<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/rss2full.xsl" type="text/xsl" media="screen"?><?xml-stylesheet href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css" type="text/css" media="screen"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0">

<channel>
	<title>Fikir Atölyesi</title>
	
	<link>http://www.fikiratolyesi.com</link>
	<description />
	<pubDate>Tue, 22 Jul 2008 21:19:34 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.5.1</generator>
	<language>en</language>
			<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/fikiratolyesi" type="application/rss+xml" /><feedburner:emailServiceId>453305</feedburner:emailServiceId><feedburner:feedburnerHostname>http://www.feedburner.com</feedburner:feedburnerHostname><item>
		<title>Kuşakabin!</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/fikiratolyesi/~3/341999967/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2008/07/22/kusakabin/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2008 23:31:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dikkatimi Çekenler]]></category>

		<category><![CDATA[ruh hali]]></category>

		<category><![CDATA[yaz mevsimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=515</guid>
		<description><![CDATA[Bu, yaz mevsimi rehaveti ile yazılmış bir yazıdır : ) Daha önemli işleriniz varsa, vakit kaybı yaratmayalım size!
Yoksa ben de istemez miyim sizlere Steve&#38;Barry&#8217;deki gibi bir başarısızlık hikayesini veya dünyanın tepesindeki Türklerin nasıl o tepelere çıktığını anlatmayı?
Başka bir ruh halinde oluyorum yazları. Ciddiyetsiz konular daha bir ilgimi çeker oluyor nedense. Her geçen sene de mevsimlerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-516" style="padding: 5px 10px 4px 0px;" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/07/fish_fight.jpg" alt="" width="236" height="149" align="left" />Bu, yaz mevsimi rehaveti ile yazılmış bir yazıdır : ) Daha önemli işleriniz varsa, vakit kaybı yaratmayalım size!</p>
<p>Yoksa ben de istemez miyim sizlere Steve&amp;Barry&#8217;deki gibi bir <a href="http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=9470257&amp;tarih=2008-07-19" target="_blank">başarısızlık hikayesini</a> veya dünyanın tepesindeki <a href="http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=SonDakika&amp;Kategori=ekonomi&amp;ArticleID=894083&amp;Date=16.07.2008&amp;ver=94" target="_blank">Türklerin</a> nasıl o tepelere çıktığını anlatmayı?</p>
<p>Başka bir ruh halinde oluyorum yazları. Ciddiyetsiz konular daha bir ilgimi çeker oluyor <a href="http://www.hurriyet.com.tr/dunya/9401479.asp?m=1" target="_blank">nedense</a>. Her geçen sene de mevsimlerin hakimiyeti artıyor üzerimde. Bırakıyorum ben de kendimi&#8230; Direnmek neden ki?</p>
<p>Bu aralar arkadaşlarımın Fikir Atölyesi&#8217;ne mail ile gönderdikleri bazı mesajları tuttum. Onları paylaşacağım şimdi sizlerle:</p>
<p><span id="more-515"></span></p>
<p>Herhangi bir siteyi açtıktan sonra aşağıdaki kodu kopyala yapıp, internet tarayıcınızdaki url adres kısmına yapıştırıyor ve &#8216;enter&#8217;a basıyorsunuz. Bu size o sitedeki yazıları değiştirme şansı veriyor.</p>
<pre style="font-size:10px;">javascript:document.body.contentEditable='true'; document.designMode='on'; void 0</pre>
<p>Şimdi bu bir işinize yarar mı? Yaramaz!</p>
<p>Sadece arkadaşlarınıza ufak şakalar yapmanıza olanak sağlar belki. Bir gazetenin ana sayfasında onu haber yapıp, sayfanın çıktısını alıp mail atmak gibi! (Dozu iyi ayarlamakta fayda var :)</p>
<p>Bir de <a href="http://www.revfad.com/flip.html" target="_blank">revfad.com</a> var.</p>
<p>Bu da yazdığınız yazıları ters yüz yapıyor.  ɹoʎiliqɐlo ilǝɔuǝlğǝ ǝpɹǝlɹǝʎ iqiƃ ʞooqǝɔɐɟ ɐʎǝʌ usɯ</p>
<p>Uçuk hocalar ayrı bir hoşuma gidiyor. Öğrencilerin onlara verdikleri cevaplar ise çok daha fazla. Bunlar o hocaların sınav sorularına 100 üzerinden 100 alan öğrencilerin cevapları!</p>
<p><img class="size-full wp-image-517" style="padding: 5px 0px 8px 8px;" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/07/pardon.jpg" alt="" width="258" height="166" align="right" />Hoca: Bana bu sandalyenin var olmadığını ispat edin.<br />
Öğrenci: <em>Hangi sandalye?</em></p>
<p>Hoca: Bildiğiniz iki soruyu yazıp cevaplayınız.<br />
Öğrenci:<br />
<em>Soru 1: İlk Milli Eğitim Bakanımız kimdir?<br />
Cevap: Hasan Ali Yücel.<br />
Soru 2: Hasan Ali Yücel kimdir?<br />
Cevap: İlk Milli Eğitim Bakanımızdır.</em></p>
<p>Hoca: O günlerde devam etmekte olan bir davanın detaylarını verip; &#8220;sonuç sizce ne olur, neden?&#8221;<br />
Öğrenci: <em>Devam eden dava hakkında yorum yapılamaz.</em></p>
<p>Hoca: Risk nedir?<br />
Öğrenci: Boş bir kağıda şunu yazıyor: <em>&#8220;işte risk budur&#8221;</em></p>
<p>Farklı bir sınavda aynı hoca: <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2006/09/20/robin-sharma-en-buyuk-risk-risk-almamaktir/" target="_blank">Risk nedir</a>?<br />
Aynı öğrenci: Boş bir kağıda tekrar 100 alma umuduyla aynısını yazıyor: &#8220;işte risk budur.&#8221;<br />
Not bu sefer sıfır!<br />
<img class="size-full wp-image-518" style="padding: 5px 0px 8px 8px;" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/07/mobil_kulluk.jpg" alt="" width="151" height="255" align="right" />Hoca: <em>Aynı şartlar altında, aynı riski iki kere almak aptallıktır!</em></p>
<p>3 yaşında bir erkek çocuğu banyo yaparken testislerini annesine gösterip soruyor:<br />
&#8220;Anne bunlar benim beynim mi?&#8221;<br />
Annenin cevabı kısa: <em>&#8220;Yok oğlum, henüz değil!&#8221;</em></p>
<p>T.C. Sağlık Bakanlığı nezdinde, AIDS ile mücadele dernekleri halkı bilinçlendirmek adına para ödüllü bir yarışma düzenlemiş. Yarışmanın sorusu şu: &#8220;Prezervatif&#8217;i bilinen adlarının dışında halkın anlayabileceği en açık şekliyle nasıl ifade edebilirsiniz?&#8221;</p>
<p>Ödülü Yozgat&#8217;dan bir kişi kazanıyor: <em>&#8220;Kuşakabin!&#8221;</em></p>
<p>Sizin de pek ciddiye almadığınız yüzlerce konu olmuyor mu? Özellikle yazın&#8230;</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?a=1iQaOJ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?i=1iQaOJ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?a=ETpzcJ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?i=ETpzcJ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?a=8yKCpJ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?i=8yKCpJ" border="0"></img></a>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2008/07/22/kusakabin/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.fikiratolyesi.com/2008/07/22/kusakabin/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Okşayan Eli İtip, Tekmeleyen Ayağı Neden Öper İnsanoğlu?</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/fikiratolyesi/~3/332225025/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2008/07/11/oksayan-eli-itip-tekmeleyen-ayagi-neden-oper-insanoglu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jul 2008 01:00:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>

