<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2enclosuresfull.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0">

<channel>
	<title>Eyvah Boşanıyorum!</title>
	
	<link>http://www.eyvahbosaniyorum.com</link>
	<description>Evlilik Terapisi,Evlilik Psikolojisi,,Boşanma Hukuku,Aile Terapisi,Boşanma Hukuku ve Davaları,Çocuk Psikolojisi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 23 May 2012 21:19:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/eyvahbosaniyorumcom" /><feedburner:info uri="eyvahbosaniyorumcom" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><feedburner:emailServiceId>eyvahbosaniyorumcom</feedburner:emailServiceId><feedburner:feedburnerHostname>http://feedburner.google.com</feedburner:feedburnerHostname><item>
		<title>Boşanan anne-babalar: Çocuğunuza kulak verin!</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/eyvahbosaniyorumcom/~3/C5ANPWqkyzw/bosanan-anne-babalar-cocugunuza-kulak-verin.html</link>
		<comments>http://www.eyvahbosaniyorum.com/bosanan-anne-babalar-cocugunuza-kulak-verin.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Apr 2012 12:30:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Site Yöneticisi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Boşanma ve Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma ve çocuğunuz]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma ve çocuk psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmaya uyum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eyvahbosaniyorum.com/?p=2357</guid>
		<description><![CDATA[Boşanmak insan yaşamındaki en travmatik olaylardan biridir. Bir yandan meydana gelen yaşam değişikliklerine uyum sağlama çabası; diğer yandan boşanma süreci ve sonrasında yaşanan duygusal ve zihinsel karmaşalar, boşanan eşler arasındaki çatışmalar, kayıp ve yas psikolojisi, zaman zaman depresyona varan çöküntülü ruh hali son derece yıpratıcı olabilir. Çoğunlukla olaylar üzerinde herhangi bir kontrole sahip olmayan; olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Boşanmak</strong> insan yaşamındaki en travmatik olaylardan biridir. Bir yandan meydana gelen yaşam değişikliklerine uyum sağlama çabası; diğer yandan boşanma süreci ve sonrasında yaşanan duygusal ve zihinsel karmaşalar, boşanan eşler arasındaki çatışmalar, kayıp ve yas psikolojisi, zaman zaman depresyona varan çöküntülü ruh hali son derece yıpratıcı olabilir.</p>
<p>Çoğunlukla olaylar üzerinde herhangi bir kontrole sahip olmayan; olan biteni anlamlandırmakta zorlanan ve kendi yaşamı ve güvenliği konusunda endişeye kapılan çocuklar da bu yıpratıcı süreç içerisinde büyük yaralar alabilir.</p>
<p>Karar verme ve olan biteni etkileme gücü olmayan çocukların yetişkinlerin &#8220;birbirinden <strong>boşanmasının</strong>&#8221; tarafı durumuna getirilmesi ve tüm bu yıpratıcı süreç içerisinde aktif bir şekilde yer almaya zorlanmaları adil olmadığı gibi, <strong>çocuk</strong> üzerinde kalıcı ve yıkıcı sonuçlara neden olabilir.</p>
<p>Bu nedenle, &#8220;<strong>boşanan</strong> yetişkinler olarak&#8221; ne kadar zor günler geçiriyor olursanız olun; &#8220;anne-baba olarak&#8221; sahip olduğunuz en kıymetli varlığı korumayı ve bu süreçten en az zararla çıkmasını sağlamayı birinci önceliğiniz haline getirmeniz, en azından bunun için elinizden geleni yapmanız gerekiyor.</p>
<p><strong>Çocuğunuzdan mesaj var!</strong><br />
<strong>Boşanma sürecinin çocuğunuzun ruh sağlığı üzerindeki</strong> etkilerini en aza indirmek için onun sizden beklentilerini ve size söylemek istediklerini (çoğu zaman net bir şekilde ifade edemeseler de) bilmeniz gerekir.</p>
<p><strong>İşte, çocukların boşanan anne-babalara vermek istediği en önemli mesajlar:</strong></p>
<p>1. Biz her ikinizi de seviyoruz ve her ikinize de ihtiyacımız var.</p>
<p>2. Bizler sizin muhbirleriniz değiliz. Diğer ebeveynimize söylemek istediğiniz bir şey varsa, bunu direkt kendisine söyleyin.</p>
<p>3. Biliyoruz ki, sizler acı çekiyorsunuz, korkuyorsunuz ve öfkelisiniz. Biz de!</p>
<p>4. Biliyoruz ki büyük olasılıkla elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorsunuz. Biz de!</p>
<p>5. Lütfen diğer ebeveynimiz hakkında kötü şeyler söylemeyin. Ne kadar haklı olursanız olun, bu sadece bizim kendimizi gerçekten çok kötü hissetmemize neden oluyor.</p>
<p>6. Lütfen taraf tutmamızı istemeyin. Böyle bir konuda taraf olmak bizim için çok zor ve çok ağır. Bu beklentiniz hiç adil değil.</p>
<p>7. Diğer ebeveynimizle birlikte olmaktan hoşlandığımız için size ihanet ettiğimiz duygusuna kapılmamıza neden olmayın.</p>
<p>8. Bu sizin seçiminiz olmayabilir, ama unutmayın, bu bizim seçimimiz de değil.</p>
<p>9. Lütfen boşanmanın anlamadığımız ya da bilmemize gerek olmayan ayrıntılarını bize anlatmayın.</p>
<p>10. Lütfen bizi evin &#8220;erkeği&#8221; ya da &#8220;kadını&#8221; yapmayın. Biz sadece çocuğuz ve sadece bir çocuk olmamıza izin verin!!!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eyvahbosaniyorum.com/bosanan-anne-babalar-cocugunuza-kulak-verin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.eyvahbosaniyorum.com/bosanan-anne-babalar-cocugunuza-kulak-verin.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Ergen ve Üvey Ebeveyn</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/eyvahbosaniyorumcom/~3/lPNo0Hamj00/ergen-ve-uvey-ebeveyn.html</link>
		<comments>http://www.eyvahbosaniyorum.com/ergen-ve-uvey-ebeveyn.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Apr 2012 10:20:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Site Yöneticisi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Boşanma ve Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[ergen]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[üvey ana]]></category>
		<category><![CDATA[üvey anne]]></category>
		<category><![CDATA[üvey baba]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eyvahbosaniyorum.com/?p=2205</guid>
		<description><![CDATA[Boşanmalar arttıkça, ikinci evlilikler çoğalmakta, bunun sonucu üvey ana baba ve üvey çocuk sorunu öne geçmektedir(Yörükoğlu, 1988). Üvey anababa ve üvey çocuk ilişkileri toplumsal bir sorun olarak aile ilişkilerinin önemli bir yönünü oluşturmaktadır. Üvey çocuk olmak ve üvey ana ya da babaya sahip olmak, çocuğun ya ana ya da babasımn öldüğünü, ya da boşandıklanm ifade [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-2455" title="ergenlik-uvey-anne-baba" src="http://www.eyvahbosaniyorum.com/wp-content/uploads/ergenlik-uvey-anne-baba.jpg" alt="" width="280" height="279" />Boşanmalar arttıkça, ikinci evlilikler çoğalmakta, bunun sonucu üvey ana baba ve üvey çocuk sorunu öne geçmektedir(Yörükoğlu, 1988).</p>
<p><strong>Üvey anababa</strong> ve <strong>üvey çocuk</strong> ilişkileri toplumsal bir sorun olarak aile ilişkilerinin önemli bir yönünü oluşturmaktadır.<strong> Üvey çocuk</strong> olmak ve <strong>üvey ana</strong> ya da babaya sahip olmak, çocuğun ya ana ya da babasımn öldüğünü, ya da boşandıklanm ifade eder. Bu yüzden hayatındaki bu büyük eksikliğe katlanmaya çalışmak çocuğu kendi iç dünyasında sürekli çatışmaya yöneltmektedir. Ayrılığın nedeni ölüm bile olsa çocuk kendisini terkeden babaya kırılıp gücenir. Bundan soma kendisini kimin koruyacağını, kime güveneceğini merak eder.</p>
<p>Çocuk, ü<strong>vey ana</strong> ya da babayı, ana veya babasıyla yakın ilişkisinden dolayı en yakın çevresinde yer alan, ana ya da baba gibi sorumluluk ve hakları olan apayrı ve yepyeni bir insan tipi olarak algılamaktadır. Bu yeni kişi ile ilişkisinin nasıl düzenleneceğini pek bilememektedir. Çocuğun yaşı bu yeni kişiyi kabul ya da reddetmekte etkilidir. Bir yaşamda annesi ölmüş bir bebeğe üvey ana kolay ana olabilir, ancak annesini sık sık gören bir lise öğrencisi için üvey ana kolayca ana yerini alamaz.</p>
<p>Çocuk, üvey ana ya da babanınkinden ayrı bir hayat sürdürmüş, üvey velinin beklentisine uygun düşmeyen çok alışkanlıklar edinmiştir. Çocuk içinde gizli bir yerlerde evliliğin başansız olmasını istemektedir. Çünkü eski yaşamı bazı açılardan kötüdür ama tanıdıktır da. Kişiliği belki de onlann beklediğinden farklı özelliklerden oluşmaktadır. Bu açıdan onlarla uyumlu bir yaşamı paylaşmaları, gerekli dayamşmayı hemen kurmaları pek beklenemez. Böylesi bir beklenti gerçekçi değildir.</p>
