<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" standalone="no"?><rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" version="2.0">

<channel>
	<title>Dipsiz Kuyu</title>
	<atom:link href="https://dipsizkuyu.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml"/>
	<link>https://dipsizkuyu.wordpress.com</link>
	<description>Hijyenik kadın bağı</description>
	<lastBuildDate>Tue, 11 Oct 2016 19:17:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr-TR</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain="dipsizkuyu.wordpress.com" path="/?rsscloud=notify" port="80" protocol="http-post" registerProcedure=""/>
<image>
		<url>https://s0.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Dipsiz Kuyu</title>
		<link>https://dipsizkuyu.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link href="https://dipsizkuyu.wordpress.com/osd.xml" rel="search" title="Dipsiz Kuyu" type="application/opensearchdescription+xml"/>
	<atom:link href="https://dipsizkuyu.wordpress.com/?pushpress=hub" rel="hub"/>
	<xhtml:meta content="noindex" name="robots" xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml"/><item>
		<title>Turfanda </title>
		<link>https://dipsizkuyu.wordpress.com/2016/10/11/turfanda/</link>
					<comments>https://dipsizkuyu.wordpress.com/2016/10/11/turfanda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[vardavo]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Oct 2016 19:17:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bağımsız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://dipsizkuyu.wordpress.com/2016/10/11/turfanda/</guid>

					<description><![CDATA[Nasıl isterse öyle yaşayabileceğine inanıyor, benimle yeni tanışmış olduğu için yapay bir kibarlık gösterirken bile. Gözüme sokuyor ki iyice anlayayım, bu doğal olan değil ve kısa bir süre sonra bunlardan vazgeçecek. Neden? Sevgili olabilecek mertebeden yarını olmayan bir misafire dönüştüm. Çünkü onu sudan ucuz kelimelerle övmedim. Kıymeti kendinden menkul; neyi başarıp bu kadar talep gördüğü<a class="more-link" href="https://dipsizkuyu.wordpress.com/2016/10/11/turfanda/"><span class="screen-reader-text">"Turfanda "</span> yazısının devamını oku</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nasıl isterse öyle yaşayabileceğine inanıyor, benimle yeni tanışmış olduğu için yapay bir kibarlık gösterirken bile. Gözüme sokuyor ki iyice anlayayım, bu doğal olan değil ve kısa bir süre sonra bunlardan vazgeçecek. Neden? Sevgili olabilecek mertebeden yarını olmayan bir misafire dönüştüm. Çünkü onu sudan ucuz kelimelerle övmedim.</p>
<p>Kıymeti kendinden menkul; neyi başarıp bu kadar talep gördüğü belirsiz, otura otura büyüttüğü güzelliği şekilsiz, biri diğerine ve sonra ötekine benzeyen eş günleri yüzünden aklı ışıksız.&nbsp;</p>
<p>Mevsimsiz menemen gibisin. Tüm malzeme orada ama hiçbiri olgunlaşmamış, komple yavan.&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dipsizkuyu.wordpress.com/2016/10/11/turfanda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		
		<media:content medium="image" url="https://0.gravatar.com/avatar/046d3ad51ab2f192d92c4658c79cb849b2b7da9bf777e65c5ea7bd72f5400002?s=96&amp;d=identicon&amp;r=G">
			<media:title type="html">the.one</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Basit</title>
		<link>https://dipsizkuyu.wordpress.com/2016/10/11/basit/</link>
					<comments>https://dipsizkuyu.wordpress.com/2016/10/11/basit/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[vardavo]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Oct 2016 18:40:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bağımsız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://dipsizkuyu.wordpress.com/2016/10/11/basit/</guid>

					<description><![CDATA[Gelip yanıma oturdu ve şu an bundan önemli başka bir şey yok. Oturuyoruz; bir bilinmez zamanın içerisinde konuşmadan, bakışmadan ve hatta kıpırdamadan. Yine de biliyorum; gülümsüyor. Çünkü şimdi her şey güzel, yıpranmamış ve fazlalıklarından arınmış; berrak!]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gelip yanıma oturdu ve şu an bundan önemli başka bir şey yok. Oturuyoruz; bir bilinmez zamanın içerisinde konuşmadan, bakışmadan ve hatta kıpırdamadan. Yine de biliyorum; gülümsüyor. Çünkü şimdi her şey güzel, yıpranmamış ve fazlalıklarından arınmış; berrak!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dipsizkuyu.wordpress.com/2016/10/11/basit/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		
