<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/atom10full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" gd:etag="W/&quot;D04NQ384cCp7ImA9WhRRFE4.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-7387323635737502513</id><updated>2011-11-27T15:19:52.138-08:00</updated><category term="aydın yöresel yemekleri" /><category term="zeytinyağlılar" /><category term="hamur işleri" /><category term="diyabet" /><category term="kurabiye" /><category term="şeker hastalığı" /><category term="genel" /><title>Ege&amp;Deniz</title><subtitle type="html">evimizin dördüncü üyesi Deniz' i beklerken bazen ona ait bazen günlük yaşantımızdan kesitler sunacağım...</subtitle><link rel="http://schemas.google.com/g/2005#feed" type="application/atom+xml" href="http://denizedogru.blogspot.com/feeds/posts/default" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://denizedogru.blogspot.com/" /><author><name>irem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14088291842131868374</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><generator version="7.00" uri="http://www.blogger.com">Blogger</generator><openSearch:totalResults>6</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/atom+xml" href="http://feeds.feedburner.com/blogspot/vnaxk" /><feedburner:info uri="blogspot/vnaxk" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><entry gd:etag="W/&quot;CEYFRns-eyp7ImA9WhdSEEU.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-7387323635737502513.post-3994029605443719784</id><published>2011-07-19T06:28:00.000-07:00</published><updated>2011-07-19T06:28:37.553-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-07-19T06:28:37.553-07:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="şeker hastalığı" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="diyabet" /><title>ŞEKER HASTALIĞI</title><content type="html">cumartesi günü eşim rutin kontrol için hastaney başvurdu ve tam kan değerlerine bakıldı. dün doktorunun telefonuna göre aclık kan şekeri değeri yüksek çıkmış artık eşim tıp literatürüne göre bir şeker hastası. bundan sonra yemesine diyetine oldukca dikkat etmek zorunda. düzenli spor yapmalı şeker dengesini iyi ayarlamalı. bunun için de ilaç kullanacak kanımca. doktoru rapor düzenliyor ona göre hareket edecek artık. tabi bende onunla birlikte artık bu şekilde yaşamaya alışmaya çalışacağım&lt;br /&gt;
peki nedir bu şeker hastalığı? ne zaman bir insan şeker hastası kabul edilir? işte bunları biraz araştırdım ve sizlerle paylaşmak istedim buyrun;&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Kimler risk altında?&lt;/strong&gt;Gizli şeker, diyabet ortaya çıkmadan  15-20 yıl öncesinden bulunabilir. İlk bulgular sık acıkma, açlığa  tahammülsüzlük, hızla yemek yeme, sık tatlı isteği, hatta tatlı krizidir. Yani  15 yıl öncesinden ortaya çıkan belirtiler bunlardır.&lt;br /&gt;
&lt;b&gt; Peki belirtilerin  sadece bir ya da ikisi varsa...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Belirtilerin çoğu birlikte olur. Ayrı  ayrı olmaz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Kan şekeri değerleri normalde kaç olmalı?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Dünya  Sağlık Örgütü'nün son aldığı karara göre, kan şekeri 100'ün üstünde olan herkes  diyabet açısından risk altında kalıyor. Önceden 120'ydi bu rakam. Sonra 110  oldu, şimdi 100'e indi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Oranlar niye değişti?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Çünkü bütün  araştırmalar şunu gösterdi. Diyabetli olmayan bir kişiye 'diyabetlisin' demek  çok büyük bir hata değil. Sen diyabetlisin, bundan sonra adam gibi yiyip  içeceksin, üç öğün yemeğini yiyeceksin, şeker ve yağlı yemeyeceksin diyoruz.  Bunda bir mahsur yok. Ama diyabetli olanı atlamak büyük bir  risk.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Şeker değerleri yaşa göre değişir mi?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Hayır. 8 saatlik  açlıktan sonra kan şekeri 100'ün üstünde olan herkes risk altında. Tokluk kan  şekeri de 125'in üzerinde olanlar... Bundan öncekiler en son 110 ile 130'du.  Şimdi 100-125 arası...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Şeker oranı yüksek her hasta diyabetli  midir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Açlık kan şekeri 126'nın, tokluk kan şekeri 200'ün üzerinde  olanlara diyabet hastası diyoruz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Açlık kan şekeri nedir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Açlık  kan şekeri 8 saat açlıktan sonra ölçülen değerdir. Tokluk kan şekeri de 75 gr.  karbonhidrat içeren glikoz alımından sonra yapılan ölçümdür. Glikoz yükleme  testi bizim için bir öğün modelidir. Diyelim ki sabah saat 8'de kahvaltı  yaptınız. Saat 1'e kadar metabolizmanızda ne tür bir değişiklik oluyor onu  inceleriz. Hastaya 75 gr glikoz içeren şekerli su içirilir. Yarım saat beklenir.  