<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/atom10full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" gd:etag="W/&quot;CUMBRHo5cSp7ImA9WhRaFEk.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1531804703514821931</id><updated>2012-02-16T17:50:55.429-08:00</updated><category term="filan" /><category term="arşiv" /><category term="noel" /><category term="de yazayımda" /><category term="seks" /><category term="taş" /><category term="hit blog olsun" /><category term="erotik" /><category term="yılbaşı" /><category term="eskiler" /><category term="2010" /><category term="maden faciası." /><category term="sapan" /><category term="maden" /><category term="falan" /><title>Üşenmeden rumuzumu sayanların uğrak yeri</title><subtitle type="html" /><link rel="http://schemas.google.com/g/2005#feed" type="application/atom+xml" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/feeds/posts/default" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/" /><author><name>rumuzumyirmikarakter</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12115967902572348954</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="28" src="http://3.bp.blogspot.com/-LbUEXqYuTnQ/TmkbkUtuhuI/AAAAAAAAAFM/sZ_FCwq7MPs/s220/Clipboard01.jpg" /></author><generator version="7.00" uri="http://www.blogger.com">Blogger</generator><openSearch:totalResults>18</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/atom+xml" href="http://feeds.feedburner.com/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri" /><feedburner:info uri="enmedenrumuzumusayanlarnurakyeri" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><entry gd:etag="W/&quot;Ak4GQns7eip7ImA9WxFXFEo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1531804703514821931.post-3312856290649590621</id><published>2010-05-21T13:49:00.000-07:00</published><updated>2010-05-21T14:55:23.502-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-05-21T14:55:23.502-07:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="maden faciası." /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="maden" /><title>zordur karaelmas ı çıkartmak cehennemden</title><content type="html">Kapkara bir güne uyandığımı hastanenin beyaz tavanına baktığımı farkettikten 5 dakika sonra öğrendim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyandığımı gören kızım hemen yatağın baş tarafında oturmuş iki eline aldığımı elimi tutuyordu sımsıkı. Yorgundu uzun süredir o tahta sandalyenin üzerindeydi sanırım. Uyandığımı farkettiğinde gözleri buğulandı. Babacım diyerek sarıldı boynuma. İyi misin diye sordu ardından. Biraz daha sıkarsan sanırım durumum kötüleşecek diyerek onu gülümsetmeye çalıştım. Başardım da. Bir bardak su istedim. Hemen yan tarafta duran masanın üzerindeki sürahiden bardağa doldurarak ağzıma kadar götürdü suyu. Bir iki yudumdan aldım sudan. Sonra en son neler olduğunu hatırlamaya çalıştım. Hatırlamam pek de uzun sürmedi. 3 Mart 1992 günlerden salı saat öğlen 1 her zamanki gibi normal bir güne uyandığımızı sanıyordum. Fakat ters olan bir şeylerin gittiğini sezmiştim. Erken uyarı sisteminde bir terslik vardı Metan gazı seviyesi saat 1 de binde 2 olarak ölçülmüşken, saat 2 de binde 3dü. Bir şeylerin ters gittiğini sezmiş yönetime durumu iletmiştim. Gelip inceleyen yetkililer her şeyin normal olduğunu ve erken uyarı sistemini çalıştırmayı ve işçilerin çıkartılması için yeterli veri olmadığını söylediler. İlerleyen saatlerde bu oran ciddi seviyedi yükseldi. Saat 19:39 yüzde 1,5 saat 19:40 da yüzde 2,5'a kadar çıkmıştı. Gerçekten bir şeyler ters gidiyordu. Durumu hemen yine üst kademeye bildirmiştim. Her hangi bir cevap gelmedi. Koşarak kuyunun yakınını gittim. Elimdeki cihazla çıkıştaki gaz ölçümünü yapmak istiyordum. Kuyudan biraz içeri girdim. Saat 20:03 da ölçüm cihazını elime aldım. Cihaz ölçümü yapamıyordu. Geğzim yanmıştı içeriden yoğun bir gaz geldiğini farkettim. Kuyudan çığılıklar yükseliyordu. Kuyu 560 metre derinliğindeydi. Yankılanan çığılıkların hemen ardından inanılmaz bir ışık göründü kuyunun dibinde, aniden parlayan ateş sanki cehennemden geliyormuş gibi kuyunun ağzından gökyüzüne metrelerce yükseğe çıktı. O andan sonrasını hatırlayamıyordum. Bilincim kapanmıştı. Çığlıklar, ambulans sesleri duyduğum son şeylerdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızıma neler olduğunu sordum. Başını öne eğdi. Gözleri doldu. Kötü bir şeyler olduğunu farkındaydım. Kaç kişi diye sordum. Şu anda 98 işçi dedi. 500 kişi kurtuldu dedi yutkunarak. O gün o madende 2000 e yakın maden işçisi vardı. Patlamanın şiddetini hissettiğim için daha fazla olabileceğinden endişe ediyordum. Kollarımda ve biraz yüzümde yanıklar vardı. Madene gitmek istediğimi söyledim. Kalkıcağımı bildiği için kızım karşı çıkmadı. Dışarı çıkarak yetkililere haber verdi. Yaralarımın iltihap kapmaması için çıkmamaı istemedi doktorlar. Israr ettim. Arkadaşlarımı görmem gerek orada olmalıyım diye ısrar ettim yutkunarak. Doktorlar birbirlerine bakıp peki demek zorunda kaldılar. Yaralarımı iyice sarıp, bana izir verdiler. Eşim yüzüme bakıyor gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Hadi artık siz eve gidin yoruldunuz diyerek onları eve gönderdim. Yanımda madendeki arkadaşlarımdan biri vardı adı ahmet uzun boylu zayıf bir adam 30lu yaşlarında. O gün vardiyası benimle çakışmamıştı o sebeple maden kazasından zarar görmemişti ahmet. Otomobiline binerek kozluya yola çıktı. Henüz iki kelam edememiştik. Çok mu kötü diye sordum. Yutkunarak evet, durum çok kötü. diye kısık bir sesle cevap verdi. Henüz çok uzakta olmamıza rağmen ocağın yerini gökyüzünü kaplamış dumandan farkedebiliyorduk. O gün zonguldak kapkara olmuştu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madene geldiğimizde olay ana baba yeri gibiydi. Binlerce kişi, aile, arkadaş, başbakanı, cumhurbaşkanı, bakanları, leş yiyici gazetecileri hepsi binler oradaydı. Aileler, madencilerin dostları herkes ağlıyor, çığlık çığlığa bağırıyordu. Maden kuyusundan alevler yükseliyordu hala. Çıkartılabilen cesetler yanmıştı, durum o kadar vahimdi ki. Henüz ölü sayısı 98ken daha fazla ölü olabileceği tahmin edilerek yüzlerce tabut hazırlanmaya başlanmıştı bile. 2. gün biterken 200 küsür maden şehidine ulaşılabilmişti. Günlerce kuyudan alevler yükseldi. Söndürülemiyordu. En sonunda kuyunun kapatılmasına karar verildi. Kuyu patlamadan 23 gün sonra tekrar açıldı fakat alevler hala devam ediyordu. Bu nedenle kuyunun tekrar kapatılmasına karar verildi. Alevlerin sönmesi için kuyuya günlerce su basıldı. Kuyudaki alevler haftalar sonra söndürüldüysede kalan cesetlere ulaşmak pek de kolay olmamıştı kuyudaki milyonlarca metreküp suyu boşaltılması yılları aldı. O gün orada maden işçileri diri diri yanarak can verdiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olaydan 5 yıl sonra son maden işçisinin cesedine de ulaşılarak türkiye'deki en büyük maden felaketi olarak tarihe geçti. O gün o patlamada tam 263 maden emekçisi can vermişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün tekrar zonguldak'da bir maden faciası. Aradan geçen yıllar hiçbir şeyi değiştirmedi kayıplardan başka. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;// çoğu gerçek bir kısmı hikaye bir yazı oldu. eğer zonguldak'lıysanız mutlaka akrabanızın dostunuzun bir kaybı vardır madenlerde. benim de aklıma dayım gelir her faciada. mekanları cennet olsun maden şehitlerinin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1531804703514821931-3312856290649590621?l=rumuzumyirmikarakter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/6q7hpKzF7Gp6YSfcmn2w8_ycJQk/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/6q7hpKzF7Gp6YSfcmn2w8_ycJQk/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/6q7hpKzF7Gp6YSfcmn2w8_ycJQk/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/6q7hpKzF7Gp6YSfcmn2w8_ycJQk/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~4/f7CARE_2R1E" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/feeds/3312856290649590621/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2010/05/zordur-karaelmas-ckartmak-cehennemden.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/3312856290649590621?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/3312856290649590621?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~3/f7CARE_2R1E/zordur-karaelmas-ckartmak-cehennemden.html" title="zordur karaelmas ı çıkartmak cehennemden" /><author><name>rumuzumyirmikarakter</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12115967902572348954</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="28" src="http://3.bp.blogspot.com/-LbUEXqYuTnQ/TmkbkUtuhuI/AAAAAAAAAFM/sZ_FCwq7MPs/s220/Clipboard01.jpg" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2010/05/zordur-karaelmas-ckartmak-cehennemden.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;C0MFQXg7fyp7ImA9WxBUGE8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1531804703514821931.post-8345685112719839071</id><published>2010-03-05T12:32:00.000-08:00</published><updated>2010-03-05T12:36:50.607-08:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-03-05T12:36:50.607-08:00</app:edited><title>abi sonisphere festival diye bi şey keşfettim</title><content type="html">herkesin ağzında bir sonisphere festivali. hayır adamın türkçe pop dinlediğini sevdiğini bilmesem hayranı sahne alacak insanların derim ama öyle bi durum yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en arabeskinden en popuna en rap dinleyecisinin dilinde bile bu organizasyon var. şahsen ilgimi çekmiyor. ay negzel tüm arkadaşlarım gidiyor, herkes orada olacak cıvıl cıvıl gençler olacak bende katışayım diye gidilmez böyle bi organizasyona. