<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0">

<channel>
	<title>Fikir Atölyesi</title>
	
	<link>http://www.fikiratolyesi.com</link>
	<description />
	<lastBuildDate>Tue, 03 Nov 2009 01:18:35 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle></itunes:subtitle><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/fikiratolyesi" type="application/rss+xml" /><feedburner:emailServiceId>fikiratolyesi</feedburner:emailServiceId><feedburner:feedburnerHostname>http://feedburner.google.com</feedburner:feedburnerHostname><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com" /><item>
		<title>Beni sevdiğinizi biliyorum. Ancak başka seçeneğiniz olmadığını da…</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/fikiratolyesi/~3/GsVf0MYJL0Q/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2009/11/03/beni-sevdiginizi-biliyorum-ancak-baska-seceneginiz-olmadigini-da/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Nov 2009 01:16:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>
		<category><![CDATA[anne olmak]]></category>
		<category><![CDATA[büyüme sancısı]]></category>
		<category><![CDATA[büyümek]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk yetiştirmek]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik]]></category>
		<category><![CDATA[kafam karışık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1244</guid>
		<description><![CDATA[Bu, &#8216;büyümü sancıları&#8217; içinde olan birinin, anne ve babasına hitaben yazdığı bir mektuptur. Tek amacı, ileride kendisine hatırlatmaktır. Başka amacı yoktur!
&#8220;beni tanımıyorsunuz.
tanıma çabanız, size öğretilenlerden ibaret.
veya, kendi ailenizden gördüğünüz kadar işte.
yeterli değil.
ve siz farkında değilsiniz.
en acı veren taraf ise,
tanıdığınızı sanıp, bana hep doğruları söylemeniz.
kendi doğrularınızı&#8230;
onlar da nedense hep &#8220;yapmamam&#8221; gerekenler.
ve o kadar çoklar ki&#8230;
ben sanırım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Bu, &#8216;büyümü sancıları&#8217; içinde olan birinin, anne ve babasına hitaben yazdığı bir mektuptur. Tek amacı, ileride kendisine hatırlatmaktır. Başka amacı yoktur!</em></p>
<p>&#8220;beni tanımıyorsunuz.<br />
tanıma çabanız, size öğretilenlerden ibaret.<br />
veya, kendi ailenizden gördüğünüz kadar işte.</p>
<p>yeterli değil.<br />
ve siz farkında değilsiniz.</p>
<p>en acı veren taraf ise,<br />
tanıdığınızı sanıp, bana hep doğruları söylemeniz.<br />
kendi doğrularınızı&#8230;<br />
onlar da nedense hep &#8220;yapmamam&#8221; gerekenler.<br />
ve o kadar çoklar ki&#8230;</p>
<p>ben sanırım büyüyorum.<br />
kafam karışık.<br />
kim olduğumu anlamaya çalışıyorum.<br />
neden nefes aldığımı&#8230;</p>
<p><span id="more-1244"></span><br />
okulda aldığım notlardan mı ibaretim ben?<br />
bana o notu veren hoca kim?<br />
sahi, o ne kadar tanıyor ki beni?</p>
<p>boğuluyorum,<br />
farkında değilsiniz.</p>
<p>biri bana iyi bir laf etti mi mutlu oluyorum mesela.<br />
ne garip ki,<br />
bu da nette oluyor en çok.<br />
veya sokakta&#8230;<br />
ve yine ne acı ki,<br />
tanımıyorum bile çoğunu.</p>
<p>göstermemeye çalışsam da,<br />
kırılganım esasında.<br />
neye kızdığım da değişiyor sürekli.<br />
anlık işte her şey.</p>
<p>ve yoksunuz siz o anlarda.<br />
biliyorum, olamazsınız da.<br />
dedim ya,<br />
kafam karışık.</p>
<p>sorularım basit,<br />
cevaplar ise o denli yetersiz.</p>
<p>çok şey değişiyor bende.<br />
vücudum,<br />
kimyam,<br />
zevklerim…</p>
<p>çok yakın bir-iki arkadaşım anlıyor esasında beni.<br />
ancak bana nasıl cevap versinler ki,<br />
onlar da aynılarını kendilerine soruyor.</p>
<p>çaresiz hissettiğim anlar çok.<br />
sadece bilmiyorsunuz&#8230;</p>
<p>siz iyi niyetlisiniz,  farkındayım onun.<br />
başıma kötü bir şey gelmesin istiyorsunuz.<br />
en çok da &#8220;adam&#8221; olmamı.<br />
sizin gözünüzde adam olmak neyse,<br />
işte onu olmamı&#8230;</p>
<p>kendi gözümde ise,<br />
&#8220;adam&#8221; olmak ütopik bir şey.<br />
ben önce &#8220;ben&#8221; olsam,<br />
gerisi kolay.</p>
<p>bazen tek başıma dünyayı değişterebileceğimi sanarken,<br />
bazen kolumu kaldırmaya enerjim olmuyor.<br />
köşeme sindiğim anlar var ya,<br />
hani en çok yalnız kalmak istediğimi söylediğim&#8230;</p>
<p>işte en çok sizi aradığım anlar,<br />
o anlar esasında.<br />
ama siz,<br />
farkında bile değilsiniz.</p>
<p>esasında siz ya da başkası&#8230;<br />
kim anlarsa&#8230;<br />
zayıf anlarım onlar.<br />
büyüdüğüm&#8230;</p>
<p>ha bu arada,<br />
bir de şeytanlar var içimde.<br />
bana keyif alacağım şeyleri söyleyip duruyorlar.<br />
arada kaçamak yapıp deneyince&#8230;<br />
yalan yok,<br />
haklılar&#8230;</p>
<p>gerçi o anlarda da,<br />
bir şey oluyor hep içten içe rahatsız eden,<br />
hissediyorum.<br />
ama engelleyemiyorum işte.</p>
<p>ancak, ne var biliyor musunuz?<br />
pişman da olmuyorum!</p>
<p>eminim siz de benim yaşlardayken yaptınız.<br />
ve unutmayı seçtiniz şimdi.</p>
<p>bir şey söyleyeceğim.<br />
unutmayın onları ne olur.</p>
<p>çünkü siz,<br />
yaşanılan her şeye rağmen,<br />
bugün hala benim annem, babamsınız.</p>
<p>sizi belki ileride daha iyi anlayacağım ama,<br />
&#8220;ilerisi&#8221; yok ki benim için.<br />
bir anlasanız,<br />
ütopya bana o.</p>
<p>sanırım buldum&#8230;</p>
<p>hani şeytanlar vardı ya,<br />
benimle konuşurken onlar,<br />
siz de olur musunuz benim yanımda?<br />
beraber yapsak mesela onların dediklerini&#8230;</p>
<p>yok,<br />
olmadı bu da&#8230;</p>
<p>dedim ya,<br />
kafam karışık benim.</p>
<p>sakın psikolog falan demeyin.<br />
sizin yıllarca yapamadığınızı,<br />
parayla üç beş seansta yapacağını söyleyen biri hiç değil benim aradığım.</p>
<p>bir dakika,<br />
sanırım bu sefer buldum.</p>
<p>evet,<br />
siz değilsiniz bunu çözecek&#8230;</p>
<p>benim, ben.<br />
benden başkası değil.</p>
<p>tek dileğim de ne biliyor musunuz?<br />
bu yaşadığım sancıları hiç unutmamak&#8230;</p>
<p>ve kendi çocuklarımla,<br />
o şeytanlar daha çıkmadan piyasaya,<br />
&#8220;yaşamak hayatı birlikte.&#8221;</p>
<p>tıpkı beni anlayan o yakın bir-iki arkadaşım gibi.<br />
ancak bu sefer,<br />
cevapları da bilerek&#8230;</p>
<p>becerecek enerjim yoksa da,<br />
baştan hiç doğurmamak.</p>
<p>beni sevdiğinizi biliyorum.<br />
ancak başka seçeneğiniz olmadığını da&#8230;&#8221;</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?a=GsVf0MYJL0Q:gnnNyMAjag8:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?a=GsVf0MYJL0Q:gnnNyMAjag8:dnMXMwOfBR0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?d=dnMXMwOfBR0" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?a=GsVf0MYJL0Q:gnnNyMAjag8:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/fikiratolyesi/~4/GsVf0MYJL0Q" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2009/11/03/beni-sevdiginizi-biliyorum-ancak-baska-seceneginiz-olmadigini-da/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>13</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.fikiratolyesi.com/2009/11/03/beni-sevdiginizi-biliyorum-ancak-baska-seceneginiz-olmadigini-da/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Neden?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/fikiratolyesi/~3/83hUlABZg1M/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2009/10/26/neden-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2009 02:07:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>
		<category><![CDATA[işe yaramak]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1231</guid>
		<description><![CDATA[bundan sonrası için.
yapacakların için.
işte bunun için;
bir neden.
tamam da,
neden?
yani,
neden neden?
beyin nasıl programlanmış ki?
neden varsa iyi,
yoksa kötü…
tersi olsa bir an için.

