<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2turkishfull.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0">

<channel>
	<title>H. Cihan Salim - Günce... Blog...</title>
	
	<link>http://www.cihansalim.net/blog</link>
	<description>www.cihansalim.net</description>
	<lastBuildDate>Tue, 13 Jul 2010 18:51:39 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/cihansalim" /><feedburner:info uri="cihansalim" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><feedburner:emailServiceId>cihansalim</feedburner:emailServiceId><feedburner:feedburnerHostname>http://feedburner.google.com</feedburner:feedburnerHostname><feedburner:feedFlare href="http://add.my.yahoo.com/rss?url=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2Fcihansalim" src="http://us.i1.yimg.com/us.yimg.com/i/us/my/addtomyyahoo4.gif">Subscribe with My Yahoo!</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://www.newsgator.com/ngs/subscriber/subext.aspx?url=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2Fcihansalim" src="http://www.newsgator.com/images/ngsub1.gif">Subscribe with NewsGator</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://feeds.my.aol.com/add.jsp?url=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2Fcihansalim" src="http://o.aolcdn.com/favorites.my.aol.com/webmaster/ffclient/webroot/locale/en-US/images/myAOLButtonSmall.gif">Subscribe with My AOL</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://www.bloglines.com/sub/http://feeds.feedburner.com/cihansalim" src="http://www.bloglines.com/images/sub_modern11.gif">Subscribe with Bloglines</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://www.netvibes.com/subscribe.php?url=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2Fcihansalim" src="http://www.netvibes.com/img/add2netvibes.gif">Subscribe with Netvibes</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://fusion.google.com/add?feedurl=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2Fcihansalim" src="http://buttons.googlesyndication.com/fusion/add.gif">Subscribe with Google</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://www.pageflakes.com/subscribe.aspx?url=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2Fcihansalim" src="http://www.pageflakes.com/ImageFile.ashx?instanceId=Static_4&amp;fileName=ATP_blu_91x17.gif">Subscribe with Pageflakes</feedburner:feedFlare><item>
		<title>YouTube yasağını Google’ın Vergi Borcu ile Açıklıyorsak Ülkeye Yabancı Dergi de İthal Etmeyelim, Hatta Google’ı Engelleyelim</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/cihansalim/~3/PCVnmm1zMGo/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/youtube-yasagini-googlein-vergi-borcu-ile-acikliyorsak-ulkeye-yabanci-dergi-de-ithal-etmeyelim-hatta-googlei-engelleyelim/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Jul 2010 18:08:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset / popülizm]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1027</guid>
		<description><![CDATA[Ne zaman YouTube yasağı sorulsa yetkililer "Google'ın da vergi borcu var", "YouTube Türkiye'de ofis açmalı" diyor. "İnternet'teki tüm siteler her ülkeye vergi ödemeli, vergi ödemeyenler sansürlenmeli" gibi bir kanun olsa bile(!), niye Google sansürlenmiyor o zaman? Ve küreselleşen dünyada reklam gelirlerini ayrıştırmak ne mümkün!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/KIcBdo8ul0N_slyHLjmKHqIxWv4/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/KIcBdo8ul0N_slyHLjmKHqIxWv4/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/KIcBdo8ul0N_slyHLjmKHqIxWv4/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/KIcBdo8ul0N_slyHLjmKHqIxWv4/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><p>Tatile gittim, geldim, hala <a target="_blank" href="http://www.youtube.com">YouTube</a>&#8216;a erişim engellenmesi haberlerini yanlış tartışıyoruz, hala Ulaştırma Bakanı ve bazı başka yetkililer, hatta sadece ilgililer, örneğin bazı gazeteciler cevap olarak, &#8220;Google&#8217;ın vergi borcu var&#8221; diyor. Öncelikle bilmeyenler için kısaca özetleyelim, YouTube&#8217;un da sahibi olan Google bugün dünyanın en çok reklam geliri kazanan kurumu veya birkaç kurumundan biri. Birçok hizmeti ücretsiz verebilmesinin altında, örneğin Google arama sonuçlarının, Gmail&#8217;deki e-posta mesajlarının yan tarafında, Google Maps Haritalar uygulamasında harita üstünde veya etrafında, YouTube videolarinin altında reklam gösterebilmesi yatıyor. Buna ek olarak, hem okumakta olduğunuz benimkisi gibi kişisel web siteleri, hem de NTVMSNBC gibi dev web platformları da reklam gösterirken Google ile ortaklık yapıyorlar. Yani örneğin Google reklam sistemine &#8220;futbol ayakkabısı&#8221; reklamı veren bir kurum varsa, o kurumun reklamlarını kendi sitelerinde mesela spor ile ilgili sayfalarda Google sayesinde otomatikman gösterip bunun karşılığında elde ettikleri gelirden Google&#8217;a komisyon veriyorlar.</p>
<p>Tabii ki Türk şirketleri de hem Türkiye sınırları içinde, hem de dışardaki potansiyel müşterilere ulaşmak için Google&#8217;a bol bol reklam veriyor. Fakat kesilen faturalar, sadece Türkiye&#8217;de değil, onlarca ülkede Google İrlanda ofisinden kesiliyor, yani Google İrlanda bir gelir kazanıyor, vergisini İrlanda&#8217;da ödüyor, siz ister sadece Türkiye&#8217;de, isterseniz de Fransa&#8217;da reklam veriyor olun. Bu da sadece Türkiye&#8217;nin değil pek çok başka ülkenin de tepkisini çekiyor. Örneğin Fransa, <a target="_blank" href="http://www.maximumpc.com/article/news/france_considering_google_tax_online_ads">Google gelirlerini vergilendirebilmek için daha geçtiğimiz hafta yenilikçi yöntemler arayışında olduğunu belli etti</a>.</p>
<p>Ama gerek web sitemde, gerekse de bilişim yayınlarında yıllardır yakındığım üzere, maalesef İnternet&#8217;in nasıl işlediğini, kurallarını tam olarak anlayamayan ve içselleştiremeyen kamu ve özel sektör yöneticilerinin çoğunlukta olduğu bir ülkede yaşıyoruz. İnternet&#8217;te sınırların belirsizleştiği, engellemelerin zorlaştığı, bireyin kendi tercih ve süzgeçlemesinin önem kazandığını öğrenemiyor veya kabullenemiyoruz.</p>
<p><strong>Sorun YouTube Değil Google&#8217;ın Vergi Vermemesi ise Google&#8217;a Erişilmesin(!)</strong><br />
YouTube yasağının nedenleri olan uygulamalardan Cumhurbaşkanı Gül, Twitter gibi platformlar da dahil olmak üzere farklı ortamlarda &#8220;düzeltilmesi gerekir&#8221; imasıyla bahsediyor, Başbakan Erdoğan &#8220;Ben girebiliyorum&#8221; diyor. Ama buna rağmen YouTube&#8217;ın sadece bir örneği olduğu sansür artık iki yılı da aşan süredir devam ediyor.</p>
<p>Google&#8217;ın sahibi olduğu YouTube yasağı ile ilgili sorularda iki cevap en çok duyulanlar. Bir tanesi, &#8220;YouTube Türkiye&#8217;de ofis açsın&#8221;. İşte İnternet&#8217;in işleyişini kavrayıp bunu içselleştirebilme sıkıntısından bunu kast ediyorum, eğer her ülkede bir ofis açılacaksa İnternet üzerinden iş yapabilmenin ne kadar avantajı kalıyor? İnternet&#8217;in hayatımıza getirdiği en büyük kolaylık mekandan bağımsızlık sunması ve mesafeleri yok etmesi değil mi?</p>
<p>İkinci cevap ise, <a target="_blank" title="Google'ın itirazıyla ilgili Hürriyet haberi" href="http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/14990128.asp">Google&#8217;ın vergi borcu olduğu iddiası</a>. Diyelim ki gerçekten de İnternet şirketleri her ülkeye ayrı ayrı vergi ödemek zorunda. Peki vergisini ödemeyenlere erişimin engelleneceğine dair bir kanunumuz var mı? Hayır. Peki diyelim ki, vergi ödemeyen her İnternet sitesine erişim engellenir, sansürlenir. Peki o zaman YouTube yerine neden Google engellenmiyor, sansürlenmiyor?!</p>
<p><strong>Türkler&#8217;in Gördüğü Reklamları Yayınlayan Her Kurum Türkiye&#8217;ye Vergi Öder mi&#8230;</strong><br />
Bugün Ulaştırma Bakanı&#8217;na bağlı bir kurum olan Türk Hava Yolları, Türkiye&#8217;den izlenen CNN, BBC gibi pek çok yabancı TV kanalına ve de Economist gibi ülkemizde artık pek çok bayide satılan yabancı yayınlara reklam veriyor. Diyelim ki CNN&#8217;in hedef kitlesi Türkiye&#8217;deki Türkler değil, ama Economist ve diğer pek çok dergi biz Türkler alsın, okusun diye ithal ediliyor. Ve biz bunlarda sadece THY değil Akbank, Garanti, İş Bankası gibi Türk bankalarının ve başka uluslararası şirketlerimizin reklamlarına maruz kalıyoruz.</p>
<p>Bu reklamlar için THY, bankalar ve diğer şirketlerimiz yayıncı kurumlara ciddi reklam harcamaları yapıyor. THY&#8217;nin Barcelona spor kulübüne sponsorluğunu duyurduğu reklamlar çok ciddi bir meblağ tutmuş olmalı. Ama yayıncı kurumlar, hem bir Türk şirketinden aldıkları, hem de Türkiye&#8217;de de gösterime soktukları reklamlar için Türk Maliyesi&#8217;ne vergi ödüyorlar mı&#8230; Ödemelerini istesek ne olur?</p>
<p>Lafı fazla uzatmaya gerek yok. Burada sadece en çok duyulan iki cevaba azıcık eğilmeye çalıştık. Ama konu daha da derin. Sadece vergi kazanmak, ofis açtırmak değil, tartışılabilecek çok şey var. Sansürün bu kadar kolay olması kimlerin işine geliyor gibisinden&#8230;</p>
<p><strong>Kanun Değişmeli, Kullanıcılar da, STK&#8217;lar da!</strong><br />
Bir önceki hükümet döneminde, AKP&#8217;nin hazırladığı, CHP&#8217;nin de desteklediği 5651 numaralı kanun değiştirilmeli, güncellenmeli. Ama görünen o ki, statükoyu korumaya çalışanlar hiç de az değil.</p>
<p>Peki sorumluluk sadece siyasi partilerde mi? Biz İnternet kullanıcıları, sansürü ülkemizde gerçekten etkili biçimde protesto etmek yerine Google Haritalar uygulamasında sanal yürüyüşler yapıp dünya medyasının ilgisini çeker, yabancı medyadan medet umarsak; gerek ilgili medya kurumları, daha da önemlisi bilişim alanında faaliyet göstermek üzere yıllar önce kurulmuş, &#8220;adı bilinen&#8221; sivil toplum kuruluşları gıkını çıkarmazken sizce statükonun değişmesi kolay mı?</p>
<p>Peki ne yapmalı? Bir yerden başlamalı! Bu Cumartesi, 17 Temmuz&#8217;da saat 17&#8242;de Taksim&#8217;de sansüre karşı bir yürüyüş yapılacak, detaylar için <a href="http://sansurekarsiyuruyus.com/" target="_blank">SansureKarsiYuruyus.com</a></p>
<p>Sansür çok ciddi bir konudur. Kontrolü kaçırıldığında insan hakları ihlalidir. Vergiydi, ofisti&#8230; gibi bahanelerle açıklanamaz, bugün Türkiye&#8217;de en az 4-5 bin sitenin erişime engellendiği söyleniyor&#8230;</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=PCVnmm1zMGo:vGxtN1cWmzE:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=PCVnmm1zMGo:vGxtN1cWmzE:F7zBnMyn0Lo"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=PCVnmm1zMGo:vGxtN1cWmzE:F7zBnMyn0Lo" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=PCVnmm1zMGo:vGxtN1cWmzE:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=PCVnmm1zMGo:vGxtN1cWmzE:V_sGLiPBpWU"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=PCVnmm1zMGo:vGxtN1cWmzE:V_sGLiPBpWU" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=PCVnmm1zMGo:vGxtN1cWmzE:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=PCVnmm1zMGo:vGxtN1cWmzE:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=PCVnmm1zMGo:vGxtN1cWmzE:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=PCVnmm1zMGo:vGxtN1cWmzE:D7DqB2pKExk"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=PCVnmm1zMGo:vGxtN1cWmzE:D7DqB2pKExk" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=PCVnmm1zMGo:vGxtN1cWmzE:l6gmwiTKsz0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=l6gmwiTKsz0" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/cihansalim/~4/PCVnmm1zMGo" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/youtube-yasagini-googlein-vergi-borcu-ile-acikliyorsak-ulkeye-yabanci-dergi-de-ithal-etmeyelim-hatta-googlei-engelleyelim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.cihansalim.net/blog/2010/youtube-yasagini-googlein-vergi-borcu-ile-acikliyorsak-ulkeye-yabanci-dergi-de-ithal-etmeyelim-hatta-googlei-engelleyelim/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Sex and the City 2 politik, kültürel stres yaratmaması gereken ve bence çok kötü de olmayan bir film</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/cihansalim/~3/fWjskKRIcoI/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/sex-and-the-city-2-politik-kulturel-stres-yaratmamasi-gereken-ve-bence-cok-kotu-de-olmayan-bir-film/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Jun 2010 20:54:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[sanat kültür tiyatro]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1015</guid>
		<description><![CDATA[İsrail ile yaşanan gerginlik sonrası gösterime girmesi ertelenen Sex and the City 2, serinin önceki filmi ve de dizi yıllarıyla karşılaştırıldığında çok da başarılı değil. Ama yaz aylarına uygun, hafif, eğlencelik bir seyir. Ama böyle bir yapıma aşırı önem verip bazı değerleri aşağıladığını düşünmek için bence fazla alınganlık yapılıyor]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/62yXMuyA8yXPAZjWL3rZZp6Re7U/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/62yXMuyA8yXPAZjWL3rZZp6Re7U/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/62yXMuyA8yXPAZjWL3rZZp6Re7U/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/62yXMuyA8yXPAZjWL3rZZp6Re7U/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><p>Sex and the City, 1990&#8242;ların sonu, 2000&#8242;lerin başında televizyon dünyasının en çok ilgi çeken dizilerinden biri olarak 6 sezon sürdü. Gecikmeyle önce Cine5&#8242;te, ardından Digiturk kanallarında yayınlanan dizinin ilk 3 yılından sonrasından oldukça kopmuş, 2008&#8242;de vizyona giren ilk filmi izlememiş olsam da Sex and the City&#8217;i bir yapım olarak başarılı bulurum.</p>
<p>Yine de iş yerinden arkadaşlarım filme gitmeyi önerdiğinde, önce filmin IMDB&#8217;deki düşük notuna göz atmış, ayrıca 1-2 gazetede çok da olumlu olmayan eleştiriler sonrası alternatif film önermeyi düşünmüştüm. Ama ağır basamadım, sonuçta sadece Türkiye&#8217;de değil, dünyanın pek çok ülkesinde, kültüründe Sex and the City&#8217;nin ciddi bir kadın takipçisi var. Ve pek çok kadın, bu filmde hayatlarından veya hayallerinden bazı parçalar buluyorlar, dolayısıyla erkekler de! Bu da şovun özellikle ilk yıllardaki &#8220;derinliğinin&#8221; getirdiği başarısının sonucu&#8230;</p>
<p><strong>Film Müslümanlar&#8217;ı Rencide mi Ediyor</strong></p>
<p>Salonda yerimizi aldık, benim aklımda bir yandan da gazetelerde çıkan Sex and the City&#8217;nin Müslümanlar&#8217;ı rencide edebileceği ile ilgili birkaç haber ve de İsrail ile gerilen ilişkiler nedeniyle filmin Türkiye&#8217;de vizyona girişinin son anda bir hafta ertelenmiş olması var.</p>
<p>Dört orta yaşlı kadın, özel bir iş ortaklığıyla ilgili görüşme vesilesiyle davet edildikleri Abu Dabi&#8217;de tatile giderler. Bu arada Dubai&#8217;nin artık bittiği, Abu Dabi&#8217;nin yeni yıldız olduğu da vurgulanır. Kadınlar turistler için &#8220;kurtarılmış bölgelerden biri&#8221; olan otellerinde yerli turistlerle de aynı ortamı paylaşırlar. Yerli, kara çarşaflı Arap kadınlar ise bu dört konuğu süzerken uzaktan uzaktan kolyelerini beğenirler mesela.</p>
<p>Tabii dört Amerikalı aralarında, çarşaflıların nasıl rahat edebildiğini, nasıl peçeli iken yemek yiyebildiklerini, bunun ne kadar zor olduğunu sorgular, bazen espri de yaparlar. Filmin sonuna doğru aceleyle havaalanına gitmeye çalışırken bir &#8217;suk&#8217;ta, bir çarşı içinde dekolteyle zor duruma düştüklerinde bir grup kadının bir araya geldiği bir dükkana sığınır, orada samimiyet kurulunca Abu Dabili o grup kadının çarşaf içinde ne kadar şık ve marka kıyafetler giydiğini görürler. Tabii o noktaya kadar otelde, gece kulüplerinde çevreyi umursamaz 1-2 harekette bulununca da Abu Dabili aileleri sinir ederler.</p>
<p>Açıkçası bunlar niye rencide edici olsun anlamadım! Bu yazıyı da son dönemde toplum olarak alınganlığımızı sorgulamak için yazdım. Bırakın Abu Dabi&#8217;yi, kendi ülkemizde farklılıklarımızı kabul etmekte çok mu başarılıyız? Bulunulan ortam, mahalle, semte göre tesettürlüler açık olan hakkında veya açık olanlar tesettürlü hakkında hiç mi &#8220;bu kadar açık giyinince erkeklerin bakışından rahatsız olmuyor mu&#8221; veya &#8220;bunu bu sıcakta nasıl giyebiliyor&#8221; gibi kadınsı düşüncelerini arkadaşlar arasında paylaşmıyor mu?</p>
<div align="center">
<div style="width:475px; text-align:center" class="captionfull"><img title="Sex and the City 2, zaten film tanıtım materyalleri ile nasıl bir film olduğunun mesajını vermiyor mu..." width="475" height="190" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/sex-and-the-city-2-colde.jpg" alt="Sex and the City 2, zaten film tanıtım materyalleri ile nasıl bir film olduğunun mesajını vermiyor mu..." />
<p>Sex and the City 2, zaten film tanıtım materyalleri ile nasıl bir film olduğunun mesajını vermiyor mu&#8230;</p>
</div>
</div>
<p>Hangi dört kadın bir araya geldiğinde, başka kadınlardan bahsetmiyorlar&#8230; Abu Dabili çarşaflı kadınların içlerine giydikleri elbiseler de yine sürpriz değil. Sonuçta toplumda kendilerini kapatanlar mahreminde, evinde, arkadaşlarında, özel toplantılarında aynı şekilde giyinmiyorlar, bunu biliyoruz, bu nedenle ülkemizde harem selam uygulamalı tatil tesisleri yok mu?</p>
<p>Sex and the City&#8217;deki kadınların politik bir ajandaları olmaları bana pek inandırıcı gelmiyor. 2008&#8242;de, benim izlemediğim ilk filmde, bir romantik-komedi için rekor hasılat ve başarı elde eden yapımcılar böyle bir riski niye almak istesinler bu sefer?</p>
<p>Ama ülke olarak, belki kendimize güvensizliğin de etkisi olabilir, alınganlığımız maalesef artıyor, ki bu da olumsuz bir eğilim. Aynı şeyi geçen hafta İstanbul üzerine yapılmış olan, ünlü sanatçı Bausch&#8217;un dans gösterisi &#8220;Nefes&#8221;te de gözlemledim. Evet, yine hamam, yine aşırı trafik ve İstanbul, Türkiye. Fakat yabancı algısını kırmak için örneğin bilimde veya iş dünyasında büyük bir atılım sergiliyor muyuz ki bunu haksızlık olarak görelim? Mesela dünyaca ünlü bir İnternet veya giyim markamız var mı? Ama bunu düşünmeyip bir hamam sahnesi yüzünden salondan ayrılırken huzursuz olanlarımızın sayısı artıyor. Biz değiştimizi sanıyoruz, &#8220;yabancılar bunu görmüyor&#8221; diyoruz, peki gerçekten değiştik mi?</p>
<p><strong>Adının Yarattığı Beklentileri Karşılamasa da Çok Kötü Değil, Hatta Eğlenceli</strong></p>
<p>Filme dönersek, film bunda pek başarılı olamasa da bir romantik komedi olma iddiasında. Biz tabii az önce bahsettiğimiz hassasiyetten dolayı sadece Araplar ile ilgili kısmına takıyoruz, ama aslında filmdeki dört kadın sadece Abu Dabi&#8217;de yaşananlarla değil, kendilerinin de Abu Dabi&#8217;de yaşadıklarıyla dalga geçiyorlar, ki sonuçta onlar da kurtulmak için o dalga geçtikleri peçeleri takıyorlar. Ve bunun da ötesinde, filmin başında, düğünde şarkı söyleyen efsanevi Amerikalı sanatçı, 64 yaşındaki <a href="http://www.officiallizaminnelli.com" target="_blank">Lisa Minnelli</a> ile de aralarında dalga geçiyorlar, daha pek çok şey ile olduğu gibi&#8230;</p>
<p>Lisa Minelli demişken, Beyoncé&#8217;nin Single Ladies &#8211; Put a Ring On It&#8217;ini şaşırtıcı şekilde yorumlaması, Dido&#8217;dan yine etkileyici &#8220;Everything to Lose&#8221; parçası, Cyndi Lauper&#8217;in &#8220;True Colors&#8221;ı filme ciddi değer katmış. Yine, belki de başta belirttiğim nedenlerle, beklentilerimi deniz seviyesinin altına indirip gittiğim filmde eğlenmeyi başarmamı sağlayan sahne ve sanat yönetimi, örneğin filmin ilk bölümündeki düğün sahneleri de bence Sex and the City&#8217;yi yazları da sinema salonuna gidenler için iyi bir seçim yapıyor. Sonuçta bir Amerikan lise filmi kıvamında, konusuz, içi boş, ama yine de eğlenceli bir film diye düşündüm.</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=fWjskKRIcoI:poMlOkA2lXI:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=fWjskKRIcoI:poMlOkA2lXI:F7zBnMyn0Lo"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=fWjskKRIcoI:poMlOkA2lXI:F7zBnMyn0Lo" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=fWjskKRIcoI:poMlOkA2lXI:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=fWjskKRIcoI:poMlOkA2lXI:V_sGLiPBpWU"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=fWjskKRIcoI:poMlOkA2lXI:V_sGLiPBpWU" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=fWjskKRIcoI:poMlOkA2lXI:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=fWjskKRIcoI:poMlOkA2lXI:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=fWjskKRIcoI:poMlOkA2lXI:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=fWjskKRIcoI:poMlOkA2lXI:D7DqB2pKExk"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=fWjskKRIcoI:poMlOkA2lXI:D7DqB2pKExk" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=fWjskKRIcoI:poMlOkA2lXI:l6gmwiTKsz0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=l6gmwiTKsz0" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/cihansalim/~4/fWjskKRIcoI" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/sex-and-the-city-2-politik-kulturel-stres-yaratmamasi-gereken-ve-bence-cok-kotu-de-olmayan-bir-film/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.cihansalim.net/blog/2010/sex-and-the-city-2-politik-kulturel-stres-yaratmamasi-gereken-ve-bence-cok-kotu-de-olmayan-bir-film/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Bausch’un ‘Nefes’i, Tiyatro Festivali’nden Sutra ve Yoroboshi; İstanbul’dan Geçen İsim Sahibi Gösteriler</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/cihansalim/~3/820z2YhGBq4/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/bauschun-nefesi-tiyatro-festivalinden-sutra-ve-yoroboshi-istanbuldan-gecen-isim-sahibi-gosteriler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Jun 2010 19:45:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[sanat kültür tiyatro]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=1003</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul Tiyatro Festivali'nde Budist rahip dansçılardan harika bir performansı Sutra gösterisiyle izledik, ama festivalin geri kalanı bende 2008'deki heyecanı yaratmadı. Yine çok önemli bir performans ise ünlü usta Pina Bausch'un 2003 yılında İstanbul'dan esinlenerek hazırladığı Nefes'in tekrar sahnelenişi idi. Tabii tüm bunlar farklı düşünceleri de yanında getirdiler...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Or0OiTH_K2kU7AOnhaLo-B7ftqA/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Or0OiTH_K2kU7AOnhaLo-B7ftqA/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Or0OiTH_K2kU7AOnhaLo-B7ftqA/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Or0OiTH_K2kU7AOnhaLo-B7ftqA/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><p>İki yılda bir düzenlenen Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali&#8217;nin 2008 programı beni çok mutlu etmiş, özellikle Litvanya&#8217;dan gelen, Avrupa&#8217;yı sarsmış bir Faust yorumunu 3 saati aşan bir süre heyecanla izlemiş ve İskandinav bir efsane olan Orfe ve Evridiki&#8217;yi baz alan Operation Orfeo&#8217;nun opera konseptine 1993 yılında yaptığı katkıyı bizzat izleme şansı bulmuştum.</p>
<div align="center">
<div style="width:425px; text-align:center" class="captionfull"><object width="425" height="344"><param name="movie" value="http://www.youtube-nocookie.com/v/0djxO9WyJ4w&#038;hl=en_US&#038;fs=1&#038;"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube-nocookie.com/v/0djxO9WyJ4w&#038;hl=en_US&#038;fs=1&#038;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"></embed></object>
<p>Eğer görebiliyorsanız üstteki video Operation Orfeo&#8217;dan bir kısım, ama operanın finali gerçekten çok etkileyici idi, o zaman hala ayakta olan AKM&#8217;de tüm seyirciler, harika duman, ışık kombinasyonu ile yükselen sular altında kalmıştık!</p>
</div>
</div>
<p>2010 Festivali kapsamında medyada dikkat çeken gösteri ise başrolünde ünlü aktör John Malkovich&#8217;in olmasıyla <a target="_blank" href="http://www.iksv.org/tiyatro/program.asp?EID=4">Şeytani Komedya: Bir Seri Katilin İtirafları</a> idi. Çok erken bilet kuyruğuna katılanlardan olsam da bu oyuna bilet almak içimden gelmedi. Ama gösterinin İstanbul&#8217;dan bir gün önce, bir gün sonra Paris gibi diğer Avrupa şehirlerinde de sahne aldığını İnternet&#8217;te görmüş, &#8220;Malkovich yorgun geldi, umursamadı&#8221; gibi yorumlara gülmüştüm, bize yorgun geldiyse bizden sonra Avrupa&#8217;nın tarihi opera salonlarında ne halde oynamış olabilir!</p>
<p>Herneyse, nedense 2008 programı benim daha çok ilgimi çekti, o yüzden bu sene az oyunu seyredebildim, o yüzden genel bir yorum yapamayacağım. Meraklısı okumuştur, festivalin en etkileyici performanslarından biri üst üste iki gün bizle olan <a target="_blank" href="http://www.iksv.org/tiyatro/program.asp?EID=34">Sutra</a> idi. Çin&#8217;deki Shaolin Tapınağı&#8217;ndan on yedi rahip, ödüllü Antony Gormley&#8217;in inanılmaz sadelikte ve etkileyicilikte düzenlediği sahnede, Fas asıllı Belçikalı kareograf Sidi Larbi Cherkaoi ile etkileyici bir mücadele, savaş dansı sundular.</p>
<div align="center">
<div style="text-align:center"><img width="475" height="182" title="Sutra'dan bir sahne" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/sutra-l.jpg"/></div>
</div>
<p>En çarpıcı olanı ise sahnede, üstü açık bir tabutu, kapısı kopmuş bir telefon kulubesini andıran ahşap kutular idi. Dansçılar o kutuların içine girdiler, çıktılar, her sahnede o kutuları o kadar hızlı yer değiştirdiler ki, biz daha yakındaki rahiplere gözümüzü dikmişken nasıl bir anda yirmiye yakın kutunun yeni bir forma girdiğini fark etmez olduk. Kutular bir kale duvarı, aşılması zor bir dağ, bir labirent, bir kütüphane duvarı oldular, yükseldiler, zemine indiler. Minimalist geçinen yerli ve yabancılar, bütçe sıkıntısı mı yaşadığını anlayamadıklarım, Türkiye&#8217;de yeteri kadar büyük sahne bulamadıklarından dekorlarının bir kısmını getirebilen yabancılar sonrası bu hareketli sahne düzeni sanırım sadece beni değil tüm izleyicileri derinden etkiledi ki, benim hayal edebileceğimden çok daha uzun süre alkış aldı Sutra ekibi.</p>
<p>Sutra&#8217;da gerçekten farklı sahneler farklı tatlar sundu, hepsini olmasa da bazılarını <a target="_blank" href="http://www.youtube.com/results?search_query=Sutra+Sidi+Larbi&#038;aq=f">YouTube gibi sitelerde &#8220;Sutra Sidi Larbi&#8221; gibi bir arama yaparak</a> izleyebilirsiniz, altta bir video paylaşıyorum.</p>
<div align="center"><object width="560" height="340"><param name="movie" value="http://www.youtube-nocookie.com/v/iZXy9M1jKHI&#038;hl=en_US&#038;fs=1&#038;"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube-nocookie.com/v/iZXy9M1jKHI&#038;hl=en_US&#038;fs=1&#038;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="560" height="340"></embed></object></div>
<p>Festivalde izlediğim bir başka performans Japon <a target="_blank" href="http://www.iksv.org/tiyatro/program.asp?EID=41">Yoroboshi ve Bahar Ayini</a> idi. İki perdede iki farklı hikaye, Japon kültürünün &#8220;noh&#8221; dansını temel almış. Fakat Sutra&#8217;nın üstünden bir hafta geçmeden izlediğim, farklı beklentilerle gittiğim bu gösteri beni çok tatmin etmedi, ama tabii gitmesem de aklımın bir ucunda kalacaktı!</p>
<p>Festival dışında ise geçtiğimiz hafta İstanbul&#8217;da, İstanbul Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında önemli bir dans gösterisi daha vardı. Modern dansın büyük ustası Pina Bausch&#8217;un 2003 yılında İstanbul&#8217;dan esinlenerek hazırladığı Nefes, 7 yıl sonra tekrar şehrine döndü. Kentler ve İnsanlar tasarısında diğer şehirler Palermo, Hong Kong, Lizbon ve Sao Paulo imiş. Lizbon gösterisindeki enerjiyi görenler İstanbul için de daha etkileyici bir gösteri beklentilerini eskiden de dile getirmişler.</p>
<p>Dansçıların büyük kısmı, 2002&#8242;de İstanbul&#8217;u bizzat gezmiş ve kente dair gözlemlerini, bulduklarını Bausch ile paylaşmış. Sonuçta evrensel olgulara, her yerde yaşananlara ek olarak İstanbul&#8217;da, Türkiye&#8217;de yaşama dair gözlemlerini sahneye koymuşlar. Bausch&#8217;un en doğal dürtüleriyle, kırılganlık, alınganlık, kızgınlıklarını yansıtarak hareket etmelerini istediği dansçıları, boş bir sahne, su birikintisinden beslenen bir dekor önünde aşırıya kaçmamayı başararak bence son dönemin en iyi dans performanslarından birini sundular şehrimizde. Dansçıların Brezilya&#8217;dan Endonezya&#8217;ya, İspanya&#8217;dan İtalya&#8217;ya farklı geçmişleri, varoluşları, yılların tecrübelerini taşıması bunda etkiliydi.</p>