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;koyun sürüsü desem yeridir. herkes gidiyor ben de gideyim, herkes yapıyor ben de yapayım düşüncesi işte bu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1531804703514821931-8345685112719839071?l=rumuzumyirmikarakter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/D4POYREKugJWm7sNCLgyqjI-hDs/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/D4POYREKugJWm7sNCLgyqjI-hDs/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/D4POYREKugJWm7sNCLgyqjI-hDs/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/D4POYREKugJWm7sNCLgyqjI-hDs/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~4/qTy2DN8nmEY" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/feeds/8345685112719839071/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2010/03/abi-sonisphere-festival-diye-bi-sey.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/8345685112719839071?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/8345685112719839071?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~3/qTy2DN8nmEY/abi-sonisphere-festival-diye-bi-sey.html" title="abi sonisphere festival diye bi şey keşfettim" /><author><name>rumuzumyirmikarakter</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12115967902572348954</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="28" src="http://3.bp.blogspot.com/-LbUEXqYuTnQ/TmkbkUtuhuI/AAAAAAAAAFM/sZ_FCwq7MPs/s220/Clipboard01.jpg" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2010/03/abi-sonisphere-festival-diye-bi-sey.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CUcMSHc5eCp7ImA9WxBREU8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1531804703514821931.post-2347215021948388776</id><published>2009-12-29T13:25:00.001-08:00</published><updated>2009-12-29T13:44:49.920-08:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-12-29T13:44:49.920-08:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="de yazayımda" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="noel" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="taş" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="2010" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="hit blog olsun" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="falan" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="sapan" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="seks" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="yılbaşı" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="filan" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="erotik" /><title>her yıl aynı terane , taş yok mu taş</title><content type="html">Şimdi ben yarın işe gidiyorum ya sabah erken kalkıyorum falan o yüzden uzatmadan söze giriyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010dan ne bekliyorsun diye soruyorlar hep bana. Ne zaman başımı alıp çıksam evden. Taksimde orda burda magazinciler sıkıştırıp flaşlarını patlatıyorlar gözüme gözüme. Vay efendim şöyle harikasınız böyle harikasınız, sevgili yaptınız mı gibi sorular soruyorlar. En çok sorduklarıda işte 2010dan ne beklediğim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bende onlara diyorum ki 2010 bana ne verebilir. Hayır yani ona göre pazarlık etmeliyim. Para der mesela ben derim ne kadar para o der şu kadar para ben derim şu kadar olmaz mı? Yani ben şimdi şu kadar para istiyorum desem belki o razı o kadar para isteğimi yerine getirmeye. Hayır pişman olmayacak mıyım sonra hay sıçayım keşke şu kadar para isteseydim diye. Ondan sonra uğraş dur. İhale elinde patlasın bir sonraki seneyi bekle. Olmaz efendim olmaz. Pazarlık etmeliyim. Vermeli elini bana. Şudur budur diye el sallandırmalıyız. Hem öyle tek kategoridede pazarlık edemem. İş, aşk, para, sağlık dallarında ayrı ayrı pazarlık etmeliyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da siktir et en iyisi. Kaç yılbaşı geçirdim hepsinde bana geçirdiler lan bi dileğim bile tutmaz mı be. Dilek tutayım diye geceleri çatıya çıkardım ben çocukken, yıldız kaysada dilek tutsam diye. Şimdiki aklım olsa çatıya çıkar yıldızlara sapanla taş atardım görmiyim lan bi daa sizi bu gökyüzünde ibneler diye. Ama naparsın geçmişe gidemiyor insan. Tağam hadi tağam gözünüzü ağrıttım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yılbaşında kırmızı don giymeyen bizden değildir diyor hepinizi dilek tutma konusunda uyarıyorum ! kırdıtmayın ağzınızı burnunuzu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1531804703514821931-2347215021948388776?l=rumuzumyirmikarakter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/JK_4pNb52q2AgLb_-yMclN1swN8/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/JK_4pNb52q2AgLb_-yMclN1swN8/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/JK_4pNb52q2AgLb_-yMclN1swN8/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/JK_4pNb52q2AgLb_-yMclN1swN8/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~4/ZWUbHV0sQi0" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/feeds/2347215021948388776/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2009/12/her-yl-ayn-terane-tas-yok-mu-tas.html#comment-form" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/2347215021948388776?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/2347215021948388776?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~3/ZWUbHV0sQi0/her-yl-ayn-terane-tas-yok-mu-tas.html" title="her yıl aynı terane , taş yok mu taş" /><author><name>rumuzumyirmikarakter</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12115967902572348954</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="28" src="http://3.bp.blogspot.com/-LbUEXqYuTnQ/TmkbkUtuhuI/AAAAAAAAAFM/sZ_FCwq7MPs/s220/Clipboard01.jpg" /></author><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2009/12/her-yl-ayn-terane-tas-yok-mu-tas.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CEICQHw-cCp7ImA9WxBTFk8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1531804703514821931.post-4224078469191959484</id><published>2009-12-12T04:38:00.000-08:00</published><updated>2009-12-12T04:56:01.258-08:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-12-12T04:56:01.258-08:00</app:edited><title>yılbaşına günler kala</title><content type="html">bugün günlerde 12 aralık cumartesi. yıllardan 2009. bugünkü yazımda ulusa sesleniyor gibi sesleneceğim sizlere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hepiniz 2010 a girmek için ne kadar heyecanlansınız gözlerinizden okuyabiliyorum bunu. kırmızı slipler, gstringler, gecelikler aldınız o özel gece için. heyecanınızı anlıyorum. 2009 da çok yatırım yaptık. güldük, güldürdük. üzdük üzdürdük ( üzdürmek fiilinin atası oldum oley ). düşündürürken ensesine şaplak attık, yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik 2009 un. Bu zaman içerisinde bazen parasız kaldık bazen cebimizde fışkırdı bankonotlar, bazen içimiz acıdı, bazen gülmekten gözlerimiz yaşarıp yüzümüze yeni bir kırışıklık eklendi. az sövmedik güldürmeyin lan yemek yerken diye. gelgelelim her güzel ya da kötü yılın bir sonu var. işte onlardan birindeyiz. siz seyircilerimizin 9945e atacağı bir kısa mesajla ... ( program sunucusu moduna girdim çok afedersiniz )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah be sevgili blog. Biraz canım acıyor sanki. Yapma dediğim şeyleri yapıyorum ha bire. Hiç ders almıyorum. Artık öyle bir şey oldu ki, kimin yüzüne gülsem arkamı döndüğümde arkamdan dil çıkartacakmış gibi geliyor. Yapmam gereken o kadar çok proje varken. Aylardır aylaklık ediyorum. Huzursuzum. Vakit geçsinde nasıl geçerse geçsin modundayım. Sanki ileride bir tarihi bekliyormuşum gibi sanki o gün ya dünyanın sonu ya benim sonum ya da mutluluğun başlangıcıymışı gibi geliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yatağımıda lüks diye aldım sözde. Uyuyamıyorum. Yatak büyük geliyor. Yandaki yastığa, yorgana, duvara sarılıyorum, dolanıyorum olmuyor. Gece kalkıp bir sigara yakıyorum. Televizyonu açıp rüyanız hayrolsun gibi programlara izleyerek uykumun gelmesini bekliyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte öyle sevgili halkım. Bugün günlerden cumartesi. Yağmurlu bir istanbul. Soğuk bir istanbul. Kar bekleyen bir istanbuldan yazıyorum sizlere.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1531804703514821931-4224078469191959484?l=rumuzumyirmikarakter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/-tuKNcu7k7TOmTIPmi-Y-F7zzfw/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/-tuKNcu7k7TOmTIPmi-Y-F7zzfw/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/-tuKNcu7k7TOmTIPmi-Y-F7zzfw/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/-tuKNcu7k7TOmTIPmi-Y-F7zzfw/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~4/lNoecz3xA4A" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/feeds/4224078469191959484/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2009/12/ylbasna-gunler-kala.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/4224078469191959484?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/4224078469191959484?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~3/lNoecz3xA4A/ylbasna-gunler-kala.html" title="yılbaşına günler kala" /><author><name>rumuzumyirmikarakter</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12115967902572348954</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="28" src="http://3.bp.blogspot.com/-LbUEXqYuTnQ/TmkbkUtuhuI/AAAAAAAAAFM/sZ_FCwq7MPs/s220/Clipboard01.jpg" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2009/12/ylbasna-gunler-kala.