varsa kötü;
yoksa iyi olsa mesela&#8230;
ayrıca&#8230;
&#8216;iyi&#8217; ne demek ki?
neden olmayınca,
neden &#8216;işe yaramaz&#8217; hisseder insan?
öyle dediklerinden mi?
peki,
diyelim var o neden.
tamam da&#8230;
onların gözünde işe yarar olmak mı o neden?
kendi gözümdense&#8230;
iş ne?
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>bundan sonrası için.<br />
yapacakların için.<br />
işte bunun için;<br />
bir neden.</p>
<p>tamam da,<br />
neden?</p>
<p>yani,<br />
neden neden?</p>
<p>beyin nasıl programlanmış ki?<br />
neden varsa iyi,<br />
yoksa kötü…</p>
<p>tersi olsa bir an için.<br />
<span id="more-1231"></span><br />
varsa kötü;<br />
yoksa iyi olsa mesela&#8230;</p>
<p>ayrıca&#8230;<br />
&#8216;iyi&#8217; ne demek ki?</p>
<p>neden olmayınca,<br />
neden &#8216;işe yaramaz&#8217; hisseder insan?<br />
öyle dediklerinden mi?</p>
<p>peki,<br />
diyelim var o neden.<br />
tamam da&#8230;<br />
onların gözünde işe yarar olmak mı o neden?</p>
<p>kendi gözümdense&#8230;<br />
iş ne?</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?a=83hUlABZg1M:wyiIXNI3Zao:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?a=83hUlABZg1M:wyiIXNI3Zao:dnMXMwOfBR0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?d=dnMXMwOfBR0" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?a=83hUlABZg1M:wyiIXNI3Zao:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/fikiratolyesi/~4/83hUlABZg1M" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2009/10/26/neden-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>21</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.fikiratolyesi.com/2009/10/26/neden-2/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Faili Meçhul Kıyak Otoparkta!</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/fikiratolyesi/~3/d16o2UNRD1c/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2009/10/24/faili-mechul-kiyak-otoparkta/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Oct 2009 00:38:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaratıcılık/Fikirler]]></category>
		<category><![CDATA[araba yıkama]]></category>
		<category><![CDATA[faili meçhul kıyak]]></category>
		<category><![CDATA[fmk]]></category>
		<category><![CDATA[otopark]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1210</guid>
		<description><![CDATA[Faili Meçhul Kıyak &#8211; FMK &#8211; oyunumuza başlayalı sekiz ay olmuş. Güzel de olmuş :)
Şimdi çektiğimiz ufak bir video var, onu sizinle paylaşmak istiyorum:

Bir prodüksiyon şirketinin yardımı ile sabah gün ağarmadan başladık, öğlene doğru da işimiz bitmişti. Eğlenceden yorgunluğu unuttuk!
Yine bir prodüksiyon şirketi destek verirse, size çekmek istediğimiz diğer FMK&#8217;lar hakkında fikir vermek istiyorum:


Bir dalgıç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.fikiratolyesi.com/2009/03/28/faili-mechul-kiyak-bir-aylik-oldu/" target="_blank">Faili Meçhul Kıyak</a> &#8211; FMK &#8211; oyunumuza başlayalı sekiz ay olmuş. Güzel de olmuş :)</p>
<p>Şimdi çektiğimiz ufak bir video var, onu sizinle paylaşmak istiyorum:</p>
<p><object width="466" height="256"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=7223178&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=0&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=9c0e36&amp;fullscreen=1" /><embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=7223178&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=0&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=9c0e36&amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="466" height="256"></embed></object></p>
<p>Bir prodüksiyon şirketinin yardımı ile sabah gün ağarmadan başladık, öğlene doğru da işimiz bitmişti. Eğlenceden yorgunluğu unuttuk!</p>
<p>Yine bir prodüksiyon şirketi destek verirse, size çekmek istediğimiz diğer FMK&#8217;lar hakkında fikir vermek istiyorum:<br />
<span id="more-1210"></span></p>
<ol>
<li>Bir dalgıç kendini belli etmeden, balık tutan bir balıkçının oltasına canlı ve büyük bir balık takacak. Kartımız da balığın ağzında!</li>
<li>Yoğun trafikte aracıyla durmuş bir şöförü, bir arkadaşımız soru sorararak oyalarken, diğer kişi de sağ cam sileceğe (içinde az da olsa para olan) bir KGS kartı iliştirecek.</li>
<li>Bir üniversite kampüsüne yakın bir çamaşırhanede, birinin yıkanan çamaşırlarını ütüleyip, katlayacağız.</li>
<li>Yine bir kampüste, helikopterle en yakın tarihteki bir konserin biletlerini kartlarımıza iliştirerek havadan atmak.</li>
<li>Gece konaklamalı bir müzik festivalinde, üç beş çadırın önüne birer kutu bırakıp kaçmak. Kutuların içinde tuvalet kağıdı, diş fırçası, diş macunu, şampuan, kolonya, sinek savurucu, el feneri, güneş kremi, iskambil kağıdı, su, çikolata ve prezervatif var.</li>
<li>Uzaktan kumada ufak maket bir tekneyle, sahil kenarında oturmuş bir çifte denizden bir şişe şampanya ve iki bardak gönderiyoruz.</li>
<li>Bir kır düğününe İbrahim Tatlıses&#8217;i götürüp, orada onlarla iki halay çekmesini istiyoruz. Daha sonra onların yakalarına altın veya para yerine, bizim FMK kartımızı iğneleyip hızla uzaklaşacak.</li>
<li>Amatör bir müzik grubunun provasına onların en sevdikleri müzisyeni götürüyoruz. Grupla bir iki kayıt yapıp ayrılıyor.</li>
<li>Restoran veya bankta oturan bir çiftin yanına, en sevdikleri şarkıcıyı gönderiyoruz. Onların kulaklarına eğilip, en sevdikleri şarkıyı mırıldanıp, kalkıyor yanlarından.</li>
<li>Amatör bir futbol maçını görüntüye alıp, montajlanmış halini Erman ve Şansal&#8217;a veriyoruz. Onlardan bunu, Maraton Programı&#8217;nın normal akışı içinde, sanki normal bir lig maç gibi yorumlamalarını istiyoruz. Takım hocalarıyla da önceden anlaşıp, futbolcuların kampta birlikte Maraton&#8217;u izlemelerini sağlıyoruz.</li>
</ol>
<p>Bu liste daha uzar!</p>
<p>Dilerseniz siz de kendi fikirlerinizi paylaşın. Bakarsınız bir gün, bir televizyon programı yaparız hep birlikte!</p>
<p>Kıyağınız bol, <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2009/02/27/faili-mechul-kiyak/"target="_blank">failiniz meçhul</a> olsun :)</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?a=d16o2UNRD1c:R2Q3BBXp1VY:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?a=d16o2UNRD1c:R2Q3BBXp1VY:dnMXMwOfBR0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?d=dnMXMwOfBR0" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?a=d16o2UNRD1c:R2Q3BBXp1VY:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/fikiratolyesi/~4/d16o2UNRD1c" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2009/10/24/faili-mechul-kiyak-otoparkta/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>18</slash:comments>
		<enclosure url="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=7223178&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=0&amp;amp;show_byline=0&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=9c0e36&amp;amp;fullscreen=1" length="-1" type="application/x-shockwave-flash" /><media:content url="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=7223178&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=0&amp;amp;show_byline=0&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=9c0e36&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" /><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle>Faili Meçhul Kıyak &amp;#8211; FMK &amp;#8211; oyunumuza başlayalı sekiz ay olmuş. Güzel de olmuş :) Şimdi çektiğimiz ufak bir video var, onu sizinle paylaşmak istiyorum: Bir prodüksiyon şirketinin yardımı ile sabah gün ağarmadan başladık, öğlene doğru da işimiz </itunes:subtitle><itunes:summary>Faili Meçhul Kıyak &amp;#8211; FMK &amp;#8211; oyunumuza başlayalı sekiz ay olmuş. Güzel de olmuş :) Şimdi çektiğimiz ufak bir video var, onu sizinle paylaşmak istiyorum: Bir prodüksiyon şirketinin yardımı ile sabah gün ağarmadan başladık, öğlene doğru da işimiz bitmişti. Eğlenceden yorgunluğu unuttuk! Yine bir prodüksiyon şirketi destek verirse, size çekmek istediğimiz diğer FMK&amp;#8217;lar hakkında fikir vermek istiyorum: Bir dalgıç [...]</itunes:summary><itunes:keywords>Yaratıcılık/Fikirler, araba yıkama, faili meçhul kıyak, fmk, otopark</itunes:keywords><feedburner:origLink>http://www.fikiratolyesi.com/2009/10/24/faili-mechul-kiyak-otoparkta/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Haydi Hep Beraber Maçka’ya!</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/fikiratolyesi/~3/3zOQZK4oO5o/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2009/10/15/haydi-hep-beraber-mackaya/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2009 20:27:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dikkatimi Çekenler]]></category>
		<category><![CDATA[agaclar.net]]></category>
		<category><![CDATA[blog action day]]></category>
		<category><![CDATA[blog hareket günü]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Değişim İçin Çal]]></category>
		<category><![CDATA[Divane Aşık Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa İçin Çal]]></category>
		<category><![CDATA[Fırat Çavaş]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Tunç]]></category>
		<category><![CDATA[Playing For Change]]></category>
		<category><![CDATA[Stand By Me]]></category>
		<category><![CDATA[Tolga Kıyak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1199</guid>
		<description><![CDATA[New York metrosunda yaklaşık 200 kişinin, işlerine geç gitme pahasına, dakikalarca büyülenerek izledikleri iki sokak çalgıcısının verdiği ilhamla doğmuştu &#8216;Stand By Me&#8216; projesi.