<p>Ama Bausch&#8217;un ve onların işlediği temalar, &#8220;Avrupa Kültür Başkenti İstanbul&#8221; hakkında genel kanıya paralel bir hayal kırıklığı yarattı, çünkü yine klişeler ile karşılaştık. Hamam sahneleri, İstanbul trafiğini temsil ettiğini düşünmemiz gereken Roma&#8217;dan çılgın trafik görüntüleri, Boğaz kıyılarında agresif Türk esnafları ve turistler, yine bildik Türkiye, İstanbul ve Doğu görüntüleri&#8230; Lafın kısası, harika dansçıların harika dansları, güzel kareografi, ama farklı dansçıların ortalama seyirci &#8216;ben&#8217;in gözünde çok farklılaşmayan benzer yorumlarının fazla tekrar yapması, ve kendimize dair garipliklerimizin bize yabancılar tarafından sunulması esnasında coşkuyla alkışa başlayan yurdum insanı&#8230;</p>
<p>İstanbul, 2. Dünya Savaşı&#8217;ndan beri en büyük ekonomik şoku 2009&#8242;da yaşayan Türkiye&#8217;de, yavaş yavaş kendine gelirken, şöyle ya da böyle güzel etkinliklere seyircisini gönderiyor. Ama Tiyatro Festivali boyunca hem izleyiciyi, hem dekor taşıyan yerlisi, yabancısına ızdırap yaratan Harbiye kongre alanındaki anlamsız yol çalışmasıyla, büyük bir opera sahnesi olmamasıyla çok daha fazlasına ulaşabilmekte kendini yavaşlatıyor.</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=820z2YhGBq4:g-uydFc0ahg:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=820z2YhGBq4:g-uydFc0ahg:F7zBnMyn0Lo"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=820z2YhGBq4:g-uydFc0ahg:F7zBnMyn0Lo" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=820z2YhGBq4:g-uydFc0ahg:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=820z2YhGBq4:g-uydFc0ahg:V_sGLiPBpWU"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=820z2YhGBq4:g-uydFc0ahg:V_sGLiPBpWU" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=820z2YhGBq4:g-uydFc0ahg:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=820z2YhGBq4:g-uydFc0ahg:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=820z2YhGBq4:g-uydFc0ahg:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=820z2YhGBq4:g-uydFc0ahg:D7DqB2pKExk"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=820z2YhGBq4:g-uydFc0ahg:D7DqB2pKExk" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=820z2YhGBq4:g-uydFc0ahg:l6gmwiTKsz0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=l6gmwiTKsz0" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/cihansalim/~4/820z2YhGBq4" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/bauschun-nefesi-tiyatro-festivalinden-sutra-ve-yoroboshi-istanbuldan-gecen-isim-sahibi-gosteriler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.cihansalim.net/blog/2010/bauschun-nefesi-tiyatro-festivalinden-sutra-ve-yoroboshi-istanbuldan-gecen-isim-sahibi-gosteriler/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>TV Suç Oranlarını Arttırdıysa Aşırı İnternet Kullanımı Düzenlenmeli mi</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/cihansalim/~3/VB2AP8G4QCc/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/tv-suc-oranlarini-arttirdiysa-asiri-internet-kullanimi-duzenlenmeli-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Jun 2010 11:04:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[oyunlar, spor, TV]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[suç oranları]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=997</guid>
		<description><![CDATA[TV veya İnternet'te izlenen tehlikeli içeriklerin özellikle gençler üzerinde olumsuz etki bıraktığı düşünülür, hatta ülkemizde site engellemelerinin nedeni de budur. Fakat TV üzerine yapılan bir araştırma, eğer bir zarar söz konusu ise, bunun içerikten bağımsız olduğunu ortaya koyuyor, çünkü 4 yaşına kadar TV izleyenler ile izlemeyenler arasındaki ciddi farkı önümüze getiriyor...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/E4PvxhsSiiw4Cv0XraVip-CrhLY/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/E4PvxhsSiiw4Cv0XraVip-CrhLY/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/E4PvxhsSiiw4Cv0XraVip-CrhLY/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/E4PvxhsSiiw4Cv0XraVip-CrhLY/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><p>“Queens’de, iki hafta önce bir gece, çevre apartmanlardaki saygın ve kanunlara inanan 38 vatandaşın gözleri önünde bir katil bir kadına yarım saatten uzun bir süre içinde aralıklarla 3 kez saldırdı ve bıçakladı. Kimse polisi aramadı. Bir görgü şahidi ise ancak kadın öldükten sonra aramıştı.”</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>New York Times gazetesinin 1964 yılındaki Kitty Genovese cinayeti ile ilgili tarihi haberi bazılarımıza tanıdık gelmiştir. Çünkü ABD’de en çok okutulan sosyal psikoloji ders kitaplarından en az onunda bu hikaye yer alıyor, aynı şekilde Malcolm Gladwell’in dünya çapında geniş ilgi uyandıran Kıvılcım Anı (Tipping Point) kitabında da. Hatta cinayetin 30. yılını anmak için dönemin ABD Başkanı Clinton New York’a giderek cinayetin yaşandığı dönemde, ABD toplumunun tehlikede olmakla kalmayıp yalnızlaştığını vurgulamıştı.</p>
<p>Ama 1964’teki bu olay ABD’de hızla artan suçlardan sadece bir tanesi idi. 63’te Kennedy suikasti de toplumu derinden sarsmıştı. Şiddet ve mülk gaspı içeren suç oranları 1950’lerin sonuna kadar dengeli seyrederken 60’larda ikiye, 70’lerde ise dörde katlandı. Gerek o dönemde, gerek sonrasında bilim adamları bu artışın nedenlerini keşfetmeye çalıştı. Ama sosyal ve davranışsal alanda deney yapmanın zorluğu ve bazı durumlarda imkansızlığı pek çok hipotezi desteksiz bıraktı.</p>
<p>Söz konusu dönemde hızla artan genç nüfus, otorite karşıtı hareketin güç kazanması, vatandaşlık haklarındaki ilerlemeler de suç oranındaki değişimin nedenleri olarak sorgulandı. Diğer yandan Amerikan sivil özgürlükler hareketi , hapishanelerdeki şartların, aşırı kalabalık ortamların suçluların insanlık dışı bir muameleye maruz kalmasına neden olduğuna dikkat çekmeye başlamıştı. Özellikle en kalabalık hapishanelerin olduğu eyaletlere açılan davaların kazanılması sonucu bazı eyaletlerde daha hafif suçlular iyi hal göstermeleri durumunda daha çabuk serbest bırakılırken aynı suç için hapse atılma olasılığı da eskiye oranla ciddi oranda düştü. Bu eyaletlerde %15’e varan oranlarda hapishanelerin yükü azaltıldı!</p>
<div align="center">
<div style="width:470px; text-align:center" class="captionfull"><img width="470" height="175" title="Çocukların sadece İnternet değil TV kullanımında da izledikleri içeriğin şiddet içermesinden daha başka faktörlerden olumsuz etkileniyor olma olasılığı sanılandan çok daha kuvvetli" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/internet-kullanan-cocuk-l.jpg"/>
<p>Çocukların sadece İnternet değil TV kullanımında da izledikleri içeriğin şiddet içermesinden daha başka faktörlerden olumsuz etkileniyor olma olasılığı sanılandan çok daha kuvvetli</p>
</div>
</div>
<p>Böylesi eyaletlerle diğerleri karşılaştırıldığında ise suç artışının ancak %30’u daha çok suçlunun serbest bırakılması ile açıklanabildi. Bir diğer %10 ise “Baby Boom” diye anılan nesli oluşturan, hızla artan nüfus, ayrıca Afrika asıllı Amerikalılar’ın daha kuzey eyaletlere göçü ve Vietnam’dan geri dönen gazi ve askerlerin huzursuzluğu, eylemleri ile açıklanabildi.</p>
<p>Ama bu oranlar yetersizdi. Bilim adamlarının hapishanelerde deney için suçlu oranlarının değiştirilmesini önerme şansları olmadığından doğal deneyler arayışına girmeleri gerekiyordu. O dönem pek akla gelmeyen nedenlerden biri ise ABD toplumunu hızla etkisi altına alan televizyon idi. Ama rasgele iki grup genç seçip suçluluk oranlarını onlara ne kadar TV izlediklerini sorarak açıklamak da mümkün değildi.</p>
<p>Fakat televizyon yayınlarını düzenlemekten sorumlu olan Federal İletişim Kurumu, 1948-1952 yılları arasında yeni TV kanallarının açılışına izin vermedi, çünkü sistem daha büyümeden önce yayın spektrumunu yeniden düzenlemenin doğru olacağı düşünüldü. Böylece ülkede 1940’ların ortasında TV seyretmeye başlayan bir grup eyalet ile 1950’lerin ortasında TV ile tanışan farklı bir grup eyalet oluşmuş, arada da 10 yıllık bir nesil farkı çıkmış oldu. İşte bu da doğal deney gözlemi için harika bir fırsattı.</p>
<p>Sonuçlar çok etkileyici idi. Geçmişte benzer suçluluk oranları gösteren şehirlerden, TV izlemeye erken başlayan şehirlerde şiddet suçları 1970’lerde diğer şehirlere göre 2 kat artarken gasp ve mülk hırsızlıkları ‘erken TV’li şehirlerde19 40’larda daha azken 70’lerde TV’ye geç kavuşan şehirleri geçmişti.</p>
<p>Şehirlerin kendine has ekonomik ve güvenlik dinamiklerinin sonuçları etkilememesi için de belli şehirlere eğilerek yapılan çalışmalar da paralel sonuçlar göstermiş. Örneğin 1954 yılında TV yayınlarının başladığı bir eyalette 1950 doğumlular ile 1954 doğumlular arasında karşılaştırma yapıldığında dört yaşına kadar TV izleme şansı olmuş olan yaş grubunda suçluluk oranlarının daha yüksek olduğu görülmüş. Hatta 15 yaşına kadar, TV izlenen her fazladan yıl, gasp gibi suçlardan tutuklamalarda %4, şiddet suçlarından tutuklamalarda %2 artışı istatistiki olarak açıklamış. Toplamda da televizyon seyretme sıklığı, 1960’larda artan gasp ve mülk suçlarındaki artışın %50, şiddet suçlarındaki artışın da %25’ini açıklamış.</p>
<p>TV’nin bu kadar etkili olmasını ise açıklamak daha da zor! Özellikle 5 yaşından önce daha çok TV izleyenlerin üzerinde etki daha fazla olduğundan ve de bu yaş grubunda şiddet içerikli TV yayınlarının pek izlenmediğini düşündüğümüzde gerçek nedenleri ortaya çıkarabilmek gerekiyor.</p>
<p><strong>Peki İnternet de Televizyon Gibi Bir Etkiye Sahip mi?</strong><br />
Her yeni teknoloji hayatı biraz daha kolaylaştırmanın çok daha ötesine geçiyor, hayat standardında kayda değer gelişmeler sağlıyor. Örneğin Hindistan’ın kırsalında TV ile tanışan bölgelerde kadına daha az şiddet ve daha az istenmeyen doğum vakası gözlemleniyor. Belki kadınlar izlediklerinin etkisinde kalıp kendilerine daha iyi davranılmasına yönelik tutumlar sergiliyor, belki de Hintli erkekler TV karşısında daha fazla kriket seyretmeye dalıyor.</p>
<p>İnternet için her birimizin vereceği farklı olumlu örnekler de olacaktır. Tabii bir diğer yandan da ülkemizde RTÜK’ün TV yayınlarını düzenlemeye yönelik yaklaşımlarının paralelinde İnternet yasakları artıyor. Zararlı içerik kategorileri belirlenmiş durumda ve İnternet üzerinden basit bir form doldurarak şikayet edilebilen siteler kolayca erişime kapatılıyor. İnternet’teki yayınların sadece gençlerin değil toplumun ahlakı ve sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olacağı öne çıkarılıyor.</p>
<p>Fakat TV tarafında olduğu gibi İnternet tarafında da içeriğin olumsuz etkisini kanıtlamak pek mümkün değil. Nitekim 5 yaşından önce izlenen TV suç oranlarını arttırıyorsa bunda içerikten ziyade ekran karşısında kalıp başka insanlarla yüzyüze gelmeyen, sosyalleşmeyen çocuklar, ailelerin çocukları TV karşısına bırakma kolaylığına kaçarak ilgilerini, diyaloglarını ve sevgilerini esirgemesi, imkansızlıklarla büyüyen gençlerin daha yüksek refah seviyesindeki yaşamı izlerken bundan olumsuz etkilenmesi gibi çok daha mantıklı açıklamalara öncelik vermemiz gerekiyor.</p>
<p>Her ne kadar içerik önemli olsa ve toplumda bazı davranışların daha kolay kabul görmesini sağlayan algılar yaratabiliyor olsa da aslında ideal bir toplumda genç yaşlı herkesin tükettiği içeriği seçme bilinci ve bu içeriği içselleştirmeden önce sorgulama yetisine sahip olması, bunun için de duygusal ve zihinsel gelişimini doğru eğitim ve öğretim ile tamamlamış olması gerekiyor.</p>
<p>İnternet’in kitleler üzerindeki dönemsel etkisini ölçen bir deneyle karşılaşmadım, İnternet’in Batılı ülkeler içinde çok daha hızlı yayıldığını düşündüğümüzde böyle bir deneyin Batı’dan gelmesi oldukça zor. Ama TV deneyinin sağladığı ışık sayesinde artık ülke olarak içeriği denetleme ve yasaklamanın ilkel bir savaş yöntemi olduğunu fark etmemiz ve de ister televizyon, ister İnternet, isterse elimizden, kulağımızdan düşmeyen cep telefonu olsun çocuk ve gençlerin hayatına giren her teknolojinin onların duygusal gelişimi üzerindeki etkisini yönetmeye yönelik adımlar atmamız gerekiyor. Aksi halde tüm gün komik videolar izleyerek günü geçiren gençlerin de pek sağlıklı yetişmediğini yakında fark etmeye başlayacağız&#8230;</p>
<p>Açtığımız gibi Kitty Genovese cinayetiyle kapatalım. Bu yazımın kaynağı olan SuperFreakonomics kitabının yazarlarının ve son dönemde bazı diğer yayınların, olayın iç yüzünü sorgulamaya başlamasıyla mahalledeki insanların tepkisiz olduğu yönündeki bilgi doğruluğunu yitirdi. Olay gece karanlığında, saat 3 buçukta, saldırılardan sonuncu ve ölümcül olanı da arka kapıda gerçekleştiğinden 38 değil belki bir kişinin bile olayı tam göremediği ortaya çıktı. Yani, komşularınıza güvenmekten vazgeçmeniz için yeni bir neden yok!</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=VB2AP8G4QCc:Xx2DZnRU6i4:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=VB2AP8G4QCc:Xx2DZnRU6i4:F7zBnMyn0Lo"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=VB2AP8G4QCc:Xx2DZnRU6i4:F7zBnMyn0Lo" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=VB2AP8G4QCc:Xx2DZnRU6i4:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=VB2AP8G4QCc:Xx2DZnRU6i4:V_sGLiPBpWU"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=VB2AP8G4QCc:Xx2DZnRU6i4:V_sGLiPBpWU" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=VB2AP8G4QCc:Xx2DZnRU6i4:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=VB2AP8G4QCc:Xx2DZnRU6i4:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=VB2AP8G4QCc:Xx2DZnRU6i4:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=VB2AP8G4QCc:Xx2DZnRU6i4:D7DqB2pKExk"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=VB2AP8G4QCc:Xx2DZnRU6i4:D7DqB2pKExk" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=VB2AP8G4QCc:Xx2DZnRU6i4:l6gmwiTKsz0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=l6gmwiTKsz0" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/cihansalim/~4/VB2AP8G4QCc" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/tv-suc-oranlarini-arttirdiysa-asiri-internet-kullanimi-duzenlenmeli-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.cihansalim.net/blog/2010/tv-suc-oranlarini-arttirdiysa-asiri-internet-kullanimi-duzenlenmeli-mi/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Yatırımlarımızın %4′ü Tarıma Giderken Et Fiyatlarını Suni Olarak Düşürmek Çözüm Olamaz</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/cihansalim/~3/EPco34jczck/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/yatirimlarimizin-4u-tarima-giderken-et-fiyatlarini-suni-olarak-dusurmek-cozum-olamaz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 May 2010 20:28:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[iktisat ve Türk ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset / popülizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=983</guid>
		<description><![CDATA[Et fiyatları bir yılda %30'lardan fazla pahalılaşırken bunun nedenini piyasayı manipüle eden dev şirketlere bağlamak mümkün olmuyor. Çünkü aksine, son 7 yılda Türkiye'deki tüm yatırımların %4'ünü bile alamayan tarım sektörü bırakın devler çıkarmayı, küçülüyor, büzülüyor, üretemiyor. Azıcık üretim de haliyle kıymetli oluyor!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/UnuLF5_w0m-U1n7hmtWYvSQRZC0/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/UnuLF5_w0m-U1n7hmtWYvSQRZC0/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/UnuLF5_w0m-U1n7hmtWYvSQRZC0/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/UnuLF5_w0m-U1n7hmtWYvSQRZC0/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><p>Her hafta farklı konuların gündeme geldiği, bir anda derin tartışmaların yaşanıp geçen haftaki konunun unutulduğu bir ortamdayız. Böylesi hızlı değişen gündem, kamuoyunda doğru bilgiyi öğrenememe, öğrenilse de hazmedemeden, anlık tepkilerle yaşama eğilimini arttırıyor. Et fiyatlarının son bir yılda %30&#8242;ların üstünde pahalılaşması ile ilgili değerli fikirler tartışıldı. Ortaya konan iddialardan biri de tarım ve hayvancılığa yeteri kadar yatırım yapılmamış olmasıydı. Ama bunu böyle söylemek yeterli olmuyor, sayısal ve güvenilir verilerle karşılaştırma yaparak sonuca ulaşmak gerekiyor.</p>
<p>Alttaki tabloda 2002-2009 yılları arasında Türkiye&#8217;de yapılan yatırımların yüzdesel dağılımını görüyoruz. Mustafa Sönmez&#8217;in <a target="_blank" href="http://mustafasnmz.blogspot.com/2010/04/asyalasma-her-seyi-carptyor.html">&#8220;Asyalaşma Her Şeyi Saptırıyor&#8221; yazısı</a>nda kullanmak için DPT ve TÜİK verilerinden derlediği tablonun en alt satırında geride kalan yaklaşık 7 yıllık dönemde toplam yatırımların %16&#8217;sının kamu yani merkezi ve yerel yönetimler tarafından yapıldığı görülüyor. Ulaştırma, hizmetler, enerji ve eğitim kamunun en çok yatırım yaptığı alanlar. Tarım ve hayvancılık ise, devletin toplam %16&#8242;lık yatırım harcamasının sadece %8&#8242;ini alabilmiş. Özel sektörün %84&#8242;lük yatırım ağırlığını kendi içinde dağıttığımızda ise tarım %2,5&#8242;ta kalmış. Yani Türkiye&#8217;de 7 yıllık dönemde kamu ve özel sektörün tarım ve hayvancılığa yatırımlarının toplamı, tüm yatırımların %4&#8242;ü bile edememiş!</p>
<div align="center">
<div style="text-align:center"><img width="262" height="270" title="2002-2009 yılları arasında Kamu ve Özel Sektör Yatırımlarının Dağılımı" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/yatirim-dagilimi-2002-09.jpg"/></div>
</div>
<p>İktisat biliminin tartışılan kuramları çoktur, ama her şeyin temelindeki arz ve talep dengesizliği hayatın her alanında geçerli değil midir? Fakat Türkiye&#8217;de sadece arz-talep denklemini kullanarak bile her gün kayda değer yazı yazmak mümkün! Bir mal veya hizmete yönelik talep, o malın arzı, yani piyasada bulunabilen miktarından daha hızlı artıyor ise o mal veya hizmet kıymetlenecek, pahalılaşacaktır. Yeni bitirdiğim çok ilginç bir kitap olan <a target="_blank" href="http://www.superfreakonomicsbook.com/">SuperFreakonomics</a>, hayatta pek çok şeyin arz ve talep dengesiyle ilgili örnekler vermeye, daha ilk bölümde, fuhuş sektörünü ele alarak başlıyor. Yıllar boyu hayat kadınlarının yakalanıp hapse atılmasıyla aslında arzın suni olarak kısılmasına, ama erkeklerinin talebinin aynı kalması nedeniyle fiyatların artmasına neden olduğu iddia ediliyor. Tartışmaya açık bu gibi örnekler için kitabı okuyabilirsiniz.</p>
<p>Ama şu bir gerçek ki, Türkiye gibi bir ülkenin tarım ve hayvancılığa, toplam yatırımlarının sadece %4&#8242;ünü yönlendirmesi kabullenilemez. Bırakın nüfus artışına yetişmeyi, sürekli gerileyen hayvancılık, piyasaya sunulan et arzında daralma, doğal olarak fiyatların artmasına neden olacaktı. Maalesef ithalat çözüm değil.</p>
<p>Bugün örneğin <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2009/siyasi-irade-ve-rekabet-kurulu-mudahele-etmedikce-telekom-devlerimiz-tum-turkiyenin-karliliginin-ucte-birini-aliyor/" title="'Siyasi irade ve Rekabet Kurulu müdahele etmedikçe telekom devlerimiz tüm Türkiye’nin karlılığının üçte birini alıyor' başlıklı yazımı okumak için tıklayınız">Türkiye&#8217;nin en büyük karını elde eden GSM ve sabit hat iletişim sektörlerinde, hakim konumlarını sürdüren Türk Telekom ve Turkcell&#8217;in piyasadaki fiyatları etkileme gücü çok yüksek</a>. Ve söz konusu bu nedenle artan kullanım fiyatları olsaydı kamu müdahelesi, mümkünse ithalat veya alternatif kanallardan rekabetçi ürün/hizmetler sunmak doğru olurdu.</p>
<div align="center">
<div style="width:470px; text-align:center" class="captionfull"><img width="470" height="175" title="Türkiye'de tarım ve hayvancılıkta sadece çiftçi, çoban değil hayvan nüfusu da azalıyor" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/siyah-beyaz-coban-l.jpg"/>
<p>Türkiye&#8217;de tarım ve hayvancılıkta sadece çiftçi, çoban değil hayvan nüfusu da azalıyor <font size="-1">/ Harika fotoğraf, <a target="_blank"  href="http://www.flickr.com/photos/nuran/3005260428/">Flickr&#8217;da Nuran</a>&#8216;dan, blog ana sayfama sığması için üstten alttan kesmek zorunda kaldım</font></p>
</div>
</div>
<p>Fakat Türk hayvancılığında böylesi hakim konumda, yarı tekel veya tekel bir kurum, şirket yok. Aksine, yurtdışından aşırı ucuz ithal edilebilecek düşük kalite ve orta kalite etler ile düşen et fiyatları sonucu hayvancılık sektörü darbe yiyecek, çünkü zaten yıllardır yatırım yapılmadığından verimli olamayan, maliyetleri sürekli artan bu sektörün ayakta kalması, hele suni olarak düşürülmüş fiyatlarla çok zor olacak.</p>
<p>Bugüne kadar sıklıkla tekel konumundaki piyasa, sektör ve şirketleri ele aldığım için hiç sıra gelmeyen bir şeyi söylemenin şimdi zamanı: Önce üretici hakları gelir, sonra tüketici hakları&#8230;</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=EPco34jczck:V_0jbW3SObI:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=EPco34jczck:V_0jbW3SObI:F7zBnMyn0Lo"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=EPco34jczck:V_0jbW3SObI:F7zBnMyn0Lo" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=EPco34jczck:V_0jbW3SObI:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=EPco34jczck:V_0jbW3SObI:V_sGLiPBpWU"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=EPco34jczck:V_0jbW3SObI:V_sGLiPBpWU" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=EPco34jczck:V_0jbW3SObI:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=EPco34jczck:V_0jbW3SObI:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=EPco34jczck:V_0jbW3SObI:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=EPco34jczck:V_0jbW3SObI:D7DqB2pKExk"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=EPco34jczck:V_0jbW3SObI:D7DqB2pKExk" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=EPco34jczck:V_0jbW3SObI:l6gmwiTKsz0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=l6gmwiTKsz0" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/cihansalim/~4/EPco34jczck" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/yatirimlarimizin-4u-tarima-giderken-et-fiyatlarini-suni-olarak-dusurmek-cozum-olamaz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.cihansalim.net/blog/2010/yatirimlarimizin-4u-tarima-giderken-et-fiyatlarini-suni-olarak-dusurmek-cozum-olamaz/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Televizyonunuzu Uydudan mı alırdınız, Kablodan mı, ADSL’den mi?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/cihansalim/~3/mEbGrNraAJs/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/televizyonuzu-uydudan-mi-alirdiniz-kablodan-mi-adsl%e2%80%99den-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Apr 2010 08:16:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=970</guid>
		<description><![CDATA[Tam da Digiturk “TiVi Bitti, Şimdi Digi” derken televizyon platformlarındaki savaş yeniden mi başlıyor? İnternet'ten video tüketmeye bayılan Türk kullanıcılar İnternet tabanlı TV'ye ne kadar ilgi gösterecek, milyonlarca hane geleneksel karasal yayınları çatı antenleriyle, kırsalda ise çanak antenlerle Türksat uydularından takip ederken TV platformları arasındaki mücadele nasıl şekillenecek?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/mi7ExveeE39wNAzg7Ga2w4XtOQk/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/mi7ExveeE39wNAzg7Ga2w4XtOQk/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/mi7ExveeE39wNAzg7Ga2w4XtOQk/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/mi7ExveeE39wNAzg7Ga2w4XtOQk/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><p>Her ne kadar dünyanın en popüler video servisine erişim ülkemizde engellenmiş olsa da Türk İnternet kullanıcıları İnternet üzerinden video tüketmede yabancılardan hiç de geri kalmıyor. Pek çok evde HD Ready, Full HD televizyon setleri olmasına rağmen yüksek çözünürlüklü yayınla tanışmayanlarımızın çoğunlukta olması da düşük kalitede videoya karşı yüksek toleransımız olmasını sağlıyor. Bağlantı hızları da yükseldikçe kaçırılan dizi bölümlerini İnternet’ten izlemek gittikçe daha fazla kişinin tercihi oluyor. Bu da İnternet televizyonu, iTV veya Online TV olarak adlandırabileceğimiz hizmetlerin ülkemizde ciddi şansı olduğunu gösteriyor. Nitekim geçtiğimiz günlerde TTNet TiViBu hizmetini devreye soktu.</p>
<p>Peki tam da Digiturk “TiVi Bitti, Şimdi Digi” derken televizyon platformlarındaki savaş yeniden mi başlıyor? Ülkemizde şehirlerde milyonlarca hane geleneksel karasal yayınları çatı antenleriyle, kırsalda ise çanak antenlerle Türksat uydularından takip ediyor. Yine uydu üzerinden, ama bu sefer katma değerli hizmetler sunan Digiturk’ün ise yaklaşık 2 milyon, D-Smart’ın 1 milyon kişiye ulaştığı kendi beyanları. Digiturk’ten sonra aylık ödemeli bir diğer platform olan Kablo TV ise 1,2 milyon aboneye sahip, fakat bu kadar verimli, ekonomik ve ölçeklenmesi kolay bir sistem olan Kablo TV şebekesi üzerinden Kablo İnternet kullanıcılarının sadece 150 binlerde kalması da ülkemizde rekabetin ne kadar dengesiz olduğunun bir başka göstergesi.</p>
<p>Şimdi ise 6 milyonu aştığı açıklanan ADSL kullanıcısının çoğunluğuna perakende hizmet sağlayan, diğer ADSL abonelerinin servis sağlayıcılarına ise altyapıyı sunan Türk Telekom, İnternet kullanıcılarına iki farklı fiyatlı paketlerle TV yayını ulaştırma işine girerek aylık abonelik ücretiyle iş modeli kuran Digiturk ve Kablo TV’nin arasına eklendi. Ve ilk günlerde 1 TL.lik promosyon fiyatıyla hızla abone kazanmaya başladı, ilk haftada 50 binin üstünde kayıt yapıldı.</p>
<div align="center">
<div style="width:470px; text-align:center" class="captionfull"><img width="470" height="175" title="TV Platformları Çeşitleniyor, Rekabette İçerik ve Erişim Kolaylığı Öne Çıkıyor" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/tv-platformlari-l.jpg"/>
<p>TV Platformları Çeşitleniyor, Rekabette İçerik ve Erişim Kolaylığı Öne Çıkıyor</p>
</div>
</div>
<p>Fakat bu rakam gittikçe daha geniş bir kesimin İnternet’te vakit geçirdiğini, Türkiye gibi televizyon izleme kültürünün çok kuvvetli olduğunu düşündüğümüzde hiç şaşırtıcı değil. 2007 sonunda İngiltere’de BBC’nin hizmete soktuğu benzer BBC iPlayer’ın ilk 6 ayda yarım milyon aboneye ulaşması beklenirken ilk üç haftada 3,5 milyon program izlendi veya indirildi. İlk yılında İngiliz İnternet trafiğinin %5’ini oluşturacak miktarda veri transferi, hem de sadece BBC programlarını izlemek için kullanıldı.</p>
<p><strong>Yayınlar da Değişiyor, Kanallar da</strong><br />
Tabii platformlar böyle çeşitlenirken içerik tarafında da önemli değişimler yaşanıyor. Mesela CNBC-e’nin birkaç sene önce parmakla gösterilen dünyanın en popüler dizilerini Türk izleyicisiyle buluşturabilirken artık bu diziler için daha fazla kanalla rekabet etmek zorunda kalıyor. Ve rekabet ettiği kanallar da ulusal, karasal yayın yapan kanallar değil! Bu da ücretsiz içerik tarafında değişikliklerin yavaşça başladığını gösteriyor.</p>
<p>Her ne kadar Türkiye’de en çok takip edilen diziler ve programlar ulusal ve ücretsiz erişilebilen kanallarda olsa da aynı izleyiciyi kapmak için daha fazla tematik kanal, daha fazla katma değerli abonelik paketleri yarışıyor. Bu da geleneksel, ulusal kanalların izleyici kitlesinde bazı farklılıklara, belli tüketici gruplarının farklı alternatif kanallara kaymasına neden olmaya başlıyor.</p>
<p>Öte yandan geçmiş yılları bir yana bıraksak bile sadece 2009’da yaklaşık 930 bin adet HD Ready ve Full HD televizyon satılan ülkemizde henüz HD yayın izleyerek televizyona yaptıkları yatırımın karşılığını alanların sayısı çok az. Yüksek çözünürlükte film izlemeyi sağlayan PlayStation gibi bir oyun konsolu, DVD’ye göre çok daha gelişmiş Blu-ray disk oynatıcılar veya Digiturk ve D-Smart’ın HD kanallarından faydalanarak evde gerçekten detay ve netliğin keyfine varanlar henüz çok az. Ama 2010’un ikinci yarısı, hatta son çeyreğinde artık HD yayın izleyicilerinin daha hızlı artmaya başlayacağını tahmin ediyoruz. Tabii Türk Milli Takımı, G. Afrika’daki Dünya Kupası’na katılacak, TRT de Dünya Kupası’nı –henüz olumlu bir açıklama ile karşılaşmadığımdan- HD çözünürlükte yayınlayacak olsaydı 2010’da Türkiye’de HD izleyici kitlesinin çok hızlı artacağı yönünde tahminlerimiz olacaktı.</p>
<p>Biz HD keyfinden henüz uzaktayken Nisan ayıyla beraber ülkemizde 3  boyutlu TV setleri, gözlükleriyle beraber satışa sunulacak. Sinema salonlarına, Holywood’a ciddi oranda canlılık katan üç boyut tecrübesi pek çok kişiye evlerine de bu heyecanı taşıma motivasyonu verecek, ama henüz 3B yayın konusunda atılması gereken çok fazla adım var.</p>
<p><strong>Platform Savaşlarında Belirleyici Faktörler</strong><br />
Bu gelişmeler yaşanırken TTNet’in de girişiyle hareketlenen TV platformları arasındaki mücadelede müşteri açısından belirleyici başarı faktörleri de şekilleniyor.</p>
