<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/" xmlns:blogger="http://schemas.google.com/blogger/2008" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" version="2.0"><channel><atom:id>tag:blogger.com,1999:blog-6700825482699808725</atom:id><lastBuildDate>Fri, 01 Nov 2024 11:06:03 +0000</lastBuildDate><category>goc</category><category>gocmenlik</category><category>istanbul</category><category>italya</category><category>italya&#39;da gocmenlik</category><category>roma</category><category>torino</category><category>murat cinar</category><title>o gocmenden haber var...</title><description></description><link>http://gocerken.blogspot.com/</link><managingEditor>noreply@blogger.com (murat_cinar)</managingEditor><generator>Blogger</generator><openSearch:totalResults>87</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6700825482699808725.post-1420126519583365207</guid><pubDate>Thu, 15 Sep 2016 13:43:00 +0000</pubDate><atom:updated>2016-09-15T15:43:33.124+02:00</atom:updated><title></title><description>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: &amp;quot;Helvetica Neue Light&amp;quot;, HelveticaNeue-Light, &amp;quot;Helvetica Neue&amp;quot;, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px; line-height: 19.6px;&quot;&gt;Baktim da bes sene gecmis ustunden, neler olmadi neler bu arada :)&lt;/span&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: &amp;quot;Helvetica Neue Light&amp;quot;, HelveticaNeue-Light, &amp;quot;Helvetica Neue&amp;quot;, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px; line-height: 19.6px;&quot; /&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: &amp;quot;Helvetica Neue Light&amp;quot;, HelveticaNeue-Light, &amp;quot;Helvetica Neue&amp;quot;, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px; line-height: 19.6px;&quot; /&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: &amp;quot;Helvetica Neue Light&amp;quot;, HelveticaNeue-Light, &amp;quot;Helvetica Neue&amp;quot;, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px; line-height: 19.6px;&quot;&gt;Italya&#39;da sosyo ekonomik cehre degisti, hukumetler dustu yenileri geldi, ben degistim, cicekler, bocekler, doga degisti ama Akdeniz hala insan mezarligi, hala Afrika&#39;dan Avrupa&#39;ya girisin en buyuk kapilarindan biri Italya ve hala sinirlar var, hatta duvarlar var artik... Zihinlerde ve topraklarda buyuyen duvarlar. Dunyanin kuzeyi ile guneyi arasindaki adalet ve gelir farki bu dogal kaynaklari sinirli, insan gucu yasli ve adet olarak kisitli ve topragi dar kitasinda cikis bulmaya calisan insanlarin hikayelerine taniklik ediyor hatta bas rollerde oynuyor.&lt;/span&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: &amp;quot;Helvetica Neue Light&amp;quot;, HelveticaNeue-Light, &amp;quot;Helvetica Neue&amp;quot;, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px; line-height: 19.6px;&quot; /&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: &amp;quot;Helvetica Neue Light&amp;quot;, HelveticaNeue-Light, &amp;quot;Helvetica Neue&amp;quot;, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px; line-height: 19.6px;&quot; /&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: &amp;quot;Helvetica Neue Light&amp;quot;, HelveticaNeue-Light, &amp;quot;Helvetica Neue&amp;quot;, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px; line-height: 19.6px;&quot;&gt;Zamanim oldukta tekrar ele alacagim yazilari, bu sefer biraz da sinemadan yardim alarak. Goc hakkini ve gocmenleri anlatan filmlerden bahsederek.&lt;/span&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: &amp;quot;Helvetica Neue Light&amp;quot;, HelveticaNeue-Light, &amp;quot;Helvetica Neue&amp;quot;, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px; line-height: 19.6px;&quot; /&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: &amp;quot;Helvetica Neue Light&amp;quot;, HelveticaNeue-Light, &amp;quot;Helvetica Neue&amp;quot;, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px; line-height: 19.6px;&quot; /&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: &amp;quot;Helvetica Neue Light&amp;quot;, HelveticaNeue-Light, &amp;quot;Helvetica Neue&amp;quot;, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px; line-height: 19.6px;&quot;&gt;O gocmenden yeni haberler var ;)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
</description><link>http://gocerken.blogspot.com/2016/09/baktim-da-bes-sene-gecmis-ustunden.html</link><author>noreply@blogger.com (murat_cinar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6700825482699808725.post-9037015188137745486</guid><pubDate>Tue, 05 Apr 2011 15:54:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-04-05T17:55:21.726+02:00</atom:updated><title>“Gelecekler Ülkemizi Basacaklar Kapılar Açılırsa”</title><description>“Yıllardır elini öpüp cebini doldurarak insanları durdurmasını sağlamaya çalıştığın ve şimdi bombaladığın bir ülkeden insanların teknelere binip kaçmasını ve sana gelmesini düşünmek o kadar mı zor?” Binlerce sığınmacı İtalyan hükümetinin demogoji sınırına dayandı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tunus Libya’dan yüz bine yakın göçmen kabul etti, Sudan ve Darfur arasında milyonlarca göçmen geçiş yaptı, Kenya-Somali-Etiyopya-Eritre arasında yıllardır göç eden milyonlarca insan fakir ve yapısı sağlıklı olmayan devlet ve hükümetlerin sırtında iken Avrupa, şimdi kendi elini soktuğu savaşın çocuklarını burnunun ucundaki insanları istemiyor ve barındıramıyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Dr. İlginç Aşk veya nasıl oldu da bombaları sevmeye başladım&lt;br /&gt;20 Mart 2011 sabahı İtalyan Cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano’nun “Savaşa girmedik” sözlerine gülüyoruz. Bir önceki akşam İtalya, Birleşmiş Milletler’e üye bazı ülkelerin ortaklaşa katıldığı Libya’ya yapılan saldırıya destek verdiğini açıklıyor. Anayasasına göre İtalya savaşı reddeden bir ülkedir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;‘Yavaş yavaş göçmenler teknelerle gelecek’ söylentileri yayılıyor ortalıkta, ‘akın edecekler’, ‘kıyılar göçmen dolacak’. Kimsenin görmeden inanmaya isteği yok gibi sanki; yazılar yazılıyor, açıklamalar yapılıyor, beklentiler bildiriliyor, görüşler iletiliyor ve sanki bu ülke deniz yolu ile gelen göçmen gerçeğine yabancıymış gibi, sanki 1997 yılında meclis kararı olmadan bu kıyılardan Arnavut göçmenler gemilerle geri gönderilmemiş ve ölü dolu bu gemiler Arnavutluk kıyılarına geri gitmemiş gibi, sanki bu ülke her yaz döneminde yazılı ve görsel basında ‘gemilerle geliyorlar’ tantanasına tanıklık etmemiş gibi. Hükümetin umurunda olmadan her zamanki gibi İtalyan halkı yeni bir savaşı daha televizyondan izliyor ve Risiko oyunu gibi hangi kenti kim ele geçiriyorum peşinde koşuyordu. Peki bu akın akın gelecek veya gelmesi mümkün göçmenler için ne yapılıyor pratik anlamda ve diplomatik alanda? &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu arada Berlusconi’nin mecliste oldukça yargılanamazlık kalkanına sahip olmasını ön gören yasa önerisi meclise geliyor, kendisine bağlı Mediaset medya grubu hakkında yolsuzluk davasının tarihi yaklaşıyor ve mahkemeye çıkmasını zorunlu kılacak ünlü Ruby, 18 yaşından küçük bir kız çocuğu ile olan ilişkisi, davasına da günler sayılıyor. Uzun zamandır beklenen bu gündem bir anda ortadan uzaklaşıyor ve hatta Japonya depremi ile doğan ‘nükleer santral yapmasak mı biz de?’ karmaşası ile büyüyen ve bu konu üzerine Haziran ayında yapılacak olan referanduma odaklanan yurttaşların odağı bir anda savaşa çevriliyor. Gündem son derece karışık ve İtalyan halkı çok yakında burun buruna kalacağı acil bir durumu görmezlikten geliyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İşte o anda onlar gelmeye başladılar. Önce Tunus’tan Libya ve Cezayir’e, sonra Mısır’dan Libya’ya şimdi de Libya’dan Mısır’a kaçan, koşan ve ilerleyen yüz binlerce kişi şimdi de arkalarında alevleri, ailelerini, evlerini, kentlerini, ülkelerini kısacası hayatlarını bırakarak kıyı ‘kontrolü’nü ve insan tacirlerini ‘denetlemeyi’ bırakan Kaddafi rejiminden kaçarak yollarını İtalya’ya sürüyorlardı. Tekneler Lampedusa adası, Malta adası, Sicilya adası açıklarında görünmeye başladığında sanki siperde bekleyen askerler gibi hükümet sözcüleri, bakanları ve milletvekilleri felaket sirenleri çalmaya başladılar. ’10 bin kişi gelecek’, ’50 bin kişi olacaklar’, ‘gemilerle geliyorlar’, ‘her kente bir çadır kent lazım olacak’, ‘eyaletler göçmenleri red ediyor’, ‘ada doldu taştı’ derken saatler ve günler hızlıca geçiyor ve Lampedusa Kimlik Belirleme ve Sınır Dışı Etme Merkezi’nin gülünç 500 kişilik kapasitesi çoktan doluyor. Ya şimdi ne yapılacak? Veya peki neden bu ana kadar beklendi?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Hükümet koalisyonu partilerinden ayrılıkçı ve ırkçı parti Kuzey Ligi (Lega Nord) başkanı Umberto Bossi bu sorunun nasıl çözüleceğini soran bir gazeteciye yerel Lombardo dilinde “defolup gitsinler” diyor. Konuya bilerek hazırlıksız yakalanan İtalyan hükümetinde bir de sorumsuzluk havası bürünüyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Deniz sınırı olan bir ülkeyi bombalayan ve içinde çıkan iç savaştan haberdar olan ve yıllardır elini öpüp cebini doldurarak insanları durdurmasını sağlamaya çalıştığın bir ülkeden o insanların teknelere binip kaçmasını ve sana gelmesini düşünmek o kadar mı zor? Aynı soruyu Napoli’de bir günde mi bu kadar çok çöp sokaklara doldu veya Aquila’da depremde yıkılan evlerin sağlam olmadıkları yıkıldıklarında mı anlaşıldı şeklinde de sormuştuk.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ancak kısa sürede spekülasyonlar ve felaket zilleri çalarken ‘süper cüce*’nin sırrı ortaya çıktı. Nasıl olur da bu felaketten de kendime pay alırım? Malum Mayıs ortası yerel seçimler ve Haziran ayında da üç maddeli referandum. Nitekim Lampedusa adasına toplamda altı bin göçmen vardı ve Berlusconi işte o zaman aldı pılını pırtısını adaya gitti. Belediye meclisi önünde halka seslendi, önceden susması ve pankartları indirmesi Belediye Başkanı’nca istenen halka (http://www.youtube.com/watch?v=Kf6kKgAr5rQ). “Yarından tezi yok bu ada gene Lampedusalılar’ın olacak. Artık ben de bir Lampedusalıyım dün interneti kullanarak buradan bir ev aldım tam da şurada işte yıllardır yapılmayan ama yapılacağına şimdi söz verdiğim limanın orda. Ben ev aldıysam yapılır kesin inanın”.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Peki ne oldu bu göçmenlere? Lampedusa halkı evlerine girdiklerini, sokakları pislettiklerini, yağma yaptıklarını söylüyor diyor gazeteler, göçmenler ise limanda tutulduklarını Kızıl Haç tarafından verilmeyen çadırlar sayesinde çöpten çıkardıkları maddelerle kendilerine çadır yaptıklarını, aç ve susuz olduklarını, bakkallara alınmadıklarını, halk tarafından etraftan toplanıp limana geri götürüldüklerini söylüyorlar. Lampedusa onun gerçek halkına geri dönecek ve bu herifler geri gidecek. Aynen böyle, nitekim İç İşleri Bakanı Roberto Maroni ve Başbakan Silvio Berlusconi bu sırada sürekli olarak toplu halde sınır dışı etmekten bahsediyor. İşte Berlusconi çözüm önerisini iki gemi getirerek adaya gösterdi. Altı bin göçmenden adada sadece iki bin kalırken diğerleri etraf eyaletlere dağıtıldı. Sivil Savunma’nın çadır kentlerinde son derece sağlıksız ve güvenliksiz koşullarda tutuluyorlar. Ortaya çıkan amatör kayıtlardan birinden Puglia eyaletinin Taranto kentindeki çadır kentte güvenlik güçleri ile anlaşmalı olan bazı yurttaşların çadır kentten çıkıp etrafta dolaşan göçmenleri toplayıp, kapalı kasa kamyonlara bindirip çadır kentlere geri götürdüğü bazılarının da yaka paça “düş önüme” yaptığı gözüküyor (http://www.youtube.com/watch?v=RMxzN-WB_0E). Devletin olmadığı yerde kendin pişir kendin ye tarzı adalet ve güvenlik kol gezerken yerli yabancı ayrımı ve düşmanlığı gene göz önüne çıkıyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Peki şimdi ne olacak? Dün (4 Nisan) Berlusconi ve İçişleri Bakanı Maroni Tunus’a gittiler ve bu göç dalgasını engellemek için mevcut Tunus hükümetine gerekli yardımı yapmayı önerdiler. Yüz elli milyon Avro! Malum, ülke “gelecekler ülkemizi basacaklar kapılar açılırsa” paranoyasında çünkü bu paranoyayı “sol iktidara gelirse öyle olur” siyaseti ile Berlusconi hükümeti yarattı ve malum cebine para sıkıştırıp gerisini düşünmeme siyaseti az da olsa tuttu bu zamana kadar. Şimdi kimin umurunda insanların serbest dolaşım hakkı, siyasi iltica hakkı, savaşın kaçınılmaz sonucu olan sığınmacılar, ölen ve geleceği yok olan hayatlar? İşte bu demagoji dolu ve iki yüzlü siyaset bugün Dışişleri Bakanlığı nezdinde baş kaldıran direnişçilerin Libya’da kurduğu meclisi bu ülke ile alakalı tek kaale alınacak varlık olarak tanımaya karar verdi. Bakan Frattini’nin sözleri şöyleydi: “Bize insan haklarına, demokrasiye, laikliğe bağlı ve kökten dinciliğe karşı bir yapı oldukları sözü verildi. Bu durumda tek muhatap bu meclistir. Tabii ki direniş güçlerine silah yardımı yapma olasılığımız da söz konusu”.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Dün Lampedusa adasına varan ve yaklaşık 20 senedir İtalya’da yaşayan eğitmen Karim Metref adada yerli halkın göçmenlerle beraberce yaşadığını ve sorunsuz bir tedirgin bekleyiş olduğunu söylüyor. Yerde, banklarda ve üstlerinde örtüsüz yatan genç Tunuslu göçmenler veya hepsi Tunuslu olduğunu söylüyor. Birçoğu yemek yiyemediklerini, yıkanamadıklarını ve suyun az olduğunu belirtiyor. Metref ayrıca adaya denizin açık noktalarında takalardan toplanan göçmenleri getiren gemilerin varlığından da bahsediyor. Ne Kızıl Haç, ne Sivil Savunma düzenli ve devlet eli ile yapılmış bir organizasyon gözükmüyor (http://karim-metref.over-blog.org/article-da-lampedusa-cronaca-da-una-crisi-che-non-dovrebbe-esserci-70917076.html).&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bankaların, büyük sanayinin, geleceğin temsili ve zenginlikler timsali herkesin varmak ve girmek istediği Avrupa sayısı daha on bine bile varmamış göçmenlere çözüm bulamıyor ve onları bu halde yaşatıyor (Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy İtalya’yı aşmaları durumunda birçok göçmenin Fransa’ya varacağını belirtiyor). Tunus son olan olaylar sonrasında Libya’dan yüz bine yakın göçmen kabul etti, Sudan ve Darfur arasında milyonlarca göçmen geçiş yaptı, Kenya-Somali-Etiyopya-Eritre arasında yıllardır göç eden milyonlarca insan fakir ve yapısı sağlıklı olmayan devlet ve hükümetlerin sırtında iken şimdi kendi elini soktuğu savaşın çocuklarını burnunun ucundaki insanları istemeyen ve barındıramayan Avrupa.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Nedense bir anda aklıma Kubrick’in filminin başlığı geldi: “Dr. İlginç Aşk veya nasıl oldu da bombaları sevmeye başladım”. Sorumsuzluğa, farksızlaşmaya ve kayıtsız kalmaya alışılmışlık ve sadomazoşist bir liderlik saplantısı arasında olmak İtalya ve Avrupa’yı bir kez daha barış içinde beraberce yaşama şansından uzaklaştırdı.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;*İtalyan komedyen Beppe Grillo’nun Berlusconi’ye taktığı isim.</description><link>http://gocerken.blogspot.com/2011/04/gelecekler-ulkemizi-basacaklar-kaplar.html</link><author>noreply@blogger.com (murat_cinar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6700825482699808725.post-313278445757555639</guid><pubDate>Mon, 29 Nov 2010 17:07:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-11-29T18:08:29.170+01:00</atom:updated><title>Özelleştirmeye Karşı Öğrenciler İtalya Üniversitelerini İşgal Ediyor</title><description>Hükümetin “reform kazığına” karşı İtalya’da öğrenciler üniversiteleri işgal ediyor. Profesör Umberto’ya göre, ‘reform’ ile sadece parası olan okuyabilecek. Üçüncü oylama yarın.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Berlusconi’nin ayağı kaymak üzereyken hükümet yeni üniversite ‘reform’unu oylamakta zorluk çekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftalardır uluslararası basın birimlerinde ancak yıllardır İtalya’nın hergününde merkez sağ hükümetinin başkanı Silvio Berlusconi bulunuyor. Seks skandalları bir yana mafya ile olan bağlantısı, mafya ile bağlantılı kişilerle olan bağlantısı ve kendisine has çıkarttığı yasalarla son 10 senedir İtalya’yı yerlebir eden bu şahıs bir çok siyasi gerçeğe göre son günlerini yaşasa da gider ayak deli dolu bir ‘reform’ kazığı atmak üzere.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Eğitim Bakanı Mariastella Gelmini’nin sunumunu yaptığı ‘reform’ üzerine protestolar aslında son günlerde tepeye vurmuş olsa da İtalya iki senedir akademik eğitim kurumlarının kaybettiği kana dikkat çeken eylem ve çalışmalara tanıklık ediyor. Avrupa Birliği’nin Kasım 2010’da yayınladığı akademik eğitim standartlarını baz alan listesinde ve İngiliz araştırma şirketi Qs’in yayınladığı dünya listesinde İtalyan üniversiteleri pek de iç açıcı durumda değil. Avrupa’nın en eskisi olan (1088) Bologna Üniversitesi ilk listede 13’üncü ikincisinde ise 107’nci durumda. Bunun haricinde Avrupa Birliği Eğitim Komisyonu’nun geçen sene yayınladığı raporda ise İtalya kurucu ülkeler arasında araştırmaya en az yatırım yapan ülke konumunda ve öğrenci başına düşen eğitim görevlisi açısından ise Portekiz ile son sırada.&lt;br /&gt;2008 yılında acil seçimlerle hükümetin başına tekrar dönen Berlusconi ilk yapacağı işlerin arasında Üniversite ‘reform’unu göstermişti. Reformun içeriğine girmeden önce bunun üzerinde yapılan çalışmaların Ekonomi Bakanı Giulio Tremonti ve Ekonomik Gelişim Bakanı Caludio Scajola ile beraber yürütüldüğünün altını çizmekte yarar var.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Uzun bir maratonun sonunda Bakan Gelmini’nin desteği ile ‘reform’ meclise onaylanması için geçen hafta getirildi. Son zamanlarda artan skandalları ve eski faşist parti mirasçısı Gianfranco Fini’nin desteğini çekmekle tehdit edip kendisine yeni bir parti kurduğu Berlusconi hükümdarlığı bu zor anda böyle büyük bir öneri ile aslında köşeye sıkışmış oldu. Hükümetin düşme olasılığa bir de sokaklardaki ses eklenince üniversite ‘reform’u İtalya’nın gündemine oturdu.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Üçüncü oylama Salı günü&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Geçen haftaki iki oylama sırasında Bakan Gelmini istediğini alamadı ve yeterli çoğunluğa ulaşamadı. Üçüncü oylama yarın (Salı, 30 Kasım) eğer ki bu da yeterli olmazsa Bakan sunumu geri çekeceğini belirtti. Ancak ilk iki turda desteğini vermeyen Fini ve arkadaşları Cuma günü yapılan açıklamada olumu sinyaller verdi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;15’i aşkın üniversite işgal altında&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Peki tepkiler neden ve ne durumda. Binalar, sembolik yapılar ve sokaklar işgal ediliyor öğrenciler derslere gitmiyor, öğretim görevlileri grevde ve hatta Meclis binasını işgal bile denendi. Pisa kulesi (Pisa), Kolezyum (Roma) ve Mole Kulesi (Torino) başta olmak üzere 15’ten fazla ve güneyden kuzeye bir çok üniversite işgal altında ve öğrenciler öğretim görevlileri ile çatılarda. Milano, Napoli, Torino, Palermo, Genova, Trieste, Padova, Bologna, Siena, Floransa vs. Binaların üstünde sembolik işgal sürerken gerek ağ üzerinden gerekse de binaların içindeki toplantılarla bir sonraki eylemler planlanıyor. Torino’da Porta Susa tren istasyonu raylarıyla işgal edilirken Roma’da bir çok meydan ve ana cadde trafiğe kapatıldı.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;“Benim çalışma şartlarım ve ekonomik yapım hiçbir sekteye uğramayacak ancak öğrencilerim için akademik gelecek yok olacak”&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu işgallerden biri olan Torino’daki Palazzo Nuovo (yeni bina) adlı Beşeri Bilimler Fakültesi’nin çatısına çıktım. Binanın giriş katında yüzlerce öğrenci 24 saat boyunca hayatın normal olarak akmasını engelliyorlar. El ilanları, konferanslar, konserler, beraber yenen yemek ve herkes gece beraber uyuyor. Bir sonraki gün hangi eylemin nasıl yapılacağına beraber toplantılarla karar veriyorlar. Eylemlere eğitim görevlileri ve akademik görevli olmayan çalışanlar da destek veriyor. 7 katlı binanın çatısına asansör kullanmadan çıkıyorum. Çatıda İktisadi Bilimler, Yabancı Diller, Veterinerlik ve Orman Fakültesi’nde araştırma görevlisi olarak çalışan ve Profesör olarak hizmet veren yaklaşık 10 eğitim emekçisi var. Onların yanında ise onlarca öğrenci. Hava 0’ın altına inmek üzere ve Torino’yu tepeden görüyoruz. Yanımızda dünyanın üçüncü en büyük sinema tarihi müzesine sahip Mole adlı kule bulunuyor. Palazzo Nuovo çatısından yapılan gösterim ile içerde olanlar bitenler Mole’nin yan yüzüne yansıtılıyor ve bütün Torino eylemi canlı olarak görebiliyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Edoardo Veterinerlik Fakültesinde profesör olarak çalışıyor. Onu çatıya çıkarak sebep öğrencilerinin geleceği. ‘Benim çalışma şartlarım ve ekonomik yapım hiçbir sekteye uğramayacak ancak öğrencilerim için akademik gelecek yok olacak. Uzun yıllar boyu sınırlı sözleşmelerle 30-35 yaşlarına kadar gelecekler ve bu ‘reform’ sayesinde sadece o zaman sınav (son derece sınırlı kontenjan) ile sınırsız sözleşmeye sahip olabilecekler. Eğer sınavı geçemezlerse akademik kariyere devam etme şansları yok olacak ve kendilerine üniversite dışında bir iş arayacaklar.’