<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:blogger='http://schemas.google.com/blogger/2008' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-2042900460831040817</id><updated>2024-09-10T06:52:09.605+03:00</updated><title type='text'>Mimari Restorasyon</title><subtitle type='html'>Tuğçe Azat ile Restorasyona dair herşey burada</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://restorasyonturk.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2042900460831040817/posts/default?redirect=false'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://restorasyonturk.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>8</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2042900460831040817.post-3651906683621905802</id><published>2011-01-18T05:07:00.000+02:00</published><updated>2011-01-18T05:07:37.636+02:00</updated><title type='text'>Ayasoya&#39;nın İsmi Nerden Geliyor?</title><content type='html'></content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://restorasyonturk.blogspot.com/feeds/3651906683621905802/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://restorasyonturk.blogspot.com/2011/01/ayasoyann-ismi-nerden-geliyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2042900460831040817/posts/default/3651906683621905802'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2042900460831040817/posts/default/3651906683621905802'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://restorasyonturk.blogspot.com/2011/01/ayasoyann-ismi-nerden-geliyor.html' title='Ayasoya&#39;nın İsmi Nerden Geliyor?'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2042900460831040817.post-4790348095536015484</id><published>2011-01-18T05:02:00.000+02:00</published><updated>2011-01-18T05:02:00.756+02:00</updated><title type='text'>Ayasofya Camii Müzesi</title><content type='html'></content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://restorasyonturk.blogspot.com/feeds/4790348095536015484/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://restorasyonturk.blogspot.com/2011/01/ayasofya-camii-muzesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2042900460831040817/posts/default/4790348095536015484'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2042900460831040817/posts/default/4790348095536015484'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://restorasyonturk.blogspot.com/2011/01/ayasofya-camii-muzesi.html' title='Ayasofya Camii Müzesi'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2042900460831040817.post-5038657874812520068</id><published>2011-01-18T04:58:00.000+02:00</published><updated>2011-01-18T04:58:56.435+02:00</updated><title type='text'>ım  Ayasofya’ya olan teknik ve tarihi ilgiyi tekrar uyandırmış ve bugüne kadar olan gelişimini</title><content type='html'></content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://restorasyonturk.blogspot.com/feeds/5038657874812520068/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://restorasyonturk.blogspot.com/2011/01/m-ayasofyaya-olan-teknik-ve-tarihi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2042900460831040817/posts/default/5038657874812520068'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2042900460831040817/posts/default/5038657874812520068'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://restorasyonturk.blogspot.com/2011/01/m-ayasofyaya-olan-teknik-ve-tarihi.html' title='ım  Ayasofya’ya olan teknik ve tarihi ilgiyi tekrar uyandırmış ve bugüne kadar olan gelişimini'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2042900460831040817.post-4956864750982367240</id><published>2011-01-18T04:54:00.000+02:00</published><updated>2011-01-18T04:54:16.053+02:00</updated><title type='text'>AYASOFYA&#39;NIN GEÇİRDİĞİ ONARIMLAR VE TARİHSEL GELİŞİMİ</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_qB9rkkW0dK0/TTT9RN-fpwI/AAAAAAAAAEE/S8ybSWyum3U/s1600/ayasofya_restorasyon_yenileme_hagia_sophia_haghia_restoration_1.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left:1em; margin-right:1em&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;263&quot; width=&quot;320&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_qB9rkkW0dK0/TTT9RN-fpwI/AAAAAAAAAEE/S8ybSWyum3U/s320/ayasofya_restorasyon_yenileme_hagia_sophia_haghia_restoration_1.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
1. 558, DEPREMİNDEN SONRA YENİDEN İNŞA&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
558 Depreminde kubbenin doğu dilimi yıkıldığında, İustinianos, kiliseyi yeniden inşa etme &lt;br /&gt;
Projesini, Genç İsidoros’a verdi. Yapının bu yeni mimar tarafından onarılışını, 6.yüzyıl şairi ve tarih &lt;br /&gt;
yazarı Agathias anlatır.&lt;br /&gt;
Genç İsidoros ve diğer mimarlar ilk olarak, şeklini kendi aralarında analiz ettiler ve neyin sağlam &lt;br /&gt;
Kaldığını, neyin zarar gördüğünü şimdi neye benzediğini ve eksikliğinin boyutunu gözlemlediler.&lt;br /&gt;