<p><strong>Ücretsiz İçerik veya ‘Temel Paket’in Kalitesi, Farklılığı:</strong> Ücretsiz ulusal kanalların çok kuvvetli olduğu Türk TV dünyasında platformların farklılaşabilmesinin ilk akla gelen yöntemlerinden biri farklı kanalları ücretsiz, temel giriş paketinin içinde sunmak. Ama bu yatırımın getirisini doğru tahmin edebilmek ve sonrasında ölçümleyebilmek önem kazanıyor. Platformlar bazen organik bağ da kurdukları özel tematik kanalları öne çıkarırken belli bir gelir akışı bile elde edebiliyor ama daha da önemlisi bu kanalların abone sadakati yaratması. Digiturk platformundaki İzTV bu konuda bir başarı örneği.</p>
<p>Ayrıca ‘temel paket’ başarısı sadece ücretsiz kanallarla sınırlı kalmıyor. Örneğin HD yayın abonelerine sunulan HD kanal paketinin farklılığı da daha bugünden önemli bir tercih sebebi olmaya aday. Bugün her platformda yer alan veya alması muhtemel belli başlı 2-3 yabancı spor ve belgesel kanalının HD yayını olmazsa olmaz konumda olabilir, ama fark yaratmak için de yeterli değil. Zamanla Show TV’nin HD yayınının sadece Digiturk’te, Kanal D’nin HD yayınının sadece D-Smart’ta olması gibi konumlandırma kararlarının etkisini daha iyi göreceğiz.</p>
<p><strong>Katma Değerli Hizmetlerin Çekiciliği:</strong> Uydu, kablo şebekesi, İnternet şebekesi gibi farklı altyapılar nedeniyle aynı katma değerli hizmetleri sunamayacak platformlar olsa da Video-on-Demand yani her an oynatmaya hazır içerik kütüphanesi, bu kütüphanenin platforma özel içerik taşıyabilmesi, kütüphanenin fiyatlandırması, Türkiye Ligi futbol yayınları, tema paketlerinin kalitesi, film ve dizi kanallı paketlerin taşıdığı içerik sadece yeni abone alımında değil, mevcut abone tabanında fiyatlama, aynı haneye birden fazla abonelik satma gibi artılar sağlıyor.</p>
<p><strong>Erişim ve Anında Erişim Kolaylığı:</strong> Platformların kullanım kolaylığı, mevcut TV setiyle entegre çalışabilmesi, bağlantılar, yayın alıcı cihazları konumlandırma kolaylığı, fiyatlandırılması, servis imkanları, kolay kurulumu platformdan platforma ciddi fark gösteriyor.</p>
<p>Bunlara ek olarak kurulmuş bir sistemin, mevcut Türk TV kullanım alışkanlıkları ve geçmişi dikkate alındığında, çabuk ve kolay açılması, kanalların hemen büyük ekranda görüntülenmesi de müşteri memnuniyeti açısından fark yaratabilen bir faktör.</p>
<p><strong>Anahtar Hizmet / Temel Değer:</strong> Her iş modeliyle beraber şekillendirilmesi gereken bir soru olan “bu ürün/hizmet ile müşterilerimizin hangi ihtiyacına nasıl farklı bir çözüm sağlayarak farkımızı meydana koyabiliyoruz” sorusuna bugün Türkiye’de rahat cevap verebilen platform sayısı az. Daha çok geleceğe yönelik tahminler ve bunların gerçekleşmesi halinde elde edilecek üstünlükler konuşuluyor.</p>
<p>Farklı izleyici gruplarının oluşturduğu dinamizm içinde hangi içeriklerin ve erişim modelinin gelirler açısından değil karlılık açısından büyük fırsatlar sunduğuna yönelik doğru tespitler ve ardından doğru çözümler, o platformun uzun vadede güçlenmesini sağlayacak. Bugün Türkiye’de futbol yayıncılığının en büyük pastayı oluşturduğu, yayın ihalesini kazanan platformun temel değer/fayda teklifinin “kaliteli maç keyfi” olduğunu biliyoruz.</p>
<p>İkinci ve üçüncü büyük değerin ne olduğu ve bu değerin nasıl sunulması gerektiği konusunda ise farklı fikirler görüyoruz. Zaten bu farklı fikirler sayesinde farklı platformlar pazara adım atıyor. Farklı müşteri taleplerinin sunduğu gelir potansiyellerinden olabildiğince geniş bir kapsama alanını elde etmeye çalışmak gelir akışındaki riskleri azaltma şansı sunabileceği gibi odaklanma ve maliyetlerin kısılması tarafında sıkıntılara da neden olabilir. Örneğin farklı ihtiyaçlara sahip iş yerlerinden bir grup olan binlerce 3-4 kişilik küçük bir ofis veya KOBİ’nin gün içinde belli saatlerde TV izleme talebini İnternet televizyonunun karşılama gücü kuvvetliyken bir kuaför salonu, bir hastanenin TV yayın ihtiyaçları doğal olarak farklı şekilde biçimlenmekte. Ama dikkat çekici olan bu farklı müşteri taleplerinin artık eskisi gibi uzun süre sabit kalmadığı, içerik ve erişim, uygulama, masraf konusunda beklentilerin değişmeye başladığı.</p>
<p>Burada öne çıkan bir diğer faktör ise hala cep telefonundan ve dizüstü bilgisayardan mobil İnternet penetrasyonu düşük olan ülkemizde televizyon veya monitöre, yani ekrana yayını ulaştırmaktaki başarı. Çünkü DLNA gibi ev içi kablosuz bağlantı özellikli TV setlerinin, dijital medya oynatıcı kutuların henüz yeterli bilinirliğe ulaşmadığı ülkemizde uydu alıcı kalabalığı yaşanıyor. Balkonlar ve çatılardaki görüntü kirliliği ise söze gerek bırakmıyor…</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=mEbGrNraAJs:1fDoTCZfX3c:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=mEbGrNraAJs:1fDoTCZfX3c:F7zBnMyn0Lo"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=mEbGrNraAJs:1fDoTCZfX3c:F7zBnMyn0Lo" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=mEbGrNraAJs:1fDoTCZfX3c:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=mEbGrNraAJs:1fDoTCZfX3c:V_sGLiPBpWU"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=mEbGrNraAJs:1fDoTCZfX3c:V_sGLiPBpWU" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=mEbGrNraAJs:1fDoTCZfX3c:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=mEbGrNraAJs:1fDoTCZfX3c:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=mEbGrNraAJs:1fDoTCZfX3c:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=mEbGrNraAJs:1fDoTCZfX3c:D7DqB2pKExk"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=mEbGrNraAJs:1fDoTCZfX3c:D7DqB2pKExk" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=mEbGrNraAJs:1fDoTCZfX3c:l6gmwiTKsz0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=l6gmwiTKsz0" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/cihansalim/~4/mEbGrNraAJs" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/televizyonuzu-uydudan-mi-alirdiniz-kablodan-mi-adsl%e2%80%99den-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.cihansalim.net/blog/2010/televizyonuzu-uydudan-mi-alirdiniz-kablodan-mi-adsl%e2%80%99den-mi/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>İstanbul’dan efsanevi Mummenschanz pandomim grubu geçti</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/cihansalim/~3/gZq0BS1Lobc/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/istanbuldan-efsanevi-mummenschanz-pandomim-grubu-gecti/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Apr 2010 16:16:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[sanat kültür tiyatro]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=958</guid>
		<description><![CDATA[Onlarca yıldır sahnelerde olan dört genç yaşlı sanatçı, Dünyanın en meşhur pandomim gruplarından Mummenschanz İstanbul'da iki gösteri yaptı, sessiz sanatı özleyenler için farklı imgelem ve mesajlarla güzel bir geceydi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/mPRm_m2cN4PRAwk-hC7WWV-JqNM/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/mPRm_m2cN4PRAwk-hC7WWV-JqNM/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/mPRm_m2cN4PRAwk-hC7WWV-JqNM/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/mPRm_m2cN4PRAwk-hC7WWV-JqNM/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><p>2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında, Ankara&#8217;daki İsviçre Büyükelçiliği ve İstanbul&#8217;daki İsviçre Konsolosluğu&#8217;nun katkıları ile davet edilen <a target="_blank" href="http://www.mummenschanz.com">Mummenschanz grubu</a> dünyanın en meşhur pandomim topluluklarından biri ve kendi adlarıyla sergiledikleri şovu yıllardır sergiliyorlar. Ama ancak şovun sonunda, sanatçıların yüzlerini gördüğümüzde bu &#8220;yıllardır&#8221; kavramının ne kadar uzun bir süreyi kapsadığını anladım. Eve gelip grubun adını İnternet&#8217;te aradığımda ise Muppet Show&#8217;un 1976&#8242;daki bir bölümüne çıktıkları videoyu buldum! Gençliğinden bir şey kaybetmemiş bu yaşlı sanatçıların verdikleri mesajlardan biri de kendini me manevi ne de fiziki olarak yaşla sınırlamamak gerektiği idi.</p>
<div align="center">
<div style="width:330px; text-align:center" class="captionfull"><img width="330" height="385" title="Mummenschanz'ın meşhur oyuncu borusu topunu salonla paylaşıyor, ama geri göndermeniz şartıyla, ve böylece izleyici şovun parçası olmaya başlıyor" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/mummenschanz-oyuncuboru.jpg"/>
<p>Mummenschanz&#8217;ın meşhur oyuncu borusu topunu salonla paylaşıyor, ama geri göndermeniz şartıyla, ve böylece izleyici şovun parçası olmaya başlıyor</p>
</div>
</div>
<p>Şovun başlangıcı tabii ki yine 10-15 dakika gecikti, açılışta sahneye çıkan konsolos seyircilere teşekkür ederken &#8220;tesis nedeniyle şov normalden kısa sürecek&#8221; dedi. Bu kısım Türkçe&#8217;ye tam tercüme edilmese de 2010 Avrupa Kültür Başkenti olarak seçilen şehirlerden en büyüğü, koca İstanbul&#8217;un, İsviçre&#8217;nin dört kişilik bir pandomim grubunun şovunu ağırlayacak büyüklükte, veya nitelikte salonu olmaması da salonda benim gibi pek çok kişiyi bir kez daha hayal kırıklığına uğrattı. Çünkü 1,5 saatlik, arasız gösteriden çıktığımızda daha fazlasına hala açtık ve birkaç kişinin daha &#8220;acaba normalde daha kaç dakika sürecekti&#8221; diye konuştuğuna şahit oldum.</p>
<p>Pandomim deyince sıklıkla akla gelen performanslardan farklı olarak Mummenschanz&#8217;da, özellikle ilk bölümde çeşitli formlar, şekiller ve objelerin hareketlerini, daha çok soyut anlamlar yükleyerek izliyoruz. Bu bölümde dev yuvarlaklar seyirciden seyirciye değişmekle birlikte genel algı olarak bir kalpten bir surata dönüşürken küçük mesajlar da verebiliyor.</p>
<div align="center">
<div style="width:551px; text-align:center" class="captionfull"><img width="551" height="364" title="Mummenschanz'ın beni şaşırtan basitlikle yakaladığı etkili sahnelerden biri de tuvalet kağıtlarından parçalardan oluşan bir surattı!" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/mummenschanz-tkagitlar.jpg"/>
<p>Mummenschanz&#8217;ın beni şaşırtan basitlikle yakaladığı etkili sahnelerden biri de tuvalet kağıtlarından parçalardan oluşan bir surattı!</p>
</div>
</div>
<p>Basit anlatımı, imgelemi, metafor kullanımı ile beni en etkileyen sahnelerden biri de kulak, burun, göz, ağızları tuvalet kağıtlarından oluşturulmuş iki varlığın birbirlerine dil dökmesi, göz yaşı akıtması, kulak vermesinin çok güzel dile getirilişiydi.</p>
<p>1977&#8242;den 80&#8242;e, Amerika&#8217;da Broadway sahnelerinde tek kelime söz veya müzik içermeden en uzun kalan gösteri olan Mummenschanz&#8217;ın eski gösterilerinden çekilmiş bir videoyu aşağıya ekledim, bu video ile birlikte üç videonun da YouTube linkini altta bulabilirsiniz. Kültür Başkenti etkinlikleri arasına Mummenschanz&#8217;ın eklenmesi, hem de çok uygun fiyatlara izlenebildiği için de teşekkür ve tebrikleri kültür başkenti etkinlikleri yönetimine göndermeliyim. Keşke birkaç gösteri daha fazla yapılabilseydi, ama belki de Mummenschanz&#8217;ın programı buna elvermemiş olabilir çünkü hala dünyayı geziyor, gösterilerini sergiliyorlar.</p>
<p>Son olarak bizleri böylesine memnun eden Mummenschanz, aslında sanatın bize günlük hayatta yaşadıklarımızı, günlük sıkıntı, stres, üzüntüleri veya mücadeleleri anlatmakla sınırlı olmadığını hatırlattı. &#8220;Sanat, ruhun arınmasıdır&#8221; yaklaşımını, veya soyut sanatın pozitif mesaj verebilme gücü olduğunu bir kez daha hatırlattı. Böylesi imgelemler, metaforlarla etkileyici olacak Türk sahne gösterilerini de daha merakla bekler kıldı!..</p>
<div align="center"><object width="445" height="364"><param name="movie" value="http://www.youtube-nocookie.com/v/4A5c4jjwanY&#038;hl=en_US&#038;fs=1&#038;border=1"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube-nocookie.com/v/4A5c4jjwanY&#038;hl=en_US&#038;fs=1&#038;border=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="445" height="364"></embed></object></div>
<p>YouTube&#8217;daki Mummenschanz videolarından birkaçı: Yukarda paylaştığım <a target="_blank"  href="http://www.youtube.com/watch?v=4A5c4jjwanY">Mummenschanz videosu</a> / <a target="_blank"  href="http://www.youtube.com/watch?v=DcDlFf4I3vM">Mummenschanz B</a> / <a target="_blank"  href="http://www.youtube.com/watch?v=Hiej--45oI8">Mummenschanz C</a></p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=gZq0BS1Lobc:952yrTLpBt0:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=gZq0BS1Lobc:952yrTLpBt0:F7zBnMyn0Lo"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=gZq0BS1Lobc:952yrTLpBt0:F7zBnMyn0Lo" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=gZq0BS1Lobc:952yrTLpBt0:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=gZq0BS1Lobc:952yrTLpBt0:V_sGLiPBpWU"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=gZq0BS1Lobc:952yrTLpBt0:V_sGLiPBpWU" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=gZq0BS1Lobc:952yrTLpBt0:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=gZq0BS1Lobc:952yrTLpBt0:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=gZq0BS1Lobc:952yrTLpBt0:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=gZq0BS1Lobc:952yrTLpBt0:D7DqB2pKExk"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=gZq0BS1Lobc:952yrTLpBt0:D7DqB2pKExk" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=gZq0BS1Lobc:952yrTLpBt0:l6gmwiTKsz0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=l6gmwiTKsz0" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/cihansalim/~4/gZq0BS1Lobc" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/istanbuldan-efsanevi-mummenschanz-pandomim-grubu-gecti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.cihansalim.net/blog/2010/istanbuldan-efsanevi-mummenschanz-pandomim-grubu-gecti/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Dijital Dönüşümü Başaran Müzik Endüstrisinin Korsana Aşkı ve Nefreti!</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/cihansalim/~3/B-WHKlpMNVY/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/dijital-donusumu-basaran-muzik-endustrisinin-korsana-ask-ve-nefreti/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Mar 2010 21:48:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[dünya ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=951</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye'de erişime engellenen binlerce sitenin önemli bir kısmı müzik parçalarına ücretsiz erişim yollarını paylaştıkları için ceza aldı. Öte yandan Türkiye gibi gelişmekte olan bazı ülkelerde sokak satıcıları, korsan kopyaların endüstriye pek de zarar vermediğini düşünenler de var. Dijital satışlar toplam müzik pazarının %27'sine ulaşmışken açıkçası tek bir doğrunun varlığından söz etmek pek mümkün değil!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ycROwTOkrb0A_NnLbiHmLAe7k1s/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ycROwTOkrb0A_NnLbiHmLAe7k1s/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ycROwTOkrb0A_NnLbiHmLAe7k1s/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ycROwTOkrb0A_NnLbiHmLAe7k1s/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><p>Medyanın dijitalle imtihanını, dijital geleceğini her geçen gün daha fazla tartışır olduk. Örneğin bir süre önce yine bu sayfalarda aslında en önemli belirleyicinin, ekonominin temelindeki kıtlık/bolluk ikilemi olduğunu ve kabullenmek istemesek de haber ile yorumunun da kıymetsizleşmeye mümkün kılacak bollukta bir şey olan insan düşüncelerinin sonucu olduğunu yazmıştım. Peki sadece haber ve yorum mu? Yoksa telif haklarıyla korunan diğer hızlı tüketilen entelektüel ürünler de mı aynı yöne gidiyor, örneğin müzik!</p>
<p>Müziğin ucuzlaması, bedavalaşması ve yapım şirketlerinin sıkıntıları, gazete ve medya devlerinin dijitalle imtihandaki sıkıntıları kadar tartışılmıyor, ki bu da doğal. Çünkü kamuoyunu yönlendiren medya, kendi geleceği hakkında daha çok stres yapıyor. Fakat ülkemizde müziğin ücretsiz edinilmesi az ilgi çeken dev fırtınalar koparıyor! Mesela Türk Telekom TTNet Müzik ile, Turkcell ise gnçPLAY ile ücretsiz müzik dinletmek için ciddi anlaşmalara imza atarken pek çok hedefleri vardı. Sadece bunlar değil, Avea, Fizy, MPlay, Mynet, Muzik.net, Sendinle gibi pek çok platform da yasal yoldan müzik sunuyor. Ama bir yandan da Türk müzik endüstrisinin %80’ini, Türkiye’deki yabancı müziğin tümünü temsil ettiğini belirten Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği MÜ-YAP ise 2005’ten beri binlerce, belki on binlerce web sitesini telif hakları ihlalleri iddiası ile, haberlere göre de uyarmadan, erişime engelletiyor.</p>
<p>Henüz YouTube yasağı, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ve kurucu öğelerine hakaret, gençlerin gelişimine zararlı içerik gibi konular gündemde yokken başlayan web forumlarının, sitelerinin MÜ-YAP tarafından kapatılmasının çoğunun nedeni, söz konusu sitelerde müzik yayınlandığından değil, P2P dosya paylaşım programlarına bu sitelerden erişilebildiği içindi. Fotokopi makinesinin para çoğaltmakta kullanılabileceği korkusuyla yasaklanmasına benzeyen bu davaların kabul görmesi ve engelleme kararı çıkması ise MÜ-YAP’ı eleştirmeden önce aslında çok daha başka bir gündemimiz olması gerektiğinin göstergesi idi.</p>
<p>Engellemeler devam etti, örneğin geçtiğimiz aylarda Last.fm, MySpace gibi büyük yabancı müzik siteleri de engellendi, MÜ-YAP bazı yabancı yayınlarda bile kendini savunmak zorunda kaldı. Bir yandan da gittikçe artan sayıda İnternet kullanıcısı, hatta köşe yazarları MÜ-YAP’a ateş kusup bir gün MÜ-YAP’ın düşüşünün başlayacağı hatırlattılar.</p>
<p><strong>Peki Dünyada Neler Oluyor</strong><br />
Küresel müzik pazarı 2009’da, 2004’teki seviyelerinden %30 daha daralmışken bunda hem daha çok parçanın kopyalanarak el değiştirmesi hem de albüm ve parça fiyatlarının ucuzlaması önemli rol oynadı. 2003’te sadece 20 milyon ABD Doları seviyelerinde olan dijital müzik gelirleri 2009’da 4,2 milyar dolar seviyelerine ulaştı. Bu da tüm müzik endüstrisinin satışları içinde %27’lik bir pay demek!</p>
<p>Öte yandan Chris Anderson’ın “Free” adlı kitabında daha detaylı okuyabileceğiniz üzere, gelişmekte olan ülkelerde müziğin geleceğiyle ilgili önemli ipuçları verebilecek gelişmeler yaşanıyor. Dünyanın parlayan ekonomileri Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’de durum çok farklı. Korsanın galip geldiğinin kabul edildiği Çin’de müzik satışlarının %95’inin korsan olduğu tahmin ediliyor. Türkiye’nin de dahil olduğu gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkelerde toplumun büyük bir kesimi için orjinal albüm satın almak bir lüks. Bu durumda müzik endüstrisindeki oyuncular da rollerini değiştiriyor, “herkes için her şey” oluyorlar.</p>
<p>Çin’deki kayıt şirketleri genç yetenekleri bulma işini bu konuda uzmanlaşmış kurumlara bırakmıyor, sanatçıları için albüm hazırlamıyorlar! Tüketicilere satacak albümler üretmek yerine radyolara gönderilen, kendi web sitelerine ücretsiz yükledikler ‘single’ parçalar üretiyorlar. Örneğin ülkenin genç yıldızlarından birinin parçalarından oluşan bir CD toplam 5 milyon adet satılıyor, ama bu korsan CD’lerden ne ajans, ne de sanatçı para kazanıyor. Fakat bunu kabullenerek alternatif yollar deniyor, uygun olabilecek her noktaya sponsor buluyorlar. Çok sanatçılı dev konserlerin ana sponsoru ve yan sponsorları oluyor. Konser gelirleriyle yetinmiyor, sanatçılar ve albümlere yönelik hediyelik eşya gibi onlarca ürünün üretimi ve pazarlaması da tamamen kayıt şirketlerinin kontrolünde. 3. parti hizmet sağlayıcılara gitmektense sanatçı ve şarkılarının reklamlarını da yine kendileri üretiyor, medya planını bizzat yapıyorlar. Portföylerindeki sanatçılar arasındaki gelir dağılımını olabildiğine adaletli yapmak için de web sitelerindeki ücretsiz albüm ve parça indirilme oranlarının dağılımı gibi verilerden faydalanıyorlar.</p>
<div align="center">
<div style="width:475px; text-align:center" class="captionfull"><img width="475" height="175" title="Dijital müzik satışları hızla artarken bu satışları artıran faktörler arasında korsanın da sayıldığı ülkeler var!" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/dijital-donusum-muzik-endustrisi-korsan-ask-nefret-l.jpg"/>
<p>Dijital müzik satışları hızla artarken bu satışları artıran faktörler arasında korsanın da sayıldığı ülkeler var!</p>
</div>
</div>
<p>Brezilya müziğinde ise son yılların en büyük çıkış yapan türlerinden biri olan Tekno Brega, romantik ve yumuşak brega calypso müziğinin tekno tarzla harmanlanmasıyla olduğu kadar inanılmaz sokak satışlarıyla da popülerliğe kavuştu. En yeni Banda Calypso CD’lerini 1,5 TL’ye satan sokak satıcılarının elindeki albümlerin hiçbiri kayıt şirketinden gelmiş değil, ama yasadışı da değil! Çünkü en popüler gruplardan olan Banda Calypso CD’lerinin ‘master’larını ve CD kapak görsellerini hem sokaktakilere, hem radyo DJ’lerine dağıtıyor. DJ’ler kendi mix’lerini oluşturup sokaktakilere dağıtıp çok az da olsa gelir elde edebiliyorlar ama sokak satışlarından doğrudan gruba giden bir para söz konusu değil!</p>
<p>Fakat konser, DJ gecesi gibi özel etkinlikler düzenlenecek şehirlere önceden ücretsiz çıkartma yapan grup bugün Brezilya’nın en zengin gruplarından biri, çünkü yine Çin’de olduğu gibi inanılmaz bir konser geliri söz konusu. Yılda 200’e yakın konserleri canlı olarak kaydediliyor ve çıkışta izleyicilere normal sokak CD’lerinin iki katı fiyatına, yaklaşık 3 TL’ye satılıyor, hem de her seferinde binlerce.</p>
<p><strong>Müzik Endüstrisi Dijitalden Gelir Elde Etmeyi Biliyor</strong><br />
Peki örneğin Çin’de müzik satmak gerçekten imkansız mı? Hiç de değil, örneğin China Mobile cep telefonu kullanıcılarının satın aldığı 20 saniyelik melodiler yılda yaklaşık 1 milyar doları aşan bir hacim yaratıyor. Müzik satışları form değiştiriyor. Beyoncé’nin 2009’daki “I Am&#8230; Sasha Fierce” adlı hit parçası tam 260’dan fazla ayrı üründe gelir kazandırdı! ‘Cover’, ‘remix’ler dışında cep telefonları için melodiler, oyunlar ve çok daha fazlası, müzik endüstrisinin müziği insan hayatının daha fazla alanına sokmak için çabaladığını gösteriyor.</p>
<p>2003’te yaklaşık 50 lisanslı dijital müzik servisinde 1 milyon çeşitlik bir ürün kataloğu varken bugün yaklaşık 400 ayrı platform üzerinden 11 milyondan fazla parça satışta. Dijitalin en büyük etkisini hisseden medya ve eğlence dünyasının önemli parçası müzik endüstrisi hızlı bir dönüşüm sağladı ve dijital satışlarda oyunlardan sonra en büyük 2. payı %27 ile alıyor. Film, gazete ve dergi satışları ise toplamda %11’e zor ulaşıyor.</p>
<p>Demek ki Türk müzik endüstrisi, dijitali, dünyanın geri kalanındaki ortakları gibi daha iyi kullanmalı. Ve demek ki global müzik endüstrisi dijital müzik dışında geleneksel müzik tüketimini de yaratıcı yaklaşımlarla yeniden yapılandırmalı, çünkü artık hiçbir şey eskisi gibi değil.</p>
<p>Brezilya ve Çin’den verdiğim örnekler ne her ülke, ne de her sanatçıya uygun, sadece korsanla beraber yaşayabilen bazılarının hikayesi. Dijitale karşı en büyük dönüşümü yaşamış ve gerçekten yaratıcı modeller deneyebilen müzik endüstrisinin önünde uzanan bir doğru patika yok, ama tüketicilere en uygun modeli sunabilmek artık hayati önem taşıyor. Aksi halde örneğin Brezilya’da olduğu gibi yerel müziğin yeni albüm üretiminde çok büyük düşüşler yaşanabiliyor, ki bu da entelektüel üretimin, fikri hakların pek saygı görmediği ülkemiz için büyük bir tehlike sinyali.</p>
<p>* Çin ve Brezilya örnekleri hakkında daha fazla bilgiyi Wired yazarı Chris Anderson’ın Free adlı kitabından, yazıdaki diğer veriler ve fazlasını da IFPI’nın Digital Music Report 2010’undan edinebilirsiniz.</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=B-WHKlpMNVY:knKqSDIRbwY:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=B-WHKlpMNVY:knKqSDIRbwY:F7zBnMyn0Lo"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=B-WHKlpMNVY:knKqSDIRbwY:F7zBnMyn0Lo" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=B-WHKlpMNVY:knKqSDIRbwY:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=B-WHKlpMNVY:knKqSDIRbwY:V_sGLiPBpWU"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=B-WHKlpMNVY:knKqSDIRbwY:V_sGLiPBpWU" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=B-WHKlpMNVY:knKqSDIRbwY:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=B-WHKlpMNVY:knKqSDIRbwY:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=B-WHKlpMNVY:knKqSDIRbwY:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=B-WHKlpMNVY:knKqSDIRbwY:D7DqB2pKExk"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=B-WHKlpMNVY:knKqSDIRbwY:D7DqB2pKExk" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=B-WHKlpMNVY:knKqSDIRbwY:l6gmwiTKsz0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=l6gmwiTKsz0" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/cihansalim/~4/B-WHKlpMNVY" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/dijital-donusumu-basaran-muzik-endustrisinin-korsana-ask-ve-nefreti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.cihansalim.net/blog/2010/dijital-donusumu-basaran-muzik-endustrisinin-korsana-ask-ve-nefreti/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Türkler’in Ortak Fikri: İnternet Erişimi -yani bilgilenme ve haberleşme- Temel İnsan Hakkıdır! Haydi O Zaman, İnternet Yayılmalı, Ucuzlamalı</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/cihansalim/~3/tbvTRkhpjh8/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/turklerin-ortak-fikri-internet-erisimi-yani-bilgilenme-ve-haberlesme-temel-insan-hakkidir-haydi-o-zaman-internet-yayilmali-ucuzlamali/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 21:41:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset / popülizm]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=938</guid>
		<description><![CDATA[BBC'nin 26 ülkede yaptırdığı araştırmada "İnternet'e erişim temel bir insan hakkıdır" görüşü, İnternet kullanmayanlar tarafından bile büyük oranda sahiplenilen bir düşünce olarak ortaya çıktı. Türkiye ise %91 ile Avrupa'da ilk sırada yer aldı! Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler tüm ülkeye genişbant, hızlı İnternet'i yaymak için projeler açıklayadursun, bizler ise hala mobil ve ADSL erişiminde akıl almaz fiyatlar ve vergiler ödeyerek İnternet'e erişebiliyoruz. Haydi artık İnternet'in vergisi düşsün!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/WcJbivqbOsw8q_gqKpX574l9c-M/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/WcJbivqbOsw8q_gqKpX574l9c-M/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/WcJbivqbOsw8q_gqKpX574l9c-M/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/WcJbivqbOsw8q_gqKpX574l9c-M/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><p>Ülkemizde İnternet kullanımı ile ilgili yapılan anketler faydalı bulgular sunuyor, ama bazen yöntem, kapsam ve soruların paylaşılmaması sonuçlara çekinceyle yaklaşmama neden olabiliyor. Bir de gerçekten kaç milyon İnternet kullanıcımız olduğu hakkında bir türlü güvenilir veri alamadığımızdan, sürekli hanehalkı üzerinden tahminde bulunulan veriler açıklandığından &#8220;Türk İnternet kullanıcılarının yüzde şu kadarı A hizmetini kullanıyor, bu oran da İtalya&#8217;dan fazla&#8221; gibi çıkarımlarda bulunmak, sonra bunları temel alıp büyük projelere girmek pek bilimsel olmuyor.</p>
<p>Eğer hedef ülke performansını yorumlamak ise çok ülkeli araştırmalar çok faydalı oluyor. Bu nedenle <a href="http://news.bbc.co.uk/2/hi/technology/8548190.stm" title="BBC'nin sitesinden haberi okuyabilir, aynı zamanda PDF formatındaki raporu indirebilirsiniz">dün İngiliz yayın kuruluşu BBC&#8217;nin sonuçlarını açıkladığı, GlobeScan tarafından 26 ülkede 27 bin kişiyle yapılan anket</a> beni heyecanlandırdı. Ankete katılanların sadece yarısı aktif İnternet kullanıcısı, diğer yarısı ise &#8220;hiç&#8221; veya &#8220;çok az&#8221; derecede kullanan insanlar olmalarına rağmen katılımcıların %79&#8242;u İnternet&#8217;e erişimin bir temel insan hakkı olduğunu düşünüyor. İnternet kullanmayanlar arasında bu görüşe katılanlar %70 gibi yüksek çıkmış.</p>
<p>Temel insan hakları denince örneğin fikirlerini söyleyebilmek, oy verebilmek, mal/mülk sahibi olabilmek, evlenebilmek, mahremiyetini koruyabilmek gibi özgürlükler akla geliyor. İnternet de pek çoğu tarafından bugüne kadar ki en etkin aydınlanma aracı olarak tanımlanıyor. İnternet hem bilgi edinme ve öğrenme, hem de bir iletişim aracı. Öğrenmek ve de diğer insanlarla iletişim kurmak temel insan hakları arasında yer alıyor ise bunu son derece kolay, ucuz ve etkin bir şekilde mümkün kılan İnternet erişimi de kitlelere yaygınlaştırılmalı. Zaten Estonya ve Finlandiya İnternet erişimini temel insan hakkı olarak kabul ediyorlar.</p>
<p><strong>Türkiye, Avrupa&#8217;da &#8220;İnternet temel insan hakkıdır&#8221; ve &#8220;Devlet müdahelesi olmamalı&#8221; diyen 1. Ülke</strong><br />
