<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" standalone="no"?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><rss xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" version="2.0"><channel><title>Makale Box</title><description></description><managingEditor>noreply@blogger.com (Medium Türk)</managingEditor><pubDate>Sat, 7 Sep 2024 01:51:57 +0300</pubDate><generator>Blogger http://www.blogger.com</generator><openSearch:totalResults xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/">30</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/">1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/">25</openSearch:itemsPerPage><link>https://makalebox.blogspot.com/</link><language>en-us</language><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle/><itunes:category text="Society &amp; Culture"><itunes:category text="Personal Journals"/></itunes:category><itunes:owner><itunes:email>noreply@blogger.com</itunes:email></itunes:owner><item><title>Kahvenin Yayılışı Sufîlerin Etkileri  </title><link>https://makalebox.blogspot.com/2019/12/kahvenin-yayls-sufilerin-etkileri.html</link><category>Kahve tanımı</category><category>Kahve çeşitleri</category><category>Kahve çeşitleri nelerdir</category><category>Kahvenin tarihi</category><author>noreply@blogger.com (Medium Türk)</author><pubDate>Sat, 7 Dec 2019 03:00:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1904294719251209524.post-8060145873047184037</guid><description>&lt;div class="graf graf--p" name="5de5"&gt;
&lt;a class="markup--anchor markup--p-anchor" data-href="https://kahveagaci.xyz/kahvenin-yayilisi-sufilerin-etkileri.html" href="https://kahveagaci.xyz/kahvenin-yayilisi-sufilerin-etkileri.html" rel="noopener" target="_blank"&gt;&lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt;Kahvenin Yayılışı&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt; Sufîlerin Etkileri&lt;/strong&gt;, Sufî, kavram olarak tasavvuf yolunda nefis mücadelesini sürdürmekte olanlara mürit ve mutasavvıf ehli kişilerin, nefisleriyle yapmış oldukları mücadeleleri tamamlayıp kemale ermiş olanlarına denilmektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgHkyHc7PIc4hvkeSf-RZYxx6KYlJGlK2GGoJoJoQ2LBxiRjmHqkKurjqJHg3p3jErlX3n5Kq512lRQ0NByF4j1DFI0iNWxb3rg1rhW_Yxm7RKCJW_um-x_DL_GRZ3Ss23g9Ozh-vAm7ItY/s1600/bir-foto%25C4%259Frafta-kahve-tarihi_01-520x386.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="386" data-original-width="520" height="237" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgHkyHc7PIc4hvkeSf-RZYxx6KYlJGlK2GGoJoJoQ2LBxiRjmHqkKurjqJHg3p3jErlX3n5Kq512lRQ0NByF4j1DFI0iNWxb3rg1rhW_Yxm7RKCJW_um-x_DL_GRZ3Ss23g9Ozh-vAm7ItY/s320/bir-foto%25C4%259Frafta-kahve-tarihi_01-520x386.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="5de5"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="9b21"&gt;
&lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt;Sufîlik&lt;/strong&gt;, İslamiyet’in ilk yıllarındaki dünyeviliğine bir tepki olarak çıkmış olsa da, müritleri, toplumdan kendini soyutlamayı doğru bulmazlardı. Toplumdan kopuk bir yaşamdan ziyade bizzat toplumun bir parçası olduklarını asla unutmazlardı. Öyle ki 1454'de Habeşistan dağlarından getirilen kahve tohumlarıyla dervişlerin büyük bahçeler kurdukları söylenir.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="9b21"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="c18c"&gt;
Yemen’deki &lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt;sufî cemaatleri&lt;/strong&gt; hiçbir zaman dışa kapalı bir anlayışa sahip olmadıkları gibi dinsel törenlere günlük uğraşlarının elverdiği ölçüde katılırlardı. Bu sebepten müritlerin yapmış oldukları faaliyetler bir nevi boş zaman dervişliği idi. Bu anlayışa sahip olan müritleri için tarikata yahut tekkede yapılan törenler hiçbir zaman gizlenmesi gereken ayinler olarak görülmedi.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="c18c"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="3fa3"&gt;
ibadetlerini genel olarak geceleri gerçekleştiren sufiler, gündüzleri ise hayata kaldıkları yerden devam etmekteydiler. On ikinci yüzyılda Yemen’e ulaşan sufîlik öğretisi kahveyi tanıdı. Kahvenin Yayılışı On beşinci yüzyılda ise &lt;a class="markup--anchor markup--p-anchor" data-href="https://kahveagaci.xyz/kahvenin-tarihi-ve-ulkemiz-de-kahve.html" href="https://kahveagaci.xyz/kahvenin-tarihi-ve-ulkemiz-de-kahve.html" rel="noopener" target="_blank"&gt;&lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt;kahve içme&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt; âdeti&lt;/strong&gt; Yemenli sufîler tarafından benimsediğini görmekteyiz.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="3fa3"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="3fa3"&gt;
Kahve gece yapılan ayinlerde onların yalnızca dinç kalmasını sağlamadı. Ayrıca kahve çekirdeğinin kavrulurken geçirdiği değişim, kalplerinde yatan insan ruhunun değişimini de simgelemek idi.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="1936"&gt;
Zira &lt;a class="markup--anchor markup--p-anchor" data-href="https://kahveagaci.xyz/kahve-turleri.html" href="https://kahveagaci.xyz/kahve-turleri.html" rel="noopener" target="_blank"&gt;kahve çekirdeği&lt;/a&gt;&amp;nbsp;, &lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt;Şeyh Şazelî&lt;/strong&gt; gibi hak yolunda mesafe kat etmiş bir dervişin bulduğu içecekti. Kahve ise esmer bir Yemen dilberi olarak kısa zamanda mürşitlerin kalplerindeki sevgiye çoktan mazhar olmuştu.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="1936"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="51c1"&gt;
Kahve zamanla sufîliğin felsefesine hizmet ederek sufîlik ile birlikte anılacaktı. Belki de o dönemde ki sufîler kendilerini bir &lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt;kahve çekirdeği&lt;/strong&gt; ile simgesel olarak eş değerde görüyorlardı. Ham olarak geldikleri tekkelerde yapılan öğretilerle pişecekler, kendilerini keşfetme arayışını tamamladıktan sonraki aşamada ilahi aşka ulaşarak yanmayı tercih edeceklerdi.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="51c1"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="8d5a"&gt;
Bu söylediğimiz sadece bir varsayım olsa da lakin kahvenin &lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt;sufî dervişlerin&lt;/strong&gt; uzun gecelerde zikirlerine yoldaşlık ettiğini kesin olarak bilmekteyiz. Kahve çekirdeği bu uzun zikirlerin yapıldığı gecelerdeki kullanımı da tarikat kurallarına bağlı idi.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="8d5a"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="357b"&gt;
Kahve, sufîlik felsefesine uygun bir yöntemle tarikat üyelerine sunulurdu. Kırmızı kilden yapılmış büyük bir kaba (mâcûr), koydukları kahveyi her pazartesi ve cuma akşamı içerlerdi. Şeyhler küçük bir kepçeyle kahveyi alır ve içmeleri için müritlerine verirdi. Kepçe, sağa doğru elden ele verilirken, bir taraftan da zikir sözleri tekrarlanırdı.&lt;/div&gt;
&lt;h3 class="graf graf--h3" name="0a7e"&gt;
Kahvenin Yayılışı Sufîlerin Etkileri&lt;/h3&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="3f68"&gt;
Bu mistik içecek sadece ayinlerde özel olarak kullanılmamıştı. Kahve &lt;a class="markup--anchor markup--p-anchor" data-href="https://kahveagaci.xyz/kahve-bitkisi-saglik-etkisi.html" href="https://kahveagaci.xyz/kahve-bitkisi-saglik-etkisi.html" rel="noreferrer noopener noopener noopener" target="_blank"&gt;tarikat ritüeli &lt;/a&gt;dışında zaman içerisinde günlük yaşamın da bir parçası olmuştu. Çünkü kahve sadece geceleri uykusuzluğu sağladığı için kullanılmıyordu. Gün içerisinde tüketilen &lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt;kahve iştah kesmek&lt;/strong&gt; için birebir olmasının yanında &lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt;az yemey&lt;/strong&gt;i ve vücudun dinç kalmasını sağlıyordu.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="3f68"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="3286"&gt;
Sufîlerin birçoğu gündüzleri ihtiyaçlarını karşılamak için çalışan kişilerdi. kahve çekirdeği bir zaman sonra onlar için bir içecek olmaktan ziyade para kazanabilecekleri bir hal aldı. Öyle ki bazı talebeler kahve yapmayı öğrenerek bu içeceği sokaklarda &lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt;satışa sunarak&lt;/strong&gt; harçlıklarını çıkarmaya başlamışlardır. Konuya ilişkin olarak bir örnek vermek gerekirse Halep’te yetenekli bir şair olan Abdullah el-Yusufî ulemadan din ve dilbilimi dersleri alırken aynı zamanda pazarda kahve satıcısı olarak çalışıyordu.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="3286"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="c8ab"&gt;
Kahvenin toplum nazarında tanınmasında sufîlerin toplum içerisindeki yaşantısı önemli derecede etkili olmuştur. Eğer ki sufîlik kapalılığı önde tutan bir akım olsaydı yani Hıristiyan manastır yaşamında olduğu gibi yüksek duvarların gerisine ve binaların içene kapanmış olsa idi kahve içme âdeti sadece çok az sayıdaki tarikat mensubuna bahşedilen, gizli bir âdet olarak kalabilirdi.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="c8ab"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="0f30"&gt;
Ama öyle olmadı. Zaman içerisinde kahvenin yayılışı, tekke ve müritlerden sıyrılarak toplumun kullandığı bir içecek haline geldi. Habeşistan’da keşfedilen kahvenin dünyaya yayılma süreci Yemen’den böylelikle başlayacaktı. Yemenli &lt;a class="markup--anchor markup--p-anchor" data-href="https://islamansiklopedisi.org.tr/sufi" href="https://islamansiklopedisi.org.tr/sufi" rel="nofollow noopener noreferrer noopener noopener" target="_blank"&gt;sufîler&lt;/a&gt; tarafından kahve özellikle Arap Yarımada’sındaki ahaliye tanıtılacaktı.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="0f30"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="86f0"&gt;
On beşinci yüzyılın son on yılında Mekke topraklarına giriş yapan kahve, on altıncı yüzyılın ilk çeyreğinde Kahire’de kendine yer bulmuştur. Kahvenin Yakın doğu coğrafyasında tanınma süreci ise &lt;em class="markup--em markup--p-em"&gt;kutsal topraklardaki &lt;/em&gt;yaygın kullanımı sayesinde olacaktı.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="86f0"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="c64d"&gt;
Kahvenin Yayılışı Sufîlerin Etkileri, &lt;a class="markup--anchor markup--p-anchor" data-href="https://kahveagaci.xyz/" href="https://kahveagaci.xyz/" rel="noopener" target="_blank"&gt;Kahve Ağacı&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgHkyHc7PIc4hvkeSf-RZYxx6KYlJGlK2GGoJoJoQ2LBxiRjmHqkKurjqJHg3p3jErlX3n5Kq512lRQ0NByF4j1DFI0iNWxb3rg1rhW_Yxm7RKCJW_um-x_DL_GRZ3Ss23g9Ozh-vAm7ItY/s72-c/bir-foto%25C4%259Frafta-kahve-tarihi_01-520x386.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><title>İşyerinde Cinsel Taciz</title><link>https://makalebox.blogspot.com/2019/12/isyerinde-cinseltaciz.html</link><category>Mobbing ne demek</category><author>noreply@blogger.com (Medium Türk)</author><pubDate>Sat, 7 Dec 2019 02:59:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1904294719251209524.post-7989349249731352059</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh0FAJjyVWPMproO_pyN-c8bbayLapMFNuxgNDm2FpGEF-hEPmF7Mjn72ktve28ENsHUpWP11F4g5z_5MXONf_WoFc1FR7XcZjklgjXBgk7IOjSCuBrCsBDgFwqnN45u6l8zYbQJbgGXN2N/s1600/mobbing-nedir-mobbing-ne-demek.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="188" data-original-width="320" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh0FAJjyVWPMproO_pyN-c8bbayLapMFNuxgNDm2FpGEF-hEPmF7Mjn72ktve28ENsHUpWP11F4g5z_5MXONf_WoFc1FR7XcZjklgjXBgk7IOjSCuBrCsBDgFwqnN45u6l8zYbQJbgGXN2N/s1600/mobbing-nedir-mobbing-ne-demek.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;section class="section section--body" name="ef64"&gt;&lt;div class="section-divider"&gt;
&lt;hr class="section-divider" /&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class="section-content"&gt;
&lt;div class="section-inner sectionLayout--insetColumn"&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="5cb0"&gt;
&lt;a class="markup--anchor markup--p-anchor" data-href="https://mobbingsozluk.com/isyerinde-cinsel-taciz.html" href="https://mobbingsozluk.com/isyerinde-cinsel-taciz.html" rel="noopener" target="_blank"&gt;İşyerinde Cinsel Taciz&lt;/a&gt;, tüm dünyada yaygın şekilde inceleme konusu yapılan ciddi bir sorundur. Almanya’da, Federal Bakanlık, gençler ve aileler için yaptığı bir araştırmada çalışan kadınların % 72'sine bir anket yaparak işyerinde tacize uğrayıp uğramadıklarını sorduğunda, bu ankete katılanların %50'sinden fazlası işyerinde sözlü ya da yazılı tacize maruz kaldığını belirtmiştir.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="5cb0"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="494d"&gt;
Her üç kişiden biri, uğradığı tacize katlanmak zorunda kaldığını belirtmiştir. Kadınların %3'ü zoraki seksüel davranışlar ya da en azından seksüel içerikli tacizlerle karşı karşıya kaldıklarını belirtmişlerdir.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="494d"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="3b3b"&gt;
