<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/' xmlns:blogger='http://schemas.google.com/blogger/2008' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0' gd:etag='W/&quot;D0EMRX84cCp7ImA9WhFTE0s.&quot;'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7221259656707109709</id><updated>2013-06-04T20:08:04.138+03:00</updated><category term='E-Yayınlar'/><category term='Maçın Adamı'/><category term='FikirKüpü'/><category term='Özel Haber'/><category term='Köşe Kapmaca'/><category term='Kırılmaz Kalemler'/><category term='Alıntılar'/><category term='Videolar'/><category term='Serbest Nazım'/><category term='Derin Duygular'/><category term='Zehir Zıkkım'/><category term='Deneme Yanılma'/><category term='İlle de Roman Olsun'/><title>Fikir Küpü</title><subtitle type='html'>Radikal, Marjinal, Orijinal</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://fikirkupu.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default?redirect=false&amp;v=2'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25&amp;redirect=false&amp;v=2'/><author><name>A.Burak Bal</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_PFR-XBFN9ww/SNcWeAkUUKI/AAAAAAAAAoI/_jBdHtslODI/S220/Karbobizma+2.png'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>39</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry gd:etag='W/&quot;D04CQ307fyp7ImA9Wx5UGEs.&quot;'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7221259656707109709.post-7869001267474853413</id><published>2010-10-23T23:32:00.000+03:00</published><updated>2010-10-23T23:32:42.307+03:00</updated><app:edited xmlns:app='http://www.w3.org/2007/app'>2010-10-23T23:32:42.307+03:00</app:edited><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zehir Zıkkım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serbest Nazım'/><title>"Cumhurbaşkanı Gül, Sezer'den 4 Kat Fazla Alıyor!" Hadi ya?</title><content type='html'>&lt;b&gt;Sözcü Gazetesi&lt;/b&gt;'nin 23 Ekim 2010 tarihli nüshasında yer alan haberde, &lt;b&gt;Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül&lt;/b&gt;'ün hazineden, kendinden önce görevde olan &lt;b&gt;A.Necdet Sezer&lt;/b&gt;'den 4 kat fazla  para aldığı yazıyor. Haberin detayında ise Gül'ün &lt;b&gt;116 milyon Lira&lt;/b&gt; ödenek aldığı, Sezer'in ise &lt;b&gt;33 milyon Lira&lt;/b&gt; aldığı kayıt edilmiş. Hatta Sezer'in aldığı tüm parayı harcamadığı kalanını iade ettiği falan yazılmış...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben hep derim, &lt;b&gt;Kemalizm&lt;/b&gt;'i ideoloji olarak benimseyenlerde bu hep görülür: Düz mantık. Olaya böyle tepeden, gazetecilikten zerre kadar nasibini almamış bir şekilde bakılır ise sonuç yukarıda ki gibi olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir gazete haberi ile Kemalizm hakkında hüküm veriyor değilim... Başka dayanaklarım da var. Örneğin, sloganı "&lt;b&gt;Türkiye Türklerindir&lt;/b&gt;" olan Kemalizm'in çığırtkanlığı yapan ilk 5 gazeteden biri olan (-ki anca 5 gazete var, tabi gazete dersek) &lt;b&gt;Yeniçağ&lt;/b&gt;'ın 24 Ekim 2010 tarihli nüshasında &lt;b&gt;Sabahattin Önkibar&lt;/b&gt; isimli yazarın yazısında belirttiği konu da ilk paragrafta ki anlattığım durum. Üstelik olaya yaklaşımda aynı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bitmedi. Bir başka Kemalizm çığırtkanı&lt;b&gt; OdaTV&lt;/b&gt;'nin haberi de (-ki haberinde sayıları pek az olduğu için Yeniçağ'ı kaynak olarak göstermiş) aynı kapıya çıkıyor...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdi dönelim konumuza... Mesele şu Gül, Sezer'den 4 kat fazla ödenek alıyor. Kemalist tayfanın böylesine basit bir bilgiyi kuyuya atıp ortalardan sıvışması, bizlerin o taşı kuyudan çıkartmasını istemesinden kaynaklanıyor. Bir de hat safada olan "karaktersizliklerinin" yegane "karakteri" bu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Evet, Gül, hazineden 116 milyon Lira alıyor. Sezer ise 33 milyon Lira almış görevde olduğu son yılda. (2007) Öncelikle alınan bu para nerelere harcanıyor buna bakalım:&lt;br /&gt;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Personel giderleri&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Sosyal Güvenlik Kurumları'na devlet primi giderleri&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Mal ve hizmet alımı giderleri&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Faiz giderleri&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Cari transfer giderleri&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Sermaye giderleri&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;Daha ayrıntılı bilgi için 2010 yılı Ocak-Haziran bütçe giderlerinin tablosuna bakabilirsiniz. (&lt;a href="http://tinyurl.com/2010butce"&gt;http://tinyurl.com/2010butce&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
2007'de görevi bırakan Sezer'in ardından göreve gelen Gül, 3 yılda &lt;b&gt;70&lt;/b&gt;'e yakın yurtdışı seyahati yaptı, Eşi Hayrunnisa Gül ise &lt;b&gt;32&lt;/b&gt; ülkeye gitti... &lt;i&gt;(Kaynak: Cumhurbaşkanlığı Resmi Sitesi)&lt;/i&gt; Tartışmasız Cumhurbaşkan'lığının en çok para harcadığı durum Yurtdışı gezileri. Mesela Gül, ABD'ye gidiyor. Korumalar, Bakanlar, bürokratlar, Cumhurbaşkanlığı'nda çalışan resmi elemanlar,  medya mensupları vs. yanında gidiyor. O ekibin tüm masrafları Gül'ün işte bu bütçesinden karşılanıyor. Bu Sezer döneminde de böyle idi. Peki ya Sezer kaç kez yurt dışına gitti? Görevde olduğu 7 yıl boyunca sadece &lt;b&gt;54&lt;/b&gt; kez. &lt;i&gt;(Kaynak: Medyatava.com)&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gül, daha görevinin 3. yılında ve 70'e yakın ziyaret gerçekleştirdi. Aldığı 116 milyon lira anasının sütü gibi helaldir. &lt;b&gt;Milliyet Gazetesi&lt;/b&gt;'nin 12 Ekim 2010 tarihli nüshasında yer alan haberde &lt;b&gt;Cumhurbaşkanı'nın Ekonomi Danışmanı'nın&lt;/b&gt; açıklaklamaları yayımlanmıştı. O açıklamalarda Gül'ün ziyaretlerinde Türk işadamlarının yatırımları ya da bu ülkelerdeki şirketlerin Türkiye’ye yatırıma ikna etmesi sonucu Türkiye Ekonomisinin &lt;b&gt;20 milyar Dolar&lt;/b&gt; kazandığını belirtiyor &lt;b&gt;Ekonomi Danışmanı Ahmet Ertürk&lt;/b&gt;. Haberi Milliyet kaynaklı yayımlayan ve &lt;b&gt;Cumhuriyet Gazetesi&lt;/b&gt; ile bağlantılı olan haber sitesi &lt;b&gt;T24&lt;/b&gt;'ten inceleyebilirsiniz. (&lt;b&gt;http://tinyurl.com/20milyardolar&lt;/b&gt;)&lt;br /&gt;
Sanıyorum daha fazla söze gerek yok.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirkupu.blogspot.com/feeds/7869001267474853413/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2010/10/cumhurbaskan-gul-sezerden-4-kat-fazla.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/7869001267474853413?v=2'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/7869001267474853413?v=2'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2010/10/cumhurbaskan-gul-sezerden-4-kat-fazla.html' title='&quot;Cumhurbaşkanı Gül, Sezer&apos;den 4 Kat Fazla Alıyor!&quot; Hadi ya?'/><author><name>A.Burak Bal</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry gd:etag='W/&quot;D0QBRXgyfSp7ImA9WxBaEko.&quot;'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7221259656707109709.post-7251249332510950761</id><published>2010-03-22T18:29:00.000+02:00</published><updated>2010-03-22T18:29:14.695+02:00</updated><app:edited xmlns:app='http://www.w3.org/2007/app'>2010-03-22T18:29:14.695+02:00</app:edited><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kırılmaz Kalemler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zehir Zıkkım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Alıntılar'/><title>Kemalizm Artık Silah Bırakmalı</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Taraf’ın afişe ettiği “Balyoz” planı, güzel memleketimizin kaç bucak olduğunu bize bir kez daha gösterdi. Bir defa daha gördük ki, şanlı ordumuz, bizi kendi ellerimizle seçip iktidara getirdiğimiz hükümetlerden kurtarmak için her türlü fedakarlığa hazır. Bir iki jet-düşse, biraz eğitim zayiatı verilse, üç-beş vatandaş havaya uçsa, yüz binlercesi tutuklansa bile…&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Hep dedikleri gibi, eğer mevzu bahis olan vatan ise, gerisi teferruat. Ancak vatanın burada hangi tehditten korunduğunu iyi anlamak gerek. Bu, yabancı bir ordunun saldırısı ve işgali değil. Hayır, şanlı ordumuzun ülkeyi kendisinden koruduğu şey, Kemalist olmayan siyasi partiler ve toplumsal hareketler. Zaten bugüne dek hep Kemalist olmayan partileri (DP’yi, iki kez AP’yi, sonra RP’yi) iktidardan indirdi. 2002′den bu yana da AK Parti’yle uğraşıyor. Nasıl uğraştığını da Taraf sayesinde artık epey öğrenmiş durumdayız.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;80 yıllık silahlı mücadele&lt;/div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Dikkat ederseniz buradaki temel sorun, ordunun ideolojisi olan Kemalizm ile, Türkiye halkının çoğunluğunun eğilimleri arasındaki fark. Eğer böyle bir fark olmasaydı o zaman ortada bir sorun olmayacak, şanlı ordumuz da darbelerle, andıçlarla, “balyoz”larla uğraşmayacaktı. Mesela 2002 ve 2007 seçimlerini Kemalist CHP kazanmış olsaydı, hiç kafamız ağrımayacaktı.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Ama işte zaten Cumhuriyet’in temel paradoksu da burada: Bu rejimin resmi ideolojisi olan Kemalizm, halk arasında bir azınlık ideolojisi. Bu yüzden bugüne dek hiç seçim kazanamadı. Dolayısıyla da “demokrasi” denen riskli oyuna hiç ısınamadı. Aksine, hep belindeki silaha (ve elindeki “yüksek yargı”ya) güvendi.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;İş, ilk baştan beri böyleydi. Cumhuriyet’in ilanının hemen ardından iki siyasi parti kurulmuş, Kemalizm CHP’de, liberal/muhafazakar sentez de Terakkiperver Fırka’da ifade bulmuştu. Fakat Kemalist CHP, siyasi rakibiyle demokratik bir yarışa girmekten korktu ve çareyi onu kapatıp liderlerini tasfiye etmekte buldu. 1930′da kendi talimatı ile kurulan Serbest Fırka’dan bile korktu ve onu da hemen kapatıverdi.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;1946′da ise, mecburen, istemeye istemeye, çok partili hayatı kabul etti. Ama ne zaman baktı ki ipin ucu kaçıyor, hemen silaha sarıldı. Başbakan öldürdü, işkence yaptı, fail-i meçhul cinayetler işledi. İsmet İnönü veya Deniz Baykal gibi Kemalist siyasetçiler de hep arkalarındaki bu silahlı güce güvendiler. Birincisi Menderes’e “sizi ben bile kurtaramam” demişti. İkincisi Erdoğan’a “idam sehpası” imasında bulundu.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Düz ovada siyaset zamanı&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Ama artık bugün geldiğimiz noktada ne dünyanın ne de Türkiye’nin şartları bu “silahlı ideoloji”yi kaldırıyor. Dolayısıyla da Kemalizm’in (bir başka silahlı ideoloji için son dönemde sıkça önerildiği gibi) artık silahı bırakıp “düz ovada siyaset” yapması gerekiyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Bunun anlamı, Kemalizm’in, ordunun (ve “yüksek yargı”nın) değil, sadece CHP gibi siyasi partilerin ve sivil aktörlerin ideolojisi olması gerektiği. Bu, elbette kolay bir dönüşüm değil. Hiç değil. Ama başka çıkar yol da yok.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Eğer bu dönüşüm gerçekleşirse, sonuç sadece Türkiye değil Kemalizm için de iyi olur aslında. Arkasındaki silahlı güce yaslanmaktan vazgeçen, bunun yerine oy kazanmaya yönelen bir “neo-Kemalizm”, kaçınılmaz olarak yumuşar. Kemalist partiler de, “laiklik dini”yle kafayı bozmuş dar bir kitlenin temsilcisi olmaktansa, “Türkiye partisi” olmaya çalışır, mesela “çarşaf açılımı” gibi saman alevlerini kalıcı hale getirirler.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Ama Kemalizm “silahlı mücadele”de direttiği sürece daha çok “balyoz” iner tepemize. Hem de kendi vergilerimizle finanse ettiğimiz, “göz bebeğimiz” diye safça taltif edip durduğumuz kurumların eliyle… /&lt;b&gt;25 Ocak 2009 tarihli &lt;a href="http://www.stargazete.com/gazete/yazar/mustafa-akyol/kemalizm-artik-silah-birakmali-240180.htm"&gt;Star&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;  &lt;b&gt;gazetesinde yayınlandı/&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirkupu.blogspot.com/feeds/7251249332510950761/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2010/03/kemalizm-artk-silah-brakmal.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/7251249332510950761?v=2'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/7251249332510950761?v=2'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2010/03/kemalizm-artk-silah-brakmal.html' title='Kemalizm Artık Silah Bırakmalı'/><author><name>A.Burak Bal</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry gd:etag='W/&quot;Dk4BSXczfip7ImA9WxBaEEQ.&quot;'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7221259656707109709.post-2969745340440685375</id><published>2010-03-20T16:22:00.001+02:00</published><updated>2010-03-20T16:22:38.986+02:00</updated><app:edited xmlns:app='http://www.w3.org/2007/app'>2010-03-20T16:22:38.986+02:00</app:edited><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serbest Nazım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Köşe Kapmaca'/><title>Kartlar Açık Oynanıyor!