<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0">

<channel>
	<title>Gladio Günlüğü</title>
	
	<link>http://www.gladiogunlugu.com</link>
	<description>Gladio'nun çok özel günlüğü!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 24 Jan 2010 11:25:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/gladiogunlugu" /><feedburner:info uri="gladiogunlugu" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><item>
		<title>Kürt Açılımı: Umudun Sonu</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/gladiogunlugu/~3/LxoaYvfWaIQ/kurt-acilimi-umudun-sonu.html</link>
		<comments>http://www.gladiogunlugu.com/kurt-acilimi-umudun-sonu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 2009 22:10:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gladio Günlüğü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Suikastler]]></category>
		<category><![CDATA[1193]]></category>
		<category><![CDATA[33 er]]></category>
		<category><![CDATA[abdullah öcalan]]></category>
		<category><![CDATA[açılım]]></category>
		<category><![CDATA[af]]></category>
		<category><![CDATA[ateşkes]]></category>
		<category><![CDATA[bakanlar kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[barış]]></category>
		<category><![CDATA[bekaa]]></category>
		<category><![CDATA[bingöl]]></category>
		<category><![CDATA[cengiz çandar]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[elazığ]]></category>
		<category><![CDATA[güneydoğu]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[hep]]></category>
		<category><![CDATA[infaz]]></category>
		<category><![CDATA[kürt sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>
		<category><![CDATA[sırrı sakık]]></category>
		<category><![CDATA[turgut özal]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[vefat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gladiogunlugu.com/?p=311</guid>
		<description><![CDATA[1992-1993 yılında Cumhurbaşkanı Özal’la Öcalan arasında yaşanan mesaj alışverişini, dönemin tanıklarının anlattıklarından aktarmaya devam ediyoruz: Ateşkesi uzatan Öcalan, ertesi gün Bekaa’daki karargâhında Ankara’nın atacağı adımı beklemeye koyuldu. Kulağı Özal’dan gelcek bir mesajdaydı. Çözüme çok yaklaşıldığına inanıyordu. Akşam yemeğinde yanında HEP milletvekilleri olduğı halde televizyonun karşısına kuruldu ve beklemeye başladı. HEP milletvekili Sırrı Sakık da orada bekleyenler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="Yazı: Kürt Açılımı - Umudun Sonu" src="http://www.gladiogunlugu.com/blog/wp-content/uploads/2009/10/ps_umudun_sonu.jpg" alt="Yazı: Kürt Açılımı - Umudun Sonu" /></p>
<p>1992-1993 yılında Cumhurbaşkanı Özal’la Öcalan arasında yaşanan mesaj alışverişini, dönemin tanıklarının <a title="Gladio Günlüğü: Kürt Açılımı Cumhurbaşkanı’nı Öldürür mü?" href="http://www.gladiogunlugu.com/2009/09/kurt-acilimi-cumhurbaskanini-oldurur-mu.html" target="_blank">anlattıklarından aktarmaya</a> devam ediyoruz:</p>
<p>Ateşkesi uzatan Öcalan, ertesi gün Bekaa’daki karargâhında Ankara’nın atacağı adımı beklemeye koyuldu. Kulağı Özal’dan gelcek bir mesajdaydı. Çözüme çok yaklaşıldığına inanıyordu. Akşam yemeğinde yanında HEP milletvekilleri olduğı halde televizyonun karşısına kuruldu ve beklemeye başladı. <span id="more-311"></span>HEP milletvekili Sırrı Sakık da orada bekleyenler arasındaydı:</p>
<blockquote><p>Orada Özal’ın ölüm haberini aldık. Tabii, ülkede her vatandaş gibi biz de üzüldük. Böyle bir çalışmanın ilk adımında yaşamını yitirmesi ülke açısından da talihsizlikti, bizim açımızdan da talihsizlikti.</p></blockquote>
<p>Cengiz Çandar’ın değerlendirmesi ise daha ileri boyuttaydı:</p>
<blockquote><p>Abdullah Öcalan orada diyor ki, &#8220;Öldürürldü, çünkü bu işi çözecekti.&#8221;</p></blockquote>
<p><strong>24 MAYIS 1993</strong></p>
<p><strong><span style="font-weight: normal; ">Özal’ın ölümünün üzerinde kırk gün geçmeden, ondan miras kalan af kararnamesi MGK gündemine geldi. MGK iç barışın devamı için PKK’ya sınırlı bir affı Bakanlar Kurulu’na tavsiyeyi kararlaştırdı. Ancak olmadı.</span></strong></p>
<p>MGK’nın affa yeşil ışık yaktığı saatlerde Bingöl-Elazığ karayolundan korkunç bir haber geldi. Askerleri taşıyan bir otobüs yolda durdurulmuş, 33 er ve iki sivil haince kurşunlanarak katledilmişti.  Erler silahsız ve korumasız sivil bir araçla yola çıkarılmıştı.</p>
<p>PKK’nın bu durumu önceden istihbarat aldığı o gün de söylenmişti. Şimdi Ergenekon Davası ile bunun PKK’ya bir gün sonra toplanacak Bakanlar Kurulu’nu provoke etmek için bilgi sızdırıldığı, hem canlı tanıkları hem de davadaki belgelerle anlatılmaya devam ediyor.</p>
<p>Hükümet o gün af kararnamesinin askıya alındığı söyledi. O bahar Güneydoğu’da barışçı çözüm umutları da Özal’la birlikte gömüldü.</p>
<p>Artık sadece silahlar konuşacaktı&#8230;</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/gladiogunlugu/~4/LxoaYvfWaIQ" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gladiogunlugu.com/kurt-acilimi-umudun-sonu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.gladiogunlugu.com/kurt-acilimi-umudun-sonu.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Kürt Açılımı: Barış Umudu</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/gladiogunlugu/~3/ex2MoedTUrI/kurt-acilimi-baris-umudu.html</link>
		<comments>http://www.gladiogunlugu.com/kurt-acilimi-baris-umudu.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 20:12:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gladio Günlüğü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Suikastler]]></category>
		<category><![CDATA[abdullah öcalan]]></category>
		<category><![CDATA[af]]></category>
		<category><![CDATA[apo]]></category>
		<category><![CDATA[arabulucu]]></category>
		<category><![CDATA[ateşkes]]></category>
		<category><![CDATA[barış]]></category>
		<category><![CDATA[bekaa]]></category>
		<category><![CDATA[celal talabani]]></category>
		<category><![CDATA[cengiz çandar]]></category>
		<category><![CDATA[doğan güreş]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[hep]]></category>
		<category><![CDATA[kararname]]></category>
		<category><![CDATA[kürt sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[mgk]]></category>
		<category><![CDATA[milli güvenlik kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[nevruz]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[sırrı sakık]]></category>
		<category><![CDATA[sukiast]]></category>
		<category><![CDATA[süleyman demirel]]></category>
		<category><![CDATA[tbmm]]></category>
		<category><![CDATA[tsk]]></category>
		<category><![CDATA[turgut özal]]></category>
		<category><![CDATA[türk ceza kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[vefat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gladiogunlugu.com/?p=302</guid>
		<description><![CDATA[1992-1993 yılında Cumhurbaşkanı Özal&#8217;la Öcalan arasında yaşanan mesaj alışverişini, dönemin tanıklarının anlattıklarından aktarmaya devam ediyoruz: Özal’ın niyeti bayram tatilinden de yararlanarak konuyu biraz dinlendirmek, zaman kazanmaktı. Ertesi gün MGK toplantısı vardı. O sahur yemeğinin ardından MGK’ya katıldı, bu görüşünü orada da söyledi. Kurul’dan çıkan kararda da ateşkes meselesi hiç yokmuş gibi bir üslup takınıldı. Ancak içeride [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="Yazı: Kürt Açılımı - Barış Umudu" src="http://www.gladiogunlugu.com/blog/wp-content/uploads/2009/10/ps_baris_umudu.jpg" alt="Yazı: Kürt Açılımı - Barış Umudu" /></p>
<p>1992-1993 yılında Cumhurbaşkanı Özal&#8217;la Öcalan arasında yaşanan mesaj alışverişini, dönemin tanıklarının <a title="Gladio Günlüğü: Kürt Açılımı Cumhurbaşkanı’nı Öldürür mü?" href="http://www.gladiogunlugu.com/2009/09/kurt-acilimi-cumhurbaskanini-oldurur-mu.html" target="_blank">anlattıklarından aktarmaya</a> devam ediyoruz:</p>
<p>Özal’ın niyeti bayram tatilinden de yararlanarak konuyu biraz dinlendirmek, zaman kazanmaktı. Ertesi gün MGK toplantısı vardı. O sahur yemeğinin ardından MGK’ya katıldı, bu görüşünü orada da söyledi. Kurul’dan çıkan kararda da ateşkes meselesi hiç yokmuş gibi bir üslup takınıldı. Ancak içeride diyalog meselesi gündeme gelmiş ve tepki almıştı. <span id="more-302"></span>En büyük tepki de Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş’ten geldi:</p>
<blockquote><p>Eşkiyayla masaya oturup da aracı kullanılır mı? Şimdi IRA meselesi var. Sinn Fein diye bir parti var. O aracılık ediyor. Ama bir masaya oturup da onların başıyla konuşmak diye bir şey yok. Eşkiyayla karşı karşıya oturulmaz.</p></blockquote>
<p>Aslında Özal da bu görüşteydi. O da PKK’yla doğrudan temas yerine HEP’lilerle görüşüyor ve mesajı dolaylı yollardan iletiyordu. Ateşkesi önemli bir şans olarak görüyordu. Geçen yıl bölgeyi kana bulayan Nevruz, ateşkesin yumuşama havası içinde bu kez kimsenin burnu kanamadan atlatılmıştı. Özal, hükümetin ortaya çıkan bu yeni dururmu kavrayamadığına ve basmakalıp demeçlerle barış sürecini baltaladığına inanıyordu. Oysa bir an önce yeni duruma uygun politikalar üretilmesinden yanaydı ve kafasında bir çözüm planı vardı. Bu planı önce yanındakiler açıklamıştı. Bu planın en yakın tanığı Cengiz Çandar’dı:</p>
<blockquote><p>&#8220;Yahu bu iş nasıl çözülür, biliyor musun?&#8221; dedi. Kafasında bir çözüm parametresi olduğunu ifade eden bir iki şey söyledi. Dedi ki, &#8220;Önemli olan bu ateşkesi kalıcı kılmak&#8221; edi. ‘Kalıcı kılmak için de dağdaki PKK’lıları aşağı indirmek lazım. Onun için af çıkartmak lazım&#8221; dedi. &#8220;Af çıkarmadan inmezler&#8221; dedi. &#8220;Öyle bir af çıkartacaksın ki&#8221; dedi, &#8220;Önder kadrosunun sabote edememesi lazım. Af önder kadroyu, yöneticileri teşmil etmezse, engeller affı&#8221; dedi. &#8220;O yüzden kademeli bir af çıkaracaksın’ dedi. ‘Yani adam öldürdüğü, bilmem ne yaptığı, sübut etmemiş olanların silahları bırakması halinde, bütün haklarına sahip olarak, hayata dağa çıkmadan önce neyse öyle devam edebilmesinin&#8230; Bunun yoluna yordamına, hukuki imkânlarına bakmak lazım&#8221; dedi. &#8220;Yöneticiler için de şartlı bir madde ilave etmek lazım&#8221; dedi. &#8220;Beş yıl yasaklı kılacaksın bunları mesela&#8221; dedi. &#8220;Beş yıl içinde Türk Ceza Kanunu’nu ihlal etmezlerse, beş yıl sonra seçme hakkı dahil olmak üzere siyasi haklarına, otomatikman kavuşmaları gibi bir şeyler yapmak lazım…&#8221; dedi.</p></blockquote>
<p>İşte Özal’ın PKK’yı dağdan indirme planı buydu. Hem dağda savaşanlara hem de onların yurtdışındaki lider kadrolarına yönelik kademeli bir af düşünüyordu. Amaç, silahla yürütülen mücadeleyi yasal platforma çekmekti. Ancak böylesi bir teklifin o gün itibariyle Meclis’ten geçmesinin olanaksızlığını biliyor, buna bir çare arıyordu. O yüzden zaman ihtiyacı vardı. Ne yapıp edip yirmi beş günlük ateşkesin uzatılması gerekiyordu. Ateşkes süresinin dolmasına iki hafta kala önce Celâl Talabani çıktı Köşk’e,sonra DEP milletvekilleri. Özal, onlara zamana ihtiyacı olduğunu hissettirdi. Köşke çıkan milletvekillerinin arasında Sırrı Sakık da vardı:</p>
<blockquote><p>&#8220;Gidip ateşkes süresini uzatmalısınız&#8221; dedi. Hatta şunu da söyledi: &#8220;Siz tepki alabilirsiniz, size saldırabilirler de, ama bana da saldıracaklar, hep birlikte bunu göğüslemek zorundayız. Çünkü bu sorun el yakıyor. Siyasiler ürkebilir, korkabilirler ama görebildiğim kadarıyla, askerlerin bir kanadı da artık benim gibi düşünüyor&#8221; demişti bize. Ve giderken de &#8220;Siz gitmelisiniz. Ben arkanızdayım, gidin&#8221; demişti.</p></blockquote>
