<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:blogger='http://schemas.google.com/blogger/2008' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-710358542446206865</id><updated>2024-11-01T14:45:42.484+03:00</updated><title type='text'>BURDA</title><subtitle type='html'>Doğadan ve Doğaldan yana..&#xa;Burdada gıdalar ile&#xa;ilgili paylaşımlarım ile bazı&#xa;güncel araştırmalar sonucu&#xa;yayınlanmış verileri bulacaksınız.&#xa;Faydalı bilgiler &#xa;bulacağınızı düşünüyor,&#xa;yorumlarınızla katkılarınızı bekliyorum..&#xa;Blogumu ziyaret ettiğiniz için teşekkür ederim. Sevgiler..</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://gulayc.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/710358542446206865/posts/default?redirect=false'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulayc.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17720963463589154309</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>16</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-710358542446206865.post-8929757117665942745</id><published>2012-05-01T12:51:00.003+03:00</published><updated>2012-05-01T12:51:56.201+03:00</updated><title type='text'>Tarçın</title><content type='html'>&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;title&quot;&gt;

&lt;h2&gt;
&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;font-size: small; font-weight: normal;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; class=&quot;alignleft&quot; height=&quot;242&quot; src=&quot;https://fbcdn-sphotos-a.akamaihd.net/hphotos-ak-ash3/578828_3328879618022_1149398307_32553075_1834222107_n.jpg&quot; width=&quot;322&quot; /&gt;Tarçın dünya çapında bilinene en eski baharatlardan 
biri.Baharatın elde edildiği ağacın ana vatanı Sri Lanka.Ağacın kabuğundan elde 
edilen bu baharat kendine has sağlık açısından çok önemli aktif maddeler 
içerir.Antik çağlardan beri pek çok medeniyet tarafından doğal ilaç olarak 
kullanılmıştır.Çay olarak içilebileceği gibi çeşitli yiyeceklerin üzerine 
serpilip ya da direk yenilerek de tüketilebilir.&lt;/span&gt;&lt;/h2&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;post-19307 post type-post status-publish format-standard hentry category-bitki-alemi&quot; sizcache013348917682637756=&quot;0&quot; sizset=&quot;0&quot;&gt;
&lt;div class=&quot;entry&quot; sizcache013348917682637756=&quot;0&quot; sizset=&quot;0&quot;&gt;

1-Kolestrolü düşürür.&lt;br /&gt;

Çalışmalar günde sadece yarım çay kaşığı tarçın tüketilmesinin kolestrolü 
düşürdüğünü stermiştir.&lt;br /&gt;

2-Kan şekerini düşürür Tip 2 Diyabeti tedavi eder. Çalışmalar günde sadece 
yarım çay kaşığı tarçının kan şekerini dengelediğini göstermiştir.Tarçın 
insülünün daha etkin olmasını sağlar ve bu sayede kilo kontrolü ve kalp krizi 
riskinin azaltılmasında yardımcı olur.&lt;br /&gt;

3. Kalp Hastalıklarına Faydalıdır.&lt;br /&gt;

Tarçın kalp damar sistemini güçlendirir.Tarçında bulunana kalsiyum ve lif 
kalp hastalıklarına karşı bir koruma sağlar.Biraz tarçın koroner damar 
hastalığında ve yüksek tansiyonda yardımcı olur.&lt;br /&gt;

4-Kanserle Savaşır.&lt;br /&gt;

Aeerika Maryland’de yapılan bir araştırma tarçının kan kanseri ve lenf 
kanserinde kanserli hücrelerin bölünmesini azalttığını göstermiştir. Tarçındaki 
kalsiyum ve lif kombinasyonu safra salgısını artırarak kolon hücrelerinin zarar 
görmesini dolayısıyla kolon kanserini önler.&lt;br /&gt;

5-Diş Ağrısı ve Ağız Kokusu Giderici.&lt;br /&gt;

Tarçın geleneksel olarak diş ağrısı tedavisinde ve ağız kokusu giderici 
olarak kullanılır.Bir kaç çimdik tarçın ağızda çiğnenebilir ya da çayı yapılıp 
gargara olarak kullanılabilir.&lt;br /&gt;

6- Solunum sorunlarını tedavi eder.&lt;br /&gt;

Tarçın grip için çok faydalı bir ev ilacıdır.Bir çay kaşığı bal ve çeyrek çay 
kaşığı tarçın karıştırılır ve yenir.3 gün boyunca devam edilir.Bu reçete 
öksürüğe,soğuk algınlığına ve sinüzite iyi gelir.&lt;br /&gt;

7- Beyin Toniği&lt;br /&gt;

Tarçın beyin aktivitesini artırdığından beyin için iyi bir toniktir.Sinirsel 
tansiyonu tedavi eder,hafıza kayıplarını önler. Çalışmalar tarçını koklamanın 
bilişsel&amp;nbsp; onksiyona,hafızaya,zihinsel performansa iyi geldiğini,uyanıklığı ve 
konsantrasyonu artırdığını göstermiştir.&lt;br /&gt;

8- Enfeksiyonlara iyi gelir.&lt;br /&gt;

Anti mantarianti bakteriyel,anti viral anti parazitik ve antiseptik 
özellikleri nedeniyle dahili ve harici enfeksiyonlarda etkilidir.&lt;br /&gt;

9- Adet dönemini kolaylaştırır.&lt;br /&gt;

Tarçın kadın sağlığında da faydalıdır.Adet kramplarında ve diğer adet 
sorunlarında rahatlama sağlar.&lt;br /&gt;

10-Doğum Kontrolü&lt;br /&gt;

Tarçın aynı zamanda bir doğal doğum kontrol aracıdır.Doğumdan sonra düzenli 
olarak kullanılması adeti geciktirir ve gebeliği önler.&lt;br /&gt;

11- Anne Sütünü Artırır.&lt;br /&gt;

Tarçın anne sütünde artış sağlar.&lt;br /&gt;

12. Eklem iltihabından kaynaklanan ağrılarda rahatlama sağlar.&lt;br /&gt;

Tarçın anti iltihap maddeler içerdiğinden,eklem iltihabı gibi hastalıklarda 
rahatlama sağlar.&lt;br /&gt;

Copenhagen Üniversitesinde yapılan bir çalışma sonucunda&amp;nbsp; bir hafta boyunca 
her sabah 1 çay kaşığı balla çeyrek çay kaşığı tarçını karıştırıp yiyen 
hastlarda belirgin bir rahatlama görülmüş,bir ay boyunca kullanan hastalar 
ağrısız yürüyebilmişler.&lt;br /&gt;

13- Sindirim Toniği&lt;br /&gt;

Tarçın pek çok yiyeceğe baharat olarak eklenmeli,güzel bir tat vermesini 
dışında ayrıca hazmı kolaylaştırarak sindirime katkı sağlar.Tarçın 
hazımsızlık,mide&amp;nbsp; ulantısı,kusma,mide sorunları,ishal ve gazda çok 
etkilidir.Bağırsak ve mideden gazı atmak konusunda çok yardımcıdır. 
Asitliliği,ishali ve sabah halsizliğini bitirir.Çok etkili bir sindirim 
toniğidir.&lt;br /&gt;

14-İdrar Yolları Enfeksiyonlarına İyi Gelir.&lt;br /&gt;

Düzenli bir şekilde tarçın tüketen insanlarda idrar yoları enfeksiyonları 
daha az görülmektedir.Tarçın idrar söktürücüdür,İdrarı artırır ve söktürür.&lt;br /&gt;

15- Pıhtılaşma Önleyici Etki&lt;br /&gt;

Tarçında bulunan Cinnamaldehid adlı maddenin kanın pıhtılaşmasını önleyici 
etkisi vardır.Acil durumlarda kanamanın durması ve&lt;br /&gt;

yaraların kapanması için gerekli olan kanın pıhtılaşması normal şartlarda da 
olursa damar tıkanıklığına neden olur.Cinnamaldehid kandaki gereksiz 
pıhtılaşmaları önleyici bir maddedir.&lt;br /&gt;

16- Doğal Gıda Koruyucu&lt;br /&gt;

Yiyeceklere eklendiği zaman bakteri oluşumunu engeller ve doğal bir koruyucu 
görevi üstlenir.&lt;br /&gt;

17- Baş Ağrısı Ve Migrende Faydalıdır.&lt;br /&gt;

Soğuk çarpması nedeniyle oluşan başağrısında tarçın az bir suya eklenir ve 
macunumsu hale gelince ince bir tabaka halinde şakaklara ve alna sürülür.&lt;br /&gt;

18- Sivilce ve Siyah Noktalarda Etkilidir.&lt;br /&gt;

Tarçın kanı temizler bu yüzden sivilcelerde faydalıdır.Bir kaç damla limon 
suyuna bir iki çimdik tarçın karıştırılarak elde edilen macun sivilce ve siyah 
noktalrın üzerine uygulanırsa faydalı olur.&lt;br /&gt;

19- Kanı inceltir ve kan akışını hızlandırır.&lt;br /&gt;

Tarçın kan incelticidir ve bu sayede kan dolaşımını hızlandırır.Bu etkisi 
sayesinde ağrıların azalmasında yardımcı olur.İyi kan dolaşımı hücrelere daha 
fazla ve daha çabuk oksijen gitmesine yardımcı olur ve böylece metabolizmayı 
hızlandırır.Düzenli olarak tarçın kullanarak kalp krizi riskini 
azaltabilirsiniz.&lt;br /&gt;

20- Kasları Gevşetir.&lt;br /&gt;

21-Kas ve Eklem Ağrılarını Rahatlatır.&lt;br /&gt;

Düzenli olarak tarçın tüketenler,tarçın tükettikten sonra kas ve eklem 
ağrılarında belirgin rahatlama olduğunu söylerler.&lt;br /&gt;

22-Bağışıklık Sistemini Güçlendirir.&lt;br /&gt;

Bal ve tarçın karışımı bağışıklık sistemini güçlendirir,halsizliği yok 
eder,ömrü uzatır.Yaşlanmayı geciktirici etkiye sahiptir.&lt;br /&gt;

23- Kaşınmada Etkilidir.&lt;br /&gt;

Bal-Tarçın macunu bözek ısırmalarına ve kaşınmaya karşı da kullanılır.&lt;br /&gt;

24-Çok zengin bir manganez,fiber(lif),demir ve kalsiyum kaynağıdır.&lt;br /&gt;

25-Tarçın kanamayı durdurucu etkiye sahiptir bu yüzden yaraların daha çabuk 
iyileşmesini sağlar. Tarçını sağlığınızı düzeltmek veya bağışıklık sisteminizi 
güçlendirmek için kullanabilirsiniz.Tarçını çayınıza,kahvenize ekleyebilir 
yediğiniz meyvelerin,tatlıların üzerine serpebilirsiniz. Tarçını aşırı dozda 
tüketmek tehlikeli olabilir.Ayrıca tarçın hamileler tarafından 
kullanılma-malıdır.ŞEker hastaları doktorlarına danışmadan ilaç yerine veya 
ilaçlarıyla beraber kullanma-malıdırlar.&lt;br /&gt;

Not: Doktorunuza danışmadan kullanmayınız…&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulayc.blogspot.com/feeds/8929757117665942745/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/710358542446206865/8929757117665942745?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/710358542446206865/posts/default/8929757117665942745'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/710358542446206865/posts/default/8929757117665942745'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulayc.blogspot.com/2012/05/tarcn.html' title='Tarçın'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17720963463589154309</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-710358542446206865.post-8491793713663736306</id><published>2012-04-28T02:46:00.000+03:00</published><updated>2012-04-28T02:46:25.878+03:00</updated><title type='text'>Bir insan neyi, nasıl gerçekleştirebilir-yapabilir?</title><content type='html'>&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: &#39;lucida grande&#39;, tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: 18px;&quot;&gt;Bir arkadaş aşağıdaki soruyu sormuş, yanıt verdiğimde oldukça verimli bir cevap ortaya çıktığını görünce soru-cevap paylaşmak istedim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru - &quot;Sevgili Kaan, bir şey soracağım. Bilinçli ya da bilinçsiz bir insanın neyi, nasıl yaratabileceğini açıklayabilir misin?&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevap - &quot;Aslında bunu sürekli yapıyoruz, çünkü bizim yerimize yapacak başka kimse yok..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&#39;Akl&lt;span class=&quot;text_exposed_show&quot; style=&quot;display: inline;&quot;&gt;ıma gelen başıma geldi,&lt;br /&gt;Korktuğum başıma geldi,&lt;br /&gt;İti an çomağı al,&lt;br /&gt;Sevmediğin ot burnunun dibinde biter,&lt;br /&gt;Gülme komşuna gelir başına,&lt;br /&gt;Dedesi erik çalmış torununun dişi kamaşmış&#39;&lt;br /&gt;vs..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olaylara karşı yargılarımız, kişilere yapıştırdığımız etiketler..&lt;br /&gt;Kuantum konusundaki çember yasası gereği,&lt;br /&gt;&#39;Enerji içine koyulan niyete göre, alakalı enerjiler ile temas ederek bize geri döner.&#39;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki satırlar en yüzeysel hali, biraz konunun derinlemesine inecek olursak;&lt;br /&gt;Otonom sinir sistemi konusunu irdelememiz gerek, çünkü bilinçsiz olarak korkular, endişeler, güvensizlikden sebeb teslimiyet korkusu.. Sempatik sinir sistemini sürekli aktif tutarak, nefesin hızlanmasına - kalp ve nabız ritminin artmasına - zihnin daha önceki deneyimlediği &#39;olumsuz&#39; olarak nitelendirdiğimiz deneyimlerin zihin tarafından referans alınarak durumun daha da şiddetlenmesine ve tüm bunlar ile bağlantılı olarak adrenalin hormonunun yükselmesine...&lt;br /&gt;Nitekim bu durumda, bedenimin kimyası yani hormonsal aktiviteleri yukarıdaki düzeye geldiğinde,&lt;br /&gt;hormon = enerji aurama yansımakta ve aldığı renk ve koku ile dış dünyadaki benzer etkileşimler ile kişiyi bir araya getirmektedir.&lt;br /&gt;Buraya kadar bilinçsiz durum diyelim ve devam edelim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinçli bir hale getirebilmem için, bedendeki hormonsal işleyişi, etkileşimini nefes teknikleri ile teker teker tanıdığımız ve bu konuda edindiğimiz farkındalık ile Parasempatik sistemi (bağlı olarak sağ beyni) diyafram aracılığı ile aktif ettiğimiz taktirde yukarıdaki işleyişin tam tersini gerçekleştirmiş oluruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böbrek üstü salgı bezleri (huzur mutluluk..) ve timus salgı bezinin (içinde sevgi geçen hertürlü sevgi anlayışı) enzimleri ile herşey sakinleşir, kişi göremediklerini hissedemediklerini algılayamadıklarını görmeye algılamaya başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aşamada kişi Duygu/Hormon kontrolü sahibidir.&lt;br /&gt;Geniş çerçeveyi gören birey için işler tersine dönmeye başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz daha derinleştirecek olursak, bu aşamadaki bir bilinç çalışmalarına devam ettiğinde bireysel den bütüne - bütünden bireyseline aynı anda güçlü etkiler gönderebilir.&lt;br /&gt;Nefesini manyetize ederek heryere köprü kurabilir..&lt;br /&gt;kuantum ve astral alanda dans edebilir..&lt;br /&gt;Yada tüm bunların farkında olarak müdahele etmeden ama &#39;olumsuz&#39; nitelendireceği deneyimlerin rastlantılarının oluşmasına imkan vermeden Tanık olarak izleyici konumunda kalabilir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısa bir soruya oldukça uzun bir cevap olmuş, zaten daha fazlasını buradan ifade edebilmek için iyi bir metin yazarı olmak gerek sanırım, ama ben değilim :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umarım kafi gelmiştir, şayet gelmedi ise yüzyüze gelmek gerek&lt;br /&gt;Sevgi/Saygılarımla K.A.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulayc.blogspot.com/feeds/8491793713663736306/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/710358542446206865/8491793713663736306?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/710358542446206865/posts/default/8491793713663736306'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/710358542446206865/posts/default/8491793713663736306'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulayc.blogspot.com/2012/04/bir-insan-neyi-nasl-gerceklestirebilir.html' title='Bir insan neyi, nasıl gerçekleştirebilir-yapabilir?'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17720963463589154309</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-710358542446206865.post-2737904007685481502</id><published>2012-04-20T19:48:00.000+03:00</published><updated>2012-04-20T19:48:45.653+03:00</updated><title type='text'>Bilmek İstiyorum!?</title><content type='html'>&lt;br /&gt;
&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;line-height: 14px;&quot;&gt;Geçinmek için ne yaptığın beni ilgilendirmiyor&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;content noh&quot; id=&quot;gYvSXMRYfO80SEP3DacBEg&quot; style=&quot;line-height: 14px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden; padding-bottom: 1px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 2px; width: 350px; word-wrap: break-word;&quot;&gt;
Neyi özlediğini, kalbinin arzuladığı şeye kavuşmanın hayalini kurmaya cesaret edip etmediğini bilmek istiyorum&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;content noh&quot; id=&quot;gYvSXMRYfO80SEP3DacBEg&quot; style=&quot;line-height: 14px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden; padding-bottom: 1px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 2px; width: 350px; word-wrap: break-word;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;content noh&quot; id=&quot;gYvSXMRYfO80SEP3DacBEg&quot; style=&quot;line-height: 14px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden; padding-bottom: 1px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 2px; width: 350px; word-wrap: break-word;&quot;&gt;
Kaç yaşında olduğun beni ilgilendirmiyor&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;content noh&quot; id=&quot;gYvSXMRYfO80SEP3DacBEg&quot; style=&quot;line-height: 14px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden; padding-bottom: 1px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 2px; width: 350px; word-wrap: break-word;&quot;&gt;
Aşk için, hayallerin için, yaşıyor olma serüveni için, bir aptal gibi görünme riskini göze alıp almayacağını bilmek istiyorum.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;content noh&quot; id=&quot;gYvSXMRYfO80SEP3DacBEg&quot; style=&quot;line-height: 14px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden; padding-bottom: 1px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 2px; width: 350px; word-wrap: break-word;&quot;&gt;
&lt;div style=&quot;display: inline;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;Ay´ının etrafında hangi gezegenlerin döndüğü beni ilgilendirmiyor.&lt;br /&gt;Kederinin merkezine dokunup dokunmadığını, hayatın ihanetlerince açılıp açılmadığını, daha fazla acı korkusundan kapanıp kapanmadığını bilmek istiyorum.&lt;br /&gt;Saklamaya, azaltmaya ya da düzeltmeye çalışmadan benim ya da kendi acınla oturup oturamayacağını bilmek istiyorum.&lt;br /&gt;Benim ya da kendi neşenle olup olamayacağını, insan olmanın sınırlılığını hatırlamadan, bizi dikkatli ve gerçekçi olmamız için uyarmadan çılgınca dans edip coşkunun seni parmak uçlarına kadar doldurmasına izin verip vermeyeceğini bilmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana anlattığın hikayenin doğru olup olmaması beni ilgilendirmiyor.&lt;br /&gt;Kendi kendine dürüst olmak için bir başkasını hayal kırıklığına uğratıp uğratamayacağını; ihanetin suçlamasına dayanıp, kendi ruhuna ihanet edip etmeyeceğini bilmek istiyorum.&lt;br /&gt;Güvenebilir ve güvenilebilir olup olamayacağını bilmek istiyorum.&lt;br /&gt;Her gün sevimli olmasa da güzelliği görüp göremeyeceğini bilmek istiyorum.&lt;br /&gt;Benim ve kendi hatalarınla yaşayıp yaşayamayacağını; bir gölün kenarında durup gümüş ay´a ´EVET!´ diye bağırıp bağırmayacağını bilmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nerede yaşadığın ya da ne kadar paran olduğu beni ilgilendirmiyor.&lt;br /&gt;Keder ve umutsuzlukla geçen bir gecenin ardından, yorgun, bitap da olsan, çocuklar için yapılması gerekenleri yapıp yapmayacağını bilmek istiyorum.&lt;br /&gt;Kim olduğun, buraya nasıl geldiğin beni ilgilendirmiyor.Çekinmeden benimle ateşin ortasında durup durmayacağını bilmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nerede, kiminle, ne okuduğun beni ilgilendirmiyor.&lt;br /&gt;Diğer her şey bittiğinde seni ayakta tutan şeyin ne olduğunu bilmek istiyorum.&lt;br /&gt;Kendinle yalnız kalıp kalamadığını ve o boş anlarda sana arkadaşlık eden kendini gerçekten sevip sevmediğini bilmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oriah Mountain Dreamer (Kanadalı bir Kızılderili)&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulayc.blogspot.com/feeds/2737904007685481502/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/710358542446206865/2737904007685481502?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/710358542446206865/posts/default/2737904007685481502'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/710358542446206865/posts/default/2737904007685481502'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulayc.blogspot.com/2012/04/bilmek-istiyorum.html' title='Bilmek İstiyorum!?'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17720963463589154309</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-710358542446206865.post-3377361205537336057</id><published>2012-03-22T23:53:00.002+02:00</published><updated>2012-03-22T23:53:10.378+02:00</updated><title type='text'>Ağzından Çıkanı</title><content type='html'>&lt;br /&gt;
“&lt;strong&gt;Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu&lt;/strong&gt;?” &lt;br /&gt;

