<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:blogger='http://schemas.google.com/blogger/2008' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8635609810175480977</id><updated>2024-08-29T02:38:12.246+03:00</updated><title type='text'>Turuncu Bir Dünya</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://ezgiakts.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default?redirect=false'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ezgiakts.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25&amp;redirect=false'/><author><name>Turuncu Bir Dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03415273019206378103</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgMGt_-DamEooQOcYM2asCqgtM839RGWcnnJRmUIucb6wLTZpLaG3szAEFOlq8cncjlyjw_oveSQnfDY1rfoRdmYMgjMljuyfclhUJcW0E7vH53wYjvEmi4D9ibKMYo9g/s220/Yeni+Resim.png'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>206</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8635609810175480977.post-7760472356963396422</id><published>2013-10-16T23:31:00.001+03:00</published><updated>2013-10-16T23:31:57.413+03:00</updated><title type='text'>ANLAMAYANA- ANLAMAYCAK OLANA</title><content type='html'>Sayfalarca, günlerce yazmanın bile anlamı yoktu artık. sen tercih etmiştin bitmeyi. umudu olmayan birinin davranışı olabilirdi bu ancak. umudun yoksa o büyüyü bozabilirdin. oysa sevmenin umudu olmazdı. sadece severken bulabilirdin kendini. 

şimdi benden defalarca kez farklı biçimlerde yeniden doğurmamı bekliyorsun seni. 

her sevgili sevdiğinin rahminde büyür oysa. kalp rahminden doğar aşkın. beklersin, sabredersin. çoğu aşk düşük yapar içinde. kanarsın. çoğu aşk kankaybından öldürür insanı. ölürsün. başka aşklara mezar olur için...

sen söylersin o anlamaz, seb seversin o anlamaz, sen ölürsün o anlamaz... önemli değildir de aslında anlaması seni. çünkü seb onsuz sevmişsindir onu. çünkü benim özsuyum sensin sevgili...&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bu sitede yayınlanan her yazı şahsıma aittir. Şahsım : Ezgi Aktaş&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ezgiakts.blogspot.com/feeds/7760472356963396422/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/8635609810175480977/7760472356963396422' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/7760472356963396422'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/7760472356963396422'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ezgiakts.blogspot.com/2013/10/anlamayana-anlamaycak-olana.html' title='ANLAMAYANA- ANLAMAYCAK OLANA'/><author><name>Turuncu Bir Dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03415273019206378103</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgMGt_-DamEooQOcYM2asCqgtM839RGWcnnJRmUIucb6wLTZpLaG3szAEFOlq8cncjlyjw_oveSQnfDY1rfoRdmYMgjMljuyfclhUJcW0E7vH53wYjvEmi4D9ibKMYo9g/s220/Yeni+Resim.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8635609810175480977.post-3556239348201455498</id><published>2013-10-16T23:26:00.004+03:00</published><updated>2013-10-16T23:26:36.675+03:00</updated><title type='text'>AİDİYET</title><content type='html'>Morfinin panzehirinin morfinden yapılması gibiydi bu. Derdim kendimleydi. Sorunum Aidiyet. Hayatım boyunca bu sorunun peşinden koştum. Hep bu soruda takılı kaldım. Hep bu sorudan kaçtım. Şimdi telefonumun bile saatine bakmıyorum. Ayrılırken ait olduğum bu evi daha yeni kabulleniyorum. Ve bu aidiyette mecburiyetlerimle beraber son buluyor. Gözlerimi kapıyorum. Arabaların gürültüsü… bir yerde bir köpek havlıyor, ben görmüyorum. Görmeden yazıyorum, görmeden yaşadığım gibi. Gözlerim inançsızlığa kapalı. Nefesim kesiliyor. Kendimi dua ederken buluyorum. Dualar dilimden dökülüyor. Ben ağlıyorum. Ağlamanın fayda etmediği zamanlardayım, ağlamak fayda etmiyor.

Acı çekenin bahanesi çok olur. Acı kendini çıplak hisseder çünkü, hep bir kılıfa ihtiyaç duyar. Utangaçtır acı. Çekingendir. Ve çok mazlumdur. Kıyamazsın. Acı öyle bir yakar ki seni ne isterse razı olursun. Dersin ki O’nun yüzünden. Ben diye bir şey yoktur acının içinde. Sen vardır biraz belki ama genelde O’dur. Belki biraz ıhlamur iyi gelir acıya, bir sıcak su torbası, hafif bir müzik ve bir battaniye. Şımarır bu kez acı. Daha bir yakar seni acına duyduğun merhamet. İyileşir, tazelenir, iyice yerleşir içine. Sonra seni hiç terk etmemeye karar verir. Kimler kimler gitmiştir de acın senden hiç vazgeçmemiştir. Acına bile kıyamıyorsundur sen aslında. Sanki dünyaya kıyamamak için geldin…

Bunca kıyımın orta yerinde, en çok da sana kıyarlarken sen kıyamazsın hiç kimseye ve hiçbir şeye. Herkesi anlarsın ve affedersin içinde. Bu kötü gelir bazılarına, bazıları imrenir buna, bazıları anlamaz, bazıları zorlar, sen bazılarına bakarken bulursun kendini. Yaptığının yeryüzüne dağılış biçimi seni O yapar. Bir tek kendine O değilsindir. Unuttun mu acını bile bu yüzden sevdin sen? Şimdi kayıpsın artık. Nereye gidersen git, kimin kapısını çalarsan çal aradığın kendinsin. Özlemek diye bir duyguya isyandasın. Şimdi senin için susma vakti. Kelimelerin tükendi, belki bir cigaran olsa devam edebilirsin. Ama şimdi susma vakti.

Bir yudum kahve alıyorum. Sonra bir mum daha yakıyorum. Gözlerim kapanıyor. Uykum var. Gözlerim kapanıyor. Uyuyorum. Muma uzanan elim yanıyor. Kendime doğru kanıyorum. Bütün yangınlar içimde başlıyor sanki. Sanki hiçbir şey başlamıyor. Gözlerimi kapıyorum. Bir cigara olsa diyor iradem bana sesleniyor. Şahsına münhasır bir cigaram olsa şimdi diye zonkluyor beynim. Uyuşmak istiyorum, uyuşsam diyorum en masum halimle kendime, birazcık çok azcık… aklım kendiyle kavga ediyor. Sesim kısık içimde bile duyamıyorum. Acaba diyorum sonra gerekten yaptım mı? Bu sanrıya hep cevap arıyorum. Sanrılarımın çoğaldığı günlerdeyim. Hep sanıyorum. Öyle olmasından emin olmak beni korkutuyor…

Bir şeyin net olmasından daha kötü ne olabilir ki? Netlik bitirir her şeyi. Zamanın hangi dilimindeysen  o dilimin önemi biter. Beklemek hep güzeldir, emin olmadıkça umudun vardır. Huysuzluğum hep bu yüzden. Ben herkesi emin kılarım kendimden. Nettir insanlar benimle ilgili, o yapmaz, o gitmez, o affeder, o konuşur yine, birazdan geçer siniri… Ama ben sevmem kimse hakkında emin olmayı. Bir gün sevdiğimden ertesi gün nefret etmelerim hep bu yüzden. Hem sonra kediler var bir de. Nerden aklıma geldiler şimdi anlamadığım. Kedi alacaktım evime, birlikte yaşayacaktık. Erteledim, ertelemek büyük bir kibirdi oysa.  Ve şimdi ertelenmişliğin bittiği yerdeyim. Bütün yollarım kapalı. Bütün çarelerim tükendi. Zorundayım ve zorunda olmaktan hep korktum. Senin kontrolünde olmayan her şey korkutucudur çünkü. O diye birini bulmak zorunda bırakır seni zorunluluk. O’nun yüzündendir her şey, zorunluluğu yaratan kişi yüzünden. Bu kolaydır…

Gözlerimi açıyorum. Ellerim acıyor. Gözlerim ve yüreğim. Keder ve acı doluyum. Her yanım her duygum acı çekiyor. Nefretim bile acıyor içimde. O diye biri var herkesin dilinde. Herkes 3. Bir tekil şahıstan yana dertli. Kimi aldatılmış, kimi aldatmış, kimi ölmüş, kimi öldürmüş, kimi terk etmiş, kimi terk edilmiş. Hepsi O’nun suçu. Herkesin kendine ait bir O’su var zor zamanları için. Ben bulamıyorum. Bütün suçlar henüz işlenmemişken bile benim yüzümden olmuş olabilir. Mesela Afrika’da bir bebek benim yüzümden ölüyor şu anda, aç. Suriye’de bir delikanlıyı benim yüzümden vurdular. Şekillerin hepsi meçhulde, ben bütün olayların failiyim…

Gözlerimi açıyorum. Gözlerimi açmanın fayda etmediği zamanlardayım. Sözlerim kayıp, içim dışım önüm arkam soğuk. Buz kesiyorum. Gözlerimi kapıyorum tekrar ve tekrar. Sanki gözlerim kapalı olsa her şey geçecekmiş gibi. Biri zili çalıyor, bir bebek ağlıyor, biri korna basıyor, bir kadın aynı anda orgazm oluyor. Çığlıklar duyuyorum, sebepleri farklı, tonları farklı çığlıklar. Derken sesler anlamını yitiriyor. Derin  bir sessizlik. Kimliksiz kişiliksiz bir sessizlik sarıyor etrafımı. Sözlerim kendi çöplüğüne dönüyor. Onlar da beni terk ediyor. Kapanıyorum, cenin oluyorum yeniden, dünyanın karnına sığmanın peşindeyim, içine almıyor beni. Tüm uzuvlarımı kapatıyorum. Akşam oluyor, sabah oluyor, gece oluyor. Ben kayboluyorum. Bilmediğim bir düşünce labirentinde çıkışı arıyorum…
&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bu sitede yayınlanan her yazı şahsıma aittir. Şahsım : Ezgi Aktaş&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ezgiakts.blogspot.com/feeds/3556239348201455498/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/8635609810175480977/3556239348201455498' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/3556239348201455498'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/3556239348201455498'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ezgiakts.blogspot.com/2013/10/aidiyet.html' title='AİDİYET'/><author><name>Turuncu Bir Dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03415273019206378103</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgMGt_-DamEooQOcYM2asCqgtM839RGWcnnJRmUIucb6wLTZpLaG3szAEFOlq8cncjlyjw_oveSQnfDY1rfoRdmYMgjMljuyfclhUJcW0E7vH53wYjvEmi4D9ibKMYo9g/s220/Yeni+Resim.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8635609810175480977.post-250307362229364344</id><published>2013-10-16T23:26:00.000+03:00</published><updated>2013-10-16T23:26:04.731+03:00</updated><title type='text'>SEVDADANDIR</title><content type='html'>Bir acı ki sorma gitsin. İnsan unutmayı nasıl başarır? Unutulmuş bir acı var mıdır? 