</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Cumhuriyet tarihini incelerken, Türkiye’nin ne gibi oyunlarla ne kadar çok vakit kaybettiğini anlamanız için merceğe veya mikroskoba gereksinim duymazsınız çünkü olan biten gün gibi ortadadır ve çıplak gözle dahi rahatça meselelerin idrakine varılabilir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;  Örneğin, şimdilerde bir bir ifşa olan yapılanma Ergenekon’un İttihat ve Terakki’nin bir uzantısı olduğu bal gibi meydandadır. Bunun anlamı 1923’de Türkiye’nin ilerlediği yola kimler taş koyuyorsa, bugün de aynı yola aynı kişilerin torunları taş koyuyor demektir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;  Dün, kimler yasakladı ise Kürtçe konuşmayı ve başörtüsü ile üniversitelere girmeyi bugün de onlardır meclis kürsülerinden muhalefet edenler… &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;  Türkiye’nin derini, 90 yıldır değişmedi, silinmedi, önemli makamlardan tasfiye edilmedi. –veya edilemedi– &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;  Bu süre içerisinde, o derin yapılanmanın TSK’ya sızanları defalarca darbe yaptılar, Yargısına, meclisine, koalisyonuna, bakanlıklara, dernek ve vakıf başkanlıklarına hep o derin yapılanmanın üyeleri getirilirdi, derin tamamen yüzeye çıktı ama derin yine en derinde idi… &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;  Hiçbir sağ parti, bu yılan deliğine çomak sokma cesareti gösteremedi, yıllardır kanayan yaralarımızı dindirmenin yolu bu derinin yok edilmesinden geçiyor ve bu biliniyordu fakat karşılarında dimdik durabilecek iradeye sahip bir güç ne yazık ki yoktu… Ta ki 2001’e kadar… &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;  2001, Türkiye için yepyeni bir sürecin başlangıç tarihiydi. Yeni, güçlü, kararlı ve istikrarlı bir iktidarın, ülkenin yönetimine gelmesi belli karanlık odakları başka planlara sürükledi, ama bu sefer mızraklar çuvallara sığmadı… &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;  Şimdilerde “Ergenekon” denilen ve ülkeyi adeta karanlığa mahkum eden bir zincir mahiyetinde olan yapılanma tüm engellemelere rağmen tarihe gömülüyor! &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;  Bugüne kadar hiçbir şekilde dokunulmamış olanlara dokunuluyor. Başsavcısından komutanına, sendika başkanından medya sahibine kadar bu pisliğe bulaşmış her kim varsa bir bir ortaya çıkıyor. Derinin ne kadar derin olduğunu da tam bu noktada anlıyoruz. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;  Ardı arkası kesilmeyen darbe planları ile tanışıyoruz sürekli, kirli tezgahların varlığına tanıklık ediyoruz, alçak oyunların göbeğinde buluyoruz bir anda kendimizi. Birileri, bizden habersiz bizi yazdıkları senaryonun başrol oyuncusu yapıyor. Medyası, yargısı, askeri ve okumuşu ile bizi o rolü oynamaya zorluyor. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;  Senaryodaki en büyük eksiği fark edemiyor ama. Bu milletin bu tür oyunlara artık tok olduğu idrakine varamıyor! -Artık yemiyoruz- &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;HSYK’nın Hukuka Darbesi &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;  Ergenekon’un tasfiye edilme sürecinin beklide en çetin zaman dilimini yaşıyoruz. Artık her iki tarafta kartlarını açık oynuyor. Buna en büyük delil HSYK’nın 17 Şubat 2010 tarihinde tutuklanan Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner’in ötmemesini sağlamak için Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı Osman Şanal’ın yetkilerini elinden almasıdır. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;  Şüphesiz HSYK, hukuka doğrudan müdahale ederek yetkisini aşmış ve hukuki bir kurum olmadığını, ideolojilerini dikta ettirmek için her türlü yolu mubah gören bir kurum olduğunu halka ilan etmiştir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;  Bu duruma destek veren Yargıtay, Danıştay, CHP, bazı milletvekilleri ve bazı sivil toplum örgütleri de HSYK gibi tarafını belli etmişlerdir! 70 milyon’un duyacağı şekilde bağırıyorlar: “Biz Ergenekoncuyuz!” &lt;a href="http://www.tevatur.net/"&gt;&lt;b&gt;Tevatür Şubat 2010 &lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirkupu.blogspot.com/feeds/2969745340440685375/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2010/03/kartlar-ack-oynanyor.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/2969745340440685375?v=2'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/2969745340440685375?v=2'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2010/03/kartlar-ack-oynanyor.html' title='Kartlar Açık Oynanıyor!'/><author><name>A.Burak Bal</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry gd:etag='W/&quot;CkMEQX89fip7ImA9WxBbFUs.&quot;'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7221259656707109709.post-1901854597197365141</id><published>2010-03-14T11:53:00.000+02:00</published><updated>2010-03-14T11:53:20.166+02:00</updated><app:edited xmlns:app='http://www.w3.org/2007/app'>2010-03-14T11:53:20.166+02:00</app:edited><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='E-Yayınlar'/><title>Edebiyat Dergisi</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: justify;"&gt;&lt;img src="http://i42.tinypic.com/sq5x50.png" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;E-yayınlığın geleceğinin parlak olduğu inancına dayanarak yine internet üzerinden yayım yapacak bir e-dergi üzerinde çalışmalarımız başladı.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;Nisan Yağmuru&lt;/b&gt; isimli bu dergi aylık olarak yayın yapacak. Şiir, öykü, deneme, portre, makale, söyleşi, kitap, dergi, gazete gibi sayfaları olacak olan Nisan Yağmuru'nda her ay bir konu çerçevesinde denemeler yazılacak. Yine o konu ile bağlantılı olacak bir de soru soracak olan dergi yazarlarından ve okurlarından cevap bekleyecek.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Dergimiz için düzenli yazar kadrosunu 15 olarak belirledik. Bu kadronun dışında okurlarımız da çalışmalarını internet vasıtası ile göndererek dergimizin sayfalarında yer alabilecekler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yazar kadromuz şu an itibari ile oluşmadı. Eğer ki edebiyata beslediğiniz sevgi ve duyduğunuz ilgi bambaşka boyutlardaysa Nisan Yağmuru dergisinde yazmamanız için hiçbir sebep yok demektir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çalışmalarınız gönderebileceğiniz e-posta adresi: &lt;a href="mailto:karbonmedya@gmail.com"&gt;karbonmedya@gmail.com&lt;/a&gt;'dur. Ayrıca dergimiz için tavsiyelerinizi ve nasihatlarinizi yorum olarak tarafımıza iletebilirsiniz.&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirkupu.blogspot.com/feeds/1901854597197365141/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2010/03/edebiyat-dergisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/1901854597197365141?v=2'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/1901854597197365141?v=2'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2010/03/edebiyat-dergisi.html' title='Edebiyat Dergisi'/><author><name>A.Burak Bal</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://i42.tinypic.com/sq5x50_th.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry gd:etag='W/&quot;DUEHQ387eSp7ImA9WxBbE08.&quot;'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7221259656707109709.post-5648149504990129162</id><published>2010-03-11T18:54:00.015+02:00</published><updated>2010-03-11T19:13:52.101+02:00</updated><app:edited xmlns:app='http://www.w3.org/2007/app'>2010-03-11T19:13:52.101+02:00</app:edited><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Deneme Yanılma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serbest Nazım'/><title>Ne Olacak Bu Kemalistlerin Hali?</title><content type='html'>&lt;div id="yazi1"&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;p&gt;Başlık, bir takım okurları çileden çıkartabilir lakin yazıyı hatim etmeden çileye girenler bilmelidirler ki bu yazı tamda onlara yazıldı. Yurdumun nacizane Kemalistlerinin an itibariyle durumunu izah edip akabinde vazgeçemedikleri saplantılarından, önyargılarından ve bir türlü çıkamadıkları dar ufuklarından biran evvel kurtulmaları için küçük bir reçete sunacağım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Öncelikle Kemalizm'in nasıl bir ideoloji olduğunu incelemekte fayda vardır. Mustafa Kemal Atatürk'ün temelini oluşturduğu bu ideoloji batıl inançlar yerine aklın ve bilimin dayanak olarak kullanılmasından yana olan, her şartta çağdaş olmayı amaç edinen, fakir ve sefil bir ülke yerine dünyaya entegre olmuş, ekonomik anlamda kendi erklerini kurmuş ve işletebilmiş bir ülke modelini hedefleyen bir düşünce sistemidir.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Kemalizm'e kuşbakışı baktığınızda karşınıza çıkan manzara yukarıda ifade ettiğim unsurlar üzerine kuruludur. Mustafa Kemal, her ne kadar ideasını, konuşmalarında ve bir takım icraatlarında yansıttıysa da özgürlük, adalet, kalkınma ve çağdaşlık üzerine kurmaya çalıştığı ülkenin temellerini sağlam atamamıştır.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Kemalizm'in bugünkü savunucularına ve destekçilerine baktığımızda Atatürk'ün kurduğu düşünce sisteminin temel unsurlarını uygulamak yerine Atatürk'ü ve onun düşüncesini kendi çıkarları doğrultusunda yorumlayıp halka zulüm ettiklerini görürüz. Bu durum, temeli sağlam atılmamış bir sistemin günümüze ciddi arızalara sahip şekilde gelmesine sebep olmuştur.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Bugün Türkiye'de "Atatürkçüyüm!" diye geçinen hemen her kurum özgürlük, adalet, kalkınma ve çağdaşlık önüne bir engel niteliği taşımaktadır. Üstelik bu kişiler modernliği ve çağdaşlığı kendileri tanımlarlar. Bununlada kalmaz bu tanımın dışında kalan tüm kişi ve kurumları "gerici" olarak nitelerler.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Atatürk'ün kurucusu olduğu Cumhuriyet Halk Partisi, bugün Kemalizm'in en hiddetli (!) savunucudur. Tek partili dönem dışında iktidar olmayı başaramayan bir halk partisi, bu başarısızlığının sebeplerini bulup, hatalarını düzeltmek yerine 1881-1938 arasına sıkışıp kalan bir politika izlemektedir.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;CHP bu politikasını başarıyla uygulayabilse kuşkuşuz tek başına iktidar olma trenini tekrar yakalayacaktır lakin CHP, Atatürkçü düşünmeyi bile beceremediğinden yüzde 19'un altında bir oy oranında çakılıp kalmakta, her seçimde doğudan biraz daha uzaklaşmakta ve inadına statüko, diyip Ege'de kazandığı 8-9 belediyelik alanı her geçen an biraz daha kalbetmektedir. Bu parti, zihniyetini 2010'un dünyasına ayarlamaz hala 60'lar 70'ler 80'ler formatında kalırsa, malesef sonları Yunanlar gibi olacaktır. -Yunanların akıbeti, efsanevi söylemle: Denize dökülmek!- &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Ülke medyasının yüzde seksenine tekabul eden "Kemalist Medya" Kemalizm'i yaşayamayan bir başka sorun kaynağıdır. Kemalizm'i var olan düzeni bozmak, akı kara göstermek olarak algılayan bu medya da eskisi kadar halkın ilgisini çekmemekte, okunmamakta ve izlenmemektedir.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Halk arasında "Ne olacak bu Fener'in hali?" diye bir söylem vardır. Bu söylemin karşısında bir Fenerli "Bir gün herkes Fenerli olacak!" söylemini hatırlar ve avunur. Halk arasında olan söylemin öznesi son dönemde değişmişe benziyor: "Ne olacak bu Kemalist'lerin hali? Asıl sorun şu ki Kemalist'leri avutacak "Bir gün herkes Kemalist olacak!" gibi bir söylem mevcut değil, olsa da mümkün değil. Reçeteyi soracak olursan: Geç kalmadan Kemalizm'i terket!&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirkupu.blogspot.com/feeds/5648149504990129162/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2010/03/ne-olacak-bu-kemalistlerin-hali.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/5648149504990129162?v=2'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/5648149504990129162?v=2'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2010/03/ne-olacak-bu-kemalistlerin-hali.html' title='Ne Olacak Bu Kemalistlerin Hali?'/><author><name>A.Burak Bal</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry gd:etag='W/&quot;CEMGR309fyp7ImA9WxBUFUk.&quot;'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7221259656707109709.post-3732747760777555008</id><published>2010-03-02T17:06:00.003+02:00</published><updated>2010-03-02T17:07:06.367+02:00</updated><app:edited xmlns:app='http://www.w3.org/2007/app'>2010-03-02T17:07:06.367+02:00</app:edited><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Videolar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serbest Nazım'/><title>Kılıçdaroglu ve Seyma Dialogu</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;object height="339" width="420"&gt;&lt;param name="movie" 
value="http://www.dailymotion.com/swf/x9p3wy" /&gt;&lt;param 
name="allowFullScreen" value="true" /&gt;&lt;param 
name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;embed 
src="http://www.dailymotion.com/swf/x9p3wy" 
type="application/x-shockwave-flash" width="600" height="339" 
allowFullScreen="true" 
allowScriptAccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirkupu.blogspot.com/feeds/3732747760777555008/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2010/03/klcdaroglu-ve-seyma-dialogu.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/3732747760777555008?v=2'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/3732747760777555008?v=2'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2010/03/klcdaroglu-ve-seyma-dialogu.html' title='Kılıçdaroglu ve Seyma Dialogu'/><author><name>A.Burak Bal</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry gd:etag='W/&quot;AkMHSHg5fyp7ImA9WxBVE0k.&quot;'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7221259656707109709.post-8204139076084083559</id><published>2010-02-16T21:25:00.001+02:00</published><updated>2010-02-16T21:27:19.627+02:00</updated><app:edited xmlns:app='http://www.w3.org/2007/app'>2010-02-16T21:27:19.627+02:00</app:edited><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zehir Zıkkım'/><title>Bak Postacı Geliyor!</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Türkiye’de bir gazete var ki o gazete “en çok satan gazete” sloganı ile basılır her gün yeniden. Her gün yüz binlerce insan alır o gazeteyi… O gazete de ne mi vardır? Ne yoktur ki; Önce logonun yanına kocaman bir yarı çıplak kadın resmi basılır her gün, bu o gazetenin olmazsa olmazıdır. Sonra bu kadının alternatifleri serpiştirilir her sayfaya… Bazı sayfalarında ne dümenler döndüğü bilinmez…&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Ülkemin çakma şairleri, adına “şiir” diyebildikleri karalamalarını sadece ve sadece bu gazete yayımlar… Unutmadan logonun diğer yanında bir bebek resmi bulunur her daim, altında yazar: “Bebek fotoğraflarınızı yollayın, yayımlayalım.” Sonra bu gazete için çalışan ürologlar, falcılar ve Güzin ablalar vardır. Türkiye’nin en çok satan gazetesidir bu. İçinde insana faydası olan tek kelime bulunmaz. Ne bugüne kadar şöyle milletin yararına bir haber yapmıştır ne de okuyucusunun ufkunu genişletecek makaleler yayımlamıştır…&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;O gazeteyi basan zihniyet, gazeteyi kurarken gazete isminin sonuna “L” harfini koymayı unutmuş olsa gerek ki isim Posta olarak kalmıştır. Ülkede bin bir dolap döner, ardı arkası kesilmeyen darbe planları ortaya çıkar. Bu gazete darbe planı yerine falancanın falancayı nasıl aldattığını manşet yapar. Dedim ya zihniyet, dedim ya ülkenin en çok satan gazetesi…&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirkupu.blogspot.com/feeds/8204139076084083559/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2010/02/bak-postac-geliyor.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/8204139076084083559?v=2'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/8204139076084083559?v=2'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2010/02/bak-postac-geliyor.html' title='Bak Postacı Geliyor!'/><author><name>A.Burak Bal</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_PFR-XBFN9ww/SNcWeAkUUKI/AAAAAAAAAoI/_jBdHtslODI/S220/Karbobizma+2.png'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry gd:etag='W/&quot;AkYDQ3o6eip7ImA9WxBWGUU.&quot;'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7221259656707109709.post-8021768148937992737</id><published>2010-02-12T17:09:00.004+02:00</published><updated>2010-02-12T17:22:52.412+02:00</updated><app:edited xmlns:app='http://www.w3.org/2007/app'>2010-02-12T17:22:52.412+02:00</app:edited><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Videolar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kırılmaz Kalemler'/><title>Sami Yusuf'un Sesiyle Düşünmek...</title><content type='html'>&lt;object height="319" width="580"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true" /&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always" /&gt;&lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=6971634&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=0&amp;amp;show_byline=0&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=ff9933&amp;amp;fullscreen=1" /&gt;&lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=6971634&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=0&amp;amp;show_byline=0&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=ff9933&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="580" height="319"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirkupu.blogspot.com/feeds/8021768148937992737/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2010/02/sami-yusufun-sesiyle-dusunmek.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/8021768148937992737?v=2'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/8021768148937992737?v=2'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2010/02/sami-yusufun-sesiyle-dusunmek.html' title='Sami Yusuf&apos;un Sesiyle Düşünmek...'/><author><name>A.Burak Bal</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry gd:etag='W/&quot;DU4GRns8eCp7ImA9WxBWGU0.&quot;'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7221259656707109709.post-4235881610089739603</id><published>2010-02-11T18:57:00.008+02:00</published><updated>2010-02-11T19:05:27.570+02:00</updated><app:edited xmlns:app='http://www.w3.org/2007/app'>2010-02-11T19:05:27.570+02:00</app:edited><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Deneme Yanılma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Köşe Kapmaca'/><title>Hüzünlü Edebiyat</title><content type='html'>&lt;div id="yazi1" style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;p&gt;Edebiyat ile ciddi anlamda ilgilenen, bu hususta düşünceleri ve söyleyecekleri olan bir arkadaşım ile sohbete dalalı nerdeyse iki saat olmuştu ki ben artık konunu derinliğinde boğulmaya başlamıştım. O konuştukça ne kadar bilgisiz ne kadar cahil olduğumun bir kez daha farkına vardım. Kendisi konu ayrımı yapmaksızın birçok kitabı hatmetmiş, bunların özetini çıkartmış ve hatta yazdığı özetleri toplasa iki kitap edeceğini söylüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Toplumumuzun dergiye, gazeteye ve kitaba olan uzaklığı hakkında sıra dışı ve bir o kadarda yapılması zor tespitleri olan bu kardeşimin sözlerinden yola çıkarak kanaat getirdiğim şuydu: “Herhalde tanımadığı yazar, okumadığı kitap yok!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sohbetimizin her cümlesi kayda değer nitelikte idi, iki saati henüz geçmiştik ki dergilere geliverdi konu. Konunun girizgâhı Tevatür’den oldu. Tevatür’ün nasıl daha iyi yerlere gelebileceği hakkında önemli tavsiyelerde bulundu… Çok geçmedi iç geçirdi, ne oldu, diye sorduğumda çok pişmanım, dedi ve devam etti…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Aylık ilim ve kültür dergisi olan Sızıntı’ya ailecek, yaklaşık 20 yıldır abone olduklarını fakat kendisinin elinde olan tüm sayılarını okumadığını anlattı. Eğer okusaydım, şimdi pek çok bilim dalına dair kapsamlı bilgiye sahip olacaktım dedi. Susmadı içini döktü iyice… O anlattıkça ben başka gençlerin kendilerine dert edindikleri şeyler aklıma geldi, bu kardeşim pek çok dergiyi okumadığı için dert yanıyordu, kimi ile çok geç tanışmıştı kimi doğumundan çok daha önce evine misafir olmuştu bile, o her sayısı yüz sayıya denk olan güzide dergilerin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve ben… Ve o sohbetten sonra beni yiyip bitiren düşüncelerim… Ben ne yapmalıyım peki? Bizim evimize 25 yıldan daha fazla bir süredir Sızıntı Dergisi geliyor, hem de her ay. Sadece Sızıntı olsa vicdanımın isyanına cevap verebilecek bir sebebim olurdu… Ama sadece Sızıntı değil evimize 25 yıldır misafir olan… Yağmur, Yeni Ümit, Aksiyon, Zaman, yüzlerce kitap…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sadece bunlar olsa yine iyi… Bir de evimize gelmeyenler, bizim gidip almadıklarımız var! Arifan isimli bir dergi var mesela, İrfan Mektebi var, Şebnem Dergisi var mesela, Köprü Dergisi var, Ribat Dergisi var mesela, Vuslat var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sadece bunlar olsa yine iyi… Birde Varlık, Türk Edebiyatı, Dergah, Ayraç, Hece, Liberal Düşünce ve daha pek çok Edebiyat dergisi… Bu dergiler, gazeteler ve kitaplar, okunsun diye yayımlanıyor! Peki ya ben, ben tabanında bizler, okuyor muyuz? Okuduğumuzu mu sanıyoruz yoksa… Bu kadar okumak yeter mi diyoruz?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir dergi çıkar, okuyan okur! Sonraları siz o dergi ile tanışırsınız. Eski sayılarını ya bulursunuz ya bulamazsınız… Belki de yeni sayılarını almak aklınıza bile gelmez… İşte insanın bu tutumu karşısında Edebiyat, maalesef hüzünlüdür!&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirkupu.blogspot.com/feeds/4235881610089739603/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2010/02/huzunlu-edebiyat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/4235881610089739603?v=2'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/4235881610089739603?v=2'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2010/02/huzunlu-edebiyat.html' title='Hüzünlü Edebiyat'/><author><name>A.Burak Bal</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_PFR-XBFN9ww/SNcWeAkUUKI/AAAAAAAAAoI/_jBdHtslODI/S220/Karbobizma+2.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry gd:etag='W/&quot;CEUERH87cSp7ImA9WxBWFUg.&quot;'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7221259656707109709.post-3061306816214994869</id><published>2010-02-07T16:13:00.001+02:00</published><updated>2010-02-07T16:16:45.109+02:00</updated><app:edited xmlns:app='http://www.w3.org/2007/app'>2010-02-07T16:16:45.109+02:00</app:edited><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zehir Zıkkım'/><title>Akaydın'ın Türban Düşmanlığı</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://img21.imageshack.us/img21/2088/mustafaakaydin.png" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="160" src="http://img21.imageshack.us/img21/2088/mustafaakaydin.png" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Akaydın şöyle bir söylemde bulundu: "&lt;b&gt;&lt;i style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Üniversitere türbanla girilmesini istiyorlar, Camilere ayakkabı ile girilebiliyor mu?&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" Türban meselesini "&lt;b&gt;sanal gündem&lt;/b&gt;" olarak değerlendiren Akaydın'ın hangi ülkede yaşadığını merak ediyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Bu söylem Akaydın'ın Türk kültüründen bir haber olduğunu ve temizlik anlayışının bulunmadığını ispatlar nitelikte bir söylemdir. Düşünün bir kere bir insan üniversiteye türbanla girmeyi camiye ayakkabı ile girmeye eş tutuyor. Arasında kendi ideolojisi ile örtüşen bir takım bağ kurmuş olabilir lakin iki durumun tamamen farklı olduğunu, aynı cümle içerisinde kullanılamayacağını anlayamacak kadar da aciz bir insan kendisi.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Bu sözleri hakaret etmek amacıyla söylediği apaçık belli. Demek istiyor ki "&lt;i&gt;&lt;b style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Ayakkabının camiyi kirlettiği gibi türban da üniversiteyi kirletir!&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;" Fakat bilmiyor İslam'ın temizliğe diğer tüm dinlerden daha fazla önem verdiğini. Kendisi pislik çukurlarında yüzerken böyle sözleri sarf etmesi onun şeytana ne denli hizmet ettiğinin bir göstergesidir. Allah Akaydın ve onun gibi milleti mağdur edenler için cehennemi hamdolsun ki yaratmış. "&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Helvetica Neue&amp;quot;,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Cennet ucuz, Cehennem lüzumsuz değil!&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;"&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Türban'ı sanal gündem olarak gören Akaydın ve onun zihniyetindekiler bu ülkeye Cumhuriyet tarihi boyunca kan kusturmuş, dikdatörlük etmiş ve A dediğine B diyeni acımasızca mağdur etmiştir. Akaydın zihniyeti'nin sanal gündem olarak gördüğü tüm gündemler bu ülkenin temel sorunlarını oluşturmaktadır. Bakınız yine aynı parti üyeleri ve başkanı Kürt Sorununu da görmezlikten geldi ve hala aynı tutum içindeler.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Türbanı İstemiyorlar!&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Üniversitelere türbanlı öğrencilerin girmesini yasak ediyorlar, İmam Hatipli öğrencilerin girişini zorlaştırıyorlar. Bunun için seferber oluyorlar. Neden? Çünkü dindar insanların okuyup bir yerlere gelmelerini istemiyorlar. Kurdukları düzenin çarklarına çomak sokacak olan insanları böyle mağdur ediyorlar. Lakin her ne kadar engellemek isteselerde Müslümanlar bu ülkede hakim güç olduğunu bilmiyorlar.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Ne yaparlarsa yapsınlar, bu ülke öyle veya böyle hukuk devleti olacak. Türkiye'de demokrasi yeni anayasa ile birlikte tam manası ile yaşanacak! &lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirkupu.blogspot.com/feeds/3061306816214994869/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2010/02/akaydnn-turban-dusmanlg.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/3061306816214994869?v=2'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/3061306816214994869?v=2'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2010/02/akaydnn-turban-dusmanlg.html' title='Akaydın&apos;ın Türban Düşmanlığı'/><author><name>A.Burak Bal</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_PFR-XBFN9ww/SNcWeAkUUKI/AAAAAAAAAoI/_jBdHtslODI/S220/Karbobizma+2.png'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry gd:etag='W/&quot;C0YBQH85cSp7ImA9WxBWE0Q.&quot;'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7221259656707109709.post-6178727928781565789</id><published>2010-02-01T14:02:00.002+02:00</published><updated>2010-02-05T19:32:31.129+02:00</updated><app:edited xmlns:app='http://www.w3.org/2007/app'>2010-02-05T19:32:31.129+02:00</app:edited><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FikirKüpü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='E-Yayınlar'/><title>FikirKüpü'nden İçerik Gazetesi</title><content type='html'>&lt;object style="width:600px;height:464px" &gt;&lt;param name="movie" value="http://static.issuu.com/webembed/viewers/style1/v1/IssuuViewer.swf?mode=embed&amp;amp;layout=http%3A%2F%2Fskin.issuu.com%2Fv%2Fcolor%2Flayout.xml&amp;amp;backgroundColor=6E6E6E&amp;amp;showFlipBtn=true&amp;amp;documentId=100201104517-536b3f7e69ac488997a6e866fb82c402&amp;amp;docName=fk0210&amp;amp;username=karbonizma&amp;amp;loadingInfoText=FikirK%C3%BCp%C3%BC%20Gazetesi&amp;amp;et=1265391114675&amp;amp;er=13" /&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"/&gt;&lt;param name="menu" value="false"/&gt;&lt;embed src="http://static.issuu.com/webembed/viewers/style1/v1/IssuuViewer.swf" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" menu="false" style="width:600px;height:464px" flashvars="mode=embed&amp;amp;layout=http%3A%2F%2Fskin.issuu.com%2Fv%2Fcolor%2Flayout.xml&amp;amp;backgroundColor=6E6E6E&amp;amp;showFlipBtn=true&amp;amp;documentId=100201104517-536b3f7e69ac488997a6e866fb82c402&amp;amp;docName=fk0210&amp;amp;username=karbonizma&amp;amp;loadingInfoText=FikirK%C3%BCp%C3%BC%20Gazetesi&amp;amp;et=1265391114675&amp;amp;er=13" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;FikirKüpü, blog kürede belki de bir ilke imza atarak içeriğini PDF olarak gazeteleştirdi. FikirKüpü isimli gazete bir blog içerik gazetesi. Bu gazete her 20 yazıda bir yayımlanacak. İçeriği tamamen FikirKüpü'nde yayımlanan yazılardan oluşan bu gazete de yazılara yapılan yorumlar da mevcut. Ayrıca FikirKüpü ile bağlantı paylaşımı yapan blogların da küçük bir tanıtımını içeren gazetemizle ilgili düşüncelerinizi yorum olarak iletebilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Bu gazeteyi oluşturmamızın amacı FikirKüpü'nü yeni keşfeden bir ziyaretçinin blogda yayımlanan bütün yazıların hemen hepsini kısa sürede okuyabilmesi ve tüm yazılar bir arada bulabilmesini sağlamaktır.