		<media:content medium="image" url="https://0.gravatar.com/avatar/046d3ad51ab2f192d92c4658c79cb849b2b7da9bf777e65c5ea7bd72f5400002?s=96&amp;d=identicon&amp;r=G">
			<media:title type="html">the.one</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Ona doğru</title>
		<link>https://dipsizkuyu.wordpress.com/2015/10/09/ona-dogru/</link>
					<comments>https://dipsizkuyu.wordpress.com/2015/10/09/ona-dogru/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[vardavo]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Oct 2015 21:37:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[b2]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://dipsizkuyu.wordpress.com/?p=1855</guid>

					<description><![CDATA[Hiçbir şey yokmuş gibi yapmaya çalıştığımı kendime dahi belli etmemeye çalışmam mı daha gülünç, yoksa kendine karşı satranç oynarkenki gibi, karşı hamleyi bildiğin için alt etmenin ve bir anlık dalgınlığınla özbenliğini yenilgiye uğratabilmiş olmaktan duyduğum mutluluk mu? Bu günler ve geceler ve sabahlar ve izlenmemiş televizyon, yıkanmamış surat, özenilmemiş üstbaş ya da kirlenmiş pijama, uykusuzluktan<a class="more-link" href="https://dipsizkuyu.wordpress.com/2015/10/09/ona-dogru/"><span class="screen-reader-text">"Ona doğru"</span> yazısının devamını oku</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hiçbir şey yokmuş gibi yapmaya çalıştığımı kendime dahi belli etmemeye çalışmam mı daha gülünç, yoksa kendine karşı satranç oynarkenki gibi, karşı hamleyi bildiğin için alt etmenin ve bir anlık dalgınlığınla özbenliğini yenilgiye uğratabilmiş olmaktan duyduğum mutluluk mu?</p>
<p>Bu günler ve geceler ve sabahlar ve izlenmemiş televizyon, yıkanmamış surat, özenilmemiş üstbaş ya da kirlenmiş pijama, uykusuzluktan debelenerek bağırsakları deşilmiş yatak, pencereden artık yazın esintisi değil kışa yaklaşmış sonbaharın soğuğu eserken üşümeme rağmen gidip üstüme bir şeyler giymek yerine titremeyi hak ettiğimi düşünmelerim ne zaman, nasıl geçecek? İyileşecek, renklenecek, hızlanarak tekrar dönmeye başlayacak, akacak da biri bitip diğerinin zamanı gelecek&#8230;</p>
<p>Bir yandan gerçekle bağı kopmuş, denizde sürüklenen bir gemi gibi nereye çarpacağım belli olmaz şekilde yaşıyorum, bir yandan bir ayağım geceye diğeri güne bağlanmış ne yürüyebilir, uzaklaşıp gidebilir, ne de birinden birine ait olabilir bir halde sürüklenmeyi filan bırakalım, kendini tekrarlayan anların içine saplanmış, düştüğüm kuyudan yalnız bulutları görebilir halde kendime sıkışmış durumdayım. Kendine hapsolmayan bunu anlayamaz, yavaş yavaş da değil, hızını ölçemediğim bir şekilde deliriyorum. Delirme noktasını geçmiş, tur bindiriyor da olabilirim. Kendime öfkelenemiyorum, kendimi sevemiyorum. Onu seviyorum, ona öfkeliyim.</p>
<p>Kapıyı açtığında, hiç tahmin etmediğim şekilde üzerinde basmakalıp pijamaları vardı. Ne onun yadırdanmayacak bir klasiği, ne günün saatine uygun, ne de bugüne kadar çizmiş olduğum resme, onun renklerine uyuyor. Bir terslik olduğunu anlamak için müneccim olmaya gerek yok. Bu ani, beklemedik ve sert düşüşlerini saksı kadar bir yere bile kök salamamış olmasına bağladım hep; kendine, dünyaya, hayallere, bana karşı yaşadığı bir anlık dahi olsa şüphe, yanılsama onu alaşağı etmeye yetiyor(du). Yanına ya da yakınlarına oturup konuşmamayı tercih etmiştim ilk zamanlar, derdin, sorunun, açmazın sebebini anladığım zaman çözmek için katır gibi inatçı olmama karşın, anlayamadığım zamanlar hareketsiz kalmak, risk alamamak ve mevcudu daha da beter etmemek gibi bir alışkanlığım var. Çözmek konusundaki ısrarımın nerelere vardığı da ayrı bir konu.</p>
