<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:blogger='http://schemas.google.com/blogger/2008' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6723520849520508600</id><updated>2024-11-06T05:57:03.963+03:00</updated><category term="Yazılar"/><category term="Şiirler"/><category term="Medya"/><category term="Filmler"/><category term="Videolar"/><title type='text'>Velev Ki İbneyiz o.0 !?</title><subtitle type='html'>Eşcinsel Çocukları İstemiyorsanız; Eşcinsel Çocukları Doğurmaktan Vazgeçin !</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09358892088790925542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>59</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><blogger:adultContent>true</blogger:adultContent><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6723520849520508600.post-2704801766884789230</id><published>2016-03-15T23:36:00.002+02:00</published><updated>2016-03-15T23:36:26.831+02:00</updated><title type='text'>2 Yılın Ardından..</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;Selam Gökkuşağının En Güzel Renklerine,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
2 Şubat 2014 Pazar..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Beni en son gördüğünüz tarih. Üzerinden tam 2 yıldan fazla zaman geçmiş. İçimden ne kadar çok yazmayı geçirsem de bir türlü vakit ayıramadım. Ha bundan sonra yine yazar mıyım..? Açıkcası zannetmiyorum. Zannetmiyorum; çünkü bu 2 &amp;nbsp;yıl içerisinde Allah nazarlardan saklasın, hayatım çok güzel bir şekilde değişti. Allah işte, bir yerden sonra kuluna öyle bir dokunuyor ki, ilahi bir şeylerin duruma el atmış olduğunu çok rahat farkediyorsun...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Geçen bu 2 yıllık süre içerisinde halen - ve iyiki, ülkemizin önde gelen bankalarından birinde eğitimini aldığım alanda, &quot;Bilgi Teknolojileri&quot; bölümünde çalışmaktayım. Bunun yanında şirketimin sağlamış olduğu ücretsiz bursla Yüksek Lisans&#39;ımı yapıyorum. Yaşımdaki birinin kolay kolay erişemeyeceği bir kariyere, mesailerimin ve büyük de oranla şansımla gelmiş bulunuyorum. Kendimi bildim bileli, eğitim ve iş hayatım hep &quot;bir şekilde kolay&quot; geçti, aşka nazaran. Aşkta hep kaybeden iken iş ve eğitim konusunda çok kolay kazanan bir adamdım ben. Bu iki yıl hayatımın toplamından daha fazla şeye vesile oldu. O kadar çok büyüdüm, o kadar çok eğlendim, o kadar çok hüzünlendim ve o kadar çok &quot;yaşadım&quot; ki yazıya dökerken ben bile hatırlayıp hayretler ediyorum..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;10 Mart 2014 Pazartesi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bütün bu döngünün başladığı tarih. Aklımdan bir gün olsun çıkaramayacağım gün. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;...AŞIK OLDUM...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Evet.. Ben, ben bihterinizz... diye lafa giresim var. &quot;Aşık oldum, Lan.&quot; Şimdi siz görmüyorsunuz; ama ekranda aslında hava fişekler patlıyor, ilk günkü sevinçle.. Hem de öyle belirli eşcinsel uygulamalardan tanışarak, sıradan buluşmalara giderek veya herhangi bir eşcinsel kafede kesişerek felan değil. %100 hetero usülü, enteresan tesadüflerle tanıştık.. Bir şakanın ardından gelen ilk buluşma ile; ama öyle hemen ertesi gün soğuk yatakları ısıtarak da değil. Eski Türk filmleri misali, utana utana, kızara bozara.. Avuçlarına avuçlarımı değdirerek başladı aşkımız. &quot;Korkuyor musun?&quot;, demiştim.. Sinemanın o yarı aydınlık yarı kararan atmosferinde. Bir yandan: &quot;Tuttum lan, tuttum işte elini&quot;, diye sinema sesini bastırarak bağırmka isterken, bir yandan &quot;Korkuyor musun?&quot; diyordum. &quot;Ya biri elini tuttuğumu görürse diye, götüm üç buçuk atarken&quot;... Hayatında bütün aşk demelerine bir şekilde geç kalan ben, ilk defa birine zamanında yetişiyordum.. Hem de ne yetişme!! &quot;Korkmuyorum&quot;, demiştin.. Heyecanla karışık korkudan titreyen sesinle.. İroniye gel!! (: Ben o güne kadar heyecanlanmak nedir bilmiyormuşum arkadaş.. Tuttuğun ele, o elin sahibinin yüzüne heyecandan bakamamanın ne demek olduğunu bilmiyormuşum. Nasıl saf, nasıl temiz bir duygu... Sanki baksan ateş olup yanacaksın... 1 ay kadar birbirimizi tanıdıktan sonra zor bela ağzından o lafı alabildim.. &quot;Sevdam&quot;. O günden beri Sevda&#39;m ve Yuva&#39;m oldu...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir şey ne kadar doğalsa sanıyorum ki ömrü de o kadar uzun oluyor. Yeterince uzun beklemiş ve bir şeylerini yitirmeden hayallerle yaşamış biri için aşkın anlamı çok farklı oluyor. Hele bir de buna bir türlü ısınamadığım &quot;aile&quot; kavramlarının eksikliğini ekleyin.. Elinde avucunda ne kadar güzel bir duygu varsa paratoner bulmuş yıldırım gibi ona aktarıyor insan... Bu aşka dair o kadar dolu, o kadar harika duygulara sahibim ki yazmak istesem kitap olur... Şaka da değil ha. Bir Ayşe Kulin üçlemesi de ben yazarım, akıllı olun!!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tam da her şey harika derken 2015&#39;in Mayıs aylarına doğru uzun zamandır ağır yükünü hissettiğim bir yanımdan kurtuluyordum. Ailemden. Beni tanıyanlar bilir, çok uzun zamandır aileme karşı herhangi bir sevgi durumu hissetmiyorum. İçerisinde çıkar ilişkileri, gizli oyunlar olan hiçbir şeyi sevemedim. Netice itibariyle babamın, beni; o soyu devam ettireceğini umdukları biricik tek erkek çocuklarını evden kovdu. &quot;Siktir ol&quot;, dedi. &quot;Başımla beraber&quot;, dedim. &quot;Siktir olup, gittim&quot;, evden. Restini göremem, pas geçer, odama geçip ağlarım sanıyordu sanırım... Bu arada tartışmanın sebebi eşcinsel kimliğim değil, tamamen bir otorite ve ahlaki doğruluklar üzerine bozulmuş aile ilişkilerimin sebebiydi. Eşcinsel olan ve sizden yaşça çok küçük bir insan; hatta senin pipinden çıkıp, karşına dikilmiş bir insan sana ahlak, aile vs pek çok konuda ahkam kesiyor ve işin kötüsü bunlara verebileceğin tek bir adam akıllı cevap bulamıyorsan, elindeki &quot;Joker&quot;ini &quot;Siktir, git!&quot;ini kullanıyorsun anladığım kadarıyla...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O gece hayatım boyunca en çok büyüdüğümü hissettiğim geceydi...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir insan nasıl 10 dakika içerisinde bütün hayatını sığdırdığı odasından ayrılır. Yanına neleri alması gerektiğini düşünmeden, gururunu ve haklılığını ezdirmemek için nasıl puslu gözleriyle bir valiz toplar, şimdi düşününce hayret ediyorum.. Hırsımdan ve kızgınlığımdan ne kadar boş boş yürüdüğümü hatırlamıyorum, o tanıdığım caddelerde elimde valizimle... Çalan telefonlar, geceyi nerede geçireceğim soruları..?? Pofff.. Yani o vakit insan öyle bir yer istiyor ki, hem sevdikleri yanında olsun, hem hiç kimse konuşmasın. Çünkü herkes o vakte kadar yeterince konuşmuş ve sen &quot;Yuva(?)dan&quot; ayrılmışsın bir kere. O yüzden en yakınlarımı bile aramadan saatlerce yürüyüp bir hotel odasına yerleştim. Günlüğüne 150 lira vermeyeceğim bir otele o gecenin sıkışlığında 250 lira vermiş olmanın acısı halen içimde bir yerlerde.. Bu arada İstanbul&#39;daki Hotel fiyatlarını ezbere biliyorum sayılır.. (:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Velhasıl kelam, sonraki süreçte, bildiğim, güzel bir semtte - bana göre harika - bir eve taşındım. Allah&#39;a çok şükür kazandığım para beni geçindirmeyi bırak, evin ve benim kişisel giderlerimin dışında, kenara para bırakmamı sağlamaya bile yetiyordu. O kadar çok şükrettim ki Allah&#39;ıma bu durum için. &quot;Siktir olduğum&quot; eve maddi kaygılarla bir daha dönmedim hiçbir zaman. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&quot;Allah&#39;ım beni başkasına muhtaç etme. Beni başka bir kula kul eyleme..&quot;&lt;br /&gt;
&quot;Sen benden vazgeçme, Ya- Rab&#39;im..&quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Beni çok düşünen(!), her gün ağlayan annem, sadece para isteyeceği günlerde beni arar, evime gelir oldu. Evden ayrılan ben iken, bankada paraları gırlayken, halen para istenen taraf olmak beni sinir krizlerine sokuyordu. (Ailemin ben olmadan çok rahat geçinecek maddi gelire sahip olduklarını belirtmek isterim. Zira kimse beni hayırsız evlat olarak tanımasın)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ayrı evde yaşamanın nasıl harika bir lüks olduğunu, üniversite eğitimini dahi ailesinin yanında tamamlayan birinin bilmesi mümkün değildi. Tüm bu süreçte, harika bir sevgiliye sahip olmak, onunla harika bir evi paylaşmak; ev partileri, beraber aynı sabaha uyanmalar, ev alışverişleri, gelen faturalara şaşırmalar, beraber sahur ve iftarlar.. ilk kez yemek demeleri,, bu arada özel soslu, sosisli makarnamı denemelisiniz!! O kadar harika zamanlardı ki.. Halen hatırladıkça çok kocaman bir iç çekiyorum...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İç çekiyorum; çünkü artık tekrar ailemin evindeyim...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&quot;Nasıl yaa??&quot;, dediğinizi duyar gibi oluyorum. Evet ben bile, halen, bazı sabahlar kalkıp kendime: &quot;Nasıl yaa??&quot;, diyorum. Beni evden, mutfakta boş boş duran, çikolatayı yediğim için hesabını sorarak kovan; gerçekten en çok sevdiğim ablam, kendisi için müthiş bir borç yükünün altına girmişti. Çok ilginç bir şekilde benim evde olmadığım 8 ay gibi bir süre içerisinde, yaklaşık 50-60 bin gibi bir parayı, hesabını dahi veremediği bir şekilde harcamışlardı. İşin ironik tarafı bu parayı harcayan ablamın aylık bin lira gibi bir gelirinin olması.. Paranın yarasının da babamın bankadaki hesabından yenmiş olması, ailem(?)in utana sıkıla evden kovdukları oğullarından yardım istemelerine sebep olmuştu. Tek bir valizle evden çıkan o çocuk, şimdi düştükleri durumu toparlamaları için karşılarındaydı. Düşenin ben olmasını beklerken tüm sülale.. &quot;Siktir olunan ben olduğum halde, gidenin de ben olduğum için suçlarlarken beni&quot; düşen yine onlar olmuştu... &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Neden yaptığımı halen daha anlayamadığım bir şekilde, tüm bu hayalini senelerdir kurduğum ayrı ev durumundan ve birikmiş paramdan vazgeçip ailemin evine döndüm. Elimde avucumda ne kadar varsa vererek. 750 liralık kredi kartı limitiyle yaşayan ben (sırf bankadan korktuğum için, sahip olmadığım parayı harcamak fikri bana ürkütücü gelirdi) iyi de bir kredi çeker olmuştum. Neyse, borcu hallettik; hallettim sayılır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Peki bu kadar mı? &quot;Hayır...&quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yakın bir zamanda sevdiğim adamı da tamamen kendi &quot;çalışma zekasına&quot; ve &quot;iş disiplinine&quot; güvendiğim için, çok güzel bir kariyer planıyla, çalıştığım kurumda başlamasına vesile oldum. 2 yıldır deliler gibi aşık olduğum adam, benimle aynı ekibin içerisinde, ortaklaşa yürüttüğümüz projelerin bir parçası artık. Öyle arkadaş torpiliyle, işi bilmeyen biri gibi de değil haa... Öğrenme isteği o kadar kuvvetli, o kadar yoğun ki, ne öğretilse ertesi güne işi kapıyor. Öyle ki ilk işini vaktinden de önce bitirmek üzere. Bir insanın gerçekten sevdiği biriyle gurur duyması o kadar farklı bir şey ki.. Çünkü senin kadar iyi veya senden bile iyi iş yapan birini gördüğümüzde genelde kıskanır; hırslanırız. Böyle bir durumda gururlanmak... Göğsün kabara kabara &quot;Benim Lan, O&quot; demek çok büyük bir zevkmiş.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ha bu arada tabi siz bilmiyorsunuz; çalıştığım ekibin çoğu benim cinsel kimliğimi ve sevgilimi biliyor ve buna müthiş saygı duyuyorlar. Öyle yarım ağız bir saygı da değil ama bu... 2 yıldır yaşadığım aşka birinci elden şahit oldukları için, aksini söyleyebilecekleri hiçbir şey olmadı.. &amp;nbsp;Hani çok konuşulur eşcinseller arasında &quot;kabullenilmek, cinsel kimliğini kabul ettirmek&quot;... Bunun aslında en güzel yolu başarılı bir iş hayatına sahip olup, onların bile kıskandığı bir sadakatle yüklü bir aşkı yaşamak.. Bunlar olduktan sonra kimse tutuğunuz elin erkek mi kız mı olduğuna bakmıyor bence..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdi her gün sabahları beraber kahvaltı ediyor, öğlen beraber yemek yiyoruz. Çok az şeyi kıskanan ben, benden çok gördüğü çalışma arkadaşlarını her şeyden fazla kıskanırdım. Ama artık O benim çalışma arkadaşım. Bir insanın ne kadar çok fazla şeyi olursanız o kadar bağlanıyorsunuz. Çalışma arkadaşı, aşkı, yuvası... &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdi bu saatten sonra hayat bize güzel.. Eşcinseller de kocaman bir aşkı uzun yıllar yaşayabiliyor arkadaşlar. Yeterki siz, inanmaya önce kendinizden başlayın. Ve sevin birini, hiçbir şeyi sevemediğiniz gibi. Cinsellik sadece sizin için aşkınızın alevini doruklara çıkaran odun talaşı olsun...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir daha ne zaman yazacağımı bilmediğim bir tarihe kadar, Hoşçakalın. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Zira ben yeterince &quot;Hoş kalacağım..&quot; (:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiqAx3c6tzumeshaMKy3Rcv-uXuD1uj9APJWE_-vvDHBWhvArZM3xHCKzSQGf7bBBzAg-iGgtXsLQqK-pQeP6lIzo9-cvh_Pm3MB4U6o2Y5S3zjbyJteDDNejCjyHTmSiuQWILRhhgEfDNv/s1600/Long-Road-Sunset-HD-Wallpapers.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;500&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiqAx3c6tzumeshaMKy3Rcv-uXuD1uj9APJWE_-vvDHBWhvArZM3xHCKzSQGf7bBBzAg-iGgtXsLQqK-pQeP6lIzo9-cvh_Pm3MB4U6o2Y5S3zjbyJteDDNejCjyHTmSiuQWILRhhgEfDNv/s640/Long-Road-Sunset-HD-Wallpapers.jpg&quot; width=&quot;900&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/feeds/2704801766884789230/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2016/03/2-yln-ardndan.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/2704801766884789230'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/2704801766884789230'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2016/03/2-yln-ardndan.html' title='2 Yılın Ardından..'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09358892088790925542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiqAx3c6tzumeshaMKy3Rcv-uXuD1uj9APJWE_-vvDHBWhvArZM3xHCKzSQGf7bBBzAg-iGgtXsLQqK-pQeP6lIzo9-cvh_Pm3MB4U6o2Y5S3zjbyJteDDNejCjyHTmSiuQWILRhhgEfDNv/s72-c/Long-Road-Sunset-HD-Wallpapers.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6723520849520508600.post-5369116149022578542</id><published>2014-02-02T12:55:00.004+02:00</published><updated>2014-02-02T12:56:00.481+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yazılar"/><title type='text'>Ben Cemal, Yani İsmim Cemal Bu Arada !</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Selam Tüm İbnelere,&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Ben Cemal; yani ismim Cemal bu arada. Bir süre beraber olacağız. Bunu yapmayı çok fazla istemesem de, ilk kez beni kendi çağırdığı için, konuşmayı - ya da yazmayı - bir süre Gökhan&#39;a bırakacağım. Yazının sonlarında görüşürüz bebeyimsler.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjgEMbgj9HrLQjJUwKM81QymjZQBWcZ19M5XAYoOjq1robK8x0iYMmK5BHC75GjI6BlNdEUx33sh_IMavJANRvk72CbXcbRxXbLjCkGKqz0MtmCkPKuSLisbnS2WKWiKsZP3WE8ICzGG84l/s1600/tumblr_lscu1wKBai1qf6jrro1_500.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjgEMbgj9HrLQjJUwKM81QymjZQBWcZ19M5XAYoOjq1robK8x0iYMmK5BHC75GjI6BlNdEUx33sh_IMavJANRvk72CbXcbRxXbLjCkGKqz0MtmCkPKuSLisbnS2WKWiKsZP3WE8ICzGG84l/s1600/tumblr_lscu1wKBai1qf6jrro1_500.jpg&quot; height=&quot;320&quot; width=&quot;190&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Selam Gökkuşağının En Güzel Çocuklarına,&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Şimdi bilmeyen bir kaçınız soruyor olabilir: &quot;Kim bu Cemal, Gökhan&#39;la ne işi var?&quot;, diye. Cemal, benim bastırdığım ya da en azından uzun zamandır bastırmaya çalıştığım ikinci bir kişiliğim. Yani aslında halen bir bakıma aynı insanı okuyor, halen aynı insanla konuşuyor olacaksınız. &quot;Kafayı yemiş bu çocuk, şizofren bu&quot;, nidalarını geçelim şimdilik. Bu kişilik bölünmesini ben uzun zaman önce kabul ettim zaten... Bugün burada, Gökhan olarak belki uzunca bir süre için, son yazımı okuyacaksınız. Zira bundan sonra bastırılan kişiliğim, Cemal değil, Gökhan olacak. Cemal kötü bir çocuk diyemem şimdi. Ancak Gökhan&#39;la taban tabana zıt olduğu pek çok konu var. Yani demem odur ki çevremde kalan bir kaç arkadaşımda: &quot;Sen böyle değildin, hayırdır?&quot;, gibisinden cümleler kurarsa açıklaması bu yazıda. Zamanla Cemal&#39;i de tanırsınız.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Bir pazar sabahı kalkıyorsunuz ve artık eski çocuk olmadığınızı, ol-a-madığınızı farkediyorsunuz. Burada bunu açıklamak için şunu sormak istiyorum: Değişmek için - ki ciddi bir kişilik değişiminden bahsediyorum - kaç tane insanı kaybetmeniz gerekiyor? Kaybetmenin iki yolu vardır. Birincisi fiziksel olarak biri öldüğü için, diğeri ise halen yaşadığı için. Hangisi daha &quot;acı&quot;dır kıyasına giremeyeceğim. Zira Tanrı - şükürler olsun ki - halen beni sınamadığı ender sınavlardan biri ölümle sonuçlanan kayıplar; umarım uzunca bir süre de sınamayı düşünmüyordur. Şimdilik konumuz zaten bu değil, konumuz yaşadığı için kaybettiklerimiz. Zira Cemal&#39;i kabul etme sürecini anlamak istiyorsak öncelikle bu kayıpları anlamamız gerekiyor...&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Çok değil, bundan yaklaşık bir sene kadar önce çok fazla kalabalık yaşayan bir insandım ben. Ki bu, emin olun çok fazla yoruyor insanı. Ama kalabalık yaşıyor olmanın bir güzel yanı, asla yalnız kal-a-mıyor oluşunuzdur. Aslında yalnızlık hayat felsefesi olmuş insanlar için bu durum zor kabul edilen bir şey olsa da güzeldi vesselam, o günler. &amp;nbsp;O günler diyorum, çünkü geçen bir yıllık süreç içerisinde artık epey bir yalnızım. Bu yazıyı pişmanlıklarımı anlatacağım veya ne biliyim ağlak bir ruh haliyle felan yazıyor olduğum düşünülmesin. Aldığım kararların halen arkasındayım ve beni yalnızlaştırdığını ne kadar bilsem de, bugün de gerekse, aynı kararları alacağımı herkesin bilmesini isterim. Gökhan olarak bile pişman olduğum çok az şey vardır. Burada yazılacak olanlar ise bu pişmanlıklara dahil bile değiller.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Neyse bir senelik kaybın dökümünü yapmak istiyorum. Bir parça olsun Gökhan olan yanımı rahatlatmak adına. Bu ortama gireli, bu ay, tam 2.5 yıl oluyor. Diğer bir değişle 30 ay. Bu 2.5 yılda çok fazla insanla tanıştım; çok fazla güzel insanla tanıştım. Bunlardan bazıları gerçekten karakter sahibi ve güzel insanlardı. İnsanlardı demek pek doğru değil, insanlar diyelim. Artık aynı hayatı paylaşmıyor oluşumuz - arkadaşlık anlamında - onları kötü insan yapmaz. Ya da en azından tutup geçmişimde belli bir zaman dilimini paylaşmış olduğum adamları veya kızları şimdi kötüleyip arkalarından konuşmak bana yakışmaz.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Velhasıl kelam, evreni bi metafor olarak kullanarak anlatım yapacağım.. Yaklaşık bir sene kadar önce gökyüzümde sahip olduğum en büyük yıldızımı kaybettim önce. Gerçekten büyük bir yıldızdı. Önemliydi. Onun orada duruyor oluşu gökyüzünü daha bir çekici kılıyordu. Nedeni ya da bu yıldızın veya diğerlerinin kayması olaylarında kimin haklı olduğu konularına girmeyeceğim. Herkes kendi bakış açısına göre haklıdır ki söz konusu kaybetmeye kadar gitmişse, karşı tarafın haklı yanları benim için bir şey ifade etmeyen noktalar olmuştur. Neyse sonrasında beraber spor salonuna da gittiğim, haftanın en az 4 günü mutlaka görüştüğüm bir güzel yıldızı daha kaybettim. Belki kaybedişlerim arasında en saçma sebep ondaydı. Aslında bu kaybediş diğerlerinin aksine benim istediğim bir şey değil de bir bakıma onun istediği bir şeydi. Sadece ben gitmek isteyenin önünde durmadım o kadar. Durdurabilirdim bu kaymayı; ama neden bilmiyorum kay kayabildiğin kadar dedim. Daha sonrasında, çok fazla uzun zaman sonra, bir erkekten hoşlandım. Hani şimdi bunu inkar edemem, yaşananlar yüzünden. Belki 4.5 senelik platonikliğim kadar yoğun olmasa da o günlerimi unutmaya en fazla yaklaştığım zamandı. Ama olmadı. O hoşlanamadı. Eyvallah, dedik. Sen elmayı seviyorsun diye elma seni sevmek zorunda değildi sonuçta. Dost kalınmak istendi, kabul ettik. Ancak bunun için biraz zaman istedim. Zira hoşlandığın adamla kanka moduna geçebilmek belli bir zaman ister, karakteri olan her insan için. Daha fazla detaylara girmek istemediğimden kısa kesip, o yıldızın da kaydığını bilmenizi istedim. Olmadı dostta kalamadık. Akabinde tüm bu yıldızlar içinde ilk parlayan yıldız kaydı gökyüzümden. Hem de öyle bir kaydı ki, hiç birinin kaymadığı kadar çirkin bir şekilde. O da haklıdır herhalde, bu kadar çirkin bir şekilde kaymasında, benim bilmediğim ya da anlayamadığım bir sebep vardır herhalde. Tüm bunlar yeter derken Güneş sistemim içindeki bana en yakın gezegen kaydı. Koca bir gezegen. Öyle yıldız felan da değil. Ne yalan söyleyeyim onun kayışı biraz daha ağır oldu diğerlerine göre. Hani gittiğinde eksiklik hissedeceğiniz kadar büyük bir yıldızdı benim evrenimde. Daha fazla kaybedemem diye düşünürken, dün gece ya da daha doğru bir tabirle bu sabah 3-4 gibi yıldız gezegen felan da değil, sahip olduğum Ay&#39;ımı da kaybettim. O halen kaybın farkında değil; ama bir kaç güne ya da saate o da fark eder. Şimdi dediğim gibi, her kayan yıldızın kendine göre bir sebebi elbette vardı. Onlar anlatsa: &quot;Evet haklısın sen de..&quot;, diyeceğiniz yerler muhakkak olacaktır. Zaten bir yıl gibi bir süreçte bu kadar yıldız kaybedebildiğime göre, benim de yanlışlarım vardı. Yanlışlarım olduğunu kabul ettiğimden değil; ama bu sadece bu kadar insan aynı zaman diliminde yanlış yapmış olamazlar diye varsaydığımdan. Yoksa: &quot;Evet, bir yanlışım vardı, o da şuydu..&quot;, diyebildiğimden değil. Zira öyle bir durum olsa gidip özür dilemesini çok iyi bilirim ben. Bu durumun en ironik yanıysa, her kayan yıldız bir önceki kayan yıldız hakkında hep beni haklı bulmasıydı. Bir sonraki kayacak yıldızın kendileri olacaklarını bilmeden, ben de bilmeden..&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Bundan yaklaşık 2 hafta önce bir söz söylemiştim muhabbet arasında. &quot;Sen de gitme, kaldıramam&quot;, diye. Gerçekten kaldıramazmışım... Ne kadar umursamaz olsam da bu son kayış çok fazla şeyi beraberinde götürdü. Cemal, döndü - bir kere daha - &quot;Ben dememiş miydim?&quot;, diye sordu. Hani kaybı daha iyi anlamak için şöyle bir benzetme uygundur sanırım: Kumar oynarsın. Yeterince kaybetmişsindir. Varını yoğunu tek bir karta yatırırsın artık. Daha fazla ne kadar kaybedebilirim ki diye düşünerek. Ve bir sonraki el oynandığında bir bakarsın ki o da gitmiş parmaklarının arasından. Kalakalırsın bir süre, ne yapacağını, nasıl karşılık vereceğini bilemeden. Ve işte o saatten sonra geriye tek bir şey kalır. &#39;Değişmek.&#39; &amp;nbsp;&quot;Kumar oynamayacağım bir daha&quot;, dersin mesela. İyiye doğru düzeltirsin hayatını. Benim burada yapamadığımsa şu: Daha iyi bir benin bulunmayışı. Elimde kalan bir tek Cemal var. Gökhan&#39;ın gözünden baktığımda daha boktan bir hayatın habercisi olan, Cemal... Gökhan&#39;la çok fazla kaybedince elinde olmadan açabileceği tek kapı kalan Cemal. Zira her seferinde haklı çıkan bir çocuk Cemal.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Yıldızsız havalar nasıldır, bilirsiniz hepiniz. Dünyanızı aydınlatan pek bir şeyiniz kalmaz. Hele bir de Ay&#39;ınız da kararmışsa, karanlıkta yol almaya başlarsınız, yönünüzü bulamadan. İşte bu kayboluştan çıkışın tek yolu Cemal. Kendi gökyüzü var mı, bilmiyorum Cemal&#39;in. Ya da ne kadar aydınlık gittiği yol.. Kötünün iyisi diye bir şey vardır hayatta. Seçebileceğin tüm sağlam yolları denemiş ve hepsinde yenilmişsindir. O saatten sonra illaki kaybedeceğini bildiğin patikalara sapman gerekir. Ama önce en az kaybedeceğin patikadan başlarsın. İşte Cemal, benim şuanda gözüken, en az kaybettirecek patikam. Gökkuşağının asıl renk sayısı 8&#39;dir. Tarihçesine girmeyeceğim; ama insanlar birini kaldırdı bunun. Sonra sırf yola sığmıyor diye bir diğerini. Kalan 6 renk oldu. Ben artık o 6 rengin kaçına sahibim onu bile bilmiyorum. Ama çok fazla renk kaybettiğim kesin..&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&quot;Peki, bir gün tekrar Gökhan döner mi, dönerse nasıl olur?&quot;, diye soruyorum kendime. Pek bir cevap gelmiyor aklıma. Gelecekteki adama yazdığım onlarca yazım vardı, biliyorsunuz. Cemal&#39;le beraber bu ne kadar devam eder, onu da bilmiyorum. Zira Cemal değil Gökhan&#39;dı o çocuğu bekleyen. Şu saatten sonra gerçekten aşkı yakalarsam - ki Gökhan&#39;la yakalayamadığım aşkı, aşka asla inanmayan bir Cemal&#39;le yakalamam imkansıza yakın görünüyor - o gün Gökhan tekrar Cemal&#39;i yenebilir. O güne kadar Cemal&#39;e iyi bakın. Özüne bakarsanız aynı bedeni paylaştığımızdan iyi çocuktur o da. Onu da sevenleriniz olacaktır illaki. Sözün sonu bir başka yıldızlı geceye kadar &quot;Hoşçakalın hepiniz...&quot;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhzBBVZSHp4PFW-FlkXvRo8-lQiRGPsxTAzer_sDCTIS4tvTBtjPr8a_9cSnOuyO5vI19_pKyrIz6M6AW2nkgRGQpqD1-qdYmhKUX_5fr7oOj_2kHLVOVx3NPRmWAI2g9JtBtIGdZ3OeNfj/s1600/man-on-the-road.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhzBBVZSHp4PFW-FlkXvRo8-lQiRGPsxTAzer_sDCTIS4tvTBtjPr8a_9cSnOuyO5vI19_pKyrIz6M6AW2nkgRGQpqD1-qdYmhKUX_5fr7oOj_2kHLVOVx3NPRmWAI2g9JtBtIGdZ3OeNfj/s1600/man-on-the-road.jpg&quot; height=&quot;147&quot; width=&quot;400&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Amma çok anlatıyor bu Gökhan.. Gökhan&#39;ın atladığı bir konuya açıklık getireyim. Yaşadığım hiçbir şeyin eşcinsel yönümü kabullenmekle alakalı bir yanı yok. Cemal olarak ben de eşcinselim. Sadece ayakları daha fazla yere basan, daha fazla gerçekçi ve daha fazla &lt;b&gt;&quot;inançsız&quot;&lt;/b&gt; (: İlla bir benzetme yapacak olursak - Küçük İskender&#39;in kulakları çınlasın - Gökhan bir gay olabilir; ama ben tam bir ibneyim :) Tanırsınız yakında... Hadi Eyvallah...&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/feeds/5369116149022578542/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2014/02/ben-cemal-yani-ismim-cemal-bu-arada.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/5369116149022578542'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/5369116149022578542'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2014/02/ben-cemal-yani-ismim-cemal-bu-arada.html' title='Ben Cemal, Yani İsmim Cemal Bu Arada !'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09358892088790925542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjgEMbgj9HrLQjJUwKM81QymjZQBWcZ19M5XAYoOjq1robK8x0iYMmK5BHC75GjI6BlNdEUx33sh_IMavJANRvk72CbXcbRxXbLjCkGKqz0MtmCkPKuSLisbnS2WKWiKsZP3WE8ICzGG84l/s72-c/tumblr_lscu1wKBai1qf6jrro1_500.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6723520849520508600.post-5333705525939420723</id><published>2013-12-22T11:27:00.000+02:00</published><updated>2013-12-22T12:08:21.684+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yazılar"/><title type='text'>Sahip Olunmayan Adama Duyulan Özlem</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;b&gt;Selam Gökkuşağının tüm renklerine,&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Saat 17:00.. Erken gelmişim Taksim&#39;e. Her zamanki, bilindik insan kalabalığı... Hemen hızlıca Fitaş&#39;a gidip en erken seans&#39;a alayım biletleri, diye geçiyor aklımdan. Henüz kimse gelmemiş! 18.00&#39;da en yakın seans.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&quot;5 tane bilet alabilir miyim? Evet, hepsi yan yana olacak.&quot;&lt;br /&gt;
&quot;J-5 , J-6, J7, J8, J9&quot;&lt;br /&gt;
&quot;Kendimiz seçemiyoruz, değil mi?&quot;&lt;br /&gt;
&quot;Hayır; ama rahat izleyebileceğiniz yerden verdim.&quot;&lt;br /&gt;
&quot;Pekâla, teşekkür ederim.&quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&quot;Evet kanka, saat 18&#39;deymiş film. Ben aldım biletleri, merak etmeyin.&quot;&lt;br /&gt;
&quot;Tamam. Siz acıktınız mı? Tamam o zaman, ben yiyorum!?&quot;&lt;br /&gt;
&quot;Tamam, hadi görüşürüz.&quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Burgerking yine hayat kurtartıyor. Evet, evet. Sporu bıraktığımdan beri aldığım kiloların bir sebebi de burası. Yine de sorun değil, nasılsa yarın yeniden başlıyorum spora. Son bir kez tadayım şu sağlıksız; ama karşı konulamayan hamburgerleri.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Saat 17:20. Oha, telefonun şarjı %3. Kodumun yerinde priz de yokki arkadaş! Chaplin mi, yoksa Starbucks mı? Sikerler, kazanacaksa, ibne mekanı kazansın. Ama nefret de ediyorum Chaplin&#39;e tek başıma girmeye. Sanki tüm o muhabbet edenlerden farklı bir şey arıyormuşsun da o yüzden gitmişsin gibi... Allah&#39;tan priz yanı masalardan biri boş. Balkon tarafındaki, soldaki. Telefonu takıp, tableti açıyorum. Sırf o kadar insanla göz göze gelmemek için. Sürekli yanında farklı biriyle gördükleri beni, mekanda tek başıma niye oturduğumu bir de onlara açıklamak zorunda kalmamak için. Yine de bir kaç tanıdık yüz... Ve uzaktan, kafayı hafif eğerek verilen selamlaşmalar. Neyse saat 17:50 !!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&quot;Burger&#39;ın önünde beklemeyin kanka. Siz Fitaş&#39;a geçin, ben de Galatasaray Lise&#39;sinin oralarda bir kafedeyim. Geliyorum hemen...&quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yalanın bini bir para. Ne kadar sıkıldım; aklında ne varsa direkt söyleyen ben, konu ibnelik olunca tek kelime doğru konuşamıyor olmaktan. İçim daraldı, toparlandım hızlıca. Sanki birini bekliyormuşum da ekilmişim gibi... Gelmeyeceğini anlayınca da gerisin geriye evime dönüyormuşum gibi salakca bir his girdi içime. Sanki her göz göze geldiğim çocuk bana bunu söylüyor gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nihayet arkadaşlarım geldi. Heterocanlar!! Sarılıp, öpüşmeler; hal hatır sormalar felan fistan. Onlar 2 çift ben aralarında sap. Nasıl oturulacaktı başka? Tabi ki solumda 2 sevgili, ortada ben, sağımda 2 sevgili. O romantik sinema muhabbetleri. Solumdaki arkadaşın sol eli kız arkadaşında, sağımdakinin sağ eli... Avuçları birbrine değerek izliyorlar filmi. Ara ara bir şeyler fısıldıyorlar kulaklarına. Zaman zaman film için beni de katıyorlar muhabbetlerine felan fistan. Film hakikatten harika. 3 saatten fazla sürüyor film. Evet Hobbit2&#39;den bahsediyorum. Filmin eleştirisini yapamayacağım ama şimdi sizlere.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Saat daha 10 olmadı. Bir şeyler içelim diyorlar. Ama sıkıldım ben. Ottan boktan sıkılmak gibi bir de harika(!) özelliğim var. &quot;Abi takılın siz, benim az biraz işlerim var, eve geçmem lazım.&quot; Aaaoaa, olmaz oğlum&#39;lar, kaç zamandır beraber dışarı çıkmıyoruz, iki eğlenelim. Oyun bozanlık yapma&#39;lar. Sıra sıra gönül koyucu, trip atıcı cümleler. Yiiook; ama onlar da biliyorlar beni. Kafamda varsa bir şey, ikna edemeyecekler beni. Onlar gönül kırgınlığı içinde, vedalaşıyoruz sinemanın önünde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiKtF93hL90bOZ60tOXWUWAh9eCCslADFuCeO5h_ClABI6Lhq7ZpJWlGBoR0oNNvxrBMbOaLjXn3HkMfAcF-0u0NGt8n6Vy1m-TLWBf0wZSuaR0IgoqESVyWm3tR8bIVuuu52sL5KffA91O/s1600/velevkibneyiz_blogspot_com_istiklal_caddesi.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiKtF93hL90bOZ60tOXWUWAh9eCCslADFuCeO5h_ClABI6Lhq7ZpJWlGBoR0oNNvxrBMbOaLjXn3HkMfAcF-0u0NGt8n6Vy1m-TLWBf0wZSuaR0IgoqESVyWm3tR8bIVuuu52sL5KffA91O/s1600/velevkibneyiz_blogspot_com_istiklal_caddesi.jpg&quot; height=&quot;417&quot; width=&quot;640&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
Saat henüz 10 olmamışsa, her Taksim dönüşü yaptığım gibi metro-metrobüs ikilisi yapmak yerine Tunel&#39;e doğru yürüyüp Karaköy iskelesine yöneliyorum. Hava serin; ama öyle üşütmüyor da. Yine eylemvari bir hava var, Taksimde. Alabildiğince insan kalabalığı... Yer yer atılan, tam duyamadığım sloganlar. Belli noktalarda toplanmış daha kalabalık insanlar... Kimisi yine slogan atıyor. Kimi dans eden rus ya da slovakvari ablayı izliyor. Kimisi de ilerdeki çalan karadenizli arkadaşla horon tepiyor... Neden sonra kulaklıklarımı takmak ve tamamen bu kalabalıktan soyutlanmak geliyor aklıma... Ve şimdi kulağımda en sevdiğim müzikler. Başka kimseyi duymuyorum. Öylesi bir kalabalıkta kimseyi duymadan yürümek, hele ki yalnızsanız bir de tamamen görünmez olmuşsunuz hissi veriyor insana. Sırtımda çantam, ellerim iki yana açık yürüyorum. Hafif sis var sanki bu akşam İstanbul&#39;da. İstanbul&#39;un en yakışıklı olduğu akşamlardan biri...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
El ele dolaşan binlerce insan geçiyor yanımdan. Melankolikleşiyorum ister istemez. &quot;Bok etme bu akşamı, düşünme!&quot;, diyorum bunları kendime. Daha kendime bunları söylediğim sırada, karşıdan bir başka mutlu çift geliyor. Yine elleri birbirine kenetlenmiş. Hayatta çok az şeye imrenirim ben. Belki o yüzden sigarayla, lüksle cartla curtla işimin olmaması. Ama işte o el ele insanları her görüşümde çok derinlerimde bir yer, hep tekrar tekrar yaralanmış gibi sızlar. Hiç bir zaman sahip olmadığım aşk&#39;a öyle ilahi bir ihtiyaç yoklar ki kalbimi, gözlerim dolar hemen akabinde. Hiç bir kere yanında heycandan duramadığım, gözlerine bakmaya kıyamadığım bir erkeğin elini tutamadım... Çoğunuz için bu öylesine basit bir eylemken veya defalarca yapmışken, bu benim içimdeki en büyük eksikliklerden biri. Sevdiğim arkadaşlarımı, gerçekten çok severim ben. Bazen iki sevgili gibi kol kola, sarmaş dolaş dolanırım. Yanak sıkmalar, kalabalığın içinde hiç çekinmeden öpücük atmalar, göz kırpmalar cart curt. Ama hiç bir zaman, arkadaşlarım dahil, bir erkeğin avuçlarının, avuçlarıma değmesine izin vermedim. O kadar özel, o kadar temiz bıraktım orayı. İlahi bir saflıkla. 2 buçuk yıl oldu, ibne ortamlarına gireli. Bir ibne olduğumu kabul edeli. Yine de bir başka erkeği &quot;sevdiğim&quot; diye kabul edip, el ele dolaşamadım sokaklarda. Çok hoşlandığım çocuklar oldu; ancak ileriye taşıyamadığım. Tanrı, anlamadığım bir şekilde nasip etmiyordu bir aşkı bana. Üniversitedeki eğitimim ve şuanda sahibi olduğum iş&#39;imle alakalı hayalini kurduğum ne varsa, hepsi aklımın almadığı bir hızla, hayallerimin ötesinde güzel bir şekilde gelişirken - ve ben bunun için gerçekten defalarca defalarca şükrederken Tanrı&#39;ma - aşk söz konusu olduğunda Tanrı&#39;nın ördüğü yüksek duvarların arkasında kalıyordum sanki. Bir şekilde herkesi benden uzak tutuyordu Tanrı. Artık ilahi bir şeyler olduğunu düşünüyorum. Yoksa ulan 2 buçuk yıldır, abartısız 3 bin 5 bin insanla tanışan ben, kimisiyle beraber oturup bir şeyler yiyip içen ben, illaki birisiyle bir şeyler yaşardım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gözlerim dolu, kafamda deli gibi akan yüzlerce, neden?? sorularıyla Tünel&#39;e doğru yaklaştım. Sol elimi cebime koydum, sağ elim boşta yürüyorum insan kalabalığında. Sanki elimden tutan birileri var gibi. Salakça görüntüler geliyor gözlerimin önüne. Bir gün el ele geçeceğim biriyle bu yollardan. Şimdi boşta duran o sağ elimi birisi sıkı sıkıya kavramış olacak. Gözleri aşkla bakacak bana. Aşk&#39;tan biraz daha fazlası olacak ona karşı hissettiklerim. Hiç bir zaman sahipliğini hissedemediğim o sıcak yuva, ev duygusunu hissedeceğim onla. Kendi ailemle hiç bir zaman içime sinmeyen o derin aile kokusu, onun vücudundan yayılıp ulaşacak bana. Evim, yuvam, ailem olacak. Herkesten koruyacağım, herkesten korunacağım sığınağım. Sevgili olup da kalabalık ne der diye el ele dolaşamayan ibne tiplerine inatla, el ele, kol kola, sarmaş dolaş gezeceğiz. Benim bütün dünyam olmuş bir adam varken yanımda, ulan dışarda kalan diğer herkes niye umurumda olacak?? Hiç biri bizi sevmesin. Hepsi bize nefret eder gözle baksınlar kaç yazar?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tünele girmek istemedim. Eğer ki sevgilim olsaydı yanımda, o da Galata&#39;ya doğru uzanan soldaki ara yoldan yürüyerek inmemizi isterdi. Yabancı nüfusunun arttığı o ara sokakdan inmeye başladım. O çocuk; herşeyim olacak adam, kimle napıyordu şimdi? Yine o komik sorular... Kaç kişi böyle özlemle beklenebilir ki? Neye benziyordu, kimbilir. O kadar hayal kuran ben, beceremediğim tek şey, onu birilerine benzetmek. Niye bilmiyorum; ama ne zaman ki birilerine benzetmeye çalışsam, hep içim daralıyor. Bir şekilde tanıdığım hiç kimsenin yüzü sinmiyor onu resmetmeye. Tüm bildiğim yüzleri unutur gibi oluyorum her seferinde. Böyle parlak bir beyazlık kalıyor geriye. Işıklar içinde görünen silik bir adam silüeti. Bir türlü tandık kimseye benzetemediğim, ama içimi ısıtan bir görüntü...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhFu8J0AOlIj8SMZIcFoBgpCEG-VZMLiPnWqJxbqy3-VSwBXGFnrLpM4f1qjvmcFpSoltd_giRpkKmuSiaDursgqMAqfsF_upoTIrS0mcoCM2pNjsCtAMI-Wl7W3oDlR3XX5gEyfuDlQrnS/s1600/velevkibneyiz_blogspot_com_karak%C3%B6y_iskelesi.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhFu8J0AOlIj8SMZIcFoBgpCEG-VZMLiPnWqJxbqy3-VSwBXGFnrLpM4f1qjvmcFpSoltd_giRpkKmuSiaDursgqMAqfsF_upoTIrS0mcoCM2pNjsCtAMI-Wl7W3oDlR3XX5gEyfuDlQrnS/s1600/velevkibneyiz_blogspot_com_karak%C3%B6y_iskelesi.jpg&quot; height=&quot;422&quot; width=&quot;640&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