<p>Ailede bir üveylik olması, gençte çoğu zaman bir huzursuzluk yaratmaktadır. Aile samimiyetine oldukça yabancı birinin hem de otoriteye sahip olarak girmesi, bir takım çatışmalara yol açmaktadır.</p>
<p><strong>Üvey ana babalar</strong> çocuğa herhangi bir nedenle yoksun kaldıkları bakımı vermeye hazırdırlar. Bu nedenle normalde çocuğun bakımından sorumlu olan ana babalardan daha duyarlı davranmaktadırlar. Ancak çocuğun tek başına sevgi ve borçluluk duygularıyla yetinmemelerini anlamakta zorlanmaktadırlar. Özellikle ergenlik çağındaki çocuklar genellikle karışık duygular beslemektedirler. Yeni ana babalarını hem sevmekte hem de onlardan nefret etmektedirler. Daha önceki terk edilme ya da ana babadan birisini yitirme deneyimi, yeni bir ilişki kurmalarını zorlaştırmakta ve tedirginlik güvensizlik yaşatmaktadır. Ergenler oldukları gibi kabul edilip edilmediklerini anlamak için de bu ilişkiyi sınama gereği duymaktadırlar.</p>
<p>Çocuklar üvey ana babayı sevmeye başladıklarında, suçluluk duygusuna kapılmaktadırlar. Öz ana veya babasına haksızlık yaptığını düşünmekte ve bu da çelişkili duygulara neden olmaktadır.</p>
<p>Genç, bağımsız olmayı istemekle birlikte, evde kendisiyle ilgilenilmesini, şefkat gösterilmesini beklemekte ve güven aramaktadır. Evde bir üveyliğin bulunması, bu güven duygusunun sarsılmasına yol açmakta, hatta onu tamamıyla ortadan kaldırmaktadır. Ergenin yeni evliliğe uyumu, çocuğuııkinden daha güç olmaktadır. Gencin aile hayatında alıştığı bir düzeni bulunmaktadır. Ebeveyni ile arasında yakın bir ilişki bulunabildiği gibi, aralarında olmayan ebeveyni idealize etmiş olabilmektedir. Her iki halde de ergen, üvey ebeveyne eleştirel bir gözle bakmaktadır.</p>
<p>Buluğ çağından çıkmak ve yetişkinliğe adım atmak üzere olan çocuklar, ebeveynin yeni evliliğine kolay uyum sağlamaktadırlar. Çünkü aileden ayrılıp, kendilerine yeni bir hayat kurma sürecini yaşamaktadırlar. Hatta bazıları, ana ya da babalarının onlarla ilgilenecek ve destekleyecek bir hayat arkadaşı bulmuş olmalarını rahatlatıcı bile bulmaktadır. Diğerleri ise rahatlama ile birlikte öfke de duymaktadırlar. Bir ebeveynin yemden evlenmesine ve üvey ebeveyne en çok tepki gösteren çocuklar, yaş grubu olarak, buluğ çağma girmek üzere veya girmiş olanlardır. Buluğ çağı kendi başına zor bir dönemdir. Onları yaşıtlarından ayıran, kendilerini farklı hissetmelerine neden olan herşey (tek ebeveynli olmak veya üvey ebeveyni olmak gibi) bu yaşta normal olarak duydukları stresi arttırmaktadır.</p>
<p>Annenin ve babanın tekrar evlenmesi ergenlerde, başa çıkamadıkları güç ve utandırıcı duygular uyandırmaktadır. Annenin ya da babanın, kendileri dışında da bir hayatı olduğunu görmekte ve şaşırmaktadırlar. Aynı zamanda ebeveynin cinsel olarak, dolayısıyla bir rakip olarak algılamaya başlamaktadırlar. Üvey babaya karşı da karışık cinsel duygular beslemektedirler. Hem bu hem de üvey babanın tepkileri onları sürekli kaygı duymaya itmektedir. Erkek çocuklar ise, annelerinin babalan dışında bir erkeğe ilgi duymasından rahatsızlık duymaktadırlar. Üstelik anneleri, arkadaşlan ile hayalini kurdukları ve zaman zaman cinsel içerikli konuşmalara konu olan bir biçimde davranmaktadır. Bütün bunlar, onlann ana ve babalanna fiziksel temas biçimlerini de değiştirmeye çalıştıklan bir zamana denk gelmektedir. Örneğin, artık babanın kucağına oturmak veya anneye sımsıkı sarılmak yerine, yanaklanna bir öpücük kondurmaktadırlar.</p>
<p>Çocuklann cinsiyeti üvey ana babaya uyumda farklılık göstermektedir. Hem kız hem de erkek çocuk aynı cinsten üvey ebeveyne uyum sağlamada çeşitli zorluklar yaşamaktadır. Ancak karşı cinsten üvey ebeveyne daha kolay uyum sağlamaktadırlar. Kız çocuğu anasının yokluğunun acısını, onun yerini doldurarak hafifletmeye çalışırken, eve gelen üvey ana umutlannı yitirmesine neden olmaktadır. Bu yüzden öç alma duygusuyla elinden gelen tüm terslikleri yapmaktadır. Daha ileri boyutlan ise, evde konan her kurala karşı çıkmak, yalan söylemek, para çalmak, huzursuz, dikkatsiz, uyumsuz davranmak gibi davranışlar göstermektedir. Üvey ana-erkek çocuk ilişkisinde bir tehlike, yaşlanmn yakın olmasıdır. Erkek çocuğun sevgisi şekil değiştirebilmektedir (Bilen).Ergen çoğu kez, üvey ana ya da babasım nasıl çağıracağını bilememektedir. Başka bir husus da çocuğun üvey babamn soyadım alıp almayacağıdır. Bu yasal bir sorun olmakla beraber, küçük yaştaki çocukların üvey babalarının soyadlarını almaları iyi sonuç vermektedir.</p>
<p>Boşanmış ebeveynlerin tekrar evlenmesi durumunda çocukların yeni duruma alışma tepkilerinde kişisel farklılık görülür. Bazı çocuklar için üvey anababamn gelişi çok olumlu sonuçlar yaratabileceği gibi, bazı çocuklar da olumsuz sonuçlar yaratabilir. Bu durum ayrı olan ebeveyne düşkün olan çocuğu daha fazla etkilemektedir. Kız çocukların erkeklere göre üvey anababaya daha çok tepki verdikleri görülmektedir.</p>
<p>Çocuklar arasında yemden evliliğin kısa süreli etkileri farklılık göstermektedir. Genellikle, yemden evliliğe uyumda kızlar erkeklerden ve büyük çocuklar küçük çocuklardan daha fazla zorluk çekmektedirler ve doğası zor olan çocuklar, kolay çocuklara oranla daha fazla zorluk çekmektedirler.</p>
<p>Suç işleme konusunda üvey aileleriyle yaşayan ergenler, tek ebeveynli ailelerde yaşayan ergenlerden daha fazla risk taşımaktadırlar. Aynı zamanda üvey aile ortamında büyüyen ergenler, erinlik döneminde akran baskısına daha az karşı koyabilmektedirler .</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eyvahbosaniyorum.com/ergen-ve-uvey-ebeveyn.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.eyvahbosaniyorum.com/ergen-ve-uvey-ebeveyn.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Solo ebeveyn misiniz? Kendinize bir plan geliştirin</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/eyvahbosaniyorumcom/~3/B8L2ixcs4kg/solo-ebeveyn-misiniz-kendinize-bir-plan-gelistirin.html</link>
		<comments>http://www.eyvahbosaniyorum.com/solo-ebeveyn-misiniz-kendinize-bir-plan-gelistirin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Apr 2012 07:59:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Site Yöneticisi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Boşanma Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmış anne]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmış anneler]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmış baba]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmış babalar]]></category>
		<category><![CDATA[dul kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[solo ebeveyn]]></category>
		<category><![CDATA[tek başına olmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eyvahbosaniyorum.com/?p=2363</guid>
		<description><![CDATA[Çocuk yetiştirmek iki ebeveyn için dahi zor bir iştir. Bu zor görevi tek başına yapmaya çalışmak ise kimi zaman son derece bunaltıcı olabilir. Yine de uzmanlar solo ebeveynlerin aile için uygun bir plan oluşturmaları halinde tek başlarına da ayakta kalabileceklerini ve hatta son derece başarılı olabileceklerini söylüyorlar. İki kişinin işini yaparken en fazla tutarlılık ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-2451" title="solo-ebeveyn" src="http://www.eyvahbosaniyorum.com/wp-content/uploads/solo-ebeveyn.jpg" alt="" width="270" height="270" />Çocuk yetiştirmek iki ebeveyn için dahi zor bir iştir. Bu zor görevi tek başına yapmaya çalışmak ise kimi zaman son derece bunaltıcı olabilir.</strong></p>
<p>Yine de uzmanlar solo ebeveynlerin aile için uygun bir plan oluşturmaları halinde tek başlarına da ayakta kalabileceklerini ve hatta son derece başarılı olabileceklerini söylüyorlar.</p>
<p>İki kişinin işini yaparken en fazla tutarlılık ve dürüstlüğün yardımcı olacağını vurgulayan uzmanlar solo ebeveynlere şu önerilerde bulunuyorlar:</p>