                    Hiç düşündünüz mü bunun üzerinde biraz derin olarak?&lt;br /&gt;

                    Buna yakın anlamda başka bir deyiş daha vardır…&lt;br /&gt;

                    “Dili belâsı!” denir… Bazen de o “&lt;strong&gt;dili belâsı&lt;/strong&gt;” olur!.&lt;br /&gt;

                    Elbette ki, “&lt;strong&gt;ağız&lt;/strong&gt;” ve “&lt;strong&gt;dil&lt;/strong&gt;” yalnızca bir araç… Alet!.. Ona   hükmeden ise beyin!(?) (mi)…&lt;br /&gt;

                    Hani bir de başka bir deyiş vardır gene…&lt;br /&gt;

                    &lt;strong&gt;“Büyük lokma ye, ama büyük söz söyleme!”&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;

                    Sözün büyüklüğü metreküple ölçülmüyor herhalde!&lt;br /&gt;

                    Bunlara özetle işaret ettikten sonra, esas üzerinde durmak istediğimiz hususa   gelelim.&lt;br /&gt;

                    Söylediğiniz söz, ağzınızdan çıkan nereden geliyor acaba?&lt;br /&gt;

                    Beyinden derseniz; elbette doğru!… Ama beyinde nasıl oluşuyor ve beyinden   hangi etmenle açığa çıkıyor o fikir?&lt;br /&gt;

                    Neden ağzımızdan çıkanın sonuçlarını yaşamaktayız?..&lt;br /&gt;

                    Başımıza gelenlerin pek çoğu, geçmişte, hiç 
farkında olmadan bizden   çıkanlardır… Belki bazılarını unutmuşuzdur 
bile… O an söyler geçeriz!..&lt;br /&gt;

                    Sonra o söylediklerimizin sonuçları ile karşılaşınca da başlarız feryâdı   figâna!.&lt;br /&gt;

                    &lt;strong&gt;“Nereden geldi bu başıma!”&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;

                    Talep senden çıktı!… Sen öyle olmasını istedin ve oldu!.&lt;br /&gt;

                    &lt;strong&gt;Sen unutursun ama Allah unutmaz!.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;

                    Ne ektiysen onu biçeceksin!.&lt;br /&gt;

                    Dön geriye ve bak… Yazdıklarını, söylediklerini, düşündüklerini hatırlamaya   çalış…&lt;br /&gt;

                    Sen onu öylece düşündüğün anda, onun sonuçlarını da yaşamağa mahkûm ettin kendini… Ve lâkin bunun hiç farkında değilsin!.&lt;br /&gt;

                    Hatırlayın şu uyarıyı:&lt;br /&gt;

                    &lt;strong&gt;“Nefsinizde olanı (DÜŞÜNDÜĞÜNÜZÜ) 
açıklasanız da, açıklamasanız da,   varlığınızdaki Allah size 
muhasebesini (sonuçlarını) yaşatır!”&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;

                    Şimdi isyana kalkabilirsiniz, “iyi ama ben nasıl 
düşünceme hâkim olabilirim”   diyerekten… Bu hüküm veya oluş, 
açıklandığı zaman, bazıları da bunu yapmışlardı… Ama bir şey değişmedi!…&lt;br /&gt;

                    ;Ve len tecide lisünnetillahi tebdila”&lt;br /&gt;

                    “Allah’ın sünneti (SİSTEMİ) kesinlikle değişmez!”&lt;br /&gt;

                    Unutmayın ki, Allah’ın ezelde yaratmış olduğu 
SİSTEMİ açıklayan Allah Rasûlü,   bu itirazlara karşı, bu sistemin 
işlemeyeceği yolunda bir açıklama   getirmedi!.&lt;br /&gt;

                    Atılan bir okun, havada giderken kendi kendine bir anda istikamet değiştirip   başka bir yöne gittiğini gördünüz mü hiç?&lt;br /&gt;

                    Fikir, beyinden atılan ok gibidir!. Düşünüldüğü anda işlevini yerine   getirmeğe başlar!. Fikrin yaratıcısı Allah’tır!.&lt;br /&gt;

                    &lt;strong&gt;“Attığın zaman sen atmadın Atan Allah’tı!.”&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;

                    &lt;strong&gt;“Seni de, fiîilerini de Allah yarattı!.”&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;

                    &quot;&lt;strong&gt;ALLAH İsmiyle İşaret Edilen&lt;/strong&gt;”i gökte bir “&lt;strong&gt;TANRI&lt;/strong&gt;” gibi anlarsan,   elbette bu muammayı çözemez; sayısız açmazla karşı karşıya kalırsın!…&lt;br /&gt;

                    Bir de, &quot;&lt;strong&gt;ALLAH İsmiyle İşaret Edilen&lt;/strong&gt;”in, kendi varlığında gerçekte   mevcut olan &lt;strong&gt;BÂKÎ &lt;/strong&gt;olduğunu anlayabilsen… İşte o zaman muamma çözülmeye   başlayacak!.&lt;br /&gt;

                    &lt;strong&gt;“Sizde istek oluşmaz Allah istemedikçe!.”&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;

                    Biraz daha çözüldü değil mi olay şimdi; eğer isteyenin gerçek kimliğini fark   edebildiysek..&lt;br /&gt;

                    Sen, “&lt;strong&gt;fâni&lt;/strong&gt;”sin ezelden ebede… Allah, “&lt;strong&gt;Bâkî&lt;/strong&gt;” ezelden ebede!.&lt;br /&gt;

                    “&lt;strong&gt;Yok&lt;/strong&gt;”tan ne var olur ki?… “&lt;strong&gt;Yok&lt;/strong&gt;”!&lt;br /&gt;

                    Öyle ise var sanılan türlü görüntündeki, “Bâki”, AHAD!.&lt;br /&gt;

                    Ben gâfil, sanırım ki, “ben diledim”; oysa tüm melekler ve rasihûn şehâdet   eder ki dileyen yalnızca “&lt;strong&gt;Bâkî&lt;/strong&gt;”!.&lt;br /&gt;

                    O zaman hemen bir ampul yanar ârifânın beyninde!…&lt;br /&gt;

                    “Hükmettiğimiz bir şeyin olmasını dilersek ol deriz; ve olur”!.&lt;br /&gt;

                    Yukarıdaki mi dileyen; yukarıda, gökte bir yerlerde mi?…&lt;br /&gt;

                    Yoksa, algıladığın veya algılayamadığın her şeyin hakikati olup; tümünden de   “&lt;strong&gt;Ganî&lt;/strong&gt;” olan; “&lt;strong&gt;Bâkî&lt;/strong&gt;” mi?&lt;br /&gt;

                    Senden, senin takdirini açığa çıkaranı tenzih ederim!.&lt;br /&gt;

                    Hükmü veriyorsun; beyninle açığa çıkarıp, dilinle
 ortaya atıyorsun!… Sonra   da, verdiğin hükmün sonuçlarını yaşayınca, 
şaşırıp kalıyorsun; “ben böyle   olmasını istememiştim”, diye!.&lt;br /&gt;

                    Değerli dostlarım…&lt;br /&gt;

                    Eğer irfân yolunu tutmak istiyorsak…&lt;br /&gt;

                    Ârif olmaya çalışalım her an; dilimizle “&lt;strong&gt;Söyleyen&lt;/strong&gt;”i fark edelim!.   Dillerde “&lt;strong&gt;hitâp eden&lt;/strong&gt;”i, fark edelim… Ve dahi, dillenenlerden, takdir   edilmiş hükmü ve başa gelecekleri algılamaya çalışalım!.&lt;br /&gt;

                    “Ne düşünüyor benim hakkımda O”; diye merak ediyorsan…&lt;br /&gt;

                    Sorma karşındakine; kendine dön; düşüncene bak!.. Orada gördüklerin senin   hakkındaki diledikleridir!.&lt;br /&gt;

                    Sevdiğini düşünüyorsan; bil ki seviliyorsun Allah indinde!.&lt;br /&gt;

                    Sevmeyip uzaklaşmak istiyorsan, senin uzaklaşman takdirden oluşuyor   demektir!.&lt;br /&gt;

                    Başarmayı kafana koymuşsan; başarmanı dilemiştir… Bıkıp yüz çeviriyorsan;   ondan uzaklaşman takdirdekidir!.&lt;br /&gt;

                    Zor bir yazı bu…&lt;br /&gt;

                    Bilemiyorum işaret etmek istediklerimin ne 
kadarını fark ettirebileceğim; ama   işaretimin ne olduğunu anlarsan, 
çok şeye bakış açın değişecek ve   değerlendirmelerin çok daha huzurlu 
yapacak seni!.&lt;br /&gt;

                    Diyen falancayı, değil; “Dileyen”i görerek, 
yaşamaya başlayacaksın artık ve   kavgan bitecek!. Cehenneminin ateşi 
soğuyacak ve selâmet hâsıl olacak senin   için!.&lt;br /&gt;

                    &lt;strong&gt;Ezelden ebede “SİSTEM”de inan ki hiç bir 
değişiklik yok ve olmaz!. Herkes,   kendisinden çıkanların, 
düşüncesinden çıkanların sonuçlarını yaşayacak… Başına   gelecekler hep 
kendisinden açığa çıkanların sonuçları olacak!.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;

                    Bu yüzden de, “&lt;strong&gt;Hasîb&lt;/strong&gt;”, yâni&lt;strong&gt;, yaptıklarının sonuçlarını görücü ve   yaşayıcı olarak nefsin yeter&lt;/strong&gt;, denmiştir.&lt;br /&gt;

                    “&lt;strong&gt;Hasîb&lt;/strong&gt;”lik, gelecekte bir günde değil; her dem, yaşanmaktadır; tıpkı   tüm esmâ gibi!.&lt;br /&gt;

                    Öyle ise, iyi düşünmeye çalışalım ki, iyiyle karşılaşıp, iyi yaşayalım!.&lt;br /&gt;

                    Karşındaki için ne düşünürsen; kim olursa olsun, senin için de o düşündüğün   oluşacaktır; bunu sakın unutma!&lt;br /&gt;

                    Çark-ı felek dönüyor ve SİSTEM çalışıyor!.&lt;br /&gt;

