<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:blogger='http://schemas.google.com/blogger/2008' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3827857697358020460</id><updated>2024-11-05T19:03:33.134-08:00</updated><category term="deneme"/><category term="Atmosfer"/><category term="Depresyon"/><category term="Kim Kimdir ?"/><category term="aksiyoloji"/><category term="epistemoloji"/><category term="iklim"/><category term="iklim bilimi"/><category term="klimatoloji"/><category term="panik atak"/><category term="Carlos Slim"/><category term="Deniz"/><category term="Denizcilik"/><category term="Disk kayması"/><category term="Doğruluk"/><category term="Estetik"/><category term="Etimoloji"/><category term="Everest Dağı"/><category term="Ezoterizm"/><category term="Fizyoloji"/><category term="Gazyuvarı"/><category term="Gut"/><category term="Himalaya Dağları"/><category term="Kimdir ?"/><category term="Konşimento"/><category term="Lipoproteinler"/><category term="Misterler"/><category term="Mustafa Kemal ATATÜRK"/><category term="Network Marketing"/><category term="Network Marketing Nedir ?"/><category term="Okyanus"/><category term="Ordino"/><category term="Parkinson"/><category term="Saadet zinciri Nedir ?"/><category term="Topuk Dikeni"/><category term="Yapı"/><category term="asya"/><category term="dizanteri"/><category term="dizanteri nedir"/><category term="elektroforez"/><category term="fakirlik"/><category term="kekemelik"/><category term="kuraklık"/><category term="mantık"/><category term="metan"/><category term="navlun"/><category term="saadet zinciri"/><category term="sirengomiyeli"/><category term="sirengomiyeli nedir"/><category term="süperteklif nedir"/><category term="yoksulluk"/><category term="Çekiç Parmak"/><category term="çok katlı pazarlama"/><category term="çok katlı pazarlama nedir"/><category term="Şilomikronlar"/><title type='text'>Ne Nedir ?</title><subtitle type='html'>Ne OLduğunu Merak Ettiğiniz Herşeyi burada Bulun</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://n-nedir.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default?redirect=false'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25&amp;redirect=false'/><author><name>Editor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04321248025671212740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>39</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3827857697358020460.post-2736783827498798253</id><published>2010-03-16T11:34:00.000-07:00</published><updated>2010-03-16T12:27:03.635-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kim Kimdir ?"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Mustafa Kemal ATATÜRK"/><title type='text'>Mustafa Kemal ATATÜRK (1881 - 1938)</title><content type='html'>&lt;b&gt;Mustafa Kemal Atatürk (1881 - 1938)&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhtQrNoPcTnfiqcWnL3jEjhmnNIvBLJZ1xtwldAuKX9JFWrjvTsQbv8wkUo8eUnfhr8VJQi0kiTxqMSyKoBu2sTv4QcLiZo_IG-F5p-71Gwin5YybD93MHfnaoYUrKBE1lh8twmxDEHICw/s1600-h/Ata.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhtQrNoPcTnfiqcWnL3jEjhmnNIvBLJZ1xtwldAuKX9JFWrjvTsQbv8wkUo8eUnfhr8VJQi0kiTxqMSyKoBu2sTv4QcLiZo_IG-F5p-71Gwin5YybD93MHfnaoYUrKBE1lh8twmxDEHICw/s320/Ata.jpg&quot; vt=&quot;true&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Mustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selânik&#39;te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi&#39;ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım&#39;dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın&#39;dan Makedonya&#39;ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf katipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım&#39;la evlendi. Atatürk&#39;ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına değin yaşadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Küçük Mustafa öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi&#39;nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi&#39;ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla Çiftliği&#39;nde dayısının yanında kaldıktan sonra Selânik&#39;e dönüp okulunu bitirdi. Selânik Mülkiye Rüştiyesi&#39;ne kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askeri Rüştiye&#39;ye girdi. Bu okulda Matematik öğretmeni Mustafa Bey adına &quot;Kemal&quot; i ilave etti. 1896-1899 yıllarında Manastır Askeri İdâdi&#39;sini bitirip, İstanbul&#39;da Harp Okulunda öğrenime başladı. 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu., Harp Akademisi&#39;ne devam etti. 11 Ocak 1905&#39;te yüzbaşı rütbesiyle Akademi&#39;yi tamamladı. 1905-1907 yılları arasında Şam&#39;da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907&#39;de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. Manastır&#39;a III. Ordu&#39;ya atandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
19 Nisan 1909&#39;da İstanbul&#39;a giren Hareket Ordusu&#39;nda Kurmaybaşkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa&#39;ya gönderildi. Picardie Manevraları&#39;na katıldı. 1911 yılında İstanbul&#39;da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı. 1911 yılında İtalyanların Trablusgarp&#39;a hücumu ile başlayan savaşta, Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldı. 22 Aralık 1911&#39;de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı. 6 Mart 1912&#39;de Derne Komutanlığına getirildi. Ekim 1912&#39;de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır&#39;daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne&#39;nin geri alınışında büyük hizmetleri görüldü. 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliğine atandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu görevde iken 1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Ateşemiliterlik görevi Ocak 1915&#39;te sona erdi. Bu sırada I. Dünya Savaşı başlamış, Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağ&#39;da görevlendirildi. 1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı&#39;nda, Mustafa Kemal Çanakkale&#39;de bir kahramanlık destanı yazıp İtilaf Devletlerine &quot;Çanakkale geçilmez! &quot; dedirtti. 18 Mart 1915&#39;te Çanakkale Boğazını geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu Yarımadası&#39;na asker çıkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915&#39;te Arıburnu&#39;na çıkan düşman kuvvetlerini, Mustafa Kemal&#39;in komuta ettiği 19. Tümen Conkbayırı&#39;nda durdurdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mustafa Kemal, bu başarı üzerine albaylığa yükseldi. İngilizler 6-7 Ağustos 1915&#39;te Arıburnu&#39;nda tekrar taarruza geçti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal 9-10 Ağustos&#39;ta Anafartalar Zaferini kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos&#39;ta Kireçtepe, 21 Ağustos&#39;ta II. Anafartalar zaferleri takip etti. Çanakkale Savaşlarında yaklaşık 253.000 şehit veren Türk ulusu onurunu İtilaf Devletlerine karşı korumasını bilmiştir. Mustafa Kemal&#39;in askerlerine &quot;Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!&quot; emri cephenin kaderini değiştirmiştir. Mustafa Kemal Çanakkale Savaşları&#39;dan sonra 1916&#39;da Edirne ve Diyarbakır&#39;da görev aldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
1 Nisan 1916&#39;da tümgeneralliğe yükseldi. Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş ve Bitlis&#39;in geri alınmasını sağladı. Şam ve Halep&#39;teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917&#39;de İstanbul&#39;a geldi. Velihat Vahidettin Efendi&#39;yle Almanya&#39;ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu seyehatten sonra hastalandı. Viyana ve Karisbad&#39;a giderek tedavi oldu. 15 Ağustos 1918&#39;de Halep&#39;e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı. Mondros Mütarekesi&#39;nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918&#39;de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildi. Bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918&#39;de İstanbul&#39;a gelip Harbiye Nezâreti&#39;nde (Bakanlığında) göreve başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mondros Mütarekesi&#39;nden sonra İtilaf Devletleri&#39;nin Osmanlı ordularını işgale başlamaları üzerine; Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919&#39;da Samsun&#39;a çıktı. 22 Haziran 1919&#39;da Amasya&#39;da yayımladığı genelgeyle &quot;Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını &quot; ilan edip Sivas Kongresi&#39;ni toplantıya çağırdı. 23 Temmuz - 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum, 4 - 11 Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresi&#39;ni toplayarak vatanın kurtuluşu için izlenecek yolun belirlenmesini sağladı. 27 Aralık 1919&#39;da Ankara&#39;da heyecanla karşılandı. 23 Nisan 1920&#39;de Türkiye Büyük Millet Meclisi&#39;nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti&#39;nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Meclis ve Hükümet Başkanlığına Mustafa Kemal seçildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı&#39;nın başarıyla sonuçlanması için gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı. Türk Kurtuluş Savaşı 15 Mayıs 1919&#39;da Yunanlıların İzmir&#39;I işgali sırasında düşmana ilk kurşunun atılmasıyla başladı. 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması&#39;nı imzalayarak aralarında Osmanlı İmparatorluğu&#39;nu paylaşan I. Dünya Savaşı&#39;nın galip devletlerine karşı önce Kuvâ-yi Milliye adı verilen milis kuvvetleriyle savaşıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi düzenli orduyu kurdu, Kuvâ-yi Milliye - ordu bütünleşmesini sağlayarak savaşı zaferle sonuçlandırdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mustafa Kemal yönetimindeki Türk Kurtuluş Savaşının önemli aşamaları şunlardır: Sarıkamış (20 Eylül 1920), Kars (30 Ekim 1920) ve Gümrü&#39;nün (7 Kasım 1920) kurtarılışı. Çukurova, Gazi Antep, Kahraman Maraş Şanlı Urfa savunmaları (1919- 1921) I. İnönü Zaferi (6 -10 Ocak 1921) II. İnönü Zaferi (23 Mart-1 Nisan 1921) Sakarya Zaferi (23 Ağustos-13 Eylül 1921) Büyük Taarruz, Başkomutan Meydan Muhaberesi ve Büyük Zafer (26 Ağustos 9 Eylül 1922) Sakarya Zaferinden sonra 19 Eylül 1921&#39;de Türkiye Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal&#39;e Mareşal rütbesi ve Gazi unvanını verdi. Kurtuluş Savaşı, 24 Temmuz 1923&#39;te imzalanan Lozan Antlaşması&#39;yla sonuçlandı. Böylece Sevr Antlaşması&#39;yla paramparça edilen, Türklere 5-6 il büyüklüğünde vatan bırakılan Türkiye toprakları üzerinde ulusal birliğe dayalı yeni Türk devletinin kurulması için hiçbir engel kalmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
23 Nisan 1920&#39;de Ankara&#39;da TBMM&#39;nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti&#39;nin kuruluşu müjdelenmiştir. Meclisin Türk Kurtuluş Savaşı&#39;nı başarıyla yönetmesi, yeni Türk devletinin kuruluşunu hızlandırdı. 1 Kasım 1922&#39;de hilâfet ve saltanat birbirinden ayrıldı, saltanat kaldırıldı. Böylece Osmanlı İmparatorluğu&#39;yla yönetim bağları koparıldı. 13 Ekim 1923&#39;te Cumhuriyet idaresi kabul edildi, Atatürk oybirliğiyle ilk cumhurbaşkanı seçildi. 30 Ekim 1923 günü İsmet İnönü tarafından Cumhuriyet&#39;in ilk hükümeti kuruldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Türkiye Cumhuriyeti, &quot;Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir&quot; ve &quot;Yurtta barış cihanda barış&quot; temelleri üzerinde yükselmeye başladı. Atatürk Türkiye&#39;yi &quot;Çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak&quot; amacıyla bir dizi devrim yaptı. Bu devrimleri beş başlık altında toplayabiliriz: 1. Siyasal Devrimler: Saltanatın Kaldırılması (1Kasım 1922) Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923) Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924) 2. Toplumsal Devrimler: Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926-1934) Şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925) Tekke zâviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925) Soyadı kanunu ( 21 Haziran 1934) Lâkap ve unvanların kaldırılması (26 Kasım 1934) Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerin kabulü(1925-1931)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