Doğu ve batı kemerleri yerlerinden bıraktılar ve yapıyı, kuzey ve güney kemerlerinin kıvrımında içeri &lt;br /&gt;
doğru genişlettiler, pek az daha geniş yapıtlar. Bunu, kuzey ve güney kemerlerini diğerlerine, daha&lt;br /&gt;
uygun şekilde yakınlaştırmak için ve eşkenar ahengi düzeltmek için yaptılar. Dolayısı ile, boşluğun &lt;br /&gt;
asimetrisini gizleyebilmişler ve küçük bir kısmı geri alabilmişler- dikdörtgenleri yapacak kadar &lt;br /&gt;
-tamamından ve böylece dört kemerin üstüne, ortada yükseleni –daire ya da yarım küre veya nasıl&lt;br /&gt;
Adlandırmak istiyorlar ise onu –yerleştirdiler. Ve şimdi nispeten daha düz oldu, aynı zamanda iyi kavis&lt;br /&gt;
 verilmiş ve her yer profilden daha simetrik, daha iyi kuşatılmış ve daha keskin. Dolayısıyla, evvelden &lt;br /&gt;
olduğu gibi bakanları şaşkına çevirmiyor, daha güvenli yerine oturuyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
2. SONRAKİ ONARIMLAR&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
9. ve 10. Yüzyıllarda meydana gelen bir dizi deprem sonucu kubbede çatlaklar meydana geldi &lt;br /&gt;
ve sonunda, 989’da, kubbenin bir kısmı ve batı kemeri yıkıldı. II. Basileios yapının onarımı için Ermeni &lt;br /&gt;
mimar Tiridat’ı görevlendirdi ve 13 Mayıs 996’da kilise tekrar hizmete açıldı. &lt;br /&gt;
Cyril Mango, imparator III. Romanos tarafından kilisenin ana doğu kemerinin &lt;br /&gt;
sağlamlaştırıldığını, 20. yüzyılın başlarına kadar yerinde duran, mozaik bir kitabede de bu olayın kayıtlı &lt;br /&gt;
olduğunu söyler.&lt;br /&gt;
Kilise, temel formunu, İustinianos zamanında almıştı, fakat sonradan yapının her tarafı &lt;br /&gt;
payandalar ile desteklendi. Bunlar, binadaki deformasyonlar neticesinde yapılmış olsalar da, bu &lt;br /&gt;
payandalardan hiçbirin, binanın yapısal bütünlüğüne katkıda bulunmadığıni göstermiştir. En eskileri &lt;br /&gt;
batı galerisini destekleyen dört tane uçanpandadır. bunlar muhtemele Latin işgali sırasında&lt;br /&gt;
 eklenmişlerdir. Kuzey ve güney payanda payelerine destek yapan iki çift alçak payanda ise, 1317’de&lt;br /&gt;
 II. Andronikos tarafından eklenmiştir.&lt;br /&gt;
1343 sonbaharında, şehirde bir dizi deprem daha meydana geldi; 6 Kasım 1344’te de başka&lt;br /&gt;
sarsıntı oldu. Bu şoklar, binanın zayıflamasına ve 19 Mayıs 1346’da doğu kemeri ile kubbenin üçte &lt;br /&gt;
birinin çökmesine  sebep oldu. III.Andronikos’un dul karısı ve oğlu V.İoannes’in naipliğini yürüten&lt;br /&gt;
 imparatoriçe Savoielı Anna, onarıma hemen başladı. Fakat, İoannes VI.Kantakuzenos’un müşterek &lt;br /&gt;
imparator seçilmesi ile, tamirat askıya alındı. 1350 civarında, Moskova Grandükası Symeon, kilisesinin &lt;br /&gt;
onarımı için büyük bir miktar para gönderdi, ama Kantakuzenos bu bağışı kendi amaçları &lt;br /&gt;
doğrultusunda sarf etti ve daha sonra halktan topladığı para ile 1354 yılında restorasyonu &lt;br /&gt;
tamamlandı.&lt;br /&gt;
Bizans’ın son yüzyılda artık ölmekte olan şehir ile beraber Ayasofya da bakımsız ve tamiratsız &lt;br /&gt;
kalmıştı. Bu dönemde Konstantinopolis’i ziyaret eden ve bu durumdan bahseden seyyahlardan &lt;br /&gt;
İspanyol elçisi Clajivo, 1403’te geldiği şehir için, “Şehrin her yerinde büyük saraylar, kiliseler ve&lt;br /&gt;
 manastırlar var, fakat şimdi çoğu harap vaziyette… Ayasofya’nın dış kapıları kırık dökük” der. 1422’de&lt;br /&gt;
 yazan Floransalı kartograf Buondelmonti’ye göre ise “Ayasofya’nın şimdi sadece kubbesi&lt;br /&gt;
 durmaktadır, geri kalan her şey yıkılmış ve harabeler içindedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
3.  AYASOFYA’NIN CAMİ OLMASI&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fatih Sultan Mehmed, 29 Mayıs 1453 Salı günü aldığı şehre ilk kez girdikten hemen sonra &lt;br /&gt;
Ayasofya’yı ziyaret etmiştir. Kiliseyi inceledikten sonra, cami olarak kullanılması için emir verdi ve ilk&lt;br /&gt;
 Cuma namazına bizzat katıldı.&lt;br /&gt;
Fatih’in kiliseyi camiye çevirmesi, bazı yapısal değişiklikler gerektirdi. Yapının dışına uçan &lt;br /&gt;
payanlardalar, doğu ucuna ise istinat duvarları eklenmiştir. Binanın iç mekanına, apsisin doğu &lt;br /&gt;
pandantiflerde yer alan altı kanatlı melekler tasvirleri dışında, hemen hemen bütün figürlü &lt;br /&gt;
mozaiklerin üst badana ve sıva ile kapatılmıştır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dışarıda yapılan yeni yapılardan biri, güneydoğu payandasının üstündeki ahşap minareydi ve &lt;br /&gt;
1 Temmuz 1453 Cuma günü, imam buradan ilk öğle ezanını okudu. Fatih’in hükümdarlığının daha geç &lt;br /&gt;
bir döneminde, bu ahşap minarenin yerine, bugün yapının güneydoğu köşesinde bulunan tuğla &lt;br /&gt;
minare yapılmıştır. Günümüzde, binanın kuzeydoğu köşesinde yer alan taş minare, II.Selim (hd 1566-&lt;br /&gt;
74) tarafından, kuzeybatı ve güneybatı köşelerinde yükselen minareler ise, onun oğlu ve halefi III. &lt;br /&gt;
