<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/" xmlns:blogger="http://schemas.google.com/blogger/2008" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" version="2.0"><channel><atom:id>tag:blogger.com,1999:blog-7580897</atom:id><lastBuildDate>Sun, 01 Mar 2026 10:43:04 +0000</lastBuildDate><category>olan biten</category><category>yorum</category><category>ahval</category><category>gözlem</category><category>haber</category><category>isyan</category><category>internet</category><category>beğeni</category><category>iş</category><category>aşk meşk</category><category>ben</category><category>politik</category><category>depreşik</category><category>hayvanlar</category><category>müzik</category><category>tema</category><category>movie</category><category>blog</category><category>mazi</category><category>ondan bundan</category><category>sağlık</category><category>televizyon</category><category>medya</category><category>moda</category><category>bilgisayar</category><category>güzellik</category><category>gıcık</category><category>sanat</category><category>gezi</category><category>obje</category><category>latife</category><category>mutfak</category><category>spor</category><category>ev</category><category>teknoloji</category><category>makyaj</category><category>video</category><category>forward</category><category>mim</category><category>oyun</category><category>anket</category><category>ben bugün</category><category>veciz</category><category>tarih</category><category>şiir</category><title>Alice in Wonderland</title><description>once upon a time, there was this poor girl who thought that life was fair..</description><link>http://santaroja.blogspot.com/</link><managingEditor>noreply@blogger.com (La Santa Roja)</managingEditor><generator>Blogger</generator><openSearch:totalResults>851</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7580897.post-6867741489850612638</guid><pubDate>Sat, 30 May 2020 21:41:00 +0000</pubDate><atom:updated>2020-05-31T00:41:11.224+03:00</atom:updated><title>Cover up</title><description>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
Mail inbox&#39;ı temizlerken eskiden gelen yorumlarla karşılaşıp hatırladım; &quot;Aaa benim bir bloğum vardı eskiden!&quot;&lt;br /&gt;Ne yavaş, ne sakin, ne naif, ne komik bir dönemmiş. Bugün 5 dakikada bir değişen gündemle kıyaslayınca yazdıklarım pek şeker geldi :)&lt;br /&gt;Aşırı klişe olacak da, keşke orada kalsaymışız. Şimdi daha iyi olan hiçbir şeyim yok zira.&lt;a href=&quot;https://www.blogger.com/blogger.g?blogID=7580897&quot;&gt;&lt;/a&gt;

&lt;blockquote&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;/div&gt;
</description><link>http://santaroja.blogspot.com/2020/05/cover-up.html</link><author>noreply@blogger.com (La Santa Roja)</author><thr:total>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7580897.post-6635320230353177509</guid><pubDate>Mon, 10 Dec 2012 10:01:00 +0000</pubDate><atom:updated>2012-12-10T14:09:09.824+02:00</atom:updated><title>E (as in Evladını şaaptığımın E&#39;si) Devlet</title><description>Kırk yıl sonra işiniz düştüğünde, çekmecelerin dibinden arayıp bulduğunuz e-devlet şifresi zarfınızdaki şifreyi doğru girseniz de sisteme giriş yapamıyor musunuz?? Şifrenizin doğruluğundan ve değiştirmemiş olduğunuzdan emin misiniz?? Farklı browser&#39;larda denediğiniz halde yanlış şifre uyarısıyla mi karşılaşıyorsunuz??&lt;br /&gt;
Sorun sizde değil devletinizde.&lt;br /&gt;
Şöyle iki dakkalık bir google taramasıyla göreceksiniz ki yalnız değilsiniz, bilakis sizin gibi yüzlercesi var. Yeni şifrenin 1 TL, şifrenizi unuttuğunuzda/kaybettiğinizde/sisteme bir şekilde giriş yapamadığınızda alacağınız her yeni şifrenin 4 TL olması sizde bir ampul yaktırdı mı? Peki bu ikinci şifrenin, şifre alınma muhabbeti ilk çıktığında 10 TL olması, daha sonra binlerce insanın &quot;şifrelerini bildikleri halde sisteme giriş yapamama&quot; hastalığına tutulup bu meblağa tepki gösterdiğinde 4 TL&#39;ye düşmesine ne diyordunuz?&lt;br /&gt;
Çoluğun çocuğun rızkını geçeli çok oldu, sokaktaki dilencinin parasına da göz dikti ya Devlet Baba; al o 4 TL&#39;yi...&lt;a href=&quot;http://www.blogger.com/blogger.g?blogID=7580897&quot;&gt;&lt;/a&gt;

&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Edit : Yerinde gidip inceleme fırsatı yakaladım (Bildiğin PTT&#39;ye gittim bu havada!). Dediler ki 3 ayda bir sisteme giriş yapmak gerekmiş, girmezsek şifremiz bloke olurmuş, bu blokaj katiyen açılmaz ve böyle bir durumda 4 TL verip yeni şifre almak mecbur olunurmuş. Kılıfın gudikliğine bak te Allahım...&lt;br /&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;/blockquote&gt;
</description><link>http://santaroja.blogspot.com/2012/12/e-as-in-evladn-saaptgmn-esi-devlet.html</link><author>noreply@blogger.com (La Santa Roja)</author><thr:total>3</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7580897.post-7300182799159573597</guid><pubDate>Mon, 19 Nov 2012 15:22:00 +0000</pubDate><atom:updated>2012-11-19T17:22:47.232+02:00</atom:updated><title>Once upon a time</title><description>Realist bir insan olduğumu, ayaklarımın her daim yere bastığını düşünürüm; hatta bundan emin gibi birşeyim. Ama bazen bakıyorum da içimden geçenlere, çocukken oku diye elime tutuşturulan Ezop masallarının etkisi aşikar. Gerizekalılığa varan bir hayalperestlik, bir Hello Kitty&#39;lik değil bu etki de daha çok zekinin, doğuştan haklı olanın önünde sonunda kazanacağına dair naif inanç. Mesela hala Sayısal Loto&#39;nun günün birinde bana çıkacağından eminim; yolda yürürken sevgilisinden yeni ayrılmış bir kadının fırlattığı kafam kadar taşlı pırlantaya ayağımın takılacağından da. Linked-in&#39;den birileri bendeki cevheri farkedip gel şirketimizin başına geç diyecek önümüzdeki 1-1,5 ay içinde. Ondan sonraki birkaç yıl içinde de hem çok parlak bir internet sitesi fikri düşecek aklıma hem de Bjeweled&#39;a rakip bir dakikalık, fena bağımlılık yapıcı oyun taslağı. Paranın dibine vuracağım yani 3-4 yıla; öyle ya da böyle. Adonisli, 6-pack&#39;li bir yavru bir görüşte köpeğim olacak, 100 yaşına kadar da sağlıklı&amp;nbsp;bir şekilde&amp;nbsp;ve sevdiğim herkesle birlikte olacağım elbet. İstanbul&#39;da ama şehir dışında bol hayvanlı bir çiftlik evi de almış olacağım bu arada.&amp;nbsp;&lt;div&gt;
And i&#39;ll live happily ever after.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle realistliğe hohoyt diyoruz.&lt;/div&gt;