Alışırsın acına. Senin bir parçan olur artık. Acımama halini unutur için. Acıya muktedir bir hayattır bundan sonra yaşayacağın. Ne unutursun artık yaşananları, ne gücün vardır acına acı katmaya. Bir sevda türküsü dolanır diline acıyla karışık. Derdini anlatmanın yollarını ararsın. Konuşursun, yazarsın, içersin, ağlarsın. Geçmez…  Hiçbir su söndürmez içindeki yangını. İçin talandır, kendini yeniden çiçek bahçesine çevirecek gücün yoktur, bütün kelebeklerin ölmüştür…  Midendeki heyecan krampları yerini acıya bırakmıştır. Bir telefon sesi artık her anını acıtır senin. O’ndan gelmeyen bütün telefonlar canını yakar. Bir şans ve bir şans daha ve belki binlerce şans vermişsindir içinde kendine. Ama kederi baştan bellidir sevdanın. Görmüşsündür, en başında aslında acıyacaksındır. Lakin sevdin ya bir kere değişir sanarsın kederin. Sanki yer yarılacaktır birazdan, razısındır beraber girmek varsa yerin dibine. Ölürsün her saniye, defalarca çıkar canın bedeninden. Nefesin yoktur artık. 

O’nun günahlarını özlersin. Bin cehennem yanmışsındır O’nunla.  Bilirsin yanmanın ne demek olduğunu O yanındayken bile.  Daha iyi oldulara, hayırlısı buymuşlara sinir olursun içten içe. Daha iyisini istemiyorsundur ki.  O’dur istediğin acısıyla. Bundandır katlanışın, bundandır kabullenişin, bundandır bütün razı oluşların. O gittiğinde ki hali sen ezbere biliyorsundur, çıkmaz aklından. Renk yok, ses yok, ışık yok, karanlığı çok.  Yokluktasındır.  O’nun varlığı ile pek çoklarına göre griye boyanmış dünyan şimdilerde karanlıktır.  Ve sen razısındır turuncunu grilere feda etmeye. Kabulündür. Kendini inkardasındır. O’nun uğruna. O’ndan fazla ne varsa hamuruna katılmış parçalayıp dağıtmak istersin.  Sevmesin kimse seni istersin, sevmeye bu kadar açken, O’ndan başka senin uğruna çarpan bütün kalpleri hadsiz ilan edersin. Bütün sesler kesilse sana doğru gelen, sussa dünya O bir yerlerde kim bilir ne anlatıyorken sesi gelse istersin. Yankılar beyninde sana oyunlar oynar, sen bütün oyunların perde arkasında sahneyi çoktan O’na bırakmış bulursun kendini. Bir dolu hayranlıkla izlersin O’nu.  Bir bahanesi olsun istersin hayatın, bir bahanesi bir tesadüfü olsun da karşılaşalım. 

Ve bir gün kıyamet duası ederken bulursun kendini, mahşer günü bir kere daha O’nu görmek umuduyla…
&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bu sitede yayınlanan her yazı şahsıma aittir. Şahsım : Ezgi Aktaş&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ezgiakts.blogspot.com/feeds/250307362229364344/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/8635609810175480977/250307362229364344' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/250307362229364344'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/250307362229364344'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ezgiakts.blogspot.com/2013/10/sevdadandir.html' title='SEVDADANDIR'/><author><name>Turuncu Bir Dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03415273019206378103</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgMGt_-DamEooQOcYM2asCqgtM839RGWcnnJRmUIucb6wLTZpLaG3szAEFOlq8cncjlyjw_oveSQnfDY1rfoRdmYMgjMljuyfclhUJcW0E7vH53wYjvEmi4D9ibKMYo9g/s220/Yeni+Resim.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8635609810175480977.post-6075859981928850987</id><published>2013-10-16T23:25:00.001+03:00</published><updated>2013-10-16T23:25:17.457+03:00</updated><title type='text'>KİBİR</title><content type='html'>Bütün mesele kabullenmekti. Gördüğünden anladığından başka bir şey olmadığını kabullenmek. En zoru buydu. Kendin için istiyordun daha fazlası olmalıydı. İstese yaparların bu yüzdendi. Değiştirmek zordu oysa unutmuş muydun? Değişmek mi? Değişmek büyük bir kibir problemiydi. Her zaman en iyiyi en doğruyu bildiğini sanan biri, bunca yıl böyle yaşayıp, biri olmuş biri, değişimin kibriyle baş edebilir mi? 

Hep daha fazlasını isterken en azıyla mutlu olmak büyük bir çelişkiydi. Yapabileceklerinin farkında olmak ve bunun verdiği güvenle ertelemek gibi bir problemi vardı.  Çoğu kez. Ertelemek ne büyük kibirdi.  Yarından emin olmak ve bunca hayatın ortasında hiçbir yere ve hiç kimseye ait olamamak. Hayat zor değildi elbet, ama hafife alacak kadarda zengin değildi… Tek istediği heybesine doldurduklarıyla başladığı bu kitabı bir an önce bitirebilmekti. Yazmaya başladı birden. Hiç durmadan, çıldırmışçasına yazıyordu. Kimsenin O’na ulaşmasına, O’nu bulmasına izin vermeyecekti, kararlıydı bu kez netti. Net olmak hayatta en fazla zorlandığı kavramdı. Çelişkilerle dolu bir ruh hali vardı. Tıpkı göz rengi gibi. Gözleri ela olana hiç dengesizliğinden ötürü kızılır mı? Çelişik bakıyordu hayata, biraz gülse elasının balı çıkıyordu ortaya, hüzün koyultuyordu rengini, ağlamaya görsün yeşilin bin bir tonu… Fark eden olmuş muydu bugüne dek? Çelişikti bu yüzden, hep psişikti. Çok severken nefret etmesi aniden ve nefret ederken uğrunda ölmeye yeltenmesi hep bu yüzdendi. İçinde hiç büyümeyen bir kız çocuğu ve çoktan büyümüş ununu eleyip eleğini asmış iki dişi yaratık büyütüyordu. Bu içindekilerden yalnızca ikisiydi.  İkisi de O’ydu ve ikisine de yabancıydı bir yerlerinde. Ruhu ikisini de sevip ikisinden de aynı ölçüde nefret ediyordu. Hayatı kırılmışlıklarla doluydu bu yüzden. Kendine kurduğu bütün hayatlar kırılıyordu. Kırıldığı yerleri de bırakmayıp ardında, katarak heybesine yeni kırgınlıklara doğru bir dolu yükle heybesinde ilerliyordu. Kırılan yerleri daha bir tamir edilemez oluyordu bu yolculuklarda. Ve kırıldıkça ufalanacağı yerde kırıldıkça çoğalıyordu heybesinde. Kırılmışlıkları yeni kadınlar doğuruyordu içinde. Acı içinde hiç O’nu yalnız bırakmıyordu bu yüzden. Oysa tek derdi an’da olabilmekti. An kadar gerçek olabilmek. O anki yaşında, o anki duygusunda, o anki bedeninde. Oysa O ya çok geçmişteydi ya asla gelmeyecek gelecekte. Ya çok dipteydi kimsenin inip de O’nu çıkaramayacağı kadar, ya çok yukarıda kimsenin erişemeyeceği kadar. Arada kalmayı, anda olmayı bir türlü beceremiyordu.  

Yazmak O’nu çoğunlukla sakinleştirirdi. Yazmak çoğunlukla O’nu anda kılardı. Çok az yazabiliyordu son zamanlarda.  Çok az dökülüyordu yazmak kelimelerinden. Ne zaman yazsa ya dünü ya da yarını yazabiliyordu. Yazıya bile kaçamıyordu artık. Başı dönüyor, elleri titriyordu, bir bayılsa rahatlayacaktı. Bir bayılsa bir daha ayılmayacaktı, bir bayılsa an’a kavuşacaktı. 
Ama direniyordu işte içindeki kadınlar, alıştıkları düzenden kopmak korkutuyordu.

Biri beddua ediyordu bir yerlerde, DUYUYOR. 

Biri gözünün içine baka baka yalancı, GÖRÜYOR.

Biri sevdiğini kokluyor, HİSSEDİYOR.

En sevdiği en uzağına düşüyor. Binlerce dua binlerce bedduaya dönüşüyor, kendine dönsün diye sırf. Bir tekerlek sesi umut oluyor,  aynı anda elveda hatırlatıyor aynı teker sesi. Bir teker sesi, işte diyor işte,  içini titretiyor, geçip gidiyor. Bir teker sesi içindeki bütün sesleri bastırıyor.  .  .
&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bu sitede yayınlanan her yazı şahsıma aittir. Şahsım : Ezgi Aktaş&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ezgiakts.blogspot.com/feeds/6075859981928850987/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/8635609810175480977/6075859981928850987' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/6075859981928850987'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/6075859981928850987'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ezgiakts.blogspot.com/2013/10/kibir.html' title='KİBİR'/><author><name>Turuncu Bir Dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03415273019206378103</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgMGt_-DamEooQOcYM2asCqgtM839RGWcnnJRmUIucb6wLTZpLaG3szAEFOlq8cncjlyjw_oveSQnfDY1rfoRdmYMgjMljuyfclhUJcW0E7vH53wYjvEmi4D9ibKMYo9g/s220/Yeni+Resim.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8635609810175480977.post-4594050759764484297</id><published>2013-10-16T23:24:00.000+03:00</published><updated>2013-10-16T23:24:03.548+03:00</updated><title type='text'>GEŞMİŞİNE- GELMİŞİNE – GELMEYİŞİNE-GEÇMEYİŞİNE</title><content type='html'>Birinin geçmişini affetmek mümkün müdür? Geçmişine rağmen sevilebilir mi biri? Yoksa gelmişini sırf bu yüzden geçmişini affedemediğimiz birini çok mu sevmişizdir? İkiyüzlülük müdür ki bu? Hangisi dürüstçe? Birinin hayatında varken,  O’na hatalar yapıyorken, O’nu kırıp üzüyorken, O’nu hırpalıyorken, geçmişini nasıl yargılayabilirsin ki? 

