<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2enclosuresfull.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0"><channel><title>Elestirel.com</title><link>http://www.elestirel.com</link><description>elestirel im</description><language>tr</language><media:thumbnail url="http://www.elestirel.com/elestirel_banners/elestirel_com_banner_4.jpg" /><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:image href="http://www.elestirel.com/elestirel_banners/elestirel_com_banner_4.jpg" /><itunes:subtitle>Elestirel.com</itunes:subtitle><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/elestirel" type="application/rss+xml" /><item><title>Gazze fatihi Erdoğan</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/7F2mEqtAkgA/index.php</link><pubDate>Sat, 31 Jan 2009 04:06:56 PST</pubDate><description>Çok fazla haber oldu, ben de uzun uzun konuşmak istemiyorum. Amacım "Aslan Başbakan nasıl verdi adamların ağzının payını" edebiyatı yapmak da değil. Sadece sonunda başvekilin sinirinin doğru bir yerde ve doğru bir zamanda patlaması hoşuma gitti. Fakat bütün iş bundan ibaret değil. Davos'ta olanlar kimsenin acı çekmesini önlemeyecek. Eğer filistinde akan kanların durması isteniyorsa bunun görünen en kolay yolu Hamas'ın bir an önce ateşkes isteyip hatta silah bırakıp sorunu diplomatik yoldan çözmek için çaba göstermesi. 

Tayyip Erdoğan da böyle bir çıkış yaptıktan sonra gazzede yaşayan insanlar için ufak da olsa bir umut ışığı gibi görünmeye başladı. Oradaki insanların asıl ihtiyacı ise bir an önce barış can güvenliklerinin kesin bir şekilde sağlanması. Başbakan gerçekten yardımcı olmak istiyorsa yapması gereken  Peres'e nasıl bağırdıysa Hamas'a da biraz sert çıkıp barışa zorlaması. 

Hazır İngiltere artık Hamas'la görüşme zamanı geldi demişken bu iş bir an çözülmeli ve başbakan asıl o zaman yumruğunu masaya vurmalı. Hamasın kendi kendine ilan ettiği zaferlerin ölen insanlara bir faydası yok çünkü.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/7F2mEqtAkgA" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=114</feedburner:origLink></item><item><title>Kimin bu Cumhuriyet</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/PmOXSrYv0n4/index.php</link><pubDate>Wed, 29 Oct 2008 15:53:24 PDT</pubDate><description>Bu gün cumhurbaşkanlığında düzenlenen cumhuriyet resepsiyonuna chp ve dsp katılmadı.

Deniz Baykal, "İçinde bulunduğumuz koşullarda, yani hukukun ve Cumhuriyet değerlerinin hızla aşındırılıp yozlaştırıldığı bir dönemde yapılan kutlamaların Anıtkabir ziyareti ötesinde bir Cumhuriyet kutlaması şartlarını ve anlamını taşımadığı düşüncesindeyim" 
Diyerek neden katılmadığını da açıkladı. 

Siyasi görüşü ne olursa olsun seçimle gelmiş bir meclisin arasında bulunmamak ya seçilmişleri tanımamak ya da cumhuriyetin ne olduğunu aslında anlamamış olmaktan kaynaklanabilir. Anlaşılan Deniz Baykal ve aynı düşünenler Cumhuriyeti sadece kendileri için istiyorlar. Kendileri dışında bir cumhuriyeti tanımayan partilerin de aslında cumhuriyetçi olmadıklarını söylemek de yanlış olmaz sanırım. Hele ki 29 Ekim Cumhuriyet bayramına Cumhuriyetin ilk kurulan partisi olmak gibi ciddi bir tarihsel miras taşıyan partinin katılmaması bence çok iç acıtan bir durum.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/PmOXSrYv0n4" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=113</feedburner:origLink></item><item><title>Diziler ve Türk Edebiyatı</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/dikXR2xxQk8/index.php</link><pubDate>Fri, 12 Sep 2008 22:53:28 PDT</pubDate><description>Bir ka&amp;ccedil; yıl &amp;ouml;nce ağalı beyli diziler reva&amp;ccedil;taydı, hatırlarsınız.Şimdilerde ise durum biraz y&amp;ouml;n değiştirmiş bir bi&amp;ccedil;imde huzurlarımıza dikiliyor. T&amp;uuml;rkEdebiyatı'nın değerli &amp;ouml;rnekleri birerdizi olarak karşımıza &amp;ccedil;ıkıyor her g&amp;uuml;n.
Reşat Nuri G&amp;uuml;ntekin'in Yaprak D&amp;ouml;k&amp;uuml;m&amp;uuml; ile başlayan bu ser&amp;uuml;ven ismini hatırlamakta zorlandığım bir &amp;ccedil;okdizi ile devam ediyor. Yaprak D&amp;ouml;k&amp;uuml;m&amp;uuml; zaten son derece ağlak yapısı ile hi&amp;ccedil; hazetmediğim diziler arasında ilk sırasını kaptırmıyor kimselere,ancakbaşarısıbununla sınırlı değil. Yayınlandığı saatlerde adeta bir TV izlenme patlaması yaratan dizi &amp;ouml;yle &amp;ccedil;ok tutmuşki yapımcılar bir Reşat Nuri G&amp;uuml;ntekin eseri olan Dudaktan Kalbe 'yi g&amp;ouml;zlerine kestirmişler. Kurgu olarak Yaprak D&amp;ouml;k&amp;uuml;m&amp;uuml;^nden daha haz alarak okuduğum bu romanın diziye uyarlanmış halini izlemediğim i&amp;ccedil;in yorum yapmayacağım. Yine ge&amp;ccedil;en sezon g&amp;ouml;r&amp;uuml;p izlemeliyim dediğim iki dizi de bu klasmandalar.Hacı ve Sinekli Bakkal.Aniden yayından kaldırılmalarına anlam verememiştim. ( Bu iki diziyi de &amp;quot;ne diziler sevdim zaten yoktular&amp;quot; isimli yazıma eklemeliymişim aslında) Bir C&amp;uuml;neyt &amp;Uuml;lsever romanı olan Hacı, bazı mecralarda problem yarattığı i&amp;ccedil;in yayından kaldırıldı, Halide Edip Adıvar'ın şahane eseri Sinekli Bakkal ise ne oldu da yayından kalktı; &amp;ccedil;&amp;ouml;zemedim.
{more}


Şimdilerde ise reklamlardan takip ettiğim kadarı ile Orhan Kemal'in Gurbet Kuşları -ki muhteşem bir edebiyat klasiğidir- Halit Ziya Uşaklıgil'in Aşk-ı Memnu 'su dizi olarak karşımıza gelecek. Aşk-ı Memnu yayınlanan bir ka&amp;ccedil; b&amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml; ile takdirleri toplamış, hi&amp;ccedil; değilse ustasına saygıdan birka&amp;ccedil; b&amp;ouml;l&amp;uuml;m zaman ayırmayı d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nebilirim.
Edebiyatımızın son d&amp;ouml;nem g&amp;ouml;zdelerinden Ayşe Kulin'in Gece Sesleri isimli romanı da dizi ile hayat bulanlar arasında. Oyuncu kadrosu ile romanı kıyasladığımda g&amp;ouml;z&amp;uuml;m&amp;uuml;n &amp;ouml;n&amp;uuml;ne pek i&amp;ccedil; a&amp;ccedil;ıcı bir tablo getiremediğimi belirtmek isterim. G&amp;uuml;zel bir romandır, yazık edilmez umarım. Yine edebiyatın farklı bir tarafında duran bir yazarın, Kerime Nadir'in Hı&amp;ccedil;kırık isimli romanının diziye uyarlanacağı haberini okuyoruz, Romanı da okumadım, diziyi izleyeceğimi zaten sanmıyorum. 
Hal b&amp;ouml;yle iken d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;yorum.
Bu saydığımız romanları ortaokul sıralarındayken okumuş bir insan olarak, durumu nasıl karşılayacağımı kestirebilmiş değilim. Bunlar edebiyata saygı mıdır? Yoksa romandan alması gerekenleri dizi ile vermeye &amp;ccedil;alışarak beyinleri bir nevi tembelliğe zorlamak mıdır?
Okumuyoruz evet. Sevmiyoruz okumayı.. Belki de bu sayede biraz olsun değer vermiş g&amp;ouml;r&amp;uuml;lebiliriz edebiyata. 
Ama ben, her ne olursa olsun ileride &amp;ccedil;ocuklarım olduğunda Orhan Kemal'i dizi ismi ile değil yazdıkları ile tanısınlar diye uğraşacağım. Hatırla Sevgili sayesinde (?) hafızalara ge&amp;ccedil;en Deniz Gezmiş ismi yeterince can yakıcıydı zaten..&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/dikXR2xxQk8" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=112</feedburner:origLink></item><item><title>Olimpiyatlar tam Çin'e göre</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/-IikjiQrTmY/index.php</link><pubDate>Thu, 14 Aug 2008 03:33:34 PDT</pubDate><description>2008 Pekin olimpiyatları bug&amp;uuml;ne kadar ger&amp;ccedil;ekleşen t&amp;uuml;m olimpiyatlardan daha g&amp;ouml;rkemli g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;yor. Gerek muazzam a&amp;ccedil;ılış t&amp;ouml;reni, gerek yapılan devasa tesisler, bu g&amp;uuml;ne kadar bir olimpiyat i&amp;ccedil;in yapılanların en iyisi. Elbette her &amp;uuml;lke kendi d&amp;uuml;zenlediği olimpiyatların yapılan en g&amp;uuml;zel olmasını ister ama bunu yaparken sportmenlik adına yapılan olimpiyatlar i&amp;ccedil;in hi&amp;ccedil; de sportmen olmayan şeyler yapmakta.
Şu haber herşeyi &amp;ccedil;ok daha iyi anlatıyor.
Olimpiyatları a&amp;ccedil;ılışında şarkı s&amp;ouml;yleyen k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k kızın playbck yaptığı, sadece y&amp;uuml;z&amp;uuml; g&amp;uuml;zel olduğu i&amp;ccedil;in &amp;Ccedil;inli Politb&amp;uuml;ro yetkilileri tarafından se&amp;ccedil;ildiği ortaya &amp;ccedil;ıktı. Olimpiyatların a&amp;ccedil;ılışındaki g&amp;ouml;rkemli organizasyonda sahneye &amp;ccedil;ıkan Lin Miaoke, kırmızı elbisesi, sevimliği ve m&amp;uuml;thiş sesiyle t&amp;uuml;m dikkatleri &amp;uuml;zerine &amp;ccedil;ekmiş ve Olimpiyat&amp;rsquo;ı izleyenleri b&amp;uuml;y&amp;uuml;lemişti. Ancak şarkıyı s&amp;ouml;yleyenin Lin&amp;rsquo;in olmadığı ortaya &amp;ccedil;ıktı. Şarkıyı s&amp;ouml;yleyen Yang Peiyi ise ger&amp;ccedil;eğin ortaya &amp;ccedil;ıkmasıyla biraz hayal kırıklığına uğradığını itiraf etti. Ancak şarkı s&amp;ouml;yleyenin kendisi olduğu i&amp;ccedil;in de gurur duyduğunu belirtti.
{more}

Bu utan&amp;ccedil; verici olayı &amp;ccedil;inli yetkil Chen Qugang (m&amp;uuml;zik sorumlusu) &amp;quot;&amp;Ccedil;in hakkında doğru imaj vermek ve &amp;Ccedil;in'in prestijini kormak i&amp;ccedil;in &amp;quot; diyerek savunmuş. 
Peki &amp;Ccedil;in'in vermeye &amp;ccedil;alıştığı imaj ne? &amp;Ccedil;in'de hi&amp;ccedil; &amp;ccedil;irkin &amp;ccedil;ocuk olmadığı mı? Yoksa d&amp;uuml;nyanın en b&amp;uuml;y&amp;uuml;k ekonomilerinden biri haline gelen &amp;Ccedil;in hala ulusal komplekslerinde kurtulamadığı mı? Bir &amp;ccedil;ocuk &amp;ccedil;irkin diye y&amp;uuml;z&amp;uuml; başa bir &amp;ccedil;ocukla değiştirilebilir mi?. Hem de bu konuda yapılan yarışmayı kazandığı halde. Nerede sizin olimpiyat ruhunuz?. Peki sporcularınız da &amp;ccedil;irkinse ne yapacaksınız, onları da daha g&amp;uuml;zelleriyle değiştirecek misiniz?
Evet &amp;Ccedil;in belki en g&amp;ouml;rkemli olimpiyatları yaptı ama imaj uğruna yaptıkları şeyler o kadar k&amp;ouml;t&amp;uuml;yd&amp;uuml; ki &amp;Ccedil;in'in g&amp;ouml;z&amp;uuml;mdeki imajını zaten aşağılarda olan yerinden iyice diplere &amp;ccedil;ekti ve belki de &amp;Ccedil;in g&amp;ouml;z&amp;uuml;mde imaj konusunda olması gerektiği yere aslında şimdi ulaştı. 
Oysa şarkıyı s&amp;ouml;yleyen Yang'da her &amp;ccedil;ocuk gibi &amp;ccedil;ok g&amp;uuml;zeldi. 

Ayrıca dev &amp;Ccedil;in'in olimpiyat bombalarını bundan ibaret değil, bakınız eski haberler.
* Olimpiyat a&amp;ccedil;ılışında sergilenen g&amp;ouml;rkemli havai fişek g&amp;ouml;r&amp;uuml;nt&amp;uuml;s&amp;uuml;nde sergilenen fişeklerden bazılarının bilgisayar animasyonu olduğu. 
* &amp;Ccedil;inli doktorların sporculara bug&amp;uuml;nk&amp;uuml; tekniklerle anlaşılamayacak olan gen nakli y&amp;ouml;ntemi ile doping yaptıklarının anlaşılması.
* Boş kalan trib&amp;uuml;nlerin h&amp;uuml;k&amp;uuml;metin g&amp;ouml;revlendirdiği g&amp;ouml;revliler tarafından doldurulması.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/-IikjiQrTmY" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=111</feedburner:origLink></item><item><title>Salatalığa Danışın!</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/J7u9K9kygl4/index.php</link><pubDate>Mon, 11 Aug 2008 19:57:10 PDT</pubDate><description>Hayatımdaki en b&amp;uuml;y&amp;uuml;k kararsızlıklarımda salatalık hep yardımıma koşmuştur ve bana fikir vermiştir.
Ne zaman ilhamım ka&amp;ccedil;sa hemen salatalığa sığınırım, bir ısırık alırım ve ilham gelir, &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; salatalık bana fikir verir.
Bildiğim b&amp;uuml;t&amp;uuml;n devrimciler b&amp;uuml;t&amp;uuml;n kararlarını salatalık yerken almışlardır.
Salatalık b&amp;uuml;t&amp;uuml;n bilim insanlarının, b&amp;uuml;t&amp;uuml;n mucitlerin, b&amp;uuml;t&amp;uuml;n liderlerin en b&amp;uuml;y&amp;uuml;k fikir vericisi olmuştur.
Eh, bu durumda, El-Kaide'nin Irak'ta kadınlara y&amp;ouml;nelik satın alma yasağı getirmesini hi&amp;ccedil; yadırgamıyorum. Mazallah, bu salatalıklar {more} mutfakta salata yapan zavallı kadınlara fikir filan verir, birden (salatakık bu ya) ayaklanırlar, şu olur bu olur... Kadınlara d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nmek de yasak, pek muhterem fikir verici (.) salatalık da. 

http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Irakta_kadinlara_salatalik_yasagi_193283_1&amp;amp;tarih=12.08.2008&amp;amp;Newsid=193283&amp;amp;Categoryid=30
Irak'ta kadınlara salatalık yasağı
Ter&amp;ouml;r &amp;ouml;rg&amp;uuml;t&amp;uuml; El Kaide'nin Irak'ta uyguladığı sert İslami yasaklar Iraklıların &amp;ouml;rg&amp;uuml;te olan desteğini geri &amp;ccedil;ekmesine neden oluyor. El Kaide, kadınların &amp;quot;fikir verebilen&amp;quot; salatalığı satın almasını bile yasakladı.
DIŞ HABERLER
İngiliz Daily Mail gazetesinin haberine g&amp;ouml;re Irak'ta sıkı İslami yasaklar uygulayan El Kaide &amp;ouml;rg&amp;uuml;t&amp;uuml;, Arap aşiret liderlerinin desteğini yitiriyor. &amp;Ouml;rg&amp;uuml;t, son olarak salatalık gibi &amp;quot;fikirler verebilen&amp;quot; sebzelerin erkek, domates gibi sebzelerin de kadın olduğunu &amp;ouml;ne s&amp;uuml;rerek, kadınların salata satın almasını yasakladı. Yani &amp;uuml;lkenin bir&amp;ccedil;ok yerinde artık sadece erkekler salatalık satın alabiliyor.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/J7u9K9kygl4" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=110</feedburner:origLink></item><item><title>AKP'ye Pıt</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/zD26FYh7Viw/index.php</link><pubDate>Wed, 06 Aug 2008 00:17:49 PDT</pubDate><description>Tarih30 Temmuz.
Anneme uğradım, evde kardeşim. Sohbet ediyoruz. Canlı izlediğim AKP kapatılmadı haberini anlatıyorum. Kardeşim umarsız sırıtışlarla dinliyor. 

&amp;quot;-Yani nihayet sonunda parti kapatılmadı, ama Orkuncum partiye b&amp;uuml;y&amp;uuml;&amp;uuml;&amp;uuml;k bir ihtar vermişler, s&amp;ouml;zde.&amp;quot;

&amp;quot;Hmm, b&amp;uuml;y&amp;uuml;k ihtar ha? Ne yapmışlar, burunlarına &amp;quot;pıt&amp;quot; mı yapmışlar???&amp;quot;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/zD26FYh7Viw" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=109</feedburner:origLink></item><item><title>Ezgi'nin Merinos Günlüğü</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/8fn7a_woLfQ/index.php</link><pubDate>Sun, 03 Aug 2008 10:49:21 PDT</pubDate><description>Sevgili G&amp;uuml;nl&amp;uuml;k,
Bug&amp;uuml;n bir iş teklifi aldık. Merinos Mobilya i&amp;ccedil;in reklam muziği yapmamız istendi. Sanki kırk yıldır bu anı bekler gibi paldır k&amp;uuml;ld&amp;uuml;r atladık teklife. Şunca zamandır &amp;ccedil;izdiğimiz &amp;ccedil;izginin hi&amp;ccedil; alakasız bir yerinde de dursa bu fikir, bir şeyler olmuştu ve değişmiştik. Ve &amp;ouml;yle bir reklam muziği yaptık ki, t&amp;uuml;m kitlemiz perperişan oldu. Sanırım hi&amp;ccedil; de iyi olmadı. Ama i&amp;ccedil;imize bir yerlere sinsice yerleşmiş olan bir medya maymunluğu var ki bir daha ne zaman ortaya &amp;ccedil;ıkacak merak etmiyor değilim.
G&amp;ouml;r&amp;uuml;şmek &amp;uuml;zere sevgili g&amp;uuml;nl&amp;uuml;k.
İmza:
Ezgi.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/8fn7a_woLfQ" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=108</feedburner:origLink></item><item><title>Gemiyi ilk önce fareler terkeder</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/WdHDMgIyx1k/index.php</link><pubDate>Sat, 12 Jul 2008 11:56:30 PDT</pubDate><description>Abdullatif Şener pek de s&amp;uuml;rpriz olmayan bir kararla AKP'den istifa edip yeni bir oluşum hazırlığında olduğunu a&amp;ccedil;ıkladı.
Şayet olur da AKP kapatılırsa &amp;quot;kapatılmış&amp;quot; bir oluşumun i&amp;ccedil;inden biri olarak g&amp;ouml;r&amp;uuml;lmek istemedi kendisi anlaşılan. Ve bu hususta AKP sonrası yapılanmak isteyen diğer kitleye de &amp;ouml;nden bir kapı a&amp;ccedil;arak ne kadar ince bir zekanın &amp;uuml;r&amp;uuml;n&amp;uuml; olduğunun altını &amp;ccedil;izdi. 
Kafamdan ge&amp;ccedil;en bir diğer olasılık ise, zaten &amp;quot;battı balık yan gider&amp;quot; kıvamına gelmiş AKP'nin kendi i&amp;ccedil;lerinde aldıkları bir kararla buldukları en ılımlı insana &amp;quot;Sen &amp;ouml;nden git, ortamı yap geliyoruz&amp;quot; demiş olacakları. Bu ılımlı insanın Abdullatif Şener oluşu ortama nasıl bir hava katacak bunu da ileriki g&amp;uuml;nlerde &amp;ouml;ğreneceğiz ş&amp;uuml;phesiz.
İlk d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;m&amp;uuml;z gibi ise durum, Abdullatif Şener'in bu tavrını batmak &amp;uuml;zere olan gemilerden ilk ka&amp;ccedil;an farelerle ilişkilendirmek m&amp;uuml;mk&amp;uuml;n.Bu tavrıda genel itibari ile seviyeli ve d&amp;uuml;zg&amp;uuml;n bir siyaset&amp;ccedil;i izlenimi veren Abdullatif Şener'e yakıştırmadığımı belirtmeliyim.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/WdHDMgIyx1k" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=106</feedburner:origLink></item><item><title>sof biznısss...</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/rXTb7MUKncE/index.php</link><pubDate>Mon, 23 Jun 2008 01:53:03 PDT</pubDate><description>Geçenlerde Okan Bayülgen'in konuk olduğu bir programın bir bölümünü izledim. Zaman zaman toplumsal bazı haykırışlarını ve magazin "ko"medyası ile verdiği amansız mücadeleyi takdirle karşıladığım Okan Bayülgen televizyon Yapımcısı olmuş. Sanırım Gülben Ergen'in programı ile gerçekleştirdiği bu adımla kendi ifadesi ile "Show business" olduğunu düşündüğü TV dünyasına farklı bir kanadından bodozlama bir dalış gerçekleştirmiş Okan Bayülgen. Yolu açık olsun.

Gelelim işin şof biznıs kısmına... Bu ülkede herşeyin şof, her işin biznıss olduğunu kabul edelim. Etmeyecek değiliz. Gelgelelim buna mahkum edilmek zorunda olan kitleler gün geçtikçe zavallılaşıyor bunu farketmiyor mu Okan Bayülgen anlayamadım. Her fırsatta toplumsal hareketlere destek veren Bayülgen; o program senin bu program benim oraya okul, buraya kitap, lösemiliye kan, doğuluya okul, kızlara gelecek dağıtırken salt ticari bir kimlik edindi diye yaptığı "seviyesiz" programlara böylesine bir kılıf uydurmak zorunda kaldıysa vay halimize...

Gerçi kendime sanane be adam demiyor da değilim. Ancak insanımızı küçük gördükçe küçülten tüm davranış şekillerine ve kavramlara karşı derin bir karşıtlık içinde olduğumdan yazayım istedim. Yazdım. İyi oldu.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/rXTb7MUKncE" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=105</feedburner:origLink></item><item><title>Ak Parti'nin Savunma Metni</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/defu4A-Nilg/index.php</link><pubDate>Mon, 16 Jun 2008 23:39:08 PDT</pubDate><description>16.06.2008&amp;hellip; AKP, Anayasa Mahkemesi'ne sunulmak &amp;uuml;zere bir savunma hazırladı. Tam metnine şuradan erişilebilecek bu savunmada, haklarında a&amp;ccedil;ılan kapatma davasının hukuki gerek&amp;ccedil;elere değil &amp;ouml;nyargılara dayandığını &amp;ouml;ne s&amp;uuml;rd&amp;uuml;ler.
Başsavcılığın laiklik anlayışı baştan sona problemlidir.
Laiklik bir &amp;ldquo;yaşam bi&amp;ccedil;imi&amp;rdquo; olamaz.
&amp;quot;Laikliği &amp;ldquo;yaşam bi&amp;ccedil;imi&amp;rdquo; olarak tanımlamak, beraberinde &amp;ccedil;ok ciddi siyasi ve toplumsal sorunlar doğurabilecektir.&amp;quot; diyor AKP savunmasında. Laikliğin ana hatlarından bu kadar uzağa d&amp;uuml;şm&amp;uuml;ş bir yapının savunucularından da farklı bir s&amp;ouml;z beklemek yersizdi zaten. Esasen, laiklik karşısında bu kadar diren&amp;ccedil;le durabilen bir partinin kapatılma davasının savunma metninde laiklik &amp;uuml;zerine yazılmış bu kadar &amp;ccedil;ok s&amp;ouml;z sarfiyatı beni şaşırtmadı. Neyi saklamak isterseniz, o kadar g&amp;ouml;z &amp;ouml;n&amp;uuml;ne &amp;ccedil;ıkar zaten. Bu dava savunmasında dikkatler en &amp;ccedil;ok &amp;quot;laiklik&amp;quot; &amp;uuml;zerine &amp;ccedil;ekilmiş diyebiliriz.
{more}

&amp;Ouml;te yandan internet. AKP'ye g&amp;ouml;re &amp;quot;İddianameye ek olarak sunulan dosyalarda yer alan gazete haber ve yorumlarının b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir kısmı bunların yayınlanmasından yıllarca sonra internet yoluyla derlenmiştir. Bu nedenle bu dava adeta bir &amp;ldquo;google davası&amp;rdquo; dır. Başsavcı, &amp;ccedil;ok sayıda haber ve yorumu dava a&amp;ccedil;ma tarihine yakın bir zamanda anahtar kelime yazarak &amp;ldquo;google&amp;rdquo; arama motorundan arama yapmak suretiyle elde etmiştir.&amp;quot;
Hukukta normal işleyiş elbette ki delillerden yola &amp;ccedil;ıkarak sonuca gitmektir. Buradaki tezat durumu ise &amp;ccedil;ok g&amp;uuml;zel yakalamış AKP. Dava a&amp;ccedil;ıldıktan sonra mahkemeye sunulan bu deliller i&amp;ccedil;in bakın AKP ne diyor? 
&amp;quot;İnternet gibi yalan ve yanlış haberlerin &amp;ccedil;ok yoğun bir şekilde yer alabildiği sanal bir ortamdan delil &amp;uuml;retmeye &amp;ccedil;alışmak bir hukuk garabetidir.&amp;quot;
H&amp;uuml;k&amp;uuml;metimizin &amp;quot;internet&amp;quot;e bakışını az &amp;ccedil;ok tahmin edebiliyorduk neyse ki. Bu konuda da hukuka etki edecek s&amp;ouml;zleri bulmakta da geri kalmamışlar doğrusu. 
Başbakan Erdoğan&amp;rsquo;ın &amp;ldquo;İslam devleti&amp;rdquo; anlamına gelebilecek hi&amp;ccedil;bir s&amp;ouml;z&amp;uuml; bulunmamaktadır.
Bu kapatma davasına başından beri &amp;quot;AKP'nin ekmeğine yağ s&amp;uuml;r&amp;uuml;lmek&amp;quot; olarak g&amp;ouml;rd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;m&amp;uuml; belirtmeliyim. Bir anda &amp;quot;mazlum&amp;quot; konumuna d&amp;uuml;ş&amp;uuml;r&amp;uuml;ld&amp;uuml;kleri ve dahası oy vermemiş olan %53 tarafından da dikkatleri toplayacaklarını biliyordum. Savunma metni tam da bu noktada destek&amp;ccedil;i olarak ortaya &amp;ccedil;ıkmış g&amp;ouml;r&amp;uuml;l&amp;uuml;yor. &amp;Ouml;yle alengirli c&amp;uuml;mleler ile karşı karşıyayım ki saatlerdir kafamdan milyon adet d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nce ge&amp;ccedil;ti. Neredeyse hak verecek duruma d&amp;uuml;şt&amp;uuml;m. 
Partinin kurulmasından &amp;ouml;nceki s&amp;ouml;z ve eylemler partimize isnat edilemez.
Savunmaya imzasını atacak s&amp;ouml;z olarak bunu se&amp;ccedil;iyorum! Bu ne rahatlıktır b&amp;ouml;yle? Tamam, bug&amp;uuml;n ben de anayasaya aykırı tonlarca davranışta, ithamda bulunayım, seneler sonra iktidara geleyim ve hakkımda kapatılma davası a&amp;ccedil;ılırsa da &amp;quot;o &amp;ouml;ncedendi, partimi bağlamaz&amp;quot; diyeyim. 
E yok devenin nalı.
Anayasa Mahkemesi'nin bu durumu ne zaman sonlandıracağını merakla beklerken bir yandan da bu savunma metninin kim tarafından kaleme alındığını merak etmiyor değilim. Yer yer anlam faklılıkları bana birden fazla kişi tarafından kaleme alındığını d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;rd&amp;uuml;. &amp;Ouml;yle ya, &amp;quot;birimiz hepimiz, hepimiz birimiz i&amp;ccedil;in!&amp;quot; nidaları arşa ermiş durumda.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/defu4A-Nilg" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=104</feedburner:origLink></item><item><title>Digitürk reklamındaki erotik dede</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/Gf5D26AnY1Y/index.php</link><pubDate>Sat, 14 Jun 2008 07:49:09 PDT</pubDate><description>Reklam son derece normal ilerleyen bir Digiturk reklamı. Amcamızın biri Acun kardeşimizle pazarlığa tutuşuyor. Kurulum ücreti verilmeden, aylık 10 YTLden az bir miktarla Digiturk sahibi olacağımızı öğreniyoruz reklam sayesinde. Reklamın sonunda amcamız cozutuyor ve o talihsiz soruyu soruyor. - Erotik var mı? 
 
Şimdi bu nedir?

Evet bizler bir pil reklamındaki ayıcıklar aracılığıyla bile cinselliğin çağrıştırılmasına alışık insanlarız. Evet bu ülkede erotizm hiç birşeyin olmadığı kadar çok sattı. Ama işin içinde dedemizi görmemiştik doğrusu. Sizi bilmem ama beni çok rahatsız etti o dedenin "Seviyorum n'apayım" demesi.

Doğruluk payını tartışmayacağım, erkek olmak hangi yaşta olunursa olunsun ayrı bir cumhuriyet olmak demektir zira. Bunu öğrenecek kadar büyüğüm. Kaldı ki hiç bir zaman bunu yadsımadım. Ancak bunun gözümüze sokulması çok rahatsızlık verici. Ben bu dedenin, bu arzusunu milyonlarla paylaşmasını BÜYÜK BİR AYIP olarak görüyorum. Geri kafalıyım belki, ama en azından böyle olmasını dileyerek sokakta daha rahat adımlarla yürüyebileceğim. DEDEM YAŞINDAKİ ADAMIN bana bakarken neler düşündüğünü bilmek istemiyorum. Kendinize saklayın bu bilgilerinizi.

"Kutu" açtırma meraklısı Acun Ilıcalı'nın kendi kendini bitirme kampanyasına en büyük desteği bu reklam vermiş. Hayrını görsünler, ne diyeyim.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/Gf5D26AnY1Y" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=103</feedburner:origLink></item><item><title>Dumansız Hava Sahasını Destekliyoruz (mu?)</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/T0mFVI7Sh8w/index.php</link><pubDate>Fri, 13 Jun 2008 01:33:01 PDT</pubDate><description>Malum, h&amp;uuml;k&amp;uuml;metimiz malumu ilam etti. &amp;Uuml;st&amp;uuml;ne başka derdimiz kalmamış gibi sigara yasakları getirildi. Sigara i&amp;ccedil;memiş bir insan evladı olarak bu kararın arkasında durup, t&amp;uuml;m yaptıklarıyla h&amp;uuml;k&amp;uuml;meti eleştiren biriyken birden h&amp;uuml;k&amp;uuml;met destek&amp;ccedil;isi kesilebilirdim. Ama kesilmiyorum. Beniiyiden iyiye rahatsızeden bir ka&amp;ccedil; husus var bu sigara yasakları konusunda.
Yasak olarak addedilen mevzu sigara olunca toplumun her kesiminde ufaktan kıpırdanmalar sezinlendi ş&amp;uuml;phesiz. Mahalle teyzelerimiz yolda g&amp;ouml;rd&amp;uuml;kleri sigara i&amp;ccedil;en &amp;quot;gen&amp;ccedil;lere&amp;quot; artık doğru yola sevketmeye y&amp;ouml;nelik beyanatlarda bulunmak yerine artık yasa ile tehdit ediyor! Eline t&amp;uuml;m kozları almış durumdalar artık. Hayır yani, sigara dediğin nedir ki, i&amp;ccedil;sen zararı olmaz i&amp;ccedil;ersen DEVLETE KARŞI GELMİŞ OLURSUN! ve biz bunu siz gen&amp;ccedil;lerimize hi&amp;ccedil; yakıştıramayız. Bu işin bir sonraki aşaması ise SİGARA İ&amp;Ccedil;MEK DİNEN CAİZ DEĞİLDİR! {more} 
Olaya sigara i&amp;ccedil;enler penceresinden baktığımızda durum daha farklı bir boyut alıyor. Bir kesim tarafından zaten ikinci sınıf muamelesi g&amp;ouml;rd&amp;uuml;kleri yetmiyormuş gibi şimdi yasalara karşı durmakla karşı karşıyalar. Durumun g&amp;ouml;ze en net gelen yeri ise cafeler ş&amp;uuml;phesiz. &amp;Ouml;ncesinde sigara i&amp;ccedil;en / İ&amp;ccedil;meyen diye ayrılmışken masalar şimdi bariz bir bi&amp;ccedil;imde boş. Ekonomik krizin kendini iyiden iyiye hissettirdiği &amp;uuml;lkemizde bir darbeyi de bu yasakla vurmuş olduk, hayrını g&amp;ouml;relim.
Bu yasağın bir sonraki aşamasını korku dolu g&amp;ouml;zlerle beklerken, h&amp;uuml;k&amp;uuml;metin &amp;quot;a&amp;ccedil;ık niyetini&amp;quot; az da olsa belli edebilme d&amp;uuml;r&amp;uuml;stl&amp;uuml;ğ&amp;uuml; g&amp;ouml;stermesini iyiye işaret olarak g&amp;ouml;r&amp;uuml;yorum. Herşeye rağmen i&amp;ccedil;imde beslediğim iyi niyetimi dumanı alınmış hava sahalarında gezmeye &amp;ccedil;ıkarıyorum şimdi m&amp;uuml;sadenizle.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/T0mFVI7Sh8w" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=102</feedburner:origLink></item><item><title>Radikalde esen rüzgarlar</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/FHFDS-OJ9Bo/index.php</link><pubDate>Mon, 02 Jun 2008 19:32:23 PDT</pubDate><description>Her yeni g&amp;uuml;ne okuyarak başladığım Radikal Gazetesi ne zaman ki internet sitesini değiştirdi o zaman benim nazarımdaki yerinde de hafiften değişimler başladı. Teknik olarak baktığımda eski web sitesinden daha kullanışlı olduğu a&amp;ccedil;ık. 5 sutunlu bir yapıyı bu kadar yerli yerinde sunmak herkesin yapabileceği birşey değildir. Bu a&amp;ccedil;ıdan incelersem siteyi &amp;ccedil;ok k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k kusurlar bulabilirdim ve bu ufak kusurlar da benim g&amp;ouml;z&amp;uuml;mdeki yerinden hi&amp;ccedil; birşey değiştirmezdi. 
Ancak, her sabah ısrarla aldığım, ofise girdiğimde sayfasını a&amp;ccedil;tığım, &amp;quot;radikal&amp;quot; olduğu i&amp;ccedil;in okuduğum gazetem bana adeta H&amp;uuml;rriyet-Milliyet kardeşlerin web sayfasındaymışım gibi hissettirmeye başladı. 
Radikal'in en kısa s&amp;uuml;rede &amp;quot;BİLMEM KİMİN FOTOGRAFLARI İ&amp;Ccedil;İN TIKLAYINIZ&amp;quot; mantalitesinden uzaklaşmasını diliyorum. Neyseki yazar sayfalarındaki yalınlık ve g&amp;uuml;zellik beni teselli ediyor.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/FHFDS-OJ9Bo" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=101</feedburner:origLink></item><item><title>türk kadını üzerine...</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/UNOLNal8StM/index.php</link><pubDate>Sun, 25 May 2008 07:04:04 PDT</pubDate><description>efenim &amp;uuml;ye olduğum forum sitelerinden birinde, ki esasında bu, s&amp;ouml;zl&amp;uuml;k formatında işleyen ve &amp;ccedil;oğunluğunu eli kalem tutan &amp;uuml;niversitelilerin ya da mezunların işgal ettiği bir sitedir, &amp;ccedil;ok afedersiniz hayvanın biri &amp;quot;t&amp;uuml;rk kızını alacağıma eşekle sevişirim daha iyi&amp;quot; şeklinde kendini bilmez bir başlık a&amp;ccedil;mış. herkes de elinden ve dilinden geleni yazmış yanıtlamış, &amp;ccedil;ok g&amp;uuml;zel. ha bu başlığı a&amp;ccedil;anı muhatab alıp da ona yanıt yazmak doğru mudur değil midir, bunu tartışmadan, birtakım tespitlerde bulunarak şahsi g&amp;ouml;r&amp;uuml;ş&amp;uuml;m&amp;uuml; bildirdim ben de. 
&amp;ouml;ncelikle diyeyim ki, b&amp;uuml;t&amp;uuml;n mesele ait olunan k&amp;uuml;lt&amp;uuml;r ile başka k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rlerin &amp;ccedil;akışmasından, &amp;ccedil;atışmasından, kendi k&amp;uuml;lt&amp;uuml;r&amp;uuml;n&amp;uuml; anlamlandıramamaktan kaynaklanmaktadır esasen. 
-------sosyal mesaj kaygısı ve y&amp;uuml;ksek dozajlı tespit i&amp;ccedil;erir-------
{more}

