<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/atom10full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" gd:etag="W/&quot;AkMFRn8_cCp7ImA9WhRbE0s.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4014192423062939750</id><updated>2012-02-04T17:13:37.148+02:00</updated><category term="Dış Politika" /><category term="Durum raporu" /><category term="Kaptan'ın Seyir Defteri" /><category term="Kitabiyat" /><category term="İç Politika" /><category term="Feylesof" /><category term="Utanç Duvarı" /><category term="Edebi Şeyler" /><category term="Portreler" /><category term="Siyaset Felsefesi" /><category term="İzlediklerim" /><category term="İhtarname" /><category term="Dinlediklerim" /><category term="Harlem'in Beyaz Atlısı" /><category term="Alternatif Çözüm Önerileri" /><category term="Kürsümden yükselenler" /><category term="Bir kaç söz" /><category term="Sükûtun Senfonisi" /><title>e-aktug Blog</title><subtitle type="html">Konuşsam dilim yanar, sussam kalbim...</subtitle><link rel="http://schemas.google.com/g/2005#feed" type="application/atom+xml" href="http://www.e-aktug.com/feeds/posts/default" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.e-aktug.com/" /><link rel="next" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25&amp;redirect=false&amp;v=2" /><author><name>Eyüp AKTUĞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07796883125003565033</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/-NRu684ga5zE/TlArt1EPl3I/AAAAAAAABio/KtPwZGOQbvU/s1600/ERBih.gif" /></author><generator version="7.00" uri="http://www.blogger.com">Blogger</generator><openSearch:totalResults>602</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/atom+xml" href="http://feeds.feedburner.com/earss" /><feedburner:info uri="earss" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><feedburner:emailServiceId>earss</feedburner:emailServiceId><feedburner:feedburnerHostname>http://feedburner.google.com</feedburner:feedburnerHostname><entry gd:etag="W/&quot;CUQHSHg5eSp7ImA9WhRbE0s.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4014192423062939750.post-5603314876839614881</id><published>2012-02-04T15:48:00.000+02:00</published><updated>2012-02-04T15:48:59.621+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-04T15:48:59.621+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Dış Politika" /><title>Beşşar Esad katliamlarının son halkası: HUMUS</title><content type="html">&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://i.imgur.com/4D25p.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="196" src="http://i.imgur.com/4D25p.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Beşşar Esed yönetimindeki Suriye rejimi halkını bombalamayı sürdürüyor. Gece Humus'a düzenlenen saldırılarda 337 kişi öldü, 1300 kişi de yaralandı. Katliam sonrası tüm dünyadaki Suriyeliler sokarlara döküldü. Türkiye'de bugün ve yarın Suriye karşıtı gösteriler düzenlenecek. Ajanslara düşen bilgiler bu şekilde...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aziz kardeşlerim,&lt;br /&gt;
Görünen o ki 21. yüzyılın bir numaralı firavunu, diktatörü olan Beşşar Esed'in artık son çırpınışları. Uzun zamandır iktidarını kaybetmemek adına kendi halkını katleden ve dünya ülkelerinden gelen uyarılara kulak tıkayan bu katil artık son demlerindedir. Arap Baharı'nın en şiddetli hissedildiği ve türlü çabalara rağmen bir türlü iktidardan düşürülemediği diktatör yönetim ne yapacağını bilemez bir hale gelmiştir. Ajanslara düşen bilgilere göre Suriye'deki müslüman kardeşlerimiz çok zor durumda camiilere sığınıp Allah'a yalvarmaktan başka bir şey gelmiyor ellerinden.&lt;br /&gt;
&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
Basın kuruluşlarına ulaşan Humuslu aktivistler, "Hiçbir yardım  alamıyoruz. Ambulans ya da başka birşey yok. 60 kişi kapasiteli iki  hastane var ancak orası da 300 kadar yaralıyla doldu. Yıkılan iki  camiden 100 ceset çıkarttık" diye konuştu.  Humus'ta yaralılara müdahale etmek için sağlık personelinin yanı sıra tıbbı malzeme eksikliği yaşandığı belirtiliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Suriye ile olan kara sınırımız münasebeti ile Suriye'de meydana gelen hadiseler ülkemizi yakından ilgilendirmektedir. Bu manada Suriye halkının selamet içerisinde bulunması bizlerinde selamet içerisinde bulunması demektir. Zalimin zulmü altında türlü eziyetlere maruz kalan mazlumları korumak ise dinimiz gereği vazifelerimizden birisidir. Bu noktada başbakanımızın Arap Baharı'nı yaşayan ülkelerde mazlum halklara sahip çıkmasını destekliyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Suriye'de bugün yaşananları Fransız Devrimi'nin minimize edilmiş bir örneği olarak görüyorum -dönemlerin şartlarını bir kenara bırakırsak-. Artık Beşşar Esed'in dünya ülkeleri arasında bir kredisi kalmamıştır ve uluslararası bir güçün Suriye yönetimine müdahale etmesi ve zararlı dış mihrakların tesirinden uzak yeni bir yönetim tesis etmesi zorunlu bir hal almıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4014192423062939750-5603314876839614881?l=www.e-aktug.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/earss/~4/5ybpL9qeaXw" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.e-aktug.com/feeds/5603314876839614881/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.e-aktug.com/2012/02/bessar-esad-katliamlarnn-son-halkas.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/5603314876839614881?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/5603314876839614881?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/earss/~3/5ybpL9qeaXw/bessar-esad-katliamlarnn-son-halkas.html" title="Beşşar Esad katliamlarının son halkası: HUMUS" /><author><name>Eyüp AKTUĞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07796883125003565033</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/-NRu684ga5zE/TlArt1EPl3I/AAAAAAAABio/KtPwZGOQbvU/s1600/ERBih.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.e-aktug.com/2012/02/bessar-esad-katliamlarnn-son-halkas.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;A0MFRH07fCp7ImA9WhRbEks.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4014192423062939750.post-1762662985387675020</id><published>2012-02-03T13:43:00.001+02:00</published><updated>2012-02-03T13:43:35.304+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-03T13:43:35.304+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kaptan'ın Seyir Defteri" /><title>Sen, en güzel insan; güzeller güzeli insanoğlunun en güzeli!...</title><content type="html">&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://i.imgur.com/HQ2jr.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="196" src="http://i.imgur.com/HQ2jr.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;“Sen, mukaddes hedef; Haktan gelen aşkın hedefi!..&lt;br /&gt;
Sen, en ileri rütbe; Allahın Sevgilisi olmak mertebesi!..&lt;br /&gt;
Sen, en güzel insan; güzeller güzeli insanoğlunun en güzeli!..”&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;(Çöle İnen Nur sf. 12 / Üstad Necip Fazıl Kısakürek)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
Bugün Allah'ın biricik sevgilisinin, dünyayı şereflendirdiği, karanlıkları aydınlığa çıkardığı, diri diri gömülen kız çocuklarının toprak altında yeniden filizlendiği, putların yerle bir olduğu, daha önce kainatta benzerine rastlanmamış en parlak yıldızın doğduğu, İstiharabat’ta bin seneden beri yanmakta olan Mecusilerin koca ateş yığınları bir anda söndüğü, takdis edilen meşhur Save (Taberiyye) gölü bir anda kuruyuverdiği, gökyüzünden salkım salkım yıldızlar döküldüğü ve insanlığa insanlığı getiren peygamber efendimiz (sav)'in doğduğu gün...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Bütün İslam aleminin mübarek Mevlit (Veladet) Kandilini tebrik ediyorum. Bu mübarek günün hürmetine zalimin zulmü altında cefa içerisinde olan mazlumlara kurtuluş kapısının açılmasını yüce Allah'tan diliyorum.&lt;br /&gt;
&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4014192423062939750-1762662985387675020?l=www.e-aktug.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/earss/~4/O-GwmMrrK6I" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.e-aktug.com/feeds/1762662985387675020/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.e-aktug.com/2012/02/sen-en-guzel-insan-guzeller-guzeli.html#comment-form" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/1762662985387675020?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/1762662985387675020?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/earss/~3/O-GwmMrrK6I/sen-en-guzel-insan-guzeller-guzeli.html" title="Sen, en güzel insan; güzeller güzeli insanoğlunun en güzeli!..." /><author><name>Eyüp AKTUĞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07796883125003565033</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/-NRu684ga5zE/TlArt1EPl3I/AAAAAAAABio/KtPwZGOQbvU/s1600/ERBih.gif" /></author><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://www.e-aktug.com/2012/02/sen-en-guzel-insan-guzeller-guzeli.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CUUMRHc-cCp7ImA9WhRbEUQ.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4014192423062939750.post-8466646956936691601</id><published>2012-02-02T16:34:00.000+02:00</published><updated>2012-02-02T16:34:45.958+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-02T16:34:45.958+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Utanç Duvarı" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Feylesof" /><title>Yeniden insan olabiliriz...</title><content type="html">&lt;table cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="float: left; margin-right: 1em; text-align: left;"&gt;&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://i.imgur.com/rgqIt.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="196" src="http://i.imgur.com/rgqIt.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;Büyütmek için resme tıklayın.&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;Bu fotoğraf karşısında çok şey denilebilir. Sözün bittiği yer değil, esas kelamın başladığı yerdir bu fotoğraf karesi...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İnsan... İrade sahibi, mukaddes emaetin biricik emanetçisi ve doğadaki herşey onun hizmetine verilen yegane canlı. İnsanı insan yapan değer nedir? Güzel ahlak sahibi olmak insanı insan yapar. Güzel ahlak sahibi insanın kalbinde merhabet, kararlarında adalet ve vicdan vasıfları vardır. Güzel ahlaklı insan "yaratılanı yaratandan ötürü sever." ve yetimin, mazlumun, kimsesizin hakkını müdafaa eder. Ne yazık ki insanı insan yapan bu vasıflarımız her geçen gün birer birer erimekte, erimeyen değerlerimiz ise pörsütülmektedir. Yazımın hemen başında paylaştığım fotoğraf karesine iyi bakmanızı istiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sol tarafta belki arkadaşı, belki eşi bir arabanın altında kalmış ve can çekişmekte olan bir köpek... Ve bu can çekişen köpeğin hemen başında onun için üzülmekte olan ve gözyaşı döken, çaresizce caan vermesini bekleyen bir başka köpek. Hayvanların kalplerinde muhafaza edilen bir merhamet duygusu. O hayvan ki birbirinin hakkına tecavüz etmiyor, birbirinin yiyeceğini çalmıyor ve kendi türünü öldürmüyor. O hayvan ki kalbinde kendi türüne karşı şefkatli ve merhametli.&lt;br /&gt;
&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
Sağ tarafa çevirelim gözlerimizi. Acı bir hadise cereyan etmiş. Belki 10 yaşlarında bir erkek çocuğu. Görüleceği üzere bir kamyonetin altında kalmış. Biraz önceki olaya çok benziyor değil mi? Ama bu iki hadise arasındaki farkları görünce insanlığımdan&amp;nbsp; utanıyorum. Kamyonetin tekerlekleri altında ezilen çocuk yolun ortasında yaralı bir şekilde yatıyor, üstelik etrafındaki insanınların garip bakışları eşliğinde. Fakat küçük çocuğun bu durumu kimsenin umrunda değil. Yoldan arabalar geçmeye devam ediyor. İnsanlar çocuğun ağır yaralı olduğunu gördüğü halde günlük koşuşturmalarına ara verip insanlık adına bir aksiyon göstermiyorlar. Belki 10 dakika öylece yatan ve yardım bekleyen o küçük çocuğa karşı kimse merhamet nazarı ile bakmıyor ve kimsenin yüreği sızlamıyor. Sanki yolun ortasında yardım bekleyen bir canlı değil. Nihayet biraz sonra yolun ortasında acıdan kıvranmakta olan çocuğu farkeden ve yardımına koşan bir adam beliriyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte size iki manzara... ve sorulması lazım gelen sorular...&lt;br /&gt;
&lt;ol&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;Bize ne oldu?&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;b&gt;Kalbimizdeki şefkat ve merhamet duygusunu kemiren sır nedir?&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;b&gt;Ahlakımızı "belhum adal" seviyesine indiren güç nedir?&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;b&gt;Bu çukurdan nasıl kurtulabiliriz?&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;
&lt;/ol&gt;&lt;b&gt;1. Bize ne oldu?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Uyutulduk ve bu uyuma sırasında kalplerimiz yerinden sökülerek yerine hiçbir kan pompalamaktan başka bir fonksiyonu olmayan, hissedemeyen, üzülmeyen, sevinmeyen, merhamet edemeyen ve şefkat gösteremeyen bir mekanizma takıldı. Bu mekanizmanın çarklarında ahlak denen yüce vasfın dişlileri yoktu. Bunu bize bizden başkası yapmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;2. Kalbimizdeki şefkat ve merhamet duygusunu kemiren sır nedir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Bu sırrı ceketinizin astarında, cüzdanlarınızın içerisinde arayın. Ruhlarımızı madde ve eşyaya satmış bulunmaktayız. 5 lira uğruna insan öldüren insanların yetiştirildiği bir toplum inşa edilmek isteniyor. Bizi paranını hakimiyeti altına almak isteyenler boynumuza kapitalizm halkasının çoktan takmışlardır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;3. Ahlakımızı "belhum adal" seviyesine indiren güç nedir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Evvela "belhum adal" kelimesinin manasını açıklamak gerekir. Bu kelime "hayvandan aşağı" manasına gelir ki çok ağır bir ifadedir. Ancak üzülerek söylemek isterim ki ne yazık ki vaziyetimizi ifade eden bu kelime dahi ahlakımızı anlatmada yetersiz kalıyor. Peki bizleri bu vaziyete düşüren güç nedir? Batı Adamı... Evet ne zaman ki doğunun ruhunu batının maddesi ile değiştirmeye kalktık işte o vakit ahlakımızı yitirdik. Toplumun kokuşmasıda o zaman başlamıştır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;4. Bu çukurdan nasıl kurtulabiliriz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