&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Achille yaklaşık 2 hafta önce profesör oldu ve o da Veterinerlik Fakültesinde. ‘Bir çok arkadaşım bu ‘reform’ kabul edilirse geleceklerini üniversite dışında aramak zorunda kalacak. Bu da bilimsel araştırmayı üniversiteye bırakan ve küçük ve araştırmaya yatırım yapmayan şirketlerle dolu bir ülkede işsiz kalmak veya başka bir sektöre yönelmek anlamına geliyor.’ Edoardo araştırma görevlisi iken 29 Nisan 2010 yılında Milano’da yüzlerce kişi buluşup bir ağ kurduklarını söylüyor. 29 Nisan ağı son 2 senedir İtalyan üniversitelerinin nasıl bir reforma ihtiyacı olduğunu araştırıp meclise sunuyor ancak cevap alamıyor. Sonunda hükümetin ‘reform’u meclise varınca eylemlere başlıyorlar. ‘Gelecek sadece sınırlı sözleşmelerle veya araştırma çekleriyle dolu olacak bu reform sayesinde üniversitede çalışmak isteyen ve bilime yatırım yapan kişi azalacak’.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ekonomi Bakanı: “Eğitim ve kültürle karın doymaz”&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İktisadi Bilimler Fakültesi profesörlerinde Umberto ise hükümetin bu ‘reform’ ile eğitime ve bilime karşı aldığı pozisyonun net olduğunu söylüyor. ‘Üniversite kentlere para kazandıran bir yapı. Öğrenciler kullandığı barlardan kiralanan yapılara veya park ücretlerine kadar bir çok şekilde ekonomiyi canlandırıyor. Masrafı az ve kirliliği neredeyse yok olan bir yapı. Ancak hükümet sadece para ucuza para üreten yapıtlar istiyor ki bu nedenle Ekonomi Bakanı Tremonti ‘eğitim ve kültürle karın doymaz’ dedi’. Onun haricinde hükümet millet vekillerinden Antonio Martino bir kaç hafta önce ‘zeki isen iş adamı salak isen profesör olursun’ diyerek aynı çizgide kaldı. Hükümet üniversitelere masrafları yüksek ve içerde oluşmuş yapı sayesinde hak edenlerin yükselemediği bir kurum olarak bakılıyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;“Reform, şirketleştirme ve özelleştirmenin ilk adımı”&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Nitekim Berlusconi sık sık İtalyan üniversitelerini devlete yük olan komünist birimler olarak tanımladı. ‘Yüksek akademik rütbeli eğitim görevlilerinin gençleri engellediği söyleniyor bu ‘reform’ ile bu profesörlere sınavlarda heyet görevinden tutun ekonomik kararlara kadar bir çok hak veriliyor yani denilenin tam tersi’ şeklinde konuşan Umberto yeni Rektör meclisine de dikkat çekiyor. ‘Bu ‘reform’ sayesinde rektörün danışma meclisi olacak ve bunun üçte ikisi zorunlu olarak iş dünyasından oluşacak. Bu da şirketleştirme ve özelleştirmenin ilk adımıdır’.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Çatıda Yabancı Diller Fakültesi’nden Angelo da var. ‘İtalya’da özel üniversiteler için sınırlama var ki bu da sosyal devletin sorumluluklarından biri. Bir çok dersten kalmış veya takıntısı olan öğrenci dışarıdan özel kurslar takviyesi ile bu sınavlara hazırlanıyor. Bu ‘reform’ bu kurslara diploma verme hakkını çıkartıyor ki bu da eğitimi özelleştirmeden başka bir şey değil.’ Nitekim Bakan Gelmini’nin tasarıyı iki ekonomi bakanı ile beraber yapması rastlantı değil. Yaklaşık bir ay önce Berlusconi mecliste tasarıyı desteklerken ‘İtalyan yapımı ayakkabıları bize para kazandırıyor komünist profesörler değil’ diyerek zemin hazırlamaya başlamıştı zaten. Angelo ‘reform’ sayesinde yıllık bilimsel eğitime maaş ve materyal olarak yatırımın da azaltılacağını söylüyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;“Reform ile sadece parası olan okuyabilecek”&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Umberto bu ‘reform’ sayesinde parası olanın okuyabileceğini ve üniversitelerin tamamen endüstri kontrolü altına giren şirketlere dönüşeceğini söylüyor. Benedetto uzun zamandır İtalyan üniversitelerinin akademik kurum olmaktan çok iş dünyasına emekçi yarattığını belirtiyor ve bunun değişmesi gerektiğini söylüyor. Achille ‘Yasa onaylanmasa bile İtalya’ya kesinlikle bir reform lazım. Dersliklerden tutun maaşlara, araştırma malzemelerinden konferanslara gidecek fonlara kadar bir çok şey azalıyor ve kötüye gidiyor’ diyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Hükümet profesörlere bir çok iş yaptıkları için zengin olduklarını söylerken Umberto yeterli maaşa varmak ve ailesine bakabilmek için yurt dışında danışmanlık yaptığını ve üniversitenin yeterli ekonomik rahatlığı vermediğini söylüyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İçişleri Bakanı: “Neredeyse birisini öldürecektik”&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Protestolar sürerken yandaş basın ve hükümet eylemleri anarşist, solcu, partilerle bağlantılı, şiddet dolu ve gereksiz olarak tanımlıyor. Napoli, Milano, Bologna ve Trieste’de öğrenciler yükselttikleri seslere karşı cop yerken İçişleri Bakanı ‘Elimizde olmadan neredeyse birisini öldürecektik’ demekle yetindi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İtalya Salı’ya yeni eylemlerle girmeyi planlıyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Video ve Fotoğraflar için:&lt;br /&gt;http://www.youreporter.it/search.php?q=studenti&amp;send.x=0&amp;send.y=0&lt;br /&gt;http://temi.repubblica.it/repubblicaspeciale-la-rivolta-delle-universita/?ref=HREC2-2&lt;br /&gt;http://video.unita.it/media/Politica/Scuola_studenti_in_piazza_a_Roma_1750.html&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Çatılardan yayın:&lt;br /&gt;http://www.rete29aprile.it/info/in-diretta-dal-tetto.html&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İşgallerin olduğu üniversiteler:&lt;br /&gt;http://maps.google.it/maps/ms?ie=UTF8&amp;hl=it&amp;msa=0&amp;msid=112428224521612612900.0004868db39e8eb280b39&amp;source=embed&amp;ll=42.293564,12.041016&amp;spn=46.874693,112.675781&amp;t=h&amp;z=4</description><link>http://gocerken.blogspot.com/2010/11/ozellestirmeye-kars-ogrenciler-italya.html</link><author>noreply@blogger.com (murat_cinar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6700825482699808725.post-3001139623734895076</guid><pubDate>Fri, 19 Nov 2010 22:31:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-11-19T23:43:05.018+01:00</atom:updated><title>Eşcinseller Kendi Kendilerini Temsil Edebilirler</title><description>Arkamızda uzun bir çalışma sonrası doğan güzel bir Pride bıraktık. Torino bir ilki gerçekleştirerek bu sene “Haklarımız bizim onurumuz” başlıklı bir Pride&#39;a tanıklık etti. Kadın kollektifleri, devlet kurumlarının laikliğini savunan gruplar, göçmen kollektifleri ve lgbttq dernekleri birleşip bu güzel günü yarattı. İşte bu lgbttq hakları savunucuları ve Pride hazırlık komitesi üyelerinden Maurice derneği üzerine Maurizio Nicolazzo ile söyleştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maurizio 2004 yılında kendisinin dediği gibi “diğer gayleri de tanıma ihtiyacı” sebebiyle Torino&#39;daki lgbbtq aktivitelerine katılmaya başlıyor. O film gösterimi benim bu kitap tanıtımı senin derken bir gün Maurice&#39;e üye oluyor ve şu anda ise derneğin genel sekreterliğini yürütüyor. Eski başkan Meksika&#39;da öğretmenliğe devam ede dursun yeni başkanın seçimi sırasında Maurice&#39;in eli kolu herşeyi Maurizio.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1985 yılında Torino&#39;da İtalya&#39;nın ilk gay derneklerinden biri doğdu. 1970 ve 80&#39;lerde İtalya&#39;nın bir çok yerinde günlük hayatı ve ülkenin geleceğini değiştirmek ve geliştirmek amacıyla doğan devrimci hareketlerin arasında eşcinsel haklarını savunan bireyler ve gruplar da vardı. İlk başlarda devrimci sosyalist eşcinsel mücadelesi olarak adlandırılan bu hareket 80&#39;lerin ilk yarısında dernekleşme yoluna doğru ilerledi. Bu eğilimi izleyen gruplar arasında COSR(Devrimci Sosyalist Eşcinsel Kollektifi - DSEK) da vardı. COSR öncülüğünde bir çok hareket ve bireyi 1985 yılında Maurice(henüz bu ada sahip değildi) ortak çatı altına aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Torino kenti o yıllarda aslında bir çok eşcinsel hakları savunucusu birey ve grubun doğduğu ve geliştiği bir kent oldu. Bunların arasında kurucularından olan ve bu sene hayata gözlerini yuman Enzo Francone&#39;nin de bulunduğu FUORI hareketi de bulunuyordu. COSR meclis dışı ve açık bir deyişle devrimci sosyalist mücadeleyi yol edinirken FUORI ise o senelerde doğan ve her türlü özgürlük(kürtaj, boşanma, cannabis vs.) yanlısı mücadelesi ile tanınan Radikal Parti&#39;nin omurgasında olan bir hareketti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1980&#39;lerin ilk yarısında dernekleşen eşcinsel hakları mücadelesi ulusal bazda önceden doğan ve Kilise&#39;nin iş ve okul sonrası eğlence ve spor merkezlerine alternatif olan ARCI derneğine üye oluyor ve zamanla ArciGay&#39;in doğmasını sağlıyordu. ARCI&#39;nin PCI(İtalyan Komunist Partisi - IKP) ve onun yayın organları ile CGIL&#39;e(İtalyan İşci Genel Konfederasyonu - İİGK) yakınlığı da bu dernekleşme sürecinde yapılan tercihin sebeplerindedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1987 yılına kadar kenine ait bir adı olmayan ve bir ArciGay derneği olarak yaşayan bu dernek 1970&#39;de yayınlanan Edgar Morgan Foster&#39;ın romanından derlenen ve 1987 yılında vizyona giren ve James Ivory&#39;nin yönetmenliğini yaptığı Maurice filminden adını alıyor. Torino&#39;nun bu tarihi derneğinin kendine has bir isim edinme arzusuna yetişen film Maurizio&#39;nun dediği gibi; “eşcinsellik üzerine yapılan ve o ana kadar yapılmış &#39;zavallılar&#39; tarzı filmlerin dışına çıkabilen bir çalışmaydı”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1996 yılına kadar yerel ve ulusal bazda gerek kurumsal gerekse de bunu dışında siyaset üreten ve uygulayan Maurice ulusal bazdaki sorunlarından dolayı ArciGay&#39;den ayrılmaya karar veriyor ve bağımsız bir dernek olarak hayatına devam ediyor. Halen Maurice&#39;in genel sekreterliğini yürüten Maurizio sebepleri şöyle açıklıyor: “Öncelikle Maurice artık sadece bir gay derneği değildi.. Üyelerimiz arasında lezbiyenler de vardı ve Torino&#39;daki tek ve İtalya&#39;daki bu çeşit birkaç dernekten biriydik. O sıralar ArciLesbica da kuruldu ve Arci bizim gibi karışık derneklerden lezbiyen ve gaylere farklı dernek üyeliği kartı uygulamamızı istedi biz de bunu red ettik. Öte yandan Arci ulusal bazda farklı sendika ve siyasi partilerle olan ilişkisini eşcinselleri temsil eden bir yapı şekline dönüştürdü. Biz dernekleşmeden de önce siyasi hareket olarak kurumlarla ilişkide olmanın temel şart olduğunu savunmadık ve eşcinsellerin kendi kendilerini temsil edebileceği bir yaşamı savunduk başka bir sendika veya partinin bunu yapması veya yapmaya kalkışması bizi rahatsız etti. Son olarak da ulusal seviyedeki bir yönetime hesap vermek ve onunla ilişkide olarak ilerlemek bizden zaman ve enerji çalıyordu bu sebeple yerelde kalmayı ve ArciGay&#39;den ayrılmayı kararlaştırdık.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ayrılık tercihi Maurice ardından bir çok derneğe sıçradı ve 90&#39;ların sonunda Torino başta olmak üzere İtalya&#39;nın bir çok yerinde gay ve lezbiyen karışık dernekleri bağımsız ve yerel harekette yoğunlaşmaya karar verdi. Şunu belirtmekte yarar var ki ArciGay&#39;den ayrılmak Arci&#39;den ayrılmak anlamına gelmiyor böylelikle bugün Maurice halen bir Arci derneği ancak ArciGay gibi bir alt başlığa bağlı değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maurizio bu tercih ardından 90&#39;ların sonuna doğru derneğe transların da üye olamaya başladığını belirtiyor. Bu sıralarda ulusal bazda doğan MIT(İtalyan Transeksüel Hareketi – ITH) Torino&#39;da yapılanma sırasında Maurice ile beraber çalışıyor ve derneğin yapısını kullanıyordu. MIT&#39;in yaptığı toplantılar, kurslar, eylemler ve sunduğu destek hizmetleri Maurice&#39;e üye transların dernek içinde aynı sorumlulukları üstlenen bir grubun doğmasını sağlıyor: Gruppo Luna(Ay grubu). Bu sebeple de Maurice Torino&#39;daki tek ve İtalya&#39;daki transların üye olduğu karışık derneklerden biri haline geliyor. Bu süreç içinde yani 90&#39;ların sonu ve sonrasında yavaş yavaş trans hakları mücadelesi yerel ve ulusal bazda yapılanmaya ve büyümeye başlıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maurice 90&#39;ların sonunda ve 2000&#39;lerin başında başka bir tarihi değişimin de içinde yer alıyor. İtalya&#39;nın Avrupa Birliği&#39;ne girmesi ve burda tartışılması yersiz olan bir çok sebepten dolayı zorunlu askerlik hizmeti kaldırılıyor ve ona alternatif olarak zorunlu kamu hizmeti doğuyordu. Askerlik yaşına gelmiş ve 1982 öncesi doğumlu erkekler askerlik veya kamu hizmeti arasında tercih yapmak durumunda kalıyordu. Maurice de bu süreçte derneğin içinde çalıştırmak üzere askerliği red eden eşcinsellere iş imkanı sunuyordu. Maurizio o senelerde derneğin son derece hareketli ve üretken olduğunu söylüyor; “Bilhassa HIV/AIDS&#39;in yayılması ve bu konuda suçluların gayler olarak gösterilmesi Maurice için harekete geçme gereğini doğurdu. Konu üzerine uzun süren çalışmalar yapıldı, eylemler gerçekleştirildi ve dernek olarak dışarıya bilgi hizmeti de verildi. Belirli bir süre boyunca gönüllü hekimler sayesinde danışma ve muayene odası dahi mevcuttu.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gene bu tarihi süreçte Torino&#39;da farklı şekillerde olsa da aynı amaç için mücadele eden birey, grup ve dernekler yerel bir kordinasyon kurmaya karar veriyor. İlk mücadele teması olarak beraber yaşayan eşcinsel çiftlerin nüfus dairelerinde beraberliklerini kayıt ettirerek ortak hak ve materyal paylaşımına sahip olmalarını öngörüyordu. Maurizio&#39;nun da belirttiği gibi bu aslında Maurice&#39;in kurumlarla iletişime girip uzlaşmaya başlamayı tercih ettiği yeni bir platform oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maurice bugün 3 ana tema üzerinde yoğunlaşıyor; okullarda eğitim aracılığı ile bilgilendirme, dernek aracılığı ile lgbttq bireylerine destek vermek ve koordinasyon ile beraber eylemler gerçekleştirmek. Bu son tema sayesinde 2006 yılında Torino&#39;da ulusal Pride gerçekleştirildi ve bunun ardından Torino Pride Kordinasyonu doğdu. Kordinasyon 17 Mayıs ve 21 Kasım gibi tarihlerde ortak eylemler yaparken lgbttq bireylerinin de farklı fırsatlarda görünürlülüklerini arttırma amaçlı çalışmalarda bulunuyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık 8 ay önce yeni şubesine taşınan Maurice kadınlara has zanaatsal üretim salonuna, Contatto adlı telefon danışma hattına, lgbttq hakları mücadelesi hakkında detaylı yegane arşive ve Les Artis adlı drag queen grubuna sahip. Kitap tanıtımı, film gösterimi ve konferanslar da Maurice&#39;in diğer sıklıkla yaptığı çalışmaları oluşturuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer örneklerden biraz daha farklı olan ve son iki senedir Maurizio&#39;nun da drag queen olarak yer aldığı gösterilerde dernek basit eğlenceden ziyade siyasi mesaj da vermeyi hedefliyor. Bunu oyun ve siyaset grubu olarak tanımlayan Maurizio daha önce yaşadığı bir beraberlik sayesinde bu tercihi yaptığını belirtiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün Torino&#39;da yaklaşık 15 lgbttq derneği bulunuyor. Maurice de bunlarda biri. 400 üyesi ve 30 aktifi ile hayatına devam eden Maurice&#39;in şu anki genel sekreteri Maurizio derneğe 2004 yılından beri üye. Son yıllarda İtalya&#39;da artan ırkçı ve ayrımcı kurumsal ve kültürel değişimlere karşı Maurice, Maurizio&#39;nun da desteği ile, yerel bazda ırkçılık karşıtı eylemlere katılıyor. Son olarak CIE&#39;lerin(Kimlik belirleme ve sınır dışı etme merkezi – KBSEM) kapatılması için 10 Temmuz&#39;da yapılan eylemin organize komitesinde yer aldı. Maurizio bilhassa altını çizerek bu bakış açısından da Maurice&#39;in diğer lgbttq derneklerinden farklılaştığını belirtiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maurice&#39;in son mücadelesi bugünümüzü ve yarınımızı tehdit eden birileri tarafından yaratılmış ekonomik krize ve artan ayrımcılığa karşı emek alanında da cevap vermek. Şimdiden lgbttq bireylerini işe almakta sorun çıkartmayacak çalışma mekanlarını belirlemeye başlayan dernek olası iş imkanlarını takip edecek ve bu bilgileri üyelerine sunacak.</description><link>http://gocerken.blogspot.com/2010/11/escinseller-kendi-kendilerini-temsil.html</link><author>noreply@blogger.com (murat_cinar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6700825482699808725.post-7070616292898302445</guid><pubDate>Tue, 29 Jun 2010 21:04:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-06-29T23:05:31.750+02:00</atom:updated><title>1948 Uluslararası İnsan Hakları Beyannamesi siyasi iltica hakkını bir temel insan hakkı olarak tanımlarken İtalya bu hakkı son bir senedir tanımamakta</title><description>İtalya sınırları içinde bulunup korunma talebinde bulunanların sayısı her geçen sene artıyor. 2009 Birleşmiş Milletler verilerine göre İtalya&#39;da yılda ortalama 14bin göçmen siyasi ve insani koruma başvurusunda bulunuyor. Yarım ada niteliği, bir çok &#39;güvenlik-kontrol&#39; ve bürokratik yapı sorununa rağmen İtalya halen siyasi ve insani iltica hakkı üzerine bir yasaya sahip değil. Avrupa Birliği kurucu ülkeleri arasında bu özelliği ile tek ülke olmaya devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle Turco-Napletano ardından da Bossi-Fini ile siyasi iltica hakkının anayasada yer aldığı ve sığınma talebinin evrensel bir değer olduğunu ve İtalya&#39;nın bu hakkı tanıdığına yer veriliyor. Adlarını sıraladığım bu iki göçmenlik yasası da gerek bürokratik gerekse de organizatif açıdan işlemlerin nasıl gereçekleştiğini ve sığınmacıların haklarını detaylı şekilde açıklamıyor. Her hükümetin ulusal bazda ve yerel yönetimlerin de kendi bölgelerinde çıkarttıkları yasa tasarısından &#39;yasaya ek&#39; uygulamalara dönüşen sunumlarla İtalya siyasi ve insani iltica hakkını düzenlemeye sokmaya çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uluslararası bazda arasında Dublin antlaşmasının da olduğu bir çok antlaşmaya imza atan ve onları örnek ve dayanak gösteren yerel komisyonlar da henüz bir kaç senedir çalışmakta. Siyasi veya insani koruma talebinde bulunan göçmen, bulunduğu yerin alakalı olduğu yerel komisyona gönderiliyor. Bu komisyonlar 2006 yılına kadar sadece Roma ve Milano&#39;da bulunuyordu. Bu sebeple komisyonlardan cevap 2 ila 3 sene içinde alınıyor ve bu arada çalışma iznine sahip olmayan göçmen her türlü sömürünün eline teslim ediliyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göçmenlerin çalışma hakkının olmadığı, komisyon cevabının beklendiği veya red durumunda itiraz sürecinde beklediği sırada geçinmesi için gerekli olan yardım 2004 yılından beri verilmemekte. Ulusal bazda nerede olduğu garanti edilmeyen konaklama sorununun çözüldüğü projelerde yer almak isteyen göçmenler ise belirsiz bir istikamette misafir ediliyorlar. Başvuruda bulunduğu kentten ayrılmak istemeyen(haklı olarak bir çok kez) göçmenler ise yerelde gerek dini gerekse yerel yönetim yapısında olan misafirhanelerde zor şartlarda ve kısa dömenli çözümlerle karşılaşıyor. Bilhassa kuzey illerinde bulunan ilticacılar çoğunlukla terk edilmiş binalarda veya sokakta yaşıyor. Torino kentinde 2009 yılında katlanılabilirlik sınırının aşıldığı noktalardan birinde &#39;Gabrio&#39; adlı sosyal merkezin de desteği ile terk edilmiş eski bir kliniği işgal eden 150 Somali&#39;li ilticacı 1 sene boyunca yerel yönetimin gözü önünde ve beceriksizliği ile bu belirsiz ve koşulları zor bir hayatı yaşadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerel ve ulusal bazda bilhassa gönüllü derneklerinin ve dini mekanların sığınmacılar için konaklama, dil sorunu, yemek ve iş bulma çözümleri üretmesinin bir çok sebebi var. İtalyan hükümetleri genellikle göçmenlik konusunu bir &#39;tehdit&#39; ve kontol altına alınması gereken bir &#39;sorun&#39; olarak alıgılıyor. Bu sebeple ulusal bütçeden ve AB fonlarından gelen katkıların bir çoğu sınır dışı edilmeyi bekleyen yasa dışı göçmenlerin tutulduğu CIE&#39;lerin(Kimlik belirleme ve sınır dışı etme merkezi – KSM) finansmanına yönlendiriliyor. Dil kursları, iş kursları ve oturma izni prosedüründe çalışan personel olsun bir çok gerekli nokta her geçen gün artan göçmen adedine polis önlemleri almak için ayrılan bütçeden yararlanamıyor. Dolayısıyla ilticacılar için yasal zeminin de olmadığı bir durumda tek masraf sınır dışı etme ücretini karşılamaya aktarılıyor. Bütçenin bu konuya ayrılmış geri kalan bölümü ise ilginç hikayeler sayesinde nerelere gittiğini kendi kendine ele veriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Renato Curcio&#39;nun &#39;Respinti sulla