Sonra saatte bir kan şekeri ölçülür. Eğer 200'ün üzerinde çıkarsa bunun adı  diyabettir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Şeker yükleme testi zararlı mı, olası bir uyuyan şekeri  uyandırır mı?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Hastalarımız da çok soruyor. Kesinlikle zararlı değildir.  Bir porsiyon baklavanın içinde 100-150 gr. şeker vardır. Biz sadece 75 gr. şeker  yüklüyoruz. Siz bir tabak baklava yediğinizde ne oluyorsa glikoz yüklemede de o  olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Kesin bir tedavisi yok ömur boyu sürüyor&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Diyabet  yüzünden hayatını kaybeden çok hasta var mı?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
İstatistik yok. Ama  Avrupa'da körlük nedenleri içinde birinci sırada bu hastalık var. Suni böbrek  makinesine giren her 3 hastadan biri diyabet hastası. Amerika'da her yıl 60 bin  kişinin ayağı bu hastalık yüzünden kesiliyor. Diyabetli hastalar eğer bir de  kalp hastasıysalar kalp krizi oranı 4 kat artıyor. Diyabetli hastalarda felç  oranı 3 kat fazla. Dikkat ederseniz ölüm oranı olarak dördüncü sırada ama  birinci, ikinci sıradaki ölüm nedenlerini en çok besleyen hastalık. Onun için  Dünya Sağlık Örgütü tarafından diyabet tüm dünya ülkelerinde birinci derecede  mücadele edilmesi gereken hastalık olarak kabul ediliyor. Son dünya kongresinde  diyabet AiDS'ten daha tehlikeli bir hastalık olarak  tanımlandı...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Neden AIDS'ten bile daha tehlikeli?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Dünyada 177  milyon diyabetli var. 2025'te bu sayı 300 milyonun üstüne çıkacak. Türkiye'deyse  10 milyonu geçer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Bu hastalık tedavi edilmezse ne olur?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Ciddi  olarak organ hasarları oluşturur. Görme bozukluğu yapabilir. Böbreklerde, ayak  sinirlerinde bozukluk yapabilir ve sonuç olarak kemik sisteminde bozukluk  yapabilir. Dünyadaki tüm ülkelerde dördüncü sıradaki ölüm  sebebidir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;İlk sırada kalp ve damar hastalıkları mı var?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Evet.  İkinci sırada kanser var. Üçte inme ya da felç. Dördüncüsü de diyabet.  Amerika'da yapılan bir araştırmaya göre felce bağlı ölüm sebepleri ve kalp damar  hastalıkların bağlı ölüm sebepleri son 20 yıldan bu yana azalırken, kanser ve  diyabet artıyor. Bunlar içinde en fazla artış gösteren diyabet. Diyabet  kanserden çok daha hızlı yayılıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Diyabet neden bu kadar süratli  yayılıyor?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Genetik ve çevresel faktörlere bağlı olarak hızla artıyor.  İnsanın hayatı boyunca sürüyor, yani şu anda bir ilaç verip tamamen ortadan  kaldıracak bir imkanımız yok. Biz sadece hastalığın vücutta bozukluk yapmadan,  hastanın herhangi bir şekilde hayat kalitesini bozmadan, hastanın hayat süresini  mümkün olduğunca uzatarak bu mevcut tedavileri uygulamaya çalışıyoruz. Diyabetin  henüz radikal tedavisi yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Şeker, tatlı bir hastalık değildir&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tıp dilindeki adıyla ‘‘diabetes mellitus’’ yani şeker hastalığı, adında şeker  olmasına rağmen sevimli bir hastalık değildir. Çünkü kronik ve ilerleyici  özelliği olan bu hastalığın kesin tedavisi yoktur ve iyi kontrol edilmediğinde  birçok sağlık sorununa yol açar. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div align="left"&gt;Bu sağlık sorunları da kalp krizi, felç, damar tıkanıklığına bağlı  olarak bacak kesilmesi, böbrek yetmezliği ve körlük gibi çok önemli  sorunlardır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ARDINDA çok önemli sağlık riskleri taşıyan şeker hastalığa  karşı tıbbın yapabileceği tek şey, hastalığı kontrol altında tutmak. Hastalığın  kontrolünde ilaç kullanmak, beslenmeyi, vücut ağırlığını ve yaşam biçimini  düzenlemek ve belirli aralıklarla doktor muayenesi, önemli yer tutmaktadır.Bunun  başarılabilmesinde ilk basamak hastalığı iyi tanımaktan  geçer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Diyabetin oluşumu&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;Gıdalarla aldığımız şekerler,  unlar, nişastalar yani özetle karbonhidratlar, sindirim sisteminde parçalanarak  glikoz haline dönüşür ve kana karışır. Pankreas bezi tarafından salgılanan  insülin hormonu, glikozun enerji şeklinde kullanılmasını sağlar. İnsülinin  yetersizliği