<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" version="2.0">

<channel>
	<title>Gorgoda</title>
	
	<link>http://www.gorgoda.com</link>
	<description>İnternet Dünyasının Başvuru Kaynağı</description>
	<lastBuildDate>Sat, 14 Nov 2009 10:00:40 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/gorgoda" type="application/rss+xml" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com" /><item>
		<title>Ezan</title>
		<link>http://www.gorgoda.com/ezan.html</link>
		<comments>http://www.gorgoda.com/ezan.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 10:00:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mısır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Açıklaması]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamı ne]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[İfadesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kavramı]]></category>
		<category><![CDATA[Kavramlar]]></category>
		<category><![CDATA[Manası]]></category>
		<category><![CDATA[Terimi]]></category>
		<category><![CDATA[Terimler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gorgoda.com/?p=12344</guid>
		<description><![CDATA[İslâm dininde namaz vaktini bildirmek için yapılan çağrı. Hz Muhammed&#8217;in Müslümanların namaz saatinde kendiliğinden toplanmalarının güçleştiğini görmesi üzerine bir çağrı biçimi arayışıyla ortaya çıkmıştır. Hz. Muhammed&#8217;in yardımcılarından Abdullah bin Zeyd&#8217;in kendisine öğretilen ezanı anlatmasıyla bir çağrı biçimi ortaya çıkmış ve bu çağrı biçimi Müslümanlarca benimsenmiştir. Bilali Habeşi, Hz. Muhammed&#8217;in buyruğuyla sözlerini öğrendiği ezanı yüksekçe bir yere çıkarak okudu. Ezanın Hicret&#8217;ten (622) sonra okumaya başlandığı kabul edilmektedir. Ezan okuyan kişiye müezzin adı verilir. Ezanı okuyacak müezzin abdestli olmak ve yüksek bir yerden okumak zorundadır.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İslâm dininde namaz vaktini bildirmek için yapılan çağrı. Hz Muhammed&#8217;in Müslümanların namaz saatinde kendiliğinden toplanmalarının güçleştiğini görmesi üzerine bir çağrı biçimi arayışıyla ortaya çıkmıştır. Hz. Muhammed&#8217;in yardımcılarından Abdullah bin Zeyd&#8217;in kendisine öğretilen ezanı anlatmasıyla bir çağrı biçimi ortaya çıkmış ve bu çağrı biçimi Müslümanlarca benimsenmiştir. Bilali Habeşi, Hz. Muhammed&#8217;in buyruğuyla sözlerini öğrendiği ezanı yüksekçe bir yere çıkarak okudu. Ezanın Hicret&#8217;ten (622) sonra okumaya başlandığı kabul edilmektedir. Ezan okuyan kişiye müezzin adı verilir. Ezanı okuyacak müezzin abdestli olmak ve yüksek bir yerden okumak zorundadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gorgoda.com/ezan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eyyubiler</title>
		<link>http://www.gorgoda.com/eyyubiler.html</link>
		<comments>http://www.gorgoda.com/eyyubiler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 10:00:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mısır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih ve Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Devletler]]></category>
		<category><![CDATA[Halklar]]></category>
		<category><![CDATA[Milletler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gorgoda.com/?p=12342</guid>
		<description><![CDATA[Selâhattin Eyyübi tarafından, 1174&#8242;te kurulan ve Irak&#8217;ın kuzeyinde, Suriye&#8217;nin büyük bir bölümünde, Mısır ve Yemen&#8217;de egemenlik kurmuş İslâm devleti. Selâhattin Eyyübi döneminde, Suriye ve Güneydoğu Anadolu egemenlik altına alındı. 1187 yılında, Hıttin Savaşı&#8217;nde Kudüs Haçlı Krallığı&#8217;nı yendi ve Kudüs ve Filistin ele geçirildi. Kudüs&#8217;ü geri almak için saldıran Haçlılar mağlup edilerek, Kudüs&#8217;ün Müslümanlarda kalması sağlandı. Selâhattin Eyyübi&#8217;nin bu başarıları ona İslâm dünyasında haklı bir ün kazandırdı.
Eyyübiler Mısır&#8217;da sulama ve tarım işlerine önem verdiler. Selçukluların Sünni-İslâm politikasını sürdürdüler, ordularında Türklere geniş yer verdiler. Eyyübiler, Baharat Yolu&#8217;nu denetim altına almışlar, ayrıca Mısır&#8217;da ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Selâhattin Eyyübi tarafından, 1174&#8242;te kurulan ve Irak&#8217;ın kuzeyinde, Suriye&#8217;nin büyük bir bölümünde, Mısır ve Yemen&#8217;de egemenlik kurmuş İslâm devleti. Selâhattin Eyyübi döneminde, Suriye ve Güneydoğu Anadolu egemenlik altına alındı. 1187 yılında, Hıttin Savaşı&#8217;nde Kudüs Haçlı Krallığı&#8217;nı yendi ve Kudüs ve Filistin ele geçirildi. Kudüs&#8217;ü geri almak için saldıran Haçlılar mağlup edilerek, Kudüs&#8217;ün Müslümanlarda kalması sağlandı. Selâhattin Eyyübi&#8217;nin bu başarıları ona İslâm dünyasında haklı bir ün kazandırdı.</p>