Beklemek en büyük kumardır oysa…. Gelip gelmeyeceğinden bir haber beklersin. Gelince ne olacağından bir haber beklersin.  Hangisinin acısı daha katlanılır öğrenmek için beklersin. Gelip gidince yine beklersin. O gider sen beklersin. O gelir sen beklersin, ne zaman gidecek diye beklersin, ne zaman gelecek diye beklersin. Senin payına hep bekleme hali düşer, sarı ışıktasındır… sen hiçbir vakit istediğin anlarda olamamışsındır bu yüzden. Pişman olursun, pişman edersin vakitsizliğini… Payına düşene katlanma durumu vurur seni. Kulaklarından gözlerine ateşler düşer. İçin yanar defalarca, farklı biçimlerde aynı acıyla. Bu yangın seni yok edecektir bir biçiminde. Öyle çok yanarsın, bilirsin bu kez doğamayacaksındır küllerinden. Yandıkça acın artar, yandıkça yanarsın…  Acı daha da harlar ateşini, yandıkça yanar, yandıkça acırsın, bir kısır döngü… Gözlerin yanmaya başlar sonra, sözlerin yanar. O’na ait ne varsa içinde yanar. O hiç yoktur aslında, sen sadece yanarsın. Yanmayı seçmişsindir bir kere ahir zaman içinde. Aklın başına gelsin diyedir bütün yaşadıkların, aklını yitirirsin, aklın yanar...
&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bu sitede yayınlanan her yazı şahsıma aittir. Şahsım : Ezgi Aktaş&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ezgiakts.blogspot.com/feeds/4594050759764484297/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/8635609810175480977/4594050759764484297' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/4594050759764484297'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/4594050759764484297'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ezgiakts.blogspot.com/2013/10/gesmisine-gelmisine-gelmeyisine.html' title='GEŞMİŞİNE- GELMİŞİNE – GELMEYİŞİNE-GEÇMEYİŞİNE'/><author><name>Turuncu Bir Dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03415273019206378103</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgMGt_-DamEooQOcYM2asCqgtM839RGWcnnJRmUIucb6wLTZpLaG3szAEFOlq8cncjlyjw_oveSQnfDY1rfoRdmYMgjMljuyfclhUJcW0E7vH53wYjvEmi4D9ibKMYo9g/s220/Yeni+Resim.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8635609810175480977.post-4317728586434827524</id><published>2013-09-26T18:01:00.002+03:00</published><updated>2013-09-26T18:01:35.564+03:00</updated><title type='text'>palyaçoooo</title><content type='html'>bir perdenin ardındayım şimdilerde... herkesin gülümseyerek baktığı kişiyim ben.. bütün insanlar gibi boyalı yüzüm, birazım kara birazım ak içim gibi aynı...çok canım yandığından çok can yaktım ben de... bunların hepsi insana özgü davranışlar ya bir turuncudur tutturmuşum bir tek o benzemiyor insana onun harici hep yalan hep dolan....bir kız kulesi resmi var elimde içine turuncu saklanmış... bulabildim mi, hayır karası çok kara vahşeti ağır, cildi bozuk, üstü örtülü... hırsı çok egosu çok derdi çok kendi yok... bir varmış bir yokmuş... gökten üç elma düşmüş hepsini ademoğlu yemiş palyaçoya kalmamış....&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bu sitede yayınlanan her yazı şahsıma aittir. Şahsım : Ezgi Aktaş&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ezgiakts.blogspot.com/feeds/4317728586434827524/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/8635609810175480977/4317728586434827524' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/4317728586434827524'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/4317728586434827524'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ezgiakts.blogspot.com/2013/09/palyacoooo.html' title='palyaçoooo'/><author><name>Turuncu Bir Dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03415273019206378103</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgMGt_-DamEooQOcYM2asCqgtM839RGWcnnJRmUIucb6wLTZpLaG3szAEFOlq8cncjlyjw_oveSQnfDY1rfoRdmYMgjMljuyfclhUJcW0E7vH53wYjvEmi4D9ibKMYo9g/s220/Yeni+Resim.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8635609810175480977.post-2273851704175282017</id><published>2013-07-15T19:55:00.000+03:00</published><updated>2013-07-15T19:55:00.007+03:00</updated><title type='text'>O Gitti...</title><content type='html'>En son ona dair yazmışım yine ve yine o gitti, binbir yeminle gitti bu kez, bütün umutları hayalleri de alıp gitti, beni de bensiz bırakıp gitti, nasıl aynı olur şimdi insan öyle delip gitti, deşip geçti gitti, o gitti yine, kanatarak acıtarak ağlatarak gitti, b,nbr yeminle gitti, dönüşü olmasın diye öyle bıkıp gitti, öyle acıtıp gitti, o gitti yine duramadı yanımda tutamadı elimi sevemedi beni, o gitti yine bir kez daha terk etti... ama olsun bu sondu.. çünkü ben de başka ben kalmadı...&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bu sitede yayınlanan her yazı şahsıma aittir. Şahsım : Ezgi Aktaş&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ezgiakts.blogspot.com/feeds/2273851704175282017/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/8635609810175480977/2273851704175282017' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/2273851704175282017'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/2273851704175282017'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ezgiakts.blogspot.com/2013/07/o-gitti.html' title='O Gitti...'/><author><name>Turuncu Bir Dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03415273019206378103</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgMGt_-DamEooQOcYM2asCqgtM839RGWcnnJRmUIucb6wLTZpLaG3szAEFOlq8cncjlyjw_oveSQnfDY1rfoRdmYMgjMljuyfclhUJcW0E7vH53wYjvEmi4D9ibKMYo9g/s220/Yeni+Resim.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8635609810175480977.post-6032864004370853863</id><published>2013-04-06T00:34:00.000+03:00</published><updated>2013-04-06T00:34:35.307+03:00</updated><title type='text'>ARAf</title><content type='html'>araftayım yine...

can yangını ve huzur arası bir yerdeyim. içimde ne çok kelimem var biriken, ne çok doğmayı bekleyen hece sancısı çekmekteyim bugünlerde...

aslında anlatmaya değer mi bulmuyorum bilmiyorum henüz. sadece elim ne zaman bloguma uzansa bir tuş sesi ardından bir nokta.

çokça zamandır sözlerime hedef oluşturmamıştım.

şimdi önüme çıkana hokkalı küfürler yağdırıp, bu sikindirik dünyanızı başınıza çalın demek var ya, sırf hanımlığımdan susuyorum :)

sevgili ve pek saygılı dünya, sana katlanmamı sağlayan tek şey ölümün gerçekliği. nasıl olsa bigün bitivereceksin, nasıl olsa sen ne verirsen ver bana hep birilerine eksik vereceksin, ve ben ancak o birilerinin de tamamlanması ile tam olacağımdan sen bana hep eksik vereceksin

vurdumduymaz ve umursamaz iştahı kabarık dünya, sen ne zalimlere neler neler verdin de ne zavallılardan neler neler aldın, şimdi seni ciddiye almamakla cezalandırmak vaktidir zaman.

ve an,,, o an,,, bazı an,,, onu an,,, sadece an...

kelimelerimin küfür denizinde boğulduğunu hissediyorum bazen, susamadığımda anlıyorum ki ben çoktan susmuşum... bir de umut denilen bir şey cebelleş ettin ya başımıza, vay başımıza....

an zaman,,,,

oysa tek derdimiz kırılmamaktı, paramparça olmuşluğumuza binbir marsiye bu gece.... &lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bu sitede yayınlanan her yazı şahsıma aittir. Şahsım : Ezgi Aktaş&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ezgiakts.blogspot.com/feeds/6032864004370853863/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/8635609810175480977/6032864004370853863' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/6032864004370853863'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/6032864004370853863'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ezgiakts.blogspot.com/2013/04/araf.html' title='ARAf'/><author><name>Turuncu Bir Dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03415273019206378103</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgMGt_-DamEooQOcYM2asCqgtM839RGWcnnJRmUIucb6wLTZpLaG3szAEFOlq8cncjlyjw_oveSQnfDY1rfoRdmYMgjMljuyfclhUJcW0E7vH53wYjvEmi4D9ibKMYo9g/s220/Yeni+Resim.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8635609810175480977.post-757960584909019892</id><published>2013-02-10T20:18:00.000+02:00</published><updated>2013-02-10T20:18:41.334+02:00</updated><title type='text'>AŞK</title><content type='html'>AŞK ne tehlikeli ne samimi ne güzel ne özel bir kelime. Ama aşk bir kelime olamayacak kadra yaşanmalı insanın içinde. kelimeler dökülememli anlatılamamalı. o yüzden üzülme bence aşka daha vakit var. sana gelen ve senden giden sende kaybolan sadece bir esintiydi aşktan gelen. üzülme aşk bir gün gelir ve hiç gitmez...sen kalbini rahat bırak sadece koşullara ve şartlara bağlı olmasın kalbini özgür bırak aşk kapılarını tırmalasın..&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bu sitede yayınlanan her yazı şahsıma aittir. Şahsım : Ezgi Aktaş&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ezgiakts.blogspot.com/feeds/757960584909019892/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/8635609810175480977/757960584909019892' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/757960584909019892'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/757960584909019892'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ezgiakts.blogspot.com/2013/02/ask.html' title='AŞK'/><author><name>Turuncu Bir Dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03415273019206378103</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgMGt_-DamEooQOcYM2asCqgtM839RGWcnnJRmUIucb6wLTZpLaG3szAEFOlq8cncjlyjw_oveSQnfDY1rfoRdmYMgjMljuyfclhUJcW0E7vH53wYjvEmi4D9ibKMYo9g/s220/Yeni+Resim.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8635609810175480977.post-4532529637244473748</id><published>2013-01-28T21:43:00.001+02:00</published><updated>2013-01-28T21:43:44.736+02:00</updated><title type='text'>Ölüme Gülümsemek</title><content type='html'>Bir gece acısı sardı içimi
İçine yakın bir yerden bir soluk çektim kendime
Derken bir baykuşun gözleri deldi geceyi
Pusuya yatmış zaman bana yasaklar yazdırıyor
Özlemek adını harfsiz bırakmak gibi bir şey
Oysa ben başucundan parmak ucuna sevmiştim seni
Bir de en çok sözlerim özler sözlerini
Sen hiç ayyuka başkaldıran bir isyankar gördün mü?
Olur her şey ayyuka çıkar da birgün
Sen haksız çıkarsın diye kendine sırf
Ben ayyuka başkaldırdım
Senin yokluğunu bile savunuyorum
Yüreğim ismini kekeliyor yine


Acı içeride çokça fazlayken
Acın acıma karışıyor
Dert değil gidişin oysa
Gözlerimin gözlerine ihtiyacı var 
Hepsi bu...

Kabullenip gitmedim diye
Kabullenme gitme...

Bütün küfürleri boğaza doldurdum bu gece
Rıhtımından geçenlere hokkalı tüküreceğim
Senin kıyıların bana ait kalmalı
Gelip geçenleri kovalayacağım

Ya da masallara inanmayalım dersen artık
Elmalar düşecek gökyüzünden
Sen Adem olacaksın ben Havva
Kandırmayacağım seni bu kez
Cennette olur birgün bir evimiz
Belki 3 belki 5 çocuklu
Turuncu laleli bir bahçemiz
Ben inandım ya bir kez kavuşacağız diye
Şimdi zamandır bizim güzel merhemimiz

Oysa şimdi çıksan gelsen
Uzatsan ellerini ellerime
Ruhun ruhuma değse erise bedenim
Oysa şimdi çıksan gelsen
Geçmişe geleceğe binbir marziye dizsen
Karışsa hayallerin hayallerime


Hayat çok kısa sevgilim
Bak ben bugün ölüme gülümsedim...