</description><link>http://santaroja.blogspot.com/2012/11/once-upon-time.html</link><author>noreply@blogger.com (La Santa Roja)</author><thr:total>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7580897.post-6616488044968808258</guid><pubDate>Thu, 08 Nov 2012 09:48:00 +0000</pubDate><atom:updated>2012-11-08T11:48:05.368+02:00</atom:updated><title>At Last</title><description>Memur çocuğu olmanın eenn büyük etkisi garantici bir insan olarak yetişmektir. Orta sınıf olmanın getirdiği leblebi tozuyla mutlu olabilme, karne hediyesi olarak bisiklet alma, tatile apart otele gidip mutfağında bamya pişirme gibi tecrübeleri de yaşatsa da benim hayatımı en çok etkileyen şey bu garanticiliktir. Riske girmeme, alternatif bulmadan elindekini bırakmama ve tırıs tırıs yaşamakla kendini gösteren bu özelliği önce hep birlikte bir lanetleyelim: &lt;br /&gt;Püü Allah belanı versin, yatacak yerin yok!!&lt;br /&gt;Lanetledikten sonra bir sonraki aşama olan inkar ve reddetmeye geçebiliriz; benim şu an tam da içinde olduğum evreye. 30 yaşında dana kadar bir kadınım, 7 yıldır aralıksız iş hayatının içindeyim ve tam olarak 6 hafta içinde hayatımın en büyük risklerinden birini alıyorum; yeni bir iş bulmadan işimden ayrılıyorum. Yıllardır her can sıkıntısında tekrarladığımdan artık kendime bile inandırıcı gelmeyen &quot;İstifa edicem ben yea!!&quot; söylemini ciddi ciddi gerçeğe dönüştürdüm. Aileme bunu çıtlattığımda bile babamdan gelen &quot;Aman evladım yeni iş bulmadan ayrılma.&quot; telkini yüzünden ne yapacağıma karar verene kadar evden 07:30&#39;da çıkıp 18:30&#39;da geri dönmeye devam etmek zorunda kalabilirim, bakçez. Huzursuzum, biraz endişeliyim, arada panik oluyorum ama genelde hissettiğim şey tam olarak şu :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAPTIM AMK, VALLA DA BİLLA DA YAPTIM SONUNDA!!! OHH BEE!!! SENİN GİBİ ŞİRKETİN DE YÖNETİCİLERİNİN DE TEEE ÖREKELERİNE TÜKÜREYİM!!! GEBERİN İNŞALLAH!!! KURTULDUM LANN!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu heyecanın ne kadar süreceğini de hep birlikte izleyip göreceğiz. Şimdi 6 hafta sürecek bir Bejeweled Turnuvası&#39;na başlamam icap ediyor.</description><link>http://santaroja.blogspot.com/2012/11/at-last.html</link><author>noreply@blogger.com (La Santa Roja)</author><thr:total>3</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7580897.post-9035763979436586870</guid><pubDate>Fri, 28 Sep 2012 12:57:00 +0000</pubDate><atom:updated>2012-09-28T15:57:49.626+03:00</atom:updated><title>LSR the Kedi Anası</title><description>Bilen bilir, şu hayatta en sevdiğim hayvanlar kedilerdir ve dünyanın en güzeli ve en yakışıklısı olan 2 tanesi benimle birlikte yaşamakta. (Kuzguna yavrusunun şahin göründüğü gerçeğini birkaç dakikalığına aklınızdan çıkarabilirsiniz.) Bu iki sıpa için maması, kumu, oyuncağı, veterineri derken hatırı sayılır bir para harcıyorum ki zerre umurumda olmuyor. İnsanların pahalı gelip kendilerine almadıkları şeylerin daha pahalılarını çocuklarına almaları gibi bir durum söz konusu. Sağlıklarına da çok dikkat ediyorum elbet, yedikleri içtikleri benim buzdolabımdakilerden daha gurme sanırım. Ama insanlar için yapılmış yemekleri vermiyorum, bizim için hiçbir etkisi olmayan gıdalar onlar için çok zararlı olabiliyor çünkü. Bu noktada kediler için evde pişirilen yemekleri tenzih ediyorum, benim bahsettiğim insan için üretilenler. Bu bağlamda az önce kediler için çok zararlı olabilecek gıdalar diye bir listeye denk geldim ki birkaçını bilmeme rağmen bazıları beni çok şaşırttı. Buraya da not düşeyim ki herkeşler öğrensin, kazalar yaşanmasın. Terimleri Türkçeleştirmedim ki daha detaylı bilgi almak isteyen google&#39;dan bu şekilde aratabilsin:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Soğan, sarımsak ve benzeri kök sebzeler : Soğanda bulunan &lt;i&gt;n-propyl disulphide&lt;/i&gt; isimli madde kedilerdeki kırmızı kan hücrelerine zarar vererek &lt;i&gt;Heinz body anemia&lt;/i&gt; isimli bir kansızlık türüne yol açıyor. Sarımsakta da bu madde daha az oranda olmakla birlikte mevcut.&lt;div&gt;
2. Yeşil Domates, yeşil (ham) patates : Bu sebzeler &lt;i&gt;Solanaceae&lt;/i&gt; bitki familyasından (Çok zehirli olan itüzümü de bu familyadan) ve acımsı, zehirli bir alkaloit olan &lt;i&gt;Glycoalkaloid Solanine&lt;/i&gt; içeriyorlar ki bu madde çok ciddi mide ve bağırsak hastalıklarına sebep oluyor. Özellikle bitkinin yaprakları ve gövde kısmı zehirli. Kedi/köpek mamalarında bulunan domates ise olgun olduğundan ve az miktarda kullanıldığından böyle bir risk içermiyor, merak etmeyin ;)&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
3. Çikolata : Hem kediler hem de köpekler için çok tehlikeli bir madde, ama aynı zamanda tehlikeli olduğu da en çok bilinenlerden. Çikolata bulunan ve kedi/köpeklere zarar veren maddenin adı&lt;i&gt; theobromine&lt;/i&gt;.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
4. Üzüm ve Kuru Üzüm : Bu bitki daha çok köpekler için zararlı ve verdiği zarar hayvandan hayvana değişebiliyor. ASPCA (The American Society for the Prevention of Cruelty to Animals)&#39;nın açıklaması şöyle : &quot;Üzüm ve kuru üzümün verebilecekleri zarar konusunda hala bilinmeyen noktalar olsa da ASPCA Hayvan Zehirlenmeleri Kontrol Merkezi olarak kedi ve köpeklere az ya da çok miktarda değil, asla üzüm ve kuru üzüm verilmemesini öneriyoruz.&quot;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
Üzüm isimli kömür karası bir sıpam olduğu için bu yasak ilk öğrendiklerimden olmuştu ama son derece ilginç değil mi? Üzüm ya..&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
5. Süt : Süt aslında kediler için zehirli olmasa da kötü sonuçlar doğurabilen bir gıda. Öncelikle dengeli şekilde beslenen erişkin kedilerin süte ihtiyaçları yok, bunun yanında pek çok kedide laktoz duyarlılığı bulunduğundan sütün ve süt ürünlerinin içinde bulunan laktoz kedilerde karın ağrısı, gaz ve kramplara neden olabiliyor. Kediniz süte bayılıyor ve ortalığı yıkıyorsa haftada 2-3 kere çok az miktarda krema verebilirsiniz. (Sütün/süt ürününün içinde ne kadar fazla yağ varsa o kadar az laktoz oluyormuş) - Yazarın notu : Fazla yağın kedinin bağırsaklarını bozup cırcır yapabileceğini, poposundan damlata damlata dolaşan bir kediyi evin içinde kovalamanın pek eğlenceli olmayacağını hatırlatırım ;)&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
Orjinal metin için buyrun &lt;a href=&quot;http://cats.about.com/cs/catfood/a/humanfood.htm&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;buraya&lt;/a&gt;.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
