<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2enclosuresfull.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0"><channel><title>"KUMRU HABER"  ARŞİVİ (GÜNCEL YAZI VE HABER): EDİTÖR: Bekir AKKAYA</title><link>http://bekirakkaya.blogspot.com/</link><description>HABER VE YAZI ARŞİVİ</description><language>en</language><managingEditor>noreply@blogger.com (BEKİR AKKAYA)</managingEditor><lastBuildDate>Wed, 11 Nov 2009 15:35:01 PST</lastBuildDate><generator>Blogger http://www.blogger.com</generator><openSearch:totalResults xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/">955</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/">1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/">25</openSearch:itemsPerPage><itunes:owner><itunes:email>noreply@blogger.com</itunes:email></itunes:owner><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle>HABER VE YAZI ARŞİVİ</itunes:subtitle><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/blogspot/uyqD" type="application/rss+xml" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com" /><item><title>Aklın yatması şart /Prof. Dr. Abdullah ÖZBEK</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/uyqD/~3/IE1_E6bNhwk/akln-yatmas-sart-prof-dr-abdullah-ozbek.html</link><category>Prof. Dr. Abdullah ÖZBEK</category><author>noreply@blogger.com (BEKİR AKKAYA)</author><pubDate>Sat, 07 Nov 2009 15:54:20 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9073811800147965664.post-4059029835297439778</guid><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SvYIkA_RZ0I/AAAAAAAAO8s/AbbkexpLOmg/s1600-h/ozbek%28%283%29%281%29.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 143px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SvYIkA_RZ0I/AAAAAAAAO8s/AbbkexpLOmg/s200/ozbek%28%283%29%281%29.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5401514217911183170" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bir gün bir filozof, küçük oğlu ile birlikte çamurlu bir yolda yürüyormuş. Bu durumu gören bir arkadaşı,  çocuğu bir an önce çamurlu sudan çıkarmasını, yoksa üşüteceğini söyler.&lt;br /&gt;Filozofun cevabı ise şudur…&lt;br /&gt;-Bunu ben de biliyorum… Yalnız onu buradan çıkarmanın bir faydası yok. Ona, bu çamurlu sudan çıkmayı arzu ettirebilmek için ne yapmam gerektiğini düşünüyorum.&lt;br /&gt;Burada anlatılmak istenen şu olsa gerek…&lt;br /&gt;Hatasını, hastalığını ve problemini kabul etmeyen kişiye hiçbir zaman kalıcı yardım yapılamaz…&lt;br /&gt;Bu konuda şu atazözleri de oldukça anlamlıdır…&lt;br /&gt;Zorla güzellik olmaz… Sokma akıl para etmez… Taşıma su ile değirmen dönmez!&lt;br /&gt;Bir de şu var…&lt;br /&gt;Babalanma ile babalık ayrı şeyler.&lt;br /&gt;Onun için, inatlaşmaya meydan vermeden ve kurtarıcı rolüne soyunmadan, çamurlu sudan çıkma konusunda çocuğun ikna edilmesi gerekiyor. Bu şekilde, hem kendi isteği ile çıkmış olur, hem kendine güven duyar, hem de kendisini, kimsenin minneti altında yaşamak zorunda hissetmez. Bilindiği gibi en zor borç diyet borcudur. İnsanda ne akıl bırakır, ne haysiyet, ne şeref, ne de vicdan!&lt;br /&gt;Şayet çocuk kolundan tutulup zorla çıkarılacak olursa, çocuktur denilerek hafife alınırsa, çamurlu su onun için kıymete de binebilir. Çünkü insanın tabiatında yasaklara karşı, karşı konulması zor bir ilgi vardır.&lt;br /&gt;Şayet sağlıklı bir toplum oluşturulmak isteniyorsa, eğitimden tutunuz ekonomiye, siyâsete, medyaya ve yönetime varıncaya kadar, her alanda bu ilkeler göz önünde tutulmalıdır.&lt;br /&gt;Tepeden inme baskılar ve zorlamalarla insanlar ve kitleler değiştirilmeye ve yönlendirilmeye çalışılırsa, bir gün bu geri teper. Ayni zamanda insanlarda büyük bir şahsiyet problemi ortaya çıkmasına yol açar. Bu da en başta, insanların korkak, yalancı ve “ikiyüzlü” olmasına sebep olur. Bu noktadan itabaren de “güven bunalımı” başlamış demektir.&lt;br /&gt;Bu ortamda herkes herkesten şüphe eder. Kişinin kendisi de buna dâhildir. Çünkü her şey, baştan aşağı sahte ve maskeli görünür…&lt;br /&gt;Bilindiği gibi birçok toplumlarda, sırf bu çarpık anlayış yüzden büyük huzursuzluklar yaşanmaktadır.&lt;br /&gt;Bu bakış açısıyla gözlerimizi kendi toplumumuza çeverirsek, eminim ki herkesin söyleyeceği pek çok şey vardır…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;WWW.KUMRU.ORG (KUMRU HABER)"KUMRU'NUN İLK İNTERNET SİTESİ"
 PAYLAŞMAK  MUTLULUKTUR! GÖNDERİN YAYINLAYALIM! ADRES: kumruhaber@gmail.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9073811800147965664-4059029835297439778?l=bekirakkaya.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/uyqD/~4/IE1_E6bNhwk" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-11-07T15:54:20.659-08:00</app:edited><media:thumbnail url="http://2.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SvYIkA_RZ0I/AAAAAAAAO8s/AbbkexpLOmg/s72-c/ozbek%28%283%29%281%29.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://bekirakkaya.blogspot.com/2009/11/akln-yatmas-sart-prof-dr-abdullah-ozbek.html</feedburner:origLink></item><item><title>KUMRU BELEDİYE BAŞKANIMIZ SAYIN TİCABİ CİVELEKİN DİKKATİNE</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/uyqD/~3/I8imv_mBqf0/kumru-belediye-baskanimiz-sayin-ticabi.html</link><category>HABER YORUM</category><author>noreply@blogger.com (BEKİR AKKAYA)</author><pubDate>Wed, 21 Oct 2009 16:10:23 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9073811800147965664.post-2212325386049429213</guid><description>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/St-Uob87yhI/AAAAAAAAO8k/aL7a2gwMH54/s1600-h/hac(1).jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; FLOAT: left; HEIGHT: 229px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5395194301032155666" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/St-Uob87yhI/AAAAAAAAO8k/aL7a2gwMH54/s320/hac(1).jpg" /&gt;&lt;/a&gt; İŞTE HACI EMİN PAYATIN ADI KUMRUDA BİR SOKAK ADI OLSUN HABERİNE GELEN İLK YORUMLAR
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;Değerli Büyüğümüz Hacı Emin Payat’ın vefatı ile ilgili yaptığımız haber üzerine yüzlerce mesaj aldık. Bu mesajlardan Derya Yıldırım’ın mesajı bizimde dikkatimizi çekti. Ve ilgili mesajda Derya Yıldırım kısaca “HACI EMİN PAYATIN ADI KUMRUDA BİR SOKAK ADI OLSUN” diyordu.
&lt;br /&gt;Bizde bu mesajı sitemiz Kumru Haber’de manşete taşıdık. İşte birkaç saat içersinde okuyucularımızdan gelen mesajlar. Kısaca haberi okuyan tüm Kumrulu ve Hacı Emin Payat’ı tanıyanlar” HACI EMİN PAYAT İSMİNİN KUMRU’DA BİR SOKAK ADININ OLMASININ ÇOK YERİNDE BİR DURUM OLACAĞI”
&lt;br /&gt;Sitemiz Kumru Haber’e gelen ilk yorumları toplu olarak sizlerin dikkatine sunar, Derya Yıldırım’ın fikrine bizlerin de katıldığını ifade eder saygılar sunarız…Bekir AKKAYA/KUMRU HABER/KUMRU
&lt;br /&gt;*******
&lt;br /&gt;İŞTE ““HACI EMİN PAYATIN ADI KUMRUDA BİR SOKAK ADI OLSUN” HABERİNE GELEN İLK YORUMLAR
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:susuzyaz-2007@hotmail.com"&gt;pınar değişici&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Tarih : 16.10.2009 22:42:43
&lt;br /&gt;hacı emın payat
&lt;br /&gt;Kayıtlı İp: 78.179.106.26
&lt;br /&gt;Sayın Hacı Emin Payat tüm yaşamı boyunca Kumru için özveri ile çalışmış,Kumru nun yararına çeşitli çalışmalar yürütmüştür.Buna karşılık Kumru lu olarak bizlerinde üstümüze düşen görevi yerine getirmemizi ve Kumrunun bir sokağına onun adının verilmesini bende gönülden destekliyorum.
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:serkan.birgun@hotmail.com"&gt;serkan birgün&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Tarih : 16.10.2009 22:03:58
&lt;br /&gt;çok iyi düşünülmüş bende destek veriyorum
&lt;br /&gt;Kayıtlı İp: 94.123.199.196
&lt;br /&gt;Sn.Derya hanım ın düşüncesi beni cok duygulandırdı. Düşünmüş oldugu bu fikir için kendisine çok teşekkür ederim.Bunca senedir KUMRU muza hizmet vermiş merhum HACI EMİN PAYATabir sokagımızın adının verilmesinden çok mutluluk duyacagım.Bu konuda büyüklerimizden yardım ve desteklerini esirgememelerini istiyorum.Bende bu konuya sıcak bakıyorum.
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:av.yildirimhuseyin@hotmail.com"&gt;Hüseyin YILDIRIM&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Tarih : 16.10.2009 21:55:22
&lt;br /&gt;projeyi gönülden destekliyorum
&lt;br /&gt;Kayıtlı İp: 88.243.97.191
&lt;br /&gt;Çok iyi düşünülmüş bu projeyi gönülden destekliyorum. Kumruya yaşamı boyunca hizmet eden merhum Hacı Emin Payatın adının yaşatılması Kumruluların vea borcudur. Herkesi destek vermeye çağırıyorum.
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:cgnyldrm@hotmail.com"&gt;Ayfer&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Tarih : 16.10.2009 21:08:54
&lt;br /&gt;ÇOK MANTIKLI
&lt;br /&gt;Kayıtlı İp: 195.174.229.230
&lt;br /&gt;Hacı Emin Payatın kötülüğünü gören bir insan var mıdır acaba. Bu kadar iyi ve güvenilir birinin ismi verilmeyecek de kimin ismi verilecek ki? Eğer böyle bir şey söz konusu olacaksa herkes tarafından tam destek göreceğine eminim.Kumrulu birisi olarak Derya kardeşimizi bu güzel fikrinden ötürü tebrik ediyorum ve destekliyorum.
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a title="Yaşar Çatık" href="http://www.facebook.com/geciroglu"&gt;&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/geciroglu"&gt;Yaşar Çatık&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;VALLA SÜPER OLUR HOCAM BENDE AYNI KATILIYORUM KAÇ YILDIR KUMRUMUZA HİZMET ETMİŞ KİŞİDİR KİMSEYİDE ASLA GERİ ÇEVİRMEMİŞ OLAN BİR KİŞİYİ UNUTMAMAK İÇİN BİR SOKAĞA VERİRLER İNŞALLAH
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a title="Yorumu silmek için buraya tıkla" href="http://www.facebook.com/home.php?"&gt;&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a title="Ilknur Alımlı" href="http://www.facebook.com/profile.php?id=716413163"&gt;&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/profile.php?id=716413163"&gt;Ilknur Alımlı&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Ben de destekliyorum bu fikri.Allah rahmet eylesin
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a title="Sansi Tuba" href="http://www.facebook.com/profile.php?id=100000286353636"&gt;&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/profile.php?id=100000286353636"&gt;Sansi Tuba&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;tanımıyorum ama güzel bir fikir destekliyorum ayrıca allah rahmet eylesin ailesine sabirlar versin....
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a title="Halime Tap Demir" href="http://www.facebook.com/profile.php?id=805412426"&gt;&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/profile.php?id=805412426"&gt;Halime Tap Demir&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;çok değerli bir insandı allah rahmet eylesin insan ölümü kendisine yakıştıramıyor ama bi gün hepimize gelecek inşallah ebedi kumruda hatırlanır
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a title="Ömer Karaahmetoğlu" href="http://www.facebook.com/profile.php?id=1502232490"&gt;&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/profile.php?id=1502232490"&gt;Ömer Karaahmetoğlu&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;en çalışkan siyasetçilerden birisiydi.Mekanı cennet olsun .Adı baki kalsın.
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a title="Erdal Soruç" href="http://www.facebook.com/profile.php?id=716304418"&gt;&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/profile.php?id=716304418"&gt;Erdal Soruç&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;çok güzel bir fikir iyi olur
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a title="Idris Yüzen" href="http://www.facebook.com/profile.php?id=100000009335437"&gt;&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/profile.php?id=100000009335437"&gt;Idris Yüzen&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;ben doğrusu bu fikir sahibini candan kutlarım çünkü diyebilirim k;i uzun yıllardan bu yana ilk defa böyle memleket sevdalısı bir siyasetçimiz omuştu üzgünüm ve başımız sağolsun..
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a title="Yaşar Çatık" href="http://www.facebook.com/geciroglu"&gt;&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/geciroglu"&gt;Yaşar Çatık&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;VALLA SÜPER OLUR YA
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a title="Ahmet Karacı" href="http://www.facebook.com/profile.php?id=1111530565"&gt;&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/profile.php?id=1111530565"&gt;Ahmet Karacı&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;hızmet edenler asla unutulmamalı bence harika olur
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a title="Cihat Pile" href="http://www.facebook.com/profile.php?id=1636271051"&gt;&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/profile.php?id=1636271051"&gt;Cihat Pile&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;olsun bu arada alllah rahmet eylesin tanımıyorum ama olsun mekanı cebbbet olsun
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a title="Muhsin Yılmaz" href="http://www.facebook.com/profile.php?id=738493977"&gt;&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/profile.php?id=738493977"&gt;Muhsin Yılmaz&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;hizmetini bilemem ama dürüst bir insandı bence de olsun
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a title="Aydın Çaya" href="http://www.facebook.com/profile.php?id=1562534146"&gt;&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/profile.php?id=1562534146"&gt;Aydın Çaya&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Rabbim rahmet eylesin,nur içinde yatsın,mekanı cennet olsun.Tabiki verilsin,çok olumlu bir karar olur,saygı ve sevgilerimle.
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a title="Özay Dervişoğlu" href="http://www.facebook.com/profile.php?id=732503045"&gt;&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/profile.php?id=732503045"&gt;Özay Dervişoğlu&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Dervişoğlubunca yıl ilçemize hizmet etmiş.bencede çok doğru bir karar olur.üstelik bunu yapacaklar şu anki mesai arkadaşları çokda kolay olur.
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a title="Metin Pile" href="http://www.facebook.com/profile.php?id=1456126055"&gt;&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/profile.php?id=1456126055"&gt;Metin Pile&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Hacı Emin Amcamıza tekrar Allah rahmet eylesin. Rabbim onu cennet ve cemali ile ödüllendirsin. Bu düşünceye canu gönülden katılıyorum. Gönüllerde yaşattığımız amcamızın, ismini gözler önünde de yaşatmak çok güzel olur. HACI EMİNLER UNUTULMASIN. Selam ve saygılarımla.....
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a title="Mehmet Özmaden" href="http://www.facebook.com/profile.php?id=1235704194"&gt;&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/profile.php?id=1235704194"&gt;Mehmet Özmaden&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Öncelikle merhum Hacı Emin Payat'a Allah'tan rahmet ve kederli ailesi ile dostlarına başsağlığı diliyorum. Bekir Hocam; çok yerinde ve doğru bir uygulama olur.
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;HABERİMİZE “facebook VE &lt;a href="http://www.kumru.org/"&gt;http://www.kumru.org/&lt;/a&gt;” ta SİZ DE YORUM YAZABİLİRSİNİZ
&lt;br /&gt;Editör : &lt;a href="mailto:kumruhaber@gmail.com?subject=KUMRU"&gt;Bekir AKKAYA&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;336 Kişi Tarafından Okundu.
&lt;br /&gt;&lt;a id="758')&amp;quot;" href="javascript:yazdir("&gt;&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a id="758')&amp;quot;" href="javascript:yazdir("&gt;Yazdır&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a id="758')&amp;quot;" href="javascript:yorumekle("&gt;&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a id="758')&amp;quot;" href="javascript:yorumekle("&gt;Yorum Ekle&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a id="758')&amp;quot;" href="javascript:tavsiye("&gt;&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a id="758')&amp;quot;" href="javascript:tavsiye("&gt;Tavsiye&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;function Puan() {
&lt;br /&gt;document.PuanForm.submit();
&lt;br /&gt;}
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;1
&lt;br /&gt;2
&lt;br /&gt;3
&lt;br /&gt;4
&lt;br /&gt;5
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;Bu Habere Toplam 43 Puan Verildi
&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.kumrureklam.org/haberdetay.asp?ID=758#top"&gt;&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Kaynak : &lt;a href="http://www.facebook.com/home.php?/kumruhaber?refprofile" target="_blank"&gt;Bekir AKKAYA&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Kategori ¬ &lt;a href="http://www.kumrureklam.org/kategoriler.asp?KATID=9"&gt;Haberler &lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Yorum ( 17 )
&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:s.sunmaz@gezairiturk.com"&gt;Selda Parlak Sunmaz&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Tarih : 21.10.2009 10:33:31
&lt;br /&gt;BU GÜZEL BIR BORÇ 
&lt;br /&gt;Kayıtlı İp: 78.188.138.101
&lt;br /&gt;Hayat Cok kısa ... Ama memleketi için bu kadar cok emegı olan bırının adını neden cok uzun sureler hatırlamayalım ki Güzel ve anlamlı bır borctur bu .Ilgılılere onemle duyrulur . SELDA
&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:melda75f@hotmail.com"&gt;melda peru&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Tarih : 20.10.2009 20:58:23
&lt;br /&gt;Hacı Emin PayatIN ADI Kumrunun bir sokağına verilsin. 
&lt;br /&gt;Kayıtlı İp: 78.179.83.17
&lt;br /&gt;Kumru sevdalısı kıymetli büyüğümüz Hacı Emin Payatın adının unutulmaması ve bunun yaşatılması için Kumrunun herhangi bir sokağına adının verilmesi bizi ve Kumruluları onurlandıracakdır.Bu konuda Belediyenizi gündeme alınarak çalışmaların başlatılmasını önemle arz ederim.
&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:dj_esma_18@hotmail.com"&gt;hakan&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Tarih : 20.10.2009 19:14:56
&lt;br /&gt;güzel insan &lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Kayıtlı İp: 88.232.230.74
&lt;br /&gt;böyle bir güzel insanın adı her zaman anılmalıdır.bence bir an önce gerçekleştirilmeli
&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:yagmurseli34@hotmail.com"&gt;mehmet dikbaş&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Tarih : 18.10.2009 22:16:18
&lt;br /&gt;destekliyorum &lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Kayıtlı İp: 88.245.93.183
&lt;br /&gt;Hayatı boyunca kumru için çalışmış olan dayımın adının Kumrunun bir sokağına verilmesini canı gönülden destekliyorum. Ailesine baş sağlığı kendisine allahtan rahmet diliyorum.
&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:melikeyerlikaya.@hotmail.com"&gt;Uğur Dikbaş&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Tarih : 18.10.2009 13:36:36
&lt;br /&gt;projeyi destekliyorum baş sağlığı diliyorum &lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Kayıtlı İp: 88.241.111.23
&lt;br /&gt;Dayım Hacı Emin Payatın çok değerli ailesine ve yakınlarına başsağlığı diler Kumruya olan hizmetlerinden dolayı isminin bir sokağa verilmesini tüm içtenliğimle destekliyorum.Saygılarımla...
&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:melikeyerlikaya.@hotmail.com"&gt;Mehmet Yelikaya&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Tarih : 18.10.2009 13:32:55
&lt;br /&gt;projeyi destekliyorum baş sağlığı diliyorum &lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Kayıtlı İp: 88.241.111.23
&lt;br /&gt;Rahmette intikal eden Hacı Emin Payatın isminin bir sokağa verilmesini destekliyorum.Ailesine ve yakınlarına Allah tan sabırlar diliyorum Saygılarımla...
&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:fatma_drama_78@hotmail.com"&gt;Fatma Drama&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Tarih : 18.10.2009 13:29:03
&lt;br /&gt;Rahmetli dayımin bir sokağa verilmesi bende diğer akarabalarım gibi destekliyorum &lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Kayıtlı İp: 88.241.111.23
&lt;br /&gt;Rahmetli dayım Hacı Emin Payatın yakınları ve ailesine baş sağlığı diliyorum.Kendisini kumru ilçesine vermiş olduğu hizmetlerden dolayı değerli isminin bir sokağa verilmesini diğer akrabalarım gibi bende destekliyorum Saygılarımla
&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:melikeyerlikaya.@hotmail.com"&gt;Emine Dikbaş&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Tarih : 18.10.2009 13:24:29
&lt;br /&gt;Kardeşimin isminin bir sokağa verilmesini destekliyorum &lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Kayıtlı İp: 88.241.111.23
&lt;br /&gt;Kardeşim Hacı Emin Payata öncelikle cenabı Allah tan rahmet geride kalan eş ve çocuklarına sabırlar diliyorum.
&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:melikeyerlikaya.@hotmail.com"&gt;leman yerlikaya&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Tarih : 18.10.2009 13:02:11
&lt;br /&gt;projeyi destekliyorum baş sağlığı diliyorum &lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Kayıtlı İp: 88.241.111.23
&lt;br /&gt;Öncelikle merhum Hacı Emin Payata Allah tan rahmet,ailesine ve yakınlarına baş sağlığı dileriz.Kumru ilçesien yapmış olduğu değerli çalışmalardan ve katkılarından dolayı Hacı Emin Payatın isminin ölümsüzleşmesi için bir sokağa adının verilmesini bende gönülden destekliyorum.
&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:gsokan_1997@hotmail.com"&gt;Niyazi Doğan&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Tarih : 17.10.2009 23:02:09
&lt;br /&gt;destek &lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Kayıtlı İp: 85.103.21.206
&lt;br /&gt;Hacı Emin Payatı kaybettiğimizden dolayı çok büyük bir üzüntü duymaktayım.Kederli ailesine Allahtan sabırlar diler mekanı cennet olsun diyorum.Ancak Hacı Emin Payatı yaşatmamız için fedakarlık gerekir buda Kumrunun bir sokağına Hacı Emin Payatın ismini vererek kalbimizde yaşatmaya ve gelecek nesillere örnek teşkil etmesi amacıyla Hacı Emin Payatın isminin bir sokağa verilmesi üzüntümüzü azaltacaktır.projeyi destekliyorum
&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:canilyildirim5@hotmail.com"&gt;Sabiha Değişici&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Tarih : 17.10.2009 21:55:55
&lt;br /&gt;Ben de destekliyorum. &lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Kayıtlı İp: 195.174.231.235
&lt;br /&gt;Kendisi Kumruya adına bir çok katkıda bulundu.Kumruya çok değer veriyordu.Sevilen sayılan bir kişiydi.Ben de bir sokağa adının verilmesini gönülden destekliyorum.
&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:serkizli_1978@hotmail.com"&gt;Mustafa SÜSÜN&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Tarih : 17.10.2009 20:25:20
&lt;br /&gt;destekliyoruz &lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Kayıtlı İp: 78.181.83.233
&lt;br /&gt;Değerli büyüğümüz rahmetli Hacı Emin PAYAT ağabeyimizin isminin Kumru da bi sokağa verilmesini canı gönülden destekliyor ve en kısa zamanda gerçekleştirilmesini bekliyoruz.
&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:serkanparlak88@hotmail.com"&gt;serkan&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Tarih : 17.10.2009 19:19:35
&lt;br /&gt;HACI EMİN PAYAT SOKAĞI &lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Kayıtlı İp: 94.123.230.220
&lt;br /&gt;gerçektende çok iyi düşünülmüs bu projeyi hayata geçirmek için igililerden destek bekliyoruz.Projeyi gündeme getiren Derya Yıldırımada böyle bir şeye vesile olduğu için de teşekkürlerimizi sunarız..Umarız olması gerekenler gözardı edilmez.
&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:A.İ__ÇBN@HOTMAİL.COM."&gt;ALİ İHSAN ÇOBAN&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Tarih : 17.10.2009 17:12:42
&lt;br /&gt;TAM DESTEK &lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Kayıtlı İp: 88.246.208.45
&lt;br /&gt;TAM DESTEK VERİYORUM VE HERKESİ DE DESTEK OLMAYA ÇAĞIRIYORUM. DERYA YILDIRIMI YALNIZ BIRAKMAYALIM. bU DEĞERLİ İNSANIN İSMİNİN BİR SOKAĞA VERİLMESİNDE BİZİM DE BİR KATKIMIZ OLSUN. SAYGILAR
&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:celalettindervisoglu@hotmail.com"&gt;celalettindervişoğlu&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Tarih : 17.10.2009 12:42:16
&lt;br /&gt;emin insan &lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Kayıtlı İp: 88.243.64.133
&lt;br /&gt;değerli büyüğüm sevgili ağbime allahtan rahmet geride kalanlara sabırlar dilerm.bazı insanlar bulundukları makamdan güç alırlar veya makamın gücünü kullanırlar hacı abi ise ( emin isan) bulunduğu ortama olumlu renk veren güç veren alahın rızasını güden yeri zor doldurabilecek ender insanlardandı dün gecede rüyamda gördüm eski bir anımızı tazeledik yiyeni derya yıldırımında fikrini destekliyorm sokağa ismi verilecektir allah rahmet eylesin seni unutmayacağız.