strada&#39;(Sokağa Atılanlar) adlı kitabında yaptığı ropörtajlarla da anlattığı gibi İtalya&#39;da bir çok siyasi ilticacı, bilhassa 18 yaşından küçük olanlar, kısa süreyle barındıkları ev ve yatakhanelerden ellerine bir tren bileti ve ceplerine de 100 Avro verilerek belirli bir günden sonra yönetimce gönderiliyor. Kayıt defterinde &#39;kaçtı&#39; şeklinde yer verilen sığınmacı için yönetim geride kalan masrafları kapamak ve yerine gelecek olan için başlangıç masrafları adına yerel ve ulusal projelerden ödenek alma hakkına sahip oluyor. Kısacası sığınmacı sokağa terk edilirken konu hakkında kontrolün olmadığı böyle bir yapıda barınma noktasındaki yönetimin davranışı da mafyasal bir yapıda gelişirken gerekli finansman gereksiz harcanmış oluyor. Böylelikle dil ve meslek kurslarına veya diğer sosyal hayata katılım projelerine aracı kurumlar sayesinde finansman ayıran devlet konuyla direk olarak ilgilenmezken aracı kurumların bu yapısı da bir ikinci kez daha sığınmacıların çözümsüz ve çaresiz kalmasını sağlıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerel komisyonların sayısı 2009 yılında 16&#39;ya vardı. Bu sayede yaklaşık 4 hafta içinde iltica cevabı veriliyor. Siyasi iltica yasasının olmayışı bu cevap sürecinde de kendini belli ediyor. Amnesty International İtalya&#39;nın geçen sene yayınladığı rapora göre İtalya&#39;da yılda ortalama başvurulardan sadece yüzde 4&#39;ü siyasi ilticacı olarak tanınıyor geri kalan(%96) olumlu cevapların hepsi insani koruma sebepli 3 senelik bir oturma iznine sahip oluyor. Bu üç senenin ilk senesi çalışma hakkına sahip olmayan göçmen 3 sene zarfı içinde bir sabit iş bulur ve barınmaya uygun bir ev kiralar veya satın alırsa izni çalışma iznine çeviriliyor. Kısacası yerel komisyonların işlevi sebebi geçerli olan başvuruculara oturma izni vermek ki bu siyasi ilticacı statüsü ile yakından alakası olamayan bir durum. Ulusal bazda bir yasanın var olmayışı uç örnekler hariç bir çok siyasi ilticacıyı zor durumda bırakıyor. Gerçekten siyasi sebeplerle ülkesinden kaçan ve geri dönemeyen göçmen 3 senelik insani koruma izni ardından iş bulamamış durumda, çalışma izni edinememiş halde veya o anda işsiz ise sınır dışı edilme ile karşı karşıya kalıyor ve dolayısıyla ülkesinde veya geri dönüş yolunda hayati tehlikeyle yüz yüze kalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göçmenlik hakkını ve gerçeğini bir sorun olarak algılayan ve bu &#39;tehdite&#39; Libya ile ikili antlaşmalar sayesinde Akdeniz&#39;e ve Sahra çölüne geri göndermelerle çözüm bulduğunu sanan İtalyan hükümetleri 2009 Ağustos ayında çıkan &#39;güvenlik&#39; paketi ile siyasi ve insani iltica hakkını da rafa kaldırmış oldu. Denizde karaya ayak basmadan kitlesel veya bireysel geri itmeleri yasallaştıran ve yasa dışı göçmenliği suç haline getiren bu yasa genelde hiç bir zaman yasal yollardan ülkeye girmeyen/giremeyen sığınmacıları görmezden geliyor. Topraklar üzerinde ele geçirilenler ise yasa dışı durumlarından dolayı iltica talepleri ele alınmadan suç işlemiş olarak tanımlandıktan sonra  yasal işleme tabii tutuluyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası İtalya&#39;nın halen uluslararası bir hak olarak tanıdığı siyasi iltica hakkı bu yasa ile maziye karışıyor. Bu durum uluslararası boyutta insan hakları adına işlenmiş bir suç olarak tarihte yer alırken İtalya hiçbir devletten henüz konu üzerine bir yaptırıma tabi kalmadı.</description><link>http://gocerken.blogspot.com/2010/06/1948-uluslararas-insan-haklar.html</link><author>noreply@blogger.com (murat_cinar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6700825482699808725.post-2778406615210976141</guid><pubDate>Wed, 23 Jun 2010 13:35:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-06-23T15:36:13.034+02:00</atom:updated><title>Torino’da Pride Bir Başka Oldu Bu Sene</title><description>Özerklik Yanlısı Torino&#39;lu Kadınlar, Torino Pride LGBT Kordinasyonu ve Torino Göçmenler Kollektifi’nin beraberce hazırladığı Pride, İtalya’da bir ilke imza attı. &lt;br /&gt;Yürüyüşün ardından bu sene ilk defa verilen Çürük Muz ödülleri sahiplerini buldu. İstanbul Pride’dan esinlenerek fikredilen bu ödüller yılın ‘en iyi’ homofobik ve ırkçı açıklamasını yapan veya duruşunu benimseyen kurum, kişi ve kuruluşlara temsilen verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalya tarihinde ilk defa göçmenlerin kendi kendisine organize olup kurduğu bir yapının hazırlayıcı komitede yer aldığı Pride, Torino’da 19 Haziran’da gerçekleşti. Kara bulutların sarı filtler ile çekilmiş siyah beyaz fotoğrafların güzelliğine inat gökyüzünü kapladığı Cumartesi günü yağmursuz bir kortej yolunu kat etti.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu sene aslında Torino ve İtalya için LLGBTTQ hakları ünlü aktivisti Enzo Francone’nin vefatı sebebiyle üzücü dönemdi. Ancak kortej sonrasında sahneden de söylendiği gibi ‘Yağmur yağmamasının sebebi Enzo’nun işi olabilir’di. Yakalarda ismi, tişörtlerde resmi ve mikrofonlarda adı anılan Enzo bu sene bir ilki gerçekleştiren Torino’yu göremedi belki de ama temelini attığı bu insan hakları hareketi saygın bir başarı edindi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resmi rakamlara göre 50 bin, organizasyon komitesine göre 70bin göstericinin katıldığı Pride son derece renkli geçerken her seneki gibi bu seneki herkesin haklarını kapsayan yapısı ile tüm İtalya’nın ilgisini çekti. Saat 15’te Torino Porta Susa tren istasyonu önünde başlayan korteji ortak pankart ile ‘Haklar bizim gururumuz’ yazısı ve organizasyon komitesinin temsilcileri açtı. Kortej içinde her zamanki gibi ticari kamyonlar bulunurken kadın organizasyonlarının çokluğu ve sendikaların katılımı dikkat çekti. Bu sene ilk defa organizasyon komitesinde yer alan Torino Göçmenler Kolektifi de yaklaşık 40 kişilik bir bölüm ile kortejde yerini aldı.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Saat 19 sıralarında Torino kentini baştan aşağı geçtikten sonra Vittorio meydanında sona eren kortej önceden hazırlanmış sahne ile buluştu. Bir anda bastıran yağmura rağmen sahneden organizasyon komitesi temsilcileri konuşmalarını yaptı. Ardından bu sene ilk defa verilen Çürük Muz ödülleri sahiplerini buldu.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İstanbul Pride’dan esinlenerek fikredilen bu ödüller yılın ‘en iyi’ homofobik ve ırkçı açıklamasını yapan veya duruşunu benimseyen kurum, kişi ve kuruluşlara temsilen verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyasi Çürük Muz ödülü eyalet yeni başkanı seçilen ırkçı ve ayrılıkçı parti Lega Nord (Kuzey Ligi) ulusal meclis üyesi Roberto Cota’ya gitti. Cota, Torino’nun başkentliğini yaptığı Piemomte eyaleti başkanı seçildiği gün kullanımına ulusal çapta izin verilmiş olan ve ameliyat müdahalesi gerektirmeyen ancak doktor nezdinde kullanılan kürtaj hapı RU486’yı Piemonte’de yürürlülüğe sokmayacağını ve ‘Gay Pride’a Eyalet desteğini vermeyeceğini açıklamıştı. Pride komitesi ne Cota yönetimine ne de önceki eyalet yönetimlerine destek talebinde bulunmamışken böyle bir açıklamanın her iki noktada da Vatikan’a olumlu bir sinyal gönderme isteği olduğu tahmin ediliyor. Öte yandan Cota yasa dışı göçmenliği suç sayan, deniz yolu ile gelen göçmen teknelerini geri gönderme hakkı çıkartan ve yasa dışı göçmenlere hastane kapılarını kapatan ‘güvenlik’ paketinin fikir babası ve güçlü savunucusu olarak ödüle her açıdan layık görüldü.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Tabii ki ‘Çürük Muz’dan Papa ve Berlusconi de nasiplendi, Spor dalında ise İbrahimovic ödüle layık görüldü. Kazananlar arasından bir diğer önemli kurum ise Milano yakınındaki Uboldo di Cernusco Hastanesi. 3 Mart 2010 gecesi ailesi tarafından acilen hastaneye getirilen 13 aylık Nijerya yurttaşı Rachel babasının işini ve ardından da dolayısıyla oturma iznini kaybetmesi nedeniyle sağlık karnesini yenileyemediği için doktorlar tarafından kontrol edilmedi ve yaklaşık 3 saat sonra hayata gözlerini yumdu. Bu insanlık dışı davranışından dolayı tüm hastane Çürük Muz ödülüne layık görüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010 Torino Pride kentin ünlü lokallerinden Big’de akşam başlayan ve sabaha kadar süren bir parti ile son buldu.</description><link>http://gocerken.blogspot.com/2010/06/torinoda-pride-bir-baska-oldu-bu-sene.html</link><author>noreply@blogger.com (murat_cinar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6700825482699808725.post-5847209692366146144</guid><pubDate>Wed, 02 Jun 2010 22:56:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-06-03T00:59:35.007+02:00</atom:updated><title>Roma&#39;dan Torino&#39;ya İtalya&#39;da İsrail hükümetine tepkiler ve destek</title><description>İtalyan hükümetinden henüz resmi bir kınama tepkisi gelmemiş olsa da meydanlar İsrail hükümeti ve ordusunun gerçeleştirdiği korsansı saldırıya tepkisini belirtti öte yandan olayları meşru tanımlayanlar da oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;31 Mayıs sabahı uluslararası sularda İsrail hükümetinin emri ile İsrail ordusu askerleri insani yardım taşıyan bir gemiye saldırdı. İnsani Yardım Vakfı&#39;nın(İHH) organizasyonu ile hareket eden yardım filosundaki 9 gemi Gazza&#39;daki ablukayı ve ambargoyu delme amacıyla yolculuğuna çıkmıştı. İçinde bir çok Filistin ablukasına karşı olan aktivist, gazeteci ve milletvekilinin bulunduğu saldırıya uğrayan gemide 6 da İtalyan yurttaşı yer alıyordu. Bu yurttaşlar İsrail hükümetince bugün(2 Haziran 2010) serbest bırakılarak Türkiye üzerinden İtalya&#39;ya dönmek üzere yola çıktılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saldırı ardından başta bazı siyasi partiler olmak üzere bir çok İtalyan sivil toplum örgütü saldırıyı kınayan basın açıklaması yaptı. Rifondazione Comunista(Yeniden Kuruluş Komunist) Partisi yaptığı basın açıklamasında yaşanan olayları utanç verici ve barbarca bir cinayet olarak tanımladı. Açıklama yaşananlar ardında bilinçli yanlış bilgi yayınlama siyasetinden İsrail hükümetini ve ordusunu sorumlu tuttuğunu belirtirken artık İsrail&#39;in Ortadoğu&#39;da daha da yalnız kaldığını ve bilhassa Suriye ve İran ile arasında barış olasılıklarının yeşermesi için askeri otorite ile ikileme dahi giren Türkiye hükümetinin güvenini kaybettiğini belirtiyor. Bu satırlar arasında Rifondazione Comunista açıklamasına şöyle devam ediyor: “Türkiye, hatırlatmakta fayda vardır ki, Filistin yanlısı siyasetine rağmen Kürt halkına zulüm etmeye devam etmektedir”. Basın açıklaması herkesi İsrail&#39;i her açıdan boykot etmeye çağırarak bitiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Comunisti İtaliani(İtalyan Komunistler) Partisi genel başkanı Diliberto ise yaptığı açıklamada Nethanyahu&#39;nun sorumsuzca davrandığını ve şiddet tehditleri ile olası bir savaşı tetiklemekte olduğunu belirtiyor. Diliberto öte yandan İtalyan hükümetinden içinde bulunduğu kabuktan çıkmasını ve Avrupa Birliği&#39;nden İsrail hükümetine karşı net ve güçlü bir tutumda olmasını talep etmesini istiyor. Diliberto sözlerini  Nethanyahu tarafında olanların katliamın yardımcıları olduklarını belirterek sonlandırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan Free Gaza Movement (FG), European Campaign to End the Siege of Gaza (ECESG), Insani Yardim Vakfi (IHH), Perdana Global Peace Organisation, Ship to Gaza Greece, Ship to Gaza Sweden ve International Committee to Lift the Siege on Gaza&#39;nın aralarında bulunduğu koalisyonun ortak açıklaması 1 Haziran saat 06:30&#39;da yayınlandı. Saldırının ardından açıklama yapan koalisyon İsrail hükümetini saldırıdan vazgeçmeye ve gemileri Gaza yolunda serbest bırakmaya davet ediyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Free Gaza Movement, Forum Palestina ve Rete Romana di Solidarietà con il Popolo Palestinese organizasyonlarının ve yerelde bir çok parti ve sivil toplum örgütünün yaptığı çağrı ile 31 Mayıs günü İtalya&#39;nın bir çok kentinde eylemler gerçekleşti. Yereldeki eylemler ardından gene bu üçlünün çağrısı ve siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin desteği ile 4 Haziran 2010 Cuma günü Roma&#39;da gelebilenler için ulusal bir eylem kararlaştırıldı. Yerelde kalanlar ise kendi kentlerinde kitlesel eylemler yapmaya davet edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 Haziran Cuma günü saat 17:00&#39;da Piazza della Repubblica Roma&#39;da başlayacak olan eylem şu talepleri temel alıyor: İsrail hapishanelerinde tutuklu bulunan tüm barış aktivistlerinin hemen serbest bırakılması, İsrail ve İtalya arasındaki tüm ortak anlaşmaların hemen askıya alınması, İsrail savaş ekonomisinin boykot edilmesi, yaptırıma uğratılması ve yatırımların geri çekilmesi ve son olarak Gaza ablukasının hemen kaldırılması.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii ki bu tepkilerin yanında İsrail ordusunun saldırısını haklı çıkartan sesler de oldu. Ulusal gazetelerden biri olan Il Giornale yazarlarından Vittorio Feltri 9 puntoluk &#39;İsrail ateş açmakla iyi yaptı&#39; başlıklı yazısında Filistin&#39;i terorist bir yapı olarak tanımlayıp Hamas&#39;ın diğer Arap ülkeleriyle birleşip İsrail&#39;i yok etmek için nükleer bir savaş planladığını savunuyor. Başta insani yardım taşıyan bu aktivistler olmak üzere herkesi &#39;kendi işiyle uğraşmaya&#39; davet eden Feltri böylece savaşın son bulacağını ve barış yanlılarına gerek kalmayacağını belirtiyor. &lt;br /&gt;Aynı gazete yazarlarından Roberto Fabbri ise Mavi Marmara gemisinde bulunan sopa ve bıçakları temel alarak gemidekilerin barış yanlısı olmadığını ve İsrail askerlerine o malzemelerle saldırdıklarını belirtiyor. Yazısında saldırıya katılan İsrail askerlerinin verdiği demeçlerden alıntılar yaparak geminin asıl misyonunun barış tabanlı olmadığını belirtiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gene ulusal gazetelerden biri olan Il Foglio yazarları Giulio Meotti, Paola Peduzzi ve Daniele Raineri yaşanan saldırıya farklı açılardan baktılar. Meotti IHH İstanbul şubesindeki İsrail&#39;in yer almadığı Filistin haritasından yola çıkarak bu misyonun kesinlikle barış amaçlı olmadığını belirtti. Peduzzi ve Ranieri ise gemiye helikopterle inen İsrail askerlerinin taktik hatası yaptıklarını belirterek kendilerine askeri tavsiyelerde bulundu. Yazısında askerlerin gemideki yolcularca dövüldüğünü, yolcuların sopa ve bıçakla donanmış olduklarını ve askerleri denize attıklarına da yer verdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi&#39;nin yaşanan olaylar hakkında uluslararası bir soruşturma başlatma önerisinin oylaması sırasında İtalyan hükümeti red oyu kullanarak sessizliğine bir de şiddeti onaylayan tavırdaki duruşunu kattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynakça&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;31 Mayıs eylemlerinden örnek Roma:&lt;br /&gt;http://video.unita.it/media/Politica/Corteo_a_Roma_per_protestare_contro_l_assalto_israeliano_1358.html&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Forum Palestina&lt;br /&gt;http://www.forumpalestina.org/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Free Gaza Movement &lt;br /&gt;www.freegaza.org&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Roberto Fabbri yazısı&lt;br /&gt;http://www.ilgiornale.it/interni/quegli_strani_pacifisti_molotov_e_coltelli/atletica-acquario_genova-h/02-06-2010/articolo-id=449800-page=0-comments=1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vittorio Feltri&#39;nin yazısı&lt;br /&gt;http://newrassegna.camera.it/chiosco_new/pagweb/pdf/rad4C12A.tmp.pdf&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rifondazione Comunista basın açıklaması&lt;br /&gt;http://home.rifondazione.it/xisttest/content/view/7766/314/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Comunisti İtaliani basın açıklaması&lt;br /&gt;http://www.comunisti-italiani.it/modules.php?op=modload&amp;name=News&amp;file=article&amp;sid=6852&amp;mode=thread&amp;order=0&amp;thold=0&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Giulio Meotti yazısı&lt;br /&gt;http://www.ilfoglio.it/zakor/502&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paola Peduzzi ve Daniele Raineri yazısı&lt;br /&gt;http://www.ilfoglio.it/galt/403</description><link>http://gocerken.blogspot.com/2010/06/romadan-torinoya-italyada-israil.html</link><author>noreply@blogger.com (murat_cinar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6700825482699808725.post-5772479831244412509</guid><pubDate>Fri, 28 May 2010 23:35:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-05-29T01:38:50.766+02:00</atom:updated><title>Torino&#39;lu gocmenler Torino Pride&#39;a bu sene de katiliyor</title><description>Haklarımız bizim GURURUMUZ!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TORINO CUMARTESİ 19 HAZİRAN 2010&lt;br /&gt;Saat 15:00, buluşma noktası Porta Susa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genelde tepkisiz kalınan bir ortamda, herkesin haklarına karşı yapılan tehditlerin sert bir şekilde artıyor olması bizi LGBT hareketi, kadınlar, göçmenler, laikler ve Torino&#39;daki hayatlarında haklarını temel alan herkes ile beraber Cumartesi 19 Haziran 2010 tarihinde büyük bir eylem yapmaya itti.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eylemin başlığı “Haklarımız bizim GURURUMUZ” olacak ve eylemin tartışması yapılmaz bazı değerlerimizin etrafında buluşabileceğimiz bir an olmasını istiyoruz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özerklik, Laiklik, Irkçılık karşıtlığı ve Faşizm karşıtlığı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerel ve ulusal siyasi sınıflar tarafından her geçen gün daha az paylaşılır olan ve toplumun  sadece bir bölümünün değil veya sadece bazı bireylerinin değil hepsinin sahiplenilmesi gereken bu değerlerin korunması için birleşik bir siyasi hareket yapılması gerektiğine inanıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öznel ve kollektif özgürlüklerin temeli olan hakların üzerinde pazarlık yapılamayacağını belirtmek istiyoruz. &lt;br /&gt;-Bireyin kendisinin ve vücudunun özerkliği bizim için açıkcası şu demek:&lt;br /&gt;-Cinsel yönelim ve kimliğimizi özgürce belirtmek&lt;br /&gt;-Sevme ve kiminle ve nasıl yaşamak istediğimizi seçebilme özgürlüğü&lt;br /&gt;-Anne olma veya olmama tercihini özgürce kullanabilmek&lt;br /&gt;-Hastalığı ve ölümü nasıl karşılayacağımızı seçebilme özgürlüğü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstediğimiz yerde yaşama ve özgürce hareket edebilme hakkına sahip olmak istiyoruz ve geldiğimiz coğrafi bölgeye göre ayrımcılığa uğramayı red ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ayrıca &lt;br /&gt;-Sağlık hizmeti edinme hakkı&lt;br /&gt;-Eğitim hakkı ve eşitsizlikleri oratadan kaldırma amaçlı kamusal ve laik bir öğretim edinme hakkı&lt;br /&gt;-Çalışma hakkı ve ayrımcılığın ve şantajın olmadığı iş haysiyeti &lt;br /&gt;-Kamu mallarından yararlanma hakkını savunmak istiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçok farklılığımızı onurluca sergilemek için bu eylemin ayrıca bir eğlence olmasını da istiyoruz. LGBT hareketinin tarihinden gelen Onur kelimesini bu kavramı, edindiklerine inandıkları haklarının tehlikede olduğunu gören tüm nesnelerle paylaşmak için kullanmaya karar verdik.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Laik, faşizm karşıtı ve haklara, haysiyete ve herkesin özgürlüğüne destek olan bir ülkede ve eyalette yaşamak isteyen toplumun sesini duyurmak için herkesi bu sıradışı eyleme davet ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19 Haziran Komitesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özerklik yanlısı Torino&#39;lu kadınlar ve Torino Pride LGBT Kordinasyonu tarafından hazırlanmıştır.&lt;br /&gt;Katılım için: comitato19giugno@gmail.com</description><link>http://gocerken.blogspot.com/2010/05/i-diritti-sono-il-nostro.html</link><author>noreply@blogger.com (murat_cinar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6700825482699808725.post-6774870599603894472</guid><pubDate>Sun, 10 Jan 2010 21:54:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-01-10T22:56:36.522+01:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">goc</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">gocmenlik</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">istanbul</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">italya</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">italya&#39;da gocmenlik</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">murat cinar</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">roma</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">torino</category><title>Rosarno&#39;ya bakmak ve İtalya&#39;yı düşünmek</title><description>Yaklaşık iki senedir kölecilik seviyesine kadar varan çalışma ve yaşama koşulları göçmenleri ayaklanmaya itti. Rosarno İtalya&#39;nın hayal etmek istediği geleceğin tehlikede olduğunu gösteriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güney İtalya, Calabria Eyaleti&#39;nde Rosarno kenti. Çizmenin burun kısmında bulunan bu eyalet bir futbol topuna tekme atarmışçasına durur İtalya haritasında. Futbol topuna benzetilen Sicilya ada eyaleti ile arasında kısa bir mesafe ve dar bir boğaz vardır Calabria&#39;nın. Gündelik hayatında birçok noktada folkloriktik mafyaya teslim olmuştur Calabria. 