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Her 100 yazıda bir yayımlanan gazeteler birleşerek büyük bir gazete yayımlanacaktır. Böylelikle hem yazılar bir anlamda yedeklenmiş olacak, hem de Google'a bağlımlı kalmaktan bir nebze kurtulmuş olacağız. Gazetemizi PDF olarak indirebilirsiniz, böylelikle internetiniz olmadan da blogun içeriğine ulaşmanız mümkün olacak.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirkupu.blogspot.com/feeds/6178727928781565789/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2010/02/fikirkupunden-icerik-gazetesi.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/6178727928781565789?v=2'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/6178727928781565789?v=2'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2010/02/fikirkupunden-icerik-gazetesi.html' title='FikirKüpü&apos;nden İçerik Gazetesi'/><author><name>A.Burak Bal</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_PFR-XBFN9ww/SNcWeAkUUKI/AAAAAAAAAoI/_jBdHtslODI/S220/Karbobizma+2.png'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry gd:etag='W/&quot;AkIHQHw7eip7ImA9WxBXF00.&quot;'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7221259656707109709.post-6944277182807149138</id><published>2010-01-28T21:55:00.001+02:00</published><updated>2010-01-28T21:55:31.202+02:00</updated><app:edited xmlns:app='http://www.w3.org/2007/app'>2010-01-28T21:55:31.202+02:00</app:edited><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serbest Nazım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Derin Duygular'/><title>Betüller ve Bihterler</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Her şeyden önce bu satırlara ilham olan Ahmet Turan Alkan'a teşekkürü bir borç bilirim. Kendisi yazdığı bir köşe yazısında "Behlüller gitsin, Halimler gelsin!" diyerek aslında o yazının bir köşe yazısı değil hayatımızın merkez yazısı olduğunu ortaya koymuş ve en azından beni bu husus üzerine düşünmeye sevk etmiştir...&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Hazinemdeki güzel kelimelerin teleffuzunu unutmadan yazmam gerek... Hayat içerisinde, kelimeleri bana ulaştıran vasıtaların, nefeslerini harcayarak uzayın sonsuz derinliğine bıraktıkları o harf yığınları şimdiden beynimi bir çöplük haline getirdi bile... Bu nedendendir ki güzel olan ve güzel kalabilen bir kaç ismi burada telaffuz etmeyi kendime görev edindim. Yıllar sonra dönüp okuduğumda dilimi güzel bir kelime için döndürebilmek ve yüreğimi o kelimenin huzuruna bırakabilmek için...&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;İnsanoğlu her daim ikilemlerin arasında kalmıştır. İyilik ve kötülük, aydınlık ve karanlık, olmak veya olmamak! Acaba bütün mesele bu mudur? Seçimlerimiz her ne olursa olsun sonuç bizi masum kılar mı? Sağlam bir iradeye kılcallarına varıncaya kadar sahip miyiz? Yoksa basit bir irade, bize, kılcallarımıza kadar sahip mi?&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Bu soruları sormak yetmiyor elbet, cevap vermek de gerekiyor... Cevaplamak yetmiyor elbet, cevabı vicdanın tınısı ile seslendirmek de gerek her daim. Çok üzgünüm ama sorulacak sorular bu kadarla da sınırlı değil. Her ne kadar anlatacaklarım "kader" kavramı ile alakalı olsa da böylesine derin bir konuya balıklama atlamak ve derinlerde boğulmak niyetinde değilim lakin yüzeyinde taş sektirmenin kimseye bir zararı olmayacağı kanaatindeyim.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Elbette ki insan iradesi ve aklı doğrultusunda tercihler yapabilir fakat tercih edemeyeceği pek çok husus vardır, bunlar: Ebeveyn seçimi, doğduğun yer, sağlıklı olup olmayacağın ve süreceğin hayatın uzunluğudur... Bunları seçemiyor olman senin için olumlu nitelik taşır. Çünkü sen ufuktan ötesini göremezsin...&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
Tercih edemeyeceklerimiz, edebileceklerimizin yanında neredeyse hiç kalır. Bu yüzden tercihler insan hayatında temel kavram olarak rol oynar. Tam bu noktada şu soru sorulmalıdır: İnsan tercihlerini özgür olarak yapabilir mi? Yoksa tercihe giden yolu (tercih edilen yolu) başkaları mı belirler çaktırmadan?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İnsan ve insana kelimeleri ulaştıran vasıtalar... Gazeteler, dergiler, televizyonlar, reklam panoları, duvarlara yazılanlar, arkadaş çevremiz, ailemiz, kitaplar, internet siteleri, bloglar, sosyal ağlar, düşünceler, markalar... Tüm bu yığıntının arasına cımbız daldıran ben... Ve seçtiğim iki güzel kelime: Betül ve Bihter...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aslında bu iki isim kıyaslanamayacak derecede zıt kutuplara konuşlanmış vaziyetteler lakin hissiyatım o kadar yoğun ki bunu daha fazla tutamayacağım yüreğimde...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Manen her iki kelime de "güzel" nitelikteler. Betül ismi,&amp;nbsp; literatürde Arapça kökenli bir kelime olup "namuslu kadın" manasına gelmekle birlikte Hz. Meryem ve Hz. Fatıma'nın da lakabı olma özelliği taşır. Bihter ise Farsça kökenli bir kelime olup "daha iyi" manasına gelmekle birlikte şu sıralar malum &lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;kanal d&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;a oynayan Aşk-ı Memnu isimli dizinin karakterlerinden biridir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İsmin, surete ve ruha sirayet etmesi gibi bir fonksiyonu bulunmaktadır. Tıpkı suya güzel kelimeler söylendiğinde, mikroskop altındaki görünsünün bir geometri şaheseri haline dönmesi gibi... Bu sebeple insanlara güzel isim vermek gerekir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Elbette ki ruh güzelliği sadece güzel isim almakla sağlanmaz. İsminin hakkını vermek ve bir tercihte bulunmak gerekir:&lt;br /&gt;
&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Betül olmak veya&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Bihter gibi görünmek ekranlarda.&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Betül'ü tertemiz bir sevgi ile sevmek veya&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Bihteri aldatmak her daim.&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Betülleri okumak, izlemek, desteklemek veya&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Bihterleri okumak, izlemek, desteklemek...&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Betül olmak veya&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;i style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;b&gt;Bihter gibi görünmek ekranlarda.&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Tercih elbetteki sizin. Bir yanda Betül olmak var: İffeti ve namusu koruma altına alan, Rabbinin emirleri doğrultusunda yaşayan, tertemiz bir insan olarak kalmayı başarabilen, yalandan uzak duran, içki, sigara, kumar gibi alışkanlıkları bulunmayan, konuştuğunda hayrı konuşan, sadece güzel olana bakan, çirkinden gözünü sakınan, güzeli dinleyip çirkine kulağını kapatan, insan suretinde bir melek olma vasfı gösteren, isminin hakkını veren bir Betül olmak var!&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Diğer yanda Bihter olmak var, hani şu manası "daha iyi" olan Bihter olmak... İffeti bir hiç sayan, Rabbini tanımayan, tanıtmak isteyenlere yüz çeviren, her türlü rezilliğe bulaşan, hayatını yalan ve entirika üzerine kuran çirkin olanı göz önünden ayırmayan, güzel olanı da güzel görmeyen insan suretinde bir şeytan olma vasfı gösteren, isminin hakkını çiğneyen bir Bihter olmak var.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Şimdi söyleyin bakalım. Tercihiniz, Betül olup sonsuzu kazanmak mı? Yoksa Bihter olup sonsuzu kaybetmek mi üç günlük yalan dünya uğruna?&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirkupu.blogspot.com/feeds/6944277182807149138/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2010/01/betuller-ve-bihterler.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/6944277182807149138?v=2'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/6944277182807149138?v=2'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2010/01/betuller-ve-bihterler.html' title='Betüller ve Bihterler'/><author><name>A.Burak Bal</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry gd:etag='W/&quot;A0QDR3kzfCp7ImA9WxBXF00.&quot;'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7221259656707109709.post-3901120424861256941</id><published>2010-01-25T15:31:00.001+02:00</published><updated>2010-01-28T22:09:36.784+02:00</updated><app:edited xmlns:app='http://www.w3.org/2007/app'>2010-01-28T22:09:36.784+02:00</app:edited><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serbest Nazım'/><title>Ümit ve Korku [1]</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Geçen yıl bir İngilizce dersinde öğretmenimiz hayli birikmiş olacak ki içini bir güzel dökmüştü, hem de Türkçe olarak… Sorumluluktan kurtulmak ve bir nebze vicdanını rahatlatmak adına söze şöyle başlamıştı; Arkadaşlar, biliyorum okulda siyaset konuşmak yasak ama şeçimler yaklaşıyor, oy verecek yaşta olsanız oyunuzu kime verirdiniz? Kısa süren bir uğultunun ardından diğer gözler her meselede fikri olan daha doğrusu fikri olan bizlere çevrilmişti… Bu noktada “biz” ve “diğer” kelimelerini daha sonra açacağımı ifade ederek meselenin akabinde olanlar aktarmak istiyorum: Kalktım ve hangi partiye neden oy verirdim, sorusunu cevapladım. Sözümü kesip araya giren muhalif sesler oldu elbet. Duymazlıktan gelmedim, yüzde 19’luk bir dinleme payı bıraktım, yüzde 47’lik bir konuşma yaptım. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Öğretmenimiz on yıl sonra her türlü yönetimde dindar insanlar olacağını ve Cumhuriyet değerlerinin terk edilip Şeriat çizgisini izleyeceğimizi söyledi. Bununla da kalmayıp korkuyorum, dedi. Neden korkuyorsunuz sorusuna verdiği cevap müthişti: (!) Zorla kapatacaklar bizi!&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
Bu söz karşısında daha fazla dayanamadım, henüz oturmuştum ki tekrar sazı elime aldım. Lakin akordu bozulmuştu… Yüksek sesle –suçluluk psikolojisi içinde değil- Hocam, siz rahat rahat mini etek giyemeyeceğiz bizi kapatacaklar diyorsunuz. Tahmini olarak on yıl sonra diyorsunuz. Birincisi, zaten şu an yönetim dindar! İkincisi, bu dindar yönetim kimseyi zorla kapatmadı. –kendisi kapatılmanın eşiğinden döndü o ayrı- Üçüncüsü, -ki en önemlisi- Sizin şu an ki korkunuz korkudan ibarettir fakat tesettürlü vatandaşlar zorla açtırılıyor, onlar bu korkuyu bizzat yaşıyor!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Bu sözüm olayı bir başörtüsü tartışması haline dönüştürecek raya soktu ve öğretmenimiz ben zaten karşı değilim gibisinden kıvırdı… Baktı ki baş edemiyor tahtaya “Present Perfect Tense” yazdı ve derse geçti…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdi gelelim bugüne… Bugün Türkiye’de güçlü bir iktidar mevcut. Halen olayın başkahramanı İngilizce öğretmenimiz gibi binlercesi de mevcut. Hatta bunların bu noktada düşünceleri de halen aynı! Neymiş efendim korkuyorlarmış. Sizin korkunuzu biz yaşıyoruz. Buna neden bir sözünüz yok? Ayrıca darbe planı yapanlar, ülkeyi kamplara bölmek isteyenler, silahla ve savaşla çözüm arayanlar bir tehtid unsuru bir korku unsuru olmuyor da dindar insanlardan mı korkuluyor? Korku imparatorluğunun bizzat içinde bulunan ve bu imparatorluğu her alanda destekleyen “diğer” lakaplı kişiler kendinizden neden korkuyorsunuz. Biz neden korkmuyoruz sizden? Diyeceksiniz ki hiç mi korkunuz yok! Evet, var ama bizimkisi Allah korkusu…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Biz:&lt;/b&gt; Demokrasi yanlısı, Cumhuriyetin bekçisi, Atatürkçü, milletini seven, vatanına bağlı, geleneklerine saygılı, bilimin ve teknolojinin her türlü nimetlerinden faydalanan, kültürel ve sanatsal etkinliklere katılımda ve organize etmede ilk sırada yer alan ve geleceğe “ümit ve korku dengesi” ile yürüyen kimseleriz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Diğerleri:&lt;/b&gt; Demokrasi yanlısı gibi görünen, Cumhuriyetin bekçisi gibi görünen, Atatürkçü gibi görünen, milletini sever gibi görünen, vatanına bağlı gibi görünen, geleneklerine saygılı gibi görünen, Bilimi ve teknolojisi kendi ideolojisi kapsamında çürüten, kültürü ve sanatı kendi sınırları içine hapseden ve gelecekten “korku ve korku dengesizliği” ile kaçan kimselerdir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ümit ve Korku” dengesini bilmek ve bunu hayatımıza uygulayarak geleceğe yürümek istiyorum diyorsanız şayet tam şu anda tepkime dengededir, kulaklarınızı dört gözlerinizi sekiz açınız: Bilsem ki dünyada sadece bir kişi cehenneme gidecek. O kişi ben olurum korkusuyla yaşarım. Bilsem ki dünyada bir kişi cennete gidecek. O kişi ben olurum ümidiyle yaşarım. Bilirim ki hayatımı bu tarafa değil öbür tarafa göre şekillendirmem gerekir… &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirkupu.blogspot.com/feeds/3901120424861256941/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2010/01/umit-ve-korku-1.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/3901120424861256941?v=2'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/3901120424861256941?v=2'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2010/01/umit-ve-korku-1.html' title='Ümit ve Korku [1]'/><author><name>A.Burak Bal</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_PFR-XBFN9ww/SNcWeAkUUKI/AAAAAAAAAoI/_jBdHtslODI/S220/Karbobizma+2.png'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry gd:etag='W/&quot;CEcHRX0-eip7ImA9WxBXE04.