPDsQs/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/eGUEp/~4/9uRRycm0eHE" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/feeds/1934939410063026799/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2010/10/sevginin-4-basamag-ve-tasavvufun-4-kaps.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/1934939410063026799?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/1934939410063026799?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/eGUEp/~3/9uRRycm0eHE/sevginin-4-basamag-ve-tasavvufun-4-kaps.html" title="Sevginin 4 basamağı ve tasavvufun 4 kapısı" /><author><name>Fatih Keçelioğlu</name><uri>https://profiles.google.com/105834459564252892897</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh4.googleusercontent.com/-4J78Z_wYK2U/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAb4/85fviSuBqDI/s512-c/photo.jpg" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://mayatakvimi.blogspot.com/2010/10/sevginin-4-basamag-ve-tasavvufun-4-kaps.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CU8GSH89eyp7ImA9Wx5RF0o.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-30333461.post-7470951473761577617</id><published>2010-07-16T08:40:00.004+03:00</published><updated>2010-08-26T01:03:49.163+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-08-26T01:03:49.163+03:00</app:edited><title>Bilinçli Kavuşum'da Şefkat Meditasyonu</title><content type="html">&lt;div&gt;17 -18 Temmuz 2010 Bilinçli Kavuşum’a geri sayım sona ermek üzere,&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Tanrı özünü paylaştığım değerli varlıklar,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Maya takviminin son döngüsü olan Dokuzuncu dalgaya ve birlik bilincin tezahürü için gerekli koşulları yaratmaya doğru giderken son dönemeçlerden birini geçiyoruz… Daha önce çok sefer tekrar ettiğim gibi Maya takvimi insanoğlundan ayrı güçlerin (Marduk, Pleiadias, Foton kuşağı, Ufolar… vs) dünya üzerinde hüküm sürmesi ile alakalı değildir… Dolayısıyla Maya takvimi ne felaket getirici bir faktördür ne de otomatik bir şekilde uyanmamızı sağlayacak bir kurtarıcıdır…&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Aslında Maya takvimin sonunda yaklaştıkça daha da kendi başımıza kalıyoruz ve omuzlarımızda ki sorumluluk artıyor… &lt;span&gt;&lt;/span&gt;Eğer içimizdeki yaratıcı tamamen uyanacak ise ve biz entelektüel bir mastürbasyon olarak değil de hakiki anlamda birlik bilincini yaşayacaksak, Yaradan’ın sorumluluğu bizlere kademe kademe inmek zorundadır… Zaten evrilmekten korkan veya çekinen bireylerin çekindiği budur, kudrete sahip olmanın korkutuculuğu ve onun getirdiği sorumluluk…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Dolayısıyla aydınlanma veya birlik bilincine erme denilen olgular kolay olmadıkları gibi kolaylaştırılsalar bile herkesin hemen arzu edemeyeceği hallerdir…&lt;span&gt; &lt;/span&gt;Tam teslimiyet, sönmek bilmeyen bir kavuşma arzusu ve aşk, sabır, azim, irade ve farkındalık… Bunlar olmadan ruhsal uyanış tam anlamıyla bireye gelmeyeceği gibi, gelse bile kalıcı olması ruhsal doğamıza aykırıdır…&lt;span&gt;&lt;/span&gt;Bu bahsettiğim gerçekleri görmek için herhangi bir geleneksel manevi yola bakmak yeterlidir… Tasavvuf, Yoga, Budizm veya Taoizm… Tüm bu gelenekler, uzun yıllar süren tutkulu ve disiplinli çalışmaları temel alır… Bugünün Yeni Çağ kültüründe ne yazık ki bu hakikatler unutuldu… Tasavvufta 7 nefs seviyesi ve 4 kapı, Hıristiyan mistisizminde kalbin 6 seviyesi, Tantra’da farklı lütuf aşamalarından bahsedilir. Bu aşamaların her birinden geçmek bir ömür bazen ömürler alır… Bugün ise Yeni Çağ öğretmenleri son derece yüzeysel şekilde bireyin evrimini sadece ego seviyesinde ele almaktadır… Ken Wilber’ın deyimiyle bugün ruhsal arayışta olan insan “mikro dalga fırında pişmek” istemektedir… Hâlbuki Mevlana’nın pişmesi ne kadar zaman aldı değil mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Savunuculuğunu yaptığım Maya takvimi benzer şekilde evrimin ve aydınlanmanın mikro dalga hızında ve neredeyse otomatik şekilde olacağı izlenimini vermektedir… Aslında bu bir yanılgıdır… Maya takvimi sadece gerçekten arzu duyan ve gerekli manevi koşulları yerine getiren bireyler için ilahi planın desteğinin tam olduğunu söyler… Yani koşullar hiç olmadığı kadar yerindedir… Ancak eyleme geçenler için… Ve aslında en temel eylem tam anlamıyla teslim olmaktır… Hopilerin deyimiyle kendini çılgın nehrin akışına tamamen teslim edenler hızla evrilmektedir… Fakat kaç kişi var bunu gerçekten yapabilen?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;“Ben bu bedenim” veya “Ben bu zihnim” dedikçe yol almak imkânsızdır… 20. yüzyılın en büyük bilgelerinden Nisargadatta Maharaj’ın dediği gibi “Ben bu beden değilim, ben bu zihin değilim, o halde ben kimim?”… Maharaj “Ben O’yum” diye cevap vermekte… Bilincin varlığının yani farkında olma eyleminin kendisinin Tanrı özü olduğu sonucuna çıkmaktadır buradan. Fakat elbette Maharaj ve öğretisi Yeni Çağ akımı içinde yüzeyselleşti. Kitabını okuyanlar onun yıllarca sessiz inzivalar ve meditasyonlarla bu hakikatleri idrak ettiğini unuttular ve “Ben O’yum” diyerek ortalıkta gezmeye başladılar… “Ben O’yum” derken “Sevgilisini kıskanan, bencilce para harcayan, bilinçaltında tir tir korkuyla titreyen ben” O oldu. Mistik öğretiler içinde en büyük hata belki de budur… Ego’yu alıp Tanrı yapmak…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Modern hayatın koşuşturması içinde, hakiki bir üstattan tavsiye almadan kendi yoluyla yol alanların kaybolması da bundandır…&lt;span&gt; &lt;/span&gt;Manevi evrim bir ‘hobi’ olarak kalamaz…&lt;span&gt; &lt;/span&gt;Hobi olarak kalırsa manevi evrim olmaz… Burjuva hayatlar içinde gerçek uyanışı yaşamak ancak Allah’ın çoooook değerli kullarına has bir durumdur…&lt;span&gt; &lt;/span&gt;Milyonda bir ihtimal belki… Peki, siz bu milyonda bire dâhil misiniz? Değilseniz iyice düşünüp taşınmakta fayda var… İstediğiniz ortalama bir hayat mı? &lt;span&gt;&lt;/span&gt;Kendi arzularınızın sonucu olan bir hayat mı, Tanrı’nın arzusu neyse onun olmasına kanal olduğunuz, tam teslimiyet içinde bir hayat mı? Karar sizin…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Peki, 17 – 18 Temmuz için önerim nedir? Öncelikle Maya takvimini bilimselliğin ışığında inceleyen Carl Calleman’ın dünya çapında yapılan seremoniler için bir önerisi var. Bununla ilgili makaleyi şu linkten okuyabilirsiniz:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;a href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2010/07/bilincli-kavusum-ile-kuresel-yasam.html"&gt;http://mayatakvimi.blogspot.com/2010/07/bilincli-kavusum-ile-kuresel-yasam.html&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bana göre ise daha elle tutulur şeyler yapmakta fayda var. Bugün karşılaştığımız en temel zorluk egodan sıyrılıp gerçekten gönül gözünü açabilmektedir. Bu yüzden manevi kalbimize odaklı bir çalışma öneriyorum…&lt;span&gt; &lt;/span&gt;Budizm kaynaklı Tong Len çalışması… Buna şefkat meditasyonu da diyebiliriz. Bugün dünyanın en çok ihtiyacı olan şey ve en zor bulunan şey şefkat… Dolayısıyla 17 – 18 Temmuz’da ve takip eden tüm günlerde böylesi bir meditasyon yapmayı öneriyorum…&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/TD_x4VfV2JI/AAAAAAAAAUI/XTXdMy0Hc-U/s1600/compassion.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 365px; height: 265px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/TD_x4VfV2JI/AAAAAAAAAUI/XTXdMy0Hc-U/s400/compassion.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5494376020558862482" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Nedir peki bu şefkat meditasyonu? Hayatımızı genellikle bir kabuk içinde yaşarız, kendimizle ilgili her şey yolundadır, paramız, sağlığımız, akıl sağlığımız, ilişkilerimiz.. Tabi her zaman değil… Bir şeyler yolunda gitmediğinde ya talihimize küseriz ya da Allah kahretsin deriz…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Gönlü yaşamlarının merkezine getirenler için durum böyle değildir. Tasavvufta aşkı dikenli bir güle benzetirler… Ve gerçek bir hayatı üzüntü duygusunu kabul etmeden yaşamak imkânsızdır…&lt;span&gt;&lt;/span&gt;Bir Sufi’ye göre yaşam keder geldiğinde neşe duymaktır …&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/TD_x3Zx9LyI/AAAAAAAAAT4/WScdllNOFPc/s1600/dalailama_narrowweb__300x385,0.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 385px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/TD_x3Zx9LyI/AAAAAAAAAT4/WScdllNOFPc/s400/dalailama_narrowweb__300x385,0.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5494376004530810658" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bu Budist meditasyonu da farklı değildir… Şefkat duymak öncelikle kendimizden başlar… Şimdi sessiz ve sakin bir oturma konumu alın ve gözlerinizi kapayın (tabi bunu okuduktan sonra)… &lt;span&gt;&lt;/span&gt;Bir süre nefes alıp verişinize odaklanın… Nefes göğsünüzü nasıl doldurup boşaltıyor, bunu gözleyin… Birkaç dakika sadece bunu yapmanız zihninizi sakinleştirir…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Arkasından göğsünüzde oluşan hislere odaklanın… Tasavvufta gönül denilen manevi kalbe odaklanın… Varlığımızın özü burada gizlidir ve ilahi aşka giden kısa yol yine buradan geçer… Bu aşkı hissedin, onu fark edin…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Birkaç dakika bu farkındalığı yaşadığınızda ruhsal olarak farklı bir hale girebilirsiniz… Ve ilk seferde bu aşk içinde kaybolup giderseniz (dikkat, zihninizde değil) bunda sorun yoktur... Başka bir sefer yine deneyin ve bu aşamadan sonrasına geçebilirsiniz… Ama geçemezseniz bile bu hala çok iyi, çünkü dünya o kadar çok aşka ihtiyaç duyuyor ki… Bu seviyeye gelemezseniz de moralinizi bozmayın… En başta dediğim gibi bu aşamalara ulaşmak uzun çalışmalar gerektirebilir… &lt;span&gt;&lt;/span&gt;Sabır, sabır, sabır…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Gönülde ki bu aşk hissine odaklı iken kendi benliğinizi düşünün… Kendinize dışarıdan bakın… Zayıflıklarınızı, acılarınızı, sorunlarınızı görün… Ve her nefes aldığınızda bu acıları, zayıflıkları veya sorunları gönlünüze getirin… Kendi acınızı kendinizle paylaşın… Gözyaşları gelebilir, bu çok doğal…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Her nefes verdiğinizde ise kendinize sevgi verin…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bu kadar basit, her nefes alışta acıyı gönle çekin ve hissedin, her nefes verişte gönülden gelen sevgiyi gönderin…&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/TD_x29tXC4I/AAAAAAAAATw/2nFVkVrIeCk/s1600/new_compassion.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 308px; height: 246px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/TD_x29tXC4I/AAAAAAAAATw/2nFVkVrIeCk/s400/new_compassion.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5494375996995341186" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bu meditasyonda ikinci aşama aynı çalışmayı sevdiğiniz bir insan için yapmaktır… Sizin için önemli olan ve zor durumda olan birisi için uygulayın bunu…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Üçüncü aşamada ise bu meditasyonu tanımadığınız, sizin için nötr bir insan için yapın… Sokakta gördüğünüz bir dilenci veya zor durumda olan başka bir insan…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Dördünü aşamada bu meditasyonu şu an size düşman konumda olan birisi için yapın. Öfke veya nefret duyduğunuz veya küstüğünüz birisi için yapın…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Son aşamada ise bunu tamamen şeytansı olduğunu düşündüğünüz insanlara yapın… &lt;span&gt;&lt;/span&gt;George W. Bush… vs…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bu aşamaların hepsini bir seferde geçmeniz çok zordur… Kademe kademe ilerleyin. Her gün 15-20 dakika yaptığınızda çok yol kat edeceksiniz…&lt;span&gt; &lt;/span&gt;Sonraki aşamalara geçmeniz günler, haftalar hatta aylar alabilir… Moralinizi bozmayın… İlerledikçe yöntem egonuzdan sıyrılmanızı ve kalbinizi açmanızı nasıl sağlıyor şaşıracaksınız…&lt;span&gt; &lt;/span&gt;Ayrıca gerçek bir ruhsal olgunluğa da ulaşabilirsiniz… Tam teslimiyet ve açık bir kalple yaşamanıza katkıda bulunacaktır…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;İlham olması açısından bir hikâye paylaşmak istiyorum…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bilge bir adam bir gün ormanda yürürken bir kaplan ve yavruları ile karşılaşır… Anne kaplan o kadar yorgun ve açtır ki nerdeyse baygın şekilde yatıyordur… Ava çıkacak gücü kalmamıştır… Bilge adam merhamet duygusuyla kolunu kaplanın ağzına uzatır… Ancak kaplan o kadar yorgundur ki adamın kolunu çiğneyecek kadar güce bile sahip değildir… Bunu fark eden adam kolunu kanatarak kaplanın ağzına kan akmasını sağlar… Böylece kaplan çiğnemek için gerekli güce ulaşır… Hikayeye göre bu bilge adam, kaplan ve yavruları bir sonraki hayatlarında Buda’nın en yakın müritleri olarak doğmuşlardır…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Güzel bir hafta sonu ve bilinçli kavuşum dileklerimle,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Fatih Keçelioğlu&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/30333461-7470951473761577617?l=mayatakvimi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/TR7wMRlIiKqpXolh5q0UCKebXz4/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/TR7wMRlIiKqpXolh5q0UCKebXz4/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/TR7wMRlIiKqpXolh5q0UCKebXz4/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/TR7wMRlIiKqpXolh5q0UCKebXz4/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/eGUEp/~4/Uk8I2Vs9xuQ" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/feeds/7470951473761577617/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2010/07/bilincli-kavusumda-sefkat-meditasyonu.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/7470951473761577617?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/7470951473761577617?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/eGUEp/~3/Uk8I2Vs9xuQ/bilincli-kavusumda-sefkat-meditasyonu.html" title="Bilinçli Kavuşum'da Şefkat Meditasyonu" /><author><name>Fatih Keçelioğlu</name><uri>https://profiles.google.com/105834459564252892897</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh4.googleusercontent.com/-4J78Z_wYK2U/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAb4/85fviSuBqDI/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/TD_x4VfV2JI/AAAAAAAAAUI/XTXdMy0Hc-U/s72-c/compassion.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://mayatakvimi.blogspot.com/2010/07/bilincli-kavusumda-sefkat-meditasyonu.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;C08MQHw8eSp7ImA9WxFaFE4.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-30333461.post-8023585727388949703</id><published>2010-07-16T08:35:00.003+03:00</published><updated>2010-07-18T08:44:41.271+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-07-18T08:44:41.271+03:00</app:edited><title>Bilinçli Kavuşum İle Küresel Yaşam Ağacının Yeniden Yaratılışı</title><content type="html">Gezegenimizin neredeyse tüm kadim geleneklerinde dört coğrafi yön Kutsal olarak görülmüştür. Bu kutsallığın kökleri aslında bu dört yönün gezegenimizin yaratılışında ve bilincin evriminde rol oynamasına dayanır. Doğal olarak dünyanın dört bir yanından insanlar dört yönü onurlandırmak üzere seremoniler düzenlemişlerdir. Dört yönü farklı ruhsal niteliklerle ilişkilendirilmişlerdir ve mesela İncil’in Vahiyler Kitabında her birisi bir koruyucu melek ile temsil edilmiştir. Pek çok gelenekten biri olan Maya’da ise dört (bazen “yukarı” ve “aşağı” dâhil edilirse altı) yön Yaşam Ağacından doğar. Yaşam ağacı kadim mitler arasında en yaygın olanıdır ve dört yönün merkezi olarak görülür. Dört yön enerjilerinin bir merkez etrafında nasıl organize olduğu Batı’nın Şifa Çemberlerinde veya Doğu’nun Mandalalarında görülebilir.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/TD_v_Z7JOTI/AAAAAAAAATo/5JmPpfPI2Ws/s1600/tree_of_life.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 176px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/TD_v_Z7JOTI/AAAAAAAAATo/5JmPpfPI2Ws/s400/tree_of_life.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5494373942985046322" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div align="center" style="text-align: left;"&gt;&lt;div align="center" style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center" style="text-align: left;"&gt;Modern çağda Yaşam Ağacı ve Dört Kutsal Yön ile ilgili bilgi kaybolmuş durumdadır ve yerini sırf niceliksel GPS sistemi almıştır. Modern insanlar Batı ve Doğu arasında ki kültürel değişiklikleri hemen görebilmekte iken bunun Yaşam Ağacı ile olan ilişkisini anlamakta zorluk çekerler. Sonuç olarak insanların çoğu zamanın değişen enerjilerine ve bunların insanlığın evrimine olan etkisine duyarsızlaşmışlardır. Sadece bazı yerli kültürlerde bu dört yönün ruhsal özelliklerine dair gelenek korunmuştur. Ancak Vahiyler Kitabında yenidünyanın zamanın sonunda nasıl ortaya çıkacağı ve merkezde bir Yaşam Ağacı olacağı ve sakinlerini yıl boyunca doyuracağı tasvir edilmiştir. Belki de bu Yaşam Ağacının dönüşünün başlangıcını görüyoruz ve bu popüler kültürde mesela Avatar filmi ile ortaya çıkıyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="center" style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center" style="text-align: left;"&gt;Peki, Yaşam Ağacı nedir? Dünyanın dört bir yönündeki hemen hemen tüm geleneklerinde görülen bir fenomen basit bir mit veya sembol olamaz. Bunun arkasında bir gerçeklik olmalıdır. Bence bu evreni yaratan tüm enerjilerin çıkış noktası olan üç boyutlu bir eterik iskelettir. Kaldı ki sadece bir tane Yaşam Ağacı yoktur. Yaşam Ağacı iç içe konmuş bir hologramlar hiyerarşisidir ve evrenin farklı seviyeleri arasında, Yukarıda nasılsa Aşağıda da öyledir prensibine dayanarak birbirleri ile tınlaşım halindedirler. En yüksek seviye Mayaların deyimiyle Cennetlerin Kalbi, yani kozmos, ikincisi galaksi, bir sonraki güneş sistemi, dördüncüsü Dünya, beşincisi insan (ve diğer tüm organizmalar) ve bir alttaki seviyede ise temel tanecikler seviyesidir. Bu seviyelerin her birinin bir temel ekseni vardır, yani onun tüm enerji ızgarası sistemlerin (dallarının) merkezinde bir Yaşam Ağacı bulunur. Dünya seviyesinde Yaşam Ağacı, Kutup Eksenidir*. Ve biz Maya takviminin enerjilerinden Yaşam Ağacının tınlaşımı ile etkilendiğimize göre dokuzuncu dalga için hazırlanmak son derece önemlidir. Bunun için yüzyıllar süren unutulmuşluktan sonra Yaşam Ağacını bir seremoni ile tekrar yaratmanın gereğine inanıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div align="center" style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center" style="text-align: left;"&gt;Gezegenimiz ve insan kültürleri Yaşam Ağacının yaydığı enerji kutupluluklarının etkileri ile ortaya çıkmıştır. Aynı şey 5000 yıl süren kadın erkek dengesizliği için söylenebilir. Ve Musevi-Hıristiyan kültürünün Cennetten Kovulma hikâyesindeki cinsiyetler arasında ki ayrımın gelişi ve bunda Yaşam Ağacının önemli bir rol oynaması bir tesadüf değildir. Yaşam Ağacının değişen kutupluluklarına dayanan Maya takvimine göre bu dengesizliklerin şu anda tekrar dengeye geldiğini ve sonuçta Yaşam Ağacı ile tınlaşımımız yeterince güçlü ise birlik bilinci ile sonuçlanacağını biliyoruz. Bu kutupluluklar farklı dikey çizgiler boyunca ortaya çıkarlar. Bunlardan bir tanesi kuzey ve güney yarıküreyi ayıran ekvatordur. Bir diğer ise Berlin, Roma ve Cape Town üzerinden geçen ve batı ve doğu yarıküreleri ayıran çizgidir. Üçüncü bir çizgi ise Washington, DC üzerinden geçer ve gezegenin ön (Pasifik) ile arkası (Avrupa/Afrika) arasındaki ayrımı yapar. Yaşam Ağacından yayılan Yin/Yang kutuplulukları ile gezegen bir küresel beyin olarak evrilmiştir ve batı yarıküre sol beyni doğu yarıküre ise sağ beyni temsil etmektedir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center" style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center" style="text-align: left;"&gt;İdeal olarak Yaşam Ağacını yeniden yaratmak için gezegenin hem kuzey hem güney yarıkürelerinde yaşayan insanların bu seremonileri yapmasında fayda var. Ancak bu çok kolay olmadığından Kuzey ve Güney, İskandinavya ve Güney Afrika’da ki buluşmalar ile temsil edilecekler. Küresel Yaşam Ağacını yeniden yaratmak için bu buluşmalar ekvator düzleminde Batı’da Guatemala’da ve Doğuda Singapore ve Bali’de gerçekleşecekler. Dört yönün kutsallığını yaşatan kültürel geleneklerin temsilcileri bu seremonilere katılacaklar (Kuzeyde Sami, Doğuda Çin ve Hindu, Güneyde Bushmen ve Batı’da Maya). 18 Temmuz’da Türkiye saati ile 17.00’da her yerden insanlar bu buluşmalarla temasa geçebilir ve küresel eşzamanlı seremoniye katılabilir. Her ne kadar detaylar yerel olarak belirlenecek olsa da seremoninin genel olarak Yaşam Ağacını yeniden yaratmak ve katılımcıların onun yaratıcı kaynağı ile olan ilişkisini geliştirme amaçlı olması öngörülüyor. İkinci bölüm ise dört yönün insanların enerjilerini birleştirmek üzerine. Bilinçli Kavuşum dokuzuncu dalgaya tırmanmak için bir ana üs inşa etmeye benziyor. Bir ana üs inşa etmenin maksadı ise hazırlıkların tamam olduğundan emin olmaktır. Bu durum Kutsal Yönler seremonisi için geçerlidir. Maya takviminin dokuzuncu dalgası 9 Mart 2011’de aktive olduğunda yeni bir titreşim frekansı ve yeni bir kutupluluk bilinci Yaşam Ağacından yayılacak ve buna hazır olmalıyız. Bilinçli Kavuşum ilahi plana ortak yaratanlar olarak katılmak isteyenler içindir ve dolayısıyla 17-18 Temmuz tarihleri birlik yolunda bir başlangıç noktasıdır ve bilincine gezegensel Yaşam Ağacımızı yeniden yaratmak önemli bir yer tutmaktadır (www.theconsciousconvergence.com).&lt;/div&gt;&lt;div align="center" style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center" style="text-align: left;"&gt;Carl Johan Calleman&lt;/div&gt;&lt;div align="center" style="text-align: left;"&gt;Seattle, 5 Temmuz (1 Ahau)&lt;/div&gt;&lt;div align="center" style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center" style="text-align: left;"&gt;*Burada bilinçte ki kutup değişimi hakkında konuşuyorum. Bunun temelsiz bir spekülasyon olan 2012’de kutup eksenindeki veya geomagnetik bir kutup değişmesi ile ilgisi yoktur. Bu spekülasyonlarla ilgili bilimsel bir görüş için şu adreste ki videoyu izleyebilirsiniz: &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=dHGaZMC8E0U"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=dHGaZMC8E0U&lt;/a&gt;. Aslında hiçbir bilim insanının reddedemeyeceği Maya takvimi anlayışı onun bilincin evrimine dayandığıdır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/30333461-8023585727388949703?l=mayatakvimi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/mCF1PQgmdlJ4xTTwPVa9EfwJNKU/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/mCF1PQgmdlJ4xTTwPVa9EfwJNKU/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/mCF1PQgmdlJ4xTTwPVa9EfwJNKU/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/mCF1PQgmdlJ4xTTwPVa9EfwJNKU/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/eGUEp/~4/dIq2bE65w30" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/feeds/8023585727388949703/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2010/07/bilincli-kavusum-ile-kuresel-yasam.html#comment-form" title="1 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/8023585727388949703?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/8023585727388949703?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/eGUEp/~3/dIq2bE65w30/bilincli-kavusum-ile-kuresel-yasam.html" title="Bilinçli Kavuşum İle Küresel Yaşam Ağacının Yeniden Yaratılışı" /><author><name>Fatih Keçelioğlu</name><uri>https://profiles.google.com/105834459564252892897</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh4.googleusercontent.com/-4J78Z_wYK2U/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAb4/85fviSuBqDI/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/TD_v_Z7JOTI/AAAAAAAAATo/5JmPpfPI2Ws/s72-c/tree_of_life.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>1</thr:total><feedburner:origLink>http://mayatakvimi.blogspot.com/2010/07/bilincli-kavusum-ile-kuresel-yasam.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;A0YMRHY5cSp7ImA9WxFQEkQ.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-30333461.post-5911544886336008945</id><published>2010-05-08T09:03:00.002+03:00</published><updated>2010-05-08T09:13:05.829+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-05-08T09:13:05.829+03:00</app:edited><title>Zincirlerimizden kurtulalım</title><content type="html">Bugün (6 Mayıs) Maya Takvimi’ne göre 6 Ahau (Işık) günüydü. Fatih Keçelioğlu, bugünle ilgili olarak Facebookta şöyle bir yorumda bulundu; “6 Ahau, altıncı gecenin orta noktası. Ayrıca 26 Mayıs Evrensel Altdünya’nın ön dalgasını başlatacak. Benim yorumuma göre 9. dalga yani Evrensel Altdünya 11 Şubat 2011′de başlıyor. Buna göre onun ön dalgası 26 Mayıs 2010′da başlıyor. Mayıs ayı boyunca ve devamında büyük olaylar olacak…” &lt;p&gt;Bu yorumu bizler için biraz daha detaylandırması için şu soruları sordum kendisine. İşte yanıtları;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;* 6 ışık gününün 6. gecenin ortası olması neden önemli? Bu tarih ne ifade ediyor?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Gece veya gündüzlerin orta noktaları her zaman Işık gününe denk gelir. Bu bir tesadüf değil. Bugünün önemi ise genelde gündüz veya gecelerin etkileri orta noktasını geçtikten sonra daha etkili hissedilir olmasındadır. Mesela 5. Gecenin (18 Kasım 2007 – 13 Kasım 2008) etkisi, orta noktası 16 Mayıs 2008′den sonra daha bariz şekilde ortaya çıkmıştı. Hatırlarsan küresel ekonomik kriz Temmuz – Ağustos 2008 gibi zirve yapmıştı.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;*26 mayıstan sonra beklediğin olaylar nedir? Daha önce röportajda da konuştuğumuz doğal felaketler ve ekonomik çöküşten mi bahsediyorsun?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Evet ekonomik krizlerden ve ekolojik felaketlerden bahsediyorum. 6 Geceye dair yaptığım tahminlerin artık kendini göstereceğine inanıyorum… Mesela Meksika körfezine yayılan petrol insanlarda bir bilinçlenme dalgası yarattı. Benzer şekilde Yunanistan krizinin derinleşeceğini ve &lt;a href="http://maxkeiser.com/"&gt;Max Keiser&lt;/a&gt;’ın dediği gibi Avrupa’nın diğer ülkelerine ve oradanda dünyaya yayılacağına inanıyorum. Yunanistan’da halkın verdiği tepki ise bir uyanma belirtisi… Bir yandan finansal teroristler ülkeleri batırmak için tüm kozlarını oynarken diğer taraftan halkların ayaklanmaları karşı kutbu harekete geçirecek… Safları seçmenin vakti geldi…&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;*Ve önümüzdeki günlere dair vermek istediğin diğer yorumlar var mı?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;17-18 Temmuz Bilinçli Kavuşuma yaklaşıyoruz… Artık insanlık olarak yeni bir dünya yaratmak için niyetlerimizi ekmenin zamanı geldi. Yoksa çok geç olacak… Bir an önce bizi saran zincirlerden kurtulmalıyız ve hayat görüşümüzü yeniden değerlendirmeliyiz… 2010 yılında gerekli adımlar atılmazsa çok geç olabilir…&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Orjinal yayın: &lt;a href="http://alternatifkarma.com/zincirlerimizden-kurtulalim/"&gt;http://alternatifkarma.com/zincirlerimizden-kurtulalim/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/30333461-5911544886336008945?l=mayatakvimi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/GNenEdXZzNK7dLabJFWJERJw2NQ/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/GNenEdXZzNK7dLabJFWJERJw2NQ/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/GNenEdXZzNK7dLabJFWJERJw2NQ/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/GNenEdXZzNK7dLabJFWJERJw2NQ/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/eGUEp/~4/3bm8ECTtcZs" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="related" href="http://alternatifkarma.com/zincirlerimizden-kurtulalim/" title="Zincirlerimizden kurtulalım" /><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/feeds/5911544886336008945/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2010/05/zincirlerimizden-kurtulalm.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/5911544886336008945?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/5911544886336008945?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/eGUEp/~3/3bm8ECTtcZs/zincirlerimizden-kurtulalm.html" title="Zincirlerimizden kurtulalım" /><author><name>Fatih Keçelioğlu</name><uri>https://profiles.google.com/105834459564252892897</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh4.googleusercontent.com/-4J78Z_wYK2U/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAb4/85fviSuBqDI/s512-c/photo.jpg" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://mayatakvimi.blogspot.com/2010/05/zincirlerimizden-kurtulalm.