1. &amp;ccedil;ağdaş uluslar seviyesine &amp;ccedil;ıkması i&amp;ccedil;in cumhuriyetin kurulmasından sonraki on ya da yirmi yılda her t&amp;uuml;rl&amp;uuml; emeğin verildiği t&amp;uuml;rkiye cumhuriyeti'nde son on ya da yirmi yıl i&amp;ccedil;erisinde meydana gelen sosyo-k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rel birtakım vakalar neticesinde g&amp;ouml;zlemlenmiştir ki, şehirli kadın ile şehirli erkek arasındaki u&amp;ccedil;urum b&amp;uuml;y&amp;uuml;mektedir. şehirli kadın, okuduğu okulların, yazdığı &amp;ccedil;izdiği satırların, &amp;uuml;st&amp;uuml;ne başına ge&amp;ccedil;irdiği &amp;ccedil;ul &amp;ccedil;apıt ve elbisenin hakkını vermekte, takip etmekte, aydınlanmakta ve aydınlatmaktadır. bu anlamda, i&amp;ccedil;inde bulunduğumuz y&amp;uuml;zyılın koşullarına uygun olarak, şehirli t&amp;uuml;rk kadını evrimini tamamlamıştır. 
2. kendisini şehirli t&amp;uuml;rk kadınına antitez olarak g&amp;ouml;rmeyi marifet bilen ve vaktiyle cinsel d&amp;uuml;rt&amp;uuml;lerini doyuma ulaştıramamış, ana bacı gibi kavramları kutsal sayıp baştacı ettiği halde giriştiği ilk kahvehane kavgasında bunları &amp;ouml;ne s&amp;uuml;ren t&amp;uuml;rk erkeği, eğitim seviyesi ve geldiği ailenin ge&amp;ccedil;mişi ne olursa olsun sosyopatlığa doğru ilerlemekte ve daha k&amp;ouml;t&amp;uuml;s&amp;uuml; bunun bilincine varamamaktadır. evdeki cinsiyete dayalı işb&amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml;n&amp;uuml; sorgulayan anketlerde, &amp;uuml;niversite &amp;ouml;ğrencisi t&amp;uuml;rk erkeklerininin y&amp;uuml;zde yetmişinden fazlası yemek, bulaşık, &amp;ccedil;amaşır, &amp;uuml;t&amp;uuml;, ortalığı toplama gibi domestik faaliyetleri hala kadına ait olarak g&amp;ouml;rmektedir. 
3. &amp;ouml;te yandan modernleştiğini iddia eden t&amp;uuml;rk erkeği, &amp;ccedil;alışan bir kadınla evlenmeyi, &amp;ccedil;alışmayan bir kadınla evlenmeye tercih ettiğini belirtmektedir. hem kendisi ev işlerinin ucundan tutmasın, &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; &amp;ccedil;alışarak evin ekmeğini getirmekte olan erkek rol&amp;uuml;n&amp;uuml; &amp;uuml;stlensin, hem de kadının kazandığı ekmeğe ortak olarak kadının ekmek kazanan rol&amp;uuml;n&amp;uuml; g&amp;ouml;rmezden gelsin ve ona domestik rolleri y&amp;uuml;klesin. yani hem d&amp;ouml;ner istesin, hem de d&amp;ouml;nmesin istesintle=&amp;quot;(bkz: oldu paşam)&amp;quot; class=&amp;quot;bkz&amp;quot;&amp;gt;* aradaki bu yaman &amp;ccedil;elişkiye rağmen, evrimini tamamlamış şehirli t&amp;uuml;rk kadınının, kimselere muhta&amp;ccedil; olmadan hem evi &amp;ccedil;ekip &amp;ccedil;evirebiliyor, hem &amp;ccedil;ocuklarıyla ilgilenebiliyor, hem kendi bakımını hem de sırtına yıkılmış t&amp;uuml;rk erkeğinin bakımını yaparken bir de &amp;ccedil;alışıyor olması, bir baltaya sap olayım derken baltanın kendisine d&amp;ouml;n&amp;uuml;şm&amp;uuml;ş t&amp;uuml;rk erkeğinin gururuna dokunmaktadır. 
4. evlenmeyi ya da bir şekilde sevgili edinmeyi, &amp;ouml;zellikle de baltanın kendisine d&amp;ouml;n&amp;uuml;şen t&amp;uuml;rk erkeğiyle bu tip m&amp;uuml;nasebetler i&amp;ccedil;erisine girmeyi reddeden ve kendini ifade etmekte her anlamda &amp;ouml;zg&amp;uuml;r olan şehirli t&amp;uuml;rk kadını tarafından reddedilmiş olan t&amp;uuml;rk erkeği, sapı olduğu baltanın getireceği ekmek sevdasıyla başka memleketlere gitmiş, oralarda yıllardır a&amp;ccedil; olduğu &amp;ouml;zlemi giderme şansını yakalamış ise, her insan gibi reddedene bok atıp kendisini kucaklayanı pohpohlama fırsatını da ele ge&amp;ccedil;irmiş olacaktır elbette. bu fırsatı fırsat bilir ve hemen s&amp;ouml;ylemini yaratır, sorun değildir, beklenen de budur zaten. 
5. yabancı bir &amp;uuml;lkeye gittiğinizde, eğer o &amp;uuml;lkenin k&amp;uuml;lt&amp;uuml;r&amp;uuml;ne kendi k&amp;uuml;lt&amp;uuml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;z kadar aşina değilseniz o memleketin iyi eğitim g&amp;ouml;rm&amp;uuml;ş efendi insanları kimlerdir, belinde ustura taşıyan iti &amp;ccedil;akalı kimlerdir, hangi g&amp;ouml;mleği giyen hangi tarzda bir altk&amp;uuml;lt&amp;uuml;re ait olduğunu ne şekilde anlatmaktadır bilemezsiniz. 
6. a&amp;ccedil;ık olalım: t&amp;uuml;rkiye'de siyah g&amp;ouml;mlek, ince &amp;ccedil;izgili siyah takım elbise, sivri burunlu kundura giyen ve sa&amp;ccedil;ına yoğun miktarda j&amp;ouml;le s&amp;uuml;ren, kirli sakallı bir erkek g&amp;ouml;rd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;n&amp;uuml;zde onun hangi dizileri izlediğini, hangi mahallede yaşıyor olabileceğini, nasıl bir aileden geldiğini aşağı yukarı anlarsınız. veya sa&amp;ccedil;larını sapsarı boyayan, beline kadar uzatan, d&amp;uuml;z f&amp;ouml;n &amp;ccedil;ektirmiş, yanaklarına bol bol allık s&amp;uuml;rm&amp;uuml;ş, kalın kemerli d&amp;uuml;ş&amp;uuml;k bel kot pantolon giymiş ve ayağındaki boks&amp;ouml;r ayakkabılarının i&amp;ccedil;erisine pantolonun pa&amp;ccedil;asını tıkıştırmış kız i&amp;ccedil;in de aynı sosyal tespitleri yapabilirsiniz. bunun yanılma payı olduk&amp;ccedil;a d&amp;uuml;ş&amp;uuml;kt&amp;uuml;r. tam da bu nedenle &amp;quot;x modeli,&amp;quot; &amp;quot;y modeli&amp;quot; gibi başlıklar a&amp;ccedil;ıyor ve &amp;uuml;zerine giriler yazıyoruz, değil mi? 
7. yabancı bir &amp;uuml;lkede, o &amp;uuml;lkenin k&amp;uuml;lt&amp;uuml;r&amp;uuml; hakkında bu kadar atıp tutabilecek veriye sahipseniz ve bunlara kafa yorabilecek d&amp;uuml;zeydeyseniz zaten altına giri yazmakta bulunduğum başlığı savunabilecek kadar sığ değilsinizdir. t&amp;uuml;rk ya da italyan ya da bulgar olmasının bir kadın ya da bir erkeğin hayatında kadın-erkek ilişkileri bazında herhangi bir değişiklik yapmayacağının bilincindesinizdir. kadın ya da erkekleri ırk ya da etnik k&amp;ouml;kenlerine g&amp;ouml;re genellemez, yargılamaz, birey olarak değerlendirirsiniz. bravo. 
8. oysa yabancı bir &amp;uuml;lkede o k&amp;uuml;lt&amp;uuml;r hakkında bu kadar atıp tutabileceğiniz miktarda veri edinmemişseniz, o &amp;uuml;lkenin tikky'si, krosu, m&amp;uuml;sl&amp;uuml;mc&amp;uuml;s&amp;uuml;, adres sorulan amcası, dizi izleyen teyzesi vs. kim, bilemez ve kendi &amp;uuml;lkenizde sosyal stat&amp;uuml; farklılıklarından dolayı bir ilişkide bulunmayı tercih etmeyeceğiniz insanları hayatınıza alıverirsiniz. bu y&amp;uuml;zdendir ki t&amp;uuml;rkiye'ye tatil yapmaya gelen fıstık gibi yabancı kızların yanında allahın abazan denyolarını g&amp;ouml;r&amp;uuml;r ve &amp;quot;anaaa bunlar herkese veriyo lan?&amp;quot; mantığıyla ağzınız a&amp;ccedil;ık bakakalırsınız. bu y&amp;uuml;zdendir ki d&amp;uuml;nyayı sevgi i&amp;ccedil;in dolaşan italyan kızlarına tecav&amp;uuml;z eder, d&amp;uuml;nya basınına manşet olursunuz. kendi &amp;uuml;lkenizin kadınları sizin ne mal olduğunuzu bilir ve size pas vermezler, başka &amp;uuml;lkelerin kızları sizi tanımaz, sizi bilmez ve iyi niyetli zannederler. o y&amp;uuml;zden size bir şans tanırlar. bunun da adı, &amp;quot;t&amp;uuml;rk kızları &amp;ccedil;ok kaprisli, ruslar &amp;ccedil;ok sıcak&amp;quot; oluverir. kendi &amp;uuml;lkenizde o rus kızıyla aynı sosyal stat&amp;uuml;de bulunan ve/ya benzer ekonomik koşulları paylaşan bir kadına yaklaşın bakalım, sonu&amp;ccedil; ne oluyor? yoksa sonu&amp;ccedil; yalnızca sizin yaklaşım bi&amp;ccedil;imlerinizin bu k&amp;uuml;lt&amp;uuml;re ait birtakım &amp;quot;ayılıklar&amp;quot; olması mı? başka k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rlerde &amp;quot;ayılık&amp;quot; olmayan bu davranışlarınızın sorumlusu siz misiniz? yoksa evrimini tamamladığı i&amp;ccedil;in sizin gibi neanderthal yaratıkları hayatında barındırmak istemeyen t&amp;uuml;rk kızları mı? 
hadi binin gidin şimdi eşşeğinize. cehennemin dibine kadar yolunuz var.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/UNOLNal8StM" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=100</feedburner:origLink></item><item><title>Engelliye Bakışımız Üzerine</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/gFGTnQzKbfQ/index.php</link><pubDate>Wed, 14 May 2008 22:10:05 PDT</pubDate><description>Toplumun engellilere bakışını saptamaya &amp;ccedil;alışan ankette katılımcıların y&amp;uuml;zde 40.58&amp;rsquo;i bir engelliyle &amp;lsquo;duygusal bir ilişki yaşardım ama evlenmezdim&amp;rsquo; dedi. 
İSTANBUL - Toplumun engellilere bakışını saptamayı ama&amp;ccedil;layan araştırmada erkek katılımcılar &amp;lsquo;engelli bir kadınla ilişkiniz nasıl olur?&amp;rsquo; sorusuna y&amp;uuml;zde 21.72 oranında &amp;lsquo;duygusal bir ilişki yaşamazdım&amp;rsquo; cevabı verdi. Katılımcıların y&amp;uuml;zde 40.58&amp;rsquo;i ise &amp;lsquo;duygusal bir ilişki yaşardım, evlenmezdim&amp;rsquo; dedi. 
Rehabcenter ve Pi Grup Araştırma şirketinin, toplumun engellilere karşı tutum ve davranışlarını &amp;ouml;l&amp;ccedil;mek i&amp;ccedil;in y&amp;uuml;r&amp;uuml;tt&amp;uuml;ğ&amp;uuml; anket &amp;ccedil;alışmasında 714 erkek ve 507 kadın, toplam 1221 katılımcıyla g&amp;ouml;r&amp;uuml;ş&amp;uuml;ld&amp;uuml;
Toplumumuzca kabul g&amp;ouml;rm&amp;uuml;ş engelli sayısı bir elin parmaklarını ge&amp;ccedil;mez. Engellilere karşı bırakın saygılı olmayı, bıyık altından g&amp;uuml;lerek bakıyoruz. Yaptığımız ayıbı &amp;ccedil;ocuklarımıza &amp;ouml;rnek ediyoruz. Ge&amp;ccedil;en g&amp;uuml;n daha yeni y&amp;uuml;r&amp;uuml;meye başlamış ufak bir erkek &amp;ccedil;ocuğu (kendisine yazının devamında velet diyeceğim) karşıdan karşıya ge&amp;ccedil;meye &amp;ccedil;alışan bir engelliye bakıp &amp;quot;y&amp;uuml;r&amp;uuml;meyii bilmiyooo&amp;quot; şeklinde alay edebiliyor. Annesi ise veledin elini bırakıp &amp;quot;Aferin anneme, bak sen ondan g&amp;uuml;zel y&amp;uuml;r&amp;uuml;yorsun&amp;quot; diyor. Bu velet b&amp;uuml;y&amp;uuml;d&amp;uuml;ğ&amp;uuml;nde kendi veledine bunu &amp;ouml;ğretecek, bu şekilde toplumumuzdaki engelliyle dalga ge&amp;ccedil;me hali gelecek nesillere aktarılacak! 
{more} 
Yapılan araştırmada ise g&amp;ouml;ze &amp;ccedil;arpan detaylar insanı dumur deryalarında y&amp;uuml;zd&amp;uuml;r&amp;uuml;yor. EVLENMEZLERMİŞ engeliyle! Sizin gibi -ger&amp;ccedil;ek zihinsel engellilerden &amp;ouml;z&amp;uuml;r dilerim- zekadan engellilerle evlenmek bir şeref, bir onurken onlarla evlenmek yanlış demek. Evliliği birbirine hizmet etmek olarak g&amp;ouml;ren insanlarla dolu d&amp;uuml;nyamızda b&amp;ouml;yle bir neticeye şaşırmamak gerek belki de. 
Engelliler i&amp;ccedil;in kimi sosyete g&amp;uuml;llermiz &amp;ccedil;eşitli geceler d&amp;uuml;zenliyorlar, sağolsunlar. Burada t&amp;uuml;m ama&amp;ccedil; dikkatleri yeni aldıkları elbiselere &amp;ccedil;ekmek! Ertesi g&amp;uuml;n k&amp;ouml;peklerini gezdirirken engelli bir vatandan ge&amp;ccedil;erse yanlarından bakıp g&amp;uuml;lmek dışında hi&amp;ccedil; birşey yapmayan bu insan m&amp;uuml;svetelerine selam g&amp;ouml;nderiyorum bu yazı aracılığı ile.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/gFGTnQzKbfQ" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=99</feedburner:origLink></item><item><title>Sayyygı duyuyorum</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/C7-ftAHhXVQ/index.php</link><pubDate>Sun, 11 May 2008 07:53:05 PDT</pubDate><description>Sunucu: Yeni kasetinizden dolayı size &amp;ccedil;ok ağır eleştirilerde bulunuluyor &amp;hellip;.. Bey. Hatt&amp;acirc; bir izleyicimiz olaya annenizi de katarak (!) bize yeni kasetiniz hakkında bir eleştiri yollamış.
Şarkıcı: B&amp;uuml;t&amp;uuml;n eleştirilere, o arkadaşa da &amp;ldquo;Sayyygı duyuyorum&amp;rdquo; &amp;hellip;
 diyerek başlıyor şarkıcı lafına. Tabi haklı. Neden? E adam demokrat d&amp;uuml;zeni yemiş yutmuş. Kraldan faza kralcı denir ya, &amp;ldquo;demokraksi&amp;rdquo; nin &amp;ouml;z&amp;uuml;ne &amp;ouml;z katmış bu adam. &amp;ldquo;Her şeye saygılıyım&amp;rdquo; diyor. Her şeye saygılıyım ne demek şimdi? Ben her dine eşit uzaklıktayım gibi bir şey. Her şeye saygı duyuyorsan hem adilsin hem zalim, hem haklısın hem haksız, hem kibarsın hem kaba&amp;hellip;
 Gerekli tanımı yapılmadan televizyonlardan bas bas bağırılan &amp;ldquo;Demokrasi ve &amp;Ouml;zg&amp;uuml;rl&amp;uuml;k&amp;rdquo;, işte b&amp;ouml;yle anlaşılıyor ve anlatılıyor. &amp;Ouml;zg&amp;uuml;rl&amp;uuml;k, bir başkasının &amp;ouml;zg&amp;uuml;rl&amp;uuml;ğ&amp;uuml;n&amp;uuml;n başladığı yerde biten haklardır. Demokrası ise, &amp;ouml;zg&amp;uuml;rl&amp;uuml;kler ile sınırlı, halkın egemenliğine dayanan y&amp;ouml;netim bi&amp;ccedil;imidir.
 &amp;ldquo;Herkese acıma, acınacak duruma gelirsin&amp;rdquo; diyorlar ya, &amp;ldquo;herkese saygı duyma &amp;hellip;&amp;hellip;&amp;rdquo;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/C7-ftAHhXVQ" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=98</feedburner:origLink></item><item><title>Bence bu caiz aaaaabi (!)</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/zl5i6rmrIzg/index.php</link><pubDate>Sat, 10 May 2008 06:06:09 PDT</pubDate><description>Bir elektrik-elektronik m&amp;uuml;hendisine &amp;ldquo;Bence akım ile direncin &amp;ccedil;arpımı volta eşit değildir&amp;rdquo; demek, veya bir doktora &amp;ldquo;bence kanser grip kadar &amp;ouml;nemsiz,gelip ge&amp;ccedil;ici bir hastalık&amp;rdquo; demek, veya bir mimara &amp;ldquo;Taşıyıcı sistemin binada hi&amp;ccedil;bir &amp;ouml;nemi yoktur, hesabı gereksizdir&amp;rdquo; demek, veya veya veya &amp;hellip;. demek ne kadar anlamsız ve abs&amp;uuml;rt değil mi?
Bu meslek dallarının hepsi muhakkak ki başlı başına bir OLAY bir ilim. Belki bunlardan birine bir değil iki &amp;ouml;m&amp;uuml;r bile yetmez. Hepsi insanoğlunun rahatı i&amp;ccedil;in yapılan şeyler. Fakat toplumdan bağımsız s&amp;uuml;rd&amp;uuml;r&amp;uuml;lmeyen şu hayatımızda bu rahatlıkları yaşayacak da bir ortam lazım. İnsanlarla beraber bir hayat. Pek tabi ilk insandan beri olduğu ve olması gerektiği gibi kurallı bir hayat.
Kuralları kendi kafasında bitirip &amp;ldquo;Bence bu caiz aaaaabi&amp;rdquo; diyerek bitiren insan işte bu kurallı hayatı kuralsız hale getiren en &amp;ouml;nemli insandır.
Kuralların insanın kafasında değil vicdanında bitmesinin gerekliliğinin herkes tarafın ayan beyan g&amp;ouml;r&amp;uuml;ld&amp;uuml;ğ&amp;uuml; kanaatindeyim. &amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; insanı yalnızken bile frenleyebilecek kural insanın vicdanında biten kuraldır. Akıllı insan kurallarda duygularına g&amp;ouml;re değil aklına g&amp;ouml;re hareket eder. Fakat akıldaki sınırlayıcı, frenleyici etken vicdandır. &amp;ldquo;Vicdansız&amp;rdquo; diye tabir ettiğimiz kişilerin hayatlarına bir g&amp;ouml;z atın. Hi&amp;ccedil; birinin yaptıkları &amp;ldquo;akla&amp;rdquo; sığmaz. Demek ki akıldaki sınırlayıcı etken vicdandır. Bu vicdanla kurallara uyulur. Aklın s&amp;ouml;ylediği değişir fakat aklını yitirmemiş bir vicdan sahibinin s&amp;ouml;yledikleri ASLA değişmez.
Onun i&amp;ccedil;in l&amp;uuml;tfen aklımızı yitirmeyelim, vicdan sahibi olalım ve en az ilk paragrafta saydığım ilimler kadar geniş olan din ilmini hafife almadan kurallarına saygı duyalım.
(Din ilminin genişliğine &amp;ouml;rnek olarak sadece birka&amp;ccedil; alt başlığını s&amp;ouml;ylemek gerekirse; Kur&amp;rsquo;an-ı Kerim, Hadis, Fıkıh, Akaid, Kelam, Siyer. Bu başlıkların hepsi alanında y&amp;uuml;z binlerce eser yazılmış ve en az bir o kadar da eser yazılabilecek kadar geniş, bu &amp;uuml;st başlıkların y&amp;uuml;zlerce alt başlıklarından birine bir enstit&amp;uuml; kurulacak kadar kapsamlı bilgi i&amp;ccedil;eren muhteviyattadır.)&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/zl5i6rmrIzg" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=97</feedburner:origLink></item><item><title>Tasavvuf ne DEĞİLDİR? Mutasavvıf ayaklarını nasıl anlarsınız?</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/Qt8sIhHNGFg/index.php</link><pubDate>Thu, 08 May 2008 21:56:52 PDT</pubDate><description>Eğer bu eleştiriyi 19 yy ın başlarında yazıyor olsaydım herhalde ş&amp;ouml;yle başlardım ; 
&amp;quot;İşbu kelam, el&amp;acirc;n kezzap mutasavvıflara ve dahi tasavvufun n&amp;uuml;vesini fehmden yoksun zevatadır. Umulur ki eyice okuyup anlayalar, mucibince amel edeler&amp;hellip;
Tasavvuf sa&amp;ccedil;ma sapan yere herkese sempati beslemek değildir, aşk teması adı altında eserlerle bir alb&amp;uuml;m&amp;uuml;n %90 ını doldurmak değildir, &amp;quot;&amp;hellip;bana dandik neyzen deseler hi&amp;ccedil; kızmam&amp;quot; demek hi&amp;ccedil; değildir (bkz:Benlik [enaniyet, yani kendini beğenmek] nedir?), &amp;quot;yok canım estağfirullah&amp;quot; desinler diye bekleyerek m&amp;uuml;tavazilik yapmak değildir.
B&amp;uuml;t&amp;uuml;n bu ayaklar ise mutasavvıf ayaklarıdır. Kişisel muhakemeden yoksun, &amp;ccedil;ıkarcı zihniyetini terk edememiş, d&amp;uuml;nyada KENDİ i&amp;ccedil;in yaşayan, tasavvufu ve s&amp;ouml;zde mutasavvıfığını, y&amp;uuml;kselmek i&amp;ccedil;in bir basamak addeden, AŞAĞILIK &amp;ouml;zellikleri ile de bilinirler. Tasavvufa yeni bir a&amp;ccedil;ılım (!) getirmek adına (&amp;ccedil;ok biliyor ya) yaptıkları işlerde muhakkak kendi imzalarınıda işin bir kısmına koyup kişisel &amp;ccedil;ıkar elde etmekten geri kalmazlar. İşin &amp;ouml;z&amp;uuml;nden maalesef yoksundurlar.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/Qt8sIhHNGFg" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=96</feedburner:origLink></item><item><title>Otostopçunun Tecavüz Rehberi</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/vohiFyJ3amM/index.php</link><pubDate>Mon, 14 Apr 2008 00:56:22 PDT</pubDate><description>Otostopla b&amp;uuml;t&amp;uuml;n Avrupa'yı dolaştıktan sonra T&amp;uuml;rkiye'ye uğrayan PİPPA, Gebze'de aracına bindiği ş&amp;ouml;f&amp;ouml;r tarafından &amp;ouml;nce tecav&amp;uuml;ze uğradı, sonra katledildi.
Ne kadar tanıdık &amp;ouml;yle değil mi?
&amp;Ccedil;ocukluğumun bir T&amp;uuml;rk Filmi d&amp;uuml;şt&amp;uuml; hemen hafızama. Ayşecikli bir filmi yanılmıyorsam. İki gen&amp;ccedil; kız bisikletleriyle tatile gidiyorlardı. K&amp;ouml;ylerden kasabalardan ge&amp;ccedil;ip eğleniyorlardı. Sonra başlarına olmadık şeyler geldi. O g&amp;uuml;nlerde kafamda &amp;quot;otostop ve tek başına yolculuk hi&amp;ccedil; g&amp;uuml;venli değil&amp;quot; mesajı yerleşmişti. Sonra da malum klişeler, &amp;quot;Bir kadının ne işi var bir başına sokaklarda!&amp;quot; Hep bu s&amp;ouml;ylemlerle b&amp;uuml;y&amp;uuml;d&amp;uuml;k. Akşam karanlığı &amp;ccedil;&amp;ouml;kt&amp;uuml;ğ&amp;uuml;nde bırakın yalnız y&amp;uuml;r&amp;uuml;meyi arabayla bile giremez olduk ıssız sokaklara.. Yalnızdık, savunmasızdık. &amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; biliyorduk ki bizim erkeklerimiz ancak KENDİ karıları kızları s&amp;ouml;z konusu olduğunda ERKEK kesililirlerdi! Kendi karısı sokağa adım atamaz, ama sokaktaki t&amp;uuml;m kadınlar onundur!
&amp;Uuml;lkesindeki kadınlara bu kadar acımasız olan ERKEKLERİMİZ nazarında yabancı uyruklu t&amp;uuml;m kadınlar birer fahişeydi! &amp;Ouml;yle ya, ne işleri vardı yoksa &amp;uuml;lkelerinden binlerce kilometre uzakta? Doktor olabilirlerdi, sanat&amp;ccedil;ı olabilirlerdi, ama M&amp;Uuml;SL&amp;Uuml;MAN değillerdi. Ve M&amp;uuml;sl&amp;uuml;man olmayan kadınlarla her t&amp;uuml;rl&amp;uuml; şey yapılabilirdi! 
İ&amp;ccedil;im daraldı. Daraldık&amp;ccedil;a babamı, ağabeyimi, eşimi , arkadaşlarımı d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;m. Onlar da bu &amp;uuml;lkenin erkeğiydi. Bu şerefsizlerden değillerdi ama. Ya biz başka t&amp;uuml;rl&amp;uuml;yd&amp;uuml;k, ya ONLAR. Onlar herneyseler bir an evvel DEFOLSUNLAR.
Ah.. Bir de bizim o HARİKA yasalarımız var &amp;ouml;yle değil mi? Bu &amp;uuml;lkede kollanmak i&amp;ccedil;in ya katil olacaksın ya tecav&amp;uuml;zc&amp;uuml; zaten. PEH.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/vohiFyJ3amM" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=95</feedburner:origLink></item><item><title>Üzme beni Taraf</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/cw-_JvCeHyY/index.php</link><pubDate>Tue, 08 Apr 2008 00:24:43 PDT</pubDate><description>Onca eleştiriye, onca inada rağmen Taraf okumayı s&amp;uuml;rd&amp;uuml;r&amp;uuml;yorum. Gazete kisvesi adı altında &amp;ouml;n&amp;uuml;m&amp;uuml;ze sunulan kağıt par&amp;ccedil;aları arasında hatrı sayılır bir yeri var benim i&amp;ccedil;in. &amp;quot;Taraf Gazetesi hangi tarafta?&amp;quot; ana temalı bir yazı olmayacak bu. Ben gazetenin &amp;quot;gazete&amp;quot; olmak i&amp;ccedil;in yeterli olan t&amp;uuml;mdonanıma sahip olduğunu d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;yor ve okuyorum. Memnunum da. 
Ancak internet sitesi i&amp;ccedil;in aynı dilekleri beslememek son derece &amp;uuml;z&amp;uuml;c&amp;uuml;. Sitenin yeni a&amp;ccedil;ılmış olmasını bir bahane olarak g&amp;ouml;remiyorum. Madem hen&amp;uuml;z hazır değildi yayına vermemeliydiniz siteyi. Haberler arasında dolaşırken saniye başı &amp;quot;500 İ&amp;ccedil; Sunucu Hatası&amp;quot; almaktan gına geldi.
Fiyatını 1 YTL den 40 Kuruşa indirmiş olmasına bağlayabilir miyim acaba bu konuyu?&amp;quot;Ucuzladık da artık, ne yapacaksınız interneti gidin alın okuyun&amp;quot; mu demek istiyorlar?
Demeseler keşke. &amp;Uuml;z&amp;uuml;l&amp;uuml;yorum.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/cw-_JvCeHyY" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=94</feedburner:origLink></item><item><title>bekle dur, otobüsokrasi geliyor</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/Ym1jDafSf6Q/index.php</link><pubDate>Mon, 24 Mar 2008 21:41:56 PDT</pubDate><description>tamamen emekli sandığı ve ssk arasındaki kan uyuşmazlığından kaynaklanan şizoid kurumlar vakasının orta yerine saplandım kaldım. iki &amp;uuml;niversitenin rekt&amp;ouml;rl&amp;uuml;ğ&amp;uuml; arasındaki kavram kargaşasının yegane sebebi konu kısmında adımın ve soyadımın yazdığı birtakım resmi yazışmalar. elimde birbirinin aynı bilgileri i&amp;ccedil;eren farklı formatlarda kağıt par&amp;ccedil;acıklarıyla şehrin bir ucundan diğerine koşuyorum. {more} bunları tarayıp kendime mail olarak g&amp;ouml;ndermek ve hatta zip olsun rar olsun bişeyler yapıp kitlemle de paylaşmak isterim de, yasal olarak b&amp;ouml;yle bir hakkım yok sanırım. ancak bu hadiseler silsilesinden &amp;ccedil;ıkardığım bazı dersler var: kurumlar arası ge&amp;ccedil;işler s&amp;ouml;zkonusu olduğunda herkesin dikkat etmesi gereken şeylerden biri yatırılan prim g&amp;uuml;nleri ile bunların kağıda aktarılan d&amp;ouml;k&amp;uuml;m&amp;uuml;n&amp;uuml;n arasında bir tutarsızlık olup olmaması. diğeri ise, hepimizin bildiği ancak uygulamada başarısızlıkla sonu&amp;ccedil;lanan bir durum ki, bunu moron insanlarla muhatap olmaktan şiddetle ka&amp;ccedil;ınılması olarak &amp;ouml;zetleyebiliriz. hal b&amp;ouml;yleyken insan d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;yor, &amp;quot;hani bunlar birleştirilmişti de sosyal g&amp;uuml;venlik ş&amp;ouml;yle de olacaktı b&amp;ouml;yle de olacaktı?&amp;quot; işte aziz okuyucu, b&amp;uuml;t&amp;uuml;n sorun zaten bu ikisinin birleştirilmeye kalkışılmasından kaynaklanıyor. &amp;quot;bırakın efenim birleştirmeyin benim hizmetimi ben kendim toplar &amp;ccedil;ıkartırım g&amp;uuml;n sayısını, prim skorunu, bordro katalogunu, hedesini&amp;quot; de denmiyor haliyle, zira karşınızdakiler &amp;ouml;zel değil t&amp;uuml;zel kişiler. kısaca laf anlatacak adam yok. son &amp;ccedil;are olarak iki &amp;uuml;niversitenin konuyla ilgili g&amp;ouml;revlilerini telefonda g&amp;ouml;r&amp;uuml;şt&amp;uuml;rmeme rağmen yine manasız bir kısırd&amp;ouml;ng&amp;uuml;den &amp;ouml;teye gidemedim, yarın yine sabahtan yollara d&amp;uuml;şmek zorundayım. sokayım b&amp;ouml;yle b&amp;uuml;rokrasiye. 


sabahtan d&amp;uuml;şeceğim bu yolun tersinde ise bir başka &amp;uuml;niversitenin g&amp;uuml;zergahı uzanıyor. &amp;ouml;ğleden sonra bu &amp;quot;bir başka &amp;uuml;niversite&amp;quot;nin bu kez hastanesi ile m&amp;uuml;cadele edeceğim. doktorumdan yana sıkıntım yok, şen şakrak olmasının yanı sıra aynı zamanda ilgili &amp;uuml;niversitenin &amp;ouml;ğretim &amp;uuml;yesi olan bu amcamız &amp;ouml;zel muayenehane yerine hastalarını hastanedeki odasında kabul ediyor. g&amp;uuml;zel. sabahtan derslere girdiğini ya da ameliyatları olduğunu d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;rsek, yalnızca &amp;ouml;ğleden sonra orada bulunmasını da anlamlandırabiliriz. cuma g&amp;uuml;nleri ise tamamen minik tefek operasyonlara ayrılmış olduğundan amcamız haftanın d&amp;ouml;rt g&amp;uuml;n&amp;uuml; hizmet veriyor. yine sorun yok. ve fakat saat &amp;uuml;&amp;ccedil;te verilen randevu (ki s&amp;uuml;rekli meşgul olan, meşgul olmadığı 0.005 saniye gibi s&amp;uuml;reler i&amp;ccedil;erisinde de asla cevaplanmayan telefonlar aracılığıyla kanırtarak alınabiliyor) i&amp;ccedil;in yine en az d&amp;ouml;rt bu&amp;ccedil;uğa kadar beklememiz gerekeceğini hissedebiliyorum. neden? &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; toplantılar, akademik hayat vb. durumlardan kaynaklı olarak doktor amca asla saat bir bu&amp;ccedil;ukta olması gereken yerde olamıyor. ikincisi, hastalara on-onbeşer dakika arayla verilen randevu &amp;ccedil;er&amp;ccedil;evesi son derece mantıksız, zira bir g&amp;ouml;r&amp;uuml;şme asla onbeş dakikada sonlanmıyor. muayenesi, kontrol&amp;uuml;, test incelemesi, doktorun tavsiye ve konuşmaları derken bir hastaya ayrılan s&amp;uuml;renin yirmibeş dakikayı aşabiliyor olması sonucunda, hele de benim gibi gergin ruhlu dişiler i&amp;ccedil;in beklemek bir cehennem azabına d&amp;ouml;n&amp;uuml;şebiliyor.


şimdi oturup b&amp;uuml;t&amp;uuml;n o gerginliği polyannacı yaklaşımlarla y&amp;uuml;z&amp;uuml;mden ve ruhumdan silmeye &amp;ccedil;alışıyorum, ancak nafile. monit&amp;ouml;re boş boş bakıp zaman ge&amp;ccedil;irebileceğim rahatlıkta bir g&amp;uuml;n olmasını diliyorum kendim ve herkes i&amp;ccedil;in. yine de bu kez &amp;quot;ders patlar mı acaba?&amp;quot; huzursuzluğu bastırdık&amp;ccedil;a bastırıyor. &amp;quot;hayırlısı olsun demekten i&amp;ccedil;im şişti&amp;quot; s&amp;ouml;z &amp;ouml;beğiyle g&amp;ouml;n&amp;uuml;lleri fetheden dostum desalvo'yu nasssııll &amp;ouml;zlediğimi de şu sıkıntılı durumlarda bir kez daha hatırlıyor ve selam ediyorum. sevgi seli.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/Ym1jDafSf6Q" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=93</feedburner:origLink></item><item><title>Bursa Nutku...</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/FQyrZNNx5ic/index.php</link><pubDate>Fri, 21 Mar 2008 23:16:51 PDT</pubDate><description>Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır"; demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.

  Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, "Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir" diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, "demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek"

  Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, "ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir"

  İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!

Mustafa Kemal Atatürk&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/FQyrZNNx5ic" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=92</feedburner:origLink></item><item><title>Ergenekon Soruşturması ve İlhan Selçuk</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/rEld2stFv1c/index.php</link><pubDate>Fri, 21 Mar 2008 21:13:13 PDT</pubDate><description>&amp;Ccedil;oğumuzun takip ettiği &amp;uuml;zere , 2007 Haziran'ında &amp;Uuml;mraniye'de bir gecekonduda el bombaları ele ge&amp;ccedil;irildi. O g&amp;uuml;n başlayan Ergenekonsoruşturması kapsamında &amp;ouml;nceki gece 04:30 sularında İlhan Sel&amp;ccedil;uk, Doğu Perin&amp;ccedil;ek, Kemal Alemdaroğlu, Ferit İlsever, Serhan Bolluk, Perin&amp;ccedil;ek'in koruması Yusuf Beşerik, Adnan Akfırat ve İbrahim Benli'nin ev ve işyerlerine operasyon yapıldı. 
Soruşturmanın en can alıcı noktası 85 yaşındaki bir yazarın, İlhan Sel&amp;ccedil;uk'un gecenin o saatinde evinden alınrak k&amp;ouml;t&amp;uuml; bir muameleyle karşılaşması oldu ş&amp;uuml;phesiz. O yaştaki biri i&amp;ccedil;in daha &amp;quot;normal&amp;quot; bir eylem ger&amp;ccedil;ekleştirilebilirken bu yapılmadı. 
&amp;Ouml;te yandan Ergenekon soruşturması tarihin belki de en b&amp;uuml;y&amp;uuml;k soruşturmalarından birine imza atacakken sırf bu &amp;quot;kural ihlalleri&amp;quot; nedeniyle &amp;ccedil;&amp;ouml;k&amp;uuml;nt&amp;uuml;ye uğrarsa en &amp;ccedil;ok &amp;uuml;z&amp;uuml;lenlerden biri olacağım. Devletin i&amp;ccedil;ine sızmış &amp;ouml;rg&amp;uuml;t&amp;uuml;ms&amp;uuml;lerin en kısa s&amp;uuml;rede g&amp;uuml;n ışığına &amp;ccedil;ıkartılmaları gerektiğine dair kocaman bir inan&amp;ccedil; besliyorum. &amp;Uuml;lkemizin &amp;uuml;zerinde 2004 yılından beri oynanan oyunlara daha ne kadar g&amp;ouml;z yumacağımızı merak ediyorum. 
&amp;Ccedil;ok zorlu bir s&amp;uuml;re&amp;ccedil;ten ge&amp;ccedil;iyoruz &amp;uuml;lke olarak. Gerekbirbiri ardına gelen &amp;quot;darbe tahminleri&amp;quot; gerekse de AKPnin kapatılma davası korkarım ki daha b&amp;uuml;y&amp;uuml;k olaylara kapı a&amp;ccedil;acak. İlhan Sel&amp;ccedil;uk'un &amp;ouml;nceki g&amp;uuml;n Cumhuriyet gazetesinde yazdığı yazı da sanki bunun habercisiydi.
&amp;quot;Evet, bu gidişle bir şeyler olacak... RTE 14'&amp;uuml;nc&amp;uuml; Louis gibi 'Devlet benim' dedik&amp;ccedil;e T&amp;uuml;rkiye'nin dengeye girmesi, ortalığın sakinleşmesi ve normalleşmesi olanaksız... Ya RTE anayasaya ve yargıya 'sokaktaki adam' gibi saygı g&amp;ouml;sterecek... Ya da 14'&amp;uuml;nc&amp;uuml; Louis olmadığını RTE'ye anımsatacak ve &amp;ouml;ğretecek bir hesaplaşmaya hazırlıklı olalım... Aklın bir başka yolu yok...&amp;quot; 
Evet aklın başka yolu yok. &amp;Uuml;lke olarak daha aydınlık g&amp;uuml;nlere y&amp;uuml;r&amp;uuml;memiz dileğiyle..&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/rEld2stFv1c" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=91</feedburner:origLink></item><item><title>TARAF OLMAK AMA NEYE? Kapatma davası üzerine bir yaklaşım...</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/npyKU7ebtq0/index.php</link><pubDate>Wed, 19 Mar 2008 05:34:37 PDT</pubDate><description>Dünyada bütün taşların yerinden oynandığı bir süreç geçirmekteyiz. 

Gelişmiş ülkeler diye adlandırılan, süper güç diyerek bize gösterilen bütün ülkeler ve sistemleri birer birer çökme sinyali veriyorlar. Ekonomileri, sosyal düzenleri, toplumları ve bireyleri karışıklık içerisinde... 

Tüm dünyada bunlar olup biterken bizler Türk milleti olarak daha çok çalışmak, daha çok üretmek, daha da çok güçlenmek zorundayız. Bunu gerçekleştirmek için birlik ve beraberliğimizden geri adım atmadan devletimize, milletimize, hukukumuza, askerimize ve bizleri yönetenlere sahip çıkmalı, bu sahipliğimizi her geçen gün artan oranda tüm dünyaya hissettirmeliyiz.

Mevcut sistemde kurumlar ve kişiler arasında tercih yapmak zorunda bırakılan bir toplum olmaktansa, Hedefinde kararlı ve iddialı bireyler olarak yüzeysel konularla uğraşmadan, koskoca bir devleti zayıflatacak her türlü hareket ve oluşumun karşısında sapasağlam durmak, herşeyden daha fazla önem taşımaktadır.

Şahsiyet eğitiminden geçmeden, insanın öz yapısına uygun bir sistem oluşmadan, ülkemizde ve dünyamızda sorunların çözülemeyeceği aşıkardır.

Şu an ülkemizin gündeminde yer alan parti kapatma davası da bu kapsamda ele alınmalı ve ülkemizin gelişim hızının kesilmesine sebep olabilecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınılmalıdır. 

Tüm dünyada ekonomik krizin ayak sesleri duyulurken, ülkemizi zayıflatacak, insanlarımızı zor durumda bırakacak oluşumların ve hareketlerin karşısında yer almak durumunda olduğumuzu düşünüyorum. Bu konudaki sorumluluğumuz bütün devlet kurumları için aynı düzeydedir, hiçbirisi hakkında ayrımcılık yapamayız.

Ben ancak şahsiyetin ve şerefin tarafında olabilirim . Bunun dışındaki her türlü düşünce ve durumdan uzak değerlendirmelerle ülkemizin, insanımızın büyüklüğünü tüm dünyaya duyuracak her türlü çalışmanın ve bu çalışmaları yapanların yanında yer almak sorumluluğumuzdur bunu da unutmayalım.

Demokratlık adına hukuka saldırmanın kötü olduğu gibi, milli menfaatlerimizi unutarak ülke gerçeklerini yerinde tahlil edip çözümler sunmak yerine kaos ortamından siyasi çıkar elde etmek de doğru değildir. Mesele şu veya bu, şucu veya bucu olmak değil inasana yakışan şekilde yaşamak ve yaşatmaktır.