3. Hukuk Devrimi : Mecellenin kaldırılması (1924-1937) Türk Medeni Kanunu ve diğer kanunların çıkarılarak laik hukuk düzenine geçilmesi (1924-1937) 4. Eğitim ve Kültür Alanındaki Devrimler: Öğretimin birleştirilmesi (3 Mart 1924) Yeni Türk harflerinin kabulü (1 Kasım 1928) Türk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması (1931-1932) Üniversite öğreniminin düzenlenmesi (31 Mayıs 1933) Güzel sanatlarda yenilikler 5. Ekonomi Alanında Devrimler: Aşârın kaldırılması Çiftçinin özendirilmesi Örnek çiftliklerin kurulması Sanayiyi Teşvik Kanunu&#39;nun çıkarılarak sanayi kuruluşlarının kurulması I. ve II. Kalkınma Planları&#39;nın (1933-1937) uygulamaya konulması, yurdun yeni yollarla donatılması Soyadı Kanunu gereğince, 24 Kasım 1934&#39;de TBMM&#39;nce Mustafa Kemal&#39;e &quot;Atatürk&quot; soyadı verildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Atatürk, 24 Nisan 1920 ve 13 Ağustos 1923 tarihlerinde TBMM Başkanlığına seçildi. Bu başkanlık görevi, Devlet-Hükümet Başkanlığı düzeyindeydi. 29 Ekim 1923 yılında Cumhuriyet ilan edildi ve Atatürk ilk cumhurbaşkanı seçildi. Anayasa gereğince dört yılda bir cumhurbaşkanlığı seçimleri yenilendi. 1927,1931, 1935 yıllarında TBMM Atatürk&#39;ü yeniden cumhurbaşkanlığına seçti. Atatürk sık sık yurt gezilerine çıkarak devlet çalışmalarını yerinde denetledi. İlgililere aksayan yönlerle ilgili emirler verdi. Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye&#39;yi ziyaret eden yabancı ülke devlet başkanlarını, başbakanlarını, bakanlarını komutanlarını ağırladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
15-20 Ekim 1927 tarihinde Kurtuluş Savaşı&#39;nı ve Cumhuriyet&#39;in kuruluşunu anlatan büyük nutkunu, 29 Ekim 1933 tarihinde de 10. Yıl Nutku&#39;nu okudu. Atatürk özel yaşamında sadelik içinde yaşadı. 29 Ocak 1923&#39;de Latife Hanımla evlendi. Birçok yurt gezisine birlikte çıktılar. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihine dek sürdü. Çocukları çok seven Atatürk Afet (İnan), Sabiha (Gökçen), Fikriye, Ülkü, Nebile, Rukiye, Zehra adlı kızları ve Mustafa adlı çobanı manevi evlat edindi. Abdurrahim ve İhsan adlı çocukları himayesine aldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yaşayanlarına iyi bir gelecek hazırladı. 1937 yılında çiftliklerini hazineye, bir kısım taşınmazlarını da Ankara ve Bursa Belediyelerine bağışladı. Mirasından kızkardeşine, manevi evlatlarına, Türk Dil ve Tarih Kurumlarına pay ayırdı. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi. Zeybek oyunlarına, güreşe, Rumeli türkülerine aşırı ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan büyük keyif alırdı. Sakarya adlı atıyla, köpeği Fox&#39;a çok değer verirdi. Zengin bir kitaplık oluşturmuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Akşam yemeklerine devlet ve bilim adamlarını, sanatçıları davet eder, ülkenin sorunlarını tartışırdı. Temiz ve düzenli giyinmeye özen gösterirdi. Doğayı çok severdi. Sık sık Atatürk Orman Çiftliği&#39;ne gider, çalışmalara bizzat katılırdı. Fransızca ve Almanca biliyordu. 10 Kasım 1938 saat 9.05&#39;te yakalandığı siroz hastalığından kurtulamayarak İstanbul&#39;da Dolmabahçe Sarayı&#39;nda hayata gözlerini yumdu. Cenazesi 21 Kasım 1938 günü törenle geçici istirahatgâhı olan Ankara Etnografya Müzesi&#39;nde toprağa verildi. Anıtkabir yapıldıktan sonra nâşı görkemli bir törenle 10 Kasım 1953 günü ebedi istirahatgâhına gömüldü.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://n-nedir.blogspot.com/feeds/2736783827498798253/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/mustafa-kemal-ataturk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/2736783827498798253'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/2736783827498798253'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/mustafa-kemal-ataturk.html' title='Mustafa Kemal ATATÜRK (1881 - 1938)'/><author><name>Editor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04321248025671212740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhtQrNoPcTnfiqcWnL3jEjhmnNIvBLJZ1xtwldAuKX9JFWrjvTsQbv8wkUo8eUnfhr8VJQi0kiTxqMSyKoBu2sTv4QcLiZo_IG-F5p-71Gwin5YybD93MHfnaoYUrKBE1lh8twmxDEHICw/s72-c/Ata.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3827857697358020460.post-951794888987823319</id><published>2010-03-15T12:15:00.000-07:00</published><updated>2010-03-16T12:29:47.883-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kim Kimdir ?"/><title type='text'>Kim Kimdir ?</title><content type='html'>&lt;ol&gt;&lt;li&gt;&lt;a href=&quot;http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/carlos-slim-selim-kimdir.html&quot;&gt;Carlos Slim (Selim)&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;a href=&quot;http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/mustafa-kemal-ataturk.html&quot;&gt;Mustafa Kemal Atatürk (1881 - 1938)&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;
&lt;/ol&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://n-nedir.blogspot.com/feeds/951794888987823319/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/kim-kimdir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/951794888987823319'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/951794888987823319'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/kim-kimdir.html' title='Kim Kimdir ?'/><author><name>Editor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04321248025671212740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3827857697358020460.post-3583428121046369709</id><published>2010-03-15T12:09:00.000-07:00</published><updated>2010-03-15T12:10:09.634-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="asya"/><title type='text'>Asya Nedir ?</title><content type='html'>Asya, Avrupanın doğusunda, Büyük Okyanus&#39;un batısında, Okyanusya&#39;nın kuzeyinde ve Arktik Okyanus&#39;un güneyinde bulunan kıta. Tarihçi Heredot tarafından bu grekçe terim ilk kez bugünkü Salihli Ovası, sonraları da Gediz Havzası&#39;nı nitelemek için kullanılmıştır. Sardes&#39;in zenginliklerini anlatırken bu kenti asya&#39;nın başkenti olarak betimlemiştir. Zamanla asya terimi önce Anadolu yarımadası sonraları ise Çin&#39;e ve Moğolistan&#39;a kadar (Marko Polo&#39;nun keşifleriyle) olan toprakların tamamı için kullanıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski Dünya kara kütlesinin bir parçası olan Asya 44 391 163 km²&#39;lik yüz ölçümü ile dünyanın en büyük kıtasıdır. Aynı zamanda 1 010 m&#39;lik ortalama yükseltisiyle de dünyanın en yüksek kıtasıdır. Asya bu yükseltisini; dünyanın en yüksek zirvelerini bünyesinde barındıran Himalaya Dağları&#39;na borçludur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asya, kuzey-güney doğrultusunda 8 490 km genişliğindedir. Kıtanın en kuzeyinde, Rusya&#39;da Çelyuskin Burnu (77° 42&#39; 55&quot; K paraleli) yer alırken, en güneyinde, Malakka Yarımadasındaki Buru Burnu (1° 14&#39; 17&quot; K paraleli) bulunur. Adaları esas aldığımız taktirde, Severneya Zemlya adası (81° 16&#39; 23&quot; K paraleli) ile Endonezya&#39;ya bağlı Rudi Adaları (11° 00&#39; 19&quot; G paraleli) arasında 10 245 km&#39;dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıta doğu batı doğrultusunda; Türkiye&#39;nin de en batı ucu olan Gökçeada&#39;nın İncirburnu (25° 38&#39; 59&quot; D meridyeni) ile Çukçi Yarımadasında Dejnev Burnu (169° 40&#39; 17&quot; D meridyeni) arasında 8 200 km&#39;dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıtanın özel konumu ise; Asya, kuzeyden Kuzey Buz Denizi ile sınırlıdır. Kuzey doğuda, Amerika&#39;dan sığ bir deniz olan 100 km genişliğindeki Bering Boğazı vasıtası ile ayrılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıta doğuda Büyük Okyanus ile sınırlanır. Ancak kıyı açıklarında okyanus tabanından yükselen kuzey-güney doğrultulu dağların su üzerine çıkan kısımlarını oluşturan ada ve takım ada girlandları yer almaktadır. Burada; Aleut, Japon, Bonin ve Marian derin deniz çukurluklarından geçen ve &quot;Andezit Hattı&quot; adı verilen bir çizginin batısındaki bölge ile orada yer alan ada ve takım ada girlantları Asya anakarasına aittir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıtanın güneydoğu sınırı biraz karışık olmakla birlikte Sunda Adaları ile Arafura Denizi arasından geçen hat sınır olarak kabul edile bilir. Kıtayı güneyden Hint Okyanusu sınırlandırmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asya&#39;nın batı sınırı ise oldukça tartışmalı bir meseledir. Bu konuda birçok araştırıcı farklı görüşler ileri sürse de, en doğru kabul edilen sınır; Ural Dağları, Ural Nehri, Maniç Oluğu, Karadeniz, Boğazlar, Ege Denizi, Akdeniz, Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz üzerinden çekilecek bir hattır. Bu hattın doğusunda kalan Anadolu ve Kafkaslar Asya&#39;dan sayılırken Trakya Avrupa&#39;ya dahil edilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya üzerinde bulunan çeşitli en büyükler Asya&#39;da toplanmıştır. Asya; kıtaların en genişi (44 391 163 km²) ve ortalama yükseltisi en fazla olanı ( 1 010 m)&#39;dır. Ayrıca dünyanın en yüksek tepesi (Everest tepesi, 8 848 m), en büyük gölü (Hazar Gölü veya Denizi), en derin gölü (Baykal Gölü), dünyanın deniz seviyesinden en alçak yeri (Lut Gölü, göl yüzeyi -392 m), ve dünyanın en alçak havzası (Turfan Havzası -154 m) Asya kıtasında bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asya; 3.5 milyarı aşan nüfusu ile dünyanın en kalabalık kıtasıdır. Dünyanın en kalabalık ülkesi olan Çin (1 284 303 705 kişi, 2002 tahmini) bu kıtada yer almaktadır. Asya dinlerinin de doğduğu kıtadır. Semavi dinler arasında İslamiyet, Hıristiyanlık ve Musevilik dinlerinin her üçü de Ortadoğu&#39;da ortaya çıkmıştır. Yine geniş kitlelere hitap eden Budizm ve Hinduizm de Asya menşeli dinlerdir. Asya aynı zamanda medeniyetler beşiğidir. Türk, Fars, Arap, Çin ve Hint medeniyetleri bu kıtada binlerce yıldır varlıklarını devam ettirmektedirler. Kıtada 100&#39;ün üzerinde dil konuşulmaktadır. Kıtanın doğusunda sarı, güney kısmındaki adalarda siyah geri kalan kısımlarında ise beyaz ırktan insanlar yaşamaktadırlar.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://n-nedir.blogspot.com/feeds/3583428121046369709/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/asya-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/3583428121046369709'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/3583428121046369709'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/asya-nedir.html' title='Asya Nedir ?'/><author><name>Editor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04321248025671212740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3827857697358020460.post-434762640777385336</id><published>2010-03-15T12:08:00.000-07:00</published><updated>2010-03-15T12:09:05.884-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Himalaya Dağları"/><title type='text'>Himalaya Dağları</title><content type='html'>Himalaya Dağları, dünyanın en büyük ve en yüksek sıradağlarıdır. Asya&#39;nın orta güney kısmında, doğu batı doğrultusunda uzanır. Dünyanın en yüksek zirvesi Everest&#39;i (8850 m.) içine alır. Everest Tepesi, Nepal ile Tibet (Çin) sınırında yer alır. Everest tepesi Nepal&#39;in sınırları içersindedir. Himalayalar, levha tektoniği kuramına göre, iki kıtasal levhanın yani Hindistan levhası ve Asya levhasının çarpışması sonucu oluşmuştur ve bu oluşum halen devam etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pakistan, Hindistan, Çin, Nepal ve Butan&#39; dan geçen 2400 km uzunluğundaki Himalaya dağ zincirinin buzulları, Asya&#39; nın 9 büyük nehrini besliyor. 1,3 milyar insan, bu su yollarına bağımlı olarak yaşıyor. Verilere göre ise Himalayalarda sıcaklıklar, son 30 yıl içinde on yılda bir 0,6 ile 0,15 derece artmakta ve sıcaklıkların artmaya devam etmesi halinde 50 yıla kadar buzul ve karların tamamen erimesi bekleniyor.