                    &lt;strong&gt;Allah, “Bâkî”!.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: normal;&quot;&gt;(Alıntı) &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulayc.blogspot.com/feeds/3377361205537336057/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/710358542446206865/3377361205537336057?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/710358542446206865/posts/default/3377361205537336057'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/710358542446206865/posts/default/3377361205537336057'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulayc.blogspot.com/2012/03/agzndan-ckan_7307.html' title='Ağzından Çıkanı'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17720963463589154309</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-710358542446206865.post-79164713607036455</id><published>2012-03-13T00:13:00.001+02:00</published><updated>2012-03-13T00:13:19.478+02:00</updated><title type='text'>NE EKTİYSEK ONU BİÇİYORUZ</title><content type='html'>&lt;span style=&quot;font-size: small;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; color: #333333; display: inline ! important; float: none; font-family: &#39;lucida grande&#39;,tahoma,verdana,arial,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size: small;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; color: #333333; display: inline ! important; float: none; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot;&gt;Biçilmiyorsa, ekilmemiştir; evrenin yedi yasasından biri. Aslında, evrenin yedi yasasından biri ifadesi, &quot;alternatif bir tanım.&quot;&lt;span class=&quot;Apple-converted-space&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot; /&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot; /&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; color: #333333; display: inline ! important; float: none; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot;&gt;Doğrudan ifade edilirse bu, Neden-Sonuç Yasası. Daha basit bir anlatımla, ne ekerseniz onu biçersiniz ya da… &quot;Biçemiyorsanız, ekilmemiştir”. &quot;Ekmemişsinizdir.&quot; Bir şeyin biçilebilmesi için önce onu ekmiş olmanız gerekiyor. Öyleyse, sanırım soru şu…&lt;span class=&quot;Apple-converted-space&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot; /&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot; /&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; color: #333333; display: inline ! important; float: none; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot;&gt;En son ne ektiniz?&lt;span class=&quot;Apple-converted-space&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot; /&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot; /&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; color: #333333; display: inline ! important; float: none; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot;&gt;Çok çalışma? Güzel düşünceler? Ya da az çalışma? Pek de güzel olmayan düşünceler? KÖTÜ’YÜ ektiyseniz, bilin bakalım ne olur? KÖTÜ’YÜ biçersiniz ve bazen her şey öyle hızlı gelişir ki kaçacak zaman bulamazsınız. Vınnn; işte bu kadar hızlı. Başka bir deyişle, düşene tekme atarsanız, EN İYİSİ HEMEN SAKLANIN!&lt;span class=&quot;Apple-converted-space&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot; /&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot; /&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; color: #333333; display: inline ! important; float: none; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot;&gt;Ne yazık ki saklanmak, hiçbir zaman işe yaramaz. Neden? Çünkü bu Neden-Sonuç Yasası, SİZİ hedef alan bir mermidir! İyi’yi ekerseniz, ne olacağını tahmin edin. İyi’yi biçersiniz. Ama bir farkla. Tespitlerime göre, her nedense, İyi’nin biçilmesi biraz daha uzun sürer. Bunun da bir sakıncası yok. Tadına varmayı severim. Elbette,&lt;span class=&quot;Apple-converted-space&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot; /&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; color: #333333; display: inline ! important; float: none; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot;&gt;yukarıdaki ifadelerle, tüm evrene her fırsatta &quot;İyi biri oldum&quot; demek istemiyorum. Siz ne ekiyorsunuz?&lt;span class=&quot;Apple-converted-space&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot; /&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot; /&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; color: #333333; display: inline ! important; float: none; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot;&gt;Bir miktar teknik açıklama yapmak gerekirse, Neden-Sonuç Yasası, insanın yaşamında, sosyal, ruhsal, duygusal, fiziksel VE finansal açıdan önemli bir yere sahiptir. İşte nedeni. Başınıza gelen her şey, bir nedenden ötürü meydana gelir. Bunu bildiğinize göre, yapmanız gereken şey şudur: NEDENE konsantre olmalısınız. SONUÇ, otomatik olarak kendi başının çaresine bakacaktır. Şimdi, bir &quot;neden&quot; üzerinde duralım.&lt;span class=&quot;Apple-converted-space&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot; /&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot; /&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; color: #333333; display: inline ! important; float: none; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot;&gt;Sosyal olarak, evde yalnız mı oturuyorsunuz, yoksa size eşlik edecek birini ve beraberinde getireceği sorunları zevkle kabul ediyor musunuz? Ne ekiyorsunuz? Ruhsal olarak, dua ediyor, daha sonra da Tanrı&#39;nın istediğiniz şeyi size vermeyeceğini bildiğiniz için her şeyi geri mi alıyorsunuz? Ya da evrenin size sunduğu her şeyi kabul etme konusunda tereddütte mi kalıyorsunuz? Ne ekiyorsunuz?&lt;span class=&quot;Apple-converted-space&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot; /&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot; /&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; color: #333333; display: inline ! important; float: none; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot;&gt;Duygusal olarak, sevildiğinizi hissetmiyor ve bu yüzden sevgi göstermiyor musunuz? Sevginin nereden gelmesini bekliyorsunuz? Demek istediğim, gerçekten de, kendimizi sevemezsek başkalarının bizi sevmenizi nasıl bekleyebiliriz? İşte yapmanız gereken şey: Her sabah yataktan kalktıktan sonra 15 dakika boyunca kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacak şeyler söyleyin. Ben şahsen &quot;Seviliyorum,&lt;span class=&quot;Apple-converted-space&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot; /&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; color: #333333; display: inline ! important; float: none; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot;&gt;seviyorum, sevgi gösteriyorum. Kendimi ve tüm yaratıkları seviyorum&quot; demekten hoşlanıyorum. Ama işin doğrusu ne biliyor musunuz? Bu noktaya gelmek biraz zaman alıyor.&lt;span class=&quot;Apple-converted-space&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot; /&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot; /&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; color: #333333; display: inline ! important; float: none; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot;&gt;Kendimi hiç sevilmiyor hissederken bunları söylemek gerçekten zordu. Ama ne oldu, bilin? Kendimi iyi hissedinceye kadar uğraştım. Öyle bir noktaya geldim ki artık bunu söyleyemiyor olmayı hayal bile edemiyordum. Elbette, doğru olanı buluncaya kadar ifadeyi epey değiştirdim. &quot;Sevildiğimi hissetmeye başlıyorum&quot; diye başladım. Daha sonra da &quot;sevildiğini hissetmeye başlamanın nasıl bir şey olduğunu hayal ettim. Kendinizi İYİ hissetmenizi insanlar sağlıyorlar! Ne&lt;span class=&quot;Apple-converted-space&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot; /&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; color: #333333; display: inline ! important; float: none; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot;&gt;ekiyorsunuz?&lt;span class=&quot;Apple-converted-space&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot; /&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot; /&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; color: #333333; display: inline ! important; float: none; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot;&gt;Fiziksel olarak, ne ekiyorsunuz? &quot;Kendimi kötü hissediyorum. &quot; &quot;Kendimi aşağılanmış hissediyorum. &quot; Kendimi hilkat garibesi gibi hissediyorum. &quot; Peki, peki, peki. Sonuncusuna burada değinmeyeceğiz bile. Ama bu durumu değiştirmek için yapabileceğiniz bir şey var. Tümcelerin zamanını, şimdiki zamandan geçmiş zamana&lt;span class=&quot;Apple-converted-space&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot; /&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; color: #333333; display: inline ! important; float: none; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot;&gt;çevirin. &quot;Kendimi çok kötü hissettim.&quot; &quot;Kendimi aşağılanmış hissettim.&quot; &quot;Kendimi hilkat garibesi gibi hissettim.&quot; Gördünüz mü? İşte, kendinizi nasıl &lt;span style=&quot;background-color: #cccccc;&quot;&gt;&lt;/span&gt;HİSSETMİŞ olduğunuz. Şimdi devam edebilirsiniz. Kendinizi çok berbat hissetmiş olabilirsiniz; ama şimdi devam etme zamanı. Kendinizi hilkat garibesi gibi hissetmiş olabilirsiniz; ama siz o değilsiniz. ŞİMDİ DEVAM ETME ZAMANI. Ne ekiyorsunuz? DURDURUN ONU. Durduruverin ki biçmeyesiniz. &quot;Bu sizin misyonunuz. Tabii, kabul etmeyi seçerseniz.&quot;&lt;span class=&quot;Apple-converted-space&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot; /&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot; /&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; color: #333333; display: inline ! important; float: none; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot;&gt;Finansal olarak, yaşamınız için &quot;ektiğiniz&quot; mecaz nedir? &quot;Beş parasızım.&quot; &quot;Asla yeni bir arabam olamayacak.&quot; &quot;Adam gibi bir iş bulamıyorum.&quot; Ne ekiyorsunuz? Düşünceleriniz, sizi fiziksel olarak etkiliyor. Öyleyse, şimdi yukarıdaki her şeyin üzerinden BİR DAHA geçmelisiniz. Ne ekiyorsunuz?&lt;span class=&quot;Apple-converted-space&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot; /&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot; /&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; color: #333333; display: inline ! important; float: none; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot;&gt;Tamam, şimdi yaşamlarımızı kontrol altına alalım. Bu çok güçlü Neden-Sonuç Yasası&#39;ndan olumsuz yönde etkilenmek yerine, ne ekersek onu biçeceğimizi hatırlayarak onu olumlu yönde kullanmalıyız. İntikam alma mesajı vermiyorum; bu bir gerçek; ne ekerseniz onu biçersiniz.&lt;span class=&quot;Apple-converted-space&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot; /&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot; /&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; color: #333333; display: inline ! important; float: none; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot;&gt;Bunu ŞİMDİ durdurabilirsiniz.&lt;span class=&quot;Apple-converted-space&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot; /&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; color: #333333; display: inline ! important; float: none; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 14px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;&quot;&gt;YAŞAMINIZI DEĞİŞTİREBİLİRSİNİZ.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulayc.blogspot.com/feeds/79164713607036455/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/710358542446206865/79164713607036455?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/710358542446206865/posts/default/79164713607036455'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/710358542446206865/posts/default/79164713607036455'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulayc.blogspot.com/2012/03/ne-ektiysek-onu-biciyoruz.html' title='NE EKTİYSEK ONU BİÇİYORUZ'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17720963463589154309</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-710358542446206865.post-6372467490484346276</id><published>2012-02-15T01:55:00.001+02:00</published><updated>2012-02-15T01:55:27.674+02:00</updated><title type='text'>İSTEKLERİMİZİ YAŞAMIMIZA ÇEKMENİN YOLU... REZONANS KANUNU...</title><content type='html'>&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;i&gt;“Eğer
 şu ana kadar isteklerimiz gerçekleşmediyse, en şiddetli arzularımıza 
ulaşamadıysa; eğer hayatımıza hiç istemediğimiz şeyler girdiyse, eğer 
mutsuzsak veya yenilgiye uğradıysak, bütün bunların sebebini Rezonans 
Kanununda bulabiliriz. “&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;
Pierre Franckh, bu kitabında Rezonans 
Kanununu kavrayıp onu nasıl kullanacağımızı anlamaya başladığımız anda, 
hayatımızdaki her şeyin mümkün olabileceğini anlatıyor. Yazar, 
hayatımızı kalbimizle değiştirebileceğimizin de altını çiziyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Düşünce
 gücümüzle maddeye etki edebilir miyiz?Kim olmayı 
istiyorsun?İsteklerimizi hangi yolla yayıyoruz?ideal partneri yaşamımıza
 çekmemizi sağlayan en uygun rezonans alanını nasıl oluştururuz?Rezonans
 alanın yazılı ve görsel izlenimlere nasıl tepki verir?&lt;br /&gt;
Eğer 
istediğimiz sonuçları elde etmeye çalışıyorsak; düşüncelerimizi, 
duygularımızı ve inançlarımızı gözlemleyerek yönlendirmeye başlamalıyız.
 Çünkü hissettiğimiz ya da düşündüğümüz her şey, bir rezonans alanı 
oluşturur ve biz isteklerimizi yönetebiliriz.&lt;br /&gt;
İmkansız, sadece bizim imkansız olduğunu düşündüğümüz şeydir.&lt;br /&gt;
Belki
 de şu anda imkansız olduğunu düşündüğün şey, işte bu sınırsız 
olanakların imkansız olmadığı fikridir. Öyleyse bu senin şahsi 
kanaatindir. Bunun doğru ya da yanlış; iyi ya da kötü bir tarafı yok. Bu
 senin, kendi kanaatindir ve yaşamın da bu doğrultu da ilerleyip 
gelişecektir.&lt;br /&gt;
Ama ya hayat görüşün ve inandıkların yanlış bilgi ve olgulara dayanıyorsa?&lt;br /&gt;
En
 yeni bilimsel araştırmalar, duygu, düşünce ve inançlarımız sayesinde 
olduğumuzu, hiçbir şüpheye yer bırakmazsızın ispatlıyor. Zira 
duygularımızla desteklenmiş ve kaydedilmiş inançlarımız muazzam bir 
rezonans alanı oluşturuyor. Ve bu rezonans alanındaki titreşimlerle uyum
 içinde olan her şey, evet dünya üzerindeki her şey, bu titreşime ayak 
uydurmak durumunda kalıyor.&lt;br /&gt;
Demek ki asıl soru şu: Sen şu anda 
hangi rezonans alanını oluşturuyorsun? Ve bu soruyla kendimizi konunun 
tam ortasında buluyoruz.&lt;br /&gt;
Rezonans Nedir?&lt;br /&gt;
Resonantia = Akis&lt;br /&gt;
Rezonans = Eko, yankı, titreşim&lt;br /&gt;
Rezonans
 Kanunu, evrendeki her şeyin birbirleriyle titreşimler aracılığı ile 
nasıl iletişim halinde olduğunu anlamamızı sağlar. Vücudumuzun her bir 
organı ve hücresi de dahil olmak üzere dünyadaki bütün nesnelerin ve 
canlıların kendilerine has bir titreşimleri vardır. Bu, madde içinde 
böyledir. Maddenin titreşim enerjisini incelediğimizde farklı objelerin 
genellikle farklı frekanslarda titreştiğini görürüz. Bazıları da aynı ya
 da benzer frekansta titreşir.&lt;br /&gt;
Bunu piyanodan da biliriz; 
piyanonun herhangi bir tuşuna bastığımız zaman, bu tuşla uyumlu olan 
diğer bütün teller de titremeye başlar. Notaların daha pes ya da tiz 
olması, hiç önemli değildir. Uygun frekansta olmaları onların titreşime 
geçmeleri için yeterlidir.&lt;br /&gt;
Diğer insanlar, nesneler veya olaylar,
 eğer bizimle aynı frekansta iseler, içimizde oluşturduğumuz titreşim 
alanına karşı koyamazlar. Bizim titreşimlerimize tepkisiz kalmaları 
mümkün değildir. Nasıl ki piyanonun basılan tuşuyla aynı frekanstaki 
diğer teller bu tuşun hareket ile titreşmek durumunda kalıyor ise, 
bizimle aynı frekanstaki insanların, nesnelerin ve olayların da bizim 
titreşimlerimize katılmaktan başka seçeneği yoktur.&lt;br /&gt;
Peki ama 
diğer varlıkların bizim enerjimizle titreşime geçmesi bize ne yarar 
sağlar? Burada, Rezonans Kanununun şu temel kuralı devreye giriyor: 
BENZERLER BİRBİRİNİ ÇEKERLER.&lt;br /&gt;
Bizim titreşimlerimizle uyumlu olan
 her şey, karşı koymaksızın bizim hayatımıza çekilecektir. Bu, bizim 
için her zaman olumlu bir şey anlamına gelmez. Mesela titreşim bazen 
maddeyi tahrip edecek kadar kuvvetli olabilir. Bir opera sanatçısı 
sadece sesinin gücü ile bir bardağı çatlatabilir. Burada yaptığı şey 
enerjiyi boşluktan bardağa iletmektir. Eğer bardağa iletilen enerji 
bardakla aynı titreşime sahipse, yani bardağın moleküler yapısı ile aynı
 frekanstaysa, basınç bardağı çatlatacak kadar büyük olabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Biz
 bir bardak gibi çatlamayız tabii ki. Ama içimizdeki “negatif titreşim 
enerjisi” olarak adlandırdığımız şey; bizde hoşlanmadığımız, huzursuzluk
 verici hislerin uyanmasına, hatta belki sarsıcı olayların yaşamımıza 
çekilmesine sebep olabilir.&lt;br /&gt;
İşte bu yüzden, nasıl bir titreşim 
içinde olduğumuzun, bilerek veya bilmeyerek hangi rezonans alanını 
oluşturduğumuzun farkına varmak, bizim için çok mühimdir.&lt;br /&gt;
İsteklerimizi Hangi Yolla Yayıyoruz?&lt;br /&gt;
“Ön yargıları yıkma, atomu parçalamaktan daha zordur” Albert Einstein&lt;br /&gt;
Kalp,
 ezelden beri sevginin en kuvvetli sembolü ve duygularımızın merkezi 
olarak kabul edilirdi. Ama sonra tıp ve modern bilim ortaya çıktı ve 
bize, kalbin sadece vücudumuzda kanın dolaşımını sağlayan bir pompa 
olduğunu yutturmaya çalıştı. Biz “normal insanlar” ise, elimizde 
halihazırda bunun aksini kanıtlayacak herhangi bir delilimiz olmamasına 
rağmen, kalbimizin duygularımızın merkezi olduğu inancımızı asla 
kaybetmedik. 1993 yılında duyguların insan vücudu üzerindeki hakimiyeti 
hakkında bir araştırma yapılmak istenmiş ve bunun için duygularımızın 
oluşumundan sorumlu olduğu düşünülen bölgeye, yani kalbimize 
odaklanılmış. Oldukça çabuk, daha araştırmaların başında herkesi hayrete
 düşüren bir şey tespit edildi ve bu buluşun neden daha önce 
yapılmadığının şaşkınlığı yaşandı. Bu nefes kesici buluş; kalbin muazzam
 büyük bir enerji alanıyla çevrili oluşuydu. Burada bahsedilen alanının 
çapı yaklaşık iki buçuk metredir.&lt;br /&gt;
Bir düşünün, kalbimiz 
beynimizin oluşturduğundan çok daha büyük bir enerji alanı oluşturuyor. 
Bilim şimdiye kadar beynin, sahip olduğu elektromanyetik nabızlarla en 
büyük yayın alanına sahip olduğunu varsayıyordu. Ama şimdi bundan çok 
daha büyük bir enerji alanı bulundu, insan vücudundan dışarı uzanacak 
kadar kuvvetli bir enerji. Böylece ilk şaşkınlık atılmasıyla birlikte, 
akıllara kalbimizin etrafındaki bu enerji alanın nasıl bir görevi olduğu
 sorusu geldi. Geldiğimiz noktada ulaştığımız bilgiler şaşırtıcı olduğu 
kadar önemlidir de.&lt;br /&gt;
Kalbimiz tarafından oluşturulan 
elektromanyetik alan vücudumuzdaki organlarla iletişim halindedir. Hatta
 beyin ve kalbin arasında bir bağlantının bulunduğu ve bu bağlantıyla 
kalbin beyne hangi hormonları, endorfini ya da diğer kimyasalları 
salgılaması gerektiğini bildirdiği kanıtlanabildi.&lt;br /&gt;
Beynimiz bağımsız hareket etmiyor, aktiviteleri için gerekli sinyalleri kalbimizden alıyor.&lt;br /&gt;
Hepsi
 bu kadar da değil! bilim adamları araştırmalarında kalbimizden yayılan 
bu elektromanyetik alanın sadece duygularımız tarafından 
oluşturulmadığını ve gücünü diğer önemli bir kaynaktan, 
kanaatlerimizden; yani derin bir inançla bağlandığımız ve hayatımıza 
doğrultusunda yön verdiğimiz düşüncelerimizden aldığını buldular. Bütün 
duygu ve düşüncelerimiz kalbimizin enerjisinde bilgi olarak bulunmakta 
ve vücudumuzdan yayılan en kuvvetli sinyal olarak sadece beynimize ve 
organlarımıza değil, aynı zamanda dünyanın derinliklerine doğru 
taşınmaktadır. Bu ezeli gerçeğin yansımalarını “kendini derin bir 
inançla savunmak” “bir şeyi kalpten istemek” ve tabii “kalbinin sesini 
dinlemek” gibi bazı deyimlerimizde görmek mümkündür.&lt;br /&gt;
Kalbimiz, 
inanç ve duygularımızı elektromanyetik titreşimlere ve dalgalara 
dönüştüren bir tür aracı olarak hizmet eder. Ve bu elektromanyetik 
dalgalar vücudumuzla sınırlı kalmaz, bütün çevremize uzanır, bizi 
kuşatan her şeyle iletişim halindedir. Kalbimiz, bütün inançlarımızı, 
geleceğe yönelik düşlerimizi ve duygularımızı başka bir dile, 
titreşimlerin ve dalgaların kodlanmış diline çevirir ve bunları evrene 
gönderir.&lt;br /&gt;
İnançlarımız kalbimizin yaydığı elektromanyetik 
dalgalar sayesinde fiziksel dünyayla etki alışverişinde bulunur. Yayılan
 bu enerjinin ne denli büyük olduğunu HeartMath Enstitüsü’nün yaptığı 
araştırmalar gözler önüne seriyor:&lt;br /&gt;
Kalbin elektrik akımı (EKG), 
beyinde oluşan elektrik akımından (EEG) altmış kez daha 
kuvvetlidir.Kalbin manyetik alanı ise beyninkinden beş bin kez daha 
kuvvetlidir.Demek ki kalbimizle, beynimizle yaydığımızdan çok daha fazla
 enerji yayıyoruz. Peki bunu bilmek, bizim için neden bu kadar önemli? 
Çok basit, çünkü bu sayede, bazı dileklerimiz hemen gerçekleşirken, 
bazılarının gösterdiğimiz tüm çabalara rağmen neden bir türlü tezahür 
etmediğini anlıyoruz.&lt;br /&gt;
İsteğimizin gerçekleşeceğine gerçekten 
inanmadan olumlama (imgeleme) yaparsak ya da bir şeylerin hayalini 
kurarsak, sadece beynimiz elektromanyetik dalgalar yayarken, 
duygularımızın gerçek merkezi olan kalbimiz beş bin kat daha büyük bir 
kuvvetle, genellikle tereddüt ve korku olan asıl inancımızı dünyaya 
yayar. Bunun sonucu apaçık ortadadır; hayatımızda sadece kalbimizin 
derinliklerinde gerçekleşeceğine inandığımız şey gerçekleşecektir.&lt;br /&gt;
İnançlarımızı
 duygularımızla desteklediğimiz zaman yaydığımız enerji çok daha büyük 
olur. Ama üzgün, depresif ya da bitkinsek, istediğimiz şeyi 
dileyebiliriz, bu durumda kalbimizden yaydığımız hüzünlü duygular, 
mantığımızdan gelen isteklerden her zaman daha güçlü olacaktır. 
Peygamberle, günümüzün ve geçmişin dünyaca ünlü alimleri ve bilgeleri 
ısrarla “Kalp gözüyle görmeyi” öğrenmemizi söylerler.&lt;br /&gt;
Kalbimizle Dünyayı Değiştirebiliriz.&lt;br /&gt;
Tüm
 bu anlatılanlar, sahip olduğumuz inançların evrene yollandığı ve 
Rezonans Kanununun esaslarına göre evrende kendileriyle aynı 
titreşimdeki enerjileri aradığı anlamına gelir.&lt;br /&gt;
Benzerler 
birbirini çeker. Bizim enerjimizle rezonans içinde olan her şey 
hayatımızda tahakkuk edecektir. Sözün özü; inandığımız her şey 
yaşamımızda gerçekleşecektir.&lt;br /&gt;
Bu nedenle, isterken dikkat edilmesi gereken en önemli noktalar:&lt;br /&gt;
Ne
 dilersen dile, bunu mantık seviyesinden kalp seviyesine 
taşı,İsteklerimizin gerçekleşebilmesi için, bunun mümkün olduğuna 
kesinlikle inanmalıyız.İsteklerimizin gerçekleşebilmesi için önce 
kendimizi mutlu bir ruh haline sokmalıyız.Öncelikle bilincimizi 
hedefimize yönlendirmeliyiz ki, hayatımızda gerçekleştirmek istediğimiz 
şeylerle etkileşime geçebilelim. Hayatımızda sadece derinden inandığımız
 şeyler gerçekleşebilir. Bu en başta kendi hakkımızdaki düşüncemiz için 
geçerlidir. Kendimizle ilgili görüşlerimiz yaşayacaklarımızı belirler. 
Tabii ki bu, bir şeyleri harekete geçirebilmek için gerekli olan güç ve 
kudrete sahip olabilmek için, bu kudretin bize dışarıdan verilmediğini, 
içimizden husule geldiğini anlamamız gerektiği anlamına da geliyor. 
Demek ki dış dünya, her zaman bizim iç alemimizi yansıtır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İnançlarımız Dış Alemimizi Değiştirmeyi Nasıl Başarıyor?&lt;br /&gt;
Son
 yıllarda modern bilimin tespitlerinde köklü değişiklikler oldu. Değişim
 1995 yılında Rus Bilim Akademisi’nde Vladimir Poponin ve Peter Gariaev 
yönetimindeki araştırmalarla başladı. Bu iki bilim adamının deneylerinin
 sonuçları o kadar hayret vericiydi ki, bu deneyler Amerika’da tekrar 
edildi ve sonuçta orada kamuoyuna duyuruldu.&lt;br /&gt;
Vladimir Poponin ve 
Peter Gariaev, “foton” adı verilen ışık parçacıkları vasıtasıyla DNA’nın
 tutumunu incelemek istiyorlardı. Bu test serisinde vakum oluşturmak 
için bir borunun içindeki tüm havayı aldılar. Artık vakumda bile kesin 
bir hiçlik olmadığı biliniyor. Her mekanda özel aletlerle oldukça 
isabetli ölçülebilen fotonlar (ışık enerjisi) kalıyor. Böylece fotonlar 
borunun vakumunda oldukça düzensiz bir şekilde dağıldı.&lt;br /&gt;
Bir 
sonraki adımda boruya insan DNA’sı verildi. Ve o anda çok şaşırtıcı 
birşey oldu. Parçacıklar DNA’nın varlığında daha farklı sıralandı. DNA, 
fotonlara direkt olarak etki ediyordu. Sanki görünmez bir güçle, 
fotonları, boruda düzenli bir şekilde sıralamıştı. Artık bu deneyde 
kesinleşen şey şuydu; İnsanın DNA’sı, fiziksel dünyaya direkt etki 
ediyor.&lt;br /&gt;
Klasik fizikte, daha önce böyle bir şey gözlemlenmemişti.
 Dahası, klasik fiziğin alışılagelmiş mantığında, böyle bir şeye yer 
yoktu. Yani fotonlar insanların açıklayamadığı bir tutum sergiliyordu. 
Aslında bu yeteri kadar heyecan vericiydi, ama daha sonra olanlar 
tartışmasız bir devrim niteliğindeydi…Bilim adamları, DNA’yı borudan 
aldıkları zaman, fotonların düzenli sıralarını bozup dağınık hallerine 
geri döneceklerini düşünmüştü. Ama beklenenin tam tersi oldu! Fotonlar 
sanki DNA hala oradaymış gibi düzenli sıralarında kaldı.&lt;br /&gt;
Araştırmacılar
 deneyleri defalarca tekrarladılar, varılan sonuç aynıydı; fiziksel 
olarak ayrılsalar bile DNA ve fotonlar arasında hala bir bağ vardı. 
Görünüşe göre, kuantum fiziğinin “kuantum alanı” dediği bir alan 
aracılığıyla birbirleriyle bağlantılıydılar. Boşluk olarak tabir 
ettiğimiz şey aslında hiç de “boş” değildir, bilakis içinde milyarlarca 
verilerin dalgalar aracılığı ile hareket ettiği ve yayıldığı bir 
alandır.&lt;br /&gt;
Bu deney Rezonans Kanununu anlayabilmemiz için oldukça 
aydınlatıcı olmuştur. Ayrıca bu enerji alanını ayrıcalıklı kılan ise; 
tanıdığımız hiçbir enerji türüne benzememesidir.&lt;br /&gt;
Sıkı dokunmuş bir ağ gibi işlediği görülen enerji yüklü bu alan, iç ve dış alemimiz arasında bir nevi köprü görevi görür.&lt;br /&gt;
Tıpkı
 ses dalgalarının, havayı taşıyıcı olarak kullandığı gibi, yaydığımız 
inanç ve düşünce gücü de dünyaya taşınabilmek için bir aracıya ihtiyaç 
duyar. Burada, kuantum alanı devreye girerek, bu aracılık görevini 
üslenir.&lt;br /&gt;
Bu enerji alanı, farkında olsak da olmasak da her şeyle ve herkesle bağlantı içinde olmamızı mümkün kılar.&lt;br /&gt;
Bu
 esnada “alıcının” bizden ne kadar uzaklıkta olduğunun hiçbir rolü 
yoktur. Bu alıcı yan komşumuz da olabilir, dünyanın öbür ucunda bulunan 
bir kişi de olabilir. Oluşturulan ve yayılan rezonans alanı, her zaman 
doğru kişiye ulaşır. Böylece istediğimiz hedefimizle aramızda, enerji 
yoluyla kesin ve aktif bir bağlantı kurabileceksek eğer, neden en büyük 
arzularımızın gerçekleşmesi için daha fazla bekleyelim ki?&lt;br /&gt;
Kuantum
 alanı sayesinde herşeyle ve herkesle hemen bağlantıya geçebiliriz. Tek 
yapmamız gereken şey bunun için bir adım atmaktır;&lt;br /&gt;
Rezonans Kanunu, her zaman “evet” der.&lt;br /&gt;
İnançlarını her zaman doğru çıkarır.&lt;br /&gt;
Sana karşı gelmez.&lt;br /&gt;
Mesela, hayatının önemsiz olduğuna ve hiçbir anlam taşımadığına mı inanıyorsun, bu inancın, onaylanacaktır.&lt;br /&gt;
Gerçek,
 büyük bir aşkı hak ettiğine mi inanıyorsun, para, manevi ve maddi 
zenginliği hak ettiğine; hayatının derin, her şeyi kuşatan bir anlamı 
olduğuna mı inanıyorsun, bu inancın yaşamında gerçekleşecektir.&lt;br /&gt;
Neye
 inandığın enerjinin umurunda değildir, inancın yüksek ahlaki değerler 
taşıyabilir ya da çok kötü bir şey olabilir sana fayda sağlayabilir ya 
da hayatını zorlaştırabilir, enerji işin ahlaki kısmıyla ilgilenmez ve 
yargılamaz.&lt;br /&gt;
Enerji daima senin yaydığın içtekiler doğrultusunda çalışır.&lt;br /&gt;
İç alemimizde sahip olduğumuz her şey, dış dünyada da karşımıza çıkacaktır.&lt;br /&gt;
Dünyada
 karşılaştığımız her şeyin bir kaynağı vardır ve bu kaynak 
düşüncelerimizdedir. Eğer istediğimiz sonuçlara ulaşmak istiyorsak, 
düşüncelerimizi kontrol etmeye başlamalıyız, çünkü düşündüğümüz her şey 
bir rezonans alanı oluşturur.&lt;br /&gt;
Uzun süreli ve sık olarak 
düşündüğümüz, hissettiğimiz ve söylediğimiz her şey rezonans alanımızı 
yoğunlaştırır. Bu yüzden kaybetmek hakkında her düşünce kaybetmek, 
kazanmak hakkındaki her inanç da kazanma ihtimalini kuvvetlendirir. Bu 
yüzden dış dünyada değiştirmek istediğimiz her şeyi düşünce gücümüzle 
değiştirebiliriz.&lt;br /&gt;
İçindeki yaratıcılığı hatırla ve onu bilinçli olarak kendi iyiliğin için ve diğer insanların iyiliği için kullan!&lt;br /&gt;
Arzularımız gerçekleşmek üzere bizi nasıl bulur?&lt;br /&gt;
Artık
 aydınlık getirmemiz gereken tek nokta, bizimle etkileşime geçen 
enerjinin, bizi nasıl bulacağı konusudur. Sonuçta evrende milyarlarca 
DNA var ve bunların her biri enerji alışverişinde bulunuyor. Peki, evren
 arzularımızı, daha doğrusu arzulananı yolunu şaşırmadan bize nasıl 
iletir?&lt;br /&gt;
Bir yandan sürekli “yayındayız”. Rezonans alanımızı 
durmaksızın pozitif ve negatif düşüncelerimizle programlıyoruz. İstek ve
 amaçlarımızı koruduğumuz sürece, korku ve endişelerimiz içinde aynı şey
 geçerli, rezonans alanımız bizimle aynı titreşimde olanları bize çeker.
 Diğer yandan ise hepimiz “kod” olarak adlandırdığımız genetik bir isme 
sahibiz. Kriminal teknik ve babalık testi ile ilintili olarak bu kavramı
 daha önce duymuşsunuzdur. Her bir hücrenin DNA’sı da, aynı parmak izi 
gibi, eşsizdir. DNA, başkalarıyla karıştırılması mümkün olmayan genetik 
bir parmak izi bırakır. İşte bu enerji içinde geçerlidir. DNA’mızın 
enerji parmak izi , açık ve net bir adres bırakır. Titreşim o kadar 
belirgindir ki, her zaman bizim için en uygun çözümü bulur.&lt;br /&gt;
Düşünce Gücümüzle Yeni Bir Gelecek Oluşturabilir Miyiz?&lt;br /&gt;
Zaman
 hiç de göründüğü gibi değildir. Sadece bir yöne doğru hareket etmez ve 
gelecek, geçmişle aynı zamanda mevcuttur. Albert Einstein&lt;br /&gt;
Düşünce
 gücümüz sayesinde geleceğimizi etkileyebilir miyiz? Kesinlikle evet! 
Bunu yapabiliriz, hem de tahmin ettiğimizden daha fazla. Kuantum 
fizikçilerinin nefes kesici buluşları hayatımızı her an tamamen 
değiştirebileceğimizi ve istediğimiz her şeyi değiştirebileceğimizi, 
bize bir kez daha gösterdi.&lt;br /&gt;
Bildiğimiz gibi düşünce gücümüzle 
enerji yaymaktayız. Tabii ki sadece biz değil, diğer bütün insanlarda 
aynı şekilde enerji gücü yaymakta. Aynı titreşimdeki enerjiler 
birbirlerini çektikleri için tıpkı bizim diğer insanları ve olayları 
kendimize çektiğimiz gibi başka insan ve olayların da bizi çekiyor 
olması doğaldır. Buradaki tek koşul, iki enerjinin birbiriyle uyumlu 
olması yani titreşimlerinin birbirine yakın olmasıdır.&lt;br /&gt;
Bu arada 
kuantum fiziği, kuantum dalgası denilen şeyin, örneğin; düşünce ve 
inançlarımızın, sadece fiziksel olarak yayılmakla kalmayıp zaman içine 
de yayıldığını bulmuştur. Yani inançlarımız sadece yer değil, zaman da 
değiştiriyorlar (zaman dalgaları). Demek&amp;nbsp; ki “normal kuantum dalgası” 
diye adlandırdığımız, geçmişten geleceğe giden kuantum dalagaları var. 
Bunun dışında, bir de “birleşik karmaşık dalgalar” olarak 
adlandırdığımız gelecekten geçmişe yayılan dalgalar vardır! Hayret 
verici değil mi? Ama gerçek. Geleceğe yayılan dalgalar “teklif dalgası”,
 geçmişe geri dönen dalgalar ise “eko dalgası” olarak adlandırılır.&lt;br /&gt;
Eğer
 bu iki dalga karşılaşırsa, yani gelecekten gelen bir eko dalgası, bizim
 yolladığımız bir teklif dalgasına rastlarsa, bu durumda dalgalar 
birbirlerini modüle ederler ve ikisinin ortak ürünü olarak ortaya “olay 
ihtimali” dediğimiz şey çıkar. Kuantum fiziğine göre “bir olayın 
gerçekleşmesi ihtimali, geçmişten gelen teklif dalgası ile gelecekten 
gelen uygun bir eko dalgasının buluşması sonucu ortaya çıkar”. Bu şu 
anlama gelir : “Sadece geçmiş geleceği değil, aynı zamanda gelecek de 
geçmişi etkiler”.&lt;br /&gt;
Aklımız bunu idrak etmekte biraz zorlanabilir, 
çünkü şimdiye kadar hep zamanın geçmişten geleceğe, doğrusal bir biçimde
 ilerlediğini düşünmüştük. Şimdiyse bunun tam tersinin de mümkün olması 
aklımız için şaşırtıcı. Demek ki : Gelecek dışarıda bir yerlerde, çoktan
 beri mevcut. Aksi halde geçmişe, yani bizim şimdiki zamanımıza, 
dalgalar yollaması mümkün olmazdı. Senin geleceğin de şu an, şu saniye 
mevcut. Ama yine de geleceğinin akışı önceden belirlenmemiş, zira 
geleceğin çeşitli mahiyetlerini seçme imkanına sahibiz.&lt;br /&gt;
Tabii ki 
bilincimiz, sadece bir tek zaman algılıyor. Farklı bir şey tanımıyoruz. 
Bu şaşılacak bir şey değil, sonuçta duyularımız çok sınırlı.Bütün ışık 
yelpazesinin sadece % 8′ini algılayabiliyoruz. Geri kalan % 92′lik 
gerçeği, aynı şekilde bizi çevrelemesine rağmen algılayamıyoruz. Aslında
 var olduğu halde tamamen yok sayıyoruz.&lt;br /&gt;
Ama yine de etrafımızda hiç tanımadığımız diğer enerji titreşim, dalga ve bilgilerle çevrili.&lt;br /&gt;
Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir. Sokrates&lt;br /&gt;
Teklif
 dalgamız tüm geleceğimizi dolaşır. İster bir saniye sonrası, ister bir 
ya da on yıl sonraki olaylar olsun, tüm olasılıklar tek tek kontrol 
edilir. Bu aşamada kuantum fiziği şu fenomeni keşfetmiştir: Gelecekteki 
olay, zaman açısından ne kadar yakındaysa, rezonans da o kadar nettir. 
Bu şu anlama gelir; “Gelecekte gözlediğim bir olay zaman açısından bana 
ne kadar yakınsa, o olayın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği kararı o kadar 
kesindir.”&lt;br /&gt;
Yakın gelecekteki bütün olayları, bugünkü bilincimiz belirler.&lt;br /&gt;
İşte
 bu noktadan sonra “istemek” konusuna varıyoruz.&amp;nbsp; Zira istemek birçok 
ihtimalden birini yaşamımıza çekmekten başka bir şey değildir.&lt;br /&gt;
Bir
 şey istediğimizde, bu doğrultuda bir teklif dalgası yolluyoruz.Bu 
dalga, bir eko dalgasıyla irtibata geçiyor.Bir gerçekleşme ihtimali 
meydana getirebilirsek istediğimizin gerçekleşmesi için en uygun 
şartları sağlamış oluyoruz.İç alemimizde sahip olduğumuz her şey, dış 
alemde de karşımıza çıkacaktır.&lt;br /&gt;
Zira dış dünya her zaman iç alemimizi yansıtır.&lt;br /&gt;
Ancak bilincimizi hedefe yönlendirirsek yaşamımızda sahip olmak istediğimiz şeylerle etkileşime geçebiliriz.&lt;br /&gt;
Eğer
 istediğimiz sonuçlara istiyorsak; düşüncelerimizi, duygularımızı ve 
inançlarımızı gözlemleyerek yönlendirmeye başlamalıyız, zira 
hissettiğimiz ya da düşündüğümüz her şey, bir rezonans alanı oluşturur.&lt;br /&gt;
Rezonans Kanunu-İsteklerin Yönetimi-Pierre Franckh&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulayc.blogspot.com/feeds/6372467490484346276/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/710358542446206865/6372467490484346276?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/710358542446206865/posts/default/6372467490484346276'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/710358542446206865/posts/default/6372467490484346276'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulayc.blogspot.com/2012/02/isteklerimizi-yasamimiza-cekmenin-yolu.html' title='İSTEKLERİMİZİ YAŞAMIMIZA ÇEKMENİN YOLU... REZONANS KANUNU...'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17720963463589154309</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-710358542446206865.post-1538936526117224549</id><published>2012-02-08T01:27:00.000+02:00</published><updated>2012-02-08T01:27:29.970+02:00</updated><title type='text'>Bitkilerin Spiritüel Yanları ve Güçleri</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;margin: 1em 0px 3px;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;http://feedproxy.google.com/%7Er/blogspot/ekVQb/%7E3/FKXLtutHhlA/bitkilerin-spirituel-yanlar.html?utm_source=feedburner&amp;amp;utm_medium=email&quot; name=&quot;2&quot; style=&quot;font-family: Arial,Helvetica,Sans-Serif; font-size: 18px;&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black; font-family: Georgia,Helvetica,Arial,Sans-Serif; font-size: 13px; line-height: 140%; margin: 0px;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;http://2.bp.blogspot.com/-FCfrPkKmnyU/Ty5W4l34iHI/AAAAAAAAATQ/88UFkne6yik/s1600/psychic-free1.jpg&quot; style=&quot;clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/-FCfrPkKmnyU/Ty5W4l34iHI/AAAAAAAAATQ/88UFkne6yik/s1600/psychic-free1.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;İnsanoğlu 
yaşam enerjisini yediği tüm besinlerden ve o besinlerin yaşamsal güçlerinden 
alır.  Tanrı tarafından bitkilere yüklenmiş Spiritüel yanları ilk çağlarda Kelt 
Uygarlığının 12 kabilesinden biri olan Druidler tarafından M.Ö. 2000 li yıllarda 
ciddi şekilde kullanılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;