<p>Eyyübiler Mısır&#8217;da sulama ve tarım işlerine önem verdiler. Selçukluların Sünni-İslâm politikasını sürdürdüler, ordularında Türklere geniş yer verdiler. Eyyübiler, Baharat Yolu&#8217;nu denetim altına almışlar, ayrıca Mısır&#8217;da Türk-İslâm uygarlığının gelişmesinde etkili olmuşlardır.</p>
<p><strong>Eyyubiler Devleti (1174-1250)</strong></p>
<p>Şirkuh ve Selahaddin, Musul Atabeyi Zengi&#8217;nin hizmetine girdiler. (Şirkuh, Selahaddin&#8217;in amcasıdır.) Urfa ve Suriye&#8217;nin alınmasında büyük yararlıklar gösterdiler. Bu sırada Fatımiler karışıklık içindeydi. Fatımi veziri, Nureddin&#8217;den yardım istedi. Şirkuh komutasında bir orduyu (Selahaddin de danışman olarak) Mısır&#8217;a gönderdi. Şirkuh Fatımileri yendi ve vezir oldu. İki ay sonra ölünce yerine Selahaddin geçti (1171). Nureddin Mahmut Zengi ölünce de bağımsızlığını ilan ederek babasının adıyla anılan Eyyubiler Devleti&#8217;ni resmen ilan etti (1174). Devletin başkenti daha önce Fatımiler tarafından kurulan Kahire oldu.</p>
<p>Selahaddin kardeşi Turanşah&#8217;ı Yemen&#8217;e gönderdi. Turanşah Yemen&#8217;i alarak burada 1228&#8242;e kadar sürecek olan Yemen Eyyubileri kolunu kurdu. Selahaddin Mısır&#8217;ın güvenliği ve Kudüs Krallığı&#8217;nın yıkılabilmesi için Suriye&#8217;yi aldı (1181). Ardından Irak&#8217;ı da eline geçirerek Zengileri kendine bağladı. Bundan sonra Filistin&#8217;e girdi. Taberiye Gölü civarında Hittin Savaşında Kudüs Kralı&#8217;nı yenerek esir aldı (1187). Aynı yıl Kudüs&#8217;ü de aldı.</p>
<p>Selahaddin&#8217;in Kudüs&#8217;ü alması III. Haçlı Seferi&#8217;nin başlamasına neden oldu. Haçlılar Akka&#8217;yı alarak Haçlılar Kudüs&#8217;ü kuşattılar. Selahaddin şehri inatla savundu. Sonunda Haçlılarla antlaşma yapıldı. Buna göre; Eyyubilerin aldıkları yerler kendilerinde kalacak, Haçlılar Kudüs&#8217;ü silahsız olarak ziyaret edebileceklerdi (1192). Selahaddin 1193&#8242;te öldü. Ölmeden ülkeyi üç oğlu ve kardeşi Melik Adil arasında paylaştırmıştı.</p>
<p>Melik Adil, Selahaddin&#8217;in çocukları arasındaki mücadeleden yararlanarak önce Şam Eyyubilerini, sonra da Halep Eyyubilerini kendine bağladı (1198). Melik Adil Mısır&#8217;a giderek Eyyubi Devleti&#8217;ni yeniden canlandırdı. 1218&#8242;de öldü. Ülkeyi on oğlu arasında paylaştırdı. Böylece küçük Eyyubi Devletleri kuruldu.</p>
<p>Memlük subaylarından Aybek 1250&#8242;de yönetimi ele geçirerek Mısır Eyyubi Devleti&#8217;ne son verdi. Diğer Eyyubi Devletçiklerini Memlükler ve Moğollar yıktılar. Ancak Yemen kolunu Beni Resul, Hısn-Keyfa kolunu da Osmanlılar yıktılar.</p>
<p>Eyyubilerin Tarihsel Önemi:<br />
<strong>a)</strong> Eyyubiler, Şii Fatımi Devleti&#8217;ni yıkarak, İslamlıkta Sünni mezhebinin üstünlüğünü yeniden kurdular.<br />
<strong>b) </strong>Haçlılara karşı büyük başarılar elde ettiler ve Kudüs&#8217;ü Latinlerden aldılar.<br />
<strong>c)</strong> Filistin ve Suriye&#8217;deki Hıristiyan üstünlüğüne son verdiler.<br />
<strong>d)</strong> Yönetim ve ordu alanında Büyük Selçukluları kendilerine örnek aldılar.<br />
<strong>e)</strong> Mısır&#8217;da tarımı geliştirdiler. Kanallar ve setler yaptırdılar. Venediklilerle ticaret anlaşmaları yaptılar.<br />
<strong>f)</strong> Arma sistemini Haçlılara öğretmişlerdir.<br />
Devirlerinde yetişen bilim adamlarını ve sanatçılarını korumuşlardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gorgoda.com/eyyubiler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evrim Teorisi</title>
		<link>http://www.gorgoda.com/evrim-teorisi.html</link>
		<comments>http://www.gorgoda.com/evrim-teorisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 09:54:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mısır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknik]]></category>
		<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Açıklaması]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamı ne]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[İfadesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kavramı]]></category>
		<category><![CDATA[Kavramlar]]></category>
		<category><![CDATA[Manası]]></category>
		<category><![CDATA[Terimi]]></category>
		<category><![CDATA[Terimler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gorgoda.com/?p=12339</guid>
		<description><![CDATA[Canlıların daha önceki zamanlarda yaşamış atasal tiplerden türediğini ve bu tipler arasındaki belirgin farklılıkların kuşaklar boyunca geçirilen değişikliklerden kaynaklandığını öne süren kuramdır. Bugün yaşayan canlılarla geçmişte yaşayanlar arasındaki ilişkiler evrim konusunda incelenir.