Karaköy - Kadıköy iskelesine vardığımda 21:35 saat. Tünel&#39;le inseydim Karaköy&#39;e yakalayabileceğim geminin, suları köpürte köpürte gidişini izliyorum. Madem öyle, iskelenin az ilerisindeki banklara yöneliyorum ben de. Sıra sıra balık tutan adamlar, gençler... İstanbul&#39;un en tarih kokan, hep içinde derin bi güzellik barındıran görüntüsü. Hepsi sessiz, hepsi bir şeyler düşünür şekilde, oltalarının hareket etmesini bekliyorlar. Binbir düşünce akıllarında. Kimisi arkadaş grubuyla takılıyor, derin bir muhabbet içindeler. Ellerinde kağıda sarılı içkileri, yüzleri gülüyor. Boş bir banka oturuyorum. Tam karşımda tüm ihtişamıyla Ayasofya ve Sultanahmet beni izliyor. Sisli bir akşam olduğu için sadece parlayan ışıklarından anlayabiliyorum onlar olduğunu. N&#39;olurdu böylesi bi akşamda, şu bankın boşta kalan diğer kısmında, avuçları avuçlarıma değen bir başka adam otursaydı. Biz de kendi sohbetimizi etseydik. Belki devam eden eğitiminden, ya da iş yerindeki yapılacaklardan felan. Ya da hep hayalini kurduğum gibi beraber yaşadığımız evdeki problemlerden. Gelen faturalardan, alınması gereken o çok gereksiz; ama illaki bulunması gereken eşyalardan. Sessizce kalakalsak arada sırada. Benim ona aşık olduğum kadar o da aşık olsa İstanbul&#39;a. İkimizinde soluğunu kesen bir güzellik olsa İstanbul. O benim omzumda ya da ben onun omzunda izlesek o nefes kesen, her dakikasında defalarca, taa en baştan aşık eden şehrin ışlıklarını; kalabalığını. Soğuk havayı ısıtan tek şey teninden yayılan ısı, koklamaya doyamadığım bir yuva kokusu olsa buram buram. Burnumla solusam istemsiz, bu yüzden havayı. Daha güvenli hiç bir yer yokmuşcasına yaslansam ona. Sanki zaman durmuşcasına, sanki tüm dünya bizi unutmuşcasına. Biz birbirimize kalsak. Geriye kalan her şey sizin olsa... İki çocuk sevse birbirini. Ötesi olmasa.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Derken, saat olmuş 22:00. Vapur&#39;da gelmiş zaten. Yine o kimsesiz; sahipsiz ben...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hani yan bankta oturan amca; kalkmadan önce yüzümü ellerimin arasına alıp, sıkı sıkıya avuşturup, derin bir iç çekip, kalktım ya ayağa, vapura gitmek üzere.. ve o sırada gözlerini ayırmadan ne derdim var acaba diye meraklı gözlerle izliyordun beni. İşte buydu tüm hikayem. &lt;b&gt;Sahip olamadığım bir adama duyulan özlem.&lt;/b&gt; İlahi bir bekleyiş...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gönlünüzde saf kalan şeylere sıkı sıkıya tutunun. Bir gün illaki sahibi gelecek hepsinin.&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Ve o gün, siz, Tanrı&#39;nın Cennet&#39;ine davet edileceksiniz...&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/feeds/5333705525939420723/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/12/sahip-olunmayan-adama-duyulan-ozlem.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/5333705525939420723'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/5333705525939420723'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/12/sahip-olunmayan-adama-duyulan-ozlem.html' title='Sahip Olunmayan Adama Duyulan Özlem'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09358892088790925542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiKtF93hL90bOZ60tOXWUWAh9eCCslADFuCeO5h_ClABI6Lhq7ZpJWlGBoR0oNNvxrBMbOaLjXn3HkMfAcF-0u0NGt8n6Vy1m-TLWBf0wZSuaR0IgoqESVyWm3tR8bIVuuu52sL5KffA91O/s72-c/velevkibneyiz_blogspot_com_istiklal_caddesi.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6723520849520508600.post-8321438642939279224</id><published>2013-10-13T21:31:00.002+03:00</published><updated>2013-10-13T21:31:55.472+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yazılar"/><title type='text'>Farklı Bir Hayat | Empati</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Merhaba,&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Bugün biraz olsun kendimden bahsedeceğim sizlere. Epeydir yazılarımı okuyorsunuz; ancak bazılarınız beni tanımıyor olabilirler. Bu yüzden yaşadığımız dünya için &quot;çok kıymetli&quot; olan kimliklerimi bugün sizlere tanıtacağım. Bilmediğiniz ne varsa bana dair, öğreneceksiniz. Artık saklanmayacağım!&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjkEvJrcGQlYKg1jCFuIymk2HpraxnPqQ1xwS6PE7SQP_MW1VlfWb5Jhf6Ka0ESeOyASIr7sskLlWGTnvv0dzw5GQ3dTzG1Q58FvG2wWT8Lb03gmC5ZiIhj-3n4IwNz93uIS1QJXYIvjs-S/s1600/velevkibneyiz.blogspot.com-empati.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjkEvJrcGQlYKg1jCFuIymk2HpraxnPqQ1xwS6PE7SQP_MW1VlfWb5Jhf6Ka0ESeOyASIr7sskLlWGTnvv0dzw5GQ3dTzG1Q58FvG2wWT8Lb03gmC5ZiIhj-3n4IwNz93uIS1QJXYIvjs-S/s1600/velevkibneyiz.blogspot.com-empati.jpg&quot; height=&quot;320&quot; width=&quot;640&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;span style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Ben 23 yaşında bir erkeğim. Müslümanım; Allah ismindeki yüce bir varlığın tüm kainat&#39;ı yarattığı inancını taşıyorum. Türk bir ailenin, en ufak çocuğuyum. Çok güzel, şivesiz bir Türkçe&#39;ye sahibim. Bembeyaz bir çocuğum. Lisans seviyesine kadar eğitimimi tamamlamış ve mesleğimi de elime almış bulunuyorum. Güzel mi güzel, sevimli mi sevimli bir de kız arkadaşım var. Nefes alabilmemi, azıcık olsun kendim olabilmemi bir tek o sağlıyor. Şaşırdığınızı biliyorum. Hatta haykıra haykıra söyleyebilirim: &quot;Ben bir kıza aşığım!&quot; Pek çoğunuz bunu bilmiyordu, değil mi? Bu konuya yine devam edeceğim. Sadece okumaya devam edin. Kendi halime bırakıldığımda aslında yeterince güzel bir hayatım var. Dünya zaten herkes için yeterince güzel bir yer. Kendi halime bırakılınca diyorum; zira &amp;nbsp;çevrem şaşırtıcı bir şekilde benden uzak bir hal almış durumda. Dürüst olmak gerekirse yanlışın onlarda mı yoksa ben de mi olduğunu bilmiyorum. Aslına bakarsanız ortada bir yanlış var mı; bir yanlış aramaya gerek var mı onu dahi bilmiyorum. Yine de bir şekilde, her seferinde, beni bu yanlışı(!) aramaya itiyorlar. Zaten bu yazıyı da bunun için yazıyorum. Belki sesli düşünebilmek için. Biraz olsun kendimle konuşabilmek için. Zira 23 yıldır o kadar çok başkalarının sözlerini duyuyor; başkalarının değer yargılarına göre kısıtlanıyorum ki; &quot;belki&quot;, diyorum, &quot;belki cevap kendimdedir.&quot; O yüzden yazıyorum...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Çevrem dedim. Evet, benden anlayamadığım bir şekilde ve sebeplerini sıralamaktan yorulduğum kadar aptalca nedenlerle bana yabancılaşmış durumdalar. Her şeyin başlangıcında, taa ki ilk insanlar ortaya çıktığında, çevreme mi yoksa bana mı benziyorlardı bilmiyorum. Bunu niye sorduğumu da bilmiyorum. Bana benziyorlarsa daha mı mutlu olacaktım? Ya da onlara benziyorlarsa daha da mı çukura batacaktım? Neyse, biraz olsun çevremi de tanımanız gerekiyor, kararı belki sizin verebilmeniz için.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Dışarıdaki tüm insanlar, tuhaf bir şekilde, bir yaratıcı olmadığı inancına sahipler. Öyle ki bu inançsızlığa %99&#39;unun bağlı olduğu söylenen insanların yaşadığı bir Kürt vatanında yaşıyorum. Ne zaman ki ben onlara Allah&#39;ımdan bahsetsem veyahut onlara bir şekilde kendi inancımın öğretilerini anlatsam, sanki her birine düzinelerce küfür etmişim gibi benden kaçmaya başlıyorlar. Ne zaman bu konuyla ilgili ağzımı açsam, arkadaş sayım biraz daha azalıyor. Daha da ileri gidenler oluyor; kimi zaman sadece küfür, kimi zamansa bildiğin tekme tokat dayak yiyorum! &quot;Sen de inanmayacaksın!&quot;, diyorlar. &quot;Seni öldürürüz! Seni çocuklarımıza yaklaştırmaz; eğitimini aldığın mesleği sana yaptırmayız!&quot;, diyorlar. Sesimi dahi çıkaramıyorum. Öyle çoklar, o kadar barbarlar ki her gün biraz daha karanlığa saplanıyorum.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Buna biraz olsun alışır gibi olmuşken, içlerinden bazıları var; kendilerine milliyetçi diyorlar. Milliyetçiliğin özünde, birlikte ülke olduğun insanları sevmek; onlara zarar vermek isteyenlerden korumak varken, bu kendilerine milliyetçi diyenler, sırf Türk bir aileden olduğum için bana hakaret ediyorlar. Ne zaman ağzımdan Türkçe bir kaç kelime çıksa, sanki benim de bir parçası olduğum yurdumu parçalara bölecekmişim gibi; bana bir yabancıymışım gibi bakıyorlar. Soruyorum babama: &quot;Dedemler kaç zamandır bu diyarda?&quot;, diye. O da içleniyor zaman zaman. Alabildiğim tek cevap; &quot;diğer insanlar ne kadarsa, en az bizler de o kadar zamandır bu diyardayız.&quot;, oluyor. Yine şaşırıyorum. Madem ki bu kadar uzun zamandır yanyanayız da neden benim Türkçe konuşmam bu kadar korkutuyor onları? Neden bu baskıyı kaldıramayıp, elini kana bulayan bir kaç tane aptal Türk çeteleri, örgütleri yüzünden, yüzyıllardır aynı sofrayı paylaştıkları insanlara sırtlarını dönüyorlar. Anlayamıyorum; yine tehdit ediliyorum. Yine küfrediliyor, yine dayaklar yiyorum.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Bir de ten rengim var. Lisans eğitimimi tamamlamak için doğuda bir şehirde üniversite kazandım. Buralarda güneş bizim oralar gibi değil. Pek bir yakıyor. &quot;Ne sıcak memleket!&quot; diyorum. Yazlarını kurak, kışlarını sıcak geçirtiyor diye. Bir yerde güzel de diyorum. Az biraz esmerleşirim diye seviniyorum. Ama garip bir şekilde okuduğum okulda, hatta sınıfımda, hatta mahallemde kendilerine benzemeyen bu beyaz oğlanı bir türlü benimseyemiyorlar. Beyaz olmak bir eziklik, bir kusur, bir güçsüzlük, doğanın bir lanetiymiş gibi davranıyorlar bana. Tüm küfürler bir yerden sonra üzerime yapışmaya başlıyor. Sırf onlar kadar siyah olamadım diye. Sırf doğa Güneş&#39;iyle biraz daha az ısıttı beni diye, yine aynı doğaya uygun olmayan, doğal olanın dışında bir insan olmuştum! Siyahlıkları ve ten renkleri o kadar güçlü, o kadar olağan, o kadar tatlıydı ki, benim bile biraz olsun esmerleşmemi isteyecek kadar hayranlık uyandırıyordu ki; ama onlar beyaz olmayı bir türlü sindiremiyorlardı. Sözle sataşıyorlardı. Azıcık cesaretimi toplayıp da cevap verirsem, tekmelere, tokatlara, yumruklara dönüşüyordu o hakaretler. Canım yanıyordu. Yine de hayatıma devam ediyordum.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Bu kadar şey yetmiyormuş gibi bana en çok garip gelense ikili ilişkileriydi. Aşk&#39;a çok değer verdikleri belliydi. Her sözlerinde, yaptıkları her eylemde bunu görüyordum. Aşk için, şehirler fethetmiş; aşk için yapıtlar kurmuş, aşk için dünyaya karşı gelmişlerdi. Yine de bir erkeğin nasıl olur da bir kıza aşık olabileceğini anlayamıyorlardı. Aşkın sadece hemcinsler ile yaşanabileceğine inanıyorlardı. Çünkü kendileri sadece hemcinslerine aşık olabiliyorlardı. En çok bu yüzden kızıyorlar, hatta öğrendiklerinde benden nefret ediyorlardı. Sanki yıllardır tanıdıkları insan bir anda yabancılaşıyordu gözlerinde. En çok bu yanımı saklıyordum içimde. Bilindiğinde en iğrenç canlı benmişim gibi iğreniyorlar, nasıl olur da bir kızdan hoşlanabildiğime gerçekten inanamıyorlardı. Küfürler ediyorlar, yetmediği noktada hırslarından, tekmeler tokatlar; yumruklar atıyorlardı. Sussam, hakaretlerle ruhum; konuşsam, tekme ve yumruklarla bedenim acıyordu; yaralanıyordum. Kanıyordum; susarsam içimden, konuşursam, bedenimden. Toplum içinde gezerken, sevdiğimin parmaklarını parmaklarıma takıp; avuç içini avuç içimde hissedemiyordum. Yeterince cesaret topladığımız bazı anlarda, masumca koluna girebiliyor, yine de acaba çevrede bizleri izleyen birileri var mı diye tedirgin gözlerle sürekli sağı solu kolaçan ediyordum. Diğer hiç bir hakaret veya şiddet bir kızı sevmem yüzünden uğradığım hakaret veya şiddet kadar acıtmıyordu canımı. Çünkü diğerlerinde, sadece kendime ediliyordu bu eziyet. Sadece kendim kısıtlanıyor, sadece kendim üzülüyordum. Oysa sırf bir kızı seviyor olmam, ve sırf kendileri sadece hemcinslerinden hoşlanıyorlar diye onlara yanlış gelmesi yüzünden; sevdiğim, hayatımı tek bir sözüne vereceğim insan da hakarete uğruyor, üzülüyor, canı yanıyordu. Ulan ben tek bir göz yaşı için insan öldürebilecek konumdayken, onun gözünden yaşlar su olup akıyordu. Yanımda hiç bir zaman ses etmiyordu; ama içten içe biliyordum; sırf insanlar istemiyorlar diye bizi, sırf bir gün bir tanesiyle kanlı bıçaklı olmayalım diye susuyordu yanımda. Tek parça ses edemiyordu içinde kanayan yarasından. En çok da bu koyuyordu işte bana. En çok da bunu anlayamıyordum. Ne zaman bu konuda birisiyle tartışsam; &quot;sen bir kızı sevebilir misin?&quot;, diye soruyordum. &quot;Ne kadar iğrenç&quot;, olduğumu söyleyip, tonlarca hakaret savuruyorlardı. Benim de aynı tiksintiyle bir erkeğe aşık olamayacağımı anlayamayarak. Kendileri hemcinsleriyle beraber olurken - erkek erkeğe veya kadın kadına ilişkiye girmek - erkek / kadın ilişkisinden daha fazla yaşanıyor diye, yine doğaya aykırı olanlar bizdik. Hatta öyle ki inançsızlıklarının temelindeki öğretiler bizleri öldürmeyi öğütlüyormuş onlara! Bazılarının nefreti özellikle bu yüzden biraz daha artıyordu. Eğer ki benim bir kızın elini tutmama izin verirlerse, inançsızlıklarına bir küfür, inançsızlıklarına bir hakaret ediyormuşum gibi hissediyorlardı. Halbuki anlayamıyordum. İnançsızlıkları onlara hemcinsleriyle ilişkinin güzel olduğunu söylüyor aksi şekilde kadın erkek ilişkisini yasaklıyorsa, inanan birini niye kendi inançsızlık değerleriyle yargılıyorlardı? Bunun mantıklı bir açıklaması olabilir miydi? Hoşgörü ve inanç özgürlüğü herkes için varken, ben niye kız arkadaşıma aşığım diye, onların inançsızlık kurallarına göre yönetiliyor ve yargılanıyordum? Bunu ne zaman şikayet etsem ve eylem yapmak istesem, bazıları da çıkıp rahatsız oluyorsanız tepkinizi sandıkta gösterin diyordu. Yıllardır demokrasiyi öğretiyorlardı. Demokrasinin her şartta en geçerli şey olduğundan bahsediyorlardı. Ama anlamıyorlardı. Eğer ki ben Türk&#39;sem, eğer ki ben müslümansam, eğer ki ben heteroysam, eğer ki ben beyazsam ve toplum gibi ateist değilsem, toplum gibi Kürt değilsem, ve toplum gibi simsiyah değilsem ve en önemlisi toplum gibi Gay değilsem nasıl olacak da sandıkta onlardan daha fazla oy alıp, kendi istediğimin yasalaşmasını sağlayacaktım? Benim gibi düşünmeyen milyonlarca insan varken, ben nasıl olacaktı da sandıktan galip çıkacaktım. Anlatamıyorum bunu. Irk, dil, din, renk, cinsiyet ayrımlarıyla alakalı konularda demokrasi kavramının kullanılamayacağını anlatamıyordum. Bunlar insan haklarıysa ve insansak hepimiz, sırf biraz olsun farklıyım diye toplumdan, sırf onların paşa gönlü rahat edecek, sırf onların keyifleri yerine gelecek diye kendi kimliklerimden vazgeçecek değildim. Ve bunun yolu sandık asla değildi.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Hayat hikayem ne kadar da tanıdık geliyor değil mi hepinize? Belki biraz olsun değer yargılarınız değişir artık diye yazıyorum. Çok değil herhangi biriniz yaşadığınız yerden sadece 1000 km daha doğuda doğsa bir Kürt, daha batıda doğa bir Ateist, daha güneyde doğsa bir Zenci, daha kuzeyde doğsa bir Gay olabilirdi. Sırf doğuştan edindiğiniz kimlikleriniz sebebiyle mi diğerlerine iğrenir gözle bakıyorsunuz? Sırf doğuştan kazandığınız kimlikler sebebiyle mi onlardan üstün olduğunuzu iddia ediyorsunuz? Sırf doğuştan sahip olduklarınız ve doğada daha sık rastlanır bir durum olduğunuz sebebiyle mi, aynı doğuştan hakların biraz farklılarına sahip ve doğada az sayıda bulunan bizlere yanlışmışız gibi davranıyorsunuz? Tanrı&#39;yla sözleşme mi yapmıştınız? Türk, müslüman, beyaz veya hetero olacağınıza dair? Çünkü bunların hiç biri bana sorulmadı... Hep mi sayıca fazla olan durum, doğru olan olmalıydı? Azıcık empati istiyoruz. Çok bir şey değil! Siz camiilerinizde ibadet yaparken, inançsızlara karışmamanızı, siz Türkçe konuşurken; Kürtçe konuşanlardan korkmamanızı, yazları esmerleşmeye çalışırken, esmerden biraz daha koyu olanlardan bir farkınız olmadığını bilmenizi ve en önemlisi sizler kız veya erkek arkadaşınızla - kısacası &amp;nbsp;karşı cinsteki sevdiğinizle - &amp;nbsp;el ele dolaşırken; hemcinsinizle bir aşk yaşayamayacağınızı söylerken, bizlerin de kendi cinsimizdeki insanlarla el ele dolaşmamıza, karşı cinsten biriyle aşk yaşayamayacağımıza inanmanızı ve anlayışla yaklaşmanızı istiyoruz. Bizler sizleri kabul ediyoruz. Bizler sizlere ne kadar yabancıysak, sizler de bizlere o kadar yabancısınız. Bizler bu durum için sizleri suçlamıyoruz, bu durum için sizlere küfür etmiyoruz, bu durum için sizlere fiziki şiddet uygulamıyoruz. Siz neden yapıyorsunuz? Zaten hayat hepimiz için yeterince zor değil mi? Bunu bir de bizler kendimiz için neden bu kadar zorlaştırıyoruz???&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Vicdanı ve azıcık empatisi olan her bir bireye soruyorum??&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Işıklarla ve empatiyle kalın...&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/feeds/8321438642939279224/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/10/farkl-bir-hayat-empati.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/8321438642939279224'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/8321438642939279224'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/10/farkl-bir-hayat-empati.html' title='Farklı Bir Hayat | Empati'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09358892088790925542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjkEvJrcGQlYKg1jCFuIymk2HpraxnPqQ1xwS6PE7SQP_MW1VlfWb5Jhf6Ka0ESeOyASIr7sskLlWGTnvv0dzw5GQ3dTzG1Q58FvG2wWT8Lb03gmC5ZiIhj-3n4IwNz93uIS1QJXYIvjs-S/s72-c/velevkibneyiz.blogspot.com-empati.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6723520849520508600.post-3148772102605042993</id><published>2013-08-10T17:16:00.003+03:00</published><updated>2013-08-10T17:16:41.152+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yazılar"/><title type='text'>Yıkılan Tabular : Bir Aşk&#39;ın İtirafı</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Selamların En Güzeli, Merhabaların En Sıcağı, Şanslı Doğanlara,,&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Evet arkadaşlar bir kaç aydır buraya yazamadık. Epey bir ihmal ettim burayı. Böyle olunca sanki bir evcil hayvanını, bir dostunu ihmal etmiş gibi vicdan azabı çekiyorum; ama bilin ki bunun sebebi çok fazla yoğun olmam. Anlatacak, birikmiş o kadar çok şeyim; buna rağmen o kadar az zamanım var ki, hem kızıyor hem şükrediyorum bu duruma. Neyse yazıya geçiyor ve bu fasılları başka bir zamana erteliyorum.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Yaklaşık iki ay kadar önce bir yazı okumuştum. Şimdi sizlere onu yazacağım sıkılmadan okursunuz umarım:&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&#39; Kur-an&#39;da anlatılır ki (Âraf, 171-172) Allah, dünyada hiçbir şey yok iken, hatta dünya yok iken ruhlar âlemini yarattı. Orada bütün ruhları bir araya toplayıp sordu : &quot;Elestü bi-Rabbiküm?&quot; Yani, &quot;Ben sizin Rabbiniz değil miyim?&quot; Ruhlarımız bu soru karşısında &quot;Kâlû: Bela!&quot; Yani, &quot;Dediler ki: Evet (şüphesiz Sen bizim Rabbimizsin)&quot;. Bu meclis (ezel bezmi, elest meclisi), varlığın ilk toplantısı idi ve bütün ruhlar orada birbirlerine şahit tutuldular; ta ki dünyaya geldikleri vakit, bir bedene girdikleri, ete kemiğe büründükleri vakit bu sözlerinden dönmesinler... Dönenler olursa, o mecliste rahmet ve merhametiyle kullarına muamele eden Rab Taala&#39;nın rahmet ve merhamet çizgisinin dışına itilsinler...&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Ezel bezmi öyle bir meclis idi ki, orada yan yana olanlar, yakın olanlar, birbirlerini görenler, birbirleriyle konuşanlar; bu dünyaya geldiklerinde de birbirleriyle yan yana ve yakın olur, buluşuruz veya konuşurlar. İnsanlar arasındaki çağ farkları, uzaklık ve yakınlıklar ile bîgânelik ve âşinalığın temeli işte o ezel gününe dayanır. Bu durumda dünya, ezelde kader olarak yazılanın vuku bulduğu (kaza) bir duraktır; o kadar. Bu durakta aşkın ve âşığın nasîbi de ezel günündeki durumuyla bağlantılı olarak bu dünyada görünürlük ve yaşanırlık kazanır. ... ...&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
... yukarı da &amp;nbsp;Ahmet Paşa&#39;nın dediği gibi âşık, ezel gününde öyle bir çift gözle karşılaşacak ki aşktan pay almayı, veya aşktan gayrı pay almayı unutup dünya hayatını öyle yaşayacaktır. Söylediğine göre Ahmet Paşa, ezel gününde henüz ruhlar âlemindeyken, güzellerden bir güzel, kendi güzelliğinin farkında olarak (istiğna halinde) göz süzüp de kendisine âşık ararken, gözleri bir an, yalnızca bir an, Ahmed&#39;in canına da değip geçmiştir. Aşk adına Ahmed&#39;e ne olduysa &amp;nbsp;işte o bir an içinde olmuş ve o güzellik karşısında mest ve hayran düşüp kendini kaybedivermiştir. Bu öyle bir mestliktir ki aradan milyonlarca yıl akıp giderek dünya kurulacak; Âdem yaratılıp yine on binlerce yıl insanoğlu dünyada &amp;nbsp;ezel macreasını sürdürecek, nihayet Ahmed&#39;in ruhu da bir beden ile dünyaya geldiğinde hâlâ ezeldeki o sarhoşluğu geçmemiş olacaktır. Bunun diğer okunuşu, Galip&#39;in dediği gibidir ve Ahmet, ezel gününde gördüğü güzelin aşkını kendisine zoraki kader edinerek dünyayı da onun uğrunda her türlü belalara, sıkıntılara, ayrılık acılarına vs. katlanarak mest ve hayran yaşayıp gider. Yani ki aşkında bu derece sadakat ve doğruluk, tıpkı ruhların Allah&#39;a verdikleri söz gibi bir ağırlık ve sorumluluk taşır. Ta ki âşık, ruhlar meclisinin sözünde duran yegâne kişisi olabilsin. ... ...&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
...Aşkın belası öyle bir tatlı bela ki, ezelde başlamış olup ebede kadar uzanacaktır. Nitekim ruhlarımız, &quot;Elestü bi-Rabbiküm?&quot; sorusuna karşılık olarak &quot;Evet&quot; anlamına gelebilecek pek çok kelime arasından &quot;bela&quot;yı seçmiştir. Kul, belayı kendisi istemeyince Allah neden versin ki?!.. Velev aşkın belası da olsa!..&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
İşte ilk olarak bu yazıları okurken aklıma geldi, uzun zaman sonra, platonik olduğum aşkım. Dile kolay 4 yıla yaklaşıyor bu platoniklik. Çeşitli yollarla unutmayı denedim. Unuttum da sandım. Gerçekten unuttuğuma da inandım. Hatta öyle ki unuttuğum için kendime bile kızdım. Unuttuğum için bile ayrı bi&#39; içim acıdı. Ama işte sonra bu satırları okurken yine aklıma ilk o geldi. ve dedim ki : &quot;Madem ruhlar cinsiyetsiz deniyor, cinsiyet dünyaya geldiğinde veriliyordu, benim &quot;elest meclisinde&quot; en yakınımdaki ruh da O&#39;ydu.&quot; ve yine dedim ki : &quot;Ezel gününde öyle bir çift gözle karşılaşmıştım ki Onun&#39;du. Onun gözleri kendisine âşık ararken, gözleri bir an, yalınzca bir an, Benim canıma da değip geçmişti.&quot; velhasıl kelam, anladım ki tekrar; bitmemişti, bitememişti içimdeki hiçbir şey. Ettiğim onca duaya rağmen, Tanrı&#39;da dualarımı kabul etmemiş, belki ilahi bir dokunuşla, O da yok etmek istememişti içimdeki aşkı. Sonra ne mi oldu hadi aşağıdan devam edelim...&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhRTUhnOuDWFon5NN-wDK1D0A3EG1invmSpKrqdmac5Tesa_iZaMsCQ8_LxVQrJGGkF-b8lt8ivMoFBEv52AvHY7GeQ8Z0yLQtUCObAOypqRLAERG6tQSs2_Z8aHZpZBW8V8lwhCi2921GW/s1600/velevkibneyiz.blogspot-confession.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhRTUhnOuDWFon5NN-wDK1D0A3EG1invmSpKrqdmac5Tesa_iZaMsCQ8_LxVQrJGGkF-b8lt8ivMoFBEv52AvHY7GeQ8Z0yLQtUCObAOypqRLAERG6tQSs2_Z8aHZpZBW8V8lwhCi2921GW/s1600/velevkibneyiz.blogspot-confession.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Yaklaşık 6-7 ay önce&amp;nbsp;&lt;a href=&quot;http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/01/yklan-tabular-ilk-ve-en-onemli-itiraf.html&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;Yıkılan Tabular : İlk ve En Önemli İtiraf&lt;/a&gt;&amp;nbsp;adında bir yazı yazmıştım. Burada hayatımda bir daha sahip olamayacağım kadar fazla cesareti toplamış, ve 3.5 yılın ardından platonik olduğum çocuğa Gay olduğumu söylemiştim. Detaylarını tabi ki de tekrar tekrar anlatmayacağım. O gün için daha fazlasına cesaret edememiş; ama günü geldiğinde daha fazla cesaretle birgün ona aşık olduğumu da 4 yıldır eli elime sevgili olarak değmese, tek bir aşk sözcüğünü ona karşı söyleyemesem bile, kimine komiklik, kimine boş iş olarak gelse bile bekledikten sonra işte bir gün, ama bir gün mutlaka söyleyeceğimi biliyordum. Vel hasıl kelam geçtiğimiz günlerde söyledim de... Gay olduğumu söylediğim yazımdaki gibi konuşma metinlerini noktası virgülüne kadar yazamayacağım kusura bakmayın. Sadece kısaca bahsetmek gerekirse;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Aşkımı itiraf etmeden evvel, bir konuşmamız sırasında canımın sıkkın olduğunu ve aşk meselesi olduğunu söylediğimde bir erkek mi diye sormuştu. Evet cevabını verdiğimde her ne kadar açık fikirli olup eşcinsel yönümü kabul etse de işi dalgaya vurmuş, kendince espiriler yapmaya başlamıştı. İş böyle olunca, ben de oturdum başladım O&#39;na olan aşkımı bir başka erkeğe olmuş gibi anlatmaya. Ben anlattıkça o dinledi. Dinledikçe de espirilerinin dozu düştü iyice ve uzunca zaman sonra ilk defa ciddi konuşmalarımızdan birini yapmaya başladık. Ben anlattıkça o daha da şaşırdı. Eşcinsellerin böylesine aşık olabildiklerini düşünmediğini, aslına bakılırsa bizim de heterolar gibi aşık olduğumuzu sadece kendi cinsimize aşık olduğumuzu söyledi. Zaten benim bildiğim bir şeyi sonunda onun da anlamış olmasına sevindim. ve konuşmanın sonlarına doğru; 4 yıldır çocuğa dokunamamış, aşkımı ona söyleyememiş olmama rağmen, onun yüzünden bir başkasına bakamadığım için gerçekten güzel sevdiğimi ve dürüst bir adam olduğumu söyledi. En sonunda ise ona aşık olduğumu itiraf etmemi sağlayacak olan son kelimesini söyledi : &quot;Aşık olduğunu ona söylesen ve o da sevse, çok büyük bir aşk yaşardınız&quot;, dedi. O&#39;ndan böyle bir cevap almak, gözlerimi doldurdu. Tam o an deli gibi itiraf etmek istesem de, cesaret edemedim. Taa ki 3-4 gün sonrasında bu cevabı aklımda fırtınalar estirirken bir akşam üstü direk konuya girene kadar:&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Sana söylemem gereken bir şey var, müsait misin? diye sorduğumda : &quot;Müsait&#39;im kanka, söyle&quot; dedi. Aslında yazdıklarımı bölmemesi gerektiğini söylemekle başlayacaktım; ama direkt olarak konuya girdim. &quot;Hani&quot;, dedim, &quot;Bir kaç gün önceki konuşmamızda ben birine aşık olduğumdan bahsetmiş, 4 senedir onu beklediğimi ve ona söylemediğimi anlatmıştım. İşte o çocuk sendin&quot;, dedim. Biraz bekledim; bir şey söyleyeceğini, araya gireceğini sandım. Hiçbir şey yazmayınca devam ettim: Söyleyeceğim ne kadar şey varsa söyledim. Bitirdim ve yine bekledim. Yine hiçbir şey yoktu. Öyle bir noktadaydım ki, aile faceimde bu çocuk gay diye yazmasını, ortak arkadaşlarımıza konuşma geçmişini göndermesini, ailemden birine tüm gerçeklerimi anlatmasını, benle alay etmesini, dalga geçmesini, hatta öyle ki küfürler edip silmesini bile umursamıyordum. Onu tamamen kaybetme gerçeği bile artık beni engellemiyordu. Nitekim ben bekledim, bekledim ve bekledim. O ise inatla hiçbir şey yazmadı. En sonunda dayanamayıp bir kaç saat sonra: &quot;Bu kadar yazıdan sonra bir şeyler yazsaydın bari&quot;, dedim ve sonrasında uyumuşum. Sabah saatlerinde yazdığı cevapda sadece: &quot;Ne söylememi bekliyorsun?&quot; yazıyordu. Kendime de sordum, dün gece nasıl bir risk almıştım, gerçekten 4 sene sonra hetero birine bunları anlatarak nasıl bir karşılık bekliyordum ?? Aşık mı olacaktı sanki o da bana... Ben de: &quot;Bilmiyorum..&quot;, dedim tekrar. &quot;İster küfür et, ister sil, ister engelle beni; ama bir şeyler söyle&quot;, dedim. &quot;Küfür de etsen tek bir cevabım olmayacak sana&quot;, dedim. Ki gerçekten de olmazdı. Zira empati yaptığımda ona hak veriyordum. Kızamıyordum. Yine de bir şeyler söylemedi. Ben de daha fazla yazmadım. Yaklaşık 4-5 gün geçti ve bayram dolayısıyla aramaya cesaret edemeyip, bir kutlama mesajı yazdım. ve gördüm ki what&#39;s app&#39;da engellemişti beni. Aile faceime baktığımda halen duruyor olduğunu gördüm. Neden bilmiyorum, what&#39;s app&#39;da engellese de aile faceinden halen silmemişti beni. ve halen verdiği tek bir cevap yoktu. Verse de söyleyecekleri zaten belli az çok artık. Yine de benim o söyleyecekleri duymaya ihtiyacım var. Acıtsa da tamamen bitirebilmek için, belki gelecekte sahip olacağım başka birilerini daha sırf onun yüzünden, geçmişte yaptığım gibi, ıskalamamak için. Bu bi&#39; film değildi. Sonunda tabii ki de beklediğiniz şekilde bitmedi. Ne yazık ki hayatın espiri anlayışı bizim ki kadar geniş değil. Unutturması için aklınıza gelebilecek her türlü dua&#39;yı etmiş de olsam Tanrı&#39;ma, inatla bana unutturmasa da, nasip de etmiyordu bir şekilde O&#39;nu. &quot;Tamam bu kadar bekledin, sonunda artık senindir, helâlindir&quot;, de demiyordu Tanrı&#39;m. Düşündüğümde yeryüzündeki Cehennemi de bu şekilde yaşatıyor demek ki Tanrı dedim. Onun dışında hayatımdaki her şey ilk defa rayında gidiyor; O&#39;nun dahil olmadığı yaşantımda tam bir Cenneti yaşıyorum ve günlerdir 2 aylık yaşadıklarım için şükrediyorken, Onun sahibi olduğu parçamda ise tamamen bir Cehennemin içerisinde debeleniyorum. Bir tarafım Cennet iken, bir tarafım Cehennem... Bense ne zaman, hangisine düşeceğimi bilmeden yol alıyorum bu günlerde. İşte bu yüzden tüm tutarsızlıklarım. Bir günümde sizleri havaya sokup, eğlendirirken; güzel bir gün geçirtirken, öteki gün hepinizi siktir etmelerim...&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Bu kadar yazıyı okuyabildiyseniz bir şekilde usanmadan, buradan çıkarmanızı istediğim tek bir şey var. Ben hayatımı ilerde keşkeler kurmamak üzere yaşıyorum. Kafama estiği gibi, kendi doğrularım ve kendi geçerli sebeplerimle. Bugüne kadar kendi vicdanımla baş başa kaldığımda keşke şunu yapsaydım, şunu etmeseydim dediğim çok fazla şeyim yok. Hatta hiçbir şeyim yok denebilir. Biliyordum ki ilerde hep üzülerek hatırlayacağım bir anı&#39;m olacaktı, bu aşkı içimde tutmak ve tek başıma büyütmek. ve Hep keşke diyecektim. Keşke, keşke, keşke. Yapmayın abi bunu kendinize. Nefret mi ediyorsun? Git söyle! Konuşmak mı istemiyorsun? Git söyle! Artık beraber mi olmak istemiyorsun? Git söyle! Önemsiyor musun? Git söyle! Kaybetmekten mi korkuyorsun? Git söyle! ve en önemlisi Aşık mısın, seviyor musun? sonucu ne olursa olsun, korkmayın; Gidin, Söyleyin arkadaş. Keşkelerinizden oluşan bir geçmiş, bunların sizi yıprattığı bir gelecekte yaşamayın. Yanacaksanız da sadece bir gün yanın, koca bir geleceği, Cehennemlerin birinden diğerine zıplayarak geçirmeyin...&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/feeds/3148772102605042993/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/08/yklan-tabular-bir-askn-itiraf.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/3148772102605042993'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/3148772102605042993'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/08/yklan-tabular-bir-askn-itiraf.html' title='Yıkılan Tabular : Bir Aşk&#39;ın İtirafı'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09358892088790925542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhRTUhnOuDWFon5NN-wDK1D0A3EG1invmSpKrqdmac5Tesa_iZaMsCQ8_LxVQrJGGkF-b8lt8ivMoFBEv52AvHY7GeQ8Z0yLQtUCObAOypqRLAERG6tQSs2_Z8aHZpZBW8V8lwhCi2921GW/s72-c/velevkibneyiz.blogspot-confession.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6723520849520508600.post-6781412917206568338</id><published>2013-07-23T22:55:00.002+03:00</published><updated>2013-07-23T22:56:45.920+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Şiirler"/><title type='text'>Bir Taş Diyip Geçiyorsun İşte</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Sokakda yürürken, vurup bir kaç adım daha uzağa ittirdiğim,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Zorla benimle yol almasına sebebiyet verdiğim, bir mermer taş kadar bile, taşıyamadım seni...&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Sırf yanımda yürüyen kimseler yok diye, ve yine sırf önümdeki yol alabildiğine uzanıp,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Tanrı&#39;nın sonsuzluğuna açılıyorken tüm yol ayrımları,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Kocaman bir hiçsizliğin ortasında belirirken; parlak, kaygan ve soğuk; ama içimi ısıtan varlığıyla;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Şekilsiz bir mermer taşı,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Üstelik o kadar tekmelemelerime ve o kadar itelemişliğime dahi aldırmıyorken,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Avuç içlerini, avuçlarımın içlerine değdirmek,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Gittiği her yere beraberinde yürümek,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Gittiğim en uzak köşelerde, yanımda bir onu istemekteyken, çocukça bir hevesle,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Hiçsizliğimin ortasındaki bir mermer taşı gibi, aniden belireceğini umarak;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;İnatla, inançla ve ilahi bir aşkla bir başka adım daha atarak:&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&quot;Bunda değildi; ama mutlaka bir sonraki adımda, bunda değilse kesinlikle diğer adımda...&quot;,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Diye, mahallenin en ufak çocuğunun saflığında, gezindiğim kilometrelerce yolda,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Daha ben &quot;Gidiyorum&quot;, lafını almadan ağzıma, &quot;Hadi o halde, gidelim&quot;, dediğini düşlediğim,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Soğuk mermer taşı misali, attığım her adımda benden üç adım uzaklaşıp; ama daha fazla değil,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Gideceğim yöne doğru, dönüp arkasını sabırla beklerken,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Benden daha hızlı gidemediği gibi, gerimde asla kalamayan,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Savurduğum her tekmede dahi dosdoğru sadece ileri fırlayan,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Sırf ben daha yanına ulaşamadığım, onu daha fazla ileriye taşıyamadığım için,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Sokak aralarında akan sulara set ederken tüm hacmini, heybetli bir duruşla,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Sen de tıpkı öyle barajım ol istedim; set çek tüm sıkılmışlıklarımla; bunalmışlıklarımla arama...&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Taş der, üstüne basar geçersin,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Taş der, pislik yığını diye feryat figan edersin...&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Ne onun kadar set olabiliyorsun şimdi sıkılmışlıklarıma; yitmişliklerimle aramda,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Ne az biraz ötelediğimde kendimden uzaklara, durup bekleyecek vefan var kalbinin ortasında...&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Bir taş diyip geçiyorsun işte,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Bir taş diyip atıyorsun, yanında taşıdıklarını da günü geldikçe...&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhrQRsvS62ZdoH2qF-INC1DZmSAHmO3ktrsLAstN5SSrNTXPijEATYAaAx7Gl5bA6et6H-BIrtYiQ_F0yxb6qQLXBPD9h7NzrGv-w5Nt3NemqOakimIj6BSBqcRAukUZ7xkmZyRWOJQTDzw/s1600/velevkibneyiz.blogspot.com-mermerta%C5%9F.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhrQRsvS62ZdoH2qF-INC1DZmSAHmO3ktrsLAstN5SSrNTXPijEATYAaAx7Gl5bA6et6H-BIrtYiQ_F0yxb6qQLXBPD9h7NzrGv-w5Nt3NemqOakimIj6BSBqcRAukUZ7xkmZyRWOJQTDzw/s1600/velevkibneyiz.blogspot.com-mermerta%C5%9F.jpg&quot; height=&quot;480&quot; width=&quot;640&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/feeds/6781412917206568338/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/07/bir-tas-diyip-geciyorsun-iste.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/6781412917206568338'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/6781412917206568338'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/07/bir-tas-diyip-geciyorsun-iste.html' title='Bir Taş Diyip Geçiyorsun İşte'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09358892088790925542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhrQRsvS62ZdoH2qF-INC1DZmSAHmO3ktrsLAstN5SSrNTXPijEATYAaAx7Gl5bA6et6H-BIrtYiQ_F0yxb6qQLXBPD9h7NzrGv-w5Nt3NemqOakimIj6BSBqcRAukUZ7xkmZyRWOJQTDzw/s72-c/velevkibneyiz.blogspot.com-mermerta%C5%9F.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6723520849520508600.post-6239425875814152253</id><published>2013-06-23T23:00:00.003+03:00</published><updated>2013-06-23T23:00:42.900+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Medya"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yazılar"/><title type='text'>2013 LGBTT ONUR YÜRÜYÜŞÜ</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;h2 style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;
