<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/atom10full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" gd:etag="W/&quot;CkMNQXo6fyp7ImA9WhRVFko.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-25678799</id><updated>2012-01-16T01:34:50.417+02:00</updated><category term=".mp3" /><category term="Mekan" /><category term="Teknoloji" /><category term="Spor" /><category term="Bugün" /><category term="TV" /><category term="Kitap" /><category term="Müzik" /><category term="Etkinlik" /><category term="gülümseme" /><category term="Güncelleme" /><category term="İnternet" /><category term="Yaz Yazıları" /><category term="Üzüntü" /><category term="beklenti" /><category term="Sevinç" /><category term="Yaşam" /><category term="Gündem" /><category term="saptama" /><category term="youtube" /><category term="Final Yazıları" /><category term="Sinema" /><category term="Gezi Yazıları" /><category term="Resim" /><title>izdüşümüm!</title><subtitle type="html">Kişisel yaşam maceralarım ve hayata izdüşümüm.</subtitle><link rel="http://schemas.google.com/g/2005#feed" type="application/atom+xml" href="http://emreyilmazdan.blogspot.com/feeds/posts/default" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://emreyilmazdan.blogspot.com/" /><link rel="next" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25&amp;redirect=false&amp;v=2" /><author><name>Emre YILMAZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06456018379326324640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><generator version="7.00" uri="http://www.blogger.com">Blogger</generator><openSearch:totalResults>130</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/atom+xml" href="http://feeds.feedburner.com/emreyilmazdan" /><feedburner:info uri="emreyilmazdan" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><feedburner:emailServiceId>emreyilmazdan</feedburner:emailServiceId><feedburner:feedburnerHostname>http://feedburner.google.com</feedburner:feedburnerHostname><entry gd:etag="W/&quot;Dk8MSX87eyp7ImA9WhRWFEs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-25678799.post-4338447967148441619</id><published>2012-01-02T02:41:00.000+02:00</published><updated>2012-01-02T02:41:28.103+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-02T02:41:28.103+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Sinema" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yaşam" /><title>Bu sefer de sinemada bir amca</title><content type="html">&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
17:30'da sandığım 17:10 seansına gitmek için 17:10'da bilet sırasına girdim. Sinemanın çalışan iki gişesinde de GençTurkcell kampanyasından yararlanmaya çalışan gençler vardı. Ben de&amp;nbsp;elimdeki tavuklu burger ile sırada ilginç bir görüntü oluşturuyordum. Bu sırada hemen ardımdan bir&amp;nbsp;amca geldi. 60 yaşlarını aşkın olduğunu tahmin ettiğim, sıradan giyimli bir adamdı. Hatta böyle bir sınıflandırma yapılabilir mi çok emin olmamakla birlikte&lt;i&gt; esnaf giyimli&lt;/i&gt; diye de tarif edebilirim amcayı.&amp;nbsp;Acele ile &lt;b&gt;Bir Zamanlar Anadolu'da&lt;/b&gt; filminin ek seans saatlerini duyuran kağıdı gösterdi ve "beşi on geçe değil miydi" diyerek seansı sordu. Görünüşü, acelesi ve gitmek istediği film ile artık -en azından benim için- sırada benden daha ilginç bir görüntüye dönüşen kişiye ağzım yarı dolu olduğu halde "onlar ek seans saatleri" demeye çalıştım. Kısmen başarılı da olmuş&amp;nbsp;olmalıyım ki amca&amp;nbsp;biraz sakinleşir gibi oldu. Tam o anda yandaki gişeyi meşgul eden GençTurkcell insanları ayrılınca hızlıca o gişeye yöneldi. Ben kendi gençlerimin işlerini bitirmelerini bekledim. O sırada biletini almaya çalışan amca, hangi filmi izlemek istedigini soran gişe görevlisine "bu film gösterimdeyken, hangi filme gidilebilir ki" dercesine&amp;nbsp;&lt;i&gt;anlayamayarak&lt;/i&gt; baktıktan sonra acele ile filmin adını söyledi. Sırada beklerken, kendi seyredeceğinden başka bir film için bilet almaya çalışan gençlere de benzer bir şekilde baktığını anımsar gibiyim.&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Biletlerimizi farklı gişelerden aldıktan sonra sinema binasına birlikte girdik. Hala aceleciydi. Ne tarafa gideceğini çıkartmaya çalışırken, salonu işaret ettim. Salon görevlisini görünce, gişe görevlisine belirttiği şekilde "gözlerinin iyi görmediğini, önden izleyeceğini" söyledi, görevlinin gösterdiği, kapıya yakın koltuklardan bir tanesine oturdu ve filmi izlemeye hazır, bekledi.&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Esasen amcanın hikayesi benim için bu kadar olmali. Ama yaşı, giyim tarzı, ilgisi ve telaşı bir araya geldiğinde, benim o salonda görmeyi beklediğim modellerden hiç birine oturmuyordu. Amca sıradanlığının getirdiği sıra dışı görüntüsü ile filmini izledi ve girdiği gibi hızlıca salondan çıktı. Ben de peşi sıra çıktım salondan. Meşrutiyet caddesinin köşesine geldiğimizde alışık olmadığım bir hamle yaptım ve amcaya filmi nasıl bulduğunu sordum.&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
"Çok &lt;i&gt;tabii&lt;/i&gt; bir filmdi" dedi. Diğer pek çok film gibi "güzel ambalaj kağıdına sarılmış olmadığı" gibi bir şeyler söylediğini de anımsıyorum. Salonu erken terk edenler hakkında soru sorduğumda da bunu, gidenlerin büyük olasılıkla güzel boyanmış bir film izleme beklentisi ile sinemaya gelmiş olmalarına bağladı ve yine filmin çok tabii olduğunu belirtti. İkinci sefer aynı cümleyi kurduktan sonra, yorumunu desteklemek için otopsi sahnesinde doktorun yanağına sıçrayan kan damlasını örnek gösterdi.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Meşrutiyet caddesinin sonuna varmadan amca otobüsünü beklemek için durağına ayrıldı, ben de karşıya geçip metro istasyonuna doğru ilerledim.&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;i&gt;not 29.09.2011 tarihinde alınmış&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25678799-4338447967148441619?l=emreyilmazdan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=BYGT-Ok6V4A:lGgGYygbW5o:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=BYGT-Ok6V4A:lGgGYygbW5o:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=BYGT-Ok6V4A:lGgGYygbW5o:nQ_hWtDbxek"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=nQ_hWtDbxek" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=BYGT-Ok6V4A:lGgGYygbW5o:4cEx4HpKnUU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?i=BYGT-Ok6V4A:lGgGYygbW5o:4cEx4HpKnUU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://emreyilmazdan.blogspot.com/feeds/4338447967148441619/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25678799&amp;postID=4338447967148441619" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/4338447967148441619?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/4338447967148441619?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/emreyilmazdan/~3/BYGT-Ok6V4A/bu-sefer-de-sinemada-bir-amca.html" title="Bu sefer de sinemada bir amca" /><author><name>Emre YILMAZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06456018379326324640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Ankara, Türkiye</georss:featurename><georss:point>39.92077 32.85411</georss:point><georss:box>39.725925499999995 32.538253 40.1156145 33.169967</georss:box><feedburner:origLink>http://emreyilmazdan.blogspot.com/2012/01/bu-sefer-de-sinemada-bir-amca.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CEUCQHs8cSp7ImA9WhdSEUk.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-25678799.post-3040670284318461663</id><published>2011-07-19T17:49:00.003+03:00</published><updated>2011-07-20T09:11:01.579+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-07-20T09:11:01.579+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Gezi Yazıları" /><title>İstanbul I</title><content type="html">&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Bu blogun ilk gezi yazısını yazıyorum sevgili okur. Türkiye'nin en bilinen, en çekici ve en büyüleyici (sıfatları tereddüt etmeden kullanıyorum) şehrine, İstanbul'a, yaptığım kısa bir seyahatin notlarını paylaşma düşüncesindeyim. Aslında ortaokul yıllarında Mısır ve Osmanlı tarihinden kurmaca öyküler sunan romanlarla başlayan ve o zamandan bu yana Anadolu ve Avrupa siyasi tarihi başta olmak üzere, aklı erdiğince tarihin hemen hemen bütün içeriğine doğru genişleyen bir tarih merakına sahip biri olarak, Doğu Roma'nın ve Osmanlı'nın başkentine ve&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white;"&gt; &lt;span class="Apple-style-span"&gt;en büyük miras yerine,&amp;nbsp;&lt;/span&gt;doya&lt;/span&gt;sıya gezebileceğim bir yolculuk gerçekleştirmeyi lise yıllarımdan beri planlardım. Bir iki senedir de bu seyahati gerçekleştirdiğimde görmek istediğim yerlerle ilgili görece detaylı listeler hazırlıyordum. Ancak bu planladığım yolculuk, içeriğinin sürekli kabarması ve gerekli süre için uygun kişilerin, yerlerin ve zamanın ayarlanamaması sonucu sürekli ertelendi. En sonunda ben de yıllarca planladığım yolculuktan vazgeçtim. (Aslında yine erteledim desem daha yerinde olur.) Ve bulduğum ilk fırsatta haftasonunu gezerek geçirmek için İstanbul'a gittim. Şimdi bu kısa yolculukta gördüklerimin bir kısmını anlatamaya çalışacağım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Yazıyı üç bölüm şeklinde planladım. İki günlük yolculuğumun her gününde gördüklerimi birer bölümde aktaracağım. Üçüncü bölümde ise ikinci gün karşılaştığım biriyle kurduğum iletişimi aktaracağım.&amp;nbsp;Ayrıca bu sefer anlattıklarımı pek alışık olmadığınız bir şekilde kendi çektiğim fotoğraflarla birlikte sunacağım. Fotoğraf kalitesinden memnun olmayacak olanlar vardır muhakkak ama telefonla ancak bu kadar oldu. (Gürkan, şaka yapma!)&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
İstanbul yolculuğuma şimdi Amerika'da doktora çalışmasını yapan sevgili arkadaşım Emre Büküşoğlu ile 19 Haziran 2010 sabahı şu anda hatırlayamadığım erken bir saatte (05:00 gibi) başladık. Galiba Bolu taraflarında bir mola vererek öğlene doğru İstanbul'a vardık. Büküş'ün ağabeyinin Acıbadem'deki evinde, annesi ve halasının ellerine sağlık, mükellef bir kahvaltı yaptık. Daha sonra ben, evini nezaketle bana açan Deniz Ablam'ın evinin olduğu Kızıltoprak semtine gitmek için Büküşler'den ayrıldım.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Acıbadem Caddesi'ni büyük ölçüde yürüdüm. Bu yürüyüşümde, yolculuktaki ilk notumu aldım defterime: &lt;i&gt;Acıbadem caddesi üzerinde sahipli, sahipsiz çok kedi var. Esnaf ve cadde sakinleri kedilerle çok ilgileniyor.&lt;/i&gt; Tabi sonraki saatler ve günde bunun Kadıköy genelinde sokak hayvanların hepsine genel olarak gösterilen bir yüksek alaka olduğunu fark ettim.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Bu noktada bir de şunu belirtmek gerek ki kısa yolculuk için çok sayılabilecek (en azından benim için) notlar aldım. Yolculuğun üzerinden bu kadar uzun süre geçtikten sonra hala bu yazı üzerinde oyalanabilememden de belki anladığınız üzere bu yazılar da temel olarak bu notların üzerinde yükseliyor.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Kısa bilgilendirmeden sonra sürece devam edersek, Kadıköy'e vardıktan sonra Deniz Ablam'la akşam buluşmamızın daha uygun olacağıan karar verdik. Ben de bunun üzerine Kadıköy'den vapura atladığım gibi soluğu Karaköy'de aldım. Oradan da tramvayla Sultanahmet tarafına ilerledim ve Gülhane Durağı'nda inip benim rotamın ilk durağına ilerledim.&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;b&gt;İstanbul Arkeoloji Müzeleri:&lt;/b&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
İstanbul'a giderken tartışmasız en büyük hedefim bu yapıya gitmekti. İçerisinde de özellikle Eski Şark Eserleri binasındaki &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Ishtar_Gate"&gt;İştar Kapısı&lt;/a&gt;*&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.istanbularkeoloji.gov.tr/web/15-65-1-1/muze_-_tr/koleksiyonlar/sark_eserleri_muzesi_eserler/istar_kapisi"&gt;kabartmaları&lt;/a&gt;nı görmekti. İkincil olarak da yine aynı binada sergilenen &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Battle_of_Kadesh#Aftermath"&gt;Kadeş Anlaşması&lt;/a&gt;'nı* görmek istiyordum. Tabi çok şanslı bir birey olduğum için ve İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkentliği sırasında çok sayıda turist beklediği için (bu konudan sonra tekrar bahsedeceğim) müzeye girer girmez aşağıda olduğu gibi aktardığım ilanı gördüm.&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
Eski Şark Eserleri Müzesi&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
onarım çalışması nedeniyle &lt;b&gt;31 Temmuz 2010&lt;/b&gt;'a kadar &lt;b&gt;ziyarete kapalıdır.&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Tabi başlangıç noktasında, çok şevk verici bir gelişme olmadı bu ama yinede kendime "gezecek çok yer var zaten, hem kısıtlı zamanda sıkışmamış oldu" diyerek Arkeoloji Müzesi binasına (İstanbul Arkeoloji Müzeleri yerleşkesinde Arkeoloji Müzesi Binası, Eski Şark Eserleri Binası ve Çinili Köşk olmak üzere 3 binadan ve bunları bağlayan bahçeden oluşmakta) doğru ilerlerdim. Arkeoloji binası Osman Hamdi Bey tarafından yaptırılan çok güzel ve çok büyük bir bina. Anadolu'nun her tarafındaki Arkeoloji Müze'lerinde olduğunu tahmin ettiğim şekilde bina bahçesinde mezar taşları ve lahitler sıralanmış şekilde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Binanın içine girdikten sonra geniş kolidor ve salonların içinde serilenen çok sayıda tarihi eserin arasından ilerlemeye başladım. Neredeyse hiç bir ön hazırlık yapmadığım için ve konu hakkında bilgim kısıtlı olduğu için, sergilenen eserlerin bilgi plakalarına yoğun ilgi göstererek yavaş yavaş ilerledim. Bu bilgi notları bana epey yardım ettiler ama bazı yerlerde yetersiz kaldıkları da oldu. Daha doğrusu bazı eserler hakkında bilgi notlarını ne kadar aramış olsam da bulamadım. Bunlardan bir tanesi şöyle bir etkileşime de sebep oldu. Müze'nin Antik Grek uygarlığıyla ilgili bir dizi eserinin sergilendiği bir salonunda yer alan duvar ve sütün kabartmaları hakkında herhangi bir bilgilendirmeye rastlamadım. Bunun sonucu olarak, eserlerin nereye ait olduklarını, bütün başka kurumlarda olduğu gibi müzelerde de danışma görevi gören, özel güvenlik görevlisine sorunca, "Bu Medusa, bu da kız kardeşi" diye cevap aldım. Sonrasında karşılıklı gülüştük tabi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/TCCvoiP87KI/AAAAAAAABJc/_eT0exLK2Rw/s1600/i1_2_ginantomachy1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/TCCvoiP87KI/AAAAAAAABJc/_eT0exLK2Rw/s200/i1_2_ginantomachy1.jpg" width="200" /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-text-decorations-in-effect: none; color: black;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/TCCvr6JcY-I/AAAAAAAABJg/7GG4jpkMth4/s1600/i1_3_ginantomachy2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/TCCvr6JcY-I/AAAAAAAABJg/7GG4jpkMth4/s200/i1_3_ginantomachy2.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;Antik Grek mitolojisinde&amp;nbsp;&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Gigantomachy"&gt;gigantomakhi&lt;/a&gt;* denilen bir olay varmış. Tanrılarla devlerin bu savaşını gösteren duvar kabartmaları.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-pwL5kq1q5Ds/TfDaUHkTxuI/AAAAAAAABMs/QqMl8MjbA38/s1600/Foto%25C4%259Fraf0056.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://1.bp.blogspot.com/-pwL5kq1q5Ds/TfDaUHkTxuI/AAAAAAAABMs/QqMl8MjbA38/s320/Foto%25C4%259Fraf0056.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Horoz döviüştüren bebek Eroslar.&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;
&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/TIK6c9YOvII/AAAAAAAABJs/jLdLMYOa4CE/s1600/Foto%C4%9Fraf0054.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/TIK6c9YOvII/AAAAAAAABJs/jLdLMYOa4CE/s320/Foto%C4%9Fraf0054.jpg" width="240" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Gazze'den Zeus heykeli&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: justify;"&gt;
Sergide ilgimi çeken bazı eserlerin fotoğraflarını yazı boyunca paylaşıyorum. Yukarıdaki fotoğraf da onlardan bir tanesi. Filistin'in Gazze şehrinde bulunmuş bir Zeus heykeline ait. Bu heykelin benim için iki ilgi çekici tarafı var. Birinci ve bu fotoğrafı çekmeme de sebep olanı semavi dinler için kutsal topraklar olan Ortadoğu'da Grek ve Roma tanrıları için tapınaklar yapıldığını bilmeme rağmen, Ege havzasıyla ilişkilendirdiğim bir tanrının heykelinin Akdeniz'in en doğu ucundan çıkmış olması ya da daha toplu bir ifade ile bilgimin gerçekliği görmenin çekiciliği. İkincisi de bu&amp;nbsp;seyahatten&amp;nbsp;sonra Zeus ile ilgili bir şeyler okumak için wikipedia'nın ilgili sayfasını açtığımda &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Zeus#Zeus_and_foreign_gods"&gt;bu heykelle karşılaşmam&lt;/a&gt;.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-6L0sqX7F4bk/TfDaVbYy5gI/AAAAAAAABM8/bJINaC5c4X4/s1600/Foto%25C4%259Fraf0060.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://3.bp.blogspot.com/-6L0sqX7F4bk/TfDaVbYy5gI/AAAAAAAABM8/bJINaC5c4X4/s320/Foto%25C4%259Fraf0060.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-BUKT2byu4bk/TfDaVpLPZ_I/AAAAAAAABNA/IwQ9P7lYlCw/s1600/Foto%25C4%259Fraf0061.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; margin-bottom: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://3.bp.blogspot.com/-BUKT2byu4bk/TfDaVpLPZ_I/AAAAAAAABNA/IwQ9P7lYlCw/s320/Foto%25C4%259Fraf0061.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;İskender lahdi ve gamalı haç kabartmaları&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: justify;"&gt;
Marmaray çalışması ile ortaya çıkan İstanbul'un 8.000 yıllık tarihin çeşitli dönemlerine ait kalıntıların bir kısmı da Arkeoloji müzesinde sergilenmeye başlamış. Ayrıca büyük bir kısmı da benim tahminime göre tasnifinin tamamlanması için bekliyor. Aşağıdaki fotoğraflarda Assos Athena Tapınağı'nın kapısının yeniden yapımı olduğunu tahmin ettiğim eserin önünde bir zamanlar olan boşluğu dolduran kasalar dolusu tarihi eser görünüyor.&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/TILlSarduFI/AAAAAAAABJ4/8Fmr1ZaNSZs/s1600/Foto%C4%9Fraf0088.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://4.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/TILlSarduFI/AAAAAAAABJ4/8Fmr1ZaNSZs/s200/Foto%C4%9Fraf0088.jpg" width="150" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/TILlerdFrFI/AAAAAAAABKA/oDhrdnFlUdg/s1600/Foto%C4%9Fraf0090.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://2.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/TILlerdFrFI/AAAAAAAABKA/oDhrdnFlUdg/s200/Foto%C4%9Fraf0090.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/TILlZM39HUI/AAAAAAAABJ8/p9aN8R6tCu8/s1600/Foto%C4%9Fraf0089.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://2.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/TILlZM39HUI/AAAAAAAABJ8/p9aN8R6tCu8/s200/Foto%C4%9Fraf0089.jpg" width="150" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: justify;"&gt;
Arkeoloji Müzeleri'nin gezebildiğim diğeri&amp;nbsp;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87inili_K%C3%B6%C5%9Fk"&gt;Çinili Köşk&lt;/a&gt; Müzesi oldu. Adından da anlaşıldığı üzere çini işlemelerin bir birinden güzel (ben çiniden de anlamam, bu kalıbı da fazla kullanmam ama nedense öyle dedirtti yapı) örnekleri ile bezenmiş bir bina olan Çinili Köşk'teki gülümseten bir ayrıntıyı da paylaşarak Arkeoloji müzeleri ile ilgili bölümü sonlandırmak istiyorum. Osman Hamdi Bey müzeciliğinden çok ressamlarıyla tanınır bizim toplumumuzda. Kaplumbağa Terbiyecisi'nin onun eseri olduğunu bilen kişi sayısı kesinlikle İstanbul Arkeoloji Müzesi'nin onun eseri olduğunu bilen kişi sayısından fazladır. Çinli Köşk'te&amp;nbsp;beyefendinin&amp;nbsp;iki özelliğinin yer yer kesiştiğinin gösterildiği bir nokta var. Aşağıdaki iki fotoğraftan birincisi Çinili Köşk'ün bir odasındaki çeşme. İkinci fotoğraf ise Osman Hamdi Bey'in yaptığı Ab-ı Hayat Çeşmesi isimli resmin kopyası. Resimde gösterilen odanın içinde ve hayat suyu çeşmesi olarak adlandırılan bir çeşmenin karşısında olmak farklı bir histi.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/TIK7jHhtzvI/AAAAAAAABJ0/dW6xaH3aNGw/s1600/Foto%C4%9Fraf0092.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/TIK7jHhtzvI/AAAAAAAABJ0/dW6xaH3aNGw/s320/Foto%C4%9Fraf0092.jpg" width="240" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/TIK7d9IhAXI/AAAAAAAABJw/PAKYEM948fk/s1600/Foto%C4%9Fraf0091.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/TIK7d9IhAXI/AAAAAAAABJw/PAKYEM948fk/s320/Foto%C4%9Fraf0091.jpg" width="240" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;Çini Köşk'ün bir odasındaki çeşme ve bu çeşmenin resmedildiği Ab-ı Hayat Çeşmesi isimli çalışma.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-NVgd_98Tl7M/TfDaggN1okI/AAAAAAAABPE/qGbwmBGvqNw/s1600/Foto%25C4%259Fraf0094.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://2.bp.blogspot.com/-NVgd_98Tl7M/TfDaggN1okI/AAAAAAAABPE/qGbwmBGvqNw/s200/Foto%25C4%259Fraf0094.jpg" width="150" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-RFwPvtlk2U4/TfDaifXTKRI/AAAAAAAABPY/kNqU2hX8j8k/s1600/Foto%25C4%259Fraf0100.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://3.bp.blogspot.com/-RFwPvtlk2U4/TfDaifXTKRI/AAAAAAAABPY/kNqU2hX8j8k/s200/Foto%25C4%259Fraf0100.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-ihtyMdo5MwA/TfDaj1QzQZI/AAAAAAAABPw/bXl0L5tcfYk/s1600/Foto%25C4%259Fraf0104.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://3.bp.blogspot.com/-ihtyMdo5MwA/TfDaj1QzQZI/AAAAAAAABPw/bXl0L5tcfYk/s200/Foto%25C4%259Fraf0104.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;Çinili Köşk'ten bazı eserler. i ve ii köşkün odalarındaki çini işlemelerinden örnekler. iii) Firüze Sırlı Sehba&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: justify;"&gt;