2009 yılının Nisan ayında &#39;ndrangheta’ adlı mafya oluşumu ile olan ve kanıtlanan ilişkisinden dolayı Rosarno ve komşu belediye Gioia Tauro yerel yöneticileri; Giorgio Dal Torrione, Rosario Schiavone ve Carlo Martelli yerel polis memurlarınca görevlerinden alınıp cezaevine götürüldü. &#39;Ndrangheta&#39;nın en etkili olduğu yerlerden biri olan Rosarno tarım sektörü ile yaşayan bir kent. İkinci dünya savaşı sonrası kuzey İtalya, Almanya ve bilhassa ABD&#39;ye doğru İtalya&#39;dan yola çıkan göç akımlarının en çok kalkış yaptığı bölge olan Calabria&#39;da ve Rosarno&#39;da gençler halen bugün daha iyi bir gelecek, daha özgür bir hayat ve daha fazla iş olanağı için gerek yurt dışına gerek İtalya&#39;nın kuzeyine doğru hareket ediyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşsizliğin yıllardır yüzde yirmilerin altına inmediği, birçok noktada ulusal ve uluslararası sanayi atığının yasa dışı yollardan öğütümü için kullanılan, çalışma hayatının her noktasında &#39;Ndrangheta&#39;nın hâkimiyetinin var olduğu ve yerel yönetimlerden eyalet yönetimine kadar bir çok görevlinin kanıtlanmış bir şekilde suç organizasyonları ile bağlantısının olduğu Calabria&#39;nın Rosarno kenti bugünlerde İtalya gündemine farklı bir konu ile yer alıyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bilhassa Afrika&#39;dan çeşitli yolları izleyerek İtalya&#39;ya Akdeniz üzerinden varan yasal ve yasa dışı statüde bulunan göçmenlerin ilk adım attığı yerlerden biri Calabria eyaleti. Gerek denize olan geniş kıyısı gerekse de kapasitesi dolan Sicilia&#39;daki göçmen kamplarının buraya yönlendirmesi ile göçmenlerin yoğun olarak bulunduğu noktalardan biri. Calabria&#39;nın Rosarno kentinde hayat böyle rahatlıkla anlatıldığı gibi kolay bir sunumda değil göçmenler için. Bilhassa tarım sektöründe iş bulabilen göçmenler gerek yerel ve ulusal yönetimin çıkarttığı bürokratik ve siyasi zorluklar gerekse de yürürlülükte olan Bossi-Fini yasası gereği büyük bir çoğunlukta oturma ve çalışma iznine sahip olamıyorlar. Birçoğu Afrika&#39;nın savaşlarla, ekonomik krizlerle, açlık ve salgın hastalıklarla yok olmaya yüz tutmuş bölgelerinden geliyor; Senegal, Kamerun, Fil Dişi Sahilleri, Nijerya, Kongo, Sierra Leone vs. Bu göçmenlerin birçoğu siyasi ve insani iltica talebinde bulunmuş durumda ve bu talepte bulunabilecek birçok sebebe de yeteri kadar sahipler. İtalya siyasi ve insani iltica hakkı ile alakalı yasaya sahip olmayan bir ülke, hatta Avrupa Birliği kurucuları arasında bu yasaya sahip olmayan tek ülke. İtalya&#39;da her başvuruda bulunan kişinin talebi ve dosyası iki sene öncesine kadar ya Roma&#39;ya ya da Milano&#39;ya gönderiliyordu sadece son iki senedir açılan yerel komisyonlar sayesinde bu 3 seneye kadar varan bekleme süreci kısaltılmaya çalışılıyor ancak elde edilen sonuç sadece uluslararası koruma izni ile sınırlı kalıyor. Bu izin göçmene ilk sene boyunca çalışma izni vermiyor ve birçok temel ihtiyacına cevap olarak da sadece bazı illerde yeterli hizmet bulunabiliyor. Bu noktada siyasi/insani ilticacı için iki seçenek kalıyor ortada; ya çalışma imkânı ve hakkı olmayanlar için şartların daha iyi olduğu kuzey İtalya&#39;ya göç edecek ya da hiç geç kalmadan çalışıp hayatını kurmayı deneyecek.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İşte Rosarno&#39;da da büyük bir çoğunlukta kuzey İtalya&#39;ya bir şekilde gidememiş olan göçmenler bulunuyor genellikle. Onlar için tek seçenek bir an önce çalışmak; hayatlarını geçindirebilmek için ve ailelerine para gönderebilmek için. Rosarno&#39;da birçok iş sektöründe ücret &#39;Ndrangheta tarafından belirleniyor. Belirlenen ücret üstünde ödeme yapan işverenler cezalandırılıyor. &#39;Ndrangheta ayrıca iş ve işçi bulma görevini de elinde tuttuğundan dolayı zorunlu olarak gerek çalışanlardan gerekse de iş sahiplerinden belirli sürelerde haraç alıyor. Yerel yönetimlerle olan bağlantısı sayesinde de ihalelere giriyor ve usulsüz yollardan yasa dışı şekilde ve olumsuz sonuçlarla birçok işin gerçekleştirilmesini sağlıyor; atık öğütümü, kamu binaları yapımı, Avrupa Birliği fonlarının kullanımı v.s. Rosarno&#39;da ayrıca farklı geçmişe sahip göçmenler de bulunuyor. Yürürlülükte olan Bossi-Fini yasasına göre yılda belirli bir gelir seviyesinin üzerine çıkamayan göçmen eğer işe sahipse oturma ve çalışma iznini yenileyebiliyor ancak gelir seviyesinin düşük olmasından dolayı sınırsız oturma ve çalışma iznine İtalya&#39;da yıllardır yaşıyor olmasına rağmen başvuramıyor. En son yaşanan ekonomik kriz sayesinde işlerini kaybeden göçmenler sınırlı oturma izinlerinin bitmesi ardından dolayısıyla kendilerini yasa dışı statüsünde buluyorlar. İşte Rosarno&#39;daki tarlalarda çalışanlar arasında yıllardır İtalya&#39;da yasal şekilde yaşamış ancak bir andan oturma ve çalışma iznini kaybetmiş göçmenler de bulunuyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Rosarno&#39;da tarım sektöründe çalışan göçmenler günde 25 Avro&#39;dan fazla kazanamıyor. Yaşadıkları yerden tarlaya her gün bisiklet ile en az 30 km yol kat ederek gidiyorlar. Sözleşmesiz ve sigortasız çalışıp yaşıyorlar. Birçoğu İtalya devleti için çalışmıyor gözüküyor geri kalanının ise hiçbir şekilde varlığı dahi bilinmiyor veya sınır dışı edilmiş gözüküyor. Nitekim iş kazası ile ölümlerin her sene %10 arttığı Calabria eyaletindeki bu sektörde hayatını kaybeden göçmenlerin birçoğunun kimliği dahi bilinmiyor. Rosarno&#39;da ve birçok tarım kenti olan güney İtalya&#39;da üretilen meyve ve sebzeler pazarda düşük fiyatlarla yer buluyor tüm İtalya&#39;da. Bu durum bilhassa gelir seviyesi nispeten yüksek olan kuzey için yeteri kadar gerekli ve avantajlı bir gerçeği oluşturuyor. Uluslararası ekonomik krize direnmeye çalışan birey ve aileler bir yandan bu göçmenler sayesinde gerekli meyve ve sebze ihtiyaçlarını karşılayabiliyorlar.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;2009 yılının Mayıs ayında BBC kameraları bir araştırma yapmak için Rosarno&#39;daydı (http://news.bbc.co.uk/2/hi/7908910.stm). Yaklaşık 350 göçmenin kartondan yapılmış evlerden oluşan eski ve terk edilmiş bir fabrikada ne şartlarda yaşadığını kayıt eden ve dünyaya gerek televizyon gerekse de ağ sayesinde bildirilen bu görüntüler İtalyan yerel ve ulusal televizyon kanallarında yer bulmadı. İtalyan halkı bu yazı ucuz karpuz ve kavun ile geçirirken Rosarno&#39;da iş ve barınma koşullarına baş kaldıran 3 göçmen kimliği belirlenemeyen kişilerce öldürüldü. Aynen Castelvotturno&#39;da 2008 yılında yerel mafya Camorra tarafından öldürülen 12 Afrika&#39;lı göçmen gibi. Öldürülenler ve öldürenlerin kim olduğu halen belirli değil.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Emergency ve Sınır Tanımayan Hekimler dernekleri Rosarno&#39;da poli ambulator kurdular ve bu hekimlerin sene sonu 2009 raporlarına göre buradaki göçmenlerde yıllardır görülmeyen adette solunum yolu hastalıkları tespit edildi. Durumun en büyük sebebi yaşanılan yerde ısınma, sıcak su ve yemek için kömür ateşinin kullanılıyor olması. İşte bu kömür ateşi Eylül 2009&#39;da yaklaşık 350 göçmenin yaşadığı eski fabrikada yangın çıkmasına ve tüm kartondan yapılmış barakaların içinde bulunan eşyalarla yanmasına yol açtı (http://www.africanews.it/english/rosarno-italy-fabrica-gets-burned/).&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;En sonunda göçmenler şiddet, çalışma ve yaşama koşullarına direnemediklerini ve baş kaldırdıklarını göstermek için ellerinde sopalar, zincirler ve demir bastonlar ile sokağa indi. Kimine göre yaklaşık 500 kimine göre hatta 1000 göçmen son üç gündür Rosarno&#39;da arabaları ters çeviriyor, bidonları yakıyor ve belediyeye doğru yürüyorlar. Zaman zaman polis ile çatışmaya giren göçmenler şimdi karşılarında başka bir engelle de karşı karşıyalar; Rosarno halkı. Unita gazetesine göre &#39;Ndrangheta&#39;nın organize ettiği, sağ siyasete göre &#39;dayanma noktasının kalmadığı&#39; Rosarno halkı ellerinde pompalı tüfekler ve sopalarla kendi deyimlerince &#39;zenci avı&#39;na çıktılar. Çatışmaların devam ettiği ikinci günde iki Afrikalı göçmen işte bu pompalı tüfeklerin hedefi oldu. İkisi de ağır yaralı ve ikisi de eylemlere katılmayan ve iş yerinden yeni çıkmış eve dönmek üzereyken vuruldular.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Peki bu noktada İtalyan hükümeti ne yaptı? Bölgeye bu ana kadar henüz hiçbir bakan veya ulusal meclis/senato üyesi gelmedi. Hükümete göre olay &#39;güvenlik güçlerinin halledebileceği bir durum&#39;. Çalışma Bakanı ve ayrılıkçı ırkçı parti Liga Nord (Kuzey Ligi) meclis üyesi Roberto Maroni sadece şu açıklama ile yetindi; “Bu durum İtalya&#39;dan bizden önceki hükümetlerin ne kadar çok yasa dışı göçmenlere hoşgörülü olmasının sonucudur”. Hoş görülmemesi gereken durum olarak bahsettiği bakanın yasa dışı göçmenlik konusu çünkü İtalya&#39;da 2009 Ağustos ayından itibaren ülkeye yasa dışı yollardan girmek adli bir suç ve hapis, para cezası ve sınır dışı şeklinde ilerleye sürece tabi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;“Rosarno&#39;da yaşananlar tüm İtalyan halkına örnek olmalı. Bizi uyandıran ve baş kaldırmamız gerektiğine ikna eden, mafya ve her türlü sömürü sistemine karşı direnmemiz gerektiğini öğreten bu göçmenlerden ders almamız lazım” diyen Robeto Saviano; Napoli&#39;nin ünlü uluslararası mafyası Camorra&#39;yı isim isim ve tarih tarih deşifre eden 27 yaşındaki gazeteci bugün yaşananları kısaca özetliyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Olaya sadece kolluk kuvvetleri ile cevap veren hükümet, çözümü olaylara karışan ve terk edilmiş fabrikada yaşadığı tespit edilen yaklaşık 500 göçmenin kentten uzaklaştırılması ile bulmaya karar verdi. &#39;Sorun&#39; olduğu iddia edilen ve her türlü ayrımcılığa ve sömürüye maruz kalan göçmenler Manisa Selendi&#39;den uzaklaştırılan Romanlar ile aynı tarihte aynı durumu yaşıyorlar. Rosarno&#39;dan uzaklaştırılan göçmenler yakınlardaki CIE&#39;lere (Kimlik belirleme ve sınır dışı etme merkezleri – KSM) gönderildi. Sırayla sınır dışı edilmeyi bekleyecekler.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Şimdi Rosarno sokaklarını temizleme, her şeyi eskisi gibi sessizliğine ve rayına oturmuşluğuna bırakma zamanı. Mafya ile bağlantısından dolayı düşen belediye yönetiminin halen geçici komiserin elinde olan Rosarno&#39;da yeni sömürülecek göçmenler aranıyor ve İtalya her geçen gün yeni gelenden eşitlik, beraber yaşama ve adaleti öğrenip çok kültürlü bir topluma doğru gideceğine ırkçılığın ve sömürünün arttığı bir ülke olmaya yolunda ilerliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görseller için:&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;http://video.unita.it/immagini/cronaca/Rivolta_e_scontri_a_Rosarno.366/&lt;br /&gt;http://video.unita.it/immagini/cronaca/Rosarno_la_caccia.368/5390.html&lt;br /&gt;http://video.unita.it/immagini/cronaca/L_inferno_degli_immigrati.367/5355.html&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;http://video.unita.it/media/Cronaca/Rosarno_le_immagini_degli_scontri_827.html&lt;br /&gt;http://youreporter.it/video_In_ospedale_tra_gli_immigrati_feriti_a_Rosarno_1&lt;br /&gt;http://www.youreporter.it/video_Rosarno_immigrati_trasferiti_nella_notte_sui_pullman_1</description><link>http://gocerken.blogspot.com/2010/01/rosarnoya-bakmak-ve-italyay-dusunmek.html</link><author>noreply@blogger.com (murat_cinar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6700825482699808725.post-8679765495483325506</guid><pubDate>Sun, 25 Oct 2009 22:36:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-10-25T23:37:15.132+01:00</atom:updated><title>İtalya’da ırkçılık</title><description>“Irkçılık deri rengi farklı olan birine karşı değildir ama yoksula, sömürülene ve zayıfa karşıdır.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de İtalya tarihinde ırkçılık karşıtı en büyük ve bağımsız eylemine tanıklık etti. Eylemin hazırlanışı, aktörleri ve talepler de bir o kadar sıra dışıydı.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;“Belediyemizin kumandanına hemen emir vereceğim ki Treviso şehrimizde kıçtan vurduranların etnik temizliği yapılsın. Kıçtan vurduranlar eyaletimizin başka kentlerine rahatlıkla gidebilirler eminim ki orda kendilerini rahatlıkla karşılayacak başkanlar olacaktır. Kıçtan vurduranlara Treviso kentinde yer yok.” Ayrılıkçı ırkçı parti Lega Nord (Kuzey Ligi) üyesi Giancarlo Gentilini iki dönem üst üste seçildiği Trevis kenti belediye başkanlığı rolü sırasında sadece LGBTTQ hakları ve bireylerine karşı değil göçmenlere karşı da ırkçı ve ayrımcı yönelimlerde bulundu. Kuzeyin sanayi, göç ve ticaret başkentlerinden olan Treviso kentinde parklardan bankları kaldırırken Gentilini “göçmenlerin banklarda oturup veya uyuyup halkımızı rahatsız etmesine izin vermeyeceğim” diyordu. Kentin girişine Dante&#39;nin İlahi Komedya adlı eserindeki Cehennem bölümünün efsanevi parçalarından olan “Ey siz buraya girenler! Sahip olduğunuz her türlü umudu arkanızda bırakın” cümlesini büyük bir tak üzerine yazdıran Gentilini aslında neslinin son ve tek örneği değil.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;ABD genel seçimleri sonrası Barack Obama&#39;nın zaferi ardından yeni bir demokrat başbakan ile nasıl bir iletişim içinde olacağı sorulan İtalya devlet başkanı Silvio Berlusconi; “Obama aynı fikirlere sahip olabileceğim bir kişi genç, yakışıklı ve bronzlaşmış biri” diyerek Gentilini&#39;yi yalnız bırakmadığını göstermiş oldu. Torino kenti ana meydanlarından olan Piazza Castello&#39;da seçim propagandası sırasında “Bu ülkedeki imamları sakallarından tutup kıçlarına tekme vurup denize dökmek lazım” diyen gene Lega Nord üyesi ve AB Parlamentosu milletvekili Mario Borghezio da bu gruba katıldığını uzun zaman önce belli etmişti. Borghezio halen yaklaşık 10 sene önce evsizlerin ve ROM etnik kökenli göçmenlerin kaldığı bir kampı ateşe vermekten dolayı yargılanmakta.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Kurumsal ve burjuva medyası tarafından başlatılan ve desteklenen ırkçı ve ayrımcılık yapan siyaset İtalya&#39;da gündelik yaşamın parçası olmaya başladı. Artık konu küçük yerel partiler veya bir iki siyasetçiden öte ulusal bir kültür yaratma eğiliminde. Lega Nord son genel seçimlerde artar şekilde % 10,27 oy alırken AB Parlamentosu ve yerel seçimlerde de merkez sağın elinde olan sandalye ve belediye başkanlıklarını ele geçirdi. Sadece Kuzey Ligi&#39;nin seçimlerden zaferle çıkması, orta ve düşük gelirli ailelerin tercih ettiği parti olması veya kuzey bölgelerde yerel yapılanmalardaki başarılı artışı değil aslında endişe edici olan İtalya&#39;nın hafızasını kaybediyor olması veya geçmiş ile gerçekten hesaplaşılıp hesaplaşılmadığının bir daha gündeme gelmesi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Roma belediye başkanı seçilince Gianni Alemanno taraftarlarıyla birlikte belediye başkanlığı binasının bulunduğu Campi D&#39;olio merdivenlerinde faşist selamı vererek bağlı olduğu Alleanza Nazionale (Ulusal Birlik)&#39;nin herkesin düşündüğü gibi Mussolini&#39;nin miras bıraktığı kültürü izlediğini kanıtladı. Nitekim aynı parti eski başkanı Gian Franco Fini ülkeni seviyorsan faşisttin sevmiyorsan diğer taraftaydın demesi de belirli bir şekilde partisinin yurtsever, ulus ve siyasi duruş temellerine nasıl anlamlar yüklediğini gösteriyordu.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu sırada Castelvolturno&#39;da 8 Afrikalı göçmen bir anda yerel mafya Camorra tarafından uyuşturucu satımı sebebiyle öldürülürken Milano&#39;da Afrikalı anne babadan doğan İtalyan yurttaşı Abdoul Guibre bardan bir paket bisküvi çaldığı için bar sahibi baba ve oğul tarafından yakalanıp sopalarla dövüldükten sonra öldürüleli 1 sene dahi olmadı. Haziran ayının ilk günlerinde ırkçılık ve ayrımcılık karşıtı yazıları ve müzik çalışmaları ile tanınan Mouhammed Ba Milano&#39;da ırkçı bir saldırı sırasında karnından bıçaklandı ve olaylar son iki aydır artan LGBTTQ bireylerine karşı gerçekleştirilen saldırılarla arttı. Son olarak Roma&#39;da saldırıya uğrayan gençler arasında iki Brezilya yurttaşı göçmen de bulunuyordu. Arabasından inen kişi beysbol sopası ile iki genci de kafasından ve farklı yerlerinden döverek olay yolundan kaçtı. Bu iki genç konu hakkında polise şikayette bulunamadı çünkü yasa dışı durumdaydılar ve İtalya&#39;da Ağustos 2009 tarihinden itibaren yasa dışı göçmen olmak suç, cezası da hapis ve para olarak uygulanıyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Haziran 2009 tarihinde eylem kararı alan Ulusal Irkçılık Karşıtı Ağ Temmuz ayından itibaren tüm ırkçılık karşıtı birey, parti, dernek ve sendikalara çağrıda bulundu. Alttan gelen bir hazırlanma, ırkçılık karşısı eylem planı ve yerel hareketler. Bu program ile Temmuz ayında 3 ulusal toplantı ve her yerel gerçeğin kendi içinde yaptığı toplantılar ile alınan karar Eylül ayında yerel eylemler ve 17 Ekim 2009 tarihinde de Roma&#39;da ulusal ırkçılık karşıtı eylem. Ağ Temmuz ayı son toplantısında aldığı karar ile bu çağrı metnini oluşturdu: Irkçılığa hayır demek için, tüm göçmenlerin yasal konuma geçmesi için, güvenlik Paketi&#39;nin geri çekilmesi için, yasal ve yasadışı yollardan gelen tüm göçmenlere sahip çıkılması için, denizde geri itimler ile bunu yasal kılan anlaşmalara karşı durmak için, oturma izni ve çalışma sözleşmesi arasındaki bağlantının kalkması için, sığınmacılar için siyasi iltica hakkının korunması için, kimlik Belirleme ve Sınırdışı Etme Merkezleri&#39;nin kesin kapatılması için, yabancılar ile İtalyan&#39;lar arasında ayrımın engellenmesi için, iş, sağlık hizmeti, ev ve eğitim hakkının herkese eşit şekilde tanınması için, işini kaybedenlerin oturma iznini kaybetmemesi için, LGBTT&#39;lere karşı uygulanan her türlü ayrımcılıga karşı durmak için, iş yerlerini koruma amacıyla mücadelede olan tüm çalışanlarla dayanışma içinde olmak için alanlara iniyoruz.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Çağrı metninde de görüldüğü gibi ulusal eylemin temeli ırkçılık karşıtı duruş ancak şemsiye altına aldığı dışlanan, sömürülen, red edilen, tanınmayan ve ayrımcılığa uğrayan toplum parçası bir hayli büyük. Yerelde komitelerle beraber, partiler, dernekler ve sendikalarla yardımları, özerk finansman çalışmalarını, ulaşım birimlerini ve propagandayı organize eden gruplar ulusal toplantılara da birer temsilci göndererek Eylül ve Ekim aylarında da koordinasyonu devam ettirdiler.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Her kent ve her eyaletteki yerel komiteler Eylül ayında el ilanları, halk toplantıları, oturma eylemleri ve afiş çalışmaları ile bulundukları yerleri eyleme doğru bilgilendirirken protestoya devam ettiler. Bu sırada Milano&#39;da gerçekleşen taban sendikaları ulusal eylemi sırasında, Alessandria&#39;daki yerel ırkçılık karşıtı eylemde ve Bologna&#39;da yapılan barış yürüyüşünde komiteler şiddet karşıtı ve iş alanlarındaki sömürülere karşı gerçeklen bu eylemlere de destek verdi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ulusal ırkçılık karşıtı eyleme Partito Demcratico (Demokrat Parti) katılmadı. Ulusal sosyal aktivite ve kültürel çalışmalar derneği ARCI ise komitenin taleplerinin bazısını red etti, ulusal genel sendika CGIL ise yerelde ve ulusal bazda hem komite taleplerinin tamamını kabul etmedi hem de ulaşım ve propaganda çalışmalarında bağımsız hareket edeceğini açıkladı. Öte yandan ulusal ve yerel ağda PRC, PdCI, Sinistra e Liberta&#39;, Sinistra Ecologica, PdCL ve Sinistra Critica gibi meclis siyaset partileri eyleme ve taleplere tam destek verirken yerel ve ulusal bağlamda meclis dışı siyaset yapan bir çok siyasi hareket de eyleme koşulsuz destek verdi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;17 Ekim 2009 tarihi saat 14:30&#39;da başlayan yürüyüş Roma Termini Tren İstasyonu yakınındaki Piazza della Repubblica&#39;da harekete geçti. Kentin tarihi ve turistik bir çok noktasını geçen ve uluslararası görünürlük yakalayan eylem sırasında yapılan talepler eylemin hazırlayıcı ulusal komite talepleriydi. Gerek organizasyon gerekse de eylem sırasında aktivist olarak yer alan ana merkez göçmenlerdi. İtalya belki de tarihinde göçmenlerin her türlü ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı duruş sergilediği, bağımsız şekilde organize ettiği ve ulusal anlamda bu kadar büyük olan bir eyleme tanıklık etti. Yaklaşık 5 saat süren yürüyüş Piazza Bocca della Verita meydanında sona erdi. Meydanda eylemin bitişinden 2 saat önce kurulan sahneden toplam 13 konuşmacı kitleye hitap etti.