</description><link>http://santaroja.blogspot.com/2012/09/lsr-kedi-anas.html</link><author>noreply@blogger.com (La Santa Roja)</author><thr:total>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7580897.post-2954699809355137965</guid><pubDate>Tue, 24 Jul 2012 11:50:00 +0000</pubDate><atom:updated>2012-07-24T14:50:51.308+03:00</atom:updated><title>Benim bir arkadaşımın da başına gelmiş...</title><description>Klişe hikayeler vardır ya, herkesin bir tanıdığının başına gelmiştir illa ki. Hah işte onlar bir bir beni bulmaya başladı son günlerde. Tanıdıklarıma anlatıyorum ki onlar da &quot;Benim bir tanıdığımın başına gelmiş...&quot; zincirine devam edebilsinler. Toplumsal birlik öğelerine çok kıymet veriyorum kahretsin.&lt;a href=&quot;http://www.blogger.com/blogger.g?blogID=7580897&quot;&gt;&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;div&gt;
Cep telefonum çaldı sabah sabah, tanımadığım 537&#39;li özelliksiz bir numara. Açtım, Bilmemne karakolundan Komiser Yardımcısı Bilmemkim. 3 saniyelik bir es verdim orda, arka planda geçen düşünceler &quot;Aaa hakkaten doğruymuş bu dolandırıcılık şekli, ne acayip! Benim numaram da çok dağıldı etrafa, değiştirsem mi n&#39;apsam? Bi&#39; de görünen numaradan arıyor, herifteki aymazlığa bak!&quot; ve benzerleriydi. Benden ses gelmeyince adam &quot;Orda mısınız?&quot; dedi, ben de &quot;Karakoldan aramadığınızı ve Komiser Yardımcısı Bimemkim olmadığınızı biliyorum. Derhal telefonu kapatmazsanız bu numarayı dolandırıcılık teşebbüsünden şikayet edeceğim.&quot; dedim. O anda böyle dilbilgisi ve anlam bakımından mikemmel bir cümle kurmama şaşırıp kendimi beğenirken karşı taraf atağa geçti; &quot;Orrospu kaltak, kime istiyorsan şika...&quot;. Gerisini duyamadım telefonu kapattığım için. Ofiste değil de evde olsam annesi ile ilgili düşüncelerimi de sayardım da kariyer sahibi terbiyeli iş kadını imajıma şükretsin. Daha gençken böyle hakaretler duymak canımı çok sıkar, sinirlerimi allah bullak ederdi de kadın olmanın bile başlı başlına bir hakaret yeme sebebi olduğu canım ülkemizde insan kolay nasırlanıyor hamdolsun. İnsan, çevresindeki ortama en iyi adapte olabilen canlıymış.&lt;/div&gt;</description><link>http://santaroja.blogspot.com/2012/07/benim-bir-arkadasmn-da-basna-gelmis.html</link><author>noreply@blogger.com (La Santa Roja)</author><thr:total>6</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7580897.post-4861432213771592728</guid><pubDate>Thu, 16 Feb 2012 14:55:00 +0000</pubDate><atom:updated>2012-02-16T17:20:45.343+02:00</atom:updated><title>Tam kopyalanıp çalınacak yazı şerefsizim</title><description>Ebeveyn olsam çocuğumu/çocuklarımı disiplin içerisinde yetiştirirdim sanırım. Yani benim bildiğim, tecrübe ettiğim yöntem bu. Sonra bir kendime bakıyorum bir de benim için &quot;Bu çocuğu çok sıktık.&quot; diyerek gemi iyice gevşetilerek büyütülen kardeşime; diyorum disiplin iyi; bak sonuçlara. Diyorum sorumluluk ve görev duygusu olur, kural kaideleri bilir, yapması gerekenleri yapar yapılmaması gerekenlerden uzak durur, kolunu kırar da yen içinde bırakır, hayatta başarılı olur, ailesini ve arkadaşlarını sever korur kollar, yardıma ihtiyacı olana koşar, düşünceli olur, insanları kendilerinden ve kendisinden bile daha çok düşünür; iyi olur işte.&lt;br /&gt;NAH!!!&lt;br /&gt;Doğrusunu söyleyeyim onun durun.&lt;br /&gt;Üstüne yüklenenleri yapacağım diye kendini yer bitirir, &quot;Hayır&quot; diyemez, kendini düşünmeyeni düşünmekten kendisi helak olur, hep içine atar da patlayamaz, dışarıya sert görüneceğim diye yırtınır da adam gibi dertleşemez bile, hep dik hep ayakta olmak için duygularını sürekli saklar, herkes yıkılsa da onları ayağa kaldırmayı kendi görevi sandığından vurulsa da düşemez, her ince detayı düşünmekten beyni zonklar, uykusunda bile dinlenemez, anca kafası taşşak gibi olduğunda biraz rahatlar; nah iyi olur!!&lt;br /&gt;Çocuk yapacak cesaretiniz varsa bunu iyi dinleyin; azcık rahat bırakın veledi. Biraz gamsız olsun birşey olmaz. Hava karardığında hemen eve dönmesin, biraz kuralları esnetsin. Sınavından 1 alsın mesela, o da lazım. Disipline gitsin, akıllı çocuk yaramaz olur derler. Kavga filan etsin, üstü başı yırtık gelsin eve, &quot;Herşeyden nefret ediyorum.&quot; diyebilsin, akıl almaz telefon faturaları getirsin - kim bilir hangi hayati problemi çözmüş olsun telefonda arkadaşlarıyla. Arabayı kaçırsın bir ağaca toslasın, okulu kırıp Göztepe&#39;ye çıkıp kırmızı Tuborg&#39;la ilk sarhoşluğunu yaşasın. Üniversite hedefini Lise 1&#39;de koymasını ve 3 yıl sonra o okulun o bölümüne girmesini beklemeyin; 24 tane tercih var 23.ye girsin ne olacak? 4 kişi ile birlikte leş bir öğrenci evi tutsun duvarlarına Liman&#39;dan aldığı kartpostalları astığı, gelenin gidenin hesabı olmasın. 6 hatta 7 yılda bitirsin okulu, hayat bir yere kaçmıyor. Boş dolaşsın 3-4 ay, ilk girdiği işte köpek gibi çalışmak zorunda kalsın. Bırakın biraz hata yapsın, yanlışlarıyla mutlu olsun, üzsün sizi arada; ölmezsiniz. Bırakın da kendi istediği gibi yaşasın hayatını, yaşaması gerektiğini öğrettiğiniz gibi değil.&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7580897&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;</description><link>http://santaroja.blogspot.com/2012/02/tam-kopyalanp-calnacak-yaz-serefsizim.html</link><author>noreply@blogger.com (La Santa Roja)</author><thr:total>5</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7580897.post-2455176544288651816</guid><pubDate>Thu, 02 Feb 2012 08:45:00 +0000</pubDate><atom:updated>2012-02-02T11:38:50.725+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ben</category><title>Meraklı LSR</title><description>Bazen o kadar saçma sapan şeyleri merak ediyorum ki kendimi bile şaşırtıyorum; bu mudur şimdi öğrenmek istediğin şey diye. Ama laf olsun diye değil, hakkaten cevaplarını bulmak istiyorum bunların; old stayla ansiklopediler karıştırmak, kütüphaneye dalmak, insanların fikirlerine başvurmak falan. Mesela diyorum ki şimdi ben taksi şoförü olmaya karar versem; plaka ve araç sahibine nasıl ulaşabilirim ki? Bir duraktan içeri dalıp &quot;Hemşerim, boşta taksi plakalı araç var mı?&quot; mı diyeceğim? Veya kılkuyruk gibi kısa ve acınası metromuzun 5 dakikalık güzergahında tanışıp birilerini götüren olmuş mudur? Bu kadar kesişmenin yaşandığı herhangi bir bar görmedim zira. Ya da kimi insana çok lezzetli gelen birşey bir diğerine nasıl &quot;burna bile yaklaştırılamaz&quot; geliyor? Bu görecelik nerden çıkmış, o da mı genlerin eseri? &quot;Sabah uyanamamak&quot; diye bir olguyu insanlar nasıl geçerli bir sebep için kullanabiliyor ve kabul ediliyorlar? Böyle bir medikal durum hakkaten var mı? Öyleyse ben neden alarmın ilk notasında ayağa fırlıyorum? Sonracığıma; bir anda delirmek mümkün müdür? Mümkünse bir anda delirdiğinde insan delirdiğinin farkına varır mı? Erkeklerin orgazm olduklarında aldıkları haz, kadınlarınkinden azmış. Ne kadar az? Sadece az/çok skalasında bir değişiklik mi var yoksa his de mi farklı? Allaam bir kereliğine pipim çıksa da denesem? Hadi parayı anlıyorum da mesela borsa diye birşey kurmayı kim, neden, nasıl akıl etti? Bebek taklidi yapan koca koca kadınları çekici bulan erkekler pedofil midir?