<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:blogger='http://schemas.google.com/blogger/2008' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-19750425</id><updated>2026-06-05T00:43:41.627+03:00</updated><category term="Müzik"/><category term="Günlük"/><category term="Politika"/><category term="Zevzek"/><category term="Bıdı"/><category term="Düşünce"/><category term="Sinema-TV"/><category term="Edebiyat"/><category term="Kitap"/><category term="Sanat"/><category term="Alıntı"/><category term="Gezgin"/><category term="Çeviri"/><category term="Tiyatro"/><category term="Yaşam"/><title type='text'>ÇÖPKUŞAĞI</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://copkusagi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default?redirect=false'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://copkusagi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25&amp;redirect=false'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>210</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19750425.post-1689729251525818152</id><published>2026-06-05T00:43:41.627+03:00</published><updated>2026-06-05T00:43:41.627+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Müzik"/><title type='text'>Şarkı: Doğuş - Gamsız (1997)</title><content type='html'>&lt;h4 style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;Doğuş&#39;a iade-i itibar&lt;/h4&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/0Z5zC59vpd8&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;0Z5zC59vpd8&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Nedendir bilinmez, birdenbire zihnimde Doğuş&#39;un Gamsız şarkısı çalarken buldum kendimi. Hâliyle açıp dinledim ve... Lan olm! Basçı abi, özellikle nakaratın ikinci bölümünde (1:05-1:15 &amp;amp; 1:30-1:40) nota seçimleriyle armoniye hafiften takla attırmış, mükemmel bir şey olmuş. Beklenmedik yerden vuruyor. Zaten &quot;basçı abi&quot; de İsmail Soyberk imiş. Nakaratın daha sonraki tekrarlarında ona eşlik eden kemanlar (3:35-3:48 &amp;amp; 4:01-4:11) falan da çok güzel çalışmış.&lt;/div&gt;&lt;p&gt;Vallahi kim ne derse desin ve zamanında ne kadar şikayet etmiş olursak olalım, eskiden, gatekeeper&#39;lar varken (kimin müzik yapıp kimin yapmayacağını seçen üst kurul, sosyalizm gibi düşün) müzik, gerçek müzisyenler tarafından icra ediliyormuş. Önüne gelenin sikindirik odasında, sıfır müzik hissiyle (bilgi demiyorum, müzikte bilgisizlik, bilgili olmaktan iyidir, ama his yoksa çöp üretirsin) yaptığı boktan boktan kayıtların dinlendiği şu çağda Doğuş gibi ful ticari ve &quot;kalitesiz&quot; bulunan bir adamın müziği bile altın misali parlıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şarkının yapısı klasik ama epey iyi; kıta (verse) ve nakarat (chorus) dışında bir middle-eigth&#39;imiz bile var. Middle-eight&#39;li/köprülü şarkı yapmıyorlar artık Türkiye&#39;de, çok çirkin zamanlardayız. Hatta utanmayıp bir de perdesiz bas solosu eklemişler şarkıya. Fakat şarkının yapısının ötesinde enstrümantasyon çok iyi. Middle-eight&#39;teki o pizzicato kemanlar (1:48-2:05) falan nedir olm? &quot;Doğuş işte yeaa, ne müziği yapacak, meeeh!&quot; dersin ama gayet nefis bir pop şarkısı yazmış herif (beste de onun ha). Şarkının sonunda şiir okumasaymış iyiymiş ama o kadar kusur Kadıkı-zın&#39;da da olur (Japonya&#39;nın Kadıkı-zın şehrinden okuyan varsa selamlar).&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://copkusagi.blogspot.com/feeds/1689729251525818152/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/19750425/1689729251525818152?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/1689729251525818152'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/1689729251525818152'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://copkusagi.blogspot.com/2026/06/sark-dogus-gamsz-1997.html' title='Şarkı: Doğuş - Gamsız (1997)'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://img.youtube.com/vi/0Z5zC59vpd8/default.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19750425.post-7060393360853935505</id><published>2026-06-04T20:00:00.000+03:00</published><updated>2026-06-05T00:38:07.263+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Düşünce"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Politika"/><title type='text'>Arınma</title><content type='html'>&lt;p&gt;Son günler ve haftalarda &quot;arınma&quot; kelimesinin bu kadar rahat bir şekilde kullanılıyor olmasından rahatsızlık duyan sadece ben miyim? Vallahi bu terimi böyle pervasızca kullanmak normal şartlar altında büyük cesaret isteyen bir şey. Halkımızın genel cahilliğinden mi güç alıyorlar acaba?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Siyasi tarih hakkında az biraz bilgi sahibi olan herkes bilir ki siyaset alanında bu terim hiçbir zaman olumlu bir eylem için kullanılmamıştır. &quot;Arınma&quot; sözü siyasette kullanıldığında öyle &quot;Ay evet, ellerimizi yıkayalım, temizlenip arınalım oh!&quot; çağrışımı yapmaz. Buna İngilizce konuşan gâvur &quot;purge&quot; der. Anlamı ise iktidardakiler tarafından istenmeyen kişilerin devlet ve siyaset kademelerinden uzaklaştırılması, hapse atılması, hatta idam edilmesidir. Bu Türkçede daha ziyade &quot;tasfiye&quot; olarak adlandırılır; ama biraz &quot;yumuşatmak&quot; istersen &quot;arınma&quot; dersin. İngilizcede de örneğin &quot;purge&quot; yerine bazen &quot;cleansing&quot; kullanılır, böylece kavramın içerdiği şiddetin üstü biraz da olsa örtülmüş olur. Aslında &quot;purge&quot; terimi de Latince &quot;purgatio&quot;dan, yani temizlenme/arınmadan gelir ama terimin siyaset literatüründeki anlamı neredeyse her zaman bir şeylere muhalif olanları çeşitli yollarla susturmak olmuştur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&quot;Arınma&quot; deyince akla Nazilerin &quot;ahlaki arınma&quot; diskuru üzerine kurulu &quot;Uzun Bıçaklar Gecesi&quot; gelir. &quot;Arınma&quot; deyince akla Stalin&#39;in milyonlarca kişiyi sürgüne, gulaglara gönderdiği ve yüz binlerce kişiyi idam ettirdiği tasfiye süreci gelir. &quot;Arınma&quot; deyince akla McCarthyist dönemin politikaları gelir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye de neredeyse sürekli olarak &quot;arınma&quot; süreçlerinden geçen bir ülke. Şiddet içeren son arınma dalgası da tam olarak Ekrem İmamoğlu ve çalışma arkadaşlarının hapse atılmasıyla başladı. Kemal Kılıçdaroğlu&#39;nun böyle rahat bir şekilde &quot;arınma&quot; deyip durması ve bir Allah&#39;ın kulunun da kalkıp bu terime karşı çıkmıyor, yahut bunun asıl anlamına işaret etmiyor olması politik okur-yazarlık seviyemizi mi gösteriyor ne?&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://copkusagi.blogspot.com/feeds/7060393360853935505/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/19750425/7060393360853935505?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/7060393360853935505'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/7060393360853935505'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://copkusagi.blogspot.com/2026/06/arnma.html' title='Arınma'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19750425.post-1354016074413373345</id><published>2026-05-26T23:42:40.925+03:00</published><updated>2026-05-26T23:42:40.925+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Müzik"/><title type='text'>Albüm: Geese - Getting Killed (2025)</title><content type='html'>&lt;p&gt;Of abi, bu ne ya. Hakikaten bu ne amk? Bu albümde Radiohead ve Talking Heads gibi isimlerin yanında Can ve Amon Düül gibi krautrock etkilenimlerini de duyuyorum. Üstelik Avrupa etkisi bununla da sınırlı kalmıyor, kıta Avrupasından dEUS benzeri grupların da sızıntılarını hissediyorum. Tabii Tom Waits, Captain Beefheart gibi Amerikan etkilenimleri de var. İnan bana bu saydığım grupları fazlasıyla seviyorum ama bu müzikte bir araya geliş biçimleri o kadar yapay, o kadar sentetik, o kadar boktan ki albüm bitsin diye dakika saydım. 2025&#39;in en iyi albümü buysa müziği sikmişiniz beyler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yine de albümün bana bu hissi vermesinin nedenini bulmaya çalışıyorum. Prodüksiyon desen değil, çünkü gayet iyi bir prodüksiyon söz konusu. Epey tight bir sound var, mixing falan çok iyi, kağıt üzerinde her şey yerli yerinde gibi; ama yok, olmuyor, her yerinden olmamışlık akıyor. Kafayı yiycem.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ha bir de bu albümü bana dinletip de 2005 yılında yapılmış olduğunu söyleselerdi inanırdım. 2000&#39;ler ortası indie pop grubu işte klasik. Ama iyisinden değil. Tabii artık son 30 yıl içinde yapılan hiçbir işi net bir şekilde tarihlendirmek mümkün değil, çünkü müzik &quot;durdu&quot;. Çirkin zamanlardayız dostum, çirkin zamanlardayız.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;iframe allow=&quot;autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture&quot; allowfullscreen=&quot;&quot; data-testid=&quot;embed-iframe&quot; frameborder=&quot;0&quot; height=&quot;152&quot; loading=&quot;lazy&quot; src=&quot;https://open.spotify.com/embed/album/0eeXb23yMW6EaIgm63xxPC?utm_source=generator&quot; style=&quot;border-radius: 12px;&quot; width=&quot;100%&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;3/10&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://copkusagi.blogspot.com/feeds/1354016074413373345/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/19750425/1354016074413373345?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/1354016074413373345'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/1354016074413373345'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://copkusagi.blogspot.com/2026/05/album-geese-getting-killed-2025.html' title='Albüm: Geese - Getting Killed (2025)'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19750425.post-4052450452170469469</id><published>2026-05-23T15:06:55.914+03:00</published><updated>2026-05-23T15:31:51.228+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Düşünce"/><title type='text'>Fabrika ayarları</title><content type='html'>&lt;span style=&quot;white-space-collapse: preserve;&quot;&gt;İnsan aklının ürettiği her şey, bizi fena kandırdı. Aydınlanma&#39;nın iyimser ışığı, onun peşinden gelen devasa toplumsal teoriler, dünyayı kurtarmayı vadeden ideolojiler, kâğıt üzerinde kusursuz duran sistem tasarımları, matbaalardan taşan o ağır entelektüel birikim... Aklın her şeyi çözeceğine o kadar ikna olduk ki, buna itiraz edenler bile temelde aynı körlüğün içine düştü. Aklı reddedip merkeze duyguyu, sezgiyi, kaosu veya imanı, ilahi olanı yerleştirenler de aynı hatayı yaptı. Hepsi birbirine düşman görünse de ortak ve ölümcül bir kör noktaları vardı: Bunların tamamı, insanın etten, kemikten ve içgüdüden oluşan bir memeli olduğunu unutup bütün ömrünü bu soyut ideallere, inançlara veya kurgulara göre yaşayabileceği masalına inandı. Kendi ellerimizle öyle kusursuz bir zihinsel fanus kurduk ki, bu devasa kurgunun içinde insanın asıl doğasını, o karanlık ve bencil yanımızı tamamen unuttuk.&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span style=&quot;white-space-collapse: preserve;&quot;&gt;
Oysa milyonlarca yıllık evrim takvimini masaya yatırdığımızda gördüğümüz şey, o çok övündüğümüz &quot;soyut fikirleri kavrama&quot; becerimizin, bu devasa zaman çizelgesinde yalnızca son birkaç saniyelik, komik bir sapmadan ibaret olduğu. Beynimizin ana donanımı; karmaşık ideolojileri, evrensel ahlak yasalarını ya da sistem tasarımlarını işlemek için şekillenmedi. Savanada avcıdan kaçmak, kısıtlı besini anında tüketmek veya ihtiyaç hâlinde tüketmek üzere istiflemek, kabilenin içinde dışlanmadan güvende kalmak için şekillendi. Karşımızda limbik sistemi milyonlarca yıllık korkularla, hayatta kalma dürtüleriyle ve kabileci reflekslerle çalışan bir memeli var. Mantıksal kararlar alan korteksi ise evrimsel açıdan daha dünün icadı sayılır. Din, ideoloji, felsefe ve ahlak sistemleri bu korteksin ürünü; ama korteks, dün de limbik sistemin kiracısıydı, bugün de öyle.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style=&quot;white-space-collapse: preserve;&quot;&gt;
Biz kalkıp bu sürü hayvanından bütün ömrünü adalet, liyakat ya da evrensel haklar gibi biyolojik donanımında hiçbir nesnel karşılığı olmayıp tamamen zihnimizin icadı olan soyut ideallere göre yönlendirmesini bekliyoruz. Doğal seleksiyonun &quot;kendi genini ve kendi sürünü kayır&quot; diyen o acımasız ve net kuralını yok sayıp ondan empatiyi içselleştirmesini istiyoruz. Hayatta kalmak için en az enerjiyle en yüksek faydayı sağlaması gereken bir organizmadan, hiç tanımadığı insanlar için evrensel bir adalet duygusu üretmesini talep ediyoruz. Çok yabancı olduğu bu kurgusal düzende ondan devasa, hatta biyolojik olarak imkânsız bir fedakarlık talebinde bulunuyoruz; başaramadığında da onu ahlaksızlıkla suçluyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style=&quot;white-space-collapse: preserve;&quot;&gt;