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D0QBR34yfSp7ImA9WxNbFUo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1531804703514821931.post-1395200788520268832</id><published>2009-11-18T12:15:00.001-08:00</published><updated>2009-11-18T12:15:56.095-08:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-11-18T12:15:56.095-08:00</app:edited><title>69 kişiye sorduk. Naber?</title><content type="html">Bu hafta sizin için sokaklara çıkıp "Naber?" sorusuna verilecek cevapların anlamlarını açıklamaya çalıştık. 69 denek üzerinde yapılan bu deneyde ev hanımları, öğrenciler, kahvede oturan göbekli amcalar, muslukçular, garsonlar, emekliler, emekçiler ve eş adayı bulmaya çalışan içi geçmiş kadınlar var. Deneklerin %72'si bu soruyla en çok msn'de karşılaştıklarını dile getirdiler. Geri kalan %27'lik kesin günlük hayatta bu soruya maruz kalırken, %1'lik kısım ise sorumuzdan çekindiği için çekimser kategorisinde yer aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsterseniz siz hazır koltuklarına oturmuş ve mayışmışken ben hemen sonuçları size aktarayım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İyidir. Senden naber?" cevabını almışsanız evet doğru yoldasınız demektir. Buradaki "İyidir. Senden naber?" cevabı muhabbeti devam ettirmeye meyilli birisiyle karşı karşıya olduğunuzu gösterir. Ama nezaketen bu cevabı vermişte olabilir. Bir sonraki adımda ona söyleyeceğiniz ve alacağınız yanıt size en doğru sonucu verecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir diğer cevabımızsa "İyilik.(nokta)"&lt;br /&gt;Eğer bu cevabı almışsanız o konuşmanın devamlılığı yoktur. Karşıdaki sizin hatrınızı sormaya bile tenezzül etmez. Konuşmaya müsait olmadığı sinyalini verir. Eşek değilseniz anlamışsınızdır. Daha fazla diretmenin anlamı yoktur. Hırs yaparsanız yaptığınız hırs yanınıza kalır. Sonra hayat küsüp yorganı kafanıza çeker erkenden yatağın yolunu tutarsınız. Bırakın "iyi" olduğuyla kalsın. Derdi vardır garibimin belki. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Nolsun işte ya" diye bir yanıt gelmişse karşınızdaki monoton depresif günlerinden birindedir demektir. İçinizi karartmak ve dert dinlemek istemiyorsanız ya siz muhhabeti kesin ya da kendinizi onun bitmek bilmeyen hikayelerine verin. O anlatsın siz dinleyin. Sonra siz anlatmaya çalışın o dinlemesin kalın öyle göt gibi ortalık yerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"OoooOo" evet bu cevap bir tribünden gelmemiştir. Bizzat konuştuğunuz kişi sizinle dalga geçmektedir. Akabinde size kamil beylerde gelmişler. aman da aman. sen yaşıyor muydun yea. gibi taramalı silah edasıyla sizi iğneler sürekli. E pekte haksız sayılmazdır hani. Gerçi 1 yıldır ikinizde birbirinize laf atmamışsınızdır. İlk laf atan işte böyle kaybedendir. Başına gelecekleri bilse atmazdı işe o selamı. O yüzden ne yapıyoruz 1 yıldır selamlaşmadığınız kişilere selam atmıyorsunuz. Yoksa üstte yazılan acı dolu dakikaları sizlerde yaşayabilirisiniz. Bırakın yıllansın arkadaşlığınız nedir yani 1 senedir konuşmamışsın şimdi konuşsan ne olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"...." evet uzun süre cevap alamadınız karşı taraftan. Sanırım meşgül evet evet. Karşınızdakini kızdıracak bir şey yapmadıysanız kesin meşgüldur. O yüzden hiç merhabalaşmamış gibi yapıp olay mahallini terkedin. Süre tutun maksimum 5 dakika. Baktınız cevap yok hemen uzaklaşın. He baktınız adam 1 yıldır olduğu yerde kıpırdamıyor morgu arayıp merhumun bedenine uygun bir tabut isteyiniz. E eşek olmayınız arkasından bir fatiha'ydı bir süphaneke'ydi okuyunuz lütfen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet yukarıda en çok bilenen "Naber?" sorusuna verilen cevapları ve anlamlarını inceledik. "Naber" sorusuyla henüz tanışmamış genç nesillere aktarılacak bir kaynak olması açısından bu yazıtlarımı yüzyıllar boyunca dağlara, taşlara, belleklere, dvd'lere yazın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eee naber?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1531804703514821931-1395200788520268832?l=rumuzumyirmikarakter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/EOhYUk674KItGWsxJHxWIA1TiRA/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/EOhYUk674KItGWsxJHxWIA1TiRA/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/EOhYUk674KItGWsxJHxWIA1TiRA/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/EOhYUk674KItGWsxJHxWIA1TiRA/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~4/tdVUbcGMCHM" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/feeds/1395200788520268832/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2009/11/69-kisiye-sorduk-naber.html#comment-form" title="7 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/1395200788520268832?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/1395200788520268832?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~3/tdVUbcGMCHM/69-kisiye-sorduk-naber.html" title="69 kişiye sorduk. Naber?" /><author><name>rumuzumyirmikarakter</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12115967902572348954</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="28" src="http://3.bp.blogspot.com/-LbUEXqYuTnQ/TmkbkUtuhuI/AAAAAAAAAFM/sZ_FCwq7MPs/s220/Clipboard01.jpg" /></author><thr:total>7</thr:total><feedburner:origLink>http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2009/11/69-kisiye-sorduk-naber.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D0YDQ3w4fSp7ImA9WxNbEUk.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1531804703514821931.post-9156848393621154488</id><published>2009-11-13T12:41:00.000-08:00</published><updated>2009-11-13T12:46:12.235-08:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-11-13T12:46:12.235-08:00</app:edited><title>sevinsem mi üzülsem mi</title><content type="html">Ehliyet almaya karar vererek hemen bugün bir sürücü kursuna yazıldım. Gerekli evrakları v.s. hazırlamam 3 saatimi felan aldı. Bu süre içerisinde bankaya para yatırdım, öğrenci belgesi aldım, sabıka kaydı aldım, vesikalık çektirdim. Sağlık raporuda alacaktımda geç oldu. Sonra kurstakiler biz hallederiz dediler. Sabıka kaydını almam 5 saniye sürdü. Vay be dedim. Geçmişte epey bi beklerdik biz. Bir de şu sağlık raporu olayı var ki evlere şenlik. Bensin bana rapor alacaklar. Hoş şimdi rapor almaya gittiğinizdede muayne etmiyor çoğu kuruluş. Nasıl sağlıklı mısın? diye soruyorlar. "evet" dediğinizde veriyorlar raporu size. Bu durumda başkalarınında bana sağlık raporu alması gayet doğaldır. Neyse efenim ne diye mi yazdım bunu. Okuyun diye. okuyunda şu garibana bi araba alın diye. Az bi ince olun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1531804703514821931-9156848393621154488?l=rumuzumyirmikarakter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/0Aqvqkg03PxAY14g3taHMWMZML0/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/0Aqvqkg03PxAY14g3taHMWMZML0/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/0Aqvqkg03PxAY14g3taHMWMZML0/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/0Aqvqkg03PxAY14g3taHMWMZML0/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~4/5N3sYMuPG68" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/feeds/9156848393621154488/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2009/11/sevinsem-mi-uzulsem-mi.html#comment-form" title="1 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/9156848393621154488?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/9156848393621154488?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~3/5N3sYMuPG68/sevinsem-mi-uzulsem-mi.html" title="sevinsem mi üzülsem mi" /><author><name>rumuzumyirmikarakter</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12115967902572348954</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="28" src="http://3.bp.blogspot.com/-LbUEXqYuTnQ/TmkbkUtuhuI/AAAAAAAAAFM/sZ_FCwq7MPs/s220/Clipboard01.jpg" /></author><thr:total>1</thr:total><feedburner:origLink>http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2009/11/sevinsem-mi-uzulsem-mi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CkABRXs-eSp7ImA9WxNUFU8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1531804703514821931.post-6006108858833568028</id><published>2009-11-06T07:09:00.000-08:00</published><updated>2009-11-06T07:19:14.551-08:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-11-06T07:19:14.551-08:00</app:edited><title>girdiğim yeri dağıtmak istiyorum</title><content type="html">Bugün telekoma gittim bi kaç yıl öncesinde başka bir ildeki adsl hattım borcu için avukata verilmiş, geçen gün aradılar ama numaralarını almayı unuttum bende telekoma gideyim numarayı verirler diye. Aslında bir kaç ay önce yine gitmiştim telekoma bana o zaman verdikleri numara yanlıştı. E haberide telekoma gidecek değilim. Neyse bugüne dönelim yine  yolları aşındırıp telekoma girdim. Doğruca ilgili personele gittim. Sıra vardı bekledim 15 dakka. Bu arada sıramı gasp etmeye çalışanlara hop sıra benimde dedim zaten o anda bugün bi uyuzluk olacağı belliydi. Kızın tipine baktım dedim kesin bana vereceği cevap beni tatmin etmeyecek. Durumu anlattım. Bizde numaraları yoktur dedi. Yahu bir kaç ay önce senin yerinde oturan kadın şıp diye bulmuştu numarayı ha yanlış vermişti o ayrı ama bulmuştu. Ne demek bilemiyoruz. Sonra ttnet in numalarını verdi. Bi sonuç alabileceğimi ummayarak bana verdiği bilmem kaç tane numarayı alarak çıktım dışarı, dışardan aradım numaraları tek tek açan olmadı çoğunda bazısıda açıp kapattı telefonu. İbneler kontörümü yedi bide. Bir süre daha aradıktan sonra tekrar üst kata çıktım sıraya girdim. Dolmuştum. Ağzına sıçacak biri arıyordum. Sıra öncekinden dahada kalabalıktı şimdi sıraya girdim niye girdiğimi bilmeden. Bir iki dakka bekledikten sonra sıradan çıkarak telefon numalarını yazmış olduğu kağıdı parça parça edip atıverdim orta yere. Film sahnelerinden çıkmış gibiydim. Slow motion da kağıt parçaları yere düşerken ben merdivenlerden sinir küpüne dönmüş bir şekilde iniyordum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olay çok aptalcaydı. Para ödemek için götümü ortaya koyuyordum ama tınlayan yoktu. Alt kattaki sağa sola form veren amcaya bile pöğkürdüm. Şu işlerden nefret ediyorum. Bürokrasiden nefret ediyorum. Bi bok bilmeyen personelden nefret ediyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendi efendi okuyun sizde şu blogu sinirimi sizden çıkartırım yeminle.