Selam Olsun, Güneşin Üzerlerine Parladığı Pıırıl Pırıl İnsanlara,&lt;/h2&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Günlerdir yazacağım, yazacağım bir türlü fırsatını bulamıyorum. Tabiri caizse fırtına gibi geçen bir ay yaşıyorum. Kişisel hayatıma ait konuları bu yazıda - içimi kemire kemire - es geçeceğim. Zira göreceli olarak daha önemli olduğunu varsaydığım asıl konuya tepeleme girmem gerekiyor: &lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: #990000;&quot;&gt;&quot;30 Haziran 2013 PAZAR LGBTT ONUR YÜRÜŞÜ&quot;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: #990000;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEivduEIiXlZxGJBJ-6hMcf-5ozPQPVbt_ec0J62-991iEj8-620r6OcpC-wLOHic8cVFHWHy0a4G0ZbqhZ-WiUIHTZqVBuvRkqmL65C5eoBV4V7vbdPMFartUJm2rLIQ4HpQRd93rb7OU4C/s1600/velevkibneyiz.blogspot-2013-onur-y%C3%BCr%C3%BCy%C3%BC%C5%9F%C3%BC.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEivduEIiXlZxGJBJ-6hMcf-5ozPQPVbt_ec0J62-991iEj8-620r6OcpC-wLOHic8cVFHWHy0a4G0ZbqhZ-WiUIHTZqVBuvRkqmL65C5eoBV4V7vbdPMFartUJm2rLIQ4HpQRd93rb7OU4C/s1600/velevkibneyiz.blogspot-2013-onur-y%C3%BCr%C3%BCy%C3%BC%C5%9F%C3%BC.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: #990000;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
İlk defa geçen sene haberim olduğu bir organizasyondu &lt;b&gt;&quot;Onur Yürüyüşü&quot;&lt;/b&gt;. Zira iki sene önceki &lt;b&gt;&quot;Onur Yürüyüşü&quot;&lt;/b&gt; yapıldığı sıralarda ben halen kendinden nefret etmeye, kurtulmaya çalışan homofobikliğin tavan yaptığı insan topluluklarından biriydim. Evet, çoğu hetero bunu bilmez;&amp;nbsp;fakat en büyük homofobikler kabullenme aşamasındaki eşcinsellerdir. Zira bu gelişimi bizzat yaşayan insanlar olarak; çevresel olarak kendilerine öğretilen, anlatılan tüm olguların; kalıpların, tabuların dışında yepyeni bir kişiliğe bürünüyorlardır. Bunun ne kadar sarsıcı, ne kadar zorlu ve ne kadar ruhu yoran bir süreç olduğunu bugün anlatmayacağım. Zaten burayı okuyan kitlenin çoğunun eşcinsel olduğunu bildiğimden sizlere, yine sizi anlatmanın angarya bir iş olacağını düşünüyorum. Bundan mütevellit bu kadar lafı dolandırdıktan sonra &lt;b&gt;&quot;Onur Yürüyüşü&quot;&lt;/b&gt; yazımıza başlıyoruz.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Öncelikle bir anlam karmaşasını önlemek için şunu belirtmek istiyorum: &lt;b&gt;23.06.2013 PAZAR&lt;/b&gt; günü, yani bu yazıyı yazdığım gün olan tarihte yapılmış olan, &lt;b&gt;&quot;Onur Yürüyüşü&quot;&lt;/b&gt; sadece &lt;b&gt;&quot;Trans Bireylere&quot;&lt;/b&gt; özel olan, LGBTT bireylerinin ve pek çok kişi, kurum, kuruluş ve örgütün desteklediği bir başka yürüyüştür. Zaten gerçekte olan şudur ki her yıl sadece &lt;b&gt;&quot;Onur Yürüyüşü&quot;&lt;/b&gt; yapılmaz. &lt;b&gt;&quot;Onur Haftası&quot;&lt;/b&gt; olarak kutlanır bu olgu. Haziran ayının sondan bir önceki Pazar gününde - yani 2013 yılı için 23.06.2013 tarihinde - başlar, pek çok etkinlikle devam eden bu hafta, Haziran ayının son Pazar günü doruk noktasını, büyük bir yürüyüşle bitirerek son bulur. Zaten o yürüyüşün adı da işte &lt;b&gt;&quot;LGBTT Onur Yürüyüşü&quot;&lt;/b&gt;dür. Özetle 23.06.2013 yani bugün yapılan yürüyüşün asıl amacı &lt;b&gt;Trans Bireylere farkındalık&lt;/b&gt; yaratmak ve onların desteklenmesi amacıyla yapılan yürüyüştür ve &lt;b&gt;&quot;Onur Haftası&quot;&lt;/b&gt;nın başlangıcı bu yürüyüşle yapılmaktadır. Asıl yürüyüşün &lt;b&gt;30 Haziran 2013 PAZAR&lt;/b&gt;, yani &lt;b&gt;önümüzdeki PAZAR&lt;/b&gt; günü yapılacağını tekrar hatırlatıyor, bu yönde gelen soru işaretleri gidermek istiyorum. Bir de Gezi Parkı eylemleri ile Marmaray hattı çalışmaları dolasıyla yürüyüşün iptal edilmesi veya farklı bir tarihe alınması olasılığı konuşuluyordu; fakat bugünkü yürüyüş yapılırken bir sıkıntı çıkmamasından yola çıkarsak &lt;b&gt;&quot;LGBTT&amp;nbsp;&quot;Onur Yürüyüşü&quot;&lt;/b&gt;&amp;nbsp; için de bir sorun olmayacağını rahatlıkla söyleyebilirim. O yüzden şehir dışından geleceğini bana belirten arkadaşlarım biletlerinizi iptal etmeyin. O gün hep beraber yürüyelim.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;
Yıl içerisinde her fırsatta&amp;nbsp;&lt;b&gt;&quot;Onur Yürüyüşü&quot;&lt;/b&gt;&amp;nbsp;ü dile getirdiğimde pek çok eşcinsel arkadaşımın, yürüyüşü doğal olarak desteklediklerini; fakat tanınma korkuları dolayısıyla katılamayacaklarını söylediklerine şahit oldum. Geçen sene, son güne kadar, ben de bunu söylüyordum. Son gün, maske dağıtılacak orada, yüzünüz görünmeyeceği için tanınmayacaksınız diye bir haber atıldı ortaya. Zaten içimde gidemeyeceğimi düşündüğüm için kalan ukte, bu haberle yerini kocaman bir çoşkuya bırakmış ve içim içime sığamadan Taksim&#39;e varmıştım. Baktığımda ne maske ne başka bir şey olduğunu gördüm. Fakat çok samimi hissettiğim şeyi abartsız söylüyorum; yüz binlerce eşcinseli orada bir arada gördüğünüz an, kayıtsız kalıp, - onca korkunuza rağmen - &amp;nbsp;geri dönmeyi aklınıza bile getiremiyorsunuz. Sonuç olarak ben de kalmıştım orada ve yürümüştüm. Bir video kaydında görünmüş, tanımadığım bir profesyonel fotoğrafçının da objektifine yakalanmıştım. Yani görünür &amp;nbsp;olmak korkusuyla giden ben, gerçekten de görünmüştüm. Üstelik hem video ile hem resim ile. Peki ne mi oldu sonrasında ? Kocaman bir &quot;hiç bir şey&quot; !! Üstelik bakın her fırsatta söylüyorum: Benim hetero çevrem müthiş derecede sosyal medya ve güncel olayları takip eden, pek çok konuya duyarlı insanların olduğu bir çevre. Özellikle internette gün boyu çokça haberi geçen bir olayı takip etmemeleri imkansızdır. Buna rağmen bir tanesi bile: &quot;Yahu kardeş, senin orada ne işin vardı? Üstelik elinde &quot;velev ki ibneyiz&quot; pankartıyla...&quot;, diye bir şey sormadı. Benim bu çevreme rağmen görülmememden dolayı, çoğunuzun arkadaş çevresinin &quot;daha fazla hayatın akışına kapılmış&quot; kişiler olduğunu düşündüğümden sizlerin görülmesini çok olası bulmuyorum. &amp;nbsp;O yüzden bu endişelerinizden kurtulun. Zaten bakın orada yüz binlerce insan olacak. Samanlığın içerisindeki iğne gibi oluyorsunuz. Bir yerlerde çıkma olasılığınız çok zor. &quot;Sen nasıl çıktın, bilader o zaman?&quot;, diye soruyorsanız; ben bir gazla kortejin en önünde, pankartın hemen arkasında yürüdüm. Zira bir video kaydında çıkmam da özel olarak resmimin çekilmesi de garip gelmedi bana o yüzden. Sizlerin &amp;nbsp;biraz daha geride durarak görülmenizin - tekrar tekrar söylüyorum - çok mümkün olduğunu sanmıyorum.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Herneyse, hepinize biraz düşünmeniz için bir kaç soru sormak istiyorum ve lütfen bu yazıyı tek başınıza okuduğunuzu varsaydığımdan cevaplarını dürüstçe vermenizi istiyorum:&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Toplumdaki eşcinsel algısından memnun musunuz ?&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Değilseniz bunun değişmesi için ne yapıyorsunuz ?&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Sırf eşcinsel yöneliminiz sebebiyle kaç kere sözel, hatta fiziksel şiddete maruz kaldınız ?&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Gelecekte, karşı cinsle bir aile kurmanız için sizi zorlayan aile yapısını ne kadar kabullenebiliyorsunuz ?&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Sevdiğinizle ortak bir gelecek hayalini - samimi olarak kendinize sorduğunuzda - kaçınız kurabiliyor ?&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Gelecekte sevdiğiniz insanla aynı ev içerisinde - hetero ailelerin olduğu gibi - ortak sosyal haklar &quot;ssk vs&quot; gibi paylaşılarak yaşayabileceğiniz bir düzene gidebileceğimizi düşünüyor musunuz ?&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Sizler - bir şekilde - görünür olsanız ve toplumdaki eşcinsel algısını &quot;olumlu&quot; olarak düzeltebilseniz, gelecekte, eşcinsellere yaşatılan olumsuz davranışların yaşanması ne kadar muhtemel görüyorsunuz ?&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Hele ki eşcinsel olduğu için intihar eden bir arkadaşınız olduysa ki - benim oldu - onun veya onların ölümü üzerinde sizler hiç sorumluluk hissediyor musunuz ?&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Sizler kaç kere intiharın eşiğinden döndünüz veya bunu her zaman bir seçenek olarak düşünüyorsunuz ?&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Peki sizlere birilerinin: &quot;Yahu siz eşcinselleri de sevindirelim, sizlere haklar özgürlükler verelim. Sizlere alanlar açalım; kendinizi ifade edebileceğiniz platformlara yardım edelim. Size karşı yapılan şiddet eylemlerini en ağır şekilde cezalandıralım. Hayatınızı yaşayabileceğiniz, kimselerin size hesap sormaya cesaret edemeyeceği bir toplumsal bilinç ve algı düzeyini ilk okullardan başlayarak insanlara aşılayalım&quot;, gibi bir şeyler demesini mi bekliyorsunuz ??? Çünkü ;&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;blockquote class=&quot;tr_bq&quot; style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: #990000;&quot;&gt;DE - ME - YE - CEK - LER !!!&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/blockquote&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;
Bu arada - sebebi ne olursa olsun -&amp;nbsp;&lt;b&gt;&quot;SEN&quot; bu yürüyüşe katılmadığın için ;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Eylül ayında - okullar açıldığında - feminen tavırları yüzünden yüzlerce ilk okul öğrencisi aşağılanacak,&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Sokaklarda &quot;top oynamayan&quot; 7-21 yaşlarındaki gençler aşağılanacak,&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Trans birey olduğunu farkeden insanlar, aileleri tarafından, darp edilecek ve psikologlara yollanacak,&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Feminen hareketleri yüzünden işlerinden atılanlar olacak,&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Trans bireyler için mesleklerinde çalışamayan, - ailesi tarafından terk edilmiş - onlarca insan daha seks işçiliğine zorlanacak ve &lt;b&gt;TRAVESTİ&lt;/b&gt; olacak. Ve sen de bu insanlardan nefret edecek, bu insanlar yüzünden - eşcinsellere karşı - toplumsal algının kötü olduğunu düşüneceksin. Tüm suçu &lt;b&gt;TRAVESTİ&lt;/b&gt; olmaya &lt;b&gt;ZORLANMIŞ&lt;/b&gt;&amp;nbsp;bu &lt;b&gt;ŞANSIZ&lt;/b&gt; insanlara yıkacaksın. Daha da acısı bundan bir gram olsun gocunmayacaksın,&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Seni onlarca yıl boğazından keserek besleyen, büyüten; herkesten koruyan &lt;b&gt;&quot;annen&quot;&lt;/b&gt;, çınar gibi, dağ gibi ardında durduğunu her zaman hissettiğin &lt;b&gt;&quot;baban&quot;&lt;/b&gt; sırf eşcinsellere karşı olan algıyı değiştiremediğin için seni öğrendikleri gün dışlayacak,&amp;nbsp;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Bir çok eşcinsel birey ailelerinin dini ve ahlaki değerlerine(!) ters düştükleri için &lt;b&gt;ÖLDÜRÜLECEKLER veya KAÇIRILIP, SAKLANACAKLAR,&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Sevdiği ölse, gerçekten yaşayamayacak kadar aşık olan eşcinseller dahi toplumsal alanlarda &lt;b&gt;sevdiğinin elini tutamayacak,&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Ciddi bir şekilde, bir eşcinsel hastalandığında, ona ölürcesine aşık olan erkek arkadaşı: &quot;Sen neyi oluyorsun? Sadece ailesine izin var !&quot; sorusuna &lt;b&gt;cevap veremediği için&lt;/b&gt; hastahanede yanında bulunmasına &lt;b&gt;izin verilmeyecek,&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Askerlik şubelerinde onlarca eşcinsel insandan - sırf eşcinsel oldukları için - onlarca ucuz ve gurur kırıcı şeyler istenerek, onları, bizleri &lt;b&gt;yerin dibine sokacaklar,&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Bir çok eşcinsel, ölse dahi yanında olacağını düşündüğü tek dostlarını bile &lt;b&gt;kimliklerini anlattıkları gün kaybedecek,&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Eşcinsel olduğu öğrenilen bir birey, cinsel olarak &lt;b&gt;taciz edilip, defalarca tecavüze uğrayacak&lt;/b&gt; ve birilerine bu durumu anlatması durumunda &lt;b&gt;suçlanan yine kendisi olacak.&lt;/b&gt; Bu yüzden &lt;b&gt;kendinden ve yaşadığı her şeyden tiksinerek&lt;/b&gt; günlerce, aylarca yaşamaya çalışacak ve belki kaldıramayıp &lt;b&gt;tecavüzcüsünü öldürüp HAPSE ATILACAK veya KENDİNİ ÖLDÜRECEK !!&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Bir hastaya yardım etmek gibi tamamen saf ve masumca bir istek için dahi, eşcinsel olduğunu söyleyen insanlardan - zaten yapılan testler sonunda öğrenebilecekleri bilgileri - &lt;b&gt;onurları ayaklar altına alınarak cevaplamaları istenecek,&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Neredeyse ülkemizdeki üç - beş eşcinsel dışında kimse, yaşamını paylaşacağı insanı ailesiyle, &lt;b&gt;bir aile yemeğiyle tanıştıramayacak,&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Bir şekilde hayatın yüzlerine güldüğü, bir kaç tane şanslı olanlarımız, günün birinde bir de evlat edinmek istediklerinde pek çok adaya göre aranan şartları kat kat fazlasıyla sağlasalar dahi &lt;b&gt;bir bebeği evlat edilmelerine imkan verilmeyecek,&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Belki bir çoğumuz, eşcinsellere olan algıyı değiştirmediğimiz için, &lt;b&gt;eşcinsel bir belediye başkanı, bakan, başbakan, cumhur başkanı göremeyecek,&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Bazı eşcinseller, aradığı aşkı buldukları düşüncesiyle, masum bir şekilde sevdiğini düşündüğü insanla bir eve gittiklerinde, &lt;b&gt;pek çok organının alındığını farkedecek&lt;/b&gt;, belki yaşayacak, &lt;b&gt;belki farkedemeden dahi ÖLECEK.&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
vs. vs. örnekler sonsuza kadar sıralanabilir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: #990000;&quot;&gt;&quot;30 HAZİRAN 2013 PAZAR&quot; günü yürümediğinde ne mi olacak ? Sadece senle ne mi değişecek ? Halen mi soruyosun ?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
TÜM BUNLARI HALEN YAŞAMAMIŞ BİREYLERSENİZ,&lt;br /&gt;
BUNLARIN BİRİNİ VEYA BİR KAÇINI BİRDEN YAŞAMIŞ İNSANLARA KARŞI SORUMLULUĞUNUZ VAR.&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;color: #990000;&quot;&gt;&lt;b&gt;&quot;O GÜN YÜRÜMELİSİNİZ DEMİYORUM !!&quot;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;, İNSANLIĞINIZ VARSA, YARIN ÖBÜR GÜN SİZLERİNDE BAŞINIZA BUNLARIN GELMEYECEĞİNİN BİR GARANTİSİ OLMADIĞININ FARKINDAYSANIZ ONUR YÜRÜYÜŞÜNDE &lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: #990000;&quot;&gt;YÜRÜMEK&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: #990000;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: #990000;&quot;&gt;&quot;ZO - RUN - DA - SI- NIZ !!!&quot;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; DİYORUM...&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Ne oldum demeyeceksiniz, Ne olacağım diyeceksiniz.&lt;/b&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Gelin bu algıları, bu tabuları, bu kafa yapısını hep beraber yıkalım.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Gelin: &quot;Bakın bizler de buradayız!! Üstelik sizlerin düşündüğünüzden, çok daha sağlam insanlarız!!&quot;, diyelim.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Gelin onlara kendimizi anlatalım. Anlatmadan - bizleri onlara anlatılan şekilde - kabullenmelerini beklemeyelim.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Gelin bir olalım. Gelin değiştirelim. Gelin güzelleştirelim. &amp;nbsp;Gelin yaşayalım.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Benim için, &lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: #990000;&quot;&gt;hayatını kaybetmiş eşcinseller için veya kaybetmenin eşiğinde olan eşcinseller için, &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;kendiniz için ve önemlisi ;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;color: #990000;&quot;&gt;&lt;b&gt;GELECEĞİNİZ&lt;/b&gt; &lt;/span&gt;için gelin yan yana el ele yürüyelim !!&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Unutma, Sen varsan bir fazlayız, Sen varsan sesimiz çok daha güçlü !!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;
&lt;b&gt;2012 yılında benim de bulunduğum ve bundan gurur duyduğum Onur Yürüyüşü !! Ne kaçıracağınızı görün !!&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; frameborder=&quot;0&quot; height=&quot;720&quot; src=&quot;http://www.youtube.com/embed/DPYBOYPfUX4&quot; width=&quot;1280&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;h1 class=&quot;firstHeading&quot; id=&quot;firstHeading&quot; lang=&quot;en&quot; style=&quot;background-image: none; border-bottom-color: rgb(170, 170, 170); border-bottom-style: solid; border-bottom-width: 1px; font-family: sans-serif; font-size: 1.6em; font-weight: normal; line-height: 1.2em; margin: 0px 0px 0.1em; overflow: hidden; padding-bottom: 0px; padding-top: 0px; text-align: start;&quot;&gt;
&lt;span dir=&quot;auto&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: #0b5394;&quot;&gt;Tiocfaidh ár lá&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h1&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/feeds/6239425875814152253/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/06/2013-lgbtt-onur-yuruyusu.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/6239425875814152253'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/6239425875814152253'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/06/2013-lgbtt-onur-yuruyusu.html' title='2013 LGBTT ONUR YÜRÜYÜŞÜ'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09358892088790925542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEivduEIiXlZxGJBJ-6hMcf-5ozPQPVbt_ec0J62-991iEj8-620r6OcpC-wLOHic8cVFHWHy0a4G0ZbqhZ-WiUIHTZqVBuvRkqmL65C5eoBV4V7vbdPMFartUJm2rLIQ4HpQRd93rb7OU4C/s72-c/velevkibneyiz.blogspot-2013-onur-y%C3%BCr%C3%BCy%C3%BC%C5%9F%C3%BC.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6723520849520508600.post-9164412186530388107</id><published>2013-06-02T20:46:00.001+03:00</published><updated>2013-06-02T21:16:05.083+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yazılar"/><title type='text'>Toplumsal Cinnet: &quot;Gezi Parkı Eylemi&quot; - Bölüm 2 ( Saldırılar: Gezi Parkı )</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/06/toplumsal-cinnet-gezi-park-eylemi-bolum.html&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;Toplumsal Cinnet: &quot;Gezi Parkı Eylemi&quot; - Bölüm 1 ( Sebep ve Genel Bakış )&lt;/a&gt;&amp;nbsp;yazımızı&amp;nbsp;okuduysanız başından beri bahsettiğim orantısız ve keyfi güç kavramını merak ediyor ve haklı mıyım öğrenmek istiyorsunuzdur. Gelin yazacaklarımı, dünden beri yaşadıklarımızı dinleyin ve sonrasında siz karar verin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh2XSFh6q2o81rgxD-h8ddvnZffaNLqMaEsJTS9OyWeCYLUdTSVVIQuf5r9z22skdhq8YItZrl7sTf5TSWqPsKtmZykmmo0ax9fC89yi_QSgw7HzRCqf97iwz3shNgZp3jXFNaAS2YZ4JfT/s1600/velevkibneyiz.blogspot.com-gezi-park%C4%B12.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh2XSFh6q2o81rgxD-h8ddvnZffaNLqMaEsJTS9OyWeCYLUdTSVVIQuf5r9z22skdhq8YItZrl7sTf5TSWqPsKtmZykmmo0ax9fC89yi_QSgw7HzRCqf97iwz3shNgZp3jXFNaAS2YZ4JfT/s1600/velevkibneyiz.blogspot.com-gezi-park%C4%B12.jpg&quot; height=&quot;368&quot; width=&quot;640&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tam saatler veremeyeceğim, çok aklımda olmadığı için. O yüzden eksik bir saat bilgisi olursa affınıza sığınıyorum... Ben ve arkadaşlarım Cuma gecesinden örgütlenerek gelecek olanları hazırlamaya başladık. Saat 1 gibi Kadıköy istikametinden vapurlarla Beşiktaş iskelesine hareket ettik. Kadıköy&#39;de CHP mitingi vardı ve bu iptal edilip, onları da Taksim&#39;e gönderiyorlardı, parti yetkilileri. İşte bu insanlar eylemde aktif görev yapanlar değil, provakatif olarak slogan atanlardı sadece. Bu farkı daha iyi anlatacağım 3. bölümde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: #6fa8dc;&quot;&gt;Ulaşımda Sıkıntı Var mıydı ?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her neyse vapurlar hareket ediyordu o saatlerde. Sonrasında ne oldu bilgim yok. Vapurlar durdu mu, devam etti mi, bilmiyorum. Ancak Beşiktaş bulvarı yavaş yavaş dolup trafiğin kapatılmasına yol açtı. Buradaki insanlar, otobüslerin Taksim meydanına çıkışı olmadığından yürüyerek Taksim&#39;e kadar ulaştılar. Sanılanın aksine Taksim&#39;e çıkışlar kapalı değildi. İki gündür Taksim&#39;e çıkışların kapatıldığı, 3-5 kişiden fazla insanın yan yana yürütülmediği haberleri tamamen asparagastır. Yüzlerce insan yan yana tek bir polis müdahalesiyle karşılaşmadan en azından Cumartesi günü saat 13-14-15 civarlarında Taksim alanlarına giriş yapabilmişti. Eğri oturup doğru konuşmak lazım. Bu noktada polisi suçlayacak bir şey yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiPWbY3X3bPr0VJUdXKaAfsmU1iKOvk-cgK-azlbdAFyONdnob22nha1yVfRgAwVVZZiotFbfhUJioWnw_7tOuJKopjsYoyvAp_0qxTnSXDerubMYL2ETJihc0yboD7WETTPvywBF228p3k/s1600/IMG_20130601_153825.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiPWbY3X3bPr0VJUdXKaAfsmU1iKOvk-cgK-azlbdAFyONdnob22nha1yVfRgAwVVZZiotFbfhUJioWnw_7tOuJKopjsYoyvAp_0qxTnSXDerubMYL2ETJihc0yboD7WETTPvywBF228p3k/s1600/IMG_20130601_153825.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: #990000;&quot;&gt;Üstteki resim sadece Gezi Parkı&#39;nı tutan polis gücüydü. Hain Oyunu Yapanlar !&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: #990000;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: #6fa8dc;&quot;&gt;Hain Bir Oyun !&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ne var ki yaşananlar tam da bu saatlerde oldu. Bizler de Taksim meydanında bulunduğumuz saatlerde 14 veya 15 sonlarına doğru Gezi Parkı&#39;nın girişini tutan büyük polis gücü bir anda kendi kendilerine, hiç bir halk tepkisi olmadan kenara çekilmeye başladı. Toma araçları bir anda yok oldular. Halk o kadar iyimser ve o kadar neşeli bir havaya büründü ki nihayet polis geri çekiliyor zannedildi. Taksim meydanında ne kadar insan varsa hepsi &quot;Gezi Parkı&quot; içerisine doluşmaya başladı. Yakıp, yıkmadan! Tek bir kamu malına zarar vermeden! Görüntülerin aksine hiç bir taşkınlık olmadan! Bunları o sırada Gezi Parkı&#39;na giren biri olarak kendi gözlerimle gördüğümden yazıyorum. Ne basından duyduğumla, ne de bir arkadaşımın anlattığıyla. O yüzden asıl itibar etmeniz gereken gerçekler bu tür olayın içindeki insanların söyledikleridir. Bilgisayar başında köşe yazısı hazırlayanlarınınki değil! Her neyse büyük bir mutlulukla insanlar parkın içerisinde halaylar çekmeye, gülüşüp konuşmaya, haklı sloganlar atmaya başladı. Tek yaptıkları buydu. Bir an için BDP&#39;yi sevmeyen biri olsam da karakteriyle BDP&#39;nin tamamen önüne geçmiş ve marka bir değer olmuş olan güzel insan Sırrı Süreyya Önder de parka giriş yaptı. Bir kaç şey söyledi. Halk iyice çoştu. Keyifler had safhadaydı. Çarşı grubu alana gelmiş taraftar sloganlarıyla insanları iyice çoşturuyorlardı. Yerlere oturmaya, bu durumun keyfini çıkarmaya başladık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: #6fa8dc;&quot;&gt;Beyaz Bir Duman ?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Bir anda arkamızdan tamamen sebepsiz ve gereksiz yere ufak bir patlama sesi duydum. Gayri ihtiyari irkilip parkın giriş kısmına baktığımda havada yay çizerek aşağı hızlıca düşmekte olan biber gazını gördüm. İnsanlar neden atıldığını anlamadılar bile. Kenara çekilip parkı insanlara açan polis, içeride milletvekilleri de varken parka hiç gereği, hiç bir sebebi olmadan işte tamamen &quot;KEYFİ&quot; bir sebeple sadece bir tane gaz bombası attı. İnsanlar koşuşturmaya ve gerilere kaçmaya başladı. Eğer ki bir taşkınlık olduysa halk arasında: &quot;Neden sadece 1 tane gaz bombası atılır?&quot;, diye sorguluyor insan işte. Madem polis &quot;KEYFİ&quot; hareket etmedi: &quot;Neden sadece 1 tane bomba atan polis park alanına giriş yapmamıştı?&quot; Bu yüzden işte &quot;KEYFİ&quot; bir hareketti bu. Maskesi olan göstericilerden biri o bombayı park dışına fırlattığı anda peş peşe patlama sesleri duymaya başladık. Zaten tıklım tıklım olan park, panik ve kaosa girmeye başladı. Polis halen daha parkın içerisine girmemekte, sadece, giriş kapısını tutarak kapana kıstırdığı insanların üzerine gaz bombalarını fırlatmaktaydı. Ve yine o kadar &quot;KEYFİ&quot; atılıyordu ki bu gaz bombaları, bombanın yerden atılması yazılan üzerindeki talimata inatla, insanlar hedef seçilerek havadan gönderiliyorlardı. Böylece sanıyorum ki polis birilerinin kafasına isabet etmesi ve yaralanma &amp;nbsp;hatta ölümle sonuçlanacak olaylar olmasını istiyordu. Polisin peş peşe attığı gazlardan sonra helikopter sesleri duyulmaya başladı. Gözlerimize inanamadık! Havadan üzerimize park alanına helikopterden gazlar fırlatılıyordu! Zannedersiniz ki ellerimizde sopalar, silahlar var da polise saldırıyoruz da hava desteği gelmiş! O sırada park alanında kaskı veya maskesi olan asıl eylemcilerden dahi sadece 1-2 kişi vardı benim gördüğüm. Onlar da atılan gaz bombalarının tamamını dışarı fırlatamadılar. Çünkü 1 tanesini geri attıkları zaman içinde 3 tane içeri bomba yiyorduk. O dar alana bu kadar bomba atılmasının, hele ki Allah aşkına helikopterden atılmasının mantığı nedir? Birileri bana bunu açıklayabilir mi? Zaten tıklım tıklım dolu olan alandan çıkmaya çalışmak tam bir can pazarına sebep oluyodu. İlk kez karşılaştığım gaz bombasında gözlerim mahvolmuş, önümü göremiyor hale gelmiştim. Gözlerimi açtığım anda gayri ihtiyari acıdan geri sıkıyordum. Yanımda duran tüm arkadaşlarımı kaybettim. Önümde tanımadığım &amp;nbsp;bir insanın omzuna tutundum. O, beni kenara kadar taşıdı. Zaten herkes tanımadığı, bir önündeki insana tutunuyordu. Kimse birbirini ezerek çıkmaya çalışmıyordu. Ama o kadar yoğun bir kalabalık vardı ki üstüne dumanların etkisiyle nefes alamıyorduk. Öğürüyorduk!!!&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Vücud yeterince oksijen alamadığından savunma olarak öğürmek ihtiyacı duyuyordu. Kaçıyorduk ve daha fazla oksijen ihtiyacı hissediyorduk; ancak daha fazla oksijenimiz yoktu! Düştüğümüzü sandım... O an polisler her birimizi joblayacak sandım... Ama işte o kadar &quot;KEYFİ&quot; bir işti ki bu yaptıkları; helikopterden dahi bombalamış olmalarına rağmen parkın içerisine girmiyorlar, insanların durumunu dışarıdan seyrediyorlardı. Gülüp bu durumdan keyif aldıklarına eminim! İnsan düşmanı olduğu millete bile böylesi adice bir hareketi yapmazdı. Bu yüzden sinirliydik! Alana geldiğimiz daha ilk saatlerde, günlerdir insanların burada niye bu kadar öfkeli bir harekete sahip olduklarını, niye inatla direndiklerini anlamıştık. Parkın arka tarafında yıkılmış harifiyat alanına koştu herkes. Gözlerini açamayan bu insanlar o yıkık harfiyat alanından açık demir uçlarının olduğu 3-4 metre yüksekliği olan yıkılmış alandan atlamaya başladı. Nihayetinde yanımıza düşen bir amcanın bacağının kırıldığını anladık. Hemen tanımadığımız insanlar kendi canlarını bırakıp adamla ilgilenmeye başladı. Bacağını bir tahtayla tutturup adamı dışarı çektiler.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: #6fa8dc;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: #6fa8dc;&quot;&gt;Canı yanan, gözü acıyan, gözlerini açamayan kim varsa buraya gelsin!&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Yolda biraz daha iyi durumda olan insanlar ellerinde cam sil kutularıyla hazırlamış oldukları bombanın etkisini azaltan solisyonları insanları durdurarak yüzlerine sıkıyorlardı. Bu insanlar kendi canlarını düşünmeden o dumanın içinde bekleyip: &quot;Canı yanan, gözü acıyan, gözlerini açamayan kim varsa buraya gelsin!&quot;, diye bağırıyorlardı. Öylesi bir kaos alanında dahi, tanımadıkları, belki yıllardır karşıt görüşleri sebebiyle çatıştıkları insanlara durup kendi spreylerini sıkıp biraz olsun acılarının dinmesini, en azından gözlerini açıp güvenle yürüyebileceklerinden emin olmak istiyorlardı. Kimin elinde ne varsa birbiriyle paylaşıyordu. &quot;Bir sonraki gazda ben ne yaparım, kendim nasıl korunurum?&quot; bunu düşünmeden bir başkasına yardım ediyorlardı.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
İşte bu yüzden önemliydi bu eylem. O yüzden oradaki insanlar hiç bir partinin elemanı olmadığını göstermişti. O yüzden bu bir halk hareketiydi, basit bir propaganda değildi. Canı yana yana, &quot;bir başkasına daha yardım edeyim&quot;, diye parkı terkedip, kendi kıçlaırnı kurtarmayı düşünmüyorlardı. Biz de durduk ellerimizde olan limonları bölerek verdik. Sesini duyuramayan spreyli arkadaşlara yardım edip biz de seslendik: &quot;Gözleriniz yanıyor, açamıyorsanız buraya gelin!&quot; &quot;Canı yanan kim varsa buraya gelsin!&quot; Tüm insanların, en azından görebildiğimiz başka insan kalmadıktan sonra parkı tamamen terk ettik. Park&#39;tan çıkartılan bizlerin yerine polis de girmemişti. Sadece izlemişlerdi yaptıkları hareketi. Neden sonra dört bir tarafa, dağılan arkadaşlarımı aramaya başladım. Herkes bir başka arkadaşını arıyordu. Gözlerimizle bulamayınca, telefonlarımıza sarıldık. O da ne ! Telefonlar çekmiyor! Hatlarımızda bulunan internetlerimiz çekmiyor. Ne whatsapp gibi kanallardan arkadaşlarımıza ulaşabiliyoruz ne de hat şebekesinin kendisinden. Biraz daha uzaklaşıyoruz parktan. Polis tarafından engellenen hatlarımız kullanılabilir duruma geçmesi için. Telefonu bir şekilde çalışanlar hararetle yerlerini tarif ediyorlardı birbirlerine. Bir şekilde ben de telefonumu düzeltebildim ve arkadaşlarımı tek tek toplamaya başladım. Daha fazla öfkelenmiş halde, parkın arkasından çıkıp tekrar Taksim meydanına yürüdük. Şimdi deniyor ki: &quot;Taşkınlık olmuş; yakılmış, yıkılmış!&quot; Allah aşkına böylesi adice ve &quot;KEYFİ&quot; bir harekete maruz kalmış bu insanlar sinirlenince bir kaç yeri kırmış olmaları normal değil midir? İnsanlar öleceklerini düşünüyorlardı yahu! Bir odada dahi nefessiz kalınca gerginleşip dışarı çıkmıyor musunuz? Kapı pencere açmıyor musunuz? Bu insanlar, dışarıda nefeslerini toplayabilecekleri dumansız bir alan dahi göremiyorlardı. Görseler oraya gitmelerini sağlayacak görüşleri yoku. Çünkü acıdan gözlerini açamıyorlardı. &amp;nbsp;Koas&#39;u düşünün! Neden sonra biraz daha kendimize gelince meydana çıktık tekrar. Baktık ki bir tane bile polis aracı veya polis kalmamış, ne meydan da ne de park&#39;ın çevresinde. Az önce o gazı yiyen kimse, &quot;yeni bir tuzak olur mu?&quot; diye parka girmek istemedi. Sadece bir kaç yüz tane o gaza henüz maruz kalmamış insanlar parka giriş yaptılar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiniG-8uqAdREbOybQMIo4wsnLYgz64p5EswdYf9XpKEPO-a7ttSyCGmKQm8Wnc_9kyQPS5jz69rTja5xlJvqV3mmSPfFP8QAf-Evh-tUAInojESRelKe7ha0wtBu8eELK1jWKaqq7YzgXJ/s1600/IMG_20130601_170349.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiniG-8uqAdREbOybQMIo4wsnLYgz64p5EswdYf9XpKEPO-a7ttSyCGmKQm8Wnc_9kyQPS5jz69rTja5xlJvqV3mmSPfFP8QAf-Evh-tUAInojESRelKe7ha0wtBu8eELK1jWKaqq7YzgXJ/s1600/IMG_20130601_170349.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: #6fa8dc;&quot;&gt;Bir Siyah Duman ?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Biz Taksim meydanına döndüğümüz sırada, birden Gezi Parkı&#39;ndan simsiyah dumanlar yükselmeye başladı. Herkes daha büyük bir nefret ve öfkeyle park&#39;a doğru koşmaya başladı. Çünkü günlerdir savunduğumuz park ateşe verildi zannedilmişti. Korkulan şeyin olmadığı daha parka varmadan anlaşıldı. Sadece park içerisinde kulübe gibi bir ev yakılmıştı. Polis mi yoksa &quot;kızgın olan aşırılar&quot; mı yaktı bilmiyorum. O konuda bir bilgim yok. Suçu direk polise atacak kadar karaktersiz değilim! Burada eğri oturup doğru yazıyorum. Ne gördüysem, başkasının anlattığından değil, kendi gördüklerimden yazıyorum. Park&#39;ın güvende olduğunu öğrendikten sonra İstiklâl&#39;e doğru hareket ettik.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