&lt;div&gt;
Gizemli bilgiler ne yazık ki hepimizden saklanıyor. Tüm bu bilgiler eski 
çağlardan beri yazıtlarda, duvarlarda resmedilmiş bilgilerden elimize 
geçenlerdir. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
Hadi gelin bakalım neler diyorlar nelere inanıyorlarmış.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;

&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;b&gt;Kimyon&lt;/b&gt; - Erkeklerde koruyucu bir güç simgesi iken, kadınlarda ise 
aşk ve cinsel arzu uyandırıcı etkisi olduğu söylenmekteydi. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;b&gt;Okaliptus&lt;/b&gt; - Kadınlara göre bir bitki olduğu söylenmekte. O dönemde 
şifacıların, mum yakarak ve etrafına bu bitkiyi serptiklerinde çok yüksek enerji 
yollayabildikleri söylenmektedir. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;b&gt;Nane&lt;/b&gt; - Erkeklere göre bir bitki olduğu söylenmektedir. Gece yastık 
altına koyulduğunda kabusları önlediği söyleniyordu.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;b&gt;Tarçın&lt;/b&gt; - Her iki cins içinde hastalık önleyici bir etkisi olduğu 
söylenmekedir.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;b&gt;Elma&lt;/b&gt; - Kadınlara göre bir bitki olduğu, aşk ve şans enerjisinin 
yoğun olarak söylenmekteydi. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;b&gt;Yasemin&lt;/b&gt; - Kadınların kullandığı ve erkeklerde arzu uyandırıcı bir 
etkisi olduğu söylenmektedir. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;b&gt;Yarpuz&lt;/b&gt; - Erkeklik gücünü arttırmada bunun üzerine bir bitki olmadığı 
söylenmektedir. Ayrıca kadınlarda Hamilelik sonrası negatif enerjileri yok 
ettiği söylenmektedir.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;b&gt;Anason&lt;/b&gt; - Arınma ve farkındalık arttırıcı bir özelliği olduğu 
söylenmektedir.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;b&gt;Nar&lt;/b&gt; - Bereket verici olduğu o dönemlerde keşfedilmiştir.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;b&gt;Meşe Palamutu&lt;/b&gt; - Şans verici özelliği o dönemlerden bu yana 
kullanılmaktadır. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;b&gt;Badem&lt;/b&gt; - Badem  ağacının yapraklarının kurutulup ev içinde yakılıp 
dumanı ev içinde gezdirildiğinde ve 7 adet badem kurusunun çanta içinde 
taşıdığınızda bolluk ve bereket simgelediği ve getirdiği rivayet 
edilmekteydi.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;b&gt;Karanfil&lt;/b&gt; - Kurutulmuş yaprakları ve dalını mor bir kese içinde 
koyduğunuzda ve dikdiğinizde, Şifa enerjisi verdiği iddia ediliyordu.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;b&gt;Çobanpüskülü &lt;/b&gt;- Birkaç dalını evin içine odalarına koyduğunuzda, 
sevgi ve evliliğinizin bağlı ile ilgili olumsuz enerjiyi olumluya çevirdiği 
rivayet ediliyordur.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;b&gt;Ardıç Otu&lt;/b&gt; - Dal ve yaprakları yakıldığında dumanının pozitif bir 
etkisi olduğu söyleniyor.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;b&gt;Kasık Otu&lt;/b&gt; - Kurutulmuş halinin oluşturduğu titreşimlerin konulduğu 
mekanları negatif enerjilerden koruduğu rivayet edilmektedir.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
Sonuç olarak bunlara inanıyorlarmış o dönemlerde, mutlaka gerçeklik payları 
ve deneyimlerinden elde ettikleri sonuçlara göre o dönemlerin şamanları bu 
yöntemleri kullanmışlardır. Belki de o dönemlerde bu yöntemler cidden işe 
yarıyorlardı.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
Benim fikrimi sorarsanız.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
DÜNYA&#39;DA TANRI İNANCINDAN VE ONUN KORUYUCULUĞUNDAN DAHA BÜYÜK BİR GÜÇ 
YOKTUR. EN BÜYÜK GÜÇLERDEN BİRİ İSE OLUMLU VE POZİTİF DÜŞÜNCEDİR.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
BİZİM DOĞAMIZ VE ÖZÜMÜZ GERÇEĞİ KAVRADIĞINDA, HER ŞEYİN MÜMKÜN OLDUĞUNU 
AÇIK BİR ŞEKİLDE GÖRECEKTİR. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
GİZEM DENEN ŞEY HER ZAMAN SAKLANIR VE GİZLENİR.  BU ZAMANA KADAR DA HEP 
SAKLI KALMAYA DEVAM ETTİ. SAKLANDIĞI YER SİZE ÇOK YAKIN LÜTFEN KALBİNİZİN İÇİNE 
BAKINIZ.&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulayc.blogspot.com/feeds/1538936526117224549/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/710358542446206865/1538936526117224549?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/710358542446206865/posts/default/1538936526117224549'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/710358542446206865/posts/default/1538936526117224549'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulayc.blogspot.com/2012/02/bitkilerin-spirituel-yanlar-ve-gucleri.html' title='Bitkilerin Spiritüel Yanları ve Güçleri'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17720963463589154309</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/-FCfrPkKmnyU/Ty5W4l34iHI/AAAAAAAAATQ/88UFkne6yik/s72-c/psychic-free1.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-710358542446206865.post-7882068332572916485</id><published>2012-02-06T01:23:00.000+02:00</published><updated>2012-02-06T01:23:48.022+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Tarçın dünya çapında bilinene en eski baharatlardan biri.Baharatın elde edildiği ağacın ana vatanı Sri Lanka.Ağacın &lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          kabuğundan elde edilen bu baharat kendine has sağlık açısından çok önemli aktif maddeler içerir.Antik çağlardan beri pek çok &lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          medeniyet tarafından doğal ilaç olarak kullanılmıştır.Çay olarak içilebileceği gibi çeşitli yiyeceklerin üzerine serpilip ya &lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          da direk yenilerek de tüketilebilir.&lt;br /&gt;