İnsanlık olarak aynaya baktığımızda gerçekten olduğumuz o hayvanı görmektense &quot;biz aslında doğamız gereği barışçıl, empatik ve ahlaklı yaratıklarız&quot; masalını anlatmayı çok seviyoruz. Diğer yandan antropolojik bulgular ve evrimsel tarih bu kurguyu yerle bir ediyor. İnsanın o yere göğe sığdıramadığımız empati yeteneğinin evrensel bir şefkat ağı falan olmadığını, bütünüyle kabilesel bir savunma mekanizması olduğunu görüyoruz. Her bir birey, kendi grubunu, gen havuzunu ve o grubun çıkarlarını korumaya hizmet ediyor. Grubun dışındakiler, kaynaklar için rekabet edilmesi veya yok edilmesi gereken potansiyel birer tehdit. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style=&quot;white-space-collapse: preserve;&quot;&gt;
Toplumun tamamı denebilecek kadar çok büyük bir çoğunluğu için hayat, hiçbir zaman felsefi bir duruş sergileme ya da evrensel ilkeler uğruna savaşma alanı olmadı. Barınma, fiziksel güvenlik ve kaynaklara erişim gibi temel biyolojik zorunluluklar her zaman devrede ve birinci planda. Bu temel güdüleri asgari düzeyde doyuran bir organizma ise hemen ardından doğrudan kendi konforunu ve kişisel memnuniyetini maksimize etmeye yöneliyor. Ahlak dediğimiz şey çoğu zaman grubun içinde barınabilmek, dışlanmaktan kaçınmak ve güvenlik şemsiyesinin altında kalmak için uyulan yazılı olmayan bir sözleşmeden ibaret. İşte bazılarımız, kendi kurduğumuz entelektüel fanusun dışını göremediğimiz için herkesin bu kurgusal düzlemde derin fikirleri, sarsılmaz ilkeleri veya ideolojik duruşları olduğunu varsayarak kendi kendimizi sabote ediyoruz. En ufak bir kriz anında, güç dengeleri değiştiğinde, basit bir çıkar çatışmasında veya kaynakların bölüşümünde o yaldızlı ilkelerin saniyeler içinde buharlaştığını görüp şok oluyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style=&quot;white-space-collapse: preserve;&quot;&gt;
Halbuki ortada şaşıracak, sitem edecek veya yozlaşma diye adlandırılacak hiçbir şey yok. İnsanın fabrika ayarları bu. Kibirli bir azınlık bu biyolojik sınırları aştığını zannetti ve bu yanılsamayı alıp bütün bir insanlığa genelleyerek kendi kendini kandırdı. İşin tuhafı, geri kalan devasa kitleler de bu yalana dünden razıydı. Sokaktaki sıradan insan ya da hayatını dogmatik bir inanca adamış biri, kendi hayvani doğasıyla yüzleşmekten ölesiye korkuyor. Yaptığı her şey tamamen ilkel dürtülerle yönlendirilirken o kalkıp bunları dinin, ahlakın veya kutsal değerlerin yaldızlı ambalajına sarıp kendini erdemli bir varlık olduğuna inandırıyor. Aslında tüm yaşadıklarımız, biyolojik gerçekliğin, üzerindeki o incecik medeniyet şalını yırtıp atmasından ibaret. Bir sapma yok, yozlaşma yok. Milyonlarca yıldır tıkır tıkır işleyen normal durumun ta kendisini izliyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style=&quot;white-space-collapse: preserve;&quot;&gt;
Bizi asıl deli etmesi gereken şey, insanların neden o ulvi ahlak kalıplarına uymadığı değil; milyonlarca yıllık nörolojik evrimi birkaç yüzyıllık, hadi bilemedin birkaç bin yıllık kitaplar, bildiriler, dinler ve soyut kavramlarla silebileceğimizi sanacak kadar kör olmamız. Karşımızda evrensel adalet peşinde koşan aşkın varlıklar yok. Karnını doyurmaya, grubun içindeki statüsünü korumaya, elindeki gücü bırakmamaya ve ne pahasına olursa olsun günü kurtarmaya çalışan kurnaz primatlar var. Sorun aslında bu primatlarda değil, bizim bu doğayı okumayı reddeden devasa kibrimizde. Gerçekliği biyolojik sınırlarıyla kabul etmediğimiz, insanın kendi doğasını aşabileceği fantezisine inatla tutunduğumuz her an, kendi yarattığımız bu beklenti cehenneminin içinde ezilmeye devam edeceğiz. Sırf başka türlü hayal edildi diye hiçbir organizma kendi biyolojisine ihanet etmez. Biz sadece olması gerekeni görüyoruz. Milyonlarca yıldır işleyen bir mekanizma tıkır tıkır çalışıyor ve çalışmaya da devam edecek.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style=&quot;white-space-collapse: preserve;&quot;&gt;
Tabii şunu da eklemek lazım: Bu satırlar da nihayetinde bir primattan geliyor. Bu gözlemi yapma ihtiyacım bile muhtemelen bir tür statü arayışından, kabile içinde farklılaşma ve üste çıkma dürtüsünden besleniyordur. Ama bu ironi, gözlemin yanlış olduğunu kanıtlamaz. Sadece onun da biyolojik zeminden bağımsız olmadığını gösterir ki zaten aşkın bir zemin arayışında falan değilim. Üstelik bütün bunları CHP kurultayı hakkında alınan mutlak butlan kararını, Kemal Kılıçdaroğlu&#39;nu ve hem onun hem de çevresindekilerin tavırlarını düşünürken yazdım. LOL.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://copkusagi.blogspot.com/feeds/4052450452170469469/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/19750425/4052450452170469469?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/4052450452170469469'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/4052450452170469469'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://copkusagi.blogspot.com/2026/05/fabrika-ayarlar.html' title='Fabrika ayarları'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19750425.post-782338772717150322</id><published>2025-05-14T02:00:00.107+03:00</published><updated>2025-05-15T02:40:44.074+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Müzik"/><title type='text'>Örovizyon 2025 - İlk Yarı Final</title><content type='html'>&lt;p&gt;İki aydan uzun süredir bu yılın &lt;b&gt;Eurovision&lt;/b&gt; şarkılarını döndüre döndüre dinliyorum. Eskiden de Örovizyon&#39;u takip ederdim (ilk hatırladığım sanırım 1988 Eurovision&#39;ı; &lt;b&gt;Mazhar-Fuat-Özkan&lt;/b&gt;&#39;ın &quot;Sufi&quot;yle sahne aldığı an dün gibi aklımda) ama genelde yarışma olan gecelerde ilk kez dinlerdim şarkıları, oturup önceden pek dinlemezdim. Bu sene bir şekilde hepsini önceden dinlemeye karar verdim ve bu dinleme konusunu muhtemelen biraz fazla abarttım. Eh, genelde böyleyimdir, bir şeylere ilgi duyduğumda abartırım. Neyse, sadede geleyim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu sene, &quot;iyi şarkı&quot; sayısı geçen yıllara oranla çok daha fazla gibi geldi bana. Tabii her bir şarkıyı defalarca dinlemiş olmam da böyle düşünmemi sağlamış olabilir, ondan çok emin değilim. Ancak gerçekten Eurovision bağlamı dışında da oturup dinlenecek çok sayıda şarkı var. 37 şarkı içinde böyle oturup dinlenecek en az 10 şarkı var ve bunların önemli bir kısmı da ilginç unsurlara sahip. Başlangıçta favorim, İtalya&#39;yı temsil eden &lt;b&gt;Lucio Corsi&lt;/b&gt;&#39;nin şarkısı &quot;Volevo essere un duro&quot; idi. Şubat ayında &lt;b&gt;Sanremo Müzik Festivali&lt;/b&gt;&#39;nde duyar duymaz şarkıya adeta aşık olmuştum. Şarkı, Sanremo&#39;da çok iğrenç bir &lt;i&gt;trap&lt;/i&gt; şarkısına kaybetti ve ikinci oldu ama Sanremo&#39;yu kazanan şarkıcı Eurovision&#39;a gitmeme kararı alınca Lucio Corsi, Eurovision&#39;a gitme hakkına sahip olup bu hakkını kullandı. İyi de yaptı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&quot;Volevo essere un duro&quot;nun yaratıcısı Lucio Corsi, hem İtalyan (&lt;b&gt;Ivan Graziani&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;Lucio Battisti&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;Edoardo Bennato&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;Renato Zero&lt;/b&gt;) hem de Anglosakson (asıl olarak &lt;b&gt;Bob Dylan&lt;/b&gt; özelinde) &lt;i&gt;singer/songwriter&lt;/i&gt; geleneğini takip eden ama bunu hem &lt;b&gt;Beatles&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;T-Rex&lt;/b&gt; ve hatta &lt;b&gt;Genesis&lt;/b&gt; gibi gruplardan hem de &lt;b&gt;David Bowie&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;Elton John&lt;/b&gt; gibi müzisyenlerden aldığı ilhamla birleştiren epey özel bir adam. Bunun üzerine o anlamlı ve bir miktar da şairane sözleri eklenince şarkıları tadından yenmez oluyor. &quot;Volevo essere un duro&quot; da, her ne kadar Sanremo için yazıldığından Lucio Corsi&#39;nin en &quot;ulaşılabilir&quot; şarkılarından biri olsa da, bütün bu referansları öyle ya da böyle içeriyor. Sahnede ise Lucio Corsi tam bir &lt;i&gt;glam&lt;/i&gt;&#39;ci gibi görünüyor (ki gerek müzikleri gerek sözleriyle glam referansı içeren çok sayıda şarkısı var). İtalya, tıpkı Birleşik Krallık, Fransa, İspanya ve Almanya gibi doğrudan finale çıkan ülkelerden olduğu için yarı finallerde yarışmıyor olsa da Lucio Corsi, 13 Mayıs 2025 gecesi, yarışmanın ilk yarı finalinde müzisyen arkadaşı (ve şarkıcının ortak bestecisi) &lt;b&gt;Tommaso Ottomano&lt;/b&gt; ile birlikte sahne alıp şarkısını söyledi.&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/0uT_Y3i7B6A&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;0uT_Y3i7B6A&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;Biraz önce bu şarkının &quot;başlangıçta&quot; favorim olduğunu söylemiştim. Fakat Mart ayında, Portekiz&#39;i temsil eden &lt;b&gt;NAPA&lt;/b&gt; adlı grubun &quot;Deslocado&quot;sunu duyar duymaz yeni (ve hâlâ da değişmeyen) favorimi bulmuş oldum. Bu şarkıyı neredeyse fanatizm derecesinde sevdiğimi söyleyebilirim. Özellikle &quot;internetlerde&quot; müzikten anlamayan şahsiyetsiz kişilerin (müzik özelinde insanlara hakaret etmeyi çok severim) yorumlarıyla şarkıyı yerden yere vurması sonucu bu fanatikliğim iyiden iyiye arttı. &quot;Deslocado&quot; hem o Portekizlilerin meşhur &quot;hissiyatı&quot; olan &quot;&lt;i&gt;saudade&lt;/i&gt;&quot;yi müthiş bir şekilde yansıtmayı başarıyor hem de müzikal açıdan tam da benim damarıma (ki Lucio Corsi de öyle aslında) dokunuyor. NAPA&#39;nın etkilenimleri belki Lucio Corsi&#39;ninkiler kadar geniş değil ama ortaya çıkan işin müzikal açıdan bir tık daha zengin olduğunu söyleyebilirim. Lucio Corsi, bu yarışmanın Bob Dylan&#39;ı ise NAPA, bu yarışmanın Beatles&#39;ı.&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;Aman yanlış anlamayın. NAPA isimli grubu Beatles&#39;la karşılaştırıyor falan değilim. Sadece bu yarışmadaki şarkıları ölçü alıp bir skala üzerine koyarak &quot;en iyi&quot;nin karşılığını ifade ediyorum. Fakat NAPA&#39;nın müzikal anlamda Beatles&#39;tan, özellikle de &lt;b&gt;George Harrison&lt;/b&gt;&#39;dan büyük ölçüde etkilenmiş olduğu da gayet açık. Tabii sound olarak &quot;orijinal&quot; Beatles&#39;tan ziyade 90&#39;ların o &quot;Free As a Bird&quot;/&quot;Real Love&quot; Beatles&#39;ı, yahut 2020&#39;lerin &quot;Now and Then&quot; Beatles&#39;ı hissiyatına daha yakın olduğunu söylemek gerek. Piyanodaki zarafet &lt;b&gt;Paul McCartney&lt;/b&gt;&#39;in bazı solo işlerini (örneğin 2018 tarihli &quot;I Don&#39;t Know&quot;u), kromatik akor geçişleri ve genel sound/hissiyat George Harrison&#39;ın özellikle 70&#39;lerin sonunda yaptığı işleri, gitar solosu ise George Harrison&#39;ın üzerine &lt;b&gt;Eric Clapton&lt;/b&gt;&#39;ın eklendiği bir havayı yansıtıyor. Hatta biraz daha ileri gidecek olursam girişteki o &quot;tekinsiz&quot; piyano akorunun &quot;A Hard Day&#39;s Night&quot;ın başındaki gitar akoruna ilişkin bir gönderme olduğunu bile iddia edebilirim. Şarkı, armonik açıdan zengin sayılabilir (en zengini Ukrayna&#39;nın şarkısı, ona da birazdan geleceğim); buna bir de üst üste binen geri vokalleri (ki burada da bir &quot;Paperback Writer&quot; etkisi sezinlemiyor değilim), şarkıdaki melankoliyi/nostaljiyi (ki şarkının sözleri de adaları Madeira&#39;ya ilişkin nostaljik duygularını ve sevgilerini ifade ediyor) ekleyince şarkı tadından yenmez bir hâle geliyor. Şarkıda &lt;i&gt;hypnagogic pop&lt;/i&gt; olarak adlandırılan, nispeten yeni (ama geçmişe referanslı) müzik tarzının da izlerini bulmak mümkün.&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;Bu yıl Portekiz, benim favorim olsa da Eurovision fanları arasında favori olmayı geçtim, yarı finalde elenip gidecek bir ülke olarak görülüyordu. Ben de bunu kabullenmiş, &quot;halkın&quot; müzik zevkine küfretmekten aldığım hazzı bu şarkı özelinde haftalar boyunca bir kez daha yaşamıştım. 13 Mayıs 2025 gecesi, yarışmanın ilk yarı finali sürerken bahis sitelerine göre Portekiz 15 şarkı içinde en son sıradaydı ve %86 ihtimalle elenecekti. Ancak ne olduysa oldu ve nefret ettiğim şarkıların çoğu bir bir elenirken Portekiz ilk 10&#39;a girerek (henüz tam sıralamasını bilmiyoruz, final gecesinden sonra öğreneceğiz) finale çıktı.&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/6QRHcLJS0T0&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;6QRHcLJS0T0&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;İlk yarı final için kendi beğenime göre 15 şarkıyı sıralamıştım. Son 4 sıraya koyduğum şarkıların tamamının (Belçika, Slovenya, Hırvatistan ve Kıbrıs) elenmesi beni müthiş keyiflendirdi. Portekiz&#39;in finale çıkması ise pastanın üzerindeki kiraz oldu (Türkçede var mı olm böyle bir ifade?).&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;En sevdiklerim arasında olan diğer iki şarkı da yine ilk 10&#39;a girerek finale yükseldi ama onların zaten finale çıkması bekleniyordu. Bunlardan biri, Ukrayna&#39;yı temsil eden &lt;b&gt;Ziferblat&lt;/b&gt;&#39;ın &quot;Bird of Prey&quot;iydi.&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;&quot;Bird of Prey&quot;, adeta 3 dakikalık bir &lt;i&gt;prog rock&lt;/i&gt; şarkısı. Ama öyle kuru, lezzetsiz, müziği sadece matematiğe dayanan &lt;i&gt;prog&lt;/i&gt; şarkılarından değil. Mekanik değil bir kere. &lt;b&gt;Yes&lt;/b&gt; gibi, Genesis gibi melodik açıdan zengin bir &lt;i&gt;prog&lt;/i&gt;. Tüm bunların üstüne bir de Ukrayna&#39;nın yerel müzik geleneğinin etkileri eklenince şarkı iyice lezzetleniyor. Armonik ve ritmik zenginliği zaten hayranlık uyandırıyor. 