İçerisine düştüğün bu çukurdan kurtulmanın, boynundaki kapitalizm halkasını çıkarmanın bir tek yolu vardır. O terketmiş olduğun Allah'ın yoluna tekrar girmektir. Allah'ın kurallarına riayet ettiğimiz ve rehbe olarak Kuranın yanında peygamber efendimizin sünnetini edindiğimiz vakit yani özümüzü Allah'a teslim edip Allah'ın bize verdiği özü kalbimiz ile yeniden perçinlediğimiz vakit bu bataklıktan çıkabiliriz. Allah kalplerimizi mühürlemeden evvel bunun çaresine bakmak hepimizin vazifesidir. Selam ve dua ile...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4014192423062939750-8466646956936691601?l=www.e-aktug.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/earss/~4/soTwjUTRwQ0" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.e-aktug.com/feeds/8466646956936691601/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.e-aktug.com/2012/02/yeniden-insan-olabiliriz.html#comment-form" title="1 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/8466646956936691601?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/8466646956936691601?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/earss/~3/soTwjUTRwQ0/yeniden-insan-olabiliriz.html" title="Yeniden insan olabiliriz..." /><author><name>Eyüp AKTUĞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07796883125003565033</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/-NRu684ga5zE/TlArt1EPl3I/AAAAAAAABio/KtPwZGOQbvU/s1600/ERBih.gif" /></author><thr:total>1</thr:total><feedburner:origLink>http://www.e-aktug.com/2012/02/yeniden-insan-olabiliriz.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;Dk8NQns_cSp7ImA9WhRbEUU.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4014192423062939750.post-898634736976703590</id><published>2012-02-02T14:14:00.000+02:00</published><updated>2012-02-02T14:14:53.549+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-02T14:14:53.549+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kitabiyat" /><title>İdeal Türkiye'nin Ana Yolu (İnceleme)</title><content type="html">&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://i.imgur.com/glIBd.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="159" src="http://i.imgur.com/glIBd.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;2011 yılının son günleriydi. Soğuk bir Sivas sabahı... Nefes aldıkça ciğerlerimin kaburgalarıma yapıştığını hissediyordum. İşin kötü tarafı paltomda ince idi. Derken biraz ısınmak ve kendimi toparlyabilmek için haftada bir kez mutlaka uğradığım sahafa gittim. Kısa bir sohbetin peşine sıcak bir çay eklenmesi ile ciğerlerimdeki buzlar çözüldü. Boşa gelmemiş olmak adına raflarına bakınıyordum. Biraz sonra gözüme eski bir kitap ilişecekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İdeal Türkiye'nin Ana Yolu... Genişletilmiş 2. baskısı ile karşımda duruyordu. Merakıma yenilip sayfalarını karıştırmaya başladım. Kitabın hemen başında yazarın okuyucularına bıraktığı o not dikkatimi çekti. Şöyle yazıyordu;&lt;br /&gt;
&lt;blockquote class="tr_bq"&gt;Memleketimizin ana ve büyük derdini tespit ve hal arzı ile birlikte kamuoyuna teşhir özelliğini taşıyan ve içinde darda kalıp huzura susayan bir milletin kaderini formüle eden esaslar saklı bulunan bu küçük eser; ülkemizi içinde bulunduğu her türlü olumsuz durumdan, daha fazla vakit kaybedilmeden, kurtarılmasını yüreği yanarak arzu eden ve böyle bir arzu alevinin içerisinde kıvılcımlanmasını temin edici nitelikte ilmi almak isteyen okurlarımızı ithaf olunur.&lt;br /&gt;
&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;/blockquote&gt;Ankara'da FON Matbaası tarafından 1977 yılında ikinci kez genişletilmiş olarak basılmış. Kitap genel olarak şu konuları işlemektedir.&lt;br /&gt;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Vatandaşlar arasındaki ihtilaf&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Atatürkçülük ve Milliyetçilik&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Ayırıc akım ve ideolojik görüşler&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Ayırıcı akımların kimlikleri ve geniş tahlilleri&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Memleketi ayırıcı akımlardan temizleme çabaları&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Her alanda millileşen bir sistemin tesisi&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="image textbox" id="image"&gt;&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;img height="300" src="http://i.imgur.com/VEMoE.jpg?4431" style="margin-left: auto; margin-right: auto;" width="400" /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Kitap biraz yıpranmış ama önemli değil.&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;Kitap günümüz şartlarına hitap etmese bile yakın tarihi, yakın tarihte yaşanan sorunları ve bu sorunlara getirilen çözüm önerilerini yakinen görmek, şahit olmak adına güzel bir eser. Kitabın yazar Yaşar Oğuz'un devlet adına 25 yıllık çeşitli görevlerde hizmetinin bitmesi ile kendisini "çözüm" sahasına atmış ve bu uğurda 4 adet kitap yazarak esas uzmanlık alanı olan iktisat üzerinden Türkiye'nin kalkınma stratejilerine yeni bir soluk getirmek için;&lt;br /&gt;
&lt;ol&gt;&lt;li&gt;Kalkınmanın Yolu&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Ekonomik&amp;nbsp; Bünyemiz ve Bilinmeyen Gerçekler&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Milli Doktrin ve Kalkınma Stratejisi&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;İdeal Türkiye'nin Ana Yolu&lt;/li&gt;
&lt;/ol&gt;Eserlerini kaleme almıştır.&amp;nbsp; Bu kitabın aktif olarak satıldığı bir kitapçı büyük ihtimalle yoktur. Ancak sahaflardan bulma şansınız vardır. İnternet üzerinden ikinci el kitap satan sitelerdede birkaç tane bulunuyor. Bu arada bu kitabı 1.5 TL'ye satın aldım. Selametle...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4014192423062939750-898634736976703590?l=www.e-aktug.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/earss/~4/XMZ1bTjplDw" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.e-aktug.com/feeds/898634736976703590/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.e-aktug.com/2012/02/ideal-turkiyenin-ana-yolu-inceleme.html#comment-form" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/898634736976703590?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/898634736976703590?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/earss/~3/XMZ1bTjplDw/ideal-turkiyenin-ana-yolu-inceleme.html" title="İdeal Türkiye'nin Ana Yolu (İnceleme)" /><author><name>Eyüp AKTUĞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07796883125003565033</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/-NRu684ga5zE/TlArt1EPl3I/AAAAAAAABio/KtPwZGOQbvU/s1600/ERBih.gif" /></author><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://www.e-aktug.com/2012/02/ideal-turkiyenin-ana-yolu-inceleme.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;A0MNSHc7eip7ImA9WhRbEEk.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4014192423062939750.post-5805797163416739540</id><published>2012-02-01T00:38:00.000+02:00</published><updated>2012-02-01T00:38:19.902+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-01T00:38:19.902+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Dış Politika" /><title>AK Parti dış politikada başarılı oldu mu?</title><content type="html">&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://i.imgur.com/qXUFF.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="198" src="http://i.imgur.com/qXUFF.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Basit bir soru...&lt;br /&gt;
AK Parti, Türk dış politikasında başarılı oldu mu? Bana göre "kısmen evet" / "kısmen hayır". Son 10 yıldır gerek iç politikadaki aksiyonumuz gerekse dış politakadaki aksiyonumuz her geçen yıl ivme kazanarak artmıştır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
10 yıl öncesine kadar Türkiye, içine kapanık, ekonomik sorunlarla mücadele eeden ve IMF denen iktisat canavarına teslim olan, bulunduğu coğrafi bölgede söz söyleme hakkı batılı devletlerce elinden alınmış olan ve dünya üzerinde ağırlığı pek hissedilmeyen bir ülkeydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
2002 seçimlerinden sonra geliştirilen doğru stratejik hamleler sayesinde ilk önce ekonomik krizden kendimizi sıyırmaya çalıştık. Şüphe götürmeyen bir gerçek var ki günümüzde Türk hükümeti sayesinde ekonomimiz rekor seviyede sıçrama yaptı. Bu sayede para el değiştirdi ve güç dengeleri değişerek Türkiye'nin bulunduğu coğrafi konumda ilişkileri daha kıymetli bir hal aldı. Dünya üzerinde ağırlığı yoğun olarak hissedildi.&lt;br /&gt;
&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt; AK Parti hükümetleri döneminde ekonomik büyümemizin yanında bilimsel bir büyümede gösterdik. Son yıllarda ise Türkiye ile sayamayacağım kadar çok ülkeler arasında sınırlar kaldırıldı. Bu sayede ülkemiz ve vatandaşlarımız daha aktif bir konuma geçti. Yazımın hemen başında soruma "kısmen evet" cevabını vermiştim. Bu cevabın izahı bu şekildedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdi "kısmen hayır" cevabımın izahını yapmak istiyorum. Üzülerek söylemek istiyorum ki bana göre AK Parti hükümeti bazı dış politika meselelerinde başarısız olmuştur. AK Parti'nin kimi çevrelerce "ermeni açılımı" olarak yorumlanan başlattığı bir süreç var karşımızda. Bu süreç tesirlerini bugün birçok Avrupa ülkesinde görmekteyiz. Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere Türk ulusuna karşı bir saldırı hareketi başlamıştır. Günlerdir üzerinde kafa yorduğumyz Fransa olayının kökleri -bana göre- bu sürece dayanmaktadır. Bir başka mesele ise Avrupa Birliği konusu... Daha öncede birkaç defa kaleme aldığım bir mesele ile karşılaşıyoruz. Ömrü azalmakta olan ve üye ülkeleri ekonomik krizler ile mücadele eden bir hristiyan birliğine üye olmak için çok fazla güç harcıyoruz. Bu uğurda Avrupa Birliği Uyum Süreci kılıfı ile "batı adamının1 isteklerine boyun eğmekten başka bir aksiyon sergileyememekteyiz. Bütün bunlar şahsi fikirlerimdir. Selametle...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4014192423062939750-5805797163416739540?l=www.e-aktug.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/earss/~4/2JWKSEPgY8Q" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.e-aktug.com/feeds/5805797163416739540/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.e-aktug.com/2012/02/ak-parti-ds-politikada-basarl-oldu-mu.html#comment-form" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/5805797163416739540?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/5805797163416739540?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/earss/~3/2JWKSEPgY8Q/ak-parti-ds-politikada-basarl-oldu-mu.html" title="AK Parti dış politikada başarılı oldu mu?" /><author><name>Eyüp AKTUĞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07796883125003565033</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/-NRu684ga5zE/TlArt1EPl3I/AAAAAAAABio/KtPwZGOQbvU/s1600/ERBih.gif" /></author><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://www.e-aktug.com/2012/02/ak-parti-ds-politikada-basarl-oldu-mu.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D08CQn07fSp7ImA9WhRbEEk.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4014192423062939750.post-8616457006166484094</id><published>2012-01-30T17:07:00.004+02:00</published><updated>2012-01-31T23:37:43.305+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-31T23:37:43.305+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Edebi Şeyler" /><title>Yokluğunun Yokluğuna Hasretim (Kendi sesimden dinleyin)</title><content type="html">&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-0paDQwP_RTU/TyapoBtEerI/AAAAAAAABqQ/j5G8msqqKxU/s1600/yoklu%25C4%259Funun+yoklu%25C4%259Funa+hasretim.png" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="257" src="http://1.bp.blogspot.com/-0paDQwP_RTU/TyapoBtEerI/AAAAAAAABqQ/j5G8msqqKxU/s400/yoklu%25C4%259Funun+yoklu%25C4%259Funa+hasretim.png" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;Yine bir şiir seslendirmesi ile karşısınızdayım. Bu kez "&lt;a href="http://www.e-aktug.com/2011/12/yoklugunun-yokluguna-hasretim-kendi.html" target="_blank"&gt;Yokluğunun Yokluğuna Hasretim&lt;/a&gt;" isimli şiirimi seslendirdim. ﻿Her zaman olduğu gibi şiirin alt yapısını YouTube'dan temin ettim. Şiirimin başında okuduğum kısa girişin metni aşıdaki gibidir.&lt;/div&gt;&lt;blockquote class="tr_bq"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;Soğuk birgün olacak... &lt;/div&gt;Güneş henüz doğmadı. Kuşlar henüz pencreme uğramadı. &lt;br /&gt;
Ay ışığı yetmiyor geceyi aydınlatmaya. &lt;br /&gt;
Silmiyor duvardaki gölgeleri, titreyen mum ışığı. Bir dörtlük var dilimde;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Benim dünyam karanlıklarda saklı,&lt;br /&gt;
Hayatım o gölgelerin eteklerindedir.&lt;br /&gt;
Bu duman ciğerlerime yollar yapalı,&lt;br /&gt;
O hayalin bir çekimlik nefesimdedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir an yaşadıklarımı hatırlıyor ve yaşayamadıklarımın pişmanlığını yaşıyorum.&lt;br /&gt;
Bir zamanlar gözlerimizde ışık vardı. Aysız geceye güneş olurdu.&lt;br /&gt;
Sonra o ışık söndü, geriye kuru bir hayal kaldı.&lt;br /&gt;
Söyle sevgilim;&lt;br /&gt;
Kaç aşık sığdırdın bir tebessümüne?&lt;br /&gt;