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CkYARX06fSp7ImA9WxFRGUs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-30333461.post-8789383188565868914</id><published>2010-05-01T14:07:00.004+03:00</published><updated>2010-05-04T11:02:24.315+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-05-04T11:02:24.315+03:00</app:edited><title>Bilinçli Kavuşum, Birlik Dalgası 17-18 Temmuz 2010:</title><content type="html">Maya Takviminin Dokuzuncu Dalgasının&lt;br /&gt;Birlik Bilinci Niyetini Yaratmak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makalenin ana noktaları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•    Maya takvimi sizinle ilgilidir.&lt;br /&gt;•    Kadim Maya’ya göre evrenin yaradılışı dokuz dalgadan etkilenir.&lt;br /&gt;•    Şu anda sekizinci dalganın sonuna yaklaşıyoruz ve bunun üzerinde, evrenin tekamülünü sonlandıracak olan dokuzuncu ve en yüksek seviyenin aktivasyonu var&lt;br /&gt;•    Evrenin bu dokuzuncu dalgası birlik bilincini üretmek için tasarlanmıştır.&lt;br /&gt;•    Dokuzuncu dalga tarafından getirilen birlik bilincinin tezahürü, bunu birlikte – yaratmak için insanlar tarafından yapılacak bir niyeti gerektirir.&lt;br /&gt;•    17-18 Temmuz 2010 Bilinçli Kavuşumu, Maya Takvim sisteminin dokuzuncu dalgasında birlik bilincini yaratma niyetini oluşturmaya istekli olanlar içindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maya Takviminin Dokuzuncu Dalgasının&lt;br /&gt;Birlik Bilinci Niyetini Yaratmak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son yıllarda Maya takvimine ve özellikle onun sonuna dair radikal şekilde artan bir ilgi var ve birçok insan bunun bize geleceğe dair ne söylediğini soruyor. Şaşırtıcı şekilde, birçok insan sanki yanıtın kendileriyle ya da yaptıkları seçimlerle hiçbir ilgisi yokmuş gibi bu soruyu soruyor.  Görünen o ki çok az insan, kozmik planın tamamlanması için kendilerinin  bu ilahi planda birlikte – yaratıcılar rolüne geçmeleri gerektiğini fark etmiş durumda. Bu, insanların zamanda herhangi bir noktada istedikleri her şeyi yaratabilecekleri anlamına gelmiyor. Maya takvimi tarafından getirilen bilinç dalgaları hala varoluşumuzun ve herhangi belirli bir çağda neyi yaratabileceğimizin veya yaratamayacağımızın çerçevesini belirliyor. Yine de, sadece yeni dalga ile tutarlı olan yaratıcılık destek görecek ve bu biz Maya takvim sisteminin dokuzuncu ve en yüksek dalgasına girerken bir kez daha apaçık olacak. Bu nedenle dokuzuncu dalganın hangi bilinci yaratacağını ve bu dalga ile birlikte – yaratıcılar olmaya adım atabilmemiz için bizden neyi talep edeceğini sormak uygundur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu ele almak için kadim Maya’ya başvurmaya ve takvimleriin sonunun anlamını tanımlayan  tek kitabelerine bakmalıyız, Tortuguero Anıtı 6. Bu, zamanın o noktasında dokuz  basamaklı varlığın, Bolon Yookte’nin (Şekil 1) “ineceğini” söylüyor*  Daha düz lisanda bunun  anlamı, dokuz kozmik kuvvetin, dokuz dalga hareketinin birleşiminin eşzamanlı şekilde tam olarak tezahür edeceğidir. Takvimin sonunun anlamına  bu kadim Maya yoluyla baktığımızda,  dünyanın sonundan bahseden hiçbir şey olmadığını görürüz. Aksine, takvim sisteminin sonu , zamanın başlangıcından bu yana sürmekte olan ve dünyayı bugün olduğu hale getiren tekamül süreçlerinin tamamlanması veya gerçekleşmesi ile ilgilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dokuz kozmik kuvvet dokuz tekamül dizisidir (Altdünyalar), bunların her birinde kehanetsel Maya takvim sisteminin oluşturulduğu on üç enerji vardır, biyolojik ve tarihsel evrimdeki önemli olayların son derecede bağdaştığı bir sistemdir. Farklı dizilerin her biri farklı bir bilinç çerçevesi geliştirir ve şu sıralar bizler sekizinci dalgadan çok kuvvetli şekilde etkileniyoruz. Ancak, takvim sona yaklaşırken doruğa ulaşacak olan birlik bilincine son geçişi getirecek olan, bu dalgaların dokuzuncusu ve en yükseğidir. Bu dokuz kozmik kuvvetin insanoğlundan ayrı olarak hareket etmediğini, bizler üzerindeki etkileriyle hareket ettiğini kavramanın zorunlu olduğunu hissediyorum ve bu nedenle bu dalgalar, sadece insanların onlarla uyum sağladığı kadar tezahür edecektir. Ayrıca düşünmemiz gereken bir şey, bu en yüksek seviyenin birlikte – yaratımının gerçekten onun amacına adanmış olmamızı gerektirdiğidir. Bu oldukça gizemli dokuzuncu dalganın hazırlığında, 17-18 Temmuz 2010 Bilinçli Kavuşumunun kutlanmasını teşvik ediyorum ve bunu Maya takvim sisteminin en yüksek ve belirleyici dalgası olan dokuzuncu dalga ile uyum sağlamak için odak noktası olarak görüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçok insan Maya takviminin sonunun bilinçte bir değişim getireceğinin sezgisel hissine sahiptir. Ancak bu tür bir değişimin kaynağının ne olduğu, nasıl gerçekleşeceği veya doğasının ne olacağı ya nadiren açıkça ifade ediliyor ya da tam olarak açıklanmıyor. Belki de bilinç değişimlerinin nasıl olduğu aslında birçok insanın inanmaya eğilimli olduğundan  daha az gizemlidir. Aslında, bilinç değişimleri zamanın başlangıcından beri gerçekleşmekte olduğu gibi Maya takviminde ne zaman önemli bir enerji değişiminin olsa yeni bilinç dönüşümleri gerçekleşmeye devam etmektedir. Takvimin gece ve gündüzleri arasındaki değişimler bunun göstergesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/S9wMpw0GElI/AAAAAAAAARo/47cMRI1cwMU/s1600/9+dalga.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 258px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/S9wMpw0GElI/AAAAAAAAARo/47cMRI1cwMU/s400/9+dalga.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5466257959338512978" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Şekil  1.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Maya takvimi sona ererken, dokuz dalgası eşzamanlı olarak tezahür edecek olan Kozmik Piramit veya dokuz – basamaklı – tanrı (Bolon Yookte).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kozmik tarihteki tüm bu önceki değişimlere rağmen, dokuzuncu dalga tarafından üretilmesi beklenebilen yeni bilinçte çok özel ve önemli bir şey olduğunu hissediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk olarak bildiğimiz her şey  bu yeni bilincin insan zihninin artık herhangi karanlık filtre tarafından hükmedilmeyeceği birlik bilincine geçişi getirmek için tasarlanmış olduğunu söylüyor (bakınız Şekil 2). Başka bir deyişle bizler “şeffaf” olacağız ve bunun realiteyi ayrılık olmadan gören, birçok insanın beklediği özel bilinç olduğuna inanıyorum. Sadece herhangi bir bilinç değil, aynı zamanda geçmişin dualitelerini aşan ve insanların her şeyin birliğini görmesine yardımcı olan bir bilinç. Bu tür birlik bilincinin gezegene ve insanlığa yararlı olabilmesinin nedeni, tüm ayrılıkların aşılmasına yönlendiren bilinç olmasıdır (erkek ve kadın, insan ve doğa, yöneten ve yönetilen, doğu ve batı, vs arasındaki). Bilinçte bu tür bir geçişin tezahürü olmadan, dünyanın er veya geç sona ereceğini hissediyorum. Dualist ve ayrılık bilincine sahip insanlar, daha büyük bütüne çok az saygısı olan Dünya’nın bedenindeki kanser hücreleri gibiler ve en sonunda dünyanın ekosisteminin çöküşünü üretecekler. Ancak birlik bilincine geçiş Dünya’nın kontrol edilmeyen istismarını ebediyen durduracaktır ve daha derin bir seviyede yaradılışın parçası olduğumuzu ve onunla uyum içinde yaşamamız gerektiğini anlamamızı sağlayacaktır. Ama böyle bir değişim yalnızca otomatik olarak mı gerçekleşir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/S9wMpd0Y7cI/AAAAAAAAARg/qltGhh5CZIM/s1600/Bilin%C3%A7+dalgalar%C4%B1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 344px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/S9wMpd0Y7cI/AAAAAAAAARg/qltGhh5CZIM/s400/Bilin%C3%A7+dalgalar%C4%B1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5466257954239475138" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Şekil 2. Kozmik Piramidin (Bolon Yookte) En Yüksek Beş Dalgası tarafından yaratılan İnsan Zihninin Yin/Yang kutupluluğu.&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda söz edildiği gibi, küresel bilinç değişimlerinin kökenleri, Maya takvimi tarafından tanımlanan kozmik kuvvetlerle  rezonans halindedirler. Bundan dolayı, bazı insanlar geçici olarak değişmiş bilinç hallerini deneyimlemiş olmalarına rağmen, Maya takviminden bunu anlayabildiğimiz gibi,  bir değişim ancak kozmik plan ile uyum içinde başlatılırsa  kalıcı bir değişim olacaktır. Bu nedenle, ancak dokuzuncu dalga ile birlik bilincine geçişin , zamanının gerçekten gelmiş olduğunu kabul edebiliriz. Bu, insanlığın  şimdiye kadarki evriminin tamamını sonlandıracak  ve takvimin sonunu takiben gelecek  olan yeni dünyaya girmemizi sağlayacak  köprüyü inşa edecek  dalgadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer taraftan Maya takvimi öğrencisi bilinç değişiminin tezahür etmesi için, insanoğlunun bununla rezonansta olması gerektiğini ve bir noktada en azından bilinçaltında bununla hizalanma seçimini yapmış olması gerektiğini bilir. Bundan dolayı, büyük ölçekli bir bilinç değişimi, insanların iradesine karşı gerçekleşebilecek bir şey değildir. Özellikle dokuzuncusu gibi tekamülün en yüksek seviyelerinde, bu yalnızca birlikte – yaratıcılar olarak hizmet etmeyi seçen insanoğlu vasıtasıyla gerçekleşebilir. Maalesef birçok insan beklenen bazı fiziksel olaylar olduğu inancına yönlendirildi, örneğin kutupların yer değişimi, Nibiru (Marduk), güneş patlamaları veya Galaktik hizalanma gibi. Bunun sonucunda Maya takviminin, etkimiz dışında gerçekleşecek olaylar ile ilgili olduğu algısı doğdu ve insanlar güçsüz ve pasif bir tavra girdiler. Ancak ben Hopilerin dediğine inanıyorum, “beklemekte olduğumuz bizleriz”. Buna uygun davranmaya  söz verirsek, dokuzuncu dalga ile birlik bilincini birlikte – yaratabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu makalenin birçok okuyucusunun deneyimlemiş olabileceği gibi, aslında bilinçte ve her şeyin birliğinin deneyiminde geçici değişimlere neden olan spritüel uygulamalar, şifa teknikleri ve kişisel gelişim yöntemleri vardır. Yine de,  daha büyük ölçekte pozitif rol oynamak için bu tür dönüşümlerde eksik olan şey, böylesi birlik bilincine dayanan bir dünya yaratmak için insanların kritik kitlesinin kendini buna adanasıdır. Bu nedenle 17 – 18 Temmuz 2010 Bilinçli Kavuşumunun arkasındaki fikir bunu yapmak için güçlü bir niyet yaratmaktır. Aslında her zaman yapmaya gücümüz olan tek bir şey vardır – ve tüm insanların yapmaya gücü olan – ve bu, birlik bilincini yaratmaya ve tezahür ettirmeye niyet etmektir. Çekim yasasının öğrencileri olarak, tüm tezahürlerin niyet ile başladığını ve niyet olmadan sonuç olmadığını bilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle Bilinçli Kavuşum –Birlik Dalgası birlik bilincini tezahür ettirmeye niyet eden herkes içindir. (Bunun bilincin herhangi bir değişimine değil, birlik bilincine geçişe niyet etmek ile ilgili olduğunu işaret etmek önemlidir). Bu, sahici bir şekilde “Birlik bilincini tezahür ettirmeye niyet ediyorum” diyenler içindir. Neye inanırsanız inanın, hangi dünya görüşüne sahip olursanız olun, yine de kendiniz ve başkaları için bu tür bir değişime niyet etme gücüne sahipsiniz. Önerilen tarihler, bunu yapma niyetini oluşturmak için uygun zamandır ve kozmik planla uyumlu bir şekilde, dokuzuncu dalga süresinde birlik bilincinin tezahürüne zemin hazırlar. Böyle yaygın bir niyet olmadan, gezegende bireysel ya da kolektif olarak bu tür bir değişimin olup olmayacağı şüphelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinçli Kavuşumda bu tür bir niyetin yaratımına dayanarak, insanların ayrıca böyle bir birlik bilincinin tezahürleri olan seremoniler gerçekleştirmek ve spritüel uygulamalara katılmak ve bunun sonuçlarını daimi kılmak için mümkün olan yolları aramak istemeleri doğaldır. Aslında, Bilinçli Kavuşuma, asla sona ermeyen derinleşmiş birlik bilincine doğru giden bir sürecin başlangıcı olarak bakılmalıdır. Bunun gerekli olan taahhüt türü olduğuna inanıyorum. Kozmik planı gerçekleştirmeyi arzu edenler için, Bilinçli Kavuşum dokuzuncu dalgayı birlikte – yaratmak için bir giriş noktası ve asla vazgeçmeyi istemeyeceğimiz bir şey olmalıdır. Dokuzuncu dalga tarafından sağlanan çerçeve içinde bu noktadan itibaren her gün Maya takvimini izlemeye başlamak, aslında kendi başına birlik bilincini geliştirmek için önemli bir faktör olabilir. Projeler sadece konulan son tarihlerle gerçek olur ve takvim bize bunun başarılacağı bir zaman çerçevesi veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinçli Kavuşuma bağlı tezahürlerin, içinde yaşamakta olduğumuz eski dünyanın düşüncesizce uygulanan ifadeleri  olmamaları için, çok dikkatli bir şekilde planlanması ve bu yeni birlik bilincini ifade etmesi önemli görünüyor. Eğer, örneğin sanatsal performanslar kutlamanın parçası ise, bunların her şeyin birliğinin deneyimlenmesini güçlendirdiğini mi yoksa sanatçılar ve seyirciler arasında ayrılık deneyimi mi yarattığını göz önüne almak bilgece görünüyor. Aynı şekilde seremonilerde  liderin gerçekten kapsayıcı olup olmadığını sorgulanmalıdır.. Birlik bilincinin ifadesi olan seremonilere iyi bir örnek, Avatar’daki Jack Sully’nin Pandora halkının bir üyesi olarak çalışmaya başladığı zamandır. Bunun dışında, eğer birlik bilincinin üretilmesi için değerli spritüel uygulamalar kullanılıyorsa, alakasız bir durum olan kuruculara veya gurulara tapınmanın hariç tutulması düşünülebilir. Belki de sessiz ve gösterişli olmayan genel uygulamalar aslında birlik bilincinin en güçlü tezahürleridir, ama ne olursa olsun katılımcıların özü sözü bir olmaları ve üstünlük yapılarını yeniden canlandırmamaları önemlidir. Bunların nasıl yapılacağı yerel organizatörlerin karar vereceği bir şeydir ve burada sadece konuya taze gözlerle ve ayrıntılara çok dikkat edilerek yaklaşmanın önemini vurguluyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinçli Kavuşum ismi Uyumlu Kavuşum’u (Harmonic Convergence), 17-18 Ağustos 1987 tarihindeki (1 Imix ve 2 Ik) zihin açıcı toplanmayı çağrıştırıyor ve bu ikisi arasındaki ilişkiyi ve neden yıllar sonra ikinci bir 17-18 Temmuz 2010 (13 Eb ve 1 Ben)** olduğunu belirtmek önemlidir. İki Kavuşum arasındaki önemli ortak özellik, ikisinin de Maya takviminin 8. ve 9. dalga hareketlerinin ikiye katlandığı zamana (esasen) yerleştirilmesidir ve bu nedenle bu dalgalar tarafından getirilen ilgili bilinç dönüşümlerini haber veren enerji değişimlerini yansıtmalarıdır. .Başka şekilde söylersek: Uyumlu Kavuşum sekizinci dalgaya kuantum sıçraması anlamına gelir, Bilinçli Kavuşum dokuzuncu dalgaya kuantum sıçraması anlamına gelecek. *** (Bundan dolayı, 2 nci bir Uyumlu Kavuşum olarak anlaşılabilir). Veya, karşılaştırma için yedinci dalgayı ve ondan önceki dalgayı dahil edersek (bakınız Şekil 3), bunun, Avrupa Rönesans’ının sanayiciliğin modern dünyasına kuantum sıçraması anlamına gelmesi gibi, dokuzuncu dalga için hazırlık olduğu anlamına geleceğini görebiliriz. Şu anda farklı olan ve Bilinçli Kavuşum için meydan okuyucu olan şey, bu adımın ayrı ayrı bireylerin yararına olduğunun söylenememesi, tüm insanlığın yararına olmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/S9wMqIbrgqI/AAAAAAAAARw/M2yjn2uZdNo/s1600/Son+%C3%BC%C3%A7+dalga.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 421px; height: 242px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/S9wMqIbrgqI/AAAAAAAAARw/M2yjn2uZdNo/s400/Son+%C3%BC%C3%A7+dalga.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5466257965678559906" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Şekil 3. Kozmik piramidin en yüksek üç dalgası ve bunların hazırlayıcı dalgaları (farklı ölçeklerde). Ön – dalganın başlangıcındaki vizyonların tam dalgayı nasıl hazırladığının örnekleri olarak, Leonardo Da Vinci tarafından 1498 civarında (kağıt üzerinde) yapılan birçok icadın nasıl 7nci dalganın gerçek sanayi icatlarının alameti olduğunu  veya Uyumlu Kavuşumun 8nci dalgada Maya Takvimine olan yüksek ilgiyi önceden gördüğünü düşünün.  &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bu paralelliklerden (Şekil 3), Bilinçli Kavuşumun  9 Mart 2011 tarihinde başlayacak dokuzuncu dalganın kendisi olmadığını görebiliriz. **** Bunun yerine bu kutlama dokuzuncu dalgadan önce gelen ve zemini hazırlayan ve direkt olarak dokuzuncu dalgaya götüren bir dalgayı, bir ön – dalgayı başlatır. Bu nedenle Bilinçli Kavuşum, birlik bilinci sadece daha sonra dokuzuncu dalga ile tam olarak gelişecek olsa da, birlik bilincinin niyetini yaratma noktası olarak muazzam şekilde önemlidir. Belki aslında bu tür bir niyet oluşturmak için insanlığın son şansıdır, bu niyeti oluşturmak önümüzdeki yıllarda bekleyebileceğimiz ekonomik kaosun üzerine yükseleceksek, erken bir noktada var olması zorunlu olan bir gerekliliktir. Benim görüşüme göre gelecek için umut, düşük Altdünyaların tüm dualiteleri ve çatışmalarına yakalanmaktan çok, tam olarak bu dokuzuncu dalga üzerinde sörf yapmayı öğrenmekte ve Altdünyaların dualite çatışmalarını aşmakta bulunmaktadır. Eğer bu doğruysa, Bilinçli Kavuşumun eski dünyanın egoya dayanan işleyişini savunan tüm kuvvetlerden ve bunu üreten çok büyük hiyerarşilerden çok fazla dirençle karşılaşacağı beklenmelidir. Bunun küçük bir örneği olarak, şu anda “2012” etrafında ticari bir medya sanayi ortaya çıktı. Bu medya sanayi, olacak şeylerin sanki insanların niyetlerinden ve seçtikleri yaratıcı yönden bağımsızmış gibi gerçekleşeceği yönünde spekülasyonlar üretiyor. Doğal olarak dünyanın hali ile ilgili kendi olumsuz şüpheciliğimiz ve duyarsızlığımız ile de yüzleşeceğiz ve bu  gibi düşünceler bize geri gelecek: “Bu mümkün değil”, “dünya değişmeyecek”, vs işte bu nedenden dolayı kuvvetli bir adanmaya ihtiyacımız var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinçli Kavuşumun, Maya takvimi veya buna benzer konularla ilgili görüşlerine bakmaksızın birlik bilincinin ortaya çıkışına niyet eden herkes tarafından kucaklanabilen çok kapsayıcı bir olay olmasına niyet ediliyor. Bu, bir fırsat penceresini pozitif ve yapıcı şekilde kullanmakla ilgilidir ve bu nedenle buna katılımın tek şartı bilinç değişiminin şu anda parçası olduğumuz tekamül sürecinden doğması gerektiği içgörüsüne sahip olmaktır. Bu nedenle, birlik bilincine geçiş gelecekte bir tarihte gökyüzünden önümüze düşecek olan bir şey değildir, ama yalnızca şu anda bulunduğumuz noktadan evrimleşebilmemizle ortaya çıkacaktır. Bu çekim yasasının temel ilkesidir, ilahi takdir sadece siz adandığınız zaman harekete geçer ve şimdiye kadar birlik bilincine geçiş için adanma geniş ölçüde ortaya çıkmadı veya hatta daha önce hiç önerilmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olayın, dokuzuncu dalganın bilincine geçiş niyeti üretmekte başarılı olması için, buna hazırlık aşamalarında da çok büyük bir katılımın olması arzu edilirdir. Hazırlık çabaları bilinçte geçişin gerçekleşmesine niyet eden milyonlarca insan tarafından paylaşılmalıdır. Kolektif çabayı meydana getirmek gerekli olacaktır ve önceden katılma seçimini yapmak burada tartışılan niyeti yaratmanın parçasıdır. Başlangıçta, insanların tüm dünyada Bilinçli Kavuşum çağrısını yaymak için ilk adımı atmaları, ön ayak olmaları için büyük gereksinim olacaktır. Bunu kucaklamaları için sosyal organizasyonlarla (dernek, vakıf, vs) temasa geçmek önemlidir. Sonra insanların halka ait web siteleri, sosyal medya ve diğer networkler vasıtasıyla kendi eşsiz katkılarını yapmalarına ihtiyaç olacaktır. Ayrıca aktivitelerin birçok veçheleri ve görevliler için parasal kaynağa da gereksinim olacaktır, bu 501c3 kar amacı gütmeyen, kamu yararı için çalışan bir kurum olan www.CommonPassion.org vasıtasıyla yapılabilir. Sonra, olayların yaratıcı planlaması ve bunlar arasında bir ağ yaratılması gerekli olacaktır. Bu küresel programa katılmayı dileyen bireyler ve organizasyonlar, paylaşılan niyetin ayrıntılarını tartışmaya ve birlik bilincinin bu niyet dalgasını birlikte – yaratacak olan tüm dünyadaki diğerleri ile temasa geçmeye  davetlidirler. Aşağıdaki linkte bir tartışma forumu başlatıldı bile:&lt;br /&gt;http://forum.commonpassion.org/viewforum.php?id=50.&lt;br /&gt;(Ayrıca Facebook üzerindeki grubumuzda da tartışabilirsiniz: http://www.facebook.com/group.php?gid=97173896542&amp;amp;ref=ts )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim kendi görüşüm şu ki, bu insanların kendilerini kozmik planla gerçekten hizalamaları için sahip olacakları son şanstır. Ya şimdi ya da hiçbir zamandır ve eğer Bilinçli Kavuşumun sizinle bir ilgisi olduğunu düşünmüyorsanız, muhtemelen Maya takvimini yeterince ciddi incelememişsinizdir. Bu nedenle, takvim sona ererken dünyanın dönüşümüne katılımınız için vekiller olamaz. Bolon Yookte’nin son inişi, Dokuz Dalga (Zamanın Dokuz Tanrısı veya Dokuz Altdünya ya da ne isim vermeyi tercih ederseniz) üzerimizde ve dokuz rakamının birçok spritüel geleneklerde kutsal olması sebepsiz değildir. Dokuz insanlığın kader sayısıdır ve bu kaderi birlikte – yaratmanın parçası olmayı isteyip istememeniz sizin kendi seçiminiz olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Carl Johan Calleman, Stockholm, 11 Ahau (7 Mart 2010).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Carl Johan Calleman Stockholm Üniversitesinden Fiziksel Biyolojide Ph. D. Unvanına sahiptir ve Seattle’deki Washington Üniversitesi’nde Kıdemli Araştırmacı ve WHO için kanser uzmanı olarak çalışmıştır. Kozmik Hayat Ağacına dayanan biyolojik evrimin yeni teorisini sunan bir kitap olan The Purposeful Universe (Inner Traditions, 2009) kitabının yazarıdır. Şu anda online Uluslar arası Metafizik Üniversitesinde eğitim vermektedir (http://www.intermetu.com).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maya takviminin sona erişinden söz ettiği ilk konuşmasını 1979’da yaptı ve Maya takviminin anlamını incelemiş olan tek profesyonel bilim adamıdır (birçok profesyonel Mayacı da takvimi inceledi, ancak bunların gerçekliği biyolojik ve tarihsel evrime dayanmıyor). Zamanımızın En Büyük Gizemini Çözmek: Maya Takvimi (Garev, 2001) ve Maya Takvimi ve Bilincin Dönüşümü (Inner Traditions, Akaşa, 2004) kitaplarının yazarıdır. Web sitesi: &lt;a href="http://www.calleman.com"&gt;www.calleman.com&lt;/a&gt;, ve ayrıca şu web siteleri ile bağlantılıdır: &lt;a href="http://www.mayanmajix.com"&gt;www.mayanmajix.com&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://mayaportal.lucita.net"&gt;http://mayaportal.lucita.net&lt;/a&gt; ve &lt;a href="www.shiftoftheages.com"&gt;www.shiftoftheages.com&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Notlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Tortuguero anıtı üzerine makalemi şu linkte görebilirsiniz:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2009/10/6-tortuguero-ant-ve-maya-bitis-tarihi.html"&gt;http://mayatakvimi.blogspot.com/2009/10/6-tortuguero-ant-ve-maya-bitis-tarihi.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;** Bilinçli Kavuşum tzolkin günlerine dayanmaz, dokuz dalganın fraktal zaman hızlanmasına dayanır. Buna rağmen, hala olayın tzolkin gününe dikkat edebiliriz. Bu nedenle 17 Temmuz 2010 13 Eb’dir, tipik olarak Yol veya Çimen olarak tercüme edilen çok gizemli burçlardan biridir ve bu nedenle 13 rakamı ile beraber geldiği için  bu gün Eb burcunu çok tipik olarak temsil etmektedir. Yol genellikle yaşamın yoluna veya kozmik piramide çıkan yola değinir ve çimen halktan gelen anlamına gelir. Bu burçta doğan insanlar tipik olarak gelecekteki yedi nesli düşünen, iyi şeyler yapan, ama kendileri için sahne ışığı aramayan insanlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*** Bu, Uyumlu Kavuşumun orijinal olarak Tony Shearer ve José Argüelles tarafından anlaşıldığı şekil değildir. Tarihleri ilk kez öngören Yerli Amerikalı Shearer Uyumlu Kavuşumu MS 843’te başlayan On Üç Cennetin ve 1519’da Vera Cruz’da karaya çıkan Hernan Cortez’i takip eden Dokuz Cehennemin (52 yıllık periyot) bitiş noktası olarak gördü ve Argüelles bu taslağı Maya Faktörü’nde (The Mayan Factor) ilerletti. Bu, 16 – 17 Ağustos 1987’deki (1 Timsah ve 2 Rüzgar) Uyumlu Kavuşumun tarihlerini sezgisel olarak saptamaya rehberlik eden bir kehanet olarak iyi hizmet etmiş olabilir, ama benim görüşüme göre ise neden bu tarihlerin enerjisel olarak önemli olduğunun teorik anlayışına güçbela hizmet ediyor. Bu nedenle, Uyumlu Kavuşum bilimsel olmak yerine daha çok mitolojik olarak tanımlandı, çünkü o zamanlar Maya takviminin gerçek temelinin bilgisi neredeyse mevcut değildi. Şimdi Maya kaynaklarından 13 + 9’un lineer bir diziliş olarak kabul edilmediğini, Dokuz Altdünyanın her birinin On Üç Cennetten yapılmış olduğunu biliyoruz (Bu nedenle, Maya Chilam Balam Kitaplarına göre “zamanın dokuz tanrısı (Bolon-ti-ku) zamanın on üç tanrısını (Oxlahun-ti-ku) ele geçirdi” yani yaradılışın bütünsel bir piramit yapısı var lineer değil. İnsanlar farkında olsun ya da olmasın, Büyük Patlama’dan bu yana kozmosun tüm evriminin de ayrıntılı haritası Maya takviminin ışığında titizlikle çizildi ve muazzam miktarda deneysel kanıtlarla doğrulandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**** Muhtemelen ben kendim Evrensel dalga hareketinin başlangıç tarihi ile ilgili hakim olan karışıklığa katkıda bulundum ve bunun için farklı zamanlar verdim. Bildiğimiz şey, takvimin dokuz dalga hareketine göre geliştiğidir, en uzun olan evrenin doğumuna kadar geri gider ve hepsi birbirinden yirmi faktörü ile farklılaşır. Kehanetsel Maya takviminin bu tür fraktal görünüşüne göre, dokuzuncu dalga 13 farklı uaxaclahunkin (18 gün) periyotlarından oluşan sadece 234 gün uzunluğunda olacaktı. Buna  göre, dokuzuncu dalganın başlangıcı 9 Mart 2011 ve ondan önceki dalga (Bilinçli Kavuşum) 17 Temmuz 2010’a denk gelir. Bunlar önemli frekans artışlarını ve zamanın hızlanmalarını işaret etmesi beklenen tarihlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farklı hızlarda gelişen tüm dokuz dalganın tam olarak eşzamanlı şekilde tezahür edeceği (28 Ekim 2011, 13 Ahau) tarihe yaklaşırken, bu dalgaların örtüşmesinin oldukça karmaşık modelleri olacaktır. 260 günlük Kutsal Takvim hala sorgulanamaz enerjisel varoluşa sahip olacak ve bu örtüşmenin parçası olarak bunlar 9.9.9’da başlayan yeni dünyanın doğumuna üç aşamalı roketi devam ettirecekler (9 Eylül 2009, lütfen bakınız, &lt;a href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2009/09/999-ve-maya-takvimi.html"&gt;http://mayatakvimi.blogspot.com/2009/09/999-ve-maya-takvimi.html&lt;/a&gt; ). Bu nedenle, sonraki iki tzolkinin başlangıçlarının tarihleri, 27 Mayıs 2010 ve 11 Şubat 2011 de kozmik plana hizalanmaları kutlamak için önemli tarihler olarak kalacaklar ve Bilinçli Kavuşumun ve asıl dokuzuncu dalganın hazırlığı için potansiyel olarak çok önemlidirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çeviri: Saffet Güler&lt;br /&gt;Düzelti: Fatih Keçelioğlu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/30333461-8789383188565868914?l=mayatakvimi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/oFJEEB6lVMn82GQt2FKSwYm76n8/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/oFJEEB6lVMn82GQt2FKSwYm76n8/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/oFJEEB6lVMn82GQt2FKSwYm76n8/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/oFJEEB6lVMn82GQt2FKSwYm76n8/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/eGUEp/~4/gDiIiorXgkY" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/feeds/8789383188565868914/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2010/05/bilincli-kavusum-birlik-dalgas-17-18.html#comment-form" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/8789383188565868914?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/8789383188565868914?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/eGUEp/~3/gDiIiorXgkY/bilincli-kavusum-birlik-dalgas-17-18.html" title="Bilinçli Kavuşum, Birlik Dalgası 17-18 Temmuz 2010:" /><author><name>Fatih Keçelioğlu</name><uri>https://profiles.google.com/105834459564252892897</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh4.googleusercontent.com/-4J78Z_wYK2U/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAb4/85fviSuBqDI/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/S9wMpw0GElI/AAAAAAAAARo/47cMRI1cwMU/s72-c/9+dalga.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://mayatakvimi.blogspot.com/2010/05/bilincli-kavusum-birlik-dalgas-17-18.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DU4DSHc_eyp7ImA9WxBSFEU.