3 dakika içinde oradan oraya o kadar profesyonelce geçiyorlar ki hayran kalmamak elde değil. Vokal armonilerinin de üzerinde çok sıkı çalışıldığı belli (gerçi canlı performans esnasında vokallerde bazı sıkıntılar yaşanmadı değil ama olsun o kadar).&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/0Jc02OFU42w&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;0Jc02OFU42w&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;İlk yarı finalin sözünü etmeye değer bir diğer şarkısı ise Arnavutluk&#39;u temsil eden &lt;b&gt;Shkodra Elektronike&lt;/b&gt;&#39;nin &quot;Zjerm&quot;iydi. Shkodra Elektronike bir &lt;i&gt;folktronica&lt;/i&gt; &lt;i&gt;duo&lt;/i&gt;&#39;su. &quot;Zjerm&quot;, armonik açıdan zengin bir şarkı değil belki ama hem insanı transa (hatta tribe) sokan ritimleri hem de enstrüman çeşitliliğiyle öne çıkıyor. &quot;Tribe sokmak&quot; demiştim ki sanırım bunun sebebi perküsyonlardan yayılan o &quot;kabile müziği&quot; havası. Elektronik müzik ve pop müziği, Arnavutluk&#39;un geleneksel müziksel unsurlarıyla ustaca birleştiriyor. Sözleri de ateş imgesini merkezine alıp o &quot;kabile&quot; atmosferini güçlendiriyor.&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/cwVL1dbjqj4&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;cwVL1dbjqj4&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;Bu dört şarkının arkasına Polonya&#39;yı temsil eden &lt;b&gt;Justyna Steczkowska&lt;/b&gt;&#39;nın &quot;GAJA&quot;sı, Azerbaycan&#39;ı temsil eden &lt;b&gt;Mamagama&lt;/b&gt;&#39;nın &quot;Run With U&quot;su ve eğlencelik kontenjanından &lt;b&gt;Gabry Ponte&lt;/b&gt;&#39;nin (ki &quot;Blue&quot; ile tanıdığımız İtalyan grup &lt;b&gt;Eiffel 65&lt;/b&gt;&#39;in esas oğlanlarından biriydi) San Marino adına yarıştığı ama kendi ülkesi olan İtalya&#39;dan bahsettiği &quot;Tutta l&#39;Italia&quot; da eklenebilir. Herkesin favorisi olan İsveç&#39;in şarkısını ise pek tuttuğumu söyleyemeyeceğim (muhtemelen finalde ya kazanacak ya da ikinci olacak).&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;İkinci yarı finalde yarışacak şarkılar bence ilk yarı finaldekilere oranla biraz daha zayıf kalacak ama belki birkaç gün sonra onlar hakkında da birkaç laf ederim. Oradaki kişisel favorilerimi ise şimdiden söyleyeyim: Letonya&#39;yı temsil eden &lt;b&gt;Tutumeitas&lt;/b&gt;&#39;ın &quot;Bur man laimi&quot;si (vokallerin ve perküsyonların ön planda olduğu bir &quot;trip&quot; şarkısı yine) ve Yunanistan&#39;ı temsil eden Pontuslu &lt;b&gt;Klavdia&lt;/b&gt;&#39;nın &quot;Asteromata&quot;sı. Bunlara belki Litvanya için yarışan &lt;b&gt;Katarsis&lt;/b&gt;&#39;in &quot;Tavo akys&quot;ini ve Lüksemburg&#39;u temsil eden &lt;b&gt;Laura Thorn&lt;/b&gt;&#39;un &quot;La poupée monte le son&quot;unu da (bu eğlencelik kontenjanından) ekleyebilirim. Bir de &quot;balad&quot; kontenjanından bir şeyler eklemem gerekirse Karadağ adına yarışan &lt;b&gt;Nina Žižić&lt;/b&gt;&#39;in &quot;Dobrodošli&quot;sinin ve Sırbistanlı &lt;b&gt;Princ&lt;/b&gt;&#39;in &quot;Mila&quot;sının adını anabilirim.&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;Haydi görüşürüz.&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://copkusagi.blogspot.com/feeds/782338772717150322/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/19750425/782338772717150322?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/782338772717150322'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/782338772717150322'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://copkusagi.blogspot.com/2025/05/orovizyon-2025-ilk-yar-final.html' title='Örovizyon 2025 - İlk Yarı Final'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://img.youtube.com/vi/0uT_Y3i7B6A/default.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19750425.post-2362865365774187215</id><published>2025-03-04T19:30:00.001+03:00</published><updated>2025-03-06T03:03:59.966+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Müzik"/><title type='text'>Şarkı: Yusuf Lateef - First Gymnopedie (1966)</title><content type='html'>&lt;b&gt;Erik Satie&lt;/b&gt;&#39;den hiç hoşlanmam, empresyonist müzikten (ve resimden) neredeyse tiksinirim. Hâliyle herkesin ayılıp bayıldığı, popülerliğin zirvesini görmüş &lt;i&gt;Gymnopédie&lt;/i&gt;&#39;leri de hiç sevmem. Elimden gelen bir şey değil, duyar duymaz fiziksel rahatsızlık veriyor bana. İçim bunalıyor, bir an önce kurtulmak istediğim bir şeyler birikiyor içimde, sadece ruhsal değil fiziksel bir bulantı yaşıyorum (bana bunu yapan müzik eseri sayısı çok az bu arada, benzer bir etkiyi &lt;b&gt;Azer Bülbül&lt;/b&gt; de yapıyor misal, &lt;b&gt;Azer Bülbül&lt;/b&gt; ve &lt;b&gt;Erik Satie&lt;/b&gt; aynı ligde, evet).&amp;nbsp;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;ANCAK&lt;/b&gt;. Kocaman bir ancak oluştu bugün bende (ancak herifin tekiyimdir zaten). &lt;b&gt;Yusef Lateef&lt;/b&gt;&#39;in bir albümünü dinliyordum ve birdenbire o melodi başladı: &lt;i&gt;Gymnopédie 1&lt;/i&gt;. Kendime inanmak istemedim, kendimden şüphelendim ama elimden gelen bir şey yoktu. Bu versiyondan hoşlanmıştım. Flütün verdiği o yatıştırıcı etkiyle birlikte &quot;&lt;i&gt;quirky&lt;/i&gt;&quot; perküsyon kullanımından kaynaklanıyor olsa gerek. Sadece piyanonun olduğu bölümler yine rahatsız edici ama sadece birkaç saniye sürüyor ve o piyanoya az sayıda da olsa diğer enstrümanlar eklendiğinde her şey değişiyor.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hatta kendimden o kadar şüphelendim ki gittim &lt;i&gt;Gymnopedie 1&lt;/i&gt;&#39;in standart versiyonunu açtım. Açar açmaz yine o tiksinti geldi ve hemen kapadım. Demek ki mesele melodinin kendisinde değil, çalınma biçiminde. O &quot;empresyonist&quot; etkide. Misal empresyonist bir resme bakarken de o nokta-noktalık ve belirsizlik nedeniyle aynı bulantıyı hissediyorum. Bu şarkının standart versiyonu da tam öyle bir atmosfer yaratıp o tip görseller oluşturuyor zihnimde, tiksintim ondan ileri geliyor. Aslında &lt;b&gt;Yusuf Lateef&lt;/b&gt; versiyonunda da özellikle perküsyonlarla o his iletilmeye çalışılmış ama o &quot;ağırlık&quot; uçmuş gitmiş. Ne kadar uğraşsa da bana rahatsızlık vermeyi başaramıyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/AFWFa83ZzSA&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;AFWFa83ZzSA&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://copkusagi.blogspot.com/feeds/2362865365774187215/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/19750425/2362865365774187215?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/2362865365774187215'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/2362865365774187215'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://copkusagi.blogspot.com/2025/03/sark-yusuf-lateef-first-gymnopedie-1966.html' title='Şarkı: Yusuf Lateef - First Gymnopedie (1966)'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://img.youtube.com/vi/AFWFa83ZzSA/default.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19750425.post-5887091194014348565</id><published>2024-03-25T03:20:00.001+03:00</published><updated>2024-03-25T03:57:00.317+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Müzik"/><title type='text'>Bir Grup İki Şarkı: Spandau Ballet - True / Gold (1983)</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg5Rb-uHG9jMqQD1CPWueHUXuPz4RVjJLi6jbhf2-Q_ac1_87FUSu2GUjzEWs5VRVDfgrlgu0BNXWuWHl_mHZAaIoC91byO8t4Jqz9KJWMMKk-NgYZ9TN8OneIsl_2pGLNFd3tBBtncms9vocvSguNT8vzYVTS4z0yrfvEAcfLZXYp_UJ8XK81z/s810/sp1.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;539&quot; data-original-width=&quot;810&quot; height=&quot;426&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg5Rb-uHG9jMqQD1CPWueHUXuPz4RVjJLi6jbhf2-Q_ac1_87FUSu2GUjzEWs5VRVDfgrlgu0BNXWuWHl_mHZAaIoC91byO8t4Jqz9KJWMMKk-NgYZ9TN8OneIsl_2pGLNFd3tBBtncms9vocvSguNT8vzYVTS4z0yrfvEAcfLZXYp_UJ8XK81z/w640-h426/sp1.jpg&quot; width=&quot;640&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Michael Hann&lt;/b&gt; isimli bir abimiz &lt;b&gt;Spandau Ballet&lt;/b&gt; hakkında &lt;a href=&quot;https://www.theguardian.com/music/musicblog/2009/mar/25/spandau-ballet-thatcherism&quot; rel=&quot;nofollow&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;şöyle demiş&lt;/a&gt;:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&quot;I loathed Spandau Ballet first time round; I loathe them equally now. More than any other musical assembly with the possible exception of &lt;b&gt;Stock Aitken and Waterman&lt;/b&gt;, they are Thatcherism on vinyl.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;But the link between Spandau Ballet and Thatcherism is about more than the personal politics of &lt;b&gt;Tony Hadley&lt;/b&gt;. It&#39;s about the emptiness of Spandau, the aspiration to do nothing more than look good in a nightclub, the happy embrace of style over substance.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Spandau Ballet weren&#39;t about the music, just as chrome-and-black-leather furniture wasn&#39;t really about sitting down.&quot;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu abiyle oturup iki bira içeyim desen sıkıntıdan ölürsün, çok net.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Duyduğum ilk Spandau Ballet şarkısı &quot;True&quot; idi. &quot;Cheesy&quot; olduğunun, &quot;yüzeysel&quot; olduğunun son derece farkındaydım ama şarkıya bayılmıştım. Şarkıdaki &quot;sahte&quot; duygusallık mükemmel bir kere! Son derece teatral. İnsanı alıp şarkıyı söyleyen adamın yerine koyuyor. Birdenbire abartılı ve coşkulu bir şekilde şarkıya eşlik etmeye başlamayan insan, oturup insanlığından şüphe etmeli. Müzikal anlamda sophisti-pop&#39;a yakınsayan atmosferi, &quot;Quiet Storm&quot; özelinde bariz Motown etkisi, sözlerindeki &lt;b&gt;Marvin Gaye&lt;/b&gt; göndermesiyle kalbimdeki yeri büyük &quot;True&quot;nun.&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/AR8D2yqgQ1U&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;AR8D2yqgQ1U&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: xx-small;&quot;&gt;Spandau Ballet - True&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;Bir de &quot;Gold&quot; var ki &quot;pure joy&quot;! (&quot;Saf neşe&quot; yazacaktım ama olmuyor, o hissi vermiyor). Zaman zaman sevinç patlamaları yaşatıyor, yine içine alıp bambaşka bir kişiliğe büründürüyor insanı. Müzik dediğin şeyin olayı da bu zaten olm! (Michael, sana diyorum). &quot;Cause you are... gold!&quot; kısmında bağırmayan, saçma sapan hareketler yapmayan insan bizden değil.&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/ntG50eXbBtc&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;ntG50eXbBtc&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: xx-small;&quot;&gt;Spandau Ballet - Gold&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;Diyeceğim odur ki her zaman &quot;derinlikli&quot;, daima &quot;manalı&quot;, hep &quot;mesajlı&quot;, sürekli bir şeylerle kavgalı olamaz insan. &quot;Yüzeysel&quot; olana ilişkin nefretiniz beni daha da yüzeysel hale getiriyor. Bunun için size teşekkür ediyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&quot;You are gold!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Always believe in your soul&lt;/p&gt;&lt;p&gt;You&#39;ve got the power to know&lt;/p&gt;&lt;p&gt;You&#39;re indestructible&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Always believe in&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&#39;Cause you are&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gold!&quot;&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEixLYKGXJPSHa07AmQi73PcTDMrw1Lo4fdItFsAELVndR_V06niuA_5bbWPKXOkudsYxy50DW5_30D-Ux1jnw-ri7yQp8v9vR0Jkc8gFfshNZM1pRhqjDxTn6fhDr5hslJMkOaNa2L9rpWiWLKZwaT92GNe6eDVn8zLPAwPGMiq8iIgdmBiH69w/s1024/sp2.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;614&quot; data-original-width=&quot;1024&quot; height=&quot;384&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEixLYKGXJPSHa07AmQi73PcTDMrw1Lo4fdItFsAELVndR_V06niuA_5bbWPKXOkudsYxy50DW5_30D-Ux1jnw-ri7yQp8v9vR0Jkc8gFfshNZM1pRhqjDxTn6fhDr5hslJMkOaNa2L9rpWiWLKZwaT92GNe6eDVn8zLPAwPGMiq8iIgdmBiH69w/w640-h384/sp2.jpg&quot; width=&quot;640&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://copkusagi.blogspot.com/feeds/5887091194014348565/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/19750425/5887091194014348565?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/5887091194014348565'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/5887091194014348565'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://copkusagi.blogspot.com/2024/03/iki-sark-spandau-ballet-true-1983.html' title='Bir Grup İki Şarkı: Spandau Ballet - True / Gold (1983)'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg5Rb-uHG9jMqQD1CPWueHUXuPz4RVjJLi6jbhf2-Q_ac1_87FUSu2GUjzEWs5VRVDfgrlgu0BNXWuWHl_mHZAaIoC91byO8t4Jqz9KJWMMKk-NgYZ9TN8OneIsl_2pGLNFd3tBBtncms9vocvSguNT8vzYVTS4z0yrfvEAcfLZXYp_UJ8XK81z/s72-w640-h426-c/sp1.