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://n-nedir.blogspot.com/feeds/434762640777385336/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/himalaya-daglar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/434762640777385336'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/434762640777385336'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/himalaya-daglar.html' title='Himalaya Dağları'/><author><name>Editor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04321248025671212740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3827857697358020460.post-3705578210499624331</id><published>2010-03-15T12:04:00.000-07:00</published><updated>2010-03-15T12:07:54.185-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Everest Dağı"/><title type='text'>Everest Dağı</title><content type='html'>Everest, (Tibetçe: Çomolungma, Nepali: Çonnolugma Sagramata), dünyanın en yüksek dağı. Himalayalar’da, yaklaşık 28 derece kuzey enlemi ile 87 derece doğu boylamında, Çin–Nepal sınırı üzerinde yer alır. Çıplak Güneydoğu, Kuzeydoğu ve Batı sırtları en yüksek noktalara Everest (8.850 m) ile Güney doruğunda (8.748 m) ulaşır. Everest Dağı Kuzeydoğudaki Tibet Platosundan (yaklaşık 5.000 m) tam olarak görülebilir. Eteklerinden yükselen Çangtse, Khumbutse, Nuptse ve Lhotse gibi doruklar Nepal’den görülmesine engel olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oluşumu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük Himalayalar’ın oluşumu, Miyosen Bölümde (yaklaşık 26-27 milyon yıl önce) Hindistan Yarımadasıyla Tibet Yaylalarının birbirine yaklaşmasının yol açtığı, jeolojik tortul havzalardaki sıkışmayla başladı. Bunu izleyen evrelerde Katmandu ve Khumbu napları (kırık ve devrik yamaç kıvrımları), sıkışıp yukarı doğru çıkarak birbirlerinin üzerine kıvrıldılar ve ilkel bir dağ sırası oluşturdular. Kuzeydeki arazi kütlesinin toptan yükselmesi, bölgenin yüksekliğini arttırdı. Napların yeniden kıvrılmasıyla bölgenin tümü yeni bir tabakayla örtüldü ve Pleyistosen Bölümün (yaklaşık 2,5 milyon yıl önce) Mahabarat Evresinde Everest Dağı ortaya çıktı. Karbonifer Dönemin (yaklaşık 345-280 milyon yıl önce) sonu ile Permiyen Dönemin (280-225 milyon yıl önce) başından kalan ve başka yarı-kristalleşmiş tortullarla ayrılmış olan kireçtaşı katmanları, senklinal katmanlaşma yoluyla biçimlendi. Günümüzde de süren bu biçimlenmenin yol açtığı sürekli yükselme aşınımla dengelenmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İklimi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Everest Dağı troposferin üçte ikisini geçerek oksijenin az olduğu üst katmanlara ulaşır. Oksijen eksikliği, hızı saatte 100 km ye varan sert rüzgarlar ve zaman zaman -70 dereceye kadar düşen aşırı soğuklar yukarı yamaçlarda herhangi bir hayvan ya da bitkinin yaşamasına olanak vermez. Yaz musonları sırasında yağan kar rüzgarla ufalanarak yığılır. Bu kar yığıntıları buharlaşma çizgisinin üzerinde olduğundan genellikle buzulları besleyen büyük buzkar çanakları oluşmaz. Bu nedenle Everest’in buzulları yalnızca sık sık düşen çığlarla beslenir. Ana sırtlarla birbirinden ayrılan dağ yamaçlarındaki buz katmanları dağın eteklerine kadar bütün yamacı kaplamakla birlikte, zaman içinde iklimin değişmesiyle ağır ağır çekilmektedir. Kış aylarında kuzey batıdan gelen güçlü rüzgarlar karları süpürerek doruğun daha çıplak bir görünüm kazanmasına yol açar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buzullar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Everest Dağındaki başlıca buzullar Kangşang Buzulu (doğu), Doğu ve Batı Rongbuk Buzulları (kuzey ve kuzeybatı), Pumori Buzulu (kuzeybatı), Khumbu Buzulu (batı ve güney) ve Everest ile Lhotse-Nuptse sırtı arasında kapalı bir buz vadisi olan Batı Buzyalağıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akarsular:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dağdan çıkan sular birbirinden ayrılan kollarla güneybatı, kuzey ve doğu yönünde akar. Khumbu Buzulu eriyerek Nepal’de Lobucya Khola Irmağı&#39;na karışır. İmca Khola adını alarak güneye doğru akan bu ırmak Dudh Kosi Irmağıyla birleşir. Çin’deki Rong Çu Irmağı Everest’in yamaçlarında Pumori ve Rongbuk buzullarından Karma Çu Irmağı ile Kangsang Buzullarından doğar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tırmanma girişimleri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Everest&#39;e tırmanma girişimleri 1920&#39;de Tibet yolunun açılmasıyla başladı. İlk olarak Kraliyet Coğrafya Derneği ile dağcılık Kulübü Birleşik Himalaya Komitesinin desteklediği bir ekip 1953’te doruğa ulaştı. 29 Mayıs 1953 günü Yeni Zelandalı Edmund Hillary ve Nepalli Tenzing Norgay, Güneydoğu sırtına tırmanarak Güney doruğundan geçip doruğa vardılar. Dağcılar bu tırmanış sırasında açık ve kapalı devre oksijen sistemleri, özel olarak yalıtılmış ayakkabı ve giysiler ile elde taşınır telsiz aygıtları kullandılar. Bu tarihten sonra çeşitli ülkelerin desteklediği çok sayıda dağcı ekibi doruğa ulaşmayı başardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk dağcılar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eylem Elif Maviş 2006&#39;da Everest&#39;e tırmanan ilk Türk kadın oldu.[1] Aynı tırmanış, Türklerden oluşan bir ekibin ilk Everest zirve çıkışıydı.[2] Ekibin hedeflerinden olan ilk Türk oksijensiz tırmanışını[3] ekip lideri Serhan Poçan gerçekleştirmeyi denemekle birlikte, zirveye oksijenle çıkacaktır. 2007 yılında Fenerbahçe Spor Kulübü&#39;nün 100. kuruluş yılı etkinlikleri kapsamında Tunç Fındık ve Mustafa Kalaycı beraber zirve yaptılar.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://n-nedir.blogspot.com/feeds/3705578210499624331/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/everest-dag.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/3705578210499624331'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/3705578210499624331'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/everest-dag.html' title='Everest Dağı'/><author><name>Editor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04321248025671212740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3827857697358020460.post-365203565857266327</id><published>2010-03-15T12:03:00.001-07:00</published><updated>2010-03-15T12:03:59.221-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Okyanus"/><title type='text'>Okyanus Nedir ?</title><content type='html'>Okyanuslar kıtaları birbirinden ayıran engin, açık denizlerdir1. Yeryüzünün yaklaşık üçte ikisini (%70) kaplarlar ve bu alanın yaklaşık yarısında su seviyesi 3000 metrenin üzerindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okyanus kelimesi Yunanca &quot;nehir&quot; anlamına gelen &quot;Okeanos&quot;&#39;dan gelmektedir, Yunanlılar Cebelitarık Boğazı&#39;ndan gelen güçlü akıntıyı fark etmişler ve bunun bir nehir olduğunu düşünmüşlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dört milyar yıl önce Dünya yüzeyi suyun sıvı olarak kalmasına olanak tanımayacak kadar sıcaktı. Su,uzayda yok olmak üzere volkanik gazdaki buhar olarak püskürürdü. Yaklaşık 3.85 milyar yıl önce dünya soğuyarak içinde buharında yer aldığı bir volkanik gaz atmosferi oluşturdu. Daha sonra su yoğunlaşmaya başladı ve okyanuslar oluştu. Okyanusların oluşmasından bu yana yağmur toprağa düşmekte ve kayalardaki tuzu denizlere taşımaktadır. Bu nedenle deniz suyu tuzludur. Ortalama olarak okyanus ağırlığının %2.9&#39;unu tuz oluşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denize baktığımız, tekneyle açıldığımız veya yüzdüğümüz zaman suyun bir yüzeyi olduğunu biliriz. Ancak; okyanusların ortalama derinliği 5.000 metre civarındadır ve en derin okyanus çukuru 11.000 metreye ulaşır. Everest Tepesi, bu dip derinlikten daha kısadır (2000 metreden daha fazla). Okyanusun üst birkaç metresi, tropikal bölgelerde 26 santigrat derece sıcaklığında olabilir. Isıyı, gün boyunca güneş ışığından alır ve geceleri atmosferi ısıtırlar. Okyanusun bu katmanı, atmosferin tamamından daha fazla ısı içerir. Büyük Okyanus Dünya&#39;nın en büyük okyanusudur.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://n-nedir.blogspot.com/feeds/365203565857266327/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/okyanus-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/365203565857266327'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/365203565857266327'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/okyanus-nedir.html' title='Okyanus Nedir ?'/><author><name>Editor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04321248025671212740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3827857697358020460.post-7270662405390977282</id><published>2010-03-15T12:02:00.001-07:00</published><updated>2010-03-15T12:02:56.437-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Deniz"/><title type='text'>Deniz Nedir ?</title><content type='html'>Deniz, bir okyanus ile bağı olan ve büyük bir alanı kaplayan ve genellikle tuzlu olan su birikintisidir. Terim genellikle okyanus terimi yerine de kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denizler Dünya yüzeyinin % 71&#39;ini kaplamaktadır. Yeryüzünde kapladıkları 1,338 milyar km³ hacimle dünya üzerindeki su varlığının % 96,5&#39;ini oluşturmaktadırlar. Ancak, deniz suyu ortalama % 3,5 oranında tuz içerdiğinden, halen oldukça pahalı olan arıtma yöntemleri uygulanmadan içme suyu olarak kullanılamamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denizler üzerinden gerçekleştirilen ticaret, hava yoluyla taşımacılığın gittikçe gelişmesine karşın, öneminden pek bir şey yitirmemiştir. Dünya ticaretinde aktarılan malların % 92&#39;si, yılda 5,7 milyar ton, deniz yolu üzerinden taşınmaktadır.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://n-nedir.blogspot.com/feeds/7270662405390977282/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/deniz-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/7270662405390977282'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/7270662405390977282'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/deniz-nedir.html' title='Deniz Nedir ?'/><author><name>Editor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04321248025671212740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3827857697358020460.post-3042853094779732180</id><published>2010-03-15T12:01:00.001-07:00</published><updated>2010-03-15T12:01:44.613-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Denizcilik"/><title type='text'>Denizcilik Nedir ?</title><content type='html'>Denizcilik, deniz ile bağlantısı olan tüm uğraşlara genel olarak verilen isim. Genelde, deniz taşıtlarında sefer yapmak, gemi işletmeciliği ve deniz sporlarına yönelik kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz ile ilgili bürokratik, ticaret ve akademik kurumlar ve kuruluşlar da bu terim ile anılırlar:</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://n-nedir.blogspot.com/feeds/3042853094779732180/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/denizcilik-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/3042853094779732180'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/3042853094779732180'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/denizcilik-nedir.html' title='Denizcilik Nedir ?'/><author><name>Editor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04321248025671212740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3827857697358020460.post-7384963432400255962</id><published>2010-03-15T11:59:00.000-07:00</published><updated>2010-03-15T12:00:24.903-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Ordino"/><title type='text'>Ordino Nedir ?