<p>Yeterince sakin ve meraksız, hatta varlığımı hissetse dahi orada değilmişim gibi kıpırtısız olabilirsem, bir nehrin denize dökülmesi gibi birbirimize usul usul karışacağımızı biliyorum. Öyle düşünüyordum. Çoğu zaman da öyle oldu zaten. Önce kabul etmedi, gerçekten yokmuşum gibi yapmayı denedi ve sabrımı sınadığını sanıyorum o sıralarda, fakat gitmeyeceğimi, sabrımı, bir beklentim olmadan, sormadan, ışıltılı bir sessizliğin içerisinde iki dünyanın çarpışmasını telaşsızca bekleyebildiğimi gördüğünde önce büyük bir aydınlığa çıkan bir kişinin gözlerini kırpıştırması sırasındaki ürkek adımlarını yine görmezden gelerek izlemiştim. Bana düşen eylemsizlik halini layıkıyla yerine getiremezsem, zamansız hareket etmiş bir dalgıcın o renkli balığı anlayamadan gözden kaybetmesi gibi, kendini kamufle edeceğini ve sonrasında ona bir daha belki birkaç gün için ulaşamayacağımı öğreneli çok olmuştu. Buna rağmen, ürkütmeden çok yakında olmasa da yakınlarında durabilecek ya da  kamufle olabileceği kaya kadar sakin yakınlaşmayı sağlayamayacağım zamanlarda, mesela yorgun bir iş gününün ardında sabrımın tükenip kendime daha samimi ama başkalarına uzak olduğum zamanlarda, üzerine giderek bir an önce bir sona ulaşmayı, onu kıracağımı bilsem de canını acıtarak konuşabileceğimi de görmüştüm. Fakat o akşamüzeri her şey daha önce bir çok pratiğini yaptığım hiçbir başlangıca, sona, yakınlaşma, uzaklaşma, kaynaşma ya da ayrışmaya benzemiyordu. Aslında her şey, her şeye o kadar çok benziyordu ki, anlamın ağırlığını yitirdiği, kendimin de rol aldığı fakat rol kesemediği bir filmi izlemek gibiydi; rüyalardaki çaresizliğin bir benzeri.</p>
<p>Doğru kelimeleri seçmeye çalışsam bile, o akşam doğru susamadım. Ona doğru. Benim yerime filmdeki adam konuşuyordu; dudakları kelimelerine, hislerine ve zamana uymuyordu. Yine ne var?, dediğimde, gözleri dalga dalga kırıldı, elleri tutam tutam döküldü. Kuşlar akşamı çağırıyordu ve koskoca güneş bile sessizce batarken o adam dilini, ben elini tutamadım.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dipsizkuyu.wordpress.com/2015/10/09/ona-dogru/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		
		<media:content medium="image" url="https://0.gravatar.com/avatar/046d3ad51ab2f192d92c4658c79cb849b2b7da9bf777e65c5ea7bd72f5400002?s=96&amp;d=identicon&amp;r=G">
			<media:title type="html">the.one</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Faili meşhur</title>
		<link>https://dipsizkuyu.wordpress.com/2015/10/08/faili-meshur/</link>
					<comments>https://dipsizkuyu.wordpress.com/2015/10/08/faili-meshur/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[vardavo]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2015 21:57:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[b2]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://dipsizkuyu.wordpress.com/?p=1849</guid>

					<description><![CDATA[İlk sabaha ikinci defa uyandım, boynum felaket. Zar zor yataktan kalktıktan sonra, bir yarın ucunda rüzgara dimdik dikilmiş gibi sahte bir edayla şarıl şarıl işedim. Onun evindeyken ya da o bendeyken bazı konularda gürültüsüz olmak gibi bir inceliğim de vardır. Vardı. Bazen gözümden kaçtığı için, bazen bilerek kaba davranıyor olsam da, hiçbir zaman yalnız olduğun<a class="more-link" href="https://dipsizkuyu.wordpress.com/2015/10/08/faili-meshur/"><span class="screen-reader-text">"Faili meşhur"</span> yazısının devamını oku</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İlk sabaha ikinci defa uyandım, boynum felaket. Zar zor yataktan kalktıktan sonra, bir yarın ucunda rüzgara dimdik dikilmiş gibi sahte bir edayla şarıl şarıl işedim. Onun evindeyken ya da o bendeyken bazı konularda gürültüsüz olmak gibi bir inceliğim de vardır. Vardı. Bazen gözümden kaçtığı için, bazen bilerek kaba davranıyor olsam da, hiçbir zaman yalnız olduğun zamandaki kendini yaşayamıyorsun yakınlarında biri varsa; mesela o bendeyse ya da ben onun evinde. Yalnızken başka.</p>
<p>Evet, yalnızım artık. Arayabileceğim arkadaşlarım var elbet ama hangisine, neyi, nasıl anlatabilirim? Anlatmak da istemiyorum zaten. İki kişi arasında yaşananların, o kendine özel rengin tanımını hangi fırçayla boyayabilirim ki? Bir de üstüne, dinleyenin duyduklarını normalleştirme çabasını eklersek beyhude konuşmalara gerek yok. İçimde parlayıp sönen, dalgalanıp da duran duygu geçişlerini başka vucutlara tahvil ederek zehri atmayı da deneyebilirim. Ama istemiyorum.</p>
<p>Dün etraftakilere yol vererek, bakkala hayırlı alışverişler dileyerek, gürültülü ve abartı hareketlerle kendilerini ifade etmeye çalışan yeni yetmelere hayat biraz da bu, diyerek bakan ben, ona giderken kapıyı açtığında dudaklarına yapışıp onu duvara yaslamayı, ona böyle bir merhabayı uygun gören ben, şimdi o orospuyu hatırlamak bile istemiyorum. Evet, o artık orospudan başka bir ismi hak etmiyor. Boynumun tutulmasından da o sorumlu. Ne derler; ruh haykırırsa vücüt bir şey bir şey işte.</p>