&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:z__yildiri@hotmeil.com"&gt;zafer&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Tarih : 17.10.2009 09:55:36
&lt;br /&gt;destekliyorum &lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Kayıtlı İp: 85.108.244.174
&lt;br /&gt;projeyi gönülden destekliyorum kim düşünmüşse tebrik ediyorum
&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:murat_dj_1@hotmail.com"&gt;MURAT&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Tarih : 17.10.2009 09:51:31
&lt;br /&gt;destekliyorum &lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Kayıtlı İp: 85.108.244.174
&lt;br /&gt;derya yıldırınım düşücesini destekliyorum hacı emin payat bunu en çok hak eden KUMRU lu bir siyasetçi.kumru aşıgı bir insandır.merhuma allahtan rahmet diliyorum.
&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;WWW.KUMRU.ORG (KUMRU HABER)"KUMRU'NUN İLK İNTERNET SİTESİ"
 PAYLAŞMAK  MUTLULUKTUR! GÖNDERİN YAYINLAYALIM! ADRES: kumruhaber@gmail.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9073811800147965664-2212325386049429213?l=bekirakkaya.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/uyqD/~4/I8imv_mBqf0" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-10-21T16:10:23.431-07:00</app:edited><media:thumbnail url="http://2.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/St-Uob87yhI/AAAAAAAAO8k/aL7a2gwMH54/s72-c/hac(1).jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://bekirakkaya.blogspot.com/2009/10/kumru-belediye-baskanimiz-sayin-ticabi.html</feedburner:origLink></item><item><title>HACI EMİN PAYATIN ADI KUMRUDA BİR SOKAK ADI OLSUN</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/uyqD/~3/w1xZj6iuDhw/haci-emin-payatin-adi-kumruda-bir-sokak.html</link><category>HABERLER</category><author>noreply@blogger.com (BEKİR AKKAYA)</author><pubDate>Wed, 21 Oct 2009 16:05:42 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9073811800147965664.post-868627978569278670</guid><description>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/St-TtSJV13I/AAAAAAAAO8c/qRVtzyd6iis/s1600-h/haci_emin_payat.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; FLOAT: left; HEIGHT: 229px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5395193284787558258" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/St-TtSJV13I/AAAAAAAAO8c/qRVtzyd6iis/s320/haci_emin_payat.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; Kumru için, Ordu için bu kadar fedakarlık yapmış kendinden çok Kumruyu düşünmüş bir insan olan Hacı Emin Payatın umarım Kumrunun bir sokağına değerli büyüğümüzün adını vermeyi çok görmezler. Sadece sözde değil bazı şeyler birazd&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vefat eden Kumrumuzun çok değerli insanı Hacı Emin Payat’la ilgili sitemize gelen yüzlerce mesajın içersinde Derya Yıldırım okuyucumuzun gönderdiği şu mesaj bizim açımızdan da çok önemliydi. Derya Yıldırım “ Hacı Emin Payat’ın isminin Kumru’da bir sokağa verilmesini talep ediyordu. Ben de aynı düşüncedeyim.&lt;br /&gt;İşte Derya Yıldırımın hiç değiştirilmemiş o ilgili mesajı. “Kumru Haber İnternet Sitesi aracılığı ile Kumru Belediye Başkanlığına sesleniyorum. Kumru için, Ordu için bu kadar fedakarlık yapmış kendinden çok Kumruyu düşünmüş bir insan olan Hacı Emin Payat’ın umarım Kumrunun bir sokağına değerli büyüğümüzün adını vermeyi çok görmezler. Sadece sözde değil bazı şeyler birazda kadir kıymet bilmek lazım diye düşünüyorum. Bana katılan varsa desteklerinizi bekliyorum. DERYA YILDIRIM”&lt;br /&gt;Kumru Haber olarak bu arzunun çok yerinde olduğunu Derya Yıldırım’ı desteklediğimizi ve Kumru Belediye Başkanımız Ticabi Civelek’in de bu yerinde arzuyu uygun bulacağına yürekten inanıyor, sizlerin de görüşlerinizi bekliyoruz. Bekir Akkaya/ Kumru Haber/Kumru&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Editör : Bekir AKKAYA&lt;br /&gt;202 Kişi Tarafından Okundu.&lt;br /&gt;Yazdır Yorum Ekle Tavsiye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 2 3 4 5 Bu Habere Toplam 45 Puan Verildi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : Bekir AKKAYA Kategori ¬ Haberler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorum ( 4 )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;pınar değişici&lt;br /&gt;Tarih : 16.10.2009 22:42:43&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hacı emın payat Kayıtlı İp: 78.179.106.26&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın Hacı Emin Payat tüm yaşamı boyunca Kumru için özveri ile çalışmış,Kumru nun yararına çeşitli çalışmalar yürütmüştür.Buna karşılık Kumru lu olarak bizlerinde üstümüze düşen görevi yerine getirmemizi ve Kumrunun bir sokağına onun adının verilmesini bende gönülden destekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;serkan birgün&lt;br /&gt;Tarih : 16.10.2009 22:03:58&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok iyi düşünülmüş bende destek veriyorum Kayıtlı İp: 94.123.199.196&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sn.Derya hanım ın düşüncesi beni cok duygulandırdı. Düşünmüş oldugu bu fikir için kendisine çok teşekkür ederim.Bunca senedir KUMRU muza hizmet vermiş merhum HACI EMİN PAYATabir sokagımızın adının verilmesinden çok mutluluk duyacagım.Bu konuda büyüklerimizden yardım ve desteklerini esirgememelerini istiyorum.Bende bu konuya sıcak bakıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hüseyin YILDIRIM&lt;br /&gt;Tarih : 16.10.2009 21:55:22&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;projeyi gönülden destekliyorum Kayıtlı İp: 88.243.97.191&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok iyi düşünülmüş bu projeyi gönülden destekliyorum. Kumruya yaşamı boyunca hizmet eden merhum Hacı Emin Payatın adının yaşatılması Kumruluların vea borcudur. Herkesi destek vermeye çağırıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayfer&lt;br /&gt;Tarih : 16.10.2009 21:08:54&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇOK MANTIKLI Kayıtlı İp: 195.174.229.230&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hacı Emin Payatın kötülüğünü gören bir insan var mıdır acaba. Bu kadar iyi ve güvenilir birinin ismi verilmeyecek de kimin ismi verilecek ki? Eğer böyle bir şey söz konusu olacaksa herkes tarafından tam destek göreceğine eminim.Kumrulu birisi olarak Derya kardeşimizi bu güzel fikrinden ötürü tebrik ediyorum ve destekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayfalar : İlk Sayfa - [1] - Son Sayfa&lt;br /&gt;Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KUMRU BELEDİYE BAŞKANIMIZ SAYIN TİCABİ CİVELEKİN DİKKATİNE 17.10.2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HACI EMİN PAYATIN ADI KUMRUDA BİR SOKAK ADI OLSUN 16.10.2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HACI EMİN PAYAT AĞABEY ÇOK HASTA ONA VE KENDİMİZE DUA EDELİM 10.10.2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DÖRT DÖNEMDİR İL GENEL MECLİS ÜYESİ HACI EMİN PAYAT 10.10.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;WWW.KUMRU.ORG (KUMRU HABER)"KUMRU'NUN İLK İNTERNET SİTESİ"
 PAYLAŞMAK  MUTLULUKTUR! GÖNDERİN YAYINLAYALIM! ADRES: kumruhaber@gmail.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9073811800147965664-868627978569278670?l=bekirakkaya.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/uyqD/~4/w1xZj6iuDhw" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-10-21T16:05:42.057-07:00</app:edited><media:thumbnail url="http://4.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/St-TtSJV13I/AAAAAAAAO8c/qRVtzyd6iis/s72-c/haci_emin_payat.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://bekirakkaya.blogspot.com/2009/10/haci-emin-payatin-adi-kumruda-bir-sokak.html</feedburner:origLink></item><item><title>Bilinçli olmaya var mısınız? /Prof. Dr. Abdullah ÖZBEK</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/uyqD/~3/6nDqz0ieENE/bilincli-olmaya-var-msnz-prof-dr.html</link><category>Prof. Dr. Abdullah ÖZBEK</category><author>noreply@blogger.com (BEKİR AKKAYA)</author><pubDate>Wed, 21 Oct 2009 16:01:39 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9073811800147965664.post-8179405998779021754</guid><description>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/St-SxiNS0rI/AAAAAAAAO8M/V7kmgImRu54/s1600-h/ozbek((3).jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 143px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5395192258306953906" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/St-SxiNS0rI/AAAAAAAAO8M/V7kmgImRu54/s200/ozbek((3).jpg" /&gt;&lt;/a&gt; Toplumda bir şeylerin ters gittiğinden söz edenler, bunun düzeltilmesi için “halkın bilinçlenmesi” gerektiğini söylüyor… Ama bunun nasıl olacağı konusunda pek kafa yoran yok…&lt;br /&gt;Diyelim ki, yolsuzluğun ve uyuşturucunun önlenmesi konusunda insanlar bilinçlendirilecek… Nasıl olacak bu iş?&lt;br /&gt;Burada öncelikle, insanın iki temel gücü olan “fayda ve zarar” duygusu harekete geçirilmelidir. Çünkü insan yaratılış itibariyle, faydalı gördüğü şeye yönelir; zararlı gördüğünden de kaçınır.&lt;br /&gt;Şimdi soralım…&lt;br /&gt;Yolsuzluktan kim zarar görür?&lt;br /&gt;Şüphesiz mağdur olanlar. İlk etapta bunlar göze çarpmaktadır.&lt;br /&gt;Onun için bu kesim, konuyu biraz daha kolay kavrayabilir. Ama yine de, çok iyi anlatmak ve bilgilendirmek gerekir. Çünkü hakkının yenilmesine alışmış olan korkak, uyuşuk ve köle ruhlu tipleri uyandırmak ve harekete geçirmek o kadar kolay değildir.&lt;br /&gt;Hukuk ve ahlâk dışı yollarla, kazanç elde edenlere gelince…&lt;br /&gt;Görünüşe göre bunların bir eli yağda bir eli baldadır. Bunlar, tuzu kuru takımıdır… Yedikleri önlerinde yemedikleri arkalarındadır… Sonra kendilerini efendi, başkalarını da uşak olarak görmeye alışmışlardır…&lt;br /&gt;Ama bir de işin sonuna bakmak lazım. İnsanoğlunun geçirdiği tecrübe ve yaşanan olaylar, bunlara hiç de iyi haber vermiyor.&lt;br /&gt;Peki, ne diyor?&lt;br /&gt;“Eden bulur, eşen düşer”, “Men dagga dugga=Kim birisinin kapısını çalarsa, bir gün onun da kapısı mutlaka çalınır”, “Ava giden avlanır.” diyor…&lt;br /&gt;Burada vurgulanmak istenen şu…&lt;br /&gt;Öbür dünya inancı olanlara sözümüz yok… Olmayanlara ise şunu hatırlatmak isteriz…&lt;br /&gt;Yakından bakılınca, hiçbir kötülük, bu dünyada da yapanın yanına kâr kalmıyor. Çünkü varlık âleminde karşılıksız kalan hiç bir şey yok.&lt;br /&gt;Şayet bu konuda bir bilinç oluşturulmak isteniyorsa, aileden başlayarak, üniversiteye kadar her türlü eğitim basamağında öğrencilere, “fayda ve zarar bilinci” ile ilgili olarak ciddi gözlemler ve araştırmalar yaptırılmalıdır…&lt;br /&gt;Yine konu ile ilgili hikâyeler ve romanlar yazılmalı, filmler çevrilmelidir. Aynı şekilde yarışla güfteler yazdırılıp bestelettirilmeli. Radyo ve televizyolarda sırf bunun için programlar yapılmalı; konunun uzmanları tarafından konferanslar verdirilmeli ve sempozyumlar tertip edilmelidir.&lt;br /&gt;Bir taraftan bunlar yapılırken, diğer taraftan da adâleti gerçekleştirecek hukûkî ve kanunî düzenlemelerin yapılması şarttır. Elbette ki bunları hakkıyla uygulayacak ehil kimselerin yetiştirilmesi de çok önemli.&lt;br /&gt;Ama bir de şu var…&lt;br /&gt;Bilinçlenmek için bir alt yapıya ihtiyaç var… O da sabır…&lt;br /&gt;Bir kere sabırlı insan, duruşunu bozmadan, irkilmeden, şikâyet etmeden, her türlü kışkırtmalara, aksiliklere, şanssızlıklara, acılara, engellemelere ve belalara göğüs gerer ve hak bildiği yolda sonuna kadar azimle yürür.&lt;br /&gt;Meselâ birisi, işim erken olsun diye rüşvet verirse, bu kötülük nasıl ortadan kalkar? Bakıyorsunuz bayramlardan önce, “Birkaç gün fırınlar kapalı” diye bir haber yayılıyor… Duyanlar hemen beş on günlük ekmek istifliyor. Ondan sonra da kurumuş ve küflenmiş halde bunların çoğu çöpe gidiyor.&lt;br /&gt;Ya gideceği yere beş on dakika erken varmak isteyenlere ne dersiniz? Bu gibilerin bir anda canavarlaştığını kim inkar edebilir?&lt;br /&gt;Maalesef bu kafa yapısı her kesimde var…&lt;br /&gt;Şimdi oruç tutan birisini düşünelim. İşin temel esprisi, akşama kadar boğazından gıda olarak bir şey geçmeyecek. Ama iftarda yemeklere saldırışını bir görmelisiniz… Mübarek sanki kıtlıktan çıkmış!&lt;br /&gt;Ya büyük şehirlerde, iftara erken yetişeyim diye trafiği birbirine katanlar?&lt;br /&gt;Diğer taraftan birisi, ön safta namaz kılmanın fazla sevap getireceğini duymuş. Bir de bakıyor ki halk camide yerini çoktan almış. Bu sefer, insanların tepesine basa basa öne doğru yürüyor. Sanki balta girmemiş ormanda yol açıyor.&lt;br /&gt;Yine bir kişinin içki, sigara, uyuşturucu vb. kötü alışkanlıklardan vaz geçmek istediğini farz edelim. Bu konuda aklını da ikna etmiş. Ama bir türlü başaramıyor. Sebep yine aynı…&lt;br /&gt;Daha önce hiç sabır eğitimi görmemiş… Onun için de zaaflarına yenik düşüyor.&lt;br /&gt;Doktorlar da hastaların çoğunun sabırsız olduğunu söylüyor. Ne ilaçları tam kullanıyorlarmış, ne de tavsiyelere aldırıyorlarmış… Üstelik kendi sağlıkları söz konusu olmasına rağmen!&lt;br /&gt;Hani insan menfaatine düşkündü? Aklını kullanmayınca öyle alçalıyor ki!&lt;br /&gt;Şimdi, obezite denilen bir hastalık var… Yani şu bildiğimiz şişmanlık. Bunun temel sebebi belli… Çok yemek ve hareketsizlik.&lt;br /&gt;Ama bir takım yarım akıllı kişiler, reklâmların etkisiyle, piyasaya “zayıflatıcı” diye sürülen ilaç ve maddeleri kullanıyor.&lt;br /&gt;Bu uğurda canından olanlar bile var. Eskiden, bu tip ürünlere kendisini kaptıran bir komşumuz vardı… Bir keresinde az daha öbür dünyayı boylamıştı!&lt;br /&gt;Kafaya bak! Hem tıka basa ye, hem de tığ gibi ol… Sevsinler seni… Böyle bir kural nerede görülmüş!&lt;br /&gt;Ha, bazı bünyeler hem yer hem de kilo almaz. Bu kesinlikle bir metot teşkil etmez. Konuya “sebep-sonuç ilişkisi” açısından bakmak gerekir. Yani kim fazla yerse, kilo da alır, sağlığı da bozulur… İşin israf yanı da cabası…&lt;br /&gt;Öfkenin, didişmenin ve pek çok kavganın temelinde de sabırsızlık yatar. Pek çok zeki insanın hayatta başarısız oluşunun sebebi de yine sabırsızlıktır.&lt;br /&gt;Hayatın temel kanununu da sabra dayanır. Bir buğdayın başak haline gelmesi için dünyanın kaç defa döndürüldüğünü hiç düşünüyor muyuz? Bugün fidan dikip yarın meyve toplamak kimin aklından geçer? Sonra insana ne derler?&lt;br /&gt;Onun için Peygamberler, hem sabrı tavsiye etmiş hem de örnek olmuştur.&lt;br /&gt;Şu sözlerin boş yere söylenmediğini de herkes bilir…&lt;br /&gt;Sabırla koruk helva olur, dut yaprağı atlas. Sabrın sonu selâmettir. Sabreden derviş, muradına ermiş. Sabır acıdır, ama meyvesi tatlıdır. Sabreyle işine, hayır gelsin başına. Hırsla kalkan zararla oturur. Kırk gün taban eti, bir gün av eti…&lt;br /&gt;Görülüyor ki sabırda, hedefe ulaşmak için hem bekleme hem de bilinçli bir mücadele vardır…&lt;br /&gt;Peki, şu haliyle bizim insanımız, kaç gün açlığa ve susuzluğa dayanabilir? En küçük bir elektrik ve su kesintisinde neler yapmaz? Ya depremler, seller, fırtınalar, toprak kaymaları, kıtlıklar, harpler?&lt;br /&gt;Hele öyle kişiler var ki… Bunlar para, makam, şöhret, kadın ve erkek cazibesi karşısında kendini ne kadar tutabilir? Bu konuda Hz. Yusuf’un hayatı üzerinde iyi düşünülmelidir.&lt;br /&gt;Şu husus çok iyi bilinmeli ki, dünyada başarı, ilerleme ve kalkınma denilen değerlerin gerisinde de sabır vardır. “Armut piş, ağzıma düş” düşüncesiyle bir baltaya sap olmak mümkün değildir.&lt;br /&gt;Şayet bilinçlenme isteniyorsa, bu gerçekler dikkate alınmalıdır. Ve eğitim sistemi buna göre düzenlenmelidir. Yoksa daha çok zaman kaybederiz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;WWW.KUMRU.ORG (KUMRU HABER)"KUMRU'NUN İLK İNTERNET SİTESİ"
 PAYLAŞMAK  MUTLULUKTUR! GÖNDERİN YAYINLAYALIM! ADRES: kumruhaber@gmail.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9073811800147965664-8179405998779021754?l=bekirakkaya.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/uyqD/~4/6nDqz0ieENE" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-10-21T16:01:39.419-07:00</app:edited><media:thumbnail url="http://2.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/St-SxiNS0rI/AAAAAAAAO8M/V7kmgImRu54/s72-c/ozbek((3).jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://bekirakkaya.blogspot.com/2009/10/bilincli-olmaya-var-msnz-prof-dr.html</feedburner:origLink></item><item><title>SADAKA TAŞI /Dr.Ahmet ÇAPKU</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/uyqD/~3/e4bIOChkf4Q/sadaka-tasi-drahmet-capku.html</link><category>AHMET ÇAPKU YAZILARI</category><author>noreply@blogger.com (BEKİR AKKAYA)</author><pubDate>Sat, 10 Oct 2009 16:09:08 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9073811800147965664.post-4240224997526130426</guid><description>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/StET8FLcCyI/AAAAAAAAO8E/3QLwxjxV1ys/s1600-h/clip_image002.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 203px; FLOAT: left; HEIGHT: 145px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5391112151842425634" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/StET8FLcCyI/AAAAAAAAO8E/3QLwxjxV1ys/s320/clip_image002.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; Değirmen taşı, tuz taşı, binek taşı, çakıl taşı… gibi taşların bize verdiği anlam ve sıcaklık sadaka taşı’ndaki kadar olamaz. Başkalarına yardımcı olmanın getirdiği heyecan ve huzuru ancak onu yaşayanlar bilir herhalde. ‘Mutlu olmak istersen iyilik yap!’ demiş bir eski Yunan hakîmi. Delikanlılık zamanlarımda bazen kitaplarda ‘sadaka taşı’ denilen bir kavrama rastlar ve acaba nedir diye sorardım kendi kendime. Nice zaman sonra fotoğraflarını gördüm kitaplarda, dergilerde. Zaman geldi bizatihi kendisini gördüm o mubarek taşın!...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onu hazırlayan eller, ona yardım için para koyan eller ve ondan ancak kendine yetecek kadarını alan muhtaç ve haysiyetli eller… Çok uzun geçmişi olan bir tarihten değil bundan elli altmış yıl öncesinden söz ettiğimize göre bu bahis bizi de ilgilendirir sanırım. Ben şahsen sadaka taşında merhameti, başkalarını düşünme dediğimiz diğergamlığı, insanlığı ve edebi, Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmayı görürüm de işte bu taş bütün bunların kisve-i tab’a bürünmüş halidir derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadaka taşı düşüncesi gökten zenbille inmiş değildir elbette. Onun fikrî bir altyapısı vardır. “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda infak etmediğiniz sürece iyiye eremezsiniz [iyi biri olamazsınız ?]” buyurulur Kur’ân’da. (Âl-i İmran, 3/92). Ayette geçen ‘birr’ kelimesi hayrın, iyiliğin kemal noktası, Allahın rahmeti, rızası ve cenneti manalarında anlaşılmıştır ki, bu açıdan kişinin sahip olduğu servet, mevki, ilim ve beden kuvveti ‘birr’e ulaşabilmek için birer imkan olarak görülmüştür. Bu ayet inince sahabeden bir kısmı çok sevdiği bahçesini vb. infak etmek için birbiriyle yarışmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Eğer sadakaları (zekat ve hayırları) açıktan verirseniz ne âlâ! Eğer onu fakirlere gizlice verirseniz işte bu sizin için daha hayırlıdır. Allah da bu sebeple sizin günahlarınızı örter. Allah yapmakta olduklarınızı bilir!” (Bakara, 2/271)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayet mealinden de anlaşılacağı üzere gerek kişinin nefsine onur, kibir gelmemesi ve gerekse yoksul kişinin şahsiyetinin zedelenmemesi için yapılan iyiliklerde asıl olan şey, onun gizlice verilmesidir. Tarihte bunun muhtelif yolları aranmış ve bazı çözümler bulunmuştur. Mesela kişi hiç tanınmadığı bilinmediği bir yere gider, bir bakkala uğrar, borç defterini açtırır ve imkanı ölçüsünde oraya borcu olan fakirlerin borçlarını ödermiş. Fakir fukara borcunu ödemek için geldiğinde onun ödenmiş olduğunu ve fakat bunu kimin yaptığını bilmez, o sevinç haliyle gönlünü ve ellerini ulu dergaha açarmış. Bazen diyelim cami, Kur’ân kursu, talebe yurdu gibi bir hayır kurumu yaptırılıyor. Zengin kişi tuğlayı, kiremiti... geceleyin getirir oraya bırakır ve üzerine bir not bırakıp çekip gidermiş. Bu açıdan sadaka taşı da gizlice sadaka verme kültürünün bir parçası olsa gerektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiden yol kenarlarında, cami avlusunun bir yanında, mezarlıklarda, fakirlerin başkalarınca görülüp de onurlarının incinmeyeceği bir mekanda sadaka taşı yapılır, imkanı olup da hayır yapmak isteyenler oraya bir miktar para bırakır, fakir olanlar da kendine yetecek kadarını alır, gerisini orada bırakırmış. Bu tür hikayeler şimdilerde bize esâtir-i evvelînden (eskilerin masalları) gibi geliyor. Halbuki bütün bunlar fiilen hem de yakın tarihte yaşanmış hatıralardır. Böyle bir iklimi oluşturabilmek ve oturtabilmek için elbette bir iman zemini ve bunu oluşturan kültür dokusu olmuş olmalıdır. Aksi takdirde hep bana Rabbena diye düşünen menfaatperest kişi ve kişiliklerin inşa edebileceği bir yapı değildir sadaka taşı kültürü. Biz buna İslâm’ın büyük düşünürü Fârâbî’nin deyimiyle ‘medîne-i fâzıla’ (erdemli şehir) insanlarının kurabileceği bir ahlak medeniyeti diyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadaka taşını daimi/kalıcı kılan nedir? Bir şeyin devamı onu kuran ve kullananlarla doğrudan ilgilidir. Bu da onu müsait yere yerleştiren eller ile ondan istifade eden ellerin ortaklaşa gayretiyle mümkündür. Yağma zihniyet ve kültürünün olduğu yerde herhalde bir sadaka taşından bahsedilemez. Aksine yağma kültürünün yaşandığı yerlerde iinsanlar evlerine, pencerelerine, balkonlarına… demir şebekeler ve onun da üzerine kilitler vurur. Bu tür yerlerde insan insanın kurdudur ve insandan daha tehlikeli bir canavar yoktur! Tek kelimeyle ‘esfel-i sâfilîn / aşağılık mahluk’ (bkz. Tîn Suresi, 95/5) haline gelir insan. Öyleyse sadaka kültüründe her iki tarafın edeb ve sabır ahlakını taşımaları şarttır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi zaman cami köşelerinde veya yol kenarında bulunan sadaka taşına çoğu insan bakıp geçiyor. Onun ne ifade ettiğini anlayan kaç kişi kaldı acaba? Fonksiyonunu yitirince anlamını da yitirmiş oluyor demek ki. ‘Güzel insanlar güzel atlara binip gitti’ diyor şair. Güzel insanlar günümüzde de vardır elbette. Nice yardım kuruluşları onların sayesinde yurt içi ve yurt dışında muhtaçlara el tutuyor. Ancak kimi zaman insanın gözüne öyle manzaralar ilişiyor ki, kişinin neredeyse umudunu yitirmesi işten bile değil. Canı malı sele gitmiş nice insanın sele kapılmış mallarını yağma edenler mesela! Asıl facia o manzaradaki ahlak seviyesizliği (ahlaksızlık ve hayasızlık) idi bence!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadaka taşını icat ve inşa eden, onu bir kültüre dönüştüren kişileri yetiştiren ana babalar, hocalar, büyükler vardı elbet. Yağma kültürünü icat edenler de var. Hz. Ali’ye biri şunu sormuş: “Ya Ali! Sizden önceki halifeler döneminde İslam âlemi güllük gülistanlık idi. Sizin zamanınızda ortalık toz duman. Sebebi nedir?” “Evet, demiş Peygamber Efendimizin (as) terbiyesini almış o büyük insan. Biz, bizden öncekilerin yardımcısı idik. Benim yardımcılarım ise sizlersiniz!” Kur’ân’da şu ayet bu manada bize ne çok şey söyler: “Onlar bir toplum idi. Gelip geçtiler. Sizler de bir toplumsunuz. Onların elde ettikleri kendilerine, sizinki size!” (Bakara, 2/134). Şimdi kendi kendimize şu soruyu sorabiliriz: Sadaka taşı kültürünü, yani sokakta herkesin birbirinden emin olduğu ve herkesin hakkına rıza gösterdiği/gösterildiği bir iklimi yeniden tesis etmek mümkün müdür? Bunu başarabilir miyiz? Dahası eğer böyle bir yapı geçmişte oluşturulmuş ise yeniden inşasının olmaması için bir neden var mıdır?&lt;br /&gt;Saygılarımla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Sadaka Taşı fotoğrafı TDV-İstanbul Müftülüğü Dergisi Din ve Hayat’tan alınmıştır. S.1, Yıl. 2009, sf. 6.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet Çapku&lt;br /&gt;07.10.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;WWW.KUMRU.ORG (KUMRU HABER)"KUMRU'NUN İLK İNTERNET SİTESİ"