Dünyanın en &#8220;bağlı&#8221; ülkesi olarak kabul edilebilecek Güney Kore&#8217;de ankete katılanların %96&#8217;sı da aynı yönde görüş bildirmiş. Ama beni asıl etkileyen, Avrupa&#8217;da araştırmaya dahil edilen 7 büyük ülke içinde, İnternet&#8217;in bir temel hak olduğuna dair en büyük inancın %91 ile Türkler tarafından dile getirilmiş olması.</p>
<p>Türkiye&#8217;de Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Erzurum, İstanbul, İzmir, Konya, Samsun ve Zonguldak&#8217;ta toplam 1000 kişi ile görüşülmüş. Ve yine Türk katılımcılar, 7 Avrupa ülkesi arasında &#8220;İnternet hiçbir şekilde bir devlet kurumu tarafından gözetim ve kontrol altında tutulmamalı&#8221; düşüncesini en çok destekleyenler olmuş, %54 ile.</p>
<p>Öte yandan İnternet kullanımının yarattığı çekince ve olumsuzluklar sorulduğunda Türkiye&#8217;dekiler sanılanın aksine dolandırıcılık veya tehlikeli ve ahlaksız içerikten dert yanmaktan önce kişisel bilgileri ve İnternet&#8217;teki mahremiyetleri hakkında sıkıntılı olduklarını gösteren şıkka öncelik vermişler, ki bu da önemli bir mesaj.</p>
<p><strong>İnternet de Elektrik, Yol, Su Gibi Bir Hizmet Olmalı</strong><br />
Gittikçe daha fazla ülke tüm vatandaşlarını, genişbant, hızlı İnternet&#8217;e erişebilir kılmak için projeler açıklıyor. İnternet&#8217;in öncüsü, İnternet ile ekonomik büyümesini hızlandırmış ABD&#8217;de Başkan Obama bile daha geniş alana ekonomik İnternet erişimi sunmak için yatırım planlarını göreve geldiği ilk aylarda açıklamışken benzer şekilde İngiliz Hükümeti de 2012&#8242;de tüm ülkede genişbant hizmeti sunulmasını hedefliyor. Yine Avrupa Birliği&#8217;nin ve de gelişmekte olan bazı Asya ülkelerinin de aynı yönde planları açıklandı, açıklanıyor.</p>
<p>Ülkemizde teknoloji kullanımında farklı bir durum söz konusu. <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2009/turkiye%E2%80%99de-e-ticaret-nereden-nereye%E2%80%A6-online-ticaret-hacmi-tahmini-beklentiler-ve-basari-faktorleri/">Bir önceki yılı 6 milyonun altında bilgisayar ve İnternet aboneliği ile kapatan Türkiye</a>&#8216;de cep telefonu sahipliği ve kullanımı, kişisel bilgisayar ve İnternet kullanımına göre çok çok ağır basıyor.</p>
<p>Bir yandan da gerek Türkiye Bilişim Sanayicileri, Türk yazılım endüstrisi ve hükümetler bilişimle kalkınma, yazılımda büyüme hedefleri açıklıyorlar. Ama bunun için güçlü bir iç pazar çok önemli. Fakat 5-6 milyonluk İnternet aboneliği ile bugün çok büyük ölçekte hacimlere ulaşıp dünyada belli bir konuma ulaşmak sanıldığı kadar kolay değil. Türkiye&#8217;nin önündeki asıl fırsat cep telefonunu baz alan mobil platformlara yönelik mobil uygulamalarda atılım yapmak. Ama bu uygulamaların geniş kitlelerce kullanılarak daha da geliştirilmesi, üretici firmaları yurtdışıyla rekabette daha rahat ettirecek gelir akışının oluşabilmesi için de cep telefonundan İnternet&#8217;e erişimin çok daha yüksek oranlarda olması gerekiyor.</p>
<p>Fakat bugün on milyonlarca cep telefonu abonesinden sadece birkaç milyonu cepten İnternet&#8217;e bağlanıyor. Halbuki 2009&#8242;da satılan telefonların önemli bir kısmı 3G destekli, gelişmiş akıllı telefonlardı, yani işin cihaz/donanım kısmında bir sorun yok. Ama sorun İnternet erişim fiyatlarında ve tabii bununla beraber de yüksek mobil İnternet erişim vergilerinde.</p>
<p>Tabii sadece mobil tarafta değil, telefon altyapısıyla ister çevirmeli bağlantı, ister ADSL erişimde, isterseniz de kablo TV şebekesinden kablo İnternet erişiminde çok ciddi vergi oranları söz konusu. Dünyada İnternet erişimini yaygınlaştırmak için devletler büyük yatırımlar, vergi teşvikleri yaparken bugün ülkemiz maalesef İnternet kullanıcılarını büyük bir vergi kapısı olarak görüyor.</p>
<p>Yıllardır aklımda olan, &#8220;Haydi Türkiye&#8217;de İnternet&#8217;in KDV&#8217;si %1 olsun&#8221; kampanyasını bir türlü başlatamadım. Ne de olsa Türkiye gerektiğinde vergi düzenlemelerini yapabilen bir ülke, mesela çok tartışıldığı gibi, <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2009/internet%e2%80%99in-vergisi-ine-ine-2-lira-indi-ama-pirlantada-kdv-yok-hala-en-pahali-internet-turk-mali-internet/">pırlantanın ÖTV&#8217;si var ama KDV&#8217;si 0</a>! Hedefim gerek geleneksel, gerek sosyal medyada bir ilgi yaratıp bu konunun gündeme gelmesini sağlamaktı. Şimdilerde de çok ciddi zaman darlığı yaşıyorum, ama bu yazı en azından bir fikir versin, Türkiye&#8217;de İnternet&#8217;e erişimin ucuzlaması gerektiğini bir kez daha hatırlayalım.</p>
<p>Türk halkı, Avrupa&#8217;nın önünde bir oranla, &#8220;İnternet erişimi temel insan hakkıdır&#8221; diyor! Bunu unutmayalım. Aynı araştırmadaki diğer sonuçlar da dikkat çekici, onlara da eğileceğiz. Ama şimdilik, haydi siz de İnternet&#8217;in vergisini sorgulayın, sorgulatın!</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=tbvTRkhpjh8:G5Chx5YX_8w:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=tbvTRkhpjh8:G5Chx5YX_8w:F7zBnMyn0Lo"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=tbvTRkhpjh8:G5Chx5YX_8w:F7zBnMyn0Lo" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=tbvTRkhpjh8:G5Chx5YX_8w:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=tbvTRkhpjh8:G5Chx5YX_8w:V_sGLiPBpWU"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=tbvTRkhpjh8:G5Chx5YX_8w:V_sGLiPBpWU" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=tbvTRkhpjh8:G5Chx5YX_8w:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=tbvTRkhpjh8:G5Chx5YX_8w:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=tbvTRkhpjh8:G5Chx5YX_8w:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=tbvTRkhpjh8:G5Chx5YX_8w:D7DqB2pKExk"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=tbvTRkhpjh8:G5Chx5YX_8w:D7DqB2pKExk" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=tbvTRkhpjh8:G5Chx5YX_8w:l6gmwiTKsz0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=l6gmwiTKsz0" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/cihansalim/~4/tbvTRkhpjh8" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/turklerin-ortak-fikri-internet-erisimi-yani-bilgilenme-ve-haberlesme-temel-insan-hakkidir-haydi-o-zaman-internet-yayilmali-ucuzlamali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.cihansalim.net/blog/2010/turklerin-ortak-fikri-internet-erisimi-yani-bilgilenme-ve-haberlesme-temel-insan-hakkidir-haydi-o-zaman-internet-yayilmali-ucuzlamali/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Hayır diyemediğin her sefer bir dahaki “hayır”ın şiddeti artar, hem sen hem karşındaki için</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/cihansalim/~3/I8A9xfSpBoY/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/hayir-diyemedigin-her-sefer-bir-dahaki-hayirin-siddeti-artar-hem-sen-hem-karsindaki-icin/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Feb 2010 18:22:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ben...]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=919</guid>
		<description><![CDATA[Bizimkisi gibi toplumlarda çevresinin bin bir fedakarlığıyla büyüyen, bunu içselleştiren bireyler kendine yetmenin zorluğunu geç öğreniyor. Aynı fedakarlığı devam ettirme görevi veya mahcubiyet gibi hislerle başkasını eli boş göndermekten çekinirken aslında kendi ruh sağlıkları ve ilişkilerinin fay hattına stres yüklediklerinin farkına varmayabiliyorlar!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/j5d9XHhtPTnQm7mUCmqmy6f0dt8/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/j5d9XHhtPTnQm7mUCmqmy6f0dt8/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/j5d9XHhtPTnQm7mUCmqmy6f0dt8/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/j5d9XHhtPTnQm7mUCmqmy6f0dt8/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><p>Tecrübelerim, yaşananlar ve yaşantılar üzerine pek yazmam güncemde, yakın takipçilerim bilir. Ama belki de arada bir yazmalı, yazıp öğrenmeli, ne de olsa öğrenmenin yaşı yok.</p>
<p>Toplumların &#8220;bireyselleşme&#8221; söz konusu olduğunda farklı gelişmişlik düzeyleri vardır. Bu aralar çok uzaklardan yazıştığım bir arkadaşımla iki toplumu karşılaştırırken bunu sık sık fark ediyorum. Bizimkisi gibi toplumlarda çocuklarımız için her şeyi o daha istemeden yaparken sadece onun sorun çözme yeteneğini değil, eksiklikler ve kısıtlar içinde kendine yetme becerisini geliştirmesini de geciktiririz.</p>
<p>Kendine yetmenin zorluğunu gören birey bazı şeyleri yapamayacağını öğrendiğinde kendisinden her isteneni de yapamayacağını fark eder. Ama içinde büyüdüğü ortam gerçekten kahraman anne veya babaların sonsuz fedakarlıklarıyla inşa edilmiş ise veya sosyal çevresinde mahcubiyet, &#8220;başkası ne der&#8221;, &#8220;başkası da ister&#8221; algıları kuvvetli ise fedakarlık yapamayacağını dile getirmek nasıl da zorlaşır, imkansızlaşır.</p>
<p>Mesela ne mi olur? İyi bir arkadaşıyla ne zamandır ilk defa buluşmaya, bir şeyler yemeye gittiğinde onu kırmamak için tercihlerine uyum sağlar. Hatta 2 saat bir şey yememesi gerekir, çünkü dişçiye gitmiş, dolgu yaptırmıştır. Ama sevgili arkadaşının baskısıyla bir şey içmese bile ağzının diğer tarafından 3-5 lokma bir şey atıştırır. 1-2 gün sonra dolgunun çok da sert olmadığını fark eder, üstünde meteor delikleri gibi yuvacıklar oluşmuştur! Başka bir dişçiye daha gider, &#8220;malzeme iyi değil, veya iyi hazırlanmamış&#8221; cevabını alır ama sorun olmadığını öğrenir. Fakat yine de malzemeden mi yoksa hayır diyemediğinden mi dolgunun vaktinde sertleşmediğinden emin olamaz!</p>
<p>Üstünden birkaç ay daha geçer, bu arkadaş çok önemli bir ricada bulunur. Ricayı yerine getirmek ise zordur, çünkü bazı başka arkadaşları veya dostları ile değer verdiği ilişkilerin zarar görmesinden korkar. Ama arkadaşına bugüne kadar pek de &#8220;hayır&#8221; diyemediği için bu sefer ilk &#8216;hayır&#8217;ını, hele böylesi önemli bir konuda söylemek zor gelir. Sonunda mecburen arkadaşına olumsuz cevap verir, ama onunla ilişkisi eskisi gibi midir merak eder.</p>
<div align="center">
<div style="width:470px; text-align:center" class="captionfull"><img width="470" height="175" title="Küçükken hayır demek ne kadar kolaydı, değil mi!" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/hayirci-bebek-l.jpg"/>
<p>Küçükken hayır demek ne kadar kolaydı, değil mi!</p>
</div>
</div>
<p>İşte bu hikayeye benzer hikayeler yaşamamak, hatta daha sıkıntılı olanlarını tecrübe etmemek için hayır demeyi öğrenmeli! Ülkemizde hayır diyebilenler çok az, hatta bırakın &#8220;hayır&#8221;ı, hakim olduğu bir konuda bir büyüğüne, yöneticisine bilgilendirici bir yorum yapmaktan çekinenler bile çok fazla, bakınız <a title="Eski yazımı okumak için tıklayınız" href="http://www.cihansalim.net/blog/2009/ucak-kazalari-kokpit-icindeki-%e2%80%9cguc-mesafesi%e2%80%9d-havaalanina-kalan-mesafeden-fazla-olur-mu-ya-toplum-icindeki/">&#8220;Uçak Kazaları: Kokpit İçindeki “Güç Mesafesi” Havaalanına Kalan Mesafeden Fazla Olur mu? Ya Toplum İçindeki?&#8221; adlı yazım</a>a.</p>
<p>Hayır diyemediğin insana hayır dediğinde onun ne hissettiğini düşünmek, &#8220;acaba hep benden istediklerini almaya alıştı mı&#8221; gibisinden onlarca düşünceye kapılmak mümkün. Ama geciken her hayır bir sonraki depremin şiddetini arttırabilir. Denk ve insan olarak kıymetinizi, değerinizi koruyan ilişkiler için neyi ne kadar verebileceğinizi öğrenmeye çalışmaya başlamanın zamanı geldi de geçiyor!</p>
<p>Bu arada bu demek değil ki &#8220;işinize gelmiyorsa reddedin, geri çevirin&#8221;. Tam da sevgili Tunç Kılınç, Fikir Atölyesi&#8217;nde <a title="Tunç'un yazısını okumak için tıklayın" href="http://www.fikiratolyesi.com/2010/02/19/beni-reddettin/" target="_blank">&#8220;Beni REDDettin&#8221; yazısı</a>nı yazmışken benim bu yazımın ona zıt kutup olmadığını, tamamlayıcı olduğunu düşünüyor, böyle değerlendirmenizi diliyorum. Her şey dengeli ve eşit olmalı!</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=I8A9xfSpBoY:Zv6sX3kaz2k:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=I8A9xfSpBoY:Zv6sX3kaz2k:F7zBnMyn0Lo"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=I8A9xfSpBoY:Zv6sX3kaz2k:F7zBnMyn0Lo" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=I8A9xfSpBoY:Zv6sX3kaz2k:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=I8A9xfSpBoY:Zv6sX3kaz2k:V_sGLiPBpWU"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=I8A9xfSpBoY:Zv6sX3kaz2k:V_sGLiPBpWU" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=I8A9xfSpBoY:Zv6sX3kaz2k:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=I8A9xfSpBoY:Zv6sX3kaz2k:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=I8A9xfSpBoY:Zv6sX3kaz2k:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=I8A9xfSpBoY:Zv6sX3kaz2k:D7DqB2pKExk"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=I8A9xfSpBoY:Zv6sX3kaz2k:D7DqB2pKExk" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=I8A9xfSpBoY:Zv6sX3kaz2k:l6gmwiTKsz0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=l6gmwiTKsz0" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/cihansalim/~4/I8A9xfSpBoY" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/hayir-diyemedigin-her-sefer-bir-dahaki-hayirin-siddeti-artar-hem-sen-hem-karsindaki-icin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.cihansalim.net/blog/2010/hayir-diyemedigin-her-sefer-bir-dahaki-hayirin-siddeti-artar-hem-sen-hem-karsindaki-icin/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Roma Gezi Rehberi: Şehrin Başyapıtları, Öneriler</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/cihansalim/~3/sxq_kDI11LI/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/roma-gezi-notlari-sehrin-basyapitlari-oneriler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 18:34:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[doğa, çevre ve gezi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı ve mekanlar]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya]]></category>
		<category><![CDATA[Borghese]]></category>
		<category><![CDATA[Pantheon]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>
		<category><![CDATA[Roma gezi notları]]></category>
		<category><![CDATA[Roma gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Santa Maria del Popolo]]></category>
		<category><![CDATA[Vatikan]]></category>
		<category><![CDATA[Vatikan Müzeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=901</guid>
		<description><![CDATA[İmparatorluğa isim verdiği dönemlerde gücünün zirvesinde olan Roma bugün de Katolikliğin merkezi olarak önemini koruyor. Plansız bile gidilse "görülecekler listesi" yapıp bir ucundan başlamak hiç de zor değil, ben de kendi listemi paylaşıyorum]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/xW6wx6ywxSuhdXijQ5LE6SEIJuc/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/xW6wx6ywxSuhdXijQ5LE6SEIJuc/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/xW6wx6ywxSuhdXijQ5LE6SEIJuc/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/xW6wx6ywxSuhdXijQ5LE6SEIJuc/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><p>Oldukça uzun bir dönem boyunca Roma İmparatorluğu’nun merkezinde, gücün zirvesinde olan İtalya’nın başkenti bugünlerde ise Katolikliğin merkezi Vatikan’ı barındırıyor olması ile önemini koruyor. Roma’yı nereden anlatmaya başlamalı, ne sırayla anlatmalı karar vermek zor, çünkü Roma’ya plansız programsız bir tatile gitseniz, ya da iş ziyaretinden geriye bir gününüz kalmış olsa bile “görülecek başlıca yerler” listesi oluşturup bunu başarmak kolaydır. Bu nedenle ben önceki gezi yazılarımdan biraz farklı olarak kendi ipuçlarımı, düşünce ve yorumlarımı paylaşmaya çalışacağım. Çektiğim fotoğraflardan yaklaşık 150&#8217;sini de <a targe="_blank" href="http://www.flickr.com/photos/cihansalim/sets/72157622987697344/">Flickr&#8217;daki Roma albümüm</a>den görebilirsiniz.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p><strong>Vatikan Müzeleri ve Papalık</strong><br />
Kent devleti Vatikan, Papalık ile birlikte dünyanın en önemli müzelerinden birini de barındırıyor. Vatikan Müzeleri içinde yer alan Sistina Şapeli Michelangelo’nun resimlediği tavan ile tüm gün boyunca tıklım tıklım. Ama eğer birazcık da olsa daha sakin bir an yakalamak, hatta banklara oturup tavana uzun uzun bakmak istiyorsanız öğleden sonraya kalmamak gerekiyor. Bunun için müzenin ilk koridorlarını biraz hızlı geçebilir, Sistina Şapeli’ne erken girebilirsiniz. Sonrasında müze turunuza en baştan yeniden başlayabilir, 2. turda Sistina’ya vakit ayırmadan geçebilirsiniz.</p>
<div align="center"><a href="http://www.flickr.com/photos/cihansalim/4178978337/in/set-72157622987697344/"><img src="http://farm3.static.flickr.com/2633/4178978337_d21ab43184.jpg"/></a></div>
<p>Ama iki tur atsanız bile Vatikan Müzeleri’nde birkaç yeri görmeden atlamak son derece olası. Biletlerle beraber temin edebileceğiniz plan bir yere kadar faydalı olabiliyor, ama yine de çıkışa iki kere bile fazla erken(!) varırsanız, 3. kez baştan başlamaya değebilir. Mümkünse müzeye gelmeden önce edineceğiz daha detaylı bir plan, harita ile dolaşmaya çalışın. Örneğin gözden kaçabilen, adını bilmediğim bahçemsi bölümde Belvedere Apollonu, Laokoon, Belvedere Torsosu heykelleri MÖ. 4. Yüzyıl kadar eski bir geçmişe sahip ve heykelcilik sanatı açısından çok büyük öneme sahip. Görevlilere de bu bu isimleri söylemeniz yeterli olacaktır.</p>
<p>Caravaggio’nun Çarmıhtan İndiriliş tablosu da Vatikan Müzeleri’ndedir ve şehirdeki en önemli 2-3 tablodan biri olarak kabul edilebilir.</p>
<div align="center"><a href="http://www.flickr.com/photos/cihansalim/4179780262/in/set-72157622987697344/"><img src="http://farm5.static.flickr.com/4042/4179780262_9e00210a3a.jpg"/></a></div>
<p>Ama tabii ki Vatikan deyince akla gelen şey Papalık tarafından olabildiğine heybetli olacak şekilde yaptırılan, ziyaretçilerini yüksek tavanın altında küçücük hissettirmeyi de amaçlayan San Pietro Bazilikası. Michelangelo, az sonra bahsedeceğim Roma’nın hala ayakta kalan Pantheon’una duyduğu saygının göstergesi olarak Pantheon’dan yaklaşık 1,3 metre daha az geniş olan 42 metre çapında bir kubbe tasarlamış Bazilika için. Bazilika’nın hazinesine inmedim, yorum yapamayacağım; ama hızlıca dolaştığım eski Papalar’ın mezarları olan ücretsiz bölüm ise Hıristiyan olmayanlar için pek ilgi çekici olmayacaktır. Bunun yerine mahzen mezar veya Hazinelik’te şansınızı denemek size kalmış. San Pietro’nun en önemli bulunan noktası hemen girişte sağ tarafta Michelangelo’nun başyapıtı 1499 tarihli Pieta heykelinde Hz. İsa, Meryem Ana’nın üzüntülü bakışlarını çekerek yatıyor.</p>
<p><strong>Roma İmparatorluğu’ndan Bugüne</strong><br />
128 yılından 1881’e kadar 17 yüzyıldan fazla dünyanın en büyük kubbesi olarak kalan ve bugün hala dünyanın destekle güçlendirilmemiş en geniş beton kubbesi olma özelliğini de koruyan Roma İmparatorluğu’nun Pantheon’u ilk olarak M.Ö. 27 yılında yapılmış bir tapınakmış. 608 yılında Santa Maria Rotonda Kilisesi haline getirilmesi bugünlere kadar korunmasını kolaylaştırmış. Mutlaka görülmesi gereken bu yapının kubbesinin tam ortasındaki boşluktan üstünüze lapa lapa kar yağmasının çok güzel olduğu söyleniyor. Pantheon’da gözden kaçırmamanız gereken şey Raffaello’nun mezarı. Orjinalleri olmasa da mevcut kapılar da 350 yıllık ve dikkate değer, İtalya’nın birleşmesinin mimarı 2. Vittario Emmanuelle’in mezarını ise ister istemez fark edeceksinizdir.</p>
<p>Bu arada Pantheon’un etrafında şanlı dondurmacı ve kafeler olduğunu da söylemeli.</p>
<div align="center"><a href="http://www.flickr.com/photos/cihansalim/4179046753/in/set-72157622987697344/"><img src="http://farm3.static.flickr.com/2569/4179046753_5d17b9d854.jpg"/></a></div>
<p>Roma İmparatorluğu’nun diğer başlıca izleri ise tabii ki Kolezyum amfitiyatro ve İmparatorluk Forası olarak adlandırılan bölge ve Roma Forumu alanı. Roma Forumu’nu maalesef tam anlamıyla gezemedim ama bu alana tepeden bakmanın da bambaşka bir zevki var. İsterseniz beyaz renkli devesa Vittoria Emanuele anıtının sağ arkası/yanındaki merdivenlerden çıkarak, isterseniz Kolezyum’un yanından Roma’nın kuruluşuyla iç içe geçmiş tarihiyle meşhur Palatino Tepesi’ne çıkarak forumu izlemeli.</p>
<div align="center"><a href="http://www.flickr.com/photos/cihansalim/4179083887/in/set-72157622987697344/"><img src="http://farm3.static.flickr.com/2506/4179083887_4c4898b306.jpg"/></a></div>
<p>Roma, Palatino Tepesi’ne kurulu iken mezarlık olan Forum çağlarla birlikte gelişmiş ve 1000 yılı aşkın süre şehrin heybetini korumuş, yaşamın merkezi olmuş. Forum’da Septimus Severus kemeri, Kolezyum’un karşısındaki tepeden başlarsanız size yakın oluşu ile de ilginizi talep ediyor. Bu zafer takının süslemelerini inceleyebilirsiniz.</p>
<p><strong>Müzeler, Güzel Sanatlar</strong><br />
Benim için Roma gezisinin en ilginç parçalarından biri dünyanın en güzel küçük galerilerinden biri olduğu söylenen Galleria Borghese idi. Villa Borghese parkı içerisinde başka müzeler, göller, havuzlar ve dinlenecek alanlar mevcut. 16. ve 17. yüzyıllardan önemli eserler barındıran galeri iki katlı bir bina ama her salonda dikkat çekici heykeller, duvar ve tavan süslemeleri, özellikle üst kattaki tablolarıyla Roma’da, hem de pek yorulmadan, tam anlamıyla tadı damakta kalan bir sanat ziyafeti sunuyor. Bernini’nin üç heykeli, Apollon ve Defne, Persephone’nin Kaçırılışı ve Davud ile birlikte Raffaello’dan Çarmıhtan İndiriliş tablosu, Caravaggio’dan Hasta Bakkhos Olarak Kendi Portresi gibi eserler ilk akla gelenler.</p>
<div align="center"><a href="http://www.flickr.com/photos/cihansalim/4179851410/in/set-72157622987697344/"><img src="http://farm5.static.flickr.com/4041/4179851410_fee36ba5ee.jpg"/></a></div>
<p>Paris’in aksine Roma’da romantik yerler denince ilk akla gelen büyük parklar ve bahçelerdir. Villa Borghese de Roma’nın başlıca romantik yerleri arasında sayılır, tabii yeşillikler, gölet, sandal kiralamak gibi şeyler sizin için paylaşıldıkça değer kazanan şeyler ise.</p>
<p>İşte bu park içerisinde, Galleria Borghese’den yaklaşık 10-15 dakikalık yürüme mesafesinde Galleria Nazionale d’Arte Moderna, benim tercümemle Ulusal Modern Sanatlar Müzesi bulunur. Ama müzenin adı sizi yanıltmasın, modern sanatlar müzesi olmasına rağmen modernizmi son 10-20 yıl ile sınırlandırmadığından çok daha eski eserler, tablolar, heykeller de müzede bulunur. Beni tatmin eden bir müze olduğunu söyleyebilirim.</p>
<p>Bu arada özellikle Galleria Borghese’de aşırı sıkı, Modern Sanatlar Müzesi’nde de kayda değer bir fotoğraf yasağı ve engellemesi olduğunu söyleyebilirim. Küçük galeride olur da cihazınızı içeri sokabilirseniz içerde huzursuzluk yaşayabilir, kamerasını sokamamış pek çok ziyaretçinin de hışmına uğrayabilirsiniz. Bu nedenle sizlerle paylaştığım fotoğrafların çok zor elde edildiğini söylemeliyim.</p>
<p>Son olarak Museo Nazionale Romano yani Roma Ulusal Müzesi’nde İmparatorluk döneminden kalma klasik sanat örnekleri sergilenmektedir. Museo Nazionale Romano’ya giriş hakkınız Kolezyum, İmparatorluk Forası gibi mekanlarda aldığınız geniş kapsamlı biletlerle edinilmiş olabilir, ya da bu müzeden geniş kapsamlı bilet alarak örneğin Kolezyum’da bilet kuyruğu beklemeyerek çok fazla vakit kazanabiliriz!</p>
<p>Birbirine uzak sayılabilecek iki ayrı yerde, Palazzo Massimo ve Palazza Altemps’ten oluşan müzenin herhangi birinden aldığınız bir giriş bileti diğer binaya da girmenizi sağlar. Şehrin bir diğer önemli müzesi Musei Capitolini’yi ise ziyaret edememiş olsam da adını anmalıyım.</p>
<p><strong>Kiliseler</strong><br />
Roma’da kaç kilise var bilmiyorum ama daha önemlisi, bize manalı ya da manasız gelebilecek herhangi bir özelliği ile, meşhur olan belki 2-3 düzine kilise var. Tabii bunun bir nedeni de sanat ve mimarideki üstün noktaların büyük ustalar tarafından kiliselerde icra edilmiş olması, Rönasans, Yüksek Rönasans, Barok tarzlarda kiliseler önemli farklara sahip.</p>
<p>Santa Maria del Popolo Kilisesi’nde ise en çok öne çıkan iki şey karşı karşıya iki büyük önemli tablo; Aziz Petrus’un Çarmıha Gerilişi ve Aziz Paulus’un Dine Dönmesi. Her birindeki ışık, gölge tasarımları gerçekten de parmak ısırtan mükemmellikte.</p>
<p>Kolezyum’un ötesinde, bulması çok da zor olmayan ama sanırım 5 ya da 6 gibi alt katları kapanan San Clemente Kilisesi ise şehrin arkeolojik dini mirasını karşınıza çıkarıyor. Maalesef kapanışa 10 dakika kala ulaşıp kabul edilmediğim yeraltı katlarında 1. Yüzyıldan bir tapınak, 4. Yüzyıldan bir kilise, onun üstüne daha yeni bir kilisenin kalıntıları bulunuyormuş, bu kalıntılar ise 1800’lerin ortalarında keşfedilmiş. San Clemente’de de fotoğraf çekmek yasaktır ve gerçekten çok zordur. Yer altındaki katlara inmeseniz de zaten kilisenin bugün kullanılan kısmında önemli eserler bulunmakta.</p>
<div align="center"><a href="http://www.flickr.com/photos/cihansalim/4298207906/"><img src="http://farm5.static.flickr.com/4021/4298207906_98a191dcb0.jpg"/></a></div>
<p>900 yüzyıllık Apsis Mozaiği’ndeki Cennet Tasiviri’nde alımlı hayvanlar, koyunlar, ve yol gösterici, “Çoban” isayı simgeleyen koyun dikkat çekicidir. Ayrıca kilisenin avlusu ve süslemeli ön cephesi de hoştur, avluda şarkılar söylendiğine şahit olabilirsiniz.</p>
<p>Tabii tüm bunlar Roma’nın başlıca ziyaret noktaları idi. Ama Roma’da bu kategorilere ek görüp de anlatamadığım, göremediğim onlarca yer olduğu gibi hiç değinemediğim meydanlar, çeşmeler de mevcut. Tabii yeme içme gibi konularda da tavsiyeler mümkün, örneğin İtalya’dayız diye her pizzanın güzel olacağını sanmamak gibi… Ama Roma için aklımda kalan başlıca şeyleri paylaşmış olmakla yetineyeyim, belki ilerde eklemeler, yeni bir yazı ile zenginleştiririz. Ziyaretiniz sonrası yorumlarımızı da zevkle karşılaştırabiliriz…</p>
<p>Ve Roma fotoğraflarımdan 145 tanesini <a targe="_blank" href="http://www.flickr.com/photos/cihansalim/sets/72157622987697344/">Flickr&#8217;daki Roma albümüm</a>den izleyebilirsiniz.</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=sxq_kDI11LI:MqcEDVJPBN0:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=sxq_kDI11LI:MqcEDVJPBN0:F7zBnMyn0Lo"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=sxq_kDI11LI:MqcEDVJPBN0:F7zBnMyn0Lo" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=sxq_kDI11LI:MqcEDVJPBN0:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=sxq_kDI11LI:MqcEDVJPBN0:V_sGLiPBpWU"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=sxq_kDI11LI:MqcEDVJPBN0:V_sGLiPBpWU" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=sxq_kDI11LI:MqcEDVJPBN0:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=sxq_kDI11LI:MqcEDVJPBN0:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=sxq_kDI11LI:MqcEDVJPBN0:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=sxq_kDI11LI:MqcEDVJPBN0:D7DqB2pKExk"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=sxq_kDI11LI:MqcEDVJPBN0:D7DqB2pKExk" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=sxq_kDI11LI:MqcEDVJPBN0:l6gmwiTKsz0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=l6gmwiTKsz0" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/cihansalim/~4/sxq_kDI11LI" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/roma-gezi-notlari-sehrin-basyapitlari-oneriler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.cihansalim.net/blog/2010/roma-gezi-notlari-sehrin-basyapitlari-oneriler/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Gelişmiş Ülkeler Gökdelenlerden Vazgeçerken Gelişmemişler Bayılıyor, Demek ki Aynı ‘Şeyin’ İşlevi Coğrafi Fark Gösteriyor. İstanbul ise Gökdelenlerde Dünya 7.si Olmasına Rağmen Özeniyor…</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/cihansalim/~3/7M2c36pxRRs/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/gelismis-ulkeler-gokdelenlerden-vazgecerken-gelismemisler-bayiliyor-demek-ki-ayni-seyin-islevi-cografi-fark-gosteriyor-istanbul-ise-gokdelenlerde-dunya-7si-olmasina-ragmen-ozeniyor/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Jan 2010 10:29:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[doğa, çevre ve gezi]]></category>
		<category><![CDATA[dünya ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[şehir turizmi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Burj Dubai]]></category>
		<category><![CDATA[Burj Khalifa]]></category>
		<category><![CDATA[Dubai Kulesi]]></category>
		<category><![CDATA[gökdelen]]></category>
		<category><![CDATA[gökdelenler]]></category>
		<category><![CDATA[kümelenme]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi çalışma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=891</guid>