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1531804703514821931-6006108858833568028?l=rumuzumyirmikarakter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/yfWoQH2VFSp7uRtrs0KrKhtydm0/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/yfWoQH2VFSp7uRtrs0KrKhtydm0/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/yfWoQH2VFSp7uRtrs0KrKhtydm0/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/yfWoQH2VFSp7uRtrs0KrKhtydm0/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~4/hsJfOEnoI54" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/feeds/6006108858833568028/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2009/11/girdigim-yeri-dagtmak-istiyorum.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/6006108858833568028?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/6006108858833568028?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~3/hsJfOEnoI54/girdigim-yeri-dagtmak-istiyorum.html" title="girdiğim yeri dağıtmak istiyorum" /><author><name>rumuzumyirmikarakter</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12115967902572348954</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="28" src="http://3.bp.blogspot.com/-LbUEXqYuTnQ/TmkbkUtuhuI/AAAAAAAAAFM/sZ_FCwq7MPs/s220/Clipboard01.jpg" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2009/11/girdigim-yeri-dagtmak-istiyorum.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DEIBRHsyeSp7ImA9WxNUEkU.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1531804703514821931.post-2375483527157390296</id><published>2009-11-03T14:05:00.000-08:00</published><updated>2009-11-03T14:15:55.591-08:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-11-03T14:15:55.591-08:00</app:edited><title>dalgınlık hadisesi</title><content type="html">Son aylarda o kadar dalgınım ki acayip işler yapıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Misal geçen gün iş yerinde mutfağa gittim her zamanki gibi sigara içmeye. (evet evet kapalı alanda içiyoruz biz misler gibi) gayet kendimden emin bi şekilde elimdeki sigarayı ağzıma götürdüm çaktım çakmağı sigaranın ucu alev aldı. allah allah dedim noluyor lan şaka sigarası mı aldık nedir. bi baktım ki sigarayı tersten yakmışım. aklıma hemen ilk sigarayla tanıştığım o çocukluk zamanı geldi. bir yaz günüydü bizim bi inşaat vardı işçiler öğle yemeği için gitmişlerdi bende inşaata girip sigaralarından bi sigara alıp sigarayı yakmıştım tabi epey bi uğraşmıştım, sigarayı tersten yakmak zor iş. sonra ağzım yanmıştı acılıktan. ağlamıştımda ev ahali başıma toplanmıştı. hey gidi ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse dalgınlık hat safhada telefonla konuşurken bilhassa arayan kişiyi bildiğim halde ona başka isimle hitap ediyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az önce dilimi dışarı çıkarıp çakmağı çakarak dilime götürdüm. yok allahtan yanmadım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İneceğim yeri geçip hop hop diye bağırmalar daha bi çok şey. Sık sık evin gazını açık unuttuğumu söylemiyorum bile. Saatlerce açık kalan gaz yayılmış mı diye kibrit bile yakıyorum mutfakta. öyle manyamışım işte. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl toplasam şu kafayı bilmiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saol be günlük bi hayranı görmedik ulan insan bi şevkat gösterir. accanım smileyi falan yapar. bırak gideyim latif doğan küstüm şovu izliyim en iyisi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1531804703514821931-2375483527157390296?l=rumuzumyirmikarakter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/G3pblqD909xfd5v2qKPnuwpe91A/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/G3pblqD909xfd5v2qKPnuwpe91A/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/G3pblqD909xfd5v2qKPnuwpe91A/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/G3pblqD909xfd5v2qKPnuwpe91A/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~4/ZlJgLugLxao" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/feeds/2375483527157390296/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2009/11/dalgnlk-hadisesi.html#comment-form" title="4 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/2375483527157390296?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/2375483527157390296?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~3/ZlJgLugLxao/dalgnlk-hadisesi.html" title="dalgınlık hadisesi" /><author><name>rumuzumyirmikarakter</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12115967902572348954</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="28" src="http://3.bp.blogspot.com/-LbUEXqYuTnQ/TmkbkUtuhuI/AAAAAAAAAFM/sZ_FCwq7MPs/s220/Clipboard01.jpg" /></author><thr:total>4</thr:total><feedburner:origLink>http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2009/11/dalgnlk-hadisesi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;A0ANSX44cCp7ImA9WxNUEUU.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1531804703514821931.post-5395900069797017412</id><published>2009-11-02T11:11:00.000-08:00</published><updated>2009-11-02T11:23:18.038-08:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-11-02T11:23:18.038-08:00</app:edited><title>gazınızı az tutuverin</title><content type="html">Yine bir akşam üstü minibüsteyim işten eve dönüyorum. İstanbula dolu yağıyor. Takır takır cama vuran o dolu tanelerinin ve buğulanmış cama yansıyan araba ışıklarıyla loş bi ortam oluşmuş yanda hoş bi kız otuyor. Yolu yarılamışken minibüsün içinde bir koku baş gösteriyor. Yanımdaki kız şöyle göz ucuyla beni süzüyor. O an kendimi kötü hissettim. Sonra neyse dedim müzik dinlemeye devam ediyorum kulaklıklarım kulağımda. O koku bi 10 dakka gitmedi minibüsten haliyle yağışlı olduğu için camda açan olmadı. Kız yine arada bir göz ucuyla bana bakıyor. Bi ara dayanamayıp ya ayıp kardeşim koca insanlarsınız bi gazınızı tutamadınız diye bağıracaktım. Lakin yapamadım tabi. Bir müddet sonra bende kızı kesmeye başladım. Tabi ben bu sefer elimi burnuma götürüyordum arada bir ki kız bana çektirdiklerinden daha kötü hissetsin. Aynı hissin onun içinede oturduğunu görünce ilgilenmekten vazgeçtim zaten öndeki adamda camı açtı. Tamam hepimizin bazen gaz sorunları olabilir ama tutmasınıda biliriz icabında ya da olmadı tutamadık minibüsten ineriz ( var böyle nazik insanlar ) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kötü kokudan bi 10 dakka sonra bu seferde bi loş koku yayıldı minibüse parfümle kolonya karışımı bi şey. Kız yine göz ucuyla bana bakıyor. Direk yüzümü dönüp evet osuranda bendim şimdi bu loş kokuyu çıkaranda benim diyecektim kız rahatlasın artık diye. Sherlock Holmes edasıyla minibüsün içinde deli etti beni. 40 dakikalık uzun bir yolculuğun sonunda minibüsten indiğimde derin bir oh çektim. Bir günü daha atlatmış oldum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimi döktüm rahatladım gaz çıkaran o adam/kadın gibi rahatım şimdi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1531804703514821931-5395900069797017412?l=rumuzumyirmikarakter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/PfoChJw_eqQi09Hw7Oq4q9nN8LE/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/PfoChJw_eqQi09Hw7Oq4q9nN8LE/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/PfoChJw_eqQi09Hw7Oq4q9nN8LE/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/PfoChJw_eqQi09Hw7Oq4q9nN8LE/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~4/Ut9_gO64yb8" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/feeds/5395900069797017412/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2009/11/gaznz-az-tutuverin.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/5395900069797017412?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/5395900069797017412?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~3/Ut9_gO64yb8/gaznz-az-tutuverin.html" title="gazınızı az tutuverin" /><author><name>rumuzumyirmikarakter</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12115967902572348954</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="28" src="http://3.bp.blogspot.com/-LbUEXqYuTnQ/TmkbkUtuhuI/AAAAAAAAAFM/sZ_FCwq7MPs/s220/Clipboard01.jpg" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2009/11/gaznz-az-tutuverin.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkIDRnw6eyp7ImA9WxNUEEo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1531804703514821931.post-4212504510841228310</id><published>2009-11-01T04:18:00.000-08:00</published><updated>2009-11-01T04:29:37.213-08:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-11-01T04:29:37.213-08:00</app:edited><title>mobil mektuplar</title><content type="html">Efenim 2,5 yıldır yanımda bana gelen mektupları taşıyorum. 2 yılda 2 şehir 3 ev 5 oda değiştirdim hepsindede mektupları koyduğum büyük zarfıda taşıdım yanımda. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne mi var o mektuplarda. Fotoğraflar, sevgiliden gelen özlem dolu mektuplar. Peki şimdi o satırlarda büyük özlemleri ve kavuşmayı roman edasıyla yazmış olan sevgili nerde? Hiç bir fikrim yok. Var aslında 5-6 ay önce haber aldım en son ondan. Başka şehire taşınmış. 