Murad (hd 1574-95) tarafından eklenmiştir. Bu üç minare de Koca Sinan’ın, yani bütün payandaları ve &lt;br /&gt;
yapının dokusunu 1572-4 yılları arasında onaran, imparatorluk başmimarının eseriydi. I.Ahmed (hd &lt;br /&gt;
1603-17) kilisenin çevresini düzenletmiş, I.Mahmud (hd 1730-54) ise yeni bir onarım yapmıştır.&lt;br /&gt;
               Osmanlı döneminin en son ve en detaylı restorasyon projesini, Abdülmecid (hd 1839-61),&lt;br /&gt;
 1847-9 yılları arasında, İsveçli Gaspare ve Giuseppe Fossati kardeşlere verdi. Bu onarım sürecinde,&lt;br /&gt;
zamanda badana ve sıva ile örtülmüş mozaikler tekrar açılmış, Fossati kardeşlerin gelecekte yerleri &lt;br /&gt;
bilinebilsin diye bunları kaydetmesinden sonra üstleri tekrar kapatılmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
4. AYASOFYA’NIN MÜZE OLMASI&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nisan 1932’de, Thomas Whittermore ve Bizans Enstitüsü’nün diğer üyeleri, mozaikleri tekrar &lt;br /&gt;
çıkarmak ve onarma görevlerine başladılar ve o sırada Ayasofya, 1934’te müze olarak tekrar açılacak&lt;br /&gt;
olan binanın hazırlanması için kapatılmıştı. O zamanda beri, başka restorasyon  projeleri de olmuştur; &lt;br /&gt;
son olarak da kubbedeki geriye kalan mozaiklerin ve hat süslemesinin tamirleri yapılmış, bunun için &lt;br /&gt;
de nefte bir iskele kurmak gerekmiştir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
5.GASPARE FOSSATİ’NİN AYASOFYA ONARIMLARI (1847-49)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
       5.1. GASPARE FOSSATİ ve AYASOFYA&lt;br /&gt;
Fossati’nin İstanbul’a ilk geldiği yıl bile Ayasofya ile ilgilendiği, bugün S.Petersburg’da bulunan &lt;br /&gt;
bir sulu boya resminden anlaşılır. Ancak, güneydoğu yönüne bakan bu iç mekan tasviri idealize &lt;br /&gt;
edilmiştir, çünkü sayısız görgü tanığı binada bu devirde çok sayıda deformasyon ve bozulmanın&lt;br /&gt;
olduğunu bildirir. Son en büyük onarımını 16.yy’ın sonunda Mimar Sinan gerçekleştirir, ancak &lt;br /&gt;
ilgisizlikle geçen uzun yıllar sonucunda, bina çok yıpranmış ve bazı kısımları yok olma tehlikesiyle karşı&lt;br /&gt;
karşıya kalmıştır. Bu durum karşısında Sultan I. Abdülmecid (1839-61) Gaspare Fossati gerekli onarım&lt;br /&gt;
işleriyle ilgilenmesi için görevlendirir. Mayıs ayında başlayan çalışmalarda Gaspare Fossati artık &lt;br /&gt;
inşaatın yetkili mimarıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
5.2. YAPIYA VE İÇ DONANIMINA YÖNELİK ÖNLEMLER&lt;br /&gt;
Fossati binan statik açıdan sağlamlaştırılmasını en önemli sorun olarak görür, kubbedeki&lt;br /&gt;
bozulma ve deformasyonları ve taşıyıcı ayak ile payandalarının dışa doğru açılmasını önemli bir risk &lt;br /&gt;
faktörü olarka algılar. Bu yüzden ana kubbenin itici güzünü azaltmak ve payandaların yükünü &lt;br /&gt;
hafifletmek için kubbe eteğinin çevresini bir gergi çemberi yerleştitir. Kendince gereksiz bulduğu dört &lt;br /&gt;
kubbe payandasını da kaldırır ve galeride söz konusu kubbe yükü altında eğilmiş olan on iki sütunu &lt;br /&gt;
tekrar dikey konuma getirir. Ancak bu gün Robert Van Nice’nin röleveleri ve Rovland J.Mainstone’un &lt;br /&gt;
son yıllardaki önemli çalışmları sayesinde bu deformasyonların daha binanın yapımı sırasında &lt;br /&gt;
başlamış oldukları ve payandaların asıl inşaat planlarının değiştirilmesi suretiyle bugünkü &lt;br /&gt;
yüksekliklerine getirilmiş olduğunu öğrenmiş bulunuyoruz. Fossati deformasyonların ana kaynaklarını &lt;br /&gt;
doğru teşhis etmiş, ancak binanın tarihini yeterince bilmediğinden ve araştırma için yeterli zamanı &lt;br /&gt;
olmadığından yapının genel durumu konusundaki bilgilerini tam olarak değerlendirememiştir. Bunun &lt;br /&gt;
dışında yapının genel durumu konusundaki bilgilerini tam olarak değerlendirememiştir. Bunun &lt;br /&gt;
dışında yapının bütünü ve dekorasyonu için tehlike yaratan kısımların onarımı da büyük bir önem &lt;br /&gt;
taşımaktaydı.Fossati statik açıdan gerekli gördüğü  yerlerde ve iç dekorasyonun korunmasının &lt;br /&gt;
gerektirdiği durumlarda yapının konstrüksiyonuna müdahale etmiştir.&lt;br /&gt;
Ayasofya’nın taşıyıcı ayakları, duvarları ve tonozları çeşitli renklerde mermer kaplamalar, &lt;br /&gt;
opus sectileler, sütun başları ve frizlerdeki kabartma ve mozaiklerle süslenmiştir. Mozikler 18.yüzyılın &lt;br /&gt;
başlarından itibaren kısmen boyalı olan sıva ve alçı katmanları altında kaybolşmuştur. Çalışmaları &lt;br /&gt;
sırasında Fossati mozaiklerin büyük  bir kısmını çeşitli ölçekteki eksiklerle sıvaların altında yeniden &lt;br /&gt;
bulur, Buluşunu Sultan’a anlattığı zaman Sultan önce şaşırır, sonra da çok kızar, çünkü Fossati’nin &lt;br /&gt;
onarım için ayrılan parayla altın mozaikleri yeniden ürettiğini sanmıştır. Fossati’ye tüm mozaiklerin &lt;br /&gt;
koruması görevini verir. Ancak yapı cami olarak kullanıldığından figürlü tasvirlerin açıkta bırakılması &lt;br /&gt;