durumunda vücut, glikozu enerji şeklinde kullanamaz ve kandaki  glikoz düzeyi artmaya başlar. Kandaki glikoz düzeyinin artması öncelikle kan  damarlarının hasarlanmasına yol açar. Damarları tıkanan organlar da bunun  sonucunda zarar görmeye başlar. Diyabet hastalarını için bir diğer sorun da,  glikozdan sağlayamadığı enerjiyi, yağ ve benzeri diğer maddelerden sağlamaya  çalışırken ortaya çıkan aseton ve benzeri diğer  maddelerdir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Tedavisi&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;Diyabet hastalığının tedavisinde  başlıca iki temel prensip vardır. Bunlardan birincisi vücut için gerekli olandan  fazla karbonhidrat almamak, ikincisi de yetersiz kalan insüline ilaçla destek  olmak. Eğer bir kişi, ‘‘Tip 1’’ olarak adlandırılan türde diyabetli ise,  vücudunda insülin hemen hiç olmadığı için, ihtiyacı olan insülini dışarıdan  almak zorundadır. ‘‘Tip 2’’ denilen türde ise vücudun kendi insülini bulunmakla  beraber yetersiz kaldığı için, insülinin salgılanmasını ya da vücuttaki etkisini  arttıracak ilaçlar kullanılabilir. Bu kişilerin bir kısmında zaman içinde  insülin yetersizliği arttığı için dışarıdan insülin desteğine ihtiyaç  olabilmektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Kontrolün önemi&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;Yukarıda da belirttiğim  gibi, kontrol edilemeyen diyabette, zaman içinde önemli sorunlar çıkma riski  yüksektir. Bu nedenle hastalığın yakından takip edilmesi önem taşımaktadır.  Bunun için kandaki glikoz düzeyinin ölçülmesi temel olmakla beraber her zaman  yeterli olmamaktadır. Açlık kan şekerinin ölçülmesi hastanın o andaki durumunu  gösterdiği için kontrolü yapan doktora yeterli bilgi vermez. Son yıllarda  geliştirilen bir tahlil yöntemi hastanın kandaki glikoz düzeyinin bir anlamda  bilançosunu ortaya koyuyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Hemoglobin A1C  nedir?&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;Hemoglobin A1C veya kısaca ‘‘HbA1C’’ diye yazılan, bazı  ülkelerde de daha kolay olsun diye A1C olarak adlandırılan bu tahlilde, hastanın  kanındaki alyuvarlara bağlanmış olan glikoz miktarı ölçülmektedir.  Alyuvarlardaki hemoglobine bir kere bağlanan glikoz, alyuvarın ortalama 120 gün  süren ömrü boyunca değişmemektedir. &lt;span class="goog_qs-tidbit-0"&gt;Zaman zaman  yapılan açlık kan şekeri düzeyi ölçümünün yanısıra, ortalama olarak üç ayda bir  kez bu tahlilin yapılması, hastanın diyabet&lt;/span&gt; hastalığındaki genel gidiş  hakkında çok değerli bilgi vermektedir. Uzmanlar tedavi altındaki diyabet  hastalarında, bu tahlilin en çok yüzde 7 olmasını istemektedirler.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;Bol salata, şeker riskini azaltıyor&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div align="left"&gt;Amerikalı araştırmacılar, bol bol salata yemenin, şeker  hastalığına yakalanma riskini azalttığını tesbit ettiler. Real Age Araştırma  Grubu’ndan yapılan açıklamada, salatada kullanılan marul gibi yapraklı sebzeler  ile diğer besinlerin, kan şekeri seviyesini kontrol ettiği belirtildi.  Araştırmacılar, salatada kullanılan sebzelerin bol vitamin ihtiva ettiğini, bol  salata yiyenlerin kalp hastalıkları riskinden de uzaklaştığını bildirdiler.  Bilim adamları, bol bol salata yiyenlerin, salatayı az tüketenlere göre ortalama  10 yıl daha genç kalabildiğini öne sürüyorlar. &lt;br /&gt;
Şeker için faydalı olan diğer  bitkilerden bazıları ve kullanılışı şöyle:&lt;br /&gt;
Zeytin: &lt;br /&gt;
Yarım litre sıcak suya  2 çorba kaşığı (yaklaşık 30-40 gram) kıyılmış taze zeytin yaprağı koyun. 20  dakika bekledikten sonra süzün. Yemeklerden 10 dakika önce birer çay bardağı  içilir.&lt;br /&gt;
Maydanoz: &lt;br /&gt;
3 demet maydanozu iyice yıkadıktan sonraşişe gibi sert  cisimle ezdirip bir litre sıcak suyun içine koyun. Yarım saat kadar bekledikten  sonra ince bir tülbentten süzün. Üzerine bir bardak yeni sıkılmış limon suyu  ekleyin. Elde ettiğiniz karışımdan her sabah aç karnınıza bir çay bardağı  için.&lt;br /&gt;
Isırganotu, okaliptus &lt;br /&gt;
yaprağı, tere: &lt;br /&gt;
Bunlardan herhangi biri,  çay gibi demlenerek günde 3 defa bir çay bardağı içilir&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;Şeker hastalarına beslenme bilgisi&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hasta eğitimi, Türkiye’de tam 4 milyon insanın sorunu olduğu  tahmin edilen diyabet hastalığının tedavisinin en önemli adımını oluşturuyor.  Diyabetlilere hastalıklarını tüm yönleriyle tanıtmak ve hastalığın getireceği  sorunlardan korunmalarını sağlamak amacıyla Acıbadem Hastanesi ücretsiz hasta  eğitim programı başlattı. Bu çerçevede Acıbadem Hastanasi Konferans Salonu’nda  konuşan Dr. Şadiye Yücel Kutbay, şeker hastalarına uygun beslenme tavsiyesinde  bulundu. Kutbay, kan şekerini normal sınırlar içerisinde tutmak için basit şeker  olarak tanımlanan toz ve kesme şeker, bal tatlı ve meyve sularının  tüketilmemesini önerdi. Bilindiği gibi diabet, insan vücudunun yeterli miktarda  insülin salgılayamaması veya salgılanan insülinin yeterli derecede  kullanılamaması nedeniyle kan şekerinin yükselmesi durumu olarak  tanımlanıyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;Diyabet tedavisi bir takım  oyunudur&lt;br /&gt;
