<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" standalone="no"?><rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" version="2.0">

<channel>
	<title>Kanserliyiz</title>
	<atom:link href="http://kanserliyiz.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml"/>
	<link>https://kanserliyiz.com/</link>
	<description>Kanser Hastalığına dair ne varsa hepsi burada</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Mar 2020 12:52:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Yıllarca sinsi ilerliyor</title>
		<link>https://kanserliyiz.com/yillarca-sinsi-ilerliyor.html</link>
					<comments>https://kanserliyiz.com/yillarca-sinsi-ilerliyor.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kanserliyiz Kanser Hastalığı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Dec 2012 11:07:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kalın Bağırsak Kanseri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/?p=5620</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalınbağırsak kanserinin en önemli uyarıcı belirtisinin, dışkıyla beraber kan çıkması, dışkılama alışkanlıklarının değişmesi, kabızlık, rahatlayamama, ağrılı dışkılama, karın ağrısı ve kansızlık olduğu belirtildi. Acıbadem Ankara Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Salim Demirci, malınbağırsak kanserinin de artık toplumda iyi tanındığını belirtirken, &#8220;En sık rastlanan belirtisi dışkıyla birlikte kan gelmesidir. Bu belirti ortaya çıkınca hastalar hemen doktora gidiyor, gecikmeden başvuruda bulunuyor. Hastalığın hiç belirti vermeden uzun süre sessiz kaldığı bir dönem de var, bu nedenle belirti vermesini beklemeden düzenli kontrolden geçmek önemli&#8221; dedi. Kalınbağırsak kanserleri hakkında az bilinenler, yanlış bilinenler ve hastalık hakkında çeşitli bilgiler veren Prof. Dr. Demirci, &#8220;Kanserde aile hikayesi çok önemli. Ailede varsa görülme riski de artıyor. Kırmızı etten, yağdan zengin beslenme kolon kanseri için en büyük risk faktörünü oluşturuyor. Bu nedenle sebze ve meyveden zengin, kırmızı etin az olduğu diyet öneriliyor&#8221; diye konuştu. SIK GÖRÜLEN BELİRTİLERİ Bu hastalığın, sindirim sisteminin neredeyse en sık rastlanana kanser türü olduğunu belirten Prof. Dr. Demirci, &#8220;Ülkemizin belli yerlerinde kalınbağırsak kanseri, belli yerlerinde ise mide kanseri daha sık görülüyor. Hastalığın sıklığı kuzey Amerika ve Avrupa kadar olmasa da ülkemizde de az değildir. Kalınbağırsak 1-1,5 metre uzunluğunda bir organdır. Anatomik olarak bakıldığında soldan sağa dolanıp anüste sonlanıyor. Hastalığın en uyarıcı belirtisi dışkıyla beraber kan çıkması, dışkılama alışkanlıklarının değişmesi, kabızlık, dışkılayıp rahatlayamamadır. Ağrılı dışkılama, karın ağrısı, kansızlık, sol taraf kolon kanserinin belirtileridir. Sağ taraf kalınbağırsak kanserinin belirtileri daha siliktir. Bunlar arasında tümör nedeniyle oluşan uzun süreli kan kaybına bağlı halsizlik, dermansızlık, ileriki dönemde bağırsak geçişinin engellenmesine bağlı, gaz şikayeti, şişkinlik, ağrı oluşmasıdır&#8221; dedi. ERKEN TANIDA NELER YAPILIYOR Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün erken tanı önerilerinin var olduğunu belirten Prof. Dr. Salim Demirci, &#8220;40 yaşından sonra yapılan kolonoskopi en hassas test olarak görülüyor. Kolonoskopi teknolojinin gelişmesi sayesinde artık daha kolay, ağrısız ve daha kısa sürede yapılabiliyor. Hastalar kolonoskopiden ağrılı ve uzun süren bir işlem olduğunu düşünerek korkuyorlar, ancak artık işlem günümüzde daha konforlu bir şekilde uygulanabiliyor. Kolonoskopi 40 yaşından sonra herkese, ama ailede birden fazla kişide kalınbağırsak kanseri veya polip varsa 20 yaşından itibaren yapılması öneriliyor&#8221; dedi. HASTALIĞIN TEDAVİSİ Tedavinin başarısında erken tanının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Prof.Dr. Demirci, &#8220;Eğer kanser başka organlara yayılmamışsa, yani metastaz yapmamışsa, hastalığın cerrahi ve bazen buna ek olarak yardımcı tedavilerin eklenmesi ile tam tedavisi mümkündür. Metastaz varsa da uygun tedaviyle şifa mümkün olabiliyor. Kalınbağırsak kanserinin en sık metastaz yaptığı organ karaciğerdir. Kalınbağırsak kanserinin metastazları da cerrahi veya başka yöntemlerle tedavi edilebiliyor. Kalınbağırsak kanseriyle ilgili onkolojik gelişmeler de fazla. Çünkü yeni ilaçlar tedavide kullanılmaya başladı. Bu nedenle metastaz yapsa bile güncel onkolojik tedavilerle kronik bir hastalık gibi seyredebiliyor&#8221; dedi. Karaciğer kanseri bakımından yüksek riski olan bölgelerin olduğunu belirten Prof. Demirci, &#8220;Dünyada karaciğer kanserinden her yıl 1 milyona yakın insan kaybediliyor. Bu organın primer kanserleri en çok Uzakdoğu ve Afrika&#8217;da görülüyor, Türkiye orta riskli ülkeler arasında sayılır. Bunun da nedeni, ülkemizde hepatit B ve hepatit C virüsü yaygınlığının fazla olmasından kaynaklanıyor. Hepatit B ve C hastaları, taşıyıcılar ve başka nedenlerle sirozu olan hastalar karaciğer kanseri gelişimi açısından ultrasonografi ve bazı kan testleri ile aralıklı olarak taranmalıdır&#8221; dedi. Kaynak</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://kanserliyiz.com/yillarca-sinsi-ilerliyor.html">Yıllarca sinsi ilerliyor</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://kanserliyiz.com">Kanser Hastalığına Dair Ne Varsa Hepsi burada</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
		
					<wfw:commentRss>https://kanserliyiz.com/yillarca-sinsi-ilerliyor.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mamografi Meme Kanseri Riskini Artırıyor.</title>
		<link>https://kanserliyiz.com/mamografi-meme-kanseri-riskini-artiriyor.html</link>
					<comments>https://kanserliyiz.com/mamografi-meme-kanseri-riskini-artiriyor.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kanserliyiz Kanser Hastalığı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Sep 2012 10:53:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/?p=5058</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mamografi taramalarının sanıldığı kadar “matah” bir şey olmadığını, bundan zarar gören kadınların sayısının fayda görenlerden fazla olabileceğini gösteren araştırmalara her gün bir yenisi ekleniyor. Bu hafta BMJ isimli muteber tıp dergisinde yayınlanan bir araştırma da BRCA-1 ve BRCA-2 genlerinde mutasyon olan kadınların 20’ li yaşlarda radyasyona maruz kalmaları hâlinde meme kanseri riskinin yüzde 43 arttığını ortaya koydu. Mamografi taramalarının sanıldığı kadar “matah” bir şey olmadığını, bundan zarar gören kadınların sayısının fayda görenlerden fazla olabileceğini gösteren araştırmalara her gün bir yenisi ekleniyor. Bu hafta BMJ isimli muteber tıp dergisinde yayınlanan bir araştırma da BRCA-1 ve BRCA-2 genlerinde mutasyon olan kadınların 20’ li yaşlarda radyasyona maruz kalmaları hâlinde meme kanseri riskinin yüzde 43 arttığını ortaya koydu (1). Araştırmada, 20 yaşından önce maruz kalınan radyasyonun meme kanseri riskini yüzde 62 oranında artırdığı fakat 30 yaşından sonra riskte bir farklılık olmadığı da belirlendi. İngiltere, Fransa ve Hollanda’ da 18 yaşın üzerinde olan ve BRCA-1 veya BRCA-2 genlerinde mutasyon tespit edilen 1993 kadının izlendiği çalışmada 850 kadında meme kanseri geliştiği ortaya çıktı. Bu kadınların yüzde 48’ inin X-ışınlarına maruz kaldığı, üçte birine ise en azından bir kere mamografi yapıldığı saptandı. Araştırma radyasyonla meme kanseri arasındaki bağlantıyı ispatlamamakla beraber bu ilişkiyi ortaya koyan en geniş kapsamlı araştırması olması bakımından önem taşıyor. BRCA1 ve BRCA2 gen mutasyonu Meme kanserlerinin yüzde 10 kadarı genetik faktörlerle alâkalıdır. En büyük risk faktörü de BRCA1 ve 2 ismi verilen genlerdeki mutasyonlardır. BRCA1 ve 2, meme hücrelerinde DNA’ da meydana gelen hasarların tamirinde gerekli olan proteinleri yapan genlerdir. Bu genlerde mutasyon olması hasarın tamirinde görev alan proteinlerin yapımını bozmak suretiyle meme kanseri riskini artırmaktadır. BRCA1 ve 2 mutasyonu olan kadınlarda meme kanseri riski 5 misli fazladır. Bu mutasyon her 400 kadından birinde bulunur; Doğu Avrupalı Yahudi kadınlarda daha çok rastlanır. &#160; &#160; Radyasyon DNA’ yı bozuyor Özellikle çocukluk ve buluğ çağında maruz kalınan radyasyonun DNA’ da yarattığı hasarlar meme kanseri için çok önemli bir risk faktörüdür. DNA’ daki bu hasarları tamir etmekle yükümlü olan BRCA-1 ve BRCA-2 genlerinde mutasyon varsa bu tamirat gerçekleşemez. Daha önce Fransa&#8217; da 1.600 kadın üzerinde gerçekleştirilen bir araştırmada, genetik olarak meme kanserine yatkınlığı olan kadınlarda 20 yaşından önce çekilen akciğer röntgeninin meme kanseri riskini yüzde 54 oranında artırdığını gösteren sonuçlar elde edilmişti. Araştırmaya göre, bu kadınların 40 yaşına geldiklerinde meme kanseri olma riskleri hiç röntgen çektirmemiş olan kadınlara göre de 2.5 kat fazla idi. Gelelim neticeye Hiçbir hastadan çok gerekli değilse röntgen, mamografi, tomografi, anjiyografi, PET gibi insanları iyonlaştırıcı radyasyona maruz bırakan tetkiklerden uzak durulmalıdır. Özellikle çocuklarda ve gençlerde tek bir akciğer röntgeninin kanser riskini artıracağı unutulmamalıdır. BRCA genlerinde mutasyon olduğu için meme kanseri riski yüksek olan kadınlarda özellikle 30 yaşından önce meme kanseri araştırması yerine manyetik rezonans tercih edilmelidir. Kaynak</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://kanserliyiz.com/mamografi-meme-kanseri-riskini-artiriyor.html">Mamografi Meme Kanseri Riskini Artırıyor.</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://kanserliyiz.com">Kanser Hastalığına Dair Ne Varsa Hepsi burada</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
		