</title><content type='html'>Ordino, Konşimentoda yazılı malların kısım kısım çekilebilmesini temin etmek üzere hazırlanan emir veya talimattır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir malı yükleme veya boşaltmadan önce vapur ve nakliye acentelerinden kaptana ya da nakliyeciye hitaben bir ordino (emir mektubu) verilir. Buna &quot;teslim emri&quot; de denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malı yükletecek veya boşaltacak olan mal sahibi bu ordino ile vapurun kaptanına ya da nakliyeciye başvurarak işlemini tamamlattırır. Mal noksansız yüklendikten sonra kaptan ordino yerine mal sahibine konşimento adlı bir belge verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ordino aynı zamanda konşimentoya karşılık eşyanın çekilmesi için talimattır.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://n-nedir.blogspot.com/feeds/7384963432400255962/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/ordino-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/7384963432400255962'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/7384963432400255962'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/ordino-nedir.html' title='Ordino Nedir ?'/><author><name>Editor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04321248025671212740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3827857697358020460.post-3228956577235913305</id><published>2010-03-15T11:58:00.000-07:00</published><updated>2010-03-15T11:59:10.853-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Konşimento"/><title type='text'>Konşimento Nedir ?</title><content type='html'>Konşimento, ya da taşıma senedi (bill of loading) üzerinde yükleyici, alıcı,ihbar mercii den başlıyarak her türlü bilginin yeraldığı kıymetli evraktır.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://n-nedir.blogspot.com/feeds/3228956577235913305/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/konsimento-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/3228956577235913305'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/3228956577235913305'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/konsimento-nedir.html' title='Konşimento Nedir ?'/><author><name>Editor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04321248025671212740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3827857697358020460.post-8175982065713528747</id><published>2010-03-15T11:57:00.000-07:00</published><updated>2010-03-15T11:58:00.595-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="navlun"/><title type='text'>Navlun Nedir ?</title><content type='html'>Deniz ve nehir yolu ile taşınan eşya için,taşıma hizmeti karşılığında gemi şirketine ödenen ücrete navlun denir. Navlun bedeli resmi bir tarifeye veya sözleşmeye göre tahakkuk eder. Teslim şekline göre navlun satıcıya veya alıcıya ait olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Navlun peşin ödenebileceği gibi (Freight Prepaid), varış limanında da ödenebilir (Freight Payable At Destination/Freight Collect). Tüm bunlar deniz ticaretinde konşimento adı verilen sözleşmelerde düzenlenir.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://n-nedir.blogspot.com/feeds/8175982065713528747/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/navlun-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/8175982065713528747'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/8175982065713528747'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/navlun-nedir.html' title='Navlun Nedir ?'/><author><name>Editor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04321248025671212740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3827857697358020460.post-5258003592085575168</id><published>2010-03-12T09:57:00.000-08:00</published><updated>2010-03-12T10:05:17.996-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Carlos Slim"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kimdir ?"/><title type='text'>Carlos Slim (Selim) Kimdir ?</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgCHSdwqC6sRo3s_npY-Yc-jdaenFXBssBNxXFVUljFPsmTFkDd1yWhF59HQ0fhM3nBIeiSnIX-74_B3B0dKhYwWfGQEbZl3Q1jVadPvG50H4K5zZJK7o0oMQjMhds4XsVhR_bMUctTUkY/s1600-h/resim.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 246px; FLOAT: left; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5447809983686492578&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgCHSdwqC6sRo3s_npY-Yc-jdaenFXBssBNxXFVUljFPsmTFkDd1yWhF59HQ0fhM3nBIeiSnIX-74_B3B0dKhYwWfGQEbZl3Q1jVadPvG50H4K5zZJK7o0oMQjMhds4XsVhR_bMUctTUkY/s320/resim.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;ASIL ADI SELİM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Slim’in Roman Katolik Kilisesi mensubu Lübnanlı babası Julian Slim Haddad Aglamaz (Yusuf Selim Hattat Ağlamaz) 1902 yılında Osmanlı topraklarından kaçıp Mexico City’ye yerleşmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve 1911’de “Şark Yıldızı” anlamına gelen La Estrella Del Oriente adında bir kuru yiyecek dükkanı açmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanla şehrin merkezinde birçok mülk satın alan Slim bir başka Lübnan’lı tüccarın kızı Linda Helu&#39;yla evlenmiş. Çiftin 6 çocukları oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahip oldukları altı çocuğun beşincisi olarak 1940 yılında Carlos, Mexico City’de dünyaya geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babası 1952’de öldüğünde, geriye ailesine geliştirilmeye elverişli bir servet bıraktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Carlos Slim Helu, 1961’de UNAM (National Autonomous Univercity of Mexico)’dan mühendis olarak mezun oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mezun olmadan önce cebir ve linear programlama öğretti, halka karşı ve özel enstitülerde konferanslar verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birleşmiş halk topluluklarında, Latin Amerika ve Karayipler için ekonomi komisyonlarında görev aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Slim, 1967 yılında Lübnanlı Soumaya Domit Gemayel ile evlendi.Bu evlilikten de 6 çocuğu oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akıl hocası olarak babasının izinden giden Slim, perakendecilik ve finans işleri yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meksika Döviz Borsası’nda başkan yardımcılığı ve Meksika Borsa Odalar Birliği’nde başkanlık yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1996-1998 yılları arasında New York Döviz Borsası Yönetim Konseyi’nde Latin Amerikan Komitesi’nin başkanlığını yürüttü. Yönetim kadrosunda yer aldığı SBC Communications’dan temmuz 2004’de Dünya Eğitim ve Geliştirme Vakfı’na daha çok zaman ayırabilmek için ayrıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nisan 2006’ya kadar Altria Grub (önceden Philip Morris)’un ve Alcatel’in yönetim kadrolarında yeraldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş çevrelerinde geçirdiği 28 yıl içinde, önemli finans-endüstri devi Grupo Carso’yu inşa etti. Aynı zamanda Telefonos de Mexico, America Movil ve Grupo Financiero Inbursa’nın da yöneticisi oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1990 yılında, Carlos Salinas döneminde, Meksika Devleti’den birçok yatırım grubunu devralmasıyla şimdiki büyüklüğüne ulaşmanın yollarını açtı. Bunlar içinde France Telecom ve Southwestern Bell Company’nin dahil olduğu Telmex de vardı.Yerel ve hareketli pazarlarda tekelcilik ve bunun sonucunda rekabeti ortadan kaldıran politikası nedeniyle eleştiriler aldı. Telefonla iletişim ücretlerinin de hayli artması tekelcilik eleştirilerini destekledi.Carlos Slim Helu&#39;ye Meksikalı İş Adamları tarafından Girişimcilik Onur Madalyası verildi. Altın Tepsi ödülü’nü aldı ve Belçika Hükümeti tarafından Kumandan 2. Leopold Madalyası’na layık görüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürekli ve asla yorulmaksızın büyüyen bu imparatorluk yeni alımlarla genişlemeye devam ederken ülke başkanları gelip geçiyor ama Slim daima yerinde duruyor. Acaba bu durum bir gün onu cumhurbaşkanlığına itecek mi? Bugünlerde en çok sorulan soru bu. Ama etrafındakiler bu soruyu gereksiz buluyor. Zira gelip geçen kabinelerdeki bakanlar zaten uzun yıllardır onun ekmeğini yiyor. Bir gün yok ki Meksikalılar onun kasasına (telefon, tütün, plak sanayi, restoranlar, sigorta, inşaat, petrol...) para bırakmadan geçsin. Kısacası, Meksika’da her yerde Slim’in adı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakın çevresi ondan bahsederken, “O, tırmanmaya başladığından bu yana asla durmadı” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Olay tamamen borsa ile ilgili, Ben 10 yıl öncekinden daha zengin değilim aslında” diye savunuyor kendini, karanlık şöhretinden çekinen Slim. Özel Meksika Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Carlos Morera, Carlos Slim ile 1988 – 1994 yılları arasında Meksika cumhurbaşkanlığı yapmış Carlos Salinas’ın yakın dostluklarının altının çizilmesi gerektiğini vurguluyor. “Belki de bu sayede Telmex’i bir lokma ekmek karşılığında aldı” diye iddia ediyor ekonomi profesörü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“O kendini mütevazı bir şekilde işine ve çocuklarına adamış bir adam” diyor milyarder iş adamının yakın dostu ve damadı Arturo Elias Ayub.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Slim 1997’de geçirdiği bir kalp krizinden sonra tüm yetkilerini resmi olarak üç oğlu Carlos, Marco Antonio ve Patricio’ya geçirdi. Ama hâlâ gözü kulağı açık. Yaşı ilerlemeye başlayınca hayır işlerine girişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurduğu iki vakıf, cerrahi, beslenme, eğitim bursları ve bilgisayar dağıtımı gibi işleri finanse ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta Bill Clinton’a “sefaletle savaş” için 100 milyon dolar sundu. Yine ona ait müze Soumaya’nın müdürü Alfonso Miranda Marquez “O, işverenin sosyal rolüne gönülden inanıyor” diyor. Çünkü Slim, Fransa’dan sonraki en önemli Rodin (heykeltraş) koleksiyonuna sahip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;BEN NOEL BABA DEĞİLİM&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır kurumlarına yaptığı 4,5 milyar dolara ulaşan çeşitli bağışları ise Bill Gates’in insani yardıma adadıklarına kıyasla oldukça pinti kalıyor. Sorulduğunda ise “Ben Noel Baba değilim, yoksulluğun çaresi bağış yapmak değil, iş imkanı sağlamaktır” diye lafı ustaca bağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bakış açısını göz önünde bulundurarak, Carlos Slim imparatorluğunu önce Latin Amerika’da genişletmeye yöneldi. Brezilya devlet başkanı Lula’nın dostu olan Slim, Orta ve Güney Amerika’daki birçok devlet başkanı tarafından kabul edildi. Kolombiya’da televizyondan Brezilya’da bilgisayara, Paraguay’da biyolojik yakıttan Nikaragua’da jeotermal enerjiye kadar yatırımları var. Ama her zaman olduğu gibi telefon sektörünü ana gücü olarak kullanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arjantin&#39;in eski cumhurbaşkanının Nestor Kirchner, 31 Ağustos’ta Meksika’ya yaptığı resmi ziyarette Slim ile kafa kafaya verip Arjantin’deki CTI Movil isimli şubelerindeki&lt;br /&gt;yatırımlarında indirime gitme konusunda Slim’i ikna etmeye çalıştı. Sonuçta Slim için Amerika Birleşik Devletleri’nin kapıları açılmış oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Eski New York valisi Rudolph Giuliani 2002 yılında ona yardım ederek, batan WorldCom’un bir kısmını ucuz fiyata almasını sağladı. Üç yıl sonra ise Slim şirketi 1,1 milyar dolara geri sattı”diye anlatıyor biyografisti José Martinez. Slim ardından demokrat aday Hillary Clinton’ın kampanyası için küçük bir yardımda bulundu. Sonra da bir cumhuriyetçi, New York’un şu anki belediye başkanı Michael Bloomberg için bir yardım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AVRUPA&#39;YA YASAKLI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Carlos Slim&#39;in yaşamında dikkat çeken olay ise eski dostu, İspanya eski başbakanı sosyalist Felipe Gonzalez’i gücendirerek asla Avrupa’ya açılamamış olması. Geçen Nisan ayında da Telecom Italia’yı satın alma teklifine kaşılık vermeyen İtalyan hükümeti, bir İtalyan-İspanyol işbirliğini tercih ederek açıkça Slim’i geri çevirdi. Bu, o dik kafalı adamın boynunun büküldüğü ender anlardan biriydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Carlos Slim imaja açıkça önem verirken sakin ve babacan itibarını ön plana çıkararak ismini aklıyor. Hiç bilgisayar kullanmayan bu bezybol fanatiği adamın hayatında öyle fazla ateşli anlara yer yok. Resmi yemeklerden kaçınıyor, biberi havyara tercih ediyor ve arabasını genellikle kendisi kullanıyor. Tek zaafı ise zincirleme içtiği Küba püroları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın En Zengin Adamı Türk Asıllı Çıktı&lt;br /&gt;Meksikalı telekom zengini Carlos Slim Helu 53,5 milyar dolarlık servetiyle &#39;Dünyanın En Zengini&#39; oldu. Peki dünyanın en zengin adamının Türk asıllı olduğunu biliyor muydunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meksikalı telekom zengini Carlos Slim Helu 53,5 milyar dolarlık servetiyle &#39;Dünyanın En Zengini&#39; oldu. Peki dünyanın en zengin adamının Türk asıllı olduğunu biliyor muydunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikan finans çevrelerinin dergisi Forbes, 2010 yılının milyarderler listesini açıkladı. 