3. Bölümde Provakatörleri ve Gece Harekatına kadar geçen süreyi anlatacağım. Mutlaka okuyunuz...&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/feeds/9164412186530388107/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/06/toplumsal-cinnet-gezi-park-eylemi-bolum_2.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/9164412186530388107'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/9164412186530388107'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/06/toplumsal-cinnet-gezi-park-eylemi-bolum_2.html' title='Toplumsal Cinnet: &quot;Gezi Parkı Eylemi&quot; - Bölüm 2 ( Saldırılar: Gezi Parkı )'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09358892088790925542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh2XSFh6q2o81rgxD-h8ddvnZffaNLqMaEsJTS9OyWeCYLUdTSVVIQuf5r9z22skdhq8YItZrl7sTf5TSWqPsKtmZykmmo0ax9fC89yi_QSgw7HzRCqf97iwz3shNgZp3jXFNaAS2YZ4JfT/s72-c/velevkibneyiz.blogspot.com-gezi-park%C4%B12.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6723520849520508600.post-1781933690405279100</id><published>2013-06-02T18:27:00.001+03:00</published><updated>2013-06-02T20:51:21.847+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yazılar"/><title type='text'>Toplumsal Cinnet: &quot;Gezi Parkı Eylemi&quot; - Bölüm 1 ( Sebep ve Genel Bakış )</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Bugünkü selamım, kimse kusura bakmazsa sadece günlerdir Taksim&#39;de ve Gezi parkındaki insanlara olacak,&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;color: #6fa8dc;&quot;&gt;&lt;b&gt;Ben Kimim ?&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Bugün eve geldiğimde, tüm sorulan sorulara tek tek cevap vermeyi istemediğim için uzunca bir yazı dizisi hazırlamaya karar verdim. Bölümler halinde olacak bu yazı. İstediğiniz kısmından alın okuyun. Benim tavsiyem olayın özünü anlamanız için başından itibaren okumanız. Hoş, ne kadar yazsam da dün, dün gece ve bu sabah saatlerini kelimelerle ifade edebilecek kadar geniş bir Türkçe&#39;miz yok. Dün ve gece yaşanılanlar: insanların müthiş direnişi, bir devlet polisinin keyfi terörü, sadece orada olanların benliğinde ve hafızasında olacak ve onlarda yaşayacak. Yine de dilimiz döndüğünce anlatalım biz.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Öncelikle almış olduğum o kadar &quot;salakça&quot; eleştirilerden sonra şunu açıkca yazmak istiyorum. Ne tek bir özel partiyle, ne de tek bir özel siyasi görüşle uzaktan yakından alakam yoktur. Seçimlerde kullandığım oylar vardır elbette; fakat hiç bir partinin körü körüne tutsağı değilimdir, olamam da. Bunda bir kere anlaşalım; çünkü gereksiz yere CHP&#39;li yaftası yemek istemiyorum. Rahatsız oluyorum...&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: #6fa8dc;&quot;&gt;Asıl Eylemci Profili Nedir ?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Sonra devamında alandaki insan profilinden bahsetmek istiyorum. Halen daha o kadar cahil kafalı düşünen insanları, dün gece ve sabaha saatlerine kadar yaşananlardan sonra gördükçe, ayrı bir sinirleniyorum. Halen olayı partiler çevresinde değerlendirebilen, bu kadar dünya görüşü kısıtlı insanlar yaşıyor aramızda. Bu insanlar, sadece eylemi eleştirenler içinde değil, eylemi yapanlar içinde dahi mevcut. Şunu özellikle anlamanızı istiyorum: Bu olayların temeli, asıl direnişi yapan insanların hiç biri, belli bir siyasi görüşün veya belli bir ideolojinin adamı değildi. Zaten direnişin, bu kadar kuvvetli olması ve bu kadar uzun sürmesinin tek açıklanabilir sebebi, halkın tüm kesimlerinin; kadını erkeği, yalısı genci, farklı taraftar grupları, farklı etnik kökene, farklı dini inançlara, farklı dillere sahip insanları, tek bir amaç için bir arada toplanmış olmasıydı. Bu eylemler hiç bir amaca hizmet etmiyor dahi olsa, bu kadar farklı insan grubunu bir arada toplayabilmiş, birlik sağlanabilmiş olması, üstelik bu yapılırken hiç bir otoriter gücün, hiç bir yönlendirici gücün etkisiyle değil de tamamen doğal bir süreç olarak gerçekleşmiş olması müthiş bir olaydır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;color: #6fa8dc;&quot;&gt;&lt;b&gt;Gelen Boş Eleştiriler...&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Eve geldiğimde hem evden hem arkadaşlardan aldığım tepkiler şöyleydi :&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Mhp&#39;li arkadaşlar, kardeşim senin Bdp bayraklarının yanında ne işin vardı? Kürt&#39;lerle mi yürüyorsun ?&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Muhafazakar arkadaşların kafası, kardeşim orada Tkp bayrakları vardı Kominist mi oluyorsun ?&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Chp&#39;li arkadaşların eyleme katılmayanlarının tavrı da marjinal gruplar varken onlara destek olduğumun sorgulanması şeklindeydi.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Akp&#39;li arkadaşlar ise neden sonuç ilişkisini dahi kuramadan, aslında sorgulayabildikleri bir şey dahi olmadan bir dünya eleştiri yaptılar. Şimdi ben hangi birine, neyi anlatayım? Bu kadar kısıtlı bakan insanlara?&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Arkadaşlar, Allah için veya Allah&#39;a yakın hangi inancınız varsa ona hürmetten şunu artık anlayın. Olay, özünde hiç bir partinin meselesi değildi. Yukardaki tüm gruplar evet, alandaydı. Evet, yukarıdaki tüm gruplarla beraber gün boyu yanyanaydım. Ben burada şunu soruyorum: &quot;Bu olay, o kadar insani ve o kadar önemliyken sen niye yanımda değildin ? Bu kadar rahatsız oldun madem, niye bu olayların o partilerin propagandasına dönüşmesini seyrettin ?&quot; Onlar tabiki de gelecekler. Ellerinde megafon boş bir meydan. Bundan iyi reklam alanı mı olur? Pek tabi ki de alanda olacaklardı. Hiç bir şey değillerse bile, belli bir insan gücüydü orada bulunmaları. Hiç bir boka yaramamış olsalar dahi, gece saat 12 olmadan alandan kaçıp, sabah 7 de tekrar alana koşmuş olsalar dahi. Neden o grupların işin özünde hiç bir bok yapmamış olduğunu diğer bölümde yazacağım. Niye olayların o grupların çevresinde değil de halkın çevresinde aslında cereyan ettiğini yazacağım. Sadece dün bütün gün ve gece sabahın ilk ışıklarına kadar alanda olan biri olarak bu anlattıklarıma inanın şimdilik.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: #6fa8dc;&quot;&gt;Peki ya Tüm Bu Eylemlerin Amacı ?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Biraz olsun inandırabildiysem sizi, devam ediyorum. Şimdi insan profilini de anlattıktan sonra, bu eylemlerin amacının ne olduğuna bakalım. &quot;Halen bir park için bu kadar tantanaya gerek var mıydı?&quot;, diye soruyorlar insanlar. İşin özünde, aslında, &quot;1 tane ağacın yaprağı için dahi&quot; cevabım kocaman bir &quot;EVET&quot; olurdu. Lakin zaten mesele 2 gün önce &quot;Gezi Parkı&quot; meselesi olmaktan çıkmıştı. Çünkü zaten mahkeme kararıyla bir süreliğine de olsa Gezi Parkı şuanda korunmuş durumda. Mahkemeden çıkan karar doğrultusunda Gezi parkının tek bir çakıl taşına dahi dokunulamamakta. Peki mesele nedir yahu? Mesele, tamamen duygusal artık aslında. Mesele, o mahkeme kararı çıkan süreçte polisin uyguladığı tamamen &quot;KEYFİ&quot; ve orantısız güce duyulan öfkede. Mesele, içeceğim içkinin türüne, hangisinin milli içki olduğuna, hangi saatlerde içileceğine karışılması. Mesele, yıllardır on yaşındaki ilk okul çocuklarını dahi tatmin etmeyen açıklamalarla engellenen milli bayramların kutlanamayışı. Mesele, baştaki devletin, kafasına koymuş olduğu her düşünceyi çok affedersiniz &quot;sikinin keyfine&quot; göre uygulayışı ve bunun karşında boş beleş muhalefetlerin hiç birinin duramayışı. Evet, mesele sadece iktidara duygulan öfke değil, mesele, o iktidarın bu kadar güçlenmesini izleyen muhalefetin de tüm organlarına. Mesele, 1 Mayıs&#39;larda insanlara eylem hakkının dahi tanınmaması. Mesele, en basit konularda dahi eylem yapmak istendiğinde sert müdahale edilmesi. Mesele, bunaltılmış koca bir toplumun artık taşmış olduğu gerçeği. Mesele, bu toplumun başında tek bir insanın egemenliğinin görülmek istenmemesidir. Ama tüm bunlardan çok daha büyük olan bir mesele vardı ki, o da kimsenin bu kadar aşırı yetkilere sahip, tamamen &quot;keyfi&quot; bir merci haline gelen POLİS unsurunu kabul etmemesidir. Mesele, askerin özel alan ve yasak olduğunu bildirip, kendi alanına polis dahi olsa, izin almadan giremeyeceğini bildirdiğinde polisin: &quot;Ben giremiyorsam şimdi, dönüşte buraya da gazlarımı atarım&quot;, diyecek kadar küstah olmasıdır. Askerin gayet soğuk kanlılıkla verdiği cevap: &quot;Siz gazları attığınızda, biz de atacak bir şey elbette buluruz !&quot;, diye tam kapak kıvamında bir cevapla olayı sonlandırmasıydı. Ya bu tahriklere asker de kapılsa, polis ve asker karşı karşıya gelmiş olsa ? Üstelik o kadar sivil halkıın halen meydanlarda bulunduğu bir anda... Ya gerçek mermi kullanılsa bir anda ve bu iki devlet kurumunun, iki benzer gücün gövde gösterisine dönüşmüş olsa? Ya o asker fevri davranıp silahını, aynı devletin polisine doğrultmuş olsa? Bir polis teşkilatının, küstahlığının ve keyfi hareketlerinin ne hadde vardığını anlamanız için tüm bunları yazıyorum. Askere kafa tutabilecek kadar ileri bir kafa yapısında olan polis, elinde Allah aşkına sopası bile olmayan o halka günlerdir nasıl kan kusturmuş olabileceğini hayal edebiliyor musunuz? Şunu özellikle belirtmek istiyorum: Benim burada amacım polis teşkilatını yerden yere vurup, onları itibarsızlaştırmak değil. Benim de ailemde 3 tane polis şuanda aktif görev yapmakta. Benim bunları yazıyor oluşum bu kadar küstahlığa varan ve bu kadar nefret dolu halkın üstüne giden bir polis teşkilatının olmaması gerektiği. Gerekirse ilgili görevliler görevinden alınmalı ve yeniden yapılanmaya gitmeli bu polis teşkilatları.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: #6fa8dc;&quot;&gt;Bu Park Neresidir Yahu ?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjUglqxNlVPCbbELQaR5YitTc0utVEn0IuaFrP_sddELD6H7G8gqFq0QvDggKv9dpgMohOOpz_73_3fUpQ9IiezqeLgzO4Mz2isXgpu0UjKR55yTO5X4MDe0wIr8GFDLsO3lBcrbUGEbNz-/s1600/velevkibneyiz.blogspot.com-gezi-park%C4%B1.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjUglqxNlVPCbbELQaR5YitTc0utVEn0IuaFrP_sddELD6H7G8gqFq0QvDggKv9dpgMohOOpz_73_3fUpQ9IiezqeLgzO4Mz2isXgpu0UjKR55yTO5X4MDe0wIr8GFDLsO3lBcrbUGEbNz-/s1600/velevkibneyiz.blogspot.com-gezi-park%C4%B1.jpg&quot; height=&quot;291&quot; width=&quot;640&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Gezi parkı&#39;nın bir fotoğrafı olmadan bu yazıyı noktalamak da istemedim. Yıkılıp yerine AVM yapılmak istenen alan böylesi de güzel bir yer. Etrafı tamamen betonarme olan çevresinde benzeri tek bir yeşil alanın olmadığı bir yer. Milyon tane alış veriş merkezi olan, ne arasan bulunan, Taksim gibi bir meydanın hemen yanı başına bir AVM&#39;nin mantığı nedir? Hiç sorguluyor musunuz, bu AVM&#39;de devlet niye ısrar ediyor? Hiç araştırıyor musunuz, bu AVM&#39;nin yapımını hangi şirketler üstleniyor? Hiç sorguluyor musunuz, yapılacak AVM kimlere peşkeş çekilecek. Amaç, güzel ve yeşil bir Taksim meydanıysa, neden güzel bir park mahfedilerek bunun yapılacağı söyleniyor? Taksimin daha da güzelleştirilmesiyse amaç, niye bunu zaten var olan yeşilliği yıkarak yapıyorlar? &amp;nbsp;Oradan sökülen ağaçların başka bir alana dikildiği, gibi ucuz bir yalanla kendilerini savunuyorlar. Sorguladınız mı bir kere olsun, bu ağaçların dikileceği söylenen diğer alan neresidir? Sorguladınız mı o ağaçlar sökülüp farklı bir alana taşınma işlemini dozer gibi yıkıcı araçlarla, bu konuda özel eğitilmemiş belediye işcileri nasıl yapacaklar? Bu kadar mı ideolojik düşüncenizin körü oldunuz be adamlar? Bu kadar basit dünya görüşü ve kafa yapısına sahipsiniz ?&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Farkettiyseniz halen daha polisin eylemlerinden bahsetmedim. Eylem alanındaki parti ve polis provakatörlerinden bahsetmedim. Çünkü bunlar birer paragraflık yazılar değil. İkinci bölümde bu polis hareketlerinin neden keyfi olduğu ve neden orantısız olduğundan bahsedeceğim. Ve yapmış oldukları 2 büyük saldırı hareketinin yaratmış olduğu kaos ve tehlikeyi, olayların tam göbeğinde olan biri olarak, kendi gözlerimle gördüklerimden anlattığım&amp;nbsp;&lt;span style=&quot;color: #cc0000;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/06/toplumsal-cinnet-gezi-park-eylemi-bolum_2.html&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;Toplumsal Cinnet: &quot;Gezi Parkı Eylemi&quot; - Bölüm 2 ( Saldırılar: Gezi Parkı )&lt;/a&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;yazısını da okumanızı şiddetle öneriyorum.&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/feeds/1781933690405279100/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/06/toplumsal-cinnet-gezi-park-eylemi-bolum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/1781933690405279100'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/1781933690405279100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/06/toplumsal-cinnet-gezi-park-eylemi-bolum.html' title='Toplumsal Cinnet: &quot;Gezi Parkı Eylemi&quot; - Bölüm 1 ( Sebep ve Genel Bakış )'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09358892088790925542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjUglqxNlVPCbbELQaR5YitTc0utVEn0IuaFrP_sddELD6H7G8gqFq0QvDggKv9dpgMohOOpz_73_3fUpQ9IiezqeLgzO4Mz2isXgpu0UjKR55yTO5X4MDe0wIr8GFDLsO3lBcrbUGEbNz-/s72-c/velevkibneyiz.blogspot.com-gezi-park%C4%B1.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6723520849520508600.post-8611013994436244262</id><published>2013-06-01T00:45:00.001+03:00</published><updated>2013-07-02T00:47:35.109+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Şiirler"/><title type='text'>Devrik Duygular</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Sanılanın aksine, eksikti Türkçe...&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&quot;Gelmeyen zamanın, gelecek kipi&quot; de olmalıydı,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Seni dilime dolayıp, genzimi yakarak anlattığım,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; her bir cümlede...&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Eksikliği, hatta anlamsızlığı bu sebepleydi belki de,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Size devrik gelen duygularımın, dizilişi kelimelere....&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Oysa anlatmadığım, anlatmaya dahi yeltenmediğim,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Ne çok birikmiş; saklanmış ses vardı derinlerde.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Zaten ne siz soruyordunuz yeterince, ilgiyle,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Ne de o samimiyeti görebiliyordum gözlerinizde...&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Bilseniz ki resim gibiydi şiir de...&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Farklıydı anlamı herkeste;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Sahip olunan, her farklı geçmişte,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;okunduğu her bir saniyede,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;yazıldığı her bir defterde...&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Nasıl anlayabilecek, hatta tamamlayabilecektiniz ki,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; içimden akanları bana?&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Ne beraber yürümüşlüğümüz vardı aynı yolda,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Ne de ıslanmışlığımız, aynı sıcağın altında.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Unuttuklarımız, hatta hatırladıklarımız;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; geçmişe gitmiş her bir saniyemiz dahi,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; ayrı yitmişken bir diğerinden,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Anlayabilir, hatta tamamlayabilir miydiniz ki,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;eksilmiş, çoktan akıp gitmiş olanları taa derinlerden?&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi-EBAyQ7qLdNOyUKLoIKCMBTmzIkL5DJDNp909ZUt3N3WODxQiJ8K56oOCXcR_VFvDFmI11RuyRiwbkSFGVl_eQV_FnTlNRJEeECGcKqMmrSbTRas8lDJ15_D8wfs-tozYhfvprydeUyY1/s1600/velevkibneyiz.blogspot.com-devrik-duygular.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi-EBAyQ7qLdNOyUKLoIKCMBTmzIkL5DJDNp909ZUt3N3WODxQiJ8K56oOCXcR_VFvDFmI11RuyRiwbkSFGVl_eQV_FnTlNRJEeECGcKqMmrSbTRas8lDJ15_D8wfs-tozYhfvprydeUyY1/s1600/velevkibneyiz.blogspot.com-devrik-duygular.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/feeds/8611013994436244262/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/06/devrik-duygular_207.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/8611013994436244262'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/8611013994436244262'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/06/devrik-duygular_207.html' title='Devrik Duygular'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09358892088790925542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi-EBAyQ7qLdNOyUKLoIKCMBTmzIkL5DJDNp909ZUt3N3WODxQiJ8K56oOCXcR_VFvDFmI11RuyRiwbkSFGVl_eQV_FnTlNRJEeECGcKqMmrSbTRas8lDJ15_D8wfs-tozYhfvprydeUyY1/s72-c/velevkibneyiz.blogspot.com-devrik-duygular.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6723520849520508600.post-1393528608493101833</id><published>2013-05-17T00:21:00.004+03:00</published><updated>2013-05-17T00:21:44.601+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yazılar"/><title type='text'>Zorunlu Ayrılıklar</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Selamlar Şanslı Doğan&#39;lara bir kere daha,&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEil-uDwaRkGex67ZOaKHdTY02BV1f5kkjaHymqhbUlFmJiDIade5I8R1tubTBj8jb7n_sZ7Z7r75enMEWnDos_0a-vNV52Ubg62IM7DRaBrG7C7cQjeHd5fl1cKmx8XZtAynPOw6473SnSf/s1600/Velevkibneyiz.blogspot.com-Zorunlu-Ayr%25C4%25B1l%25C4%25B1klar.png&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEil-uDwaRkGex67ZOaKHdTY02BV1f5kkjaHymqhbUlFmJiDIade5I8R1tubTBj8jb7n_sZ7Z7r75enMEWnDos_0a-vNV52Ubg62IM7DRaBrG7C7cQjeHd5fl1cKmx8XZtAynPOw6473SnSf/s1600/Velevkibneyiz.blogspot.com-Zorunlu-Ayr%25C4%25B1l%25C4%25B1klar.png&quot; height=&quot;211&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Bugün epey yorucu ve eğlenceli bir gün geçirdim. Üniversite eğitim hayatımın son demlerini yaşıyorum artık. Zira dersler geçen hafta itibariyle bitti. Son ders projemizi teslim ettik. Son quizimizi yaptık. Son finalimizi de yarın yapacağız. Bundan mütevellit arkadaşlarım hiçbir sınava, birkaç gün öncesini geç, bir gün bile öncesinde çalışmayan beni, çalışma bahanesiyle dışarı çıkardılar. Bir saat kadar çalıştıktan sonra hasret gidermeler, eski günlerden konuşmalar felan fistan başladı. Sonra Kadıköy&#39;ün altını üstüne getirerek dolaşmaya başladık. Salakça bir enerji vardı üzerimde. Yollardaki demir engellerin üzerine çıkıyor, atlıyor muzurluklar yapıyordum çocukça. Dönüşte moda sahilin üst kısmında kafelerın arkasında bir park gördüm ve girdik oraya. Haziran&#39;da 23&#39;üne girecek olan ben ve zaten çoktan 23 olmuş diğer arkadaşlarım salıncaklarda sallanıp tahterevallilere binmeye başladık. Çocuklar gibi eğlendik orada. Şaka maka böyle bir şeyi yapmayalı yıllar olmuş. Ne çok salakça şeyi dert etmeye başlamıştım oysa son yıllarımda. İlk okul yıllarıma bir özlem duydum yine orada sallanırken. Zira hep dediğim gibi hayatımın en harika yıllarıydı. Aklımda kalan tek bir kötü gün olduğunu hatırlamıyorum o zamanlara dair.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Büyüdükçe sorunlar da dertler de kendimle ilgili gerçekler de birer birer gün yüzüne çıkmaya başlamıştı. Hepsiyle de bir şekilde ilgileniyoruz şimdi, çok şükür. Zaman zaman ağır geldiği vakitler olsa da hayatın yine de yaşanır olduğunu, bugün bir kez daha anladım. Zira hayatı yaşanır kılan arkadaşlara sahiptim. Her ne kadar çok arkadaş kaybediyor olsam da benim tüm sıkıntılarıma sabreden 4 seneden beri küsmeyi bir kenara bırakın, bir kere bile darılmadığım 2 tane harika insana sahiptim. Geçen sene ilk defa ayrılırken onlardan üzülmüştüm. Mezuniyet töreninden sonra bir daha bu günleri yaşayamayacağımızı bilerek ayrılmak çok daha fazla koyacak; bir kere daha, biraz daha yalnızlaşacağım. Zira biri Bursa&#39;ya ailesine dönecek, diğeri Amerika&#39;ya kardeşinin yanına gidecek. İkisi de sürekli yanlarına gitmem için çağırıyorlar daha şimdiden. Ara ara mutlaka görüşeceğimizi söylüyorlarsa da onlar da eminim içten içe biliyorlar ki bir daha eskisi gibi haftada 2-3 kere buluşmalar, kendimizce eğlenmeler veya tadına doyamadığım, keyiflice sohbetlerimiz olmayacak. Aşk&#39;ta olduğu gibi ben, dostlukta ve diğer tüm güzel şeylerde de mesafenin her şeyi öldürdüğü inancındayım. En çok da bu yüzdendir, bu şehirden hiçbir şekilde ayrılmak istemeyişimin sebebi. Zira bir kere &amp;nbsp;gittiğim vakit, döndüğümde zaten yakın olmayan arkadaşlık ilişkilerime biraz daha fazla mesafe katmış olacağım gibi hissediyorum. Velhasıl kelam artık yılda 1-2 kere görüşebilirsem bu güzel insanlarla şanslı sayacağım kendimi. Herkesin kendi yolunda gitmesi gerektiği bir yol ayrımına daha gelmiş bulunuyordum. Bu yaz bir işe başlamalı, yıllardır hayalini kurduğum şeylere artık daha fazla yaklaşmalıydım ben de. Hayat her geçen gün biraz daha ilerlerken tüm hızıyla, her ne kadar geçmiş özlemlere ıslak gözlerle bakıyor olsak da gelecek değil miydi o geçmişi de bize getiren. Kim bilir daha ne güzel insanlar girecek hayatıma. Bu düşünce bir şekilde devam etmesini sağlıyor insanı. Ben kendimi yalnızlaştırmak da bu kadar ustayken, umarım onlar gibi bir başka insanlarla daha tanışma fırsatı yakalarım.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Bugün tuhaf bir şekilde onlara gerçek kimliğimden de bahsetmek istedim. Eminim, adım gibi eminim bundan zerre kadar da gocunmayacak çocuklar ikisi de. Belki bir nebze üzülecekler; ama asla karşı çıkmayacaklarına ve destek olacaklarına adım gibi eminim. Fakat gider ayak onları dostluğumuza dair sıkıntılı bir anıyla göndermek istemediğimden mi bilmiyorum boğazımda düğümlenip kaldı bu düşünce. Çünkü yıllar sonra bir muhabbette adım geçtiğinde beni: &quot;Ha şu sonradan gay olduğunu öğrendiğimiz Gökhan mı ?&quot;, diye değil de çok daha güzel anılarımızla anmalarını isterim. Bu eşcinsel kimliğimden utanıyor olduğumdan değil; fakat, dürüst olun, hanginiz isterdiniz ki dostluğunuz bir muhabbet sırasında hatırlanırken sadece eşcinsel kimliğinizin akıllarda kalmış olsun?&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Söyleyemesem de en azından onlara biraz ipucu vermem gerektiğini düşündüm ve ayrılma vakti okuduğum kitabın yeni bittiğini ve kitap almak istediğimi söyledim. Doğruca Kadıköy&#39;deki &amp;nbsp;Seyhan Müzik Kitap Evine girdik. Doğruca geçmişte utana sıkıla ama kendimce büyük cesaret göstererek almış olduğum Ayşe Kulin&#39;in Gizli Anların Yolcusu kitabının olduğu reyona yürüdüm. Arkadaşlarım da peşimden. Kitabı elime alıp: &quot;İçerisinde çok güzel bir kaç şiir vardı, adamın ismini hatırlayamadım&quot;, dedim. Açtım yalandan bir tanesini ve Tekin Gönenç olduğunu sanki unutmuş gibi: &quot;İşte burada... Bu adamın şiir kitabını almak istiyorum&quot;, dedim. &quot;Tamam soralım görevliye&quot;, dediler. &quot;Bu arada bu kitap eşcinselleri anlatıyor mutlaka okumalısınız, gerçekten harika bir kitap&quot;, dedim.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Hoş bir eşcinsel olarak Ayşe Kulin&#39;e o kitabı okurken epey bir laf söylediğim olmuştu. Zira kitaptaki eşcinsel karakterlerin; yaş farkı, birinin zenginken diğerinin paraya ihtiyacı oluşu, genç çocuğu paraya ve pahalı hediyelere düşkün, kaprisli bir çocuk gibi yansıtışı ve eşcinselliğinin bir tecavüz girişimi sonrası olduğunu anlatması ve hele ki kitabın pek çok yerinde &quot;o yolun yolcusu&quot; ifadesi çok fazla canımı sıkmıştı. Tüm bunlar bildiğiniz homofobik ifadelerdir. Bunu okuyan bir hetero kişi aklında paraya düşkün bir gencin yaşlı ama iyi görünen ve zengin bir adama yanaşması aklında kalacaktı. Hele ki çocuğun tecavüzle eşcinselliğini tanıması herkesin böyle eşcinsel olduğu algısı yaratacaktı. Bu yüzden kitabı okurken o kadar fazla sinirlenmiştim ki bırakmak istedim, uzunca bir süreden sonra ilk defa bir kitabı. Yine de sabır edip okuduğumda son 100 sayfasında epeyce bir toparlamaya başladı Ayşe Kulin kitabı. Devamında Bora&#39;nın Kitabını okudukça ise eşcinselliğinin başlangıç noktasının hikayesini değiştirmesi vs ve Bora&#39;nın yaşadığı sıkıntılara ve bunlardan kurtuluşunun üzerine odaklanmasıyla bir anda aşık olduğum bir kitaba dönüşmüştü.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
İşte bu sebeple başta nefret etsem de sonrasında sevdiğim iki kitabı da tavsiye etmiştim hetero arkadaşlarıma. &quot;Zaten...&quot;, dedim. &quot;Kitabın baş harfleri G.izli A.nların Y.olcusu - GAY - oluyor.&quot; Kız arkadaşım atıldı: &quot;Aaa !!&quot;, dedi. &quot;Sen böyle kitaplar mı okuyorsun?&quot;, dedi. Bu bende hayal kırıklığı yaratsa da delice bir cesaret de verdi. &quot;Kadının eşcinselleri anlatması kötü bir kitap olacağı anlamına mı geliyor ki?&quot;, dedim, alaycı ve sinirli bir ses tonuyla. Erkek arkadaşım da atıldı. &quot;Ben de okudum onu, hatta devamı...&quot; dedi ve eline bir kitap daha aldı. Elindeki kitaba baktığımda biraz daha fazla şaşırdım çünkü Bora&#39;nın Kitabı&#39;nı &amp;nbsp;elinde tutuyordu ve &quot;Devamı da bu&quot;, dedi. &quot;Bu daha sağlamdır, okumayanınız varsa, okumalı&quot;, dedi. &quot;Evet&quot;, diyebildim sadece &amp;nbsp;gözlerimi kaçırarak: &quot;Ben de okudum işte&quot;, dedim. Kız iyice hayretle baktı bize. Sonrasında hava değişsin diye biraz: &quot;Hadi şu şiir kitabını bulalım&quot;, dedim ve görevliye sormaya gittik. 10 dakka kadar bizi beklettikten sonra kitabın var olduğunu ama maalesef bulamadığını söyledi. Üzüldüğüm biraz yüzüme yansımış olacak ki erkek arkadaşım Murathan Mungan&#39;ın Aşkın Cep Defteri adlı minik kitabıyla geldi yanımıza. &quot;Al kanka, bunu okursun&quot;, dedi. &quot;Bir kaç gün oyalar seni.&quot; Murathan Mungan ismini görünce daha bir şaşırarak baktım arkadaşıma. Zira ben eşcinsel olmama rağmen henüz Murathan Mungan okumamışken, arkadaşım bu kitabı da okumuştu. &quot;Bu adam da eşcinsel değil mi yahu?&quot;, diye sordum, sanki bilmiyormuş gibi. &quot;Evet&quot;, diye yanıtladı beni. &quot;Ama hoşuma gitmişti bu kitap da&quot;, diye ekledi. Tuhaf bir şekilde daha bir yakın hissettim o an arkadaşımı kendime. Gay değildi arkadaşım, buna emindim. Zira son günlerde bir kızdan hoşlanır olmuştu. Bana ondan bahsedip, sıkıntısını ve mutluluğunu paylaşmıştı. Sevinmiştim onun için. Ama peki ya biseksüelse ? Öyle veya böyle ne farkederdiki. Belki çok daha fazla yakınımda olabilirdi ve yaşadığım ikinci hayatı onunla da paylaşabilirdim; fakat diyorum ya ne farkederdi artık. Ayrılma noktamıza sayılı günlerimiz kalmışken. O gidecekti taa Amerika&#39;ya ben ise burada kalacaktım. Yazları veya ne zaman boş isem yanına gitmemi ve onda kalabileceğimi söylemesine rağmen bunu yapmayı en azından o an için düşünmediğimi kendisi de biliyordu. Hal böyleyken biseksüel olsa ve daha fazla yakın arkadaş olsak dahi arada o kadar mesafe varken ne farkederdi? O yüzden çok fazla şaşırmış olsam da yine de ses etmedim ve kitabı alarak çıktık. Metro da dönerken çok fazla konuşmadık. Sadece tabletindeki resimleri benim hafıza kartıma atmayla uğraştı ve gün boyu çektiğimiz çocukca ve ağır bir çoğunluğu komik olan resimlere bakıp gülüştük. Güzel bir gün daha sığdırmıştık ileride hatırlayıp, iç çekerek özlem duyacağımız mazimize. Daha o günler gelmeden, o günlerin sıkıntısını hissediyorum bu yazıyı yazarken.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Birbirini iyi anlayabilen, kavga dahi etmemiş olan insanlar birbirlerinden ne olursa olsun ayrılmamalılar. Bir gün zaten nihayetinde öleceksek hepimiz, ayrılışımız bu sebeple olmalıydı. Şimdi düşüncesi bile korkutuyor ve daha bir koyuyor bana, çok sevdiğim iki insanı daha kaybedecek oluşum. Bu sefer sebebi ben değilim veya onlar da değil; ama zaten artık yanımda olamayacaklarsa hangi sebeple olduğu bir şey farkeder miydi ? Sevin yanınızdakileri abi ve bunu şimdi söyleyin. Öyle veya böyle günü geldiğinde bir şekilde onlardan da ayrılacaksınız... &quot;Ne kadar sevdiğimi, ne kadar da az hissettirmişim !&quot; diye kendinize sitem etmeyin sonra. Ne kadar zor ve geç öğreniyorum her şeyi ben... Ah ben...!&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/feeds/1393528608493101833/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/05/zorunlu-ayrlklar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/1393528608493101833'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/1393528608493101833'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/05/zorunlu-ayrlklar.html' title='Zorunlu Ayrılıklar'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09358892088790925542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEil-uDwaRkGex67ZOaKHdTY02BV1f5kkjaHymqhbUlFmJiDIade5I8R1tubTBj8jb7n_sZ7Z7r75enMEWnDos_0a-vNV52Ubg62IM7DRaBrG7C7cQjeHd5fl1cKmx8XZtAynPOw6473SnSf/s72-c/Velevkibneyiz.blogspot.com-Zorunlu-Ayr%25C4%25B1l%25C4%25B1klar.png" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6723520849520508600.post-8701618903509728948</id><published>2013-05-06T00:45:00.004+03:00</published><updated>2013-05-06T00:45:51.024+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yazılar"/><title type='text'>Gece Yürüyüşleri</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgD2hpkkBC_lKNX0hxU7x2S4JfRRDPGG0A9bY4gwrEVmeXBT-wJ7wbOygsdIv3ZsyyJu0b-csL69xrb2643DXcHL-Fjx7n0s8YB4N-H1Eb4Hz6qBJ7WYpAarEBwU5tDSdpbwI1GLujEbQio/s1600/velevkibneyiz.blogspot.com-gece+y%C3%BCr%C3%BCy%C3%BC%C5%9Fleri.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgD2hpkkBC_lKNX0hxU7x2S4JfRRDPGG0A9bY4gwrEVmeXBT-wJ7wbOygsdIv3ZsyyJu0b-csL69xrb2643DXcHL-Fjx7n0s8YB4N-H1Eb4Hz6qBJ7WYpAarEBwU5tDSdpbwI1GLujEbQio/s1600/velevkibneyiz.blogspot.com-gece+y%C3%BCr%C3%BCy%C3%BC%C5%9Fleri.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Ayakkabılarımı ayakkabılıktan alırken çıktığımı gören annem içeriden hafif meraklı bir suratla; ama aslında öylesine sorduğu çok belli olan ses tonuyla sordu: &quot;Nereye gidiyorsun, bu saatte?&quot; &quot;Nereye gidiyordum, saat akşamın 10&#39;nunda.&quot; Pek çok arkadaşımın zaten bu saatte evde olmadığını bildiğimden bu soru çoğu zaman canımı daha çok sıkardı. Sanki kafamda dönüp duranlar yetmiyor gibi! Kafamı önüme çevirdikten bir kaç saniye sonra: &quot;Arkadaşıma!&quot; dedim. Sesimde - onun öylesine sorduğu çok belli olan ses tonuna - sanki bilinçsizse bir tepki vardı. Hangi arkadaşıma olduğunu bile sormadı. Çoğu zaman da sormazdı zaten. Gerek mi duymazdı yoksa herhangi bir arkadaşımın ismini söylesem de tanımayacağını bildiğinden gereksiz bir muhabbete daha girmek mi istemezdi, hiç bilmiyorum. Yine de zaten benim de işime gelirdi hep, o kafadayken, bir başka soruyla daha karşı karşıya kalmamak.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Sessizce giyip ayakkabıları dışarı attım kendimi. Sanıyorum ki merdivenlerden aşağı indiğimi duyan kuzenim cama çıkmış üçüncü kattan merakla aynı soruyu soruyordu: &quot;Abi nereye gidiyorsun?&quot; Fakat kuzenim aslında merakından değil, genelde her akşam bu saatlerde markete gittiğimi bildiğinden, kendisine sigara almak için en iyi fırsatın bu olduğunu biliyor olmasıydı sormasının sebebi. &quot;Arkadaşıma&quot;, dedim ona da. Ama onun: &quot;Markete gitmiyorum, inme aşağıya&quot;, dediğimi anladığını çok iyi biliyorum. &quot;Geç kalma abi&quot;, dedi içten bir şekilde. Biliyorum ki pek çok şeyini bildiğim kuzenim gerçekten sever beni. Tüm ailemizden sakladığı 2. facebook adresinde bir tek benim ekli olmam da bunun göstergesi. O benim ikinci bir hayatım olduğunu bilmiyor olsa da ben onun erkek arkadaşını biraz eski kafalı amcamdan korumak için ikinci bir hesabı olduğunu biliyorum.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Her zaman olduğu gibi telefonumun kulaklığını takıp bir radyo arayamaya başladım. Telefonuma format attığımdan beri, yedeklemeyi unuttuğum tüm mp3&#39;lerim silinmişti. Canım zaten sıkkınken bir de insallah saçma şarkılar çıkmaz umuduyla bir kaç radyo istasyonuna baktım. Tam sevdiğim şarkıları çalan bir tanesine denk geldim bu akşam, çok şükür ki! Kaç akşam düzgün bir şarkı bile bulamadan yürüdüğüm olmuştu. Zaten öylesi kafamdaki düşüncelerin üstüne şarkısız kalmak çok pis koyuyor adama.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Yürüdüğüm güzergah da değişmişti zamanla, tıpkı her geçen gün daha fazla değişen ben gibi. Yolda aklıma geldi. Kendimi bildiğimden beri canım sıkıldıkça, kafam bozuldukça bunu en yakınım diyebileceğim insanlara bile anlatmak yerine gecenin bir vakti yürümeyi tercih etmişimdir. İnsanlara anlatmayı sevmiyorum. Anlayamadıklarını düşündüğümden mi, boş tavsiyelerine kulak vermek istemeyişimden mi, yoksa kimseyi kendime bu kadar yakın hissetmediğimden mi bilmiyorum... Eskiden boyuna yolunu arşınladığım yol, eskiden bu kadar popüler olmayan bakımsız bir parktı. Daha sonra belediyenin el atmasıyla epey bir güzelleştirdiler. Akşam 12&#39;den önce de boş olması için havanın kötü olması gerekiyor artık. Oradan da hayatımın en güzel yıllarını geçirdiğim ilkokulumun etrafındaki yolu dolanarak, ilkokula devam ederken eve döndüğüm yolu takip ederek dönerdim.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Lise yıllarımda yürümemin sebepleri şimdikine kıyasla daha kolay çözülebilir şeylermiş gibi geliyor. Bunların çok büyük sebebi orta okulun sonlarında aşık olduğum çocuk olan mahalle arkadaşımı unutmak istememdi. Bazı günler çok ağır geliyor, kaldıramıyordum. Zaten konuşabileceğim kimsem de yoktu o zamanlarda. Yürüyordum ben de başka çarem olmadan. Bir süre sonra bunun yerini Öss&#39;nın stresi almaya başladı. Yürüyüşümün sebebi de yürürken ettiğim dualar da kendi içimde yaptığım tartışmalar da değişmişti. En büyük sıkıntım buydu çünkü artık. Öyle veya böyle bir şekilde üniversiteyi de kazandım. O yıllarda hayatımın belki de 4 yılını bok edecek bir adak adamıştım Allah&#39;ıma. Eğer ki üniversitede herhangi bir bölümde okumak nasip olursa aşk için bir kere bile dua etmeyecektim O&#39;na. Dedim ki bir gece yatmadan önce: &quot;Allah&#39;ım bir üniversitede okumamı ve başarılı bir şekilde bitirebilmemi nasip et, istersen başka bir erkeğe aşık etme bu süre boyunca beni.&quot; O kadar çaresizce edilmiş bir adaktı ki bu, istediğim üniversitenin veya bölümün adı bile geçmiyordu içinde. Neresi olursa &quot;eyvallah&quot; diyecektim, bir yerde. Ne kadar kafamı bulandırmış olduğunu anlayın. Ki derslerimin de pek çok arkadaşıma nazaran iyi olmasına rağmen etmiştim bu duayı. O adağı adamadan yaklaşık bir yıl kadar önce, en son aşık olduğum çocuğu, düşünüyordum zaten. Nasılsa o sırada vardı aşık olduğum biri, aşık ol-a-madan geçecek yılların endişesi ve boşluğu düşündürmüyordu beni. Her ne kadar beni biliyor olmasa da! Üniversiteyi kazanmamla beraber artık yürüyüşlerimin iki sebebi kalmıştı. Biri babamla yaşadığım tartışmalar ve üç yıldan fazla süren dargınlığım, diğeri artık olmayacağını bir şekilde anlamış olduğum, son aşık olduğum çocuğu, unutmaya çalışmak. O adaktan dilimin yanmasından mütevellit artık sürekli dua eden insanlar gördüğümde: &quot;Ne dilediğine çok dikkat et, Allah&#39;ın kabul edeceği tutar, üzülürsün&quot;, diyorum. Çoğu zaman bu söz onlara anlamsız geliyor, ben de anlatmaya çalışmıyorum. Zaten anlatsam kaçı anlayabilir ki. Bu akşam yürürken düşündüğümde neden bilmiyorum; ama o zamanlar dert ettiğim şeyler o kadar basit şeylermiş gibi geliyor ki aklıma. Zira bu akşam çok daha karmaşık ve aklımı kurcalayan şeyler yüzünden yürüyorum.