Üzerinde durulacak bir konu varsa budur.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/npyKU7ebtq0" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=90</feedburner:origLink></item><item><title>AKP'nin Kapatılma Davası</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/w25BafhlDOA/index.php</link><pubDate>Tue, 18 Mar 2008 22:42:52 PDT</pubDate><description>%46.7 oyla iktidara gelen parti hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafındankapatma davası a&amp;ccedil;ıldı. Daha evvel benzer sahneleri Refah Partisi ve Fazilet Partisi &amp;ouml;rneklerinde g&amp;ouml;rd&amp;uuml;k. İki kapatma olayında da s&amp;ouml;zkonusu partilerin reytinglerinin nasıl tavan yaptığına tanık olduk. Şimdiyse halkın ezici bir &amp;ccedil;oğunluğunun oyuyla gelen bir parti i&amp;ccedil;in alınan bu karar tartışılıyor. &amp;Ouml;ncelikli olacak iki konu var bu durumda. Birincisi halkının %46sına ne derece saygı duyduğu tartışılan başsavcılık makamı diğeri ise zaten bunca oy alarak başa ge&amp;ccedil;miş bir partiye verilecek prim. 
Başsavcılık makamının halkından ne derece uzakta durduğu sonucu &amp;ccedil;ıkartmak m&amp;uuml;mk&amp;uuml;n. Halkının iradesine ters d&amp;uuml;şecek bir kararla AKPnin kapatılmasını istemesi belki demokrasiye uygun ancak halk iradesine aykırıdır. Parti kapatmanın uygarlık olmadığını savunan s&amp;ouml;zde demoktatikler i&amp;ccedil;in uygun bir zemin oluşmuş durumda. Netice itibariyle g&amp;ouml;rd&amp;uuml;k ki bu tip s&amp;ouml;ylemler ancak ve ancak partiye olan sempatiyi g&amp;uuml;&amp;ccedil;lendiriyor. Cumhuriyet mitingleri sonrası genel se&amp;ccedil;imlerdeki tabloyu &amp;ouml;rnek olarak sunabilirim &amp;ouml;n&amp;uuml;n&amp;uuml;ze. 
İkinci konu ise tam bu noktada g&amp;ouml;z kırpıyor. Başsavcılık makamı halkın %46sının oy verdiği bir partiyi kapatma kararı alarak kalan %54&amp;uuml;n de ilgisini bu y&amp;ouml;ne &amp;ccedil;ekmek istemiş olabilir mi? Bu &amp;uuml;lkede o kadar &amp;ccedil;ok şey oldu ki olayların altında yatan ger&amp;ccedil;ek sebebi bulmak &amp;ccedil;ok zor olabiliyor. M&amp;uuml;mk&amp;uuml;n g&amp;ouml;z&amp;uuml;yle bakıyorum bu duruma &amp;uuml;z&amp;uuml;lerek. 
&amp;Ouml;te yandan bu kapatma davaları &amp;uuml;lke insanını kendi i&amp;ccedil;inde b&amp;ouml;lmekten başkabir halta yaramıyor. Kapatıp da ne olacak yani? %46 bir anda &amp;quot;Ah hata etmişiz hemen doğru yola d&amp;ouml;nelim!&amp;quot; mi diyecek? Demeyecekler. İlk fırsatta g&amp;uuml;r&amp;uuml;l g&amp;uuml;r&amp;uuml;l yeniden gelecekler! Biz de oturduğumuz yerden ahkam keserek buna m&amp;uuml;sade edeceğiz.
Niye kapatılsın ki? Yerine daha beterleri gelsin diye mi?&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/w25BafhlDOA" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=89</feedburner:origLink></item><item><title>Örtünme ve örtüler üzerine...</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/Fo-lRvbkmIc/index.php</link><pubDate>Fri, 14 Mar 2008 20:52:09 PDT</pubDate><description>İlkel toplumlardan beri insanların yaşamlarını incelediğimizde, inan&amp;ccedil;, eğitim, aile, ekonomi ve idare gibi beş temel &amp;ccedil;izgi &amp;uuml;zerinde yaşamlarını s&amp;uuml;rd&amp;uuml;rebilmek i&amp;ccedil;in bu temel kavramlar doğrultusunda s&amp;uuml;rekli kendilerini yenileyip geliştirmekte olduklarını g&amp;ouml;r&amp;uuml;r&amp;uuml;z. 
Bu kavramlar zaman zaman silik ve karışık devreler ge&amp;ccedil;irmişse de insan i&amp;ccedil;in &amp;ccedil;ok hayati beş temel &amp;ccedil;izgi oluşundan dolayı hi&amp;ccedil;bir zaman kaybolmamıştır. 
&amp;Uuml;lkemizde ise bu beş kavram ya hi&amp;ccedil; anlaşılmamış ya da bu kavramlara derinlik kazandırılıp &amp;uuml;lkemiz insanlarına doğru y&amp;ouml;n verilememiştir. İnancın ne olduğunu, eğitimin nasıl olması gerektiğini, eğitimcinin hangi konularda varlığının hayati &amp;ouml;nemde olduğunu bilmek durumundayız. Bunu bildiğimiz takdirde b&amp;uuml;t&amp;uuml;n kavramlar &amp;quot;yerli yerinde&amp;quot; değerlendirilecek, ortak paydalar artacak bunun neticesinde de hoşg&amp;ouml;r&amp;uuml; ortamı; bizi ulusal huzur ve mutluluğa g&amp;ouml;t&amp;uuml;recektir... 
&amp;Ouml;rt&amp;uuml;nme bu hassasiyetlerin neticesinde değerlendirilmesi gereken ve &amp;quot;yerli yerine&amp;quot; oturtulması gereken bir kavram... Her bilginin ve kavramın olduğu gibi bu kavramında insana g&amp;ouml;re değerlendirilip hakettiği &amp;ouml;nemin verilmesi gerekmektedir. 
{more} Sığ g&amp;uuml;ndemlerle insanımızı birlik ve beraberlikten uzaklaştıracak, yıkıcı hedeflerinin tuzağına d&amp;uuml;ş&amp;uuml;recek suni yaklaşımlara kıymet vermemek hayati bir &amp;ouml;nem taşımaktadır. &amp;Ouml;rt&amp;uuml;nme konusu bu &amp;ouml;zelliği ile ayrı bir g&amp;uuml;ndem konusudur. Geleneksel veya inan&amp;ccedil; temelli &amp;ouml;rt&amp;uuml; bir ger&amp;ccedil;ek olarak bu topraklarda her zaman var. 
Peki ama sadece tek bir y&amp;ouml;n&amp;uuml;yle mi? Başka &amp;ouml;rt&amp;uuml; yok mu? Esas &amp;ouml;rt&amp;uuml;ler neler? Anadolu insanının insanlık tarihine kazandırdığı &amp;ccedil;ocuk eğitimi &amp;ouml;rt&amp;uuml;s&amp;uuml; var, eşini &amp;ouml;ne &amp;ccedil;ıkartma &amp;ouml;rt&amp;uuml;s&amp;uuml; var, misafirperverlik &amp;ouml;rt&amp;uuml;s&amp;uuml; var, ikram severlik &amp;ouml;rt&amp;uuml;s&amp;uuml; var... Daha bir&amp;ccedil;ok &amp;ouml;rt&amp;uuml; var. Bu toprakların her karışını kaplamış mertlik yiğitlik, d&amp;uuml;r&amp;uuml;stl&amp;uuml;k, &amp;ccedil;alışkanlık, ahl&amp;acirc;k &amp;ouml;rt&amp;uuml;s&amp;uuml; var. SEVGİ &amp;ouml;rt&amp;uuml;s&amp;uuml; var herbir karışında bu toprakların... 
Bunların dışındaki &amp;ouml;rt&amp;uuml;ler olsa olsa bize yutturulmak istenen anlayışın pis, karanlık ve yıkıcı &amp;ouml;rt&amp;uuml;s&amp;uuml;d&amp;uuml;r. 
Ne derece farkındayız, ne derece &amp;ouml;nemsiyoruz? İnsanımızın devamiyetle artacak ahl&amp;acirc;kının temelleneceği binbir t&amp;uuml;rl&amp;uuml; g&amp;uuml;zellik, yenilik ve kavramlar nasıl oluyor da birlik ve beraberliğin, huzur ortamının bozulması i&amp;ccedil;in bir ara&amp;ccedil; durumuna geliyor? İyice bir d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nelim.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/Fo-lRvbkmIc" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=88</feedburner:origLink></item><item><title>Kopyala yapıştır makalecikleri ve bilgisiz fikir sahibi olmak üzerine...</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/e9Ni8eXaNSk/index.php</link><pubDate>Wed, 12 Mar 2008 00:57:22 PDT</pubDate><description>Bu yazı bir eleştiri yazısı olarak ele alınırsa faydalı olacaktır bunu s&amp;ouml;yleyerek başlayayım yazıma. 
Only-R rumuzlu sevgili yazarımızın &amp;quot;T&amp;uuml;rban sorununun &amp;ouml;z&amp;uuml;nde sapkınlık ve sapıklık vardır&amp;quot; yazısına kısa bir cevap olsun diye yazıyorum bu yazıyı. &amp;Ouml;ncelikle yazımın başlığında belirttiğim gibi sadece sahibi olduğu fikri ispat d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ncesinden bilimsel temele dayanan bir araştırma s&amp;uuml;recinden ge&amp;ccedil;meden oradan buradan toparlanma bilgilerle kopyala yapıştır makalecikler d&amp;uuml;zerek fikir sahibi olunmayacağını belirtmek isterim. Hele ki sırf siyasi ayrışma neticesinde oluşmuş &amp;quot;taraf ve aidiyet&amp;quot; d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ncesi ile normalde bu t&amp;uuml;r zeminlerde tartışılması son derece hassas olunan bir konuda doğruluğu me&amp;ccedil;hul bilgicikleri fikirmiş gibi sunarak insanların kutsal saydıklarına saldırmak hi&amp;ccedil; hoş bir tutum değil. 
Ge&amp;ccedil;miş yazılarımı okursanız nasıl bir d&amp;uuml;nya g&amp;ouml;r&amp;uuml;ş&amp;uuml;ne sahibim k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;kde olsa intiba oluşur buna eminim. Pek değerli kardeşime altına imza atacağını d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;m bir c&amp;uuml;mleyi hatırlatmak isterim. &amp;quot;Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak&amp;quot; Tarih boyunca defalarca farklı isimlerden kaydı d&amp;uuml;ş&amp;uuml;lm&amp;uuml;ş bu c&amp;uuml;mleyi bizlere &amp;ouml;z&amp;uuml;mseten Uğur Mumcu'yu da rahmetle analım satırarasında. 
{more}
Şunu unutmayalım bilgi kaygan zemindedir. Her d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ncenin, her inanışın bilgi kabul ettiği bir s&amp;uuml;r&amp;uuml; varsayım mevcuttur. Bu nedenle kaynağı sabit, dile getirilen tarafından m&amp;uuml;sbetlenmemiş ve bir adım daha &amp;ouml;teye getirerek &amp;quot;yaşanmamış&amp;quot; hi&amp;ccedil; bir bilgi fikir sahibi etmez insanı... Ancak taklit&amp;ccedil;i, şekilci ve kopyacı olmak m&amp;uuml;mk&amp;uuml;nd&amp;uuml;r bu y&amp;ouml;ntemle. 
Only-R'a komşu yazar olarak tavsiyem; b&amp;ouml;ylesi hassas konularda sağlam, derinlemesine araştırmadan, kulaktan dolma bilgilerle fikir y&amp;uuml;r&amp;uuml;tmeden &amp;ouml;nce iyi bir araştırma yapması ve &amp;ouml;zellikle insanların &amp;ccedil;ok &amp;ouml;nemli kabul ettiği ve kutsal saydığı kavram ve isimlerle b&amp;ouml;ylesine f&amp;uuml;tursuzca oynamamasıdır. 
Kaynak g&amp;ouml;sterdiği yazar, altına imzasını attığı bilgiler &amp;ccedil;ok sağlıklı bilgiler değildir. Ger&amp;ccedil;ek bir insan &amp;uuml;zerine giydiği zayıf bilgilerden oluşan elbisesi ile değil o elbisenin sardığı v&amp;uuml;cudun i&amp;ccedil;indeki vicdan ve akılla fikir sahibi olmaya gayret g&amp;ouml;stermelidir. 
Site yazarlarından bu konuya ayrı bir &amp;ouml;nem g&amp;ouml;sterilmesini rica ediyorum.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/e9Ni8eXaNSk" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=87</feedburner:origLink></item><item><title>ROCK NEDİR? NE DEĞİLDİR?</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/c-Q8R9tABzE/index.php</link><pubDate>Sat, 01 Mar 2008 21:30:55 PST</pubDate><description>G&amp;uuml;ndemden bunalan arkadaşlar i&amp;ccedil;in,
G&amp;uuml;n&amp;uuml;m&amp;uuml;zde olduk&amp;ccedil;a &amp;ccedil;oğalan,90 lı yılların pop furyasını anımsatan bir şekilde biraz daha piyasaya yakın şekilde listelerimizde yer bulan,kollektif yadabireysel sunulanbu eserlerin kulaklarımızda epeyce yer barındırdığı bir ger&amp;ccedil;ek son zamanlar.
Peki rock sadece bi m&amp;uuml;zik t&amp;uuml;r&amp;uuml; m&amp;uuml;?;yoksa bi yaşam tarzı mı?.Elbette ilk akla gelenler siyah ve sıklık&amp;ccedil;a giyilenderi giysiler,abartılı metal takılar,uzun sa&amp;ccedil; ve sakal,koyu makyajve daha nice betimsel arayışlar hem ge&amp;ccedil;mişte hem de g&amp;uuml;n&amp;uuml;m&amp;uuml;zde metalci formu olarak akıllarımızda belirmekte.
İş şekilde bitiyor mu?
{more}
Rock m&amp;uuml;ziğin doğasında aykırılık asilik &amp;ccedil;oğunluğun dışında yer alma i&amp;ccedil;ine kapanıklık g&amp;uuml;n&amp;uuml;m&amp;uuml;zde kapitalizmin getirdiği ve bize yaşamak zorundaymışız gibidiretilen yaşamı reddetme gibi,s&amp;uuml;regelmiş gelişmiş &amp;ouml;zellikleri olsa darockın enazındang&amp;uuml;n&amp;uuml;m&amp;uuml;zde piyasaya sunulmuş bir avmalzemesi olduğunu g&amp;ouml;rmekteyiz.Bu y&amp;uuml;zdendir ki;&amp;ouml;zellikle yerli piyasada bulunan icraat&amp;ccedil;ılar sahnede sarhoş numarası yaparak,sigara i&amp;ccedil;erek taklit saundlarla veya m&amp;uuml;zikten uzak,karşıolduklarını s&amp;ouml;yleyip topluma magazin malzemesi yaratarakgazeteci d&amp;ouml;verek bu felsefeye yakınlıklarını da(!) g&amp;ouml;stermiş oluyorlar.
Rock bir yaşam felsefesidir. Sa&amp;ccedil; uzatıp rock&amp;ccedil;ı takılmak değildir. &amp;Ouml;zg&amp;uuml;r olmak, &amp;ouml;zg&amp;uuml;n olmaktır.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/c-Q8R9tABzE" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=84</feedburner:origLink></item><item><title>Bir yaşam koçu olarak, Çekim Yasası</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/pVANXep3azw/index.php</link><pubDate>Wed, 27 Feb 2008 22:25:00 PST</pubDate><description>Kuantum, derin bir d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nme tekniğidir. Bu sayede hayatınıza istediğiniz şeyleri dahil edebilir, rahatsızlıklarınızdan arınabilirsiniz. Peki o kadar kolay mı? Elbette ki değil. Herşeyin başında bunu sağlayabilmemiz i&amp;ccedil;in uygun bir zemine ihtiya&amp;ccedil; duymaktayız. Nedir bu? Rahat bir yaşam, huzurlu bir ev, daha az stresli bir iş. Bu durumda diyebilir miyiz ki kuantum yasası bize iyi bir yaşantı sağlayabilsin.
Hayatınızı zora sokan &amp;ldquo;şeyleri&amp;rdquo; y&amp;uuml;ksek bir enerji dahilinde d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;p bunların yerine sizi rahatlatacak etmenleri koyduğunuzda devreye girdiği s&amp;ouml;ylenir &amp;ldquo;&amp;ccedil;ekim yasası&amp;rdquo;nın. Asli g&amp;ouml;revi bize her istediğimizi bulup getirmek olan bu yasayla bolluk i&amp;ccedil;inde yaşayan insanların varlığını okuyoruz, &amp;ouml;ğreniyoruz. Peki bu ger&amp;ccedil;ekten m&amp;uuml;mk&amp;uuml;n m&amp;uuml;?
{more}
Kuantum ve &amp;ccedil;ekim yasası konulu bir &amp;ccedil;ok kitap okudum. Ger&amp;ccedil;ek olanın ne olduğunu &amp;ouml;ğrendiğimde bunu zaten senelerdir yaptığımı farkettim. İşin en kolay yolu da buydu sanırım. Buna inandıktan sonra gerisi &amp;ccedil;orap s&amp;ouml;k&amp;uuml;ğ&amp;uuml; gibi gelir diyordu bu kitaplarda. Seneler &amp;ouml;nce farkedip hala korumaya aldığım i&amp;ccedil;imdeki o 5 yaşındaki kızdan hi&amp;ccedil; bir farkı yoktu bunların. Kızı bir kenarda unutup hayatımdan uzaklaştırdığımda olaylar karmaşık bir hal alırken, onunla beraber uyuyup uyandığımda herşey yoluna giriyordu! İşi teknik detaylarla s&amp;uuml;slemek yerine bu tarz kitapların i&amp;ccedil;imizdeki o &amp;ccedil;ocuğu anlatmasını beklerdim.
Bu tekniklerin kabul ve takdir ettiğim y&amp;ouml;n&amp;uuml; ise olumlama. Pozitif d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ncenin hayatın her alanını g&amp;uuml;zelleştirebildiğine dair inancım her zaman vardır. Ondandır hafif gergin ortamlarda kendimi depresyonda hissedişim!
Hayatınıza t&amp;uuml;m g&amp;uuml;zellikleri &amp;ccedil;ekebilirsiniz, yeter ki stessiz bir g&amp;uuml;n&amp;uuml;n sonunda , sıcacık evinizde oturup yaşamınıza katabileceğiniz başka g&amp;uuml;zellikleri d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;n! &amp;Uuml;zg&amp;uuml;n&amp;uuml;m, bu kitaplarda, aksi yazmıyor. &amp;Ouml;n koşul olarak bunlar sunulmuş. 
G&amp;uuml;zel &amp;ccedil;ekimler dilerim.
 -bu yazı ilk olarak merush hanım'ın bloğunda yayınlanmıştır-&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/pVANXep3azw" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=83</feedburner:origLink></item><item><title>Medyada Vuku Bulan Kara Harekatı</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/CGkr26QYYuA/index.php</link><pubDate>Mon, 25 Feb 2008 20:04:36 PST</pubDate><description>B&amp;uuml;lent Ersoy hakkında BOKSTAR yarışmasında s&amp;ouml;ylediği s&amp;ouml;zler y&amp;uuml;z&amp;uuml;nden soruşturma a&amp;ccedil;ılmış. &amp;quot;Halkımızı askerlikten soğutmuş&amp;quot; &amp;uuml;nl&amp;uuml; diva(!)mız. 
Bahaneyle medyamızın g&amp;ouml;z&amp;uuml; bir az olsun &amp;uuml;lkede olan bitenlere kaydı. 
Hanfendi diva &amp;quot;oğlum olsa askere yollamaaaaaaaaaaaaammm&amp;quot; diye h&amp;ouml;nk&amp;uuml;rd&amp;uuml;k&amp;ccedil;e saftirik kızımız Ebru G&amp;uuml;ndeş evde kalmış ve doğuramamış olmanın verdiği eziklikle &amp;quot;innşallah Allah bana bir oğul verir de askere g&amp;ouml;nderirim&amp;quot; diye geri vokal yapadursun &amp;uuml;lkenin kendilerinin hi&amp;ccedil; bilmediği yerlerinde canlar veriliyor, anneler ağlıyor. 
BUNLAR da geviş getirerek yayıldıkları yerden &amp;quot;milletimizin sesiyiz&amp;quot; nidalarıyla keselerini yine dolduruyor, hep dolduruyor. 
Medyadaki g&amp;ouml;z&amp;uuml;n&amp;uuml;z Merush bildirdi.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/CGkr26QYYuA" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=82</feedburner:origLink></item><item><title>Fidel Castro'nun Vedası!</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/Grqtm1_R53Y/index.php</link><pubDate>Wed, 20 Feb 2008 19:18:42 PST</pubDate><description>D&amp;uuml;nya tarihinin son yarım y&amp;uuml;zyılına damgasını vurmuş bir siyaset&amp;ccedil;i olan Fidel Castro, &amp;ouml;nceki g&amp;uuml;n K&amp;uuml;ba yeni parlementoya başkanlık edecek ismi se&amp;ccedil;ecekken verdiği deme&amp;ccedil;le siyaseti bırakacağını s&amp;ouml;yledi. ABD'nin yarım y&amp;uuml;zyıl boyunca devirmeye &amp;ccedil;alışmasına , onlarca saldırıya rağmen dimdik ayakta kalmasına rağmen kendi &amp;ouml;z iradesiyle siyaseti bırakacağını a&amp;ccedil;ıkladı. 
1959 devriminin hemen ardından &amp;uuml;lkeyi y&amp;ouml;netmeye başlayan Castro, t&amp;uuml;m bu 49 yıl boyunca hi&amp;ccedil; ara vermeden vazifesini s&amp;uuml;rd&amp;uuml;rd&amp;uuml;. &amp;quot;Beni devrimimizin kaderi i&amp;ccedil;in son derece &amp;ouml;nemli anlaşmaların kabul edileceği parlamentonun &amp;uuml;yesi se&amp;ccedil;erek bana muazzam bir onur bahşeden değerli yurttaşlarım, sizlere, meclis başkanlığı ve başkomutanlık pozisyonunu istemeyeceğimi ya da kabul etmeyeceğimi bildiririm.&amp;quot; s&amp;ouml;zleri ile halkına veda eden Fidel Castro, peki ger&amp;ccedil;ekten kendi isteğiyle ayrılmamış olabilir mi? ABDnin bir oyunu muydu bu?
{more} Hayır. Sanmıyorum ki Fidel Castro halkının kendisine y&amp;uuml;klediği misyonun farkında olmasın. 49 yıldır t&amp;uuml;m d&amp;uuml;nyaya kafa tutan bir lider, Che Guevera'nın en yakın arkadaşı olan Fidel Castro halkının ve t&amp;uuml;m d&amp;uuml;nyanın &amp;ouml;n&amp;uuml;nde eriyerek &amp;ouml;ld&amp;uuml;kten sonra hafızalarda &amp;quot;g&amp;uuml;&amp;ccedil;s&amp;uuml;z yaşlı adam&amp;quot; olarak anılsın istemezdi. Bundan dolayıdır ki 81 yaşında t&amp;uuml;m bu g&amp;ouml;r&amp;uuml;nt&amp;uuml;lere izin vermeden siyasetten ve halkından ayrıldı. 
2006 yılında ge&amp;ccedil;irdiği rahatsızlık sonrası t&amp;uuml;m yetkilerini kardeşi Raul'a devrederek adeta halkını ve d&amp;uuml;nyayı &amp;quot;yokluğuna&amp;quot; alıştırdı. 
&amp;quot;Yol, her zaman zor olacak ve herkesin &amp;ccedil;abasını gerektirecektir. Hep en k&amp;ouml;t&amp;uuml;s&amp;uuml;ne hazırlıklı olmalıyız. Başarı da ihtiyatlı olma, sıkıntıda sağlam durma ilkesini unutamayız. Yenilmesi gereken d&amp;uuml;şman son derece g&amp;uuml;&amp;ccedil;l&amp;uuml;, ama yarım y&amp;uuml;zyıldır onu uzak tutabildik. Bu size vedam değil. Tek dileğim, d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nceleri i&amp;ccedil;in savaşan bir asker olmak. 'Yoldaş Fidel'den Yansımalar' başlığı altında bunu s&amp;uuml;rd&amp;uuml;rebilirim. G&amp;uuml;venebileceğiniz m&amp;uuml;himmattaki bir diğer silah olacağım. Belki sesim duyulur.&amp;quot;
&amp;Ouml;n&amp;uuml;m&amp;uuml;zdeki yıllar K&amp;uuml;ba i&amp;ccedil;in nasıl şekillecek hep beraber g&amp;ouml;receğiz.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/Grqtm1_R53Y" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=81</feedburner:origLink></item><item><title>Kosovada İlkSabah</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/B5rBC6_0eho/index.php</link><pubDate>Mon, 18 Feb 2008 05:56:29 PST</pubDate><description>... ve avrupanın 49. &amp;uuml;lkesi,ABD nin son g&amp;ouml;zdesi,RUSYA nın bir yer de mat edilişi......Hoşgeldin Kosova.
Bug&amp;uuml;n(18.02.08.)ilk kez bağımsız! uyandı Kosovalılar k&amp;ouml;ylerinde,şehirlerinde.ABD nin desteklediği bu ileri u&amp;ccedil; elemanı,bir halkın uyanışı,kazanılmış &amp;ouml;rg&amp;uuml;tl&amp;uuml; bir zafer gibi gelebilir kimilerine ABD bayrakları ile kutlanan bağımsızlık,sevin&amp;ccedil; g&amp;ouml;sterileri ırak ta bye bye saddam, hoşgeldin ABD,yaşasın &amp;ouml;zg&amp;uuml;rl&amp;uuml;k g&amp;ouml;sterilerini hatırlatmadı mı size de?.sistemli bi ilerleyiş sonucu bir halk daha bağımsızlaştırılarak(!)emperyalizmin emri altına girmiş oldu. şimdi soralım hem bağımsızlık hem emperyal ikisi bir arada nasıl olur? diye.
D&amp;uuml;nyanın t&amp;uuml;m ideolojilerinin i&amp;ccedil;inde mutlak bi sol yan vardır.sol siyasetin terimleri i&amp;ccedil;inde kaybolan nutuk yarışları yapılan siyasetin en g&amp;uuml;zel &amp;ouml;rneğidir.&amp;uuml;lkemizde de hemen t&amp;uuml;m iktidarlar sol yanlarını işin i&amp;ccedil;ine katarak hedefe ulaşmışlardır erdoğanın mazlum sevdasına k&amp;ouml;m&amp;uuml;r dağıtması,madur olanı koruma hevesi i&amp;ccedil;indeki t&amp;uuml;rban m&amp;uuml;cadelesi hep sol d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;p sağ oynamanın &amp;ouml;rneklerinden şu an aklıma gelenleridir sadece.
Bu kural &amp;ouml;rnek aldığımız ABD nin de en g&amp;uuml;venilir kozlarından biridir bu y&amp;uuml;zdendir ki &amp;ouml;zg&amp;uuml;rl&amp;uuml;k isteği g&amp;ouml;stermiş,petrole konmuş savaşı sonlardırmak isteyip ter&amp;ouml;r &amp;ouml;rg&amp;uuml;tleri imal etmiştir. silahla ya da silahsız son model taktiklerle ele ge&amp;ccedil;irebiliyor bir halkın beynini sol d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;p sağ oynatan siyaset.... Kosova da işgalin silahsız olması bi yerde sevindirici olsa da,avrupanın ortasına &amp;ccedil;arkın bir dişi daha eklenmiş oldu.

Rusyanın dikkatine ABD:1 RUSYA:0&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/B5rBC6_0eho" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=80</feedburner:origLink></item><item><title>Hata</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/w1Vh0TkS5V8/index.php</link><pubDate>Mon, 18 Feb 2008 05:53:05 PST</pubDate><description>T&amp;uuml;m alışkanlıklardan &amp;ouml;te,bir zorlamadır gider,usul usul sokulur yanı başımıza,aniden olur,geri d&amp;ouml;n&amp;uuml;ş&amp;uuml; &amp;ccedil;oğu zaman yoktur. 
Bir pişmanlık,bir su&amp;ccedil;lululuk duygusu sarıverir insanı.elde olan ne bir kayıp ne bi kalp kırıklığı ne de g&amp;ouml;zyaşı olsada,kabul olunmayacak &amp;ouml;z&amp;uuml;rler dilese de insan,kimimizi &amp;ccedil;ok yorar hatalar.
Her an olabilecek kadar sinsi,i&amp;ccedil;imizde yaşayan bi yeti,olmazsa olmaz...bi bakıma &amp;ouml;l&amp;uuml;m gibi deva gibi...
Ama olmalıdır her yolun d&amp;ouml;n&amp;uuml;ş&amp;uuml;,insan nasıl &amp;ouml;zlemine yenik d&amp;uuml;şerde bi kenarda hazır tutarsa d&amp;ouml;n&amp;uuml;ş biletini &amp;ouml;yle geri gelmeli sevenler arasında zaman.Yakınlaşmalı uzaklar mesafeler kısalmalı.deniz ise deniz olunmalı dağlar tepeler yollar vız gelmeli g&amp;ouml;ky&amp;uuml;z&amp;uuml; kırlar...
A&amp;ccedil;ıkta yorulmuş,terkedilmiş,kıyıya vurmuş bir sandal gibi d&amp;ouml;nmeli giden sevgili.... Kimi zaman batık olur sandallar 
asla kullanamazsın,bir daha onarılmaz,y&amp;uuml;zmez ama genede tutmak istersin kıyıda,g&amp;ouml;z&amp;uuml;n&amp;uuml;n &amp;ouml;n&amp;uuml;nde,belki de hemen şuracıkta, kaldırıp atmaya elin varmaz y&amp;uuml;zemeyen sandallar hurdalığına o kıyıda bekler sen ona bakarsın o sana...tepende g&amp;uuml;neş bi elinde yalnızlıkların aklında geride kalma korkusu.kum taneleri sıvazlarken yorgun ahşap bedenini suya hasret insana uzak,denize toprağa suya hasret... .koşup koşup itmekte gelir belki batacağını bile bile ama yapazsın iştebatık ta olsa kırık da olsa...
i&amp;ccedil;imizden biridir hata birbirinin aynısı iki zaman arası s&amp;ouml;z her an olabilecek kadar sinsi i&amp;ccedil;imizde yaşayan bi yeti olmazsa olmaz bi bakıma &amp;ouml;l&amp;uuml;m gibi deva gibi...
Hata yapılır elbet sevgiliye,lakin bazen ta kendisidir hatanın sevgili...&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/w1Vh0TkS5V8" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=79</feedburner:origLink></item><item><title>MSNde rahip kelimesi kullanılamıyor!</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/t6w7Q8LaCy0/index.php</link><pubDate>Sun, 17 Feb 2008 08:49:33 PST</pubDate><description>G&amp;uuml;n&amp;uuml;n en verimli haberi bir &amp;ccedil;ok internet &amp;quot;haber&amp;quot; sitesinin baş sayfalarında yer aldığı &amp;uuml;zere MSN &amp;uuml;zerinde &amp;quot;rahip&amp;quot; kelimesinin karşı tarafa iletilemiyor oluşuydu. Hepimizin kullandığı iletişim aracı MSN &amp;uuml;zerinde i&amp;ccedil;inde rahip ge&amp;ccedil;en c&amp;uuml;mleler kurmamız engellenmiş. 
Sebebi ne olabilir peki bunun?
İletilemeyen başka hangi kelimeler var  diye karşımızdakine bi ton k&amp;uuml;f&amp;uuml;r yazıp g&amp;ouml;ndermemizi bir yana bırakıyorum, rahip kelimesine benzer kelimeleri (misal papaz, imam..) kullanabiliyoruz. MSN bize ne demeye &amp;ccedil;alışıyor olabilir? Rahip muhabbeti yapamadığını &amp;ouml;ğrenen bu insanların aklına bunu sokmak değil de nedir bu?
Son olarak rahipleri sevelim ama MSNde arkalarından konuşmayalım. Herhangi bir rahip arkadaşla husumeti olanlar l&amp;uuml;tfen gitsin y&amp;uuml;z&amp;uuml;ne s&amp;ouml;ylesin.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/t6w7Q8LaCy0" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=78</feedburner:origLink></item><item><title>Öpüşen Türbanlı</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/AqxjNKTnXkM/index.php</link><pubDate>Thu, 14 Feb 2008 19:58:35 PST</pubDate><description>İnternetin yeni modası birbirine, parkta bah&amp;ccedil;ede gizlice sevgilisiyle &amp;ouml;p&amp;uuml;şen t&amp;uuml;rbanlı kız fotoğrafları yollamak. Ne eğlence ama!
T&amp;uuml;rbanlılar da &amp;ouml;p&amp;uuml;ş&amp;uuml;r arkadaşlar, sizin yaptığınız her şeyi onlar da yaparlar. Sizden hi&amp;ccedil; farkları yoktur. Parklarda sevgilileriyle &amp;ouml;p&amp;uuml;şebilirler onlar da!
Fazla uzadı bu konu artık. T&amp;uuml;rbanla değil i&amp;ccedil;indeki beyinle ilgileneceğimiz g&amp;uuml;nleri de g&amp;ouml;r&amp;uuml;r&amp;uuml;z umarım.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/AqxjNKTnXkM" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=77</feedburner:origLink></item><item><title>Ulak</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/6lms4FUJnaU/index.php</link><pubDate>Fri, 08 Feb 2008 07:44:14 PST</pubDate><description>Ulak filmi.. B&amp;uuml;y&amp;uuml;k beklentilerin, olumlu &amp;ouml;nyargıyla gidildiği halde b&amp;uuml;y&amp;uuml;k hayalkırıklığı yarattığı bir &amp;Ccedil;ağan Irmak filmi.
İzlemediyseniz, bu yazıdan hi&amp;ccedil;birşey anlamazsınız.

Fragman, sloganlar, yapılan ilk eleştiriler, hepsi &amp;quot;zaman ve mekandan bağımsız&amp;quot; bir film iddasında. Doğru, mekandan bağımsız, herhangi bir şehir, herhangi bir &amp;uuml;lke yok. Hatta &amp;ouml;yle ki, biri bir ağızla konuşuyor, diğeri farklı bir ağız ile cevap veriyor (bkn. Nevşehir-K&amp;uuml;tahya ağzı)

Enfes makyajlar, kost&amp;uuml;mler hazırlanmış. K&amp;ouml;y, kendi halinde, bağımsız. Dekor s&amp;uuml;per. Kamera ge&amp;ccedil;işleri ve ses tonları, insanı kaliteli birşeylerle karşılacağı &amp;uuml;midini veriyor ve &amp;Ccedil;ağan'ın filmi başlıyor.

Aman, bir film izledikten sonra damağımda ucuz bir tad kalmasından nefret ediyorum. Hayaletlerin dile geldiği filmin ilk yarısındaki o komik sahneye kadar, hakikaten heyecanla bekliyordum. Ama beş kişinin beyazlara bulanmış ve &amp;ccedil;ok az silikleştirilerek (bari azıcık uğraşsalardı) ortaya &amp;ccedil;ıkıp aynı ağızdan &amp;ccedil;ok etkili olduğunu sandıkları c&amp;uuml;mleleri k&amp;ouml;t&amp;uuml; bir senkronla tekrar etmeleri ne yazık ki t&amp;uuml;m heyecanımı tatsız bir şaşkınlığa &amp;ccedil;evirdi. Sonu&amp;ccedil;ta T&amp;uuml;rk filmidir, efekt kaygım olmamalı diye devam ettim izlemeye,
{more}
senkronu da yok sayarak. Ardından 2. yarıda t&amp;uuml;m gizem &amp;ccedil;&amp;ouml;z&amp;uuml;ld&amp;uuml;ğ&amp;uuml;nde, aslında ortada ne tutarlı bir hikaye, ne masal, ne rivayet, ne hakikat olduğu ortaya &amp;ccedil;ıktı. Ağır ifadelerle ağırca s&amp;ouml;ylenen boş c&amp;uuml;mlelerden tutun da, basit oyunculuğa kadar, herşey BERBATtı. 

Amansız bir illete kapılıp ayakları tutmadığı ve arkadaşlarıyla koşup oynayamadığı i&amp;ccedil;in kendisini okumaya veren Ahmet'e gelen komik vahiy mi, yoksa yazdığı &amp;quot;kutsal&amp;quot; kitabı &amp;ccedil;oğaltırken &amp;quot;kitabın tamamını okumaya cesaret edemediği i&amp;ccedil;in&amp;quot; yazmayı yarım bırakıp ihanet eden 6.kişinin sebep sa&amp;ccedil;malığı mı daha akıldan uzaktı, karar veremedim. Zamanında hastalık ge&amp;ccedil;irip sağlıklı şekilde iletişim kurmak nedir asla &amp;ouml;ğrenemeyen ve hasetle ge&amp;ccedil;en &amp;ouml;mr&amp;uuml;n&amp;uuml;n sıkıntılarını d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nmeye zamanı kalmasın diye kitap okurken sağlıklı insanlara diş bileyen her &amp;ccedil;ocuğa vahiy gelse, durum vahim olurdu b&amp;uuml;y&amp;uuml;k ihtimalle. Bu insanlar d&amp;uuml;nyayı ne zannediyorlar Allah aşkına?

Diğeri de ucuz bir Yehuda g&amp;ouml;ndermesiydi, ama filme sindirememişler mevzuyu, can sıkıcı.
Bu film nasıl bu kadar abartıldı, anlayamıyorum. Ucuz yapımların &amp;uuml;st&amp;uuml;n&amp;uuml; parlatıp yedirilmeye &amp;ccedil;alışılmasına, &amp;uuml;z&amp;uuml;l&amp;uuml;yorum.

Bir sahnede masalın kalanını hasta olduğu i&amp;ccedil;in dinleyemeyen ve kardeşinden ilgiyle anlatmasını bekleyen kız &amp;ccedil;ocuğu yataktan &amp;ouml;yle bir d&amp;uuml;ş&amp;uuml;yor ki, avu&amp;ccedil;ları kan i&amp;ccedil;inde, kollar iki yana a&amp;ccedil;ık, beden sopa gibi. İsa'nın burada işi ne?

Gereksiz bir film, &amp;ccedil;ok gereksiz. Demedi demeyin.

Tek bir oscar var elimde, onu da b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir i&amp;ccedil;tenlikle neredeyse oyunculuk yapmayıp kendilerine tekrar edilen her c&amp;uuml;mleye inanmış &amp;ccedil;ocuk oyunculara verdim gitti.


Hoho'dan Ek: Masalcının &amp;ccedil;ocuklara anlattığı hikaye aşırı şiddet i&amp;ccedil;eriyor, bu mudur?&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/6lms4FUJnaU" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=72</feedburner:origLink></item><item><title>Tanrı'nın Senaryosu Heroes</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/4M3-vs6Qnms/index.php</link><pubDate>Mon, 21 Jan 2008 01:10:26 PST</pubDate><description>Evrim.. Hastasıyız. Hem canavarlar, hem mutanlar, hem de her ge&amp;ccedil;en g&amp;uuml;n yeni &amp;ouml;zelliklerini keşfettiğim yeni canlı t&amp;uuml;rleri geliştiriyor, insan başlığı altında. İlgin&amp;ccedil; olan, aslında kendi sonunu hazırladığı.
Heroes'un 2. sezonunu ge&amp;ccedil;en sezondan daha az bir heyecanla izlemeyi s&amp;uuml;rd&amp;uuml;r&amp;uuml;yorum. Ge&amp;ccedil;en sezonda NewYork'un patlamasını ve milyonlarca insanın &amp;ouml;lmesini durdurabilmişler, &amp;quot;kahramanlar&amp;quot; olmuşlardı. &amp;Uuml;stelik geleceği resmedebilen ve &amp;ccedil;izdiği b&amp;uuml;t&amp;uuml;n tablolar ger&amp;ccedil;ek olan Isaac Mendez patlamayı da resmettiği halde.
Bu noktada sevgili Hiro'nun birinci sezonda aşık olduğu bir kızı kurtarmak i&amp;ccedil;in ge&amp;ccedil;mişe gittiği b&amp;ouml;l&amp;uuml;m geliyor aklıma. Hiro kızın &amp;ccedil;alıştığı yere gidip kızın katillerce &amp;ouml;ld&amp;uuml;r&amp;uuml;lmesini, onu o anda orada kurtarak engellemişti. Fakat bu defa kızcağız beyin t&amp;uuml;m&amp;ouml;r&amp;uuml;nden &amp;ouml;lm&amp;uuml;şt&amp;uuml;. Hiro ka&amp;ccedil; defa kızı kurtardıysa da, &amp;quot;kader&amp;quot;in, yani o insanın &amp;ouml;lme ger&amp;ccedil;eğinin &amp;ouml;n&amp;uuml;ne ge&amp;ccedil;ememişti. Peki. Bu sezonda ise, Hiro'nun babası Kaito Nakamura, intikam almak i&amp;ccedil;in şirket kurucularını teker teker &amp;ouml;ld&amp;uuml;ren Adam tarafından, binanın &amp;uuml;st katından itilerek &amp;ouml;ld&amp;uuml;r&amp;uuml;l&amp;uuml;yor. Hiro yine h&amp;uuml;z&amp;uuml;nle o zamana d&amp;ouml;n&amp;uuml;yor ve babayı kurtarmak istiyor. Baba, oğluyla yaptığı anlamlı konuşmanın sonunda eğer &amp;ouml;lme zamanı geldiyse &amp;ouml;lmesi gerekir d&amp;uuml;sturundan &amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml;ne engel olmamasını istiyor ve Hiro babayı &amp;ouml;l&amp;uuml;m zamanına geri g&amp;ouml;t&amp;uuml;r&amp;uuml;p &amp;ouml;lmesine m&amp;uuml;dahale etmiyor. Bu da peki.
{more}

O zaman ilk sorum şu: NewYork'un patlamasıyla &amp;ouml;lmesi gereken milyonlarca insanın yaşamasına pek muhterem Kader neden izin verdi? Sonu&amp;ccedil;ta hayat i&amp;ccedil;in bir ya da 1 milyon insanın &amp;ouml;lmesi kişi bazında aynı oranda ciddi. Kaito da aynı o diğer kız gibi bu sefer kaderin kendisine hazırladığı başka bir &amp;ouml;l&amp;uuml;m snaryosuyla &amp;ouml;lecekti, Hiro onu kurtarsaydı.
Devam edelim.. Bu sezonda da yine NewYork'ta, bu defa vir&amp;uuml;s salgını y&amp;uuml;z&amp;uuml;nden milyonlar &amp;ouml;lecek. Ve bizim kahramanlar yine buna engel olmaya &amp;ccedil;alışıyor. Dizinin tutarlılığı a&amp;ccedil;ısından anlıyorum ki, kader bu &amp;ouml;lmesi gereken milyonlar i&amp;ccedil;in gecikmiş bir &amp;ouml;l&amp;uuml;m senaryosunu devreye sokuyor. (Aynı Final Destination filmindeki mantıkla.) &amp;Ouml;lmesi gereken herkes mutlaka &amp;ouml;lecek.
İnsanı d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;r&amp;uuml;yor... Kahramanlara kahraman &amp;ouml;zellikleri veren s&amp;uuml;per g&amp;uuml;&amp;ccedil;leri onlara bahşeden evrim, doğa. Yine bu insanları kullanarak, d&amp;uuml;nyadaki bozulan dengeyi sağlamak i&amp;ccedil;in, insanları azaltma yoluna gidiyor. (ilk sezonda soğurduğu g&amp;uuml;&amp;ccedil;lerle baş edemeyen peter'ın patlaması sonucu sıradan insanlar &amp;ouml;lecekti, bu sezonda ise shanti adlı bir kızın -sıradan olmayan- kanının &amp;uuml;rettiği bir vir&amp;uuml;s&amp;uuml; yine s&amp;uuml;per g&amp;uuml;c&amp;uuml; olan Adam'ın yayması sonucu &amp;ouml;lecek insanlar)
Doğa evrimi kullanarak kendi eliyle başkalaştırdığı insanlar aracıyla, artık eskimeye başlayan evrimleşmemiş insanları ortadan kaldırıyor, yavaş yavaş. Milyon milyon. Amacı belki de t&amp;uuml;m sıradan insanları ortadan kaldırıp, s&amp;uuml;per g&amp;uuml;&amp;ccedil;lere sahip s&amp;uuml;per bir ırk oluşturmak. B&amp;ouml;ylece gereksiz fazlalıklardan da kurtulmuş olacak..
Ge&amp;ccedil;en g&amp;uuml;n kaliteli genlerin oluşumuyla ilgili bir arkadaşımla tartışıyordum. En kaliteli genlerin, birbirine en uzak ırkların birleşmesiyle oluşan melezlerde olduğunu konuştuk. Aynı ırktan gelen iki insanın &amp;ccedil;ocuğunun, farklı ırksal k&amp;ouml;keni olan insanların genlerinin &amp;ccedil;arpışmasıyla oluşan &amp;ccedil;ocuktan &amp;ccedil;ok daha g&amp;uuml;&amp;ccedil;s&amp;uuml;z, savunma sisteminin &amp;ccedil;ok daha zayıf, hastalıklarla başetme g&amp;uuml;c&amp;uuml;n&amp;uuml;n &amp;ccedil;ok daha az olduğu bug&amp;uuml;n bilimsel bir ger&amp;ccedil;ek. Melezler daha g&amp;uuml;zel, daha akıllı, daha g&amp;uuml;&amp;ccedil;l&amp;uuml;, daha dayanıklı. İzlediğim bir belgeselde, A ırkından gelen bir insana kendi ırkından gelen 5 erkeğin ve bir de tamamen farklı ırktan gelen bir erkeğin ter kokuları koklatılıyor ve en arzu uyandıran kokunun hangisi olduğu soruluyor. Kadın kendi ırkından gelen erkeklerin kokusunu hi&amp;ccedil; &amp;ccedil;ekici bulmazken, kendisinden t&amp;uuml;m&amp;uuml;yle farklı genetik &amp;ouml;zelliklere sahip erkeğin kokusunu se&amp;ccedil;iyor.
Buradan şunu anlayabiliyoruz, doğa bizim kaliteli geni oluşturmamızı teşvik edici i&amp;ccedil; g&amp;uuml;d&amp;uuml;ler vermiş bize, demek ki en sağlıklı olanın yaşamasını istiyor. Mantıklı.
Ama bu mantık, biraz d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;nce beni &amp;uuml;rpertti. Tanrı d&amp;uuml;nyanın farklı noktalarında birbirinden t&amp;uuml;m&amp;uuml;yle farklı genetik &amp;ouml;zelliklerde insanlar yaratmış. Sonra da bu insanların birbirleriyle temasa ge&amp;ccedil;mesi i&amp;ccedil;in i&amp;ccedil;g&amp;uuml;d&amp;uuml; vermiş. Demek ki planı zaman i&amp;ccedil;erisinde en kaliteli genler oluşana kadar insanları birbirleriyle temas halinde bırakmak, ve ardından da -zamanla yaşlanıp bizler &amp;ouml;leceğimize g&amp;ouml;re- d&amp;uuml;nyada m&amp;uuml;kemmel olan kendisine en yakın insan ırkının oluşması. B&amp;ouml;ylece ne ırksal savaşlar kalacak, ne katliamlar.
Tek bir &amp;quot;m&amp;uuml;kemmel ırk&amp;quot; tek bir sistem,
D&amp;uuml;nyanın efendileri.
Heroes dizisi Tanrı'nın planını eğlenceli şekilde ele almış, bu a&amp;ccedil;ıdan bakıldığında orjinalliğini g&amp;ouml;z&amp;uuml;mde yitirmiş bir dizi.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/4M3-vs6Qnms" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=68</feedburner:origLink></item><item><title>Medeniyet dediğin...</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/72nDwDFuQ6w/index.php</link><pubDate>Mon, 21 Jan 2008 00:38:27 PST</pubDate><description>Tarih &amp;ouml;ncesi d&amp;ouml;nemden kalma bir teknoloji dikiş iğnesi.. 
bir metalin ucunda a&amp;ccedil;ılan, bir ipin ge&amp;ccedil;ebileceği b&amp;uuml;y&amp;uuml;kl&amp;uuml;kte bir delik.. 
d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nsene, bug&amp;uuml;n hala kullandığın ve hi&amp;ccedil;bir şekilde değiştirmeden geliştirmeden kullandığın bi alet..
bi de şunu d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n, bunu bulan da insan zekası, bilgisayarı icat eden de..
ve bilgisayar defalarca ve defalarca geliştirildi; bir dikiş iğnesi ilk nasıl icat edildiyse halen &amp;ouml;yle.. bir kase, bir kaşık, bir makas, bir tarak da..