&lt;a class="markup--anchor markup--p-anchor" data-href="https://mobbingsozluk.com/bankacilik-sektorunde-baski.html" href="https://mobbingsozluk.com/bankacilik-sektorunde-baski.html" rel="noopener" target="_blank"&gt;Cinsel taciz&lt;/a&gt;, cinsel amaçlı olarak yapılan tacizdir. Cinsel taciz doktrinde farklı şekillerde tanımlanmıştır. Cinsel taciz, “çocuklara, kadınlara veya erkeklere aile içi veya dışı, tanıdık veya yabancı bir kimse tarafından yöneltilen cinsel şiddet içeren her türlü istismardır.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="3b3b"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="c7d6"&gt;
Cinsel tacizi, “ cinsel anlam taşıyan ya da cinsel temele dayalı ve istenmeyen davranışlar” olarak tanımlanmıştır. Kişinin onurunu çiğnemeyi amaçlayan özellikle yıldırıcı, düşmanca, değersizleştirici, aşağılayıcı ya da incitici bir ortam yaratan ve kişinin isteği dışında gerçekleşen sözlü, sözlü olmayan ya da fiziksel her türlü cinsel içerikli tavırdır.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="c7d6"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="71ca"&gt;
Psikolojik taciz ise, işyerinde bir veya birden çok ast — üst ya da üçüncü bir kişi tarafından sistemli bir şekilde ve düşmanca, onur kırıcı ve süreklilik gösterecek şekilde, farklı sebeplerle gerçekleştirilen, karşı tarafı psikolojik olarak yıldırma davranışlarıdır.&lt;/div&gt;
&lt;h3 class="graf graf--h3" name="1b72"&gt;
İşyerinde Cinsel Taciz&amp;nbsp;;&lt;/h3&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="3cdc"&gt;
Psikolojik tacizde amaç, işçinin kişiliğini, onurunu aşağılamak, onu rencide etmek ve işçiyi yıldırarak işyerinden ayrılmasını ya da çıkarılmasını sağlamak olduğu halde, cinsel tacizde amaç, cinsiyet temeline dayalı olarak mağdura eziyet etmek ya da cinsel çıkar sağlamaktır.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="3cdc"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="5487"&gt;
Bu ayrım dışında, cinsel tacizde mağdur tarafından istenmeyen davranış failin anlık bir hareketiyle olabilir. Psikolojik tacizde ise, taciz davranışları sistemli ve süreklilik arzeden davranışlardır.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="abf7"&gt;
Ayrıca cinsel taciz her cinsiyet için geçerli olsa da cinsel tacizin mağdurları genellikle kadınlardır.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="abf7"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="abf7"&gt;
Psikolojik tacizde ise, cinsiyet ile taciz mağduru arasındaki ilişki incelendiğinde, mağdurun cinsiyetinin ön planda olmadığı söylenebilecektir. Psikolojik taciz mağdurlarının cinsel taciz mağdurlarına nazaran ihmâl edildiği görülmektedir.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="abf7"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="0150"&gt;
&lt;a class="markup--anchor markup--p-anchor" data-href="https://mobbingsozluk.com/" href="https://mobbingsozluk.com/" rel="noopener" target="_blank"&gt;Psikolojik taciz&lt;/a&gt;, son yıllarda oldukça sık rastlanan taciz türü olmasına karşın cinsel tacize karşı olan hassasiyet psikolojik taciz için mevcut değildir. Bunun nedeni de, kanaatimizce, psikolojik tacizin genel olarak alışılagelmiş bir davranış biçimi olarak kabul edilmesidir&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="0150"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="2254"&gt;
İş yerinde cinsel tacize maruz kalanlar genelde kadın çalışanlar oluyor. Bunun sebebi ise kolaylıkla tahmin edilebileceği üzere erkek egemen toplumda kadının cinsiyet rolünün hiyerarşinin alt basamağında yer alması. Ayrıca cinsel tacizi önlemeye yönelik politikalardaki tutarsızlıklar, cinsel taciz karşısındaki yaptırımların yetersizliği, yöneticilerin cinsel taciz konusundaki duyarsızlığı ve şirket kültüründeki ataerkil uygulamalar cinsel tacizin meşrulaşmasında önemli rol oynuyor.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="2254"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="bd78"&gt;
&lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt;Bu nedenle cinsel taciz durumunda kadınların haklarını savunmaları ya da sessiz kalmamaları tek başına yeterli olmuyor. Erkek çalışanların da en az kadın çalışanlar kadar cinsel taciz konusunda bilinçli olmaları ve cinsel taciz karşısında sessiz kalmamaları gerekiyor.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;ul class="postList"&gt;
&lt;li class="graf graf--li" name="71ff"&gt;&lt;strong class="markup--strong markup--li-strong"&gt;Olayı yaşadığınız ya da şahit olduğunuz anda hiç beklemeden tepki verin. &lt;/strong&gt;Sözlü bir şekilde karşı tarafın davranışının sizi rahatsız ettiğini açık açık belirtin. Özellikle cinsel tacize şahit olan taraftaysanız, bu konu karşısındaki rahatsızlığınızı belirtmeniz tacizde bulunan kişiyi caydırmak konusunda çok daha başarılı olacaktır.&lt;/li&gt;
&lt;li class="graf graf--li" name="9314"&gt;&lt;strong class="markup--strong markup--li-strong"&gt;Sizi rahatsız eden kişinin cinsel taciz olarak nitelendirilebilecek tüm davranışlarını tarih ve saat detaylarıyla birlikte yazarak not edin.&lt;/strong&gt; Taciz durumunu gerekli mercilere şikayette bulunacağınızda bu notlar somut delil niteliği taşıyacak ve probleminizi daha açık ve net ifade etmenize olanak sağlayacaktır.&lt;/li&gt;
&lt;li class="graf graf--li" name="4356"&gt;İşyerinde Cinsel Tacize&lt;strong class="markup--strong markup--li-strong"&gt; uğradığına şahit olduğunuz kişilere durumun farkında olduğunuzu belirtin ve yapılabilecekler konusunda taciz mağdurunun uygun gördüğü sınırlar çerçevesinde diğer çalışanları ve yöneticilerinizi harekete geçirmeye çalışın.&lt;/strong&gt; Unutmayın, tacize uğrayan kişi yalnız olmadığını hissettiğinde aksiyona geçmek konusunda çok daha istekli ve motive olacaktır.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="d3a5"&gt;
Sonuç olarak, İşyerinde Cinsel Taciz psikolojik tacizin bir aracı ya da bir alt başlığı olarak kabul edilebilir. Çünkü psikolojik tacizle cinsel taciz arasında temel farklılıklar olmasına karşın, psikolojik tacizin cinsel içerikli olması halinde psikolojik tacizle cinsel taciz örtüşecektir. Bu durumda cinsel taciz psikolojik tacizin gerçekleştirilmesinde bir araç olacaktır.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="d3a5"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="7aec"&gt;
İşyerinde Cinsel Taciz, &lt;a class="markup--anchor markup--p-anchor" data-href="https://mobbingsozluk.com/" href="https://mobbingsozluk.com/" rel="noopener" target="_blank"&gt;Mobbing&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="7aec"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/section&gt;&lt;section class="section section--body" name="e885"&gt;&lt;div class="section-divider"&gt;
&lt;hr class="section-divider" /&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class="section-content"&gt;
&lt;div class="section-inner sectionLayout--insetColumn"&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="e351"&gt;
&lt;em class="markup--em markup--p-em"&gt;Originally published at &lt;/em&gt;&lt;a class="markup--anchor markup--p-anchor" data-href="https://mobbingsozluk.com/isyerinde-cinsel-taciz.html" href="https://mobbingsozluk.com/isyerinde-cinsel-taciz.html" rel="noopener" target="_blank"&gt;&lt;em class="markup--em markup--p-em"&gt;https://mobbingsozluk.com&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;em class="markup--em markup--p-em"&gt; on May 7, 2019.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/section&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh0FAJjyVWPMproO_pyN-c8bbayLapMFNuxgNDm2FpGEF-hEPmF7Mjn72ktve28ENsHUpWP11F4g5z_5MXONf_WoFc1FR7XcZjklgjXBgk7IOjSCuBrCsBDgFwqnN45u6l8zYbQJbgGXN2N/s72-c/mobbing-nedir-mobbing-ne-demek.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><title>Yeni Medyanın Özellikleri</title><link>https://makalebox.blogspot.com/2019/12/yeni-medyann-ozellikleri.html</link><category>medya</category><category>sosyal medya</category><category>Sosyal Medya Pazarlaması</category><category>Sosyal medya yönetimi</category><author>noreply@blogger.com (Medium Türk)</author><pubDate>Sat, 7 Dec 2019 02:58:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1904294719251209524.post-1283459547250364268</guid><description>&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgFXhpJzisHYO5tPKFtSvI7zrj9fNviI94TQd8RYV3R2tT5YXySzPU6wi9Nr3_9EerP0ItUn4dcUEh18XIORca69SgWZJ0zhBvvBYz6QnCl2WugfP3rZAJp2r2t2kOfqomo1sjA-OccIIZW/s1600/1sos.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="206" data-original-width="476" height="138" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgFXhpJzisHYO5tPKFtSvI7zrj9fNviI94TQd8RYV3R2tT5YXySzPU6wi9Nr3_9EerP0ItUn4dcUEh18XIORca69SgWZJ0zhBvvBYz6QnCl2WugfP3rZAJp2r2t2kOfqomo1sjA-OccIIZW/s320/1sos.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;section class="section section--body" name="6b64"&gt;&lt;div class="section-divider"&gt;
&lt;hr class="section-divider" /&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class="section-content"&gt;
&lt;div class="section-inner sectionLayout--insetColumn"&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="0bea"&gt;
Bu temel özellikler &lt;a class="markup--anchor markup--p-anchor" data-href="https://sosyalmedyapazarlama.xyz/yeni-medyanin-ozellikleri.html" href="https://sosyalmedyapazarlama.xyz/yeni-medyanin-ozellikleri.html" rel="noopener" target="_blank"&gt;yeni medya&lt;/a&gt; yı geleneksel medya karşısında üstün tutan niteliklerdir, kapsamları ise şu şekilde aktarılabilir:&lt;/div&gt;
&lt;ul class="postList"&gt;
&lt;li class="graf graf--li" name="f9e6"&gt;&lt;strong class="markup--strong markup--li-strong"&gt;Etkileşim&lt;/strong&gt;: Yeni medyada birey-birey ve birey-kitle arasında eş zamanlı bir etkileşim söz konusudur. Gerek internetteki birçok yapılanma gerekse sosyal medya bireylere birbirleri ile ve toplumla mesaj-dönüt olanağı sağlamaktadır.&lt;/li&gt;
&lt;li class="graf graf--li" name="b4b9"&gt;&lt;strong class="markup--strong markup--li-strong"&gt;Kitlesizleşme&lt;/strong&gt;: Geleneksel medyanın birden fazla insan topluluğuna yönelik olarak ilettiği iletilere karşın yeni medyada akıllı teknoloji sistemlerinin gelişmesiyle birlikte kişiye özel iletiler gönderilebilmekte, kitlesizleşme söz konusu olabilmektedir.&lt;/li&gt;
&lt;li class="graf graf--li" name="0a05"&gt;&lt;strong class="markup--strong markup--li-strong"&gt;Eşzamansızlık&lt;/strong&gt;: Yeni medya teknolojilerindeki en önemli özellikle etkileşim doğrultusunda gerçekleşen hızdır. Bu hızdan ötürü kişi mesajına veya komutuna yönelik olarak eşzamanlı bir karşılık alabilmektedir.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="5dbe"&gt;
&lt;a class="markup--anchor markup--p-anchor" data-href="https://sosyalmedyapazarlama.xyz/yerel-medya-degisimi.html" href="https://sosyalmedyapazarlama.xyz/yerel-medya-degisimi.html" rel="noopener" target="_blank"&gt;Yeni medya &lt;/a&gt;bir çok açıdan geleneksel medyadan farklılık göstermektedir ve bu farklılıklar yeni medyanın temel özellikleridir. Yeni medya sayısal ve ağ temellidir, sanal ve interaktif, hiper metinsel ve simülasyon özelliklerini bünyesinde barındırır.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="5dbe"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="c2f6"&gt;
&lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt;Yeni Medyanın Özellikleri ile beraber farklılaşan iletişim aşamalarının özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz&amp;nbsp;:&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;ul class="postList"&gt;
&lt;li class="graf graf--li" name="8628"&gt;İletişimin hızlanması&lt;/li&gt;
&lt;li class="graf graf--li" name="66b6"&gt;Ulaşılabilen bilgi derecesinde artış&lt;/li&gt;
&lt;li class="graf graf--li" name="46f7"&gt;Etkileşim yeteneğinin artışı&lt;/li&gt;
&lt;li class="graf graf--li" name="1eea"&gt;Toplumsal yayıncılıktan kişisel yayıncılığa&lt;/li&gt;
&lt;li class="graf graf--li" name="19c1"&gt;Medyanın ademi merkezileşmesi ile sahiplik ve kontrol problemi&lt;/li&gt;
&lt;li class="graf graf--li" name="0479"&gt;Alıcı denetimi&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;h3 class="graf graf--h3" name="ed69"&gt;
Etkileşim, Yeni Medyanın Özellikleri&lt;/h3&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="dd12"&gt;
Yeni medya teknolojilerinin en önemli özelliği interaktif olması yani kişilerin tek taraflı bir iletişime değil de karşılıklı bir iletişime sahip olmalarıdır. İnteraktif olma özelliği özellikle cep telefonlarının internete bağlanabilmesiyle başlayan ve kişilerin bu sayede her ortamda internete bağlanarak iletişim kurabilmeleriyle gelişen bir durumdur.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="dd12"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="fad5"&gt;
İlk aşama iletişimin karşılıklı olarak sağlandığı mekan boyutudur. Etkileşimliliğin ikinci aşaması eşzamanlılık boyutudur. Etkileşimli bir iletişim aracı olarak e-posta kişilere cevap yazmak için belirli bir zaman tanımakta iken aynı anda karşılıklı diyaloglarla ilerleyen iletişimde interaktifliğin niteliği artmaktadır.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="fad5"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="f5ad"&gt;
İletişim sürecinde tarafların iletiler üzerindeki denetimini arttırabilmesi interaktifliğin eylem boyutudur. &lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt;Etkileşimliliğin son ve en önemli aşaması ise&lt;/strong&gt; zihinsel süreçte ortaya çıkmaktadır. Bu aşama iletişimin başarıya ulaşmasını etkileyen temel noktayı yani tarafların birbirini anlayabilmesini ifade etmektedir.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="f5ad"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="8006"&gt;