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-30333461.post-9105270121301463670</id><published>2009-12-21T18:35:00.006+02:00</published><updated>2009-12-22T15:19:39.943+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-12-22T15:19:39.943+02:00</app:edited><title>Galaktik Altdünyanın Altıncı Gecesinin Başlangıcı, 8 Kasım 2009</title><content type="html">Galaktik Altdünyanın altıncı gecesinin (8 Kasım 2009 – 2 Kasım 2010) detaylarına girmeden önce Maya takvimini anlamaya dair bazı temel noktaları açıklamam gerektiğini düşünüyorum, çünkü bu konudaki mevcut görüşler birbirinden çok farklı olabiliyorlar. Mesela Maya takviminin bitiş tarihinin sadece eski bir döngünün sonu ve yeni bir döngünün başlangıcı olduğuna inananlar var. Ben ise bir döngünün basitçe tekrar etmesinden çok daha büyük bir şeye yaklaştığımızı düşünüyorum. Kozmik planın dokuz evrimsel seviyesinin eşzamanlı bir şekilde tamamlanacağı zaman noktasına doğru ilerlediğimizi gösteren karşı konulamaz miktarda kanıt vardır. Bu kadim zamanlardan kalan ve son tarihte ne olacağını açıklayan tek Maya yazıtı olan &lt;a href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2009/10/6-tortuguero-ant-ve-maya-bitis-tarihi.html"&gt;Tortuguero anıtı &lt;/a&gt;ile tutarlıdır. Buna göre biz yeni bir döngünün başlangıcına veya yeni bir değişime yaklaşmıyoruz, aksine tüm değişimlerin sonuna, tüm evrimin sadece onun için bir hazırlık olduğu, bizi adım adım yükselttiği bir noktaya doğru yaklaşıyoruz. Tüm değişimlerin sonu ile uyumlu ve sonsuz barışın hüküm sürdüğü bir Dünyanın temeli, ancak böyle makul olarak atılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka bir deyişle, şu anda olmak üzere olan, evren tarihinde daha önce hiç olmamış olan bir şey olacak. Belki de bu, nedeni kısmen bilinemez olan ve şu anda geniş kitlelerdeki insanları yönettiğine inandığım, giderek artan inkâr etme davranışına neden oluyor. Sosyo ekonomik ilişkilerimizdeki devasa değişimler ile yüzleşmek yerine (insan bilincindeki herhangi bir değişim ilişkilerimizdeki bir değişim anlamına da geleceğinden) pek çok insan belirli bir tarihte sözüm ona gerçekleşecek olan fiziksel veya astronomik bir olayı hayal etmeyi tercih ediyorlar. Gerçekte Maya takvimi tek bir günde olacak olan bir olayla ilgili değildir, aksine bilinçte değişimler yaratan takvimsel enerjiler arasındaki kuantum sıçramalarının tanımlandığı bir ilahi planın tarifidir. İnsan bilinci bu plana uygun olarak yaratılış sürecinin gerçek son tarihi olan 28 Ekim 2011’e gelene kadar adım adım dönüşmeye devam edecektir. Bu tarihte evrenin en yüksek kuantum haline ulaşılacaktır (13.13.13.13.13.13.13.13.13 13 Ahau) ve uyumu bozan değişimler sona erecektir. Bariz bir şekilde, henüz orada değiliz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bilincin evrimi planında şimdi dokuz Altdünyadan sekizincisi olan Galaktik Altdünyanın altıncı gecesine girdik (8 Kasım 2009). Eğer benim Maya takvimini anlayışım doğru ise bu gece içerisinde insanlık tarihinin gelmiş geçmiş en büyük bilinç dönüşümüne şahit olacağız. Bunun heyecan verici yanı, yeni bir dünyanın nasıl doğacağının görece net bir resminin nihayet görünür olmasıdır. Diğer taraftan giderek netleşen başka bir şey bu doğumun çok emek isteyen bir şey olacağıdır. Bundan dolayı önümüzdeki zorlukların her ne kadar şu anda öyle gözükmese de aslında bu yeni dünyayı nasıl getirdiğini anlamak her zamankinden daha önemlidir. Eğer insanlar bu yeni dünyanın nasıl doğacağını gerçekçi bir şekilde anlarlarsa gelecek için umut duyabilirler ve bu sadece birşeylerin olacağını zannetmekten daha iyidir. Ne yazık ki Maya takvimine pek çok kafa karışıklığı egemendir ve kendini bu konuda uzman olarak tanıtan kişiler, tezahür etmekte olanın dokuz kozmik güç olduğunu belirten kadim Maya bilgisini inkâr etmektedirler. Neden yeni bir dünya doğacağının açıklaması bu dokuz kozmik gücün tezahüründe yatmaktadır.&lt;br /&gt;Bu yüzden önümüzdeki dönemde ne olacağı sadece Galaktik Altdünyanın altıncı gecesi ile anlaşılamaz. Üst üste binen döngülerin kozmik evrim tasarımında en üst seviye olan dokuzuncu döngü için yaptığı hazırlık; Evrensel Altdünya (şekle bakınız) altıncı gecenin enerjisi ile beraber ele alınmalıdır. Bu üst üste binmeden ve zamanın özellikle de son Altdünya ile hızlanmasından dolayı yaklaşan dönemin, sıra dışı şekilde yoğun olması dışında enerjiler bakımından oldukça karmaşık olacağını da düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/SjkAUZUn3dI/AAAAAAAAAOk/Ts6BtvnGlag/s400/Galaktik+AltdÃ¼nya.png"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 279px; CURSOR: hand" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/SjkAUZUn3dI/AAAAAAAAAOk/Ts6BtvnGlag/s400/Galaktik+Altd%C3%BCnya.png" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/Sy-mc894ZDI/AAAAAAAAAQ4/jgBnWA3Ipnk/s1600-h/Galaktik+AltdÃ¼nya.png"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Ben bu yazıyı yazarken (26 Ekim 2009) altıncı gündüzün son kısmı devam ediyor ve Galaktik Altdünyada tohumdan olgun meyveye giden süreçte altıncı gece öncesinde ki çiçeklenme sürecindeyiz. Daha önceki bir makalemde tahmin ettiğim gibi bazı ekonomistler küresel ekonomik durgunluğun (veya en kötü döneminin) sona erdiğini söylüyorlar. Ancak şu anda dünyada devam eden başka pek çok şey bunu kesinlikle yalanlıyor ve aksine bunlar benim &lt;a href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2009/06/maya-takviminin-21-aralk-2012de-sona.html"&gt;daha önce yaptığım bir tahmin &lt;/a&gt;ile daha uyumlular. Bu tahminde özellikle Amerikan Dolarının değerinin düşüşünü öngörmüştüm (8 Kasım, 2009 Üstdünyalardaki enerjilerde kuantum değişiminin gerçekleştiği tarih, ancak bu yeni enerjinin dünyaya tam olarak ne zaman ineceği her zaman biraz muğlâklık içerir). Bu tahmin gecelerde, özelikle de bir Altdünyanın ikinci yarısında en azından ekonomik büyümenin yavaşlamasını getirdiği gözlemine dayanıyordu. Mesela böylesi bir yavaşlamanın önümüzdeki gecede gelişine dair bir işaret, altına yapılan hücum ve sihirli USD 1000/ons limitini geçmesi olarak görülebilir. Ayrıca bir insider trading indeksi, ABD Dolarının gerçek stok değeri hakkında bilgili insanların onun çok fazla aşırı değerli göründüğünü düşündüklerini ortaya koyuyor. En önemlisi dünyanın hemen hemen her köşesinden giderek yükselen sesler, petrodolar sisteminin değiştirilmesini ve ABD dolarının dünyanın para birimi olmaktan çıkarılmasını talep ediyorlar. Bu çeşitli göstergeler krizin bitmediğini, aksine özelikle borcu yüksek Batı için ekonomik düşüşün kaçınılmaz olduğunu gösteriyor. Görünen o ki yatırımcılar kâğıt ve dijital değerlerdeki varlıklardan kaçıyorlar ve bu tam da Galaktik Altdünyanın bu son safhasında beklememiz gereken bir şey. Şimdi soyut ekonomik değerlerden somut ekonomik değerlere geçişe yol açan bir bilinç dönüşümü gerçekleşiyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Dolayısıyla dünya ekonomisinde olanın geçici bir krizden çok daha büyük ve köklü olduğunu düşünüyorum. Gerçekleşenler Galaktik Altdünyanın getirdiği bilinç dönüşümünün direk bir sonucudur. Bana göre bilinç, öncelikle kozmosun pek çok farklı seviyesinde var olan ve bu farklı seviyelerde eşzamanlı değişimler getiren Dünya Ağacı ile ilgilidir. Bunun anlamı hayatlarımıza yeni yönler veren bilinç değişimlerinin dünyayı ve toplumun genelini de direk olarak etkilediğidir. Bilinçte bir değişim sadece kafalarımızda olan bir şey değildir ve aynı zamanda dünya ile olan ilişkimizde de gerçekleşir. Eğer bu iddia doğruysa, altıncı gecenin başlangıcı ile soyut değerlerden daha büyük bir kaçış görmeliyiz ve bu değişim batının, özellikle de dünyanın bankacılık aktivitelerinin çoğunu yöneten ve finans merkezleri olarak duran ABD ve İngiltere’nin ekonomilerini vuracaktır. Şu anda bu uluslar ve özellikle Amerika Birleşik Devletleri o kadar büyük borç içinde ki ekonominde neden yeni bir düşüş olacağını açıklamaya gerek bile yoktur. İhtiyaç duyulan tek şey bir tetikleyici olaydır. Bu çöküşü ne tetiklerse tetiklesin medya bunun üzerine tüm dikkatleri çekecektir. Ancak bu çöküşün daha derin nedenleri Maya takvimi ile anlaşılabilir çünkü o insan zihninin kozmik enerjilerde ki değişimlerden nasıl etkilediğini açıklamaktadır. Maya takvimi bakış açısından ekonomik büyümenin duruşu, Maya takviminin sonu (veya yeni bir dünyanın başlangıcı diyebilirsiniz) ve ekonomik döngülerin sonuna doğru adım adım gidişi yansıtmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Eğer ekonomik kriz yeni bir dünyayı yaratan sürecin bir parçası ise bu krizin ne kadar derin olacağını sormak yerinde olacaktır. Her ne kadar kâğıt paranın özellikle de Amerikan Dolarının değer kaybına uğrayacağı açık olsa da bunun sonuçlarının nerelere varacağı sorusunun cevabı hala bilinmemektedir. Bence bu sadece doğacak olan yeni dünyanın doğası incelendiğinde anlaşılabilir. Ancak konu buraya geldiğinde danışabileceğimiz bir Maya kaynağı yok gibi gözükmektedir. Maya kaynakları takvimin sonunda Dokuz Altdünyanın tezahür edeceğini söylemektedir ancak bundan sonra ne olacağını anlatan herhangi bir kadim yazıt yoktur. Bu kaynak eksikliğinden dolayı konuya dair bir şeyler söyleyen İncil ve Kuran gibi semavi dinlerin kaynaklarına bakmayı öneriyorum. Eğer bunları Maya takviminden anladıklarımız ile bir araya getirirsek yaklaşmakta olanın ne olduğunu anlayabileceğimizi hissediyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Mesela Kuran’ın 82. Suresi 17-19 ayetlerinde şöyle yazmaktadır: “Ve Kıyamet Gününün ne olduğunu sana bildiren nedir? Evet, Kıyamet Gününün ne olduğunu nasıl anlayacaksın? Bir gündür ki o, bir ruh bir başka ruha hüküm edemeyecektir. O gün hâkimiyet yalnız Allah'ındır.” Burada anlatılan hâkimiyetin sona erişinin bir birlik bilinci ve beraberinde tüm varlığımıza ve geçmiş eylemlerimize bir saydamlık getirecek Evrensel Altdünyayı kastetmiş olabileceğini düşünüyorum. Eğer buna ciddi bakarsak insanların başkalarına hâkim olmasına yol açan tüm zincirlerin bunun öncesinde kırılması demek olduğunu görürüz. İncilin son kitabı olan Vahiyler Kitabı 21:4-5 yine doğacak olan yeni bir dünyadan bahseder: “Ve Tanrı onların gözlerinden tüm yaşları silecek; artık ne ölüm ne üzüntü, ne ağlamak ne de daha fazla acı kalacak: çünkü artık geçmiş geçmişte kalacak. Ve tahtta oturan şöyle dedi: İşte bakın her şeyi en baştan yapıyorum.” Görünüşe bakılırsa bu, yeni dünya doğmadan önce geçmişe bağlı tüm zincirlerin kırılması gerektiği anlamına geliyor. Toparlamak gerekirse, yeni bir dünyanın doğması için öncelikle kendimizi geçmişin zincirlerinden ve aynı zamanda diğer insanlarla aramızda ki zincirlerden kurtarmalıyız. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bazıları için bu değişimler o kadar büyük gözükebilir ki dünyayı alt üst edecek bu değişimleri hayal etmektense dünyanın sonunu hayal etmek daha kolay gelecektir. Ve kesinlikle bugün güç sahibi olan çok fazla sayıda insan da yaklaşmakta olan eşitlik ve uyum getirecek değişimleri görmek istemiyorlar. Ve bunlar ekonomik çöküşün ne kadar zor olacağı hakkında bir bilgi veriyor. Mesela para tamamıyla yok mu olacak? Bence para dünyayı artık geçmişe zincirleyemeyecek kadar ortadan kalkacak. Pratikte karlı yatırımları düşünmek anlamsız olacak çünkü doğan yeni dünya soyut değerlerin biriktirilmesine dayalı bir büyüme ekonomisi olmayacak. Yeni dünya aslında daha çok paylaşıma ve toplumun tüm üyelerine iyi bakmaya odaklı olacak. Bu Evrensel Altdünyanın getireceği ve pek çok zorluk ve karışıklıktan sonra oturacak olan birlik bilinci ile gelecek. Daha acil olan altıncı gece zaman diliminde ise bu dönüşümün pratik ifadeleri sınanmalı ve uygulanmaya konulmalıdır. Bu şu anki dünyanın bakış açısından imkânsız gözükmektedir. Ancak unutmamalıyız ki sonsuza kadar aynı kalacak insan doğası diye bir şey yoktur ve gerçekliği algılamamız ve yaratmaya kadir olduğumuz şey farklı Altdünyalarda her zaman değişmektedir. Bölgesel, Ulusal, Gezegensel ve Galaktik Altdünya insanlarının yaşama bakış açısı tamamen farklıdır ve Dokuzuncu Evrensel Altdünya bilincin evriminde taç olacak adımı getirirken Evrensel İnsanoğlu ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla bu insan dünyayı daha farklı algılayacak ve öncekine kıyasla farklı nitelikler taşıyacaktır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Peki, sonuçta kendisine bakma yetisine sahip olan, her şeyin birliğini gören ve yaratılışın tüm meyvelerini paylaşan bir insanoğlundan böylesine bir değişim pratik anlamda nasıl gelecek? Yaşam deneyimimizin böylesine bir şekilde değişmesi, bir zamanlar Berlin Duvarının yıkılmasının olduğu kadar imkânsız görülecek. Ancak Berlin Duvarının yıkılışının insan zihninde ki batı-doğu kutupluluğunun aşılmasını yansıtması gibi, özellikle batı zihninin yarattığı dâhili ve harici duvarların aşılmasının sonucu olarak yeni bir dünya doğacak. Dolayısıyla özellikle altıncı gecenin ilk yarısında dünya ekonomisi giderek yavaşlayacak ve ABD nüfusunun tüketimi, dünyanın endüstriyel motorlarının çalışmaya devam etmesini sağlayamayacak. Ve bu krizin direk olmayan etkilerinden dolayı dünyanın her bir köşesi bundan etkilenecek. Bu düşüşte pek çok insanın zihninde şafak sökecek ve eski büyüme ekonomisini canlandırmanın imkânsız olduğunu ve “eskisi gibi iş başı yapmanın” asla gerçekleşmeyeceğinin fark edileceği bir noktaya gelinecek. Bu noktada insanların gündelik hayat gerçekliğinde hayatta kalmalarını sağlamak için son derece radikal sosyo ekonomik çözümler bulmak gerekecek ve aynı zamanda bu durumu yaratanın ekonomik ilişkilerin doğası ve geçmişin ekonomik zincirleri olduğu bariz olarak ortaya çıkacak. Mesela ekonomik olarak önemli bir yere sahip ülkelerde ki nüfusun büyük bir çoğunluğunun ipoteklerini ödeyememeleri durumunda ne olacağını sormalıyız? O zaman bu insanlar geniş kitleler halinde evlerini terk edecek ve sokaklarda yaşarlarken bankalara ait olan boş evler öylesine duracaklar mı? Bu durum Detroit’in bazı araba üretim varoşlarında gerçekleşti bile. Yani bu senaryo kuramsal değildir, sınırlı bir ölçekte gerçekleşmiştir bile. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Büyük ihtimalle olacak olan, insanların evlerinde oturabilmek için bankalara ödeme yapmak zorunda kalmamaları için tüm borçların silinmesi taleplerinin yükselmesidir. Belki de bu daha büyük bir ölçekte dünyayı dengelemek adına ulusal borçların silinmesi için baskı oluşmasına yol açacaktır. Eğer borçlar üzerinde böylesine bir silinme gerçekleşirse bu aslında paranın şu anda var olan gücünü iptal etmek anlamına gelir. Bu artık geçmişin köleliği altında olmayan bir ekonomik sisteme geçiş anlamına gelir. Bu aynı zamanda para borç almaya dayalı büyüme ekonomisinde büyük bir duraklama anlamına gelecektir. Bunun yerine insanların şu andaki ihtiyaçlarının giderilmesine vurgu yapılacaktır (yani geçmişin zincirlerinin kırılmasından bahsediyoruz). Bunun elbette bir devrimden aşağı kalır bir yanı yok ve dünya ekonomileri şu anda derin bir şekilde birbirine bağlı olduğu için büyük ihtimalle dünya çapında bir devrimden bahsetmek gerekecek. Bu büyük ihtimalle ABD’den başlayıp dünyanın geri kalanına yayılacak. Dünyanın sosyo ekonomik sisteminin bu kadar devasa bir şekilde dönüşmesi büyük ihtimalle 17 Temmuz 2010 (Kozmik Kavuşum)* ve Galaktik Altdünyanın Yedinci Gündüzünün başlangıcı (3 Kasım 2010) arasında gerçekleşecek. Doğal olarak bu dünyanın özelikle Ulusal ama ayrıca Gezegensel Altdünyalardan miras aldığı tüm hâkim olmaya dayalı sistemlerin geri tepmesi olacak. Doğal olarak bu tüm sistemlerin geri tepmesi olacak. Enerji bazında konuşursak, bu 17 Temmuz – 3 Kasım 2010 arasında ki dönem, erken Evrensel Altdünya ile Galaktik Altdünyanın üst üste binmesi ile yaratılacak**. Bu devrimsel zaman aralığı yönetimsel ve ulusal otoritelerin düşüşü (sadece tek bir hükümetin değil, insanlığı Ulusal Altdünyadan miras aldığı yönetimsel otoritenin) ile sonuçlanacak. “Bir ruhun bir başka ruha hüküm edecek güce sahip olamayacağı bir zamanda” hükümetlere ve ulusal sınırlara neden ihtiyacımız olduğu sorusu ciddi şekilde sorulacaktır. Kozmik Kavuşumdan Galaktik Altdünyanın başlangıcına kadar olan bu süreç için vizyonum insanlığın yarattığı uygarlığın bütünsel bir tadilatıdır. Bu aynı zamanda bireysel boyutta da yolları seçmenin zamanıdır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Peki, neden bu 17 Temmuz 2010 – 2 Kasım, 2010 o kadar büyük bir devrimsel bir dönüşüm getirsin? Bu döneme paralel olan iki geçmiş dönem var ki bunlar gerçekten dikkate değer. Bir tanesi 1498-1617 arasında ki Rönesans, Vatikan’ı dünyasal gücün nihai kaynağı olarak gören feodal sistemin yerini modern döneme bıraktığı dönemdi. Diğeri ise devrimsel bir demokrasi dalgası getiren (Berlin Duvarının yıkılışı dâhil olmak üzere) ve dünya yarıkürelerinin daha fazla ayrı olmaması ile sonuçlanan 1986-1992 dönemi. Bu iki devrimsel dönemin aynı zamanda maneviyatın yeni ifadelerini de getirdiğini de fark edebiliriz. Birinci dönemde Reformasyon ve ikincisinde ise Uyumlu Kavuşum*** bir şekilde günümüzün derleme (eklektik) maneviyatının başlangıç noktası oldu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bence bu 17 Temmuz ve 3 Kasım 2010 arasında ki devrimsel dönüşümün kanlı olup olmayacağı bir soru işaretidir. Ancak açık olan bir şey var ki insanlar ikiye bölünecekler ve ya gelen enerjilerle akmak isteyecek ve yeni bir dünya yaratmak isteyecekler ya da bunlara direnç göstererek geçmişin sistemine dönmek isteyerek ona tutunacaklar. Bu değişime insanların vereceği tepki aynı zamanda Maya takvimini ve kozmik planı nasıl anladıklarına da bağlı olacak. Şu anda sadece küçük çaplı bir insan topluluğu onun dokuz kozmik gücün tezahürü ile ilgili olan gerçek formunun farkında. İnsanların çoğunluğu ise aslında gelmekte olana dair herhangi bir bilinçli işareti asla görmeyecekler. İnsanlar bu büyük çaplı değişimlerin ilahi bir plandan kaynaklandığını ne kadar anlarlarsa o ölçüde bir manevi uyanış gerçekleşebilir. Bu olduğunda insanlar etraflarındaki değişimlere bakarken onları hâkim olan medyanın sunacağı şekilde anlamsız kaotik olaylar olarak görmeyeceklerdir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bütün bu olanların bilincin evrimine katılım gerektirdiğini düşündüğümüzde, insanların Maya takviminin tek bir günde olacak olan (21 Aralık 2012) “kutupların yer değiştirmesi”, “Gezegen X (Marduk)”, “dünyanın sonu” veya “bilincin değişimi” ile ilgili olduğuna inanması çok büyük bir tehlike arz etmektedir. Bu özünde dinsel veya batıl inanç temeline dayanan, son derece naif bir şekilde değişimin gökten zembille ineceğine inanılan ve insanların birlik bilinci ile sonuçlanacak bir sürece aktif ve bilinçli katılımlarını yok sayan bir görüştür. Gerçekte Maya takviminin bilinçte ki ardışık değişimleri gösterdiğini kanıtlayan karşı konulamaz miktarda kanıt vardır. Bu değişimler 17 Temmuz 2010 ile daha yüksek bir frekansta tezahür etmeye başlayacakları gibi Evrensel Altdünyanın başlayacağı 8 Mart 2011ile daha da yüksek bir frekansta tezahür edeceklerdir (Çevirenin notu: Calleman ile anlaşamadığımız ender noktalardan birisi budur. Bana göre Evrensel Altdünya 11 Şubat 2011 tarihinde başlayacaktır). Ancak 28 Ekim 2011 tarihi ile beraber değişimler sona erecek ve barış milenyumuna temel olacak olan birlik bilinci oturacaktır. Bu frekans artışı aynı zamanda tüm hâkimiyet sistemlerinin tadilatının nasıl o kadar kısa sürede gerçekleşebileceğini de açıklamaktadır. Vermek istediğim bir tavsiye, etik yaşam ve hakikati söylemek dışında dokuzuncu seviye ile akarak yaşamayı da öğrenmektir. (&lt;a href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2009/09/999-ve-maya-takvimi.html"&gt;http://mayatakvimi.blogspot.com/2009/09/999-ve-maya-takvimi.html&lt;/a&gt;). Irmağın ortasında ve yeni dünyanın yaratılışına odaklı kalın! &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Carl Johann CallemanBerlin, 26 Ekim, 2009 (9 Lamat) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;* Önce ki kitaplarımda Evrensel Altdünyanın süresi konusunda bocalamıştım ve bazen onun 260 günlük tzolkin döngüsünden ibaret olduğunu düşünürken bazı zamanlarda Galaktik Altdünyanın yirmide biri yani 13 x 18 = 234 gün oluğunu düşünmüştüm. Şimdi son dönüşüm senaryosuna yaklaştıkça Evrensel Altdünyanın 234 gün olduğu fikri üzerine daha çok eğilmeye başladım ve başlangıcını 8 Mart 2011 ve öncü Evrensel Altdünyanın başlangıcını 17 Temmuz 2010 olarak görmeye başladım. Bununla ilgili belirsizliğin nedeni her ne kadar mantıklı olan bu olsa da böylesi bir 18 günlük oxlahunkin dönemi tanımlayan bir kadim Maya kaynağının olmamasıdır. Diğer taraftan kadim Mayalar yeni bir dünyaya geçişle ilgilenmek zorunda değillerdi ve bunu görmezden gelmiş olabilirler, ancak bu bizim için hala önemli. Ancak yine de Mayaların bir döngüyü ve gerçekliğe etkisini nasıl takip ettiklerine dair elimizde bir örnek var. Bu Klasik Maya zamanında takip edilmeyen, çünkü büyük ihtimalle etkileri güçlü şekilde hissedilmeyen 13 katundan oluşan Kısa Sayımdır. Fakat daha sonraları Klasik Sonrası dönemde bu kısa sayımların etkileri o kadar güçlü oldu ki Mayalar Uzun Sayımı bırakarak takvimlerinde bunu esas almaya başladılar. Yani eğer Klasik dönemde yaşayan Mayalar takvimlerini Kısa Sayımlara dayamıyorlarsa, bu 18 günlük bir döngüyü dikkate almak için daha az nedenleri olmasından kaynaklanıyordu. Çünkü onlar için bu döngülerin etkileri ancak çok uzak bir gelecekte anlamlı olacaktı.&lt;br /&gt;** Burada olan şey Tzolkin’de ki trecana ve uinal gibi Galaktik Altdünyayı 13 ve 20 ile bölerek üretilen zaman periyotlarının üst üste binmesidir. Eğer 4680 günlük Galaktik Altdünya 13’e bölünürse 360 günlük gündüzler ve geceler ortaya çıkar, ama eğer 20’e bölünürse 234 günlük dalga hareketleri ortaya çıkar.&lt;br /&gt;*** 17-18 Temmuz için tarihleri verilen Kozmik Kavuşum direk olarak Uyumlu Kavuşumun direk paralelidir. Uyumlu Kavuşum Galaktik Altdünya için ne idiyse Kozmik Kavuşum Evrensel Altdünya için o olacak. Bunun anlamı Kozmik Kavuşumun 1986 yılındakine benzer şekilde, sadece politik bir dönüşüm sürecinin başlangıcı değil, aynı zamanda daha sonra Evrensel Altdünyada tam olarak tezahür edecek bir manevi uyanış rüzgârının ilk esintisini getirecek olmasıdır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çeviren: Fatih Keçelioğlu &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/30333461-9105270121301463670?l=mayatakvimi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/RhDEMsXP5sjisglGSuD1JXj7-iY/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/RhDEMsXP5sjisglGSuD1JXj7-iY/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/RhDEMsXP5sjisglGSuD1JXj7-iY/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/RhDEMsXP5sjisglGSuD1JXj7-iY/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/eGUEp/~4/EVosF7JGZyk" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/feeds/9105270121301463670/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2009/12/galaktik-altdunyann-altnc-gecesinin.html#comment-form" title="4 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/9105270121301463670?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/9105270121301463670?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/eGUEp/~3/EVosF7JGZyk/galaktik-altdunyann-altnc-gecesinin.html" title="Galaktik Altdünyanın Altıncı Gecesinin Başlangıcı, 8 Kasım 2009" /><author><name>Fatih Keçelioğlu</name><uri>https://profiles.google.com/105834459564252892897</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh4.googleusercontent.com/-4J78Z_wYK2U/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAb4/85fviSuBqDI/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/SjkAUZUn3dI/AAAAAAAAAOk/Ts6BtvnGlag/s72-c/Galaktik+Altd%C3%BCnya.png" height="72" width="72" /><thr:total>4</thr:total><feedburner:origLink>http://mayatakvimi.blogspot.com/2009/12/galaktik-altdunyann-altnc-gecesinin.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D0cGQns8eip7ImA9WxBTEE4.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-30333461.post-9022052538580679713</id><published>2009-12-05T19:39:00.001+02:00</published><updated>2009-12-05T19:43:43.572+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-12-05T19:43:43.572+02:00</app:edited><title>Maya Takvimi Portalı 2012’i Doğru Anlaması İçin Hollywood’a Çağrıda Bulundu</title><content type="html">Dünyanın en büyük Maya Takvimi web portalı, dünya çapında ki “2012” izleyicilerine filmin sunduğu kıyamet ve dünyanın sonu mesajları yerine olumlu bir mesaj veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Roland Emmerich'in özel efektlerle dolu yapımı 2012 insanlığın binyıldır süren Dünyanın Sonu yarışında son dönemeci dönmesini sağladı. Ama pek çok insan için bu yarış yanlış bir yöne doğru yapılıyor. 2012 fenomenine çok daha dengeli ve olumlu bir şekilde yaklaşan Maya Takvimi Portalı, Hollywood’a yaptığı çağrıda Maya Takvimi çerçevesinde yaşanan değişimlere önderlik etmesini ve modern toplum için takvimin mesajını doğru ulaştırmasını istiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mayalarla ilgili ve büyük bütçeli bir diğer film olan Mel Gibson'un Apocalypto’su (2006) ile karşılaştırıldığında, 2012 filmi bu kadim kültürün bize bıraktıkları ile ilgili olarak çok daha büyük bir yanlış yorumlama hatasına düşüyor. Bu sefer Maya takvimine yapılan tacizin altında yatan dini bir motivasyon değil, sadece kitlelerin eğlenmesi ve gişe hâsılatı elde etmek. Ve 2012 tsunamisini yaratan sayısız hayatta kalma web sitesi guruları ve hatta evinizin altında konserve besinlerden hayatta kalma setlerine kadar donanımlı sığınaklar kuran emlakçılara kadar gidiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Türkiye ve Dünya’da GDO’lu gıdalar, demokratik açılımlar, küresel ısınma gibi bu kadar çok ciddi ve önemli mesele varken bu kadar gereksiz korku yaratmaya gerek yok,” diyor Maya takvimi araştırmacısı ve Maya Takvimi Portalı Blog yazarı Fatih Keçelioğlu. "İnsanlar sürekli olarak gelecek endişesi içinde olmaktan tükenmek üzereler; neden onlara bekleyecekleri olumlu bir gelecek sunmayalım ki? Hem de aynı maliyete," diyor Maya Takvimi Portalı Prodüktörü Birgitte Rasine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüksek gişe hâsılatına rağmen izleyiciler o kadar da çok etkilenmiş değiller; bazıları filmi boykot ediyorlar. Maya Takvimi Portalı yoğun bir web trafiğine maruz kalıyor, gelen e-postalar ve sosyal medya platformunda ki takipçileri 2012 fenomeni ve Maya Takvimi ile ilgili objektif bilgi arıyorlar. Film eleştirileri yağmur gibi yağıyor ve insanlar SONY Pictures ve yönetmenden devasa prodüksiyon ve pazarlama kaynaklarını anlamsız tahribat yerine dünyanın yaşadığı çok daha geniş dramayı anlatmak için kullanmalarını ve en azından Maya takvimin anlamını isabetli bir şekilde anlatmalarını istiyor. İzleyici yorumları &lt;a href="http://www.maya-portal.net/reviews/2012" target="_blank"&gt;http://www.maya-portal.net/reviews/2012&lt;/a&gt; adresinde görülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stetson Üniversitesi Latin Amerika Çalışmaları Program Yöneticisi Robert Sitler, filmi eleştirirken "Maya’nın yanlış yorumlanması 2012 fenomeni ile uç noktasına vardı ve artık Maya Uzun Sayım takviminin 21 Aralık 2012 tarihi etrafında hızla büyüyen bir sosyal hareket var. Etkileyici bilgisayar yapımı kıyamet görüntüleri ile “2012” filmi daha önce yaşanan Y2K fenomenine göre bu sıra dışı tarihe şüphesiz çok daha büyük bir ilgi çekecek. Ne yazık ki film bu tarihin önemine dair kafa karıştırıcı yanlış bilgiler yığınına katkı yapmaktan öteye gidemiyor," dedi. "Gelecekle ilgili olarak korku yaratmak sorumsuzluktur," diyor Maya uzmanı ve yazar Dr. Carl Johan Calleman. "Maya takviminde asıl olan gelecek için bir umut ve daha iyi veya yenilenmiş bir dünya vardır, bir kıyamet değil."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maya takvimine adanmış önemli bir site olan Mayan Majix’in yöneticisi, Michael Shore "Maya Takvimini kıyamet gününe denk tutan '2012' kutsal Maya takviminin anlamını bozuyor ve saptırıyor. Maya takviminin gerçek anlamı dönüşümle ilgilidir, dünyanın sonuyla ilgili değil," diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün yaşayan Mayalar ise dikkat çekici bir şekilde sessizler ve Hollywood'un pazarlama gücü ile savaşmaktansa kendi işlerine bakıyorlar. Mayayı temsil eden ve resmi bir hükümete tayin edilmiş tek Yerli Halklar Elçisi olan, Guatemala Ulusal Maya Konsülü Lideri Don Alejandro Cirilo Perez Oxlaj, insanlarının batının inatla yapıştığı dünyanın sonu kavramına ne kadar şüpheyle baktıklarını sürekli olarak belirtiyor. Maya’lar için 5,125 yıllık Uzun Sayım döngüsünün sonu, sadece bir sonrakinin başlangıcı demek: 2012’de dünya dördüncü Güneşten beşinci Güneşe geçecek ve pek çok insana göre bunun anlamı daha yüksek bir bilince atılan evrimsel bir adım, yani “çağların değişimi”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünlerde gelen haberlere göre Bay Emmerich 2012 sonrası dünyayı anlatan bir televizyon dizisi yapmayı planlıyor. O ve stüdyosu Maya Takvimi Portalı tarafından desteklenen uluslar arası topluluğun uzmanlığından ve gönüllü işbirliğinden çok iyi faydalanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maya Takvimi Portalı Nedir?