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19750425.post-2377621177492157293</id><published>2024-03-23T03:22:00.002+03:00</published><updated>2024-03-25T03:49:02.520+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Müzik"/><title type='text'>Şarkı: The Beatles - And Your Bird Can Sing (1966)</title><content type='html'>&lt;p&gt;Her ne kadar power pop terimi ilk kez 1967&#39;de &lt;b&gt;Pete Townshend&lt;/b&gt; tarafından verilen bir röportajda &lt;b&gt;The Who&lt;/b&gt;&#39;nun &quot;Pictures of Lily&quot; şarkısının tanıtımında kullanılmış olsa da benim için ilk (ve en mükemmel) power pop şarkısı 1966 tarihli &quot;&lt;a href=&quot;https://www.youtube.com/watch?v=9g2eU9YGwWQ&quot; rel=&quot;nofollow&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;And Your Bird Can Sing&lt;/a&gt;&quot;. Neden mi?&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Power pop&#39;un benim için en büyük alamet-i farikalarından biri, bir şarkıda ritim gitarla her bir akorun bir ölçünün her vuruşunda dörtlük nota süresinde çalınması. Mükemmel power pop şarkılarından olan &lt;b&gt;Big Star&lt;/b&gt;&#39;ın &quot;&lt;a href=&quot;https://www.youtube.com/watch?v=8bmuMcjN0rQ&quot; rel=&quot;nofollow&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;September Girls&lt;/a&gt;&quot;ü, &lt;b&gt;Teenage Fanclub&lt;/b&gt;&#39;ın &quot;&lt;a href=&quot;https://www.youtube.com/watch?v=1FHwkZPrJHw&quot; rel=&quot;nofollow&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;I Don&#39;t Want Control of You&lt;/a&gt;&quot;su, &quot;&lt;a href=&quot;https://www.youtube.com/watch?v=Er_JOsnwzcI&quot; rel=&quot;nofollow&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;The Concept&lt;/a&gt;&quot;i, &quot;&lt;a href=&quot;https://www.youtube.com/watch?v=yl6rghNEd-A&quot; rel=&quot;nofollow&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;What You Do to Me&lt;/a&gt;&quot;si, &lt;b&gt;Television Personalities&lt;/b&gt;&#39;in &quot;If I Could Write Poetry&quot;si hep böyle. Tabii bir şarkının power pop sayılması için bu zorunlu değil, hatta power pop şarkılarının çoğu bu özelliği sergilemiyor, ama bir şarkıda bu şekilde çalınan bir gitar varsa %99 power pop&#39;tur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu şekilde çalınan gitarın en mükemmel örneği de &quot;And Your Bird Can Sing&quot;. Üstelik tek ölçü sektirmiyor, şarkı boyunca bir ritim gitar (&lt;b&gt;John&lt;/b&gt;) bu şekilde çaldıkça çalıyor. Şarkıdaki gitar tonunun, sonradan power pop olarak anılacak şarkıların %90&#39;ında kullanılan tonun birebir aynısı olması da cabası. Genel sound da aynı şekilde. Tam anlamıyla bir &quot;genre-defining song&quot; yani. Gençler her zaman olduğu gibi yine zamanın ötesinde takılıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Üstelik dünya üzerindeki en güzel gitar solosu da bu şarkıda. Soloyu iki gitar (&lt;b&gt;Paul&lt;/b&gt; ve &lt;b&gt;George&lt;/b&gt;) birlikte armonik bir şekilde çalıyor ve bu şekilde gitar çalacak olan Southern rock, hard rock ve heavy metal gruplarına yol açıyor.&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/9g2eU9YGwWQ&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;9g2eU9YGwWQ&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: xx-small;&quot;&gt;The Beatles - And Your Bird Can Sing&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;Ayrıca yıllardır telefon zilim olarak bunu kullandığımdan ne zaman çalmaya başlasa hemen telefonuma bakıyorum, Pavlov&#39;un iti olmuşum.&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://copkusagi.blogspot.com/feeds/2377621177492157293/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/19750425/2377621177492157293?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/2377621177492157293'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/2377621177492157293'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://copkusagi.blogspot.com/2024/03/sark-beatles-and-your-bird-can-sing-1966.html' title='Şarkı: The Beatles - And Your Bird Can Sing (1966)'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://img.youtube.com/vi/9g2eU9YGwWQ/default.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19750425.post-3141629141916996484</id><published>2024-03-23T01:44:00.001+03:00</published><updated>2024-03-25T03:38:42.808+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Müzik"/><title type='text'>Şarkı: Neil Young - Heart of Gold (1972)</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Neil Young&lt;/b&gt;&#39;ın hem melodik hem armonik hem de enstrüman kullanımı açısından çok daha zengin şarkıları var ama bu şarkının basitliğinin verdiği o güzellik, su gibi akıp gitmesi bambaşka.&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/iBeoFqDDW2w&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;iBeoFqDDW2w&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: xx-small;&quot;&gt;Neil Young - Heart of Gold&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://copkusagi.blogspot.com/feeds/3141629141916996484/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/19750425/3141629141916996484?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/3141629141916996484'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/3141629141916996484'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://copkusagi.blogspot.com/2024/03/sark-neil-young-heart-of-gold-1972.html' title='Şarkı: Neil Young - Heart of Gold (1972)'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://img.youtube.com/vi/iBeoFqDDW2w/default.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19750425.post-2989764417111985696</id><published>2024-03-22T02:52:00.001+03:00</published><updated>2024-03-25T03:35:41.575+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Müzik"/><title type='text'>Şarkı: The Mynah Birds - It&#39;s My Time (1966)</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Rick James&lt;/b&gt; ve &lt;b&gt;Neil Young&lt;/b&gt;&#39;ın bir dönem aynı grupta çaldığı ne zaman yeniden aklıma gelse benim mind = blown. Üstelik Motown Records label&#39;ı altında. Bu da yetmezmiş gibi grupta &lt;b&gt;Bruce Palmer&lt;/b&gt; da var.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şöyle ki, James Johnson isimli Buffalo, New Yorklu bir genç, 1960ların başında henüz 15 yaşındayken asker olacam diye tutturup gidip ABD Donanması&#39;na yazılıyor. 1964 Ağustos&#39;unda, 16 yaşındayken aktif göreve çağrılıyor ama birdenbire üç buçuk vaziyetlerine girip Kanada&#39;ya kaçıyor. Başına dert almayı pek seven küçük James, bir gün Toronto&#39;da sokakta birileriyle kavga ederken tam çok pis dayak yemek üzereyken &lt;b&gt;Levon Helm&lt;/b&gt; ve &lt;b&gt;Garth Hudson&lt;/b&gt; tarafından kurtarılıyor. Dünya ne kadar da küçük. Levon Helm ve Garth Hudson, birkaç sene sonra efsanevi &lt;b&gt;The Band&lt;/b&gt;&#39;in belkemiği olacak iki müzisyen. O dönemlerde ise &lt;b&gt;Levon and the Hawks&lt;/b&gt; isimli bir grupları var.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Levon ve Garth, küçük James kendine gelsin diye onu bir bara götürüyor. Barda çalan grubu beğenen James, kendini sahneye atıp şakımaya başlıyor. Grup da &quot;Vay amk, iyi söylüyor la bu!&quot; demek suretiyle küçük James&#39;i aralarına katılmaya davet ediyor. Bizim James de asker kaçağı falan ama sözüm ona denizci ya, grubun adını &lt;b&gt;The Sailorboys&lt;/b&gt; olarak değiştiriyorlar. Ya ben neyse...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O bar benim bu pub senin çalarlarken bizim James boş durmuyor, Toronta&#39;da kendine müzisyenlerden oluşan bir çevre de ediniyor. Bu müzisyenlerden biri olan &lt;b&gt;Shirley Matthews&lt;/b&gt;, James Johnson&#39;ın asker kaçağı olduğunu öğrenince, &quot;Evladım sen salak mısın? Gerçek adını kullanma, yakalanacaksın. Değiştir şu adını,&quot; diyerek Ricky James Matthews adını öneriyor (Ricky Matthews, kadının yakın zamanda ölen kuzeninin adıymış falan filan). O günden sonra James Johnson, oluyor sana Rick James. The Sailorboys da adını &lt;b&gt;The Mynah Birds&lt;/b&gt; olarak değiştiriyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;1964&#39;ün sonunda grup Columbia Records için bir 45lik kaydediyor, 1965&#39;in başlarında yayımlanan 45&#39;lik ses getirmiyor. Kısa bir süre sonra The Mynah Birds&#39;ün basçısı, &lt;b&gt;Jack London &amp;amp; the Sparrows&lt;/b&gt; isimli bir gruba gidiyor, onların basçısı olan Bruce Palmer da The Mynah Birds&#39;ün yolunu tutuyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;The Mynah Birds, 1966&#39;nın başlarında bir şekilde Motown Records&#39;la önce bir 45&#39;lik, ardından da bir albüm kaydetmek için sözleşme yapıyor. O arada grupta değişiklikler yapmak istiyorlar, bazı üyeler çıkıp yerine yenileri geliyor. O yenilerden biri de Bruce Palmer&#39;ın çok yakından olmasa da tanıdığı yerel bir müzisyen. Adı da Neil Young. Allah&#39;ın işine bak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;The Mynah Birds&#39;ün ilk 45&#39;liği olarak &quot;I&#39;ve Got You in My Soul&quot; isimli bir şarkı düşünülüyor. Ancak birisi bunlara diyor ki, &quot;Olm bu yaptığınız şarkı &lt;b&gt;Them&lt;/b&gt;&#39;in &#39;Little Girl&#39;ünün aynısı!&quot; Buna &quot;Hassiktir!&quot; diye cevap veren grup üyeleri, şarkıyı kaydetmekten vazgeçip &quot;It&#39;s My Time&quot;ı kaydediyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;45&#39;lik tam yayımlanmak üzereyken grup üyeleri menajerlerini kovuyor çünkü Motown&#39;ın yolladığı avansı çatır çutur yemiş adam. Kovulunca hırs yapan menajer, Rick James&#39;in asker kaçağı olduğunu Motown&#39;a ispikliyor. Zavallı Rick yakalanıp hapse atılıyor, 45&#39;lik yayımlanamıyor, albüm planları da rafa kalkıyor. Neil Young ve Bruce Palmer kendilerini yollara vurup Los Angeles&#39;a gidiyorlar ve yanlarına üç kişi daha alıp &lt;b&gt;Buffalo Springfield&lt;/b&gt;&#39;ı kuruyorlar. Gerisini biliyorsunuz, gelsin &lt;b&gt;Crosby, Stills, Nash &amp;amp; Young&lt;/b&gt;&#39;lar, gitsin &lt;b&gt;Crazy Horse&lt;/b&gt;&#39;lar. Tey tey. Rick James de bundan 10 sene kadar sonra yeniden Motown&#39;la anlaşıp bir funk efsanesine dönüşüyor. Müzik cahillerinin &lt;b&gt;MC Hammer&lt;/b&gt;&#39;ın &quot;U Can&#39;t Touch This&quot;inde sample&#39;landığı için tanıdığı &quot;Super Freak&quot;i yapıyor falan filan.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&quot;It&#39;s My Time&quot; ise kaydedildikten tam 40 sene sonra, 2006&#39;da, &lt;i&gt;The Complete Motown Singles, Vol. 6: 1966&lt;/i&gt; vesilesiyle ilk kez biz faniler tarafından duyuluyor.&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/tQTE8hKvaaI&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;tQTE8hKvaaI&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: xx-small;&quot;&gt;The Mynah Birds - It&#39;s My Time&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;Bu da böyle bir anımdır, arkadaşlar. Evet, ben de oradaydım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir not olarak da şunu ekleyeyim: &lt;b&gt;The Cure&lt;/b&gt;&#39;un &quot;Boys Don&#39;t Cry&quot;ında şarkıya kişiliğini kazandıran senkoplu bir davul atağı vardır. İşte o davul atağının hatta atağa eşlik eden akor değişiminin aynısı, belki de daha güzeli 15 yıl kadar önce kaydedilmiş bu şarkıda da var. O tip bir davul atağına 1966&#39;dan önce kaydedilmiş hiçbir şarkıda denk gelmiş değilim. O nedenle buradan grubun davulcusu &lt;b&gt;Rickman Mason&lt;/b&gt;&#39;a da selam ederim.&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/9GkVhgIeGJQ&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;9GkVhgIeGJQ&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: xx-small;&quot;&gt;The Cure - Boys Don&#39;t Cry&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://copkusagi.blogspot.com/feeds/2989764417111985696/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/19750425/2989764417111985696?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/2989764417111985696'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/2989764417111985696'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://copkusagi.blogspot.com/2024/03/sark-mynah-birds-its-my-time-1966.html' title='Şarkı: The Mynah Birds - It&#39;s My Time (1966)'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://img.youtube.com/vi/tQTE8hKvaaI/default.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19750425.post-8553634605351733219</id><published>2023-12-25T03:33:00.000+03:00</published><updated>2023-12-25T03:35:13.849+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Müzik"/><title type='text'>Şarkı: Big Star - Jesus Christ (1978)</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh06fkPnd9jPqdzQp2ndF-3hUTprjw7XRxQtziazhLqaHEnrETUnZKeNXQiIk2W4-WYtmrAn7EOSt74MScBfBGOsngsFBxmiy5bCWd4KarGXhVQJ3ugRmes8QRypFt62LqSjUTH2wDqjnQvYz334qDirM9_BZF1N_Fwo_lI9TOAk9tAheMRnC0I/s1533/414039221_1008842740600574_7419718640438889041_n.