		<category><![CDATA[aşk]]></category>

		<category><![CDATA[bug]]></category>

		<category><![CDATA[ego]]></category>

		<category><![CDATA[tutku]]></category>

		<category><![CDATA[zayıf yanlarımız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=504</guid>
		<description><![CDATA[İnsanız ve insan olmanın da sanırım gedikleri var. Onlar bizim açık noktalarımız. Programlama dilinde geçen &#8216;bug&#8217;lar gibi&#8230;
&#8220;Kaçanın kovalanması, kovalananın kaçtıkça değere binmesi&#8221; çoğumuzun defalarca yaşadığı, yaşarken pek anlamasak da, sonradan hep onay verdiğimiz bir önerme.
Doğru. Gönül kaçanı kovalıyor gerçekten.
Birini seviyorsunuz (çokca sevgili anlamında olsa da, bir arkadaş için bile olabilir) o da bunu anlayınca kaçmaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanız ve insan olmanın da sanırım gedikleri var. Onlar bizim açık noktalarımız. Programlama dilinde geçen &#8216;bug&#8217;lar gibi&#8230;</p>
<p>&#8220;Kaçanın kovalanması, kovalananın kaçtıkça değere binmesi&#8221; çoğumuzun defalarca yaşadığı, yaşarken pek anlamasak da, sonradan hep onay verdiğimiz bir önerme.</p>
<p>Doğru. Gönül kaçanı kovalıyor gerçekten.</p>
<p>Birini seviyorsunuz (çokca sevgili anlamında olsa da, bir arkadaş için bile olabilir) o da bunu anlayınca kaçmaya başlıyor sizden.</p>
<p>Taparsan tepilirsin, tepersen tapılırsın (sanırım bu arkadaşlar arasında &#8220;4s&#8221; olarak geçen kuralın en düzgün yazım şekli!) </p>
<p>Kötü davranmanın prim yaptığını bilen bir kaçan, kötü davranılmaktan keyif alan bir kovalayan!<br />
<span id="more-504"></span></p>
<p>Oysa sevmekten güzeli var mı? Birini seviyor ve bunu belli ediyorsunuz. Hatta <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2008/01/23/teslim-olmak/"target="_blank">teslim oluyorsunuz</a>. Kartları açık oynadığınız ve içinizden geldiği gibi davrandığınız içinse ızdırap çekiyorsunuz. Veya kaygan zeminde zoru oynayıp, gizemli davrandığınızda kuvvetli taraf olup, bu sefer peşinizden gelinen oluyorsunuz.</p>
<p>Her iki tarafta açık oynasa ya kartlarını demek geliyor insanın içinden&#8230;</p>
<p>Peki; okşayan eli itip, tekmeleyen ayağı neden öpüyoruz? Tekmelenmek veya acı çekmek bu sevgi denen şeyin olmazsa olmazı mı? Bilerek, isteyerek, hatta zevk alarak kul köle olmak&#8230;</p>
<p>Karşımızdakinin bizim bir dediğimizi iki etmemesi, hep alttan alması, daha sık arayıp sorması sanırım bizde &#8220;tamam, artık o benimdir&#8221; algısı yaratıyor. Ve biz insanoğlu sahip olduklarımızın değerini bilmiyor, hep sahip olamadığımızı istiyoruz.</p>
<p>Tutkular sahip oluncaya kadar yaşıyor.</p>
<p>İçimizden geldiği gibi, hiç frene basmadan yaşadığımız&#8230; Gözümüzü telefondan ayıramayıp çalan her telefonun, gelen her mesajın ondan olsun istediğimiz&#8230; Fazlaca üstüne düşüp ve onu tepemize çıkarttığımız zamanlar&#8230;</p>
<p>İşte tüm bunlar kaçanın kendini olduğundan daha güçlü ve daha bağımsız hissetmesini sağlamıyor mu? Çünkü artık o her istediğini yaptırabilen bir konumda, hem de sizin kendi tercihinizle. Her istediğinizi yapan, her şeyini feda edebilen kişi ise zayıf karakterlidir önermesi burada devreye giriyor; saygı azalıyor, küçümseme başlıyor.</p>
<p>Kovalayan daha bir hırs yapıyor, artan acı da ondaki motivasyonu tavan yaptırıyor. İstenmemenin bile istenir olmaya tercih edilebileceği bir seviyeye geliniyor. Ve&#8230; Kaçanın zorbalıkları kovalayanın tutkusu oluyor. [Girdaba bakın!]</p>
<p>Defalarca &#8220;yeter artık&#8221; demelerin, anlık mutluluklara tercih edildiği zamanlar&#8230;</p>
<p>Kimin söylediğini hatırlayamadığım bir söz özetliyor herşeyi: <em>&#8220;insan nedense, kendisine ızdırap çektirenlere yeni ızdırap şansları tanımak konusunda çok hevesli.&#8221;</em></p>
<p>Sık olmasa da, tersine dönebildiği de oluyor bu durumun. Kaçanın kovalayan, kovalayanın kaçan rolleri alması. Kovalayan kendiyle &#8220;samimi&#8221; olabilmiş ve gerçekten yeter demiştir artık. Şimdi acı çektirmekten keyif alan, acı çekmekten keyif alır hale gelecektir.</p>
<p>Kaçan veya kovalayan&#8230; Bu hepimizin hayatta en az bir kere gireceği, <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2007/08/05/dostlarim-dunyada-hic-dost-yoktur/"target="_blank">doğru</a> insanı bulana kadar da kafamızı karıştırmaya devam edecek bir girdap.</p>
<p>Sadece karşılıklı ve gerçek aşklarda bu söz konusu olmuyor. Her iki tarafın da zaten gözü bir şey görmediği için, kaçma kovalama gizem vs gündem dışı kalıyor. </p>
<p>Şimdi diyeceğim ki &#8220;size değer vermeyene siz de vermeyin&#8221; ancak bu öyle bir kaç kez yaşanmadan öğrenilecek bir şey değil. Dibine kadar yaşanmalı da.</p>
<p>Bu sonuçta bizim biz olmamızı sağlayan bir &#8220;bug.&#8221; Bu bizim doğal halimiz. Kaçan da, kovalayan da olmuş biri olarak diyorum ki; iyi ki var bu zayıflıklarımız. Gönül sevmek ister, güvenmek ister. <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2007/09/12/ask-hosumuza-giden-bedenlerin-icine-hayal-ettigimiz-ruhlari-yerlestirmenin-adi-mi/"target="_blank">Aşkını</a> pamuklara sarmalayıp sarmak ister!</p>
<p>Peki o zaman ne öğrendim bunca sene?</p>
<p>İzin vermediğimiz kişilerin bizi üzemeyeceğine&#8230;</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?a=o3luQJ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?i=o3luQJ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?a=Fakn3J"><img src="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?i=Fakn3J" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?a=S6I4UJ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?i=S6I4UJ" border="0"></img></a>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2008/07/11/oksayan-eli-itip-tekmeleyen-ayagi-neden-oper-insanoglu/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.fikiratolyesi.com/2008/07/11/oksayan-eli-itip-tekmeleyen-ayagi-neden-oper-insanoglu/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>5 Temmuz Buluşmamız Yorumlarla Canlı Yayında!</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/fikiratolyesi/~3/327366885/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2008/07/05/5-temmuz-bulusmamiz-yorumlarla-canli-yayinda/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Jul 2008 13:15:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dikkatimi Çekenler]]></category>

		<category><![CDATA[buluşma]]></category>

		<category><![CDATA[etkinlik]]></category>

		<category><![CDATA[rakı-balık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=502</guid>
		<description><![CDATA[Ufak bir bahane ile sanalda başladık, şimdi gerçek olmak üzere: bu, Fikir Atölyesi&#8217;nin ilk sokak etkinliği.
Az sonra Nevizade Bade Restaurant&#8217;da olacağım. Saat: 19:00&#8242;dan sonra da Atölye&#8217;nin okuyucuları gelmeye başlayacak. Büyük çoğunluğu ile ilk kez karşılaşacak olmanın bana verdiği çok hoş bir heyecan da var tabii.
Geleceğini söyleyen (şu dakika itibariyle) 85 kişi olmuşuz.
Bade&#8217;de bir dizüstü bilgisayarımız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ufak bir bahane ile <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2008/06/18/size-bir-sozum-vardi/"target="_blank">sanalda başladık</a>, şimdi gerçek olmak üzere: bu, Fikir Atölyesi&#8217;nin ilk sokak etkinliği.</p>
<p>Az sonra Nevizade Bade Restaurant&#8217;da olacağım. Saat: 19:00&#8242;dan sonra da Atölye&#8217;nin okuyucuları gelmeye başlayacak. Büyük çoğunluğu ile ilk kez karşılaşacak olmanın bana verdiği çok hoş bir heyecan da var tabii.</p>
<p>Geleceğini söyleyen (şu dakika itibariyle) 85 kişi olmuşuz.</p>
<p>Bade&#8217;de bir dizüstü bilgisayarımız var. Bu yazı da ekranda açık olacak. Hani düğünlerde olur ya, günün anısına deftere bir şeyler karalanır, bu gece burada olanlar da dilerlerse bu yazıya yorum olarak gördüklerini, duyduklarını, hissettiklerini yazabilecekler&#8230; Gelemeyenler de dışarıdan müdahale edebilecekler konuya!</p>
<p>Blog&#8217;dan canlı yayın gibi bir şey : )</p>
<p>Neler hissedeceklerini bilemem de, gecenin ortalarına doğru aklımdan geçen ufak (hoşluk mudur, delilik midir; adını koyamadığım) bir şeyimiz olacak! Yüz yüze olabilmenin şerefine&#8230;</p>
<p>Sizleri buradan güncelleriz gece boyunca.<br />
<span id="more-502"></span><br />
&#8212;&#8212;</p>
<p><strong>Günceleme: 6 Temmuz 2008</strong></p>
<p>Dün gece benim için çok anlamlı olduğu kadar değerliydi de. Fikir Atölyesi&#8217;ni takip edenlerden 80 kişiyle bir araya geldiğimiz, tanıştığımız, kucaklaştığımız&#8230; Benim için unutulmazlar arasında olacağı kesin. Sıkça gelen &#8220;gelenekselleşsin bu geceler&#8221; teklifi bana da &#8220;neden olmasın ki&#8221; dedirtiyor gerçekten.</p>
<p>Gece için, kimsenin önceden haberi olmayan ufak bir çekiliş eğlencemiz de oldu. Herkese dağıttığımız bir kolonluk sayısal loto rakamları üzerinden tombala usulü çektiğimiz numaralarla 6 okurumuza hediyelerimiz oldu.</p>
<p><a href="http://www.tsmistanbul.com/"target="_blank">The Sales Machine İstanbul</a>&#8216;dan sevgili Ali Kiremitçioğlu, bir okurumuza İstanbul-Paris gidiş-dönüş uçak bileti hediye etti. 6 Ekim - 31 Aralık 2008 tarihleri arasında dilediği bir zaman Onur Havayolları ile Paris’e uçacak talihlimiz <a href="http://www.mothandmoth.com/"target="_blank">Muammer Okumuş</a> oldu.</p>
<p><a href="http://www.mtmyachting.com/"target="_blank">MTM Yatçılık&#8217;tan</a> sevgili Zafer Halıcıoğlu da, iki Fikir Atölyesi takipçisine bir yelkenli yatta, birer kamara armağan etti. 24-28 Ağustos tarihleri arasında Bodrum&#8217;dan denize açılacak iki okurumuz <a href="http://www.kumestekikartal.com/about/"target="_blank">Burak Büyükdemir</a> ve <a href="http://www.mobilasyon.com/"target="_blank">Refik Çağlayan</a> oldular. Yanlarında birer misafir getirebilecekler. Son dakika bir aksilik olmazsa ben de Burak ve Refik&#8217;le beraber kaçar, üçüncü kamarayı alırım : )</p>
<p>Boyner Holding&#8217;in hayatı kolaylaştırma adına hizmetler sunan şirketi <a href="http://www.backup.com.tr"target="_blank">Back-up</a>&#8216;tan bir yıllık üyelik paketini Çağrı Özdemir kazandı. Çağrı artık ne zaman başı sıkışsa veya bir organizasyona ihtiyacı olsa Back-up&#8217;ı arayabilecek.</p>
<p>Turkcell de bizlere 2 farklı konser davetiyesi göndermişti. Kuruçeşme Arena&#8217;da Lenny Kravitz (30 Temmuz), diğeri Björk (3 Ağustos). Çift kişilik biletleriyle Turkcell Vip Lounge&#8217;da ağırlanacak Atölye okurları; Lenny için Gökşen Gökçer,  Björk içinse <a href="http://www.gokcenkaran.com/hakkimda/Hakkimda.html"target="_blank">Gökçen Karan</a>.</p>
<p>Hediyeleri ile geceye katkıda bulunan, geceye katılan ve katılamayan hepiniz muhteşemsiniz. </p>
<p>Çekilişler bahane, yüz yüze olmak ise şahaneydi.</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?a=NGJkEJ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?i=NGJkEJ" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?a=CLqY4J"><img src="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?i=CLqY4J" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?a=zzbNwJ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?i=zzbNwJ" border="0"></img></a>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2008/07/05/5-temmuz-bulusmamiz-yorumlarla-canli-yayinda/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.fikiratolyesi.com/2008/07/05/5-temmuz-bulusmamiz-yorumlarla-canli-yayinda/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Ah Bir de Anlayabilseydik Onu.</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/fikiratolyesi/~3/320137224/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2008/06/26/ah-bir-de-anlayabilseydik-onu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Jun 2008 01:22:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Başarı Hikayeleri]]></category>

