<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><!-- generator="FeedCreator 1.7.2" --><rss version="2.0">
	<channel>
		<title>Kritize.Net Rss Feed</title>
		<description>Kritize.Net Rss Feed</description>
		<link>http://www.kritize.net</link>
		<lastBuildDate>Sun, 05 Jul 2009 20:08:35 +0100</lastBuildDate>
		<generator>FeedCreator 1.7.2</generator>
		<image>
			<url>http://www.kritize.net/images/M_images/joomla_rss.png</url>
			<title>Kritize.Net RSS Yayını</title>
			<link>http://www.kritize.net</link>
			<description>Kritize.Net Rss Feed</description>
		</image>
		<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/kritizerss" type="application/rss+xml" /><item>
			<title>Türkiye'de Özel Radyo ve Televizyonlar</title>
			<link>http://www.kritize.net/content/view/339/16/</link>
			<description>Bir düşüncenin doğruluğu, onun ölçülü kullanırlığı ile doğru orantılıdır.

Özel radyo ve televizyonların yayın hayatına başlamasıyla birlikte gündeme gelen frekans planlaması sorunu 16 yıldır çözülemiyor. 1994 yılında kurulan RTÜK'ÜN temel görevlerinden biri radyo ve televizyonların frekans ve lisanslarını düzenlemekti. Ancak RTÜK frekanslarla ilgili düzenlemeyi yapmadığı için frekans keşmekeşi ortaya çıktı. RTÜK'ÜN 1997 yılında yapmayı planladığı ihale dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz hükümeti tarafından iptal ettirildi. RTÜK 2001 yılında yeniden ihaleye çıktı. Bazı yayıncı kuruluşların itirazı üzerine ihale Danıştay tarafından durduruldu. Frekans planlaması ve kirliliği yine çözümsüz kaldı.

2002 yılında kanunda yapılan değişiklikle ihale yapma yetkisi bu kez Telekomünikasyon Kurumu'na verildi. Analog sistemden dijital sisteme geçişler bahane edilerek ihale yapılmadı.
</description>
			<category>Yazarlar - Misafir Yazarlar</category>
			<pubDate>Wed, 01 Jul 2009 05:56:03 +0100</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title>On Bin Yıllık Tarihin Tanığı: HİLAR</title>
			<link>http://www.kritize.net/content/view/330/50/</link>
			<description>Uzun süredir sitemize değerli yazılarıyla katkıda bulunan Sayın Müslüm ÜZÜLMEZ'in "On Bin Yillik Tarihin Tanigi: HiLAR" adlı kitabı Arkeoloji ve Sanat Yayınları'nın katkılarıyla okuyucularıyla buluştu. Sayın Müslüm ÜZÜLMEZ'i kendi web adresinden ve sitemizdeki yazılarından takip edenler, kendisinin tarihe olan ilgisini ve tarihi eserler konusundaki duyarlılığını farkedecektirler. Sayın Müslüm Üzülmez bu eseriyle çok övündüğümüz ancak geçmişi adına çok az şey bildiğimiz bu ülkenin bir parçası olan Hilar'ı iki yıllık bir çalışmanın sonucunda bizlere tanıtıyor.

Sayın Müslüm ÜZÜLMEZ "Ben, kadim bir yerleşim yeri olan Hilar'ın tarihini yazmaya çalışarak, ulusal ve uluslararası alanda önemi olan bu kültürel varlığımızın tanıtımının sağlanmasında, belgelendirilmesinde ve gelecek nesillere aktarılmasında bir katkım olsun istedim. Kentlerin, yerleşim yerlerinin kitaplarla buluştuğunda yeniden yaşam bulacağına, yarınlara kendini taşıyacağına inanıyorum." diyerek neden böyle bir esere imza attığını açıklıyor.
Kitabının birinci bölümünde okuyucuları Hilar köyü hakkında bilgilendiren Müslüm ÜZÜLMEZ, ikinci bölümde Hilar'ın tarihini, üçüncü bölümde ise Ergani Ovası'nda Çayönü dışındaki diğer eski yerleşim yerlerini anlatarak okuyucularını dünyanın en eski arkeolojik yerleşimlerinden Çayönü ve Hilar konusunda bilgilendiriyor. Kitabının dördüncü bölümünde ise Hilar mağaraları ve tarihi eserler konusunda okuyucularını bilgilendirerek eserini tamamlıyor.

Sayın Müslüm ÜZÜLMEZ'i oldukça uzun ve yorucu bir çalışmanın sonucu ortaya çıkan bu değerli eseri için tebrik ediyor, kitabın tanıtımında bizlere fırsat verdiği için kendisine teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.

İlgilenenler için:

 http://www.uzulmez.info/muslum/ (http://www.uzulmez.info/muslum/)

 http://www.arkeolojisanat.com (http://www.arkeolojisanat.com)</description>
			<category>Duyuru - Duyuru</category>
			<pubDate>Mon, 25 May 2009 14:34:32 +0100</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title>Mayınlı Topraklar</title>
			<link>http://www.kritize.net/content/view/328/16/</link>
			<description>&amp;#8220;İyi ki bu ordu ile herhangi bir savaşa girmemişiz; yoksa durumumuz perişan olurdu! &amp;#8221; Bülent Arınç.