&lt;b&gt;Ayasofya&lt;/b&gt;:&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Eski Türkçe öğretmenlerimden biri Ayasofya'yı yüceltmek için "Türkler daha yazı yazamazken (bilinen en eski örnek&amp;nbsp;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%BCl_Tigin_Yaz%C4%B1t%C4%B1"&gt;Kül Tigin Yazıtı&lt;/a&gt; - 732) İstanbul'da böyle bir şaheser dikilmişti" derdi. Ama, yapına 532 yılında başlanılan ve 537 yılında tamamlanan 55 metre yüksekliğinde kubbeye sahip olan bu -modern tabirle- "süper yapı"nın, ne derece heybetli olduğunu idrak edebilmek için kapısından içeri girmem gerekiyormuş.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Yapının içine girdikten sonra bir müddet o büyük boşlukta durdum. Sonra sağa sola bakındım. Bir süre de yukarı baktıktan sonra üst kata çıkmak için merdiven olmasını beklediğim yere gittim. Ama gördüm ki Ayasofya'da üst kata iniş ve çıkışlar yokuşlarla yapılıyormuş. Bunu yapının eskiliğine verdim. Yalnız bu yokuşlarda bazı yerlerde birer ikişer basamaklar da vardı. Bunların bir şeyi sembolize edip etmediğini anlamak için inişte bastığım basamakları saydım. 17 basamak vardı ama 17 sayısı bana hiçbir şeyi çağrıştırmadı.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: justify;"&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/TILs6jIpmAI/AAAAAAAABKE/jqdunfAXYs4/s1600/Foto%C4%9Fraf0110.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://2.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/TILs6jIpmAI/AAAAAAAABKE/jqdunfAXYs4/s200/Foto%C4%9Fraf0110.jpg" width="150" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/TCCpoee9dII/AAAAAAAABJY/OV7X0AuimhY/s1600/i1_ayasofya_seraphime.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; display: inline !important; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://2.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/TCCpoee9dII/AAAAAAAABJY/OV7X0AuimhY/s200/i1_ayasofya_seraphime.jpg" width="150" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
Ayasofya ziyaretimde, bu ziyaretten yaklaşık bir sene kadar önce ntvmsnbc'de bir &lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/24986337/"&gt;haber&lt;/a&gt;de gördüğüm altı kanatlı seraphim meleği figürü de hedeflerimden biriydi. Tabi Ayasofya'nın bir bütün olarak büyüsüne kapılmış biri için içeride neyin peşinde koştuğunu hatırlamak o kadar kolay olmuyor. Ben de sağa sola hayranlık dolu bakışlar attığım halde ikinci katın korkuluklarına yaklaşınca kubbenin dayandığı köşelerde gördüm melekleri. Dört melekten yüzü açık olan tekinin karşısına düşmüş olmam kaderin güzel cilvesi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Üst katta açığa çıkarılmaya çalışan bir dizi mozaikle karşılaştım. Onların görüntülerini paylaşmak istiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-kUSUaCe247I/TfDanBjeOLI/AAAAAAAABQQ/oHDazV2DxUI/s1600/Foto%25C4%259Fraf0113.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://2.bp.blogspot.com/-kUSUaCe247I/TfDanBjeOLI/AAAAAAAABQQ/oHDazV2DxUI/s200/Foto%25C4%259Fraf0113.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-BQUqbjcrR_g/TfDamVSwlQI/AAAAAAAABQI/J61G0M-mnK4/s1600/Foto%25C4%259Fraf0111.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://4.bp.blogspot.com/-BQUqbjcrR_g/TfDamVSwlQI/AAAAAAAABQI/J61G0M-mnK4/s200/Foto%25C4%259Fraf0111.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-Wd64CFoldhY/TfDakmIc2EI/AAAAAAAABP0/fxKWyOj0cnE/s1600/Foto%25C4%259Fraf0106.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://2.bp.blogspot.com/-Wd64CFoldhY/TfDakmIc2EI/AAAAAAAABP0/fxKWyOj0cnE/s200/Foto%25C4%259Fraf0106.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;b&gt;i)&lt;/b&gt; Ortada taht üzerinde İsa ile İmparator IX. Konstantinos ve İmpatoriçe Zoe 11. yüzyıl - Konu: İmparator ve eşinin Ayasofya'ya yaptığı para bağışını anlatmaktadır.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;b&gt;ii)&lt;/b&gt; İmparator II. İoannes Komnenos, eşi Eirene ve oğulları Alexios ile ortada Meryem ve kucağında İsa 12. yüzyıl -&amp;nbsp;Konu: İmparator ve eşinin Ayasofya'ya yaptığı para bağışını anlatmaktadır.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;b&gt;iii)&lt;/b&gt; Deesis: Meryem, İsa ve Vaftizci Yahya - Konu: Mahşer günü (Deesis) Meryem ve İonnes Prodromos'un (Vaftizci Yahya) İsa'dan insanlık için şefaat dilemeleri 12.yüzyıl&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Ayasofya'nın üst katındaki sürüklenmemi tamamlayınca alt kata, kubbe altına geri döndüm. Ayasofya'nın İslam'a dair izleri büyük ölçüde bu kubbenin altına toplanmış. Mihrap, minber, mahfil, yazılar, hep bu bölümdedir. Tabi bu bölümde de Hristiyanlık izleri hala takip edilebilir olduğundan ilgi çekici görüntüler de oluşabiliyor. Mihrabın ğzerindeki kubbede yer alan İsa mozaği bunlardan bir tanesi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-mo6td3OHsjs/TfDascyBekI/AAAAAAAABQ0/KgYhQO00YFY/s1600/Foto%25C4%259Fraf0123.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://1.bp.blogspot.com/-mo6td3OHsjs/TfDascyBekI/AAAAAAAABQ0/KgYhQO00YFY/s200/Foto%25C4%259Fraf0123.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-ATE2U4MyUos/TfDarZIdr-I/AAAAAAAABQs/5UYoxY6atxk/s1600/Foto%25C4%259Fraf0120.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://2.bp.blogspot.com/-ATE2U4MyUos/TfDarZIdr-I/AAAAAAAABQs/5UYoxY6atxk/s200/Foto%25C4%259Fraf0120.jpg" width="150" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-8-5KzyDmyFQ/TfDasoBRioI/AAAAAAAABQ4/79FCPmriE5M/s1600/Foto%25C4%259Fraf0122.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://4.bp.blogspot.com/-8-5KzyDmyFQ/TfDasoBRioI/AAAAAAAABQ4/79FCPmriE5M/s200/Foto%25C4%259Fraf0122.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;Allah ve Muhammed hatları ve İsa mozaği&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-YznCh1lgwwg/TfDaqPy4IHI/AAAAAAAABQk/1OEAUL13_Ic/s1600/Foto%25C4%259Fraf0119.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://3.bp.blogspot.com/-YznCh1lgwwg/TfDaqPy4IHI/AAAAAAAABQk/1OEAUL13_Ic/s320/Foto%25C4%259Fraf0119.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Padişah Mahfili&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;b&gt;Yerebatan Sarnıcı:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Yerebatan Sarnıcı'na daha önce de gitmiştim galiba ama çok net de hatırlamıyordum. Sultanahmet Meydanı'nda iken "nasıl olsa yakınındayım" dedim ve girdim. Güzel bir yapı. Yaptığı iş, hala ayakta olması güzel. İyi de ışıklandırılmış. Ama normalde muhakkak görmeliyim dediğim yer olmaz. Zaten ilginç bir şekilde müze yönetimi de güzelim sarnıcın bütün ilgisini Medusa kafasına toplamışlar. Sarnıçtaki hareket yolu boyunca "Medusa'ya gider" okları vardı, ilginçti.&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Marmara Üniversitesi Cumhuriyet Müzesi:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Marmara Üniversitesi'nin At Meydanı'nın bir başında yer alan tarihi yerleşkesi içinde Marmara Üniversitesi Cumhuriyet Müzesi isminde bir müze de yer almakta. Benim, İstanbul'da ev sahipliğimi yapan Marmara Üniversitesi öğrencisinin bile haberdar olmadığı bu müzeden haberdar olmamı sağlayan kişi ise İhap Hulusi Görey. Kolaylıkla, Türkiye'de reklamcılığın atası sayılabilecek bu şahsa ithaf edilmiş daimi bir sergisi var bu müzenin. İlginç bir insan Görey. Hayat sürecini bir üçgenin üç köşesi olacak şekilde Kahire, Münih ve İstanbul'a konumlandırıyor. Sergide ilgimi çeken noktalardan biri, kalem ustasının sergilene bazı taslaklarına düştüğü notlar oldu. Aşağıda ikisini aktarmaya çalıştım. Çizerin çalışmalarını İngilizce isimlerndirmesi, İngilizce yazımı ve adını Latin harfleriyle yazma şekli ilgi çekici.&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
A BAVARİAN İNFANTRY&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
PRİVATE.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: sans-serif; line-height: 19px;"&gt;&lt;span class="script-arabic" dir="rtl" style="font-family: 'Times New Roman', 'Arabic Transparent', Arial, 'Microsoft Sans Serif', Scheherazade, Lateef;"&gt;١&lt;/span&gt;‎&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: 'Times New Roman', 'Arabic Transparent', Arial, 'Microsoft Sans Serif', Scheherazade, Lateef; line-height: 19px;"&gt;٩&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: sans-serif; line-height: 19px;"&gt;&lt;span class="script-arabic" dir="rtl" style="font-family: 'Times New Roman', 'Arabic Transparent', Arial, 'Microsoft Sans Serif', Scheherazade, Lateef;"&gt;٢&lt;/span&gt;‎&lt;span class="script-arabic" dir="rtl" style="font-family: 'Times New Roman', 'Arabic Transparent', Arial, 'Microsoft Sans Serif', Scheherazade, Lateef;"&gt;٣&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: sans-serif; line-height: 19px;"&gt;‎&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: sans-serif; line-height: 19px;"&gt;&lt;span class="script-arabic" dir="rtl" style="font-family: 'Times New Roman', 'Arabic Transparent', Arial, 'Microsoft Sans Serif', Scheherazade, Lateef;"&gt;٢&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: 'Times New Roman', 'Arabic Transparent', Arial, 'Microsoft Sans Serif', Scheherazade, Lateef; line-height: 19px;"&gt;٩&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: arial, sans-serif; white-space: nowrap;"&gt;مايو&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; white-space: nowrap;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: inherit;"&gt;DİRECTLY DRAWN WİTH PEN&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; white-space: nowrap;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: inherit;"&gt;İN. 45 MİNUTES.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; white-space: nowrap;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: inherit;"&gt;MUNİCH.29th MAY 1923**&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; white-space: nowrap;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; white-space: nowrap;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: inherit;"&gt;-STUDIES.OF.THE&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; white-space: nowrap;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: inherit;"&gt;-HEAD.&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;AND&lt;/span&gt; NECK=&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; white-space: nowrap;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: inherit;"&gt;-1st JANUARY 1921&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; white-space: nowrap;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: inherit;"&gt;IHAB&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; white-space: nowrap;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: inherit;"&gt;KHULUSSY***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: sans-serif; font-size: 13px; line-height: 19px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; line-height: 19px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: inherit;"&gt;İhap Hulusi sayesinde haberdar olduğum müzenin tamamını gezme fırsatım oldu tabi. Güzelce bir çağdaş sanat koleksiyonları da var. Türkiye'deki çağdaş sanat hakkında bilgim neredeyse sadece ODTÜ Sanat Festivali kapsamında her yıl açılan plastik sanatlar sergisi ile kısıtlı olan benim, tanıdığım bir kaç isim vardı en azından.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; line-height: 19px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 19px;"&gt;Sergiyle ilgili paylaşacağım, igimi çeken son nokta ise çizgisine her zaman hayran olduğum İlhan Selçuk'un müzeye hediye ettiği Sporcu isimli çalışması ve eşliğindeki notu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-Ze_FJ49SeB4/TiU7GpuFqDI/AAAAAAAABiE/7V7TJy_l-MM/s1600/Sporcu.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/-Ze_FJ49SeB4/TiU7GpuFqDI/AAAAAAAABiE/7V7TJy_l-MM/s320/Sporcu.jpg" width="240" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; line-height: 19px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: inherit;"&gt;(görüntü kaynağı:&amp;nbsp;&lt;a href="http://karikaturculerdernegi.com/wp-content/uploads/2011/03/Sporcu.jpg"&gt;http://karikaturculerdernegi.com/wp-content/uploads/2011/03/Sporcu.jpg&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 19px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 19px;"&gt;M.Ü. GÜZEL SANATLAR&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 19px;"&gt;FAKÜLTESİ'NE..&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 19px;"&gt;25.11.98&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-B3G9wd-VD7k/TiU7PqUYpOI/AAAAAAAABiI/gFXm9zgYf2o/s1600/turhan_imza.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/-B3G9wd-VD7k/TiU7PqUYpOI/AAAAAAAABiI/gFXm9zgYf2o/s1600/turhan_imza.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 19px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 19px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-size: 13px; line-height: 19px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-size: 13px; line-height: 19px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: inherit;"&gt;İhap Hulusi Görey hakkında daha detaylı bilgi için:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: sans-serif; font-size: 13px; line-height: 19px;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://ihaphulusi.gen.tr/"&gt;http://ihaphulusi.gen.tr/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: sans-serif; font-size: 13px; line-height: 19px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Türk ve İslam Eserleri Müzesi:&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
At Meydanı'nında Topkapı Sarayı'nın komşusu sayılabilecek, benim Cahit Ülkü'nün Pargalı İbrahim Paşa isimli romanı sayesinde tanıdığım Kanuni'nin damadı ve sadrazamı İbrahim Paşa'nın Hatice Sultan ile evlenmesi sırasında taşındığı İbrahim Paşa Sarayı'ndan arda kalanların restorasyonu ile şekillenmiş müze binası. Bu açıdan kendisi de bir tarihi eser. Müze, 1984 yılında Avrupa'da yılın müzesi seçilmiş.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
Müzede fotoğraf çekmek yasaktı. Bu yüzden burada sergilenen eserlerle ilgili hiç bir fotoğraf yok elimde. Ama müzeyi gezerken ilgimi çeken ve not alma gereği hissetiğim eserler şunlar:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;u&gt;Mesafe Taşı&lt;/u&gt;&amp;nbsp;-&amp;nbsp;Emevi Dönemi H. 66-86 (M. 685-705)&lt;br /&gt;
Taşın üzerinde yazan metin: "Allah'ın kulu, müminlerin emiri&amp;nbsp;Abdülmelik ibn Mervan , Allah'ın rahmeti üzerinde olsun, bu taşı diktirdi. Şam ile burası 109 mildir." (Türkçe çeviride mesafe ölçüsü birimi olarak mil kullanılması garibime gitti açıkçası.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;u&gt;İki Dansöz Figürü&lt;/u&gt; - Abbasi Dönemi, 9.yy&lt;br /&gt;
Cevzak Sarayı, Harem Dairesi. E. Herzfeld 1912 rekonstrüksüyon&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;u&gt;Taş Sfenks Heykeli&lt;/u&gt; - Selçuklu Devri, 13.yy&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;u&gt;Dua Mecmuası&lt;/u&gt; - Kacar, H.1173&lt;br /&gt;
Lake -Kağıtı&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;u&gt;Kıblenüma&lt;/u&gt; - H.1151 (M.1738)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;u&gt;Osmanlı Devlet Arması&lt;/u&gt; - 1901&lt;br /&gt;
Kadim Süryani Patriği Abdülmesih tarafından Türkçe ve Süryanice yazılan 1901 yılında Sultan II. Abdülhamid'e sunulan saltanatının 25. Senesi kutlama tebriği.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;u&gt;Osmanlı Devlet Haritası&lt;/u&gt;&amp;nbsp;- 1901&lt;br /&gt;
1901 tarihli, kabartma, 1/5.000.000 ölçekli küresel dünya haritası. Dünya küresinin dışında ise Son'a, Selanik, Manastır, Edirne, İstanbul ve Bursa şehirlerinin haritaları yer almakta.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Sabit koleksiyonu dışında benim gezdiğim sırada müzede "Su" temalı bir sergi de vardı. İslam toplumlarında su ve temizlik ilişkisi üzerinde yoğun olarka durulmuş, hamam detaylarının çokça sergilendiği güzel bir sergiydi. Bu sergide ise ilgimi en çok çeken şey, müzeyi gezmemden bir kaç saat önce gördüğüm ve yukarıda dapaylaştığım Ab-ı Hayat Çeşmesi isimli eserin bire bir reprodüksiyonu idi. Resmin etiketi şu şekildeydi:&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Ab-ı Hayat Çeşmesi - Osman Hamdi Bey, 1904&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Tuval Üzerine yağlıboya&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
(c) Berlin Devlet Müzeleri Ulusal Galerisi (Sergilenen, eserin reprodüksüyonudur.)&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Süleymaniye Camii ve Külliyesi:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
İstanbul'da Arkeoloji Müzesi'nden sonra görmeyi en çok arzuladığım yer Süleymaniye Camii idi. Mimar Sinan'ın kalfalık eseri bence İstanbul'daki Osmanlı izlerinin en heyecan vericilerinden. Seyahat planının sonuna atılması ise kasıtlı. Havanın geç karardığı yaz aylarında müzeler kapandıktan sonra bile camileri gündüz gözüyle görmeye yetecek kadar ışık kalıyor. Bu mantıkla sona ötelemiştim Süleymaniye'yi ama gün boyu sergilediğim yüksek tempodan sonra, Beyazıt'a vardığımda pilim bitmek üzereydi. Ama camiyi görme isteğinin verdiği itki ile son bir gayretle Süleymaniye'ye vardım. İlk bakıştan itibaren çok etkileyici bir yapı. Avlunun dört köşesine yerleşmiş dört minaresi ve ana kubbeyi destekleyen itili ufaklı yarım kubbeleri ile gerçekten çok zarif bir cami. Bir müddet uzaktan izledikten sonra artık içine girmeye karar vermiş bir şekilde avlu kapısına doğru ilerledim. Burada ilgimi Süleymaniye Camii'nin restorasyonu ile ilgili olarak asılmış Vakıflar Genel Müdürlüğü ve 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı logolarının yer aldığını hatırladığım bir reklam panosu gördüm. Camide uzun süredir devam eden bir restorasyon olduğunu ve sonlanmadığını biliyordum. Ama cami ile müze arasındaki giriş saati farkıyla ilgili saptamayı gayet düzgün yapabilmiş olan bendeniz restorasyon konusunda oluşabilecek farklılıkları hiç düşünmemiştim. Restorasyonu ben kendimi bildim bileli süren ve ortasında her daim bir iskele bulunan Ayasofya'ya gideli daha bir kaç saat olmuş biri için o caminin kapısını kapalı bulmak büyük olasılıkla beklenmeyecek bir şeydi. Ama olan oldu. Göğsünü gere gere her yere 2010 Kültür Başkenti yazısını asan şehirin çok önemli yapılarından ikisini, bu etkinlik tarafından finansmanına katkı sağlanmış onarım süreçleri 2010 senesinde kapalı tutuyordu.İlginç tabi 2010 için olması gerek şey 2010'da oluyordu ama en azından hiç olmamasından iyidir diyebiliyor insan.&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Cami kapalıdı ama kabristanı açıktı. Güzel bir mezarlığı ve Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan türbelerini gezmiş olabildim en azından. Hürrem Sultan türbesinde aşağıdaki notu aldım. Yanlış anlaşılma kaygısıyla şunu belirtmek istiyorum ki ben bu seyahatı yaptığımda Muhteşem Yüzyıl dizisi ile ilgili ortada herhangi bir yüksek ses yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;Gün içinde Ayasofya'da ve Süleymaniye'de çok sayıda türbede yüzün üzerinde sandukanın önünde durduktan Hürrem'in türbesinde ne yapacağımı bilemedim bir an.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Burası ilk günün sonu olsun.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*Kaynak(lar) İngilizce'dir.&lt;br /&gt;