<p>Nisan ayı başında HEP’liler bu mesajla Şam’a uçarlarken, Özal da uzun bir Türki Cumhuriyetler gezisine çıktı. Müthiş bir arabulucu trafiği başlamış, herkes bu kanlı düğümün Nisan ayı içinde çözülmesi içim seferber olmuştu adeta. İlk mesaj Bekaa’dan geldi. Talabani Cengiz Çandar’ı arayarak Apo’nun ateşkesi süresiz uzatacağı haberini verdi. Çandar ilk uçakla Azerbaycan’a uçtu ve dönüş yolunda durumu Özal’a bildirdi:</p>
<blockquote><p>&#8220;Nedir vaziyet anlat bakalım&#8221; dedi, ben de &#8220;Böyle böyle oldu&#8221; dedim. &#8220;Yarın basın toplantısı olacak ve bu sonuç çıkacak&#8221; dedim. &#8220;Çıkacak da ne olacak? Bu iş böyle devam edemez&#8221; dedi. &#8220;Eğer bu önümüzdeki bir ay zarfında da, bu işi çözecek bir tavır ortaya konmazsa, terör geri dönebilir&#8221; dedi. &#8220;Ve korkarım ki eski dönemi arayacağımız şiddette geri dönebilir&#8221; dedi.</p></blockquote>
<p>Özal’ın Türkiye’ye dönmesinden hemen sonraki gün, yani 16 Nisan Cuma günü, Öcalan bu kez HEP’li milletvekillerinin de katıldığı bir basın toplantsıyla ateşkesi süresiz uzattığını açıkladı. Ancak hükümetin tavrı değişmedi. Ankara “Silahlı insanlarla konuşulmazi savaşılır” diyordu. Özal, tek başına sürdürdüğü diyaloğun böyle sonuç veremeyeceğini anlamıştı. Bu durum karşısında kararını yine Cengiz Çandar’a şöyle açıkladı:</p>
<blockquote><p>&#8220;Eğer&#8221; dedi &#8220;bu önümüzdeki bir ay zarfında bunlar hiçbir adım atmazlar, böyle donmuş vaziyette kalırlar ise (hükümeti kastederek) her ne pahasına olursa olsun, her şeyi göze alarak ben ortaya çıkacağım ve çözüm formülünü ilan edeceğim&#8221; dedi.</p></blockquote>
<p>Tarih 16 Nisan Cuma’ydı. Özal o gün Demirel’le son görüşmesini yaptı. Kafasındaki af planını Meclis’i by-pass ederek geçirilecek bir kararname hazırlığındaydı. Bu kararnamede çıkmazsa, halkın karşısına geçip çözüm formülünü açıklayacak ve belki de yeni bir oluşum içinde siyasete dönerek tarihi saydığı bu misyonu bizzat uygulamaya koyacaktı.</p>
<p>Bir sonraki bölüm: <strong>Umudun Sonu</strong>, okumak için <a title="Gladio Günlüğü: Kürt Açılımı - Umudun Sonu" href="http://www.gladiogunlugu.com/2009/10/kurt-acilimi-umudun-sonu.html">tıklayın</a>.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/gladiogunlugu/~4/ex2MoedTUrI" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gladiogunlugu.com/kurt-acilimi-baris-umudu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.gladiogunlugu.com/kurt-acilimi-baris-umudu.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Kürt Açılımı: İlk Yüzleşme</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/gladiogunlugu/~3/g5ucGJGNq_U/kurt-acilimi-ilk-yuzlesme.html</link>
		<comments>http://www.gladiogunlugu.com/kurt-acilimi-ilk-yuzlesme.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 2009 06:09:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gladio Günlüğü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Suikastler]]></category>
		<category><![CDATA[1992]]></category>
		<category><![CDATA[1993]]></category>
		<category><![CDATA[abdullah öcalan]]></category>
		<category><![CDATA[adnan kahveci]]></category>
		<category><![CDATA[apo]]></category>
		<category><![CDATA[ateşkez]]></category>
		<category><![CDATA[barış]]></category>
		<category><![CDATA[celal talabani]]></category>
		<category><![CDATA[cengiz çandar]]></category>
		<category><![CDATA[doğan güreş]]></category>
		<category><![CDATA[el-hayat]]></category>
		<category><![CDATA[federasyon]]></category>
		<category><![CDATA[gap]]></category>
		<category><![CDATA[güneydoğu]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[ilnur çevik]]></category>
		<category><![CDATA[ırak]]></category>
		<category><![CDATA[ismet imset]]></category>
		<category><![CDATA[kamran karadagi]]></category>
		<category><![CDATA[kürt raporu]]></category>
		<category><![CDATA[kürt sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[kürtçe]]></category>
		<category><![CDATA[kuzey ırak]]></category>
		<category><![CDATA[mgk]]></category>
		<category><![CDATA[nevruz]]></category>
		<category><![CDATA[operasyon]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[rapor]]></category>
		<category><![CDATA[sukiast]]></category>
		<category><![CDATA[süleyman demirel]]></category>
		<category><![CDATA[turgut özal]]></category>
		<category><![CDATA[vefat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gladiogunlugu.com/?p=289</guid>
		<description><![CDATA[1992-1993 yılında Cumhurbaşkanı Özal&#8217;la Öcalan arasında yaşanan mesaj alışverişini, dönemin tanıklarının anlattıklarından aktarmaya devam ediyoruz: 1992 yazında Özal&#8217;ın &#8220;siyasi çözüm önerisi&#8221; kağıda döküldü. ANAP Milletvekili Adnan Kahveci, Güneydoğu&#8217;da bir süre inceleme yaptıktan sonra &#8220;Kürt sorunu nasıl çözülmez&#8221; başlıklı bir rapor hazırladı: Bu raporda &#8220;Kürt meselesinin ciddi bir çözüm bulunamaması halinde bir iç harbe dönüşebileceği&#8221; belirtiliyor [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="Yazı: İlk Yüzleşme" src="http://www.gladiogunlugu.com/blog/wp-content/uploads/2009/10/ps_ilk_yuzlesme.jpg" alt="Yazı: İlk Yüzleşme" /></p>
<p>1992-1993 yılında Cumhurbaşkanı Özal&#8217;la Öcalan arasında yaşanan mesaj alışverişini, dönemin tanıklarının <a title="Gladio Günlüğü: Kürt Açılımı Cumhurbaşkanı’nı Öldürür mü?" href="http://www.gladiogunlugu.com/2009/09/kurt-acilimi-cumhurbaskanini-oldurur-mu.html" target="_blank">anlattıklarından aktarmaya</a> devam ediyoruz:</p>
<p>1992 yazında Özal&#8217;ın &#8220;siyasi çözüm önerisi&#8221; kağıda döküldü.</p>
<p>ANAP Milletvekili Adnan Kahveci, Güneydoğu&#8217;da bir süre inceleme yaptıktan sonra &#8220;Kürt sorunu nasıl çözülmez&#8221; başlıklı bir rapor hazırladı:</p>
<p>Bu raporda &#8220;Kürt meselesinin ciddi bir çözüm bulunamaması halinde bir iç harbe dönüşebileceği&#8221; belirtiliyor ve şöyle deniliyordu:</p>
<blockquote><p>Askeri çözümle hiçbir ülke çözüme ulaşamamıştır. Bugün Kürt sorunu siyasal bir kriz halini almıştır. Çözüm için cesur siyasal adımlara ihtiyaç vardır. Bu nedenle Kürt realitesi, Kürt kimliği ve dili hızla kabul edilerek, Kürtler&#8217;in siyasal hakları verilmelidir. Bu durum Türkiye&#8217;de demokrasiye ufuklar açmakla kalmayıp, PKK gibi terör örgütlerine olan halk desteğini de ortadan kaldıracaktır.</p></blockquote>
<p>Özal, o güne kadar izlenen politikayla taban tabana zıt olan bu rapor üzerinde kendi el yazısıyla bazı değişiklikler yapıp, &#8220;kendi raporu&#8221; haline getirdi ve Başbakan Demirel&#8217;e gönderdi.</p>
<p><span id="more-289"></span><br />
O yaz, bu yaklaşım doğrultusunda adımlar atmaya başladı: MGK&#8217;da GAP televizyonundan Kürtçe yayını savundu. Ağustos ayında Kürtçe eğitimin serbest bırakılması gerektiğini söyledi ve sonunda Türkiye’yi karıştıran o ünlü açıklamasını yaptı: &#8220;Ben karşıyım ama federasyonu bile tartışmalıyız&#8221; dedi. İşte bu noktada askerler itiraz ettiler. Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş &#8220;Bunun tartışılması bile askerin moralini bozar, beni de sıkıntıya sokar&#8221; dedi.</p>
<h2>Apo&#8217;nun mesajı Köşk&#8217;te</h2>
<p>1992 kışında Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;nin büyük operasyonu başladı. PKK, Kuzey Irak&#8217;ta ilk kez Iraklı peşmergelerle ortak harekat yapıyordu. Bu işbirliği büyük oranda Eylül ayında Köşk&#8217;te yapılan Iraklı Kürt ve Türkmen liderler zirvesinin sonucuydu. Barzani güneyden bastırıyor, TSK da Hakurk&#8217;tan sıkıştırıyordu. Bir yandan operasyon sürerken, bir yandan da Nevruz yaklaşıyor, Türkiye, bir önceki kanlı Nevruz&#8217;un tekrarlanacağı kuşkusuyla gerginleşiyordu.</p>
<p>İşte o aşamada Talabani bir girişim yapıp, Apo&#8217;yu ateşkese ikna etti. Bu mesajı Türkiye&#8217;ye iletmesi için de Arap dünyasının etkili gazetelerinden El-Hayat&#8217;ın yazarı Kamran Karadagi&#8217;yi seçti. Karadagi sonrasını şöyle anlattı:</p>
<blockquote><p>Talabani bu barış girişimi çerçevesinde Öcalan&#8217;ın ateşkese hazır olduğunu Türk tarafına iletmemi isteyince hemen Türkiye&#8217;deki dostlarımı aradım. Mesajı Özal ve Demirel&#8217;e ulaştırdım.</p></blockquote>
<p>Karadagi&#8217;nin aradığı dost, Cengiz Çandar&#8217;dı. Çandar, ertesi gece Köşk&#8217;teki bir iftar yemeğinde mesajı Özal&#8217;a iletti: Özal &#8220;Açıklasın bakarız&#8221; diye kestirip attı. Basın toplantısına gidecek gazeteciler arasında Cengiz Çandar da vardı ve Apo&#8217;nun O&#8217;nunla baş başa görüşüp, kendisine iletilmek üzere bazı mesajlar vereceğini biliyordu. Bu, hiç deklare edilmedi. Yarın işler sarpa sararsa Özal, &#8220;Benimle ilgisi yok&#8221; deyip çekilecekti. İş, olumlu yönde gelişirse Çandar devreden çıkacak ve konuyu asıl sahiplerine devredecekti. Çandar böylece Apo&#8217;yla görüşmeye Bekaa&#8217;ya gitti. Görüşme biter bitmez Özal&#8217;ı arayacaktı.</p>
<h2>Özal: &#8220;Anlat bakalım, nasıl bir adam bu Öcalan!&#8221;</h2>
<p>Ertesi gece Çandar, Özal!la ancak sahurda buluşabildi. Cumhurbaşkanı ilk olarak, Türkiye&#8217;nin başına bunca dert açan bu Özalan&#8217;ın ne menem biri olduğunu sordu:</p>
<blockquote><p>&#8220;Nasıl bir adam bu?&#8221; dedi. &#8220;İşte ben de onu söyleyeceğim&#8221; dedim. &#8220;Bu, keko&#8221; dedim, Abdulalh Öcalan için&#8230; &#8220;Eğer bu adam şu anda bütün siyasi haklarını kazanmış biri olsa, diyelim HEP&#8217;ten, SHP&#8217;den, ANAP&#8217;tan milletvekili, her neyse size yeminle söylüyorum, Meclis kulisinde çay içen Güneydoğulu milletvekilleri var ya, işte onlarla çay içecek, İstanbul&#8217;da Çakıl Gazinosu&#8217;nda Diyarbakır gecesi&#8217;nde bağış toplayacak, dansöz oynatacak; ondan sonra Diyarbakır&#8217;ın kanalizasyon meseleleri için heyet kabul edecek, ou da çözemeyecek, efsane bitecek. Normalleşitrsek işi&#8230;&#8221; dedim. Çok güldü ona. &#8220;Tip bu mu yani?&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Şimdi bunu yapmamak lazım&#8221; dedi. &#8220;Bu MGK toplantısının ertesi günü Nevruz ve Bayram tatili&#8221; dedi. &#8220;Hemen böyle heyecanla Abdullah Öcalan bilmem ne dedi diye, 24 saat içinde Türkiye devleti toplanıyor; MGK, Cumhurbaşkanı, Kuvet Komutanları, bakanlar tepki veriyor, görüntüsü vermemek lazım&#8221; dedi. &#8220;Çok da acele etmemek lazım, yeni bir durum var ortada&#8221; dedi; &#8220;yeni bir süreç başlıyor gibi&#8221; dedi.</p></blockquote>
<p>Apo, 1993 Mart&#8217;ındaki basın toplantısında gazetecilerin karşısına ilk kez üniforma yerine kravatla çıktı. Kendisine bu aklı, El-Hayat gazetesi yazarı Kamran Karadagi vermiş, &#8220;Öyle savaşçı gibi çıkma ortalığa&#8221; demişti. Apo, ateşkesi bu havada açıkladı:</p>
<blockquote><p>Zorunlu bir meşru savunma durumuna düşmedikçe biz 20 Mart&#8217;tan 15 Nisan&#8217;a kadar ateş etmeyeceğiz.</p></blockquote>
<p>Bu süreci başlatan Iraklı Kürt lider Celal Talabani, basın toplantısı boyunca Apo&#8217;nun hemen yanında oturuyor, yaptığı işten memnun gülümsüyordu. Ateşkes başarılı olursa hem Kürt federe devletinin Türkiye ile ilişkilerini düzelteceğini, hem de kendisinin de başını ağrıtan PKK sorununu halledeceğini umuyordu. O ünlü basın toplantısından hemen sonra &#8220;arabulucu olup olmayacağı&#8221; sorusuna şu karşılığı verdi:</p>