Yeni medyanın sunduğu etkileşim özelliği ile birlikte karşılıklı iletişimin çok katmanlı özelliği öne çıkmaktadır. Bu çok katmanlı özelliği ile birlikte paylaşımların etkileşim ve eş zamanlı olma özelliği de ortaya çıkmaktadır.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="8006"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="6622"&gt;
İletişimin eş zamanlı olması ise yeni medyanın iletişim sürecindeki rolünü artırmaktadır.&lt;/div&gt;
&lt;h3 class="graf graf--h3" name="3cf1"&gt;
Kitlesizleştirme, Yeni Medyanın Özellikleri&lt;/h3&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="31ff"&gt;
Geleneksel medyada haber ve söylemler birden çok kişiye yönelik olarak sunulurken, yeni medyada kitle algısı güdülmeden iletişim kurulmaktadır.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="31ff"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="b0b1"&gt;
Geleneksel medyanın maliyeti fazla olduğu için kitle iletişim araçları yoluyla verilen haber ve duyurularda tek tek özne veya küçük bir kitle değil, daha büyük bir kitlenin varlığı esas alınmaktaydı.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="62a2"&gt;
Fakat yeni medyada kişilerin birden çok veya az kişiye ulaşma olanağı kitle tanımını parçalayarak tek tek öznelere yükleyebildiği için kitlesizleşme oluşmaktadır.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="62a2"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="0aef"&gt;
Yeni medyanın yaygınlaşmasıyla ile beraber kontrol; mesaj yapandan alıcıya doğru yön değiştirmiştir. Bunun sonucu olarak mesajları alan bireylerin, yeni medyada merkeze geçtiği görülmektedir.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="0aef"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="6ea2"&gt;
Bu durumda özel iletişime geçiş de de imkanlar fazlalaşmıştır. Varılan aşamada yeni medyanın bireysel hitap etmesi sonucu ortaya çıkmıştır. İnternet üzerinden mesaj üretenlerle mesajları alan kişiler arzu ettiği takdirde iletişim sağlayabilmektedirler.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="6ea2"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="9e49"&gt;
Kitlesizleşmenin ulaştığı bu paralel de sadece sosyal medya uygulamalarının değil televizyon kanallarının da günden güne çeşitlendiği görülmektedir. İrili ufaklı yüzlerce televizyon kanalı kitlesizleşmenin örneğini farklı beklentilere cevap vererek sergilemektedir.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="9e49"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="fc02"&gt;
Aynı zamanda internet üzerinden gerçekleştirilen yüzbinlerce değişik kanal vasıtasıyla da bu süreç desteklenmektedir. &lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt;Sadece Youtube aracılığıyla yüzbinlerce canlı yayına ve kanala erişilebilmektedir.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="fc02"&gt;
&lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="1705"&gt;
Kitle iletişiminde denetimin alıcı kimliğine sahip olan kullanıcıların kontrolüne geçmesi olarak açıklanabilen kitlesizleştirme; Alıcıların her biri ile özel iletişimi olanaklı hale getirmektedir.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="6221"&gt;
Geleneksel medya organı olarak televizyon tek bir yayını geniş kitlelere ulaştırırken bir yeni medya organı olarak Youtube simultane olarak binlerce kullanıcıya birbirinden değişik yayın hizmeti vermektedir.&lt;/div&gt;
&lt;h3 class="graf graf--h3" name="cbfc"&gt;
Eşzamansızlık, Yeni Medyanın Özellikleri&lt;/h3&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="f2f2"&gt;
Geleneksel medyada büyük bir kitleye karşı sunulan haberlerin geri dönüşü alınmamaktadır. Yeni medya ise interaktif olmasıyla birlikte eş zamanlı olarak haber ve olaylara karşı verilen tepkilerin alınmasını sağlamaktadır.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="f2f2"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="55e4"&gt;
Bu özellik aynı zamanda geniş halk kitlelerinin duygu durumunu, sosyal olaylara verdikleri tepkileri ve nabız ölçmeyi göstermesi adına oldukça önem arz etmektedir.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="55e4"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="aa0e"&gt;
Eşzamansızlık her kullanıcı için takip edilen medya ögesini arzu ettikleri zamanda devam ettirme ya da durdurma hürriyeti sağlamaktadır. Bu hürriyet ile beraber medyanın eş zamanlığı gerek kalmamaktadır.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="aa0e"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="151c"&gt;
Fakat bu eş zamansızlığın sağlamasında bazı yenilikler ve özellikler de birlikte oluşmaktadır. Örneğin; bir mesajı alma ya da gönderme eş zamansızlık olduğu için devamlı hale gelmiştir. Bu durumda bir önceki özellik olan kitlesizleşme ile beraber mesajlar üzerinde denetimler alıcının kontrolünde olmaktadır.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="151c"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="c4da"&gt;
Tamamen kullanıcının kontrolünde olan bu mesajlar belirli bir süre de gönderilmemektedir. Bu durum, eşzamansızlık unsurunun en göze çarpan karakteristik özelliklerinden biri olarak da iletinin gönderilmesi ile ‘aynı anda’ başlamayan iletişim sürecidir.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="c4da"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="59c0"&gt;
&lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt;Yeni medyanın eşzamansızlığı &lt;/strong&gt;kullanıcılarına birçok farklı olanak sağlamaktadır. Bu konuda yapılan internet üzerinden eğitimler ilk öne çıkanlardandır.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="59c0"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="b409"&gt;
Birçok üniversite ve fakülte internet üzerinden yayınlar yaparak eğitimler vermektedir. Ayrıca uzaktan eğitim metoduyla birçok farklı üniversiteden de eğitim alınabilmektedir.&lt;/div&gt;
&lt;h4 class="graf graf--h4" name="57ea"&gt;
Çoklu Ortam, Yeni Medyanın Özellikleri&lt;/h4&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="03ad"&gt;
Çoklu ortam veya multimedya, internet kullanıcılarının verileri birden çok ortamda kullanabilmesi anlamına gelmektedir. Bir içeriğin ses, görüntü veya video olarak sunulması çoklu ortam sayesinde gerçekleşmektedir.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="03ad"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="3fc8"&gt;
Bugün özellikle eğitim alanlarında çoklu ortamın avantajları görülmektedir. Bir videonun aynı zamanda ses kaydı şeklinde yayınlanması yeni medya teknolojilerinin bu özelliği ile ilişkilendirilebilmektedir&amp;nbsp;,&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="3fc8"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="ae70"&gt;
&lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt;Çoklu ortam&lt;/strong&gt; bir başka tanımlanmasıyla geleneksel bir medya olmayan bir özelliği temsil etmektedir. yenimedya düzeninde bir mesaj iletilmek istenirken birden fazla farklı sosyal medya ortamına gönderme yaparak çoklu ortamı oluşturabilmektedir.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="ae70"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="f5dd"&gt;
Bu bağlamda mesaj veren ile alan arasında tek bir kaynak ya da yol yoktur. Çoklu ortam aynı zamanda etkileşimlilik de sağlayarak yeni medyanın bir başka özelliğini ortaya koymaktadır.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="f5dd"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="6c3c"&gt;
&lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt;Multimedya&lt;/strong&gt; “ses, illüstrasyon, metin, durağan ve hareketli görüntüler gibi mevcut tekniklerin aynı potada kaynaştırılmasıdır”. Bilgi sanayii ile giderek artan multimedya hizmetleri arasında elektronik yayıncılık, videofon, video-konferans, bilgisayar destekli tasarım-mühendislik-ortak çalışma-üretim, tele çalışma, tele sağlık-pazarlama-alışveriş-öğretim ile tele oyunlar ve arzuya bağlı videolar gibi eğlence hizmetleri yer almaktadır.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="6c3c"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="fb53"&gt;
Yeni medyanın ana ögelerinden biri olan çoklu ortam, ses ve metin, sabit ve hareketli görüntü gibi değişik öğelerin birlikte kullanılması olarak tanımlanabilir. Ses, metin, animasyon, hareketli görüntü, durağan görüntü materyallerine internet yoluyla ulaşılabilmektedir.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="fb53"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="c06e"&gt;
Akıllı telefon, tablet ve bilgisayarlar kanalıyla kullanılabilen medya unsurlarını kapsayan kavrama çoklu ortam denilmektedir.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="c06e"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="1568"&gt;
Zaman içeresinde bu içerikleri saklayabilen, çalıştırabilen ve işleyebilen araçlar da bu zeminde kavramsallaştırılmıştır. Bir video ya da ses kaydı doğrusal bir içerik şeklinde açıklanırken, bir bilgisayar oyunu çoklu ortam içeriği olarak tanımlanmaktadır.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="1568"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="e9fd"&gt;
&lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt;&lt;em class="markup--em markup--p-em"&gt;İnternet ve sosyal medya kullanımında çoklu ortamların olması yeni medyanın yayılım alanlarını da genişletmektedir&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="e9fd"&gt;
&lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt;&lt;em class="markup--em markup--p-em"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="5a07"&gt;
Yeni Medyanın Özellikleri, &lt;a class="markup--anchor markup--p-anchor" data-href="https://sosyalmedyapazarlama.xyz/" href="https://sosyalmedyapazarlama.xyz/" rel="noopener" target="_blank"&gt;sosyal medya pazarlaması nedir&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="5a07"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/section&gt;&lt;section class="section section--body" name="dcfc"&gt;&lt;div class="section-divider"&gt;
&lt;hr class="section-divider" /&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class="section-content"&gt;
&lt;div class="section-inner sectionLayout--insetColumn"&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="21da"&gt;
&lt;em class="markup--em markup--p-em"&gt;Originally published at &lt;/em&gt;&lt;a class="markup--anchor markup--p-anchor" data-href="https://sosyalmedyapazarlama.xyz/yeni-medyanin-ozellikleri.html" href="https://sosyalmedyapazarlama.xyz/yeni-medyanin-ozellikleri.html" rel="noopener" target="_blank"&gt;&lt;em class="markup--em markup--p-em"&gt;https://sosyalmedyapazarlama.xyz&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;em class="markup--em markup--p-em"&gt; on May 27, 2019.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/section&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgFXhpJzisHYO5tPKFtSvI7zrj9fNviI94TQd8RYV3R2tT5YXySzPU6wi9Nr3_9EerP0ItUn4dcUEh18XIORca69SgWZJ0zhBvvBYz6QnCl2WugfP3rZAJp2r2t2kOfqomo1sjA-OccIIZW/s72-c/1sos.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><title>Efsaneler söylenceler neler neler</title><link>https://makalebox.blogspot.com/2019/12/efsaneler-soylenceler-nelerneler.html</link><category>efsane</category><category>Mitoloji</category><author>noreply@blogger.com (Medium Türk)</author><pubDate>Fri, 6 Dec 2019 08:46:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1904294719251209524.post-6400247568208901831</guid><description>&lt;br /&gt;
&lt;section class="section section--body" name="b543"&gt;&lt;div class="section-divider"&gt;
&lt;hr class="section-divider" /&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class="section-content"&gt;
&lt;div class="section-inner sectionLayout--insetColumn"&gt;
&lt;h3 class="graf graf--h3 graf--empty"&gt;
&lt;/h3&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;figure class="graf graf--figure" name="4b88"&gt;&lt;img class="graf-image" data-height="810" data-image-id="0*sB1uVqOdYlmn6d7k.jpg" data-is-featured="true" data-width="1440" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/800/0*sB1uVqOdYlmn6d7k.jpg" /&gt;&lt;/figure&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="7820"&gt;
&lt;a class="markup--anchor markup--p-anchor" data-href="https://yagsatarizbalsatariz.com/yunan-ve-roma-soylenceleri.html" href="https://yagsatarizbalsatariz.com/yunan-ve-roma-soylenceleri.html" rel="noopener" target="_blank"&gt;Efsaneler&lt;/a&gt; söylenceler neler neler; İnsan deneyimlerinin simgesi oldukları için, çeşitli bilim adamlarının bakış açılarına bağlı olarak, söylencelerin çok çeşitli biçimlerde çözümlenmeleri mümkündür. Yıllar Önce pek çok uzman, söylenceleri dış çevrenin simgeleri olarak görürdü.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="7820"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="5403"&gt;
Söylenceleri yaratanların doğayı gözlemledikleri ve insan davranışlarını buna koşut biçimde yorumladıkları düşünülmüştü, örneğin, kahramanların güneşi temsil ettiği, güneş ışınlarının simgesi olan kılıçlar kullanarak, bulutlar ve gece karanlığı gibi güneşin düşmanlarını temsil eden canavarlarla savaştıkları kabul edilmişti. Böylece her kahramanlık hikâyesi, gece ile gündüz; daha geniş anlamda, İyi ile kötü arasındaki çatışmanın bir simgesi sayılmıştı.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="5403"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="59dd"&gt;