 PAYLAŞMAK  MUTLULUKTUR! GÖNDERİN YAYINLAYALIM! ADRES: kumruhaber@gmail.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9073811800147965664-4240224997526130426?l=bekirakkaya.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/uyqD/~4/e4bIOChkf4Q" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-10-10T16:09:08.897-07:00</app:edited><media:thumbnail url="http://4.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/StET8FLcCyI/AAAAAAAAO8E/3QLwxjxV1ys/s72-c/clip_image002.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://bekirakkaya.blogspot.com/2009/10/sadaka-tasi-drahmet-capku.html</feedburner:origLink></item><item><title>AŞK-I MUHABBET VE VEFA / METİN PİLE</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/uyqD/~3/gqnUTd3RPQ4/ask-i-muhabbet-ve-vefa-metin-pile.html</link><category>METİN PİLE YAZILARI</category><author>noreply@blogger.com (BEKİR AKKAYA)</author><pubDate>Tue, 29 Sep 2009 15:50:16 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9073811800147965664.post-4992124108253074739</guid><description>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SsKPDNtejiI/AAAAAAAAO7M/pKGtop9HrTU/s1600-h/yazar1.gif"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 80px; FLOAT: left; HEIGHT: 98px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5387025389671321122" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SsKPDNtejiI/AAAAAAAAO7M/pKGtop9HrTU/s200/yazar1.gif" /&gt;&lt;/a&gt;Hani bir söz vardır. Gönül, ne kahve ister, ne kahvehane, gönül sohbet ister kahve bahane.Aşk-ı muhabbet, etmek dostlarla, yarenlik yapmak, anayla babayla, sevgili ile. Sevgiliye muştular sunmak. Uzaklardan sımsıcak aşk-ı muhabbetle. Dertleşmek, uzakları yakın etmek. Ucu yanık nameler düzmek yare. Bunlar için eskiden mektup yazılırmış, hasret kokan, özlem dolu, mektuplar. Gönül nameleri yazıya dökülürmüş, siyah zümrüt gibi mürekkep taneleri ile. Şimdi ders kitaplarında kaldı, bu edebi mektuplar. Ankesörlü telefon, cep telefonu derken interneti tanıdık. Gönlümüz dostlarla muhabbet istiyor. Mektup ta, telefon da internet de bahane.Eskilerden bu zamana değişmeyen tek bir şey var, içimizdeki hasret kokan duygular. Bizlerin birbirimizle muhabbet etmesi, bir vefa borcudur. Vefa borcudur çünkü aynı toprakta doğup, aynı havayı teneffüs etmişiz. Aynı suları içmiş, aynı yollarda yürümüşüz. Belki kavgalar yapmışız çocukça. Fındık toplamışız türküler çağırarak, veee sonraaa gurbet illere çeşitli bahanelerle dağılmışız. Gelecek için. Şimdi internetlerde, telefonlarda ile birbirimizi arar olduk. O çocukluk anılarımızı tekrar yad etmek için. Dostlardan gelecek güzel bir haber almak için, pür dikkat kesildik. Onların sevinci ile sevindik, üzüntülerine ortak olduk. Bizler dostlarımızı, hemşerilerimizi, köyümüzü unutmadık.Bizler borçluyuz. Kime mi hemşerilerimize, köyümüze, beldemize, ilçemize, kime.. bunları çoğaltabiliriz. Bu borçlarımızı her birimiz bir şekilde hayatın bize biçtiği değişik rollerde ödemeye çalışıyoruz.Sevgili peygamberimiz, Aranızda selamı yayınız buyuruyor. Sabah kalkınca selam verelim sağa sola, selam verelim dostlara arkadaşlara. Bizler aramızdaki AŞK-I MUHABBETİ yaymaya, coğaltmaya, yaşatmaya VEFA borcumuz var dostlar.Hepinize muhabbetli, neşeli günler diliyorum. Allah ın selamı üzerinize olsun. BUNDAN BÖYLE BURADA BULUŞMAK DİLEĞİYLE...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;WWW.KUMRU.ORG (KUMRU HABER)"KUMRU'NUN İLK İNTERNET SİTESİ"
 PAYLAŞMAK  MUTLULUKTUR! GÖNDERİN YAYINLAYALIM! ADRES: kumruhaber@gmail.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9073811800147965664-4992124108253074739?l=bekirakkaya.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/uyqD/~4/gqnUTd3RPQ4" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-09-29T15:50:16.189-07:00</app:edited><media:thumbnail url="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SsKPDNtejiI/AAAAAAAAO7M/pKGtop9HrTU/s72-c/yazar1.gif" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://bekirakkaya.blogspot.com/2009/09/ask-i-muhabbet-ve-vefa-metin-pile.html</feedburner:origLink></item><item><title>Akılsız başın cezası / Prof. Dr. Abdullah ÖZBEK</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/uyqD/~3/AGtkA1agkok/aklsz-basn-cezas-prof-dr-abdullah-ozbek.html</link><category>Prof. Dr. Abdullah ÖZBEK</category><author>noreply@blogger.com (BEKİR AKKAYA)</author><pubDate>Tue, 29 Sep 2009 15:48:10 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9073811800147965664.post-1585958975174429449</guid><description>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SsKOmkYldeI/AAAAAAAAO7E/k8JSykJhXD0/s1600-h/ozbek(.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 143px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5387024897541502434" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SsKOmkYldeI/AAAAAAAAO7E/k8JSykJhXD0/s200/ozbek(.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; Sağ bacağı kökünden kesilmiş. Parmaklarının çoğunun yerinde yeller esiyor. Yatağa mahkûm…&lt;br /&gt;Kalkıp oturmasına, ihtiyaçlarını görmesi için lavabo, tuvalet ve banyoya gitmesine, akülü arabasına binmesine kim yardımcı oluyor, dersiniz?&lt;br /&gt;Kim olacak?&lt;br /&gt;Genelde hanımı…&lt;br /&gt;Bir dokun, bin ah işit!&lt;br /&gt;Derdi dağlardan ağır. Evin bütün yükü onun sırtında… Öyle ya, onca çocukları doğur, büyüt; bağı bahçeyi ekip dik… Sadece dişi kuş değil, erkek kuş da ol… Kışta kıyamette sırtında odun taşı… Sırf ocağını tüttürmek için…&lt;br /&gt;Ya kocası?&lt;br /&gt;O’nun da ayrı bir tüttürmesi var… Günde iki pakete bana mısın demiyor. Öyle kaptırmış ki kendisini, sönmesin diye, biri bitmeden diğerini arkasından yetiştiriyor. Bazen saklasalar, engel de koysalar para etmiyor. Sokaktaki küçük çocukları ayarlayıp yapacağını yapıyor.&lt;br /&gt;Zavallı kadın, “İçme şu zıkımı” diye az yalvarmamış. Yeri gelmiş, ayaklarına kapanmış; yeri gelmiş, “kurban olayım, yapma; çoluk çocuğun rızkını heder etme” demiş…&lt;br /&gt;Bunların hiç biri kulağına girmemiş. Nuh demiş, peygamber dememiş.&lt;br /&gt;Bütün mesele, erkekliğine toz kondurmamak. Onun kitabında erkek adam karı sözü dinlemezmiş!&lt;br /&gt;Kafasında “fayda-zarar” dengesi de oluşmamış. İrade zaten zayıf. Mukayese mekanizması kökünden sarsılmış. Çok sıkışınca yapacağı savunma belli. Yani o bilinen cinsten…&lt;br /&gt;Atın ölümü arpadan olsun!&lt;br /&gt;Sonunda bu kuru inat onu öyle bir noktaya getirmiş ki… Hem parmaklardan hem de bacaktan olmuş.&lt;br /&gt;Hele kendisine yaşattığı bir olay var ki, duysanız şaşarsınız…&lt;br /&gt;Bir gün, sol ayak parmakları öyle sancalanıyor ki, dayanılacak gibi değil. Doktora gitse parası yok… Hepsini duman edip savurmuş… Bu sefer çağırmış oğlunu. Vermiş eline kelpeteni.&lt;br /&gt;0ğlum! Çek şunları…&lt;br /&gt;Olmaz baba, deyip çıkmış odadan… Arkasından bağırmış…&lt;br /&gt;-Oğlum! Çek diyorum sana…&lt;br /&gt;Yapmayınca, bu sefer de babalık haklarını koyar ortaya.&lt;br /&gt;Çaresiz kalan oğlu, mecburen eline kelpeteni alır. O mosmor olmuş parmakları tutar; başını da ters istikamete dönerek asılır ve koparır. Manzara çok vahimdir. Her taraf kan revan içinde…&lt;br /&gt;Ya kendisinin çektiği acı… Onu hiç sormayınız. Anlatırken zaten aynı anları yaşadı. Gözlerinden on döktü…&lt;br /&gt;Fakat bütün bu savaşa, kana ve gözyaşına rağmen, hala aklı başına gelmemiş. Yine dediği dedik, çaldığı düdük…&lt;br /&gt;Ne derler?&lt;br /&gt;Keskin sirke küpüne zarar…&lt;br /&gt;Aslında bunca sıkıntıdan sonra, bari şu söz kulağına küpe olsa…&lt;br /&gt;Zararın neresinden dönersen kârdır.&lt;br /&gt;Halbuki öyle acınacak hali var ki…&lt;br /&gt;Pencerenin kenarına yatağını sermişler. Yoldan gelip geçenleri seyrediyor… Kapısını açmayanlara, ziyaretine gelmeyenlere, bayramlarda seyranlarda hatırını sormayanlara da gönül koymuş. Hatta bir önceki bayramda, konu komşuyu mahçup etmek için, devletin verdiği akülü arabasına binip kapı kapı dolaşarak “Bayramınız mübarek olsun!” demiş.&lt;br /&gt;Nasıl karşılanmış, dersiniz?&lt;br /&gt;Kimisi özür dilemiş, kimisi gelip gidenleri bahane etmiş… Kimisi de, “Biz gelmeliydik, sen geldin” diyerek gönül almaya çalışmış.&lt;br /&gt;Ama o, bunların hiç birini yutmamış…&lt;br /&gt;Aslında o kadar çok şey biliyor ki…&lt;br /&gt;“Başbakan ya da cumhurbaşkanı olsanız ne yaparsınız?” diye sorsanız, şıp diye projelerini sıralar. Hem de hiç kem küm etmeden…&lt;br /&gt;Komşuluktan tutunuz, ekonomik meselelere, aile içi ilişkilere ve demokratik açılımlara kadar her konuda söyleyecekleri hazır.&lt;br /&gt;Sohbet esnasında, bir dizi soru yönelttim kendisine…&lt;br /&gt;-Bunca meselelere kafa yorduğunuz belli. Hele o açıklamalarınız, bir başka… Doğrusu insan hayran kalıyor. Fakat sakat kalmanıza yol açan şu sigarayı neden bırakmıyorsunuz? İlerde şu yarım kalan bacağınızın da kesileceğini hiç mi düşünmüyorsunuz? Kendinize de, eşinize de yazık değil mi?&lt;br /&gt;Ne dedi, biliyor musunuz?&lt;br /&gt;İnşallah, maşallah… Bir düşünelim… Olmuyor… Hele bir dur!&lt;br /&gt;Cevaplar ne kadar profesyonelce, değil mi?&lt;br /&gt;Birkaç yıl önce de aynı şeyleri tekrarlamıştı. Tabiî ki bu arada, bedeninden epeyce uzuvlar ayrılmış. Kısacası vücudu bölünmüş. Hem de bir daha geri dönmemecesine.&lt;br /&gt;Fakat kafa yapısında hiçbir değişiklik yok.&lt;br /&gt;Bütün korkusu, yıllardır doğru bildiği, şartlandığı ve taptığı ilkelerinde bir bölünme olmaması… Yeter ki onların başına bir şey gelmesin! Bacak gitmiş, parmaklar gitmiş, o kadar önemli değil.&lt;br /&gt;Ne de olsa erkek adam!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;WWW.KUMRU.ORG (KUMRU HABER)"KUMRU'NUN İLK İNTERNET SİTESİ"
 PAYLAŞMAK  MUTLULUKTUR! GÖNDERİN YAYINLAYALIM! ADRES: kumruhaber@gmail.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9073811800147965664-1585958975174429449?l=bekirakkaya.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/uyqD/~4/AGtkA1agkok" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-09-29T15:48:10.209-07:00</app:edited><media:thumbnail url="http://4.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SsKOmkYldeI/AAAAAAAAO7E/k8JSykJhXD0/s72-c/ozbek(.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://bekirakkaya.blogspot.com/2009/09/aklsz-basn-cezas-prof-dr-abdullah-ozbek.html</feedburner:origLink></item><item><title>MERHABA/LALE TÜRKOĞLU</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/uyqD/~3/gHbV7iR1L3w/merhabalale-turkoglu.html</link><category>LALE TÜKOĞLU YAZILARI</category><author>noreply@blogger.com (BEKİR AKKAYA)</author><pubDate>Tue, 08 Sep 2009 17:11:07 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9073811800147965664.post-2190699950264661021</guid><description>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SqbydLehbaI/AAAAAAAAO6k/vQ2RkEynSrY/s1600-h/lale3(2).jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 143px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5379253388051574178" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SqbydLehbaI/AAAAAAAAO6k/vQ2RkEynSrY/s200/lale3(2).jpg" /&gt;&lt;/a&gt; Üç aydır yazılarıma ara verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her yıl haziran ayında çıktığım tatil çok uzun görünse de yine çarçabuk geçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atalarımız “Tebdil-i mekanda ferahlık vardır” demişler. Biraz tatil sarhoşu olsam da iyi oldu benim için. Aslında eşe dosta da kapımız açıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yirmi yıldır gittiğim Mersin - Erdemli Limonlu’ da bulunan sıradan bir deniz evi bizimki. Hem Limonlu’ nun denizi başka yerlere benzemiyor. Temiz, düzgün, sıcak. En az yılda beş – altı ay mevsimi oluyor, Akdeniz’in. Kışın yorgunluğunu ilk günlerde üzerimden atmaya çalıştım. Uzun yıllar aynı yere gittiğim için eş, dost çok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bol bol yürüyüş, yaptım, yüzdüm, kitap okudum. Kırkından sonra iyi bir yüzücü oldum diyebilirim. Sporun her türlüsünü seviyorum ama denizde yüzmenin yeri bir başka benim için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarım küçükken denize girdikleri zaman sürekli onları izliyor, boğulacaklar diye, korkuyordum. Yüzmek için pek fırsatım olmuyordu. İlk yıllarda büyük oğlumun dalgıçlık yapmasına da karşı çıkıyordum. Oğlum bana okumam için dalgıçlıkla ilgili dergiler, yayınlar verdi. Onları okuduktan sonra korkularım azaldı. Karayolları denizden her zaman daha tehlikeliydi. Her gün insanlar yollarda kendisinin ve başkalarının hatalarından ölüyor. Denizde hiç olmazsa başkalarına zarar verilmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz beni korkutmuyor şimdi. Çok uzaklara gidebiliyorum. Yılların yorgunluklarını, yüklerini, sorunlarını üzerimden atmasını öğrendim. Doktorlar en iyi sporun ‘yüzmek’ olduğunu söylüyor. Bel fıtığının da en iyi ilacı… Güneş ile denizden yeterince faydalanabilirsek bilhassa çocuklarda kemik zayıflığı olmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşamları yine sahilde yirmi yıllık arkadaşlarımla, eş-dostla sohbet edip dertleşiyoruz. İnsanların birbirini anlaması, inanması, güvenmesi ne kadar güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hoşçakalın arkadaşlarım, evim, denizim, sahillerim… sizlerden ayrıldığım için üzüldüm. Seneye sağ salim buluşmak üzere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi Gebze’deyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tatlı bir heyecanım daha var aslında. Oğlum Serdar‘la - Selma’nın bir kızları olacak akşama sabaha... İnşallah iyi yetiştirebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutluluğumu paylaşmak istedim sizlerle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra da duygularımızı, düşüncelerimizi, acı ve mutluklarımızı paylaşmak ümidiyle Değerli hemşerilerime yeniden merhaba…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;WWW.KUMRU.ORG (KUMRU HABER)"KUMRU'NUN İLK İNTERNET SİTESİ"
 PAYLAŞMAK  MUTLULUKTUR! GÖNDERİN YAYINLAYALIM! ADRES: kumruhaber@gmail.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9073811800147965664-2190699950264661021?l=bekirakkaya.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/uyqD/~4/gHbV7iR1L3w" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-09-08T17:11:07.321-07:00</app:edited><media:thumbnail url="http://2.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SqbydLehbaI/AAAAAAAAO6k/vQ2RkEynSrY/s72-c/lale3(2).jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://bekirakkaya.blogspot.com/2009/09/merhabalale-turkoglu.html</feedburner:origLink></item><item><title>Hem vali hem adam olunur mu?Prof. Dr. Abdullah ÖZBEK</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/uyqD/~3/9qPa6jXXsm0/hem-vali-hem-adam-olunur-muprof-dr.html</link><category>Prof. Dr. Abdullah ÖZBEK</category><author>noreply@blogger.com (BEKİR AKKAYA)</author><pubDate>Mon, 07 Sep 2009 15:21:15 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9073811800147965664.post-282141777647911128</guid><description>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SqWHPgQfVQI/AAAAAAAAO6c/D8rR2aKJHHI/s1600-h/ozbek(.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 143px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5378854030390809858" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SqWHPgQfVQI/AAAAAAAAO6c/D8rR2aKJHHI/s200/ozbek(.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; Binlerce yıl içersinde oluşmuş önemli değerlerimiz vardır. Bunlar ayni zamanda, bizim eğitim felsefemizin, yani insan yetiştirme amacımızın temelini oluşturur.&lt;br /&gt;İşte bir tanesi…&lt;br /&gt;Adam olmak!&lt;br /&gt;Adam olmak, “önce insan olmak” demektir…&lt;br /&gt;Bunun halk arasında dolaşan şöyle bir hikâyesi de vardır:&lt;br /&gt;Bir zamanlar bir baba oğluna, bazı hareketlerinden dolayı, “Bu gidişle sen adam olamazsın” dermiş.&lt;br /&gt;Bu söz oğlunun içine öyle işlemiş ki… Ne yapıp yapıp babasını utandırmak için geceli gündüzlü çalışarak bir beldeye, halkın bildiği cinsten bir vali olmuş…&lt;br /&gt;Artık kendisini ispat etmenin vakti gelmiştir. Hemen emrindeki kişilerden birini görevlendirerek babasını huzuruna getirtmiş.&lt;br /&gt;Bu hali yadırgayan babası, biraz içini çekerek, o tarihi sözü söyler.&lt;br /&gt;Vali olmuşsun, ama adam olamamışsın!&lt;br /&gt;Bilindiği gibi, genel anlamda valilik, bir ilde ve bölgede devleti temsil eden en büyük mülkî âmirliktir. Elinde kanuna dayalı oldukça etkili yetkiler vardır.&lt;br /&gt;Yalnız kültürümüzdeki “vali” kavramı biraz farklıdır. Bu, herhangi bir yerde resmi olarak görev almayı ya da önemli bir makama gelmeyi ifade eder…&lt;br /&gt;Burada anlatılmak istenen şu olsa gerek…&lt;br /&gt;Bir kısım insanlar, ellerine güç ve imkân geçince şımarıp gurur ve kibre kapılabiliyor. Bu da onları, tepeden bakmaya sevk ediyor. Artık dediği dedik, çaldığı düdük…&lt;br /&gt;Elbette ki bunun istisnaları da yok değil…&lt;br /&gt;Bir zamanlar, bir grup arkadaşla birlikte bir valiyi ziyarete gitmiştik… Konuşma esnasında, görevinin bazı zorluklarından örnekler verdi. Anlattıklarına göre, hem vali hem de adam olmak o kadar kolay değilmiş.&lt;br /&gt;Sebebine gelince…&lt;br /&gt;Hak ve adâlet konusunda taviz verilmemesi, bir sürü kişiyi karşısına almak demekmiş. Buna, kendisini oraya getirenler de dâhil… Hem iş yapsın diye atıyorlar, hem de doğru iş yapmasına engel oluyorlarmış. Bir anlamda, halkın değil, sadece kendilerinin valisi olmasını istiyorlarmış.&lt;br /&gt;İşin en zor kısmı da, insanların “yakın ve uzak” diye ayırıma tabi tutulması meselesiymiş… Menfaat çevrelerinin en büyük arzularından birisi bu imiş.&lt;br /&gt;Bu konuda yaşadığı zihinsel çatışmayı, şöyle çözdüğünü ifade etmişti:&lt;br /&gt;—Bazen benim de gönlüm, yakınımda olanları tercih etmemi istiyor. Ama adâlet duygum buna engel oluyor!&lt;br /&gt;En çok dikkat ettiği prensibi de şu imiş:&lt;br /&gt;İdaresindeki insanların hiç birinin “Bana haksızlık yapılıyor” düşüncesine kapılmaması!&lt;br /&gt;Ziyaret bittikten sonra, arkadaşlarla, böyle bir kişinin burada rahat bırakılmayacağı değerlendirmesini yaptık.&lt;br /&gt;Keşke yapmaz olaydık… Daha birkaç gün geçmeden, medyada haber patladı… Bir kısım valilerle birlikte o da merkeze alınmış…&lt;br /&gt;Tabiî ki şahane bahaneler hazır… Zaten bulunmaması mümkün mü? Hele de böyle bir medya olduktan sonra.&lt;br /&gt;Bunlara kurt bahanesi de denilebilir…&lt;br /&gt;Ne yapmıştı kurt?&lt;br /&gt;Kendisinden aşağıda dereden su içen kuzuyu yemek için bir şeyler uydurması gerekmektedir. Sonra bulur… Hem de âlâ tarafından.&lt;br /&gt;Suyunu bulandırmak!&lt;br /&gt;Kedi de yavrusunu yemek isteyince, önce onu sıçan gibi görürmüş… Ardından da üstüne atlarmış…&lt;br /&gt;Gerçi vali, makamların geçici olduğunun farkında idi. Bu yüzden olsa gerek; kendisini, yönettiği insanların rızkını dağıtan birisi olarak görmüyordu…&lt;br /&gt;Düşünce ve duygu dünyası böyle olunca da içi rahattı…&lt;br /&gt;Öyle sanıyoruz ki, görevden el çektirilmesi onu fazla etkilememiştir.&lt;br /&gt;Şüphesiz bundan çıkarılması gereken dersler olsa gerek.&lt;br /&gt;Eğer bir yerde, görev bilinciyle hareket eden kişilere arka çıkılmazsa, hak ve adâlet duygusuyla görev yapmak isteyenlerin gözleri korkar…&lt;br /&gt;Böyle durumda meydanın kimlere kalacağını söylemeye, bilmem gerek var mı?&lt;br /&gt;Ama şu bir gerçek ki, olan yine, hep millete ve memlekete oluyor…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;WWW.KUMRU.ORG (KUMRU HABER)"KUMRU'NUN İLK İNTERNET SİTESİ"
 PAYLAŞMAK  MUTLULUKTUR! GÖNDERİN YAYINLAYALIM! ADRES: kumruhaber@gmail.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9073811800147965664-282141777647911128?l=bekirakkaya.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/uyqD/~4/9qPa6jXXsm0" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-09-07T15:21:15.825-07:00</app:edited><media:thumbnail url="http://1.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SqWHPgQfVQI/AAAAAAAAO6c/D8rR2aKJHHI/s72-c/ozbek(.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://bekirakkaya.blogspot.com/2009/09/hem-vali-hem-adam-olunur-muprof-dr.html</feedburner:origLink></item><item><title>ERİKÇELİDE SILA-I RAHİM GÜNLERİ VE MEMLEKETTE YAŞAMAK ÜZERİNE</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/uyqD/~3/uRLnwOw0krw/erikcelide-sila-i-rahim-gunleri-ve.html</link><category>DÜŞÜNCE VE YORUM</category><author>noreply@blogger.com (BEKİR AKKAYA)</author><pubDate>Sun, 30 Aug 2009 16:10:29 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9073811800147965664.post-7205355961089653484</guid><description>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpsG204QnSI/AAAAAAAAO6M/YvD6_8WydBk/s1600-h/bekir(1).jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 65px; FLOAT: left; HEIGHT: 79px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375898119174135074" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpsG204QnSI/AAAAAAAAO6M/YvD6_8WydBk/s200/bekir(1).jpg" /&gt;&lt;/a&gt; 25 Temmuz 2009 Cumartesi günü birkaç yıldır yapılan Kumru-Erikçeli Mahallesi “Sıla-i Rahim Günleri” adı altında düzenlenen proğrama bende davetli idim. Birkaç yıldır hiçbir davete katılmadığım halde bu proğrama özellikle katıldım. Önceki yıllarda da gittiğim bu bu proğramla ilgili kısaca bilgi vermek istiyorum.&lt;br /&gt;Yurdun değişik yerlerinde bulunan ve özellikle de İstanbul’da yaşayan birkaç Erikçeli Köylüleri yılda bir kez de olsa köylerinde bir araya gelerek hem eski çocukluk günlerini yaşamak, köylerinde bulunanlarla bir araya gelmek ve görüşmedikleriyle hasret gidermek amacıyla bir proğram yapmayı düşünerek uygulamaya koymuşlar. Bunu son birkaç yıldır uyguluyorlar. İşte 25 Temmuz Cumartesi günü de bu amaçla tüm köylüler Erikçeli İlköğretim Okulu’nun hemen yanında bulunan Erikçeli Merkez Caminin yanında bir araya geldiler.&lt;br /&gt;Proğrama çok az sayıda köy dışından misafir davet edilmişti. Gördüğüm kadarıyla Kumru Belediye Başkanı Ticabi Civelek ve Eski Belediye Başkanlarından A.Cemal Zorlu proğrama iştirak edenler arasındaydı. Bunun yanında benim gibi beş on kişi daha köy dışından proğrama katılmıştı. Tüm Erikçelilerin katıldığı proğrama büyük ihtimal tüm Erikçeli hanımlarda iştirak etmişti. Caminin bahçesi bir bayram havasını andırıyordu.&lt;br /&gt;Öğle ezanından sonra camide cemaatle namaz kılındı. Ve ardından Kur’an-ı Kerim okunarak Eğitimci Muharrem Dinleyi’ci tarafından sevgi ve muhabbet üzerine muhteşem bir konuşma yapıldı. Camiyi dolduranlar tarafından büyük bir dikkatle dinlenen konuşma bütün cemaati etkiledi. Ve ardından yine Muharrem Dinleyici hoca tarafından etkileyici bir dua yapıldı.&lt;br /&gt;Daha sonra tüm proğrama katılanlara ve köylülere yemek ikram edildi. Bahçede uzun zamandır birbirlerini görmeyenler hasret giderdi.&lt;br /&gt;Osman Dinleyici kardeşimiz şimdi İstanbul Belediye’sinde görevli. Bir çok Dinleyici soy isimli İstanbul’da yaşıyorlar. Bu proğramla da bildiğim kadarıyla “Dinleyici”ler ilgileniyorlar. Bu proğramda yine İstanbul’da yaşayan Abdullah Beyrek kardeşimizle de tanışma imkanım oldu. Dua yapıp, sevgi ve muhabbet üzerine yaptığı konuşmayla beni fazlası ile etkileyen değerli hocama buradan selamlarımı iletirim. Osman Dinleyici’nin babası değerli büyüğüm tüm gelenlerle ayrı ayrı ilgilendi ve herkese hizmet etmeye çalıştı. Allah hepsinin niyetlerini kabul etsin…İsimlerini hatırlayamadıklarım kusuruma bakmasınlar. İnsanların hasret gidermeleri bir yana hocamızın yaptığı konuşma ve dua her şeye bedeldi. Tüm proğrama katılanlar fazlası ile nasiplendi.