**Arap karakterlerini kullandığım yerin yazımından emin değilim. "29th"daki "th" sayının üzerinde olmalı.&lt;br /&gt;
***"1st"deki "st" sayının üzerinde olmalı.&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
yazılmaya başladığı tarih: 22.06.2010&lt;/div&gt;
&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25678799-3040670284318461663?l=emreyilmazdan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=h1DNtfWOzFg:y5SDDVqdzQo:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=h1DNtfWOzFg:y5SDDVqdzQo:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=h1DNtfWOzFg:y5SDDVqdzQo:nQ_hWtDbxek"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=nQ_hWtDbxek" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=h1DNtfWOzFg:y5SDDVqdzQo:4cEx4HpKnUU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?i=h1DNtfWOzFg:y5SDDVqdzQo:4cEx4HpKnUU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://emreyilmazdan.blogspot.com/feeds/3040670284318461663/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25678799&amp;postID=3040670284318461663" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/3040670284318461663?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/3040670284318461663?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/emreyilmazdan/~3/h1DNtfWOzFg/istanbul-i.html" title="İstanbul I" /><author><name>Emre YILMAZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06456018379326324640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/TCCvoiP87KI/AAAAAAAABJc/_eT0exLK2Rw/s72-c/i1_2_ginantomachy1.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://emreyilmazdan.blogspot.com/2011/07/istanbul-i.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D0ADQnw7fCp7ImA9WhdSFUo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-25678799.post-8894871397868053172</id><published>2010-12-10T21:54:00.001+02:00</published><updated>2011-07-25T09:36:13.204+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-07-25T09:36:13.204+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Resim" /><title>Qi Baishi</title><content type="html">&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Ben, resim, pek bilmem ve resimden anlamam. Ama fırsat buldukça, çeşitli ortamlarda, önüme gelen eserleri izlemekten, incelemekten keyif alırım. Ulaşabileceğim yerlerde (genellikle ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi) bir sergi olursa, gitmek için çaba sarf ettiğim bile olur.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Bunun ötesine geçmeyen bir resim ilgisine, bilgisine sahip, benim gibi birinin, konuyla ilgili pek çoklarının dahi yakın zamana kadar pek tanımadıkları bu ressamdan haberdar olması şubat ayında yayınlanmış sansasyonel bir habere dayanıyor. Haber*, Qi Baishi isimli bu ressamın 2009 yılında Pablo Picasso ve Andy Warhol'un hemen ardından eserleri en çok para kazandıran 3. sanatçı olduğunu bildiriyordu.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Tabi, eser satışlarının yarattığı bu durumun haber değeri taşımasının temelinde büyüyen Çin'in ulaştığı ekonomik güçle, dünya kültüründeki baskınlığını artırması gibi (&amp;nbsp;kafa yormaktan keyif aldığım ama)&amp;nbsp;şeyler de var. Ama benim için bu haberi hatırlanır kılan (ve paylaşılır yapan) esas şey masaüstü arka plan görüntüm olan ve seyretmekten çok keyif aldığım aşağıdaki resmi yapan ressamla beni tanıştırmış olmasıdır.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Ben memnun olmuştum.&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://farm4.static.flickr.com/3622/3409330069_be9ab8abb4.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://farm4.static.flickr.com/3622/3409330069_be9ab8abb4.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Daha fazla bilgi/resim için:&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.chinaonlinemuseum.com/painting-qi-baishi.php"&gt;China Online Museum&lt;/a&gt;&amp;nbsp;ya da&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.flickr.com/photos/chinese-history-and-art-museum/sets/72157616309765164/with/3410139720/"&gt;Flickr&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*Türkçe olarak okuduğumu hatırladığım haberi bulamadım ama ona yakın olarak&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&amp;amp;ArticleID=1003051&amp;amp;Date=17.06.2010&amp;amp;CategoryID=82"&gt;şu&lt;/a&gt;&amp;nbsp;var. İngilizce haber de&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.telegraph.co.uk/culture/art/7312526/Obscure-Chinese-painter-Qi-Baishi-is-third-top-earning-artist.html"&gt;bura&lt;/a&gt;da.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25678799-8894871397868053172?l=emreyilmazdan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=8a58Ns8-thw:kZwWdl40U9U:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=8a58Ns8-thw:kZwWdl40U9U:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=8a58Ns8-thw:kZwWdl40U9U:nQ_hWtDbxek"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=nQ_hWtDbxek" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=8a58Ns8-thw:kZwWdl40U9U:4cEx4HpKnUU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?i=8a58Ns8-thw:kZwWdl40U9U:4cEx4HpKnUU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://emreyilmazdan.blogspot.com/feeds/8894871397868053172/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25678799&amp;postID=8894871397868053172" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/8894871397868053172?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/8894871397868053172?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/emreyilmazdan/~3/8a58Ns8-thw/qi-baishi.html" title="Qi Baishi" /><author><name>Emre YILMAZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06456018379326324640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://farm4.static.flickr.com/3622/3409330069_be9ab8abb4_t.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://emreyilmazdan.blogspot.com/2010/12/qi-baishi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DEAMQ3k6cCp7ImA9Wx5TEU4.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-25678799.post-6877252415164389044</id><published>2010-07-26T12:33:00.000+03:00</published><updated>2010-07-26T12:33:02.718+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-07-26T12:33:02.718+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Güncelleme" /><title>26.07.2010</title><content type="html">-Bir iki haftadır Toy Story izleyip, Alice in Wonderland okuyorum. Kültü sanat etkinliklerimi bu çocuksu seviyeye çektiğim için mutluyum.&lt;br /&gt;
-Redd'in "Tamam Böyle Kalsın" için çektiği ve sadece internet sayfalarından yayınladıkları farklı bir klip var. İzleyin. (adres:&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.redd.com.tr/2010/06/23/tamam-boyle-kalsin-2/"&gt;http://www.redd.com.tr/2010/06/23/tamam-boyle-kalsin-2/&lt;/a&gt;&amp;nbsp;)&lt;br /&gt;
-twitter'dan takip edenler biliyor, kontrolsüzce Queen'den &lt;a href="http://fizy.com/s/102mc9"&gt;Bohemian Rhapsody&lt;/a&gt; dinliyorum. Hatta kontrolsüzlüğümü sergilemek (ve biraz da görgüsüzlük yapmak) için, sadece elimdeki altı farklı kayıttan oluşan çalma listeleri hazırlayıp tekrar tekrar onu dinlediğimi söyleyebilirim. Ve dahi, hızımı alamayıp "Mama, just killed a man" de diyebilirim ama sesim çok çirkin. Zaten siz de durumu anlamışsınızdır.&lt;br /&gt;
-Tez çalışmalarım hala durağan ama kısa bir süre içinde çalışmalarımın ivme kazanacağına dair bir inancım var. (Bilimsel çalışmaya dair inanç taşımak ne güzel bir zihin karmaşasıdır.)&lt;br /&gt;
-Bir yıla yakın zaman oldu ama ben hala&amp;nbsp;Ruşen Çakır'dan Ayet ve Slogan'ı ve J.P. Donleavy'den Zencefil Adam'ı &lt;s&gt;okuyorum&lt;/s&gt; bitirmedim.&lt;br /&gt;
-&lt;a href="http://www.facebook.com/people/Emir-Konuk/100001067457448"&gt;E&lt;/a&gt;&lt;a href="http://eseginsiki.blogspot.com/"&gt;mi&lt;/a&gt;&lt;a href="http://twitter.com/emirmemir"&gt;r&lt;/a&gt; askere gidiyor.&lt;br /&gt;
-Bir de ben galiba sakinleşemiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="color: white;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="color: white;"&gt;Belki söylenecek başka şeyler de vardır ama dediğim gibi sakinleşemiyorum.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: white;"&gt;O zaman şöyle diyelim:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="color: white;"&gt;Çok zaman, az değişiklik; az yazı. Bu güncelleme de bu kadar kısa olur bu durumda.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25678799-6877252415164389044?l=emreyilmazdan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=hJOYceQ7xtU:J60ebmbpTrQ:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=hJOYceQ7xtU:J60ebmbpTrQ:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=hJOYceQ7xtU:J60ebmbpTrQ:nQ_hWtDbxek"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=nQ_hWtDbxek" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=hJOYceQ7xtU:J60ebmbpTrQ:4cEx4HpKnUU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?i=hJOYceQ7xtU:J60ebmbpTrQ:4cEx4HpKnUU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://emreyilmazdan.blogspot.com/feeds/6877252415164389044/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25678799&amp;postID=6877252415164389044" title="4 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/6877252415164389044?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/6877252415164389044?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/emreyilmazdan/~3/hJOYceQ7xtU/26072010.html" title="26.07.2010" /><author><name>Emre YILMAZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06456018379326324640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>4</thr:total><feedburner:origLink>http://emreyilmazdan.blogspot.com/2010/07/26072010.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D04AQ3g-fip7ImA9WxFaEEs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-25678799.post-7490707303147411737</id><published>2010-07-14T03:02:00.001+03:00</published><updated>2010-07-14T03:05:42.656+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-07-14T03:05:42.656+03:00</app:edited><title /><content type="html">&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Saat 02:30 suları balkonda apartmanların sessizliğine bakıyorum. Sokağın yukarısından iki adam yaklaşıyor. Seslerini duyuyorum. Sinan'dan bahsediyorlar. İkisi de Sinan'ın iyi biri olduğunda hem fikir. Görmek istiyorum bu iki adamı. Bekliyorum. Geliyorlar. Bira içmişler. Sohbetlerine devam ediyorlar. Sokakta yürüken duruyorlar bazen ama konuşmaya ara vermiyorlar. İkisi de saçı, sakalı ağarmış, çok kolay yürüyemeyen adamlar. Birisi "ben şimdi sana derdimi anlatsam da sen bana çare olamazsın ki" diyor. Sonra Çorbacı Ağa'nın çırağı gelip bu iki adama, yakında ekmek alabileceği açık bir yer olup olmadığını soruyor. İkisi de aynı yeri tarif ediyorlar. Çırak oraya doğru ilerlerken arkasından, gideceği yeri söylemeye devam ediyorlar. Sonra bir anda kendi sohbetlerine kaldıkları yerden devam ediyorlar. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Saat 3'e yakın. Odamdayım. Geçtiğimiz bir kaç yılda benden yardım isteyen arkadaşlarıma yüz çevirdim. Yardım istemeyenlerin ise hayatlarına karışmaya çalıştım. Yaptıklarımda bir yanlışlık göremesem de hatalı olduğum her seferinde yüzüme vuruldu. (...) &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ben bir mühendisim. Herhangi birine yardım etmek için önce kendi işimi yapmalıyım. Bu yeni vardığım bir sonuç değil. Sadece hatırlamak için yazıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25678799-7490707303147411737?l=emreyilmazdan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=_QW-sSvfoF0:9VSuhg02n34:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=_QW-sSvfoF0:9VSuhg02n34:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=_QW-sSvfoF0:9VSuhg02n34:nQ_hWtDbxek"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=nQ_hWtDbxek" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=_QW-sSvfoF0:9VSuhg02n34:4cEx4HpKnUU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?i=_QW-sSvfoF0:9VSuhg02n34:4cEx4HpKnUU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://emreyilmazdan.blogspot.com/feeds/7490707303147411737/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25678799&amp;postID=7490707303147411737" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/7490707303147411737?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/7490707303147411737?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/emreyilmazdan/~3/_QW-sSvfoF0/saat-0230-sular-balkonda-apartmanlarn.html" title="" /><author><name>Emre YILMAZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06456018379326324640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://emreyilmazdan.blogspot.com/2010/07/saat-0230-sular-balkonda-apartmanlarn.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DEMGQH85eSp7ImA9WxFUFUs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-25678799.post-7566742372963905627</id><published>2010-06-26T18:33:00.001+03:00</published><updated>2010-06-26T18:33:41.121+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-06-26T18:33:41.121+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yaşam" /><title>İstanbul III: Amca</title><content type="html">&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bir amca geldi, vapurun ne zaman kalkacağını sordu. Söyledim. Başka bir sırada oturuyordu, kalktı, yanıma geldi. Bir kadının poşetinde en olduğunu sorduğunu söyledi. Kadına "deli" dedi. Poşetinde "tek başına, maymunlarla birlikte yaşaması" gerektiğini söyleyen bir rapor olduğuyla ilgili ciddiyet seviyesini takip edemediğim bir şeyler söyledikten sonra Pendik'te oturduğunu ve evini karafatmaların bastığını söyledi. Bana "siz yabancı mısınız" dedi. "Evet" dedim. "Nereden geldiniz" dedi. "Ankara" dedim. Kendinin Anadolu coğrafyasından olmayan şivesi ve hareketlerindeki doğallık, içtenlik, ev sahipliği, onun İstanbullu olduğunu açıkça gösteriyordu. "Ankara'yı bilirim" dedi. "Bilir misiniz" diye cevap verdim. Bunu inanmadığım için değil, söylediklerini tam olarak anlayamadığım için yaptım. "Bilirim" diye tekrarladı. "Amcam, milletvekiliydi" dedi. "Yukarı Aydınlık'ta evleri vardı" diye ekledi. Sonra "amcam beni faytonla gezdirirdi, eskiden tramvay da vardı" diyerek Ankara anılarını canlandırdı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;1902 yılında Arnavutluk'dan göçmüşler Türkiye'ye. Dedesi Pendik'e yerleşmiş. Bir asrı aşkın süredir İstanbullularmış. Üzerinde hiç de yeni sayılmayacak gündelik kıyafetler ve ayağında ucuz bir spor ayakkabı vardı. Elinde poşeti, rahat bir şekilde oturuyordu bankın üzerinde ve o anda dünyadaki en doğal şeymiş gibi sohbet ediyordu benimle. Renkli olduğunu, yüzüne uzunca hiç bakamadığım için sadece zannettiğim gözlerinde, karısını bir sene önce kanserden kaybettiğini söylediği an dışında hep bir parlaklık vardı. O yaşıyordu ve hayat devam ediyordu. "Sizinkiler hayatta" mı diye sordu. hayatımda galiba ilk kez karşılaştığım bu soruya "evet" diye karşılık verdim. "Allah bağışlasın" dedi. "Allah cümlemize uzun ömür versin" cümlesini sonuna doğru sıkılan, sönümlenen bir şekilde sarf ettim. Sonra kendinin çocuğu olup olmadığını sordum. "Karıyı büyük aldık" dedi. Sonra yine tam olarak takip edemediğim ama karısının ablasının, karısını evden atması sırasında onu yanına alması anlamını çıkardığım bir şeyler söyledi. Ve ben söylediklerinden bir anlam çıkarmaya çalışırken, O Pendik'e geri döndü. Uzak olduğundan kısaca konuştuk. Aklı yine evine gitmiş olacak ki "bir otel bulsam" dedi. "Bir kaç ay kalsam yeter" diye de ekledi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Amca'nın sürdürdüğü konuşmanın duraksadığına kanaat getirdiğim için ya da ona saygı duymaya başladığım için ben de tam bir konu açmaya hazırlanıyordum ki konuşmamızın neredeyse başından beri karşımızda oturan ketum bakışlı, kısa bıyıklı adam, vapurun kalkış saati yaklaşınca turnikelerin başına yolcuların üşüşmesiyle, bütün yerler boş olduğu halde kendi bankından kalktı ve bizim banka, amca ile benim arama oturdu. Benden rahatsız olduğuna eminim ama beni mi amcadan, amcayı mı benden yoksa geri kalan herkesi mi bizden koruyordu, onu anlayamadım.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25678799-7566742372963905627?l=emreyilmazdan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=LlbYyySisE4:4P1QdtidNuk:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=LlbYyySisE4:4P1QdtidNuk:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=LlbYyySisE4:4P1QdtidNuk:nQ_hWtDbxek"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=nQ_hWtDbxek" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=LlbYyySisE4:4P1QdtidNuk:4cEx4HpKnUU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?i=LlbYyySisE4:4P1QdtidNuk:4cEx4HpKnUU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://emreyilmazdan.blogspot.com/feeds/7566742372963905627/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25678799&amp;postID=7566742372963905627" title="1 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/7566742372963905627?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/7566742372963905627?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/emreyilmazdan/~3/LlbYyySisE4/istanbul-iii-amca.html" title="İstanbul III: Amca" /><author><name>Emre YILMAZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06456018379326324640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>1</thr:total><feedburner:origLink>http://emreyilmazdan.blogspot.com/2010/06/istanbul-iii-amca.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DE8MRXo6fip7ImA9WxBaE0o.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-25678799.post-2334021675471216228</id><published>2010-03-23T22:41:00.000+02:00</published><updated>2010-03-23T22:41:24.416+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-03-23T22:41:24.416+02:00</app:edited><title>Son yazımı yayınlayalı yaklaşık 3 (yazıyla, üç) ay olmuş</title><content type="html">Eve gidip gitmemekte çok kararsızlık yaşadım. Ya da daha doğru bir ifade ile (ikisi arasında &lt;i&gt;daha&lt;/i&gt; doğru diye bir mukayese nasıl yapılırsa artık) eve gitmemek için bir alternatif yaratmaya çalıştım. Önce Fuat &lt;i&gt;Abi&lt;/i&gt;'nin oraya gitmeyi düşündüm ama alkol ciddi bir tercih olamamalıydı. &lt;strike&gt;Bu ihtimali eledikten sonra canımı sıkan düşüncelerimle bir müddet yürüdüm. (Galiba eve gitmek istememe sebebim bu düşüncelerle uzun süre baş başa kalamama isteğimdi.)&lt;/strike&gt; Sonra saat yeterince geç olmuş olsa da alışverişe gitmeyi düşündüm. Kafamdaki kurguya göre, &lt;i&gt;acele&lt;/i&gt; ile bir AVM'ye (metro istasyonuna yakın olmamı göz önünde bulundurarak AnkaMALL'ı tercih etmeye yakındım) gidip ya bir spor mağazasından ya da Boyner, YKM gibi bir genel mağazadan &lt;i&gt;polar&lt;/i&gt; bir eldiven alıp daha sakin bir şekilde eve döncek ve sonra Anıttepe'deki spor tesisine koşmaya gidecektim. Bu kurgu kafama yatmış olmalı ki alışverişe gidebilmek için çaba dahi sarf ettim, Soyadaş'ı aradım. Ama şaşırtıcı olmayan ve daha önemlisi mantıklı olan bir şekilde o bu saatte alışverişe gitme isteği bulunmadığını dile getirdi. Çabamı da sarf ettiğim ve aksi bir seçenek olgunlaşmadığı için başka bir rotaya sapmadığımdan, geçen zaman beni evimin önüne getirmiş olduğu için en azından çantamı bırakmak için eve girmeye karar verdim.&lt;br /&gt;
Anahtar kilitte son kez döndükten sonra kapıyı açmak için apartman ışığının sönmesini bekledim. Eve girdikten sonra da girişin ışığını yakmadım. Bunu yapmaya takatim ve galiba tahamülüm yoktu. Kapıyı kapattıktan sonra ayakkabımı çıkarttım ve terlik giymeden, salona doğru ilerledim. Uygun gördüğüm ilk yere çantamı bıraktım. Sonra, paltom başta olmak üzere bana sıkıntı veren giysilerimi (palto, hırka, süveter) çıkarttım ve girişe en yakın olan kanepenin üzerine bıraktım. Ardından gömleğimin düğmelerini açtım ve o kanepenin üzerine oturdum.&lt;br /&gt;
Eve gireli 1,5 (yazıyla, &lt;i&gt;bir buçuk&lt;/i&gt;) saat oldu ve hala o kanepenin üzerindeyim. Bu bir buçuk saatin çok kısa bir süresinde düşüncelerimle baş başa kalmak zorunda kaldım. Ayrıca kendimi içinde bulduğum karanlık da başta bu satırları yazdığım bilgisayarın ekranı olmak üzere, pek çok kaynağın ışıkları ile delindi. Birazdan ev arkadaşım gelecek ve bu ortama kesin bir son da verecek. Biliyorum ve bekliyorum. Ama o zamana kadar bu görece ışıksız ortamda bir süre düşüncelerimle başbaşa kalacağım. Bunu da biliyorum ve istiyorum. Belki &lt;strike&gt;farkında olmadan tasarladığım (ne demek oluyorsa)&lt;/strike&gt; bu ışıksızlık bana onlarla uğraşma şansı verir.&lt;br /&gt;