<blockquote><p>Eğer hem Türk hükümeti, hem de Öcalan arabulucu olmamı isterse barış istikrar ve demokratik bir çözüm için bunu kabul edebilirim.</p></blockquote>
<h2>Özal ve Demirel&#8217;e mesaj</h2>
<p>O basın toplantısını izleyen gazeteciler içinde ikisinin özel misyonu vardı: Biri Başbakan Demirel&#8217;in danışmanı İlnur Çevik&#8217;in Daily News gazetesinde çalışan ve PKK konusuna hakimiyetiyle tanınan İsmet İmset, diğeri ise Cumhurbaşkanı Özal&#8217;ın siyasi danışmanı Cengiz Çandar&#8230; Basın toplantısı bittikten sonra Öcalan, kendisiyle özel görüşme talep eden Cengiz Çandar&#8217;ı yanına davet etti. Talabani de odaya buyur edildi. Talabani, &#8220;Siz işinizi kendi aranızda halledin&#8221; diyerek bu teklifi reddetti.</p>
<p>Görüşmeye İsmet İmset de dahil olunca, Apo, Çandar&#8217;a &#8220;Başbaşa görüşelim&#8221; diye fısıldadı. Çandar, &#8220;Benim İsmet&#8217;ten gizli konuşacağım bir şey yok&#8221; yanıtını verdi ve durumu şöyle açıkladı:</p>
<blockquote><p>Ben bu görüşmeyi Özal&#8217;a ileteceğim, İsmet de Demirel&#8217;e nakledecek. Biri Cumhurbaşkanı, diğeri Başbakan&#8230;</p></blockquote>
<p>Artık Apo, vereceği mesajların kimlere gideceğini biliyordu. Ancak Çandar bir ekleme yaptı:</p>
<blockquote><p>Yalnız şunu bil, benim adım Cengiz Çandar, O&#8217;nun adı İsmet İmset&#8230; Özal ve Demirel ile müzakere ediyor değilsin. Bizle konuşuyorsun. Biz sadece söylediklerini harfiyen bu isimlere naklederiz.</p></blockquote>
<p>Öcalan, 45 dakika süren o görüşmede Özal&#8217;ın Kürt sorununa cesur yaklaşımını öven sözler söyledi. Ancak hükümetin ayrı, Köşk&#8217;ün ayrı dilden konuştuğuna dikkat çekti: Sonunda lafı somut teklifine getirdi:</p>
<blockquote><p>Güneydoğu&#8217;da büyük çapta temizlik operasyonlarına geçmezseniz, ben de üzmem kimseyi&#8230; Birkaç gün sonra Nevruz geliyor, size taahhüt ediyorum ki, yaprak kımıldamayacak. Sayın Cumhurbaşkanı&#8217;na da, Sayın Başbakan&#8217;a da bunu söyleyebilirsiniz.</p></blockquote>
<p>Bir sonraki bölüm: <strong>Barış Umudu</strong>, okumak için <a title="Gladio Günlüğü: Kürt Açılımı - Barış Umudu" href="http://www.gladiogunlugu.com/2009/10/kurt-acilimi-baris-umudu.html">tıklayın</a>.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/gladiogunlugu/~4/g5ucGJGNq_U" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gladiogunlugu.com/kurt-acilimi-ilk-yuzlesme.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.gladiogunlugu.com/kurt-acilimi-ilk-yuzlesme.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Kürt Açılımı Cumhurbaşkanı’nı Öldürür mü?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/gladiogunlugu/~3/YH5kOmTiF6Q/kurt-acilimi-cumhurbaskanini-oldurur-mu.html</link>
		<comments>http://www.gladiogunlugu.com/kurt-acilimi-cumhurbaskanini-oldurur-mu.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 2009 17:11:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gladio Günlüğü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured Articles]]></category>
		<category><![CDATA[Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Suikastler]]></category>
		<category><![CDATA[abdullah öcalan]]></category>
		<category><![CDATA[açılım]]></category>
		<category><![CDATA[apo]]></category>
		<category><![CDATA[bağdat]]></category>
		<category><![CDATA[bekaa]]></category>
		<category><![CDATA[cengiz çandar]]></category>
		<category><![CDATA[cnn]]></category>
		<category><![CDATA[diyalog]]></category>
		<category><![CDATA[doğan güreş]]></category>
		<category><![CDATA[george bush]]></category>
		<category><![CDATA[güneydoğu]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[hep]]></category>
		<category><![CDATA[hüsamettin cindoruk]]></category>
		<category><![CDATA[ırak]]></category>
		<category><![CDATA[kerkük]]></category>
		<category><![CDATA[körfez savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[kürt]]></category>
		<category><![CDATA[kürt açılımı]]></category>
		<category><![CDATA[kürt sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[kürtçe]]></category>
		<category><![CDATA[musul]]></category>
		<category><![CDATA[nevruz]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[saddam hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[sırrı sakık]]></category>
		<category><![CDATA[suikast]]></category>
		<category><![CDATA[turgut özal]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[vefat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gladiogunlugu.com/?p=281</guid>
		<description><![CDATA[8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal&#8217;ın ölümüne dair iddialara daha önce değinmiştik. Kamuoyunda genel kanaat, Özal&#8217;ın Türk Cumhuriyetleri ile ilgili planlarından dolayı öldürüldüğü yönündeydi. Ancak bu yeni yazı dizimizi hazırlarken ulaştığımız bilgiler ve gerçeklerle karşılaştığımızda durumun çok farklı olabileceğini düşünmeye başladık. Özal&#8217;ın son günlerinde Ankara &#8211; Bekaa Vadisi hattında yaşanan yoğun trafiğin perde arkasını ve bu açılım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="Yazı: Kürt Açılımı Cumhurbaşkanı'nı Öldürür mü?" src="http://www.gladiogunlugu.com/blog/wp-content/uploads/2009/09/ps_kurt_acilimi.jpg" alt="Yazı: Kürt Açılımı Cumhurbaşkanı'nı Öldürür mü?" /></p>
<p>8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal&#8217;ın ölümüne dair iddialara daha önce <a title="Gladio Günlüğü: Turgut Özal, Öldü mü Öldürüldü mü ?" href="http://www.gladiogunlugu.com/2009/09/turgut-ozal-oldumu-olduruldumu.html" target="_blank">değinmiştik</a>. Kamuoyunda genel kanaat, Özal&#8217;ın Türk Cumhuriyetleri ile ilgili planlarından dolayı öldürüldüğü yönündeydi. Ancak bu yeni yazı dizimizi hazırlarken ulaştığımız bilgiler ve gerçeklerle karşılaştığımızda durumun çok farklı olabileceğini düşünmeye başladık. Özal&#8217;ın son günlerinde Ankara &#8211; Bekaa Vadisi hattında yaşanan yoğun trafiğin perde arkasını ve bu açılım planlarının bir Cumhurbaşkanı&#8217;nın hayatına mal olup olmadığını tartışmaya açacağız. Şimdi hep beraber tarihte bir yolculuğa çıkalım:</p>
<p><span id="more-281"></span></p>
<h2>17 Ocak, 1991 Bağdat</h2>
<p>Özal&#8217;ın Kürt sorununa ilgisi aslen Körfez Krizi&#8217;yle başladı. 17 Ocak&#8217;ın ilk saatlerinde patlayan savaşta, Bağdat rejiminin karşısında uluslararası bir koalisyon vardı ve herkes Saddam&#8217;ın devrileceğine kesin gözüyle bakıyordu. O dönemde Cumhurbaşkanı Özal birden ön plana çıkıvermişti. Başkan Bush&#8217;la görüşüyor, CNN&#8217;de boy gösteriyor; bu arada da Köşk&#8217;e gelen herkesin önüne haritalar serip görüşlerini anlatıyordu. Bölgedeki koalisyon güçlerinin komutanı General Norman Schwarzkopf gibi o da Türkiye&#8217;nin Kuzey Irak&#8217;a girmesinden yanaydı. Herkesten daha atak görünyordu. Askerlerden bile&#8230; Dönemin üst düzey iki yöneticisi Özal’ın bu isteğinin en yakın tanığıydı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral. Doğan Güreş, Özal’ın bu sözlerini fazla ciddiye almazdı.</p>
<blockquote><p>Savaş Başladıktan sonra, ikili görüşmelerimizde Özal, gülerek şaka yollu “Şuradan bir Kolordu’yla Musul’a doğru gitsek, bu savaş daha çabuk biter.” diye söylerdi, ama bu ne bir emirdi ne de bir tahlildi. Ben de gülerdim. Güler, geçerdik&#8230;</p></blockquote>
<p>TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk da Özal&#8217;ın bu isteğini yakından bilen biriydi:</p>
<blockquote><p>Saddam&#8217;a karşı büyük düşmanlığı vardı. Bush&#8217;la beraber Körfez Krizi&#8217;ni yönettiğini söylerdi. Ve hatta Körfez Krizi senaryosunun kendisine ait olduğunu bana defalarca söylerdi. Basra Körfezine kadar bir Türk kuvvetinin gidebileceğini, meseleyi çözebileceğini haritalar üzerinde bana anlatıyordu.</p></blockquote>
<p>Özal&#8217;ın senaryosu, savaş sonrası Irak&#8217;ta, Türkiye&#8217;nin söz sahibi olması esasına dayanıyordu. Eğer Irak parçalanırsa, Türkiye tarihi gerçekleri gündeme getirip hak iddia edecekti. Irak parçalanmazsa, rejimin yeni oluşumunda söz sahibi olmalıydı. Bunun için Türkiye&#8217;nin elinde Türkmen kartı vardı. Ancak bu zayıf bir karttı. Irak&#8217;ta söz sahibi olabilmek için başka bir kart daha gerekiyordu. O kartı da Özal&#8217;a, bölgeyi çok iyi tanıyan danışmanı Cengiz Çandar hatırlattı. Bu kartın adı Kürt Kartı&#8217;ydı.</p>
<blockquote><p>“Efendim” dedim. “Bu bir tek şeye bağlı.” Eğer biz Türkiye’de Kürt olduğunu kabulleneceksek, Türkiye olarak, o zaman kolay.” “E tabi kabulleneceğiz, artık insaf!” dedi.<br />
“Bu noktaya geldik&#8230;”</p></blockquote>
<p>Özal, bu noktadan birkaç hafta sonra Diyarbakır&#8217;daki bir basın toplantısında Irak Kürtlerinden &#8220;Vatandaşlarımızın Soydaşları&#8221; diye söz etti. Bu arada da Irak&#8217;taki Kürt liderlerle ilgilenmeye başlamıştı. Tam da o günlerde Cengiz Çandar&#8217;ın bir röportaj için Talabani&#8217;ye gidişini fırsat bildi ve onlara dönük bir açılımın ilk sinyallerini verdi.</p>
<p>Talabani Mart ayında gizlice Türkiye&#8217;ye geldi ve sadece birkaç diplomatla görüşebildi. Ancak o görüşmeler somut bir sonuca ulaşamayınca, Talabani bu kez bizzat Özal ile görüşmek istedi. Randevu talebi kabul edildiğinde heycandan titriyordu. İlk kez bir Türk Cumhurbaşkanı, bir Kürt liderle görüşecekti.</p>
<p>Bu temaslardan sonra kamuoyunu hazırlama atağı başladı. Önce Kürtçe konuşmanın serbest bırakılması gündeme geldi.1991 sonunda Başbakan Demirel, devletin yeni politikasını Diyarbakır&#8217;da açıkladı: &#8220;Kürt realitesini tanıyoruz.&#8221; Ankara&#8217;da esen ılımlı hava 1992 Martında Nevruz ateşinde yandı. Büyük bir gerginlik içinde başlayan Nevruz kutlamaları, kısa zamanda çatışmaya dönüştü. Bilanço ağırdı: 57 Ölü.</p>
<p>Kanlı Nevruz olayı Özal&#8217;ı yeni bir arayışa itti. &#8216;Acaba diyalogla bu iş nasıl çözülür&#8217;ün aranmasından yanaydı. PKK&#8217;yla diyalog mümkün olamayacağına göre, HEP ve benzeri kuruluşların o konuda bir anlamı olabileceği neticesine varmıştı. Bu süreci yakından bilen isim ise HEP Milletvekili Sırrı Sakık&#8217;tı:</p>
<blockquote><p>Evet, öyle bir arayış içindeydi. Hatta &#8220;Ben ömrümün son döneminde ülkeme katkı sağlamak istiyorum. Ülkemin en büyük sorununu çözmek istiyorum.&#8221; diyordu. Biz de kendisine &#8220;Bu sorunu kim hallederse ülkede ikinci Mustafa Kemal olur&#8221; demiştik.</p></blockquote>
<p>Bir sonraki bölüm: <strong>İlk Yüzleşme</strong>, okumak için <a title="Gladio Günlüğü: Kürt Açılımı - İlk Yüzleşme" href="http://www.gladiogunlugu.com/2009/10/kurt-acilimi-ilk-yuzlesme.html" target="_blank">tıklayın</a>.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/gladiogunlugu/~4/YH5kOmTiF6Q" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gladiogunlugu.com/kurt-acilimi-cumhurbaskanini-oldurur-mu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.gladiogunlugu.com/kurt-acilimi-cumhurbaskanini-oldurur-mu.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>12 Eylül’ün Bilançosu</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/gladiogunlugu/~3/-skulfDlJZM/12-eylulun-bilancosu.html</link>
		<comments>http://www.gladiogunlugu.com/12-eylulun-bilancosu.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Sep 2009 10:11:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gladio Günlüğü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Darbeler]]></category>
		<category><![CDATA[12 eylül]]></category>
		<category><![CDATA[1980]]></category>
		<category><![CDATA[açlık grevi]]></category>
		<category><![CDATA[ceza]]></category>