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Yürüdükçe evimden uzaklaşıyor oluşum, sanki bir şekilde ruhumda tüm sıkıntılarımdan uzaklaşıyor olduğum hissi yaratıyor. Nasılsa yolun sonunda tekrar evime ve dertlerime döneceğimi bilsem de, yolu yürümüş olmanın verdiği bir miktar yorgunlukla ve çok daha baskın şekilde o kafamdaki sesleri yürüyüş boyu dinlemekle bir şekilde artık susturmuş oluyorum hepsini. Bunu aslında pek çoğunuzun anlayabileceğini düşünmüyorum, O yüzden çok daha fazla anlatmayacağım, niye yürüdüğümü. Zira hepiniz canınız sıkıldıkça bunu başkalarına anlatıyorsunuz. Bana da anlatıyorsunuz. Ancak işte bazılarımız başkalarına anlat(a)mıyor, hoşlanmıyor. Benim gibi insanların tek çıkış yolu da işte böyle kafalarını boşaltabilecekleri başka bir şey bulmuş olmaları oluyor. Gece yürüyüşleri gibi...&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Yürüdüğüm yolun ilk durağı olan güzel parkın artık keşfedilmiş olup, akşamları dahi kalabalık olması mı, yoksa ilkokulumun yıkılıp yerine çok daha modern başka bir okul inşaa edilmiş olduğundan bana olan aitlik duygusunu yitirmesinden midir bilmiyorum bir süre sonra o güzergahı değiştirmeye başladım. Artık tam tersi bir nokta olan üniversiteye gitmek üzere minibüse binmeye gittiğim yol üzerindeki bir parka oradan ise yolu epeyce bir uzatarak oturduğum semtin neredeyse tamamını dolaşarak evime dönüyorum. Bu seferki parkım çok daha afilli aslında. Oturduğum semti tam tepeden görüyor. Yürüdüğüm saati de göz önüne alınca bulunduğu tepeden, tüm hayatımı geçirdiğim semti ışıklar içinde görüyor olmak ve tuhaf şekilde beton yığınlarının öylesi her renkteki ışıklarla parlaması hoşuma gidiyor ve rahatlatıyor beni. Her yürüyüşümde mutlaka bir süre burada vakit geçiriyorum.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Şu sıralar bu yürüşlerimin sebebi; ne bir okul derdi, ne babayla yaşanan sürtüşmeler, ne unutulmaya çalışılan eski bir sevgili. Tüm bunları çok da güzel bir şekilde aşmış durumdayım. Zira bir üniversiteden bu yaz mühendis olarak mezun olmak üzereyim. Pederle işler olabileceğinden çok daha iyi bir şekilde gidiyor ve öyle sanıyorum ki üniversiteye başlarken adamış olduğum adağın sonucu olarak en son aşık olduğum çocuktan beri 4 senedir zaten bir başkasına &amp;nbsp;da aşık ol(a)mamıştım. Artık sorumlusu olarak bunu gösteriyor ve tüm bu yalnızlığımın, diplomamı aldığım gün biteceğini düşünüyorum. Zira Tanrı ile yapmış olduğum bu tek taraflı anlaşma sadece üniversite yıllarını kapsıyordu. Belki de bu şimdilik kendimi kandırmak ve rahatlatmak için öne sürdüğüm bir oyalama, bir başka yalandır. Tanrı&#39;nın beni umursamış olup, o adağı kabul ettiği bile meçhul çünkü. Yine de o adaktan sonra üniversiteye girmiş olmak ve tabiri caizse &quot;yatarak&quot; çok iyi notlarla üniversiteyi noktalama noktasına gelmiş olmak bu inancımı kuvvetlendiriyor. Sanki hep ilahi bir güç varmış gibi bu olayda :P &amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Velhasıl kelam sebep bunlar değil. Bugünlerdeki yürüyüşlerimin sebebi çok daha canımı yakan başka birkaç şey: Şu yaşıma kadar toplumdaki &quot;iyi insan&quot; olmak uğruna kaybettiklerim, eşcinsel kimliğinin yaşamıma yerleşmeye başlamasıyla kaybetmeye başladığım şeyler ve 2 sene öncesindeki kabullenme sürecimdeki o sancılı soruların bir kısımlarının tekrar tekrar önüme gelmiş olması. Ki bunlar aslında çok daha ayrı bir yazı konusu. Belki bir kaç gün sonra yazarım. Açıkça söylemem gerekirse bu sorular - gerçekten eşcinsel olup olmadığımı sorgulamaya - kadar bile gidiyor. 2 yıl önce bu iç kavgayı eşcinselliği kötüleyerek, o kimliğimden nefret ederek, bir eşcinsel olmayı red ederek yapıyordum. Şimdiyse şaşırtıcı bir şekilde hızla benimsediğim bu kimliği kaybetme korkusuyla yapıyorum. Zira bir ilişki dahi yaşamamış olmak, bir başka erkeğe kaç yıldır tekrar aşık olamamak yavaştan bende aslında belki de bir eşcinsel olmadığım algısını yaratıyor. Billiyorum ki bunları okurken kızıyorsunuzdur. Halen daha kendini bulamamışsın diye. Kendisini bulmayan biri - bu kadar - bu hayatın içerisinde olmaz. Ne olduğumu biliyorum. Sadece benim korkum; kendi içimdeki bu tartışmanın eşcinselliğimi bir şekilde bastırıyor olması. Üstelik istemediğim halde. Böyle bir şey istense de yapılabilir mi zaten, &quot;eşcinsel olmaktan vazgeçilebilir mi?&quot;, gibi absürt sorular sormayın veya böyle eleştirmeyin. Pek tabii ki ben de biliyorum olmayacağını. Sadece bu, belki de çok da iyi kelimelere dökemediğim tuhaf ve çok fazla can sıkan, içinden çıkılmayan bir his. Bunaltıyor, yoruyor beni. Çok değişken ruh halimin de verdiği etkiyle bir anda çok gereksiz şekilde insanlara agresifleşebiliyorum bu düşünceler yüzünden. Zaten insanları kendimden uzaklaştırmak istediğimde bunu çok profesyonel bir şekilde yapabildiğimi de düşünürsek, böyle günlerde sadece muhabbet etmeyi bile deneyen arkadaşlarımı kırdığım çok olmuştur. İşin en boktan yanı ise, umursamaz yanımın da tavan yapmasıyla, ne kadar değerli olursa olsun benim için, böyle günlerin birinde kaybettiğim kimse için üzülüyor olmamam. İkizler burcu olmanın bir getirisi midir bilemiyorum bu kadar karmaşık ve değişken olmak da ayrı yıpratıyor insanı. Köpekler gibi sevip, gecenin bir vakti arasa, sıcak yatağını bırakıp yanına koşabilecek kadar sevdiğim insanları dahi böylesi bir anda gözümü bile kırpmadan silebiliyor olmak hep korkutuyor beni. Şimdilerde kolayca arkadaş edinebiliyor ve bir şekilde, tam anlamıyla olmasa da, yerlerini doldurabiliyorken ilerleyen yaşlarımda bu kadar sık arkadaş kaybediyor olmak ve yerlerine yenileriyle tanışamadığım günlerde çok fena götümde patlayacak bu durum. Bugün &quot;Da Vinci Demons&quot; dizisini izlerken bir replik sanki bana söyleniyor gibi hissettim. &quot;Düşmanlarımızla barışmak için sebep bulmayı öğrenirken, dostlarımızla barışmak için bunu yapamıyoruz&quot; gibi bir şeydi. Tam hatırlayamasam da. Yine de ana fikir, düşmanımızı bile affedebiliyorken bir zamanlar canımız olan insanları affetmeyi beceremiyor oluşumuz. Ancak ben bunu niye yapamadığımı çok iyi biliyorum. Pek çok insan beni kindar olarak tanıyor. Yapılan tek bir hatayla kaybettiğim onca arkadaşım, o hatayı unutamadığımı, ondan dolayı affedemediğimi düşünüyorlar. Ancak ben kindar değilim aslında. Bir şekilde, çok fazla önemserken, yapılan hatayı kaldıramayıp sildiğim vakit o insana karşı duygusuzlaşıyor oluşum tek gerçek. Tüm sevgim bıçak gibi kesilmiş olmakla beraber tüm nefretim de gidiyor. Keşke nefret edebilsem en azından ve insanlar özür dilediğinde affedebilip, devam edebilecek bir yolum olsa. Tüm bu karakter yapım ve içimdeki tartışmalar şu sıralar oldukça beynimi dolduruyor. Ne yaptığım şeylere konsantre olabiliyorum ne de keyifli bir günün ardından bile olsa huzurlu yatabiliyorum. Öyle ki artık kalan üç beş arkadaşımı ne zaman kendimden uzaklaştırmaya başlayacağımı merak ediyorum ve bu korkuyla devam etmeye çalışıyorum.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Tüm bunlara rağmen her zaman dediğim gibi en büyük lanetim ve hediyem olan ikizler burcunun özellikleri sayesinde bu yazıyı yazıp, imlasını bile düzeltmeden çok daha önce şu yazdıklarımın bir tanesi bile aklımda olamayacak. Bunları yazarken veya yazmadan önce yürürken, çok yoğun bir şekilde hissettiğim; yalnızlık, korku, kendine nefret, kaybolmuşluk hislerinden zerre kalmayacak. Bir kaç saniye sonrasında yine dünyadaki en keyifli insanlardan biri olacağım. İşin en tuhaf yanı bu değişiklik kendimi kandırıyor oluşumdan değil. Gerçekten de öyle hissettiğim için oluyor. Şimdi bu lafları ederken bir kaç saat içinde harika hissetmeye devam edeceğim. Sonra ertesi gün olacak ve ertesi gün. Yine bir yerde bu duygular aynı yoğunlukta bir şekilde kafamın içinde dans edecekler. Yine tüm dünya kararacak çevremde, yine kaybettiğim insanlar olacak ve sonrasında yine aynı harika dünya! Böylesi absürd, böylesi şizofrenimsi, böylesi benim bile anlam veremediğim bir dünyam var. Bunları yazıyor olmamın sebebi ise, bazen arkadaşlarımdan şu yorumu çok fazla duyuyor oluşum :&quot;Oğlum çok harika bir hayatın var, arkadaş ilişkilerin çok iyi. Çok seviliyorsun. Karakter yapın çok güzel, hiç kimse için kendini sıkmıyorsun&quot; vesaire, vesaire. Değil işte arkadaşlar. Davulun sesi uzaktan hoş geliyor size. Benim davulum patlak, sizin bundan haberiniz bile yok. Sadece bilin istedim. Bilinen ama çok hoşuma giden bir sözle bitireyim. &quot;Dert çük gibidir. Hep en büyüğü kendinizin ki sanırsınız.&quot; Hepimizin sıkıntıları var. Bugün benim eskilerine güldüğüm gibi bugünkülere yarın güleceğim gibi sizler de bugünkü dertlerinize güleceksiniz günün birinde. Sadece bunun bilincinde olun ve kimsenin hayatına imrenmeyin. Herkes kendi hayatıyla özel, kendi hayatıyla güzel. Sahip olduklarınızın kıymetini bilin. Ben bil(e)miyorum.. Sürekli kaybediyorum..&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/feeds/8701618903509728948/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/05/gece-yuruyusleri.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/8701618903509728948'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/8701618903509728948'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/05/gece-yuruyusleri.html' title='Gece Yürüyüşleri'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09358892088790925542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgD2hpkkBC_lKNX0hxU7x2S4JfRRDPGG0A9bY4gwrEVmeXBT-wJ7wbOygsdIv3ZsyyJu0b-csL69xrb2643DXcHL-Fjx7n0s8YB4N-H1Eb4Hz6qBJ7WYpAarEBwU5tDSdpbwI1GLujEbQio/s72-c/velevkibneyiz.blogspot.com-gece+y%C3%BCr%C3%BCy%C3%BC%C5%9Fleri.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6723520849520508600.post-5718419293092947556</id><published>2013-04-27T23:44:00.000+03:00</published><updated>2013-04-28T10:05:03.811+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Şiirler"/><title type='text'>Karanlık Renkleri Engelleyebilir mi?</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;blockquote class=&quot;tr_bq&quot;&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Kapıları vardı kocaman; hiç bir yola çıkmayan,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Kapkara camlarla kaplı; hiç bir renkte ışımayan.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;b&gt;
&lt;i&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Duvarları renkli olsa da kim görebilirdi ki?&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Hiç, ışığı yansıtmadan renkler var olabilir mi?&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/blockquote&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;blockquote class=&quot;tr_bq&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;
&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Koca koca kapılar hangi güneşe açılacak?&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Kapkaranlık pencereleri hangi rüzgar yıkacak?&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Ya dışarısı içeriden çok daha karanlıksa?&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Işığın en güzel renkleri nasıl parıldayacak?&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/blockquote&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;blockquote class=&quot;tr_bq&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;
&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;O karanlıkta çizdim, Gökkuşağının renklerini,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Zifiri karanlık, renkleri engelleyebilir mi?&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Minicik ışık hüzmesi süzülse bir, karanlıkta,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Gökkuşağını...&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Yağmur dahi yağdırmadan, çıkaracaktı ortaya.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/blockquote&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgj0-_6PvD-s6tqpW3pDZaeqycr0JtQySx5Yl-zylW4fU0nFApDeJVaUbdd67QPYh_webnu2XS2vCnRfCB4mwN8OnYXKZaRdtroQER5Rhdn0efz4KTBDdwpu7Hk7GVk32ijgdJsQ444qTMH/s1600/ads.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgj0-_6PvD-s6tqpW3pDZaeqycr0JtQySx5Yl-zylW4fU0nFApDeJVaUbdd67QPYh_webnu2XS2vCnRfCB4mwN8OnYXKZaRdtroQER5Rhdn0efz4KTBDdwpu7Hk7GVk32ijgdJsQ444qTMH/s1600/ads.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/feeds/5718419293092947556/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/04/karanlk-renkleri-engelleyebilir-mi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/5718419293092947556'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/5718419293092947556'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/04/karanlk-renkleri-engelleyebilir-mi.html' title='Karanlık Renkleri Engelleyebilir mi?'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09358892088790925542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgj0-_6PvD-s6tqpW3pDZaeqycr0JtQySx5Yl-zylW4fU0nFApDeJVaUbdd67QPYh_webnu2XS2vCnRfCB4mwN8OnYXKZaRdtroQER5Rhdn0efz4KTBDdwpu7Hk7GVk32ijgdJsQ444qTMH/s72-c/ads.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6723520849520508600.post-3946636892319095090</id><published>2013-03-13T01:57:00.001+02:00</published><updated>2013-03-13T02:01:49.129+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yazılar"/><title type='text'>Çıplak Eşcinsellik ! ( Empati )</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;b&gt;Güneşten Daha Sıcak Selamlar Şanslı Doğan Çocuklara,&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Şu garip, yüzde tebessüm bırakan &quot;Selamlama&quot; yazıları bir anda aklıma nasıl geliyor anlamıyorum. Kendim bile tebessüm ediyorum kendime onları yazarken; ancak bu yazımızın konusu hiç de yüzde tebessüm oluşturacak türden değil. Her neyse, bugün canımı fazlasıyla sıkan bir mevzuya parmak atacağım. O kadar yazımın içinde, başlığını yazıyı bile hazırlamadan önce attığım ender bir kaç yazıdan biri oldu bu. Çünkü söyleyeceklerimi aklıma zaten yazmışım bile. Mevzu &lt;b&gt;&quot;çıplak eşcinselliğin&quot;&lt;/b&gt; popülerliği.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj1najV3CFnlGIxV5Ar_f4GAYgrkRNeVYVtOKHo_S0VBYYH0r1qIWW_9SCka2Z6fZhTPMnxHimvrwMMoZ3VZ_IAsTp0YuRJhpPP86biaICz3DiKuuMf5de2FB8Fc0X9d0RxWf4R31PoHgyI/s1600/httpvelevkibneyiz.blogspot.com-%C3%A7%C4%B1plak+e%C5%9Fcinsellik.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj1najV3CFnlGIxV5Ar_f4GAYgrkRNeVYVtOKHo_S0VBYYH0r1qIWW_9SCka2Z6fZhTPMnxHimvrwMMoZ3VZ_IAsTp0YuRJhpPP86biaICz3DiKuuMf5de2FB8Fc0X9d0RxWf4R31PoHgyI/s1600/httpvelevkibneyiz.blogspot.com-%C3%A7%C4%B1plak+e%C5%9Fcinsellik.jpg&quot; height=&quot;360&quot; width=&quot;900&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Olayın çıkış noktasından bahsedeyim önce.&amp;nbsp;&lt;a href=&quot;http://www.planetromeo.com/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;Planet Romeo&lt;/a&gt;&#39;yu sanıyorum ki duymayanınız kalmamıştır. Bilmeyenler için özet geçersek: eşcinsellere özel bir tanışma sayfası. Şimdi bilmeyenler ve internetten tanışmaya tuhaf gözlerle bakanlara ithafen: - eğer ki - gay kulüp, bar veya kafelere çok giden biri değilseniz takdir edersiniz ki bir gayle;&amp;nbsp;fırında, manavda, markette veya sosyal hayatın herhangi bir metre karesinde tanışmanız pek olası bir durum değildir. Bundan dolayıdır ki bu siteler mevcut ve insanlar bundan faydalanmakta. Neyse mevzuya dönersek olay da buradan çıkıyor zaten. Geçtiğimiz günlerde spora başlamış olmanın verdiği gazla - sırf meraktan - ve gelişimi görmek amacıyla boxerlı bir resmimi çekmiştim. Çıplak eşcinsellikle pek alakadar olan bir eşcinsel olmadığımı, tanıyan pek çoğunuz biliyorsunuz. Başka türlü bakir olamazdım sanırsam. Ha buradan yobazca bir ahlak vızırtısı çıkacağını düşünmeyin. Kimin ne giydiği veya &lt;b&gt;&quot;ne giymediği&quot;&lt;/b&gt; zerre kadar alakam olan bir konu değil. Çıplaklık&#39;tan doğan &lt;b&gt;&quot;toplum ahlakını&quot;&lt;/b&gt; da benimsemiş biri değilim. Zaten&amp;nbsp;&lt;a href=&quot;http://www.velevkibneyiz.tumblr.com/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;b&gt;velevkibneyiz.tumblr&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&amp;nbsp;hesabımı bilenler çıplaklıkla çok sorunum olmadığını bilir. Şimdi gereksiz gelecek olan eleştirileri önlemek amacıyla yapmış olduğum bu kendimi aklama çabalarımdan sonra peki &lt;b&gt;&quot;çıplak eşcinsellikle&quot;&lt;/b&gt;&amp;nbsp;alakalı sıkıntının ne olduğunu anlatalım.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&quot;Bu çekmiş olduğum boxerlı resmimle öylesine bir hesap açarsam neler olur acaba?&quot;, diye kafamdan bir geçirdim. Öyle kaslı felan bir resim de değil hea; ancak az biraz atletik duruyor. Kıl, tüy pek hoşlaştığım şeyler olmadığından ve vücudu daha iyi görmek amacıyla da tıraşlı bir şekilde çekmiştim. Yani aklınızda resmedebileceğiniz resim; klasik kılsız, az biraz atletik gibi duran beyaz bir vücut. Belirtmem gerekirse resimde boyundan yukarısı, yüz kısmı, gözükmemekte. Neyse bu resmi gecenin bir vakti ağır işsizliğin vermiş olduğu sıkıntıdan yola çıkarak Planet Romeo&#39;da ikinci bir hesaba yükledim. Ertesi gün - yani bugün - saat öğlen bir gibi uyandıktan bir vakit sonra hesaplarıma giriş yaptığımda çok büyük bir şaşkıınlığa uğradım. Zira bu çıplak resimle açtığım ve içinde gerçekten bir insanı tanıtmaya yönelik ciddi hiç bir yazı yazmamış olmama rağmen geçen 9-10 saatlik zaman içerisinde profile tam 242 kere bakılmış ve tam hatırlamamakla beraber 8 ila 10 arası mesaj alınmıştı. Şimdi bu istatistiğe niye şaşırdığım bir örnekle açıklayayım. Planet Romeo&#39;daki hiç bir çıplaklık içermeyen resimlerimin ve hakkımda yeterince bilginin yer aldığı asıl hesabımda online olduğum zamanlar da dahi - bir tam günde - bakılan sayfa gösterimi 70-80 oluyor. Gelen mesaj sayısı ise en iyi günde 3&#39;ü geçmiyor. İstatistikleri karşılaştırırsak - online dahi olmadığım bir halde - 10 saatlik zaman diliminde boxerlı resmin olduğu hesaba, asıl hesaba 24 saatte ve yeterli sayılacak kadar online olmama rağmen gelenden neredeyse 4 kat fazla ilgi bulunmaktaydı. Ki bunu 24 saate çıkarırsak ilginin artışı 10 kata çıkmakta.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Yukarıdaki bilgileri anladıktan sonra neden aslında belki de çoğunuzun bildiği veya tahmin edebileceği bu olaya bu kadar canımın sıkıldığını anlatayım. Özellikle bu blog hesabını açtığımdan beri, eşcinselleri savunma eğilimim de bir o kadar artmıştı. Buraya yazdıkça daha çok kimliğimi benimsiyor ve bu kimlik daha çok hoşuma gidiyordu. Yani sevilen bir hetero hayatıma kıyasla, toplum tarafından linç edilecek bir eşcinsel kimliğim artık yerine oturuyordu ve bundan da dediğim gibi hoşlanıyordum. Hetero hayatımdaki gizliliğimin korunduğu her ortamda eşcinselleri savunmayı bu kadar benimsemişken bu olayı gördüğümde hetero kimliğim bir anda olaya el attı. İşte oradaydı, heteroların ağır bir çoğunluğunun yine ağır bir şekilde eleştirdiği ve linç girişiminde bulunduğu tablo. Bir an için insanlara: &lt;b&gt;&quot;Bu benim hayatım ve nasıl istersem öyle yaşarım&quot;,&lt;/b&gt; tavrını yansıtmayı bırakın. Ki bu benim en savunduğum ve arkasında belki ölene kadar duracağım bir yaklaşım. Ama bir an için bunu bir kenara bıraktığımızda ve toplumla beraber yaşamanın - göreceli olarak - zorunlu olduğu günümüzde kendimizi topluma anlatmak için elimizde geriye ne kalıyor ? Toplumun inanamadığı en büyük tabusu - bu konuda - bir erkeğin bir erkeğe veya bir kızın başka bir kıza tutkuyla aşık olması fikri. Peki bu yazının nacizane bir özeleştiri olduğunu ve empati kuracağımızı düşünürsek şunu sormak istiyorum. Samimi olarak cevap vermeniz istenirse: &quot;&lt;b&gt;&#39;eşcinsel aşk&#39;&lt;/b&gt; diye bir olguya kaçınız inanıyorsunuz ki topluma bunu inandırmaya çalışıyoruz ?&quot; Açık söylemek gerekirse dün geceye kadar bu soruya ateşli bir şekilde inandığımı söyleyerek cevap verirdim. Ateşli bir şekilde savunurdum; çünkü içinde bulunduğum bu eşcinsel yaşamı daha 1.5 yıldır tanımaktayım. Fakat bu &quot;çıplak eşcinsellik&quot; olayı bana eşcinselliğin çok farklı bir yüzünü gösterdi. Üstelik daha acı olanı, bu yüz tam da toplumun yıllarca görmüş olduğu ve sürekli eşcinsel dendiğinde önüne sunulan görüntüyle aynı. Eşcinsellik bile içerisinde &quot;cinsel&quot; kelimesi taşımasından mıdır bilmiyorum insanların aklına direk birbiriyle düzüşen iki erkek veya kadın figürü geliyor. Bugün velevki ibneyiz diye bir blog, tumblr ve facebookta sayfa açmış olan ben dahi - gay kimliğime rağmen - daha 1.5 yıl öncesinde eşcinsel kelimesini kendime yakıştıramıyordum. Şimdi işin bu diğer yüzü bizler arasında bu kadar popülerken ve göz önündeyken kime, neyi benimsetmeye çalışıyoruz ? Bakın tekrar bir düzeltme yapmayı ihtiyaç olarak görüyorum. Kimsenin zerre kadar cinselliğine karışıyor değilim. İstediğiniz hem cinsinizle istediğiniz kadar düzüşebilirsiniz. Öyle bir gün geldiğinde benim de yapacağım bundan farklı olmayabilir. Bu yüzden insanların hayatlarına karışmayı amaçlayan faşist bir kafayla bunları yazıyor değilim. Ancak madem bir şeyleri savunacağız, önce neyi savunduğumuzun da farkında olmayı ve &quot;toplum bizi anlamıyor&quot;, derken &quot;peki ya biz toplumu gerçekten anlıyor muyuz ?&quot;, sorusunu kendimize sormamızı istediğim için yazıyorum tüm bunları. Çünkü ağırlıklı olarak dinin dogmalarından oluşan bir toplumsal ahlaka - zaten dini nikah seçeneği yokken bir de içerisinde aşkın bulunmadığı - bir cinselliği anlatamazsınız. Ha dediğim gibi anlatırsınız anlatmazsınız, onları umursarsınız umursamazsınız o ayrı bir konu. Ben de o düşüncelerle sizinle beraberim. Fakat bir an için umursadığımızı ve anlatmak istediğimizi varsayarak yazıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Farkındaysanız gelen mesajlardan ve gönderenlerin profillerinden hiç bahsetmedim. En azından aşka inancı bulunan bir kaç güzel insanı da buna küstürmemek için bilinçli olarak da bahsetmeyecektim. Fakat sadece 1 günde gelmiş olan mesajların &quot;iğrenç&quot; içeriğinden bahsetmemekle beraber şunu söylemem gerekiyor. Mesaj gönderenlerin ağır bir çoğunluğu profilinde çıplaklık bulunmayan ve aşk aradığı yazan - böyle bir mevzudan haberiniz olmasa - &quot;Aaa ne güzel çocuk, aşk da arıyormuş. Belki bunla bir şeyler olabilir&quot;, diyebileceğiniz türden insanlar. Siz bu saf düşüncelerle - kezban kezban - düşünürken, insanların &quot;aşk&quot; görüntüsü altında bu tarz mesajlar atmış olduğu gerçeği dün gece benim midemi bulandırdı. Uzun süredir beklettiğim bakirliğimin tek sebebi olan &lt;b&gt;&quot;gerçek bir aşk&quot;&lt;/b&gt; fikri nasıl bir darbe aldı tahmin edebilirsiniz. Bugün kitap okurken bir ara: &quot;Neyi, kimi bekliyorum ki mk halen?&quot;, diye sorarken buldum kendimi. Belki de biz bu kadardık. Belki de ben bilmeden girdiğim bu hayatta gerçekten de gözleri kapalı gitmekteydim. Belki de biz başından beri cinsellikten ibarettik. Belki de toplum haklıydı. Kabullenilmeyi direten bizler, belki de en yakınlarımızın iğrenmesinin haklı birer sebebiydik. Tüm bunlar ve niceleri aklımda fırtına gibi esti gün boyunca. Şimdi açık konuşmak gerekirse de kendime dahi yapabileceğim çok fazla bir savunma kalmadı, hali hazırda. Bu olduğum kişiyi yok sayma anlamına gelmiyor. Halen daha olduğum kişiyi tüm insanlığı önüme alabilecek kadar benimsiyorum; fakat çok büyük bir hayal kırıklığına uğramış olmanın şokundayım halen. Biz bu kadar değiliz, biz bu kadar olamayız diye tekrarlıyorum...&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Bu yazımı halen aşkı bilen, buna sahip olan veya sahip olmayı uman kimse üstüne alınmasın. Bu sadece aşk kisvesi altında &quot;çıplak eşcinselliğe&quot; tapan ki artık anladığım kadarıyla çoğunlukta olan eşcinsel(!) bireyleredir. Savunduğunuz belli değerleriniz varsa arada bir karşı tarafın gözleriyle de empati yapmaya çalışın. Bu bazen - belki - canınızı çok fazla acıtsa da...&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;h3 style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;Daha umutla yazılmış başka bir yazıya gider umarım tüm geçen saatler... Hoşçakalın...&lt;/b&gt;&lt;/h3&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/feeds/3946636892319095090/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/03/cplak-escinsellik-empati.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/3946636892319095090'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/3946636892319095090'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/03/cplak-escinsellik-empati.html' title='Çıplak Eşcinsellik ! ( Empati )'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09358892088790925542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj1najV3CFnlGIxV5Ar_f4GAYgrkRNeVYVtOKHo_S0VBYYH0r1qIWW_9SCka2Z6fZhTPMnxHimvrwMMoZ3VZ_IAsTp0YuRJhpPP86biaICz3DiKuuMf5de2FB8Fc0X9d0RxWf4R31PoHgyI/s72-c/httpvelevkibneyiz.blogspot.com-%C3%A7%C4%B1plak+e%C5%9Fcinsellik.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6723520849520508600.post-2907495376730708028</id><published>2013-02-26T13:58:00.002+02:00</published><updated>2013-02-26T13:58:26.129+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yazılar"/><title type='text'>Benim Çocuğum Filmi İçin İmza Kampanyası</title><content type='html'>Merhaba En Yakışıklı Erkekler, En Güzel Kızlar ve En Harika Diğerleri,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiRrJqPtdTUxNKh8yD0QDYwJC9j9q3MRI-8mZmBZckniosuO96xUkXL2cYWiAbWD-TucaU8QStrciczozL1V6ePi7p-j-KJcYDQqiyebAgu2kN-km8k0TgHpcXXKNZ3X8u8r0hk8Vb0Llz3/s1600/velevkibneyiz.blogspot.com-benim+%C3%A7ocu%C4%9Fum.png&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiRrJqPtdTUxNKh8yD0QDYwJC9j9q3MRI-8mZmBZckniosuO96xUkXL2cYWiAbWD-TucaU8QStrciczozL1V6ePi7p-j-KJcYDQqiyebAgu2kN-km8k0TgHpcXXKNZ3X8u8r0hk8Vb0Llz3/s1600/velevkibneyiz.blogspot.com-benim+%C3%A7ocu%C4%9Fum.png&quot; height=&quot;556&quot; width=&quot;900&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href=&quot;http://www.change.org/tr/kampanyalar/tiglon-fida-film-benim-%C3%A7ocu%C4%9Fum-filminin-da%C4%9F%C4%B1t%C4%B1mc%C4%B1l%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1-%C3%BCstlenip-g%C3%B6sterime-sokun#&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;b&gt;Kampanyaya Katılıp İmza Atmak İçin Tıklayın&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Arkadaşlar son bir kaç gündür sürekli &lt;b&gt;&lt;i&gt;&quot;Benim Çocuğum Belgesel Filmi&quot;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; hakkında, filmin nasıl olduğuyla alakalı sorular soruluyor. İstanbul ve diğer pek çok şehirde gösterimi biten bu yapımı izleyemeyen arkadaşların nasıl izleyebileceği - dvd veya internet yoluyla - soruluyordu. İşte bu isteklerden yola çıkılarak &lt;b&gt;&quot;Murat Renay&quot;&lt;/b&gt; isimli arkadaşımız&amp;nbsp;&lt;a href=&quot;http://www.change.org/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;b&gt;Change.org&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&amp;nbsp;adresi üzerinden bir kampanya başlatmış:&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;blockquote class=&quot;tr_bq&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&quot;Tiglon - Fida Film: Benim Çocuğum filminin dağıtımcılığını üstlenip gösterime sokun&quot;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/blockquote&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
temalı. Eğer ki kaç gündür sorduğunuz sorularda gerçekten samimi iseniz ve bu yapımı öncelikle birer eşcinsel birey olarak gerçekten önemsiyorsanız lütfen kampanyaya katılın. Daha önceki&amp;nbsp;&lt;a href=&quot;http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/02/benim-cocugum-film-sonras.html&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;b&gt;Benim Çocuğum ~ Film Sonrası&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&amp;nbsp;yazımda yapmış olduğum eleştirileri de hatırlıyorsanız, gelecekte çok daha rahat ve güvenli bir dünyada yaşamak istiyorsanız işte size yapabileceğin yeni bir eylem daha. Üstelik yapmanız gereken o kadar basit ki, alttaki vereceğim linke tıklamanız ve sonrasında açılan kampanya sayfasında sadece imza atmanız. Bu kadar basit. Eğer ki gerçekten bunun öneminin farkındaysanız da ek olarak facebook&#39;daki arkadaşlarınıza bir mesaj eşliğinde bu kampanyayı duyurabilmeniz için sağ kısımda ilgili bir site içi araç da mevcut. Keza twitter&#39;da paylaşmak için de.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Çok samimi diyorum böylesi belki ufacık ve çok kolay görünen 5 dakikanızı almayacak bir imza kampanyasına bile üşenip katkı sağlayamıyorsanız, dünyada durduğunuz yeri gerçekten tekrar tekar düşünün ve nasıl bir birey olduğunuzu sorgulayın. Ve en önemlisi gelecekte karşınıza çıkacak hiç bir kimlik sıkıntınız için ağlamayın. Zira bir imza kampanyasına bile destek olamıyorsanız buna hiç bir şekilde hakkınız yok.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Umarım yeterli sayıda imza toplanır ve ilgililer bu kampanyaya kulak vererek filmin çok daha fazla şehirde, çok daha fazla salonda gösterime girmesini ve ilerde televizyonda, dvd&#39;de veya internet üzerinden dağıtımı sağlanabilir. Son olarak da &lt;b&gt;Murat Renay &lt;/b&gt;arkadaşımıza böyle bir şeye öncülük ettiği için en derinlerden Teşekkür Ediyorum.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href=&quot;http://www.change.org/tr/kampanyalar/tiglon-fida-film-benim-%C3%A7ocu%C4%9Fum-filminin-da%C4%9F%C4%B1t%C4%B1mc%C4%B1l%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1-%C3%BCstlenip-g%C3%B6sterime-sokun#&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;b&gt;Kampanyaya Katılıp İmza Atmak İçin Tıklayın&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;h3&gt;
Tüm insanların mutlu olacağı, herkesin yüzünün güldüğü bir gelecek için... Eyleme Geçin !&lt;/h3&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/feeds/2907495376730708028/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/02/benim-cocugum-filmi-icin-imza-kampanyas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/2907495376730708028'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/2907495376730708028'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/02/benim-cocugum-filmi-icin-imza-kampanyas.html' title='Benim Çocuğum Filmi İçin İmza Kampanyası'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09358892088790925542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiRrJqPtdTUxNKh8yD0QDYwJC9j9q3MRI-8mZmBZckniosuO96xUkXL2cYWiAbWD-TucaU8QStrciczozL1V6ePi7p-j-KJcYDQqiyebAgu2kN-km8k0TgHpcXXKNZ3X8u8r0hk8Vb0Llz3/s72-c/velevkibneyiz.blogspot.com-benim+%C3%A7ocu%C4%9Fum.png" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6723520849520508600.post-6126928057308379003</id><published>2013-02-22T22:52:00.002+02:00</published><updated>2013-02-22T23:46:48.830+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yazılar"/><title type='text'>Benim Çocuğum ~ Film Sonrası</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Selamlar hayatın en güzel renkli çocuklarına,&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&quot;Benim Çocuğum&quot;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; filmini soranlara tek tek anlatmak yerine, bir yazı yazmak istedim. Böylece izlemeyenler de ne kaybettiklerini anlayabilirler. An itibariyle tüm gösterimler bitmediğinden dolayı spoiler vermemeye çalışacağım. Sadece filmde ne gibi şeyler bulunuyor onlardan bahsedeceğim. Fakat bir alt paragrafta uzunca bir sitemle karşılaşacaksınız. Eğer ki gerçekten okumak ve gerçeklerin yüzünüze vurulmasını istiyorsanız okuyun. &quot;Yok abicim ben sadece filmle ilgiliyim.&quot;, diyorsanız o uzun paragrafı atlayıp ikinci paragraftan filmle ilgili bilgileri okuyabilirsiniz.&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Filme başlamadan önce, şu sitemi özellikle beni tanıyan tüm eşcinsellere ve bu filmi duyup da görmezden gelen ya da önemsiz bahanelerle geçiştiren diğer eşcinsellere yapmak istiyorum. Çok samimi olarak bu eleştiriyi sizlere yazacağım. Yaklaşık 1.5 yıldır bu ortamların içerisindeyim. Fakat gördüğüm bir gerçek var ki eşcinsel bireyler müthiş derecede sorumsuz insanlar. Bunu niye söylüyorum biliyor musunuz? Bakın &lt;b&gt;&lt;i&gt;&quot;1 Temmuz Onur Yürüyüşü&quot;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; yapılmadan haftalar öncesinde, onlarca kez duyurusunu paylaştım. İlgilenen sayısı bir elin parmaklarını geçmedi ki o ilgilenenler de çeşitli bahanelerle gelmediler. Pek çok ciddi eşcinsellikle alakalı; hak hukuk vs. konuları olunca veya haberleri olunca paylaştığımda, ilgilenen sayısı bir elin parmağını geçmiyor. Eşcinsel örgüt, dernek, kurum ve kuruluşları adlı - bana göre bilinirliklerini arttıran - çok güzel bir araştırma yaptım, ilgilenen sayısı yine aynıydı. Halen daha yakın çevreme bile sorsam: &quot;Kaç tane eşcinsel örgüt ismi biliyorsun, seni savunan?&quot;, diye 3 den fazla sayamaz. Adres vs bir takım başka bilgilerini sormayı geçtim bile. Son olarak bu filmin reklamını onlarca kez yaptım. Konuşmalarda dile getirdim. Tuttum bloga, oldukça detaylı bir şekilde, üşenmedim yazdım. İlgilenen sayısı yine bir elin parmaklarını geçmedi. Üstelik yine o ilgilenen kısım bile izlemeye gitmedi. Bunları beni takdir edin diye veya neler yaptım görün diye yazıyor felan kesinlikle değilim. Bakın arkadaşlar özetle söylemeye çalıştığım şu. Aslına bakarsanız &lt;b&gt;&quot;ne yaptığınızla&quot;&lt;/b&gt; zerre kadar ilgilenmiyorum. Ama &lt;b&gt;&quot;ne yapmadıklarınız&quot;&lt;/b&gt; var ya işte bunlar benim canımı sıkıyor. Çünkü bu ortamda olduğum sürece boyunca abartısız diyorum yüzlerce kişiden; sevgilisiyle el ele tutuşamadığı için, geçmişinde ve hatta halen günlük yaşamında hakarete uğradığı için, evlilik vs gibi bir çok sosyal haktan mahrum olduğu için ve en önemlisi bu halkın kendisini anlamadığı için, &lt;b&gt;AİLE&lt;/b&gt;&#39;sinin kendisini anlamadığı için ağlaya ağlaya saatlerce yazdığı yazıları okudum. Elimden geldiğince teselli ettim, destek oldum. Tanımıyordum bile çoğunu. Üstelik daha ironik olanı çoğuyla şuan muhabbetim bile yok. Ama mevzu bu değil. Bakın arkadaşlar eğer ki 7-8 yaşlarında çocuklar olsanız anlarım. Fakat ağır bir çoğunluğunuz üniversite öğrencisi veya üniversiteye hazırlanan insanlarsınız. Allah aşkına dönün bir kendinizi sorgulayın. &lt;b&gt;&quot;Ben yaşadığım hayat için bu kadar ağlıyorken, bunu değiştirmek için ne yapıyorum?&quot;&lt;/b&gt;, deyin. Hani bir laf vardır ya: &quot;Bugün Allah için ne yaptın?&quot;, diye, dönün bir kere de: &lt;b&gt;&quot;Bugün kendim için, eşcinsel bireyler için, daha özgür bir hayat için ne yaptım?&quot;&lt;/b&gt;, diye sorun. Bu bir oyun değil. Tamamen sizi ilgilendiren, sizin de yaşadığınız bir hayat. Daha yaşayacağınız da nereden baksanız 50-60 seneniz var, tabii bir nefret cinayetine kurban gitmezseniz !! Abi, hiç mi o kurban giden insanları, intihar eden insanları düşünmüyorsunuz? Samimi diyorum insan onlardan utanır da elinden gelen desteği vermeye çalışır yapılanlara. Şimdi bu sitemi niye yapıyorum? &quot;Bir filme gidilerek mi destek verilecek?&quot;, demeyin. Bakın böyle harika bir yapım yapıldıysa ve aşağıda okuyacağınız etkiler tek bir film ile sağlanabildiyse, bunların çoğalması halinde hayatınızın nasıl değişeceğini; şuan okullarda, sokakda, iş yerinde nefret söylemini değiştirebilecek şeylerin çoğalması halinde neler kazanabileceğinizi bir düşünün. Gitmeniz neden önemliydi ? Eğer ki katılım patlaması olsaydı bununla ilgili, yönetmenler görecekti ki bu konuda toplumda bir istek, bir açlık var. İnsanlar bu tür yapımları görmek istiyorlar. Bu tür yapımlar karşılarına çıktığında mutlaka seyretmek için yoğun çaba harcıyorlar. O vakit bu filmlerin sayılarını arttıralım diyeceklerdi. İlgisiz kalınan hiçbir şey için kusura bakmayın da hele ki hetero bir yönetmenin sürekli insiyatifi eline alıp sizi böylesi güzel anlatmasını beklemeyin. Bunu bir yapacaktır, iki yapacaktır. Sonrasına onun da gücü yetmeyecektir. &quot;Bilet kalmamış, gidemedik.