&lt;br /&gt;Maya Takvimi Portalı Maya Takvimine adanmış dünyanın en aktif web portalıdır. LUCITÀ tarafından bağımsız olarak kurulan ve desteklenen Portal, Maya Takvimi hakkında bilgiler içerir, sosyal medya platformu ile kişiler ve işletmeler için günlük Tzolkin enerjilerini yayınlar, Maya Takvimi ile uğraşan yazarlar ve diğer kişilerin bloglarını sunar, çatısı altında ki topluluklardan fotoğraf, sanat, müzik ve videolar yayınlar. Maya Takviminin modern toplumda oynadığı rolle ilgili olarak çok geniş bir yelpazeden seslere yer veren bir platformdur. Maya Takvimi Portalı ile ilgili daha fazla bilgi için lütfen &lt;a href="http://www.maya-portal.net/" target="_blank"&gt;http://www.maya-portal.net/&lt;/a&gt; adresini ziyaret ediniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/30333461-9022052538580679713?l=mayatakvimi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/kt7-Op3_gdV4ef29tFuRQb75FJU/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/kt7-Op3_gdV4ef29tFuRQb75FJU/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/kt7-Op3_gdV4ef29tFuRQb75FJU/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/kt7-Op3_gdV4ef29tFuRQb75FJU/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/eGUEp/~4/Z3jhwnFwOvc" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/feeds/9022052538580679713/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2009/12/maya-takvimi-portal-2012i-dogru-anlamas.html#comment-form" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/9022052538580679713?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/9022052538580679713?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/eGUEp/~3/Z3jhwnFwOvc/maya-takvimi-portal-2012i-dogru-anlamas.html" title="Maya Takvimi Portalı 2012’i Doğru Anlaması İçin Hollywood’a Çağrıda Bulundu" /><author><name>Fatih Keçelioğlu</name><uri>https://profiles.google.com/105834459564252892897</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh4.googleusercontent.com/-4J78Z_wYK2U/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAb4/85fviSuBqDI/s512-c/photo.jpg" /></author><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://mayatakvimi.blogspot.com/2009/12/maya-takvimi-portal-2012i-dogru-anlamas.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CkYBR306eSp7ImA9WxNUGEs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-30333461.post-2297500648836852075</id><published>2009-11-10T15:34:00.001+02:00</published><updated>2009-11-10T15:35:56.311+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-11-10T15:35:56.311+02:00</app:edited><title>Hopi Halkından Sözler</title><content type="html">Mayalara yakın bir uygarlık olarak bilinen Hopilerin de yaşadığımız zamanlar için kehanetleri var. Konferanslarımda gelen talepler doğrultusunda bu sözleri paylaşıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok hızlı akan bir ırmak var&lt;br /&gt;Bu akış o kadar vahşi ki korkanlar olacak&lt;br /&gt;Onlar ırmağın kenarına tutunmak isteyecekler&lt;br /&gt;Yerlerinden koparılıyor gibi hissedecekler&lt;br /&gt;Ve çok acı çekecekler&lt;br /&gt;Bilin ki ırmağın bir hedefi var&lt;br /&gt;Atalarımız ırmağın kenarını bırakmamız gerektiğini söyler&lt;br /&gt;Ve ırmağın ortasına dalmamız gerektiğini&lt;br /&gt;Ben derim ki bak orada kim var ve buna sevin&lt;br /&gt;Tarihin bu noktasında hiçbirşeyi kişisel almamalıyız&lt;br /&gt;Şu an ruhsal gelişimimiz tamamlanıyor&lt;br /&gt;Yalnız kurdun zamanı bitti&lt;br /&gt;Bu gece olduğu gibi biraraya gelin&lt;br /&gt;Ve mücadele kelimesini sözlüklerinizden çıkarın&lt;br /&gt;Yaptığımız herşey kutsal bir tavır ile yapılmalı&lt;br /&gt;Ve kutlama içinde&lt;br /&gt;Beklediğimiz insanlar biziz&lt;br /&gt;Ahoy!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/30333461-2297500648836852075?l=mayatakvimi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/dgC2oF-3F0_jOIItQL2m2kn3z04/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/dgC2oF-3F0_jOIItQL2m2kn3z04/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/dgC2oF-3F0_jOIItQL2m2kn3z04/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/dgC2oF-3F0_jOIItQL2m2kn3z04/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/eGUEp/~4/EpTKiNHd1XQ" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/feeds/2297500648836852075/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2009/11/hopi-halkndan-sozler.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/2297500648836852075?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/2297500648836852075?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/eGUEp/~3/EpTKiNHd1XQ/hopi-halkndan-sozler.html" title="Hopi Halkından Sözler" /><author><name>Fatih Keçelioğlu</name><uri>https://profiles.google.com/105834459564252892897</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh4.googleusercontent.com/-4J78Z_wYK2U/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAb4/85fviSuBqDI/s512-c/photo.jpg" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://mayatakvimi.blogspot.com/2009/11/hopi-halkndan-sozler.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DkUFQn4_fCp7ImA9WxNUFEk.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-30333461.post-2129567696823765298</id><published>2009-11-05T19:43:00.002+02:00</published><updated>2009-11-05T20:03:33.044+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-11-05T20:03:33.044+02:00</app:edited><title>Yeni bir dünya yaratmak bizim elimizde</title><content type="html">Dünya 21 Aralık 2012 tarihine kitlendi bekliyor. Herkes birbirine kendi felaket senaryolarını anlatıyor. Dilden dile dolanıyor hikayeler. Korku bilinci her geçen gün daha da yayılıyor. Tam da bu korkularımıza tuz biber ekecek bir film bu ay vizyona giriyor. Fragmanı bile midenize sancılar girmesi için yeterli, sonuna kadar izleyebilir misiniz bilmiyorum. Bunlar senaryonun ön yüzü. Bir de buz dağının görünmeyen tarafı var; Ekolojik felaketler. Dünyayı bugüne getiren biziz farkında mıyız? Bir an önce bu sorumluluğu alıp üzerimize düşenleri yapmazsak, “Yuva” belgeselinde dediği gibi dünyanın 10 yıl sonra bütün kaynakları bitmiş olacak.Maya Takvimi uzmanı Fatih Keçelioğlu, takvimin son gününün sanılanın aksine 21 Aralık 2012 değil, asıl tarihin 28 Ekim 2011 olduğunu söylüyor. Bu tarihle birlikte insanoğlunun bilincinde büyük bir değişim başlayacağına dikkat çeken Keçelioğlu, takvime göre 8 Kasım 2009 tarihinden itibaren “6.gece” adında bir döneme girileceğini ve bu dönemin ekonomik anlamda ciddi boyutlarda bir kriz getireceğini söylüyor. Keçelioğlu’na göre bu kriz artık büyük bir dönüşüme yol açacak. Artık geri dönüş olmayacak. Yani kar amaçlı iş yapan, doğaya uyumlu çözüm üretmeyen şirketler, perma kültür ve sürdürülebilir enerji kaynaklarını kullanmayan ülkeler ne yazık ki kendi kendilerini yok edecek. Evet oldukça sancılı, büyük çöküşlerle geçecek bir dönem bekliyor bizleri. Bu süreçte hem bireysel hem de toplumsal olarak neler yapmak gerektiğini Keçelioğlu ile konuştuk. Röportajı bu ay İnfomag’da köşemde yazdım fakat bu hali daha ayrıntılı şekli olup Alternatifkarma’ya özel;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28 Ekim 2011 dünyanın sonu mudur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır değildir. Mayalar kesinlikle böyle birşeyden bahsetmiyorlar. Bunun insan psikolojisi ile ilgisi var. Ruhumuzun derinliklerinde birtakım korkular besliyoruz. Özellikle dünyanın sonuna yönelik bir korku taşıyoruz. Bu da gerçekten kolektif bilinç. 10 binlerce yıl önce felaketler yaşamışız. Şimdi onu yansıtıyoruz. “Maya takviminin sonu geliyorsa dünyanın da sonu geliyordur” diyoruz. Direkt sıradan bir insan zihninde ilk akla gelen şey bu oluyor. Dolayısıyla mayalara baktığımızda hiçbir yazıtta “dünyanın sonu geliyor hepiniz öleceksiniz” gibi bir durum yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki doğal felaketler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu takvimde böyle bir bilgi yok. Bilimsel olarak da mümkün görünmüyor. Jeolojik olarak dünyanın yerkabuğu oturmuş durumda. Büyük depremler, volkan patlamaları için bir neden yok. Her kafadan bir ses çıkıyor. Her araştırmacı kendi bakış açısından bir yorum getiriyor ve bunların büyük bir kısmı belirli bir bilimsel geçerliliğe sahip olmayan teoriler. Örneğin dünyanın kutuplarının yer değiştireceği gibi. Bunu mesela galaktik hizalanma denilen bir astronomik olayla bağlıyorlar. Halbuki böyle birşey yok. Çok fazla yanıltıcı bilgi var. Ben bile bir defa da hepsini hatırlayamıyorum. Maya takvimi ile ilgili özellikle internette çok faklı kaynaklar var. Foton kuşağı, ufoların gelişi gibi teoriler var. Ben bunlara şöyle bakıyorum; İnsanlar sorumluluğu kendinde görmek istemiyor ve bir şeylere yansıtıyor. Başına kötü bir şey gelecekse, yani ya Marduk gelecek, ya galaktik hizalanma olacak ya da ufolar gelecek. Tamamen sorumluluğu uzağa atmaktır bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maya takviminde dönüşüm bizimle gerçekleşecek diyor değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet ama bu maya takviminin belirli bir yorumu. Hocam Carl Johan Calleman’a göre maya takvimi bilincimizin nasıl dönüştüğünü anlatıyor. Bu bizim üzerimizden oluyor, bizim dışımızda bir kaynaktan değil. Bunun bir kozmolojik, spiritüel bir merkezi var ama bu direkt bizi etkiliyor. Biz de evrenin bir parçasıyız. Benim dikkat çekmek istediğim asıl konu şu; Maya takvimini bir kenara atalım. Dünya zaten çok büyük bir felaketle karşı karşıya; Ekolojik felaketler. Yuva belgeselinde en sonunda verilen bir mesaj var; İnsanlığın şu anki gidişatını değiştirmek ve dünyadaki yaşamı yoketmemem için 10 yılımız var. Yani saatli bir bomba gibiyiz. Dünya niye böyle? Bizim dünyayı kullanış şeklimizden, yemek yeme şeklimizden, tüketim alışkanlıklarımızdan, enerji tüketim alışkanlıklarımıza dayanıyor tüm felaketlerin nedeni. Dolayısıyla sorumluluk bizim elimizde. Bir şeyleri uyanıp düzeltmezsek zaten kendi sonumuzu hazırlayacağız. Bunun maya kehanetleriyle bir ilgisi yok. Para ve soyut değerler gittikçe güçlenerek kendini ön plana koyuyor. Fakat bir taraftan da son 10 yıldır alternatif bir bilinç yayılıyor. Bu bilincin bize verdiği mesaj şu; “evet böyle gidersek dünyanın sonu olacak. Basit yaşayalım, et tüketmeyelim, organik beslenelim, perma kültürle ilgilenelim ve sürdürülebilir sistemler yaratalım.” Bu çok güzel bir dalga ve buna destek verelim. Dolayısıyla iş yapış şekli de çok faydalı şekillere dönüşebilir. Basitleşmek zorunda değil ama büyük resmi görerek iş yapmak gerekiyor. Sadece ben kar edicem ve bu yumurtaları satıcam diyerek bir yumurta fabrikası kuruyor bir işadamı. Fabrikaya yem geliyor, petrol harcanıyor, yemler zaten petro-kimya endüstrisi ile ayakta kalan tarım endüstrisinin. Tavuklar kötü bir yerde yaşıyorlar. Onlardan çıkan yumurta sağlıklı değil. Onlara verilen antibiyotik te insanları zehirliyor. Böyle bir zincir oluşuyor. Ama doğa ile uyumlu, sürdürülebilir sistemler yaratılırsa, ki perma kültür bu konuda çok çığır açıcı bir yöntem, çok daha sağlıklı işler yapabiliriz. Bunu yapmak da zorundayız zaten. Artı enerji teknolojileri de çok önemli. Örneğin "Kahin" lakaplı ekonomist Nouriel Roubini diyor ki, Almanya tüm enerji kaynaklarının yüzde 30 gibi bir kısmını sürdürülebilir enerji kaynaklarından karşılıyor. ABD’de bu oran yüzde 2. Dolayısıyla Roubini, bütün bu sistemleri gözden geçirmemiz gerektiğini söylüyor. Yoksa büyük sıkıntılar yaşarız. Bu bize neyi söylüyor? Bilincimizde bir değişim oluyor ve bu her zaman kendi niyetimizle olmak zorunda değil. Bazı olaylar ve durumlar bizi ekolojik düşünmeye zorluyor. Bu da maya takviminin dinamiğinin özü. Maya takvimi diyor ki; Dünyaya bakış açımızı, dünya ile olan ilişkimizi etkileyen birtakım kozmik enerjiler var ve biz onlardan etkilenerek düşünüyoruz. Ve bu son 5 bin yılda dünyada bu şekilde bir düzen yarattık ve şimdi bu hatamızı fark edip bir alternatif yaratmaya çalışıyoruz. Bundan dolayı ortada bir gerilim var. Bu gerilim de bizi bir senteze getirecek ve orada da daha sağlıklı bakış açısına ulaşacağız. Ben pek çok spiritüalist gibi; ışık bedenlerimiz olacak, çakralarımızın hepsi açılacak, telepati yeteneğimiz gelişecek şeklinde görmüyorum. Daha ayakları yere basar bir şekilde bakıyorum olaya. Daha sosyal ve bilimsel bakıyorum. Maya takvimi bize aslında sosyo ekonomik dönüşümleri açıklıyor. Sosyo ekonomik olarak biz yeni bir düzene doğru gidiyoruz ve tabiî ki bu çok kolay olmayacak. Büyük kargaşalar, acılar, çöküşler, krizler olabilecek. Ama böyle bir bilincimiz olursa zaten başımızdan geçeni anlama şansına sahibiz. Korku ve panikle insanlar bugün eski inanca sarılmaya devam ediyorlar. Burada bir direnç var. Hopiler, mayalara yakın bir yerli kültür, diyor ki, zamanın bu aşamasında bir ırmağın kenarına tutunmamanız gerekiyor. Irmağın içine dalıp akmanız gerekiyor. Ama pek çok insan korkuyor. Korkunun ilacı bilgidir. Maya takvimi de sosyo ekonomik anlamda bizim nerden nereye gittiğimiz anlamında bize böyle bir ışık yakıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Para konusunda yeni bilinç ne olacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Para bir soyutlama. Aslında bir kağıt parçası. Değerleri olduğu konusunda tüm insanlık hem fikir olduğu için paranın bir değeri var. Bu da bizim beynimizin sol tarafının ortaya attığı bir soyutlama. Sol beyin ben merkezli ve analiktiktir. Dünyada ulusların ortaya çıkması, toplumda hiyerarşinin ortaya çıkmasının altında yatan neden dünyaya bizim sol beyin üzerinden bakmamızdır. Buna 5 bin yıl önce başladık ve böyle bir bilinç yarattık. Şu anda olan şey ise, buna bir alternatifin doğması ve aslında her şeyin bu para sisteminden ibaret olmadığı. Biz aslında şu anda burada olanın değerli olduğunu görmeye başlayacağız çünkü öteki tarafta neye bakıyoruz; faizler, krediler, borsa sistemleri; Bunlar tamamen soyutlamaya dayalı. Bu da aslında bir taraftan insanlar arasında uçurumlar yaratıyor. Yuva filminde de gördüğümüz gibi, dünyada çok fazla sosyal göçler olacak. Sadece paradan dolayı değil, su ve yiyecek kaynaklarının tükenmesinde dolayı. Bunların altında yatan da yine o soyutlama şekli. Bizim için bir besin tüketmek ve kendi ihtiyaçlarımızı karşılamak bir kar amacı olmaya başladı. Bütün endüstriyel sistemler dünyanın dengesini bozuyor. Bunlar bize bir şekilde geri dönecek mutlaka. Böyle bir kriz yaşadığımızda düşüneceğimiz şey şu olacak; evet bu sistemleri kullanmayı bırakıp sadece şu an burada olan, doğa ile uyumlu ve dengeli olan, diğer insanları da herkesi düşünen bir ekonomik sistem yaratmak zorundayız. Bunun tam olarak nasıl olacağını bilemiyorum çünkü ekonomist değilim ama belki bugünkü para sistemi tamamen çökebilir. Yerine tamamen bambaşka bir alışveriş sistemi kurulabilir. Çok kolay olmayacak zaten çok zor ve büyük sancılar içerisinde olacak. Gerçekten dünya böyle bir yere doğru hızla gidiyor. İlerili görüşlü insanlar, iş adamları olarak şimdiden yapılabilecekleri yapmak gerek. Bu adımları atan iş adamları zaten yeni dünyada ayakta kalanlar olacak. Diğerleri büyük sıkıntılar yaşayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönüşüm bizimle gerçekleşecekse, bireysel olarak kendimizi bu dönüşüme nasıl hazırlamalıyız?&lt;br /&gt;Maya takvimi aslında şunu söylüyor; Evet bir ilahi plan var, bir yaradılış planı var. Sosyal ve bireysel hayatımız birtakım kozmik, ilahi enerjilere göre şekilleniyor ancak bu demek değil ki bizim hiçbir sorumluluğumuz yok bu olan bitende. Yüksek bir sorumluluğumuz var. Ben bir kenara çekiliyim, ne olacaksa olacak diye bir şey yok. “Bu dünya bir ilüzyondur, bu dünya yalandır, dünyadan el etek çekmeliyiz” gibi spiritüel bir algı var günümüzde. Bunun biran önce değişmesi gerek. Ruh ve madde birbirinin içindedir aslında. Biz maddesel, sosyal hayatımızı spiritüel yapmalıyız. Bu da çok fazla eylem gerektirir. Yani kendimizi pasifize etmek yerine çok daha aktif olmamız gerekiyor. Bu da aslında para dediğimiz şeyin yani madde dediğimiz şeyin de ruhsal olduğunu fark etmekte geçiyor. Onun ölü bir madde olmadığını, doğanın tanrının yansıması olduğunu fark etmemiz gerekiyor. Bir ormanı 5 ton kereste olarak görüyorsak gözlerimizde o zaman orada bir sorun var. İşte bunun değişmesi gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maya takviminin bilgilerine neden ihtiyacımız var? Bu bilgiler olmadan bir dönüşüm yaşanamaz mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinçli olmamızı ve bilinçlenmemizi sağlıyor. Şöyle bir benzetme vardır; bir balık suda yüzdüğünün farkında değildir. Su ile çevrilidir ama suyu görmez. Biz de insanlık olarak bir bilinç ırmağı içinde yüzüyoruz ve bunun belirli bir akışı var. İnişleri, çıkışları, zor köşeleri, rahat yerleri var ama biz farkında değiliz. Maya takvimi bizim bunu fark etmemizi sağlıyor. Hangi dönemlerde, hangi tarihlerde, nasıl enerjiler bizim bilincimize tesir ediyor? Bunu gördüğümüz zaman kozmik planla daha uyumlu akmamızı sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu takvimdeki kehanetlerin doğruluğuna nasıl inanabiliriz? Neye dayanarak güvenerek inanabiliriz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben özellikle Carl Johan Calleman’ın araştırması üzerinden maya takviminin yorumuna inanıyorum. Temel farkı; Diğer bütün araştırmalar 21 aralık 2012 tarihine kilitlenmiştir ve o tarihe kadar bizim nasıl bir bilinç dönüşümünden geçtiğimize dair bize en ufak bir bilgi sunamamaktadır. Calleman ise, öncelikle 28 ekim 2011’in son tarih olduğunu söylüyor ve bu son tarihe, yani bilincin en son aşamasına girerken kademe kademe sürekli birtakım dönüşümlerden geçtiğimizi söylüyor. Ve bu tamamıyla test edilebilir bir yöntem. Biz şu anda 6. gündüzü yaşıyoruz ve 6. gece başlayacak. 6. gece başladığında (8 Kasım 2009) büyük ekonomik sıkıntılar tekrar başlayacak. Daha ciddi bir kriz, daha derin bir dönüşüm yaşayacağımızı gösteriyor. 3 Kasım 2010’a kadar sürecek. Ama zaten hiç geri gidiş olamayacak. Bilinç hep dönüşecek. Belki geçen yılki ekonomik krizden daha derin bir kriz yaşayabiliriz. Calleman medyum değil. Sosyolojik, bilimsel bir araştırma yapıyor. Tabiî ki sezgilerini de işin içine katıyor. Geri gelirsek, 5. geceyi yaşadık 2008’de, bu piramidin sadece 8. katının 5. gecesidir. 1999’dan başlayarak dünyaya yeni bir farkındalık getiren bir bilinç katı bu. Piramidin bir alt katında gece ve gündüzler yirmişer yıl sürüyordü. Bu beşinci gece denilen süreç 1932-1952 arasında yaşandı. Büyük buhran 1929 da yaşandı; Hitler, 2.Dünya Savaşı’nın yaşandığı dönem olan bu 5. gece zaten en karanlık gece olarak biliniyor. En büyük yıkımı getiren, eski bilincin ölümünü sağlayan. Yani 2008’de yine aynı dönem; 5.gece bittiğinde Obama seçildi. 6.gündüz başladı. Kriz yavaşladı. Ancak yeni bir dünya yaratacaksak o zaman bizim bu sistemi değiştirmemiz gerekiyor. Gecelerde ekonomik krizler, gündüzler de rahatlama oluyor. Ama artık rahatlama olmayacak artık bu anlamda sona geldik. “Krizi atlatalım yine eski düzen gelecek” diye bir şey olmayacak. Besin, petrol, madenler sonsuz değil. Parmak çıtlatmasıyla yaratılmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgür insanın doğumu nasıl olacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan hakikate ulaşamıyor. Ruhun hakikatinden tutun sosyal hakikate. İçtiğimiz su sağlıklı mı, yediklerimiz sağlıklı mı bunu bilmiyoruz. Sürekli bir toplumsal hipnoz var. İnsanların sürekli kendi güçlerinden uzaklaştırıldıkları bir hipnoz bu. İlginç bir örnek var buna; Bu ay yine tam 6. gece başlarken bir film gösterimi giriyor 2012 ile ilgili. Bu film örneğin insanların tamamen korkmasını sağlayacak bir film. Ne işe yarıyor bu tür mesajlar? İnsanlar özgürlüklerinden ödün veriyorlar, korkmaya başlıyorlar ve kendi merkezlerinden çıkıyorlar. Yeni insanın doğuşu, bize gelen bu tür mesajları kendi filtremizden geçirerek olayın hakikatine uyanmamızla gerçekleşecek. Dünya çok kaotik bir noktada. Bunun sonunda ya yeni bir dünya yaratacağız ya da bu kaos bizi tamamen aşağı çekecek. Belki de kendi sonumuzu gerçekten hazırlayabiliriz. Böyle bir ihtimal her zaman var. Dolayısıyla sorumluluğumuzu almamız gerekiyor. Her insanın sorumluluğu var. Şu anda tek yapabileceğimiz bizim gibi insanları bulmak, örnek olmak. İnsanın dünyadan kaçmadan, kendi özünü ruhsal potansiyelini fark etmesi gerekiyor. Dünyanın içinde olup dünyayı dönüştürmek gerekiyor. Dünya iktidarı insanların sağlıklı düşünmesini engelleyecek birçok strateji uyguluyor. Elektro manyetik aletlerin yaydığı radyasyon, suya katılan, diş macununa katılan florid, besin maddelerindeki aspartam, birçok kanserojen madde. Bütün bunlar bizim daha yüksek bir farkındalığa ulaşmamızı engelliyor. Titreşimlerimizi düşürüyor. Evrende herşey titreşim. Baz istasyonları, kablosuz internet, elektro manyetik aletler hepsi dalga boyutumuzu düşürüyor. Örneğin şehirden çıkıp doğa gittiğimizde çok daha yüksek enerjiye ulaşıyoruz ve düşünce boyutumuz değişiyor. Bunlara da dikkat etmek gerekiyor. Cep telefonu için özel kulaklık kullanmak, kablosuz modemi gece yatarken kapatmak gibi birçok dikkat edilecek şey var. Örneğin, dikkat edilmesi gereken ve pek çok nedenle farkına varamadığımız genetik modifikasyonlu tohumlar konusu var. Dünyada küresel ısınmadan daha büyük sosyal sorunlar yaratabilecek bir mesele. Bu konuda da insanlar ne yazık ki uyutuluyorlar. Tohum yasası geçti mesela meclisten. Hormonlu gıda kimyasal zehirdir o kimyasalı vücut bir şekilde atabilir ama genetiğiyle oynanmış gıdalar sizin genetiğinize işliyor ve tamamen mutasyona uğratıyor sizi. İntihar geni diye bir şey var. Bulaşıcı bir şey. O sezon bütün hasatlar durabilir ve milyonlarca insanın açlıktan ölmesine yol açabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgür Turan'ın Blogundan alıntıdır: &lt;a href="http://alternatifkarma.com/"&gt;http://alternatifkarma.com/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/30333461-2129567696823765298?l=mayatakvimi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/FQFK_2uR2HHJ5z2IRfLzLRMKfHQ/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/FQFK_2uR2HHJ5z2IRfLzLRMKfHQ/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/FQFK_2uR2HHJ5z2IRfLzLRMKfHQ/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/FQFK_2uR2HHJ5z2IRfLzLRMKfHQ/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/eGUEp/~4/zdDOcdfzb3c" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="related" href="http://alternatifkarma.com/yeni-bir-dunya-yaratmak-bizim-elimizde/" title="Yeni bir dünya yaratmak bizim elimizde" /><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/feeds/2129567696823765298/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2009/11/yeni-bir-dunya-yaratmak-bizim-elimizde.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/2129567696823765298?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/2129567696823765298?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/eGUEp/~3/zdDOcdfzb3c/yeni-bir-dunya-yaratmak-bizim-elimizde.html" title="Yeni bir dünya yaratmak bizim elimizde" /><author><name>Fatih Keçelioğlu</name><uri>https://profiles.google.com/105834459564252892897</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh4.googleusercontent.com/-4J78Z_wYK2U/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAb4/85fviSuBqDI/s512-c/photo.jpg" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://mayatakvimi.blogspot.com/2009/11/yeni-bir-dunya-yaratmak-bizim-elimizde.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;A04CR349eCp7ImA9WxNVFEQ.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-30333461.post-2389555298996553252</id><published>2009-10-25T21:29:00.003+02:00</published><updated>2009-10-25T21:46:06.060+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-10-25T21:46:06.060+02:00</app:edited><title>6. Tortuguero Anıtı ve Maya bitiş tarihi</title><content type="html">1993 senesinin sonlarında doğru, bağımsız olarak Maya takvimi araştırmalarıma başladığımda, söz konusu “bitiş tarihinde” neler olacağının tanımını yapan eski Mayalara ait tek bir yazıt bile bilinmiyordu. Bilinen tek şey Uzun Sayımın başlangıç gününü tarif eden ve İlk Baba’nın “dünya ağacını ayağa diktiğini” söylediği Palenque yazıtları gibi bazı yazıtlardı. Bu bilgi kirliliğine bakmaksızın dokuz evrim düzeyi, Dokuz Altdünya ve de kendi dalga hareketlerini oluşturan çeşitli Gece ve Gündüzleri kapsayan teorimi geliştirmeye başladım. Kısacası, önemli Maya piramitlerinin dokuz basamaklı olarak inşa edilmesinin, bu basamakların her biri yedi gündüz veya yedi yaratıcı tanrı tarafından yönetilen, dokuz yaratılış seviyesinin sembolü olmasından ileri geldiğini öne sürdüm. Ardından, böylesi bir modeli dayanak olarak aldığımızda muazzam miktardaki tarihi olayın, kozmik enerji değişimlerinin sonuçları olarak algılandıklarında bir anlam ifade ettiğini keşfetmiş oldum. Elbette bu durum tıpkı Maya Piramitlerinin bazılarının arkalarının düz olması gibi, bu dokuz seviyenin hepsinin de aynı tarihte sona ereceği şeklinde görülürse gerçek olarak algılanabilir. Bu nedenle enerji değişimlerine yönelik böyle bir anlayışın, Maya'ların kehanet geleneklerinin temelini oluşturduğu aşikardır. Tabi ki bu durum Maya takvimini ve ona bağlı çeşitli tanrıları batıl inanç olarak gören geleneksel Maya Biliminin onu yorumlayış biçiminden uzaktı. Sonuçta farklı bir bilimsel gelenekten geliyordum ve de öncelikli ilgi alanım Maya zaman döngüleri ve bununla ilişkili tanrıların gerçeğin birer yansıması olup olmadığıydı. Yetmişli yıllarda bilimsel kariyerimin henüz başlarındayken, Stockholm Nobel komitesi üyesi olan birisinin akıl hocalığı sayesinde, tartışmasız en yüksek seviyeden bilimin nasıl çalıştığını dolaylı dahi de olsa görmüş oldum. Bunun anlamı, onları onaylayacak deneysel bulgular ve sürekli yapılan deneysel kontroller olmaksızın safi “inançlardan” türetilmiş teorilere sıfır taviz göstermek demek oluyordu. En azından mesleki açıdan bu durum, o zamandan beri akıl yürütme yöntemime yön vermiştir. Bu yönteme göre de, bazı insanların İsa'nın 25 aralıkta doğmuş olduğuna veya Maya Takviminin 21 Aralıkta biteceğine dair olan inançları, gerçekte bunların doğru olduğunu kanıtlamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dokuz kadar Altdünya'nın varlığı düşüncesi, Maya takvim sisteminde uzun bir süreden oluşan (tamı tamına 5, 125 yıllık uzun sayım) tek bir döngünün olduğunu savunanlar tarafından uzunca bir süre reddedildi. Ne var ki o zamanlar bile Mayaların evrimin dokuz basamağını benimsediğini gösteren ipuçları vardı. Mesela Uzun Sayımın, Altıncı basamak olduğu anlaşılan Altı-Gök-Tanrı'yla zaman zaman ilişkilendirildiği bilinmekteydi ve ilki Hablatun'la başlayan dokuz seviyeli zaman dilimleri olduğuna işaret edilmekteydi. Her ne kadar kimileri tarafından yeterince usle uygun bulunmamış olsa da bu Dokuz seviyeye ait göstergelere dayanarak, insanlık tarihi tarafından deneysel olarak  doğrulanabilen kendi teorimi öne sürdüm. Bir süre sonra, 1996 yılında, Maya bilimciler Palenque'nin yalnızca 50 km batısında bulunan ve benim evrimin dokuz seviyesi modelime daha çok destek olacak olan Tortuguero'daki 6 numaralı anıtı deşifre etmeye başladılar. M.S 670 civarında yaşamış olan bir Maya kralının bakış açısına dayanarak dahi olsa da, ilk defa söz konusu bitiş tarihinde neler olacağına işaret ettiği sanılan bir yazıt keşfedilmiş oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/SuSqZr4wuaI/AAAAAAAAAQc/oSqbDWJfsyU/s1600-h/tortuguero.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 290px; height: 350px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/SuSqZr4wuaI/AAAAAAAAAQc/oSqbDWJfsyU/s400/tortuguero.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5396625611750947234" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Tortuguero Anıtı 6’da Bolon Yookte’nin inişini tanımlayan yazı parçası.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sven Gronemeyer’in çizimi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bu yazıt 2006 yılında daha geniş kitlelerin dikkatini üzerine çekmiştir. Maya kabartmaları uzmanı olan David Stuard'a göre yazıtın son tahlilde ki okunuşu şu şekildedir: Tzuhtz-(a)j-um u(y)-uxlcuun pik (ta) Çan Ajav ux (-te') Uniiv. Uhht-um ? Y-em(al)?? Bolon Yookte' K'uh ta?