Türkiye ile Suriye sınırında mayınlarla kaplı arazilerin temizlenip tarıma açılması bir türlü gerçekleşmiyor. 1952 yılında döşenmesine başlanan mayınlar 216 kilometrekare verimli arazinin ekilip biçilmesine engel oluyor. Genelkurmay Başkanlığı, kısaca, &amp;#8220;Biz temizleme işlemini yapamıyoruz&amp;#8221; diyor. Türkiye&amp;#8217;de mayın temizleyecek güçlü firmalar bulunmuyor. Bu durumda, hükümet, mayınlı araziyi temizleme karşılığında İsrailli firmalara kiraya verilmesini planlıyor. Meclis&amp;#8217;te konu ile ilgili yasa tartışılıyor.

CHP ve MHP'nin karşı çıktığı tasarı, mayınlı arazileri temizleyen şirketlerin 44 yıla kadar bölgede tarımsal faaliyet yapabilmelerini öngörüyor.

</description>
			<category>Yazarlar - Misafir Yazarlar</category>
			<pubDate>Sat, 23 May 2009 12:26:51 +0100</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title>Kürdistan Eyaleti</title>
			<link>http://www.kritize.net/content/view/325/16/</link>
			<description>&amp;#8220;Her özgürlüğün içinde bir tutsaklık vardır! &amp;#8220; Nazım Hikmet  

Özgür olan tutsaklığa kolaylıkla ulaşır ama tutsak gerekli ve yeterli çabayı harcamadan özgürlüğüne kavuşamaz.  

Türkiye&amp;#8217;ye uzun yıllar tek yanlı, doktrinlerin gölgesinde, evrensel ölçülerden uzak, gerçekleri gizleyen yayınlar egemen oldu. Kuşkusuz bu yayınlar istenilen miktarda olmasa da bilgi birikimine katkıda bulundu. Bilgi birikimi artıp, evrensel yasalar öğrenildikçe, gerçekleri günışığına çıkaran bilimsel yayınlar çoğaldı. Tek yanlı, dayatma biçimindeki eserler etkinliğini yitirmeye başladı. Evrensel bilgi ve belgeyi temel alan yayınlara ihtiyaç fazlalaştı.

</description>
			<category>Yazarlar - Misafir Yazarlar</category>
			<pubDate>Sun, 17 May 2009 12:09:07 +0100</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title>Hey, bizi öldürmeden gidelim</title>
			<link>http://www.kritize.net/content/view/324/17/</link>
			<description>Yüce Türk devletimizin en büyük gurur kaynaklarından birisi de çocuklara bayram armağan etmesi, TBMM'nin açılış yıldönümü olan 23 Nisan tarihini çocuk bayramı olarak kutlamasıdır. Bu amaçla dünyanın değişik coğrafyalarından çocukları ülkemize çağırır, nasıl sevgi pıtırcığı bir devlete sahip olduğumuzu, çocuklara olan sevgimizi tüm dünyaya gösteririz. 

Ancak her şeyde olduğu gibi 23 Nisan'da da dengesizlikler olabiliyor, büyük bir ülke burası ve bayram her yerde aynı coşkuyla kutlanmaz. Ankara, İstanbul, İzmir gibi illerde çocuklar mevki, makam sahiplerinin koltuklarına oturtulurken, doğuda ise polisler çocukların kafasını dipçikleyerek bayramı kutluyor.

</description>
			<category>Yazarlar - İshak Furkan</category>
			<pubDate>Tue, 05 May 2009 15:00:00 +0100</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title>Mizaha konu mizah dergileri</title>
			<link>http://www.kritize.net/content/view/247/54/</link>
			<description>Birkaç çizgiyle sayfalar dolusu yazıdan daha fazla şey anlatabileceğiniz &amp;#8220;sihirli bir değnek&amp;#8221; mizah. Kimi zaman bir sözü kimi zaman bir hareketi kimi zaman da bir duruşu konu alır, yontar, budar ve alaycı bir eda da katarak güldürür insanı. Elbette diğer güldürme yollarında farklı olarak bir de mesaj verir. Türkiye&amp;#8217;de de mizah dergileri var. Hem de bunlar sıkı muhalif olduklarını iddia eden cinsten.