Evrim Konusunda İlk Düşünceler
Dini Düşünceler: Düşünebilen insanın, doğadaki çeşitlenmeyi, canlılar arasındaki benzerliklerin ve farklılıkların derecesini gözlediği an evrim konusunda ilk düşünceler başlamış demektir. İlk yaygın düşünceler, Asur ve Babil yazıtlarında; daha sonra bunlardan köken alan Ortadoğu kökenli dinlerde, görülmüştür. Hemen hepsinde insanın özel olarak yaratıldığı ve evrende özel bir yere sahip olduğu vurgulanmış; türlerin değişmezliğine ve sabitliğine inanılmış ve ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gorgoda.com/yukleme//evrim-teorisi.jpg" alt="Evrim Teorisi" title="Evrim Teorisi" width="272" height="204" class="alignleft size-full wp-image-12340" />Canlıların daha önceki zamanlarda yaşamış atasal tiplerden türediğini ve bu tipler arasındaki belirgin farklılıkların kuşaklar boyunca geçirilen değişikliklerden kaynaklandığını öne süren kuramdır. Bugün yaşayan canlılarla geçmişte yaşayanlar arasındaki ilişkiler evrim konusunda incelenir.</p>
<p><strong>Evrim Konusunda İlk Düşünceler</strong></p>
<p><strong>Dini Düşünceler: </strong>Düşünebilen insanın, doğadaki çeşitlenmeyi, canlılar arasındaki benzerliklerin ve farklılıkların derecesini gözlediği an evrim konusunda ilk düşünceler başlamış demektir. İlk yaygın düşünceler, Asur ve Babil yazıtlarında; daha sonra bunlardan köken alan Ortadoğu kökenli dinlerde, görülmüştür. Hemen hepsinde insanın özel olarak yaratıldığı ve evrende özel bir yere sahip olduğu vurgulanmış; türlerin değişmezliğine ve sabitliğine inanılmış ve diğer canlılar konusunda herhangi bir yoruma yer verilmemiştir. Bununla beraber Kuran&#8217;da yaratılışın kademeli olduğu vurgulanmıştır. Yalnız bir Türk din adamı, astronomu ve filozofu olan Hasankale&#8217;li İbrahim Hakkı Hz. (1703- 1780), insanların değişik bitkilerden ve hayvanlardan köken aldığını belirtmiştir. On yedinci yüzyıla kadar, piskopos USSHER&#8217;in ve diğerlerinin savunduğu <em>türlerin olduğu gibi yaratıldığı ve değişmeden kalıtıldığı fikri </em>yani <em>Genesis</em> geniş halk kitleleri tarafından benimsendi ve etkisini günümüze kadar sürdürdü. USSHER&#8217;e göre dünya MÖ. 4040 yılında, Ekim ayının 4&#8242;ünde sabah saat 9.00&#8242;da yaratılmıştı. Bu düşünce USSHER tarafından İncil&#8217;e eklenmiştir. Daha önce yine Hıristiyan din adamları olan AUGUSTIN (M.S. 354 -430) ve AOUINAS (M.S. 1225 &#8211; 1274) tarafından canlıların basit olarak tanrı tarafından yaratıldığı ve daha sonra değişerek çeşitlendiği savunulmuştu. Özellikle bizim toplumumuzda, birçok dini belgeden de anlaşılacağı gibi, Adem&#8217;in çamurdan yaratıldığı, Havva&#8217;nın Adem&#8217;in kaburga kemiğinden oluştuğu ileri sürülerek, yaratılışın ilk olarak inorganik kökenli olduğu ve daha sonra eşeylerin ortaya çıktığı savunulmuş olabilir.</p>
<p><strong>Yunanlılardaki ve Ortaçağdaki Düşünceler: </strong>Yunan filozoflarından EM PEDOCLES, MÖ. 500 yıllarında bitkilerin tomurcuklanma ile çeşitli hayvan kısımlarını, bu kısımların da birleşmesiyle hayvanların meydana geldiğini savunmuştur. THALES (M.Ö. 624-548), Ege Denizindeki canlıları çalışmış ve denizlerin canlılığın anası olduğunu ileri sürmüştür. ARISTOTELES (M.Ö. 384 &#8211; 322), bitkiler ve hayvanlar konusunda oldukça geniş bilgiye sahipti. Onların doğruya yakın tanımlarını vermiş ve gelişmişliklerine göre sınıflandırmıştır. Canlıların meta biyolojik olarak değişerek birbirlerinden oluştuklarına ve her birinin tanrıların yeryüzündeki ilahi taslakları olduklarına inanmıştır. Daha sonra, canlıların kökenini Der Rerum Natura adlı şiirinde veren LUCERİTIUS (MÖ. 99- 55)&#8217;u anmadan ortaçağa geçemeyeceğiz.</p>
<p><strong>Yeni ve Yakın çağdaki Düşünceler:</strong> Rönesans ile canlılar konusundaki bilgiler; en önemlisi evrim konusundaki düşünürlerin sayısı artmıştır. HOOK (1635-1703), HAY (1627-1705), BUFFON (1707-1788) ve ERASMUS DARWIN (1731-1802) bu devrin en önemli evrimcileridir. Rönesans&#8217;tan önce de, bulunan hayvan kabuklarının, dişlerinin, kemiklerinin ve diğer parçalarının bugünkü canlılarınkine benzer tarafları ve farkları saptanmıştır. Ayrıca yüksek dağların başında bulunan fosillerin, yaşayanlarla olan akrabalıkları gözlenmiştir. Bu gözlemlerin ışığı altında, her konuda çalışmış, düşünür ve sanatçı olan LEONARDO DA VINCI, canlıların tümünün bir defada yaratıldığını ve zamanla bazılarının ortadan kalktığını savunmuştur. Buna karşılık birçok doğa bilimcisi, canlıların zaman zaman oluştuklarını doğal afetlerle tamamen