Mark Johnson, birbirinden farklı din, ırk ve kültürden oluşan bu 200 kişinin, nasıl müzik sayesinde kendi &#8216;farklılıklarının&#8217; üstesinden gelebildiğine o an çıplak gözlerle şahit olmuş ve bunu daha sonra bir müzik belgeseline dökmüştü: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>New York metrosunda yaklaşık 200 kişinin, işlerine geç gitme pahasına, dakikalarca büyülenerek izledikleri iki sokak çalgıcısının verdiği ilhamla doğmuştu &#8216;<a href="http://www.fikiratolyesi.com/2008/12/07/recep-ivedik-stand-by-me-soyler-mi/" target="_blank">Stand By Me</a>&#8216; projesi.</p>
<p>Mark Johnson, birbirinden farklı din, ırk ve kültürden oluşan bu 200 kişinin, nasıl müzik sayesinde kendi &#8216;farklılıklarının&#8217; üstesinden gelebildiğine o an çıplak gözlerle şahit olmuş ve bunu daha sonra bir müzik belgeseline dökmüştü: &#8216;<a href="http://www.playingforchange.com/" target="_blank">Playing For Change</a>&#8216; veya &#8216;Değişim İçin Çal.&#8217;</p>
<p>O proje dünya çapında o denli ses getirdi ve binlerce müzisyene ilham verdi ki, işte onlarda biri de bizden, Türkiye&#8217;den çıktı geçenlerde: &#8216;<a href="http://www.dogaicincal.com/" target="_blank">Doğa İçin Çal!</a>&#8216;</p>
<p>Hem de çalma çırpma olmadan, &#8216;Playing For Change&#8217; ekibinden aldıkları manevi destekle&#8230;</p>
<p>Cem Karaca&#8217;nın oğlu Emrah, Erol Evgin&#8217;in oğlu Murat, Aslı, Bilge Kösebalaban, Can Şengün, Serdar Öztop ve Ozan Tügen gibi müzisyenlerin de içinde yer aldığı toplam 45 kişiden oluşan bir ekip, söz ve müziği Hasan Tunç&#8217;a ait olan, o çok sevdiğimiz &#8216;Divane Aşık Gibi&#8217; türküsünü seslendiriyorlar.</p>
<p>Biz üç kişi biraraya gelmekte zorlanırken, onlar 45 kişilik bir ekip olmuşlar, hem de yaklaşık beş ay boyunca. Doğaya olan sevgi ve duyarlılıklarını müzikle ifade etmişler, hem de müthiş bir yorumla.</p>
<p>Açın sesini, yaslanın arkanıza:<br />
<span id="more-1199"></span></p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="440" height="242" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=6902099&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=0&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=ff0179&amp;fullscreen=1" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="440" height="242" src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=6902099&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=0&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=ff0179&amp;fullscreen=1" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p><a href="http://www.agaclar.net/" target="_blank">Agaclar.net</a> adına yapılan bu projede yönetmenliği, kurguyu ve düzenlemeyi Fırat Çavaş, yönetmen yardımcılığını Tayfun Turan, mastering&#8217;i Barış Büyük, web ve grafik tasarımını ise Fırat&#8217;ın annesi Vildan Özfenerci yapmış (ne anneler var:)</p>
<p>&#8216;<a href="http://www.dogaicincal.com/" target="_blank">Doğa İçin Çal!</a>&#8221; ekibin lideri Fırat&#8217;a bir cümle ile Fikir Atölyesi okurlarına ne mesaj vermek isterdin diye sorduğumda, aynen şunu dedi:</p>
<p><em>&#8220;Doğadan çaldığın yeter! Doğa İçin Çal!&#8221;</em></p>
<p>Müzisyenlerden Tolga Kıyak ise bana:</p>
<p><em>&#8220;Seçtiğim mesleğin insanlara bir şeyler anlatabilmek için doğru yol olduğunu ve yanlış giden şeyleri müzik sayesinde düzeltebileceğimize inanıyorum.&#8221;</em> dedi.</p>
<p>Biz de aynen ona katılıyoruz da, Fırat&#8217;tan sonra kalan 44 kişi içinden neden Tolga&#8217;yı seçtiğimi eminim anlamışınızdır! O çünkü soyadı ile doğuştan bir <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2009/02/27/faili-mechul-kiyak/" target="_blank">FMK</a> üyesi :)</p>
<p><a href="http://www.dogaicincal.com/dicnedir.html" target="_blank">Sitelerinde</a> ise proje anlatımlarını şu sözlerle bitirmişler:</p>
<p>&#8220;&#8216;Divane Aşık Gibi&#8217; yollarda dolaşmaktan başka, hem mecazda hem de fikirde &#8216;Sen yağmur ol, ben bulut, Maçka&#8217;da buluşalım&#8217; diyoruz. Yeni başladık, devam edeceğiz… Sizi de bekleriz!&#8221;</p>
<p>Haydi o zaman, hep beraber Maçka&#8217;ya :)</p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 10px; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal; font-family: georgia;"><strong>Ufak bir not:</strong> Geçen sene &#8216;Değişim İçin Çal&#8217; projesini Recep İvedik&#8217;e <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2008/12/07/recep-ivedik-stand-by-me-soyler-mi/" target="_blank">adamıştık</a>! Doğa İçin Çal&#8217;ı da, <a href="http://blogactionday.org/" target="_blank">Blog Hareket Günü</a> adına ve daha önemlisi, gelecek nesiller adına &#8216;<a href="http://www.fikiratolyesi.com/2009/10/12/bakmayin-gozyasima-acgozluyum-esasinda/" target="_blank">açgözlü siyasetçiler</a>&#8216;e adayalım. Bizim çocuklarımız için olmasa bile, kendi torunları için doğayı öncelik listelerine almalarını ümit ederek! Lafla değil, icraatle! Çünkü bu sefer o &#8216;torunlar&#8217; Amerika&#8217;ya yerleşseler bile yetmeyecek! </span></p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?a=3zOQZK4oO5o:nwavSX7Tg2I:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?a=3zOQZK4oO5o:nwavSX7Tg2I:dnMXMwOfBR0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?d=dnMXMwOfBR0" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?a=3zOQZK4oO5o:nwavSX7Tg2I:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/fikiratolyesi/~4/3zOQZK4oO5o" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2009/10/15/haydi-hep-beraber-mackaya/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>21</slash:comments>
		<enclosure url="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=6902099&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=0&amp;amp;show_byline=0&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=ff0179&amp;amp;fullscreen=1" length="-1" type="application/x-shockwave-flash" /><media:content url="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=6902099&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=0&amp;amp;show_byline=0&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=ff0179&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" /><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle>New York metrosunda yaklaşık 200 kişinin, işlerine geç gitme pahasına, dakikalarca büyülenerek izledikleri iki sokak çalgıcısının verdiği ilhamla doğmuştu &amp;#8216;Stand By Me&amp;#8216; projesi. Mark Johnson, birbirinden farklı din, ırk ve kültürden oluşan bu </itunes:subtitle><itunes:summary>New York metrosunda yaklaşık 200 kişinin, işlerine geç gitme pahasına, dakikalarca büyülenerek izledikleri iki sokak çalgıcısının verdiği ilhamla doğmuştu &amp;#8216;Stand By Me&amp;#8216; projesi. Mark Johnson, birbirinden farklı din, ırk ve kültürden oluşan bu 200 kişinin, nasıl müzik sayesinde kendi &amp;#8216;farklılıklarının&amp;#8217; üstesinden gelebildiğine o an çıplak gözlerle şahit olmuş ve bunu daha sonra bir müzik belgeseline dökmüştü: [...]</itunes:summary><itunes:keywords>Dikkatimi Çekenler, agaclar.net, blog action day, blog hareket günü, çevre, Değişim İçin Çal, Divane Aşık Gibi, doğa, Doğa İçin Çal, Fırat Çavaş, Hasan Tunç, Playing For Change, Stand By Me, Tolga Kıyak</itunes:keywords><feedburner:origLink>http://www.fikiratolyesi.com/2009/10/15/haydi-hep-beraber-mackaya/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Bakmayın Gözyaşıma, Açgözlüyüm Esasında.</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/fikiratolyesi/~3/1n8g-viuTis/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2009/10/12/bakmayin-gozyasima-acgozluyum-esasinda/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2009 20:30:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dikkatimi Çekenler]]></category>
		<category><![CDATA[açgözlülük]]></category>
		<category><![CDATA[birleşmiş milletler konuşması]]></category>
		<category><![CDATA[blog action day]]></category>
		<category><![CDATA[blog hareket günü]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[eco]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiras]]></category>
		<category><![CDATA[liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[severn suziki]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1167</guid>
		<description><![CDATA[Yıl: 1992. Yer: Birleşmiş Milletler Dünya Zirvesi, Rio de Janerio.