		<category><![CDATA[cinayet]]></category>
		<category><![CDATA[dava]]></category>
		<category><![CDATA[dernek]]></category>
		<category><![CDATA[duruşma]]></category>
		<category><![CDATA[gazete]]></category>
		<category><![CDATA[gözaltı]]></category>
		<category><![CDATA[idam]]></category>
		<category><![CDATA[imha]]></category>
		<category><![CDATA[infaz]]></category>
		<category><![CDATA[intihar]]></category>
		<category><![CDATA[işkence]]></category>
		<category><![CDATA[kuşkulu ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[örgüt]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi yasak]]></category>
		<category><![CDATA[sürgün]]></category>
		<category><![CDATA[tck]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gladiogunlugu.com/?p=275</guid>
		<description><![CDATA[Bir önceki yazımızda 12 Eylül&#8217;e giden yolda Türkiye&#8217;de neler yaşandığına bir göz atmıştık. Bir de darbeden sonra neler oldu, neler yaşandı gibi sorulara cevap vermek amacıyla 12 Eylül&#8217;den sonraki genel manzaraya kısaca bir göz atalım istedik. İşte 12 Eylül&#8217;ün bilançosu: 650 bin kişi gözaltına alındı. 1 milyon 683 bin kişi fişlendi. Açılan 210 bin davada [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="Yazı: 12 Eylül'ün Bilançosu" src="http://www.gladiogunlugu.com/blog/wp-content/uploads/2009/09/ps_12eylul_bilanco.jpg" alt="Yazı: 12 Eylül'ün Bilançosu" /></p>
<p>Bir önceki yazımızda 12 Eylül&#8217;e giden yolda Türkiye&#8217;de neler yaşandığına <a title="Gladio Günlüğü: 12 Eylül’e Giden Yol" href="http://www.gladiogunlugu.com/2009/09/12-eylule-giden-yol.html" target="_blank">bir göz atmıştık</a>. Bir de darbeden sonra neler oldu, neler yaşandı gibi sorulara cevap vermek amacıyla 12 Eylül&#8217;den sonraki genel manzaraya kısaca bir göz atalım istedik. İşte 12 Eylül&#8217;ün bilançosu:</p>
<p><span id="more-275"></span></p>
<p>650 bin kişi gözaltına alındı.</p>
<p>1 milyon 683 bin kişi fişlendi.</p>
<p>Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.</p>
<p>7 bin kişi için idam cezası istendi.</p>
<p>517 kişiye idam cezası verildi.</p>
<p>Haklarında idam cezası verilenlerden 50’si asıldı (18 sol görüşlü, 8 sağ görüşlü, 23 adli suçlu, 1’i Asala militanı).</p>
<p>İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis’e gönderildi.</p>
<p>71 bin kişi TCK’nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.</p>
<p>98 bin 404 kişi “örgüt üyesi olmak” suçundan yargılandı.</p>
<p>388 bin kişiye pasaport verilmedi.</p>
<p>30 bin kişi “sakıncalı” olduğu için işten atıldı.</p>
<p>14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.</p>
<p>30 bin kişi “siyasi mülteci” olarak yurtdışına gitti.</p>
<p>300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.</p>
<p>171 kişinin “işkenceden öldüğü” belgelendi.</p>
<p>937 film “sakıncalı” bulunduğu için yasaklandı.</p>
<p>23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.</p>
<p>3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.</p>
<p>400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.</p>
<p>Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.</p>
<p>31 gazeteci cezaevine girdi.</p>
<p>300 gazeteci saldırıya uğradı.</p>
<p>3 gazeteci silahla öldürüldü.</p>
<p>Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.</p>
<p>13 büyük gazete için 303 dava açıldı.</p>
<p>39 ton gazete ve dergi imha edildi.</p>
<p>Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.</p>
<p>144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.</p>
<p>14 kişi açlık grevinde öldü.</p>
<p>16 kişi “kaçarken” vuruldu.</p>
<p>95 kişi “çatışmada” öldü.</p>
<p>73 kişiye “doğal ölüm raporu” verildi.</p>
<p>43 kişinin “intihar ettiği” bildirildi.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/gladiogunlugu/~4/-skulfDlJZM" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gladiogunlugu.com/12-eylulun-bilancosu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.gladiogunlugu.com/12-eylulun-bilancosu.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>12 Eylül’e Giden Yol</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/gladiogunlugu/~3/_IOi-Rl3OJY/12-eylule-giden-yol.html</link>
		<comments>http://www.gladiogunlugu.com/12-eylule-giden-yol.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Sep 2009 11:45:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gladio Günlüğü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Darbeler]]></category>
		<category><![CDATA[Featured Articles]]></category>
		<category><![CDATA[Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[1 mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[12 eylül]]></category>
		<category><![CDATA[1980]]></category>
		<category><![CDATA[abdi ipekçi]]></category>
		<category><![CDATA[abdullah öcalan]]></category>
		<category><![CDATA[alparslan türkeş]]></category>
		<category><![CDATA[ambargo]]></category>
		<category><![CDATA[anarşi]]></category>
		<category><![CDATA[ap]]></category>
		<category><![CDATA[apo]]></category>
		<category><![CDATA[asala]]></category>
		<category><![CDATA[bahçelievler katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[bülent ecevit]]></category>
		<category><![CDATA[büyükelçi]]></category>
		<category><![CDATA[chp]]></category>
		<category><![CDATA[çorum olayları]]></category>
		<category><![CDATA[darbe]]></category>
		<category><![CDATA[davalüasyon]]></category>
		<category><![CDATA[diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[gladio]]></category>
		<category><![CDATA[ihtilal]]></category>
		<category><![CDATA[incirlik]]></category>
		<category><![CDATA[katliam]]></category>
		<category><![CDATA[kenan evren]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[komando]]></category>
		<category><![CDATA[konsolos]]></category>
		<category><![CDATA[kontrgerilla]]></category>
		<category><![CDATA[lice]]></category>
		<category><![CDATA[maraş olayları]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet ali ağca]]></category>
		<category><![CDATA[mhp]]></category>
		<category><![CDATA[milliyetçi cephe]]></category>
		<category><![CDATA[msp]]></category>
		<category><![CDATA[necmettin erbakan]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[sıkıyönetim]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi cinayet]]></category>
		<category><![CDATA[skandal]]></category>
		<category><![CDATA[suikast]]></category>
		<category><![CDATA[süleyman demirel]]></category>
		<category><![CDATA[taksim]]></category>
		<category><![CDATA[tbmm]]></category>
		<category><![CDATA[terör]]></category>
		<category><![CDATA[uçak kaçırma]]></category>
		<category><![CDATA[uçak kazası]]></category>
		<category><![CDATA[ülkü ocakları]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite olayları]]></category>
		<category><![CDATA[uyarı mektubu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gladiogunlugu.com/?p=217</guid>
		<description><![CDATA[Hemen her 10 yılda bir askeri müdahale geçiren Türkiye&#8217;nin yaşadığı belki de en önemli darbe 12 Eylül&#8217;dür. 12 Eylül Darbesi veya 1980 İhtilali, Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;nin 12 Eylül 1980 günü emir komuta zinciri içinde gerçekleştirdiği askeri müdahaledir. 27 Mayıs 1960 darbesi ve 12 Mart 1971 muhtırasının ardından Türkiye Cumhuriyeti tarihinde silahlı kuvvetlerin yönetime üçüncü açık müdahalesi olarak tarihe geçen 12 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="Yazı: 12 Eylül'e Giden Yol" src="http://www.gladiogunlugu.com/blog/wp-content/uploads/2009/09/ps_12_eylul_yol.jpg" alt="Yazı: 12 Eylül'e Giden Yol" /></p>
<p>Hemen her 10 yılda bir askeri müdahale geçiren Türkiye&#8217;nin yaşadığı belki de en önemli darbe 12 Eylül&#8217;dür. <strong>12 Eylül Darbesi</strong> veya <strong>1980 İhtilali</strong>, Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;nin 12 Eylül 1980 günü emir komuta zinciri içinde gerçekleştirdiği askeri müdahaledir. <strong>27 Mayıs 1960 darbesi</strong> ve <strong>12 Mart 1971 muhtırası</strong>nın ardından Türkiye Cumhuriyeti tarihinde silahlı kuvvetlerin yönetime üçüncü açık müdahalesi olarak tarihe geçen 12 Eylül, adeta Türkiye&#8217;nin miladı oldu. Önceki askerî müdahalelerin aksine Anayasa ve kanunlarla bu dönem kalıcılaştırılmak istendi. Komutanlar ülkenin bir daha &#8220;12 Eylül öncesine&#8221; dönmemesi için her türlü önlemi aldılar.</p>
<p>Bu günlerde Türkiye hâlâ 1980&#8242;de dikilen elbiseyi giyiyor. 12 Eylül&#8217;ün detaylarına ve sonraki süreçte yaşananlara ilerleyen günlerde derinlemesine göz atacağız. Ancak önce darbeye giden süreçte Türkiye&#8217;nin en çalkantılı, en kanlı ve en acılı döneminin yaşandığı sürece ve inanılmaz olaylara bir göz atalım istedik.</p>
<p><span id="more-217"></span>12 Eylül 1980 askeri darbesinin gerekçeleri arasında Politik iktidarsızlık, ekonomik iktidarsızlık, politik ve toplumsal şiddet olayları, dış siyaset etkenleri gibi olgular gösterilmişti. Türkiye, özellikle 12 Mart Muhtırası&#8217;nın ardından yaşanan siyasi ve toplumsal olaylarla hızla bir kaos ortamına sürüklenmişti. Esrarı, arkasındaki kişi veya örgütlerin hala çözülediği yüzlerce suikast, katliam ve sabotajlar eşliğinde tam bir adı konulmamış iç savaş yaşanıyordu.</p>
<p>1973 &#8211; 1980 yılları arasında yaşanan koalisyonlar dönemi, giderek daha da kötüleşen ekonomi, toplumun sinir merkezlerini hedef alan provakatif olaylar, ünlü ve etkili isimlere gerçekleştirilen suikastler halkı canından bezdirmiş, Türkiye&#8217;yi yaşanılması mümkün olmayan bir yer haline getirmişti. Bugün, aşağıda listeleyeceğimiz bir çok olayın arkasında kontrgerilla (diğer adıyla Gladio) izlerine rastlanırken, büyük resime bakıldığında ülkenin nasıl da adım adım bir kaosa sürüklendiği gözler önüne seriliyor. İşte 12 Eylül&#8217;e giden yolun önemli kilometre taşları:</p>
<h2>1973</h2>
<ul>
<li><strong>28 Ocak</strong> &#8211; Türkiye&#8217;nin Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Baydar ile Konsolos Bahadır Demir, Hınçak teşkilâtı üyesi 77 yaşındaki Mıgırdıç Yanıkyan adlı bir Ermeni tarafından öldürüldü.</li>
<li><strong>9 Ağustos</strong> &#8211; Merkez Bankası genelgesiyle dolar alımı kısıtlandı ve İstanbul&#8217;da bankaların 200 dolardan fazlasını bozmayacakları açıklandı.</li>
</ul>
<h2>1974</h2>
<ul>
<li><strong>18 Mayıs</strong> -Genel Af Yasası yürülüğe girdi.</li>
<li><strong>20 Temmuz</strong> &#8211; Türk Silahlı Kuvvetleri, Yunan cuntasının Kıbrıs Cumhuriyeti anayasal düzenine fiilen müdahale etmesinden dolayı adaya çıkartma yaptı.</li>
<li><strong>14 Ağustos</strong> &#8211; Kıbrıs&#8217;ta İkinci Barış Harekatı başladı.</li>
<li><strong>18 Eylül</strong> &#8211; Başbakan Bülent Ecevit istifa etti.</li>
<li><strong>12 Ekim</strong> &#8211; İzmir&#8217;de belediyeye bağlı işyerlerinde başlatılan grevin beşinci günü. İzmir sokak ve caddeleri çöp yığınlarıyla doldu.</li>
</ul>
<h2>1975</h2>
<ul>
<li><strong>23 Ocak</strong> &#8211; İstanbul Vatan Mühendislik Okulu&#8217;nda kendilerine &#8216;komandolar&#8217; adını veren ülkücüler, 1 öğrenciyi öldürdüler.</li>
<li><strong>30 Ocak</strong> &#8211; THY&#8217;nin <em>Bursa</em> isimli yolcu uçağı, elektriklerin kesik olmasından dolayı Yeşilköy Havaalanı&#8217;na inemeyince Marmara Denizi&#8217;ne düştü. Uçakta bulunan 42 kişiden kurtulan olmadı.</li>
<li><strong>5 Şubat</strong> &#8211; Amerikan Kongresi, Türkiye&#8217;ye silah ambargosu uygulanmasını kabul etti.</li>