{more} bir kase ne kadar geliştirilebilirse, bir deterjan, bir diş macunu, bir sabun da o kadar geliştirilebilir ayrıca. 
sonra &amp;ccedil;ıkıp da kimse deterjanlar ihtiya&amp;ccedil; y&amp;uuml;z&amp;uuml;nden sabahtan akşama gelişiyo demesin bana. yemiyorum. 
&amp;ouml;rnek olarak bilgisayarı vereecektim de bi taraflarım yemedi :) bilişmcileri karşıma alacak cesaretim yok zira.. 

sistem, bak gelişiyorum, g&amp;ouml;rd&amp;uuml;n m&amp;uuml; daha iyiyim, daha g&amp;uuml;&amp;ccedil;l&amp;uuml;y&amp;uuml;m deyip de aynı &amp;uuml;r&amp;uuml;n&amp;uuml; bana farklı ambalajla, adını sanını bilmediğim molek&amp;uuml;ller ve tanecikler ve vırt zırtı zikredip beynimi bulandırıp benden daha fazla para talep etmesin.
bir kase, bir tarak, bir dikiş iğnesi kadar gururlu olsunlar l&amp;uuml;tfen..

ayrıca niye g&amp;uuml;n&amp;uuml;n en anlamsız saatinde, reklam bile izlememişken aklıma deterjan geldi hi&amp;ccedil; bilmiyorum..
oysa ki ben m&amp;uuml;zelerin milliyet&amp;ccedil;ilik &amp;uuml;zerindeki etkisinden bahsedecektim..
yazıya girişimdeki mevzu ise bir m&amp;uuml;zenin bendeki ilk intibasıdır; tarih &amp;ouml;ncesi d&amp;ouml;nemden kalma bir teknolojiyi hala kullanıyorsak kimsenin bir &amp;ouml;nceki toplumdan daha &amp;uuml;st&amp;uuml;n olduğunu iddia etme hakkı yok. o medeniyet nasıl m&amp;uuml;zede sergileniyorsa ve sen bug&amp;uuml;n ağzın a&amp;ccedil;ık izliyorsan ilkelliğine şaşırıp, bir g&amp;uuml;n senin dantel &amp;ouml;rt&amp;uuml;lerinin de sergilenmeyeceğini kim s&amp;ouml;yleyebilir..

arz ederim..&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/72nDwDFuQ6w" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=67</feedburner:origLink></item><item><title>Mevzu -yine- Türban</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/WC0vFq0E8xM/index.php</link><pubDate>Wed, 16 Jan 2008 01:34:26 PST</pubDate><description>Recep Tayyip Erdoğan ge&amp;ccedil;en akşam haberlerde ne de g&amp;uuml;zel sıralıyordu h&amp;uuml;k&amp;uuml;metin &amp;ouml;nceliklerini. &amp;Ouml;nce Eğitim diyordu. Bu yıl i&amp;ccedil;inde eğitime yapacakları yatırımları bir g&amp;uuml;zel anlatıyordu. Sağolsun. Sonra konuşacak birşey bulamadı olsa gerek yine bir t&amp;uuml;rban mevzusu giriverdi araya. 
Ve İspanya'da bir basın toplantısında şu s&amp;ouml;zler d&amp;ouml;k&amp;uuml;l&amp;uuml;verdi dilinden , &amp;quot;T&amp;uuml;rban siyasi simge olsa ne olur, olmasa ne olur?&amp;quot;
{more}
Kendisine tam hak verecektim ki milletvekilcikleri toplu halde yaramazlık yapıp tek tek sorguya &amp;ccedil;ekilen &amp;ccedil;ocuklar gibi afalladılar. Bari s&amp;ouml;z birliği etseydiniz! &amp;quot;-ee şeey , bilmem, &amp;ouml;yle dediyse haklı tabii ki&amp;quot; Bu kadar mı ? Yıllarca annelerimizin başındaki &amp;ouml;rt&amp;uuml;yle &amp;quot;bazılarının&amp;quot; kurcaladıkları şeyin apayrı şeyler olduğunu anlasınlar diye bekledik. Sanki kendini bilmez birisi hunharca elini atıyordu annelerimizin &amp;ouml;rt&amp;uuml;s&amp;uuml;ne. T&amp;uuml;rban diye adlandırdıkları &amp;quot;şey&amp;quot;i dayatmaya &amp;ccedil;alıştılar bize. T&amp;uuml;m toplumu, dininin gereklerini yerine getirmeye &amp;ccedil;alışan insanları bir tuttular kendileriyle. Sonu&amp;ccedil;ta ne oldu laf dolandı dolandı &amp;quot;siyasi simge olsa ne olur olmasa ne olur&amp;quot; a geldi. 
Evet bence de, olsa ne olmasa ne? Bir başbakan bunu dememeli ama. Siyasetin g&amp;ouml;beğinde kendini bilmez ahkamlar kesilebiliyorsa başı &amp;ouml;rt&amp;uuml;l&amp;uuml; olan herkesi bir &amp;quot;siyasi parti temsilcisi&amp;quot; olarak mı g&amp;ouml;receğiz? Kimisi g&amp;ouml;sterişten -ki bunlar yeni t&amp;uuml;redi- kimisi baskıdan, kimisi dininin gereklerini yerine getrimek istediğinden, kimisi de &amp;quot;normal&amp;quot; olanın bu olduğuna inandığından başını kapattı &amp;uuml;lkemizde. Bug&amp;uuml;ne kadar kimse bu konuları dert etmezken birisi geldi &amp;quot;t&amp;uuml;rban&amp;quot; diye bir &amp;quot;şey&amp;quot; ortaya attı , yer yerinden oynadı. &amp;Ouml;yle bir &amp;quot;şey&amp;quot; oldu ki bu artık onunla yatıp onunla kalkar olduk. İnsanlarımıza &amp;quot;ayrımcılık&amp;quot; fikrini aşıladınığınız yetmedi mi? Başı a&amp;ccedil;ıklar- başı kapalılar olarak ikiye ayırdınız kadınları. Erkeklerse t&amp;uuml;rbanı savunanlar/ savunmayanlar olarak ayrıldılar. 
Yapmayın, dinden soğutmayın insanları.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/WC0vFq0E8xM" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=66</feedburner:origLink></item><item><title>Yeni nesil şöhretler..</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/D-IwxePFQL4/index.php</link><pubDate>Sun, 13 Jan 2008 18:18:15 PST</pubDate><description>Hatırlarsanız bir zamanlar meşhur olmak için bir takım ablalar şov tivilerde orda burda çıkarlardı soyunurlardı. Cumhurbaşkanına kadar arz-ı endam etmişler zamanla da yok olup gitmişlerdir. Bir çoğumuzun hala hafızalarında yer etmiştir bu kareler.
Az gittik uz gittik gördük ki ekranları başında bizler izlerken onları abiler ablalar saç saça baş başa birbirlerine girmeye başladılar ve böylesine bir şöhretler güruhu mantarlar gibi çoğaldılar.
Sevgilisini aldatanlar, orasını burasını açanlar derken bir de baktık ki popüler kültürün yeni sevgilileri biraz entellektüelleşti. Ampul akımından yükledikleri voltajları ve yaklaşmayın çarparım güçleri ile cumhuriyete atıp tutarak, milliyetçiliği yererek, Atatürk'le hesaplaşmaya giderek kendilerine köşe kaptıklarını izliyoruz.
Vahdettin'in yöntemleri, Adnan Menderes özentileri ile bana dokunan yılanı ezerim bakışları atan ampulcülerden ödü patlayan mütareke basını ne yazık ki bu çenesi düşük takkesizlere her köşeyi açmış durumdalar.
Ben kendilerine sağlık mutluluk ve esenlik dilerken reytinginiz bol olsun, köşelere gelesiniz diyorum.
Yesin sizi Mehmet Altan'lar, Murat Belge'ler, Fehmi Koru'lar....&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/D-IwxePFQL4" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=65</feedburner:origLink></item><item><title>Yaşama Hakkı</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/GlAHyho3EIU/index.php</link><pubDate>Fri, 11 Jan 2008 23:22:05 PST</pubDate><description>Beyin &amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml; ger&amp;ccedil;ekleşen ve aynı zamanda hamile olan bir kadın, ismi Yıldız Al&amp;ccedil;ı. Adının hi&amp;ccedil; bir &amp;ouml;nemi yok aslında. Kendisini gazetelere &amp;ccedil;ıkaran mevzu karnındaki bebeği. Eşi &amp;quot;bebeği istemediğini&amp;quot; s&amp;ouml;yl&amp;uuml;yor &amp;quot;bakacak g&amp;uuml;c&amp;uuml;m yok&amp;quot; gerek&amp;ccedil;esiyle.. Daha 26 yaşında olan gen&amp;ccedil; bir kadının &amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml; yeterince acıyken &amp;ccedil;arpıtılmış detaylarıyla karnındaki bebeğin yaşayıp yaşamaması gerektiği sorgulanıyor. 
Babanın &amp;ccedil;ocuğun doğmasını istememe gibi bir hakkı var mı? Cahillik, d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ncesizlik belki de insaniyet duygusundan yoksunluk sebep g&amp;ouml;sterilebilir mi bu duruma? G&amp;ouml;sterilemez! 
Sormazlar mı adama &amp;quot;Aklın nerdeydi o &amp;ccedil;ocuğu anne karnına d&amp;uuml;ş&amp;uuml;rmeden &amp;ouml;nce?&amp;quot; Nasıl bir hakla yaşama hakkını elinden alabilirsin ki sen o bebeğin? Evet kendisi se&amp;ccedil;medi anne karnına d&amp;uuml;şmeyi, ama yaşamak ister misin sorusuna &amp;quot;evet!&amp;quot; diyeceği aşikar. Kaldı ki hangi canlıya &amp;quot;Yaşamak ister misin?&amp;quot; diye sorulabilir
Cahillik... D&amp;uuml;ş&amp;uuml;ncesizlik.. Milletimiz daha ka&amp;ccedil; kere bunları bahane edip insanlık dışı şeyler yapacak. &amp;Ccedil;ocuğu yaparenki akılları şimdi ne yapacağım diye d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nmez mi? &amp;quot;İmkanım yok, &amp;ouml;ls&amp;uuml;n!&amp;quot; bu nasıl bir insanlıktır?
Kabulenemem. B&amp;ouml;yle kadın olmayı da, b&amp;ouml;yle insanlarla yaşamayı da. Beyni sadece &amp;ccedil;ocuk yapma zamanında &amp;ccedil;alışan bir erkeğe değil kucağına bebek vermek y&amp;uuml;z&amp;uuml;ne bile bakmayacak kadın dediğin. İmkanın yoksa o &amp;ccedil;ocuğu anne karnına d&amp;uuml;ş&amp;uuml;rmeyeceksin.. &amp;Ouml;lm&amp;uuml;ş karını pişman ettirmeyeceksin, k&amp;uuml;frettirtmeyeceksin kendine! Erkek olacaksın!&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/GlAHyho3EIU" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=64</feedburner:origLink></item><item><title>Şimdi Haberler</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/y9ZnlzkZy2g/index.php</link><pubDate>Fri, 28 Dec 2007 05:47:26 PST</pubDate><description>Ana Haber b&amp;uuml;ltenleri kendilerinden beklenilen t&amp;uuml;m yapaylığıyla bu akşam da karşımızdaydı.Benazir Butto'nun &amp;ouml;ld&amp;uuml;r&amp;uuml;lmesi ve sınır &amp;ouml;tesi harekat arasına serpiştirilmiş bazı haberler ş&amp;ouml;yleydi.
Efendim bildiğiniz &amp;uuml;zere asgari &amp;uuml;crete zam yapıldı. Yapılan bu zammın ne kadar tatminkar olduğu tartışılır. Ancak bunu duygu s&amp;ouml;m&amp;uuml;r&amp;uuml;s&amp;uuml; halinde ekrana taşıyan haberciği hi&amp;ccedil; doğru bulmuyorum. Yapılan bu zammı 30a b&amp;ouml;ld&amp;uuml;klerinde g&amp;uuml;nl&amp;uuml;k 0.56 kuruşluk bir zam olduğu sonucuna varılmış. Ve efendim habercimiz elinde sepetle &amp;ccedil;arşı pazar dolaşıp bu 0.56 kuruşla neler alınabileceğini araştırıyor. Araştırmacı gazeteci! Zannerdesin ki asgari &amp;uuml;cretle &amp;ccedil;alışan kişinin eline g&amp;uuml;nde sadece o kadar para ge&amp;ccedil;iyor. Evet ben de memnun değilim bu kadar komik bir zam yapılmasından ancak bunu bu şekilde ifade edilmesine g&amp;uuml;l&amp;uuml;p ge&amp;ccedil;iyorum.
****
Cihan &amp;Ouml;ld&amp;uuml;!
Evet bizim Cihan. Hani kosssskoca Başbakanımızı d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ren AT CİHAN! Başımızın bakanını tepetaklak eden at b&amp;ouml;breklerinden rahatsızlanıp hayata g&amp;ouml;zlerini yummuş. E bize ne? Eşekten d&amp;uuml;şm&amp;uuml;ş karpuzlara da haber yapılmasını talep ederek ayrılıyorum bu konudan.
****
Ge&amp;ccedil;enlerde yapılan yarışma, İstiklal Marşını en g&amp;uuml;zel okuma yarışması idi. Mini mini birler ve bir ka&amp;ccedil; &amp;uuml;st sınıf &amp;ccedil;ocuklar kendilerini par&amp;ccedil;alarcasına İstiklal Marşı okudular. &amp;Ccedil;ocukların girdiği şekli , ailelerinin verdiği gazı, kaybeden &amp;ccedil;ocukların yaşadığı travmayı izlerken en &amp;ccedil;ok bu fikri akıl eden her kimse ona sevgilerimi sundum.
****
Yayın akışımızın sonuna geldik efendim. Mutlu akşamlar t&amp;uuml;rkiye, her nerede yaşıyo ve yaşatıyorsanız, yeterki sizin havanız iyi olsun.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/y9ZnlzkZy2g" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=63</feedburner:origLink></item><item><title>Şimdi Reklamlar</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/W9qqt2gemJA/index.php</link><pubDate>Mon, 26 Nov 2007 06:51:46 PST</pubDate><description>Vodafone, Telsimden aldığı bayrakla son s&amp;uuml;rat koşmaya devam ediyor. Tarifeleri olsun, kapsama alanları olsun hi&amp;ccedil; ilgimi &amp;ccedil;ekmiyor a&amp;ccedil;ıkcası, benim dikkatimi &amp;ccedil;ekenVodafone reklamlarındaki gerzeklikler! Evet ger&amp;ccedil;ekten her izlediğim reklam sonrası aklımdan ş&amp;uuml;phe ediyorum ; ben salak olmalıyım ki bana bu şekilde reklamlar izlettiriliyor.
Ben bu satırları yazarken mesela, Barış, kız arkadaşına tam da kızcağızın doğum g&amp;uuml;n&amp;uuml;nde evlenme teklifi edecekken,broş&amp;uuml;r bastıma telaşına d&amp;uuml;ş&amp;uuml;yor. Barış o kadar gerzek ki! Kızcağız &amp;ouml;n&amp;uuml;nde pastayla Barış'ı beklerken oğlumuz Barış fellik fellik ucuzmatbaa arıyor. Hayatındaki &amp;ouml;ncelikleri beliryememeyen bir gerzek olan Barış'ın kızla evlenenemesi (!) tamamen hayatında Vodafone olmamasına bağlanıyor. 
&amp;Ouml;te yandan Aslı. Garibim sinemaya gidip hayatının aşkıyla karşılaşacak. Ama o da ne? T&amp;uuml;m m&amp;uuml;şteriler birlik olmuş ofisi aramış. Ofisteki diğer insanlar cephesinde durum karışık. Birinin arabası bozuk, diğeri hasta olmuş. Sloganımızsa şu :&amp;quot; M&amp;uuml;şterileriniz aradığında o sırada hattı m&amp;uuml;sait olan elemana telefon d&amp;uuml;şse ne hoş olmaz mı&amp;quot; Olur tabi şekerim de, bunu Aslı'nın bu sebeple hayatının aşkıyla tanışamamasına nasıl bağlıyorsunuz! Zaten biri yolda kalmış diğeri de hasta. Nasıl g&amp;ouml;r&amp;uuml;şs&amp;uuml;nler m&amp;uuml;şteriyle. Evet biz seyirciler gerzeğiz. 
{more} Bir yanda da &amp;ouml;ğrencimizin biri babasından dil okulu i&amp;ccedil;in para istiyor. Ama babacığının &amp;ouml;deme g&amp;uuml;n&amp;uuml; o g&amp;uuml;n! Vah vah , şayet hayatlarında Vodofone olmuş olsaydı babası &amp;ouml;demelerini ayarlayabilecek ve evladını dil okuluna yollayabilecekti. Vodafone olunca elemanları telefonda daha az geyik yapacaklardı sanki! 
Sonra Can.. Patronuna bulduğu s&amp;uuml;per bir keşifi dinletecek. Ama patronu o kadar cimri ki, dinlemiyor bile. G&amp;uuml;zelim yetenek harcanıveriyor oracıkta. Halbuki hayatlarında Vodofone olsa o yetenekli &amp;ccedil;ocuğumuz kitleleri yerinden oynatacaktı! O patronla bu iş y&amp;uuml;r&amp;uuml;mez bi kere, hangi hat olursa olsun elinde her telefonu &amp;ouml;yle cart diye kapatırsa ne yetenekler harcanır bu memlekette. 
Vodafone b&amp;ouml;yle tuhaf reklamlar &amp;ccedil;ekedursun Turkcell t&amp;uuml;m zamanların en iyi reklam oyuncusuyla g&amp;ouml;z dolduruyor. Seni seviyorum tarife yumurtlayan tavuk! İiuuv!&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/W9qqt2gemJA" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=62</feedburner:origLink></item><item><title>sttrln</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/1GcHF1Gv-TQ/index.php</link><pubDate>Mon, 19 Nov 2007 20:00:05 PST</pubDate><description>bindik bi kıyamete gidiyoz alamete miydi, neydi. tam tersi de olabilir. durum ve koşullar itibariyle neye bindiğimizin bi &amp;ouml;nemi de olmayabilir tabi. bu yazı, sadece yazdıklarımla beni tanıyanlar i&amp;ccedil;in. uzun s&amp;uuml;re beni tanıdıktan sonra yazdıklarımı okuyanlardan bazılarına g&amp;ouml;re, bu yazılarla benim hi&amp;ccedil;bi al&amp;acirc;kam yokmuş. al&amp;acirc;ka yazarken sadece ikinci a'da mı şapka var, bundan emin olmadığım gibi, bu s&amp;ouml;ylenenin de doğruluğundan emin diilim. tabii ki bu, bunun bir yalan olduğu ya da bunu s&amp;ouml;yleyenin doğruyu s&amp;ouml;ylemediği anlamına gelmiyo. aksine, herkesin kendi doğruluğunda ve doğrultusunda d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;ğ&amp;uuml; anlamına geliyo. yani gramerdekinin tersine, s&amp;ouml;zkonusu insan olduğunda hep birden fazla doğru var ve hi&amp;ccedil;biri genelge&amp;ccedil;er olamıyo.

bunun bi yandan g&amp;uuml;zel bişi olması, tam da beklendiği &amp;uuml;zere, sadece g&amp;uuml;zel olması demek de diil &amp;uuml;stelik. sa&amp;ccedil;masapan beklenti boşluklarına yol a&amp;ccedil;abilecek şekilde, ya da karşılığı gelmeyen iyi niyet g&amp;ouml;stergeleri gibi, genelge&amp;ccedil;er doğruların - en azından bu konuda - varolmaması - b.ktan bi sonuca da ulaşabiliyo.

&amp;ccedil;ok yorucu olan ve eminim benimle birlikte başkalarının da daralmasına sebep olan insan davranışlarından biri de, işte bu noktada ortaya &amp;ccedil;ıkan ve bu genelge&amp;ccedil;er doğruların yokluğuna sığınıp kendinin en az zararı g&amp;ouml;receği bi&amp;ccedil;imde, bencilce, s&amp;ouml;zlerinin arkasında duramamaktır. elbette, burada bahsettiğim şey her zaman tasvip ettiğim bir yaklaşım olan chaotic neutral davranış modeli diil. bilin&amp;ccedil;li bi şekilde ne yaptığını bilen insan rollerine b&amp;uuml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;p, insan doğası, aşkın kanunu falan gibi s&amp;ouml;ylemlerle g.t kesen, sonradan da bilerek ve isteyerek s&amp;ouml;ylediği s&amp;ouml;z&amp;uuml; hi&amp;ccedil;e sayan insan, aslında hi&amp;ccedil; varolmaması gereken ve hatta nazarımda o harekette bulunduğu andan itibaren hi&amp;ccedil; varolmayan insandır.

aa bak ne &amp;ccedil;alıo. ismini felan bilmiyorum ama seviyorum bu şarkıyı, ritm ve s&amp;ouml;zler (duyup anlayamasam da) şahane. vokal de &amp;ccedil;ok artis. artis demişken bir başka ayar olduğum insan modeli de haybeye artislenen kişilerdir. dışı allı pullu kabartmalı i&amp;ccedil;i fıs insanlardan bahsediyorum, evet: tiskiniyom kendilerinden, &amp;ouml;le b&amp;ouml;le diil. bi de bunlara kıymet verince şımarır tepenize &amp;ccedil;ıkarlar, burda kendilerine adam sandık eşşeği, altına serdik d&amp;ouml;şşeği adlı &amp;ouml;zl&amp;uuml; s&amp;ouml;z&amp;uuml;m&amp;uuml;z&amp;uuml; armaan ediyorum.

bak yarım saat ge&amp;ccedil;ti bile, kaldı yarım saat daha. ne de g&amp;uuml;zel eğlendirdi - oyaladı beni bu yazı. sanki bir yere varacakmış gibi yapıp kandırdım sizi. tam bi ayarsızlık &amp;ouml;rneği diil mi? işte lafı toparlayamayıp hop diye &amp;ccedil;&amp;ouml;z&amp;uuml;me kavuşturdum kendimce, deus ex machina'ya benzer bi yapı kullandım ve kendi g&amp;ouml;lgeme sığındım, shakespearean ending yaptım. oh mis. 

hadi bu yazı da &amp;quot;yaşam&amp;quot; başlığı altında yayınlansın madem. siz de okuyun ve &amp;quot;aaa bu hi&amp;ccedil; benim tanıdığım wykka diil&amp;quot; diyin.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/1GcHF1Gv-TQ" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=61</feedburner:origLink></item><item><title>Sarsılan Toplumsal Bilinç</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/vCTkq2l_M0I/index.php</link><pubDate>Tue, 13 Nov 2007 22:03:09 PST</pubDate><description>Kuzey Irak'ta rehin tutulan 8 asker.. Dinleri, milliyetleri ne olursa olsun T&amp;uuml;rkiye Cumhuriyeti i&amp;ccedil;in g&amp;ouml;rev yapan 8 asker. Ter&amp;ouml;r &amp;ouml;rg&amp;uuml;t&amp;uuml; tarafından t&amp;uuml;m d&amp;uuml;nyaya g&amp;uuml;&amp;ccedil; g&amp;ouml;sterisi yapmak maksatlı rehin alındılar. G&amp;uuml;&amp;ccedil;lerini d&amp;uuml;nyaya bu şekilde g&amp;ouml;stereceklerini zannettiler; ne kadar başarılı oldukları tartışılır. 
Askerler geri yollandı ama tartışmalar bitmedi. &amp;Uuml;st&amp;uuml;ne &amp;uuml;stl&amp;uuml;k askerler tutuklandı, bu konuda haber yasağı getirildi!
Neydi bu konu?
Askerlerin milliyeti mi? Acaba askerler K&amp;uuml;rt'e benziyorlar mıydı?Bu ağlamdavatan haini olabilirler miydi? 
Ne zamandan beri vatan haini olmak K&amp;uuml;rt'e benzeyip benzememekle değerlendirilir oldu? 
{more} Bu askerler de milliyetleri ne olursa olsun T&amp;uuml;rk Silahlı Kuvvetleri'nin askerleridir. T&amp;uuml;rk Silahlı Kuvveteleri b&amp;uuml;nyesindeki T&amp;uuml;rk olan askerleri ile milliyeti farklı ama bu &amp;uuml;lkeyi T&amp;uuml;rkler kadar savunan askerlerine farklı muamele mi g&amp;ouml;stermektedir?
Tamam, o askerler K&amp;uuml;rt olabilirler, ancak soyu sopu bir olmayanlar gibi dağlarda ter&amp;ouml;rist olmaktansa bu &amp;uuml;lke i&amp;ccedil;in askerlik yapmayı se&amp;ccedil;mişler. Bu neden g&amp;ouml;zardı edilsin?
Biz yıllardır i&amp;ccedil; i&amp;ccedil;e yaşamıyor muyuz K&amp;uuml;rtlerle? PKK nın yapmak istediği buydu.Birbirine d&amp;uuml;şman etmek istediler bizi yıllarca.Senelerdir halkımıza bunu aşıladılar. Senelerdir g&amp;ouml;rmek istedikleri manzarayı &amp;ccedil;iziyoruz &amp;ouml;nlerine. keyifle seyretmek d&amp;uuml;ş&amp;uuml;yor onlara da bunu. 
Toplumsal bilincimiz bu muydu bizim? Şimdilerde sarsılan toplumsal bilincimize sahip &amp;ccedil;ıkalım. 
L&amp;uuml;tfen bu oyuna gelmeyelim. Toplum olarak akılcı davranalım, her milletten insanla birlik ve b&amp;uuml;t&amp;uuml;nl&amp;uuml;k i&amp;ccedil;inde yaşadığımızı g&amp;ouml;sterelim. Ter&amp;ouml;rislerin kazanmasına m&amp;uuml;saade etmeyelim.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/vCTkq2l_M0I" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=60</feedburner:origLink></item><item><title>Neler Oluyor?</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/sFx9ZpJwvC4/index.php</link><pubDate>Tue, 06 Nov 2007 05:21:26 PST</pubDate><description>Dünya kurulalı beri insanlıkla bu kadar alay edilmedi, insanlık bu kadar rencide edilmedi. Hem Ülkemiz üzerine hem de Dünya üzerine oynanan oyunların bu denlisi tarihin hiçbir döneminde görülmedi. Gözümüzün içine baka baka zulüm etmekte ısrar ediyorlar. Hem insanları soyuyorlar, hem zulüm yapıyorlar, hem de kendilerini haklı, başkalarını suçlu gösteriyorlar.

Cumhurbaşkanlığı süresince, hiçbir devletin ayağına gitmeyen, uluslararası kuruluşlar için R20;Bizleri davet ederlerse girerizR21; diyen ama hiçbir uluslararası kurumun TürkiyeR17;yi davet etmesi için yalvarmayan Mustafa Kemal AtatürkR17;ün torunlarına ne oldu böyle? Neler oldu?

Mustafa Kemal AtatürkR17;ün inancı; vatan ve millet inancıdır. Atatürk sevgisi sözle olmaz, konuşarak olmaz, milletleri kendisinden büyük görerek, karşılarında ezilerek veya küçük görüp zulüm etmekle olmaz. Atatürk sevgisi; icraatla olur, onurla, şahsiyetle, şerefle olur, ahde vefayla, sözünde durmakla olur. Bu iş yürek meselesidir, Atatürk ü yürekten sevenlerle,  Milli Şuur deyince, vatan millet deyince yüreği kıpır kıpır olanlarla olur. 

AtatürkR17;ü gerçekten sevenleri, vatanını milletini gerçekten sevenleri, ONURLU ve ŞEREFLİ olmaya ve buna uygun icraatler göstermeye davet ediyoruz.

www.ornekinsan.biz adresinden alınmıştır.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/sFx9ZpJwvC4" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=59</feedburner:origLink></item><item><title>Delilik</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/Pu4mbYhizXI/index.php</link><pubDate>Mon, 05 Nov 2007 18:27:38 PST</pubDate><description>Ağzında tuttuğun metal kaşıkla taşıdığın ve d&amp;uuml;ş&amp;uuml;rmemek i&amp;ccedil;in harap olduğun &amp;ndash;dığın-diğin-d&amp;uuml;ğ&amp;uuml;n- yumurtadan kurtul hemen şimdi. 
Tuttuğun b&amp;uuml;t&amp;uuml;n sayıları &amp;ccedil;ıkar birbirinden; kalanı ise i&amp;ccedil;inden&amp;hellip; Sıfırın sihriyle deliksiz bir uyku &amp;ccedil;ek.
Yorulmadın mı hala? Dizginlerin yaralar a&amp;ccedil;madı mı teninde? Merhemiyle gelip kanatanlara itimadın niye? &amp;Ouml;ld&amp;uuml;rsem ve tekrar diriltsem, sevecek misin yine beni? 

Erkin bir ruh, zincirinin rengini ve boyunu kendisi se&amp;ccedil;en midir? 
&amp;Ccedil;ulpan tarafından g&amp;uuml;d&amp;uuml;lmeyi bekliyorsan, yolun g&amp;uuml;neşten &amp;ccedil;ok &amp;ouml;te ; ve evet, felaket tellallığı pek sevdiğim bir iştir.
Gregor Samsa &amp;ccedil;izmelerini &amp;ccedil;ekti ayağına &amp;ndash;bir &amp;ccedil;iftten fazlasına ihtiyacı vardı- ve attı kendini sokaklara; Fil Adam&amp;rsquo;la karşılaşması gayet dokunaklı oldu. Bay ve Bayan m&amp;uuml;kemmeller şimdi evlerinden &amp;ccedil;ıkamayacak kadar kusursuzlar en nihayetinde. Kusurlarını bağışlasana sen de d&amp;uuml;nyaya!
Otuz kat şiltenin altındaki bezelye tanesinin dedikodusunu bırakıp, bezelyeyi direk muhatap alan delileriz biz. Dedemin adı Mendel&amp;rsquo;dir ve kendisi de esaslı bir delidir. Bizde delilik genetiktir. Dedeme de, kendini fasulye sanan bir bezelyeden ge&amp;ccedil;miştir.
Bir par&amp;ccedil;a akılla en fazla 3 g&amp;uuml;n delirmeden yaşayabilirsin ama eksiksiz bir delilik bir &amp;ouml;m&amp;uuml;r boyu uzak tutar seni akıldan; tercihini yap.
Elmalarla armutları toplatmadılar sana, meyve sepetlerinden mahrum kaldın ve tek y&amp;ouml;nl&amp;uuml; beslendin. Bu cılız bakışla &amp;ouml;yle dramatiksin ki, g&amp;uuml;nah bah&amp;ccedil;eme alabilirim seni.
Ne g&amp;ouml;rd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;n&amp;uuml; nerden biliyorsun ki?
Tell me something funny and make me laugh!&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/Pu4mbYhizXI" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=58</feedburner:origLink></item><item><title>Küstahlık!</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/WDTZmKkx65M/index.php</link><pubDate>Wed, 31 Oct 2007 02:24:56 PDT</pubDate><description>Milletimizin vekili sıfatıyla kendilerini mecliseatan DTP , 8 Kasım'da yapılacak genel kurul &amp;ouml;ncesinde Diyarbakır'da 'Demokratik Toplum Kongresi' ger&amp;ccedil;ekleştirdi. 
Sonu&amp;ccedil; bildirgesinde K&amp;uuml;rt sorununun &amp;ccedil;&amp;ouml;z&amp;uuml;m&amp;uuml; i&amp;ccedil;in 'K&amp;uuml;rtlere demokratik &amp;ouml;zerlik ve muhtariyet' istendi. Bildirgede &amp;quot;K&amp;uuml;rt Halk &amp;Ouml;nderi &amp;Ouml;calan'a y&amp;ouml;nelik İmralı uygulamaları &amp;ccedil;&amp;ouml;z&amp;uuml;m&amp;uuml;n &amp;ouml;n&amp;uuml;n&amp;uuml; kapattığı gibi tarihsel kardeşlik duygularına da b&amp;uuml;y&amp;uuml;k zarar vermiştir&amp;quot; denildi. Bildirgede &amp;ouml;zerk y&amp;ouml;netim i&amp;ccedil;in ayrı bayrak da talep edildi.
Bununla yetinmeyip bir de ter&amp;ouml;rist başı Abdullah &amp;Ouml;calan'ınsağlık sorunları giderilerek İmralı'dan alınıp halkla bağ kurabileceği bir yere nakli istendi! 
Harika! Halkla bağ kurma fikri benim &amp;ccedil;ok hoşuma gitti. Mesela İstiklal Caddesinde bir s&amp;uuml;r&amp;uuml; insan var, koyalım ter&amp;ouml;rist başını ortalarına bağ kursunlar!
{more}


Bu ne k&amp;uuml;stahlık?
Sen bir milletin vekilisin, sen Cumhuriyetle y&amp;ouml;netilen birhalkın se&amp;ccedil;ilmiş vekilisin, sen Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n kurduğu meclisin &amp;uuml;yesisin! Hangi aklınla b&amp;ouml;yle bir talepte bulunabilirsin ki? Bu ne kendini bilmezliktir
K&amp;uuml;rt sorunu diye birşeyi milletin i&amp;ccedil;ine işleten de kendileri oldukları gibi bundan kendine pay &amp;ccedil;ıkaranlar da kendileri. Yoksa kimse bakkalı olan, patronu olan, komşusu olan K&amp;uuml;rtlerle hi&amp;ccedil; bir sorun yaşamıyor bu &amp;uuml;lkede. Bu kendini bilmezlerin ortaya attıkları ile aklı karşıyor milletin. K&amp;uuml;rtlerle kimsenin bir alıp veremediği yok efendiler ; derdimiz ter&amp;ouml;ristler!
&amp;quot;K&amp;uuml;rt sorunu T&amp;uuml;rkiye Cumhuriyeti'nin demokratikleşmeme sorunudur. Bu tarihsel ve g&amp;uuml;ncel gelişmeler ışığında kongremiz; K&amp;uuml;rt Halk &amp;Ouml;nderi Abdullah &amp;Ouml;calan'ın, K&amp;uuml;rt Sorunu'na demokratik &amp;ccedil;&amp;ouml;z&amp;uuml;m yaklaşımının son derece belirleyici olduğu sonucuna varmıştır. K&amp;uuml;rt Halk &amp;Ouml;nderi Abdullah &amp;Ouml;calan'a y&amp;ouml;nelik İmralı uygulamaları &amp;ccedil;&amp;ouml;z&amp;uuml;m&amp;uuml;n &amp;ouml;n&amp;uuml;n&amp;uuml; kapattığı gibi tarihsel kardeşlik duygularına da b&amp;uuml;y&amp;uuml;k zarar vermiştir.&amp;quot;
K&amp;uuml;rt Halk &amp;Ouml;nderi!
Hangi cesaretle b&amp;ouml;yle bir sıfat koyabilirsiniz siz ter&amp;ouml;rist başına! Bu &amp;uuml;lkede bu ter&amp;ouml;rist başının marifetleri y&amp;uuml;z&amp;uuml;nden evlarından olan , canı yanan insanları temsil ettiğinizi nasıl unutursunuz? 
&amp;quot;T&amp;uuml;rkiyelilik&amp;quot; kabul edilsinmiş!
&amp;quot;Anayasadaki mevcut 'ulus' kavramının etnik vurgularla değil, demokratik uluslaşmanın bir ifadesi olarak 'T&amp;uuml;rkiye Ulusu' olması gerekir. Herkesi T&amp;uuml;rk olarak tanımlayan bir vatandaşlık tanımı yerine k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rel kimlikleri kabul eden ve bu k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rel kimliklere dayalı T&amp;uuml;rkiye Ulusu'nun t&amp;uuml;m&amp;uuml;n&amp;uuml; kapsayan 'T&amp;uuml;rkiyelilik' &amp;uuml;st kimliği &amp;ccedil;er&amp;ccedil;evesinde T&amp;uuml;rkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı esas alınmalıdır.&amp;quot;
Kendilerine siyasi parti g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;m&amp;uuml; vermiş ter&amp;ouml;r &amp;ouml;rg&amp;uuml;t&amp;uuml; DTP hakkında bu a&amp;ccedil;ıklamalar &amp;uuml;zerine soruşturma başlatılmış. Bunu okumak i&amp;ccedil;imi bir nebze olsun yatıştırsa da hala sinirden deliriyorum.
Bakalım daha neler g&amp;ouml;receğiz.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/WDTZmKkx65M" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=57</feedburner:origLink></item><item><title>Cumhuriyetle Gelen Hafta</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/Y-pFOIiUSIM/index.php</link><pubDate>Sun, 28 Oct 2007 23:48:41 PDT</pubDate><description>Cumhuriyet , s&amp;ouml;zl&amp;uuml;k anlamı olarak &amp;quot;Milletin, egemenliği kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli s&amp;uuml;reler i&amp;ccedil;in se&amp;ccedil;tiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı y&amp;ouml;netim bi&amp;ccedil;imi&amp;quot;dir. 29 Ekim 1923'te kurulan cumhuriyetimizde ilk cumhurbaşkanı olarak Mustafa Kemal se&amp;ccedil;ilmiştir. 
Y&amp;ouml;netim bi&amp;ccedil;imleri irdelendiğinde kuşkusuz en iyi y&amp;ouml;netim bi&amp;ccedil;imdir Cumhuriyet. Kişisel hak ve &amp;ouml;zg&amp;uuml;rl&amp;uuml;klere değer verilen, halkın s&amp;ouml;z sahibi olduğu bir y&amp;ouml;netim bi&amp;ccedil;imi ile yaşıyor olmaktan şahsım adına ben memnunum. Cumhuriyetin hen&amp;uuml;z anlamımı yitirmediğini d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;m&amp;uuml; de eklemeliyim. Cumhuriyet kolay yıkılabilen bir y&amp;ouml;netim bi&amp;ccedil;imi değildir, halkın iradesinin olduğu bir g&amp;uuml;&amp;ccedil;ten s&amp;ouml;zediyoruz, halkın tamamnının s&amp;ouml;z sahibi olduğu bir g&amp;uuml;&amp;ccedil;ten. 
Ancak,
Madalyonun &amp;ouml;te tarafına baktığımızda hi&amp;ccedil; de masum g&amp;ouml;rm&amp;uuml;yorum bizleri. Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n seneler &amp;ouml;ncesinden &amp;ccedil;izdiği &amp;uuml;lkeye ne kadar benziyoruz? &amp;Uuml;lke olarak ne kadar &amp;ccedil;aba sarfediyoruz ilerlemek i&amp;ccedil;in? Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n bize sunduğu geleceği 20 yıl geriden takip ederek mi sahip &amp;ccedil;ıkıyoruz geleceğimize? Cumhuriyet tarihimizi lise yıllarından beri ka&amp;ccedil; kere kurcaladık? 
Yapmıyoruz.
Neredeyse 29 Ekim g&amp;uuml;n&amp;uuml;n&amp;uuml; tatil olarak ge&amp;ccedil;irebildiğimiz i&amp;ccedil;in sevinir olduk cumhuriyetin ilanına. Oflayıp puflayarak giriyor &amp;ccedil;ocuklarımız okullarına. Mecbur tutuldukları i&amp;ccedil;in okuyorlar İstiklal Marşı'mızı. Bu g&amp;uuml;n&amp;uuml; bir bayram olarak &amp;ouml;ğretmedik &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; onlara. Asıl değerlerimize sahip &amp;ccedil;ıkabilmek i&amp;ccedil;in haftaya onlarca şehit vererek mi başlamamız gerek? Alın size fırsat, 29 Ekim ile başlayan t&amp;uuml;m haftayı bayram olarak ge&amp;ccedil;irmek i&amp;ccedil;in. 
Nice bayramlara...&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/Y-pFOIiUSIM" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=55</feedburner:origLink></item><item><title>Zaman çaldım...</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/Qx9UIN6rTso/index.php</link><pubDate>Fri, 26 Oct 2007 23:57:57 PDT</pubDate><description>kim derdi ki yeşil sahalara kendimi eleştirerek d&amp;ouml;neceğimi.. ama yeşili &amp;ccedil;ok severim ben, bi de kendimi.