<p><strong>Tutarlılık sağlayın:</strong> Yemek zamanlarını, ev işlerini ve uyku zamanını belirleyin. Disiplin konusunda ise tutarlı davranın. Çocuklar sağlıklı bir şekilde gelişebilmek için tutarlılığa ihtiyaç duyarlar. Güvenlik duygusu çocuklar için şarttır.</p>
<p><strong>İstikrarı koruyun:</strong> Çocuğunuzun bakımı ile ilgili düzenlemeleri mümkün olduğunca az değiştirmeye gayret edin.</p>
<p><strong>Her iki ebeveynin yerini tutmaya çalışmayın:</strong> Bir kişinin hem anne, hem de baba olamayacağı ve bunu yapmaya çalışmanın bir hata olduğu gerçeği ile yüzleşin. Bunun yerine çocuğunuz için amcalar, dayılar, büyükanneler, büyükbabalar, öğretmenler, antrenörler, halalar ya da teyzeler gibi başka etki kaynakları ve rol modellerini değerlendirin.</p>
<p><strong>Eski eşinizi eleştirmeyin:</strong> Araştırmalar çocukların boşanmaya uyum sağlamalarını zorlaştıran bir numaralı unsurun anne ya da babanın çocuğun önünde eski eşini eleştirmesi ve küçük düşürmesi olduğunu ortaya koymaktadır.</p>
<p><strong>İyi bir destek sistemi oluşturun:</strong> Aileniz, komşularınız, arkadaşlarınız ile ilişkilerinizi güçlendirin.</p>
<p><strong>Dürüst olun:</strong> Çocuklara anne ya da babanın artık kendileri ile yaşamayacağı söylenmeli, ancak her iki ebeveynin de kendisini sevmeye devam ettiği belirtilmelidir.</p>
<p><strong>Yardım isteyin:</strong> Sorunlarınızın, sıkıntılarınızın birkaç haftadan daha uzun sürmesi halinde uzman yardımı almaktan çekinmeyin.</p>
<p>alıntıdır: aile.org</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eyvahbosaniyorum.com/solo-ebeveyn-misiniz-kendinize-bir-plan-gelistirin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.eyvahbosaniyorum.com/solo-ebeveyn-misiniz-kendinize-bir-plan-gelistirin.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Eski eşinizle sağlıklı bir iletişim kurmak için</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/eyvahbosaniyorumcom/~3/RafXoUAiXAI/eski-esinizle-saglikli-bir-iletisim-kurmak-icin.html</link>
		<comments>http://www.eyvahbosaniyorum.com/eski-esinizle-saglikli-bir-iletisim-kurmak-icin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Mar 2012 12:56:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Site Yöneticisi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Boşanma Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[eski eş]]></category>
		<category><![CDATA[eski eşle ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[eski karım]]></category>
		<category><![CDATA[eski koca]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eyvahbosaniyorum.com/?p=2365</guid>
		<description><![CDATA[Boşanma sonrasında da, özellikle çocuk varsa, eski eşle ilişkiler genellikle devam eder ve çoğunlukla da iletişim kurmada zorluklar yaşanır. Oysa boşanma sonrasında iyileşme sürecinin bir parçası da başkalarını incitmemeyi öğrenmek olmalıdır, çünkü bu aslında kişinin kendi kendisini daha fazla incitir. Eski eşinizle sağlıklı bir iletişim kurmak ve sürdürmek için aşağıdaki noktalara özen gösterin: Tutarlı olun: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Boşanma sonrasında da</strong>, özellikle çocuk varsa, <strong>eski eşle</strong> ilişkiler genellikle devam eder ve çoğunlukla da iletişim kurmada zorluklar yaşanır. Oysa boşanma sonrasında iyileşme sürecinin bir parçası da başkalarını incitmemeyi öğrenmek olmalıdır, çünkü bu aslında kişinin kendi kendisini daha fazla incitir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Eski eşinizle sağlıklı bir iletişim kurmak ve sürdürmek için aşağıdaki noktalara özen gösterin:</strong></span></p>
<p><strong>Tutarlı olun:</strong> Beden diliniz ve yüz ifadelerinizin sözlerinizle uyumlu olmasına özen gösterin. Gözleriniz saldırı okları fırlatırken, &#8220;hayatım&#8221;lı cümleler kurmanız, ya da tatlı bir ses tonuyla konuşmanız karşınızdaki kişiye verdiğiniz mesajı değiştirmez.</p>
<p><strong>Sakin Olun: </strong> Duygularınız fazlasıyla yoğunlaştığında yavaş yavaş nefes almayı veya konuşmaya daha sonra devam etmeyi istemeyi öğrenin. Gerekirse oradan ayrılın.</p>
<p><strong>Gerekirse yanınızda birini bulundurun</strong> <img src='http://www.eyvahbosaniyorum.com/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /> aha önceki görüşmenizde fiziksel ya da sözlü saldırıya uğradıysanız, görüşmeye giderken yanınıza bir arkadaşınızı alın.</p>
<p><strong>Olmuyorsa Erteleyin: </strong>Karşınızdaki kişi duygusal olarak kapanmışsa konuşma ve açıklama yapmaya devam etmeyin. Aksi taktirde siz öfkelenirsiniz, o da rahatsız olur. Konuşmak için daha uygun bir zamanı bekleyin.</p>
<p><strong>Farklı yollar deneyin</strong>:Konuşmanız işe yaramıyorsa daha sonra devam edin ya da mektup yazmayı deneyin. Mektuplar net ve duyguları katmadan iletişim kurmak için iyi bir yöntemdir. Ayrıca mektuplar yazılı kanıtlar oluşturduğundan, tarihler, saatler ya da tam olarak ne söylendiği konusundaki yanlış anlamaları da önler.</p>
<p><strong>Uyarın.</strong> Sözlü saldırıda bulunursa, &#8220;bunu kabul etmiyorum. Bu konuşmada saygı görmek istiyorum ve eğer bunu şimdi yapamayacaksan konuşmamıza daha sonra devam edebiliriz&#8221; deyin. Kibirli, üstünlük taslayıcı veya sadece siz haklıymışsınız gibi davranmayın. Nazik olun. Tartışmada sizi kırmaya devam ederse sakin ve sessiz bir şekilde oradan ayrılın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eyvahbosaniyorum.com/eski-esinizle-saglikli-bir-iletisim-kurmak-icin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.eyvahbosaniyorum.com/eski-esinizle-saglikli-bir-iletisim-kurmak-icin.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Türkiye Psikiyatri Derneği 8 Mart 2012 Basın Açıklaması</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/eyvahbosaniyorumcom/~3/qSVxgqnsAsU/turkiye-psikiyatri-dernegi-8-mart-2012-basin-aciklamasi.html</link>
		<comments>http://www.eyvahbosaniyorum.com/turkiye-psikiyatri-dernegi-8-mart-2012-basin-aciklamasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Mar 2012 13:44:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Site Yöneticisi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile İçi Şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[8 mart]]></category>
		<category><![CDATA[aile içi şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[dünya kadınlar günü]]></category>
		<category><![CDATA[kadına şiddet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eyvahbosaniyorum.com/?p=2434</guid>
		<description><![CDATA[TÜRKİYE’DE KADININ ADI VAR MI? Türkiye Psikiyatri Derneği olarak bir 8 Mart’ta daha kadınların ruh sağlığı için endişeliyiz. Endişeliyiz, çünkü; Ruh sağlığı uzmanları olarak biliyoruz ki; tüm dünyada kadın ruh sağlığını olumsuz etkileyen en temel faktörler şiddete maruz kalma ve yoksulluktur ve bunlar kadınlara yönelik cinsiyet ayrımcılığının bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde her geçen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;"><strong><span style="font-family: Times New Roman;">TÜRKİYE’DE KADININ ADI VAR MI?</span></strong></span></div>
<div><strong></strong></div>
<div><strong></strong></div>
<div><strong><span style="font-family: Times New Roman;">Türkiye Psikiyatri Derneği olarak bir 8 Mart’ta daha kadınların ruh sağlığı için endişeliyiz. </span></strong></div>
<div><span style="font-family: 'Times New Roman',serif;"><strong><br />
</strong></span></div>