		<category><![CDATA[duygusal liderlik]]></category>

		<category><![CDATA[Fatih Terim]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Futbol Milli Takımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/?p=495</guid>
		<description><![CDATA[Şöyle bir bakar mısınız ne kadar çok &#8220;benzer&#8221;, ne kadar çok &#8220;aynı&#8221; insan var etrafımızda. Çünkü en risksiz olanı bu.
Benzer olmak kolay. Çoğunluğun yaptığını yapmak, başarısız olunması durumunda kabul edilebilir hazır mazeretleri de beraberinde getiriyor.
Sonra birbirine benzer insanların &#8220;yapacak bir şey yok&#8221; dediğinde kafalar sallanıyor; &#8220;evet, doğru&#8221; deniyor. Çünkü herkes öyle onların etrafında da. Dünyaları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şöyle bir bakar mısınız ne kadar çok &#8220;benzer&#8221;, ne kadar çok &#8220;aynı&#8221; insan var etrafımızda. Çünkü en risksiz olanı bu.</p>
<p>Benzer olmak kolay. Çoğunluğun yaptığını yapmak, başarısız olunması durumunda kabul edilebilir hazır mazeretleri de beraberinde getiriyor.</p>
<p>Sonra birbirine benzer insanların &#8220;yapacak bir şey yok&#8221; dediğinde kafalar sallanıyor; &#8220;evet, doğru&#8221; deniyor. Çünkü herkes öyle onların etrafında da. Dünyaları o kadar!</p>
<p>Sıradışı olmak ise zor. Daha önemlisi riskli, tehlikeli.</p>
<p>Dost ve düşmanlarınızın adını koyabilmek avantaj gibi dursa da, benzer kişilerin eline verdiğiniz malzeme o kadar çok ki. Al beni eleştir, bak burada da açığım var. Vur beni yerden yere!</p>
<p>Ortadasınız&#8230; Çıplaksınız.</p>
<p><span id="more-495"></span></p>
<p>Standart kişiler, hedefleri % 10-20 gibi oranlarda yukarı çekebildiklerinde alkışlanırken, sıradışı insanların koydukları hedeflerin kendisi bile insanların hayallerini zorlar çoğu kez. Hadi canım dedirttirir.</p>
<p>Fatih Terim işte bu sıradışı adamlardan biri oldu. Yaptığı da, yapmadığı da hep eleştiriye açıktı ve eleştirildi.</p>
<p>Benzer insanların yaptığı en kolay iştir çünkü eleştirmek.<img class="size-thumbnail wp-image-497" style="padding: 5px 0px 8px 55px;" title="fatih terim" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/06/fatihterim-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" align="right" /></p>
<p>İyi de peki, &#8220;siz ne becerdiniz bu hayatta&#8221; diye soracak olursanız onlara; sizlere hep sonuçta % 10 - 20 katkı sağlamış başarılarla izah edilebilecek şeyler anlatırlar. Aralarında ağzı iyi laf edenler ise sadece kafanızı karıştırır, o kadar!</p>
<p>Türk Milli Takımının 2008 Avrupa Şampiyonası&#8217;na gidişi de, oradaki maçları da hep yüreğimizi ağzımıza getirdi. Bu doğru. Çünkü Fatih Terim hep şaşırttı, hep kendi inandığı doğruları yaptı.</p>
<p>Onu anlamaya çalışmak zor, eleştirmek ise kolay olanıydı. E, kolay olanı varken neden zoru yapayım ki?</p>
<p>Çıplak olanın adı Terim, eleştirenin adı da hep &#8220;uzman görüş&#8221; oldu bizde.</p>
<p>O da baskı altında, duygusal anlarında tutarsız söylemlerde bulundu. Hatta çoğumuzun idrak etmesi dahi zor kararlar aldı, nasıl böyle yapabilir dedirtti.</p>
<p>Yaptıklarının nedenlerini onun beyninden söküp alabilme marifetini ise gösterebilen pek çıkmadı.</p>
<p>Nasıl çıksın ki? En az onun kadar zeki ve donanımlı, onun kadar deli, onun kadar cesaretli ve kendinize inanmanız gerekli bunun için. [Aksi durumda onun karşısında küçük düşme tehlikeniz yüksek.]</p>
<p>Hangi &#8220;benzer&#8221; bu riski alsın ki? Kolayı varken neden zoru yapsın ki?</p>
<p>Sonuç?</p>
<p>Gurur duyduğumuz bir milli takım çıktı ortaya. Üstelik çoğu genç ve milli deneyimi az futbolculardan oluşan yepyeni bir takım.</p>
<p>Avrupa&#8217;nın en iyi dört milli takımından biri şimdi o.</p>
<p>Az önce biten çeyrek final maçında Almanya&#8217;ya 3-2 yenilip final oynayamıyor olmamız aman sizi yanıltmasın.</p>
<p>Turnuva öncesinde Terim&#8217;in hedef olarak koyduğu ve insanları gülümseten &#8220;final&#8221; sonuna kadar Türkiye&#8217;nin hakkıydı. Bunu duygusal olarak söylemiyorum, inanın. Maçın tüm istatistiki değerleri de bunu destekliyor, gördüklerimiz de.</p>
<p>Kazanmak isteyen, etkin futbolu oynayan takım Türk Milli Takımıydı. Tıpkı, Portekiz maçı hariç, diğer tüm maçlarımızda olduğu gibi.</p>
<p>Olmadı.</p>
<p>Olsun, futbol bu. Sürprizlerle dolu. Belki de o yüzden dünyanın en çok taraftar toplayan, en çok sevilen oyunu.</p>
<p>Maçın son saniyesine kadar mücadeleyi bırakmayan, yılmayan, yüreği kocaman bir takımımız var artık. Temeli sağlam, ekip ruhu muhteşem bir &#8220;ekip.&#8221; İnanç dolu&#8230;</p>
<p><img style="padding: 5px 0px 8px 55px;" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/06/fatihterim1.jpg" alt="" width="258" height="151" align="right" />Ekip çalışmasında &#8220;motivasyon&#8221; en büyük itici güçlerden biri, bu doğru. Ancak &#8220;hadi aslanlar&#8221; demenin çok ötesine geçen bu motivasyonun sırrı &#8220;duygusal liderlikte.&#8221;</p>
<p>Milli takımda bu duygusal liderin adı Fatih Terim&#8217;di.</p>
<p>Ve o milli takımdan ayrılıyor şimdi.</p>
<p>Bugün oyuncusuyla, malzemecisiyle alınlarından öpülesi; gurur veren, yenilgisine bile üzülemediğimiz milli takımın lideri olmayacak artık.</p>
<p>Bu sene başlayacak 2010 Dünya Kupası eleme grubu maçları öncesinde, umarım futbol camiamız Fatih Terim kadar çıplak kalabilme cesaretini gösterecek, donanımlı bir futbol liderini çıkarabilir.</p>
<p>Yoksa siz de şimdiden duyar gibi misiniz &#8220;Ah bir de anlayabilseydik onu&#8230;&#8221; diyenleri?</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?a=k1146I"><img src="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?i=k1146I" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?a=Opyi2I"><img src="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?i=Opyi2I" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?a=w5ivqI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?i=w5ivqI" border="0"></img></a>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2008/06/26/ah-bir-de-anlayabilseydik-onu/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.fikiratolyesi.com/2008/06/26/ah-bir-de-anlayabilseydik-onu/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Size Bir Sözüm Vardı!</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/fikiratolyesi/~3/316956617/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2008/06/18/size-bir-sozum-vardi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Jun 2008 18:55:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dikkatimi Çekenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/06/18/size-bir-sozum-vardi/</guid>
		<description><![CDATA[Blog ödülleri sonrası, 11 Mayıs tarihli &#8220;Bir Kez Daha Hissettirdiniz Varlığınız?&#8230; Ne Mutlu!&#8221; yazısında verdiğim bir rakı-balık sözüydü bu.
Şöyle demiştik:
&#8220;Maalesef ödüller biraz zayıf. Ana sponsor Microsoft&#8217;un bu konudaki tutumu kendi marka büyüklüklerine pek yakışmadı.
O zaman ben de bu ödüllerle yetinmeyip bu dört okurumu rakı-balığa davet ediyorum =)
Gerçekten!
Bütçem müsait olsa da, oyunumuza katılan herkesi davet edebilsem. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Blog ödülleri sonrası, 11 Mayıs tarihli &#8220;<a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/05/11/bir-kez-daha-hissettirdiniz-varliginizi-ne-mutlu/"target="_blank">Bir Kez Daha Hissettirdiniz Varlığınız?&#8230; Ne Mutlu!</a>&#8221; yazısında verdiğim bir rakı-balık sözüydü bu.</p>
<p>Şöyle demiştik:</p>
<p><em>&#8220;Maalesef ödüller biraz zayıf. Ana sponsor Microsoft&#8217;un bu konudaki tutumu kendi marka büyüklüklerine pek yakışmadı.</p>
<p>O zaman ben de bu ödüllerle yetinmeyip bu dört okurumu rakı-balığa davet ediyorum =)</p>
<p>Gerçekten!</p>
<p>Bütçem müsait olsa da, oyunumuza katılan herkesi davet edebilsem. Ama şöyle bir şey yaparız; Önceden yer ve saati belirler ve duyururuz. Dileyen de katılır sohbetimize, sonrasında ortak hesap öderiz. Olmadı gireriz mutfağa bulaşıkları yıkamaya!&#8221;</em></p>
<p>Bunu sadece kendi oyunumuzu kazanan dört okurumuzla (İlker İlgen, Emrah Doğan, Sırrı Özden ve Çağrı Özdemir) veya oyuna katılanlarla limitli tutmuyoruz tabii ki.</p>
<p>Açılış konuşması yok, sunum yok, panel yok! Amaç birlikte olmak, tanışmak, sohbet etmek, yemek, içmek, eğlenmek&#8230;</p>
<p><span id="more-493"></span></p>
<p>Sizler de eğer katılmak isterseniz yer ve zaman bilgisi şöyle:</p>
<p>- 5 Temmuz Cumartesi; saat: 19:00.<br />
- Beyoğlu Nevizade&#8217;de, Bade Restaurant&#8217;ın bahçesi.<br />
- Soğuk sıcak mezeler, balık veya et, meyva/tatlı ve limitsiz yerli içki.<br />
- Fiyat: 40 YTL (Bu bize özel fiyat, etrafta bahsetmeyecekmişiz! Ben de kendi aramızda internette yazıverdim, umarım onlar okumaz : )</p>
<p>Tek bir ricam var; eğer gelecekseniz bu yazıya gerçek isminiz ile yorum yazıp belirtmeniz. Bade haklı olarak bizden net bir sayı istiyor.</p>
<p>Bu da Fikir Atölyesi&#8217;nin sanal dışındaki ilk etkinliği olmuş olsun. Ufak bir etkinlik olsa bile.</p>
<p>Yüz yüze olmak gibisi yok!</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?a=7O6jiI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?i=7O6jiI" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?a=Ee6dpI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?i=Ee6dpI" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?a=p45luI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?i=p45luI" border="0"></img></a>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2008/06/18/size-bir-sozum-vardi/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.fikiratolyesi.com/2008/06/18/size-bir-sozum-vardi/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Antoni Gaudi</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/fikiratolyesi/~3/316956618/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2008/06/08/antoni-gaudi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Jun 2008 22:00:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yaratıcılık/Fikirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/06/08/antoni-gaudi/</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Bir dehayı mı yoksa budalayı mı mezun ediyoruz, bilmiyorum.&#8221;
Bu söz School of Architecture of Barcelona&#8217;nın rektörü profesör Elias Rogent&#8217;ın, mezuniyet töreninde (1878) ona söyledikleri.
O ise yanındaki arkadaşına dönüp: &#8220;benim şimdiden bir mimar olduğumu söylüyorlar.&#8221; diyor gülerek.