					<wfw:commentRss>https://kanserliyiz.com/mamografi-meme-kanseri-riskini-artiriyor.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükse kanser riski yüksek!</title>
		<link>https://kanserliyiz.com/buyukse-kanser-riski-yuksek.html</link>
					<comments>https://kanserliyiz.com/buyukse-kanser-riski-yuksek.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kanserliyiz Kanser Hastalığı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Jul 2012 07:18:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/?p=4640</guid>

					<description><![CDATA[<p>Daha büyük göğüslü kadınların meme kanserine yakalanma oranının daha fazla olduğu ortaya çıktı. 16 bin kadın üzerinde yapılan araştırmaya göre memenin büyüklüğü ve genetik mutasyonun meme kanseri ile bağlantısı bulunuyor. Uzmanlar bunun sebebinin kadınlarda bulunan ve hem tümörün hem de memenin büyüklüğünü belirleyen seks hormonu östrojen seviyesi olabileceğini söylüyor. Araştırmaya katılan kadınlara sütyen ölçüleri soruldu ve hepsinin DNA&#8217;sındaki nükleotid polimorfizem adı verilen milyonlarca küçük mutasyon incelendi. 7 genin meme ölçüsünü belirlemede doğrudan bağı olduğu,&#160; üç genin ise meme kanseriyle ilişkisi keşfedildi. Dr. Nicholas Eriksson araştırmanın meme ölçüsü ve kanseri arasındaki bağı ortaya koyan ilk önemli araştırma olduğunu belirtti. BEDEN KİTLE ENDEKSİ VE ÖLÇÜ İNCELENDİ 2006 yılında da Harvard Üniversitesi tarafından menopoza girmemiş 90 bin kadın üzerinde benzer bir araştırma yapılmış ve büyük göğüs ile meme kanseri arasında bağlantı ortaya çıkmıştı. Beden kitle endeksi 25 veya daha az olan ama sütyen ölçüsü D veya daha fazla olan kadınlarda, ölçüsü A olanlara göre daha fazla meme kanseri riski altında olduğu belirlendi.Kaynak</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://kanserliyiz.com/buyukse-kanser-riski-yuksek.html">B&uuml;y&uuml;kse kanser riski y&uuml;ksek!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://kanserliyiz.com">Kanser Hastalığına Dair Ne Varsa Hepsi burada</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
		
					<wfw:commentRss>https://kanserliyiz.com/buyukse-kanser-riski-yuksek.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu haberi her kadının saklaması lazım</title>
		<link>https://kanserliyiz.com/bu-haberi-her-kadinin-saklamasi-lazim.html</link>
					<comments>https://kanserliyiz.com/bu-haberi-her-kadinin-saklamasi-lazim.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kanserliyiz Kanser Hastalığı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Jul 2012 13:03:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Rahim Ağzı Kanseri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/?p=4630</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gazi Yıldırım, dünyada her yıl 274 bin kadının, rahim ağzı kanseri dolayısıyla hayatını kaybettiğini belirterek, erken tanı için yıllık muayenenin aksatılmadan yapılması gerektiğini bildirdi. Doç. Dr. Yıldırım, yaptığı açıklamada, meme, rahim ağzı, kolon, mide, akciğer ve yumurtalık kanserlerinin, kadınlarda en sık görülen kanserler arasında bulunduğunu vurgulayarak, “Çoğu genital kanser, taranmamış kadınlarda gelişir. Üreme çağındaki kadınlarda, kitle veya kist, adet düzeninin bozulması, ara kanama, rahim ağzı, vajina ve vulvada büyüyen kitle, ülser, yara, ilişki sonrası kanama, aniden ortaya çıkan işeme ve dışkılama bozuklukları görüldüğünde kanserden şüphelenilmeli. Menopozdaki kadınlar ise vajina kanamaları ve anormal akıntı durumunda doktora başvurmalı” dedi. HER YIL 762 KADININ ÖLÜM SEBEBİ Dünyada her yıl 274 bin kadının rahim ağzı kanseri dolayısıyla hayatını kaybettiğini ifade eden Yıldırım, “Her yıl 493 bin kadına ise rahim ağzı kanseri tanısı konuluyor. Türkiye&#8217;de her yıl rahim ağzı kanseri dolayısıyla beklenen ölüm sayısı 762. Her yıl beklenen olgu sayısı ise bin 364” diye konuştu. BUNLAR KANSER BELİRTİSİ Yıldırım, kanlı, sulu akıntı, ilişki sonrası lekelenme, ağrısız adet arası kanamalarının rahim ağzı kanseri belirtileri arasında olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi: “Rahim ağzı kanserinde risk faktörleri arasında HPV, erken seksüel aktivite, çoklu partner, AIDS, cinsel temasla geçen hastalık öyküsü ve sigara kullanımı yer almakta. Yapılan araştırmalar, rahim ağzı kanserine yol açan HPV DNA&#8217;sının, rahim ağzı kanseri hücrelerinin yüzde 99.7&#8217;sinde saptandığını göstermektedir.” PAP SMEAR RAHİM AĞZI KANSERİNİN TESPİTİ İÇİN ETKİLİDİR Rahim ağzı kanserine yol açan virüs olan HPV&#8217;nin önlenmesi durumunda, kanserin ortadan kalkma olasılığı bulunduğunu anlatan Doç. Dr. Yıldırım, “Rahim ağzı kanserinin erken tanısı için yıllık muayene aksatılmadan yaptırılmalıdır. Pap smear ve kolposkopi gereklidir. Pap smear, rahim ağzı kanserinin tespiti için etkilidir. Cinsel aktivite başladıktan sonra taramaya başlanabilir. Sonrasında da yıllık taramalara devam edilmelidir” dedi. Yıldırım, rahim ağzı kanserinden korunmak için öncelikle hastalığın nedeninin önlenmesi gerektiğini vurgulayarak, hastalığın gelişmesi durumunda ise erken tanı ve tedavinin çok önemli olduğunu kaydetti. TEK EŞLİLİK ÖNEMLİ Rahim ağzı kanserinden korunmak için danışmanlık alınması gerektiğini belirten Yıldırım, “İlişkide prezervatif kullanılmalı, tek eşlilik tercih edilmelidir. Gerekli taramalar düzenli olarak gerçekleştirilmeli” diye konuştu. Doç. Dr. Yıldırım, rahim kanserinin de en sık görülen genital kanserler arasında olduğunu ifade ederek, rahim kanserinin, genelde 60&#8217;lı yaşlardan sonra ortaya çıktığını, yine kadınlarda görülme sıklığı ön sıralarda olan yumurtalık kanserinin de genellikle ileri yaşlarda meydana geldiğini sözlerine ekledi.kaynak</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://kanserliyiz.com/bu-haberi-her-kadinin-saklamasi-lazim.html">Bu haberi her kadının saklaması lazım</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://kanserliyiz.com">Kanser Hastalığına Dair Ne Varsa Hepsi burada</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
		
