<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0">

<channel>
	<title>Eylem Planı</title>
	
	<link>http://www.eylemplani.com</link>
	<description />
	<lastBuildDate>Sat, 31 Jul 2010 22:38:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/eylemplani" /><feedburner:info uri="eylemplani" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><feedburner:emailServiceId>eylemplani</feedburner:emailServiceId><feedburner:feedburnerHostname>http://feedburner.google.com</feedburner:feedburnerHostname><item>
		<title>2010′da (şimdilik) neler buldum?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/eylemplani/~3/mwyoP6SwcXg/</link>
		<comments>http://www.eylemplani.com/2010/07/2010da-simdilik-neler-buldum/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Jul 2010 12:25:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Düd</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[Görsel Sanatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eylemplani.com/?p=1282</guid>
		<description><![CDATA[Kısa bir duyurunun ardından yazımıza geçeceğiz: Blogun artık bir Facebook grubu mevcut, yazıları oradan da takip edebilirsiniz. Hizmette sınır tanımamaya, İETT gibi büyümeye devam ediyoruz!
2010&#8242;un ilk gününde, bu yıl vizyona girecek filmlerden beni -öyle ya ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kısa bir duyurunun ardından yazımıza geçeceğiz: Blogun artık bir <a href="http://www.facebook.com/group.php?gid=142476599103957" target="_blank">Facebook grubu</a> mevcut, yazıları oradan da takip edebilirsiniz. Hizmette sınır tanımamaya, İETT gibi büyümeye devam ediyoruz!</p>
<p>2010&#8242;un ilk gününde, bu yıl vizyona girecek filmlerden beni -öyle ya da böyle- heyecanlandıran filmlerden <a href="http://www.eylemplani.com/2010/01/2010dan-neler-bekliyorum/" target="_blank">bahsetmiştim</a>. O günden bugüne, yazıyı yazdığımı bile unutmuştum. 7,5 ay sonra geçen haftalarda yazıya yine denk geldim (ne şans), baktım bu listeyi unutmuş olmama rağmen listedeki filmlerin büyük kısmını izlemişim. O zaman bir bakalım hangilerini sevmişim, hangilerini sevmemişim dedim.. Baktım evet (şimdi saydım, 19unu izlemişim, 13ünü izlememişim, bu 13taneden 5i ise henüz tamamlanmamış veya Türkiye&#8217;de vizyona girmemiş zaten). Bu arada filmlerin büyük kısmı 2009 ama ben ilk yazıyı yazarken ülkemizde vizyona girmemişlerdi. Bazı filmler ise Türkiye&#8217;de hiç vizyona girmedi, onları da sayıverin işte.. İlk yazıyı yazdığım dönemde henüz izlememiştim.<br />
<span id="more-1282"></span><br />
Efenim filmleri <a href="http://www.eylemplani.com/2010/01/2010dan-neler-bekliyorum/" target="_blank">diğer yazı</a>daki sıraya göre yazmaya karar verdim. Önce izlemediklerimi yazayım. İzlemediklerin varsa niye yazıyorsun diyeceksiniz, izlemediklerim arasında <strong>Inception</strong> dışındakileri izlemeyi düşünmediğimden (çıkmamış olanların ise çıkmasına daha epey olduğundan) yazayım dedim (o zaman ilk yazıda niye yazdın.. Sağdan soldan gelen yorumlar fikirleri değiştiriyor işte). Yazıyorum ne var.. <strong>Inception</strong>&#8216;a ise yazacaksam da ayrı yazı yazarım zaten dedim, olay olacak ne de olsa.</p>
<p><strong>World War Z</strong>&#8216;in durumunun karışık olduğundan bahsetmiştim, hâlen öyle. En son <strong>Brad Pitt</strong>&#8216;in yapım şirketinin film haklarını aldığı ve filmde kendisinin de oynayacağı söyleniyordu. Hâlen muğlak, merakla bekliyorum.. IMDB 2012 diyor, sitede gözükmese de Google aramasında Marc Foster ve Pitt&#8217;in adları görünüyor ancak Foster daha önce projeden çekilmişti. Hadi hayırlısı.</p>
<p><strong>Legion</strong> çıktı ancak pek iyi eleştiriler almayınca izlemeye heves etmedim. <strong>Solomon Kane</strong> de henüz çıkmadı sanırım, çıktyısa da pek merak etmediğimden bakmadım, <strong>Clash of the Titans</strong> 3b&#8217;de batırılınca iyi eleştiri alamadı, onu da izlemedim. <strong>Salt</strong> henüz vizyona girmedi, <strong>Prince of Persia</strong>&#8216;yı ise çok da merak etmediğimden henüz izlemedim ama her an izleyebilirim gibime geliyor. <strong>Repo Men </strong>de henüz çıkmadı. <strong>Black Dynamite </strong>aylardır duruyor ama bir türlü izlemek gelmedi içimden. Hatta bir kere açtım ama 5 dakika sonra kapattım.. Bir ara umarım. <strong>Robin Hood</strong> o kadar kötü eleştiriler aldı ki izlemek istemedim. Yine de <strong>Scott</strong> ve <strong>Blanchett</strong> hatrına bir ara izleyebilirim. Emin olamadım. <strong>The Green Hornet</strong> de henüz çıkmadı ancak fragmanı biraz iç karartıcıydı.. Dur bakalım. <strong>Alice in Wonderland</strong>&#8216;e iyi diyen tek bir insan duymadım. İzlemedim o nedenle. Büyük bir <strong>Burton</strong> hayranı da olmadığımdan rahatım.<strong> The A-Team</strong> de henüz vizyona girmedi, evde izleyeceğim sanırım.</p>
<p>Eveeeet, şimdi gelelim izlediklerime (*lar sinemada izlediklerim, sizin için değil ileride kendim hatırlıyayım diye onlar):</p>
<p style="text-align: center;"><img class="alignnone" src="http://www.eylemplani.com/wp-content/uploads/2010/07/The%20Road.jpeg" alt="" width="419" height="279" /></p>
<p><strong>The Road:</strong> Kesinlikle çok iyi bir film. O kadar fazla felaket sonrası film izledim, The Road kadar insanı daraltanını, böyle bir şeyin yaşanmasından korkutanını görmedim. Romanı kadar olmasa da son derece karamsar ve insanı boğan bir film.</p>
<p><strong>The Book of Eli*:</strong> İlginç bir tecrübeydi. <strong>Ömrümde ilk kez bir film için &#8220;<em>keşke hikâyeyi kısıp daha fazla içi boş aksiyon sahnesi döşeselermiş</em>&#8221; dedim</strong>. Dövüş sahneleri o kadar muhteşem, senaryonun vardığı yer ise o kadar boştu ki bu yorumdan fazlasına gerek duymadım.</p>
<p><strong>Kick-Ass*:</strong> İngiltere sinemalarında izlediğim bir film olarak hafızamda yer etse de genel kitlenin aksine filmde inanılmaz sıkıldım, özellikle 2. perdenin sonlarından itibaren kendini aşırı ciddiye alan havası beni inanılmaz sıktı ve tam bir hayal kırıklığı yaşadım. Hiç sevemedim. Ama benim dışımda bir dünya insan sevmiş. İlginç.</p>
<p><strong>Daybreakers:</strong> Fazla bir beklentiye kapılmadan izlenirse keyif veren bir yapım Daybreakers. Ama sonlara doğru saçmalamaya başlaması kötü oldu. Çok daha iyi bir film olabilirmiş.</p>
<p><strong>Rec 2*:</strong> Konuyu bağladığı yer itibariyle beni ilk filmden bile soğutacaktı neredeyse. Yok canım, hâlen severek izlerim 1. filmi. 2. film de kesinlikle sıkıcı değil ve seyri keyifli ama yapmayın şunu birader.. İlki hâlen favorim.</p>
<p><strong>Iron Man 2*:</strong> İlkini hiç hatırlamıyorum. Sinemada izledim ve bayağı güldüm eğlendim. İlkinden iyiydi kötüydü diyemiyorum ama sanırım kötüydü (diyebiliyormuşum demek ki) zira konu biraz fazla uçuk ve saçmaydı bu filmde. Yine de son derece keyifli bir seyir.</p>
<p><strong>Cop Out:</strong> İzlerken neredeyse uyuyakalabileceğiniz bir <strong>Kevin Smith</strong> filmi? Ben bile hayret ettim, kesinlikle KS&#8217;nin en en en kötü filmi, <strong>Jersey Girl</strong>&#8216;dan bile kötü evet..</p>
<p><strong>Date Night*:</strong> Güldüm mü? Güldüm. Beklediğim kadar güldüm mü? Hayır. Sıkıcı değil ama insan <strong>Tina Fey</strong> ve <strong>Steve Carell</strong>&#8216;dan çok daha fazlasını bekliyor. En komik karakterin <strong>Mark Wahlberg</strong> olması biraz ilginç.</p>
<p style="text-align: left;"><img class="alignleft" src="http://www.eylemplani.com/wp-content/uploads/2010/07/Akli%20Havada%20-%20Up%20in%20The%20Air.jpg" alt="" width="200" height="296" /><strong>Up in the Air:</strong> Her yerde okuyabileceğiniz veya görebileceğiniz gibi bu senenin en iyilerinden. <strong>Reitman</strong> ustalığa doğru emin adımlarla ilerliyor, <strong>Vera Farmiga</strong> her filmiyle gözümde biraz daha kutsallaşıyor, başka kadınları beğendirtmiyor. Clooney ise Clooney işte, her zamanki kadar sevimli ve karizmatik.</p>
<p><strong>Yahşi Batı*:</strong> Söylendiği kadar küfür içermese de Yılmaz&#8217;ın zayıf halkası olmuş. 2.3 milyon seyirciye rağmen zarar etmiş olması ise <strong>Cem Yılmaz&#8217;</strong>ın artık durulması gerektiğini gösteriyor, ki &#8220;içeriden&#8221; aldığım haberler sevindirici, duruluyor. Çok daha güzel işlerini seyredeceğiz Yılmaz&#8217;ın. Bir aksilik olmazsa tabii.</p>
<p><strong>Ses:</strong> 2 şey için izledim: 1. Tabii ki <strong>Selma Ergeç</strong>. Yine beni büyüledi, hatta şu anda hatırladım dün gece rüyamda gördüm kendisini. Ehe. 2. <strong>Uygar Şirin</strong>&#8216;in nasıl bir senaryoya imza atmış olduğunu görmek. Senaryonun kötü olması, en azından finalinin kötü olması beni biraz şaşırttı. Film boyunca nereye bağlanacağını merak ettim vs. ama o kadar kötü şekilde bağlandı ki <strong><em>Seyir Defteri</em></strong> köşesinde zaman zaman bazı filmlere inanılmaz ağır laflar edebilen Şirin&#8217;den bu kadar klişe bir metnin çıkması ilginçti. Kendi yazmamış olsa bu film hakkında neler yazardı diye düşünerek bayağı eğlendim.</p>
<p><strong>Crazy Heart:</strong> Bu senenin en abartılmış filmi. Bridges&#8217;ın performansının abartıldığını düşünüyorum. Kötü değil ama abartıldığı kadar büyük bir performans yok ortada. Film de gayet normal. Bilemedim..</p>
<p><strong>Sherlock Holmes*:</strong> Eğlendim. Gerisi çok da önemli değil. <strong>Downey Jr.</strong> filmlerinden artık tek beklentim bu galiba: Beni eğlendirebilmesi.</p>
<p><img class="alignright" src="http://www.eylemplani.com/wp-content/uploads/2010/07/Shutter%20Island.jpg" alt="" width="200" height="324" /></p>
<p><strong>Shutter Island*: </strong>Kim ne derse desin, kesinlikle senenin en muhteşemlerinden, inanılmaz bir film. Sinemayı iliklerde hissettiren türden. Filmden çıktığımda dizlerim titriyordu o derece. <strong>Konu inanılmaz klişeymiş de, sonu baştan belliymiş de.. Söylüyoruz ama anlatamıyoruz, ne anlattığınız değil, nasıl anlattığınız çok önemli </strong>ve Scorsese sinemanın ne kadar büyülü bir şey olduğunu filmin her karesinde bize gösteriyor. <strong>F</strong><strong>ilmin sonunda olağanüstü bir sürpriz beklemeyin, olacaklar zaten belli. Bırakın film sizi sürüklesin</strong>, Scorsese neden Scorsese onu izleyin.</p>
<p><strong>The Box:</strong> Çok iyi bir atmosferle başlıyor ama film 3. perdede öyle saçma sapan bir hale bürünüyor ki &#8220;<em>yapma Kelly</em>&#8221; demekten alamadım kendimi. İyi başlayıp çok kötü biten bir film. Evet, Kelly&#8217;de bir sinema tılsımı var ama düzgün metinlerle işe koyulmuyor. Hâlen ümtiliyim kendisinden.</p>
<p><strong>Green Zone: </strong>Fazla kör gözüme parmak olsa da güzel bir film. Bourne serisi kadar kaliteli değil ama izlerken sıkmıyor.</p>
<p><strong> The Imaginarium of Doctor Parnassus*: </strong>Pek sevemedim. Gilliam&#8217;ın derdini çözemedim. İlk yarıda bayağı sıkıldım. Isınamadığım bir film oldu.</p>
<p><strong>Fantastic Mr. Fox:</strong> Filmi izlediğim gün şöyle yazmışım: <strong>Rushmore</strong> hâlen <strong>Anderson</strong>&#8216;ın en iyisi ancak <strong>Mr. Fox</strong> da çok güzel, biraz daha fazla çocuklara hitap eden ama kesinlikle çok eğlenceli ve güzel bir seyirlik. Anderson tadı yerinde. Zoomları da orada . Karakterleri de muhteşem. Çok güzel bir seyir.</p>
<p><strong>A Serious Man:</strong> Muhteşem. Yönetmenliğin ne olduğunu her bir karesinde hissettiren inanılmaz bir film. Coenlerin nasıl varlıklar olduğunu anlamak mümkün değil. Kesinlikle çok çok iyi bir film. Her ânı büyüleyici. Ne desem yalan, oturun izleyin. &#8220;<em>Culture clash!</em>&#8221;</p>
<p style="text-align: center;"><img class="alignnone" src="http://www.eylemplani.com/wp-content/uploads/2010/07/A%20Serious%20Man.jpg" alt="" width="351" height="541" /></p>
<p>Şimdi de izninizle hiç beceremediğim bir iş olan 2010&#8242;un şimdilik bana göre en iyilerini sunayım sizlere:</p>
<p><strong>1- A Serious Man<br />
2- Shutter Island<br />
3- Kosmos<br />
</strong><strong>4- DeUsynlige (Troubled Water) </strong>(2008)<strong> </strong></p>
<p><strong>Un Prophete</strong>,<strong> Looking for Eric ve</strong> <strong>Pyeong-haeng-i-ron (The Chaser)</strong>* (2008) da aklımda kalan filmler olmuş.</p>
<p>Evet, sizin 2010 listelerinizi alalım bakalım.</p>