ortadan kalktıklarını ve yeniden başka şekillerde yaratıldıklarını ileri sürmüştür. Bu şekilde farklı devirlerde farklı canlıların yaşaması kolaylıkla açıklanabiliyordu. Her doğal yıkımdan sonra, meydana gelen canlıların, organizasyon bakımından biraz daha gelişmiş olduklarına inanılıyordu. Bu kurama <em>Katostrofizm (Tufan Kuramı)</em> denir. Bu yıkımın yedi defa olduğu varsayılmıştır. CUVIER, 1812 yılında, fosiller üzerinde ünlü kitabını yayınlayarak, fosillerin, kesik, kesik değil, birbirlerinin devamı olacak şekilde olduklarını bilimsel olarak açıklamıştır. On sekizinci yüzyılın sonu ile on dokuzuncu yüzyılın başlangıcında, 3 İngiliz jeoloğunun çalışmalarıyla katastrofizm kuramı yerine <em>Uniformitarizm kuramı</em> getirildi. HUTTON 1785&#8242;de geçmişte de bugünkü gibi jeolojik kuvvetlerin rol oynadığını, yükselmelerin ve alçalmaların, keza erozyonların (aşınmaların) belki de daha kuvvetli olarak meydana geldiğini ve yüksek dağlarda bulunan fosilli tabakalar ile sediman (tabaka katman) tayinlerinin yapılabileceğini buldu. JOHN PLAYFAIR&#8217;in <em>Illustrations of the Huttonian Theory of the Earth</em> adlı yapıtıyla (1802), bu konu daha anlaşılır hale geldi. Üçüncü araştırıcı, CHARLES LYELL, yayınladığı <em>Principles of Geology</em> adlı yapıtında, birçok jeolojik soruna çözüm getirmesinin yanı sıra, canlıların büyük afetlerle değil, çevre koşullarının uzun sürede etki etmesiyle değiştiğini savundu. Kitabının bir yerinde &#8216;geçmişteki güçler bugünkünden hiç de çok farklı değildi&#8217; diye yazmıştır. Bu yaklaşım Nuh Tufanı&#8217;nın gerçeküstü olduğunu savunuyordu. LYELL&#8217;in fikirleri C. DARWIN&#8217;i büyük ölçüde etkilemiştir.</p>
<p><strong>Evrim Konusundaki Düşüncelerin Gelişimi</strong></p>
<p>Canlıların birbirinden belirli derecelerde farklılıklar gösterdiğine ve aralarında belirli derecelerde akrabalıklar olduğuna ilişkin gözlemler, düşünce tarihi kadar eski olmalıdır. Yavruların atalarından, kardeşlerin birbirinden belirli ölçülerde farklı olduğu çok eskiden gözlenmişti. Bitkilerin ve hayvanların benzerlik derecelerine göre, türden başlayarak belirli gruplar oluşturdukları saptanmıştı. Fakat kalıtım konusunda bilgiler yeterli olmadığı ve özellikle bir türün binlerce yıllık gelişimi düşünür bir birey tarafından izlenemediği için, çeşitlenme ve akrabalık bağları tam olarak açıklanamamıştır. Bazı bireylerin yaşam savaşında üstün nitelikler taşıdığı, dolayısıyla doğal seçme eskiden de bilinçsiz olarak gözlenmişti. Fakat evrim konusundaki bilimsel düşüncelerin tarihi, diğer bilim dallarına göre çok yenidir.</p>
<p><strong>Evrim Kuramına Bilimsel İtirazlar</strong></p>
<p>Belki insanlık tarihinin ilk dönemlerinden beri uygulanmakta olan öğretim ve eğitim yöntemleri, belki dini inançların etkisi, belki de insanın doğal yapısı, insanın, yeniliklere karşı itirazcı olmasına neden olmuştur. Bu direniş, en fazla da, eksik kanıtlarla desteklenmekte olan Evrim Kuramı&#8217;na yapılmıştır ve yapılmaktadır. Özellikle dogmatik düşünce ye yatkın olanlar, bu karşı koymada en önemli tarafı oluşturur. Bununla beraber son zamanlarda, birçok aydın din bilimcisi de dahil olmak üzere, iyi eğitim görmüş toplumların büyük bir kısmı, Evrim Kuramı&#8217;na sahip çıkmaktadır.</p>
<p>Evrim Kuramı&#8217;na, DARWIN&#8217;den beri bilimsel karşı koymalar da olmuştur. Özellikle varyasyonların zamanla populasyonlardan kaybolacağı inancı yaygındı. Çünkü bir varyasyona sahip bir birey, aynı özellikli bireyle çiftleşmediği taktirde, bu varyasyonun o populasyondan yitirileceği düşünülmüştü. Populasyon genetiğinde, çekinik özelliklerin, yitirilmeden kalıtıldığı bulununca, itirazların geçerliliği de tümüyle kaybolmuş oldu. DARWIN, Pangeneze, yani anadan ve babadan gelen özelliklerin, bir çeşit karışmak suretiyle yavrulara geçtiğine inanarak, hataya düşmüştü. Eğer kalıtsal işleyiş böyle olsaydı, iyi özelliklerin yoğunluğu gittikçe azalacaktı ve zamanla kaybolacaktı. Halbuki, bugün, özelliklerin, sıvı gibi değil, gen denen kalıtsal birimlerle kalıtıldığı bilinmektedir.</p>
<p>İkinci önemli karşı koyma, bu kadar karmaşık yapıya sahip canlıların, doğal seçilimle oluşamayacağıydı. Çünkü bir canlının, hatta bir organın oluşması, çok küçük olasılıkların bir araya gelmesiyle mümkündü. Fakat canlıların oluşmasından bugüne kadar geçen uzun süre ve her bireyde muhtemelen ortaya çıkan küçük değişikliklerin, yani nokta mutasyonların, zamanla gen havuzunda birikmesi, sonuçta büyük değişikliklere neden olabileceği hesaplanınca, bu karşı koymalar da kısmen zayıflamıştır.</p>