					<wfw:commentRss>https://kanserliyiz.com/bu-haberi-her-kadinin-saklamasi-lazim.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aspirin cilt kanseri riskini azaltıyor</title>
		<link>https://kanserliyiz.com/aspirin-cilt-kanseri-riskini-azaltiyor-2.html</link>
					<comments>https://kanserliyiz.com/aspirin-cilt-kanseri-riskini-azaltiyor-2.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kanserliyiz Kanser Hastalığı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Jul 2012 19:42:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cilt Kanseri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/?p=4589</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni bir araştırmaya göre aspirin gibi bazı antienflamatuvarlar cilt kanseri riskini azaltıyor. Bu ilaçları yedi yıl boyunca düzenli kullananlarda ise ölümcül deri kanseri riski yüzde 46 düşüyor&#8230; Danimarka&#8217;da yapılan yeni bir araştırma; asprin, ibuprofen gibi ağrı kesici özelliği olan ve kortizon içermeyen antienflamatuvarların (NSAID) cilt kanseri riskini önemli ölçüde azalttığını gözler önüne seriyor. Araştırma, bu ilaçların uzun süreli ve yüksek dozlarda kullanımının, ölümcül türdeki deri kanserinden koruduğunu ortaya koyuyor. Antienflamatuvarlar; bağışıklık sisteminin baskılanması riskini, tümörlerin yayılma ve damarların büyüme riskini de azaltıyor. RİSK YÜZDE 13 AZALIYOR Danimarka&#8217;daki Aarhus Üniversitesi&#8217;nden Dr. Sigrun Alba Johannesdottir ve arkadaşları; bu ilaçların faydasını araştırmak üzere, 1991-2009 yılları arasında, 18 binden fazla kişiyi inceleme altına aldı. Denekler; yaşları, cinsiyetleri ve reçeteli ilaç kullanımları göz önünde bulundurularak ayrı ayrı değerlendirildi. Deneklerin bir bölümüne asprin ve diğer kortizon ihtiva etmeyen antienflamatuvar ilaçlardan verildi. Sonuçta bu ilaçları alanlarda, almayanlara oranla melanom adı verilen ölümcül deri kanserine yakalanma riskinin yüzde 13 azaldığı görüldü. Ölümcül olmayan deri kanserine yakalanma riski de yüzde 15 oranında azalmıştı. YÜKSEK DOZDA KULLANMAYIN! Öte yandan bu araştırmayla, ilaçları en az yedi yıl boyunca kullananlarda ise yine kullanmayanlara oranla melanom riskinde yüzde 46 oranında düşüş olduğu saptandı. Ayrıca bir diğer deri kanseri türü olan skuamöz hücreli karsinoma yakalanma riskinin de bu ilaçlarla yüzde 35 oranında azaldığı gözlemlendi. Ancak bu ilaçların yüksek dozlarda kullanımının böbrek hasarına yol açtığı ve kanama riskini artırdığı düşünülmektedir. Dolayısıyla da bu ilaçları kullanmadan önce doktora danışmak gerekmektedir. Ayrıca antienflamatuvarların zararlarını ve yararlarını tam olarak ortaya koyacak daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir. ABD&#8217;DE HER YIL 2 BİN KİŞİ DERİ KANSERİNDEN ÖLÜYOR Amerika&#8217;da cilt kanseriyle ilgili yapılan araştırmalarda; 2008 yılında melanom tanısı konan 9 bin kişinin öldüğü ortaya konmuştur. Ülke çapında her yıl yaklaşık 2 bin kişi de melanom dışı deri kanseri yüzünden ölmektedir. Cilt kanserinin bütün türlerinin ultraviyole ışınlarından kaynaklandığı belirtilse de, bunu kanıtlayacak bulgular şu an kısıtlı bir düzeydedir. TAKİP EDİYORLAR Öte yandan günümüzde dermatologlar; cilt kanseri ve kortizon içermeyen asprin gibi antienflamatuvar ilaçların arasındaki bağı netleştirmek için de düzenli olarak ilaç takipleri yapmaktadırlar. PROSTAT, MEME VE BAĞIRSAK KANSERİNE KARŞI DA ASPİRİN Ağrı kesici özelliği olan ve kortizon içermeyen antienflamatuvarların kullanımı, deri kanseri dışındaki kanser türlerine karşı da koruyucu olabiliyor. Yapılan çalışmalar sayesinde aspirinin yemek borusu, mide ve kolon kanseri riskini azalttığı biliniyor. Düzenli olarak aspirin içenlerde meme kanserine yüzde 40 oranında daha az rastlanıyor. Özofagus kanseri yüzde 50, bağırsak kanseri yüzde 40, akciğer kanseri yüzde 60 ve prostat kanseri de yüzde 10 oranında daha az görülüyor. 12 bin 500 kişi üzerinde yapılan bir diğer bilimsel çalışma ise aspirinin, kanser ölümlerinde yüzde 20 oranında düşüş sağladığını ortaya koyuyor. KORUMA SAĞLIYOR Reuters Sağlık ekibi, her gün bir aspirin almanın cilt kanserini önlediği yönündeki bilginin çok yeterli olmadığını fakat bu kanser türünde umut verici olabileceğini belirtiyor. American Cancer Society&#8217;nin araştırmalarına göre aspirin cilt kanserine karşı koruma sağlıyor. Ancak cilt kanserine yakalanmamak için yapılması gereken en önemli şey; güneş ışınlarından korunmaktır. kaynak</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://kanserliyiz.com/aspirin-cilt-kanseri-riskini-azaltiyor-2.html">Aspirin cilt kanseri riskini azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://kanserliyiz.com">Kanser Hastalığına Dair Ne Varsa Hepsi burada</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
		
					<wfw:commentRss>https://kanserliyiz.com/aspirin-cilt-kanseri-riskini-azaltiyor-2.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyin tümörü tedavisinde aşı umudu</title>
		<link>https://kanserliyiz.com/beyin-tmr-tedavisinde-asi-umudu-2.html</link>
					<comments>https://kanserliyiz.com/beyin-tmr-tedavisinde-asi-umudu-2.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kanserliyiz Kanser Hastalığı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Jul 2012 19:21:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Beyin Tümörü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/?p=4583</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beyin tümörünün tedavisi için aşı geliştirme çalışmalarında son aşamaya gelindi. Dr. Erkan Topuz &#34;ABD&#8217;de iki-üç yıl içinde aşıya onay alınır.&#34; Universal Hastaneler Grubu İtalyan ve Çamlıca Hastaneleri Tıbbi Onkoloji Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz SABAH okurları için kanserden en kolay ve etkili şekilde korunmanın yollarını anlattı. BEYİN TÜMÖRÜYLE SAVAŞ Beyin tümörlerinin tedavisinde büyük ilerleme var. Amerika&#8217;da aşı çalışmaları yapılıyor, iki- üç yıl içinde de aşıya onay alınacağı düşünülüyor. Kanser tedavisinde gelişmeler kaydettik. Beyin tümörlerinde yeni kombinasyonlar kullanılıyor. Radyasyon onkolojisinde de gelişmeler yaşanıyor. Kanser tedavisinde, &#8216;CyberKnife&#8217; dediğimiz cihazla, tümörün çevresine zarar vermeden büyük başarı elde etmeye başladık. Üç santimetrenin altındaki tümörleri, nokta atışıyla, sanki cerrahi müdahale yapılmış gibi yok edebiliyoruz. Ayrıca son zamanlarda Amerika&#8217;da, gleoblastoma (en çok görülen beyin tümörü çeşidi) tedavisine yönelik aşı çalışmaları yapılıyor. Bu aşı çalışmalarında başarılı sonuçlar alınıyor ama deneme aşamasında. Aşı için onay henüz alınmadı ama 2-3 sene içinde onaylanacağını tahmin ediyorum. Aşı, beyin tümörlerinde büyük bir umut ışığı oldu. YÜRÜYÜŞ: Beyin tümörü olan hastalara yürümelerini tavsiye ediyoruz. Fareler üzerinde yapılan çalışmalarda; düzenli yürütülen kobaylarda yeni beyin hücreleri sayısının arttığı ortaya çıkmıştır. Beyin tümörlü hastaların, sağlıkları için ayrıca; radyasyon, cep telefonu, bilgisayar, televizyon, raf ömrü uzun gıdalar, bekletilmiş su ve tarım ilaçlarından kaçınmaları gerekir. KOLON KANSERİNE KARŞI; C VİTAMİNİ: Yüksek alkol alımı, kolon kanseri riskini de artırıyor. Bu durumdan korunmak için ise antioksidan yönünden zengin besinler ve vitaminler tüketmek gerekiyor. Geçtiğimiz yıl ABD&#8217;deki en saygın üniversitelerden biri olan Harvard&#8217;da yapılan bir çalışma; A, C ve E vitaminlerinin kolon kanseri riskini azalttığını gösteriyor. Araştırmaya göre kanser riski; C vitamini alındığında yüzde 19, E vitamini alındığında ise yüzde 22 oranında düşüyor. Aynı çalışmada multivitaminler düzenli olarak kullanıldığında ise kanser riskinde yüzde12 azalma görüldüğü anlaşılıyor. AKCİĞER KANSERİ İÇİN; LİMON KABUĞU: Akciğer hastalığının tedavisinde limon ve turunçgillerin özellikle kabukları çok faydalıdır. Bunların dört-beş tanesini (muhakkak önce elma sirkesinde yıkayın) mikserde çektikten sonra her sabah bir bardak içilebilir. Hastalar, bu karışımın tadından hoşlanmazsa dondurma veya kara üzüm pekmezi ile tüketebilirler. BALLI TURP VE SOĞAN: Akciğer kanseri hastaları, kara turp ve soğanı halka halka kesip pişirdikten sonra balla ezerek iki gün boyunca tüketebilir. Bu, onların solunum yollarındaki güçlüklerin iyileştirilmesini ve rahat balgam çıkarmasını sağlar.Turpgiller bence akciğer kanserinde en önemli korunma ve kemoterapi esnasında kullanmamız gereken en önemli gıdalardır. Özellikle kara turp, tere ve havuç suyunu tavsiye ediyoruz. Son yıllarda, genetiği ile oynanmış, bal gibi tatlı kırmızı turp tüketiliyor ama turpun aslında acı olması gerekir! Bu nedenle mümkünse kara turp, ama bulabilirlerse bayır turpu yenmesini tavsiye ediyorum. Kara turp suyunu günde bir bardak içmenin, özellikle genetiğe bağlı hastalarda çok faydalı olduğu, laboratuvar çalışmalarıyla ortaya konmuştur. Bir de bayır turpu dediğimiz bir turp var (bulunması biraz zordur); korkunç acı bir turptur ama çok şifalıdır. Ne yazık ki Türkiye&#8217;de bunun kökünü kuruttuk. SARIMSAK: Bilinçsizce bazı bitkilerin tüketilmesi kemoterapi tedavisine zarar verir. Özellikle aşırı sarımsak, greyfurt suyu, sarı kantaron ve hatta üzüm çekirdeği; kemoterapi ajanlarını bağlar ve etkiyi karaciğerde bulunan P450 enzimi üzerinde bloke eder. ACI BİBER: Tedavi sırasında bazı ilaçlar, hastaların el ve ayaklarında uyuşmalara neden olur. Bunun giderilmesi için de acı biber tüketilmesini öneriyoruz. Acı biber, nöropati dediğimiz uyuşmaları azaltır. kaynak</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://kanserliyiz.com/beyin-tmr-tedavisinde-asi-umudu-2.html">Beyin t&uuml;m&ouml;r&uuml; tedavisinde aşı umudu</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://kanserliyiz.com">Kanser Hastalığına Dair Ne Varsa Hepsi burada</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
		