<img src="http://www.eylemplani.com/?ak_action=api_record_view&id=1282&type=feed" alt="" /><h3  class="related_post_title">Bunlar da ilginizi çekebilir</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://www.eylemplani.com/2010/02/neseli-hayat/" title="Neşeli Hayat">Neşeli Hayat</a> (3)<br /><small>Bu yorumu 12 Aralık günü yazıp beğenmediğimden yayımlamamışım, hatta bitirm...</small></li><li><a href="http://www.eylemplani.com/2010/02/ejder-kapani/" title="Ejder Kapanı">Ejder Kapanı</a> (2)<br /><small>Aslında film hakkında yazmaya değecek bir film değl. Ancak sinemasozluk.com...</small></li><li><a href="http://www.eylemplani.com/2010/01/ada-zombilerin-dugunu/" title="Ada: Zombilerin Düğünü">Ada: Zombilerin Düğünü</a> (1)<br /><small>Bir film Türkiye'de herhangi bir şeyin "ilki" olmakla övünüyorsa, bu durum,...</small></li><li><a href="http://www.eylemplani.com/2010/07/film-elestirisi/" title="Film Eleştirisi">Film Eleştirisi</a> (9)<br /><small>Çok tartışmalı bir konu ile yeniden aranızdayım a dostlar. Hoş gerçi nerede...</small></li></ul><div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?a=mwyoP6SwcXg:IBlSoNaIzMU:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?a=mwyoP6SwcXg:IBlSoNaIzMU:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?i=mwyoP6SwcXg:IBlSoNaIzMU:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?a=mwyoP6SwcXg:IBlSoNaIzMU:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/eylemplani/~4/mwyoP6SwcXg" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eylemplani.com/2010/07/2010da-simdilik-neler-buldum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.eylemplani.com/2010/07/2010da-simdilik-neler-buldum/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Bilinmeyen bir güç bizi kendine çekti</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/eylemplani/~3/tqgABHvqj10/</link>
		<comments>http://www.eylemplani.com/2010/07/bilinmeyen-bir-guc-bizi-kendine-cekti/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Jul 2010 09:12:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Düd</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eylemplani.com/?p=1</guid>
		<description><![CDATA[Bir şeyler ters gitti, bir şeyler oldu, henüz ne olduğunu çözemedik ancak gelişimi an be an seyrettiğimden hemen blogun bir yedeğini almıştım (almasam da 15 milyon yedeği mevcut zaten, daha bir sevindim şu anda tutuyor ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir şeyler ters gitti, bir şeyler oldu, henüz ne olduğunu çözemedik ancak gelişimi an be an seyrettiğimden hemen blogun bir yedeğini almıştım (almasam da 15 milyon yedeği mevcut zaten, daha bir sevindim şu anda tutuyor oluşuma). Tasarım vs. şu an için gitti, eskisi geri gelebilir veya tamamen yeni bir tasarıma geçebilirim. Şimdilik bununla yetinelim.</p>
<p>Şimdi çöküşü kimin sağladığına dair tahminlerimi sunuyorum:<span id="more-1"></span></p>
<p>1- Apaçi payi. Kesin odur.<br />
2- Meren. Bill site avlıyor dedi, okuduktan 15 dk sonra site çöktü.<br />
3- Özgür Bakar. Kesin o yapmıştır şerefsiz.<br />
4- CIA. Bunlardan da kıllanıyorum.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="alignnone" title="Bilinmeyen güç.." src="http://www.eylemplani.com/wp-content/uploads/2010/07/bilinmeyen.jpg" alt="" width="320" height="201" /></p>
<img src="http://www.eylemplani.com/?ak_action=api_record_view&id=1&type=feed" alt="" /><h3  class="related_post_title">Bunlar da ilginizi çekebilir</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://www.eylemplani.com/2010/05/mutlu/" title="Mutlu">Mutlu</a> (3)<br /><small>
Blogu daha kişisel bir boyuta çekme yazıları no.1'e hoşgeldiniz. Eylem Pla...</small></li><li><a href="http://www.eylemplani.com/2010/04/son-durumlar/" title="Son Durumlar">Son Durumlar</a> (1)<br /><small>Uzun zamandır yazmadığım farkediliyordur sanırım. O nedenle bir açıklama ya...</small></li><li><a href="http://www.eylemplani.com/2010/03/kisa-film-dayanismasi/" title="Kısa Film Dayanışması">Kısa Film Dayanışması</a> (2)<br /><small>AKP'nin kısa filmcilere attığı yemden bahsetmiştim. Yorumlarda ise bana en ...</small></li><li><a href="http://www.eylemplani.com/2010/02/bilgi-paylasimlari-pdf-ve-ozelestiri/" title="Bilgi Paylaşımları PDF ve Özeleştiri">Bilgi Paylaşımları PDF ve Özeleştiri</a> (7)<br /><small>Paylaşıma Ara'da yem atmıştım ama yutan olmadı, ben de kendim yapayım n'apa...</small></li></ul><div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?a=tqgABHvqj10:jTivWbL1U5k:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?a=tqgABHvqj10:jTivWbL1U5k:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?i=tqgABHvqj10:jTivWbL1U5k:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?a=tqgABHvqj10:jTivWbL1U5k:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/eylemplani/~4/tqgABHvqj10" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eylemplani.com/2010/07/bilinmeyen-bir-guc-bizi-kendine-cekti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.eylemplani.com/2010/07/bilinmeyen-bir-guc-bizi-kendine-cekti/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Bakış Açısı</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/eylemplani/~3/vz6RMfLiGFM/</link>
		<comments>http://www.eylemplani.com/2010/07/bakis-acisi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Jul 2010 22:56:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Düd</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diğer Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Görsel Sanatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Ve Diğerleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eylemplani.com/?p=1262</guid>
		<description><![CDATA[Bazen anlatması sayfalar veya dakikalar sürecek bir şey, tek bir kare ile anlatılabilir (bu konu üzerine blog bile açtım bak aklıma geldi şimdi). Böyle bir kareyi paylaşıyorum.


Uzun süredir üzerinde düşündüğüm bir şeydi bakış açısı. Nasıl ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bazen anlatması sayfalar veya dakikalar sürecek bir şey, tek bir kare ile anlatılabilir (bu konu üzerine <a href="http://asingleframe.blogspot.com/" target="_blank">blog</a> bile açtım bak aklıma geldi şimdi). Böyle bir kareyi paylaşıyorum.<br />
<span id="more-1262"></span></p>
<p style="text-align: center;"><img class="alignnone" src="http://www.eylemplani.com/wp-content/uploads/2010/07/bakisacisi.jpg" alt="" width="498" height="306" /></p>
<p>Uzun süredir üzerinde düşündüğüm bir şeydi bakış açısı. Nasıl anlatırım, nasıl ederim diye düşünürken 2 ay kadar önce bir dergide bu kareyi gördüm ve kafamda her şey yerli yerine oturdu. Tek sorun bu kareyi dergiden buraya aktarmaktı. Hemen kutsal Google&#8217;a başvurdum, İngilizce olarak &#8220;<em>kafasına silah dayanmış su içirilen adam</em>&#8221; yazdım ve inanır mısınız, çıkan 2. ya da 3. sonuç bu kare idi. Tabii buraya aktarmak neden bu kadar uzun sürdü bilemiyorum. Bu gece bir yerden konu tekrar kendini gösterince paylaşayım dedim.</p>
<p>Konuyu dağıtmaya çalıştığımı görebiliyorsunuz. Kare zaten söylenmesi gereken her şeyi söylüyor, bundan daha açık bir şekilde bir şeyler yazmak çok gereksiz. Ben de yazmıyorum o zaman (hayret!).</p>
<p>Dayanamadım yazacağım ama yine (hehe). Olaylara nereden baktığımız bir konu hakkında tüm fikirlerimizi etkiliyor. Bir filmi beğenip beğenmeyeceğimizi, neyini beğenip neyini beğenmeyeceğimizi, neresine takılacağımız, hangi sanatçıları seveceğimizi, hangi müziği dinleyeceğimizi, kime âşık olacağımızı, hangi siyasi partiye sempati duyacağımızı, hangi işin bizi mutlu edeceğini, hangi evde huzurlu olabileceğimizi, kimi suçlayacağımızı, vs. vs. vs..</p>
<p>Bakış açısı her şeydir. <strong>Nereye baktığınız değil nereden baktığınız önemlidir.</strong></p>
<img src="http://www.eylemplani.com/?ak_action=api_record_view&id=1262&type=feed" alt="" /><h3  class="related_post_title">Alakalı yazı bulamadık, kafamıza göre seçtik</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://www.eylemplani.com/2006/08/uykusuzlugun-getirdikleri/" title="Uykusuzluğun Getirdikleri">Uykusuzluğun Getirdikleri</a> (0)<br /><small>Uyuyamadım. Gerçi ışığı açar açmaz esnemeye başlamam ve bu yazıyı yazarken ...</small></li><li><a href="http://www.eylemplani.com/2010/04/son-durumlar/" title="Son Durumlar">Son Durumlar</a> (1)<br /><small>Uzun zamandır yazmadığım farkediliyordur sanırım. O nedenle bir açıklama ya...</small></li><li><a href="http://www.eylemplani.com/2009/06/dinler-yarisiyor-2/" title="Dinler yarışıyor">Dinler yarışıyor</a> (2)<br /><small>Ciddi anlamda yorumlamakta ve anlamlandırmakta zorlanıyorum. Nasıl bir form...</small></li><li><a href="http://www.eylemplani.com/2010/02/neseli-hayat/" title="Neşeli Hayat">Neşeli Hayat</a> (3)<br /><small>Bu yorumu 12 Aralık günü yazıp beğenmediğimden yayımlamamışım, hatta bitirm...</small></li></ul><div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?a=vz6RMfLiGFM:AxaqP9_5qQI:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?a=vz6RMfLiGFM:AxaqP9_5qQI:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?i=vz6RMfLiGFM:AxaqP9_5qQI:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?a=vz6RMfLiGFM:AxaqP9_5qQI:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/eylemplani/~4/vz6RMfLiGFM" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eylemplani.com/2010/07/bakis-acisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.eylemplani.com/2010/07/bakis-acisi/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Pst!</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/eylemplani/~3/GvwkJmDrLmY/</link>
		<comments>http://www.eylemplani.com/2010/07/pst/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Jul 2010 11:09:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Düd</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diğer Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Görsel Sanatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Kısa Film]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eylemplani.com/?p=1252</guid>
		<description><![CDATA[Tolga Çeltikçi&#8217;yi bir kez daha ve bu sefer büyük bir keyifle (aha eskisine laf ettik) bloga konuk ediyorum. Kendisi yola tam gaz devam ediyor. Sanırım Türkiye&#8217;de yıkılmadık tabu bırakmamaya kararlı. Daha önce Evsiz Bebek adlı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tolga Çeltikçi&#8217;yi bir kez daha ve bu sefer büyük bir keyifle (aha eskisine laf ettik) bloga konuk ediyorum. Kendisi yola tam gaz devam ediyor. Sanırım Türkiye&#8217;de yıkılmadık tabu bırakmamaya kararlı. Daha önce <a href="http://www.eylemplani.com/evsiz-bebek/" target="_blank">Evsiz Bebek</a> adlı filmini sizlerle paylaşmıştım. Şimdi de yeni filmi Pst! ile karşımızda. Şimdi sizleri kafasının içinde nelerin döndüğünü gerçekten merak ettiğim ender insanlardan biri  olan Tolga Abi&#8217;nin son filmi Pst! ile yalnız bırakıyorum. Dikkat edin, üşümeyin.</p>
<p style="text-align: center;"><span id="more-1252"></span><img class="alignnone" title="Avangart film afişi" src="http://www.eylemplani.com/wp-content/uploads/2010/07/pst.JPG" alt="" width="337" height="505" /></p>
<p style="text-align: left;">Film ilk izlemede biraz garip geliyor, ikinci izlemede daha da garip geliyor, 3. izlemeden sonra başınız dönmeye başlıyor ve sonrası bambaşka bir şey, tarifi pek mümkün değil. Kesinlikle defalarca izlenmesi gereken ilginç bir &#8220;<em>eser</em>&#8221; ortadaki. <strong>Bu bir film mi? Tartışabiliriz</strong>. Ama farklı, ilginç ve kesinlikle son derece güzel olduğunu düşünüyorum. İzleyin bakalım.</p>
<p style="text-align: center;"><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="400" height="170" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=13498321&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=ffffff&amp;fullscreen=1" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="400" height="170" src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=13498321&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=ffffff&amp;fullscreen=1" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Bu da filmin kendinden de ilginç -aşırı avangart- (<a href="http://vimeo.com/firarland" target="_blank">FGK</a> hazırlayınca böyle oluyor) teaserı:</p>
<p style="text-align: center;"><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="400" height="170" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=13084724&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=ffffff&amp;fullscreen=1" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="400" height="170" src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=13084724&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=ffffff&amp;fullscreen=1" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Filmle ilgili tartışmaları <a href="http://www.filmfabrikasi.com/forum/viewtopic.php?f=14&amp;t=7104&amp;start=15" target="_blank">buradan</a> okuyabilirsiniz.</p>
<img src="http://www.eylemplani.com/?ak_action=api_record_view&id=1252&type=feed" alt="" /><h3  class="related_post_title">Bunlar da ilginizi çekebilir</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://www.eylemplani.com/2010/04/evsiz-bebek/" title="Evsiz Bebek">Evsiz Bebek</a> (1)<br /><small>Tolga Çeltikçi'yi uzun zamandır Film Fabrikası üzerinden tanıyordum. Çektiğ...</small></li><li><a href="http://www.eylemplani.com/2010/03/kisa-film-dayanismasi/" title="Kısa Film Dayanışması">Kısa Film Dayanışması</a> (2)<br /><small>AKP'nin kısa filmcilere attığı yemden bahsetmiştim. Yorumlarda ise bana en ...</small></li><li><a href="http://www.eylemplani.com/2010/03/kisa-film-yarismasi/" title="Kısa Film Yarışması!">Kısa Film Yarışması!</a> (8)<br /><small>Geçenlerde bir arkadaşa "hangi akıllı yarışmasının adını sadece 'Kısa Film ...</small></li><li><a href="http://www.eylemplani.com/2009/11/ozunde-cok-kizginim/" title="Özünde çok kızgınım..">Özünde çok kızgınım..</a> (8)<br /><small>Özünde çok kızgınım.