Güzel de bir müzik olmalı fonda.&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: white;"&gt;Mesela Rahmaninov veya Çaykovski.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25678799-2334021675471216228?l=emreyilmazdan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=XGYE739r5Sg:LuNhO_VXdQs:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=XGYE739r5Sg:LuNhO_VXdQs:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=XGYE739r5Sg:LuNhO_VXdQs:nQ_hWtDbxek"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=nQ_hWtDbxek" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=XGYE739r5Sg:LuNhO_VXdQs:4cEx4HpKnUU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?i=XGYE739r5Sg:LuNhO_VXdQs:4cEx4HpKnUU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://emreyilmazdan.blogspot.com/feeds/2334021675471216228/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25678799&amp;postID=2334021675471216228" title="3 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/2334021675471216228?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/2334021675471216228?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/emreyilmazdan/~3/XGYE739r5Sg/son-yazm-yaynlayal-yaklask-3-yazyla-uc.html" title="Son yazımı yayınlayalı yaklaşık 3 (yazıyla, üç) ay olmuş" /><author><name>Emre YILMAZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06456018379326324640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>3</thr:total><feedburner:origLink>http://emreyilmazdan.blogspot.com/2010/03/son-yazm-yaynlayal-yaklask-3-yazyla-uc.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DEUGRHo5fip7ImA9WxBREks.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-25678799.post-7676323328833584838</id><published>2009-12-31T15:30:00.000+02:00</published><updated>2009-12-31T15:30:25.426+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-12-31T15:30:25.426+02:00</app:edited><title>Yeni yıl yazısı</title><content type="html">Bugün eve dönerken caddeyi geçip, sokağa girdikten sonra sırasıyla, ağaçlar tarafından perdelenen sokak lambasının ışığı altında gazete okumaya çalışan kağıt toplayıcısı çocuk, köpek gezdiren kokoş bir kızla, onunla hahara hahari muhabbeti yapan evli genç, duvar üzerinde gizli gizli sigara içen ergen kızlar, akşamın karanlığında hala eşya taşıyan bir hamal ve bir kedi gördüm.&lt;br /&gt;
Bu tabloyu ve tablo içinde tabaka tabaka ayrı görünen insanları görünce ilk tepkim "Getirin Kapital'i, getirin Komünist Manifesto'yu" demek olmuştu. Ama 17 Aralık akşamı gerçekleşen, bu aşırı duygusal ve çokça salakça gözüken tepkiyi vermeme sebep olan olaydan 10 gün sonra, 27 Aralık günü &lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/"&gt;ntvmsnbc&lt;/a&gt; internet sayfasında "Çöpte Dostoyevski" isimli altta bağlantısını verdiğim videoyu görünce bir nebze olsun dinginleştim.&lt;br /&gt;
Hepinize sağlık ve mutluluk dolu bir yeni yıl dilerim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Video için:&amp;nbsp;&lt;a href="http://video.ntvmsnbc.com/#v228102172175246239000044243179049210109251063169"&gt;http://video.ntvmsnbc.com/#v228102172175246239000044243179049210109251063169&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25678799-7676323328833584838?l=emreyilmazdan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=bsEPZF0k_4k:7h_yD21W0Vs:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=bsEPZF0k_4k:7h_yD21W0Vs:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=bsEPZF0k_4k:7h_yD21W0Vs:nQ_hWtDbxek"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=nQ_hWtDbxek" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=bsEPZF0k_4k:7h_yD21W0Vs:4cEx4HpKnUU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?i=bsEPZF0k_4k:7h_yD21W0Vs:4cEx4HpKnUU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://emreyilmazdan.blogspot.com/feeds/7676323328833584838/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25678799&amp;postID=7676323328833584838" title="4 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/7676323328833584838?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/7676323328833584838?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/emreyilmazdan/~3/bsEPZF0k_4k/yeni-yl-yazs.html" title="Yeni yıl yazısı" /><author><name>Emre YILMAZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06456018379326324640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>4</thr:total><feedburner:origLink>http://emreyilmazdan.blogspot.com/2009/12/yeni-yl-yazs.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DkIARXo9fip7ImA9WxNbFUQ.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-25678799.post-4980219815861734580</id><published>2009-11-19T03:35:00.001+02:00</published><updated>2009-11-19T03:35:44.466+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-11-19T03:35:44.466+02:00</app:edited><title>Güncel internet sosyal ortamlar üzerine bir not (a.k.a. I'm Back!)</title><content type="html">&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Az önce yayınladığım yazı ile ondan önce yayınladığım son yazı arasında 80 günlük bir zaman var. Daha önce bir kaç kez belirttiğim üzere ben bu bloga, elimden geldiğince, ayda en az bir yazı yazmaya çalışıyorum. Daha doğrusu çalışıyordum ama bu çabam bir kesintiye uğradı. Bu kesintinin sizinle paylaşılacabilecek, yeni bir (sevinçli/üzücü) sebebi olmasını isterdim. Ancak herhalde benim üşengeçliğimden başka elle tutulur bir sebep yok ortada. Konu bulmakla ilgili çok sorun yaşamadım ama bunları yazıya dökmek zor geldi. Bir çok kişinin benimle dalga geçmek için kullandığı kalıbı tekrar kullanmak gerekirse, "draft kutumda bekleyen" bunun dışında 3 yazı daha vardı. Ama bir türlü oturup, uzun uzun yazmaya fırsat bulamadım. Aslında bunun bir sebebi de hızlıca paylaşabileceğim içerikleri başka bir sosyal ortam üzerinden paylaşmaya başlamış olamam olabilir. Evet, tahmin edilebileceği üzere twitter'dan bahsediyorum ve bu vesileyle yazıyı, başlığa alakalı sulara sokuyorum.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Son bir iki aydır twitter Türkiye'yi de kasıp kavuruyor. Benim bile bir süreliğine blogumu aldatmama sebep olan bu siteden yola çıkarak, güncel sosyal internet ortamları hakkında bir iki not düşmek istiyorum:&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;-twitter artık Türkiye'de de meşhur. Obama'nın kampanyası ile ilk kez geniş alanlarda duyuldu ama İran'daki muhalefet hareketiliği sırasında dünyanın kalanı gibi Türkiye'de de meşhur oldu. Ve tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de etkin bir haber kaynağı ve ünlü figürlerin insanileştiği bir ortam olarak, etkinliği her geçen gün artıyor.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;-facebook'un friendfeed'i satın alması, friendfeed açısından iyi bir reklam oldu. Ama bence çok arada kalmış bir ürün olduğu için istediği ilgiyi göremiyor friendfeed. Zaten adım adım facebook'a entegre olduğuna göre ciddi bir gelecek beklememek lazım bence bu siteden.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;-Google Wave önizleme olarak geldi. Ama hem kullanıcı sayısının çok kısıtlı olması, hem netbook gibi zayıf sistemler zorlaması, hem de eklentilerin ve özelliklerinin tam oturmamış olması bence beklenilenden daha zayıf bir etki yaratmasına sebep oldu. Hoş ben hala günde en az bir kez bakıyorum "ne var, ne yok" diye.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;-LinkedIn, Xing gibi profosyonel sosyal ortamların da yükselişi sürüyor. Bu akımda da yerelleşme başladı. En son Doğan, geçen günlerde bu tarz bir internet sitesini (BizeBiz.com) yayına soktu.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;-İçerik üretim hızı katlandı. Hem küçük (microblogging, bookmarking, vb.) ölçüde hem de büyük (blogging, video publishing, podcasting, vb.) ölçüde daha fazla içerik üretiliyor.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;-Artan içerik üretim hızı ister istemez yanında hızlı tüketimi ve bilgi kirliliğini getiriyor.&amp;nbsp;Bu noktada,&amp;nbsp;bunların indexlenmesi yeni iş grubunu oluşturuyor. Bu konuda uzman olan Google'ın liderliğine bir müddet daha kimse dokunamaz. Ancak News Media'ın yaptığı gibi ürettikleri paralı içeriği Google'dan saklamak gibi bir trend yükselirse, o zaman dengeler değişebilir.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;-Tabi bütün bu durum notlarının yanına, Türkiye'de hala youtube, myspace, last.fm gibi en büyük audio&amp;amp;video sosyal ortamlarına erişimin yasak olduğunu belirtmezem ayıp olur. Google kesilen son vergi cezasından ve bu cezayı takip eden yorumlardan sonra, devletin bu yasaklarda neden bu kadar ısrarcı olduğunu tekrar tekrar sorguluyorum.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;Notlar yazının girişine göre biraz kısa kaldı galiba ama görece uzun bir aradan sonra biçim/içerik konusunda böyle sorunlar yaşanabileceği kanısındayım. Bundan sonraki bir iki yazının daha okunası konularda olacağını düşündüğüm için, bu yazılarda aşarım gibi geliyor bu sorunları. Bu arada&amp;nbsp;saat 03:30'a geliyor. Bu da saçmalama hızımı açıklamak için iyi bir sebep olabilir aslında. Olabildiğince boş bir yazı daha paylaştığıma göre artık uyuyabilirim. Bugün saat 13:30 da gireceğim sınav için başarı temennilerinizi de kabul edebilirim tabi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25678799-4980219815861734580?l=emreyilmazdan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=E1EFgt8_4F8:LGfw_8ektB4:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=E1EFgt8_4F8:LGfw_8ektB4:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=E1EFgt8_4F8:LGfw_8ektB4:nQ_hWtDbxek"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=nQ_hWtDbxek" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=E1EFgt8_4F8:LGfw_8ektB4:4cEx4HpKnUU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?i=E1EFgt8_4F8:LGfw_8ektB4:4cEx4HpKnUU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://emreyilmazdan.blogspot.com/feeds/4980219815861734580/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25678799&amp;postID=4980219815861734580" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/4980219815861734580?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/4980219815861734580?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/emreyilmazdan/~3/E1EFgt8_4F8/guncel-internet-sosyal-ortamlar-uzerine.html" title="Güncel internet sosyal ortamlar üzerine bir not (a.k.a. I'm Back!)" /><author><name>Emre YILMAZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06456018379326324640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://emreyilmazdan.blogspot.com/2009/11/guncel-internet-sosyal-ortamlar-uzerine.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DkIGQnY8fCp7ImA9WxNbFUQ.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-25678799.post-5962138162754151246</id><published>2009-11-19T03:35:00.000+02:00</published><updated>2009-11-19T03:35:23.874+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-11-19T03:35:23.874+02:00</app:edited><title>Hangisi?</title><content type="html">&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İlgilendiğim blogları takip etmek için Google Reader kullandığımdan muhakkak daha önce bahsetmişimdir. Sıklıkla kullandığım bilgisayar klasörleri ve programlar, beni günlük yaşantımdan tanıyanları şaşırtacak şekilde -bana göre- gayet düzenlidirler. Bunun bir örneği olarak da takip ettiğim blogları çeşitli klasörlerde toplamış olamam verilebilir. Arkadaşlar, blogFL, blogAvcısı, blogT, Genel, Müzik, Spor, vb gibi isimleri var bu klasörlerin. Tanıdığım insanların yazdıkları blogları adı geçen ilk iki klasör altında topluyorum genel olarak. Birincisi isminin de yeterince iyi anlattığı şekilde her gün görüştüğüm arkadaşlarımın tuttukları blogları düzenliyor. Diğeri de -yine, bence ismi içeriğini yeterince iyi anlatsa da- kullanılan kısaltmayı tanımayanlar için FL'nin "Fen Lisesi"ni ifade ettiğini belirteyim. Burada -mezunu olduğumu herhalde her fırsatta belirttiğim- İzmir Fen Lisesi mezunlarının tuttukları blogları bulunduruyorum. Google Reader kullananlar bilirler, bu uygulama da klasörler etiket gibidir. Takip edilen bir içeriği birden fazla klasöre ekleyebilirsiniz bu sayede. Ben reader klasörlerini kullanmaya ilk başladığım sıralarda, bir ya da iki içerik dışında Arkadaşlar ve blogFL kalsörlerimin içerikleri aynı idi. Daha doğrusu blogFL kalsörüm, Arkadaşlar klasörümün alt kümesi idi. Bunun doğal bir sonucu olarak bu iki klasördeki okunmamış mesaj sayıları (artı, eksi bir) aynı olurdu. Sonra, zamanın ilerlemesi ve bu güncel medya biçimini kullanan kişi sayısının çevremde artması ile bu iki klasörün içerikleri ayrışmaya başladılar. Bu günlerde bu ayrışım daha iyi görünüyor. Her ne kadar sayıları daha az kalmış olsa da blogFL üyeleri daha çok ürün verdikleri için, iki klasörün okunmamışları sayısı yine yakın seyrediyordu. Ancak son dönemde Benimki dahil olmak üzere İFL bloglarından fazla ses çıkmıyor. Ancak "Arkadaşlar"ım yazmada hız kesmediler ve önüme şimdi sizinle paylaşacağım &lt;b&gt;Arkadaşlar (11)&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;blogFL (1)&lt;/b&gt;&amp;nbsp;görüntüsü ortaya çıktı. Zaman ilerliyor; çevrelerimiz ve çevremizdekiler kaçınılmaz bir şekilde değişiyor.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;______________________________&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;ya da&lt;/span&gt;________________________________&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/SwQIpxIW2hI/AAAAAAAABDQ/-0SCM671DS0/s1600/reader_ark_vs_blogFL.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/SwQIpxIW2hI/AAAAAAAABDQ/-0SCM671DS0/s320/reader_ark_vs_blogFL.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;Eskiden bu ikisi kafa kafaya giderlerdi.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Değişim kaçınılmaz ve hızlı.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;Gizli not:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;&amp;nbsp;Bunu benim hatırlatmama gerek yok ama "ikisi de değil" de bir seçenek tabi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25678799-5962138162754151246?l=emreyilmazdan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=pZ_nFnA3tY8:8iioOSPEvM0:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=pZ_nFnA3tY8:8iioOSPEvM0:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=pZ_nFnA3tY8:8iioOSPEvM0:nQ_hWtDbxek"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=nQ_hWtDbxek" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=pZ_nFnA3tY8:8iioOSPEvM0:4cEx4HpKnUU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?i=pZ_nFnA3tY8:8iioOSPEvM0:4cEx4HpKnUU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://emreyilmazdan.blogspot.com/feeds/5962138162754151246/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25678799&amp;postID=5962138162754151246" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/5962138162754151246?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/5962138162754151246?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/emreyilmazdan/~3/pZ_nFnA3tY8/hangisi.html" title="Hangisi?" /><author><name>Emre YILMAZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06456018379326324640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/SwQIpxIW2hI/AAAAAAAABDQ/-0SCM671DS0/s72-c/reader_ark_vs_blogFL.JPG" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://emreyilmazdan.blogspot.com/2009/11/hangisi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D0INQn04eSp7ImA9Wx5TEU4.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-25678799.post-5503189676261770034</id><published>2009-08-28T02:46:00.002+03:00</published><updated>2010-07-26T12:13:13.331+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-07-26T12:13:13.331+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Güncelleme" /><title>28.08.2009</title><content type="html">&lt;div style="text-align: justify;"&gt;-Bu yazıyı, şu anda Ankara'dan Adana'ya doğru seyretmekte olan bir otobüsten yazıyorum. Ne zamandır kullanmak istediğim bu hizmeti gerekli şartların sağlanması ile nihayet kullanma fırsatı buldum. Benim gibi biri için çok güzel bir hizmet olduğunu belirtmeme gerek yok herhalde ama bunun ötesinde kablosuz internet teknolojilerinin ciddi gelişmeler (bizde 3G, elde &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/3GPP_Long_Term_Evolution"&gt;LTE&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/WiMAX"&gt;WiMAX&lt;/a&gt;) sağladığı dönemde gerekli olarak yorumlanabilecek, yerinde bir uygulama. Benim kullandığım hizmet biraz yavaş ama en azından e-postalarımı kontrol ediyor ve bu yazıyı sizinle paylaşabiliyorum. Bu seviyede bağlantının çokluortam uygulamarına hitap etmesi pek beklenemezdi zaten ama önümüzdeki sene(ler) içinde hız ve bant genişliği artar diye tahmin ediyorum. Kendimi de bu hizmeti kullanmak için biraz geç kalmış hissediyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;-Yukarıda belirttiğim sağlanan şartlardan biri çokça mobil olan bir internet aletine kavuşmuş olmam. İnternete kablosuz ağ bağlantısıyla bağlı olmasına rağmen az önce %94 pil doluluğunda çalışma süresini 7 saat olarak hesaplıyordu. Bu aleti de sevdim ama ürünlerin yeni yeni oturduğunu düşündüğüm bu pazarda bir alet edinmek için geç kaldığımı düşünmüyorum. Android'in uyarlanma çalışmaları, Intel'in &lt;a href="http://moblin.org/"&gt;Moblin&lt;/a&gt;'i, Windows 7'nin Netbook sürümünün &lt;a href="http://www.teknorazzi.com/2009/06/01/windows-7-netbooklar-icin-hafifliyor/"&gt;çıkacak olması&lt;/a&gt; gibi yazılım dünyasınan gelen haberler ve dünyanın en büyük cep telefonu üreticisi Nokia'nın Booklet 3G'yi &lt;a href="http://www.teknorazzi.com/2009/08/24/nokiadan-netbookunu-tanitti-booklet-3g/"&gt;duyurması&lt;/a&gt;, her fırsatta Apple'nin bir netbook çıkaracağı haberinin duyurulması gibi donanım üreticilerinden gelen haberler bu pazarın daha bir müddet daha gündemde kalacağının sinyallerini veriyor zaten.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;-Adının Karacaoğlu olduğunu zannettiğim ve bildiğim kadaıyla Emek 4. Cadde'de ve Cepa'da şubeleri olan kebapçının Cepa şubesine gittik dün akşam (yaklaşık olarak iftar vakiinde). Ciddi bir süredr karşılaştığım en özensiz yemek hazırlama ve en başarısız servisle karşılaştım. Çiğ geldiği için geri gönderdiğimiz İnegöl Köftesini yüzünü dağlayıp geri getiren ve bir özrü dahi çok gören bu kalitesiz (benim yediğim beyti göz önünde bulunursa 3. sınıf) kebapçıya bir daha gideceğimi zannetmiyorum. Çok kolay beğene biri olmayabilirim ama bunca zamandır bu blogda buna benzer hiçbir şey yazmadığımı göz önünde bulundurup, o mekana gitmeyi düşündüğünüzde,  ikinci bir düşünme seansı yaşamanızı tavsiye ederim.&lt;/div&gt;-Bu aralar Dream Theater'den &lt;a href="http://fizy.com/s/100wg4"&gt;Space-Dye Vest&lt;/a&gt;, Tool'dan &lt;a href="http://fizy.com/s/150bhb"&gt;10,000 Days (Wings Part 2)&lt;/a&gt;, Barış Manço'dan &lt;a href="http://fizy.com/s/12vhae"&gt;Al Beni&lt;/a&gt; ve Michael Jackson'dan &lt;a href="http://fizy.com/s/16njom"&gt;Give in to Me&lt;/a&gt; şarkılarını dinliyorum.&lt;br /&gt;-Bu aralar Ruşen Çakır'dan &lt;a href="http://www.metiskitap.com/Scripts/Catalog/Book.asp?ID=1182"&gt;Ayet ve Slogan&lt;/a&gt;'ı ve J.P. Donleavy'den &lt;a href="http://www.ykykultur.com.tr/kitap/?id=1160"&gt;Zencefil Adam&lt;/a&gt;'ı okuyorum.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;-Hasan &lt;a href="http://2blogotesi.blogspot.com/2009/08/ev-arkadasna-ask-olmak.html"&gt;aşık olmuş&lt;/a&gt;!&lt;/div&gt;-Mushishi'yi bitirdim, One Piece'de 106'dayım.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;-Yukarıdaki bağlantılardan da anlayabileceğiniz üzere &lt;a href="http://fizy.com/"&gt;fizy&lt;/a&gt;'yi çok kullanıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;-Tez çalışmalarım hala durağan ama bu yolculuğun dönüşünde kısa süreli de olsa bir ivme kazanacağına dair bir inancım var. (Bilimsel çalışmaya dair inanç taşımak ne güzel bir zihin karmaşasıdır.)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;-Bu yaz bitmeden bir yaz yazısı yazabileceğime dair son beklentimi, Adana'da geçireceğim üç sıcak güne saklıyorum. Zaten Anneannem de hastanedeymiş, yeterince karamsar, olabildiğince gerçek bir yazı gelebilir. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;-Son olarak bu blogun laikliğine zarar verecek bir açılım yapalım ve herkese hayırlı Ramazan'lar dileyelim. &lt;span style="color:white;"&gt;(Böylece hem "biz de açılım yapmadık" diye içimizde kalmaz, hem bu sıradan espri kervanına biz de katılmış oluruz,. hem de bu parantez sayesinde, yaptığımız espriyi açıklayacak kadar vahim durumda olduğumuzu burayı okuyabilenlere gösteririz.)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25678799-5503189676261770034?l=emreyilmazdan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=QPAP1VfO0bo:xsEqyxlEs4c:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=QPAP1VfO0bo:xsEqyxlEs4c:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=QPAP1VfO0bo:xsEqyxlEs4c:nQ_hWtDbxek"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=nQ_hWtDbxek" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=QPAP1VfO0bo:xsEqyxlEs4c:4cEx4HpKnUU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?i=QPAP1VfO0bo:xsEqyxlEs4c:4cEx4HpKnUU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://emreyilmazdan.blogspot.com/feeds/5503189676261770034/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25678799&amp;postID=5503189676261770034" title="1 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/5503189676261770034?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/5503189676261770034?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/emreyilmazdan/~3/QPAP1VfO0bo/28082009.html" title="28.08.2009" /><author><name>Emre YILMAZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06456018379326324640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>1</thr:total><feedburner:origLink>http://emreyilmazdan.blogspot.com/2009/08/28082009.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;A08GRH45fyp7ImA9WxNTGEs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-25678799.post-7288117507084026140</id><published>2009-08-21T18:25:00.003+03:00</published><updated>2009-08-21T18:50:25.027+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-08-21T18:50:25.027+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İnternet" /><title>Google Wave geliyor.</title><content type="html">&lt;div xmlns="http://www.w3.org/1999/xhtml"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;object height="350" width="425"&gt;&lt;param value="http://youtube.com/v/v_UyVmITiYQ" name="movie"&gt;&lt;embed height="350" width="425" type="application/x-shockwave-flash" src="http://youtube.com/v/v_UyVmITiYQ"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Google Wave, internet üzerinden iletişimin güncel olarak almaya başladığı şeklin, bütünleşik bir şekilde internet kullanıcılarına sunulan son ürünü. Google bu uygulamasını yeni e-posta tanımı olarak adlandırıyor. (Videodaki konuşmadan çevirmek gerekirse "e-posta  bugün icat edilse nasıl olurdu" sorusuna cevap veriyor.)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ben şahsen bu uygulamayı Facebook'un mesajlaşma özelliğine benzetiyorum. Mesajlara istediğimiz gibi çokluortam ögeleri ekleyip, bunlar hakkında çoklu mesajlaşmalar (thread) yapabilmek temel özellik. Ama bunu yaparken kullandığın arayüzün kolaylığı ve işlevselliği, bu temel yanında gelen, anında mesajlaşma, mesajın bir bölümüne cevap yazma ve threaad içinde özel mesaj gönderme gibi bazı küçük eklentiler Wave'yi çok kullanılası kılıyor. Ayrıca bu uygulama dahilinde kullanıcıların birlikte küçük online oyunlar oynamaları gibi sosyal platformlarda karşılaşılan özellikler de bulunuyor. Bütün bunların ötesinde kaynak kodunun açık olması sayesinde sürekli eklenecek yeni özellikler bu platformu sürekli kılacak gibi görünüyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu, Wave'yi çok iyi tanıtan ve yapabileceklerini olabildiğince gösteren videoyu, bugün webrazzi'de okuduğum, Google Wave'nin 30 Eylül itibariyle 100.000 kişi ile son kullanıcı testine başlayacağını duyuran &lt;a href="http://www.webrazzi.com/2009/08/21/google-wave-ile-e-posta-kavrami-degisime-hazirlaniyor/"&gt;haber&lt;/a&gt;deki linki takip ederek buldum. Sonra paylaşmaya karar verdikten sonra, altına yazacaklarıma destek olacak bir kaç bağlantı bulmak için Google Reader'i karıştırırken, Google 10. yıl kutlamaları kapsamında sosyal internetin gelceğine dair saptamalar yapılan, bu &lt;a href="http://googleblog.blogspot.com/2008/09/social-web-all-about-small-stuff.html"&gt;resmi blog iletisi&lt;/a&gt;ni gördüm. Videoda da Wave üzerinde iki senedir çalışıldığından bahsediliyor ve bu yazıdan anaşıldığı kadarıyla bir sene önce ürünün ana hatlarının ne olacağı belliymiş. Benim gördüğüm ilk Wave duyurusu da bu &lt;a href="http://googleblog.blogspot.com/2009/05/went-walkabout-brought-back-google-wave.html"&gt;bağantı&lt;/a&gt;da.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Benim gibi Facebook'un en çok çoklu mesajlaşma özelliğini kullanan birinin heyecanla yazdığı bu bölük pörçük yazının sonucu olarak da şu belirtilebilir ki Google &lt;i&gt;yine&lt;/i&gt; internet alışkanlıklarımızı şekillendirecek gibi görünüyor.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25678799-7288117507084026140?l=emreyilmazdan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=H0Dbwnw1zC4:NyPrmSGl3nE:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=H0Dbwnw1zC4:NyPrmSGl3nE:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=H0Dbwnw1zC4:NyPrmSGl3nE:nQ_hWtDbxek"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=nQ_hWtDbxek" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=H0Dbwnw1zC4:NyPrmSGl3nE:4cEx4HpKnUU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?i=H0Dbwnw1zC4:NyPrmSGl3nE:4cEx4HpKnUU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://emreyilmazdan.blogspot.com/feeds/7288117507084026140/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25678799&amp;postID=7288117507084026140" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/7288117507084026140?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/7288117507084026140?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/emreyilmazdan/~3/H0Dbwnw1zC4/google-wave-geliyor.html" title="Google Wave geliyor." /><author><name>Emre YILMAZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06456018379326324640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://emreyilmazdan.blogspot.com/2009/08/google-wave-geliyor.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CEMEQ3k_eip7ImA9WxJaEEs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-25678799.post-5427196481175944652</id><published>2009-07-31T20:45:00.001+03:00</published><updated>2009-07-31T20:46:42.742+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-07-31T20:46:42.742+03:00</app:edited><title>Benim hikayem (!)</title><content type="html">&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Elimden geldiğince, ayda en az bir yazı yazmaya çalışıyorum bu bloga. Temmuz ayı için de yazılabilecek bir kaç şey düşündüm ama üşengeçliğim her zamanki gibi ağır bastı. Aslında bu sefer üşengeçliğimin yanında bilgisayarımın nihayet ölmesi ve yeni bir eve taşınmamız gibi iki önemli sebep daha var yazılara bakamamamda ama -ilginç bir şekilde- bu sefer bahaneler ardına saklanmak istemiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu girişten sonra, bu ay yine de kayda değer bir şeyler paylaşabileceğimi düşündüğüm bir yazı sunacağımı belirterek devam etmek istiyorum. Bir yılı aşkın bir süre önce, mezuniyetimle aramda kalan son staj döneminde yazdığımı hatırladığım  bu yazıyı, blogumun bir kaç okurundan en az biri daha önce görmüştü/okumuştu. Ona, o zaman belirttiğim üzere bu yazının bu blogda paylaşılması kaçınılmazdı ama yazılmasını gerektiren olayların hemen üzerine yayınlamayı ben pek uygun bulmamıştım. Ama artık zamanlamayla ilgili bir sorunum kalmadığını düşünüyorum. Kaldı ki varlığından bahsettiğim olayların yaşanmasında bir nebze etkisi olan blog okuruma da kendi tarzımda "görüşmek üzere" demek istiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bundan sonrası 25.01.2008 tarihli "Özgüven kaybının, felaket olarak nitelendirilmesi hakkında bilgilendirici yazı" başlıklı yazımın hiç bir düzeltme yapılmadan sunumudur:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bir gün, hayatımı roman şeklinde kurgulanmış bir hikaye seçkisi olarak yazmaya kalkarsam ilk hikayenin ne olacağı, nerede ve ne zaman geçmiş olacağı hakkında en ufak bir fikrim bile yok. Ama ortalama uzunlukta bir hayat yaşar isem, muhtemelen kitabın ilk yarısında yer alacak bir hikayeyi çok iyi biliyorum. Bu hikaye bundan tam bir yıl ve bir ay önce, üniversite hayatımı sürdürdüğüm şehrin, belli bir yerinde başladı. Bir dosta sarf edilmiş sözle dillendirilmiş bu başlangıçtan sonra bir yıl boyunca hikaye dahilinde herhangi bir, ilgi uyandırıcı  gelişme yaşanmadı. Aradan geçen bir yıldan sonra, yani bir ay önce hikayemiz başladığı yerde, heyecan ve gerilim dolu bir bölüm yaşadı ve tekrar bölüm sonu yaptı. Bundan sonra hikayenin yeni bölümü gelecek mi, gelirse ne kadar bir aradan sonra, nasıl bir bölüm  olacak şeklindeki konular üzerine söyleyecek en ufak bir sözüm bile yok. Ama bu hikayedeki bazı noktalar hakkında bir şeyler söyleyeceğim.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hemen hemen bütün hikayelerde olduğu gibi, bu hikayenin içinden de sevgi geçer. Hatta merkezine çok yakın bir yerlerden geçer. Bazı hikaye anlatıcıları bu sevginin merkeze değdiğini ve hatta bazıları tam merkezden geçtiğini iddia etse de bu, çok şeyi değiştirmeyeceği için üzerinde fazlaca durulması gereken bir konu değildir. Kaldı ki bu kitapta, merkezinde aşk bulunan en azından bir tane hikaye bulunduğu halde, pek çokları arasında ön plana çıkan bu hikayenin başka özelliklerini incelememiz gerekliliği ortaya çıkar. (Tabi bu başka özelliklerin sevgiyle olan bağları da kurulacaktır.)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu noktada, hikayenin merkezine bu kadar yaklaşmışken, buradan devam etmek gayet akılcı olacaktır:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hikayemizin merkezinde sorgu ve onun da içinde kuşku bulunmaktadır. Hikayemizdeki heyecanı sevgi yaratmış olsa da baskın duygu olan gerilimi merkezin de merkezine yerleşmiş olan kuşku yaratmaktadır. Peki insanı bu denli bir gerginliğe sürükleyecek olan kuşku ne kuşkusudur? Tabi bu sorunun cevabı basittir. En kötü kuşku varlığın hakkında düştüğün kuşkudur; insanın kendinden kuşkulanmasıdır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Etkileyici ve basit, tekrarlanabilir olması için çok nitelikli olmadığını düşündüğüm bir şeklide açıkladığım kuşkuyu biraz daha açmam gerektiğini düşünebilirsiniz ve bu konuda yüksek ihtimalle haklısınızdır ama ben bundan daha önemli gördüğüm bir yerden, bu kuşkunun sebebinden devam etmek istiyorum. Bunun için, önce sorguya geri dönmeliyiz ve sorgunun tetikleyicisi olan sevgiyi görmeliyiz. Aslına bakılırsa sorgu kitaptaki diğer hikayelerde de kendine yeterince yer bulmuş, hayatımda büyük yer kaplayan bir eylemdir. Hayatı mantık temeline oturtmak adına en sık başvurduğum araçtır. Her daim kendisini ve çevresini sorgulayan biri olarak, sorgunun bu gergin sonuçları (=kuşku) doğurması çok sık görmediğim ama yabancı da olmadığım bir durumdu[r]. Ama burada şunu da belirtmek gerekir ki bu sorguların yarattıkları kuşkuların ilkinden, bahsedilen hikayedeki kuşkuya kadar yarattıkları gerilimler hep artmıştır. Hatta bir noktadan sonra işin içine yer yer korku da girmeye başlamıştır. Peki neredeyse bir rutin olarak değerlendirilebilecek sorgulamaların böyle yıkıcı etkiler yaratmasındaki mekanizma açıkça tanımlanmış mıydı? Bu soruya, hikayenin yaşandığı noktada verilecek cevap tam olarak bir evet sayılamazdı. Ama konu hakkında bazı fikirler vardı ortada. Mesela sorgunun özbenlik veya zaman (geçmiş, şimdiki ve özellikle gelecek) hakkında bazı hassas noktalardan başlatılması, korkutucu yerlere varabiliyordu. Kaldı ki bu hikayede de böyle bir durum söz konusuydu.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sevgi benim için hep özel bir konu olmuştur. Adımdan olsa gerek bu konuyla çok ilgilenmişimdir. Çok gözlem yapmış, çok fikir yürütmüşümdür. Ama bu konu belirli bir zaman ve olaydan sonra, benim için gayet yıkıcı bir hal almıştır. (Umarım kitap bitmeden daha iyi bir hal alır.) Bu belirli zamandan sonra bu konudaki düşünce ve gözlemlerim, artan bir sıklıkla beni, sinirlendirmeye, üzmeye başladı. Hatta yer yer kendimden kuşkulanmaya bile başladım. Bu süreçte sevgi benim için çok hassas bir konu haline geldi. Bunun yanında, konu benim için çok hassaslaştığı gibi gündemimde de daha çok yer kaplamaya başladı. Bu süreçte sevginin kendisi ve sevginin benimle olan ilişkisi hakkında pek çok soruya cevap verebildiğime inanıyorum. Ama yapboz tamamlandıkça boşluklar belirginleşmeye, renkler geldikçe siyahlıklar ortaya çıkmaya başladı. Bu cevaplayamadığım sorular, bazı süreçler dahilinde, beni istemediğim yerlere götürecek geçitler haline geldiler. Tahmin edebileceğiniz üzere bu hikayede de bu geçitlerden birinden geçtim. (Şairin "elma"sı, benim lanetim.)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Tabi buraya kadar, bu görece uzun metni sabırla okuyan ve beni tanımayan kişiler bir sonucun yaklaştığını tahmin ederler. Ama ben pek tabi ki beni tanıyan insanları, yani sadık okuyucularımı şaşırtmayacağım ve bu hikaye hakkında anlatacaklarımı şimdilik, burada bırakacağım. Ama bunu yaparken de yeni okura saygı göstereceğim ve aradığı sonucun, anlatının kendisi olduğunu söyleyeceğim.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;u&gt;Not&lt;/u&gt;: Yeni okur daha fazla açıklam isterse, ona "Hikayedeki sevgi ögesinin üzerinden geçtiği önemli unsurlardan ikisi zeka ve bilgidir" der ve hemen ardından "Ben sadece bilgiyi verdim" diyerek noktayı koyarım.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Aradan geçen zamana bakınca insanlarda 20'li yaşlardan sonra değişim hızının azalmaya başladığına dair çıkarımların ne derece doğru olduğunu sorgulama isteği belirdi bende. Nottaki küstahlığı bir kenara bırakırsak yine de benden beklenecek eksende ilerliyor yazı ama bugün bu çizgide bir yazı yazsam şekil açısından çom farklı olur. Bu sonuca da yazıyı, kağıttan, bilgisayara çevirirken başını gördüğüm sözcükleri farklı şekillerde çekme ya da ilk bir kaç sözünü gördüğüm cümleleri farklı şekillerde kurma isteğimden yola çıkarak vardım.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Son olarak bu yazının &lt;i&gt;hikaye&lt;/i&gt; konsepti üzerinden ilerlemiş olması da yazının yazıldığı sıralarda çekildiğini tahmin ettiğimiz bir klibin, yukarıda bahsi geçen blog okurum tarafından geçtiğimiz zaman içinde bizle paylaşıldığı göz önünde bulundurulunca, daha anlamlı hale geliyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hepinize ve temmuz ayına dört milyon sevgi sözüyle veda ediyorum, buna katlandığınız için teşekkür ediyorum  ve "yeni ayda bir &lt;a href="http://emreyilmazdan.blogspot.com/search/label/Yaz%20Yaz%C4%B1lar%C4%B1"&gt;yaz yazısı&lt;/a&gt;yla görüşebilmek dileğiye esen kalın" diyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25678799-5427196481175944652?l=emreyilmazdan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=rdE-7wZ4wXg:JqBh0mnFf0Y:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=rdE-7wZ4wXg:JqBh0mnFf0Y:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=rdE-7wZ4wXg:JqBh0mnFf0Y:nQ_hWtDbxek"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=nQ_hWtDbxek" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=rdE-7wZ4wXg:JqBh0mnFf0Y:4cEx4HpKnUU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?i=rdE-7wZ4wXg:JqBh0mnFf0Y:4cEx4HpKnUU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://emreyilmazdan.blogspot.com/feeds/5427196481175944652/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25678799&amp;postID=5427196481175944652" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/5427196481175944652?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/5427196481175944652?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/emreyilmazdan/~3/rdE-7wZ4wXg/benim-hikayem.html" title="Benim hikayem (!)" /><author><name>Emre YILMAZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06456018379326324640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://emreyilmazdan.blogspot.com/2009/07/benim-hikayem.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;Dk8ERHo-fyp7ImA9WxJWE0g.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-25678799.post-1323075205625617045</id><published>2009-06-18T22:53:00.000+03:00</published><updated>2009-06-18T22:53:25.457+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-06-18T22:53:25.457+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İnternet" /><title>Blogger 10 yaşına basıyormuş</title><content type="html">&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Google'ın resmi blogunda bugün, Blogger'ın Ağustos sonunda 10. yaşına basmaya hazırlandığını duyuran bir &lt;a href="http://googleblog.blogspot.com/2009/06/blogger-is-turning-10.html"&gt;yazı&lt;/a&gt; yayınlandı. Google bünyesinde, 10 yaşına basan &lt;a href="http://draft.blogger.com/"&gt;ikinci&lt;/a&gt; site/servis olacakmış Blogger. Bunun hatırına Google Blogger hakkında bazı istatistikleri paylaşmış. Bunlardan, beni de içinde bulunduğum coğrafya dolayısıyla ilgilendiren ve çevremizde bahsedilme eğilimi en fazla olacak olanını ben de sizinle paylaşmak isitiyorum:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Kuzey Amerika dışında Blogger hizmetini en çok kullanan ülke Brezilya imiş ve bu ülke Türkiye tarafından takip ediliyormuş. Yani Google'ın da yaptığı gibi makul bir mühendislik yaklaşımıyla Kanada'yı ihmal edersek, dünyada Blogger kullanımının ülkelere göre dağılımının zirvesinde bulunan 3. ülke Türkiye. (1. ABD, 2. Brezilya, 3. Türkiye, 4. İspanya, 5. Kanada ve 6. Birleşik Krallık)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Aslında Google'ın, Blogger'ın hayatınıza etkiyen yanlarını hikaye etmenizi ve paylaşmanızı isteyen bir duyurusu olan bu blog yazısını okumak ve diğer 3 istatistiği de görmek isterseniz: &lt;a href="http://googleblog.blogspot.com/2009/06/blogger-is-turning-10.html"&gt;http://googleblog.blogspot.com/2009/06/blogger-is-turning-10.html&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ayrıca Goolge hizmetlerinden 10 yaşına ilk basan olan, Google Anasayfası hakkıda, Google'ın hazırladığı ve bu 10 yılda yaşanan bazı şeylerin anlatıldığı zaman çizelgesine de bakmak isterseniz: &lt;a href="http://www.google.com/tenthbirthday/"&gt;http://www.google.com/tenthbirthday/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;u&gt;&lt;br /&gt;