20. yy.’da, söylencelerin dış çevreye bağlı simgesel yorumu yerini bilinçaltının oluşturduğu iç çevreye bırakmıştır. Sigmund Freud ve onun gibi düşünenler, söylenceleri insanın bilinçaltındaki istek, korku ve güdülerinin bir ifadesi olarak görmüşlerdir, örneğin Otto Rank, geleneksel kahramanın özelliklerini bebek düşmanlığı, çocukluk fantezileri ve babaya karşı isyan olarak açıklamıştır.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="59dd"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="9ead"&gt;
Cari Jung ve Cari Kerenyi, Erich Neumann ve daha geniş anlamda Joseph Campbell de aralarında olmak üzere Freudistler, söylenceleri evrensel ve ortaklaşa bilinçaltının ifadesi olarak görürler. Onlara göre, doğuştan gelen psikolojik Özellikler, tüm dünyada ve tarih boyunca insanların yaşamın akışına nasıl yanıt verdiklerini, ne gibi deneyimler yaşadıklarını belirler.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="9ead"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="95f2"&gt;
İnsanın ortak bilinçaltı anne, çocuk, kahraman, dev veya sahtekâr gibi arketipleri içerir; ama bunlar Batı İmge çerçeveleridir. Bireyin özel yaşam deneyimi, arketip imgelerin hangi özel biçim ve yolla ifade edileceğini belirler. Yani dünyanın her tarafından çeşitli söylencelerin pek çok benzer konu İçermesi, ortaklaşa bilinçaltının varlığını göstermektedir. Bu temaların işlenişinin farklı olması ise, her kültürün özel fiziksel, toplumsal, ekonomik ve siyasal koşullarının arketipleri etkileyişini yansıtmaktadır.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="95f2"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="d45a"&gt;
Bu yüzyılın bilginleri, söylenceleri başka şekillerde de yorumlamışlardır. Bir din tarihçisi olan Mircea Eliade, söylencelerin ciddi dinsel deneyimlerden ortaya çıktıklarını ve dinin özünü oluşturduklarını savunur.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="d45a"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="dbfa"&gt;
Söylencelere yapı ve kullanım kazandıran kutsal deneyimlerdir. Eski dünya; farklı tek tanrılı ve çok tanrılı dinler&amp;nbsp;, doğa tapımı ve ata tapımı gibi dini düşünce ve biçimler bolluğunu bir arada içerir. Sonuç olarak, bir kültürden diğerine çok sayıda benzerlik ve bağlantı bulunabilir. İlahların niteliği, yaratılış söylenceleri, kurbanlar, ayinler, ölüm ve cennet gibi dini kavramların farklı yönlerine İlişkin araştırmalar bunu ortaya koymaktadır.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="dbfa"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="82f6"&gt;
Antropolog Paul Radin, söylencelere ekonomik bakış açısıyla yaklaşır. Bireyin yetersiz yiyecek ve zayıf teknolojiden doğan ekonomik belirsizliğe karşı verdiği yaşamda kalma mücadelesi, hayatın mutsuz ve kısa olacağı yönünde bir korku yaratır. Dini önderler, genellikle toplumun siyasal önderleriyle de işbirliği yaparak bu korkuları, kendi maddi çıkarları için İstismar ederler.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="82f6"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="ef0c"&gt;
Antropolog Claude Levi-Strauss, söylenceleri deneyimlerin birer simgesi ya da aktarılan hikâyeler olmaktan çok, soyut kurgular olarak düşünür. Tüm insanların düşünce yapıları tek tiptir ve sorunlarını hep aynı yollardan çözmeleri de bunu ortaya koyar.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="ef0c"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="f604"&gt;
Söylenceler özdeş düşüncelerin ürettiği özdeş ürünlerdir, bu nedenle de tüm dünya söylenceleri ortak bir yapı gösterir. Yaşam ve ölüm ya da doğa ve kültür gibi birbirine karşıt güçler arasındaki çelişmeleri ortaya koyar. Belli bir söylencenin anlamını keşfetmek için, simgesel anlamından ya da metin içeriğinden çok, altındaki yapıda odaklanmak gerekir. Bu yapı, değiş­mez biçimde toplumsal ilişkilerdeki ve ekonomik sorunlardaki gerilimleri ortaya koyar.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="f604"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="9c30"&gt;
Söylencelerin çözümlenmesi, teknolojileri ne denli ilkel olursa olsun, insanların zihinsel olarak aşağı olmadıklarını kanıtlar. İnsanların söylenceleri, yaşadıkları dünyayı anlayabilecek entelektüel yeterliliğe sahip olduklarını gösterir.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="9c30"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="b0a0"&gt;
&lt;a class="markup--anchor markup--p-anchor" data-href="https://yagsatarizbalsatariz.com/turk-mitolojisi.html" href="https://yagsatarizbalsatariz.com/turk-mitolojisi.html" rel="noopener" target="_blank"&gt;Mitoloji&lt;/a&gt; nin büyüleyici tarafı, kısmen onu aynı anda pek çok bakış açısından görebilmekten kaynaklanır. Her disiplin, değerli katkılarda bulunarak bütüne karşı duyduğumuz hayranlığı artırır.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="1627"&gt;
Efsaneler söylenceler neler neler, &lt;a class="markup--anchor markup--p-anchor" data-href="https://yagsatarizbalsatariz.com/" href="https://yagsatarizbalsatariz.com/" rel="noopener" target="_blank"&gt;efsaneler oku&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="1627"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/section&gt;&lt;section class="section section--body" name="2362"&gt;&lt;div class="section-divider"&gt;
&lt;hr class="section-divider" /&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class="section-content"&gt;
&lt;div class="section-inner sectionLayout--insetColumn"&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="1009"&gt;
&lt;em class="markup--em markup--p-em"&gt;Originally published at &lt;/em&gt;&lt;a class="markup--anchor markup--p-anchor" data-href="https://yagsatarizbalsatariz.com/efsaneler-soylenceler-neler.html" href="https://yagsatarizbalsatariz.com/efsaneler-soylenceler-neler.html" rel="noopener" target="_blank"&gt;&lt;em class="markup--em markup--p-em"&gt;https://yagsatarizbalsatariz.com&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;em class="markup--em markup--p-em"&gt; on May 6, 2019.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/section&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><title>Kahvenin ekonomik olarak en önemli iki türü</title><link>https://makalebox.blogspot.com/2019/11/kahvenin-ekonomik-olarak-en-onemli.html</link><category>Kahve hasadı ve kavrulması</category><category>Kahve tanımı</category><category>Kahve çeşitleri</category><category>Kahve çeşitleri nelerdir</category><category>Kahvenin tarihi</category><author>noreply@blogger.com (Medium Türk)</author><pubDate>Fri, 29 Nov 2019 23:45:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1904294719251209524.post-4509043916128477640</guid><description>&lt;div class="graf graf--p" name="6d3b"&gt;
&lt;a class="markup--anchor markup--p-anchor" data-href="https://kahveagaci.xyz/" href="https://kahveagaci.xyz/" rel="noopener" target="_blank"&gt;&lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt;Kahve türleri&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;&lt;/a&gt;; Kahvenin ekonomik olarak en önemli iki türü &lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt;Coffea arabica &lt;/strong&gt;(Arabika kahvesi) ve &lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt;Coffea canephora&lt;/strong&gt; (Robusta kahvesi)’dir.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="a422"&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiWzPv77Ch2KqZuFf-Y4NvXtTho9tb-AAfvENpEUCx7x_uzSxTovSDJIZMWQztDt3pciN0V3nG6u3SQg0LCoxD-jSd6PaMkz8Ze2J9i-0_9vnhyphenhyphenad5oKFx1T-JM7bCWJIbg5e5-2rDc1fAy/s1600/kahve.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="600" data-original-width="800" height="240" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiWzPv77Ch2KqZuFf-Y4NvXtTho9tb-AAfvENpEUCx7x_uzSxTovSDJIZMWQztDt3pciN0V3nG6u3SQg0LCoxD-jSd6PaMkz8Ze2J9i-0_9vnhyphenhyphenad5oKFx1T-JM7bCWJIbg5e5-2rDc1fAy/s320/kahve.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
Çok daha küçük ölçekte yetişen iki farklı tür daha vardır. Bunlar &lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt;Coffea liberica&lt;/strong&gt; (Liberika kahvesi) ve &lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt;Coffea dewevrei&lt;/strong&gt; (Excelsa kahvesi)’dir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;h3 class="graf graf--h3" name="8f3b"&gt;
Coffea Arabica ( Arabika Kahvesi ),Kahve&amp;nbsp;türleri&lt;/h3&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="f92d"&gt;
Coffea Arabika ilk olarak 1753 yılında Linnaeus tarafından tanımlanmıştır. İlk olarak Yemen’de bulunmuştur. Arabika kahvesi kaliteli çekirdekli özel bir türdür ve en yaygın şekilde ekilen &lt;a class="markup--anchor markup--p-anchor" data-href="https://kahveagaci.xyz/kahvenin-tarihi-ve-ulkemiz-de-kahve.html" href="https://kahveagaci.xyz/kahvenin-tarihi-ve-ulkemiz-de-kahve.html" rel="noopener" target="_blank"&gt;kahve bitkisi&lt;/a&gt; dir. “ &lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt;Typica&lt;/strong&gt;” ve “ &lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt;Bourbon&lt;/strong&gt;” en çok bilinen çeşitleridir. Caturra (Brezilya, Kolombiya), MundoNove (Brezilya), Tico (Orta Amerika), thedwarf San Ramon ve theJamaican Blue Mountain gibi bitki çeşitleri geliştirilmiştir. Sıradan bir arabika bitkisi koyu yeşil oval yapraklara sahip uzun bir çalıdır. &lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt;Arabika türü&lt;/strong&gt; diğer kahve türlerinden genetik olarak farklıdır.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="b176"&gt;
Kahve türleri de bu tür iki yerine dört kromozom setine sahiptir. Meyveleri ovaldir ve yedi ile dokuz ay içerisinde olgunlaşır. Bu meyveler genellikle iki tane düz yüzeyli tohumlar (kahve çekirdekleri) içerir. Tek bir tohum geliştiğinde ise peaberry olarak adlandırılır. Arabika kahvesi zararlı böceklere ve hastalıklara karşı dayanıksızdır. Bu yüzden dayanıklılık bitki yetiştirmede ana hedeftir. Arabika kahvesi Latin Amerika’da, Orta ve Doğu Afrika’da ve kısmen Endonezya ‘da yetişmektedir.&lt;/div&gt;
&lt;h3 class="graf graf--h3" name="d773"&gt;
Coffea Canephora ( Robusta Kahvesi )&amp;nbsp;,Kahve&amp;nbsp;türleri&lt;/h3&gt;
&lt;div class="graf graf--p graf--startsWithDoubleQuote" name="3f5f"&gt;
“ &lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt;Robusta&lt;/strong&gt; “ terimi yaygın bir şekilde yetiştirilen bu türün adıdır. Bu tür güçlü bir çalı veya küçük bir ağaçtır. Bu tür 10 metre yüksekliğe kadar büyüyebilir, fakat kök sistemi derin değildir. 19. yüzyılın sonlarına doğru keşfedilmesinden dolayı robusta kahve endüstrisine kısmen yeni dahil olmuştur fakat endüstride önemli bir role sahiptir. Sert, dayanıklı olması ve alt seviyelerde yetişmesinden dolayı çekirdekleri ucuzdur. Bu yüzden arabika ile karıştırılmak ve hazır kahvelerde kullanılmak için idealdir.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="d62e"&gt;
Tadı sert ve acıdır. Meyveleri yuvarlaktır ve meyvelerin olgunlaşma süresi 11 aydır. Çekirdekleri oval şekildedir ve arabika’nın çekirdeklerine göre daha küçüktür. Robusta kahvesi Batı ve Orta Afrika’da, Güney-Doğu Asya’da ve kısmen Brezilya’da ( &lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt;Canillion&lt;/strong&gt; olarak bilinir) yetişir.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="5c37"&gt;
Birtakım farklı kahve türleri olmasına rağmen, şu anda iki temel tür yetiştirilmektedir. Arabika kahvesi olarak bilinen Coffea arabica, dünya çapındaki üretimin %75–80'ine karşılık gelmektedir.&lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt; Robusta kahvesi &lt;/strong&gt;olarak bilinen Coffea canephora ise bu üretimin yaklaşık %20'sine karşılık gelmektedir ve arabika kahvesinden tat olarak farklıdır. Robusta kahve çekirdekleri arabika’ya göre daha dayanıklı olmasına karşın yüksek kafein içeriğinden dolayı tadı kalitesizdir.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="14e0"&gt;
&lt;em class="markup--em markup--p-em"&gt;Robusta ve arabika kahveleri budanmadığı takdirde 10 metre yüksekliğe ulaşabilmektedir fakat üretici ülkeler mahsul toplama kolaylığı açısından belirli bir yükseklikte tutmaktadırlar.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;h3 class="graf graf--h3" name="4fbc"&gt;
Coffea Liberica ( Liberika Kahvesi&amp;nbsp;)&lt;/h3&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="aada"&gt;
&lt;strong class="markup--strong markup--p-strong"&gt;Liberika kahvesi&lt;/strong&gt; uzun güçlü bir ağaçtır ve 18 metre uzunluğa kadar büyür. Geniş derimsi yapraklara sahiptir. Meyveleri ve tohumları (çekirdekleri) de geniştir. Liberika kahvesi Malezya ve Batı Afrika’da yetişir, fakat tadı iyi olmadığından Kahve türleri içinde sadece çok az bir miktarının ticareti yapılır.&lt;/div&gt;
&lt;div class="graf graf--p" name="5012"&gt;