1 yıl boyunca it gibi izini sürdüğüm ben, 1 yıldır aklıma gelmiyor bile onun yüzü. Çok az hatıra var aklımda zar zor hatırladığım. O kadar arayıştan sonra onun beni bulduğu zaman ona yönelttiğim soruların cevabıyla artık bu hikaye bitmişti. Sonunu merakla bekleyen dizi izleyicisi gibi artık bir olayı kalmamıştı bu mazideki acı veren hikayenin. Ama nedendir bilinmez hala atamıyorum mektupları. Atmak zaten olmaz öylece. Biri bulur okur falan. Hayatı kaymasın insanların. E yakılmıyorda. Yangın çıkar evde diye cesaret edemiyorum. Zaten biraz sakarım sürekli ocağın gazını açık bırakıyorum. En sonunda havaya uçacağım. Ehem neyse. Belkide hayatımda pek iyi şeylerin olmamasının sebebidir bu mektuplar. Büyülü falan mılar acaba diye düşünmüşlüğümde vardır. Günün birinde bir gece yarısı o mektupları çaktırmadan denize atacağım. Şimdi aranızda ulan denizin ne suçu var kirletiyorsun diyen olabilir evet haklılar. En iyisi ben o mektupları evin döşemesinde bir yer açıp oraya bırakayım zaten yaza doğru çıkar gideriz bu evden. Hem eve yeni taşınanlar mektupları bulurlarda hayatlarına bi renk gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte böyle sevgili günlük, bir de şu koltuk çok rahatsız be boynum tutuluyor. Çokta borçluyum bu ay. Yine ay sonuna doğru simit yiyecez anlaşılan.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1531804703514821931-4212504510841228310?l=rumuzumyirmikarakter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/vloHC-Cnf59avxLLtV5zIvdWRY0/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/vloHC-Cnf59avxLLtV5zIvdWRY0/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/vloHC-Cnf59avxLLtV5zIvdWRY0/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/vloHC-Cnf59avxLLtV5zIvdWRY0/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~4/uAcPqLo-Wng" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/feeds/4212504510841228310/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2009/11/mobil-mektuplar.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/4212504510841228310?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/4212504510841228310?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~3/uAcPqLo-Wng/mobil-mektuplar.html" title="mobil mektuplar" /><author><name>rumuzumyirmikarakter</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12115967902572348954</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="28" src="http://3.bp.blogspot.com/-LbUEXqYuTnQ/TmkbkUtuhuI/AAAAAAAAAFM/sZ_FCwq7MPs/s220/Clipboard01.jpg" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2009/11/mobil-mektuplar.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;C0INR3c6fip7ImA9WxNUEEw.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1531804703514821931.post-1753863549010626116</id><published>2009-10-31T10:49:00.000-07:00</published><updated>2009-10-31T10:53:16.916-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-10-31T10:53:16.916-07:00</app:edited><title>arkadaşlar için sevgili olamama kılavuzu</title><content type="html">Merhaba günlük, bugün sana bazı zamanlarda bazı insanların başına gelen bi durumdan bahsedicem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu; arkadaşına aşık olmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derse giren hoca bizzat benim. Elimde pergel ve mimiksiz bir surat ifadesiyle tahtanın önünde sizlerin karşısındayım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç arkadaşınıza aşık oldunuz mu siz bilmiyorum ? Ben oldum. &lt;br /&gt;Neden oldun örtmenim derseniz şöyle anlatabilirim sizlere. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onunla geçirdiğiniz her an kendinizi çok iyi hissediyorsanız. Sizi gerçekten anlayabiliyor, ona gülüp, onu güldürebiliyorsanız. Yanındayken ya da onunla konuşurken vakit nasıl geçiyor diye anlayamıyorsanız. Ve her defasında biraz daha diyerek onunla daha fazla vakit geçirmek istiyorsanız bir an durup kendinize sorarsınız o kaçınılmaz soruyu. Neden? Neden onunla daha fazla vakit geçirmek istiyorum? Yok olmaz öyle şey diyerek geçiştirilecek birşey değildir artık bu. Hep aklınızdadır. Başınızı yastığınıza koyduğunuzda yani o yanınızda yokken onun hayalini kurar. Kendinize toz pembe hayaller çizersiniz. Yarınlarda onunla birlikte olduğunuzu hayal edip kendinizi avutursunuz belkide. Yapacak birşey yoktur. Bir kere girmişsinizdir o yola. Defalarca kestirip atmaya çalıştığınız o duygudan kaçış yoktur. Kendinize meşgale ararsınız onu düşünmemek için ama mutlaka bir an bir şarkı tekrar aklınıza getirir ona olan hislerinizi. Ve gün gelir kaçamaz olursunuz artık. Söylemek zorundasınızdır. Sonucu sizin için çok vahim olabilecek bir yola girmişsinizdir artık. Büyük bir risk almışsınızdır. Onu kaybetmeyi göze alarak karşısına dikilip hislerinizi anlatırsınız o anda kalbiniz durmuştur. Aylardır beklediğiniz o sahnenin tam içindesinizdir ve beklediğiniz ya da beklemediğiniz bir tepki alamazsınız. Her şeyin eskisi gibi olmayacağı bellidir artık. Sevincinizi, hüzününüzü paylaştığınız beraber kahvelerinizi yudumladığınız o dost yoktur artık. Madden vardır hala aslında ama ikiniz o bilindik eski dost değilsinizdir artık. Korktuğunuz başınıza gelmiştir artık en iyi dostum gözüyle baktığınız kişi yoktur hayatınızda. O başka hayatlar yaşar, siz başka... Aklında geçmişte yaşanılan anların bıraktığı taddan başka birşey kalmaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte böyle zordur arkadaşına aşık olmak. En iyi arkadaşınızla aranızdaki mesafe öyle uzaktır ki artık; ne siz onu, ne de o sizi tanıyabilir bir nefes mesafesinden. Siz siz olun demiyeceğim sizlere. Zaten dönebilen yoktur ki bu yoldan. Başaramazsınız onu aklınızdan atmaya. O yüzden erteleyebildiğiniz kadar erteleyin ona onu sevdiğinizi. Böyle onunla daha fazla vakit geçirmiş olursunuz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu standart hikayenin dışına çıkmış ya ni mutlu sona ermiş insanlar kendilerini belli edip sinirlerimi bozmasınlar. Başlarda belirttiğim gibi elimde pergel var. Bir çok derecede farklı acılar çektirebilirim sizlere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi öperim. yok lan yok öpmem öpüşmeyin dedi sağlık bakanı. Grip mırip uğraşamam şimdi. Kaybolun gözümün önünden.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1531804703514821931-1753863549010626116?l=rumuzumyirmikarakter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/07TpQ9GYI1qEedML0c6vsa2Kgj8/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/07TpQ9GYI1qEedML0c6vsa2Kgj8/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/07TpQ9GYI1qEedML0c6vsa2Kgj8/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/07TpQ9GYI1qEedML0c6vsa2Kgj8/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~4/HEvG1OWFsIM" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/feeds/1753863549010626116/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2009/10/arkadaslar-icin-sevgili-olamama-klavuzu.html#comment-form" title="1 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/1753863549010626116?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/1753863549010626116?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~3/HEvG1OWFsIM/arkadaslar-icin-sevgili-olamama-klavuzu.html" title="arkadaşlar için sevgili olamama kılavuzu" /><author><name>rumuzumyirmikarakter</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12115967902572348954</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="28" src="http://3.bp.blogspot.com/-LbUEXqYuTnQ/TmkbkUtuhuI/AAAAAAAAAFM/sZ_FCwq7MPs/s220/Clipboard01.jpg" /></author><thr:total>1</thr:total><feedburner:origLink>http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2009/10/arkadaslar-icin-sevgili-olamama-klavuzu.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DUcHRXo7eCp7ImA9WxNVGU4.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1531804703514821931.post-3532908569988253513</id><published>2009-10-30T14:00:00.000-07:00</published><updated>2009-10-30T14:10:34.400-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-10-30T14:10:34.400-07:00</app:edited><title>balkonda domates yetiştirmek</title><content type="html">Balkonumuz iki öküz yetiştirecek kadar geniş. Ben bu geniş alanda kısa paslarla sonuca gitmek istiyorum. Önceleri haşhaş ekiyim kafamda cebimde rahat olsun diyordum şimdi ise ilk göz ağrım olan domatese yönelmek istiyorum. Böyle bıngıl bıngıl kırmızı kırmızı domatesler sallansa balkonumda negzel olmaz mı. Sabah kahvaltısında kopartsamda taze taze körpecikleri yesem. Yanına hatta hıyarda eksem, karpuzdu, şeftaliydi donatsam balkonu. Sonra mahalleden bi dükkan kiralasamda manav açsam. Kağıt paketlerde sunsam sebzeleri müşteriye. Allah bereket versin abla desem herkese. Ne diyon lan sen ne ablası diyen abilere eheh pardon abi ağız alışkanlığı diyip ensesini sevsem. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetle balkonda yetiştirilmek üzere sebze meyve aranıyor. Aklınızın bi köşesinde bulunsun misal o; biz bakkala borcu kapattık mı yea sorusunun yanında dursun bişeycikler olmaz ona orda. Hadi bakayım. Elimde telefonda bekliyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1531804703514821931-3532908569988253513?l=rumuzumyirmikarakter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/o91u1QZuETQ6-C2nRvj_ocEZJ2c/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/o91u1QZuETQ6-C2nRvj_ocEZJ2c/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/o91u1QZuETQ6-C2nRvj_ocEZJ2c/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/o91u1QZuETQ6-C2nRvj_ocEZJ2c/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~4/e5GZuBU7HHc" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/feeds/3532908569988253513/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2009/10/balkonda-domates-yetistirmek.html#comment-form" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/3532908569988253513?