		<description><![CDATA[Burj Dubai ya da resmi adıyla Burj Khalifa 818 metrelik yüksekliğiyle bu hafta açılışını yaparken, İstanbul'da Dubai Kulesi'nin düşündürdükleri üzerine eskiden yazdıklarımı paylaşmak istedim: Gelişmiş ülkelerde kümelenme, bir arada çalışma ihtiyacı azaldığından yeni rekor gökdelenleri yapılmazken gelişmemiş ülkeler sırf turistik amaçla büyük yatırımların altına giriyor]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/BADoydOLhsLapXm--1tN9y6Tb-4/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/BADoydOLhsLapXm--1tN9y6Tb-4/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/BADoydOLhsLapXm--1tN9y6Tb-4/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/BADoydOLhsLapXm--1tN9y6Tb-4/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><p>Bugüne kadar yapılmış en yüksek bina, ilk bilinen adıyla Burj Dubai, resmi adıyla Burj Khalifa, Dubai&#8217;de bu hafta açıldı. Anten kulesiyle 828 metrelik yüksekliğe ulaşarak Tayvan&#8217;daki Taipei 101&#8242;in 508 metrelik yüksekliğinin çok daha ötesine geçen bina belki de bugüne kadar en çok tartışılan, sorgulanan gökdelen projesi oldu ve olacak. Ben de hiç adetim olmasa da yaklaşık dört sene önce yazdığım bir yazıyı virgülüne dokunmadan izninizle tekrar paylaşmak istedim.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p><em>30 Ekim 2005</em><br />
Endüstrileşmiş ülkelerin iş dünyası belli bir zaman evresinde maliyet kısmak, sermaye birikimi, kümelenmek, vb. pek çok teori tarafından açıklanan şekilde bazı birimlerini belli şehirlerde topladılar. Gökdelenler de, bu şirket, ekonomi ve ülkelerin simgesel bir gösterişi olduğu kadar işlevsel olarak da inşa edildi. Zira birbirine yakın olmak, haberleşmenin, ulaştırma ve iletişim hizmetlerinin henüz gelişmemiş olduğu dönemlerde çok önemliydi. Bu kadar ciddi masraflar yaparak sadece görsel bir güç gösterisinde bulunmak ekonomik olarak mantıksızken bu kadar çok girişimcinin ve şirketin gökdelen inşa etmesi mutlaka bir mantık barındırmalıydı!</p>
<p>Fakat gelişmiş ülkelerde bir devrim oldu, belki de yeni bir çağ başladı. Daha hızlı ulaşım, haberleşme, farklı noktalarda rekabet edebilmek için operasyonların bir bölümünün taşınması, kısacası merkezileştirme sürecinin tersine dönüp yetkiyi dağıtma dönemine girdik. Yurtsan Atakan&#8217;ın geçtiğimiz günlerde yazdığı gibi, bu gelişmeler gelişmiş ülkelerde öbekleşmenin önemini azalttı. Ama maalesef bu gelişmeleri okuyabilenlerin sayısı Dünya&#8217;da bile az iken ülkemizde hemen hemen yok denecek kadar küçük. Artık insanlar farklı noktalarda çalışıp İnternet üzerinden bir araya geliyor, yüzyüze görmedikleri insanlarla yıllarca &#8220;aynı çatı altında&#8221; çalışmış oluyor.</p>
<p>Öte yandan gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkeler doğru bir hedef olan &#8220;ülkeyi markalaştırma&#8221; hedefine ulaştırmak için pek çok yolu deniyorlar. Bu yollardan biri de, dünya rekoru kıran bir adet gökdelen dikerek daha alçak da olsa sayısız gökdeleni olan gelişmiş şehirleri &#8220;turistik&#8221; olarak geride bırakmak. Böylesi bir yaklaşım, şehre bir ya da birkaç kule dikerek bunların işlevini turizm ve eğlenceye indirmek demek oluyor. Hele turisti böyle tavlamaya çalışan şehirlerin ilgi çekecek varlık fakiri olduğunu da düşününce gelişmiş ülkeler ile diğerleri arasında gökdelen kavramına bakışta ne kadar büyük fark olduğunu gösteriyor.</p>
<div align="center"><img title="Dubai'deki 818 metrelik Burj Dubai ya da Burj Khalifa yeni inşaat teknikleri açısından öncü oldu, ama Dubai iş alemine katkısı aynı derecede sıradışı olmayacak" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/gokdelen-burj-dubai-khalifa-l.jpg"/></div>
<p>Son günlerde İstanbul&#8217;a dikilecek Dubai Towers yani Dubai Kuleleri ve üstüne Yurtsan Atakan&#8217;ın yazdıkları bana bunları düşündürdü. Ardından İstanbul&#8217;un zaten beton yığını olduğunu düşünerek bununla ilgili bir araştırma olup olmadığına baktım. 90 metre ve üstündeki binaları sayıp bunları puanlayan bir site İstanbul&#8217;u Dünya şehirleri arasında 37. sırada gösteriyor. 12 kat ve 35 metrenin üstündeki binaları sayan Emporis&#8217;in sayfalarında ise çok çarpıcı bir gerçekle karşılaşıyoruz. 35 metre üstünü yüksek bina ve gökdelen olarak listeleyen bu çalışma İstanbul&#8217;u Dünya 7. ilan ediyor. Buna göre İstanbul&#8217;da 35 m. üstünde 2112 bina bulunuyor. İstanbul&#8217;un doğal ve tarihi güzellikleri olduğundan İstanbul&#8217;un ve İstanbullular&#8217;ın büyük bina fantezisinin tek nedeni sayılabilecek büyük bina eksikliği iddiası da böylece geçersiz kalıyor. Yatırım konusu ise bir başka muamma, ona da bir başka gün değiniriz&#8230; </p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=7M2c36pxRRs:pDP_3f2G3YA:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=7M2c36pxRRs:pDP_3f2G3YA:F7zBnMyn0Lo"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=7M2c36pxRRs:pDP_3f2G3YA:F7zBnMyn0Lo" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=7M2c36pxRRs:pDP_3f2G3YA:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=7M2c36pxRRs:pDP_3f2G3YA:V_sGLiPBpWU"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=7M2c36pxRRs:pDP_3f2G3YA:V_sGLiPBpWU" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=7M2c36pxRRs:pDP_3f2G3YA:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=7M2c36pxRRs:pDP_3f2G3YA:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=7M2c36pxRRs:pDP_3f2G3YA:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=7M2c36pxRRs:pDP_3f2G3YA:D7DqB2pKExk"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=7M2c36pxRRs:pDP_3f2G3YA:D7DqB2pKExk" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=7M2c36pxRRs:pDP_3f2G3YA:l6gmwiTKsz0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=l6gmwiTKsz0" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/cihansalim/~4/7M2c36pxRRs" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/gelismis-ulkeler-gokdelenlerden-vazgecerken-gelismemisler-bayiliyor-demek-ki-ayni-seyin-islevi-cografi-fark-gosteriyor-istanbul-ise-gokdelenlerde-dunya-7si-olmasina-ragmen-ozeniyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.cihansalim.net/blog/2010/gelismis-ulkeler-gokdelenlerden-vazgecerken-gelismemisler-bayiliyor-demek-ki-ayni-seyin-islevi-cografi-fark-gosteriyor-istanbul-ise-gokdelenlerde-dunya-7si-olmasina-ragmen-ozeniyor/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Sinemanın ev eğlencesine yeni cevabı Avatar, sadece bugüne değil insanlık tarihine gönderme yapıyor</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/cihansalim/~3/SgiO_ATBUe0/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2010/sinemanin-ev-eglencesine-yeni-cevabi-avatar-sadece-bugune-degil-insanlik-tarihine-gonderme-yapiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Jan 2010 18:11:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[sanat kültür tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset / popülizm]]></category>
		<category><![CDATA[3 boyutlu sinema]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Afganistan]]></category>
		<category><![CDATA[Avatar]]></category>
		<category><![CDATA[emperyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[ev eğlence sistemler]]></category>
		<category><![CDATA[James Cameron]]></category>
		<category><![CDATA[kızılderililer]]></category>
		<category><![CDATA[sanal gerçeklik]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Spielberg]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=882</guid>
		<description><![CDATA[Yeni teknolojiler, dijital cihazlarla kuvvetlenen değişimin örneğin gazetelerin geleceğine dair yarattığı güvensizlik benzeri bir darbe yemesi beklenen sinema sektörü 2010’lara Avatar sayesinde tekrar kükreyerek giriyor. Medyamızda ABD'nin Afganistan saldırısının eleştirisi şeklinde yorumlanan film ise aslında bunun da ötesinde pek çok mesaj kaygısı taşıyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/wUioXPX97se8R2bh-d8hjCWtO0M/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/wUioXPX97se8R2bh-d8hjCWtO0M/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/wUioXPX97se8R2bh-d8hjCWtO0M/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/wUioXPX97se8R2bh-d8hjCWtO0M/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><p>20. yüzyılda toplumsal eğlence ve popüler kültürün şekillenmesinde temel rol oynayan sinema ve film endüstrisi form değiştiriyor. Yeni teknolojiler, dijital cihazların getirdiği değişimin ciddi zarar vermesi beklenen sinema sektörü ise 2010’lara Avatar sayesinde tekrar kükreyerek giriyor. Özelleştirilebilir, kişiselleştirilir hizmetlerin yükselişi Web 2.0 ile taçlandırılırken, aslında bu mikro hizmet anlayışının sonucu, aynı binada her saat başı aynı filmin farklı fakat küçük bir salonda başlamasıyla neleri kaybettiğimizi Avatar ile hatırlıyoruz: Dev bir ekran, ekrandaki hikayenin coşkusunu uğultu, yüksek kahkaha ve refleksleriyle tüm salonla paylaşan izleyiciler, daha etkileyici efektler!</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Tüm bunlar aynı zamanda gittikçe kuvvetlenen İnternet tabanlı bireysel vakit geçirmelik tatlar ve 2 dakikalık videolarla istediğimiz eğlenceyi yaşadığımız sanısını; ev sinema sistemlerinin sonunda sinema deneyimini yakaladığı yorumlarını da bir süreliğine geçersiz kılıyor.</p>
<p>“Salon”, tekrar teknolojik öncü konumuna kavuşurken, Hollywood tarihte ilk defa bir yılı 10 milyar ABD Dolarlık gişe geliriyle kapatıyor; çünkü sinema, aynı gazeteler gibi henüz yok olmuyor. Evet, James Cameron’un aynı eski filmleri gibi, Avatar’ın da hikayesini dinlemek, sinemacılık bağlamından çıkarıp sadece içeriği sorgulamak, uzayda bir gezegen, insanlar ve ejderhaları düşünmek yine dışardan heyecan uyandırmayacaktır. Fakat sinema teknolojisindeki gelişmeleri yorumlarken artık kıyaslama ölçümüz olacak olan Avatar, Üç Boyutlu görüntünün nasıl olması gerektiğini göstermiştir. Her ne kadar 3B çekim yepyeni bir yöntem olmasa da filmi izlediğim, dünyayı takip eden eğitimli kesimin çoğunluklu olduğu semtte, Pandora adlı ayın ilk 3B görüntüsünde salonda çok büyük bir alkış kopması benim için yeterli referans olmuştur.</p>
<p>Avatar’ın aslında amacına ulaştığının, başarılı olduğunun kanıtı ise, kahramanımız Jake Sully, ‘avatar’ bedenine girip gözlerini Navi halkının arasında açtığı her sahnede, hem 3 boyut, hem yaratılan atmosfer sayesinde bizim de kendimizi Jake ile o dünyaya bırakmamızı sağlaması, örneğin dev ağacın jölemsi polenlerinin bizim omzumuza, kolumuza düştüğü hissini yaratıyor olması.</p>
<p><strong>Mesajı ve Konusunu Yorumlamak O Kadar Basit Değil!</strong><br />
Filmin teknolojisi kadar konuşulan diğer yanı ise konusu ve verdiği mesajlar, ki benim de tüm teknolojik değerlendirmeler bir yana, bu film hakkında yazmaya karar vermemin nedeni de bunlar. Kamuya mal olmuş meşhur isimlerin yorumları, gazetelerdeki Avatar değerlendirmeleri maalesef ülkemizde her biri farklı konuda uzmanlaşarak belli konuma ulaşmış onlarca yazar, muhabir olduğunu sanmanın hata olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Örneğin son on yılın ABD’den Kore ve Çin’e kadar tüm dünyada en çok kabul gören strateji oyunu Warcraft III’teki “gecenin elfleri”, yaşadıkları dünya, bindikleri hayvanlar ve en önemlisi Dünya Ağacı’nın Avatar’da benzer tasarım ve renklerle aynen önümüze sürüldüğünden hiçbir ülkede olmadığı kadar bihaber olan sinema ve popüler kültürün sadece dedikodusuna takılıp kalmış yazarları okumaya devam ediyoruz. (Warcarft ağacı için <a target="_blank" href="http://www.youtube.com/watch?v=DpklIrmfxWA">bu YouTube videosu</a> ilginizi çekebilir) İnançlar hakkında uzman, örneğin Şamanizm’deki yaşam ağacını bilen insanlar ise sinema ya da popüler kültür üzerine yazmadığından eksik yorumlarla yetinmek zorunda kalıyoruz.</p>
<p>Yine az araştırmacılık, ben bilirimcilik yapmasına rağmen yazıya “bence” diye başlama nezaketini göstermeyenler yönetmenin bu filmde ABD’nin Afganistan savaşına ağır göndermeler olduğunu düşünüyor, veya yine benmerkezci davranan ABD basınından Afganistan’ı kopyala yapıştır yapıyor.</p>
<p>Halbuki bizzat Cameron’un dediği gibi, film bir Anti-Amerikan ya da kapitalist karşıtı olmanın ötesinde yönetmenin emperyalizm ve sınai-askeri kompleks diye adlandırılabilen aşırı endüstriyelleşme ve işbirlikçi silah gücüyle gönderme yapıyor. Gücü elinde tutan insanların çağlardır, örneğin Roma İmparatorluğu ve niceleri, zayıf olanı ezişini deşiyor, sadece Amerikan yönetimini eleştirmenin ötesine geçerek insan ırkını sorguluyor. Ama arada önceki ABD yönetimine açık bir gönderme yaptığını da kaçırmamalı tabii, komutan askerlerine “önleyici saldırı yaparak terörü engelleyeceğiz” diyor. Cameron ayrıca ilginç bir yorum da yaparak “Bazıları insanları, bazıları Na’vi halkını ABD olarak algılayabilir” diyor!</p>
<p>Batı’nın, “öteki” ve “doğa” ile ilişkisi, Cameron sinemasında yine savaşlarla yüzümüze vurulsa da çok daha derine inmeyi de aslında başarıyor. Avladıkları hayvanları öldürmeden önce kızılderililer gibi ruhlarına teşekkür gönderen Na’vi halkı pek çok Doğu veya Doğa merkezli felsefeyi yaşatıyor. Na’vilere okul kurup İngilizce öğreten yani barbarlara, gelişmemişlere demokrasi ve modernite taşıyanlar, kahramanın dediği gibi karşı taraf bira ya da kot pantolan istemediğinden ortak paydada buluşamıyor.</p>
<p>Filmin başında tüm Na’viler gibi örtüsüz dolaşan Prenses Neytiri daha sonra, toplumunda rolü güçlense de, yarı insan Jake ile olan etkileşimi sonucu bazı örtülerle kapanarak daha az “hayvani”, daha modern bir görünüme kavuşuyor. Diplomasiden yana olan bilim kadını Weaver saldırıyla Na’viler zarar görmesin diye “onlar bir nevi Şaman ritüeli uygulayan uçuk bir topluluk değil, biyolojik olarak farklı bir bağlantıları var” derken “Şaman” olmakla yetinselerdi doktorun bile onları hor göreceğini varsayımlayabilir miyiz? </p>
<p>Filmin sonuna doğru Jake ve Weaver, bilimi, hümanistliği, bir nevi sanatsal ve anlayışlı yaklaşımı sergiledikleri için hapsi boyluyorlar; tarih boyunca olduğu gibi. Prenses, Jake’i cesur kalpli, dobra insan olarak nitelendiriyor ama doğaya, hislere, her an yeşeren bağlılık ve ilişkilere önem vermediği için ona kafasız, aptal diye isim takıyor, aynı Doğu bilgilerinin Batılı gezginler için geçmişte bolca söyledikleri gibi.</p>
<p>Tabii bu Batı ve Doğu (ya da geri topluluklar) arasındaki uyumsuzluklar kadar, insanın çok daha temel sıkıntılarını da görüyoruz, agresiflikle hoşgörü, yani rasyonalite akımlarıyla zıt düşen romantizm, insanların gezegene ne yapacaklarını karar vermelerini geciktiriyor. Erkek, kadına göre ilişkisini çok daha yüzeysel görürken kadın hayatını adıyor. Ve ruhun bedenden bedene geçisi, reenkarnasyon, filmde doğanın yardımıyla, bitkiler üstünden gerçekleşiyor, Doğu inancında ise fiziksel kablolara gerek yok!</p>
<div align="center"><img title="Prenses Neytiri ve Jake bir aksiyon filminin aşk çiftini de oluşturmaktan geri kalmıyor" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/avatar-neytiri-jake-l.jpg"/></div>
<p>Son olarak filmin tüm dünyadaki izleyicilerinin de film karşısında iki ciddi cepheye bölündüğü ve bölüneceğini söylemek aşırı iddialı algılanmaz. Azımsanmayacak insan Na’viler’i dikkafalı hayvanlar olarak algılayıp film sonunda insanların mutlak zaferini arzulayarak izlerken daha mazlum bir kimlikle kendini tanımlayanlar Na’vi zaferi için nefeslerini tutarken bazen aynı salondaki bu ayrım bile gelecek hakkında soru işaretlerinin silinmemesine neden oluyor.</p>
<p>Filmin aşırı kuvvetli tanıtılmasıyla da yükselen beklentiler tatmin olmuyorsa bunun nedeni aynı temanın Kurtlarla Dans, Son Samuray gibi pek çok filmde işlenen bir konuya yayılması olabilir. Ama doğayı kaybediş, endüstriyelleşme ve savaşın tekrar beyaz perdede hatırlanması için çok uygun bir zaman. Sinemanın toplumsal hareketleri yansıtmadaki hızı sorgulanır olsa da Avatar’ın sinema teknoljisindeki gelişime ek olarak insani bir uyanışın göstergesi olup olmadığı da tartışılır.</p>
<p>Çünkü bireyselleşmenin getirdiği yalnızlık, sonucunda stres ve mutsuzluk, yokolan doğadan uzaklaşma, yapay şehirler, savaşlar, ölümler gittikçe daha fazla insanın düşüncelerini değiştiriyor. Sinemanın dahi çocuğu Steven Spielberg’in; “Star Wars’tan beri izlediğim en uyarıcı, uyandırıcı ve etkileyici bilim kurgu filmiydi” dediği Avatar bakalım Star Wars gibi bir eğlencelik olarak mı kalacak&#8230;</p>
<p><strong>Bu yazı <a target="_blank" href="http://www.digitalage.com.tr/">Digital Age</a> dergisi Ocak sayısı için yazılmıştır.</strong></p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=SgiO_ATBUe0:vcoxe9q1GCg:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=SgiO_ATBUe0:vcoxe9q1GCg:F7zBnMyn0Lo"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=SgiO_ATBUe0:vcoxe9q1GCg:F7zBnMyn0Lo" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=SgiO_ATBUe0:vcoxe9q1GCg:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=SgiO_ATBUe0:vcoxe9q1GCg:V_sGLiPBpWU"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=SgiO_ATBUe0:vcoxe9q1GCg:V_sGLiPBpWU" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=SgiO_ATBUe0:vcoxe9q1GCg:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=SgiO_ATBUe0:vcoxe9q1GCg:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=SgiO_ATBUe0:vcoxe9q1GCg:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=SgiO_ATBUe0:vcoxe9q1GCg:D7DqB2pKExk"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=SgiO_ATBUe0:vcoxe9q1GCg:D7DqB2pKExk" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=SgiO_ATBUe0:vcoxe9q1GCg:l6gmwiTKsz0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=l6gmwiTKsz0" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/cihansalim/~4/SgiO_ATBUe0" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2010/sinemanin-ev-eglencesine-yeni-cevabi-avatar-sadece-bugune-degil-insanlik-tarihine-gonderme-yapiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.cihansalim.net/blog/2010/sinemanin-ev-eglencesine-yeni-cevabi-avatar-sadece-bugune-degil-insanlik-tarihine-gonderme-yapiyor/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Geleneksel Medyanın Dijital Geleceğini Yeniden Tartışma Zamanı</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/cihansalim/~3/7ylL2RNAkiQ/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/geleneksel-medyanin-dijital-gelecegini-yeniden-tartisma-zamani/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Dec 2009 12:05:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[blog ve bloglar]]></category>
		<category><![CDATA[dünya ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=872</guid>
		<description><![CDATA[Krizde batma tehlikesi yaşayan medya devlerinin haberleri sıklaştıkça, dijitalleşmenin getirdiği bolluk ve ucuzluk ile sosyal medya merakı öne çıkıyor. Geleneksel medyanın sıkıntısı sadece bloglar ya da Google News gibi toplayıcı, organize edici hizmetler değil aynı zamanda çok fazla haber kaynağının belli sayıdaki medya tüketicisinin sınırlı vakti için rekabet etmesi. Farkı ne şekilde ve nasıl yaratabileceğini ise hem gazeteciler, hem blog yazarları düşünmeli]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/iVMKcFicEvNgoSLvKzagu7xUTRI/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/iVMKcFicEvNgoSLvKzagu7xUTRI/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/iVMKcFicEvNgoSLvKzagu7xUTRI/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/iVMKcFicEvNgoSLvKzagu7xUTRI/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><p>Bireysel İnternet yayıncılığı blog platformları sayesinde çok kolaylaştığından beri sıklıkla geleneksel medya ile karşılaştırılmaya başlandı. Özellikle 2007-2008 yıllarına kadar blogların kalitesi, blogların içeriğinin nesnelliği, blogların geleceği tartışılırken dünya ekonomisindeki yavaşlama ile birlikte şimdi de gazeteler ve gazetecilerin geleceğini merak eder, tartışır olduk.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Çünkü dünyanın gittikçe daha fazla ülkesinde geleneksel medya tüketimi azalırken İnternet’te geçirilen zaman artıyor. İnternet’in haberlere ulaşmada sunduğu hız ve maliyet avantajı gazete, dergi satışlarını olumsuz etkiliyor. Son aylarda dünyanın önde gelen basılı yayınlarının zarar ettiği, el değiştireceği, web sitelerinin ücretli olacağı yönünde haberler çoğalmaya başladı. Bir yandan da Google News ve benzeri haber toplayıcı hizmetlere karşı gazetelerin tepkisi artıyor.</p>
<p>Gündemdeki medya tartışmalarının birkaç yıl içinde böyle değişmesinin ardında yatan tek nedenin blog yazarlığındaki artış olduğunu söylemek tabii ki doğru olmaz. Ama gazetelerin geleceğinin sorgulanır hale gelmesi bile “Kral öldü, yaşasın yeni kral blogcular” hissiyatını doğurmuyor değil.</p>
<p>Bu his hem bazı blogcularda, hem de tüketicilerine ulaşmak için en etkin kanal arayışında olan şirketlerin pazarlama departmanlarında güç kazanıyor. Bazı blogcular, geleneksel medya kanallarının can çekiştiği haberlerini aldıkça, biraz haklı da olarak değişime ayak uyduramayan medyanın artık düzlüğe çıkamayacağını, günün kendi günleri olduğunu düşünebiliyor.</p>
<p>Öte yandan medya dünyasının dönüşümünden ziyade bir mesaj iletme aracı olarak faydasıyla ilgili olan pazarlamacı ve halkla ilişkiler uzmanları ise farkında olmadan sosyalleşme platformları Facebook,  Xing, Friendfeed gibi sitelerdeki yükselişi blog yazarları ile birebir eşleştiriyorlar. Blog yazarlarını bu platformların aktif yönlendiricileri olarak varsayıyorlar. Sosyal medyada tek bir fotoğrafla bile olsa içerik üreten birey sohbetin ve enerjinin kaynağı oluyor ama aslında o birey bile fotoğrafla vermek istediği mesajın gelen yorumlar sonrası neye dönüşebileceği üzerinde tasarruf sahibi olamıyor.</p>
<p><strong>Değişim Hem Sosyolojik Hem Teknolojik, ve Haliyle Ekonomik!</strong><br />
Tabii geleneksel medyanın yaşadığı sıkıntılar ile sosyalleşme platformlarının yükselişinin eş zamanlılığını da yakalayarak anlamlandırabilmek lazım. Nielsen’ın bir araştırması son bir yılda sosyal paylaşım sitelerinde geçirilen zamanın toplam İnternet kullanımı içinde aldığı payın üç kat arttığını gösterirken benzeri karşılaştırmalar üç yıl öncesiyle yapıldığında İnternet üzerinden haber tüketimine ayrılan sürede ciddi kayıp yaşandığını görüyoruz. Gittikçe daha fazla insan günlük haberler ve editöryal içeriği takip etmektense arkadaşlarının dediklerini, yaptıklarını, şu anda nerede olduklarını, paylaştıkları fotoğrafları takip etmek istiyor; 2000’lerin ilk on yılında adeta herkes herkesi gözetlemek istiyor.</p>
<p>İşin teknolojik boyutunda ise her 18 ayda bir iki katı performansı aynı fiyata sunan işlemci gücü, buna yakın hızlarda gelişen depolama teknolojisi ve iletişim altyapısının bant genişliği, sayısallaştırılabilen ürünlerin ek bir kopyasını oluşturmanın masrafını, yani marjinal maliyeti sıfıra yaklaştırıyor. Bu da, en başta Google örneğinden gördüğümüz gibi pek çok hizmeti çok düşük ücretlere, hatta bedava almamıza kapı açıyor.</p>
<p>Öte yandan bu ucuzlama, hatta bedavalaşmaya rağmen iktisatın temel dayanağı arz ve talep hala belirleyici. Çünkü kıt olan şeyler hala kıymetli iken fazla bol olan şeyler ucuz kalmaya devam ediyor; ve ucuz kalmaya mahkum olanların belki de başta geleni ise insan düşünceleri, fikirleri, ürettiğimiz ve işlediğimiz veri ve hatta enformasyon!</p>
<p>Çünkü milyonlarca insan gün boyunca gündelik hayat, çevresindekiler, dünya ve geleceğe dair örtüşen şeyleri düşünüyorlar. Veri ve enformasyondan derlenen bilginin değeri ancak çok doğru yerde ve anda paha biçilmez oluyor. Ama diğer her bilgi kolayca paylaşıldığından, hızla yayıldığından aynı kıymeti yakalayamıyor. Özellikle İnternet tabanlı, başarılı “bedava üzerine kurulu” iş modelleri sıradan bilginin ucuzluğunu gerçekten kavramış olanların elinden çıkıyor, ki bu da başka bir yazı konumuz olarak kalsın.</p>
<div align="center"><img title="İnsanlar daha çok uzun bir süre haber ve yorum tüketmeye istekli olacaklar, fakat iletişimin kolaylaşması fark yaratan içeriğin ayakta kalabilmesini mümkün kılıyor" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/gelenekel-medya-gazetecilik-dijital-gelecek-l.jpg" alt="İnsanlar daha çok uzun bir süre haber ve yorum tüketmeye istekli olacaklar, fakat iletişimin kolaylaşması fark yaratan içeriğin ayakta kalabilmesini mümkün kılıyor" /></div>
<p>Geleneksel medya kanalları ve gazete web sitelerinin, gelir kaybının ana faktörlerinin birinin de bu olduğunu görmeleri gerekiyor. Google News gibi toplayan ve derleyen hizmetler ve gazetelere alternatif web siteleri, bloglar tabii ki gelir kaybına neden oluyor. Ama asıl sorun çok fazla rakibin aynı anda kolayca bulunan, “çok bol” olan haberi sunması, fark yaratmakta haklı olarak zorlanması. Bolluk ve dijital teknolojilerin getirdiği ucuzluk geleneksel medyayı zorlayan belki de en büyük faktör.</p>
<p>Nitekim Google da gittikçe daha fazla sayıda geleneksel ve kaliteli medya kanalının finansal zorluklarla boğuşmasını kaygıyla izliyor, çünkü Google sadece kendisinin kar edebildiği bir medya işinin sürdürülebilir olmadığının farkında. “Parasızlaşmasına” yardımcı olduğu hizmetleri verebilmek için para kazandıran yeni inovasyonlar bulmuş olan Google, kaliteli ve güvenilir içerik sağlayan medya devlerinin benzeri yeni iş modelleri bulamadan önce “parasızlaşan”, bedavalaşan hizmetler yüzünden iflas etmelerinden korkuyor, çünkü o zaman endeksleyip bize aratacağı ve güvenle sonuçlar arasında gösterebileceği çok daha az kaliteli içerik olacak!</p>
<p><strong>Bizim Tartışmalarımızın Çözümü Hem Basit Hem Karışık</strong></p>
<p>İşte tüm bu kuvvetler aynı anda etkilerini gösterirken Türkiye’de de tekrar İnternet gazeteciliği tartışmaları önemli kalemlerin ucunda canlanıyor. İki şey tekrar tartışılıyor, ilki ücretli İnternet gazeteciliği, ama bu konuda tartışmaya bile gerek yok. Türk İnternet gazeteciliğini oluşturan ve takip edenlerden birinde bile seviyesizlik zaafı oldukça böyle bir içeriği ücretle sunma şansınız kalmıyor!</p>
<p>İkinci olarak ise blog yazarı ile gazetecinin farkı tartışılır gibi oluyor ama dünyadaki uygulamaları gördükçe yavaş yavaş geleneksel medya temsilcileri de blogcuları meslektaş gibi görmeye sıcak bakmaya başlıyor, zaten artık çoğu da bizzat blogcu, olmadı Twitter kuşu! Diğer yandan blog yazarları ve sosyal platformların aktif içerik üreticileri de bu yakınlaşmaya sıcak bakmalı, çünkü bu tam bir yumurta tavuk döngüsü.</p>
<p>İnternet’i bir zamanlar hor gören uzgörüsüz gazete yazarlarının hataları artık gün gibi ortaya çıkmışken İnternet’in “yerlisi” hissedenlerin de eski tartışmaları unutmaları gerekiyor. Çünkü şimdi de kulaktan kulağa “blogculara lansman yapmak istiyoruz, ama on kişi çağırınca geri kalan yüz kişiyi kızmış buluyoruz” sözleri aktarılıyor.</p>
<p>Halkla ilişkilerciler ve pazarlamacılar, sosyal medyanın üyeleriyle geleneksel medya ve blogcuları ayrıştırma becerisini kazandıkça; ve hepimiz geçimini blog yazmaktan kazananlar dışında kalanları, amatör ve kendisi için yazıp çizenler olarak konumlandırmayı başarırsa önemli bir engeli aşmış olacağız. Bugün Renault Türkiye blogculara harika bir lansman yapıyorken Renault Romanya aynı otomobil için çok daha sıradan bir lansmanı hem blogcu, hem dergici, hem de gazetecilere aynı anda, çok katılımcı bir ortamda yapabiliyorsa almamız gereken bazı dersler olduğu ortada&#8230;</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=7ylL2RNAkiQ:41q6AyakOoc:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=7ylL2RNAkiQ:41q6AyakOoc:F7zBnMyn0Lo"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=7ylL2RNAkiQ:41q6AyakOoc:F7zBnMyn0Lo" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=7ylL2RNAkiQ:41q6AyakOoc:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=7ylL2RNAkiQ:41q6AyakOoc:V_sGLiPBpWU"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=7ylL2RNAkiQ:41q6AyakOoc:V_sGLiPBpWU" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=7ylL2RNAkiQ:41q6AyakOoc:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=7ylL2RNAkiQ:41q6AyakOoc:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=7ylL2RNAkiQ:41q6AyakOoc:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=7ylL2RNAkiQ:41q6AyakOoc:D7DqB2pKExk"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=7ylL2RNAkiQ:41q6AyakOoc:D7DqB2pKExk" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=7ylL2RNAkiQ:41q6AyakOoc:l6gmwiTKsz0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=l6gmwiTKsz0" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/cihansalim/~4/7ylL2RNAkiQ" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/geleneksel-medyanin-dijital-gelecegini-yeniden-tartisma-zamani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.cihansalim.net/blog/2009/geleneksel-medyanin-dijital-gelecegini-yeniden-tartisma-zamani/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Avrupa’nın ilk Best Buy’ı İzmir Mağazasının Özel Açılışı için Davetiye İsteyen?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/cihansalim/~3/vXmqFjjFBcE/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/avrupanin-ilk-best-buyi-izmir-magazasinin-ozel-acilisi-icin-davetiye-isteyen/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Dec 2009 11:44:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Esintiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=867</guid>