<div><strong>Endişeliyiz, çünkü; </strong>Ruh sağlığı uzmanları olarak biliyoruz ki; tüm dünyada kadın ruh sağlığını olumsuz etkileyen en temel faktörler şiddete maruz kalma ve yoksulluktur ve bunlar kadınlara yönelik cinsiyet ayrımcılığının bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde her geçen yıl kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin arttığını, kadınların iş hayatına katılmalarının azaldığını, kadın yoksulluğunun arttığını ve böylece sosyal statülerinin gerilediğini ve hatta ‘kadınların’ sadece ‘aile’ için ve ‘aile içinde’ varlık göstermelerinin pekiştirildiğini görüyoruz. Birleşmiş Milletler 2011 Toplumsal Cinsiyet Eşitsizlikleri Göstergesi Raporu’nda Türkiye <strong>118 ülke içinde 94.</strong> sırada yer alırken Norveç 1., İtalya 24., Birleşik Arap Emirlikleri 30., Suudi Arabistan 56., Kazakistan 68., İran 88. sırada yer almaktadır. Toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini belirleyen göstergenin hesaplanmasında ‘üreme sağlığı’, ‘kadını güçlendirme’ ve ‘işgücü piyasası’ boyutlarında ele alınmaktadır. Anne ölüm hızı ve ergenlik döneminde ortaya çıkan gebelikler üreme sağlığı verilerini; parlamentoda kadın temsiliyeti ve kadınların ilk öğretim sonrasında eğitime devam etmeleri kadını güçlendirme verilerini ve kadının iş yaşamına katılımı da iş gücü piyasası verilerini hesaplarken göz önüne alınan etkenlerdir. Ülkemizde kadınların iş hayatına giderek daha az katılmaları, 18 yaş altındaki her 10 kadından birisinin evli ve çocuklu oluşu, meclisteki kadın sandalyelerinin oranının %14 olması bizi endişelendirmektedir.</div>
<div></div>
<div><strong>Endişeliyiz, çünkü;</strong> Ülkemizde ‘kadın’ adının giderek örtbas edildiği dönemlerden geçiyoruz. Kadından sorumlu Devlet Bakanlığı ismi ‘Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ olarak değiştirilmiştir. Kadına yönelik şiddeti önlemek için hazırlanan kanun tasarısının adı ‘Kadın ve Aile Bireylerinin Şiddetten Korunmasına Dair Kanun Tasarısı’ olarak düzenlenmiştir. ‘Kadın’ adı devlet kurumlarından ya silinmekte ya da aile ile birlikte anılmaya çalışılmaktadır. Biz hekimler olarak biliyoruz ki doğru tedavi ancak doğru tanı ile yani mevcut sorunun doğru isimlendirilmesi ile başlar. Kadını aile ile birlikte ailenin bir parçası olarak gören zihniyetin güçlenmesi kadına yönelik şiddetin nedenlerinden birisidir.  Yıllarca kendini ailenin reisi olarak tanımlayıp kadınları geleneksel aile anlayışının içine hapsederek onların her türlü kararı üzerinde söz sahibi olmayı isteyen geleneksel erkeklik anlayışı; kadınların özgürleşmesini, kendi kararlarını vermesini, kendi parasını kazanıp bu para üzerinde tasarruf sahibi olmasını, bakabileceği kadar çocuk doğurmayı istemesini, sokaklarda, sosyal yaşam alanlarında var olmayı talep etmesini, istediği kişiyle evlenmesini, birlikte olmak istemediği zaman ayrılmasını, boşanmasını engellemek için giderek daha çok şiddet uygulamaktadır. Kadına yönelik şiddeti azaltmak için polisiye önlemlerle birlikte ve onlardan daha önce mevcut geleneksel aile anlayışını eleştirerek ve değiştirerek kadının sosyal statüsünün güçlendirilmesi, toplumsal cinsiyet ayrımcılığını gidermek için etkin politik müdahale araçları geliştirerek kadınların ve erkeklerin bir arada eşit ve mutlu ilişkiler sürdürmesine olanak sağlanması gerekmektedir.</div>
<div></div>
<div>TPD olarak, dünyada bu konuda uygulanan eşitlikçi politikaların dikkate alınmasını ve toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak üzere tüm devlet kurumlarının kendi içlerinde ve sivil toplumla işbirliği içinde çalışmasını ve öncelikle kadın sorununun doğru olarak isimlendirilmesini talep ediyoruz.</div>
<div><strong>Endişeliyiz, çünkü;</strong> ülkemizde halen 18 yaş altındaki pek çok kız çocuğu halen ailelerinin onayı ve zorlamasıyla evlendirilmekte, henüz kendileri çocukken çocuk doğurmaktadır.<strong> </strong>Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü tarafından 2008 yılında gerçekleştirilen Demografi ve Sağlık Araştırması, 18 yaşındaki her on kadından birinin (%9.7) ilk çocuklarını doğurmuş ya da hamile olduğunu göstermiştir. 17 yaşındakiler için bu oran yüzde 4,4, 16 yaşındakiler için 2,2 ve 15 yaşındakiler için yüzde 0,4’tür. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde (1948) temel insan haklarından biri olarak bireylerin özgür ve tam iradeyle evlenme hakkı tanımlanmıştır. Ancak ilgili taraflardan birinin eşiyle ilgili bilinçli bir karar vermek için yeterince olgun olmaması halinde iradenin özgür ve tam olamayacağı kabul edilmiştir. 18 yaş altındaki bir çocuğun özgür iradesiyle bir seçim yapması beklenemez. Kişilik gelişiminde erken çocukluk döneminin taşıdığı önem yüzyıllardır bilinmektedir ve psikiyatri bilimi bu konuyla ilgili pek çok veriye sahiptir. Kendisi çocuk olan bir ebeveynin çocuğuyla kuracağı ilişkinin niteliği, her yönden doyuruculuğu ve çocuğunun fiziksel ve ruhsal ihtiyaçlarını tam olarak karşılayabilmesi nerede ise imkansızdır. Bu yeni yetişen kuşağın ruh sağlığını da tehdit etmektedir. Ülkemizde ruhsal hastalıklar yaygındır; yapılan çok sayıdaki araştırma; birinci basamak sağlık kurumlarına başvuran her 5 ila 10 hastadan birisinde ruhsal bir hastalık bulunduğunu göstermektedir.</div>
<div></div>
<div>Bu konudaki bir diğer veri ise; kırsal alandaki kadınların daha erken yaşlarda evlenmesidir. 18 yaş altındaki evliliklerin çoğu tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kırsal alanda gerçekleşmektedir. Bu yıl Birleşmiş Milletler 8 Mart’ın ana temasını ‘kırsal alanda yaşayan kadınların güçlendirilmesi’ olarak belirlemiştir. Kırsal alanda yaşayan kadınların güçlendirilmesi için temel adımlardan birisi çocukluk çağı evliliklerinin sonlandırılması için her türlü eğitimsel ve yasal çabayı harcamak olacaktır.</div>
<div></div>
<div><strong>Endişeliyiz, çünkü;</strong> Ülkemizde kız çocuklarının okullaşmasını tehdit edebileceğini düşündüğümüz 4+4+4 yasası meclis gündemindedir. Aslında çocukluk çağı evliliklerinin temel neden ve sonuçlarından birisi de kız çocukların eğitilememesidir. Türkiye’de de okuma yazma bilmeyenlerin çoğunluğu kadındır. Halen ülkemizde dört milyona yakın kadın okuma yazma bilmemektedir. Ülkemizde kırsal alanda okuma yazma bilmeyen kadınların oranı kentlerde yaşayan kadınların 2 katıdır. Milli Eğitim Bakanlığı 2010-2011 örgün eğitim istatistikleri de halen 3 kız çocuğundan birinin (%33,9) orta eğitime ulaşamadığını göstermektedir. Son 20 yıl içinde bu orandaki azalma sevindirici bile olsa önerilen 4+4+4 modelinin kız çocuklarının örgün eğitime devam etmesi üzerine etkisi endişe yaratmaktadır. Geleneksel toplumsal cinsiyet rolleri ve bu rollerin erkeklere yüklediği evin geçimini temin etmek gibi sorumluluklar nedeniyle aileler öncelikle erkek çocuklarının eğitimini finanse etmeyi tercih etmektedirler. 4+4+4 modeli ile cinsiyet ayrımcılığından kaynaklanacak tüm diğer nedenler yanında bilimsel verileri de dikkate aldığımızda; özellikle yoksul aileler kız çocuklarını daha az maliyet nedeniyle evde, erkek çocuklarını örgün eğitim sisteminde okutmayı tercih edebilirler. Bu yoksul ailelerdeki kadınlar açısından içinden çıkılmaz yoksulluk kısırdöngüsünün devamlılığını sağlayabilir. Biz ruh sağlığı uzmanları olarak okulun tek etkisinin eğitsel yönde olmadığını ve çocukların ruhsal gelişimleri için sosyal bir çevrede akran topluluğu içinde yer almalarının önemini biliyoruz. Günümüzün bilgi teknolojilerine esir olmuş, giderek daha çok zamanını sosyal etkileşimden; arkadaş, komşu, akraba gibi yakın ilişki kuracağı kişilerden uzakta, evinde televizyon ve bilgisayar karşısında geçiren ve ruhsal hastalıklara daha yatkın insanlarının çocuklarını da erken dönemde sosyal etkileşimden kopararak evlerinde eğitim vermenin ruh sağlığı açısından oluşturacağı sonuçlar için de endişeliyiz.</div>