&lt;/strong&gt;Hiçbir futbol maçını tek başına bir oyuncu kazanamaz.  Şeker hastalığının tedavisini de ne siz, ne doktorunuz, ne diyetisyeniniz,  egzersiz danışmanınız veya varsa psikoloğunuz tek başına başaramaz. Kısacası,  hiç kimse oyunu tek başına oynayarak şeker hastalığını yenemez. En önemli rolün  diyabet hastasında olduğu doğrudur. Ama başarılı bir diyabet kontrolü için diğer  oyunculara da ihtiyaç vardır ve en iyi yol, bir takım ruhu içinde bütün olarak  hareket etmektir. Doktorunuz, hemşireniz, diyabet eğitmeniniz, diyetisyeniniz,  eczacınız, danışman doktorlarınız (göz uzmanı, böbrek hastalıkları uzmanı ve  nörolog, sinir hastalıkları uzmanı) bu takımın diğer üyeleridir. Diyabetle başa  çıkmak size zor gelebilir. Günlük kontrolleri yapmak, sürekli ilaç kullanmak,  belirli bir beslenme sistemi dışına pek çıkamamak ve gelecekteki sağlık  durumunuza ilişkin olarak endişelenmek kolay olmayabilir. Burada da genel bir  kural geçerlidir. Başa çıkmanın ilk adımı kabullenmektir. Sonrası bir takım  içinde yer almanız, takım oyunundaki yerinizi doğru belirlemeniz ve görevinizi  doğru ve eksiksiz yapmanız ile ilişkilidir. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7387323635737502513-3994029605443719784?l=denizedogru.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/0-YUJxyAkAKbzIozebVSZ8mNj1g/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/0-YUJxyAkAKbzIozebVSZ8mNj1g/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/0-YUJxyAkAKbzIozebVSZ8mNj1g/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/0-YUJxyAkAKbzIozebVSZ8mNj1g/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/vnaxk/~4/VJWxn4WsFGA" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://denizedogru.blogspot.com/feeds/3994029605443719784/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://denizedogru.blogspot.com/2011/07/seker-hastaligi.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7387323635737502513/posts/default/3994029605443719784?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7387323635737502513/posts/default/3994029605443719784?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/vnaxk/~3/VJWxn4WsFGA/seker-hastaligi.html" title="ŞEKER HASTALIĞI" /><author><name>irem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14088291842131868374</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://denizedogru.blogspot.com/2011/07/seker-hastaligi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;C0EMQXg6fCp7ImA9WhdSEE8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-7387323635737502513.post-5936809730731064714</id><published>2011-07-18T13:39:00.000-07:00</published><updated>2011-07-18T13:41:20.614-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-07-18T13:41:20.614-07:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kurabiye" /><title>ZENCEFİLLİ TARÇINLI KURABİYE</title><content type="html">&lt;strong&gt;en son hatta ilk :) oğlumun doğumgünü için yapmıştım. hoşuma gitti hatta tadı damağımda kalmıştı parti kreşte olduğundan 1 taneden fazla yiyememiştim. hem böyle bir aromalı lezzeti tekrar tadalım hem de oğlumla ne zamandır kurabiye yapmanın keyfini sürmemiştik onunla birşeyler yapalım diye sıvadık kolları:))&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Malzemeler.&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
1 pk. margarin (250 gr.)&lt;br /&gt;
1 yumurta&lt;br /&gt;
1 su bardağı pudra şekeri&lt;br /&gt;
1 &lt;linkz id="linkz2"&gt;&lt;nobr&gt;&lt;span style="border-bottom-color: rgb(255, 0, 0); border-bottom-style: double; border-bottom-width: 3px; color: red; cursor: pointer; font-weight: bold; line-height: 1.7;"&gt;paket&lt;/span&gt;&lt;/nobr&gt;&lt;/linkz&gt; vanilya&lt;br /&gt;
1 pk. kabartma tozu&lt;br /&gt;
1 tatlı kaşığı toz zencefil&lt;br /&gt;
1 tatlı kaşığı toz tarçın&lt;br /&gt;
Aldığı kadar un (yaklaşık 4 su bardağı)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;üzeri için dr oetker&amp;nbsp;tarçınlı dekor süsü&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Öncelikle margarini oda sıcaklığına gelsin. Hamur yoğurma kabına yumurta ve&amp;nbsp;şekeri koyup iyice çırpın.yumuşayan &lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;olan margarini de ekleyerek çkarıştırmaya devam edin.&lt;br /&gt;