<li><strong>12 Nisan</strong> &#8211; Süleyman Demirel&#8217;in kurduğu <em><strong>milliyetçi cephe</strong></em> hükümeti TBMM&#8217;den güvenoyu aldı.</li>
<li><strong>20 Nisan</strong> &#8211; Türkiye&#8217;nin Beyrut basın danışmanının otomobili Ermeni teröristlerce bombalandı.</li>
<li><strong>13 Mayıs</strong> &#8211; Başbakan Süleyman Demirel, başbakanlık binası önünde Vedat Önsel adında biri tarafından saldırıya uğrayarak hırpalandı.</li>
<li><strong>23 Haziran</strong> &#8211; CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit, Gerede&#8217;de konuşma yaparken saldırıya uğradı.</li>
<li><strong>24 Haziran</strong> &#8211; Diyarbakır&#8217;a bir gezi düzenleyen MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş&#8217;in kente gelmesiyle olaylar çıktı. Biri asker üç kişi öldü, 46 kişi ağır yaralandı.</li>
<li><strong>25 Temmuz</strong> &#8211; Türkiye, ABD&#8217;ye Türkiye&#8217;deki ortak savunma üsleri anlaşmalarının geçersiz olduğunu, İncirlik Üssü dışındakilere Türk Bayrağı çekileceğini bildirdi.</li>
<li><strong>6 Eylül</strong> &#8211; Diyarbakır&#8217;ın Lice ilçesinde şiddetli depremde, 3.000&#8242;den fazla vatandaş öldü.7.000&#8242;e yakın ev yıkıldı. 144 km.&#8217;lik karayolu kullanılmaz hale geldi. Bir çok köye yardım götürülemedi.Çadır ve ekmek dağıtımında çıkan kavgada 1 kişi öldü. Lice&#8217;ye giriş çıkışlar yasaklandı.</li>
<li><strong>12 Ekim</strong> &#8211; 27 ilde 54 senatör ve 6 milletvekilliği için yapılan araseçimlerde; <strong>AP</strong> 27 senatör, 5 milletvekilliği, <strong>CHP</strong> 25 senatör, 1 milletvekilliği, <strong>MSP</strong> 2 senatör çıkardı.</li>
<li><strong>22 Ekim</strong> &#8211; Viyana büyükelçimiz Daniş Tunalıgil, makam odasını basan 3 ermeni terörist tarafından şehit edildi.</li>
<li><strong>24 Ekim</strong> &#8211; Paris büyükelçimiz İsmail Erez ve makam şoförü Talip Yener, otomobilin içinde ermeni teröristlerce şehit edildiler.</li>
<li><strong>28 Ekim</strong> &#8211; TL devalüe edildi. 1 dolar 15 TL oldu.</li>
</ul>
<h2>1976</h2>
<ul>
<li><strong>1 Mayıs</strong> &#8211; Paris-İstanbul seferini yapan &#8220;İzmir&#8221; uçağı Zeki Ejder adlı Türk tarafından Marsilya’ya kaçırılmak istendi.</li>
</ul>
<h2>1977</h2>
<ul>
<li><strong>3 Ocak </strong>- İstanbul Hukuk Fakültesi&#8217;nde öğrenciler arasında çıkan silahlı çatışmada 9 öğrenci yaralandı</li>
<li><strong>12 Ocak</strong> &#8211; Can güvenliği kalmadıgı gerekçesiyle Erzurum Atatürk Üniversitesi süresiz olarak kapatıldı</li>
<li><strong>1 Mayıs</strong> &#8211; İstanbul Taksim Meydanı, Kanlı 1 Mayıs olarak hatırlanan 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlamaları sırasında çıkan olaylarda 34 kişi hayatını kaybetti.</li>
<li><strong>13 Haziran</strong> &#8211; Başbakan Süleyman Demirel istifa etti. Böylelikle 1. mc hükümeti sona erdi.</li>
<li><strong>21 Haziran</strong> &#8211; Bülent Ecevit, kabinesini açıkladı.</li>
<li><strong>3 Ağustos</strong> &#8211; TL&#8217;nin değeri Mark karşısında yüzde 4.5 oranında düşürüldü. Mark’ın alış fiyatı 730 kuruştan 763 kuruşa, satış fiyatı da 778 kuruşa yükseltildi.</li>
</ul>
<h2>1978</h2>
<ul>
<li><strong>15 Ocak</strong> &#8211; Son iki haftada siyasi cinayetler sonucu 30 kişi hayatını kaybetti. Rize&#8217;de bir ilkokul müfettişi, kaldığı otel odasında kafasından vurulmuş olarak bulundu.</li>
<li><strong>17 Ocak</strong> &#8211; Ecevit Hükümeti, 218&#8242;e karşı 229 oyla TBMM&#8217;den güvenoyu aldı.</li>
<li><strong>15 Şubat</strong> &#8211; Bakanlar Kurulunca, ülkenin döviz sıkıntısını hafifletmek için yurtdışına yapılan turistik gezilerin en az 2 yılda bir yapılabileceği kararlaştırıldı.</li>
<li><strong>16 Mart </strong>- İstanbul Üniversitesi&#8217;nden çıkan sol görüşlü 100&#8242;e yakın öğrencinin üzerine bomba atıldı ve silahla ateş açıldı. &#8220;16 Mart Katliamı&#8221; adı verilen olayda 5 kişi öldü, 47 kişi yaralandı. Olayın failleri yakalanamadı. Üniversite süresiz kapatıldı.</li>
<li><strong>17 Nisan</strong> &#8211; AP&#8217;li Malatya Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu, gönderilen bir bombalı paketi açarken, gelini ve iki torunuyla birlikte parçalanarak öldü. Malatya&#8217;da büyük olaylar başladı.</li>
<li><strong>19 Mayıs</strong> &#8211; Ankara&#8217;da, Gençlik ve Spor Bayramı&#8217;nda kız öğrencilerin kıyafetlerinden dolayı aleyhte tezahürat yapıldı. İstanbul&#8217;da tribünlerin önünde bomba patladı. Antakya&#8217;da kız öğrencilere saldırıldı ve elbiseleri yırtıldı. MSP Genel Başkanı Necmettin Erbakan, Anıtkabir&#8217;e gitmedi.</li>
<li><strong>2 Haziran</strong> &#8211; Madrid&#8217;de ASALA&#8217;nın düzenlediği saldırı sonucunda, Türkiye&#8217;nin Madrid Büyükelçisi Zeki Kuneralp&#8217;in makam arabasında bulunan eşi Necla Kuneralp, emekli Büyükelçi Beşir Balcıoğlu ve şoför öldüler. Büyükelçi araçta bulunmadığı için kurtuldu.</li>
<li><strong>4 Ekim</strong> &#8211; MHP İstanbul İl Başkanı Recep Haşatlı,oğlu Mustafa Haşatlı ile birlikte evinde uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü.Cinayeti,MLSPB(Marksist Leninist Silahlı Propaganda Birliği)örgütü üstlendi.Cinayeti ise,bu örgütün militanı 1957 Erzincan doğumlu Fehmi Gökçek üstlendi.</li>
<li><strong>9 Ekim</strong> &#8211; Ankara ili Bahçelievler semtindeki 7 TİP&#8217;li öğrencinin öldürüldü.</li>
<li><strong>20 Ekim</strong> &#8211; İTÜ Elektrik Fakültesi Dekanı Ord. Prof. Bedri Karafakioğlu İstanbul&#8217;da uğradığı silahlı saldırı sonucunda yaşamını yitirdi.</li>
<li><strong>23 Aralık</strong> &#8211; Kahramanmaraş Olayları yaşandı.</li>
<li><strong>31 Aralık</strong> &#8211; Turistik amaçlı yurtdışına çıkışlar, 2 seneden 3 seneye çıkartıldı.</li>
<li><strong>27 Kasım</strong> &#8211; Apo takma adıyla bilinen Abdullah Öcalan PKK&#8217;yı kurdu.</li>
</ul>
<h2>1979</h2>
<ul>
<li><strong>1 Şubat </strong>- Milliyet Gazetesi Başyazarı ve Genel Yayın Müdürü Abdi İpekçi, İstanbul, Nişantaşı&#8217;nda evinin önünde otomobilinin içindeyken tabanca ile öldürüldü. Cinayeti daha sonradan, Mehmet Ali Ağca&#8217;nın işlediği tespit edildi.</li>
<li><strong>9 Nisan</strong> &#8211; CIA hesabına casusluk yaptığı öne sürülen MİT İstihbarat Başkan Yardımcısı emekli Albay Sabahattin Savaşman 17 yıl 6 ay hapis cezasına mahkum oldu.</li>
<li><strong>21 Nisan</strong> &#8211; İstanbul Boğazı&#8217;nda bir Romen şilebinin parçaladığı Türk gemisi 17 mürettebatı ile battı iki denizcinin cesedi bulundu, beş kişi kayboldu. Rumen şilebi kaçarken polis motoru tarafından yakalandı.</li>
<li><strong>25 Nisan</strong> &#8211; Sıkıyönetim, TBMM tarafından 2 ay daha uzatıldı.</li>
<li><strong>13 Mayıs</strong> &#8211; TÜSİAD (Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği) gazetelere ilan vererek, Bülent Ecevit Hükümeti&#8217;nin çekilmesini istedi.</li>
<li><strong>11 Haziran</strong> &#8211; IMF&#8217;nin baskısı sonucu, devalüasyon yapıldı.</li>
<li><strong>9 Temmuz</strong> &#8211; Gazeteci Abdi İpekçi&#8217;nin katil zanlısı Mehmet Ali Ağca yakalandı.</li>
<li><strong>13 Temmuz</strong> &#8211; Ankara&#8217;da Mısır Büyükelçiliği&#8217;ni basan 3 Filistinli, elçilik personelini rehin aldı. Çıkan çatışmada, 1 polis ve 1 bekçi öldü. Eylemciler 15 Temmuz&#8217;da teslim oldu.</li>
<li><strong>5 Ekim</strong> &#8211; Hafta Sonu Gazetesi, Artist Aynur Aydan ile olan ilişkisini açıklayınca, İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş istifa etti.</li>
<li><strong>12 Ekim</strong> &#8211; Hollanda Büyükelçimiz Özdemir Benler&#8217;in oğlu Ahmet Benler öldürüldü. Eylemi ASALA örgütü üstlendi.</li>
<li><strong>15 Kasım</strong> &#8211; İstanbul Haydarpaşa önlerinde bir Yunan şilebiyle çarpışan İndependenta adlı dev Romen tankeri infilak edip,yanmaya başladı.51 denizci öldü.Yangın bir ay sürdü.İstanbul Boğazı&#8217;nda trafik akışı aksadı.96 bin ton ham petrol denize aktı.</li>
<li><strong>19 Kasım</strong> &#8211; İlhan Egemen Darendelioğlu suikast sonucu hayatını kaybetti.</li>
<li><strong>25 Kasım</strong> &#8211; Mehmet Ali Ağca, Maltepe askeri cezaevinden kaçtı.</li>
<li><strong>22 Aralık</strong> &#8211; Türkiye&#8217;nin Paris Turizm Müşaviri Yılmaz Çolpan öldürüldü.</li>
</ul>
<h2>1980</h2>
<ul>
<li><strong>2 Ocak</strong> &#8211; Türkiye&#8217;de ordu, hükümete uyarı mektubu verdi.</li>
<li><strong>24 Ocak</strong> &#8211; 24 Ocak Kararları açıklandı.</li>
<li><strong>6 Nisan</strong>- Fahri Korutürk&#8217;ün cumhurbaşkanlığı süresini bitti.</li>
<li><strong>27 Mayıs</strong> &#8211; MHP&#8217;li eski bakanlardan Gün Sazak öldürüldü.</li>
<li><strong>4 Temmuz</strong> &#8211; Çorum Olayları yaşandı.</li>
<li><strong>19 Temmuz</strong> &#8211; Eski başbakanlardan Nihat Erim solcu militanlar tarafından öldürüldü.</li>
<li><strong>22 Temmuz</strong> &#8211; DİSK eski Genel Başkanı, Maden-İş Sendikası Başkanı Kemal Türkler sağcı militanlarca Nihat Erim&#8217;e misililleme olarak öldürüldü.</li>
<li><strong>5 Eylül</strong> &#8211; Dışişleri Bakanı AP&#8217;li Hayrettin Erkmen, TBMM&#8217;de gensoru ile düşürülen ilk bakan oldu</li>
</ul>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/gladiogunlugu/~4/_IOi-Rl3OJY" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gladiogunlugu.com/12-eylule-giden-yol.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.gladiogunlugu.com/12-eylule-giden-yol.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Uğur Mumcu Neden Öldürüldü?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/gladiogunlugu/~3/gNIE59Gk2b4/ugur-mumcu-neden-olduruldu.html</link>
		<comments>http://www.gladiogunlugu.com/ugur-mumcu-neden-olduruldu.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2009 10:38:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gladio Günlüğü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured Articles]]></category>
		<category><![CDATA[Kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[Suikastler]]></category>
		<category><![CDATA[1993]]></category>
		<category><![CDATA[abdi ipekçi]]></category>
		<category><![CDATA[abdullah çatlı]]></category>
		<category><![CDATA[abdullah öcalan]]></category>
		<category><![CDATA[bomba]]></category>
		<category><![CDATA[bülent ecevit]]></category>
		<category><![CDATA[c-4]]></category>
		<category><![CDATA[çete]]></category>
		<category><![CDATA[cinayet]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[cüneyt arcayürek]]></category>
		<category><![CDATA[erdal inönü]]></category>
		<category><![CDATA[güldal mumcu]]></category>
		<category><![CDATA[ibda-c]]></category>
		<category><![CDATA[islami cihat]]></category>
		<category><![CDATA[islami hareket örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[ismet sezgin]]></category>
		<category><![CDATA[karlı sokak]]></category>
		<category><![CDATA[kontrgerilla]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet ağar]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet ali ağca]]></category>
		<category><![CDATA[milli istihbarat teşkilatı]]></category>
		<category><![CDATA[mit]]></category>
		<category><![CDATA[mossad]]></category>
		<category><![CDATA[örgüt]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[sakıncalı piyade]]></category>
		<category><![CDATA[selam örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[suikast]]></category>
		<category><![CDATA[süleyman demirel]]></category>