Vallahi de çok kızgınım.

Kim için, ne için yazdığım...</small></li></ul><div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?a=GvwkJmDrLmY:kV-fKkW74Zg:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?a=GvwkJmDrLmY:kV-fKkW74Zg:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?i=GvwkJmDrLmY:kV-fKkW74Zg:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?a=GvwkJmDrLmY:kV-fKkW74Zg:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/eylemplani/~4/GvwkJmDrLmY" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eylemplani.com/2010/07/pst/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.eylemplani.com/2010/07/pst/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Film Eleştirisi</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/eylemplani/~3/4luYNfQHx0c/</link>
		<comments>http://www.eylemplani.com/2010/07/film-elestirisi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Jul 2010 22:56:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Düd</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[Film Yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[Görsel Sanatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Ve Diğerleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Sektörü]]></category>
		<category><![CDATA[Tepki]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eylemplani.com/?p=1236</guid>
		<description><![CDATA[Çok tartışmalı bir konu ile yeniden aranızdayım a dostlar. Hoş gerçi neredeyse her zaman olduğu gibi konuyu tek tartışan benim.. Olsun, alıştım artık. Evet, bugünki konumuz, Türkiye&#8217;de neredeyse herkesin ciddiye almadığını söylediği, ama her daim ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çok tartışmalı bir konu ile yeniden aranızdayım a dostlar. Hoş gerçi neredeyse her zaman olduğu gibi konuyu tek tartışan benim.. Olsun, alıştım artık. Evet, bugünki konumuz, Türkiye&#8217;de neredeyse herkesin ciddiye almadığını söylediği, ama her daim üzerinde tartıştığı Film Eleştirisi. Gerçi Türkiye&#8217;de tartışılan eleştirmenler ama biz bugün eleştiri ve bunun neleri kapsaması gerektiğini konuşacağız. Daha doğrusu ben konuşacağım ve sanırım yine kimse bir şey demeyecek : (. Çok üzülüyorum siz bir şey demeyince ama olsun, n&#8217;apalım.. Evet, başlayalım bakalım.</p>
<p><span id="more-1236"></span></p>
<p><img class="alignleft" title="RTÜK sansürüne uğramış Andre Bazin" src="http://www.eylemplani.com/wp-content/uploads/2010/07/Andre%20Bazin.jpg" alt="" width="360" height="256" /></p>
<p>Belirtmekten sıkıldım artık ama bazen insanlar Kutsal Google aramasıyla gelip tarzımı bilmediklerimden afra tafra kestiğimi sanabilirler. O nedenle açıklayalım: <strong>Bunlar benim fikirlerim. Doğrusu budur demiyorum, bana göre böyle olmalıdır diyorum. </strong></p>
<p>İşe film eleştirisini tanımlamakla başlayalım. <strong>Bir film eleştirisinin amacı, kabul edin ya da etmeyin, reklamdır</strong>. Filmler vizyona girmeden önce basın gösterimleri yapılmasının sebebi takdir edersiniz ki &#8220;<em>acaba adamlar filmi beğenecek mi ya?</em>&#8221; düşüncesi değildir. Zaten eleştirmenlerin beğendiği filmler genelde gişede batar. Bir filmi eleştirmenlere izlettiğiniz anda, bağlı oldukları gazete/dergi/internet sitesi vs. de o filmle ilgili iyi ya da kötü bir yazı yer alacaktır. Reklamın iyisi kötüsü olmaz. <strong>Yani amaç, film vizyona girmeden önce adını duyurmaktır, sokaklardaki reklam panosundan fazla bir farkı yok.</strong></p>
<p><strong>Bu eleştiriler filmi izlemeyen pek çok kişiyi filmden haberdar eder, dolayısıyla bu yazılar spoiler içermemeli, seyirciyi filmin konusundan kısaca haberdar etmeli ve yazarın iyi ya da kötü yargılarını belirttiği bir yazı olmalıdır</strong>. <strong>Bundan ötesi, eleştiri tanımından çıkar, yorum tanımına girer. </strong>Türkiye&#8217;de yapılan genelde budur: Eleştiri diye film eleştirisi/yorumu kırması bir şey yazmak. Bu kötü bir şeydir demiyorum, sadece hatalı buluyorum.</p>
<p>İşte bu noktada kafalar karışıyor. Dünyanın en ünlü  film eleştirmeni <strong>Roger Ebert</strong>&#8216;in <a href="http://rogerebert.suntimes.com/apps/pbcs.dll/article?AID=/20100707/REVIEWS/100709982" target="_blank">şu</a> eleştirisini okuyalım hep beraber (ayrı ayrı okusak da olur aslında).</p>
<p>İngilizce bilmiyorsanız özetliyeyim: İlk 3 paragraf filmin başını özetliyor. Sonra Ebert saçma bulduğu bir kısmı eleştiriyor, sonraki 2 paragrafta saçma bulduğu diğer 2 kısmı eleştiriyor, sonrakinde filmi önceki Predator filmleri ile karşılaştırıyor ve yazısını bitiriyor. Güzel bir eleştiri örneği.</p>
<p><img class="alignright" title="RTÜK tarafından sansürlenmiş Godard" src="http://www.eylemplani.com/wp-content/uploads/2010/07/Luc-Godard.jpg" alt="" width="210" height="299" />Ne yazık ki Türkiye&#8217;de bu olay anlaşılamıyor. Birkaç ay önce <a href="http://www.arkapencere.com" target="_blank">Arka Pencere</a> yazarlarının ilk söyleşisine katıldım. Orada <strong>Burçin Yalçın</strong>, <strong>Burak Göral</strong> ve <strong>Murat Özer</strong>&#8216;e merak ettiğim bu soruyu hem söyleşiden önce, hem de söyleşi sırasında sordum (aylardır üzerine kafa yoruyorum yani düşünün!!). Gördüm ki onlar da tam olarak fikir birliğine varabilmiş değil.<strong> &#8220;<em>Peki</em>&#8221; dedim &#8220;<em>o zaman film eleştirisi filmi izlemeden önce mi okunmalı sonra mı?</em></strong><strong>&#8220;</strong>. Olaydaki en kilit nokta bana göre bu. Burçin Yalçın film izlendikten sonra okunması gerektiğini düşündüğünü, dolayısıyla ona göre yazdığını dile getirdi. Ben de yerimde duramadım &#8220;<em>O zaman size özel basın gösterimi yapılması saçma değil mi? Bizimle birlikte izleyin.</em>&#8221; dedim. Güldük ve o da gülerek &#8220;<em>Sizin için saçma olabilir</em>&#8221; dedi. Ben de yalnız ve buruk bir şekilde geceden ayrıldım diyeceğim ama çok güzel bir geceydi. Ancak soruma yine bir cevap alamamıştım (yine derken?). Bu arada Murat Özer dünyanın en tatlı film eleştirmeni değilse nedir, bunu okuyucularıma sormak isterim..</p>
<p>Aklımın karıştığı bu dönemde, her zamanki gibi dünya güzeli Wiki&#8217;ye başvurdum. Bakalım Wiki film eleştirisi konusunda ne diyordu:</p>
<p>&#8220;<em>Film critics working for newspapers, magazines, broadcast media, and online publications, mainly review new releases. <strong>The plot summary and description of a film that makes up the majority of any film review</strong> can have an important impact on whether people decide to see a film. Poor reviews will often doom a film to obscurity and financial loss.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em><strong>Reviews and film marketing</strong></em><em></p>
<p></em><em> The impact of reviews on a film&#8217;s box office performance and DVD rentals/sales is a <strong>matter of debate</strong>. It is claimed movie marketing is so intense and well financed that reviewers cannot make an impact against it. It has also been claimed positive film reviews have been shown to spark interest in little-known films. Major box-office analysis websites like Box Office Prophets and Box Office Guru regularly factor in general film review opinions in their projections of a film&#8217;s earnings.</em>&#8221; <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Film_criticism" target="_blank"><strong>*</strong></a></p>
<p>Kalınlaştırdığım kısımların çevirisi: <strong>Bir film eleştirisinin <span style="text-decoration: underline;">büyük kısmını oluşturan senaryo özeti ve filmin tanımı</span> insanların filmi izleyip izlememek konusundaki kararlarını vermelerinde önemli bir etken olabilir</strong>. Kötü eleştiriler bir filmi finansal çöküşe itebilir. <strong>Bir sonraki paragrafta ise eleştirilerin filmin gişesi ve dvd satışları üzerinde etkili olup olmadığının hâlen tartışılmakta olduğunu belirtiyor</strong>.</p>
<p><strong>Yani özetle, film eleştirisi, filmi tanıtmak için kullanılan bir reklam türüdür</strong>. İnsanlar, takip ettikleri eleştirmenlerin (zevklerinin uyuştuğu yazarlar oluyor bunlar) fikirlerine göre bir filme gitmeyi ya da gitmemeyi seçebilirler. Yardımcı bir etkendir yani, ama daha çok da filmin adının yayılmasını sağlar. Örneğin Twilight serisinin tek ama tek bir iyi eleştirisi yok, ama alacağınız sinemayla ilgili her kaynakta adı aylarca geçti (hatta Popüler Sinema kapak bile yaptı).</p>
<p><img class="alignleft" title="RTÜK tarafından ciddiye alınmamış François Truffaut" src="http://www.eylemplani.com/wp-content/uploads/2010/07/Francois%20Truffaut.jpg" alt="" width="300" height="254" /></p>
<p>Bir de işin film yorumu kısmı var. Filmi alıp bazı alanlarıyla veya her alanıyla ayrıntılı olarak incelemek. Türkiye&#8217;de yapılan, eleştiriye daha yakın durarak eleştiri ile yorumun kırması. Film Yorumları daha teorik ve akademiktir. <strong>Tamer Baran</strong>&#8216;ın <strong>Kült Filmler</strong> serisi veya <strong>Kutlukhan Kutlu</strong>&#8216;nun <strong>Günümüz Klasikleri</strong> serileri film yorumlarına güzel örnekler.</p>
<p>İki türün kırması ile eleştiriler yazınca bazı sorunlar ortaya çıkıyor. <strong>Öncelikle eleştirinin ne zaman okunması gerektiği önemli bir konu</strong>. Zira filme yorum yazılırken spoiler serpiştirmek gayet normalken (zira izleyen kişiye yazıyorsunuz) film eleştirisi hiç spoiler içermemeli, kişi o yazıyı okuyup filmi izleyip izlemeyeceğine karar verecek (verebilir ya da). Dolayısıyla bir karmaşa ortaya çıkıyor. Örneğin Arka Pencere&#8217;nin <strong>Moon</strong> (Ay) filmi için yayımladığı &#8220;<strong>eleştiri</strong>&#8220;den sonra Arka Pencere&#8217;deki <strong>Burak Göral</strong>&#8216;ın eleştirileri dışındaki (spoilerların etrafından sıyrılma konusunda Yüksek Lisansı vardır, ayrıca dünya tatlısı bir insandır, en sevdiğim sinema yazarıdır) güncel film eleştirilerini okumamaya başladım zira kendileri inanılmaz spoiler yuvaları. Filmi izledikten sonra ise sadece sevdiğim yazarların fikirlerini görmek için zaman zaman okuyorum.</p>
<p>Tabii bir de tamamen film teorisi olayı var. Bu tamamen başka bir şey. Fransız Yeni Dalgacıları&#8217;nın geldiği ekol de bu ekole giriyor azıcık, eleştiriden yoruma ve teoriye, hele konu Bazin&#8217;se direkt teoriye. Tabii ki o başka bir dünya. Hitchcock/Truffaut&#8217;yu okuyup da Truffaut&#8217;ya hayran kalmamak elde mi?</p>
<p>Acaba bu film yorumu yerine film analizi mi demek gerekli? Hatta o da ayrı bir şey mi acaba, şöyle yorum ile teori arasında.. Kafam çok karıştı, çok dallı budaklı bir konu.. İlerde belki tekrar döneriz..</p>
<img src="http://www.eylemplani.com/?ak_action=api_record_view&id=1236&type=feed" alt="" /><h3  class="related_post_title">Bunlar da ilginizi çekebilir</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://www.eylemplani.com/2009/12/ideal-populer-film/" title="Türk Sineması 3: İdeal Popüler Film">Türk Sineması 3: İdeal Popüler Film</a> (8)<br /><small>Türk Sineması Üzerine Düşünceler 1 ve 2 adlı yazılarda, Türk Sineması hakkı...</small></li><li><a href="http://www.eylemplani.com/2009/10/sapak-ve-turkiyede-kisa-film/" title="Sapak ve Türkiye&#039;de Kısa Film">Sapak ve Türkiye&#039;de Kısa Film</a> (2)<br /><small>Filmi izlemek için tıklayın. İzlemeden yazının geri kalanını okursanız ben ...</small></li><li><a href="http://www.eylemplani.com/2010/07/2010da-simdilik-neler-buldum/" title="2010′da (şimdilik) neler buldum?">2010′da (şimdilik) neler buldum?</a> (3)<br /><small>Kısa bir duyurunun ardından yazımıza geçeceğiz: Blogun artık bir Facebook g...</small></li><li><a href="http://www.eylemplani.com/2010/07/woody/" title="Woody">Woody</a> (7)<br /><small>Woody Allen ile yıldızım hiçbir zaman barışmadı. İzlediğim filmlerinden her...</small></li></ul><div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?a=4luYNfQHx0c:LM5eLHUtdzs:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?a=4luYNfQHx0c:LM5eLHUtdzs:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?i=4luYNfQHx0c:LM5eLHUtdzs:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?a=4luYNfQHx0c:LM5eLHUtdzs:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/eylemplani/~4/4luYNfQHx0c" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eylemplani.com/2010/07/film-elestirisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.eylemplani.com/2010/07/film-elestirisi/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Woody</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/eylemplani/~3/8M1-PyRb-pA/</link>
		<comments>http://www.eylemplani.com/2010/07/woody/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Jul 2010 15:07:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Düd</dc:creator>
				<category><![CDATA[Görsel Sanatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Film Yorumları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eylemplani.com/?p=1215</guid>