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ulusal organizasyon komitesi ve yerelde Piemonte/Torino komitesi üyelerinde Aboubakar Soumahoro eylem sonu sahne konuşmasında İtalya&#39;nın geçmişte kendi yaşadığı Amerika kıtası kuzey ve güney göçündeki tatsız deneyimleri bugün kendi topraklarında yaşayan göçmenlere yaşattığına dikkat çekti. Konuşmasına “Bugün şantiyelerde yasa dışı şekilde çalışan ve hayatını riske atan göçmen adedi tüm İtalya şantiyelerinde çalışanların % 45&#39;ini oluşturuyor. Zenginlerin evleri, olimpiyat kompleksleri ve hatta halk evleri ve kültür salonları öldüğünde kim olduğunun bile bilinemeyeceği işçilerce yapılıyor. Bu işçiler tüm şantiyedeki iş kazası sonucu ölen çalışanların % 15&#39;ini oluşturuyor. Geri kalan % 85&#39;lik parçanın da % 45&#39;ini yasal göçmenler oluşturuyor” sözleri ile devam eden Aboubakar Soumahoro ülkenin mevcut yönetiminin uyguladığı yasal, kurumsal ve kültürel ırkçı ve ayrımcı yaklaşımın neden belirli bir gelir düzeyi ve siyasi duruşa yönelik olduğunu düşünmenin önemine dikkat çekti. Aboubakar son zamanlarda öncelikle Roma&#39;da ardından bir çok İtalyan kentinde olan LGBTTQ bireylerine yönelik şiddet eylemlerinin aynı şekilde göçmenlere karşı da arttığına dikkat çekti.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Eylem organize komitelerinden yerel ve ulusalda üye Thierno Gaye eylemciler arasında CISL ve UIL ulusal sendikalarını göremediğini belirtti. Bu sendikaların iş yerlerinde göçmenleri üye yapmak için ellerinden geleni yaptığını ancak ırkçılık karşıtı bir eylem olunca kendi üyelerinin yanında ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı durmadığına dikkat çekerek göçmenlerden sendikalara üye olurken bu unsurlara da dikkat etmelerini söyledi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sahnede söz alan ArciGay ulusal başkanı Aurelio Mancuso “Kardeşlerim ve yoldaşlarım...” siyerek başladığı konuşmasında Roma&#39;da bir kaç gün önce saldırıya uğrayan ve yasa dışı oldukları için polise şikayette bulunamayan iki gey Brezilya&#39;lı göçmenin düştüğü bu durumun İtalya için utanç verici olduğunu belirtti. “Bu gerçek İtalyan devleti için utanç vericidir. Yabancı düşmanlığı, transfobi ve homofobi gibi kötülükler tarihi temeli ve geçmişi olan nefretten kaynaklanıyorlar.” diyerek sözlerine devam eden Mancuso Nazi ve Faşist toplama kamplarında bu rejimlerle aynı görüşte olmayan Yahudilerin, ROM etnik kökenli yurttaşların ve geylerin bulunduğuna dikkat çekti. “İşte bu sebeple bu eyleme katılma ve destek verme kararı aldık. Bu ülkenin erkek ve kadın göçmenleri sizlerle bir diyalog kurmaya başlamak istiyoruz. Biz sizin gibiyiz ve toplumlarınızın içinde zor şartlarla da olsa yaşamaya çalışan, evden çıkmaktan bile korkan ve sokakta başlarına ne geleceğini bilmeyen gey ve lezbiyenler var.” sözlerinin ardından son 6 aydır Roma kentinde, çok söz verip birini bile tutmayan Alemanno&#39;nun yönettiği kentte, gey, lezbiyen, transgender, göçmen, siyah, beyaz veya sarı olanlara karşı şiddetin arttığını ve bundan dolayı Alemanno&#39;nun ve geçen hafta homofobi suçuyla yargılanan şiddet eylemlerinin diğer şiddet eylemleri gibi ceza almasını sağlayacak yasa tasarısını red eden İtalyan hükümetinin utanması gerektiğini belirten Mancuso sözlerini şöyle sonlandırdı; “Ben bu artan şiddet olaylarının arkasında yeniden doğan faşizmi görüyorum bu sebeple birleşmemiz lazım ortak cephede ırkçılığa, ayrımcılığa ve şiddete karşı hareketler arası iletişim ile açılmamız lazım aksi halde bizi evimize göndermek ve kapatmak isteyen, kadına şiddeti normal gören ve Akdeniz&#39;de ölü göçmenlerin dolu olduğu gemileri inkâr eden proje eyleme geçecek. Ortak hedefimizde şunu unutmamalıyız ki hepimizin mutlu olmaya hakkı var ve bunun için özgürlük ve medeni haklarımız adına ortak mücadele etmek zorundayız.”&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Konuşmacılar arasında 2001 yılında Genova kentinde gerçekleştirilen G-8 toplantısı protestoları sırasından öldürülen Carlo Giuliani&#39;nin annesi Haidi Giuliani de vardı. Giuliani İtalyan toplumunda zamanla artık görünmezlerin sayısının arttırıldığını ve ırkçılığın cehaletle doğduğunu ve tanımadığımızdan dolayı &#39;farklı&#39; dediğimize karşı olan bu cehalet ve korkunun bir çok kişi ve yapının işine geldiğini belirtti. “İtalyan toplumunda insanları görünmez şekilde yaşamaya iten şiddet olayları artmakta ve bu görünmezler kurumlar ve toplumun bilinci için görünmez kalmak zorunda olduklarında durum zor bir sürece girmiş demektir. Güneyde domates veya Kuzeyde meyve toplayan köleler, bir çok hakkı tanınmadığından dolayı sömürülen kişiler, iş mekanlarında hergün ölen bayraksız bir savaşın kurbanı bir çok kişi, yasa dışı durumda olan anne ve babadan doğan çocukların, bir türlü gelemeyen adaleti bekleyen kadın ve erkek mahkumlar, Genova&#39;da jandarmanın şiddet uygulayarak saldırdığı izinli kortejde yaşananların unutulmasını sağlayan bir karar ile olan her şeyin sorumlusu gibi gözüken ve mahkum edilen 10 kişiler bu görünmezleri oluşturuyor. Aranızda yaşayan ancak şu anda hapishanede yer alan kaç tane görünmez arkadaşınız, kardeşiniz veya yoldaşınız var? Carlo Giuliani de bir görünmez şu anda çünkü kendini savunacağı bir davası bile olmadı. Benden önce konuşanlardan birinin de dediği gibi; ırkçılık deri rengi farklı olan birine karşı değildir ama yoksula, sömürülene ve zayıfa karşıdır.” sözleriyle devam eden Haidi Giuliani konuşmasını herkesi görünmez olanları hakları ve onurunu kazanmak için ve görünür olmaları için ortak mücadeleye çağırdı.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Eylem ardı konuşmalar Sicilya&#39;nın Mazara del Vallo kentinde altı bine yakın kişinin katıldığı ırkçılık karşıtı eylemden canlı ses bağlantısı ile son buldu. Mazara del Vallo sahil kenti olmaktan çok son aylarda yasal düzenlemeler ile Akdeniz üzerinden yasa dışı yollarla İtalya&#39;ya girmeye çalışan takaları geri gönderen, İtalyan hükümetinin, bu eylemlerini yönettiği alanlardan biri olarak gündemde. 17 Ekim 2009 tarihinde yaklaşık tüm Mazara del Vallo kenti hükümetin bu uygulamasına karşı bir eylem yaptı. Balıkçılar takalarıyla kurtardıkları göçmenleri karaya getirdiklerinde jandarma tarafından haklarında işlem yapıldığını ve ceza riski aldıklarını belirttiler. Balıkçılar Kooperatif&#39;inin desteğini verdiği eylemde denizde hayatını kaybedenler için de anma töreninin yapıldığı belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaos GL</description><link>http://gocerken.blogspot.com/2009/10/italyada-rkclk.html</link><author>noreply@blogger.com (murat_cinar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6700825482699808725.post-4783999628572499864</guid><pubDate>Wed, 21 Oct 2009 21:40:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-10-21T23:41:31.138+02:00</atom:updated><title>Irkçılığa, ayrımcılığa ve hükümete karşı bir eylem</title><description>İkiyüzbinden fazla kişi ırkçılığa ve her türlü ayrımcılığa karşı Roma sokaklarında yürüdüler, bağırdılar ve hükümeti istifaya çağırdılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“7 Ekim 1989 tarihinde yüzbinlerce kişi Roma’da eylem için meydanlara indi ve bu ilk büyük ırkçılık karşıtı eylemdi. Aynı yılın 24 Ağustos tarihinde Villa Literno’da, Caserta’ya bağlı, Güney Afrika’lı Jerry Essan Masslo adlı siyasi ilticacı öldürüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen ırkçılık halen mevcut ve büyümekte, yeni kurbanlar vermeye devam ediyor ve Berlusconi hükümetinin siyasetinden besleniyor. Merkez sağ çoğunluğunca onaylanan “Güvenlik” Paketi yasa dışı göçmenliği suç olarak kabul ederek insan olma onurunu kırıyor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu satırlarla başlıyor Ulusal Irçılık Karşıtı Eylem&#39;e çağrı metni. 150&#39;den fazla ulusal ve yerel bazda dernek, siyasi parti ve hareket ile sendikaların katılımlarını bildirdikleri ve Cumartesi günü meydanda boy gösterdikleri bu büyük eylem yaklaşık 5 saatlik bir yürüyüşe tanıklık etti. Piazza della Repubblica&#39;dan başlayarak Roma&#39;nın tarihi ve turistik meydanlarından sokaklarından yani her uluslararası görünürlüğü olan noktasından geçen bu ikiyüzbinden fazla kişi sonunda iki buçuk saati bulan bir kapanış konuşmaları serisi ile Roma&#39;yı selamladı Piazza Bocca della Verita&#39;dan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevcut sağ hükümetin sadece göçmenleri ilgilendiren yasal değişikliklerine veya egemen güç taraflı medyanın ırkçı diline değil her geçen gün artan görünmezler ordusu ve tahammül edilemez ekonomik ve sosyal yaşam tarzına bir baş kaldırıydı bu eylem. Bağımsız Ulusal Irkçılık Karşıtı Ağ tarafından 4 aydır yerelde ve ulusalda kurulan komitelerle düzenlenen eylem sonrasında faşist parti mirascısı Alleanza Nazionale(ulusal birlik) partisinden seçilen Roma Belediye Başkanı Gianni Alemanno artık belediye başkanı olarak bu tarz eylemlerin hafta sonunda kentlerinde rahatca yürümek isteyen Roma halkına rahatsızlık vermemesi için elinden geleni yapacağını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm Roma kentini bir bütün gün boyunca felç eden bu eyleme İtalya&#39;nın her tarafında trenler, uçaklar, otobüsler ve arabalarla gelen eylemciler farklı gerçekleri temsil ediyordu. LGBTT hakları için ulusal bazda veya yerel ağda mücadele eden derneklerden, siyasi partilere, göçmenlerin kültür derneklerinden, bazı belediye meclisi üyelerine, sosyal merkezlerden kadın hakları derneklerine kadar bir çok oluşum ırkçılığa ve ayrımcılığa dur demek için buluştu.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;“Deniz mezarlığına dönmekte olan, Sicilia kanalındaki göçmenlerin ölmesi, hükümetin mevcut siyasetinden esinlenen düşünme tarzının trajik sonucudur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dramatik durum toplumdaki her çeşit &#39;farklılığa&#39; karşı tehlikeli bir şekilde korku ve şiddeti besliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevap vermenin ve insan haklarını korumak için ve her tip ırkçılığa karşı durmak için beraberce büyük bir mücadele ve dayanışma kurmanın zamanıdır.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeklinde devam eden çağrı metnin temel talepler listesi şu şekildeydi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_Irkçılığa hayır demek için&lt;br /&gt;_Tüm göçmenlerin yasal konuma geçmesi için&lt;br /&gt;_Güvenlik Paketi’nin geri çekilmesi için&lt;br /&gt;_Yasal ve yasadışı yollardan gelen tüm göçmenlere sahip çıkılması için&lt;br /&gt;_Denizde geri itimler ile bunu yasal kılan anlaşmalara karşı durmak için&lt;br /&gt;_Oturma izni ve çalışma sözleşmesi arasındaki bağlantının kalkması için&lt;br /&gt;_Sığınmacılar için siyasi iltica hakkının korunması için&lt;br /&gt;_Kimlik Belirleme ve Sınırdışı Etme Merkezleri’nin kesin kapatılması için&lt;br /&gt;_Yabancılar ile İtalyan’lar arasında ayrımın engellenmesi için&lt;br /&gt;_İş, sağlık hizmeti, ev ve eğitim hakkının herkese eşit şekilde tanınması için&lt;br /&gt;_Işini kaybedenlerin oturma iznini kaybetmemesi için&lt;br /&gt;_Gay, lezbiyen, biseksüel, ve transeksüellere(LGBT) karşı uygulanan her türlü ayrımcılıga karşı durmak için&lt;br /&gt;_İş yerlerini koruma amacıyla mücadelede olan tüm çalışanlarla dayanışma içinde olmak için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eylemin ardından başlayan ve yaklaşık 2 buçuk saat süren konuşma zincirine göçmenlerin yanı sıra İtalyan yurttaşlar, ArciGay Ulusal Başkanı Aurelio Mancuso ve 2001 yılındaki Genova G-8 karşıtı eylemde bir jandarma tarafından öldürülen Carlo Giuliani&#39;nin annesi Haidi Giuliani de katıldı.</description><link>http://gocerken.blogspot.com/2009/10/irkclga-ayrmclga-ve-hukumete-kars-bir.html</link><author>noreply@blogger.com (murat_cinar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6700825482699808725.post-3738848876862404479</guid><pubDate>Thu, 08 Oct 2009 10:37:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-10-08T12:39:57.932+02:00</atom:updated><title>ULUSAL IRKÇILIK KARŞITI 17 EKİM ROMA EYLEMİ ÇAĞRI</title><description>7 Ekim 1989 tarihinde yüzbinlerce kişi Roma’da eylem için meydanlara indi, bu ilk büyük ırkçılık karşıtı eylemdi. Aynı yılın 24 Ağustos tarihinde Villa Literno’da, Caserta’ya bağlı, Güney Afrika’lı Jerry Essan Masslo adlı siyasi ilticacı öldürüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen ırkçılık halen mevcut ve büyümekte, yeni kurbanlar vermeye devam ediyor ve Berlusconi hükümetinin siyasetinden besleniyor. Merkez sağ çoğunluğunca onaylanan “Güvenlik” Paketi yasa dışı göçmenliği suç olarak kabul ederek insan olma onurunu kırıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz mezarlığına dönmekte olan, Sicilia kanalındaki göçmenlerin ölmesi, hükümetin mevcut siyasetinden esinlenen düşünme tarzının trajik sonucudur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dramatik durum toplumdaki her çeşit farklılığa karşı tehlikeli bir şekilde korku ve şiddeti besliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevap vermenin ve insan haklarını korumak için ve her tıp ırkçılığa karşı durmak için beraberce büyük bir mücadele ve dayanışma kurmanın zamanıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sebeple tüm laik ve dini derneklere, sendika örgütlerine, toplumun tüm katmanlarına ve tüm siyasi hareketlere bu talepler temelinde ırkçılığın yayılmasını engellemek için 17 Ekim tarihinde meydanlara inmesi için çağrıda bulunuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_Irkçılığa hayır demek için&lt;br /&gt;_Tüm göçmenlerin yasal konuma geçmesi için&lt;br /&gt;_Güvenlik Paketi’nin geri çekilmesi için&lt;br /&gt;_Yasal ve yasadışı yollardan gelen tüm göçmenlere sahip çıkılması için&lt;br /&gt;_Denizde geri itimler ile bunu yasal kılan anlaşmalara karşı durmak için&lt;br /&gt;_Oturma izni ve çalışma sözleşmesi arasındaki bağlantının kalkması için&lt;br /&gt;_Sığınmacılar için siyasi iltica hakkının korunması için&lt;br /&gt;_Kimlik Belirleme ve Sınırdışı Etme Merkezleri’nin kesin kapatılması için&lt;br /&gt;_Yabancılar ile İtalyan’lar arasında ayrımın engellenmesi için&lt;br /&gt;_İş, sağlık hizmeti, ev ve eğitim hakkının herkese eşit şekilde tanınması için&lt;br /&gt;_Işini kaybedenlerin oturma iznini kaybetmemesi için&lt;br /&gt;_Gay, lezbiyen, biseksüel, ve transeksüellere(LGBT) karşı uygulanan her türlü ayrımcılıga karşı durmak için&lt;br /&gt;_İş yerlerini koruma amacıyla mücadelede olan tüm çalışanlarla dayanışma içinde olmak için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumartesi 17 Ekim 2009&lt;br /&gt;Ulusal Irkçılık Karşıtı Eylem&lt;br /&gt;Roma&lt;br /&gt;PIAZZA DELLA REPUBBLICA &lt;br /&gt;Saat 14.30&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katılanlar:… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unione Cittadini Immigrati Roma - Comitato Immigrati in Italia (Roma) - Centro sociale Ex Canapificio Caserta - Movimento Migranti e Rifugiati Caserta - Migrantes Y Familiares MFAM - Comitato Immigrati in Italia (Napoli) - Collettivo Immigrati Auto-Organizzati Torino - Ass. Dhuumcatu - Lega Albanesi Illiria - Ass. Filippini Roma - Ass. Sunugal Milano - Ass Insieme per la Pace - Ass Mosaico Interculturale (Monza-Brianza) - Federazione Senegalesi della Toscana - Ass. FOCSI (Roma) - Ass. Bangladesh (Roma) - Ass. Pakistan (Roma) Ass. Indiani (Roma) - El Condor (Roma) - Uai (Como) - Centro delle culture (Milano) - Ass. Punto di partenza (Firenze) - Movimento lotta per la casa (Firenze) - Ass. El Mastaba (Firenze) - Ass. Arcobaleno (Riccione) - FAT (Firenze) - Ass. Interculturale Todo Cambia (Milano) - Studio 3R di mediazione (Milano) - Centro delle culture (Firenze) - Federazione Nazionale RdB-CUB - SdL intercategoriale - Confederazione Cobas - Naga - Coordinamento Migranti Verona - Sportello Immigrati RdB Pisa - Missionari Comboniani Castelvoturno - PRC – Pdci - Ass.ne Razzismo Stop e ADL-Cobas - Sinistra Critica - Rete Antirazzista Catanese - Coordinamento Stop razzismo - Ass. antirazzista e interetnica `3 febbraio´ - Partito Umanista - Partito di Alternativa comunista - Socialismo Rivoluzionario - Unicobas - Socialismo Libertario - Centro delle Culture - Ass.Umanista Help To Change - Comitato antirazzista Abba (Fi) - Comitato Antirazzista (Vi) - Donne in Nero (Italia) - Clan Destino Doc - Medici e Operatori della salute dalla parte dei migranti - Ass.LibLab - Libero laboratorio - Associazione Culturale Musicale illimitate Villaricca (Napoli) – CIPAX (Centro interconfessionale per la pace) - Sud Pontino Social Forum - Cooperativa Immigrazionisti (Mi) - Gruppo Every One - Rifugiati di piazza Oberdan Milano - Gruppo Watching the Sky, Ass. culturale molisana &quot; Il bene comune&quot; - Associazione Utopia Rossa - Punto pace di Napoli movimento Pax Christi - Ass. Donne e colori ( Roma) - Marenia (gruppo musicale) - Bidonvillarik (gruppo musicale) - Associazione Peppino Impastato - Casa Memoria (Cinisi) - Slai Cobas Nazionale - Action (Roma) - Associazione &quot;Kamilla&quot; (Cassino) - Collettivo Teatri OFFesi di pescara - Associazione Arrakkè - Centro per la tutela dei diritti umani (Siracusa) - USI AIT Nazionale - Associazione Yakaar Italia-Senegal - Corrispondenze Metropolitane (Roma) - RETELEGALE (Torino) - ASIA-RdB (Bologna) - L&#39;associazione Solidarietà Proletaria (Napoli) - Coordinamento Diversi Uguali (Arezzo) - Periodico Bianco e Nero - PCL - Rivista CARTA - Associazione &quot;Romano pala tetehara&quot; Rom per il futuro - Associazione Nazionale USICONS - Associazione cittadini del mondo - COLLETTIVO &quot; IQBAQL MASIH&quot; DI LECCE - Associazione interculturale Grammelot (Napoli) - Emergency - Casa Internazionale delle donne (Roma) - Piattaforma Comunista - Associazione-centro interculturale delle donne trama di terre (Imola) - Libreria la locomotiva (Savona) - perUnaltracittà (Firenze) - G.A.S TAPALLARA di Catania - Circolo di cultura glbt Maurice (Torino) - Comitato spontaneo per la pace di Faenza - Centro di documentazione don Tonino Bello di Faenza - PdCI Fed Prov di Torino - Ass. Culturale Artiglio - Mondo senza Guerre- Il centro Open Mind GLBT di Catania - Centro delle Culture di Roma - Collettivo MAREMMANO Auto-organizzati (GROSSETO) - Organizzazione Comunista Alternativa Proletaria - IL MONDO IN IV (Roma) - Collettivo Antagonista Primavalle (Roma) - Associazione Postribù - Collettivo l&#39;evasione (Cosenza) - Cobas pt cub - Sinistra Unita e Plurale (Firenze) – JVP Italia - Padri Sacramentini (Caserta) - Casa Rut (Caserta) - Pastorale Giovanile (Caserta) - Radio Vostok - Associazione Agora - CARC - Gruppo Antifascista Partigiano (Cremona) – Associazione Donne per l’Integrazione di Borgomanero (NO) - Rete28Aprile - Centro Open Mind GLBT (Catania) – ARCI - Sinistra e Liberta - Piero Soldini (dipartimento immigrazione CGIL) – Fiom - Comitato antirazzista e contro l&#39;omofobia “ALZIAMO LA TESTA &quot; (Milano) - Cantieri Sociali - Cooperativa Sociale Dedalus (Napoli) - Associazione Priscilla (Napoli) - Federazione dei Comunisti Anarchici - Assolei sportello donna - Associazione voceDonna (Forli) - Csoa Villaggio Globale (Roma) - Associazione SocialismoeSinistra - FGCI (Roma) - Comitato Solidarietà Antirazzista (Martesana) – Sindacato lavoratori in Lotta – ATTAC (Roma) - EMMAUS – BPM (Roma) – PLT – Associazione Yaku (Italia) - Associazione Askavusa-Arci (Lampedusa) - Giovani Comunisti (Roma) – Associazione l’Altro diritto ONLUS - Laboratorio Zeta (Palermo) - Web magazine &quot;Kom-pa.net&quot; (Palermo) - Coordinamento Nazionale per la Jugoslavia Onlus - Associazione Afroitaliani/e - Associazione ALBANESI IN ITALIA - Associazione Le radici e le ali ONLUS (Milano) – Associazione Senza confine - Laici Missionari Comboniani (Palermo) - Associazione Sacco e Vanzetti - Associazione culturale multietnica &quot; La Kasbah &quot;(Cosenza) - Comitato Madri per Roma Città Aperta - Associazione Babele Grottaglie (TA) - Associazione culturale IL GIOCO (Spezia) -comitato Società e diritti (Genova) - Rete dei Comunisti - Comitato “Con la Palestina nel cuore” (Roma) - Milano Citta&#39; Aperta – CS Sos Fornace (Rho) - Associazione Culturale Malaussène (Palermo) - Associazione per la Pace (Napoli) – Rete Antirazzista (Bari) - Medicina Democratica (Napoli) - Associazione Comboniana Servizio Emigranti e Profughi (Roma) - L&#39;associazione LABORATORIO53 ONLUS - Operatori di Pace (Campania) - Centro antidiscriminazione della Provincia di Pistoia - Associazione ALFABETI (Milano) - Associazione umanitaria ONLUS Medici contro la tortura (Roma) – Associazione Forum Ambientalista (Roma) - Associazione ASPER-ERITREA - Centro YWCA-UCDG di Rovereto (TN) - Rete Migranti Torino - Coordinamento Migranti Bologna e provincia - Coordinamento Migranti basso mantovano - Coordinamento Immigrati Brescia - MayDay Milano Associazione L&#39;Internazionale (Napoli - Network per i