&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bu sitede yayınlanan her yazı şahsıma aittir. Şahsım : Ezgi Aktaş&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ezgiakts.blogspot.com/feeds/4532529637244473748/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/8635609810175480977/4532529637244473748' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/4532529637244473748'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/4532529637244473748'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ezgiakts.blogspot.com/2013/01/olume-gulumsemek.html' title='Ölüme Gülümsemek'/><author><name>Turuncu Bir Dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03415273019206378103</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgMGt_-DamEooQOcYM2asCqgtM839RGWcnnJRmUIucb6wLTZpLaG3szAEFOlq8cncjlyjw_oveSQnfDY1rfoRdmYMgjMljuyfclhUJcW0E7vH53wYjvEmi4D9ibKMYo9g/s220/Yeni+Resim.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8635609810175480977.post-1427716780950559208</id><published>2013-01-14T17:58:00.000+02:00</published><updated>2013-01-14T17:58:59.501+02:00</updated><title type='text'>kendi cenaze törenimi izliyorum günlerdir...</title><content type='html'>İçim isyana bulaştı yine, anarşist bir türküdür tutturduğum, kim geçse elime bin parçaya bölmek ister canım, canım yandığından değildir can yakma muradım, hammurabi kanunları var bir de arka sokaklarında ruhumun, isyankar, asi, kendini bilmez bir tavır, suskunluk, çığlık, yoğunluk, yorgunluk de adına ne fark eder, elmaya elma diyen kim, karmaşık ve çoktan kaotik benim sınırlarım, sırların ardında sığınılmaz yanlarım, oysa bir ateş böceği masalı bilirim ben, bir de masallara inanmayı çoktan unuttun, hem hepsi bir araya gelse anlam katar mı kelimelerime, baktım kelime haznem çok, acım çok, açım çok, acıtmışlığım hiç yok, nedenlerime çokça soru buldum, ceplerimde öfke nöbetlerim, hadi kuşanın beni dövmeye hazır eleştirilerinizi, sen şöylesinlerle başlayan bir dizi bunalım, hepsinin adı mutsuzluk, sahi mutsuzluktan umut çıkar mı, hangi harfleri kaldırmışlar benim dünya literatürümden, oysa ben geceleri de severim pek çok, bir de sığınmak diye duygu varmış, ihtiyacı muhaşeret benimkisi, kime gitmeli, canımı yakar mı bütün adamlar, sahi nerede bütün adamlar, adam olmak zor zanaatmış bu devirde, öyle dedi eskiden adamlar, eskiye dönük ne çok şey dedi adamlar, sonra konuşmak kadına yakıştı birden hepsi sustular, kadınlar anlattı, çocuk kadınlar, anne kadınlar, kardeş kadınlar, katil kadınlar, bencil kadınlar, hepsi anlattı, akıttı ruhuma doğru nefrete benzer bir kan, oysa beni kan tutar, bir de kanın tadı çok güzel, hiç ziyan etmeden emmek lazım, vampirin ardında kalan dişlerinden başka ne kalır ardımda, birde suskunluğum var benim, sağır edici, ben sağır oldum....&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bu sitede yayınlanan her yazı şahsıma aittir. Şahsım : Ezgi Aktaş&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ezgiakts.blogspot.com/feeds/1427716780950559208/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/8635609810175480977/1427716780950559208' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/1427716780950559208'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/1427716780950559208'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ezgiakts.blogspot.com/2013/01/icim-isyana-bulast-yine-anarsist-bir.html' title='kendi cenaze törenimi izliyorum günlerdir...'/><author><name>Turuncu Bir Dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03415273019206378103</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgMGt_-DamEooQOcYM2asCqgtM839RGWcnnJRmUIucb6wLTZpLaG3szAEFOlq8cncjlyjw_oveSQnfDY1rfoRdmYMgjMljuyfclhUJcW0E7vH53wYjvEmi4D9ibKMYo9g/s220/Yeni+Resim.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8635609810175480977.post-3931634073532469720</id><published>2012-12-13T23:06:00.000+02:00</published><updated>2012-12-13T23:06:50.749+02:00</updated><title type='text'>KAHRAMAN</title><content type='html'>Ne zaman canım yansa yazıya kaçarım. Sanki yazınca dağılır acı, sanki yazınca bitmeye başlar... Oysa bu da sanrılarımdan biri sadece, sanki sanmak üzere gelmişim dünyaya...
Her gördüğüme inanmak, herkesi içime almak gibi bir problemim var benim esasen. Nedenini henüz çözemediğim ama dostu düşmanı ayırt edemez bir halim var. 

Ne zaman canım yansa aslında yola çıkmak isterim, ardıma bile bakmadan. Ama cesaret edemem çoğunda, çok gitmişliğim de vardır oysa. Beni neyin tuttuğunu düşünürken prangalarım kendimi olduğum yere...

Peki ya aidiyet...

Aradığım, anlamadığım, yalvardığım bir kelime bu....

Bu zamanlar bitmeye başladığın da ise, her seferinde içimdeki bir kadını alır gider acı. Diyetidir bu acımın, içimdeki kadınları götürür beraberinde. şimdiden alıştırıyor beni, masumiyetini götüreceğim bu kez diye. Ben direniyorum. Çünkü en sevdiğim kadınlardandır masumiyet. onunla yaptığımız sohbetin tadına doyum olmaz, yaşanır kılan o dur bu hayatı içimde. Masumiyet en sevgili kadınımdır, en lezbiyen yanımdır. 

o da giderse içimden, ki hazırlanmış belli istemese de gidecek acıyla beraber, bu ortam bu dünya bu benlik değişmek zorunda kalacak yine. Ama hep böyle olmamış mıydı zaten, en son 3 yıl önce acı geldiğinde giderken özgüven kadınımı götürmemiş miydi?

Acı canavarı içimde ne vakit uyansa kadınlarım saklanacak yer ararlar kendilerine, masumiyet neden bulamadı ki kendine yer bu kez? özgüven kadınım gittiğinden beri pek bir kimsesiz zaten, pek bir yalnız...

oysa acı gelmeden önce kahramanım gelmişti, acıdan beni korur, daha fazla kadınımı almasına izin vermez sanmıştım. ama insanın kahramanın olmasının da bir bedeli varmış, kahramanım gelince çok fazla açmışım ben içimin kapılarını, acı bunu fırsat bilmiş...

belki de kahraman kılığında geldi acı bu kez, öyle mi kandırdı beni?&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiLaJgBIzZHfWbl-dQL1odXrvKrb69lrDZOZor1yTYcsZldugY_kMfyGltbnavvzV-VTw7WBRahA1utjw8d7_Ry9tCUd4W74oHImsjGZV96hXSyQdte7014UHMOTugDcCgFePA8-Gpf3AM7/s1600/Superheroes.png&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear:left; float:left;margin-right:1em; margin-bottom:1em&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;260&quot; width=&quot;400&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiLaJgBIzZHfWbl-dQL1odXrvKrb69lrDZOZor1yTYcsZldugY_kMfyGltbnavvzV-VTw7WBRahA1utjw8d7_Ry9tCUd4W74oHImsjGZV96hXSyQdte7014UHMOTugDcCgFePA8-Gpf3AM7/s400/Superheroes.png&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;

&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bu sitede yayınlanan her yazı şahsıma aittir. Şahsım : Ezgi Aktaş&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ezgiakts.blogspot.com/feeds/3931634073532469720/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/8635609810175480977/3931634073532469720' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/3931634073532469720'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/3931634073532469720'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ezgiakts.blogspot.com/2012/12/ne-zaman-canm-yansa-yazya-kacarm.html' title='KAHRAMAN'/><author><name>Turuncu Bir Dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03415273019206378103</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgMGt_-DamEooQOcYM2asCqgtM839RGWcnnJRmUIucb6wLTZpLaG3szAEFOlq8cncjlyjw_oveSQnfDY1rfoRdmYMgjMljuyfclhUJcW0E7vH53wYjvEmi4D9ibKMYo9g/s220/Yeni+Resim.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiLaJgBIzZHfWbl-dQL1odXrvKrb69lrDZOZor1yTYcsZldugY_kMfyGltbnavvzV-VTw7WBRahA1utjw8d7_Ry9tCUd4W74oHImsjGZV96hXSyQdte7014UHMOTugDcCgFePA8-Gpf3AM7/s72-c/Superheroes.png" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8635609810175480977.post-2946731797118851370</id><published>2012-09-17T10:18:00.000+03:00</published><updated>2012-09-17T10:18:39.411+03:00</updated><title type='text'>RÜYA</title><content type='html'>öyle insanlık halleri vardır, insanı insan olduğundan şüphe ettiren. 
öyle yalnızlık halleri vardır ki insanı insan olduğuna inandıran..
insanın halleri vardır oysa... ev hali, aşk hali, hüzün hali, ayrılık hali, arkadaş hali, sevgili hali,iş hali, eş hali, anne hali, evlat hali...
bir de bütün halleri bir bünyede taşıyan insanlar vardır. bir yüreğin içinde pek çok yürek taşıyanlar, bir bünyede birden çok kişilik taşıyanlar. mecburen taşıyanlar...

&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bu sitede yayınlanan her yazı şahsıma aittir. Şahsım : Ezgi Aktaş&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ezgiakts.blogspot.com/feeds/2946731797118851370/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/8635609810175480977/2946731797118851370' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/2946731797118851370'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/2946731797118851370'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ezgiakts.blogspot.com/2012/09/ruya.html' title='RÜYA'/><author><name>Turuncu Bir Dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03415273019206378103</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgMGt_-DamEooQOcYM2asCqgtM839RGWcnnJRmUIucb6wLTZpLaG3szAEFOlq8cncjlyjw_oveSQnfDY1rfoRdmYMgjMljuyfclhUJcW0E7vH53wYjvEmi4D9ibKMYo9g/s220/Yeni+Resim.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8635609810175480977.post-1715376650876053422</id><published>2012-06-26T10:03:00.001+03:00</published><updated>2012-06-26T10:03:29.965+03:00</updated><title type='text'>BABASIZ KIZLAR BALOSU</title><content type='html'>O gece buluştuğumuz gece işte, çok uzun zaman sonra buluştuğumuz o gece hayatlarımız çoktan başka yerlere başka hayallere akarken ki geceyi diyorum...

ne çabuk büyümüştük biz. ünzilenin hikayesinden değil bizimkisi, varmadan 8&#39;imize ergin olduğumuz hem çocuk hem kadın olduğumuz dışında değil, yoksa töreye kurban edilmedik...edildik mi?

biz baba terörüne kurban edilmiştik sahi ya. hayallerimiz, umutlarımız satılmıştı, bir genç kızın hayalleri veya bir çocuğun uçurtma mutluluğu kaç para eder sahi? kaç kadınla yaşanacak kaç orgazm değer bu hayalleri yıkmaya?

biz çok güçlü kadınlarız, babalarımızdan daha güçlü, babalarımızdan daha zayıf çocuklarız...

o gün sustuğumuz, daldığımız o Salkım Meyhanede ne çok acı birikmişti içimizde konuşmadığımız.

acıdaşlar birbirini bulurlarmış, onların arkadaş olmaya ihtiyaçları olmaz çoğu zaman. aradan geçen yıllar, yaşanmışlıklar yıllar sonra karşılaşan acıdaşların arasından zaman mevhumunu kaldırır. o yüzden dost olmaktan da arkadaş olmaktan da bir emilliyi paylaşmaktanda ötedir acıdaş olmak. yıllar sonra aylar sonra belki yaşansa asırlar sonra birbirinin yüzüne bakıp birbirini tanıyabilecek insanlardan bahsediyorum, acıdaşlardan. 