<div><strong>Endişeliyiz, çünkü; </strong>Türkiye’de kadınların istihdama katılımda erkeklerin gerisinde olduğu ve yıllar itibariyle işgücüne katılım oranlarında düşüş olduğu görülmektedir. Kadına yönelik şiddetin artmasının nedenleri üzerine düşünüldüğünde erkekler ve kadınlar arasındaki eşit olmayan güç ilişkilerinin bir başka sonucu olan ekonomik şiddetin; kadınları zorla bağımlı bir konuma sokmanın toplumsal mekanizmalarından birisi olarak kadını ekonomik ihtiyaçlarından, sosyal haklarından yoksun bırakmanın yer aldığı görülmektedir.  Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü tarafından Şubat-2011’de yayınlanan “Türkiye’de Kadının Durumu” raporuna göre; Türkiye&#8217;de  kadın istihdamı sorunu son 20 yıldır giderek artarak varlığını sürdürmektedir. Raporda, kadınların işgücüne katılma oranının 1990&#8242;da yüzde 34,1,  2002 yılında yüzde 26,9, 2004 yılında yüzde 25,4, 2009 yılı için yüzde 26 olarak  gerçekleştiği kaydedilmiştir. Kadınların ve erkeklerin eğitim düzeylerinin yükseltilmesi, kadın istihdamının arttırılması ve yaptıkları işler karşısında tatminkar ücret almalarının sağlanması şiddetin artışını önlemekte alınacak temel önlemlerdendir. Kadınların sosyal ve ekonomik gelişmelerden yararlanabilmeleri de işgücü piyasalarına katılımları ile yakından ilgilidir; çalışma yaşamı kadınlara ekonomik özgürlük sağlarken, özgüvenlerini ve toplumsal saygınlıklarını artırmakta, aile içindeki ikincil konumlarını iyileştirmektedir. Kadınların işgücüne katılımında şu anda yasal açıdan görünür herhangi bir ayrım olmamasına rağmen, başta ev işleri olmak üzere çocuk, yaşlı ve hasta bakımının kadın işi ve kadın sorumluluğu olarak tanımlanması, kadınların bu nedenlerle işe devamlarının aksaması, iş verimlerinin düşebilmesi rekabete dayalı mevcut serbest piyasa anlayışı içinde kadın çalışanların tercih edilirliğini de azaltmaktadır.  Ayrıca ev ve bakım işlerinin  sorumluluğunu üstlenmek, kadınları güvenceli ve ücret karşılığı çalıştıkları iş hayatından uzaklaştırmakta, çalışma hayatına girebilen az sayıdaki kadının özellikle ev içi sorumlulukların arttığı dönemlerde sıklıkla ‘aile’ baskısıyla işlerinden ayrılmalarına neden olmakta ve iş hayatlarında kariyerlerinde yükselme ve potansiyellerini ortaya koyabilmelerinin önünde engeller oluşturmaktadır. Ev ve bakım işlerinin sorumluluğunun kadınlar ve erkekler arasında paylaşılması aynı zamanda çok sayıda sorumluluktan dolayı sık olarak tükenme sendromu yaşayan çalışan kadınların ruh sağlığında düzelme sağlayacaktır.</div>
<div><strong>Endişeliyiz, çünkü;</strong> Halen kadına yönelik şiddet davalarında “haksız tahrik indirimi” uygulanmaktadır; kadının tüm davranışları – elbise seçimi, ses tonu, öfke ile söylenen sözleri, boşanmak istemesi gibi- failin işlediği suçun hafifletilmesine gerekçe teşkil edecek şekilde kullanılmakta, yasa koyucu cinsiyete dayalı bir ayrımcılığı kabul etmekte ve onaylamaktadır. Halen mevcut yasalara göre yargı organlarınca hekimlerin cinsel tacize uğrayan çocuk ve kadınların ruh sağlığının bozulup bozulmadığını değerlendirmeleri istenmektedir. Her anlamıyla fiziksel, ruhsal ve cinsel şiddete uğrama kısa ve uzun vadede ruh sağlığında bir çok değişikliğe yol açacak olduğu bilinmektedir. Cinsel tacize uğramış birisinde o anda ruhsal hastalık tespit edilmemiş olması, uzun vadede ruhsal hastalıkların gelişmeyecek olması anlamına gelmez.  Cinsel şiddet süreci ve sonucu itibarı ile kişinin bundan sonraki dönemde insanlarla ilişkilerini, cinsel yaşamını  etkileyecektir.<strong></strong></div>
<div><strong>Sonuç olarak;</strong></div>
<ul>
<li><strong>Birçok ruhsal hastalık kadınlarda erkeklerden fazla görünmektedir. Her 4-5 kadından biri yaşamı boyunca en az bir defa majör depresyon geçirmekte ve majör depresyon geçirenlerin yarıya yakınında hastalık kronikleşmektedir.</strong></li>
</ul>
<ul>
<li><strong> Kadınların ruh sağlığını etkileyen sosyal faktörlerin en başında şiddet ve yoksulluk bunlar dolayısıyla toplumsal cinsiyet eşitsizliği gelmektedir ve ülkemizin önemli bir sorunudur. </strong></li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Ülkemizde halen erkeklerin yanında ikinci sınıf konumda yer alan kadınların sosyal statülerinin yükseltilmesi için toplumsal cinsiyet eşitsizliği göstergelerini düzeltecek eylem planları hızla hazırlanmalı ve hazırlanan eylem planlarının hayata geçirilmesi için çaba harcanmalıdır. </strong></li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Kadının adının ve kimliğinin görünür ve eşit kılındığı bir ülkede yaşamak için Türkiye Psikiyatri Derneği olarak bu 8 Mart’ta da alanımızla ilgili kadına yönelik her türlü şiddeti azaltmaya ve toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik tüm girişimlere bilimsel destek sağlama arzumuzu bir kez daha yineliyoruz. </strong></li>
</ul>
<div><strong> </strong></div>
<div><strong>Türkiye Psikiyatri Derneği Merkez Yönetim Kurulu adına </strong></div>
<div><strong>Doç.Dr. Ayşe Devrim Başterzi</strong></div>
<div></div>
<div><strong>Türkiye Psikiyatri Derneği Kadın Ruh Sağlığı Çalışma Birimi adına </strong></div>
<p><strong>Prof.Dr. Şahika Yüksel</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eyvahbosaniyorum.com/turkiye-psikiyatri-dernegi-8-mart-2012-basin-aciklamasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.eyvahbosaniyorum.com/turkiye-psikiyatri-dernegi-8-mart-2012-basin-aciklamasi.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Boşanmadan sonra çocuğun, anne ve babayı bir arada görmesi faydalı mıdır?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/eyvahbosaniyorumcom/~3/gaAeHwhs0BY/bosanmadan-sonra-cocugun-anne-ve-babayi-bir-arada-gormesi-faydali-midir.html</link>
		<comments>http://www.eyvahbosaniyorum.com/bosanmadan-sonra-cocugun-anne-ve-babayi-bir-arada-gormesi-faydali-midir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Mar 2012 12:56:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Site Yöneticisi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sorular ve Cevaplar]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma ve çocuk psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma-çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eyvahbosaniyorum.com/?p=2367</guid>
		<description><![CDATA[Boşanmadan sonra sık rastlanılan diğer bir durum anne ve babaların çocuğun ikisini bir arada görmesinin daha iyi olacağı, çocuğu memnun edeceği düşüncesi ile çocukların yanında bir araya gelmeleri, çocuğu görme için ayrılan vakitte bir aile görüntüsü vermenin çocuk psikolojik sağlığına faydalı olacağını düşünmeleridir. Genellikle karşılaşılan bunun sağlanamaması, anne babanın çocukların yanında çocuklarla ilgili konularda ciddi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Boşanmadan sonra sık rastlanılan diğer bir durum anne ve babaların çocuğun ikisini bir arada görmesinin daha iyi olacağı, çocuğu memnun edeceği düşüncesi ile çocukların yanında bir araya gelmeleri, çocuğu görme için ayrılan vakitte bir aile görüntüsü vermenin çocuk psikolojik sağlığına faydalı olacağını düşünmeleridir.</p>
<p>Genellikle karşılaşılan bunun sağlanamaması, anne babanın çocukların yanında çocuklarla ilgili konularda ciddi tartışmaların yaşanmasıdır.</p>
<p>Çocuğun ebeveynlerle tek tek doyurucu ilişki geliştirmesi de engellenmiş olur. Yalancı aile rolünün oynanması, çiftlerin birbirlerine yoğun öfkeleri mevcutken rol yapmaları çocuktaki güven duygusunu zedeleyebilir.</p>
<p>Parçalanmamış bir ailede çocuğun gelişmesi ve duygusal olarak sağlıklı olmasında yardımcı olan unsurların çoğu boşanmış bir aile üyelerinin duygusal olarak sağlıklı olmasına yardım eden unsurların aynısıdır.</p>
<p>İyi bir sosyal, psikolojik destekle çatışmasız bir ortamda çocuklar boşanmaya başarılı bir şekilde adapte olabilirler.</p>
<p>Kaynak: aile.org</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eyvahbosaniyorum.com/bosanmadan-sonra-cocugun-anne-ve-babayi-bir-arada-gormesi-faydali-midir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.eyvahbosaniyorum.com/bosanmadan-sonra-cocugun-anne-ve-babayi-bir-arada-gormesi-faydali-midir.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Aldatmalar ve yeniden evlenme çocukları nasıl etkiler?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/eyvahbosaniyorumcom/~3/KyuZEYMYAPs/aldatmalar-ve-yeniden-evlenme-cocuklari-nasil-etkiler.html</link>
		<comments>http://www.eyvahbosaniyorum.com/aldatmalar-ve-yeniden-evlenme-cocuklari-nasil-etkiler.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Mar 2012 20:53:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Site Yöneticisi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Boşanma ve Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[aldatma]]></category>
		<category><![CDATA[ikinci evlilikler]]></category>
		<category><![CDATA[ikinci kez evlenmek]]></category>
		<category><![CDATA[üvey anne]]></category>