O tarihte 12 yaşında olan Kanadalı Severn Suzuki, üç arkadaşıyla birlikte para toplayıp toplantıya geliyor ve alıyor mikrofunu eline.
Kayıtlara &#8220;Birleşmiş Milletler&#8217;de dünyayı altı dakikalığına susturan kız çoçuğu&#8221; olarak geçen Severn, ayakta alkışlanan ve hatta bazı delegelerin gözyaşı dökmesine neden olan bir konuşma yapıyor.
O delegeler, bugün çoğunun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yıl: 1992. Yer: Birleşmiş Milletler Dünya Zirvesi, Rio de Janerio.</p>
<p>O tarihte 12 yaşında olan Kanadalı <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Severn_Suzuki" target="_blank">Severn Suzuki</a>, üç arkadaşıyla birlikte para toplayıp toplantıya geliyor ve alıyor mikrofunu eline.</p>
<p><a href="http://www.time.com/time/2002/greencentury/engeneration.html" target="_blank">Kayıtlara</a> &#8220;Birleşmiş Milletler&#8217;de dünyayı altı dakikalığına susturan kız çoçuğu&#8221; olarak geçen Severn, ayakta alkışlanan ve hatta bazı delegelerin gözyaşı dökmesine neden olan bir konuşma yapıyor.</p>
<p>O delegeler, bugün çoğunun isimleri değişmiş olsa da, dünyayı yöneten sözde liderler! İçlerinde bizimkiler de var.</p>
<p>1992&#8242;den bugüne geçen onyedi senede ne değişti? Kaçının ilk beş önceliğinde çevre ve çocuklar var? Vaadlerle değil, yaptıklarıyla&#8230;</p>
<p>İşte o konuşmasının ingilizce videosu ve hemen altında da Türkçe çevirisi var.<br />
<span id="more-1167"></span></p>
<div style="text-align:center"><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="336" height="271" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.dailymotion.com/swf/x91u9g" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="336" height="271" src="http://www.dailymotion.com/swf/x91u9g" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></div>
<blockquote><p><em>&#8220;Merhabalar, ben Severn Suzuki, Çevresel Çocuk Organizasyonu (ECO) adına konuşuyorum. </em></p>
<p><em>Biz Kanada’dan 12 ve 13 yaş gurubunda olan çocuklarız ve bir fark yaratmaya çalışıyoruz; Vanessa Suttie, Morgan Geisler, Michelle Quig ve ben. Buraya gelmek için gerekli parayı kendimiz topladık ve beş bin millik yolu, siz yetişkinlere, yöntemlerinizi değiştirmeniz gerektiğini söylemek için geldik. </em></p>
<p><em>Buraya hiçbir gizli amacım olmadan geldim. Ben geleceğim için mücadele ediyorum. </em></p>
<p><em>Benim geleceğimi kaybetmem, bir seçimi kaybetmek gibi bir şey değil. Ya da stok piyasasında birkaç puan kaybetmek değil. Ben burada bütün gelecek nesiller için konuşuyorum.</em></p>
<p><em>Ben, dünyanın her tarafında çığlıkları duyulmayan ve açlıktan ölmek üzere olan çocuklar için konuşuyorum.</em></p>
<p><em>Ben, dünyanın üzerinde gidecek başka yerleri kalmadığı için ölmekte olan sayısız hayvan adına konuşuyorum.</em></p>
<p><em>Ben, şimdi gün ışığına çıkmaya korkuyorum, çünkü ozonda delikler var. Havayı ciğerlerime çekerken korkuyorum çünkü içinde hangi kimyasallar var bilmiyorum. Eskiden Vancouver&#8217;da babamla balığa giderdik. Birkaç yıl önce her tarafı kanserli bir balık bulduk. Ve şimdi gezegenimizdeki hayvanların teker teker soylarının tükendiğini öğreniyoruz. Sonsuza kadar yok oluyorlar…</em></p>
<p><em>Hayat sürem içinde, sürüler halinde dolaşan vahşi hayvanları görebilmeyi düşlüyorum. Yabani kuşları ve kelebeklerle dolu yağmur ormanlarını&#8230; Fakat şimdi merak ediyorum bunlar benim çocuklarımın görebileceği zamana kadar bile dayanabilecekler mi?</em></p>
<p><em>Benim yaşlarımdayken böyle küçük şeyler için endişelenmek zorunda kaldınız mı? Bütün bunlar şimdi gözlerimizin önünde oluyor ve bizler, sanki elimizde sınırsız çözüm olanağı ve sınırsız zaman varmış gibi davranıyoruz. Ben sadece bir çocuğum ve bütün çözümlere tabii ki sahip değilim. Fakat farkına varmanızı istiyorum ki bütün çözümlere siz de sahip değilsiniz:</em></p>
<p><em>· Ozon katmanındaki deliği nasıl onaracağınızı bilmiyorsunuz.<br />
· Su akımı öldüğünde Somon balığını nasıl geri getireceğinizi bilmiyorsunuz.<br />
· Şimdi soyu tükenmiş olan hayvanları nasıl geri getireceğinizi bilmiyorsunuz.<br />
· Şimdi yerlerinde koca çöllerin olduğu ormanları nasıl geri getireceğinizi bilmiyorsunuz.</em></p>
<p><em>Madem nasıl onaracağınızı bilmiyorsunuz, o halde lütfen bozmaktan vazgeçin!</em></p>
<p><em>Burada hükümetlerinizin temsilcileri olabilirsiniz, iş adamları, organizasyoncular, gazeteciler ya da politikacılar; fakat gerçekte siz annelersiniz ve babalarsınız, teyzelersiniz, amcalarsınız ve hepiniz birilerinin çocuklarısınız.</em></p>
<p><em>Ben hala bir çocuğum ama biliyorum ki hepimiz ailenin bir parçasıyız, 5 milyar gücünde daha geniş bakacak olursak 30 milyon tür gücünde ve hepimiz aynı havayı paylaşıyoruz, aynı suyu ve toprakları. Sınırlar ve hükümetler bunu asla değiştiremez.</em></p>
<p><em>Ben hala bir çocuğum ama burada aynı şeyin içinde olduğumuzu biliyorum ve tek bir dünya gibi tek bir amaca doğru ilerlememiz gerekir.</em></p>
<p><em>Kızgın olsam da kör değilim, korku içinde olsam da dünyaya nasıl hissettiğimi söylemekten korkmuyorum.</em></p>
<p><em>Benim ülkemde çok fazla israf var. Satın alıyoruz ve atıyoruz, satın al ve at gitsin ve kuzey ülkeleri henüz yoksul olanlarla paylaşmıyor. İhtiyacımızdan fazlasına sahip olmamıza rağmen, zenginliğimizin bir miktarını kaybetmekten korkuyoruz. </em></p>
<p><em>Paylaşmaktan korkuyoruz…</em></p>
<p><em>Kanada&#8217;da ayrıcalıklı bir yaşam sürüyoruz. Çokca yiyeceğimiz, suyumuz ve barınağımız var. Saatlerimiz, bisikletlerimiz, bilgisayarlarımız ve televizyonlarımız var. Bu listeyi bitirmek iki gün alabilir.&#8221;</em></p>
<p><em>İki gün önce burada Brezilya&#8217;da, sokakta yaşayan çocuklarla birlikte vakit geçirdik ve gerçekten şok olduk. Bu çocuklardan bir tanesi şöyle dedi: “Keçke zengin olsaydım. Eğer zengin olsaydım, bu sokaklarda yaşayan bütün çocuklara yiyecek, elbise, ilaç, sığınacak bir çatı, sevgi ve şefkat verebilirdim.”</em></p>
<p><em>Sokakta yaşayan ve hiçbir şeyi olmayan benim yaşımdaki bir çocuk paylaşmaya bu denli gönüllüyse, neden biz her şeye sahip olanlar hala bu kadar açgözlüyüz?</em></p>
<p><em>Benimle aynı yaşta olan bu çocukları düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum, nerede doğmuş olduğunuz nasıl da büyük farklar yaratıyor. Ben de onlardan birisi olabilirdim, Rio’nun Favellas bölgesinde yaşayanlardan. Ya da Somali’de açlıktan ölmek üzere olanlardan birisi olabilirdim. Ortadoğu’da savaş kurbanı olanlardan birisi veya Hindistan’da bir dilenci&#8230;</em></p>
<p><em>Ben henüz sadece bir çocuğum, ama savaşlar için harcanan onca para yoksulluğun ve çevresel çözümlerin bulunmasında kullanılsa, dünyanın nasıl harika bir yer olabileceğini biliyorum.</em></p>
<p><em>Okullarda, hatta anaokullarında bile bize nasıl davranacağımızı öğretiyorsunuz:</em></p>
<p><em>· diğerleriyle kavga etmeyin,<br />
· çalışkan olun,<br />
· diğerlerine karşı saygılı olun,<br />
· dağıttığınızı toplayın,<br />
· diğer canlılara zarar vermeyin,<br />
· paylaşın, açgözlü olmayın.</em></p>
<p><em>Peki madem öyle, bize yapmamamızı söylediğiniz şeyleri neden sizler yapıyorsunuz?</em></p>
<p><em>Bu toplantıya katılan sizler sakın unutmayın bunu kimler için yaptığınızı, bizler sizin kendi çocuklarınızız. Nasıl bir dünyada yetişeceğimize sizler karar veriyorsunuz. Ebeveynler çocuklarını rahatlatabilmek için “Her şey güzel olacak” diyebilmeli ve “Elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz” ve bir de “bu dünyanın sonu değil”&#8230;</em></p>
<p><em>Ama artık bunları söyleyebileceğinizi sanmıyorum. Sizin öncelikler listenizde bile yer alabiliyor muyuz?</em></p>
<p><em>Babam her zaman “Sen yaptığın şeysin, söylediğin değil” der ve sizin yaptıklarınız geceleri beni ağlatıyor. </em></p>
<p><em>Siz yetişkinler bizleri sevdiğinizi söylüyorsunuz. Size meydan okuyorum, lütfen yaptıklarınız sözlerinizi yansıtsın&#8230;</em></p>