          &lt;span class=&quot;quote&quot;&gt;İşte Tarçının Faydaları:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          1-Kolestrolü düşürür.&lt;br /&gt;

          Çalışmalar günde sadece yarım çay kaşığı tarçın tüketilmesinin kolestrolü düşürdüğünü göstermiştir.Tarçın kandaki kötü &lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          kolestrol ve trigliserid seviyesini düşürür.&lt;br /&gt;

           &lt;br /&gt;

          2-Kan şekerini düşürür Tip 2 Diyabeti tedavi eder.&lt;br /&gt;

          Çalışmalar günde sadece yarım çay kaşığı tarçının kan şekerini dengelediğini göstermiştir.Tarçın insülünün daha etkin &lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          olmasını sağlar ve bu sayede kilo kontrolü ve kalp krizi riskinin azaltılmasında yardımcı olur.&lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          3. Kalp Hastalıklarına Faydalıdır.&lt;br /&gt;

          Tarçın kalp damar sistemini güçlendirir.Tarçında bulunana kalsiyum ve lif kalp hastalıklarına karşı bir koruma sağlar.Biraz &lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          tarçın koroner damar hastalığında ve yüksek tansiyonda yardımcı olur.&lt;br /&gt;

          4-Kanserle Savaşır.&lt;br /&gt;

          Aeerika Maryland&#39;de yapılan bir araştırma tarçının kan kanseri ve lenf kanserinde kanserli hücrelerin bölünmesini azalttığını &lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          göstermiştir.&lt;br /&gt;

          Tarçındaki kalsiyum ve lif kombinasyonu safra salgısını artırarak kolon hücrelerinin zarar görmesini dolayısıyla kolon &lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          kanserini önler.&lt;br /&gt;

          5-Diş Ağrısı ve Ağız Kokusu Giderici.&lt;br /&gt;

          Tarçın geleneksel olarak diş ağrısı tedavisinde ve ağız kokusu giderici olarak kullanılır.Bir kaç çimdik tarçın ağızda &lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          çiğnenebilir ya da çayı yapılıp gargara olarak kullanılabilir.&lt;br /&gt;

          &lt;br /&gt;

          6- Solunum sorunlarını tedavi eder.&lt;br /&gt;

          Tarçın grip için çok faydalı bir ev ilacıdır.Bir çay kaşığı bal ve çeyrek çay kaşığı tarçın karıştırılır ve yenir.3 gün &lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          boyunca devam edilir.Bu reçete öksürüğe,soğuk algınlığına ve sinüzite iyi gelir.&lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          7- Beyin Toniği &lt;br /&gt;

          Tarçın beyin aktivitesini artırdığından beyin için iyi bir toniktir.Sinirsel tansiyonu tedavi eder,hafıza kayıplarını önler.&lt;br /&gt;

          Çalışmalar tarçını koklamanın bilişsel fonksiyona,hafızaya,zihinsel performansa iyi geldiğini,uyanıklığı ve konsantrasyonu &lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          artırdığını göstermiştir.&lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          8- Enfeksiyonlara iyi gelir. &lt;br /&gt;

          Anti mantarianti bakteriyel,anti viral anti parazitik ve antiseptik özellikleri nedeniyle dahili ve harici enfeksiyonlarda &lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          etkilidir.&lt;br /&gt;

          9- Adet dönemini kolaylaştırır.&lt;br /&gt;

          Tarçın kadın sağlığında da faydalıdır.Adet kramplarında ve diğer adet sorunlarında rahatlama sağlar.&lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          10-Doğum Kontrolü&lt;br /&gt;

          Tarçın aynı zamanda bir doğal doğum kontrol aracıdır.Doğumdan sonra düzenli olarak kullanılması adeti geciktirir ve gebeliği &lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          önler.&lt;br /&gt;

          11- Anne Sütünü Artırır.&lt;br /&gt;

          Tarçın anne sütünde artış sağlar.&lt;br /&gt;

          &lt;br /&gt;

          12. Eklem iltihabından kaynaklanan ağrılarda rahatlama sağlar.&lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          Tarçın anti iltihap maddeler içerdiğinden,eklem iltihabı gibi hastalıklarda rahatlama sağlar.&lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          Copenhagen Üniversitesinde yapılan bir çalışma sonucunda  bir hafta boyunca her sabah 1 çay kaşığı balla çeyrek çay kaşığı &lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          tarçını karıştırıp yiyen hastlarda belirgin bir rahatlama görülmüş,bir ay boyunca kullanan hastalar ağrısız yürüyebilmişler.&lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          13- Sindirim Toniği&lt;br /&gt;

          Tarçın pek çok yiyeceğe baharat olarak eklenmeli,güzel bir tat vermesini dışında ayrıca hazmı kolaylaştırarak sindirime katkı &lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          sağlar.Tarçın hazımsızlık,mide bulantısı,kusma,mide sorunları,ishal ve gazda çok etkilidir.Bağırsak ve mideden gazı atmak &lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          konusunda çok yardımcıdır. Asitliliği,ishali ve sabah halsizliğini bitirir.Çok etkili bir sindirim toniğidir.&lt;br /&gt;

          &lt;br /&gt;

          14-İdrar Yolları Enfeksiyonlarına İyi Gelir.&lt;br /&gt;

          Düzenli bir şekilde tarçın tüketen insanlarda idrar yoları enfeksiyonları daha az görülmektedir.Tarçın idrar &lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          söktürücüdür,İdrarı artırır ve söktürür.&lt;br /&gt;

          15- Pıhtılaşma Önleyici Etki&lt;br /&gt;

          Tarçında bulunan Cinnamaldehid adlı maddenin kanın pıhtılaşmasını önleyici etkisi vardır.Acil durumlarda kanamanın durması ve &lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          yaraların kapanması için gerekli olan kanın pıhtılaşması normal şartlarda da olursa damar tıkanıklığına neden &lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          olur.Cinnamaldehid kandaki gereksiz pıhtılaşmaları önleyici bir maddedir.&lt;br /&gt;

          &lt;br /&gt;

          16- Doğal Gıda Koruyucu&lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          Yiyeceklere eklendiği zaman bakteri oluşumunu engeller ve doğal bir koruyucu görevi üstlenir.&lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          17- Baş Ağrısı Ve Migrende Faydalıdır.&lt;br /&gt;

          Soğuk çarpması nedeniyle oluşan başağrısında tarçın az bir suya eklenir ve macunumsu hale gelince ince bir tabaka halinde &lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          şakaklara ve alna sürülür.&lt;br /&gt;

          18- Sivilce ve Siyah Noktalarda Etkilidir.&lt;br /&gt;

          Tarçın kanı temizler bu yüzden sivilcelerde faydalıdır.Bir kaç damla limon suyuna bir iki çimdik tarçın karıştırılarak elde &lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          edilen macun sivilce ve siyah noktalrın üzerine uygulanırsa faydalı olur.&lt;br /&gt;

          19- Kanı inceltir ve kan akışını hızlandırır.&lt;br /&gt;

          Tarçın kan incelticidir ve bu sayede kan dolaşımını hızlandırır.Bu etkisi sayesinde ağrıların azalmasında yardımcı olur.İyi &lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          kan dolaşımı hücrelere daha fazla ve daha çabuk oksijen gitmesine yardımcı olur ve böylece metabolizmayı hızlandırır.Düzenli &lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          olarak tarçın kullanarak kalp krizi riskini azaltabilirsiniz.&lt;br /&gt;

          20- Kasları Gevşetir.&lt;br /&gt;

          21-Kas ve Eklem Ağrılarını Rahatlatır.&lt;br /&gt;

          Düzenli olarak tarçın tüketenler,tarçın tükettikten sonra kas ve eklem ağrılarında belirgin rahatlama olduğunu söylerler.&lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          22-Bağışıklık Sistemini Güçlendirir.&lt;br /&gt;

          Bal ve tarçın karışımı bağışıklık sistemini güçlendirir,halsizliği yok eder,ömrü uzatır.Yaşlanmayı geciktirici etkiye &lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          sahiptir.&lt;br /&gt;

          23- Kaşınmada Etkilidir.&lt;br /&gt;

          Bal-Tarçın macunu bözek ısırmalarına ve kaşınmaya karşı da kullanılır.&lt;br /&gt;

          24-Çok zengin bir manganez,fiber(lif),demir ve kalsiyum kaynağıdır.&lt;br /&gt;

          25-Tarçın kanamayı durdurucu etkiye sahiptir bu yüzden yaraların daha çabuk iyileşmesini sağlar.&lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          Tarçını sağlığınızı düzeltmek veya bağışıklık sisteminizi güçlendirmek için kullanabilirsiniz.Tarçını çayınıza,kahvenize &lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          ekleyebilir yediğiniz meyvelerin,tatlıların üzerine serpebilirsiniz.&lt;br /&gt;

          Tarçını aşırı dozda tüketmek tehlikeli olabilir.Ayrıca tarçın hamileler tarafından kullanılma-malıdır.ŞEker hastaları &lt;br /&gt;
          &lt;br /&gt;