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/3532908569988253513?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~3/e5GZuBU7HHc/balkonda-domates-yetistirmek.html" title="balkonda domates yetiştirmek" /><author><name>rumuzumyirmikarakter</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12115967902572348954</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="28" src="http://3.bp.blogspot.com/-LbUEXqYuTnQ/TmkbkUtuhuI/AAAAAAAAAFM/sZ_FCwq7MPs/s220/Clipboard01.jpg" /></author><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2009/10/balkonda-domates-yetistirmek.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkICR3Y-eip7ImA9WxNVFko.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1531804703514821931.post-8195429855649772663</id><published>2009-10-27T14:22:00.001-07:00</published><updated>2009-10-27T14:22:46.852-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-10-27T14:22:46.852-07:00</app:edited><title>sen, ben ve asansör</title><content type="html">Hepimiz sık sık kullanırız asansörleri. Ya iş yerinde ya apartmanda ya gittiğiniz bir avm de. Her yerdeler !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asansöre yalnız binerseniz şanslısınız. Asansördeki aynadan üstünüze çeki düzen verebilir. Kıçınızın büyük olup olmadığına bakar, aynaya yaklaşıp farketmediğiniz sivilcenizi sıkabilirsiniz. Dans eden bile vardır o asansör içerisinde yalnızken. Kimiside haberlere konu olduğu gibi damacananın cazibesine kapılıp sevişmek ister.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ya yalnız değilseniz. O halde neler olur? Bazılarımız asansörün tabanına bakar yolculuk bitene kadar. Bazısı kapıya, bazısı da kaçıncı katta olduğunu gösteren ekrana bakar. Pek azımız tanımadığımız insanların yüzüne bakmaya cesaret eder. Bazılarımız ise asansördekileri umursamaz, o ufacık alanda ondan ya da onlardan başka kimse yokmuşcasına hareket ederler. Aynada kendine ve poposuna bakmaktan çekinmezler. Şarkı söylemekten, el şakaları yapmaktan, sevişmekten bile çekinmez bazılarımız. Benden çekinmesinlerde zaten sevişsinler canım banane. Umursamıyorum ama olan var olmayan var biraz ayıp oluyor. Her neyse her neyse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aceleyle asansöre yetişme anlarıda gariptir. Bir bakmışsınız tüm güzelliği ve endamıyla kuğu gibi yürüyen o kadın asansör kapısına sıkışıvermiş. Ayhh lar oyhh larla tüm o güzelim karizma yerle bir olmuştur. Biraz gülümsemeyle olayı örtpas etmeye çalışır. E haliyle biz asansör insanlarıda bozuntuya vermeyiz. Ehehe diye geçiştiriveririz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimimiz dalgınlıkla, yorgunlukla düğmeye basmayı unutur bekler... bekler.. 5 dakka bekler asansörün tabanına bakarak. Sonra daldığı o garip ruh halini silkeleyip neden bu kadar uzun sürdüğünü merak eder ve bakar ki asansör bindiği yerde öylece duruyor. Ehe diyerek düğmeye basar ve koşar adım olay mahallinden uzaklaşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asansörler gariptir. Taşıdıkları insanlarda. Kimi zaman düğmeye basarsın gelmesi çok uzun sürer kimi zaman zaten bineceğin yerdedir, kimi zamansa arızalıdır istesende binemessin. İşte aşkta böyledir. Sen çoktan düğmeye basmışsındır aslında ama bazen hemen yanında belirir bazen gelmesi uzun sürer bazense arızalıdır aşk, hiç gelmez.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1531804703514821931-8195429855649772663?l=rumuzumyirmikarakter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/aS4T7pujq5vrCGRAPslSmrFxiF4/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/aS4T7pujq5vrCGRAPslSmrFxiF4/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/aS4T7pujq5vrCGRAPslSmrFxiF4/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/aS4T7pujq5vrCGRAPslSmrFxiF4/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~4/E8BjVrsgYSo" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/feeds/8195429855649772663/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2009/10/sen-ben-ve-asansor.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/8195429855649772663?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/8195429855649772663?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~3/E8BjVrsgYSo/sen-ben-ve-asansor.html" title="sen, ben ve asansör" /><author><name>rumuzumyirmikarakter</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12115967902572348954</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="28" src="http://3.bp.blogspot.com/-LbUEXqYuTnQ/TmkbkUtuhuI/AAAAAAAAAFM/sZ_FCwq7MPs/s220/Clipboard01.jpg" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2009/10/sen-ben-ve-asansor.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkIGQH84eip7ImA9WxNVFko.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1531804703514821931.post-1568825521967867218</id><published>2009-10-27T14:21:00.000-07:00</published><updated>2009-10-27T14:22:01.132-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-10-27T14:22:01.132-07:00</app:edited><title>para üstünün bana ulaşmasına yardım eden herkese teşekkürler</title><content type="html">Kimi zaman minibüsün en arkasında yer bulup oturuveriyorum. Ondan sonra minibüs doluyor. Kalkta ulaştır bakalım parayı şöföre. İşte böyle durumlarda bir imece usulü para ulaştırma servisini başlatıyorum öndekine seslenerek. (dürtmüyorum bakın sesleniyorum. kimileri parmağıyla oyuyor) Elden ele para şöföre ulaşıp para üstü tekrar aynı yoldan bana geri geliyor. Sadece para üstünü bana ulaştıran son kişiye teşekkür ediyorum. Bazen ayağa kalkıp "bu parayı bana ulaştıran herkese teşekkür ederim" diyesim geliyor. Sonra etraftaki insanlara bakarak nasıl tepki vereceklerini hayal ediyorumda yok diyorum yea. Bön bön bakacalar diyip vazgeçiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Minibüsler gariptir. Minibüs şöförleri de. Kendileri konfort koltuklarında zıp zıp zıplarken biz ayaktakiler fordçu gibi oluyoruz. İnsan elinide kıçınıda nereye koyacağını sapıtıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazende para ulaştırmada sorunlar çıkıyor. Arkadan uzatılan bir tane 4levent ön sıralara doğru gittikçe önce 4 tane 1 levent sonra 4 tane 4 levent en sondada 1 tane 1 levent oluveriyor. Karışıktır bu para uzatma mevzu anlıyacağınız. Kimi zamanda belediye otobüslerindeki taktik kullanılır. Uyuma numarasına yatılır ki para uzatmaktan kaçınılsın. Gel görki ısrarlı para uzatma zincirindeki eleman omzunu dürterek orada bir kuyu açar. Bu aşamayı atlatanlarda vardır hiç oralı olmazlar belki de gerçektende uyumuşlardır. Belki de ölüvermişlerdir oracıkta. Bilemiyoruz tabiki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun otobüs yolculuğu muamelesi yapar kimiside minibüs yolculuklarına. Hoş istanbulda uzun yolculuk yapmak gibidir trafikte olmak. Geçen gün abinin biri üniversite öğrencisi bi kıza anlattı da anlattı kız ingilizce bölümündeymiş abinin dediği yanlış hatırlamıyorsam amerikada olsa burdaki ücretin bilmemkaç katını alırmış. Sigara içip içmediğinden, sevgilisi olup olmadığına askerlik anılarından, askerde olan sevgilisinin askerliğinin rahat geçiyor olacağı tahminine kadar bir çok mevzudan bahsetti. Bir an fenalık geçirecektim. Neyseki zor da olsa minibüsten inebildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anafikirimiz şu aslında dilimizin ucuna kadar gelipte söyleyemediklerimiz. Zaten kim olsa şu parçayı okuyup hemen c) yi işaretlerdi. Öyle açık seçik anlattım herbişeyi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sonraki yazımda iş ilanlarındaki garipliklere değinip gençlerin iş başvurularına başvuru yapmaktan korkmalarının sebepleri üzerinde duracağım. Beni takip edip yan taraftaki kimseyokmu adlı domuz kumbarama üçbeş bi şey atında kurtarın beni minibüslerden bi araba bi motor bi piskelet alayım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1531804703514821931-1568825521967867218?l=rumuzumyirmikarakter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/PgYbs9Fe5XB3X2ThHIu-ohU79ME/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/PgYbs9Fe5XB3X2ThHIu-ohU79ME/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/PgYbs9Fe5XB3X2ThHIu-ohU79ME/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/PgYbs9Fe5XB3X2ThHIu-ohU79ME/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~4/6b1ngU8BlKw" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/feeds/1568825521967867218/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2009/10/para-ustunun-bana-ulasmasna-yardm-eden.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/1568825521967867218?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/1568825521967867218?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~3/6b1ngU8BlKw/para-ustunun-bana-ulasmasna-yardm-eden.html" title="para üstünün bana ulaşmasına yardım eden herkese teşekkürler" /><author><name>rumuzumyirmikarakter</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12115967902572348954</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="28" src="http://3.bp.blogspot.com/-LbUEXqYuTnQ/TmkbkUtuhuI/AAAAAAAAAFM/sZ_FCwq7MPs/s220/Clipboard01.jpg" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2009/10/para-ustunun-bana-ulasmasna-yardm-eden.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkMCSHs-eip7ImA9WxNVFko.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1531804703514821931.post-264786618159407940</id><published>2009-10-27T14:20:00.000-07:00</published><updated>2009-10-27T14:21:09.552-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-10-27T14:21:09.552-07:00</app:edited><title>bir iftar sonrası yolculuk</title><content type="html">Bugün şevki paşa yalısına konuğuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şevki beyfendi bir akşam iftarı için bizleri yalılarına davet ettiler.