&lt;br /&gt;Ha bi&#39; de pembe mezarlık ne ak?!&lt;a href=&quot;http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7580897&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;</description><link>http://santaroja.blogspot.com/2012/02/merakl-lsr.html</link><author>noreply@blogger.com (La Santa Roja)</author><thr:total>6</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7580897.post-3126103962127869170</guid><pubDate>Thu, 01 Dec 2011 14:34:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-12-01T16:50:35.398+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">internet</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">iş</category><title>İnfo mühimdir</title><description>İşim gereği takip ve kontrol ettiğim bir twitter hesabı var, hedef kitlemize dahil olan kadınları bulup database&#39;e ekliyoruz. Geçenlerde listeyi gözden geçirirken bir saçmalık farkettim ki şimşekleri üzerime çekmeyi göze alarak yazacağım. Aşağıda göreceğiniz minvalde yazılar takipteki profillerin en az %60&#39;ının &quot;info&quot; kısımlarında yazdığı için bazılarından alıntılar yapacağım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Yalnızdı sevgili oldu, sevgiliydi eş oldu, eşti iki meleğe anne oldu...&lt;br /&gt;* Eskiden işi gücü vardı, oğluyla beraber ara verdi. Şimdilerde anneliğin ve  oğluyla beraber büyümenin keyfini sürüyor.&lt;br /&gt;* Atatürkçü, Cumhuriyet kadını,yaratıcı dramacı, sevdiği adama eş, iki çocuklu  anne, bazen asabi çoğu zaman sevecen, biraz takıntılı...&lt;br /&gt;* 84 doğumlu, iki bıdık sahibi:)&lt;br /&gt;* İstanbul&#39;da bir annenin kahkahları ve gözyaşları&lt;br /&gt;* Eski dış haber muhabiri,şimdi evden çalışan girişimci anne...&lt;br /&gt;* Meraklı Cüce&#39;nin sabah 9 akşam 6 masabaşı çalışan ama ruhu girişimci annesi...&lt;div&gt;*Anne,es,profesyonel,part-time blogger&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Daha gider bu, sonu bucağı yok. Ben anne değilim, olmayı da düşünmüyorum o yüzden bunu anlayamıyor olabilirim ama bir kadının kendini tanıtmak için kullandığı yegane özelliğin &quot;annelik&quot; ve &quot;eşlik&quot; olması da abesle iştigal geliyor, kimse kusuruma bakmasın. İnfo kısmına &quot;Çok da fifi&quot; yazmış birinin bunu anlamasını da bekleyemezsiniz zaten ama yine de, siz bundan daha fazlası değil misiniz yahu?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ha bir de şöyle birşey var :&lt;br /&gt;&quot;2007 OKS Türkiye 56821.si. 2011 LYS Türkiye 64881.si.&quot;&lt;br /&gt;Ahehuahuehua evladım bi&#39; git ya!&lt;/div&gt;</description><link>http://santaroja.blogspot.com/2011/12/info-muhimdir.html</link><author>noreply@blogger.com (La Santa Roja)</author><thr:total>6</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7580897.post-1649357498215038854</guid><pubDate>Wed, 12 Oct 2011 07:20:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-10-12T10:37:09.920+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">beğeni</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">moda</category><title>Türk edebiyatındaki ilk trend inceleme yazısı : Trench coat sevdası</title><description>&lt;div style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;Site istatistiklerinden takip ettiğim kadarıyla son 1 ayda absürd sayıda insan &lt;i&gt;trenchcoat, trençkot, trench coat&lt;/i&gt; anahtar kelimeleriyle arama yaparak bloğa gelmiş. Sizleri büyük bir dertten kurtarmak boynumun borcu oldu artık. Açıklıyorum :&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;BELİRLİ KRİTERLER SAĞLANMADIĞI TAKTİRDE DÜNYANIN EN SAÇMA SAPAN GİYSİLERİNDEN BİRİ TRENCH COAT&#39;TUR.&lt;br /&gt;Yağmurdan korumaz, soğukta ısıtmaz &amp;amp; sıcakta terletir, %95 çuvala benzer, açık renkler daha makbuldür fakat hemen kirlenir, boyu olsa kolu uzun gelir &amp;amp; kolunu tutturursun omuzları düşer, böğrü açık olduğundan ciğerler üşür zatürre olunur vs vs.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O halde şu &quot;belirli kriterler&quot;e uymak gerekir değil mi? Bu noktada da işleri sizin adınıza kolaylaştırıyor ve bu kriterleri teke indiriyorum. Tek bir kritere uysun!&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://tr.burberry.com/store/womenswear/trench-coats/&quot;&gt;Şunlardan biri&lt;/a&gt; olsun, ister çamurdan olsun...&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7580897&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div&gt;&lt;img src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi3UU1_B6nFIB2aOlBVlPDzVx8q1DUWgGU0X3oe7ffVmoLkokfx8VJxln6I5s_i-eKIlY2T-j8crz6U0hATtW_S_39PLxn6Crk0WSy3IBdRvczlO8lUYjKIxOU-zudRPPBXcWsuqQ/s320/e03ccffe851e0805368f13516b0a10d994602a22.jpg&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5662506102292128914&quot; style=&quot;display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 180px; height: 320px; &quot; /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;&lt;i&gt;Ahh!&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://santaroja.blogspot.com/2011/10/turk-edebiyatndaki-ilk-trend-inceleme.html</link><author>noreply@blogger.com (La Santa Roja)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi3UU1_B6nFIB2aOlBVlPDzVx8q1DUWgGU0X3oe7ffVmoLkokfx8VJxln6I5s_i-eKIlY2T-j8crz6U0hATtW_S_39PLxn6Crk0WSy3IBdRvczlO8lUYjKIxOU-zudRPPBXcWsuqQ/s72-c/e03ccffe851e0805368f13516b0a10d994602a22.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7580897.post-5426825168802956194</guid><pubDate>Fri, 23 Sep 2011 14:04:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-09-23T17:27:42.001+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">movie</category><title>Dream</title><description>&quot;Mother was wrong about magnetic pulls. There was only one pull,                          and she was lying on my back.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açık ara en sevdiğim film cümlesi. Hala.