&lt;em class="markup--em markup--p-em"&gt;Orjinal makale devamı &lt;/em&gt;&lt;a class="markup--anchor markup--p-anchor" data-href="https://kahveagaci.xyz/kahve-turleri-kahvenin-ekonomik-olarak-en-onemli-iki-turu.html" href="https://kahveagaci.xyz/kahve-turleri-kahvenin-ekonomik-olarak-en-onemli-iki-turu.html" rel="noopener" target="_blank"&gt;&lt;em class="markup--em markup--p-em"&gt;https://kahveagaci.xyz&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;em class="markup--em markup--p-em"&gt; on October 21, 2019.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiWzPv77Ch2KqZuFf-Y4NvXtTho9tb-AAfvENpEUCx7x_uzSxTovSDJIZMWQztDt3pciN0V3nG6u3SQg0LCoxD-jSd6PaMkz8Ze2J9i-0_9vnhyphenhyphenad5oKFx1T-JM7bCWJIbg5e5-2rDc1fAy/s72-c/kahve.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total></item><item><title>Espresso ve Espresso bazlı içecekler</title><link>https://makalebox.blogspot.com/2019/10/espresso-ve-espresso-bazl-icecekler.html</link><category>Espresso</category><author>noreply@blogger.com (Medium Türk)</author><pubDate>Wed, 30 Oct 2019 14:32:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1904294719251209524.post-1663516609600898066</guid><description>&lt;h2 style="background-color: white; border: 0px; color: #444444; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 41.92px; font-stretch: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-variant-numeric: inherit; font-weight: 400; letter-spacing: -1px; line-height: 1.5em; margin: 0px 0px 10px; overflow-wrap: break-word; padding: 0px; vertical-align: baseline;"&gt;
Espresso ve Espresso bazlı içecekler&lt;/h2&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;a href="https://kahveagaci.xyz/espresso-ve-espresso-bazli-icecekler.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;Espresso&lt;/a&gt;, İkinci dalga kahve akımının bu derece yayılmasının temelinde espresso yer almaktadır. Espressonun makine ile yapılması onu yayılmasında daha da kolay hale getirmiştir. Çünkü makinenin talimatlarına uyarak benzer kahveyi her yerde yapabilme imkânınız oluşmaktadır. Bu durumda kahve zincirlerinin oluşmasını sağlamaktadır.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;b&gt;İtalyan kahve&lt;/b&gt; kültürünün bir parçası olan espresso, günümüz kahve perakendeciliğinin öncüsü olduğu inkar edilemez bir gerçektir.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
Kahvenin öğütülmesi bakımından da diğerlerinden ayrılmaktadır. İnce çekilen &lt;a href="https://makalebox.blogspot.com/2019/09/kahve-cesitleri-nelerdir.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;kahve çekirdekleri&lt;/a&gt; ile yapılan &lt;b&gt;espresso&lt;/b&gt;, kahveyi içecek olarak çeşitlendirmiştir.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhu3XVC3RGEs1Nh-DeefevtWQ2UE9OZsjbeO8Xzxx-aiAAWMLxDRImdj-2eOu2qh2pZG0hkY6IkyUnPpCx2XTHzz2HiJrVZb3WdLvox8hQjV6JVy73038JuBfBIWvdl998CNWdA9MB3Bbai/s1600/%25C4%25B0talyan-kahve-k%25C3%25BClt%25C3%25BCr%25C3%25BC-7-570x381-520x348.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="348" data-original-width="520" height="214" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhu3XVC3RGEs1Nh-DeefevtWQ2UE9OZsjbeO8Xzxx-aiAAWMLxDRImdj-2eOu2qh2pZG0hkY6IkyUnPpCx2XTHzz2HiJrVZb3WdLvox8hQjV6JVy73038JuBfBIWvdl998CNWdA9MB3Bbai/s320/%25C4%25B0talyan-kahve-k%25C3%25BClt%25C3%25BCr%25C3%25BC-7-570x381-520x348.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
Çok kavrulup ince çekilmiş kahvenin içinden sıcak suyun yüksek basınçla çok kısa bir süre geçirerek, &lt;b&gt;kahve&lt;/b&gt; çekirdeklerinin aromasını, tadını ve rengini suya taşıyan bir yöntemdir. İtalyanca kökenli olup ekspres gelmektedir.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
Diğer bir tanıma göre ise yine İtalyanca olarak preslenmiş/dışarı doğru preslenmiş anlamına gelmektedir. Basınç ve presle yapılan bir kahve türüdür. Demleme işleminin amacı, makinenin belirli bir zaman aralığında istenilen miktarda sıvı üretmesini sağlamaktır.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
İtalya’da gelişen espresso kültürü, Amerika’lılar sayesinde yaygınlaşmıştır. Globalleşmeden yararlanan Amerikalılar, espresso sayesinde kahve sektörün geliştirmişlerdir.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
19.yy sonlarında İtalya Turin’de Angelo Moriondo, ilk espresso makinasını yapmış, buhar gücünü kahvenin direk üzerine verecek icadını tamamlamış ve 1884 yılında patentini almış. İlk gerçek espresso makinesi 1901 yılında bir İtalyan girişimci olan Luigi Bezzera tarafından geliştirilmiştir. 1905 yılında Pier Teresio Arduino İtalya’da Victoria Arduino şirketini kurup bu alanda makineyi geliştirmiş, ısı değerleri ve kapasitelerini arttırmıştır.&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;h3 style="background-color: white; border: 0px; color: #444444; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 38.25px; font-stretch: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-variant-numeric: inherit; font-weight: 400; letter-spacing: -0.7px; line-height: 1.3em; margin: 0px 0px 14px; overflow-wrap: break-word; padding: 0px; vertical-align: baseline;"&gt;
Dört M formülü&lt;/h3&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;a href="https://kahveagaci.xyz/espresso-ve-espresso-bazli-icecekler.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;makalenin devamı için&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhu3XVC3RGEs1Nh-DeefevtWQ2UE9OZsjbeO8Xzxx-aiAAWMLxDRImdj-2eOu2qh2pZG0hkY6IkyUnPpCx2XTHzz2HiJrVZb3WdLvox8hQjV6JVy73038JuBfBIWvdl998CNWdA9MB3Bbai/s72-c/%25C4%25B0talyan-kahve-k%25C3%25BClt%25C3%25BCr%25C3%25BC-7-570x381-520x348.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total></item><item><title>İlk Sinemalar</title><link>https://makalebox.blogspot.com/2019/09/ilk-sinemalar.html</link><category>llk Sinemalar</category><author>noreply@blogger.com (Medium Türk)</author><pubDate>Wed, 25 Sep 2019 14:20:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1904294719251209524.post-8459422191434177788</guid><description>&lt;style type="text/css"&gt;
  @page { size: 21.59cm 27.94cm; margin: 2cm }
  p { margin-bottom: 0.25cm; line-height: 115%; background: transparent }
 &lt;/style&gt;

&lt;br /&gt;
&lt;div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;"&gt;
&lt;h2&gt;
&lt;b&gt;llk Sinemalar&lt;/b&gt;&lt;/h2&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;"&gt;
Sinema
başlangıçta ilginç bir deney yada basit bir eğlence türü
olarak görülüyordu.İlk
film gösterimleri genellikle laboratuarlarda yada evlerde, birkaç
kişilik toplantılarda yapılıyordu. Hızla artan ilgi karşısında
daha geniş salonlarda halka açık paralı
gösteriler düzenlenmeye başladı. Kısa zamanda yaygın bir
eğlence aracına dönüşen
sinema, 20. yüzyılın başlarında önemli bir ticaret ve sanayi
dalı durumuna geldi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Film pazarı önceleri Fransızlar'ın elindeydi. Sonradan ABD'de
kurulan yapımcı şirketlerin eline geçti. Halka açık ilk kısa
filmler İngiltere'de ve ABD'de müzikli
tiyatro oyunları sırasında gösteriliyordu. Sonraki yıllarda
özellikle ABD'de nikelden
yapılmış 5 sent gibi çok küçük bir parayla girilen ve yalnızca
film gösterilerinin yapıldığı, nickelodeon adı verilen sinema
salonları hızla yaygınlaştı. O&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;"&gt;
dönemde,
teknik aksaklıklar yüzünden filmler sık sık kesintiye uğrar,
izleyicileri oyalamak
ve salonda tutmak için büyük çaba harcanırdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjsn-ZAVOoxnela-tg_ws9XmkIMdXF6xw79aiLmXpydmqnLwBnd73ifvDqHqHtmyBzyO4nBIDRkl7Q2LkzvOn5muJ21eIKiOKYtqmMLyARdANk-hd_f5Ym26u4rBktjLN5ATXUd62P_baxr/s1600/%25C4%25B0lk+Sinemalar.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="486" data-original-width="987" height="157" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjsn-ZAVOoxnela-tg_ws9XmkIMdXF6xw79aiLmXpydmqnLwBnd73ifvDqHqHtmyBzyO4nBIDRkl7Q2LkzvOn5muJ21eIKiOKYtqmMLyARdANk-hd_f5Ym26u4rBktjLN5ATXUd62P_baxr/s320/%25C4%25B0lk+Sinemalar.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;"&gt;
&lt;b&gt;Sinema
Sanayinin Gelişimi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;"&gt;
İlk
yıllarda sesi ve görüntüyü birlikte kaydeden bir aygıt yoktu,
bu yüzden &lt;a href="https://makalebox.blogspot.com/2019/09/sesli-sinemann-dogusu.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;filmler sessizdi&lt;/a&gt;.
1912'de Fransa'da film gösterileri, pikap ve yükselteç
kullanılarak müzik eşliğinde
yapılmaya başlandı. Bu yenilikler izleyicilerin sesli görüntüye
daha çok ilgi duyduğunu
ortaya koydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aynı dönemde ABD'li sinemacı Edwin S. Porter'ın
öncülüğünde, bir öyküsü olan "konuşmalı" uzun
filmler yapılmaya başlandı. Porter'ın Büyük Tren Soygunu adlı
filmi soygun, kovalama ve silahlı çatışma sahneleriyle dolu,
tipik bir western'di.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Porter bu filminde çeşitli çekim teknikleri
kullandı. Bazen kamerayı hareket ettirerek bazen de uzak ve uzun
yada yakın ve kısa çekimlerle gerçek bir canlılık ve
hareketlilik sağlamayı başardı. Öyle ki, filmin bir
sahnesinde kameraya doğru ateş eden kovboyun görüntüsü salonda
büyük bir korku
yarattı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;"&gt;
Konuşmalı
filmlerde ses, görüntüyle eşlenen bir plağın üzerine
kaydediliyordu. Her ülke
için başka dilde yeni bir plak yapmak ve sesi görüntüye yeniden
eşlemek gerektiğinden bu filmlerin maliyeti oldukça yüksekti.
Bununla birlikte izleyicininkonuşmalı
filmlere gösterdiği olağanüstü ilgi, yapımcıları bu alana
çekmeye yetti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yaklaşık
1912'ye kadar 6-10 dakika süren, tek makaralık kısa filmler
çekilir, izleyici komedi
türündeki bu filmlerden 6-7 tanesini peş peşe izlerdi. Sonraki
yıllarda birkaç makaralık
uzun filmler yapılmaya başlandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İtalyan yönetmen Luigi Maggi,
Pompei'nin Son Günleri adlı filmiyle Eski Roma'nın görkemli
görüntüsünü ekranagetirdi.
Bir başka İtalyan yönetmenin Enrico Guazzoni'nin çektiği Quo
Vadisi?&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;"&gt;
Adlı konulu,
uzun filmi dünyada büyük bir hayranlık yarattı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu filmin hemen
ardından ABD'li
yapımcılar sinema izleyicisinin seveceği türden roman ve öyküleri
art arda filme
çekmeye, filmlerini daha yüksek fiyatlarla göstermeye başladılar.
Bu filmler yaklaşık
90 dakika sürüyordu. Sinemadaki bu hızlı gelişme daha büyük ve
daha rahat
gösteri salonları gerektirdi. Avrupa'da ve ABD'de halk arasında
"düş sarayları"
adı verilen lüks ve gösterişli sinema salonları yapıldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;"&gt;
I.Dünya
Savaşı'ndan önceki dönemde Fransa ve İtalya olmak üzere Avrupa ülkeleri sinema
alanında oldukça ileriydi. Korku, cinayet ve komedi filmleri ilk
kez gene de bu
ülkelerde çekildi. Oyuncularda fiziksele özelliklerin yanı sıra
oyunculuk gücüde aranmaya
başlandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aynı yıllarda efsanevi kişilikleriyle milyonlarca
insanın hayranlığını kazanan sinema yıldızları doğdu. Ne var
ki, I . Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte Avrupa sineması
neredeyse çöküntüye uğradı, çünkü filmin ana
maddesi olan selüloit barut yapımında kullanılmaktaydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Oysa,
aynı dönemde ABD
sineması önemli gelişmelere sahne oldu. Bir Milletin Doğuşu ve
Hoşgörüsüzlük gibi filmlerle adını duyuran ABD'li yönetmen
David Griffith sinemada klasik anlatım üslubunun öncüsü sayılır.
Yeni film tekniklerini sağduyuyla kullanan
Griffith, sinemayı salt bir eğlence aracı olmaktan çıkarıp
izleyiciyi aynı zamanda
düşünmeye de yönelten, çok yönlü bir anlatım aracına
dönüştürdü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O yıllarda ABD'de sinema alanında büyük bir
patlama yaşandı, uzun ve yüksek maliyetli filmler art arda
çekilmeye başlandı. Yalın ve doğal oyunculuğuyla uluslar arası
ün kazanan Mary Pickford, 1928'de imzaladığı yaklaşık 1 milyon
dolarlık anlaşmayla "star" tipinin yaratıcısı Charlie
Chaplin gibi unutulmaz sinema sanatçıları doğdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;h3&gt;
&lt;b&gt;I. Dünya savaşı sonrası&lt;/b&gt;&lt;/h3&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;"&gt;
I.
Dünya savaşı sonrasında sinemada en önemli gelişme Almanya'da
gerçekleşti. 1919-33 arasında Alman sineması altın çağını
yaşadı. Zengin dekorlu ve kostümlü tarihsel
filmlerin yanı sıra Ernst Lubitsch (1892-1947), Robert Wiene
(1881-1938), Fritz
Lang (1890-1976) ve Friedrich W. Murnau'nun (1889-1931) öncülüğünde
"Alman Dışavurumculuğu" olarak bilinen bir akım
başladı. Bu yönetmenler karakter oyuncusu
yaratmayı başardıktan başka, ışık ve dekor kullanımındaki
ustalıklarıyla da,
dünya sinemasını önemli ölçüde etkilediler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Robert Wiene'nin
yönetmiş olduğu Doktor
Caligar'nin Odası ve Fritz Lang'ın bilimkurgun öncüsü
Metropolis'i yapıldıkları tarihten bu yana sinema sanatını
etkilemiş yapıtlardır. Aynı dönemde bir başka önemli
gelişmede, SSCB'de dünyanın ilk sinema okulu olan Devlet Sinema
Enstitüsü'nün 1919'da kurulmasıdır. 1917 Ekim Devrimi'nden önce
Rusya'da film sanayisi yoktu. 100'den fazla dilin konuşulduğu ve
halkın büyük çoğunluğunun
okuryazar olmadığı SSCB'de 1920'lerde 160 milyon insan yaşıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;"&gt;
Ülkenin
yeni yöneticileri, sinemayı bu büyük ülkede insanları ortak bir
amaç doğrultusunda bir araya getirecek bir araç olarak
görüyorlardı. Bu nedenle sinemaya büyük bir öncülük
tanıdılar. Teknik araçların yetersizliğine karşın çok sayıda
nitelikli film yapıldı. Griffith'le birlikte çağdaş sinemanın
öncüsü sayılan Sergei Eisenstein'ın Potemkin Zırhlısı (1925)
bunların en güzellerinden biridir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;"&gt;
Bir Yunan
trajedisi gibi gelişen bu film etkileyici çekimleri ve kurgusuyla
izleyicinin soluğunu
keser. Dönemin önde gelen yönetmenlerinden Vsevolod İ.