1940 doğumlu, Meksikalı telekomunikasyon devi Carlos Slim Helu Microsoft firmasının kurucusu Amerikalı Bill Gates&#39;i geçerek 53,5 milyar dolarlık servetiyle listenin başında yer aldı. Slim nasıl zengin oldu? İşte Carlos Slim&#39;in çarpıcı hayat hikayesi. (Sabah)</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://n-nedir.blogspot.com/feeds/5258003592085575168/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/carlos-slim-selim-kimdir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/5258003592085575168'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/5258003592085575168'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/carlos-slim-selim-kimdir.html' title='Carlos Slim (Selim) Kimdir ?'/><author><name>Editor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04321248025671212740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgCHSdwqC6sRo3s_npY-Yc-jdaenFXBssBNxXFVUljFPsmTFkDd1yWhF59HQ0fhM3nBIeiSnIX-74_B3B0dKhYwWfGQEbZl3Q1jVadPvG50H4K5zZJK7o0oMQjMhds4XsVhR_bMUctTUkY/s72-c/resim.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3827857697358020460.post-115780125964308050</id><published>2010-03-11T14:07:00.000-08:00</published><updated>2010-03-11T14:09:25.566-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="metan"/><title type='text'>Metan Nedir ?</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Metan&lt;/strong&gt;, kimyasal formülü CH4 olan bileşiktir. Normal sıcaklık ve basınçlarda gaz halinde bulunan metan, kokusuzdur. Doğal gazın bir bileşenidir ve önemli bir yakıttır. Oksijenin varlığında bir mol metanın yanmasıyla bir mol karbondioksit ve iki mol su açığa çıkar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CH4 + 2 O2 → CO2 + 2H2O&lt;br /&gt;Metan, Küresel ısınmaya neden olan sera gazlarından biridir. Ayrıca çöplerdeki metandan yakıt elde edilebilir.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://n-nedir.blogspot.com/feeds/115780125964308050/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/metan-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/115780125964308050'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/115780125964308050'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/metan-nedir.html' title='Metan Nedir ?'/><author><name>Editor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04321248025671212740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3827857697358020460.post-6400076226161903240</id><published>2010-03-11T14:00:00.000-08:00</published><updated>2010-03-11T14:06:53.838-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Atmosfer"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Gazyuvarı"/><title type='text'>Atmosfer</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgtjb-49V24PcV-7yQKZ1L7OJ0ncVa4DbZWVoTj6UTlS2jPr8HALnIbjQ6pC16pXMVM6OEK_oJuoIeSKh9X8PlDA3UsEbRzjP0iyBkc_M5w3vjE7-XGOwQTcbgPGW7ndSayeik0adsL1pE/s1600-h/gifgif.gif&quot;&gt;&lt;img style=&quot;MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 220px; FLOAT: left; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5447501155932362978&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgtjb-49V24PcV-7yQKZ1L7OJ0ncVa4DbZWVoTj6UTlS2jPr8HALnIbjQ6pC16pXMVM6OEK_oJuoIeSKh9X8PlDA3UsEbRzjP0iyBkc_M5w3vjE7-XGOwQTcbgPGW7ndSayeik0adsL1pE/s320/gifgif.gif&quot; /&gt;&lt;/a&gt;Atmosfer veya Gazyuvarı, yerkürenin etrafını saran ve çoğunlukla gaz ve buharlardan oluşan bir örtüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerçekimi sayesinde tutulan atmosfer, büyük ölçüde gezegenin iç katmanlarından kaynaklanan gazların yanardağ etkinliği ile yüzeye çıkması sonucu oluşmakla birlikte, gezegenin tarihi boyunca dünya dışı kaynaklardan da beslenmiş ve etkilenmiştir. Basınç ve yoğunluk açısından diğer yer benzeri gezegenlerden Mars&#39;a göre yaklaşık 100 kat büyük, Venüs&#39;e göre ise yaklaşık 100 kat küçük bir gaz kütlesini ifade eder. Ancak bileşim açısından bu iki gezegenin atmosferlerinden çok farklı olduğu gibi, Güneş Sistemi içinde de eşsizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Atmosfer Basıncı:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Atmosfer basıncı havanın ağırlığının sonucudur.Dolayısıyla yere ve zamana göre değişir. Atmosfer basıncı 5 km&#39;de %50 azalır (bir diğer deyişle atmosfer kütlesinin yarısı ilk 5 km içindedir). Deniz seviyesinde deniz basıncı 101,325 Pa&#39;dır. Yer çekimi nedeniyle bu gaz kütlesinin bir ağırlığı vardır ve gezegen yüzeyine doğru alçaldıkça artan bir basınç yaratır. Basınç, normal atmosferde, 0 °C&#39;de, 760 mm&#39;lik bir cıva sütununun yarattığı basınca eşittir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atmosferin toplam kütlesinin yaklaşık 5,1 x 10&#39;15 ton olduğu sanılmaktadır; bu da Dünyanın toplam kütlesinin milyonda birinden daha azdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bileşimi:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Atmosfer renksiz, kokusuz, tatsız, çok hızlı hareket edebilen, akışkan, elastik, sıkıştırılabilir, sonsuz genleşmeye sahip ısı geçirgenliği zayıf ve titreşimleri belli bir hızda ileten bir yapıya sahiptir. Tam olarak yüksekliği saptanamamıştır. &quot;Homojen atmosfer&quot; olarak isimlendirilen ve yoğunluğun hemen hemen aynı olduğu alt bölümün yüksekliği 8 km civarındadır. Bu seviyeden sonra yoğunluk yükseklikle azalır ve seyrek gaz kütleleri şekline dönüşerek uzay boşluğuna kadar uzanır ki bu bölge de &quot;heterojen atmosfer&quot; olarak isimlendirilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belirgin olan bir şey; atmosferin üst seviyesinin 30 km civarında son bulduğudur. Bu seviyeden sonra da hava bulunduğunu söylemek doğrudur fakat bu bölümün meteoroloji ile bir ilişkisi yoktur. Şöyle ki 80 km yukarıda güneş ışınlarını yansıtabilecek kadar hava, 300 km yukarıda meteorların atmosfere girişinde sürtünme nedeniyle ışık verebilmesi ve hatta 600 km yukarıda aurora&#39;ların gözlenmesi buralarda da az da olsa atmosferin olduğu yönünde ipuçları vermektedir. Atmosferin yeryüzüne yakın katmanlarının yüzde 78&#39;i azot, yüzde 21’i de oksijenden oluşur. Yüzde 1&#39;i ise su buharı, argon, karbondioksit, neon, helyum, metan, kripton, hidrojen, ozon ve ksenon elementlerinden oluşur. Bunlara toz ve duman gibi maddeler de katılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 km yükseğe kadar azot-oksijen oranında önemli bir değişiklik olmaz, yalnızca 20-30 km arasındaki yüksekliklerde bir ozon yoğunlaşması gözlenir. Bu ozon katmanının önemli bir işlevi vardır, çünkü güneşten gelen morötesi ışınların büyük bir bölümü bu katman tarafından süzülür. Ama buradaki ozon hem miktar, hem de yüzde olarak çok fazla değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 km’nin üzerinde hızlı bir sıcaklık düşmesi gözlenir. Buradaki gazlar artık çok ince katmanlar biçimindedir. Daha çok da hafif gazlar bulunur. Bu gazlar morötesi ışınların etkisiyle ayrışır ve böylece burada oksijen serbest atomlar halinde bulunur. Işıl ayrışma denen bu olay 200 km yükseklikte daha da yüksek bir düzeye çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su buharı, yer ve zamana göre değişen biçimde, atmosferin alt katmanlarına karışmış olarak bulunur ve yaklaşık 10-15 km yükseklikten sonra azalmaya başlar. Yeryüzünün iklim ve meteoroloji koşulları üstünde bu su buharının önemli bir rolü vardır, çünkü bulutlara asılı olan su buharı yağış olarak yeryüzüne düşer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Heterosfer:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yeryüzeyinden 100 km yükseklikten itibaren atmosferin bileşim açısından bu türdeş yapısı kaybolmaya başlar. Bu nedenle &#39;heterosfer&#39; adı verilen ve atmosferin son derece seyrek olduğu bu alanlarda, hareketlilik az olduğu için, gazlar uzun dönemde moleküler ağırlıklarına göre alçaktan yükseğe doğru hafife gidecek şekilde tabakalanma eğilimindedir. Güneş ışınlarının iyonize edici etkisinin güçlü hissedildiği bu bölgelerde, fotokimyasal etkinlikler de giderek önemli hale gelir, ve atmosfer bileşimini etkiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;600-1,500 km arasında atmosferdeki oksijenin yerini, güneşteki lekelerin durumuna göre değişen bir biçimde, helyum alır, bunun üstünde de bir hidrojen katmanı bulunur. Onun için burada yerküreyi çepeçevre saran bir hidrojen tacından söz edilebilir. Yüksek enerjili güneş ışınlarının etkisi ile hızlandırılan bu hafif atomlar, Yerkürenin kütleçekiminden kurtularak uzaya kaçarlar. Eksilen hidrojenin yerini, fotokimyasal etkilerle yüksek atmosfer katmanlarındaki su moleküllerinin parçalanması sonucunda ortaya çıkan hidrojen alır. Bu nedenle hidrojen kaybı gezegenin değerli su kütlesinin kaybı anlamına gelmektedir. Ozon tabakasının tahribatı sonucunda, fotokimyasal etkinliklerin atmosferin su buharından zengin olduğu alçak tabakalarına doğru inmesi bu yönden de tehlike yaratmaktadır.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://n-nedir.blogspot.com/feeds/6400076226161903240/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/atmosfer.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/6400076226161903240'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/6400076226161903240'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/atmosfer.html' title='Atmosfer'/><author><name>Editor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04321248025671212740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgtjb-49V24PcV-7yQKZ1L7OJ0ncVa4DbZWVoTj6UTlS2jPr8HALnIbjQ6pC16pXMVM6OEK_oJuoIeSKh9X8PlDA3UsEbRzjP0iyBkc_M5w3vjE7-XGOwQTcbgPGW7ndSayeik0adsL1pE/s72-c/gifgif.gif" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3827857697358020460.post-1403578183865620472</id><published>2010-03-11T13:58:00.000-08:00</published><updated>2010-03-11T14:00:27.901-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Atmosfer"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="iklim"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="iklim bilimi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="klimatoloji"/><title type='text'>Klimatoloji (İklim bilimi) Nedir ?</title><content type='html'>İklim bilimi ya da klimatoloji, atmosfer içerisinde meydana gelen hava olayları ile yeryüzünde görülen iklim tiplerini inceleyen bilim dalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İklim biliminin konusu olan iklim, geniş bir sahada uzun yıllar boyunca görülen atmosfer olaylarının ortalama hâlidir. İklim coğrafi yeryüzünün şekillenmesi ve insan yaşamını çok yakından kontrol etmektedir. İklim bilimi, hava olaylarını yakından tanımak için fiziğin bir alt dalı olan meteorolojinin verilerinden geniş ölçüde yararlanır. Meteorolojinin yaptığı gözlemleri alır ve insan, canlı yaşamı açısından inceleyerek açıklamaya çalışır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeryüzünde görülen başlıca iklim tiplerini, oluşum nedenlerini, özelliklerini ve insan yaşamı üzerine etkilerini, iklim elemanlarını (sıcaklık, basınç ve rüzgârlar, nemlilik ve yağış) konularını inceleyen fiziki coğrafya alt dalıdır. Ortalama 50-100 yıllık hava durumu ortalamaları alınarak iklim hakkında bilgiler oluşturulabilir.