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Türkçesi ise şöyledir: “Onüçüncü 'Bak'tun” Dört Ahau, Uniiw (K' ank'in)'de sona erecektir. ? meydana gelecektir. (Bu) Dokuz destekleyici Tanrının ?'a gökten inişi(??) meydana gelecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bu tür eski yazıtlarda sıkça rastlandığı gibi kabartmalar kısmen silinmiş olduğundan (ki burada durum böyledir) kısmen ise anlamları muğlak olduğundan okunmaları zor olabilmektedir. Bizce buradaki kritik nokta, bitiş tarihinde “gökten ineceği” ifade edilen Bolon Yookte adlı ilah veya ilahlardır. Bunun nasıl yorumlanacağını bilebilmek için öncelikle Maya ilahları hakkında iki şeyin bilinmesi çok önemlidir. İlki bunların az veya çok birer “kişi” gibi davrandıkları görülen Romalı veya İskandinav tanrılarında olduğu gibi  kişileştirilmemiş olduklarıdır. Bunun yerine Maya (veya Aztek) tanrıları tipik olarak belirli bir zaman dönemiyle ilişkili kozmik bir gücü sembolize etmekteydi ve bu halkların mitolojileri gerçekten de son derece ileri seviyede gayrişahsi olan kozmik ilişkileri tarif ederdi. Bu yüzden aslında belirli günlerle ilişkilendirilen ilahlar olan eski Maya burçlarının “gün-tutucular” tarafından nasıl günümüze taşınmış olduğunu biliyoruz. Zaman birimleri, tanrılar ve günlük burçlar az veya çok değişken olup nasıl yorumlanacakları hangi bağlam içinde kullanıldıklarına bağlıydı. İkinci bilinmesi gereken şeye göre, bağlamın bütünü ya da sadece parçaları ifade etmesine bağlı olarak ya bu ilahlar kolaylıkla farklı ilahlara bölünebilir ya da bunun tersi gerçekleşebilir. Dokuz parçalı tek bir ilah veya bütünü oluşturan dokuz parça olarak da görülebilen Bolon Yookte'deyse durum neredeyse kesinkes böyledir. Bolon Yookte aynı zamanda hem bütünü temsil eder hem de dokuz parçadan oluşur çünkü Maya kozmolojisi özünde holistik (bütünsel) olup yaratılıştaki herşeyi birbiriyle bağlantılı olarak görür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 2006 yılında John Major Jenkins Bolon Yookte'yle ilgili önemli ve ilginç bir makale yazmıştır: “6. Tortuguero Anıtı ve Bolon Yookte Ku'nun 2012 bölümü üzerine yorumlar”, http://edj.net/mc2012/bolon-yokte.html. Jenkins bu yazısında yukarıda adı geçen yazıta göre Maya bitiş tarihinde gökten ineceği varsayılan Bolon Yookte adlı bu ilahla ilgili epigrafik bir bilgi özeti verir. Bunların yanısıra Gillespie ve Joyce'un, Bolon Yookte'nin "Dokuz basamağın Tanrısı" olarak adlandırıldığı ve bu ilahın meşhur Yedi Tanrı'nın Vazosu'nda da görülebileceği üzere yaratılışın başından beri var olduğundan bahsettikleri makelelerine de değinir. Bolon Yookte'nin Altdünyalar, savaş ve çatışmalarla ilgili olduğunu söyleyen Eberl ve Prager'a da değinir. Tüm bunların gerçekte bizlere anlattığı, dokuz basamaklı evrim ila dokuz Altdünyanın yapısal olarak yaratılışın başından ya da modern terminolojideki ifadesiyle Big Bang yani Büyük Patlamadan beri var olduğudur. Dolayısıyla, 6. Tortuguero Anıtı ve Jenkins'in bu yapıtın anlamıyla ilgili yapmış olduğu çalışmalar, on beş sene önce öne sürmüş olduğum teoriyi mükemmel biçimde doğrulamaktadır. Bolon Yookte, Dokuz Altdünya tarafından tetiklenen evrimin Dokuz seviyesidir. Bu dokuz Altdünya ise, meşhur Maya Vazosunda da aşikar olarak görülebileceği üzere, Yaratılışın Yedi Tanrısı'yla (Yedi GÜNDÜZ) ilintilidir. Ayrıca tarihten de bildiğimiz gibi tüm bu Altdünyalar, kozmik enerji sıçramalarının aynı zamanda güç dengelerinin değişmesine dolayısıyla da savaş haline sebebiyet vermesinden ötürü, çatışma ve savaşla ilintilidir. Kanımca, Maya İlahları arasında varolan bu ilişki, gerçekliği muazzam miktardaki deneysel bulguyla da onaylanan bir evrim modelini sunmaktadır bizlere. Bu bilgi, gerçeklikle olan bağlantısı nedeniyle sadece mitolojik bir ilişkiler ağı olmanın çok ötesinde, günümüzde insanlık için hayati bir öneme sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bu yazıtın anlamı, bitiş tarihinde yalnızca bir değil dokuz kozmik kuvvetin tezahür edeceği ve de bunların Dokuz Basmağın Tanrısı Bolon Yookte'ye atfen dokuz basamaklı bir piramit tarafından temsil edilmekte olduğudur. Jenkins'in makalesindeki Bolon Yookte'nin, yakında yayınlanacak olan kitabım “The Purposeful Universe”(Anlamlı Evren)'de de mitten öte bir gerçek olarak gösterilen Dünya Ağacı'yla ilintili olduğu açıkça görülebilecektir. Tortuguero Anıtı’nın ışığında Dokuz Altdünya ve On üç Üstdünya modelinin ancak, sadece gerçek Maya Yazıtlarını değil aynı zamanda Maya takvimi siteminin gerçeklikle olan bağını gösteren muazzam miktardaki deneysel bulguyu da gözardı eden biri tarafından reddedilebileceği kanısındayım. Oysa bu göstergeler bütünlüğü kabul edildiğinde, Maya'ların evrimi ve onun biyolojik ve tarihi gerçeklikte oynamış olduğu rolü kavramamızı sağlayacak biçimde, mitolojilerindeki ilahların, zaman birimlerinin ve kozmik enerjilerin nasıl yer değiştirmiş olduklarını daha kolay görebileceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/SuSqZzYlHvI/AAAAAAAAAQk/ds2GPUe7G5w/s1600-h/undrwrlds_TR.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 248px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/SuSqZzYlHvI/AAAAAAAAAQk/ds2GPUe7G5w/s400/undrwrlds_TR.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5396625613763452658" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Tikal'daki Jaguar piramitinde sembolize edildiği üzere Bolon Yookte ya da Dokuz Altdünyasıyla Dokuz basamaklı Tanrı. Dokuz Altdünyaların hepsi aynı zamanda tamamlanacaktır: “Bolon Yookte gökten yeryüzüne inecektir”. İşte bu eşzamanlı olayı sembolize etmesi için Piramidin sırtı düz inmektedir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Yazar tarafından fotoğraflanmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Şu anda evrimin sekizinci seviyesinde olup yakında bir adım ileri giderek dokuzuncu seviyeye yani Evrensel Altdünya'ya sıçrayacağımızdan, eski Maya'ların yaratılışın sonunu dokuz farklı ilahın gökten eşzamanlı inişi veya dokuz kozmik kuvvetin tezahürü olarak gördüğünün Tortuguero yapıtına dayanarak onaylanmasının tam vaktidir. Artık birçok insanın geleceğinin, bu dokuz seviyenin enerjisinin tam olarak nasıl bir rol oynayacağının bilinmesine bağlı olduğunu söylemek abartılı olmaz. Bu nedenle evrimin bu temel yapısını, Dokuz Altdünya ila On üç Üstdünyayı ve de yaratılışın farklı dalga hareketlerinin tam aktivasyon tarihlerini bilmek bundan böyle hayati bir öneme sahiptir. Bundan ötürü dokuz ilahın eşzamanlı olarak bitiş tarihinde gökten ineceği (dokuz kozmik kuvvetin tezahürü) olgusu artık uygunsuz bir fikir olmaktan çıkmış, aksine 6. Tortuguero Anıtına verilebilecek tek anlamlı açıklama haline gelmiştir. Bunun bir başka anlamıysa, Tortuguero Anıtında adı geçen Bolon Yookte'nin yalnızca belirli bir tarihte meydana gelen tek bir olaydan ibaret olmadığıdır. Bunun anlamı aslında Jenkins'in de belirttiği gibi Bolon Yookte'nin o esnada orda olduğu Büyük Patlama ya da evrenin başlangıcına geri döneceği ve de her biri Yaratılışın Yedi Tanrısı tarafından yönetilen (her Altdünya'daki Yedi Gündüz) birbirinden farklı dokuz dalga hareketinden meydana geldiğidir. Bu yüzden Maya takviminin anlamıyla ilgili her türlü tutarlı teori, uzunluğu 16.4 milyar yıla uzanan böylesine uzun soluklu evrimsel süreçleri de hesaba katmalıdır. Bu olgu çok daha geniş bir bağlamda anlaşılabileceğinden, ciddi araştırmacıların dikkatlerini tek bir günden yani bitiş tarihinden çekmeleri gerekecektir. Bu perspektiften bakıldığında özellikle de birçok Amerika'lı “2012 uzmanının” kendilerini, yakında vizyona girecek olan 2012 adlı Hollywood filmiyle benzer bir şekilde, tek bir günle yani Aralık 21'le ilişkilendirdikleri kutupların yer değiştirmesi, galaktik hizalanma, volkanik patlama, göktaşı yağmuru, güneş ışını yayılımı gibi bir dizi fiziksel olaya veya bu tek günde olabileceklere dair (çoğunlukla da sağlam bir dayanağı olmayan) bir takım fikirlere adamış olmaları bir problem olarak görülmektedir. Özellikle de Tortuguero Anıtının ışığında, böylesi fikirlerin tüm mantıksızlığı gösterildikten sonra Maya takvimi adına bu Anıtla tutarlılığı olan evrimsel bir modeli dikkate almalarının zamanı gelmemiş midir? “2012” meselesi uzun bir süredir sahte bilimin oyun alanı olagelmiştir ve hiçbir dayanağı olmayan birçok “tek gün” iddası da Maya Takviminin bitiş tarihi senaryosunun gerçekten de insan bilincini etkileyen süreçler neticesinde meydana gelen sosyo-ekonomik dönüşümlerden ibaret olduğu gerçeğini bulandırmaktadır. Nasıl olsa bu, yalnızca gözlemcisi olacağımız jeolojik ve astronomik olaylarla ilgili olmaktan çok, bizim yeni bir dünyanın doğuşunu nasıl birlikte yarattığımıza ve de insanların kendilerine bağlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Önceden de belirtmiş olduğum gibi 28 Ekim 2011'i savunan hiç kimsenin bu tarihin “dünyanın sonu” olduğunu savunmamış veya asla savunma meyli göstermemiş olmasının bir sebebi vardır. Bu sebep, bu tarihin organik olarak evrimsel bir süreçten doğmuş olması ve de hiçbir gerçek veya gerçek görünümlü fiziksel veya astronomik olayla ilintili olmamasıdır. Bu tarih yalnızca evrenin, başlangıcından itibaren dokuz önemli kuantum sıçrayışından sonra en yüksek enerji düzeyine erişecek olmasıdır. Bundan ötürü bu tarihin dünyanın sonu anlamına gelmesi için hiçbir sebep yoktur. Bolon Yookte'nin yeryüzüne tamamen inmesi sadece evrimsel bir tamamlanma noktasıdır. Öte yandan tekil 21 Aralık 2012 tarihiyle ilişkili olduğu iddia edilen birçok olay göz önünde bulundurulduğunda, dünyanın sonuyla ilgili spekülasyonlara davetiye çıkarılması hiç de şaşırtıcı değildir. Bitiş tarihinin kutupların yer değiştirmesi veya gamma ışını patlamalarıyla ilgili olduğunu öne sürdüğünüz taktirde, insanların bunun dünyanın sonu olduğunu  düşünmesinden doğal ne olabilir ki? Fiziksel olayları öne sürmek, gerçekleşmek üzere olan asıl dönüşüme dair popüler medyanın korku ve ümitsizlik yaratmasını istemek olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bundan ötürü, tek bir günde meydana gelecek olaylardan değil de, dokuz evrimsel kuvvet bileşkesinin tamamlanışından yani Bolon Yookte Ku'dan söz eden eski Maya'ların anlayışlarından edinilecek  kazanımların gözardı edilme durumunda geniş kitlelerin acı çekeceğini düşünüyorum. 21 Aralık 2012'e odaklanan tüm bu kafa karıştırıcı bilgiye rağmen insanların gerçek bitiş taihi olan 28 Ekim 2011'le hizalanmaya başlayacakları hissindeyim. Bunun, insanların enerjik bitiş tarihinin mantıksal olarak 13.13.13.13.13.13.13.13.13.13 Ahau (Işık) olduğunu düşünmelerinden dolayı, veya Hıristiyan Kilisesinin İsa'nın doğum gününü 25 Aralık olarak uydurması gibi 4 Ahau'nun da politik oyunlarının bir ürünü olduğunu fark etmeleri ile olacağını sanmıyorum. Bunun yerine insanlar 28 Ekim 2011 tarihini kabul edecekler, çünkü bu tarihe göre olan ve kendilerinin de deneyimlemekte oldukları özellikle sosyo-ekonomik alanda gerçekleşen enerjisel dalga hareketlerini görmezlikten gelemeyecekler. Yine de yeni bir dünyanın doğuşunu bilinçli olarak birlikte yaratmak isteyenler için, kozmik enerjilerin 28 Ekim 2011'e kadar nasıl bir seyir izlediğinin bilgisi önemli bir araç olacaktır. Bunun tek sebebi böylesi bir bilginin yoksunluğunda yeni bir dünyanın nasıl doğacağı ya da bunun nasıl zamanlanmış olduğunun bilincine varılamayacak olmasıdır. Bu enerjilerin aktivasyonu ve bunların Galaktik ve de Evrensel Altdünya'daki hazırlık süreçleri her zaman olduğu gibi çok kesin bir tarihte gerçekleşecektir. Ta ki Bolon Yookte veya Dokuz Altdünya tezahür edercesine “gökten yere inip”, tamamıyla tezahür edip, bir barış milenyumunun temelini atıncaya yani Çağların Değişiminin sonunu getirinceye kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19 Ağustos 2009 (6 Ahau), Seattle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Carl Johan Calleman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çeviri: Ayşegül Özpınar&lt;br /&gt;Düzelti: Fatih Keçelioğlu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/30333461-2389555298996553252?l=mayatakvimi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/XEdAFp3ZLO4K-mEVDYOypaD8W2g/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/XEdAFp3ZLO4K-mEVDYOypaD8W2g/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/XEdAFp3ZLO4K-mEVDYOypaD8W2g/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/XEdAFp3ZLO4K-mEVDYOypaD8W2g/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/eGUEp/~4/WNK0nu7_5Yk" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/feeds/2389555298996553252/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2009/10/6-tortuguero-ant-ve-maya-bitis-tarihi.html#comment-form" title="7 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/2389555298996553252?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/2389555298996553252?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/eGUEp/~3/WNK0nu7_5Yk/6-tortuguero-ant-ve-maya-bitis-tarihi.html" title="6. Tortuguero Anıtı ve Maya bitiş tarihi" /><author><name>Fatih Keçelioğlu</name><uri>https://profiles.google.com/105834459564252892897</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh4.googleusercontent.com/-4J78Z_wYK2U/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAb4/85fviSuBqDI/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/SuSqZr4wuaI/AAAAAAAAAQc/oSqbDWJfsyU/s72-c/tortuguero.gif" height="72" width="72" /><thr:total>7</thr:total><feedburner:origLink>http://mayatakvimi.blogspot.com/2009/10/6-tortuguero-ant-ve-maya-bitis-tarihi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CkANRXg8fCp7ImA9WxNRE0s.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-30333461.post-8119797605930759567</id><published>2009-09-08T00:48:00.003+03:00</published><updated>2009-09-08T00:59:54.674+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-09-08T00:59:54.674+03:00</app:edited><title>9.9.9 ve Maya Takvimi</title><content type="html">Dokuz rakamı pek çok manevi ve dini geleneklerde özel bir öneme sahiptir. Dokuz eski yunanda şiir tanrıçası Müz’ün sayısıdır, İskandinav kültüründe dokuz dünya vardır. Kudüs’te ki tapınağın en kutsal yerine giden dokuz sayı vardır. Ayrıca bugün dünyada kullanılan sayım sistemlerinin çoğunda dokuz rakam olduğunu düşünürsek bu rakamın içimize işlemiş olduğunu anlarız. Ayrıca Maya geleneğinde Dokuz sayısı önemli bir rol oynar. Maya takvimin sonunun anlamına dair elimizde ki tek yazıt ise Dokuz “ilahın” Maya takviminin son tarihinde gökten yere ineceğini yazar. Bunun modern dilde ki anlamı Dokuz enerjinin ya da Dokuz kozmik gücün tam olarak tezahür edeceğidir. Unutmayın ki kadim Mayalar zaman devirlerine “ilahlar” olarak bakıyorlardı. Bu ilahların veya kozmik güçlerin evrimsel dalga hareketleri gibi olduğunu ve birbirinin üstüne bindiğini biliyoruz ve şu anda dokuz dalgadan sekizincisi üzerinde sörf yapıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/SqV_9tfYZZI/AAAAAAAAAPk/33JlyK39e8U/s1600-h/undrwrlds.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 248px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/SqV_9tfYZZI/AAAAAAAAAPk/33JlyK39e8U/s400/undrwrlds.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5378846028123891090" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Maya takvimin sonu ile ilgili mevcut tek Maya yazıtına göre (Tortuguero anıtı 6)  Dokuz Kozmik düzey (Altdünyalar) son tarihte tezahür edecek.  Şu anda biz sekizinci seviyedeyiz ( Galaktik Altdünya) ve en üst seviye olan Evrensel Altdünya’ya doğru vitesi yükseltiyoruz. (Resim: Tikal’de ki Jaguar Piramidi)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu evrimsel dalgaların tezahür edişinde, Dokuzuncu seviyeye yaklaşırken inanılmaz bir eşzamanlılık fark ediyoruz. Yaklaşan 9.9.9 tarihi (9 Eylül, 2009) 260 günlük Maya Kutsal Takviminin (Tzolkin) başlangıcı ile denk düşüyor. 3000 yıldır kullanımda olan bu takvimde 9.9.9 tarihi Hun Imix veya 1 Timsah enerjisini yani enerji kombinasyonlarından birincisini taşıyor. Bu eşzamanlılığın ne anlama geldiği üzerine kafa yürütürsek bu tarihte dokuz sayısına ve özellikle de yakında tanık olacağımız Maya takvimi sisteminin Dokuzuncu seviyesine odaklanmamız gerektiği aşikâr olacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanıyorum ki aktivasyon tarihleri Maya takviminde tanımlanan bu kozmik güçlerin ardında, insanlık tarihine dair, daha yüksek bir kaynaktan gelen ve müşfik bir niyet taşıyan zeki bir plan mevcuttur. Bunu fark etmek aynı zamanda bu planı nasıl takip edeceğimize ve Maya takviminden nasıl faydalanacağımızı anlamak demektir. Bu dokuz kozmik güç bizim kolektif bilincimizi etkilemekte, daha doğrusu yönetmektedir. Dolayısıyla bu kozmik zaman planında neler olup bittiğine bakmak için elimizde yeterince neden vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşzamanlıklar genelde farklı şekillerde yorumlanabilirler ve böylesine büyükse kesinlikle dikkate değerdirler. 9.9.9, arka arkaya üç adet Dokuz, Dokuzuncu ve en yüksek seviyenin tamamlanışına doğru bizi götürecek olan üç adet 260 günlük Tzolkin döngüsü olarak yorumlanabilir. Bildiğimiz kadarıyla evrenin bu en yüksek seviyesi 13.13.13.13.13.13.13.13.13 13 Ahau (13 ve Ahau Maya takviminde tamamlanışın sembolleridir) enerjisinde ve 28 Ekim, 2011 tarihinde ulaşılacaktır. Bu en yüksek seviye hiçbir şekilde dünyanın sonu anlamına gelmez ve Dokuz dalga hareketinin tamamlanışı demektir. Belki bunu şöyle görebiliriz: bir merdivenin en son ve en zor basamaklarını çıkıyoruz ve zirveye ulaştığımızda ayaklarımızın altında dinlenebileceğimiz bir zemin bulacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu son tırmanış, çok kısa bir süre içinde eşi benzeri görülmemiş bir dönüşüm sürecinden geçeceğimiz anlamına geliyor. Bunun bir nedeni sekizinci evrim seviyesinin son safhasına giriyor olmamız. Diğer nedeni ise dünyayı tamamen farklı bir ışıkla görmemizi sağlayan, kolektif bilinci temelden dönüştürecek olan ve çok yüksek bir frekansla gelecek olan Dokuzuncu seviyenin başlaması. Bu nedenle 9.9.9 tarihini takiben gelecek olan üç Kutsal Takvim (Tzolkin) döngüsünde niyetlerimizi odaklayarak yeni bir dünyanın doğumu için birleştirmeliyiz. Bu özellikle çok önemli, çünkü çeşitli kaynaklar 8 Kasım 2009’da başlayan Galaktik Altdünya’nın dünya ekonomisinde çok büyük bir buhran getireceği yönünde işaretler veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu 260 günlük Kutsal Takvim döngülerinden birincisi 9.9.9 ile başlıyor ve 26 Mayıs 2010’a kadar sürecek. Bu süreç Dokuzuncu kata doğru çıkış süreci olarak görülebilir ve dua, meditasyon ve zihinsel odaklanma için uygundur. Topluluk kurmak, ağ kurmak ve spritüel eşzamanlılık da bu dönem için uygun pratik çalışmalardır. İkinci 260 günlük süreç 27 Mayıs 2010’da başlayacak ve Dokuzuncu seviyenin başlangıcı bu süreç içinde olacak. Ayrıca yeni bir dünyanın doğumuna hazırlık olarak pratik spritüel projelerin odak noktası olacak olan 17-18 Temmuz Kozmik Kavuşması bu aralıkta gerçekleşecek. Üçüncü 260 günlük Kutsal Takvim döngüsü 11 Şubat 2011’de başlayacak ve bu Dokuzuncu seviye olan Evrensel Altdünyanın 8 Mart 2011’de başlangıcını içeriyor. Üç adım içinde bu en çarpıcı olanı bu olacak çünkü 28 Ekim 2011 tarihinde ulaşılacak olan evrenin en yüksek seviyesine doğru götürecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9.9.9 tarihinde başlayacak olan bu üç adım ile 1/ Yükseliş, 2/ Dokuzuncu seviyeye hazırlık ve 3/ Evrenin Dokuzuncu evrim seviyesi ile evren en baştan beri ulaşmaya çabaladığı yeni bir bilinç seviyesine, birlik bilinci seviyesine doğru yükseliyor. Dokuzuncu seviye öyle bir birlik bilinci getirecek ki tüm insanlık dönüşecek. İnsan ırkı için çok büyük zorluklar ve fırsatlar olacak. Bu değişimler ise kendi kendilerine olmayacak ve onlara direnen veya kabul eden insanlar üzerinden tezahür edecekler. Bu bakış açısından 9.9.9 tarihini basit bir numeroloji merakından dolayı değil de, Kozmos’un Dokuzuncu seviyesi tarafından getirilen çok daha geniş bir dönüşüm sürecine katılım ve odaklanma fırsatı olarak kutlayabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maya takviminden anladığımız şey, özellikle sol beyin tarafından yaratılan insanın insana hâkim olma formlarının sonunu birlik bilinci tarafından getirileceğidir. Yani üstünlük araçları olan finansal sistem, silahlar, ulusal sınırlar ve otorite sahibi diğer pek çok yapı bu yeni birlik bilinci ile parçalanacak. İlahi uyumun insan ilişkilerini şekillendireceği yeni bir dünya doğacak. İnsanın insana üstün olmasının sona ermesi ayrıca küresel ölçekte cinsiyetler arasında ki ilişkiyi de etkiyecek. Söylemeye gerek yok, her şeyin tekrar eski haline dönmesi söz konusu bile değil. Karşımıza çıkan zorluklara tepki vermek yerine yeni bir dünyanın doğumuna doğru bilinçli bir şekilde yaklaşmalı ve onu ortak olarak yaratmak için olumlu niyetlerimizi birleştirmeliyiz. Böylesi bir kolektif ortak yaratım sürecinin bu zorlukları aşmak için en iyi yol olduğunu düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9.9.9 ile başlayan dönem her ne kadar sadece Dokuzuncu seviyeye yükseliş safhası olsa da bu tarih çok önemli bir odak noktası çünkü bu seviyeye doğru yapılan hazırlıklar çok önemli. 17-18, 2010 Kozmik Kavuşma ile isminden de anlaşılacağı gibi insan varoluşunun ve bilincinin çarpıcı şekilde genişleyeceği projeler pratiğe dökülecek. Bugün zengin olarak varsayılan ülkelerin de başını ağrıtacak ekonomik zorluklar zamanında, insan bilincinin genişlemesi gerekli sosyo ekonomik dönüşümleri getirecek. Dokuzuncu seviye en sonunda aktive olduğunda kimliklerimiz çok daha geniş bir spritüel çerçevede tanımlanacaklar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu makale geniş kitlelere geleceğimiz için ortak niyetler ilham edebilecek kadar erken yazılmadı. Ancak yine de pek çok kişi 9.9.9 tarihini kutlayacak (mesela http://www.fredpajorden.se/sida21.html  adresine bakın). Bu makalenin amacı bu tarihi zaten kutlayacak olanlara bilgi vermek ve bunun sadece numerolojik bir tesadüf olmadığını, Maya takvimi ile anladığımız kozmik planın Dokuzuncu katı ile gelecek olan yeni dünyanın doğumuna doğru ciddi bir rolü olduğunu bildirmek. Bu tarih dua ve meditasyonlarla yeni ve daha iyi bir dünyanın yaratılışı için ortak niyetler ortaya koymak için iyi bir zaman. 17-18 Temmuz 2010 Kozmik Kavuşumu için gerekli iletişim ve ağ kurma araçları zamanı geldiğinde hazır olacak. 9.9.9 yeni dünyanın yaratılışı için öncü ve mütevazı bir çağrı olarak görülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malmö, 6 Eylül 2009 (11 Edznab)&lt;br /&gt;Carl Johan Calleman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çeviren: Fatih Keçelioglu&lt;br /&gt;Maya Takvimi Facebook Grubu: http://www.facebook.com/group.php?gid=97173896542&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/30333461-8119797605930759567?l=mayatakvimi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ryc8c5tOfNZ_9zirtkNQhFQLMCA/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ryc8c5tOfNZ_9zirtkNQhFQLMCA/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ryc8c5tOfNZ_9zirtkNQhFQLMCA/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ryc8c5tOfNZ_9zirtkNQhFQLMCA/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/eGUEp/~4/yJzMMy-PKfk" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/feeds/8119797605930759567/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2009/09/999-ve-maya-takvimi.html#comment-form" title="20 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/8119797605930759567?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/8119797605930759567?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/eGUEp/~3/yJzMMy-PKfk/999-ve-maya-takvimi.html" title="9.9.9 ve Maya Takvimi" /><author><name>Fatih Keçelioğlu</name><uri>https://profiles.google.com/105834459564252892897</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh4.googleusercontent.com/-4J78Z_wYK2U/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAb4/85fviSuBqDI/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/SqV_9tfYZZI/AAAAAAAAAPk/33JlyK39e8U/s72-c/undrwrlds.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>20</thr:total><feedburner:origLink>http://mayatakvimi.blogspot.com/2009/09/999-ve-maya-takvimi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CkEHQXk6cSp7ImA9WxBbF08.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-30333461.post-3922954028760374948</id><published>2009-09-06T19:00:00.004+03:00</published><updated>2010-03-16T08:23:50.719+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-03-16T08:23:50.719+02:00</app:edited><title>Ekonomik Kriz ve Maya Takvimi</title><content type="html">&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 12"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 12"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CUsers%5Casus%5CAppData%5CLocal%5CTemp%5Cmsohtmlclip1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;link rel="Edit-Time-Data" href="file:///C:%5CUsers%5Casus%5CAppData%5CLocal%5CTemp%5Cmsohtmlclip1%5C01%5Cclip_editdata.mso"&gt;&lt;!--[if !mso]&gt; &lt;style&gt; v\:* {behavior:url(#default#VML);} o\:* {behavior:url(#default#VML);} w\:* {behavior:url(#default#VML);} .shape {behavior:url(#default#VML);} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;o:officedocumentsettings&gt;   &lt;o:relyonvml/&gt;   &lt;o:allowpng/&gt;  &lt;/o:OfficeDocumentSettings&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;link rel="themeData" href="file:///C:%5CUsers%5Casus%5CAppData%5CLocal%5CTemp%5Cmsohtmlclip1%5C01%5Cclip_themedata.thmx"&gt;&lt;link rel="colorSchemeMapping" href="file:///C:%5CUsers%5Casus%5CAppData%5CLocal%5CTemp%5Cmsohtmlclip1%5C01%5Cclip_colorschememapping.