Bilmem kaç Eyüp öldürdün kalbinde? &lt;/blockquote&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;İki buçuk dakikalık bu çalışmamı umarım beğenirsiniz. Lafı fazla uzatmak istemiyorum. İyi dinlemeler...&lt;/div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="400" src="http://www.youtube.com/embed/ZVfxv0Im5Rg" width="620"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4014192423062939750-8616457006166484094?l=www.e-aktug.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/earss/~4/WpWch7lv8Uk" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.e-aktug.com/feeds/8616457006166484094/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.e-aktug.com/2012/01/yoklugunun-yokluguna-hasretim-kendi.html#comment-form" title="4 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/8616457006166484094?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/8616457006166484094?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/earss/~3/WpWch7lv8Uk/yoklugunun-yokluguna-hasretim-kendi.html" title="Yokluğunun Yokluğuna Hasretim (Kendi sesimden dinleyin)" /><author><name>Eyüp AKTUĞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07796883125003565033</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/-NRu684ga5zE/TlArt1EPl3I/AAAAAAAABio/KtPwZGOQbvU/s1600/ERBih.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/-0paDQwP_RTU/TyapoBtEerI/AAAAAAAABqQ/j5G8msqqKxU/s72-c/yoklu%25C4%259Funun+yoklu%25C4%259Funa+hasretim.png" height="72" width="72" /><thr:total>4</thr:total><feedburner:origLink>http://www.e-aktug.com/2012/01/yoklugunun-yokluguna-hasretim-kendi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D0QFRXkzcSp7ImA9WhRUGEo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4014192423062939750.post-3404417621022601794</id><published>2012-01-29T22:47:00.001+02:00</published><updated>2012-01-30T00:15:14.789+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-30T00:15:14.789+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Edebi Şeyler" /><title>Benim Dünyam (Kendi şiirlerimden)</title><content type="html">&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;b&gt;Ölçü: Serbest&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;b&gt;Düzen: eaea&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;Benim Dünyam &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://i.imgur.com/tuQjK.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://i.imgur.com/tuQjK.jpg" width="133" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Benim dünyam karanlıklarda saklı,&lt;span id="goog_1426071"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span id="goog_1426072"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span id="goog_506885374"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span id="goog_506885375"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
Hayatım o gölgelerin eteklerindedir.&lt;br /&gt;
Bu duman ciğerlerime yollar yapalı,&lt;br /&gt;
O hayalin bir çekimlik nefesimdedir.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &lt;a href="http://www.e-aktug.com/" target="_blank"&gt;Eyüp Aktuğ &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sayfaları sararmış bir defterim arasında gördüm bu şiirimi. Saklı kalan şiirlerimden birisi... Bunun gibi kaç tanesi daha kaybettiğim yerde buluşmamızı bekliyor bilmiyorum. Ama güzel bir his bu. Hiç ummadığın zamanlarda kağıda sapladığın heceler karşıma çıkıyor. Tıpkı bir zamanlar kaybettiklerimin yeniden karşına çıkması gibi. Öyle bir şey...&lt;br /&gt;
&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4014192423062939750-3404417621022601794?l=www.e-aktug.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/earss/~4/ZT4oBJbYb6k" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.e-aktug.com/feeds/3404417621022601794/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.e-aktug.com/2012/01/benim-dunyam-kendi-siirlerimden.html#comment-form" title="6 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/3404417621022601794?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/3404417621022601794?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/earss/~3/ZT4oBJbYb6k/benim-dunyam-kendi-siirlerimden.html" title="Benim Dünyam (Kendi şiirlerimden)" /><author><name>Eyüp AKTUĞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07796883125003565033</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/-NRu684ga5zE/TlArt1EPl3I/AAAAAAAABio/KtPwZGOQbvU/s1600/ERBih.gif" /></author><thr:total>6</thr:total><feedburner:origLink>http://www.e-aktug.com/2012/01/benim-dunyam-kendi-siirlerimden.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DEMFQn09cCp7ImA9WhRUGEs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4014192423062939750.post-899638770092315623</id><published>2012-01-29T21:46:00.000+02:00</published><updated>2012-01-29T21:46:53.368+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-29T21:46:53.368+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İç Politika" /><title>AK Parti'yi ve vekillerini bitirme planı!</title><content type="html">&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://i.imgur.com/spE5u.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://i.imgur.com/spE5u.jpg" width="180" /&gt;&lt;/a&gt;Cemal Öztaylan... AK Parti'nin Balıkesir milletvikilidir. AK Parti'nin Bandırma'daki ilçe kongresinde "&lt;b&gt;Ergenekon&lt;/b&gt;" davasıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Sayın Öztaylan'ın yaklaşık 600 kişiye hitaben yaptığı konuşmanın bir bölümü dikkatimi çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;"Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın çeşitli hava üstleri komutanlarına gönderdiği gizli Ergenekon davası resmi belgeleri işte elimde. Ergenekon davasından tutuklanan Hava Kuvvetlerindeki komutanlar, gizli belgelerle AK Parti'yi, vekillerini ve AK Parti'li belediye başkanlarını bitirme planları hazırlamış."&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Konuşmanın devamını dinlediğimde Cemal Öztaylan'ın ele geçirdiği bu planlardaki detaylar kendisini dahada belli etmekte. Cemal Öztaylan'ın konuşmasında;&lt;br /&gt;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;Gizli belgede komutanlar, AK Parti'li vekillerin, başkanların, yakınlarının irticai faaliyetlerini video ses kayıtlarınla tespit edin.&amp;nbsp;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;b&gt;Yakınınızda bulunan gazetecilerle temasa geçip Ak Parti'yi yıpratan olumsuz haberler hazırlatın.&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;b&gt;Bankalarda çalışan personel eşleri AK Parti'li Bakanların, Milletvekillerinin yakınlarının banka hesaplarını, kredi kartı harcamalarını düzenli takip edip komutanlara rapor versin gibi çok sayıda gizli talimatlar var.&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;açıklamalarında bulundu. Şimdi bu açıklamaları biraz irdelemek istiyorum. Evvela birinci madde ile başlayalım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
AK Parti'li vekillerin, başkanların, yakınlarının -kısaca parti ile organik bağı bulunanların- irticai faaliyetlerinin, video ses kayıtlarının tespit edilmesi (böyle bir durum varsa -varsayımlar üzerinden hareket edeceği-) durumunda AK Parti ne gibi bir zarar görebilir. Daha önce olduğu gibi bir parti kapatma davası tekrar kendisini hatırlatır. Fakat AK Parti'nin çok tedbirli hareket ettiğini görüyoruz ve bana göre AK Parti, Türk siyasetinin en aklı başında partisi konumunda şu an...&amp;nbsp; Ancak geçmişte yapılan bir takım açıklamaların video kayıtları zaten mevcut ve bazı ulusalcı televizyon kanalları, internet siteleri bu video kayıtlarını gece gündüz, adeta bir belgesel kuşağı olarak izlettiriyorlar. 2004 yılından beri açık gişe gösterdikleri bu videoların halk nazarında pekte bir itibarı olmasa gerek, zira AK Parti siyaset rekoru kırarak üçüncü kez üst üste oylarında artış ile birlikte iktidar oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sayın Öztaylan'ın konuşmasında geçen bir diğer cümleyi incelemek istiyorum. &lt;i&gt;"Yakınınızda bulunan gazetecilerle temasa geçip Ak Parti'yi yıpratan olumsuz haberler hazırlatın". &lt;/i&gt;Bu cümlede bahsi geçen hareketlerin zaten işler vaziyette olduğunu bilmeyen yok. AK Parti'yi yıpratmak adına gerek yazılı basında gerekse görsel basında kiralık kalemler, yazarlar aralıksız mesai yapmaktalar. Ancak bu mesainin o kadarda bir tesir gösterdiğini düşünmüyorum. Öyle ki AK Parti hiç olmadığı kadar güçlü bir pozisyonda bugün... AK Parti'nin yaptığı temiz siyaset halk nazarında büyük takdir görmüş olacak ki bu partiyi yeniden iktidara taşıdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Cemal Öztaylan'ın konuşmasından alıntı yaptığım üçüncü madde ise bir fişleme hadisesinden ibarettir. Daha önce bu ve buna benzer o kadar çok fişlenme haberi ile karşılaştık ki bu cümleyi duymayı o kadarda garipsemedim. Zira bahsini yaptığım konu anti-demokratik hamleler...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Son söz...&lt;br /&gt;
Kıymetli kardeşlerim, AK Parti günümüzde hiç olmadığı kadar güçlü bir hale ulaşmıştır. Artık bu ve bunun gibi bitirme planları tasarlayarak hayal dünyasında darbe ortamı tesis etmek gülünçtür. Zira artık sarsılmaz demokrasimizin temelleri sağlamlaşmıştır. Fakat şunu da unutmamakta fayda var. Bir siyasi partinin aşırı derecede güçlenmesi iyi bir hadise değildir. Herşeyin fazlasında zarar olduğu gibi fazla güçte bozulmayı beraberinde getirecektir. Selametle...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4014192423062939750-899638770092315623?l=www.e-aktug.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/earss/~4/f5-gpw8zvNY" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.e-aktug.com/feeds/899638770092315623/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.e-aktug.com/2012/01/ak-partiyi-ve-vekillerini-bitirme-plan.html#comment-form" title="1 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/899638770092315623?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/899638770092315623?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/earss/~3/f5-gpw8zvNY/ak-partiyi-ve-vekillerini-bitirme-plan.html" title="AK Parti'yi ve vekillerini bitirme planı!" /><author><name>Eyüp AKTUĞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07796883125003565033</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/-NRu684ga5zE/TlArt1EPl3I/AAAAAAAABio/KtPwZGOQbvU/s1600/ERBih.gif" /></author><thr:total>1</thr:total><feedburner:origLink>http://www.e-aktug.com/2012/01/ak-partiyi-ve-vekillerini-bitirme-plan.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;C08BQXc9cCp7ImA9WhRUF0o.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4014192423062939750.post-2278700960701002006</id><published>2012-01-28T19:30:00.000+02:00</published><updated>2012-01-28T19:30:50.968+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-28T19:30:50.968+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Edebi Şeyler" /><title>Bu Şehir (Kendi şiirlerimden)</title><content type="html">&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;b&gt;Ölçü: Serbest&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;b&gt;Düzen: eaea &lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;Bu Şehir &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://i.imgur.com/2VE31.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://i.imgur.com/2VE31.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Kapatın kalbimin pencerelerini,&lt;br /&gt;
Girmesin güneş ışığı odalarıma.&lt;br /&gt;
Sensiz o soğuk Sivas gecelerini,&lt;br /&gt;
İlaç saydım kanayan yaralarıma.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İstasyon caddesindeydi ilk bakış,&lt;br /&gt;
Kaldırımları değil kalbimi çiğnedin.&lt;br /&gt;
Karlı bir Sivas gecesinde bu yakarış,&lt;br /&gt;
Kalbimin çığlıklarını hiç dinlemedin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Seni bana getiren şeydi bu şehir,&lt;br /&gt;
Hiç bitmesin demiştim bu rüya...&lt;br /&gt;
Beni sana götürmedi bu kızıl nehir,&lt;br /&gt;
Sen ellerimi bırakmayacaktın güya. &lt;br /&gt;
&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;a href="http://www.e-aktug.com/" target="_blank"&gt;Eyüp Aktuğ&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4014192423062939750-2278700960701002006?l=www.e-aktug.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/earss/~4/4rBoTp3OGd4" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.e-aktug.com/feeds/2278700960701002006/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.e-aktug.com/2012/01/bu-sehir-kendi-siirlerimden.html#comment-form" title="3 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/2278700960701002006?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/2278700960701002006?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/earss/~3/4rBoTp3OGd4/bu-sehir-kendi-siirlerimden.html" title="Bu Şehir (Kendi şiirlerimden)" /><author><name>Eyüp AKTUĞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07796883125003565033</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/-NRu684ga5zE/TlArt1EPl3I/AAAAAAAABio/KtPwZGOQbvU/s1600/ERBih.gif" /></author><thr:total>3</thr:total><feedburner:origLink>http://www.e-aktug.com/2012/01/bu-sehir-kendi-siirlerimden.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;C0UNQnw6fip7ImA9WhRUF0g.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4014192423062939750.post-1782375922158739207</id><published>2012-01-28T13:48:00.000+02:00</published><updated>2012-01-28T13:48:13.216+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-28T13:48:13.216+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kaptan'ın Seyir Defteri" /><title>Laptop batarya ömürünü nasıl uzattım?</title><content type="html">&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://i.imgur.com/SbtaB.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="120" src="http://i.imgur.com/SbtaB.jpg" width="120" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Geçen yıl (Aralık 2010) Lenovo B560 almıştım. Fiyat ve performans bakımından çok cazip gelmişti. O günden beri aynı bilgisayarı kullanmaktayım. Gel gelelim, başlarda pil ömrü ile sıkıntı yaşamıştım. Laptop ile birlikte gelen pil ilk üç hafta boyunca sistem beklemede iken 2.5 saat dayanabiliyordu. Çoğu zaman dışarıda kullandığım ve her zaman güç kaynağına erişme imkanım olmadığı bu bilgisayarın pil ömürünü uzatmak için birtakım yollar denedim. Ve başarılı da oldum. Şimdi sizlere denediğim ve büyük başarı sağladığım o yolları sıralayaacağım.&lt;br /&gt;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Öncelik ile dizüstü bilgisayarınızı prizde takılı olarak kullanıyorsanız pilini çıkarmanızı tavsiye ederim. Fakat pili çıkarmadan pilin en az yüzde 80 seviyesinde dolu olduğuna emin olun.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Dizüstü bilgisayarınızda oyun oynacaksanız mutlaka prizde iken oynayın.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Sistem pil ile&amp;nbsp; çalışırken ekran parlaklığını düşürün ve genellikle onboard ekran kartını kullanın. (Laptoplarda birisi harici ve birisi onboard olmak üzere -genellikle- iki adet ekran kartı bulunur).&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Laptopun havalandırmasının yeteri düzeyde olduğundan emin olun. Zira bu laptopun ısınmasına ve şarjın erken bitmesine neden. Dolayısı ile pil ömrü düşer.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Siz dizüstü bilgisayarınızın yanında olmadığınız zaman ekran kararma ve bir süre sonra uyku moduna geçiş ayarlarını yapın.