boğmuşum ben meğer. t&amp;uuml;m zamanlarını &amp;ccedil;almışım onun, en değerli şeyini t&amp;uuml;ketmişim, evde ekmek bekleyen &amp;ccedil;ocuklar a&amp;ccedil; kalmış. sanıldığı gibi evdeki sab-i s&amp;uuml;byanlara &amp;uuml;z&amp;uuml;lm&amp;uuml;yorum. elbet başka birileri etle olmasa da ekmekle besler onları. a&amp;ccedil;lığa kimse sırt &amp;ccedil;eviremez, komşusu a&amp;ccedil; yatarken kimse tok uyuyamaz, benim dışımda..

bencilliğim diz boyu. kadınlığım beni boğmakta. t&amp;uuml;m zamanında g&amp;ouml;z&amp;uuml;m vardı evet, t&amp;uuml;m zamanı benim olmalıydı. bi başkasına harcanacak zamana tahamm&amp;uuml;l&amp;uuml;m yoktu. &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; ben onu &amp;ccedil;ok bekledim, bug&amp;uuml;nleri &amp;ccedil;ok bekledim, herkesten &amp;ccedil;ok bekledim. o &amp;ccedil;ocuk a&amp;ccedil;lığınıbastıracak bi&amp;ccedil;ok şey bulabilirdi &amp;ccedil;evresinde, bi&amp;ccedil;ok insan onu besleyebilirdi, ayrıca onu oyalayacak oyuncaklar vardı birs&amp;uuml;r&amp;uuml;, ama bi sevgili daha yoktu. sorun &amp;ccedil;ocuğun a&amp;ccedil;lığı değilmiş meğer, onun &amp;ccedil;ocukları besleyecek zamanını benden rica etmesiymiş, zamanını &amp;ccedil;alan hırsızdan. hırsızın hi&amp;ccedil;mi su&amp;ccedil;u yok, var tabi. bencilliği g&amp;ouml;z&amp;uuml;n&amp;uuml; doyursun.

anlayamayanlar i&amp;ccedil;in not: sab-i s&amp;uuml;byan, &amp;ccedil;ocuk, oyuncak, et, ekmek, hırsız metafordur. zaman ise &amp;ccedil;ok ger&amp;ccedil;ektir.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/Qx9UIN6rTso" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=54</feedburner:origLink></item><item><title>Düşmanını Arayan Savaş</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/YiZJ9sjWxS0/index.php</link><pubDate>Tue, 23 Oct 2007 22:21:34 PDT</pubDate><description>D&amp;uuml;şmanını arayan savaş bizimkisi. Baltalar elimizde, sloganlar dilimizde y&amp;uuml;r&amp;uuml;yoruz cepheye. Adeta ilkokul &amp;ccedil;ocuğu haşinliğinde &amp;quot;&amp;ouml;n&amp;uuml;m&amp;uuml;ze gelene bin tekme&amp;quot; ata ata. &amp;Ouml;n&amp;uuml;m&amp;uuml;ze herg&amp;uuml;n ekmek aldığımız bakkal amca, &amp;ccedil;ocuğumuzun &amp;ouml;ğretmeni, iş arkadaşımız &amp;ccedil;ıkıyor ; acımıyoruz. Yıllardır bu duygu ile b&amp;uuml;y&amp;uuml;t&amp;uuml;ld&amp;uuml;k &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml;. &amp;quot;Ter&amp;ouml;r = K&amp;uuml;rt Sorunu&amp;quot; denklemi yordu senelerdir beynimizi.
Deniz Baykal belki de tarihinin tek d&amp;uuml;zg&amp;uuml;n lafını etti d&amp;uuml;n ;&amp;quot;Biz K&amp;uuml;rtleri değil, ter&amp;ouml;ristleri sevmiyoruz&amp;quot; diyerek. Yıllardır kardeşi birbirine d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ren zihniyet nasıl olduysa bu sefer milletin birbirine bağlılığının karşısında ezildi. Onbinlerce insan sokaklarda tek y&amp;uuml;rek halindeydi.
Bir yandan baktığımda insanlarımızın birbirine olan bağlılığı beni mutlu ediyorsa da i&amp;ccedil;imden bu g&amp;ouml;r&amp;uuml;nt&amp;uuml;lerin birilerinin &amp;quot;işine geldiği&amp;quot; ge&amp;ccedil;iyor, samimi bulamıyorum. İnsanları oyalamanın bir yolu olarak g&amp;ouml;r&amp;uuml;yorum. İnsanlar verilen şehitlerin acısını yaşayadursunlar, sokaklara d&amp;ouml;k&amp;uuml;ls&amp;uuml;nler, aile meclislerinde, &amp;ccedil;arşılarda pazarlarda tek g&amp;uuml;ndemleri bu olsun , ayak altında dolaşmasınlar. &amp;quot;Birileri&amp;quot; de kolayca işlerini halletsin. 
{more}
Ter&amp;ouml;r acı. Ter&amp;ouml;r insanlığın en b&amp;uuml;y&amp;uuml;k utancı.
Ter&amp;ouml;r&amp;uuml; bir bahane olarak sunmak daha acı. Bu g&amp;ouml;r&amp;uuml;nt&amp;uuml;ler en &amp;ccedil;ok ordunun işine yaradı. Gabar'da , Dağlıca'da verilen şehitler sanki ilk kezmiş gibi sunuldu &amp;ouml;n&amp;uuml;m&amp;uuml;ze. Medyanın ve bizi koyunmuşuzcasına g&amp;uuml;tmenin yollarını arayan siyasetin oyuna getirildik. İnsani duygularımızı kullanarak &amp;quot;sınır &amp;ouml;tesi harekat&amp;quot; denilen savaşa g&amp;ouml;z yummamızı bekliyorlar. Ve bizler, &amp;ouml;ylesine g&amp;uuml;veniyoruz ki (!) ordumuza, evlatlarımız, abilerimiz, eşlerimiz tabutla oralardan getirildiklerinde sorgulamıyoruz bile &amp;quot;neden &amp;ouml;ld&amp;uuml;ler? neden?&amp;quot; diye. Şehit olmaları yetiyor bizi susturmaya.
Peki senelerdir neden dindirilmedi bu acılar? Tarihi biraz kurcaladığımızda bu sınır &amp;ouml;tesi harekatların 24 kere yapıldığına tanık oluyoruz. 24 defa &amp;quot;girmişiz&amp;quot;. Ka&amp;ccedil; kere &amp;ccedil;&amp;ouml;zm&amp;uuml;ş&amp;uuml;z peki ? 
Bizler d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nmeyi, sorgulamayı unuturken devletimiz de &amp;quot;amerikanyalardan&amp;quot; gelecek olan haberlerle kurtacak bizi bu ter&amp;ouml;r illetinden. 
Ş&amp;uuml;kredeceğiz sonra...&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/YiZJ9sjWxS0" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=53</feedburner:origLink></item><item><title>Lanet Var Dilimde</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/5F1XOEwKVBg/index.php</link><pubDate>Sun, 21 Oct 2007 11:35:36 PDT</pubDate><description>Kimimiz uykuya dalmak &amp;uuml;zereyken, kimimiz felekten bir gece &amp;ccedil;alarken hi&amp;ccedil; bilmediğimiz uzakta bir yerde canlar yandı &amp;ouml;nceki gece yine. &amp;Ouml;nceki gece gelen haber, g&amp;uuml;nahsız askerlerimizin can verdiğiydi.
Onlar &amp;ouml;l&amp;uuml;rken oralarda devletimiz adeta papatya falına d&amp;ouml;nd&amp;uuml;rd&amp;uuml;kleri bir karar vermeye &amp;ccedil;alışıyor. ırak'a girmeli/girmemeli. Ne değişecek Irak'a &amp;quot;girince&amp;quot;? Kimin taraf olduğunun se&amp;ccedil;ilemediği bir yerde nasıl karar verecekler kimin ne olduğuna? Masum insanlarlarla o soyu sopu belli olmayanlar arasındaki farkı nasıl g&amp;ouml;zetecekler? Bırakın orada yaşayan masum insanları, her g&amp;uuml;n ırak'a ekmek taşıyan, yolcu taşıyan &amp;quot;bizden&amp;quot; olan insanların g&amp;uuml;nahları ne olacak?
Sorular bir biri ardına.. Dilimizde lanet var.
Sorular bitmiyor, bizler en g&amp;uuml;zel r&amp;uuml;yalarımızdayken birileri yine can veriyor. Kimbilir şu anda hangisinin canı yanıyor?
Evet yastayız, ama &amp;ccedil;ok s&amp;uuml;rmez. Tıpkı daha &amp;ouml;ncekiler gibi, bu da unutulacak. Unutturulacak.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/5F1XOEwKVBg" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=52</feedburner:origLink></item><item><title>tell the guys that i'm back in town</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/yldUQt8CkDo/index.php</link><pubDate>Tue, 16 Oct 2007 08:57:23 PDT</pubDate><description>ne zamandır yazmadığım i&amp;ccedil;in ayrıca eşşeklik ettim ve b&amp;uuml;t&amp;uuml;n kitlemle kucaklaşmak suretiyle kendilerinden &amp;ouml;z&amp;uuml;r diliyorum sanki terk-i diyar eylemişim gibi. bir zanaatkar (hı?) olarak aşkın beni yaratıcı kıldığı ger&amp;ccedil;eğinden uzaklaşamadım elbette: yazıyorum, as always. &amp;ouml;yleyse, hoşgeldim yeniden.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/yldUQt8CkDo" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=51</feedburner:origLink></item><item><title>faccia libro</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/ZgKs3VzoY1s/index.php</link><pubDate>Tue, 16 Oct 2007 08:24:17 PDT</pubDate><description>zeytinburnu'ndaki bı&amp;ccedil;kın mahallelilerin tavrı gibi net ve keskin: fa&amp;ccedil;a! italyanca faccia (y&amp;uuml;z) s&amp;ouml;zc&amp;uuml;ğ&amp;uuml;nden gelen bu tabir sanki kesik ya da başka bir yara anlamına geliyormuş gibi kullanılsa da &amp;quot;fa&amp;ccedil;anı bozarım&amp;quot; aslında &amp;quot;suratını dağıtırım&amp;quot; demekten &amp;ccedil;ok da farklı diil(di). ne zaman biri fa&amp;ccedil;a dese, bella italia'ya oturdum nastro azzuro i&amp;ccedil;erken caprese yiyorum sanıyorum kendimi (oh &amp;ouml;yle hıncal ulu&amp;ccedil;'um ki).

gel gelelim artık nastro azzuro i&amp;ccedil;mek i&amp;ccedil;in birinin fa&amp;ccedil;a/faccia demesine ya da eşe dosta pide olsun pizza olsun bişey ikram etmek i&amp;ccedil;in bella italia veya aspava'ya oturmaya gerek yok: zira faccia s&amp;ouml;zc&amp;uuml;ğ&amp;uuml; yepisyenisinden bi anlam kazandı: evet evet, y&amp;uuml;zlerce y&amp;uuml;z&amp;uuml;n i&amp;ccedil;inde toplaştığı kitap olarak bir sitemiz var: facebook! harvard'dan atılma gen&amp;ccedil; bi adamın marifetiyle anaokulundayken g&amp;ouml;z&amp;uuml;n&amp;uuml;ze kum atıp ka&amp;ccedil;an &amp;ccedil;ocuktan eski mahalledeki fingirdek yengeye kadar herkesi bulabiliyoruz; tanıdıklarımızı eklemekle kalmıyor onların tanıdıklarıyla da hasbihal ediyor ve sosyalleşme katsayımıza kantitatif değerler ekliyoruz (kalitatif analiz diye bi kitap g&amp;ouml;rd&amp;uuml;m ben bug&amp;uuml;n, beni benden aldı, bambaşka vizyonlar kazandırdı g&amp;ouml;n&amp;uuml;l g&amp;ouml;z&amp;uuml;me). şahsen beni pek &amp;ccedil;ok arkadaşıma kavuşturduğu, en azından neler yaptıklarından haberdar ettiği ve yeniden g&amp;ouml;r&amp;uuml;şme olanağı sağladığı i&amp;ccedil;in facebook'tan pek memnunum; daha da &amp;ouml;tesi farkına ge&amp;ccedil; vardığım ancak meraksal gıdıları tetikleyen ve &amp;ouml;zniteliksel i&amp;ccedil;benlik yaklaşımlarını izd&amp;uuml;ş&amp;uuml;msel kovaladığım travertenler &amp;ouml;rd&amp;uuml; bana (r&amp;ouml;ah!). (evet evet sana yazdım burayı).

facebook'un tek faydası sosyalleşme diil elbette, sosyalleşemeyen veya sosyalleşmenin dibine vurup bundan sıkılan kişiler i&amp;ccedil;in de b&amp;ouml;rt&amp;uuml;-b&amp;ouml;cek-ev hayvanı-bulmaca-test-quiz-anket-ne id&amp;uuml;ğ&amp;uuml; belirsiz aygıt ve devinimler geliştirmiş arkadaşlar, ki bunların beni en &amp;ccedil;ok eğlendirenleri arasında fluff friends ve doodle yer alıyor: ne olduklarını bilmeyenlerin acilen gidip bakmasında fayda var, bakmamak konusunda direnenler ise daha evvelden bakmış ve beğenmiş olanlara sorsunlar. beğenmemiş olanlara sormanın hi&amp;ccedil;bir mantığı yok &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; bunlar katılım konusundaki direncinizi kırmak yerine pekiştirecek ve pek &amp;ccedil;ok teknolojik gelişime sonradan dahil olan ya da salt pop&amp;uuml;ler olduğu i&amp;ccedil;in sofi'nin d&amp;uuml;nyası'nı okumayı reddeden kitleye dahil olmaya devam etmenize sebep olacaklardır.
ziyadesiyle uzamış bulunan bu yazının reklam niteliği taşıdığını d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nenleriniz de olabilir tabii ki, ben bilmez miyim kitlemi.! hemen onları da d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;m (bi anne şefkatiylen yaklaştığım şu dakikanın kıymetini biliniz, her zaman b&amp;ouml;yle yakalayamazsınız wykka'yı) ve daha evvelden facebook'a lanet yağdırmış olan pek canciğer arkadaşım vudu hanım'ın linkini vermeyi uygun buldum: bu da tam size g&amp;ouml;re. burda bi yerlerde de bi killer ending lazım aslında ama şu an te amo cuando bailas dinleyen bi kimseyim ve gayet dikkatim dağıldı - divantare membro del faccialibro diyor ve kaciyorum. si yu.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/ZgKs3VzoY1s" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=50</feedburner:origLink></item><item><title>karpuz cekirdegini doldurmayan cevre bilinci</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/m_xqn1q8w3w/index.php</link><pubDate>Mon, 15 Oct 2007 21:27:58 PDT</pubDate><description>butun dunya nufusu bir araya gelse ve enerjilerini ayni yone odaklasa olabilecekleri du$unun bi. tum dunya ormanlarini yeniden ye$illendirebilecek, kuruyan suyu geri getirebilecek (su nasil kuruyorsa sen hayal et artik ey kitle!) ve hatta dunyayi yorungesinden saptirabilecek guce sahibiz. ve yine de hala yerimizde oturuyoruz!
{more}
(turkce'de cumle &amp;quot;ve&amp;quot; ile ba$lamaz diye hoykuren cok sevgili edebi ceviri hocam halide bakirer'e burdan kokulu opucuk ve winnie the pooh kucaklamasi yolluyorum, ziyadesiyle ironigim hocam, korkmayiniz!) walter melon adli didaktik cizgi filmde de mutemadiyen vurgulandigi uzere karpuzun leziz bir meyve olmasi, hepimizin birer karpuza donu$mesi icin yeterli ve gecerli bir vesile diil. zira hepimiz karpuz olursak karpuzun guzelligini degerlendirilesi bir kriter olarak ele alacak kitlemiz kalmayacak, aramizda ne insan kalacak ne de guzel gozlu e$$ekler!! ustelik biz bunun guzel gozlu olmayanina da raziyiz ya, hic degilse sinir sistemi olan bir ya$am formu olarak karpuzun bir level yukarisinda bulunuyor kendileri...

karpuz, e$ek ve dunya halklari konu ba$likli bu uclemenin asil amaci gittikce yokolan cevre bilincini tetiklemek ve suregen bicimde alti ustune getirildiginden mutevellit e$ekten du$mu$ karpuza donen canimiz dunyamizin durumuna biraz dikkat cekmek. (ilgilenin canim cocukla, aa. bakin su yutuyor bogulacak maazallah!) bogu$mamiz gereken milyonlarca sorun arasinda kyoto'yu du$unecek durumda olmayabiliriz (ya da i$imize gelmiyor olabilir ama ben yine de iyimser bakarak &amp;quot;ay unutmu$lardir&amp;quot; demek istiyorum) ancak imzalamayan butun ulkelerin enerjisi bir araya geldiginde butun karpuz tarlalarini yok edecek kadar kuvvetli bir power tu$u cikabilir ortaya (10 kaplan gucunde). in short, the aim of this essay is to point out the certain facts that change the environment into a modernity disaster due to the malevolent acts of human beings. (bu kisim tamamen gecmi$in etkisi altinda istemsizce kaleme / klavyeye alinmi$tir, es geciniz).

son gunlerde artmakta olan konsantrasyon eksikligim nedeniyle yazidan son derece bunaldim ve burda bi yerde bitirmek taraftariyim; sozun ozu, kyoto imzalansin, kutup ayilari olmesin $eker de yiyebilsinler; bir de hepimiz e$$egiz.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/m_xqn1q8w3w" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=49</feedburner:origLink></item><item><title>Cengiz Bey, Kadınlar Gerçekten Sever</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/KFwWhGx1-fI/index.php</link><pubDate>Wed, 26 Sep 2007 20:39:15 PDT</pubDate><description>Cengiz Semercioğlu H&amp;uuml;rriyet'in Kelebek ekinde bug&amp;uuml;nk&amp;uuml; yazısında Emre Altuğ'un &amp;Ccedil;ağla Şıkel'le &amp;ccedil;ıkmaya başladığında hakkında &amp;quot;tek gecelik ilişki diye g&amp;ouml;r&amp;uuml;yordum&amp;quot; lafına &amp;Ccedil;ağla'nın bozulması gerektiğini, Ayşe Arman'ın d&amp;uuml;nk&amp;uuml; yazısında kadınların affediciliğinin ger&amp;ccedil;ek bir durum olmadığını savunmuş ve kadınlara sormuş. Bir kadın hakaret yediğinde bunu &amp;ouml;mr&amp;uuml; boyunca unutmaz mı diye. 
http://kelebek.hurriyet.com.tr/yazarlar/7369136.asp?yazarid=105
İşte Cevabım:
Kadınlar tuhaftır Cengiz Bey. Tanrı vergisi mi bilinmez, hisli yaratılmışız. İ&amp;ccedil;imizde &amp;ouml;yle bir sevgi arayışı var ki.. Belki par&amp;ccedil;alanmış ailelerimizin, ya da par&amp;ccedil;alanmayan ama m&amp;uuml;kemmel olmayı başaramayan ailelerimizin sevgi eksikliğiyle y&amp;uuml;r&amp;uuml;yen ilişkilerinden mirastır bize, belki de sevginin en y&amp;uuml;ce değer olduğunu yaradılışta i&amp;ccedil;imizde -bili&amp;ccedil;altı d&amp;uuml;zeyinde- hissettiğimiz i&amp;ccedil;indir. Ne olursa olsun, bizi besleyen şey, sadece sevgidir.
{more}

&amp;Ouml;yle hastalıklı birşey ki bu, eğer ger&amp;ccedil;ekten seversek, ger&amp;ccedil;ekten; sevdiğimiz adamdanhakaret yediğimizde canımızdan can kopar. Bizi &amp;quot;kendi ger&amp;ccedil;eğimize yakınlaştırabileceğine&amp;quot; inanıp bağlandığımız adam, varlığımızı değersizleştirip, &amp;ouml;zel olduğumuzu bir zamanlar hissettirdiği benliğimizi sıradanlaştırıyordur. Bunun ağırlığını duyumsayabiliyor musunuz? Par&amp;ccedil;alamıştır artık, nasıl tekrar affedelim, değil mi? 
Ama &amp;ouml;yle olmuyor işte. 
İ&amp;ccedil;imizdeki, bizi b&amp;ouml;ylesine sevgiye iten g&amp;uuml;&amp;ccedil;, değerli bir şeyle karşılaştığında aynı &amp;ouml;l&amp;ccedil;&amp;uuml;de onarıcı, kendini yenileyiverici oluyor. Burada değerli olan, sevdiğimiz adam. Bizi keyfiyetle par&amp;ccedil;alarken g&amp;ouml;z&amp;uuml;n&amp;uuml; kırpmayan adam, sadece bir mahzun bakışla dahi geri d&amp;ouml;nd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;nde i&amp;ccedil;imiz eriyor, hep o istediğimiz &amp;quot;sevgi dolu adam&amp;quot; karşımızda bitiveriyor. Canımız yandığı i&amp;ccedil;in g&amp;ouml;zlerimiz doluyor, fakat ona arkasını d&amp;ouml;n&amp;uuml;p gitmesini mi s&amp;ouml;yleyelim? Muhtemel t&amp;uuml;m paylaşımların &amp;ouml;n&amp;uuml;n&amp;uuml; kesip, densizce ettiği laflar y&amp;uuml;z&amp;uuml;nden kadınlık gururu pelerinimizi takıp, o kişi i&amp;ccedil;in g&amp;ouml;r&amp;uuml;nmez mi olalım? 
Hayır, Cengiz Bey, biz kadınız. 
Bu &amp;ouml;yle b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir ger&amp;ccedil;eklik ki...
Kadınlığımızla, ve doğuştan getirdiğimiz sevgi dolu bağışlayıcı benliğimizle barışmamız zaman alıyor belki, hatta bazılarımız &amp;quot;g&amp;uuml;&amp;ccedil;l&amp;uuml;&amp;quot; olmanın erkek gibi davranmak olduğunu bir savunma mekanizması haline getirip hi&amp;ccedil; barışamıyor kadınlığıyla, ama bir defa kendimizi anladıktan sonra, i&amp;ccedil;imizdeki sonsuz sevgiyle bir defa barıştıktan sonra, malesef, erkeğimizi affediyoruz. 
Kadın hakları savunucuları tarafından erkekleri kadına hakaret etmeyi meşrulaştırdığım savıyla afaroz edilebilirim, farkındayım, hem de &amp;ccedil;ocukluktan genliğe ge&amp;ccedil;iş d&amp;ouml;nemlerimde feminist argumanların Nancy Fraser'ların ateşli savunucusu olarak ortalarda dolaştığım halde, evet, duygularımı yadsımamayı &amp;ouml;ğrendim. 
Bundan sonraki hayatımda hakaretleri kabul edeceğimi, ya da &amp;quot;ne yaparsa yapsın&amp;quot; mantığıyla hareket eden erkeğimin her yaptığına ezik&amp;ccedil;e boyun edeceğimi s&amp;ouml;ylemiyorum kesinlikle. Elbette ki bende yarattığı tahribatın bedelini, mutsuzluğumla yaşayacak, heyecanımı baltalamış olmak durumuyla y&amp;uuml;zleşip beni &amp;quot;tam&amp;quot; yaşayamayarak &amp;ouml;deyecek. 
Ama kadın affetmez değil, affeder diyorum.
Ha, &amp;Ccedil;ağla Hatun Emre Delikanlıyı b&amp;ouml;yle bir aşkla seviyor mu bilinmez. Bunlar medyatik işler, ne kadarı ger&amp;ccedil;ek hi&amp;ccedil; belli olmaz. Dilerim &amp;Ccedil;ağla da kendiyle barışabilmiş bir kadındır. Emre de bunun kıymetini bilir.

İyi &amp;ccedil;alışmalar,

Sevgiler...&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/KFwWhGx1-fI" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=47</feedburner:origLink></item><item><title>İnsan Diyeti</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/HZ5qkh65flE/index.php</link><pubDate>Tue, 25 Sep 2007 21:02:41 PDT</pubDate><description>Ge&amp;ccedil;en haftaların bir &amp;ccedil;ok dergisinde, bir &amp;ccedil;ok gazetede , bir &amp;ccedil;ok internet sitesinde &amp;quot;İnsan Diyeti&amp;quot;nden bahsedildi. Peki neydi İnsan Diyeti?
&amp;quot;Yirminci y&amp;uuml;zyılın en &amp;ccedil;ok tartışılan yazarlarından Ayn Rand, &amp;lsquo;Bencilliğin Erdemi&amp;rsquo; (The Virtue of Selfishness) teorisinde, bencilliğin ahlak dışı bir şey olduğunu reddediyor ve kişinin kendi hayatının ve mutluluğunun en b&amp;uuml;y&amp;uuml;k değer olduğunu s&amp;ouml;yl&amp;uuml;yor. Rand&amp;rsquo;a g&amp;ouml;re, en &amp;ouml;nemli ahlaki değer, insanın kendi iyiliği. &amp;quot;

Elbetteki bu diyet &amp;quot;insan yiyerek&amp;quot; yapılan bir zayıflama diyeti değil. İşin &amp;ouml;ğreti kısmında &amp;quot;Sevmediğiniz insanlardan uzak durun&amp;quot;felsefesi yatıyor. &amp;quot;Hayatımın her yerinde olan bu insanlardan kurtulmanın yolları nelerdir?&amp;quot; diye soracak olursanız Ayn Rand bir yanda Erol Evgin bir yanda sizi alacaklar karşılarına ve anlatmaya başlayacaklar.
{more}
Erol Evgin , bu felsefeye isim babalığı etmiş. Yavrusunu kucağına almasına sebep olansa bir m&amp;uuml;şterisi! M&amp;uuml;şteriler.. Ah.. Siz yok musunuz, meğer ben yıllardır hi&amp;ccedil; ders &amp;ccedil;ıkaramıyormuşum m&amp;uuml;şterilerimin yaptıkları &amp;quot;gerzeklikler&amp;quot;den. Halbuki yazsam yazsam roman olurmuş, o da olmazsa felsefe olurmuş.
Hayatınızda size zorluk &amp;ccedil;ıkaran bu insanlardan uzak durun! Tıpkı size zararı dokunan yiyeceklerden uzak durabildiğiniz gibi.
Sorayım o halde, 
Para kazanmak maksadıyla bir işte &amp;ccedil;alışıyoruz, patronumuz, evet evet o deli bizi herg&amp;uuml;n deli ediyor, &amp;uuml;st&amp;uuml;ne &amp;uuml;stl&amp;uuml;k işyerindeki diğer &amp;ccedil;alışanlar da cabası! Herkes birlik olmuş bizi deli etmeye uğraşıyor. Kalkmış Erol Evgin bize &amp;quot;uzak durun bu insanlardan!&amp;quot; diyor. Nasıl uzak duralım Erol Bey? Peki Doktor Erol Bey, sizin g&amp;ouml;r&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;z nedir konuyla ilgili olarak?
İş insanlardan uzak kalarak bunu sağlamak değildir. Uzaklaşarak sadece &amp;quot;yalnızlığı&amp;quot; se&amp;ccedil;ersiniz. Olayın &amp;ouml;z&amp;uuml; insanların i&amp;ccedil;inde iken huzura ermek ise bu konu başka. En başta &amp;ouml;zenli olacaksınız, iki kere d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;p &amp;ouml;yle laf anlatacaksınız. Dişlerinizin sağlam olması &amp;ouml;nerilir, sıklıkla fır&amp;ccedil;alayacak &amp;ouml;zen g&amp;ouml;stereceksiniz dişlerinize ki sıktık&amp;ccedil;a sorun &amp;ccedil;ıkarmasın. Alın size insan diyeti. 
Sonrasında da &amp;ccedil;ok d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nmeyeceksiniz, herkesin her dediğini ciddiye almayacaksınız. Misal Erol Evgin'i canınız sadece dingin bir akşam ge&amp;ccedil;irmek istediğinde dinleyeceksiniz, insan diyeti anlatırken değil &amp;quot;işte &amp;ouml;yle bir şey....&amp;quot;i s&amp;ouml;ylerken.... Bakın, huzur da geldi oturdu yanınıza..
Boşverin diyeti, can boğazdan gelir! Boğazlayın insanları!&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/HZ5qkh65flE" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=46</feedburner:origLink></item><item><title>Plan Yapmayın Efendiler</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/IyTVKMq2eYw/index.php</link><pubDate>Fri, 21 Sep 2007 00:41:20 PDT</pubDate><description>Vaktiyle &amp;quot;Tarabya'da uşaklar Etiler'de yumuşaklar&amp;quot; diyerek g&amp;uuml;ndemin orta yerine d&amp;uuml;şen Tırt İsmail , bir eksiklik g&amp;ouml;rd&amp;uuml;ğ&amp;uuml; g&amp;uuml;ndemeyeniden dalış yapma ihtiyacı hissetti birden.
Konuya vakıf olanlar bileceklerdir ki son g&amp;uuml;nlerin g&amp;uuml;zide t&amp;uuml;rk&amp;uuml;s&amp;uuml;(!) &amp;quot;Plan yapmayın plan&amp;quot; ile ilgili olarak İsmail T&amp;uuml;r&amp;uuml;t ve Ozan Arif efendilere dava a&amp;ccedil;ılmış durumda. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan bu soruşturmada t&amp;uuml;rk&amp;uuml;n&amp;uuml;n altında yatan imalar a&amp;ccedil;ığa &amp;ccedil;ıkacak mı g&amp;ouml;receğiz hep beraber.
Ozan Arif Efendi kendini cin zannedip bizleri &amp;ccedil;arpmaya &amp;ccedil;alışıyor &amp;quot;S&amp;ouml;zlerimin arkasındayım ben, Yasin bir duadır Og&amp;uuml;n derken de o g&amp;uuml;n&amp;uuml; kastettim , &amp;ccedil;arpıtmayınız&amp;quot; diyerek. D&amp;uuml;nya Tatlısı isminde bir alb&amp;uuml;m yapıp bu alb&amp;uuml;m&amp;uuml;n&amp;uuml; Og&amp;uuml;n M&amp;uuml;zik'ten &amp;ccedil;ıkaran T&amp;uuml;r&amp;uuml;t Efendi ise yurdum tombul sevimli insanı modu ile kurtaracağını zannediyor. 
Karadeniz &amp;uuml;zerinde oynanan oyunlara &amp;quot;tikkat&amp;quot; &amp;ccedil;ekmek istemiş efendiler. Tikkatleri &amp;uuml;zerine &amp;ccedil;ekti evet.
Velhasıl kelam, ben bu insan m&amp;uuml;svettelerinin bu kadar zekaya sahip olup da siyasi bir takım oyunlar oynayabileceklerini zannetmiyorum. Toplasan bir adam etmez bu insanları siyasi kargaşa yaratıyorlar gerek&amp;ccedil;esiyle yargılamak onları adam yerine koymak olacağından giydirin deli g&amp;ouml;mleğini tikkatleri daha &amp;ccedil;ok toplasınlar &amp;uuml;zerlerine! Gerzekler!&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/IyTVKMq2eYw" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=45</feedburner:origLink></item><item><title>Lütfen Beni Öldürme - Stranger Than Fiction</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/U0gSn3YPR2A/index.php</link><pubDate>Wed, 12 Sep 2007 10:55:07 PDT</pubDate><description>Ger&amp;ccedil;ek d&amp;uuml;nya ile hayal d&amp;uuml;nyası arasında gezerken seyircide her an merak duygusu uyandırmayı başaran, komedinin inanılmayacak kadar başarılı şekilde harmanlandığı bir dram. Muhteşem bir seyir zevki.

Uzun s&amp;uuml;redir yavaş tempolu dram t&amp;uuml;r&amp;uuml; filmler seyretmekten zevk almıyorum. Uzun s&amp;uuml;redir arşivimde bekleyen bu film de hen&amp;uuml;z izlenecekler listesine girmemişti bile.Beni izlemeye ikan eden şey belki de &amp;ccedil;ok sevdiğim Dustin Hoffman'ı izleme isteğiydi, fakat beklentilerimin &amp;ccedil;ok &amp;ouml;tesinde bir eğlenceyle karşılaştım. 

Filmde olayla , tam bir sayı ve rakam delisi olan Harold Crick isimli kahramanın filmi anlatan ses de olan Karen Eiffel karakterinin sesini duymaya başlaması gibi ilgin&amp;ccedil; bir olayla başlıyor. Aynı sesten &amp;ouml;leceğini &amp;ouml;ğrenen ve &amp;ouml;l&amp;uuml;mden kurtulmak isteyenHarold Crick'in t&amp;uuml;m hayatı bu garip başlangı&amp;ccedil; ile değişir. {more} 
Film boyunca bu ger&amp;ccedil;ek olması m&amp;uuml;mk&amp;uuml;n olmayan olayın kurgusu &amp;uuml;zerine kurulu maceraları yaşayan karakterler bu ger&amp;ccedil;ek&amp;uuml;st&amp;uuml; olaylarda ger&amp;ccedil;eklerle başarılı şekilde birleştirilmiş, &amp;ouml;yle ki filmde sahibine birşeyler anlatmaya &amp;ccedil;alışan bir saat g&amp;ouml;rd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;n&amp;uuml;zde, ya da anlatıncının film kahramanın kendisine bağırması ile susması gibi abs&amp;uuml;rk olaylarla karşılaştığınızda bunları garipsemiyorsunuz. Sanki herşey sizin de başınıza gelebilecek kadar doğal.

T&amp;uuml;m olayların başarılı bir şekilde birbirine bağlandığı ve sonucun da b&amp;uuml;t&amp;uuml;n garipliklerden anlamlı bir drama &amp;ccedil;ıkan bu filmi benim gibi bekletenler varsa acilen izlemelerini &amp;ouml;neririm.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/U0gSn3YPR2A" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=44</feedburner:origLink></item><item><title>Ramazan Sömürüsü</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/-wB64GwWKO4/index.php</link><pubDate>Thu, 06 Sep 2007 20:44:49 PDT</pubDate><description>Vaktiyle kazara &amp;uuml;ye olduğum Yahoo Grouplara bu sabah bakacağım tuttu. Birikmiş 145786 adet mailin nedense son 15 g&amp;uuml;n&amp;uuml;ne ait olanları daha &amp;ccedil;ok dini nitelik taşıyordu. Evet , Ramazan ayı gelmek &amp;uuml;zereydi. 
Her sene olduğu gibi bu yıl yine Ramazan ayında gerek haber b&amp;uuml;ltenleri, gerek şehir sokaklarını mesken tutan siyasi parti temsilcileri, gerek televizyon dizileri gerekse de gazeteler tarafından bol bol s&amp;ouml;m&amp;uuml;r&amp;uuml;leceğiz. Herkes birlik olup inan&amp;ccedil;larımızı eline ge&amp;ccedil;irmeye &amp;ccedil;alışacak 
{more}
&amp;quot;Taş Kesilmiş İnsanlar!&amp;quot; başlığı altında sunulan bir mail mesela.. &amp;Ccedil;ok amat&amp;ouml;r bir ka&amp;ccedil; heykeltıraşın elinden &amp;ccedil;ıktığı anlaşılan bu eserler , &amp;quot;Allah'akarşı &amp;ccedil;ıkaninsanlar bakın ne hale geldiler!&amp;quot; ana teması ile lanse edilmiş. Ge&amp;ccedil;en yıl da yine &amp;ccedil;ok amat&amp;ouml;r bir Photoshop'cunun elinden &amp;ccedil;ıkan kız fotoğrafı vardı. Kızımız Kur'an okunurken son ses m&amp;uuml;ziği a&amp;ccedil;tığı i&amp;ccedil;in &amp;ccedil;arpılmıştı!
Bunu neden yapıyoruz?
Her yıl Ramazan ayında inan&amp;ccedil;larımızın s&amp;ouml;m&amp;uuml;r&amp;uuml;lmesine neden m&amp;uuml;saade ediyoruz? Neden hepimiz Ramazan ayı yaklaşırken din bilimci kesiliyoruz?
Ramazan ayı, g&amp;ouml;stere g&amp;ouml;stere orucunu tutan zihniyetler i&amp;ccedil;in fırsat kapısı. Bol makyajlı &amp;uuml;nl&amp;uuml;lerimiz bu yıl yine koca &amp;ccedil;adırlarda iftar verirken bolbol dini mesaj verecekler. 
Bizse, işten apar topar &amp;ccedil;ıkıp zar zor yemeğimizi hazırlayıp orucumuzu a&amp;ccedil;arken haber b&amp;uuml;ltenlerinde bu sahneleri izliyor olacağız. 
&amp;Ouml;yleyse, Ramazan hoş geldi , sefa geldi!&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/-wB64GwWKO4" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=43</feedburner:origLink></item><item><title>Bir 7 yıl daha..</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/qNIPbD5k6P0/index.php</link><pubDate>Tue, 28 Aug 2007 23:55:40 PDT</pubDate><description>Uyarı Ateşi niteliğinde bildiri!
Cumhurbaşkanlığı se&amp;ccedil;iminin &amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;nc&amp;uuml; turu yapılacakken Genelkurmay Başkanı B&amp;uuml;y&amp;uuml;kanıt'ın adeta &amp;quot;uyarı ateşi&amp;quot; niteliğindeki 30 Ağustos mesajı geldi. Ne diyodu B&amp;uuml;y&amp;uuml;kanıt,
&amp;quot;Laikliğe y&amp;ouml;nelik sinsi tehditler var&amp;quot;
&amp;Ccedil;ok eski değil. Daha Nisan ayında &amp;quot;AKP'ye muhtira&amp;quot; niteliği taşıyan bildiride ne demişlerdi peki?
&amp;quot;Son g&amp;uuml;nlerde, Cumhurbaşkanlığı se&amp;ccedil;imi s&amp;uuml;recinde &amp;ouml;ne &amp;ccedil;ıkan sorun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış durumdadır. Bu durum, T&amp;uuml;rk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, T&amp;uuml;rk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur. Ayrıca, T&amp;uuml;rk Silahlı Kuvvetleri yapılmakta olan tartışmaların ve olumsuz y&amp;ouml;ndeki yorumların kesin olarak karşısındadır, gerektiğinde tavrını ve davranışlarını a&amp;ccedil;ık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır. Bundan kimsenin ş&amp;uuml;phesinin olmaması gerekir. &amp;quot;
Laikliğin elden gitmediğini bizler zaten g&amp;ouml;rebiliyoruz. Kimse boşuna T&amp;uuml;rbanlı bir &amp;quot;first lady&amp;quot;miz oldu diye kara &amp;ccedil;arşaflara sokulacağımızı zannetmesin. Cumhuriyetin ne anlama geldiğini bilen -az da olsa- insanlar hala var. İş sadece bunu s&amp;ouml;zde bırakmak olarak mı kalmalı? G&amp;ouml;zdağı vermek maksatlı bir ka&amp;ccedil; bildiri yaparak mı kendi g&amp;uuml;c&amp;uuml;n&amp;uuml; hatırlatmaya &amp;ccedil;alışmalı ordumuz? &amp;quot;Laikliğe y&amp;ouml;nelik sinsi tehditler var&amp;quot; diyerek mi koruyoruz. Kimse korkmasın. Laiklik elden gitmeyecek. İnan&amp;ccedil;lı olmalı ve irademizi korumalıyız. Biz s&amp;uuml;rekli &amp;quot;laiklik elden gidiyor&amp;quot; &amp;ccedil;ığlığı atarsak zaten ellerimizle kovacağız laikliği. 
{more}
&amp;quot;G&amp;uuml;l gibi&amp;quot; Cumhurbaşkanı!