					<wfw:commentRss>https://kanserliyiz.com/beyin-tmr-tedavisinde-asi-umudu-2.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aspirin cilt kanserine karşı</title>
		<link>https://kanserliyiz.com/aspirin-cilt-kanserine-karsi.html</link>
					<comments>https://kanserliyiz.com/aspirin-cilt-kanserine-karsi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kanserliyiz Kanser Hastalığı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Jun 2012 15:08:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cilt Kanseri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/?p=4506</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazı uzmanlar günde bir aspirinin cilt kanserine karşı etkili olabileceğini savunuyor. Danimarkalı araştırmacılar günde bir doz olmak kaydıyla aspirin veya başka bir ağrı kesici alanlarda cilt kanseri riskinin % 15 oranında azaldığını ileri sürüyor. Araştırma Kanser isimli dergide yayınlandı. 8 yıl süren araştırmada 200 bin Danimarkalı gözlemlendi. Bu kişilerden 18 bininde cilt kanseri türleri teşhis edildi. Araştırma kapsamında kanser hastalarının yaşam şekilleri incelendi. Aspirin, ibuprofen veya naproxen gibi ilaçlar alıp almadıkları kaydedildi. Bu ilaçları düzenli olarak kullananlarda 2 kanser çeşidinde( skuamöz hücreli kanser ve malin melanom) % 13-15 azalma gözlemlendi. Daha yaygın ve daha az etkili olarak bilinen bazal hücreli karsinomda ise hiçbir değişiklik kaydedilmedi. Danimarka Üniversitesi hastanesinden uzmanlar, araştırmanın üzerine gidilmesi ve daha somut veriler elde edilmesi gerektiğini vurguluyor. Aspirinin bu etkisi daha önceden de ileri sürülmüştü. Sayısız araştırma aspirinin özellikle kalp rahatsızlıklarına karşı etkili olduğunu göstermişti. Ancak doktorlar bu araştırmaların kesin sonuçlar için yeterli olmadığı kanısında. Ayrıca cilt kanserinin 1 numaralı sebebi olan UVB-UVA ışınlarından uzak durulmadığı takdirde kansere davetiye çıkarılıyor. kaynak</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://kanserliyiz.com/aspirin-cilt-kanserine-karsi.html">Aspirin cilt kanserine karşı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://kanserliyiz.com">Kanser Hastalığına Dair Ne Varsa Hepsi burada</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
		