diritti globali (Barletta) – Movimento antirazzista Catanzaro - Archivio Storico del Movimento Operaio (Napoli) - Edizioni &quot; La Città del Sole&quot; - Circolo di Cultura Omosessuale Mario Mieli (Roma) - Comitato Antifascista Antirazzista Versiliese - Coop. sociale Oasi 2 (Trani) - Fuoricampo Lesbian Group Officina di Studi(Roma) Arte e Politica lesbica (Bologna) - Spazio Liberato Ex Breda Est (Pistoia) - Fortress Europe - Aassociazione Umanista Reciprocità - Campo Antimperialista -&lt;br /&gt;Katılım için: muratcinar81@gmail.com&lt;br /&gt;Info: www.17ottobreantirazzista.org&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlayan: COMITATO 17 OTTOBRE</description><link>http://gocerken.blogspot.com/2009/10/ulusal-irkcilik-karsiti-17-ekim-roma.html</link><author>noreply@blogger.com (murat_cinar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6700825482699808725.post-7259201980381676345</guid><pubDate>Sun, 04 Oct 2009 21:40:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-10-04T23:40:05.285+02:00</atom:updated><title>17 Ottobre&amp;#39;09 h.14:30 ROMA Piazza della Repubblica Manifes... - Blog MySpace |  di Murat cinar</title><description>&lt;a href=&quot;http://blogs.myspace.com/index.cfm?fuseaction=blog.view&amp;friendId=165222804&amp;blogId=511724925&quot;&gt;17 Ottobre&#39;09 h.14:30 ROMA Piazza della Repubblica Manifes... - Blog MySpace |  di Murat cinar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Shared via &lt;a href=&quot;http://addthis.com&quot;&gt;AddThis&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;</description><link>http://gocerken.blogspot.com/2009/10/17-ottobre-h1430-roma-piazza-della.html</link><author>noreply@blogger.com (murat_cinar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6700825482699808725.post-460695789203177890</guid><pubDate>Wed, 08 Jul 2009 09:51:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-07-08T11:52:45.230+02:00</atom:updated><title>Pis Napoli’liler</title><description>&lt;object width=&quot;425&quot; height=&quot;344&quot;&gt;&lt;param name=&quot;movie&quot; value=&quot;http://www.youtube.com/v/mxG67Ai-mxs&amp;hl=it&amp;fs=1&amp;&quot;&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name=&quot;allowFullScreen&quot; value=&quot;true&quot;&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name=&quot;allowscriptaccess&quot; value=&quot;always&quot;&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src=&quot;http://www.youtube.com/v/mxG67Ai-mxs&amp;hl=it&amp;fs=1&amp;&quot; type=&quot;application/x-shockwave-flash&quot; allowscriptaccess=&quot;always&quot; allowfullscreen=&quot;true&quot; width=&quot;425&quot; height=&quot;344&quot;&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalyan parlamentosu milletvekillerinde Matteo Salvini’nin hakaret içeren videosu sonrası görevinden istifa etmek zorunda kaldı. Milletvekili halen Avrupa Parlamentosu’ndaki görevine devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrılıkçı ırkçı parti Lega Nord(Kuzey Ligi) milletvekillerinden Matteo Salvini İtalya’da 15 gün önce yapılan yerel ve AB Parlamentosu seçimlerindenki partisinin ve kendisinin başarısını arkadaşları ile bir açık hava eğlencesinde biralar eşliğinde kutlarken çekilen bir videoda söylediği şarkı nedeniyle gündeme oturdu. Arkadaşlarının “Matteo grup başkanı” diyerek başladıkları sloganlara Salvini şu şarkı ile devam ediyor  “Duydun mu kokuyu? Köpekler bile kaçıyor, Napoli’ler geliyor. Siz koleralı depremzedeler, sabunla hiç yıkanmadınız”.&lt;br /&gt;Yerel seçimler ardından Avrupa Parlamentosu’na İtalya’yı temsilen milletvekili olarak giren ve Milano Belediyesi Lega Nord grup başkanlı olan Salvini dün basına ulaşan ve ağda hızla yayılan ve tepki alan video sonrası İtalyan Meclisi milletvekili görevinden istifa etti. AB Parlamentosu ve Milano Belediyesi’ndeki görevine ise halen devam etmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basında çıkan haber sonrası konu üzerine açıklama yapan Salvini şarkıdan dolayı kırılmış olan tüm Napoli’lerden özür dilediği ancak videodaki şarkının arkadaşlar arasında ve statlarda söylendiğini ve siyasi hayatı ve ırkçılıkla ilgili olmadığını belirtti. Konu hakkında açıklama yapan diğer siyasetçilerden Lega Nord başkanı Umberto Bossi: “Söylenenlerin hepsi saçmalık Salvini’nin sesinin kötü o nedenle istifa etmeli” dedi. Öte yandan Savunma Bakanı Ignazio La Russa ise Salvini’nin şaka yaptığına emin olduğunu, olayın tepki çekmesinin normal olduğunu ve bir özür ile halledilebileceğini belirtti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temiz eller davası hakimlerinden Di Pietro’nun liderliğini yürüttüğü ve son seçimlerin bir diğer çıkış yapan partisi Italia dei Valori(Değerlerin İtalya’sı) milletvekillerinde Fabio Evangelisti ise bu çıkışın Salvini’nin ırkçı olduğunu kanıtlayan ilk hareket olmadığını ve bu şarkının sadece geleneksel bir eylem olmadığına dikkat çekerek olayın cezasız kalmaması gerektiğini söyledi.&lt;br /&gt;Bu arada koalisyonun ana partisi PDL(Özgürlükler Partisi) milletvekillerinden Nunzia De Girolamo bundan sonra Lega Nord’un hiçbir yasa teklifini onaylamayacağını belirtti. Berlusconi’nin sağkollarından Mariano Apicella ise ANSA haber ajansının bildirdiğine göre Salvini’nin zekası olmayan bir insan olduğunu söyledi. &lt;br /&gt;Milletvekili görevinden istifa etmeden az önce yaptığı açıklamada ise Salvini bu şarkının stadyumlarda söylendiğini ve şaşıranların en az 30 senedir statlara ayağını atmadığının anlaşıldığını söyledi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün sonunda istifasını açıklayan Matteo Salvini halen AB Parlamentosu’nda tüm İtalya’yı temsil eden ve ayrılıkçı ırkçı parti Lega Nord(Kuzey Ligi) üyesi olarak görevine devam eden bir İtalyan yurttaşı.</description><link>http://gocerken.blogspot.com/2009/07/pis-napolililer.html</link><author>noreply@blogger.com (murat_cinar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6700825482699808725.post-1086586559330566864</guid><pubDate>Sun, 07 Jun 2009 19:56:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-07T21:57:29.831+02:00</atom:updated><title>Polis&#39;lerin kemikleri sızlasın İtalya&#39;da seçim var!</title><description>Demokrasi, katılım, diğer kültürlere saygı ve barış içinde beraber yaşama olasılıklarını yok etmenin birinci hedefi olan hükümetin şenlik içinde girdiği seçimlere tanıklık eden İtalya sandıktan uzaklaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalyan komedyen Paolo Rossi zamanında başına okumamıştı antik Yunan kentlerinin kurulma manifestosunu; “...Atina&#39;ya her yabancı hoşgelmiştir ve eşit haklara sahiptir”. İtalya&#39;da birçok AB ülkesinde olduğu gibi 6 ve 7 Haziran 2009 Avrupa Birliği Meclisi temsilcileri ve yerel yönetim seçimleri gerçekleşiyor. Son yıllarda tırmanan ırkçı ve göçmenlik karşıtı seçim kampanyaları bu sefer de kendini ilk planda gösteriyor. Mevcut hükümeti oluşturan partilerin hepsi ve merkez &#39;sol&#39; programlarında ilk madde olarak &#39;güvenlik&#39; konusuna yer veriyor. “Kentlerimizi, gençlerimizi, evlerimizi ve sokaklarımızı korumalıyız, daha fazla kamera ve daha fazla güvenlik görevlisi”. Tedbirleri; yeni kolluk kuvvetleri oluşturmaya ve sokaklarda gece vakti dolaşan sivil gruplar yaratmaya kadar varan &#39;güvenlik&#39; konusu uzun zamandır İtalya&#39;nın gündeminde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;La Repubblica gazetesinin yaklaşık 1 aydır üzerinde durduğu ve uluslararası medyayı da içine sürüklediği “Berlusconi küçük bir kızla beraber oldu mu olmadı mı?”, “devletin uçaklarını bireysel menfaati için kullandı mı kullanmadı mı?” ve “Sardunya adasındaki villasında çekilen çıplak insan fotoğrafları aslında kime ait?” tartışmaları ile asıl gündemi ve tehlikeleri göz ardı ediyor. Bu arada İngiliz avukat Mills, Berlusconi&#39;nin yargılandığı bir davada sahte şaitlik yaptığı ve bunun için yüzbinlerce Avro aldığı sebebiyle 2 yıl hapse mahkum edildi, 2005 yılında gene Berlusconi hükümetinin yasalaştırdığı ve merkez sol muhalefetin de destek verdiği tüm televizyon mecraaları için kademeli zorunlu djital yayına geçiş önerisi ve göçmenlerin bu topraklardaki yaşamını çok zor duruma sokan &#39;güvenlik paketi&#39; konuları böylelikle rafa kalkmış oldu. Aynı gazete ve onun kültürü de zaten İtalya&#39;da kadına yönelik şiddetin %78&#39;nin aile içinde olduğunu göz ardı edip göçmenlerin içinde bulunduğu tecavüz haberlerini ilk satırlarda uzun süre tutarak sağ partilerin yaratmak istediği &#39;herşeyin sorumlusu yabancılar&#39; bilincine yardımcı olmuştu ve olmaya devam ediyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık merkez sol için önemli olan &#39;en azından bu seçimlerden bir &#39;zafer&#39; ile çıkmak ve 3 sene sonra yapılacak olan genel seçimlerin temelini atıp Berlusconi&#39;siz bir İtalya yaratmak&#39;. Bu sebeple düşünülebilecek ve zaman zaman da düşünülemeyecek bir çok sansasyonel habere ve yönteme eğilim yapan merkez sol aslında Berlusconi ve onun kültürünün temelini oluşturan gerçekleri ve bu gerçeklerin yasallaşma aşamasında ortaya çıkan belirtilerini göz ardı ediyor. Bunları o kadar göz ardı ediyor ki mevcut hükümetin seçim kampanyasındaki bir çok maddeyi görmezlikten bile geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrılıkçı ve ırkçı parti Lega Nord(Kuzey Ligi) kuzey illerindeki seçim kampanyasında yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırımdan bahsederken gene bu partinin yıllardır içinde bulunduğu koalisyon yaklaşık 1 ay önce mecliste merkez sol&#39;un da desteği ile İtalya&#39;da 3 adet nükleer santralin yapılması önerisini yasalaştırdı. Bunlardan biri kuzey batı eyaleti Piemonte&#39;da yapılacak. Öte yandan gene aynı parti seçim propagandasında restorasyon yapılması gereken binlerce okul için acilen harekete geçilmesi gerektiğinden bahsediyor ki gene aynı partinin içinde bulunduğu hükümet en son ekonomik pakette ilk ve orta okullar ile liseler için eskiden ayrılmış bakım bütçelerinde indirimi onayladı. Lega Nord programında bilimsel araştırmaya ve araştırma görevlilerine bütçeden daha yüksek pay ayrılacağını söz verirken içinde bulunduğu mevcut hükümetin son seçimler ardından ilk yaptığı değişiklik üniversite reformu dahilinde bilimsel araştırma çalışmalarından ve tüm araştırma görevlilerinden bütçede kesintiye gitmekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Piemonte eyaleti yerel yönetim merkez sol başkan adayı Saitta bir çok madde ile programını sunuyor ve içinde eşit haklar, artan ırkçılık, beraber yaşamak için oluşturulması gereken barışçıl düzen, göçmenlerin oy hakkı, beraber yaşayan binlerce eşcinsel çiftin yasal çıkmazı, yaratılan yalancı &#39;güvenlik&#39; korkusu konularına değinmiyor. Bu arada Piemonte eyaleti İtalya&#39;nın en çok Romen ve Fas kökenli göçmenin yaşadığı eyalet olmaya, eyaltin başkenti Torino kuzey İtalya&#39;da en çok eşcinsel çiftin beraber yaşadığı ikinci il olmaya, son 1 sene içinde en çok ırkçı saldırının yaşandığı ikinci İtalyan eyaleti olmaya ve termik santral ile hızlı tren projesi çerçevesinde hiçbir yönetim zamanında halkından destek alamayan bir eyalet olarak yaşamaya devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Irkçı, ayrılıkçı ve şiddet yanlısı siyaset yürüten hükümetin karşısında var olamayan ve gerçekleri görmezden gelen merkezl sol muhalefeti bu şekilde seçimlere girerken İtalyan halkının seçimlere katılımı en son 2004 yılında yapılan Avrupa Parlamento&#39;su temsilcileri seçimlerinden daha düşük bekleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sırada İtalya&#39;da ırkçı saldırılar artıyor, hükümetin başındaki en yüksek rütbeli 4 kişinin mecliste var oldukça yargılanmasının imkansızlığı yasal düzenleme sayesinde halen devam ediyor, göçmenlerin İtalya&#39;da İtalyanlar ile beraber yaşamasını zorlaştıran düzenlemeler yerel ve ulusal anlamda her geçen gün daha da artıyor, İtalya ötenazi hakkı konusunda konuşamaz hale geliyor, hükümet yıllar önce referandum ile elde edilen kürtaj hakkını tartışmaya açıyor, eşcinsenlerin eşit haklarla beraber yaşaması, evliliği ve çocuk edinme hakları konusunda tek kelime bile edilmesine tahammül edemeyen hükümet homofobik bir kültür yaratmak için çalışıyor, her geçen gün yalancı ve bilerek yaratılan &#39;diğer&#39;ine karşı korku kültürü ile güvenlik üzerine harcamalar arttırılıyor ve İtalya yasal ve ekonomik açıdan bölgesel adaletsizlik ve ayrıma her geçen gün daha da yakalaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paolo Rossi Atina ve diğer antik Yunan polislerinin kuruluş manifestosunda şuna da yer veriyor; “Burda bizim hükümetimiz belirli bir azınlıktan ziyade çoğunluğa destek veriyor ve bu nedenle buna demokrasi deniyor, burda yasalar herkes için eşit şekilde uygulanıyor ve biz yönetim için halk tarafından seçilen kişilerin başarılarını görmezlikten gelmiyoruz ancak bu kişilerin zengin olduklarından dolayı bu seviyeye gelmelerini kabul etmiyor ve fakir olmanın yönetimde görev almak için engel olmadığına inanıyoruz. Sahip olduğumuz özgürlük güncel hayatta da yer almakta, birbirimize kuşku ile bakmıyoruz ve bizden sonra gelenden ve onun istediği gibi yaşamasından rahatsız olmuyoruz çünkü biz hoşlandığımız gibi yaşamak için özgürüz ancak her türlü tehlikeye karşı beraberce göğüs germeye her an hazırız. Bir Atina yurttaşı kamu görevini bireysel işlerinden dolayı ikinci plana atmaz ve en önemlisi bu kamu görevindeki haklarını kişisel işlerindeki sorunlarını çözmek için kullmaz. Biz burda böyle yapıyoruz. Bize yargıçlara, gururu kırılanlara ve yazılı olan ve evrensel açıda onay alan yazılı olmayan yasalara saygı duymamız öğretildi. Burda biz böyle yapıyoruz. Devlete saygısı olmayanı eşit davranılmayacak olan biri olarak değil gereksiz bir davranış olarak algılıyoruz. Biz siyaset hakkında bazı kişilerin söz sahibi olduğunu düşünmediğimizden dolayı siyaset konusunda tüm Atinalılar&#39;ın hakkı olduğunu düşünüyoruz. Biz tartışmaları demokrasi yolunda bir engel olarak algılamıyoruz. Biz mutluluğun özgürlüğüm meyvası olduğuna inanıyoruz ve özgürlüğün değerlerin ürünü olduğunu kabul ediyoruz. Böylelikle her Atina yurttaşı kendine güven ile büyür ve her çeşit durum ile baş etmeye hazırdır ve işte bu sebeple bizim kentimiz dünyadaki herkese açıktır ve biz hiçbir yabancıyı kovmuyoruz. Biz Atina&#39;da böyle yaşıyoruz.”</description><link>http://gocerken.blogspot.com/2009/06/polislerin-kemikleri-szlasn-italyada.html</link><author>noreply@blogger.com (murat_cinar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6700825482699808725.post-2588954140835412449</guid><pubDate>Tue, 12 May 2009 10:02:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-05-12T12:03:18.787+02:00</atom:updated><title>Tek kültürlü tek mafyalı İtalya</title><description>Bu sene de kazasız belasız reality showları kurtardık sırada ırkçı yasalara ve çok kültürlü topluma karşı yöneticilerin beyanlarına geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi&#39;nin ve grubunun sahibi olduğu Mediaset iletişim şirketinin televizyon kanallarından Italia 1&#39;da yayınlanan ve Alessia Marcuzzi&#39;nin sunduğu Grande Fratello(Büyük Birader) adlı reality show&#39;un dokuzuncu sürümü de kazasız belasız bitti. İçeriye giren 24 gencin arasında bu sene de yaşanmadık kalmadı. İtalya&#39;nın kuzeyinden güneyine kadar bir çok eyalet ve kentten aylar boyu disko disko süren casting çalışmaları ardından seçilen gençler bu sene de bir evde toplatılıp kameraların karşısına kondular. Her zamanki gibi 100 gün süren yarışmada bu sene konuklar arasında Sırbistan&#39;dan İtalya&#39;ya 13 sene önce gelen ve ROM kökenli Ferdi de vardı. Ailevi nedenler, ekonomik sorunlar ve savaşın etkisi ile kaçak yollardan taka ile İtalya&#39;ya 8 yaşında giriş yapan Ferdi kısa bir süre sonra babası ile iletişimini kaybetmiş ve tek başına büyümek zorunda kalmış. Amerika&#39;da kariyer arayan Napoli&#39;li Gianluca&#39;ya nasıl annesi video mesaj gönderiyor, Siria&#39;nın sokaklarda yaşamaya karar veren babası nasıl sesli mesaj ile kendisine ulaşıyorsa Ferdi&#39;nin de halen Sırbistan&#39;da yaşayan annesi ve Almanya&#39;da yaşayan kız kardeşi de video mesajsız kalmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözyaşları ve kavgalar bir birini kovalarken Sırbistanlı zavallı ROM göçmen her elenme riskinden rahatlıkla kurtuluyordu. Geçen sene Isola dei Famosi(Yabancılar Adası) adlı reality&#39;de nasıl transeksüel komunist Luxuria kazanan olmuş ve bu ülkede bir tabu daha yıkılmışsa Grande Fratello&#39;yu da neden bir ROM kazanamasın? Yarışmanın finaline yaklaşırken Napoli&#39;li Francesca ile Ferdi arasında doğan ilişkiye yarışmanın sunucusu Marcuzzi&#39;nin kızın annesine de sorması üzerine aile tarafından onay bile verildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık eskisi gibi hırsızlık yapmayan, diğer ROMlardan farklı, aslından üniversite okumak isteyen ve aslında kendini İtalyan hissettiğini söyleyen Ferdi finalde 19 yaşında iken 4 numaradan 6 numaraya göğüslerini büyüttüren Cristina, Amerika&#39;da şansını arayan Gianluca ve Bergamo&#39;lu fırıncı Marcello ile karşılaşmış ve Grande Fratello 2009&#39;u kazanmıştı. Artık gerçeğe dönülebilirdi ne de olsa Mediaset grubu başta ama en önemlisi büyük İtalyan basını bir tabuyu daha yıkmış ve bu ülkede ROMların da Büyük Birader&#39;i kazanabileceği kanıtlanmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırada &#39;güvenlik paketi&#39; vardı. Paket ilginç maddeler içeriyor, örneğin; eğer bir göçmen İtalyan bir kadın veya erkek ile evlenirse yurttaşlık başvurusunda bulunuduğu anda 200 Avro ek vergi ödemesi lazım, ne de olsa Ariana ırkından gelin/damat alıyorsun! Eskiden 6 ay olan yurttaşlığa başvurmak için evlilik sonrası bekleme süresi şimdi ise 2 seneye çıkmıştı. Böylelikle işlem çokluğu ve sistem beceriksizliğinden dolayı başını kaldıramayan İtalyan bürokrasisi için &#39;şu niyeti kim bilir ne olan&#39; göçmeni araştırma zamanı doğmuştu. Ayrıca yeni güvenlik paketi ile yasa dışı göçmen ile İtalyan yurttaşı arasında evlikik de yapılamaz hale geldi çünkü evlilik başvurusunda oturma izni gösterme zorunluluğu Meclis&#39;ten geçen maddeler arasında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlara ek olarak eğer bir göçmen oturma iznini kaybederse 6 ay içinde Nüfus Dairesin&#39;deki evrakları imha edilecek artık, sanki o ülkede hiç bulunmamış gibi. Bunalara ek olarak öyle karavanlarda yaşayanlara da müsade yok artık çünkü adres beyanlarında sadece eyaletin sağlık koşullarına uygundur raporu verilen evler barınma yeri olarak gösterilebiliyor. Dolayısıyla karavan, barınma kampı veya sokak gibi yerlerde yaşayan yasal veya yasa dışı göçmenlerin adres beyanı sorunundan dolayı çocuklarını okula kayıt ettirme veya sağlık hizmetlerinden yararlanma şansı da yok. Ancak sokakta yaşayanların tehlike teşik etemeleri yüksek olduğundan dolayı İç İşleri Bakanlığı bünyesinde kurulan bir bölümce ayrı kayıtları tutulacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kaç ay öncesine kadar hapis suçunu bile içerebilme sanşı olan yasa dışı göçmenliğin suç olarak tanımlanması da Meclis tarafından onaylanan pakette yer alıyor. Yasa dışı olduğu belirlenen göçmen 5.000 ila 10.000 Avro arası para cezasına mahkum edilecek ve ilgili hukuki makamın veya bireyin onayı olmadan da sınır dışı edilebilecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göçmenlerin ülkelerine para göndermek için kullandıkları ünlü Money Tranfer sistemi de fişleme yapması zorunlu kılınan birimlerden biri oluyor. Para gönderimi sırasında acenta, postahane veya bankadan işlem yapan göçmenlerden zorunlu olarak oturma izni de talep edilecek, fotokopisi alınacak ve birim olası kontroller için bu kopyayı 10 sene saklamak zorunda kalacak. Ülke güvenliğini tehdit ettiğinden şüphe edilen kişilerse bu birimler tarafından polise bildirilebilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce sadece 5 sene boyunca oturma izni gerektiren sınırsız oturma ve çalışma iznine sahip olmak için artık zorunlu dil sınavı da getirildi. Zorunlu dil sınavı ve yeterli derecede dil bildiğini kanıtlama zorunluluğu sadece bu durumda değil İtalya&#39;ya ilk defa gelen göçmenin ilk oturma iznini edinme sırasında da yaratılan bir engel. Oturma iznini daha renkli hale getirmek için eklenen bu zorunlu dil sınavı haricinde artık ek vergiler de var. Zorunlu sağlık sigortası, pul, fotokopiler, fotoğraflar, kuyruklarda kaybolan iş günlerine bir de 80 ila 200 Avro arasında ek vergiler de yüklendi. Tüm zorluklar sonrasında elde edilebilen oturma iznini eğer bir polis kontrolünde yanında bulundurmuyorsa göçmen artık cezası 2.000 Avro ve muhtemel 1 senelik hapis. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bu güvenlik paketi hoşunuza gitmıyorsa veya kendisini doğru bulmuyorsanız kredileriniz tükenene kadar İtalya&#39;da kalma sanşınız var. Evet, ehliyet puanları gibi oturma iznini aldığınızda zorunlu olarak imzalatılan anlaşma gereği her türlü uyum yasalarına itaatsizlik veya suç durumunda göçmenlik karnenizden puanlarınız düşülüyor. Ne yazık ki ehliyet kursları gibi göçmen kursları bulunmadığından dolayı özel sektör aracılığı ile kaybettiğiniz puanları geri almak mümkün değil. Ama devlet bu konuda sizi yalnız bırakmıyor ve topluma yararlı olmanız amacıyla düzenlenen mesleki ve uyum kurslarına zorunlu olarak katılmanızı sağlayarak kaybettiğiniz puanları tekrar kazanmanız mümkün kılınıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalyan yurttaşlarının güvenliğini arttırması amacıyla çıkartılan bu yasa düzenlemesi İtalya&#39;da yaşayan her kesin daha da görünmez ve daha da sağlıksız şekilde yaşamasını sağlamaktan başka bir şeye yaramıyor. Nüfus daireleri, okullar, sağlık kurumları gibi kamu alanlarından ve haklarından mahrum kılınan ve uzaklaştırılan göçmenler zorunlu olarak yasa dışı alternatif yaşam şekillerine ve tercihlerine yönlendiriliyorlar. Bunun üstüne bir de maddi yükümlükler getirilen yaşam süreci her an sınır dışı edilebilme korkusu ile hem göçmen için hem de toplum için daha da tehlikeli hale getiriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasa dışı girişlere karşı Libya&#39;dan gelen tekne ve botlara da ilk kesin tepkiyi verdi bu arada İtalyan hükümeti. Geçen hafta 250 bugün de(10 Mayıs 2009) 120 göçmenin bulunduğu iki tekne uluslararası deniz sınırlarında durdurulup Libya&#39;nın liman kenti Trablus&#39;a geri gönderildi. Libya hapishanelerinde, sokaklarında, çalışma yerlerinde ve çöllerinde Avrupa&#39;ya gelme umuduyla parasını harcayan ve hayatını tehlikeye atan göçmenler bu geri dönüş ile aslında Libya&#39;ya değil tecavüze, işkenceye, köleliğe ve ölüme teslim ediliyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa Birliği&#39;nce yıllardır gerek İtalya gerekse de Libya yasa dışı göçmenler hakkında ilerlettikleri siyaset için tepki gördüler ancak iki ülkenin ortak kurdukları sınır hapishanelerinden açıklanmayan ölümlere kadar bir çok gerçek cezasız devam ediyor. Birleşmiş Milletler&#39;in 1999 yılında insan hayatının en çok tehlikede olduğu ülkeler listesine aldığı Libya&#39;ya geri iade edilen göçmenler gerek gidişte gerek de dönüşte deniz yolculuğu sırasında hayatlarını kaybetti. Geri dönenlerin hakkında hiçbir haber veya yasal açıklama yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çoğunun Somali, Darfur, Etiyopya, Nijerya gibi uzak ve tehlikeli ülkelerden yola çıkarak veya geçerek gelen göçmenlerin geri gönderilme işlemi İç İşleri Bakanı Robeto Maroni tarafından “en sonunda başarıyla gerçekleştirilmiş bir proje” olarak tanımlandı. Geri gönderilen teknelere eşlik eden sahil güvenlik görevlileri günün ardından gecelerce uyuyamadıklarını, göçmenlerin “bizi terk etmeyin” diye bağırdıklarını ve bu olayı çocuklarına asla anlatamayacaklarını söylediğini belirten İtalyan gazetesi La Repubblica son bir haftadır Libya sahillerinden göçmenlerin yola çıkışını anlatan videolar yayınlıyor ağ sayfasında. (www.repubblica.it)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalyan hükümeti yurttaşlarının güvenliğini göçmenlerin tüm kaderini oturma iznine bağlayarak ve onu edinmeyi neredeyse imkansız kılarak sağlamayı düşünse de kaçak oturma izni düzenleyenlere ek cezalar vermeyeceğini açıkladı. Yasa dışı göçmenlerin çalışmasını ve hatta İtalya topraklarında yaşamasını engelleyen hükümet, yasa dışı göçmenleri köle şartlarında çalıştıranlara ve tek göz odalara onlarca göçmeni tıkıştırıp astronomik kiralar isteyenlere de ek cezanın öngörülmediğini belirtti. Libya kıyılarına teknelerle yüzlerce göçmeni ölüme gönderen sağcı hükümet bunu bir başarı olarak belirtirken yasa dışı göç akımlarını kontrol eden İtalyan ve Libya mafyasına karşı ulusal veya uluslararası ek bir girişimde bulunulmayacağını açıkça söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşinden ayrılma arifesinde olan İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi dün belki de tüm bunların temelinde olan bir çok sebepten birini açıkladı; “Bakan Maroni&#39;ye destek veriyorum çalışmalarından dolayı, biz sol hükümetlerin yaptığı gibi herkese gel demiyoruz ve demeyeceğiz. Hedefimizdeki İtalya asla çok kültürlü olmayacak.”</description><link>http://gocerken.blogspot.com/2009/05/tek-kulturlu-tek-mafyal-italya.html</link><author>noreply@blogger.com (murat_cinar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6700825482699808725.post-3483575371886940009</guid><pubDate>Wed, 18 Mar 2009 20:48:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-03-18T21:49:01.731+01:00</atom:updated><title>Avrupa&#39;da ilk toplu göçmen grevine doğru</title><description>Yaklaşık son bir haftadır İtalya&#39;nın belli başlı kentlerinin duvarlarında altında hiçbir kişinin, partinin veya sendikanın imzası bulunmayan farklı dillerde tercüme edilmiş bir afiş göze çarpıyor. Öte yandan aynı afiş internette bir kişiden diğerine gönderiliyor. Çağrı Avrupa&#39;da yaşayan tüm göçmenlerin bir günlük greve gitmesini istiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21 Mart Dünya Irkçılık Karşıtı Günü, Avrupa&#39;nın bir çok kentinde ırkçılık karşıtı gösteriler, günü kutlama amaçlı eğlenceler ve kültürel faaliyetler düzenleniyor. Bu sene de herşeyin ayın ritmi ve üretkenliği ile gerçekleşmesi bekleniyor. Birleşmiş Milletler nezninde de kutlanacak olan gün bu sene farklı bir yapıya sahip olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İbadet yerlerinin kundaklanması, mezarlıkların tahrip edilmesi, gündelik sokak saldırıları ve partilerin bilindik göçmen karşıtı propagandaları son senelerde yerini kurumsal ırkçılığa bırakmaya başladı. Bazı Avrupa ülkelerinde hükümet kurabilen veya yerel/ulusal kurumsal yönetim noktalarını elde eden sağcı siyasi birey ve gruplar(Polonya, İtalya, Almanya, Avusturya, Fransa vb. gibi) göçmenlik karşıtı kararlarını Avrupa Parlamentosu&#39;a da taşıdılar. İtalyan hükümetinin Rom ve Sinti&#39;lerden parmak izi toplaması, İspanya&#39;nın Fas kıyılarında toplama merkezleri kurması, AB Parlamentosu&#39;nun yasa dışı göçmenlikle mücadele adı altında Libya&#39;ya yeni toplama kampları inşaası için finansman sağmalası ve en sonunda gene İtalya&#39;da ulusal meclisin yasa dışı göçmenliği suç olarak tanımlanması ve hekimlerin bu göçmenleri güvenlik güçlerine bildirmesi tekliflerinin senatodan geçmesi en son ırkçı kurumsal gelişmeler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa&#39;nın birçok basın biriminin adi suçlara karışan göçmenleri infazı sonrası ve sırasında kullandığı dil, bu konu ile ilgili bir çok haberin devamlı yalan olduğunun ortaya çıkması ve kanıtlanması ve bir çok basın yayın biriminin sağcı partilerden ulusal meclis ve senatolara girmesi de kurumsal ırkçılığa destek teşkil etmeye başladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son zamanlarda bilhassa İtalya&#39;da hedef alınan Rom ve Sinti göçmenlerin içinde olduğu her türlü küçük ve büyük suç olayı ardından merkez noktası olarak alınması ve böylelikle ülkenin siyasi, sosyal ve ekonomik her türlü sorununun üstünün kapanması da basın birimlerinin geliştirdiği çalışma biçimlerinden biri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya Irkçılık Karşıtı Günü&#39;nden bir gün önce 20 Mart 2009 tarihinde Avrupa&#39;da yapılması önerilen bu grevin içinde olduğu elektronik posta “belki böyle bir grev gerçekleşmeyecek bile ama önemli olan insanları olası bir grev sonucunda nasıl sonuçlar doğabileceği üzerine düşündürmek” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çağrı metni: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya Irkıçılık Karşıtı Günü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz duyarlı Avrupalılar ve Avrupalı göçmenler yabancı düşmanı siyasetçilerden ve iletişim mecralarından ve onların naziler gibi her sorunun sebebinin göçmenlermiş gibi yansıtmasından bıktık. İtalya&#39;da ve Avrupa Parlamentosu&#39;nda alınan kararlar ülkeleri Avrupa sömürgeciliğine maruz kalmış ve Avrupa&#39;ya daha iyi yaşam koşulları resminden etkilenerek gelen insanların suçlu olduğunu savunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hatalı duruşa karşı çıkmak ve göçmenlerin Avrupa&#39;daki sosyal ve ekonomik ağırlığını göstermek için, bu 20 Mart&#39;ta, dünya ırkçılık karşıtı günden bir gün önce, Avrupa&#39;da yaşayan hiçbir göçmen işe gitmeyecek, toplu taşıma aracına binmeyecek ve sinema, bar, restorant vs. gibi hiçbir tüketimde bulunmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi ülkelerinden olan kişilerin çektikleri acılara destek olmak için Avrupa Birliği dışından gelen sporcular da, bilhassa futbol oyuncuları, çalışmayacak. Bir şekilde bu kurumsal sorumsuzluğu durdurmamız lazım, belki de elimizde başka bir birlik yolu, sosyal ağ ve bireysel sorumluluk yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim kuklalar gibi fikirlerimizi değiştirmeye çalışanlara kim olduğumuzu ve neler yapabileceğimizi gösterelim. Yaşadığımız toplumu daha insani ve doğru kılalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem kendimiz hem de çocuklarımız için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 Mart 2009&lt;br /&gt;Avrupa&#39;da göçmensiz bir gün!</description><link>http://gocerken.blogspot.com/2009/03/avrupada-ilk-toplu-gocmen-grevine-dogru.html</link><author>noreply@blogger.com (murat_cinar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6700825482699808725.post-5579431871127910703</guid><pubDate>Sat, 07 Feb 2009 22:04:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-02-07T23:18:52.650+01:00</atom:updated><title>İtalya&#39;da faşizmin ayak sesleri</title><description>Ulusal meclis tarafından onaylanan son &#39;Güenlik Paketi&#39;nin içinden faşist ve ırkçı uygulamalar çıkarken İtalya her geçen gün daha derinlere batıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küresel iktisadi bunalım karşısında İtalyan bankalarına bir şey olmaz derken kendi grubunun borsadaki düşüşe geçen kağıtlarını dostlarına 12 milyon Avro&#39;ya aldıran, 17 senedir bitkisel hayattaki Eluana&#39;nın yapay beslenmesinin kesilmesine karar veren mahkemeye karşı Vatikan desteği ile acil anyasa değişikliği çıkartmaya çalışan Berlusconi sandıktan yeni gerici ve sağcı paketini çıkarttı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalyan ulusal meclisince dün(05 Şubat 2009) onaylanan &#39;Güvenlik Paketi&#39;nin yeni maddeleri yasa dışı göçmenleri tedavi eden hekimlerin bu göçmenleri güvenlik güçlerine bildirme zorunluluğunu ve belediyeler ile beraber yapılmak şartıyla silahsız şekilde halkın güvenlik güçlerine yardımcı olmak amacıyla sokak kontrolleri yapabilmesine izin veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son aylarda Sınır Tanımayan Hekimler derneğince red ve protesto edilen bu tasarı meclis tarafından onaylandı. Katolik hekim dernekleri de dahil olmak üzere bir çok dernek, kurum ve kuruluş bugünden itibaren yasaya uymayacaklarını dile getirdi. Güney eyaletlerinden Puglia başkanı Niki Vendola ise kendi eyaletinde ysa dışı göçmenler hakkında bilgilerin güvenlik güçlerine verilmesini yasakladı. Uygulama uluslararası tedavi görme insani hakkını, hekimlerin etmek zorunda oldukları Hipokrat yemini ve bir çok uluslararası antlaşmayı hiçe sayıyor. Öte yandan fişlenecekleri korkusu ile yasal doktora gitmeyecek olan tüm İtalya&#39;daki yaklaşık 400 bin yasa dışı göçmen yasa dışı hekimler ile işlerini halletmeye çalışacak böylelikle yasa dışı tedaviler uygulanacak ve yasa dışı reçeteler yazılacak belki de yasa dışı ilaçlar kullanılacak. Karar bir çok hastalığın hızla yayılma riskini de beraberinde getiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan yaklaşık 2 senedir birçok kuzey İtalya bölge ve illerinde bilhassa ayrılıkçı ırkçı parti Lega Nord tarafından yerel yönetimlerin desteği ile doğan ve uygulanan gece asayiş yürüyüşleri de böylelikle yasal meşruluğa kavuştu. Ellerinde mumlar, yanlarında özel giysili sözde güvenlik görevlileri ile &#39;ronde&#39; adı verilen bu yürüyüşleri Treviso, Padova, Trieste ve Verona vb. gibi bir çok kuzey ili gerçekleştiriyor. Faşizm zamanında &#39;komunist avı&#39; olarak da bilinen bu yürüyüşler sırasında komunistler yakalanıp dövülüyor ve zaman zaman öldürülüyordu da. Bugün ise bu yürüyüşlerin hedefi; evsizler, yasa dışı göçmenler, uyuşturucu madde bağımlıları ve satıcıları ile seks işçileri. Nitekim aynı hükümet yaklaşık 6 ay önce seks işçiliği yapmayı ve bu sektörde müşteri olmayı yasakladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ünlü &#39;Güvenlik Paketi&#39; sayesinde yasa dışı göçmenlik de İtalya&#39;da suç olarak tanımlanıyor artık. Yasa dışı yollarla ülkeye giren göçmenler güvenlik güçlerince yakalandığı anda 5 ila 10 bin Avro arası cezaya çarptırılıyorlar. Paket yasa dışı göçmenler için hapis cezası veya özel hapisler öngörmezken cezanın ödenmemsi de tabii ki adli bir suç olarak algılanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak &#39;Paket&#39; göçmenlerin oturma izni yenilemesinde ek vergilerin uygulanmasını öngörüyor. Onaylanan tasarıya göre halen ödenmekte olan postahane masrafı, pul ücreti ve sigorta ile 100 Avro&#39;yı aşan yenileme masrafına 50 ila 200 Avro arası ek vergi uygulanacak.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Son seçimler ardından Berlusconi&#39;nin talebi üzerine üst düzey devlet görevlilerinin bir çok dava sebebinden mahkum edilememesi ve 2002 yılı ve sonrasında açılan tüm üst düzey devlet görevlileri hakkındaki davaların 2 sene boyunca ertelenmesi yasa değişiklikleri ile kapıyı açan ortakların karşılıklı alışveriş bazındaki anlaşmasına geçen haftaki Lega Nord(Kuzey Ligi) tarihsel talebi olan vergisel özerklik eklendi ve konu yasalaştırıldı. Bu hafta da gerek seçim kampanyası gerekse de anlaşma gereği edinmek istediği bir adım olan Güvenlik Paketini elde eden Lega Nord sırada paketin genişletilme çalışmalarının ve İtalya&#39;nın bazı kentlerinde meydanlarda görev yapan 4000 akserin görev süresinin uzatılması ve adetlerinin arttırılması olduğunu belirtiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.youtube.com/watch?v=SrKV74dHrXI&quot;&gt;ilgili bir video&lt;/a&gt;</description><link>http://gocerken.blogspot.com/2009/02/italyada-fasizmin-ayak-sesleri.html</link><author>noreply@blogger.com (murat_cinar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6700825482699808725.post-7206962058649906419</guid><pubDate>Sun, 01 Feb 2009 22:39:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-02-01T23:40:18.411+01:00</atom:updated><title>İtalya&#39;da yeni ırkçı dalgası</title><description>Son haftalarda artan ırkçı saldırılara bu hafta yenileri eklendi. İtalyan yurttaşı bir bayana tecavüz edip kaçan 2 Romanyalı göçmen kısa zamanda yakalandı. Konu haber bültenlerinin ilk yerini alırken, açık oturumlar, gazetelerin internet forumları ve küçük halk eylemleri bir biri ardına geldi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalya&#39;nın başkenti Roma&#39;da olan bu çirkin olayın tam iki gün ardından(29 Ocak 2009) 4 Romen göçmen kendi ülke yurttaşı bir bayana tecavüz etti. Roma&#39;nın başkentliğini yaptığı Lazio Eyaleti&#39;nden gitmek için hazırlandıkları sırada yakalanan kişiler, tecavüze uğrayan bayan ve olayı detayları ne gazetelerde ne televizyonda ne de internette İtalyan bayanın başına gelenler kadar yer bulabildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada gene Roma yakınlarında(Civitavecchia) bir polis memuru oturuduğu apartmandaki komşularından biri olan Senegalli göçmeni(Chehari Behari Diouf) sinirlenerek vurdu ve öldürdü. Yaklaşık 10 sene önce bir araca 15 el ateş edince otomobil sahibinin kendisine ters davrandığını savunarak serbest bırakılan Paolo Morra(50) bu sefer de &#39;Bu Senegallilerden bıkmıştım artık&#39; demekle yetindi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak Şubat ayının ilk gününe girerken Satturno kenti tren istasyonunda bankta uyuyan Hindistan&#39;lı bir göçmen 19, 29 ve 16 yaşlarında 3 çocuk tarafından benzin ile yıkanarak ateşe verildi ve dövüldü. Olay sonrası yakalanan çocuklar yaptıkları hareketin ırkçılık içermediğini belirtirken olay öncesinde alkol ve haş haş aldıklarını söylediler. Vücudunun yüzde kırkında yanıklar olan Navte Singh(35) hastaneye kaldırıldı. Roma belediye başkanı Alemanno tarafından ziyaret edilen göçmen ile konuşulamazken başkan ziyareti sonrası açıklamada bulundu; &#39;Irkçı bir saldırı değil, ne yazık ki son zamanlarda sık sık tekrar eden ergenlik çağındaki ve muhtemelen uyuşturucu kullanan çocukların şiddet olayı&#39;. Rai Tre haber merkezinin ropörtajları sırasında konuşan bir Satturno sakinin de dediği gibi; &#39;Son zamanlarda olan olaylar malum bu tarz tepkiler olacak tabi. Geceden kalmış bir iki sarhoş çocuktur&#39;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son aylarda yapılan Caritas Derneği araştırmasına göre İtalyanlar&#39;ın %80&#39;i göçmenlerin ülkelerinden gitmesini istiyor, %56&#39;sı göçmenleri ulusal tehdit olarak görüyor, %63&#39;ü siyasetçilerin bir çoğunun göçmen yanlısı davrandığını ve İtalyanlar&#39;ı ikinci plana attığını savunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan İtalya topraklarında yaşayan yaklaşık 4 milyon yasal ve 500 bin yasa dışı göçmen İtalyan ekonomisinin %10&#39;una varan bir hacmi karşılıyor ki bu rakam İtalya&#39;nın sanayi başkenti Milano&#39;nun bulunduğu Lombardia eyaletinin toplam üretim hacmine karşılık geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AB dışından gelen göçmenler İtalya&#39;da ne yerel ne genel seçimlerde oy hakkına sahip. Yasa dışı göçmen olarak yaşayanların hiçbir şekilde yasal duruma geçme olasılığı yok ve en son genel meclis tarafından onaylanan tasarı sayesinde yakalandıkları anda 5000 Avro ceza ödemek zorunda kalacaklar. İtalya Rom ve Sinti göçmenlerden parmak izi topluyor ve her geöçmenden oturma izni yenileme vergisi ve masrafı olarak ortalama 150 Avroluk ücret alıyor. İtalya&#39;da AB dışından ülkeye gelen ve okumakta olan öğrencilerin ulusal sağlık sisteminden ücretsiz yaranma hakkı yok. İtalya AB üyesi olup siyasi iltica yasasına sahip olmayan tek ülke ve hristiyan ve yahudi dini inançlar haricinde diğer inanç yerlerine anayasasında izin vermeyen tek AB kurucu ülkesi.</description><link>http://gocerken.blogspot.com/2009/02/italyada-yeni-rkc-dalgas.html</link><author>noreply@blogger.com (murat_cinar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6700825482699808725.post-2084217400782951888</guid><pubDate>Thu, 15 Jan 2009 17:17:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-01-15T18:17:29.227+01:00</atom:updated><title>Yasa dışı göçmenlik resmen suç</title><description>İtalya&#39;da uzun zamandır tartışılan teklif dün senatonun onayından geçerek yasa haline geldi. Cezalar 5 ile 10 bin Avro arasında değirken güvenlik paketi korkuyu ve şiddeti içeriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalyan hükümeti yasa dışı yollardan ülkeye giriş yapan göçmenleri suçlu kılmayı başardı. Henüz ilk ceza uygulanmış olmasa da 14 Ocak 2009 tarihinde İtalyan senatosu polis tarafından durdurulup yasa dışı olduğu ortaya çıkan göçmenlere 5 bin ile 10 bin avro arası ceza verme kararına vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çok zorunluluk sebebiyle ülkesinden çıkış yapıp ve bir çok engel neticesinde yasal yollardan vize elde edemeyen kişilerin göç etme gerçeği yüz yıllardır bilhassa Akdeniz kıyıları ve Avrupa kıtasında olan bir durum. Bu sebepledir ki İtalya&#39;nın da üye olduğu bir çok Uluslar arası insan hakları kuruluşu ve imzaladığı bir çok Uluslar arası anlaşma gereği yasa dışı veya yasal yollardan bir ülkeye giren göçmene sığınma yapma hakkı tanınır. Bazı ülkelerde gidilecek ülkenin sadece başkentte veya bir diplomatik temsilciliği olduğunu düşünürsek veya savaş, soykırım, açlık, doğal felaket, ırkçılık gibi sebeplerden dolayı evinden dahi çıkamayan kişilerin olduğu hesaba katarsak bu hakkı elde edenlerin büyük çoğunluğunun siyasi iltica talebinde bulundukları ülkelere yasa dışı yollardan girdiklerini kabul etmemiz lazım. İşte İtalyan hükümeti bu cezayı ödeyebileceği komedi konusu olan bu kişiler hakkında dün yaptığı oylama ile başka maddeleri de destekledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında yasa dışı göçmenlik konusu &#39;güvenlik paketi&#39;nin bir parçası. Ayrılıkçı ırkçı parti Lega Nord(Kuzey Ligi) senato üyesi Federico Bricolo&#39;nun açıklamasına göre bu düzenleme &#39;uzun zamandır taleplerine cevap bekleyen yurttaşlar için&#39;. Nitekim bu ekilen korku tohumlarının sonucu kapkaççılara karşı sprey kullanmak da suç olmaktan çıkartıldı. Dünkü oylamada öte yandan kamuya açık yerlerde yasa dışı mal veya uyuşturucu satan göçmenler de 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce hemen sınır dışı ve hapis cezası uygulamalarını içereceği belirtilen tasarı şimdilik ödenme olasılığı olmayan cezalar içeriyor. Tabii ki cezayı ödeyememesi durumunda ise göçmene ya hapis(suçlarına bağlı olarak) ya da sınır dışı gözüküyor. Belki Birkaç aya kadar da ağır işlerin yaptırıldığı kamplara gönderilmesi için teklif sunulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan son gene l seçimlerde hedef olarak alınan Romen göçmenler de unutulmadı tabii ki. Tecavüzcü, hayat kadını, hırsız, çocuk kaçakçısı ve kapkaççı bu &#39;pis ırk&#39; ise AB yurttaşlarının sınır dışı edilmesi ile ilgili uygulama ile dikkate alındı. Çoğunluğun oyunu alan paketteki ilgili maddeye göre İtalya devletinin ve ülke topraklarının çıkarlarına ters düşen ve bunlara karşı tehdit içeren AB yurttaşları da süreli veya süresiz olarak sınır dışı edilecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada Birkaç gün önce gündeme gelen göçmenlere her oturma izni yenileme işleminde 50 avro vergi ödetme tasarısı oylamaya takılırken İtalyan yurttaşlığına geçiş ücreti ise onaylandı. Böylelikle İtalyan yurttaşlığı kabul edilen göçmen 200 avro harç ödemek zorunda. Öte yandan 6 ay sonra yurttaşlığa başvurma hakkı veren göçmen-İtalyan evlilikleri ise 2 seneye uzatıldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gene Lega Nord tarafından yapılan 50 Avro&#39;luk harç teklifi muhalefet partileri olmak üzere hükümet ortaklarından Alleanza Nazionale(Ulusal Bürlik) partisi başkanı ve Meclis Başkanı Gian Franco Fini tarafından da protesto edildi. Bürokratik yavaşlık sayesinde 3 ile 6 ay arası oturma izni için beklemek zorunda kalan göçmenlerin elde ettikleri 1 senelik oturma izninin böylelikle bitimine ortalama 8 ay kalmış oluyor. Yasaya göre otuma izninin süresi bitmeden bir ay önce yenilenmesi için başvurulması gerektiğinden dolayı 1 senelik oturma izni aslında ortalama 7 ay geçerli olmuş oluyor. Böylelikle fotokopiler, pul parası ve postahane masfraları ile yılda iki kez başvuru sayesinde yaklaşık 200 Avro ödeyen göçmenlere yeni öneri ile 100 Avro daha ek yük gelmiş oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lega Nord başkanı Umberto Bossi açıkça teklifin sebebini söyledi &#39;İtalyan ailelere krize karşı devletin vereceği yardım çekinin maliyetini çıkartmak&#39;.