&lt;br /&gt;Bu güncel bilgiden sonra memleket üzerine birkaç cümle söylemek istiyorum.&lt;br /&gt;Önce şu sorulara birlikte cevap vermeye çalışalım.&lt;br /&gt;Vatan nedir? Zorunluluk dışında vatandan ayrı durulur mu?&lt;br /&gt;İnsanın kendi memleketinde görev yapmak zor mudur?&lt;br /&gt;Hepimizin “vatan” konusunda söyleyecek çok şeyi vardır. Bilinenleri tekrar etmek yerine şöyle bir sonuca gitmenin daha iyi olduğunu düşünüyorum. Nasıl ki, “yurt dışı” vatanın dışına çıkmaksa, insanın doğup büyüdüğü yerden dışarıda yaşaması da yine bir gurbettir. Vatan içinde vatan insanın doğup büyüdüğü yerdir.&lt;br /&gt;Asıl vatan işte bu ülke olmasına rağmen, ülke içinde vatan ise insanın kendi doğup büyüdüğü köyüdür, evidir, bağıdır, bahçesidir. Anasıdır, babasıdır, komşudur, ormanıdır, bahçesidir.&lt;br /&gt;Tasavvufta ise dünya bir gurbettir. Asıl dönüş vatandır ve orası da sürgün edilen cennettir. Gurbet geçicidir ve gurbette yok olmak garipliktir.&lt;br /&gt;Vatan oluşturmak zordur, süreci yüzlerce yıllara dayanır. Sürgün edilmek ondan zordur. Ondan acıdır. Türküler ondan ağlatır, destanlar ondan yazılır.&lt;br /&gt;“Bülbülü altın kafese koymuşlar, yine vatanım demiş.” Derler ya aynen öyledir.&lt;br /&gt;Gurbetteki adam gidicidir. Ve öyle görülür. Ve çokluklar içersinde bir gariptir.&lt;br /&gt;Bir mezarlık oluşturulamaz. Bir çınar yetiştirilemez. Bir akraba ya da bir sülale oluşturulamaz. Bir mahalleli hiç olunmaz. Bir eş, bir dost bir araya gelinmez.&lt;br /&gt;Yakınlar hemşerilik ayakları ile bir araya gelmeye çalışır. Asıl memleketinde yapmadıkları davranışlar ve çabalar gurbette artar. Memleketin düşmanı bile hasret gidermeye yeter de artar bile.&lt;br /&gt;Geçmişte mektup yolu gözlenirdi, şimdilerde internet. Acaba Kumru’da ne oldu? Acaba köyde ne oldu?&lt;br /&gt;Söz çok gurbet üzerine ama biz asıl demek istediğimizi söylemeye çalışalım.&lt;br /&gt;Ey gurbetteki Kumrulular,&lt;br /&gt;Görev yapma imkanınız varsa gelin Kumru’da yapın. Hiçbir yerde çalışmıyorsanız ya da hiçbir ihtiyacınız yoksa gelin Kumru’da ikamet edin. Asıl vatanınızın ve köylerinizin tadını çıkartın.&lt;br /&gt;Yeni komşular edinmek çok zor çok. Hem de bu yaştan sonra. Yeni mezarlıklar oluşturmak çok zor. Hem de bu yaştan sonra. Yeni akrabalar, halalar ve teyzelar oluşturmak zor, hem de bu yaştan sonra. Yeni dayılar ve amcalar oluşturmak zor, hem de bu yaştan sonra.&lt;br /&gt;Boşuna kürek çekiyorsunuz. Kendinizi kandırıyorsunuz. Ve kendinizle birlikte yakınlarınızı da heba ediyorsunuz.&lt;br /&gt;Ziyaret edilecek yer ararsanız mezarlıklarınızı ziyaret ediniz. Ölmüş anne ve babalarınız eş ve yakınlarınız emin olun bunu çok istiyorlar. Yaşayan büyüklerin elleri, köyünüzün toprakları öpülmesi için sizi bekliyor. Derelerimiz, yaylalarımız ve ormanlarımız.&lt;br /&gt;Şimdi yaz ya pikniğe çıkıyorsunuz. Üç beş kavak ağacının yaprağı altında yer kapmaya sabahın köründe evden yola koyuluyorsunuz. Gelinde evinizin önündeki fındık bahçesi sizi bekliyor. Ah ah…Yaşlandıkça köye dönme isteğinizi bu genç yaşlarda yapmanın yoluna giriniz.&lt;br /&gt;Bakın Kumru-Fatsa yolu pırıl pırıl. On beş dakikada Fatsa, 45 dakikada Ordu. Bütün köy yolları asfalt oluyor haberiniz olsun.&lt;br /&gt;Üç gün önce Tepedağa çıktım. Dün ise Kayabaşına…Erikçeliye doğru muhteşem bir görüntü. Tut ağacı dün yedin bugün gelmeyecek misin? Diyor. Öte tarafta kiraz ağacı bana güceniyor. Ye ye bitmiyor. İnek ahırda “süt var süt var” diye bangır bangır bağırıyor. Komşu balkonda çaya, amcam bahçede yemeğe çağırıyor. Fındıklar bahçeye girene dokunuyor.&lt;br /&gt;On beş gün önce bizim mezarlığa uğradım. Bütün tanıdıklarım orada. İnanın yatasım geldi. Hiç yabancılık yok. Bizim köy, bizim mezarlık…&lt;br /&gt;Kumru’nun caddeleri ve köyle pırıl pırıl canlı mı canlı.&lt;br /&gt;Tanımadık hiç sima yok. Herkes selamlaşıyor…Bir siz eksiksiniz. Yılda bir kez gelmekle olmaz. Keyf sürmek için bütün yıl yaz ve kış yaşamak gerek.&lt;br /&gt;Kendi memleketinde görev yapmak zor değil. İnsan olan hizmetin en güzelini kendi memleketinde yapar. Bu sizin verimliliğinizi de artırır. Şu kadarını söyleyeyim, küçümsemiyeceksin, hak ve hakikatın dışında taraf olmayacaksın, kimseyi ahmak görmeyeceksin, daha doğrusu kendini nimetleştirmeyeceksin. Aksi takdirde nimet seni çarpar.&lt;br /&gt;Vatan bir nimettir. İş bir nimettir. Hizmet bir nimettir. Makam bir nimettir. Köy bir nimettir. Ana – baba, komşu-akraba bir nimettir. Aksi davranışta memleketinizde de olsanız gurbette de nimetin hışmına uğrarsınız. Ağzınız burnunuz Çarşamba çanağına döner…Yani çarpılırsınız ki inanın ben bile sizi kurtaramam…))))))))))&lt;br /&gt;Amma da söz ettik.&lt;br /&gt;Gazali’ye sormuşlar “ Şehveti bize anlat!” O da “O anlatılmaz! Yaşanır!” demiş.&lt;br /&gt;Ben de aynen diyorum. Yılda bir kez gelmekle memleketli olunmaz. İmkanınız varsa gelin Kumru’da yaşayın. Vatanınıza dönün. Ömrünüzün son anlarınızda bu keyfi yaşayın. Sürgün falan değilseniz Gurbet çekilmez.&lt;br /&gt;Hepinize Kumru’dan sevgi ve selamlarımı iletiyorum. Bekir AKKAYA/KUMRU HABER/ KUMRU/ 26 TEMMUZ 2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;WWW.KUMRU.ORG (KUMRU HABER)"KUMRU'NUN İLK İNTERNET SİTESİ"
 PAYLAŞMAK  MUTLULUKTUR! GÖNDERİN YAYINLAYALIM! ADRES: kumruhaber@gmail.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9073811800147965664-7205355961089653484?l=bekirakkaya.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/uyqD/~4/uRLnwOw0krw" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-08-30T16:10:29.776-07:00</app:edited><media:thumbnail url="http://1.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpsG204QnSI/AAAAAAAAO6M/YvD6_8WydBk/s72-c/bekir(1).jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://bekirakkaya.blogspot.com/2009/08/erikcelide-sila-i-rahim-gunleri-ve.html</feedburner:origLink></item><item><title>KUL MUSUNUZ? EFENDİ Mİ? / BEKİR AKKAYA</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/uyqD/~3/T_a2vWC-pZg/kul-musunuz-efendi-mi-bekir-akkaya.html</link><category>DÜŞÜNCE VE YORUM</category><author>noreply@blogger.com (BEKİR AKKAYA)</author><pubDate>Sun, 30 Aug 2009 16:09:07 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9073811800147965664.post-1759094574032719142</guid><description>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpsGjPuNSRI/AAAAAAAAO6E/YH9j79qkiRY/s1600-h/b-188610-kole.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 143px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375897782782347538" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpsGjPuNSRI/AAAAAAAAO6E/YH9j79qkiRY/s200/b-188610-kole.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bilinç altında kendi ile ilgili bir yer edinmişlik vardır insanlarda. Ya efendidir ya da köle. Bu ikisinin arasındakilerin varlığı ile yokluğu pek önemli değildir.&lt;br /&gt;Bu konumun yan besleyicileri vardır. Bir hedef belirlemiş, birilerini örnek olarak almışsınızdır. Efendi ya da köle olmak için öncesinden yaşanmış hayatlarda size büyük ölçüde yardımcı olur. Çevredekiler yanlış ya da doğru sizi efendi ya da köle olmaya zorlar. Ya da ikisi arasında bulunmaya.&lt;br /&gt;Belli yaşlardan sonra yaşantının doğruluğuna ya da yanlışlığına bakılmaksızın o sizin hayatınız, sizin karakteriniz olur. Sizden doğanlarda nesiller boyu sizi taklit ederek ölene kadar ya köle ya da efendi olarak kalırlar.&lt;br /&gt;Efendi ya da köle olmak için illa da eğitim gerekli değildir. Bu iki oluşum için dine de ihtiyaç yoktur. Din özellikle efendilere yeri ve zamanı geldiğinde köleleri hizaya getirmek için kullanılır. Bir noktada ayet ve hadisler alt kesimdekileri terbiye etmek ve hizaya getirmek için sadece bir malzemedir.&lt;br /&gt;Hangi seviyede bulunulursa bulunulsun her insanın kendine has ve özgü bir efendiliği söz konusudur. Kendinden altındakiler hizmetçi sınıfı olarak, kendinden üstündekiler de efendi olarak değerlendirilir. Kendi altındakiler ona hizmetle yükümlü olduğu gibi, o da kendi üstündekilere aynı hizmeti göstermek zorunluluğu vardır. “Kör tuttuğunu…” türünden burada “altında kalanın boynu kırılsın” denklemi söz konusudur. Hak ve hukuk ta bu denklem doğrultusunda yerini bulur.&lt;br /&gt;Dünya kurulduğundan buya insanlar için oluşturulmuş tüm değerler efendi içindir. Bir altın, bir üste yani itaati mutlaktır. Aksi durum isyankarlık ve düzen bozuculuktur.&lt;br /&gt;Adaletsiz olarak görülen hal ve durumlar kesinlikle adildir. Çünkü herkes kendi bulunduğu yerin bir efendisi ve altındakilerde hizmet için yaratılmıştır. Siz efendilerinize nasıl davranıyorsanız, sizin altınızdakilerde size öyle davranmak zorundadır.&lt;br /&gt;Bu gidiş bana sorarsanız ülkemizde Cumhuriyetin ilanı ile birlikte büyük yara almıştır. Bu durum çok fazla irdelenmesi gereken bir husustur. Sistemli devlet ve kurumlar büyük ölçüde kanunlarla bu işe bir dur demiştir. Ve herkes kanunların koruması altında kendisi “efendi” olmuştur.&lt;br /&gt;Eğer bugün bir kavga var ise bu kavga kullarla efendiler arasındadır. Benim gibi kullar için bütün dünyada ve her mekanda bir mücadele sürdürülmektedir. Köyde, sokakta, iş yerinde ve aklınıza nere geliyorsa ufak veya büyük efendilerle kulların bir mücadelesi mevcuttur. Ya herkes için aynı yaptırımı olan kanunlara riayet edilecek, ya da küçükten büyüğe herkes kulluğunu kabul ederek birbirlerine karşı efendilik yapacak.&lt;br /&gt;Modern yasa ve kanunlarda sorgusuz- sualsiz itaat yoktur ve olamaz. Herkes yasaların belirlediği haklara riayet etmek zorundadır. Kanun ve yönetmelikler açıktır ve kim olursa olsun kanunların dışında bir efendiliğe soyunamaz.&lt;br /&gt;Bir iki gün önce bir davete iştirak ettim. Davetteki manzara beni kırk yıl önceki yıllara götürdü. Ufak bir odada toplanmış onlarca kişinin oturuşları bile efendilerle kulların durumlarını ortaya koyuyordu. Kapıdan içeri girenlerin durumu oturanlarda ilginç sahneler oluşturuyordu. Kimsi ayakta karşılanıyor, kimisi yok sayılıyor, kimsi şapur-şupur karşılanıyordu. Hatta davet yada ev sahibi bile bunu alenen yaptığı halde kimsede rahatsızlık uyandırmıyordu.&lt;br /&gt;Herkes kendi efendiliğinin konumuna göre bir oturma şekli oluşturmuştu. “Kul” sınıfında olanlar kapı tarafında yer almışlar, efendiler de ayak ayak üstünde koltuklarında çaylarını yudumluyorlardı. Kendilerini efendi olarak dayatanların çocuklarıyla bile ev sahibi ayrı ayrı ilgileniyordu. Hatta odadakiler bile yalandan ve sahte sevgi gösterilerinde bulunuyorlardı.&lt;br /&gt;Yazımın başında da ifade ettiğim gibi “efendilik” bir çok etkenden beslenir. Sülaler, mevki ve makamlar, zenginlikler ve mal sahiplikleri…&lt;br /&gt;Şekli ve yapılışı ne olursa olsun efendilik davranışları hep birbirlerine benzer.&lt;br /&gt;Buyurgandırlar. Hep emrederler. Hep hizmet ettirirler. Hiçbir durumda üstten inmezler. Yanlışlarının bile bir sebebi hikmeti vardır.&lt;br /&gt;Kendilerinin dışında hiçbir varlık tanımazlar. Kanunlardan aldıkları hakları bile kendi çıkarlarına alet ederler.&lt;br /&gt;Din onlarındır, devlet onların. Cennetin anahtarları da onların. Onlar önemlidir ve onlara itaat ettiğiniz kadar anlamlısınızdır.&lt;br /&gt;İnancım şudur ki,&lt;br /&gt;Cumhuriyet geliştikçe ve demokrasi yerleştikçe bu efendiler efendiliklerini sürdüremeyeceklerdir.&lt;br /&gt;Kanunlar ve yasalar uygulama alanı buldukça ve devlet güçlendikçe kula kul olma devri kapanacaktır.&lt;br /&gt;Ben şahsen babamın çektiklerini ve yaşamak zorunda olduklarını yaşamak istemiyorum. Bununda ötesinde benim bugünlerde bir şekilde yaşadıklarımı benim çocuklarımın da yaşamalarını arzu etmiyorum.&lt;br /&gt;Şunu herkesin kesin bilmesi gerekir.&lt;br /&gt;Siz ne kadar kendinize “kul” arzu ediyorsanız o kadar kulsunuzdur. Siz kendinize ne kadar hizmet yapılmasını arzu ediyorsanız, biliniz ki, sizi de o kadar kullanırlar.&lt;br /&gt;Zihniyet değişmedikçe ve kim olursa olsun kendini sıradanlaştırmadıkça olgun bir toplumun oluşması mümkün değildir.&lt;br /&gt;İçimizdeki “kul ve köle” olgusunu yok etmektir asıl olan. Asıl olan insan olmak ve kim olursa olsun karşıdakini insan olarak görmektir.&lt;br /&gt;Bekir AKKAYA/ 22 Ağustos 2009/KUMRU HABER/KUMRU&lt;br /&gt;Editör : &lt;a href="mailto:kumruhaber@gmail.com?subject=KUL"&gt;Bekir AKKAYA&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;52 Kişi Tarafından Okundu.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;WWW.KUMRU.ORG (KUMRU HABER)"KUMRU'NUN İLK İNTERNET SİTESİ"
 PAYLAŞMAK  MUTLULUKTUR! GÖNDERİN YAYINLAYALIM! ADRES: kumruhaber@gmail.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9073811800147965664-1759094574032719142?l=bekirakkaya.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/uyqD/~4/T_a2vWC-pZg" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-08-30T16:09:07.643-07:00</app:edited><media:thumbnail url="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpsGjPuNSRI/AAAAAAAAO6E/YH9j79qkiRY/s72-c/b-188610-kole.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://bekirakkaya.blogspot.com/2009/08/kul-musunuz-efendi-mi-bekir-akkaya.html</feedburner:origLink></item><item><title>RAMAZAN AYI/ YILMAZ ALIR</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/uyqD/~3/H0Nn5RdREJM/ramazan-ayi-yilmaz-alir_30.html</link><category>YILMAZ ALIR YAZILARI</category><author>noreply@blogger.com (BEKİR AKKAYA)</author><pubDate>Sun, 30 Aug 2009 16:07:49 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9073811800147965664.post-5351138660042088694</guid><description>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpsGOZ5rIFI/AAAAAAAAO58/syiCG-TyUfU/s1600-h/yy(2)(8).jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 167px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375897424737542226" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpsGOZ5rIFI/AAAAAAAAO58/syiCG-TyUfU/s200/yy(2)(8).jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Efendimiz [s.a v.] min üç aylar yaklaştığında,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;^^Allah’ım, bize Recep ve Şaban-ı mübarek kıl ve bizi Ramazana ulaştır ^^ diye dua ettiği,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da Cehennem’den kurtuluş olan Ramazan ayına girmiş bulunuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ramazan-ı şerif ayı, Peygamber [s.a.v] efendimizin bildirdiğine göre,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cennet kapılarının açıldığı, Cehennem kapılarının kapandığı, azgın şeytanların zincire vurulduğu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçinde bin aydan hayırlı Kadir Gecesinin olduğu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teravih müjdesinin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İftar sevincinin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahur bereketinin yaşandığı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oruçlunun ağız kokusunun misk kokusundan daha güzel olduğu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oruç tutanlara Cennetin Reyyan kapısından girme müjdesinin verildiği bir aydır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ramazan ayı geldiğinde,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün İslam aleminde olduğu gibi ülkemizde de hem maddi, hem de manevi anlamda hazırlıklar yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlerimiz, ibadethanelerimiz, gönüllerimiz her türlü maddi ve manevi kirlerden arındırılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camilerimizin minareleri mahyalarla süslenir,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınıfsal ayrımın giderilmesi için fakirler hatırlanır,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fitreler verilir,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Misafirperverlikler canlandırılır,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zekat, sadaka, infak, imece gibi ,dini ve kültürel değerlerimiz yeniden yaşanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle bu ayın Kur’an ayı olması hasebiyle, mukabele geleneğimiz de sürdürülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rabbimizin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;^^Ey iman edenler, sizden evvelkilere farz kılındığı gibi sizin üzerinize de oruç farz kılındı. Umulur ki, onu ifa ederek bütün kötülüklerden korunursunuz^^[2] buyurduğu oruçlarımızı tam bir teslimiyetle tutmalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün uzuvlarımızla oruçlu olmalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamberimiz [s.a.v] Hadis-i Şeriflerinde,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;^^Kim kötü sözleri, kötü işleri bırakmasa, Allahü Azimimüşan’ın onun yemesini içmesini bırakmasına ihtiyacı yoktur [3] buyurmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oruç, günahlarımızın bağışlanması için bir fırsattır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamberimiz [s.a.v] bizlere şu müjdeyi veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim inanarak ve mükafatını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır [4] buyurmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnşallah Rabbimizin izniyle bayrama günahsız olarak gireriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cebrail [a.s]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ramazan-ı Şerif’e eripte bu ayda affolunmadan çıkanlar için ^^ Onlar merhametten uzak olsun^^diyerek beddua etmiş, Efendimiz [s.a.v] de icabet etmiştir [5]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rabbim tutmuş olduğumuz ve tutacak olduğumuz oruçlarımızı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıldığımız ve kılacak olduğumuz namazlarımızı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaptığımız ve yapacak olduğumuz dualarımızı şimdiden kabul eylesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------&lt;br /&gt;1-İbni Hıbbag El-cami c2 s 90&lt;br /&gt;2-Bakara 183&lt;br /&gt;3-İbni Maca Tac c2 s 61&lt;br /&gt;4-Buhari Savm 7&lt;br /&gt;5-Tirmizi Diavet 100&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;WWW.KUMRU.ORG (KUMRU HABER)"KUMRU'NUN İLK İNTERNET SİTESİ"
 PAYLAŞMAK  MUTLULUKTUR! GÖNDERİN YAYINLAYALIM! ADRES: kumruhaber@gmail.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9073811800147965664-5351138660042088694?l=bekirakkaya.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/uyqD/~4/H0Nn5RdREJM" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-08-30T16:07:49.235-07:00</app:edited><media:thumbnail url="http://2.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpsGOZ5rIFI/AAAAAAAAO58/syiCG-TyUfU/s72-c/yy(2)(8).jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://bekirakkaya.blogspot.com/2009/08/ramazan-ayi-yilmaz-alir_30.html</feedburner:origLink></item><item><title>MODERN VE MÜSLÜMANIM / BEKİR AKKAYA</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/uyqD/~3/7keGSKja_NQ/modern-ve-muslumanim-bekir-akkaya.html</link><category>DÜŞÜNCE VE YORUM</category><author>noreply@blogger.com (BEKİR AKKAYA)</author><pubDate>Sun, 30 Aug 2009 16:06:20 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9073811800147965664.post-6987180069867666645</guid><description>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpsF4dVhyhI/AAAAAAAAO50/N6_HFoIgMmo/s1600-h/adszua3.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 143px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375897047702555154" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpsF4dVhyhI/AAAAAAAAO50/N6_HFoIgMmo/s200/adszua3.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; Tam olarak ifade edemediysem de zaman zaman ilimlerine ve takvalarına güvendiklerimle bir yolunu bulup aşağıdaki düşüncelerimi az da olsa paylaşmışımdır. Karşımdakilerin böyle bir kafa karışıklığı ya da rahatsızlıkları olmasa da ben cidden kendi yaşantımdan hep rahatsız olmuşumdur. Net olarak ne kafa karışıklığımı ne de sorduğum sorunun cevabını tahmin edebilmekteyim. Bu yazıdaki olumsuzluklar belki de benle ilgili olup, benim dışımdakiler açısından hiçbir geçerliliği de yoktur. Bu nedenle de yazımın asıl muhatabı yine kendim olup, bir noktada bu yazı kafa karışıklığımı sizinle bu yazı vasıtası ile paylaşmak olacaktır. Hepsi bu kadar.&lt;br /&gt;Bugünlerde “Elhamdü lillah” elli yaşıma bastım. Çok yaşlandığımı düşünüyorsanız, ben kendim öyle düşünmüyorum. Dünle-bugünkü hayatımdaki en önemli fark daha modern Müslüman oluşumdur. Modern Müslümanlığımdan kastım parasal yönden daha iyi durumda oluşumdur.&lt;br /&gt;Tam zengin olmasam da Fakirlik zamanlarımdaki Müslümanlığımla, şimdiki Müslümanlığımın arasında en önemli etken bana göre para. Paraya kavuştukça Müslümanlık algılayışımda da yaşam şeklimde de önemli değişiklikler oluyor.&lt;br /&gt;Ramazanın gelmesine az bir zaman kaldı. Benim açımdan bu ramazanda daha hoş ve keyifli geçecek. Şimdiden iftarda yiyeceğim tatlılar bile belli. Çapımıza göre Kumru’da zengin sofralarında mutlak bir yerimiz kesinlikle vardır. Kendi çağıracağım iftarlık ve ramazanlık zengin dostlarımı çağırmadığım günleri saymazsam epey zengin dostlarımda mutlak beni iftarlarına çağıracak. Birbirinden leziz yemeklerle güle oynaya ramazanımız tutacağım İnşallah!&lt;br /&gt;Gerçekten İslam fakirin üzerinde durmuyor. Dursa da hiç hoş görünmüyor. Gönülde güzeli ve zenginliği istiyor.&lt;br /&gt;Babam çok şükrederdi nefse hoş gelen şeylerden hep kaçınırdı. Müslümanlık zor derdi.&lt;br /&gt;Gerçekten o zaman öyleydi. Şimdi Müslümanlık çok kolay ve hoş. Ve bugün ben şahsen Müslümanlığımdan son derece memnunum.&lt;br /&gt;Geçenlerde önemli bir yerde hizmet yapan ve Müslümanlığından hiç taviz vermeyen bir arkadaşla bir araya geldik. Anlattı ve ben de hep dinledim. Sonun da “ Müslümanlıklarını eleştirdiklerinle senin aranda bir fark var mı?” dedim.&lt;br /&gt;“Orucumu tutuyorum” dedi.&lt;br /&gt;“Namazımı kılıyorum.” Dedi.&lt;br /&gt;“Duamı yapıyorum” dedi. Dedi de dedi…&lt;br /&gt;“Tamam da” dedim.&lt;br /&gt;“İslam yasak etti de, sen nefsin istediği halde hangi yasağı yerine getirmedin?&lt;br /&gt;“Zor geldi de, çıkarına zarar verdi de “Allah için” hangi fedakarlığı yaptın?&lt;br /&gt;“Evinde ya da bulunduğun yerde İslam’ın hangi hükmü gerçekten zor geldiği halde uygulamak zorunda kaldın?”&lt;br /&gt;Ben çok sordum. O hep bana “yapsan da yapmasan da hiçbir yaptırımı olmayan ibadet, dua” türü şeylerini söyledi durdu.&lt;br /&gt;İnanın bizim evle sizin evin büyük ihtimal hiç farkı yoktur.&lt;br /&gt;Bizim evde televizyon hiç kapanmaz. İzlerken hiçbir kanal ayrımı yapılmadığı gibi hiçbir dizi ya da bilmem ne proğramı ayrımı da yapılmaz.&lt;br /&gt;Allah’a şükrolsun çol çocuk hep birlikte Müslümanız evimizde. Sizi bilmiyorum ama Müslüman olmasaydım bizim evde ne değişirdi acaba?&lt;br /&gt;Ya da ben Müslüman olmasaydım nasıl bir hayat yaşardım acaba?&lt;br /&gt;Bundan on yıl önce sünnet düğünü yapmıştım bizim ufaklığa. Ama ne düğün olmuştu ve muhteşemdi. İstanbul’da gittiğim bir Hıristiyan dostumun düğünü benimkinden pek farklı değildi. O Hıristiyan’dı, ben ise Müslüman. Onlar benden farklı düğünlerini Kilisede yapmışlardı. Ben ise evde ve salonda…&lt;br /&gt;Gerçekten modern Müslümanlık güzel ve hoş. Nefse ve göze hitap eden hiçbir şeyi yasaklamıyor. Ben de bundan son derece mutluyum. Çoktata hoşuma gidiyor.&lt;br /&gt;Ben mutlaka davetleri kaçırmam. Hele de yemekli ve eğlenceli olursa hiç kaçırmam. Üstelik davete icabet etmek “sünnettir” O yüzden özellikle kaçırmamaya özen gösteririm.&lt;br /&gt;Düğünlerimiz ise gerçekten muhteşem olur. Paralı Müslümanların düğünleri ise gerçekten bir ziyafet ve gösteri alanı gibidir. Kesinlikle ağızlardan su akıtır.