		<description><![CDATA[Dünya&#8217;nın en büyük tüketici elektroniği perakendecisi Best Buy, Çin, Meksika, Kanada gibi ülkelerden sonra Avrupa&#8217;da ilk mağazasını önümüzdeki hafta İzmir&#8217;de açacak. Görülmeye değer, farklı, rahat ve eğlenceli bir mağaza kurduğumuzu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Bir nevi deneme açılışı da daha öncesinde Aile ve Arkadaş Açılışı olarak yapılacak, tüm ürünlerde de indirim olacak. Sadece davetiye ile katılabileceğiniz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/OgsV1eCuYF-agDZfPvY_zqTRO9E/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/OgsV1eCuYF-agDZfPvY_zqTRO9E/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/OgsV1eCuYF-agDZfPvY_zqTRO9E/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/OgsV1eCuYF-agDZfPvY_zqTRO9E/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><p>Dünya&#8217;nın en büyük tüketici elektroniği perakendecisi <a href="http://www.bestbuy.com.tr">Best Buy</a>, Çin, Meksika, Kanada gibi ülkelerden sonra Avrupa&#8217;da ilk mağazasını önümüzdeki hafta İzmir&#8217;de açacak. Görülmeye değer, farklı, rahat ve eğlenceli bir mağaza kurduğumuzu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Bir nevi deneme açılışı da daha öncesinde Aile ve Arkadaş Açılışı olarak yapılacak, tüm ürünlerde de indirim olacak. Sadece davetiye ile katılabileceğiniz bu açılışa davetiye istiyorsanız lütfen bana e-posta ile açık adresinizi gönderin!</p>
<p>&#8230; demiştim bugün, fakat beklediğimden fazla ilgi sayesinde davetiyelerim bitti. Ama 19 Aralık Cumartesi günü mağazamız tam anlamıyla açılacak, ilgilenenleri bekliyoruz. Teşekkürler</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=vXmqFjjFBcE:ro5Fb7y2RG8:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=vXmqFjjFBcE:ro5Fb7y2RG8:F7zBnMyn0Lo"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=vXmqFjjFBcE:ro5Fb7y2RG8:F7zBnMyn0Lo" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=vXmqFjjFBcE:ro5Fb7y2RG8:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=vXmqFjjFBcE:ro5Fb7y2RG8:V_sGLiPBpWU"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=vXmqFjjFBcE:ro5Fb7y2RG8:V_sGLiPBpWU" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=vXmqFjjFBcE:ro5Fb7y2RG8:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=vXmqFjjFBcE:ro5Fb7y2RG8:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=vXmqFjjFBcE:ro5Fb7y2RG8:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=vXmqFjjFBcE:ro5Fb7y2RG8:D7DqB2pKExk"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=vXmqFjjFBcE:ro5Fb7y2RG8:D7DqB2pKExk" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=vXmqFjjFBcE:ro5Fb7y2RG8:l6gmwiTKsz0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=l6gmwiTKsz0" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/cihansalim/~4/vXmqFjjFBcE" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/avrupanin-ilk-best-buyi-izmir-magazasinin-ozel-acilisi-icin-davetiye-isteyen/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.cihansalim.net/blog/2009/avrupanin-ilk-best-buyi-izmir-magazasinin-ozel-acilisi-icin-davetiye-isteyen/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Müslüman Ülkeler ve Türki Cumhuriyetler’in Yıllardır Süregelen Beklentisine Cevap Verebilecek miyiz? Türk e-postası Anaposta ve Türk Arama Motoru</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/cihansalim/~3/p-iPixLuuDY/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/musluman-ulkeler-ve-turki-cumhuriyetlerin-yillardir-suregelen-beklentisine-cevap-verebilecek-miyiz-turk-e-postasi-anaposta-ve-turk-arama-motoru/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Dec 2009 22:00:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[iktisat ve Türk ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset / popülizm]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=858</guid>
		<description><![CDATA[Bayramda önce çoğumuz şaka sandı, ama değilmiş! Devletimiz artık doğan her bebeğin nüfus cüzdanına Anaposta hizmetinden verilen e-posta adresini yazmayı, ve ayrıca tüm Müslüman ve Türki cumhuriyetlerin tercih edeceği Google'a rakip arama motoru kurmayı hedefliyormuş]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/7g3lmlUlX_QUTnOqb9JlQeFTPvs/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/7g3lmlUlX_QUTnOqb9JlQeFTPvs/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/7g3lmlUlX_QUTnOqb9JlQeFTPvs/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/7g3lmlUlX_QUTnOqb9JlQeFTPvs/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><p>Sanırım pek çoğumuz doğar doğmaz her Türk bebeğinin nüfus cüzdanına e-posta adresi  yazılacağı, ayrıca Google ve Yahoo! gibi devlere rakip bir devlet arama motoru yapılacağı haberini ilk duyduğumuzda şaka sandık. Ama <a href="http://www.cnnturk.com/2009/bilim.teknoloji/teknoloji/11/28/e.posta.adresi.nufus.cuzdanina.giriyor/553464.0/">haber saygın yayınlarda sırasıyla yerini aldı</a>ktan sonra sırada “şaşırmak” vardı!</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Bayramın ortasında durup dururken çıkan bu haber üstüne de bilişim yazarları dışında pek kalem oynatan olmadı, ki aslında çok derin anlamları olan bir gelişme idi, hatta bazı yabancı yayınlar bu fırsatla tekrar Türkiye’deki ifade özgürlüğü, devlet kontrolcülüğü, zihniyet gibi kavramları sorgulayan makaleler yayınladılar.</p>
<p>Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı <a href="http://www.cnnturk.com/2009/bilim.teknoloji/teknoloji/11/28/e.posta.adresi.nufus.cuzdanina.giriyor/553464.0/">Tayfun Acarer’in verdiği demeç</a> ile ortaya çıktığı üzere iki büyük proje söz konusu: İlki Anaposta ile 70 milyon Türk vatandaşına 10 GB kotalı e-posta adresi açmak, ki böylece Yahoo! Mail, Microsoft Hotmail, Google Gmail gibi yabancı ve güvenli olmayan posta adresleri ve ağları kullanılmamış olacak ve tam anlamadığım ifade ile “70 milyon kişinin kullanabileceği bir mobil ağ sağlanmış olacak” imiş. Acarer’in demeci aynen şöyle devam ediyor: “İslam ülkeleri ile Türk cumhuriyetleri, Türkiye&#8217;nin posta altyapısını tercih edeceklerinden, uluslararası büyük bir ağ ve internet haberleşme ortamı sağlanmış olacak.&#8221;</p>
<p>İkincisi ise arama motoru kurulması, çünkü Google gibi yabancı şirketler bizim ihtiyaçlarımıza cevap vermedikleri gibi hassasiyetlerimizi de dikkate almıyor ve istenmeyen sonuçları arama sonuç sayfalarında gösteriyorlar. Böyle bir arama motoru da yine aynı şekilde bilgi akışının yurtdışına çıkıp dönmesini engelleyecek ve yine İslam ülkeleri ve Türki cumhuriyetler de bu arama motorunu kullanmayı tercih edecekler beklentisi söz konusu.</p>
<p>Konu hakkında Serdar Kuzuloğlu’nun dün yayınlanan <a href="http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&amp;ArticleID=967860">“ERKE&#8217;yi unutun, Milli Motor geliyor!” yazısı</a>nın özellikle 2. bölümünde de dikkat çektiği üzere yabancı arama motorlarının ihtiyaçlarımıza cevap vermemesi çok tartışılabilecek bir iddia. Bugün arama motorlarından tabii ki istediğimiz bilgiyi istediğimiz kolaylıklta edinemiyoruz, ama bu sadece bizim sorunumuz değil İnternet’in tüm dünyada kabul gören başlıca sorunu, bilgiyi organize edip sunmada verimsizlikler söz konusu. Fakat herhangi bir arama motoru için “Türkiye’nin ihtiyaçlarına cevap veremiyor” diyemeyiz. Ancak ve ancak bu ihtiyaç ve talepler ülkeyi yönetenlerin, İnternet kullanıcısı halkın ihtiyaçlarından farklı ise bu söz konusu olabilir. Yani sansür, engelleme amacına hizmet edemiyor olabilir Google ve diğerleri.</p>
<p>Bizim yaşadığımız sıkıntı herhalde Çin gibi ülkeler Yahoo! ve Google’ı yola yani dize getirebilirken bizim neden Google’a işimize gelmeyen sonuçları göstermemeye ikna edemediğimiz! Ama bunu böyle ifade etmeye henüz cesaret edemiyor sanırım Türkiye’de İnternet’in geleceğini elinde tuttuğuna inananlar.</p>
<p>Yine konu hakkında yazan Yurtsan Atakan’ın “<a href="http://www.aksam.com.tr/2009/12/01/yazar/15361/yurtsan_atakan/evrensel_internet_e_yerel_guduk_versiyon.html">Evrensel İnternet&#8217;e yerel güdük versiyon” başlıklı makalesi</a> ise başlığından da anlaşıldığı üzere hala İnternet’in ne olduğunu anlamayanlar ya da anlamasına rağmen İnternet’i kendilerine göre yontabileceklerine inananlar tarafından yönetiliyor olduğumuzu vurguluyor.</p>
<p>Atakan’ın yazısında da yer verdiği fikirlerimi kısaca açacak olursam, ülkemizin yine doğru vizyonu ortaya koymadığını çünkü bugün &#8220;esas&#8221; olanın doğru veya yanlış bilgiye ulaşıp ulaşamama değil, ulaşılan onlarca farklı kaynağı işleyip doğru anlam ve sonuç çıkarabilme yeteneği olduğunu söylemeliyim.</p>
<p>Çünkü arama motorunun eksik, hatalı, taraflı bilgi sunması söz konusu bile olsa(!), bunu engellemeye harcanak çabanın sağlayacağı fayda, sadece İnternet&#8217;te değil hayatın her alanında söz konusu olan yanlış, eksik bilgileri doğru bilgilerden ayırabilmeyi öğretecek çabanın sağlayacağı faydanın yanında küçücük kalır.</p>
<p>Siz istediğiniz kadar işinize gelmeyen haber ve yorumları engelleyin, erişime kapatın, olmadı yalanlayın, siyasetçiler, spor yöneticileri, vd. işlerine gelmeyen bilgiyi üretenleri &#8220;şerefsizlik&#8221; ile itham etsin, günümüzde &#8220;demokrasiyim&#8221; demeye yüzünüz birazcık tutacaksa günün sonunda bir yerden bir şekilde istemediğiniz bilgi, haber, yorum yayılacaktır.</p>
<p><strong>Asıl Yatırım Arama Motoru, E-Postaya Değil, Aşırı Pahalı İnternet Erişimine Yapılmalı</strong></p>
<p>Bunun yerine eğitimi, anlama, değerlendirme, sonuca varma ve buna göre doğru çözüm hareketini seçebilme becerisini sadece gençlere değil tüm topluma kazandırmalıyız. Sansür amaçlı algılanan projelere para dökmektense ülkede İnternet erişimini yaymalıyız. Bakın <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2009/turkiye%E2%80%99de-e-ticaret-nereden-nereye%E2%80%A6-online-ticaret-hacmi-tahmini-beklentiler-ve-basari-faktorleri/">bir önceki yazımda Türkiye&#8217;de İnternet aboneliği sayısının nasıl bilgisayar sayısına ulaşıp bu noktada yeni abone sayısındaki büyümesinin neredeyse durduğunu anlattım</a>. Ülkede bilgisayar, vb. cihazlar erişilebilir olmalı, ucuzlamalı ya da herkese fırsat sunan ortak kullanım alanları kurulmalı ki halk bilgi teknolojilerinden faydalanabilsin.</p>
<p>Bilişim cihazlarına ulaşım kadar önemli olan diğer şey ise İnternet erişiminin yaygınlaşması. Ülkede İnternet erişimi, ister bilgisayardan, ister cep telefonundan olsun çok daha ucuz olmalı. <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/en-pahali-adsl-hala-bizde-4-mbit-hiz-neyimize-4-mblik-hattimiz-var-mi/">Türkiye, OECD ülkeleri içinde en pahalı İnternet erişimi sağlanan ülke</a>. Neden mi? Birinci neden İnternet erişiminde sabit hat tekelinin sürmesi, ikincisi ise İnternet&#8217;ten alınan vergilerin yüksekliği. <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2009/internet%E2%80%99in-vergisi-ine-ine-2-lira-indi-ama-pirlantada-kdv-yok-hala-en-pahali-internet-turk-mali-internet/">İnternet&#8217;in vergisi sadece 2 Lira inerken ülkemizde pırlantanın KDV&#8217;si yok</a>. Eskiden <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2009/internet%E2%80%99in-vergisi-ine-ine-2-lira-indi-ama-pirlantada-kdv-yok-hala-en-pahali-internet-turk-mali-internet/">en ucuz ADSL paketi ile ayda 9 saatte kotanızı doldurup 29 Lira ödeme riski varken</a> artık 8 Mbit hızla 27 TL&#8217;lik paket ile, bir ayda sadece 87 dakika İnternet kullanarak 27 TL ödemeniz gerekebilir!</p>
<p>İşte 70 milyon kişiye açılacak e-posta hesabı için alınacak donanım, altyapı yatırımı, ithal ürünlere aktarılacak kaynaklar ve Google ya da Yahoo!&#8217;ya rakip olması pek mümkün olmayan bir devlet arama motoruna aktarılacak vergi gelirlerini, üst paragrafta bahsettiğim sıkıntıların çözümü için çok daha faydalı ve verimli alanlara aktarmalıyız.</p>
<p>Bugün ülkemizde insanlar cep telefonundan dinlendiği korkusuyla yaşarken devletimizin verdiği e-posta adresini kullanmaktan da maalesef çekinecek, Mynet veya Yahoo, Hotmail kullanmaya devam edecektir.</p>
<p>Öte yandan devlet, anaposta olarak adlandırılan bu hizmeti resmi hizmet olarak kabul edeceğinden belediye olsun, ticari işler olsun, vatandaşlık işleri olsun pek çok konuda anaposta kullanılmaya çalışılacak ama şifresini unutanların devlet dairelerine nüfus cüzdanlarıyla gitmeleri, hatta sistemde ortaya çıkabilecek güvenlik açıkları gibi sorunlar baş ağrıtmaktan da öte kişi ve kurumlara kayıplar yaşatabilecektir.</p>
<p>Acarer &#8220;Bu ölçekte geliştirilecek bir projenin uygulamaya sunulması ve ulusal bir e-posta altyapısının kurulması, teknik, ekonomik ve soysal açıdan ülkemize büyük prestij ve kazanımlar sağlayacak&#8221; sözüyle kapatmış sanırım. Ben de şunu söylemeden geçemeyeceğim, bugün sadece Google, Yahoo, Microsoft değil dünyanın dört bir yanında onlarca şirket milyonlarca kullanıcıya aynı anda e-posta hesabı sunuyor. Bir devletin bunu yapmakla kazanacağı prestij, ülkeyi gerçek bir İnternet ülkesine çevirmenin, vatandaşlarının, 1-2 ülkenin denemeye başladığı gibi, bedavaya, olmadı çok çok ucuza İnternet&#8217;e erişmesini ve hakkıyla kullanmasını sağlamaktan kazanacağı prestijin yanında hiç kalır&#8230;</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=p-iPixLuuDY:SZUb-rq77rI:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=p-iPixLuuDY:SZUb-rq77rI:F7zBnMyn0Lo"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=p-iPixLuuDY:SZUb-rq77rI:F7zBnMyn0Lo" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=p-iPixLuuDY:SZUb-rq77rI:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=p-iPixLuuDY:SZUb-rq77rI:V_sGLiPBpWU"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=p-iPixLuuDY:SZUb-rq77rI:V_sGLiPBpWU" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=p-iPixLuuDY:SZUb-rq77rI:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=p-iPixLuuDY:SZUb-rq77rI:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=p-iPixLuuDY:SZUb-rq77rI:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=p-iPixLuuDY:SZUb-rq77rI:D7DqB2pKExk"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=p-iPixLuuDY:SZUb-rq77rI:D7DqB2pKExk" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=p-iPixLuuDY:SZUb-rq77rI:l6gmwiTKsz0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=l6gmwiTKsz0" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/cihansalim/~4/p-iPixLuuDY" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/musluman-ulkeler-ve-turki-cumhuriyetlerin-yillardir-suregelen-beklentisine-cevap-verebilecek-miyiz-turk-e-postasi-anaposta-ve-turk-arama-motoru/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.cihansalim.net/blog/2009/musluman-ulkeler-ve-turki-cumhuriyetlerin-yillardir-suregelen-beklentisine-cevap-verebilecek-miyiz-turk-e-postasi-anaposta-ve-turk-arama-motoru/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Sosyal medya kullanımının ardı kesilmiyor; Gillette yine bloglarda</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/cihansalim/~3/nyTHmqql_PI/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/sosyal-medya-kullaniminin-ardi-kesilmiyor-gillette-yine-bloglarda/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Nov 2009 17:33:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[medya / pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=850</guid>
		<description><![CDATA[İnternet ve sosyal medyaya yönelik pazarlama, marka ve halkla ilişkiler çalışmaları güçleniyor. Doğal olarak hızlı tüketim ürünleri de sıklıkla bu mecrada karşımıza çıkıyor. Son olarak Gillette yeni tıraş bıçağı modeli ile karşımıza çıktı, bana da küçük bir maliyet yarattı!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/X1ki27SMmbBYlu3Wtuh2Psxi3rM/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/X1ki27SMmbBYlu3Wtuh2Psxi3rM/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/X1ki27SMmbBYlu3Wtuh2Psxi3rM/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/X1ki27SMmbBYlu3Wtuh2Psxi3rM/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><p>Ekim ayındaki bir yazımın girişi aynen böyleydi: &#8220;İnternet kullanımı arttıkça medya tüketiminin daha büyük bir bölümü de web yayınlarına kayıyor. Nitekim reklam verenler de bu eğilimin gücünü özellikle 2009’da daha yakından izleyip test etmeye başladı.&#8221;</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Sosyal medyadaki etkileşime önem verip örneğin bloglara yönelik kampanyalarını arttıranlar özellikle hızlı tüketim malı üreticileri. Nitekim Gillette geçen yıl Fenomen Blogger diye oldukça ilgi çeken bir kampanya yapmıştı. Bu sene yeni çıkan modellerini duyurmak için de yine blogların gücünden faydalanmayı ihmal etmediler. Geçen sene bir grup blog yazarına ürün gönderen Gillette bu sene aynı şeyi daha eğlendiren bir şekilde yaptı, bizzat alıcının adını telaffuz ederek söze başlayan bir konuşan kutu gönderdiler!</p>
<p>Dürüst olmak gerekirse, konuşan kutu eğlencesi bir yana, elime yeni bir Gillette pilli Fusion Power ve tıraş takımı geçtiği için çok heyecanlanmadım, çünkü alttaki karede de görebileceğiniz gibi banyo dolabımızda Gillette ürünlerinden geçilmiyordu. Her ne kadar babam ve benim kullandıklarım böyle iç içe durmuyor olsalar da ben onları bu kareyi çekebilmek için bir araya getirdim. Kısaca ayrıştırmak için genelleme yapacak olursak turuncu ve gri olanlar genellikle benim, maviler onun diyebiliriz! Arkada da 1-2 başka marka tıraş kolonyası eksik değil tabii!</p>
<div align="center"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/gillette-urun-cesitleri-banyo.jpg"><img src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/gillette-urun-cesitleri.jpg" alt="" /></a></div>
<p>Tabii dört kutu tıraş köpüğünden ve iki balmdan birer adedinin geçenlerde bittiğini, ama fotoğraf hatta video çekip Gillette&#8217;in bu interaktif etkileşimine ben de eğlenceli bir katkı yapmak istediğim için bunları sakladığımı da belirteyeyim. Fakat olayın üzücü yanı, konuşan Gillette kutusu gelmeden önce elimde bol olan Gillette ürünlerinden biri değil, son derece kıt olan, yani yeni alınmış bir adet Gillette Arctic Ice after shave&#8217;in düşüp kırılması oldu, söylemeden geçemiyorum. Belli ki bir medya prodüksiyonu oluşturmak gerçekten masraflı olabiliyormuş(!)</p>
<p>Herneyse, iki paragraf önce dediğim üzere, beni heyecanlandıran yeni ürünler edinmek değilse nedir? Şudur:</p>
<ol>
<li>İnternet&#8217;in ve bu örnekte sosyal medyanın daha çok halkla ilişkiler, reklam ve marka harcaması çekmesi; ki bununla ilgili lütfen önceki yazılarıma göz atınız:
<ul>
<li><a href="http://www.cihansalim.net/blog/2009/sosyal-medyayi-odakli-kampanyalar-gittikce-buyuyor-renault-bursa%E2%80%99da-fabrika-gezdiriyor-gerisi-de-geliyor%E2%80%A6/">Sosyal Medya Odaklı Kampanyalar Gittikçe Büyüyor! Renault Bursa’da Fabrika Gezdiriyor, Gerisi de Geliyor…</a> ve</li>
<li><a href="http://www.cihansalim.net/blog/2008/musteri-sadakati-erirken-pazarlamacilarin-guncel-acilimlari-ne-asamada-internet-konsept-magazalar-deneysel-pazarlama/">Müşteri Sadakati Erirken Pazarlamacıların Güncel Açılımları Ne Aşamada? İnternet, Konsept Mağazalar, Deneysel Pazarlama&#8230;</a></li>
</ul>
</li>
<li>Sosyal medya ve İnternet çalışmalarında yaratıcı kampanyalar yapılmaya başlanmasıdır, Gillette&#8217;in güncel örneğinde bakınız <a href="http://www.fark-ititresim.com/">Fark-ı Titreşim</a> web sitesi, her gün 10 kişiye yeni Gillette&#8217;i hediye ediyordu.</li>
</ol>
<p>Gillette&#8217;in yeni Fusion Power Stealth modeli için blog kampanyasının diğer bloglardaki etkisini tabii bloglarda arama yaparak ve tabii <a href="http://www.fark-ititresim.com/">Fark-ı Titreşim</a> web sitesinden görebilirsiniz.</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=nyTHmqql_PI:6ZL0BTQTo6s:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=nyTHmqql_PI:6ZL0BTQTo6s:F7zBnMyn0Lo"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=nyTHmqql_PI:6ZL0BTQTo6s:F7zBnMyn0Lo" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=nyTHmqql_PI:6ZL0BTQTo6s:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=nyTHmqql_PI:6ZL0BTQTo6s:V_sGLiPBpWU"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=nyTHmqql_PI:6ZL0BTQTo6s:V_sGLiPBpWU" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=nyTHmqql_PI:6ZL0BTQTo6s:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=nyTHmqql_PI:6ZL0BTQTo6s:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=nyTHmqql_PI:6ZL0BTQTo6s:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=nyTHmqql_PI:6ZL0BTQTo6s:D7DqB2pKExk"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=nyTHmqql_PI:6ZL0BTQTo6s:D7DqB2pKExk" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=nyTHmqql_PI:6ZL0BTQTo6s:l6gmwiTKsz0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=l6gmwiTKsz0" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/cihansalim/~4/nyTHmqql_PI" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/sosyal-medya-kullaniminin-ardi-kesilmiyor-gillette-yine-bloglarda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.cihansalim.net/blog/2009/sosyal-medya-kullaniminin-ardi-kesilmiyor-gillette-yine-bloglarda/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Google Wave Davetiyesi isteyenler için…</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/cihansalim/~3/l0fgzBEj6-0/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/google-wave-davetiyeler-isteyenler-icin/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Nov 2009 15:14:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Esintiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=841</guid>
		<description><![CDATA[Google, Gmail için izlediği yolu yeni Google Wave için de aynen takip ediyor ve gerek Wave&#8217;deki açıkları ve gelişme alanları ortaya çıkarmak, gerekse de destekleyebileceğinden fazla kullanıcıyı bir anda sisteme kabul edip memnuniyetsizlik yaratmamak için kısıtlı sayıda kullanıcı kabul ediyor. Mevcut kullanıcılar ellerindeki sınırlı sayıda davetiyeyi etraflarındakilere dağıtabiliyorlar. Şu anda Google Wave, &#8220;Preview&#8221; yani &#8220;ön [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ZId8eMCY9J68xrJjVOyU89de8mU/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ZId8eMCY9J68xrJjVOyU89de8mU/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ZId8eMCY9J68xrJjVOyU89de8mU/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ZId8eMCY9J68xrJjVOyU89de8mU/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><p>Google, Gmail için izlediği yolu yeni <a target="_blank" title="Google Wave" href="http://wave.google.com" target="_blank">Google Wave</a> için de aynen takip ediyor ve gerek Wave&#8217;deki açıkları ve gelişme alanları ortaya çıkarmak, gerekse de destekleyebileceğinden fazla kullanıcıyı bir anda sisteme kabul edip memnuniyetsizlik yaratmamak için kısıtlı sayıda kullanıcı kabul ediyor. Mevcut kullanıcılar ellerindeki sınırlı sayıda davetiyeyi etraflarındakilere dağıtabiliyorlar. Şu anda Google Wave, &#8220;Preview&#8221; yani &#8220;ön izleme&#8221; etiketiyle kullanımda, bu Beta, hatta belki Alfa sürümünden bile önceki bir aşama. Yani Wave üstünde daha fazlasıyla çalışma yapılacak.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Google Wave basitçe canlı bir haberleşme sistemi. İş ya da özel arkadaşlarınızla bir e-posta diyaloğunu bir chat/ sohbet halinde sürdürüyorsunuz, fakat Google, Wave&#8217;e haritalar, anketler gibi mini ek özellikler eklemiş. Daha fazlasını da 3. parti eklentilerle edinmek mümkün.</p>
<p>Wave&#8217;i kullanmakta yaratıcılığınız belirleyici olacak, ama yine de İnternet&#8217;te pek çok kullanım önerisi ve kılavuzu mevcut. Eğer Google Wave&#8217;i kullanmak için Wave davetiyesi istiyorsanız bu yazının altındaki yorum kısmında e-posta kutusuna doğru e-posta adresinizi yazmanız yeterli, o kutuya yazarsanız benim dışımda kimse de e-posta adresinizi görmez.</p>
<p>Elime geçen ilk iki parti davetiyeyi daha önce söz verdiklerim dahil yakın arkadaşlarımla paylaştım ve şu anda zaten yeteri kadar davetiye havada uçuşuyor denebilir. Ama yine de davetiye arayanların yazılarını görünce elimde kalan 4-5 davetiyeyi paylaşmak istedim. İlerde yeni davetiyelerim oldukça daha fazla kişiye gönderebilirim.</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=l0fgzBEj6-0:dnlIUj0ZWyI:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=l0fgzBEj6-0:dnlIUj0ZWyI:F7zBnMyn0Lo"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=l0fgzBEj6-0:dnlIUj0ZWyI:F7zBnMyn0Lo" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=l0fgzBEj6-0:dnlIUj0ZWyI:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=l0fgzBEj6-0:dnlIUj0ZWyI:V_sGLiPBpWU"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=l0fgzBEj6-0:dnlIUj0ZWyI:V_sGLiPBpWU" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=l0fgzBEj6-0:dnlIUj0ZWyI:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=l0fgzBEj6-0:dnlIUj0ZWyI:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=l0fgzBEj6-0:dnlIUj0ZWyI:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=l0fgzBEj6-0:dnlIUj0ZWyI:D7DqB2pKExk"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=l0fgzBEj6-0:dnlIUj0ZWyI:D7DqB2pKExk" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=l0fgzBEj6-0:dnlIUj0ZWyI:l6gmwiTKsz0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=l6gmwiTKsz0" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/cihansalim/~4/l0fgzBEj6-0" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/google-wave-davetiyeler-isteyenler-icin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>34</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.cihansalim.net/blog/2009/google-wave-davetiyeler-isteyenler-icin/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Türkiye’de e-Ticaret Nereden Nereye… Online Ticaret Hacmi Tahmini, Beklentiler ve Başarı Faktörleri</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/cihansalim/~3/Io3h2JFSoQg/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/turkiye%e2%80%99de-e-ticaret-nereden-nereye%e2%80%a6-online-ticaret-hacmi-tahmini-beklentiler-ve-basari-faktorleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Nov 2009 20:40:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[iktisat ve Türk ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=832</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu'na göre hanelerin %30'u İnternet erişimi sahip. Yani Türk İnternet alemini hedefleyen bir teşebbüsün tam 25 milyon potansiyel müşterisi var! Peki, bu büyük pazardan para kazanan, büyüyen girişim örneği deyince neden bir elin parmağından fazla isim aklımıza gelmiyor, neden e-ticaret ülkemizde palazlanmıyor?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/5-aNEWHVp_RrNjWiVSZfDEVAlUg/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/5-aNEWHVp_RrNjWiVSZfDEVAlUg/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/5-aNEWHVp_RrNjWiVSZfDEVAlUg/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/5-aNEWHVp_RrNjWiVSZfDEVAlUg/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><p>Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2009 yılı araştırmasına göre Türkiye’deki hanelerin %30’u İnternet erişimine sahip olduğu, buradan hareketle ve yine anketlerle 16-74 yaş arası bireylerin %38’inin İnternet kullanıcısı sayıldığı açıklandı. Yani Türk İnternet alemini hedefleyen bir iktisadi teşebbüsün tam 25 milyon potansiyel ziyaretçisi, hatta müşterisi var! Peki, bu büyük pazardan para kazanan, büyüyen girişim örneği deyince neden bir elin parmağından fazla isim aklımıza gelmiyor, neden e-ticaret ülkemizde palazlanmıyor?</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Ne kadar bilindik bir soru aslında! Belki sizin de sorduğunuz bir soru; belki de yurtdışına okumaya, çalışmaya giden arkadaşınızın günceli merakı veya yabancı bir iş adamının Türk İnterneti’ni anlama çabası karşısında cevap vermeye çabaladığınız bir soru.</p>