</description><link>http://santaroja.blogspot.com/2011/09/dream.html</link><author>noreply@blogger.com (La Santa Roja)</author><thr:total>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7580897.post-2038755987972333587</guid><pubDate>Tue, 06 Sep 2011 06:04:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-09-06T11:15:29.828+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">olan biten</category><title>Bir gerilim filmi seti olarak market</title><description>Öyle pek ödlek biri değilimdir; taksiye tek başına binemem, evde yalnız kalamam, gece dışarı tek başına çıkamam gibi sıkıntılarım yoktur. Yine de dün yaşadığım 1 dakikalık bir dialog beni öyle böyle tırstırmadı, arkama baka baka eve döndüm de ürkek insanların yaşadığı sıkıntıyı anladım.&lt;br /&gt;İş çıkışı çoğu çalışan insan gibi eve giderken markete uğradım; amacım kahvaltı yapmayınca midem çok yüksek sesle itiraz ettiğinden haftanın geri kalanı için tam tahıllı kahvaltılık gevrek ve yağsız süt alıp eve gitmekti. Marketin raf düzenini halt varmış gibi ayda bir değiştirdikleri için doğru reyonu bulmam birkaç dakikamı aldı, hangini alsam diye fiyatları gramajlara bölerken yanımda birisi bitti ve &quot;Şunu alın, daha hesaplıya geliyor.&quot; diye bir ekonomik paket gösterdi. &quot;Sanane yapraam.&quot; demeyecektim elbet ama sesin sahibini bir göreyim diye kafamı kaldırdığımda karşımda bir market çalışanı duruyordu. &#39;İnsanları dış görünüşüyle değerlendirmem, mühim olan iç güzelliği.&#39; yalanını uzun süre önce bıraktım, gayet de değerlendiririm ve karşımdaki çopur ağızlı, 32 diş gülümseyen kel adamdan en basit ifadeyle hoşlanmadım. Gene de iyi aile terbiyesi almış cici bir insan olarak efendi gibi teşekkürümü ettim, alışverişime devam etmek üzere yan reyona geçtim. Peşinden adamdan beni dehşete düşüren monolog çıktı :&lt;a href=&quot;http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7580897&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div&gt;-Siz DiaSA&#39;ya geliyordunuz değil mi?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Hı?&lt;br /&gt;-Hisarüstü&#39;ndeki DiaSA.&lt;br /&gt;-?!?!?! (4 yıldır orada yaşamadığımı not düşerim.)&lt;br /&gt;-Hatırladım sizi.&lt;br /&gt;-Ihııı?&lt;br /&gt;-Siz de beni hatırladınız mı?&lt;br /&gt;-(Hasss) Yok, kusura bakmayın. Çok işim var zaten, kocam bekler, acelem var, hadi size iyi günler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi işin yoksa te nerdeki markete git piii&lt;/div&gt;</description><link>http://santaroja.blogspot.com/2011/09/bir-gerilim-filmi-seti-olarak-market.html</link><author>noreply@blogger.com (La Santa Roja)</author><thr:total>8</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7580897.post-3751753596757361156</guid><pubDate>Mon, 05 Sep 2011 07:43:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-09-05T10:47:54.346+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">haber</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">olan biten</category><title>Adasız kaldık hağnım</title><description>Birkaç aylık habermiş aslında ama tatilde Mavi Tur güzergahlarına bakarken Tavşan Adası ve Eşek Adası&#39;nın adını göremeyip babama sorunca öğrendim; bu minik adacıklar artık bizim değilmiş, Yunanistan asker çıkarmış hatta Bulamaç Adası diye başka bir adacığa karakol bile dikmiş. Sessiz sakin bir &quot;al gülüm ver gülüm&quot; vakası da karşılığında neler aldılar acep, onun kokusu ne zaman çıkacak bakalım.&lt;br /&gt;Bir sorum daha var, eşeklere bakıp karpuz kabuğu veriyorlar mıdır?&lt;a href=&quot;http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7580897&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;</description><link>http://santaroja.blogspot.com/2011/09/adasz-kaldk-hagnm.html</link><author>noreply@blogger.com (La Santa Roja)</author><thr:total>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7580897.post-4324446261998739581</guid><pubDate>Tue, 02 Aug 2011 06:01:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-08-02T09:54:11.337+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">olan biten</category><title>Herkes asil doğmuyor</title><description>Komik, şakalı ya da öğretici, ibret alınacak bir hikaye anlatmayacağım. Sadece beni çok eğlendiren ve unutmak istemediğim bir anı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman, geçen hafta bir gün. Pilates çıkışı Nişantaşı City&#39;s giden 3 yorgun ve terli kız; birkaç hafta önce alınan fozen yogurt kuponlarını kullanmak üzere en üst kata çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;LSR : Ben Uykusuz&#39;un Yaz sayısını alacağım, D&amp;amp;R&#39;a uğrayalım mı bir?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;turumcu : Oluur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;D&amp;amp;R&#39;a girdiklerinde içinde kitap, film ve müzik olan her tükkanda olduğu üzere herkes bir köşeye dağılıp eline aldığını incelemeye başlar ki ancak yarım saat sonunda o dergi alınıp kasaya ulaşılabilir. Sıradaki tek kadının işinin bitmesiyle kasaya doğru elindeki dergiyi uzatan LSR ile kasiyer kız arasına omuz atarak bir başka kadın girip elindekileri uzatır. Bu tarz durumlarda illa bir şaşkınlığa kapılan ama Allahtan bu kal durumu mikrosaniyeler süren kahramanımız araya girer:&lt;br /&gt;- Pardon ama sırada ben varım?! &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Omuzkadın ve kasiyer; tek bir ağızdan kadının daha önce gelmiş olduğunu ama başka şeyler de almak için gittiğini söylerler. İçinden sessizce lahavle çeken LSR, dışından da kendi kendine söylenir:&lt;br /&gt;- İyi taktik valla. Ben de alışverişimin ortasında kasaya bir uğrayıp kendime sıra rezerve edeyim bundan sonra.&lt;br /&gt;Elindeki dergiyi okumaya başlayan LSR, akabinde omuzkadının sesinin hala çıkmakta olduğunu ve kasiyere yakındığını işitir;&lt;br /&gt;- Parayla da asalet olmuyor işte. Asalet sonradan kazanılan birşey değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada bir parantez açıyoruz :&lt;br /&gt;1. Ne parası len? Nişantaşı&#39;nda dolaşan herkesi fabrikatör mü sanıyor bu kadın? Hmm parayla problemi var. Gaziosmanpaşa&#39;dan gelme bir zengin avcısı olabülür. (Gülmeyin, Akmerkez&#39;e sabah 10&#39;da mesaiye gelir gibi gelirdi bu tipler 2000 başlarında.)&lt;br /&gt;2. Yani bu sıcakta, bu havada, bu saatte, bu konjonktürde &#39;asalet&#39; kelimesi nereden geldi aklına? Fransız mürebbiye misin? Hmm kafatasçı ya da piç olabilir. Soya fena takmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdii cazgır bir hatun olduğumu söylemeyeceğim. Ama böyle gel beni kaşıı kaşıı diyen kimseyi de kıramam, yazık günah. Kaldırdım kafamı Otisabi&#39;den,&lt;br /&gt;- Hakkaten ya, hiç belli olmuyor asaletin kimde olduğu. Bir sıra için bile neler görüyoruz. Cık cık cık. (Bu cıklama önemli, onamama ve hatta kınama ibaresi)&lt;br /&gt;Saniyesinde o &#39;asalet timsali&#39; kadının döner;&lt;br /&gt;- Susar mısın seeğn?!?