          doktorlarına danışmadan ilaç yerine veya ilaçlarıyla beraber kullanma-malıdırlar.&lt;br /&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;/blockquote&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulayc.blogspot.com/feeds/7882068332572916485/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/710358542446206865/7882068332572916485?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/710358542446206865/posts/default/7882068332572916485'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/710358542446206865/posts/default/7882068332572916485'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulayc.blogspot.com/2012/02/tarcn-dunya-capnda-bilinene-en-eski.html' title=''/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17720963463589154309</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-710358542446206865.post-4329025230746585740</id><published>2012-01-17T18:44:00.002+02:00</published><updated>2012-01-17T18:44:46.278+02:00</updated><title type='text'>2012 Umut Mesajı (TR)</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;iframe allowfullscreen=&#39;allowfullscreen&#39; webkitallowfullscreen=&#39;webkitallowfullscreen&#39; mozallowfullscreen=&#39;mozallowfullscreen&#39; width=&#39;320&#39; height=&#39;266&#39; src=&#39;https://www.youtube.com/embed/K93sNjCIdWg?feature=player_embedded&#39; frameborder=&#39;0&#39;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulayc.blogspot.com/feeds/4329025230746585740/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/710358542446206865/4329025230746585740?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/710358542446206865/posts/default/4329025230746585740'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/710358542446206865/posts/default/4329025230746585740'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulayc.blogspot.com/2012/01/blog-post.html' title='2012 Umut Mesajı (TR)'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17720963463589154309</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-710358542446206865.post-5143304245840085143</id><published>2011-12-23T14:10:00.000+02:00</published><updated>2011-12-23T14:12:43.129+02:00</updated><title type='text'>Kişisel Gelişim İçin İlke Sayılacak 80 Söz</title><content type='html'>1. Başarı kazanmanın kendisidir.
&lt;br /&gt;
2. Eğer büyük düşünürseniz büyük yaşarsınız. Mutluluk içinde 
yaşarsınız. Hem başarmış , hem yüksek gelirli olarak büyük yaşarsınız. 
Arkadaşlıklar büyük olur,saygılar büyük olur. D.J.SCHAWARTZ&lt;span class=&quot;stButton&quot; style=&quot;color: black; cursor: pointer; display: inline-block; padding-left: 0px; padding-right: 0px; text-decoration: none; width: 16px;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;chicklets tag internal_tag&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
3. Yaşamınızdaki her sorun, içinde bir armağan saklar. RİCHARD BACH&lt;br /&gt;
4. Gün boyunca ne düşünüyorsak o oluruz. Eğer ne düşüneceğinizi şansa
 bırakırsanız ya da gazete ,radyo istasyonlarına bırakacak olursak,kendi
 zihnimiz üzerindeki denetim gücümüzü büyük ölçüde yitiririz. EMERSON&lt;br /&gt;
5. Bu kadar vaadler yeter! Düşünmenin sizi nasıl büyülediğini 
keşfetmek için hemen harekete geçip başlayın. Büyük filozof Disraeli’nin
 şu düşüncesiyle başlayın.” Yaşam küçük olmayacak kadar kısa.” 
D.J.SCHAWARTZ&lt;br /&gt;
6. Asla mutluluğa giden yol yoktur. Çünkü mutluluğun kendisi yoldur. WAYNE DYER&lt;br /&gt;
7. Sorunlar, bizim bilgeliğimizi ve cesaretimizi ortaya koyar. SCOTT PECK&lt;br /&gt;
8. Her sorunun bir çözümü vardır. Biri yoksa, öbürüne de sahip 
olamazsınız. Öyleyse, niçin sorunlarımızdan nefret ettiğimizi söyleriz? 
Niçin mücadelesiz bir hayat isteğini ileri süreriz. STEVE CHANDLER&lt;br /&gt;
9. “Bu nasıl yapılır?” diyerek daima yapabileceğine inanan kişilerin kapısını çalar. D.J.SCHAWARTZ&lt;br /&gt;
10. Başarı gücünün anahtarı ,en küçük şeyleri bile yapma, ama onları hemen yapma arzusu duymanızdadır. STEVE CHANDLAR&lt;br /&gt;
11. Birileri bizi dinlediği zaman , bu bizim yaratma gücümüzün 
gelişmesine,düşüncemizin açılıp genişlemesine sebep olur. İçimizde yeni 
yeni düşünceler gelişip hayat bulmaya başlar. BRENDA UELAND&lt;br /&gt;
12. Düşünmek yaptığımız en zor iştir; bu yüzden de pek az &lt;a class=&quot;st_tag internal_tag&quot; href=&quot;http://kisiselbasari.com/tag/insan&quot; rel=&quot;tag&quot; title=&quot;Posts tagged with insan&quot;&gt;insan&lt;span class=&quot;stButton&quot; style=&quot;color: black; cursor: pointer; display: inline-block; padding-left: 0px; padding-right: 0px; text-decoration: none; width: 16px;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;chicklets tag internal_tag&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; düşünmeye yeltenir. HENRY FORD&lt;br /&gt;
13. İnanın, gerçekten inanın,bir dağı istersiniz yerinden 
oynatabilirsiniz. İnanırsanız bunu yapabilirsiniz. Çok insan bir dağı 
yerinden oynatabileceğini düşünmez. Bu nedenle de çok insan bunu 
denemez. D.J.SCHAWARTZ&lt;br /&gt;
14. Etkin gevşeme,zihnimizi tazeler ve kendine getirir. STEVE CHANDLER&lt;br /&gt;
15. İşiniz sizin için oyun gibiyse,iş eğlencelerden daha eğlenceli olur. NOEL COWARD&lt;br /&gt;
16. İnanırsanız bir dağı yerinden oynatabilirsiniz. İnanmanın gücünde
 inancın gücünden başka büyü ya da mistik bir anlam yoktur. 
D.J.SCHAWARTZ&lt;br /&gt;
17. Gerçekte ne yaptığınız,yapacağınızı söylemenizden daha önemlidir. &lt;a class=&quot;st_tag internal_tag&quot; href=&quot;http://kisiselbasari.com/tag/shakespeare&quot; rel=&quot;tag&quot; title=&quot;Posts tagged with Shakespeare&quot;&gt;SHAKESPEARE&lt;span class=&quot;stButton&quot; style=&quot;color: black; cursor: pointer; display: inline-block; padding-left: 0px; padding-right: 0px; text-decoration: none; width: 16px;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;chicklets tag internal_tag&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
18. Özgüdüleme için ilk önemli dayanağınız,kendi hakkınızdaki inanç ve düşüncelerinizdir. STEVE CHANDLER&lt;br /&gt;
19. Eylemleriniz sizin kimliğinizi oluşturur. STEVE CHANDLER&lt;br /&gt;
20. Dağları oynatabileceklerine inananlar bunu yaparlar. İnanmayanlar
 bunu yapamazlar. İnanç , insanın yapma gücünü harekete geçirir. 
D.J.SCHAWARTZ&lt;br /&gt;
21. Hiçbir şey,tamamlanmamış bir görevi sürdürmeye çalışmak kadar zor ve yorucu değildir. WİLLİAM JAMES&lt;br /&gt;
22. İyi bir bitrici olduğununuza &lt;a class=&quot;st_tag internal_tag&quot; href=&quot;http://kisiselbasari.com/tag/inanmak&quot; rel=&quot;tag&quot; title=&quot;Posts tagged with inanmak&quot;&gt;inanmak&lt;span class=&quot;stButton&quot; style=&quot;color: black; cursor: pointer; display: inline-block; padding-left: 0px; padding-right: 0px; text-decoration: none; width: 16px;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;chicklets tag internal_tag&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; için, kendinize bunu kanıtlayacak bir dizi bitirilmiş görevler ortaya koymalısınız. STEVE CHANDLER&lt;br /&gt;
23. Başarılı bir insan olmak için,kendi yıldızlarınızı meydana çıkarmalısınız. STEVE CHANDLER&lt;br /&gt;
24. Ulaşmak istediğiniz hedef ne olursa olsun,eğer mutluysanız,ona ulaşmanız on kat daha kolaylaşacaktır. STEVE CHANDLER&lt;br /&gt;
25. Derinliğine yaşayan insanlar,ölüm korkusu hissetmezler STEVE CHANDLER&lt;br /&gt;
26. Kendi hayanızdan başkasını yaşamayın. STEVE CHANDLER&lt;br /&gt;
27. Kötümserler her zaman ye hep, ya hiç mantığını taşıyarak düşünürler. STEVE CHANDLER&lt;br /&gt;
28. Utangaç insanlar en büyük ego manyaklarıdırlar;çünkü dikkatlerini
 çok yoğun bir biçimde kendi üzerlerinde yoğunlaştırırlar. Sanki 
aynalarla çevrili gibidirler. NORMAN VİNCET PEALE&lt;br /&gt;
29. Herkes ama herkes hayatını bir şeyler satarak kazanır. ROBERT LOUİS STEVENSON&lt;br /&gt;
30. Dikkatinizin nerede olmasını istiyorsanız orada toplayıncaya 
kadar, kendi kendinizin yöneticisi olmayı başarmış sayılmazsınız. 
Gelecek saatte neyi düşüneceğinizi belirlemeyi becerinceye dek asla 
mutlu olamazsınız. EMMET FOX&lt;br /&gt;
31. Dünyada görmek istediğiniz değişikliği önce siz kendi üzerinizde uygulayıp gerçekleştirmelisiniz. GANDHİ&lt;br /&gt;
32. İnanın, gerçekten başarabileceğinize inanın, başarabilirsiniz ve başaracaksınız. D.J.SCHAWARTZ&lt;br /&gt;
33. Özsaygı ve kendine güven, disiplinli çalışmanın meyvesidir. ABRAHAM HESCE&lt;br /&gt;
34. Kendi kendinizi en çok karanlıkta tahrip edebilirsiniz.” NNATHANİEL BRANDEN&lt;br /&gt;
35. Büyük insanları büyük görmemizin sebebi, bizim dizlerimiz üzerine
 çökmemizdir. Diz üstü çökmeyi bırakıp biz de ayağa kalkmalıyız. ROBERT 
COLLİER&lt;br /&gt;
36. “ peki, bir deneyeceğim ama bu işin olacağını sanmıyorum. “ tavrı , başarısızlığı getirir. D.J.SCHAWARTZ&lt;br /&gt;
37.Eğer irade gücünüzün pek olmadığını düşünüyorsanız, kendi başarınızı sabote ediyorsunuz demektir. STEVE CHANDLER&lt;br /&gt;
38. Büyüdükçe beğendiğimiz ya da özendiğimiz insana benzeriz. EMMET FOX&lt;br /&gt;
39. Endişeleri düşünürsen başarısız olursun. Endişeleri bırakıp zaferi düşünürsen başarılı olursun. D.J.SCHAWARTZ&lt;br /&gt;
40. Kahramanlar,bize insanoğlunun neler başarabileceğini göstermiştir. STEVE CHANDLER
&lt;br /&gt;
41. lidere saygı duymak saygı duymak iyidir. Onu gözetleyip ondan
 bir şeyler öğrenin ama ona tapmayın. Ondan daha olabileğinizi inanın. 
Ondan daha ileri gidebileceğinize inanın. D.J.SCHAWARTZ&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;float: left;&quot;&gt;
&lt;ins style=&quot;border: none; display: inline-table; height: 280px; margin: 0; padding: 0; position: relative; visibility: visible; width: 336px;&quot;&gt;&lt;/ins&gt;&lt;br /&gt;
&lt;ins id=&quot;aswift_2_anchor&quot; style=&quot;border: none; display: block; height: 280px; margin: 0; padding: 0; position: relative; visibility: visible; width: 336px;&quot;&gt;&lt;/ins&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;
42. Bir insan için beğenilen bir kahraman , onu zenginleştiren bir enerji ve esin kaynağı haline gelir. STEVE CHANDLER&lt;br /&gt;
43. İnsan kendi düşüncelerinin ürünüdür. Büyük düşünün. Ayarlarınızı 
ileriye ayarlayın. Başarınızı , başarınıza olan dürüst ve saygılı 
inançla, atak bir biçimde başlatın. Büyük düşünün ve iyi gelişlin. 
D.J.SCHAWARTZ&lt;br /&gt;
44. Neyi arzuluyorsanız,bütün dikkatinizi onun üzerinde 
yoğunlaştırın; eninde sonunda gerçekleştiğini göreceksiniz. STEVE 
CHANDLER&lt;br /&gt;
45. İçinde hep en iyi ikinci olacağına inancını koruyanlar hep o işi 
en iyi ikinci yapan olurlar,birinci olarak değil. D.J.SCHAWARTZ&lt;br /&gt;
46. Mutlu ve hevesli bir insan olmak üzerine dikkatinizi toplayın; 
fazla bir zaman geçmeden öyle olduğunuzu göreceksiniz. STEVE CHANDLER&lt;br /&gt;
47. Cesaretin büyük kısmı , o korkulan şeyi daha önce yapmış olmaktan kaynaklanır. EMERSON&lt;br /&gt;
48. Hayali olmayanın gerçekleştirmek istediği bir amacı, amacı olmayanın da hiç kimseye bir yararı dokunmaz. (Mustafa Uludağ)&lt;br /&gt;
49. Kendinize inanın , güzel şeyler olmaya başlar. D.J.SCHAWARTZ&lt;br /&gt;
50. Ölüm ,insanı bir kere ;korku insanı bin kere öldürür. İSHAK TARIK&lt;br /&gt;
51. Mutlu insanlar hedeflerine daha hızlı uçarlar. STEVE CHANDLER&lt;br /&gt;
52. Zihniniz, bir günde sayısız &lt;a class=&quot;st_tag internal_tag&quot; href=&quot;http://kisiselbasari.com/tag/dusunce&quot; rel=&quot;tag&quot; title=&quot;Posts tagged with düşünce&quot;&gt;düşünce&lt;span class=&quot;stButton&quot; style=&quot;color: black; cursor: pointer; display: inline-block; padding-left: 0px; padding-right: 0px; text-decoration: none; width: 16px;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;chicklets tag internal_tag&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; üreten verimli bir &lt;a class=&quot;st_tag internal_tag&quot; href=&quot;http://kisiselbasari.com/tag/dusunce&quot; rel=&quot;tag&quot; title=&quot;Posts tagged with düşünce&quot;&gt;düşünce&lt;span class=&quot;stButton&quot; style=&quot;color: black; cursor: pointer; display: inline-block; padding-left: 0px; padding-right: 0px; text-decoration: none; width: 16px;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;chicklets tag internal_tag&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; fabrikasıdır. D.J.SCHAWARTZ&lt;br /&gt;
53. Aşk,kendi rolünü oynatır. EMMET FOX&lt;br /&gt;
54. Hayal gücü ,bilgiden daha önemlidir. EİNSTEİN&lt;br /&gt;
55. Dünyayı düşünce ve hayal gücü yönetir. NAPOLEON HİLL&lt;br /&gt;
56. Başarıya giden ilk ve tek adım:” Kendinize inanın.” Başaracağınıza inanın.&lt;br /&gt;
57. Her insanda bir dahi kapasitesi vardır. STEVE CHANDLER&lt;br /&gt;
58. Tercihten kaçınan bir insan tercihini yapmış demektir. YAHUDİ ATASÖZÜ&lt;br /&gt;
59. Başarılı insanların hayatları incelendiğinde, şu 
görülmüştür:sıradan bir insanın öne sürebileceği tüm bahaneler, başarılı
 insanlar tarafından ileri sürülebilecekken ,ileri sürülmemiştir. 
D.J.SCHAWARTZ&lt;br /&gt;
60. Sinik insanlar, yaratamazlar. CALVİN COOLİDGE&lt;br /&gt;
61. Kendinizi kimin yanında daha canlı, daha mutlu ve daha iyimser 
hissettiğiniz arkadaşlarınızın bir listesini çıkarın ve bu hafta 
içlerinden hangisiyle birlikte zaman geçireceğinize karar verin. ANDREW 
WEİL&lt;br /&gt;
62. Mutluluk bir tercihtir. STEVE CHANDLER&lt;br /&gt;
63. Zihninizi yönlendiren düşünce,zeka gücünüzden daha önemlidir. D.J.SCHAWARTZ&lt;br /&gt;
64. Sinik insanlarla birlikteyseniz, sizi aşağı çekeceklerdir. Sizin 
başarılı ve mutlu olmanızı destekleyen insanlarla birlikte olmanız 
mutluluk ve başarınızı bir adım öne taşıyacaktır. STEVE CHANDLER&lt;br /&gt;
65. Küçük parçalara ayırdığınız takdirde üstesinden gelemeyeceğiniz hiçbir iş yoktur. HENRY FORD&lt;br /&gt;
66. Doğmak için uğraşmayan insanlar, ölümle meşguldür. BOB DYLAN&lt;br /&gt;
67. İlgi, istek,ilimde de kritik faktör D.J.SCHAWARTZ&lt;br /&gt;
68. Derinlemesine yaşayan insanlar ölümden korkmazlar. ANAİS NİN&lt;br /&gt;
69. Mutlu olduğumuz için şarkı söylemeyiz;şarkı söylediğimiz için mutlu oluruz . WİİLİAM JAMES&lt;br /&gt;
70. Neden hissetme biçimin bir başkasının kafasındaki düşüncelere bağlı olsun. EMERSON&lt;br /&gt;
71. Vazgeçmemek, yapabilmenin yüzde 95’idir. D.J.SCHAWARTZ&lt;br /&gt;
72. Eğer insan, kötü görünmekten korkuyorsa , onu herkes her zaman dövebilir. RENE AUBERJONOİS&lt;br /&gt;
73. Yaptığınız iş, eğer zevkli değilse, onu doğru yapmıyorsunuz demektir. FRAN TARKENTON&lt;br /&gt;
74. Neşeli olduğunuz zaman vücut kimyanız değişir; böylece 
motivasyonunuz da artar ve enerjinizde yeni sıçramalar olur. STEVE 
CHANDLER&lt;br /&gt;
75. İnsanın tüm dertleri , bir odada ,kendi başına,sessizce ve uzun süre oturmayı becerememesinden kaynaklanır. BLAİSE PASCAL&lt;br /&gt;
76. Olmak istediğimiz kişilik gibi davrana davrana o kişiliğe bürünürüz. LEONARD NİMOY&lt;br /&gt;
77. Eğer siz kötümser biriyseniz , sizin biyolojik bilgisayarınız çoğu kez o yönde yüklü ve yoğun olur. STEVE CHANDLER&lt;br /&gt;
78. Eğer bir şeyin hayalini kurabiliyorsanız, onu yapmayı başarırsınız WALT DİSNEY&lt;br /&gt;
79. Çok küçük ve çok belirsiz hedeflerin hiçbir gücü yoktur. STEVE CHANDLER&lt;br /&gt;
80. Acıların ve düş kırıklığının üstesinden gelmenin bir tek kuralı, 
duygusal bozgunlukların planlı bir çalışmayla değişikliğe uğratmaktır. 
Bu , eşsiz bir kuraldır. NAPOLEON HİLL</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulayc.blogspot.com/feeds/5143304245840085143/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/710358542446206865/5143304245840085143?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/710358542446206865/posts/default/5143304245840085143'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/710358542446206865/posts/default/5143304245840085143'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulayc.blogspot.com/2011/12/kisisel-gelisim-icin-ilke-saylacak-80.html' title='Kişisel Gelişim İçin İlke Sayılacak 80 Söz'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17720963463589154309</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-710358542446206865.post-510767077154707942</id><published>2011-11-30T20:16:00.001+02:00</published><updated>2011-11-30T20:22:08.979+02:00</updated><title type='text'>Mutlu Bir Gün İçin Önemli Sırlar</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: black;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-size: small;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;capitalletter&quot;&gt;&lt;span class=&quot;bbc_color&quot;&gt;&lt;span class=&quot;bbc_size&quot;&gt;&lt;em&gt;Nedir
 bu asık yüz, neden homurtular içindesiniz. Bir türlü mutlu 
olamıyorsunuz.. “İşte berbat bir gün daha.” yakınmalarıyla yataktan 
kalkıyorsunuz. Oysa güne daha iyi başlamak da mümkün. Bir gün, nasıl 
başlarsa öyle gider! Uzmanların bu alandaki önerilerine kulak vermek 
lazım... İşte size bir güne güçlü ve moralle başlamak için ipuçları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güne
 nasıl başlarsanız bütün gününüz öyle geçecektir. O yüzden günü moralle 
başlamak çok önemlidir. Birçok insan homur homur yataktan kalkar ve 
bütün gün de o homurtularıyla kendisini olduğu kadar çevresini de 
rahatsız eder. Yatakta gözünüzü açtığınız andan itibaren günü 
yapılandırmak sizin elinizde. Mutlu, başarılı, insan ilişkilerinde 
doyurucu bir güne merhaba demek için bazı yöntemleri yaşama geçirmeniz 
gerekiyor. İşte mutlu bir gün için size bazı önemli sırlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah henüz yataktan kalkmadan (uyandığınız an) dudaklarınıza bir gülümseme gönderin.&lt;br /&gt;Her
 gün kendiniz için olumlu onaylamalarla uyanmayı alışkanlık haline 
getirmeye gayret gösterin. Örneğin şöyle söyleyebilirsiniz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bugünüm aydın olsun. Bugün evrenin bana vereceği tüm güzel mucizeleri kabul ediyorum.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pencerenin
 önüne gelin ve dışarıya (doğaya bakarak) nefes alıp vermeye başlayın. 
Bu “nefes egzersizleri”ni, nefesinizi izleyerek gerçekleştirin. Bunu 
birkaç kez tekrarlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabahleyin eğer kendinizi çok ağır ve
 hareket edemeyecek kadar yorgun hissediyorsanız mutlaka egzersizle 
başlayın güne. Ya da enerjinizi sağlamak için bol vitaminli bir kahvaltı
 hazırlayın. Güne enerjik başlarsanız bütün gün öyle geçer. Bunu için şu
 sözü aklınızdan geçirin: “Hiç kimse içindeki coşkuyu kaybetmiş bir 
insan kadar yaşlı olamaz!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beş veya on dakika denizi ya da 
yeşil bir alanı seyredin. Bu ortamda varlığınızı fark edin. Sahip 
olduklarınız için evrene (Örneğin sevdiğiniz işte çalıştığınız için ya 
da sağlıklı olduğunuzdan dolayı) teşekkür edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyle ama
 her şeyle bağ kurmaya çalışın; çiçekle, ağaçla, hayvanlarla, cansız 
varlıklarla... Onlarla aranızdaki bağ günü mutlu geçirmeniz için size 
enerji sağlayacaktır. Örneğin işe giderken yolunuzun kenarındaki 
çiçekleri mutlaka “görün” varlıklarından dolayı mutlu olduğunuzu 
düşünün. Çiçeklerle kurulan bağ çok önemlidir. Yaşam bize bizim ona 
sunduğumuz kadar artı (+) veya eksi (-) frekans sunar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her 
gün birisi ya da bir şey için iyi olduğuna inandığınız bir davranışta 
bulunun. Örneğin “Seni seviyorum.” deyin ya da ona çiçek alın. İhtiyacı 
olan birine iyilik yapın. Ancak asla “Ben yaptım”, “Ben gittim!”, “Ben 
hallettim!” gibi sözleri kullanmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabahleyin evde ve işte