&lt;br /&gt;Renk renk elbiseler ve saç modelleri. Çocukluğumdan bu yana mini etek benim hep hoşuma gitmiştir. Eğer Ankara pavyonlarına yolunuz düşmüşse “Ankara” havalarına oynayan kızları izlerken yüreğiniz atmıyorsa kendinizden şüphe edin. Şahsen bir modern Müslüman olarak bu günahlarımı da çok görmeyin. Banada kimse “kalbim temiz” ayakları da yapmasın. Bir modern Müslüman olarak ya da klasik Müslüman olarak bütün haramlar benim hoşuma gider. Hoşuma gitmesine rağmen gerek Allah korkusundan, gerekse örf, adet, ya da kanun korkusundan hoşuma giden şeyleri yapma imkanım olmaz.&lt;br /&gt;Modern ya da para endeksli benim gibi Müslümanlarda bir çelişki var. Ya da bana öyle geliyor. Ama bu şahsen benim hoşuma gidiyor. Düğünlerimiz renk renk ve cıvıl cıvıl. Son derece modern türbanlı hanımlar, şık giyinimli beyler. Yaşamasını bilen Müslümanlar.&lt;br /&gt;Müslümanlık çağ atlıyor. Bundan 50 yıl öncesi Müslümanlığı yok artık.&lt;br /&gt;Şimdiki Müslümanlıkta acı ve ıstıraba yer yok.&lt;br /&gt;Şimdiki Müslümanlıkta fakire ve yoksula yer yok.&lt;br /&gt;Şimdiki Müslümanlıkta garibe, kimsesize yer yok.&lt;br /&gt;Şimdiki Müslümanlıkta çirkine, özürlüye yer yok.&lt;br /&gt;Şimdiki Müslümanlıkta parasızlığa yer yok.&lt;br /&gt;Şahsen ben bu Müslümanlığımdan son derece memnunum. Büyük ihtimal siz de öylesinizdir.&lt;br /&gt;Şükrolsun her yıl tatilimi yapabiliyorum.&lt;br /&gt;Şükrolsun çocuklarımı okutabiliyorum.&lt;br /&gt;Şükrolsun İstediğim yemeği mideme doldurabiliyorum.&lt;br /&gt;Şükrolsun haftada bir gün çokcuklarımla sinamaya ya da tiyatroya gidebiliyorum.&lt;br /&gt;Şükrolsun bir oğlum imam, diğer oğlum müftü.&lt;br /&gt;Şükrolsun fazlalıklarımı ya da dar gelen giyemediklerimi fakirlere ulaştırabiliyorum.&lt;br /&gt;Şükrolsun teravihi kaçırmam, zenginleri iftara çağırırım.&lt;br /&gt;Bu Müslümanlık insana yaşama sevinci veriyor. Heyecanlandırıyor. Tek korkutan tarafı ölüm. Gerçi ölüme kadar da büyüklerimiz tarafından mutlak bir önlem alınmalı.&lt;br /&gt;Bir modern Müslüman olarak benim isteklerim büyüklerimden şunlardır.&lt;br /&gt;1. Mezarlılar mutlaka şehirden ya da yerleşim alanlarından on kilometre uzaklara taşınmalıdır. Mezarlıklar ise mutlaka park ve piknik alanlarına dönüştürülerek ölümü hatırlatacak tüm yapılanmalar ortadan kaldırılmalıdır.&lt;br /&gt;2. Ölen kim olursa olsun yaşama sevincini ortadan kaldıran fiil ve davranışlar yapılmamalı, sesli “sela”lar yasaklanmalı, cenazelerde gece defnedilmelidir.&lt;br /&gt;3. Yaşa sevincini olumsuz yönde etkileyen “ölüm”gibi konuşmalar hatta sözler ve ilahiler kesinlikle yasaklanmalıdır.&lt;br /&gt;4. Hastanelerde ziyaretler yasaklanmalı, yaşama sevincine olumsuz etki yapan hasta ve hastalıklar gözlerden uzaklaştırılmalıdır.&lt;br /&gt;5. Para bulamayıp modern Müslümanlığının kalitesini artıramayanlar için ayrı bir bölge oluşturulmalıdır.&lt;br /&gt;6. Fakir Müslümanların ya da göz ve nefis yönü olmayan düğünler ve davetler kesinlikle yasaklanmalıdır.&lt;br /&gt;Bu önlemler artırılırsa modern Müslümanlar da hayat standartlarını bir ölçüde artırmış olurlar. En azından “göz görmezse gönül katlanır” türünden vijdanlarını bari bir ölçüde rahatlatırlar.&lt;br /&gt;Bugünün Müslümanlığı gerçekten güzel. Ve gerçekten keyifli. Bu Müslümanlığın icaplarını yerine getiremiyenler başka hiçbir dinin gereklerini yerine getiremezler.&lt;br /&gt;Bir kere bu Müslümanlıkta Allah’tan korkulmaz. Allah’la da korkutulmaz. Allah iyi ve mutlu hatta keyifli olanları sever ve hatta öper.&lt;br /&gt;Bu Müslümanlıkta gelinler kaynanalarına da kaynatalarına da bakmak zorunda değildir. Hatta çocuklarına bile. Hatta kocalarına bile.&lt;br /&gt;Bu Müslümanlıkta anne –baba pek önemli değildir. Büyümüş oğluna da kızına da karışamaz. Evvel Allah bu tür konularda yüzlerce fetevacılarımız mevcuttur.&lt;br /&gt;Bu Müslümanlıkta kandillerimiz çoktur ve de “Cennet annelerin ayağı altındadır” ve dahi bir anneler gününde bir demet çiçekle ve ufak bir mesajla cennete gidilir.&lt;br /&gt;“Hoş Gelmişsin Ya Şehri Ramazan” türü mahyalarımız, karagözle Hacivatlarımız, zenginlere iftar sofralarımız bin bir türlü yemeklerimiz ve terevihli ramazan gecelerimiz mevcuttur evvel Allah!&lt;br /&gt;Plajlar güzel yerlerdir ve buralardan da Müslümanlar istifade etmelidir.&lt;br /&gt;Lüks oteller güzel yerlerdir ve buralarda modern müslümana göre uyarlanmalıdır.&lt;br /&gt;Anne ve babalar yüktür. Ve hastalara bakmak zordur. Anne ve babalar günü Müslümanlar için de yaygın bir şekilde uygulanmalıdır.&lt;br /&gt;Misafir ağırlamak güç ve zordur, eve kimseler alınmamalıdır ve bu modern çağda misafir ağırlamak ilkelliktir.&lt;br /&gt;Buna benzer fiil ve davranışlar hayatın içersinden çekilmeli, Müslümanlar da keyif içersinde hayat sürmelidir.&lt;br /&gt;“Fakirsen Bizden değilsin!” “Yaşamasını bilmiyorsan ne işin var dünyada!”&lt;br /&gt;İşin özü “güzel yaşamaktır Müslümanlık. “&lt;br /&gt;Çalsın davullar, yansın mahyalar…&lt;br /&gt;Şükrolsun paylaştım sizlerle Müslümanlığımı.&lt;br /&gt;İşte ben Elhamdü Lillah böyle bir Müslümanım…&lt;br /&gt;RAMAZANINIZ MÜBAREK OLSUN!&lt;br /&gt;Bekir AKKAYA/ 19 Ağustos 2009 /KUMRU HABER/KUMRU&lt;br /&gt;Editör : &lt;a href="mailto:kumruhaber@gmail.com?subject=MODERN"&gt;Bekir AKKAYA&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;101 Kişi Tarafından Okundu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;WWW.KUMRU.ORG (KUMRU HABER)"KUMRU'NUN İLK İNTERNET SİTESİ"
 PAYLAŞMAK  MUTLULUKTUR! GÖNDERİN YAYINLAYALIM! ADRES: kumruhaber@gmail.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9073811800147965664-6987180069867666645?l=bekirakkaya.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/uyqD/~4/7keGSKja_NQ" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-08-30T16:06:20.919-07:00</app:edited><media:thumbnail url="http://4.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpsF4dVhyhI/AAAAAAAAO50/N6_HFoIgMmo/s72-c/adszua3.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://bekirakkaya.blogspot.com/2009/08/modern-ve-muslumanim-bekir-akkaya.html</feedburner:origLink></item><item><title>CENNETİN KESTİRME YOLU : GIYBET / BEKİR AKKAYA</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/uyqD/~3/ugoJyxQ29UA/cennetin-kestirme-yolu-giybet-bekir.html</link><category>DÜŞÜNCE VE YORUM</category><author>noreply@blogger.com (BEKİR AKKAYA)</author><pubDate>Sun, 30 Aug 2009 16:04:45 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9073811800147965664.post-6120719429293297608</guid><description>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpsFbu5yULI/AAAAAAAAO5s/xfKDVO1TRkc/s1600-h/giybet.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 148px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375896554201829554" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpsFbu5yULI/AAAAAAAAO5s/xfKDVO1TRkc/s200/giybet.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; Bundan 36 yıl önce yazdığım notlar elime geçti. O yıllar okuduğum kursta 150 arkadaşla birlikte aynı kovuşu paylaşıyorduk. O yıllarda beraber olduğum arkadaşlarla ilgili kısa kısa notlar tutmuşum. Akıllı, zeki, abdal, kalleş, saf ve ispiyoncu gibi.&lt;br /&gt;Bu yakıştırmalardan ben hangisiyim diye kendime hiç sormamışım. Yine on yıl aradan sonra yatılı okuduğum okulun son sınıfında bulunan üç sınıftaki arkadaşlarla ilgili de aynı notları karalamışım. Hem de fotoğrafları bulunan albümün üzerinde. Bu benim değerlendirmelerimin hiç birinden benim arkadaşlarımın haberi yoktu. O günlerde bunu neden yapmışım bilmiyorum.&lt;br /&gt;Bugün bu tür değerlendirmelere şiddetle karşı olduğum halde bazen dost meclislerinde ister istemez bazı insanlarla ilgili bu tür değerlendirmeler net olmasa da kuş dili ile yine yapılmaktadır. Adı ister “dedi-kodu” olsun, isterse “gıybet” bu tür değerlendirmeler olmamasının imkanı da yoktur. Tarih dediğimiz şey de bir ölçüde ister doğru isterse yanlış olsun, ister belgeli isterse belgesiz olsun “dedi- kodu” ve “gıybet”e dair bilgilerden başka bir şeyde değildir. Tutarlı bir Müslüman’ım diyip “gıybet”e karşı olan birinin gazete ve tarih kitaplarından söz etmesi olamaz. Tarihe de gazeteye de hatta televizyon ve radyoya da “gıybet”in günah olduğunu söyleyen birinin karşı durması gerekir. Sonuçta bunların tamamı “gıybet”ten beslenmektedir. “Sen kimsin? “ deseniz de bana göre bugün için “gıybet” sevapların en büyüğüdür. Ve her yer ve mekanda “soytarıları ve sahtekarları” deşifre eden, onların şerrinden insanları koruyan en güzel tebliği şekli “gıybet”tir. Ve mutlak yapılmalıdır.&lt;br /&gt;Bugün “Sahte Atatürkçülerden, Sahte Laiklerden, Sahte Demokratlardan, Sahte Müslümanlardan” korunmak gerektiği söyleniyor. Bunların her biri kendi alanında düşünülmesi ve irdelenmesi gereken konular. Zaten bu konularda yazılıyor ve çiziliyor. Ancak “gıybet” konusu hiç işlenmiyor. Ve üstelik birinin yediği “nane” söz konusu olduğu an “ Gıybetin” ne kadar kötü ve günah olduğu söylenerek yapılan şeyler gizleniyor. Kimse üzerine alınmasın ama bunu da en çok “Müslüman”ım diyenler yapıyor. Neymiş efendim “Gıybet, haramdır, günahtır.”&lt;br /&gt;Ben öyle düşünmüyorum. Bugünün şartlarında “gıybet” ibadetlerin en önemlisidir. Kendini kim nasıl tanımlarsa tanımlasın “hak ölçüsünün dışında” kim ne halt ediyorsa bu alenileştirilmeli, deşifre edilmeli, gazetelere de televizyonlara da basılmalıdır.&lt;br /&gt;Birileri bana “gıybet”le ilgili çok geniş bilgiler önüme koyabilir. Hatta onlarca ayet ve hadis getirebilir. Sakın kimse bunları kimsenin bilmediğini sanmasın. Ama ben “ayet ve hadislere” kesinlikle inanıyorum. Ancak, her türlü naneyi yiyen ve çıkarına göre kendinin dışındakileri günah ve ardından cehennemle korkutan yamuk yumuk Müslüman’ım diyen her ne olursa olsun kimseye inanmıyor ve onlara inanılmamasını da öneriyorum. İnanın ben her gün yüzlerce “gıybet” ediyor ve bu davranışlarımla da kesinlikle cennete de gireceğime inanıyorum. Allah hiç birimizi “Gıybet” ibadetinden ayırmasın, uzaklaştırmasın! (AMİN)&lt;br /&gt;Gıybet olmasa tarih olmaz, geçmişten dersler çıkarılmazdı.&lt;br /&gt;Gıybet olmasa şerlinin şerrinden korunulmazdı.&lt;br /&gt;Gıybet olmasa tarihi şahsiyetler tanınmaz, romanlar ve hikayeler yazılmazdı.&lt;br /&gt;Gıybet olmasa Gazete olmaz, destanlar yazılmaz, televizyonlar yayın yapamazdı.&lt;br /&gt;Gıybet olmasa suçlular ceza almaz, mahkemelerde şahitler bulunmazdı.&lt;br /&gt;Gıybet olmasa kitaplar yazılmaz, geçmiş geleceğe ışık oluşturmazdı.&lt;br /&gt;Aklınıza ne geliyorsa mutlaka “gıybet”le bir bağlantısı vardır.&lt;br /&gt;Belki de Cennetle Cehennem arasında en keskin bağ “Gıybet”tir.&lt;br /&gt;Mutlak herkes gıybet yapmalı, soysuzları ve sahtekarları sakınmak isteyen masumlara göstermeli, kötülerden insanları uzak durmaya davet etmelidir.&lt;br /&gt;Kimse Müslümanlık ayakları ile “ŞEYTANIN HAKKINDAN KONUŞMAYI” gıybet günahı kisvesi altında yasaklayarak korkutmamalı.&lt;br /&gt;Bu yazı “iftira”yı konu edinmemiştir.&lt;br /&gt;Tüm bilinçli herkese bereketi “GIYBET” dolu günler diliyorum. Bekir AKKAYA/ 7 Ağustos-2009-Kumru&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;WWW.KUMRU.ORG (KUMRU HABER)"KUMRU'NUN İLK İNTERNET SİTESİ"
 PAYLAŞMAK  MUTLULUKTUR! GÖNDERİN YAYINLAYALIM! ADRES: kumruhaber@gmail.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9073811800147965664-6120719429293297608?l=bekirakkaya.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/uyqD/~4/ugoJyxQ29UA" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-08-30T16:04:45.331-07:00</app:edited><media:thumbnail url="http://2.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpsFbu5yULI/AAAAAAAAO5s/xfKDVO1TRkc/s72-c/giybet.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://bekirakkaya.blogspot.com/2009/08/cennetin-kestirme-yolu-giybet-bekir.html</feedburner:origLink></item><item><title>El ağzına bakmak../Prof. Dr. Abdullah ÖZBEK</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/uyqD/~3/v7tzLiquzZE/el-agzna-bakmakprof-dr-abdullah-ozbek.html</link><category>Prof. Dr. Abdullah ÖZBEK</category><author>noreply@blogger.com (BEKİR AKKAYA)</author><pubDate>Sun, 30 Aug 2009 16:02:58 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9073811800147965664.post-6391870251924114406</guid><description>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpsFCQYAoxI/AAAAAAAAO5k/giUs5LhV0bU/s1600-h/ozbek(.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 173px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375896116510368530" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpsFCQYAoxI/AAAAAAAAO5k/giUs5LhV0bU/s200/ozbek(.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; Nasreddin Hoca bir gün ev yaptırmaya karar verir. Hemen uygun bir yere temel eştirir.&lt;br /&gt;Yalnız bu arada, gelip geçenlerin her biri kendince bir şeyler söyler…&lt;br /&gt;-Yahu Hoca! Kapısını şuradan aç… Pencerelerin eni boyu şu kadar olsun… Bacaları oralara koy… Mutfağı şuraya yerleştir… Banyo ve tuvalet şuraya uygun düşer…&lt;br /&gt;Bu “görüş bildirme” işi günlerce devam eder…&lt;br /&gt;Hoca bu yüzden, bir türlü eve başlayamaz. Ama canı iyice sıkılır.&lt;br /&gt;Bu işin yazı var kışı var, ustası var hastası var… Ne olacaksa, bir an önce olmalı…&lt;br /&gt;Bir gün ilân vererek bütün konu komşuyu toplar ve şöyle bir açıklama yapar:&lt;br /&gt;-Komşular! Haberiniz olsun, eve başlıyorum. Şimdi kim ne diyecekse desin!&lt;br /&gt;Hoca burada ne yapıyor?&lt;br /&gt;Aslında bir iş yaparken plânı ve projesi var. Başkalarını dikkate de alıyor. Biliyor ki, akıl akıldan üstündür…&lt;br /&gt;Fakat bu yöntemi uygularken, olur olmaz her kişinin dediğine de kulak asmak istemiyor. Eğer öyle yapsaydı, bir türlü eve başlayamazdı.&lt;br /&gt;Burada dikkat çeken bir konu da şu…&lt;br /&gt;Hoca işi, diğer mahallelere, şehrin tamamına ve diğer bölgelere yayılmadan hallediyor. Eğer biraz daha görüş almaya devam etseydi, kesin evsiz barksız kalırdı.&lt;br /&gt;Görüldüğü gibi böyle işlerde Hoca’nın problem çözme ilkeleri bellidir.&lt;br /&gt;İşte bir tanesi…&lt;br /&gt;Eşeğin kuyruğunu kalabalıkta kesme; kimi uzun der, kimi kısa.&lt;br /&gt;Nasıl bir ders var, bu sözde?&lt;br /&gt;Mesele şu…&lt;br /&gt;Her iş herkesi ilgilendirmez. Özellikle böyle durumlarda, rast gele şunun bunun düşüncesine başvurmaya gerek yok. Öyle yapılırsa, her kafadan bir ses çıkar; sonra, ona mı uysam buna mı uysam diye insanın feleği şaşar. Sadece bilgili, tecrübeli ve iyi niyetli kişilerle istişare etmek (fikirlerine başvurmak) yeterlidir.&lt;br /&gt;Ama vakit de çok önemli…&lt;br /&gt;Böyle işlerde, yazlara kışlara ya da baharlara ertelemek, araya Şeytan girmesine sebep olur… Hem de ne Şeytanlar!&lt;br /&gt;Atalardan öğüttür… Demir tavında dövülür… Et gön üstünde pay edilir… Sıcağı sıcağına… Bir soğudu mu, altında bir gemi odun yaksan ısınmaz…&lt;br /&gt;Diğer taraftan Hoca, şu ilkeye de sıkı sıkıya bağlıdır.&lt;br /&gt;-El ağzına bakan, karısını tez boşar!&lt;br /&gt;Bu sözün anlamı şu olsa gerek…&lt;br /&gt;İnsan, özel hayatı ile ilgili önemli konularda, özellikle de kendi iç meselelerinde, öyle rast gele kişilerin düşüncesiyle değil, kendi hesap ve kitabına göre karar vermelidir. Her önüne gelenin aklına uyarsa, hayatı alt üst olur ve baştan sona düzeni bozulur… Sonunda da bataklığa saplanıp kalır…&lt;br /&gt;O zaman da şöyle bir durum ortaya çıkar…&lt;br /&gt;Eşek çamura batınca yol gösteren çok olur…&lt;br /&gt;Tamam, yol göstermesini göstersinler… Ama bu arada birisi kulağından, birisi kuyruğundan, birisi de bacaklarından tutup çıkarmaya çalışsın… Yalnız, koparmadan!&lt;br /&gt;Nerde?&lt;br /&gt;Ya ne yaparlar?&lt;br /&gt;Bir sürü soru üretirler… Çalıştaylar (grup çalışmaları) düzenlerler… Bu eşeğin buraya saplanmasına kim sebep oldu, diye referanduma giderler; çeşitli kesimlerden kanaat önderleri davet ederler, sosyologları ve psikologları çağırıp saha araştırması yaptırırlar…&lt;br /&gt;Daha sonra, rapor üstüne raporlar sıralanır…&lt;br /&gt;Tabiî ki bu arada, eşeğin çamurda debelendiği unutulur. Artık iş bilimsel (!) ve siyasal alana intikal ettirilmiştir… Ve buralarda, aklına geleni söyleme ve sonuca varmama bağımsızlığı vardır…&lt;br /&gt;Beklemekten başka çare yok.&lt;br /&gt;Ne çıkarsa bahtına!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;WWW.KUMRU.ORG (KUMRU HABER)"KUMRU'NUN İLK İNTERNET SİTESİ"
 PAYLAŞMAK  MUTLULUKTUR! GÖNDERİN YAYINLAYALIM! ADRES: kumruhaber@gmail.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9073811800147965664-6391870251924114406?l=bekirakkaya.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/uyqD/~4/v7tzLiquzZE" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-08-30T16:02:58.974-07:00</app:edited><media:thumbnail url="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpsFCQYAoxI/AAAAAAAAO5k/giUs5LhV0bU/s72-c/ozbek(.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://bekirakkaya.blogspot.com/2009/08/el-agzna-bakmakprof-dr-abdullah-ozbek.html</feedburner:origLink></item><item><title>RAMAZAN AYI/ YILMAZ ALIR</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/uyqD/~3/FWfedH9q8PE/ramazan-ayi-yilmaz-alir.html</link><category>YILMAZ ALIR YAZILARI</category><author>noreply@blogger.com (BEKİR AKKAYA)</author><pubDate>Thu, 27 Aug 2009 15:08:17 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9073811800147965664.post-5523800869221424499</guid><description>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpcDxCeVIOI/AAAAAAAAO5c/SU2rafUQnLc/s1600-h/yy(1)(1).jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 167px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5374768821302534370" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpcDxCeVIOI/AAAAAAAAO5c/SU2rafUQnLc/s200/yy(1)(1).jpg" /&gt;&lt;/a&gt; Efendimiz [s.a v.] min üç aylar yaklaştığında,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;^^Allah’ım, bize Recep ve Şaban-ı mübarek kıl ve bizi Ramazana ulaştır ^^ diye dua ettiği,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da Cehennem’den kurtuluş olan Ramazan ayına girmiş bulunuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ramazan-ı şerif ayı, Peygamber [s.a.v] efendimizin bildirdiğine göre,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cennet kapılarının açıldığı, Cehennem kapılarının kapandığı, azgın şeytanların zincire vurulduğu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçinde bin aydan hayırlı Kadir Gecesinin olduğu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teravih müjdesinin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İftar sevincinin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahur bereketinin yaşandığı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oruçlunun ağız kokusunun misk kokusundan daha güzel olduğu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oruç tutanlara Cennetin Reyyan kapısından girme müjdesinin verildiği bir aydır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ramazan ayı geldiğinde,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün İslam aleminde olduğu gibi ülkemizde de hem maddi, hem de manevi anlamda hazırlıklar yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlerimiz, ibadethanelerimiz, gönüllerimiz her türlü maddi ve manevi kirlerden arındırılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camilerimizin minareleri mahyalarla süslenir,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınıfsal ayrımın giderilmesi için fakirler hatırlanır,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fitreler verilir,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Misafirperverlikler canlandırılır,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zekat, sadaka, infak, imece gibi ,dini ve kültürel değerlerimiz yeniden yaşanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle bu ayın Kur’an ayı olması hasebiyle, mukabele geleneğimiz de sürdürülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rabbimizin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;^^Ey iman edenler, sizden evvelkilere farz kılındığı gibi sizin üzerinize de oruç farz kılındı. Umulur ki, onu ifa ederek bütün kötülüklerden korunursunuz^^[2] buyurduğu oruçlarımızı tam bir teslimiyetle tutmalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün uzuvlarımızla oruçlu olmalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamberimiz [s.a.v] Hadis-i Şeriflerinde,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;^^Kim kötü sözleri, kötü işleri bırakmasa, Allahü Azimimüşan’ın onun yemesini içmesini bırakmasına ihtiyacı yoktur [3] buyurmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oruç, günahlarımızın bağışlanması için bir fırsattır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamberimiz [s.a.v] bizlere şu müjdeyi veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim inanarak ve mükafatını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır [4] buyurmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnşallah Rabbimizin izniyle bayrama günahsız olarak gireriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cebrail [a.s]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ramazan-ı Şerif’e eripte bu ayda affolunmadan çıkanlar için ^^ Onlar merhametten uzak olsun^^diyerek beddua etmiş, Efendimiz [s.a.v] de icabet etmiştir [5]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rabbim tutmuş olduğumuz ve tutacak olduğumuz oruçlarımızı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıldığımız ve kılacak olduğumuz namazlarımızı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaptığımız ve yapacak olduğumuz dualarımızı şimdiden kabul eylesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------&lt;br /&gt;1-İbni Hıbbag El-cami c2 s 90&lt;br /&gt;2-Bakara 183&lt;br /&gt;3-İbni Maca Tac c2 s 61&lt;br /&gt;4-Buhari Savm 7&lt;br /&gt;5-Tirmizi Diavet 100&lt;br /&gt;Editör : &lt;a href="mailto:yilmaz_alir@hotmail.com?subject=RAMAZAN"&gt;Yılmaz ALIR&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;WWW.KUMRU.ORG (KUMRU HABER)"KUMRU'NUN İLK İNTERNET SİTESİ"