&lt;br /&gt;Ben, eşim neriman, oğlumuz refik ile kapılarını çaldık iftara yarım saat kala.&lt;br /&gt;Şevki beyin güler yüzlü hanımı Gülden hanım açtı çaldığımız kapıyı. Gülümseyerek içeri davet etti&lt;br /&gt;bizim aileyi. fötr şapkamı çıkartıp mantoluğa astım. Eşim ve oğlum önden Gülden hanımla birlikte&lt;br /&gt;salona geçmişlerdi bile. Biraz ağır hareket ediyordum yalının her detayını görebilmek için.&lt;br /&gt;Uzun bir holü vardı. Bir fayton olsa binip gidilesi bir yoldu salona uzanan halı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salondan içeriye girdiğimde koltuğunda oturan Şevki bey ayağa kalkarak aman azizim nerdesin&lt;br /&gt;salonu bulamadı sandık diye güldü gülümsemesinden dışarıya taşan altın dişiyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimiz salondaki muhtelif yerlere oturduktan sonra söz her sohbette olduğu gibi havalardan açıldı.&lt;br /&gt;Havalarda serinledi değil mi? diye lafa başladım. Şevki bey öyle azizim öyle diyerek başını hafifçe yukarı aşağı salladı.&lt;br /&gt;Şevki beyin eşi gülden hanım, eşime dönerek "Ee nasılsınız neriman" diye hal hatır sorma faslını başlattı. İyiyim ve nasılsınız sorusu&lt;br /&gt;odayı bir turladıktan sonra gözden kayboldu. Şevki bey ceketin üst cebindeki dede yadigarı cep saatini çıkartıp gözlerini kısarak saate baktı.&lt;br /&gt;uu uu az kalmış iftara diyerek ayağa kalktı ve salonun ortasındaki camlardan birini açtı ezanın rahat duyulabilmesi için.&lt;br /&gt;Camı açmasıyla sanki boğazdaki tüm güzellikler salona doluşmuştu. Batan güneşin son ışık hüzmelerinide yüzüme aldım açık camdan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülden hanım ayağa kalkıp mutfaktaki hazırlıkları kontrol etmek amacıyla mutfağa doğru yola koyulmuştu. Peşinden eşimde kalkarak ona eşlik etti.&lt;br /&gt;Fısıldatıklarını duyabildim sadece. Oğlum refik ise kendi halinde sessiz sedasız sandalyede oturup ellerini iki yanağına koyarak camın kenarından boğazı seyrediyordu.&lt;br /&gt;Hani yanında bir ufak olsa açıp içecek gibiydi. Pek bi yalnızdı. Aklımdan bunlar geçerken şevki bey şimdi okunması lazım diyerek pencereden başını dışarıya doğru uzattı.&lt;br /&gt;Caminin ışıkları yanmış ve ezan okumaya başlamıştı. Eh eh eh diye gülerek bir zafer mimiği yapar gibiydi.&lt;br /&gt;Buyrun yemek odasına geçelim diyerek koluma girdi ayağa kalktığım anda. Salondan çıkarken dönüp oğluma baktım.&lt;br /&gt;Hadi oğlum yemeğe diye seslendim. Dönüp boş gözlerle baktı gözlerime. Halının karmakarışık desenlerine bakar bi vaziyette bizi takip etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemek odasına geçildi. Birbirinden güzel yemekler vardı masanın dört bir yanında. Yemekler yenildi, kahveler içildi, tavla oynandı ve eve dönüş için ayaklandık. Kapıya kadar bize eşlik ettiler. fötr şapkamı takıp yalının kapısını açtım. Eşim yanımda oğlu ise hemen arkamdaydı.&lt;br /&gt;Şevki bey eğilip oğlumun saçlarını karıştırdıktan sonra istediğin zaman gelebilirsin tamam mı? diye gülümsedi refik'e. Başı hala yerdeydi. Kafasını yukarı aşağı sallayarak cevap verdi refik beye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merdivenlerden indik arabamıza bindik. El salladık az önce bizi konuk eden insanlara. Arabada eşim yanımda oğlum ise arka koltukta oturuyordu. Oğlumun hala yüzü aşağıya bakıyordu.&lt;br /&gt;Anahtarı çevirip gaza yüklenmeden arabanın dikiz aynasını oğlumun yüzüne tuttum. Neden her zaman yüzük asık diye sordum ona.&lt;br /&gt;Kardeşlerimi özledim dedi o her zamanki bakışıyla. Dikiz aynasını eski haline döndürüp. Anahtarı çevirdim. Gaza basmadan. Peki eğer istediğin buysa yarın seni tekrar yetiştirme yurduna getireceğiz diyerek evimizin yolunu tuttuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Refik 4 aydır bizimleydi. 7 yaşında güzel bir çocuktu. Ailesini bir trafik kazasında kaybetmişti. 2 kardeşi daha vardı yetiştirme yurdunda biri 9 diğeriyse 12 yaşındaydı. Özlemişti. Özlemiştirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarın sabahı dört gözle bekleyen refik hiç uyumamış gibiydi. Giyinik bir halde yatağının üzerinde otururken buldum onu kapıyı açtığımda. Elimi uzattım elimi tuttu. Aile olmayı becermeye çalışan bir ailecek arabaya binip yetiştirme yurdunun yolunu tuttuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetiştirme yurduna varır varmaz refik arabadan indi ve yetiştirme yurdunun merdivenlerinden üçer beşer çıktı. Neriman ben O'nu çok özleyeceğim diyerek bana sarıldı. Ağlıyordu. Boğazım düğümlenmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müdürün odasına çıktık. Müdür bey her şey için teşekkür etti. Refik kardeşleriyle beraber müdürün odasına geldi. Beni ve nerimanı ı sıcacık bir şekilde öptü yanaklarımızdan.&lt;br /&gt;Neriman refiğin boynuna sarılarak kokusunu içine çekti. Geceleri üstünü açma tamam mı? diyerekte tembihledi. Refiğin ve kardeşlerin yüzüne baktım. Onlar bir aileydi zaten dedim içimden. Müdüre dönüp müdür bey üç kardeşide evlat edinmemiz mümkün mü diye sordum.&lt;br /&gt;Eee şey diyerek duraksadı. Ne diyeceğine bilemedi. Emin misiniz? diye sordu bana. Döndüm ve nerimana sordum. Gözlerini yavaşça kapatarak gözlerinden akan yaşlarla başıyla onayladı. Sonra çocuklara döndüm. Bizimle bizim evimizde birlikte bir aile olmamızı ister misiniz diye sordum?&lt;br /&gt;Birbirlerine baktılar. Gülümsediler. En büyükler olur dedi son heceyi uzatarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşlerimi yaptık. Merdivenlerden el ele indik ve arabamıza bindik. Artık önde eşim ve ben. Arkada üç çocuğumuz oturuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu bir yolculağa işte böyle başladık.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1531804703514821931-264786618159407940?l=rumuzumyirmikarakter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/MA2qFYncstVYUEQ57k2qSWUQDNg/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/MA2qFYncstVYUEQ57k2qSWUQDNg/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/MA2qFYncstVYUEQ57k2qSWUQDNg/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/MA2qFYncstVYUEQ57k2qSWUQDNg/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~4/iX9UpCIBUzI" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/feeds/264786618159407940/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2009/10/bir-iftar-sonras-yolculuk.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/264786618159407940?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/264786618159407940?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~3/iX9UpCIBUzI/bir-iftar-sonras-yolculuk.html" title="bir iftar sonrası yolculuk" /><author><name>rumuzumyirmikarakter</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12115967902572348954</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="28" src="http://3.bp.blogspot.com/-LbUEXqYuTnQ/TmkbkUtuhuI/AAAAAAAAAFM/sZ_FCwq7MPs/s220/Clipboard01.jpg" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2009/10/bir-iftar-sonras-yolculuk.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkQMSXc6cCp7ImA9WxNVFko.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1531804703514821931.post-5163267847871511494</id><published>2009-10-27T14:17:00.000-07:00</published><updated>2009-10-27T14:19:48.918-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-10-27T14:19:48.918-07:00</app:edited><title>sonbahar geldi</title><content type="html">&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img196.imageshack.us/img196/3139/sonbahargeldi.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" width="500" src="http://img196.imageshack.us/img196/3139/sonbahargeldi.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arada çiziyorum. ara ara. kimi zaman.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1531804703514821931-5163267847871511494?l=rumuzumyirmikarakter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/pz0HQvvxNc_AZ4hIFZwPgW-XKv0/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/pz0HQvvxNc_AZ4hIFZwPgW-XKv0/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/pz0HQvvxNc_AZ4hIFZwPgW-XKv0/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/pz0HQvvxNc_AZ4hIFZwPgW-XKv0/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~4/QgXoRmIBvbg" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/feeds/5163267847871511494/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2009/10/sonbahar-geldi.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/5163267847871511494?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/5163267847871511494?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~3/QgXoRmIBvbg/sonbahar-geldi.html" title="sonbahar geldi" /><author><name>rumuzumyirmikarakter</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12115967902572348954</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="28" src="http://3.bp.blogspot.com/-LbUEXqYuTnQ/TmkbkUtuhuI/AAAAAAAAAFM/sZ_FCwq7MPs/s220/Clipboard01.jpg" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2009/10/sonbahar-geldi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkUGRng4fCp7ImA9WxNVFko.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1531804703514821931.post-7298220274446831631</id><published>2009-10-27T14:15:00.000-07:00</published><updated>2009-10-27T14:17:07.634-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-10-27T14:17:07.634-07:00</app:edited><title>hey çocuk</title><content type="html">Gardrobumun üzerinde duran televizyon ışığı aydınlatıyor odamı.&lt;br /&gt;Tam karşısında yatağıma uzanmışım. Baş ucumdaki büyük cam hafif aralık. Yazın gelişiyle siyah beyaz atkılarını takmış coşkulu sivrisinek taraftarları aralık camımdan odama dalıyorlar.