Un, kabartma tozu, vanilya, tarçın ve zencefili ayrı bir kapta harmanlayarak karışıma ekleyin.&lt;br /&gt;
Kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edinceye kadar yoğurun.&lt;br /&gt;
Hamuru 30 dk. kadar buzdolabında dinlendirin.&lt;br /&gt;
Daha sonra hamuru dilerseniz merdane yardımıyla 1-15 cm kalınlığında açıp kalıplar yardımı ile kesebilir, veya&amp;nbsp; ceviz büyüklüğünde parçalar kopartıp elinizde yuvarlayıp yassılaştırarak şekillendirebilirsiniz. biz oğlumla 1 tepsi şekilli yaptık 1&amp;nbsp;tepsi de düğme şekli verdik&amp;nbsp;:)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine koyup 170°’de üzerleri yaklaşık 15 dk. pişirin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
pişstikten sonra üzerine dr oetker tarcınlı dekor süsü serpin&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-uBq_f6ppZHA/TiSZb5e8q-I/AAAAAAAAAcg/fuBzxvpX73I/s1600/100_1296.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://4.bp.blogspot.com/-uBq_f6ppZHA/TiSZb5e8q-I/AAAAAAAAAcg/fuBzxvpX73I/s320/100_1296.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-ZTsTa9_e_6Y/TiSZzWU3ExI/AAAAAAAAAck/DV6S89RqXVc/s1600/100_1303.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://1.bp.blogspot.com/-ZTsTa9_e_6Y/TiSZzWU3ExI/AAAAAAAAAck/DV6S89RqXVc/s320/100_1303.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-eUkxbM8ReK8/TiSZ9k2RSnI/AAAAAAAAAco/toe-TQTSmJU/s1600/100_1304.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://2.bp.blogspot.com/-eUkxbM8ReK8/TiSZ9k2RSnI/AAAAAAAAAco/toe-TQTSmJU/s320/100_1304.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;Afiyet olsun....&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7387323635737502513-5936809730731064714?l=denizedogru.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/JsM_vy2h8_zC1vLGHB4O7LWRDuk/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/JsM_vy2h8_zC1vLGHB4O7LWRDuk/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/JsM_vy2h8_zC1vLGHB4O7LWRDuk/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/JsM_vy2h8_zC1vLGHB4O7LWRDuk/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/vnaxk/~4/ILYmSqCbT7Y" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://denizedogru.blogspot.com/feeds/5936809730731064714/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://denizedogru.blogspot.com/2011/07/en-son-hatta-ilk-oglumun-dogumgunu-icin.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7387323635737502513/posts/default/5936809730731064714?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7387323635737502513/posts/default/5936809730731064714?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/vnaxk/~3/ILYmSqCbT7Y/en-son-hatta-ilk-oglumun-dogumgunu-icin.html" title="ZENCEFİLLİ TARÇINLI KURABİYE" /><author><name>irem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14088291842131868374</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-uBq_f6ppZHA/TiSZb5e8q-I/AAAAAAAAAcg/fuBzxvpX73I/s72-c/100_1296.JPG" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://denizedogru.blogspot.com/2011/07/en-son-hatta-ilk-oglumun-dogumgunu-icin.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CkUFQ34zeSp7ImA9WhdSEE8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-7387323635737502513.post-3602462877618827591</id><published>2011-07-18T13:08:00.000-07:00</published><updated>2011-07-18T13:16:52.081-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-07-18T13:16:52.081-07:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="aydın yöresel yemekleri" /><title>YUVARLAMA (HURMA)</title><content type="html">eşimde ben de ailecek Aydınlıyız. bizim oralarda buna hurma denir. ama genel olarak yuvarlama olarak bilinir adı. genelde o yıl düğün yapacak olanlar yapar. evlerde kışa hazırlık döneminde tarhana, salca, turşu vs yapar gibi hurma yapılır. kayınvalidem yapar bize de verir. evde kurtarıcı bir yemektir. hiç birşey yapmadıysam zamanımda yoksa hemen hurma koyarım 10 dakika içinde hazır :) doyurucu olduğundan yanında başka birşey yapmaya gerekte yoktur&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
MALZEMELER&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;-350 gr. yağsız&lt;/span&gt;&lt;a href="http://lezzetler.com/dana-tarifleri.html" style="text-decoration: none;" title="daha fazla dana tarifleri"&gt;&lt;span style="color: #660033; font-size: x-small;"&gt;  dana&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; kıyma &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;
-1&lt;/span&gt;&lt;a href="http://lezzetler.com/yumurta-tarifleri.html" style="text-decoration: none;" title="daha fazla yumurta tarifleri"&gt;&lt;span style="color: #660033; font-size: x-small;"&gt;  yumurta&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; &lt;br /&gt;