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;1533&quot; data-original-width=&quot;1170&quot; height=&quot;640&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh06fkPnd9jPqdzQp2ndF-3hUTprjw7XRxQtziazhLqaHEnrETUnZKeNXQiIk2W4-WYtmrAn7EOSt74MScBfBGOsngsFBxmiy5bCWd4KarGXhVQJ3ugRmes8QRypFt62LqSjUTH2wDqjnQvYz334qDirM9_BZF1N_Fwo_lI9TOAk9tAheMRnC0I/w488-h640/414039221_1008842740600574_7419718640438889041_n.jpg&quot; width=&quot;488&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;&quot;And the wrong shall fail&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;And the right prevail&quot;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/XJ8Yars7J-E&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;XJ8Yars7J-E&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://copkusagi.blogspot.com/feeds/8553634605351733219/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/19750425/8553634605351733219?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/8553634605351733219'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/8553634605351733219'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://copkusagi.blogspot.com/2023/12/sark-big-star-jesus-christ-1978.html' title='Şarkı: Big Star - Jesus Christ (1978)'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh06fkPnd9jPqdzQp2ndF-3hUTprjw7XRxQtziazhLqaHEnrETUnZKeNXQiIk2W4-WYtmrAn7EOSt74MScBfBGOsngsFBxmiy5bCWd4KarGXhVQJ3ugRmes8QRypFt62LqSjUTH2wDqjnQvYz334qDirM9_BZF1N_Fwo_lI9TOAk9tAheMRnC0I/s72-w488-h640-c/414039221_1008842740600574_7419718640438889041_n.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19750425.post-4519930630365753443</id><published>2023-12-05T23:30:00.004+03:00</published><updated>2023-12-10T02:35:02.523+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Müzik"/><title type='text'>Denny Laine is in my ears and in my eyes</title><content type='html'>&lt;p&gt;Biliyorum, &quot;Denny Laine&quot; değil &quot;Penny Lane&quot; olacak ama birkaç saat önce &lt;b&gt;Denny Laine&lt;/b&gt; hayatını kaybetmiş. Ben gerçekten de zaman zaman &quot;Penny Lane&quot;i mırıldanırken Denny Laine şeklinde söyler, kendi kendime eğlenirdim (eğlence anlayışım mükemmeldir). Ölüm haberini alır almaz şarkı zihnimde yine bu şekilde dönmeye başladı.&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/S-rB0pHI9fU&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;S-rB0pHI9fU&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: x-small;&quot;&gt;The Beatles - Penny Lane (1967)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;Çoğunuz &quot;Denny Laine kim la?&quot; diyecek, biliyorum. Çok da sikimde değil, biliyonuz mu? Biliyorsunuzdur muhtemelen, ben böyle uyuz bir insan olduğum için sizi genelde sikime takmadığımın farkındasınızdır. Neyse, büyüklük yine bende kalsın, size Denny Laine kimdir anlatayım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Denny Laine, 1944 yılının yağmurlu bir 29 Ekim gününde (ooo 29 Ekim) İngiltere&#39;nin Birmingham... ay neyse, bu kadar ayrıntılı merak ediyorsanız gidip &lt;i&gt;Wikipedia&lt;/i&gt;&#39;dan falan okuyun kanka ya, beni uğraştırmayın. Ben ilgili olduğum kısmını anlatayım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Denny Laine&#39;in sesini muhtemelen ilk kez &lt;b&gt;Wings&lt;/b&gt;&#39;in (bilmeyen cahiller varsa söyleyeyim, &lt;b&gt;Paul McCartney&lt;/b&gt;&#39;in &lt;b&gt;Beatles&lt;/b&gt;&#39;tan sonraki ikinci ve son grubu) &quot;Time to Hide&quot;ında duydum. Her ne kadar Wings şarkılarının tamamına yakını Paul tarafından yazılmış olsa da Denny böyle birkaç şarkı yazınca &quot;Hadi bunu da kaydedek,&quot; demiştir Paul. Bu da o şarkılardan biri. Öyle çok mükemmel bir şey değil ama güzel güzel akan tatlı bir şarkı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/SgrG8XURuP4&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;SgrG8XURuP4&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: x-small;&quot;&gt;Wings - Time to Hide [Live] (1976)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;Sonra, 2000lerin başı olsa gerek, bu Denny Laine kimdir diye bakınca vokalini yaptığı şarkılar arasında en meşhurunun &lt;b&gt;The Moody Blues&lt;/b&gt;&#39;un &quot;Go Now&quot;ı olduğunu keşfettim. &quot;Go Now&quot; aslında &lt;b&gt;Bessie Banks&lt;/b&gt;&#39;in Ocak 1964&#39;te 45lik olarak yayımladığı bir şarkı. Denny Laine&#39;in de kurucularından olduğu ve gitar çalıp şakıdığı The Moody Blues, şarkıyı hiç vakit kaybetmeden 1964&#39;ün Kasım ayında bir single olarak yayımlıyor ve Birleşik Krallık listelerinde Ocak 1965&#39;te 1 numaraya kadar yükselerek ilk büyük hitini elde ediyor. The Moody Blues, Denny Laine&#39;li kadrosuyla 1965&#39;te &lt;i&gt;The Magnificent Moodies&lt;/i&gt; adlı albümü yayımlıyor, 1966&#39;da ise Denny Laine gruptan ayrılıp vokalistliğini ve gitaristliğini üstlendiği &lt;b&gt;Electric String Band&lt;/b&gt; adlı bir grup kuruyor. Grup herhangi bir başarı elde edemese de aslında &lt;b&gt;Jeff Lynne&lt;/b&gt;&#39;in &lt;b&gt;Electric Light Orchestra&lt;/b&gt;&#39;sının sound&#39;unu önceleyen bir sound&#39;a sahip. Bu bağlamda nispeten önemli bir grup sayılabilir, ki grubun diğer gitaristi &lt;b&gt;Trevor Burton&lt;/b&gt;, daha sonra Electric Light Orchestra&#39;ya dönüşecek olan &lt;b&gt;The Move&lt;/b&gt;&#39;un da gitaristi (sonradan grubun bir üyesiyle kavga edip gruptan ayrılıyor ve &lt;b&gt;ELO&lt;/b&gt;&#39;da yer almıyor). Neyse, yine gereksiz ayrıntılara girdim.&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/V2L3UzM_FfE&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;V2L3UzM_FfE&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: x-small;&quot;&gt;The Moody Blues - Go Now (1964)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: x-small;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/PA19xzsN6c0&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;PA19xzsN6c0&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: x-small;&quot;&gt;Bessie Banks - Go Now (1964)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;Denny Laine, Electric String Band üyesi olduğu dönemde solo olarak iki 45lik de yayımlıyor ama ikisi de herhangi bir başarı elde edemiyor. Fakat bu şarkılardan biri olan &quot;Say You Don&#39;t Mind&quot;, eski &lt;b&gt;The Zombies&lt;/b&gt; vokalisti &lt;b&gt;Colin Blunstone&lt;/b&gt; tarafından 1972&#39;de 45lik olarak yayımlanıp Birleşik Krallık listelerinde ilk 20&#39;ye girmeyi başarıyor. Bu şarkıyı çok severim ve bir Denny Laine bestesi olduğunu epey yakın bir zamanda öğrendim/fark ettim.&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/Dwg534G-TFU&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;Dwg534G-TFU&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: x-small;&quot;&gt;Denny Laine - Say You Don&#39;t Mind (1967)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: x-small;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/LsdBXJyAo0E&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;LsdBXJyAo0E&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: x-small;&quot;&gt;Colin Blunstone - Say You Don&#39;t Mind [Live - mükemmel performans] (1972)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;Denny Laine Electric String Band&#39;i de terk ettikten sonra iki grupta daha çalıyor (Denny böyle sürekli grup değiştirip duruyor, biraz uyumsuz bir adam mı ne?), birinde &lt;b&gt;Cream&lt;/b&gt;&#39;in &lt;b&gt;Ginger Baker&lt;/b&gt;&#39;ı da var. 1971&#39;de ise Paul ve &lt;b&gt;Linda McCartney&lt;/b&gt;&#39;le birlikte Wings&#39;i kuruyor. 1980 yılına kadar da dağılana dek Wings&#39;de çalmaya devam ediyor. O arada 1973&#39;te &lt;i&gt;Ahh...Laine&lt;/i&gt; ve 1976&#39;da bir &lt;b&gt;Buddy Holly&lt;/b&gt; tribute albümü olan &lt;i&gt;Holly Days&lt;/i&gt;&#39;i solo albümler olarak yayımlıyor (aslında Holly Days&#39;i bir Wings albümü saymak mümkün çünkü kadro Denny, Paul ve Linda&#39;dan oluşuyor, prodüktör de Paul). Wings döneminde &quot;Time to Hide&quot; ve &quot;Again and Again and Again&quot; isimli şarkıları tek başına yazıp söylüyor, &lt;i&gt;Band on the Run&lt;/i&gt; ve &lt;i&gt;London Town&lt;/i&gt; albümlerindeki bazı şarkıları, ayrıca Wings&#39;in Birleşik Krallık&#39;taki en büyük hiti &quot;Mull of Kintyre&quot;ı Paul&#39;la birlikte yazıyor, ve Paul&#39;un yazdığı bazı şarkıların vokalinde yer alıyor (evet, &quot;ve&quot; bağlacından önce virgül kullandım, Urfa&#39;da Oxford olmasa da Oxford bizim ikinci memleketimiz, Türkçenin bazı sözde kurallarını ve TDK&#39;yi takmıyorum kanka).&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/txDie0l8Wzs&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;txDie0l8Wzs&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: x-small;&quot;&gt;Wings - Again and Again and Again (1979)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: x-small;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/Plhtk_XJqhM&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;Plhtk_XJqhM&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: x-small;&quot;&gt;Wings - Mull of Kintyre (1977)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;1980&#39;de Wings dağıldıktan sonra solo albümler yayımlamaya başlıyor, &lt;i&gt;Tug of War&lt;/i&gt; ve &lt;i&gt;Pipes of Peace&lt;/i&gt; albümlerinde de Paul&#39;la çalışıyor. Şimdi ölünün arkasından konuşmak gibi olmasın ama solo kariyerinde yayımladığı albümler pek dişe dokunur işler değil. 1990lardan itibaren epey gereksiz ve hatta kötü &lt;i&gt;cover&lt;/i&gt; albümleri, canlı albümler falan da yayımlıyor. Böyle yazınca adamı kötülemiş gibi oldum ama hayır, ben Denny Laine&#39;i severim. Biraz &lt;i&gt;loser&lt;/i&gt;&#39;dır, biraz şanssızdır, hep geri planda kalmıştır, falandır filandır ama rakı masasında candır. &quot;Say You Don&#39;t Mind&quot;ı yazmış olması bile ona büyük saygı duymaya yeter.&lt;/div&gt;&lt;p&gt;Kendisini &quot;Since you gotta go, oh you&#39;d better go now, go now, go now!&quot; diyerek uğurluyor ve anısını kalbimde yaşatmaya devam edeceğime söz veriyorum. Görüşürüz Denny!&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://copkusagi.blogspot.com/feeds/4519930630365753443/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/19750425/4519930630365753443?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/4519930630365753443'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/4519930630365753443'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://copkusagi.blogspot.com/2023/12/denny-laine-is-in-my-ears-and-in-my-eyes.html' title='Denny Laine is in my ears and in my eyes'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://img.youtube.com/vi/S-rB0pHI9fU/default.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19750425.post-7792703549580982831</id><published>2023-11-19T16:00:00.000+03:00</published><updated>2023-12-10T02:13:57.136+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Müzik"/><title type='text'>Şarkı: Wire - Outdoor Miner (1978 &amp; 1979)</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Wire&lt;/b&gt;, 1977&#39;de yayımladığı ilk albümü &lt;i&gt;Pink Flag&lt;/i&gt;&#39;le &quot;&lt;i&gt;art punk&lt;/i&gt;&quot; janrını tanımlayıp yaratan gruplardan biri (bu bağlamda yanına &lt;b&gt;Television&lt;/b&gt; ve &lt;b&gt;Talking Heads&lt;/b&gt; eklenebilir), ama ben dinlediğim &lt;b&gt;Wire&lt;/b&gt; albümleri arasında en çok 1978 tarihli &lt;i&gt;Chairs Missing&lt;/i&gt;&#39;i beğeniyorum. Favori &lt;b&gt;Wire&lt;/b&gt; şarkım ise şüphesiz, &lt;i&gt;punk/post-punk&lt;/i&gt;&#39;tan ziyade bir &lt;i&gt;power pop&lt;/i&gt; şarkısı gibi tınlayan &quot;Outdoor Miner&quot;.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şarkının ticari potansiyelinin farkına varan &lt;b&gt;EMI&lt;/b&gt;, bunu bir 45lik olarak yayımlamaya karar veriyor fakat şarkıyı fazla kısa (1:45) buluyor. Bunun üzerine grup, bir kıta ve nakarat bölümü daha ekleyerek şarkıyı uzatıp üstüne bir de grubun prodüktörü &lt;b&gt;Mike Thorne&lt;/b&gt;&#39;un piyano solosunu ekleştiriyor. Böylece ortaya daha da &quot;pop&quot; tınlayan 2 dakika 51 saniyelik bir versiyon ortaya çıkıyor. Ben yine de 1:45&#39;lik orijinal versiyonu daha çok seviyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ha bu arada 45lik, Birleşik Krallık listelerinde ancak 51. sıraya kadar yükselebiliyor. Aslında 45liğin satışları daha yüksek bir sırayı hak ettiriyor ancak Britanya Pazar Araştırması Bürosu&#39;nun bir iddiası var: EMI, şarkıyı listelerde yukarı doğru ittirip gruba medyada daha fazla yer açmak (özellikle &lt;i&gt;Top of the Pops&lt;/i&gt;&#39;a çıkmalarını sağlamak) için personeline 45liği çeşitli müzik dükkanlarından toplu olarak satın aldırdı, diyorlar. Bu nedenle söz konusu hafta içerisindeki hiçbir satış istatistiklere eklenmiyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Olsun varsın listelerde hiç yükselmesin, önemli değil. Şarkı bir &quot;gizli klasik&quot; olarak gönüllerdeki yerini alıyor.&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/uO0nmjkMpw0&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;uO0nmjkMpw0&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit; font-size: x-small;&quot;&gt;Albüm versiyonu&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/jrwNkcVZOs4&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;jrwNkcVZOs4&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: x-small;&quot;&gt;45lik versiyonu&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://copkusagi.blogspot.com/feeds/7792703549580982831/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/19750425/7792703549580982831?