Gelelim 11. cumhurbaşkanımıza. Hayırlı olsun evet. Başardık! 
Laikliğin sonsuz savunucuları olan bizler &amp;ouml;nce 22 Temmuz g&amp;uuml;n&amp;uuml; kendi ellerimizle AKP'yi se&amp;ccedil;tik. Ardından yine bir s&amp;uuml;r&amp;uuml; konuştuk, bir &amp;ccedil;oğumuz sırf &amp;quot;ya yanlış birşey yaparlarsa ilerde&amp;quot; d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ncesiyle AKP'ye oy verdiğimizi sakladık. Sonra yine eleştirdik. Sonra yine onay verdik. Bizler bu kaosu yaşarken kendi i&amp;ccedil;imizde, birileri herşeyi planlayıp programlayıp paket haline getirdi. 
İ&amp;ccedil;inden de 11. Cumhurbaşkanı &amp;ccedil;ıktı! 
Şimdi artık susma zamanı. Evet T&amp;uuml;rkiye laik bir &amp;uuml;lkedir, kimsenin de g&amp;uuml;c&amp;uuml; yetmez bunu değiştirmeye. Şimdi &amp;ouml;ncelikli konumuz kendi i&amp;ccedil;imizdeki g&amp;uuml;c&amp;uuml;n farkına varmak. Bunu yaparken de Abdullah G&amp;uuml;l'&amp;uuml; &amp;quot;ya yanlış yaparsa&amp;quot; diye değerlendirmek yerine ettiği yemine uyup uymamasıyla değerlendirmeliyiz. Evet okuyalım, anlayalım, değerlendirelim sonraki g&amp;uuml;nlerde de. 
Cumhurbaşkanı sıfatıyla, devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin b&amp;ouml;l&amp;uuml;nmez b&amp;uuml;t&amp;uuml;nl&amp;uuml;ğ&amp;uuml;n&amp;uuml;, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; Anayasa'ya, hukukun &amp;uuml;st&amp;uuml;nl&amp;uuml;ğ&amp;uuml;ne, demokrasiye, Atat&amp;uuml;rk ilke ve inkılaplarına ve laik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma; milletin huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı i&amp;ccedil;inde herkesin insan haklarından ve temel h&amp;uuml;rriyetlerden yararlanması &amp;uuml;lk&amp;uuml;s&amp;uuml;nden ayrılmayacağıma; T&amp;uuml;rkiye Cumhuriyeti'nin şan ve şerefini korumak, y&amp;uuml;celtmek ve &amp;uuml;zerime aldığım g&amp;ouml;revi tarafsızlıkla yerine getirmek i&amp;ccedil;in b&amp;uuml;t&amp;uuml;n g&amp;uuml;c&amp;uuml;mle &amp;ccedil;alışacağıma b&amp;uuml;y&amp;uuml;k T&amp;uuml;rk milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim &amp;uuml;zerine ant i&amp;ccedil;erim
Abdullah G&amp;uuml;l 
T&amp;uuml;rkiye'nin 11. Cumhurbaşkanı
Hayırlısı olsun. Kurtulduk en azından bu tartışmalardan bir s&amp;uuml;reliğine.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/qNIPbD5k6P0" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=42</feedburner:origLink></item><item><title>&amp;quot;Hayal Ettiğin Kadar Özgürsün&amp;quot;</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/XnVosw1V3ws/index.php</link><pubDate>Mon, 27 Aug 2007 22:57:15 PDT</pubDate><description>Pixar Animasyon Studyoları, &amp;ccedil;izgifilmleri ger&amp;ccedil;ek boyuta taşıma ve hedef kitleye &amp;ccedil;ocuklarla b&amp;uuml;y&amp;uuml;kleri aynı potada eriterek taşıma başarısı a&amp;ccedil;ısından her zaman kalbimde ayrı bir yere sahip olmuştur. Ratatouille sessiz bir d&amp;ouml;nemin ardından gelen nefis mesajlara sahip bir animasyon film. 

Kısıtlı mıyız?

Filmde fare Remy, Paris&amp;rsquo;in en saygın restoranının kurucusu olan Gustou adındaki bir aş&amp;ccedil;ının yemek programlarını takip ederek yemek konusunda sınırları olmadığını &amp;ouml;ğrenen, koku alma yeteneği gelişmiş bir fare. Gustou&amp;rsquo;nun s&amp;ouml;ylediği a&amp;ccedil;ık: Herkes yemek yapabilir. Fakat sadece korkusuzlar harika yemek yapar.
Korkusuz demek, kalıpların dışına &amp;ccedil;ıkmayı denemeye cesareti olanların keşif g&amp;uuml;c&amp;uuml;ne yapılan bir g&amp;ouml;nderme. Gustou bir b&amp;ouml;l&amp;uuml;mde der ki &amp;ldquo;yemek bir m&amp;uuml;zik gibidir. Her tadın kendine ait bir ritmi vardır. Eğer iki farklı ritmi birleştirirseniz, ortaya &amp;ccedil;ok daha renkli bir melodi &amp;ccedil;ıkar. Kendinizi m&amp;uuml;ziğe bırakın&amp;hellip;&amp;rdquo; {more} 
Tam bunu s&amp;ouml;ylediği sırada remy eline bir par&amp;ccedil;a peynir alır, g&amp;ouml;zlerini kapar ve yavaş&amp;ccedil;a ısırır, tadı almaya &amp;ccedil;alışır. Arka plan simsiyahtır ve bom,tri,bom,tri diye bir ritm duyulur. Sonra remy diğer elindeki havu&amp;ccedil;tan bir par&amp;ccedil;a ısırır, bu defa yumuşak bir melodi dolaşır siyah ekranda. İkisini birden ağzına attığında ise remy, ortaya iki ritmin birleşmesinden doğan bambaşka bir şey &amp;ccedil;ıkar. Remy heyecanla g&amp;ouml;zlerini a&amp;ccedil;ar. D&amp;uuml;nyada bu ritmlerin birleşmesinden ortaya &amp;ccedil;ıkabilecek sınırsız sayıda m&amp;uuml;zik vardır!

Bir sahne de Remy&amp;rsquo;nin kapana kısıldığı kafeste, hayalindeki Gustou&amp;rsquo;yla yaptığı konuşmadan. 
Gustou ortaya &amp;ccedil;ıkar ve &amp;ldquo;remy, yoksa vaz mı ge&amp;ccedil;iyorsun?&amp;rdquo; diye sorar. Remy umutsuzdur. &amp;ldquo;Buraya kısıldım, ne yapabilirim ki. Ama SEN &amp;ouml;zg&amp;uuml;rs&amp;uuml;n. SEN bir şey yapabilirsin!&amp;rdquo;
Gustou haykırır: &amp;ldquo;Ben senin hayal g&amp;uuml;c&amp;uuml;n&amp;uuml;n bir &amp;uuml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;y&amp;uuml;m remy. Ben senin beni hayal ettiğin kadar &amp;ouml;zg&amp;uuml;r&amp;uuml;m&amp;hellip;yani, sen de o kadar &amp;ouml;zg&amp;uuml;rs&amp;uuml;n!&amp;rdquo;

&amp;Ccedil;ocuklarla aramızdaki korkun&amp;ccedil; fark işte burada devreye giriyor.
Etraftaki bilgi akışını se&amp;ccedil;erek alması &amp;ouml;ğretilmiş bizler i&amp;ccedil;in her izlediğimizde farklı bir şey yakalamamız, ya da bir kitap okuduktan sonra izlediğimizde &amp;ldquo;bunu da ka&amp;ccedil;ırmışım, şimdi anlıyorum&amp;rdquo; dememiz muhtemel. &amp;Ouml;ncesinde sadece &amp;ldquo;duymaya hazır olduklarımızı&amp;rdquo; duyuyor, &amp;ldquo;g&amp;ouml;rmeyi se&amp;ccedil;tiklerimizi&amp;rdquo; g&amp;ouml;r&amp;uuml;yoruz. Fakat &amp;ccedil;ocuklar bilgiyi &amp;ndash;Tanrı&amp;rsquo;ya ş&amp;uuml;k&amp;uuml;r!- se&amp;ccedil;erek almıyorlar, bilin&amp;ccedil;altlarına t&amp;uuml;m bilgi yerleşiveriyor. Sevgili &amp;ccedil;ocuk, şu an &amp;ccedil;ok farkında olmasa da bu filmden sonra hayal g&amp;uuml;c&amp;uuml;yle ilgili bir şey konuşulduğunda aklına &amp;ldquo;insanların hayal edebildikleri kadar &amp;ouml;zg&amp;uuml;r&amp;rdquo; olduğu gelecek. Ve bir nebze daha &amp;ouml;zg&amp;uuml;r olacak. 

&amp;Ccedil;ok &amp;ccedil;izgi film izleyen insanların neden daha neşeli olduklarını anlıyorum. Sınırsızlığımızı besliyorlar. 

Kısacası, &amp;quot;hayal ettiğimiz kadar&amp;quot; &amp;ouml;zg&amp;uuml;r&amp;uuml;z..&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/XnVosw1V3ws" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=41</feedburner:origLink></item><item><title>4 Gün</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/hP2jLlQSspQ/index.php</link><pubDate>Sat, 25 Aug 2007 02:40:31 PDT</pubDate><description>4 g&amp;uuml;n&amp;uuml;n sonunda Ahmet Necdet Sezer'den &amp;quot;kurtuluyoruz&amp;quot; *
Siyasi polemiklerden uzak bir cumhurbaşkanını, Atat&amp;uuml;rk'ten sonra belki de en saygı g&amp;ouml;sterilmesi gereken şahsiyeti 4 g&amp;uuml;n sonra başımızdan atmaya hazırlanıyoruz. Bu s&amp;uuml;re zarfında elimizden gelen &amp;ccedil;irkefliği ardımıza koymuyor, kimsenin etlisine s&amp;uuml;tl&amp;uuml;s&amp;uuml;ne karışmadı diye &amp;quot;tu kaka&amp;quot; yapıyoruz gidişiyle aslında bizi &amp;ccedil;ok &amp;uuml;zecek olan insanı.... 
Ahmet Necdet Sezer, duruşuyla, tavrıyla kimse gibi olmayışıyla tam bir beyefendi idi. Cumhurbaşkanı sıfatı altında toplanan diğerlerine hi&amp;ccedil; benzemedi. Sİyasetin ona buna laf atmaktan ibaret olmadığını g&amp;ouml;stermesi yanı sıra kişiliği ve aile yapısıyla takdir topladı. 
Başımızın bakanı Recep Bey , &amp;quot;ya bu deveyi g&amp;uuml;deceksin, ya bu diyardan gideceksin&amp;quot; s&amp;ouml;ylemleri i&amp;ccedil;inde oladursun devam eden 4 g&amp;uuml;n&amp;uuml;n sonunda g&amp;ouml;receğiz bakalım Abdullah G&amp;uuml;l kimin cumhurbaşkanı olacak.. 
Benim olmayacağı kesin. Tek gerek&amp;ccedil;em de siyasi birikimim değil oysa, dayatmalara karşı olan tavrımla bunu kabullenmiyorum, kabullenemiyorum. 
G&amp;uuml;den g&amp;uuml;ts&amp;uuml;n &amp;quot;devesini&amp;quot;.
* :Yılmaz &amp;Ouml;zdil'inyazısını mutlaka okumalısınız.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/hP2jLlQSspQ" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=40</feedburner:origLink></item><item><title>İnsan haddinin sınırları</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/K20VAkoFyYQ/index.php</link><pubDate>Wed, 22 Aug 2007 19:40:26 PDT</pubDate><description>En iyi bildiğin şey nedir hayatta; kendin, o bile yarım. Her anınkendinle ge&amp;ccedil;er, nereye gitsen seninledir. Sağa d&amp;ouml;nsen ordasındır, sola d&amp;ouml;nsen yine karşındadır. Koşsan senle gelir, uyusan da sendedir. 

Bug&amp;uuml;nk&amp;uuml; eleştiri konumuz mu? Tabi ki; beni benden daha &amp;ccedil;ok tanıdığınızanneden mr and mrs sarraf'lar. {more} 
&amp;Ccedil;evremdeki koruma bandı, i&amp;ccedil;ine saklandığım kabuğum,kendimi ele vermeyen gizemim, duygularımı hissettirmediğim ifadesizliklerim.. Hangi &amp;acirc;nımda benimlesin ki hangi&amp;quot;bana&amp;quot; bakıp beni tanıdığını idda edebilirsin? Sen kimsin? Benim neremdesin? Beynimi ne zaman g&amp;ouml;rd&amp;uuml;n? Ge&amp;ccedil;mişimi ne zaman keşfettin? Duygularımı ne zaman sana s&amp;ouml;yledim?... uzar gider..
Ben kendimi tam anlamıyla tanımıyorken, ki en iyi bildiğim şey kendimken, nasılbeni benden &amp;ccedil;ok tanıdığını iddia edip bir de benle inatlaşabiliyorsun? 
Senin en iyi bildiğin şey kendinken, ki o bile yarımken, nasıl olur da beni keşfettiğini s&amp;ouml;yleyebilirsin?
Bu nasıl birc&amp;uuml;rettir?
Edebiyata boğmaya l&amp;uuml;zum yok, sade olalım; beni yargılamak,karakterimitanımlamak,davranışlarıma ifadeler bulmak sana kalmadı. 
Senhele bikendini tanı, sonra beni.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/K20VAkoFyYQ" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=39</feedburner:origLink></item><item><title>Limondan Kuantuma; The Secret'a varan Yol</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/F8DQoD52b3k/index.php</link><pubDate>Mon, 20 Aug 2007 19:26:03 PDT</pubDate><description>İki ay &amp;ouml;nce kadar, bir arkadaşımın tavsiyesiyle tanıştım onunla. İlk g&amp;ouml;rd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;m anda ilgimi &amp;ccedil;ekmişti, &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; renkliydi, değişik bir enerjisi vardı. Her g&amp;uuml;n ona ayırdığım zamanın arttığını fark ediyordum. Referansı &amp;ccedil;ok kuvvetli olduğu i&amp;ccedil;in değil, i&amp;ccedil;imden geliyordu. Hep bildiğim şeyleri anlatıyordu, yeni bir şey yoktu. Ama &amp;ouml;yle etkileyiciydi ki, hayatla ilgili ilham almaya başladım. Her sabah g&amp;ouml;rmek istemeye başladım onu. Her akşam. Her fırsatta. 
D&amp;uuml;nya&amp;rsquo;nın ve şuan T&amp;uuml;rkiye&amp;rsquo;nin en &amp;ccedil;ok satan kitapları arasında ciddi ciddi uzun s&amp;uuml;re zirvede kalacağı belli olan şu m&amp;uuml;thiş &amp;ldquo;hayatınızı değiştirmek elinizde&amp;rdquo; kitaplarından biri olan, THE SECRET&amp;rsquo; tan bahsediyorum. {more} 
Şimdiye kadar %100 D&amp;uuml;ş&amp;uuml;nce G&amp;uuml;c&amp;uuml; başta olmak &amp;uuml;zere, insanın ana yaratım kaynağı olduğunu anlatan sayısız kitap okuduk, sosyal belleğimizde kim bilir nelerin nelerin alt yapısı var. Her g&amp;uuml;n&amp;uuml;n aslında bug&amp;uuml;n olduğu ve &amp;ldquo;bug&amp;uuml;n&amp;rdquo;&amp;uuml; yaşamamız gerektiğiyle başlayıp, her alanda başarı i&amp;ccedil;in kendimize g&amp;uuml;venmemiz gerektiğiyle biten. 
Dale Carnegie&amp;rsquo;nin 1976 basımlı &amp;Uuml;z&amp;uuml;nt&amp;uuml;y&amp;uuml; Yen Şen Olmana Bak kitabındaki &amp;ndash;o zaman i&amp;ccedil;in pek &amp;ccedil;ok insana ilham kaynağı olan- &amp;ldquo;limonu g&amp;ouml;rd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;nde ondan limonata yapmayı d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nebilmelisin, t&amp;uuml;m g&amp;uuml;&amp;ccedil; sende&amp;rdquo; tarzı mesajlar insanların gelişim i&amp;ccedil;in referans noktası olarak kendilerini almayı d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nmeleri a&amp;ccedil;ısından ciddi bir devrim sayılabilir. Ayrıca 70lerde Hippiler ortalıkta dolaşıyor, bug&amp;uuml;n&amp;uuml;n ideal prensiplerinden sayılan insan merkezli yaklaşım, o zamanlar sadece tepkisel gen&amp;ccedil;lerin kendilerini marjinal ifade yollarından biri olarak ortaya konuluyordu. Pek &amp;ccedil;ok insan i&amp;ccedil;ine d&amp;uuml;şt&amp;uuml;ğ&amp;uuml; sıkıntılardan kendini motive etmeye &amp;ccedil;alışarak &amp;ccedil;ıkma yolunu denemeye başladı ve Carnegie de g&amp;uuml;zel bir servet sahibi oldu.
Fakat insanlarının sadece kısa s&amp;uuml;reli bir &amp;ldquo;vay be&amp;rdquo; yaşadıkları ve hayatlarını &amp;ouml;yle 7 adımda, 12 basamakta değiştiremedikleri g&amp;ouml;r&amp;uuml;ld&amp;uuml; s&amp;uuml;re&amp;ccedil; i&amp;ccedil;inde. 80lerin ikinci yarısında sayısız kişisel gelişim kitabıyla doldu taştı raflar. Yeni bir şey s&amp;ouml;ylemeyen.
Esas devrim, insanların pozitivizmin &amp;ldquo;nesnellik&amp;rdquo; sa&amp;ccedil;malığından biraz kurtulma &amp;ccedil;abalarıyla ger&amp;ccedil;ekleşti. Bu da ilk defa g&amp;ouml;r&amp;uuml;nmez boyutta bir şeylerin varlığının &amp;ndash;neredeyse- bilimsel olarak kabul etme eğilimine girilmesiyle oldu. &amp;Ouml;yle ya, insanın beyninin &amp;uuml;rettiği enerji g&amp;ouml;r&amp;uuml;lebilir bir şey değil, fakat &amp;ldquo;var&amp;rdquo;. O halde haydi beynimizi &amp;ccedil;alıştıralım! Ne d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;rsek o olur! Zaten new age insanları ele ge&amp;ccedil;irdi, herkes kendi ger&amp;ccedil;eğini yaratsın!
Bilimsellik eğilimleri 2000lerin &amp;ldquo;what the bleep do we know&amp;rdquo; filmiyle meşruiyet kazandı ve r&amp;uuml;şt&amp;uuml;n&amp;uuml; ispat etti. Viva kuantum!
İşte the secret, bu yolculukta varılan en son nokta. Post-pozitivizmin bize sağladığı &amp;ouml;zg&amp;uuml;rl&amp;uuml;klere bayılıyorum.Dediği şey şu. Alaaddin&amp;rsquo;in sihirli lambası evren. Ve sayısız dilek hakkınız var. O halde, doğru şekilde istemeye başlayın!
Fazlasıyla motive edici.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/F8DQoD52b3k" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=38</feedburner:origLink></item><item><title>Wordpress.com un Kapatılması</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/4S0tfAXA9N8/index.php</link><pubDate>Sat, 18 Aug 2007 03:20:17 PDT</pubDate><description>Başlıkta hata yok , wordpress.com un kapatılmadığını sadece mahkeme kararı ile siteye erişimin engellendiğini biliyorum, başlıkta bu şekilde kullanmamın nedeni de ikisi arasındaki ciddi farka dikkat &amp;ccedil;ekmek zaten. Şimdi ş&amp;ouml;yle d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nelim, bir yer var ve kanunlara g&amp;ouml;re bu b&amp;ouml;lgenin kamu sağlığına zararlı olduğu tespit edilmiş, mantıken ne yapılması gerekir; bu yerin kapatılması değil mi ? Ama biz bunu yapamıyoruz &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; kapatmamız gereken yer bizim yetkimizin dışında. Bu durumda bari buraya giden yolları keselim ki insanlar oraya ulaşamasın diyoruz. Tabi DNS asresini değiştirmek gibi alternatif yollar bulanlar i&amp;ccedil;in burası yine a&amp;ccedil;ık olacak ama olsun mevzu ayda 12 milyon T&amp;uuml;rk tarafından ziyaret edilen sitenin g&amp;ouml;z&amp;uuml;n&amp;uuml; biraz korkutmak.
Bu sans&amp;uuml;r vakaları internet alemimiz i&amp;ccedil;in pek de yabancı sayılmaz. Daha &amp;ouml;nce Ekşi S&amp;ouml;zl&amp;uuml;k ve Youtube de kapatılmıştı , ama wordpress.comu diğerlerinden ayıran ciddi bir &amp;ouml;zellik var , o da wordpress in kendi başına bir i&amp;ccedil;erik sitesi olmaması. Wordpress.com kendi başına sadece site ile aynı isimdeki blog yazılımını dağıtan yer , erişimi engellenen ise bu site altından yayına yapan blogların tamamı , yani etrafımızdaki insanlar, amcalarımız teyzelerimiz okul arkadaşlarımız, kendi g&amp;ouml;r&amp;uuml;şlerini bloglarında anlatan sıradan insanlar; bizler. 
Yani yapılan toplumun &amp;uuml;retiği i&amp;ccedil;eriğe ulaşmak i&amp;ccedil;in toplumun kendisine sans&amp;uuml;r konulması. 
{more}
Şahsım adına bu erişim engelleme kararlarının artarak &amp;ccedil;oğalmasını diliyorum, bunun iki nedeni var , ilki engellenen sitelerin hem T&amp;uuml;rk Hukukunun olumsuz imajı , hem de engelleme haberlerinin yayılmasının getirdiği reklam sayesinde ziyaret&amp;ccedil;i sayılarının artması, bu g&amp;uuml;n ben bile daha &amp;ouml;nce haberdar olmadığım pek &amp;ccedil;ok wordpress uzantılı blog gezdim ve &amp;ccedil;ok eğlendim. 
İkinci neden ise daha dramatik , her ne kadar kabullenmesek de demokratik bir toplumda yaşıyoruz ve her demokratik toplumda olduğu gibi şahsi iradelerimizin alınan kararları değiştirme imkanı var. Oysa biz ekşis&amp;ouml;zl&amp;uuml;k , youtube ve şimdide wordpress &amp;ouml;rneklerinde olduğu gibi ya hi&amp;ccedil; tepki vermiyoruz ya da mahkeme kararını uygulamaktan başka şansı olayan TT.net i eleştiriyoruz. Tepkimizi doğru ve toplu bir halde dile getiremiyoruz. Hatta ne gibi bir tepki vereceğimizi konusunda bile bir fikrimiz yok. Bu durumda ya &amp;ccedil;oğunlukta değiliz ya da sesimizi &amp;ccedil;ıkaramayacak kadar aciziz. Kapatma kararlarının artması bı&amp;ccedil;ağın tepkisiz kitlenin de kemiğine gelmesi ve bu kapatma kararlarının artık son bulması i&amp;ccedil;in başlatılacak toplumsal bir hareketin ilk kıvılcımı olabilir.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/4S0tfAXA9N8" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=37</feedburner:origLink></item><item><title>Smokin Aces  - Tehlikeli Asklar</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/8H78vAe5-ME/index.php</link><pubDate>Fri, 17 Aug 2007 11:23:56 PDT</pubDate><description>Cumartesi gecelerini film izleyerek ge&amp;ccedil;irmeyi sevenler i&amp;ccedil;in bi&amp;ccedil;ilmiş kaftan bir film , ama yok ben ethernal sunshine'ı &amp;ccedil;ok sevdim diyorsanız pek tavsiye etmem :)
Buddy Aces Israel ismindeki mafya babasının itiraf&amp;ccedil;ılık yapması ve diğer mafya babasının buna sinirlenip onu &amp;ouml;ld&amp;uuml;rmek i&amp;ccedil;in bir d&amp;uuml;zeine kiralık katil tutması &amp;uuml;zerine kurulu ilk bakışta son derece sıradan, kurşunların havada u&amp;ccedil;uştuğu, iyi adamların sadece kollarını sıyırdığı ama k&amp;ouml;t&amp;uuml; adamların kafalarını veya ciğerlerini patlattığı bir holywood filmi izlenimi veriyor, aslında film i&amp;ccedil;in sıradan bir film değil demek biraz zor. {more} 
Filmin pek de sıradan olmayan yanı diğer pek &amp;ccedil;ok aksiyon filminin aksine zekice bir kurgu &amp;uuml;zerine oturtulmuş olması. Gelişecek olayların &amp;ccedil;oğunu tahmin edebilseniz de senaryo sizi şaşırtmayı başarıyor. Gelişen olayların i&amp;ccedil;inde kopukluk olmaması ve pek &amp;ccedil;oğu ayrı hikayeleri takip eden konuların başarı ile birbirine bağlanması filmi &amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;nc&amp;uuml; sınıf aksiyon filmi imajından bir anda filmi kurtarıyor, izleyicinin de kafasını biraz karıştırıyor. Hatta konu o kadar komplex ki filmin bir&amp;ccedil;ok yerinde neler olup bittiğini anlamanız i&amp;ccedil;in g&amp;ouml;zlerinizi dikip kulaklarınızı a&amp;ccedil;manız gerekiyor. Olaylar o kadar hızlı gelişiyor ki yapımcıların bir an &amp;ouml;nce şu film bitse de sıradakine ge&amp;ccedil;sek diye d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;n&amp;uuml; sanabilirsiniz, bu filmin anlaşılabilirliğini biraz d&amp;uuml;ş&amp;uuml;rse de aksiyon filmi zaten hızlı olmalı diyenler i&amp;ccedil;in pek de rahatzsız edici değil.
&amp;Ouml;zellikle asans&amp;ouml;rde kıstırılan arkadaşını(Alicia Keys ) kurtarmak i&amp;ccedil;in karşı binadan uzun menzilli silah ile ateş a&amp;ccedil;an kadının (Taraji P. Henson) olduğu sahne harika.
Uzun zamandır iyi aksiyon filmi izlemedim ş&amp;ouml;yle iyi birşeyler &amp;ccedil;ıksa da izlesem diyorsanız ve bir filmde olaylar nasıl &amp;ccedil;ığrında &amp;ccedil;ıkar g&amp;ouml;rmek istiyorsanız buyrun , pişman olmazsınız.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/8H78vAe5-ME" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=36</feedburner:origLink></item><item><title>Ampul demokrasi</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/LUVsa6HGBlQ/index.php</link><pubDate>Tue, 14 Aug 2007 18:05:59 PDT</pubDate><description>Ve sonunda bir kaleyi daha düşürdüler. Cumhuriyetle hesaplaşmaya and içen neo yıkıcılar ile, takkeli liboşlar, entel dantel demokratlar bi muradlarına daha erdiler. Emin Çölaşan 22 yıllık gazetesinden yalakalık ve ihale diyeti olarak kovuldu. Merak etmeyin daha çok kale ve kelle uçacak.
Neler olacak neler?
Doğan medyasının paçavralarını okumumakta ne kadar haklıyız gördük.
Bu arada Yılmaz Özdil'i anlamakla birlikte Hürriyete geçişini eleştiriyorum. Gönlüm yakıştıramadı ne yapayım?&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/LUVsa6HGBlQ" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=35</feedburner:origLink></item><item><title>Hapse Girme Modası</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/YbSS5-o6rM0/index.php</link><pubDate>Sat, 11 Aug 2007 04:34:09 PDT</pubDate><description>Yaz geldi. Yaz ortasında se&amp;ccedil;imi yaptık ve t&amp;uuml;m yazı siyaset konuşarak ge&amp;ccedil;irdik. Biraz da MODA dan bahsetmek istiyorum ben daha yaz bitmeden. 
Evet bayanlar, bu yaz Paris Hilton &amp;ouml;nc&amp;uuml;l&amp;uuml;ğ&amp;uuml;nde bir akıma kapılmış g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;yoruz. Paris Hilton'un T&amp;uuml;rkiye şubelerinden Tuğba &amp;Ouml;zay da bug&amp;uuml;n itibari ile bu modanın &amp;ouml;nc&amp;uuml;lerinden olduğunu g&amp;ouml;ğs&amp;uuml;n&amp;uuml; gere gere g&amp;ouml;sterdi!
Yeni moda akımımız : Hapse Girmek! 
&amp;quot;Rulet&amp;quot; adı verilen operasyon ile Susurlukh&amp;uuml;k&amp;uuml;ml&amp;uuml;lerinden Yaşar &amp;Ouml;z ve saz ekibi hapse girer girmez Tuğba &amp;Ouml;zay da tutuklandı! Tuğba Hanım'ın g&amp;ouml;zyaşı sel misali aktı! Tuğba Hanım mağdur! &amp;Ouml;ğrendiğime g&amp;ouml;re iki g&amp;uuml;nd&amp;uuml;r kıyafelerini bile değiştirememiş! D&amp;uuml;ş&amp;uuml;nebiliyor musunuz hanımlar, koskoca iki g&amp;uuml;n! 
Kendilerine buradan hicaz makamından &amp;quot;Oh Olsun&amp;quot; adlı g&amp;uuml;zide eseri armağan ediyorum.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/YbSS5-o6rM0" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=34</feedburner:origLink></item><item><title>İlim kendin bilmektir</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/0_QJdQ4LuzA/index.php</link><pubDate>Thu, 09 Aug 2007 18:32:41 PDT</pubDate><description>&amp;Ouml;zg&amp;uuml;ven iyidir. Hayatını değerli g&amp;ouml;rmek s&amp;uuml;perdir. Kedine saygı duymak şahane bişeydir. Evrendeki yerini vazge&amp;ccedil;ilmez g&amp;ouml;rmek keyif vericidir. Kendilik bilinci olması gerekendir. Mutevazılık beklenendir..... 
Basit kelimeler iyi niyetlidir. Kısa c&amp;uuml;mleler ise muhteşemdir.
Bir başkasının kendiyle olan ilişkisini eleştirmek anlaşılmazdır, k&amp;ouml;t&amp;uuml; niyetlidir. Yine o bir başkasının sistemdeki yerini yargılamak veyak&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k g&amp;ouml;rmek ise acınasıdır.

{more}

Herkes bu evren i&amp;ccedil;in &amp;ouml;yle değerlidir ki; her doğum ve her &amp;ouml;l&amp;uuml;m denge i&amp;ccedil;indir en başta. Her birey kurgu i&amp;ccedil;inde bilin&amp;ccedil;li ya da bilin&amp;ccedil;siz &amp;ouml;yle yer edinir ki; kendilik bilinci oluştuğunda şayet, tıkır tıkır işleyen bir d&amp;uuml;zen, inanılmaz bir sinerji, g&amp;ouml;z alıcı bir ahenk, herkesin beklediği bir uyum elde edilmez mi?
&amp;quot;Diğeri&amp;quot; eğer farkındaysa kendi yerinin, saygı duyacaksın ona, alkışlayacaksın, takdir edeceksin. &amp;quot;&amp;Ouml;teki&amp;quot;ni ise &amp;ouml;tekiliğinden dolayı su&amp;ccedil;lamayacaksın. &amp;Ouml;teki sayesinde varlığını anlamlandırdığını unutmayacaksın. U&amp;ccedil;urumda bir ipin ucunda sallanan &amp;ouml;tekiyse, &amp;quot;&amp;ouml;te&amp;quot; ucundakinin sen olduğunu bileceksin. Onun d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;n seni de aşağı&amp;ccedil;ekeceğini kestirebileceksin. Tuıtunacaksın aranızdaki ipe sıkı sıkıya.
Herkes m&amp;uuml;hendis olmak, m&amp;uuml;hendis olmaksa b&amp;ouml;b&amp;uuml;rlenmeyi gerektirmek zorunda değil.
M&amp;uuml;hendis olmak i&amp;ccedil;in sahip olunan zeka, harcanan emek ve zaman takdir edilesi, m&amp;uuml;hendis olmak gurur duyulası elbet.Lakin, herkesin m&amp;uuml;hendis olmasını beklemek, m&amp;uuml;hendis olamamayı kişinin su&amp;ccedil;u addetmek &amp;ccedil;ok acınası, &amp;ccedil;ok hem de.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/0_QJdQ4LuzA" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=33</feedburner:origLink></item><item><title>Sırlar, çekimler vs...</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/HyCXvzlLdXE/index.php</link><pubDate>Mon, 06 Aug 2007 20:35:42 PDT</pubDate><description>&amp;quot;Barda&amp;quot;ydık.
İşkenceden uzak bir bardı; tesad&amp;uuml;fen.
Oysa işkenceden ka&amp;ccedil;maya &amp;ccedil;alışmamıştık. Şansımıza, işkencesiz bir &amp;quot;barda&amp;quot;ydık.
Mertyanımdaydı.
M&amp;uuml;zik, insanın diyaframını titretecek şiddetteydi.
Ve insanlar...
S&amp;uuml;sl&amp;uuml; kızlar... Bronz ten... Sarıya boyalı sa&amp;ccedil;lar... Dekolteler... Zıp zıp zıplayan memeler...
Ve erkekler... Bir eli &amp;quot;barda&amp;quot;, bir eli i&amp;ccedil;ki bardağını tutan... Ve iki g&amp;ouml;z&amp;uuml; zıplayan memelerde...
Bir an sıyrılıverdim bedenimden.
&amp;quot;Mert, şu anda alkol alıyoruz, keyfimiz yerinde, şarkılar falan s&amp;ouml;yl&amp;uuml;yoruz. Ama bir &amp;ccedil;ocuk a&amp;ccedil;lıktan &amp;ouml;l&amp;uuml;yor, g&amp;ouml;r&amp;uuml;yor musun?&amp;quot; dedim.

&amp;quot;Aslında yok &amp;ouml;yle bir şey. D&amp;uuml;nya, hayal ettiğin yerdir. İstediğin şeyler olur hayatta. Aslında şu anda a&amp;ccedil;lıktan &amp;ouml;len bir &amp;ccedil;ocuk yok. D&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;n anda var&amp;quot; dedi.

Ve sonra bana &amp;ccedil;ok secret bir film vereceğini s&amp;ouml;yledi.
Cevap veremedim o an...
Nasılsa harcanıp gidecekti s&amp;ouml;yleyeceklerim o kalabalık ve sesin i&amp;ccedil;inde.

Ama şimdi d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;yorum ve d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;klerim bir cevap olarak sunulabilir o ana.
{more}

Olumlu d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nmek g&amp;uuml;zeldir, &amp;ccedil;oğu zaman işe yarar. Kendinizle ilgili g&amp;uuml;zel hayaller kurabilirsiniz, &amp;quot;acı yok, acı yok!&amp;quot; diyebilirsiniz... Acınızı unutabilir, yok sayabilir, g&amp;uuml;zel temennilerle g&amp;uuml;zel s&amp;uuml;prizler yaratabilirsiniz kendinize.
Ama d&amp;uuml;nyaya uyarlayamazsınız bunu. &amp;quot;Aslında &amp;ccedil;ocuklar falan &amp;ouml;lm&amp;uuml;yor&amp;quot; dediğiniz anda olumlu bir insan değil, bencil ve duyarsız bir insan olursunuz.
&amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; ne kadar reddetsek de, Irak'ta siviller &amp;ouml;l&amp;uuml;yor. Afrika'da insanlar pet şişeden ayakkabı yapıyor kendine.
Hani &amp;ouml;rnek vermek gerekirse, Asya'daki seli ve binlerce &amp;ouml;l&amp;uuml;y&amp;uuml; hi&amp;ccedil;bir şekilde d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nmemiştim ben! Evren durduk yerde harekete ge&amp;ccedil;ti; benim ve sizin olumlu d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ncelerimizi pek de &amp;ouml;nemsediğini s&amp;ouml;yleyemem.
Bir &amp;ccedil;ekim yasası sevdasına ger&amp;ccedil;eklere sırt &amp;ccedil;evirmek, o ger&amp;ccedil;ekleri yok ve yaşanmamış kılmıyor maalesef.
&amp;Ouml;fke, faydalı bir histir. &amp;Ouml;fke, k&amp;ouml;t&amp;uuml; bir his değildir. İnsan, &amp;ouml;fkeleriyle d&amp;uuml;nyanın dengesine direk m&amp;uuml;dahalede bulunabilir. Hani Nihat Gen&amp;ccedil; diyor ya, &amp;quot;Şimdi &amp;ouml;fkelenmeyeceksek ne zaman &amp;ouml;fkeleneceğiz?&amp;quot; diye.
&amp;Ouml;fke bir tavırdır, bir duruştur. Yanlışa &amp;ccedil;ekilen bir resttir. &amp;Ouml;fkesiyle safını belli eder insan. Va safını belli etmek, işe yaramaz gibi g&amp;ouml;r&amp;uuml;nse de insanın onurunu ayakta tutan bir tavırdır.

Evet,
kendi acılarımı g&amp;ouml;rmezden gelebilirim. D&amp;uuml;nyanın en lanet sorunlarıyla uğraşsam da, onlar yokmuş gibi davranabilirim. G&amp;uuml;zel d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;p, g&amp;uuml;zeli hayal edebilirim ve algım g&amp;uuml;zellikleri fosforlu kalemle işaretleyebilir. Daha mutlu bir insan olabilirim, bunun i&amp;ccedil;in s.ktir edebilirim b&amp;uuml;t&amp;uuml;n yaşadıklarımı. Unutabilir, g&amp;ouml;rmezden gelebilirim.
Kendimim sonu&amp;ccedil;ta ve kendi &amp;uuml;zerimde b&amp;ouml;yle bir hak iddia edebilirim.
Ama,
d&amp;uuml;nyanın geri kalanına aynı şeyi yapmak i&amp;ccedil;in hak sahibi değilim. Bana yapılanları affedebilir, sineye &amp;ccedil;ekebilir, yok sayabilirim ama Iraklı bir &amp;ccedil;ocuğun, Afrikalı bir annenin, Filistinli bir gencin acılarını yok sayma l&amp;uuml;ks&amp;uuml;m yok benim. Ve onlara yapılanın &amp;ouml;fkesini yaşatmazsam i&amp;ccedil;imde, insanlık onurumu kaybederim.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/HyCXvzlLdXE" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=32</feedburner:origLink></item><item><title>Hasret bitiyor</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/QycWzYyBOJI/index.php</link><pubDate>Sat, 04 Aug 2007 07:25:07 PDT</pubDate><description>fox tv'de yeni bir yarışma var, pek yeni değil sanırım ama ben yeni tanıştım, bir kız iki yaşlı adam arasında hangisinin babasını olduğunu bilmeye &amp;ccedil;alışıyor, ve evet bu bir yarışma bildiğiniz insanların &amp;uuml;nl&amp;uuml; olmak i&amp;ccedil;in &amp;ccedil;ıkıp t&amp;uuml;rl&amp;uuml; şaklabanlıklar yaptığı yarışmalardan biri, hatta olay o kadar dramatik ki buraya birşeyler yazmak i&amp;ccedil;in olayın dramatik y&amp;ouml;nlerini anlatmaya gerek yok, olayı haber halinde yazsak bile ortaya &amp;ccedil;ıkan tablo neredeyse komedi programlarından fırlamış gibi.
{more} 
Bir kız oturmuş , karşısında iki adam kendisinin onun babası olduğuna ikna etmeye &amp;ccedil;alışıyor, arkada da duygusal m&amp;uuml;ziklerle ortam destekleniyor, ger&amp;ccedil;ek baba ile sahte baba birbirlerine şam babası , iskele babası gibi hakaretlerde bulunuyor, karşılık olarak da 10.000 ytl para kazanılıyor.

İnsanoğlu medya karşısında daha ne kadar al&amp;ccedil;alabilecek ger&amp;ccedil;ekten &amp;ccedil;ok merak ediyorum.
evet derya babayı buldun, yarışmayı kazandın , bravo. yok mu alkış :)&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/QycWzYyBOJI" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=31</feedburner:origLink></item><item><title>BENGÜlüyorum</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/82LQTl_dpdY/index.php</link><pubDate>Wed, 01 Aug 2007 08:53:17 PDT</pubDate><description>Sadece 2 saatini televizyona ayırarak bile kafayı sıyırmış insanlar kervanına katılabilirsiniz. İradeniz &amp;ccedil;ok g&amp;uuml;&amp;ccedil;l&amp;uuml; ise t&amp;uuml;m bu olan bitene g&amp;uuml;lmekten katılırsınız. Herkesin elinde bir elmas var sanki ve onu alıp veremiyorlar bir t&amp;uuml;rl&amp;uuml;. Sİyaset&amp;ccedil;ilerimiz bir yanda bir yanda da magazin g&amp;uuml;llerimiz. 