Aynı umut vardır gözlerinde hepsinin, belki ye dair bir umut. ve aynı öfke vardır keşkeye dair. bir terkedilmiş bir sevilmemişlik bir hiçlik vardır yüzlerinde. gözleri umutla parlarken arka tarafta kalan gözyaşlarıyla anlaşırlar çoğu kez. hepsi başarılıdır acılarına inat, doğuştan bir zekaya sahiptirler ya bazen en çok bundan kurtulmak isterler. sonra taşı sıksalar suyunu çıkarırlar bu hayatın içinde. ama bir pamuk şeker bitiriverir o güçlü yenilmez çocuk-kadınları...

hep kendinden çok başlarını düşünmeyi öğrenirsin, tercih edersin belki de. ama sen senin için çok geride kalırsın çoğu zaman. çünkü sen zaten başta baban için geride kalmışsındır. hayat kaynağını annen yaparsın veya varsa kardeşlerin, onlar için döndürmeye başlarsın dünyayı. önüne çıkabilecek her şeye meydan okursun, kimse ama kimse zarar veremez ki artık kadın - çocuklara...

kadın- çocuklarda, şefkat vardır, masumiyet, hiç pes etmezler, vicdanları vardır, darmadağanık düşlerini bu hayata süpürge etmişlerdir. kadın - çocuklar, babalarını ne zaman görseler çocuk, babalarından ne zaman bahsetseler kadındırlar.

babalarımıza benzeyen bütün erkeklere küfür ede ede içmiştik o gece. bizi sarhoş eden rakı değil acıydı. aynı yerden acıyordu canımız, birbirimizi anladığımız o yerden. biz çok güçlü kadınlarız dediğimi hatırlıyorum veya acıdaşlarımdan birinin dediğini veya hepimizin susupta bunu söylemek istediğini bilmiyorum. biz susmuştuk bir vakit, gözyaşlarımız gücümüzün ne kadar çok olduğunu anlatırcasına aktı...gücümüzün ne kadar olduğunu biz de bilmiyorduk..


Şimdi bu güzellerden biri evleniyor. biz o çok mutlu olsun diye dua ediyoruz. çünkü o mutlu olursa eğer biz tekrar inanıcaz yaşamaya, çünkü sanki o başarırsa biz de başarmayı istermişiz gibi... sanki onun kocası iyi bi baba olursa bu lanet kırılırmış bitermiş gibi, sanki o zaman bütün erkekler babalarımıza benzemezmiş gibi...

ellerimde acıdaşımın kınası... 

hiç sevmem kına kokusunu ama bu kez farklı kokuyo sanki bu kez umut kokuyo sanki...&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjHp2Xp7IwWNna3TBF3fFvIpTP_w70whWFAimq37kAwu-7VjB0HSngBhWqbLiS80t97A6m07RrRoFeP7j0SCLA1wrlYbgvs2DipyYOlS-NCVcWv92-hP4yOjC4ECsJ-lxLcKH5Vp1S_5Ybz/s1600/BA.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear:left; float:left;margin-right:1em; margin-bottom:1em&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;268&quot; width=&quot;400&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjHp2Xp7IwWNna3TBF3fFvIpTP_w70whWFAimq37kAwu-7VjB0HSngBhWqbLiS80t97A6m07RrRoFeP7j0SCLA1wrlYbgvs2DipyYOlS-NCVcWv92-hP4yOjC4ECsJ-lxLcKH5Vp1S_5Ybz/s400/BA.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bu sitede yayınlanan her yazı şahsıma aittir. Şahsım : Ezgi Aktaş&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ezgiakts.blogspot.com/feeds/1715376650876053422/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/8635609810175480977/1715376650876053422' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/1715376650876053422'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/1715376650876053422'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ezgiakts.blogspot.com/2012/06/babasiz-kizlar-balosu.html' title='BABASIZ KIZLAR BALOSU'/><author><name>Turuncu Bir Dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03415273019206378103</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgMGt_-DamEooQOcYM2asCqgtM839RGWcnnJRmUIucb6wLTZpLaG3szAEFOlq8cncjlyjw_oveSQnfDY1rfoRdmYMgjMljuyfclhUJcW0E7vH53wYjvEmi4D9ibKMYo9g/s220/Yeni+Resim.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjHp2Xp7IwWNna3TBF3fFvIpTP_w70whWFAimq37kAwu-7VjB0HSngBhWqbLiS80t97A6m07RrRoFeP7j0SCLA1wrlYbgvs2DipyYOlS-NCVcWv92-hP4yOjC4ECsJ-lxLcKH5Vp1S_5Ybz/s72-c/BA.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8635609810175480977.post-6798617844793639744</id><published>2012-06-01T17:53:00.001+03:00</published><updated>2012-06-01T17:53:25.453+03:00</updated><title type='text'>B-A-B-A-B-A-A</title><content type='html'>Çocukluğumda aynanın karşısına geçer baba der dururdum. O zamanlarda arkadaşlarıma bunun bir tiyatrocunun diksiyonunu düzeltmede kullandığı bir stil olduğu yalanını uydurmuş ve onları inandırmıştım. Benimle birlikta aynanın karşısında saatlerce ba - ba derlerdi. Benim sesim hepsinden kısık hepsinden pusluydu. Hepinizden özür dilerim sizi kandırdığım için...

Birine içinden gele gele dolu dolu ba-ba demek, iki harfi yanyana sıralayıp anlamlı bir bütün oluşturmaya çabalamak çocukluğumun eğlencelerindendi ve enderin üzüntülerinden...

O gittiğinde benden bu iki harfi de çalıp gitmişti, bütün çaldıkları bir yana o iki harf büyüdüğümde bile hayatımdaki bütün cümleleri eksik ve acı dolu, buruk ve anlaşılmaz kılmaya yetiyor. ba-ba

Sonra dikkat ettim herkesin ba-ba deyişi bir farklı,herkes kendinden ve ba-ba ile olan ilişkisinden bir şey katarak söylüyor bu iki kelimeyi. ba-ba...

Evet aradan geçen onca yıl, onca olgunluk,, onca acı seni görüşümle beni tekrar 7 yaşıma döndürdü. Ben tekrar senin o terk edip gittiğin savunmasız kız çocuğu oluverdim. sanki saat 12&#39;yi vurdu büyümek bozuldu...

Eminim gözlerinin içine bakıp sana öfkemi kusmamı istiyorsun, eminim bu senin içini rahatlatacak, eminim en azından merhabayı senden esirgemeyeceğimi umuyordun bunların hepsine eminim.

Ama öyle olmadı bu kez, bıraktığın kız çocuğu saat 12&#39;yi vurmasına rağmen büyümek bozulmasına rağmen olgunlaştı. Yaş almadı belki ama yaşlandı. Gözleri yaşlandı, kalbi yaşlandı, paramparça ruhu yaşlandı... Ve bu yaşların ortasında sana merhaba diyecek taakati de kalmadı...

Sen içini rahatlat diye, sen ba-ba sın diye, artık yaşlandın bir ayağın çukurda diye seni affetmeyeceğim. Yanımda olmayışını değil, kendine kurduğun hayatını affetmiyorum. Bir köpeğe sahip çıkarken kızlarını ba-ba sız bırakmanı affetmiyorum. Bana sarılmayışını, özlemeyişini, kızmayışını, gülmeyişini, hatıralar oluşturmayışını affetmiyorum...

Her insanın zihninde ailesine ayrılmış bir hatıra albümü vardır. Kimimiz o albüme en renkli en sevgi dolu fotoğrafları koyarız, kimimiz bir parça hüzün. Benimse seninle ilgili oluşabilen tek bir anım yok o albümün içinde. 

Sadece kendi uydurduğum ba-ba-kız gezmelerimiz, elimden tutuşun, bana kızışın, benim için endişelenişin, ilk erkek arkadaşıma verdğin tepkin, üniversite diplomamla duyduğun gurur, iyi bir insan olmamla ilgili huzurun... vs. birer anı olmak için o kapıda bekliyorlar. Çoğu kez hayalini aynı biçimlerde kurduğum pek çok anıcık...

Şimdi sen yine geldin, şöyle bir uğrayıp kendi hayatının içinde rakını yudumlamak, sevdiğin kadınla sohbet etmek, aileni görmek, sygı duyulmak ve özlenilmenin tadını çıkartmak için geldin. Herkes sana ihtiyacın olan ilgiyi ve saygıyı gösterdi, sanki onca haksızlığı, kırgınlığı sen yapmamışsın gibi. 

Ama benden bu ikiyüzlülüğü bekleme...

Hayatımda tanıdığım en faşist adamsın sen. Ya da tanımadığım...

Ba - ba...&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bu sitede yayınlanan her yazı şahsıma aittir. Şahsım : Ezgi Aktaş&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ezgiakts.blogspot.com/feeds/6798617844793639744/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/8635609810175480977/6798617844793639744' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/6798617844793639744'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/6798617844793639744'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ezgiakts.blogspot.com/2012/06/b-b-b-a.html' title='B-A-B-A-B-A-A'/><author><name>Turuncu Bir Dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03415273019206378103</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgMGt_-DamEooQOcYM2asCqgtM839RGWcnnJRmUIucb6wLTZpLaG3szAEFOlq8cncjlyjw_oveSQnfDY1rfoRdmYMgjMljuyfclhUJcW0E7vH53wYjvEmi4D9ibKMYo9g/s220/Yeni+Resim.png'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8635609810175480977.post-7830298581765566697</id><published>2012-05-22T19:36:00.000+03:00</published><updated>2012-05-22T19:36:53.039+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>bak sana gökyüzünü vermeye geldim çocuk. ellerimde bilinmeyenin sırrı.. sana bu gece açacağım kapıları....&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bu sitede yayınlanan her yazı şahsıma aittir. Şahsım : Ezgi Aktaş&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ezgiakts.blogspot.com/feeds/7830298581765566697/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/8635609810175480977/7830298581765566697' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/7830298581765566697'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/7830298581765566697'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ezgiakts.blogspot.com/2012/05/bak-sana-gokyuzunu-vermeye-geldim-cocuk.html' title=''/><author><name>Turuncu Bir Dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03415273019206378103</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgMGt_-DamEooQOcYM2asCqgtM839RGWcnnJRmUIucb6wLTZpLaG3szAEFOlq8cncjlyjw_oveSQnfDY1rfoRdmYMgjMljuyfclhUJcW0E7vH53wYjvEmi4D9ibKMYo9g/s220/Yeni+Resim.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8635609810175480977.post-8365298531378987935</id><published>2012-04-26T11:26:00.001+03:00</published><updated>2012-04-26T11:26:35.905+03:00</updated><title type='text'>HEYBE&#39;ye Bir Son Daha</title><content type='html'>Uzun oldu kitabımı yazıp bitireli. Ama çok fazla sonu var nedense bitmiyor. Bir son daha yazdım, en sevdiklerimden. Paylaşmak istedim, son olur belki....

Korktum...

Korkum butun korkuları korkutacak kadar çoktu ıcımde...
Ben bu odada kuflenmıs parmaklarmla tukettıgım omrume dair edebıyat parcalarken yan odada zevkten kendini parcalayan genclıgımın sesini duyuyorum.
Bir an şehvet içerisinde odaya girip seksın ne kadar dakikalık olduğunu anlatmak gecıyor aklımdan.
Kalkıyorum aynayla yuzyuze geldıgım o an yaşlılıgın sadece ıcımdekı gençlik pınarını kurutmadıgını fark ediyorum.
Yuzumde heybeme doldurdugum bir dolu pısmanlıgın izleri var, gucsuzum... 
Her sarılışın ardından bir parçalarını emdıgım insanların kanları karışmış kanıma, tenıme, bedenıme...
Hıc kuşkusuz alay eden de çok olmuştur, ciddiye almayan da. 

Ben gençlik kadar yaslıyım.

Şimdi basınızı kaldırıp yüzüme bakmanızın vakti geldi tabıkı. 
Benim porsumus goguslerım artık sızı heyecanlandıramayacaklar ve bılgelıgım umrunuzda degil elbet. Sizde tıpkı benim bir zamanlar içine dustugum yanılgının içine dustunuz. Hep güzel ve genç kalacaksınız degil mı ? 