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;Ben&amp;nbsp; bu saydığım maddeleri uyguladım ve büyük başarı elde ettim. Şimdi sizlere Nisan 2011 ayında aldığım ekran görüntüsünü sunacağım. Batarya %97 dolu iken 4 saat 11 dakika göstermekte...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://i.imgur.com/CzYU4.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="222" src="http://i.imgur.com/CzYU4.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Yukarıda paylaştığım görsel Nisan 2011 ayına aitti. Şimdi sizlere Ocak 2012 ayına ait olan yani birkaç gün önce almış olduğum ekran görüntüsünü sunuyorum. Batarya %82 dolu iken 5 saat 12 dakika göstermekte...&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://i.imgur.com/lJhNT.png" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="223" src="http://i.imgur.com/lJhNT.png" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Umarım faydalı bir yazı olmuştur. Sizde bataryanızın ömrünü uzatmak istiyorsanız sıraladığım yöntemleri uygulayabilirsiniz. Selam ve dua ile...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4014192423062939750-1782375922158739207?l=www.e-aktug.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/earss/~4/c3RzOKDxjAU" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.e-aktug.com/feeds/1782375922158739207/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.e-aktug.com/2012/01/laptop-batarya-omurunu-nasl-uzattm.html#comment-form" title="1 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/1782375922158739207?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/1782375922158739207?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/earss/~3/c3RzOKDxjAU/laptop-batarya-omurunu-nasl-uzattm.html" title="Laptop batarya ömürünü nasıl uzattım?" /><author><name>Eyüp AKTUĞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07796883125003565033</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/-NRu684ga5zE/TlArt1EPl3I/AAAAAAAABio/KtPwZGOQbvU/s1600/ERBih.gif" /></author><thr:total>1</thr:total><feedburner:origLink>http://www.e-aktug.com/2012/01/laptop-batarya-omurunu-nasl-uzattm.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DEMERn85cCp7ImA9WhRUFkU.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4014192423062939750.post-671041551802627190</id><published>2012-01-27T19:46:00.000+02:00</published><updated>2012-01-27T19:46:47.128+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-27T19:46:47.128+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Feylesof" /><title>Batı ve İslam Dünyasının Hürriyet Kavramına Bakışı</title><content type="html">&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://imgur.com/aFBZg.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://imgur.com/aFBZg.jpg" width="254" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Hak ve hürriyet mefhumları, genellikle benzer mânâlarda ve birbirinin yerine kullanılsa da, aralarında mühim farklılıklar bulunmaktadır. Hürriyet; kişinin doğuştan potansiyel olarak sahip olduğu seçme ve tercih etme hakkını, yeterli olgunluk yaşına ulaştıktan sonra hiçbir baskı altında kalmaksızın kullanabilmesi durumudur. Hak ise, insanın doğuştan getirdiği ve daha sonra içinde yaşadığı toplumun hukuk sistemi tarafından verilen ve/veya kazanılan imkânlar, fırsatlar ve nimetler bütünüdür. Buna göre devletlerin kanunlarında hürriyetler kadar, haklar da tanımlanmıştır. Batı hukukunda hürriyet, ağırlıklı olarak, 'başkalarına zararı olmadığı sürece her şeyi yapabilme' şeklinde tarif edilmiştir. İslâm hukukunda ise hürriyet, kişinin kendisine, başkasına ve çevresine zarar vermeyecek şeyleri yapabilmesi şeklinde tanımlanır. İslâm hukuku bu üç unsura eşit vurgu yaparken, Batı hukuku tarihî süreçte genel olarak hürriyetin sınırını başkalarına zarar vermemek olarak çizmiştir. Bu durum, iki medeniyetin insana, hayata ve kâinata bakış açılarının farklı olmasından kaynaklanır. Çünkü İslâm'ın temel kaynaklarından çıkarılan neticelere göre insan, kendi vücudunun bile mâliki değildir. İnsanın maddî ve mânevî varlığı, Allah tarafından kendisine emanet olarak verilmiştir. Bu açıdan insanın intihar etmesi veya başka şekilde (sigara, alkol, uyuşturucu gibi maddeleri kullanarak) sağlığına zarar vermesi haram kabul edilmiştir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Abdullah Demir, Sızıntı Dergisi, Aralık 2011&lt;br /&gt;
&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;________________________&lt;br /&gt;
Kıymetli yazar Abdullah Demir'in Sızıntı Dergisi'nin Aralık 2011 sayısına yazmış olduğu bu yazıyı okuduğumda aklıma büyük fikir, aksiyon ve sanat adamı Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in "En büyük hürriyet İslam'a esir olmaktır." cümlesi geldi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Günümüzde bir takım akıl yoksunları türemiştir. Bilmem kaç tonluk heykellerin önünde oturarak ve burunlarını tütsüleyerek ruhlarını dinlendirdiğini sanan ve bunu medeni bir hareket olarak görerek, akılsız insanlara pazarlayanlar hakiki hürriyeti vermeyi vaat ediyor. Kendisine dahi faydası olmayan taştan yapılmış&amp;nbsp; eski hint putlarının önünde ruhlarını kötülüklerden güya arındıranlar namaz kılmayı esaret olarak görmektedirler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Halbu ki bizler alnımızı her secdeye koyduğumuzda dünyevi meselelerden kendimizi arındırıyor ve benliğimizi Allah'a vererek, Allah'ın bize sunmuş olduğu benliği özümüz ile perçinleyip halis hürriyete erişiyoruz. Vesselam...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4014192423062939750-671041551802627190?l=www.e-aktug.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/earss/~4/kWfJSeKE7AQ" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.e-aktug.com/feeds/671041551802627190/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.e-aktug.com/2012/01/bat-ve-islam-dunyasnn-hurriyet-kavramna.html#comment-form" title="1 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/671041551802627190?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/671041551802627190?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/earss/~3/kWfJSeKE7AQ/bat-ve-islam-dunyasnn-hurriyet-kavramna.html" title="Batı ve İslam Dünyasının Hürriyet Kavramına Bakışı" /><author><name>Eyüp AKTUĞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07796883125003565033</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/-NRu684ga5zE/TlArt1EPl3I/AAAAAAAABio/KtPwZGOQbvU/s1600/ERBih.gif" /></author><thr:total>1</thr:total><feedburner:origLink>http://www.e-aktug.com/2012/01/bat-ve-islam-dunyasnn-hurriyet-kavramna.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DEYCRH48fCp7ImA9WhRUFUw.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4014192423062939750.post-471034729730435924</id><published>2012-01-25T20:29:00.000+02:00</published><updated>2012-01-25T20:29:25.074+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-25T20:29:25.074+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İç Politika" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kürsümden yükselenler" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Portreler" /><title>Kürsümden yükselenler-14</title><content type="html">&lt;a href="http://i.imgur.com/kGsjN.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://i.imgur.com/kGsjN.jpg" width="224" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;"Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi...Bir gün sesimiz, hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi."&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Unuttuk mu?&lt;br /&gt;
Tamamen unutmuş olmasak bile galiba yavaş yavaş unutuyoruz, büyük adam Uğur Mumcu... Unutturmaya çalışıyorlar seni ve o bıraktığın aziz hatıranı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kafataslarının içerisindeki beyni sünger ile değiştiren ve dünyayı öküzün boynuzları arasında dönüyor kabul eden, kendinden ve çevresinden habersiz canlı türünün hızla populasyonunu artırmaktadır. Geçenlerde meydanlarda "hepimiz ermeniyiz" diye bağıranlar, Fransız meclisinden geçen "sözde ermeni soykırımı" yasasına herhalde sevinmişlerdir.&amp;nbsp; 22 Aralık 2011 tarihinde kaleme aldığım "&lt;a href="http://www.e-aktug.com/2011/12/akln-ve-mantgn-durdugu-ulke-fransa.html" target="_blank"&gt;Aklın ve mantığın durduğu ülke: FRANSA&lt;/a&gt;" isimli yazımdada meseleyi farklı boyutları ile incelemiş ve geniş tahlillerini yapmıştım. Türkiye'de dış politikamız çok hassas bir dönemden geçmektedir. Fransa ile olan ilişkilerimiz neredeyse bitme noktasına gelmiştir. Bugün bir çok Avrupa ülkesinde Ermeni lobilerinin faaliyetleri artarak devam etmekte ve mevcut olan hükumetleri tesiri altına soktular.&lt;br /&gt;
&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
Avrupa'da ve dünyada Türkiye aleyhine gerçekleşen bu hadiselerin yaşandığı bir süreç içerisindeyken ülkemizde onların ekmeğine yağ çalarcasına meydanlara dökülüp batı adamı gözünde "İşte onlarda kabullendi." düşüncesi oluşturmakta düşünülmesi gereken ayrıca bir meseledir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sizlere Uğur Mumcu'dan bahsetmek istiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Uğur Mumcu, Türkiye'de gelmiş geçmiş en cesur ve en doğru gazetecilerimizden birisi idi. Yaptığı derin araştırmaları ile bir takım bağlantıları gün yüzüne çıkarmıştı. Gün yüzüne çıkardığı bu bağlantılar bir takım gölge insanları rahatsız etti ve Uğur Mumcu'yu katlettiler. Uğur Mumcu'nun Türkiye'ye bıraktığı aziz hatırasına sahip çıkanların sayısı her geçen yıl biraz daha azalmakta... Üzülerek izlediğimiz ve izlemekten öte bir aksiyon halinde bulunamadığımız için utanç içerisindeyim. Utanç içerisindeyim çünkü bugün meydanlarda "hepimiz ermeniyiz" diye bağıranlara inat "Hepimiz Türk'üz / Hepimiz Uğur Mumcu'yuz" diye bağıramıyoruz,&amp;nbsp; sesimizi duyuramıyoruz. Korkarım ki bir kaç yıl sonra, atalarımızın kanları ile bizlere miras bıraktığı öz vatanımızda azınlık konumuna geçeceğiz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Artık kendimize gelmenin ve meselenin ehemmiyetini idrak etmenin zamanı gelmiştir. Toplum olarak özümüzü ve kimliğimizi, nereden geldiğimizi ve hangi amaç uğruna nereye gittiğimizi unuttuk. Vesselam...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4014192423062939750-471034729730435924?l=www.e-aktug.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/earss/~4/EtaehaSkWbI" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.e-aktug.com/feeds/471034729730435924/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.e-aktug.com/2012/01/kursumden-yukselenler-14.html#comment-form" title="1 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/471034729730435924?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/471034729730435924?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/earss/~3/EtaehaSkWbI/kursumden-yukselenler-14.html" title="Kürsümden yükselenler-14" /><author><name>Eyüp AKTUĞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07796883125003565033</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/-NRu684ga5zE/TlArt1EPl3I/AAAAAAAABio/KtPwZGOQbvU/s1600/ERBih.gif" /></author><thr:total>1</thr:total><feedburner:origLink>http://www.e-aktug.com/2012/01/kursumden-yukselenler-14.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CUMNRH0yeCp7ImA9WhRUEk4.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4014192423062939750.post-3260247506442732226</id><published>2012-01-22T13:58:00.000+02:00</published><updated>2012-01-22T13:58:15.390+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-22T13:58:15.390+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İç Politika" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Alternatif Çözüm Önerileri" /><title>Alternarif çözüm önerileri-8</title><content type="html">&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://i.imgur.com/k7Xsr.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://i.imgur.com/k7Xsr.jpg" width="198" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Merhaba kıymetli okuyucularım...&lt;br /&gt;
"Alternatif Çözüm Önerileri" dizisinin 8. bölümünde Türkiye'de bir türlü çözülemeyen önemli bir soruna değinmek ve bu soruna alternatif çözüm önerileri geliştirmek istiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu manada uzun bir yazı hazırladım. Bu yazıyı hazırlarken Türkiye'deki üniversite sistemimiz ile Avrupa'daki eğitim sistemini ve özellikle üniversitelerin genel durumunu tahlil ettim. Yazıyı sabırla sonuna kadar okumanızı temenni ediyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bahsini yaptığım bu önemli sorun nedir? "Türkiye'de bir kaç üniversite dışında üniversitelerimizin bilim üretememesi ve mezun verdiği öğrencilerinin mesleki donanım eksikliğinin çözülememesi..." İsterseniz bu sorunları dövizleştirerek sıralayalım...&lt;br /&gt;
&lt;ol&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;Türkiye'de ki üniversiteler niçin bilim üretememektedir?&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;b&gt;Üniversitelerimizden mezun olan öğrencilerin mesleki donanımı niçin yetersizdir?&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;b&gt;Üniversite mezunlarının istihdam sorunu nasıl çözülür?&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;b&gt;Üniversitelerin gelişmişliği ile ülkenin gelişmiliği arasındaki ilişki nedir?&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;b&gt;Ülkeyi kalkındırmak için meseleye hangi kurumdan başlanmalıdır?&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;
&lt;/ol&gt;Yukarıda sıraladığım 5 sorunun layıkı ile çözümü sağlanırsa Türkiye'miz Atatürk'ün hedef gösterdiği muassır medeniyetler seviyesine erişecek ve içimizde batının simsarlığını yapanlara malzeme kalmayacaktır. Şimdi bu beş soruyu anlamaya, meselenin öncesini ve sonrasını kavramaya ve bir çözüm hipotezi geliştirmeye çalışalım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;1. Türkiye'de ki üniversiteler niçin bilim üretememektedir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Birinci soruyu anlamak için Türkiye'de üniversite kurumunun fertlerce nasıl göründüğünü iyi bilmek, üniversite hocalarının eğitimsel kabiliyetlerini ve üniversite öğrencilerinin bilime karşı olan aşk ve isteklerini iyi bilmek zorundayız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&lt;b&gt;a. Üniversitelerimizin vatandaşlarımız arasındaki itibarı&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