		<category><![CDATA[üvey baba]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden evlenmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eyvahbosaniyorum.com/?p=2359</guid>
		<description><![CDATA[Son yıllarda değişen ekonomik, sosyal ve kültürel şartlar nedeniyle anne-babaların boşanarak başka biri ile evlenmesi veya evlenmeden birlikte yaşaması ve eşlerin birbirini aldatması gibi durumlarda artış olduğu görülmektedir. Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayten Erdoğan yetişkinler arasındaki ilişkilerdeki bu değişimlerin çocuklar üzerindeki etkilerini anlatarak, çocuklara nasıl davranılması gerektiği konusunda bilgiler verdi: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-2431" title="uvey-anne" src="http://www.eyvahbosaniyorum.com/wp-content/uploads/uvey-anne.jpg" alt="" width="225" height="220" />Son yıllarda değişen ekonomik, sosyal ve kültürel şartlar nedeniyle anne-babaların boşanarak başka biri ile evlenmesi veya evlenmeden birlikte yaşaması ve eşlerin birbirini aldatması gibi durumlarda artış olduğu görülmektedir.</strong></p>
<p>Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayten Erdoğan yetişkinler arasındaki ilişkilerdeki bu değişimlerin çocuklar üzerindeki etkilerini anlatarak, çocuklara nasıl davranılması gerektiği konusunda bilgiler verdi:</p>
<p><strong>Eşiyle geçimsizlik yaşayan bir kadın veya erkeğin başkası ile flört etmesi çocukları nasıl etkiler?</strong></p>
<p>Huzursuz, mutsuz, birbirine saygı ve sevgisi olmayan anne ve babadan oluşan evlilik ortamının çocuğun sağlıklı ruhsal gelişimi açısından sakıncaları olduğu bilinmektedir. Böyle bir durumda çocuk ruh sağlığında olumsuz etkiler kadın ya da erkeğin bir başkası ile flört etmesi değil, evde anne baba arasında yaşanan negatif olumsuz duygu ve davranışlar sonucu oluşur.</p>
<p>Başka biriyle flört; eve gelmeme, evde bağırıp çağırma, aşağılama gibi uyumsuz evlilik sonucu ortaya çıkan bir çok olumsuz durumun bir parçasıdır. Böyle ortamda büyüyen çocuğun bu stres faktörlerinden etkilenmesi normaldir. Çocuklar geçimsizlik sonucu ortaya çıkan bu durumlar karşısında içinde bulundukları yaş dönemine göre değişen özellikte çeşitli endişe ve kaygılar duyarlar.</p>
<p>Çocuklar, &#8220;annem babam birbirlerine zarar verecek mi, bana zarar verecekler mi, ayrılacaklar mı, kiminle yaşayacağım, evden taşınacak mıyım, annem veya babam nerede yaşayacak, okulum değişecek mi, bu yaz gene basketbol okuluna gidebilecek miyim?&#8221; gibi çok çeşitli kaygı ve endişelere kapılabilirler.</p>
<p>Ayrıca bu duruma gelmiş anne-baba daha çok kendileri ile ilgilenmek durumunda olduğu için çocuğa ayırdığı zaman, ilgi ve destek azalır, bu da çocuklarda sevilmedikleri, önemsenmedikleri duygularının ortaya çıkmasına neden olarak özgüvenlerinin düşmesine yol açabilir. Ek olarak, sorunlarla karşılaştıklarında onlardan yeterli desteği alamamalarına neden olarak yaşantılarında aksamalara yol açabilir.</p>
<p>Özellikle küçük çocuklar anne-babalarının evliliğinin başarısız olması konusunda kendilerini suçlama eğilimindedirler ve sık sık bunun doğru olmadığının hatırlatılması gerekir. Eşler arasındaki uyumsuzluğun hiçbir şekilde çocuğun suçu olmadığı ve anlaşamamalarının çocukla kesinlikle ilgili olmadığı mutlaka vurgulanmalıdır.</p>
<p>Ayrıca çocuklar kendilerine yönelik sevginin de geçici olup olmadığını sorgulayabilir: Burada karı koca ile anne-baba-çocuk ilişkisinin farklarından bahsedip, geçinemiyor olsalar dahi onu her zaman ve koşulsuz bir şekilde sevecekleri konusunda sık sık güvence vermeleri gerekir.</p>
<p><strong>Geçimsizlik nedeniyle eşinden ayrılmış bir kadının erkek arkadaşının olması ve onu çocuklarıyla tanıştırması çocuklarda ne tür etkiler yapar?</strong></p>
<p>Böyle bir durum oluştuğunda ortaya çıkabilecek olumlu ya da olumsuz etkiler çocuğun içinde bulunduğu yaş dönemine, anne ve babanın kişisel özelliklerine, çekişmelerin sürüp sürmediğine, çocuğun yaşadığı ortam ve düzene göre değişir.</p>
<p>Ayrılıktan sonra çocuğun sağlıklı uyumu için en önemli faktörler eşler arası çatışmanın bitmesi, çocuğun her iki ebeveyni de düzenli görmesi, yaşadığı ortamın sürekli ve düzenli olmasıdır.</p>
<p>0-3 yaş çocuğunun vereceği tepki, uyum ile 12-18 yaş arası çocuğun tepki ve uyumu çok farklılıklar gösterir. Küçük yaş çocuğu için diğer faktörler sağlanabilmişse annenin yeni bir arkadaşı olması bu kişinin olumlu biri olması halinde büyük sorun teşkil etmez.</p>
<p>Asıl babanın olumsuz bir figür olması, çocuğa yeterli ilgiyi gösterememesi durumunda ise aksine annenin olumlu özelliklere sahip, çocuğa sevgi ve destekle yaklaşabilecek erkek arkadaşının çocuk üzerinde olumlu etkileri olabilir.</p>
<p>Yetişkin bir erkek tarafından sevilip desteklenmel çocuğun özgüvenini arttırır, erkek çocuk için özdeşim yapılacak bir olumlu bir rol modeli oluşturur, kız çocuk içinse karşı cins tarafından sevilme ve değer verilme ihtiyacının karşılanmasına yardımcı olur.</p>
<p>Böyle bir durum ergenlik yılları içindeki çocukların daha değişik tepkiler göstermesine neden olabilir. Bazı ergenler için yukarıda bahsedilen olumlu etkiler sağlanabilirken, bazılarında bir çok negatif olumsuz duygu ve davranışların ortaya çıkması gözlenebilir.</p>
<p>Erkek çocuklar bu yaşlarda bazı çatışmaların yeniden uyanması, cinselliğin tanınması sonucu hem anneye hem, birlikte yaşadığı bireye olumsuz tavırlar sergileyebilirler. Kız çocuklarda ise cinselliğin abartılı yaşanması, anneye öfke gibi sorunlar ortaya çıkabilir.</p>
<p>Ergenler anne-babalarını mutlu görmek isteseler de, anne babalarının başka insanlarla birlikte olması karşısında karışık duygular beslerler. Anne ya da babanın başka biriyle çıkmasını hoş görmenin diğer ebeveyne sadakatsizlik olacağını düşünebilirler.</p>
<p><strong>Anne ve babalar yeni eş seçiminde çocuklarının seveceği birini mi tercih ediyorlar ve eğer böyleyse, bu doğru mudur?</strong></p>
<p>Anne ve babaların yeni eş seçiminde çocuklarının seveceği birini mi tercih ettikleri konusunda yapılmış bilimsel araştırma sonuçları olmadığı için bir yorum yapmam mümkün değil.</p>
<p>Eş seçimi çok karmaşık bir olay olup kişilerin eş seçiminde bir çok faktör rol oynar, çocuklarla uyumlu kişi olup olmaması bir çok faktörden sadece biri olabilir.</p>
<p>Eş seçiminde kişi için önemli olan kendi beklentilerine yanıt verip vermediğidir, anne-babanın kendine uyan bir eş seçmesi, onunla mutlu ve kendi ile barışık olması en azından mutlu bir ebeveyne sahip olma açısından çocuğa dolaylı olarak olumlu yansır.</p>
<p>Kendi sorunlarını çözmüş, üreten ve mutlu bir anne-babanın şüphesiz çocuğa önemli faydaları olur.</p>
<p><strong>Çocuklar babalarının yeni eşi ile ilişkilerinde ne sorunlar yaşıyorlar, üvey annenin çocuklara yaklaşımı nasıl olmalı?</strong></p>
<p>Burada en çok yaşanılan yanlış çocuktan yeni eşi annesinin yerine koymasının istenmesidir. Halbuki, çocuğun annesi vefat etmiş ya da ayrılmış olsa bile onun öz annesidir, yeni gelen kişi ancak bakım veren kişi olarak görev yapar, annenin yerini almaz. Bakım veren olarak çocuğa çok sevgi göstermesi ya da fedakarlıklar yapmış olması da bu durumu değiştirmez. Tabii ki çocuk ve bu kişi arasında bağlılık gelişebilir, iyi ve sağlıklı ilişkiler kurulabilir.</p>
<p>Diğer bir yanlış da ikinci eşin çocuklar tarafından sevilmesi ve kabul görmesi için annenin hatalarının vurgulanması ve hakkında olumsuz konuşulmasıdır. Bu durum da hem çocuğun özgüveninin zedelenmesine hem de her iki tarafa da tepki duymasına neden olur.</p>
<p>Çocuğun annesi hakkında olumsuz konuşmamak, bunu başarmak mümkün olmuyorsa hiç bahsetmemek daha uygundur. Çocuğun annesi hakkında konuşması, sorular sorması ise özellikle desteklenmeli, duygu ve düşüncelerini rahatlıkla ifade edebileceği ortamlar sağlanmalıdır.</p>
<p>Çocuklar genelde kendi öz babalarını mı yoksa annelerinin evlendiği ikinci babayı mı daha çok sevip kabulleniyorlar?<br />
Asıl babanın olduğu, çocuk ile düzenli görüştüğü, çocuğun ihtiyaçlarını karşıladığı durumlarda annenin ikinci eşi çocuğun babası değil sadece annenin ikinci eşi konumundadır.</p>