 karşılaştığınız insanlara gülümsemeye çalışın. Bu sizin için zorsa 
kendinizi zorlayın. Çünkü bedenin de buna ihtiyacı var. Gülümsediğiniz 
zaman kendinizi daha iyi hissedeceğinizi biliyor musunuz? Ancak 
gülümsemenize canlılık katın, gözlerinizle de gülümsemeye çalışın. Bunun
 aksine kaşlarınızı çattığınız zaman da olumsuz duygularla örülü bir 
çemberin bedeninizi saracağını.&lt;br /&gt;Miş gibi oyununu oynayın ve “Bugün 
mutluyum.” deyin. Mutluymuş gibi davranırsanız mutlu olmanızı sağlayacak
 ruhsal durumu davet eder ve bunun sonunda gerçekten mutlu olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okuduğunuz
 gazeteyi düşünün. Olumsuz haberlere içiniz kararmıyor mu? Sabah ilk 
karşılaştığınız insanlara yönelik olarak kendinizle ilgili “olumlu 
haberler” yayınlayın! Unutmayın, iş yerinizde ve çevrenizdeki insanlar 
bu “haberlere” göre sizin hakkınızda fikir sahibi olacaktır. Örneğin 
“Bugün kendimi harika hissediyorum.” deyin. Her firsatta bunu 
tekrarlayın. Kendinizi gerçekten iyi hissetmeye başladığınızı 
göreceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O günün kötü geçeceğine dair bir düşünce 
zihninizde belirdiyse bunu derhal uzaklaştırın düşüncelerinizden. 
Örneğin “İşe gidiyorum, müdürümün o berbat yüzünü göreceğim yine.” diye 
düşünmek yerine, “İyi ki bir işim var, sorunlarımı paylaşacağım bir iş 
arkadaşına sahibim.” diye düşünün. Uzmanlar, bu tür olumlu sözlerin 
yolda yürürken ya da gün boyunca dönem dönem tekrarlanmasını 
öneriyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşinizde veya çevrenizdeki insanlara daha farklı
 bakmayı deneyin. Örneğin insanlara “değer katma”yı düşündünüz mü? 
“Yardımcılarımın değerine değer katmak için ne yapabilirim?” diye kafa 
yorun. Onların daha verimli olmalarını sağlamak için ne yapabileceğinizi
 düşünün. Unutmayın bir insanın iyi yanını ortaya çıkarmak için önce 
onun en iyi yanını hayalinizde canlandırmaya çalışın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer 
zorlu bir günü başlayacaksanız (Önemli toplantı, sınav veya konuk 
ağırlama gibi) hayal gücünüzü devreye sokun. İmgelemeniz, bedeninizin 
davranışlarını inanılmaz ölçüde belirler. Kendinizi zihninizin gözüyle 
resmedin. O gün, nasıl olmak ve nasıl görünmek istiyorsanız öyle olun. 
“Güçlü, güvenli ve dinlenmiş...” Bu olumlu imgenizin nasıl eksiksiz 
gerçekleştiğine siz bile inanamayacaksınız. Eğer günlük işleri iyi 
gidiyormuş gibi zihnimizde canlandırırsak işler inanın ki iyi 
gidecektir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Kendinizi sevmiyorsanız o gününüz iyi geçmeyecektir.
 Kendinizden nefret etmekten vazgeçin. Kendinizi küçük görmeyi bırakın. 
Kollarınız kendinize dolayıp, “Her şeyin güzel, saçların, dökülüyor 
olabilir ama sahip olduğum tek şey sensin.” deyin. İnsan zayıf 
yanlarıyla da insandır. Güçsüzlüklerinizle barış yaptığınız zaman her 
şey daha kolaylaşacaktır.&lt;br /&gt;Alıntı&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulayc.blogspot.com/feeds/510767077154707942/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/710358542446206865/510767077154707942?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/710358542446206865/posts/default/510767077154707942'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/710358542446206865/posts/default/510767077154707942'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulayc.blogspot.com/2011/11/mutlu-bir-gun-icin-onemli-srlar.html' title='Mutlu Bir Gün İçin Önemli Sırlar'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17720963463589154309</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-710358542446206865.post-8201556391814896419</id><published>2011-11-29T20:28:00.000+02:00</published><updated>2011-11-29T20:38:58.879+02:00</updated><title type='text'>Motivasyon ve Yaşam Enerjinizi Yüksek Tutmak İçin</title><content type='html'>&lt;span style=&quot;font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;&quot;&gt;Hepimiz zaman zaman, kendimizi kötü hissederiz. Bu durum, motivasyonumuzun kaybolmasından ve yaşam enerjimizin düşmesinden kaynaklanır. Peki neden motivasyonumuz veya enerjimiz düşüyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Hem motivasyonumuz hemde yaşam enerjimiz, hayatta mutlu ve başarılı olmak için büyük önem taşır ve itici güçtür. Bu iki unsurun sürekli üst seviyede kalabilmesi için dikkat edilmesi gereken bir takım konular nedir diye soracak olursanız.&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; * İnsan EGO&#39;su sürekli olarak sizi hayatta tutmaya odaklandığından size geçmişte yaşadığınız her türlü olumsuzluğu hatırlatır. (düzeltin diye ama geçmiş zaman nasıl düzelebilir ki) İŞTE BU YÜZDEN GEÇMİŞTE YAŞADIĞINIZ TÜM BAŞARI HİKAYELERİNİ NOT ALIN...&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; * İnsanın hedefleri olmalı 1 aylık, 3 aylık, 6 aylık, 1 yıllık, 3 yıllık, 5 yıllık. Kendinizle ilgili, ilişkilerinizle ilgili, işiniz ile ilgili, arkadaşlarınızla ilgili, sağlığınız ile ilgili oturun ve yazın. Hedefleri sürekli ayda bir güncelleyin. BAŞARILARINIZI KOYDUĞUNUZ HEDEFLERE ULAŞTIĞINIZI GÖRÜN...&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; * Gözlerinizi kapatın ve kendinizi gelecekte ne yapıyor olarak görmek istiyorsanız ve planlarınızda ne varsa, onu yaparken renkli bir şekilde canlandırın. Sağlıklı bir şekilde koşuyorsunuz, bahçenizdeki çiçekler ile ilgileniyorsunuz ya da çalışıyorsunuz. BÖYLECE GELECEĞİNİZİ PLANLAMIŞ OLACAKSINIZ...&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Etrafınıza bakın ve sahip olduğunuz şeylerin değerlerinin farkına varın. Arkadaşlarınız, aileniz, kariyeriniz, eviniz yada başka herhangi bir şey. Bu bile başlı başına bir mutluluk kaynağıdır. Kötü şeylerin hayatımıza nasıl girdiğinin önemi yok, biz sahip olduğumuz şeyler için şükretmeliyiz. Farklı bir bakış açısıyla bakın ve hayatınızdaki güzel şeylerin tadını çıkarın. SAHİP OLDUĞUNUZ ŞEYLERİN DEĞERİNİ BİLİN...&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; * Günlük hayatınızda, bunu başarırım yada bir çözümü var, gibi olumlu cümleler kullanmaya dikkat edin. İnsanların ne kadar başarılı oldukları, iyimser yada kötümser olmalarına göre değişir. Pozitif davranışlara sahip olmak, üzerinde uğraşmanız gereken bir şeydir. Önemli olan, ne olduğunuz yada olmadığımız değil, ne olacağımızdır. Kurduğunuz, cümlelerin sizin psikolojiniz ve davranışlarınız üzerinde son derece önemli etkileri olduğunu unutmayın. POZİTİF KELİMELER VE CÜMLELER KURUN, KULLANIN...&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; * Yapmak istediğiniz şeyleri, sahip olmak istediklerinizi belirleyiniz. Bunu bir liste halinde yazın. Her ne olursa hiç önemli değil. Güzel bir villa, bir yat, İngilizce öğrenmek, Avrupa seyahati gibi... Sonra bu istekleriniz ile resimler bulun (renkli resimler) bunlardan bir pano oluşturun ve her zaman göreceğiniz bir yere asın. HAYAL PANOSU OLUŞTURUN...&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; * Mutlu bir yaşam için, sağlıklı beslenme çok önemlidir. İyi bir plan, sizin vücut sisteminiz için gerekli olacak tüm besin, vitamin ve mineralleri içerir. Vücudunuz ve motivasyonunuz için sağlıklı beslenin. Sigara ve alkolden uzak durun... SAĞLIKLI BESLENİN...&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müzik sakinleştirir, heyecanlandırır, hüzünlendirir ve motive eder. Sizi motive edecek şarkı tipini belirleyin ve dinleyiniz. Müzikteki titreşimler, ruhumuzun ve bedenimizin titreşimleri ile büyük uyum gösterirler işte bu yüzden bazı müzikler enerjimizi arttırırken bazıları düşürebilir. MÜZİK DİNLEYİNİZ...&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; * Sizi motive eden filmlerin listesini yapın ve küçük bir arşiv oluşturun. MOTİVE EDİCİ FİLMLER İZLEYİNİZ...&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; * Şöyle bir etrafı gezin, rahatlayın, serbest zaman geçirin. Hepimizin rahatlamaya ihtiyacı var ve aslında hızlı yürüyüşler yapmak, araba kullanmak, gerçekten iyi birer çözüm. Bu şekilde yaptığınız mekan değişikliği, üzerinizdeki olumsuz havayı dağıtacaktır. AÇIK HAVADA ORMAN İÇLERİNDE YÜRÜYÜŞ YAPINIZ...&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; * Çocuklar ile zaman geçirmek size farklı bakış açıları kazandıracaktır. İşteki yada özel hayatınızdaki sıkıntı yada endişeler, çocuklarınız ile oynadığınızda eriyip gider. Çocuklar her şeye basit yollu bakarlar ve bunu öğrenmek bile bizim için kar sayılır. ÇOCUKLARLA VAKİT GEÇİRİN...&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; * Sağlıklı bir uyku süresi 7, 8 saattir. Bununla birlikte 8 saatten fazla olmamasına da dikkat edin. Düzenli ve yeterli bir uykuya sahip olmanın, hem vücudunuz hem de zihniniz açısından ne kadar yararlı olduğunuz göreceksiniz. UYKUNUZA DİKKAT EDİNİZ...&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; * Etrafınızdaki şeyler ve Dünya hakkında sürekli öğrenmeye devam edin ve asla durmayın. Sizi ilgilendiren şeyler hakkında okuyun, dinleyin ve öğrenin. Mesela, sorulan bir soruya &quot;bilmiyorum&quot; demenin tadını çıkarın, sonra hemen öğrenin. Meraklı olun. SÜREKLİ ÖĞRENME GAYRETİ İÇİNDE OLUNUZ...&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; * Spor faaliyetleri içerisinde olun, haftada en az 3 defa 1 saatten az olmamak kaydıyla her hangi bir spor dalı ile ilgilenin. Her gün mutlaka 45 dakika yürüyüş yapın. SPOR YAPIN...&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Alıntı)&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;&quot;&gt; &lt;/span&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulayc.blogspot.com/feeds/8201556391814896419/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/710358542446206865/8201556391814896419?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/710358542446206865/posts/default/8201556391814896419'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/710358542446206865/posts/default/8201556391814896419'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulayc.blogspot.com/2011/11/motivasyon-ve-yasam-enerjinizi-yuksek.html' title='Motivasyon ve Yaşam Enerjinizi Yüksek Tutmak İçin'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17720963463589154309</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-710358542446206865.post-4068186141795961026</id><published>2011-11-25T17:25:00.001+02:00</published><updated>2011-11-25T17:28:04.975+02:00</updated><title type='text'>Unutma Nasıl Önlenir?</title><content type='html'>&amp;nbsp;Unutma Nedir?&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Unutma, öğrenilen ya da bellenilen şeylerin, bağların zayıflığı nedeniyle, ya birdenbire, yahut da zamanla kaybolmasıdır. Bu nedenle; unutmaya, hatırlamanın tersi de denilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neleri Unuturuz?&lt;br /&gt;&amp;nbsp;İsimleri, tarihleri, rakamları kısacası zihnimizde iz (trace) bırakmayan bilgileri unuturuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden Unutuyoruz?&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Doç Dr. Hasan Bacanlı “Gelişim ve Öğrenme” adlı kitabında unutmanın nedenlerini şu şekilde sıralıyor.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;1. Kullanılmayan bilgiler unutulur.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;2. İyi yerleşmemiş bilgiler arasında karışıklık olur.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;3. İşimize gelmeyen olayları unuturuz.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;4. Yeni yaşantılar edindikçe eskileri unuturuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutma Nasıl Önlenir?&lt;br /&gt;&amp;nbsp;1. Öğrendiklerinizi kullanın.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;2. Bilgilerin hafızanıza iyi yerleşmeme ve iz bırakmama gibi herhangi bir sorununuz varsa bilgileri daha anlamlı hale getirin. Ve edindiğiniz bilgiyi ayırt edici konuma getirin.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;3. Zorla ve isteksiz öğrenilen bilgiler unutulur. Bu şekilde öğrenilen bilgilerin üzerinden baskıyı kaldırın ve tehdit etmeyen bir biçime getirin.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;4. Hafızamı geliştirebiliriz. Böylelikle güçlü bir hafızayla kolayca herşeyi öğrenebilir, hatırlayabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmanın Nasıl Önlenebileceğine Bir Örnek&lt;br /&gt;&amp;nbsp;İnsanların isimlerini zor hatırlıyor olabiliriz. Yürürken eski bir arkadaşımız karşımıza çıktı ve ismini hatırlayamadık. Gerçekten arkadaşımızın karşısında çok zor duruma düşeriz. Eski arkadaşlarımızın, yakınlarımızın, iş arkadaşlarımızın vb. kişilerin ve varlıkların isimlerini unutmamak için bazı önlemler alabiliriz. Bunlar şu şekildedir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. İsimleri unutmamak üzere kendinizi şartlandırmalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. İlk kez karşılaştığınız birisinin ismini öğrenirken doğru öğrenmeye özen gösterin. İsmini konuşma süresince tekrarlayın ya da tekrarlattırın. Mümkünse isminin anlamını sorun. Bu anlam ismin hafızanıza şekillenerek yerleşmesine sebep olur. İsmin hafızanızda kalıcılığı artar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Karşınızdakiyle konuşurken mutlaka ismiyle hitap etmeye çalışın. Abi, usta, dayı, amca gibi ünvan sıfatlarını da kullanabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Kişinin yüzünü çok iyi bildiğiniz birisinin yüzüne benzetebilirsiniz. Genelde ünlü sanatçılara, futbolculara, oyunculara benzetilir. Kişiye baktığınızda o ünlü (benzetilen) aklınıza gelir ve ismini kolayca hatırlayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bisiklete Binmeyi Neden Unutmuyoruz?&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Bisiklete binmeyi bir kere öğrendiğimizde asla unutmuyoruz. Bunun sebebi beyincikte bulunan bir sinir hücresidir. Adnkronos’un Daily Express gazetesine göre, İngiltere Aberdeen Üniversitesinde bulunan bir grup bilim adamı, beyincikte, bisiklete binme, kayak yapma ve çubukla yemek yeme gibi becerilerle ilgili bir sinir hücresi keşfetti. Bilim adamları, beyinciğin yaydığı elektro sinyalleri takip eden ve bunları bellek için beynin diğer bölümlerine gönderen “bekçi” sinirin, beynin yeni öğrenilen koordinasyon becerilerini hatırlamasına yardımcı olduğunu tespit etti. Buluştan, nörolojik rahatsızlıkları olanlar için yapay cihaz imalatında yararlanılabilmesi umuluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmayı Engellemek için Hafızamızı Geliştirebiliriz&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Doğan Cüceloğlu “İnsan ve Davranışı” adlı kitabında hafızayı geliştirmek için altı aşamalı hafıza geliştirme yöntemi ortaya atmıştır. Buna göre:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşama 1: Gözden geçirin: Öğrenmek istenilen malzemenin gözden geçirilmesini ve nasıl düzenlendiğinin incelenmesini içermektedir. Konu ana hatlarıyla düzenlenip kendi kelimelerinizle ayzılabilir. Daha sonraki aşamalarda da okunulan bilginin özetin neresinde yer aldığı akılda tutulursa öğrenmek istenilen bilginin bu şekilde örgütlenmesinin yararı ortaya çıkar. Örgütlenerek organize edilerek çalısılan bir bilginin belleğe ne kadar yardımcı olduğu bu şekilde görülebilir denmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşama 2: Soru hazırlayın: Örgütlenen her bölümle ilgili soru hazırlanmasını içermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşama 3: Okuyun: Hazırlanan sorulara cevap aracasına okuma yapılmasını içermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşama 4: İlişkiler kurun: Sorulara cevap verdikçe bölümler arsındaki bağlantıların neler olduğunun anlaşılmaya çalışılmasını içermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşama 5: Tekrar edin: Her bölüm bitirilince birkaç kere tekraredilmesini ve o bölümde hatırlanmasında zorlanılan kavramların farkına varılıp özellikle o kavramların gözden geçirilmesini içermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşama 6: Yeniden gözden geçirin: Konunun ve bu aşamaların tam olarak yapılıp yapılmadıığının gözden geçirilmesidir. Bu aşamada konunun temel bölümlerinin ve bu bölümlerdeki temel kavramların hatırlanılması gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cikisyolu.com</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulayc.blogspot.com/feeds/4068186141795961026/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/710358542446206865/4068186141795961026?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/710358542446206865/posts/default/4068186141795961026'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/710358542446206865/posts/default/4068186141795961026'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulayc.blogspot.com/2011/11/unutma-nasl-onlenir.html' title='Unutma Nasıl Önlenir?'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17720963463589154309</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-710358542446206865.post-5619937517149142128</id><published>2011-10-17T04:00:00.002+03:00</published><updated>2011-10-17T04:00:36.930+03:00</updated><title type='text'>GENETİK YAPILANDIRMA VE DEĞİŞİM</title><content type='html'>Nefesle sınırları ortadan kaldırmak ve bolluk yaratmak;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Zihnimiz, hayal edebileceğinizden daha fazla enerjinin var olduğunu&lt;br /&gt;
kabul ettiği her defasında yeni bir manyetik alan yaratır. Enerji&lt;br /&gt;
kendisine temas eden her şeyle içine konulan niyete bağlı olarak&lt;br /&gt;
karşılık verir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Derin bir nefesler alın. Her nefes alışverişinizle enerjinin taç&lt;br /&gt;
çakranızdan beyninize girdiğini, beyninizin uyuyan bölümlerini,&lt;br /&gt;
özellikle beyninizin sağ lobunda bulunan bolluk anlayışınızı&lt;br /&gt;
uyandırma işlemini başlatan elektriksel impusları tutuşturmaya&lt;br /&gt;
başladığınızı hissedin.  Bu sizin yıkmakta ve genişlemekte&lt;br /&gt;
zorluk çektiğiniz sınırlarınızın, kalıplarınızın&lt;br /&gt;
parçalanmasına ve bu sıkışık anlayışların bolluk ve berekete&lt;br /&gt;
dönüşmesine yardımcı olacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nefes alın ve aldığınız enerjin alanınızı sarmasına,&lt;br /&gt;
yerleşmesine ve alanınızın sınırlarını genişleteceğinin&lt;br /&gt;
farkına varın. Nefesinizle, alanınıza taşıdığınız enerjilerin&lt;br /&gt;
 kendimize karşı olma ve kendimize değer vermeme düşüncelerini&lt;br /&gt;
değiştirmesine, aza razı olmamızın ve yoksulluk&lt;br /&gt;
bilinçliliğimizin bolluk bilincine dönüştürmesine izin verin.&lt;br /&gt;
İzin verin ki sevgisizlik ve ego hakimiyetinde dönüştürülmüş ;&lt;br /&gt;
kristal kalıpları, sıkışan manyetik alanları parçalamaya&lt;br /&gt;
başlasın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bolluğun bizimle teması küçük şeylerle başlayabilir. Bunları&lt;br /&gt;
göz ardı etmeyin, çünkü bunlar sizi bolluk potansiyellerine&lt;br /&gt;
taşıyacak daha büyük adımları hazırlayacaktır.&lt;br /&gt;
Nefes farkında lığı yaşam sevgisi, para sevgisi, huzur, barış ,&lt;br /&gt;
sevinç ve uyum sevgisini varlığımıza taşır. Bırakmanız gereken&lt;br /&gt;
tek şey para korkumuz, yani gelecekten endişe duymamızdır.&lt;br /&gt;
Kazandığımız şeyleri kaybetme korkusuyla elimizdekini korumak ve&lt;br /&gt;
elimizdekini kaçırmama telaşı yüzünden bizi bolluğa&lt;br /&gt;
taşıyabilecek ne daha fazlasını düşünüyor, ne istiyor, nede bu&lt;br /&gt;
konuda bir girişimde bulunabiliyoruz.&lt;br /&gt;
Zaman ve buna bağlı olarak enerjiler değişti ve değişmeye devam&lt;br /&gt;