-2 çorba kaşığı un &lt;br /&gt;
-Tuz, karabiber &lt;br /&gt;
-Yarım su  bardağı kızartmak için sıvı yağ &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;-1- 5 su bardağı&lt;/span&gt;&lt;a href="http://lezzetler.com/yogurt-tarifleri.html" style="text-decoration: none;" title="daha fazla yoğurt tarifleri"&gt;&lt;span style="color: #660033; font-size: x-small;"&gt;  yoğurt&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; &lt;br /&gt;
-Yarım kahve fincanı erimiş tereyağ &lt;br /&gt;
-Yarım çay kaşığı  kırmızı pul&lt;/span&gt;&lt;a href="http://lezzetler.com/biber-tarifleri.html" style="text-decoration: none;" title="daha fazla biber tarifleri"&gt;&lt;span style="color: #660033; font-size: x-small;"&gt;  biber&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
YAPILIŞI: &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
1-&amp;nbsp; Kıyma, un, tuz, karabiber ve&lt;/span&gt;&lt;a href="http://lezzetler.com/yumurta-tarifleri.html" style="text-decoration: none;" title="daha fazla yumurta tarifleri"&gt;&lt;span style="color: #660033; font-size: x-small;"&gt;  yumurta&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; iyice yoğrulur. Nohut büyüklüğünde parçalara ayrılıp ıslak  avuç içinde yuvarlanır. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;2- Kızdırılmış sıvı yağa bırakılır ve hafif  sallanarak kızartılır. &lt;br /&gt;
3- Kızarmış köfteler kaynamış et suyunda &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;10- 15 dakika yavaş yavaş kaynatılır.  &lt;br /&gt;
4- Tabaklara servis yapıldıktan sonra üzerlerine çarpılmış &lt;/span&gt;&lt;a href="http://lezzetler.com/yogurt-tarifleri.html" style="text-decoration: none;" title="daha fazla yoğurt tarifleri"&gt;&lt;span style="color: #660033; font-size: x-small;"&gt; yoğurt&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; konur ve kırmızı&lt;/span&gt;&lt;a href="http://lezzetler.com/biber-tarifleri.html" style="text-decoration: none;" title="daha fazla biber tarifleri"&gt;&lt;span style="color: #660033; font-size: x-small;"&gt;  biber&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;li tereyağ gezdirilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Not: Yoğurt&lt;/span&gt;&lt;a href="http://lezzetler.com/sarimsak-tarifleri.html" style="text-decoration: none;" title="daha fazla sarımsak tarifleri"&gt;&lt;span style="color: #660033; font-size: x-small;"&gt;  sarımsak&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;lı olarak da servis yapılabilir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Afiyet olsun&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-HW5XYCHxfjI/TiSURDciegI/AAAAAAAAAcc/8Ha7mxXhye4/s1600/100_1295.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://1.bp.blogspot.com/-HW5XYCHxfjI/TiSURDciegI/AAAAAAAAAcc/8Ha7mxXhye4/s320/100_1295.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7387323635737502513-3602462877618827591?l=denizedogru.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/rqTVU6hbDmlvp9ZxWCQEWq8ZJRw/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/rqTVU6hbDmlvp9ZxWCQEWq8ZJRw/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/rqTVU6hbDmlvp9ZxWCQEWq8ZJRw/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/rqTVU6hbDmlvp9ZxWCQEWq8ZJRw/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/vnaxk/~4/yFyYUvLLGo0" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://denizedogru.blogspot.com/feeds/3602462877618827591/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://denizedogru.blogspot.com/2011/07/yuvarlama-hurma.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7387323635737502513/posts/default/3602462877618827591?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7387323635737502513/posts/default/3602462877618827591?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/vnaxk/~3/yFyYUvLLGo0/yuvarlama-hurma.html" title="YUVARLAMA (HURMA)" /><author><name>irem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14088291842131868374</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/-HW5XYCHxfjI/TiSURDciegI/AAAAAAAAAcc/8Ha7mxXhye4/s72-c/100_1295.JPG" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://denizedogru.blogspot.com/2011/07/yuvarlama-hurma.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D04ER3Y4eip7ImA9WhdTFUs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-7387323635737502513.post-7530324268505571856</id><published>2011-07-13T07:05:00.000-07:00</published><updated>2011-07-13T07:05:06.832-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-07-13T07:05:06.832-07:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="genel" /><title>tekrar merhaba....</title><content type="html">uzun zaman ara vermişim. buna sebep hamileliğimin&amp;nbsp;son sürecinde sağlık sıkıntılarına gömüldüm ardından 4 yıllık vefakar laptopum artık görevi bıraktı:) ve son olarak en önemli gelişme de 4 nisan 2011 sabahı 3 kişilik dünyamıza 4ncü üyemiz dahil oldu. bebek kokusu önce ruhuma sonra da evimin içine tekrardan işledi. tarifi imkansız harika bir duygu. yaşamayan yaşamak isteyen herkese nasip olur inşallah. vaktimin çogu oğullarım ile geçiyor. &lt;br /&gt;