&quot; bahaneleri edenler oldu. Şimdi sorsam: &quot;Bu film için &lt;b&gt;&lt;a href=&quot;http://www.benimcocugumbelgeseli.com/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;internet adresi&lt;/a&gt;&amp;nbsp;, &lt;a href=&quot;https://www.facebook.com/listagfilm&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;facebook adresi&lt;/a&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;açıldı. Hangi birinin e-mail adresine ek seanslar konulması için mailler attınız?&quot;&amp;nbsp;Azıcık örgütlü davranmayı öğrenin. Azıcık kendinizi savunmayı öğrenin. Azıcık olduğunuz şeyden korkmayı bırakıp, bir takım şeylerde cesaret gösterin. Bir film giderek kimse sizin eşcinsel olduğunuzu anlamayacaktı. Nitekim beni kimse anlamadı. Bir şey kaybetmedim. Ama ben gitmeseydim. Benim gibi o biletleri tüketen insanlar gitmeseydi, emin olun eşcinsel bireyler olarak geleceğinize dair çok büyük şeyler kaybedecektiniz. Çok samimi diyorum karşılaşacağınız gelecek hayat da yaşamaya çalışırken ya sonunda çıldırıp intihar ederdiniz ya da bir başka nefret kurşununa kurban giderdiniz. Nasıl bir gelecek istediğinize siz karar verin ve bunun için elinizden gelen çabanın en iyisini gösterin. Çok sevdiğim bir alıntıyla sitemimi bitiriyorum ve filme geçiyorum:&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;blockquote class=&quot;tr_bq&quot;&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&quot;Işığı yansıttığın kadar, hayatı aydınlattığın kadar varsın.&quot; ~ &#39;Ayben&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Hayatın neresinde durduğunuzu ve ne kadar bu hayatda varlık gösterip bir şeyleri değiştirebildiğinizi bir kere daha kendinize sorun. Benim tüm çabam bunun için.&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgDK-YWsCXb9OM7NKRviEk_5Hen4Blk_M2ut8T7dSUIcb90qG-JWyluV5Yakl1FZ2lMdu1KfuPFagR2cEX7YMqpzg4RbqZGyETIEs2PA9Y-yzSXASmrYycqfhLP4kH_tqs4BCwnQM3dHVDa/s1600/velevkibneyiz.blogspot.com.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;556&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgDK-YWsCXb9OM7NKRviEk_5Hen4Blk_M2ut8T7dSUIcb90qG-JWyluV5Yakl1FZ2lMdu1KfuPFagR2cEX7YMqpzg4RbqZGyETIEs2PA9Y-yzSXASmrYycqfhLP4kH_tqs4BCwnQM3dHVDa/s1600/velevkibneyiz.blogspot.com.jpg&quot; width=&quot;900&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Öncelikle izleyici kitlesinden söz etmek istiyorum. Caddebostan Külüt Merkezi&#39;ndeki Cinemaximum Budak salonunda filmi izledim. Beklentim, eşcinsel ailelerin çocuklarını da alarak buraya gelmeleriydi. Yani mutlu aile formunun nirvasına ulaşmış insanları göreceğimi düşünüyordum. Fakat şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki gelen insanların sadece %30&#39;u bu tanıma uymaktaydı. Kalan kısmı ise eşcinsel ailesi olduğunu düşündüğüm ; ama yine tahminimce çocuklarıyla bu durumu henüz konuşmamış insanlardı. Zira farklı türde olsa mutlaka çocukları da yanlarında olurdu. Eğer ki bu düşüncem doğruysa tek bir filmin insanların hayatlarını ne denli değiştirebileceğini anlamaya çalışın. Bir anne veya baba veyahutta ikisi birden - çocukları olmadan - filmi izlemeye ve bilgilenmeye gelmişler. Bu gerçekten Yönetmenin ve tüm destekçilerinin nasıl bir şey başardığını göstermektedir. Tekrar emeği olan herkese ruhumun en derinlerinden ciddi anlamda Teşekkürlerimi &amp;nbsp;sunuyorum.&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Şimdi filmin içeriğine gelirsek; öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki film çok fazla eşcinsel bireyleri ilgilendiren bir yapım değil. Bu ne demek oluyor? Bu, şu demek oluyor; filmde siz anlatılmıyorsunuz. Elbette dolaylı olarak tüm film eşcinsel bireylerin yaşamından yola çıkılarak oluşturulmuş ; fakat anlatılan siz değilsiniz aslında. Yani demek istediğim filmin asıl hedef kitlesi ismiyle de çok güzel uyum sağlayarak eşcinsel aileler. Özetle filmde şunu beklemeyin. Bir veya birkaç tane eşcinsel çocuklar var ve bunların hayatı belli bir hikaye doğrultusunda anlatılıyor ve işte aşk meşk işlerine giriliyor gibi bir şey değil. Filmde aynı fragmanında gördüğünüz gibi, sanıyorum 4 aileydi - karılı kocalı -, gelişi güzel ama anlatımı bozmayan bir şekilde kameranın karşısına geçerek, önce kendilerinden bahsedip sonrasında çocuklarının onlara açılış hikayesini ve sonrasında yaşananları oldukça samimi ve gerçekten etkileyen bir şekilde anlatıyor. Gerçekten etkileyici dememin sebebi ise şu; film başından sonuna kadar - ki bu yaklaşık 85 dakikaydı sanıyorum - çıt bile çıkmadan izlendi. Bir tek kişinin film esnasında konuştuğunu işitmedim. Bu sessizlik daha önce hiçbir filmde karşılaşmadığım bir şeydi. İnsanların çünkü gerçekten kanına işleyen şeyler anlatılıyordu. Zaman zaman yanımdaki 30 yaşların başında olduğunu düşündüğüm abla gözlüklerini çıkarıp siliyor, salondan burun çekme sesleri ve yer yer öksürük sesleri geliyordu. Çünkü anlatılanlar tam da salondaki ağırlıklı olarak 35-45 arası yaşlardaki insanların - eşcinsel ailelerin - yaşadıklarıydı. Kendilerinin hikayesini aslında o anda başka birinin ağzından dinliyorlardı ve bu gerçekten oldukça kuvvetli bir etki yaratıyordu.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Film sırasında benim ayırdığım iki bölüm var. İlk bölümde, eşcinsel bireylerin aileleri kendilerinden ve çocuklarından bahsediyorlar. Kendilerine gerçeğin söylendiği andan vs. Kısacası bu filmdeki hikayelerinden. Bu bölümler gerçekten çok fazla duygusal bence. Hele ki asıl izleyici kitlesi aileler için hele gerçekten bu süreçle ilgili çok can yakıcı anlardır, diye düşünüyorum. Yanımdaki ablanın sürekli gözlüklerini çıkarıp gözlerini silmesi en azından bunu gösteriyor. İkinci bölümde ise bu kabul süreci başladığında ne yaptıklarından ve listag, lambda, lgbtt gibi kurumlarından bahsediyorlar. Buraları nasıl bulduklarını, birbirlerini nasıl bulduklarını ve sonrasında nasıl destek çıktıklarını vs. İkinci kısım ilk kısma nazaran çok ilgi çekici değil. En azından eşcinsel bireyler açısından. Ancak aileler açısından oldukça önemli ki kendi çocukları onlara açıldığında nasıl başa çıkabilecekleri gösteriliyor. Özellikle ikinci kısımda hem eşcinselleri hem de ailelerini en fazla ilgilendiren, psikologların aileler ile yaptığı bir toplantı bölümü var. Önce bir takım tanım ve bilgiler verdikten sonra sorulması gereken soruları çok güzel soruyor ve cevabını da veriyor psikologlar. Spoiler olmaması için bunların içeriğine girmiyorum.&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Son onlarak da film hakkında yarattığı etki bakımından şu bilgiyi vermek istiyorum. Filmin son 10 dakikasına girildiğinde - Allah biliyor - içimden dedim ki inşallah film bittiğinde insanlar bu emeğe, bu güçlü etkiye alkış tutarlar. &quot;Yapmazlarsa da kalk sen alkışla mutlaka devamı gelir&quot;, diye tembihliyordum kendimi. Ciddi ciddi de kimse kalkmasa kalkıp ayağa ışıklar karardığında, ben alkışlayacaktım. Böyle bir psikoloji yaratmıştı çünkü. Tam film geçtiğimiz 1 Temmuz Onur Yürüyüşü görüntülerini gösterdikten sonra bitmişti ki daha ben ne olup bittiğini farketmeden salonda müthiş bir alkış tufanı koptu. Gözlerim yaşardı ağlamaya başladım. Bakın film boyunca bile ağlamadım. En az abartısız 10-15 sahnede gözlerim doldu, sildim ama öyle ağlayasım da gelmedi. Odun bir insanım. Ama o alkışlarda öyle tuhaf oldum ki. Alkışlanan kabul gören - hele ki alkışlayanlar madalyonun diğer bir yüzü olan aileler iken - bendim sanki. Işıkları yakmadılar. Karanlık ortam çıkana kadar devam etti. Alkış sesleri de öyle. 2-3 dakika yerimden kalkamadım. Zaten gözlerim yaşlı çıkmak da istemedim. Sadece ben değil yanımdaki abla da yine ağlıyordu. Sonra alkışlar yavaş yavaş kesildikten sonra elimle yüzümü biraz yoklayıp derin derin nefes alıp çıktım salondan.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Bakın hayatınızda sizi çok fazla etkileyen kitaplar, filmler, gösteriler, insanlar vsler olur. &quot;İşte ya&quot;, dersiniz &quot;Ben varım bunun içinde.&quot; Belki efektler, müzikler vs vs olarak hiç bir espirisi yoktur işin, fakat sen varsındır içinde ve bu da sana izlemen, başkalarına izletmen ve saklaman için yeterli sebeptir. İşte &lt;b&gt;&lt;i&gt;&quot;Benim Çocuğum&quot;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; böyle bir yapımdır. İzlemeyen arkadaşlar, gerçekten süper geçerli bir mazereti olmayan eşcinsel arkadaşlar çok fazla şey kaçırdınız. Hele ki bu filmi izletebileceğiniz; açıldığınız bir arkadaşınız, aileniz varken izlememişseniz var ya size söyleyecek söz bile bulamıyorum. Yani gidip kafanızı bir yerlere çarpın o kadar :D :D Çünkü belki saatlerce oturup karşılarına, hayat hikayenizi yüzlerce kez tekrarlayarak anlatsanız bile bu filmle aynı etkiyi yapamazsınız. Çünkü filmde siz değil, karşınızda sizi anlaması gereken kişilerin yerinde olan insanlar anlatıyor. Yani onlara, onların durumunda olan insanlar anlatıyor. İşte bu yüzden kıymetli, işte bu yüzden oldukça başarılı bir yapımdı.&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Filme nacizane bir eleştiri yapmak istiyorum. Bu kadar yazıdan sonra bunu affınıza sığınarak yapıyorum. Keşke filmde eşcinsel bireyler de konuyla paralel olarak ailelerine açılma anını beraber anlatsalardı. Bu haliyle bile elbette çok güzel; ama işte o zaman sadece eşcinsel bireylerin ailelerini değil, eşcinsel bireyleri de müthiş derecede etkileyebilirdi. Ama yine de ziyanı yok. Belki ikinci bir film gelir &lt;b&gt;&lt;i&gt;&quot;Benim ailem&quot;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; gibi bir şey olur ve bu sefer çocuklar anlatır :) Yine aynı kalitede olursa da tadından da yenmez.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Filmden sonra çok fena bir şekilde ailenize bu gerçeği anlatma ihtiyacı hissediyorsunuz. Ve müthiş bir umutla kabulleneceklerini düşünüyorsunuz. Fakat yol boyunca bunun mukayesesini yapınca ve anlatan ailelerin hayal kırıklıklarını gözümün önüne getirdiğimde, henüz bunu yapmam için çok geçerli sebepler olmadığını ve hele ki ailemin onlar kadar açık fikirli olmadıklarını tekrar farkettim ve vazgeçtim. Ne kadar şanslı o çocuklar. Ailelerinden böylesi destek görebildikleri için. Kim bilir belki gün ben de...&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;h3 style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Hayatı sizin için yaşanır kılan tüm insanlara büyük bir borcunuz olduğunu unutmayın. Son bir kere, bir eşcinsel birey olarak en büyük Teşekkürlerimi bu filmi izlememi sağlayan herkese sunuyorum...&lt;/h3&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/feeds/6126928057308379003/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/02/benim-cocugum-film-sonras.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/6126928057308379003'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/6126928057308379003'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/02/benim-cocugum-film-sonras.html' title='Benim Çocuğum ~ Film Sonrası'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09358892088790925542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgDK-YWsCXb9OM7NKRviEk_5Hen4Blk_M2ut8T7dSUIcb90qG-JWyluV5Yakl1FZ2lMdu1KfuPFagR2cEX7YMqpzg4RbqZGyETIEs2PA9Y-yzSXASmrYycqfhLP4kH_tqs4BCwnQM3dHVDa/s72-c/velevkibneyiz.blogspot.com.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6723520849520508600.post-3546480589665300599</id><published>2013-02-19T01:09:00.002+02:00</published><updated>2013-02-19T23:58:48.472+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Filmler"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yazılar"/><title type='text'>Benim Çocuğum Belgesel Filmi</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;Selamlar; Doğudan Batıya, Kuzeyden Güneye Uzanan Güneşin Tüm Altın Çocuklarına,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;Biliyorum, uzun zamandır yazmıyordum. Açıkcası bunun için geçerli bir sebebim de yok. Hemen kısa bir özet geçelim o vakit. Üniversite hayatımdaki son dönemece girdim. 4. senemin 2. döneminde, geriye kalan tek ders ve bir bitirme projesi ile koca bir dönemi geçireceğim. Yani bu da demek oluyor ki haftanın sadece 1 günü okula gideceğim ve o da sadece 3 saat sürecek. Peki bu durumda ben okula gider miyim ? Genellikle hayır :D Saolsun dersi benim yerime seçip, benim yerime danışmanıma onaylatan, üstelik 4 senedir kendi imzamı benden daha güzel atan ve numaramı kendi numarası gibi ezbere bilen çok sevdiğim iki heterocan arkadaşım da benimle aynı şubeyi aldılar. Böylece derse gitmem için imza bahanesi ortadan kalkmış oluyor. Tek geçerli sebep onlarla yapılacak bir ders sonrası sürtme etkinliği olacak o kadar. İşte sadece o günlerde gideceğimi düşünüyorum. Neyse,&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&amp;nbsp;belki seviniyorsunuz da yazmıyor oluşuma, bunu bilemiyorum. Fakat vururum lan sizi ne demek seviniyorsunuz. Yazmamamın tek sebebi anlatacak bir şeylerimin olmaması bu günlerde. Yani bildiğiniz başı boş, bomboş günler geçiriyorum tamamen :D Bundan mütevellit boş beleş mevzuları yazarak kalitemi düşürmek de istemiyorum B|&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiYdCElxGyzW6_NJdUUg2bYMUsH5zO_jPzC1CNVbg9bQmSsZCPomhYnmIsdYmCTYbQUUclvwd4EU0Yl2LqbvtqRo2udU1-cOJX-bvyLBs9tSkeArE66Nk0rPmi52iwb2ZHjj91rqT4176Dc/s1600/velevkibneyiz.blogspot.com.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;556&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiYdCElxGyzW6_NJdUUg2bYMUsH5zO_jPzC1CNVbg9bQmSsZCPomhYnmIsdYmCTYbQUUclvwd4EU0Yl2LqbvtqRo2udU1-cOJX-bvyLBs9tSkeArE66Nk0rPmi52iwb2ZHjj91rqT4176Dc/s1600/velevkibneyiz.blogspot.com.jpg&quot; width=&quot;900&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;span id=&quot;goog_216219675&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;span id=&quot;goog_216219676&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;Neyse gelelim bugün neden karalama yaptığımıza. Bilmiyorum, biliyor musunuz, önümüzdeki haftalarda bizler için çok önemli bir etkinlik olacak. Yönetmenliğini &lt;/span&gt;&lt;b style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;i&gt;&quot;Can Candan&#39;ın&quot;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt; yaptığı - ki adamı tanıyor havaları veriyorum, oysaki ilk defa duydum adını, bu da benim ayıbım olsun. - &lt;/span&gt;&lt;b style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;i&gt;&quot;LISTAG / LGBTT Aileleri İstanbul Grubu&quot;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt; tarafından da desteklenen &lt;/span&gt;&lt;i style=&quot;font-family: inherit; font-weight: bold;&quot;&gt;&quot;BENİM ÇOCUĞUM&quot; &lt;/i&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;isimli uzun metraj belgesel filmin gösterimi yapılacak.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;a href=&quot;http://velevkibneyiz.blogspot.com/2012/11/escinsel-dernek-orgut-kurum-ve.html&quot; style=&quot;font-family: inherit; font-weight: bold;&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;LISTAG ve diğer LGBTT kurum, kuruluş ve örgütler hakkında detaylı bilgiyi bu yazımızda bulabilirsiniz.&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;Yazımın altında bu uzun metraj belgeselin bir de fragmanını göreceksiniz. Bana kalırsa - fragmandan yola çıkarak konuşuyorum - gayet başarılı bir yapım olmuş gibi geliyor. Zaten konu olarak bizi anlattığından ilgimizi çekmemesi imkansız gibi bir şey. Neden bu kadar bu belgesel/film konusunda heycanlandığıma gelecek olursak, kendinizi anlattığınız ama içine halen daha tam olarak sindirememiş arkadaşlarınız veya ailenizden birileri varsa gönül rahatlığıyla izletebileceğiniz bir &amp;nbsp;yapım. Böylece sizleri, bizleri çok daha iyi anlama fırsatı bulacaklar. Bu yapımın hazırlanmasında emeği geçen başta yönetmen Can Candan ve desteklerinden ötürü LISTAG grubuna bir eşcinsel birey olarak binlerce kez teşekkür ediyorum. Eminim ki pek çok başka kişi ve kurumların da desteği vardır. Burada ismini bilemediğim o herkese de ayrıca teşekkür ederim.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;Ve işte bahsettiğim &quot;Benim Çocuğum&quot; isimli uzun metraj belgesel filmimiz :&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; frameborder=&quot;0&quot; height=&quot;480&quot; src=&quot;http://www.youtube.com/embed/B9CN6m7vccw&quot; width=&quot;900&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;Şimdi bu kadar bilgiden sonra &lt;b&gt;&lt;i&gt;&quot;Benim Çocuğum&quot;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; belgeselinin gösterime ne zaman ve hangi salonlarda gireceğini gösterelim. Yalnız bunu belirtmeden önce sizlere çok önemli bir uyarı yapmak istiyorum. Verilen tarihlerde bu belgesel/film sadece tek sefere mahsus olmak üzere gösterilecek. Yani bu sıradan bir film olmadığı için ilgili salonlarda belli bir süre boyunca gösterimde kalacak bir yapım değil. Bundan mütevellit rezervasyon işlemlerinizi son güne bırakmayınız diyorum. :) ve işte filmin gösterime gireceği salonlar, tarihler ve saatleri :&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;u style=&quot;font-family: inherit; text-align: justify;&quot;&gt;&lt;u style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: #3d85c6;&quot;&gt;21 Şubat 2013 Saat : 19:30&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/u&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;color: #3d85c6; font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;b style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;İSTANBUL&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-size: 15px; line-height: 20px;&quot;&gt;Cinemaximum İstinye Park&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;u style=&quot;font-family: inherit; font-size: 15px; line-height: 20px;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: #990000;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/u&gt; &lt;u style=&quot;font-family: inherit; font-size: 15px; line-height: 20px;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: #3d85c6;&quot;&gt;22 Şubat 2013 Saat : 17:00&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit; font-size: 15px; line-height: 20px;&quot;&gt;&lt;b style=&quot;color: #3d85c6; font-family: inherit;&quot;&gt;İSTANBUL&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit; font-size: 15px; line-height: 20px;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;Cinemaximum Budak&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit; font-size: 15px; line-height: 20px;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;color: #3d85c6; font-family: inherit; font-size: 15px; line-height: 20px;&quot;&gt;&lt;b style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;u&gt;23 Şubat 2013 Saat : 17:30&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit; font-size: 15px; line-height: 20px;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit; font-size: 15px; line-height: 20px;&quot;&gt;&lt;b style=&quot;color: #3d85c6; font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;u&gt;İSTANBUL&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit; font-size: 15px; line-height: 20px;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit; font-size: 15px; line-height: 20px;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit; font-size: 15px; line-height: 20px;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;Cinemaximum Budak&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit; font-size: 15px; line-height: 20px;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit; font-size: 15px; line-height: 20px;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit; font-size: 15px; line-height: 20px;&quot;&gt;&lt;b style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;u&gt;&lt;span style=&quot;color: #3d85c6;&quot;&gt;24 Şubat 2013 Saat : 13:00&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit; font-size: 15px; line-height: 20px;&quot;&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: #3d85c6;&quot;&gt;İSTANBUL&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit; font-size: 15px; line-height: 20px;&quot;&gt;Cinemaximum Fitaş - Salon 4&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: #333333; text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit; font-size: 15px; line-height: 20px;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: #333333; text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit; font-size: 15px; line-height: 20px;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit; font-size: 15px; line-height: 20px;&quot;&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;u&gt;&lt;span style=&quot;color: #3d85c6;&quot;&gt;01 Mart 2013 Saat : 15:00&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit; font-size: 15px; line-height: 20px;&quot;&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: #3d85c6;&quot;&gt;ANKARA&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit; font-size: 15px; line-height: 20px;&quot;&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;Cinemaximum Cepa - Salon 2&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: #333333; text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;color: #333333; text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit; font-size: 15px; line-height: 20px;&quot;&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;u&gt;&lt;span style=&quot;color: #3d85c6;&quot;&gt;02 Mart 2013 Saat : 13:00&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit; font-size: 15px; line-height: 20px;&quot;&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: #3d85c6;&quot;&gt;İZMİR&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit; font-size: 15px; line-height: 20px;&quot;&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;Cinemaximum Forum - Bornova&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color: #333333;&quot;&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-size: 15px; line-height: 20px;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;color: #cc0000; font-style: italic; font-weight: bold; text-decoration: underline;&quot;&gt;Önemli Not :&lt;/span&gt; Şimdi burada benim şehrim yok diye hayıflanmayın. Zira &lt;b&gt;&lt;i&gt;&quot;!F /&amp;nbsp;Uluslararası &amp;nbsp;Bağımsız Filmler Festivali - 12th International Independent Film Festival&quot;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; iş birliğinde olduğunu sanıyorum, Türkiye&#39;deki ve bir kaç farklı ülkedeki tam 31 farklı noktada - tarihe ve saate mutlaka dikkat edin - ;&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;u&gt;&lt;span style=&quot;color: #990000;&quot;&gt;24 &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color: #3d85c6;&quot;&gt;Şubat 2013 Saat : 13:00&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&#39;da eş zamanlı gösterimi yapılacak. Aşağıdaki iki resimde gösterimin yapılacağı iller ve salonlar hakkında detaylı bilgi bulunmaktadır. Lütfen göz atın.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; border: 0px; font-size: 14px; margin: 0px; outline: 0px; padding: 0px;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEifeuPhsnErW7GrKUMZyVxsOUjgPhnqtfGORjo08A3MW18MAXApA-zrxCceF1iXbp3wy0RjGG5epHYGMBtSogDPTT_E-OGwjjQJyuh7Zt5R7DOFKstZ1M1RcJkni0A5OOa9Nq8_mPQssKNF/s1600/as1.png&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;500&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEifeuPhsnErW7GrKUMZyVxsOUjgPhnqtfGORjo08A3MW18MAXApA-zrxCceF1iXbp3wy0RjGG5epHYGMBtSogDPTT_E-OGwjjQJyuh7Zt5R7DOFKstZ1M1RcJkni0A5OOa9Nq8_mPQssKNF/s1600/as1.png&quot; width=&quot;900&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhEx73FJl0HGQYztWrLvdbnXnpFQ9Dqw1n0K4RkIXp4RS39s1fqzkn5BJcTFyWbBw6yvCQ0EanbaDZkG2B7zkZ6a33wBXq8QwMno_pUAHAj_t1TeTbyXID9AC5UZoGHKssP-t721unXEgEI/s1600/as2.png&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;500&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhEx73FJl0HGQYztWrLvdbnXnpFQ9Dqw1n0K4RkIXp4RS39s1fqzkn5BJcTFyWbBw6yvCQ0EanbaDZkG2B7zkZ6a33wBXq8QwMno_pUAHAj_t1TeTbyXID9AC5UZoGHKssP-t721unXEgEI/s1600/as2.png&quot; width=&quot;900&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; border: 0px; font-size: 14px; margin: 0px; outline: 0px; padding: 0px;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;color: #3d85c6;&quot;&gt;&lt;b&gt;&quot;Benim Çocuğum&quot; belgeseliyle alakalı olarak göz gezdirebileceğiniz ve bilgi alabileceğin diğer siteler için ;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;a href=&quot;http://www.benimcocugumbelgeseli.com/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&quot;Benim Çocuğum&quot; Belgeseli İnternet Adresi&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt; &lt;b&gt;&lt;a href=&quot;http://www.ifistanbul.com/tr/index.asp&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;!F İstanbul İnternet Adresi&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt; &lt;b&gt;&lt;a href=&quot;https://www.facebook.com/listagfilm&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;Listag Film Facebook Sayfası&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt; &lt;b&gt;&lt;a href=&quot;https://www.facebook.com/groups/listag/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;Resmi Listag Facebook Grubu&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt; &lt;b&gt;&lt;a href=&quot;http://listag.wordpress.com/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;Listag WordPress Blogu&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Filmi bir şekilde kaçıracak olan arkadaşlar için daha sonraları sanıyorum ki dvd veya internetten yayınlanma seçenekleri olacakmış. Fakat lütfen buna güvenmeyin. Kim bilir olsa bile ne zaman yapılacak. Böyle bir yapım karşınıza gelmişken ilgili salonları mutlaka doldurun :)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Son olarak da şunu belirtmek istiyorum. Birer eşcinsel birey olarak lütfen filmin gösterimi boyunca tüm salonları tıklım tıklım doldurun. Eğer ki daha fazla sesimizin duyulması ve bu tarz gösterimlerin çoğalmasını istiyorsak öncelikle bizlerin buna destek olması gerekiyor. Eğer ki o tarihlerde farklı sebeplerden dolayı izleyemeyecekseniz bile en azından bu ve benzeri yazıların diğer eşcinsel bireyler tarafından okunmasını ve görülmesini sağlayın. Toplumda bir şeyleri değiştireceksek, azıcık dötünüzü kaldırın da şu filme gidin :D :D&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;h3&gt;
Alayınıza Koccaman Öpücükler gönderiyorum. Unutmayın Sen Varsan, Biz de Varız. Yalnız Değiliz !&lt;/h3&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/feeds/3546480589665300599/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/02/benim-cocugum-belgesel-filmi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/3546480589665300599'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/3546480589665300599'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/02/benim-cocugum-belgesel-filmi.html' title='Benim Çocuğum Belgesel Filmi'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09358892088790925542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiYdCElxGyzW6_NJdUUg2bYMUsH5zO_jPzC1CNVbg9bQmSsZCPomhYnmIsdYmCTYbQUUclvwd4EU0Yl2LqbvtqRo2udU1-cOJX-bvyLBs9tSkeArE66Nk0rPmi52iwb2ZHjj91rqT4176Dc/s72-c/velevkibneyiz.blogspot.com.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6723520849520508600.post-8434804310239883854</id><published>2013-01-22T16:32:00.003+02:00</published><updated>2013-01-22T16:34:06.263+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Şiirler"/><title type='text'>Karanlıktı Sabahlar</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&quot;Günaydın&quot;, diyemeyecek kadar karanlıktı sabahlar,&lt;br /&gt;
ve &quot;Hoş Geldin !&quot;, diyemeyecek kadar dargındı kafalar.&lt;br /&gt;
Tanrı&#39;nın bir &quot;Selam&#39;ına&quot; kandığımız ufacık anlar,&lt;br /&gt;
ve sahte bir &quot;Tebessümle&quot; başlayan o sıcak yalanlar...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Herkes dostundu, herkes ahbap..!&lt;br /&gt;
Kuyunun dibindeyken,&lt;br /&gt;
Kaldır kafanı, yukarı bak..!&lt;br /&gt;
Sana bakan gözler göreceksin;&lt;br /&gt;
Bembeyaz ve parlak..!&lt;br /&gt;
Lakin;&lt;br /&gt;
Gerçek bir dostun sıcaklığından,&lt;br /&gt;
Ne kadar da uzaklar..!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;color: #3d85c6;&quot;&gt;*Sahipli&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;color: #3d85c6;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhc_iFHFqGVrxtxtwdFdNZheAv1Wim4fRmwOiHhhMSRMwoPCNaDGviKVBrsolLrbjbWAMkJk-rBkaVAZGzrDCEnVSjZBrqe0JXcXJNZwswHE7aRboqJYE2jfbkiNu8kI5DzE0kqch590WJ8/s1600/velevkibneyiz.blogspot.com-karanl%25C4%25B1kt%25C4%25B1+sabahlar.png&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhc_iFHFqGVrxtxtwdFdNZheAv1Wim4fRmwOiHhhMSRMwoPCNaDGviKVBrsolLrbjbWAMkJk-rBkaVAZGzrDCEnVSjZBrqe0JXcXJNZwswHE7aRboqJYE2jfbkiNu8kI5DzE0kqch590WJ8/s400/velevkibneyiz.blogspot.com-karanl%25C4%25B1kt%25C4%25B1+sabahlar.png&quot; height=&quot;200&quot; width=&quot;400&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/feeds/8434804310239883854/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/01/karanlkt-sabahlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/8434804310239883854'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/8434804310239883854'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/01/karanlkt-sabahlar.html' title='Karanlıktı Sabahlar'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09358892088790925542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhc_iFHFqGVrxtxtwdFdNZheAv1Wim4fRmwOiHhhMSRMwoPCNaDGviKVBrsolLrbjbWAMkJk-rBkaVAZGzrDCEnVSjZBrqe0JXcXJNZwswHE7aRboqJYE2jfbkiNu8kI5DzE0kqch590WJ8/s72-c/velevkibneyiz.blogspot.com-karanl%25C4%25B1kt%25C4%25B1+sabahlar.png" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6723520849520508600.post-4441170537084846940</id><published>2013-01-06T18:41:00.001+02:00</published><updated>2013-01-06T18:41:28.728+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yazılar"/><title type='text'>Yıkılan Tabular : İlk ve En Önemli İtiraf</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Selam Tekrar Gökkuşağının En Renkli Çocuklarına,&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;i&gt;&lt;b&gt;&#39;Yıkılan Tabular&#39;&lt;/b&gt; &lt;/i&gt;isimli yazı dizimizin ikinci kısmına geldik. İlk bölüme;&amp;nbsp;&lt;a href=&quot;http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/01/yklan-tabular-tekyon.html&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;b&gt;Yıkılan Tabular : TekYön&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&amp;nbsp;adresinden ulaşabilirsiniz. Şimdi daha fazla bekletmeden en büyük tabularımdan bir diğerini anlatmaya geçelim.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgQha5XM_Df6qNLR1NibI1s_pmjLrgNyZlSFRcDf-YbL1Ti6mfBkwJ5Y4ZDVbChbRdYvDUI53atkJoP7qnLDvmUzPFS5AZnb4MDeD3M7UEnnx9ro9tu02VS-qDGz_QBOoybvyNgyavDZuaB/s1600/Velevkibneyiz.blogspot_taboo2.png.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgQha5XM_Df6qNLR1NibI1s_pmjLrgNyZlSFRcDf-YbL1Ti6mfBkwJ5Y4ZDVbChbRdYvDUI53atkJoP7qnLDvmUzPFS5AZnb4MDeD3M7UEnnx9ro9tu02VS-qDGz_QBOoybvyNgyavDZuaB/s400/Velevkibneyiz.blogspot_taboo2.png.jpg&quot; height=&quot;300&quot; width=&quot;700&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Dün gece gerçek anlamda sahip olduğum en büyük tabulardan birini yıkmayı başardım. Bu yüzden de bütün bir gece heyecan ve korku içerisinde milyon tane farklı duyguyu yaşadım. &quot;Neydi bunun sebebi?&quot;, diyorsunuz şimdi, bilmeyenler. Hemen anlatıyorum. Benim yaklaşık 3.5 yıl kadar platonik bir aşka tutulduğumu neredeyse beni tanıyan herkes biliyordu zaten. Bu &lt;i&gt;&#39;hetero&#39;&lt;/i&gt; mu, &lt;i&gt;&#39;gay&#39;&lt;/i&gt; mi belli olmayan çocuğa bir türlü açılamadığımı da biliyordunuz. Zira aile faceimde ekli ve 20, 30 kadar ortak arkadaşa sahip olduğum biriydi. Yine de bu, ona aşık olarak geçirdiğim 3.5 yıl gerçeğini değiştirmiyordu. Şimdi burada okuyunca dile kolay geliyor. Bir insanın hayatındaki - 18 ile 21.5 yaşları arasında - dokunmadan, hissetmeden, koklamadan vs bir dünya güzel duyguyu yaşayamadan geçmiş 3.5 yıl diyorum. Sebepsiz kıskanmaları, onun bokuna kavga ettiğin insanları, yaptığın saçmalıkları vs saymıyorum bile. Neyse bunlara çok girmeyeceğim şimdi. Velhasıl kelam bilmeyenler için özetle bir çocuk vardı ve bir sene öncesine kadar ben buna 3.5 yıl platonik ve çok yoğun bir biçimde aşıktım. Artık bu duygunun körelmeye başladığı bugünlerde tamamen onu kafamdan atmam için yapmam gereken tek bir şey kalmıştı: &lt;i&gt;&lt;b&gt;&quot;Ona Gay olduğumu söylemek.&quot;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;
&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiLhykylhWswQEym8r7pgxwR4xjsHuEFk84qyd4ifbM4idGSGreRmXp1lyCtO4gtc4jqNvgyLl49TFQJluwh-X1eLjsxvO3TpIXUR-VkSJo3btWEaniOZcvIetVwzQSac3nXuy0HJjN_iKG/s1600/Velevkibneyiz.blogspot_taboo.png&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiLhykylhWswQEym8r7pgxwR4xjsHuEFk84qyd4ifbM4idGSGreRmXp1lyCtO4gtc4jqNvgyLl49TFQJluwh-X1eLjsxvO3TpIXUR-VkSJo3btWEaniOZcvIetVwzQSac3nXuy0HJjN_iKG/s400/Velevkibneyiz.blogspot_taboo.png&quot; height=&quot;224&quot; width=&quot;640&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