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:trackmoves&gt;false&lt;/w:TrackMoves&gt;   &lt;w:trackformatting/&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:punctuationkerning/&gt;   &lt;w:validateagainstschemas/&gt;   &lt;w:saveifxmlinvalid&gt;false&lt;/w:SaveIfXMLInvalid&gt;   &lt;w:ignoremixedcontent&gt;false&lt;/w:IgnoreMixedContent&gt;   &lt;w:alwaysshowplaceholdertext&gt;false&lt;/w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;   &lt;w:donotpromoteqf/&gt;   &lt;w:lidthemeother&gt;TR&lt;/w:LidThemeOther&gt;   &lt;w:lidthemeasian&gt;X-NONE&lt;/w:LidThemeAsian&gt;   &lt;w:lidthemecomplexscript&gt;X-NONE&lt;/w:LidThemeComplexScript&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;    &lt;w:dontgrowautofit/&gt;    &lt;w:splitpgbreakandparamark/&gt;    &lt;w:dontvertaligncellwithsp/&gt;    &lt;w:dontbreakconstrainedforcedtables/&gt;    &lt;w:dontvertalignintxbx/&gt;    &lt;w:word11kerningpairs/&gt;    &lt;w:cachedcolbalance/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;m:mathpr&gt;    &lt;m:mathfont val="Cambria Math"&gt;    &lt;m:brkbin val="before"&gt;    &lt;m:brkbinsub val="--"&gt;    &lt;m:smallfrac val="off"&gt;    &lt;m:dispdef/&gt;    &lt;m:lmargin val="0"&gt;    &lt;m:rmargin val="0"&gt;    &lt;m:defjc val="centerGroup"&gt;    &lt;m:wrapindent val="1440"&gt;    &lt;m:intlim val="subSup"&gt;    &lt;m:narylim val="undOvr"&gt;   &lt;/m:mathPr&gt;&lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:latentstyles deflockedstate="false" defunhidewhenused="true" defsemihidden="true" defqformat="false" defpriority="99" latentstylecount="267"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="0" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Normal"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="heading 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 7"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 8"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 9"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 7"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 8"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 9"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="35" qformat="true" name="caption"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="10" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Title"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="1" name="Default Paragraph Font"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="11" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Subtitle"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="0" name="Hyperlink"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="22" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Strong"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="20" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Emphasis"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="59" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Table Grid"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" unhidewhenused="false" name="Placeholder Text"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="1" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="No Spacing"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" unhidewhenused="false" name="Revision"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="34" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="List Paragraph"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="29" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Quote"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="30" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Intense Quote"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="19" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Subtle Emphasis"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="21" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Intense Emphasis"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="31" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Subtle Reference"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="32" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Intense Reference"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="33" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Book Title"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="37" name="Bibliography"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" qformat="true" name="TOC Heading"&gt;  &lt;/w:LatentStyles&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Font Definitions */  @font-face 	{font-family:"Cambria Math"; 	panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; 	mso-font-charset:1; 	mso-generic-font-family:roman; 	mso-font-format:other; 	mso-font-pitch:variable; 	mso-font-signature:0 0 0 0 0 0;} @font-face 	{font-family:Calibri; 	panose-1:2 15 5 2 2 2 4 3 2 4; 	mso-font-charset:162; 	mso-generic-font-family:swiss; 	mso-font-pitch:variable; 	mso-font-signature:-1610611985 1073750139 0 0 159 0;}  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-unhide:no; 	mso-style-qformat:yes; 	mso-style-parent:""; 	margin-top:0cm; 	margin-right:0cm; 	margin-bottom:10.0pt; 	margin-left:0cm; 	line-height:115%; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:11.0pt; 	font-family:"Calibri","sans-serif"; 	mso-ascii-font-family:Calibri; 	mso-ascii-theme-font:minor-latin; 	mso-fareast-font-family:Calibri; 	mso-fareast-theme-font:minor-latin; 	mso-hansi-font-family:Calibri; 	mso-hansi-theme-font:minor-latin; 	mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; 	mso-bidi-theme-font:minor-bidi; 	mso-fareast-language:EN-US;} span.MsoEndnoteReference 	{mso-style-noshow:yes; 	mso-style-priority:99; 	vertical-align:super;} p.MsoEndnoteText, li.MsoEndnoteText, div.MsoEndnoteText 	{mso-style-priority:99; 	mso-style-link:"Endnote Text Char"; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Calibri","sans-serif"; 	mso-ascii-font-family:Calibri; 	mso-ascii-theme-font:minor-latin; 	mso-fareast-font-family:Calibri; 	mso-fareast-theme-font:minor-latin; 	mso-hansi-font-family:Calibri; 	mso-hansi-theme-font:minor-latin; 	mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; 	mso-bidi-theme-font:minor-bidi; 	mso-fareast-language:EN-US;} a:link, span.MsoHyperlink 	{color:blue; 	text-decoration:underline; 	text-underline:single;} a:visited, span.MsoHyperlinkFollowed 	{mso-style-noshow:yes; 	mso-style-priority:99; 	color:purple; 	mso-themecolor:followedhyperlink; 	text-decoration:underline; 	text-underline:single;} span.EndnoteTextChar 	{mso-style-name:"Endnote Text Char"; 	mso-style-priority:99; 	mso-style-unhide:no; 	mso-style-locked:yes; 	mso-style-link:"Endnote Text"; 	mso-ansi-font-size:10.0pt; 	mso-bidi-font-size:10.0pt;} .MsoChpDefault 	{mso-style-type:export-only; 	mso-default-props:yes; 	mso-ascii-font-family:Calibri; 	mso-ascii-theme-font:minor-latin; 	mso-fareast-font-family:Calibri; 	mso-fareast-theme-font:minor-latin; 	mso-hansi-font-family:Calibri; 	mso-hansi-theme-font:minor-latin; 	mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; 	mso-bidi-theme-font:minor-bidi; 	mso-fareast-language:EN-US;} .MsoPapDefault 	{mso-style-type:export-only; 	margin-bottom:10.0pt; 	line-height:115%;}  /* Page Definitions */  @page 	{mso-footnote-separator:url("file:///C:/Users/asus/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_header.htm") fs; 	mso-footnote-continuation-separator:url("file:///C:/Users/asus/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_header.htm") fcs; 	mso-endnote-separator:url("file:///C:/Users/asus/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_header.htm") es; 	mso-endnote-continuation-separator:url("file:///C:/Users/asus/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_header.htm") ecs;} @page Section1 	{size:595.3pt 841.9pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Table Normal"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-priority:99; 	mso-style-qformat:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin-top:0cm; 	mso-para-margin-right:0cm; 	mso-para-margin-bottom:10.0pt; 	mso-para-margin-left:0cm; 	line-height:115%; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:11.0pt; 	font-family:"Calibri","sans-serif"; 	mso-ascii-font-family:Calibri; 	mso-ascii-theme-font:minor-latin; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-theme-font:minor-fareast; 	mso-hansi-font-family:Calibri; 	mso-hansi-theme-font:minor-latin;} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b style=""&gt;Dünya’da yaşanan ekonomik kriz, zamanlaması ile Maya takvimini doğruluyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Son iki yılda derinleşen ekonomik kriz ile ilgili en çok duyduğumuz bazı cümleler şu şekilde; “1929’dan beri böylesi olmamıştı.” “Büyük Buhran’ı anımsatıyor.” “1930’lardan beri ilk defa…” Liberal pazar anlayışı ile sağlam temellere oturduğu sanılan, bir din gibi tapınılan finansal sistemlerde böylesine bir çatlak yaşanması pek çok kişiye 1929 -1932 arasında en derin halini yaşayan Büyük Buhran’ı hatırlatıyor. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Peki, arasında yaklaşık 80 yıl bulunan bu iki kriz arasında nasıl bir ilişki var? Hayatın bir tesadüf eseri ortaya çıktığına inanan ve dolayısıyla olaylar arasında sadece akılcı ilişkiler kurulabildiğine inanan Batı bilimsel anlayışına göre bu iki kriz arasında hiçbir ilişki yok. Oluş şekilleri ve sonuçları açısından bir benzerlik var o kadar. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bir Maya takvimi anlatıcısı olduğum için dünya tarihi olayları arasında gözle görülmeyen bir zaman örgüsü olduğunu bildiğimden, bu ikisi arasında kusursuz bir ilişki görüyorum. Bu öyle bir ilişki ki, hem Maya takvimi modelinin geçerliliğini kanıtlıyor hem de bu modelden çıkan kehanetlerin doğruluğunu destekliyor. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Her iki ekonomik krizde Maya takviminde 5. Gece olarak anılan “en karanlık geceye” denk düşüyor. Bu konuda bakın 21 Kasım 2007 tarihinde ne yazmışım: &lt;i style=""&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style=""&gt;Beşinci Gecenin başka bir özelliği ise Yıkım getirici olması. Gezegensel Altdünya’da 1932 - 1952 arasında Hitler ve İkinci Dünya savaşının yıkımını yaşadık, atom bombaları da dâhil olmak üzere. Fakat bu demek değil ki benzeri bir fiziksel yıkım bizleri bekliyor yine. Günümüzde ülkeler arasında ve dünyada çok farklı bir mücadele var ve bu artık bariz şekilde para piyasalarında gerçekleşiyor. O yüzden finansal açıdan bir yıkım beklemek daha mantıklı gözüküyor, özellikle de 1929, 1930 ve 1932 yıllarının büyük finansal buhranlar getirmesinden dolayı.” &lt;a style="" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=30333461#_edn1" name="_ednref1" title=""&gt;&lt;span class="MsoEndnoteReference"&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 112, 192);"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoEndnoteReference"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-family:&amp;quot;;font-size:11;"  &gt;[i]&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bu aslında Maya takviminin nasıl geçerli bir kehanet sistemi olarak kullanılabileceği ve gizemli son tarihin (28 Ekim 2011) ne anlama geldiği üzerine bir ipucu. Eğer ipin ucunu yakaladıysanız hadi gelin benimle beraber bu makaleye.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bu makalede sizlere Büyük Buhran ile şu an yaşanan ekonomik kriz arasında ki ilişkiyi Maya takvimi açısından göstermeyi ve Maya takviminin son tarihine yaklaşık 2 yıl kala zaman, para, bilinç arasında ki ilişki üzerinde durmayı hedefliyorum. Bu arada Maya takviminde neden meşhur 21 Aralık 2012 tarihinin değil de 28 Ekim 2011’in doğru son tarih olduğunu da tartışacağız.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b style=""&gt;Maya takvimi nedir? Ne değildir?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Maya takvimi sadece 2012’de bir gün demek değildir. Var olan dünyanın nasıl değişeceğine dair yeni bir fantezi veya hayal değildir… Sıradan bir medyumluk, falcılık veya kehanet aracı değildir.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;O içinde yaşadığımız dünyanın neden böyle olageldiğini en iyi şekilde açıklayan bir yaklaşımdır. Matematiksel, tarihsel ve sosyolojik olarak doğrulanabilir kanıtlar üzerine inşa edilmiştir. Metot olarak akıl ve sezgiyi, din ve bilimi, doğu ve batıyı bir araya getirir. Verdiği mesaj ise şudur: Bu gezegende ortaya çıkmış olan hiçbir şey şans eseri değildir. İlk hücrelerin oluşumundan maymunlara, oradan insanın evrimine, medeniyetin ortaya çıkmasına ve tarih boyunca insanlık bilincinde olan tüm değişimlere bir anlam kazandırır Maya takvimi. Evrim teorisi ile yaradılış mitleri arasında bir köprüdür. En önemlisi bütün insanlık tarihinin tesadüfî olaylarla değil, ilahi bir plana göre oluştuğunu ortaya koyar. &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Bu plan 28 Ekim 2011’de (evet 2012 değil) son noktasına gelecektir. Pek çok korku dolu ifadenin aksine dünyanın sonu anlamına gelmez bu. 16 milyar yıldır devam eden ilahi planın tamamlanışı demektir bu son tarih. Devam eden bir süreç olan yaratılışın, yani evrimin son eserinin nihayet ortaya çıkacağı bir tarihtir 28 Ekim 2011. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;İsveçli bilim adamı Carl Johan Calleman’ın araştırmalarına göre, 28 Ekim 2011 tarihinde son bulan Maya takvimi 9 katlı bir piramit şeklinde olan zaman katlarından oluşur. Bu dokuz katın her biri ise kendi içinde 13 parçaya ayrılır ve bunlar yaratılışın 7 gündüz ve 6 gecesidir. Kusursuz geometrisi ile dünyanın yeni yedi harikası arasına giren Chicchan Itza’da ki Kukulcan piramidi aslında Maya takviminin bir ifadesidir. Calleman, bu 9 katlı piramidin insanlığın evriminde ki kilometre taşları olduğunu kitaplarında ortaya koymuştur. &lt;a style="" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=30333461#_edn2" name="_ednref2" title=""&gt;&lt;span class="MsoEndnoteReference"&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 112, 192);"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoEndnoteReference"&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-family:&amp;quot;;font-size:11;"  &gt;[ii]&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b style=""&gt;Paranın Evrimi&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bu evrim gereği milattan önce 3115 tarihinden beri medeniyet bilinci gelişmekte (MÖ 3115 ile başlayan bu dönemin Maya takviminde ki adı Ulusal Altdünya’dır). Taş devrinden çıktığımızdan beri, yazıyla, medeniyetle, teknolojiyle meşgul oluyoruz. Ancak bir yandan da savaşlarla, kölelikle ve ekolojik bozulmalarla dolu bir dünya yaratıyoruz. Ekonomik sistemler ve para ise bu evrimin kaçınılmaz olarak bir parçası. Gittikçe soyutlaşan değerler sistemi insanın insana hâkim olmasının bir nedeni ve sonucu. Son beş bin yıldır böyle bir dünya yaratılmaktadır. Milattan sonra 1755 yılında ise ilahi planda yeni bir kilometre taşına gelindi ve sanayi devrimi ile Avrupa aydınlanması çiçek açtı (1755 ile başlayan dönem ise Gezegensel Altdünya olarak anılıyor). Bu aynı zamanda kolonileşme denilen bir süreç ile insanın insana hâkimiyetini bir kat daha arttırdı. Bugün ise Avrupa aydınlanması ve hümanizm akımlarının meyvelerini topladığımızdan kölelik ortadan kalktı, koloniler özgürlüğünü ilan etti. Ancak finansal sistemler insanın insana olan hâkimiyetini daha gizli ve kurnaz bir şekle soktu. Popüler internet filmi Zeitgeist’ın ikinci bölümü bu konuda önemli tespitler içermektedir.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Maya takviminde sekizinci katın 1999 yılında başlamasıyla yeni bir bilinç evrilmeye başladı (Galaktik Altdünya). Mevcut sisteme ve insanın insana hâkim olması ile sonuçlanan medeniyete bir tepki olarak gelişmektedir bu bilinç. 2007 ve 2008 yılları ise bu yeni bilincin kendini daha net bir şekilde ortaya koyduğu yıllardır. Evet, bir taraftan Bilgi Teknolojileri sayesinde para gitgide daha soyut bir hal aldı, finans sistemleri dijitalleşti. Bütün bunları madalyonun bir yüzü olarak düşünelim.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Madalyonun diğer yüzü ise 2011’de ki son tarihe yaklaştıkça kendini daha net adımlarla ortaya koyacak ve eski ile yeninin bir sentezi sonucunda “özgür insanın” doğumunu karşılayacağız. 11 Şubat 2011 tarihinde başlayacak olan dokuzuncu ve son kat ile (Evrensel altdünya) insanlık bilincini filtreleyerek kısmi körleşmelere yol açan tüm perdeler kalkacak.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bütün bu tablonun derinliklerine inmek için yazımın sonunda çeşitli kaynaklar göstereceğim. Ancak isterseniz bu çerçeveden bakarak güncel bir konu olan ekonomik krizi inceleyelim.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=""&gt;Beşinci Gece ve Ekonomik Kriz&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Gittikçe derinleşerek finans uzmanlarını bile şaşırtmaya devam eden ekonomik kriz bazı teorisyenlere göre tüm ekonomik sistemin çöküşü ile sonuçlanacak. Pek çok uzman da “1929'da ABD'de başlayan ve 1932'de Avrupa’ya sıçrayan büyük buhrandan beri böylesi görülmemişti” diyor.
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;Çok katmanlı bir zaman yapısına sahip kehanetsel Maya takvimine göre bu bir tesadüf değil. 1932 - 1952 yıllarına denk düşen "5.gece" adı verilen en karanlık dönemi 19 Kasım 2007 ile 13 Kasım 2008 arasında tekrar yaşadık.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Maya takviminde geçen 7 gündüz 6 gece süreçlerinin her birinin kendine has bir karakteri vardır. Daha önce de belirttiğim gibi 5. gece en karanlık gece olmasıyla biliniyor. 1932 – 1952 arasında dünyanın en büyük ekonomik krizine yol açan 5. Gece yaşandı. Diyebilirsiniz ki 1929 bu sürecin dışında. Bende diyeceğim ki 1929’un küresel etkileri 1930’lara yayıldı ve tüm insanlık tarihini göz önüne aldığınızda bu 3 yıl büyük bir fark değildir. Öbür taraftan 19 Kasım 2007 – 13 Kasım 2008 arasında süren Galaktik Altdünyanın 5. Gecesinin, bir önceki 5. Gece gibi insanlık tarihinin en derin ekonomik krizini getirdiği açıktır. &lt;span style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;Beşinci Gece ve yaşanan ekonomik kriz ile ilgili olarak yine&lt;/span&gt; 21 Kasım 2007 tarihinde &lt;span style=""&gt;yazdığım yazıdan&lt;a style="" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=30333461#_edn3" name="_ednref3" title=""&gt;&lt;span class="MsoEndnoteReference"&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 112, 192);"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoEndnoteReference"&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-family:&amp;quot;;font-size:11;"  &gt;[iii]&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 112, 192);"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/u&gt;alıntılar yapacağım. Böylece o zaman yaptığım tahminlerin doğruluğunu siz de görebilirsiniz ve kullanılan metodun geçerliliğini test edebilirsiniz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style=""&gt;“Öncelikle mevcut finansal sistemin nasıl bir bilince dayandığına bakalım. Dünya’da her gün gitgide faiz, kredi ve borca dayanan bir sistem genişliyor. Para dediğimiz olgu ise zaten 5,000 yıl önce sol beyin bilincinin hâkim olmaya başlamasıyla evrilmekte olan bir soyutlama. Bu soyutlama gitgide daha soyut olmakta ve elle tutulur olmaktan uzaklaşmakta. Bu ise kolektif insan bilincini anda yaşamaktan gitgide uzaklaştıran ve zamanı materyalist bir şekilde algılamamıza yol açan bir sistem. Geçmiş ve geleceğe bağlı, hatta bağımlı olmamıza neden oluyor. Aslında Maya takvimi bize bu sistemin Ulusal ve Gezegensel altdünyaların bilinçlerinin sonuçları olduğunu söyleyecektir. Peki, Sağ beyin küresini uyandıran Galaktik Altdünya nasıl bir etki yaratmakta? Sağ beyin anda yaşamamızı sağlayan beyin yarı küremiz. Küresel sağ beyin uyandıkça barter sistemleri daha çok önem kazanmaya başladı. Bunun etkilerini Beşinci Gündüz süresince (24 Kasım 2006 – 19 Kasım 2007) daha somut olarak deneyimlemeye başladık. Direk alış verişe dayalı sistemler, parayı aradan çıkararak daha sağlıklı bir takas sağlamaktalar. Bunlardan bazılarının örnekleri şu adreslerde bulunabilir: &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;a href="http://www.letslinkuk.net/"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style=""&gt;http://www.letslinkuk.net/&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/a&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;a href="http://www.schumachersociety.org/"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style=""&gt;http://www.schumachersociety.org/&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/a&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style=""&gt;”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"&gt;&lt;span style=""&gt;Ayrıca Türkiye’de yaygınlaşan mesela Türk Barter (&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.turkbarter.com/125.aspx"&gt;&lt;span style=""&gt;http://www.turkbarter.com/125.aspx&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=""&gt;) veya Freecycle Türkiye’den (&lt;/span&gt;&lt;a href="http://freecycleturkey.org/freecycle/"&gt;&lt;span style=""&gt;http://freecycleturkey.org/freecycle/&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=""&gt;) bahsetmek mümkündür. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal;"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style=""&gt;“Beşinci Gündüz’de seslerini duymaya başladığımız bir kriz Amerika mortgage endüstrisinde patlak vermekte. Tamamen birbirine bağlı dünya finans sisteminde bir domino taşının yıkılması tüm domino taşlarının yıkılmasına benzer bir etki yaratacağa benziyor. Faiz, kredi ve borca dayalı sistem büyük bir kriz yaşayacak. Beşinci gece kanımca en çok bu açıdan zor olacak. Dolayısıyla sizlere tavsiyem, borçlarınızı kapatın daha fazla kredi ve borç almayın. Mümkünse kendi evinizde yaşayın ve barter sistemlerini kullanmaya başlayın. Dünya’nın Sağ beyin yarıküresinde yaşayan ülkemizin esnafı neden peşin paraya daha çok önem verir? Çünkü bu anda ve buradadır peşin para. Barter ise bundan daha değerli aslında çünkü çok yakında gerçekten en değerli şey burada ve bu anda olan olacak. Zaten Maya takvimin son noktası da bu demek. Bu anda ve burada olmayı deneyimlemek, tamamı ile. Bu kriz ise bizi anda yaşamaya doğru getirecek.” &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Peki bu çerçeveden bakıldığında ekonomik kriz ne yöne gitmektedir? Önümüzde ki dönemde dünya sistemlerinde ne gibi değişiklikler öngörülebilir? Zamanın sonu ile paranın sonu arasında nasıl bir bağlantı vardır?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Politik, hukuki, finansal, daha doğrusu sosyal alanda olan tüm değişimleri özünde Maya takviminin enerji değişimlerinin getirdiğini anladığınızda bütün bu değişimlerin tek bir noktaya doğru gittiğini de anlayabilirsiniz: Sadece bu anda ve burada olanı tam olarak deneyimlemek. Burada ve bu anda olanı tam olarak deneyimlediğiniz daha önce oldu mu? İşte o anda ki bilinciniz, insanoğlunun en sağlıklı, en bilge, en yüce halidir. Temel sorun o andan geriye tekrar ayrılık bilincine düşmenizdir. Yine yarın ödenecek faturaları veya geçmişinizde ki acılarınızı, başarılarınızı… vs düşünmeye başlarsınız. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Maya takvimi özünde diyor ki, bu geri düştüğünüz bilinç bir tesadüf değil. O ilahi planın bir parçası ve dünyanın böyle olması yine aynı nedenden. Ancak başlayan her şeyin sonu olduğu gibi bu bilincinde bir sonu var. Zamanın sonuna, şu anda ve burada olmayanın ölümüne doğru bir yönde gidiyoruz. Zamanlama olarak bu ise Maya takviminin sonunda gerçekleşecek. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;13 Kasım 2008 – 8 Kasım 2009 arasında 6. Gündüzü yaşıyoruz ve diğer tüm gündüzler gibi olumlu bir hava esiyor. Kasım 2008’de Obama’nın seçilmesi bu olumlu havaya katıda bulundu ve ekonomik krizin yavaşlaması ve tekrar bir büyüme döneminin gelişi beklentisi büyüdü. &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Ayrıca yukarıda ki çerçeveden baktığımızda ekonomik krizin bir sonucu olarak şimdi ve burada olanın değerlendirilmesi yönünde revizyonlar görebiliriz. Ancak bunlarda kısa süre içerisinde (1-2 yıllık süreçler) yetmeyecek ve ilahi planın çarkları bizi hepimizin bir olduğunu, Afrika’da ki çocuk ile Newyork’ta ki işadamı arasında bir ayrılık olmadığını görebileceğimiz noktaya doğru itecek. Eğer insanlık olarak biz kendi rızamızla bu noktaya gelmezsek, daha çok kriz göreceğiz demektir.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-size:12px;" &gt;8 Kasım 2009 ve Derinleşen Kriz&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Takdir edersiniz ki insanlık olarak henüz kendi rızamızla bu birlik bilincine gelecek noktada değiliz. O yüzden yukarıda söylediğim gibi daha çok kriz göreceğiz. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Benim 2008 ekonomik krizi ile ilgili tahmini doğru yapmamı sağlayan elbette Calleman’ın bilimsel yöntemini takip etmem oldu. Kendisi bu tahmini 2001 ve 2004 yıllarında yazdığı kitaplarda yapmıştı zaten. 2004 yılında Türkiye’de de basılan “Maya Takvimi ve Bilincin Dönüşümü” adlı kitabı alıp 278. sayfasını açarsanız sizde kendi gözlerinizle bu tahmini doğrulayabilirsiniz.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Calleman şimdi yeni bir tahminde bulunuyor. 8 Kasım 2009 itibari ile başlayacak 6. Gece’nin mevcut ekonomik krizin küresel para sisteminde bir çöküş getireceğini söylüyor:&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/SqPdHztbK5I/AAAAAAAAAPU/0NHw9ITzdhQ/s1600-h/dow.jpg.png"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 448px; height: 339px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/SqPdHztbK5I/AAAAAAAAAPU/0NHw9ITzdhQ/s400/dow.jpg.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5378385506220059538" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-size:12px;" &gt;“&lt;/span&gt;Altıncı Gecenin başladığı tarih olan 8 Kasım 2009’a doğru ekonomik gerilemenin güçlenmesini ve Amerikan Dolarının çökmesini ve buna bağlı olarak dünyada kurulu para sisteminin çöküşünü bekleyebiliriz. Pek çok olay böylesi bir etkinliği tetikleyebilir ama önemli olan bunu ne tetiklerse tetiklesin, kaldı ki bu bir politik olay olabilir, sonuçta Altıncı Gecenin enerjisinin bir sonucu olacaktır.” &lt;a style="" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=30333461#_edn4" name="_ednref4" title=""&gt;&lt;span class="MsoEndnoteReference"&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 112, 192);"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoEndnoteReference"&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-family:&amp;quot;;font-size:11;"  &gt;[iv]&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-size:12px;" &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bana kalırsa eğer bu çöküş kendini Kasım 2009’dan itibaren güçlü bir şekilde göstermezse orta nokta olan 6 Mayıs 2010’a doğru gittikçe artarak kendini gösterecektir. Peki bütün bunların anlamı nedir? Elbette ki felaket tellallığı yaparak korku yaymak gibi bir niyetim yok. Sadece bilimsel bir yöntemle gözlemlenebilen ve tahmin edilebilen sosyal dönüşümlerden söz açıyorum. 6. gece ile gelecek olan yeni dönüşümler belki de şimdiye kadar görülmemiş çapta olabilirler ve ilahi planın tamamlanışına doğru bizleri daha bilinçli olmaya yönlendirebilirler. Maya takvimine bakarken hiç unutulmaması gereken altın bir kural, tüm dönüşümlerin bizim üzerimizden gerçekleştiğini bilmektir. Yani sorumluluk bizlerde. Eğer mevcut para sistemi çökecekse bir an önce daha sağlıklı bir ekonomik sistem alternatifi yaratılmalıdır. Bu arada ekonomik krizin besin ve diğer kaynakların krizini de tetikleyebileceğini unutmamak gerekir. Dolayısıyla bir yandan değiş tokuşa, takasa dayalı ekonomik yöntemler diğer yandan permakültür gibi besin ve enerji açısından kendi kendimize yetmemizi sağlayan ilerici yaklaşımlar muazzam önem kazanmaktadırlar. Türkiye’de ki &lt;a href="http://www.imeceevi.org/index.php?option=com_content&amp;amp;task=view&amp;amp;id=225&amp;amp;Itemid=37"&gt;permakültür kursu&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://anticopyrighttr.wordpress.com/2009/08/09/takas-atolyesi-ankara-bartering-bazaar-ankara/"&gt;takas fuarları&lt;/a&gt; gibi etkinlikleri &lt;a href="http://www.bugday.org/"&gt;www.bugday.org&lt;/a&gt; adresinden takip etmeniz mümkündür.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-size:12px;" &gt;Neden 21 Aralık 2012 değil de 28 Ekim 2011? Ve bu neden önemli?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Aslında Calleman hariç neredeyse diğer tüm 2012 ve Maya takvimi araştırmacılarının savlarının geçersiz olduğunu söylemek mümkün. Neden mi? Calleman haricinde diğer hiçbiri size bu makalede sunulduğu gibi elle tutulur ve test edilebilir kanıtlar sunmuyor da ondan. Foton kuşağından, Marduk gezegenine, Galaktik hizalanmadan, kutupların yer değiştirmesine UFO’ların ifşasına kadar kanıtlanabilir hiçbir veri yok elde. Sadece iddialar, yorumlar ve oldukça fazla miktar da yanlış bilgi var. Birbirleriyle, hatta bazen kendi kendileriyle tutarlılık göstermeyen bu teorilerin hepsini incelemek bu makalenin dışına taşacaktır ve bir sonra ki yazımda bu konuyu ele almayı düşünüyorum. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Ancak kısaca 21 Aralık 2012 olarak ünlenen Maya takvimi son tarihinin neden geçersiz olduğunu düşündüğümü aktarabilirim.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Eğer doğru son tarih 21 Aralık 2012 olsaydı Galaktik Altdünya’nın tüm gece ve gündüzleri de bu son tarihe göre kayacağı için 5. Gece ve Ekonomik kriz tahmini doğru yapılamazdı. Hatırlatmak isterim ki Calleman 28 Ekim 2011 tarihini son tarih olarak aldığı için 18 Kasım 2007’in 5. Gece ve dolayısıyla ekonomik kriz başlangıcı olacağı tahminini yapabildi. Bugün finans uzmanları krizin Aralık 2007’de derinleştiğine dair hem fikirdirler. Ayrıca aşağıda ki Dow Jones indeksi grafiğini incelediğinizde krizin Ocak 2008’de başladığını görebilirsiniz:&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt;"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;v:shapetype id="_x0000_t75" coordsize="21600,21600" spt="75" preferrelative="t" path="m@4@5l@4@11@9@11@9@5xe" filled="f" stroked="f"&gt;  &lt;v:stroke joinstyle="miter"&gt;  &lt;v:formulas&gt;   &lt;v:f eqn="if lineDrawn pixelLineWidth 0"&gt;   &lt;v:f eqn="sum @0 1 0"&gt;   &lt;v:f eqn="sum 0 0 @1"&gt;   &lt;v:f eqn="prod @2 1 2"&gt;   &lt;v:f eqn="prod @3 21600 pixelWidth"&gt;   &lt;v:f eqn="prod @3 21600 pixelHeight"&gt;   &lt;v:f eqn="sum @0 0 1"&gt;   &lt;v:f eqn="prod @6 1 2"&gt;   &lt;v:f eqn="prod @7 21600 pixelWidth"&gt;   &lt;v:f eqn="sum @8 21600 0"&gt;   &lt;v:f eqn="prod @7 21600 pixelHeight"&gt;   &lt;v:f eqn="sum @10 21600 0"&gt;  &lt;/v:f&gt;  &lt;v:path extrusionok="f" gradientshapeok="t" connecttype="rect"&gt;  &lt;o:lock ext="edit" aspectratio="t"&gt; &lt;/o:lock&gt;&lt;v:shape id="Picture_x0020_1" spid="_x0000_i1025" type="#_x0000_t75" alt="dow" style="width: 321pt; height: 243pt; visibility: visible;"&gt;  &lt;v:imagedata src="file:///C:%5CUsers%5Casus%5CAppData%5CLocal%5CTemp%5Cmsohtmlclip1%5C01%5Cclip_image001.png" title="dow"&gt; &lt;/v:imagedata&gt;&lt;/v:shape&gt;&lt;/v:path&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:formulas&gt;&lt;/v:stroke&gt;&lt;/v:shapetype&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;21 Aralık 2012 ve 28 Ekim 2011 arasında 420 gün fark vardır. Buna göre 21 Aralık 2012 doğru tarih olarak alınırsa 5. Gece 11 Ocak 2009 – 6 Ocak 2010 arasına yani bugün içinde yaşadığımız döneme denk düşer. Dünya’da bu yıl devam eden ekonomik tabloya göz atarsanız onun çok olumlu olmasa da yukarıda 2008 yılı Dow Jones indeksinde olduğu gibi karanlık olmadığını görebilirsiniz. Yani 21 Aralık 2012 son tarihi “test edildiğinde” anlamlı bir sonuç çıkarmamaktadır. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Peki neden 21 Aralık 2012 tarihi bu kadar popüler? Çünkü arkeologlar bu tarihi yazıtlardan çıkartıp bugün ki Maya’ların eline verdiler ve Maya takvimine ilgi duyan pek çok araştırmacı da bu arkeolojik çıkarımı sorgusuz sualsiz kabul etti. Ünlü araştırmacı John Major Jenkins, Dünya’nın yalpalama hareketine bağlı olarak gerçekleşen Galaktik hizalanmanın 21 Aralık 2012’e denk geldiğini ve Mayaların bu olayı bildiğini iddia ederek “Çağların Değişiminin” bu tarihte gerçekleştiğini iddia etmektedir. Ancak bu tezde iki büyük delik vardır. Birincisi Galaktik hizalanma denilen olay bir sabah uyandığınızda birden bire gözlenen bir olay değildir. Bu süreç 1955’de başlamıştır ve 2100’e kadar her 21 Aralık sabahı gözlemlenebilir. Bu hizalanmanın en yüksek noktası (zenith) ise 21 Aralık 1998’de gerçekleşti. Yani 21 Aralık 2012’de bu en yüksek noktadan uzak bir yerde olacağız. Bu basit gerçeği biliyor muydunuz?