Ama sadece iddia eden; çünkü:
Ortalama demokratik ülkelerden faklı olarak, bizim gibi &amp;#8220;sonradan görmüş&amp;#8221;lerin demokrasi olmaya çalıştığı ülkelerde asıl iş yapan iktidar, sürekli olarak, devletin diğer kanadının vesayeti altındadır. Sürekli olarak iktidardan uzaklaştırılır ama konjonktürel sebepler yüzünden yeniden iktidara gelmesine göz yumulur. Belki iktidara gelir ama alanı oldukça daraltılmış vaziyettedir. </description>
			<category>Yazarlar - İbrahim N. Ayyıldız</category>
			<pubDate>Mon, 16 Feb 2009 10:06:48 +0100</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title>Liberalizm, İfade Hürriyeti ve Kamusallık </title>
			<link>http://www.kritize.net/content/view/319/16/</link>
			<description>Giriş

İfade hürriyeti, bireyin zihin alanında tezahür eden düşüncelerini, harici dünyaya serbestçe ve özgürce sunabilmesidir, en yalın anlatımıyla. Bu bakımdan ifade hürriyeti, düşünce hürriyeti ile organik olarak da bağlantılıdır. Yani düşünce hürriyetini anlamlı hale getiren, ifade hürriyetinin varlığıdır, büyük oranda. Bu iki hürriyet alanı, aynı zamanda, bireyin kendisini özel ve mutlu hissettiği iki önemli bireysel faaliyeti, iktidarın müdahalesinden korur: Düşünmek ve düşünceleri ifade edebilmek.

Tabiri caizse, insan denen canlıyı, diğer tüm canlılardan ayıran en önemli vasıflar, düşünebilme, düşündüğünü ifade edebilme ve fiiliyata geçirebilme kabiliyetleridir. İnsan, sadece kolları, bacakları, vücudu ve bir de kafası olan bedenî bir varlık değildir. İnsan, maddi beden ile bütünleşir şekilde ruh, bireysel yetenek ve düşüncelere sahip bir yaratıktır, aynı zamanda. Ve öyle ki bir insan, diğer insanlardan büyük oranda düşünceleri ve bireysel yetenekleri ile farklılaşır. Bu nedenledir ki bireyin kendine mahsus yeteneklerini kullanabilmesi için, düşünce sistemini de özgürce kullanabiliyor olması gerekir.
</description>
			<category>Yazarlar - Misafir Yazarlar</category>
			<pubDate>Mon, 04 May 2009 11:15:45 +0100</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title>Bahar, Gül ve Bir Mayıs...</title>
			<link>http://www.kritize.net/content/view/316/16/</link>
			<description>"Bir gülistândır hayalim dil şüküfte bülbül
Ol gülistânın latîf âb-ı revândır sözüm."&amp;#160;&amp;#160;&amp;#160; - Nef'î&amp;#160;

Bahar geldi, Mayıs/Gulan ayına girdik.

Mayıs; gül ayı, insanın kanının kaynadığı aydır. Gül, Mayıs ayında kokusunu hiçbir şey beklemeden dünyaya sunar ve ben, güllerin kokusunu duyar gibiyim. Elimde olmadan, bu koku, beni benden alıp, eski zamanlara götürür. 
&amp;#160;</description>
			<category>Yazarlar - Misafir Yazarlar</category>
			<pubDate>Thu, 30 Apr 2009 12:32:34 +0100</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title>Bu Türkleri Ne Yapacağız?</title>
			<link>http://www.kritize.net/content/view/315/17/</link>
			<description>Yerel seçimlerin ardından 3hhareketi  (http://3hhareketi.org/)adlı, Liberal değerlere bağlı, manifestolarında "Hürriyet bireylerin en temel hakıdır" diyen; hukuk, hoşgörü gibi kavramları önemseyen bir sitedeki arkadaşlar tarafından yayınlanmaya değer bulunmuş ve yayınlanmış. Özgürlükleri en temel değer olarak kabul eden, hak, hukuk gibi kavramları önemseyen bir sitede yazımın yayınlanmış olması memnuniyet vericiydi.
</description>
			<category>Yazarlar - İshak Furkan</category>
			<pubDate>Wed, 29 Apr 2009 13:40:59 +0100</pubDate>
		</item>
		<item>
			<title>Kendine Yeterlik Sefalete Giden Yoldur</title>
			<link>http://www.kritize.net/content/view/314/8/</link>
			<description>Ekonomik kriz dönemlerinde default olarak öne sürülen istihdam önerilerinden hükümetin personel istihdamı ve büyük şirketlere düşük faizli krediler yahut sübvansiyonlarla destek verilmesi tedbirlerini &amp;#8220;İstihdam Önerileri ve Gerçekler&amp;#8221;  (http://www.kritize.net/yazarlar/istihdam-onerileri-ve-gercekler.html)başlıklı yazıda yüzeysel olarak incelemiştik. Bu yazıda, istihdam tedbirlerinden en tehlikelisini, iktisadi korumacılığı inceleyeceğiz. 

Süregiden küresel krizde iktisatçılar, 1929&amp;#8217;daki &amp;#8220;Büyük Buhran&amp;#8221;dan aldıkları dersle, korumacı politikaların durgunluğu uzatacağı ve krizi derinleştirerek negatif ekonomik büyümeye neden olacağı konusunda hemfikirler. Nitekim geçtiğimiz ay yapılan G-20 zirvesinde de hükümet başkanları korumacılığa kesinlikle yeltenmeyeceklerini belirterek olumlu ve yapıcı bir tavır sergiledi.
</description>
			<category>Yazarlar - Ahmet İhsan</category>
			<pubDate>Tue, 28 Apr 2009 09:58:26 +0100</pubDate>
		</item>
	</channel>
</rss>