<p>Maalesef dijital devrim bazılarının şimdiden vardığımızı sandığı ütopik evresine henüz ulaşmadığından hala bilgi eksikliği, yokluğu hissettiğimiz alanlar var. İşte Türkiye İnterneti ve e-ticareti de bu alanlardan biri. Mantıklı çıkarımlarda bulunmak, doğru hamleleri yapabilmek için doğru veri ve bilgilere sahip olmak olmazsa olmazların başında geliyor. Güvenilir, karşılaştırılabilir veri eksikliği de aslında e-ticaretin palazlanamamasının nedenlerinden biri.</p>
<p><strong>Bilgisayar Sahipliğinde Yavaşlama e-Ticareti Yavaşlatabilir</strong><br />
Öncelikle pazarın potansiyelini ve gerçekleşmeleri tahmin edebilmek için resmi İnternet kullanıcı sayısı, abone sayısı ve bilgisayarlaşma oranlarındaki trendle başlayacak olursak sürekli yükselen eğrilerle karşılaşıyoruz. 2003 yılında 1,2 milyon olan İnternet abone sayısı 2008’de yaklaşık 5,8 milyona yükseldi, öte yandan 2003 yılında 3,5 milyon adet ile İnternet abonesinden çok daha fazla olan kişisel bilgisayar sayısı ise 2008’de aynı şekilde 5,8 milyona dayandı. Yine aynı dönemde İnternet kullanıcı sayısı 25 milyona ulaştı!</p>
<div align="center"><img src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/tr-e-ticaret/2008bilgisayar-internet-kullanici-sayilari.gif" title="2003-2009 arası İnternet ve bilgisayar kullanıcı sayısı ve bilgisayar sayısı" alt="2003-2009 arası İnternet ve bilgisayar kullanıcı sayısı ve bilgisayar sayısı"/></div>
<p>Sadece bu üç rakam bile bize pek çok çıkarımda bulunma şansı veriyor. Bunlardan biri kabaca 6 milyon abonelik ve 6 milyon bilgisayar ile İnternet kafeleri ve iş yerlerindeki kullanımı toplasak gerçekten 25 milyona ulaşır mıyız sorusu? Ulaşsak bile bu 25 milyonun gerçekte ne kadarı e-ticaret potansiyelini meydana koyuyor? İrdelemeye devam edeceğiz.</p>
<p>Bir diğer çıkarım da halkın İnternet’e ulaşımında artık birinci sıkıntının ekonomik İnternet erişimi değil bilgisayarlaşma olduğu. 2008 itibarı ile bilgisayar sayısına ulaşan İnternet aboneliği sayısı yani bilgisayar başına neredeyse %100’lük İnternet penetrasyonu artık bir an önce masaüstü, dizüstü, mini dizüstü, kısaca nasıl olursa olsun bilgisayara erişimin kolaylaştırılması gerektiğini gösteriyor. İşte bu da İnternet kullanıcı sayısında 14. olan Türkiye’nin, İnternet kullanıcılarının toplam nüfusa oranında %30’lar ile neredeyse dünya 60. olmasının nedenini ortaya çıkarıyor.</p>
<p>Mümkünse kendine ait, değilse bile kullanım şartlarında kısıtlama olmayan cihazları kullanarak İnternet’e erişenler e-ticaret hacmini doğrudan etkiliyor. Sosyal bir aktivite olarak arkadaşlarla fiziksel ya da online alışverişe çıkabiliyoruz, ama İnternet kafede tanımadıklarımızın yanında, ekranda kişisel tercihlerimizi yansıtan ürünler arasında dolaşmak pek azımızın hoşlanarak yapacağı bir aktivite olacaktır.</p>
<p><strong>E-Ticaret Hacmini Ölçebilene Aşk olsun!</strong><br />
Bugün Türkiye’ye yatırıma gelen, ana iş kanalı ya da ikincil kanalı İnternet olan küresel oyuncular bile Bankalararası Kart Merkezi (BKM) sanal POS verilerinden e-ticaret hacmine ulaşmaya çalışıyorlar. Sanal POS verilerine e-ticaret sayılamayacak telefon siparişleri, fatura ödemeleri, vb. kalemler de dahil olduğundan çok uçuk rakamlarla karşı karşıya kalıyoruz.</p>
<p>Öte yandan elektronik perakende pazarının üçte biri ila yarısı arasında bir kısmını kontrol ettiği tahmin edilen hepsiburada.com’un açıklamalarından gidersek de pazarı olduğundan küçük gördüğümüze inanıyorum. 2009 tarihli yerli ve yabancı pazar araştırma şirketlerinin sınırlı ama tutarlı rakamlarına ulaşıp yıllardır işim ve merakım gereği belli aralıklarla bir kenarda topladığım rakamların çerçeveleriyle baktığımda şu tablonun kabul edilebilir olduğunu düşünüyorum.</p>
<div align="center"><img src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/tr-e-ticaret/turkiye-2003-2008-eticaret-hacmi-cihansalim.gif" alt="2003-2009 arası seçilmiş kategorilerde, tüketim vergileri hariç Türkiye e-ticaret hacmi" title="2003-2009 arası seçilmiş kategorilerde, tüketim vergileri hariç Türkiye e-ticaret hacmi"/></div>
<p>İkinci el pazaryerleri ve elektrikli ev aletleri, tüketici elektroniği, kitap, film gibi medya ve içerik ile oyun ve eğlence ürünleri, kozmetikler ve evcil hayvan, koleksiyon ürünleri, mücevharat gibi diğer kategorileri içeren fakat gıda, vitamin, hırdavat, giyim gibi kalemleri içermeyen, satış vergileri hariç, toplam e-ticaret hacmi 2008 yılında 1 milyar ABD Doları, ya da 1,3 milyar TL’ye ulaştı. İkinci el pazaryerlerinin büyümesi ve farklı ürün kategorilerinde farklı vergi oranlarının doğurduğu karşılaştırma zorlukları nedeniyle bu alanda araştırma yapanlara da kenara koydukları her rakamı vergili vergisiz not etmelerini tavsiye ediyorum.</p>
<p>Giyim, mobilya gibi saydığım kategorilerde paylaşabileceğim kadar güvenilir verilere ulaşmakta genelde de bir zorluk olduğuna inanıyorum. Bu alanlardaki iş hacminin de eklenmesiyle 1 milyar dolarlık rakamın %15 üstünde bir büyüklükten konuşmak mümkün.</p>
<p>Toplam pazarın neredeyse dörtte birini temsil eden tüketici elektroniği bir zamanlar açık ara önde olduğu online dünyada diğer kategorilerden daha yavaş büyümeye devam ediyor. Ev elektroniği ise e-perakendeciliğin yönünü belirleyecek hacme ulaştı. Öte yandan gerek diğer kategorilerde, gerekse de online perakendeciliğin çok daha niş ürün kategorilerinde hızlı büyüme sürüyor ve hala gidilecek çok yol var.</p>
<p><strong>İnternet’ten Alışveriş Yapan Türk Kullanıcısının Beklentileri</strong><br />
Pazarın demografik ve ekonomik özelliklerini daha detaylandırmak, tahminlerde bulunmak da mümkün ve önemli, ama bu yazıyı bir başlangıç ve genel fikir verebilecek bir rehber gibi konumlandırabilmek için en iyisi söz konusu e-ticaret hacmini yaratan Türk İnternet kullanıcılarının alışveriş tercihlerine de değinmek.</p>
<div align="center"><img src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/tr-e-ticaret/turk-internet-kullanici-eticaret-beklentileri.gif" title="Türk İnternet kullanıcılarının e-ticaret platformlarında öncelikli tercih nedenleri" alt="Türk İnternet kullanıcılarının e-ticaret platformlarında öncelikli tercih nedenleri"/></div>
<p>Gerek az örneği olan kapsamlı tüketim anketleri, gerekse de başarılı ve başarısız girişimleri içerden ve dışarıdan gözlemleyebildiğimiz kadarıyla Türkiye’de e-ticaretin e-perakendecilik tarafında başarı faktörlerinin başında marka ve isim bilinilirliği ve güveni ile lojistik yeterlilik geliyor. Dolandırıcılık ve sahtecilik hala ortalama kullanıcının en büyük çekincesi olduğundan kulaktan kulağa ve İnternet üzerindeki yorumlar belirleyici rol oynuyor.</p>
<p>Genel bir sosyal ihtiyaç olarak konumlandırılabilecek güven ihtiyacından sonra e-girişimin kontrolündeki en önemli faktör kullanıcının yaşadığı yere ürün gönderilip gönderilmediği, kargo masrafı, zamanında teslimatta başarı. Lojistik başarı tekrar alışverişi tetikleyen temel faktörlerden. Gerek lojistik sorunlar, gerekse de alınan hizmet ya da ürünle ilgili olası sorunlarda müşteri ilişkileri, iade, sigorta, tamir gibi konuları da barındıran hizmetler önem sıralamasının yine üst sıralarında.</p>
<p>Kullanıcılara “niye İnternet’ten alışveriş” sorusu yöneltildiğinde bol çeşit, iyi ve detaylı açıklamalar yanıtını almadığımız bir araştırmaya güvenmemiz imkânsız. Doğal olarak başarılı Türk e-ticaret girişimlerinin çoğunun belli bir kategoride farklı ihtiyaçlara cevap verebilen ürün ve hizmetleri aynı anda sunduğunu, ayrıca bunlar hakkında iyi bilgilendirme yaptığını görüyoruz. En önemli 5 faktör listesinin sonunda ise sadece kampanya indirimleriyle sınırlı kalmayan ödeme seçeneklerinin yeterliliği yer alıyor. Çünkü hala online işlemlerde kredi kartını kullanmak ya da hemen havale çekmek istemeyen, teslimatı alırken ödemek isteyen büyük bir kitle mevcut.</p>
<p>Bu liste size gizli bir iksir formülü sunmuyor gibi görünebilir ama geride bıraktığımız 12 ayda Türkiye’nin en popüler e-perakendecilerinden ikisinin kepenk indirmesinin başlıca nedenleri arasında finansal zorluklardan da öte müşteri sadakati yaratamama olduğu gerçeğini daha fazla gizleyemeyiz!</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=Io3h2JFSoQg:_IPlkd4Zh8w:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=Io3h2JFSoQg:_IPlkd4Zh8w:F7zBnMyn0Lo"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=Io3h2JFSoQg:_IPlkd4Zh8w:F7zBnMyn0Lo" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=Io3h2JFSoQg:_IPlkd4Zh8w:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=Io3h2JFSoQg:_IPlkd4Zh8w:V_sGLiPBpWU"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=Io3h2JFSoQg:_IPlkd4Zh8w:V_sGLiPBpWU" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=Io3h2JFSoQg:_IPlkd4Zh8w:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=Io3h2JFSoQg:_IPlkd4Zh8w:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=Io3h2JFSoQg:_IPlkd4Zh8w:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=Io3h2JFSoQg:_IPlkd4Zh8w:D7DqB2pKExk"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=Io3h2JFSoQg:_IPlkd4Zh8w:D7DqB2pKExk" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=Io3h2JFSoQg:_IPlkd4Zh8w:l6gmwiTKsz0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=l6gmwiTKsz0" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/cihansalim/~4/Io3h2JFSoQg" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/turkiye%e2%80%99de-e-ticaret-nereden-nereye%e2%80%a6-online-ticaret-hacmi-tahmini-beklentiler-ve-basari-faktorleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.cihansalim.net/blog/2009/turkiye%e2%80%99de-e-ticaret-nereden-nereye%e2%80%a6-online-ticaret-hacmi-tahmini-beklentiler-ve-basari-faktorleri/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Berlin Duvarı’nın, Doğu Bloku’nun Yıkılışının 20. Yılı: Buna Değdi mi? İktisadi Olarak Hayır, İnsani Olarak Evet!</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/cihansalim/~3/V4oRkZHV0pw/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/dogu-blokunun-berlin-duvarinin-yikilisinin-yirminci-yili-buna-degdi-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Nov 2009 16:15:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[dünya ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[iktisat ve Türk ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=822</guid>
		<description><![CDATA[Komünist Blok'un dağılışının 20. yıldönümünde geriye baktığımızda çok farklı sonuçlar çıkıyor. Kapitalist serbest pazar ekonomisinin beklentinin aksine tüm ülkelere refah getirmediğini, ama faşizme varan baskının ortadan kalkmasıyla insanların hayatlarından daha mutlu olduğunu görüyoruz]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/qTmbqc_T5AVJUKHVefo4ZoJrUdU/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/qTmbqc_T5AVJUKHVefo4ZoJrUdU/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/qTmbqc_T5AVJUKHVefo4ZoJrUdU/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/qTmbqc_T5AVJUKHVefo4ZoJrUdU/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><p>Berlin Duvarı’nın, demir perdenin yıkılışının ve Komünist ya da Doğu Bloku’nun parçalanmasının 20. yıldönümündeyiz. Doğu Bloku’nun parçalanmaya başlama süreci daha önceden de başlamış olsa, hatta Macaristan’ın Avusturya sınırını 89’un ilkbaharında açmasıyla geri dönülmez süreç başlasa da, tarihi bir sembol olarak Berlin Duvarı’nın kitlelerce aşıldığı 9 Kasım 1989 önemini koruyor ve koruyacak.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Ay’a ayak basışın 40. yıldönümü de olan 2009’da geriye dönüp son on yıllarda insanlığın ne kadar ilerlediğini bol bol tartışır olduk. Özellikle bugünlerde komünist devlet yönetim modelinin yıkılmasının ardından kapitalizmle kucaklaşan Doğu Bloku ülkelerinin hali merak edilir oldu. Karşılaştırmalara başlamadan önce yazı sonunda detaylandıracağım bir tespiti paylaşmalıyım; Demir Perde ülkelerini sosyalist blok olarak tanımlamak yanlış ve sosyalizm karşıtı bir değerlendirme olur. Faşizme varan baskılar hissettiren, tek elden kontrolün her kararda etkili olduğu Komünizm’in bir türevinin etkisi altında olan söz konusu ülkelerde demokrasi yoktu, ama ekonomik açıdan ülkeden ülkeye değişen modeller söz konusu idi. Bu nedenle duvarın yıkılışının daha çok demokrasiye geçiş olarak nitelendirilmesine ben de katılıyorum.</p>
<div align="center"><img title="Duvarın üstünde Brejnev ve Honecker'ın samimiyeti gösteren eski bir hatıra" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/themes/tma13/images/latest/berlin-duvar-brejnev-honecker.jpg" alt="Duvarın üstünde Brejnev ve Honecker'ın samimiyeti gösteren eski bir hatıra" /></p>
<p><strong>Halkın Değişime Desteği Düşüyor, ama Daha Mutlular</strong><br />
Eski komünist ülkelerde yapılan anketler çarpıcı sonuçlar sunuyor. <a href="http://pewresearch.org/pubs/1396/european-opinion-two-decades-after-berlin-wall-fall-communism" target="_blank">Pew Research Center’ın Pazartesi günü yayınladığı detaylı sonuçlar</a>a göre 1991’den bugüne Doğu Bloku halkları değişime inancını büyük ölçüde kaybetmiş. (<a href="http://pewglobal.org/docs/?DocID=25" target="_blank">Yanıtların görsel sunumu da şurada</a>)</p>
<p>“Çok partili sisteme geçişi onaylıyorum” diyenler Doğu Almanya’da yüzde 91’den 85’e, Macaristan’da 74’ten 56’ya, Litvanya’da 75’ten 55’e, Rusya’da 61’den 53’e, Bulgaristan’da 76’dan 52’ye, Ukrayna’da 72’den 30’a düşerken Çek Cumhuriyeti’nde 80’de kalmaya devam etmiş, Slovakya ve Polanya’da 1 ve 4 puan artarak 70 ve 71’e ulaşmış.</p>
<p>Lafın kısası “demokrasiye geçişi onaylıyorum” diyenler bu ülkelerde 1991’de en az %61 (Rusya) iken bugün 5 ülkede %56 ve altında rakamlar görüyoruz!</p>
<p>“Kapitalist pazar ekonomisine geçişi onaylıyorum” diyenler ise tüm ülkelerde düşmüş. Doğu Almanya, Çek Cumhuriyeti, Polanya ve Slovakya gibi Orta Avrupa ülkeleri Demir Perde’den kurtulmanın olumlu hissiyatı ve ekonomik faydasını en çok görenler olarak hala %66 ve üstünde olumlu görüş göstermişler. Bulgaristan’da 73’ten 53’e, Litvanya’da 76’dan 50’ye, Rusya’da 54’ten 50’ye, Macaristan’da 80’den 46’ya, Ukrayna’da 52’den 36’ya çok ciddi gerilemeler söz konusu.</p>
<p>Bir diğer soru ise “İnsanların ekonomik durumu komünizm dönemindekine göre nasıl” şeklinde imiş, yanıtlar alttaki grafikte görebileceğiniz gibi Polanya ve Çek Cumhuriyeti hariç oldukça olumsuz.</p>
<div align="center"><img title="Eski demir perde ülkelerinde insanlar iktisadi olarak komünist rejim altında daha iyi olduklarını düşünüyorlar" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/berlinduvari/komunizme-gore-bugun-ekonomik-durum.png" alt="" /></div>
<p>Öte yandan “Hayattan memnuniyeti bir merdivene benzetirsek ve merdivenin 10. basamağını mutlak mutluluk olarak tanımlarsak kaçıncı basamaktasınız” sorusuna 7 ve üstünde cevap verenler ise 1991’dekinden çok daha yüksek çıkmış. Bulgaristan’da bile %8’den %15’e önemli bir yükseliş söz konusu.</p>
<div align="center"><img title="Öte yandan aynı ülkelerde herkes 1991'e göre bugün hayatından daha memnun" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/berlinduvari/hayattan-memnuniyet.gif" alt="" /></div>
<p><strong>İktisadi Refah ise 1989’dan Daha Kötü, Ölüm Oranları Çok Yüksek</strong><br />
Pew’in araştırmasında daha pek çok soru var, ama ilk bakışta dikkat çekici olanlar bunlar. Öte yandan haftalık Economist dergisinin 2008 sonunda hazırladığı “2009’da Dünya” sayısında da konuyla ilgili önemli bir yazı bulunuyordu. Serbest pazar ekonomisinin önemli yayınlarından Economist’in tespitleri de bana vurucu gelmişti. Henüz global resesyon derinleşmeden önce yapılan karşılaştırmada ekonomik durumun göreceli olarak daha kötüye gittiği görülüyordu.</p>
<p>Alttaki grafikte satın alma gücü paritesine göre ülkelerin milli hasılaları gruplanmış. Satın alma gücü paritesi döviz kurlarındaki dalgalanmaları analizin dışına çıkararak gerçekçi bir karşılaştırma yapma imkanı sağlar ve her ciddi çalışmada kullanılması gereken rakamdır. Avrupa Birliği’nin ilk 15 üyesi, yani EU15’in kişi başı geliri satın alma gücüne göre “100” olarak alınmış. 1989’da Baltık Ülkeleri 49,7 endeks değeri ile AB15’e en yakın kişi başına gelire sahipmiş, yani neredeyse yarı yarıya seviyesindelermiş. Orta Avrupa 48,7, Bağımsız Devletler Topluluğu ülkeleri 42,2, Balkan Ülkeleri 37,6 ve tüm bu geçiş ülkeleri (grafikte Transition Economies) ortalamada 43,6 değerindelermiş. 1999’da, yani duvarın yıkılışının 10. yılında tüm ülkeler Avrupa Birliği’nin ilk 15 üyesine göre ciddi kayıplara uğramış, göreceli olarak oldukça fakirleşmiş.</p>
<div align="center"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/berlinduvari/dogu-blogu-kisi-basi-gelirde-degisim.jpg"><img title="Tıklayarak Büyütebilirsiniz - Kişi başına düşen gelir Avrupa Birliği'nin ilk 15 üyesiyle karşılaştırıldığında bugün 20 sene öncesine göre daha kötü" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/berlinduvari/dogu-blogu-kisi-basi-gelirde-degisim.jpg" alt="" width="750" height="229" /></a></div>
<p>2009 tahmini değerleri ise, tahminimce krizin bu kadar kalıcı olacağını öngörmemiş bile olsa yine de durumun hala düzelmediğini gösteriyor. Pew araştırması satır aralarında belirttiğim gibi Orta Avrupa ve Baltık ülkeleri dışında toplamda geçiş ülkeleri, eski Komünist Blok 39,6 değeriyle AB’ye göre göreceli olarak kişi başına düşen gelirde %10’luk bir kayba daha uğramış.</p>
<p>Ve bu analiz 1989 seviyesinin yakalanması için her yıl %4-5 seviyelerinde büyüyerek yaklaşık bir on yılın daha gerektiği yönünde yorumlanıyor Economist yazarı tarafından. Tabii ki tek elden kontrollü bir iktisadi düzendeki refahı tamamen serbest pazarın insafına bırakılmış sonsuz tercihler altındaki refahla karşılaştırmak zor, insanlar bugün istedikleri, ya da en azından istediklerini sandıkları şeyleri daha kolay edinebiliyorlar. Ama elektrik tüketimi gibi göstergeler de yine grafiktekine paralel sonuçlar gösteriyor!</p>
<p>Öte yandan Komünizm’in çöküşünün ardından yaşananların tarihteki en barışçı, en az kanlı büyük devrimlerden biri olduğu söylenir. Ama 1989 sonrası Balkanlar’da iç savaşlarda yine de on binlerce can kaybı yaşandı. Ama savaşlar dışında Doğu Bloku’nda ölümler de çok arttı. Son 20 yılda dünyada nüfus kaybına uğrayan tek bölge Doğu Avrupa, rakam ise 7 milyon! Bu rakam had safhada stresin sonucu olarak yorumlanıyor. Pew araştırmasındaki sonuçlarda dikkat çekici olan gençlerle yaşlıların cevapları arasında oluşan uçurum. Bunu değişime direnmek ve nostalji peşinde olmak şeklinde yorumlamaya kaçmak doğru değil, çünkü kapitalist sisteme geçişle beraber pek çok Komünist ülkede daha önce çok düşük seyreden “işsizlik” azdı, 40, 50, 60 yaşlarındaki insanlar hayatlarında ilk defa sürekli gelirden mahrum kalıp iş kuyruklarına girdiler, şanslı olanları bile çok azalan emekli aylıklarıyla geçinmeye çalıştılar.</p>
<p>Sonuçta Sovyetler Birliği’nin etkisi ve kontrolünün hissedildiği, bazılarının Sosyalist Blok demeyi tercih ettiği, Doğu Bloku’nda değişime değip değmediğini sorduğunuzda farklı yanıtlar alıyorsunuz. Sadece yaşlılar ve gençler arasında değil şehirdekiler ile kırsalda yaşayanlarda bile çok büyük farklar söz konusu. İktisadi olarak “buna değdi(!)” diyebilmek için bile henüz erken.</p>
<p>Öte yandan örneğin Çek Cumhuriyeti’nde dolaşırken halkın üstünde hala etkisini hissedebileceğiniz  Demir Yumruk, faşist komünist yönetimin tarihe karışması kuşkusuz insanlık tarihi ve bölge halkları açısından önemli bir kazanç, nitekim bu yüzden hayatından mutlu olanlar son 20 yılda artmış.</p>
<p>Diğer bloglarda bu konularda neler yazılmış diye göz atarken <a href="http://www.bigumigu.com" target="_blank">Bigumigu</a>’da denk geldiğim <a href="http://www.boston.com/bigpicture/2009/10/the_berlin_reunion.html" target="_blank">“Berlin buluşması” adlı birkaç günlük sanat performansının fotoğraflarına buradan</a> bakmanızı da öneririm. Bu fotoğrafların da hissettirdiği gibi Doğu ile Batı Almanya’nın bütünleşmesi bile fazlasıyla önemli bir insani gelişme oldu&#8230;</p>
<div><!--adsense#linkunit--></div>
</div>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=V4oRkZHV0pw:MReRVlfZNCQ:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=V4oRkZHV0pw:MReRVlfZNCQ:F7zBnMyn0Lo"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=V4oRkZHV0pw:MReRVlfZNCQ:F7zBnMyn0Lo" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=V4oRkZHV0pw:MReRVlfZNCQ:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=V4oRkZHV0pw:MReRVlfZNCQ:V_sGLiPBpWU"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=V4oRkZHV0pw:MReRVlfZNCQ:V_sGLiPBpWU" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=V4oRkZHV0pw:MReRVlfZNCQ:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=V4oRkZHV0pw:MReRVlfZNCQ:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=V4oRkZHV0pw:MReRVlfZNCQ:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=V4oRkZHV0pw:MReRVlfZNCQ:D7DqB2pKExk"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=V4oRkZHV0pw:MReRVlfZNCQ:D7DqB2pKExk" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=V4oRkZHV0pw:MReRVlfZNCQ:l6gmwiTKsz0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=l6gmwiTKsz0" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/cihansalim/~4/V4oRkZHV0pw" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/dogu-blokunun-berlin-duvarinin-yikilisinin-yirminci-yili-buna-degdi-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.cihansalim.net/blog/2009/dogu-blokunun-berlin-duvarinin-yikilisinin-yirminci-yili-buna-degdi-mi/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Nur topu gibi bir bayramımız oldu: Cadılar Bayramı</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/cihansalim/~3/ms-t_pj7hsQ/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/nur-topu-gibi-bir-bayramimiz-oldu-cadilar-bayrami/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 Oct 2009 19:11:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tarzı ve mekanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=814</guid>
		<description><![CDATA[Özellikle Amerikan kültürünün önemli bir parçası haline gelmiş olan Halloween, yani Cadılar Bayramı ülkemizde de bugün pek çok partinin ilham kaynağı. Vampirleriyle gelen 2009'un güncel pazarlama aracı mı yoksa kalıcı mı olacak göreceğiz]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/PM3hnT4KJzjKOu3stjsUpMxP5BQ/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/PM3hnT4KJzjKOu3stjsUpMxP5BQ/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/PM3hnT4KJzjKOu3stjsUpMxP5BQ/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/PM3hnT4KJzjKOu3stjsUpMxP5BQ/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><p>Başlık Cumhuriyet Haftasonu&#8217;nda Devrim Ege&#8217;nin yazısından esinti, hemen söylemeli. Google Trends&#8217;de &#8220;Cadılar Bayramı&#8221; kelimelerinin sadece Türkiye sınırları içinde ne kadar arandığına baktığımızda da alttaki gibi bir trend ortaya çıkıyor. Veriler Türkiye için birkaç gün gecikmeli olabildiğinden ve henüz 31 Ekim &#8220;Cadılar Bayramı günü&#8221; de bitmediğinden 2009 rakamı tam ortaya çıkmadı ama 31 Ekim öncesi günlerdeki aramalar da önceki yıllarda aynı günlerdeki aramalardan çok daha fazla.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Ama sadece Google aramaları değil Facebook gibi diğer Web ortamlarında da Cadılar Bayramı mesajları, etkinlikleri, partileri görmek mümkün. Bir arkadaşımın bir ay önce bugün Taksim&#8217;deki parti davetine, ne zamandır da görmediğimden &#8220;gelirim&#8221; demiş olmama rağmen hava dışarı çıkma isteğimi eritince tekrar etkinlik sayfasına girip yanıtımı &#8220;belki&#8221;ye çevirirken hatırladım, bu da bir Hallloween Party imiş!</p>
<div align="center"><img src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/cadilar-bayrami-google-trends.png" alt="Google Trends'e göre Türkiye'de Cadılar Bayramı araması yapanlar her yıl hızla artıyor" /></div>
<p>&#8220;Halloween&#8221; Bazı ülkelerde kutlanan ölüler bayramı ya da gününden farklı, geçmişi Paganlar&#8217;a dayandırılıyor ve ölüleri anmaktan ziyade ölü, ya da huzursuz ruhlara &#8220;sizden korkmuyoruz&#8221; mesajı verme amacı güdüyor. Bu mesajı verecek şekilde giyiliniyor, davranılıyor Halloween günü.</p>
<p>Pegan Festivali&#8217;nin parçası olarak Birleşik Krallık&#8217;ta popülerliğini koruduktan sonra Kıta Avrupası&#8217;nda da canlanıyor, hele Amerika&#8217;da yeni bir eğlenceye dönüşüyor. Kostümler sadece korkutucu olmayı çok geride bırakıyor, çizgi film karakterleri, hayvanlar ve gittikçe artan politikacı figürleri, maskeleri; geçen sene Cumhuriyetçi Parti Başkan Yardımcısı adayı Sarah Palin, bu sene ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve hatta Başkan Obama.</p>
<div align="center"><img alt="Pek çok ülkede yetişkinler sadece kendileri için değil çocukları, hatta bebekleri için de ciddi hazırlıklar yapıyor" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/cadilar-bayrami-kostumlu-bebek-arabasi.jpg"/></div>
<p>Büyüdükçe büyüyen gün bir nevi tatlı bir kaçış, stres atma, çünkü Halloween artık ABD toplumunun köklü geleneklerinden biri, güne özel kabaklı menüler çok gerilere gidiyor. <a href="http://www.npr.org/templates/story/story.php?storyId=96357789" target="_blank">2008&#8242;de tam 5,8 milyar ABD Doları harcamanın Cadılar Bayramı için yapılması bekleniyordu</a>, bu sene rakamın bunun da ötesine geçmesi olası. Yine geçen sene yaklaşık 6 milyon Amerikalı&#8217;nın Halloween kostümü giymesi ve 2,3 milyar dolarlık şekerleme harcaması yapılması bekleniyordu, ki bu ülkemizin en büyük gıda üreticilerinden Eti&#8217;nin 2011&#8242;deki bir yıllık bir milyar dolar ciro hedefinin çok üstünde!</p>
<p>Popüler demek hata olur, gerçekten Amerikan kültürünün büyük öğelerinden biri sonunda ülkemize de ulaştı. Bugün sadece Google, Facebook gibi ortamlar dışında da Cadılar Bayramı ile ilgili sembolik, eğlencelik sohbet, buluşma, eğlenceler yapılıyor. Cadılar bayramı makyajı ve saçı yaptırmak çok ucuz değil, aynı özel kostümlerin satılık ya da kiralık fiyatları gibi&#8230;</p>
<p>Yeni eğlencemiz hayırlı olsun :) Geçen sene Google, Google.com.tr&#8217;de 31 Ekim&#8217;in ilk saatlerinde İngiltere, ABD için hazırlanan bir Halloween görselini yanlışlıkla kullanmış, birkaç saat sonra kaldırmıştı. Merakımız böyle hızla artarsa Google Halloween logosunu burada göstermemek gibi bir çekinceleri kalmayabilir, <a target="_blank" href="http://www.cihansalim.net/blog/2009/google-29-ekim-logosunun-tasarimi-bir-yana-rengi-nasil-bir-yesil/">gerçi önceki gün yeşil Cumhuriyet Bayramı Google logosunu bile bizler bu kadar tartışma konusu yapmışken</a> tabii iki kere düşünmeli&#8230;</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=ms-t_pj7hsQ:_zLuyqI8oDI:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=ms-t_pj7hsQ:_zLuyqI8oDI:F7zBnMyn0Lo"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=ms-t_pj7hsQ:_zLuyqI8oDI:F7zBnMyn0Lo" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=ms-t_pj7hsQ:_zLuyqI8oDI:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=ms-t_pj7hsQ:_zLuyqI8oDI:V_sGLiPBpWU"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=ms-t_pj7hsQ:_zLuyqI8oDI:V_sGLiPBpWU" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=ms-t_pj7hsQ:_zLuyqI8oDI:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=ms-t_pj7hsQ:_zLuyqI8oDI:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=ms-t_pj7hsQ:_zLuyqI8oDI:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=ms-t_pj7hsQ:_zLuyqI8oDI:D7DqB2pKExk"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=ms-t_pj7hsQ:_zLuyqI8oDI:D7DqB2pKExk" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=ms-t_pj7hsQ:_zLuyqI8oDI:l6gmwiTKsz0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=l6gmwiTKsz0" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/cihansalim/~4/ms-t_pj7hsQ" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/nur-topu-gibi-bir-bayramimiz-oldu-cadilar-bayrami/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.cihansalim.net/blog/2009/nur-topu-gibi-bir-bayramimiz-oldu-cadilar-bayrami/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Google 29 Ekim logosunun tasarımı bir yana rengi böyle kırmızı olamaz mıydı</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/cihansalim/~3/wkbmDbCNJkQ/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/google-29-ekim-logosunun-tasarimi-bir-yana-rengi-nasil-bir-yesil/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Oct 2009 13:11:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Esintiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=805</guid>
		<description><![CDATA[İnternet&#8217;in en popüler arama motoru Google özel günlerde ya sadece belli ülkelerdeki ziyaretçilerine ya da herkese farklı bir Google logosu sunar. 1998&#8242;den beri uygulanmış logoların çoğunu da Google.com/logos adresinden görebilirsiniz.