Risklerin farkındaydım. Yani hoşuna gitmezse ve de homofobik bir insansa aramızdaki iletişim tamamen kopabilirdi. Kopmasını geç arkadaşlarımı, ailemi bilen bir insan. Aile faceimin duvarında sadece: &quot;Bu çocuk Gay !&quot;, diye yazmasıyla bile, gelişecek olaylarla nasıl başa çıkabileceğimi tahmin bile edemiyorum. Yani risklerin farkındaydım; fakat artık söylemenin de zamanıydı. Şimdi: &amp;nbsp;&quot;Bilader 3.5 yıl geçmiş aşık şekilde, son bir yıldır da unutma yoluna girmişsin. Bu kadar zaman içerisinde özellikle de aşıkken söylememişsin de şimdi affedersin götün mü kaşınıyor da söylüyorsun?&quot;, diyebilirsiniz ki haklısınız da bir yerde. O zaman hemen neden söylediğime geçeyim. Ben halen - bu kadar zaman geçmesine rağmen - aklımın ve kalbimin bir köşesinde bununla yaşıyorum. Tanıştığım her yeni insanı bilinçaltımda onunla kıyaslıyor, onu sevdiğimden daha çok sevip sevemeyeceğimi kestirmeye çalışıyorum. Hani iyice anlamanız için şöyle söyleyeyim; bırakın tüm bunları biriyle uzun süre muhabbet ettiğimde bile sanki platonik olduğum çocukla bir ilişkimiz varmış da başkasıyla konuşarak onu aldatıyormuşum hissine kapılıyordum. İşin ne kadar boka sardığını görebiliyor musunuz? Sırf bu sebeplerden birine aşık olmakta ne kadar zorlandığımı, aşık olsam da sürdürememekteki en büyük sebeplerden birinin &amp;nbsp;ne kadar gereksiz ve saçma olduğunu görüyor musunuz? Yani birine platonik olmuşsunuz, üstünden bir yıl geçmiş ve siz halen onun bokuna bir başkasına aşık olamıyorsunuz. Çünkü halen kafanızda: &quot;Ulan ya bilseydi, Gay olduğumu acaba...??&quot;, diye kurulmuş bir milyon tane hayaliniz ve fantaziniz var. Bunlar platonik aşkı yaşamamış birine çok salakça gelebilir. Fakat şunu söyleyeyim tüm samimiyetimle, Allah bir kuluna dünya üzerinde cehennemi yaşatmak isterse - psikolojik olarak - en iyi yollarından biri onu olmayacak bir platonik aşka itmesiymiş. İşte tüm bu sebeplerden dolayı artık kafamda tamamen bitirebilmek için söylemeyi kararlaştırdım. Bu benim kendi içimdeki en büyük tabulardan biriydi. Belki biriyle ilişkiye girmek düşüncesinden bile daha büyük bir tabudur bu, benim için. Hani tabu olmasını geç buna cesaret edebilmiş olmak bile koskocaman bir adımdır benim için.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Buralar zaten bazılarınızın bildiği şeylerdi. Şimdi nasıl söylediğimi merak edenlerin bölümüne geçiyorum. Dün tüm cesaretimi toplamıştım. Zaten dün söyleyememiş olsam bir daha asla söyleyebileceğime inanmıyorum. Deli cesareti gibi bir şey gelmişti çünkü. Tahmin edebileceğiniz gibi bunu yüz yüze söyleyebilecek kadar götüm(!) halen yok. Telefonda da anlatamam, sesim titrer vs. En güzeli ya internetten ya whatsapp&#39;dan ya da sms ile anlatmaktı. Smsde de olay biraz kopuyor; yaz bekle, cevap atsın o beklesin, sen yaz felan. İnternete de çocuk çok fazla giremediği bir dönemde en mantıklı seçenek whatsapp&#39;dı. Zira ne zaman whatsapp üzerinden yazsam 1-2 dakika içerisinde mutlaka karşılık verirdi. Bir &quot;Selam&quot;, diyerek konuşmaya başladım ki ben onunla o ana kadar hiç bir zaman o şekilde konuşmaya başladığımı bilmem :D Benim konuşma şeklimi bilenler &lt;i&gt;&#39;yavru&#39;&lt;/i&gt;, &lt;i&gt;&#39;bebeğim&#39;&lt;/i&gt; gibi kelimeleri çok fazla kullandığımı bilir ki ona karşı bunların Allah&#39;ını kullanıyordum. Neyse Selam&#39;ı verdikten sonra bekle babam bekle. Bir türlü cevap gelmiyor. Ben 20:12&#39;de yazmışım, çocuk ise 20:11&#39;de en son whatsapp&#39;a bakmış. Hayatımdaki en tedirgin bekleyişlerimden birini yaşıyorum mk. Heyecanla karışık korkudan öleceğim sanki. Sonunda, taa 22:35&#39;de cevap gelmiş. &quot;Miş&quot;, diyorum çünkü bu sefer ben bir 10 dakika gecikmeyle fark ettim ve hemen klasik bir hal hatır sorma faslına geçtik. Fakat ilk defa bir türlü frekans tutturamadık; o yazıyor bekliyor bir 10-15 dakika, ben yazıyorum bekliyorum bir 10-15 dakika. Bu böyle böyle saat 23:21&#39;e geldiğinde artık korku ve heyecan yerini biraz sinire bıraktı. Zira geçen 2 saatte halen konuya girememiştim. Cesaretim kaçacak veya ertesi güne kalacak diye endişeleniyordum. 23:21&#39;de konuya giriş yapmaya başladım. Fakat öncesinde bir yemin ve söz almam gerekiyordu, eşeği sağlam kazığa bağlamak için. Çocuğa: &quot;Hayatındaki en sevdiğin insan kim?&quot;, diye felan sorayım dedim ki onun üstünden yemin ettireceğim. Pat birden onun telefona bi&#39;şeyler oldu. Whatsapp&#39;da gönderdiğim hiç bi&#39;şey gitmiyor buna. Artık sinir patlaması yaşıyorum ve bir yandan aklıma: &quot;Ulan yıllardır konuşuyoruz bununla. İlk defa böyle bir şey oluyor.&quot; &quot;Acaba&quot;, diyorum &quot;Bunlar Tanrı&#39;dan bir işaret mi anlatmamam için.&quot; Böyle de batıl bir insanım işte. Yani vazgeçme noktasına geleceğim neredeyse. Böyle böyle tam umutlarımı kaybetmişken ve tekrar söyleyemeyeceğim derken saat 00:02 de tekrar yazmaya başladı. İnternetinde sorun olduğunu, sürekli koptuğunu ondan dolayı bir türlü konuşamadığımızı felan söyledi. Neyse çocuğa diyorum ki: &quot;En sevdiğin insan kim hayatında?&quot;, &quot;Ben kimseyi sevmiyorum o kadar.&quot;, diyor ki inanıyorum da bu söylediğine. Zira çok umursamaz bir yapısı var. Bana: &quot;Çok umursamazsın !&quot;, derler, işte o benim iki katım kadar umursamaz bir insan. &quot;Ben kimseyi sevemiyorum&quot;, felan diyor. &quot;Annen felan yok mu oğlum?&quot;, dedim en son. &quot;Önemli bir şey anlatacağım yemin etmen gerekiyor&quot;, dedim &quot;Kimseye anlatmayacağına dair.&quot; &quot;Tamam&quot;,&amp;nbsp;dedi &quot;Yemin ederim.&quot; Neyse dedim buna da şükür :D Yemin etti en azından. Başladım buna işte benim için çok önemli bir gerçek var ve kimseye açıklamadım şimdiye kadar vs vs lafları yazmaya. Bununla benim muhabbetlerim hep çok fena bir şekilde makara geçer. Sürekli saçmalarız genelde birbirimize. Yani benim bu büyük itirafı ona belki karamsar bir şekilde yaptığımı sanıyorsunuz; fakat &amp;nbsp;ben bu makara alışkanlığından dolayı güle güle yazıyordum her şeyi ona. Haliyle tam işte: &quot;Söyleyeceğim önemli bir şey var sana&quot;, dediğim anda: &quot;Gay olduğunu mu söyleyeceksin?&quot;, dedi. Tüm heyecan boğazımda düğümlendi sanki. Sadece: &quot;Yep :p&quot;, diyebildim. &quot;Biliyorum oğlum onu, bilmediğim bir şey söyle&quot;, diye yazdı. Ben anın heyecanıyla biraz ciddiye aldım tabi bu lafını. &quot;Nasıl biliyorsun, nerden biliyorsun mk?&quot;, felan demeye başladım. &quot;Bilirim ben, erdim&quot;, gibi saçma cevaplar verince makaraya döndüğünü anladım. Benim gayri ciddi yapımı bildiğinden onunla böyle ciddi şeyler hiç konuşmadığımı biliyor. Bunun da kendisine atılmış bir zarf veya kafa bulma şekli olduğunu düşündü sanıyorum. &quot;Lan yok&quot;, diyorum &quot;Harbiden Gay&#39;im&quot;, felan fistan. Tüm bunları güle güle yazıyorum ama. Eğer açıkladığın kişi,&amp;nbsp;öncesinde defalarca eşcinsel makara muhabbeti yaptığın biriyse,&amp;nbsp;Gay olduğunu açıklamanın en ironik kısmı,&amp;nbsp;bir türlü onlara gerçeği konuştuğunuza inandıramamanızdır ki benim onla geçen eşcinsel şaka muhabbetlerimi ben buradaki gerçekten eşcinsel arkadaşlarımla bile yapmamışımdır. Düşünün çocuğun niye inanmadığını ve makaraya vurduğunu. &quot;İnanmıyorsun değil mi lan?&quot;, dedim. &quot;Siktir git, söylerken bile makara yapıosun oğlum&quot;, dedi. &quot;Lan olm harbi söylüyorum&quot;, felan diye halen inandırmaya çalışıyorum ben. &quot;Bunu söylemek birine ne kadar zor senin haberin var mı?&quot;, dedim. &quot;Çok zor söyledin zaten mk :D&quot;, dedi ki haklı da zaten. Makaraya sara sara söyledim :D &amp;nbsp;Sonra biraz daha saçma muhabbet ettikten sonra, klasik: &quot;Oğlum yine saçmaladık epey&quot;, dedi. Biz her muhabbetin sonunda böyle bir aydınlanma yaşar, saçmaladığımızın farkına varırdık. Fakat bu sefer konuştuklarımız gayet gerçekti. &#39;İnandım&#39; demesine rağmen &#39;Yine saçmaladık&#39; lafından sonra halen inanmadığını fark ettim. Sonunda &lt;b&gt;&lt;i&gt;&#39;yemin ettim&#39;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; ben de. &quot;Oğlum&quot;, dedim &quot;Makara yapıyor olsam yemin de etmem değil mi?&quot;, dedim. &quot;Kanka senden korkuyorum&quot;, demeye başladı. &quot;Bir saat önce tanıdığın Gökhan kimse halen aynı adamım dedim.&quot; &quot;Ama bir saat öncesinde gay değildin&quot;, dedi. &quot;Öyleydim;&amp;nbsp;ama sen bilmiyordun, diğer herkes gibi&quot;, dedim. &quot;Erkek arkadaşın var mı?&quot;, diye sordu. Bunun peşine hani insan filmlerdeki gibi: &quot;Hayır&quot;,&amp;nbsp;dediğinde &quot;Ben de gayim ve sana aşığım&quot;, felan demesini bekliyor :D :D Ama tabi bu kadar harika şeylerin gerçek hayatta olmayacağını, hayat bana defalarca kez gösterdiğinden sadece öyle bir düşünce olarak geçti aklımdan. &quot;Cıks&quot;, diyebildim sadece sorusuna. &quot;Bizim mahallede bir gay müdür var seni onunla tanıştıralım.&quot;, dedi. Baktım halen makarasında işin. Ben ne kadar ciddiyetsiz insansam o her konuda benden 2 kat beter. Zaten ona bu kadar aşık olmamın en büyük sebepleriydi bu kafa yapısı. &quot;Oğlum&quot;, dedim &quot;O kadar yemin ettim daha ne yapayım?&quot;, dedim &quot;İnanman için.&quot; &quot;Zor kanka inandıramazsın&quot;, dedi. &quot;Ancak bir otel odasında seni bir erkekle basarsam inanırım&quot;, dedi. Sonra yine bir dünya yemin billah muhabbeti döndükten sonra tekrar: &quot;Tamam mk, inandım&quot;, demeye başladı. Sonra da &quot;En azından gaysin, tro değilsin kanka&quot;, dedi. &lt;i&gt;*Tro&#39;dan kasıt travesti.&lt;/i&gt;&amp;nbsp; &quot;Yep; ama tanıdığım travestiler var&quot;, dedim.&quot; Dikkat et kanka&quot;, dedi. &quot;Yok oğlum&quot;, dedim &quot;Muhabbetleri güzel oluyor&quot; ki gerçekten travesti arkadaşlarım da var yani. &quot;Ne mal adamsın. Ben yatıyorum, uykum geldi kanka&quot;, dedi. &quot;Gerizekalı&quot;, dedim. Bu Allah&#39;a emanet ol, tro&#39;lara dikkat et felan diye iyi geceler mesajları yazmaya başladı. Anladım, halen inanmıyor bu. &quot;Oğlum bir dur&quot;, dedim &quot;Gitme. Ciddi söyle bi&#39; inandın mı?&quot;, dedim. &quot;Evet inandım aq :)&quot;, dedi. Aslında inanmadığını bilsem de uykusu geldiğini söylediğinden ve bir gecede daha fazla şeyi belki hazmedemeyebileceğini düşünerekten &quot;Tamam&quot;, dedim. &quot;Kimseye söylemeyeceğine yemin ettin bak&quot;, dedim. &quot;Tamam kanka, merak etme&quot;, dedi. &quot;İyi geceler&quot;, dedikten sonra bitirdik. Burada bir nuans belirteceğim. Biz her kapatma konuşmasında &lt;i&gt;&#39;öpücükler&#39; &#39;seni seviyorumlar&#39;&lt;/i&gt; diye methiyeler düzerdik birbrimize. Dikkat ettim, dün geceki konuşmada öpücük felan atmadı. Hoş ben de atmadım. Atsam yine makarayla da olsa atardı o da. Komik ayrıntılar bunlar; ama insan yine de dikkat ediyor işte.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Özetle, çok büyük bir ihtimalle, inanmadı Gay olduğuma. Fakat böyle bir kaç muhabbet daha geçince aramızda inanacaktır sonunda. Hani Gayse, belki gerçekten inandıktan sonra o da söyleyebilir bana. Şimdi: &quot;Oğlum Gay olsa söylerdi dün gece&quot;, demeyin. Bana aile faceimde Gay olduğunu söyleyen bir arkadaşıma ben tam 6-7 ay sonra &quot;ben de Gay&#39;im&quot; diyebilmiştim. Üstelik aile faceimden sildikten sonra. O yüzden şimdi bekleme zamanı. O Gay veya değil, bu açıklamayı ona yapmamın tek sebebi, bunu bildiği halde bir şeyler yaşanmaycaksa tamamen kafamdan silinecek olması. Dün geceden itibaren de bu olacak. Bir kaç ay yine kafamda olacaktır. &quot;Acaba söyler mi &amp;nbsp;o da hissediyorsa bi&#39;şeyler?&quot;, felan diye; ama yakın bir zamandan sonra artık hiç bir şekilde hayatımı etkileyemeyecek. Sonucu ne olursa olsun, bu yıkmam gereken en büyük tabuyu da yıktıktan sonra artık gerçek anlamda çok daha fazla rahat kafam ve mutluyum. Onun yıllarca platonik olduğum insan olmasını geçin, gerçek hayatımı bilen birine ilk kez açıldığım gerçeği ve inandı veya inanmadı tepki vermemesi de beni çok mutlu etti. Samimi olan arkadaşlarım bilirler, ben hep şey derim:&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;blockquote class=&quot;tr_bq&quot;&gt;
&lt;i&gt;&lt;b&gt;Korkularını insanlar kendileri yaratıyor ve büyütüyorlar. İnsanların, erkek arkadaşının elini tutarak bir kalabalık içerisinde yürüyememesinin aslında tek sebebi, kendi yarattıkları ve büyüttükleri korku. Yoksa inanın insanların çok da umurumda değiliz.&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/blockquote&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Tamam belki hoşlanmayacaklardır bundan; ama size tepki gösterebilecek olan çok az insan var artık. Tepki gösterseler de karşılarında tepki göreceği daha büyük bir insan topluluğu olacak. Belki Türkiye&#39;nin her yeri için bu böyle değil, bilemem. Fakat denemeden sırf korkularınız yüzünden öğrenilmiş aptallık moduyla &lt;b&gt;&lt;i&gt;&#39;boyunlarınızdaki ipi, koparamayacağınız zincirler zannetmeyin.&#39;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Artık çok daha özgür bir dünyadayız. Bu yaşımıza kadar bize öğretilmiş olandan farklı olan !&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;h3&gt;
Sadece heteroların değil, kendi içerinizde sahip olduğunuz tüm tabuları tek tek yıkabilmeniz dileğiyle beybiliboylar. Yaşayabileceğiniz en renkli hayatı yaşayın, mutlu kalın.&lt;/h3&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/feeds/4441170537084846940/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/01/yklan-tabular-ilk-ve-en-onemli-itiraf.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/4441170537084846940'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/4441170537084846940'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/01/yklan-tabular-ilk-ve-en-onemli-itiraf.html' title='Yıkılan Tabular : İlk ve En Önemli İtiraf'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09358892088790925542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgQha5XM_Df6qNLR1NibI1s_pmjLrgNyZlSFRcDf-YbL1Ti6mfBkwJ5Y4ZDVbChbRdYvDUI53atkJoP7qnLDvmUzPFS5AZnb4MDeD3M7UEnnx9ro9tu02VS-qDGz_QBOoybvyNgyavDZuaB/s72-c/Velevkibneyiz.blogspot_taboo2.png.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6723520849520508600.post-9116612076307155300</id><published>2013-01-06T13:30:00.002+02:00</published><updated>2013-01-06T18:43:39.390+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yazılar"/><title type='text'>Yıkılan Tabular : TekYön </title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;b&gt;Selam Gökkuşağının En Parlak Renklerine,&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Uzun bir aradan sonra hepinize en&lt;i&gt; &#39;sevişgen&#39;&lt;/i&gt;&amp;nbsp;öpücüklerimden kucak dolusu gönderiyorum. Yeni bir yazının neden bu kadar uzun sürdüğünden önce şunu belirtmek istiyorum. &lt;i&gt;&lt;b&gt;&quot;Yıkılan Tabular&quot;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; başlığı iki bölümden oluşan bir yazı dizisi olacak ve bu yazıdan sonra ikinci bölümü özellikle ve mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Yıl oldu 2013 ve üstünden 6 gün geçti. Ben ne yıl başı yazısı yazabildim ne de öncesinde aralık ayında çok fazla karalayabildim burayı. Geçtiğimiz ay,&lt;b&gt;&lt;i&gt;&quot;Velevkibneyiz&quot; Blogspot&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&#39;um açıldığından beri en sakin ayını geçirdi. Çok yazmak istesem de gerçekten bir türlü zaman yetiremiyordum buraya. Zira aylardır bahsettiğim, 4 ay önce verilen, 3 proje&amp;nbsp;+ 1 büyük bitirme projesi resmen&amp;nbsp;&lt;i&gt;&#39;göte girmişti&#39;&lt;/i&gt; ve hepsini 1 haftalık bir süreçte çıkarmam gerekiyordu. İlginçtir, tüm projelerden aldığım en kötü not 80 oldu asdasdasd :p &lt;i&gt;&#39;Sürterek başaralı&#39; &lt;/i&gt;olan öğrencilerdenim sanırım. Bu yüzden şimdi bana küfür edenleriniz vardır. Hiç &lt;i&gt;&#39;İstanbul Beyefendisi&#39;&lt;/i&gt; çizgimden kaymayarak cevap vermeyeceğim onlara :P Sadece çocukluğumuzdaki gibi onlara : &quot;Düzlem ayna&quot;, diyerek tüm lafları iade ediyorum asdasda :P Her neyse yazamadığım bu bir aylık süreçte neler yaşandı neler. Belki en hareketli ve en heyecanlı aylarımdan biriydi bu. &amp;nbsp;Lafı uzatmadan tüm bunlara geçelim.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Öncelikle ilk bahsedeceğim şey artık, adam akıllı, spora başlamış olmam. Bu bile benim kafamda ufak bir tabuydu. Zira yaptığım herşey çok göz önünde olan bir aile ferdi olarak, yeni ve değişik atılımlar yaptığımda çok fazla muhabbeti yapılıyor aile içerisinde ve utandırıyorlar beni biraz. Zaten evde günlük 1 saate kadar çalışıyordum; fakat düzenli yapamıyordum. Yaptığım hareketleri de bilinçsiz bir şekilde, çok fazla faydalı olmadan yapıyordum. Üniversitedeki heterocanlarla konuşurken dedik: &quot;Hadi yazılalım artık spora !&quot;. Kilom çok fazla olmasa da bir Gay olaraktan baklavaları kendinde de görmek istiyor insan hani :P İnşallah yaza kalmaz biz de onları sergileyeceğiz. Sırf bu konudan bile başlı başına bir yazı çıkabilirim aslında. Daha 3. haftam yeni bitti; ama salonla iligli değişik, komik ve az buçuk hararetli anılar yer etti bile. Neyse onları sonra özel olarak anlatırız :P&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgWC3DaSA5y878M1rHllHC-TIzWZ0ED6d21ISWwWqZzKHLfcqNibPcneYK3AkZi27_6IGabUnqkxSHuXlMdcH2LNWRA10a2Ah5Ru5ySq10Jvxo-WxvJZJ_ZhUo_j9U-y9fAMVsTwYA5Pbb1/s1600/Velevkibneyiz.blogspot_taboo.png&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgWC3DaSA5y878M1rHllHC-TIzWZ0ED6d21ISWwWqZzKHLfcqNibPcneYK3AkZi27_6IGabUnqkxSHuXlMdcH2LNWRA10a2Ah5Ru5ySq10Jvxo-WxvJZJ_ZhUo_j9U-y9fAMVsTwYA5Pbb1/s400/Velevkibneyiz.blogspot_taboo.png&quot; height=&quot;224&quot; width=&quot;640&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
Tabular... Tabular... Ben hep çok fazla rahat bir insan olduğumu düşünürüm. Zira 3 tane abladan sonra gelen erkek çocuk şımartılır. İstediği çok fazla şey yerine getirilir. Ailemin bu konuda hakkını ödeyemem şimdi. Yani gerçekten ablamların sahip olmadığı pek çok imkana ben sahip oldum. Hatta halen de oluyorum. İşte bundan yola çıkarak çok fena bir şekilde özgür yetiştim. Heleki olduğum kişiyi de kabullendikten sonra çok fazla açık fikirli olmaya başladım. 2 yıl öncesinde travestilerden nefret eden ben, şimdi travesti arkadaşlara bile sahibim. Düşünün ne kadar açık fikirli olduğumu. O zamanki düşüncelerim evrim geçirdi resmen ki ben bu değişimden de gayet memnunum. Eskiden bu kadar kapalı ve bir takım insanlara nefret duyduğum için şimdi hayıflanıyorum bile. Neyse tabulardan bahsedeceğiz. İşte&lt;i&gt; &#39;Gay hayata&#39;&lt;/i&gt; şöyle bir bakmaya başladığım 15 ağustos 2011&#39;den beri kafamdaki en büyük tabulardan biri&amp;nbsp;&lt;i&gt;&#39;eşcinsel mekanlardı.&#39;&lt;/i&gt; Bunlara gidemeyeceğimi, gidersem de hoşlanamayacağımı düşünüyordum. Gay Club ve Bar&#39;ı geçtim, Kafeye bile gidemiyordum. Sonra 1 Temmuz&#39;daki o meşhur &lt;i&gt;&#39;Onur Yürüyüşü&#39;&lt;/i&gt; bir anlamda benim için milat oldu. O gün Taksimdeki pek çok Gay Kafeye yanımdakiler vasıtasıyla girip çıktım. Akşam 11&#39;e kadar bir Gay Bar&#39;da bulundum. Şimdi bunları yazmak bile komik geliyor bana; fakat o zaman için bunlar devrim niteliğinde adımlardı ve bir insanın kafasındaki tabuları bir bir yıkıyor olmasıydı önemli olan. Hoşlanmayacağımı düşünerek gittiğim tüm bu yerlerden, ne yalan söyliyim hoşlandım da. Zaten sonrasında defalarca gittik yine.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
İşte tam da buradan sonra işi bir level daha büyütüp gidemediğim, Gay Club&#39;lar kalmıştı bir tek. Yıl 2013 oluyor ve halen bir Gay Club&#39;a gidemiyordum. Zira hadi Kafe felan neyse de Club&#39;lar hakkında çok fazla pis şeyler anlatıyordu giden arkadaşlarımız. Çok fazla beklemiş olduktan sonra artık bir tabuyu daha yıkmanın vakti geldi diye düşündüm. Yıl başı gecesi ilk defa ailemin yanından ayrılarak dışarıda geçirmeye karar verdim. Geçen senelerde, defalarca yılbaşını dışarıda geçirmeyi istememe rağmen Babaannem gibi ağır bir demirbaşın bizim evde bulunmasından mütevellit, tüm özel günlerde bizim evde ufak bir aşiret kurulur. Tüm akrabalar felan gelir, renkli ve güzel bir kutlama yapılırdı, artık ne kadar renkli olabilrse... Neyse işte bu yılbaşında sevdiğim bir arkadaşımla dışarı çıktık. Plan belliydi zaten sabaha kadar Taksim&#39;de geçirmek. Yılbaşının detaylarına girmeyeceğim burada. Sadece konuyla alakalı olarak Club kısmına geliyorum. Bu bile başlı başlına bir konu ya neyse. İşte hangi Club&#39;a gitsek diye düşünürken TekYön yapalım dedik bari. Hem en çok adını duyduğum hem de göreceli olarak daha adam akıllı fiyat biçilen yer orasıydı yılbaşı için. Hoş ilk sefer için para &amp;nbsp;hiç de önemli değildi. Ne kadar isteseler verirdim herhalde yani :P TekYön hakkında milyon tane pis hikaye duydum. &lt;i&gt;&#39;Et pazarı&#39;, &#39;40-60 yaş arasında amcaların uğrak yeri&#39;, &#39;sağda solda hap vb kullananlar&#39;, &#39;sürekli fordlayanlar&#39;, &#39;sürekli peşine takılanlar&#39;, &#39;ayak üstü düzüşenler veya seni düzmenin derdinde olan bir Club dolusu adam&#39;&lt;/i&gt; vs vs... Anlatılanlar bu kadar iğrenç ve korkutucuydu. Fakat yıl başından dolayı mıdır, bilmiyorum, benim gördüğüm tamamen tersi bir tabloydu. Bir kere yılbaşı için gelen kitlenin yaş ortalaması ağırlıkla 20-35 arasıydı. Tek tük illaki olgunlar da vardı. Olmalı da zaten. Bizde 20 yıl sonra onlardan biri olacağız. Şimdi adamlar eğlenmesin demek abes olur burada. Hap vs. kullanan var mıydı, bilmiyorum. Şimdi Allah var görmedim hiç; ama kullanmamışlar da diyemem. Sadece o derece kafası uçmuş kimseyi görmedim. Fakat alkolün etkisiyle sarhoş olmuş olanlar vardı ki zaten ben de çakır keyfdim. Başım dönüyor arada sırada; ama gayet aklım başımdaydı. Aslında içildiğinde en tatlı anda o an zaten. O çakır keyf anını yakaladıktan sonra içmeyeceksin abi :P Neyse, ne sürekli fordlayanlar ne peşine istemediğin halde takılan sülükler ne de ayak üstü düzüşen insanlar... O gece için anlatılanların hiç biri de yoktu yani. Düşünün bir de TekYön&#39;e en pis Gay Club yakıştırması yaparlar, İstanbul için. Pis&#39;den kasıt içeride yaşananlar işte. Neler yaşandığını da özetledim sizlere. Yani aslında, sanıyorum hepsi kötü bir ünmüş aslında. Ancak şunu da atlamayalım, normal günlerde nasıldır, bilmiyorum. Şimdi o yorumları yapan insanları da yalancı durumuna düşürmek istemem; fakat yılbaşı için olabilecek en normal şekilde bir Club&#39;dı. Hani zaten Queer As Folk&#39;u izlemiş biriyseniz oradaki BabyLon&#39;nun Türkiye&#39;de ne kadar karşılık bulabilirse o kadar karşılık bulduğu bir ortamdı işte. Her şey gayet güzeldi. Bütün bir geceyi orada geçirdikten sonra sabah saatlerinde ayrıldık mekandan. Şimdi benim bütün afedersiniz piç arkadaşlarımın kafasında: &quot;Siktir et bunları. Sen koli buldun mu? Ona gel !&quot; lafları dönüyor, biliyorum. Zira lafda gayet&lt;i&gt; &#39;kevaşe&#39;&lt;/i&gt; biriyken, bedenen &lt;i&gt;&#39;bakir&#39;&lt;/i&gt; olduğumdan mütevellit, ailem nasıl kız arkadaşlarım konusunda çok meraklıysa, buradaki samimi gay arkadaşlarım da en az onlar kadar ilk yiyişeceğim adam konusunda meraklılar. Onları hayal kırıklığına uğratarak bir gece daha bir bok yapmadığımı belirteyim. Ama abi bir yavaş gelin yani. Ben orada bir tabuyu daha yıkıp Gay Club&#39;a gitmişim, siz benden aynı günde iki tabuyu yıkıp bir de ilişkiye girmemi bekliyorsunuz. &quot;Çüşş&quot;, derler lan adama :D Demezlerse de ben derim hani :D&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Dediğim gibi aslında bu konuda başlı başına bir yazı konusuydu; fakat zaman olmadığından yazamamıştım. Bu yazımı okuyan arkadaşların asıl beklediği, dün gece yıktığım en büyük tabulardan birini &lt;a href=&quot;http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/01/yklan-tabular-ilk-ve-en-onemli-itiraf.html&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;b&gt;Yıkılan Tabular : İlk ve En Önemli İtiraf&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&amp;nbsp;isimli ikinci yazıda bulabilirsiniz.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;h3 style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Alayınıza Yaşayacağınız en renkli günleri diliyorum Bebişler&lt;/h3&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/feeds/9116612076307155300/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/01/yklan-tabular-tekyon.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/9116612076307155300'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/9116612076307155300'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2013/01/yklan-tabular-tekyon.html' title='Yıkılan Tabular : TekYön '/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09358892088790925542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgWC3DaSA5y878M1rHllHC-TIzWZ0ED6d21ISWwWqZzKHLfcqNibPcneYK3AkZi27_6IGabUnqkxSHuXlMdcH2LNWRA10a2Ah5Ru5ySq10Jvxo-WxvJZJ_ZhUo_j9U-y9fAMVsTwYA5Pbb1/s72-c/Velevkibneyiz.blogspot_taboo.png" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6723520849520508600.post-1002458989129158143</id><published>2012-12-04T15:23:00.000+02:00</published><updated>2013-01-22T16:33:54.820+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Şiirler"/><title type='text'>Yeni Başlangıçlar</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;b style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;&lt;i&gt;Taze bir soluk olup, buğulasan soğuk camı,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Buğulayıp da resmetsen yeni başlangıçları...&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Hep mi korkar insan; sıcak bir eli tutmaya?&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Tutup da kalbini güneş kadar ısıtmaya...&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Belki yeniden başlayacak tüm o yiten yarınlar,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Uzunca bir yitmişlikten sonra en güzel şarkılar...&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Sokak çocuğunun yüzündeki tebessüm misali,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;En dokunulmamış yerimden sarmalayacak beni...&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Şimdi yiten bir uçurtmaya mı ağlamalı?&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Yoksa daha renkli bir uçurtmamı yapmalı?&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Çoktan ayrılmışsa limandan tüm o gemiler,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Görmezden gelmemeli limana demirleyeni...&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Hele bir de aratmayacaksa gelen, gidenleri,&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Bu kez ıskalamamalı içindeki tüm o renkleri...&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;color: #3d85c6;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;color: #3d85c6;&quot;&gt;*Sahipli&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgPl4u5q7uGqT31A4X2GItQ9CJDADn8rirVjksYqYx6YMdGK39rIlvMo_jQcD4C4dUfaErzyo0DyAWRd_U3_97nDrvTAPbo9TPUU4bgpN7mTCbq5q5cDyppML4PLFY8SpjwDJ42f65Rvaye/s1600/velevkibneyiz.blogspot.com.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgPl4u5q7uGqT31A4X2GItQ9CJDADn8rirVjksYqYx6YMdGK39rIlvMo_jQcD4C4dUfaErzyo0DyAWRd_U3_97nDrvTAPbo9TPUU4bgpN7mTCbq5q5cDyppML4PLFY8SpjwDJ42f65Rvaye/s400/velevkibneyiz.blogspot.com.jpg&quot; height=&quot;95&quot; width=&quot;300&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/feeds/1002458989129158143/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2012/12/yeni-baslangclar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/1002458989129158143'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/1002458989129158143'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2012/12/yeni-baslangclar.html' title='Yeni Başlangıçlar'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09358892088790925542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgPl4u5q7uGqT31A4X2GItQ9CJDADn8rirVjksYqYx6YMdGK39rIlvMo_jQcD4C4dUfaErzyo0DyAWRd_U3_97nDrvTAPbo9TPUU4bgpN7mTCbq5q5cDyppML4PLFY8SpjwDJ42f65Rvaye/s72-c/velevkibneyiz.blogspot.com.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6723520849520508600.post-7309902347211575079</id><published>2012-11-29T21:53:00.001+02:00</published><updated>2012-12-01T11:41:56.000+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yazılar"/><title type='text'>Gelecekteki Sevgiliye Mektup ! ( Bölüm -2 )</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;&lt;div style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Selam olsun Güneş&#39;in altın çocuklarına,&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Bir kaç gün önce yazdığım; &quot;Gelecekteki Sevgiliye Mektup&quot; isimli yazının devamını da yazalım artık. Aslında bilindiği gibi bu yazıyı zaten aynı gün hazırlamıştım; fakat çeşitli sebeplerle yazıyı ikiye bölmeyi uygun görmüştüm. Ertesi gün ikinci bölümü de hemen paylaşacaktım; fakat o gecenin etkisiyle şifayı bir güzel kaptım. O geceden beri de iyileşmeyi bekliyorum. Hoş halen geçmiş değil. Boğazım fena zorlanmış gibi arıyor. Biliyorum, biliyorum aklınızdan pis pis şeyler geçiriyorsunuz. Kınıyorum bundan dolayı hepinizi :D Hastalıktan dolayı ağrıyor lan boğazım.(: Bu arada, &quot;Böyle bir aşk yok!&quot;, gibisinden veya &quot;Hayal aleminde yaşıyorsun&quot;, gibi can sıkıcı veya boş eleştiriler lütfen yapmayın. Nasıl bir hayatı yaşadığımızın elbette ben de farkındayım. Sadece bu yazının güzel bir hayal olduğunu ve gerçekleşirse olabilecekleri anlatıyorum. Herneyse devam ediyoruz yazımıza.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href=&quot;http://velevkibneyiz.blogspot.com/2012/11/gelecekteki-sevgiliye-mektup-bolum-1.html&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;Gelecekteki Sevgiliye Mektup ! ( Bölüm -1 )&#39;e Gitmek İçin Tıklayın !&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiuJ3h-DeSzrq_fJyP9ZHawkwIXhpNKxUnbwucgAVJdeA2LwKJd6GM0XVWIeIhlX8ww_iiGF47kYbsOCNokRbBfm1dHBET_gcU9aJw6XoEPLK3k4QMh67_RiiBeCY8V5UIGsKHiiqg_n8bw/s1600/Gelecekteki+Sevgiliye+Mektup+velev+ki+ibneyiz.png&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiuJ3h-DeSzrq_fJyP9ZHawkwIXhpNKxUnbwucgAVJdeA2LwKJd6GM0XVWIeIhlX8ww_iiGF47kYbsOCNokRbBfm1dHBET_gcU9aJw6XoEPLK3k4QMh67_RiiBeCY8V5UIGsKHiiqg_n8bw/s400/Gelecekteki+Sevgiliye+Mektup+velev+ki+ibneyiz.png&quot; height=&quot;262&quot; width=&quot;400&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Şarkımızın ne olacağını da düşündükten sonra klasik arkadaşlarıyla tanışma fasıllarına gelmiştim. Acaba başka eşcinsel arkadaşları olacak mıydı tanıştırmak isteyeceği? Belki de sessiz bir köşede kalmış eşcinsellerden olacaktı. Dışarda görüştüğü bir eşcinsel arkadaşı bile olmayacaktı. Bunu düşünmek zor değil. Yaklaşık 15 ay öncesine kadar ben de aynı böyle biriydim. Şimdi Allah&#39;a şükür o kadar yalnız değilim. Ya tanıştırdığı arkadşalarının düşüncesi ne olacaktı? Severlerdi sanırım ya. Allah var yukarda şimdi, siz söyleyin, sevilmeyecek adam mıyım :p ?&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Sonra dedim acaba ilk nerede ve nasıl öpüşeceğiz? Şimdi: &quot;Aoohff güzel gidiyordun, işi niye cinselliğe getirdin&quot;, demeyin. O masum ilk öpücükten bahsediyorum ben. Belki burada, bunun sıradan olduğunu düşünenleriniz olabilir; fakat ben daha bir erkekle bırak öpüşmeyi, &quot;sevgili&quot; anlamında elini bile tutmuş değilim. Sonuç olarak hayal de benim hayalim olduğuna göre bunlar özel şeyler benim için. Eğer, &quot;O kadar yiyişen varken nasıl bir iradedir sendeki bir kişiyle bile öpüşmemişsin?&quot;, diyorsanız da bu samimi diyorum hiç kolay bir şey değil. Zira kendini kaybedip insanın bir gay kafe bara gidip önüne gelen biriyle öpüşesi geliyor :D Siz şimdi şapşal şapşal tebessüm edin bunu okurken, anlamayın beni tabi. Olur da bir gün bir kafe de sizi aniden öpen biri olursa, kızmayın ona, sevin onu, sefkat gösterin :p O değil bazı günler livata istemediğimden mütevellit ciddi ciddi bari bir Kiss Body yapayım dediğim bile oldu. Ne olurdu ki yani? Bağlanma yok. Hesap sormak yok. Her sabah günaydın mesajı okumak veya yazmak yok. Sevgili tripleri yok. Öpüşüp öpüşüp geçicen kenara. &quot;Ne kadar iffetsizsin!&quot;, diyorsunuz değil mi? 22 yıllık birikmişlik var oğlum kolay mı öyle? İşte geliyor insanın aklına bunlar. Neden yazıyorum bunları biliyor musun? Gelecek olan kişi ne kadar özlendiğini, ne kadar özel olduğunu anlasın diye. Belki onun için bir şey ifade bile etmeyebilir bunlar; ama önemli değil. Onu geç peki bu benim öpüşemediğimi anlamayacak mıydı? O dudaklar birbirine ilk kez deydikten sonra geriye çekilip gözler açıldığında, anladığını anladığımda şapşalca gülmeyecek miydi suratıma? Ben utanırken belki onun hoşuna bile gidecekti bu. Herkesten sakladığım kendimi ilk ona bırakmış olma fikrimi. O değil ya o da benim gibi kezban biri olursa? Artık o noktada profesyonel bir yardım almayı düşünüyorum :P :p :P Profesyonelleri görelim?? :p&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;İnsanların sevgili olmasının en çok imrendiğim yanı, birbirleri adına konuşabiliyor olmaları. Hani bir soru sorulduğunda: &quot;Gökhan kabul eder bunu&quot; veya &quot;Tabiki de gelecek o da&quot;, gibi laflarla benim yerime konuşabilecek miydi? Bazı insanlar bundan rahatsızlık duyar. Fakat nedendir bilmiyorum bu benim aşırı imrendiğim bir şey. Bir de birbirlerini herkesten korumaları, savunmaları var. Birine laf edildiğinde diğerinin kapağı tıkaması gibi. Şakayla bile olsa ona laf dokundurulmasına dayanamaması. Çevremde var böyle arkadaşlarım. Hayır, eşcinsel değiller; fakat aşkın tarifi için eşcinsel veya olmamaları önemli değil. Nazarım değmesin diye yanlarında kaç kere &quot;maşallah&quot; dediğimin sayısını inanın ben unuttum. Bu arada ben çok kafamın dikine giden bir insanımdır. Doğru olduğuna inandığım bir konuda hararetli şekilde savunurum kendimi. Acaba yanlışsa savunduğum şey, en sevdiği öğrencisinin yanlış yaptığını bilen bir öğretmenin yaptığı gibi sıcak bir tebessümle aşkım öyle değil işte aslı böyle diyip açıklayabilecek miydi bana sabırlıca?&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Bir de şu var; her ilişki de bir kişi daha fazla sever. Şimdi: &quot;Yook öyle bir şey&quot;, demeyin. Mutlaka oluyor bu. Acaba o hangimiz olacaktık. Şimdi beylik laf edip: &quot;Ben olacağım tabiki de&quot;, diyemeyeceğim. &quot;Daha gelecekteki sevgilin gelmeden kendi kendine gol atıyorsun&quot;, demeyin abi. Zira bu açıklaymadığım, çok tuhaf bir durum. Tek söz verebileceğim; böylesine büyük bir şeyi yakaladığım gün, ondan fark edilecek kadar az asla sevmeyeceğimdir. Sanki bu Soner Arıca da şiirini bize göre yazmış. Paso dizelerinden alıntılara uygun düşüyor cümleler. Yoksa bu bilinç altımın bana oyunu mu, bilmiyorum. Hatırlayalım bir ne demişti:&lt;/div&gt;&lt;blockquote class=&quot;tr_bq&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Yanyana duran iki yıldızdık sana göre.&lt;br /&gt;
En parlak, en güzel olanı bendim.&lt;br /&gt;
Gökyüzündeki tek yıldızındım senin.&lt;br /&gt;
Fırtınalarda saklanıp korunduğun,&lt;br /&gt;
Liman olduğumu söylerdin.&lt;br /&gt;
Ömrünün sonuna kadar beni seveceğini,&lt;br /&gt;
Kalbini kalbime kelepçeleyip,&lt;br /&gt;