<p>En sevmediğim süreç başlamak üzere sanırım. Benim sende şuyum, buyum kalmış, onları alayım, senin de bende şunların var, istersen bir yere bırakabilirim, istersen buluşalım falan fıstık. Tüküreyim o eşyalara da, hatıralara da. Bu arada benimle hala -şüphesiz kafamın içinde, sakin sakin konuşabiliyor olmasına şaşırıyorum. Her zaman şaşırttı beni; kimi zaman bu kadar ortada olan şeyleri nasıl göremediğine şaşırdım, bazen ne kadar yanlış anladığına, bazen de söylediklerimin çok çok ötesine geçip yücelterek algıladığı, beni yere göğe sığdıramadığı zamanlara. Orospu.</p>
<p>Şimdi yanımda olsa boynumu ovar, saç kurutma makinasını enseme şu an yaptığım gibi benim yerime o tutar, belki kahvaltı hazırlar ya da öpe koklaya günü ve saati unutturdu bana. Çok şeyler yapardı; istediklerim ve hoşuma gidenler kadar, anlayamadığım tuhaflıklarıyla birlikte. Mesela iştahlı bir sevişme sonrası ailesinden, kız kardeşlerinden bahsetmeye başlayabilir, henüz terim soğumadan açıp haberleri hem de haberlerin konusu kendisiymişçesine dikkatle izleyebilir ve bunu yaparken çıplak olmasına ve göğüslerinin hala buram buram davet kokmasına rağmen akademik bir kimliğe bürünebilirdi. Ordinaryüs orospu.</p>
<p>Ona hem zihni hem vücuduyla, her şeyiyle sahip olmama rağmen işlerin bir gün sarpa saracağını, gerçekten saf mı yoksa benimle ileri derecede oynayıp oynamadığını anladığım gün bu işin sona ereceğini düşünerek büyük çelişkiler yaşamadım değil. Tanıştığımız andan, bugüne kadar -şimdiden bahsediyorum, gördüğüm tuhaflıkları içerisinde onu dengelemeye çalışırken, bazen dengesini sarsarak tüm bilincini yıkıp tekrar oluşturmak çabası gibi adımlarım oldu. Fakat bu bahsettiğim şeylerin hiçbirisi kendi yararıma olacak yönde değil, onda gördüğüm eksikliği tamamlamaya, onu serbest bırakmaya, serbest kalabilmesi için bildiklerini sarsmaya yönelik olduğunu da söylemem gerek. Normal diye kabul ettiğimiz normlara yaklaştığında, zaten yaşadığımız şeylerin ne kadar sıradışı ve güzel olduğunu anlayacağını, göreceğini ve sonrasında, ortaya birlikte koyup oluşturduğumuz değerler bütününden vazgeçemeyeceğini düşündüm. Onun o olmasını sağlayan huyları, tanımlayan ve hayatı yaşaması için gerekli düşüncelerinden ve alışkanlıklarından koparmadan, aksaklık gördüğüm noktalarda onu bağlarından koparıp daha mutlu bir hayat yaşamasını sağlayabileceğimi de öngörmüştüm. Böyle bir çabaya daha önce girdim mi? Hayır. Fakat onunla yaşadıklarım o kadar özeldi ki; bir yandan yakınımda olmasını, bir yandan alabildiğine özgür olmasını ama yine de beni ve hayatı anlayarak, sindirerek doğru olanı yapacağını, yapmasını istedim. Bunu çok doğal ve olması en muhtemel senaryo olarak gördüm.</p>
<p>Neden terkettiğimi, nasıl tanıştığımızı, hepsini tek tek anlatacağım. Sonra. Şimdi sadece kollarını, bacaklarını ve birçok başka yerlerini ısırmak istiyorum! Yalnız kalmak istesem de, kendi başıma kalmamalıyım, zira her dakika ona yine yakınlaşmaya başladım. Düşüncelerimi sulandırmalı; içine biraz trafik gürültüsü, bazı çekingen vapurlar, kararlı ve aceleci yayalar ile yazmalı teyzelerin pişirdiği hevesli gözlemelerin kokusunu katmalıyım.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dipsizkuyu.wordpress.com/2015/10/08/faili-meshur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
		
		<media:content medium="image" url="https://0.gravatar.com/avatar/046d3ad51ab2f192d92c4658c79cb849b2b7da9bf777e65c5ea7bd72f5400002?s=96&amp;d=identicon&amp;r=G">
			<media:title type="html">the.one</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Sen siz artık.</title>
		<link>https://dipsizkuyu.wordpress.com/2015/10/07/sen-siz-artik/</link>
					<comments>https://dipsizkuyu.wordpress.com/2015/10/07/sen-siz-artik/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[vardavo]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2015 21:27:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[b2]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://dipsizkuyu.wordpress.com/?p=1842</guid>