Not&lt;/u&gt;: Siteler İngilizce ama bir yerlerinde Google Translate aracı vardır herhalde.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25678799-1323075205625617045?l=emreyilmazdan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=XmYsoIen7Ls:QSyZw3boYY8:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=XmYsoIen7Ls:QSyZw3boYY8:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=XmYsoIen7Ls:QSyZw3boYY8:nQ_hWtDbxek"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=nQ_hWtDbxek" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=XmYsoIen7Ls:QSyZw3boYY8:4cEx4HpKnUU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?i=XmYsoIen7Ls:QSyZw3boYY8:4cEx4HpKnUU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://emreyilmazdan.blogspot.com/feeds/1323075205625617045/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25678799&amp;postID=1323075205625617045" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/1323075205625617045?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/1323075205625617045?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/emreyilmazdan/~3/XmYsoIen7Ls/blogger-10-yasna-basyormus.html" title="Blogger 10 yaşına basıyormuş" /><author><name>Emre YILMAZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06456018379326324640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://emreyilmazdan.blogspot.com/2009/06/blogger-10-yasna-basyormus.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DUAHRngyeCp7ImA9WxJWEko.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-25678799.post-6496388791797575238</id><published>2009-06-18T01:28:00.000+03:00</published><updated>2009-06-18T01:28:57.690+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-06-18T01:28:57.690+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Müzik" /><title>Kalan ve TRT arşivi</title><content type="html">&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Kalan'ın TRT arşivi serisi ilk ürünlerini vermeye başladı. Bu seriden Türk Marşları albümü ve Can Dündar'ın hazırladığı  Âşık Veysel belgeseli ve albümü piyasaya çıktı. Yukarıda da pek çok kez işaret ettiğim &lt;a href="http://www.kalan.com/scripts/Dergi/Dergi.asp?t=3&amp;amp;yid=11502"&gt;söyleşisi&lt;/a&gt;nde Kalan Müzik'in yetkilisi yılda 40-50 yapım yapabileceklerinin müjdesini veriyor. Biz de güvenle bekliyoruz. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;Bu başlığın altına sadece yukarıdaki kısmı yazamamın yeterli olabileceği halde ben esasen şu yazıyı yazdım:&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Kalan'ın TRT arşivlerini tarayıp, bu arşivde bulunan -ve tahminen pek çoğuna gün ışığı değmemiş- binlerce ses ve görüntü kaydını sayısal ortama aktaracağını. Sonra bu aktardığı eserleri yeniden derleyip, &lt;strike&gt;kurumla&lt;/strike&gt; (TRT) birlikte piyasaya süreceğini ilk duyduğumda ne kadar mutlu olduğumu Caner başta olmak üzere arkadaşlarım bilirler.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt; İlk önce küçük bir yazı (duyuru) şeklinde okuduğum bu haber hakkında daha sonra TRT'nin ve Kalan'ın yöneticilerinin verdikleri söyleşiler sayesinde daha çok detay edinebildik. Kalan'ın TRT arşivindeki Türk Sanat Müziği ve Türk Halk Müziği başta olmak üzere, kurumda çalışmış pek çok değerli ses sanatçısının (Zeki Müren, Müzeyyen Senar, Safiye Ayla, Âşık Veysel, Ruhi Su ve Münir Nurettin Selçuk bunlardan hızlıca aklıma gelen bir kaçı) ses ve görüntü kayıtlarını sadece yorumcu değil, aynı zamanda sanatçı ve tür tabanında da sınıflayarak Kalan Arşiv Serisi kalitesi ve titizliğinde piyasaya sürmeyi planladığını bu söyleşilerden öğrendik.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Aynı zamanda TRT'nin Kalan ile imzaladığı protokolün, Kalan'ı TRT arşivlerinin hakları konusunda tek yetkili konumuna getirmeyeceğini, TRT'nin diğer plak/yapım şirketleriyle de benzer protokoller imzalayabileceğini de yine bu söyleşilerden öğrendik. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Eğer hafızam beni yanıltmıyorsa bu haberleri 2008 sonu, 2009 başı gibi duymuştuk/okumuştuk ilk. O zamandan sonra bu albümlerin piyasaya çıkışını beklemeye başladık. Sonra bir gün (Şubat ya da Mart ayı içinde olma ihtimali yüksek) Kızılay'da Dost Müzik'de TRT Arşiv Serisi başlıklı bir Zeki Müren'den seçmeler albümü görünce bekleyişin sona erdiğini sandım. Ama albümü inceleyince bu albümün Ulus Plak şirketi tarafından hazırlanmış bir yapım olduğunu gördüm. Yine kapağından anladğım kadarıyla pek özenilerek hazırlanmış bir ürün değildi kanımca çünkü tamamı daha önce yayınlanmış şarkılardan oluşan ve pek çoğu daha önce Kalan'ın Arşiv Serisi'nden çıkmış albümlerinden alınmış bir albümdü. O zaman Ulus Müzik'in internet sayfasına girdiğimde şu ibareyi gördüm:&lt;/div&gt;&lt;h3 style="font-weight: normal; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;TRT, tarihinde ilk kez özel sektörden bir şirket olan ULUS MÜZİK ile "TRT ARŞİVLERİ"nin tümünün yeniden basılıp, çoğaltılıp, satışı ile ilgili olarak Türkiye'de ve dünyada "TEK YETKİLİ SATICISI" olarak anlaşmaya vardı. &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/h3&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Açıkçası bu haber gerçek olsaydı üzülürdüm. Pek çoğu hali hazırda en çok dinlediğim sanatçılardan olan pek çok değerli Türk Müziği sanatçısının kayıtlarının Kalan gibi titiz bir şirket tarafından derlenmesindense İsmail Türüt'ün de yapımcısı olan Ulus Plak tarafından derlenmesini ciddi bir kayıp olarak niteleyebilirdim.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ama korkulan olmadı ve Kalan'ın TRT arşivi serisi ilk ürünlerini vermeye başladı. Bu seriden Türk Marşları albümü ve Can Dündar'ın hazırladığı  Âşık Veysel belgeseli ve albümü piyasaya çıktı. Yukarıda da pek çok kez işaret ettiğim &lt;a href="http://www.kalan.com/scripts/Dergi/Dergi.asp?t=3&amp;amp;yid=11502"&gt;söyleşisi&lt;/a&gt;nde Kalan Müzik'in yetkilisi yılda 40-50 yapım yapabileceklerinin müjdesini veriyor. Biz de güvenle bekliyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25678799-6496388791797575238?l=emreyilmazdan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=C00TBhzAdME:LPX3FUY9h74:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=C00TBhzAdME:LPX3FUY9h74:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=C00TBhzAdME:LPX3FUY9h74:nQ_hWtDbxek"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=nQ_hWtDbxek" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=C00TBhzAdME:LPX3FUY9h74:4cEx4HpKnUU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?i=C00TBhzAdME:LPX3FUY9h74:4cEx4HpKnUU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://emreyilmazdan.blogspot.com/feeds/6496388791797575238/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25678799&amp;postID=6496388791797575238" title="1 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/6496388791797575238?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/6496388791797575238?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/emreyilmazdan/~3/C00TBhzAdME/kalan-ve-trt-arsivi.html" title="Kalan ve TRT arşivi" /><author><name>Emre YILMAZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06456018379326324640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>1</thr:total><feedburner:origLink>http://emreyilmazdan.blogspot.com/2009/06/kalan-ve-trt-arsivi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CUcEQ3w7eip7ImA9WxJXEUg.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-25678799.post-3911688583302332188</id><published>2009-06-05T00:59:00.003+03:00</published><updated>2009-06-05T01:03:22.202+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-06-05T01:03:22.202+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Final Yazıları" /><title>ODTÜ Finaller: Güz 2008 (Bölüm II) &amp; Bahar 2009</title><content type="html">&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bir iki yıl önce, bu blogun nasıl bir şey olduğu ilk anlaşıldığı zamanlarda bir arkadaşım yayınladığım yazıların kişisel bloglar için çok uzun olduklarını söylemişti. O zamandan bu yana Türkiye'nin bazı meşhur blogları başta olmak üzere çok blog takip ettim. Benim de gözlemim bu yönde. Uzun yazılar gördüğüm güzel blogların ise gerçekten uzun uzun anlatılacak şeyleri oluyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Halbuki ben elimden geldiğince kısa yazmaya çalışıyordum yazılarımı. Doğrudan anlatımda her geçen gün daha da güçsüzleşen bir birey olarak, elimden geldiğince &lt;i&gt;laf salatası&lt;/i&gt; yapmamaya çalışıyordum. Ama olmadı. Bu konuda üzülebileceğim nokta ise genel de gayet kesin olan düşüncelerimin, ifade sırasında bu acıları çekmek zorunda kalmaları olamalı bence.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu girişten sonra bu yazıyı &lt;a href="http://emreyilmazdan.blogspot.com/search/label/Final%20Yaz%C4%B1lar%C4%B1"&gt;Final Yazıları&lt;/a&gt; serisine dahil etmemi sağlayacak bağlantıyı kuralım:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size:large;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Unutulanların dışında yeni bir şey yok.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Alın size tek cümlelik yazı. Hem kısa. Hem &lt;a href="http://emreyilmazdan.blogspot.com/2009/01/odt-finaller-gz-2008-blm-i.html"&gt;birinci bölüm&lt;/a&gt;de vadettiğim analizi, sonucu gayet güzel bir şekilde gözler önüne seriyor. Hem de bir dönem gayet popüler olmuş bir kitapın adı. Bu sonucusu blogun &lt;i&gt;hit&lt;/i&gt;ini ikiye katlayabilir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Emre, değişmek zorunda zavallı bir birey ama muhafazakârlığı da elden bırakamıyor. Ne kısa (daha doğru bir ifade ile anlatmak istediğini, yeteri kadar kelime ile anlatabilen) yazılar yazabiliyor ne de finallerine adam gibi çalışabiliyor. Bakalım bu sürtüşme nereye kadar gidecek. Emre ne zaman muğlak fikirleri, doğrudan anlatımlarla ilgilenmeyen kitlelere sunabilecek. Bekleyip göreceğiz. O zamana kadar yazının beş ay önce yazılmış ilk bölümünü okumak için buyrun: &lt;a href="http://emreyilmazdan.blogspot.com/2009/01/odt-finaller-gz-2008-blm-i.html"&gt;ODTÜ Finaller: Güz 2008 (Bölüm I)&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;Dip Not: &lt;/b&gt;Yazının isminin sonuna, yayınlamadan hemen önce "&amp;amp; Bahar 2009" ibaresini ekledim. Aslında planımda ayrı bir &lt;i&gt;Bahar 2009 &lt;/i&gt;yazısı yazmak vardı ama bu final döneminde, bunların üzerine söyleyecek bir cümle dışında daha fazla şey bulabileceğimi düşünmüyorum. O zaman başlığa yaptığım gibi bu yazının da sonuna gerekli eklemeyi yapayım da gerektiğinde iki cümleye kısaltılabilecek bir yazım olsun:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Final dönemi başlayalı biraz zaman geçti ama yine de herkese finallerinde başarılar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25678799-3911688583302332188?l=emreyilmazdan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=GfBIWY4ukyA:fwC9ka8KONg:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=GfBIWY4ukyA:fwC9ka8KONg:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=GfBIWY4ukyA:fwC9ka8KONg:nQ_hWtDbxek"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=nQ_hWtDbxek" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=GfBIWY4ukyA:fwC9ka8KONg:4cEx4HpKnUU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?i=GfBIWY4ukyA:fwC9ka8KONg:4cEx4HpKnUU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://emreyilmazdan.blogspot.com/feeds/3911688583302332188/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25678799&amp;postID=3911688583302332188" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/3911688583302332188?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/3911688583302332188?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/emreyilmazdan/~3/GfBIWY4ukyA/odtu-finaller-guz-2008-bolum-ii-bahar.html" title="ODTÜ Finaller: Güz 2008 (Bölüm II) &amp; Bahar 2009" /><author><name>Emre YILMAZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06456018379326324640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://emreyilmazdan.blogspot.com/2009/06/odtu-finaller-guz-2008-bolum-ii-bahar.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D0QMRHo_fip7ImA9WxJQEUU.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-25678799.post-3425667719917447681</id><published>2009-05-24T20:15:00.002+03:00</published><updated>2009-05-24T20:16:25.446+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-05-24T20:16:25.446+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Sinema" /><title>The Last Airbender (ve ilk fotoğrafları)</title><content type="html">&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/Shl8BKBh7vI/AAAAAAAAA1E/xc_dJx47QIQ/s1600-h/thelastairbender1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/Shl8BKBh7vI/AAAAAAAAA1E/xc_dJx47QIQ/s320/thelastairbender1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Daha önce dizilerle ilgili &lt;a href="http://emreyilmazdan.blogspot.com/2007/12/diziler.html"&gt;yazı&lt;/a&gt;mda, severek takip ettiğimi söylediğim bir çizgi seri vardı: Avatar, The Last Airbender. Beni internet üzerinden blog dışında, sosyal platformlarda takip edenler -Türkiye'de de CNBC-e kanalında yayınlanan- bu serinin finalini ne kadar heyecanla beklediğimi ve sonra da tekrar tekrar izlediğimi bilirler.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ben her nasılsa bu blogda bahsetmemiş olsam da bir müddet önce bu serinin bir üçleme olarak beyaz perdeye taşınacağı duyuruldu. Çizgi film şeklinde yapılması gayet beklenilebilir olan projenin ecnebi tabiriyle "motion picture" yani kanlı canlı oyuncuların varlığıyla çekilen bir film olacağı ve yönetmeninin de M. Night Shyamalan olacağı bu duyurula ilgilenenlere ulaştı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Tabi &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0164912/"&gt;Stuart Little&lt;/a&gt; dışında bütün kariyeri metafizik korku filmleriden ibaret olan bir yönetmenin, en büyük övgüyü, en karmaşık gibi görünen konuları bile çocuklara yönelik sade anlatımıyla sunabilmesiyle toplayan bir hikayeyi, beyaz perdeye nasıl aktaracağı merak konusu oldu.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Merakımız nihayi olarak olarak ya da daha doğru bir ifadeyle üçte bir oranında, 2 Temmuz 2010 tarihinde doyacak. Ancak iştah açıcılar gelmeye başladı. USA Today -tahminen 1 Nisan'da çekilmeye başlanan ve- üçlemenin ilk filmi olacak The Last Airbender'in&lt;b&gt;*&lt;/b&gt; ilk görüntülerini &lt;a href="http://www.usatoday.com/life/movies/news/2009-05-21-airbender-first-look_N.htm"&gt;yayınladı&lt;/a&gt;.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yukarıdaki fotoğrafta Aang'i, aşağıdakinde ise Prens Zuko'yu görüyoruz. Bu gelen ilk fotoğraflarda göze batan rahatsız edici herhangi bir şey yok bence. Bu fotoğrafların üzerine (bir hayal kırıklığı yaratmadıkları için) filmle ilgili başka görselleri, özellikle de bükücülerin hikayelerinin aktarılmasında temel merak öğelerden biri olarak tanımlanabilecek görsel efektleri göreceğimiz bir video parçasını da daha büyük heyecanla beklemeye başladım.&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/Shl8C-sF74I/AAAAAAAAA1M/fg4a8wqFeGE/s1600-h/thelastairbender2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/Shl8C-sF74I/AAAAAAAAA1M/fg4a8wqFeGE/s400/thelastairbender2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu arada film ile ilgili daha fazla bilgi için imdb &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0938283/"&gt;sayfa&lt;/a&gt;sına, Avatar ile daha fazla bilgi için de Mustafa Ağabey'in ilgili blog &lt;a href="http://yavasyavas.blogspot.com/2008/09/avatar-son-hava-bkc.html"&gt;yazı&lt;/a&gt;sına bakabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:x-small;"&gt;&lt;b&gt;*&lt;/b&gt; Üçlemenin ilk filmine, 2009 sonunda gösterime girmesi beklenen yeni James Cameron bilim-kurgusu Avatar ile bir karışıklığa sebep olmasın diye içinde Avatar geçen bir isim verilmemiş.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25678799-3425667719917447681?l=emreyilmazdan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=FVmrACNBCxs:OjRLWFDF4AY:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=FVmrACNBCxs:OjRLWFDF4AY:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=FVmrACNBCxs:OjRLWFDF4AY:nQ_hWtDbxek"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=nQ_hWtDbxek" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=FVmrACNBCxs:OjRLWFDF4AY:4cEx4HpKnUU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?i=FVmrACNBCxs:OjRLWFDF4AY:4cEx4HpKnUU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://emreyilmazdan.blogspot.com/feeds/3425667719917447681/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25678799&amp;postID=3425667719917447681" title="1 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/3425667719917447681?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/3425667719917447681?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/emreyilmazdan/~3/FVmrACNBCxs/last-airbender-ve-ilk-fotograflar.html" title="The Last Airbender (ve ilk fotoğrafları)" /><author><name>Emre YILMAZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06456018379326324640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/Shl8BKBh7vI/AAAAAAAAA1E/xc_dJx47QIQ/s72-c/thelastairbender1.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>1</thr:total><feedburner:origLink>http://emreyilmazdan.blogspot.com/2009/05/last-airbender-ve-ilk-fotograflar.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D0MBRng_fCp7ImA9WxJQEUU.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-25678799.post-8747578624465745886</id><published>2009-05-02T02:46:00.004+03:00</published><updated>2009-05-24T20:17:37.644+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-05-24T20:17:37.644+03:00</app:edited><title>Ruşen Çakır</title><content type="html">&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/SfuJktqbsQI/AAAAAAAAAvA/yRzUzSe5dyE/s1600-h/rusen-cakir.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/SfuJktqbsQI/AAAAAAAAAvA/yRzUzSe5dyE/s320/rusen-cakir.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-family:Georgia,serif;font-size:100%;"  &gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Burada da pek çok belirtmeye çalıştım, bir süredir Ruşen Çakır hakkında yazı yazmaya çalışıyorum. Ama yeterince veri toplayamıyorum. Elimden geldiğince kendisini takip etmeye çalışıyorum ama gerekli ilgiyi de bir türlü sağlayamadım. -Üçüncü cümlede üçüncü kez ama kullanacağım- ama nedense yazıyı yazmayı erteledikçe geç kalacakmışım gibi bir his var içimde. Bu yüzden daha önceki planlarımda da yazımın omurgasını oluşturmasını düşündüğüm iki maddeden bahsedeceğim hızlıca.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(51, 51, 51);font-family:Georgia;font-size:100%;"  &gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-family:Georgia,serif;" &gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Birincisi kendi internet &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.rusencakir.com/"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 153, 153);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;sayfası&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;ndan alınan &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.rusencakir.com/Biyografi.aspx"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 153, 153);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;özgeçmişi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-family:Georgia,serif;font-size:100%;"  &gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;:&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-family:Georgia,serif;" &gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;25 Ocak 1962 Hopa doğumlu. Laz. Galatasaray Lisesi'ni bitirdi. 1985 yılında Nokta Dergisi'nde gazeteciliğe başladı. Sırasıyla Tempo, Cumhuriyet, Milliyet, CNN Türk ve NTV’de çalıştı. TESEV'de Demokrasi, Sivil Toplum ve İslam Dünyası Programını yönetti. 2002 Aralık ayından beri Vatan Gazetesi’nde yazıyor ve Eylül 2008’den beri NTV’de yayın danışmanı olarak görev yapıyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-family:Georgia,serif;font-size:100%;"  &gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-family:Georgia,serif;font-size:100%;"  &gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Kitapları: &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;ul type="disc"&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="line-height: normal; text-align: justify; color: rgb(51, 51, 51);"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia,serif;font-size:100%;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Ayet ve Slogan, Türkiye'de İslami Oluşumlar,      1990.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="line-height: normal; text-align: justify; color: rgb(51, 51, 51);"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia,serif;font-size:100%;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Vatan Millet Pragmatizm, Türk Sağında İdeoloji ve      Politika (Hıdır Göktaş ile birlikte), 1991.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="line-height: normal; text-align: justify; color: rgb(51, 51, 51);"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia,serif;font-size:100%;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Resmi Tarih Sivil Arayış, Sosyal Demokratlarda      İdeoloji ve Politika (Hıdır Göktaş ile birlikte), 1991.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="line-height: normal; text-align: justify; color: rgb(51, 51, 51);"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia,serif;font-size:100%;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Sol Kemalizme Bakıyor (Levent Cinemre ile      birlikte), 1992.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="line-height: normal; text-align: justify; color: rgb(51, 51, 51);"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia,serif;font-size:100%;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Ne Şeriat Ne Demokrasi, RP'yi Anlamak, 1994.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="line-height: normal; text-align: justify; color: rgb(51, 51, 51);"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia,serif;font-size:100%;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Hatemi'nin İranı (Sami Oğuz ile birlikte), 2000.