La Rambla&#8217;daki sokak göstericileri ve Theo&#8216;dan sonra Barselona&#8217;nın bende bıraktığı son iz; Gaudi.
Antoni Gaudi.
Bir adam, tek başına bir şehrin silüetini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="padding: 5px 15px 10px 0px;" src="http://fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/06/sagrada1.jpg" alt="sagrada" align="left" />&#8220;<em>Bir dehayı mı yoksa budalayı mı mezun ediyoruz, bilmiyorum.</em>&#8221;</p>
<p>Bu söz School of Architecture of Barcelona&#8217;nın rektörü profesör Elias Rogent&#8217;ın, mezuniyet töreninde (1878) ona <a href="http://www.gaudiclub.com/ingles/i_press/Prensaing/Notasprensa/15_03_05.asp" target="_blank">söyledikleri</a>.</p>
<p>O ise yanındaki arkadaşına dönüp: &#8220;benim şimdiden bir mimar olduğumu söylüyorlar.&#8221; diyor gülerek.</p>
<p>La Rambla&#8217;daki <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/05/29/la-rambla-istiklal-caddesi-ve-siya-siyabend/" target="_blank">sokak göstericileri</a> ve <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/" target="_blank">Theo</a>&#8216;dan sonra Barselona&#8217;nın bende bıraktığı son iz; Gaudi.</p>
<p><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Antoni_Gaud%C3%AD" target="_blank">Antoni Gaudi</a>.</p>
<p>Bir adam, tek başına bir şehrin silüetini değiştirebilir mi? Yapıtlarıyla &#8220;hadi canım, bir insan bunu 100+ yıl önce nasıl düşünebilir ve yapar?&#8221; dedirtebilir mi?</p>
<p>Fantastik, egzotik, büyüleyici veya görkemli gibi büyük sıfatların ardı ardına ağızdan çıkmasına neden olabilir mi?</p>
<p>Bu deli adamın düşünme şekline hayran olmamak elde değil.<br />
<span id="more-492"></span></p>
<p><img style="padding: 20px 0px 20px 60px;" src="http://fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/06/antonigaudi1.jpg" alt="antonigaudi" width="378" height="162" align="center" /></p>
<p>Ben de mimarlıkla alakası olmayan bir kişi olarak, gözlemlerimi ve onun hakkında Katalanlarla konuştuklarımdan aklımda kalanları paylaşmak istiyorum sizlerle.</p>
<p>Barselona, evet tüm şehir bir müze gibi. Gözünüzü rahatsız eden neredeyse tek bir yapı yok. Bunun en önemli nedeni de kendi <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_Gaudi_Buildings" target="_blank">yaptıkları</a> ve etkilediği diğer mimarlarla; <a href="http://www.gaudiclub.com/ingles/i_vida/i_menu.asp" target="_blank">Gaudi</a>.<br />
Katalan modernizminin babası deniyor ona.</p>
<p>Mimarlık kariyerinin henüz başındayken, bir tesadüf sonucu <a href="http://www.gaudiclub.com/ingles/i_vida/relacio.htm" target="_blank">tanıştığı</a>,  İspanya&#8217;nın en zengin ailelerinden olan Güell&#8217;lerin oğlu, Eusebi Güell&#8217;in, ona ideallerini gerçekleştirmesi için inanarak patronluk yapması, bütün yaşam masraflarını karşılaması, sonrasında ondan kendi adına mimarlık yapılar istemesi&#8230;</p>
<p><img style="padding: 5px 0px 8px 15px;" src="http://fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/06/casabattlo21.jpg" alt="casabattlo" width="314" height="173" align="right" /></p>
<p>Evet, bu <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Antoni_Gaud%C3%AD" target="_blank">Antoni Gaudi</a>&#8216;nin genç yaşta başına konmuş büyük bir talih kuşu olarak değerlendirilebilir.</p>
<p>Ancak bu şansı çok iyi değerlendirmek ise; onun sadakati, çalışkanlığı ve yaratıcı zekasının sonucu. Zenginlere sırtını dayıyor diye eleştiriliyor. Onun ise tek derdi var; hızla mimari ideallerini gerçekleştirmek.</p>
<p>Birinin zenginliği, diğerinin yaratıcı dehası&#8230; Katalan milliyetçiliği, din, kültür ve sosyal hayat gibi birçok benzer konudaki ortaklıkları, onların aynı zamanda çok iyi arkadaş olmasını da sağlamış zaman içinde.</p>
<p>Antoni Gaudi&#8217;nin de Güell adına yaptığı muhteşem <a href="http://www.gaudidesigner.com/uk/index.html" target="_blank">eserler</a> var: Palau Güell, Finca Güell, Colonia Güell ve Park Güell gibi.</p>
<p>Beni en çok etkileyen yanlarından birisi onun; &#8220;<em>Atölye&#8217;min hemen dışındaki ağaç benim akıl hocam</em>&#8221; diyecek kadar doğa aşığı olması.</p>
<p>Bitki ve hayvanların doğal biçimleri onun hep en önemli esin kaynağı olmuş. <img style="padding: 5px 0px 8px 15px;" src="http://fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/06/sagradafamilia1.jpg" alt="sagradafamilia" align="right" />Ağaçların dalları, bitkilerin yaprakları, hayvanların iskelet yapıları gibi. Doğada gördüklerini taşa çevirmiş.</p>
<p>Sagrada Familia&#8217;nın kolonların ağaç gövdesi formunda olması bu yüzden.</p>
<p>1884 yılında yapımına başlandığı halde bitmeyen bir kilise bu <a href="http://www.greatbuildings.com/buildings/Sagrada_Familia.html" target="_blank">Sagrada Familia</a>. 18 tane devasa kulenin her birinine derin anlamlar yüklemiş. Gaudi&#8217;nin en büyük ve en çok zamanını alan projesi de bu olmuş.</p>
<p>Yarım kalması ise, projenin devasa oluşundan ve detayından kaynaklıyor. Gerçi Gaudi ölümünden sonra tamamlanabilmesi için hangi bölümün nasıl yapılacağına dair tüm detayları bırakmış. Fakat halen onun kusursuzluk seviyesine yaklaşamıyor kimse. [Ayrıca iç savaşta inşaat ve orijinal projeler ciddi anlamda zarar görmüş.]</p>
<p>Yanılmıyorsam Casa Batlio içindi. Evde çatı bacalarını kaplamak için kullanacağı seramikler yolda kırılıyor. Gaudi geri göndermek yerine bu kırık parçaları, yuvarlak geçişli yüzeyleri kaplamak için  kullanıyor.</p>
<p>Onun sıradışı yaratıcılığını görmek gerçekten heyecan verici.</p>
<p>Kimse (Gaudi dahil) bu kırık seramik ve cam parçalarının sonradan Barselona&#8217;nın simgesi olacağını öngöremiyor tabii!</p>
<p><img style="padding: 5px 0px 5px 15px;" src="http://fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/06/casabattlo11.jpg" alt="casabattlo1" align="right" />1907 yılında biten <a href="http://www.greatbuildings.com/buildings/Casa_Batllo.html" target="_blank">Casa Battlo</a>&#8216;nun içinde keskin bir hat yok. Tüm duvar köşeleri, kapılar, pencereler yuvarlatılmış.. Sanki içinden tonlarca su geçmiş ve (suyu biten nehir yatağı gibi) onun bıraktığı doğal izler binanın iç tasarımı olmuş. (Bir insan mimar olmazsa ancak bu kadar anlatabilir!)</p>
<p>Binadan çok heykele benzeyen bir apartman olan <a href="http://www.gaudidesigner.com/uk/casa-mila.html" target="_blank">Casa Mila</a> (diğer adı: La Pedrera) bundan 100 yıl önce (1907) bitmesine rağmen, bugün bile birçoklarına göre günümüz mimarisinin çok ilerisinde.</p>
<p>Doğada gördüklerini taşa çevirmesinin yanında, bu adamın beni çok etkileyen diğer bir yönü; ışık ve havalandırmaya verdiği önem oldu.</p>
<p>Casa Battlo&#8217;da dışarıya ve avluya bakan pencerelerin altında son derece basit (tahta) bir mekanizma ile dışarıdan odaya hava aldırabiliyorsunuz. Kepenk gibi bir şey.</p>
<p>Veya, her odanın tavanından avluya bakan pencerelerle odaların içi hep gün ışığı alıyor. O odanın sokağa bakan camı olmasa bile içeride gün ışığı var. Üstelik renkli camlarla oynadığı oyun sayesinde içeriye giren ışık hep size huzur veren bir tonda.</p>
<p>Doğayı taklit eden bu ayrıntı ustası dahinin taklit edilemeyen bir tarzı olmuş. Ondan esinlenen çok sayıda mimar var ama taklit edebilen yok! Oysa o en basiti, doğayı taklit ediyor. [Eserlerinden bolca resim olan bir <a href="http://www.youtube.com/watch?v=hIeOybsBB50" target="_blank">video</a>.]</p>
<p><img style="padding: 3px 0px 5px 15px;" src="http://fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/06/gaudiway1.jpg" alt="gaudiway" align="right" />Eğriselliği ön planda tutup yapılarına attırdığı parabolik taklalar,  bu delinin bir matematik ve geometri dehası olduğunun göstergesi. Farklı iplere ağırlıklar asarak bina modellemesi yapıyor. Sonra onun bu basit yöntemini programcılar örnek alıp mimari modelleme programları geliştiriyorlar.</p>
<p>O yüzden de hiçbir zaman kendi çağının adamı olamamış.</p>
<p>Ve 76 yaşında (1926) basit bir tramvay çarpması sonucu ölmüş.</p>
<p><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/D%C3%BCnya_Miras%C4%B1_Listesi" target="_blank">Unesco Dünya Mirası</a> listene giren eserleri de şunlar: Park Güell, Palau Güell, Casa Milà, Sagrada Familia, Casa Vicens, Casa Battlo ve Colonia Güell.</p>
<p>Geçenlerde bir arkadaşımın ettiği bir laf vardı: &#8220;Bu İstanbul yabancıların elinde olsaydı uzak ara dünyanın en güzel, en turistik şehri olurdu.&#8221;</p>
<p>Dokundu bu laf bana. Çünkü benim gözümde İstanbul hala dünyanın en güzel şehri ama duygusallık var tabii.</p>
<p><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Osmanl%C4%B1_mimarisi" target="_blank">Osmanlı mimarisinin</a> dünyaya hediyesi <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Mimar_Sinan" target="_blank">Mimar Sinan</a>&#8216;dan beri, Cumhuriyet <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Cumhuriyet_D%C3%B6nemi_T%C3%BCrk_Mimarl%C4%B1%C4%9F%C4%B1" target="_blank">dönemi</a> de dahil, kaç tane dünyaya <a href="http://forum.arkitera.com/mimarlik/8972-dunyaya-acilan-turk-mimarlar-kimler.html" target="_blank">açılan</a> <a href="http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=232350" target="_blank">mimar</a> çıkarabilmişiz diye sormadan da edemiyor insan.</p>
<p>Mezun oldukları okulların rektörlerinin &#8220;budala&#8221; dediği!..</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?a=iBi9CI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?i=iBi9CI" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?a=EL3oHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?i=EL3oHI" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?a=Uj08dI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?i=Uj08dI" border="0"></img></a>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2008/06/08/antoni-gaudi/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.fikiratolyesi.com/2008/06/08/antoni-gaudi/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>La Rambla, İstiklal Caddesi ve Siya Siyabend.</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/fikiratolyesi/~3/316956619/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2008/05/29/la-rambla-istiklal-caddesi-ve-siya-siyabend/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 May 2008 16:10:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dikkatimi Çekenler]]></category>