Google benzer özelleştirmeleri Google Türkiye sayfalarında oldukça geç kullanmaya başladı. Hatta ve hatta Türk Google severler &#8220;Google bize logo yapsana&#8221; diye bir kampanya başlatıp blog açmış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/yLhFIn-wpgy2p9pd8SFNEMMPS5E/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/yLhFIn-wpgy2p9pd8SFNEMMPS5E/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/yLhFIn-wpgy2p9pd8SFNEMMPS5E/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/yLhFIn-wpgy2p9pd8SFNEMMPS5E/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><p>İnternet&#8217;in en popüler arama motoru Google özel günlerde ya sadece belli ülkelerdeki ziyaretçilerine ya da herkese farklı bir Google logosu sunar. 1998&#8242;den beri uygulanmış logoların çoğunu da <a href="http://www.google.com/logos" target="_blank">Google.com/logos</a> adresinden görebilirsiniz.</p>
<p>Google benzer özelleştirmeleri Google Türkiye sayfalarında oldukça geç kullanmaya başladı. Hatta ve hatta Türk Google severler &#8220;Google bize logo yapsana&#8221; diye bir kampanya başlatıp blog açmış ve bu blogda çeşitli logo örnekleri sergilemişti, <a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/google-turkiye-genel-muduru-degisirken-bize-logo-yapsana-yanlis-zamana-denk-geldi/">ben de 2007 Mart ayında konu ile ilgili yazmış</a>, bazı önemli günlerin, örneğin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı&#8217;nın bence sadece Google.com.tr&#8217;de değil başka ülkelerde de logo değişikliğiyle kutlanabileceğini düşündüğümü paylaşmıştım.</p>
<p>29 Ekim 2009&#8242;da www.google.com.tr adresinde bizi karşılayan Cumhuriyet Bayramı logosu ise medyada yer bulacak kadar tartışma yarattı. 29 Ekim logosu ile ilgili bir aratma yaptırırsanız pek çok medya kuruluşundaki habere ulaşabilirsiniz.</p>
<div align="center"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/uploads/2009/10/google-29ekim09-orjinal.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-807" title="google-29ekim09-orjinal" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/uploads/2009/10/google-29ekim09-orjinal.png" alt="" width="273" height="138" /></a></div>
<p>Ben de fazla uzatmadan yukardaki logonun tasarımını çok da beğenmediğimi söyleyebilirim. Atatürk&#8217;ün net olmadığını, atın büyük üstündeki insanın fazla küçük olduğunu söyleyen pek çok yorum var. Ama bunlar bir yana ben de logonun rengini hiç beğenmedim. Yukardaki yeşil iddiasız, sıradan, soluk bir renk. Böyle bir yeşil renk yerine benim 15 saniyede elimden geldiğinde kırmızıya çevirdiğim alttaki gibi bir logo en azından kültür ve kimliğimize daha uygun olmaz mıydı?</p>
<div align="center"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/uploads/2009/10/google-29ekim09-cihansalim-kirmizi.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-808" title="google-29ekim09-cihansalim-kirmizi" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/uploads/2009/10/google-29ekim09-cihansalim-kirmizi.png" alt="" width="268" height="138" /></a></div>
<p>Bu Google logoları Türkiye&#8217;de hazırlanmıyor olsa da en azından Google Türkiye ofisinin fikri alınmıyor mu diye düşünmeden edemiyor insan&#8230;</p>
<p>İlgili Yazılar:</p>
<ul>
<li><a href="http://www.cihansalim.net/blog/2007/google-turkiye-genel-muduru-degisirken-bize-logo-yapsana-yanlis-zamana-denk-geldi/">Google Türkiye Genel Müdürü Değişirken “Bize Logo Yapsana” Yanlış Zamana Denk Geldi</a></li>
</ul>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=wkbmDbCNJkQ:Kf4NtxNJD7c:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=wkbmDbCNJkQ:Kf4NtxNJD7c:F7zBnMyn0Lo"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=wkbmDbCNJkQ:Kf4NtxNJD7c:F7zBnMyn0Lo" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=wkbmDbCNJkQ:Kf4NtxNJD7c:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=wkbmDbCNJkQ:Kf4NtxNJD7c:V_sGLiPBpWU"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=wkbmDbCNJkQ:Kf4NtxNJD7c:V_sGLiPBpWU" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=wkbmDbCNJkQ:Kf4NtxNJD7c:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=wkbmDbCNJkQ:Kf4NtxNJD7c:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=wkbmDbCNJkQ:Kf4NtxNJD7c:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=wkbmDbCNJkQ:Kf4NtxNJD7c:D7DqB2pKExk"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=wkbmDbCNJkQ:Kf4NtxNJD7c:D7DqB2pKExk" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=wkbmDbCNJkQ:Kf4NtxNJD7c:l6gmwiTKsz0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=l6gmwiTKsz0" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/cihansalim/~4/wkbmDbCNJkQ" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/google-29-ekim-logosunun-tasarimi-bir-yana-rengi-nasil-bir-yesil/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.cihansalim.net/blog/2009/google-29-ekim-logosunun-tasarimi-bir-yana-rengi-nasil-bir-yesil/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Enerji tüketiminizi azaltarak küresel ısınmayı ciddiye almaya mesela bugün başlayabilirsiniz!</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/cihansalim/~3/ZZ8ZkR40ejM/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/enerji-tuketiminizi-azaltarak-kuresel-isinmayi-ciddiye-almaya-mesela-bugun-baslayabilirsiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2009 19:55:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[doğa, çevre ve gezi]]></category>
		<category><![CDATA[blog action day]]></category>
		<category><![CDATA[blog action day 2009]]></category>
		<category><![CDATA[karbondiyoksit salınımı]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[sera gazları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=791</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın dört bir yanında bu saatlerde sayısı 10 bine yaklaşan sayıda blog yazarı Blog Action Day 2009 yani 2009 Blog Eylem Gününde iklim değişikliği üzerine kalem oynatarak küresel bilinci harekete geçmeye çağırıyorlar]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/FmHTImiUSCmwMF56a6zS8JfTld8/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/FmHTImiUSCmwMF56a6zS8JfTld8/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/FmHTImiUSCmwMF56a6zS8JfTld8/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/FmHTImiUSCmwMF56a6zS8JfTld8/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><p>Dünyanın dört bir yanında bu saatlerde sayısı 10 bine yaklaşan sayıda blog yazarı <a href="http://www.blogactionday.org/tr" target="_blank">Blog Action Day 2009 yani 2009 Blog Eylem Günü</a>nde iklim değişikliği üzerine kalem oynatarak küresel bilinci harekete geçmeye çağırıyorlar.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>Nesnel yaklaşımı ve etik değerleri korumaya önem veren biri olarak, bugünlerde yaşadığımız küresel ısınmanın uzun dönemli bir döngünün tepe noktası olup geri döneceği ile geri dönülmez bir yola gittiğimiz iddiası arasındayım. Bilimsel olarak ortak noktada buluşulmuş değil.</p>
<p>Fakat şu bir gerçek ki atmosfere saldığımız karbondiyoksit miktarı, sera etkisi yaratan gazlar inanılmaz bir hızla artıyor. Özellikle 1950&#8242;li yıllardan sonra çok hızlı bir yükseliş söz konusu ve eğilim bu gidişle insanoğlunun Dünya&#8217;yı daha da fazla ısıtacağının gösteriyor.</p>
<div align="center"><div id="attachment_792" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px"><img class="size-full wp-image-792" title="Tarihsel CO2 emisyon oranı" src="http://www.cihansalim.net/blog/wp-content/uploads/2009/10/emisyon-tarihcesi.jpg" alt="Tarihsel CO2 emisyon oranı" width="500" height="228" /><p class="wp-caption-text">Tarihsel CO2 emisyon oranı</p></div></div>
<p>Bu bizim tercihlerimizin göstergesi, sonuçlar ise saymakla bitecek gibi değil, gittikçe ısınan bir Akdeniz&#8217;de, ve tabii pek çok başka yerde pek çok canlının sayısının azalması hatta kritik seviyelere inmesi, aynı şekilde bitki örtüsünün de bundan etkilenmeye başlaması, gıda üretiminde artan zorluklar, bu nedenle artan göçler, göçleri alan ülkelerde huzursuzluk ve çatışmalar, daha az barış yaşanan bir dünya&#8230; İlgi çekici olacak şekilde hazırlanmış <a href="http://www.americanprogress.org/issues/2007/09/climate_100.html" target="_blank">küresel ısınmanın 100 başlıca sonucu listesini isterseniz buraya tıklayarak</a> okuyabilirsiniz.</p>
<p><strong>Küreyi Isıtan Enerji Tüketiminizi Azaltmanız için Basit Hatırlatmalar</strong></p>
<p>Yapılabilecekler de çok fazla, çok detaylı. Örneğin binanızın yalıtımını yaptırarak evinizi, iş yerinizi daha az enerji tüketerek sıcak ya da soğuk tutabilirsiniz. Daha az enerji tüketen altyapı malzemeleri seçebilir, ya da yeni bir konut arayışında iseniz bu bilinçle yapılmış binaları tercih edebilirsiniz.</p>
<p>İşinize daha yakın bir yere taşınabilir, hem stres yaşamaz, hem de daha az yakıt harcarsınız. Mümkünse ve maalesef ülkemiz şartlarında söylemek zorundayım, sizi strese sokmuyorsa daha çok toplu taşıma kullanın.</p>
<p>Belki çoğumuzun umrunda değil ama işyerinde de enerji tasarrufu yapın. Çıkarken lavabonun, toplantı odasının, odanızın, ofisinizin ışıklarını söndürün.</p>
<p>Önerileri uzattıkça uzatmak mümkün, eğer bu konuda bir şeyleri değiştirmek istiyorsanız İnternet&#8217;te pek çok kaynak bulmanız mümkün&#8230;</p>
<p><strong>Önemli Olan Artık Başlamak</strong></p>
<p>Ama tüm bunları yapmaya bugün başlamak istemiyorsanız bile sabah evden çıkarken, gece uyurken en azından evdeki televizyon ve elektrikli aletlerin, zahmet edip eğilerek fişini prizden çekerek başlayabilirsiniz. ABD&#8217;de yapılan bir araştırma Amerikalılar&#8217;ın elektrikli aletlerinin tümünün kapalı haldeyken tükettiği enerjinin aynı zaman diliminde açık aletlerin tükettiği enerjiden fazla olduğunu ortaya koymuş!</p>
<p>Lafın kısası her kararınızı düşünerek verin. Bugün, birkaç sene önce alınmış bir 4&#215;4 jip kullanan birine kızıp niye tasarruflu araç almıyor demeden önce örneğin elektrikli Prius&#8217;un üretiminde kullanılan metal ve bileşenler için harcanan enerjinin bir jipin birkaç yıllık enerji tüketimine eşit olduğunu bilin. Bu da tasarruf ve elindekini olabildiğince uzun süre, sağlıklı şekilde kullanmaya özenmek demek&#8230;</p>
<p>Haydi bir ucundan tutun, birkaç günlüğüne olsa bile çocuklarınıza daha güzel bir dünya için tercihlerinizi biraz değiştirin.</p>
<p>Son olarak bugün konu ile ilgili yazan denk geldiğim birkaç Türkçe blog yazısı:</p>
<p>- <a href="http://opereysin.com/arastirma/1700-kuresel-isinma-ve-cozum-arayislari/" target="_blank">Opereysin</a><br />- <a href="http://kodveus.blogspot.com/2009/10/iklim-degisimi.html" target="_blank">Kod ve Us</a><br />
- <a href="http://hayatyolculugum.blogspot.com/2009/10/super-kahramanlar-gercek-olsayd.html">Hayat Yolculuğum</a><br />
<a href="http://hayatyolculugum.blogspot.com/2009/10/super-kahramanlar-gercek-olsayd.html">- </a><a href="http://www.spaksu.com/blog-aksiyon-gunu-09-iklim-degisikligi/" target="_blank">Spaksu.com</a><br />
- <a href="http://onurkoray.blogspot.com/2009/10/blog-action-day-2009_15.html" target="_blank">Agamemnon</a><br />
- <a href="http://online-pazarlama.com/index.php/dunyamiz-daha-da-isinmadan-harekete-gecelim/" target="_blank">Online Pazarlama</a></p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=ZZ8ZkR40ejM:ueDU4cR9xLA:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=ZZ8ZkR40ejM:ueDU4cR9xLA:F7zBnMyn0Lo"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=ZZ8ZkR40ejM:ueDU4cR9xLA:F7zBnMyn0Lo" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=ZZ8ZkR40ejM:ueDU4cR9xLA:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=ZZ8ZkR40ejM:ueDU4cR9xLA:V_sGLiPBpWU"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=ZZ8ZkR40ejM:ueDU4cR9xLA:V_sGLiPBpWU" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=ZZ8ZkR40ejM:ueDU4cR9xLA:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=ZZ8ZkR40ejM:ueDU4cR9xLA:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=ZZ8ZkR40ejM:ueDU4cR9xLA:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=ZZ8ZkR40ejM:ueDU4cR9xLA:D7DqB2pKExk"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=ZZ8ZkR40ejM:ueDU4cR9xLA:D7DqB2pKExk" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=ZZ8ZkR40ejM:ueDU4cR9xLA:l6gmwiTKsz0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=l6gmwiTKsz0" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/cihansalim/~4/ZZ8ZkR40ejM" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/enerji-tuketiminizi-azaltarak-kuresel-isinmayi-ciddiye-almaya-mesela-bugun-baslayabilirsiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.cihansalim.net/blog/2009/enerji-tuketiminizi-azaltarak-kuresel-isinmayi-ciddiye-almaya-mesela-bugun-baslayabilirsiniz/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Sosyal Medya Odaklı Kampanyalar Gittikçe Büyüyor! Renault Bursa’da Fabrika Gezdiriyor, Gerisi de Geliyor…</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/cihansalim/~3/IG9hHBH-xis/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/sosyal-medyayi-odakli-kampanyalar-gittikce-buyuyor-renault-bursa%e2%80%99da-fabrika-gezdiriyor-gerisi-de-geliyor%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2009 19:26:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[ben...]]></category>
		<category><![CDATA[blog ve bloglar]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=781</guid>
		<description><![CDATA[Medya tüketiminde İnternet'in artan payı sosyal platformlara ve bu platformların aktif üreticileri blogculara olan ilgiyi de gün geçtikçe arttırıyor. Bugüne kadar hızlı tüketim ürünleri tarafında görülen kampanyalara bir yenisinin Türkiye'nin sanayi devlerinden Oyak Renault tarafından eklenmesi ise gelecek için önemli sinyaller veriyor]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/-jyq07JkbitCPYZtWQqE0V1hQrs/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/-jyq07JkbitCPYZtWQqE0V1hQrs/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/-jyq07JkbitCPYZtWQqE0V1hQrs/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/-jyq07JkbitCPYZtWQqE0V1hQrs/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><p>İnternet kullanımı arttıkça medya tüketiminin daha büyük bir bölümü de web yayınlarına kayıyor. Nitekim reklam verenler de bu eğilimin gücünü özellikle 2009’da daha yakından izleyip test etmeye başladı. Nitekim 2009’un ilk ayında İnternet reklamlarına TV reklamlarından daha fazla bütçe ayrılan ilk büyük ekonomi Birleşik Krallık oldu. Daha önce de Danimarka’da İnternet reklam hacmi televizyon reklamlarını aşmıştı. 1998’de 19 milyon sterlin büyüklüğünde olan <a href="http://www.guardian.co.uk/media/2009/sep/30/internet-biggest-uk-advertising-sector" target="blank">İngiltere İnternet reklam pastası 2009’un sadece ilk altı ayında 1.750 milyon sterlin değere ulaştı</a>. 2008’e göre %17 daralan TV reklam harcamaları ise 1,6 milyar sterlin seviyesinde kaldı.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>İnternet’te geçirilen zamanın ise gittikçe daha geniş bir kısmı sosyal web olarak adlandırılan bireylerin kendilerini ifade ettiği, arkadaşlarını takip ettikleri sosyalleşme platformlarına kayıyor. Fakat bu platformların bir reklam mecrası olgunluğuna ulaştığını söylemek mümkün değil. Nitekim İnternet reklamlarında en büyük dilimi, örneğin İngiltere’de yaklaşık %60 seviyelerinde payı olan arama motoru reklamları oluşturuyor.</p>
<p>Sosyal medyada ise kulaktan kulağa, dost tavsiyesi, arkadaş tecrübesinin önemi bir hayli fazla. Bu nedenle markalar da potansiyel tüketicilerin aklında olmak ve bahsedilebilmek için çaba harcamaya yöneliyor. Fakat bu yolda de pek çok kritik faktör devreye giriyor. Örneğin kulaktan kulağa yayılan mesajı kontrol etmenin zorluğu, bazı halkla ilişkiler aktivitelerinin sosyal medyanın ruhuna zıt bayağılık ve sıradanlıkta reklamlar olarak algılanması ve gerek bu iletişime doğrudan maruz kalan bireylerin, gerek takipçilerinin buna olası tepkileri, doğru hedef kitleyi bulabilmek diye uzayıp giden bir liste oluşturabiliriz. Fakat daha fazla marka bu yolları aşındırdıkça belli yöntemler kabul görmeye başlıyor, doğru ya da yanlış…</p>
<div align="center">
<div style="width:564px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/fluence-blogcular-toplu-resim.jpg"><img title="Oyak Renault Bursa fabrikasında blogcular ve Fluence için tasarladıkları alternatif blog tasarımları bir arada" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/fluence-blogcular-toplu-resim-m.jpg" alt="Oyak Renault Bursa fabrikasında blogcular ve Fluence için tasarladıkları alternatif blog tasarımları bir arada" width="564" height="389" /></a>
<p>Oyak Renault Bursa fabrikasında davetli blogcular ve Fluence için tasarladıkları alternatif blog tasarımları</p>
</p>
</div>
</div>
<p>Türkiye’de de geçtiğimiz yıl özellikle Gillette’in blog yazarlarına yönelik kampanyasıyla belki de ilk geniş çaplı blog iletişimi yapılmış oldu diyebiliriz. Öncesinde ve sonrasında çeşitli etkinlikler düzenlendi, deneme ürünleri gönderildi ama benim takip edebildiğim kadarıyla kayda değer etki yaratanlar bir elin parmaklarını geçmediği gibi kampanyalar da daha çok hızlı tüketim ürünleri ve bilişim hizmetleri çevresinde gerçekleştirildi.</p>
<p>Bu nedenle 3,9 milyar TL cirosu ve 3,2 milyar TL ihracatıyla Türk otomotiv sektörünün en büyüklerinden, aynı zamanda Fransız Renault’un Batı Avrupa dışındaki en büyük iştiraki olan Oyak-Renault’un yeni modeli Fluence’nin blogculara Bursa’da lanse edilmesi bence oldukça kayda değer bir aktivite oldu. Otomotiv gibi farklı dinamikleri olan bir sektörün en büyük oyuncularından birinin ve bu konuda beraber çalıştığı ajansın yaklaşımı, İnternet’e ve bu örnek özelinde sosyal medyaya atfedilen önemin arttığının çok önemli bir göstergesi.</p>
<div align="center">
<div style="width:500px; text-align:center" class="captionfull"><a href="http://www.cihansalim.net/blog/resim/fluence-blogcular-toplu-beyaz.jpg"><img title="Oyak Renault Bursa fabrikasında blogcular üretimin farklı aşamalarını da yakından izlediler, tabii önce güvenlik kurallarına uyarak" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/fluence-blogcular-toplu-beyaz-m.jpg" alt="Oyak Renault Bursa fabrikasında blogcular üretimin farklı aşamalarını da yakından izlediler, tabii önce güvenlik kurallarına uyarak" width="500" height="259" /></a>
<p>Oyak Renault Bursa fabrikasında blogcular üretimin farklı aşamalarını da yakından izlediler, tabii önce güvenlik kurallarına uyarak!</p>
</p>
</div>
</div>
<p>Megane’nin yerini alacak olan Fluence sadece Türkiye’de üretilecek ve Romanya ile Rusya pazarlarından büyük pay almaya çalışacak. Geçen ayki Frankfurt otomotiv fuarına davet ettiği gazetecilerle bu haberi duyuran Renault, takip edebildiğim kadarıyla, daha sonrasında geleneksel medya kanallarına yönelik ikinci bir çalışma yapmadı. Bu nedenle 3 Ekim’de karikatüristler Selçuk Erdem, <a target="_blank" href="http://www.erdilyasaroglu.com">Erdil Yaşaroğlu</a> ve Radikal Gazetesi yazarı <a target="_blank" href="http://www.sezyum.com">Kaan Sezyum</a> ile yirmiyi aşkın blog yazarının Bursa fabrikasına davet edilmesi ayrıca dikkat çekici idi.</p>
<p>Tabii böyle düşünmemin bir nedeni de hala Türk medyasında İnternet hakkında atılıp tutulması ve blog yazarlarının da buna fazlasıyla tepki duyması sonucu oluşan ayrışmanın hissedilir boyutlara ulaşması. Hala bazı şirketler ve halkla ilişkiler ajansları aynı aktiviteye blogcu da davet edersek gazeteciler bozulur mu diye çekinebiliyor! Hâlbuki örneğin <a target="_blank" href="http://www.rpmgo.com/renault-fluence-officially-launched-in-romania-hitting-the-rest-of-europe-in-2010">Renault’un Romanya’nın başkentinde yaptığı Fluence lansmanı</a>na hem gazeteci hem dergici hem de blog yazarları aynı anda davet ediliyor.</p>
<div align="center">
<div style="width:469px; text-align:center" class="captionfull"><img title="Gezide blogculara eşlik eden Selçuk Erdem, Erdil Yaşaroğlu ve Kaan Sezyum bir arada" src="http://www.cihansalim.net/blog/resim/fluence3lusu.jpg" alt="Gezide blogculara eşlik eden Selçuk Erdem, Erdil Yaşaroğlu ve Kaan Sezyum bir arada" width="469" height="550" />
<p>Gezide blogculara eşlik eden meşhur simalar Selçuk Erdem, Erdil Yaşaroğlu ve Kaan Sezyum bir arada &#8211; Erdil Yaşaroğlu&#8217;nun iPhone&#8217;undan benim çekimim olduğu için izinsiz kullanıyorum!</p>
</div>
</div>
<p>“Renault Fluence bir blog olsa” etkinliğine dönecek olursak Kasım ayında lansmanı yapılacak model için farklı bir online pazarlama yöntemi düşünülmüş. Detaylarını bilmesem de biz davetli blog yazarlarının üretim aşamasını da gördükten sonra 3 dev tuvale hazırladığımız Fluence blog veya web sitesi taslaklarının Fluence satışları başlamadan bir süre önce halk oylamasına sunulacağını, verilen oylarla Fluence web sitesinin netleşeceğini söyleyebilirim. Bursa gezisi ile hedef hemen bir “kulaktan kulağa” etkisi yaratmak değil idi, ama bakalım oylama başlayınca davetliler kendi gruplarının tasarımı kazansın diye web siteleri, bloglarında bir aktivite gösterecek mi? O zaman bir taşla iki kuş vurulmuş olur! (<a target="_blank" href="http://www.fluencebirblogolsa.com/">Fluence Bir Blog Olsa web sitesi açıldı, buraya tıklayarak</a> ziyaret edebilirsiniz)</p>
<p>Pazarlama ve sosyal medyacı gözlüklerimizi kenara bırakıp etkinlikten aldığımız lezzete dönecek olursak öncelikle gezi öncesi vakti olanlara spor ve 4&#215;4 Renault modellerinin test sürüş için gönderildiğini söylemeliyim. Etkinliğe ilk daveti aldığım gün Türk bloglarında bir arama yaptığımda Renault’un sosyal medyada pek yer alamadığını gözlemlemiş, bu nedenle aktiviteyi daha da mantıklı bulmuştum. Aynı şekilde bir algı eksikliğini de spor ve 4&#215;4 araçlarda Renault logosu görmekte yaşadığımı hissettiğimi itiraf etmeliyim. Coupé modelleri test etmek bu önyargıları biraz kırmış olsa gerek.<br />
Megane modelinin yerini alan Fluence’nin detaylı bir incelemesini etkinliğe davetli blogculardan <a target="_blank" href="http://onurkoray.blogspot.com/2009/10/renault-fluence-tantm.html">Onur Koray’ın kaleminden okuyabilirsiniz</a>. Benim ilgimi çeken, küresel resesyon nedeniyle daralan büyük, geniş araç pazarında Renault’un cesaretle, belki risk alarak sınıfının en uzun aracını, en geniş bagaj hacmi ile pazara sunması oldu diyebilirim.</p>
<p>Biraz da blogcu dedikodusu yapacak olursak etkinlikte sadece erkeklerin ya da sadece otomobiller üzerine yazanların olmadığını söylemeliyim. Üretim gezisi esnasında el becerileri geliştirme atölyesinde <a href="http://www.ugurozmen.com/" target="_blank">Uğur Özmen</a>’in çocukken elinin alıştığını söylediği aletleri tekrar eline alıp tornavida sıkmasınu, dönüş yolunda İskender ziyafetimiz esnasında <a href="http://www.sunipeyk.com/" target="_blank">Sunipeyk</a>’in ilk tek porsiyon siparişime “Aa, oldu mu” şeklinde “gaz vermesi” üzerine 2. porsiyondan sonra o bahçedeyken tatlısını bir suç ortağı ile mideye indirmemi ve de Selçuk Erdem’in oyuncak robotunun üretime dahil oluşunu bir süre daha unutmayacağım kesin!</p>
<p>Blog yazarlarına yönelik çalışma ve lansmanlar devam edecek, en az iki aktivite daha önümüzdeki bir ay içinde geliyor! Bence bu aktivitelere katılan ve katılmayan blogcuların fikirlerini de geniş kapsamlı olarak duymanın zamanı geldi, çünkü tek başıma cevap veremeyeceğim kadar çok soru birikti. Yorumlarınızı bekliyorum. </p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<p>İlgili Yazılar:</p>
<ul>
<li><a href="http://www.cihansalim.net/blog/2008/musteri-sadakati-erirken-pazarlamacilarin-guncel-acilimlari-ne-asamada-internet-konsept-magazalar-deneysel-pazarlama/">Müşteri Sadakati Erirken Pazarlamacıların Güncel Açılımları Ne Aşamada? İnternet, Konsept Mağazalar, Deneysel Pazarlama…</a></li>
</ul>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=IG9hHBH-xis:Hs8MdWxVX0Y:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=IG9hHBH-xis:Hs8MdWxVX0Y:F7zBnMyn0Lo"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=IG9hHBH-xis:Hs8MdWxVX0Y:F7zBnMyn0Lo" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=IG9hHBH-xis:Hs8MdWxVX0Y:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=IG9hHBH-xis:Hs8MdWxVX0Y:V_sGLiPBpWU"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=IG9hHBH-xis:Hs8MdWxVX0Y:V_sGLiPBpWU" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=IG9hHBH-xis:Hs8MdWxVX0Y:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=IG9hHBH-xis:Hs8MdWxVX0Y:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=IG9hHBH-xis:Hs8MdWxVX0Y:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=IG9hHBH-xis:Hs8MdWxVX0Y:D7DqB2pKExk"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=IG9hHBH-xis:Hs8MdWxVX0Y:D7DqB2pKExk" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=IG9hHBH-xis:Hs8MdWxVX0Y:l6gmwiTKsz0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=l6gmwiTKsz0" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/cihansalim/~4/IG9hHBH-xis" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/sosyal-medyayi-odakli-kampanyalar-gittikce-buyuyor-renault-bursa%e2%80%99da-fabrika-gezdiriyor-gerisi-de-geliyor%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.cihansalim.net/blog/2009/sosyal-medyayi-odakli-kampanyalar-gittikce-buyuyor-renault-bursa%e2%80%99da-fabrika-gezdiriyor-gerisi-de-geliyor%e2%80%a6/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Şirketler Asıl Şimdi Bilişimin Gücünü Anlamıyor: Güven Krizi Sürerken Kolektif Zeka Yardıma Hazır</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/cihansalim/~3/VuEk3lifqA0/</link>
		<comments>http://www.cihansalim.net/blog/2009/sirketler-asil-simdi-bilisimin-gucunu-anlamiyor-guven-krizi-surerken-kolektif-zeka-yardima-hazir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 20:19:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>H. Cihan Salim</dc:creator>
				<category><![CDATA[blog ve bloglar]]></category>
		<category><![CDATA[telekomünikasyon, İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[web'de olanlar, olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cihansalim.net/blog/?p=770</guid>
		<description><![CDATA[İletişimdeki hızlı gelişmeler toplum hayatını fazlasıyla değiştiriyor. 1930'lardan beri yaşanan en büyük ekonomik kriz ile eş zamanlı olarak daha fazla teknoloji kullanımından doğan daha az fiziksel etkileşim güveni birey ve toplum bazında sarsıyor. Her türlü kurumun kulak vermesi, hatta fayda sağlaması gereken yeni kaynak ise mevcut bilişim teknolojileri gibi araçlar değil, bu araçları kullanarak şirketlere, devlete, topluma mesaj vermek isteyen bireylerden meydana gelen dev kolektif zeka!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/0Z9Au0vrtzkB5Pj5j0j2WTFHCVo/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/0Z9Au0vrtzkB5Pj5j0j2WTFHCVo/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/0Z9Au0vrtzkB5Pj5j0j2WTFHCVo/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/0Z9Au0vrtzkB5Pj5j0j2WTFHCVo/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><p>2009 insanoğlunun Ay’a ayak basışının kırkıncı, Berlin Duvarı’nın yıkılışının ve Çin’de Tiananmen Meydanı olaylarının ise 20. yıldönümü olması açısından önemli bir yıl. Bu olayların ardından geride bıraktığımız son birkaç on yılda ise icat artışının yavaşladığını, uzay teknolojileri bir yana, klonlama, gen ve yapay kalp çalışmaları dışında kısır bir dönemden geçtiğimizi görüyoruz. Google’ın web sitelerini karşılaştırma metodolojisini bile icat olarak sıralayan listelerle karşılaşıyoruz.</p>
<div align="center"><!--adsense--></div>
<p>20 yıl sonra baktığımızda, duvarın yıkılmasıyla pazar ekonomisine geçen Doğu Bloku ülkelerinin Avrupa Birliği’nin ilk 15 ülkesinin refah seviyesine göreceli durumunun kötüleştiğini, ihraç gelirleri yükselen ve teknolojik ürün tüketimi artan Arap ülkelerinde işsizliğin arttığını, Çin’de İnternet kontrolünde çarpıcı yaklaşımları izliyor ve 1930’lardan beri en büyük iktisadi bunalımı yaşıyoruz.</p>
<p>Web 2.0 ve sonrasında İnternet’in uzun kuyruğa (“long tail”), yani hizmet edilmesi kar getirmeyecek kadar farklı özellikler sergileyen çok fazla sayıda birey ya da mini topluluğa hizmeti artık mümkün kıldığı sloganına rağmen dijital bölünme kapanmıyor, Asya ve Güney ülkelerinde dijital okuryazarlığı arttıracak cihaz ve çözümler için elini taşın altına koyan olmuyor. Bizlerin burada ve aramızda tartıştığımız “dijital kültür” milyarlarca yaşlı, fakir, eğitimsiz birey için bir şey ifade edemiyor.</p>
<p>Başta genç nüfusu yoğun bizim gibi ülkeler hakkında olmak üzere pek çok ortamda çizilen pembe tabloya doğru bakmak gerekiyor. Toplum ve tüketici boyutunu farklı açılardan incelemek mümkün, örneğin günümüzde teknolojinin kendisini yalnızlaştırdığını kabul eden ve etmeyen iki büyük teknoloji kullanıcısı grup var, bunları da ileriki yazılara bırakalım.</p>
<p><strong>Çalışanlar ve Tüketiciler Değişirken</strong><br />
Gelişmelere kurumsal açıdan bakıldığında, değişen toplum yapısının şirket duvarlarının dışında kalamayacağını görmek gerekiyor. Yavaşlayan teknolojik gelişme, iyileşmeyen küresel ekonomi, her yerden her zaman bağlı olduğu halde yalnızlaşan, hem de gelecekten ümidi azalan bireyler işverenlerin hem çalışan ordusunu, hem de müşterilerini oluşturuyor.</p>
<p>Güven sağlamak zorlaştığı gibi daha da önem kazanıyor. Her dakika yeni bir blog yayına başlar, 5–10 bin kişi Twitter’a yeni bir cümle girerek dünyadaki sohbete katılırken bir kurumun kendisiyle alakalı bir mesajı kontrol etmesi imkansız gibi bir şey. Kurum mesajları ise sadece marka, ürün veya pazarlama amaçlı olmuyor, bu nedenle yeni iletişim kanallarını şirketlerin pazarlama bölümleri dışında görev alanlar da kucaklamalı. “Her yerden her şeye anında erişebilen kullanıcı”nın varlığı, yönetim kurulu toplantılarından “çocuklarımın, torunumun uğraştığı şeyler” diye dışlanmamalı.</p>
<p>Tam yeğenin düğününe gideceği gün saçında felaket(!) yaratıcılık gösteren arka caddedeki kuaförü yermek ya da övmek için yerini Google Haritalar’da işaretleyen, üstüne yorum yazan sürekli müşteriniz sizden aldığı kırtasiye malzemesi veya çanak anten için neden aynısını yapmasın? Temel endüstri kollarından otomotiv sektörünün efsaneleri Chrysler ya da General Motors kendi bayilerinden gelen sıradan taleplerden çok daha faydalı yorumları yıllardır İnternet’ten takip etseydi iflas koruması ve devlet kontrolüne sığınmak zorunda kalmayabilirlerdi.</p>
<p>Her yerde duymaya başladığınız “İnternet’i medya iletişim planının ana bacaklarından biri yapmalısınız, Facebook’tan tüketicilere ulaşmalısınız” önermelerini bir de aksi yönden düşünmeliyiz. Facebook’ta 400 arkadaşı olan biri, kendini bu kitleye ifade etmek, fotoğraflarını göstermek arzusundan daha fazlasını arkadaşlarını takip etmek, öğrenmek ve uyum sağlamak için duyuyor, o yüzden 400 kişiyi arkadaş olarak ekliyor. Çünkü dışarıda, etrafımızdaki sayısal dünyada kitlelerin kolektif birikim ve zekâsı kullanmayı bilenler için bir cevher olarak duruyor. </p>
<p><strong>Şirketler Bilişimi Anlamamaya Başladı</strong><br />
Peki, büyük kurumlarda “IT departmanı” diye adlandırılan bilişim bölümleri artık her ölçekteki şirkette varken neden bu büyük kolektif birikimin farkına varılmıyor, şirketler bilişim dünyasını anlamıyor mu? Bilgi teknolojilerinin önemini kavramış olan kurumlar maliyetleri düşürmek, doğru miktarda dışkaynak kullanımına gitmek, kurumsal yazılımların doğru seçip işletildiği bir IT yönetimi kurmakta sıklıkla başarılı olabiliyor. Ama bilişimin içindeki iletişim ayağının potansiyelini kaçırıyorlar.</p>
<p>Bireyler yönetimin gücünden çalmaya başlıyor, çalışanlar kurum içi, kurumlar arası ve müşterileriyle açık iletişimin faydalarını görüp etkileşimlerini arttırırken izole kalmaya devam ettiğinin farkına varmayan tepe yönetimler değişime ayak uyduramıyor.</p>
<p>Buna bir de çalışanların değişen ve karşılanmaması tercih edilen farklı çalışma yöntemleri gibi talepleri eklenince kurum içi kültür zarar görmeye başlıyor. Genç nesil gün içinde bilgisayarına kendi MP3 çalarını takıp müzik parçalarını düzenlemek, koleksiyonunu zenginleştirmek, kişisel işlerini de yapmak istiyor, ama yine bu genç nesil iş yerinde yönetici rolü olmayan daha yaşlı çalışanların aksine gece 11’de iş yapmaya, e-postalarını yanıtlamaya çok daha yatkın hatta istekli oluyor. Her zaman her yerden bağlı olan, arkadaşlarını, gündemi yorumlayan bu nesil iş yerinde yorum yapamadığını, kendine kulak verilmediğini hissettiğinde özel hayatıyla iş hayatı arasında anlaşılamaz bir dengesizlik oluşuyor, gittikçe daha çoğu böyle bir işte çalışmaktan kolaylıkla vazgeçiyor.</p>
<p>“Açık inovasyon” yaklaşımı gibi güncel yönetim tartışmaları bulgularının da temel aldığı üzere bilginin mutlak sahibi olmak zorlaşıyor ve kurumların sınırları yeniden oluşuyor. Daha az belirgin, daha geçirgen ve esnek sınırlar sayesinde mevcut ve potansiyel müşteriler, rakipler, tedarikçiler, kamuoyu, kamu yönetimiyle etkileşimden gelebilecek fikir ve bilgiler şirketlerin büyümesinde gittikçe daha fazla rol sahibi oluyor.</p>
<p>Tarihteki en yoğun iletişim trafiğini yaşarken her türlü oluşumun bilişim politikalarını gözden geçirip bu yeni döneme uyarlaması gerekiyor. Öte yandan pek çok şirket ve devletin bu dönüşümde zorlanmasının temel nedeninin eski iş yapış modelini katılaştıran mevcut karmaşık IT yönetimi olması da dikkat çekici!</p>
<div align="center"><!--adsense#linkunit--></div>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=VuEk3lifqA0:9QY4v8OtMo4:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=VuEk3lifqA0:9QY4v8OtMo4:F7zBnMyn0Lo"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=VuEk3lifqA0:9QY4v8OtMo4:F7zBnMyn0Lo" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=VuEk3lifqA0:9QY4v8OtMo4:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=VuEk3lifqA0:9QY4v8OtMo4:V_sGLiPBpWU"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=VuEk3lifqA0:9QY4v8OtMo4:V_sGLiPBpWU" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=VuEk3lifqA0:9QY4v8OtMo4:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=VuEk3lifqA0:9QY4v8OtMo4:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=VuEk3lifqA0:9QY4v8OtMo4:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=VuEk3lifqA0:9QY4v8OtMo4:D7DqB2pKExk"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?i=VuEk3lifqA0:9QY4v8OtMo4:D7DqB2pKExk" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?a=VuEk3lifqA0:9QY4v8OtMo4:l6gmwiTKsz0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/cihansalim?d=l6gmwiTKsz0" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/cihansalim/~4/VuEk3lifqA0" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cihansalim.net/blog/2009/sirketler-asil-simdi-bilisimin-gucunu-anlamiyor-guven-krizi-surerken-kolektif-zeka-yardima-hazir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.cihansalim.net/blog/2009/sirketler-asil-simdi-bilisimin-gucunu-anlamiyor-guven-krizi-surerken-kolektif-zeka-yardima-hazir/</feedburner:origLink></item>
	</channel>
</rss>