		<description><![CDATA[Woody Allen ile yıldızım hiçbir zaman barışmadı. İzlediğim filmlerinden her zaman fazlasıyla keyif aldım, o kadar. Özellikle her daim nevrotik ve her filmde az çok aynı olan karakteri beni her zaman filmlerinden soğutmuştur (ki benim ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.imdb.com/name/nm0000095/" target="_blank">Woody Allen</a></strong> ile yıldızım hiçbir zaman barışmadı. İzlediğim filmlerinden her zaman fazlasıyla keyif aldım, o kadar. Özellikle her daim nevrotik ve her filmde az çok aynı olan karakteri beni her zaman filmlerinden soğutmuştur (ki benim aksime bu oyunculuğunu çok sevenler de var) (<strong>Zelig</strong>&#8216;in yeri her zaman ayrı, o başka). Kendisini her zaman bir sinemacıdan çok felsefeci olarak görmemin de bunda etkisi var. Filmlerinde daima düşündüren zekâ dolu diyaloglar ve &#8220;<em><a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=oneliner&amp;nr=y&amp;pt=one+liner" target="_blank">one-liner</a></em>&#8220;lar gırla gider. Ancak filmlerinde bunlardan öte bir şeyi bugüne kadar yakalyamadım, yakalayanların yazdıklarını okudum, onlar da anlamlı gelmedi. Yani özetle bugüne kadar Allen&#8217;ı hep zeki bir düşünür ve eğlenceli ancak ortalamayı fazla aşamayan filmler çeken bir entelektüel olarak gördüm. Bunu öyle orta yerde söylemek kolay değil, hayranları hemen kafanıza kafanıza vurmaya başlıyor. Ne mutlu bana ki geçtiğimiz haftalarda Allen da kendi kariyeriyle ilgili benzer fikirlere sahip olduğunu açıkladı, ben de rahatladım.</p>
<p><span id="more-1215"></span></p>
<p><img class="alignleft" src="http://www.eylemplani.com/wp-content/uploads/2010/07/woody-allen.jpg" alt="" width="210" height="280" />Şimdi yukarıdaki yorumu biraz daha açayım.</p>
<p>Öncelikle şunu belirtmekte yarar var: Kendisinin sadece 13 filmini izledim. Herhangi bir yönetmenin 13 filmini izlemek aslında büyük bir başarı ancak sözkonusu 40ın üzerinde film yönetmiş biri olunca sayı biraz az gibi görünüyor. Ama filmler doğru seçilmişse en azından genel bir fikir yürütme açısından sayı yeterli olabiliyor. Tabii ki bu başka filmlerini izlemeyeceğim demek değil, sırada çok merak ettiğim birkaç filmi var, onları da en kısa zamanda izleyeceğim.</p>
<p>Şimdi yorumu açalım: <strong>Kendisi gerçekten de iyi bir senarist</strong>.<strong> Filmlerinin tempoları ve akışı her zaman sorunsuz</strong>. Ancak filmlerinde senaryoları dışında herhangi özel bir şey var mı (sinema anlamında soruyorum)? Ben henüz göremedim. Her şey gayet ortalama ve yeterli. Tabii <strong>Zelig</strong>, <strong>Deconstructing Harry</strong> vs. gibi başyapıtlarını ayrı tutuyorum.</p>
<p>Yani <strong>genelde</strong> gayet ortalama filmler çeken bir yönetmenin yerlere göklere sığdırılamaması bana biraz garip geliyor. Kendisiyle yıldızımın barışmama sebebi de bu, tabii üstüne bir de beni inanılmaz rahatsız eden oyunculuğu da eklenince ipler kopuyor. <strong>Dolayısıyla son 10 yılda çektiği filmlerle çok daha barışığım, onları daha çok seviyorum. </strong>Hem kendisi oynamıyor, hem de ortalama bulunan bu filmlerini ben gayet seviyorum. En azından bunları izledikten sonra sinemasal bir tatmin alıyorum.  Al sana çelişki.</p>
<p><strong>Whatever Works</strong>&#8216;ü izlediğimde &#8220;<em>aaa bak Woody eski filmlerine dönmeye çalışıyor, kendi oynamayınca ne de güzel oluyormuş</em>&#8221; dedim ki zaten sonradan senaryonun 70lerden kalma olduğunu öğrendim. Keşke hiçbir zaman kendisi oynamasaymış.</p>
<p>Neyse şimdi benim dediklerimi bırakalım da kendisi ne demiş ona gelelim. Whatever Works&#8217;ün İngiltere galası sırasında London Times&#8217;a verdiği röportajda kendisi özetle şöyle demiş: &#8220;<em><strong>Daha iyisini yapabilirdim</strong></em>&#8220;. <strong>Gel Woody&#8217;ciğim, ağzını öpeceğim</strong>. Hatta utanmadan direkt dediklerini koyayım:</p>
<blockquote><p>&#8220;<em>I&#8217;ve squandered an opportunity that people would kill for&#8211;I have had complete artistic freedom. Other directors don&#8217;t get that in their lifetime.<strong> I have a very poor record given the opportunities I&#8217;ve had</strong>. Out of 40 films I should have 30 masterpieces, eight noble failures and two embarrassments, but it hasn&#8217;t worked out that way. Many of the films are enjoyable by the mean standards of movies, but look at what has been accomplished by people who have done beautiful things — Kurosawa, Bergman, Fellini, Bunuel, Truffaut — and then look at my films. I have squandered my opportunities and I have nobody to blame but myself.</em>&#8220;</p>
</blockquote>
<p><strong>Türkçe meali (kabaca)</strong>: Pek çok insanın ömründe elde edemeyeceği yaratıcı özgürlüğü telef ettim, kariyerim boyunca yaratıcılık anlamında tamamen özgürdüm, ancak bu özgürlüğü göz önüne aldığımızda çok zayıf bir filmografim var. 40 filmimin 30u başyapıt olmalıydı. Pek çok filmim standartlara göre keyif veren filmler ancak bir <em>Kurosawa, Bergman, Fellini, Bunuel, Truffaut&#8217;</em>nun filmlerine bakın, sonra da benimkilere. Olanaklarımı bok ettim ve kendimden başka suçlayacak hiçkimse de yok.</p>
<p>Bu laflardan sonra söyleyecek pek bir şey kalmıyor. Tabii ki Allen&#8217;ın kendisine biraz fazla yüklendiğinde de bir gerçek (30 başyapıt ne ya), ancak dediklerini de göz önüne alınca fazla abartmadığı da oratada. Tüm bu olanaklara sahip birinden insan çok daha muazzam başarılar bekliyor. Ha bazıları &#8220;<em>e var başarıları zaten</em>&#8221; diyecektir, bilmiyorum. İyi bir sinemacı evet ama dediğim gibi bence abartılıyor. Bunu şöyle açabilirim sanırım, <strong>Scorsese</strong>&#8216;ye &#8220;<em>Bir sonraki Scorsese&#8217;yi nerede arayalım?</em>&#8221; dediklerinde (soruya bak) &#8220;<em><strong>Rushmore</strong>&#8216;un genç yönetmeni <strong>Wes Anderson</strong>&#8216;a bakın</em>&#8221; demesi boşuna değil. Wes Anderson filmleri izlerken aldığınız tatmini ve gördüğünüz yönetmenlik başarısını ben Allen filmlerinin büyük kısmında tatmıyorum/görmüyorum. Seviyorum, başarılı buluyorum, orada bitiyor. Tabii bu yine zevk renk meselesi (Anderson&#8217;a tapıyor olmam görüşümü bulandırıyor olabilir).</p>
<p>Yine de<strong> bu yaşta ve statüde olan bir insanın böyle bir özeleştiriyi yapabilmesi inanılmaz güzel bir şey</strong>. Şu kadar yıldır ısınamadığım adama bu açıklamadan sonra ısındım dersem yalan olmaz. Keşke her yönetmen bu cesareti gösterebilse.</p>
<p><strong>Kendisi şu aşağıdaki lafı da ettikten sonra en sevdiği 6 filmini sıralamış.</strong></p>
<p>&#8220;<em>You aspired to greatness when you were younger, but either through lack of industry or lack of discipline or simply lack of genius you didn&#8217;t achieve greatness. The years go by and you realize: &#8216;<strong>I&#8217;m this mid-level guy. I did the best I could</strong></em>.&#8217;&#8221;</p>
<p>Şu da liste, çok fena bir liste değil ama daha iyi filmleri de var sanki:</p>
<blockquote><p><strong>Purple Rose of Cairo<br />
Match Point<br />
Bullets Over Broadway<br />
Zelig<br />
Husbands and Wives<br />
Vicky Cristina Barcelona</strong></p>
</blockquote>
<p>Hayranları bize söylesin, var mı daha iyileri? Ya da sizin ilk altınız nedir (ilk 6 ne ya, önce onu bulmak lazım)?</p>
<p>Kaynak: <a href=" http://www.joblo.com/index.php?id=32826 " target="_blank">Joblo</a></p>
<img src="http://www.eylemplani.com/?ak_action=api_record_view&id=1215&type=feed" alt="" /><h3  class="related_post_title">Bunlar da ilginizi çekebilir</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://www.eylemplani.com/2010/07/2010da-simdilik-neler-buldum/" title="2010′da (şimdilik) neler buldum?">2010′da (şimdilik) neler buldum?</a> (3)<br /><small>Kısa bir duyurunun ardından yazımıza geçeceğiz: Blogun artık bir Facebook g...</small></li><li><a href="http://www.eylemplani.com/2010/07/film-elestirisi/" title="Film Eleştirisi">Film Eleştirisi</a> (9)<br /><small>Çok tartışmalı bir konu ile yeniden aranızdayım a dostlar. Hoş gerçi nerede...</small></li><li><a href="http://www.eylemplani.com/2010/06/belgesel-tavsiyeleri/" title="Belgesel Tavsiyeleri">Belgesel Tavsiyeleri</a> (3)<br /><small>Bu yazının giriş kısmını uzun zaman önce, Belgesel İzleme Sanatı'nı yazdığı...</small></li><li><a href="http://www.eylemplani.com/2010/06/vavien/" title="Vavien">Vavien</a> (2)<br /><small>Vavien'i ilk olarak vizyonda olduğu dönemde sinemada izlemiştim. Taylan Bir...</small></li></ul><div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?a=8M1-PyRb-pA:QAHIjdfPfjU:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?a=8M1-PyRb-pA:QAHIjdfPfjU:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?i=8M1-PyRb-pA:QAHIjdfPfjU:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?a=8M1-PyRb-pA:QAHIjdfPfjU:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/eylemplani/~4/8M1-PyRb-pA" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eylemplani.com/2010/07/woody/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.eylemplani.com/2010/07/woody/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Belgesel Tavsiyeleri</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/eylemplani/~3/KI_SRb9UPlU/</link>
		<comments>http://www.eylemplani.com/2010/06/belgesel-tavsiyeleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Jun 2010 21:56:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Düd</dc:creator>
				<category><![CDATA[Görsel Sanatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Film Yorumları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eylemplani.com/?p=764</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazının giriş kısmını uzun zaman önce, Belgesel İzleme Sanatı&#8216;nı yazdığım sırada yazmıştım. O yazıyı şöyle bitirmiştim:
Efendim bir de bu sınıfların dışında kalan kişisel veya konu tabanlı diyebileceğimiz belgeseller var. &#8230; o belgesellerden de bahsetmeyi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazının giriş kısmını uzun zaman önce, <a href="http://www.eylemplani.com/belgesel-izleme-sanati/" target="_blank">Belgesel İzleme Sanatı</a>&#8216;nı yazdığım sırada yazmıştım. O yazıyı şöyle bitirmiştim:</p>
<blockquote><p>Efendim bir de bu sınıfların dışında kalan kişisel veya konu tabanlı diyebileceğimiz belgeseller var. &#8230; o belgesellerden de bahsetmeyi planlarken yazının aşırı uzadığını ve benim daha bahsetmek istediğim belgesellerin anca çeyreğinden bahsettiğimi farkettim. Bu nedenle o kısmı başka bir yazı olarak ayırdım. Üşenmez de bitirirsem başka bir yazıda da belgesel tavsiyelerim ile huzurunuzda olacağım efendim. Uzun zamandır yazı sözü vermiyordum, nostalji oldum.</p></blockquote>
<p>Uzun zamandan sonra söz verdiğim bir yazıyı yazıyorum! Ben bile hayretler içerisindeyim. Ancak tabii ki bu yazıya başlamadan önce diğer yazıyı okumanızda yarar var. Zaten bu fazla uzun bir yazı olmayacak (hehe, yalan oldu bu yine).</p>
<p><span id="more-764"></span></p>
<p>Belgesel tavsiyeleri yazmaya kalkarsam blogun en uzun yazısını yazmam gerekeceğini farkettim. Zira her film hakkında az çok bir şeyler karalamak istiyorum ve bu şu an için imkânsız gibi bir şey. Dolayısıyla biraz alakasız gibi duran <a href="http://www.eylemplani.com/belgesel-izleme-sanati/" target="_blank">Belgesel İzleme Sanatı</a>&#8216;nı yazarken yazdığım kısım ile başlıyorum (o yazıyı <span style="text-decoration: line-through;">tekrar</span> okumak için bir sebep daha), sonrasında ise sizin üşenmeyip hazırladığımı sanacağınız, oysa ki <a href="http://www.criticker.com" target="_blank">Criticker</a>&#8216;ın bana 10 saniyede sunduğu &#8220;<em>izlediğim belgeseller ve onlara verdiğim notlar</em>&#8221; adlı çalışmayı bulacaksınız (size güzellik olsun diye konularına da ufaktan değindim, kızardınız sonra). İzlenmesi gerekenler hakkında yazmak istiyordum ama çoklar, kalın harflerle yazılanları kesinlikle izlemenizi tavsiye edeceğim. Notlara takılmayın, onlar bana filmin hissettirdiği duygularla alakalı şeyler. Örneğin Inconvinient Truth&#8217;un aslında bu listede olmaması lazım, kendisi bir belgesel değil Al Gore reklamı. Dolasıyla da notu 40.</p>
<p>Ya yine uzattık.. Buyrun:</p>
<p><strong>Kişisel Belgeseller</strong></p>
<p><strong><img class="alignleft" src="/wp-content/uploads/2010/01/DearZachary.jpg" alt="" width="250" height="336" /> </strong></p>
<p>(<a href="http://www.eylemplani.com/belgesel-izleme-sanati/" target="_blank">Belgesel İzleme Sanatı</a>&#8216;ndan devam:) Bir de politik yanlış/doğru içermeyen, sadece bazı şeyleri olduğu gibi anlatan belgeseller var. Bu türü nasıl açıklarım bilemedim, o nedenle sadece bazı örnek belgeseller yazacağım sadece.</p>
<p><strong><a href="http://www.imdb.com/title/tt1152758/">Dear Zachary: A Letter to a Son About His Father</a></strong> izlemesi gerçekten yürek isteyen bir belgesel. İzledikten 2 gün sonra bile aklıma gelince beni gözyaşlarına boğabilen bir film. Konusu ise şu: en yakın arkadaşı cinayete kurban giden bir adam, ölen arkadaşının yeni doğmuş çocuğuna, babasını tanıyabilmesi için babasıyla ilgili bir belgesel hazırlamaya başlıyor. Ancak film öyle yerlere gidiyor ki, hakkında hiçbir şey okumadan (benim yaptığım gibi) oturun ve darmadağın, kıpkırmızı gözlerle paramparça olmuş bir ruh haliyle 2 3 gün sürünün. Böyle duygu yüklü bir film kendisi, bak yine daldım, yazıyı unuttum. Öhöm. Evet, bu aşırı duygu dolu inanılmaz acıklı belgesel Kişisel Belgesel sınıfına giriyor diyeceğim ancak ortalardan sonra cinayet olayından dolayı biraz adalet sistemine de sarıyor. Yine de genel olarak kişisel bir belgesel. Yalnız tekrar uyarıyorum, kesinlikle psikolojinizin kötü olduğu bir dönemde izlemeyin.</p>