Pudovkin'in bir Maksim
Gorki uyarlaması olan Ana (1926) filmi sessiz sinemanın
başyapıtlarındandır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;"&gt;
Dünya
Savaşı'ndan sonra 1920-27 arası Fransa'da ilgi çekici filmler
yapıldı. Dönemin önde gelen yönetmenlerinden Rene Clair İtalyan
Hasır Şapka adlı komedi filmiyle
adını duyurdu. 1920'lerde sinema ABD'nin en büyük sanayi
dallarından biri durumuna
geldi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Metro- Goldwyn- Mayer, Paramount, United Artists gibi dev film şirketleri
o dönemde kuruldu. Yumuşak iklimiyle açık hava çekimlerine uygun
olan Los
Angeles kentinde Hollywood, ABD sinema sanayisinin merkezi durumuna
geldi. Her çeşit filmin yapıldığı bu dönemde gag türünde
kavgalı dövüşlü komediler başta
geliyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="https://www.youtube.com/channel/UCe7sQfrqTHc-hWXdenf7VxQ" rel="nofollow" target="_blank"&gt;Charlie Chaplin&lt;/a&gt;, Buster Keaton, Stan Laurel ve Oliver
Hardy 1920'lerde
parladı. Bu yıllarda yarısı 20 yaşın altında olan 40 milyon
ABD'li düzenli olarak
her hafta sinemaya gidiyordu. Sinema tarihine adı geçen filmlerden
Cecil B.De
Mille'in yönettiği On Emir, Douglas Fairbanks'in her ikisinde de
başrolü oynadığı Robin Hood (1922) ve Bağdat Hırsızı bu
dönemde yapıldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İngiltere'de sessiz sinemanın önde gelen
yönetmeni John Grierson, 1929'da sinema&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify" style="line-height: 100%; margin-bottom: 0cm;"&gt;
tarihinin
ilk uzun belgesel filmi olan Balıkçı Tekneleri'ni çekti. 
&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjsn-ZAVOoxnela-tg_ws9XmkIMdXF6xw79aiLmXpydmqnLwBnd73ifvDqHqHtmyBzyO4nBIDRkl7Q2LkzvOn5muJ21eIKiOKYtqmMLyARdANk-hd_f5Ym26u4rBktjLN5ATXUd62P_baxr/s72-c/%25C4%25B0lk+Sinemalar.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total></item><item><title>Sesli Sinemanın Doğuşu</title><link>https://makalebox.blogspot.com/2019/09/sesli-sinemann-dogusu.html</link><category>sesli sinema</category><author>noreply@blogger.com (Medium Türk)</author><pubDate>Tue, 24 Sep 2019 14:17:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1904294719251209524.post-830290402959236668</guid><description>&lt;h2&gt;
&lt;b&gt;Sesli Sinemanın Doğuşu&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/h2&gt;
&lt;br /&gt;
1927'ye kadar filmler bütünüyle sessizdi. Konuşmalar filmin akışına kısa aralıklarla kesintiye uğratan yazılarla veriliyor, film piyano, keman yada bir pikaptan çalınan müzik eşliğinde gösteriliyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiNsThGQs8g31-L00rfSMQLYfiLT0_1O4F1U42EJph7Hbqo0KcBiYQxTp2aBsD5piyzp5mRezLo7GlqDScbaCUZbqzSEI4K8u7M4BmAUETn8irm2LzIgokey69hCHCh3ioFQ9zCj91E6Cbu/s1600/Sesli+sinema..jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="240" data-original-width="600" height="128" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiNsThGQs8g31-L00rfSMQLYfiLT0_1O4F1U42EJph7Hbqo0KcBiYQxTp2aBsD5piyzp5mRezLo7GlqDScbaCUZbqzSEI4K8u7M4BmAUETn8irm2LzIgokey69hCHCh3ioFQ9zCj91E6Cbu/s320/Sesli+sinema..jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yaklaşık 6.000 kişi alan bazı büyük sinema salonlarında belli bir film için özel olarak bestelenmiş müzik parçasını çalan 40 kişilik büyük orkestralar bulunuyordu.

Film seslendirme çalışmaları ise 1906'dan beri sürüyordu. İlk sesli film 1927'de çekilen, şarkıcı Al Jolson'un oynadığı Caz Şarkıcısı'dır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sesli sinemanın ortaya çıkışıyla birlikte izleyici sayısında büyük bir artış oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ABD'de sinema sanayisi kısa sürede sesli sinema teknolojisine geçti. 


Yapımcılar stüdyolarını elektronik ses kayıt aygıtlarıyla donattılar, sinema salonlarına büyük hoporlörler yerleştirildi. 1930'lardan başlayarak tüm filmler sesli olarak çekilmeye başlandı. Sanatçıların kendi sesini kullanması bazı zorluklar getirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bazı oyuncular ezberlemekte güçlük çekiyor, ABD'li olmayan oyuncular İngilizce'yi aksanla konuşuyor yada sesle görüntü arasında uyum sağlamadığı oluyordu. Bu nedenlerden ötürü sinemada bu dönem de ağırlık olarak tiyatro oyuncuları yer alıyordu.



Japonya'da filmlerdeki konuşmalar benşi adı verilen anlatıcılarla iletilirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bazı anlatıcılar öylesine başarılıydı ki, adları oyuncularla birlikte yazılırdı. 1940'lara kadar sürdürülen anlatıcı geleneği Japonya'da sesli sinemaya geçişi geciktiren başlıca nedenlerden biri oldu.

Sesli sinemanın ilk yıllarında yönetmenlerin çoğu konuşmalara gereğinden çok ağırlık vererek, görüntüyü ikinci plana attılar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Oysa ses ve konuşmaların asıl işlevi görsel anlatımın etkisini artırmaktı. Ses öğesini görsel anlatımın tamamlayıcı ve güçlendirici bir parçası olarak kullanmayı başaran ilk yönetmen Fransız Rene Clair oldu. Clair'in Milyon adlı filmi bu uygulamanın en yetkin örneklerinden biriydi.

Sesli sinema oyunculuk alanında önemli değişikliklere yol açtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sessiz sinemanın abartılı

el kol hareketlerine dayanan üslubu tümüyle anlamını yitirdi. Sesin görüntüye uyguluğu, oyunculukta doğallık ve yalınlık önem kazandı. Sonuçta sesli sinema kendi yıldızlarını yarattı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hollywood filmlerinde rol alan Clark Gable, James Cagney daha önce Alman sinemasında adını duyuran Marlene Dietrich, çocuk oyuncu Shirley Temple ve sinema tarihinin efsane kadını İsveçli Greta Garba gibi yıldızlar ün kazandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aynı dönemde çocukların severek okuduğu ve izlediği Miki Fare'nin yaratıcısı Walt Disney ilk sesli çizgi filmlerini gerçekleştirdi. Dönemin önde gelen yönetmenleri John Ford, Howard Hawks, Frank Capra, George Cukar ve Orson Welles özgün usluplarıyla sinema sanatına önemli katkılarda bulundular.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
1930'larda İngiltere'nin yetiştirdiği önemli yönetmenler Anthony Asguith ve gerilim

filmlerinin babası sayılan Alfred Hitchcook'tu. 1933'te Alexander Karda ünlü aktör Charles Laughton'un oynadığı Kadınlar Celladı filmiyle tarihsel konulu film geleneğini başlattı.


Fransa'da sesli sinema Rene Clair, Jean Vigo ve Jean Renoir'ın filmleriyle doruğa ulaştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Vigo, Hal ve Gidiş Sıfır ve I'Atalante gibi şiirsel üslubu ağır basan filmler yaptı. Gerçekçiliği ve güçlü anlatımıyla dikkati çeken Jean Renoir'ın 1937'de tamamladığı Büyük Aldanış savaş karşıtı bir filmdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bundan başka Hayvanlaşan İnsan ve Oyunun Kuralı gibi önemli yapıtları da vardır. Almanya'da sinemacılar 1930'ların başlarında bazı güzel filmler çektiler. Ne var ki, Naziler'in yönetime gelmesi birçok sinemacının çalışma olanağını yok etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
1930'ların aynı zamanda renkli sinemaya geçiş dönemi oldu. 


Üç temel renk kullanımına dayanan ve technicalar adıyla bilinen renklendirme yöntemi ilk kez Walt

Disney'in Üç Küçük Domuz adlı çizgi filminde kullanıldı. Disney'in ilk uzun metrajlı renkli filmi 1937'de tamamladığı Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler'dir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;h3&gt;
&lt;b&gt;II. Dünya Savaşı Yılları&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/h3&gt;
&lt;br /&gt;
Savaş yıllarında sinema dünyası büyük bir durgunluk yaşadı. Genellikle savaşı değişik yönleriyle tanıtmayı ve cephedeki ordulara moral vermeyi amaçlayan filmler çekildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dönemin başlıca önemli filmleri ABD'de Frank Capra'nın Neden Savaşıyoruz adlı belgesel propaganda dizisi, Orson Welles'in bir basın kralının yaşamı üzerine kurulu başyapıtı Yurttaş Kane ve John Ford'un Gazap Üzümleri

ile Tay Garnett'in Postacı Kapıyı İki Defa Çalar adlı yapıtlarıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İngiltere'de aynı dönemde Noel Coward'ın senaryosunu yazdığı Kısa Görüşme ve Denizler Hakimi gösterime girdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
SSCB'de Ayzenştayn, Aleksandr Nevski ve Korkunç İvan'ı, Sergey ve Georgi Vasiliyev Çapayev'i çektiler.

</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiNsThGQs8g31-L00rfSMQLYfiLT0_1O4F1U42EJph7Hbqo0KcBiYQxTp2aBsD5piyzp5mRezLo7GlqDScbaCUZbqzSEI4K8u7M4BmAUETn8irm2LzIgokey69hCHCh3ioFQ9zCj91E6Cbu/s72-c/Sesli+sinema..jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total></item><item><title>Dünya sinema tarihi sinemanın tarihçesi </title><link>https://makalebox.blogspot.com/2019/09/dunya-sinema-tarihi-sinemann-tarihcesi.html</link><category>Dünya sinema tarihi</category><category>sinemanın tarihçesi</category><author>noreply@blogger.com (Medium Türk)</author><pubDate>Mon, 23 Sep 2019 10:00:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1904294719251209524.post-5812075486566964045</guid><description>&lt;h2&gt;
&lt;b&gt;Dünya sinema tarihi sinemanın tarihçesi&lt;/b&gt; ;&amp;nbsp;&lt;/h2&gt;
&lt;br /&gt;
İlk ortaya çıktığında, içinde bulunulan çağa adını verebilecek kadar büyük değerde bir icat olan, Latince hareket anlamına gelen "kinema" sözcüğünden türeyen, sinemanın kimin elinden dünyaya geldiği çok tartışılan bir konudur. Her ne kadar sinemanın doğuşu &lt;a href="https://sanatkaravani.com/sinemaya-tarihsel-bir-yolculuk-lumiere-kardesler/" rel="nofollow" target="_blank"&gt;Lumière Kardeşler&lt;/a&gt;'e atfedilse de, kanımızca, bu doğru değildir. Çünkü sinema, birçok çalışmaların sonucu meydana gelen çeşitli alanlardaki değişik buluşların toplamıdır. Sinematograf icat edilinceye kadar bu alanda yapılmış olan birçok araştırma ve buluşlar ancak meraklı birer fizik denemesiydi; yapılan aletler de birtakım oyuncaklardan başka birşey değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg_px9Ng6Faq5gYWAWnE5aPAqM53-Xh9iAQ70fst0yqe5jCK2GS8BKca8m4I4k7NYEsFVDRIQ3zfQaei3G0qoC3tS-d7oHe8tpB2YH4HVKOpRQEeOeLBajVN0qL7TChLzwVA061oapZ7h31/s1600/D%25C3%25BCnya+sinema+tarihi+sineman%25C4%25B1n+tarih%25C3%25A7esi+.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="420" data-original-width="750" height="179" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg_px9Ng6Faq5gYWAWnE5aPAqM53-Xh9iAQ70fst0yqe5jCK2GS8BKca8m4I4k7NYEsFVDRIQ3zfQaei3G0qoC3tS-d7oHe8tpB2YH4HVKOpRQEeOeLBajVN0qL7TChLzwVA061oapZ7h31/s320/D%25C3%25BCnya+sinema+tarihi+sineman%25C4%25B1n+tarih%25C3%25A7esi+.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Başlangıçtaki bu araştırmalar sinematograf yapılmasını hedeflememişti. Bu kısa yazıda, ondokuzuncu yüzyıldan itibaren bu alanda yapılan çalışmalardan belli başlılarını, sinemanın oluşumunda "temel taşlar" denilebilecek buluşları incelenecek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hareket halindeki objelerin optik görünüşünün bilimsel araştırması, İngiltere'de Peter Mark Roget'in 1824'te Kraliyet Ailesi'ne sunduğu bir inceleme ile başlar. "Hareket Eden Cisimlere Nazaran Görme Kuvvetinin Devamı" başlıklı bu inceleme birçok araştırmaların ve icatların ortaya çıkmasını sağlar. Bunlardan en önemlileri, Belçikalı J. Antoine Plateau ile Viyanalı S. Ritter von Stamfer'in yaptığı, birbirinden ayrı olarak hareketin aşamalarını tesbit eden ve resimlerin seri halinde görülmesini sağlayan bir aygıttır (1826).&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