&quot;'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7221259656707109709.post-5045446448154590347</id><published>2010-01-16T23:09:00.004+02:00</published><updated>2010-01-24T13:20:34.352+02:00</updated><app:edited xmlns:app='http://www.w3.org/2007/app'>2010-01-24T13:20:34.352+02:00</app:edited><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kırılmaz Kalemler'/><title>Mehmet Baransu</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a href="http://img704.imageshack.us/img704/3554/mehmetbaransu.png" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://img704.imageshack.us/img704/3554/mehmetbaransu.png" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;Türkiye'nin gündemi her daim yoğundur. Bu duruma artık alıştık. Lakin mevcut yoğunluk son yıllarda nefes almaya fırsat bırakmayacak şekilde arttı: Ortaya çıkan -çıkarılan- belgeler, suikast ve darbe planları, günlükler, oluşumlar, örgütler, mühimmatlar, silahlar, el bombaları, seçimler, düellolar, açılımlar...&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hiç kuşkusuz bu gündem akışının en kayda değerlerini ve en faydalılarını "2009'un En İyi Gazetecisi" olarak nitelendirdiğim Mehmet Baransu ortaya çıkardı ve yazdı. Baransu'nun özellikle son dönemde yazdıklarını göz önüne alırsak, bu payeden daha fazlasını hak edittiğini görüyoruz.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Baransu'yu diğer gazetecilerden ayıran özelliği sadece yazdıkları değil: Baransu, bugüne değin kimsenin isminin telafuz edemediği TSK hakkında ortaya çıkardığı belge ve olaylarla "cesur" olduğunu ispatlamış ve yaptığı haberin gerçek olmadığı sonradan ortaya çıktığında da özür dilemesini bilmiş bir gazetecidir! -Ölüm Helikopterinde 139 Defa Arandı başlıklı haberde NTV'den özür dilemesi gibi-Herkes bu derece önemli haber pabilir ama herkes özür dileme nezakedini ve cesaretini yüreğinde barındırmaz. -&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Bu bağlamda "Ordu göreve!" ve "İrtica Hortladı!" zihniyetine sahip olan&amp;nbsp; bir takım köşe yazarlarını ve muhabirleri Baransu'yu örnek almaya davet ediyorum.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;-&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Baransu, bu yıl gazeciliğin en anlamlı ödüllerinden birini aldı: Taraf Gazetesi’nde yayınlanan “O Dört Er Böyle Öldü: Pimini Çekip Bombayı Verdi”&amp;nbsp;başlıklı haberiyle Sedat Simavi Ödülüne layık görüldü. -&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Sakın ola Sedat Simavi'yi de iyi olanı destekleyen herkes gibi Fethullah Gülen'in adamıdır sanmayın, kendisi Hürriyet Gazetesi'nin kurucusudur.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;-&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu yıl içesinde yaptığı haberlerin en ses getireni "&lt;b&gt;AKParti ve Gülen'i Bitirme Planı&lt;/b&gt;" başlıklı&amp;nbsp; haber oldu. Baransu bu haberinde TSK içerisinde muvazzaf olan bir takım rütbeli askerlerin AKParti hükümetini devirmek ve Gülen hareketini parçalamak gibi bir plan yaptıklarını ortaya çıkarmıştı. Nitekim bu haberden sonra kendilerini gazeteci olarak görebilen bir takım kalemşör belgenin sahte olduğunu, ıslak imza gerektiğini yazdılar... Hatta Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ belgeye kağıt parçası bile dedi. Sonra ne mi oldu? Belgenin orijinali bulundu ve Mehmet Baransu'nun yalan haber yapmadığı, haberin doğru olduğu kanıtlanmış oldu.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Baransu'nun bu yıl&amp;nbsp; yaptığı önemli haberlerin başlıklarını şöyle sıralamak mümkün: "Genelkurmay`ın Türkiye`yi biçimlendirme planı", "Dağlıca Saldırısında&lt;a class="mw-redirect" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Da%C4%9Fl%C4%B1ca_sald%C4%B1r%C4%B1s%C4%B1" title="Dağlıca saldırısı"&gt;&lt;/a&gt; TSK ihmali olduğu iddiası", "AKP ve Gülen'i bitirme planı", "Genelkurmay'ın yeni Kontrgerilla planı", "Medya patronu - Ergenekon işbirliği", "Ergenekon'un temel belgesi", "Ölüm helikopterinde 139 defa arandı"&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Tüm bu haberler derin medyanın, derin devletin, derin askerin, derin yargının, derin siyasetin ve Ergenekon'un dışarıdaki gövdesinin hoşuna gitmedi, Baransu, ortaya çıkardığı Kafes Eylem Planı haberinde "gizliliği ihlal" sebebiyle hapis ile cezalandırılmak istendi. Lakin istenen olmadı Baransu serbest bırakıldı...&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Son olarak, Mehmet Baransu'nun Aksiyon dergisinde çalışmış olmasından yola çıkarak Baransu'yu&amp;nbsp; Gülen Hareketine mensup biri olarak lanse ediyor ve ettiriyorlar. O kimsecikler bilmelidirler ki Baransu cemaatle hiçbir zaman bu tür bir ilişki içinde olmamıştır. Eyüp Can'ın Refesrans'ta olması onun Doğan Grubu zihniyetini kabul ettiği anlamına gelmediği gibi Baransu'nun Aksiyon'da çalışmış olması da bu tür anlamlar ifade etmez.&amp;nbsp; &lt;b&gt;Not&lt;/b&gt;: Bu ülkenin Baransu gibi gazetecilere ihtiyacı var.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirkupu.blogspot.com/feeds/5045446448154590347/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2010/01/mehmet-baransu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/5045446448154590347?v=2'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/5045446448154590347?v=2'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2010/01/mehmet-baransu.html' title='Mehmet Baransu'/><author><name>A.Burak Bal</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_PFR-XBFN9ww/SNcWeAkUUKI/AAAAAAAAAoI/_jBdHtslODI/S220/Karbobizma+2.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry gd:etag='W/&quot;CEAFR309eSp7ImA9WxBRFUw.&quot;'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7221259656707109709.post-4545263998322505488</id><published>2010-01-03T11:57:00.001+02:00</published><updated>2010-01-03T11:58:36.361+02:00</updated><app:edited xmlns:app='http://www.w3.org/2007/app'>2010-01-03T11:58:36.361+02:00</app:edited><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Deneme Yanılma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serbest Nazım'/><title>Atatürk Unutturuluyor mu?</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Atatürk'ü ben ilkokul 2. sınıftayken tanıdım. O, o zamanlar benim için sadece tahtanın üzerinde duran bir portre, okulumuzun önündeki bir büsttü sadece... Sonraları o benim için 10 Kasımlarda, 29 Ekimlerde ve 23 Nisanlarda binaların hemen hemen tamamını kaplayan resim oldu... O özel günlerde yapılan törenlerde öğrencilerin, öğretmenlerin veya okul idarecilierinin üç kelimesinden ikisi Atatürk olan konuşmaları kazındı beynime. "Saygı Duruşu" ismini verdikleri o bir dakikalık zaman diliminde etrafına bakanlara, gülenlere ve konuşanlara "vatan haini" diye bağıran müdür yardımcılarını anlamaya çalıştım uzun yıllar...&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Büyüdüm! Çok değil aslında bir kaç yaş büyüdüm. Farkettim ki aslında gözümün görebildiği alanın bir yerinde mutlaka Atatürk vardı. Kendisi değil, kendine hiç benzemeyen portreleri...&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Biraz daha büyüdüm! Çok değil aslında bir kaç yaş büyüdüm. İlk kez bir 10 Kasım'da Atatürk'ü içimde hissettim. Bunda sadece kim olduğunu bilmediğim bir öğrencinin okuduğu şiire hakkını vermesi ve şiirin manası etkili oldu... O şiirde -&lt;b&gt;tam metnini bulunca yayımlayacağım&lt;/b&gt;- Atatürk benim için ağlamayı bırakın artık diyordu...&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;O şiirden sonra içimdeki hisler kayboldu. Neyle mi? Kim olmadığını bilmediğim apoletli birinin kağıttan okuduğu konuşması ile... O konuşmanın tam metnini bulamam ama metinde Atatürk ilahlaştırılıyordu... Bir daha yanmadı o ateş içimde...&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Büyüdüm... Küçükken var olan her şeyin aynı bugün de var! 10 Kasımlar, 29 Ekimler, 23 Nisanlar... Her köşe başında Atatürk portresi, Atatürk'e benzemeyen kocaman resimler... Atatürk'ü hissettiremeyen manasız ve ruhsuz konuşmalar... Sonra sordum kendime "&lt;b&gt;Tüm bunlar birilerine Atatürk'ü hatırlatıyor mu? Yoksa unutturuluyor mu Atatürk bu şekilde?&lt;/b&gt;"&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirkupu.blogspot.com/feeds/4545263998322505488/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2010/01/ataturk-unutturuluyor-mu.html#comment-form' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/4545263998322505488?v=2'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/4545263998322505488?v=2'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2010/01/ataturk-unutturuluyor-mu.html' title='Atatürk Unutturuluyor mu?'/><author><name>A.Burak Bal</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry gd:etag='W/&quot;CUEBRH8zfSp7ImA9WxBSGUk.&quot;'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7221259656707109709.post-7174196443438784487</id><published>2009-12-27T21:52:00.002+02:00</published><updated>2009-12-27T21:54:15.185+02:00</updated><app:edited xmlns:app='http://www.w3.org/2007/app'>2009-12-27T21:54:15.185+02:00</app:edited><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serbest Nazım'/><title>Bir Kamusal Alan İhlali</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;-Pardon hanımefendi bu şekilde giremezsiniz!&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;-Ne varmış şeklimde?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;-Başörtünüzü çıkartmanız gerekiyor, Üniversiteye bu şekilde girmek yasak.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;-Başörtümü çıkarınca girebilecek miyim?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;-Sadece çıkartmanız yetmez,saçlarınızın toplu olmaması lazım. Salmalısınız.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;-O nedenmiş?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;-Son incelemelerde toplu saçın mecliste temsil edilmeyen anarşişt bir partinin simgesi haline geldiği saptanmış. Bu yüzden.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;-Madem öyle duvarlarda asılı olan bu parti afişleri ne iş?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;-O afişler siyasi simge değil hanımefendi. Siyasi simge tanımlamamızın dışında kalıyor.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;-Neymiş o tanımın içindekiler?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;-Başörtüsü, gümüş yüzük, cevşen, tesbih, seccade, MP4 içindeki ilahi ve vaazlar, dini kitaplar, dinci yayınlar...&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;-Oldu olacak kalbimdeki imana da siyasi simge deyin!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;-Çağdaş Cemalistler Derneği yöneticileri onunda bu tanıma alınması için çalışıyorlar zaten...&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;-İyi, onlar çalışadursun ben eşimi görüp çıkacağım. Fazla oyaladın beni.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;-Eşiniz mi? Ne eşi?&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;-Eşim bu üniversitenin rektörü. Akşama sohbetim var onu haber etmeye gelmiştim.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;-!?!&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp; Kapıdan kovabilirsiniz ama bacayı kapatmayı akıl edebilecek beyinlere sahip değilsiniz. Hele hele duvarlardan geçmeyi bile mümkün kılan kalbimizdeki imana karşı bomboş kalbiniz ile yapabileceğiniz hiç bir şey yok. Başörtülü öğrencileri ve İmam Hatiplileri üniversitelere almadığınız halde, onların eğitim hakkına el koyduğunuz halde bugün bu ülkenin Başbakanı ve Cumhurbaşkan'ı İmam Hatip mezunu! Kabinedeki pek çok bakan da öyle... İstediğinizi yapın! Bu ülke her daim alnı secdeli insanlar tarafından yönetilecektir. En gür seda İslam'ın sedasıdır ve kıyamete de öyle olacaktır!&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirkupu.blogspot.com/feeds/7174196443438784487/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2009/12/kamusal-alan-ihlali.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/7174196443438784487?v=2'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/7174196443438784487?v=2'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2009/12/kamusal-alan-ihlali.html' title='Bir Kamusal Alan İhlali'/><author><name>A.Burak Bal</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_PFR-XBFN9ww/SNcWeAkUUKI/AAAAAAAAAoI/_jBdHtslODI/S220/Karbobizma+2.png'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry gd:etag='W/&quot;CE4MSHo9cSp7ImA9WxBSFU0.&quot;'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7221259656707109709.post-2264334616973686808</id><published>2009-12-22T19:29:00.000+02:00</published><updated>2009-12-22T19:29:49.469+02:00</updated><app:edited xmlns:app='http://www.w3.org/2007/app'>2009-12-22T19:29:49.469+02:00</app:edited><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Özel Haber'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Maçın Adamı'/><title>Zaman, Milliyet ve Sporcu Ödülleri</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;div style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img src="http://img9.imageshack.us/img9/8127/zelhaber.png" /&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;Zaman Gazetesi her yıl düzenlediği Yılın Sporcusu Ödülleri'nin bu yıl yirmincisini düzenliyor. 31 Aralık 2009 tarihine kadar Zaman'ın internet sitesi üzerinden yapılacak olan oylamalar sonucu &lt;b&gt;Yılın Sporcusu&lt;/b&gt;,&lt;b&gt; Yılın Futbolcusu&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;Yılın Teknik Direktörü&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;Yılın Spor Adamı&lt;/b&gt;,&lt;b&gt; Yılın Takımı&lt;/b&gt;,&lt;b&gt; Dünyada Yılın Adayı&lt;/b&gt; gibi kategorilerde ödüller sahiplerini bulacak.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Benim kanaatime göre 2009'un en başarılı teknik direktörü &lt;b&gt;Ertuğrul Sağlam&lt;/b&gt;'dır. Yılın Spor Adamı ise pek tabiki &lt;b&gt;Dilek Sabancı&lt;/b&gt;. Diğer kategorilerde ödüle layık gördüğüm aday ne yazık ki yok.