		<category><![CDATA[susurluk]]></category>
		<category><![CDATA[terör]]></category>
		<category><![CDATA[tnt]]></category>
		<category><![CDATA[uğur mumcu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gladiogunlugu.com/?p=205</guid>
		<description><![CDATA[Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993&#8242;te Ankara&#8217;da Karlı Sokak&#8217;taki evinin önünde, arabasına konan C-4 tipi plastik bombanın patlaması sonucu suikast sonucu öldü. Suikastçiler ve arkalarındaki güçler halen bulunamadı. Suikastin hemen ardından İslami Hareket Örgütü, İBDA-C, İslami Cihat gibi örgütler peşpeşe cinayeti üstlenirken, cinayeti işleyen teşkilatlara dair Mossad&#8217;dan, Selam Örgütü&#8217;ne kadar bir çok örgütün adı geçti. Ancak olayın sıcaklığı ile devletin en [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="Yazı: Uğur Mumcu Neden Öldürüldü?" src="http://www.gladiogunlugu.com/blog/wp-content/uploads/2009/09/ps_ugur_mumcu.jpg" alt="Yazı: Uğur Mumcu Neden Öldürüldü?" /></p>
<p>Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993&#8242;te Ankara&#8217;da Karlı Sokak&#8217;taki evinin önünde, arabasına konan C-4 tipi plastik bombanın patlaması sonucu suikast sonucu öldü. Suikastçiler ve arkalarındaki güçler halen bulunamadı.</p>
<p>Suikastin hemen ardından İslami Hareket Örgütü, İBDA-C, İslami Cihat gibi örgütler peşpeşe cinayeti üstlenirken, cinayeti işleyen teşkilatlara dair Mossad&#8217;dan, Selam Örgütü&#8217;ne kadar bir çok örgütün adı geçti. Ancak olayın sıcaklığı ile devletin en tepesindeki isimlerin &#8220;namus borcu&#8221; dedikleri faillerin bulunması ve cinayetin arkasındaki güçlerin ortaya çıkartılması halen gerçekleş(e)medi. Uğur Mumcu&#8217;nun gazeticilik serüveni, eserleri ve araştırmalarına bakıldığında aslında neden cinayete kurban gittiği daha belirgin bir şekilde ortaya çıkıyor.</p>
<p><span id="more-205"></span>Uğur Mumcu&#8217;nun araştırmaları Susurluk kazası sonrası gündeme gelse ve yaygınlaşsa da aslında Susurluk kazasından yıllar önce içinde bulunduğumuz manzarayı gözler önüne sermiş, binlerce köşe yazısında geçen yüzlerce isim ve belgede büyük resmi ortaya koymuştu. Bu yazıları yakınları ve yetkililerin anlattıkları ile birleştirince ister istemez aklımıza şu soru geliyor: &#8220;<strong>Acaba Mumcu, peşine düştüğü çetenin kurbanı mı oldu?</strong>&#8221; Gelin bütün sürece şöyle kısacabir göz atalım:</p>
<p>Uğur Mumcu, Cumhuriyet gazetesinde köşe yazıları yazmaya 1975 yılında başladı. Askerliğini &#8220;sakıncalı piyade&#8221; olarak yapmış, bir daha üniversiteye dönmeyerek gazeticiliği seçmişti. 12 Mart&#8217;ı, askeri mahkemleri ve cezaevlerini görmüştü. Kalemi eline aldığı yıl, yaşadıkları ve gördüklerini araştırmanın peşine düştü. O yıllarda Türkiye&#8217;de adeta adı konulmamış bir iç savaş yaşanıyordu. Terörün bir yıldaki bilançosu 100 ölüyü bulmuştu.</p>
<p>1978&#8242;den sonra terör bir anda çığ gibi büyürken daha kitlesel ve belirli hedefleri vurmaya başladı. O dönemde Uğur Mumcu elindeki bilgi ve belgeleri Ecevit hükümetiyle paylaştı. Kışkırtıcı Ajan listeleri, kontrgerilla talimnameleri gibi onlarca belgeyi bizzat Ecevit&#8217;e teslim etti. Ama yine bir işlem yapılmadı. Bütün bunların üstüne 1979 yılında bütün Türkiye gibi onu da derinden etkileyen bir suikast gerçekleşti: Apdi İpekçi öldürüldü.</p>
<p>Bu haberden sonra Uğur Mumcu olayın peşine düştü. Sonraki süreçte olayı ve arkasındaki örgütü yıllarca araştıracak, olayda rol oynayan isimler vei lişkilerin üzerine yürüyecek ve sonuca yaklaştığı sırada İpekçi&#8217;yle aynı kaderi paylaşmaktan kurtulamayacaktı. Cinayetin faili Mehmet Ali Ağca hapisten kaçtığında Uğur Mumcu köşesinde 20 yıl sonra ortaya çıkacak gerçekleri olanca açıklığıyla yazıyordu:</p>
<blockquote><p>&#8220;Hiç kuşkum yok. Ağca’yı Silahlı Kuvvetler’de yuvalanmış silahlı bir sağ örgüt kaçırdı. Bu örgüt cezaevi yöneticileyle ilişki kurdu; birlikte bir plan hazırlandı ve plan gerçekleşti. Olay budur!&#8221;</p></blockquote>
<p>Ancak her zaman olduğu gibi gene yazdıkları ciddiye alınmadı. Mumcu’nun olayların peşine düşerken izleri hep Ağca üzerinden sürdü ve Ağca’nın yalnız olduğuna hiç bir zaman inanmadı. Ve en önemli yazılarından birini 21 Eylül 1985 tarihinde kaleme aldı. Yazının başlığı “<em>Çatlı Kim?</em>” di. Bu yazıda Çatlı’nın lakabının büyük reis olduğunu, 7 tip’li gencin öldürümesinde aktif rol aldığını, papa suikastini gerçekleştiren silahı, Avusturya’lı silah kaçakçısı eski naziden satın alanın çatlı olduğunu idda ediyordu. &#8220;Çatlı yargılanmadıkça bir çok olay karanlıkta kalacaktır&#8221; diyordu.</p>
<p>Türkiye’de kimse bu iddaların üzerine gitmezken Mumcu, İtalya’da Papa suikasti davasında tanıklık yapıyor, İtalyanlara Ağca’nın ülkücülerle ve mafyayla ilişkilerini, Bulgar bağlantısını anlatıyordu. Son dönemde ise PKK ve Abdullah Öcalan konusu üzerine yoğunlaşmıştı.</p>
<p>Cüneyt Arcayürek, Mumcu’nun yakın arkadaşlarından biriydi. Mumcu, bu çetenin kaçakçılık işlerinede bulaştığını düşünüyordu. Arcayürek şöyle konuşuyor:</p>
<blockquote><p>“Apo’nun gelmişini geçmişini iyice inceleyip, kiminle ve ne şekilde birden bire kürt sorunu yarattığını çözmeye çalışıyordu sanıyorum. O, söylüyordu da bunu. Ve kafasında çok yerleşmiş bir soru vardı. ‘Abdullah Öcalan MİT’in adamı mıydı?’ Uğur işte bunu araştırdı. Ölmeseydi bunu araştıracaktı, doğru veya değil. Ama MİT’le irtibatı olup olmadığı, kafasındaki kesin sualdi. ‘Bunu ben eğer keşfeder, bunu sağlam temeller üzerine oturtabilirsem, kitabın girişi bir bomba gibi patlayacak’ derdi.&#8221;</p></blockquote>
<p>Araştırmalarında Apo’nun Mülkiye’de Maliye Bakanlığı bursuyla okuduğunu ortaya çıkardı. Apo 1972’de bildiri dağıtmaktan tutuklanmış, aleyhte tanıkları olmasına rahmen salınıverilmişti. Yazılarında araştırmasının ipuçlarını veren sorular soruyordu:</p>
<blockquote><p>“Apo’nun kontrgerillacılarla işbirliği yaptığı, PKK içindeki MİT ajanı bir pilotu kolladığı ve kayınpederinin bir MİT elemanı olduğu doğru mu?”</p></blockquote>
<p>Ölümünden sadece 16 gün önce, 8 Ocak 1993 tarihindeki yazısında yine bu konuya giriyordu;</p>
<blockquote><p>“Birileri Türk halkını kürt halkına, kürt halkını da türk halkına düşman edici bir kanlı tuzak kuruyor. Yakında yayınlanacak bir yayınımda Kürt milliyetçileri ile istihbarat ajanları arasındaki ilişkilere ışık tutacak ilginç belgeler açıklayacağım.”</p></blockquote>
<p>Bu yazının yayınlanmasından 16 gün sonra Uğur Mumcu öldürüldü. Olayın ardından Mumcu&#8217;nun eşi Güldal Mumcu&#8217;yu ziyareti sırasında dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü ve İçişleri Bakanı İsmet Sezgin, &#8220;cinayeti çözmenin, devletin namus borcu olduğu&#8221; sözünü verdiler. Oysa olay yerinde kanıt sayılabilecek her şey süpürgeyle süpürülmüştü.</p>
<p>Devlet yetkilierin Gürdal Mumcu ziyaretleri arasında en ilginci ile Mehmet Ağar ile 1993 eylülünde gerçekleşen görüşmesiydi. O sıralarda Mumcu cinayetinin faili olarak iki kişi yakalanmış fakat bu kişiler olay sırasında tutuklu olduklarını idda etmişlerdi. Fakat resmi belgeler incelendiğinde tutukluluk tarihleri arasında tahrifat yapıldığı görülmüştü. Gürdal Mumcu, Mehmet Ağar’a işte bunu sordu. O sırada mumcu’nun karlı sokaktaki evinde avukat Emin Değer de vardı. Değer olayı şöyle anlatıyor;</p>
<blockquote><p>“Gürdal Mumcu o günkü olayı gelimeleri anlattı. Arada ben de küçük sorular soruyordum, önemli şeyler değil. Bir noktaya geldi; İstanbul Emniyeti’nin kovuşturma evrakındaki bir tarifata değindi. Elindeydi o anda. Tahrifatı anlattı. ‘Ne diyorsun?’ dedi. ‘Olabilir bunlar’ dedi Ağar. ‘Çocukların yorgunluğuna gelir. Özel bir amaçla, herhangi bir kanıtı karartmak amacıyla yaptıklarını zannetmiyorum. Gürdal tekrar söz aldı, dedi ki; ‘Görüyorsunuz, olay bir yerle bitmiyor, her şey bir tuğla gibi, bir duvar halinde yükseliyor.’ Ağar ‘<strong>Altından bir tuğla çekerseniz yepsi yıkılır</strong>’ dedi. Gürdal, ‘Çekin o zaman’ deyince, Ağar, ‘Yapamam’ dedi. Gürdal ‘O halde çekilin başkası yapsın’ dedi. ‘Onu da yapamam’dedi. Gürdal Mumcu bu konuda benim tanıdığım, gerekirtiğinde gerçekten gözünü budaktan, dilini sözden sakınmayan çok yürekli biridir. ‘O halde siz altında kalırsınız’ dedi.”</p></blockquote>
<p>Bu konuşmanın üzerinden çok değil 3 yıl geçti. Bir tuğlanın  “kazara” çekilmesiyle o koca duvar çökecek ve çöken duvarın altında kalan ilk isim de Mehmet Ağar olacaktı. İçişleri Bakanı’ydı ve 8 Kasım 1996’da istifa etti.</p>
<p>Halen Suikastçiler ve arkalarındaki güçler halen bulunamadı ama aradan geçen zaman içinde ortalığa saçılan bu bilgileri yanyana getirdiğimizde Uğur Mumcu&#8217;yu öldüren oluşumun peşine düştüğü çete olduğu savı giderek güçleniyor.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/gladiogunlugu/~4/gNIE59Gk2b4" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gladiogunlugu.com/ugur-mumcu-neden-olduruldu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>26</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.gladiogunlugu.com/ugur-mumcu-neden-olduruldu.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Abdullah Çatlı Kimdir?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/gladiogunlugu/~3/tG3zhub9dLs/abdullah-catli-kimdir.html</link>
		<comments>http://www.gladiogunlugu.com/abdullah-catli-kimdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2009 11:34:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gladio Günlüğü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured Articles]]></category>
		<category><![CDATA[Kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[12 eylül]]></category>
		<category><![CDATA[abdi ipekçi suikasti]]></category>
		<category><![CDATA[abdullah çatlı]]></category>
		<category><![CDATA[asala]]></category>
		<category><![CDATA[bahçelievler katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[bedrettin cömert]]></category>
		<category><![CDATA[dgm]]></category>
		<category><![CDATA[gladio]]></category>
		<category><![CDATA[hüseyin kocadağ]]></category>
		<category><![CDATA[isviçre]]></category>
		<category><![CDATA[kaza]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet ağar]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet ali ağca]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet özbay]]></category>
		<category><![CDATA[milli istihbarat teşkilatı]]></category>
		<category><![CDATA[mit]]></category>
		<category><![CDATA[muhsin yazıcıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[ömer lütfi topal]]></category>
		<category><![CDATA[oral çelik]]></category>
		<category><![CDATA[sedat bucak]]></category>
		<category><![CDATA[susurluk]]></category>
		<category><![CDATA[susurluk kazası]]></category>
		<category><![CDATA[susurluk skandalı]]></category>
		<category><![CDATA[tetikçi]]></category>
		<category><![CDATA[ülkü ocakları]]></category>
		<category><![CDATA[ülkücü gençlik derneği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gladiogunlugu.com/?p=183</guid>
		<description><![CDATA[Abdullah Çatlı 1956 yılında doğdu. Geçimini nakliyecilik  ve esnaflıkla temin eden beş çocuklu bir ailenin en büyük çocuğuydu. Lise yıllarında başlayan ülkücülük sempatisi onu önce Ülkü Ocakları Derneği&#8217;ne, sonra da henüz 21 yaşındayken 1977&#8242;de Ülkü Ocakları Ankara İl Başkanlığı&#8217;na taşıdı.  25 Mayıs 1978&#8242;te de Ülkücü Gençlik Derneği Genel Başkan Yardımcılığı&#8217;na seçildi. Türkiye de ve yurtdışında (Latin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="Yazı: Abdullah Çatlı Kimdir?" src="http://www.gladiogunlugu.com/blog/wp-content/uploads/2009/09/ps_abdullah_catli.jpg" alt="Yazı: Abdullah Çatlı Kimdir?" /></p>