		<category><![CDATA[barselona]]></category>

		<category><![CDATA[İstiklal Caddesi]]></category>

		<category><![CDATA[la rambla]]></category>

		<category><![CDATA[siya siyabend]]></category>

		<category><![CDATA[sokak sanatçıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/05/29/la-rambla-istiklal-caddesi-ve-siya-siyabend/</guid>
		<description><![CDATA[Theo&#8216;dan sonra &#8220;La Rambla&#8221; Barselona&#8217;da beni en çok etkileyen ikinci şey oldu. Caddenin kendisi değil de, yaşattıklarıydı daha çok akılda kalan.
Plaça de Catalunya&#8217;dan başlayıp, Barselona limanına açılan meydandaki Christoffel Columbus anıtında son bulan bu geniş ve uzun caddenin cafe&#8217;leri, restoranları, dükkanları vs değildi ilgimi çeken.
Veya çoğu Avrupa şehrinin ünlü caddelerinde gördüğümüz, onca kalabalığın aynı anda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="padding: 5px 15px 10px 0px;" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/05/laramblaman.jpg" alt="la rambla man" width="111" height="233" align="left" /><a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/" target="_blank">Theo</a>&#8216;dan sonra &#8220;<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/La_Rambla%2C_Barcelona" target="_blank">La Rambla</a>&#8221; Barselona&#8217;da beni en çok etkileyen ikinci şey oldu. Caddenin kendisi değil de, yaşattıklarıydı daha çok akılda kalan.</p>
<p>Plaça de Catalunya&#8217;dan başlayıp, Barselona limanına açılan meydandaki Christoffel Columbus anıtında son bulan bu geniş ve uzun <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=la+rambla" target="_blank">caddenin</a> cafe&#8217;leri, restoranları, dükkanları vs değildi ilgimi çeken.</p>
<p>Veya çoğu Avrupa şehrinin ünlü caddelerinde gördüğümüz, onca kalabalığın aynı anda yürümesine rağmen sizle göz göze gelmeden, size omuz atmadan, rahatsız etmeden; herkesin kendi halinde olması da değildi bana ilginç gelen.</p>
<p>Caddeyi baştan sona bir festivale çevirenlerdi beni şaşırtan. Sokak çalgıcıları, sanatçıları, göstericileri; adına ne derseniz&#8230;</p>
<p><span id="more-485"></span></p>
<p>Yok yok, bu öyle sık rastlanan türden değildi. Baştan sona, sağlı sollu; gece gündüz&#8230; Yorulanın yerine hemen bir diğerinin geçtiği sürekli bir karnaval bu.</p>
<p>İlluzyonistler, müzisyenler, <a href="http://www.tdk.gov.tr/TR/sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&amp;Kelime=pandomim" target="_blank">pandomimciler</a>, ressamlar, sporcular, çicekçiler, falcılar&#8230; Yaratıcılıklarını sergileyen yüzlerce <strong>sokak göstericisi</strong>. Bu denli çeşit zenginliği daha önce görmediğim boyuttaydı.<br />
Kostüm ve makyaj konusunda aşmış, kaç kişinin izlediğine pek aldırmadan, sanki televizyonda canlı yayın özeninde, yaptığı işten muazzam keyif aldığı her halinden belli sokak sanatçıları.</p>
<p>Youtube&#8217;un yasak olmadığı ender anlara denk gelirseniz şu video&#8217;lara bir ara göz atabilirsiniz:</p>
<p><img style="padding: 7px 0px 10px 15px;" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/05/laramblapainter.jpg" alt="la rambla painter" width="142" height="213" align="right" />- Street Dancer (<a href="http://www.youtube.com/watch?v=YDlLxo7lWso" target="_blank">Sokak Dansçıları</a>)<br />
- Ronaldinho (<a href="http://www.youtube.com/watch?v=Krzkda8N_Tg" target="_blank">Futbol Gösterisi</a>)<br />
- Mime In Barcelona (<a href="http://www.youtube.com/watch?v=MK5WTqLe6js" target="_blank">Pandomim</a>)<br />
- Barcelona Ramblas (<a href="http://www.youtube.com/watch?v=R6QVsJ1gYtc" target="_blank">İskelet Kukla</a>)</p>
<p>İnsanın aklına İstanbul&#8217;daki <strong>İstiklal Caddesi</strong> geliyor tabii doğal olarak.</p>
<p>Beyoğlu&#8217;na ne sıklıkta gitme şansınız oluyor bilmiyorum ama burası benim [altı yılın üzerinde çalışmama rağmen,] hayatı kaçırmama adına halen sıkça gittiğim bir cadde.</p>
<p>Birbirinden çok farklı resimler verse de gece ve gündüzü; nefes aldığımızı, özgürlüğümüzü ve aynı zamanda dünyanın merkezinde olmadığımızı hatırlatan sınırlı sayıda yerlerden.</p>
<p>Fikir Atölyesi&#8217;ndeki birçok yazının ilk ilhamını aldığım caddedir de aynı zamanda. &#8220;<a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/06/10/kafam-karisti/" target="_blank">Kafam Karıştı!</a>&#8220;, &#8220;<a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/05/31/yapmam-gereken-hem-de-kendi-yolumla/" target="_blank">Yapmam Gereken? Hem de Kendi Yolumla!</a>&#8221; ve &#8220;<a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/01/14/emo/" target="_blank">Emo&#8230;</a>&#8221; ilk aklıma gelenlerden.</p>
<p>Genç - yaşlı, zengin - yoksul, güzel - çirkin, takım elbiseli - şortlu, yerli - turist, eğlenceli - sıkıcı; herkes&#8230; Sarhoşuyla, kapkaççısıyla, polisiyle, aşıklarıyla&#8230; Eğlencesiyle, sanatıyla, iş hayatıyla, gösteri yürüyüşleriyle, her türlü tezatın ve rengin birarada olduğu.</p>
<p>Onca kalabalığa rağmen yanlızlığınızı yüzünüze vurabilen&#8230;  ve kendi hayatınızı size sorgulatmayı becerebilen bir caddedir bu <a href="http://commons.wikimedia.org/wiki/Category:%C4%B0stiklal_Caddesi" target="_blank">İstiklal Caddesi</a>.</p>
<p>Görebilen gözlere çok malzeme sunan bir gayriresmi geçit gibidir.</p>
<p>Türkiye geçer bu <a href="http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=127" target="_blank">caddeden</a>.</p>
<p><img style="padding: 5px 0px 10px 15px;" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/05/laramblafootball.jpg" alt="la rambla football" align="right" />Ama La Rambla&#8217;yı unutulmaz kılan, bizim sokak göstericilerimiz ise <strong>geçemez</strong> bu caddeden.</p>
<p>Geçebilenler de tedirgindir. Çünkü onların  zabıtayla veya polisle köşe kapmaca oynama durumları vardır her an.</p>
<p>O yüzden koca caddede kısa aralıklarla gitar, bağlama veya org çalan çok az sayıda kişi görürsünüz.</p>
<p>Onları midye dolma satıcılarıyla aynı kefeye koymak işin kolayıdır çünkü.</p>
<p>Bu grupları beğenip <a href="http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=116714,10,134" target="_blank">beğenmemek</a> değil konu. Kişilerin daha çok cesaretlenip sokağa çıkmak istemesi ve ilgi görenlerin de doğal beğeni/seçim sürecini yaşayabilmelerini söylüyorum.</p>
<p>Özgür olabilmeleri, kendileri olabilmeleri&#8230;</p>
<p><strong>Sokak</strong> demişken;</p>
<p>İstiklal Caddesi&#8217;nin belki de en bilindik müzisyenleri olan (sonradan Fatih Akın&#8217;ın &#8220;<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0stanbul_Hat%C4%B1ras%C4%B1:_K%C3%B6pr%C3%BCy%C3%BC_Ge%C3%A7mek" target="_blank">İstanbul Hatırası: Köprüyü Geçmek</a> (<a href="http://www.crossingthebridge.de/" target="_blank">Crossing the Bridge</a>: The Sound of Istanbul)&#8221; filminde yer almalarına rağmen, bugün kendi yaşam tarzlarından ödün vermedikleri için ciddi ekonomik sıkıntıları olan) <a href="http://www.siyasiyabend.com/" target="_blank">Siya Siyabend</a> isimli bir grup var.</p>
<p><img style="padding: 20px 40px;" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/05/siyabend.jpg" alt="siyabend" align="center" /></p>
<p>Onların &#8220;sokak ve ticaret&#8221; üzerine <a href="http://forum.siyasiyabend.com/forumlar/75/siya+siyabend+siyasiyabend+hakkinda+yazilar/siya+siyabend/25-03-2008" target="_blank">söyledikleri</a> oldukça çarpıcı:</p>
<p><em>&#8220;sokak müziği yoktur, müzik sokakta da olmalıdır.<br />
sokak oyunu yoktur, oyun sokakta da olmalıdır.<br />
sokak sergisi yoktur, sergi sokakta da olmalıdır.<br />
sokak sanatı yoktur, sanat sokakta da olmalıdır.</em></p>
<p><em>ve esasen; sokak hayatı yoktur, hayat sokakta akmalıdır.</em></p>
<p><em>ama maaleef günümüzde hayat sokaktan dışlanmakta ve sokaklar tamamen ticari faaliyetlere peşkeş çekilmekteler.&#8221;</em></p>
<p>Ticareti hayatlarının temel noktası yapmak yerine, inandıkları uğruna her gün nefes aldıklarını hisseden kişilerin sokakta olması dokunuyor bazılarına.</p>
<p>Yazıyı yayınlamadan önce Beyoğlu&#8217;nda yaşayan müzisyen bir arkadaşımla konuştum. Tanıdığı çok sayıda sokak müzisyeni arkadaşı var. Hepsinin de polis ve zabıtayla başının dertte olduğunu <img style="padding: 5px 0px 10px 15px;" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/05/siyasiyabend.jpg" alt="siyasiyabend.jpg" align="right" />anlattı bana.</p>