söz konusu olamaz. Üstleri, ileride daha az katı bir resim yasağının hüküm süreceği bir devirde tekrar &lt;br /&gt;
açılabilecek biçimde örtülmelidir. Böylece Fossati mozaik yüzeylerini en yüksek düzey de &lt;br /&gt;
koruyabileceği bir koruma planı geliştirir. Bu plan uyarınca çeşitli yüzey ve tonozlarda eksik bulunan &lt;br /&gt;
kısımlara, karakterlerine göre farklı koruma teknikleri uygulanır. Altın mozaiklerin eksik olduğu &lt;br /&gt;
bölümler altın varakla tamamlanır ve ardından rulo mühürle üzerlerinden geçilerek mozaik görüntüsü &lt;br /&gt;
verilir. En üstüne de cila olduğu tahmin edilen parlak bir katman sürdürülür. Renkli mozaik &lt;br /&gt;
taşlarından yapılmış olan haçlar ve narteksteki İmparator Mozaiği de yine altın varakla kaplanır, &lt;br /&gt;
ardından varolan bir takım desenlerden alınan örneklere boyanır. Fossati mozaikleri koruyarak &lt;br /&gt;
tamamen sıvar ve belli bir ışıkta altın mozaik rengini anımsatan sarı, toprak rengi bir sıvayla çevreler. &lt;br /&gt;
Sıvanın üzeri kısmen de restorasyon öncesine ait olduğu sanılan İslami motiflerle bezenir.&lt;br /&gt;
Fossati’nin restorasyonundan önceki durum hakkında bilgimiz oldukça zayıftır. 1930’larda &lt;br /&gt;
devam eden ve Byzantine İnstitute of America adlı kurum tarafından yürütülen restorasyonlar &lt;br /&gt;
sırasında, Fossati’nin mozaiklere kesinlikle müdehale etmediği anlaşılmıştır. Fossati, sallanan bazı &lt;br /&gt;
taşları sağlamlaştırıp, durumu çizim ve suluboya resimleriyle tespit etmiş, daha sonra da zarar &lt;br /&gt;
görmeyecekleri bir biçimde mozaiklerin üstlerini örtmüştür. Fossati mermer kaplamalarda gördüğü &lt;br /&gt;
boşlukları, mermer taklidi stucco lustto adlı teknikle boyamış levhalar yerleştirmek suretiyle &lt;br /&gt;
örtmüştür. Bu bağlamda Fossati’nin onarımda bazı yeni alçı frizlerinin dışında orijinal malzeme &lt;br /&gt;
kullandığını belirtmek gerekmektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
5.3. RESTORASYON YAKLAŞIMI&lt;br /&gt;
19.yy’ın birinci yarısında  sadece çizimle yapılan restitüsyonun dışında mozaiklerin eksiklerinin &lt;br /&gt;
tamamlanmaları sıkça rastlanan bir durumdu.Tümlenmiş bir görüntüye sahip olma isteği sanat &lt;br /&gt;
eserinin tamamlanmaları sıkça rastlanan bir durumdu.&lt;br /&gt;
 Ayasofya’nın restorasyonu, temelinde önemli tarihi, dini ve siyasi nedenler yatan bir defaya &lt;br /&gt;
mahsus bir uygulama olmuştur. Ona rağmen  Fossati’nin hem teorik bilgileri, hem de uygulamalara &lt;br /&gt;
bağlı deneyimleri olmuştur.&lt;br /&gt;
Rus restorasyon uygulamalarına bakıldığında, Fossati’nin  Ayasofya restorasyonuna bazı &lt;br /&gt;
etkileri yansıttığı söylenebilir.&lt;br /&gt;
Fossati de Ayasofya’nın kendi özel durumu için geliştirdiği restorasyon planında genelleştirici &lt;br /&gt;
arındırmalardan kaçınmıştır. Bu 19.yüzyılın ortası için çok ilerici bir davranış olarak görülmelidir.&lt;br /&gt;
Herşeye rağmen Fossati’nin hataları da olmuştur. Örneğin; Ayasofya’nın dış cephesini, Bizans &lt;br /&gt;
dönemi taş tuğla kullanımını hatırlatması ve kendisinin de belirttiği gibş binayı daha az masif &lt;br /&gt;
göstermesi için yatay şeritlerle boyamış, ayrıca galeride yeniden diktiği sütunların kaidelerini de yok &lt;br /&gt;
etmiştir. Yine de Fossati koruma anlaşıyla yapıdan o günün şartlarında olabildiğince çok miktarda &lt;br /&gt;
orijinal malzeme kurtabilmiştir. Yapının cami olarak kullanılmasına uygun bir görüntü sağlamaya &lt;br /&gt;
çalışırken İslam örneklerinden çok Bizans örneklerine yaklaşmıştır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
5.4. SONUÇ&lt;br /&gt;
Elde edilen sonuçların ışığında alsında Ayasofya onarımının kendisi de, 20.yüzyılda yapılan &lt;br /&gt;
değişiklerden sonra özgünlüğünü ne kadar koruduğu bilinmeyen, buna rağmen korunması gereken &lt;br /&gt;
tarihi bir belgedir. Ayasofya’nın bu günkü hali, Fossati’lerden çok önce başlayan ve yüzyıllar boyunca &lt;br /&gt;
yapı strüktürüne ve süslemesine yapılmış olan müdahalelerin bir sonucudur. 19.yy. ortasında  yapılan &lt;br /&gt;
ona&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_qB9rkkW0dK0/TTUAyR_QmjI/AAAAAAAAAFE/89fqF5sfHDo/s1600/ayasofya_restorasyon_yenileme_hagia_sophia_haghia_restoration_1.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left:1em; margin-right:1em&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;263&quot; width=&quot;320&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_qB9rkkW0dK0/TTUAyR_QmjI/AAAAAAAAAFE/89fqF5sfHDo/s320/ayasofya_restorasyon_yenileme_hagia_sophia_haghia_restoration_1.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_qB9rkkW0dK0/TTUAyVeRDtI/AAAAAAAAAFM/8WlQp25V54g/s1600/376363hat.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left:1em; margin-right:1em&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;222&quot; width=&quot;320&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_qB9rkkW0dK0/TTUAyVeRDtI/AAAAAAAAAFM/8WlQp25V54g/s320/376363hat.