					<wfw:commentRss>https://kanserliyiz.com/aspirin-cilt-kanserine-karsi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kök hücre naklinde sıra da yok bekleme de</title>
		<link>https://kanserliyiz.com/kk-hcre-naklinde-sira-da-yok-bekleme-de.html</link>
					<comments>https://kanserliyiz.com/kk-hcre-naklinde-sira-da-yok-bekleme-de.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kanserliyiz Kanser Hastalığı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Jun 2012 14:59:25 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/?p=4503</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doç. Dr. Fevzi Altuntaş, birçok kanser türünde kullanılan kök hücre naklinde artık hastaların sıra beklemek zorunda olmadıklarını ve bir ay içerisinde nakil merkezlerine alındıklarını söyledi. ANKARA &#8211; Dr. Abdurrahman Yurtaslan Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kök Hücre Merkezi Sorumlusu Doç. Dr. Fevzi Altuntaş, kanser tedavisinde önemli yer tutan kök hücre nakliyle şifa bulmak isteyen hastaların artık sıra beklemediklerini söyledi. Altuntaş, merkezde 3 yılı aşkın bir sürede 300 civarında kök hücre nakil işlemi yaptıklarını belirtti. Türkiye&#8217;de 2011 yılında yaklaşık 2 bin 100 nakil işlemi gerçekleştiğini, son 10 yılda nakil sayısının 200&#8217;lerden 2 binlere, merkez sayısının 10&#8217;lardan 50&#8217;lere çıktığını belirten Altuntaş, Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu&#8217;nun (SGK) son yıllarda uyguladığı teşvik edici politikalarının artan nakillerde etkili olduğunu ifade etti. Türkiye&#8217;de 53 kök hücre nakli merkezinin bulunduğunu belirten Altuntaş, şu bilgiyi verdi: &#8221;Bunların 17&#8217;si çocuk 36&#8217;sı erişkin merkezlerdir. 2011&#8217;de yapılan 2 bin 100 naklin bin 600 civarı erişkin 500 civarı çocuk hastalardır. Ülkemizde her türlü riskli nakiller başarı ile yapılmaktadır. Başarı oranlarımız dünya ölçütlerindedir. Benim gibi Türkiye&#8217;de, Avrupa ve Amerika&#8217;daki kemik iliği nakillerini denetleyecek birçok JACIE müfettişi var. Avrupa birliği akreditasyon kuruluşu JACIE tarafından akredite edilen merkezler var. Bunlar çok önemli aşamalardır.&#8221; Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kök Hücre Nakli Merkezinde kök hücre nakillerinde bekleme sırasının olmadığını vurgulayan Altuntaş, şunları kaydetti: &#8221;Eskiden hastalar aylarca, yıllarca nakil bekliyordu. Merkez ve yetişmiş personel sayının artması ve çok sayıda nakil yapılması ile artık bekleme diye bir şey kalmadı. Merkezimize başvuran hastaları 1 ay içinde nakil ünitesine alıyoruz. Sadece bizim merkezimizde değil, birçok merkezde bu bekleme sıraları eskisi gibi değil. Bu şekilde başta lösemi, lenfoma ve myeloma olmak üzere birçok kanser hastasına erken dönemde şifa şansı sunuyoruz.&#8221; KAN VE KEMİK İLİĞİ KANSERLERİ TEDAVİ EDİLEBİLİR Kök hücre nakilleriyle başlıca kan kanserleri olarak bilinen akut lösemiler (AML, ALL), lenf bezi kanserleri (Hodgkin lenfoma ve Hodgkin dışı lenfoma), kemik iliği kanserleri olarak bilinen multiple myeloma, myelodisplastik sendrom (MDS), kronik lösemiler gibi hematolojik kanserlerde tamamen şifa sağlanabildiğini anlatan Altuntaş, şunları söyledi: &#8221;Bunların dışında, kemik iliği yetmezlikleri amiloidoz, talasemiler, bağışıklık yetmezliği durumları ve kalıtsal metabolik hastalıklarda kök hücre nakli yapılabilir. Bu hastalıklarda yüzde 50 ile yüzde 90 arasında değişen başarı oranları ile nakiller yapılıyor. Kardeş ve akrabalar arasında uygun vericisi olmayanlara akraba dışı vericilerden ve doku grubu uyumlu vericisi bulunmayanlara &#8221;doku grubu uyumsuz nakiller&#8221; yapıyoruz. Bu nitelikli ve özellikli nakiller Sağlık Bakanlığı&#8217;na bağlı hastanede bir ilk ve takım çalışmasının sonucudur.&#8221; DİNLENİRKEN HAYAT KURTARIN Kök hücre vericisi olmanın insan sağlığı üzerine ciddi olumsuz bir etkisinin bulunmadığına dikkati çeken Altuntaş, şöyle devam etti: &#8221;Vericinin kemik iliğinden, anestezi altında, özel iğnelerle kök hücre toplanabilir. Bunu nadiren uyguluyoruz. Günümüzde daha çok damarlarımızdaki dolaşan kanda bulunan kök hücreleri aferez cihazı dediğimiz özel bir aygıt ile de topluyoruz. Burada, kişi sadece bir süre, kan verir gibi kolundan bir serum seti takılarak, dinlenme ve istirahat pozisyonunda uzanır. Acı veya sıkıntı vermez, kolay bir işlemdir. İşlemden önce vericilere bir süre cilt altından dolaşan kandaki kök hücre sayısını artırmak amacı ile bir aşı yapılır. Ameliyathane koşullarında bu aşıda gerekmez. Kök hücre vericisi olmakla insanın kök hücreleri azalmaz bilakis kök hücreler sürekli çoğalan hücrelerdir. Bu nedenle ihtiyacı olan bir hastaya gönül rahatlığı ile verici olabiliriz.&#8221; Bulaşıcı ciddi bir hastalığı olmayan 18-55 yaş arası sağlıklı herkesin verici olabileceğini dile getiren Dr. Altuntaş, &#8221;Verici hastanın bir kardeşi, akrabası veya akrabası olmayan bir kişi olabilir. Kardeş sayısı arttıkça kök hücre vericisi bulma şansı da artar. Eğer hastanın uygun kardeşi yok ise o zaman yurt içi ve dışı kemik iliği bankaları ile bağlantı kurularak uygun verici olup olmadığı araştırılır&#8221; dedi. NAKİL İÇİN VATANDAŞIN CEBİNDEN PARA ÇIKMIYOR Türkiye&#8217;de kemik iliği naklinin maliyetlerinin 40-70 bin dolar civarında olduğunu yurt dışında ise yaklaşık 300-500 bin dolar civarında olduğunu ifade eden Altuntaş, &#8221;Sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının cebinden beş kuruş para çıkmadan gerek kamu hastanesi, gerek özel hastanelerde bu hizmetten faydalanıyor. SGK ile anlaşması olan özel ve kamu hastaneleri 60 gün boyunca paket program çerçevesinde sonrasında ise hiçbir ilave ücret talep etmeden nakil hastalarına sağlık hizmeti vermektedir&#8221; dedi. NAKİL KADAR NAKİL SONRASI DA ÖNEMLİ &#8221;Kök hücre umuttur, kök hücre gelecektir. Ancak kök hücre nakli, sorunların bittiği anlamına gelmiyor&#8221; diye Altuntaş, şöyle devam etti: &#8221;Nakil sonrası da nakil süreci kadar önemli. Nakil sonrasında yakın takip ve gerektiğinde acil müdahale de büyük önem taşıyor. Nakil yapılan hastaların uzun yıllar takip edilmesi gerekir. Bu süreçte hasta, nakil ekibi ve hastanenin ilgili diğer birimlerinin uyumu ve desteği çok önemlidir. Aksi takdirde bu hastalar aylar, yıllar sonra bile ciddi problemlerle karşılaşabilir.&#8221; kaynak</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://kanserliyiz.com/kk-hcre-naklinde-sira-da-yok-bekleme-de.html">K&ouml;k h&uuml;cre naklinde sıra da yok bekleme de</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://kanserliyiz.com">Kanser Hastalığına Dair Ne Varsa Hepsi burada</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
		
					<wfw:commentRss>https://kanserliyiz.com/kk-hcre-naklinde-sira-da-yok-bekleme-de.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Dozu kiloya göre ayarlayarak çektirin’</title>
		<link>https://kanserliyiz.com/dozu-kiloya-gre-ayarlayarak-ektirin.html</link>
					<comments>https://kanserliyiz.com/dozu-kiloya-gre-ayarlayarak-ektirin.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kanserliyiz Kanser Hastalığı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Jun 2012 14:40:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Beyin Kanseri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/?p=4500</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukluk döneminde fazla tomografi çektirenlerin ileride beyin ya da kan kanserine yakalanma riskinin artabileceği haberleri üzerine Türk Radyoloji Derneği konu ile ilgili bir açıklama yaptı. Dernek konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada şunları bildirdi; &#34;Bilgisayarlı tomografi (BT) çok değerli bir tanı yöntemidir ve tedavinin nasıl yapılacağı konusunda çoğu zaman temel yönlendirici unsurdur. Eğer çocuğunuzun bilinen ciddi bir hastalığı varsa ve tanı ve tedavi yaklaşımı için BT tetkiki gerekiyorsa, bir başka deyişle beklenen yararı zararından daha fazla ise, hiç çekinmeden tetkiki yaptırmalısınız. Ultrasonografi ve Manyetik Rezonans Görüntüleme radyasyon içermeyen görüntüleme yöntemleridir. Bazen bu yöntemler BT ile aynı tanısal sonuçları verebilir. Bu nedenle tetkiki isteyen çocuk doktorunuza ve BT incelemesini gerçekleştirecek radyoloji doktorunuza çocuğunuz için alternatif yöntemler olup olmadığını sorarak sizi bilgilendirmelerini isteyebilirsiniz. BT ve radyasyon konusunun görsel ve yazılı basında son dönemde çok sık işlendiği görülmektedir. Bu konuda çıkan haberlerin bir bölümü doğru olmakla birlikte içeriğinde çok eksik ve yanlış bilgiler de barındırabilmektedir. Bu tip haberlerde radyasyona bağlı bazı riskler göz ardı edilirken bazı riskler de abartılmakta ve maalesef hastaların gerekli durumlarda da tomografi çektirmekten kaçınması söz konusu olabilmektedir. Yaşamında sadece bir BT tetkiki yaptıran bir çocuğun radyasyona bağlı kanser riskinin yaklaşık % 0.03-0.05 gibi düşük bir oranda artacağı tahmin edilmektedir. Doğal olarak hayat boyu değişik nedenlerle ek radyasyon maruziyeti bu riski artıracaktır. Ancak unutulmamalıdır ki BT tetkiki bazen çocuğunuz için gerekli sonucu verecek tek inceleme yöntemi olabilir. Teknik olarak, çocuklarda erişkinlere uygun radyasyon dozlarıyla BT çekimi yapılırsa çocukların vücut kitlesi daha küçük olduğundan toplamda alacakları radyasyon daha fazla olur. &#34;RADYASYONU KİLOYA GÖRE AYARLAYIN&#34; BT tetkikinin mutlaka yapılması gerekiyorsa, tetkik sadece incelenmesi gereken bölgeye sınırlı olarak ve verilen radyasyon dozu çocuğun kilosuna ve yaşına göre ayarlanarak yapılmalıdır. Bu son dönemde radyolojik cihaz teknolojisindeki gelişmeler sayesinde kolaylıkla gerçekleştirilebilmektedir. Bununla birlikte, bazı merkezlerde halen erişkin ve çocuklara aynı dozlarda çekim yapıldığı bilinmektedir. Uygun olmayan cihazlarla yapılan yetersiz BT çekimleri nedeniyle tekrar tekrar çekim yapılması gerekebilmekte, bu da toplamda çocuğun maruz kaldığı radyasyonun artmasına yol açmaktadır. Çocuğunuza çekim yapılmadan önce radyoloji doktorunuzdan bu konuda bilgi almanız kuşkusuz yararlı olacaktır. Sonuç olarak, birçok hastalığın tanısında vazgeçilmez bir yöntem olan BT gerekli durumlarda ve uygun şekilde yapıldığında alınan risk çok düşük olup tetkikin sağlayacağı faydalar nedeniyle kabul edilebilecek düzeydedir. Çocukları gereksiz tanısal radyasyondan korumak, gereken durumlarda ise tetkiki en uygun dozda yapabilmeyi sağlamamız gerekir.kaynak</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://kanserliyiz.com/dozu-kiloya-gre-ayarlayarak-ektirin.html">&#8216;Dozu kiloya g&ouml;re ayarlayarak &ccedil;ektirin&#8217;</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://kanserliyiz.com">Kanser Hastalığına Dair Ne Varsa Hepsi burada</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
		