<p>Üçüncü bir karşı koymaya yanıt vermek oldukça zordur. Karmaşık bir organ yarar sağlasa da, birden bire nasıl oluşabilir? Örneğin omurgalılarda, gözün birçok kısımdan meydana geldiği bilinmektedir. Yalnız başına bir kısmın, herhangi bir işlevi olamaz. Tümü bir araya geldiği zaman görme olayı sağlanabilir. 0 zaman değişik kısımların ya aynı zamanda, birden meydana geldiğini varsaymak gerekiyor &#8211; bu populasyon genetiği açısından olanaksızdır- ya da yavaş yavaş geliştiğini herhangi bir şekilde açıklamak gerekiyor. Bir parçanın gelişmesinden sonra diğerinin gelişebileceğini savunmak anlamsızdır; çünkü hepsi birlikte gelişmezse, ilk gelişen kısım, iş- (evsiz olacağı için körelir ya da artık organ olarak ortadan zamanla kalkar. Bununla beraber, bu tip organların da nokta mutasyonların birikmesiyle, ilkelden gelişmişe doğru evrimleştiğine ilişkin bazı kanıtlar vardır. Evrim Kuramı&#8217;nda dördüncü karanlık nokta, fosillerdeki eksikliktir. Örneğin, balıklardan amfibilere, amfibilerden sürüngenlere, sürüngenlerden memelilere geçişi gösteren bazı fosiller bulunmakla beraber , tüm ayrıntıyı verebilecek ya da akrabalık ilişkilerini kuşkusuz şekilde aydınlatabilecek, seri halindeki fosil dizileri ne yazık ki bazı gruplarda bulunamamıştır. Bununla beraber, zamanla bulunan yeni fosiller, Evrim Kuramı&#8217;ndaki açıklıkları kapatmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gorgoda.com/evrim-teorisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evren</title>
		<link>http://www.gorgoda.com/evren.html</link>
		<comments>http://www.gorgoda.com/evren.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 09:41:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mısır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknik]]></category>
		<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Açıklaması]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamı ne]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[İfadesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kavramı]]></category>
		<category><![CDATA[Kavramlar]]></category>
		<category><![CDATA[Manası]]></category>
		<category><![CDATA[Terimi]]></category>
		<category><![CDATA[Terimler]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gorgoda.com/?p=12335</guid>
		<description><![CDATA[Gözlemlenen ya da var olduğu düşünülen her şeyin içinde yer aldığı sistem. Kâinat da denir. &#8220;yaratılmış her şeyi içeren düzenli bütün&#8221; anlamına gelen kozmos terimi de sık sık evrenle eş anlamlı olarak kullanılır.
Evrenin temel yapı taşları gök adalardır. Her birinde yüz milyarlarca yıldız bulunan gök adalar birbirlerinden milyonlarca ışık yılı uzaktadır. Örneğin gök adamız Samanyolu&#8217;nun en yakın komşusu Andromeda gök adası 2,5 milyon ışık yılı uzaktadır (1 ışık yılı = 9 500 000 000 000 km). Evrende dağınıkmış gibi duran gök adalar aslında küçüklü büyüklü topluluklar oluştururlar. Bu gök ada ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gorgoda.com/yukleme//dünya-ve-uzay-300x196.jpg" alt="dünya ve uzay" title="dünya ve uzay" width="300" height="196" class="alignleft size-medium wp-image-12336" />Gözlemlenen ya da var olduğu düşünülen her şeyin içinde yer aldığı sistem. Kâinat da denir. &#8220;yaratılmış her şeyi içeren düzenli bütün&#8221; anlamına gelen kozmos terimi de sık sık evrenle eş anlamlı olarak kullanılır.</p>
<p>Evrenin temel yapı taşları gök adalardır. Her birinde yüz milyarlarca yıldız bulunan gök adalar birbirlerinden milyonlarca ışık yılı uzaktadır. Örneğin gök adamız Samanyolu&#8217;nun en yakın komşusu Andromeda gök adası 2,5 milyon ışık yılı uzaktadır (1 ışık yılı = 9 500 000 000 000 km). Evrende dağınıkmış gibi duran gök adalar aslında küçüklü büyüklü topluluklar oluştururlar. Bu gök ada toplulukları evrenin en büyük yapılarıdır ve birbirlerine on milyonlarca ışık yılı uzaktadırlar.</p>
<p>Gök adalar bize çok uzak cisimler olduğundan, yeterince güçlü olmayan teleskoplarla incelendiklerinde birer gaz-toz bulutu oldukları düşünülüyordu. Yirminci yüzyılın başında Amerikalı gök bilimci Edwin Hubble, evrende Samanyolu&#8217;ndan başka daha milyarlarca gök ada olduğunu keşfetti. Teleskopların güçleri arttıkça daha net gözlemler yapıldı; gök adaların değişik tiplerde olduğu, aslında küçüklü büyüklü topluluklar hâlinde yer aldığı ve bu toplulukların da birbirlerinden saniyede binlerce kilometrelik çok büyük hızlarla uzaklaşıyor olduğu anlaşıldı. Bilim adamları, zaman içinde tüm gök ada topluluklarının birbirinden uzaklaştığı olgusundan yola çıkarak, günümüzden 12-15 milyar yıl kadar önce, bütün gök adaların içinden çıktığı bir büyük patlama&#8217;nın olması gerektiğini buldular.</p>