<p>Kişisel belgesellere bir diğer örneğim <a href="http://www.imdb.com/title/tt0110057/"><strong>Hoop Dreams</strong></a>. Bu bol ödüllü <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/National_Film_Registry">National Film Registry</a>&#8216;e de dahil edilmiş belgesel, 2 lise öğrencisi zenci gencin bir basketbol kariyerine sahip olabilmek için yaptıklarını uzun bir zaman çerçevesinde takip ediyor. Gerçekten büyük heyecan ve merakla insanı koltuğa çivilemeyi başaran kişisel bir belgesel.</p>
<p>Kişisel belgesellerin sinema tarihindeki en muhteşem eseri ise tahminimce <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Up_Series"><strong>Up Serisi</strong></a>&#8216;dir (tahminimce çünkü henüz hiçbirini izleyemedim (güncel not: hâlen daha da izlemedim, böyle yüzsüzlük olmaz)). İlki 1964 yılında çekilen bu serinin konusu şu şekilde: Belgesel,<strong> farklı ekonomik sınıflarda bulunan 7 yaşındaki 14 İngiliz çocuğun hayatını anlatıyor. Hayatını diyorsak gerçekten de hayatını anlatıyor çünkü seri hâlen daha devam etmekte. </strong> 7 yılda bir bu 14 kişinin (katılmaya devam edenlerinin) hayatı çekilmeye devam ediyor. Böylece ekonomik sınıfın hayat üzerindeki etkisi araştırıyolar. Belgeselin şimdilik son ayağı 56 Up, önümüzdeki 2 yıl içerisinde çıkmış olacak. Ben de o gelmeden hepsini izleyeceğim umarım. Bu arada serinin ondan fazla ülkede de o ülkenin çocuklarıyla çekilen sürümleri var ve pek çoğu günümüzde devam ediyor.</p>
<p>Bir diğer örnek <a href="http://www.imdb.com/title/tt0814075/"><strong>Deliver Us From Evil</strong></a>. Pedofil bir rahibin 30 yıldan uzun süre boyunca 100 den fazla çocukla (en büyüğü 13 yaşında) girdiği uygunsuz ilişkileri ve Vatikan&#8217;ın bu durum karşısındaki vurdumduymazlığını anlatan belgesel, son demlerine doğru tarafsızlığını biraz kaybetse de &#8230;</p>
<p>Burada yazmayı bırakmışım. Şöyle bitirelim: &#8230; tarafsızlığını biraz kaybetse de güzel bir belgesel.  Din kurumların çürümüşlüğünü güzelce özetliyor.</p>
<p>-</p>
<p>-</p>
<p>Derin nefeeeeees&#8230; Fuuuu, oh be.</p>
<p>Şimdi gelelim izlediklerime ve aralarından tavsiye edeceklerime.</p>
<p>Format: <strong><span style="text-decoration: underline;">Film Adı </span></strong>- (Yapım Yılı) &#8211; Verdiğim Not (anlamsız) &#8211; *: Varsa daha önce blogda adının geçtiği yazı &#8211; <em>Kısaca konusu </em></p>
<p style="text-align: left;"><strong><span style="text-decoration: underline;">A Crude Awakening: The Oil Crash</span></strong> (2006) 	85 <a href="http://www.eylemplani.com/bu-bir-veda-mektubudur/" target="_blank">*</a>: <em>Birkaç on yıl içerisinde yaşanacak petrol krizi ve etkileri</em><br />
<strong><span style="text-decoration: underline;">Heima</span></strong> (2007) 85 <a href="http://www.eylemplani.com/yalniz-ruhlar-icin-muzik/" target="_blank">*</a>: <em>Dünyanın en muhteşem müzik belgeseli</em><br />
<strong><span style="text-decoration: underline;">F for Fake</span></strong> (1974) 	80: <em>Welles üstaddan sinema üzerine saçmalamaca</em></p>
<p style="text-align: left;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Born Into Brothels</strong><strong>: Calcutta&#8217;s Red Light Kids</strong></span> (2004) 	75: <em>Calcutta&#8217;da fuhuşa zorlanan çocukları fotoğraf ile kurtarma çabası</em><br />
<strong><span style="text-decoration: underline;">Burma VJ: Reporting from a Closed Country</span></strong> (2008) 	75: <em>Kapalı ülke Burma&#8217;da yaşananları dünyaya aktarmaya çalışan insanların hikâyesi </em><br />
<span style="text-decoration: underline;"><strong>Capturing the Friedmans</strong> </span>(2003) 	75: <em>Çok ilginç bir aile belgeseli</em><br />
<strong><span style="text-decoration: underline;">The Cove</span></strong> (2009) 	75: <em>Duymayan kalmadı artık sanırım, yunus katliamları üzerine bir belgesel</em><br />
<strong><span style="text-decoration: underline;">Dear Zachary: A Letter to a Son About His Father</span></strong> (2008) 	75: <em>Yukarıda yazdık</em><br />
<strong><span style="text-decoration: underline;">Fuck</span></strong> (2005) 	75:<em> Fuck kelimesi üzerine müthiş bir belgesel</em><br />
<strong><span style="text-decoration: underline;">Hoop Dreams</span></strong> (1994) 	75: <em>Y</em><em>ukarıda değindik</em><br />
<strong><span style="text-decoration: underline;">Jesus Camp</span></strong> (2006) 	75: <em>Önceki yazıda değindik</em><br />
<strong><span style="text-decoration: underline;">Visions of Light</span></strong> (1992) 	75: <em>Görüntü yönetimi üzerine, görüntü yönetmenleri ile yapılan röportajlar, ufuk açıcı bir belgesel</em></p>
<p style="text-align: left;"><strong><span style="text-decoration: underline;">The Cutting Edge: The Magic of Movie Editing</span></strong> (2004) 	70: <em>Kurgu üzerine kurgucular ile yapılan röportajlar</em><br />
<strong><span style="text-decoration: underline;">Deliver Us from Evil</span></strong> (2006) 	70:<em> Yukarıda</em><br />
<span style="text-decoration: underline;">The Fog of War</span> (2003) 	70<br />
<span style="text-decoration: underline;">Global Metal </span>(2008) 	70<br />
<span style="text-decoration: underline;">Grizzly Man</span> (2005) 	70<br />
<span style="text-decoration: underline;">Man on Wire</span> (2008) 	70<br />
<span style="text-decoration: underline;">Mustafa</span> (2008) 	70<br />
<span style="text-decoration: underline;">Religulous</span> (2008) 	70<br />
<strong><span style="text-decoration: underline;">Taxi to the Dark Side</span></strong> (2007) 	70: <em>Guantanamo Bay&#8217;deki işkence olaylarını tarafsız bir şekilde anlatan etkileyici bir belgesel</em><br />
<strong><span style="text-decoration: underline;">This Film Is Not Yet Rated</span></strong> (2006) 	70: <em>Holivud&#8217;da filmlerin yaş sınıflandırmasının perde arkası, olanları görünce siz de şaşıracaksınız!</em><br />
<span style="text-decoration: underline;">Waltz with Bashir</span> (2008) 	70</p>
<p style="text-align: left;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Bigger, Stronger, Faster*</span></strong> (2008) 	65: <em>Steroid kullanımı üzerine kişisel ve düşündürücü bir belgesel</em><br />
<span style="text-decoration: underline;">In the Shadow of the Moon</span> (2007) 	65<br />
<strong><span style="text-decoration: underline;">The King of Kong: A Fistful of Quarters</span></strong> (2007) 	65: <em>İzleyeceğiniz en garip belgesellerden biri olabilir, Super Mario arcade&#8217;inde dünya şampiyonu olmaya çalışan bir aile babasının hikâyesi ve başına gelen inanılmaz entrikalar..</em><br />
<strong><span style="text-decoration: underline;">Lost In La Mancha</span></strong> (2002) 	65: <em>Terry Gilliam&#8217;ın Don Kişot&#8217;u çekmeye çalışırken başına gelenler, göz yaşartır. Ne mutlu ki Don Kişot&#8217;un çekimleri tekrardan başlamak üzere. </em><br />
<span style="text-decoration: underline;">Metal: A Headbanger&#8217;s Journey</span> (2005) 	65<br />
<span style="text-decoration: underline;">Monster Camp</span> (2007) 	65<br />
<span style="text-decoration: underline;"><strong>My Kid Could Paint That</strong> </span>(2007) 	65:<em> Çocuk yaştaki ressam, gerçek mi sahte mi?</em><br />
<span style="text-decoration: underline;">Sicko</span> (2007) 	65<br />
<span style="text-decoration: underline;">Super High Me</span> (2007) 	65<br />
<strong><span style="text-decoration: underline;">The U.S. vs. John Lennon</span></strong> (2006) 	65: <em>Amerika&#8217;nın Lennon korkusu!</em><br />
<span style="text-decoration: underline;">Where in the World Is Osama Bin Laden?</span> (2008) 	65</p>
<p style="text-align: left;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Anvil! The Story of Anvil</span></strong> (2009) 	60<em>: İnanılmaz garip bir yaşam öyküsü, efsane olmanın eşiğinden dönen Anvil elemanlarının günümüzdeki hayatı.. Yer yer acıklı ve kesinlikle çok garip..</em><br />
<span style="text-decoration: underline;">The Five Obstructions </span>(2003) 	60<br />
<strong><span style="text-decoration: underline;">King Corn</span></strong> (2007) 	60: <em>Amerikan toplumunun neden tamamen mısırdan oluştuğunu anlatan, ekonomik altyapısnın nasıl kurulduğunu da gösteren kişisel ve ilginç bir yapım.</em><br />
<span style="text-decoration: underline;">Murderball</span> (2005) 	60<br />
<span style="text-decoration: underline;">2 Dil Bir Bavul</span> (2008) 	60<br />
<span style="text-decoration: underline;"><strong>Small Town Gay Bar</strong> </span>(2006) 	60: <em>Eşcinsellerin yaşadıkları zorlukları daha iyi anlayabilmek için</em><br />
<span style="text-decoration: underline;">Spellbound</span> (2002) 	60<br />
<span style="text-decoration: underline;">Super Size Me</span> (2004) 	60<br />
<span style="text-decoration: underline;"><strong>War Photographer</strong> </span>(2001) 	60: <em>Savaş fotoğrafçısı James Nachtwey hayatından bir kesit. İnanılmaz etkileyici.</em><br />
<span style="text-decoration: underline;"><strong>What the #$*! Do We Know?!</strong> </span>(2004) 	60: <em>Ufuk genişletmeye son derece uygun, kuantumdan normal fiziğe, alt üst eder..</em><br />
<strong><span style="text-decoration: underline;">Who Killed the Electric Car?</span></strong> (2006) 	60: <em>Petrolcülerin elektrikli araba düşmanlığı! Korkunç</em></p>
<p style="text-align: left;"><span style="text-decoration: underline;">Life After People</span> (2008) 	55<br />
<span style="text-decoration: underline;">Punk: Attitude</span> (2005) 	55<br />
<span style="text-decoration: underline;">Screaming Masterpiece</span> (2005) 	55</p>
<p style="text-align: left;"><span style="text-decoration: underline;">An Inconvenient Truth</span> (2006) 	40</p>
<p style="text-align: left;">Gördüğünüz gibi çok sevdiğim belgeseller izlemişim ve hepsi hakkında da konuşmak istiyorum ama ne kadar geveze olduğumu da biliyorsunuz. Olmayacak o iş o nedenle : (. Neyse, ben tavsiyelerimi yaptım ve yenilerini izlemek için yola koyuluyorum. Bir iki tanesini seçer de izlerseniz ne ala. Üşenmez de siz de &#8220;<em>şu şu belgesel güzel bence bir izle</em>&#8221; derseniz bu blog da azıcık amacına hizmet etmiş olur, şu insanı mutlu etmiş olursunuz.</p>
<img src="http://www.eylemplani.com/?ak_action=api_record_view&id=764&type=feed" alt="" /><h3  class="related_post_title">Bunlar da ilginizi çekebilir</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://www.eylemplani.com/2010/07/2010da-simdilik-neler-buldum/" title="2010′da (şimdilik) neler buldum?">2010′da (şimdilik) neler buldum?</a> (3)<br /><small>Kısa bir duyurunun ardından yazımıza geçeceğiz: Blogun artık bir Facebook g...</small></li><li><a href="http://www.eylemplani.com/2010/07/film-elestirisi/" title="Film Eleştirisi">Film Eleştirisi</a> (9)<br /><small>Çok tartışmalı bir konu ile yeniden aranızdayım a dostlar. Hoş gerçi nerede...</small></li><li><a href="http://www.eylemplani.com/2010/07/woody/" title="Woody">Woody</a> (7)<br /><small>Woody Allen ile yıldızım hiçbir zaman barışmadı. İzlediğim filmlerinden her...</small></li><li><a href="http://www.eylemplani.com/2010/06/vavien/" title="Vavien">Vavien</a> (2)<br /><small>Vavien'i ilk olarak vizyonda olduğu dönemde sinemada izlemiştim. Taylan Bir...</small></li></ul><div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?a=KI_SRb9UPlU:MkNG0XYV_iM:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?a=KI_SRb9UPlU:MkNG0XYV_iM:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?i=KI_SRb9UPlU:MkNG0XYV_iM:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?a=KI_SRb9UPlU:MkNG0XYV_iM:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/eylemplani/~4/KI_SRb9UPlU" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eylemplani.com/2010/06/belgesel-tavsiyeleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.eylemplani.com/2010/06/belgesel-tavsiyeleri/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Kurgu ve Kadraj</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/eylemplani/~3/Ox12bfa0X9E/</link>
		<comments>http://www.eylemplani.com/2010/06/kurgu-ve-kadraj/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Jun 2010 18:22:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Düd</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgi Paylaşımı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitimler]]></category>
		<category><![CDATA[Görüntü]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema 101]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eylemplani.com/?p=1170</guid>
		<description><![CDATA[Yazının adı çok boktan biliyorum ama 10 dk. ad aradım bulamadım. Kusura bakmayın.