&lt;a style="" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=30333461#_edn5" name="_ednref5" title=""&gt;&lt;span class="MsoEndnoteReference"&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 112, 192);"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoEndnoteReference"&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-family:&amp;quot;;font-size:11;"  &gt;[v]&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;İkinci olarak, Jenkins insanlık bilincinin 21 Aralık 2012’de sonuçlanacak bir dönüşüme doğru gittiği yönünde en ufak bir gözlemlenebilir kanıt sunmaktan acizdir. Jenkins’e aslında başka pek çok araştırmacıyı katabiliriz. Havalarda uçuşan iddialar dışında bu kişiler bize 21 Aralık 2012 tarihini doğrulayabilmemizi sağlayan tek bir delil sunamıyorlar. Bu kişiler aslında satır arasında bize şunu demektedirler: “Şimdi hiçbir şey yapmayın! 21 Aralık 2012’de değişim gelene kadar bekleyin!” &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;İnsanlık tarihinin en karanlık günlerine doğru giderken “Büyük Birader”in bizden saklamaya çalıştığı (ve dolayısıyla Atv haber bülteninde sunulmayan) o kadar çok şey var ki. Genetik mühendisliğinin yarattığı potansiyel felaketlerden, gıda krizine, diş macunlarına ve suya konarak sinir sistemimizi çökerten flüorürden, bizi hasta ve güçsüz tutan hastane-kanser-ilaç mafyasına kadar. 2012’e kadar hiç bir şey yapmadan beklemek ancak bu karanlık planların daha da derine işleyip başarılı olmasını sağlayacaktır.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bence bu yüzden 28 Ekim 2011’de sonlanacak ve her köşe başında bir kilometre taşına sahip bir Maya takvimi anlayışı bu kişilerin işine gelmiyor. Çünkü böylesi bir anlayış aslında gücün Marduk’ta, Galaktik Merkez’de, Sirius veya Pleiades’te vs..vs olmadığını, gücün içimizde olduğunu hatırlatıyor. Ve bu gücü kullanarak her an yeni bir Dünya yaratabileceğimizi hatırlatıyor.&lt;a style="" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=30333461#_edn6" name="_ednref6" title=""&gt;&lt;span class="MsoEndnoteReference"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoEndnoteReference"&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-family:&amp;quot;;font-size:11;"  &gt;[vi]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; O yüzden de Maya takvimi ile ilgili yapılan hiçbir belgesele Calleman’ı çağırmıyorlar, hiç kimse onun bilimsel temelli ve kanıtlanabilir araştırmasına dikkati çekmiyor. Korku ve panik yaratacak her türlü fikri vurguluyorlar ve Jenkins ve diğerleri bu oyunda rollerini oynuyorlar.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Her ne kadar hakikatin kendi gücüyle kendine yeteceğini ve gerçeklerin ortaya çıkacağını düşünsem de, hatırlatmadan geçemeyeceğim: Dönüşüm bizimle gerçekleşiyor. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;C. Fatih Keçelioğlu, 31 Ağustos 2009 (5 Eb)&lt;/p&gt;  &lt;div style=""&gt;&lt;!--[if !supportEndnotes]--&gt;   &lt;hr width="33%" align="left" size="1"&gt;  &lt;!--[endif]--&gt;  &lt;div style="" id="edn1"&gt;  &lt;p class="MsoEndnoteText"&gt;&lt;a style="" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=30333461#_ednref1" name="_edn1" title=""&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://mayatakvimi.blogspot.com/"&gt;&lt;sup&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 112, 192);"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;u&gt;&lt;sup&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;[i]&lt;/span&gt;&lt;/sup&gt;&lt;/u&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/sup&gt;&lt;/a&gt; &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;a href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2007_11_01_archive.html"&gt;http://mayatakvimi.blogspot.com/2007_11_01_archive.html&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div style="" id="edn2"&gt;  &lt;p class="MsoEndnoteText"&gt;&lt;a style="" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=30333461#_ednref2" name="_edn2" title=""&gt;&lt;span class="MsoEndnoteReference"&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 112, 192);"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoEndnoteReference"&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;[ii]&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="color: rgb(23, 54, 93);"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/u&gt;Kapsamlı bir algılayış için bir kitap okumanızı önereceğim: &lt;a href="https://www.akasayayinevi.com/urun_detay.asp?id=141"&gt;Carl Johan Calleman, Maya Takvimi ve Bilincin Dönüşümü (Akaşa, 2004)&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div style="" id="edn3"&gt;  &lt;p class="MsoEndnoteText"&gt;&lt;a style="" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=30333461#_ednref3" name="_edn3" title=""&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://mayatakvimi.blogspot.com/"&gt;&lt;sup&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 112, 192);"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;u&gt;&lt;sup&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;[iii]&lt;/span&gt;&lt;/sup&gt;&lt;/u&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/sup&gt;&lt;/a&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="color: rgb(23, 54, 93);"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;a href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2007_11_01_archive.html"&gt;http://mayatakvimi.blogspot.com/2007_11_01_archive.html&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div style="" id="edn4"&gt;  &lt;p class="MsoEndnoteText"&gt;&lt;a style="" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=30333461#_ednref4" name="_edn4" title=""&gt;&lt;span class="MsoEndnoteReference"&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 112, 192);"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoEndnoteReference"&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;[iv]&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 112, 192);"&gt; &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.derki.com/haberportal/index.php/derkiden/maya-takviminin-21-aralik-2012-de-sona-erdigine-inanmanin-riskleri.html"&gt;http://www.derki.com/haberportal/index.php/derkiden/maya-takviminin-21-aralik-2012-de-sona-erdigine-inanmanin-riskleri.html&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div style="" id="edn5"&gt;  &lt;p class="MsoEndnoteText"&gt;&lt;a style="" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=30333461#_ednref5" name="_edn5" title=""&gt;&lt;span class="MsoEndnoteReference"&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 112, 192);"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoEndnoteReference"&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;[v]&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.mediafire.com/download.php?efwotljyqmq"&gt;http://www.mediafire.com/download.php?efwotljyqmq&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoEndnoteText"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;KAYNAKLAR:&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="https://www.akasayayinevi.com/urun_detay.asp?id=141"&gt;Carl Johan Calleman, Maya Takvimi ve Bilincin Dönüşümü (Akaşa, 2004)&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://www.calleman.com/"&gt;http://www.calleman.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://mayatakvimi.blogspot.com/"&gt;http://mayatakvimi.blogspot.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://www.mayan-calendar-code.com/mayan-calendar-2012-connection-course.html"&gt;http://www.mayan-calendar-code.com/mayan-calendar-2012-connection-course.html&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://the2012deception.net/"&gt;http://the2012deception.net&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;
&lt;br /&gt;Fatih Keçelioğlu:
&lt;br /&gt;Fatih 1978 İzmit doğumludur. İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyoloji bölümünü bitirdikten sonra Astroloji, doğu felsefeleri ve yoga ile ilgilenmeye başladı. Japonya ve Hindistan’da geçen iki yılın sonunda Maya takvimi bilgileriyle tanıştı. 2004 yılından beri sayısız seminer verdiği, bireysel seanslar yaptığı ve makaleler yazdığı bu konuda Dünya’da ki en aktif uzmanlarından birisi olarak bilinmektedir. Bu kompleks konuyu en basit ve etkili şekliyle anlatırken bir yandan da derinliklerine dokunması ile tanınmaktadır. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;E-mail: &lt;a href="mailto:fatihist@gmail.com"&gt;fatihist@gmail.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Web: &lt;a href="http://mayatakvimi.blogspot.com/"&gt;http://mayatakvimi.blogspot.com&lt;/a&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Maya Takvimi Facebook grubu: &lt;a href="http://www.facebook.com/group.php?gid=97173896542"&gt;http://www.facebook.com/group.php?gid=97173896542&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoEndnoteText"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div style="" id="edn6"&gt;  &lt;p class="MsoEndnoteText"&gt;&lt;a style="" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=30333461#_ednref6" name="_edn6" title=""&gt;&lt;/a&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/30333461-3922954028760374948?l=mayatakvimi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/7PLQaqXrGI9AP4jB6Z9IVeL3Fjw/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/7PLQaqXrGI9AP4jB6Z9IVeL3Fjw/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/7PLQaqXrGI9AP4jB6Z9IVeL3Fjw/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/7PLQaqXrGI9AP4jB6Z9IVeL3Fjw/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/eGUEp/~4/n1vU5lyJVjs" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/feeds/3922954028760374948/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2009/09/ekonomik-kriz-ve-maya-takvimi.html#comment-form" title="5 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/3922954028760374948?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/3922954028760374948?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/eGUEp/~3/n1vU5lyJVjs/ekonomik-kriz-ve-maya-takvimi.html" title="Ekonomik Kriz ve Maya Takvimi" /><author><name>Fatih Keçelioğlu</name><uri>https://profiles.google.com/105834459564252892897</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh4.googleusercontent.com/-4J78Z_wYK2U/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAb4/85fviSuBqDI/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/SqPdHztbK5I/AAAAAAAAAPU/0NHw9ITzdhQ/s72-c/dow.jpg.png" height="72" width="72" /><thr:total>5</thr:total><feedburner:origLink>http://mayatakvimi.blogspot.com/2009/09/ekonomik-kriz-ve-maya-takvimi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;A04CQXw-eyp7ImA9WxFXGUs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-30333461.post-1847157112372125885</id><published>2009-06-17T17:36:00.003+03:00</published><updated>2010-05-27T17:19:20.253+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-05-27T17:19:20.253+03:00</app:edited><title>Maya takviminin 21 Aralık 2012’de sona erdiğine inanmanın riskleri!</title><content type="html">&lt;div style="text-align: center;"&gt;İstediğiniz gibi dağıtabilir, çevirebilir ve yayabilirsiniz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu makale için tartışma forumları şu adreslerde bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/topic.php?uid=97173896542&amp;amp;topic=10911"&gt;http://www.facebook.com/topic.php?uid=97173896542&amp;amp;topic=10911 target="_blank"&lt;/a&gt; (Türkçe)&lt;br /&gt;http://mayanmajix.com/portal/ (İngilizce)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center; font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;Maya takviminin 21 Aralık 2012’de sona erdiğine inanmanın riskleri!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Carl Johan Calleman&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık sekiz yıl önce ben ve John Major Jenkins Maya takviminin son tarihinin anlamı üzerine bir tartışmaya girmiştik ve özellikle de Uzun Sayım enerjilerinin 28 Ekim 2011’de mi yoksa 21 Aralık 2012’de mi bittiğine odaklanmıştık. Bu hala “2012 fenomenine” ilgi duyan herhangi birisi için en önemli soru olarak duruyor. O zamanlar bu teorik ve hatta saç yoldurtan cinsten bir tartışma gibi gözüküyordu, ancak bugün bu soru çok önemli ve geleceğe nasıl baktığımızı somut olarak şekillendiriyor. Pek çok kişi son tarih meselesini halının altına süpürüp unutmayı tercih etse de aslında entelektüel dürüstlüğü bozulmamış kişiler için bu imkânsız. O tartışmadan sonra Jenkins 21 Aralık 2012 tarihinin dünyanın sonunun geleceği “kıyamet günü” olarak sunulduğu bir History Channel belgeselinde ekranlara çıktı. YouTube’da da yayınlanan bu belgeselin ardından aralarında genç insanlarında bulunduğu kişilerden bu tarihte dünyanın sonunun geleceğinden korktuklarını yazdıkları mektuplar almaya başladım. Pek çok bilgili kişi büyük ihtimalle Maya takviminin bu şekilde sunulmasını reddeder ama yine de bunun kime faydası olacağını sormak gerek. Kanımca bu tür belgesellerde gözüken kişiler ve onlardan hariç pek çok kişinin de Maya takviminin 21 Aralık 2012’de sona ereceğini iddia etmesinden çıkarı olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla 28 Ekim 2011 tarihinin medyada duyurulmamasının bir tesadüf olmadığını düşünüyorum.  Her şeyden önce, bildiğim kadarıyla bitiş tarihini 28 Ekim 2011 olarak sunan hiç kimse bunu önceden belli bir kıyamet günü olarak sunmuyor ve uygunsuz bir şekilde Maya takvimini korku ile beraber akla getirmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda belirttiğim tartışmadan beri iki olası son tarih arasında iki farklı entelektüel kültür oluştu, bir tanesi inanç (21 Aralık 2012) diğer ise delil üzerine kurulu (28 Ekim 2011). Bu iki kültür arasında ki mesafe neredeyse ikisinden birinin Gregoryen (güneş) takviminin kullanımına olan mesafesi kadar uzaktır. 21 Aralık 2012 önerisi kanıtlanmamış bir inanç olan yalpalama (precession) döngüsünün insan evrimi için bir anlamı olduğuna dayanıyor ve inanılmaz bir şekilde bu son tarihi savunan hiçbir kişinin bu basit öneriyi kanıtlamaya çalıştığını görmedim. Öte yandan 28 Ekim 2011 tarihi, eski Maya kaynaklarından bilinen Dokuz Altdünya ve On Üç Üstdünyanın evrensel evrimi tüm yönleriyle tanımladığını destekleyen muazzam kanıtlara dayanmaktadır. Dahası Mayaların kehanetlerini ve tahminlerini baktun, katun, tun gibi zaman birimlerine dayandırdığını kanıtlayan kapsamlı deliller olmasına rağmen tek bir Maya metni 26,000 yıllık yalpalama döngüsünden bahsetmez. 21 Aralık 2012 son tarihini savunanlar, bu son tarihe götüren Maya takvimi değişim noktalarını tanımlamıyorlar. Bu yüzden ciddi herhangi bir bilimsel teorinin temel taşı olması gereken, tahminlerden yola çıkarak test edilebilirlik vasfı onların hipotezinde yer almıyor. Dolayısıyla bu bilim olmaktansa inanç olarak tanımlanabilir. 21 Aralık 2012 tarihi etrafında inançtan başka hiçbir şeye dayanmayan bir kültür ortaya çıktı ve bu Maya takviminin kalıplarına dayanarak bilimsel olarak anlaşılabilen ve kanıtlanabilen bir şey olmaktansa fanteziler, korkular ve umutlar için uygun bir yansıtma perdesi görevi görüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28 Ekim, 2011 son tarihi ise mantıkla anlaşılabilir. Bu son tarih ayrıca birtakım tahminlerle onaylandı ve en güncel olanı benim ekonomik çökümün geleceğini ve zamanını tahmin etmem: “Böyle bir [finansal] çöküş hangi şekilde vuku bulursa bulsun, öyle görünüyor ki bu büyük olasılıkla Beşinci Gecenin Kasım 2007’deki [daha net konuşursak 19’u] başlangıcına yakın bir tarihte vuku bulabilir” (Maya Takvimi ve Bilincin Dönüşümü, sayfa 278). Bu tahminle uyumlu bir şekilde bugün ekonomistler başlangıç tarihinin Aralık 2007 olduğunda hemfikirler (Bakınız Şekil 1). Bu tahmini benim İngilizce de ki ilk kitabım olan, 1999 yılında yazdığım ve 2001'de basılan Zamanımızın En Büyük Gizemini Çözmek: Maya Takvimi (sayfa 187) adlı eserde açık olarak belirtmiştim bile.  Bu gerçektende Edgar Cayce’in zamanında yaptığı meşhur New York borsasının çöküşü tahmini ile paralel, ancak benim tahminim yaklaşık on yıl öncesinden yapılmıştı ve herhangi bir profesyonel ekonomist bu kadar zaman öncesinden böylesi bir ekonomik düşüşü tahmin edemezdi. Ancak ben sıra dışı psişik yeteneklerim olduğunu savunmuyorum aksine bu tahmin, doğru son tarih olan 28 Ekim 2011 ile Maya takvimin gizeminin çözüldüğünü tasdik ediyor. Bu tahminlerin doğru olduğunu kitaplarımda belirttiğim sayfaları incelerseniz sizde onaylanabilirsiniz. Öte taraftan Maya takviminin 21 Aralık 2012'de biteceğini öne süren herhangi birisi benzer bir tahminde bulunmadı ve aslında Maya takvimine dayanarak bir tek isabetli tahmin yaptıklarını iddia edemezler. Bu Maya takvimi ile medeniyetin evrimini anlamaya çalışan birisi için kırmızı ışık anlamına gelmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/SjkDGGkQyRI/AAAAAAAAAPM/xw_fiTm9E1c/s1600-h/dow.jpg.png"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 303px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/SjkDGGkQyRI/AAAAAAAAAPM/xw_fiTm9E1c/s400/dow.jpg.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5348309435855980818" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maya takvimini kanıta dayalı veya inanca dayalı olarak yorumlamanın pratik sonuçlarına gelmeden önce zamanın doğasını ve Maya takvimini özel kılan şeyin ne olduğunu ele almamız gerekiyor. Diğer bir deyişle Maya takvimi ile ilgilenmek için nedenlerimiz olup olmaması önemlidir. Neden diğer tüm takvimlerden farklı olarak Maya takviminin bir son tarihi var? Bunun cevabı, Maya takviminin diğer takvimlerden tamamen farklı bir tür zamanı ifade etmesidir. Çoğu takvim, Gregoryen, İslam, Budist ya da İbrani takvimleri astronomik döngülere dayanırlar ve sürekli devam eden bir zaman algısı getirirler. Ölçülebilir mekanik zamanı tarif ederler ki bu zamanın Eski Yunanlıların Chronos dedikleri yönüdür. Aslında modern dünyada zamanın tanınan tek yönü budur.  İster ayın ister dünyanın döngüleri olsun isterse yalpalama döngüsü olsun bu döngüler önümüzde ki milyarlarca yıl boyunca devam edecekler ve bu yüzden bu döngülere dayanan takvimlerin sonra ermesi için bir neden yoktur.  Maya takviminin ise bir sonu olduğundan bunun mekanik zamandan farklı bir zaman türüne dayandığı ortadadır ve dolayısıyla son tarih konusuda bilince dayalı zaman çerçevesi içinde tartışılmalıdır. Bilince dayalı zaman Eski Yunan’da Kairos olarak bilinirdi ve dolayısıyla biz bunun kaynağının ne olduğunu sormalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer Maya Uzun Sayımının kaynağı için bilgi bulma amacıyla eski kaynaklara gidersek bunun astronomik döngülere dayandığını asla söylemediklerini görürüz1. Aksine Palenque’de ki Yazıtlar Tapınağı gibi Maya kaynaklarının açıkça söylediği şey Uzun Sayımın Dünya Ağacına ya da diğer kaynaklarda geçtiği ismiyle Yaşam Ağacına dayandığıdır. Yakında yayınlanacak olan The Purposeful Universe (Inner Traditions, Aralık 2009) adlı kitabımda* ele alacağım gibi Maya zamanı aslında nicemlenmiş (quantized) zamandır ve Evrensel Yaşam Ağacının farklı kuantum hallerini tanımlamaktadır. Maya takvimi daima böylesi kuantum zaman değişimleri çerçevesindedir ve sürekli devam eden astronomik döngülere dayanmaz. Bu sayede hem kendi bireysel hayatımızın hem de insanlığın ve uygarlığın önemli anlarını anlayabiliriz. Bu kuantum değişimlerinin arkasında olan evrenimizin merkezinde ki Evrensel Yaşam Ağacı, modern bilim tarafından ancak 2003 yılında bulundu. Onun gerçekliğinin artık kanıtlanmış olması ve sadece bir sembol veya mit olmaktan çıkması bizim tüm varoluşu anlayışımızda bir devrim çağrısıdır. Bu sadece bilimi etkilemez, aynı zamanda sık sık Yaşam Ağacına göndermelerde bulunan dini kehanetleri nasıl anladığımızı da etkiler. Mesela İncil’in Vahiyler Kitabı buna göndermede bulunur ve biz farkındalığımızı buna odaklanmaya başladık. Maya takviminin Yaşam Ağacından meydana gelmesi sadece günlük düzeyde geçerli değildir, her günün bir işareti ve sayısı olduğu gibi her katun, baktun, pictun vs bir sembolle ifade edilir ve farklı kuantum hallerini ifade eder. Bu haller ise Mayaların çağlar dediği, evrensel evrimin coğrafi ve tarihi dönemlerini yaratır. Pek çok insan Maya takvimi sona ererken kuantum sıçramaları bekliyor ve bunda da haklılar. Ancak sürekli devam eden astronomik döngüler tanımları gereği asla kuantum sıçramalarını bize göstermezler. Maya takviminin fosil kayıtlarında ve insanlık tarihinde ki zihinsel dönüşümlerde (bunlar yavaş ve düzenli olmaktan çok uzaktırlar) bulunan bu kadar çok kuantum sıçramasını açıklayabilmesinin nedeni diğer takvimlerden farklı olarak nicemlenmiş olmasıdır.**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maya zamanını nicemlenmiş olarak anlamak, aynı zamanda potansiyel olarak bile dünyanın sonu olmayan sözde son tarihe daha anlamlı bir şekilde bakmamızı sağlıyor (Bu yüzden 28 Ekim 2011 tarihini kucaklayan hiç kimse bunu dünyanın sonu olarak görmüyor). Son tarih basit olarak Evrensel Yaşam Ağacının en yüksek kuantum haline eriştiği nokta anlamına geliyor. Bu aynı zamanda başlayacak yeni bir döngünün olmaması demek. Bu temeli oturtmak Kehanetler Kitabında tanımlanan “Yeni Kudüs”te barış dolu bir mutluluk çağı yaratacak halide rasyonel olarak anlamanın da tek yolu. Ya da bunun yerine bir Hindu benzetmesi kullanırsak bu en yüksek halin Karma tekerleklerinden (döngülerinden) özgürleşmek anlamına geldiğini düşünebiliriz. Kanıt temelli Maya takvimini inceleyen bir öğrenci bilir ki neredeyse insanlık tarihinde ki tüm savaşlar ve çatışmalar evrensel enerjiler arasında ki kuantum değişimlerinden meydana gelir ve Dünya’da uyumun hâkim olması için ciddi bir umut ancak bu kuantum değişimlerinin sona ermesi ile mümkündür. Dolayısıyla bu tür bir Maya takvimi yorumunda son tarihin yaşamın sonu veya dünyanın sonunun geleceği bir “kıyamet günü” olarak düşünülmesi için kesinlikle hiçbir neden yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28 Ekim 2011 son tarihi enerjiler arasında ki değişimlerin sona ereceği anlamına gelir ve bu yüzden bunu takip edecek yıl olan 2012’nin çok özel olduğunu pek çok kişinin sezmesine şaşırmamak gerekir. Şimdiye kadar evrensel evrimi yürüten süreçler sona erecekler ve bir süre sonra her şey sakinleştiğinde insanoğlu kendi başına evrimi yaratmaya devam edecek. Benim görüşüme göre son tarih sadece yeni bir değişim demek değil. Aksine bu o noktaya kadar Yaşam Ağacının kuantum hallerinin birbirini izlemesinden kaynaklı değişimlerin sonu anlamına geliyor. Bu değişimlere bir örnek olarak Beşinci Gece’nin başlangıcında ekonominin düşüşe geçmesine yol açan kuantum değişiminden yukarıda bahsetmiştim. Böylesi bir yeni Cennet Bahçesi vizyonu (daha üst bir seviyede de olsa) Maya takviminin mekanik astronomik döngülere dayandığına ve dolayısıyla yeni bir döngünün başlayacağına inanan insanlara rasyonel gelmeyecektir. İnsanlığın kurtuluşunu ve gelecekte geri gelecek bir Cennet Bahçesini anlamak temelde nicemlenmiş zamanı anlamayı gerektirir. Bu önemli bir prensibi ortaya koyar: kanıt temelli Maya takvimini anlamak zor değildir ve o saçma değildir. Bu sizin eski düşünme kutunuza düşüncesizce koyabileceğiniz bir şey değildir. Maya takvimi diğer tüm takvimlerden temelde farklıdır ve bunun neden ve nasıl olduğunu anlamak onu derin bir şekilde şereflendirmeyi ve saygı duymayı gerektirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu perspektiften bakıldığında görüyoruz ki döngüsel dönüşümlerin sonuna ve evrenin en yüksek kuantum seviyesine yaklaşıyoruz. Bu durumda mantıken yaşadığımız ekonomik düşüş takvimin daha önce ki Gecelerinde yaşadığımız gibi sadece bir “durgunluk” veya “geri çekilme” olmayacaktır. Bu gerileme aslında ekonominin döngülerinin sonunun başlangıcıdır. Maya takviminin zaman döngülerini incelediğimizde ve Gecelerde ki ekonomik daralmaları göz önüne aldığımızda, ekonomik döngülerin nasıl sona ereceğine dair bazı tahminler yapabiliriz. Büyüme ekonomisini aşağı çeken ilk dalga Beşinci Gece ile geldi ve büyümede, borsa değerlerinde ani bir düşüşe yol açtığı gibi işten çıkarılmalar ve hacizler arttı. Biz şu anda böylesi Geceler arasındayız, Altıncı Gündüzde (Bkz. şekil 2) aynı süreçler daha yavaş bir hızda devam ediyor ve hatta geçici olarak tersine dönebilir. Altıncı Gecenin başladığı tarih olan 8 Kasım 2009’a doğru ekonomik gerilemenin güçlenmesini ve Amerikan Dolarının çökmesini ve buna bağlı olarak dünyada kurulu para sisteminin çöküşünü bekleyebiliriz. Pek çok olay böylesi bir etkinliği tetikleyebilir ama önemli olan bunu ne tetiklerse tetiklesin, kaldı ki bu bir politik olay olabilir, sonuçta Altıncı Gecenin enerjisinin bir sonucu olacaktır. Aklıma gelmişken bu Altıncı Gündüzün ikinci yarısında ki yeniden doğuş enerjisinin neden bu kadar önemli olduğunu da açıklamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/SjkAUZUn3dI/AAAAAAAAAOk/Ts6BtvnGlag/s1600-h/Galaktik+Altd%C3%BCnya.png"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 279px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/SjkAUZUn3dI/AAAAAAAAAOk/Ts6BtvnGlag/s400/Galaktik+Altd%C3%BCnya.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5348306382873943506" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Böylesi bir çöküşün ne anlama geleceğini ancak hayal edebiliriz ancak sanıyorum herkes bunun günlük hayatlarımıza yansımasının çok güçlü olacağı konusunda hemfikirdir. Zorlukların çok fazla gelmesinden dolayı pek çok insanın Yaratılışa inancını kaybetmesi veya cezalandırıldığımızı düşünmesi sözkonusu olabilir. Ben buna farklı bakıyorum: Galaktik Altdünya’nın bilinci gezegen için önceden planlanan bir koruma mekanizmasını uygulamaya koyuyor ve öncelikle büyümeyi durduruyor, tıpkı bir kanser doktorunun bir iyileşme olmadan önce yapması gerektiği gibi.2 Şimdi belki fark ettiğiniz üzere Maya takviminin son tarihi tartışması önemli bir konu haline geliyor çünkü gelecekle nasıl bağımızı kuracağımız buna dayanıyor. Bu ne saç yoldurtan türden akademik bir tartışma ne de sorumsuz bir Yeni Çağ fantezisidir. Kanıt temelli Maya son tarihi olan 28 Ekim 2011’i savunanlar, aslında Altıncı Gece ile gelecek olan daha derin bir ekonomik kriz için insanların hazırlık yapmasını öğütlüyorlar. 21 Aralık 2012 hakkında konuşanlar ise mantıkları ile tutarlı bir şekilde gelecekte ki bu fantezi sahnesine yansıtma yapmaya devam ediyorlar. Bu kişilerin aslında söyledikleri şey şu: “Kendinizi şimdi Yeni Dünya için hazırlamayın! 21 Aralık 2012’de değişim gelene kadar bekleyin!”. Çünkü onlar bu tarihten önce ki kuantum sıçramalarının farkında değiller. Son tarihi tam olarak bilmek insanlar için son derece büyük bir öneme sahip çünkü bu şimdiki anda hangi kuantum sıçramasını yaşamakta olduğumuzu bilmenin tek yoludur. 