 PAYLAŞMAK  MUTLULUKTUR! GÖNDERİN YAYINLAYALIM! ADRES: kumruhaber@gmail.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9073811800147965664-5523800869221424499?l=bekirakkaya.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/uyqD/~4/FWfedH9q8PE" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-08-27T15:08:17.588-07:00</app:edited><media:thumbnail url="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpcDxCeVIOI/AAAAAAAAO5c/SU2rafUQnLc/s72-c/yy(1)(1).jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://bekirakkaya.blogspot.com/2009/08/ramazan-ayi-yilmaz-alir.html</feedburner:origLink></item><item><title>BİR DOSTA DAİR/YILMAZ ALIR</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/uyqD/~3/Gii3p1dLO4o/bir-dosta-dairyilmaz-alir.html</link><category>YILMAZ ALIR YAZILARI</category><author>noreply@blogger.com (BEKİR AKKAYA)</author><pubDate>Thu, 27 Aug 2009 15:07:18 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9073811800147965664.post-2964845205922777704</guid><description>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpcDhhfvpoI/AAAAAAAAO5U/Dz-x0IHOOjM/s1600-h/yy(1)(1).jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 167px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5374768554752059010" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpcDhhfvpoI/AAAAAAAAO5U/Dz-x0IHOOjM/s200/yy(1)(1).jpg" /&gt;&lt;/a&gt; Kendisiyle internet vasıtasıyla tanıştım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanışmamıza FİZME.COM sitesi vesile oldu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim KUMRU HABER sitesinde yazmamı da kendileri istedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzine gelmesiyle yüz yüze görüşme fırsatı bulduk…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar elbisesiyle karşılanır, sohbetiyle uğurlanırmış ya, sohbeti çok hoştu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüreği sevgi doluydu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan vardır, gelişiyle sevindirir. İnsan da vardır, gidişiyle sevindirir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyarı gurbetten izine gelmesiyle, şen adamın güneşe benzemesi gibi, gittiği yeri de, geldiği yeri de aydınlatıyordu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu manada gelmesi bizleri sevindirmişti ama, gitmesi bizleri üzdü..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulunduğu her ortam da,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerek sohbetiyle, gerekse sıcak bir gülüşüyle, sanki koskoca buz dağını eritiyordu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiirlerinde ve yazılarında, içindeki bizden olma duygusunu hiç kaybetmemiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kökünü beğenmeyen dal, ve dalını beğenmeyen meyve olma niyetinde değildi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahte paraların yaptığı sahte adam olma niyetinde hiç değildi şüphesiz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sofrada mısır ekmeği olsun, yanında turşu, ama muhabbeti olsun yeter diyordu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani bizim bir atasözümüz vardır ya,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;^^Aptal ata binmiş, bey oldum sanmış^^tiplerden değil di..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu insanlık neler gördü, paranın değiştirdiği nice insanlara şahit oldu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni en çok etkileyen sözü,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz kargo uçağında tabutun içinde geliriz sözü oldu. Böyle söylemesine rağmen, dönüşü olmayan gurbeti kendine vatan edinmemişti..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adeta özüyle bağdaş, batıyla çağdaş gibiydi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk aşkına koşan yiğit gibi, kendisinde Fizme aşkı başkaydı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sevdanın bağrında ölmek güzeldi diyordu..Hayat şartları tesbih taneleri gibi koparmıştı insanları birbirlerinden..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçinde ki Türkiye sevgisini, Fizme aşkını, ne yıllar eskitebilmiş, nede uzaklık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye sevgisi de, Fizme aşkı da içinde ateş parçası olmuş sanki..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uğradığı tüm limanları yakıyor, fırtınanın şiddeti gibi bu aşkı, bu sevgiyi körüklüyor du..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de bu, ayrılık rüzgarının yangınların alevini güçlendirmesi gibi bir şey di…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizlere, sevgi denizinde ki dostluk feneri gibi, tebessümünü yansıttı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıla-i Rahim-e, yani, akraba ve yakınlarını ziyaret etmeye, hallerini ve hatırlarını sormaya, gönüllerini almaya ayrı bir önem verdiğine şahit oldum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dinimizin üzerinde durduğu vazifelerden biri.. !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halit b. Zeyd [r.a] ın rivayet ettiğine göre bir adam Hz Peygamber’e gelerek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya Rasülallah, beni Cennete sokacak bir ibadet söylermisin..?dedi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rasulüllah şu cevabı verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;^^Allah’a ibadet eder ve O na hiç bir şeyi ortak koşmasın, namaz kılar, zekat verir ve sıla-i rahm edersin^^buyurdu..[1]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dostumuz bizlere, giderken suya gölgelerini veren su çiçekleri gibi dostluğunu bıraktı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dostluğun, iki yürek arasında akan nehir gibi, gittiği yeri de, geldiği yeri de temizlemesi dileğiyle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Buhari. Zekat -1-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Editör : &lt;a href="mailto:yilmaz_alir@hotmail.com?subject=BİR"&gt;Yılmaz ALIR&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;WWW.KUMRU.ORG (KUMRU HABER)"KUMRU'NUN İLK İNTERNET SİTESİ"
 PAYLAŞMAK  MUTLULUKTUR! GÖNDERİN YAYINLAYALIM! ADRES: kumruhaber@gmail.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9073811800147965664-2964845205922777704?l=bekirakkaya.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/uyqD/~4/Gii3p1dLO4o" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-08-27T15:07:18.425-07:00</app:edited><media:thumbnail url="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpcDhhfvpoI/AAAAAAAAO5U/Dz-x0IHOOjM/s72-c/yy(1)(1).jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://bekirakkaya.blogspot.com/2009/08/bir-dosta-dairyilmaz-alir.html</feedburner:origLink></item><item><title>BERAT GECESİ/ YILMAZ ALIR</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/uyqD/~3/Ptyb0NLMJFM/berat-gecesi-yilmaz-alir.html</link><category>YILMAZ ALIR YAZILARI</category><author>noreply@blogger.com (BEKİR AKKAYA)</author><pubDate>Thu, 27 Aug 2009 15:06:11 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9073811800147965664.post-6833928832514555132</guid><description>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpcDRo5BPBI/AAAAAAAAO5M/1ytz0M4UpQ8/s1600-h/yy(1)(1).jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 167px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5374768281859210258" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpcDRo5BPBI/AAAAAAAAO5M/1ytz0M4UpQ8/s200/yy(1)(1).jpg" /&gt;&lt;/a&gt; Şaban ayının on beşinci gecesi Berat gecesidir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Berat sözlükte, bir zorluktan kurtulmak, bağışlanmak ve beri olmak anlamına gelmektedir…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gece, değişik adlarla da anılmaktadır;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu geceye, bereketli ve feyizli bir gece olması sebebiyle 'Mübârek';&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kulların günahlarının affolunması ve temize çıkmaları sebebiyle 'Berâet';&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kulların ihsana kavuşmaları nedeniyle 'Rahmet',&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geceyi iyi değerlendiren kulların seçilerek salih kullar arasına alınması sebebiyle 'Berâe veya Sakk' adı da verilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca, Mü’minlerin günah yüklerinden kurtulup,ilahi bağışa ermeleri umulduğu için bu geceye, Berat gecesi denmiştir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Berat gecesine ait beş haslet vardır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1) Her önemli iş bu gecede ayırt edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2) O gecedeki ibadetin fazileti büyüktür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3) İlâhi rahmet yayılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4) Mağfiret gecesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5) O gece, Rasûlüllah (s.a.v.)'a şefaat hakkının tamamı verilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü, Hz. Muhammed (s.a.v.), Şaban'ın on üçüncü gecesi ümmeti hakkında şefaat istemiş, bu şefaatin üçte biri verilmiş,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On dördüncü gecesi yine istemiş, üçte biri daha verilmiş,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On beşinci gece yine talep etmiş, bu gece şefaatın tamamı ihsan edilmiştir…[1]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Berat gecesi hakkında Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaban’ın on beşinci gecesi geldiğin de, geceyi ibadetle, gündüzü de oruçlu olarak geçirin. O gece güneş battıktan sonra, Allah rahmetiyle dünya semasına tecelli eder ve şöyle seslenir ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstiğfar eden yok mu,affedeyim ve bağışlayayım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rızık isteyen yok mu, hemen rızık vereyim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başına bir musibet gelen yok mu,hemen sağlık ve afiyet vereyim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece tan yerinin ağarmasına kadar bu şekilde devam eder..[2]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamberimiz (s.a.v) Hz Aişe Validemize hitaben şöyle buyurmuşlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya Aişe, bana Cebrail geldi. Bu gece Şaban ayının on beşinci gecesidir.Cenab-ı Hak, bu gece,sayısını kendisinden başka kimsenin bilemeyeceği kadar kulunu affeder.Fakat; Müşriklerin,akraba ile münasebeti kesenlerin, içki ve kumar düşkünü olanların yüzüne bakmaz.[3] buyurmuştur..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hz Aişe Validemizin bildirdiğine göre,Efendimiz (s.a.v) Berat gecesi secdeye kapanıp, uzunca bir müddet dua ettikten sonra şöyle dediğini rivayet eder ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya Aişe bu gece Allah-u Zülcelal, Beni Kelb kabilesinin yüz binlerce koyununun tüyleri sayısınca Müslüman’ı Cehennem azabından azad eder. Bu gece Allah’ın af ve mağfireti cüşa gelir [4] buyurmuştur..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duhan Suresinin 2.3.ve 4.ncü Ayetlerinde Berat gecesinden bahsedildiği bildirilmektedir.Ayetlerin meali şöyledir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O apaçık kitaba and olsun ki, biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik.Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız.Bütün hikmetli işler o gecede tefrik olunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hikmetli işler nelerdir ve ayetin manası nedir..?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adeta yıllık kader programıdır aslında bu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İbn-i Abbas’tan (r.a) rivayet edildiğine göre, hikmetli işlerin birbirinden ayırt edilmesi şu şekildedir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu seneden gelecek seneye kadar meydana gelecek olayların hepsi, ayrı ayrı melekler tarafından bu gecede deftere yazılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rızıklar, eceller,zenginlik, fakirlik, ölümler doğumlar…Herkesin ve her şeyin o sene içindeki mukadderatı kaydedilir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rızıkla alakalı defterler, Mikail (a.s) verilir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savaşlarla ilgili defterler, Cebrail (a.s) verilir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ameller nüshası, İsrafil (a.s) verilir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüm ve musibetlerle ilgili defterlerde, Azrail (a.s) verilir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ramazan ayı hariç bu ayda neden çok oruç tuttuğu kendilerine sorulunca, Peygamberimiz (s.a.v) şu cevabı vermiştir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ameller bu ayda Halıkımıza arz olunacağından, isterim ki,benim amellerim de,ben oruçlu iken Rabbıma arz olunsun. buyurmuşlardır..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fahrettin er Razi’nin açıklamasına göre, bu defterlerin düzenlenmesi, Berat Gecesinde başlar, Kadir Gecesinde tamamlanarak her defter sahibine teslim edilir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kur’an-ı Kerim-in Berat Gecesinde indirilme meselesine de şöyle bir açıklama getirilmektedir....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Berat Gecesi, Kur’an-ı Kerim’in Levh-i Mahfuz dan dünya semasına toptan indirildiği gecedir….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna inzal denir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadir Gecesinde ise Peygamberimiz (s.a.v) e ilk kez ve parça parça indirilmeye başlanmıştır..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna da tenzil denir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Berat Gecesinin önemi hiç şüphesiz bunlarla sınırlı degildir…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kısım alimlerin, Kıblenin Kudüs’teki Mescid-i Aksa’dan, Mekke’deki Kabe istikametine çevrilmesinin, Hicretin ikinci yılında Berat Gecesinde gerçekleştiğini kabul etmeleri de geceye ayrı bir önem kazandırmaktadır. [5]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamber (s.a.v) Efendimiz bu gecede Rabbimize şöyle dua etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah’ım, azabından affına,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazabından rızana sığınırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senden yine sana iltica ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana gereği gibi Hamd etmekten acizim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen kendini Sena ettiğin gibi yücesin. [6]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Berat gecesinin Namazla,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kur’an tilavetiyle,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zikirle,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tövbe ve İstiğfarla,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhtaçlara yardımlarla,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dualarla,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ziyaretlerle geçirilmesi dileğiyle..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynaklar.&lt;br /&gt;1-er Razi ve Ebussuud tefsiri. Duhan Suresi 3.4. Ayetlerinin tefsiri.&lt;br /&gt;2-İbni Mace İkame 191&lt;br /&gt;3-Buhari 2. c.s.118&lt;br /&gt;4- İbni Mace c.2 s.93&lt;br /&gt;5-TDİ. Berat maddesi.&lt;br /&gt;6-Et Terğip ve’t Terhib 2.119&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Editör : Yılmaz ALIR&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;WWW.KUMRU.ORG (KUMRU HABER)"KUMRU'NUN İLK İNTERNET SİTESİ"
 PAYLAŞMAK  MUTLULUKTUR! GÖNDERİN YAYINLAYALIM! ADRES: kumruhaber@gmail.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9073811800147965664-6833928832514555132?l=bekirakkaya.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/uyqD/~4/Ptyb0NLMJFM" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-08-27T15:06:11.297-07:00</app:edited><media:thumbnail url="http://1.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpcDRo5BPBI/AAAAAAAAO5M/1ytz0M4UpQ8/s72-c/yy(1)(1).jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://bekirakkaya.blogspot.com/2009/08/berat-gecesi-yilmaz-alir.html</feedburner:origLink></item><item><title>FİZME SEVGİSİ/YILMAZ ALIR</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/uyqD/~3/_cSOMUcBMn4/fizme-sevgisiyilmaz-alir.html</link><category>YILMAZ ALIR YAZILARI</category><author>noreply@blogger.com (BEKİR AKKAYA)</author><pubDate>Thu, 27 Aug 2009 15:05:02 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9073811800147965664.post-1005715611565104725</guid><description>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpcDA7KAkEI/AAAAAAAAO5E/gApRcQaWLXw/s1600-h/yy(1)(1).jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 167px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpcDA7KAkEI/AAAAAAAAO5E/gApRcQaWLXw/s200/yy(1)(1).jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5374767994704531522" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Her ülkenin iftihar edeceği,gurur duyacağı bir ili…&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Her ilin bir ilçesi..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Her ilçenin de bir beldesi vardır bu manada..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Hiç şüphesiz  ki, Fizme Beldesinin de ayrı bir yeri vardır Kumru için..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bizler için de öyle değil mi..?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Nasıl olmasın ki..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Doğasıyla ayrı bir yeri vardır gönlümüz de..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Yüreğimizi yansıtan dağlarıyla..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Gelin gibi süzülen akarsularıyla..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Yeşilin  içimizi okşayan güzelliğiyle..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Her günümüzü hazineler değerinde geçirdiğimiz hatıralarıyla..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İlkbaharında açmışızdır..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sonbaharında hüzünlenmişizdir..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Yazında çocuklar gibi sevinmişizdir..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Kışını da sevmişizdir Fizmenin..Sertte olsa, haşinde geçse, ne anılarımız vardır kışa dair..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Çamurlu yollarına da kurban oluruz bazen..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Yağmurdan sonra çıkan  gökkuşağına..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bizim renklerimizi yansıtır aslında gökkuşagı..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Karadeniz insanının yedi renk gibi değiştiğini..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Kızdığında volkan gibi patladığını,&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Güldüğünde çocuk gibi masumlaştığını..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Alın teriyle yoğrulmuş  çilekeşliğini..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Nasırlaşan ellerini..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Yılların yorgunluğunu yansıtan yüzündeki çizgileri..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İçimize işlemişizdir Fizme sevgisini..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Gelinlik kızların  nakış nakış işlediği oya  gibi..Beyaz yumaklı danteller gibi işlemişizdir yüreğimize..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Fizme bize, geçmişimizi unutmamak, geleceğimize yön vermek için  hep köprü olmuştur..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Diyar-ı gurbetlere de düşsek,&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Denizlerin ortasındaki bir adayla, dağların arasında ki bir göl gibi dostluk bağımız olmuştur..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Gündüzleri kuşlarla, geleleri de yıldızlar la iletmişizdir Fizmeye sevgimizi..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Hep Fizmeyi sahiplenerek yaşamışızdır..Ona ait olduğumuzu iftiharla söyleyerek..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Gözlerimiz de  özlem bakışları,  kulaklarımız da hasret türküsü,  dudaklarımız da sevgi sözcükleri olmuştur hep..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bizler için Fizme sevgisi,  iki yürek arasında akan bir nehir gibidir….&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İnşallah bu sevgiyi  yıllar eskitemeyecek…&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Seven sevgilisi için bir şeyler yapmalıdır..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Hayvan ölür, semeri, insan ölür eseri misali..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Kimler geldi kimler geçti bu diyarlardan..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bizler gidenlerin ardından da, bir eser  bırakmayanların ardından da ağlıyoruz..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ama asıl görevimiz eser bırakanların bıraktığı yerden devam etmek..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Hz Mevlana’nın dediği gibi,&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Altın ne oluyor..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Can ne oluyor..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İnci mercan da nedir..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bir sevgiye harcanmadıktan,&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bir sevgiliye feda edilmedikten sonra….&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Selam ve dua ile..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Geçmişlerimizin ruhu için, bir Fatiha, üç İhlas..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;  Editör : Yılmaz ALIR&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;WWW.KUMRU.ORG (KUMRU HABER)"KUMRU'NUN İLK İNTERNET SİTESİ"
 PAYLAŞMAK  MUTLULUKTUR! GÖNDERİN YAYINLAYALIM! ADRES: kumruhaber@gmail.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9073811800147965664-1005715611565104725?l=bekirakkaya.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/uyqD/~4/_cSOMUcBMn4" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-08-27T15:05:02.326-07:00</app:edited><media:thumbnail url="http://1.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpcDA7KAkEI/AAAAAAAAO5E/gApRcQaWLXw/s72-c/yy(1)(1).jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://bekirakkaya.blogspot.com/2009/08/fizme-sevgisiyilmaz-alir.html</feedburner:origLink></item><item><title>YARGI/YILMAZ ALIR</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/uyqD/~3/JPRNdcCxfMc/yargiyilmaz-alir.html</link><category>YILMAZ ALIR YAZILARI</category><author>noreply@blogger.com (BEKİR AKKAYA)</author><pubDate>Thu, 27 Aug 2009 15:03:51 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9073811800147965664.post-3869951788074818304</guid><description>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpcCuOyGTPI/AAAAAAAAO48/imjjNc82AoU/s1600-h/yy(1)(1).jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 167px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5374767673555438834" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpcCuOyGTPI/AAAAAAAAO48/imjjNc82AoU/s200/yy(1)(1).jpg" /&gt;&lt;/a&gt; Açıkça konuşmak gerekirse yargı, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından yıpratılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargı kendi ayagına kurşun sıkmış durumda..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bin beş yüz yargıçla savcının atamalarını belirleyecek olan, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, atamaları tıkadı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haziran sonunda çıkması gereken karar hala çıkmadı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedeni malum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeter artık; dedirtecek cinsten..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstedikleri yenilir yutulur cinsten degil..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenekon terör örgütü soruşturmasını yürüten savcıları görevdan almak.…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PKK nın şehir yapılanması KCK operasyonlarını yürüten Diyarbakır savcılarının adeta sürgüne tabi tutulmaları…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneydogu’da JİTEM’in faili meçhul cinayetlerini araştıran savcıların yerlerinin degiştirilmesi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunlara sebep,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurul üyelerinden Ali Suat Ertosun’un son dakikada verdigi önerge..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenekon savcılarının görevden alınmasını isteyen Ertosun’un, şaibeli ilişkileri de gün yüzüne çıkmaya başladı..Kapalı kapılar ardında hukuk adına cinayetlerin işlenmek istendigi aşikar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertosun’un, Ergenekon iddianamesinde^^örgüt toplantısı^^olarak gösterilen Kent Otel Toplantılarına 13 kez katıldıgı ortaya çıkmışken..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenekon sanıgı Ergün Aydın’la görüntülenmesi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Engin Aydın’ın ,Ertosunla görüştükten sonra, YARSAV başkanı Eminagaoglu’uyla ve Ergenekon şüphelisi olan Sabih Kanadoglu’nun avukatıyla aynı masada yemek yerken çekilen fotografları…bir şeylerin döndügünün işaretlerini vermekte…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenekon, KCK ve faili meçhul savcılarını görevden almak isteyen,Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerinden 3 ü YARSAV üyesi… Bu da ayrı bir travma..