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_qB9rkkW0dK0/TTUAyrKQPXI/AAAAAAAAAFU/hkaj6rYAVD0/s1600/ayasofya1.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left:1em; margin-right:1em&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;320&quot; width=&quot;292&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_qB9rkkW0dK0/TTUAyrKQPXI/AAAAAAAAAFU/hkaj6rYAVD0/s320/ayasofya1.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_qB9rkkW0dK0/TTUAy6FiBEI/AAAAAAAAAFc/29YnwLNsDX0/s1600/ayasofya_restorasyon_yenileme_hagia_sophia_haghia_restoration_5.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left:1em; margin-right:1em&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;259&quot; width=&quot;320&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_qB9rkkW0dK0/TTUAy6FiBEI/AAAAAAAAAFc/29YnwLNsDX0/s320/ayasofya_restorasyon_yenileme_hagia_sophia_haghia_restoration_5.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://3.bp.blogspot.com/_qB9rkkW0dK0/TTUAzPznGKI/AAAAAAAAAFk/GSN8FJ7xeb4/s1600/ayasofya_restorasyon_yenileme_hagia_sophia_haghia_restoration_3.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left:1em; margin-right:1em&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;187&quot; width=&quot;320&quot; src=&quot;http://3.bp.blogspot.com/_qB9rkkW0dK0/TTUAzPznGKI/AAAAAAAAAFk/GSN8FJ7xeb4/s320/ayasofya_restorasyon_yenileme_hagia_sophia_haghia_restoration_3.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
rım  Ayasofya’ya olan teknik ve tarihi ilgiyi tekrar uyandırmış ve bugüne kadar olan gelişimini &lt;br /&gt;
etkilemiştir: hem kilise, hem cami, hem de tarihi bir anıt.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://restorasyonturk.blogspot.com/feeds/4956864750982367240/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://restorasyonturk.blogspot.com/2011/01/ayasofyanin-gecirdigi-onarimlar-ve.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2042900460831040817/posts/default/4956864750982367240'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2042900460831040817/posts/default/4956864750982367240'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://restorasyonturk.blogspot.com/2011/01/ayasofyanin-gecirdigi-onarimlar-ve.html' title='AYASOFYA&#39;NIN GEÇİRDİĞİ ONARIMLAR VE TARİHSEL GELİŞİMİ'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_qB9rkkW0dK0/TTT9RN-fpwI/AAAAAAAAAEE/S8ybSWyum3U/s72-c/ayasofya_restorasyon_yenileme_hagia_sophia_haghia_restoration_1.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2042900460831040817.post-4099183205226022800</id><published>2011-01-18T04:19:00.000+02:00</published><updated>2011-01-18T04:19:10.554+02:00</updated><title type='text'>Restorasyon Nedir ?</title><content type='html'>&lt;p$1&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;
Eski, tarihi, otantik ve özgünlük değeri olan, önemli bir olaya ev sahipliği yapmış eserin, aslına uygun olarak, asli malzemeden, asli yapım tekniğinden ve özgünlüğünden faydalanarak, mümkün olduğu kadar az müdahale ile koruyarak onarılmasıdır.&lt;br /&gt;
Esasen yukarda yapılan restorasyon tanımı salt mimari için olmamalı. Kanaatimce doğrusu, restorasyon ve konservasyon’u birlikte düşünerek bunun fikri açılımlarını yapmaktır. Restorasyon ve konservasyon’u sadece mîmârîyi düşünerek değil beynelmilel değerleri, millî, mânevî ve ahlakî fikirleri, devleti, milleti ve örf ve adetleri, kültürü ve öğelerini, tarih ve edebiyatı, san’atı düşünerek incelemeli ve kavramaya çalışmalıyız. Yani bu ne demek? Restore ve esâsen konserve edilecek değerler işte bunlardır. Bununla ilişkili bilgi ve belgeler de konserve edilmelidir. Bir olguyu aslına uygun bir yaratıyla, aslına uygun malzemeler ve kaynaklarla, aslına uygun şekil ve fikir özelliklerine göre korumak ise restorasyon sayılan bütün bu mevcut değerlerin ve bu değerlerin sonucu oluşan yapı, obje, san’at eseri, bunlarla ilişkili bilgi ve belge, ne varsa hepsinin korunmasıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;/i&gt;&lt;/p$1&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://restorasyonturk.blogspot.com/feeds/4099183205226022800/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://restorasyonturk.blogspot.com/2011/01/restorasyon-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2042900460831040817/posts/default/4099183205226022800'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2042900460831040817/posts/default/4099183205226022800'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://restorasyonturk.blogspot.com/2011/01/restorasyon-nedir.html' title='Restorasyon Nedir ?'