<p>Gök adaların içinde Güneş gibi yüz milyarlarca yıldız vardır. Örneğin Samanyolu&#8217;nda 100-400 milyar arasında yıldız olduğu tahmin edilmektedir. Samanyolu&#8217;nda ayrıca, ileride kütle çekim kuvvetinin etkisiyle sıkışarak yeni yıldızları doğuracak binlerce nebula (dev gaz-toz bulutu), sönükleştikleri için kendilerini göremediğimiz binlerce ölü yıldız ve yine binlerce kara delik bulunur. Samanyolu&#8217;ndaki yıldızlar genellikle Güneş&#8217;ten çok daha büyüktür ve ikili yıldız sistemleri hâlinde bulunurlar; birbirlerinin çevresinde dolanırlar. İkili yıldız sistemlerinden başka üçlü, dörtlü, altılı yıldız sistemleri de vardır; ama bunlar sayıca daha azdır. Güneş gibi tek başına bulunan ve küçük sayılabilecek yıldızların sayısıysa çok daha azdır. Güneş&#8217;e en yakın yıldız yaklaşık dört ışık yılı uzaktadır. Ancak Güneş uzayda yalnız sayılmaz. Ona 9 gezegenden, gezegenlerin uydularından, asteroitlerden ve kuyruklu yıldızlardan oluşan bir sistem eşlik eder. Güneş&#8217;in çevresindeki sisteme benzer sistemlerin başka yıldızların çevresinde de bulunduğu onlarca yıldır düşünülüyordu. Son on yılda Dünya&#8217;nın yörüngesindeki güçlü teleskoplarla yapılan gözlemler sayesinde Güneş&#8217;e yakın yıldızların çevresinde dönen yüz kadar gezegen, bir başka deyişle yeni Güneş Sistemi, keşfedilmiştir.</p>
<p><strong>Evrenin Doğuşu</strong></p>
<p>1930&#8242;lu yıllara kadar bir sır olarak kalmış olan yaşamın kökenini oluşturan Güneş&#8217;in enerji kaynağını ortaya çıkarmayı başaran insanoğlu, Dünya üzerinde etkinliklere ve olaylara çabucak katılabilecek şekilde bir haberleşme ve ulaşım ağını oluşturabildi. Dünya&#8217;nın çekim ivmesinden kurtulmayı başararak, Dünya&#8217;nın yuvarlak olduğunu anladı. Ay&#8217;a adım attı ve gezegenlere uzay araçları gönderdi. Bu şekilde gelişen akılcı düşünme utkusu, batı Avrupa&#8217;ya eşi görülmemiş 50 yıllık bir barış getirdi.</p>
<p>Binlerce yıldır, insan yaşamı 40 yıllık aralıklar ile açlık ve donma tehlikesi geçirmiştir. Bilim bu süreyi iki katına çıkartabilmiş ve bugün Bilim, insanoğlu için ağrısız, rahat ve keyif verici bir yaşam sunma çabasındadır. Yüzyılın başında, Bilim Dünya&#8217;yı değiştirmiş, yüzyılın sonunda da insanoğlu, kendisini bilimler ile değişen bir Dünya&#8217;da bulmuştur. Sadece Dünya değişmedi aynı zamanda insanoğlunun kendisi de değişti ve Dünya sadece fiziksel bir boyutta kaldı.</p>
<p>Bu köklü değişime, matematiksel bir mantık ve sade bir hayal gücünün baskın olduğu zahmetli bir yöntem ile adım adım geliştiğine inanılan bilimler sayesinde ulaşılması şaşırtıcı görülebilir.</p>
<p>Tüm bilimler çok ufak adımlar içerisinde ilerlerken, bu alanda ara sıra birdenbire anlamlı sıçramalar olmaktadır. Sonuçta, daha geniş bir bakış açısı elde ediliyor ve yeni bir paradigma doğuyor. Bunlar da anlayışımızı, düşüncemizi ve kültürümüzü etkileyen büyük keşifler oluyorlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gorgoda.com/evren.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Everest</title>
		<link>http://www.gorgoda.com/everest.html</link>
		<comments>http://www.gorgoda.com/everest.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 09:37:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mısır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğa ve Canlılar]]></category>
		<category><![CDATA[Coğrafi bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Dağlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yer şekilleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gorgoda.com/?p=12331</guid>
		<description><![CDATA[Himalayaların başlıca doruğu ve yerkürenin en yüksek noktası (8850 m). Doğu Nepal&#8217;de bulunan ve ilk adı Çomo-Lungma-Himal (karların ana tanrıçası) olan Everest tepesine sonradan, Himalaya dağlarının ilk doğru haritasını çizdiren, yörenin valisi İngiliz Sir George Everest&#8217;in adı verilmiştir. Dünyanın çatısı ya da damı olarak da anılan Everest, kalkerden yapılma bir piramit görünümündedir. Çevredeki 8000 m&#8217;yi aşan başka doruklar arasında en yüksek olanıdır. Jeolojik zamanlardan birinci zamanda oluşmuştur. Doğu ve kuzeybatı yüzü Tibet&#8217;e, güneybatı yüzü Nepal&#8217;e dönüktür.