</description><link>http://gocerken.blogspot.com/2009/01/yasa-d-gmenlik-resmen-su.html</link><author>noreply@blogger.com (murat_cinar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6700825482699808725.post-1242056208455732237</guid><pubDate>Wed, 07 Jan 2009 21:48:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-01-07T22:54:32.680+01:00</atom:updated><title>İtalya&#39;da yasa dışı göçmenler 2008&#39;de de artışta.</title><description>“Üçüncü dünya”dan yaşlı kıtaya umut yolculukları bir çok küresel sebebten dolayı artışta. En hızlı artışa sahne olan Avrupa ülkesi ise İtalya. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ocak 2008&#39;den yıl sonuna kadar İtalya&#39;ya toplam 40 bin göçmen yasa dışı yollardan giriş yaptı. Bu rakam 2007 yılında 14 bin olarak kaydedilmişti. 2008 yılında giriş yapan bu kırk bin göçmenin 23 bini deniz yolunu tercih etti ve geldikleri bölge ise Kuzey Afrika. 40 bin yasa dışı göçmenin toplam 39 bini yasal duruma geçebildi. Ancak bu bilgiye kısa süreli oturma veya çalışma izni alıp ardından ülkesine gönderilen veya kendi isteğiyle dönüş yapanlar da dahil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalya&#39;ya toplam yaklaşık 650 bin yasa dışı göçmen bulunuyor. Toplam nüfusun yüzde 6,7&#39;sini oluşturan göçmenlerin sayısı Avrua Birliği ortalamasının hafifçe üzerinde. Sayılar her sene yayınlanan Caritas sayım sonuçlarına dayanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2008 yılında, kamu görüşünün tersine, Berlusconi hükümeti yasa dışı göçmenlerin girişini sert ve sıra dışı önlemlerle engellemek için çalışma veya değişim yapmadı. Hızlı ve toplu sınır dışları ise bazı durumlarda ve sınırlı olarak uygulandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Berlusconi&#39;nin hükümet ortaklarından ayrılıkçı ve ırkçı parti Lega Nord(Kuzey Ligi) 2008 yılında göçmenlik ile ilgili bir çok teklif ve tasarı önerisinde bulundu. Bunlardan en ilginçi ise iki sene boyunca sınırların göçmenlere kapatılmasıydı. Ekonomik kriz sayesinde işinden olan binlerce İtalyan yurttaşının kaybettiği işi göçmenlerin elde edebileceğini iddia eden Lega Nord partisi üyeleri puanlı sistemi temel alan oturma izni teklifinde de bulundu. Sınavlarla, adli durumlarla ve işsizlik süreleriyle belirlenecek artı ve eksi puanlar ardından sıfırı bulan göçmenin sınır dışı edilmesini içeren teklife gerek hükümet üyelerinin bazılarından gerekse de muhalefetten tepki geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan yasa dışı yönlerden İtalya&#39;ya giren göçmenlerin kimliklerinin belirlendiği sürede tutulduğu Kısa Süreli Barınma Merkezleri(KBM) yeterli olmamaya başladı. Devlet bu boşluğu gidermek için KBM etrafındaki oteller ve dini derneklerle barınma konusunda anlaşmalar imzalarken yıl sonuna doğru yapılan açıklamada 2009 yılında 49 yeni yapının inşaa edileceği belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan yılın son ayı ve son günlerinde gene Kuzey Afrika&#39;dan deniz yolu ile ülkeye giriş yapmak isteyen göçmen tekneleri denizde devrilirken sahil güvenlik görevlileri Aralık ayında toplam yaklaşık 25 göçmenin bu sırada öldüğünü 9&#39;unun da kaybolduğunu belirtti. Sicilia&#39;nın güneyindeki Lampedusa adasında kurulu KBM ise halen kapasitesinin 3 katı fazla adette göçmeni ağırlıyor.</description><link>http://gocerken.blogspot.com/2009/01/italyada-yasa-d-gmenler-2008de-de-artta.html</link><author>noreply@blogger.com (murat_cinar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6700825482699808725.post-5991564256318723574</guid><pubDate>Sun, 16 Nov 2008 17:36:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-11-16T18:38:00.903+01:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">goc</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">gocmenlik</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">istanbul</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">italya</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">italya&#39;da gocmenlik</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">roma</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">torino</category><title>İtalya&#39;da gene göçmen tartışması ve saldırı </title><description>&lt;meta equiv=&quot;CONTENT-TYPE&quot; content=&quot;text/html; charset=utf-8&quot;&gt;&lt;title&gt;&lt;/title&gt;&lt;meta name=&quot;GENERATOR&quot; content=&quot;OpenOffice.org 2.4  (Win32)&quot;&gt;&lt;style type=&quot;text/css&quot;&gt; 	&lt;!-- 		@page { size: 21cm 29.7cm; margin: 2cm } 		P { margin-bottom: 0.21cm } 	--&gt; 	&lt;/style&gt; &lt;p style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;&lt;i&gt;Lega Nord lideri Umberto Bossi Cumhurbaşkanı Napoletano&#39;nun açıklamasına karşın göçmenlerin negatif bir kaynak olduğunu söyledi bu arada Roma&#39;da iki Peru&#39;lu göçmen ırkçı saldırıya uğradı.&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;   &lt;p style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;Herşey hükümetin yasallaştırmak üzere yaklaşık 170bin yeni göçmene yol açacağını açıklaması ile başladı. Hükümeti oluşturan partiler arasında doğan tartışmalar ardından bilhassa yaşanmakta olan iktisadi kriz neden gösterilerek yasallaştırma yolu şimdilik durduruldu. Konu hakkında Meclis Başkanı ve eski faşist parti veliahtı Alleanza Nazionale(Ulusal Birlik) partisi başkanı Gian Franco Fini hoşnutsuzluğunu bildirmiş ve yasallaştırma olmazsa karapazarın büyüyeceğine dikkat çekmişti.&lt;/p&gt;  &lt;p style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;13 Kasım Perşembe günü Cumhurbaşkanlığı binasında yapılan basın açıklaması sırasında Cumhurbaşkanı Giorgio Napoletano ise konu üzerine göçmenlerin İtalya için gerekli ve yaralı bir kaynak ve güç olduğunu açıklayarak yasallaştırma sürecinin gerekliliğine dikkat çekmişti. Ardından Vatikan Teokratik Devleti yöneticilerinden gelen takdir dolu sözlerle kapanan günün ardından yeni gelişmeler oldu.&lt;/p&gt;  &lt;p style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;Alessandria&#39;ya bağlı Aqui Terme&#39;de 15 Kasım Pazar günü gerçekleşen ayrılıkçı ve ırkçı parti Lega Nord(Kuzey Ligi) genel kurul toplantısında parti başkanı Umberto Bossi Cumhurbaşkanı&#39;nın açıklamasını yanlış bulduğunu söyledi. Bossi sözlerine şöyle devam etti: “Sol, işçi sınıfını elinden kaybetti ve yerine kimlikleri bu topraklarda olmayanları koymaya çalıştı ancak başarısız bir sonuca vardı. Bugün de görüyoruz ki göçmenler sadece olumsuzluk yaratan bir kaynaktır.”&lt;/p&gt;  &lt;p style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;Açıklamaların yapıldığı saatlerde Roma Villa Borghese&#39;da işleri gereği çöp boşaltırken iki Peru yurttaşı göçmen dövüldü. Biri 28 diğeri ise 54 yaşındaki baba ve oğul hastahaneye kaldırıldı. Parco di Veio kooperatifi çalışanı olan göçmenlere 30 günlük dinlenme izni verilirken görgü tanıklarının ifadelerine göre saldırganlar olay sırasında “göçmenler defolun burdan” diyerek bağırdılar.&lt;/p&gt;  &lt;p style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;Yaklaşık son 5 ayda gerek güvenlik güçleri gerekse de aşırı sağcı parti ve grupların üyelerince uygulanan e artan ırkçı saldırılar İtalya&#39;nın kuzeyinden güneyine yayılmakta.  &lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; </description><link>http://gocerken.blogspot.com/2008/11/italyada-gene-gmen-tartmas-ve-saldr.html</link><author>noreply@blogger.com (murat_cinar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6700825482699808725.post-5960109414217662008</guid><pubDate>Tue, 11 Nov 2008 22:37:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-11-11T23:38:40.095+01:00</atom:updated><title>İtalya yeni göçmen barınma merkezleri kurmaya hazırlanıyor</title><description>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;İç İşleri Bakanı Maroni&#39;nin yaptığı açıklamaya göre yeni merkezler için bütçe hazır, yakın zamanda inşaa çalışmaları başlıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Yasa dışı yollardan İtalya&#39;ya girene veya burdaki yaşamı sırasında bir şekilde yasa dışı durumuna düşen göçmenlerin güvenlik güçlerince belirlenmesi ardından sınır dışı edilmeleri için kimlik belirleme sürecinde bekletildikleri Kısa Süreli Barınma Merkezleri(CPT)&#39;lere yenileri ekleniyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Halen görevde olan sağ hükümetin İç İşleri Bakanı Roberto Maroni İtalya&#39;nın Varese kentinde 11 Kasım 2008&#39;de yaptığı açıklamada bütçe çalışmaları içinde yeni barınma ve sınır dışı etme merkezlerinin yapımının öngörüldüğünü ve ilerleyen günlerde inşaata başlanacağını açıkladı.&lt;br /&gt;Temel olarak göçmenlikten bahsedilen Güvenlik ve Düzen için Vilayet Komitesi toplantısı ardından açıklama yapan Maroni toplantı öncesindeki pazar akşamı Varese kentinde olan bir olay hakkında duruşunu bildirerek konuşmasına başladı. 34 yaşında Fas yurttaşı olan bir göçmenin Varese kenti merkezinde akşam saatlerinde bir kavgada bıçaklanarak öldürülmesi ardından göçmenin yasa dışı olduğu belirlendi. Maroni konu hakkında şöyle konuştu: “Bütün sorun zamanında yapılmamış bir sınırdışı ve yer olmadığından kapısını açamayan barınma merkezi gerçeğinden doğuyor. Biz bu anlamsız sorunu çözeceğiz çünkü ilerleyen günlerde yeni barınma ve sınır dışı etme merkezleri kurulacak konu hakkında bütçe çalışmamız bitti.”&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bakan böylelikle 34 yaşındaki Fas yurttaşı göçmenin öldürülmesi üzerine “eğer sınır dışı edilseydi veya barınma merkezinde yer olsaydı böyle bir olay olmayacaktı” şeklinde bir açıklama yapmış oldu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;İtalya AB&#39;nin en çok yasa dışı göçmenler için olan barınma merkezine sahip ülkesi. AB&#39;nin en büyük barınma merkezi de İtalya Gradisca&#39;da bulunuyor. Bir çoğu zaman zaman yerel rahiplerin zaman zaman da yerel siyasetçilerin karıştığı skandallar sebebiyle kapanırken bir çoğunda da şiddet uygulandığı ve temel sağlık ve tutuklu hakları koşullarının varolmadığından dolayı kapatıldı. İtalya&#39;da kısa süreli barınma merkezleri haricinde gene Bossi-Fini, Turco-Napoletano göçmenlik yasalarınca ve AB&#39;nin siyasi temel taşlarından biri olan Schengen düzenlemesince yasal ve meşru kılınan siyasi sığınmacıların da yaşadıkları merkezler bulunmakta. &lt;/p&gt;</description><link>http://gocerken.blogspot.com/2008/11/italya-yeni-gmen-barnma-merkezleri.html</link><author>noreply@blogger.com (murat_cinar)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6700825482699808725.post-7425406605361424682</guid><pubDate>Sun, 02 Nov 2008 11:39:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-11-02T12:44:43.657+01:00</atom:updated><title>İtalya&#39;da göçmenler 4 milyona vardı</title><description>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEha-_3T4iVYvCyJxviy1DrjWX7B29bVGDaet5gD1XPvbLbhse6tTLGoIrmbMtT93dvTcHgq7uiCEqTfsuqCFzDicOc7qyIV81UtR41i2DCTWY4ialAU3bGO11g1zCjRinhxV45uHsRy22ok/s1600-h/angolo.JPG&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEha-_3T4iVYvCyJxviy1DrjWX7B29bVGDaet5gD1XPvbLbhse6tTLGoIrmbMtT93dvTcHgq7uiCEqTfsuqCFzDicOc7qyIV81UtR41i2DCTWY4ialAU3bGO11g1zCjRinhxV45uHsRy22ok/s320/angolo.JPG&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5264024709002799506&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p  style=&quot;margin-bottom: 0cm;font-family:arial;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size:100%;&quot;&gt;Yaklaşık dört milyona varan göçmenler İtalya nüfusunun yüzde 6,7&#39;sini oluşturuyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style=&quot;margin-bottom: 0cm; font-family: arial;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size:100%;&quot;&gt;Katolik Kilise&#39;sine bağlı yardımlaşma ve dayanışma derneği Caritas&#39;ın Migrantes adlı göçmenlik üzerine araştırmalar yapan bölümü 2007 yılı verilerini açıkladı. 30 Ekim 2008 tarihinde Roma&#39;da yapılan bir toplantı ile verilen bilgilere göre İtalya&#39;daki yasal göçmenlerin sayısı &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size:100%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;3.987.112.  Bunların 3.433.000&#39;i İtalyan nüfus dairelerine kayıtlı gözüküyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style=&quot;margin-bottom: 0cm; font-family: arial;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size:100%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Göçmenlerin arasındaki en büyük geliş ülkesi Romanya&#39;ya ait(yaklaşık 1 milyon) ardından 402bin nüfus ile Arnavutluk, 150bin ile Çin Halk Cumhuriyeti ve Ukrayna geliyor. İtalya en çok Avrupa en az da Amerika kıtasından göç alıyor. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size:100%;&quot;&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p style=&quot;margin-bottom: 0cm; font-family: arial;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size:100%;&quot;&gt;Bir İtalyan yurttaşı ile göçmen arasında yapılan evliliklerden ise 2006 yılında toplam 24bin kaydedildi ki bu rakam tüm İtalya&#39;da yapılan evliliklerin yüze 10&#39;unu oluşturuyor ve göçmenlerin kendi aralarında yaptıkları evliliklerin iki katından daha fazla(10 bin).&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style=&quot;margin-bottom: 0cm; font-family: arial;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size:100%;&quot;&gt;Dört milyona varan göçmenlerin yasal olarak çalışanı 1 milyon 500 bin, 165 bini ise kendi iş yerine sahip. Bir işyerine bağımlı olarak çalışan göçmenlerin yüzde 53,8&#39;i hizmet, yüzde 35,3&#39;ü endüstri ve yüzde 7,3&#39;ü ise tarım alanında çalışıyor. Göçmenler İtalya GSMH&#39;sının yüzde 9&#39;unu oluşturuyor ve Unioncamere(odalar birliği)&#39;den edinilen bilgiye göre sadece 2007 yılında göçmenler toplam 3 milyar 749 milyon Avro vergi ödedi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style=&quot;margin-bottom: 0cm; font-family: arial;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size:100%;&quot;&gt;Göçmen çocuklar ise İtalyan eğitim sisteminin yüzde 6,4&#39;ünü oluşturuyor ancak İtalya&#39;da eğitime başlayan göçmenlerin yüzde 42,5&#39;i eğitimine ara veriyor ve teknik eğitim veren kurslara devam ediyor. &lt;/span&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p style=&quot;margin-bottom: 0cm; font-family: arial;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size:100%;&quot;&gt;Edinilen veriler öngörülen şekilde ilerlerse İtalya&#39;da 2050 yılında 8,9 milyon göçmen yaşayacak ve bunlar toplam nüfusun yüzde 12,4&#39;ünü oluşturacak. Caritas&#39;ın yaptığı açıklamaya göre oturma iznine başvuranların sayısı temel alınırsa İtalya&#39;daki göçmen nüfusunda her sene ciddi bir artış var. &lt;/span&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p style=&quot;margin-bottom: 0cm; font-family: arial;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size:100%;&quot;&gt;Açıklama sonunda Caritas yetkilileri göçmenlik gerçeğinin yapısal bir sorun olarak ele alınmasının ve her hükümetçe elden çıkartılması gereken bir sorun gibi algılanmasının yanlışlığına dikkat çekti. Göçmenliğin sadece iş gücü olarak algılanmaması gereken bir konu olduğuna da değinen yetkililer beraber yaşama olasılıkları için doğru siyasetlerin üretilmesi gerektiğini belirtti. &lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;</description><link>http://gocerken.blogspot.com/2008/11/italyada-gmenler-4-milyona-vard.html</link><author>noreply@blogger.com (murat_cinar)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEha-_3T4iVYvCyJxviy1DrjWX7B29bVGDaet5gD1XPvbLbhse6tTLGoIrmbMtT93dvTcHgq7uiCEqTfsuqCFzDicOc7qyIV81UtR41i2DCTWY4ialAU3bGO11g1zCjRinhxV45uHsRy22ok/s72-c/angolo.JPG" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6700825482699808725.post-960899753010226715</guid><pubDate>Wed, 24 Sep 2008 22:28:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-09-25T00:33:01.248+02:00</atom:updated><title>Otobüslerde göçmen kontrolü</title><description>&lt;p style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;&lt;i&gt;Ardı ardına çıkan güvenlik paketleri sayesinde yetkileri artan İtalyan polisi otobüsleri durdurup yabancıları indirmeye başladı.&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style=&quot;margin-bottom: 0cm; font-style: normal;&quot;&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık iki hafta önce ulusal meclisten geçen düzenleme ile zaman, mekan ve izin gereği olmadan arama ve durdurma yapma yetkisini edinen İtalyan polisi ilk toplu aramasını Torino&#39;da gerçekletirdi. Merkez tren istasyonu Porta Nuova önündeki büyük durakta duran her belediye otobüsünü durdurup 3-4 kişi olarak binen polis memurları ten rengine bakarak indirdikleri göçmenin kimliklerini kontrol etti. Yaklaşık 2 saat süren arama sırasında kontrol edilenler genelde Kuzey ve Orta Afrikalı erkek göçmenlerdi.&lt;/p&gt;  &lt;p style=&quot;margin-bottom: 0cm; font-style: normal;&quot;&gt;&lt;br /&gt;Alışverişten evine dönen, ailesi ile yolculuk eden veya işe gitmekte olan göçmenler otobüsten polis zoruyla indirilirken olayı protesto ettiler. Aceleleri olduğunu ve gerek bilet gerekse de kimlik kontrolünü otobüste yapabileceklerini belirten göçmenlerin bazıları kümliksiz bulununca minibüse bindirilerek polis merkezine götürüldü.&lt;/p&gt;  &lt;p style=&quot;margin-bottom: 0cm; font-style: normal;&quot;&gt;&lt;br /&gt;En son ulusal seçim kampanyasından seçim sonrasındaki faaliyetlere kadar göçmen merkezli çalışma yürüten hükümet en son güvenlik paketleri ile polisin yetkilerini arttırmış ve göçmenlerin kişisel mahrumiyetini hiçe saymaya başlamıştı.&lt;/p&gt;  &lt;p style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-style: normal;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;Gelişmeler üzerine bir basın açıklaması yapan Vatikan teokratik devleti gene sekreteri &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Agostino Marchetto &lt;span style=&quot;font-style: normal;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;hükümeti uluslararası insan haklarını hiçe saymak ve seviyesiz hareketlerde bulunmakla suçladı. “Bilhassa siyasi sığınmacılar hakkında Avrupa&#39;da büyük gelişmeler kaydedilirken hükümet kamu oyunun ilgisini farklı noktalara çekiyor ve gelişmelere kayıtsız kalıyor” diyen Marchetto artan sığınmacı adedinin hükümetler için bir sorun olduğunu ancak bunun kayıtsızlığa karşı bir sebep olamayacağını belirtti.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style=&quot;margin-bottom: 0cm;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;</description><link>http://gocerken.blogspot.com/2008/09/otobslerde-gmen-kontrol.html</link><author>noreply@blogger.com (murat_cinar)</author><thr:total>0</thr:total></item></channel></rss>