<p><em>Teşekkürler.&#8221;</em></p></blockquote>
<p>Bu <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2008/10/15/var-olmak-mi/" target="_blank">açgözlü</a> siyasetçiler için bir tarafım &#8220;yemişim onların döktükleri gözyaşını&#8221; derken, diğer taraf da &#8220;herkes hak edildiği gibi yönetilir&#8221; diyor.</p>
<p>Saplantı haline gelmiş işe yaramaz ideolojiler uğruna, para uğruna, güç uğruna&#8230;</p>
<p>Ne biçim insanlar olduk?<br />
Ne kadar acımasız, ne kadar duygusuz.</p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 8px; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal; font-family: georgia;">[15 Ekim 2009: dünya çapında çok sayıda blogun katılımıyla düzenlenen <a href="http://blogactionday.org/tr" target="_blank">Blog Hareket  Günü.</a>] </span></p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?a=1n8g-viuTis:WRmZ9zP7Zwo:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?a=1n8g-viuTis:WRmZ9zP7Zwo:dnMXMwOfBR0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?d=dnMXMwOfBR0" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?a=1n8g-viuTis:WRmZ9zP7Zwo:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/fikiratolyesi/~4/1n8g-viuTis" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2009/10/12/bakmayin-gozyasima-acgozluyum-esasinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>16</slash:comments>
		<enclosure url="http://www.dailymotion.com/swf/x91u9g" length="-1" type="application/x-shockwave-flash" /><media:content url="http://www.dailymotion.com/swf/x91u9g" type="application/x-shockwave-flash" /><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle>Yıl: 1992. Yer: Birleşmiş Milletler Dünya Zirvesi, Rio de Janerio. O tarihte 12 yaşında olan Kanadalı Severn Suzuki, üç arkadaşıyla birlikte para toplayıp toplantıya geliyor ve alıyor mikrofunu eline. Kayıtlara &amp;#8220;Birleşmiş Milletler&amp;#8217;de dünyayı </itunes:subtitle><itunes:summary>Yıl: 1992. Yer: Birleşmiş Milletler Dünya Zirvesi, Rio de Janerio. O tarihte 12 yaşında olan Kanadalı Severn Suzuki, üç arkadaşıyla birlikte para toplayıp toplantıya geliyor ve alıyor mikrofunu eline. Kayıtlara &amp;#8220;Birleşmiş Milletler&amp;#8217;de dünyayı altı dakikalığına susturan kız çoçuğu&amp;#8221; olarak geçen Severn, ayakta alkışlanan ve hatta bazı delegelerin gözyaşı dökmesine neden olan bir konuşma yapıyor. O delegeler, bugün çoğunun [...]</itunes:summary><itunes:keywords>Dikkatimi Çekenler, açgözlülük, birleşmiş milletler konuşması, blog action day, blog hareket günü, çevre, eco, ihtiras, liderlik, severn suziki</itunes:keywords><feedburner:origLink>http://www.fikiratolyesi.com/2009/10/12/bakmayin-gozyasima-acgozluyum-esasinda/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Ahmak Ben!</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/fikiratolyesi/~3/eCLbiwDC8xw/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2009/10/07/ahmak-ben/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2009 14:16:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaratıcılık/Fikirler]]></category>
		<category><![CDATA[fikir atölyesi kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1159</guid>
		<description><![CDATA[Bir önceki yazıda ilk kez duyurduğum Fikir Atölyesi kitabının nasıl olacağı henüz netleşmemiş olsa da, kitapta yer alacak yazılarda içeriğe katkı sağlayan bazı yorumlara yer vermeyi çok istiyorum. Yazan kişinin de bıraktığı isimle. Bakalım bunun kurgusunu nasıl becereceğiz!
Kurgu demişken, hayata karşı duruşu, düşünce şekli ve bugüne kadar yaptıklarıyla çok takdir ettiğim yazar, editör, senarist ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir önceki yazıda ilk kez duyurduğum <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2009/10/01/fikir-atolyesi-bir-kitap-olsa/" target="_blank">Fikir Atölyesi kitabının</a> nasıl olacağı henüz netleşmemiş olsa da, kitapta yer alacak yazılarda içeriğe katkı sağlayan bazı yorumlara yer vermeyi çok istiyorum. Yazan kişinin de bıraktığı isimle. Bakalım bunun kurgusunu nasıl becereceğiz!</p>
<p>Kurgu demişken, hayata karşı duruşu, düşünce şekli ve bugüne kadar yaptıklarıyla çok takdir ettiğim yazar, editör, senarist ve aynı zamanda eğitim görevlisi olan bir arkadaşımla çalışmaya başladık. İsim vermeyelim, bu şimdilik sürpriz olarak kalsın.</p>
<p>Bu yazının amacı ise farklı. Burada (bir önceki <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2009/10/01/fikir-atolyesi-bir-kitap-olsa/" target="_blank">yazıda</a> sizden gelen fikirler de doğrultusunda) bir oyun oynayalım:</p>
<p>Kitapta yer alacak bir bölümün &#8220;kahramanı&#8221; <strong>siz</strong> olun. Baştan sona!</p>
<p>Hayatımızın uzun metraj bir film olarak çekileceğini düşünelim. Adı &#8220;<strong>Ahmak Ben!</strong>&#8221; olsun.<br />
<span id="more-1159"></span></p>
<p>Senarist herkesin &#8216;kendisi&#8217; doğal olarak. Çok iyi bir yönetmene veriyoruz senaryomuzu. Filmin çekilmesi garanti, bütçe sıkıntımız yok! Başrolde istersek kendimiz oynuyoruz, istersek de yönetmen iyi bir oyuncuya veriyor rolü.</p>
<blockquote><p>Filmin kendi içinde dört dönüm noktası var. Önce, kendimizle dalga geçer bir üslupla, geçmişte yaptığınız büyük küçük ahmaklıkları filme alıyoruz. Neler onlar?</p>
<p>İkinci bölümde bugünkü gerçek hayatımızdan kesitler çekiyoruz. Farkında olmamıza rağmen halen devam eden o ahmaklıklar ve sonuçları?</p>
<p>Üçüncü bölümde, kendi geleceğimizi öngörüp, bunu oynuyoruz. Fazla değil, beş sene sonraki ben?</p>
<p>O kurgulanan gelecekte, eski ahmaklıklardan artık eser kalmadıysa, kendimizde neleri değiştirdik de o ahmaklıklar artık yaşanmıyor? Bunu da işte filmin en son bölümünde (hani filmde emeği geçen kişilerin isimleri akar ya, ondan dahi sonra) açıklıyoruz. Yazıları görüp kalkan izleyiciler bunu kaçırıyor. Ancak bu arada bizde değişen şeyler olmadıysa, o zaman onların kaçırdıkları bir şey de olmuyor doğal olarak!</p></blockquote>
<p>Evet, kitabın bu bölümünün yazarı sizsiniz. Alttaki yorum alanı da karalama yeriniz!</p>
<p>Hepimizin birbirinden öğreneceği çok şey var. Umarım bunları da sadece Fikir Atölyesi&#8217;nde değil, çıkacak kitapta yeni okurlarla da paylaşmış oluruz. Hem de kendi ağzınızdan, kendi isminizle!</p>
<p>Bu arada unutmadan:</p>
<p>Eğer bu kitap çıkar, sizin de &#8220;Ahmak Ben!&#8221; yorumunuz o bölümde yer alırsa, bir şeyin sözünü veriyorum hemen! Kitap yayın tarihinden tam beş sene sonra size bir mail atıp &#8220;bu hayatta size en çok değer veren iki kişinin&#8221; adresini isteyeceğim. İlk baskıdan birer kitap gidecek onlara. Ayracın nerede duracağını ise biliyorsunuz :)</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?a=eCLbiwDC8xw:0Fwe8_Jcx-g:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?a=eCLbiwDC8xw:0Fwe8_Jcx-g:dnMXMwOfBR0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?d=dnMXMwOfBR0" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?a=eCLbiwDC8xw:0Fwe8_Jcx-g:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/fikiratolyesi/~4/eCLbiwDC8xw" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2009/10/07/ahmak-ben/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>19</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.fikiratolyesi.com/2009/10/07/ahmak-ben/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Fikir Atölyesi Bir Kitap Olsa?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/fikiratolyesi/~3/1DF2gSMYp_w/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2009/10/01/fikir-atolyesi-bir-kitap-olsa/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 13:45:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaratıcılık/Fikirler]]></category>
		<category><![CDATA[fikir atölyesi kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1155</guid>
		<description><![CDATA[Fikrinize ihtiyacım var.