					<wfw:commentRss>https://kanserliyiz.com/dozu-kiloya-gre-ayarlayarak-ektirin.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme kanseri teşhisinde ”Sofıa” dönemi</title>
		<link>https://kanserliyiz.com/meme-kanseri-teshisinde-sofia-dnemi.html</link>
					<comments>https://kanserliyiz.com/meme-kanseri-teshisinde-sofia-dnemi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kanserliyiz Kanser Hastalığı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Jun 2012 14:21:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/?p=4490</guid>

					<description><![CDATA[<p>Marmara Üniversitesi (MÜ) Tıp Fakültesi Vakfı&#8217;na bağlı Academic Hospital&#8217;da hizmete giren &#8221;Sofıa&#8221; cihazı ile otomatik, radyasyonsuz, acı vermeden ve sıkıştırma yapmadan meme incelemesi yapılabilecek. Üsküdar Bağlarbaşı&#8217;ndaki hastanede düzenlenen tanıtım toplantısında konuşan Academic Hospital Genel Direktörü Prof. Dr. Hakan Tezcan, yeni bir teknoloji olan otomatik 3 boyutlu meme ultrasonu cihazı &#8221;Sofıa&#8221;nın, Türkiye&#8217;de ilk kez tanıtıldığını söyledi. Tezcan, cihazın, otomatik meme ultrasonu çektiğini belirterek, &#8221;Hasta masaj yatağında yüz üstü yatıyor. Her iki memenin, otomatik, üçer dakikada, çok hızlı ve 3 boyutlu bir şekilde normal ultrasona göre daha teknolojik olarak çekimi tamamlanıyor. Meme kanserinde iki tane teknik var. Birisi mamografi, diğeri de meme ultrasonu. Bu, meme ultrasonunun en ileri teknolojisi&#8221; dedi. &#8221;Sofıa&#8221; cihazının tanıtımına katılan sanatçı Hülya Avşar da daha önceki mamografi veya ultrasonun yatarak yapıldığını ifade ederek, &#8221;Mamografi, gerçekten hanımları zorlayan bir makine. Momografiye girebilmek ve göğsünüzü tamamen kontrol ettirebilmeniz için vücudun yarısından çoğu makineye girmek zorunda. Göğüsünüz uzuyor, pestile dönüyor. İşkence şeklinde bir tedavi şekliydi. Şimdi bu makineye baktığımda hamile hanımlarında rahatlıkla yapabileceği bir şey. Radyasyon almıyor. 3 boyutlu kontrol şansımız var. Sık sık yaptırabilme şansımız var&#8221; görüşlerini dile getirdi. -Sofıa cihazı- Otomatik, radyasyonsuz, acı vermeyen, sıkıştırma yapmayan bu cihazla, meme incelemesi çok daha kolay ve konforlu yapılabilecek. Son teknoloji ürünü olan cihazla, her yaştaki kadın ve erkeğin meme incelemesi yapılabilecek. Ultrasonografi ile tomografi tekniğini birleştirdiği için dünyada tek ve eşsiz bir teknoloji olan Sofıa, yoğun meme dokusunun veya şüpheli bir olgunun teşhisini netleştirmek için kullanılıyor. Radyasyonsuz çalışan Sofıa ile her yaştaki kadın veya erkek meme taramasını güvenle, radyasyona maruz kalmadan yaptırabiliyor. Sofıa ile ayrıca, doppler uygulaması ve yeni kanser teşhis tekniği olan elastografi ölçümü de otomatik olarak yapılabiliyor.kaynak</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://kanserliyiz.com/meme-kanseri-teshisinde-sofia-dnemi.html">Meme kanseri teşhisinde &#8221;Sofıa&#8221; d&ouml;nemi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://kanserliyiz.com">Kanser Hastalığına Dair Ne Varsa Hepsi burada</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
		
					<wfw:commentRss>https://kanserliyiz.com/meme-kanseri-teshisinde-sofia-dnemi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yılda 2 milyon erkeği yakalıyor!</title>
		<link>https://kanserliyiz.com/yilda-2-milyon-erkegi-yakaliyor.html</link>
					<comments>https://kanserliyiz.com/yilda-2-milyon-erkegi-yakaliyor.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kanserliyiz Kanser Hastalığı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Jun 2012 21:19:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Prostat Kanseri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/?p=4477</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prostat kanseri hiçbir şikayet yaratmadan ilerliyor. Her yıl 2 milyon kişinin yakalandığı prostat kanserinde erken tanı için PSA testi önemli rol oynuyor. İSTANBUL &#8211; Prostat kanserinin sebebi henüz bilinmiyor, ancak bazı faktörlerin hastalığa yakalanma riskini arttırdığı biliniyor. Birinci faktörün ailede prostat kanseri hikayesinin bulunması olduğunu belirten Ürolog Murat Tuğrul Eren, “Babasında veya kardeşinde prostat kanseri bulunan bir kişinin kansere yakalanma riski iki kat artar” diyor ve hastalıkla ilgili şu bilgileri veriyor:&#160; “Avrupa’da erkeklerde görülen kanserlerin yaklaşık yüzde 11‘ini oluşturan, her yıl 2 milyonun üzerinde erkeğin yakalandığı, yine Avrupa Birliği’nde kanserden ölümlerin yüzde 9‘unu oluşturan oldukça sık teşhis konulan bir kanser türüdür. RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR? • Yaş (Yaşla birlikte oluşma riski artar, 50 yaşın altında nadir görülür.) • Genetik (Yakın akrabalarda olması riski artırır.) • Irk (Örneğin zencilerde daha sık görülür.) • Beslenme alışkanlıklarıdır. NASIL TANISI KONULUR? Bu kanserin tanısı; • PSA (Prostata Özgü Antijen) • Parmakla makattan muayene aracılığıyla olur. Erken safhada hastada yakınma yaratmayacağı gibi hiçbir görüntüleme yöntemiyle de görülemeyen bu kanserin tanısında 50 yaşından sonra kandan bakılan PSA denilen testin önemi çok büyüktür. Bu testin yüksek çıkması, makattan yapılan muayene bulgularıyla beraber değerlendirilip şüphe bulunan hastalarda son tanı aşaması makattan işleme uygun bir ultrason cihazı yardımıyla prostattan parça alınarak bunun patologlarca değerlendirilmesidir. PROSTAT BİYOPSİSİ NASIL BİR İŞLEMDİR? Uygun aletler kullanılarak prostatın belirli bölgelerinden belirli sayıda parçalar alınır. • Ayaktan yapılır, hastanede yatmaya gerek yoktur. • Ağrı gerekli önlemler alınırsa çok az hissedilir. • Hasta gündelik yaşamına bir problem yaşanmazsa devam edebilir. • Çok az bir olasılık da olsa bazen iltihap gelişebilir; o zaman şiddete göre damardan antibiyotik almadan hastaneye yatışa kadar bir dizi tedavi yöntemi uygulanması gerekebilir. • Bir süre makattan veya idrardan hafif kanamalar görülebilecektir.&#34; kaynak</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://kanserliyiz.com/yilda-2-milyon-erkegi-yakaliyor.html">Yılda 2 milyon erkeği yakalıyor!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://kanserliyiz.com">Kanser Hastalığına Dair Ne Varsa Hepsi burada</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
		
					<wfw:commentRss>https://kanserliyiz.com/yilda-2-milyon-erkegi-yakaliyor.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fazla tomografi kanser riskini artırıyor</title>
		<link>https://kanserliyiz.com/fazla-tomografi-kanser-riskini-artiriyor.html</link>
					<comments>https://kanserliyiz.com/fazla-tomografi-kanser-riskini-artiriyor.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kanserliyiz Kanser Hastalığı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Jun 2012 20:55:46 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/?p=4474</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gençken fazla bilgisayarlı tomografi çekilenlerin ileriki yaşlarda beyin ya da kan kanserine yakalanma riskinin artabileceği belirlendi Newcastle Üniversitesi’nden bilimadamlarının yaptığı araştırmaya tomografi ışınlarına 22 yaşın altındayken maruz kalan 178 bin 604 kişi katıldı. Araştırmada, çocukken 2-3 kez beyin tomografisi çekilmesinin 60 miligray radyasyonun alınmasına neden olduğu, bunun da ilerde beyin kanseri riskini 3 kat artırabileceği açıklandı. Kemik iliği tomografisi çektirenlerin ise 50 miligray radyasyon aldığı, bu durumun da kan kanseri riskini 3 kat artırabileceği belirtildi. İlk kez çocukken radyasyonun dozu ile beyin ve kan kanseri arasında doğrudan bağlantı olduğunun gösterildiğini belirten bilimadamlarından Mark Pearse, dozun azaltılmasının öncelikli olması ve mümkün olduğunca tomografi yerine manyetik rezonans görüntüleme yönteminin kullanılması gerektiğini vurguladı. Araştırma İngiliz &#34;The Lancet&#34; dergisinde yayımlandı.kaynak</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://kanserliyiz.com/fazla-tomografi-kanser-riskini-artiriyor.html">Fazla tomografi kanser riskini artırıyor</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://kanserliyiz.com">Kanser Hastalığına Dair Ne Varsa Hepsi burada</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
		