&lt;br /&gt;- Hanfendi bence siz susmalısınız zira kimin sessizce durup elindekini okurken kimin hala car car bağırdığını hepimiz görüyoruz.&lt;br /&gt;Pısss. Ah o suratın hali, o bön bön açılan gözler, o sessizce açılıp kapanan Japon balığı ağız!&lt;br /&gt;Deli deliyi görünce sopasını saklarmış. Birden kibarlaştı omuzkadın;&lt;br /&gt;- Biz beraberiz zaten. (Sıraya geldiğimde önümde olanları göstererek)&lt;br /&gt;- Hıh...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;(bkz hıh : Çok da fifi, kendini belli &amp;amp; rezil ettin zaten, bundan sonra seninle konuşmam bile kendime hakaret anlamlarına gelen ünlem)&lt;/div&gt;</description><link>http://santaroja.blogspot.com/2011/08/herkes-asil-dogmuyor.html</link><author>noreply@blogger.com (La Santa Roja)</author><thr:total>4</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7580897.post-9212973330747791133</guid><pubDate>Mon, 04 Jul 2011 11:03:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-07-04T14:03:56.310+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">isyan</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">iş</category><title>Proje No.2</title><description>Öküzler gibin birikmiş mailim ve yapılacak işim olduğu için elbette ki çalışmayı canım hiiiç istemiyor ve elbette ki blog okumak, twitter kurcuklamak ve yazı yazmak çok daha çekici benim nazarımda. Velhasıl kelam, pazartesileri de tatil yapıp haftasonunu 3 güne çıkarmaktan sonraki projemi bu esnada sizlerle paylaşmak isterim; &quot;Orientation to Business Life&quot; (Şekilli isim koyalım da millet birşey sansın.)&lt;br /&gt;Projemizin temelinde izinden dönen ofis çalışanlarının işe adapte sürecinde uygulanan kolaylaştırıcı formüller yatıyor. Örnekle anlatalım;&lt;br /&gt;Herhangi 1 zeki, çevik, ahlaklı çalışan 1 haftalık tatile çıkıyorsa izninden 6 gün düşüyor. (Benim işyerim üzerinde yapacağız örneklemeyi zira bu projenin çıkış noktası pek tabii ki önce kendi işimi görmek. Kendim için birşey istemiyorsam namerdim.) Proje kapsamında, şahane bir bronz ten ve morlukları yok olmuş göz altlarıyla tatilden dönen genç, pazartesi sabahı bunalıma girmesin diye ofise kademeli olarak gelecek. Şöyle ki, 6 günlük izne 5 gün adaptasyon süreci gerekeceğinden (Hafta sonlarını bu süreçten düşüyoruz.) programımız şu şekil oluyor:&lt;div&gt;İlk gün saat 16:30-17:30 saatleri arasında evden çalışma,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İkinci gün 14:30-17:30 arası evden çalışma,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Üçüncü gün 13:00-17:30 ofisten çalışma,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dördüncü gün 12:00-17:30 ofisten çalışma,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Beşinci gün adaptasyon sürecinde yaşanan zorlukları değerlendirip daha sonra karşılaşılabilecek benzer senaryolar için aksiyon planları düşünmek üzere evde kalıp yatma, filmdir dizidir izleyerek beyni dinlendirirken cuma gecesi planlarını yapma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşam koçu olmalıyım diyorum inanmıyorsunuz.&lt;/div&gt;&lt;a href=&quot;http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7580897&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;</description><link>http://santaroja.blogspot.com/2011/07/proje-no2.html</link><author>noreply@blogger.com (La Santa Roja)</author><thr:total>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7580897.post-8917322951033467007</guid><pubDate>Fri, 10 Jun 2011 07:18:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-06-10T10:31:47.205+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">gözlem</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">mutfak</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">olan biten</category><title>Sonradangürme Alice</title><description>Kazık kabilinden bir mantıcıdaydık dün akşam. Yemek sektörü zor iş, ok, anlıyorum ama bazı şeyleri akıl edebilmek de aynı zorlukta değil be kardeşim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Nişantaşı&#39;nın göbeğindeki restorantında masaya adisyonu rakı bardağı içinde bırakmayacaksın!&lt;br /&gt;2. Mariachi var dedikten sonra &quot;Aaa yokmuş!&quot; diye gelmeyecek, bir zahmet gidip yan büfeden bir tane kapacaksın!&lt;br /&gt;3. Bütün yemekleri aynı anda pişirmeye başlamayacak, aynı anda hazır olmalarını sağlamaya çalışacaksın! Bir tabak cazırdarken öbürü buz olmuş halde servis etmeyeceksin!&lt;br /&gt;4. Klimayı akşam 9&#39;da açmayı akıl etmeyeceksin!&lt;br /&gt;5. Birşey yemeyeceğini, hatta az sonra kalkacağını ve bu yüzden hiçbir şey yemek ya da içmek istemediğini söyleyen müşteriyi &quot;Onu için, bunu için, bari çay için.&quot; diye sıkıştırmayacak, adama mecburen o çayı içtirmeyeceksin!&lt;div&gt;6. Tuzluğa karabiber, karabiberliğe tuz koymayacaksın! Çok mu zor aletin üstündeki delikleri saymak; 1 vs. çok diye?&lt;br /&gt;&lt;div&gt;7. Bir tabak mantıya 25 TL alıyorken o hesabının altına +servis ücreti, kuver vs. yazmayacaksın! Giydir bunları fiyatlara, bak sesimiz çıkıyor mu?&lt;br /&gt;8. Yemeği yemediyse müşteri &quot;Bir problem mi var?&quot; diye soracaksın da &quot;Aç değildim.&quot;i ya da &quot;İçindeki şunu şunu sevmiyorum.&quot;u duyunca &quot;Bir dahaki sefere söyleyin de böyle ziyan olmasın.&quot; demeyeceksin! Sanane tarraam, parasını ödedim ister yerim ister yüzüme sürerim?!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz ekmeğe bile para kesmeye çalışırken ben danışmanlık ücreti de kesmeyeceğim bakın. Böyle de yüce gönüllüyüm.&lt;a href=&quot;http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7580897&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://santaroja.blogspot.com/2011/06/sonradangurme-alice.html</link><author>noreply@blogger.com (La Santa Roja)</author><thr:total>6</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7580897.post-7868454762339228180</guid><pubDate>Thu, 02 Jun 2011 11:41:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-06-02T14:42:48.358+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">blog</category><title>Back to Normal</title><description>Bir takım gelişmeler sonucu bazı revizyonları halledebilmek amacıyla bloğu erişime kapatmış idim, öyle sandığınız gibi küçük bir elit topluluğa yazmaya sürdürmüyordum yani :p Asayiş berkemal tekrardan, kaldığım yerden devam...