Asri Zamanlar yazısında zaman içerisinde değişen kurgu, kurgu temposu ve teorik anlayışlardan bahsetmiştim. Bugün 2009 yapımı Exam adlı tek odada geçen bir filmi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yazının adı çok boktan biliyorum ama 10 dk. ad aradım bulamadım. Kusura bakmayın.</p>
<p><a href="http://www.eylemplani.com/asri-zamanlar/" target="_blank">Asri Zamanlar</a> yazısında zaman içerisinde değişen kurgu, kurgu temposu ve teorik anlayışlardan bahsetmiştim. Bugün <strong>2009</strong> yapımı <strong>Exam </strong>adlı tek odada geçen bir filmi izlerken ister istemez aklıma büyük usta <strong>Sidney Lumet</strong>&#8216;nin başyapıtı <strong>12 Angry Men</strong> (12 Kızgın Adam) geldi. <strong>1957</strong> yapımı bu film ile 2009 yapımı Exam (Sınav diye çevirirler herhalde)  filminin ne kadar farklı sinema anlayışları ile çekildiğini belirtmeme gerek yok sanırım. Ancak uzun zamandır <a href="http://www.eylemplani.com/category/bilgi/" target="_blank">Bilgi Paylaşımı</a> da yapmadığımdan, iki filmden görsel örnekler sunarak bu konuya değinmenin güzel olacağını düşündüm. Kesin iyi ettim bence.. Ettim mi? Evet bakalım.</p>
<h6><span id="more-1170"></span><strong>Önemli Not:</strong> Aşağıdaki videolardan 2 tanesi ülkemizin en muhteşem adalet dışı, mantıksız, saçma sapan, gereksiz ve anlamsız hareketlerinden biriyle yasaklanmış bir siteden konulmuşturlar. RTE bile bu sitelere girdiğini söylerken siz bilgisayarınızı girecek şekilde ayarlamadıysanız http://www.ktunnel.com adresine videoların altındaki uzantıları kopyalayıp yapıştırarak videoları izleyebilirsiniz. Sonra da RTE&#8217;ye küfür etmeyi unutmayın.</h6>
<p style="text-align: left;">
<h5 style="text-align: center;"><img title="Kurgudan bahsedip de Easy Rider'a gönderme yapmasam çatlardım." src="http://www.eylemplani.com/wp-content/uploads/2010/06/Easy%20Rider.JPG" alt="" width="450" height="250" /></h5>
<h6 style="text-align: center;">Kurgudan bahsedip de Easy Rider&#8217;a gönderme yapmasam çatlardım.</h6>
<p style="text-align: left;">-<br />
Ne diyorduk? Aşağıda iki filmden de alınmış sahneleri izlemeden önce tam olarak dediklerimi anlayabilmek için kendinize dürüst davranmanız lazım.</p>
<p>İlk video 2009 yapımı Exam&#8217;den geliyor. Herhangi bir şey demeden önce bu sahneyi izleyin. Ama dediğim gibi, kendinize biraz dürüst davranın ve şimdilik bu yazıda bahsettiğim hiçbir şeyi düşünmeyin. Sadece sahneyi izleyin ve atmosfere girmeye çalışın (tam ekran izleyin demek istiyorum, evet).</p>
<p style="text-align: center;">Video şifresi: eylemp<br />
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="400" height="179" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=12797087&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=ff0179&amp;fullscreen=1" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="400" height="179" src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=12797087&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=ff0179&amp;fullscreen=1" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Eveeet, nasıldı? Fazla tempolu geldi mi? Ya da yakın planlar nasıldı? Leone tarzı mı? Herhangi bir şeyden rahatsız oldunuz mu? Dürüst davranmayı başarabildiyseniz, özellikle de çok fazla dizi izliyorsanız bu videoda sıradışı bir şey görmemiş olmanız lazım. Şimdi 1957&#8242;ye dönelim bakalım:</p>
<p style="text-align: center;"><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="480" height="385" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/W8trhBy2DLE&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="385" src="http://www.youtube.com/v/W8trhBy2DLE&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Uzantı: www.youtube.com/watch?v=W8trhBy2DLE</p>
<p>Şimdi bu videoyu da izledikten sonra üşenmezseniz dönüp ilk videoyu bir daha izleyin. Sinema anlayışlarında muazzam farkı rahatlıkla göreceksiniz. <strong>En başta şunu belirteyim, 12 Angry Men çekildiği dönem için bile düşük tempolu bir film</strong>. Yani dönemi için bile bir istisna, ancak anlatmak istediğim konu için gayet uygun.</p>
<p>İki sahne arasında iki çok büyük fark var: <strong>kurgu tempoları (kesme sıklıkları) ve görüntü yönetimi</strong>. Kendi kafamda kurmaya çalıştığım kurgu teorisinde, bir kesmeyi yerine göre iki şeye benzetiyorum:<strong> Göz kırpmak</strong> (Walter Mursch sağolsun) ve <strong>nefes almak</strong>. Kesme, bir bakıma, insanın göz kırpma refleksinin sinemaya yansımasıdır. Karşınızda iki kişi konuşurken birinden diğerine kafanızı çevirirken kendinize engel olmazsanız iki kişi arasındaki boşlukta göz kırptığınızı farkedeceksiniz. Bu aralık gereksizdir, algılanılacak bir şey yoktur, dolayısıyla gözlerinizi kapar ve bilgi alacağınız yerde tekrar açarsınız. İkili diyalog sahnelerinde amorstan amorsa kesmenin mantığı da birebir aynıdır.</p>
<p>Nefes almada ise durum biraz daha farklı. <strong>Kesmeler (veya eksiklikleri) soluk almanıza yardımcı olur ve nefes ritminizi belirler</strong> ancak bu biraz daha farklı ve uzun bir konu. Başka bir yazıda belki hehe.</p>
<p>Sahnelerimize dönersek, Exam&#8217;den alınan sahnede, ölçmedim ama, OPU (<a href="http://www.eylemplani.com/asri-zamanlar/" target="_blank">Asri Zamanlar</a> yazısına bakınız) 2 saniyenin altında. Oysa 12 Angry Men&#8217;e baktığımızda, baştaki 3 4 sn.lik planların ardından gelen bir plan sekans görüyoruz. Şimdi senaryoları çok farklı iki filmden bahsettiğimizden tek bir sahne örneğiyle bunu anlatmak doğru değil zira demek istediğimi tam vermiyor. Ancak bu da detaylı bir yazı değil, temel fikri kavramanız yeterli. Kavradınız umarım.</p>
<p>Kurgudan başka bir şeye dikkat ettiniz mi bilmiyorum ama çok önemli bir fark daha var, o da kadrajlama, görüntü yönetimi veya adına ne demek isterseniz o. 12 Angry Men&#8217;den alınan sahne filmin başlarından, <strong>geniş ve ferah açılar içeriyor, bir kadrajda neredeyse her zaman birden fazla insan var, bel plandan daha yakın bir plan yok</strong> (<a href="http://www.eylemplani.com/sinema-101-ders-4-temel-ailarplanlarkadrajlar/" target="_blank">plan türleri</a>) vs. vs.. Exam&#8217;e geldiğimizde ise <strong>bel plandan daha geniş bir plan görmekte zorlanıyoruz</strong>. Neredeyse tamamı yakın plan (Leone stayla). Burada televizyonun sinema üzerindeki etkisini/baskısını görmek mümkün. <strong>Televizyon ekranları küçük olduğundan (eskiden) duyguları genel planlarda vermek zordur, gerçi genel planda duygu vermek her türlü zordur, dolayısıyla yakın ve aşırı yakın planlara daha fazla başvurulur</strong>. Zamanın gerekliliği seyircide alışkanlığa dönüşünce sinemada da bir standart haline gelmeye başladı. Abartıldığı zaman üzücü sonuçlar doğuruyor (örneğin <a href="http://www.eylemplani.com/ejder-kapani/" target="_blank">Ejder Kapanı</a>).</p>
<p>Bunlar dışında dikkat edilebilecek başka ufak detaylar da var ancak en büyük ve önemli farklar bu iki alanda yatıyor. İki etki birleştiği zaman yıllar içerisinde sinema anlayışının da ne kadar değiştiğini görmek kolaylaşıyor.</p>
<p>Uzun zamandan sonra bir bilgi paylaşımı yapmayı başardım sonunda, cümlemize hayırlı olsun. Yazıyı 12 Angry Men&#8217;den muhteşem bir sahne ile bitiyorum efendim. Sağlıcakla..</p>
<p style="text-align: center;"><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="480" height="385" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/gTDhgR3p12w&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="385" src="http://www.youtube.com/v/gTDhgR3p12w&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p style="text-align: left;">Uzantı: www.youtube.com/watch?v=gTDhgR3p12w</p>
<img src="http://www.eylemplani.com/?ak_action=api_record_view&id=1170&type=feed" alt="" /><h3  class="related_post_title">Bunlar da ilginizi çekebilir</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://www.eylemplani.com/2009/09/ayrinti-ve-ara-planlar/" title="Sinema 101, Ders 3: Ayrıntı ve Ara Planlar">Sinema 101, Ders 3: Ayrıntı ve Ara Planlar</a> (5)<br /><small>Not: Bu yazının düzenlenmiş haline buradaki derlemeden ulaşabilirsiniz.

Ül...</small></li><li><a href="http://www.eylemplani.com/2009/09/sinema-101-ders-2-13-kurali-ve-kompozisyonda-altin-oran-2/" title="Sinema 101, Ders 2: 1/3 Kuralı ve Kompozisyonda Altın Oran">Sinema 101, Ders 2: 1/3 Kuralı ve Kompozisyonda Altın Oran</a> (7)<br /><small>Not: Bu yazının düzenlenmiş haline buradaki derlemeden ulaşabilirsiniz.

Vi...</small></li><li><a href="http://www.eylemplani.com/2009/09/sinema-101-ders-1-eylem-ekseni-180%c2%b0-ve-30%c2%b0-kurallari-2/" title="Sinema 101, Ders 1: Eylem Ekseni, 180° ve 30° Kuralları">Sinema 101, Ders 1: Eylem Ekseni, 180° ve 30° Kuralları</a> (10)<br /><small>Not: Bu yazının düzenlenmiş haline buradaki derlemeden ulaşabilirsiniz.