					<wfw:commentRss>https://kanserliyiz.com/fazla-tomografi-kanser-riskini-artiriyor.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni yöntem: ‘sıcak kemoterapi’</title>
		<link>https://kanserliyiz.com/yeni-yntem-sicak-kemoterapi.html</link>
					<comments>https://kanserliyiz.com/yeni-yntem-sicak-kemoterapi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kanserliyiz Kanser Hastalığı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Jun 2012 12:43:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kemoterapi Rehberi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/?p=4470</guid>

					<description><![CDATA[<p>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi&#8217;nden genel cerrahi uzmanı Prof. Dr. Metin Ertem, kanser tedavisinde son yıllarda dünyada tercih edilen bir yöntem haline gelen ve başarıyla uygulanan “sıcak kemoterapi” ile hastaların yaşam kalitelerinin arttığını ve süresinin uzadığını bildirdi. Ertem, yaptığı yazılı açıklamada, kalın bağırsak, mide, yumurtalık, karın zarı ve apandisit kanserlerinin ileri evrelerde vücuda yayıldıklarında karın içinde çok sayıda tümör oluşturabildiklerini belirtti. Karın içine yayılan ileri evredeki kanserli hastalarda uygulanan cerrahi, kemoterapi, radyoterapi ve hormonoterapi gibi yöntemlerde zamanla yanıt alınamayan bir süreç başladığını aktaran Ertem, yaşamı sonlandıran dönemin de genellikle karın içine yayılan ve sayılamayacak kadar çoğalan bu tümör parçalarının bağırsak sistemini tıkayarak çalışamaz duruma getirmesi sonucu başladığını ifade etti. Ertem, bu noktada son yıllarda uygulanmaya başlanan “sitoredüktif cerrahi”, yani tümör hücre sayısını azaltan işlem ve “sıcak kemoterapi” uygulamalarının hastanın yaşam kalitesini arttırdığını ve süresini de uzattığını belirtti. Bu yöntemin karın bölgesine açık ameliyat yapılarak uygulandığını anlatan Ertem, şunları kaydetti: “Cerrahide amaç, karın içindeki tümör parçalarını mümkün olduğunca temizlemek ve sonrasında uygulanacak etkin kemoterapi tedavisine imkan sağlamak. Uygulaması oldukça zor olan ve yaklaşık 6-8 saat süren operasyonda karın zarı soyularak tümörler temizleniyor. İhtiyaç duyulduğunda kanserden etkilenmiş olan dalak, safra kesesi, kalın bağırsak, rektum, rahim ağzı, yumurtalık gibi birçok organ çıkarılıyor. Ardından sıra sıcak kemoterapi uygulamasına geliyor.” Prof. Dr. Ertem, sıcak kemoterapi uygulamasının da cerrahi işlem sonrasında, ameliyathanede, hasta genel anestezi ile uyurken uygulandığını ifade ederek, “Mevcut kanserin cinsine göre kemoterapi ajanları ortalama 42 dereceye kadar ısıtılıyor. Böylece kemoterapik ilaçların etkileri arttırılmış oluyor. Ardından pompa özelliği olan cihaz yardımıyla ilaçlar defalarca karın içinde dolaştırılarak karın içi yıkanıyor. Bu işlem sırasında karın içine yerleştirilen ısı probları ile hastanın vücut ısısı sürekli kontrol ediliyor” ifadelerini kullandı. Kemoterapinin sıcak olarak verilmesinin amacının, sıcaklığın tümörleri daha iyi kontrol edebilme yetisine sahip olması olduğunu dile getiren Ertem, şunları kaydetti: “Tümörlerin karın içinde ortaya çıkması, hastalığın ileri evrede olduğunu gösteriyor. Maalesef bu dönemde tedavilerden artık pek yanıt alınamıyor ve hastalar çok hızlı bir şekilde hayatlarını kaybediyor. Ancak son yıllarda dünyada tercih edilen bir yöntem haline gelen ve başarıyla uygulanan &#8216;sitoredüktif cerrahi ve sıcak kemoterapi&#8217; sayesinde hastaların yaşam kaliteleri artıyor ve süresi de uzuyor.” Ertem, her hastanın bu yöntemden faydalanamadığını vurgulayarak, yöntemin sadece karın içinde yayılım gösteren ileri kanserlerde uygulandığını, ayrıca kanserin karın içinde de sınırlı olması, yani beyin, kemik veya akciğer gibi başka bir organa sıçramamış olması gerektiğini ifade etti. kaynak</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://kanserliyiz.com/yeni-yntem-sicak-kemoterapi.html">Yeni y&ouml;ntem: &#8216;sıcak kemoterapi&#8217;</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://kanserliyiz.com">Kanser Hastalığına Dair Ne Varsa Hepsi burada</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
		
					<wfw:commentRss>https://kanserliyiz.com/yeni-yntem-sicak-kemoterapi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mesane kanserinde umutlar büyüyor!</title>
		<link>https://kanserliyiz.com/mesane-kanserinde-umutlar-byyor.html</link>
					<comments>https://kanserliyiz.com/mesane-kanserinde-umutlar-byyor.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kanserliyiz Kanser Hastalığı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Jun 2012 16:38:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mesane Kanseri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/?p=4464</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanser; çağımızın vebası, en ölümcül hastalık. Mesane kanseri kanserin en tehlikeli türlerinden birisi. Ancak mesane kanserinde umutlar henüz birkaç yıldır uygulanmaya başlanan radikal cerrahi yöntemi; “Radikal Sistektomi” ile artıyor. Cerrahi olarak tüm mesanenin çıkartıldığı Radikal Sistektomi ile yüksek evreli kanseri olan hastalara umut oluyor. Medical Park Bahçelievler Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Talat Yurdakul; yaptığı yazılı açıklamada, mesanenin iç yüzeyinin özel bir hücre tabakasıyla döşeli olduğunu, bu hücrelerin idrar kesesini, idrarın tahriş edici etkisinden koruduğunu ve yaşam döngüleri boyunca çoğaldığını, öldüğünü ve yerlerini genç hücrelere bıraktıklarını ifade etti. Kanserde ise bu hücrelerin kontrolsüz olarak çoğalarak sağlam dokuları işgal ettiğini, bu durumun bazen tümör gelişimi olarak adlandırılsa da her tümörün kanser özelliği taşımayabildiğini vurgulayan Yurdakul, bu nedenle hastalık için &#8221;kötü huylu tümör&#8221; tanımlamasının daha uygun olduğunu belirtti. Yurdakul, hastalığın en önemli belirtisinin idrarda kanama olduğuna, kanamanın idrar boyunca ve pıhtılı veya pıhtısız olarak geldiğine dikkati çeken Yurdakul, &#8221;Hematüri genellikle ağrısızdır, gözle görülebilir (makroskopik), mikroskobik, aralıklı veya sürekli olabilir. Bazı hastalarda sık sık idrara çıkma, idrarını yetiştirememe ve yanma gibi sistizm belirtileri de gelişebilir. Kum ve taş düşürme belirtileri ile benzerlik gösterebilir. Bu yakınmaların benzerliğinden dolayı hastalığın tanısında yanılgılar, gecikmeler olabilir&#8221; ifadelerini kullandı. Tarama yöntemi olarak idrar sitolojisinin önerilebileceğini, sitolojinin anormal hücrelerin idrarda araştırılması prensibine dayandığını belirten Yurdakul, düşük dereceli kanserlerde tanıdaki hassasiyetinin oldukça zayıf kaldığını, normal idrar testleri de yapılabileceğini, ancak bunlarda sağlıklı sonuçlar veremeyebileceğini kaydetti. Yurdakul, mesane kanserinde prostatta yapılan PSA testi gibi kesin sonuç veren bir taramanın mümkün olmadığını belirterek, şunları kaydetti: &#8221;Risk faktörlerinin en başında sigara geliyor. Erkeklerde görülen mesane tümörlerinin yarısından fazlası sigara kaynaklıdır. Tekstil, boya ve lastik sanayi çalışanları kimyasal maddelerle korumasız bir şekilde, karşı karşıya kaldıkları için bu maddelerle çalışanlarda mesane kanseri riskine sebep olmaktadır. Deri ve kauçuk işçileri, kamyon sürücüleri, madenciler ve alüminyum işçileri de mesane tümörü riski altındadır. Yapay tatlandırıcılar ve gıda boyalarının da mesane kanseri oluşumda etkili olduğu söyleniyor, ancak kesin olduğuna dair ciddi bilimsel bir bulgu yok. Korunma yöntemlerinin en başında sigaradan, sigaralı ortamlardan uzak durmak geliyor. Likopen, beta-karoten gibi pigmentlerin mesane kanserinden koruyucu özellikleri vardır.&#8221; Mesane kanseri olan hastalar için birçok tedavi seçeneğinin söz konusu olduğunu anlatan Yurdakul, mesane tümöründeki tedavi seçeneklerinin transüretral rezeksiyon (mesane tümörünün sistoskop kullanılarak çıkarılması), intravezikal tedavi (mesane içine ilaç verilerek kanser hücrelerinin öldürülmesi), kemoterapi, radyoterapi ve sistektomi olduğunu ifade etti. Yurdakul, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: &#8221;Mesane kanseri, kanserin en tehlikeli türlerinden biri. Ancak mesane kanserinde umutlar henüz birkaç yıldır uygulanmaya başlanan &#8216;radikal cerrahi yöntemi&#8217;, yani &#8216;radikal sistektomi&#8217; ile artıyor. Sistektomi, mesanenin ameliyat ile çıkarılmasıdır. Radikal bir yöntemdir. Cerrahi olarak tüm mesanenin çıkarıldığı &#8216;radikal sistektomi&#8217;, yüksek evreli kanseri olan hastalara umut oluyor. Mesane çıkarıldıktan sonra ince ya da kalın bağırsaktan mesane oluşturulabilir. Biz buna &#8216;ortotopik yeni mesane&#8217; demekteyiz. Hastalar bu ameliyat ile torba takmaksızın, normal yoldan idrar fonksiyonlarını yerine getirebilmektedir. 5-6 saat süren bir ameliyattır. Radikal sistektomi yapılan kadınlar rahim alındığından, erkekler de prostat ve er bezi (seminal veziküller) alındığından meni idrar yoluna boşaltılamadığı için çocuk sahibi olamazlar. kaynak</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://kanserliyiz.com/mesane-kanserinde-umutlar-byyor.html">Mesane kanserinde umutlar b&uuml;y&uuml;yor!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://kanserliyiz.com">Kanser Hastalığına Dair Ne Varsa Hepsi burada</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
		