Bir zamandır zihnimde benimle döğüşen bir kitap projesi var. Bu blogun ürettiği içerikten çıkacak bir kitap.
Ancak tabii ki yazıların direkt alınıp baskıya verilmesinden bahsetmiyorum, bunun için kitaba gerek yok. Kurgusuyla, okuru içine katmasıyla, ebadıyla, özgün tasarım ve düzenlemesiyle çıkacak bir kitap olmalı bu.
Peki, sizce ne olmalı? Nasıl olmalı?
Aklınıza gelen fikirleri duymak isterim. Kurguyla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Fikrinize ihtiyacım var.</p>
<p>Bir zamandır zihnimde benimle döğüşen bir kitap projesi var. Bu blogun ürettiği içerikten çıkacak bir kitap.</p>
<p>Ancak tabii ki yazıların direkt alınıp baskıya verilmesinden bahsetmiyorum, bunun için kitaba gerek yok. Kurgusuyla, okuru içine katmasıyla, ebadıyla, özgün tasarım ve düzenlemesiyle çıkacak bir kitap olmalı bu.</p>
<p>Peki, sizce ne olmalı? Nasıl olmalı?</p>
<p>Aklınıza gelen fikirleri duymak isterim. Kurguyla ilgili, içerikle ilgili, tasarımla veya kitabın dağıtım ve pazarlamasıyla ilgili olabilir. Neresinden tutmak isterseniz.</p>
<p>Sizleri yönlendirmemek adına kendi kafamdakileri buraya yazmamalıyım. Onlar nasıl olsa varlar ancak değişmez şeyler de değiller.</p>
<p>Veya diyebilirsiniz ki, sen de mi Tunç? Ne gerek var kitaba, otur blogunu yazmaya devam et!</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?a=1DF2gSMYp_w:9vIE0XDL0QA:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?a=1DF2gSMYp_w:9vIE0XDL0QA:dnMXMwOfBR0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?d=dnMXMwOfBR0" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?a=1DF2gSMYp_w:9vIE0XDL0QA:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/fikiratolyesi/~4/1DF2gSMYp_w" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2009/10/01/fikir-atolyesi-bir-kitap-olsa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>63</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.fikiratolyesi.com/2009/10/01/fikir-atolyesi-bir-kitap-olsa/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Kendimi Hiç, Bu Denli ‘Hiç’ Hissetmemiştim.</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/fikiratolyesi/~3/-EWY3RknJBQ/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2009/09/15/kendimi-hic-bu-denli-hic-hissetmemistim/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Sep 2009 17:52:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dikkatimi Çekenler]]></category>
		<category><![CDATA[aciz kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[bayrampaşa cezaevi]]></category>
		<category><![CDATA[cezaevi]]></category>
		<category><![CDATA[hapis deneyimi]]></category>
		<category><![CDATA[hiçlik]]></category>
		<category><![CDATA[tutuklu yargılanma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1090</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Tunç, hapiste seni saran en güçlü duygu &#8216;hiçlik.&#8217; Kendini o kadar hiç hissediyorsun ki, normal hayatta bunu tadabilmek mümkün değil.&#8221;
Bu laf, &#8220;Ben Hapisteyken!&#8221; yazımızda bahsettiğim, yaklaşık bir ay boyunca Bayrampaşa Cezaevinde kalan, hiçliği dibine kadar yaşayan o arkadaşıma ait. Bu da dizinin ikinci ve son yazısı olsun.
Hapishaneleri dışarıdan gelecek tehditlere karşı asker, içeride ise cezaevi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>&#8220;Tunç, hapiste seni saran en güçlü duygu &#8216;hiçlik.&#8217; Kendini o kadar hiç hissediyorsun ki, normal hayatta bunu tadabilmek mümkün değil.&#8221;</em></p>
<p>Bu laf, &#8220;<a href="http://www.fikiratolyesi.com/2009/09/08/ben-hapisteyken/" target="_blank">Ben Hapisteyken!</a>&#8221; yazımızda bahsettiğim, yaklaşık bir ay boyunca Bayrampaşa Cezaevinde kalan, hiçliği dibine kadar yaşayan o arkadaşıma ait. Bu da dizinin ikinci ve son yazısı olsun.</p>
<p>Hapishaneleri dışarıdan gelecek tehditlere karşı asker, içeride ise cezaevi güvenlik görevlileri koruyor. Polis seni cezaevinde askere teslim edip görevini tamamlıyor. [Bu görev teslim esasında polislerin "bak sana hiç dokunmadık, hiç kötü davranmadık" söylemleri dikkati çekiyor.]</p>
<p><em>&#8220;Hayatım boyunca &#8216;gerçek aranmayı&#8217; hapise ilk girdiğim anda yaşadım&#8221;</em> diyor. <em>&#8220;Bir odada çırıl çıplak soyunuyorsun. Dokunma, itme kakma yok. Ancak çıplakken öne doğru eğilip öksürmeni istemeleri pek de öyle kolay kolay unutulacak bir an değil.&#8221;</em> [Kıçında bir şey gizliyorsan o öksürük acı yaparmış.]<br />
<span id="more-1090"></span></p>
<p>Sonra evrak işleri var. GBT (Genel Bilgi Takibi) sistemine giriş yapılıyor, varsa ilaç kutun dışında; saat, kimlik, para her şeyini teslim ediyorsun. Paran veznede kayıt altına alınıyor. [İçerideyken yapacağın kantin harcamaların burada senin adına tutulan hesaptan yapılıyor.] Resimlerin çekiliyor ve çıkarılan cezaevi kimlik kartı ile artık koğuşa girmeye hazırsın.</p>
<p>Ancak öncesinde 2 gün kalınacak bir karantina dönemi var. Burada amaç, eğer bulaşıcı bir hastalığın varsa bunun, bu süre zarfında kendini göstermesi ve diğer mahkumlara geçmesini önlemek. Sarı kapılı tek ranzalık odalarda 4&#8242;er kişi ayak-baş yatıyor. Çok sayıda pire bit yiyen kalorifer böceği ile yakın arkadaş oluyorsun. Kapı altındaki delikten yemek sürülüyor, tuvalet için kapıya vuruyorsun. Ortam gergin, kimse kimse ile konuşmuyor.</p>
<p>Toplumsal olarak hoş görülmeyen cinayet, terör veya tecavüz gibi suçlular ayrı ayrı koğuşlara veriliyor. Burada da amaç yine diğer mahkumları korumak. [Bunun yanında, özellikle tecavüzcülerin içeride oldukça ağır şartlara maruz kaldığı ağızdan ağıza konuşuluyor.]</p>
<p>80 kişilik koğuşta 170 kişi kalıyor. Dolayısıyla hemen herkes yataklarda iki kişi, ayak-baş yatıyor. Odalarda iki ranza var, içeride ise 6-7 kişi. Tek yatmak çok büyük bir ayrıcalık. İçeri ilk girenlere bir müddet oda da yok. Onlar yer açılana kadar avluda gecelemek durumundalar.</p>
<p>Yaptığın en önemli etkinlik avluda volta atmak. Ona da ilk on günde izin verilmiyor. Koğuşlarda yazılı olmayan kurallardan sadece biri bu. Aynı -hayali- çizgi üzerinde bazen tek, bazen birileriyle yürüyorsun avluda. Kimse kimsenin çizgisine tecavüz etmiyor, o yüzden duvara gelince olduğun yerde 180 derece keskin bir dönüş gerekli. Volta atmaya yer yoksa sıranı bekliyorsun. Kimse koşmuyor, sadece ritmik bir yürüyüş bu.</p>