&lt;a href=&quot;http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7580897&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;</description><link>http://santaroja.blogspot.com/2011/06/back-to-normal.html</link><author>noreply@blogger.com (La Santa Roja)</author><thr:total>5</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7580897.post-6846820916390282015</guid><pubDate>Tue, 03 May 2011 10:20:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-05-03T13:58:47.186+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">isyan</category><title>444 0900</title><description>Gün içinde bilmem kaçıncı kez arayan 444 0 900 bu sefer kapatılmaz, hınçla açılır:&lt;br /&gt;- İyi günler, LSR ile mi görüşüyorum?&lt;br /&gt;- Evet, ben de Finansbank&#39;la görüşüyorum değil mi?&lt;br /&gt;- Evet Finansbank Müşteri Hizmetlerinden arıyorum, adım Emre.&lt;br /&gt;- Emre Bey, lütfen kişisel almayın ama ben Finansbank&#39;tan bıktım. Hiçbir özel şartlı krediyle, vadeli hesapla, ekstra kredi kartıyla, ev sigortasıyla ya da sunacağınız çok avantajlı kampanyayla ilgilenmiyorum! Lütfen beni daha fazla aramayın, gerçekten yetti artık. Arama listenizden de telefonumu çıkarın, sürekli sürekli arayıp sinirlendirmeyin beni!&lt;br /&gt;- Peki LSR Hanım, iyi günler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada minimum 2 gün, günde telefon açılmayınca 5 kere arayarak bana bitch&#39;liğin kitabını yazdıran Finansbank&#39;a sonsuz teşekkürlerimle...&lt;a href=&quot;http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7580897&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;</description><link>http://santaroja.blogspot.com/2011/05/444-0900.html</link><author>noreply@blogger.com (La Santa Roja)</author><thr:total>5</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7580897.post-7515356450608558508</guid><pubDate>Thu, 28 Apr 2011 06:29:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-04-28T10:03:52.049+03:00</atom:updated><title>Andım</title><description>Bir daha klişelere burun kıvırmayacağıma, Hollywood filmlerini sevip koruyacağıma and içerim!&lt;br /&gt;Hakkaten de evde bulduğunuz ne zamandan kaldığını bilmediğiniz bir makara filmi banyo ettirdiğinizde içinden eski sevgilinin fotoğrafları çıkabiliyormuş. Hatta bu fotolarda da photoshop&#39;lu gibi, arkada orman ve deniz manzarası ile normalde olduğundan daha güzel bir adam gibi çıkabiliyormuş it herif. İşbu durumda ekrana bakarken direk Sandra Bullock kimliğine büründüm, çenemi öne çıkarıp gözlerimi belerttim ki klişe beni affetsin.&lt;a href=&quot;http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7580897&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;</description><link>http://santaroja.blogspot.com/2011/04/andm.html</link><author>noreply@blogger.com (La Santa Roja)</author><thr:total>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7580897.post-8940931675927674496</guid><pubDate>Thu, 21 Apr 2011 13:42:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-04-27T08:26:47.548+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ben</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">internet</category><title>Alfred Hitchcock&#39;s Sayko</title><description>İtiraf ediyorum; boş zamanlarımda blogda ya da instagram&#39;da beni gerçek adıyla takip etmeye başlayan insanları feysbık&#39;ta aratıp tonla ortak arkadaşımız olduğunu görmekten hasta bir zevk alıyorum. Belki karşılaştık, belki de yakında karşılaşacağız ama ben sizin ciğerinizi görmüşken siz benim kim olduğumu asla bilemeyeceksiniz. Nihahoha!!!&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7580897&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;</description><link>http://santaroja.blogspot.com/2011/04/alfred-hitchcocks-sayko.html</link><author>noreply@blogger.com (La Santa Roja)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7580897.post-9028260795386377530</guid><pubDate>Wed, 20 Apr 2011 10:17:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-04-20T13:30:53.695+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">haber</category><title>Bu borcu sarımsaklasak da mı saklasak</title><description>Üniversitedeyken bir halt edip Harç ve/veya Öğrenim Kredisi mi aldınız?&lt;br /&gt;Sonrasında dur elim azcık düzelsin, şu telefonun taksidini bitireyim, tatile çıkacağıdım gibi bahanelerle ödemeyi sürekli ertelediniz mi?&lt;br /&gt;O faizler kulağı geçti mi?&lt;br /&gt;2009&#39;daki affı kaçırdınız mı? Ya da 2009&#39;daki aftan yararlandıktan sonra eski alışkanlığınızı hatırlayıp gene ödememeyi mi tercih ettiniz?&lt;br /&gt;Şimdi pişmansınız da ödeyim kurtulayım mı diyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki soruların hepücüğüne &quot;Evvet!&quot; diye cevap verdiyseniz aha &lt;a href=&quot;http://www.gib.gov.tr/fileadmin/mevzuatek/6111_basvuru_formlari.html&quot;&gt;bu link&lt;/a&gt;teki Ek:2/A dilekçesini doldurup borcunuzun bildirildiği Vergi Dairesi&#39;ne APS ya da taahhütlü posta ile:&lt;br /&gt;- Affa ilk defa başvuruyorsanız 2 Mayıs 2011&#39;e,&lt;br /&gt;- 2009&#39;da başvurup ödemelerinizi bitirmediyseniz 31 Mayıs 2011&#39;e kadar gönderiyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dilekçeyle başvurduktan sonra borcunuzu bir kerede ödeyip kurtulabilir ya da taksitlendirebilirsiniz(miş). &quot;Hepcüğünü bir kerede ödeyip kurtulayım, bende para pok!&quot; diyorsanız Ana para+bunca yıldır yediğiniz zammın %25&#39;ini ödeyip temizlenebilirsiniz. Yok 12 taksit yapacağım derseniz toplam ödenecek tutar Ana para+Gelen zammın %50&#39;si, 24 taksitte Ana para+Zammın %75&#39;i, 36 taksitte ise Ana para+Zammın %90&#39;ı. Uslu çocuk olup taksit ödemelerinizi zamanında yaparsanız Şirinler&#39;i görebileceğiniz gibi bu tutarın üzerine bir daha gecikme zammı da uygulanmayacakmış. Ama tek bir taksit kaçırırsak münasip yerlerimizden kan alacaklarından şüphe duymuyorum. Bu aftan yararlanmak için önkoşul da söz konusu borcunuzla ilgili devlete açılmış bir davanız varsa ondan vazgeçmekmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben hala karar verebilmiş değilim; ödemeyip heyecan içinde, adeta bir kanun kaçağı gibi maceradan maceraya sürüklenerek mi yaşasam; yoksa babacuğuma azcık tahvil filan alsın diye verdiğim performans primlerimi geri isteyip mal mal borcumu mu kapatsam. Çok ikilemdeyim o dostlar. 2 Mayıs&#39;a çok var neyse ki...</description><link>http://santaroja.blogspot.com/2011/04/bu-borcu-sarmsaklasak-da-m-saklasak.html</link><author>noreply@blogger.com (La Santa Roja)</author><thr:total>10</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7580897.post-5085447788053898044</guid><pubDate>Mon, 11 Apr 2011 05:25:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-04-11T09:29:49.389+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">iş</category><title>Fired!