2 cocuklu olmak gerçekten değişik bir şey. anne olmak harika demiştim değilmi.. ama bu öyle birşey ki önünüzde sevdiğiniz tüm yiyecekler ve siz cok acsınız hangisini yiyeceğinizi şaşırır ve hepsine birden saldırırısınız ya işte aynen öyle birşey..gün boyunca hangisini öpsem ısırsam koklasam diye etraflarında dolaşıyorum, gözlerinin içine bakıyorum..&lt;br /&gt;
vaktim ucup gidiyor farkına bile varamıyorum..Ege ile aktivite yapmaya calışıyoruz resimler yapıyoruz. oyunlar oynuyoruz.. deniz büyüme cabalarında. artık bize gülücükler atıyor onunla konuşuyoruz güdürüyoruz iletişim kuruyor bizimle.. hayat güzel. anne olmak güzel.. eş olmak güzel.. tekrar merhaba.. yeniden buradayım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7387323635737502513-7530324268505571856?l=denizedogru.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/_lBfSrJkJ5wNiGLECoksfku_CLU/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/_lBfSrJkJ5wNiGLECoksfku_CLU/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/_lBfSrJkJ5wNiGLECoksfku_CLU/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/_lBfSrJkJ5wNiGLECoksfku_CLU/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/vnaxk/~4/yX_FTpE3P50" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://denizedogru.blogspot.com/feeds/7530324268505571856/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://denizedogru.blogspot.com/2011/07/tekrar-merhaba.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7387323635737502513/posts/default/7530324268505571856?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7387323635737502513/posts/default/7530324268505571856?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/vnaxk/~3/yX_FTpE3P50/tekrar-merhaba.html" title="tekrar merhaba...." /><author><name>irem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14088291842131868374</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://denizedogru.blogspot.com/2011/07/tekrar-merhaba.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DUUCSHg8eip7ImA9Wx9XEEU.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-7387323635737502513.post-8076768347019745965</id><published>2011-01-03T12:37:00.000-08:00</published><updated>2011-01-03T12:41:09.672-08:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-01-03T12:41:09.672-08:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="zeytinyağlılar" /><title>ZEYTİNYAĞLI NOHUTLU PIRASA</title><content type="html">Merhaba .. biz egeli olduğumuz için hemen hemen her yemeği zeytiyaplı yaparız. bir de eşimin et yememesi eklenince benim için zeytinyaplı velinimettir:) ben ayrıca pırasa yemeğinin içinde nohutu da çok severim. eğer hiç denemediyseniz denemenizi tavsiye ederim Gelelim yemeğimize&lt;br /&gt;
MALZEMELER&lt;br /&gt;
1 kg orta kalınlıkta pırasa&lt;br /&gt;
ortalama bir avuc kadar haşlanmış nohut&lt;br /&gt;
2 orta boy havuc.&lt;br /&gt;
1&amp;nbsp;çorba kaşığı&amp;nbsp;domates salcası&lt;br /&gt;
1 tatlı kaşığı tatlı toz biber.&lt;br /&gt;
2 corba kaşığı zeytinyağı&lt;br /&gt;
tuz&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
HAZIRLANIŞI&lt;br /&gt;
pırasaların kabuklarını soyup kalem kalem keselim. isterseniz ince isterseniz kalın kesebilrsiniz.&lt;br /&gt;
havuclarımızı da dilimledikten sonra tenceremize yağımızı ekleyip kızdıktan sonra salçamızı ilave edelim. salcamız eriyince önce pırasaları sonra da havucları ilave edip tuzunu ekleyip bir müddet kapağını kapatıp yumuşamasını bekleyelim. sebzeler biraz öldükten sonra nohutları da ilave edip altını kısıp kapağını kapatalım.normal şartlarda kendi suyu ve nohutları donmuş olarak koyduğum için onların saldığı su iile yeterince pişebliyor. ama su ilave etmek gerekirse isteğe göre sıcak su ilave edilebilir. yemeğimizin altını kapatmaya 5 dakika kala toz biberi ilave edip bir karıştırıp altını kapatalım. afiyet olsun.&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_hMGu8Un_tD8/TSI0V0d1HvI/AAAAAAAAAcA/gemy0imFqQE/s1600/100_0756.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" n4="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_hMGu8Un_tD8/TSI0V0d1HvI/AAAAAAAAAcA/gemy0imFqQE/s320/100_0756.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7387323635737502513-8076768347019745965?l=denizedogru.