<p>Avluda sandalye yok. Bu da sana volta atmadığın zamanlarda &#8216;çönmeği&#8217; öğretiyor. Ayağın uyuşuyor, o denli uyuşuyor ki, birisinin yardımıyla ayağa kalkabildiğin anlar var. Voltada veya çönme esasında yaşadığın tek duygu yine &#8220;hiçlik.&#8221;</p>
<p>Her koğuşun bir başkanı var. Demokratik bir seçimle başa geliyorlar. Her ne kadar kapı arkasından kimler aday olmalı çalışması yürütülse de, kağıtlardan oylar yapılıyor ve bir kutuya atılıyor. Başkan yardımcısı da aynı mantıkla seçiliyor.</p>
<p>Koğuşta &#8220;başkan&#8221; en önemli kişi. Hemen tüm kararlarda ona gidiliyor. O, aynı zamanda, dışarısı  -gardiyanlar- ile olan iletişimden de sorumlu. Kimse kafasına göre gardiyanlarla konuşmuyor.</p>
<p>Koğuşun iç dinamikleri, düzeni ve ekonomisi yine başkan tarafından yürütülüyor. [Nerede olduğunuza bakmaksızın, insanların kümeleştiği her yerde bir lidere ihtiyaç var gerçekten.]</p>
<p>Ortak alanın temizlik malzemesi, kalıp sabun, çay ve kahve gibi ortak ihtiyaçlar için tıkır tıkır işleyen bir ekonomik düzen var. Koğuşa gelen yeni kişiler, ilk gününde 2 karton sigara alıp veriyor başkana. Çünkü içeride nakit olmadığı için kullanılan para birimi &#8217;sigara.&#8217; Kim kimden bir şey isterse karşılığında bir paket sigara veriyor, alacak verecek de böyle tutuluyor.</p>
<p>Haftada bir salı günleri kantinden yapılan alışveriş veznedeki hesabından düşülüyor. Haftada bir aile bireylerinden biri (sadece aile olabiliyor) en fazla 200 TL hesabına para yatırabiliyor. Kantinde buzdolabından televizyona, domatesten çaya hemen her şey var. [Birçok odada bulunan ufak televizyonlar en büyük meşgale kaynağı.]</p>
<p>Haftada 200 TL gönderen bir ailen olsa da, ayda 800 lirayı harcayabilecek bir durum yok ortada. Haftayı bırakın, ayda 200 lira bile gönderilmeyen çok sayıda mahkum var içeride. Ortak giderlere katılamayan bu kişiler için de bir çözüm bulunmuş. Onlar başkanın yönlendirmesiyle &#8220;hizmetli&#8221; oluyorlar ve kaldıkları odanın temizliği, çay ve kahvesi gibi ihtiyaçları görmeleri karşılığında alınan şeyleri diğerleri ile birlikte tüketebiliyorlar. Alan memnun, satan memnun.</p>
<p>İçeride her şey sadece temel ihtiyaçları giderecek kadar. Son derece lezzetsiz de olsa, günde üç öğün yemek var fakat tabak çanak yok. Altı kesilen 5 litrelik plastik şişeler tabak oluyor. 170 kişi için iki adet pisuar ve bir alaturka tuvalet, her sabah oluşan çiş kuyruğunu açıklıyor. Büyük tuvalet için pek sıra olmaması ise genelde hemen herkesin kabız olmasından kaynaklanıyor.</p>
<p>En tolere edilmeyen yasak cep telefonu. Koğuşlara yapılan habersiz baskın aramalarda cep telefonu bulunması, o cezaevi müdürünün sürülmesine kadar götürebiliyor işleri.</p>
<p>Hapise düzenli olarak her ay girenler de var! Bunlar genelde boşanma sonrası nafaka ödeyemenler. Bunun cezası 10 gün hapis ve paraya da çevrilemiyormuş. Bu duruma o denli alışılmış ki, herkes her ay onlara &#8216;hoşgeldin ağbi&#8217; yapıyorlar!</p>
<p>İçerideki 170 kişiden sadece bir kişi &#8220;evet ağbi yaptım bir hata&#8221; derken, kalan herkes suçsuz olduğunu ve orada olmaması gerektiğine inanıyor.</p>
<p>Ancak kimin neye inandığının pek de bir önemi yok. O kararı mahkemeler veriyor.</p>
<p>Bu yazıya konu olan arkadaşım da, aynı suçlamadan dolayı yargılanan diğer kişilerin farklı bir mahkemenin verdiği tutuksuz yargılanma kararının örnek teşkil etmesiyle hapisten çıktı. Yani tutukluluk hali ortadan kalktı ancak yargı sürecinde dava halen devam ediyor.</p>
<p>Yaşanan bu bir aylık sürecin onun hayata, olaylara ve ilişkilere olan bakış açısına derinden katkı sağladığı ortada:</p>
<p><em>&#8220;Tunç, bu hayat hep kendi eksenimiz etrafında dönüyor sanıyoruz. Ve hep &#8216;bana bir şey olmaz&#8217; diyoruz. Oysa oluyor. Hem de öyle bir oluyor ki, neye uğradığını anlamıyorsun. Ben her ne kadar suçsuz olduğumun kanıtlanacağına inansam da, içeride yaşadıklarımın bana çok şey kattığını düşünüyorum. Özellikle hissettiğim o hiç&#8217;lik duygusunun&#8230;&#8221;</em></p>
<p>Sağlık ve özgürlüğün &#8216;değerini&#8217;, kendimizi o <strong>&#8216;çok şey&#8217;</strong> sandığımız anlarda hatırlayabilmek umuduyla&#8230;</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?a=-EWY3RknJBQ:URHGz_FnvEQ:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?a=-EWY3RknJBQ:URHGz_FnvEQ:dnMXMwOfBR0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?d=dnMXMwOfBR0" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?a=-EWY3RknJBQ:URHGz_FnvEQ:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/fikiratolyesi/~4/-EWY3RknJBQ" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2009/09/15/kendimi-hic-bu-denli-hic-hissetmemistim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>28</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.fikiratolyesi.com/2009/09/15/kendimi-hic-bu-denli-hic-hissetmemistim/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Ben Hapisteyken!</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/fikiratolyesi/~3/gKtLmAe32NY/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2009/09/08/ben-hapisteyken/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Sep 2009 12:02:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dikkatimi Çekenler]]></category>
		<category><![CDATA[aciz kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[bayrampaşa cezaevi]]></category>
		<category><![CDATA[cezaevi]]></category>
		<category><![CDATA[hapis deneyimi]]></category>
		<category><![CDATA[hiçlik]]></category>
		<category><![CDATA[tutuklu yargılanma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1098</guid>
		<description><![CDATA[Bir arkadaşım esasında cezaevine düşen… Askerlik anıları sık anlatılır ya, işte o denli ben merak edip o da anlattıkça, yaşamış kadar oluyor insan. Yine de dinlemekle yaşamak arasında çok ciddi bir fark olduğunu kabul etmek gerek baştan. Hem de çok ciddi bir fark!