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Zaman Gazetesi'nin düzenlediği bu organizasyonun anketine katılmak ve ödülü hak edenlere göndermek için &lt;a href="http://anket.zaman.com.tr/formCr/sendAnket.do?anketID=4A50696B54596E65734A6F3D"&gt;bu bağlantı&lt;/a&gt; adresini izlemeniz yeterlidir.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: 15px;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Milliyet Yılın Sporcusu Ödülleri&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Türkiye'de sanıyorum sporcu ödülleri organizasyonunu ortaya koyan ilk gazete Milliyet. Tam 56 yıldır "Yılın Sporcusu Ödülleri" organizasyonu düzenleyen Milliyet Gazetesi bu yıl da adaylarını açıkladı ve okurunun oylamasına bıraktı. Milliyet Gazetesi'nin düzenlediği bu ankete katılmak için &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/anket/yilin_sporcusu2009.html?ver=56"&gt;bu bağlantı &lt;/a&gt;adresini izlemeniz yeterlidir.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: 15px;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: 15px;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Temenni&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;İnşallah seneye her iki gazetelerin yöneticileri internet ortamında yayım yapan spor bloglarına da bir kategori açar ve bu anlamda da hak yerini bulmuş olur.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirkupu.blogspot.com/feeds/2264334616973686808/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2009/12/zaman-milliyet-ve-sporcu-odulleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/2264334616973686808?v=2'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/2264334616973686808?v=2'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2009/12/zaman-milliyet-ve-sporcu-odulleri.html' title='Zaman, Milliyet ve Sporcu Ödülleri'/><author><name>A.Burak Bal</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry gd:etag='W/&quot;CEAMQXY-eip7ImA9WxBSE0k.&quot;'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7221259656707109709.post-3027290569238550625</id><published>2009-12-20T22:58:00.004+02:00</published><updated>2009-12-20T22:59:40.852+02:00</updated><app:edited xmlns:app='http://www.w3.org/2007/app'>2009-12-20T22:59:40.852+02:00</app:edited><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zehir Zıkkım'/><title>İçeriden Yazılan Biyografi Kitabı</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp; Yakın zamanda yayımlanan bir kitap var, ismi “&lt;b&gt;Amerika’daki İmam&lt;/b&gt;”, yazarı Ergenekon soruşturması kapsamında "Devletin savaş imkanlarının tehlikeye sokulması" suçundan tutuklanan &lt;b&gt;Ergün Poyraz&lt;/b&gt;. Poyraz bu kitabında, Fethullah Gülen’in biyografisini yazmaya çalışmış hem de içerden.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bir insan düşünün ki, biyografisi yazdığı insanın ismini dahi doğru şekilde yazmaktan yoksun. Poyraz kitabında Fethullah Gülen’in adını “Fetullah Gülen” olarak yazmış.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Gülen hakkında yazılan tüm kitapların içerdiği bilgilerin yanlış olduğunu savunan Ergün Poyraz’ın bir de şu iddiası var: “Fetullah, Cuma’nın farzlarını bilmiyor, İslami bilgisi çok zayıf ve çok eksik.”&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;&amp;nbsp;  Bir insan düşünün ki yaklaşık 40 yıldan beri vaaz ediyor olsun, var olan onlarca kitabı yüz binlerce bassın ve bu insanın çevresinde milyonlarca insan olsun…&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;&amp;nbsp;  Sizce bu insanın İslami bilgisi eksik ve yetersiz olsa idi bunca kitabını nasıl yazardı? Yada yüzlerce vaazını nasıl verebilirdi?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Ergün Poyraz’ın hapishaneden biyografi kitabı yazma cesaretini kutluyorum. (!) Bu kitapta; Fethullah Gülen Hoca Efendi, var olan, gerçek Fethullah Gülen değil, Ergün Poyraz ve onun gibi düşünenlerin olmasını istedikleri Fethullah Gülen anlatılmıştır.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Kitapta, konu edinilen insanın ismi de dahil hiçbir bilgi doğru değil.   Ergün Bey’e tavsiyem bu kitabın filmini çekmesidir. Zira içinde yazanlar tam anlamıyla senayo!&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirkupu.blogspot.com/feeds/3027290569238550625/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2009/12/iceriden-yazlan-biyografi-kitab.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/3027290569238550625?v=2'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/3027290569238550625?v=2'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2009/12/iceriden-yazlan-biyografi-kitab.html' title='İçeriden Yazılan Biyografi Kitabı'/><author><name>A.Burak Bal</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_PFR-XBFN9ww/SNcWeAkUUKI/AAAAAAAAAoI/_jBdHtslODI/S220/Karbobizma+2.png'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry gd:etag='W/&quot;C0YCRHg6eCp7ImA9WxNaE0k.&quot;'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7221259656707109709.post-1760696141559623158</id><published>2009-11-27T18:33:00.009+02:00</published><updated>2009-11-27T18:59:25.610+02:00</updated><app:edited xmlns:app='http://www.w3.org/2007/app'>2009-11-27T18:59:25.610+02:00</app:edited><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kırılmaz Kalemler'/><title>Katsayı Darbesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://img16.imageshack.us/img16/1901/eylema.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="345" src="http://img16.imageshack.us/img16/1901/eylema.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style="font-family: &amp;quot;Helvetica Neue&amp;quot;,Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;Mümaz'er Türköne&lt;/b&gt;, Zaman Gazetesi 26.11.09 &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;a href="http://www.zaman.com.tr/" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="17" src="http://4.bp.blogspot.com/_PFR-XBFN9ww/SxAD-eDgrsI/AAAAAAAAA2E/SvbPV87-Cs0/s200/ZAMAN+LOGO.jpg" width="100" /&gt; &lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;yani gençlerin umutlarına yönelik taammüden işlenen bir cinayet. Eğitim sisteminin cansız bedenini, milyonlarca öğrenciye yerlerde sürütmek.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Danıştay 10. Dairesi'nin önceki kararları ile çelişkili biçimde, YÖK'ün katsayıyı kaldırma kararını iptal etmesinin anlamı bu. YÖK katsayıyı kaldırarak, eğitim sistemimizin toparlanmasını sağlayacak çok hayatî bir karar vermişti. Şöyle tarif edelim: Eğitim sistemi ayaklarından yere bağlanmıştı. Bu yüzden kanatlanıp uçamıyor, yükseklere çıkamıyordu. YÖK katsayıyı kaldırarak bu bağı çözdü. Danıştay ise bu kararı iptal ederek, ülkenin geleceğini yani eğitimi ayaklarından yere çiviyle çakmış oldu.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Sorunun tanımının eğitim konusundaki uzmanlıkla ilgisi yok. Yani, bu sorun uzmanlarına bırakılmayacak kadar ciddi. Çünkü sorun eğitimin, hepimiz için geçerli varlık sebebiyle ilgili. Eğitime, hayatın ihtiyaç duyduğu becerileri ve donanımı kazandırma görevi yüklüyoruz; öyle değil mi? Canlı bir şekilde ilerleyen toplumsal, kültürel ve ekonomik hayat talep edecek ve eğitim sistemi bu talebi karşılayacak şekilde kendisini organize edecek. Elimizdeki ne? Ortaöğretimi bitirdiği halde hiçbir beceriye ve donanıma sahip olmadan üniversite kapılarında bekleyen yüz binlerce genç. Daha ötesi talep baskısını karşılayabilmek için genel kültür öğretimine yönelen ve gençleri aynı şekilde donanımsız biçimde üniversiteden mezun ederek kapının önüne koyan bir yükseköğrenim sistemi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp; Pek telaffuz edilmeyen bir gerçeği hatırlatalım: Üniversiteden mezun olan gençlerin % 85'i eğitim aldıkları alanın bütünüyle dışında kalan mesleklere girerek hayatlarını sürdürüyor. Kısaca eğitim sistemi ile eğitimin varlık sebebi olan hayatın ihtiyaçları arasında derin bir uçurum var. Peki sebebi ne? En başta gelen sebep meslek liselerinin, hem nitelik hem de nicelik olarak ara işgücü ihtiyacını karşılayamaması. Üniversiteye girmeyi başaran genç bile, onca emek ve zamana rağmen bir meslek lisesi mezununun sahip olabileceği nitelikleri bile kazanamıyor. Çünkü gençler meslek liseleri yerine genel liselere ve genel kültür eğitimi veren üniversitelere yöneliyor. Bu tablonun sebebi de kendiliğinden ortaya çıkıyor. Meslek liselerinin cazibesi yok. Çünkü, meslek liselerine yönelen genç peşinen üniversite okuma umudunu kaybetmiş oluyor. Üniversiteye giden kapı, meslek lisesine başladığı gün kendisine kapanıyor. O yaşta en değerli şeyini, yani umudunu kaybetmek istemeyen gençler ve onların üzerine titreyen ebeveynler de genel liseler ve üniversiteye hazırlık kursları ile şanslarını denemeye karar veriyor. Meslek liselerinin cazibesini kaybetmesine yol açan sebep ise, Danıştay'ın yeniden can verdiği katsayı uygulamasından başka bir şey değil.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;Eğitimin tek gayesi ideoloji aşılamak mı? &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Dünya çapında eğitimin yerli yerine oturmuş makul dengeleri var. Ortaöğretimin üçte ikisinin meslek liselerinden, üçte birinin ise genel nitelikli liselerden oluşması normal kabul ediliyor. Bizde ise katsayı uygulaması yüzünden durum tam tersine. Binanın temelinde bu esaslı sorun varken, bu temelin üzerinde hareket eden yükseköğrenim sisteminin makul bir dengeye ulaşması neredeyse imkânsız.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Nitekim YÖK katsayıyı kaldırır kaldırmaz meslek liselerine öğrenci akını başladı. Bazı meslek liseleri ikili eğitime geçti. Koç Grubu'nun, katsayının kaldırılmasına alkış tutması ve meslekî eğitime kampanyalarla destek vermesi, ülkenin reel ihtiyaçlarını gösteriyordu. Peki bu kadar hayati bir konuda Danıştay niçin direniyor?&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Bu direnci açıklayan ve Danıştay'ın iptal kararının gerekçesinde yer almayan bir tek gerçek sebep var: İmam hatip liseleri.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Katsayı cinayeti, askerî vesayet mantığının somut göstergelerinden biri. Eğitim, üniforma giydirilmiş erat gibi tek tip kafalar ve birlikte uyum içinde aynı sesleri çıkartan insanlar yetiştirmek zorunda. Hayatın ve özellikle ekonominin ihtiyaçları bu vesayet mantığının çok uzağında; hele demokratik ve özgür bireyler yetiştirmek bu dar kalıpları çatlatacağı için zaten eğitim sisteminden uzak tutulmalı. Hepimiz silahlı gücün bizi kötülüklerden koruma yeteneğine ve ülkeyi yönetme ayrıcalığına boyun eğmeliyiz. Silahın üstünlüğünü kabul edince, zaten medenî bir topluma ulaşma şansınız peşinen ortadan kalkıyor. Bunun için de eğitimin tek tipleşmesi, ideolojik eğitimi veren ana gövdenin geliştirilmesi şart. Meslek eğitimi mi? Askerî vesayete bir faydası var mı?&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Sorun varsa yasak koyarsınız. Sorun var mı? Din eğitimini devlet tekeline alan devlet, Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun emri gereği imam hatip liseleri açıyor. Sonra vatandaşlardan gelen yoğun talep üzerine bu okulların sayısı hızla artıyor. Bu okullar, amaçlanan ideolojik eğitimi beklendiği gibi veremiyor. Devlet kendi müfredatını koyduğu, kendi öğretmenlerine eğitim verdirdiği ve genel lise eğitimini uygulattığı bu liseleri, askerî mantığa göre bir tehlike olarak görmeye başlıyor. O zaman bu okullardan yetişenlerin önünün kapatılması gerekiyor. Çare askerî mantığa uygun genel bir yasak koyarak bulunuyor: Bütün meslek liselerinin önünü kapatmak. Katsayı uygulamasını havan ve topçu atışları olarak görürsek, imam hatip liselerinin de içinde yer aldığı meslek liselerinin başına geleni anlayabiliriz. Bütün meslekî eğitim sistemi, konulan katsayı ile çökertiliyor. Böylece imam-hatip liseleri, eğitim sistemini bütünüyle işlemez hale getirme pahasına devreden çıkartılmış oluyor. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Halbuki, katsayının kaldırılması sadece meslekî ve teknik eğitimin önünü açmıştı. İmam hatipler büyük ölçüde tarihî misyonunu tamamladı. Bu durum katsayı kalktıktan sonra da, imam hatiplere kaydolan öğrenci sayısında ciddi bir artış görülmemesinden belli. Ortaöğretimdeki özel okullaşma, toplumun eğitim talebini karşılamaya başladı. İmam hatiplere karşı sürdürülecek savaşın hiçbir anlamı kalmadı.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Katsayı uygulaması bir cinayet. Üstelik seri bir cinayet. Bu seri cinayetlerin önünü alabilmek için eğitimin tek taraflı bir ideolojik savaş alanı olmaktan çıkartılması lâzım. Katsayı uygulaması, mesleki eğitime tam olarak askerî mantıkla yasak getirmek demek. Dünya ile rekabet bu ilkel yasaklarla yürümez. Bu yasakları koyanların dışımızda akıp giden hayatı kavramaları galiba çok zor. Hiç olmazsa Koç Holding'in sesine kulak verseler.&lt;/span&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirkupu.blogspot.com/feeds/1760696141559623158/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2009/11/katsay-darbesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/1760696141559623158?v=2'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/1760696141559623158?v=2'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2009/11/katsay-darbesi.html' title='Katsayı Darbesi'/><author><name>A.Burak Bal</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_PFR-XBFN9ww/SNcWeAkUUKI/AAAAAAAAAoI/_jBdHtslODI/S220/Karbobizma+2.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_PFR-XBFN9ww/SxAD-eDgrsI/AAAAAAAAA2E/SvbPV87-Cs0/s72-c/ZAMAN+LOGO.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry gd:etag='W/&quot;D0YBQnoyeCp7ImA9WxBQFEw.&quot;'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7221259656707109709.post-6174872147324711421</id><published>2009-10-16T22:05:00.019+03:00</published><updated>2010-01-13T22:39:13.490+02:00</updated><app:edited xmlns:app='http://www.w3.org/2007/app'>2010-01-13T22:39:13.490+02:00</app:edited><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serbest Nazım'/><title>Görünmeyen Duvarlarımız...