Hepınızı kandırıyorlar. Hayatta kalmak ıcın kendinize oyuncaklar alıyorsunuz.Evler, arabalar, lüks lokantalar yapıyorsunuz.
Sırf sevişmek ıcın aşk denilen bısey icat ettınız.
Zevk alamadıgınızda ayrılık yalanları uydurup karsınızdakılerden kaçarak uzaklasıyorsunuz
Gozlerıme bakın ısrarla
Bir hüzun ve kocaman bir umut var bu bakıslarda
Ve bu umudu insanın insana binlerce yıldır oynadığı bir oyun olarak gormeyı başarın artık
O oyunlrda binlerce anı parçası var
İçinde Sevıncı ve üzüntüyü de barındıran
Ama zaman O anıların birbirlerini bir daha asla bulamayacakları koca bir karanlık...
Sız garip insanlar
Yasamakla günah işlemi af dılemeyı dogmayı ve olmeyı iç içe soktunuz ve hep karıstırdınız
Yaptıgınızın farkına hep ölmeden önce vardınız
Oysa ölmek sadece olum anında gecerlıydı
Sız ölümü yaşamın içine kattınız
Ben ıstanbulun en çok geceden sabah gecıslerını severım
Kul rengınden turuncuya döner yavaşça ama kendinden emin.
Gecenin butun kini ve pisliği yerini yeni kınlere ve pıslıklere bırakır bu saatlerde
O nöbet degısımlerınde masumdur ıstanbul
O saatlerde şehir benim gibi ıssızlasır
Bıan durup bakarım hangımız daha boş dıye
Ben ıcımde yılları ve yasananları tasırken o içinde yasayanları taşır
Ve hep veda etmeye o zamanlarda karar verırım
Bildiğim tek şey var
Sende yaşamış olmaktan pişman değilim
Oysa bir zamanlar olmeyı bile bu vakıtlerde ıstemıstım
Ne buyuk yanılgı 
Artık bitmiş son olarak 3 noktası konmuş kapağı takılmak ıcın hazır beklenen bu kitabın bu yaşam kitabının sonradan okunacak olması kimseyi iyi ya da yetenekli yapmayacak
Yasananların yasanmıslıgına ve anıların ıssızlıgına çare olmayacak
Okuyucu okuyup yorum yapacak ve kenara koyacak
Ben ise sehırle beraber ıcındekılerı taşımaya devam edeceğim....&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjPfla5XBpKVJXXi410teEu61h3XB4ysMTNy2JLfWKEqUgWNxaJIk4AmC9EZSgTCRdJyJyrH1aWf_BKQRB6KoqMG-tsdGcHlDxc23Pt3shubAS3w7wXV6uXZuIVGPEI2YYTf-VVoZaxKVzb/s1600/yalresimleriym8.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left:1em; margin-right:1em&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;400&quot; width=&quot;399&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjPfla5XBpKVJXXi410teEu61h3XB4ysMTNy2JLfWKEqUgWNxaJIk4AmC9EZSgTCRdJyJyrH1aWf_BKQRB6KoqMG-tsdGcHlDxc23Pt3shubAS3w7wXV6uXZuIVGPEI2YYTf-VVoZaxKVzb/s400/yalresimleriym8.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bu sitede yayınlanan her yazı şahsıma aittir. Şahsım : Ezgi Aktaş&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ezgiakts.blogspot.com/feeds/8365298531378987935/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/8635609810175480977/8365298531378987935' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/8365298531378987935'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/8365298531378987935'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ezgiakts.blogspot.com/2012/04/heybeye-bir-son-daha.html' title='HEYBE&#39;ye Bir Son Daha'/><author><name>Turuncu Bir Dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03415273019206378103</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgMGt_-DamEooQOcYM2asCqgtM839RGWcnnJRmUIucb6wLTZpLaG3szAEFOlq8cncjlyjw_oveSQnfDY1rfoRdmYMgjMljuyfclhUJcW0E7vH53wYjvEmi4D9ibKMYo9g/s220/Yeni+Resim.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjPfla5XBpKVJXXi410teEu61h3XB4ysMTNy2JLfWKEqUgWNxaJIk4AmC9EZSgTCRdJyJyrH1aWf_BKQRB6KoqMG-tsdGcHlDxc23Pt3shubAS3w7wXV6uXZuIVGPEI2YYTf-VVoZaxKVzb/s72-c/yalresimleriym8.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8635609810175480977.post-7396587964978924901</id><published>2012-03-16T19:20:00.002+02:00</published><updated>2012-03-16T19:35:17.100+02:00</updated><title type='text'>Bitse de Gitsek</title><content type='html'>Herkesin oykusu onemliydi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulundugum yerde herkes birinci dereceden katilim olma sucundan yargilanabilir. Oysa sonuc benim gitmis olmam ve sonucu umursamadigim gercegini asla degistirmez. Evet uzun bir yol gibi gorunen saniyelik bi yola cikmak istiyorum, olum yoluna...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimin ne kadar uzulecegi, benden sonra ne yapacagi, ne kadar harika veya berbat hissedecegi umrumda degil.. Ben gittigimde sadece gitmis olacagim, hepsi bu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktaya nasil geldigimin bi onemi yok, cunku zaten artik bu noktadayim ve sebebini bilmemiz bizi daha iyi daha ahlakli daha uzgun veya daha az aci ceken biri haline getirmeyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitsede gitsek dedigimde suratima saskin bi ifadeyle bakip olmekten delicesine korktuklarini bildigim insanlarin bu dunya bi masal yalani hic de inandirici degil dogrusu... Zira bu bir sinavsa hepimiz caktik demektir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hicbir seyin bizim kontrolumuzde olmadigi bu dunyada yasama fikri delilik olsa gerek, amacsizca birgun daha gecsin diye bekliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimizi oyalamak icin satin aldigimiz esyalarimiz ve iliskilerimz var. Kendimizi hayata bagimli hale getirmek icin mulk ediniyoruz ve aile oluyoruz. Sanki aile olunca veya o luks arabaya binince olmeyeckmisiz gibi, sanki topragin altina girdigimizde uzerimizdeki kefenin markasi onemliymis gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ozur dilerim....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugune kadar yargikadigim yadirgadigim herkesten ve her seyden ozur dilerim. Ne kadar ahmak bi tavirdir bu. Karsindakinin ne hissettigini ne yasadigini bilmeden nasil umarsizca ahlaki deger yargilari yukleyebilirsin ona? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veya bu ahlaki dege yargilari kime veya neye bore?  Misal afrikada da geceli midir bu ahlaki tavir?  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orda acliktan olmek uzere olan bir cocugun umrunda midir mama kabinin markasi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar zavalliyiz, bir gun daha bitti ve bitirmek icin biriktirdigimiz omrumuzden harcamaya devam ediyoruz....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepinize iyi alis verisler.....&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bu sitede yayınlanan her yazı şahsıma aittir. Şahsım : Ezgi Aktaş&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ezgiakts.blogspot.com/feeds/7396587964978924901/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/8635609810175480977/7396587964978924901' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/7396587964978924901'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/7396587964978924901'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ezgiakts.blogspot.com/2012/03/bitse-de-gitsek.html' title='Bitse de Gitsek'/><author><name>Turuncu Bir Dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03415273019206378103</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgMGt_-DamEooQOcYM2asCqgtM839RGWcnnJRmUIucb6wLTZpLaG3szAEFOlq8cncjlyjw_oveSQnfDY1rfoRdmYMgjMljuyfclhUJcW0E7vH53wYjvEmi4D9ibKMYo9g/s220/Yeni+Resim.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8635609810175480977.post-5971200908847166739</id><published>2012-02-24T11:10:00.001+02:00</published><updated>2012-02-24T11:10:47.956+02:00</updated><title type='text'>AŞIK OLMAYALIM</title><content type='html'>Boşversene biz aşık olmayalım birbirimize. Konserlere gidelim. Uçurtma uçuralım, kumsalda uzanıp deli gibi içelim. Gecede yıldızlara bakabiliriz. Bisikletle gezerken yagmur yagsın, sırıl sıklam olalım. Benimle kek yap. Balık tutalım, sonra tekrar denize atalım. Boşver aşık olmayalım biz. Aşk korkutucu. Beraber eglenelim en iyisi, ama hep benimle uyu..&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bu sitede yayınlanan her yazı şahsıma aittir. Şahsım : Ezgi Aktaş&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ezgiakts.blogspot.com/feeds/5971200908847166739/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/8635609810175480977/5971200908847166739' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/5971200908847166739'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/5971200908847166739'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ezgiakts.blogspot.com/2012/02/asik-olmayalim.html' title='AŞIK OLMAYALIM'/><author><name>Turuncu Bir Dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03415273019206378103</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgMGt_-DamEooQOcYM2asCqgtM839RGWcnnJRmUIucb6wLTZpLaG3szAEFOlq8cncjlyjw_oveSQnfDY1rfoRdmYMgjMljuyfclhUJcW0E7vH53wYjvEmi4D9ibKMYo9g/s220/Yeni+Resim.png'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8635609810175480977.post-2621272331525032637</id><published>2011-11-19T21:22:00.002+02:00</published><updated>2011-11-19T21:42:49.894+02:00</updated><title type='text'>Bu Gece...</title><content type='html'>Bu gecede diğerlerinden farklı değil. Yani hem yazılası anlatılası çokça şey var hem de hiçbir şey...Ben yine yalın halimi içimde biriktirdiklerimle yaşıyorum...&lt;br /&gt;Kırgınığım korkularım umutlarım hayat kırıklıklarım hepimiz buradayız. hepimiz incildik, en kötü yanlarımız bile acı çekiyor birlikte...&lt;br /&gt;Sesimle soluğum birbirine karıştı yine, hıçkırık nasıl bir ses? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden bir piç olduğumu düşünüyorum, neden bu kadar kimsesiz hissettiğimi...İçimde bir yerlerde öyle canı yanıyor ki bir kız çocuğunun, ne onu bulabiliyorum ne derdinin ne olduğunu anlayabiliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içimde bir yerlerde öyle bir yangın var ki, ne engelleyebiliyorum bitirişini ne de engellemek istiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni kör bir ebe mi doğurmuş ondan mı görünmezlik diyorum.Biliyorum ki artık kazanan hep kazanır, o kazanarak doğmuştur da zaten diğerlerinde ki bir avuç umut da bitmek bilmez işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sormanın anlamı olmadığını bile bile sorular soruyorum.Başlayıp başlayıp biten günler, her defasında bu sefer daha güçlüyüm deyip aynı yola en başından bir deparla başlamalar ve tekrar aymı yöne en başa en dibe bu sefer daha sert daha hızlı çakılmalar.... bumerang misali acılar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa kimseye ait olanım ben. Özgürlüğünü kendi bileklerine doğuşunda prangalatmış biriyim. nefes almaya bağımlı bir yaşamkesim, sonumun olduğunu bile bile....hem gitmek fazla kadınsı oldu artık. omzuna özlemlerini de alıp gitmek bir kadına yaraşır oldu. oysa cinsiyetsizim ben. ne gidebilen ne de kalabilenim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gitmek ve kalmak arasında sıkışıp kalanların arafta yaşayanlardanım. bu yüzden anlamsız kalıyor her hareket. şimdiki zaman nerede bulamıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her yola daha iyisi olsun diye çıkanlardanım belki de ya iyiye olan inancım biteli çok olmuş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;herkes gibi olmak gerek aslında çokça üzerinde durmadan sana biçilmiş 50 yıllık vakti belki uyuyarak ve yaşadıklarını duyumsamayarak tüketek gerek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içimi hönkürüyorum yine benim sesim sokaktan geçen arabaların frenleri kadar gür değil...