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="line-height: normal; text-align: justify; color: rgb(51, 51, 51);"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia,serif;font-size:100%;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Direniş ve İtaat, İki İktidar Arasında İslamcı      Kadın, 2000.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="line-height: normal; text-align: justify; color: rgb(51, 51, 51);"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia,serif;font-size:100%;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Derin Hizbullah, İslamcı Şiddetin Geleceği, 2001.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="line-height: normal; text-align: justify; color: rgb(51, 51, 51);"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia,serif;font-size:100%;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Recep Tayyip Erdoğan, Bir Dönüşüm Öyküsü, (Fehmi      Çalmuk ile birlikte), 2001.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="line-height: normal; text-align: justify; color: rgb(51, 51, 51);"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia,serif;font-size:100%;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Nereye Gitti Bu Ülkücüler, 2003.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="line-height: normal; text-align: justify; color: rgb(51, 51, 51);"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia,serif;font-size:100%;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Türkiye'nin Kürt Sorunu, 2004.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="line-height: normal; text-align: justify; color: rgb(51, 51, 51);"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia,serif;font-size:100%;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;İmam-Hatip Liseleri, Efsaneler ve Gerçekler      (İrfan Bozan ve Balkan Talu ile birlikte), 2004.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="line-height: normal; text-align: justify; color: rgb(51, 51, 51);"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia,serif;font-size:100%;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Sivil, Şeffaf, Demokratik Bir Diyanet İşleri      Başkanlığı Mümkün mü? (İrfan Bozan ile birlikte), 2005.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="line-height: normal; text-align: justify; color: rgb(51, 51, 51);"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia,serif;font-size:100%;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;"Mahalle Baskısı" Prof. Dr. Şerif      Mardin'in Tezlerinden Hareketle Türkiye'de İslam, Cumhuriyet, Laiklik ve      Demokrasi, 2008.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-family:Georgia,serif;" &gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Diğeri de pek güvenilir bir kaynak olarak kabul etmediğim ve olabildiğince az referans verdiğim &lt;a href="http://sourtimes.org/"&gt;ekşisözlük&lt;/a&gt;'den&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-family:Georgia,serif;font-size:100%;"  &gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;:&lt;/span&gt;&lt;u&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-family:Georgia,serif;font-size:100%;"  &gt;&lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=2714456"&gt;&lt;span style="text-decoration: none; color: rgb(153, 153, 153);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;8.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt; &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;millî selâmet, refah, fazilet... çizgisi hakkında gerçekten bilgi sahibi gazeteci.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-family:Georgia,serif;" &gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;fazilet partisi'nin kapatılma kararına yakın bir zamanda veysel candan'ın da katıldığı bir programda; "fazilet kapatılacak, gelenekçiler ve yenilikçiler olarak iki gruba ayrılacak. iki grup da kendi partisini kuracak ve gelenekçilerin kuracağı partinin adı büyük ihtimalle (burada erbakan'ın galiba ilk partisini kurarken yaptığı bir konuşmadan bu fikre kapıldığını söylüyordu) &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-family:Georgia,serif;font-size:100%;"  &gt;&lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=saadet"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="text-decoration: none; color: rgb(85, 136, 170);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;saadet&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/a&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;olacak." meâlinde bir konuşma yapmıştı.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-family:Georgia,serif;" &gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;veysel candan ise (belki de haklı olarak) "heheh, maşallah sayın çakır; partimizi böldü, iki gruba ayırdı, yeni partileri de kurdu hatta bir tanesinin adını bile koydu!" diyerek kendisine itiraz etmişti.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-family:Georgia,serif;font-size:100%;"  &gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-family:Georgia,serif;" &gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;sonuç mâlum. veysel candan'ın yerinde olsaydım hiç olmazsa partinin başka bir adla kurulmasını erbakan'dan "ricâ ederdim"!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-family:Georgia,serif;font-size:100%;"  &gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin-bottom: 12pt; text-align: right;" align="right"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-family:Georgia,serif;font-size:100%;"  &gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;(&lt;/span&gt;&lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=yazdur"&gt;&lt;span style="text-decoration: none; color: rgb(85, 136, 170);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;yazdur&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;, 24.04.2003 22:27)&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-family:Georgia,serif;font-size:100%;"  &gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Kendisini geçen genel seçimde NTV ekranında kravatı kaymış, görece pejmurde bir halde yaptığı yerinde, dobra dobra saptamaları seyrettiğimden beri severek ve sayarak takip ediyorum. Kendisi bence mevcut siyasal düzende, en başarılı analizleri yapabilecek altyapıya sahip (ve yine bence bu yorumları yapan) bir gazeteci. Murat Yetkin ile birlikte düşüncelerini takip etmeyekten zevk aldığım, beni heyecanlandıran gazetecilerden. Kitaplarını da okumak istiyorum. Ancak kitaplarının çoğunun Metis Yayınları'nın siyahbeyaz dizisinden çıkmış ama bu kitapların baskıları bulunamıyor; elimden geldiğince toparlamaya çalışıyorum.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-family:Georgia,serif;font-size:100%;"  &gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Bu bütünlüğü bilgilerinize sunarım.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: normal;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25678799-8747578624465745886?l=emreyilmazdan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=ZFF_gqkz-go:RUTDS3OjQD4:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=ZFF_gqkz-go:RUTDS3OjQD4:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=ZFF_gqkz-go:RUTDS3OjQD4:nQ_hWtDbxek"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=nQ_hWtDbxek" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=ZFF_gqkz-go:RUTDS3OjQD4:4cEx4HpKnUU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?i=ZFF_gqkz-go:RUTDS3OjQD4:4cEx4HpKnUU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://emreyilmazdan.blogspot.com/feeds/8747578624465745886/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25678799&amp;postID=8747578624465745886" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/8747578624465745886?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/8747578624465745886?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/emreyilmazdan/~3/ZFF_gqkz-go/rusen-cakr_02.html" title="Ruşen Çakır" /><author><name>Emre YILMAZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06456018379326324640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/SfuJktqbsQI/AAAAAAAAAvA/yRzUzSe5dyE/s72-c/rusen-cakir.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://emreyilmazdan.blogspot.com/2009/05/rusen-cakr_02.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;A0MEQ3o_cCp7ImA9Wx5QFkk.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-25678799.post-1646280329965014889</id><published>2009-04-29T13:00:00.003+03:00</published><updated>2010-09-05T04:16:42.448+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-09-05T04:16:42.448+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Gündem" /><title>Yarın 1 Mayıs</title><content type="html">&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yarin 1 Mayıs. Yani, İşçi Bayramı olarak bilinen, geçen seneden itibaren Emek ve Dayanışma Günü olarak kutlanılmaya baslanan ve bu seneden itibaren tatil olan gün. Tabi 1 Mayıs deyince insanin aklına ister istemez, İstanbul, daha doğrusu Taksim Meydanı geliyor. Yıllardır burada anma/kutlama yapılıp, yapılamayacağıyla ilgili bir tartışma sürer, bunu herkes bilir. İşçi toplulukları &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kanl%C4%B1_1_May%C4%B1s"&gt;Kanlı 1 Mayıs&lt;/a&gt; olarak tarihe geçmiş olan 1977 1 Mayıs'ında ölen insanların burayı, vazgeçilmez 1 Mayıs alanı olarak işaretlediklerini söylerler. Bunun karşısına da devlet kurumları (özellikle İstanbul Valiliği ve onun güncel yüzü olan Muammer Güler) Taksim'in buyuk çaplı sosyal etkinlikler için uygun bir yer olmadığını, burada yapılacak büyük çaplı etkinliklerin İstanbullular'ın günlük yaşantılarını olumsuz etkileyeceğini söylerler.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Benim büyüdüğüm ortamın 1 Mayıs'la hiçbir ilgili, alakası yoktur. Benim de geçen seneye kadar 1 Mayıs ortamıyla hiçbir alakam, o atmosfere hiçbir temasım olmamıştı. Ama geçen sene, günün anlamına belki de tam ters düşebilecek bir sebepten ötürü İstanbul'daydım. Burada ilk önce Taksim'in kapalı olmasının İstanbullular'ın günlük yaşantılarını en az rahatsızlıkla sürdürebilmelerini sağlama amacı da güttüğü önermesinin kocaman bir yalan olduğunu gördüm. (Taksim'in buyuk çaplı sosyal etkinlikler için uygun bir yer olmadığı iddiasının sebepleri hakkında derinlemesine bir bilgim olmadığı için bu konuda net bir yorum yapamayacağım ama tek sebebi yukarıda yalanladığım önerme ise bunun da elle tutulabilecek yani kalmaz.) Şehirde ulaşım işlerinin neredeyse durmasını bir yana bırakırsak, -hemen hemen hiç bilmediğim- İstanbul'un -benim bile bildiğim- Mecidiyeköy gibi işlek bir yerinde bile Polis barikatları, polis-eylemci kovalamacaları ve -en ilginci- iş yerlerinin içeride müşterileri olduğu halde kepenk kapatmaları gibi günlük yaşantıda görmeye pek alışık olunmayan şeyler gördüm.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sonra bu gördüklerimin çok küçük şeyler olduğunu, biten günün haberlerini takip ederken anladım. Polis Taksim'e gitmek isteyen gruplara müdahale etmiş ve olaylar gelişmişti. Bazı polis memurları yere düşmüş insanların kafalarına tekmeler savurmuş, hastane bahçelerinde bayanlara dayak atılmıştı. Her sene görmeye alışık olduğumuz bu tabloya ek olarak DİSK'in genel merkezi Polis tarafından kuşatılmış ve buraya bir tur dışarı çıkartmama operasyonu yapılmıştı. Çok büyük olaylara gebe olduğu günler, haftalar öncesinden bağırılmaya başlanan bir 1 Mayıs daha en azından can kaybı olmadan kapatılmıştı. Tabi ben bu durumu hiçbir şekilde emniyet güçlerinin bir başarısı olarak görmüyorum. Aksine eylemcilerin ve liderlerinin sağduyusu sayesinde olayların çok daha büyümediğini düşünüyorum. Aksi halde olabilecek şeyleri kestiremediğimi de 1 Mayıs arifesinde belirtmek istiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Beni bu düşüncelere iten haberlerden, çok önemli bulduğum dört notu burada paylaşmak istiyorum:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;-Gazetecilerin, Başbakan'ın memleketi diye anmayı sevdikleri Rize'den gelen takviye polis ekipleriyle yapılan röportajdan:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Gazeteci: Böyle olaylara alışık mısınız?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Polis: Hayır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;G: Peki ne yapacaksınız?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;P: Müdahale edeceğiz.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Bir polis olayları kontrol etmenin güçleştiğine inandığı bir yerde havaya ateş etti.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- DİSK Başkanı Süleyman Çelebi, gün içinde polis tarafından çevrelenmiş genel merkezinden, akşamüzeri yaptığı açıklamada &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Biz Taksim'e giderdik ama olası bir faciayı engelledik. Halk da anlayış gösterdi, sağ olsunlar."&lt;/span&gt; dedi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Bir motosikletli kurye, polisle bir grup gencin çatıştığı bir sokakta motosikletini kenara bırakmış gençlerle birlikte polise taş atarken görüntülendi. Kendine neden polise taş attığını soran muhabire, (yanlış hatırlamıyorsam) gençler haklı diye cevap verdi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Özellikle ilki ve sonuncusu beni çok etkilemişti. Ama bunlar arasında en önemlisi buyuk olasılıkla DİSK Başkanı Süleyman Çelebi'nin açıklamalarıydı. Tabi ki bu açıklamaların içinde basarisiz olmuş bir liderin olayı dramatize etme çabaları da var ama o -bir yerde kendisinden bağımsız- bir gerçekliği bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde çok güzel ortaya koydu.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu sene 1 Mayıs'da ne olacağını bilemiyorum. Devletin ya da daha doğru söylemle AKP hükümetinin pek çok tartışmalı konuyu kademeli olarak normalleştirme yoluyla kabullendirme politikasını (bkz. türban) 1 Mayıs'da da görecek gibiyiz. Geçen sene özel gün olarak ilan edildi. Bu sene de tatil. Vali Güler de bas bas çok büyük olmayan bir grup gelip anma gerçekleştirebilir diyor. Bu sene bu olur mu bilmiyorum. Ama Taksim'i bir anda olduğu gibi işçilere açacak gibi görünmüyor devlet. Belki her sene artan büyüklükte gruplar şeklinde açmak istiyorlardır; şimdilik bana böyle geliyor. Ancak zaten buradaki kilit soru "devlet 1 Mayis'in Taksim'de kutlanmasına izin verecek mi"den çok "işçiler 1 Mayıs'da Taksim'e girmeyi ısrarlı bir şekilde deneyecekler mi" olmalıdır. Eğer böyle bir şey gerçekleşirse sonuçlarının ne olabileceği de ayrıca detaylı bir şekilde düşünülmelidir, bence.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25678799-1646280329965014889?l=emreyilmazdan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=sh9UtD8GF80:v8tzeFcpC2Q:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=sh9UtD8GF80:v8tzeFcpC2Q:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=sh9UtD8GF80:v8tzeFcpC2Q:nQ_hWtDbxek"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=nQ_hWtDbxek" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=sh9UtD8GF80:v8tzeFcpC2Q:4cEx4HpKnUU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?i=sh9UtD8GF80:v8tzeFcpC2Q:4cEx4HpKnUU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://emreyilmazdan.blogspot.com/feeds/1646280329965014889/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25678799&amp;postID=1646280329965014889" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/1646280329965014889?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/1646280329965014889?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/emreyilmazdan/~3/sh9UtD8GF80/yarn-1-mays.html" title="Yarın 1 Mayıs" /><author><name>Emre YILMAZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06456018379326324640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://emreyilmazdan.blogspot.com/2009/04/yarn-1-mays.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CU4CR3gzfip7ImA9WxJTEkk.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-25678799.post-6118821931345056644</id><published>2009-04-20T19:09:00.008+03:00</published><updated>2009-04-20T19:12:46.686+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-04-20T19:12:46.686+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Müzik" /><title>Ben bir müddet daha Ruşen Çakır demeye devam edeceğim galiba (ya da Canını Seven Kaçsın)</title><content type="html">&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/Seyeq3fe9rI/AAAAAAAAAr0/mI6fcrvEJIE/s1600-h/aylinaslim.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/Seyeq3fe9rI/AAAAAAAAAr0/mI6fcrvEJIE/s200/aylinaslim.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Facebook'daki son durum mesajımın bir benzerini başlık olarak atmak zorunda kalmak istemezdim ama bugün gördüğüm bir şeyi paylaşmadan edemedim. Zaten görece az müzik dinleyen ve herhangi bir müzik enstrümanını çalamayan bendenizin blogu bir müzik blogu olma yolunda hızla ilerlemekte.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Her neyse aşağıdaki iletiyi Aylin Aslım, dün &lt;a href="http://www.myspace.com/aylinaslim"&gt;MySpace sayfası&lt;/a&gt;nda yayınlamış. Aylin Aslım'ın yeni albüm hazırlığı içinde olduğunu daha önce duymayı/duyurmayı beklerdim. Ya Redd'in 21'ini beklerken gözden kaçırmışım bu albümü ya da yeterince sessiz bir şekilde tamamlanmış çalışmalar.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sonuç olarak, 21'i taze dinledikten sonra özlediğimiz/sevdiğimiz isimlerin yaptığı/yapacağı işler için heyecanlanmadan edemiyor insan. Bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogSubject" style="text-align: justify;"&gt;" &lt;a href="http://blogs.myspace.com/index.cfm?fuseaction=blog.view&amp;amp;friendId=76547203&amp;amp;blogId=477747263"&gt;&lt;i&gt;CANINI SEVEN KAÇSIN&lt;/i&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogSubject" style="text-align: justify;"&gt;&lt;label id="translatedBlogSubject_477747263" style="display: none;"&gt;&lt;/label&gt;                                                      &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt; Uzun zamandır üzerinde çalıştığım 3. albüm, türlü maceralardan ve badirelerden  sonra, Nisan ayı sonlarında müzik marketlerde nihayet yerini alacak. Albümün adı 'CANINI SEVEN KAÇSIN'.&lt;br /&gt;Yeni şarkıları yazarken ve kaydederken onlarla tamamen başbaşa kalabilmek için, konserlere yaklaşık 9 aylık bir ara vermiştim. Haziran 2008'den bu yana vereceğimiz ilk konser, 22 Nisan 2009 Çarşamba gecesi Istanbul Beyoğlu'nda JJ Balans Performance Hall'da.&lt;br /&gt;Heyecanlıyım. Hem yeni şarkıları ilk kez çalacağımız için, hem de sahneyi çok özlediğim için. Yeni şarkıları ilk canlı dinleyenlerden olmak isteyen tüm arkadaşlara buradan duyurmuş olalım! Görüşmek üzere!&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;i&gt; aylin aslım "&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: white; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;u style="color: white;"&gt;Not&lt;/u&gt;&lt;span style="color:white;"&gt;: Evet sürekli Redd'in 21'e referans vermemin bir sebebi var. Ve yine evet bu sebep albümü beğenmiş olmam. Ya da daha doğru bir ifadeyle son bir kaç gündür sürekli (ve neredeyse sadece) bu albümü dinliyor olmam.&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25678799-6118821931345056644?l=emreyilmazdan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=vKkqRAejg2g:l9C9oo3D1I8:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=vKkqRAejg2g:l9C9oo3D1I8:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=vKkqRAejg2g:l9C9oo3D1I8:nQ_hWtDbxek"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=nQ_hWtDbxek" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=vKkqRAejg2g:l9C9oo3D1I8:4cEx4HpKnUU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?i=vKkqRAejg2g:l9C9oo3D1I8:4cEx4HpKnUU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://emreyilmazdan.blogspot.com/feeds/6118821931345056644/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25678799&amp;postID=6118821931345056644" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/6118821931345056644?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/6118821931345056644?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/emreyilmazdan/~3/vKkqRAejg2g/ben-bir-muddet-daha-rusen-cakr-demeye.html" title="Ben bir müddet daha Ruşen Çakır demeye devam edeceğim galiba (ya da Canını Seven Kaçsın)" /><author><name>Emre YILMAZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06456018379326324640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_ZxlFDA1nz1o/Seyeq3fe9rI/AAAAAAAAAr0/mI6fcrvEJIE/s72-c/aylinaslim.