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://n-nedir.blogspot.com/feeds/1403578183865620472/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/klimatoloji-iklim-bilimi-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/1403578183865620472'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/1403578183865620472'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/klimatoloji-iklim-bilimi-nedir.html' title='Klimatoloji (İklim bilimi) Nedir ?'/><author><name>Editor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04321248025671212740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3827857697358020460.post-2862123950137630073</id><published>2010-03-11T13:56:00.000-08:00</published><updated>2010-03-11T13:58:38.138-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="iklim"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="iklim bilimi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="klimatoloji"/><title type='text'>İklim Nedir ?</title><content type='html'>İklim, bir yerde uzun bir süre boyunca gözlemlenen sıcaklık, nem, hava basıncı, rüzgar, yağış, yağış şekli gibi meteorolojik olayların ortalamasına verilen addır. Hava durumundan farklı olarak iklim, bir yerin meteorolojik olaylarını uzun süreler içinde gözlemler. Bir yerin iklimi o yerin enlemine, yükseltisine, yer şekillerine, kalıcı kar durumuna ve denizlere olan uzaklığına bağlıdır. İklimi inceleyen bilim dalına klimatoloji adı verilir. İklim türleri, sıcaklık ve yağış rejimi gibi durumlara bakılarak sınıflandırılabilir. Ancak günümüzde en çok kullanılan sınıflandırma sistemi, aslen Wladimir Köppen tarafından geliştirilmiş olan Köppen iklim sınıflandırmasıdır. Bunun dışında, Thornthwaite sistemi de 1948&#39;den beri kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paleoklimatoloji ise, göl yataklarında ve buzullarda bulunan tortular gibi biyolojik olmayan; yine ağaç halkaları, mercanlar gibi biyolojik kaynaklarla antik iklimleri inceleyen bilim dalıdır. Bu yöntem eski dönemlerde bir yerdeki sıcaklık ve yağış rejimlerini göstermek ve inceleme yapmak için kullanılır. Bu tür çalışmaların sonunda ortaya matematiksel iklim modelleri çıkarılır ve gelecekte iklimin ne derece değişebileceği konusunda tahminler yürütülür.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://n-nedir.blogspot.com/feeds/2862123950137630073/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/iklim-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/2862123950137630073'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/2862123950137630073'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/iklim-nedir.html' title='İklim Nedir ?'/><author><name>Editor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04321248025671212740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3827857697358020460.post-5456097695130912686</id><published>2010-03-11T13:28:00.000-08:00</published><updated>2010-03-11T13:56:01.377-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kuraklık"/><title type='text'>Kuraklık Nedir ?</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg9UMm6HhEuJ9tRpRPP7knnNDqjspkiNnMZ_eya5zgsADCuRoIbo0LXLrNLd8gC_YonIuZEMjaiGRn8khOlmOIY6NEsZsmx-aHz2e5uPeb_Lp461hGBLoGi_gcQ-bixxxJE8ScYXP3P434/s1600-h/resim.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; FLOAT: left; HEIGHT: 213px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5447498225609456722&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg9UMm6HhEuJ9tRpRPP7knnNDqjspkiNnMZ_eya5zgsADCuRoIbo0LXLrNLd8gC_YonIuZEMjaiGRn8khOlmOIY6NEsZsmx-aHz2e5uPeb_Lp461hGBLoGi_gcQ-bixxxJE8ScYXP3P434/s320/resim.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;Kuraklık&lt;/strong&gt;, Bir bölgede nem miktarının geçici dengesizliğin kaynaklana su kıtlığı olarak tanımlanabilen kuraklık, doğal bir iklim olayıdır ve herhangi bir zamanda ve yerde meydana gelebilir. Kuraklık genellikle yavaş gelişir ve sıklıkla uzun bir dönemi kapsar. Kurak iklimlerin hüküm sürdüğü yerlerdeki hayvanlar ve bitkiler, nem eksikliğinden ve yüksek değişkenlikteki yağıştan dolayı olumsuz etkilenirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuraklık tabiatın gizli tehlikesi olup genellikle herhangi bir mevsim veya bir zaman diliminde yağış miktarındaki azalmadan ya da dengesizliğinden dolayı meydana gelir. Kuraklık hesaplamalarında bir bölgedeki yağış ve evapotranspirasyon (buharlaşma ve terleme) arasındaki dengenin uzun süreli ortalaması göz önünde bulundurulur. Kuraklıkta; zaman (yağış mevsiminin başlamasında gecikmeler, ürün büyüme mevsimi-yağış zamanı ilişkisi) ve yağışların tesirleri (yağış yoğunluğu, sıklığı) ile ilişkilidir. Yüksek sıcaklık, şiddetli rüzgar ve düşük nem miktarı gibi diğer değişkenler etkili olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuraklık, yalnızca fiziksel bir doğa olayı olarak görülmemeli. Kuraklığın, insan ve faaliyetlerinin su kaynaklarına olan bağımlılığı nedeniyle, toplum üzerinde çeşitli olumsuz etkileri vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun süreli kuru hava, nem azlığı yaratarak orman ve su kaynaklarında azalmaya neden olduğundan, ciddi çevresel, ekonomik ve sosyal sorunlar ortaya çıkar. by didem</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://n-nedir.blogspot.com/feeds/5456097695130912686/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/kuraklk-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/5456097695130912686'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/5456097695130912686'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/kuraklk-nedir.html' title='Kuraklık Nedir ?'/><author><name>Editor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04321248025671212740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg9UMm6HhEuJ9tRpRPP7knnNDqjspkiNnMZ_eya5zgsADCuRoIbo0LXLrNLd8gC_YonIuZEMjaiGRn8khOlmOIY6NEsZsmx-aHz2e5uPeb_Lp461hGBLoGi_gcQ-bixxxJE8ScYXP3P434/s72-c/resim.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3827857697358020460.post-3732300292045415308</id><published>2010-03-11T12:32:00.000-08:00</published><updated>2010-03-11T12:39:33.246-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="fakirlik"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="yoksulluk"/><title type='text'>Yoksulluk Nedir ?</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjvCTcUEjcrK2oRBaGlR0SGuh-x0PETx_4efDtVApUTtLyP7Xj70xO_TC0calDFuk1_Uk-SFRR1DHvRZlPA8h3Sq3MHktQELo3vJ9yrExWzDbc5Y39OUi1UJ0yujP5Me-56mRdZyYs-sSA/s1600-h/resim.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 210px; FLOAT: left; HEIGHT: 319px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5447478492237627298&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjvCTcUEjcrK2oRBaGlR0SGuh-x0PETx_4efDtVApUTtLyP7Xj70xO_TC0calDFuk1_Uk-SFRR1DHvRZlPA8h3Sq3MHktQELo3vJ9yrExWzDbc5Y39OUi1UJ0yujP5Me-56mRdZyYs-sSA/s320/resim.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;Yoksulluk&lt;/strong&gt; veya &lt;strong&gt;fakirlik&lt;/strong&gt;, günlük temel ihtiyaçların tamamını veya büyük bir kısmını karşılayacak yeterli gelire sahip olmama durumudur. Özellikle, yiyecek, içecek, barınma, giyim-kuşam gibi temel ihtiyaçlara zor erişmek veya erişememek yoksulluk olarak tanımlanabilmektedir. Ancak kimi gelişmiş ülkelerde bu tanımın standartlarında değişiklik görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Nedenleri:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yoksulluk, ülkeden ülkeye, veya coğrafyadan coğrafyaya değişik nedenlerle ortaya çıkabilir. Başlıca nedenler arasında çevresel nedenler, ekonomik nedenler, siyasî nedenler ve toplumsal nedenler sayılabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Çevresel nedenler:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yoksullaşmanın en bariz belirtilerinden olan çevresel nedenlerin başında, doğal afetler, çölleşme, kuraklık gibi doğal etkenler gelebildiği gibi; aşırı otlatma, ormanların tahrip edilmesi gibi insan tahribatı sonucunda oluşan doğal yıkımlar da yoksulluğa neden olabilmektedir.[1] Bunun yanında, yoksulluğa, coğrafik özellikler de neden olabilmektedir. Örneğin; enerji üretimine veya tarıma elverişli olmayan bir bölgede yoksulluk görülebilmektedir. Kimi zamanlarda, tarımın elverişli olduğu bölgelerde kullanılan yanlış gübreleme, aşırı su israfı, bölgede kıtlığa ve yoksulluğa neden olabilmektedir. Zira, suyun ve besinin yetersiz olduğu bölgelerde yoksulluk kaçınılmazdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ekonomik nedenler:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yoksulluğun bariz nedenlerinden olan ekonomik nedenler arasında işsizlik en başta yer almaktadır. Koşulların yetersizliğinden seçilen kalitesiz yakıtlar, oluşturduğu çevresel soen gıda israfları, yoksulluğu tetiklemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Siyasi nedenler:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Siyasi politikalar, büyük yoksulluklara neden olabilmektedir. Özellikle izlenen yanlış politikalar, tarıma ve ağaçlandırmaya yapılan düşük destek, sanayinin çarpıklaşması, kirlilik, yoksulluğu beslemektedir. Eğitime verilen desteğin çok az olması, yoksul bir nesil yetişmesine neden olmaktadır. Ülke yönetimlerindeki yozlaşmalar ve belirsiz politikalar, Nijerya gibi ülkelerde yaşanan yoksulluğun baş sebepleri arasındadır.[3] Yolsuzluklar, yoksulluğun temel nedenlerinden biri olduğu gibi sömürge devletlerinin bir ülkede varlığı, halkın var olduğu kaynakların da sömürülmesine ve insanların bolluk içinde aç yaşamasına neden olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Toplumsal nedenler:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Aşırı nüfus artışı yaşanan ülkelerde yoksulluğun önemli bir sorun olduğu bilinmektedir. Özellikle doğum kontrol konusunda bilinçsiz ve yetersiz bir ülke, aşırı nüfus artışlarına ve çarpık kentleşmeye yol açabilmektedir.[4] Beyin göçleri ve tarihteki yönetim biçimleri insanları ve toplulukları yoksul bırakabilmektedir. Ayrıca savaşlar, soykırımlar, toplumları uzun süre muhtaç bırakabilmektedir.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://n-nedir.blogspot.com/feeds/3732300292045415308/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/yoksulluk-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/3732300292045415308'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/3732300292045415308'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/yoksulluk-nedir.html' title='Yoksulluk Nedir ?'/><author><name>Editor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04321248025671212740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjvCTcUEjcrK2oRBaGlR0SGuh-x0PETx_4efDtVApUTtLyP7Xj70xO_TC0calDFuk1_Uk-SFRR1DHvRZlPA8h3Sq3MHktQELo3vJ9yrExWzDbc5Y39OUi1UJ0yujP5Me-56mRdZyYs-sSA/s72-c/resim.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3827857697358020460.post-7504447383143603053</id><published>2010-03-11T12:30:00.001-08:00</published><updated>2010-03-11T12:30:29.545-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Ezoterizm"/><title type='text'>Ezoterizm Nedir ?</title><content type='html'>Ezoterizm bir konudaki derin bilgilerin ve sırların ehil olmayanlardan gizlenerek, bir üstad tarafından sadece ehil olanlara inisiyasyon yoluyla öğretilmesidir. Ezoterizm bir din veya bir inanç sistemi değildir. Çoğunlukla ezoterik yani ezoterizm ile ilgili veya ezoterizme dair şeklinde kullanılır.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://n-nedir.blogspot.com/feeds/7504447383143603053/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/ezoterizm-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/7504447383143603053'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/7504447383143603053'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/ezoterizm-nedir.html' title='Ezoterizm Nedir ?'