ediyorlar. Biz değişen değerler ve enerjiler karşısında gerekli&lt;br /&gt;
gelişimi ve değişimi oluşturamadığımızdan yaratma, iyileştirme&lt;br /&gt;
yerine sınırlama, acı, zorluk, yoksulluk ve  kurban bilinciyle&lt;br /&gt;
hareket ediyoruz. Bilinçli nefeslerden elde edeceğimiz güçle&lt;br /&gt;
kalıplarımızdan uzaklaşmak ve kristalleşmiş  kalıplarımızı&lt;br /&gt;
anlayışlarımızı kırmak imkanını yakalayabiliriz.&lt;br /&gt;
Arzuladığınız bolluğa sahip olmak için yapmamız gereken şey&lt;br /&gt;
budur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Varlığımızın ait olduğu elektromanyetik alanımızı bu boyut&lt;br /&gt;
içindeki bolluk&lt;br /&gt;
Enerjileriyle eşleştirme işlemini kolaylaştırmamız gerekiyor.&lt;br /&gt;
Fiziksel, duygusal ve zihinsel bedenlerimizle, bolluk enerjilerini&lt;br /&gt;
uyumlu eşleşmelerle birerleştirmemiz gerekiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aldığımız nefeslerle imajinasyon ve niyetimizi benliklerimizdeki&lt;br /&gt;
sınırlılığa, korkuya, yoksunluğa ve ıstıraba yol açan&lt;br /&gt;
bilinçli, bilinçaltı ilişkili ve bilinçsiz tüm enerjilerin&lt;br /&gt;
bağlantılarının kesilmesini, salıverilmesini, sökülmesini, en&lt;br /&gt;
azından yerinden oynatılmasını istememiz ve üzerine yoğun olarak&lt;br /&gt;
odaklanmamız gerekiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sevginin, sevincin, uyumun, kendini değerli görmenin, kendini&lt;br /&gt;
sevmenin, kendini kabul etmenin, başarının, bolluğun en iyi, en&lt;br /&gt;
uyumlu şekilde varlığımızla eşleşmesi niyet ve arzusunu&lt;br /&gt;
oluşturmalıyız. Kendimizi korku dolu düşünce, davranışı&lt;br /&gt;
koşullanma davranışlarını bilinçli olarak salıvermeyi seçmemiz&lt;br /&gt;
ve buna izin vermemiz gerekiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ayaklarınızın yere temas edeceği rahat bir yere oturun,&lt;br /&gt;
gözlerinizi kapayın ve nefes alıp vermeye başlayın. Burnunuzdan&lt;br /&gt;
derin nefesler alın ve verin. İçinize çekip sonra dışarı&lt;br /&gt;
soluduğunuz havaya odaklanın. Her dakika nefes alıp vermenize&lt;br /&gt;
rağmen bir sonraki nefesin  geleceğinden hiç endişe duymadan nefes&lt;br /&gt;
alıp verirsiniz. Sizi hayatta tutan havanın bolluğunu kabul eder ve&lt;br /&gt;
ona o kadar güvenirsiniz ki, uykuya dalarken ve bilincinizin&lt;br /&gt;
olmayacağı bir anda dahi  havanın daima orada olacağını&lt;br /&gt;
bilirsiniz! Şimdi nefes alıp vermeye devam ederken, havanın ne kadar&lt;br /&gt;
bol olduğu  duygu ve düşüncesine odaklanın. Etrafınızdaki&lt;br /&gt;
havanın bolluğunu düşünün. Bu hava sadece sizi değil&lt;br /&gt;
düşünebildiğiniz bütün canlıları besler. Yeteri kadar olduğunu&lt;br /&gt;
çok iyi bildiğiniz havayla para fikrini değiştirin. Her ikisinin de&lt;br /&gt;
enerji olduğunu her ikisinin de bize yaşam veren hiç bitmeyecek&lt;br /&gt;
sonsuz kaynaklar olduğunu ve herkese yetecek kadar var olduğunu&lt;br /&gt;
bilerek her türlü sınırlamalarınızı kaldırarak bolluğu&lt;br /&gt;
yaşamınıza çekin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Varlığımızın ait olduğu bilinçli, bilinçaltıyla ilişkili ve&lt;br /&gt;
bilinçsiz tüm zamanlarda yaşamış ve deneyimlemiş olduğuz&lt;br /&gt;
sınırlılıklarımızın yoksulluk bilinçliliğimizin, kurban&lt;br /&gt;
bilinçliliğimizin ve maddeye karşı şehvet bilinçliliğimizin&lt;br /&gt;
genetik damgalarını bilinçli olarak silmeyi ve salıvermeyi&lt;br /&gt;
seçmeliyiz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Varlığımızın orijinal formatına uygun uyum ve dengelenmesini&lt;br /&gt;
bilinçli olarak oluşturmalıyız. Sevginin, bilginin, iradenin en iyi&lt;br /&gt;
şekilde bizimle buluşması için derin bir nefes alın ve içinizde&lt;br /&gt;
tutun. Nefesinizi verirken enerji alanınızda dönüştürüp&lt;br /&gt;
değiştiremediğiniz duygu ve düşünce kalıplarını ve&lt;br /&gt;
sınırlarınızı dışarı gönderin. Nefesinizle genetik&lt;br /&gt;
mührünüzü yeniden mühürleyin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bacaklarınızı, kollarınızın ve bütün fizik bedeninizin&lt;br /&gt;
rezonansa girerek titreştiğini, atom altına kadar işleyerek&lt;br /&gt;
kilitlenmiş ve şartlandırılmışa programların parçalanarak&lt;br /&gt;
eridiğini, bilinç altındaki sınırlarınızın yeni bilinciniz&lt;br /&gt;
tarafından absorbe edildiğini, bolluk bilincine değiştirilip&lt;br /&gt;
dönüştürüldüğünü ve dönüşmeyen duygu ve düşüncelerin&lt;br /&gt;
çekip gideceğini hissedeceksiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her sabah uyandığınızda birkaç dakikanızı havayı bilinçli&lt;br /&gt;
solumak için ayırın. Nefes alıp vermek, bu yazıyla&lt;br /&gt;
başlatabileceğiniz niyet ve imajinasyonu tetikleyerek destekleyecek&lt;br /&gt;
ve bollukla ilgili eşleşmenizi hızlandıracaktı r. Bu niyet ve&lt;br /&gt;
imajinasyon içinde olmaya devam ettiğinizde amaçladığınız&lt;br /&gt;
konuyla ilgili olarak ya bolluğa kavuşacaksınız yada bollukla&lt;br /&gt;
ilgili anlayışlarınızı değiştireceksiniz. Eşzamanlılığı&lt;br /&gt;
deneyimlemeye, doğru zamanda doğru yerde olmaya başlayacaksınız.&lt;br /&gt;
Hangi konuda sınırlarınızı genişletebilirseniz o konuda bolluk&lt;br /&gt;
içine çekileceğinizi ve yaşamınızda genişlediğiniz konuyla&lt;br /&gt;
ilgili çok belirgin değişimler olacağını bilmenizi isterim.&lt;br /&gt;
Sevgilerimle. ...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mustafa kartal</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulayc.blogspot.com/feeds/5619937517149142128/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/710358542446206865/5619937517149142128?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/710358542446206865/posts/default/5619937517149142128'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/710358542446206865/posts/default/5619937517149142128'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulayc.blogspot.com/2011/10/genetik-yapilandirma-ve-degisim.html' title='GENETİK YAPILANDIRMA VE DEĞİŞİM'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17720963463589154309</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-710358542446206865.post-4846265915800139315</id><published>2011-10-17T02:35:00.000+03:00</published><updated>2011-10-17T02:35:24.995+03:00</updated><title type='text'>&quot;Dileğin benim için emirdir&quot;</title><content type='html'>İÇSEL BENLİKLERİMİZ: Yada kısaca &quot;Dileğin benim için emirdir&quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dilekler, istekler, arzular... İnsan varolduğundan beri varlar. Bu öyle bir çekim ki... İnsanı kendi dışındakine çeken ve dileğini gerçekleştirmek için &quot;dıştaki&quot; her yolu deneyen...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ama &quot;içine&quot; bakmayan insan, dışında bulamaz dileğini, bulsa bile tatmin olamaz, tatmin olamadıkça da bitmez tükenmez istedikleri.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İçine baktığında ise BİRleşir benlikleri ve ulaşır hikmete. Şu sözler yankılanır kulaklarında: &quot;O bir şeye OL dedi mi oluverir.&quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&quot;İsteyin verilecektir, kapıyı çalın açılacaktır.&quot;&lt;br /&gt;
Peki ama bu sözler kime söylenmiş? Her insana mı? yoksa &quot;Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?&quot; diye ifade edilen insana mı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bakalım hayatımıza ve anlayalım kime söylendiğini. İsteriz hepimiz bir çok şeyi, gerek maddi gerek manevi. Ulaşırmıyız peki bunlara, en az çaba ve en kolay yolla?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bilinç görür ve bakar hafızasına, uygun bir referansı var mı diye. Bir araba görür bilinç ve inceler eski bilgisini, bu araba hakkında söylenen diğer fikirleri, toplumsal koşullanmayı, moda olup olmadığını. Hepsine hızlıca bir göz attıktan sonra, onda hemen bir heves oluşur ve Ah! keşke böyle bir arabam olsaydı diye yumurtlar yumurtasını.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ama bu yumurta hemen kuluçkaya gelmez. Çiftliğin sahibi geldi dur hele. Bilinçaltı derler ona, bir baksın yumurtanın kalitesine. O baktı mı tam bakar, kayırmaz hiç kimseyi, iyi kötü bilmez, yargılamaz, yorumlamaz. Görüşü keskindir. Üstad odur, dediği olur. O&#39;nun bakışı şöyledir ey İnsan: Kendine ektiğin dikenlerin içinde gül yeşertemezsin der sana. Dileğin güzel ama onu yeşertecek kodlaman yok, toprağın çoraklaşmış ama sen çiçekler dolsun istiyorsun bir anda. Uyarır seni, zorlaştırır yolunu ta ki anlayasın diye. Ama sen anlar mısın? Yoksa isyan mı edersin. Bir bak bakalım hayatına...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eğer anlarsan bayramdır bugün kutla. Dönüşümün kutlu olsun, müjdeler sana. O zaman bak ne çiçekler açar, miss gibi kokularında boğarcasına. Ama dur acele etme bitmedi. Henüz dönüşümün tamamlanmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir üstad daha vardır ki ona Yüksek Benlik derler. Onun mührü olmadan tezahür OLmaz, bilinç ile bilinçaltın el ele verdiler. Geldiler Yüksek benliğin huzurunda durdular. O şöyle bir süzer onları baştan ayağa. Der ki: Aferin size, sonunda el ele vermişsiniz, hakettiniz gelmeyi huzuruma, sunun bakalım bana dileğinizi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O ikisi sunarlar dileğin resmini, bakar büyük üstad ve derki: Güzel, hoş ama hani nerde bu resme hayat verici ruh? Dilekte sizden, enerji de. Ben birleştirip OL derim. Kelimenin kudreti bendendir ama gerisi sizden. Eksik gelirsen, eksik dönersin. Haydi enerjini de arttır öyle gel bana.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tohum, toprak(bahçe) ve su düzgün birleşsin, ancak o zaman bahçıvan OL der. Bunu bilmeden isyan etme, bahçeni daha da çoraklaştırma. Kendini huzurdan kovma. Bir nefes al, tazelen. BİRleş ki OLasın. SOLmayasın.&lt;br /&gt;
Bülent Altınkaya</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulayc.blogspot.com/feeds/4846265915800139315/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/710358542446206865/4846265915800139315?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/710358542446206865/posts/default/4846265915800139315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/710358542446206865/posts/default/4846265915800139315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulayc.blogspot.com/2011/10/dilegin-benim-icin-emirdir.html' title='&quot;Dileğin benim için emirdir&quot;'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17720963463589154309</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-710358542446206865.post-7195981004796111731</id><published>2011-10-17T00:52:00.000+03:00</published><updated>2011-10-17T00:52:51.495+03:00</updated><title type='text'>Otomatikleşmiş Negatif Düşüncelerden Arının!</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgRd6Mkqal8aPtGRHGq-AqsHAyQjN269TSFRf5XvnBdTF8jTumuQ0J3Y8S2JWitxDO6tG1uQb_qMeM7Z6tzM25TrhrU0M-Bfzdp6FAERppm1WymA-3-8HDh1jgSbtlrXzS8Ouca1XAtcSQ/s1600/340879.jpeg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left:1em; margin-right:1em&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;230&quot; width=&quot;290&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgRd6Mkqal8aPtGRHGq-AqsHAyQjN269TSFRf5XvnBdTF8jTumuQ0J3Y8S2JWitxDO6tG1uQb_qMeM7Z6tzM25TrhrU0M-Bfzdp6FAERppm1WymA-3-8HDh1jgSbtlrXzS8Ouca1XAtcSQ/s320/340879.jpeg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Onlar kafamızın içinde dolaşan ve bazıları çok zararlı olan karıncalar! Okuyun, sizde de var mı ve nasıl mücadele edilir öğrenin...&lt;br /&gt;
Uzmanlar onlara Otomatik Negatif Düşünceler (OND) diyor. İngilizce&#39;de kısaltması karınca anlamına gelen ANT olduğu için bu şekilde ifade edilebilirler. Karıncalar, kafamızın içindeki olumsuz düşünceleri tanımlıyor. Bunlarla başa çıkmanın yolları, kontrolü onlarak kaybetmemenin yolları psikoloji açısından son derece önemli. Çünkü bazıları &#39;kırmızı karınca&#39; olarak adlandırılan ve &#39;zehirleyen&#39; bu olumsuz düşüncelen hayatınızı karartabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Psikologlar, utanma duygusu nasıl yüzün kızarmasına neden olarak fiziksel bir etki yaratabiliyorsa, insanın kendi kendine zarar vermesine neden olan olumsuz düşüncelerin de sağlığın bozulmasına, kilo almaya, cildin bozulmasına ve acıya neden olabileceğini düşünüyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Düşüncelerin görünümü nasıl etkilediği konusunda yıllardır çalışan psikiyatrist Doktor Daniel Amen&#39;ın çalışmaları, olumsuz düşünceleri olumlu düşüncelere dönüştürerek yaşamlarımızı daha iyi hale getirebileceğimizi ortaya koyuyor. Amen yeni kitabı Change Your Brain, Change Your Body&#39;de (Beyninizi Değiştirin, Vücudunuzu Değiştirin) &#39;karıncaları&#39; ele alıyor. Yeterince iyi, yeterince güzel, yeterince zayıf olmadığınızı, kötü bir anne, kötü bir çalışan olduğunuzu... vs. söyleyen kafanızın içindeki küçük sesleri anlatan Amen, bazı &#39;karıncaların&#39; üstesinden gelinebiliceğini belirtiyor ve olumsuz düşüncelerin tüm düşünce yapısını ele geçirmesi anlamına gelen karınca istilasına karşı dikkatli olunması gerekiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Profesör, basit &#39;karınca yok edici&#39; tekniklerle, bu düşüncelerin beyni yemesine ve işgal etmesine engel olabileceğini ve bir daha geri gelmemelerinin sağlanabileceğini söylüyor. Amen, &quot;Beyininiz güçlü bir organ. Şişman, yaşlı, kırışık ya da ihmalkar olduğunuzu düşündüğünüzde, sağlığınızı, kilonuzu ve zihninizi etkileyen stres hormonunu yükseltiyorsunuz. Olumsuz düşünceler olumsuz oluşlara neden olabilir. Bunun için kendi &#39;yok edici&#39; çözüm cephaneliğinizi oluşturmanız gerekir. Kafanızda bir &#39;karınca yok edici&#39; geliştirmeniz, tüm negatif düşünceleri yok etmenizi sağlayabilir... Kendinizle kafanızda oluşan olumsuz düşüncelere kulak vermemek için anlaşın. Bunu yaparsanız düşünceleriniz olumlu davranışlara yansıyacaktır. Vücudunuz aklınızı takip eder. Başka şansı yoktur&quot; diyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu &#39;karıncalara&#39; bir göz atmak gerekirse:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ya hep ya hiç&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu, her şeyin ya iyi ya da kötü olduğuna inanmanıza neden olacak siyah-beyaz düşünmedir. Bu, sözgelimi bir gün sporu kaçırdığınız için bunun öz disiplininiz olmadığı anlamına geldiğini ve tümden spor fikrinden vazgeçmenizi size dikte eden çarpık bir mantıktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çözüm: Yukarıdaki örneği ele alacak olursak, tek bir gün gidememenin tümden bırakmanız gerektiği anlamına gelmediğini kabul etmeye kendinizi zorlanamız gerekir. O gün gidemediyseniz, ertesi gün mutlaka gitmeye çalışın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#39;Daima&#39;, &#39;asla&#39;,&#39;hep&#39;, ya da &#39;herkes&#39; ifadelerini kullanmak&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sözgelimi kendinizi sürekli &quot;Asla kilo veremeyeceğim&quot; derken buluyorsanız, eylemleriniz üzerinde hiçbir kontrolünüz yokmuş gibi davranıyorsunuz demektir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çözüm: Asla asla demeyin. Genelleştiren sözcüklere bir yasak koyun.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Olumsuzluklar üzerine odaklanmak&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eğer olumlu şeyler pahasına olumsuzluklara yoğunlaşıyorsanız, bu, sebat etmekten ziyade pes etmeye eğilimli olduğunuz anlamına gelir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çözüm: Ruh halinizi iyileştirmek için mümkün olan her şeye olumlu anlamlar yüklemeye çalışın. Aslında bu biraz Pollyanna&#39;cılık oynamayı gerektiriyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hissederek düşünme&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir şeyin doğru olduğuna dair hisleriniz bunu sorgulamanıza engel oluyorsa.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çözüm: Bunun yerine mantıklı düşünmeye çalışan, görüşlerinizi desteklemek ya da buna karşı durmak için kanıt arayın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Suçluluk&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yapmalıyım, yapmak zorundayım gibi kelimeler, suçluluk duygusunun inşasına izin verir ve davranışlarınızı kontrol etmeye başlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çözüm: Suçluluk duygusunu içinizden atın, ne yapabiliyorsanız yapın, ama sağlığınız pahasına bu kelimeleri kullanmayın. -meli ekini sadece size uyduğu durumlarda kullanmaya ve uygulamaya çalışın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Etiketleme&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eğer kendinizi yaftalarsanız (sözgelimi &quot;Ben başarısız biriyim&quot;) eylemleriniz üzerindeki hakimiyetinizi kaybedebilir, olumsuzlukları salt gerçekler olarak görmeye başlarsınız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çözüm: Bunu yapmaktan vazgeçin, etiketleri tersine dönüştürün ve buna göre davranın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Falcılık (kırmızı karınca)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kendinize dair olumsuz bir gelecek tasavvur etmek (Asla bu sınavı geçemeyeceğim ya da bu işin üstesinden asla gelemeyeceğim...gibi) Bunlar çok yaygın olumsuz düşüncelerdir ve hızla istila moduna dönüşebilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çözüm: Geleceği asla kesin olarak bilemeyeceğinizi kendinize hatırlatın. Geleceğe dair merakınızı taze tutun ve geleceğin olumlu bir şekilde şekilleneceğini düşünün.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Niyet okuma&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Başkalarının düşüncelerini okumayın (Beni sevmiyor, çok şişman olduğumu düşünüyor, başarılı olmadığımı düşünüyor...gibi)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çözüm: İnsanların ne düşündüğünü kesin olarak bilemezsiniz. Kafanızdan yorumlar uydurup buna inanmaktan vazgeçin. Kendinize güvenin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Başkalarını suçlamak (Kırmızı karınca)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Başkalarını suçlamak ve başarı ya da başarısızlığınızın sorumluluğunu almamak zehirli bir düşüncedir. &#39;Bu senin hatan&#39; diye başladığınız cümleler, hayatınızı mahvedebilir. Bu karıncaların kurbanı olabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çözüm: Eylemlerinizin, başarı veya başarısızlıklarınızın sorumluluğunu almaktan korkmayın. Eylemlerinizin sonuçlarıyla yüzleşmeye çalışın. Kötü sonuçlardan çıkaracağınız derslerle yarın yeni ve daha iyi bir güne uyanacağınızı düşünün.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
aktuelpsikoloji.com</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulayc.blogspot.com/feeds/7195981004796111731/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/710358542446206865/7195981004796111731?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/710358542446206865/posts/default/7195981004796111731'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/710358542446206865/posts/default/7195981004796111731'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulayc.blogspot.com/2011/10/otomatiklesmis-negatif-dusuncelerden.html' title='Otomatikleşmiş Negatif Düşüncelerden Arının!'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17720963463589154309</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgRd6Mkqal8aPtGRHGq-AqsHAyQjN269TSFRf5XvnBdTF8jTumuQ0J3Y8S2JWitxDO6tG1uQb_qMeM7Z6tzM25TrhrU0M-Bfzdp6FAERppm1WymA-3-8HDh1jgSbtlrXzS8Ouca1XAtcSQ/s72-c/340879.jpeg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>