					<description><![CDATA[Her şey aslında çok kolaydır, önündeki zorlukları saymazsak. Benim de, hayatımın sıradan bir hal alması, çoğu kişinin sıkıntı duyarak bahsettiği monotonluğa kavuşması vakit alacak ve bu özlem dolu bir kavuşma olacak. Zira şu an monoton ve sıradan hayatıma dönmüş olabilmeyi ya da o konforlu alandan hiç çıkmamış olmayı dilerdim ama başıma geleceklerin; hissedeceğim düşüşler ile kalbimin<a class="more-link" href="https://dipsizkuyu.wordpress.com/2015/10/07/sen-siz-artik/"><span class="screen-reader-text">"Sen siz artık."</span> yazısının devamını oku</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her şey aslında çok kolaydır, önündeki zorlukları saymazsak.</p>
<p>Benim de, hayatımın sıradan bir hal alması, çoğu kişinin sıkıntı duyarak bahsettiği monotonluğa kavuşması vakit alacak ve bu özlem dolu bir kavuşma olacak. Zira şu an monoton ve sıradan hayatıma dönmüş olabilmeyi ya da o konforlu alandan hiç çıkmamış olmayı dilerdim ama başıma geleceklerin; hissedeceğim düşüşler ile kalbimin eski bir sevgilimin hala unutamadığım sözleri ile binlerce ufak parçaya ayrılana kadar kırılacağından bihaber olmasam da onu terketmeyi yine ben seçtim. Seçim dediğimiz şey, çoğu zaman birçok olasılık içerisinden en uygun olanı işaretlemek gibi algılansa da, kişinin içinde bulunduğu durum bunun çok dışında, hatta her şeyin ve zamanın dışında, havada asılı kalmış bir anın kabulü olarak gerçekleşiyor. Buna rağmen ben, ilişkimizin geçmiş olduğu dar ve karanlık koridorların ve kimi zaman ışıltılı Pazar kahvaltılarının vazgeçilmezliğini bir arada kabul etmiş, adını &#8220;neyse o!&#8221; koymuş ve içini ne kadar doldurabilirsek tümünü kabul etmiş olsam da, bir noktada bu kabulü reddeder bir hale geldiğimi ve yeter artık, demem gerektiğini hissettim. Bildim.</p>
<p>Şimdi, bu kararımın ne kadar hatalı olduğunu ve onsuz yapamayacağımı düşünüyorum. Çünkü gece nasıl yattıysam, sabahın köründe bir uyanıklık anında, sağdan sola dönerken boynum tutuldu ve ben ilk olarak onu aramayı düşündüm. Elbette, ardından onu terkettiğimi hatırlayarak ne kadar yalnız olduğumu iliklerime kadar tam anlamıyla hissederken ona yapmış olduğu binlerce hata yüzünden kızmaktan da alamıyorum kendimi. Kabul edememiş olmamdan kaynaklı olarak hata olarak adlandırdığım şeyleri görmezden gelmek, üzerinde durmamak ve konu etmemek çok mümkündü ve ben de öyle yaptım zaten. Yine de hata olarak görüyor olmam, aslında hiçbir zaman kabul edemediğimi ya da benim için hata olabilecek bir şeyi görmezden gelerek kendi kişiliğimden feragat etmekte olduğumdan, ilişkinin gidişatını belki belirsiz bir tonla da olsa yönlendirmiş olmaktan kendimi mi sorumlu tutmalıyım? Ah. Kendime kızıyorum, ona kızıyorum, kendimden ya da ondan vazgeçemiyorum. Aklımın içi bir karınca kolonisinin tartışmasız bir düzen içerisindeki, zaman zaman rastgeldiğimde saatlerce izlediğim o minik yürüyüşlerinden çok uzakta. Daha çok, yaklaşan büyük bir felaket sebebiyle şehrin boşaltılması yönünde televizyonlardan bir uyarı yapılmış da, herkes sonu belli olmayan bir koşuşturma içinde, kaybolmuş düzenle birlikte artan çarpışma ve kazalar yüzünden iyice artmış bir kaosun henüz başlarındaki telaş içerisinde. Bunu kıpırdayamaz bir halde ve uykudan uyandığım anda yaşamaya başlamış olmam, felaketin belki de tahmin ettiğimden öte bir zarar vereceğinin işareti. Belki de, o düzenli karıncalar hissettikleri bir tehdit sebebiyle düzen gözetmeden bana saldıracaklar ve ben normalde herbirini dikkate almadan ezebilecekken, bu kesintisiz ve tereddütsüz minik saldırıları ile binlerce minik ısırıkları yüzünden septik şoka gireceğim.</p>
<p>Kendimi nasıl koruyacağımı, aklımı kaçırmadan nasıl sıradan bir insan olabileceğimi şu an bilemiyorum. Sıradan olmak için çaba gösteriyor olmayı bir başkasına söylesem eminim ne kadar ukala olduğumu düşünürdü. Ne kadar asil yaratıklarız ki, yüce ve benzeri olmayan hayatların, aşkların peşindeyiz hep. Yanında film izlerken uyuyup kalmış bir sevgilinin samimiyeti kadar rahatlığını göremezken, istiyoruz ki çok sevsin, en çok sevsin, başka bir şeyle ilgilenmesin. Ben öyle değilim. Sıradanlığın yüceltilmesinde bir mazur görmüyorum fakat şu an ne sıradan vaziyetteyim, ne de kendimi yüceltebilecek. Hak etmeseydi ayrılmazdım ama ondan ayrıldığım için kendimi de cezalandırıyor olmaktan nefret ediyorum. Doğmakta olan güneşten, yakında sesleri azalacak olsa da şimdi durmaksızın dedikodu yapan martılardan ve kim bilir nereye gitmekte olan yolcunun sokaktan geçerken yerde sürüklediği bavulunun tekerlek seslerinden de. Hepinizden nefret ediyorum. Uyanmış olmaktan, boynumdan, yatağın sıcak tarafından, senden, susamış olmaktan, yüzümün ateş ayaklarımın buz içinde olmasından.</p>