/><author><name>Editor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04321248025671212740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3827857697358020460.post-190084433068730259</id><published>2010-03-11T12:27:00.000-08:00</published><updated>2010-03-11T12:28:53.297-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Misterler"/><title type='text'>Misterler Nedir ?</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Misterler&lt;/strong&gt;, sözcük anlamıyla &quot;sırlar&quot; anlamına gelmekte olup, eski inisiyasyonlarda yalnızca inisiyelerin bilebileceği ilahi hakikatleri ifade etmek üzere kullanılırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözcük eski Yunanca’daki “kapamak” anlamına gelen “myein” sözcüğünden türetilmiş olup, hakikatlerin öğrenilmesinde ağzın kapalı olması gerektiğine işaret etmektedir. Ağzın kapalılığı ikili bir anlama sahiptir: Hem, hakikatleri inisiyenin üstadından sözle öğrenmemesi, kendisinin sezmesi anlamına, hem de sezdiği hakikatleri kimseye ifade etmemesi anlamına işaret eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi ezoterik kaynaklara göre, inisiyasyonlarda misterler iki değil, üç temel aşamada öğrenilirdi; bu bakımdan misterler üç gruba ayrılırdı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Küçük misterler:&lt;/strong&gt; Bunlar, reenkarnasyon, nedensellik kuralı gibi evrensel yasalar ile imajinasyon denetlemesi, nefis denetlemesi ve psişik yetenekler hakkındaki teorik bilgilerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Büyük misterler:&lt;/strong&gt; Bunlar, ilk aşamada edinilen teorik bilgilerin uygulanmasıyla kazanılan bilgilerdi. Yani inisiye adayının, yüksek bilinç hallerini, görünmez alemi ve birtakım realiteleri bizzat deneyimlerek tanımasıyla edindiği bilgilerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hakiki misterler:&lt;/strong&gt; İnisiye adayının spiritüel tesiri görünmez alemden kendi başına çekip aşağı (çevresine) aktarabilmesiyle ilgili bilgi ve deneyimlerdi. Bu aşamanın sonunda inisiye, sezgi yoluyla aldıklarını çevresine aktararak, ışık saçan bir meşale haline gelirdi.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://n-nedir.blogspot.com/feeds/190084433068730259/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/misterler-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/190084433068730259'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/190084433068730259'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/misterler-nedir.html' title='Misterler Nedir ?'/><author><name>Editor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04321248025671212740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3827857697358020460.post-3170036259739517090</id><published>2010-03-11T12:26:00.001-08:00</published><updated>2010-03-11T12:26:35.591-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Doğruluk"/><title type='text'>Doğruluk Nedir ?</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Doğruluk&lt;/strong&gt;, hakikat olarak da kullanılan felsefe terimi ya da kategorisi. Felsefenin bütün gelişim aşamlarında, felsefe içi tartışmalarda ve tanımlamalarda belirleyici bir konu başlığı olarak yer almıştır. Dolayısıyla genel bir tanımı olmaktan çok, her felsefe eğiliminde ya da okulunda farklı şekillerde tanımlanışları sözkonusudur. Yine de genel bir tanımlama yapılacak olursa, Dogruluk ya da Hakikat, gerçek’ten ya da gerceklik’ten ayrı olarak belli bir gerçekliğin düşünsel ya da zihinsel olarak temsil edilmesi ve temsilin gerçeklige uygun olması halidir diyebiliriz. Bu son derece sorunlu bir tanımlamadır sözkonusu felsefe-içi tartışma bağlamında; özellikle de günümüz felsefe tartışmalarının ya da bu tartışmaların sonuclarının boyutları dolayısıyla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her felsefe eğilimi ya da akımı belli bir epistemolojik model kullanmakta ve dolayısıyla Dogruluk kategorisi buna göre farklı niteliklerde ele alınıp değerlendirilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok genel olarak, doğruluğun, felsefe bağlamında epistemelojik ve ontolojik olmak üzere iki ayrı bağlamda ele alındığını belirtmek mümkündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Epistemelojik olarak doğruluk, bilgi etkinliğinin temel bir kavramıdır ve bilgiyi bilgi olmayan biçimlerden ayırmak üzere kullanılır. Doğrulanabilir ya da yanlışlanabilir olan bilgi düzleminde ele alınır. Doğruluk, doğrulanabilir bilginin kuramsal ifadesidir. Buna göre doğruluk varolana dair bildirimde bulunan özneyle birlikte mümkündür. Özne-nesne ilişkisi bağlamında yer alan ve öznenin nesneyi bilişinin niteligini belirten bir kategoridir. Ontolojik doğruluk kavramı ise, doğruluğu varlığın özüyle özdeş olma hali olarak ele almak anlamına gelir. Burada bilginin doğruluğunun bir özne-nesne ilişkisi sorunu değil varlığın özüyle ilgili oldugu varsayılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğruluğun bir uygunluk hali mi, bir tutarlılık konusu mu, yoksa bir uzlaşım sorunu mu olduğu üzerine önemli kuramsal tartışmalar Platon’dan beri süregelmektedir, ve postmodern durum içinde bu tartışmalar yön değiştirmiş ve yeni bir boyut kazanmıştır. Genel geçer bir tanımın ötesinde, Felsefe tarihi içinde epistemelojik alandaki gelişmenin ayrıntılı bir dokümantasyonu ortaya konulmaksızın yeterli bir dogruluk ya da hakikat tanımına ulaşmak olanaklı değildir.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://n-nedir.blogspot.com/feeds/3170036259739517090/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/dogruluk-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/3170036259739517090'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/3170036259739517090'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/dogruluk-nedir.html' title='Doğruluk Nedir ?'/><author><name>Editor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04321248025671212740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3827857697358020460.post-7126138530810125886</id><published>2010-03-11T12:23:00.000-08:00</published><updated>2010-03-11T12:24:58.833-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="epistemoloji"/><title type='text'>Epistemoloji Nedir ?</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Epistemoloji:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Epistemoloji, bilginin doğası, kapsamı ve kaynağı ile ilgilenen felsefe dalıdır. Bilgi felsefesi olarak da adlandırılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk çağlarda Thales gibi filozoflar metafizik ile ilgileniyorlardı. Evrenin salt maddesinin bulunması temel bir amaç olmuştu. Ama bu konularda herkesin vardığı farklı fikirler, fikirler arasındaki çelişkiler filozofların insana, dolayısıyla akıl ve bilgiye yönelmesine yol açtı. Bu da insanın bilgilerinin doğruluğunun sorgulanmasına neden oldu. Böylece bilgi felsefesi doğmuş oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terimler değişiktir: episteme, bilgi ve gnosis, bilim ve logos, öğreti kelimelerinden epistemoloji, bilgibilim ve gnoseoloji, bilginin bilgisi terimleri; bilgikuramı (theory of knowledge) anlamında kullanılır, bazen philosophy of knowledge, bilgi felsefesi olur. Bilginin doğasını, kaynaklarını, kökenlerini, değerini araştırır. Bilgisizliğin ne olduğunu araştıran bilgi dalına agnoioloji denir. Bilgisizlik örtüsü kavramıyla cehaletbilimi ilgilenmektedir. Platon&#39;un bilgi nazariyesinin (kuramının) yetersizliği 1963&#39;de Edmund Gettier tarafından kanıtlanmıştır. Aynı dönemde Michel Foucault, bilginin kazıbilimini, bilgi ve iktidar biçimlerini araştırmıştır.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://n-nedir.blogspot.com/feeds/7126138530810125886/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/epistemoloji-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/7126138530810125886'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/7126138530810125886'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/epistemoloji-nedir.html' title='Epistemoloji Nedir ?'/><author><name>Editor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04321248025671212740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3827857697358020460.post-2051007665231729131</id><published>2010-03-11T12:19:00.000-08:00</published><updated>2010-03-11T12:21:04.292-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="aksiyoloji"/><title type='text'>Aksiyoloji Nedir ?</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Aksiyoloji:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Aksiyoloji (değerler felsefesi) etik ve estetik olmak üzere ikiye ayrılır. Etik, insanların ahlaki değerlerini sorgularken (ahlaklı - erdemli gibi) estekik ise neyin güzel olduğuyla ilgilenir. Neyin etik, neyin estetik olduğunu açıklamak oldukça güçtür, buradan hareketle aksiyoloji bireylerin davranışlarına temel teşkil eden değerleri araştırmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değer felsefesi de denilen aksiyoloji, insanın yaşamı boyunca vardığı bir çok yargının kaynağı olan değerler sistemiyle ilgilenir. yaşamın almaya zorladığı kararlar ve insanları iyi ve kötüyü ayırt etmesi için zorlaması sonucu insanlar iyi, kötü, ayıp, güzel, çirkin ve benzeri bir takım yargılara varırlar. işte felsefenin bu yargıların kaynağındaki değerlerin nasıl oluştuğu, niteliği, sınıflaması ve insanlık ilişkisi üzerinde duran alanına aksiyoloji denir. sönmez’e göre aksiyoloji insanın yapıp etmelerini ve bunların dayandığı ilke ve değerleri inceler. aksiyoloji; “değerlerin kaynağı var mı?”, “değerler içimizde mi, dışımızda mı?”, “objektif mi, subjektif mi?”, “sabit mi , değişken mi?”, “her dönem toplumlar için mutlak değerler var mı?”, “bu değerler toplumdan topluma, zamandan zamana değişim göstermekte mi?” gibi sorular sorar ve bu sorulara yanıtlar arar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aksiyolojinin iki bölümü vardır. insan hareketleri (tüm yapıp etmeleri) ve ahlaki değerlerle ilgilenen kısmına ahlak (etik), doğadaki ve sanattaki güzellikleri, bu güzelliklerin niteliklerini ve güzel takdir yargılarını inceleyen kısmına ise estetik denir. ahlak doğru hareketlere temel olacak değerlerle ilgilenirken, estetik, hayalgücü ve yaratıcılığa dayanan doğal ve sanatsal güzelliklerle ilgilenir. bu özelliklerinden dolayı estetik değerler subjektiftir ve ölçülüp değerlendirilmesi en zor olan değerlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Felsefi ahlak ilk kez ortaya eski yunan’da çıkmıştır. insanın mutlu olması için neler gerektiğinin sorgulandığı eski yunan’da demokritos mutluluk ahlakını kurmuş ve mutluluğa ulaşmak için duyguları yenmek gerektiğini savunmuştur. sofistlere göre her insan ve toplum için genel geçer bir ahlak yoktur ve ahlak toplumdan topluma ve zamandan zamana farklılık gösterir. sokrates ahlakın temelinin bilgi olduğuna inanır ve bu doğru bilginin de ancak akıl yoluyla elde edilebileceğini savunur. ahlakın temel ölçülerinin doğruluk, adalet, toplu yaşama, insan sevgisi ve iç özgürlük olduğunu söyler. aristoteles ahlaki eylemi “doğru olan orta”yı bulan eylem olarak tanımlar. doğru olan ortayı bulma alıştırmalar yoluyla edinilir ve ölçütü doğru görüştür. doğru düşünen ve doğruyu yapan insan mutluluğa ve erdeme de ulaşmış olacaktır. ortaçağın karanlığında ahlak dini temellere oturtulmuştur. iyi ve kötünün belirlenmesi işi kutsal metinlere bırakılmış tam anlamıyla kaderci bir yaşam benimsenmiştir. hobbes’a göre ahlak ve hukukun temel gayesi barışı sağlamaktır. locke’a göre ise ahlakın dayanağı acı ve hazdır. ahlaki iyi ve kötü, insanların özgür eylemlerinin yasalarla uyuşup uyuşmamasına bağlıdır. kant’ın ahlak anlayışı görev ahlakı olarak da adlandırılır ve temel ilkesi “öyle hareket et ki, senin hareketlerinin yasası, aynı zamanda başkalarının hareketleri için bir ölçüt olsun” görüşüdür. marxizm’in ahlak anlayışında insanların duygu, düşünce ve üretim açısından sömürülmemesi toplumsal çıkar, barış ve insan sevgisi başlıca ölçütlerdir. genel anlamıyla bilimsel araştırmalarda sorulan şu soruların cevaplarını bulmak ahlak’ın görevidir: “araştırılan kişilerin kimlikleri açıklanmalı mı, gizlenmeli mi?”, “onlara nasıl davranılmalı?”, bilimsel bilgiye nasıl saygı gösterilmeli?”, vb. aksiyolojinin sanatı konu alan bölümü estetik “sanatta güzellik – çirkinlik nedir?, göreli mi mutlak mıdır?”, “sanatta bir amaç var mıdır?”, “sanat sanat için mi yoksa toplum için midir?” gibi soruların cevaplarını araştırır. filozoflar bu sorulara farklı cevaplar vermişler ve bu yüzden değişik sanat ve estetik anlayışları benimsemişlerdir. aristoteles’e göre güzellik; düzen, simetri ve sınırlılığın doğru ortada olmasıdır. aristoteles bir yapıtın güzelliğinin sanatçının o yapıtı doğaya uygun şekilde tamamlayabilmesiyle ilişkili olduğunu belirtir. thomas aquinas güzelliğin ölçütlerini belirlerken, kişide haz uyandırması, düzen ve birliğe dayanması, amaçlılık, yetkinlik ve iyilik özelliklerini taşıması gerektiğini ifade etmiştir. hegel sanatı insan ruhunun bir ürünü olarak ele alır, spencer ise sanatın oyundan doğduğunu ve insanın arta kalan gücünü oyun için kullandığında bu işin onu güzellik algısına ve estetiğe götürdüğünü söyler.