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2042900460831040817.post-508817780220530427</id><published>2011-01-18T04:08:00.000+02:00</published><updated>2011-01-18T04:08:12.096+02:00</updated><title type='text'>Cem Yılmaz- Tıpta Utanma Yok</title><content type='html'></content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://restorasyonturk.blogspot.com/feeds/508817780220530427/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://restorasyonturk.blogspot.com/2011/01/cem-ylmaz-tpta-utanma-yok.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2042900460831040817/posts/default/508817780220530427'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2042900460831040817/posts/default/508817780220530427'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://restorasyonturk.blogspot.com/2011/01/cem-ylmaz-tpta-utanma-yok.html' title='Cem Yılmaz- Tıpta Utanma Yok'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2042900460831040817.post-4130759309276855451</id><published>2011-01-18T03:17:00.001+02:00</published><updated>2011-01-18T03:18:42.908+02:00</updated><title type='text'>UTANGAÇ İNSANLAR İÇİN BASİT ÇÖZÜMLER...</title><content type='html'>&lt;p$1&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_qB9rkkW0dK0/TTTqI4wUanI/AAAAAAAAAD8/pQsAoYRKHvo/s1600/yuz-kizarmasi.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;240&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_qB9rkkW0dK0/TTTqI4wUanI/AAAAAAAAAD8/pQsAoYRKHvo/s320/yuz-kizarmasi.jpg&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;p$1&gt;&lt;p$1&gt;Bir ortamda gözler sizin üzerinize çevrildiğinde, kalbiniz hızlı çarpıyor ya da soluğunuz daralıyorsa, işte tavsiyeler..&lt;br /&gt;
&lt;p$1&gt;Araştırmalara göre, her geçen yıl özellikle kadınlar daha çok utangaçlık problemi yaşıyor. Tanımadığınız ya da yeni tanıştığınız insanlara karşı utangaç mısınız? Bu soruya cevabınız “Evet” ise, telaşa gerek yok. Çünkü siz tamamen normal birisiniz.&lt;br /&gt;
&lt;p$1&gt;Yüzünüz mü kızarıyor?&lt;br /&gt;
&lt;p$1&gt;Eğer yeni iş ortamında, ayağa kalkıp kendinizi tanıtmanız istendiğinde, yüzünüz kızarıyor, sesiniz titriyorsa, kalabalık önünde konuşmanızı gerektirecek durumlardan uzak durmaya çalışıyorsanız, maalesef utangaçsınız. Ancak “herkes konuşkan, girişken olmak zorunda değil” gerçeğini de aklınızdan çıkartmamanız gerekiyor.&lt;br /&gt;
&lt;p$1&gt;&lt;p$1&gt;Kendinizi kontrol edin&lt;br /&gt;
&lt;p$1&gt;&lt;p$1&gt;Ama utangaçlığınız yüzünden bazı fırsatları kaçırdığınızı düşünüyorsanız, davranışlarınızı kontrol altına almanın zamanı gelmiş demektir. “Daimi Mutluluk” adındaki projesi sayesinde, kadınların birçok problemini çözerek, mutlu bir yaşam sürmesini sağlayan ABD’li psikolog Artest Battler, utangaçlığın çözülemeyecek bir problem olmadığını belirtiyor.&lt;br /&gt;
&lt;p$1&gt;&lt;p$1&gt;Nedenini araştırmak gerek&lt;br /&gt;
&lt;p$1&gt;&lt;p$1&gt;ABD’de birçok bayan hastasının utangaçlık problemi yaşadığını belirten Battler, “Birlikte bu konuya yoğunlaşarak, her 100 utangaç hastamdan 85&#39;inin bu sorununu çözmeyi başardık. Öncelikle utangaçlığın temelini bulmak gerekiyor. Bunu konuşarak başarıyoruz. Eğer siz de tavsiyelerime uyarsanız, eski utangaçlığınızdan büyük bir bölümünü attığınızı göreceksiniz” dedi. İşte Battler’ın tavsiyeleri:&lt;br /&gt;
&lt;p$1&gt;Gereksiz bazı düşüncelerden kurtulmalısınız&lt;br /&gt;
&lt;p$1&gt;Utangaçlıkla iç içe yaşamak zor bir duygudur. Çevredeki insanların gözünde utanılacak duruma, aptal durumuna düşme, onlar tarafından reddedilme ya da yetersiz görülme korkusu, sizi yıldırmasın. Utangaç kadın, daima kötü düşüncelerle kendisini daha zor durumda bırakır. Aşağıdaki düşüncelerden kurtulmaya bakın, çünkü bunlar size uygun değil.&lt;br /&gt;
&lt;p$1&gt;- Eyvah, biraz daha konuşursam, kendimi aptal durumuna düşüreceğim.&lt;br /&gt;
&lt;p$1&gt;- Ya burada bulunan herkes benim için “salak” derse.&lt;br /&gt;
&lt;p$1&gt;- Söyleyecek bir şey bulamazsam ne yapacağım.&lt;br /&gt;
&lt;p$1&gt;- Şu anda konuşursam mutlaka sesim tuhaf çıkacak.&lt;br /&gt;
&lt;p$1&gt;- Ya kendimi kontrol edemez de saçmalarsam…&lt;br /&gt;
&lt;p$1&gt;- Kızaracağım, titreyeceğim…&lt;br /&gt;
&lt;p$1&gt;- Kalbim fena halde çarpmaya başladı, ya aniden kalp krizi geçirirsem…&lt;br /&gt;
&lt;p$1&gt;- Çıldırabilirim.&lt;br /&gt;
&lt;p$1&gt;- Acaba çok tuhaf görünüyor muyum?&lt;br /&gt;
&lt;p$1&gt;- Şu ortamdan bir kaçabilsem.&lt;br /&gt;
&lt;p$1&gt;- Herkes beni izliyor.&lt;br /&gt;
&lt;p$1&gt;- Ne kadar sıkıcı olduğumu mu düşünüyorlar?&lt;br /&gt;
&lt;p$1&gt;Probleminizi bol bol konuşun&lt;br /&gt;
&lt;p$1&gt;Psikolog Battler, utangaçlıktan kurtulmanın ilk yolunun utangaçlık hakkında bol bol konuşmaktan geçtiğini belirtiyor. Eşinizle, dostunuzla utangaç olduğunuz konuları bol bol konuşun. Ancak bunların temelde, bu kadar büyütülecek problemler olmadığını unutmadan. Örneğin yeni bir ortamda bulunmak sizi utangaçlığa itiyorsa, korkmayın. Eşinizle veya sevdiklerinizle, yeni ortamlara girmeye gayret edin. Gerçekten isterseniz, utangaçlığı yenmeye başladınız demektir.&lt;br /&gt;
&lt;p$1&gt;&lt;p$1&gt;Arkadaşınızdan yardım isteyin&lt;br /&gt;