<p>Nefret etmekten nefret ediyorum. En başta ve en sonda senden. Seninle önümde açılmış büyük ve kanatlı kapıdan, sensiz kapanmış göz kapaklarımdan.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dipsizkuyu.wordpress.com/2015/10/07/sen-siz-artik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
		
		<media:content medium="image" url="https://0.gravatar.com/avatar/046d3ad51ab2f192d92c4658c79cb849b2b7da9bf777e65c5ea7bd72f5400002?s=96&amp;d=identicon&amp;r=G">
			<media:title type="html">the.one</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kanıtlanamayan doğru</title>
		<link>https://dipsizkuyu.wordpress.com/2015/10/05/kanitlanamayan-dogru/</link>
					<comments>https://dipsizkuyu.wordpress.com/2015/10/05/kanitlanamayan-dogru/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[vardavo]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2015 20:11:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[b2]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://dipsizkuyu.wordpress.com/?p=1832</guid>

					<description><![CDATA[Bir sondan bahsetmeye başlamak zor, özellikle her şey, en başta acı çok sıcakken, aklın doğru yaptığını söylemesine rağmen, tarif edemediğin hüzün bir akşamüstü gibi üzerine çökmüşse ve buna rağmen bir taraftan da kendinden garip bir şekilde gurur duyuyorsan. Sonbaharın ilk günlerinde güneş hala ısıtırken, teninden akıp giden rüzgarın içini titretmesini de hissederken, sokaklardan birden çekilmiş kalabalığın<a class="more-link" href="https://dipsizkuyu.wordpress.com/2015/10/05/kanitlanamayan-dogru/"><span class="screen-reader-text">"Kanıtlanamayan doğru"</span> yazısının devamını oku</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir sondan bahsetmeye başlamak zor, özellikle her şey, en başta acı çok sıcakken, aklın doğru yaptığını söylemesine rağmen, tarif edemediğin hüzün bir akşamüstü gibi üzerine çökmüşse ve buna rağmen bir taraftan da kendinden garip bir şekilde gurur duyuyorsan. Sonbaharın ilk günlerinde güneş hala ısıtırken, teninden akıp giden rüzgarın içini titretmesini de hissederken, sokaklardan birden çekilmiş kalabalığın yalnızlık hissini artırmasını umursamadan yürümek, nereye gideceğini ve ne yapacağını bilemezken hafiflemiş hissetmek kadar ağlamak üzere olduğunu bilsen de gülümsediğini de farketmek&#8230; Hikayenin sonu bu. Anlatacaklarım da burada bitiyor mu, yoksa içimde çakmaktan öte saplanıp kalmış bir yıldırım ile nasıl yaşadığımı ve bugüne sağ salim ulaşabildiğimi anlatırsam, bu ne kadar sürer emin değilim. Şu an en kesin şekilde beliren tek şey, emin olamamak.</p>
<p>Her şey elbette yavaş yavaş, annenin nasıl yaşlandığını ya da kardeşinin gözününün önünde büyümesine rağmen tumturaklı bir fikir ile sana karşı çıkıp alt ettiği güne kadar bunu görememiş olmak gibi adım adım, ağır ağır gelişti, büyüdü, serpildi ve belki de önceleri gökteki şımarık bir bulut gibi uçuşan duygular sonra yatalak bir hastaya dönüşüp, yıllarca azap çekerek öldü. Bunlar şimdi anlatırken gözden kaçırma olasılığı dışında gibi görünse de, hatta ben olsam şunu şunu yapardım, denebilecek kadar ayan beyan ortada olsa da, zamanın ağırlığı ağırlığından garabet bir günlük hayatın içinde eriyip gitmiş ve dikkate mazhar olamamış detaylar da denebilir. Sonu körlüğe varıp duvara toslayana kadar günden güne artan bir görüş bozukluğu ile ışığı çıtırdatarak ezen bir karanlıktan bahsediyorum ve bu karanlığı, yazın sona erip günlerin kısalmasını ertelenemez ve değiştirilemez şekilde doğal, hayatın bir gerçeği olarak kabul etmekten.</p>
<p>Ağlayabilseydim iyi olurdu. Her ne kadar vardığımız son kabul edilebilir, sindirilebilir, üzerinde durmadan geçiştirilebilir olmasa da ve bir anlık öfke patlamasıyla varılmış bir nokta gibi görünse de, birçok hem de ne çok virgülle her kelimenin ardına gizlenmiş sinsi ve büyüyen bir ayrılığı birlikte, aksi yöndeki tüm çabamıza rağmen birlikte beslediğimizi biliyorum. Bilmekten öte, belki de evet aslında tam olarak hissediyordum. Sanıyorum o yüzden, kırık dökük bu minik hüzün kırıntılarının bir gün bir araya gelerek hayalkırıklığı denen o karanlık şeytanı karşıma çıkartacağını ve hesaplaşmam gerekeceğini tahmin ettiğim için şimdi her ne kadar üzülüyor olsam da, ağlayıp rahatlamak pek mümkün görünmüyor. İçime, kışın yoğun şekilde kömür kullanan eskinin şehirlerinin akşamları genzi yakan isi benzeri bir ağırlığın zerre zerre işleyeceğini, bundan sıyrılıp ilk defa yağmur gören bir çocuğun şaşkın sevincini -mesela yarın, yaşayıp bunları ardımda bırakmanın pek mümkün olamayacağını ve beni değiştireceğini de biliyorum. Yine de, yapması gerekeni yapmış olan bir kişinin başkalarınca üzerinde durulmayacak türden, belki bir sohbet içerisinde ilkokuldayken bir sınavdan almış olduğu yüksek notu hatırlayıp ve üzerinden yıllar geçmiş olsa bile sohbet edilen kişinin bilmeyeceği türden küçük bir kendinden memnun olma halini de yaşıyorum.</p>