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/7792703549580982831'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/7792703549580982831'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://copkusagi.blogspot.com/2023/12/sark-wire-outdoor-miner-1978-1979.html' title='Şarkı: Wire - Outdoor Miner (1978 &amp; 1979)'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://img.youtube.com/vi/uO0nmjkMpw0/default.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19750425.post-4561032792817849462</id><published>2023-01-06T02:52:00.003+03:00</published><updated>2023-01-06T02:52:36.634+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Müzik"/><title type='text'>Şarkı: Can Bonomo - Love Me Back (2012)</title><content type='html'>&lt;p&gt;Gece gece yine Eurovision&#39;a dalmıştım ki aklıma Eurovision&#39;a gönderdiğimiz son müzisyen olan Can Bonomo düştü. Kendisinin Eurovision şarkısını uzun zamandır dinlemiyordum, şimdi dinleyince ne kadar da acayip (iyi anlamda) bir şarkı olduğunun farkına vardım!&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/3Qa7_y21oOY&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;3Qa7_y21oOY&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;Şarkı bir Harmandalı zeybeği gibi başlıyor. Yaklaşık 14-15 saniyelik bu girişin ardından birdenbire funky bir klezmere geçiş yapıyoruz. 18-19 saniye de öyle takıldıktan sonra ilk kıtayla birlikte güzel bir pop havasına bürünüyor şarkı. Kıtadan hemen nakarata geçilmiyor, araya bir bridge (siz Türkler köprü mü diyor?) giriyor, o ise oyun havası tadında! Nakaratla birlikte yeniden funky klezmere geri dönüyoruz. Yeniden kıtaya geçtikten sonra bu sefer köprüyü atlayıp (pun intended) doğrudan nakarata sıçrıyoruz (sebebi muhtemelen Eurovision&#39;daki 3 dakika sınırı). Nakaratın bu tekrarından sonra ise Can utanmamış araya bir de middle eight sokuşturmuş! (Aslında sekiz değil de yedi ölçüye sahip olduğu için &quot;middle seven&quot; diye bir isim de uydurabiliriz buna). Middle eight kısmındaki ilk iki ölçü yine zeybek teması üzerinde yürüyor, üçüncü ölçüden itibaren ise veriyor gerilimi Bonomo, şarkıyı yükseltiyor yükseltiyor ve yine nakaratı patlatıyor. Nakaratın sonunda da &quot;hayde!&quot;siyle veriyor iyice coşkuyu. Kapanışı da artık iyice disco&#39;ya dönüşmüş funky klezmerimizle yapıyoruz. Bütün bunlar olurken de şarkının sözleri bildiğin sarhoş denizci temasını işleyerek İrlanda&#39;ya(?) selam gönderiyor. Yarışmayı yedinci olarak tamamlayan Türkiye de Eurovision sayfasını bir Sefarad Yahudisiyle şimdilik kapatmış oluyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir Eurovision şarkısı için epey kompleks bir yapı. Middle eight&#39;li şarkıları ise zaten ayrı severim, son 30-40 yıldır da çok popüler olmuş şarkılarda pek rastlanan bir şey değil. Şimdi meraklandım, bu adamın diğer şarkıları nasıl acaba?&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://copkusagi.blogspot.com/feeds/4561032792817849462/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/19750425/4561032792817849462?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/4561032792817849462'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/4561032792817849462'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://copkusagi.blogspot.com/2023/01/sark-can-bonomo-love-me-back-2012.html' title='Şarkı: Can Bonomo - Love Me Back (2012)'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://img.youtube.com/vi/3Qa7_y21oOY/default.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19750425.post-1284045624998605514</id><published>2022-12-19T03:50:00.002+03:00</published><updated>2022-12-19T03:50:20.121+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Müzik"/><title type='text'>Albüm: Gene Clark - No Other (1975)</title><content type='html'>&lt;p&gt;Eski Byrd&#39;lerden Gene Clark&#39;ın No Other albümünü ilk kez dinliyorum ve &quot;Bu zamana kadar nerede ne yapıyordun, Tolga?!&quot; diyerek kendime küfrediyorum. Zaman zaman psychedelic/progressive tonlar da içeren enfes bir folk rock/country rock albümü.&lt;/p&gt;

&lt;iframe allow=&quot;autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture&quot; allowfullscreen=&quot;&quot; frameborder=&quot;0&quot; height=&quot;380&quot; loading=&quot;lazy&quot; src=&quot;https://open.spotify.com/embed/album/0bHiuso3WXpchgSlfX48uY?utm_source=generator&amp;amp;theme=0&quot; style=&quot;border-radius: 12px;&quot; width=&quot;100%&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;

&lt;p&gt;Albüm, 1974 Eylül&#39;ünde yayımlandığında büyük bir ticari fiyasko olmuş ve aynı zamanda eleştirmenler tarafından da ya görmezden gelinmiş ya yerilmiş. O kadar ki, albümü yayımlayan plak şirketi Asylum Records hiç promosyon yapmamış ve 1976&#39;da albümü katalogundan silmiş. Albümün &quot;başarısızlığı&quot; Gene Clark&#39;ı yerle yeksan etmiş.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Onlarca yıl sonra yeniden yayımlanan albüm 2000lerde baştacı edilir olmuş, hatta &quot;gelmiş geçmiş en iyi&quot; albümlerden biri ilan edilmiş. Değerini zamanında bilecektiniz dostum...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Albümü ilk dinleyişimde beni alıp götüren şarkı ise Gene Clark&#39;ın Doug Dillard ile birlikte kokain kafasıyla yazdığı rivayet edilen &quot;Lady of the North&quot; oldu.&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/ykc_ZoL3I6E&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;ykc_ZoL3I6E&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://copkusagi.blogspot.com/feeds/1284045624998605514/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/19750425/1284045624998605514?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/1284045624998605514'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/1284045624998605514'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://copkusagi.blogspot.com/2022/12/album-gene-clark-no-other-1975.html' title='Albüm: Gene Clark - No Other (1975)'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://img.youtube.com/vi/ykc_ZoL3I6E/default.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19750425.post-908974761315269529</id><published>2022-10-25T04:54:00.002+03:00</published><updated>2023-12-17T02:07:26.312+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Müzik"/><title type='text'>Şarkı: The Beatles - Yellow Submarine (1966)</title><content type='html'>&lt;p&gt;John dertlere dalmış depresyonuyla boğuşurken oturup dört mezürden mürekkep bir melodi yazıyor, üstüne de aşırı hüzünlü sözler döşüyor: &quot;In the place where I was born / No one cared, no one cared / And the name that I was born / No one cared, no one cared.&quot;&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/jVyRGThtTzA&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;jVyRGThtTzA&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;Sonra Paul&#39;a gidip diyor ki, &quot;Hacı abi, ben şöyle bir şey yazdım da ne yaparım ne ederim bilemiyorum bununla.&quot; Paul dinliyor ve ardından, &quot;La ben de Ringo için bir nakarat yazdıydım, bu senin melodinin arkasından çok iyi gider, ama sözleri değiştirek, çocuk şarkısı yapak.&quot; &quot;He ya,&quot; diyor John, &quot;yapak tabii.&quot;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sonra hüzüne bulanmış bu melodi, birdenbire dünyanın en neşeli melodilerinden biri oluveriyor. Ya abicim, siz nasıl iki dehasınız?&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/m2uTFF_3MaA&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;m2uTFF_3MaA&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;Şarkının son hâlinde dünya popüler müzik tarihindeki ilk sample kullanımının gerçekleştiğini de es geçmeyelim. 1:07-1:13 arasındaki bando müziği &quot;Le rêve passe&quot; isimli Fransız marşının eski kayıtlarından birinden alınıp şarkının ortasına yerleştiriverilmiş.&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://copkusagi.blogspot.com/feeds/908974761315269529/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/19750425/908974761315269529?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/908974761315269529'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/908974761315269529'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://copkusagi.blogspot.com/2022/10/sark-beatles-yellow-submarine-1966.html' title='Şarkı: The Beatles - Yellow Submarine (1966)'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://img.youtube.com/vi/jVyRGThtTzA/default.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19750425.post-8840246593197794177</id><published>2022-10-16T03:02:00.007+03:00</published><updated>2022-10-16T03:03:44.128+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Müzik"/><title type='text'>İki Şarkı #2: Mandota VS Sweet November</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;xdj266r x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r x1vvkbs x126k92a&quot; style=&quot;background-color: white; color: #050505; font-size: 15px; margin: 0px; overflow-wrap: break-word; white-space: pre-wrap;&quot;&gt;&lt;div dir=&quot;auto&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;Tanrımız &lt;b&gt;Marvin Gaye&lt;/b&gt; (peace be upon him), 1973 yılında &lt;i&gt;Let&#39;s Getting On&lt;/i&gt; albümünün kayıtları esnasında &lt;b&gt;Bohannon&lt;/b&gt;&#39;la birlikte bestelediği &quot;Mandota&quot; isimli bir şarkı kaydetmiş, enstrümantal, ve yayımlamamış, bir kenarda kalmış öylece. 2001 yılında &lt;i&gt;Let&#39;s Getting On&lt;/i&gt;&#39;un &lt;i&gt;deluxe edition&lt;/i&gt;&#39;ında &lt;i&gt;bonus track&lt;/i&gt; olarak yer bulabilmiş kendine, böylece gün yüzüne çıkmış.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div dir=&quot;auto&quot; style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; font-family: &amp;quot;Segoe UI Historic&amp;quot;, &amp;quot;Segoe UI&amp;quot;, Helvetica, Arial, sans-serif; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/T8530SFwhp0&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;T8530SFwhp0&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Segoe UI Historic, Segoe UI, Helvetica, Arial, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div dir=&quot;auto&quot; style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;2014 yılına gelindiğinde, &lt;/span&gt;&lt;b style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;SZA&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt; olarak tanınan &lt;/span&gt;&lt;b style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;Solána Imani Rowe&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt; ablamız şarkıyı almış, enstrümantal track&#39;te hiçbir değişiklik &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;a style=&quot;color: #385898; cursor: pointer; font-family: inherit;&quot; tabindex=&quot;-1&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;yapmadan üstüne bir vokal melodisi yazıp kaydetmiş ve ortaya MUHTEŞEM bir iş çıkmış. Adı &quot;Sweet November&quot;.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div dir=&quot;auto&quot; style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div dir=&quot;auto&quot; style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/vpSPGfv9KoA&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;vpSPGfv9KoA&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;div dir=&quot;auto&quot; style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;İşin saçmalığı o ki, enstrümantal &lt;b&gt;Marvin Gaye&lt;/b&gt; yorumu dinlendiğinde aşağı yukarı tarihlemek mümkün şarkıyı. 1970lerden geldiği bir şekilde belli. Ancak aynı enstrümantal track, üstüne eklenmiş vokalle birlikte dinlendiğinde o kadar taze ve yeni tınlıyor ki, inanılır gibi değil.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://copkusagi.blogspot.com/feeds/8840246593197794177/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/19750425/8840246593197794177?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/8840246593197794177'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/8840246593197794177'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://copkusagi.blogspot.com/2022/10/iki-sark-2-mandota-vs-sweet-november.html' title='İki Şarkı #2: Mandota VS Sweet November'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://img.youtube.com/vi/T8530SFwhp0/default.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19750425.post-4218594410553260936</id><published>2022-10-16T02:56:00.004+03:00</published><updated>2022-10-16T02:56:34.829+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Müzik"/><title type='text'>Şarkı: Spellling - Under the Sun (2019)</title><content type='html'>&lt;p&gt;&amp;nbsp;2010larda yapılmış en mükemmel şarkılardan biri.&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/nILh7zbh2g0&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;nILh7zbh2g0&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://copkusagi.blogspot.com/feeds/4218594410553260936/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/19750425/4218594410553260936?