<p><strong>Abdullah Çatlı</strong> 1956 yılında doğdu. Geçimini nakliyecilik  ve esnaflıkla temin eden beş çocuklu bir ailenin en büyük çocuğuydu. Lise yıllarında başlayan ülkücülük sempatisi onu önce Ülkü Ocakları Derneği&#8217;ne, sonra da henüz 21 yaşındayken 1977&#8242;de Ülkü Ocakları Ankara İl Başkanlığı&#8217;na taşıdı.  25 Mayıs 1978&#8242;te de Ülkücü Gençlik Derneği Genel Başkan Yardımcılığı&#8217;na seçildi. Türkiye de ve yurtdışında (Latin Amerik, ABD) yoğun bir anti-terör ve kontrgerilla eğitimleri gördü.</p>
<p><span id="more-183"></span>11 Temmuz 1978&#8242;de Ankara&#8217;da Hacettepe Üniversitesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Bedrettin Cömert&#8217;in öldürülmesi olayının faili olarak Ankara 5.Sulh Ceza Mahkemesi&#8217;nce hakkında gıyabi tevkif kararı verildi. 23 Ağustos 1978&#8242;de Sakarya ilinde yakalandı ve gözaltına alındı.</p>
<p><img title="Abdullah Çatlı'nın Ehliyeti" src="http://www.gladiogunlugu.com/blog/wp-content/uploads/2009/09/catli_ehliyet.jpg" alt="Abdullah Çatlı'nın Ehliyeti" align="left" />Abdullah Çatlı&#8217;nın, 9 Ekim 1978&#8242;de de Ankara ili Bahçelievler semtindeki 7 TİP&#8217;linin öldürülmesi olayının planlayıcısı ve baş sorumlusu olduğu iddialarına ilişkin tutuklama kararı, olayın üzerinden 4 yıl, 4 ay geçmesinden sonra gerçekleştirilebildi. Abdi İpekçi Suikasti, 16 mart 1978 İstanbul Üniversitesi bombalı saldırısı gibi 12 Eylül&#8217;e giden süreci hazırlayan bir çok eylemde planlayıcı ve yönetici olarak adı karıştı.</p>
<p>Bu süreç ve karıştığı eylemler ile ilgili olarak; ünlü tetikçi Mehmet Ali Ağca, 1997 yılında, Kanal D&#8217;de yayınlanan bir programdaki röportajında şunları söyledi:</p>
<blockquote><p>Çatlı, Kostarika&#8217;da (bu kısmı karıştırmış olduğu, Çatlı&#8217;nın Puerto Rico&#8217;da eğitim aldığı Bülent Ecevit tarafından aynı programda düzeltilmişti) kısa ama yoğun bir anti-terör eğitim görmüştü. Mükemmel derecede karate ve İngilizce biliyordu. Sahte pasaport ve kimlik düzenlemede uzmandı. Ülkücü kanadın Türkiye&#8217;yi 12 Eylül&#8217;e sürükleyenlerindendi. Yabancılar tarafından eğitilip, ordunun katılmayacaği ya da bölüneceği bir iç savaş olasılığına karşı sağ örgütlerin başına konuldu. Sağ tarafı yönetecek şeflerden biriydi.</p></blockquote>
<h2>Yurtdışı Eylemleri</h2>
<p>Çatlı, 12 Eylül Darbesi&#8217;ni izleyen aylarda yurt dışına çıktı. Bulgaristan ve Viyana&#8217;da bir süre kaldı. 22 Şubat 1982&#8242;de, İsviçre&#8217;de Mehmet Özbay adına düzenlenmiş pasaport ile yakalandı, ancak serbest bırakıldı. 22 Ekim 1983&#8242;de Paris&#8217;te MİT ile ilişkiye geçtiği ve ASALA&#8217;ya karşı 5 eylemde kullanıldığı MİT resmi belgelerine yer aldı. 22 Ekim 1984&#8242;de Paris&#8217;te yakalandığında, üzerinde Hasan Kurtoğlu adına düzenlenmiş bir pasaport vardı. Fransa&#8217;da 7 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 16 Eylül 1985&#8242;de Papa Suikasti davasında tanık olarak konuştu. Oral Çelik&#8217;in suikast ile ilgisi olmadığını, Ağca&#8217;nın Bulgar ajanı olabileceğini iddia etti. Çatlı, kısa bir süre sonra Fransa tarafından 7 yıl ceza aldığı İsviçre&#8217;ye iade edildi. 21 Mart 1990&#8242;da Bostadel Cezaevi&#8217;nden kaçtı.</p>
<p>Yurtiçi ve yurtdışındaki bir çok eylemlerindeki suç ortağı ve yakın arkadaşı Oral Çelik, Susurluk Komisyonu&#8217;na verdiği ifadede bu eylemler ile ilgili şunları söyledi:</p>
<blockquote><p>Abdullah Çatlı büyük bir adamdı. Onunla birlikte Ermeni Asala örgütüne karşı, Avrupa&#8217;da tam 28 eylem gerçekleştirdik. Her eylem için devletten onar bin dolar aldık. Ama paramızın tamamını alamadık; son işimizin ücreti ödenmedi. Devletin bize on bin dolar borcu var.</p></blockquote>
<p>1993&#8242;de Türkiye&#8217;ye gelen ve taşıdığı Şahin Ekli adına düzenlenmiş pasaport ile gözaltına alınan Çatlı, aynı tarihte serbest bırakıldı. Çatlı&#8217;nın 26 Nisan 1996&#8242;da Ömer Lütfü Topal ile aynı uçakta Kıbrıs&#8217;a gittiği ve aynı otelde kaldıktan sonra 1 Mayıs 1996&#8242;da geri döndüğü de kayıtlardan ortaya çıktı.</p>
<h2>Susurluk Kazası</h2>
<p>DYP Şanlıurfa milletvekili Sedat Edip Bucak, İstanbul Kemalettin Eröge Polis Okulu Müdürü Hüseyin Kocadağ, Abdullah Çatlı ile 1970 doğumlu Gonca Us, 1 Kasım 1996 günü akşam saatlerinde Kuşadası Onura Otel&#8217;e geldiler. Bucak&#8217;a ait 06 AC 600 plakalı Mercedes marka siyah renkli otomobille Hüseyin Kocadağ yönetiminde İstanbul&#8217;a gitmek üzere yola çıkan grup, 3 Kasım 1996 günü saat 19.25 sularında Susurluk ilçesi Çatalceviz mevkiinde benzin istasyonundan yola çıkan Hasan Gökçe yönetimindeki 20 RC 721 plakalı kamyona çarparak trafik kazası yaptı. Bu kaza, habercilik literatürüne &#8220;Susurluk Skandalı&#8221; veya &#8220;Susurluk Kazası&#8221; olarak geçmiştir.</p>
<p><img title="Susurluk Kazası" src="http://www.gladiogunlugu.com/blog/wp-content/uploads/2009/09/susurluk_kaza.jpg" alt="Susurluk Kazası" align="left" />Kazada, Mercedes&#8217;i kullanan Hüseyin Kocadağ, üzerinde <em>Mehmet Özbay</em> sahte kimliği bulunan, kırmızı bültenle aranan  Abdullah Çatlı ve <em>Melahat Özbay</em> sahte kimlikli, sevgilisi Gonca Us öldü, Sedat Bucak yaralı olarak kurtuldu. Olay sonrası DGM, Sedat Bucak hakkında soruşturma açtı ve hakkında 2 yıl hapis cezası istendi.</p>
<p>Çatlı&#8217;nın üzerinde Mehmet Özbay adına düzenlenmiş kimlikler, yeşil pasaport ve silah bulundu. 5 Kasım 1996&#8242;da Nevşehir&#8217;de yapılan cenaze törenine, başta manevi oğlum dediği Veysel İnan ve Bursa&#8217;da Kumarhane sahibi Huseyin İnan, BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, Drej Ali olarak tanınan Ali Yasak, En güvendiği ve suc arkadaşı İskender İnce ve bir çok sabıkası bulunan Cemil Çay ve bazı Ülkücü gruplar ile yaklaşık olarak 4,500 kişilik bir topluluk katıldı.</p>
<p>Ölümünün ardından uzun zaman geçmesine rağmen geçmişte karıştığı bir çok olaya ve hayatına dair çeşitli bilgiler hala gün yüzüne çıkmaya devam ediyor.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/gladiogunlugu/~4/tG3zhub9dLs" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gladiogunlugu.com/abdullah-catli-kimdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>199</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.gladiogunlugu.com/abdullah-catli-kimdir.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Turgut Özal, Öldü mü Öldürüldü mü ?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/gladiogunlugu/~3/PWG9x_Pmwtg/turgut-ozal-oldumu-olduruldumu.html</link>
		<comments>http://www.gladiogunlugu.com/turgut-ozal-oldumu-olduruldumu.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Sep 2009 21:00:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gladio Günlüğü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[Suikastler]]></category>
		<category><![CDATA[1988]]></category>
		<category><![CDATA[adli tıp]]></category>
		<category><![CDATA[afyon]]></category>
		<category><![CDATA[anavatan]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[dazkırı]]></category>
		<category><![CDATA[iddia]]></category>
		<category><![CDATA[kartal demirağ]]></category>
		<category><![CDATA[kemal horzum]]></category>
		<category><![CDATA[kongre]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet çavuşoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[milli istihbarat teşkilatı]]></category>
		<category><![CDATA[mit]]></category>
		<category><![CDATA[olağan kongre]]></category>
		<category><![CDATA[özel harp dairesi]]></category>
		<category><![CDATA[polis]]></category>
		<category><![CDATA[Sabri Yirmibeşoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[semra özal]]></category>
		<category><![CDATA[suikast]]></category>
		<category><![CDATA[turgut özal]]></category>
		<category><![CDATA[zehirlenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gladiogunlugu.com/blog/?p=3</guid>
		<description><![CDATA[Öncelikle size eski bir öyküyü hatırlatacağız: 1988 Özal Suikastı. Olay 18 Haziran 1988 günü Anavatan Partisi&#8217;nin olağan genel kongresi yapıldığı sırada gerçekleşti. Özal konuşma yapmak için kürsüye çıktıktan kısa bir süre sonra saat 12:18&#8242;de Kartal Demirağ adlı bir saldırgan tarafından iki kez ateş edilmiş ve kurşun Özal&#8217;ın önünde bulunan mikrofonun ayağından sekip sağ el başparmağını yaralamıştı Suikastçı Kartal [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="Yazı: Turgut Özal Öldü mü, Öldürüldü mü?" src="http://www.gladiogunlugu.com/blog/wp-content/uploads/2009/09/ps_ozal_olduruldumu.jpg" alt="Yazı: Turgut Özal Öldü mü, Öldürüldü mü?" /></p>
<p>Öncelikle size eski bir öyküyü hatırlatacağız: <strong>1988 Özal Suikastı</strong>.</p>
<p>Olay 18 Haziran 1988 günü Anavatan Partisi&#8217;nin olağan genel kongresi yapıldığı sırada gerçekleşti. Özal konuşma yapmak için kürsüye çıktıktan kısa bir süre sonra saat 12:18&#8242;de Kartal Demirağ adlı bir saldırgan tarafından iki kez ateş edilmiş ve kurşun Özal&#8217;ın önünde bulunan mikrofonun ayağından sekip sağ el başparmağını yaralamıştı Suikastçı Kartal Demirağ Özal&#8217;a ateş ettikten sonra kaçmaya çalışmış ancak başbakanın korumalarından birinin açtığı ateşle yaralanması sonucu yakalanmıştı&#8230;</p>
<p><a href="http://www.gladiogunlugu.com/turgut-ozal-oldumu-olduruldumu.html"><em>Click here to view the embedded video.</em></a></p>
<p>Önce idama mahkum edilen Demirağ&#8217;ın cezası 27 Ocak 1989&#8242;da 20 yıl hapis cezasına çevrilmiş, ancak Demirağ 4 yıl hapis yattıktan sonra Turgut Özal tarafından 1992 yılında affedilmişti.</p>
<p><span id="more-3"></span>Nasıl Ecevit, kendisine karşı düzenlenen Çiğli suikastının ardında kontrgerillayı aramışsa, Özal&#8217;da kendi suikastçısının ardındaki &#8220;örgüt&#8221;ü aramıştı. Afyonlu işadamı Kemal Horzum&#8217;dan kuşkulanıyordu. Horzum, Emlakbank&#8217;ı dolandırmakla suçlanıyordu. Banka bünyesinde Horzum&#8217;u soruşturan komisyona, suikast işiyle de ilgilenmelerini söyledi. Komisyon üyeleri hem suikastçı Kartal Demirağ&#8217;ın hem Horzum&#8217;un memleketi olan Afyon&#8217;a gitti. Orada ne bulduklarını komisyon üyesi Uğur Tönük, daha sonra TBMM&#8217;de kurulan Horzum Araştırma Komisyonu&#8217;na şöyle anlattı:</p>
<blockquote><p>Afyon Dazkırı&#8217;da 1974-77 seneleri arasında Ege&#8217;de meydana gelen sol hareketleri önlemek için bir kontrgerilla teşkilatı kurulduğunu, Kartal Demirağ&#8217;ın da bu teşkilatın yetişmiş bir elemanı olduğunu tespit ettik.</p></blockquote>
<p><img title="Suikastten Sonra Turgut Özal" src="http://www.gladiogunlugu.com/blog/wp-content/uploads/2009/09/turgut_ozal_1.jpg" alt="Suikastten Sonra Turgut Özal" align="right" />Demirağ özel kamplarda emekli askerlerce eğitilmişti. &#8220;Her şeyi vatanımız için yaptık&#8221; diyor, MİT&#8217;le ilişkisi olduğunu söylüyordu. Komisyon soruşturmayı derinleştirince Özal&#8217;ı vuran silahın Demirağ&#8217;a Kongre salonunda polisler tarafından verildiği yönünde duyumlar aldı. Afyon&#8217;daki teşkilatın üzerine gitmeye karar verdiler. İşte tam o aşamada Tönük, Ortaköy&#8217;de bir villaya davet edildi. MİT görevlisi olduklarını sandığı üç görevli kendisine &#8220;Bu tahkikatı kesin&#8221; dedi. Bir generalin adını verdiler ve &#8220;Paşa kararınızı bekliyor&#8221; dediler. Tönük soruşturmadan çekildi.</p>