Yaklaşık iki sene önce, bir sabah saat 6&#8242;da uyurken baskın yapan polisler (açan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir arkadaşım esasında cezaevine düşen… Askerlik anıları sık anlatılır ya, işte o denli ben merak edip o da anlattıkça, yaşamış kadar oluyor insan. Yine de dinlemekle yaşamak arasında çok ciddi bir fark olduğunu kabul etmek gerek baştan. Hem de çok ciddi bir fark!</p>
<p>Yaklaşık iki sene önce, bir sabah saat 6&#8242;da uyurken baskın yapan polisler (açan olmazsa, kapıyı kırmak üzere yanlarında bir de balyozla) eve girip didik didik arıyorlar her yeri. Ancak evin daha önce gözetlendiği belli çünkü direkt çalışma odasına giriliyor. Asıl aranan silah, ancak o yok. Daha sonra bilgisayarlar, cd&#8217;ler ve fotograf makinası da dahil tüm dijital kayıt cihazlarına el konuluyor. Her şey o kadar hızlı oluyor ki, eş ve çocuğun şaşkın bakışları arasında o, elleri kelepçeli bir şekilde polis minibüsüne bindiriliyor.<br />
<span id="more-1098"></span><br />
Suçlama; organize suç örgütüne üye olmak. [Şu gündemden düşmeyen ergenekon falan değil konu ancak yargı süreci devam ettiği için fazla da detay veremiyorum.]</p>
<p>Nedir bu, &#8216;çete kurmak mı&#8217; diye ona sorduğumda ise;</p>
<p><em>&#8220;Evet Tunç, suçlama o. Türkiye&#8217;de kanun, hukuk ve adalet çok ince bir çizgide duruyor. Kanun yapıcılar yanlış yapıyor demiyorum, mutlaka deneyimleri ile doğruları bulmaya çalışıyorlar. Ancak sen iki arkadaşınla, yani toplamda üç kişi, biraraya gelip suç işleme adına konuşsan dahi çete kurmuş sayılabiliyorsun, eyleme geçmene gerek yok.&#8221;</em></p>
<p>Ve organize suç örgütüne üye olma suçlaması ağır cezaya girdiği için de tutuklu yargılanıyorsun.</p>
<p>Hassas işler&#8230; Daha da ilginç olan, pek çoğumuz için, &#8220;sistem&#8221; sana dokunana kadar varlığından dahi haberdar olmadığımız konular&#8230; Ve sohbetlerimizden anlıyorum ki, onun kime, ne zaman dokunacağı da belli olmuyor.</p>
<p>Evinden alındıktan sonra birlikte işyerine gidiliyor. Oradaki aramadan sonra da sağlık muaynesi için hastane var sırada. Doktor &#8216;iyi misin&#8217; diyor, sen de &#8216;iyiyim&#8217; diyorsun. O kadar! Sonra Gayrettepe&#8217;deki Asayiş Şubesine gidiliyor. Burada geçen 4 günlük gözaltı sürecinde her gün sabaha karşı saat 3&#8242;te hastaneye gidilip sağlık kontrolleri yapılmaya devam ediyor.</p>
<p>Asayiş&#8217;te yaklaşık 10 metre karelik tek kişilik hücrede savcının iddianamesini yazması bekleniyor. O günleri anlatmasını istediğimde;</p>
<p><em>&#8220;Tunç; senin terörist değil de, adam gibi adam olduğunu anlayınca polisler de daha ılımlı davranmaya başlıyor. Gözaltı ve hapishanedeki tüm süreç boyunca fiziksel hiçbir müdahale ile karşılaşmadım.&#8221;</em></p>
<p>Hücrede gün ışığı yok, tahta bir bank, sürekli yanan bir ışık ve video kaydı var. Yapacak hiçbir şey yok. Sadece oturup, kendinle başbaşa kalıp bekliyorsun:</p>
<p><em>&#8220;Vakit geçirebilecek hiçbir şeyin olmaması belki de yapılabilecek en ağır psikolojik işkence. Tahta bankta uyumak zaten müthiş zor. Yarı uyku, yarı baygınlıkla geçen bir süre bu. Vücudun inanılmaz yavaş bir ritme düşüyor ve zaman anlamını yitirmeye başlıyor. Yapabildiğim tek şey, güzel günleri düşünmek, onları zihnimde tekrar yaşamak oluyordu. Mesela en son yaptığım 2 günlük araba yolculuğunu gözümün önüne getiriyordum, hem de neredeyse viraj viraj. Bu beni uyanık tutuyordu.&#8221;</em></p>
<p>Gözaltının üçüncü günü avukatlarıyla birlikte savcıya dokuz saatlik ifade veriyor. Ayrıca ses kayıt ve el yazısı örneği alınıyor. Bu bir yerde onun imzası niteliğinde. Dinlenen telefon konuşmaları ve okunan yazışmaların o&#8217;na ait olduğunun göstergesi olacak ileride.</p>
<p>Son gün, tutuklanan diğer kişilerle beraber nöbetçi mahkemeye gidiliyor.  Daha önceden haber verilmiş televizyon kameraları ve gazeteci ordusu önünde birbirine kelepçeli tutuklular, ikili sıra halinde minibüslere bindiriliyor. Sultanahmet&#8217;deki mahkeme önünde, minibüste sekiz saat bekledikten sonra savcıya on dakika ifade veriliyor. Bir sekiz saat daha minibüste bekledikten sonra mahkemeye çıkılıyor, burada da on dakika kadar yapılan savunma sonrası tutuklu yargılanmak üzere hapishaneye gönderilme kararı çıkıyor.</p>
<p>Ne zaman olacağı belirsiz olan ilk mahkemeye kadar artık cezaevinde kalınacak. Aylarca sürebilir bu bekleyiş. Suçlu olduğun kanıtlanmamış ancak sen bir suçlu gibi cezanı çekmeye başladığın bir süreç.</p>
<p><em>&#8220;Aciz kaldığın anlar bunlar&#8221;</em> diyor gözleri uzaklara dalarak. Ve devam ediyor:</p>
<p><em>&#8220;Artık her şey senin kontrolünün dışında. Güvenlik güçlerinin &#8216;gücünü&#8217; anlıyorsun. Meğer sen hiç de öyle güçlü falan değilmişin dediğin anlar bunlar&#8230; Cezaevine girmeden önce &#8216;iyi raporu&#8217; almak üzere hastaneye giderken yolda acaba kaçabilir miyim diye aklına gelse de &#8216;teslimiyet duygusu&#8217; hakim gelmeye başlıyor. Teslim oluyor ve bırakıyorsun kendini gelişmelere. Bekle biraz ve ne zaman tekrar kontrolü ele alabilirsin, bunu anlamaya çalışıyorsun.&#8221;</em></p>
<p>Her şey o kadar hızlı gelişiyor ki, dört gün önce evinde normal bir güne başlamak üzereyken, şimdi ne kadar kalacağını bile bilmediğin Bayrampaşa Cezaevi&#8217;nin kapısından girmek üzeresin. Suçsuz olduğuna dair ufacık bir şüphen yok. Ancak bunun artık önemi de yok!</p>
<p>Bu süreç boyunca aile veya arkadaşlarından hiç kimse ile görüşmemiş. Çünkü onların güzünde o bir eş, bir baba, bir patron, bir dost, bir sırdaş veya bir arkadaş. Ve onların zihninde &#8216;bu ruh halinin&#8217; bir izi kalsın istememiş.</p>
<p><a href="http://www.fikiratolyesi.com/2009/09/15/kendimi-hic-bu-denli-hic-hissetmemistim/" target="_blank">Bir sonraki yazıda</a> kaleme alacağımız cezaevi deneyimini anlatırken, beni en çok etkileyen lafı da şu oldu;</p>
<p><em>&#8220;Hapiste seni saran en güçlü duygu &#8216;hiçlik.&#8217; Kendini o kadar &#8216;hiç&#8217; hissediyorsun ki, normal hayatta bunu tadabilmek mümkün değil.&#8221;</em></p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?a=gKtLmAe32NY:RNoJUyFlOwI:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?a=gKtLmAe32NY:RNoJUyFlOwI:dnMXMwOfBR0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?d=dnMXMwOfBR0" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?a=gKtLmAe32NY:RNoJUyFlOwI:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/fikiratolyesi/~4/gKtLmAe32NY" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2009/09/08/ben-hapisteyken/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>33</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.fikiratolyesi.com/2009/09/08/ben-hapisteyken/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Giden Ben Değilsem, Gelen Kim?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/fikiratolyesi/~3/2JyxZiMke60/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2009/08/26/giden-ben-degilsem-gelen-kim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Aug 2009 02:39:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>
		<category><![CDATA[arayış]]></category>
		<category><![CDATA[kaos]]></category>
		<category><![CDATA[muamma]]></category>
		<category><![CDATA[tezat]]></category>
		<category><![CDATA[yetmiyor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=1082</guid>
		<description><![CDATA[Deniz desen, dalgalı,
Uçalım desem,
İyidir kara. 
Sarışın desen, esmer,
Kalın desem, ince! 
Olmuyor işte,
Yetmiyor ne yapsan.

Desem ki buldun bu gece,
Olur sabahı yalan. 
Varken yok sayan,
Yokken var eden&#8230; 
Aramak mı keyif veren,
Yoksa kaybedip geri bulmak mı? 
Peki&#8230;
Giden ben değilsem,
Gelen kim?
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Deniz desen, dalgalı,<br />
Uçalım desem,<br />
İyidir kara. </p>
<p>Sarışın desen, esmer,<br />
Kalın desem, ince! </p>
<p>Olmuyor işte,<br />
Yetmiyor ne yapsan.<br />
<span id="more-1082"></span><br />
Desem ki buldun bu gece,<br />
Olur sabahı yalan. </p>
<p>Varken yok sayan,<br />
Yokken var eden&#8230; </p>
<p>Aramak mı keyif veren,<br />
Yoksa kaybedip geri bulmak mı? </p>
<p>Peki&#8230;<br />
Giden ben değilsem,<br />
Gelen kim?</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?a=2JyxZiMke60:asGzrKrfSrk:yIl2AUoC8zA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?a=2JyxZiMke60:asGzrKrfSrk:dnMXMwOfBR0"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?d=dnMXMwOfBR0" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?a=2JyxZiMke60:asGzrKrfSrk:7Q72WNTAKBA"><img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/fikiratolyesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"></img></a>
</div><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/fikiratolyesi/~4/2JyxZiMke60" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2009/08/26/giden-ben-degilsem-gelen-kim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>55</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.fikiratolyesi.com/2009/08/26/giden-ben-degilsem-gelen-kim/</feedburner:origLink></item>
	<media:rating>nonadult</media:rating></channel>
</rss>