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/4218594410553260936'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/4218594410553260936'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://copkusagi.blogspot.com/2022/10/sark-spellling-under-sun-2019.html' title='Şarkı: Spellling - Under the Sun (2019)'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://img.youtube.com/vi/nILh7zbh2g0/default.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19750425.post-8962521628571967045</id><published>2022-10-03T01:48:00.003+03:00</published><updated>2022-10-03T01:52:00.990+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Günlük"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Müzik"/><title type='text'>Abbey Road herkese kapak olsun</title><content type='html'>&lt;p&gt;Akşam sokakta dört liseli genç tek sıra hâlinde kaldırımda yürüyordu. Sonra içlerinden birisi, &quot;Neden Beatles gibi yürüyorüz biz?&quot; diye sordu (Abbey Road göndermesi, if you know what I mean). Ben de gülümsemeden edemedim tabii. 50 yıldan uzun bir süre önce dağılmış olan bir grubun Türkiye&#39;de bile gencecik insanlar arasında esprilerde bir referans noktası olmayı sürdürmesi beni gülümsetmesin de ne yapsın?&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/W8uZjeeOcQo&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;W8uZjeeOcQo&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://copkusagi.blogspot.com/feeds/8962521628571967045/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/19750425/8962521628571967045?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/8962521628571967045'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/8962521628571967045'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://copkusagi.blogspot.com/2022/10/abbey-road-herkese-kapak-olsun.html' title='Abbey Road herkese kapak olsun'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://img.youtube.com/vi/W8uZjeeOcQo/default.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19750425.post-5676019457052653824</id><published>2022-10-03T01:44:00.005+03:00</published><updated>2022-10-03T01:45:26.432+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Müzik"/><title type='text'>Şarkı: The Dynamics - I Don&#39;t Want Nobody to Lead Me On (1969)</title><content type='html'>&lt;p&gt;The Dynamics&#39;in 1969&#39;da yayımladığı bir şarkı var: &quot;I Don&#39;t Want Nobody to Lead Me On&quot;. 100 milyon yıldır dinlerim, yani en azından o kadar yaşamış olsam o kadar zamandır dinliyor olurdum. Üstelik böyle mükemmel bir şarkı nasıl bilinmez, sevilmez diye hep hayıflanmışımdır.&amp;nbsp;Hâliyle şarkının orijinalinin de The Dynamics&#39;e ait olduğunu sanıyordum, ancak biraz önce fark ettim ki şarkıyı ilk kez The Masqueraders seslendirmiş (sene 1967), hatta yazanlar da zaten o grubun iki üyesiymiş. Demin baktım da The Masqueraders genel olarak The Dynamics&#39;ten bile daha az tanınıyor, ama bu şarkı özelinde The Masqueraders daha popüler. Şarkının The Masqueraders yorumu vokal girene kadar insanı, &quot;Lan acaba bunlar zenci mi yoksa beyaz götlü mü?&quot; diye biraz ikilemde bırakıyor. Fazlasıyla 60lar ortası garaj rock kokan bir introsu var zira. Ancak vokal girince şüphe kalmıyor insanda, elbette kara götlü bunlar.&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/KMOh0aysHxk&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;KMOh0aysHxk&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;Bu versiyon şu anda aşırı hoşuma gitti, ama sanırım bir seçim yapmam gerekirse yine The Dynamics&#39;in 1969 versiyonunu seçerim.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/AoOlVkO4cfE&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;AoOlVkO4cfE&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;Aslında iki versiyonun aranjmanı birbirine çok yakın, The Dynamics temel olarak The Masqueraders&#39;ı kopyalamış, fakat kayıt ve sound daha temiz, ayrıca The Dynamics versiyonundaki müzisyenler enstrümanlarına daha hakim gibiler. Mükemmel crispy bir davul tonu var, baslar groove&#39;u aşırı tatlı işliyor, gitarlar çıtır kıtır, hele kromatik geçişe sahip bölümlerde çalınan rifflerin cengıl cengıl şıngırdamaları pek şık. Enstrümantasyonda orgun yanına piyanonun da eklenmiş olması ve brass section&#39;ın daha baskın olması da o versiyonu daha çok sevmemin sebeplerinden.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Beyaz götlü Paul Revere &amp;amp; The Raiders da 1968&#39;de kaydetmiş şarkıyı. En popüler yorumu da oymuş, onu da şimdi dinliyorum. Tabii ki en zayıf versiyon bu, o stringler aşırı şurup olmuş, brass section manasız, beyaz götlü vokalist zenci gırtlağına sahip olduğunu kanıtlamak için çok fazla kasıyor (tıpkı Janis Joplin&#39;in yapıp beni uyuz ettiği gibi), falan filan.&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/7IQ-s-1AwyI&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;7IQ-s-1AwyI&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;The Exotics de 1970 yılında kaydedip şarkının dinamizmini bitirmiş, bunlar hep ot:&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/D7wA-VZ59Bo&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;D7wA-VZ59Bo&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Jody Mills isimli country şarkıcısı beyaz bir hanım kızımız da disco versiyonunu kaydetmiş, gereksiz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/5UttfmYlReE&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;5UttfmYlReE&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://copkusagi.blogspot.com/feeds/5676019457052653824/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/19750425/5676019457052653824?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/5676019457052653824'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/5676019457052653824'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://copkusagi.blogspot.com/2022/10/sark-dynamics-i-dont-want-nobody-to.html' title='Şarkı: The Dynamics - I Don&#39;t Want Nobody to Lead Me On (1969)'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://img.youtube.com/vi/KMOh0aysHxk/default.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19750425.post-7217874696064878623</id><published>2021-10-07T00:59:00.001+03:00</published><updated>2021-10-07T00:59:53.844+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Müzik"/><title type='text'>Şarkı: The Beatles - Across the Universe [World Wildlife Fund Version] (1969)</title><content type='html'>Özellikle 1960ların sonlarında, &lt;b&gt;The Beatles&lt;/b&gt; Abbey Road stüdyolarında kayıttayken, bir ya da birkaç &lt;i&gt;Beatle&lt;/i&gt;&#39;ı görebilme umuduyla stüdyo dışında hayranlar bekleşirmiş. Bu hayranlara &lt;b&gt;George Harrison&lt;/b&gt; &lt;i&gt;&quot;&lt;a href=&quot;https://en.wikipedia.org/wiki/Apple_scruffs&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;Apple scruffs&lt;/a&gt;&quot;&lt;/i&gt; adını uygun görmüş (hatta kendisinin &lt;a href=&quot;https://en.wikipedia.org/wiki/Apple_Scruffs_(song)&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;aynı isimli bir şarkısı&lt;/a&gt; da var, 1970 tarihli &lt;i&gt;&lt;a href=&quot;https://en.wikipedia.org/wiki/All_Things_Must_Pass&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;All Things Must Pass&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&#39;ten dinlenebilir). 4 Şubat 1968&#39;de, &lt;b&gt;The Beatles&lt;/b&gt; &quot;Across the Universe&quot;ü kaydeder ve stüdyo dışında yine bu hayranlar bekleşirken, &lt;b&gt;John Lennon&lt;/b&gt; şarkıda bir geri vokal bölümüne ihtiyaç olduğunu düşünmüş, ancak ne hikmetse bu geri vokal bölümünün &lt;i&gt;&quot;Nothing&#39;s gonna change my world&quot;&lt;/i&gt; kısmını kendileri kaydetmek yerine dışarıda bekleyen hayranlardan iki genç kızı stüdyoya çağırıp onlara söyletmişler (şarkının &lt;i&gt;&lt;a href=&quot;https://en.wikipedia.org/wiki/Let_It_Be_(Beatles_album)&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;Let It Be&lt;/a&gt;&lt;/i&gt; albümünde değil de &lt;b&gt;World Wildlife Fund&lt;/b&gt; yararına 1969&#39;da yayımlanan charity albümü &lt;i&gt;&lt;a href=&quot;https://en.wikipedia.org/wiki/No_One%27s_Gonna_Change_Our_World&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;No One&#39;s Gonna Change Our World&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&#39;de bulunan versiyonundan bahsediyorum tabii -- bu versiyon 1988 yılında The Beatles toplaması &lt;i&gt;&lt;a href=&quot;https://en.wikipedia.org/wiki/Past_Masters&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;Past Masters&lt;/a&gt; Volume Two&lt;/i&gt;&#39;ya da eklenmişti).&amp;nbsp;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şöyle ki, ben bu bilgiyi uzun yıllardır haizdim, fakat bu iki hayranın kim olduğunu araştırmak hiç aklıma gelmemişti. Daha birkaç gün önce, okuduğum bir kitaptan, bu hayranların isimlerinin &lt;b&gt;Lizzie Bravo&lt;/b&gt; ve &lt;b&gt;Gayleen Pease&lt;/b&gt; olduğunu öğrendim. Gayleen Pease o zamanlar 17 yaşında olan bir İngiliz vatandaşı iken, Lizzie Bravo ise o günlerde Londra&#39;da yaşayan 16 yaşındaki bir Brezilyalı imiş. Acaba bugünlerde ne yapıp ne ediyorlardır diye merak edip ululardan ulu Google&#39;a başvurdum ve 2010 yılında bu iki kişinin Abbey Road&#39;da yeniden bir araya gelişlerini gösteren bir videoya ve ayrıca Lizzie Bravo&#39;nun Facebook hesabına denk geldim.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu bilgiyi edindikten yalnızca birkaç gün sonra, yani bugün, öğrendim ki Lizzie Bravo 4 Ekim&#39;de hayatını kaybetmiş. Gayleen Pease ise yine bu yıl içinde, sadece birkaç ay önce ölmüş. 2021 &quot;Across the Universe kızları&quot; için kötü bir yıl olmuş yani. Bunu öğrendikten sonra &quot;Across the Universe&quot;ün söz konusu versiyonunu dinlemek dinimize göre farzdır arkadaşlar. Yalnız kızlar nasıl da detone söylüyorlar... Ama işte o detonelik şarkıya bambaşka bir hava da katıyor. Bu arada John Lennon&#39;ın sesi de bir tık ince, çünkü kaydı bir miktar hızlandırıp öyle yayımlamışlar (&lt;i&gt;Let It Be&lt;/i&gt; albümündeki versiyonda da şarkı yavaşlatıldığı için Lennon&#39;ın sesi bir tık kalın tınlıyor, ama konumuz o değil).&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/iotagMCkJRE&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;iotagMCkJRE&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://copkusagi.blogspot.com/feeds/7217874696064878623/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/19750425/7217874696064878623?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/7217874696064878623'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/7217874696064878623'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://copkusagi.blogspot.com/2021/10/sark-beatles-across-universe-world.html' title='Şarkı: The Beatles - Across the Universe [World Wildlife Fund Version] (1969)'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://img.youtube.com/vi/iotagMCkJRE/default.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19750425.post-6214064751010308725</id><published>2021-03-14T01:00:00.004+03:00</published><updated>2023-01-06T04:01:24.922+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Düşünce"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Politika"/><title type='text'>Lan davar, nefret suçu ve nefret söylemi aynı şey değil</title><content type='html'>&lt;p&gt;Ya arkadaş, televizyon izliyorum, koca koca insanlar konuşuyor, profesör falan olmuşlar; AMA DAHA “NEFRET SUÇU” İLE “NEFRET SÖYLEMİ” ARASINDAKİ FARKI ANLAMAKTAN ACİZLER.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;HİÇ KİMSE KONUŞARAK, YAZARAK, FİKRİNİ İFADE EDEREK &quot;NEFRET SUÇU&quot; İŞ-LE-YE-MEZ.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Nefret suçu bir eylem neticesinde oluşur. Karşınızdaki kişi veya kişilerin cinsiyeti, etnisitesi, dini inancı, ideolojik görüşü vs. nedeniyle o kişiye/kişilere şiddet uygulamak, fiziksel zarar vermek demektir. Birisini eşcinsel diye dövmek, ateist diye birini bıçaklamak, Kürt diye birine bok yedirmek; bunlar nefret suçlarıdır. Mağduru/kurbanı olan her suç gibi bunların da cezası vardır. Nefret suçu olmaları da verilecek cezayı artırır, artırmalıdır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Nefret söylemi ise bir kişi veya gruba ilişkin önyargılara dayalı olarak dile getirilen ayrımcı söylemlerdir, ancak &quot;nefret söylemi&quot;nin suç hâline getirilme çabası son derece tehlikelidir; çünkü ortada doğrudan zarara uğrayan kişi veya kişiler (yani bir mağdur/kurban) olmadığı için ayrımın nerede konulacağına ilişkin farklı görüşler ortaya sürülebilir ve bu da ekseriyetle çoğunluk ideolojisine, çoğunluk dinine avantaj sağlar. Eğer bir azınlık grubunun üyesiyseniz, nefret söylemini suç hâline getirme çabanız muhtemelen ters tepecektir, çünkü yasaları gücü elinde bulunduranlar yapar, gücü elinde bulunduranlar da genelde çoğunluğu oluşturan ideolojinin, dinin vs. üyesidirler. Nefret söylemi suç olsun diye kendinizi yırtarsanız, bir bakarsınız ki hâkim ideolojiye yahut çoğunluk dinine yönelik getirdiğiniz her ELEŞTİRİ birdenbire SUÇ olarak görülmeye başlanmış. Türkiye&#39;de bunu hâlihazırda yaşıyoruz. Örneğin, Muhammed hakkında iki kelime söylüyorsunuz, yargılanmaya başlıyorsunuz. Mahkemede yargılanırken araya &quot;nefret söylemi&quot; zırvasını da sokuşturuveriyorlar. &quot;Nefret söylemi&quot; kavramının çıkışının aslında çoğunluğu değil azınlığı korumak üzerine kurulu olduğunu kaale almıyorlar. Zaten niye alsınlar? Almazlar. Güç onlarda, onu kaybetmek istemezler. Bu nedenle nefret söylemi de, DOĞRUDAN ŞİDDETE ÇAĞRI İÇERMEDİKÇE, ifade özgürlüğünün bir parçası olmak zorundadır. Bunu yalnızca ben söylemiyorum, ABD yüksek mahkemeleri de, ABD anayasasına dayanarak buna dair kararlar alıyor: &lt;a href=&quot;https://www.washingtonpost.com/news/volokh-conspiracy/wp/2017/06/19/supreme-court-unanimously-reaffirms-there-is-no-hate-speech-exception-to-the-first-amendment/?utm_term=.680c0b041333&quot;&gt;https://www.washingtonpost.com/news/volokh-conspiracy/wp/2017/06/19/supreme-court-unanimously-reaffirms-there-is-no-hate-speech-exception-to-the-first-amendment/?utm_term=.680c0b041333&lt;/a&gt;.