</title><content type='html'>&lt;object height="448" width="540"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true" /&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always" /&gt;&lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=6921606&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=0&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=ff9933&amp;amp;fullscreen=1" /&gt;&lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=6921606&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=0&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=ff9933&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="570" height="480"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&lt;b&gt;Zaman&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; Gazetesi, yeni yayın dönemine yine sıradışı bir reklam filmi ile başladı. 1 milyon hedefini tekrar hedef tahtasına koyan &lt;i&gt;&lt;b&gt;Zaman&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;'ın yeni reklam filmi önyargılar ve paranoyalar üzerine. "Reklamda şöyle söyleniyor: Önyargılarımız, görünmeyen duvarlarımız... Yıkmanın Zamanı gelmedi mi?" Zaman'a önyargı ile yaklaşanlara bir kez daha düşünmeleri tavsiyesi ve &lt;i&gt;&lt;b&gt;Zaman&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;'ın bu yayın döneminde 1 milyonu aşması duasıyla...</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirkupu.blogspot.com/feeds/6174872147324711421/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2009/10/gorunmeyen-duvarlarmz_16.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/6174872147324711421?v=2'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/6174872147324711421?v=2'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2009/10/gorunmeyen-duvarlarmz_16.html' title='Görünmeyen Duvarlarımız...'/><author><name>A.Burak Bal</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_PFR-XBFN9ww/SNcWeAkUUKI/AAAAAAAAAoI/_jBdHtslODI/S220/Karbobizma+2.png'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry gd:etag='W/&quot;C0UCSXs4fCp7ImA9WxNXEE0.&quot;'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7221259656707109709.post-2575830602410267934</id><published>2009-09-27T00:38:00.002+03:00</published><updated>2009-09-27T00:41:08.534+03:00</updated><app:edited xmlns:app='http://www.w3.org/2007/app'>2009-09-27T00:41:08.534+03:00</app:edited><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kırılmaz Kalemler'/><title>Atatürk'e Nasıl Bakıyorum? (a)</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;i&gt;"&lt;b&gt;Atatürk'ü Sevmeme Hakkı&lt;/b&gt;" başlıklı yazımdan sonra gelen yorumlar üzerine Atatürk hakkındaki düşüncelerimi ifade edeceğimi belirtmiştim. Düşünceleri düşüncelerimle paralel bir ismin Atatürk hakkında düşüncelerini alıntı yazı olarak sizlere sunuyorum. &lt;b&gt;Star &lt;/b&gt;gazetesi yazarı &lt;b&gt;Mustafa Akyol'&lt;/b&gt;un kendi resmi sitesinde yayımladığı "&lt;b&gt;Atatürk'e Nasıl Bakıyorum?&lt;/b&gt;" başlıklı yazısı, benim Atatürk'e bakışımı&amp;nbsp; tüm özellikleri ile yansıtan bir yazıdır.&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;“&lt;b&gt;27 Mayısçı Zorbaların ‘Demokratik’ Anayasası&lt;/b&gt;” başlıklı yazıma yorum ekleyen bir okur, "Atatürk'e karşı olduğunuz belli oluyor" demiş. Belki "belli olmak"tan çok öyle "algılanmış" olabilir; bu nedenle düzelteyim: Hayır, "Atatürk'e karşı" değilim. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Bu konuda ne düşündüğümü açıkça söyleyeyim: Atatürk bence büyük bir askeri ve siyasi dehadır, ve Türkiye kendisine çok şey borçludur. Kurtuluş Savaşı'nın lideri odur ve sanırım o olmasa, bu savaş bu denli başarılı bir şekilde yönetilip zafere ulaştırılamazdı. (Bunu, sonradan Atatürk'le yolları ayrımış olan Kazım Karabekir de belirtir.) Sadece bu bile, Atatürk'e milli bir kahraman olarak saygı duymam için yeterli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;&amp;nbsp; Atatürk'ün devlet adamlığı dönemi de önemli başarılarla doludur. Ama, yine açıkça söyleyeyim, bu dönemde bazı hatalı politikalar izlediğini de düşünüyorum. ("&lt;b&gt;Kürt Sorununu Yeniden Düşünmek&lt;/b&gt;" adlı kitabımda bunların bir kısmına değindim de.) Zaten bazı politikalarının—örneğin radyolarda Türk müziği çalınmasının "Batılılaşma" amacıyla yasaklanmasının—hatalı olduğunu kendisi de görmüş ve bunlardan geri adım atmıştır. Bu açıdan, Atatürk'ün, onun "izinde" yürüdüklerini iddia eden pek çok insandan daha pragmatik ve gerçekçi olduğunu düşünüyorum.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div id="a001223more" style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;div id="more"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Atatürk'ün kimi felsefi görüşlerine (örneğin pozitivizme kayan bilimcilik söylemine) de katılmıyorum; ama bunların o devirde çok daha itibarlı görüşler olduğunu görmek lazım. Hepimiz kendi devrimizin verilerinden ve akımlarından etkileniyoruz; Atatürk için de geçerli bu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Kısacası "Atatürk'e karşı" filan değilim. Ama iki şeye karşıyım. Birincisi, Atatürk'ün etrafında bir "lider kültü" inşa edilmesi. Ancak diktatörlüklerde görülecek bir biçimde, insan-üstü vasıflara haiz bir kurtarıcı gibi gösterilmesi. Bunun, Türk toplumu için sağlıklı bir psikoloji olmadığı kanısındayım.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &lt;br /&gt;
&amp;nbsp; İkinci karşı olduğum şey ise, Atatürk'ün kendi döneminin şartları nedeniyle izlediği politikalardan asla değişmeyecek ilkeler türetmek ve böylece bir ideoloji inşa etmek. "Kemalizm" dediğimiz şey, bu. Buna karşı olmamın en önemli nedeni ise, Türkiye'ye zarar vermesi. Özellikle de Türkiye'nin demokratikleşme ve özgürleşme sürecine engel olmak için kullanılması. Halkın iradesine dayanmadan iktidara gelmek veya onu yönlendirmek isteyen her zorba, bir şeyleri kutsallaştırıp ona yaslanmaya mecbur; Türkiye'de de bu iş hemen hep Atatürk üzerinden yapılıyor. 27 Mayıs 1960'ta öyle olmuştu, sonra da hep öyle oldu. Sorun burada; ulusal bir kahraman olduğuna kuşku bulunmayan Atatürk'te değil..&lt;br /&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;"&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://derinsular.com/"&gt;27 Mayısçı Zorbaların ‘Demokratik’ Anayasası&lt;/a&gt;"&lt;/b&gt; yazısı&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;b&gt;"&lt;a href="http://www.mustafaakyol.org/arsiv/2006/03/kurt_sorununu_yeniden_dusunmek.php"&gt;Kürt Sorununu Yeniden Düşünmek&lt;/a&gt;" &lt;/b&gt;kitabı&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;b&gt;"&lt;a href="http://www.mustafaakyol.org/arsiv/2007/01/ataturke_nasil_bakiyorum.php"&gt;Atatürk'e Nasıl Bakıyorum?&lt;/a&gt;" &lt;/b&gt;yazısının orijinal adresi&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;b&gt;"&lt;a href="http://www.mustafaakyol.org/"&gt;Mustafa Akyol&lt;/a&gt;" &lt;/b&gt;resmi internet sitesi&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Yazının başlığında ki "&lt;b&gt;(a)&lt;/b&gt;" ifadesi, yazının alıntı olduğunu gösterir.&lt;b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirkupu.blogspot.com/feeds/2575830602410267934/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2009/09/ataturke-nasl-bakyorum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/2575830602410267934?v=2'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/2575830602410267934?v=2'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2009/09/ataturke-nasl-bakyorum.html' title='Atatürk&apos;e Nasıl Bakıyorum? (a)'/><author><name>A.Burak Bal</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry gd:etag='W/&quot;C0UFSXoyfSp7ImA9WxNRGUk.&quot;'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7221259656707109709.post-9147944021777195900</id><published>2009-09-14T18:11:00.002+03:00</published><updated>2009-09-14T18:13:38.495+03:00</updated><app:edited xmlns:app='http://www.w3.org/2007/app'>2009-09-14T18:13:38.495+03:00</app:edited><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serbest Nazım'/><title>Anda Kaybolan Sonsuzluk</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp; Üniversitenin kapısından girerken ister istemez gülümser, son bir yılı film şeridi gibi geçer gözünün önünden: &lt;i style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;(Test kitapları, denemeler, stres, logaritma, fizik, A, B, C, D, E, coğrafya, biyoloji, trigonometri, sayısal puan, ea puan.)&lt;/i&gt; Derin bir nefes alır ve öğrenci topluluğunun arasına karışır...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Tüm sıkıntılar geride kalmıştır. Burslu kazanığı fakülteye ilk sırada girmiş ve daha ilk günden herkesin ilgi odağı olmuştur. Yürüyüşü bile değişir bir anda. İlk dersin vakti gelir ve havalı havalı sınıfına gider, sınıfa attığı ilk adımda olur ne olduysa: Ayağını burkar, yerde bulur kendini...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Şimşekler çakar beyninde, hissettiği ağrı dayanılmazdır. Dişini sıka sıka Tıp Fakültesi'ne gider, bir kaç öğrencinin yardımıyla... Tıp okuyan bir öğrenci kalın mercekli gözlükleri ile bileğini inceler. İnce bir ses tonuyla: Kırılmış, diyiverir ve ekler: Hem de bilekten...&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp; Başlamadan bitmiştir her şey, tabi görünüşte! İşte o an iki seçenek vardır insana sunulan: Biri şükür, diğeri isyan. Biri kırık diye isyan edebilir insan, diğeri sağlam diye şükür diyebilir. İki son vardır insanoğluna biri ucuz, diğeri lüzumsuz değildir.&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirkupu.blogspot.com/feeds/9147944021777195900/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2009/09/anda-kaybolan-sonsuzluk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/9147944021777195900?v=2'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/9147944021777195900?v=2'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2009/09/anda-kaybolan-sonsuzluk.html' title='Anda Kaybolan Sonsuzluk'/><author><name>A.Burak Bal</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry gd:etag='W/&quot;CkEDRXs_fSp7ImA9WxNRGE0.&quot;'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7221259656707109709.post-1438316014780049581</id><published>2009-09-13T03:06:00.002+03:00</published><updated>2009-09-13T03:11:14.545+03:00</updated><app:edited xmlns:app='http://www.w3.org/2007/app'>2009-09-13T03:11:14.545+03:00</app:edited><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Deneme Yanılma'/><title>Baskıyı Durdurun!</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;img src="http://img177.imageshack.us/img177/6010/haberyorum.png" /&gt; &lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Taraf Gazetesi'nin 11 Eylül 2009 tarihli sayısında "&lt;b&gt;Netten Bedava Gazete Okumaya Son&lt;/b&gt;" başlıklı haber dikkatimi çekti. Haberde, Nieman Journalist Lab kuruluşunun yaptığı bir açıklamaya göre Google'ın internet üzerinden gazete okuyanların, gazetelere ödeme yapabilmesi için bir sistem geliştirdiğini ve bunu Amerikan Gazeteler Birliğine proje olarak sunduğunu belirtmiş. Google bu sistem için gazetelerden ücret almayacak aksine gazetelere para kazandıracak.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; &lt;a href="http://www.tevatur.net/"&gt;&lt;i&gt;Tevatür&lt;/i&gt;&lt;/a&gt;'ün Ekim 2009 sayısında yayımlanacak olan "Baskıyı Durdurun!" isimli&lt;/span&gt; yazıda da anlatmaya çalıştığım üzere E-Yayıncılığın, gazete ve dergileri batıracağını düşünüyorum. Neden mi? Yatsı ezanından sonra şöyle bir çıkıp gazete satılan dükkanları gezdiğinizde nedenini anlayacaksınız. Gazeteler öylece duruyor kendilerine özel yapılmış yerlerde... Google'ın bu yeniliği ise durumu değiştirir mi bilemiyorum. Enine boyuna düşünmek gerek. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; İnternet, gazete veya derginin tüm içeriğini okura ücretsiz olarak sunuyor. RSS teknoloji sayesinde pek çok yayın kolaylıkla takip edilebiliyor. Her gün hemen her gazetenin içeriği bilgisayarınızın ekranında listeleniyor ve siz tek tık ile içeriğe ulaşabiliryorsunuz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; İnternet üzerinden yayım yapmanın bir gazete/dergi için olumlu ve olumsuz etkileri mevcut. Olumlu olanları sayacak olursak; &lt;b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;ol&gt;&lt;li&gt;Yayımın daha fazla kişiye, masrafsız ve daha hızlı bir biçimde ulaşması sağlanıyor. &lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Okur ile etkileşim olanağı yorum, e-posta gibi teknolojiler ile sağlanabiliyor. &lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Medya kuruluşları internet sitelerine reklam alabiliyorlar ve bu onlar için ekstra gelir kapısı oluşturuyor. &lt;b&gt;&lt;/b&gt;&amp;nbsp;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Gün içinde olan "son dakika" başlığı ile geçilebilecek haberleri veya gelişmeleri, internet sitesi sayesinde anlık olarak duyrulabiliyor.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Twitter, FF, Facebook gibi sosyal ağlar sayesinde gazete veya dergi içeriği farklı coğrafyalardaki insanlara ulaşabiliyor.&amp;nbsp;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Gazeteler daha fazla kişiye ulaşmak için dağıtım şirketlerine ödedikleri yüksek fiyatları ödemiyorlar. &lt;br /&gt;
&lt;/li&gt;