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://n-nedir.blogspot.com/feeds/2051007665231729131/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/aksiyoloji-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/2051007665231729131'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/2051007665231729131'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/aksiyoloji-nedir.html' title='Aksiyoloji Nedir ?'/><author><name>Editor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04321248025671212740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3827857697358020460.post-3142839868239210814</id><published>2010-03-11T12:15:00.000-08:00</published><updated>2010-03-11T12:19:40.821-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="aksiyoloji"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="epistemoloji"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Estetik"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Etimoloji"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="mantık"/><title type='text'>Estetik Nedir ?</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Estetik:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Estetik, değer teorisi ya da aksiyoloji adı verilen felsefenin bir dalıdır. Duygu ve beğeninin yargılanması olarak da geçen duyusal-duygusal değerleri inceler. Sanat felsefesi ile yakından ilişkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel olan ve güzellik hakkında ya da güzelllik değeri ve güzellik yargısı felsefe tarihinde her zaman değerlendirmeler söz konusudur. Bu bağlamda hemen her felsefe eğiliminin epistemoloji, mantık ve etik bölümleri olması gibi genelde açık ya da örtük olarak estetik bir bölümü de olduğu söylenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Etimoloji:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Terimi 1750 yılında ilk ortaya atan Alman düşünür Alexander Gottlieb Baumgarten&#39;in tanımladığı şekliyle estetik, duyusal bilginin bilimidir; konusu da duyusal yetkinliktir. Gerçekleştirmek istediği, güzel üstünde düşünme sanatıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baumgarten&#39;dan önce, estetiği bir felsefe kolu olarak biçimlendiren önemli düşünürlerin başında Alman filozof Immanuel Kant gelmektedir. Estetik sözcüğü, Grekçe aisthesis ya da aisthanesthai sözünden gelir. Aisthesis sözcüğü; duyum, duygu, algılamak, duyular anlamına gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Türkiye&#39;de Okullarda Yeri:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Üniversitelerin felsefe bölümlerinde ders olarak okutulmakta ve çoğu zaman diğer felsefe dallarıyla olan ilişkileri dahilinde ele alınmaktadır.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://n-nedir.blogspot.com/feeds/3142839868239210814/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/estetik-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/3142839868239210814'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/3142839868239210814'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/estetik-nedir.html' title='Estetik Nedir ?'/><author><name>Editor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04321248025671212740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3827857697358020460.post-4223885617302938965</id><published>2010-03-11T11:53:00.000-08:00</published><updated>2010-03-11T12:05:11.735-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="elektroforez"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Fizyoloji"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Lipoproteinler"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yapı"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Şilomikronlar"/><title type='text'>Lipoproteinler Nedir ?</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjw83KgsRGN672eqbd2JW99Koo2Rpqrp94R8khPCBWhamTha_dkpZ3-A_PdrR6EgITi50Lnx_mU_Zd67Mtgv3IjgIRrhMcUcuo57AwYR5tPpnAM_JcwYHjB84zhFAFvWp1mhPxkXvkDCE8/s1600-h/resim.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 190px; FLOAT: left; HEIGHT: 148px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5447469446167469250&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjw83KgsRGN672eqbd2JW99Koo2Rpqrp94R8khPCBWhamTha_dkpZ3-A_PdrR6EgITi50Lnx_mU_Zd67Mtgv3IjgIRrhMcUcuo57AwYR5tPpnAM_JcwYHjB84zhFAFvWp1mhPxkXvkDCE8/s320/resim.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;Lipoproteinler:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Lipoproteinler, hem protein hem lipitlerden oluşan biyokimyasal bileşimlerdir. Bu proteinler bir bütünün parçası olmalarından dolayı apolipoprotein diye adlandırılırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kan plazmasındaki lipoproteinler, suda çözünürlüğü düşük olan lipid moleküllerini kan dolaşım sistemi aracılığıyla vücut içinde taşırlar. Taşıyıcı özelliklerinin yanısıra, lipit metabolizmasında yer alan çeşitli enzimlerin, taşınan lipitleri birbirine dönüştürdüğü kimyasal reaksiyon platformları olarak da işlev görürler. Apolipoproteinlerin yapısal veya katalitik işlevleri olabilir. Bir lipoprotinin üzerindeki apolipoproteinlerin birbirleriyle, başka kan proteinleriyle ve hücre membranlarında bulunan reseptörlerle etkileşimi, belli bir lipit türünün bu lipoproteine eklenmesini ve ondan çıkartılmasını belirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yapı:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Lipoproteini oluşturan protein ve lipitlerin suyu seven (hidrofilik) kısımları lipoproteinin dış yüzeyini kaplarken, suyu sevmeyen (hidrofobik), yani yağlı kısımları onun iç kısmında gömülüdürler. Bu yüzden plazma lipoproteinlerinin en dış tabakasında bulunan lipid türleri polar lipitler olarak nitelendirilirler. Polar lipitler arasında başlıca sfingomiyelin türleri, fosfolipitler ve kolesterol gelir, bu moleküllerin her birinin bir ucu sulu ortamda olmaya daha müsaittir. Lipoproteinlerin ortasında ise başlıca, nötral lipitler tabir edilen, kolesterol esterleri ve trigliseritler bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiAZhSvbe7aPeAU214B1bNwNMMFRAmSUHYzGG8Lu9rVgS5Clzqx6ZHl4ZwF4EIEUISSA_38hw8s9N-u0Mu40Pr1lncHZARqVxF1Pr4XK9n2P2YJnPzivRoot5p_EVOHyXn2CpcJNxdXgko/s1600-h/outer-topA.png&quot;&gt;&lt;img style=&quot;MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; FLOAT: left; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5447469440173238258&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiAZhSvbe7aPeAU214B1bNwNMMFRAmSUHYzGG8Lu9rVgS5Clzqx6ZHl4ZwF4EIEUISSA_38hw8s9N-u0Mu40Pr1lncHZARqVxF1Pr4XK9n2P2YJnPzivRoot5p_EVOHyXn2CpcJNxdXgko/s320/outer-topA.png&quot; /&gt;&lt;/a&gt;Fizyoloji:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çeşitli enzim ve taşıma proteinin etkisiyle lipoproteinlerin içerdiği lipitlerin oranları değişebilir. Örneğin, LCAT enzimi dış yüzeyde bulunan bir kolesterolle bir fosfolipidi birleştirip lipoproteinin iç kısmında yer almayı tercih edecek bir kolesteril ester molekülü oluşturur. Bu tür değişiklikler lipoproteinin yüzeyi ile hacmi arasındaki oranın değişmesine yol açarlar. İç kısmında hemen hiç nötral lipid bulundurmayan lipoproteinler bır madeni para gibi yuvarlak ve yassıdırlar; içleri nötral lipit dolu olanlar ise küreseldirler. Başka reaksiyonlar sonucunda lipoprotein büyüyebilir veya küçülebilir, onlara yeni apolipoproteinler eklenebilir veya eksilebilir. Bu süreçler yüzünden lipoproteinlerin boyutları, biçimleri ve içerikleri sürekli değişir. Ayrıntılar aşağıda listelenmiş lipoproteinler hakkındaki maddelerde verilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiMeeNeYN1SF_FlYFJBsFr5IoA0z7j3k55SMBQvESj9xntYO4wklfjdvdcVhu5jzaWhDCDiT6pRyAYpqkpfov2xIZgi-D1_0mzXPfHbM3m5NaWEaktqf4JGDRUDiihp5ydSIZWV9R_CGyU/s1600-h/outer-topA2.png&quot;&gt;&lt;img style=&quot;MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; FLOAT: left; HEIGHT: 241px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5447469436969798578&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiMeeNeYN1SF_FlYFJBsFr5IoA0z7j3k55SMBQvESj9xntYO4wklfjdvdcVhu5jzaWhDCDiT6pRyAYpqkpfov2xIZgi-D1_0mzXPfHbM3m5NaWEaktqf4JGDRUDiihp5ydSIZWV9R_CGyU/s320/outer-topA2.png&quot; /&gt;&lt;/a&gt;Yoğunluğa göre:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Tıpta en yaygın olarak kullanılan gruplandırma, lipoproteinlerin yoğunluğuna göre yapılır. (Ancak yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı bu gruplar homojen değildirler.) En hafifinden (yani en cok lipit, en az protein içereninden) en yoğununa doğru sıralama şöyledir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şilomikronlar - İnce bağırsaktan karaciğere trigliseritleri taşırlar.&lt;br /&gt;Çok düşük yoğunluklu lipoproteinler (İngilizce Very Low Density Lipoproteins, VLDL) - yeni sentezlenmiş trigliseritleri karaciğerden yağ dokularına taşırlar.&lt;br /&gt;Ara yoğunluklu lipoproteinler (İngilizce Intermediate Density Lipoproteins, VLDL) - yoğunluk olarak VLDL ile LDL arasındadırlar. Kanda genelde görülmezler.&lt;br /&gt;Düşük yoğunluklu lipoproteinler (İngilizce Low Density Lipoproteins, LDL) - karaciğerden diğer dokulara kolesterol taşırlar. Bazen &quot;kötü kolesterol&quot; diye de adlandırılırlar.&lt;br /&gt;Yüksek yoğunluklu lipoproteinler (İngilizce High Density Lipoproteins, HDL) - diğer dokulardan kolesterol toplayıp karaciğere geri getirirler. Bazen &quot;iyi kolesterol&quot; olarak adlandırılırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Elektrik yüküne göre:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Serum protein elektroforez tekniği ile serum proteinlerin sınıflandırılmasında olduğu gibi, lipoproteinler de &quot;alfa&quot; ve &quot;beta&quot; olarak sınıflandırılabilirler. Bazı lipit bozuklukları, abetalipoproteinemia gibi, bu terminolojiye göre adlandırılırlar.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://n-nedir.blogspot.com/feeds/4223885617302938965/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/lipoproteinler-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/4223885617302938965'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3827857697358020460/posts/default/4223885617302938965'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://n-nedir.blogspot.com/2010/03/lipoproteinler-nedir.html' title='Lipoproteinler Nedir ?'/><author><name>Editor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04321248025671212740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjw83KgsRGN672eqbd2JW99Koo2Rpqrp94R8khPCBWhamTha_dkpZ3-A_PdrR6EgITi50Lnx_mU_Zd67Mtgv3IjgIRrhMcUcuo57AwYR5tPpnAM_JcwYHjB84zhFAFvWp1mhPxkXvkDCE8/s72-c/resim.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>