Aslında &amp;ccedil;ok d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;m bu s&amp;ouml;zleri sarfetmeden evvel. &amp;quot;Kadın kadının kurdudur&amp;quot; şeklindeki bir &amp;ouml;zdeyişe &amp;ouml;rnek teşkil etmek istemezdim, zira kadın milletinin en sevdiği şeylerden biridir hemcinslerine laf &amp;ccedil;arpıtmak. Bu başka bir eleştiri konusu oladursun. Ben artık dayanamıyorum!
İsmi Beng&amp;uuml; olan bir hanım kızımız nefes alan her 10 canlıdan 5inin olduğu gibi kendisinin de bir &amp;quot;alb&amp;uuml;m&amp;uuml;&amp;quot; olsun diye şarkıcılığa soyunuyor! Pardon , işin soyunma kısmı bir alb&amp;uuml;m sonrasına denk geliyor. Herşey ilk alb&amp;uuml;mde yerli yerinde. Evimizin kızı, hanım evladı şirin bir kız iken Beng&amp;uuml; ikinci alb&amp;uuml;m&amp;uuml;nde b&amp;uuml;y&amp;uuml;y&amp;uuml;p serpiliyor. Sesiyle ilgili herhangi bir gelişme kaydetmezken gerek vucut hatları, gerekse s&amp;ouml;zleri ile bu yaza damgasını vuruyor. &amp;quot;Artık başka bir kesime hitap edeceğim&amp;quot; diyerek salınıyor ortalıkta. 
{more} 
Başka bir kesim derken ? 
Ne zamandan beridir &amp;quot;soyunmuş&amp;quot; ve ya &amp;quot;soyunmamış&amp;quot; olarak ayırmaya başladık biz dinlediğimiz şarkıcıları? Evet şarkı iyidir, k&amp;ouml;t&amp;uuml;d&amp;uuml;r. Bizi ne zamandan beri ilgilendirir oldu şarkıyı s&amp;ouml;yleyenin bikini rengi ? 
O değil de, yeşil elma neyin nesi? İlla ki yeşil bikini giyilecekse erik de olabilirdi yanında, ve ya bir ton koyusunu giyip hıyarla da poz verebilirdin Beng&amp;uuml;'c&amp;uuml;ğ&amp;uuml;m. 
-Ben şu yeşil bikiniyi alayım , yanında da iki kilo salatalık tartıver!&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/82LQTl_dpdY" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=30</feedburner:origLink></item><item><title>Nerede o eski reklamlar</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/ldExYY3j-dE/index.php</link><pubDate>Thu, 26 Jul 2007 21:28:01 PDT</pubDate><description>Modern d&amp;uuml;nya ile gelişen reklamcılık kavramı bize hedeflenmiş reklam , şişirilmiş reklam gibi modern akımlar getirmesine rağmen son zamanlarda reklamcılığın gelişimi &amp;uuml;zerine biraz karamsar d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ncelere kapılmaya başladım, artık izlediğimiz reklamlarda ne Ali Desidero gibi hayranlık uyandıran karizmatik tipler ver ne de on y&amp;uuml;z bin baloncuk yutan sevimli kızlar. Garip bir iticilik var reklamlarda, mesela cocacola'nın bırrrrrrrrrr reklamı. Bu nedir yahu. D&amp;uuml;nyada reklam işinin d&amp;uuml;nyadaki &amp;ouml;nc&amp;uuml;lerinden olan CocaCola bile reklam diye bunu yapıyorsa diğerleri ne yapsın artık.Var mı nazooo gibisi reklamları bile daha bir sempatik g&amp;ouml;r&amp;uuml;nd&amp;uuml; g&amp;ouml;z&amp;uuml;me bir anda. {more} 
Ayrıca m&amp;uuml;sl&amp;uuml;m hayranları da bu m&amp;uuml;sl&amp;uuml;m babanın bırrrr'lamasına baya i&amp;ccedil;erlemişler ki internette &amp;ccedil;eşitli yerlerde tepki vermeye başlamışlar.Bakınız o tepkilerden biri.
&amp;quot;M&amp;uuml;sl&amp;uuml;m Baba'nın kendi imajı dışında sergilediği bu imajı ona yakıştıramıyoruz. &amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; biz, 'İsyankar', 'Esrarlı G&amp;ouml;zler', 'K&amp;uuml;sk&amp;uuml;n&amp;uuml;m', 'Yıkıla Yıkıla' gibi şarkılarla sevdiğimiz M&amp;uuml;sl&amp;uuml;m Baba'yı g&amp;ouml;rmek istiyoruz. M&amp;uuml;sl&amp;uuml;m Baba'yı bu hallere d&amp;uuml;ş&amp;uuml;renler utansın. Bu reklam TV'den kaldırılana kadar o markayı kullanmayacağız.&amp;quot; 
CocaCola'nın bu reklamdaki amacı sanırım bakkala gidip bırr layarak istediği kola isteyen bir insan kitlesi oluşturmak , ama bu iş tutmaz, m&amp;uuml;sl&amp;uuml;m babanın bırr lamasının kişiliğini sarstığını d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nen insanlardan gidip bakkala bir kola ver demek varken diyafona basıp bırrlamasını bekleyemezsiniz herhalde :)&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/ldExYY3j-dE" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=29</feedburner:origLink></item><item><title>Canavarlar ve insanoğlu</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/WzRnD5meFNg/index.php</link><pubDate>Thu, 26 Jul 2007 18:28:44 PDT</pubDate><description>Bir film vardır belki hatırlarsınız. 1990 yapımı orjinal adı  " &gt;Tremors ki biz onu yıllardır Yeraltı Canavarı olarak izler dururuz. Kevin Bacon abimizin oynadığı bence kült nitelendirilebilecek filmidir. Filmde abiler ablalar ve çinli bir adam var. Uzaklarda bir yerde çölün ortasında ne yer ne içerler bilmeyiz kasabasında bir grup insan yaşamaktadır. Birden garip olaylar başlar. Yeraltından gelen canavarlar abileri ablaları bir bir yutmaya başlar. Yürürken oluşan titreşimler bile yetmektedir canavarların insanları yutması için. Her an pusudadır ve farkettiği anda toprağı kabarta kabarta kaşık havası ile gelmektedir canavarlar.
 Gelgelelim kasaba sakinleri bu canavarla savaşırlar bi kaçı akşam mezesi olur canavarlara sonunda hakkın rahmetine kavuşurlar.
 Neden bu filmi hatırlattığıma geleyim.
 Hepimiz farklı zamanlarda aynı şeyleri değişik şekillerde yaşar dururuz. Ama bunun farkında değilizdir. Oysa biraz dikkatlice baksak bunu görmemiz çokta zor olmayacaktır.
 Bazı anlarımız vardır çok keyifliyizdir, yerimizde duramayız, hiçbirşey keyfimizi kaçıramaz gibi gelir. Olur olmaz zamanda basit bir şey bizi altüst ediverir. Bi anda duvara çarpmış gibi oluruz.
 İsyan da ederiz, kaçmak ta gelir içimizden ücra bir yerlere. Suçlular ararız, suçlular
 buluruz.Bizler şablonlar ve alışkanlıklardan oluşuruz. Bu şablonlar ve alışkanlıkları kişiliğimiz veya karakterimiz olarak kabul ederiz hatta zannederiz. Oysa bizi sıkıntıya sokan herşeyin altından bu şablon ve alışkanlıklar çıkar. Hayatımıza bakarsak kendimizde yüzlerce buluruz.

Bu şablon ve alışkanlıklar bizim "Yeraltı Canavarlarımız"dır.
 Hep pusuda beklerler, en ufak bir gevşeme olsa, en ufak bir tereddütümüz, başıboşluğumuz olduğunda bir anda çıkarlar ortaya ve yutarlar bizi. Onların ğüç dairesine bi kere girdik mi kolay kolay çıkamayız. Büyür büyür, kimileri depresyona girdim der, kimileri hayatında hiçbirşeyi beğenmez, kendisinden uzaklaşmaya hatta kendilerinden nefret etmeyle başlarlar.

Şöyle bir bakarsak hayatımıza her an bunu yaşadığımızı görürüz. Bundan kurtulmak çok ta zor değildir ama malesef bu canavarla yaşamak bizim için alışkanlık halindedir ve bağımlılık derecesi çok yüksektir.

Tabiki bu canavarlarla yaşamaya niyetimiz yok bizim.
 İllaki bir canavar istiyorsanız Susam Sokağı'nın efsane ismi  Kurabiye Canavarı'nı tavsiye ediyoruz.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/WzRnD5meFNg" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=28</feedburner:origLink></item><item><title>Seçimin arasında Hande Yener'in parmağı girdi</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/tYoueQ1H5y8/index.php</link><pubDate>Tue, 24 Jul 2007 04:15:35 PDT</pubDate><description>Bu g&amp;uuml;n se&amp;ccedil;im ertesi haberlerini takip etmek i&amp;ccedil;in sık ziyaret ettiğim haber sitlerini gezerken haberturk'de ger&amp;ccedil;ekten farklı bir habere rastladım, hande yener'in parmağı hakkında. 
BU KADAR UZUN NORMAL Mİ? diyerek gazetecilere k&amp;uuml;f&amp;uuml;r anlamına gelen parmak işareti yapan hande yenerin orta parmağını g&amp;uuml;n&amp;uuml;n ortasında manşetine taşımış sevgili haberturk.com {more} 

Tam metin ş&amp;ouml;yle
Kendisini sevgilisiyle g&amp;ouml;r&amp;uuml;nt&amp;uuml;leyen gazetecilere kızan Hande Yener parmak hareketi yaptı. Yener'in terbiyesiz hareketi hakkında yorum yapmaya zaten gerek yok ama fotoğrafı g&amp;ouml;renlerin dikkatini &amp;ccedil;eken bir başka unsur daha var. Hande Yener'in orta parmağı bir hayli uzun.. 
http://www.haberturk.com/haber.asp?id=29998&amp;amp;cat=150&amp;amp;dt=2007/07/24
Bu duyarlı yaklaşımından dolayı haberturk'u sevgiyle selamlıyor ve kendisini sık ziyaret ettiğim haber siteleri arasından &amp;ccedil;ıkarıp nadir ziyaret ettiğim haber sitleri arasına alıyorum, ve evet biliyorum. Bunu uzun zaman &amp;ouml;nce yapmalıydım.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/tYoueQ1H5y8" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=27</feedburner:origLink></item><item><title>Parlamenter demokrasiyi reddediyorum.</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/Ypfz2Vr3_-Y/index.php</link><pubDate>Mon, 23 Jul 2007 04:21:00 PDT</pubDate><description>Bırakalım tabiki eyvah nidalarını... Hiçbir sosyolojik bilgi neticeyi açıklamayacaktır. İnsanın kendisinden uzak hiçbir sistem insanları yönetmek için bir alternatif olamaz. 
Nitekim sevgili yazarımız fleneur bağımsızlara bel bağladığına göre kimbilir daha neler duyacağız mazallah.
Cemaatler demokrasisi neticesini vermiştir. Ve bu netice insanları bölmek, halkını devletine düşürmek, iktidardan palazlanıp, muhalefetten nasiplenmek siyaseti güdenlerin cebimizle kısıtlanmış beyinciklerimize tahakkümünün şekli şemalidir. Uzun zamandır hissettiğim ve dün sandık başındayken kesinleşen kararım parlamenter demokrasinin tam bir saçmalık olduğudur. İnsanları madem layık oldukları yönetecek ben çok daha iyisine layığım ve onu ben seçmek istiyorum. PARTİYİ DEĞİL İNSANI!&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/Ypfz2Vr3_-Y" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=26</feedburner:origLink></item><item><title>Benim derdim sol'la..</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/Va04V76d50k/index.php</link><pubDate>Sun, 22 Jul 2007 22:31:34 PDT</pubDate><description>akıllı olmak lazımmış! g&amp;ouml;rd&amp;uuml;k akıllı oyları.. 
verdiğiniz o &amp;ccedil;ok akıllıca oylar bir şeyi daha g&amp;ouml;sterdi. bu &amp;uuml;lkenin ger&amp;ccedil;ekten boku &amp;ccedil;ıkmış. 
muhalefet yapmayı beceremediği bilmem ka&amp;ccedil;ıncı kez kanıtlanmış bir parti yine ana muhalefet oldu. ve parti y&amp;ouml;netimi bunu başarı olarak g&amp;ouml;r&amp;uuml;yo hala. chp'nin yapamadığı muhalefeti umuyorum ki bir avu&amp;ccedil; kadar bağımsız yapacak. o zaman anlamı bilinecek akıllı oyun.

{more} 
akıllı oy nedir ha? iktidar olamayacağı, muhalefeti yapamayacağı belli bir partiye oy vermek mi?
chp'nin muhalefeti beceremediğini g&amp;ouml;rmek i&amp;ccedil;in se&amp;ccedil;ime mi gitmek gerekiyordu? sosyalist enternasyoneldeki varlığı bile tehlikeye d&amp;uuml;şen bir partiyi ne gerek&amp;ccedil;eyle savunuyordunuz? halka inemeyen bir partinin ne kadar sosyalist olmasını bekliyordunuz? muhalefet bile olamayan bir partinini iktidarı nasıl becerebileceğini d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;yordunuz? b&amp;ouml;yle bir ortamda bile oylarını &amp;ccedil;oğaltamayan bir partiyi nasıl başarılı g&amp;ouml;r&amp;uuml;yordunuz?
bu kadar mı korkağız? bu kadar mı g&amp;uuml;venmiyoruz bir olmaya? bu &amp;uuml;lkede ger&amp;ccedil;ekten barış isteyen birilerinin var olması imkansız mı ger&amp;ccedil;ekten?
medya, iktidar, ordu d&amp;uuml;şman bellettiler bizi. &amp;ouml;yle bir korktuk ki yıllardır aynı toprakları paylaştığımız halktan, isteklerini dile getirme yollarını bile kapadık. &amp;uuml;st kimlik ayağına asimile etmeye &amp;ccedil;alıştık. Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n ulus devlet tanımını bile yanlış yorumladık &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml;. bu &amp;uuml;lkede %50 gibi bir &amp;ccedil;oğunlukla tercihini koyan bir halkın oylarını oydan saymadık, onları da adamdan. g&amp;ouml;rmezden geldik.
ka&amp;ccedil;ınız onların i&amp;ccedil;lerine girdiniz? ka&amp;ccedil;ınız medyanın size verdiklerinden fazlasını merak ettiniz? ka&amp;ccedil;ınız ger&amp;ccedil;ek niyeti sorguladınız? ka&amp;ccedil;ınız k&amp;uuml;rt sorununun temelini araştırdınız? ka&amp;ccedil;ınız ger&amp;ccedil;ekten demokrat???
demokrasilerde &amp;ccedil;are t&amp;uuml;kenmezdi.. demokrasiye g&amp;ouml;n&amp;uuml;lden inananların hala var olması beni umutlandırıyor. bu sonu&amp;ccedil;lardan sonra hala bir şeyler s&amp;ouml;yleyebilecek g&amp;uuml;c&amp;uuml;m varsa sırf buna inandığımdandır. chp'nin yapamadığı muhalefeti bir avu&amp;ccedil; insanın yapacağına inandığımdan.
&amp;quot;demokrasi benim i&amp;ccedil;in demokrasi, onun i&amp;ccedil;in değil&amp;quot; diyecek kadar korkaktınız.
militarist, emperyalist, baskıcı zihniyete sığınacak kadar..
&amp;ccedil;ok sinirliyim. &amp;ccedil;ok hem de.
ama hala umudum var. hala ger&amp;ccedil;ek demokrasiyi, bağımsız T&amp;uuml;rkiye'yi, kendine yetebilen, kendi halkıyla barışık, huzur i&amp;ccedil;inde bir T&amp;uuml;rkiye'yi d&amp;uuml;şleyen insanların var olduğunu ve oyunu buna g&amp;ouml;re kullandığını biliyorum. 
ve yine sinirliyim ki; halkın yıllardır beklediği bir muhalefeti ger&amp;ccedil;ekleştirecek insanları yine kimi sebepler uğruna birbiriyle yarıştırdık. ve kaybeden yine biz olduk.
demokratik t&amp;uuml;rkiye istiyorum. 
ger&amp;ccedil;ek demokrasi istiyorum. 
sol olduğunu iddia edip yıllardır bu halkı b&amp;ouml;l&amp;uuml;p par&amp;ccedil;alayan partilerin kendine gelmesini istiyorum. 
&amp;ccedil;ok mu?&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/Va04V76d50k" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=25</feedburner:origLink></item><item><title>Ne Bekliyordunuz ?</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/L0hN38Traq4/index.php</link><pubDate>Sun, 22 Jul 2007 20:42:03 PDT</pubDate><description>D&amp;uuml;n %47 lik bir kesim kendi iradesi ile sandık başına gitti. Se&amp;ccedil;imlerini yaptı. Sonu&amp;ccedil; ortada. T&amp;uuml;m gece ve bu sabah itibari ile heryerde &amp;quot;&amp;Uuml;lke elden gidiyor!&amp;quot; nidaları y&amp;uuml;kselmekte.
&amp;quot;Tehlikenin Farkında mısınız?&amp;quot; ana temalı bir yazı olmayacak bu. AKP yi ve yaptıklarını eleştiren bir yazı da olmayacak. Benim s&amp;ouml;z&amp;uuml;m başkalarına..
Okuyorum sabahtan beri. Herkes bir &amp;quot;&amp;uuml;lke elden gidiyor&amp;quot;culuk tutturmuş gidiyor. Nereye gidiyor bu &amp;uuml;lke ? Kim g&amp;ouml;t&amp;uuml;r&amp;uuml;yor. %47 lik B&amp;Uuml;Y&amp;Uuml;K bir kesim bunu destekliyorsa şayet zaten giden gitmiştir. Peki ya mitinglerde boy g&amp;ouml;steren zihniyete ne demeli ? T&amp;Uuml;RK BAYRAĞInı aksesuar gibi boynuna koluna dolayan o insanların yarısı bile oyunu başka yere verselerdi bu sonu&amp;ccedil; mu &amp;ccedil;ıkacaktı ? 

{more}


Ben s&amp;ouml;yleyeyim ; &amp;uuml;lke elden falan gitmiyor. Yakın gelecekte hi&amp;ccedil; birimizi o bahsedilen &amp;quot;tehlike&amp;quot;ler beklemiyor. Kimsenin de aklından b&amp;ouml;yle bir d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nce ge&amp;ccedil;miyor eminim ki. Kimse &amp;quot;Aman Tanrım, &amp;uuml;lkeyi karanlığa g&amp;ouml;melim&amp;quot; mantığı ile yaklaşmıyor. Bunu başaramayacakları g&amp;uuml;n gibi ortada. 
Ben %47 nin &amp;quot;dinci&amp;quot; ya da &amp;quot;gerici&amp;quot; diye adlandırılması yerine &amp;quot;liberal&amp;quot; olarak g&amp;ouml;r&amp;uuml;lmesi gerektiğine inanıyorum. Hi&amp;ccedil; biri &amp;quot;İslam kazansın&amp;quot; zihniyeti ile gitmediler sandığa. Sandıktan &amp;ccedil;ıkacak sonu&amp;ccedil; da apa&amp;ccedil;ık ortada idi. Olan oldu, herkes birden kendini ekonomist zanneder oldu. Ekonomi k&amp;ouml;t&amp;uuml;ye gitmiyor bayanlar baylar, tehlike falan yok. Ahkam kesmeyi marifet olarak g&amp;ouml;rmesek daha mutlu nesiller olacağız. 
Ve ben artık, her k&amp;ouml;şe başında siyaset konuşulan bir &amp;uuml;lke olmak istemiyorum. Milyonlarca işimiz var zaten, bırakalım da siyaset&amp;ccedil;iler yapsın işini, yapamıyorlarsa yesinler birbirini. Yapmamız gereken onca iş varken, gelişmemiz gereken bunca alan varken vaktini &amp;quot;Aman &amp;uuml;lke elden gidiyor&amp;quot;larla doldurmasın &amp;uuml;lkem insanı. 
&amp;Uuml;lke elden gidiyormuş! Halkının %47 sini hi&amp;ccedil;e sayan bir toplumsak biz, giden gitmiş demektir zaten. Herkes işini yaparsa daha kolay d&amp;uuml;zl&amp;uuml;ğe &amp;ccedil;ıkar bu &amp;uuml;lke. Hadi bakalım. 
Bir Pazartesi, diğer Pazartesiler gibi bug&amp;uuml;n de işimizin başındayız. Değişen birşey yok.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/L0hN38Traq4" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=24</feedburner:origLink></item><item><title>Kişiliksiz siyaset</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/47TX3clwmCk/index.php</link><pubDate>Wed, 18 Jul 2007 22:21:25 PDT</pubDate><description>Ge&amp;ccedil;en se&amp;ccedil;imlerde AKP ile başladı bu kişiliksizlik. Toplumun her kesimini biraraya getiren tek parti olma iddiasındaydı. Oldu da. Dolandırıcısı, tetik&amp;ccedil;isi, mafyası, gazetecisi, akademisyeni, şeriat&amp;ccedil;ısı, sağı, solu, ev hanımı, vs vs.. en solcu kesilenler sırf bu sebepten AKP'yi destekledi. Toplumun her kesiminden milletvekili adayı ile halkın uzun yıllardır beklediği birliği sağladığını g&amp;ouml;steriyordu! Halk bi de bunu denemek istedi. Umutlanmıştı. Yıılardır yaşanan sıkıntılar bu partiyle &amp;ccedil;&amp;ouml;z&amp;uuml;me kavuşacaktı... ve oylar AKP'ye aktı.
Zaman i&amp;ccedil;inde g&amp;ouml;rd&amp;uuml;k ki, bu parti halkı ger&amp;ccedil;ekten birleştirdi, ama meydanlarda! Konu bu olmadığı i&amp;ccedil;in daha fazla detaya girmeye gerek yok bu noktada.
{more} 
Bu se&amp;ccedil;imlerde yine g&amp;ouml;r&amp;uuml;yoruz ki; tek partili iktidarın ardından ge&amp;ccedil;en se&amp;ccedil;imde kılpayı meclisi ka&amp;ccedil;ıran partiler başta olmak &amp;uuml;zere diğer t&amp;uuml;m partiler bir &amp;quot;herkese a&amp;ccedil;ığız, sağ-sol yok artık, ortak noktamızşeriata karşıyız, gelin canlar bir olalım&amp;quot; &amp;ccedil;ağrısı tutturmuş gidiyorlar.
Aklım almıyor benim. Bir parti nasıl olur da hem sağ hem sol olabilir? 
Yabancı sermayeyi ya koşulsuzdesteklersin ya da &amp;ouml;nlemini alarak y&amp;ouml;nlendirirsin. Ya &amp;uuml;retimdeki girdilerden en b&amp;uuml;y&amp;uuml;ğ&amp;uuml; olan emeği ucuz tutmaya &amp;ccedil;alışırsın, ya da sosyal refah i&amp;ccedil;in &amp;uuml;r&amp;uuml;n&amp;uuml; veya k&amp;acirc;rı maksimize etmeyi d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nmeden iş&amp;ccedil;inin emek&amp;ccedil;inin hakkını verirsin. Ya azınlıkları tehlike olarak g&amp;ouml;r&amp;uuml;r sesini susturmaya &amp;ccedil;alışırsın, ya insan hakları onuru i&amp;ccedil;in, temel hak ve &amp;ouml;zg&amp;uuml;rl&amp;uuml;kler i&amp;ccedil;in demokrasinin kapılarını azınlıklara a&amp;ccedil;arsın. Bunun her ikisi birden nasıl olur da bir parti programı i&amp;ccedil;inde birlikte var olabilir?
Solun en b&amp;uuml;y&amp;uuml;k destek&amp;ccedil;isi olarak bilinen Alevi'lerin MHP'nin parti programını kendilerine yakın g&amp;ouml;rmeleri benim beynimdeki en b&amp;uuml;y&amp;uuml;k fitili ateşlemiştir. Patlamak &amp;uuml;zere an kolluyorum. Siyaset bilimi ve ekonomi literat&amp;uuml;r&amp;uuml; T&amp;uuml;rkiye'de işlemiyorsa bu &amp;uuml;lkede başka koşullar işliyor demektir. Ama ne? ne?
Bu topraklardaki birlik bir partinin i&amp;ccedil;inde herkesin varlığıyla değil, bir mecliste her partinin varlığıyla sağlanabilir.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/47TX3clwmCk" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=23</feedburner:origLink></item><item><title>Web 2.0 ve &amp;quot;deneyimli&amp;quot; reklamcılar.</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/xD1FpFfYesk/index.php</link><pubDate>Tue, 17 Jul 2007 12:10:19 PDT</pubDate><description>Bundan seneler seneler önce, (kaç tane seneler oldu hatırlayamadım) youth marketing daha Türkiye semalarında "iki tane kızı giydirelim, dolaşsın sokakta" sığlığında iken kurulmuş ReklamGiy'in bir dergi reklamı vardı...

Böyle yaşlı kelli felli amcalar, oturmuşlar bir masanın başına, "gençlik bizim işimiz" diyorlar.

Gençliği, gençliğe bırakın lütfen, bırakın gençlik o anki trendlere göre reklamlamasını kendisi yapsın.

ay, ne diyordum.

Bu yazı Web 2.0'ı büyük büyük butonlar ve parlak yıldız içindeki "beta" yazısından ibaret gören pazarlama iletişimi Gurularına (ay fosillerine mi demeliydim) hayatı internette geçen bir bünyenin cevabıdır.
{more}

Youtube'dan önce metacafe, daily motion vardı bilmem hatırlayan var mı, ama youtube aldı gitti,
wikipedia'dan önce de everything2 vardı (www.everything2.com) ama wiki aldı gitti,
blogger'dan önce de lifejournal vardı (www.lifejournal.com) ama blogger aldı başını gitti.

Şu an Web 2.0'ın kalesi olarak görünen tüm uygulamalardan önce, o uygulamaların işlevini başarı ile yerine getiren başka uygulamalar vardı,
Ama şimdi kime sorsam youtube, wikipedia, blogger.com diyor web 2.0 dan bahsedince.

Farkı neydi peki bu sitelerin? 
Kullanıcının kullanım kolaylığı elbette, bireyin başka insanların yazdıklarını düzenleyebilmesi ve "bu bilgi eksik, tamamlayayım" bunu yaparken de "anonim kalayım, kimliğim bilinmesin" düşüncesi wiki'yi everthing2'dan öteye taşıdı,
youtube'un gerçekten temiz, fazlalıktan arındırılmış arayüzü, kullanıcının etiketlere göre dosya araması, komedi düğmesine tıkladığında gerçekten karşısına komedi olan görüntülerin gelmesi de youtube'a avantaj sağladı.

blogger'ın avantajı da lifejournal'ın yapmaya çalıştığı "kişiselleştirme" ve "komünite yaratma" çabasının önündeki tüm sınırları kaldırıp "al kardeşim istersen kodu kompile düzenle, css'ler senin olsun" diyebilmesi idi.

Bu yüzden bu uygulamalar şu an çıldırmış durumda. Ve birebir kopyalanmaya başlanmış...

Türkiye'de Web 2.0 nasıl görünüyor?

bir kere www.patlican.com.tr ye baksak, ardından da turkcell-im.com'a. ne kadar rezalet bir durumda olduğu çötenek diye çıkacak karşımıza,
pikniktube diye youtube'dan hiçbir farkı olmayan klonlar, "her şeyi yollasınlar, user generated content heyo heyo" diyerek birebir apartma şeylerle kurulan marka siteleri vs.vs...

sevgili reklamcı AMCALARIM VE TEYZELERİM:

Kullanıcılarınıza EKSTRA bir FAYDA sağlamadığınız sürece, ne yazık ki sitenizde yaratılan trafik çalışanlarınız tarafından oluşturulmuş (ya da o siteyi size mantarlamış ajansın çalışanları tarafından oluşturulmuş) fake bir trafik olarak kalacaktır.

Web 2.0'ın gerçek kullanıcısı, yani gerçek pazarınız, yani ürününüzü tüketecek olan insanlar, hedef kitleniz, sizin sitenizi değil, o sitenin orjinalini kullanmaya devam edecektir.
belki hiç kullanmadığı bir e-posta adresi ve yanlış bilgiler ile sitenize üye olur. "bi bok yokmuş bunda" diyip çıkıp gider.

Web 2.0 o kullanmayı çok sevdiğiniz "inovatif" (yenilikçi) düşüncenin beşinde büyümüştür.

Kusura bakmayın, kopyalayarak yenilikçi olamazsınız, biz web guruları tarafından taşak malzemesi olursunuz ancak.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/xD1FpFfYesk" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=22</feedburner:origLink></item><item><title>Gözlüğün Hikayesi</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/-QOAs28QU60/index.php</link><pubDate>Tue, 17 Jul 2007 02:16:32 PDT</pubDate><description>Yıl 1994 yaş 16.5,  Darülfunun'da üniversite tahsilime başlıyorum. Kolay değil kimler gelmiş geçmiş.. Nicelerinin "Sen mi büyüksün ben mi büyüğüm koca İstanbul!" delikanlılığı ile geldiği sonrada "Sen büyüksün tamam" diyerekten  Haydarpaşa Garından uzaktaki köyüne salya sümük dönmek üzere Kara trenlere bindiği, yiğidin harman olduğu, taşından toprağından siyanürsüz altının fışkırdığı, kalem bıyıklı Ayhan Işık'tan, çarşambanın çember sakallı hocalarına kadar çeşit çeşit insanın bir şekilde toprağına ayak bastığı, başbakanın başımıza musallat olmadan önce ilk çöreklendiği makamın ana konusu, bu uzun cümlenin kurulmasına sebep olan, daha da uzunlarına hatta külliyatlara kadar yolu olan bir şehre yüksek tahsilimi gerçekleştirmek için gelmişim. 2 hafta yurttan çıkamamıştım hatırlıyorum. Sonra bi çıktım o günden sonra artık nerelere girdik çıktık ben hatırlamıyorum.
 İlk yılım çok garip geçti. Hiç tanımadığım insanlarla aynı evde yaşamaya başladık post travmatik gurbet bozukluğu zaten bünyemizi sarsmışken, nice insanlarla hoşbeşler ettik, gezdik tozduk, sabahlara kadar uyumayıp akşamlara kadar uyanmadık.
 Ve bir gün 3. sınıftı sanırım yolumu şaşırarak Mediko-sosyal denen garabet binaya yanlışlıkla girip, sek sek sekerek göz doktorunun ağına düştüm.
 Işıklar tuttu gözüme, "hımm"ladı, "aa ha!" dedi, kağıtlar karaladı derken dünyaya Fahri Kuz optikten alınmış allengirli gözlüklerle bakmaya başladım. Kişiliğim değişti bir anda bu müthiş aksesuarın verdiği gazla Beyoğlu'nda bir levantenden alınan harika bir kasketle bal çalındı karizmamıza...
 Çok değil 1 yıl sonra başka bir göz doktorunun boşuna vermişler sana bu gözlüğü demesi ile irkildiğim koltuğumdan aradan geçen 9 sene ile beraber mavi bir gözlük çerçevesinin aralığında bu yazıyı yazıyorum.
 Uykusuz gecelerin, 17-18 saatlik bilgisayar başında iş maratonlarının, gece karanlığında bi o yana bi bu yana sallanan direksiyonların sonunda bir adet mavi gözlük, 2 adet göz damlası ile (ki tam bir işkence, bir insan 4. denemesinde anca isabet ettirir de verdiği refleksle bütün zerreciklerini aleme saçar mı bu damlanın olacak şey değil) hayatıma devam ediyor olacak olmam bu yazının ana konusudur.
 Sabredip okuyanlara vereceğim kaygı mesajı "hangi çerçeveden bakarsanız bakın hayata görmek istediğinizi görürsünüz" olacak. Göremeyipte gördüğü kadarını doğru zannedenlere bi kaç çift sözüm vardı.
İbret olsun diye yazdım.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/-QOAs28QU60" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=21</feedburner:origLink></item><item><title>etegimden dokulen</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/yghf49CD1rE/index.php</link><pubDate>Sun, 15 Jul 2007 09:51:52 PDT</pubDate><description>mide yanmasından şikayet&amp;ccedil;iyseniz yiyeceklerinize dikkat etmeli, sindirimi kolaylaştıran, yanma hissini azaltan yiyecekleri unutmamalısınız. Midenin salgıladığı aşırı asidi kurutarak yanma hissini gideren ekmeği &amp;ouml;p&amp;uuml;p başınıza koyduğunuz takdirde ulaşacağınız sonu&amp;ccedil;, AKP iktidarının &amp;quot;karşı takıma hakaret etme&amp;quot; &amp;ccedil;abasından &amp;ouml;teye gidemeyen se&amp;ccedil;im kampanyalarının alacağı sonu&amp;ccedil;tan fazla değildir. İşte ben de m&amp;uuml;mk&amp;uuml;n mertebe uzun c&amp;uuml;mle kuruyorum ki, kitlenin kafası karışsın, kulak memesi kıvamına geldiğinde fırına s&amp;uuml;r&amp;uuml;lmeye hazır olsun hepsi, &amp;quot;wykka lan, zek&amp;acirc;na hastayım&amp;quot; c&amp;uuml;mlesini bir kez daha kursunlar.

&amp;ouml;te yandan (bağla&amp;ccedil;ları seviyorum) aynı ekmek, oh evet sevgili ekmek*, karbonhidrat zenginliğine haiz olmasına karşın bununla &amp;ouml;v&amp;uuml;nmeyecek kadar m&amp;uuml;tevazı ve bulantıyı kesecek kadar dosttur da. bu bağlamda şu bilin&amp;ccedil;altı** şiiri t&amp;uuml;m sevenner i&amp;ccedil;in gelsin: &amp;quot;avucumda sicakligini duydugum ekmek / ustumde hatirasi kadar guzel sonbahar / o bembeyaz, o tertemiz bulutlara dalar / dusunurum bir cocuk turkusu soyleyerek...&amp;quot; (o.veli)
* bir ismin başına &amp;quot;sevgili&amp;quot; s&amp;ouml;zc&amp;uuml;ğ&amp;uuml;n&amp;uuml; eklemek, o ismi taşıyanı yakınen tanıdığımızı ve onun ahbabı olduğumuzu g&amp;ouml;stermek i&amp;ccedil;in sıklıkla kullanılmaktadır g&amp;uuml;n&amp;uuml;m&amp;uuml;zde. oysa alt anlamlara baktığımızda, &amp;ccedil;oğu kez i&amp;ccedil; edilmiş yapay kimlikleri taşıyan birtakım alt-orta sınıf entelekt&amp;uuml;eli g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;ml&amp;uuml; pa&amp;ccedil;ozun medyatik şahsiyetlere yaptığı yalakalığın bir numerolu g&amp;ouml;stergesidir &amp;quot;sevgili&amp;quot; eki. yes, it iz.
** kahvaltı s&amp;ouml;zc&amp;uuml;ğ&amp;uuml; kahve + altı bileşimiyle oluşmuştur ve kahve i&amp;ccedil;meden &amp;ouml;nce yenilen &amp;ouml;ğ&amp;uuml;n&amp;uuml; kasteder. eskilerin sabah kahvelerinin meşhurluğundan bahsetmeye gerek yok sanırım diyip de aslında &amp;ccedil;oktan bahsetmiş olmama ne diyosunuz peki.? [burada şair (ki ben oluyorum) gerek yok sanırım s&amp;ouml;z &amp;ouml;beğiyle &amp;quot;hepimiz biliyoruz bunu ama gen&amp;ccedil;ler felan bilmiyosa &amp;ouml;ğrensinler maksatlı yine de yazıyorum&amp;quot;; veya &amp;quot;sen ne bilcen benim zihinsel sı&amp;ccedil;ramalarımı, peşimden gel, falov dı wayt rebit&amp;quot; c&amp;uuml;mlelerini i&amp;ccedil;ten i&amp;ccedil;e sezdirmektedir] konuya d&amp;ouml;n&amp;uuml;cek olursak, bilin&amp;ccedil;altı bu anlamda bilin&amp;ccedil;ten &amp;ouml;nce yenilen yemek olabilir mi? dolayısıyla bilin&amp;ccedil;lenmeden &amp;ouml;nce yediğimiz (aslında i&amp;ccedil;tiğimiz ama beslenmeyi sağlayıcı ara&amp;ccedil; olarak &amp;quot;yediğimiz&amp;quot;) tek şeyin anne s&amp;uuml;t&amp;uuml; olduğunu d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;rsek, bilin&amp;ccedil;altı yerine s&amp;uuml;t diyebilir miyiz? ya da kısaca erkeklerin bilin&amp;ccedil;altında varolduğu &amp;ouml;ne s&amp;uuml;r&amp;uuml;len oedipus kompleksini her g&amp;uuml;n bir bardak s&amp;uuml;t i&amp;ccedil;meleri yoluyla &amp;ccedil;&amp;ouml;zebilir miyiz? ve aslında hepimiz birer oedipus değil miyiz; g&amp;ouml;z&amp;uuml; k&amp;ouml;r, kalbi yaralı? (oh enfes oldu)&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/yghf49CD1rE" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=20</feedburner:origLink></item><item><title>DÜŞLEMBAÇ</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/rkjsuEAfWjI/index.php</link><pubDate>Fri, 13 Jul 2007 19:15:09 PDT</pubDate><description>Ahhh ah bi gün alacam tası tarağı, bilumum kişisel varlığımı  birde başımı gideceğim küçük sakin bir kasabaya... Deniz kenarında olacak evim. Bahçesinde Börtü&amp;Böcek, ooo papatyalarım olacak. Denize karşı her akşam "Biz heybeliden her geceeee mehtaba çıkaaaardıkkkkk..." cümlelerini bağırırken, atacağım kolumu sevdiğime dert yok tasa yok hayatı süreceğim, sabahları erken kalkan yavrukurt olup sporlar yapacağım, platesle mutlu mesut bir hayat süreceğim cümlelerini çok duymuşuzdur.

Neden farklı şehirlerin insanları aşağı yukarı aynı cümleleri kurup durmaktadır?
Neden düşlerimizle saklambaç oynayıp dururuz.

Çok saçma!&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/rkjsuEAfWjI" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=19</feedburner:origLink></item><item><title>Dragonland'de bir Sevgi Yumağı</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/QHpP57Vly6g/index.php</link><pubDate>Fri, 13 Jul 2007 05:26:58 PDT</pubDate><description>can sıkıntısına sebep olabilecek herhangi bir şeyden uzak durmanın gerekliliği &amp;uuml;zerine dolu dolu konuşmuşluklar ge&amp;ccedil;irdim d&amp;uuml;nden &amp;ouml;nceki on g&amp;uuml;n s&amp;uuml;recinde. tabi bu bahsi ge&amp;ccedil;en zamanın her allan g&amp;uuml;n&amp;uuml;nde konuştuğumu s&amp;ouml;lersem yalan s&amp;ouml;&amp;ouml;lemiş olurum. epi topu &amp;uuml;&amp;ccedil; g&amp;uuml;n&amp;uuml; b&amp;ouml;yleydi esasen, ama yeterli oldu cebimdeki polyanna'yı &amp;ccedil;ıkarıp masanın &amp;uuml;st&amp;uuml;ne koymam i&amp;ccedil;in. artık her gittiğim yerde kendisi de benimle birlikte sohbetlere katılıyor, i&amp;ccedil;kimden yudumluyor, kahvemin tadına bakıyor. &amp;uuml;stelik sigara yakmaya falan da yeltenmiyor. efendice elbisesini buruşturmadan, &amp;uuml;st&amp;uuml;ne bişey d&amp;ouml;kmeden durabiliyor, oturup kalkmasını bilen hanfendi pozlarında kendisi gayet (oturup kalkmayı bilmek tabiri &amp;uuml;zerine bir başka essay'de g&amp;ouml;r&amp;uuml;şelim sizinlen). o eski ejderha wykka gitti, yerine yepisyeni 2007 bahar-yaz kreasyonundan bi wykka geldi, sebebi de aha bu polyanna kişisi. yuppi.
bu benim i&amp;ccedil;in b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir değişim ve sanırım (neden &amp;quot;sanırım&amp;quot;la başlayan b&amp;uuml;t&amp;uuml;n yazar c&amp;uuml;mleleri genellemelere gider?) hepimiz i&amp;ccedil;in bu t&amp;uuml;rden bir değişim gerekli. ben artık etrafımdaki insanlardan şikayet eden c&amp;uuml;mleler, &amp;quot;hi&amp;ccedil; şansım yok&amp;quot; t&amp;uuml;r&amp;uuml;nden hayıflanmalar, olası aksilikler i&amp;ccedil;in başkalarını su&amp;ccedil;layan yakınmalar duymak istemiyorum. peki nerden tanıycaz abi bu kişileri? nası bilcez de uzak tutcaz kendimizden? hemen şu &amp;ouml;rneklere bakalım:
yenge, başında pembe tas modeli şapkasıylan (yanı g&amp;uuml;ll&amp;uuml;) yemeğe oturmuştur, &amp;ccedil;ok yıldızlı bir otelin akşam yemeğindedir, a&amp;ccedil;ık b&amp;uuml;feden envai &amp;ccedil;eşit sebze, meyve, et, pilav, &amp;ccedil;orba, tatlı, salata, meze, şu, bu, o, biz, siz ve diğerleri gibi besinleri masasına taşımıştır ancak ağzından &amp;ccedil;ıkan c&amp;uuml;mle şudur: &amp;quot;bug&amp;uuml;n baktım da semizotu yok.&amp;quot; işte bu noktada yengenin bu negativite insanlarından olduğunu anlayabiliyoruz. bu insanların bir numerolu &amp;ouml;zelliği bir eldekiyle yetinmeme i&amp;ccedil;g&amp;uuml;d&amp;uuml;s&amp;uuml;d&amp;uuml;r. (&amp;ccedil;ekin burnumdan şu krep kokusunu, konsantrasyonum bozuluyo) &amp;ouml;te yandan, ş&amp;ouml;yle bir insan modeli karşınızdayken bahar-yaz kreasyonu felan direkt yalan olur, i&amp;ccedil; sesin s&amp;ouml;yledikleri neyse ki duyulmamaktadır: &amp;quot;sen istersen şapkana dikebilirsin biraz semizotu, şurdan bi miktar torpah koyalim, verimlidir buralar... biraz da gupre verebiliriz hatta, hemen cikar boylece semizotlari, yarina felan yersin.&amp;quot; ertesi akşam men&amp;uuml;de semizotu olması &amp;uuml;zerine bir kahkaha patlatırsınız ve &amp;ouml;fke balonunuz &amp;ccedil;otaaa diye s&amp;ouml;n&amp;uuml;verir. hemen gelsin polyanna tabi. ama o gelene kadar sinirleriniz h&amp;ouml;plemiştir bi kere. o yuzden temennimiz bu insanların yery&amp;uuml;z&amp;uuml;nden silinmesidir.
bir başka olay da &amp;quot;hi&amp;ccedil; şansım yok&amp;quot; diye diye k&amp;ouml;t&amp;uuml; şansı kendilerine &amp;ccedil;eken ve yanındakilerin de asab-ı muaşeretini bozmak suretiyle asakiri mansurei muhallebiye ulan diye h&amp;ouml;yk&amp;uuml;resini getiren b&amp;uuml;nyelerden kaynaklıdır. bunlar, paso etkileşim halinde olduğumuz makrokozmos ilen aşşalık diyaloglara girdiklerinden evreni k&amp;uuml;st&amp;uuml;r&amp;uuml;p oyundan &amp;ccedil;ıkmasına sebep olmakta, madagaskar'da deprem olmasına, g&amp;ouml;kten yeşil kar yağmasına bile yol a&amp;ccedil;abilmektedirler. bu insanların da simcity 4'teki god effect'e maruz kalmalarını diliyoruz acilen. 
bir de her daim emir kipiyle konuşan insanlar vardır ki, bu insanlar ciddi şekilde anevrizma etkisi yaratır gen&amp;ccedil; dimağlarda. ne diyon lan sen sibop bağırtısı da kuvvetle muhtemel b&amp;ouml;yle bir kişiyle dalaşma anında patlak vermiştir. hafazan allah, bunlar, en tehlikeli t&amp;uuml;rlerdir ve insanda ne polyanna bırakırlar, ne bolluk bilinci, ne bişey. direkt korteksinize oynarlar, hayalgucunuze felan zarar verirler. kahrolsun emir kipi, hepimiz &amp;quot;misiniz?&amp;quot;.
e&amp;ouml;hm. yetkililerden ricamız, bu tip davranışlarda bulunan ya da bulunması muhtemel insanlar yasaklanması ve gerekli hallerde yalnızca r&amp;ouml;gar kapakları yakınlarında ortaya &amp;ccedil;ıkabilmelerine izin verilmesidir. daha olmazsa halk bişeyler yapsın, burdan toplumu sağduyuya davet ediyorum. evet. sosyal olumsuzluksa&amp;ccedil;an bireylere karşı hareketlenilsin arkadaş. bunların evlerinin &amp;ouml;n&amp;uuml;ne gidip kibritle oynayalım, g&amp;ouml;zlerine kum atıp ka&amp;ccedil;alım, yazının en g&amp;uuml;zel yerinde adobe reader g&amp;uuml;ncellemelerinin ortaya &amp;ccedil;ıkması da cezaya tabi olsun ayrıca. yemek saatim geldi, m&amp;uuml;sadenizlen. si yu.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/QHpP57Vly6g" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=18</feedburner:origLink></item><item><title>Maskeler...</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/lKSfMe9FN6A/index.php</link><pubDate>Thu, 12 Jul 2007 20:49:52 PDT</pubDate><description>Herkes bir maske takabilir. Ama maskeyle dolaşmaktan kendilerini unutan tipler de az değil. Herkes kendisine göre birer anlam çıkarsın. Bendeniz pek muhterem  TURUNÇ Bülent'e değineceğim. İçindeki ile dışındaki arasında dağlar kadar fark olan bu cuhhuriyet düşmanının torunu insan; zaman zaman içindekileri dışına kusmakta ustadır. Bunu bilerek yapar. Kendisi fitnelik ve fesatlığın en nadide örneklerini siyasal yaşama sokmuş, makam sevdası ile yoğrulmuş milletin meclisine başkanlık yapmanın yanısıra sırf sisteme kaktırmak için niyetini, 25'lik delikanlıları  Çocuk bayramlarında makamına oturtarak tatmin olmayı yöntem edinmiş bir kişidir.
  En son incilerini dün akşam haberlerde izledim. Doğan medyasında değil tabiki Kanaltürk'te... Pey kıymetli TURUNÇ siyaset yaparken köylerde aldığı tepkiyle birlikte içindeki canavarı böğürterek gariban çiftçiye terbiyesinin sınırları gösterecek şekilde bi güzel kaynıyor. Pek dindar olan bu müstesna kişilik öyle laflar ediyor ki yüzümüz kızarıyor.
  Çok fazla yoruma gerek yok. Hal vaziyet ortada... Kimler tarafından yönetiliyoruz, kimlere demokrasi kahramanları diyorlar bi görelim. 