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Söyleminiz ister cinsiyetçi olsun, ister ırkçı, isterseniz dünyanın en yobazca en cahilce laflarını edin, ifade özgürlüğünüz koruma altında olmak zorundadır (bunun anlamı, yalnızca söyledikleriniz nedeniyle devletin size ceza veremeyeceğidir). Çünkü hangi ifadelerin &quot;nefret söylemi&quot; kapsamına alınacağını belirleyen daima devletler olur, yarın öbür gün çoğunluğun hükümetine, dinine, ideolojisine karşı yapacağınız en küçük eleştiri bile oldukça kaypak bir kavram olan &quot;nefret söylemi&quot; kapsamında değerlendirilebilir, sizi kendi silahınızla vururlar. O nedenle, kendi ifade özgürlüğünüzü kaybetmemek için, duymaya bile katlanamadığınız ifadelerin de koruma altında olmasını kabullenmek zorundasınız, meğer ki doğrudan şiddete teşvik etsin, şiddet çağrısında bulunsun.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Peki ne yapalım? Irkçılar, cinsiyetçiler, yobazlar her yerde dilediklerince propaganda mı yapsınlar? Toplumun büyük bir kesimini etkilemeye başlarlarsa ne olacak?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Güzel soru. (Kendi soruma güzel soru diyorum, naber?) ;)&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu sorunun tek cevabı var: “name it and shame it”. Gâvur buna böyle diyor. Bu tip propaganda yapan insanları ifşa edin, kınayın, karşı propagandasını yapın ve mevki kazanın. Eğer asgari onura sahip bir toplumda yaşıyorsanız, siz kazanırsınız. Şimdi diyeceksiniz ki Türkiye&#39;de bu işler böyle yürümüyor. Hiç fark etmez. Türkiye&#39;de işlerin nasıl yürüdüğünün farkındayım, merak etmeyin. Ama aslında tam da Türkiye&#39;de olduğumuz için &quot;nefret söylemi&quot; teriminin içinin nasıl doldurulabileceğini de aşağı yukarı tahmin edebiliyoruz. Tam da Türkiye&#39;de olduğumuz için, nefret söylemini suç hâline getirme çabamız ters tepecektir. Tam da Türkiye&#39;de olduğumuz için, &quot;nefret söylemi&quot; suç olarak genel kabul gördüğünde, bundan kayıpla çıkan azınlıklar, farklı düşünenler, marjinaller olacaktır. Bu tuzağa düşmeyin. Devletin her şeye burnunu sokmasına izin vermeyin. Devletle yaptığımız toplumsal sözleşmenin kapsamının büyümesine sebep olmayın, bırakın o kapsam olabildiğince daralsın. Doğrudan şiddet veya şiddete çağrı olmadıkça kim ne diyorsa desin, kim ne yapıyorsa yapsın. Siz de onları ifşa etmekten, utandırmaktan, yerin dibine sokmaktan imtina etmeyin. Medeni bir toplum hâline gelebilmenin başka yolu yok.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Son sözü George Orwell söylesin: &quot;Özgürlük, insanlara duymak istemedikleri şeyleri söyleme hakkıdır.&quot;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://copkusagi.blogspot.com/feeds/6214064751010308725/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/19750425/6214064751010308725?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/6214064751010308725'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/6214064751010308725'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://copkusagi.blogspot.com/2021/03/lan-davar-nefret-sucu-ve-nefret-soylemi.html' title='Lan davar, nefret suçu ve nefret söylemi aynı şey değil'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19750425.post-768193014860394969</id><published>2020-10-31T02:56:00.007+03:00</published><updated>2020-12-27T18:47:58.384+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Müzik"/><title type='text'>İki Şarkı #1: Just Ain&#39;t Havin&#39; Fun VS Owner of a Lonely Heart</title><content type='html'>İki şarkı arasında öyle ya da böyle bir benzerlik keşfettiğimde başkalarının ne dediğini görmek için hemen sevgili Google&#39;a koşuyorum ve bu benzerliği benden önce başka hiç kimsenin fark etmemiş olduğunu gördüğümde nedense epey hoşuma gidiyor. Gizli bir bilgiye dünyada sahip olan tek kişi olmak gibi bir his.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Şimdi söyleyin bana lütfen, &lt;b&gt;The Temptations&lt;/b&gt;&#39;ın &quot;Just Ain&#39;t Havin&#39; Fun&quot; isimli şarkısını dinlerken siz de &lt;b&gt;Yes&lt;/b&gt;&#39;in &quot;Owner of a Lonely Heart&quot;ını mırıldanmaya başlamıyor musunuz? Bilinçli yapılmış bir şey olduğunu hiç düşünmüyorum, ama yine de tarihleri vereyim:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;h4 style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;The Temptations - Just Ain&#39;t Havin&#39; Fun (1981)&lt;/h4&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/GjEigjuRCgQ&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;GjEigjuRCgQ&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;h4 style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;Yes - Owner of a Lonely Heart (1983)&lt;/h4&gt;&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/IG_VDj8Eh_g&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;IG_VDj8Eh_g&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://copkusagi.blogspot.com/feeds/768193014860394969/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/19750425/768193014860394969?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/768193014860394969'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/768193014860394969'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://copkusagi.blogspot.com/2020/10/iki-sark-1-just-aint-havin-fun-vs-owner.html' title='İki Şarkı #1: Just Ain&#39;t Havin&#39; Fun VS Owner of a Lonely Heart'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://img.youtube.com/vi/GjEigjuRCgQ/default.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19750425.post-61910851764406979</id><published>2020-10-24T00:54:00.004+03:00</published><updated>2020-10-24T01:01:00.959+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Müzik"/><title type='text'>Şarkı: セキトオシゲオ [Shigeo Sekito] - ザ・ワードII &quot;果実のとき&quot; (The Word II) (1975)</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;322&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/Q8oS_B6IaKE&quot; width=&quot;400&quot; youtube-src-id=&quot;Q8oS_B6IaKE&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;

Son 10 yıl içerisinde yapılan işlerde ne zaman diğerlerinin arasından sıyrıldığını düşündüğüm bir müzikal öğe duyup maşallah desem, o müzikal öğenin aslında geçmişten gelen bir alıntı olduğunu keşfediyorum. Aşağıdaki şarkıya (&lt;b&gt;&lt;a href=&quot;https://en.wikipedia.org/wiki/Mac_DeMarco&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;Mac DeMarco&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&#39;nun &quot;Chamber of Reflection&quot;ı) asıl kimliğini veren müzikal öğenin yukarıdaki şarkıdan (&lt;b&gt;&lt;a href=&quot;https://en.wikipedia.org/wiki/Shigeo_Sekito&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;Shigeo Sekito&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&#39;nun &quot;The Word II&quot;su) alıntı olması gibi.

&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;322&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/pQsF3pzOc54&quot; width=&quot;400&quot; youtube-src-id=&quot;pQsF3pzOc54&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://copkusagi.blogspot.com/feeds/61910851764406979/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/19750425/61910851764406979?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/61910851764406979'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/61910851764406979'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://copkusagi.blogspot.com/2020/10/sark-shigeo-sekito-ii-word-ii-1975.html' title='Şarkı: セキトオシゲオ [Shigeo Sekito] - ザ・ワードII &quot;果実のとき&quot; (The Word II) (1975)'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://img.youtube.com/vi/Q8oS_B6IaKE/default.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-19750425.post-4952971670103278204</id><published>2020-07-09T18:30:00.003+03:00</published><updated>2023-01-15T18:52:26.438+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Müzik"/><title type='text'>Gershwin’den Kiss’e</title><content type='html'>“Müzik aslında bir alıntı yapma sanatıdır,” diyebilir miyiz? Çoğu zaman diyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;George Gershwin’in 1934 yılında bestelediği ve ilk kez 1935’te sahnelenen Porgy and Bess operasının bir parçası olan “Summertime”ı müzikle biraz haşır neşir olan herkes bilir. Bu aslında bir &lt;a href=&quot;https://www.youtube.com/watch?v=O7-Qa92Rzbk&amp;amp;fbclid=IwAR2OCl0zLdVISwHW90uxWNUi4w5Ez4mY8hIKCV73FDaQ_hC_0fqSeq1UDjI&quot;&gt;aryadır&lt;/a&gt;, ama 1936 yılında Billie Holiday’in caz yorumunun ardından en meşhur caz standartları arasına girer.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/uYUqbnk7tCY&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;uYUqbnk7tCY&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: x-small;&quot;&gt;Billie Holiday - Summertime (1936)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Yıllar içerisinde şarkının yapılmadık yorumu kalmaz; rhythm and blues’dan doo-wop’a, rock’n’roll’dan blues’a, hatta reggae’ye kadar her janrda sayısız yoruma sahip olur şarkı. 1962 yılında Ricky Nelson, “Summertime”ın nefis bir rock yorumunu seslendirir. Şarkının bu yorumunda, Joe Osborn müthiş bir bass riff’i çalar. Bu yorum listelerde çok büyük bir başarı kazanmaz, ama gelecekte önemli bir iz bıracaktır. Hard rock sevenlere bu riff kesinlikle tanıdık gelecek.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/R0Nmc3Np6YI&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;R0Nmc3Np6YI&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: x-small;&quot;&gt;Ricky Nelson - Summertime (1962)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Aradan dört sene geçer ve psychedelic rock’ın öncülerinden sayılan Blues Magoos, 1966 yılında “(We Ain’t Got) Nothin’ Yet” isimli bir şarkı kaydeder. Şarkının “Summertime”la doğrudan bir ilişkisi olmasa da, Blue Magoos “Summertime”ın Ricky Nelson yorumundaki bas riff’ini almış, hem bas hem de Vox Continental org ile çalarak şarkıya ekleyivermiştir. Şarkı, ABD Billboard listelerinde beş numaraya kadar yükselir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/g2XtCF6F4e0&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;g2XtCF6F4e0&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: x-small;&quot;&gt;The Blues Magoos - (We Ain&#39;t Got) Nothin&#39; Yet (1966)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Aradan bir dört sene daha geçer, 1970 yılına geliriz ve bu sefer İngiltere’ye doğru yol alırız. Bir bakmışız ki aynı riff’i Deep Purple, “Black Night” şarkısında kullanmış. Muhtemelen çoğu insan söz konusu riff’i ilk kez bu şarkıyla duymuştur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/QuAKMlfxX7I&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;QuAKMlfxX7I&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: x-small;&quot;&gt;Deep Purple - Black Night (1970)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Peki Kiss ne alaka? Onun alakasını da hemen şöyle kuruverelim: Blues Magoos’un “(We Ain’t Got) Nothin’ Yet” şarkısında 1:30 civarında başlayan gitar solo, eğlenceli soytarılardan oluşan Kiss isimli grubun 1977 tarihli “Love Gun” şarkısında kısa bir solo olarak yeniden karşımıza çıkar. 2:20’den itibaren:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/FhO_jnKl4pk&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;FhO_jnKl4pk&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: x-small;&quot;&gt;Kiss - Love Gun (1977)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Nereden nereye işte, bu işler böyle.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://copkusagi.blogspot.com/feeds/4952971670103278204/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/19750425/4952971670103278204?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/4952971670103278204'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/19750425/posts/default/4952971670103278204'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://copkusagi.blogspot.com/2020/07/gershwinden-kisse.html' title='Gershwin’den Kiss’e'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://img.youtube.com/vi/uYUqbnk7tCY/default.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>