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://emreyilmazdan.blogspot.com/2009/04/ben-bir-muddet-daha-rusen-cakr-demeye.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D0ANSXczeSp7ImA9WxJTEUg.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-25678799.post-8594058852697280810</id><published>2009-04-19T18:09:00.002+03:00</published><updated>2009-04-19T18:43:18.981+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-04-19T18:43:18.981+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Güncelleme" /><title>Güncelleme(ye devam)</title><content type="html">&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"Yeter artık, bundan sonra yazacağım yazının konusu kesinlikle Ruşen Çakır olacak" demiştim ama gördüğünüz üzere yine başaramadım. Yine, "sağlık olsun" demekten başka çaremiz yok galiba. Ama şunu da unutmamak gerek ki, güncelleme yapmak pek çok zaman iyidir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;- Blogun sağ sütununda çok ufak değişiklikler yaptım.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;- Tezimle ilgili deneysel çalışmalarım sorunlu ilerliyor/duruyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;- Bir müddettir sergilediğim uyumlu/sosyal/etkileşimli insan profilimden artık kurtuluyorum sanırım. Hoşgeldin, eski, güzel, sinir Emre.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;- 16 Nisan akşamı, yine bir Beer Stop perşembesi yaptık. Öncesinden yeterince (uzunca bir süredir olmadığım kadar) sinirlendim. Bir önceki yazımın sonunda anlattıklarımın geçerliliğini/güzelliğini/gerekliliğini tekrar fark ettim.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;- Gelecek cuma İstanbul'da olabilirim.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;- Redd'in albümü &lt;i&gt;olmuş&lt;/i&gt; gibi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;- Gevende'nin askerliğini tamamlamasına 1 ay kaldı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;- Peyk'in hala, görünürde bir Ankara konseri yok.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25678799-8594058852697280810?l=emreyilmazdan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=M70RJ8eAocY:wkn8AUux9Kk:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=M70RJ8eAocY:wkn8AUux9Kk:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=M70RJ8eAocY:wkn8AUux9Kk:nQ_hWtDbxek"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=nQ_hWtDbxek" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=M70RJ8eAocY:wkn8AUux9Kk:4cEx4HpKnUU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?i=M70RJ8eAocY:wkn8AUux9Kk:4cEx4HpKnUU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://emreyilmazdan.blogspot.com/feeds/8594058852697280810/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25678799&amp;postID=8594058852697280810" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/8594058852697280810?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/8594058852697280810?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/emreyilmazdan/~3/M70RJ8eAocY/guncellemeye-devam.html" title="Güncelleme(ye devam)" /><author><name>Emre YILMAZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06456018379326324640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://emreyilmazdan.blogspot.com/2009/04/guncellemeye-devam.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D0IARnk5eCp7ImA9WxVaGE8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-25678799.post-6832978885460418077</id><published>2009-04-15T22:58:00.000+03:00</published><updated>2009-04-15T22:59:07.720+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-04-15T22:59:07.720+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Bugün" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="saptama" /><title>RMS Titanic 97 yıl önce bugün batmış</title><content type="html">&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Geçen sene bugün için yazdığım yazımı yayınlıyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün her şey &lt;a href="http://tekmetokat.org/"&gt;tekmetokat.org&lt;/a&gt;'da Rock'n Coke 2008'in iptal edildiğini okumamla başladı. Çok sevindiğim bu haberi hemen teyit ettirdim.Doğruymuş bu sene yapılmayacakmış Rock'n Coke. 2009 daha iyisi yapmak istiyorlarmış, umarım yaparlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarin &lt;a href="http://ocw.metu.edu.tr/"&gt;ODTÜ Açık Ders Malzemeleri&lt;/a&gt; yayın hayatına başlıyormuş ve daha önemlisi Avatar'in yeni bölümleri geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bunların yanında, bana bu yazıyı yazdıran bir şey oldu bugün. Gürkan, Emir ve ben Kulis'e gittik. Biraz rakı içtik. İçtikçe açıldık. Açıldıkta konuştuk. Konuştukça birbirimize çok önceleri söylemiş olmamız gereken sözlerin duyulma sıklığı arttı. Sonunda birbirlerinin hayatına bu kadar yakından dokunmuş bireylerin, diğeriyle paylaşmadığı, paylaşamadığı ne kadar önemli şeyler olabileceğini gördük. Sebebi ne olursa olsun (benim için söyleme gereksinimi duymamaktı) bunun olabileceğini ve hatta bundan sonrasının da olabileceğini görmek ilginçti.&lt;br /&gt;Peki bundan sonrası daha mi iyi olacak bilmiyorum. Bildiğim gece fiziksel olarak özellikle Emir için yıkıcı bir şekilde tamamlansa da geç de olsa söylenilmesi gerekenler söylendiği için herkes artık daha rahat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;1 yıl sonrasından not:&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);"&gt; Özellikle Beer Stop perşembeleri göz önüne alındığında her şey çok daha iyi görünüyor. Ama kesin sonucu söylemek için hala erken olabilir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25678799-6832978885460418077?l=emreyilmazdan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=0C2rwJbcuUY:IdeCG99tF2A:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=0C2rwJbcuUY:IdeCG99tF2A:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=0C2rwJbcuUY:IdeCG99tF2A:nQ_hWtDbxek"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=nQ_hWtDbxek" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=0C2rwJbcuUY:IdeCG99tF2A:4cEx4HpKnUU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?i=0C2rwJbcuUY:IdeCG99tF2A:4cEx4HpKnUU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://emreyilmazdan.blogspot.com/feeds/6832978885460418077/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25678799&amp;postID=6832978885460418077" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/6832978885460418077?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/6832978885460418077?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/emreyilmazdan/~3/0C2rwJbcuUY/rms-titanic-97-yl-once-bugun-batms.html" title="RMS Titanic 97 yıl önce bugün batmış" /><author><name>Emre YILMAZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06456018379326324640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://emreyilmazdan.blogspot.com/2009/04/rms-titanic-97-yl-once-bugun-batms.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CE4MSXY4fyp7ImA9WxVaFU4.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-25678799.post-2006324921637197015</id><published>2009-04-12T13:23:00.001+03:00</published><updated>2009-04-12T13:43:08.837+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-04-12T13:43:08.837+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="beklenti" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Müzik" /><title>Bir Redd albümü vardı (ya da "Redd ve yeni albümü")</title><content type="html">&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bir müddettir yazılmayı bekleyen yazı taslaklarım var bu blogun yönetim penceresinde. Bunlardan bir tanesi de -şu anda okuduğunuz ve- en son 25 ocak 2009 tarihinde yazmaya çalıştığım Redd müzik grubunun yeni çıkacak albümü ile ilgili yazıydı. &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bilmeyenler için Redd'in geçtiğimiz Eylül ayından (belki de daha öncesinden) yeni albüm çalışmaları için stüdyoya girdiklerini belirterek başlayayım. Bu çalışmalarının sonucunda geçtiğimiz Kasım ayı gibi 21 şarkıdan oluşacağı belirtilen ve 21 adını verdikleri yeni albümlerini çıkarmayı planlıyorlardı. Ben de Redd grubunu seven bir müzik dinleyicisi olarak bu albümün çıkmasını sabırla belkiyordum. Sonra aşağıdaki çizelgeyi -şu ana kadar albümün durumuyla ilgili yazdığım her şeyin referansı olan- &lt;a href="http://reddseyirdefteri.blogspot.com/"&gt;reddseyirdefteri&lt;/a&gt; adlı, grubun resmî blogunda görünce bu albümle ilgili bir yazı yazmak istedim. Aslında o anda çok baskın olan başka bir isteğim de (aşağıdaki çizelgeyi ilk gördüğümde mutlu olduğum için) Türkiye'de pek sık rastlanmayan bir şey olduğu için, Redd grubunun albümlerinin yapım aşamalarında doğrudan bilgi verdikleri bloglarını da tanıtmaktı. &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_sQYEL5AFHdQ/SWOn0qRA6aI/AAAAAAAAAM0/jfIULkAtM0Y/s1600/6.jpg" style="text-align: justify;display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; cursor: pointer; width: 640px; height: 437px; " border="0" alt="" /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sonra geç de olsa 1 Mart'ta albüm çalışmalarının tamamlandığı haberi geldi. O zamandan beri de albümün çıkış haberini bekliyoruz. Ama gelemiyordu bir türlü. Bloga pek çok, güzel içerik eklenmesi yapılıyordu ama albüm çıkış haberi bir türlü gelemiyordu. Sonra klip çalışmalarıyla ilgili haberi de görünce tamam artık eli kulağında olmalı dedik. Sonra benim yoğun bir dönemim geldi ve takibe ufak bir ara verdim. Bu arada Redd grubu albümlerinin çıkış tarihini &lt;a href="http://reddseyirdefteri.blogspot.com/2009/03/album-cks-tarihi.html"&gt;açıklamış&lt;/a&gt; ve kapağını yayınlamış. Bugün &lt;a href="http://www.redd.com.tr/"&gt;resmî web sayfaları&lt;/a&gt;na girince gördüm bunları. Albümün çıkış tarihi olarak 9 Nisan 2009 açıklanmış. Bu açıklama bir heyecan uyandırmadı ben de çünkü iki gün önce (10 Nisan) gittiğim bir müzik markette albüm çıktı mı diye bakmıştım. Sonra tekrar blogların girdim ve albümün çıkışında ufak bir erteleme daha yapıldığını öğrendim. Bu durumda inşallah en geç önümüzdeki hafta Redd'in yeni albümünü dinliyor olacağız. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sonlarına geldiğimiz yazıyı toparlamak gerekirse önce yeni albümünün 4 bölüm (Redd'in tabiriyle "episode") ve 21 şarkıdan oluşan 78 dakikalık bir &lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;konsept&lt;/span&gt; albüm olduğunu belirtmeliyiz. Albüm doğumundan başlayarak 21 adında bir karakterin hayat yolculuğunu anlatacakmış. Bu durumu belirtmek için seçildiğini tercih ettiğim kapak fotğrafını beğenmediğimi de belirtmeliyim. Hasanla konuştuğumuz gibi, kapaktaki o görüntüyü oluşturmak istiyorlarsa da üç boyutlu grafikten başka yollar tercih edilebilirdi. Bunun yanında albümden dinleyebildiğimiz (hatta klibini de izleyebildiğimiz) ilk şarkı olan Don Kişot ilk dinleyişte güzel geliyor kulağa. Umarım bu güzellik sürekli ve diğer şarkılar için de geçerlidir. Bunu da bekleyip göreceğiz.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Son söz olarak artık bir Redd konserine gidebilmek istediğimi söylemek istiyorum buradan. Geçen sene şenliklerin ilk gününde olan &lt;a href="http://emreyilmazdan.blogspot.com/2008/05/7-mays-2008-redd-ankara-konseri.html"&gt;olay&lt;/a&gt;ın bir daha tekrarlanmaması arzumla birlikte konserin tekrarlanmasını temennimi belirtmek istiyorum. Tabi yeni albümü takip etmesini doğal olarak beklenen ve ilk ayağı 18 Nisan 2009'da İstanbul'da yapılacak olan albüm tanıtım konserleri bu isteklerimizin gerçekleşmesi ihtimalinin yüksek olabileceğini gösteriyor. O zaman, konsere kadar albümle teselli bulalım. Albüm çıkana kadar da bence Redd'in bu &lt;a href="http://reddseyirdefteri.blogspot.com/2009/01/shine-on-you-crazy-diamonds.html"&gt;kaydı&lt;/a&gt;na bakabilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25678799-2006324921637197015?l=emreyilmazdan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=mUs3bTYiPPA:sOnfTFibT8s:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=mUs3bTYiPPA:sOnfTFibT8s:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=mUs3bTYiPPA:sOnfTFibT8s:nQ_hWtDbxek"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=nQ_hWtDbxek" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=mUs3bTYiPPA:sOnfTFibT8s:4cEx4HpKnUU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?i=mUs3bTYiPPA:sOnfTFibT8s:4cEx4HpKnUU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://emreyilmazdan.blogspot.com/feeds/2006324921637197015/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25678799&amp;postID=2006324921637197015" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/2006324921637197015?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/2006324921637197015?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/emreyilmazdan/~3/mUs3bTYiPPA/bir-redd-albumu-vard-ya-da-redd-ve-yeni.html" title="Bir Redd albümü vardı (ya da &quot;Redd ve yeni albümü&quot;)" /><author><name>Emre YILMAZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06456018379326324640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_sQYEL5AFHdQ/SWOn0qRA6aI/AAAAAAAAAM0/jfIULkAtM0Y/s72-c/6.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://emreyilmazdan.blogspot.com/2009/01/bir-redd-albumu-vard-ya-da-redd-ve-yeni.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CEQEQnk9eCp7ImA9WxVbFEk.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-25678799.post-6933804101853611787</id><published>2009-03-30T22:22:00.002+03:00</published><updated>2009-03-30T22:45:03.760+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-03-30T22:45:03.760+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yaşam" /><title>Güncelleme</title><content type="html">Efes (Pilsen) görece yeni (2002 yılında güzel bir domino taşlarıyla desen yapma gösterisiyle tanıtılmıştı) olan logosunu değiştirmiş. Bu güne kadar belirgin, kalkan biçiminde olan amblem ilk kez bu çizgisinden çıkmış. Yine de yeni amblem eskisinden çok farklı değil. Ancak daha genç ve heyecanlı bir çizgi yakalamış bence. Efes, ağırlığından biraz taviz vermiş gibi. Belki Anadolu Efes, bu ağırlığı gecen yaz satın aldığı Tekel Birası markasına yükleyecektir. İnternette yeni logonun görüntüsünü bulamadım ama merak edenler Efes'in duyurusunu yeni yaptığı "&lt;a href="http://www.birayadair.com/"&gt;biraya dair&lt;/a&gt;" sergisinin internet sayfasında Efes'in yeni logosunu görebilirler. Pilsen'inki her zaman olduğu gibi biraz daha farklı. Farklar kabaca, elipsin içindeki Pilsen yazısı, kolların uzantısındaki buğday başağı motifi ve elipsin altına yerleştirilen  3 altın madalya (önceki amblemlerde 4'tü) olarak sıralanabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25678799-6933804101853611787?l=emreyilmazdan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=YXUSMoQQqa4:o7pvOg0WzxQ:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=YXUSMoQQqa4:o7pvOg0WzxQ:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=YXUSMoQQqa4:o7pvOg0WzxQ:nQ_hWtDbxek"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=nQ_hWtDbxek" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=YXUSMoQQqa4:o7pvOg0WzxQ:4cEx4HpKnUU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?i=YXUSMoQQqa4:o7pvOg0WzxQ:4cEx4HpKnUU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://emreyilmazdan.blogspot.com/feeds/6933804101853611787/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25678799&amp;postID=6933804101853611787" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/6933804101853611787?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/6933804101853611787?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/emreyilmazdan/~3/YXUSMoQQqa4/guncelleme.html" title="Güncelleme" /><author><name>Emre YILMAZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06456018379326324640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://emreyilmazdan.blogspot.com/2009/03/guncelleme.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CU8GRn87fyp7ImA9WxVREko.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-25678799.post-6381501321737799040</id><published>2009-01-17T22:26:00.003+02:00</published><updated>2009-01-18T12:17:07.107+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-01-18T12:17:07.107+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="youtube" /><title>Soru</title><content type="html">&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-6f05db2664576e3e" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;
&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;
&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;
&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v10.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3D6f05db2664576e3e%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1330941709%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D7DFC542CDD2226CAE5285419769A4CD2B851854D.62F24F040A743176AC4C2D2A27B35DB78B437969%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D6f05db2664576e3e%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DmeEnl6R6nZ6QlQbYOTpMVk6Q0aI&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;
&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"
width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"
flashvars="flvurl=http://v10.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3D6f05db2664576e3e%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1330941709%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D7DFC542CDD2226CAE5285419769A4CD2B851854D.62F24F040A743176AC4C2D2A27B35DB78B437969%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D6f05db2664576e3e%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DmeEnl6R6nZ6QlQbYOTpMVk6Q0aI&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"
allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;
&lt;/div&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;TRT 2'de yayınlanan Geleceğe Umutla Bakmak programı&lt;/span&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;nın &lt;strike&gt;-tarihini öğrenince yazacağım-&lt;/strike&gt; 10 Ocak 2009 tarihli bölümünün kaydıdır. Programdaki çalışmalar ilginizi çekebilir belki ama benim bu videoyu buraya koymaktaki asıl amacım bir soru sormak:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu programdaki &lt;span style="font-style: italic;"&gt;araştırmacı&lt;/span&gt;lardan bir tanesi benim ev arkadaşım. Evimizin kurgusu hakkında bilgisi olmayanlar bunun kim olduğunu söyleyebilirler mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Not: Tahminlerinizi yorum olarak yazarsanız sevinirim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: white;"&gt;ipucu: Hiçbir bilgi verilmeksizin benden bir şey tahmin etmem istenildiğinde, ben her zaman en farklıyı seçerim.&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25678799-6381501321737799040?l=emreyilmazdan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=aev2-pBH0R8:68acd55wKoQ:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=aev2-pBH0R8:68acd55wKoQ:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=aev2-pBH0R8:68acd55wKoQ:nQ_hWtDbxek"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?d=nQ_hWtDbxek" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?a=aev2-pBH0R8:68acd55wKoQ:4cEx4HpKnUU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/emreyilmazdan?i=aev2-pBH0R8:68acd55wKoQ:4cEx4HpKnUU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel="enclosure" type="video/mp4" href="http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=6f05db2664576e3e&amp;type=video%2Fmp4" length="0" /><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://emreyilmazdan.blogspot.com/feeds/6381501321737799040/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25678799&amp;postID=6381501321737799040" title="1 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/6381501321737799040?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/25678799/posts/default/6381501321737799040?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/emreyilmazdan/~3/aev2-pBH0R8/soru.html" title="Soru" /><author><name>Emre YILMAZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06456018379326324640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>1</thr:total><feedburner:origLink>http://emreyilmazdan.blogspot.com/2009/01/soru.html</feedburner:origLink></entry></feed>