&lt;p$1&gt;&lt;p$1&gt;Eğer kendinizi insanlarla tanışamayacak kadar utangaç hissediyorsanız, daha konuşkan ve sosyal bir arkadaşınızdan bu konuda yardım istemeniz çok akıllıca olacaktır. Arkadaşınızın sizi yeni insanlarla tanıştırmasını sağlamalısınız. Ancak, sizin hakkınızda abartılı şeyler söylemesini değil, tam tersine sizin ifade edemediğiniz bazı önemli ve güzel özelliklerinizi söyleyerek işinizi birazcık kolaylaştırmasını söyleyin. Bunu dostlarınızdan kolaylıkla isteyebileceğinizi unutmayın.&lt;br /&gt;
&lt;p$1&gt;&lt;p$1&gt;Farkınızı ortaya çıkartın&lt;br /&gt;
&lt;p$1&gt;&lt;p$1&gt;Utangaç kadının ilk etapta karşı cinsin ilgisini çekmesi için biraz farklı olması gerekiyor. Kalabalığın içinde fark edilmenizi sağlayacak bir özelliğinizi öne çıkarın. Yoksa bunu yaratmak, sizin becerinize kalıyor. Farklı olduğunuzu hissettirdiğinizde utangaçlığınızı bir gizem perdesi arkasına bile saklamanız mümkün. Bu ilk bakışta biraz zor gözükebilir ancak siz artık utangaçlık probleminizden kurtulmak istiyorsunuz. Önünüze çıkan hiçbir olay sizi korkutmasın.&lt;br /&gt;
&lt;p$1&gt;&lt;p$1&gt;Doğru hamleler yapın&lt;br /&gt;
&lt;p$1&gt;Kendinizi biriyle sohbet etme ile utangaçlığınız arasında sıkışmış durumda bulduğunuzda, karşınızdaki kişiye hemen bir soru yöneltin. Ancak dikkat edin soru, saçma olmasın. Hiç konuşmadan suratına bakmaktansa, sorduğunuz soru onun konuşmasını sağlayacak, böylece sohbet kesilmemiş olacaktır. Onun verdiği cevabın arkasından aynı soruya siz de kendi cevabınızı vererek, konuşmayı akıllı bir şekilde uzatabilirsiniz. Bunu kolaylıkla başarabilirsiniz. Çünkü bu imkânsız değil.&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://restorasyonturk.blogspot.com/feeds/4130759309276855451/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://restorasyonturk.blogspot.com/2011/01/utangac-insanlar-icin-basit-cozumler_18.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2042900460831040817/posts/default/4130759309276855451'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2042900460831040817/posts/default/4130759309276855451'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://restorasyonturk.blogspot.com/2011/01/utangac-insanlar-icin-basit-cozumler_18.html' title='UTANGAÇ İNSANLAR İÇİN BASİT ÇÖZÜMLER...'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_qB9rkkW0dK0/TTTqI4wUanI/AAAAAAAAAD8/pQsAoYRKHvo/s72-c/yuz-kizarmasi.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2042900460831040817.post-1434606848381318245</id><published>2011-01-18T03:09:00.001+02:00</published><updated>2011-01-18T03:10:30.646+02:00</updated><title type='text'>UTANMA !</title><content type='html'>&lt;p$1&gt;&lt;p$1&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://3.bp.blogspot.com/_qB9rkkW0dK0/TTTnt805BLI/AAAAAAAAAD0/xS1gRA7_nr0/s1600/utangac-8749.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;206&quot; src=&quot;http://3.bp.blogspot.com/_qB9rkkW0dK0/TTTnt805BLI/AAAAAAAAAD0/xS1gRA7_nr0/s320/utangac-8749.jpg&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;p$1&gt;&lt;p$1&gt;&lt;p$1&gt;&lt;p$1&gt;&lt;p$1&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;line-height: normal; margin: 0cm 0cm 10pt;&quot;&gt;&lt;p$1&gt;&lt;p$1&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Elbette abartıldığı sürece utanma duygusu zarar&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
verebilir. Ancak bilimadamlarının son dönemde yaptığı çalışmalar utanma&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
duygusunun hayvanlarda olmadığı gerçeğini ortaya çıkardı. Peki bu durumda&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
sadece insanlar utanma duygusuna sahipse ve hayvanlar değilse aklımıza iki soru&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
hemen geliyor. Acaba utanma ve ar duygusundan yoksun insanlar hangi kategoriye&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
girecek. Daha da enterasanı utanma duygusu olan bir hayvan olursa onun da yeri&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
konusunda tartışmalar olacaktır. Heralde tüm halkının toplam utanma duygusu bir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
milletin medeniyet seviyesi ile doğru orantılıdır diye bir hipotez ortaya&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
atılsa ispat edilmeye değerdir. Elbette tüm Dünya medeniyetlerinde sürekli&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
renkli cam ekranında yahut aynı doyumsuzlukla ve arsızlıkla DÜnya nın tüm&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
güzelliklerini zedelemeye çalışan , tabir yerinde ise midesi dilate yani&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
normalden bir kaç kat daha büyük mideli kimseler var. Tabi oldukçada çok gibi&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