<p>Bu işin bir <a href="http://www.milliyet.com.tr/2004/06/19/cumartesi/axcum01.html" target="_blank">izni</a> var mıdır, varsa kim verir, hangi kritere göre verir, ücret alınır mı; bilmiyorum. Sanırım bu işi yapanlar dahi bilmiyor! Bir ara metro çalgıcıları için belediyeden 500 ytl karşılığı izin alınabildiğini duymuştum. İstiklal Caddesi ise bana muamma.</p>
<p>Milyon dolarlar kazanan sevgili futbolcularımızın askerliklerini tecil edebilmek veya kazançlarını vergiden muaf tutabilmek için üstün yaratıcılıklarını kullanan politikacıların söyledikleri neden şu: &#8220;ülkemizi temsil ediyorlar.&#8221;</p>
<p>Doğrudur!</p>
<p>Peki her gün binlerce turisti ağırlayan İstiklal Caddesi gibi mekanlar bu ülkeyi futbolculardan daha çok, daha yakın temas, daha canlı temsil etmiyorlar mı?</p>
<p>Bırakın turisti&#8230;</p>
<p>Hafta sonlarında tek günde üç milyondan fazla kişinin bu caddede yürüdüğü söyleniyor. Bizim kendi halkımıza iyi vakit geçirtmek, onlara hoş bir şeyler sunmak çok şey mi istemek? Bunu sağlayacak yetenekli ve yaratıcı kişilerin sokağa çıkmalarının desteklenmesi (en azından kösteklenmemesi) çok şey mi istemek?</p>
<p>Sanırım cevap evet!</p>
<p><strong>Beyoğlu Belediye Başkanı</strong> Sn. <a href="http://www.ahmetmisbahdemircan.org/" target="_blank">Ahmet Misbah Demircan</a>&#8216;ın cevabı ne acaba? [Bu yazımızın <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/05/29/la-rambla-istiklal-caddesi-ve-siya-siyabend/">linkini</a> başkanın resmi kişisel sitesindeki '<a href="http://www.ahmetmisbahdemircan.org/bana_ulasin/default.aspx?SectionId=11" target="_blank">bana ulaşın</a>' bölümünden gönderdim. Dilerseniz siz de gönderin. Bir cevap alırsak da yayınlarız yine burada.]</p>
<p><img style="padding: 5px 0px 10px 15px;" src="http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/05/pandomim.jpg" alt="laramblapandomim.jpg" width="147" height="245" align="right" />Üstelik konumuz sadece müzisyenler de değil. Tıpkı La Rambla&#8217;da olduğu gibi ressamı, sporcusu, illuzyonisti, pandomimcisi&#8230; Yeteneğinin farkında olup bunu geliştiren, geliştirirken paylaşan, bu sayede de üç beş kuruş kazanan herkes. İstiklal Caddesi&#8217;ne ve İstanbul&#8217;a katacağınız çok şey var. Bizim de sizden öğreneceğimiz.</p>
<p>Yeter ki karışmasınlar.</p>
<p><a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=siya+siyabend" target="_blank">Siya Siyabend</a> ve modern çağın diğer dervişleri&#8230;</p>
<p>Onlar rantı bol günümüz düzenine isyan ettikleri için pek çıkamıyolar su yüzüne. Çıkarılmıyorlar belki de.<br />
<em><br />
&#8220;şunu bilin ki bi albüm gerçek müzik değildir. gerçek müzik çalma-dinleme anında ortaya çıkan ve o anın gerçek (çalan ve dinleyen arasındaki) etkileşimini taşıyan müziktir&#8221;</em> diyecek kadar <a href="http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=cts&amp;haberno=5921" target="_blank">sokağa</a> inanan, ancak sokağı romantikleştirenler için de &#8220;taş taştır, kafanı koyunca anlarsın&#8221; <a href="http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=154559" target="_blank">diyecek</a> kadar gerçekçi yaklaşan Siyabend&#8217;in, Fatih Akın filminde yer alan o müthiş sözleri ile de bitirelim bu yazıyı:</p>
<p><em>&#8220;Hiç hiçbir şeyi bilmiyorlar, bilmek istemiyorlar.<br />
Hiç hiçbir şeyi görmüyorlar, görmek istemiyorlar.</em></p>
<p><em>Şu cahillere bak, dünyanın sahibi onlar.<br />
Şu cahillere bak, dünyaya egemen onlar.</em></p>
<p><em>Onlardan değilsen eğer, sana zalim derler.<br />
Onlara aldırma hayyam.<br />
Dostum.&#8221;</em></p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?a=hRTxqI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?i=hRTxqI" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?a=PGqKaI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?i=PGqKaI" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?a=PGdMWI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?i=PGdMWI" border="0"></img></a>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2008/05/29/la-rambla-istiklal-caddesi-ve-siya-siyabend/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.fikiratolyesi.com/2008/05/29/la-rambla-istiklal-caddesi-ve-siya-siyabend/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Theo’nun Hatırlattıkları.</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/fikiratolyesi/~3/316956620/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 May 2008 13:32:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/</guid>
		<description><![CDATA[Geçen hafta kısa bir kaçamak yaptım. Bugüne kadar çok duyup hiç görme şansım olmayan Barselona&#8217;ya. Yalnızdım. Tercihim bu yöndeydi. Bol bol yürüyüp yeni şeyler keşfetmek için sonsuz özgürlüğü ve kimseye bağlanmamayı seviyorum arada. İyi de oluyor&#8230;
Neyse, gelelim Barça&#8217;ya&#8230;
İstanbul&#8217;la çok benzer bir iklime sahip ve deniz kenarında. Neredeyse tek benzerlikler de bunlar.
İnsanları mutlu genelde. Taksi şöförü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen hafta kısa bir kaçamak yaptım. Bugüne kadar çok duyup hiç görme şansım olmayan Barselona&#8217;ya. Yalnızdım. Tercihim bu yöndeydi. Bol bol yürüyüp yeni şeyler keşfetmek için sonsuz özgürlüğü ve kimseye bağlanmamayı seviyorum arada. İyi de oluyor&#8230;</p>
<p>Neyse, gelelim Barça&#8217;ya&#8230;</p>
<p>İstanbul&#8217;la çok benzer bir iklime sahip ve deniz kenarında. Neredeyse tek benzerlikler de bunlar.</p>
<p>İnsanları mutlu genelde. Taksi şöförü siz arabaya binince, radyonun sesini kısmayıp şarkısını söylemeye devam ediyor. Dinlediğimiz ise eğlenceli <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=flamenko"target="_blank">flamenko</a> şarkıları&#8230;</p>
<p><a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=katalunya"target="_blank">Katalan</a> <a href="http://www.milliyet.com.tr/2006/06/19/dunya/adun.html"target="_blank">milliyetçiliği</a>, müzeyi andıran sokakları, insanların birbirlerine saygısı, trafiğin aksaksız akması, ucuz sayılabilecek balık ve her türlü deniz mahsülü, uzun ve tertemiz Akdeniz kumsalları, yüzbinlerce turist, renkli eğlence hayatı, güzel kızları&#8230; Size bunlardan bahsetmeyeceğim!</p>
<p>Üç şey çok etkiledi beni.</p>
<p><span id="more-484"></span></p>
<p>Birincisi Theo.</p>
<p>[Diğer iki şeyi de sonraki yazılarda paylaşalım ki bu yazı uzamasın çok.]</p>
<p>Bir ay önce Fransa&#8217;nın ufak bir şehrinden beş parasız kalkıp, kız arkadaşının peşinden giden 20 yaşında bir genç o. Turistlere her gün kiraladığı (şu <a href="http://www.youtube.com/watch?v=Fgs_W1hMSGU"target="_blank">video</a>&#8216;daki gibi bir) bisiklet ile taksicilik yapıp kazandığı parayla yaşıyor. Ancak çok mutlu.</p>
<p>Beni de 2 saat dolaştırdı Barça&#8217;da. Rehberlik yaptı adeta ve o pedal basarken ben elimde biram sohbet ettik bol bol.</p>
<p>&#8220;Bu yaşımda kaybedecek neyim var ki&#8221; dedi kısaca.</p>
<p>&#8220;Çünkü başıma gelebilecek en kötü şey eve, ailemin yanına dönmek zorunda kalırım. Ki bu da o kadar kötü bir şey değil. Ancak o zamana kadar tanıdığım yeni insanlar, edindiğim yeni deneyimler, öğrenmeye başladığım yeni bir yabancı dil ve kültür, sevgilimle yaşadıklarım bana çok şey katmaya başladı bile.&#8221;</p>
<p>En az bir yıl burada kalıp üniversitede sosyoloji okumaya devam etmek istiyor. Sonrası hakkında ise en ufak bir fikri yok. Olmasını da istemiyor.</p>
<p>&#8220;Geçen yıl da bugün Barça&#8217;ya geleceğimi bilmiyordum, tek başına bir kız bile benim tüm hayatımı değiştirmem için harika bir mazaret değil mi?&#8221;</p>
<p>Theo&#8217;nun henüz 20 yaşındayken sahip olduğu bu hayat görüşü &#8220;ama benim param yok ki, ama benim imkanlarım yok ki, ama benim şuyum yok ki&#8230;&#8221; diyip kendi kendine limitler koyanlar için iyi bir örnek.</p>
<p>Onun da parası yok ama ucuz okul bulacak, kendini kabul ettirecek, kafasını sokacak bir oda bulacak, bisiklet taksiciliği yapacak, hayattan zevk almasını ve tüm bunları yaparken çok şey öğrenmesini sağlayacak bir aklı, cesareti ve yüreği var.</p>