<p>Daha; daha daha üzüleceğimi, neyi yanlış yaptığımı, neyi değiştirseydim farklı bir geleceğe ulaşabileceğimizi elbette kaçınılmaz olarak düşüneceğimi de biliyorum. Yerçekiminin ortadan kalktığı bir dünyada, ağırlığını kaybetmiş her nesnenin evde, havada ve karmakarışık bir halde asılı duracağı, sürahinin artık suya sahip çıkamayacağı, fakat buna rağmen küllükten kurtulmuş sigaraya ulaşamayacağını ve o sigaranın  bilmem neye değerek üzerinde tam da yanamamış ama gözümün sürekli takılacağı ve o anı hatırlatacak bir leke bırakırken, suyun sınırlarına sürünerek sıyrılması da elbette iyi bir sonuca varmayacak.  Belki kitaplarımı ıslatacak. İç dünyamda kurtarılması gerekenler ile kıpırdamadan durması gerekenler birbirine karışacak, karıştı ve belki de o karmaşada düzeltip toparlamaya nereden başlayacağını bilemeyen bir insanın tarifsiz hafifliğini yaşıyorum. Ya da kim bilir; zemin ayaklarımın altından kayıp gittiği için korkacağıma, belki de uçabilirim düşüncesindeki rüyalara has bir anlam bozukluğunda aklım.</p>
<p>Bu, gerçekliği inkar edilemez bir hayal olsa gerek. Belki de hayali bir gerçek.</p>
<p>Onu terkettim.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dipsizkuyu.wordpress.com/2015/10/05/kanitlanamayan-dogru/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
		
		<media:content medium="image" url="https://0.gravatar.com/avatar/046d3ad51ab2f192d92c4658c79cb849b2b7da9bf777e65c5ea7bd72f5400002?s=96&amp;d=identicon&amp;r=G">
			<media:title type="html">the.one</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bu gece uyumamalısın</title>
		<link>https://dipsizkuyu.wordpress.com/2015/09/29/bu-gece-uyumamalisin/</link>
					<comments>https://dipsizkuyu.wordpress.com/2015/09/29/bu-gece-uyumamalisin/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[vardavo]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 2015 19:07:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bağımsız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://dipsizkuyu.wordpress.com/?p=1830</guid>

					<description><![CDATA[Böyle olacağı belliydi. Tüm olağanüstü günler gibi gayet sıradan başlamıştı ve küçük alametler kendini gösteriyor olsa da, insan o sırada farketmiyor da, her şey olup bittikten sonra oturup düşününce&#8230; İşte biraz düşününce tümü bir bütün olarak ve herbiri ayrı ayrı apaçık ortada. Belki aradığında telefonunu duymasaydım bana gelmek yerine evine gidecekti. Beni aramak ve görüşmek istemek<a class="more-link" href="https://dipsizkuyu.wordpress.com/2015/09/29/bu-gece-uyumamalisin/"><span class="screen-reader-text">"Bu gece uyumamalısın"</span> yazısının devamını oku</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Böyle olacağı belliydi. Tüm olağanüstü günler gibi gayet sıradan başlamıştı ve küçük alametler kendini gösteriyor olsa da, insan o sırada farketmiyor da, her şey olup bittikten sonra oturup düşününce&#8230; İşte biraz düşününce tümü bir bütün olarak ve herbiri ayrı ayrı apaçık ortada.</p>
<p>Belki aradığında telefonunu duymasaydım bana gelmek yerine evine gidecekti. Beni aramak ve görüşmek istemek yerine, yorgun olduğunu düşünseydi. Ofisimin yanında sonsuza kadar sürecek gibi duran ve aynı zamanda devinen inşaat tüm gün kafamın orta yerine kurulmasaydı. Benimle konuşurken tüm kadın topluluğu gibi değil kendisi olarak konuşsaydı ya da dert ettiği şeylerin, benim dert ettiğim şeylerin kısa bir tatille birlikte buhar olup gideceğini düşünebilseydim. Belki de onu bu kadar sevmeseydim. Her şey, nasıl da küçüçük belkilerle birbirine bağlanmış.</p>