Şüphesiz üniversiteler siyaset üstü bir kurumdur. Üniversitelerimizi siyasetin dışında tutmak ve bu kurumları siyasi kumar oyunlarında sarfetmemek gerekmektedir. Bunun aksi bir durumu olduğunda yani üniversite bünyesine siyaset zehri verildiğinde öğrenciler arasında büyük ihtilaflar çıkacaktır. 1980 döneminin getirdiği darbe sürecindede görüldüğü üzere sağ-sol kavgalarının yaşandığı bir numaralı ortamlardı, üniversitelerimiz... Bu durumun getirdiği yaralar günümüzde tedavi edilmeye başlandıysada hala birçok üniversitemizde sağ-sol ayırıcı akım kavgaları görülmektedir. Bu bakımdan üniversitelerimizin halk nazarında itibarı düşmektedir. Bu itibar eksikliğinin bir diğer nedeni ise üniversite mezunlarının istihdam edilemeyerek işsiz kalmasıdır. Vatandaşın gözünde üniversite mezunu olan ve üniversite mezunu olmayan eşit konumdadır. Çünkü iki durumdada birey işsiz olacağından üniversite mezunu olmanın bir avantajı olmamak ile birlikte fertlere bir yük olarak gözükmektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&lt;b&gt;b. Üniversite hocalarının eğitimsel kabiliyetleri&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
Ülkemizde bu meselede gözardı edilen temel sorunlardan biriside üniversitede eğitim veren hocaların eğitimsel donanımlarının yeteri seviyede olmamasıdır. Mesleğinde kendisini ispatlamış ve mesleki donanımları üst seviyede olan üniversite hocaları, ne yazık ki, belirli üniversitelerde kümelenmişlerdir. Hatta hadise o noktaya gelmiştir ki bazı üniversitelerimizde derslere girecek hoca dahi bulunamamaktadır. Haliyle göz ardı edilen bu temel sorun üniversitelerimizdeki eğitimin kalitesini düşürmektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&lt;b&gt;c. Üniversite öğrencilerinin bilime karşı istekleri&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
Bildiğiniz üzere liseden sonra eğitimini devam ettirmek isteyen öğrenciler tâbi tutuldukları bir sınavdan sonra üniversite eğitimine hak kazanabilmektedir. Öğrenci çevre baskısından kurtulmak ve daha özgür bir ortama girmek için üniversiteye girmek istemektedir. Bu noktada bilime karşı ilgi ve alaka göstermeyen öğrenci, sadece o yaşına kadar yaşayamadığı özgür yaşamı yaşamak ve&amp;nbsp; kendini bu manada ispatlayabilmek gayreti içerisindedir. Bu durum bütün öğrenciler için geçerli olmasada genel görünüm ne yazıkki bundan ibarettir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;2. Üniversitelerimizden mezun olan öğrencilerin mesleki donanımı niçin yetersizdir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Bu sorunun cevabı 1.c maddesi ile yakından ilişkilidir. Üniversitede öğrencilere eğitim veren hocaların eğitimsel kabileyetlerinin yetersiz olması sebebi ile doğal olarak eğitimi alan öğrencide de mesleki donanım yetersizliği durumu görülür. Bu manada ülkede kaliteli iş gücü yeteşemez. Hatta ülkemizde yaşanan istihdam sorunu bu konuda dolaylı olarak ilişkilidir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;3.Üniversite mezunlarının istihdam sorunu nasıl çözülür?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Ülkemizin geçmişten günümüze kadar sorunları arasında bir numarayı istihdam sorunu almaktadır. Yani işsizlik meselesi... Mesele öyle bir çözülmez hal almıştır ki, üniversite mezunu olmayan vatandaşta iş bulanamamaktadır ve üniversite mezunu olan vatandaşta iş bulamamaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&lt;b&gt;a. Problemin tanımı &lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
Basit bir örnek ile meselenin idrak etmeye çalışalım;&lt;br /&gt;
&lt;blockquote class="tr_bq"&gt;Devlet her yıl Fen Bilgisi Öğretmenliği için 250 adet kadro açmış olsun. Fakat Fen Bilgisi Öğretmenliği bölümünden her yıl 8000 öğrenci mezun olmaktadır. Devletin açmış olduğu 250 kişilik kadro için her yıl mezun olan 8000 öğrenci ve bu 8000 öğrenciye ek olarak yıllarca atanmayı bekleyen onbinlerce Fen Bilgisi Öğretmenliği adayı vardır. Dolayısı ile mezun olan öğrenci asıl mesleğini yapamamakta ve hiç bir bilgisi olmayan diğer mesleklere yönelmektedir. Atanamayan binlerce öğretmen geçimlerini sağlayabilmek adına "polis" olmakt ve esas mesleğini yapamamaktadır.&lt;/blockquote&gt;Bu verdiğim örnek ile sorun net olarak anlaşılmıştır umarım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&lt;b&gt;b. Problemin çözümü&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
Evvela bu istihdam sorunun çözümü için ülkenin ihtiyaç duyduğu iş gücü iyi hesaplanmalıdır. 3.a maddesinde vermiş olduğum örneğe göre bir çözüm üretelim. Bu çözüm diğer meslekler içinde uygulabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Devlet tesiri altında olan mesleklerin iyi yapılandırılması sağlanmalıdır. Genel tanım olarak biz buna "memur" diyoruz. 3.a maddesinde vermiş olduğum örnekte -misal olarak- devletin her yıl 250 Fen Bilgisi Öğretmenliği kadrosu açtığını fakat bu 250 kişilik kadro için onbinlerce öğretmen adayının mücadele verdiğini gördük. Mesleleğine yerleşebilen sadece 250 kişidir. Geriye kalan onbinlerce kişi işsiz olarak kalmaktadır. Devletin üniversitelerdeki Fen Bilgisi Öğretmenliği bölümüne yerleşen öğrenci sayısını düşürmesi gerekmektedir. Her yıl 8000 mezun veren bu bölüm gibi onlarca öğretmenlik dalı bu haldedir. İyi bir planlama ve bu planlamanın uygulanması halinde sorunun çözüldüğü görülecektir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;4. Üniversitelerin gelişmişliği ile ülkenin gelişmişliği arasındaki ilişki nedir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Bir ülkenin gelişmişlik seviyesini o ülkenin sahip olduğu, ürettiği bilim miktarı belirler. Gelişmiş Avrupa ülkeleri dikkatle incelendiğinde görülecektir ki, üniversiteler ülke ekonomisi ile doğrudan ilişkilidir. Üniversitelerin bir bilim merkezi haline gelmesi sonucu üniversitelerde üretilen bilimin ihraç edilmesi ile ülkeye büyük paralar kazandırmakta ve dolayısı ürettiği bilim yeni bir iş sahası doğrurarak ülkedeki işsizlik seviyesi minumum düzeye indirilmektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gördüğümüz gibi bir ülkenin sahip olduğu üniversiteler ne kadar gelişmiş olursa ülkede o derece gelişir ve ülkede var olan sorunlar çözüme kavuşur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;5. Ülkeyi kalkındırmak için meseleye hangi kurumdan başlanmalıdır?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Bu sorunun cevabı birazda 4. sorunun cevabında gizlidir. Bir ülkeyi kalkındırmak için öncelikle ülkenin eğitim kurumlarının kalitesini yükseltmek icab eder. Eğer ülkeyi kalkındırmak istiyorsak ülkenin geleceğinin yetiştirildiği eğitim kurumlarına yatırım yapma mecburiyetindeyiz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Son söz...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Aziz kardeşlerim, bizim baş eksiklerimizden birisi olan üniversitelerimizdeki eğitim zaafiyetinin giderilmesi, tedavi edilmesi içn bir takım çözüm önerileri sundum. Ancak bende nihayetinde bir vatandaşım. Devlet idaresi üzerindeki tesirim ne kadar olur bilemem. Ancak bir vatandaş olarak ülkemizin temel sorunlarından birisi olan ve diğer meseleler ile de yakından ilişkili olan bu soruna karşı devletin müdahale etmesi gerekmektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4014192423062939750-3260247506442732226?l=www.e-aktug.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/earss/~4/Jpr3BwOh1LA" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.e-aktug.com/feeds/3260247506442732226/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.e-aktug.com/2012/01/alternarif-cozum-onerileri-8.html#comment-form" title="1 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/3260247506442732226?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/3260247506442732226?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/earss/~3/Jpr3BwOh1LA/alternarif-cozum-onerileri-8.html" title="Alternarif çözüm önerileri-8" /><author><name>Eyüp AKTUĞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07796883125003565033</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/-NRu684ga5zE/TlArt1EPl3I/AAAAAAAABio/KtPwZGOQbvU/s1600/ERBih.gif" /></author><thr:total>1</thr:total><feedburner:origLink>http://www.e-aktug.com/2012/01/alternarif-cozum-onerileri-8.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CkEHRHozfip7ImA9WhRUEUs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4014192423062939750.post-5539794055517899261</id><published>2012-01-21T17:43:00.000+02:00</published><updated>2012-01-21T17:43:55.486+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-21T17:43:55.486+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Edebi Şeyler" /><title>Tükendi Gönlüm (Kendi şiirlerimden)</title><content type="html">&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;b&gt;Ölçü: Serbest&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;b&gt;Düzen: eeaa&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;Tükendi Gönlüm&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Kirpiklerin yüreğime saplanan ok misali,&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://i.imgur.com/3In4T.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://i.imgur.com/3In4T.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Gözlerinde ki o güzellik, yok emsali...&lt;br /&gt;
Bana öyle yakınsın ve bir o kadar uzak,&lt;br /&gt;
Beni perişan eden bakışlarında ki tuzak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Cehennem kadar sıcaktı dudakların,&lt;br /&gt;
Rüzgarın biricik sevgilisiydi saçların.&lt;br /&gt;
Aynı fotoğrafa sığsada bakışlarımız,&lt;br /&gt;
Koca bir ömre sığmadı duygularımız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aşkın kokusu beyaz ellerinde gizli,&lt;br /&gt;
Beyaz ellerinde benim kaderim çizili.&lt;br /&gt;
İster öldür ister yaşat senin insafındayım,&lt;br /&gt;
Kalbim avuçlarında, yolun sonundayım.&lt;br /&gt;
&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
Kaç aşık sığdırdın bir tebessümüne?&lt;br /&gt;
Bilmem kaç Eyüp öldürdün kalbinde?&lt;br /&gt;
Artık tükendi gönlümün aşk pınarı,&lt;br /&gt;
Eyüp'e kış gelir, getirsende baharı.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;a href="http://www.e-aktug.com/"&gt;Eyüp Aktuğ&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4014192423062939750-5539794055517899261?l=www.e-aktug.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/earss/~4/utgiKcG7S90" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.e-aktug.com/feeds/5539794055517899261/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.e-aktug.com/2012/01/tukendi-gonlum-kendi-siirlerimden.html#comment-form" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/5539794055517899261?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/5539794055517899261?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/earss/~3/utgiKcG7S90/tukendi-gonlum-kendi-siirlerimden.html" title="Tükendi Gönlüm (Kendi şiirlerimden)" /><author><name>Eyüp AKTUĞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07796883125003565033</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/-NRu684ga5zE/TlArt1EPl3I/AAAAAAAABio/KtPwZGOQbvU/s1600/ERBih.gif" /></author><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://www.e-aktug.com/2012/01/tukendi-gonlum-kendi-siirlerimden.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CkUMQX07fip7ImA9WhRUEUg.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4014192423062939750.post-1383558516940738624</id><published>2012-01-21T14:51:00.000+02:00</published><updated>2012-01-21T14:51:20.306+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-21T14:51:20.306+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İç Politika" /><title>Halkın iradesinden korkan kim?</title><content type="html">&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://i.imgur.com/1LarG.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://i.imgur.com/1LarG.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Kemal Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı Sayın Abullah Gül'ün halkın iradesinden korktuğunu ve görev süresinin 7 yıl olmaması gerektiği hususunda bir açıklama yapmış. (Bende &lt;a href="http://www.samanyoluhaber.com/politika/Kilicdaroglu-secim-istedi/722880/"&gt;şurada&lt;/a&gt; bulunan haberde okudum.) Sayın Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılması gerektiğini söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdi halktan korkan kim?&lt;br /&gt;
Biraz düşünelim... Sayın Abdullah Gül cumhurbaşkanlığı için aday olmuş ve meclisin büyük çoğunluğunun oyuna mazhar olmuştu. Ancak CHP daha önce eşi görülmemiş bir tavır ile cumhurbaşkanlığı seçimi 3. tura kadar taşımıştı. Fakat en nihayetinde sayın Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığı makamına gelmesine engel olamamıştı. Halkın iradesi ile seçilen cumhurbaşkanının seçilememesi için ellerinden ne geliyorsa yapmışlardı. Şimdi halktan korkan daha net ortaya çıkmadı mı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu cezaevinde tutuklu bulunduğu halde birtakım isimleri milletvekili adayı gösterdi. Bu olaya kimse karışamaz ve sonuçta Sayın Kılıçdaroğlu seçiminde gerçekleşen bir olaydır. Fakat bana göre etik değildi. Ve yine bana göre birtakım isimleri milletvekilliğinin getirdiği dokunulmazlık zırhına kavuşması için gerçekleştirildi.&lt;br /&gt;