&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bu sitede yayınlanan her yazı şahsıma aittir. Şahsım : Ezgi Aktaş&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ezgiakts.blogspot.com/feeds/2621272331525032637/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/8635609810175480977/2621272331525032637' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/2621272331525032637'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/2621272331525032637'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ezgiakts.blogspot.com/2011/11/bu-gece.html' title='Bu Gece...'/><author><name>Turuncu Bir Dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03415273019206378103</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgMGt_-DamEooQOcYM2asCqgtM839RGWcnnJRmUIucb6wLTZpLaG3szAEFOlq8cncjlyjw_oveSQnfDY1rfoRdmYMgjMljuyfclhUJcW0E7vH53wYjvEmi4D9ibKMYo9g/s220/Yeni+Resim.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8635609810175480977.post-5144579496493331545</id><published>2011-10-14T12:39:00.003+03:00</published><updated>2011-10-14T12:51:11.161+03:00</updated><title type='text'>GİTMEK....</title><content type='html'>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgJg-A8Gn_IRKNnO-77oFxFEBDq42iwatEaO8M2mh9xzaL6-dfu6FD4LgohfWzrmbIK687YtRCPLgxkhR8yvPWuZsrPoL8mAkcqKqqmiVWlQYSh9zjDkhcYupsqebqutRHwRyyqBRY_a7BC/s1600/leave_by_amsterdam_jazz.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 300px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgJg-A8Gn_IRKNnO-77oFxFEBDq42iwatEaO8M2mh9xzaL6-dfu6FD4LgohfWzrmbIK687YtRCPLgxkhR8yvPWuZsrPoL8mAkcqKqqmiVWlQYSh9zjDkhcYupsqebqutRHwRyyqBRY_a7BC/s400/leave_by_amsterdam_jazz.jpg&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot;id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5663280715884413634&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;gitmek yenilmek değildir, gitmek kazanmakta... gitmek gitmektir sadece hepsi bu.... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cem Adrian tesadüfen çalmaya başladı nereye gidiyorsun diye? aklıma düştü hemen &quot;tesadüfler ki tesadüfi değildir...&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi gitme vakti... &lt;br /&gt;bahanesiz,sessizce, yazıyla gitme vaktidir...&lt;br /&gt;heybene doldurduğun bir dolu kalp kırığı ile asfaltların yapıştırmasını bekleme vaktidir.... &lt;br /&gt;şimdi vakitlerden can yanığı, gözyaşı ve hüzündür...&lt;br /&gt;oysa babam olsa kucağına yatar saçımı okşamasını isterdim, &quot;üzülme can&quot; derdi belki bana &quot;üzülme geçmeyecek ama alışacaksın..&quot; &lt;br /&gt;herkesin çocukluğunda kaçmak istediği bir anısı vardır böyle zamanlar için heybesinde sakladığı.. benim heybemde çocukluğuma dair hayaller var sadece, hiçbiri gerçekleşmemiş, belkilerle dolu...yollarda, yağmur var...&lt;br /&gt;bir kaçış anı arar bazen insan, dünya bir saatliğine dursa dönmese de nefes alsam diye kaldırır başını gökyüzüne. gökyüzünden yağmur olup yağar gözyaşları içine derinine doğru. saklamak ihtiyacı duyar bazen insan en kıymetli hazinesiymiş gibi boğazında düğümlenip gözünün kenarında biriken yaşı gözlerini kırpmadan bekler öylece. sanki bir kırpsa gözünü çıplak kalacak, sanki bir kırpsa gözünü gökyüzü boşalacak. sanki bir ihtiyacı varki gözünü kırpmaya sorma gitsin....&lt;br /&gt;bu yüzdendir gözü kapalı çıkılır en çılgın yollara, bu yüzdendir bir katilin gözünü kırpmadan katledişi, bu yüzdendir bir kalbin göz kırpmadan kırılışı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oysa herkes annesinin biricik evladıdır, oysa sokakta arkandan koşma düşersin diye bağarmıştı annen, aman dikkat et başına bişey gelmesin demiştir mutlaka, çoğu kez kızmışsındır da büyüdükçe anlarsın... &lt;br /&gt;sevdaya koşma düşersin, başına bişey gelmesin ki kalbinle hareket etme kırarlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oysa babam olsa şimdi, tekrar yatsam kucağına, küçülsem sığsam avuçlarına, aynı şefkatle öpse beni koklasa,dünya dursa bir saatliğine, güven dolu sıcacık bir yer bulsam kendime nefes alsam...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oysa babam olsa şimdi, tekrar tekrar yatsam kucağına bana yağmur hikayeleri anlatsa, uyusam kucağında ben büyüsem... uyumadan baba kucağında büyüyemiyor kız çocukları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;heybeme bakıyorum hep, yola çıkmak için pek çok şey eksik, yollar çıkıyor karşıma bu kez dur diyor dön geri heybene al çocukluğunu öyle gel.. dönüp bakıyorum, bir pencere sanki gelecekmiş gibi çocukluğumun mutlu anları,,,gelmiyor... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben bekliyorum, yollar bekliyor...&lt;br /&gt;oysa şimdi yollara çıkma vaktiydi, yol olma vakti, yol alma vakti...&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bu sitede yayınlanan her yazı şahsıma aittir. Şahsım : Ezgi Aktaş&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ezgiakts.blogspot.com/feeds/5144579496493331545/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/8635609810175480977/5144579496493331545' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/5144579496493331545'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/5144579496493331545'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ezgiakts.blogspot.com/2011/10/gitmek.html' title='GİTMEK....'/><author><name>Turuncu Bir Dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03415273019206378103</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgMGt_-DamEooQOcYM2asCqgtM839RGWcnnJRmUIucb6wLTZpLaG3szAEFOlq8cncjlyjw_oveSQnfDY1rfoRdmYMgjMljuyfclhUJcW0E7vH53wYjvEmi4D9ibKMYo9g/s220/Yeni+Resim.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgJg-A8Gn_IRKNnO-77oFxFEBDq42iwatEaO8M2mh9xzaL6-dfu6FD4LgohfWzrmbIK687YtRCPLgxkhR8yvPWuZsrPoL8mAkcqKqqmiVWlQYSh9zjDkhcYupsqebqutRHwRyyqBRY_a7BC/s72-c/leave_by_amsterdam_jazz.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8635609810175480977.post-451781867274222811</id><published>2011-10-07T16:14:00.003+03:00</published><updated>2011-10-07T16:21:39.148+03:00</updated><title type='text'>RENKLENDİRİN</title><content type='html'>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjQXmVMwDSVPwEx2QG-5tlrvfgM0Lqx8bJd1OoNST5WpuFHrGP-NPFO6iSyzw4fARzUDH1X7WZ91Z9pSZabTqiEh9cFCMzkOpFn4VrKrYwQ0LXBkHedAkphnQ-rkdbjGx6VkzNCMlw5wvST/s1600/renkler1.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjQXmVMwDSVPwEx2QG-5tlrvfgM0Lqx8bJd1OoNST5WpuFHrGP-NPFO6iSyzw4fARzUDH1X7WZ91Z9pSZabTqiEh9cFCMzkOpFn4VrKrYwQ0LXBkHedAkphnQ-rkdbjGx6VkzNCMlw5wvST/s400/renkler1.jpg&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot;id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5660739699147938882&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hep turuncu yazdım cümle başlıklarımı, herbiri önemli herbiri değerli benim için. &lt;br /&gt;İlkokulda kırmızı kalemle yazmayı hiç sevmedim ben,turuncu kalemlerim olsa derdim turuncu yazsak ya öretmenim ne olur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha o zamanlardan bir dayatmayla getirildik bu yaşlarımıza,&quot;şimdi herkes kırmızı kalemlerini eline alsın büyük harfle...&quot; Neden kırmızı? neden mavi veya mor veya turuncu değil? neden herkes aynı renkte yazmak, aynı biçimde giyinmek zorunda? bir toplum kuralı - kurulu olduğundan mı? peki ya aynı toplum yaratıcılığın geliştirilmesi için bir şey yapmayacak mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yapacak elbet, biz çok büyüyünce, işe gitmemiz gerektiğinde başlayacaklar sormaya :&quot;seni neden işe alalım, seni diğerlerinden ayıran ne?&quot; beni diğerlerinden bi bok ayırmıyo sayenizde, çünkü hepimiz kırmızı kalemle yazdık başlıkları. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu cevabın karşısında size anarşist bu diye bir etiket yapıştırıp kapıyı işaret etmeleri kadar normal bir şey yok maalesef...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa gökkuşağında kaç renk var?&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bu sitede yayınlanan her yazı şahsıma aittir. Şahsım : Ezgi Aktaş&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ezgiakts.blogspot.com/feeds/451781867274222811/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/8635609810175480977/451781867274222811' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/451781867274222811'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/451781867274222811'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ezgiakts.blogspot.com/2011/10/renklendirin.html' title='RENKLENDİRİN'/><author><name>Turuncu Bir Dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03415273019206378103</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgMGt_-DamEooQOcYM2asCqgtM839RGWcnnJRmUIucb6wLTZpLaG3szAEFOlq8cncjlyjw_oveSQnfDY1rfoRdmYMgjMljuyfclhUJcW0E7vH53wYjvEmi4D9ibKMYo9g/s220/Yeni+Resim.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjQXmVMwDSVPwEx2QG-5tlrvfgM0Lqx8bJd1OoNST5WpuFHrGP-NPFO6iSyzw4fARzUDH1X7WZ91Z9pSZabTqiEh9cFCMzkOpFn4VrKrYwQ0LXBkHedAkphnQ-rkdbjGx6VkzNCMlw5wvST/s72-c/renkler1.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8635609810175480977.post-4862463385196482468</id><published>2011-08-15T10:27:00.003+03:00</published><updated>2011-08-15T11:56:50.212+03:00</updated><title type='text'>UZAKTAN AŞK</title><content type='html'>Yeni evimdeki kaçıncı gecem bu bilmiyorum. Yastığımın altında hala anahtarım. Her gece seni rüyama getiren bilinçaltıma şükürler olsun. Sabahları uyanmanın zorlaşmasına sebep oluyorsun, biraz daha sarılı kalmak istiyorum sana, en azından rüyalarda yasak değil yaşamak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kokun, ahh nasıl bir şeydir o. Peki ya gözlerin bu kadar içime derinime bakarken daha ne kadar ayrı kalacak ellerimiz? Uzun zamandır yazıyorum sana, senin için yazıyorum ya hiçbir zaman okumayacağını bile bile olsunlarla yazıyorum yine de, senin için anlamı olmadığını bile bile yazıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç dakika hayal ediyorum seninle, sadece senin içinde yer aldığın birkaç an istiyorum... Oysa öyle uzaksın ki bana. Seni sevmek sadece can alıcı..Sen ile beni aynı cümle içinde bile kullanamıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nereye baksam sen oluyor, bütün gözler senin gözlerini hatırlatıyor. Bir filmi aynı sahnede farklı koltuklarda izliyoruz. Senin güldüğün yerde ben düşünüyorum, benim kahkahalarım sana anlamsız. Hep bir bahanem var uygunsuzluğumuza....