"Phenakistoscope" adlı bu aygıtta, bir disk üzerindeki özel deliklere para ile yerleştirilen resimler, bu diski çeviren şaltın eksenine monte edilen başka bir diskte oluşturulan deliklerden sey-rediliyordu.Bazı kaynaklarda, "o zaman henüz fotoğraf icad edilmediğinden bu iş için ancak el ile çizilen resimler kullanılmaktaydı," denilse de fotoğrafın daha önceden icad edildiğini bilinmektedir. Bize kalırsa, fotoğraf icad edilmiş olmasına rağmen henüz yaygınlaşmamıştı ve çekilen fotoğraflar bu aygıtta kullanılmaya pek elverişli değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu yönde yapılan araştırmalar sonucunda, B. Franz von Uchatius adındaki Avusturya'lı bir süvari subayı, daha önce oluşturulan diski, "lanterne magique" (hayali fener) ile birleştirerek resimleri duvara yansıttı (1853). Bundan sonra Plateau Stampfer'in buna benzer çalışmaları da "zoetrop" un icadını sağladı. Zoetrop (hayat çarkı) vasıtasıyla özel olarak hazırlanmış, palyaço, hokkabaz ve hayvan resimlerine dönen bir silindirin delikleri arasından bakılıyor ve bunlar hareketliymiş gibi görünüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Emile Reynaud adındaki Fransız bilim adamı, bunu biraz daha geliştirerek "praksinoskop" adını verdiği aygıtı icat etti (1877). Bu aygıtta, ortadaki silindirde bulunan yarıkların yerini küçük aynalar almıştı. Resimler dış silindirde aynalara karşı yerleştiriliyor ve cihaz çalıştırıldığı zaman şekiller bir aynadan diğerine akıyormuş gibi görünüyordu. Reynaud, bu aygıt üzerinde çalışmaya devam etti ve 1892'de "Thèatre Optique" (Optik Tiyatro) adını verdiği bir salon açtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Burada kendi çizdiği resimlerin yüzlercesini birleştirerek 15-20 dakika uzunluğunda konulu filmler olarak halka sunuyordu. Bu gösteriler sinematografın yayılmaya başladığı 1900'lü yıllara kadar devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Artık, fotoğrafın icadından sonra belli bir süreç geçmiş ve fotoğrafçılık gelişerek yaygınlaşmaya başlamıştı. Coleman Sellers adında Philadelphia'lı bir makine mühendisi fotoğraftan yararlanmak, bu "temaşa" icadını sinemada kullanmak istedi. Sellers, 1860'da oğullarının bir sandığa çivi çakmasını seri hâlinde fotoğraflarla tesbit etti. Sonra bunları bir çarkın etrafına sıralanmış özel deliklere yerleştirdi. Bu çark çevrildiği zaman belirli bir görüş açısından bakınca, resimler hareketli gibi görünüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Kinematoskop&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sellers bu icadına "kinematoskop" adını verdi. 1861 yılında bu aletin patentini aldı. Daha sonra, Philadelphia'lı mühendis Henry Renno Heyl, Sellers'ın "kinematoskop" denilen fotoğraflı çarkının resimlerini bir ışıkla duvara yansıtmayı başardı. "Fasmatrop" adını verdiği bu aygıtla vals yapan bir çiftin üç defa tekrar edilmiş, altı pozdan oluşan ilk kaba filmi çekti (1870).&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
1872 yılında aslında sinemanın gelişmesine katkıda bulunmak amacı düşünülmeden gerçekleştirilmiş olan bir çalışmayı da burada belirtmek gerekir. Leland Stanford at yürüyüşünün ayrıntılarını öğrenmek ister. Zengin birisi olan Stanford'un görevlendirdiği mühendislerinden John D. Isaec 12 fotoğraf makinesinden oluşan bir devre kurarak, poz süresini 1/2000 saniyeye kadar düşürür. Ayrıca, hızlı çekime uygun filmlerin geliştirilmiş olması sonucunda 1877'de hızlı hareket eden nesnelerin fotoğrafının çekilmesi mümkün olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bununla birlikte, Avrupa'nın birçok yerinde "görüntü" sanayiî üzerine çalışmalar devam ediyordu. Thomas Alva Edison fonograf üzerindeki çalışmaları bitmek üzereyken, fonografın kulak için yaptığını göz için yapmayı düşündü.Edison, önce bir silindirin üzerine bir sıra küçük resimler dizdi. Silindir döndürülürken, makinanın bir yanına konmuş olan bir büyüteçten bu resimlere bakılıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fakat, o dönemde kullanılan fotoğraf filmlerinin yapısal özelliklerinden dolayı bu çalışma tam anlamıyla başarılı olmadı (1887). Edison araştırmalarına devam ettiği sırada, George Eastman mitoselüz esasına dayanan fotoğraf camları yerine, selüloit kayıt ortamlı esnek fotoğraf filmleri yapmayı başardı (1889).&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eastman'ın bu buluşu, sinema tarihi açısından çok önemliydi çünkü bu filmler olmadan sinemanın ortaya çıkması düşünülemezdi. Edison bu filmlerden yararlanarak, önce seri fotoğraflar çeken "kinetograph" adında bir alıcı makine;; sonra da çekilen seri hâlindeki fotoğrafları göstermek için "kinetoscape" adı verdiği başka bir aygıt yaptı (1890).&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kinetoskopu basit bir şekilde tanımlamak gerekirse, bir yanında bir mercek bulunan bir kutu vardır. Bu kutunun içinde, merceğin önünden filmler geçirilir. Filmin arkasında da bir ışık yanar. İlk makineler saniyede 48 resim geçirirdi. Ancak, kinetoskop tam bir "gösterici" değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yansıtılan resimler sadece bir seyircinin bakabildiği özel bir izleme aygıtından izlenebiliyordu.Edison'un vardığı en önemli sonuç,üzerine çok kısa aralıklarla fotoğraf çekilebilen bir fotoğraf filmi kullanmasıdır. Hiç şüphesiz, bunu başarabilmesinde en önemli pay sahibi selüloit kayıt ortamlı fotoğraf filmlerini bulan George Eastman'dir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daha sonra, Thomas R. Lombard, Edison'un bu icadıyla ilgilenerek "çağın teknoloji harikasını" halka göstermek istedi. 1894 yılının nisan ayında Broadway'de ilk defa bir kinetoskop salonu açıldı. Bir makinede sadece bir kişi film izleyebildiği için, bu salona yan yana birçok kinetoskop makineleri yerleştirildi ve para ile halka film gösterilmeye başlandı. Aynı yılın sonlarına doğru Edison'un yaptığı bu makineler satışa sunuldu ve birçok Avrupa ülkesine de ihraç edildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Vitascope&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Edison, kinetoskopta görülen şeyleri perdeye aktarmak için çalışırken, Washington'da Thomas Armat modern projeksiyonda kullanılan bir prensibi keşfetmeyi başardı. Armat'ın "vitascope" adı verdiği bu aygıt, her resmin objektif önünde bir an durmasını sağlıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
1896'da Koster ve Bial's müzikholünde "Edison Projektörü" diye halka tanıtılan cihazın, Armat'ın vitaskopu olduğu ortaya çıktı. Armat ile Edison arasında önce tartışmalar yaşansa da, daha sonra anlaşmaya varılmıştır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sinema sanatının 20. yüzyılda gelişmiş, kendinden önce yaygınlık kazanmış bulunan resim, heykel, müzik, mimarlık gibi çeşitli sanat dallarına dayalı, büyük teknik beceri gerektiren karmaşık bir sanattır. İzleyici karartılmış bir salonda perdeye yansıyan kendi somut gerçekliğiyle etkiler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Saydam bir film şeridi üzerindeki görüntüler ışığın yardımıyla bir perdenin üzerine art arda düşürüldüğünde, gözümüz bu görüntüleri hareket ediyormuş gibi algılar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bunun nedeni beynin, gözün ağtabakası üzerine düşen görüntüyü, görüntü yok olduktan sonra kısa bir süre daha saklamasıdır. Ağtabakadaki yansıma gerçekten göründüğü süreden daha uzun bir süre algılandığından, bir cismin görüntüsü kaybolmadan öbür cismin görüntüsü ağtabakaya düşerse, film karakterlerinden göze yansıyan her görüntü birbirinin devamı olarak, yani hareket ediyormuş gibi görünür.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu beynin yarattığı görsel bir hareket yanılsamasıdır. Sinema, bir olayı yada öyküyü bu yöntemle anlatmaya dayanan görsel bir sanat dalıdır. Görüntülerin kaydedildiği film şeridi saydam bir madde olan selüloitten yapılmıştır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Görüntüler filmin üzerine sinema kamerasıyla kaydedilir. Gösterim sırasında bunlar projeksiyon makinesiyle hareketli görüntüler biçiminde perdenin üzerine yansıtılır. Filmi çekilecek cisimden yansıyan ışık kameranın merceğinden geçerek, filmin ışığa duyarlı yüzeyindeki kimyasal maddeleri değişikliğe uğratır ve görüntü oluşturur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hazırlanan film laboratuvarda çeşitli işlemlerden geçirildikten sonra gösterime hazır duruma gelir. Bir film makarasına sarılarak projeksiyon makinesine takılır. Makara belirli bir hızla dönerken, projeksiyon makinesinden çıkan ışık filmi aydınlatarak, hareketli görüntüler biçiminde perdenin üzerine yansıtır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Selüloit sağlam ve esnek bir madde olduğu için makaralara ve makinelere kolaylıkla sarılıp takılabilir. Çekim sonrasında birleştirme aşamasında istenmeyen görüntüler kesilip çıkarılarak, kalan bölümler özel bir tutkalla yada yapıştırıcı saydam bir bantla birleştirilebilir. Aynı zamanda ışığa son derece duyarlı olduğundan üzerindeki görüntüler net bir biçimde ve istendiği kadar büyütülebilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Kamera film şeritleri&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sinemada, 7,5-300 metre uzunluğunda, 70,35, 16ve 8 mm eninde film şeritleri kullanılır. Film şeridinin kenarlarında düzgün aralıklarla sıralanmış delikler vardır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu delikler film şeridinin kamera makarasına yada projeksiyon makinesinin dişlilerine sağlam bir biçimde sarılmasını, kaymadan dönmesini ve görüntülerin eşit aralıklarla yansımasını sağlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hareketli görüntüler elde etmek için gösterim sırasında filmin belirli ve değişmez bir hızla ilerlemesi gerekir. 35 milimetrelik profesyonel filmler her görüntü karesi için dört delik, 16 milimetrelik ve amatör filmler bir delik ilerler. Sesli filmlerde ekrandan saniyede 24, sessiz filmlerde 16 görüntü karesi geçer. Sessiz filmler bugünkü gelişmiş aygıtlarla gösterildiğinde figürlerin çok hızlı hareket etmeleri bu yüzdendir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Film çekme aygıtı olan kamera, fotoğraf makinesi ile aynı ilkelere dayanarak çalışır.Ama fotoğraf makinesinden en önemli farkı görüntüleri belli zaman aralıklarıyla ve son derece hızlı bir biçimde film şeridinin üzerine kaydetmesidir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kullanılan film şeridine göre sinema kameralarının başlıca 70 milimetrelik, 35 milimetrelik, 16 milimetrelik ve 8 milimetrelik türleri vardır. 70 milimetrelik kameralar büyük ve görkemli görüntüler elde etmek için, 16 milimetrelik hafif kameralar bazı özel çekimlerde ve belgesel filmlerde, 8 milimetrelik kameralar amatörlerce kullanılır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sinema filmleri genellikle 35 milimetrelik kameralarla çekilir.Lumiere Kardeşler'in hem alıcı, hem de gösterici olan sinematograf'ından bu yana kameralar önemli değişiklikler geçirdi. Gösterici ve alıcı birbirinden ayrıldı, boyutları küçüldü ve daha kullanışlı duruma getirildi. Elle çalışan kameraların yerine motorla çalışan kameralar aldı. Motor gürültüsünü önleyen bir sistem eklenerek görüntüyle birlikte sesi de kaydeden sesli kameralar geliştirildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bugün kullanılan 35 milimetrelik kamera hareketli görüntüler için saniyede 24 kare çeker. Bu hız artırılarak yada azaltılarak hareketin hızlı yada yavaş olması sağlanır. Gösterim sırasında projeksiyon makinesinin obtüratürü film karelerinin arasında kapanır ve ışığı keser.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ama bu o kadar hızlı bir biçimde olur ki, gözümüz hareketlerin aslında kesintili olduğunu ayırt edemez. Film Başlıyor Beynin yarattığı görsel hareket yanılsaması fotoğrafın bulunmasından daha önce de biliniyordu. 1824'te İngiliz fizikçi Peter Mark Roget'ın yayımladığı "The Persistence of Vision With Regard To Moving Objekcts" (Hareketli Cisimlere İlişkin Olarak Görüntünün Sürekliliği" adlı kuramsal çalışma, birçok mucidin ilgisini çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her sayfasına resim çizilmiş bir kitabın sayfaları hızla çevrildiğinde görüntülerin kesintisiz bir biçimde hareket ediyormuş gibi görünmesi ve buna benzer birçok basit deney Roget'ın kuramını doğruluyordu. Çeşitli ülkelerden bir çok mucit bu kuramdan hareketle birbirine yakın zamanlarda benzer aygıtlar geliştirmişti. Bu bakımdan sinema kamerası ve projeksiyon makinesi gibi aygıtların ilk önce nerede ve nasıl ortaya çıktığını kesin olarak söylemek güçtür. 1830'lardan başlayarak &lt;b&gt;Zootrop, taumatrop, fasmatrop, fenakistiskop ve praksinoskop&lt;/b&gt; adlarıyla bilinen çeşitli aygıtlar geliştirildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Sinematograf&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