1920&#8242;de Londra&#8217;da, güçlü olanaklarını dünyanın en yüksek tepesine çıkmaya adayan &#8220;Everest Komitesi&#8221; ve 1921&#8242;deki George ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gorgoda.com/yukleme//everest-300x225.jpg" alt="Everest" title="Everest" width="300" height="225" class="alignleft size-medium wp-image-12332" />Himalayaların başlıca doruğu ve yerkürenin en yüksek noktası (8850 m). Doğu Nepal&#8217;de bulunan ve ilk adı Çomo-Lungma-Himal (karların ana tanrıçası) olan Everest tepesine sonradan, Himalaya dağlarının ilk doğru haritasını çizdiren, yörenin valisi İngiliz Sir George Everest&#8217;in adı verilmiştir. Dünyanın çatısı ya da damı olarak da anılan Everest, kalkerden yapılma bir piramit görünümündedir. <span id="more-12331"></span>Çevredeki 8000 m&#8217;yi aşan başka doruklar arasında en yüksek olanıdır. Jeolojik zamanlardan birinci zamanda oluşmuştur. Doğu ve kuzeybatı yüzü Tibet&#8217;e, güneybatı yüzü Nepal&#8217;e dönüktür.</p>
<p>1920&#8242;de Londra&#8217;da, güçlü olanaklarını dünyanın en yüksek tepesine çıkmaya adayan &#8220;Everest Komitesi&#8221; ve 1921&#8242;deki George Leigh Mallory yönetimindeki araştırma grubu, Tibet yamacı üstündeki tırmanma şeridini hazırladı. 1921-1928 arasında hepsi de İngilizler tarafından gerçekleştirilen yedi seferle Everest&#8217;e çıkılmaya çalışıldı. Yükseklerdeki oksijen eksikliğine karşın, basınçlı hava tüplerinin yardımıyla 8000 metreyi geçen dağcılar oldu. Kötü hava koşulları yüzünden engellenen ya da bir çığla felâkete dönüşen denemeler gerçekleşti. İkinci Dünya Savaşı&#8217;nın ardından Nepal tarafından tırmanma girişimleri oldu. 28 Mayıs 1952&#8242;de W. Dunant ve R. Ditter&#8217;in yönettiği İsviçre ekibi 8600 metreye ulaştı. Nihayet 29 Mayıs 1953&#8242;te John Hunt&#8217;ın başkanlığındaki bir İngiliz ekibi, Everest&#8217;in doruğuna ulaştılar. Sonraki yıllarda bu başarı, İsviçre, Çin, ABD, Polonya ve Japonya ekipleri tarafından yinelendi.</p>
<p>Türk dağcı Nasuh Mahruki de 1995 yılında Everest Dağı&#8217;na tırmanarak bu zorlu deneyimi başaran ilk Türk ve dünyadaki ilk müslüman dağcı oldu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gorgoda.com/everest.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evcil Hayvanlar</title>
		<link>http://www.gorgoda.com/evcil-hayvanlar.html</link>
		<comments>http://www.gorgoda.com/evcil-hayvanlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 09:35:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mısır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğa ve Canlılar]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gorgoda.com/?p=12329</guid>
		<description><![CDATA[Zaman içinde, insanlar tarafından evcilleştirilerek yararlanılan hayvanlara verilen ortak ad. Bazılarının ekonomik değerinden faydalanılır. Örneğin, inek, koyun, keçi gibi hayvanların postundan, etinden ve sütünden yararlanılır. Bu hayvanlar özel olarak hazırlanmış ortamlarda toplu olarak üretilir. Bazı evcil hayvanlar da daha farklı amaçlar için yetiştirilir. Örneğin; köpek korunma amacıyla evcilleştirilmiş bir hayvandır. İnsanlar, herhangi bir yarar beklemeden de evcil hayvanlarla yaşayabilirler. Hayvanları dostları olarak görüp onları yetiştirebilirler.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zaman içinde, insanlar tarafından evcilleştirilerek yararlanılan hayvanlara verilen ortak ad. Bazılarının ekonomik değerinden faydalanılır. Örneğin, inek, koyun, keçi gibi hayvanların postundan, etinden ve sütünden yararlanılır. Bu hayvanlar özel olarak hazırlanmış ortamlarda toplu olarak üretilir. Bazı evcil hayvanlar da daha farklı amaçlar için yetiştirilir. Örneğin; köpek korunma amacıyla evcilleştirilmiş bir hayvandır. İnsanlar, herhangi bir yarar beklemeden de evcil hayvanlarla yaşayabilirler. Hayvanları dostları olarak görüp onları yetiştirebilirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gorgoda.com/evcil-hayvanlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Europa</title>
		<link>http://www.gorgoda.com/europa.html</link>
		<comments>http://www.gorgoda.com/europa.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 09:34:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mısır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknik]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gorgoda.com/?p=12326</guid>
		<description><![CDATA[Jüpiter&#8217;in dördüncü büyük uydusu. Adını Yunan mitolojisinden almıştır; Fenike kralı Agenor&#8217;un kızının adıdır. 1610&#8242;da Galilei tarafından keşfedilmiştir. Ancak ona adını Alman gök bilimci Simon Marius vermiştir. Çapı 3100 km olan Europa, Jüpiter&#8217;e 670 000 km uzakta bir yörüngede döner. Ayrıntılı görüntüleri ilk kez 1979&#8242;da, ABD&#8217;nin Güneş Sistemi&#8217;nin dışına doğru gönderdiği iki uzay aracı, Voyager 1 ve Voyager 2, Jüpiter&#8217;e yakın geçerken elde edilebilmiştir. Uydunun yüzeyinin büyük bir bölümü düzgün ve parlak bir buz tabakasıyla kaplıdır. Az sayıda gök taşı krateri bulunan Europa&#8217;nın yüzeyinde onlarca kilometre genişlikte ve binlerce kilometre uzunlukta, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gorgoda.com/yukleme//Europa-300x300.jpg" alt="Europa" title="Europa" width="300" height="300" class="alignleft size-medium wp-image-12327" />Jüpiter&#8217;in dördüncü büyük uydusu. Adını Yunan mitolojisinden almıştır; Fenike kralı Agenor&#8217;un kızının adıdır. 1610&#8242;da Galilei tarafından keşfedilmiştir. Ancak ona adını Alman gök bilimci Simon Marius vermiştir. Çapı 3100 km olan Europa, Jüpiter&#8217;e 670 000 km uzakta bir yörüngede döner. Ayrıntılı görüntüleri ilk kez 1979&#8242;da, ABD&#8217;nin Güneş Sistemi&#8217;nin dışına doğru gönderdiği iki uzay aracı, Voyager 1 ve Voyager 2, Jüpiter&#8217;e yakın geçerken elde edilebilmiştir. Uydunun yüzeyinin büyük bir bölümü düzgün ve parlak bir buz tabakasıyla kaplıdır. Az sayıda gök taşı krateri bulunan Europa&#8217;nın yüzeyinde onlarca kilometre genişlikte ve binlerce kilometre uzunlukta, çapraz koyu renkli karmaşık çizgiler vardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gorgoda.com/europa.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Etnoloji</title>