Ey...</small></li><li><a href="http://www.eylemplani.com/2010/02/bilgi-paylasimlari-pdf-ve-ozelestiri/" title="Bilgi Paylaşımları PDF ve Özeleştiri">Bilgi Paylaşımları PDF ve Özeleştiri</a> (7)<br /><small>Paylaşıma Ara'da yem atmıştım ama yutan olmadı, ben de kendim yapayım n'apa...</small></li></ul><div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?a=Ox12bfa0X9E:N5gcfho2TAg:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?a=Ox12bfa0X9E:N5gcfho2TAg:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?i=Ox12bfa0X9E:N5gcfho2TAg:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?a=Ox12bfa0X9E:N5gcfho2TAg:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/eylemplani/~4/Ox12bfa0X9E" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eylemplani.com/2010/06/kurgu-ve-kadraj/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.eylemplani.com/2010/06/kurgu-ve-kadraj/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Vavien</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/eylemplani/~3/QMt_61-_8bQ/</link>
		<comments>http://www.eylemplani.com/2010/06/vavien/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jun 2010 19:58:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Düd</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[Görsel Sanatlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eylemplani.com/?p=1159</guid>
		<description><![CDATA[Vavien&#8217;i ilk olarak vizyonda olduğu dönemde sinemada izlemiştim. Taylan Biraderler&#8216;in hayranı ya da takipçisi olmasam da nedense her filmlerini sinemada izlemişim, şimdi farkettim. Neyse, sinemada izleyip büyülendikten sonra, DVDsini de çıktığı hafta alıp ilk hayal ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Vavien&#8217;i ilk olarak vizyonda olduğu dönemde sinemada izlemiştim. <strong>Taylan Biraderler</strong>&#8216;in hayranı ya da takipçisi olmasam da nedense her filmlerini sinemada izlemişim, şimdi farkettim. Neyse, sinemada izleyip büyülendikten sonra, DVDsini de çıktığı hafta alıp ilk hayal kırıklığımı da yaşadım, bu kadar iyi bir film için, belki standartları biraz zorlarlar da ilk kez kaliteli bir Türk Filmi dvdsi görürüz diye ümitlenmiştim, yanıldım, verdiğim paraya da acıdım (Yönetmenin yorumu ve kısa ama amaçsız bir yapım belgesli dışında pek bir şey yok). Neyse dedik bağrımıza bastık, dvdyi oynatıcıya taktık (aldıktan 2 hafta sonra) ve bir tekrar izleyelim şunu bakalım nasılmış dedik.</p>
<p style="text-align: center;"><span id="more-1159"></span><img class="aligncenter" src="http://www.eylemplani.com/wp-content/uploads/2010/05/Vaviens.jpg" alt="" width="470" height="210" /></p>
<h6>Okuyucuya not: Bu yazıyı 1 Haziran&#8217;da yazmışım ama okuyunca neden olduğunu anlayacağınız sebeplerden ötürü yayımlamamıştım. Bu kısır dönemde göndereyim bari dedim.</h6>
<p>Okuyucuya yazıyı okutabilmek için sonda söylenen şeyleri en başta söyleyerek klasik &#8220;<em>aşırı uzun ve gereksiz detaylarla dolu bir Eylem yazısı okuma zahmeti</em>&#8221; sendromundan sizi kurtarma kararı aldım. Film bana sinemadaki seyirde yaşattığı şeylerin üçte birini evde yaşatamadı. Tabii bunun temel sebebi sanırım filmi 2. kez izliyor oluşumdu.</p>
<p>İlk olarak sinemada bana aşırı vurucu gelen bazı sahnelerin evde gayet sıradan göründüğünü farkettim. &#8220;<em>Oha nasıl oynamış?</em>&#8221; dediğim yerlerde gayet normal oyunculuklar, tepine tepine güldüğüm yerlerde ise espri bile olmayan bazı diyaloglar gördüm, ilginçti. Abi karakterinin televizyon karşısında bağlama ile attığı solonun ne işe yaradığını hâlen çözebilmiş değilim. &#8220;<em>Karakteri besliyor</em>&#8221; demeyin, beslemiyor kardeşim.</p>
<p><strong>Binnur Kaya</strong>&#8216;nın oyunculuğu hakkında fikrim değişmedi: Muhteşem. Ancak şöyle bir şey oldu, diğer oyunculukların gayet ortalama olduğunu farkettim. <strong>Engin Günaydın</strong> yer yer bayağı düşmüş, Binnur Kaya döktürdükçe diğer oyunculuklar daha fazla sırıttı gözümde. Asla kötüler diyemem (hoca hanım dışında, o gerçekten kötü), ortalama.</p>
<p>Kurgunun fazla tempolu olduğunu nasıl oldu da evde farkettim, onu hiç anlayamadım. Herhalde sinemada fazlasıyla büyülenmişim ki gözümden kaçmış. Yine de büyük bir eksi diyemeyeceğim, nasıl olsa <a href="http://www.eylemplani.com/asri-zamanlar/" target="_blank">alıştık hızlı kurguya</a>.</p>
<p><strong>Filmi yine çok sevdim</strong>, sadece ilk izlediğim zamanki kadar etkileyici bir film olmadığını belirtmek istedim. İlk izlemede o kadar sevmiştim ki <a href="http://www.eylemplani.com/tskfl/" target="_blank">TSKFL</a>&#8216;de film için &#8220;<em>Neredeyse çekmek istediğim film kupası şu anda bu filmde.</em>&#8221; demiştim, bu lafımı geri aldım. Sadece o kadar, özetle iyi bir film. <strong>Muhteşem bir <a href="http://www.eylemplani.com/ideal-populer-film/" target="_blank">ideal popüler film</a> olduğu gerçek</strong>, daha fazlasına böyle filmle ihtiyacımız var. Ancak filmin gişede pek başarılı olamaması <strong>Taylan Biraderler</strong>&#8216;i de üzmüş olacak ki katıldığım bir söyleşilerinde &#8220;<em>bir daha bu tür bir film çekmeyi düşünmüyoruz</em>&#8221; demeyi uygun görmüş ve beni üzmüşlerdir.</p>
<p>Şimdi çok merak ettiğim bir soru daha var: <strong>Acaba sinemada izlediğimde büyülendiğim bir başka film olan <em>Usta</em> da aklımda kaldığı kadar güzel değil midir</strong>? DVDsini de çıkartmıyorlar ki, dağıtımcıya e-posta atmama rağmen bir cevap alamadım.. Büyük merakla bekliyorum bakalım..</p>
<img src="http://www.eylemplani.com/?ak_action=api_record_view&id=1159&type=feed" alt="" /><h3  class="related_post_title">Bunlar da ilginizi çekebilir</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://www.eylemplani.com/2010/07/2010da-simdilik-neler-buldum/" title="2010′da (şimdilik) neler buldum?">2010′da (şimdilik) neler buldum?</a> (3)<br /><small>Kısa bir duyurunun ardından yazımıza geçeceğiz: Blogun artık bir Facebook g...</small></li><li><a href="http://www.eylemplani.com/2010/07/film-elestirisi/" title="Film Eleştirisi">Film Eleştirisi</a> (9)<br /><small>Çok tartışmalı bir konu ile yeniden aranızdayım a dostlar. Hoş gerçi nerede...</small></li><li><a href="http://www.eylemplani.com/2010/07/woody/" title="Woody">Woody</a> (7)<br /><small>Woody Allen ile yıldızım hiçbir zaman barışmadı. İzlediğim filmlerinden her...</small></li><li><a href="http://www.eylemplani.com/2010/06/belgesel-tavsiyeleri/" title="Belgesel Tavsiyeleri">Belgesel Tavsiyeleri</a> (3)<br /><small>Bu yazının giriş kısmını uzun zaman önce, Belgesel İzleme Sanatı'nı yazdığı...</small></li></ul><div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?a=QMt_61-_8bQ:k1sAh0jZLXc:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?a=QMt_61-_8bQ:k1sAh0jZLXc:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?i=QMt_61-_8bQ:k1sAh0jZLXc:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?a=QMt_61-_8bQ:k1sAh0jZLXc:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/eylemplani/~4/QMt_61-_8bQ" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eylemplani.com/2010/06/vavien/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.eylemplani.com/2010/06/vavien/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Ben bugün bunu gördüm: Ankara</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/eylemplani/~3/_jF4MPIRbWw/</link>
		<comments>http://www.eylemplani.com/2010/05/ben-bugun-bunu-gordum/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 May 2010 23:51:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Düd</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Ve Diğerleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eylemplani.com/?p=1133</guid>
		<description><![CDATA[Bu blogu yeni açtığım dönemlerde benim için dünya artık dünya değil blogosferdi. Her şeyi blog olarak veya bloga yazılabilir şeyler olarak görüyordum. Eylem Planı&#8217;nı özel bir işlev için kurduğumdan, aklıma gelen her konu için ayrı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu blogu yeni açtığım dönemlerde benim için dünya artık dünya değil <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Blogosphere" target="_blank">blogosfer</a>di. Her şeyi blog olarak veya bloga yazılabilir şeyler olarak görüyordum. Eylem Planı&#8217;nı özel bir işlev için kurduğumdan, aklıma gelen her konu için ayrı bir blog açasım vardı. Bunlardan biri de bir gezi bloguydu. Gittiğim gördüğüm yerleri, ki ille de yabancı bir ülke olması şart değil, orada yaşadığım ilginç şeyleri anlattığım bir blog. O dönemler bitirme arazilerim için sık sık Beykoz&#8217;a gidiyordum ve başıma gerçekten de ilginç şeyler geliyordu. Ana fikir oradan geliyor yani.</p>
<p>Efendim sadede gelecek olursam, daha önce de <a href="http://www.eylemplani.com/mutlu/" target="_blank">belirttiğim</a> gibi, artık kişisel bloga döndüğümüzden, bu anıları rahatlıkla burada yazabilirim. Ve hemen de yazıyorum. Döndüğümden günden beri yazmayı planladığım Ankara ve Londra gezileri! Derin nefeeeess&#8230;</p>
<p><span id="more-1133"></span>Ankara. 7 yıldır İstanbul&#8217;da olmama rağmen Ankara&#8217;ya hiç gitmemiştim. 4 milyon lise arkadaşımın orada olması bile bu gerçeği değiştirmiyor. Gitmemişim işte. Ancak 21. Ankara Uluslararası Film Festivali kapsamında düzenlenen Festi-Lab etkinliği hoşuma gidince, acilen hava değişikliğine de ihtiyaç duyduğumdan bir an gaza gelerek &#8220;<em>gidim gidim, eğlenirim kesin</em>&#8221; halet-i ruhiyesine kapılarak gitme kararı aldım. O an çok sevgili <a href="http://vimeo.com/firarland" target="_blank">FGK</a>&#8216;nin de Ankara&#8217;ya gitme planları olduğunu hatırladım. Kendisi birkaç günlüğüne ev kiralamayı da düşünüyordu, ben de hemen yanına yamandım, hiç para ödemeden beleş beleş kaldım evde. Böyle şerefsiz, böyle yüzsüz bir adamım, gerçi orası olmasa arkadaşlarda kalacaktım, çok da şerefsiz değilmişim. Öyle miyim Firo?</p>
<p>Velhasıl ve de kelam, evde kalma karşılığında Firo&#8217;ya bir otobüs bileti ısmarladım (diye hatırlıyorum, parayı geri almış da olabilirim, hatırlayamadım şu anda (az önce sordum, ısmarlamışım tamam, sorun yok)) ve yola koyulduk, beklesindi bizi Ankara. Üşenmesem tarihleri de bulup çıkartacağım ama üşeniyorum, FGK&#8217;ye sordum &#8220;<em>salla abi bir şeyler yaa</em>&#8221; dedi, katılıyorum kendisine. 13-14 mart civarı olması lazım gelir.</p>
<p><a href="http://www.filmfestankara.org.tr/" target="_blank"><img class="alignright" title="Ankara Film Festivali Afişi'nin kestiğim hali" src="http://www.eylemplani.com/wp-content/uploads/2010/05/gezmec/ankaraafiss.jpg" alt="" width="207" height="210" /></a>Yol boyunca hayatını avant garde akımı üzerine çalışmalarda bulunmaya adamış olan FGK tabii ki yine boş durmadı. Eserlerini <a href="http://firarland.blogspot.com/2010/03/avangart-ankara.html" target="_blank">şuradan</a> görebilirsiniz. Bazen konuştuğumuz, bazen uyuduğumuz, bazen televizyon izlediğimiz, bazense saçmasapan şeyler yaptığımız 6 saatlik yolculuğun sonunda Ankara&#8217;ya varmayı başardık ve FGK&#8217;nin şirinlik abidesi olup, Ankara&#8217;da yaşayıp da Ankara hakkında hiçbir şey bilmeyen sevgilisi tarafından karşılandık. Evet, vallaha da bir şey bilmiyordu. Kiraladığımız (hemen mız oldu bak, bilet aldık ya) evi 1,5 saatin sonunda bulmayı başardık ve hemen ne kadar da avangart, ne kadar da anlında FGK yazan, tuvaleti çalışmayan, 3 odası olup tek yatak barındıran, porno çekmeye çok uygun bir ev olduğunu farkettik. Ama ne yazık ki evde 2 erkek kalacaktık, bu ne yaman bir dünyaydı.. Biz hemen üzüm şarabımızı alıp gece demlenmeye karar verdik, gerçi otobüste pek uyumamış olan Firar&#8217;ın gözleri saat 10 gibi benim göbeğimden daha büyük boyutlara gelince korkmaya başladım ve kendisini uyumaya gönderdim. Ben de avangart evdeki derin kopya film arşivinden <strong>İki Dil Bir Bavul</strong>&#8216;u buldum, izledim, 30 dakikalık malzemeyle nasıl 1,5 saatlik sıkıcı bir film çekilir üzerine başarılı bir çalışma olan filmi takdir ederek ertesi gün <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Pierre_Bismuth" target="_blank">Pierre Bismuth</a>&#8216;la tanışacak olmanın verdiği heyecan içerisinde uyumaya çalıştım. Tabii ancak üçte birimi sığan bir koltukta bu kolay olmadı, yere yayıldım ettim falan filan, bir şekilde uyuduk işte. Yattık kalktık sabah olmuştu.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" title="Üzüm şarabı eşliğinde televizyon izleyen genç entel." src="http://www.eylemplani.com/wp-content/uploads/2010/05/gezmec/Ankara%20geceleris.jpg" alt="" width="441" height="294" /></p>
<p>Yazıyı okuyanların tamamı şu anda &#8220;Pierre Bismuth kim ooolum?&#8221; diye yanındaki arkadaşına soruyordur, çok normal, ben de adını ilk okuduğumda sormuştum.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.eylemplani.com/wp-content/uploads/2010/05/gezmec/KaufmanGondryBismuth.jpg" alt="" width="360" height="239" /></p>