Anahtarını okyanusa attığını söylerdin.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Peki ya ayrı eve çıkana kadar bizde gelip kalır mıydı veya ben onlarda gidip kalır mıydım en birinci kankeyta ayağına? Geldiğinde zaten ablamı salona alırdık, O da benim odamda kalırdı. Yan yana uyuyamayacak bile olsak, en fazla 1 metre vardı yataklar arasında. Sırf onu izleyebilmek için uyumuş taklidi yapar, sabah da gerekirse sadece benim duyabileceğim şekilde alarm kurup ondan önce kalkardım. Salakça, değil mi ? Eheuhue, tabiki salakça. Zaten ne yalan söyliyeyim bunları her zaman da yapmazdım :D Sana söz ama, &quot;gözlerini açtığında ilk gördüğünün gözlerim olduğu, uyurken seni izlediğimi ve tebessümle beklediğimi farkettiğin&quot;, çok fazla sabahın olacak. Belki seslice: &quot;Günaydın Aşkım&quot;, diyerek sarılıp, öpemeyeceğim; ama o zaman sen de dudaklarımı okuma zahmetine girip, kısık sesle sana, bunu söylediğimi bileceksin.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Daha sonra: &quot;Acaba?&quot;, dedim. &quot;Sana ulaşana kadar başka kaç insanla daha bir şeyler yaşayacaktım?&quot; Çünkü büyük ihtimalle bu yazıları yazdıktan sonraki süreçte, hemen karşıma çıkmayacaksın. Zira gerçek hayat bu kadar hayali kaldıramaz bile. O yüzden senden başkaları bu yazıdan önce oldu, yine olacak. Burada sorulması gereken sadece sen hangisinden sonra geleceksin? &quot;Ne zaman geleceğinin ne önemi var?&quot;, demeyin abi şimdi bana. Çünkü ben her tanıştığımı O&#39;na benzetip, hayal kırıklığına uğradıkça, biraz daha soğuyorum yeni biriyle başlamaya. Hani çok güzel bir söz varya ;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;blockquote class=&quot;tr_bq&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;İnsan bir kere birine geç kalır ve bir daha kimse için acele etmez...&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;O hesap benimkisi de. Hani, belki öyle insanlarla tanışırım ve beni öylesine değiştirirler ki sen geldiğinde bunu fark edemeyebilirim bile. Zaten en büyük korkum da budur, bu hayatta. Bu kadar beklerken, ya bir de ıskalarsam seni? Hele bir de &quot;Ya çoktan ıskalamışsam?&quot;, sorusu geliyor aklıma ki o ihtimale girmek bile tüm yaşama sevincimi alıyor. Daha yaşanacak çok fazla günüm olduğunu düşünüğüm için, onları yaşamadan karamsarlığa kapılmamalıyım. Sen geleceksin ve ben burada olacağım...&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Tam da bunları düşündüğüm sırada Gabile radyosu yine slow çalmaya başladı. Yine o ağır ve gereksiz tüm kötü fikirler dolaşmaya başladı kafamda. Zaten başım ve gözlerim ağrıyordu. Sanki biraz olsun bunları unutmuşken birden yeniden migren moduna giriyordum. Akabinde tabi yine düşüncelerim de değişti. Dedim : &quot;Ya biz de ayrılırsak? Tüm bu güzel hayallere rağmen gerçekleştirsek bile ya ayrılırsak?&quot; Ya sen ya da ben saçma bir sıkıntımızı yine saçma bir şekilde gurur yaparsak ne olacaktı? &quot;Yapmayız!&quot;, diyemiyorum. Sana &quot;asla kavga etmeden geçecek günlerin&quot; olacağı sözünü de vermiyorum. Zaten etmeliyiz de. Klasik olacak; ama nasıl ki bak ben bunları yazarken baş ve göz ağrıları çekerken, bundan bir önceki gece gayet sağlıklı bir şekilde &amp;nbsp;yaşadığımı fark etmemişsem, arada kavgalarımız da olmalıydı ki, elimizden kayıp gitme tehlikesini bile hissettiğimizde birbirimize daha sıkı bağlanalım. Olur da öyle karanlık bir gün gelirse; her ne yapmış olursam olayım, her ne söylemiş olursam olayım, hepsinin özürünü şimdi burada diliyorum. Hiç biri daha yaşanmamışken... Hani olur da &quot;hayır o özür dilemeden ben barışmam&quot;, diye gurur yapma diye. Bugünden söylüyorum ben. Belki o an sinir veya çok farklı pis ve karanlık hisler içinde önümü göremeyebilirim ve o an için senden özür dilemeyi red edebilirim. Fakat o gün geldiğinde aklına hep bu satırlar gelsin. &lt;b&gt;&lt;i&gt;&quot;Özür dilerim, özür dilerim, özür dilerim...&quot;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; Eea artık bu kadar özür üstüne sen de üsteleme ama. Unutma hem, &quot;fazla gurur döner göte vurur&quot; :D Sonra bu kadar güzel şeyi kaybederiz. Bir ayrılık varsa bunun kazanını da olmaz ayrıca. Belki ben 3 üzülürken sen 5 veya sen 5 üzülürken ben 3 üzülürüm. Belki de öyle bir aşk olur ki bu ikimizde eşit miktar üzülürüz. Fakat ne önemi var? Gelecekte bir daha sen olmadıktan sonra 3 ün 5 in. Soner Arıca&#39;nın şiirinin son bölümünü de alıntılıyorum tam burada:&lt;/div&gt;&lt;blockquote class=&quot;tr_bq&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Yaşıyor ama uzaktaysak birbirimizden,&lt;br /&gt;
Bil ki seni hiç unutmadım.&lt;br /&gt;
Ölüm değilse bizi ayıran,&lt;br /&gt;
Yazık olmuş, hata yapmışız...&lt;br /&gt;
Eğer ölümse bu ayrılığın sebebi,&lt;br /&gt;
ve bensem önce giden bu alemden,&lt;br /&gt;
Kederlenme çok...&lt;br /&gt;
Tıpkı benden istediğin gibi;&lt;br /&gt;
Kendine sahip çık.&lt;br /&gt;
Bensem kalan geride,&lt;br /&gt;
Zaten sen hep göreceksin;&lt;br /&gt;
Ben kimseyi ama kimseyi seni sevdiğim gibi sevemem ki...&lt;br /&gt;
Sen bana: &quot;Aşkım&quot;, dedin, bizi kirletemem ki...&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Yavaştan artık bitiriyorum. Sen bir gün geleceksin ve ben burada olacağım. Tam şuanda,&amp;nbsp;bu yazıyı yazarken tarih 26 Kasım 2012, saat 00:34. Kim bilir şuanda kimlerle, nerede eğleniyorsun? Belki de çoktan uyudun bile. Hatta belki de hastasın, benim gibi. Ben yokken yanında, hasta bile olma. Gelecekteki Annem&#39;in &amp;nbsp;sana iyi bakamayacağından değil, bakar da zaten. Bu yaşa kadar getirdi bile seni, ben olmadan. Yine de benim sevgim yerine geçmez onunki, keza benimki de onunki yerine... Kaç türlü başında sıkıntı var veya ne kadar rahat bir hayatı yaşıyorsun. Aslında tüm bunlardan ziyade beni tek rahatsız eden düşünce ise şuanda aklında ve kalbinde bir başkasının olması fikri. Hayır, kızmıyorum. Tabiki benden öncelerin olacak, senden öncelerim olduğu ve olacağı gibi. Sadece nasıl söylenir ki bu, insan dayanamıyor yine de bu fikre...&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Bu arada şunu da bil. Bu kadar özel bir yazıyı eğer şuanda elinde okuyorsan, &quot;O&quot; kişi olduğuna inandığım için okuyorsun. Zira bunu blogumda yazsam dahi bunu bir gün kendi el yazımla, belki biraz eski bir kağıtta ve gerçekten özel bir yerde sadece tek bir kişi okuyacak. Hatta belki sen bunu blogdan hiç okumuş bile olmayacaksın. Daha da güzel ve anlamlı olacak o zaman işte...&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Bir gece daha güzel uyu... Bir yarına daha benim farkımda bile olmadan uyan. Ben buna üzülmüyorumki. Çünkü biliyorum; her doğan güneş, seni biraz daha yaklaştırıyor bana, çocukca seviniyorum... Şimdi bu yazıları okurken sen, ben biraz utangaç, biraz mağrur; gözlerinin yazıyı bitirip de bana çevrileceği anı bekliyorum. &quot;Hayır !!&quot;, &quot;Şimdi değil, şimdi değil, bitirince bak. Daha söyleyeceklerim var...&quot; İşte o an şunu bileceksin. Tanrı&#39;nın sürekli bahsettiği &quot;Cennet&quot; sadece bir yer değildi, öldüğünde vaadedilen. Milyon tane insan içinden, sadece sendin Cenneti sembol eden...&amp;nbsp;Hani olur da: &quot;Bugüne kadar neredeydin?&quot;, diye sormak istersen son cümleleri okurken bana, &quot;Sorma...&quot; Zira ben hep buradaydım... Seni düşünüyor, sana yazıyordum... Bir sendin bu kadar zaman gelmeyen... Ama şimdi geldin, artık sadece &quot;Benimsin&quot;, &amp;nbsp;vaadedilmiş tek &quot;Cennetimsin...&quot;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/feeds/7309902347211575079/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2012/11/gelecekteki-sevgiliye-mektup-bolum-2.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/7309902347211575079'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/7309902347211575079'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2012/11/gelecekteki-sevgiliye-mektup-bolum-2.html' title='Gelecekteki Sevgiliye Mektup ! ( Bölüm -2 )'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09358892088790925542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiuJ3h-DeSzrq_fJyP9ZHawkwIXhpNKxUnbwucgAVJdeA2LwKJd6GM0XVWIeIhlX8ww_iiGF47kYbsOCNokRbBfm1dHBET_gcU9aJw6XoEPLK3k4QMh67_RiiBeCY8V5UIGsKHiiqg_n8bw/s72-c/Gelecekteki+Sevgiliye+Mektup+velev+ki+ibneyiz.png" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6723520849520508600.post-7281817154132043344</id><published>2012-11-27T01:36:00.004+02:00</published><updated>2012-11-29T22:12:25.344+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yazılar"/><title type='text'>Gelecekteki Sevgiliye Mektup ! ( Bölüm -1 )</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;b&gt;Selam olsun hayatın en güzel çocuklarına,&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Dün gece baş ve göz ağrıları eşliğinde erkenden yatmayı düşünüyordum. Facebook, tumblr, blogger, planetromeo &amp;nbsp;felan - evet, amma da sekme varmış açık olan - hepsini tek tek kapadım. Tam gabile radyoyu da kapatıyordum ki sevdiğim, çok güzel bir slow parça koydular. Yalnız, ben slow dinlemeyi sevmem. Zira dinleyince çabuk havam bozulur mala bağlarım. Zaten başım ağrıyor : &quot;Koy götüne gitsin !&quot;, dedim. Uzattım ayaklarımı bilgisayar masasına, yatırdım sallanan koltuğumu, aldım klavyemi kucağıma ve kapadım gözlerimi; işte keyif bu! Keyif güzel; ama başımın ve gözümün ağrısı yüzünden: &quot;bitsin de yatayım bir an önce&quot;, diye geçiriyorum bir yandan içimden. Tam şarkı bitti, kapatıcam. Birden Soner Arıca&#39;nın on numara bi&#39; şiirini okumaya başladılar. Zaman zaman - parçalar halinde - alıntılayacağım yazının içerisinde size bu şiiri.&lt;/div&gt;
&lt;blockquote class=&quot;tr_bq&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Yaşıyor ama uzaktaysam senden,&lt;br /&gt;
Bil ki seni hiç unutmadım.&lt;br /&gt;
Ölüm değilse bizi ayıran,&lt;br /&gt;
Yazık olmuş, hata yapmışız...&lt;br /&gt;
Senden ya da benden ne fark eder?&lt;br /&gt;
Şeytana uymuş, aşkı yakmışız...&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/blockquote&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Bu dizelerle girdi işte şiire. Gel de bitirmeden bunu uyu şimdi. Dedim: &quot;battı balık yan gider!&quot; Başımdaki ve gözlerimdeki ağrıya rağmen devam ettim dinlemeye. Gözler de kapalı ya. Slow üstüne şiir tabi ben mala bağladım bile. Tüm yaşadıklarım film şeridi gibi çoktan gözümün önünde belirmeye başladı bile. Migren gibi dinmeyen o ağrının üstüne bir de ruh halim yalan oldu. Ne kadar güzel! Hea ağlamadım ama. Zaten ağlayamıyorum kolay kolay; ama yine lanet ettim tüm yaşanabilecekken yaşanamayanlara. Üstelik tek defa değil. Defalarca dibime gelip de tekmelediğim fırsatlara. Belki aşk için fazla korkaktım. Belki bazen - daha da mala bağladığım zamanlarda - düşündüğüm gibi belki de aşka lanetlenenlerdendim. Bu şekilde, gecenin bir vakti kendimi mala bağlarken neden sonra ilk okul sonları, lise başları günlerim geldi aklıma. İlk heteroya aşık olduğum yıllar. Ben çok fena hayalperesttim. Öyle böyle değil. Zaten o yaşta başka ne yapacaktım ki. Bilgisayarım yeni alınmıştı. Çoğu kişinin evinde interneti bile yoktu. Cep telefonu mevzunu anlatmak bile istemiyorum :D :D Yani boş zamanlarımızda dışarıda değilsek ya televizyon izler, ya aptalca hayallere dalardık.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Neyse işte hatırladım ki ben epeydir hayal bile kurmuyordum! Hayalini kurup da gerçekleştiremediğim her şey için diğer insanlar gibi ben de &quot;öncesinde hayal kurmuş olmayı&quot; suçlamıştım. Git gide hayal kurmaktan korkmuştum. &quot;Lan aynı ben, ben de artık hayal kurunca gerçekleşmeyecek diye hayal kurmaktan korkuyorum.&quot;, diyorsunuz değil mi? Ne ara bu hale gelmiştik biz? Ne ara hayalleri arkada bırakır olmuştuk? Ben hep :&quot;Hayalleri kadar yaşar insanlar&quot;, derken hayallerimi çoktan dipsiz bir kuyuda karanlığa terk etmiştim bile. Tüm bunları düşünürken gözlerim halen kapalı. Uzanıyorum halen sallanan sandalyeyi geriye yatırmış. Uyumayı felan geçtim zaten artık. Tam o sırada gabiledeki Dj arkadaş nasıl akıl ettiyse hareketli şarkılar çalmaya başladı. İkizler olduğum için tekrar şükrettim kendi kendime. Bu kadar kolay ruh hali değiştirmek, bazen lanetmiş gibi hissettirse de bazen de böyle hayat da kurtarabiliyor, diye düşündüm. Sonra salakça bir tebessüm ettim ve dedim ki kendi kendime: &quot;Madem hayal kurmayı bu kadar seven bu çocuk onu dipsiz bir kuyuda karanlığa terk etmişti, onu çıkarmak lazım.&quot; Hayal kurulabilecek çok güzel bir ortam bile kendiliğinden oluşmuştu zaten. Ayaklar uzanmış, geriye yaslanılmış, hareketli ve sevdiğim parçalar ardarda çalıyor ve üstelik oda karanlık ve beni rahatsız eden yarına kalmış herhangi bir işim yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiuJ3h-DeSzrq_fJyP9ZHawkwIXhpNKxUnbwucgAVJdeA2LwKJd6GM0XVWIeIhlX8ww_iiGF47kYbsOCNokRbBfm1dHBET_gcU9aJw6XoEPLK3k4QMh67_RiiBeCY8V5UIGsKHiiqg_n8bw/s1600/Gelecekteki+Sevgiliye+Mektup+velev+ki+ibneyiz.png&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiuJ3h-DeSzrq_fJyP9ZHawkwIXhpNKxUnbwucgAVJdeA2LwKJd6GM0XVWIeIhlX8ww_iiGF47kYbsOCNokRbBfm1dHBET_gcU9aJw6XoEPLK3k4QMh67_RiiBeCY8V5UIGsKHiiqg_n8bw/s400/Gelecekteki+Sevgiliye+Mektup+velev+ki+ibneyiz.png&quot; height=&quot;262&quot; width=&quot;400&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&quot;Ne hakkında hayal kursam ki?&quot;, diye düşünürken bir anda aklıma gelecekteki gerçekten aşkı yakalayacağım insan geldi aklıma. Forever alone&#39;uz ya, hatta bu durumu bile seviyoruz ya! Gelecekteki çocuk hakkında çok fazla düşünmüyorum bile. Hayatın gerçeği ama bu. Bir kaç yıl içinde bile kim bilir kaç kişiyle bir şeyler yaşanacaktı. &quot;Tamam&quot;, dedim konu bulundu. &quot;Şimdi&quot;, dedim &quot;kafamda bir resmetmeye çalışayım onu.&quot; Nasıl görünecekti acaba? Şarısın mı, esmer miydi ? Yoksa kumral mı olacaktı? Sonra : &quot;Ben hangisini isterdim ki acaba?&quot;, diye düşünmeye başladım. En&#39;lerim olmadığı geldi aklıma yine. Hiç düşünmemiştim her şey de olduğu gibi bunda da hangisini daha çok sevdiğimi. &quot;Fark etmez&quot;, dedim o yüzden.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Sonra dedim : &quot;Acaba nerede tanışacağız ?&quot; Facebook profilimi görerek mi ? Bloggerda bir yazımı okuyarak mı ? Tumblr da bir resmim dikkatini çektiğinde mi ? Ya da attığım bir tweet yüzünden mi tanışmak isteyecekti? Olmadı bunun gabilesi var, planet romeosu var. Biliyorum, biliyorum. &quot;Vay maaşallah!&quot;, diyorsunuz. Üye olmadığın site kalmamış! Aynen öyle kalmamış vallaha. Amaç muhabbet; amaç yeni insanlar, yeni dünyalar aslında sadece; ama belli mi olur belki de aşk da buralardan gelecekti. Belki de Chaplin&#39;de, Morkedi&#39;de en olmadı Chanti&#39;de görecektik birbrimizi. Belki bir eşcinsel arkadaşımın bir davetinde karşılacaktık belli mi olur ? Otobüste kısa bakışmalarla süren, belki kısa süreli o meşhur yolculuk aşklarından biri olacaktı. O bana bakacaktı ben ona bakacaktım. Sonra durağım gelip inmem gerektiğinde belki ilk defa biri cesaret edip peşimden inip tanışmak isteyecekti. Ya da belki okuldan veya çevremden yeni biriyle tanışacaktım. Ne kadar saçma ve çocukca değil mi tüm bunlar ? Hayal kuruyoruz mkyım ya! Mantığın işi ne? Tabii ki saçma olacak, sınırı olmayacak bunun.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Sonra dedim : &quot;acaba bana nasıl seslenecek?&quot; Özel bir kelime mi kullanacak yoksa herkes gibi kısaca aşk mı diyecek ? Tam o sırada radyoda dinlediğim&amp;nbsp;Soner Arıca&#39;nın şiirinin devamı geldi aklıma :&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;blockquote class=&quot;tr_bq&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Adımı söylemezdin bana seslenirken,&lt;br /&gt;
&quot;Aşk&quot;, derdin...&quot; Aşkım&quot;, derdin.&lt;br /&gt;
Her &quot;Aşk&quot; dediğinde,&lt;br /&gt;
Beni kendine daha fazla aşık ederdin.&lt;br /&gt;
Buluştuğumuz anları hatırlıyorum.&lt;br /&gt;
Güller açardı gönlümde sen gelirken,&lt;br /&gt;
Üç beş saat bile ayrılsak,&lt;br /&gt;
Yapraklarım dökülürdü sen giderken.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/blockquote&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Peki ya sen bana ne diyecektin? Ben sana ne diyecektim? Daha önce kimseye söylemediğim, geçmişimde yaşadıklarıma kullanmadığım bir şey olamalıydı bu. Zira özeldin sen. Geçmişimdeki kimse alınmasın bu sözlerime. Onlar da özeldi geçmişimde. Halen de güzel birer geçmişler benim benliğimde. Zira hiç birinin arkasından kötü konuşmam. Çünkü kötü değillerdi. Hiçbir zaman bana: &quot;Ben bunu mu sevmişim?&quot;, dedirtmediler, saolsunlar. O yüzden onlar da özeldi. Fakat geçmiş zaman eki gibi geçmiştelerdi. Daha özeldi artık gelecek olan. Farklı olmalıydı geçmişimden ki geleceği de farklı olabilsin diğerlerinden...&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&quot;Peki ya bizim şarkımız ne olacaktı?&quot;, diye geldi aklıma. Her duyduğumuzda içimizi ısıtıcak. Uzakta kaldığımız zamanlarda bizi birbrimize bağlayacak olan? Belki benim sevmediğim bir türde bile olabilirdi bu. Zira insanların sırf sevdiği kişi için aşık olduğu şarkıları olabiliyordu. Belki de öyle olacaktı. Ya da zaten müzik zevkimiz bile ortak olacaktı. Daha O: &quot;Şu olsun mu?&quot;, diyecekken cümlesinin sonunu ben tamamlayacaktım belki. Belki de tanıştığımızda arkada çalan bir şarkı olacaktı bu. Böylece daha da fazla özelimiz olacaktı bu şarkı, kim bilir? Sonra yine Soner Arıca&#39;nın şiirinin devamı geldi aklıma :&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;blockquote class=&quot;tr_bq&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Bazı şarkılar vardı birlikte sevdiğimiz;&lt;br /&gt;
Senin bana, benim sana söylediğim.&lt;br /&gt;
Onlardan birini ya da benzerini duysan,&lt;br /&gt;
Beni anımsar, gülümserdin.&lt;br /&gt;
Ben mi ? Ben hiç unutmayacağım ki...&lt;br /&gt;
Okyanusa attığın anahtarı biri bulur da,&lt;br /&gt;
Bizi bizden çözer diye, daha iyisini yaptım !&lt;br /&gt;
Seni kalbime kazıdım. her atışında hatırlamak için.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/blockquote&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Bu gece burada kesip kalan kısmını yarın yazacağım. Yoksa hem siz okumayackasınız, hem ablam yakalayacak birazdan beni, uyumaya yanıma geldiğinde.&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;h3 style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;
Yıldızınız bol, en karanlık geceler sizin olsun.&amp;nbsp;&lt;/h3&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;blockquote class=&quot;tr_bq&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: #3d85c6; font-size: large;&quot;&gt;&lt;i&gt;Yazının Devamını 2. Bölüm&#39;de Bulabilirsiniz...&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/blockquote&gt;
&lt;blockquote class=&quot;tr_bq&quot;&gt;
&amp;nbsp;&lt;a href=&quot;http://velevkibneyiz.blogspot.com/2012/11/gelecekteki-sevgiliye-mektup-bolum-2.html&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;Gelecekteki Sevgiliye Mektup ( Bölüm -2)&#39;ye Gitmek İçin Tıklayın&lt;/a&gt;&lt;/blockquote&gt;
&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/feeds/7281817154132043344/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2012/11/gelecekteki-sevgiliye-mektup-bolum-1.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/7281817154132043344'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/7281817154132043344'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2012/11/gelecekteki-sevgiliye-mektup-bolum-1.html' title='Gelecekteki Sevgiliye Mektup ! ( Bölüm -1 )'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09358892088790925542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiuJ3h-DeSzrq_fJyP9ZHawkwIXhpNKxUnbwucgAVJdeA2LwKJd6GM0XVWIeIhlX8ww_iiGF47kYbsOCNokRbBfm1dHBET_gcU9aJw6XoEPLK3k4QMh67_RiiBeCY8V5UIGsKHiiqg_n8bw/s72-c/Gelecekteki+Sevgiliye+Mektup+velev+ki+ibneyiz.png" height="72" width="72"/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6723520849520508600.post-7875273714534058029</id><published>2012-11-15T21:13:00.002+02:00</published><updated>2012-11-15T21:21:55.571+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yazılar"/><title type='text'>Tanrı&#39;ya Bir Soru Sorabilir miyim ?</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgldHM81TIArhEtk1CkTvjO1JBtLwGWq77KaTRAOEj9OIPYWwHTugfAojZXRH2c2jz4WmUr9yPl2cIaaZxYooREuCIilyw6jtpz6EyFP1oRAmhOQJpqxChaSghJtVrpMwtaT3shwm9qT0MG/s1600/if-you-could-ask-god-one-question.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgldHM81TIArhEtk1CkTvjO1JBtLwGWq77KaTRAOEj9OIPYWwHTugfAojZXRH2c2jz4WmUr9yPl2cIaaZxYooREuCIilyw6jtpz6EyFP1oRAmhOQJpqxChaSghJtVrpMwtaT3shwm9qT0MG/s400/if-you-could-ask-god-one-question.jpg&quot; height=&quot;500&quot; width=&quot;889&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Eğer yazının başından ateist bir gencin sıkıntılı veya dolambaçlı sorularını okuyacağını sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Belki bu hoşunuza gidecektir veya gitmeyecektir; ama ben de inananlardanım, çok şükür! Ben iki türlü inanan olduğuna inanıyorum. Aslında şimdi düşünüce iki tür olabileceğine inandım. Yani daha önceleri yoktu böyle bir düşüncem. Neyse ilk grup &lt;i&gt;&lt;b&gt;&quot;soramadan inananlar.&quot;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;Sorgulamadan yaşayanlar. Zira din dogmatiktir, değil mi zaten ? Kuralları kesin olan, yoruma açık olmayandır. Bir bakıma güzel olanı da budur. Tabir ne kadar doğru olur bilmiyorum ; ama anlamanız için şöyle bir benzetme yapacağım bir şablon niteliğindedir, hayat için bunlar. Ancak ne yalan söyleyeyim, ben pek de bu tür inanabilen insanlardan değilim. Bunda kesinlikle yanlış dediğim veya eleştirdiğim bir şey yok. Hatta kimine göre dini sorgulamak, küfre bile girmekte. Belki olduğum kişi yüzünden kafam karışık, bilemiyorum. Fakat bunu söylediğim için olduğum kişiden nefret ettiğimi veya istemediğimi düşünmeyin ya da yazacaklarım ve soracaklarım için üzgün veya depresif bir halde olduğumu sanmayın. Şuanda olabildiğim en ciddi ruh halimdeyim ve tamamen samimi bir şekilde yazıyorum söylemek istediklerimi. Samimi olarak şunu söyleyebilirim ki &lt;b&gt;&quot;iyiki Gay&#39;im.&quot;&lt;/b&gt; Bu benim zenginliğim, bu benim en güzel noktam ve merak ediyorsanız ; evet dünyaya tekrar gelebilsem yine &lt;b&gt;&quot;Gay&quot; &lt;/b&gt;olmayı isterdim şuanda. Dışarıdaki, İstanbul&#39;un 11 milyonluk kalabalığı arasındaki en büyük farklarımdan biri bu. İşte belki bu yüzden biraz daha sorgulayarak; ama - haşa - isyan veya yok sayma olmadan soru sormayı seviyorum. Tabiri caizse,&amp;nbsp;ben babasının tüm laflarını sesini dahi çıkaramadan dinleyen değil, biraz da onunla konuşarak dinlemeyi seven bir insanım.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Neden insanlar Tanrı&#39;ya soru soramazlar ki ? Neden bu bir sorun olsun ki ? Neden soru sormak Tanrı&#39;ya inanmamayı gerektirsin ki ? İnanan olduğuma göre kabul ediyorum ki; &lt;i&gt;&lt;b&gt;&quot;Allah doğunun ve batının, yerin ve gökyüzünün arasında kalan en ufağından en büyüğüne herşeyin yaratıcısı ve sahibi. Hamd olsun ki ona geldik ve ona döneceğiz.&quot;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; Evet doğru, buna inanıyorum. Peki böylesine harika bir şeyi yaratabilme gücüne sahip olan bir Yaratıcının yarattığı dünyayı ve koyduğu kuralları algılama konusunda sıkıntılarım olduğunda, &amp;nbsp;insanlar neden soru sormamın kötü olduğunu düşünürler ki? Allah: &lt;i&gt;&lt;b&gt;&quot;herşeyi insanoğlu için yarattım&quot;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;, diyip&amp;nbsp;bize olan sevgisini gösterirken, neden biz, biraz olsun samimiyetle Allah&#39;a yakınlaşarak soru sormaya korkarız ? Allah bana soru sormayın mı demiştir ki ? Ya da gerçekten böyle bir gerçek var da benim cahilliğim mi bu ? Bilmeden bir günah mı işliyorum ki sorarak ? Herneyse, dediğim gibi ben ikinci grup içerisindeyim ve bu akşam olduğum kişiyi ne kadar sevsem de gerçekten sormak istediklerim var ;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;ul style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Aşk&#39;ın hiç bir türlüsünün günah olduğunu düşünmeyen biri olsam da; yine de diğer insanların dediği doğruysa ve gerçekten eşcinsel aşk günahsa, Allah insan ırkını Kadın ve Erkek diye ikiye ayırdığında böylesi harika bir duyguyu hemcinslerimiz için de hissedebileceğimizi düşünmemiş midir ki ?&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Yani elimi önümdeki masaya koyarak, suç işlemiş ve kabul etmiş bir çocuğun babası karşısında kafasını kaldıramadan ; ancak tüm samimiyetiyle konuşması gibi, neydi ki hemcinsime de bu harika duyguyu hissetmenin kötü - günah - yanı ?&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Bir kadının dudağının, dudaklarıma değmesinin yerine bir erkeğin dudağının sıcaklığını hissetmenin yanlış olan noktası neydi ki ? Yani bu kime zarar verebilirdi ki ?&amp;nbsp;&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Karşımdaki de beni aynı tutkuyla istedikten sonra sırf &lt;b&gt;&quot;nikahlanamıyoruz&quot;&lt;/b&gt; diye beraber olmamızın zararı neydi ki ? Üstelik nikah yolu vardı da biz mi bu yolu seçmeden birliktelik kurmaya çalışıyorduk ki ? Bu neden bizim suçumuz sayılmıştı ki ?&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Eğer ki biz beraber olsaydık, tüm insanlar eşcinsel mi olacaktı ki ? Yani insanoğlunun çoğalması mı engellenecekti? Zaten kaç milyar insan değil miyiz ki ? İçlerinden bir kaç milyonu da çoğalmasaydı neslimiz mi tükenirdi ki? Bu dünyayı bu kadar sayıyla bile yeterince sömürmüşken, kârlı bir durum bile olmaz mıydı ki ?&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Ben içimde sadece hemcinsime olan bir aşkı büyütebiliyorken, bunu inkar edip bir kızın elinden tutup onunla bir hayat kursam, belki çocuklarım olsa - ki belki değil, sonuçta çocuk yapmaktan uzak değilim - taktığım maskeyle bu hayatta ömür boyu sürecek bir cehennemi yaşayarak, diğer tarafta ki cenneti mi kazanacaktım ki ? Kıyasa girersek tabii ki bu büyük kazanç olurdu, buna da lafım yok; ama buradan şu soruya geçmek istiyorum ; böyle bir cehennemden sonra cenneti kazanacaksam orada, herkese vaad edilen &lt;b&gt;&quot;güzel eşler&quot;&lt;/b&gt; bende hemcinsim olmayacaksa cennetin gerçekten anlamı neydi ? Yok erkek olacaksa da buradaki cehennemin gerçek sebebi neydi ? O tarafa geçtiğimde tüm fikirlerim değişecekse Allah&#39;ım tarafından ve karşı cinsime ilgi duyabileceksem - ki bundan uzak değil Allah ; &lt;b&gt;&lt;i&gt;&quot;şüphesiz o herşeye hakkıyla gücü yetendir&quot;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; - buradaki ömürlük azap için gerçekten çok fena şeyler yapmış olmam gerekmez miydi ?&amp;nbsp;&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Benim okuduğum ve bildiğim tüm büyük günahlar hatta küçükleri bile, doğrudan insan nefsini hedef alan, kendimizi terbiye ederek ve tevbe ederek uzak durabildiğimiz şeylerdi. Üstelik hepsinde bariz şekilde görünen zararlar vardı, ya kendine ya da çevrene verdiğin. Neyse yani insan gerçekten, hırsızlık yapmaktan uzak durmak isterse, durabilirdi. Yalan söylememeyi gerçekten isterse, söylemezdi. Allah&#39;a şirk koşmak istemezse, koşmazdı. Birini öldürmeyi, ondan ne kadar fazla nefret etse bile istemezse, kendisine hakim olabilirdi. Şimdi ben burada neyi yanlış yaptığımı sormayı istiyorum Allah&#39;ıma. Zira Allah&#39;ım biliyor ; olduğum kişiyi kabullenmeden önce bitmek bilmeyen gecelerim oldu, gözlerim acıyana kadar ağlayarak geçen. Bu buraya yazıldığı kadar kolay gelmesin şuanda okurken sana. İnsan sadece ailesinden birini kaybettiği zamanlarda veya büyük felaketlerle karşılaştığında gözleri acıyana kadar ağlar. Sıradan göz yaşları değildi yani. Neyse işte bu kadar ağlayıp uzak durmak istediğim, hatta kendimden ve tüm böyle olan insanlardan nefret etmişken, hatta işi bazı psikolog ve din adamlarının dediği gibi ileriye götürüp kız arkadaşım olmasını bile sağlamışken, birden fazla kez kız arkadaşlarıyla olmaya çalışmış ve olmamışsam, üstelik bu sefer bunu başaramadığım için kendimden de nefret etmeye başlamışsam, dünya üzerindeki cehennemin 7. katını yaşamışken o zamanlar, şimdi tüm samimiyetimle sormak istiyorum ; halen aynı şeyleri hissediyorsam bunun benim nefsim üzerindeki hakimiyetle alakası nedir ? Yani bu bir hakimiyet sorunuysa, bunu ben gerçekten - &amp;nbsp;gerçekten çözemiyorsam, o kadar değişmek için dua bile ettiysem, üstelik hemcinsime aşık olmamın kimseye en ufak bir zararı dahi olmamışsa, neydi burada işlediğim günah ?&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Ben hâlen, kimine göre beni lanetleyen, kimine göre beni sonsuz cehenneme atacak olan, kimine göre öldürülmemi isteyen, kimine göre beni&amp;nbsp;hastalığın dibi olarak gören bir yaratıcıya ; Allah&#39;ıma Tapıyor ve ona şirk koşmuyorsam, tüm bu söylenenlere rağmen yüreğimin her noktasında imanım sürüyorsa, halen Allah&#39;a bu kadar bağlıyken aynı anda bir erkeğe aşık olabiliyorsam yanlış olan nedir burada ?&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;i&gt;&lt;b&gt;&quot;Şüphesiz ki her şeyin doğrusunu Allah bilir, içimizde sakladıklarımızı da dışarı vurduklarımızı da.&quot;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; Bunu söyleyip de çoğu kişi soru sormaktan korkuyor. Allah içimizde sakladıklarımız da, dışa vurduklarımızı da bilendir. Benim burada yazdıklarım, sadece hataları olan/olabilecek bir kulun kalbinden geçirdikleridir. İçinde taşımasının ağır gelmesidir. İçinde tutmasının gereksiz olduğuna inanmasıdır.&amp;nbsp;Ben söylenenlere inanmıyorum. &quot;İnandığın ne o halde&quot;, diyorsan,&amp;nbsp;&quot;Allah&#39;ın bağışlayan, tüm kötülüklerden uzak ve kusursuz olduğuna&quot; inanıyorum ve aşkın hiç bir zaman - kendin dahil kimseye zarar vermediği sürece - günah olmadığına, olamayacağına inanıyorum - kime aşık olduğunun önemi olmadan. -&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
İnansanız da inanmasanız da soru sormaktan korkmayın. Tabii inanıyorsanız, şirke varmadan (: Hele ki inananlardansanız sizi Yaradan&#39;la konuşmaktan asla vazgeçmeyin. Size tüm söylenen kötü şeyleri bir kenara bırakın. Tamamen yok sayın diyemem, yanlış söylemekten korkarak. Fakat doğrularsa bile; Yaratıcı&#39;nıza yüz çevirmek yerine, siz Allah&#39;ınıza el açın. Kalbinizin en derin yerinde O&#39;nunla konuşmaya devam edin. Cevap almadığınızı sansanız da &lt;b&gt;&lt;i&gt;&quot;O her zaman duyandır, görendir.&quot;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; Allah her zaman yanımızda olsun. İnansanız da inanmasanız da sadece; &lt;b&gt;&lt;i&gt;Sevin, Sevin, Sevin ve bir daha Korkularınız olmadan Sevin !&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Belki canınızı acıtacak; ama çok hoşuma giden - bilinenin aksine Küçük İskender&#39;in değil, İbrahim Afşin isimli şairin&lt;b style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;&quot;Agnostik Sevdam&quot; &lt;/b&gt;isimli şiirine ait olduğu söylenen - bir kıtâyı sizlere gönderiyorum ;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;blockquote class=&quot;tr_bq&quot;&gt;
&lt;i&gt;&lt;b&gt;Biliyorsun değil mi ?&lt;br /&gt;
Seni benden sormayacaklar,&lt;br /&gt;
Nikah düşmeyecek ikimize.&lt;br /&gt;
Zina sayılacak, aklıma her düşüşün...&lt;br /&gt;
Tenlerimiz helâlleşmişti oysa,&lt;br /&gt;
Tanrı erkeği seven bir erkeği yarattığı gün.&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/blockquote&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
ve en sevdiğim duamla bitiriyorum ;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;h3 style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;
&lt;i&gt;&lt;b&gt;Allah&#39;ım benden vazgeçme, bizden vazgeçme...&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/h3&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/feeds/7875273714534058029/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2012/11/tanrya-bir-soru-sorabilir-miyim.html#comment-form' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/7875273714534058029'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/7875273714534058029'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2012/11/tanrya-bir-soru-sorabilir-miyim.html' title='Tanrı&#39;ya Bir Soru Sorabilir miyim ?'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09358892088790925542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgldHM81TIArhEtk1CkTvjO1JBtLwGWq77KaTRAOEj9OIPYWwHTugfAojZXRH2c2jz4WmUr9yPl2cIaaZxYooREuCIilyw6jtpz6EyFP1oRAmhOQJpqxChaSghJtVrpMwtaT3shwm9qT0MG/s72-c/if-you-could-ask-god-one-question.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6723520849520508600.post-8850876900217521940</id><published>2012-11-10T11:16:00.004+02:00</published><updated>2012-11-10T11:16:37.544+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yazılar"/><title type='text'>Bedenlerin Yok Olmasıyla İnsanlar Ölmez, Ruhu Halen Bizimleyken</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;br /&gt;
Neresinden başlasan, neresinden tutsan, kime ne kadarını anlatsan bilinemeyecek bir gün.&lt;br /&gt;
Çok az gün vardır dünyayı sarsacak kadar değerli olan,&lt;br /&gt;
Çok az insan vardır dünyayı müthiş bir şekilde etkileyen.&lt;br /&gt;
Hangi sözlerle onu yüceltebilirim ki ?&lt;br /&gt;
Hangi sözler onu tanımlamaya yeter ki ?&lt;br /&gt;
Hangi sözler böyle bir aşka, böyle bir hüzne yetişebilir ki ?&lt;br /&gt;
Bir çocuğun babasını kaybedişinde duyduğu o acıyı, 70 milyon&#39;un aynı anda hissedişini nasıl anlatabilirim ki?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Simit satan çocuğun O saatte elini başına götürüp selam&#39;a durduğu; işine gitmekte olan koca koca adamların başka hiç bir şeyi&amp;nbsp;umursamadan arabalarını durdurup öylece hüzünle dikilmesini; sırf o anı yaşayabilmek, onu bir kez daha yolcu edebilmek için&amp;nbsp;her yıl aynı saatte gerekirse alarm kurup kalkıp, kalbindeki sızıyı yeniden hissetmek; koca bir ulusun, ulusu geç koca bir dünyanın&amp;nbsp;ölümünden 74 yıl sonra, hiç eksilmeyen bir sevgiyle yeniden yeniden sahiplenmesi; sanki her sene yeniden ölüyormuşcasına&amp;nbsp;kalplerinin taa en derinlerinde aynı sızıyı hissetmeleri; halen en büyük saygıyı kendisinden nefret edenlerde dahi&amp;nbsp;uyandırabilmeyi; gözlerini kapadığında aynı anda artık 70 milyonla gözünü açıp bakabilmesini; her düşüncesi, her yaptığının altında&amp;nbsp;müthiş bir bilgelik taşıması; aynı anda öğretmen, komutan, çevreci, müzisyen, sporcu... ve sayamayacağınız kadar çok şey olabilen;&amp;nbsp;akla hayale sığmayacak işleri kısacık bir ömüre sığdırabilen kaç tane insan vardır, &lt;b&gt;&lt;i&gt;YAŞAMIŞ OLUP DA HALEN ÖLMEYEN&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Söyleyecek o kadar söz var ki, o kadar doluyum ki her 10 Kasım&#39;da; o kadar mahçup, o kadar hüzünlüyüm ki ve o kadar kederliyim ki Sen&#39;inle aynı zaman içerisinde yaşamadığım için. Sen benimsin, Sen bizimsin, Sen koca bir ulusun Ta Kendisisin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak, Sen benimsin, milletiminsin ancak.&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Bedenlerin yok olmasıyla insanlar ölmez, ruhu halen bizimleyken. Ellerimiz gökyüzünde, dilimizde Fatiha&#39;lar, Ruh&#39;un Şad Olsun&amp;nbsp;Ey Masmavi Gözlü&#39;m, Karizmatik, Kocaman yürekli en güzel insan&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sevseniz de, sevemeseniz bile azıcık yaşadığınız topraklara saygınız var ise, aşağıdaki 4 videoyu zaman ayırında izleyin.&amp;nbsp;Ben belki anlatamadım, dilim dönmedi o kadar. Sadece şu 4 videoyu izleyin de nasıl bir kaybımız olduğunu bir kez daha anlayın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;iframe allowfullscreen=&quot;allowfullscreen&quot; frameborder=&quot;0&quot; height=&quot;500&quot; src=&quot;http://www.youtube.com/embed/YLAoTHrlfmE&quot; width=&quot;889&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;iframe allowfullscreen=&quot;allowfullscreen&quot; frameborder=&quot;0&quot; height=&quot;500&quot; src=&quot;http://www.youtube.com/embed/JLh7VLuzr1Y&quot; width=&quot;889&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;iframe allowfullscreen=&quot;allowfullscreen&quot; frameborder=&quot;0&quot; height=&quot;500&quot; src=&quot;http://www.youtube.com/embed/bVTqp7HBS70&quot; width=&quot;889&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;iframe allowfullscreen=&quot;allowfullscreen&quot; frameborder=&quot;0&quot; height=&quot;500&quot; src=&quot;http://www.youtube.com/embed/hYV1GLmUXeg&quot; width=&quot;889&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/feeds/8850876900217521940/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2012/11/bedenlerin-yok-olmasyla-insanlar-olmez.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/8850876900217521940'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6723520849520508600/posts/default/8850876900217521940'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://velevkibneyiz.blogspot.com/2012/11/bedenlerin-yok-olmasyla-insanlar-olmez.html' title='Bedenlerin Yok Olmasıyla İnsanlar Ölmez, Ruhu Halen Bizimleyken'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09358892088790925542</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://img.youtube.com/vi/YLAoTHrlfmE/default.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>2</thr:total></entry></feed>