<p>Böyle durumlardaki sağlıklı olanı budur çocuk her ikisinin yerini bilir ona göre uyum ve davranış geliştirir, kavram olarak da annenin ikinci, üçüncü eşinden bahsedilirken ikinci baba, yeni baba şeklinde bahsedilmesi yanlıştır. Bu durumda çocuğa gerçek babasının olduğu, eşler ayrı olsa bile bunun değişmeyeceği, eve gelen kişinin sadece annenin ikinci eşi olduğu babalık görev ve sorumluluğu olmadığı açık olarak söylenmelidir.</p>
<p>İkinci eşin tabii ki eşine ve onun yakınlarına karşı sorumlulukları vardır ve iyi bir eş karşı tarafın çocukları ve yakınlarına olumlu davranır.</p>
<p>Çocukların baba olarak sevip kabullenecekleri kişi olumlu özelliklere sahip olarak olumlu rol modeli yaratma, çocuğa yeterli ilgiyi gösterme, çocuğa sevgi ve destekle yaklaşma, ihtiyaçlarını karşılama gibi babalık görevlerini yapan ve sürdüren kişidir. Ancak babanın bu görevleri kendisinin yapmadığı durumlarda bu eksikliği karşılayan kişi ister amca, dayı ister ikinci eş olsun babanın yerini alabilir.</p>
<p><strong>Çocuğun annenin yeni eşini çok sevmesi öz babasıyla arasındaki ilişkiyi nasıl etkiler?</strong></p>
<p>Baba çocuk ilişkisi doyurucu ise annenin ikinci eşi ile çocuğun iyi ilişkiler içinde olması bir sorun yaratmaz, aksine babada olumlu duygular ortaya çıkmasına neden olur. Eğer karı-koca arasında boşanmaya rağmen çatışmalar sürüyorsa, babanın kendi yeterliliği hakkında şüphesi varsa baba-çocuk arası ilişki olumsuz etkilenir.</p>
<p><strong>Aldatma sonucu bitmiş evlilikler çocukları nasıl etkiler?</strong></p>
<p>Boşanma, ölüm olayları ve taşınma gibi stres yaratıcı doğal yaşam olaylarından biri olup, anne-babalar için olduğu kadar çocuklar için de sıkıntılı bir durumdur. Boşanma nedeni genel olarak eşlerin uyumsuzluğu olup, aldatma sadece bunun bir sonucudur. Boşanmanın çocuk üzerindeki etkileri, boşanma nedeni ne olursa olsun benzerdir.</p>
<p>Erişkinlerden farklı olarak, çocukların boşanma karşısında duygusal tepkileri içinde bulunduğu yaş dönemine göre farklılık gösterir. Genel olarak üzüntü, suçluluk, öfke ve kaygı hisseder ve bu duygularını da davranışları ile gösterebilirler. Anne baba arasında boşanma sırasında oluşabilecek çekişmelerden çocuğu uzak tutmak, çocuğun endişeleri karşısında açık ve dürüst davranmak, çocuğun yaşadığı ortamda sürekliliğin ve güven ortamının oluşmasını sağlamak çocuğun bu zor süreci daha kolay atlatmasına yardımcı olabilir.</p>
<p>Çocuğun boşanmanın getirdiği değişikliklere uyum sağlaması zaman alabilir. Boşanma sonrası bazı duygusal ve davranışsal tepkiler aylar boyunca ve hatta bir yıl boyunca devam edebilir. Bazı tepkiler ise daha geçici olup, ailenin durumu istikrara kavuştuğunda veya çocuğun rutini yeniden oluştuğunda kaybolabilir.</p>
<p>Bu tepkilerin mutlaka kalıcı sorunlara işaret etmediğini de unutmamak gerekir. Huzursuz, mutsuz, birbirine saygı ve sevgisi olmayan anne ve babadan oluşan evlilik ortamının çocuğun sağlıklı ruhsal gelişimi açısından sakıncaları olduğu bilinmektedir. Bundan dolayı anne babanın boşanma konusundaki suçluluklar üzerinde yoğunlaşmaktansa, yeni şartlar altında çocuk için en tutarlı ve huzurlu ortamın nasıl yaratılabileceği üzerine yoğunlaşmaları gerekir.</p>
<p>Çocukların boşanmayı izleyen duygusal endişelerinin çoğu, hassasiyetle ele alınmaları halinde, geçicidir. Çocuğun duygularına ilişkin olarak verdiği sinyaller konusunda dikkatli olmak ona yardımcı olmak açısından yol gösterici olacaktır. Ayrıca sancılı boşanma süreci sonrası yaşamını istediği gibi yönlendirebilen, düzenli bir yaşam tarzı oluşturabilen mutlu anne babalar çocuklar için de iyi bir model olabilirler.</p>
<p>www.aile.org</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eyvahbosaniyorum.com/aldatmalar-ve-yeniden-evlenme-cocuklari-nasil-etkiler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.eyvahbosaniyorum.com/aldatmalar-ve-yeniden-evlenme-cocuklari-nasil-etkiler.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Ankara Çocuk Psikologu-Pedagog</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/eyvahbosaniyorumcom/~3/ywz5iah9XJI/ankara-cocuk-psikologu-pedagog.html</link>
		<comments>http://www.eyvahbosaniyorum.com/ankara-cocuk-psikologu-pedagog.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Mar 2012 09:38:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Site Yöneticisi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[ankara çocuk psikologu]]></category>
		<category><![CDATA[ankara pedagog]]></category>
		<category><![CDATA[çankaya çocuk psikologu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk psikologu]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim testi]]></category>
		<category><![CDATA[zeka testi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eyvahbosaniyorum.com/?p=2441</guid>
		<description><![CDATA[2001 yılında Ankara Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık  bölümünden mezun olan Pedagog- Psikolojik Danışman Oktay KILIÇ  evli ve 2 çocuk babasıdır. Pedagog Oktay KILIÇ okul öncesi ve ilköğretim (1-10 Yaş Arası)  çağındaki çocuklarda gözlenen problemlere yönelik çalışmaktadır. Çalışma Alanları  Dikkat Eksikliği Dürtüsellik Alt Islatma (Enürezis) Alta Kaçırma (Enkoprezis) Kardeş Kıskançlığı Patolojik Yalan Söyleme Tırnak Yeme, Parmak Emme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2001 yılında Ankara Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık  bölümünden mezun olan <a title="pedagog" href="http://www.psikologankara.net">Pedagog</a>- Psikolojik Danışman Oktay KILIÇ  evli ve 2 çocuk babasıdır. Pedagog Oktay KILIÇ okul öncesi ve ilköğretim <strong>(1-10 Yaş Arası)</strong>  çağındaki çocuklarda gözlenen problemlere yönelik çalışmaktadır.</p>
<div id="attachment_2462" class="wp-caption aligncenter" style="width: 390px"><a href="http://www.eyvahbosaniyorum.com/wp-content/uploads/oktay.jpg"><img class=" wp-image-2462" title="pedagog-oktay-kilic" src="http://www.eyvahbosaniyorum.com/wp-content/uploads/oktay.jpg" alt="" width="380" height="254" /></a><p class="wp-caption-text">Fenomen Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim Merkezi</p></div>
<p><strong>Çalışma Alanları</strong></p>
<ul>
<li> Dikkat Eksikliği</li>
<li>Dürtüsellik</li>
<li>Alt Islatma (Enürezis)</li>
<li>Alta Kaçırma (Enkoprezis)</li>
<li>Kardeş Kıskançlığı</li>
<li>Patolojik Yalan Söyleme</li>
<li>Tırnak Yeme, Parmak Emme Davranışları</li>
<li>Fobiler, Korkular ve Anksiyete (Kaygı) Bozukluğu</li>
<li>Yemek Yeme Problemleri</li>
<li>Davranış Sorunları</li>
<li>Öfke ve Saldırganlık</li>
<li>Özgüven Sorunları</li>
<li>İçe Kapanıklık</li>
<li>Tikler</li>
<li>Çalma Davranışları</li>
<li>Öğrenme Sorunları</li>
<li>Verimli Ders Çalışma</li>
<li>Akademik Değerlendirme</li>
<li>Okul Fobisi</li>
<li>Okul Başarısızlığı</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kullanılan Psikoterapi Teknikleri</strong></p>
<ul>
<li>Oyun Terapisi</li>
<li>Çözüm Odaklı Kısa Süreli Terapi</li>
<li>Yaratıcı Drama</li>
</ul>
<p><strong>Değerlendirmede Kullanılan Gelişim, Dikkat ve Zeka Testleri</strong></p>
<ul>
<li>Wısc-r Zekâ Testi</li>
<li>AGTE (Ankara Gelişim Testi),</li>
<li>Bender-Gestalt Görsel Motor Algılama Testi</li>
<li> Peabody Testi</li>
<li> Gessel Testi</li>
<li>Kent EGY</li>
<li>Goodenough</li>
<li>Metropolitan Okul Olgunluğu Testi</li>
</ul>
<p><strong><a href="http://www.psikologankara.net">Pedagog </a>Oktay KILIÇ’ın Aldığı Eğitimler</strong></p>
<ol>
<li>Aile Eğitim Programı Eğitici Eğitimi-Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı-2011</li>
<li>Wısc-r Zekâ Testi Kullanımı Eğitimi – Psikolojik Testler Derneği -2011</li>
<li>Eğitimde Yaratıcı Drama Liderliği 5. Kur Eğitimi Kursu – Çağdaş Drama Derneği – 2011</li>
<li>Eğitimde Yaratıcı Drama Liderliği 4. Kur Eğitimi Kursu – Çağdaş Drama Derneği – 2011</li>
<li>Ergenleri Bilgilendirme ve Farkındalık Kazandırma Eğitimi -2011</li>
<li> Özel Öğrenme Güçlüğü Olan Çocukların Fark Edilmesi ve Eğitimleri – 2011</li>
<li>Atılganlık Eğitimi – 2011</li>
<li>Eğitimde Yaratıcı Drama Liderliği 3. Kur Eğitimi Kursu – Çağdaş Drama Derneği – 2010</li>