&lt;/ol&gt;&amp;nbsp;Olumsuz etkiler ise kanaatimce olumlulardan çok çok fazla;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;ol&gt;&lt;li&gt;İnternet kullanıcılarının sayısı oldukça fazla bu sebepten dolayı kimse çıkıpta bir kaç tane gazeteyi almak için dışarı çıkma zahmetinde bulunmuyor.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;İnternet üzerinden okunan gazetenin veya derginin içeriğinin ücretsiz olarak sunuluyor olması okuyucuyu internette okumaya çeken en büyük etken.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Zaten düşük olan tirajlar içeriğin internete aktarılması ile birlikte iyice tabana vuruyor.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Gazeteler ciddi bir gelirden mahrum kalıyorlar.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Gazetelere reklam veren firma ve kuruluşlar geri dönüşüm alamıyorlar.&amp;nbsp;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Beşinci maddenin sonucu olarak, geri dönüşüm alamayan firmalar reklam politikalarını TV üzerinde yoğunlaştırıyor.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Gazeteler internet üzerinde bant genişliği yüksek sitelerde barındıkları için sunucuya ödenen paralar ciddi boyutlara ulaşabiliyor.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;İnternette yayımlanan içerik kolayca kopyalana bildiğinden gazete içerikleri, haberleri, yorumları ve fotoğrafarı pek çok site tarafından kaynak gösterilmeden kullanılıyor.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Pek çok yayım Arşiv'ini de internette yayımlıyor ve yayımın hiç bir özelliği kalmıyor...&lt;/li&gt;
&lt;/ol&gt;Maddeleri uzatmak mümkün. Sonuçta yayımlar daha fazla emek gösterip daha az karşılık görüyor ve bu belki de onların sonunu hazırlıyor. Her zaman verdiğim bir örneği vermek istiyorum: Sabah, Cumhuriyet, Zaman...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sabah Gazetesi, içeriğini internet sitesinde yayımlamakla birlikte okuyucularına o günün gazetesinin sayfalarını resim olarak sunuyor. Manşet sayfasını açan bir okur, o sayfadaki başlıklara tıklayarak iç sayfalara gidebiliyor ve bunu ücretsiz olarak sunuyor Sabah.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Cumhuriyet Gazetesi ise içeriğini web sitesinde sunmuyor. Gazetenin sayfalarının resim olarak okunması da ücrete tabi. Ayrıca ücret verip sayfalara ulaşsanız bile Sabah'daki gibi tıklama fonksiyonu Cumhuriyet'te yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Zaman Gazetesi'nde durum farklı. Zaman, ekler dahil olmak üzere tüm içeriğini internet sitesinde yayımlıyor. Ayrıca sadece internet siteyinde yayımladığı içeriği de mevcut. Gazetenin sayfalarını ise PDF dökümanı olarak ücretsiz sunuyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu üç büyük gazetenin tirajlarına baktığımızda (ortalama) Zaman'ın 700.000, Sabah'ın 400.000, Cumhuriyet'ın ise 60.000 olduğunu görürüz. Bu gazeteler internet üzerinden yayım yapmasalardı tirajlarında ciddi bir artış sağlarlar mıydı? Bence hayır. Cüzzi bir değişim olurdu elbet fakat gazeteler, internette ulaştıkları kadar çok kişiye ulaşamazlardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İnternetin gazetelere etkisi WordPress-Blogger kıyası gibidir. Sonu gelmez. İnternette yayım yaptığı için batan gazete yok Türkiye'de. Ama dünyada normal baskısını durdurup internetten yayıma geçen bir sürü gazete ve dergi var. Bundan 15 yıl sonra bu yazıyı bir kez daha okuyun özellikle bu satırları: &lt;b&gt;Google, okuyucuların gazetelere ücret ödemelerini sağlasa bile, Gazete ve dergiler normal baskılarını yakın tarihte kaldıracaklar ve internet üzerinden yayım yapacaklardır.&lt;/b&gt; Ben bunu mutlak son olarak görüyorum. Ya siz?&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirkupu.blogspot.com/feeds/1438316014780049581/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2009/09/internet-gazeteciligi-gazeteciligin.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/1438316014780049581?v=2'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/1438316014780049581?v=2'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2009/09/internet-gazeteciligi-gazeteciligin.html' title='Baskıyı Durdurun!'/><author><name>A.Burak Bal</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_PFR-XBFN9ww/SNcWeAkUUKI/AAAAAAAAAoI/_jBdHtslODI/S220/Karbobizma+2.png'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry gd:etag='W/&quot;D0QARn45fCp7ImA9WxNRFUg.&quot;'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7221259656707109709.post-7268868892424199419</id><published>2009-09-10T06:55:00.006+03:00</published><updated>2009-09-10T07:02:27.024+03:00</updated><app:edited xmlns:app='http://www.w3.org/2007/app'>2009-09-10T07:02:27.024+03:00</app:edited><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Köşe Kapmaca'/><title>İçkiyi Bırakacak mıyım?</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_PFR-XBFN9ww/Sqh4FJB9r0I/AAAAAAAAA1k/S5AuMlLut2s/s1600-h/fikirkupu_ozkok.png" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="183" src="http://4.bp.blogspot.com/_PFR-XBFN9ww/Sqh4FJB9r0I/AAAAAAAAA1k/S5AuMlLut2s/s400/fikirkupu_ozkok.png" width="410" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Köşe yazarlarıın uzun zamandır kendilerine eğlence edindikleri bir mevzu var: Hürriyet Gazetesi yazarı &lt;b&gt;Ahmet Hakan &lt;/b&gt;ile Genel Yayım Yönetmeni &lt;b&gt;Ertuğrul Özkök&lt;/b&gt;'ün Umre'ye gitmesi mevzusu. Hani eğlence mevzusu olmayacak gibi de değil. Bu güne kadar hangi saflarda yer aldıkları aşikar Doğan Medya'nın amiral gemisinden iki isim, bugüne kadar karşısında durdukları güruhun arasına karıştılar... Belkide vicdanlarının çektirdiği acıyı bir nebze susturmak için...&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp; Ramazan'da yapılan bu Umre'den eli boş dönülmez tabi... Belki tiraj kaygısı belki gerçekten paylaşma isteği bilinemez ama bu iki yazar da uzun zamandır Umre yazı dizisi yayımlıyorlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Kimi laikler bu durumu hoş karşılamasa da kimi muhafazakarlar bu durumdan memnun oldular. Herkes rolünü oynadı bir kez daha... Taraf Gazetesi Arabistan'a muhabir gönderdi Hürriyet'yen önce haber yapabilmek için. Gazeteler bir bir Kabe'ye döndü yüzünü, köşe yazarları kıble sordular... En çokta şu merak edildi: Acaba Özkök döndü mü?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Cevabını vereyim, Evet Döndü! Ama Umre'den döndü, sahip olduğu zihniyetten ve gittiği yoldan hala dönmüş değil. Nerden mi biliyorum? Buyrun.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;9 Eylül 2009 tarihli Hürriyet Gazetesi'nde Özkök, "&lt;a href="http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=12440402&amp;amp;yazarid=10"&gt;&lt;b&gt;İçkiyi Bırakacak mıyım?&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;" başlıklı bir yazı yazmış. Kendisi Umre yaptığı sırada samimiyetle yazdığından, okurlarından aldığı tepkilerden falan bahsetmiş. Ve demişki "&lt;b&gt;İçkiyi bırakmaycağım, içki hayatımın önemli bir unsuru.&lt;/b&gt;" Sonra eklemiş, "Her zaman demişimdir fazlası zarar diye..." Sayın Özkök, bir damlası bile zarar, bundan emin olun! &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp; Özkök şöyle devam ediyor: "&lt;b&gt;Bu zamana kadar namaz kılmadım bundan sonrada kılmayacağım, oruç zaten tutmuyordum tutmayacağım, kurban bana hep uzaktı öyle kalacak..."&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_PFR-XBFN9ww/Sqh4FJB9r0I/AAAAAAAAA1k/S5AuMlLut2s/s1600-h/fikirkupu_ozkok.png" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;Özkök'ün bu tavrı aldığı tepkilerden kaynaklanıyor olabilir. Mesela dinden uzak okurlarının çoğunlukta olduğunu biliyorsa ve okumayı bırakacaklarını düşündüyse: "Umreye gittim ama ben hala sizdenim." mesajını vermek istemiş olabilir.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp; Mesele bu değilse iş daha da vahim. Dediği tek şey var: &lt;b&gt;Umre'me giderim, içkimi içerim!&lt;/b&gt; Benim ise ona bir önerim var: &lt;b&gt;Evinde otur, zıkkım iç!&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirkupu.blogspot.com/feeds/7268868892424199419/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2009/09/umreme-giderim-ickimi-icerim.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/7268868892424199419?v=2'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/7268868892424199419?v=2'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2009/09/umreme-giderim-ickimi-icerim.html' title='İçkiyi Bırakacak mıyım?'/><author><name>A.Burak Bal</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_PFR-XBFN9ww/SNcWeAkUUKI/AAAAAAAAAoI/_jBdHtslODI/S220/Karbobizma+2.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_PFR-XBFN9ww/Sqh4FJB9r0I/AAAAAAAAA1k/S5AuMlLut2s/s72-c/fikirkupu_ozkok.png' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry gd:etag='W/&quot;CE8FRXs8cCp7ImA9WxNRFU4.&quot;'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7221259656707109709.post-393189782254917681</id><published>2009-09-08T16:30:00.004+03:00</published><updated>2009-09-10T00:46:54.578+03:00</updated><app:edited xmlns:app='http://www.w3.org/2007/app'>2009-09-10T00:46:54.578+03:00</app:edited><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zehir Zıkkım'/><title>Çoluk Çocukla Uğraşmak Zor</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;(Kalın olarak yazılanlar direk olarak yazının baş kahramanınadır.)&lt;/b&gt; Bir kaç gün önce yazdığım "Atatürk'ü Sevmeme Hakkı" yazısını bir takım okuyucu anlayamadı. Zorladılar ama olmadı. Şuç bende, böyle yazılar yazarken kelime haznesi 3 kelimeden oluşan, mecaz nedir bilmeyen, olay örgünü arasında bağ kuramayan, at gözlüğünün atlar için yapıldığını kavrayamamış kişiler tarafından da okunabileceğini hesaba katmam gerekirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Yazımın başlığında her ne kadar Atatürk kelimesi geçse de yazının odağında Atatürk değil demokrasi vardı. Her zaman demişimdir anlayana diye. Bu yazımdan benim Atatürk karşıtı olduğumu ilan etti bazıları. Fethullahçı yaftasını şu an koordinatlarını bilmediğim bir noktadan tam alnıma yapıştırdılar. Allah razı olsun. Defalarca izah ettim: Atatürk karşıtı değilim, anlatmak istediğim bu değildi diye. Anlamadılar. Çok merak ediyorum bu arkadaşları Cem Yılmaz'ın gösterisine götürsek çıkışta espirileri tek tek soracaklar mı Cem Yılmaz'a... Daha da önemlisi Cem Yılmaz izah mı edecek?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &lt;b&gt;Bak güzel kardeşim, bu paragraf senin için, Atatürk'ü farz-ı misal sevmiyor olsam bile bu seni zerre ilgilendirmez, sevip sevmediğimi de sana ispatlamak veya açıklamak zorunda değilim. Aynı süreçi tersten okusak sende bu blogdaki yazılanlara katılmak zorunda değilsin, hele hele seni yazdıklarıma inandırmaya hiç mecbur değilim. İyisimi sen okuduğun kitapları yak! Cin Ali 1'den başla mesela... Bilmediğin kelimelerin altını çiz, hani güzel olur altını çizersen. Blogunda bu güne kadar Atatürk'le ilgili hiç paylaşım yapmamışsın. Madem bu kadar seviyorsun madem Atam diyorsun her söz ettiğinde... Neden şimdi yazmaya başladın, neden evveli yok? "Cinsel ilişkilerin" yararlı olduğundan bahsetmesini bilmişşin, ben demiştim demişsin. Sonra kalmış Atatürk'ün Müslüman olup olmadığı hakkında kıt bilginle bir şeyler yazmaya çalışmışsın. Seni tebrik ediyorum az kelime ile bu kadar uzuuuun yazılar yazmak her kişinin harcı değil.&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp; Bahsini ettiğim arkadaş, blogunda&amp;nbsp; Atatürk'ün Müslüman olduğunu bana ispatlamaya çalışmış. Bak ya! Yine anlamamış dediğimi. Atatürk Müslüman değildir demedim ki ben, Tam Müslüman dediler ben de tam Müslüman konusuna katılmıyorum dedim. &lt;b&gt;Tam Müslüman'lık ne demek bir kere bunu biliyor musun ki? Dur, zahmet edip yorma kendini ben cevap veririm: Bilmiyorsun!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &lt;/b&gt;Atatürk'ün silüeti dağa yansıyormuş, diyor ki arkadaş: "&lt;i style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;b style="font-weight: normal;"&gt;Şimdi Ahmet sana soruyorum Atatürk gibi hangi liderin silüeti bir dağa böyle yansır, Atatürk Müslüman bir lider olmasa idi bu silüeti dağa yansır mıydı?….&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;" &lt;b&gt;Müthiş bir islami açılım, kutluyorum. Dağa silüetin yansıması ile Müslüman olmanın arasında hiç bir fark yok tabi, katılıyorum sana. Afrika kıtası da Afrika fili'nin kulağına benziyor buradan Afrika filleri'nin katolik olduğu sonucuna ulaşabilir miyiz? Sen işin ehlisin senden başkası sormayayım dedim.&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp; Son kez olarak söylüyorum, artık bir kenara not mu alırsın yoksa yeni yeni söktüğün çivi yazısı ile kafana mı kazırsın bilemem;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;ol style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;li&gt;Atatürk karşıtı olmadım hiç bir zaman, senden daha çok bağlıyım Atatürk'e. Atatürk'e hakaret etmek ne bana ne bir başkasına hiç bir şey kazandırmaz. Türk halkı ve tüm dünya biliyor Atatürk'ü.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Fethullah Gülen'in ismi bile geçmezken olaya bu muhteremi de karıştırdınız, olsun onun gühanlarından birkaç tanesi sizin omuzlarınıza bindi bile. Allah razı olsun ona bu iyiliği yaptığınız için.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Fikir Küpü'nde yazdıklarım anlamayı ve saygı duymayı bilenedir. İftira atana saygı duymam bu metinde bulunan ezici sözlerin nedeni budur.&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;
&lt;/ol&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;Hala bir problem varsa dilediğince yazabilirsin. Kızgınlığım fikrine değil, bana yaptığın iftiraya, Benimle uğraşacağına &lt;a href="http://www.madafakabasmaz.blogspot.com/"&gt;bu&lt;/a&gt; adresteki blogu bir ziyaret etsen iyi olur. Orda çok ekmek var sana...&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirkupu.blogspot.com/feeds/393189782254917681/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2009/09/coluk-cocukla-ugrasmak-zor.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/393189782254917681?v=2'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7221259656707109709/posts/default/393189782254917681?v=2'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirkupu.blogspot.com/2009/09/coluk-cocukla-ugrasmak-zor.html' title='Çoluk Çocukla Uğraşmak Zor'/><author><name>A.Burak Bal</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_PFR-XBFN9ww/SNcWeAkUUKI/AAAAAAAAAoI/_jBdHtslODI/S220/Karbobizma+2.png'/></author><thr:total>1</thr:total></entry></feed>