</title><description>Zamanında kendisini azarladığımda arkamdan Genel Müdür&#39;e &quot;Sektörde daha deneyimli, daha başarılı insanların pazarlama bölümüne alınması gerek.&quot; diye mail yazarak kuyumu kazmayan çalışan loser satışçı; bir cuma akşamı apar topar kovulman beni nedense zerre kadar üzmedi. Valla böyle &lt;i&gt;takdir-i ilahi&lt;/i&gt;lik durumları gördükçe imana gelesi geliyor insanın!&lt;a href=&quot;http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7580897&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;</description><link>http://santaroja.blogspot.com/2011/04/fired.html</link><author>noreply@blogger.com (La Santa Roja)</author><thr:total>5</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7580897.post-794090203356575079</guid><pubDate>Thu, 07 Apr 2011 08:50:00 +0000</pubDate><atom:updated>2012-11-08T12:01:49.519+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">isyan</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">iş</category><title>Herşeyin birşeyi var yahu!</title><description>Dün akşam verilen dumanı üstünde taze kararı açıklıyorum:&lt;br /&gt;
YETTEERRRR!!!&lt;br /&gt;
Açtım anama babama da kızdım, hala memur zihniyetiyle yapılan ve senelerdir bana çelme takmaktan başka bir işe yaramayan &quot;Aman kızım, biraz daha düşün.&quot;, &quot;Başka bir yer ayarlamadan bırakma.&quot;, &quot;Biraz sakinleş de sonrasında sağlıklı karar verirsin.&quot; telkinlerine devam etmeye kalktıkları için.&lt;br /&gt;
Yeter!&lt;br /&gt;
Bakıyorum çevreme, bir tane parlak zekalı insan yok yahu! Badem bıyıklıların işgal ettiği ve kendilerine mecbur olduğumuz bir devlet kurumuna Atatürkçü Düşünce Derneği&#39;nin çelengini göndermeye kalkacak kadar gerizekalı (Bahanesi de &quot;Biz rengimizi her durumda belli edelim.&quot;miş, lan dalyarrak iki ay sonra binadan içeri almayacaklar izniniz yok diye o zaman da gelip bana çözüm bul diye ağlayacaksın?!), 30 tane satışçı abaza herifle dolu diğer departmana popo çizgisi görünen bir etekle gelen yeni elemanı eleştirdiğimde &quot;Bencaa insanlar işe gelirken tarzlarını yansıtan kıyafetler giyebilmeli, kendini değiştirmek zorunda olmamalıaa.&quot; diyebilecek kadar sözümonaözgürlükçüamaaslındabeyinsiz, evde ekmek bitse ofistekilere surat yapıp tersleyecek kadar profesyonellikten uzak, herrr Allahın günü aynı saatte öğle yemeğine çıkmak için çağırdığımda &quot;Dur tuvalete gidicem.&quot; diyerek 4 kişi arka arkaya tuvalet sırasına girecek kadar kendiçişindenbilehaberiolmayan salaklarla aynı yerde çalışıyorum. İlaç için bir tane akıllı adam olmaz mı yahu?!&lt;br /&gt;
Ama sadece iş değiştirmek de yetmiyor artık, meslek değiştirmek gerek zira bize &quot;Pazarlama böyle yapılır.&quot; diye öğretilenler bu ülkede yokmuş da burada yapılan anca pazarlama sekreterliği imiş. Almanya&#39;da kararlaştırılmış ve denenmiş kampanyayı buraya uygula, İngiltere&#39;den şu ürünleri getirip lansmanını orada belirlenmiş marka imajını yansıtacak şekilde yap, Amerika&#39;nın online stratejisini örnek al, bla bla bla! Gidip 1500 TL&#39;ye ajanslarda sürünücem bu yaştan sonra. Hiç değilse çalışırken aktif&amp;amp;pasif birlikte sigara içer daha kolay kanser olurum. &lt;a href=&quot;http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7580897&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;/blockquote&gt;
</description><link>http://santaroja.blogspot.com/2012/11/herseyin-birseyi-var-yahu.html</link><author>noreply@blogger.com (La Santa Roja)</author><thr:total>8</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7580897.post-2355571777448074161</guid><pubDate>Tue, 29 Mar 2011 07:09:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-05-09T20:20:04.771+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">aşk meşk</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">olan biten</category><title>Uzun Cümleli Şanslı Yazı</title><description>Markette biber almayı düşünüp evde vardır diye vazgeçmişken, eve geldiğimde son 1 haftadır Macaristan&#39;da olmamdan mütevellit biberlerin çürüdüğünü gördüğümde üzerime çöken anlık bezginliğin ardından market poşetinden - muhtemelen bir sonraki ya da önceki müşteriden kalan - 3 adet biberin çıkmasının akabinde; ellerimi havaya kaldırıp &quot;E Allahım saol da hazır bana kıyak geçmeye başlamışken bir de sayısal çıkarsan, hı? Ha ayrıca bir de bu adamlarla ne halt etmek istediğimi bulmama yardım et bir zahmet.&quot; çingen pazarlığına girdiğim doğrudur. Başka türlü hareket etmek abesle iştigal olurdu.&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7580897&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;</description><link>http://santaroja.blogspot.com/2011/03/uzun-cumleli-sansl-yaz.html</link><author>noreply@blogger.com (La Santa Roja)</author><thr:total>4</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7580897.post-3965800468723760793</guid><pubDate>Wed, 09 Mar 2011 06:21:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-03-09T08:31:39.002+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">iş</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">olan biten</category><title>Schenger</title><description>Vize almak zorunda olmaktan nefret ediyorum, gerçi kimsenin bu iğrenç işlemi sevdiğini de sanmam. Ama şimdiye kadar Avrupa ülkelerinin hiçbirinde bir problemle de karşılaşmamıştım; şirket evrakları toparlar, acenteye gönderir, onlar da başvuruyu yapıp birkaç gün içinde fiks 6 aylık Schengen vizesiyle geri gönderirlerdi pasaportumu. 24 yaşına kadar yeşil pasaport güzelliğini yaşamış biri olarak daha fazlasını yüreğim kaldırmazdı zaten.&lt;br /&gt;Ve fakat n&#39;oldu? Sevgili Almanya vize alım prosesini değiştirdi! Artık son 24 ay içinde kullanılmış en az 2 tane kısa ya da 1 adet yıllık vizeniz yoksa, iş icabı gidiyor da olsanız kendiniz başvuracakmışsınız konsolosluğa. Anca 2 hafta sonrasına randevu alarak başvuruya gidebileceğinizi de aklınızda bulundurun. Hadi benim kullanılmış 3 tane 6 aylık Schengen&#39;im varmış da gitmekten kurtuldum diye seviniyordum ki acele etmişim, zira vize başvuru işleyişini değiştiren sevgili Almanya, vize sürelerini de değiştirmiş. O kadar evrak, başvuru, bekleyiş sonunda 90 günlük bir vizeyle kişisel rekorumu kırdım a dostlar. 90 gün nedir yahu?! Velhasıl kelam, Fransa vizeyi kolay ve uzun süreli veriyormuş; hadi herkeş oraya.&lt;a href=&quot;http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7580897&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;</description><link>http://santaroja.blogspot.com/2011/03/schenger.html</link><author>noreply@blogger.com (La Santa Roja)</author><thr:total>3</thr:total></item></channel></rss>