&lt;br /&gt;Sorgusuz sualsiz içerdeler artık.&lt;br /&gt;Televizyonlarda bir takım üzücü haberler, seviyesiz programlar, zombi yapıcı diziler, vesayreler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazımda yine memnun olmayan adam karakteriyle, karakterlerine karakter katmış bendeniz rumuzuda yirmikarakterli olan genç adam var.&lt;br /&gt;Hoşgeldin.&lt;br /&gt;İyi mi ettim geldim de?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir takım serzenişlerde bulunmak, kimilerinin burnuna pandik atmak, kimilerine çemkirmek, kimilerine bi rahat ver butonuna bastırtmak için buradayım.&lt;br /&gt;Haliyle merak içindesiniz. Bu kadar uzun giriş cümlesinin gelişme cümlesinde bizi ne gibi süprizler bekliyor diye düşünmüş olabilirsiniz.&lt;br /&gt;Ulan yoksa bu karakterli insan jacop mu çıkacak diye düşüneniniz bile olmuştur içinden. Hak vermek lazım. Süprizleri kendi içinde yaşayan süprizlerle dolu bir insanımdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelgelelim mevzumuza, bugün sizlere kurtlar vadisi'nde bizlere o yine sıçtın kafamıza ömer baba tipinde bir hikaye anlatacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evvel zaman içinde un un üstünde, el el üstünde, böyle herkesin yanındakinin omzuna eline attığı öyle yılışık ama bi o kadar da sevgi dolu günlerin birine götürüyorum sizleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köyün birine, günlerden bir gün bir göçebe aile taşınmış. Aile kendince sevecen. Baba biraz çatık kaşlı, anne al yanaklı, çocukları mehmet ise inatçı, pek konuşmayı sevmeyen hayatı yeni yeni anlamaya başlamış bir çocukmuş.&lt;br /&gt;Günler geçtikçe aile fertleri çevreyi tanımaya başlamış. Genç çocuk bir gün köyün yemyeşil ovasında gezinirken gözüne kırmızı mı kırmızı bir elma takılmış.&lt;br /&gt;Ne kadar uzanmaya çalıştıysada, zıplayıp dalı eğleye çalışmışsada o kırmızı elmaya bir türlü ulaşamamış. Ağaca tırmanmayı denemiş bir kaç kez. Ne yaptıysa olmamış. İple bağlayıverdiği pantalonu da ağaca çıkmaya çalışırken sürekli düşüyormuş zaten.&lt;br /&gt;Ne ettiyse başaramamış genç oğlan. Koşarak köyüne gitmiş sanki zaman geçtikçe o elma kaybolacakmış düşüncesine kapılarak. Soluk soluğa köye dönüp evinin kapısını yumruklamış. Kapıyı açan baba kaşlarını çatarak "ne diye tak tak tak vuruyorsun kapıya" diye azarlamış küçük çocuğu.&lt;br /&gt;Bir iki nefes verdikten sonra "Baba, merdiven... merdiven... merdivenimiz var mı" diye sormuş babasına alnından boncuk boncuk akan terli yüz ifadesiyle. Babası ne yapacağını sormuş ve karşı çıkmış baştan. Çocuk anlatmış. Baba dinlemiş.&lt;br /&gt;Bir elma için bu kadar zahmete değer mi diye sormuş küçük çocuğa, hem o kırmızı elmanın bulunduğu ağacında kimin olduğunu bilmiyorsun demiş. Ya bir sahibi varsa. Senin o kırmızı elmayı sevdiğin gibi seven biri olamaz mı diyerek yumuşak sesle oğlunu vazgeçirmeye çalışmış.&lt;br /&gt;Küçük çocuk biraz düşünmüş. Başını öne eğmiş. Yerdeki bir kaç tane taş parçasını ayağıyla hafifçe tekmeledikten sonra elleri cepte düşen pantalonunu çeke çeke kırmızı elmanın bulunduğu ağacın dibine gitmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günler geçmiş, haftalar geçmiş genç çocuk her gün her saat başı o elmanın bulunduğu ağacın dibine gidip oturuyor elleri yanaklarında tepesindeki o kırmızı elmaya bakıyormuş.&lt;br /&gt;Günün birinde yine bir sabah ağaç dibine gelen çocuk yukarıya baktığında bu kez kırmızı elmasını görememiş, sürekli altında oturup onu seyrettiği o kırmızı elma bu kez çocuğu seyrediyormuş çimenlerin arasından.&lt;br /&gt;Çocuk eğilmiş. İki elini yine yanaklarına götürüp önünde duran elmaya somurtarak bakmış. Elmanın kırmızılığı kaybolmaya, üstünde lekeler oluşmaya, içinden kurtlar çıkmaya başladığını görünce, dayanamamış ağlamış o ağacın dibinde, Yasını tutmuş gözü gibi baktığı o kırmızı elmanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerinin arasına aldığı yanaklarından bu kez umut değil göz yaşı akıyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıssadan hisse o çocuk newton mudur bu kadar seviyor elmayı yoksa bizim köylü mehmet midir orasını allah bilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1531804703514821931-7298220274446831631?l=rumuzumyirmikarakter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/p52d0ZAFybmmwMr9CZ73qY9khb8/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/p52d0ZAFybmmwMr9CZ73qY9khb8/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/p52d0ZAFybmmwMr9CZ73qY9khb8/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/p52d0ZAFybmmwMr9CZ73qY9khb8/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~4/dmr8oD0tOH8" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/feeds/7298220274446831631/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2009/10/hey-cocuk.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/7298220274446831631?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/7298220274446831631?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~3/dmr8oD0tOH8/hey-cocuk.html" title="hey çocuk" /><author><name>rumuzumyirmikarakter</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12115967902572348954</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="28" src="http://3.bp.blogspot.com/-LbUEXqYuTnQ/TmkbkUtuhuI/AAAAAAAAAFM/sZ_FCwq7MPs/s220/Clipboard01.jpg" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2009/10/hey-cocuk.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkcNQXszeip7ImA9WxNVFko.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1531804703514821931.post-7639862624958417982</id><published>2009-10-27T14:13:00.000-07:00</published><updated>2009-10-27T14:14:50.582-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-10-27T14:14:50.582-07:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="arşiv" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="eskiler" /><title>donuktum</title><content type="html">Cinayet saatine iki saat vardi&lt;br /&gt;Tren istasyonundaki saatin altindan gecen asik suratli insanlar yerlerindeydi&lt;br /&gt;Uzun gri mantosu ve rüzgardan fört sapkasindan tasmis hafiften saclari agarmis adam yanima yaklasarak&lt;br /&gt;"O'nu öldürecek misin?" diye sordu kisik bir ses tonuyla&lt;br /&gt;"Bilmiyorum" dedim&lt;br /&gt;Uzun mantosunu tek eliyle araladi ve belindeki silahi gösterdi tanitarak.&lt;br /&gt;Bense tren istasyonunun zeminindeki parke taslarin deseninde kaybolmustum&lt;br /&gt;Fört sapkasini hafifce yukariya kaldirdigi elini omzuma koyarak "Öldür O'nu" dedi.&lt;br /&gt;"Öldür O'nu ve uzaklas buradan"&lt;br /&gt;Basimi dalip gittigim parke taslardan kaldirip yavasca Öldür O'nu diyen sese yöneldim&lt;br /&gt;"Yapamiyorum" dedim titrek bir ses tonuyla&lt;br /&gt;Diger elini de omzuma koyarak gülümsedi "Bak evlat O seni öldürmeden sen O'nu öldür, yoksa daha cok aci cekeceksin"&lt;br /&gt;"Öldüremem" dedim basimi iki yana sallayarak.&lt;br /&gt;Siren sesi duyuldu bir kac kez. Omuzlarimi daha da sikarak "Bak tren az sonra hareket edecek ve&lt;br /&gt;sen bir daha belkide onu göremeyeceksin ama hala suphelerin, belkilerin olacak zihninde,&lt;br /&gt;O'nu simdi öldürmezsen O'nun kalbi ömür boyu pesinde olacak, öldür onu, öldür..."&lt;br /&gt;Ölmesini istemiyordum. Sirenler sizlayan kulaklarima daha da cok aci veriyordu. Kulak sancilarim hep benimleydi.&lt;br /&gt;Beni terketmeyen ve aci veren diger bir sey de kulak sancilarimdi. Saatin altindaki asik suratli insanlar vagonlara yöneliyordu.&lt;br /&gt;istasyonda hareket etmeyen sadece bendim. O günün gazeteleri bile kendini rüzgara teslim etmis istasyon icinde&lt;br /&gt;oradan oraya savruluyordu. Sustum kimildayamadi vücudum. Bütün bu siyah beyazlik icinde O'nu ve kirmizi elbisesinin&lt;br /&gt;vagonlardan birine dogru hareket ettigini gördüm. "Bak iste orada, öldür onu" diyordu karsimdaki ses giderek siddetlenen ses tonuyla.&lt;br /&gt;Donuktum... Yapamazdim... Trenin son sirenleri de kulagimda yankilaniyordu. Düütt, düüüt....&lt;br /&gt;Beni omuzlarimdan siddetle sallayan ve "Yap sunu hadi, korkak !" diye inleyen o adam giderek kayboluyordu trenle birlikte.&lt;br /&gt;Ben donuktum... Tren... Gazete parcalari... Rüzgar...&lt;br /&gt;istasyondaki o saatin altinda artik sadece ben vardim... Donuktum ve suratim asikti...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1531804703514821931-7639862624958417982?l=rumuzumyirmikarakter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/T9xnkbsddKTbADLZ2O28vjpOho8/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/T9xnkbsddKTbADLZ2O28vjpOho8/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/T9xnkbsddKTbADLZ2O28vjpOho8/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/T9xnkbsddKTbADLZ2O28vjpOho8/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~4/vMyJgVM_Rbw" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/feeds/7639862624958417982/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2009/10/donuktum.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/7639862624958417982?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1531804703514821931/posts/default/7639862624958417982?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/enmedenRumuzumuSayanlarnUrakYeri/~3/vMyJgVM_Rbw/donuktum.html" title="donuktum" /><author><name>rumuzumyirmikarakter</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12115967902572348954</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="28" src="http://3.bp.blogspot.com/-LbUEXqYuTnQ/TmkbkUtuhuI/AAAAAAAAAFM/sZ_FCwq7MPs/s220/Clipboard01.jpg" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://rumuzumyirmikarakter.blogspot.com/2009/10/donuktum.html</feedburner:origLink></entry></feed>