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Jxgt6_mq-K_qBMKpFZhN6HFdTn0/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Jxgt6_mq-K_qBMKpFZhN6HFdTn0/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Jxgt6_mq-K_qBMKpFZhN6HFdTn0/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Jxgt6_mq-K_qBMKpFZhN6HFdTn0/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/vnaxk/~4/KoYxMve1aMg" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://denizedogru.blogspot.com/feeds/8076768347019745965/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://denizedogru.blogspot.com/2011/01/zeytinyagli-nohutlu-pirasa.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7387323635737502513/posts/default/8076768347019745965?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7387323635737502513/posts/default/8076768347019745965?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/vnaxk/~3/KoYxMve1aMg/zeytinyagli-nohutlu-pirasa.html" title="ZEYTİNYAĞLI NOHUTLU PIRASA" /><author><name>irem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14088291842131868374</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_hMGu8Un_tD8/TSI0V0d1HvI/AAAAAAAAAcA/gemy0imFqQE/s72-c/100_0756.JPG" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://denizedogru.blogspot.com/2011/01/zeytinyagli-nohutlu-pirasa.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CUEGQHk7fSp7ImA9Wx9QGU8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-7387323635737502513.post-2282957785098880973</id><published>2011-01-01T15:11:00.000-08:00</published><updated>2011-01-01T15:13:41.705-08:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-01-01T15:13:41.705-08:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="hamur işleri" /><title>Kaşarlı Pide</title><content type="html">&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_hMGu8Un_tD8/TR-1CoUtt7I/AAAAAAAAAbg/ekwt7JCYAIw/s1600/28s514.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" n4="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_hMGu8Un_tD8/TR-1CoUtt7I/AAAAAAAAAbg/ekwt7JCYAIw/s1600/28s514.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_hMGu8Un_tD8/TR-1Fe8TNYI/AAAAAAAAAbk/4GgqzDEe99g/s1600/34e7rio.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" n4="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_hMGu8Un_tD8/TR-1Fe8TNYI/AAAAAAAAAbk/4GgqzDEe99g/s1600/34e7rio.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Bizim evde pide türü börek türü şeyler çok yapılır özellikle otlu olanları tercih ederiz ama bu kez evde ısırgan yada ıspanak gibi otlarım yoktu bende kaşarlı yaptım. pide malzemesini sabit düşünüp içine istediğiniz iç malzemesi ile hazırlayabileceğiniz kolay bir tarif... Afiyet olsun&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
MALZEMELER&lt;br /&gt;
4su bardağı un&lt;br /&gt;
1 cay bardaği ılık süt (mayayı ertmek için)&lt;br /&gt;
1 paket maya&lt;br /&gt;
alabildiğine ıılık su&lt;br /&gt;
tuz şeker&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &lt;br /&gt;
HAZIRLANIŞI&lt;br /&gt;
mayayı ıllık süt ve şeker ile eritiyoruz&lt;br /&gt;
unu tuzu ve mayayı ilave edip yumşak ama ele yapışmayan bir hamur elde edene kadar ılık su ilave ediyoruz&lt;br /&gt;
30 dk dinlendirip elimize ister yuvarlak ister oval şekil verip üzeine iç malzemenizi serpin kenarları da kıvırıp öncden ısıtılmış 180 derece fırında ortalama 20 dk da pişirin ve çıkar çıkmaz üzerine tereyapı sürüp afiyetle yiyinn&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7387323635737502513-2282957785098880973?l=denizedogru.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/SlbPAREj5_9J5w1_LZ0x3sPxnjc/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/SlbPAREj5_9J5w1_LZ0x3sPxnjc/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/SlbPAREj5_9J5w1_LZ0x3sPxnjc/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/SlbPAREj5_9J5w1_LZ0x3sPxnjc/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/blogspot/vnaxk/~4/h35zVm5DqtY" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://denizedogru.blogspot.com/feeds/2282957785098880973/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://denizedogru.blogspot.com/2011/01/kasarl-pide.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7387323635737502513/posts/default/2282957785098880973?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7387323635737502513/posts/default/2282957785098880973?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/blogspot/vnaxk/~3/h35zVm5DqtY/kasarl-pide.html" title="Kaşarlı Pide" /><author><name>irem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14088291842131868374</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_hMGu8Un_tD8/TR-1CoUtt7I/AAAAAAAAAbg/ekwt7JCYAIw/s72-c/28s514.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://denizedogru.blogspot.com/2011/01/kasarl-pide.html</feedburner:origLink></entry></feed>