&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt; Nihayetinde cezaevinde tutuklu bulunan milletvekili adayları halk tarafından vekil yapıldı. Ancak karar organlarına buna müsade etmedi. Sonrasında Kılıçdaroğlu tepki olarak yemin etmeme kararı aldı. Hemen ardından Başbakan Erdoğan yemin edeceklerdir dedi ve dediği çıktı. Bu noktaya kadar herşey gayet demokratik ve özgürlükçü bir ortamda gerçekleşti. Sayın Kılıçdaroğlu'na göre halkın iradesine karar organları tarafından el konulmuştu. Haklı veya haksız. Bu noktada karar vermek benim haddim değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fakat geçmişi hatırlatmak istiyorum.&amp;nbsp; &lt;span id="contextual"&gt;1999 yılının 2 Mayıs gününe gitmek istiyorum. Mecliste milletvekilleri sırası ile yemin ediyorlardı. Sıra Merve Kavakçı'ya geldiğinde sayın Merve Kavakçı'nın mecliste and içmesi engellendi. O zaman halk iradesi neredeydi? Nihayetinde sizin aday gösterdiğiniz cezaevindeki şahıslarıda halk seçmişti bundan 13 yıl önce seçilen Merve Kavakçı'yı da halk iradesi seçmişti. Hatta mesele 13 yıl önce öyle bir noktaya erişmişti ki, Merve Kavakçı, &lt;/span&gt;&lt;span id="contextual"&gt;Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkartıldı,  Fazilet Partisi Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı. Kavakçı beş sene  siyasetten yasaklandı.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4014192423062939750-1383558516940738624?l=www.e-aktug.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/earss/~4/O42j-zqyRJU" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.e-aktug.com/feeds/1383558516940738624/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.e-aktug.com/2012/01/halkn-iradesinden-korkan-kim.html#comment-form" title="3 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/1383558516940738624?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/1383558516940738624?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/earss/~3/O42j-zqyRJU/halkn-iradesinden-korkan-kim.html" title="Halkın iradesinden korkan kim?" /><author><name>Eyüp AKTUĞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07796883125003565033</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/-NRu684ga5zE/TlArt1EPl3I/AAAAAAAABio/KtPwZGOQbvU/s1600/ERBih.gif" /></author><thr:total>3</thr:total><feedburner:origLink>http://www.e-aktug.com/2012/01/halkn-iradesinden-korkan-kim.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DUMFQHY-fCp7ImA9WhRUEEU.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4014192423062939750.post-8543693462275423085</id><published>2012-01-20T21:23:00.000+02:00</published><updated>2012-01-20T21:23:31.854+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-20T21:23:31.854+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Siyaset Felsefesi" /><title>Kavram karışıklığının getirdiği kargaşa nasıl düzeltilir?</title><content type="html">&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://i.imgur.com/NNjdf.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="193" src="http://i.imgur.com/NNjdf.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Memleketimizin içerisinde bulunduğu olumsuz durumlardan kurtarılarak huzur ve refaha erdirilmesi yalnızca vatanını ve milletini seven, bulunduğu coğrafyayı iyi bilen ve bu coğrafyanın dünya ile olan irtibatını nasıl kuracağı konusunda bilgi sahibi olan gençler tarafından sağlanacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Huzur ve refah seviyesinde bir sistemde kavram karışıklığı olmaz. Çünkü bütün taşlar hem yerine oturmuş hemde o taşların yerinden oynatılmaması için birer bekçi tayin edilmiştir. Bu bekçi sınırları belli bir anayasadır. Öyleki bizim bugün kullandığımız kanun kitabında pek çok kavramın hem sınırları belli değildir hemde bir belirsizlik vardır. Bu belirsizlik hali "laiklik" konusundan tutunda "özgürlükçü" sisteme kadar uzanan bir zincirdir.&lt;br /&gt;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;Peki bu belirsizlik haline karşı etkin bir çare yok mu?&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;1982 tarihli bir anayasayı kullanmaktayız. 183 adet kanun maddesinden ibaret olan bu anayasanın bugüne kadar 83 maddesi değişmiştir. Maddelerin değişimindeki temel gaye var olan kanunun hem uygulanabilirliğini sağlayabilme hemde sınırlarını daha net çizebilmedir. Fakat bu değişikliklere rağmen anayasamız istenilen seviyede bir kanunlar bütünü olamamış aksine "yamalı bohça" görünümü almıştır.&lt;br /&gt;
&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt; Bu görünümü düzeltebilmek için köklü bir değişim şarttır. Böylelikle hem anayasamızdaki çoğu maddede belirsizlik hali ortadan kalkacak hemde birçok kavramın sınırları daha net çizilecektir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;u&gt;Misal olarak;&lt;/u&gt;&lt;br /&gt;
Laiklik kavramının ne olduğu hala tartışılmaktadır. Herkes kendi tanımını uydurmakta ve bu tanım üzerinden hüküm vermekte, dolayısı ile herkesin kendisine göre bir yargılama sistemi doğmaktadır. Bununla birlikte "özgürlükçü" sistem üzerinde fikir hürriyeti isteyen ve özgürlükçü yapının arkasına saklanarak aziz milletimize yani Türklüğe küfredenlerde bu kargaşa durumunun bir ürünüdür. Neden? Çünkü sınırlar çizilemediğinden bir belirsizlik hali ortaya çıkmıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4014192423062939750-8543693462275423085?l=www.e-aktug.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/earss/~4/y7HkBa2VHb8" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.e-aktug.com/feeds/8543693462275423085/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.e-aktug.com/2012/01/kavram-karsklgnn-getirdigi-kargasa-nasl.html#comment-form" title="1 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/8543693462275423085?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/8543693462275423085?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/earss/~3/y7HkBa2VHb8/kavram-karsklgnn-getirdigi-kargasa-nasl.html" title="Kavram karışıklığının getirdiği kargaşa nasıl düzeltilir?" /><author><name>Eyüp AKTUĞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07796883125003565033</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/-NRu684ga5zE/TlArt1EPl3I/AAAAAAAABio/KtPwZGOQbvU/s1600/ERBih.gif" /></author><thr:total>1</thr:total><feedburner:origLink>http://www.e-aktug.com/2012/01/kavram-karsklgnn-getirdigi-kargasa-nasl.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CE8NQ344fyp7ImA9WhRUEEU.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4014192423062939750.post-555030915173026499</id><published>2012-01-20T20:08:00.000+02:00</published><updated>2012-01-20T20:08:12.037+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-20T20:08:12.037+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Feylesof" /><title>İnsanı insan kılan taşıdığı mukaddes emanettir</title><content type="html">&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;blockquote class="tr_bq"&gt;Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen,&lt;br /&gt;
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen.&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Şeyh Galib &lt;/b&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;
Şeyh Galib'e ait olan yukarıdaki beyitin anlamı, "Kendi kişiliğine (özüne, yaratılışına) hoş bir nazarla (ibretle) bak; sen alemin özüsün. Sen varlıkların gözbebeği olan insansın."&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yüce Allah Kur'ânı Kerimde şöule buyurmaktadır:&lt;b&gt; "Ben emaneti dağlara taşlara teklif ettim ebâ ettiler (kaçındılar); insan ki, zalum ve cehuldür, üzerine aldı, kabul etti."&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://i.imgur.com/o0Q3i.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="133" src="http://i.imgur.com/o0Q3i.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;İnsanın vasfı ve üstünlüğü kendisinden değil, emanetçisi olduğu mukaddes davadan gelmektedir. Feza çapında bir noktadan daha küçük olmasına rağmen insanın omuzlarında taşıdığı yük onu ulvi manada güneş çapına eriştirmektedir. İnsan aklı ve iradesi olan bir canlıdır. İyiyi ve kötüyü; doğruyu ve yanlışı ayırt edecek kabiliyette yaratılmıştır. Dünyanın bütün nimetleri insanın emrine sunulmuştur. Doğadaki bütün canlılar insanın hizmetine memurdur.&lt;br /&gt;
&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
Bu âyet-i kerime ile insanın semalardan yüksek olan ehemmiyeti ve  kâinatı çok gerilerde bırakan ulvî vazifesi beyan edilerek, insanoğluna  küçük şeylerin peşinde koşmaması emredilmektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Devrinin büyük şairlerden olan Şeyh Galib mevlevi bir çevrede yetişmiş ve bazı hikmetlerin sırrına erişmiştir. Bundan dolayıdır ki yukarıda beyitinde insanı ve insana verilen sorumluluğu izah etmiştir. Peki insana verilen bu sorumluluk nedir? Şöyle ki, Bediüzzaman Hazretleri Haşir Risalesinin on birinci hakikatinde bu  emanetin “insanın istidadı” olduğuna işaret eder ve bu istidada yüklenen  görevi, “Küçücük cüz’i ölçüleriyle, sanatçıklarıyla Halikını, muhit  sıfatlarını, külli şuunatını, nihayetsiz tecelliyatını ölçerek bilmek.”  olarak açıklar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yüce Allah'ın bizlere verdiği bu emaneti insanoğlu taşıyabilecek güçtedir. Öyle ki yüce Kur'ânda şöyle buyrulmaktadır:  &lt;b&gt;“Allah hiçbir nefse vüs’atini aşan (güç yetiremeyeceği) bir vazifeyi teklif etmez.” (Bakara Sûresi, 286)&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Son söz...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Muhterem okuyucularım, görüldüğü üzere insanı insan kılan en büyük sır taşıdığı mukaddes emanettir. İnsanoğlu bu emaneti taşıyabilecek güce sahiptir. Fakat emaneti unutanlar ve yaşama gayesinden bihaber olan Allah'a ihanet içindedirler. Taşıdığı emanetin hikmeti ile birlikte güneş çapında bir pırlantaya dönüşen insanoğlu, emaneti bıraktığı ve Allah'a ihanet ettiği vakit "bel hum adal" olarak ifade ettiğimiz hayvan aşağı bir mertebeye düşer. Allah bizi emanetine sahip çıkanlardan kılsın.&lt;b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4014192423062939750-555030915173026499?l=www.e-aktug.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/earss/~4/WUzdkeS_Wgo" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.e-aktug.com/feeds/555030915173026499/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.e-aktug.com/2012/01/insan-insan-klan-tasdg-mukaddes.html#comment-form" title="1 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/555030915173026499?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/555030915173026499?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/earss/~3/WUzdkeS_Wgo/insan-insan-klan-tasdg-mukaddes.html" title="İnsanı insan kılan taşıdığı mukaddes emanettir" /><author><name>Eyüp AKTUĞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07796883125003565033</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/-NRu684ga5zE/TlArt1EPl3I/AAAAAAAABio/KtPwZGOQbvU/s1600/ERBih.gif" /></author><thr:total>1</thr:total><feedburner:origLink>http://www.e-aktug.com/2012/01/insan-insan-klan-tasdg-mukaddes.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DkQFQ3Y4fyp7ImA9WhRUEEU.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4014192423062939750.post-1671728723075396603</id><published>2012-01-20T20:00:00.001+02:00</published><updated>2012-01-20T20:31:52.837+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-20T20:31:52.837+02:00</app:edited><title>EFINST İngilizce Dil Okulu ile "Al sevdiğini, uç İngiltere'ye!"</title><content type="html">&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://bumerang.hurriyet.com.tr/server.ashx?type=image&amp;amp;file=img1-59929817-94a1-4de9-ac00-56256e035682.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://bumerang.hurriyet.com.tr/server.ashx?type=image&amp;amp;file=img1-59929817-94a1-4de9-ac00-56256e035682.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;20. yılını kutlayan EFINST İngilizce Dil Okulları harika bir kampanya başlattı. EFINST Dil Okulu, 14 Şubat Sevgililer Günü’ne kadar kayıt yaptıran herkese İngiltere’de 2 haftalık İngilizce eğitimi hediye ediyor. Üstelik bu programlara iki yıl üst üste AB Dil Ödülü kazanan ESP (Özel Amaçlı İş İngilizcesi Programı) da dahil. Yani hem Türkiye’de İngilizce öğreniyorsunuz hem de pratik yapmak için İngiltere’ye bedava gidiyorsunuz. Haberin daha da güzel tarafı, İngiltere’de konaklama ve yeme içmeye de para ödemiyorsunuz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Ben gidemem, çünkü İstanbul’da yaşamıyorum diyenlere müjde!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
EFINST’in e-Learning LIVE! online İngilizce eğitim sistemiyle bire bir canlı online derslerinizi internet üzerinden de yapabiliyorsunuz. Bu sistemle öğretmeninizi canlı canlı ekranınızda görüyor, soru soruyor, sohbet edebiliyorsunuz. Öğretmenin sizin için hazırladığı power point sunumunu kendi ekranınızda görebiliyor, İngilizceye dair tüm sorularınızı özel öğretmeninize sorabiliyorsunuz. Başka kimse olmadan, sadece siz ve öğretmeniniz. Aynı gerçek sınıftaki gibi.&lt;br /&gt;
&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
Detaylı bilgi için &lt;a href="http://www.efdilokulu.com/al_sevdigini_uc_ingiltereye.html" target="_blank"&gt;http://www.efdilokulu.com/al_sevdigini_uc_ingiltereye.html&lt;/a&gt;&amp;nbsp;adresini ziyaret edin. Pişman olmayacaksınız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
EFINST’in yakında Facebook ve Twitter üzerinden yapacağı kampanyalardan en önce haberdar olmak için:&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://www.facebook.com/EFINST" target="_blank"&gt;http://www.facebook.com/EFINST&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://www.twitter.com/EFINST" target="_blank"&gt;http://www.twitter.com/EFINST&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: 80%;"&gt;Bir &lt;a href="http://www.bumads.com.tr/?clientid=2bbc1313-544b-4866-b7c9-2b7bc9520b77&amp;amp;offerid=90" rel="nofollow" target="_blank" title="bumads"&gt;bumads&lt;/a&gt; advertorial içeriğidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;script type="text/javascript"&gt;
ad_client = '2bbc1313-544b-4866-b7c9-2b7bc9520b77';ad_offer ='90';
&lt;/script&gt;&lt;script src="http://sayac.bumads.com.tr/showads.js" type="text/javascript"&gt;