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü YARSAV başkanı, Ergenekon’un avukatlıgını yapmakta….Tehditler savuruyor….Gazetelere yansıyan toplantının birinde,^^Ergenekon savcılarının akıbeti Şemdinli savcıları gibi olacak^^manasına gelen sözler söylemekte...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna sormak lazım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahsi geçen hakim ve savcıların görevden alınmaları için herhangi bir hukuki sebep var mı..?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tayin edinmeleri için çalıştıgınız bu kişiler hakkında herhangi bir inceleme var mı..?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstelik bu kişilerin görev süreleri de dolmamışken…Sizde bu ısrarcılıgın sebebi ne..?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O halde, Türk hukuk tarihi için hayati önem arz eden davaları yürüten bu hakim ve savcıları, neden sürgün eder gibi, yerlerini degiştiriyorsunuz..?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olay Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yaptıgı ilk olay degil şüphesiz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafızalarda hala taze olan Şemdinli olayı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurulu oluşturan bu beş kişilik heyet, savcı Fikret Sarıkaya’nın hayatını karart tı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savcı görevden alınınca adalet sisteminde derin bir travma yaşandı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükümette Şemdinli de düştügü hataya düşmemek için şimdi direnmek te..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatasının bedelini gördü..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şemdinli savcısını harcayarak korudugu generalin 27 Nisan e- muhtırasına ugradı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenekon hükümete ve topluma Susurluk olayını hatırlattı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulunun, Susurluk davasını nasıl bitirdigi ortada..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Susurluk davasına bakan 14. Agır Ceza Dairesi Başkanı, Sedat Karagül’ün yerini degiştirerek davanın seyrini bir anda nasıl degiştirdigi ortada....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık toplum adalet istiyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne toplum 30 sene önceki toplum, nede Türkiye o eski Türkiye….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplum 30 sene önce ki gibi, bürokratların yaptıgına ses çıkarmayan toplum degil artık..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorgulamaya başladı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;367 saçmalıgını hala unutmadı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhurbaşkanı’nın vatana ihanet suçu dışında yargılanamaz hükmüne ragmen, yargılanması için izin veren mahkemeye de şüpheli gözle bakıyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meclisin verdigi türban kararını, yetkisi dahilinde olmamasına ragmen reddeden, Anayasa Mahkemesini de sorgulamaya başladı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu millet adaletin mülkün temeli olduguna inanmış bit millet..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rahat bırakın yargıyı… Kendi ellerinizle yargıyı yargı adına yıpratmayın…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bırakın adalet yerini bulsun..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsterse kıyamet kopsun…&lt;br /&gt;Editör : &lt;a href="mailto:yilmaz_alir@hotmail.com?subject=YARGI/YILMAZ"&gt;Yılmaz ALIR&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;WWW.KUMRU.ORG (KUMRU HABER)"KUMRU'NUN İLK İNTERNET SİTESİ"
 PAYLAŞMAK  MUTLULUKTUR! GÖNDERİN YAYINLAYALIM! ADRES: kumruhaber@gmail.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9073811800147965664-3869951788074818304?l=bekirakkaya.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/uyqD/~4/JPRNdcCxfMc" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-08-27T15:03:51.352-07:00</app:edited><media:thumbnail url="http://4.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpcCuOyGTPI/AAAAAAAAO48/imjjNc82AoU/s72-c/yy(1)(1).jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://bekirakkaya.blogspot.com/2009/08/yargiyilmaz-alir.html</feedburner:origLink></item><item><title>DOGU TÜRKİSTAN / YILMAZ ALIR</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/uyqD/~3/3eANXWpKhJ0/dogu-turkistan-yilmaz-alir.html</link><category>YILMAZ ALIR YAZILARI</category><author>noreply@blogger.com (BEKİR AKKAYA)</author><pubDate>Thu, 27 Aug 2009 15:02:30 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9073811800147965664.post-6818560406689845808</guid><description>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpcCX3nGGsI/AAAAAAAAO40/FI130IUXJWM/s1600-h/yy(1)(1).jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 167px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5374767289378151106" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpcCX3nGGsI/AAAAAAAAO40/FI130IUXJWM/s200/yy(1)(1).jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Acının ve gözyaşının eksik olmadıgı, Dogu Türkistan Uygur Türkleri’nin tarihine bir göz atacak olursak..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M.Ö. 8. inci asra kadar uzanan tarihiyle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İskitlere, Hunlara, Göktürklere, Karluk ve Karahan İmparatorluguna beşiklik yapmıştır..,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Milyon 824 bin 418 kilometrekarelik yüzölçümüyle..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Binlerce yıllık devlet gelenegine sahiptir…..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1760 yılında Çin istilasına maruz kalmış..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1863 yılında, bütün ülke çapında başlatılan kurtuluş hareketi mücadelesi sonrasında bagımsızlıgını kazanmıştır....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14 sene sonra,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı idaresiyle temasa geçerek, Osmanlı Devletine geçen ilk Dogu Türkistan devleti olmuştur..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1876 yılında tekrar Çin yönetimine geçti..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkunç bir imha hareketi, asimile hareketi de başlamış oldu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köylerin, kasabaların, kentlerin adları degiştirildi....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her türlü işkence yapıldı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zulme va zalime boyun egmek istemeyen Dogu Türkistan halkı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1933 yılından 1968 yılına kadar onlarca kez bagımsızlık mücadelesi verdi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen bu zaman zarfı içersinde 25 Milyon Dogu Türkistanlı Müslüman öldürülmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta Dogu Türkistan celladı olarak bilinen Vang Cin ^^Devrim aleyhtarı unsurları yok etmek^^sloganıyla 250 bin den fazla insanı öldürdü..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi de Dogu Türkistan da insan agı başlatıldı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç gün içersinde 1000 den fazla insan öldürüldü..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokaklar kan gölü adeta..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzlerce kadın tecavüze ugradı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dogu Türkistan halkını yok etmek için, erkeklere akla hayale gelmeyecek zulümler yapılmakta…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camiler yakılmakta..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokaga çıkmak yasak..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar sürgüne gönderilmekte…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dogu Türkistan’da ki katliamı gizlemek isteyen katil Çin, Türkistan’ın dünyayla baglantısını kesti..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada yazmaktan bile utandıgımız işkenceler yapılmaktadır..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten nerede bir kan gözyaşı içinde aglayanlar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vahşet ve tacavüz altında inleyenler..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşgal ve katliama ugrayanlar varsa, mutlaka Müslümanlardır..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kan . gözyaşı,vahşet, tecavüz ve katliamların yaşandıgı yerler İslam cografyaları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müslümanları ezenler ve onlara zulmedenler, ya Faşist yada Siyonist veya Emperyalistlerdir..,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küfür tek millet oldugunu her zaman göstermiştir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi zaman Dogu Türkistan’da, Afganistan’da, Çeçenistan’da, Filistin’de, Irak’ta Bosna Hersek’te….Ve dünyanın dört bir yanında…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu asil Türkiye halkı, Gazze’ye ve diger İslam ülkelerine gösterdigi yardımları, Dogu Türkistan’a da gösterecektir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onları duasında unutmayacaktır..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maddi ve manevi yardımlarını esirgemeyecektir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çin mallarını boykot etmekten geri kalmayacaktır..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zalimin zulmü varsa, mazlumunda ALLAH’ı ve ahı vardır..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rabbim Dogu Türkistan’daki Müslüman kardeşlerimizin yaar ve yardımcısı olsun…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;WWW.KUMRU.ORG (KUMRU HABER)"KUMRU'NUN İLK İNTERNET SİTESİ"
 PAYLAŞMAK  MUTLULUKTUR! GÖNDERİN YAYINLAYALIM! ADRES: kumruhaber@gmail.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9073811800147965664-6818560406689845808?l=bekirakkaya.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/uyqD/~4/3eANXWpKhJ0" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-08-27T15:02:30.415-07:00</app:edited><media:thumbnail url="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SpcCX3nGGsI/AAAAAAAAO40/FI130IUXJWM/s72-c/yy(1)(1).jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://bekirakkaya.blogspot.com/2009/08/dogu-turkistan-yilmaz-alir.html</feedburner:origLink></item><item><title>VE TESELLİ...(ŞİİR) Mustafa KARAOĞLANOĞLU (BABA MUSTAFA)</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/uyqD/~3/2L7YR3MdFN0/ve-tesellisiir-mustafa-karaoglanoglu.html</link><category>BABA MUSTAFA ŞİİRLERİ</category><author>noreply@blogger.com (BEKİR AKKAYA)</author><pubDate>Sun, 12 Jul 2009 15:53:48 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9073811800147965664.post-4477124154815236231</guid><description>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SlppYbzn5UI/AAAAAAAAO24/35rIZ6y8Fvs/s1600-h/babam(.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5357710575212684610" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 143px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SlppYbzn5UI/AAAAAAAAO24/35rIZ6y8Fvs/s200/babam(.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Olmadık bir şey yok dünyada.&lt;br /&gt;Elbet erer herkes murada&lt;br /&gt;Ben askerde sen sılada&lt;br /&gt;Yeter ki gönüller bir olsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;Belli değilmiydi kararın&lt;br /&gt;Bilirisn seni çok severim&lt;br /&gt;Anandan babandan sorarım&lt;br /&gt;Yeter ki gönüller bir olsun&lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;Üzülmeye gelmez bu şeyler&lt;br /&gt;Dur başa neler gelir daha neler&lt;br /&gt;Belki de yok bizde şans kader&lt;br /&gt;Yeter ki gönüller bir olsun.&lt;br /&gt;*******&lt;br /&gt;Bugün olmazsa yarın olur&lt;br /&gt;Belki mahşere bile kalır&lt;br /&gt;Bekleyelim sonu iyi olur&lt;br /&gt;Yeter ki gönüller bir olsun.&lt;br /&gt;*******&lt;br /&gt;İstermiydim hiç böyle olsun&lt;br /&gt;Göz yaşlı boyun bükük kalsın&lt;br /&gt;Hep ümitler yarıda kalsın&lt;br /&gt;Yeter ki gönüller bir olsun.&lt;br /&gt;******&lt;br /&gt;Belki de böyledir kaderim&lt;br /&gt;Böyleyse ben neylerim&lt;br /&gt;Belki elbette Allah kerim&lt;br /&gt;Yeter ki gönüller bir olsun...&lt;br /&gt;Mustafa KARAOĞLANOĞLU (BABA MUSTAFA)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;WWW.KUMRU.ORG (KUMRU HABER)"KUMRU'NUN İLK İNTERNET SİTESİ"
 PAYLAŞMAK  MUTLULUKTUR! GÖNDERİN YAYINLAYALIM! ADRES: kumruhaber@gmail.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9073811800147965664-4477124154815236231?l=bekirakkaya.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/uyqD/~4/2L7YR3MdFN0" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-07-12T15:53:48.052-07:00</app:edited><media:thumbnail url="http://1.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SlppYbzn5UI/AAAAAAAAO24/35rIZ6y8Fvs/s72-c/babam(.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://bekirakkaya.blogspot.com/2009/07/ve-tesellisiir-mustafa-karaoglanoglu.html</feedburner:origLink></item><item><title>SALİHA PERU'DAN İKİ GÜZEL FOTOĞRAF</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/uyqD/~3/R21GcwGdd1U/saliha-perudan-iki-guzel-fotograf.html</link><category>SEÇME FOTOĞRAF</category><author>noreply@blogger.com (BEKİR AKKAYA)</author><pubDate>Thu, 25 Jun 2009 12:18:53 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9073811800147965664.post-976033618010963395</guid><description>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkPNDKq4LpI/AAAAAAAAM0E/89phkTupu-8/s1600-h/DSC00445.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351346236533780114" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkPNDKq4LpI/AAAAAAAAM0E/89phkTupu-8/s400/DSC00445.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkPL7DGnb7I/AAAAAAAAMz8/xth_kf3VCnA/s1600-h/DSC00443.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351344997552058290" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkPL7DGnb7I/AAAAAAAAMz8/xth_kf3VCnA/s400/DSC00443.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; NOT: BU FOTOĞRAFLAR SALİHA PERU TARAFINDAN GÖNDERİLMİŞTİR...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;WWW.KUMRU.ORG (KUMRU HABER)"KUMRU'NUN İLK İNTERNET SİTESİ"
 PAYLAŞMAK  MUTLULUKTUR! GÖNDERİN YAYINLAYALIM! ADRES: kumruhaber@gmail.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9073811800147965664-976033618010963395?l=bekirakkaya.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/uyqD/~4/R21GcwGdd1U" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-06-25T12:18:53.201-07:00</app:edited><media:thumbnail url="http://2.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkPNDKq4LpI/AAAAAAAAM0E/89phkTupu-8/s72-c/DSC00445.JPG" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://bekirakkaya.blogspot.com/2009/06/saliha-perudan-iki-guzel-fotograf.html</feedburner:origLink></item><item><title>ÖZEL EĞİTİME MUHTAÇLARA BİR YUVA : KUMRU HOŞGÖRÜ MERKEZİ (FOTOĞRAF HABER) /BEKİR AKKAYA</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/uyqD/~3/fo18shODVhU/ozel-egitime-muhtaclara-bir-yuva-kumru.html</link><category>SEÇME FOTOĞRAF</category><author>noreply@blogger.com (BEKİR AKKAYA)</author><pubDate>Wed, 24 Jun 2009 16:14:54 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9073811800147965664.post-8932137768564592152</guid><description>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKzBjf-wSI/AAAAAAAAMgQ/4vmFncZCQ9g/s1600-h/11.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351036146560188706" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKzBjf-wSI/AAAAAAAAMgQ/4vmFncZCQ9g/s400/11.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKy8MyF7tI/AAAAAAAAMgI/6AVFwoaEoI8/s1600-h/19.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351036054562795218" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKy8MyF7tI/AAAAAAAAMgI/6AVFwoaEoI8/s400/19.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKy4XqV6iI/AAAAAAAAMgA/ZKqtVihQdLI/s1600-h/18.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351035988763601442" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKy4XqV6iI/AAAAAAAAMgA/ZKqtVihQdLI/s400/18.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKy07sBNTI/AAAAAAAAMf4/P9cKz-okJ_U/s1600-h/17.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351035929714832690" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKy07sBNTI/AAAAAAAAMf4/P9cKz-okJ_U/s400/17.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKyxSaRqTI/AAAAAAAAMfw/uYFPo-1pOqU/s1600-h/16.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351035867094952242" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKyxSaRqTI/AAAAAAAAMfw/uYFPo-1pOqU/s400/16.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKyt5mUrMI/AAAAAAAAMfo/viY8zob8hZI/s1600-h/15.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351035808894987458" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKyt5mUrMI/AAAAAAAAMfo/viY8zob8hZI/s400/15.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKyqTrdg7I/AAAAAAAAMfg/iuE2Ru98rcc/s1600-h/14.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351035747176383410" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKyqTrdg7I/AAAAAAAAMfg/iuE2Ru98rcc/s400/14.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKym7mjvfI/AAAAAAAAMfY/0DAPDg4LiM4/s1600-h/13.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351035689173761522" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKym7mjvfI/AAAAAAAAMfY/0DAPDg4LiM4/s400/13.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKyjfDp3PI/AAAAAAAAMfQ/zbJ7u6jq_FU/s1600-h/12.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351035629971561714" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKyjfDp3PI/AAAAAAAAMfQ/zbJ7u6jq_FU/s400/12.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKyf6N2N2I/AAAAAAAAMfI/FhYdX1ZE-cE/s1600-h/11.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351035568542594914" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKyf6N2N2I/AAAAAAAAMfI/FhYdX1ZE-cE/s400/11.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKyccsv6vI/AAAAAAAAMfA/KvAR7GwRDog/s1600-h/10.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351035509079534322" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKyccsv6vI/AAAAAAAAMfA/KvAR7GwRDog/s400/10.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKyZJVz6DI/AAAAAAAAMe4/aw9ELmHibUc/s1600-h/9.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351035452343445554" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKyZJVz6DI/AAAAAAAAMe4/aw9ELmHibUc/s400/9.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKyV19P7VI/AAAAAAAAMew/6Q3oiLuhj_c/s1600-h/8.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351035395600543058" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKyV19P7VI/AAAAAAAAMew/6Q3oiLuhj_c/s400/8.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKyR4cnFvI/AAAAAAAAMeo/z90dc_zEWwQ/s1600-h/7.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351035327549478642" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKyR4cnFvI/AAAAAAAAMeo/z90dc_zEWwQ/s400/7.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKyOAUYjKI/AAAAAAAAMeg/B1BNH48O52Q/s1600-h/6.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351035260942978210" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKyOAUYjKI/AAAAAAAAMeg/B1BNH48O52Q/s400/6.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKyKkv6AwI/AAAAAAAAMeY/cFwgYH5wQn0/s1600-h/5.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351035202002617090" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKyKkv6AwI/AAAAAAAAMeY/cFwgYH5wQn0/s400/5.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKyHGz2S3I/AAAAAAAAMeQ/y7nrLQN2AEI/s1600-h/4.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351035142426479474" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKyHGz2S3I/AAAAAAAAMeQ/y7nrLQN2AEI/s400/4.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKyD8-Q1QI/AAAAAAAAMeI/gUjBij_zltU/s1600-h/3.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351035088246199554" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKyD8-Q1QI/AAAAAAAAMeI/gUjBij_zltU/s400/3.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKyABYlgWI/AAAAAAAAMeA/i-DXULCNpNQ/s1600-h/2.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351035020710871394" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKyABYlgWI/AAAAAAAAMeA/i-DXULCNpNQ/s400/2.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKx5ZGy9UI/AAAAAAAAMd4/DIJpPc3OxBY/s1600-h/1.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351034906819622210" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 350px; CURSOR: hand; HEIGHT: 262px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKx5ZGy9UI/AAAAAAAAMd4/DIJpPc3OxBY/s400/1.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Kumru’da uzun yıllar öğretmenlik yapan Emekli Öğretmenlerimizden Necdet Sunma emekli olmadan önce uzun bir süreyi eğitime muhtaç öğrencilere yönelik yapmış ve birkaç yıl öncede emekliye ayrılmıştı. Emekliye ayrıldıktan sonrada birikimlerini ve çalışmalarını Fatsa’da Özel Eğitime Muhtaç Öğrencilere yönelik bir kurumda sürdürmüştü.              Aldığımız bilgiye göre Fatsa’da Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi olarak üç kurum bulunmakta ve Fatsa’da bulunan bu eğitim kurumlarına Kumru’dan 70 özürlü öğrenci gitmektedir. Bu 70 öğrencinin Fatsa’ya gidiş ve gelişi gerek çocuklar açısından ve gerekse çocukların aileleri açısından hayli zor bir durumdur. Ya Kumru merkez ve köylerinde özürlü olup ta kaderine terk edilmiş çocuklarımızın sayıları şu anda pek bilinmemektedir.               Şöyle denilebilir. “Biz Kumrulular olarak doğru dürüst özürlü olmayan çocuklarımızın eğitimlerine bile pek önem veremiyoruz. Özürlü çocuklarımızın eğitimleri pek de önemli değildir.” Aslında bu cümleyi kurmadan önce özürlü çocuğu olan bir anne babaya bakmak gerekir ki, böyle düşünmenin ne kadar yanlış olduğu ancak o zaman anlaşılır.                Şahsen bana göre eğitim ve tüm hayatımızın geçtiği alanlar özürlüler hesap edilerek ele alınmalı, erkek çocuklardan daha çok kız çocuklarımızın eğitimlerine önem verilmelidir. Tüm özürlülerimiz de bir şekilde mutlu edilmelidir.                Dikkat edilirse savaşlarda korumasızlar, özürlüler, kadınlar ve çocuklar her kesimce koruma altındadır. Ve devlet olmanın en büyük özelliklerinden birisi ise yetimlerin, kimsesizlerin, kadınların, özürlülerin, daha doğrusu masumların haklarını koruma altına almak olarak bilinir. Bütün dinlerde ve her türlü devlet anlayışında bu yapılanma kaçınılmazdır.                Yine dikkat ederseniz son zamanlarda Devletimiz olması gerekenleri adım adım gerçekleştirmekte ve özürlülere ve yoksullara eğitim ve sağlık gibi durumlarda yardımlarını ve desteklerini her gün artırmaktadır.                Bizim köklü bir aile yapımız vardır. Aile bizim için kutsaldır. Ve ailenin güç yetiremediği durumlarda şükrolsun devletimiz elini uzatmakta yediden yetmişe tüm bireylere maddi ve manevi yardım elini uzatmaktadır.               İşte Kumru’muzda 20.06.2009 tarihinde Valilik oluru ile özel eğitime muhtaç olan tüm bireylere yönelik bir eğitim kurumu hizmete girdi. Bu kurum Kumru’da bir ilk. Emeği geçenleri yürekten tebrik ediyorum.               Kumru Hoşgörü Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’nin kurulma düşüncesini Emekli Öğretmenlerimizden Necdet Sunma bugüne kadar yoğun bir gayretle çalışarak hayata geçirdi.               Birkaç yıldır çalışmalarından haberdar olduğum meslektaşım Necdet Sunmayı Kumru Hoşgörü Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’nde ziyaret ettim. Kendimin de bir özürlü olması nedeniyle bu eğitim yuvasının Kumru’da açılması beni son derece mutlu etti. Son derece modern bir binanın dört katında hizmet verecek olan Kumru Hoşgörü Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi üç ortak tarafından hayata geçirilmiş. Ortaklardan birisi Kurucu Temsilci Müdür Eğitimci Nectet Sunma, İnşaat Mühendisi Şakir Karaoğlanoğlu ve İş Adamı Kadir Dervişoğlu.                Kurucu Müdür Necdet Sunma bütün birimleri hem bana gezdirdi ve hem de geniş bilgi verdi. " Kurumlarında şimdilik 12 personel bulunduğunu ve bir servis aracının olduğunu” söyledi. Nilgün Uçgül’ün Müdür olduğu Kumru Hoşgörü Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’nde İşitme Engelliler Öğretmeni, Zihinsel Engelliler Öğretmeni, Otistik Bireyler Eğitim Öğretmeni ve bir psikolog bulunduğunu ifade eden Necdet Sunma iki de Okul Öncesi Eğitimi için öğretmenleri olduğunu söyledi.               Kurumlarının 0-3, 6-12 ve 18 yaş ve üstü her özürlüye yönelik eğitim verildiğini ifade eden Necdet Sunma “240 özürlü öğrenciye aynı anda eğitim verebildiklerini ve bu eğitimler için ise ailelerden hiçbir ücret alınmadığını” söyledi.               Kumru Merkez dahil tüm köylerde bulunan özürlüler için servis aracının hizmete girdiğini ifade eden Müdür Necdet Sunma “ Aileler kurumumuzdan bilgi alabilirler. Özürlü aileler bize geldiklerinde her türlü rehberlik yapılmakta ve hiçbir durum için ücret alınmamaktadır.” Diyerek, Kumru Hoşgörü Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’ne her yaştan özürlü çocuklarını kayıt yaptırmak isteyenler Fatsa’dan alacakları raporla bize müracaat edebilirler.” Dedi.             Necdet Sunma :”Kurumumuza geldiklerinde biz onları yönlendiriyoruz. En az %20 oranında özürlü olan herkes eğitim kurumumuza kayıt yaptırabilirler. Bunun için Fatsa RAM’a gidiliyor. Gidiş gelişler ücretsiz olup Fatsa Devlet Hastanesinde alınan en az %20 oranındaki heyet raporunu Fatsa Rehabilitasyon Merkezine götürülüp öğrenci orada tanılama ve performans tespitinin ardından aldıkları evrakı kurumumuza getirip bize kayıt ettirmeleri kâfidir.             Ayrıca herkesin Kumru Hoşgörü Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi psikolog’ndan ücretsiz hizmet alabileceğini söyleyen Kurucu Müdür Necdet Sunma açılış töreninin de yakında yapılacağını ifade etti.             Kumru Hoşgörü Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’nin tüm birimlerini tek tek gezdim. Gerçekten son derece modern. Grup ve bireysel olarak özürlülere verilecek eğitim odalarında her şey düşünülmüş.              Başta meslektaşım Necdet Sunma olmak üzere Mühendis Şakir Karaoğlanoğlu ve Kadir Dervişoğlu’na teşekkür ediyor, Kumrumuza, Kumru Hoşgörü Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi hayırlı olsun.” Diyorum. Aman Özürlülerimize sahip çıkalım…Bekir AKKAYA/KUMRU HABER /KUMRU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;WWW.KUMRU.ORG (KUMRU HABER)"KUMRU'NUN İLK İNTERNET SİTESİ"