					<wfw:commentRss>https://kanserliyiz.com/mesane-kanserinde-umutlar-byyor.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şeker hastalığı ilacı mesane kanseri yapıyor</title>
		<link>https://kanserliyiz.com/seker-hastaligi-ilaci-mesane-kanseri-yapiyor.html</link>
					<comments>https://kanserliyiz.com/seker-hastaligi-ilaci-mesane-kanseri-yapiyor.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kanserliyiz Kanser Hastalığı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Jun 2012 20:24:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mesane Kanseri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/?p=4458</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şeker hastalığı tedavisinde ülkemizde de kullanılmakta olan pioglitazon etken maddeli “Actos” isimli ilacın mesane kanseri riskini iki misli artırdığı belirlendi. British Medical Journal&#160; (BMJ) isimli tıp dergisinde yayınlanan araştırma, İngiltere’ de 1988-2009 tarihleri arasında şeker hastalığı tedavisi gören 115 bin 727 hastaya ait kayıtların değerlendirilmesiyle yapıldı. Pioglitazon kullananlarda mesane kanseri riskinin bu ilacı hiç kullanmayanlara göre yüzde 83 fazla olduğu ortaya çıktı. Riskin ilacı 2 seneden fazla zamandır kullananlarda yüzde 99 ve 28 bin miligramdan fazla almış olanlarda ise yüzde 154 yüksek olduğu hesaplandı. Buna göre 100 bin kişi bir sene bu ilacı kullandıklarında fazladan 88 kişide, 28 gramdan fazla kullanıldığında ise 137 kişide mesane kanseri görülüyor. Kanserin hangi mekanizma ile geliştiği kesin olarak bilinmemekle beraber kristal oluşumuna bağlı olarak mesane mukozasının kronik tahrişi sonucu ortaya çıktığı tahmin ediliyor. Araştırmanın uzmanlarından Azoulay, sanki bu çalışmaya katılmış olmaktan pişman olmuş gibi “Risk oranları çok yüksek ama mutlak değerler o kadar fazla değil” benzeri sözler etmiş. Azoulay pioglitazon kullananların yüreğine su serpmek istiyor olmalı aklınca ama bu fikrini ‘sırf bu ilacı kullandıkları için mesane kanseri olanlara açıklasaydı’ alacağı karşılığın ne olacağını ben çok iyi biliyorum; siz de tahmin edebilirsiniz. Bu, pioglitazonun kansere yola çatığını gösteren ilk çalışma da değil üstelik. Geçen sene yayınlanan ve 155 bin kişi üzerinde yapılan bir araştırmada da ilacın mesane kanseri riskini artırdığı gösterilmiş ve bunun üzerinde de Fransa ve Almanya’ da yasaklanmıştı. Pioglitazon 13 seneden beri piyasada Pioglitazon, ensülin direncini azaltarak kan şekerini düşürmeye yarayan ve ağız yoluyla kullanılan bir ilaç. Japon Takeda firması tarafından üretilen ve piyasaya ilk olarak 1999 senesinde çıkan pioglitazon ülkemizde isabet ki ancak on sene sonra 31 Aralık 2009′da ruhsat almış. Yıllık satış rakamlarının 5 milyar dolara ulaşmış olması ilacın ne kadar popüler olduğunu açıkça ortaya koyuyor. İlaç bizde de az zamanda büyük alâka görmüş. Eczacılar Birliği Başkanı Erdoğan Çolak pioglitazonun bir senede 2 milyon 600 bin kutu satıldığını söylüyor. Başka bir şeker ilacı da yasaklanmıştı Bundan iki sene kadar önce de pioglitazon ile aynı gruptan olan, onun amcaoğlu diyebileceğimiz “rosiglitazon” isimli diyabet ilacının da kalp krizi ve felç riskini ciddi şekilde artırdığı anlaşılmış, bazı ülkeler ilacın kullanımına çok sıkı kısıtlamalar getirirken Türkiye de dâhil pek çok ülke ise ilacı yasaklamıştı. Circulation isimli tıp dergisinde 2010 yılında yayınlanan ve 36 bin kişi üzerinde yapılan bir araştırma kalp krizi, kalp yetersizliği ve ölümler bakımından pioglitazon ve yasaklanmış olan rosiglitazon arasında bir fark olmadığını gösteriyor. Eski diyabet ilaçlarının yan etkileri daha az Yeni ilacın daima en iyi ve en zararsız ilaç olması gerekmiyor. Johns Hopkins Üniversitesi’nin yaptığı ve ‘Agency for Healthcare Research and Quality’ tarafından yayınlanan çalışma bunun en güzel kanıtı. Daha önce yapılan ve çeşitli diyabet ilaçlarının etkinliklerinin değerlendirildiği 166 araştırmada senelerden beri kullanılan diyabet ilaçlarının yenilere göre kan şekerini düşürmede daha etkili ve yan tesirlerinin de daha az olduğu belirlendi. Üstelik bunlar patent süreleri dolduğu için muadilleri de olan çok ucuz ilaçlardı. Pioglitazon ülkemizde sayıları 6 milyon civarında olduğu tahmin edilen tip 2 şeker hastaları tarafından kullanılan bir ilaç. Eczanelerde 10 farklı ilacın 62 farklı formunda bulunan pioglitazonun kanser yapıcı etkisinin uzun süre kullanım ve toplam doz miktarı ile yakından ilgili olması ve ilacın bizde 1,5 seneden beri piyasada olması büyük bir şans. Gelelim neticeye Tüm dünyada olduğu gibi bizde de yeni çıkan ilaçlara karşı büyük ilgi duyuluyor. Doktorların ve hastaların çoğu yeni çıkanları en etkili, en zararsız, en mükemmel ilaç sanıyorlar. Ben şeker hastalarını tedavi eden bir doktor olsam bu ilacı hiçbir hastama yazmazdım. BİR: Pioglitazon mucizeler yaratan, olmazsa olmaz bir ilaç değil. İKİ: Diyabet tedavisinde senelerdir kullanılan çok etkili, güvenilir ve üstelik de çok ucuz ilaçlar var. ÜÇ: Yeni pioglitazon yazılacak hastalara bu riskten mutlaka bahsedilmelidir. DÖRT: Pioglitazon kullanmakta olan hastalar bu konuda bilgilendirilmeli ve uyarılmalıdır. Sağlık Bakanlığı yetkili kurullarını hemen toplayarak bu konudaki görüşünü açıklamalıdır.kaynak</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://kanserliyiz.com/seker-hastaligi-ilaci-mesane-kanseri-yapiyor.html">Şeker hastalığı ilacı mesane kanseri yapıyor</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://kanserliyiz.com">Kanser Hastalığına Dair Ne Varsa Hepsi burada</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
		
					<wfw:commentRss>https://kanserliyiz.com/seker-hastaligi-ilaci-mesane-kanseri-yapiyor.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>