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşit olmanın yanlış olduğunu düşündüren adam, aynı çizgide asla yürüyemeceğim ideoloisi eksik adam. Hem zaten bende astigmat var düz çizgi çizemiyorum ki...Ne olmuş ? Belki ben çıkarım yoldan, belki sen yoluma girersin diye umut ediyorum, belki de yeni bir yol çizeriz kendimize önemsemeden düzgünlüğünü...Ya da yolları sileriz büsbütün...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana ait ne varsa sana uzak hepsi kaybolacak birgün, bütün uzaklar yakın olacak , yakınlık utanacak ellerin ellerime değdiğinde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalbim sıkışıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmkansızlığın ne anlama geldiğiniz sorsalardı seni tanımadan önce yok öyle bir şey dünyada derdim. Oysa şimdi imkansız kelimesinin ne kadar dünyevi olduğunu biliyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AŞK, şimdi hiç yola çıkmamış birini bir tren garında beklemek gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AŞK, şimdi birgünü 47 saat yaşamak gibi....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AŞK, şimdi kimliğinden kaçmak, kendine sığınmak, kendinden kaçmak gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nereye gidersem gideyim sana gidiyorum, nereye kaçarsan kaç bana kaçacaksın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa her şey biter, ilk kez ve son kez SENİ SEVİYORUM...&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bu sitede yayınlanan her yazı şahsıma aittir. Şahsım : Ezgi Aktaş&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ezgiakts.blogspot.com/feeds/4862463385196482468/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/8635609810175480977/4862463385196482468' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/4862463385196482468'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/4862463385196482468'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ezgiakts.blogspot.com/2011/08/yeni-evimdeki-kacnc-gecem-bu-bilmiyorum.html' title='UZAKTAN AŞK'/><author><name>Turuncu Bir Dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03415273019206378103</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgMGt_-DamEooQOcYM2asCqgtM839RGWcnnJRmUIucb6wLTZpLaG3szAEFOlq8cncjlyjw_oveSQnfDY1rfoRdmYMgjMljuyfclhUJcW0E7vH53wYjvEmi4D9ibKMYo9g/s220/Yeni+Resim.png'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8635609810175480977.post-1027862113560497750</id><published>2011-08-11T10:13:00.002+03:00</published><updated>2011-08-11T10:30:37.278+03:00</updated><title type='text'>ULAŞ&#39;A</title><content type='html'>Bu senin için;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Don Kişot (Don Quijote) dünyayı kötülüklerden temizleme hevesiyle yollara düşen yaşlı bir adamdır. Fakat ikinci gün fena bir dayak yemiş olarak evine geri döner. Yaşı yetmişi geçmiş olan kahramanımız bütün hayatını şövalyelerin kahramanlıklarını anlatan kitaplar okuyarak geçirmiştir ve ilk hatasında vazgeçecek değildir, çünkü okuduğu hiçbir kitapta şövalyeler bu kadar çabuk pes etmezler.Don Kişot okuduğu tüm kitaplardan başka bir şey daha öğrenmiştir. Şövalyelerin hepsinin bir yaveri vardır. Yanına bir yaver alması gerektiğine karar vererek komşusu Sanço Panza&#39;yı onunla birlikte gelmesi için ikna eder. Şövalyelikten kazanacağı krallığından ona bir ada verecektir. Sanço Panza canından çok sevdiği eşeğinden ve saflığından başka hiçbir şeyi olmayan bir köylüdür. Adayı kazanabilmek için Don Kişot&#39;un tüm hayal perestliklerine göz yumar. Don Kişot&#39;a hiçbir zaman gerçeği söylemez, çünkü bu durum hep ters etki yaratmakta ve efendisinden sopayı yemektedir. O yüzden Don Kişot&#39;u yalanlarla avutur. Artık yeldeğirmenleri kötülük saçan dev olmuşlardır, küçük hanlar efsanevi kontların şatolarına dönüşmüştür. Sanço Panza, insanda sabitleşmiş bir fikire, karşı çıkacak kadar saf değildir.Sadece Sanço Panza değil; sabitleşmiş fikirlere karşı çıkmaya kimse niyetli değildir. Herkes Don Kişot&#39;un kafayı oynatmış bir ihtiyar olduğunu görünce, &quot;deliyle uğraşmaya gelmez&quot; deyip Don Kişot&#39;un istediklerini yapmaktadırlar. Birazda can sıkıntısından olsa gerek karşılarına çıkan herkes, Don Kişot&#39;un inanarak oynadığı bu oyunu bozmaz, aksine ellerinden gelen yardımı esirgemezler. Zaten Don Kişot&#39;un gerçeği görmeye niyeti yoktur. Gerçekle yüzleştiği anlarda bile Don Kişot kendi hayal dünyasından açıklamalar bulmaktadır. Ya kendisi büyülenmiştir, ya diğerleri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Don Kiişot benim en sevdiğim romandır... İçinde idealleri olan bir adamın nasılda dünyayı kendi kurallarına göre yönettiği anlatılır bence... ve yol arkadaşı yani uçurumdan düşecekken elinden tutan adam, o da Don kişot&#39;un kurallarına bağlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakıldığında oldukça temiz bir hikayeymiş gibi. Oysa Don kişot&#39;a kimsenin hatta yanındaki yaverinin bile gerçeği söylemediği acınası bir insanlık dramı taşır içinde..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili Ulaş, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana bu hikayeyi (belkide çoktan okuduğun bu kitabı) tekrar anlatmak isteme sebebim şu, İsterim ki sen de yanımdaki kahraman olmayı seçtiysen eğer birgün bana yel değirmenlerinin sadece yel değirmenleri olduğunu anlat... Çünkü etrafımdaki herkes bu oyunu benim kurallarıma göre oynuyor, bu kimi zaman onları heyecanlandırdığı için kimi zaman eğlence olsun diye böyle. sen sakın sanço panza olma...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiyle Kal..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bu sitede yayınlanan her yazı şahsıma aittir. Şahsım : Ezgi Aktaş&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ezgiakts.blogspot.com/feeds/1027862113560497750/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/8635609810175480977/1027862113560497750' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/1027862113560497750'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/1027862113560497750'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ezgiakts.blogspot.com/2011/08/ulasa.html' title='ULAŞ&#39;A'/><author><name>Turuncu Bir Dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03415273019206378103</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgMGt_-DamEooQOcYM2asCqgtM839RGWcnnJRmUIucb6wLTZpLaG3szAEFOlq8cncjlyjw_oveSQnfDY1rfoRdmYMgjMljuyfclhUJcW0E7vH53wYjvEmi4D9ibKMYo9g/s220/Yeni+Resim.png'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8635609810175480977.post-7447850769331521475</id><published>2011-08-10T12:55:00.003+03:00</published><updated>2011-08-10T13:04:13.183+03:00</updated><title type='text'>2&#39;miz</title><content type='html'>ATAOL BEHRAMOĞLU&#39;nun şiiriydi.. tekrar tekrar şiire döndürdü beni son günler..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiden teee ortaokuldayken biz şiir sevdamız vardı. Din derslerinde şiir okuturdu bize en sevdiğimiz hocamız, bize şiiri sevdirdiği için bir kez daha minnetarım kendisine...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl diyordu şiirde ,en çok da adımın geçtiği paragrafını seviyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişir rüzgarın yönü&lt;br /&gt;Solar ansızın yapraklar;&lt;br /&gt;Şaşırır yolunu denizde gemi&lt;br /&gt;Boşuna bir liman arar;&lt;br /&gt;Gülüşü bir yabancının&lt;br /&gt;Çalmıştır senden sevdiğini;&lt;br /&gt;İçinde biriken zehir&lt;br /&gt;Sadece kendini öldürecektir;&lt;br /&gt;Ölümdür yaşanan tek başına&lt;br /&gt;Aşk iki kişiliktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir anı bile kalmamıştır&lt;br /&gt;Geceler boyu sevişmelerden;&lt;br /&gt;Binlerce yıl uzaklardadır&lt;br /&gt;Binlerce kez dokunduğun ten;&lt;br /&gt;Yazabileceğin şiirler&lt;br /&gt;Çoktan yazılıp bitmiştir;&lt;br /&gt;Ölümdür yaşanan tek başına,&lt;br /&gt;Aşk iki kişiliktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avutamaz olur artık&lt;br /&gt;Seni bildiğin şarkılar;&lt;br /&gt;Boşanır keder zincirlerinden&lt;br /&gt;Sular tersin tersin akar;&lt;br /&gt;Bir hançer gibi çeksen de sevgini&lt;br /&gt;Onu ancak öldürmeye yarar:&lt;br /&gt;Uçarı kuşu sevdanın&lt;br /&gt;Alıp başını gitmiştir;&lt;br /&gt;Ölümdür yaşanan tek başına,&lt;br /&gt;Aşk iki kişiliktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yitik bir ezgisin sadece,&lt;br /&gt;Tüketilmiş ve düşmüş, gözden.&lt;br /&gt;Düşlerinde bir çocuk hıçkırır&lt;br /&gt;Gece camlara sürtünürken;&lt;br /&gt;Çünkü hiç bir kelebek&lt;br /&gt;Tek başına yaşayamaz sevdasını,&lt;br /&gt;Severken hiçbir böcek&lt;br /&gt;Hiç bir kuş yalnız değildir;&lt;br /&gt;Ölümdür yaşanan tek başına,&lt;br /&gt;Aşk iki kişiliktir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa eskiden 2&#39;nin anlamı vardı, 2 gönül bir olunca samanlık seyran olurdu, bir elin nesi var 2 elin sesi vardı, sen ve ben yanyana gelince bir elmanın 2 yarısı olurdu, insan sevgiğine 2.yarım derdi, aşklar hiç bitmez aşka olan inanç yaşlılıkta 2. bahar olurdu, en güzel dilekler 2&#39;miz için dilenirdi. 2 eskiden güzeldi ama o da parçalandı anlamını yitirdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bana içimde 2&#39;yi yaşatan biri var, yanına varamayacağım, varsam da dokunamayacağım, beni sevgisiyle uzaktan besleyen biri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 baş harf yanyana durmaları bile yasak...&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bu sitede yayınlanan her yazı şahsıma aittir. Şahsım : Ezgi Aktaş&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ezgiakts.blogspot.com/feeds/7447850769331521475/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/8635609810175480977/7447850769331521475' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/7447850769331521475'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8635609810175480977/posts/default/7447850769331521475'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ezgiakts.blogspot.com/2011/08/2miz.html' title='2&#39;miz'/><author><name>Turuncu Bir Dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03415273019206378103</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgMGt_-DamEooQOcYM2asCqgtM839RGWcnnJRmUIucb6wLTZpLaG3szAEFOlq8cncjlyjw_oveSQnfDY1rfoRdmYMgjMljuyfclhUJcW0E7vH53wYjvEmi4D9ibKMYo9g/s220/Yeni+Resim.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>