 PAYLAŞMAK  MUTLULUKTUR! GÖNDERİN YAYINLAYALIM! ADRES: kumruhaber@gmail.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9073811800147965664-8932137768564592152?l=bekirakkaya.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/uyqD/~4/fo18shODVhU" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-06-24T16:14:54.634-07:00</app:edited><media:thumbnail url="http://1.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/SkKzBjf-wSI/AAAAAAAAMgQ/4vmFncZCQ9g/s72-c/11.JPG" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://bekirakkaya.blogspot.com/2009/06/ozel-egitime-muhtaclara-bir-yuva-kumru.html</feedburner:origLink></item><item><title>KIYAMET ve KARA DELİKLER</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/uyqD/~3/JwbIwH5EqzQ/kiyamet-ve-kara-delikler.html</link><category>AHMET ÇAPKU YAZILARI</category><author>noreply@blogger.com (BEKİR AKKAYA)</author><pubDate>Thu, 18 Jun 2009 15:23:45 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-9073811800147965664.post-2827442961107714410</guid><description>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;KIYAMET ve KARA DELİKLER&lt;br /&gt;Stephen W. Hawking’in Zamanın Kısa Tarihi&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn1" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=9073811800147965664#_ftn1" name="_ftnref1"&gt;[1]&lt;/a&gt; isimli eserinden birkaç alıntıyı aşağıya kaydedelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/Sjq9zFjjNPI/AAAAAAAAL6A/EHpe9MEN77k/s1600-h/clip_image002.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5348796192818148594" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 316px; CURSOR: hand; HEIGHT: 225px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/Sjq9zFjjNPI/AAAAAAAAL6A/EHpe9MEN77k/s200/clip_image002.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;- Evren nereden çıktı? Nasıl ve niçin başladı? Sonu gelecek mi, gelecekse nasıl? Bunlar hepimizi ilgilendiren sorular. (sf. 7)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Evrene ilişkin ne biliyoruz ve nasıl biliyoruz? Evren nereden gelip nereye gidiyor? Evrenin bir başlangıcı var mıydı, var idiyse ondan önce ne oldu? (sf. 13)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/Sjq9rGX7VvI/AAAAAAAAL54/xcKxiUoqhYU/s1600-h/clip_image001.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5348796055598880498" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 284px; CURSOR: hand; HEIGHT: 171px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/Sjq9rGX7VvI/AAAAAAAAL54/xcKxiUoqhYU/s200/clip_image001.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;- Evrenin zaman içinde başlangıcı olup olmadığı sorusunu Kant 1781’de yayınlanan Salt Düşüncenin Eleştirisi isimli eserinde ele aldı.&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn2" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=9073811800147965664#_ftn2" name="_ftnref2"&gt;[2]&lt;/a&gt; Buna göre evrenin sonsuzdan beri var olduğunu iddia edenlere karşı sonsuzdan beri var olmadığı iddiası da aynı değerdedir. Zaman kavramının, evrenin başlangıcından öncesi için hiçbir anlamı yoktur. (sf. 20).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/Sjq97K1JEPI/AAAAAAAAL6I/WAvQ1PHFlbw/s1600-h/rr.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5348796331673063666" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 324px; CURSOR: hand; HEIGHT: 179px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/Sjq97K1JEPI/AAAAAAAAL6I/WAvQ1PHFlbw/s200/rr.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;- 1929 yılında Edwin Hubble gözlemine göre hangi yöne bakarsak bakalım uzaydaki yıldızlar bizden hızla uzaklaşıyordu. Yani evren genişliyordu. Şu halde eskiden cisimler birbirine bugünkünden daha çok yakın idiler ve cisimler tek bir noktada idi. Bundan dolayı da evrenin yoğunluğu sonsuzdu. Bu buluş, evrenin başlangıcı sorusunu en sonunda bilimin alanına soktu. Hubble gözlemleri evrenin sonsuz küçüklükte ve sonsuz yoğunlukta iken büyük patlama denilen bir anın varlığını gösteriyordu. Bu şartlarda bilimin bütün kuralları işlemez oluyor ve geleceğe ilişkin kestirimlerde bulunmak da imkan dışı kalıyordu. (sf. 21).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Enerji arttıkça, frekans da yükselir. Işık dünyanın çekim alanından uzaklaştıkça, enerji yitirir ve uzaklık artar. Görelik kuramı mutlak zamanı çöpe attı. Bu, ikizler paradoksu ile açıklanır. Bu yeni uzay ve zaman anlayışı evrene ilişkin görüşümüze kökten değişiklikler getirdi. Temelinde değişmeyen, varolan ve varolmayı sürdürecek olan bir evren görüşü, artık geriye dönmemek üzere yerini dinamik, geçmişte sonlu bir zaman öncesi başlamış ve gelecekte sonlu bir zaman sonra bitebilecek genişleyen bir evren kavramına bıraktı. … Roger Penrose ve ben (Hawking) gösterdik ki, Einstein’in genel görelik yasası kuramı, evrenin bir başlangıcının olması gerekir ve olası bir sonu. (sf. 45-46).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bütün bildiğimiz evrenin her bir milyar senede yüzde beş ila on arası genişlediğidir. Şundan eminiz ki, evren günün birinde çökecekse bile en azından on milyar senedir genişlemekte olduğundan bu, on milyar seneden önce gerçekleşmeyecektir. O zamana dek insanoğlu güneş sisteminin dışında koloniler kurmamışsa sönen güneşimizle birlikte çoktan yok olup gitmiştir. (sf. 58). Güneşimizin yaklaşık beş milyar yıl yetecek kadar yakıtı var herhalde. Yıldızın yakıtı bitince soğumaya ve büzüşmeye başlar. (sf. 95).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Şu soru hâlâ duruyor: Yasalar ve evrenin ilk durumu nasıl ya da niçin seçilmiştir?... Genel görelik kuramına göre geçmişte, zamanın gerçek anlamıyla başladığı büyük patlama denen sonsuz yoğun bir durumun olması gerekmektedir. Benzer biçimde, gelecekte bütün evren çökecek olursa, büyük çatırdı denen ve zamanın bittiği başka bir sonsuz yoğun durumun olması gerekmektedir. Evrenin tümü çökmese bile, kara delikleri oluşturmak üzere çöken bölgelerde tekil noktalar ortaya çıkacaktır. Bu tekillikler, kara deliğin içine düşen herkes için zamanın sonu anlamına gelmektedir. Büyük patlama anında ve diğer tekil noktalarda bütün yasalar işlemez olacağı için… (sf. 181).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kur’ân’ı Kerîm’den anlaşıldığına göre insanoğlu yaratılmadan önce yeryüzü, onun yaşayabileceği kıvama getirilmiştir. İnsanoğlu bu dünyaya özgü bir varlık olarak madde-ruh bütünü şeklinde yaratılmıştır (İnsan, maddesiyle bu dünyaya, ruhuyla/-nefs- mânâ âlemine özgüdür). O, bu dünyada yaşayacak ve burada ölecektir. Kıyamet sonrası dirilişi de yine değişime uğrayacak olan bu dünyada (mahşer) olacaktır. Bütün kutsal dinlerde kıyamet denilen bir inanç vardır. Buna göre Allah, kainatı yaratmış ve ona bir ömür biçmiştir (bkz. Ahkaf Suresi, 3). Vakti gelince kıyamet kopacak ve ardından insanlar yeniden diriltilip mahşerde hesaba çekilecektir. İçinde yaşadığımız yeryüzü ve gökler ise başka bir şekle dönüşecektir (tebdîl). (bkz. İbrahim Suresi, 48).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyamız, içinde bulunduğu Güneş sistemi ile birlikte bir bütündür ve onun bir felekte/yörüngede yüzdüğüne işaret edilir Kur’ân’da (bkz. Yasin Suresi, 40). Kimi araştırmacılar kainatın sürekli genişlemekte olduğunu (konuya ilişkin ayet için bkz. Zariyât Suresi, 47) ifade ile onun şu anki durumuna dair iki temel yaklaşımı ileri sürerler: A- Kainat sürekli genişler ve tıpkı bir balon gibi genişleme neticesinde patlama olur. B- Genişleme belli bir zaman sonra durur ve geri çöküş başlar. Böylece bütün maddeler birbirine yaklaştıkça çekimin de artmasıyla büyük çöküş yaşanır. Her iki halde kıyamet kaçınılmazdır. Yapılan hesaplamalar âlemin yaşının 15 milyar yıl olduğuna işaret eder. (Yukarıda görüleceği üzere Hawking 10 milyar yıldan bahseder). Eğer ki, kâniat genişliyorsa bu durumda: Sürekli genişleyen bir âlemde entropi yükselmesiyle öyle bir ân gelecektir ki, bu ya balonun patlaması şeklinde büyük bir kozmik çöküş/kıyamet olacaktır ya da ısısını kaybeden bir âlemin donması (büyük donma) olacaktır. Her iki durumda da hayatın devam etmeyeceği anlamı çıkmaktadır. Dahası maddî yapısından her saniye 4 milyon ton [?] miktarında madde kaybına uğrayan Güneş’imiz bir gün süpernova şeklinde patlayacaktır ki, bu da kaçınılmaz görünmektedir. Zira ısı ve ışık olarak kainata gönderilen enerji bir daha Güneş’e dönmemektedir. Bütün bunların ötesinde ‘kara delik’ denilen ve yakınlarında bulunan bütün güneş sistemlerini bir anda hortum gibi yutan gök cisimleri de artık bizi yakından ilgilendiriyor. Zira kainatta çeşitli yerlerde varlığı görülen ve fotoğrafları çekilen kara delikler, yakınlarında bulundukları güneş sistemlerinin kıyametini hediye ediyor onlara! Evren hali hazırda öyle kritik bir yaşta ve dengede bulunuyor ki, her an kıyamete hazırdır. Ancak unutmayalım ki bu her ân, evrenin yaşı olan 15 milyar yıl içinde noktasal bir değer gibidir. Aşırı yoğun ve kapalı bir evrende çekim kuvveti egemen hale gelince her şey kendi içine çöker hale gelecek... Gökyüzü prese girmiş portakal misali ‘yarılacak’... Uzay sonsuz ufuklardan tersine bir hareketle süratle kapanmaya başlayacak... Sema aşırı sıcaklık nedeniyle bir baştan bir başa kıpkırmızı bir renge boyanacak... Evrenimiz artık açılan bir çiçek gibi değil; kapanan, kapanmakta olan narin ve zarif bir kırmızı gül goncası haline dönüşecek. Bilim bize bunları açık açık anlatıyor! Bir de Kur’an’a bakalım o ne diyor?: “Gökyüzü yarıldığı, gül gibi kızardığı zaman haliniz nice olur!” (Rahman Suresi, 37). (geniş bilgi için bkz. Taşkın Tuna, Uzayın Sırları, sf. 369.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıyamet ile ilgili dikkat çekici bulgulardan biri kara deliklerdir. Yanında kara deliğin fotoğrafının da bulunduğu şu habere bir göz atabiliriz: “Bugüne dek bilinen en büyük kütleli kara delik keşfedildi. Yahoo internet sitesinde ABD’nin köklü bilim kurumu Jet Ppropulsion Laboratory’ne dayanılarak verilen habere göre astronomi katalog numarası ‘M87’ olan kara delik, Dünya’nın 50 milyon ışık yılı uzağında bulunuyor. Texas Austin Üniversitesi’nden astrofizik uzmanı Karl Gebhardt ile Max Planck’tan Jens Thomas, ‘kara deliklerin galaksi oluşumunda yeni bilgiler sağlayacağını’ söyledi. Kara deliğin kütlesi Güneş’in tam 6 milyar 400 milyon katı.” (10 Haziran 2009. Zaman gazetesi).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kur’ân’da anlatıldığı üzere kıyamet ile ilgili bazı hususlara değinebiliriz: “Kıyamet vakti hakkındaki bilgi ancak Allah katındadır.” (bkz. Lokman Suresi, 34). “Onlar kıyametin ansızın başlarına gelmesini bekliyorlar. Halbuki onun alametleri gelmiştir.” (bkz. Muhammed Suresi, 18). “Kıyamet yaklaştı, Ay yarıldı!” (bkz. Kamer Suresi, 1). “Güneş dürüldüğü (kuvvirat), yıldızlar saçılıp döküldüğü, dağlar yürütüldüğü, gebe develer (bile) salıverildiği, yabanî hayvanlar toplanıp bir araya getirildiği, denizler kaynatıldığı, ruhlar (bedenlerle) birleştirildiği, diri diri toprağa gömülen kıza hangi suçundan dolayı öldürüldüğü sorulduğu, defterler açıldığı, gökyüzü sıyrılıp alındığı zaman…!” (Tekvir Suresi, 1-13). “Kıyamet koptuğunda artık onun vukuunu yalan sayacak kimse kalmayacaktır. O, alçaltıcı ve yükselticidir. Yer şiddetle sarsıldığı, dağlar parçalandığı, toz duman haline geldiği…” (bkz. Vakıa Suresi, 1-6). “Kıyamet gününe yemin olsun! Kendini kınayan (pişmanlık duyan) nefse yemin olsun ki (diriltilip hesaba çekileceksiniz). İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayacağımızı mı zannediyor?! Evet, bizim, onun parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter! Fakat insan önündekini (kıyameti) yalanlamak ister! Kıyamet günü de ne zamanmış! diye sorar. İşte, göz kamaştığı, ay tutulduğu, güneşle ay bir araya getirildiği zaman! O gün insan kaçacak yer neresi?! diyecektir. Hayır, hayır! Kaçıp sığınılacak yer yoktur. O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur.” (Kıyamet Suresi, 1-12). “Kıyamet mutlaka gelecektir. Bunda hiçbir şüphe yoktur!” (Mü’min Suresi, 59). “Sûr’a üflenince, Allah’ın diledikleri müstesna olmak üzere, göklerde ve yerde ne varsa hepsi ölecektir! Sonra ona bir daha üflenince bir de ne göresin, onlar ayağa kalmış bakıyorlar!” (Zümer Suresi, 68).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayetlerden anlaşıldığı üzere kıyamet kaçınılmazdır. Onun ne zaman olacağına dair bilgi sadece Allah katındadır. Ancak onun alametleri gelmiştir. Vuku bulduğunda yer küresinin içinde bulunduğu kozmik sistem bozulacak ve başkalarıyla değiştirilecektir. Bu da sûr denilen şeye birinci üfleme ile kıyamet; ikinci üflemeyle de ölüler diriltilmiş olacaktır ki, bu durum artık öteki dünyanın/ahiretin başlaması demektir. (Gerçi ferdî manada ölümle birlikte kişi öteki dünyaya geçmiş sayılır). Şimdi şu soruları sorabiliriz? Sûr denilen şey nedir? Nasıl bir şeydir? Bir de sırat köprüsü denilen, cehennem üzerine kurulu bir köprüden bahsedilir. Acaba bu nasıl bir şeydir? Bu sorulara tam bir cevap verebilmek biraz zor olsa gerek. Çünkü her şeyden evvel bizler öteki dünyayı bu dünyada var olan şeylerin yardımıyla anlamaya çalışırız. İnsan bilmediği bir şeyi düşünemez. Görmediğini ise gördükleri ile mukayese etmeye çalışır. Halbuki öteki dünyada var olan şeyler bu dünyadakiler ile aynı mıdır, benzer midir veya akıldan hayalden geçmeyen şeyler midir? Bu ise üzerinde çalışılabilir bir konudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kur’ân-ı Kerim’de cehennemden ve oraya girmeye müstehak olanlardan söz eden âyetlerin devamında, ‘İçinizden oraya uğramayacak hiçbir kimse yoktur; bu, rabbin için kesinleşmiş bir hükümdür’ denilmektedir. (Meryem 19/71). Âyetin tefsirini yapan âlimler çeşitli görüşler ileri sürmekle birlikte… cehennemin yanında kurulan, cennete de geçit veren bir nevi köprünün (sırat) bulunacağı, bu köprüden kurtuluşu hak edenlerin rahatlıkla geçeceği, diğerlerinin ise cehenneme düşmesini sağlayacağı anlaşılmaktadır…” (bkz. DİA/Diyanet İslâm Ansiklopedisi, Bekir Topaloğlu, Kıyamet mad, XXV, 521).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu noktada kara delik denilen ve kainatın muhtelif yerlerinde tesbit edilen şeyler dikkat çekicidir. Acaba şu ayetlerle kara delikler arasında bir ilgi olabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- “Sûr’a üflendiği gün, bölük bölük Allah’a gelirsiniz. Gökyüzü açılır ve orada pek çok kapılar (ebvâb) oluşur” (Nebe’ Suresi, 18-19).&lt;br /&gt;- “Bizim ayetlerimizi yalanlayıp da onlara karşı kibirlenmek isteyenler var ya, işte onlara gök kapıları açılmayacak ve onlar, deve iğne deliğine girinceye kadar cennete giremeyeceklerdir. Suçluları işte biz böyle cezalandırırız!” (A‘raf Suresi, 40).&lt;br /&gt;- “Ândolsun ki, biz, sizin üzerinde yedi yol yarattık. Biz yaratmaktan habersiz değiliz!” (Mü’minûn Suresi, 17).&lt;br /&gt;- “Hayır, hayır! Yıldızların yerlerine/konumlarına (mevâkı‘ın-nucûm) yemin ederim ki, gerçekten bilirseniz, bu büyük bir yemindir!” (Vâkıa Suresi, 75-76)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki ayetlerde işaret edilen gök kapıları ve yıldızların yerleri/konumları ne olabilir ki? (Bu manâda gökyüzünde bulunan burçlar ve onların yerleri ayrı bir bahistir). Bilindiği üzere kara delikler, büyük kütleli yıldızların ömürlerini tüketmeleri sonucu oluşan farazî gök cisimleridir ki, çekim gücü çok büyük olduğu için ona yaklaşan her şeyi kendine çekmekte ve çekim alanına giren şeyler maddî manada yok olmaktadır. Bunun yanında çekim gücünün etkisiyle icabında kimi yerlerde zaman durmaktadır (öte dünyadaki ebediyet böyle bir şey midir?). Acaba çekim alanına giren cisimler ne oluyor, nereye gidiyor, bunu bilemiyoruz. Kur’ân’ın sûr dediği şey acaba böyle bir şey midir? Ya da sûr’a ikinci üfleyişle birlikte insanların dirilmesi ve hesap vermek için Allah’ın huzurunda toplanmaları neticesinde oluşacak gök kapıları (sırat ?) kara delik gibi varlıklar mıdır? “Güneş dürültüğü / (İze’ş-Şemsü küvvirat)” (Tekvir Suresi, 1) ayetinde güneşin dürülüp büküleceği ifade ediliyor ki, kara deliklerin yuttuğu cisimlerin de ayette işaret edildiği üzere dürülüp bükülerek yutulduğu anlatılır konuya dair eserlerde. Bu manada güneşin de bir kara delik tarafından yutulacağını ya da güneşin bizatihi kendisinin kara deliğe dönüşebileceğini düşünebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de şu soru akla geliyor: Acaba kıyamet sadece bizim içinde bulunduğumuz güneş sistemi için mi geçerlidir yoksa bütün kainatı mı kuşatır? “Yer küresi kozmik değişikliğe uğrayıp bağlı bulunduğu sistemle birlikte başka bir şekil aldıktan ve büyük kıyamet koptuktan sonra farklı bir kozmik sistem içinde yer alan başka bir gezegende bir mükellefiyet âlemi ve ilâhî emaneti taşıyacak mükellef bir tür bulunacak mı? … Kur’ân-ı Kerîm’de insanın, tabiatın çok değerli bir varlığı olduğu belirtilmekte ve içinde yaşadığı kozmik sistemdeki her şeyin onun hizmetine sunulduğu haber verilmektedir… Ancak bu nevi beyanlar bütünüyle tabiatın sadece insan türü için yaratıldığı, işleyiş ve düzeninin yalnız onun varlığıyla paralel bir durum arzettiği mânasına gelmez… Aslında Kur’ân-ı Kerîm’in insanlar tarafından algılanamayan, fakat onlar gibi tabiatta yer alıp mükellefiyet taşıyan cin türüne dikkat çekmesi, beşer dışında başka mükelleflerin ve onları barındıran âlemlerin mevcudiyetine bir işaret niteliği taşımaktadır. Engin ilim, sınırsız kudret, kayıtsız irade, kesintiye uğramayan lutuf ve cömertlikle nitelenen yüce yaratıcının sıfatlarını, uçsuz bucaksız tabiat içinde bir nokta konumunda bulunan insan türü ve onu barındıran yer küresiyle sınırlandıran anlayışı, İslâm literatürünün tanıttığı ulûhiyyet makamının azametiyle bağdaştırmak mümkün görünmemektedir.” (bkz. DİA, Kıyamet mad., XXV, 522).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurân ayetlerini anlamaya çalışırken şu soruyu kendimize sorabiliriz: Her şeyden evvel Kur’ân ayetlerini bilimsel çalışmalar üzerinden yoruma tabi tutmak bizi ne kadar sağlıklı bir neticeye ulaştırabilir? Çünkü bilimsel çalışmalar sürekli gelişmekte, zenginleşmekte, eski bulguların yerini yenileri almakta ve böylece dinamik bir yapı arzetmektedir. Halbuki Kur’ân’ın verdiği bilgiler ise, müteşâbihleri istisna edersek, bilgi bağlamında sabitlik içermektedir. Bu durumda eğer ki, Kur’ân’ın falanca ayeti zaten şu yeni bulguyu anlatıyor/du dersek, bundan nice zaman sonra ortaya konulan yeni bir bulgu, eski bilginin doğruluğunu çöpe atarsa bu durumda Kur’ân’ın o konuda söylediğini farzettiğimiz bilgi de mi çöpe atılmış olacaktır?! Onun için bilimsel tefsir denilen böylesi izah tarzlarını sadece bir tür yorum olarak görmekte fayda vardır. Lakin şunu da hesaba katabiliriz: Kur’ân madem ki, biz inananlara yaşadığımız âleme dair de bilgi vermektedir, öyleyse onu aklın/bilimin bulguları ile de anlamaya çalışmamızda ne sakınca olabilir? Evet, zaten yapılması gereken şey, onu anlamaya çalışmak olmalı... Eğer bir isabet varsa ne âlâ yoksa yorum yanlışlığı müellifine aittir kaydını koyabiliriz. Allâhü a‘lemü bi’s-savâb/En doğrusunu Allah bilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet Çapku&lt;br /&gt;14.06.2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn1" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=9073811800147965664#_ftnref1" name="_ftn1"&gt;[1]&lt;/a&gt; Stephen W. Hawking, Zamanın Kısa Tarihi, çev. Sabit Say-Murat Uraz, İstanbul 1988, Doğan Kitapçılık yay.&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn2" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=9073811800147965664#_ftnref2" name="_ftn2"&gt;[2]&lt;/a&gt; Aslında kainatın başlangıcı ve zaman problemi İslâm filozofları tarafından Kant’tan çok önce tartışılmış bir konudur. A. Çapku. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;WWW.KUMRU.ORG (KUMRU HABER)"KUMRU'NUN İLK İNTERNET SİTESİ"
 PAYLAŞMAK  MUTLULUKTUR! GÖNDERİN YAYINLAYALIM! ADRES: kumruhaber@gmail.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9073811800147965664-2827442961107714410?l=bekirakkaya.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/uyqD/~4/JwbIwH5EqzQ" height="1" width="1"/&gt;</description><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-06-18T15:23:45.868-07:00</app:edited><media:thumbnail url="http://4.bp.blogspot.com/_ArCuO7pH-Ro/Sjq9zFjjNPI/AAAAAAAAL6A/EHpe9MEN77k/s72-c/clip_image002.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://bekirakkaya.blogspot.com/2009/06/kiyamet-ve-kara-delikler.html</feedburner:origLink></item><media:rating>nonadult</media:rating></channel></rss>