<p>Bu 20 yaşındaki Fransız bana &#8220;hayatın basitleştikçe güzelleştiğini, engelleri ise sadece kendi beynimizin yarattığını&#8221; hatırlattı tekrar.</p>
<p>Olmazı &#8220;olmaz&#8221; yapan sadece bizleriz. Yeter ki isteyelim. Çok. Tutkuyla. O zaman engelleri aşmak da keyif vermeye başlamıyor mu?</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?a=YzFWPI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?i=YzFWPI" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?a=4nIOtI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?i=4nIOtI" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?a=CpQmLI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?i=CpQmLI" border="0"></img></a>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.fikiratolyesi.com/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Bir Kez Daha Hissettirdiniz Varlığınızı… Ne Mutlu!</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/fikiratolyesi/~3/316956621/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2008/05/11/bir-kez-daha-hissettirdiniz-varliginizi-ne-mutlu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 May 2008 17:34:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dikkatimi Çekenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/05/11/bir-kez-daha-hissettirdiniz-varliginizi-ne-mutlu/</guid>
		<description><![CDATA[23 Nisan&#8217;daki  yazımızda bahsettiğimiz 2008 Blog Ödülleri yarışmasının sonuçları 10 Mayıs&#8217;da gerçekleşen Blog Konferansı sonrasında açıklandı.
Fikir Atölyesi &#8216;Reklam ve Pazarlama&#8217; kategorisinde birinci seçilmiş.
Buna değer bulunmak bana çok hoş duygular yaşatsa da, bu yarışmanın bence gerçek kazananları katılan, oy veren, blog yazan ve onları takip eden herkes. Yani &#8220;sizsiniz&#8221; kazanan. Teşekkür ederim hepinize, teker teker.
On [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>23 Nisan&#8217;daki  <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/04/23/bu-sefer-ahhh-size-odul-verecek/"target="_blank">yazımızda</a> bahsettiğimiz 2008 <a href="http://2008.blogodulleri.com/Default.aspx"target="_blank">Blog Ödülleri</a> yarışmasının sonuçları 10 Mayıs&#8217;da gerçekleşen <a href="http://2008.blogkonferansi.com/"target="_blank">Blog Konferansı</a> sonrasında açıklandı.</p>
<p>Fikir Atölyesi &#8216;Reklam ve Pazarlama&#8217; kategorisinde birinci seçilmiş.</p>
<p>Buna değer bulunmak bana çok hoş duygular yaşatsa da, bu yarışmanın bence gerçek kazananları katılan, oy veren, blog yazan ve onları takip eden herkes. Yani &#8220;sizsiniz&#8221; kazanan. Teşekkür ederim hepinize, teker teker.</p>
<p>On farklı kategoride <a href="http://blog.blogodulleri.com/2008/05/10/blog-odulleri-2008-sonuclari/"target="_blank">dereceye giren blogları</a> ve katılan <a href="http://2008.blogodulleri.com/Bloglar.aspx"target="_blank">tüm blogları</a> bir fırsat bulup inceleyin derim.</p>
<p>Birçok blog yazarı ile yüzyüze tanışma ve sohbet şansı da yakaladım dün. Sanki herbiri ile yıllardır arkadaşız da, araya zaman girmiş gibiydi. Ne kadar samimi ve içtendi herkes. Hepsi sanal dünyada yazsalar da, o kadar gerçekler ki.. Bir o kadar da insan.</p>
<p><span id="more-483"></span></p>
<p>Türkiye&#8217;de blog camiasının bilinirliği ve önemi açısından kıymeytli bir adımdı bu yarışma. Bunun için hiçbir maddi beklentisi olmadan son iki ay gecesini gündüzüne katan <a href="http://www.cisday.org/"target="_blank">Eray Endeş</a> ise alkışların en kocamanını hak ediyor&#8230; O olmasaydı bu yazı da olamazdı.</p>
<p>Konferansın son panelinde sevgili Burak Büyükdemir (<a href="http://www.kumestekikartal.com"target="_blank">kümesteki kartal</a>), Selçuk Koyuncu (<a href="http://www.selcukhoca.com"target="_blank">selçuk hoca</a>), Emrah Doğan (<a href="http://www.winmaker.net"target="_blank">winmaker</a>) ve Bünyamin Ayar (<a href="http://www.nahnu.org"target="_blank">nahnu</a>) konuklarımla bir &#8220;başarı hikayeleri&#8221; paneline moderatörlük yapıp sohbetledik sahnede.</p>
<p>Daha önceki moderatörlük deneyimlerime bakıyorum da, bu kadar çok güldüğüm olmamıştı gerçekten. Sağolsunlar, konuklarımın tamamı çok keyifli kişilerdi; varlıkları konferansa çok şey kattı. Umarım izleyen 200+ kişi de eğlenceli (ve konuşulanlardan fayda sağladıkları) dakikalar geçirmişlerdir.</p>
<p>Bir de bizim <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/04/23/bu-sefer-ahhh-size-odul-verecek/"target="_blank">kendi oyunumuz</a> vardı. Ödül alırsak, onları yarışmaya gelecek toplam geçerli oyu en yakın tahmin edenene vereceğimiz.</p>
<p>Bu durumda;</p>
<p>1. İlker İlgen: Microsoft Vista<br />
2. Emrah Doğan: Kitap seti (MediaCat&#8217;den iki kitap) + Digital Age aboneliği<br />
3. Sırrı Özden: Kitap seti (set dendi ancak Kurumsal Haberler&#8217;den tek kitap geldi!)<br />
4. Çağrı Özdemir: Troya Bileti kazandılar.</p>
<p>Bu dört arkadaşıma verdikleri adreslerden mail atıyorum birazdan.</p>
<p>Maalesef ödüller biraz zayıf. Ana sponsor Microsoft&#8217;un bu konudaki tutumu kendi marka büyüklüklerine pek yakışmadı.</p>
<p>O zaman ben de bu ödüllerle yetinmeyip bu dört okurumu rakı-balığa davet ediyorum =)</p>
<p>Gerçekten!</p>
<p>Bütçem müsait olsa da, oyunumuza katılan herkesi davet edebilsem. Ama şöyle bir şey yaparız; önceden yer ve saati belirler ve duyururuz. Dileyen de katılır sohbetimize, sonrasında ortak hesap öderiz. Olmadı gireriz mutfağa bulaşıkları yıkamaya!</p>
<p>Arkadaşlar, bir kez daha katılımınız ve daha önemlisi varlığınız için teşekkür ederim. Çok değerlisiniz benim için.</p>
<p>Kalın sağlıcakla.</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?a=gS0rHI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?i=gS0rHI" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?a=MGlYoI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?i=MGlYoI" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?a=OEpCgI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?i=OEpCgI" border="0"></img></a>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2008/05/11/bir-kez-daha-hissettirdiniz-varliginizi-ne-mutlu/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.fikiratolyesi.com/2008/05/11/bir-kez-daha-hissettirdiniz-varliginizi-ne-mutlu/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Tadına Doyum Olmayan Yerlerde Olacağız Biz, Eskisinden Daha Çok!</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/fikiratolyesi/~3/316956622/</link>
		<comments>http://www.fikiratolyesi.com/2008/05/06/tadina-doyum-olmayan-yerlerde-olacagiz-biz-eskisinden-daha-cok/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 May 2008 20:20:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tunç Kılınç</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yaratıcılık/Fikirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/05/06/tadina-doyum-olmayan-yerlerde-olacagiz-biz-eskisinden-daha-cok/</guid>
		<description><![CDATA[Reklam yüzünden canlı yayına geç giren veya galibiyet sevinci yaşayanları göremediğimiz maçlar, söylenen saatte televizyonu açtığınız halde yine reklamlar yüzünden başlamayan filmler, diziler; program süresi ile yarışan reklam kuşakları, ekranın dört tarafını saran yanar dönerli reklam bantları, on dakika süren &#8220;sunar&#8221; ve &#8220;sundu&#8221;lar&#8230;
İşte gına getiren bu sevimsiz reklamlar yüzünden ve daha da önemlisi internette fazlası [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Reklam yüzünden canlı yayına geç giren veya galibiyet sevinci yaşayanları göremediğimiz maçlar, söylenen saatte televizyonu açtığınız halde yine reklamlar yüzünden başlamayan filmler, diziler; program süresi ile yarışan reklam kuşakları, ekranın dört tarafını saran yanar dönerli reklam bantları, on dakika süren &#8220;sunar&#8221; ve &#8220;sundu&#8221;lar&#8230;</p>
<p>İşte gına getiren bu sevimsiz reklamlar yüzünden ve daha da önemlisi internette fazlası varken artık televizyon neden seyredilsin ki? Hiç televizyonun açılmadığı evler var artık. Daha da radikali, televizyonun var olmadığı evler olmaya başladı. Çok ihtiyaç olursa internette bulunuyor nasıl olsa.</p>
<p>Benim de günlerce televizyonu açmadığım oluyor. Hiç bir eksikliğini de hissetmeden üstelik.</p>
<p>Gelecek önemli değişimlere ve yeniliklere gebe. Ucu göründü de.</p>