<p>Kendisi şurada Charlie Kaufman ve Michel Gondry&#8217;nin yanında, elinde Oskar amca heykeli tutan adam (en sağdaki) ve evet, gerçekte de bu kadar tatlı bir adam, kilo almış yalnız bu fotodan sonra. Bismuth bir &#8220;<em><strong>kontemporari</strong></em>&#8221; sanatçı. Yani o baktığınızda hiçbir anlam ifade etmeyen saçma sapan sanat eserlerinden yapan adam. Ancak Bismuth&#8217;un yaptığı işlerin hayranı oldum (özellikle de <em>Synonyms</em> çalışması muhteşem) ancak kendisi tüm muhteşemliğine rağmen bilgisayar dünyasından o kadar kopuk ki bir internet sitesi bile yok, dolayısıyla yaptığı işlere derli toplu bir şekilde erişmek mümkün değil. Her telden çalsa da daha çok yapı bozumcu videolar üstünde çalışıyor. 3 gün boyunca yaptığı çalışmalardan bir kısmını görme imkânımız oldu. &#8220;<em>Gevelemeyi bırak da bir kelimeyle bize şu adamı anlat bakim</em>&#8221; derseniz, size &#8220;<em>iki kelimeyle ufuk açıcı, ama bak İngilizce olsa tek kelimede hallederdik</em>&#8221; derdim.</p>
<p>Her zamanki gibi salonda en çok (neredeyse tek) konuşan insan olduğumdan kendisiyle bayağı bir muhabbet etme fırsatımız oldu. Yaptığı eserlerde dikkatimi çeken şey, genelde &#8220;<em>bu eserle şunu şunu anlatmaya çalıştım</em>&#8220;dan ziyade, bir fikri, felsefik bir bildiriyi sanat yolu ile nasıl anlatılacağını düşünerek bunu uygulamaya çalışıyor olması idi. Ya da ben bunu çıkardım, alakasız da olabilir. Zaten başlar başlamaz &#8220;<em><strong>Herkes bir sanatçıdır, ancak sadece sanatçı bunun farkındadır</strong></em>&#8221; cümlesine inandığını ve eserlerinde bunu ortaya koymaya çalıştığını belirtti. Düşünme ve yorumlama sürecinin bir yaratım süreci olduğunu, dolasıyıla bunun da bir sanat eseri olduğunu belirtti, ya da ben hep bunları anladım, merak ettim şimdi.</p>
<p>Yaptığı işlerin bir kısmını gördükten sonra kendisine acayip bir soru sormaya karar verdim, yanlış anlaşılmasından korktuğumdan bunu etkinlik sırasında değil de arada yanına giderek sormaya karar verdim. Yanına gittim ve &#8220;<em><strong>bana göre yaptıklarınız sanat eseri değil, bazı felsefik fikirlerin/tepkilerin</strong> (&#8220;</em>philosophical statement<em>&#8221; demiştim ama tam uygun Türkçe karşılığı bulamadım) <strong>sanat yolu ile dışavurum</strong><strong>u</strong></em>&#8221; dedim ki &#8220;<em>ulan zaten sanat dediğin o değil mi?</em>&#8221; diyebilirsiniz. Kurduğum cümle tam olarak bu değildi, şu anda hatırlayamadım. Neyse, kendisi soruyu beğenmiş olacak ki &#8220;<em>bu güzel bir soru, sen bunu içeride sor</em>&#8221; dedi, ben de surat yaptım, oysa ki Ezgi yanımda kafa sallıyordu (Ezgi kim? Aşağıda yazıyor). İçeride verdiği cevap da beni tatmin etmedi, dolasıyla ne dediğini de hatırlamıyorum, özetle &#8220;<em>yok canım ne felsefesi, sanat yapıyorum be</em><em>n</em>&#8221; dedi. Olan bana oldu, Bilkent&#8217;li sinema öğrencisi hanım arkadaşlarımızdan &#8220;<em>ya sana bir Sanat dersi verelim</em>&#8221; lafını yedim, &#8220;<em>güzelim biz onları 10 yıl önce yedik bitirdik</em>&#8221; demek istedim ama diyemedim, zira 10 yıl önce lisede sürtüyordum, onlar ise hâlen derslerde okuduklarını sorgulamaktan ziyade olduğu gibi kabul etmeyi seçmişlerdi. Müzik girer&#8230;</p>
<p>Biz bunları yaparken FGK evde <a href="http://www.flickr.com/photos/firarland/4454582217/" target="_blank">şu</a> çalışmaları gerçekleştiriyordu.</p>
<p>Tabii ki film festivali kapsamında konuk olunca herkes Bismuth&#8217;un <a href="http://www.imdb.com/title/tt0338013/" target="_blank">Eternal Sunshine</a>&#8216;la ilgili konuşmasını bekliyordu. Son günü ona ayırdı (3 gün sürdü). Bu filmde ne yaptı bu adam diyebilirsiniz. Kendisi <a href="http://www.imdb.com/name/nm0327273/" target="_blank">Michel Gondry</a>&#8216;nin yakın bir dostu (ikisi de Fransız ne de olsa). Bismuth&#8217;un bir bayan arkadaşı, bir gün pişman olduğu bir tek gecelik ilişkiden sonra Bismuth&#8217;a gelip &#8220;<em>off, keşke dün geceyi hafızamdan silebilsem</em>&#8221; der, Bismuth&#8217;un aklı hemen oynak oynak dönmeye başlar tabii, Gondry&#8217;le birkaç ay süren akıl yürütmenin ardından Bismuth yarım sayfalık bir sinopsis yazar ve bunu o zamanlar 7 bin dolar karşılığında Gondry yönetecek şekilde küçük bir stüdyoya satarlar. Bu arada stüdyo batar vs. ve 8 yıl sonra Gondry Bismuth&#8217;a gelip &#8220;<em>filmi çekiyorum haa, haberin olsun&#8221; </em>der. Bismuth da &#8220;<em>aaa kimle ya</em>?&#8221; der doğal olarak. Cevabı biliyorsunuz tabii, &#8220;<em>Carry, Winslet falan işte</em>&#8220;. Hikâyenin bundan sonrası Bismuth için pek keyifli geçmemiş. Kendisi Gondry hâlen dostum dese de biraz dargın olduğu belliydi. Hikâye uzun olduğundan yazmıyorum ama gerçekten alınmış, şu anda yeni bir senaryo yazdı ve oradayken az sonra bahsedeceğim bir diğer isim olan Sandy Lieberson&#8217;a senaryoyu vermiş, onu çekmek istiyormuş. Merakla bekliyoruz.</p>
<p><a href="http://www.imdb.com/name/nm0509423/" target="_blank">Sandy Lieberson</a> da 2. gün yapımcılık üzerine konuşmak için oradaydı. IMDB profili sakin görünse de kendisi adını unuttuğum 5 büyük stüdyodan birinde (Fox olarak hatırlıyorum ama emin olamadım) uzun süreler Avrupa yapımları sorumlusu olarak çalıştı. <strong>Alien</strong>&#8216;dan <strong>Chariots of Fire</strong>&#8216;a, <strong>Star Wars</strong>&#8216;dan <strong>1900</strong>&#8216;e pek çok önemli filmin bütçe bulmasına yardımcı olmuş,<strong> Daniel Day Lewis</strong>&#8216;den tutun da <strong>Sergio Leone</strong>&#8216;ye kadar pek çok önemli isimle birlikte çalışmış birisi (<strong>Once Upon a Time in America</strong>&#8216;nın bütçe bulmasında da baş aktörlerden). Bu isimlerden bahsederken bizim dizlerimiz titrerken kendisi &#8220;<em>dün de Ahmet&#8217;le çay içtik</em>&#8221; modundaydı. İlginçti tabii. Türkiye&#8217;nin çok derin bir video arşivine sahip olduğuna inandığını ve bu görüntülerin derlenip çok güzel belgeseller yapılabileceğini söyledi, kendisi bunu 70lerden beri yapıyor da, Hitler&#8217;in renkli görüntülerini ilk kez dünyaya gösteren de kendisi. Bunu siz yapabilirsiniz diye de ekledi, ilgilenenlere duyrulur.</p>
<p>Kendisi Hollywood&#8217;un stüdyo sistemine çok hâkim bir yapımcı olmasına rağmen internet çağına çok güzel ayak uydurmuş, dünyada patlama yaşayan, bizde ise varlığından bile haberdar olunmayan sayısal dağıtım yöntemleri, alternatif pazarlama taktikleri üzerine çok önemli şeyler söyledi, muhteşem örnekler verdi. Sahneye çıkar çıkmaz &#8220;<em>sormaktan, yardım istemekten asla çekinmeyin</em>&#8221; deyince ve Londra&#8217;da yaşadığını belirtince, etkinlik biter gitmez yanına gittim ve &#8220;<em>Eylül&#8217;de Londra&#8217;ya yerleşmeyi planlıyorum, sormaktan çekinmeyin dediniz, ben de soruyorum, oraya yerleştiğimde bana yardımcı olabilir misiniz?</em>&#8221; dedim, evet hiç utanmadım. Kendisi ışık hızında kartını çıkardı, verdi ve &#8220;<em>geldiğin gün ara, Londra&#8217;da görüşmek üzere</em>&#8221; dedi. Birkaç hafta sonra Facebook&#8217;tan kendisini eklediğimde hemen duvarıma &#8220;<em>Londra&#8217;da görüşmek üzere Eylem, başarılar</em>&#8221; deyince bir daha öpesim geldi, kendimi tuttum. Gerçekten yardımcı olur muydu bilmiyorum (bence olurdu, kendisi de o şekilde girmiş piyasaya), Londra&#8217;ya yerleşmekten vazgeçtiğiminden asla öğrenemeyeceğiz sanırım.</p>
<p><img class="alignleft" src="http://www.eylemplani.com/wp-content/uploads/2010/05/gezmec/avangarts.jpg" alt="" width="207" height="311" />Her festivalde olduğu gibi, bu festivalde de hiçbir filme gitmedim, fotoğraf çekmedim, zaten yazının fotoğraf açısından kısır olma sebebi de bu. Biraz Ankara&#8217;dan, biraz da dostlardan bahsedip bitirelim bu yazıyı.</p>
<p>Ankara soğuk bir şehir, hava olarak demiyorum, atmosfer olarak diyorum. Başkent olmanın tüm gereklerini yerine getiriyor. İnanmazsınız içerisinde Devlet diye bir bölge var. 1 liraya 1 bardak mısır, 1 liraya 3 adet simit alabiliyorsunuz (karşılaştırma için İstanbul&#8217;da 1 bardak mısır 3 lira, 1 simit 75 kuruş) ama insanları buz gibi, sokakta, kalabalıklarda yürümeyi tam olarak çözememişler. İstanbul&#8217;da 7 yılda burun buruna geldiğim insan sayısından 2 kat fazlasıyla 3 günde burun buruna geldim. Böyle ilginç bir yer, ya da bende bir terslik var. Ali sağolsun Kızılay boyunca bir güzel gezdirdi, sonra eve geldik demlendik (avangart foto yanda), uzun zamandır netten tanıdığım ama hiç görmediğim Beran&#8217;la tanıştık. Yıllardır görüşemediğim dostlarımın evinde benimle aynı boyda olan (abartı yok, boyum 1,74. Tamam ya, göğsüme falan geliyordu) ama İstanbul&#8217;daki 25 santimlik kadar doyurmayan pideler yedim, sakin barlarında içtim falan.. Ama yok kardeşim, sevemedim oraları.</p>
<p>Bismuth&#8217;un son atölyesinden sonra, İstanbul&#8217;a dönüş otobüsüme 3 saat kala Kızılay&#8217;a çıktım ve beni bu etkinliğe davet eden, <a href="http://www.eylemplani.com/diplomatik-sir-2/" target="_blank">Bulgaristan hüsranı</a> vesilesiyle tanıştığım ve sadece ilk gün ayak üstü 10 dakika görüşebildiğim Ezgi&#8217;yi (yukarıda kafa sallayan Ezgi, evet) son bir kez daha göreyim de bari 2 kelime laf edelim diye aradım. Açmadı. İçimden çeşitli iltifatlar ederken (bu Ezgi de nasıl iyi insan, bir de telefonları açsa ne de güzel olacak falan diyordum) Kızılay&#8217;da son bir tur atıp eve dönmeyi planlıyordum ki yine burun buruna geldiğim bir Ankaralı &#8220;<em>Eylem?</em>&#8221; dedi. <strong>Kim olacak, Ezgi&#8217;ydi tabii</strong>. Kosmos böyle bir şey işte. İnsan tabii sıcak bir kucaklama beklerken daha telefonuna niye bakmadığı için kendisini azarlayamadan Ezgi hanım bana makara makara filmleri kolilettirdi, bantlattırdı, taşıttı. Bu sırada otobüsüme 1,5 saat kalmıştı, &#8220;<em>ben gitsem mi Ezgi?</em>&#8221; derken &#8220;<em>ya gel bir yemek yiyelim öyle git</em>&#8221; diye zorla beni restorana soktu, fişek hızında yemek yedirtti. 40 dakikam vardı ve nereye gideceğimi dahi bilmiyordum (kendisinin yarı yolda &#8220;<em>buradan sonrasını bulursun ya di mi</em>&#8221; diyerek beni bırakıp gittiğini de eklemekte fayda görüyorum). Demek ki bu Ankaralılar gerçekten ilginç insanlar. Tüm bunlara rağmen seni hâlen seviyorum Ezgi, için rahat olsun, yeminlen hiç alınmadım. Şaka bir yana buradan teşekkürü yine borç bilirim (1 paragraf geyik yap, 1 cümle kuru teşekkür. Çok iyi).</p>
<p><strong>Ankara benim için hem çok keyifli, hem de çok ufuk açıcı bir deneyimdi. Tüm yazının özeti bu</strong>. Gevezeliğimi kıstığım haliyle işin bayağı bir özeti bu, aslında burada daha anlatmadığım çok şey var, ilk kez ezme deneyişim, ilk kez bir kafede neskafe içmeye çalışışım (yine içemedim, sevmiyorum kahve), İstanbul&#8217;da 3 lira yazacak mesafeye 10 lira taksi parası verişimiz (Ankara&#8217;da taksi cidden pahalı), evin yanında olan barın evin yanında olduğunu bilmeyip de 2 blok öteden dolaşıp eve dönmelerim vs.. 3 gün bile olsa anlat anlat bitecek şekilde değil yani.</p>
<p>Bir daha Ankara&#8217;ya gider miyim? Önemli bir şey olursa giderim ama keyfi sebeplerle asla sanırım. Daha İngiltere&#8217;yi anlatacaktım ama yazı o kadar uzadı ki.. Ki bu 3 gün, İngiltere 17 gün.. Romana hazır olun.</p>
<p>Sağlıcakla.</p>
<img src="http://www.eylemplani.com/?ak_action=api_record_view&id=1133&type=feed" alt="" /><h3  class="related_post_title">Alakalı yazı bulamadık, kafamıza göre seçtik</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://www.eylemplani.com/2009/02/gunah/" title="Günah">Günah</a> (0)<br /><small>Yazmaya başlayıp bitiremediğim hikâyelerden.. Hep beraber neden öldürmüş ac...</small></li><li><a href="http://www.eylemplani.com/2009/11/yaktin-bizi-7d/" title="Yaktın bizi 7d!">Yaktın bizi 7d!</a> (13)<br /><small>Bu blogda bilerek ve isteyerek teknik yazılar yazmıyorum. Bunun iki sebebi ...</small></li><li><a href="http://www.eylemplani.com/2010/01/ada-zombilerin-dugunu/" title="Ada: Zombilerin Düğünü">Ada: Zombilerin Düğünü</a> (1)<br /><small>Bir film Türkiye'de herhangi bir şeyin "ilki" olmakla övünüyorsa, bu durum,...</small></li><li><a href="http://www.eylemplani.com/2009/10/sapak-ve-turkiyede-kisa-film/" title="Sapak ve Türkiye&#039;de Kısa Film">Sapak ve Türkiye&#039;de Kısa Film</a> (2)<br /><small>Filmi izlemek için tıklayın. İzlemeden yazının geri kalanını okursanız ben ...</small></li></ul><div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?a=_jF4MPIRbWw:X1eybLeyo7U:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?a=_jF4MPIRbWw:X1eybLeyo7U:gIN9vFwOqvQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?i=_jF4MPIRbWw:X1eybLeyo7U:gIN9vFwOqvQ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?a=_jF4MPIRbWw:X1eybLeyo7U:qj6IDK7rITs"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/eylemplani?d=qj6IDK7rITs" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/eylemplani/~4/_jF4MPIRbWw" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eylemplani.com/2010/05/ben-bugun-bunu-gordum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.eylemplani.com/2010/05/ben-bugun-bunu-gordum/</feedburner:origLink></item>
	</channel>
</rss>