&lt;/script&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4014192423062939750-1671728723075396603?l=www.e-aktug.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/earss/~4/bM2OwdiJJcw" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/1671728723075396603?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/1671728723075396603?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/earss/~3/bM2OwdiJJcw/efinst-ingilizce-dil-okulu-ile-al.html" title="EFINST İngilizce Dil Okulu ile &quot;Al sevdiğini, uç İngiltere'ye!&quot;" /><author><name>Eyüp AKTUĞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07796883125003565033</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/-NRu684ga5zE/TlArt1EPl3I/AAAAAAAABio/KtPwZGOQbvU/s1600/ERBih.gif" /></author><feedburner:origLink>http://www.e-aktug.com/2012/01/efinst-ingilizce-dil-okulu-ile-al.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkIASXc9cCp7ImA9WhRVGUs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4014192423062939750.post-4778213165009231054</id><published>2012-01-19T12:22:00.000+02:00</published><updated>2012-01-19T12:22:28.968+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-19T12:22:28.968+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İç Politika" /><title>AK Parti'nin önlenemez yükselişi devam ediyor</title><content type="html">&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://i.imgur.com/x6ca9.png" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://i.imgur.com/x6ca9.png" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Stratgejik Düşünce Enstitüsü’nin (SDE) Aralık ayında yaptırdığı 2011’in son anketinin sonuçları şaşırttı. SDE'nin yaptığı son anketin sonuçlarına göre &lt;u&gt;AK Parti'nin oy oranı yüzde 52.3 çıktı&lt;/u&gt;. Buna karşılık &lt;u&gt;CHP'nin oy oranı ise gerileyerek yüzde 19.6 oranına düştü.&lt;/u&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yapılan araştırmaya göre “&lt;b&gt;Hükümetin ekonomi politikaları performansını nasıl buluyorsunuz&lt;/b&gt;”  sorusuna katılımcıların yüzde 53,8’i “&lt;u&gt;başarılı&lt;/u&gt;” yanıtını verirken aynı  soruya, her beş CHP’liden biri ve her üç  MHP’liden biri de “&lt;u&gt;başarılı&lt;/u&gt;”  cevabı verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Araştırma konularından bir diğeri ise cumhurbaşkanının görev süresi idi. Cumhurbaşkanı Gül’ün görev süresine yönelik soruya ise “&lt;b&gt;Görev süresi 7  yıl olmalıdır&lt;/b&gt;” diyenlerin oranı yüzde &lt;b&gt;50,1&lt;/b&gt; olarak değerlendirildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eylül ayında yapılan araştırma sonuçlarına göre AK Parti'nin oy oranının yüzde 54'e kadar çıktığını görmüştük. Fakat aradan iki üç ay geçmesine karşın AK Parti yakaladığı bu oy oranını koruyamadı. Fakat yükselişine devam etmekte.&lt;br /&gt;
&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;CHP'nin oy oranı neden yüzde 20 bandının altına düştü?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Çünkü CHP'nin tutarsız siyasi politikaları ve idari heyetindeki belirsizliği buna etken olmuştur. Halk nazarında ne yaptığının bilincinde olmayan bir siyasetçi politikası çizmiştir. Verdiği kararlardan sık sık dönerek halk nazarına güven verememiş olmasıda bu sonucta bir etkendir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aratırmada bir diğer anket sorusu ise  “&lt;b&gt;Hükümetin genel olarak performansını nasıl buluyorsunuz&lt;/b&gt;” sorusuna  katılımcıların yüzde 54,1’i “&lt;u&gt;başarılı buluyorum&lt;/u&gt;” yanıtını verirken,  yüzde 38’i ise “&lt;u&gt;başarısız bulduğunu&lt;/u&gt;” söyledi. Aynı soruya  MHP’ye oy verenlerin yüzde 26.7’si ve CHP’ye oy verenlerin yüzde 15.5’i de “başarılı” cevabını verdi.&lt;br /&gt;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;“&lt;b&gt;Hükümetin dış politika performansını nasıl buluyorsunuz&lt;/b&gt;” sorusuna  katılımcıların yüzde 56,8’i “başarılı buluyorum” yanıtını verirken,  yüzde 36,9’u “başarısız buluyorum” dedi.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;“&lt;b&gt;Hükümetin sağlık politikaları performansını nasıl buluyorsunuz&lt;/b&gt;” sorusuna, katılımcıların yüzde 66,1 “başarılı” yanıtını verdi.&amp;nbsp; &lt;/li&gt;
&lt;li&gt;“&lt;b&gt;Hükümetin eğitim politikaları performansını nasıl buluyorsunuz&lt;/b&gt;”  sorusuna verilen yanıtlarda “başarılı” seçeneğini işaretleyenlerin oranı  yüzde 56,7, “başarısız” diyenlerin oranı ise yüzde 38 oldu.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&amp;nbsp;“&lt;b&gt;Başbakanın 1938’de yaşanan  ‘Dersim olayları’ ile ilgili olarak özür dilemesini nasıl  değerlendiriyorsunuz”&lt;/b&gt; sorusuna  yüzde 34,8 “doğru buluyorum, yüzde 23,9’  yanlış buluyorum yüzde 23,2’si de “kısmen doğru buluyorum”  yanıtını verdi. &lt;/li&gt;
&lt;li&gt;“&lt;b&gt;Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine nasıl bakıyorsunuz&lt;/b&gt;” sorusuna.  “üyeliğe taraftarım” diyenlerin oranı yüzde 43,8 iken, “üyeliğe  karşıyım” diyenlerin oranı yüzde 47,4 olarak gerçekleşti.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;“&lt;b&gt;Hükümetin ekonomi politikaları performansını nasıl buluyorsunuz&lt;/b&gt;”  sorusuna katılımcıların yüzde 53,8’i başarılı yanıtını verdi. Başarısız  bulanların oranı ise yüzde 41.7 oldu.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;Neticelenen araştırma sonuçlarındanda anlaşılacağı üzere AK Parti'ye olan güven tam. Halk nazarında büyük bir destek görmekte. İzlediği politikaların büyük kabul görmeside bunun delillerinden birisidir. Bu noktada AK Parti'nin diğer partilere karşı ezici bir oy çoğunluğuna sahip olması hem Türkiye adına istikrarın göstergesidir hemde aşırı derecede güçlenen bir partinin "tek ben varım" deme ihtimalini ortaya çıkarmaktadır. Zira hassas bir güç dengesi... Selam ve dua ile...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4014192423062939750-4778213165009231054?l=www.e-aktug.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/earss/~4/0-Kvx6sW5mY" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.e-aktug.com/feeds/4778213165009231054/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.e-aktug.com/2012/01/ak-partinin-onlenemez-yukselisi-devam.html#comment-form" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/4778213165009231054?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/4778213165009231054?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/earss/~3/0-Kvx6sW5mY/ak-partinin-onlenemez-yukselisi-devam.html" title="AK Parti'nin önlenemez yükselişi devam ediyor" /><author><name>Eyüp AKTUĞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07796883125003565033</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/-NRu684ga5zE/TlArt1EPl3I/AAAAAAAABio/KtPwZGOQbvU/s1600/ERBih.gif" /></author><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://www.e-aktug.com/2012/01/ak-partinin-onlenemez-yukselisi-devam.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DkUHQn45fip7ImA9WhRVGUs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4014192423062939750.post-983786080896683591</id><published>2012-01-19T11:10:00.000+02:00</published><updated>2012-01-19T11:10:33.026+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-19T11:10:33.026+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İç Politika" /><title>Miileti millet yapan değer birlik ve beraberliktir</title><content type="html">&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://i.imgur.com/kN5Yr.gif" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://i.imgur.com/kN5Yr.gif" width="241" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Bir milleti millet yapan değer gelişmişliği değil milletin fertleri arasında birlik ve beraberliktir. Bugün ülkemizde ne yazık ki bizi biz yapan bu değere karşı bir saldırı söz konusudur. Birliğimizi ve beraberliğimizi sarsıcı, zedeleyici bu saldırılar gerek içerimizde hainler tarafından gerekse dışımızdaki düşmanlar tarafından gerçekleştirilmektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Cemiyetin en küçük birimi ferttir.&lt;/b&gt; Bir milleti oluşturan fertlerin tamamının aynı fikriyat üzerinde antlaşma sağlaması imkansıza yakındır. &lt;b&gt;Fertler arası bu görüş ayrılıkları bizi bir arada tutan önemli noktalardan birisidir.&lt;/b&gt; Bir insan bünyesi için kas ve kemiğin rolü ne ise, milli görüşler içinde farklı fikirlere sahip vatandaşlar o derece önemlidir. Kası kemikten ayırdığımız vakit bünye sıhhatini kaybediyorsa, tek tip düşünen insanların olduğu bir millette o nispette sağlıksızdır. &lt;u&gt;Ama dikkat edilmesi gereken çok mühim bir nokta vardır. Zenginlik olarak kabul ettiğimiz bu görüş ayrılıklarının ahenginin bozulması durumunda toplumun tabanında tahrifler meydana getirir.&amp;nbsp;&lt;/u&gt;&lt;br /&gt;
&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;
Bu sebeple milli bünye üzerindeki çatlakları iyileştirmek, hasarı giderebilmekte için milli sesin ahengini bozan müdahaleci seslerin temizlenmesi gerekir. Memleketin iktisadi gelişmişliği muazzam derecede iyi de olsa millet arasında birlik ve beraberlik ruhu olmadığı sürece iktisadi gelişmişlik bir anlam ifade etmez. Bu manada devlet idarecilerinin ileri görüşlü olması ve hadiselerin neleri getireceğini ve neleri götüreceğini iyi kestirebiliyor olması gerekmektedir. İyi bir idarenin yönettiği millette toplumsal çatlaklar olabildiğince tamir edilir ve milli ahenk yeniden tesis edilmiş olur. Fakat hadiselere hükmedemeyen bir idari heyetin yönettiği toplum süratle parçalanma safhasına giriş yapar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu yazıyı yazarken memleketimizde yirminci asrın ikinci yarısında cereyan eden hadiseleri tetkik ederek yazdım. Olayları layıkı ile incelediğimizde göreceğiz ki milli birlik ve beraberliğin olmadığı dönemlerde memleket bir takım gölge insanların idaresi altına girmiştir. Selam ve dua ile…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4014192423062939750-983786080896683591?l=www.e-aktug.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/earss/~4/DAZvTkoGNrc" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.e-aktug.com/feeds/983786080896683591/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.e-aktug.com/2012/01/miileti-millet-yapan-deger-birlik-ve.html#comment-form" title="1 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/983786080896683591?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/983786080896683591?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/earss/~3/DAZvTkoGNrc/miileti-millet-yapan-deger-birlik-ve.html" title="Miileti millet yapan değer birlik ve beraberliktir" /><author><name>Eyüp AKTUĞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07796883125003565033</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/-NRu684ga5zE/TlArt1EPl3I/AAAAAAAABio/KtPwZGOQbvU/s1600/ERBih.gif" /></author><thr:total>1</thr:total><feedburner:origLink>http://www.e-aktug.com/2012/01/miileti-millet-yapan-deger-birlik-ve.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CUAEQ385eCp7ImA9WhRVGU8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4014192423062939750.post-6947701032251941199</id><published>2012-01-18T23:55:00.000+02:00</published><updated>2012-01-18T23:55:02.120+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-18T23:55:02.120+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kaptan'ın Seyir Defteri" /><title>1000. günün anısına yenilendik.</title><content type="html">&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://i.imgur.com/dE0hJ.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="236" src="http://i.imgur.com/dE0hJ.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Muhterem okuyucularım,&lt;br /&gt;
Geçen Pazartesi (16 Ocak 2012) e-aktug Blog'un kesintisiz ve sürekli yayın hayatındaki 1000. günü idi. Nisam ayında blog maceram 4. yılını doldurmuş olacak. Bu kadar yıl geçti aradan, artık bloga bir düzen vermenin zamanı geldi diye düşünmüştüm. Bunun için evvela kategori sistemini düzenledim. Daha anlaşılır, hedefe odaklı ve tertipli bir yapı oluşturdum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Blogumun "blogger" altyapısını kullanması sebebi ile kategori sistemini etiketler üzerinden yürütüyorum herkes gibi. Yaklaşık 578 yazının olduğu blogumda kategori sistemini yenilemek bir hayli yorucu oldu. Nihayet yeni bir kategorik dizine sahip oldum. Peşinden mevcut temamın amatörce olduğubu ve blogumun ruhunu yansıtmadığı kanaatine vardım. Google etrafında kısa bir gezinti yaparak istediğim özelliklere sahip bir kaç tema buldum.&lt;br /&gt;
&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt; Fakat tam istediğim gibi değildi bu temalar. İçlerinden gözüme iyi gözüken bir temayı seçerek üzerinde oynamalar yaptım. Renk ayarlarını, manşet ayarlarını vs.. yaptıktan sonra xml dosyasını bloggera yükledim. Ve ortaya böyle bir sonuç çıktı. Umarım sizlerde beğenmişsinizdir. Sağlıcakla kalın...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4014192423062939750-6947701032251941199?l=www.e-aktug.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/earss/~4/TMFVv0OPs5U" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.e-aktug.com/feeds/6947701032251941199/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.e-aktug.com/2012/01/1000-gunun-ansna-yenilendik.html#comment-form" title="1 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/6947701032251941199?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/6947701032251941199?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/earss/~3/TMFVv0OPs5U/1000-gunun-ansna-yenilendik.html" title="1000. günün anısına yenilendik." /><author><name>Eyüp AKTUĞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07796883125003565033</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/-NRu684ga5zE/TlArt1EPl3I/AAAAAAAABio/KtPwZGOQbvU/s1600/ERBih.gif" /></author><thr:total>1</thr:total><feedburner:origLink>http://www.e-aktug.com/2012/01/1000-gunun-ansna-yenilendik.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;C0UDQ3g5fCp7ImA9WhRVGEU.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4014192423062939750.post-6182499111135455096</id><published>2012-01-17T15:44:00.001+02:00</published><updated>2012-01-18T12:07:52.624+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-18T12:07:52.624+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kaptan'ın Seyir Defteri" /><title>Google Translate'in Ferdi Tayfur ile imtihanı...</title><content type="html">&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQfkzcgq0rgZBqt-z64V_xG8CI3d91swnKg2OW4TAEyHKAemQ3K" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="124" src="http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQfkzcgq0rgZBqt-z64V_xG8CI3d91swnKg2OW4TAEyHKAemQ3K" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Bazen Google amcanın çeviri servisi Translate'ine aklıma gelen cümleleri yazarım. Gramer hataları varsa düzeltirim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bugünde Translate'e birşey yazayımda karşılığı neymiş göreyim dedim. O sıra Ferdi Tayfur'un Menekşeler Laleler isimli şarkısını dinliyordum. Translate sayfası önümde açık beklemekte bende şarkıdaki keman ezgileri ile mest :) olmaktaydım. Biraz sonra Translate'de paragraf bölümüne "Ferdi Tayfur" yazdım. Özel isimlerin bir karşılığı olmaz ilkesinden hareketle Translate'nin vereceği tepkiyi merak ediyordum. Tabi işin şakası bir tarafa çeviri sayfasının ingilizce tercüme satırındaki aldığım cevap beni şok etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Zira "Ferdi Tayfur" kelime öbeğinin ingilizve karşlığı "Rihanna" idi. Diğer dillerde de aynı işlemleri tekrar ettim. Fakat sonuç yine aynı... Sanırım Google'daki web programcılarının kod yazarken kafaları güzeldi. Başka bir izahı yok...