21 Aralık, 2012 tarihini savunanlar basitçe modaya ayak uydurup kendilerini öne çıkarma çabasındalar (ve bir takım ürünler satma peşindeler). Bence artık bu kişilerin yaptıklarından dolayı başkaları için nasıl bir sorumluluk taşıdıklarını fark etmeleri gereken zaman geldi. Büyük ihtimalle bu yüzden Maya takvimi ve 21 Aralık 2012 tarihi ile ilgili çekilen ve kesinlikle insanların kafasını karıştırmak için yapılan ilk Hollywood filmi Kasım 2009’ta gösterime girecek, yani Altıncı Gece başladığında. Sonrasında hâkim olan medya 21 Aralık 2012 tarihini gerçeği çarpıtmak için kullanacak ve elbette ki bu oyuna katılmak isteyenler olacak. Bu durumda Maya takvimini onunla uyumlanmayı imkânsız kılan geç bir tarihe yansıtmanın kimin işine yaradığını görmek oldukça kolaydır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurulu olan uluslararası para sistemi Altıncı Gecede çöktüğünde gidilebilecek iki yol olacak. Birinci yolda bankalar, kâr ve büyümenin olmadığı sokakta ki insanın organize ettiği yeni bir ekonomiye geçilecek ve bu yenidünyada hâkimiyetin yeri olmayacak. Uluslar arası para sisteminin çöküşü özellikle de tüm borçların donmasına yol açacağından gerçekten tamamıyla eşitçi, gönüllü ortaklaşmaya dayalı ve açgözlülüğün dünyayı yok etmeyeceği bir dünyayı yaratma potansiyelini taşıyor. Bu tabii ki bir azınlığın kârı için organize edilmiş ve insanların ihtiyacındansa soyut değerlere yönelinen bir banka ve para sistemini dışarıda bırakıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de evrensel plana göre böylesi bir Yeni Dünya’nın uygulamaya konmasının dirençle karşılaşmamasını beklemek çok naifçe olur diye düşünüyorum. Bazı insanlar diğerleri üzerinde kurdukları güçlere tutunmak isteyeceklerdir. Pek çok kişi için mevcut olan insanın insana hâkimiyeti düzeninin düşüşü şoke edici olacaktır, çünkü bu alışageldikleri güven içinde yaşanan bir dünya deneyimini bozacaktır. Bankacılar, hükümetler, medya kuruluşları ve dünya çapında hüküm süren kurumlar tek bir yeni dünya para birimi oluşturmaya çalışacak ve egemenliklerini sürdürmeye çalışacaklardır ve buna da çok iyi hazırlanmış olduklarını düşünüyorum. Bilhassa insanlar kanıta dayalı Maya takviminin farkında değillerse ve bu zor dönemin yeni bir dünya yaratmak için gerekli sürecin bir parçası olduğunu görmezlerse bu durum gerçek olacaktır. Ancak ben yaklaşan Evrensel Altdünyanın yeni bir birlik bilinci getireceğini ve sırf varoluşun mutluluğunun ve var olan her şeyi olduğu gibi kabul ederek sevgi ve şefkat duyma halinin geleceğine ikna oldum. Yani belki her şey eski ekonomi açısından “daha iyi” olmayacak, ancak hayat daha eğlenceli olacak çünkü daha yeni bir bilinç seviyesi sayesinde dünyanın farklı bir şekilde algılanması mümkün olacaktır. Bu yüzden önümüzde ki yıllarda gerçekleşecek, görünüşte çelişkili görünen gelişmelerin kafa karışıklığı bizleri bekliyor. Buna hazırlığın kritik bir parçası ise (her ne kadar gelişmelerin yerine oturması son tarihten sonra bir süre daha devam edecek olsa da) en azından insanlara evrimin ritmini isabetli bir şekilde gösterecek olan ve 28 Ekim 2011’de biten, kanıta dayalı Maya takvimi bilgisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzden önümüzde ki dönem için ortaya çıkan vizyon ne “dünyanın sona ereceği” ne de “hepimizin mutlu şekilde uçacağıdır". Bunun yerine biz geleceği anlamak için elimizde ki en iyi delillere dayanan oldukça karmaşık bir senaryo görüyoruz. Bunun Vahiyler Kitabında anlatılan “Yeni Kudüsün” zorlu doğum senaryosu ile çok benzerliği vardır. Bu kitapta anlatıldığı gibi bu Yeni Dünya herkes için değildir ve ona tahammül edebilmek için kişinin kesinlikle manevi güce ve bütünlüğe ihtiyacı vardır. Bu tartışmaya dini bir hava katmak istemiyorum ama kesin olan bir şey var ki bu yeni dünyaya adım atmak isteyen herkes samimi bir şekilde hakikati aramalı ve basite kaçan açıklamalardan kaçınmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maya takvimi evrensel olsa da ve Vahiyler Kitabına özünde bağlı bulunsa da bugün ki Mayaların kendi son tarihlerini nasıl gördüğünü bilmek önemlidir. Doğal olarak bazıları takvimlerinin dünya çapında ilgi görmesinden mutlular ve arkeologların onlara söylediklerine yani 21 Aralık 2012 tarihine basitçe inanıyorlar. (Bu tarihin kökeninin dayandığı Uzun Sayım, Mayaların uzun süredir kullanmadığı bir sistemdir, dolayısıyla bu tarih onlara modern arkeologlarca iletilmiş durumdadır). Ancak İhtiyarlar Heyeti Lideri Don Alejandro Oxlaj gibi daha güven duyulan kaynaklar bu sürüye dahil olmuyorlar. Onunla iki yıl önce yaptığım röportajı izleyenler (Mayan Majix sitesinde DVD olarak bulabilirsiniz) onun 21 Aralık 2012 tarihini yanlış bir hesaplama olarak reddettiğini görebilirler (Bu o sırada benim için bir sürpriz olmuştu). O da On Üç Baktun ve 13 Ahau kehanetini taşıyor ve bu 28 Ekim 2011 tarihi ile tutarlıdır (bu tarihte bir 13 Ahau günüdür). Her ne kadar o benim gibi bir son tarih belirtmese de son katun döngüsünün (son 7200 günlük kehanetsel dönem) 1992’de başladığı konusunda hemfikir olduk. 10 Şubat 1992’de başlayan bu katun ile yeni bir dünyanın ortaya çıktığı önemli olayların ve kuantum sıçramalarının gerçekleştiğini kolaylıkla görebiliriz: Soğuk Savaşın sonu ve Sovyetler Birliğinin çöküşü (25 Aralık 1991), Avrupa Birliğinin Kuruluşu (7 Şubat, 1992) ve Dünya Çapında Ağın (WWW) başlatılması (Ağustos 1991). 21 Aralık 2012 insanları tarafından savunulan katun döngüsü (John Jenkins History Channel’da ki “Kıyamet Günü” belgeselinde Nisan 1993 diyor) yeni dünya çoktan ortaya çıkmıştı bile. Bu son tarihi kucaklayan insanlar gelecekte de her zaman için dünyada gerçekten olan şeylerin su birikintisinde yüzecekler. Bu durum son tarihin en büyük önemini ortaya koyuyor. Yaklaşan kuantum sıçramalarının bilinçli olarak bir parçası olmak isteyen ve bunlardan kaynaklanan yaratılış dalgalarında sörf yapmak isteyenler eğer kanıt temeli Maya takvimini ve 28 Ekim 2011 son tarihini reddederlerse bu fırsatları kaçıracaklardır. Eğer delilleri görmezden gelirseniz ve 21 Aralık 2012 “hizalanma” 3 peygamberlerini dinlerseniz büyük ihtimalle sizin hayatınızda çok ciddi direk sonuçlar doğacak ve bu geleceğe nasıl yaklaştığınızı etkileyecektir. Galaktik Altdünya’da hızlanan zaman yüzünden iki son tarih arasında ki 420 günlük fark gerçekten gece ve gündüz arasında ki fark kadar büyük olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seattle, 15 Mayıs 2009 (1 Kan)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Hiçbir Maya metni Uzun Sayımın son tarihinin önemi üzerinde bir yorumda bulunmaz. Ancak Uzun Sayımın başlangıcı çeşitli yerlerde tartışılmıştır ve bunun için önemli bir kaynak şudur: Freidel, Schele and Parker, Maya Cosmos, sayfa 59-122, The Hearth and the Tree.&lt;br /&gt;Eski Mayaların politik hayatlarının nasıl astronomik olmayan döngülere bağlı olduğuna dair çok iyi bir kaynak şudur: Prudence Rice, Maya Political Science.&lt;br /&gt;Mayaların kehanetlerinin nasıl astronomik olmayan döngülere dayandığını incelemek isterseniz  Chilam Balam  kitaplarında katun kehanetlerine bakmanızı öneririm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Ben şahsen Yaratılışın rotasına müdahale eden bir Tanrı olduğuna inanmıyorum (Her şeyden önce böylesi bir fikir yaratılışın mükemmel olmadığını ima eder). Bunu şöyle açıklayabiliriz: Galaktik Altdünya soyut değerlere aracılık eden sol beyin yarıküresinin zararına olacak şekilde sağ beyin yarıküresinin tarafını tutuyor. Dolayısıyla biz banka bilgisayarları ve kâğıt banknotlardaki soyut değerlerin bir çöküşünü izliyoruz. Birkaç ay önce Larry King’in yaptığı bir röportajda Bill Clinton, dünya servetinin üçte birinin geçen yıl yok olduğunu söyledi. Bu soyut terimlerle düşünme tarzına harika bir örnek. Gerçeklikte herhangi bir gerçek değer yok olmadı. Yok olan şey banka bilgisayarlarındaki rakamların üçte biridir. Bu soyut değerlerin çöküşü henüz dibe vurmaktan çok uzaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3Bu sözde hizalanma aslında 1998’de gerçekleşti, ancak bu çok nadiren halka sunuluyor çünkü şu anda “2012 fenomeni” satan medya için herhangi bir kar getirmeyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Çevirenin Notu: Calleman’ın bu kitabının Türkçeye çevrilme süreci başlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**Çevirenin Notu 2: Yazar burada “quantized” ifadesini kullanıyor. Fizik dilinde “nicem” sözcüğünün eş anlamlısı “kuantum” olarak geçiyor. Bu ifade Maya takviminin kuantum sıçramalarını gösteren bir doğası olduğuna işaret ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Carl Johan Calleman Stockholm Üniversitesi’nden aldığı Fiziksel Biyoloji Doktoru ünvanına sahiptir ve geçerli bilim yazınında yaklaşık 1500 kez referans gösterilmiştir. Seattle’daki Washington Üniversitesinde Çevresel Sağlık Kıdemli Araştırmacısı olarak görev yapmıştır ve ayrıca Dünya Sağlık Örgütü (WHO) için kanser uzmanı olarak çalışmıştır. Solving the Greatest Mystery of Our Time: The Mayan Calendar (Garev 2001) kitabı ile Maya takviminin kanıt temelli araştırmasına öncülük etmiştir ve bunu The Mayan calendar and the Transformation of Consciousness (Bear and Co, 2004) [Maya Takvimi ve Bilincin Dönüşümü (Akaşa, 2004)] takip etmiştir. Yakında basılacak olan The Purposeful Universe (Bear and Co, Aralık 2009) ilk kez olarak Yaşam Ağacının fiziksel gerçekliğini tanımlamaktadır ve son 150 yıl içinde Darwinizm’e alternatif olarak sunulan ilk eksiksiz teoriyi takdim etmektedir. Carl’ın web sitesi www.calleman.com adresindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çeviren: Fatih Keçelioğlu&lt;br /&gt;fatihist@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/30333461-1847157112372125885?l=mayatakvimi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/uqDup-Qt54_sskX4DXIfRnIqAsk/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/uqDup-Qt54_sskX4DXIfRnIqAsk/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/uqDup-Qt54_sskX4DXIfRnIqAsk/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/uqDup-Qt54_sskX4DXIfRnIqAsk/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/eGUEp/~4/CD7gBMO1v1s" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/feeds/1847157112372125885/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2009/06/maya-takviminin-21-aralk-2012de-sona.html#comment-form" title="17 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/1847157112372125885?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/1847157112372125885?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/eGUEp/~3/CD7gBMO1v1s/maya-takviminin-21-aralk-2012de-sona.html" title="Maya takviminin 21 Aralık 2012’de sona erdiğine inanmanın riskleri!" /><author><name>Fatih Keçelioğlu</name><uri>https://profiles.google.com/105834459564252892897</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh4.googleusercontent.com/-4J78Z_wYK2U/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAb4/85fviSuBqDI/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/SjkDGGkQyRI/AAAAAAAAAPM/xw_fiTm9E1c/s72-c/dow.jpg.png" height="72" width="72" /><thr:total>17</thr:total><feedburner:origLink>http://mayatakvimi.blogspot.com/2009/06/maya-takviminin-21-aralk-2012de-sona.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DUMARX04fCp7ImA9WxJRFk4.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-30333461.post-8640052731627261138</id><published>2009-05-06T18:57:00.003+03:00</published><updated>2009-05-18T12:04:04.334+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-05-18T12:04:04.334+03:00</app:edited><title /><content type="html">YENİDEN DOĞUM KUTLAMASI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9-11 Mayıs 2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mayıs 2009’da Maya Kozmolojisine göre, evrenin merkezindeki kavranılamaz büyük bir zeka olan Hunab-Ku’dan büyük bir yayılma, kozmik boyutlardaki görkemli bir doğumu haber verecek. Bu devir, Galaktik Altdünyanın Altıncı Gündüzünün Orta Noktası, insanlık için evrimsel güçlerle işbirliği yaparak bireysel ve kollektif hedeflere ulaşmak ve uyum, bolluk ve Doğayla denge içinde yaşayan bir dünya yaratmak adına harika bir fırsat sunuyor. Ve herhangi bir doğumda olduğu gibi, ölüm de vardır… artık bu yeni tekamül enerjileri tarafından desteklenmeyen şeylerin ölümü. Bu makale bu çelişkili görünen mübarek ve uğursuz anın ve buna bilinçli şekilde katılmak için bireysel ve kollektif olarak ne yapabileceğimizin geri planını sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeniden Doğum Kutlaması – Galaktik Altdünyanın Altıncı Gününün Orta Noktası, 9-11 Mayıs 2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Carl Johan Calleman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maya takvimine göre şu andaki durumumuzu anlamak için, önce Galaktik Altdünyanın son zamanlardaki geçiş noktalarının en önemlilerinde neler olup bittiğine bakmanın gerekli olduğuna inanıyorum (Bakınız Şekil 1). Bu çok önemli noktalardan bir tanesi 19 Kasım 2007’de 5 nci GECE’nin başlangıcıydı. 2003 yılında yazdığım Maya Takvimi ve Bilincin Dönüşümü adlı kitapta ekonomi ile ilgili tartışmayı bu zaman dilimiyle ilgili bir tahmin ile bitirmiştim (sayfa 278): “Böyle bir [finansal] çöküş hangi şekilde vuku bulursa bulsun, öyle görünüyor ki bu büyük olasılıkla Beşinci Gecenin Kasım 2007’deki [daha net konuşursak 19’u] başlangıcına yakın bir tarihte vuku  bulabilir” Bu tahmin kozmih tarih boyunca 5 nci GECEnin, eski düzenin sıklıkla yıkıldığı bir zaman olduğu gerçeğine dayanıyordu. Bugün, ekonomistler küresel ekonomik gerilemenin Aralık 2007’de başladığını kabul ederlerken (bakınız Şekil 2), geçmişe bakarak, bunların gerçek Maya takvimine dayandığında ne inanılmaz doğrulukta tahminler olduklarını görebiliriz. Bu takvimden elde edilen tahminler taşa yazılmış olmasa da, yine de hangi zaman periyotlarının belirli aktivitelere ve zihin çerçevelerine olanak sağladığını bize anlatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/SgGz-lHvdvI/AAAAAAAAAOE/XrGtAn5Vsuw/s1600-h/Ads%C4%B1z.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/SgGz-lHvdvI/AAAAAAAAAOE/XrGtAn5Vsuw/s400/Ads%C4%B1z.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332741321481221874" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şekil 1: Galaktik Altdünya zamanın değişen enerjilerinin dalga hareketidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/SgGz-74C8VI/AAAAAAAAAOM/Mq6l7SqjDA8/s1600-h/Ads%C4%B1z2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 303px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/SgGz-74C8VI/AAAAAAAAAOM/Mq6l7SqjDA8/s400/Ads%C4%B1z2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332741327589405010" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şekil 2: Dow Jones İndeksi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci çok önemli geçiş noktası 6 ncı GÜN’ün başlangıcıyla geldi: 12 Kasım 2008. Obama’nın ABD başkanı olarak seçilmesiyle, yeniden doğum enerjisinin tezahür etmiş olduğu söylenebilir. Bu ayrıca doğum tanrıçası Yohalticitl ile sembolize edilen o belirli zamanda başlayacağı tahmin edilmiş olan şeydi. Barack Obama Maya takviminde 9 Ben’de doğmuş. Bu ABD’nin doğum günü olan 4 Temmuz 1776’ya özdeştir ve böylece bu ulusun tarihinde önemli bir rol oynayan Obama tam bir çember yaratıyor. Onun şeffaflıkla yönetme ve diğer ülkelerle daha dostça ve eşitlikçi ilişkiler kurma niyetleri, elbette ondan önce gelenlerin çoğuna zıt bir durum oluşturmaktadır. Etik değerlerin yeniden doğum duygusu, daha büyük ölçekte küresel bir birlik fikrine olanak yaratarak onu kuşattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak ekonominin, 6 ncı GÜN başladığında tekrar düzelmediğini fark edebiliriz. Bunun neden böyle olduğu farklı seviyelerden anlaşılabilir. Bir seviye ekonomidir, kredi kolaylığını genişleterek ekonomik büyümeyi sürdürme araçları şu anda tükenmiştir. Borç alan herkes, bunun gelecekten kaynaklar almak anlamına geldiğini bilir ve bunun gelebileceği son sınırlara ulaşılmıştır. Anlayışın bir diğer seviyesinde kozmik plan vardır. Buna göre şu anda temel amacı ekonomik ve teknolojik gelişim olmayan Galaktik Altdünyadayız. Tersine, Galaktik Altdünya insanın ufkunu dünyanın ekonomik sisteminin gittikçe çatıştığı, tüm yaradılış ve bütün gezegen için kaygı duyduğumuz holistik bir bakış açısına genişletmekle ilgilidir. Medya gerilemenin ne zaman sona ereceğini konuşmaya devam etmesine ve bankacılar ve Obama dahil dünyanın yöneticileri bu maksatla önlemler almasına rağmen, dünyanın yine uzun bir ekonomik büyüme periyodu deneyimleyip deneyimlemeyeceğini ciddi olarak sormak için nedenlerimiz var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu anda büyüme ekonomisini yeniden canlandırmak için yapılmaya çalışılan şey, bankacılara vergi ödeyenlerden aldıkları aynı parayı vergi ödeyenlere ödünç verebilmeleri için, bankacılara vergi ödeyenlerin parasını vermektir. Bu kulağa şaka gibi geliyor. Buna rağmen pek çok kişinin bunu mecburiyet olarak kabul etmiş olması ve sıradan insanın anlaması için çok karmaşık olması gerçekleri eski yollara hala ne kadar inanç duyulduğunu gösteriyor. İnsanların çoğunluğunun bunu sorgusuz sualsiz kabul etmesinin nedeni, içine doğdukları Gezegensel Altdünyadan dolayı gelecekte bir zamanda ekonomik büyüme periyodunun tekrar olacağıdır. Ve aslında, eğer MS 1755 – MS 1999 arasında bilincimizde baskın etkisi olan Gezegensel Altdünyanın dalga hareketini incelersek, GÜNLER ve GECELER arasındaki geçişlerinin direkt bir sonucu olarak ekonomik büyüme periyotlarının, gerilemelerle yer değiştiğini görebiliriz. Endüstriyel ekonomide GÜNDÜZLER düzelme (iyileşme), GECELER düşüş (sıkıntılı dönem) anlamına geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, Gezegensel Altdünyanın bu dalga hareketi, 19 Kasım 2007’de başlayan Galaktik Altdünyanın 5 nci GECESİ tarafından aşılan şeydi. O zaman, şu andaki durumda herhangi birinin büyüyen ekonomiyi yeniden canlandırması gerçekten olası olacak mıdır? Kişisel olarak belki sınırlı sektörler ve sınırlı dereceler haricinde durumun böyle olduğunu düşünmüyorum. Bu 6 ncı GÜNde düşüş bir şekilde yavaşlayabilir, ancak 7 Kasım 2009 civarında başlayacak olan 6 ncı GECE zamanında şiddetlenmesi olasıdır. Şu andaki Galaktik Altdünyanın amacı, Gezegensel Altdünyanınkinden farklı olarak dünyaya cinsiyetler, gezegendeki (ve aslında tüm evrendeki, ama bununla ilgili çok az şey biliyoruz) uluslar, ırklar ve dinler arasındaki dengeli ilişkilerde tezahür eden, bütünsel, küresel ve eşitlik taraftarı zihniyete dayanan ilişkileri sunmaktır. İstersek, bütün Bush döneminine bu bilincin tezahür etmesini bloke edici gözüyle bakabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece, Maya takviminin enerjilerinin etkisi altında olduğumuzu hissederken (aksi taktirde tahminler mümkün olmazdı), ayrıca bizim seçimlerimizin ve farklı yöneticilerin seçimlerinin bunların nasıl tezahür edeceğini etkilediğini de hissediyorum. Bu nedenle, örneğin Bush döneminin belirli politikaları durumu kötüleştirmiş olabilir. Her şeye rağmen, şu anda işlerini, özel ekonomilerini ve evlerini kaybetmiş olan ve de zamanla muhtemelen benzer durumlarla karşılaşacak olan birçok birey için hayli zorluklar olacağını tahmin etmek için nedenler vardır. Ancak farklı bir gezegendeki bir gözlemci buna farklı bir perspektiften bakabilir. Bu gözlemci sürekli büyüme ekonomisinin sonunun, gezegensel kanserin gerilemeye başlaması olduğunu ve insanlığın hayatta kalma ve amacını gerçekleştirme umudu bulunduğunu görebilir. Bu tür bir perspektifte, buna sanki kozmik plan Dünya için koruyucu bir mekanizma kurmuş gibi bakabiliriz, çünkü emin olabileceğimiz tek bir şey var, eğer büyüme ekonomisi sona ermezse, o zaman dünyanın sonu gelecektir. Küresel ısınma, okyanuslardaki yaşamın tükenmesi, yağmur ormanlarının yıkımı, arıların ortadan kaybolması nedeniyle bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini hiç kimse söyleyemez. Gerçekte, gezegensel ekosistemin çöküşünü neyin tetiklediğini bilmeye ihtiyacımız yok, çünkü kavranacak nokta çevremize olan bu tehditlerin hiçbirine diğerlerinden izolasyon içinde bakılamaz. Hepsinin ekonomide ortak bir kaynağı vardır, uzun süredir ekonomi sürekli büyümeye dayanmaktaydı ve şimdi Galaktik Altdünya tarafından taşınan bilinç çerçevesi bizi bunun sonuçlarıyla yüzleşmeye zorluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun önümüzdeki yıllarda, kişisel seviyede genellikle basit çözümleri olmayan çok zor ikilemlerle yüzleşebileceğimiz anlamına geldiğini hissediyorum: “Eğer kendime bakmazsam, kim bakacak? Daha büyük bütüne özen göstermezsem, ben kimim?” Elbette ekonominin çöküşü için geleceğin kaynaklarından geçimimizi sağlamaya yol açan ekonomiyi yaratan bankacıları ve başkalarını suçlayabiliriz. Ancak bu çok fazla şey değiştirmez ve ayrıca maddi anlamda bundan bir dereceye kadar yararlanmayan birini bulmak muhtemelen zordur. Demek ki birkaç istisna hariç insanlar büyümeye son vermeye gönüllü olarak istekli değildirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda sorabileceğimiz yapılacak bir şey var mıdır? Eğer ekonomi bir daha asla büyümeye başlamazsa, onun yerine ne ortaya çıkacak? Birçokları gerçekleşmesine ihtiyacımız olan şeyin, insanlığın 5000 yıldır deneyimlememiş olduğu bir şeye, sürdürülebilir ekonomiye geçiş olduğunu kavrıyor. Bu, yeni ve daha yüksek seviyede çevre ile dengeli dualistik olmayan Cennet Bahçesine geri dönüş, birçoklarının muhtemelen çok zor bulacağı ve zihinsel olarak kavranması neredeyse imkansız olan bir geçiş anlamına gelir. Örneğin, şu anda hiçbir dünya liderinin veya ekonomistin sürdürülebilir olan bir ekonomiye geçişi savunmadığı gerçeğine dikkat edebiliriz. Şimdiye kadar, çok az kişi ekonomide düzelme olmayacağını düşünmeye başladı ve bu durum insanların kafasına dank etmeye başladığı zaman, farklı kültürlerde farklı şekiller alan çaresizlik ve sosyal huzursuzluk eylemlerinin her türüne tanık olabiliriz. Birçok hiyerarşik yapı muhtemelen çökecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman, sürdürülebilir bir ekonomi ortaya çıkacak mı? Maya takviminde bunun yanıtı yok, çünkü bu insanların önümüzdeki zamanlarda yapacakları seçimlere ve ne yaratmaya odaklanacaklarına bağlıdır. İnsanlığın geleceğini belirleyen bu tür kollektif bir seçimin varlığını ele aldığımızda, insanların kutup değişimleri, meteorlar (Marduk vs), doğal felaketler, güneş lekeleri veya bizim dışımızda ki diğer fiziksel olaylar nedeniyle Maya takviminin dünyanın sonunu kehanet etmesi ahmakçadır. Gerçek şu ki Maya takvimi bilincin evrimini tanımlar, ve gelecek için insan varlıklarından direkt veya dolaylı olarak yayılanlar haricinde herhangi bir şeyin kehanetinde bulunmaz. Aynı şeyi söylemenin başka bir yolu, bu gezegende kendimizin dışında gerçekleşmekte olan başka “bilinç değişimleri” yoktur. Ekonominin düşüşünün tam zamanı, bunun Kozmik Hayat Ağacı ile rezonansa bağlı olan insan davranışının sonucu olması nedeniyle Maya takvimine bakarak tahmin edilebildi. Mayalara ve diğer kadim geleneklere göre Kozmik Hayat Ağacı, takvimdeki kritik geçiş noktalarında kuantum sıçramaları yapan evrenin merkezindeki Hunab – Ku, kavranılamaz büyük Zekadır. Evrenin böyle merkezi bir ekseninin varlığı son zamanlarda (2003) bilim tarafından keşfedildi, bunun tüm zamanların en önemli keşiflerinden biri olduğuna inanıyorum ve bu konuyu yakında yayınlanacak olan yeni kitabımda geniş şekilde ele alacağım [The Purposeful Universe (Inner Traditions, Aralık 2009)]. Evrenin tüm seviyelerinde tekamülü senkronize eden bu Kozmik Hayat Ağacından yayılan enerjilerdir. Bu enerjilerle kendi rezonansımız ve onun kuantum değişiklikleri vasıtasıyla, dünyamızı kozmik plandaki yedi GÜNDÜZ ve altı GECE’nin dalga hareketleri ile uyum içinde yaratmak için ilham alıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu perspektiften History Channel veya Hollywood filmlerinde sunulduğu gibi önceden belirlenmiş bir “kıyamet günü”nden konuşmak, Maya takvimi ile ilgili bilgisi olanlar için saçma görünüyor. Bu tür bir düşünce sadece korku aşılamaya ve dikkatimizi gerçek sorunlardan saptırmaya hizmet eder. Sürdürülebilir bir ekonomiye başarılı bir şekilde geçemezsek, dünyanın sonu gelse bile, bunun nedeni önceden belirlenmiş bir “kıyamet günü” olmayacaktır. Böyle bir felaket olsa olsa insanlığın kollektif olarak kendisine çektiği bir şey olur. Buna ancak Maya takviminin mesajını görmezden gelmemiz neden olabili; Maya takviminin mesajı birlik içinde huzur haline geçmemizi ifade ediyor. Gelecekteki bir tarihe korku yansıtma veya gerçekleşeceğini düşünmenin, çok güçsüzleştirici olduğuna ve olayların yönüne etki eden şu andaki eylemlerimizin sorumluluğunu bizden uzaklaştırdığına inanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tür tahminlerden kaçınmak için, şu anda yaşamakta olduğumuz Maya takviminin değişen enerjilerinde niyetlerimizi ve eylemlerimizi oluşturmanın ve bizleri şu anda hangi tür niyetlerin güçlendirebileceğine bakmanın gerekli olduğunu hissediyorum. Bunları anlayışımız, ekonomik gerilemenin başlangıç zamanının tam tahmin edilmesi gibi farklı Altdünyalar arasındaki paralelliklere dayanırr. Bu, küresel ölçekte Büyük Bunalım’ın başlangıcını ifade eden Gezegensel Altdünyanın 5 nci GECESİNİN başlangıcı olan 1932 yıl ile olan benzerliğine dayanıyordu (Düzelti Notu: 5. Gece hem 1930’larda ki ekonomik buhranın hem de Kasım 2007’de derinleşen ekonomik krizin yaşandığı Maya takvimi dönemi oldu). Farklı Altdünyalar arasındaki aynı paralellikleri düşünerek, biz 11 Mayıs 2009’daki (10 Ahau) Galaktik Altdünyanın 6 ncı GÜNÜNÜN orta noktasına ve 7 Kasım 2009’a kadar olan ikinci yarısına yaklaşırken, şu andaki durumumuza da bakabiliriz. Bu geçiş tarihi 1962 yılına paraleldir (Gezegensel Altdünyanın 6 ncı GÜNÜNÜN orta noktasıydı) ve ikinci yarısı 1962 – 1972 zaman periyoduna paraleldir. Bu zaman periyodu sırasında neler olduğunu hatırlamak isteyebiliriz. 1962 Küba Füze Krizi yılıydı, bir geçiş noktasıydı, bu noktada Soğuk Savaşın buzları çözülmeye başladı ve bir yıl sonra Beatles fenomeni patladı. Elbette buradaki nokta bunun gibi müzikal bir fenomeni vurgulamak için değildir, ancak bu muazzam kültürel yeniden doğuş ve sosyal deneyimler yaratacak olan yoğun bir değişim dalgasının başlangıcıydı, daha sonra çiçek çocukları, hippiler ve barış hareketi dünyaya yayıldı. Bu hareketin farklı ülkelerde farklı karakterleri vardı ve buna rağmen küresel olarak senkronize idi. Yaşamın her alanında kontrol oluşturmanın dışında yeni yolları test etme arzusunu taşıyordu. Bugün bunun bazı ifadelerine aşırılıklar olarak bakabiliriz, örneğin Çin’deki kültürel devrim gibi, ancak şu andaki dünyamız hala o dönemde yaratılmış olana açıklığın ve eşitlikçiliğin çoğuna minnettardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söylemeye gerek yok, bugün dünya 1962’den çok farklı ve bir fark varsa bu, ekonomik büyümenin sınırlandığı bir diğer Altdünya tarafından hükmediliyor. Yine de, bu tür bir deneysel tutumun şimdiki zamanda tam olarak gerekli olan şey olduğunu düşünüyorum. Herhangi bir kriz zamanı yeni yaratıcılığı teşvik eder, bu yaratıcılık yönetici hiyerarşilerin baskısından kaçan kendini – organize eden ortak girişimlerin birçok şeklini alabilir. Bundan başka, Maya takvimine dayanarak ekonomide ki düşüş tahmin edilebildiyse, önümüzdeki zamanlarda yoğunlaşmış kökleşmiş bir yaratıcılığın Hayat Ağacı tarafından destekleneceğini farzetmemiz için nedenlerimiz vardır. Şu andaki durumda eski yolların genelde insanlar için işlemediği ve yeni bir şeylerin ortaya çıkması gerektiği zaten açığa çıkmıştır. Bunu şimdi anlamazsak, 7 Kasım 2009’dan 2 Kasım 2010’a kadar olan 6 ncı GECE sırasında, büyüme ekonomisinin geri dönmesinin mümkün olmadığı kesinlikle açık olacaktır. Bu nedenle, 5000 yıldır ilk kez sürdürülebilir ekonominin yaratılmasına odaklanmak için, sizleri 9-11 Mayıs’taki küresel meditasyona katılmanız için davet ediyoruz. Bu milyonlarca insanın paylaştığı bir niyettir, ancak küresel ölçekte büyüme ekonomisini aştığını hep birlikte görmek farklı bir konudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meditasyonda yapabileceğimiz şey, bunun gerçekleşmesi için neye ihtiyacımız olduğuna bakmaktır. Ayrıca şu anda sadece Dünya nüfusunun çok küçük bir azınlığı tarafından paylaşılan Kozmik Hayat Ağacının artan farkındalığının, insanlık kaynakları, işleri vs paylaşmanın yeni yollarını ararken en çok ihtiyaç duyulan artan şefkati yaratmaya yardımcı olacağına inanıyorum. Böylece paylaşma, işbirliği ve şefkat ruhunun, 9-11 Mayıs 2009’da 6 ncı GÜNÜN orta noktasında küresel meditasyonu renklendirmesine gereksinim var. Eğer yeni yollar şefkat ve işbirliğini kucaklamazsa, muhtemelen sadece eskiyi yeniden üreteceklerdir. Küresel bir meditasyon kendi başına insanlığın problemlerini çözmez. Ama çözülmesine yardımcı olur! 28 Ekim 2011’de 13 Ahau enerjisinde en yüksek haline ulaşacak olan Kozmik Hayat Ağacına bağlanmaya odaklanarak, kendi amacımızı gerçekleştirmek için gerekli olan şefkati yaratmaya yardımcı olabiliriz. Küresel bir meditasyonda sürdürülebilir Cennet Bahçesine geçiş için gereksinim duyulacak olan temel yaratıcılığı uyandırmaya odaklanabiliriz, kendi adıma ben bunun kozmik planın amacı olduğuna ikna oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Carl Johan Calleman,&lt;br /&gt;Seattle, 9 Reed (14 Nisan 2009)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;www.calleman.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Çeviri: Saffet Güler)&lt;br /&gt;(Düzelti: Fatih Keçelioğlu)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/30333461-8640052731627261138?l=mayatakvimi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/_ynOw7vdKX963vsnQcqiIvChxes/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/_ynOw7vdKX963vsnQcqiIvChxes/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/_ynOw7vdKX963vsnQcqiIvChxes/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/_ynOw7vdKX963vsnQcqiIvChxes/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/eGUEp/~4/w-nNBgAOcqs" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/feeds/8640052731627261138/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://mayatakvimi.blogspot.com/2009/05/yeniden-dogum-kutlamasi-9-11-mays-2009.html#comment-form" title="1 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/8640052731627261138?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/30333461/posts/default/8640052731627261138?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/eGUEp/~3/w-nNBgAOcqs/yeniden-dogum-kutlamasi-9-11-mays-2009.html" title="" /><author><name>Fatih Keçelioğlu</name><uri>https://profiles.google.com/105834459564252892897</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="//lh4.googleusercontent.com/-4J78Z_wYK2U/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAb4/85fviSuBqDI/s512-c/photo.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_sR-Nm5OfASQ/SgGz-lHvdvI/AAAAAAAAAOE/XrGtAn5Vsuw/s72-c/Ads%C4%B1z.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>1</thr:total><feedburner:origLink>http://mayatakvimi.blogspot.com/2009/05/yeniden-dogum-kutlamasi-9-11-mays-2009.html</feedburner:origLink></entry></feed>