görünüyorlar. Ama ucuz bir malın milyonlarca satılması gerçeği, kaliteli ve&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
pahalı bir ürünün kalitesine zerre kadar etki etmez. Bunların göz önünde olması&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
iyi ve medeni olduklarını göstermez. Ayrıca herkesin sınırsız mal mülk edinme&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
hakkının olduğunu ve bunda kimsenin gözü oladığını söylemeye gerek olmasa&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
gerek. Sorun bu çokluğun nasıl edinildiği. İçinde diğerlerinin mutsuzluğu&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
üzerine kurulu arsızlık var mı? Kimseyi demoralize etmeden söylemek gerekirse&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
adım adım süprizlere açık bir hayatta hiç süpriz olmayacak gibi yaşamak sanırım&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
enterasan bir aldanma. Hele bu hayatta hızlı arsız ihtiraslı yaşama duygusu ne&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
denli doğru bilinmez. Elbette bu tür kimseler için eleştiri bir anlam ifade&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
etmez. Toplumun tembelliği ve değer yargılarının zayıflaması yüzsüz yaşayan ve&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
geçinen doyumsuzların sayısını artırır demek yalan olmaz. Elbette onları&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
eleştirmek bize düşmez. Onlara sorarsanız mutlu olduklarını söyleyecektirler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mutlu olmasalar yüzsüzlüğe ve doyumsuzluğa nasıl katlanabilirlerdi. Ama onlar&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
içinde kanser edici sorun bu mutluluğu ne kadar devam ettirecekleri kaygısı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yani ne kadar daha aynı oranda arsız ve doyumsuz bir hayat yaşayarak mutlu&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
olmaya devam edecekleridir. Herşeyin bir başı birde sonu var. Mutluluğunda.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Elbette tüm insanlar mutlu olmalı. Ancak mutlu olma egosu yüzünden diğer&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
insanların mutlu olmadığı bir dünya ya bizler ne kadar katkı sağlıyoruz. Tüm&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
bunlardan sonra kendimize durup sormamız gereken soru belkide benim mutluluğum&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
diğer insanların mutsuzluğuna sebep oluyor mu ? Aslında güzel ahlaklı ve&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
vicdanlı yahut utanan yahut doyumlu yada ne derseniz deyiniz bir insan olma&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
diğerlerini mutsuz edermi. İçinde bulunduğu en kötü durumu bile nakit akışına&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
çevirme yeteneği ile övünme ve mutlu olma duygusu ise ne kadar yersiz ve&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
kibirli. Bunun tam tersini yapma ise simyacılık bu günlerde. Elbette hayatın bu&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
kadar kısıtlı irdelenmesi doğru değil. Ama bize yol gösterecek ışıklar yakacak&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
gerçek aydın ve aristokratlar çok olsaydı bunları yazmaya bile gerek&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
kalmayacaktı. Herşeyin geriye çevrilemeyeceği bir ana gelmektense zamanında&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
tedbir almakta fayda var sanırım. Vicdanı rahat vicdanların bu yazıyı okurken&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
yüzlerindeki tebessümü hissedebilmek önemlidir. Bu yazıda bu güzel tebessümlere&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
bir ön yanıttır. Utanma duygusundan yoksun olanlar bakalım bu hayat denilen&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
azgın boğanın sırtında daha ne kadar mutlu olmaya devam edeceksiniz ?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12pt;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/div&gt;&lt;p$1&gt;&lt;p$1&gt;&lt;p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;&lt;/p$1&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://restorasyonturk.blogspot.com/feeds/1434606848381318245/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://restorasyonturk.blogspot.com/2011/01/utanma_18.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2042900460831040817/posts/default/1434606848381318245'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2042900460831040817/posts/default/1434606848381318245'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://restorasyonturk.blogspot.com/2011/01/utanma_18.html' title='UTANMA !'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_qB9rkkW0dK0/TTTnt805BLI/AAAAAAAAAD0/xS1gRA7_nr0/s72-c/utangac-8749.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>