Arzu edenler haber sitelerinde videosunu izleyebilir. 

Arzu etmeyenler Analarını da alıp gitsinler bu siteden!&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/lKSfMe9FN6A" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=16</feedburner:origLink></item><item><title>Tarih kitapları hakkında</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/M6wQ9pJyQiI/index.php</link><pubDate>Thu, 12 Jul 2007 19:47:04 PDT</pubDate><description>-Bize tarih diye &amp;ouml;ğretilen savaşlar tarihidir. Nerdeyse hi&amp;ccedil;bir tarih kitabında bahsedilmez b&amp;uuml;y&amp;uuml;k aşklardan. Hi&amp;ccedil;bir tarih kitabı Bach&amp;rsquo;ın Oboe kon&amp;ccedil;ertosunu ne zaman yazdığını s&amp;ouml;ylemez. Tarih kitaplarında edebiyat mucizelerine yer verilmez. Nietzsche&amp;rsquo;nin doğum ve &amp;ouml;l&amp;uuml;m tarihi hi&amp;ccedil;bir tarih kitabının konusu değildir. Hi&amp;ccedil;bir tarih kitabı Kuğu G&amp;ouml;l&amp;uuml; Balesi&amp;rsquo;nden bahsetmez. Sevmenin tarihinden de bahsedilmez tarih kitaplarında. Tarih kitapları hayatın k&amp;ouml;kleriyle ilgilenmez; ilgilendiği tek şey d&amp;uuml;şmanlıkların k&amp;ouml;kleridir ve bu y&amp;uuml;zden hepsi kanla yazılmıştır.
Yaratmanın ve b&amp;uuml;t&amp;uuml;nleşmenin değil, &amp;ouml;ld&amp;uuml;rmenin ve ayırmanın tarihidir belleklerimize sunulan.

-Tek su&amp;ccedil;lular aramaya, su&amp;ccedil;lara isim ve soyisim koymaya bayılırız. Hitler'dir k&amp;ouml;t&amp;uuml; olan, lanet olsundur! Oysa d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nmek lazım gelir, Hitler kendi elleriyle ka&amp;ccedil; kişiyi &amp;ouml;ld&amp;uuml;rm&amp;uuml;şt&amp;uuml;r? Diyelim ki Hitler bir delidir de, bir delinin s&amp;ouml;z&amp;uuml;yle cana kıyan eller kimindir?&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/M6wQ9pJyQiI" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=15</feedburner:origLink></item><item><title>Kıskançlık</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/zb-QaHRdVI0/index.php</link><pubDate>Thu, 12 Jul 2007 04:09:34 PDT</pubDate><description>Merhaba yeni site. 
Bir şeyeleştirmeli hissine kapılacağım g&amp;uuml;n gibi aşikardı, siteye kaydolduğum zaman. Al işte. O his şu an a&amp;ccedil; olduğum hissinin bile &amp;ouml;n&amp;uuml;ne ge&amp;ccedil;ti . Ki ben &amp;ccedil;ok fazla ve yoğun bir şekilde kapılırım a&amp;ccedil; olduğum hissine :)
Her neyse . Belkide ne eleştireceğim diye etrafa bakınacağıma, etraf olup kendime bakmalıyım ilk olarak. B&amp;ouml;yle olunca ise ne eleştireceğim d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ncesinin yerine hangisini eleştireyim d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ncesi hakim oluyor beynime. :)Ama o da g&amp;uuml;ncel bir şey olsun istersek eğer ;) pek zorlanmadan muradımıza erebiliriz.

{more}

Birisi birisini neden kıskanır, yada birisi birisini kıskandığını nasıl ifade edebilir, yada nasıl ifade etmeli, yada istediği gibi ifade edebilmesi kendi elindemidir, gene yada bu ifade ediş kendisini tatmin şeklindemidir yoksa onu tatmin etmeye &amp;ccedil;alışış şeklindemidir. Sanırım anlatamadım :) Bence insan kıskan&amp;ccedil;lık sergilerken karşı tarafın kıskanılmaktan hoşlanmasını sağlamayada &amp;ccedil;alışır. Fakat ayarını tutturamaz genelde. En azından sanırım benim b&amp;ouml;yle bir problemim var. Tabi ş&amp;ouml;ylede bir durumun s&amp;ouml;z konusu olduğu muhakkak. Ben az kıskan&amp;ccedil; değilim. Bu da etkiliyor ifade durumlarını. Ger&amp;ccedil;i kıskan&amp;ccedil;lık seviyelerinin d&amp;uuml;ş&amp;uuml;kl&amp;uuml;ğ&amp;uuml; ve y&amp;uuml;ksekliği g&amp;ouml;receli olabiliyor. &amp;Ouml;rnek mi versem acaba. Verelim. Misal; Benim sevgilime herkes isminin sonuna &amp;quot;cim&amp;quot; takısı takarak seslenmemeli. Hele hele &amp;quot;cimmmmm&amp;quot; takısı takarak asla seslenmemeli. (Bu arada mevzubahse konu olan kişi ger&amp;ccedil;ek değil sanal bir arkadaş)Bu abartı g&amp;ouml;r&amp;uuml;nebiliyor kimisine ama bence &amp;ccedil;oğu kişiye g&amp;ouml;rede g&amp;ouml;r&amp;uuml;nmeyebiliyordur diye d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;yorum. 
Neyse; Ama ben bu durumların yarattığı problemleri zamanla aşabileceğime inanıyorum . Sanırım zamanla birlikte sabra ihtiyacım var. 
G&amp;ouml;r&amp;uuml;şmek &amp;uuml;zere&amp;hellip; ;)&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/zb-QaHRdVI0" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=14</feedburner:origLink></item><item><title>Kültür politikaları</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/11lX0yJ-1vA/index.php</link><pubDate>Tue, 10 Jul 2007 18:36:29 PDT</pubDate><description>Hayatı sorgulayan şu gencecik &amp;ouml;mr&amp;uuml;m&amp;uuml;n en kritik noktalarından birinde bir Avrupa Konseyi toplantısı g&amp;ouml;rd&amp;uuml;m. Ş&amp;uuml;k&amp;uuml;rler olsun ki; niye sorusunun g&amp;uuml;c&amp;uuml;ne inanan bir beynim var da toplantıdan ilerde &amp;ccedil;ok işime yarayacak notlar &amp;ccedil;ıkarmayı başarabildim. 
Oortamdaki varlığını sorgulayan beynim, medyam tarafından dile getirilmeyenleri, iyi sandığımız niyetleri, delegelerin y&amp;uuml;zlerindeki ifadeleri yakındanizleme fırsatı buldu.Lobi-kulis-diplomasi kavramlarının da kelime değil pratikteki anlamlarına şahit oldu.
 {more} 
Meseleşudur efendim: Birinci ve ikinci d&amp;uuml;nya savaşları sıcaktı,peşinden gelend&amp;ouml;nem olduk&amp;ccedil;a soğuk idi, 3. d&amp;uuml;nya savaşı ise ılık ılık, usul usul k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rel koridorlardan akmaktadır. İyi! niyetli program ve projeler ile k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rel &amp;ccedil;eşitlilik,paylaşılan değerler, ortak miras gibi kavramlar &amp;uuml;zerinden siyaset yapılmaktadır.
Mesela, &amp;ouml;rneğin.... Avrupa Miras G&amp;uuml;nleri etkinlikleri
Ayrıntılı yazamıyorum efem, malumunuz. Lakin, biraz sorgulayan, biraz d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nebilen, biraz okuduğundaki niyeti sezebilen herkesin kolaylıkla anlayabileceği şeyler ifade etmeye &amp;ccedil;alıştıklarım. Ben konuya dikkat &amp;ccedil;ekeyim, değerlendirmek ve yorumlamak size kalsın.
Son s&amp;ouml;z yerine şunu diyeyim bi de, nacizane.. G&amp;ouml;zlerimizi a&amp;ccedil;alım, okuyalım, araştıralım, ve sahip olduğumuz zenginliğin farkına varıp sahip &amp;ccedil;ıkalım.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/11lX0yJ-1vA" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=13</feedburner:origLink></item><item><title>İşciye Her İstediğini Verdik!</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/BRddtUdGnL8/index.php</link><pubDate>Tue, 10 Jul 2007 00:31:45 PDT</pubDate><description>İŞ&amp;Ccedil;İYE HER İSTEDİĞİNİ VERDİK!
B&amp;ouml;yle buyurdu hazretli...
Sadece iş&amp;ccedil;iye değil toplumun b&amp;uuml;t&amp;uuml;n kesimlerinde herkese dokundu son 4,5 yılda verdikleri. lakin konumuz &amp;quot;iş&amp;ccedil;i&amp;quot; olduğu i&amp;ccedil;in şimdilik konu dışına sapmadan s&amp;ouml;yleyelim s&amp;ouml;z&amp;uuml;m&amp;uuml;z&amp;uuml;...Evet, konumuz iş&amp;ccedil;i; hani şu 2-3000 YTL &amp;uuml;cret alan(?!),hi&amp;ccedil; bir iş yapmadan sabah gidip akşam eve d&amp;ouml;nen, t&amp;uuml;y&amp;uuml; bitmemiş yetimin hakkını yiyen &amp;quot;iş&amp;ccedil;i&amp;quot;
Hal b&amp;ouml;yle olunca her sabah hazretlinin (bir de t&amp;uuml;redi hazretliler var amcayla ağız birliği etmiş olan. her sokakta, kahvede, işyerinde vs.onlar da dahildir konumuza) evinin &amp;ouml;n&amp;uuml;n&amp;uuml; karısı s&amp;uuml;p&amp;uuml;rmektedir, İ&amp;ccedil;tiği sigarayı oğlu sarmaktadır yumurta &amp;ccedil;ıpmaktan kalan zamanlarında, t&amp;uuml;kettiği akaryakıtı ise saltanat ahırından beslenip anıran eşekler &amp;uuml;retmektedir. İş&amp;ccedil;i ile ne ilgisi olabilir ki bu ve benzeri &amp;uuml;r&amp;uuml;nlerin. &amp;Uuml;retmek kim iş&amp;ccedil;i kim. Onlar yan gelip yatsınlar efendim.Bozulması keyfi paşazadelerin&amp;hellip;
{more} Buna rağmen bu insan evladı, vicdan sahibi en demokrat şahsiyet &amp;ldquo;yaradılanı severim yaradandan &amp;ouml;t&amp;uuml;r&amp;uuml;&amp;rdquo; şiarı ile her istediğini verdi bu saltanat kayığının m&amp;uuml;davimlerine. Sadece onlara mı; herkese verdi. Ama nasıl bir toplum olmuşuz ki bizler doymak bilmedik bilmiyoruz. B&amp;ouml;yle giderse kocaman işkembelerimiz ile hi&amp;ccedil; de toklu hissi uyandıran bir ışık g&amp;ouml;r&amp;uuml;nm&amp;uuml;yor ufukta&amp;hellip; 
Kaygım şudur ki : Ya bir g&amp;uuml;n vermezse&amp;hellip;Vallahi &amp;ldquo;babalar gibi&amp;rdquo; babalarımızı bile satmak zorunda kalabiliriz.
D&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;k&amp;ccedil;e işin g&amp;uuml;c&amp;uuml;n i&amp;ccedil;inde kelimeler rakamlara karışıyor, kağıtlar, kablolar elime, ayağıma dolanıyor. &amp;Ouml;z-elleştirilmek istiyorum bu ruh halinden kurtulmak i&amp;ccedil;in.
Herkese her istediğini verirken bu satırların yazarının payına da bir şeyler d&amp;uuml;şt&amp;uuml; elbet&amp;hellip;
Zalimin zulm&amp;uuml; varsa iş&amp;ccedil;inin Unakıtan&amp;rsquo;ı var diyorum. G&amp;uuml;l&amp;uuml;ms&amp;uuml;yorum hafif&amp;ccedil;e&amp;hellip;
D&amp;ouml;n&amp;uuml;yorum t&amp;uuml;y&amp;uuml; bitmemiş yetimin hakkını yemeye&amp;hellip;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/BRddtUdGnL8" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=12</feedburner:origLink></item><item><title>İnternetteki Kadın Teşhirciliği</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/CHDhTd5C_9o/index.php</link><pubDate>Mon, 09 Jul 2007 08:27:10 PDT</pubDate><description>G&amp;uuml;n ge&amp;ccedil;miyor ki internet &amp;uuml;zerinde birşeylerin akımı başlamayag&amp;ouml;rs&amp;uuml;n. Vaktiyle karı kız tavlama aracı olan internet -ki hala kimi g&amp;uuml;zide insanlarımız nazarında bu kanı değişmiş durumda değil- son zamalarda duyarlı yurdum genci tarafından yazılan yazılarla donatılmış durumda. Bu duyarlı gen&amp;ccedil;lerimiz herşeye kızmakla ge&amp;ccedil; kalmıyor , her başarısız olgunun &amp;uuml;zerine atlamayı bir hak g&amp;ouml;r&amp;uuml;yorlar kendilerinde. Lafımız elbetteki iki lafın belini kırmayı usul&amp;uuml;ne g&amp;ouml;re yapanlara değil. Bunu bir moda akımı haline getiren yurdum gen&amp;ccedil;liği soluğu her siteye/ bloğa ardı arkası kesilmeyen ahlak bek&amp;ccedil;isi tadında yorumlar bırakmaya başlıyor. İşi &amp;ccedil;ığrından &amp;ccedil;ıkarmak adeta bir g&amp;ouml;rev onalr i&amp;ccedil;in. Ve başarıyorlar da!
Son g&amp;uuml;nlermizin en moda akımı internetteki &amp;quot;kadın teşhirine son!&amp;quot; başlıklı yazıklar. Evet internetteki her yere donatılmış kadın resimlerinin g&amp;ouml;z&amp;uuml;m&amp;uuml;ze g&amp;ouml;z&amp;uuml;m&amp;uuml;ze sokulmasından &amp;ccedil;ok hoşnut olmadığımı da s&amp;ouml;ylemeliyim bu noktada. &amp;Ccedil;ok meraklı değilim a&amp;ccedil;ıkcası bir haber okurken alt tarafta belimiş bir &amp;uuml;sts&amp;uuml;z yakalanmış &amp;quot;Tuğba &amp;Ouml;zay&amp;quot; hanfendiyi g&amp;ouml;rmeye. Zaten o ve benzeri manzaraları g&amp;ouml;rmek istesem gireceğim site elbetteki haber sitesi olmayacaktır. İlkokul &amp;ccedil;ağındaki bir oğlan &amp;ccedil;ocuğu bile biliyor bunu. 

{more}

Benim rahatsız olduğum nokta son g&amp;uuml;nlerde buna karşı durmayı marifet g&amp;ouml;ren zihniyette. Ge&amp;ccedil;enlerde konuyla ilgili olarak H&amp;uuml;rriyet gazetesi bir a&amp;ccedil;ıklama yaptı. Aldıkları karar neticesinde artık kadın teşhirciliği &amp;uuml;zerinden rant sağlamayacaklarmış. &amp;Ccedil;ok g&amp;uuml;zel. peki ya hi&amp;ccedil; d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;n&amp;uuml;z m&amp;uuml; bu karara neden vardıklarını ? Yani ama&amp;ccedil;larının kadınlarımızın kızlarımız &amp;uuml;zerinden kar sağlamak olmadığını , konuyla ilgili olarak derin &amp;uuml;z&amp;uuml;nt&amp;uuml;lere gark olduklarını mı sanıyorsunuz yoksa siz? Yoksa orda burda ahkam kesen yurdumun duyarlı gen&amp;ccedil;lerini de kendi taraflarına &amp;ccedil;ekmek olabileceğini d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nm&amp;uuml;yor musunuz ? Madem &amp;ouml;yle değil neden hala o ve benzeri haber(!) sitelerinin sağı solu bu g&amp;ouml;r&amp;uuml;nt&amp;uuml;lerle s&amp;uuml;sl&amp;uuml;? Kolu bacağı kopmuş bir şehit haberinin yanında neden Victoria Becham bir sır gibi sakladığı g&amp;ouml;ğ&amp;uuml;s &amp;ouml;l&amp;ccedil;&amp;uuml;lerini ifşa ediyor g&amp;ouml;ğ&amp;uuml;sleriyle birlikte ? 
Kim okuyor bunları ? İş sadece &amp;quot;karşıyız karşı herşeye karşı&amp;quot; demekle &amp;ccedil;&amp;ouml;z&amp;uuml;l&amp;uuml;yor mu ? Hadi bir ka&amp;ccedil; g&amp;uuml;n &amp;ccedil;&amp;ouml;z&amp;uuml;ld&amp;uuml; de ne oldu. Bırakın herkes dilediğini yapsın. Salt haber okumak isteyen insan otursun internetinin başına girmesi gereken sitelere girsin , o resimlerle bezeli haberleri g&amp;ouml;rmek isteyenler H&amp;uuml;rriyet Milliyet kardeşlerin sitelerine akın etsin habersiz g&amp;ouml;r&amp;uuml;nt&amp;uuml; isteyenlerse elbet koklaya koklaya bulurlar gidecekleri yeri. 
Hal b&amp;ouml;yleyken hi&amp;ccedil; kimse ordaburda ahkam kesmeyi marifet saymasın. Hepimiz biliyoruz ki samimi değilsiniz.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/CHDhTd5C_9o" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=10</feedburner:origLink></item><item><title>Sistem, sadaka, bahşiş, vicdan vs vs vs...</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/w9d98ta7kG0/index.php</link><pubDate>Mon, 09 Jul 2007 01:06:37 PDT</pubDate><description>Sınıfsal ayrımları, gelir dağılımları arasındaki u&amp;ccedil;urumları kendi &amp;ccedil;abamızla &amp;ccedil;&amp;ouml;zmeye &amp;ccedil;alışıyoruz aklımızca. Zor durumda olanlara para topluyoruz. Lokantada hesap &amp;ouml;derken bahşiş bırakıyoruz. Eski ya da kullanmadığımız ya da modası ge&amp;ccedil;mişkıyafetlerimizi ihtiyacı olanlara veriyoruz. Onların hislerini, gururlarını, i&amp;ccedil;ine d&amp;uuml;şt&amp;uuml;kleri durumu hesap etmeden. Olsun, kendi vicdanımızı rahatlatıyoruz ya o yeter bize.
{more} 
Sosyolojik, ekonomik, siyasi, ideolojik, felsefi, vicdanibir&amp;ccedil;ok a&amp;ccedil;ıklaması olabilir bu durumun. Birbiriyle &amp;ccedil;elişebilir veyabirbirini destekleyebilir. Bazısı haklı olabilir, bazısı yanlı. Ama değişmeyecek tek bir şey varsa, o da sistemin b&amp;ouml;yle bi yere gitmeyeceği, b&amp;ouml;yle gelişmeyeceği, dengenin b&amp;ouml;yle sağlanmayacağıdır.
D&amp;uuml;ğ&amp;uuml;n, s&amp;uuml;nnet, &amp;ouml;l&amp;uuml;m, eğitim, hastalıkgibi durumlar başkadır. Anlık ihtiya&amp;ccedil;tır, karşılanabilir, o an i&amp;ccedil;in destek olunabilir. Ama, ekonomik durumu k&amp;ouml;t&amp;uuml; olan bi insan b&amp;ouml;yle ne kadar beslenebilir? ne kadar besleyebiliriz? Devletin &amp;ouml;rg&amp;uuml;tselyapısıyla sağlaması gereken d&amp;uuml;zen kişisel &amp;ccedil;abalarla ne kadarsağlanabilir? Gayri resmi yardımlar bu yanlış sistemibesliyor farkında değil miyiz?
Bahşişin varlığı y&amp;uuml;z&amp;uuml;nden asgari &amp;uuml;cretle &amp;ccedil;alışıyor garsonlar. Dilencilerbu y&amp;uuml;zden &amp;uuml;retmiyor. Biz ise &amp;quot;bug&amp;uuml;n de yardım ettim birine&amp;quot; diye g&amp;ouml;n&amp;uuml;l rahatlığıyla başımızı yastığa koyuyoruz, mutlu r&amp;uuml;yalara dalıyoruz.
Vereceğim 5 kuruşun hesabını tuttuğumdan değil, aklımızı başımıza alıp sistemi anlamaya &amp;ccedil;alışmamız gerektiğini d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;mden.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/w9d98ta7kG0" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=9</feedburner:origLink></item><item><title>Medya Meydanda...</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/G9pU6m35Jdg/index.php</link><pubDate>Sat, 07 Jul 2007 22:48:03 PDT</pubDate><description>Geçen gün müstakbel müşterilerimden bir grupla oturmuş Türkiye'mizin bugünü ve geleceği üzerine dış politika ağırlıklı bir sohbet yapıyorduk.
Hepimiz başımıza neler gelecek modundayken konu döndü dolaştı ve Türk medyasına geldi. Nam-ı değer Mütareke basınına Türk kelimesini yakıştıramadığımdan bundan sonra medya demekle yetineceğim.
Kimle konuşsak aynı cümleler dökülüyor ağızlarından. Ortak akıl, orta kulaktan geçenlerle ağız birliği aklına dönmüş. Hiç kimse farkında değil. Hatta sorsanız hiçbiri medyaya güvenmez. Peki ama birbirini tanımayan insanlara aynı cümleleri kurdurtan nedir?
Biz güzel bir milletiz. Ancak kulağından yönetilen duygusal bir toplum haline gelmişiz. Kendimize o kadar güveniyoruz ki üstelik kulağımızdan yönetildiğimizi bile kabul edemez olmuşuz.
Baktığımızda global güç dengelerinin serbest piyasa adı altında güç tekelleri halinde ülke medyasının üzerine çöreklendiğini ve yanına liboş islamik cemaat yayınlarını da alarak bi güzel zihinlerimizi kuşattığını görüyoruz. Farkındayım uzun ve biraz allangirli bir cümle oldu ama basitçe şöyle diyebiliriz; ne kadar farketmesekte meydana inmiş  pehlivanlar bizleri bir o yana bir bu yana evirip çeviriyorlar ve bu pehlivanlar birileri adına güreşiyorlar.
Altın kemeri kimin kapacağı seçim sonrasında belli olacak.
"Pehlivan pehlivan...Yeniyorum diye sevinme, yeniliyorum diye yerinme...!&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/G9pU6m35Jdg" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=8</feedburner:origLink></item><item><title>Güzel ve Dahi!!!</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/DvPHySljCqA/index.php</link><pubDate>Sat, 07 Jul 2007 07:40:35 PDT</pubDate><description>Y&amp;uuml;zlerinde abartili makyajlari, &amp;uuml;stlerinde dekoltenin adini lekeleyen kiyafetleri ve lakayt, gevsek ve sakiz kivamindaki &amp;uuml;sluplariyla &amp;quot;g&amp;uuml;zel&amp;quot;lerimiz... Egitimli, &amp;uuml;lkenin &amp;ouml;nemli sekt&amp;ouml;rleri i&amp;ccedil;in gelecek vaat eden, ancak hen&amp;uuml;z is bulamamis yeni mezun ya da is arayan &amp;quot;dahi&amp;quot;lerimiz..
Bir araya gelis sebepleri birbirlerine &amp;quot;biseyler&amp;quot; &amp;ouml;gretmek. G&amp;uuml;zellerimiz; egitimleri sirasinda yeterince sosyallesemeyen, kendini ifade etme g&amp;uuml;&amp;ccedil;l&amp;uuml;g&amp;uuml; &amp;ccedil;eken, medyaya malzeme olamayan ve tv k&amp;uuml;lt&amp;uuml;r&amp;uuml; edinemedikleri i&amp;ccedil;in medyayi besleyemeyen dahilerimize isin inceliklerini &amp;ouml;gretirken, dahilerimiz; g&amp;uuml;zel ancak &amp;uuml;lkenin ge&amp;ccedil;misi ve bug&amp;uuml;n&amp;uuml; ile d&amp;uuml;nyada olup biten gelismeler hakkinda yeterince bilgi sahibi olamayan, sorgulayamayan, bilimsel bilgiye muhta&amp;ccedil; g&amp;uuml;zellerimize ellerinden ne gelirse &amp;ouml;gretecekler.
Es se&amp;ccedil;iyorlar. G&amp;uuml;zeller en yakisikliyi se&amp;ccedil;erken, erkekler biseyler &amp;ouml;gretebilecekleri birilerini se&amp;ccedil;iyor. cazibe bug&amp;uuml;ne kadar pek umurlarinda olmamis demek ki, zaten bu programdalar. {more}
T&amp;uuml;rkiye'nin gelecegi i&amp;ccedil;in dahiler ile g&amp;uuml;zelleri eslemek gerektigine inanan medya patronlari reytingleri tavana vurdurmak i&amp;ccedil;in mi, 90 iq'lu insan neslini mutlu etmek i&amp;ccedil;in mi, &amp;ouml;yle bir sahneyi her yerde g&amp;ouml;remeyecekleri i&amp;ccedil;in doya doya izlemek i&amp;ccedil;in mi, yoksa sorulari dogru cevaplayamadiklari i&amp;ccedil;in g&amp;uuml;zelleri cezalandirmak i&amp;ccedil;in mi bilinmez, dogru cevap veremeyen g&amp;uuml;zelleri masanin &amp;uuml;st&amp;uuml;nde oynatiyor. 
Bilinemeyen cevaplar mi? Clinton fotografina bakip &amp;ouml;nce Bush, ardindan Clinton Bush demek.. &amp;Ouml;zal'in bu &amp;uuml;lkedeki yeri, g&amp;ouml;revi, icraatlari hakkinda Cumhurbaskanligi disinda cevap verememek.. Fazil Say'i bilmek i&amp;ccedil;in Hande Ataizi adini duymayi beklemek... Hincal Ulu&amp;ccedil;'un ge&amp;ccedil;enlerde boga g&amp;uuml;reslerini izlemeye gittigini, puro i&amp;ccedil;tiginive Ece G&amp;uuml;rsel'le adinin anildigini bilirken her alanda top kosturan, &amp;uuml;lkenin soysetik enttellekt&amp;uuml;el &amp;ccedil;apkin &amp;ccedil;ok bilmis k&amp;ouml;se yazari oldugunu bilmemek...
Devam edecektir. Lakin, etrafini &amp;ccedil;evreleyen insanlarin bakislari altinda, st&amp;uuml;dyonun ortasinda, masanin &amp;uuml;st&amp;uuml;ndedans etmeye &amp;ccedil;alisan g&amp;uuml;zel'iizlerken bu rezillige daha fazla dayanamayacagimi anladim ben.
&amp;quot;elestirel.com iyi ki var&amp;quot; ve &amp;quot;show tv mail box'ina bir mail de benden gitsin&amp;quot; diyerek burda aldim solugu.
T&amp;uuml;m bunlar ne i&amp;ccedil;in diye soruyorum kendime ve bulabildigim iki cevap var: 1.para 2.beyin bosaltma operasyonlarindan biri daha.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/DvPHySljCqA" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=7</feedburner:origLink></item><item><title>300 spartalı</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/9uNGu0YYjZM/index.php</link><pubDate>Thu, 28 Jun 2007 01:45:43 PDT</pubDate><description>Biraz gecikmeli de olsa adı 300 spartalı olarak &amp;ccedil;evrilen filmi sonunda izledim. Beğenip beğenmediğim konusunda fazla yorum yapmak istemiyorum , &amp;ccedil;izgiroman atmosferli filmlere zaafım var. Beni bu nedenle fazlasıyla etkilemiş olabilir. Hem zaten filmin eleştirisini yapmak i&amp;ccedil;in de baya ge&amp;ccedil; kaldım zaten.
Fazlasıyla kan , şiddet ve aksiyon var, tıpkı her iyi filmde olması gerektiği gibi :) Hem zaten zaten filmi izlerken başka birşey dikkatimi &amp;ccedil;ekti. Leonidas komutasındaki 300 kişilik ordunun modern d&amp;uuml;nya insanına biraz fazlaca abartılı gelen kahramanlığı. Bu kahramanlık &amp;ouml;yle bir seviyeye gelmiş ki adama hepimiz &amp;ouml;leceğiz diyorsun keh keh g&amp;uuml;l&amp;uuml;yor. Filmin sonunda da &amp;quot;&amp;ouml;nce kahramanlar &amp;ouml;l&amp;uuml;r&amp;quot; tezini doğrulamak istercesine mutlu mutlu &amp;ouml;l&amp;uuml;yor. Hem de &amp;uuml;&amp;ccedil;y&amp;uuml;z kişi ile perslilere o kadar zarar vermiş ve arkada daha onbin kişilik ordu beklerken. {more} 
Olaya biraz daha ger&amp;ccedil;ek&amp;ccedil;i bakmaya &amp;ccedil;alıştığımda ger&amp;ccedil;ek tarihte de buna benzer &amp;ouml;l&amp;uuml;mler yaşanmış olabileceğini d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;m, ger&amp;ccedil;i bu film i&amp;ccedil;in de hikayesi ger&amp;ccedil;ek bir efsaneden alınmıştır diyorlar ama hollywood'un tezgahından ge&amp;ccedil;en &amp;ouml;yk&amp;uuml;lerin pek ger&amp;ccedil;ekle ilgisi kalmıyor bir noktadan sonra. Ama yine de tek mızrakla gergedan &amp;ouml;ld&amp;uuml;r&amp;uuml;lmesi, fillerin u&amp;ccedil;urumdan aşağı atılması, ve &amp;uuml;&amp;ccedil;y&amp;uuml;z spartalının asyanın her tarafından toplandığı defalarca vurgulanan envai &amp;ccedil;eşit yaratığı kılı&amp;ccedil;tan ge&amp;ccedil;irmesi gibi detayları saymazsak Herodot'a g&amp;ouml;re bu olay ger&amp;ccedil;ek, tabi &amp;ouml;radaki &amp;ouml;len &amp;uuml;&amp;ccedil;y&amp;uuml;z asker ger&amp;ccedil;ek tarihte de &amp;ouml;lmek i&amp;ccedil;in aynı derecede hevesli mi orası belli değil. Yine de bu hepsinin &amp;ouml;ld&amp;uuml;ğ&amp;uuml; ger&amp;ccedil;eğini değiştirmiyor, hem de kahramanca. &amp;Uuml;st&amp;uuml;ne &amp;uuml;stl&amp;uuml;k &amp;ouml;len adamlar doğduğu g&amp;uuml;nden beri asker olarak yetiştirilmiş , daha &amp;ccedil;ocukken vahşi doğada yanlız bırakılarak eğitilmiş , &amp;ouml;z&amp;uuml;rl&amp;uuml; ya da cılız olmadıkları i&amp;ccedil;in yaşamlarına izin verilmiş se&amp;ccedil;ilmiş spartalılar. yaşayanlar ise insan denemeyecek kadar gerip ve hain bir hilkat garibesi, k&amp;ouml;leler , korkalar , ya da savaşa en son gelenler. Kısaca bu savaşlar bitip d&amp;uuml;nya yeniden kurulmaya başladığında bir sonraki d&amp;uuml;nyanın kurallarını belirleyenler o savaşın kahramanları değil , o savaşta hayatta kalmayı bir şekilde başaranlar olacak. Kim bilir bu mekanizma ka&amp;ccedil; kere tekrar etti tarihte ,ve kimbilir ka&amp;ccedil; savaşta kahramanlar &amp;ouml;l&amp;uuml;p fırsat&amp;ccedil;ılar yeniden koydu kuralları. Spartalıların kendi &amp;ccedil;ocularına uyguladıkları doğal se&amp;ccedil;ilim tarzı mekanizmanın tam tersi yani. Her savaşta bir sonraki daha g&amp;uuml;&amp;ccedil;s&amp;uuml;z, daha korkak , daha hain ve daha fırsat&amp;ccedil;ı insanlar kaldı hayatta. 
Bu g&amp;uuml;ne gelirsek b&amp;uuml;t&amp;uuml;n kahramanlar zaten o zamanlar &amp;ouml;ld&amp;uuml;ler, şimdiki d&amp;uuml;nyayı ise fırsat&amp;ccedil;ılar kurdu, halen yaşayan bizler o kahramanların &amp;ouml;ld&amp;uuml;ğ&amp;uuml; savaşlarda ağa&amp;ccedil;ların arkasına saklananların ya da &amp;ouml;l&amp;uuml; numarası yapan nesillerin torunlarıyız galiba. Belki de b&amp;ouml;yle d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;nce modern d&amp;uuml;nyanın kurallarının nasıl şekillendiğini anlamak daha kolay olur.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/9uNGu0YYjZM" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=5</feedburner:origLink></item><item><title>Bir başka seçim hikayesi</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/QyWUa6zsbQo/index.php</link><pubDate>Sat, 23 Jun 2007 22:40:13 PDT</pubDate><description>Nedense demokrasiye olan g&amp;uuml;venimi en &amp;ccedil;ok se&amp;ccedil;im zamanlarında kaybediyorum. İnsanlar koşuşturmaya başlıyor, bayraklar pankartlar arasında k&amp;uuml;rs&amp;uuml;den bakıp beni oy pusulası olarak g&amp;ouml;ren insanlara beni y&amp;ouml;netsinler diye oy vermeyi bekliyorum. Kahve k&amp;ouml;şelerinde , berber d&amp;uuml;kkanlarında bu g&amp;uuml;ne kadar duymadığım g&amp;ouml;rmediğim belgerden , gizli projelerden bahsediyor herkes. Gizli dosyalar a&amp;ccedil;ığa &amp;ccedil;ıkıyor, herkes araştırmacı gazeteci oluveriyor bir anda. Bu s&amp;uuml;re&amp;ccedil; ilerledik&amp;ccedil;e insan milletvekili olmak ile boks&amp;ouml;r olmak , ya da se&amp;ccedil;im kazanmakla ma&amp;ccedil; kazanmak arasındaki farkı kaybediyor yavaş yavaş kendi bakış a&amp;ccedil;ısında. 

B&amp;uuml;t&amp;uuml;n bu hengamenin i&amp;ccedil;inde biz se&amp;ccedil;menler ordusu bilmediğimiz g&amp;ouml;rmediğimiz pazarlıkların arasında neyi niye se&amp;ccedil;tiğimizden bile emin olamadan birşeyleri se&amp;ccedil;meye zorlanıyoruz sanki. Ben biraz da kendim başbakanlık yapmak istiyorum, izin var mı ?&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/QyWUa6zsbQo" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=4</feedburner:origLink></item><item><title>Merhaba Dünya</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/elestirel/~3/NmanqX9IWjk/index.php</link><pubDate>Mon, 02 Jul 2007 23:14:48 PDT</pubDate><description>Bir site i&amp;ccedil;in ne kadar klasik bir giriş Merhaba D&amp;uuml;nya&amp;quot;değil mi, hatta bu bile elestirel.com i&amp;ccedil;in kendi başına eleştirilmeye değer bir konu. Evet adı &amp;uuml;st&amp;uuml;nde eleştirmek fiilinin belirsiz bir şekilde bir taraflara &amp;ccedil;ekilmesi ile oluşmuş bir kelimeden ibaret olan eleştirel.com bu g&amp;uuml;ne kadar kendi bloglarında ya da sağda solda yazı yazar bir grup insanın hayata eleştirel hatta belki biraz da agresif bir g&amp;ouml;zle baktıkları yazılarını yayınlandıkları bir yer olmak i&amp;ccedil;in a&amp;ccedil;ıldı. 
B&amp;ouml;yle bir girizgah &amp;uuml;zerine fazla c&amp;uuml;mle kurmaya gerek yok aslında . Şimdilik aklımızda şunu eleştirelim , şunun yazalım gibi net fikirler yok , Zamanla sitemiz yazarlarının keyfi doğrultusunda gelişip kendi tarzına oturacaktır. Bu konuda kendimize kesin &amp;ccedil;izgiler &amp;ccedil;izmedik , zaten &amp;ccedil;izmiş olsaydık bu yapmak ya da yazmak istediklerimizle tezat oluşturabilirdi , ki &amp;ccedil;oğu zaman da bu kendi kendimize olan &amp;ccedil;ekişmelerimizi de yazmak istiyoruz, bu nedenle kategorilerimiz arasına &amp;quot;&amp;Ouml;zeleştirel&amp;quot; diye bir b&amp;ouml;l&amp;uuml;m bile ekledik.Bir de &amp;quot;Kısa Kısa&amp;quot; diye b&amp;ouml;l&amp;uuml;m ekledik ki zaman zaman aklımıza gelen bir ya da birka&amp;ccedil; c&amp;uuml;mleden oluşan eleştirileri de burada arşivleyebilelim. &amp;Ouml;te yandan, İnternet , Medya, Siyaset, Sinema ve Yaşam b&amp;ouml;l&amp;uuml;mlerinde yazarlarımızın bu konularla ilgili yazılarını takip edebilirsiniz. 
Gelelim yazarlarımıza... Her birinin kendi profil sayfasından kim olduklarını &amp;ouml;ğrenebilir, hayranı olduğunuz yazarımıza ulaşmak i&amp;ccedil;in ne gibi yollar izlemeniz gerektiğini &amp;ouml;ğrenebilirsiniz. Eğer ki &amp;quot; ben de bunlar gibi yazarım , hatta daha g&amp;uuml;zel yazarım!&amp;quot; diyorsanız l&amp;uuml;tfen sizi tanımadığımız i&amp;ccedil;in bize kızmayın. Yan taraftaki daktiloyu kullanarak yazınızı bize ulaştırabilir, yazarlık başvurusunda bulunabilirsiniz. 
Şimdilik biraz kontrol ettikten sonra valiyi falan &amp;ccedil;ağırıp kurdele keserek siteyi a&amp;ccedil;mamız gerekiyor, artık kurban falan da kesermiyiz onu bilmiyorum.
Ne eserse yazalım , &amp;ouml;nceyazalımsonra d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nelim !&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/elestirel/~4/NmanqX9IWjk" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.elestirel.com/index.php?module=read&amp;id=6</feedburner:origLink></item><media:rating>nonadult</media:rating><media:description type="plain">Elestirel.com</media:description></channel></rss>