<p>Yine de, gece güzel geçmişti. Birbirimize yakın durduğumuz birkaç kadeh şarap, ayağını kalçasının altına altına aldığı sırada sıyrılan eteği ve bir an için göz göze gelişimiz, öpüşmek, bir başka kişinin varlığından keyif aldığım, konuşmaya gerek duymadığımız o sıcak ve huzurlu samimiyet anlarımız. Geçmiş ve geleceği kadar şimdisiyle de yanımda, nesi varsa sakınmadan benimle paylaşabileceği, sunacağı, vereceği ortada. Benzerini benden de beklediğine eminim ve bunun önünde hiçbir engel yok. Zamanımı, yani kendimi, hayatımı onunla paylaşabilir ve yaşayabilirim. Yapabilirdim. Eğer onu öldürmeseydim.</p>
<p>Salonda tek başıma oturmuş, tekrar bir programa boş gözlerle bakarken, yatak odasında soğuyan bedeni ile bundan birkaç saat önceki cıvıltıya teşne ama bir yandan da sakin görünebilme çabasını hatırladığımda, dünya gerçekliğini yitiriyor. Sanki ben sigaramı içerken, anlamlandıramadığı bir derin uykudan uyanmış şaşkın bir ifade ile yanıma gelip oturacak ve konuşmadan yanımda kalacak, o anlam gerektirmeyen durgunluk halinden bile keyif alacak gibi hissediyorum. Ama hissettiklerim ile gerçekler şu an birbirinden farklı.</p>
<p>O uyuyana kadar günün başlangıcı ve tümü sıradandı. Keşke uyumasaydı, belki uyumasaydı. Üzerine giydiği kısa gecelik ve yastığın üzerine saçılmış saçları ile ne kadar çekincesiz, rahat ve güven içinde, ne kadar masum ve ne kadar bana aitti. İşte tam o sırada onu kaybetmekten, ömrümün sonuna kadar yanımda olsa bile bir daha asla o an kadar büyüleyici olamayacağı fikri yıktı içimdeki henüz tamamlanmamış inşaatı. Kelimelerden azade ağzından çıkacak gürültüler ile, zihnimdeki mahallemin görünüşüne aykırı renklere boyayacağı ya da en azından kurmak isteyeceği yapılardan tiksindim.</p>
<p>Eğreti ve çekingen bir ruh haliyle de olsa yanaklarını okşamak için elimi uzatıp dokunduğumda, elimin altındaki taze ve diri cildinin pürüzsüzlüğü bir yandan dudaklarını ısıra ısıra öpmek istememe sebep oldu, bir yandan da uyandığında şu yaşadığım güzel anı bozabileceğinden ve geri dönülmez şekilde bir daha asla o kadar yakın hissedemeyeceğimi farkettim. Saçlarını yüzünden çekip, minik kulakları ile ufak bir ışıltıyla da olsa kendini hatırlatan zarif küpelerini gördüğümde elim çoktan boynunu kavramıştı bile. Uyanmaya teşne halleri arasında, ona dokunuyor olmamdan memnun olduğunu gösterir bir gülümseme ayın önündeki bir bulut gibi geçip gitti bir an. Uyanmasını istemedim. Diğer elimi de boynuna götürdüğümde boynunun ne kadar ince olduğunu bu geceye kadar nasıl olup da farketmediğime şaşırdım. Kim bilir başka neler neler farketmedim; iyi, kötü, çirkin.</p>
<p>Gözlerini açtığında korkunç bir rüyadan uyanmak üzere olduğunu düşündüğünü sandığım bir rahatlama da aktı gitti yüzünden. Bir an için beni görünce rahatlamıştı ama daha keskin bir dehşet gözlerinin yuvalarına oturduğunda, zaten artık emindi aklımdan ne geçtiğine dair. Biricik sevdiceğimi korumak, kendime saklamak ve kendisiyle ilgili herhangi bir düşüncemi değiştirememesi için çıplak ellerimle boğuyor olduğumu hayret içinde anladı. Önce yine de umut ederek vazgeçeceğimi düşündü ve hiç çaba sarfetmeden, kolları vücudunun iki yanında haldeyken, emin olup olmadığımı soran gözlerle, haydi bunun gereksiz bir şaka olduğunu söyle artık der gibi baktı bana. İstemsizce gülümsedim ve bacaklarının üzerine oturduktan sonra daha kuvvetle sıkmaya başladım. Saçlarımı çekmek isteyen kolunu diğer koluna doğru çektikten sonra vücudu bir parça yan dönmüş haldeyken, bir dizimi kolunun üst kısmına bastırdıktan sonra durup ne yaptığımı düşündüm; kendimi, kendimizi bir an dışarıdaki bir kişi, hatta televizyonda bir filmi izler gibi gördüm. Üzerinden kalktım ve ellerimi de çektim. Yine, her nasıl başarıyorsa -sanırım bana duymuş olduğu güvenin boşa çıkmadığını görmüş olduğunu düşünerek- gülümsedi ve işte bu beni buz gibi sinirlendirdi. Gayesiz ve belki bir açıdan çaresiz, aslında temelsiz umutlar her zaman canımı sıkmıştır. Evet, kesinlikle bir geleceğimiz olamaz. İşte o zaman onu öldürmem gerektiği ve geleceğin şu an içine dondurulmuş halinin çok güzel olacağından emin oldum.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dipsizkuyu.wordpress.com/2015/09/29/bu-gece-uyumamalisin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
		
		<media:content medium="image" url="https://0.gravatar.com/avatar/046d3ad51ab2f192d92c4658c79cb849b2b7da9bf777e65c5ea7bd72f5400002?s=96&amp;d=identicon&amp;r=G">
			<media:title type="html">the.one</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>