<li>Çözüm Odaklı Terapi Eğitimi – 2010</li>
<li>Eğitimde Yaratıcı Drama Liderliği 2. Kur Eğitimi Kursu – Çağdaş Drama Derneği – 2009</li>
<li>7–19 yaş Etkili Anne Baba Eğitimi Kursu –2009</li>
<li>Çocuk  Testleri AGTE(Ankara Gelişim Testi), Bender-Geştalt Görsel Motor Algılama Testi, Peabody, Gessel, Kent EGY,Goodenough, Metropolitan Okul Olgunluğu Testi  -2009</li>
<li>Eğitimde Yaratıcı Drama Liderliği Temel Eğitimi Kursu – Çağdaş Drama Derneği – 2008</li>
<li>Kişisel Gelişim Uzmanlığı ve NLP Eğitmenliği – Yakaza Eğitim ve Danışmanlığı    - 2008</li>
<li>Bireysel ve Grupla Psikolojik Danışma Teknikleri Eğitimi – 2008</li>
<li>Risk Altındaki Çocuklara Yaklaşım Kursu – 2008</li>
<li>Davranış Değiştirme Yöntemleri ve Öfke Yönetimi Eğitimi – 2007</li>
<li>Leiter Uluslararası Zekâ, Performans Testi Kullanım Kursu – 2007</li>
<li>Ana- Baba Eğitimi Kursu – 2006</li>
<li>Öğrencilere Sosyal Beceri kazandırma Eğitimi – 2006</li>
<li>Davranış Değiştirme Teknikleri Eğitimi – 2005</li>
<li>Öğrenmeyi Öğrenme Kursu – 2005</li>
<li>Üstün veya Özel Yetenekli Öğrencilerin Eğitimi Kursu – 2005</li>
<li>Sınav Kaygısı ve Önleme Yolları Eğitimi – 2005</li>
<li>Davranış Bozukluklarını Önleme Kursu – 2004</li>
<li>Psikoeğitim(Travma sonrası) Geliştirme Programı Eğitimi – 2004</li>
</ol>
<p><strong>çocuk psikoloğu</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eyvahbosaniyorum.com/ankara-cocuk-psikologu-pedagog.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.eyvahbosaniyorum.com/ankara-cocuk-psikologu-pedagog.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Boşanmalarda ne zaman uzman yardımı almalıyız?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/eyvahbosaniyorumcom/~3/CUyaBAofMyc/bosanmalarda-ne-zaman-uzman-yardimi-almaliyiz.html</link>
		<comments>http://www.eyvahbosaniyorum.com/bosanmalarda-ne-zaman-uzman-yardimi-almaliyiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Mar 2012 12:56:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Site Yöneticisi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Boşanma ve Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[boşanan aile çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma sonrası psikolojik destek]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmış aile çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk psikologu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eyvahbosaniyorum.com/?p=2371</guid>
		<description><![CDATA[Boşanma bir aile için önemli bir yaşam krizidir. Ancak siz ve eski eşiniz birlikte hareket etmeye devam edebilirseniz, çocuğunuz için iyi ebeveynler olmaya da devam edebilirsiniz.Bu sebeple gerekli olduğu zaman uzman yardımı almaktan çekinmemelisiniz. Akılda bulundurmanız gereken diğer tavsiyeler de şunlardır: Boşanmayla ilgili kendi acı veren duygularınız konusunda yardım alın. Siz sağlıklı bir adaptasyon gösterebilirseniz, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Boşanma bir aile için önemli bir yaşam krizidir. Ancak siz ve eski eşiniz birlikte hareket etmeye devam edebilirseniz, çocuğunuz için iyi ebeveynler olmaya da devam edebilirsiniz.Bu sebeple gerekli olduğu zaman uzman yardımı almaktan çekinmemelisiniz.</strong></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2423" title="bosanma-sonrasi-cocuk-psikolojisi-terapi" src="http://www.eyvahbosaniyorum.com/wp-content/uploads/bosanma-sonrasi-cocuk-psikolojisi-terapi.jpg" alt="" width="425" height="282" /></p>
<p><strong>Akılda bulundurmanız gereken diğer tavsiyeler de şunlardır:</strong><br />
Boşanmayla ilgili kendi acı veren duygularınız konusunda yardım alın. Siz sağlıklı bir adaptasyon gösterebilirseniz, çocuğunuzun da bunu başarma şansı artar. Ayrıca ihtiyaç duyulan duygusal desteğin alınması ve duygu ve düşüncelerinizi bir yetişkin ile paylaşabilmeniz, sizin duygusal endişelerinizin yükünün haksız bir şekilde çocuğunuzun omuzlarını yüklenmesi ihtimalini azaltacaktır. Size bu desteği sağlayan güvenilir bir dost veya aile üyeleri ya da bir terapist olabilir.</p>
<p><strong>Kendinize ve çocuğunuza karşı sabırlı olun.</strong> Boşanmadan sonra yaşanan duygusal endişeler, kayıp ve acının iyileşmesi zaman alır ve genellikle bu iyileşme aşamalar halinde gerçekleşir. Bu gayet sağlıklı bir durumdur.</p>
<p><strong>Çocuğun kaybını maddi şeylerle, yiyecek ikramlarıyla veya özel ayrıcalıklar tazmin etme isteğinize karşı direnin.</strong> Duygusal acı eşyalarla değil, sevilen kişilerin özen ve desteğiyle iyileşir.</p>
<p><strong>Çocuğunuzun yaşına uygun stres belirtilerini öğrenin.</strong> Sizi endişelendiren sorunları nasıl ele alacağınız konusunda çocuk psikologu ya da çocuk psikiyatrına danışın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eyvahbosaniyorum.com/bosanmalarda-ne-zaman-uzman-yardimi-almaliyiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.eyvahbosaniyorum.com/bosanmalarda-ne-zaman-uzman-yardimi-almaliyiz.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Çocuklar boşanmanın getirdiği değişikliklere ne zaman uyum sağlar?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/eyvahbosaniyorumcom/~3/WqeKS0X4h8E/cocuklar-bosanmanin-getirdigi-degisikliklere-ne-zaman-uyum-saglar.html</link>
		<comments>http://www.eyvahbosaniyorum.com/cocuklar-bosanmanin-getirdigi-degisikliklere-ne-zaman-uyum-saglar.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Mar 2012 12:56:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Site Yöneticisi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Boşanma ve Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmanın etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmaya uyum sağlamak]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eyvahbosaniyorum.com/?p=2379</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğun boşanmanın getirdiği değişikliklere uyum sağlaması zaman alabilir. Boşanma sonrası bazı duygusal ve davranışsal tepkiler aylar boyunca ve hatta bir yıl boyunca devam edebilir. Bazı tepkiler ise daha geçici olup, ailenin durumu istikrara kavuştuğunda veya çocuğun rutini yeniden oluştuğunda kaybolabilir. Bu tepkilerin mutlaka kalıcı sorunlara işaret etmediğini de unutmamak gerekir. Huzursuz, mutsuz, birbirine saygı ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-2419" title="Mother and Daughter Reading Together" src="http://www.eyvahbosaniyorum.com/wp-content/uploads/bosanmaya-uyum.jpg" alt="" width="300" height="300" />Çocuğun boşanmanın getirdiği değişikliklere uyum sağlaması zaman alabilir. Boşanma sonrası bazı duygusal ve davranışsal tepkiler aylar boyunca ve hatta bir yıl boyunca devam edebilir.</strong></p>
<p>Bazı tepkiler ise daha geçici olup, ailenin durumu istikrara kavuştuğunda veya çocuğun rutini yeniden oluştuğunda kaybolabilir.</p>
<p>Bu tepkilerin mutlaka kalıcı sorunlara işaret etmediğini de unutmamak gerekir. Huzursuz, mutsuz, birbirine saygı ve sevgisi olmayan anne ve babadan oluşan evlilik ortamının çocuğun sağlıklı ruhsal gelişimi açısından sakıncaları olduğu bilinmektedir. Bundan dolayı anne babanın <strong>boşanma</strong> konusundaki suçluluklar üzerinde yoğunlaşmaktansa yeni şartlar altında çocuk için en tutarlı ve huzurlu ortamın nasıl yaratılabileceği üzerine yoğunlaşmaları gerekir. Çocukların <strong>boşanmayı</strong> izleyen duygusal endişelerinin çoğu, hassasiyetle ele alınmaları halinde, geçicidir. Çocuğun duygularına ilişkin olarak verdiği sinyaller konusunda dikkatli olmak ona yardımcı olmakta size yardımcı olacaktır. Ayrıca sancılı boşanma süreci sonrası yaşamını istediği gibi yönlendirebilen, düzenli bir yaşam tarzı oluşturabilen, mutlu anne babalar çocuklar içinde iyi bir model olabilirler.</p>
<p>Kaynak:  aile.org</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eyvahbosaniyorum.com/cocuklar-bosanmanin-getirdigi-degisikliklere-ne-zaman-uyum-saglar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.eyvahbosaniyorum.com/cocuklar-bosanmanin-getirdigi-degisikliklere-ne-zaman-uyum-saglar.html</feedburner:origLink></item>
	<media:rating>nonadult</media:rating></channel>
</rss>