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4014192423062939750-6182499111135455096?l=www.e-aktug.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/earss/~4/0x-gIBjcol4" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.e-aktug.com/feeds/6182499111135455096/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.e-aktug.com/2012/01/google-translatein-ferdi-tayfur-ile.html#comment-form" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/6182499111135455096?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/6182499111135455096?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/earss/~3/0x-gIBjcol4/google-translatein-ferdi-tayfur-ile.html" title="Google Translate'in Ferdi Tayfur ile imtihanı..." /><author><name>Eyüp AKTUĞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07796883125003565033</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/-NRu684ga5zE/TlArt1EPl3I/AAAAAAAABio/KtPwZGOQbvU/s1600/ERBih.gif" /></author><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://www.e-aktug.com/2012/01/google-translatein-ferdi-tayfur-ile.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;Dk8CRX8-eCp7ImA9WhRVGEQ.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4014192423062939750.post-5563026566839462349</id><published>2012-01-17T12:29:00.001+02:00</published><updated>2012-01-18T15:54:24.150+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-18T15:54:24.150+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Edebi Şeyler" /><title>Bir Sonbahar Gecesi (Kendi şiirlerimden)</title><content type="html">&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;b&gt;Ölçü: Serbest &lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;b&gt;Düzen: eaea &lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://i.imgur.com/MzEMB.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="185" src="http://i.imgur.com/MzEMB.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;Bir Sonbahar Gecesi &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Bir sonbahar gecesi idi ayrılığımız,&lt;br /&gt;
O gece gönül bağımı viran etmiştin.&lt;br /&gt;
Bilmem kimi sevindirir dargınlığımız,&lt;br /&gt;
Gönül kafesimi kırıp kime gitmiştin?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bak saatlerim adını sayıklar oldu,&lt;br /&gt;
Gelsin artık, gelsin diyor saniyeler.&lt;br /&gt;
Beklemekten gönlümdeki gül soldu,&lt;br /&gt;
Artık vuslata erdirsin diyor bülbüller.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;a href="http://www.e-aktug.com/" target="_blank"&gt;Eyüp Aktuğ&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4014192423062939750-5563026566839462349?l=www.e-aktug.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/earss/~4/GPl_vKB_m-o" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.e-aktug.com/feeds/5563026566839462349/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.e-aktug.com/2012/01/bir-sonbahar-gecesi-kendi-siirlerimden.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/5563026566839462349?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/5563026566839462349?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/earss/~3/GPl_vKB_m-o/bir-sonbahar-gecesi-kendi-siirlerimden.html" title="Bir Sonbahar Gecesi (Kendi şiirlerimden)" /><author><name>Eyüp AKTUĞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07796883125003565033</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/-NRu684ga5zE/TlArt1EPl3I/AAAAAAAABio/KtPwZGOQbvU/s1600/ERBih.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.e-aktug.com/2012/01/bir-sonbahar-gecesi-kendi-siirlerimden.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;Dk4HQXkyfSp7ImA9WhRVGEQ.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4014192423062939750.post-4093821033695022104</id><published>2012-01-15T17:59:00.002+02:00</published><updated>2012-01-18T15:55:30.795+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-18T15:55:30.795+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Portreler" /><title>Yeni Türk Edebiyatı'nın öncülerinden, Nazım Hikmet...</title><content type="html">&lt;a href="http://i.imgur.com/6Axt2.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://i.imgur.com/6Axt2.jpg" width="245" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;Önemli Uyarı:&lt;/b&gt; &lt;i&gt;Kıymetli okurlarım, bildiğiniz üzere benim büyük fikir, sanat ve aksiyon adamı Üstad Necip Fazıl Kısakürek'e karşı büyük bir hayranlığım ve derin alakam vardır. Yine malumatınız üzere siyasetende tercihlerimi Büyük Doğu idealinin gerçekleşmesi yolunda kullanırım. Böylesine bir yazıyı yazmamamı kimileri tahmin etmedi. Ancak bu yazıda siyaseti, fikriyatı, mezhebi, düşünceyi bir kenara bırakıp, egolarımı rafa kaldırıp, Yeni Türk Edebiyatı'nın temel taşlarından birisi olan Nazım Hikmet Ran'ı anmaya ve sanatını anlamaya gayret göstereceğim.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Atatürk'ün doğduğu topraklarda yani Selanik'te 15 Kasım 1901'de dünyaya geldi. Fakat varlığı nüfus idaresine geç bildirildiği için resmi doğum tarihi 15 Ocak 1902 olarak geçmektedir. Öğrenim hayatına Göztepe Taşmektep'te başlayan büyük şair, bir müddet sonra Galatasaray Lisesi'ne geçmiştir. İlköğretimini Nişantaşı Numune Mektebi'nde tamamlamış, orta öğrenimi ise, daha 12  yaşında iken yazdığı "Bir Bahriyelinin Ağzından" adlı bir şiirini  dinleyip çok beğenen Bahriye Nazırı Cemal Paşa'nın öğüdü üzerine geçtiği  Heybeliada Bahriye Mektebi'nda yapmıştır.&lt;br /&gt;
&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
Toplumumuzda sanılanın aksine askerden kaçmamıştır. Usta şair Bahriye'yi bitirdikten sonra Hamidiye Kruvazörü'ne stajyer güverte subayı olarak verilmiş ancak bir gece nöbeti sırasında şiddetli soğuklar yüzünden üşütüp zatülcemp hastalığına yakalanmıştır, askerlik süresince eski sağlığına bir türlü dönemeyen Nazım Hikmet askeriye tarafından çürüğe çıkarılmıştır. Askerlikten ayrılmasının ardından kısa bir süre sonra İstanbul'un düşman kuvvetlerce işgali Nazım Hikmet'i derinden sarsmış ve Millî Mücadele'ye katılmak üzere Anadolu'ya geçmiş, Bolu Lisesi'nde kısa bir süre öğretmenlik yapmıştır.  Rus devrimiyle ilgilenen şair, bir süe sonra Batum'dan Moskova'ya  gitmiş ve Doğu Üniversitesi'nde ekonomi ve toplumbilim okumuştur. Yurda döndükten bir müddet sonra Aydınlık isimli bir dergiye katılarak bu dergide bir takım şiirlerini yayınlamıştır. Fakat yayınladığı bu şiirlerden ötürü hakkında "gıyaben" mahkumiyet kararı verildiğini öğrenince yeniden  Rusya'ya geçmiş, af çıkması üzerine Tükiye'ye dönmüş ve bir süre Hopa  cezaevinde tutuklu kalmıştır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şair, 1928 ve 1932 yılları arasında İstanbul'da edebiyat sanatı üzerine yoğunlaşarak ilk şiir kitaplarını ve tiyatro oyunlarını yayınlamıştır. Bu süre zarfında yine kaleminin keskinliği yüzünden bir müddet tutuklu kalmıştır. Fakat cumhuriyetin ilanının 10. yıldönümü münasebeti ile çıkarılan aftan yararlanarak hürriyetine yeniden kavuşmuştur.&amp;nbsp; Akşam, Tan ve Son Posta gazetelerinde başyazarlık ve fıkra yazarlığı yaparak fikriyatını basın yayın yolu ile anlatmaya çalışmıştır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kara Harp Okulu öğrencileri arasında propaganda yaptığı iddiasıyla  yargılanmış, Harp Okulu Askeri Mahkemesi'nce 15 yıl, ardından Donanma  içinde faaliyette bulunduğu iddiasıyla da Donanma Komutanlığı Askeri  Mahkemesi'nce 20 yıl olmak üzere toplam 35 yıl hapis cezasına  çarptırılmış, cezası Tük Ceza Kanunu'nun 68 ve 77 maddeleri uyarınca 28  yıl dört aya indirilmiştir (1938). Demokrat Parti'nin iktidara  gelmesinden sonra çıkarılan af yasası (1950) kapsamına alınması için  aydınlar tarafından açılan büyük bir kampanyanın ardından, hukukçular  yasal yollara başvurmuş, bu arada Nâzım Hikmet'de hapishanede açlık  grevine başlamıştır. Sonunda Nâzım Hikmet'in geri kalan cezası  affedilmiş ve şair 13 yıl hapislikten sonra özgülüğüne kavuşmuştur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
13 yıl aradan sonra yeniden hürriyetine kavuşan Nazım Hikmet için devlet idaresi tarafından yeni kararlar verilmeye başlanmıştı. Artık 50 yaşına gelen ve hapishane şartlarından ötürü bir takım sağlık sorunları olan Nazım Hikmet için askerlik kararı çıkarılmıştı. Şair zor durumda bırakılmıştı. Savunduğu fikirler yüzünden öldürülmekten korkan şair artık ne şiirlerini yayınlayabileceği bir mecmua bulabilmekte nede kitaplarını bastırabilecek bir matbaa bulabilmektedir. Bir dönemin ünlü gazetecisi ve oyun yazarı Refik Erduran'ın Nazım Hikmet'e karşı büyük bir hayranlığı vardı. Bir akşamüstü Refik Erduran Nazım Hikmet'e bir öneride bulundu. Nazım Hikmet durumunun farkında idi ve şartları altında istemeyerekte olsa bir motorla Karadeniz'de seyreden Romanya bandıralı bir gemiye binerek Tükiye'den ayrılmıştır. Takvimler 1963 yılının 3 Haziran'ını gösterirken Nazım Hikmet, Moskova'da son nefesini vermiştir.&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;***&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;İşte şairin aksiyon dolu hayat nehri bu şekilde akmış ve serin bir Haziran günü yurdumuzdan çok uzaklarda Moskova'da kurumuştu. Nazım Hikmet'in hayat nehri Moskova'da kurusa da onun sanatı bir çağlayan gibi fışkırmaya, akmaya devam etmektedir.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Nâzım Hikmet, hece vezniyle yazdığı ilk şiirlerini Yeni Mecmua, İnci,  Ümit ve Celal Sahir (Erozan)'ın çıkardığı Birinci Kitap, İkinci Kitap  vb. dergilerinde yayımlamıştır. "Bir Dakika" adlı şiiriyle Alemdar  gazetesinin açtığı yarışmada birincilik kazanmıştır.  Daha sonra Aydınlık, Resimli Ay, Hareket, Resimli  Herşey, Her Ay gibi dergilerde yazan Nâzım Hikmet cezaevine girdikten  sonra yıllarca yayın yapamamıştır. Ancak, 1940'lı yıllarda, Yeni  Edebiyat, Ses, Gün, Yüüyüş, Yığın, Baştan, Barış gibi toplumcu  dergilerde İbrahim Sabri, Mazhar Lütfi takma adlarıyla ya da imzasız  olarak bazı şiirleri çıkmıştır. Kuvâyı Milliye Destanı İzmir'de Havadis  gazetesinde tefrika edilmiştir (1949). Destanı Yön dergisi yayınlayarak  (1965) Nâzım Hikmet'i yeniden okurlara ulaştırmış, şairin eserine konan  çemberi kırmıştır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4014192423062939750-4093821033695022104?l=www.e-aktug.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/earss/~4/nrYcucjHR8Y" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.e-aktug.com/feeds/4093821033695022104/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.e-aktug.com/2012/01/yeni-turk-edebiyatnn-onculerinden-nazm.html#comment-form" title="1 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/4093821033695022104?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/4093821033695022104?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/earss/~3/nrYcucjHR8Y/yeni-turk-edebiyatnn-onculerinden-nazm.html" title="Yeni Türk Edebiyatı'nın öncülerinden, Nazım Hikmet..." /><author><name>Eyüp AKTUĞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07796883125003565033</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/-NRu684ga5zE/TlArt1EPl3I/AAAAAAAABio/KtPwZGOQbvU/s1600/ERBih.gif" /></author><thr:total>1</thr:total><feedburner:origLink>http://www.e-aktug.com/2012/01/yeni-turk-edebiyatnn-onculerinden-nazm.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CE4GRX0zfyp7ImA9WhRVGE4.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4014192423062939750.post-34015308853196826</id><published>2012-01-15T13:13:00.002+02:00</published><updated>2012-01-17T22:42:04.387+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-17T22:42:04.387+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İç Politika" /><title>Fazla güç bozulmayı beraberinde getirir</title><content type="html">&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://i.imgur.com/BUySZ.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://i.imgur.com/BUySZ.jpg" width="156" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;İktidarların sahip olduğu güç ile doğru orantılı olarak bozulmalarıda doğal bir süreç olarak gelişir. Herşeyi elinde bulunduran ve bir emri ile dünyada yapamayacağı şey olmayan iktidarlar kazanmış oldukları güç ile mağrurlanırsa önlemenez sorunlar kendisini gösterir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tarih cetveli üzerinde gerilere doğru gittikçe görülmektedir ki uzun süre iktidara sahip olanlar önce kendisini bulunduğu konuma getiren halkı daha sonra ise varlığın tek sahibi olan hakkı unuturak insanlarına karşı baskıcı bir tutum sergilemişlerdir. Nihayetinde insanoğlunun nefsine göre hareket etme eğilimi vardır. Bu manada günümüzdeki iktidar sahibi olan idari heyet herşeyin üstünde olan, zaman ve mekanın tek sahibi yüce Allah'ı unutmamalarını, kendisini o mevkiiye taşıyan halkına karşı sorumlulukları unutmamalıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aşırı derecede güçlenen iktidarlar -geçmiş dönemlerde olduğu gibi- kendisi gibi düşünmeyen bir takım çevrelere karşı adil bir tutum sergilemeyebilir. Fakat benim gözlemlerime göre günümüzde bu çıkarımlar muhalif kanatı işaret etmekte, fakat bu ayrıca bir konu...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4014192423062939750-34015308853196826?l=www.e-aktug.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/earss/~4/_b5om2w7Q5I" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.e-aktug.com/feeds/34015308853196826/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.e-aktug.com/2012/01/fazla-guc-bozulmay-beraberinde-getirir.html#comment-form" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/34015308853196826?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4014192423062939750/posts/default/34015308853196826?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/earss/~3/_b5om2w7Q5I/fazla-guc-bozulmay-beraberinde-getirir.html" title="Fazla güç bozulmayı beraberinde getirir" /><author><name>Eyüp AKTUĞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07796883125003565033</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/-NRu684ga5zE/TlArt1EPl3I/AAAAAAAABio/KtPwZGOQbvU/s1600/ERBih.gif" /></author><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://www.e-aktug.com/2012/01/fazla-guc-bozulmay-beraberinde-getirir.html</feedburner:origLink></entry></feed>