<p><span id="more-482"></span></p>
<p>Apple&#8217;ın geçen sene çıkan ürünlerinden biri  <a href="http://www.apple.com/appletv/" target="_blank">Apple TV</a> ve benzeri diğer platformlar televizyon izleme alışkanlıklarımızı ve reklamcıların iş yapış şeklini temelden değiştirecek gibi duruyor.</p>
<p>Televizyonunuza bağladığınız ufak <a href="http://www.chip.com.tr/konu/Apple-TV_3693.html"target="_blank">bir kutu</a> ile dünyaya bağlanıyorsunuz, tıpkı internette olduğu gibi. Oturduğunuz rahat koltuğunuzdan dilediğiniz filmi, diziyi veya bir programı [reklamlarla bölünmeden] dilediğiniz zaman seyretme şansınız var.</p>
<p><img src='http://www.fikiratolyesi.com/wp-content/uploads/2008/05/appletv1.jpg' alt='appletv.jpg' /></p>
<p>Yasaklı olmadığı! zamanlarda <a href="http://www.youtube.com"target="_blank">YouTube</a> videoları veya <a href="http://www.flickr.com"target="_blank">Flickr</a> resimlerinizi televizyon ekranına taşıyabiliyorsunuz, podcast&#8217;leri dinleyebiliyorsunuz. Yüksek veya standart çözünürlükte; kutu sizin için dilediklerinizi internetten indirip hafızasına alıyor.</p>
<p>Film ve dizilerin bazıları ücretli, bazıları değil. [Başka bir değişle film izlemek için DVD kiralama dükkanlarına gitmek de artık gelecekte tarih oluyor ve o sektör bitiyor.]</p>
<p>Bu kutu aynı zamanda kablosuz bağlantı ile kendi bilgisayarınızdaki [<a href="http://www.apple.com/itunes/overview/"target="_blank">iTunes</a> aracılığı ile] tüm müzik, resim, film arşivinizi de televizyonunuzdan size izleme şansı veriyor.</p>
<p>[iTunes Store hesabı henüz Türkiye'den açılamadığı için, <a href="http://www.apple.com.tr/tur/ipoditunes/appletv/"target="_blank">Apple TV</a>'yi edinmek film kiralama imkanını kullanmak için yeterli değil, geçerli bir ülkeden hesap edinmek gerekli öncelikle. Bakalım Apple bizi üçüncü dünya ülkesi olarak görmekten ne zaman vazgeçecek?]</p>
<p>[Apple TV'nin ürün özellikleri hakkında ciddi <a href="http://www.macdunyasi.com/2007/03/24/gulunc-apple-tv-avuntulari/"target="_blank">eleştirileri olanlar</a> da var. Biz konuya sadece reklam dünyasına etkisi açısından bakıyoruz.]</p>
<p>Bu arada <a href="http://www.digiturk.gen.tr/"target="_blank">Digitürk</a>&#8216;ün HD yayınları alabilen yeni kutusu programlama ve kayıt etme özelliklerine sahip. Zaten çok uzun süredir (ellerindeki kısıtlı seçeneklerden) film satın alma imkanı vardı. Yakında <a href="http://www.dsmart.com.tr/"target="_blank">Dsmart</a> da ilave özelikleri olan bir kutu çıkaracak. Bunu diğer üretici ve servis sağlayacıları takip edecektir mutlaka.</p>
<p>Esasında ben bu kutulara da karşıyım!</p>
<p>Neden yeni nesil televizyon üreticileri bu kutuların yaptıklarını &#8220;yaygın olarak&#8221; kendileri yapmaya başlamadılar? Televizyonun içine gömülü olarak.</p>
<p>Televizyonun zaten internet bağlantısı (ister kablolu, ister kablosuz) olmalı, seçeceğiniz servis sağlayıcılara (Apple TV veya Digitürk gibi) bağlanabilip, dilediğinizi indirip izleyebilmelisiniz. Gelişen teknoloji ve ucuzlayan data depolama maliyetleri ile bu çoktan yaygın olmalıydı.</p>
<p>Olmadıysa da olacak.</p>
<p>Bilgisayardan değil de rahat koltuğunuzda, arkadaş veya ailenizle ve daha büyük bir ekrana bakmak istediğinizde&#8230; Yani televizyon seyretmek istediğinizde!</p>
<p>Herkes dilediğini, dilediği zaman izleyebilmeli. Üstelik 8 dakikalık bitmek bilmeyen, seyirci ile dalga geçer gibi &#8220;az sonra&#8221; kandırmacaları olmadan.</p>
<p>Aynen internette olduğu gibi, neyi indirip izleyeceksem öncesinde ona gelen yorumları televizyondan okuyabilmek o kadar zor olmamalı. Veya canlı podcast&#8217;leri izlerken diğer kişilerle sohbet edebilmek. Veya bir müzik arşivi oluşturmak, bunu diğer izleyicilerle paylaşmak. Veya bir kamera ile kendi kanalımızı oluşturup yayın yapmak.</p>
<p>Hepsi televizyon üzerinde&#8230; İnternetle o kadar haşır neşir olmayıp televizyonu daha çok tercih edenler hep olacak çünkü.</p>
<p>Reklamcılar içinse artık &#8220;çekerim bir reklam filmi, yayınlatırım prime time&#8217;larda defalarca, her yayından da alırım komisyonumu&#8221; döneminin yerine, daha yaratıcı reklam uygulamalarını bulma ve reklam verenleri ikna etme zamanı.</p>
<p>Çok alıştılar tembelliğe =) Parayı veren de, harcayan da.</p>
<p>1989 yılından dan beri <a href="http://www.agbnielsen.net/whereweare/dynPage.asp?lang=local&#038;country=Turkey&#038;id=375"target="_blank">AGB</a>&#8216;nin ölçümlediği rating&#8217;lerin ne kadar sağlıklı olduğu tartışılsa da yıllarca, daha iyi bir alternatifi üretemedi bizim reklam ve medya sektörümüz. Belki de kimsenin işine gelmedi!</p>
<p>Size sormak istiyorum arkadaşlar, 2.500 hanede 3.682 people meter varmış. Hiç çevrenizde kimsenin  televizyonunda (people meter) rating ölçer alet takılmış birini gördünüz mü, veya duydunuz mu?!</p>
<p>Bundan 2.5 yıl önce yazdığımız bir <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2006/01/08/bir-internet-basari-hikayesi-ve-degisen-tercihler/"target="_blank">yazıda</a> dile getirdiklerimizden bir bölümü tekrar etmekte fayda var:</p>
<p><em>&#8220;Ben artık daha az televizyon seyrediyorum. Hem de çok daha az.</p>
<p>* Rating kandırmacılığının arkasına sığınarak televizyon ve basılı mecralarda yaratılan reklam kirliliği ve hızlı para uğruna adeta yok sayılan gerçek (samimi) izleyici tercihleri nerede?</p>
<p>* Kendi ev bütçesini yönetirken gösterdiği hassasiyeti, şirketinde daha da titiz uygulama yetkinlik ve sorumluluğuna sahip yöneticiler?</p>
<p>* Yapılan harcamalar ve karşılığında kazanılan iş sonuçlarının hesabını iş ortakları, müşterileri ve (borsaya açılıp) hisse sahiplerine verme zorunluluğunu hisseden reklam veren ve reklamcı patronlar?</p>
<p>Günün sonunda karar veren merci bizleriz, yani &#8216;müşteriler.&#8217; Bizim ilgi alanlarımız ise sadece &#8220;<a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/02/16/kurtlar-vadisi-kendi-terorune-mi-kurban/"target="_blank">Kurtlar Vadisi</a>&#8221; ile sınırlı değil. Çatılara konan yapışma çanak antenler, duvarlarda biten ayakkabı cilaları. Nereye kadar?</p>
<p>Bizler bizi anlayan, ilgi odaklarımızı anlayıp suistimal etmeyen, bize bir şey öğretirken eğlendiren markaları daha da çok seveceğiz. Bu kadar çok seçenek varken, tadına doyum olmayan yerlerde olacağız biz, eskisinden daha çok.</p>
<p>Tercihlerimize saygı duyarak hayatımızı kolaylaştıran, zenginleştiren her markanın ise başımızın üzerinde yeri var.&#8221;</em></p>
<p>Hayal dünyamızı <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/12/06/hayal-dunyamizi-yonetmeye-calisanlarin-dayattiklari-secimler/"target="_blank">yönetmeye çalışanların</a> kullandıkları yöntemlerin &#8216;işlevselliğinin,&#8217; bizim tercihlerimize gösterdikleri samimi saygı oranında &#8216;arttığı&#8217; bir döneme girdik artık.</p>
<p>Onların değil, bizim dilediklerimizin bize sunulması&#8230;<br />
Onların değil, bizim konforumuzda&#8230;<br />
Onların değil, bizim zamanımızda&#8230;</p>
<p>Türkiye&#8217;de bunu hayata geçirebilen markaların öncü, diğerlerinin ise ufaktan yok oldukları zamanlar çok uzak değil.</p>
<p>Bu da esasında, (özellikle şu an içinde olduğumuz ekonomik daralmanın olduğu dönemlerde daha da fazla) büyük düşünebilen cesaretli markalara kocaman fırsatlar sunmuyor mu?</p>
<div class="feedflare">
<a href="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?a=vGge5I"><img src="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?i=vGge5I" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?a=iQpaPI"><img src="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?i=iQpaPI" border="0"></img></a> <a href="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?a=sN6o3I"><img src="http://feeds.feedburner.com/~f/fikiratolyesi?i=sN6o3I" border="0"></img></a>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fikiratolyesi.com/2008/05/06/tadina-doyum-olmayan-yerlerde-olacagiz-biz-eskisinden-daha-cok/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.fikiratolyesi.com/2008/05/06/tadina-doyum-olmayan-yerlerde-olacagiz-biz-eskisinden-daha-cok/</feedburner:origLink></item>
	<feedburner:awareness>http://api.feedburner.com/awareness/1.0/GetFeedData?uri=fikiratolyesi</feedburner:awareness></channel>
</rss>