		<link>http://www.gorgoda.com/etnoloji.html</link>
		<comments>http://www.gorgoda.com/etnoloji.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 09:31:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mısır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknik]]></category>
		<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Açıklaması]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamı ne]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim dalları]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel terimler]]></category>
		<category><![CDATA[İfadesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kavramı]]></category>
		<category><![CDATA[Kavramlar]]></category>
		<category><![CDATA[Manası]]></category>
		<category><![CDATA[Terimi]]></category>
		<category><![CDATA[Terimler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gorgoda.com/?p=12324</guid>
		<description><![CDATA[Toplum yapısının temel özelliklerini, insanların ırklara ayrılışını, bunların kökenlerini, oluşumunu, aralarındaki bağlantıları ve niteliklerini inceleyip karşılaştıran, sınıflayan bilim, budun bilimi. Etnografyayla arasındaki ayrım zamanla ortadan kalkmakta ve genellikle kuramsal bir fark olarak düşünülmektedir. Bu terim daha çok kıt&#8217;a Avrupası&#8217;nda yaygın olarak kullanılır. İngilizler bu terim yerine toplumsal antropoloji, Amerikalılar da kültürel antropoloji terimlerini kullanırlar.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Toplum yapısının temel özelliklerini, insanların ırklara ayrılışını, bunların kökenlerini, oluşumunu, aralarındaki bağlantıları ve niteliklerini inceleyip karşılaştıran, sınıflayan bilim, budun bilimi. Etnografyayla arasındaki ayrım zamanla ortadan kalkmakta ve genellikle kuramsal bir fark olarak düşünülmektedir. Bu terim daha çok kıt&#8217;a Avrupası&#8217;nda yaygın olarak kullanılır. İngilizler bu terim yerine toplumsal antropoloji, Amerikalılar da kültürel antropoloji terimlerini kullanırlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gorgoda.com/etnoloji.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Etnografya</title>
		<link>http://www.gorgoda.com/etnografya.html</link>
		<comments>http://www.gorgoda.com/etnografya.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 09:30:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mısır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknik]]></category>
		<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Açıklaması]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamı ne]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim dalları]]></category>
		<category><![CDATA[İfadesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kavramı]]></category>
		<category><![CDATA[Kavramlar]]></category>
		<category><![CDATA[Manası]]></category>
		<category><![CDATA[Terimi]]></category>
		<category><![CDATA[Terimler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gorgoda.com/?p=12322</guid>
		<description><![CDATA[Belli bir insan topluluğunu karşılaştırarak inceleyen, kültür oluşumlarını araştıran ve betimlemeyi amaçlayan bilim dalı. Etnografyada yapılan çalışmaların çok büyük bir bölümü saha araştırmalarına dayanır. Konu olarak ele alınan, incelenen toplumun günlük yaşamıyla kültürünün içinde yer almayı gerektirir. Çağdaş antropologlar, etnografyanın bir bilim dalı olarak doğuşunu, Polonya asıllı İngiliz antropolog Bronislaw Malinowski&#8217;nin 1915&#8242;li yıllarda Melanezya&#8217;da yaptığı öncü çalışmalarla bağlarlar.
Başka toplumların yaşayışlarını araştırma ve sonra da betimleme düşüncesi ve bu yönde yapılan ilk çalışmalar Antik Çağa değin uzanır. M.Ö. 5. yüzyılda Herodotos 50 kadar değişik toplumun geleneklerini, dinlerini, yasalarını ve görünüşlerini betimlemiştir
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Belli bir insan topluluğunu karşılaştırarak inceleyen, kültür oluşumlarını araştıran ve betimlemeyi amaçlayan bilim dalı. Etnografyada yapılan çalışmaların çok büyük bir bölümü saha araştırmalarına dayanır. Konu olarak ele alınan, incelenen toplumun günlük yaşamıyla kültürünün içinde yer almayı gerektirir. Çağdaş antropologlar, etnografyanın bir bilim dalı olarak doğuşunu, Polonya asıllı İngiliz antropolog Bronislaw Malinowski&#8217;nin 1915&#8242;li yıllarda Melanezya&#8217;da yaptığı öncü çalışmalarla bağlarlar.</p>
<p>Başka toplumların yaşayışlarını araştırma ve sonra da betimleme düşüncesi ve bu yönde yapılan ilk çalışmalar Antik Çağa değin uzanır. M.Ö. 5. yüzyılda Herodotos 50 kadar değişik toplumun geleneklerini, dinlerini, yasalarını ve görünüşlerini betimlemiştir</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gorgoda.com/etnografya.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Etli Gövde</title>
		<link>http://www.gorgoda.com/etli-govde.html</link>
		<comments>http://www.gorgoda.com/etli-govde.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 09:29:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mısır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğa ve Canlılar]]></category>
		<category><![CDATA[Bitkiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gorgoda.com/?p=12320</guid>
		<description><![CDATA[Dokularının bol su depolama yeteneği nedeniyle bazı bitkilerin etlenmiş, kalınlaşmış gövdelerine verilen genel ad. Kurak ortamlarda yetişen bitkilerden bazılarının gövdeleri yuvarlak, yumurtamsı ve silindirik şekiller alarak bol miktarda su depolar. Genellikle bu tür bitkilerde yaprak olmaz. Cactaceae (kaktüsgiller) ve bazı Euphorbiaceae (sütleğengiller) türlerinde görülür.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dokularının bol su depolama yeteneği nedeniyle bazı bitkilerin etlenmiş, kalınlaşmış gövdelerine verilen genel ad. Kurak ortamlarda yetişen bitkilerden bazılarının gövdeleri yuvarlak, yumurtamsı ve silindirik şekiller alarak bol miktarda su depolar. Genellikle bu tür bitkilerde yaprak olmaz. Cactaceae (kaktüsgiller) ve bazı Euphorbiaceae (sütleğengiller) türlerinde görülür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gorgoda.com/etli-govde.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