<p>Acaba kimler engellemişti suikast soruşturmasını? Yılma Durak ya da Kartal Demirağ da Özel Harp&#8217;in istihdam edip silahla eğittiği &#8220;vatansever gönüllüler&#8221; miydi? &#8221;Bazı olaylar yaratılır, düşman yaratmış gibi gösterilir&#8221; taktiğinin uygulayıcıları mıydı? &#8221;Düşman&#8221; kimdi? &#8221;Düşman&#8221;ı ve ona karşı kurulan resmi örgütü ABD bilirken neden Türkiye&#8217;nin Meclis&#8217;i ve başbakanı bilmiyordu?</p>
<p>Bu kısa hafıza tazelemesinden sonra daha uzun yıllar konuşulacak gibi görünen Turgut Özal’ın ölümü konusuna gelelim: KanalTürk’de İpek Medya Grup Başkanı Fatih Karaca’nın hazırlayıp sunduğu Gündem Siyaset programına katılan Fikri Sağlar, Türkiye’nin özellikle 1993 yılında önemli kırılma noktaları yaşadığını söylerken Özal&#8217;ın ölümü konusunda şunları söyledi:</p>
<blockquote><p>Turgut Özal öldükten sonra kanı alındı. Bu kan tahlil edilebilse nasıl öldüğü ortaya çıkabilecekti ama kan istendiği zaman (Hemşire elinden düşürerek kırdı) denildi.</p></blockquote>
<p><img title="Turgut Özal'ın Cenaze Töreni" src="http://www.gladiogunlugu.com/blog/wp-content/uploads/2009/09/ozal_cenaze.jpg" alt="Turgut Özal'ın Cenaze Töreni" align="left" />Özal ile ilgili zaten eşi Semra Hanım limonatasına katılan arsenikle zehirlendi iddiasını ortaya atmış ve saç örneğini elinde bulundurmaktaydı. Konu yine Semra Özal tarafından adliyeye taşınarak, savcılığa suç duyurusunda bulunuldu. Semra Özal&#8217;ın, Cumhurbaşkanı Özal&#8217;ın zehirlenme sonucu öldüğü iddialarını araştıran savcılık, takipsizlik kararı verdi. Cumhuriyet Başsavcıvekili Mehmet Çavuşoğlu, inceleme sonuçlarını şöyle açıkladı:</p>
<blockquote><p>Hastanın 17.04.1993 günü saat 11.15&#8242;de büyük acil servise getirildiği, hemen müdahale edilerek doktorlar tarafından acil rapor düzenlenip kalp damar cerrahisi yoğun bakım ünitesine nakline karar verildiği, iki defa defibrile (elektroşok) edildiği, saat 11.30&#8242;da kalp cerrahisi yoğun bakım ünitesine alındığı, aynı gün saat 14.30&#8242;a kadar tüm çabaların gösterildiği, ancak hastanın hayata dönüşünün sağlanamadığı ve öldüğü, olaya müdahale eden Prof. Dr. İlhan Paşaoğlu, Prof. Dr. Yüksel Bozer, Prof. Dr. Kemal Erdem, Prof. Dr. Ali Otove Doç. Dr. Kubilay Varlı tarafından düzenlenen ölüm raporunda, &#8216;Sayın Cumhurbaşkanımız Turgut Özal koroner arter hastalığı ve kardiak Arrest nedeniyle 14.30&#8242;da vefat etmiştir&#8217; şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür… Hacettepe Üniversitesi Klinik Patoloji Laboratuarı tarafından, Sayın Cumhurbaşkanı Özal&#8217;ın alınan kanı ile ilgili olarak dosya arasında rapor mevcut olduğu, kan değerlerinde zehirlenmeye ait bir bulgunun saptanmadığı, Sayın Semra Özal&#8217;ın olay tarihinde hastanede alınan kanın konulduğu tüpün kırıldığı yolundaki anlatımının yanlış anlaşılmadan kaynaklandığı veya tekrar Sayın Cumhurbaşkanından kan alımı yapılarak laboratuarda özenle incelendiği anlaşılmıştır. Böyle bir bulgu saptanmış olsaydı derhal müdahalenin bu yönde yapılması gerekirdi. Hastaneye yatırılışından ölümün gerçekleştiği ana kadar sadece kalple ilgili tedavi yöntemlerinin uygulandığı, zehirlenmeyle ilgili herhangi bir tedavi yapılmadığı anlaşılmıştır.</p></blockquote>
<p>Turgut Özal&#8217;ın zehirlenmesi ile ilgili halen resmi makamlarca onaylanmış net bir bilgi yok&#8230; Doğrulansa bile Cumhurbaşkanının zehirlendiğinin ifşa edilmesi de zaten devletin tüm kurumlarının itibarını zedeleyebilecek çapta büyük bir olay. Burada sorulması gereken asıl sorunun &#8220;Özal&#8217;ın ölümü kime ne fayda sağladı?&#8221; olduğunu düşünüyoruz. Sonraki süreçte gelişen olaylara ilerleyen günlerde derinlemesine göz atarak umarız bu sorunun cevabını da hep beraber şekillendiririz.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/gladiogunlugu/~4/PWG9x_Pmwtg" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gladiogunlugu.com/turgut-ozal-oldumu-olduruldumu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.gladiogunlugu.com/turgut-ozal-oldumu-olduruldumu.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Cem Ersever Neden Öldürüldü?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/gladiogunlugu/~3/vM2b2RUqlvg/cem-ersever-neden-olduruldu.html</link>
		<comments>http://www.gladiogunlugu.com/cem-ersever-neden-olduruldu.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Sep 2009 21:00:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gladio Günlüğü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[Suikastler]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet aydın]]></category>
		<category><![CDATA[apo]]></category>
		<category><![CDATA[aydınlık]]></category>
		<category><![CDATA[binbaşı]]></category>
		<category><![CDATA[çamlıdere]]></category>
		<category><![CDATA[cem ersever]]></category>
		<category><![CDATA[çete]]></category>
		<category><![CDATA[cinayet]]></category>
		<category><![CDATA[elmadağ]]></category>
		<category><![CDATA[eşref bitlis]]></category>
		<category><![CDATA[güneydoğu]]></category>
		<category><![CDATA[hizbullah]]></category>
		<category><![CDATA[hüseyin velioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[infaz]]></category>
		<category><![CDATA[istihbarat]]></category>
		<category><![CDATA[istihbarat grup komutanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[itirafçı]]></category>
		<category><![CDATA[itirafçılar]]></category>
		<category><![CDATA[jandarma]]></category>
		<category><![CDATA[jandarma istihbarat ve terörle mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[jitem]]></category>
		<category><![CDATA[mahmut yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[mhp]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[polatlı]]></category>
		<category><![CDATA[soner yalçın]]></category>
		<category><![CDATA[susurluk]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gladiogunlugu.com/blog/?p=17</guid>
		<description><![CDATA[Emekli Jandarma Binbaşı Ahmet Cem Ersever, 1950 yılında Erzurum&#8217;da doğdu. Ankara&#8217;da Basın Yayın Yüksek Okulu&#8217;nda bir yıl okuduktan sonra 1969 yılında girdiği Harb Okulu&#8217;ndan 1972 yılında mezun oldu. Resmi adı İstihbarat Grup Komutanlığı olan, halk arasında Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele (JİTEM) adıyla anılan biriminin kurucusu ve komutanı olan Ersever, Güneydoğu Anadolu’da PKK ile yapılan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="Yazı: Cem Ersever Neden Öldürüldü?" src="http://www.gladiogunlugu.com/blog/wp-content/uploads/2009/09/ps_cem_ersever.jpg" alt="Yazı: Cem Ersever Neden Öldürüldü?" /></p>
<p>Emekli Jandarma Binbaşı Ahmet Cem Ersever, 1950 yılında Erzurum&#8217;da doğdu. Ankara&#8217;da Basın Yayın Yüksek Okulu&#8217;nda bir yıl okuduktan sonra 1969 yılında girdiği Harb Okulu&#8217;ndan 1972 yılında mezun oldu. Resmi adı <em>İstihbarat Grup Komutanlığı</em> olan, halk arasında <em>Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele</em> <strong>(JİTEM)</strong> adıyla anılan biriminin kurucusu ve komutanı olan Ersever, Güneydoğu Anadolu’da PKK ile yapılan gerilla ve istihbarat çalışmalarının tümünde yer almış, silahlı çatışmalara bizzat katılmış, tüm faaliyetleri yönetmiş, PKK’ya yardım ve yataklık eden kişi ve guruplarla iritbat kurmuş, bunları tam yetkiyle ve Komutanlığa doğrudan bağlı olarak yürütmüştür.</p>
<p><span id="more-17"></span><img title="Cem Ersever Güneydoğu'da" src="http://www.gladiogunlugu.com/blog/wp-content/uploads/2009/09/cem_ersever_1.jpg" alt="Cem Ersever Güneydoğu'da" align="left" />11 Aralık 1979&#8242;da Jandarma Genel Komuranlığı tarafından İçel, Hatay, Gaziantep, Mardin, Urfa, Edirne, Kırklareli ve İzmir illerinde kaçakçılık olaylarını soruşturmakla görevlendirildi. 20 Şubat 1980&#8242;de Trabzon&#8217;daki kaçakçılık olaylarının takibi ile görevlendirildi. Henüz Yüzbaşı rütbesindeydi. 12 Eylül sonrasında Güneydoğu&#8217;da yaşanan terör olaylarına karşı mücadele etmek amacı ile istihbarat toplamak ve toplanan istihbarat ile operasyonlar düzenlemek amacıyla Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Teşkilatı (JİTEM) adı aldında faaliyet gösteren merkezi bir örgütlenmenin fikir babalığını yaptı ve doğrudan Jandarma Genel Komutanına bağlı olarak çalışacak olan JİTEM&#8217;in başına geçti.</p>
<p>Ersever ile Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu arasında ilişki olduğu ve Ersever’in Velioğlu’ndan çok iyi istihbarat aldığı, avukatı Emin Emir (MHP’nin eski lideri Alparslan Türkeş’in de avukatı) tarafından ifade edilmiştir. Özellikle 1989-1990 yıllarında bu ikilinin çok sık görüştüğünden bahseden bahseden Emir, Ersever’in o dönem ‘Düşmanımın düşmanı dostumdur’ ilkesiyle hareket ettiğini ve ayrıca Hizbullah’ın devlet tarafından kurulduğuna dair Ersever’den herhangi bir şey duymadığını da belirtmiştir.</p>
<p>Ersever, bir süre sonra Aydınlık gazetesinden Soner Yalçın&#8217;a yaptığı açıklamalar ile Yeşil kod adıyla tanınan Mahmut Yıldırım ve bazı faili meçhuller ile ilgili bilgiler verdi. Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis&#8217;in kuşkulu bir uçak kazasında ölümünün üzerinden bir ay kadar sonra 17 Mart 1993&#8242;de 30 arkadaşı ile birlikte görevinden istifa etti. İstifa mektubunda</p>
<blockquote><p>Güneydoğu&#8217;da yetkili organlar içerisinde oluşturulan bir çete, cereyan eden hadiselerin gerçek boyutlarının Türk Milleti tarafından görülmesini engellemektedir.</p></blockquote>
<p>diyor ve yaşanan gerçekleri ve PKK ile mücadelenin eksikliklerini kamuoyuna duyurmaya çalışacağını açıklıyordu.</p>
<p><img title="Cem Ersever" src="http://www.gladiogunlugu.com/blog/wp-content/uploads/2009/09/cem_ersever_2.jpg" alt="Cem Ersever" align="right" />Bu arada PKK ile psikolojik mücadele yöntemi olarak Ahmet Aydın takma adıyla, <em>Üçgendeki Tezgah</em> ve <em>APO-PKK-Kürtler</em> isimli kitapları yazmış, ancak geçim sıkıntısı içine düşmüştü. İşadamı Alparslan Ertuğ ile ilişki içindeydi ve eğer kendisine birşey olursa Güneydoğu&#8217;dan tanıdığı Hanefi Avcı&#8217;ya haber vermesini istemişti.</p>
<p>Ersever Aydınlık gazetesine anlattıkları ile ilgili olarak mahkemeye ifade vermek için 24 Ekim 1993&#8242;de Ankara&#8217;ya gitti ve bir daha kendisinden haber alınamadı. 1 Kasım&#8217;da Ankara, Çamlıdere&#8217;de sevgilisi Neval Boz&#8217;un, 2 Kasım&#8217;da Ankara, Polatlı&#8217;da itirafçı Murat Demir&#8217;in ve 4 Kasım 1993&#8242;de Ankara, Elmadağ&#8217;da Ahmet Cem Ersever&#8217;in cesetleri jandarma tarafından bulundu. Kimliği belirsiz kişiler tarafından öldürüldü.</p>
<p>Birbirlerini tanıyan bu üç kişiyi kimlerin öldürdüğü bir sır olarak kaldı ama Susurluk Kazası ile başlayan süreçte ortaya saçılan bilgiler bu cinayetin kimler tarafından işlendiğine dair önemli ipuçlarını göz önüne serdi. Önümüzdeki günlerde bu bilgileri tek tek ele alıyor olacağız.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/gladiogunlugu/~4/vM2b2RUqlvg" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gladiogunlugu.com/cem-ersever-neden-olduruldu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>45</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.gladiogunlugu.com/cem-ersever-neden-olduruldu.html</feedburner:origLink></item>
	</channel>
</rss>