1882'de Fransız fizyolog &lt;b&gt;Etienne- Jules Marey&lt;/b&gt; kuşların uçuşunu saptamak amacıyla saniye de 12 fotoğraf çekebilen "fotoğraf tüfeği" adını verdiği bir aygıt geliştirdi. 1887'de ABD'li Hannibal Goadwin fotoğraf çekiminde ilk kez selüloit film kullandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ardından New York'ta &lt;b&gt;George Eastman&lt;/b&gt; makaraya sarılı selüloit film üretimine başladı. 1888'de &lt;b&gt;Thomas Alva Edison&lt;/b&gt; üzerine ses kaydedilen mum silindirli fonograf'ı, daha sonra da ses ve görüntüyü birleştirmek amacıyla yardımcısı &lt;b&gt;William Dickson&lt;/b&gt;'la birlikte kameranın ilk biçimi sayılan kinetoskop adını verdiği bir gösterim aygıtıyla 15 metrelik bir film şeridinin üzerindeki görüntüleri kesintisiz olarak art arda yansıtmayı başardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ne var ki, bu aygıt gözlerini iki deliğe dayayan tek bir izleyici tarafından kullanabiliyordu. Kinetoskopla filmin üzerindeki görüntüler art arda izlenebilmekle birlikte, hareketler kesintiliydi. Bunun nedeni her görüntü karesinin yeterince uzun bir süre ışıklandırılamamasıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Paris'te kinetoskopu gören Fransız Lovis (1862- 1948) ve Auguste (1862- 1954) &lt;b&gt;Lumiere Kardeşler&lt;/b&gt; geliştirdikleri sinematograf adlı aygıtla ilk kez hareketli görüntü elde ettiler. Bu olay sinemanın doğuşunu müjdeleyen en önemli gelişmeydi. Sinematograf elle çalıştırılabiliyor ve yaklaşık 10 kilogramlık ağırlığı sayesinde istenen yere taşınabiliyordu. Filmin düzenli ve kesikli ilerleyişini&lt;br /&gt;
sağlayan ve bugün de hala kullanılmakta olan tırnaklı bir düzeneği vardır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Lumiere Kardeşler halka açık ilk film gösterimlerini 1895'te Paris'te Capucines Bulvarı'ndaki Grand Cafe'de gerçekleştirdiler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sinematograf hem film çeken, hem de gösteren bir aygıt olduğu için ancak 15 metrelik film şeridi alabiliyordu. Bu yüzden ilk filmleri oldukça kısaydı. Filmler iskambil oynayanlar, bir demircinin çalışması, askerlerin yürüyüşü ya da bir bebeğin beslenmesi gibi günlük yaşamdan alınmış görüntülerden oluşuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Lumiere Kardeşler Lumiere Fabrikası'ndan Çıkan İşçiler adlı filmlerini Lyon'daki fabrikalarında, bir öğle tatili sırasında çekmişlerdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir söylentiye göre Ciotat Garı'na Bir Trenin Gidişi adlı filmin gösterimi sırasında, kameraya doğru hızla yaklaşan tren görüntüsü izleyicileri dehşete düşürmüştü. Sonraları kısa komediler, haber filmleri ve belgeseller de çektiler. Sinema yoluyla belirli bir öykü anlatma dönemi Fransız yönetmen &lt;b&gt;Georges Melies &lt;/b&gt;ile başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bilimkurgu sinemasının da öncüsü sayılan Melies, aynı zamanda "film hileleri" kullanan ilk sinemacıydı. Melies'nin filmlerinde kamera aynı noktada duruyor ve öyküyü tiyatro sahnesindeymiş gibi görüntülüyordu. Melies 1900'lerin başlarında aralarında Ay'a Seyehat, Uzay Yolculuk gibi kısa film çekmiştir.</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg_px9Ng6Faq5gYWAWnE5aPAqM53-Xh9iAQ70fst0yqe5jCK2GS8BKca8m4I4k7NYEsFVDRIQ3zfQaei3G0qoC3tS-d7oHe8tpB2YH4HVKOpRQEeOeLBajVN0qL7TChLzwVA061oapZ7h31/s72-c/D%25C3%25BCnya+sinema+tarihi+sineman%25C4%25B1n+tarih%25C3%25A7esi+.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total></item><item><title>Demeter ve Persephone</title><link>https://makalebox.blogspot.com/2019/09/demeter-ve-persephone.html</link><category>Demeter</category><category>Demeter ve Persephone</category><category>Mitoloji</category><category>Persephone</category><author>noreply@blogger.com (Medium Türk)</author><pubDate>Sun, 22 Sep 2019 01:25:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1904294719251209524.post-8649475824432591778</guid><description>&lt;h2&gt;
Demeter ve Persephone ,&amp;nbsp;&lt;/h2&gt;
&lt;br /&gt;
Yunanistan'daki tarımcı toplumlar Toprak Ana'ya tapınırlarken, başka toplumlar Ulu Tanrıça'ya ya da Ana Tanrıça'ya farklı adlar vermişlerdi. Bu tanrıça, Gaia, onun kızı Rhea ya da Rhea'nın kızı Demeter de dahil pek çok ada &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjtGPvWVpu-FqU53hJo1Il0Yn5ikp8lQyF76mjrh6QQay0gxly3f963e7niuWUP9abR_0l1ID1zLI8YGsj58JsgiSSaQiyoFB64Fb9HrN4_wQvBRmK0gf7tREq1P8Dy7czAe4obV_M4PBZy/s1600/Demeter+ve+Persephone.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="540" data-original-width="900" height="192" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjtGPvWVpu-FqU53hJo1Il0Yn5ikp8lQyF76mjrh6QQay0gxly3f963e7niuWUP9abR_0l1ID1zLI8YGsj58JsgiSSaQiyoFB64Fb9HrN4_wQvBRmK0gf7tREq1P8Dy7czAe4obV_M4PBZy/s320/Demeter+ve+Persephone.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
sahiptir. Yunan mitolojisindeki dişi ilahların pek çoğu aslında Ulu Tanrıçadır: Atina'da Athena, Argos'ta Hera, Girit'te Artemis, Kıbrıs'ta Aphrodite. Zeus'un erkek egemen diniyle birleştiklerinde rolleri değişmiştir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir tarım toplumunda verimli toprak büyük önem taşır, bütün topluluk toprağa bağlıdır, toprak kökenlidir. Eski çiftçi halklar, bitkilerin, hayvanların doğup, olgunlaşıp öldüklerini, genellikle ertesi baharda onlara benzeyen başkalarının tekrar doğduğunu gözlemişlerdir. Bu gerçek, anaerkil dinin odağı olmuştur, ölüm, onu tekrar doğum ya da yeni yaşam izlediğinden, yaşam çemberinin bir parçası olarak kabul edilmiştir. İnsanlar, toplumlarının devamını güvence altına alabilmek için topraklarının ve kendilerinin bereketini sağlayacak olan Ulu Tanrıça'ya tapınmıştır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="https://yagsatarizbalsatariz.com/demeter-ve-persephone.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;Demeter ve Persephone&lt;/a&gt;, Hades doğadaki vaşam çemberini denetler. Tahıl tanrıçası olarak Demeter, ölümlülere darı, buğday, arpa ekmeyi, büyütmeyi, biçmeyi öğretir. Persephone'nin annesiyle ya da kocasıyla yaşaması, mevsimin tohumların çimlenip ekinlerin büyüdüğü mevsim mi, yoksa tohumların uykuya yattığı kış mevsimi mi olduğunu belirler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hades yalnız yeni hayatın ortaya çıkardığı ölülerin tanrısı değil, aynı zamanda zenginlik tanrısı olarak da bilinmektedir. (Onun diğer adı olan Pluto, zenginlik anlamına gelen plouios sözcüğünden türetilmiştir). Ölü toprak her ilkbahar, bağrından yeni bitki yaşamını fışkırtmak için yeniden canlanır; bunun yanında toprak, tuncun yapıldığı metalleri de (bakır, kalay) barındırır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sonuç olarak, Demeter'le Persephone söylencesi baharın gelişini, doğanın yıllık yeniden doğuşunu kutlar. Demeter'in, kızının yokluğundan duyduğu üzüntü, kısır kış mevsimine neden olsa da, söylence, onların yıllık birleşmelerini, her yılın büyük bir bölümünü birlikte geçirebilmekten duydukları mutluluğu vurgular.&lt;br /&gt;
&lt;h3&gt;
Homeros ilahileri Demeter ve Persephone&lt;/h3&gt;
Bu söylencenin en kapsamlı versiyonu Homeros ilahilerindedir. Demeter ve Persephone&lt;br /&gt;
Mevsimleri getiren, yaşamı devam ettirecek armağanları veren Ulu Tanrıça Demeter, ölümlüleri, onları besleyen toprağı en çok seven Olymposludur. Ölümlüler de onu çok severler. Çiftçi eşlerinin, birilerinin kapılarını çalıp akşam yemeklerine katılacağını umarak sofraya fazladan bir tabak daha eklemeleri Demeter'i memnun eder.&lt;br /&gt;
Hephaistos'un planlayıp, Kyklopların Ölümsüzler için Olympos Dağı'nda inşa ettikleri saraylardan çok, ölümlülerin gösterişsiz evlerinde yemek yediği için tanrılar kendisine sataştıklarında gülümser. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Demeter nazik, sevecen, eli açıktır. Ancak o, aynı zamanda Titanların korkulan efendisi Kronos'un kızı, yüce gök gürültücüsü Zeus'un kız kardeşidir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Demeter'in ölümsüz yaşamındaki
neşesi,
Zeus'tan olma kızı Persephone'dur. Persephone, güneş
ışığını, yaban çiçeklerini, gülmeyi sever ve
kendisini tanıyanların yaşamlarına
sevdiklerini getirme yeteneği
vardır.
Sicilva'daki yaban çiçekleri o kadar güzeldir ki Persephone, sık sık
oradaki çayırlarda
güzel çiçeklerle doldurabileceği
büyük bir sepetle gezinir. Genellikle parlak gözlü Athena'yla atıcılık
tanrısı Artemis
ona eşlik
ederler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir gün Aphrodite, Ölüler efendisi
Hades'i, arabasını Sicilya
Adası'nın
çevresinde sürerken görür. Gölgeler kralı, her
zaman olduğu
gibi Etna Dağı'nın altında sırtüstü
yatıp,
ateşle kızgın lav
kusan azgın dev
Typhon'un, patlamalarıyla
yeryüzünde çatlaklara neden olup olmadığını
kontrol etmektedir. Yeraltı dünyası üzerinde
toprak açıldığında
Helios'un parlak güneş ışığı buradan
içeri sızarsa pek çok kulunun korkuyla titreyeceğinden
kaygı duyduğu
için, dünyanın her
parçasının
yerli yerinde olduğunu
görünce oldukça rahatlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Altın
Aphrodite oğlu
Eros'u çağırarak
şöyle
der: "Ölümlülerin çok azı bizim
gücümüze değer
veriyor. Athena, Artemis, Persephone'nin aşk düşüncesinden
nasıl sakındıklarına
dikkat et: Zeus'ta kardeşi,
denizin efendisi bizim silahımıza
boyun eğdi. Şimdi
sıra
Yeraltı Dünyası'nın
karanlık
efendisini de ege­menliğimiz
altına
almakta. Hedefini şaşmaz
oklarından
birini Hades'in kalbine uçurup gönder ki onu Persephone'ye delice âşık
etsin."&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eros'un
hedefini bulan atışı, Hades'in
Zeus'tan, Persephone'vle evlenmek için İzin
istemesine neden olur. "Elbette sana Persephone'yi vermekten memnunluk
duyarım,
sevgili kardeşim"
der Zeus, "ancak kız
kardeşimiz
Demeter bu evliliğe
asla razı olmayacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Persephone'nin tanrı Helios'un
arabasından
gelen ışığın altında
parıldayarak,
çiçek dolu tarlalarda gezinme Özgürlüğünü,
senin karanlık
krallığında
kraliçe olma fırsatıyla değiştirmeme
asla razı olmayacaktır. İktidarın,
Ulu Tanrıça ve
Persephone için fazla anlamı yoktur."&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
"Bununla birlikte" diye tamamlar sözünü Olympos'un efendisi, "Benim kardeşim ve güçlü bir krallığın efendisi olduğundan, eğer Persephone'yi istemekte ısrar ediyorsan bu, onun için büyük bir onurdur. Kızımı seninle evlenmesi için zorlaya-masam da, onu kaçırman için sana gizlice yardım edeceğim."&lt;br /&gt;
&lt;h3&gt;
Sicilya çayırları Demeter ve Persephone&lt;/h3&gt;
Böylece Persephone, Sicilya çayırlarının
birinde çiçek topladığı bir
gün, daha önce hiç görmediği
inanılmaz
güzellikte bir çiçek görür. Arkadaşlarım
arkada bırakan
Persephone, hemen çayırların
üzerindeki bu olağanüstü
çiçeğe doğru koşar.
Babasının,
Hades'i memnun etmek için tuzak olarak gizlice toprağa bu
özel çiçeği
yaratmasını emrettiğini
bilmesi olanaksızdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Persephone, koleksiyonuna katmak
için güzel kokulu çiçeğe ulaştığında
toprak aniden alabildiğine
açılır. Dışarı, siyah
atların koşulu
olduğu ve
karanlığın
efendisinin bizzat kullandığı altın
araba çıkar.
Hades, sol elini dizginde tutarak sağ elini
uzatır.
Persephone'yi yerden kaldırıp
arabaya, yanına alır.
Persephone'nin arkadaşları onun
kaybolduğunu
fark etmeden önce hızla
uzaklaşır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
"Anne! Anne!" diye bağırır Persephone, "bana yardım et! Baba, yardım et!" Fakat annesi çok uzaktadır. Tanrılar ya da ölümlüler arasında onun çığlıklarını duyan olmaz. Yalnız güneşin efendisi Helios, gökyüzünde dolaştığı arabasından işlenen suçu görür. Artemis ile Athena çayıra vardığında yarık kapan­mış, olağanüstü çiçek gözden kaybolmuş, Persephone gitmiştir. Geriye kalan, genç tanrıçanın kaçırılırken düşürdüğü, çiçeklerle dolu sepettir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Araba onu derin göllerin, tüten
havuzların
arasından
geçirirken Persephone, annesini çağırmaya
devam eder. Tahıl
veren toprağı, hızlı akan denizi, yukarıda
arabasında
Helios'u görebildiği
sürece birinin çığlıklarım
duyabileceğini
umar. Ancak bir su perisi Hades'i durdurmaya çalıştığında,
Hades toprağa vu­rup bir yarık
açar ve Persephone ile birlikte, onun kasvetli derinliklerinde kaybolurlar.&lt;br /&gt;
Yer üzerine kapandıktan
bir süre sonra bile, Persephone'nin sesi dağların
yükseklerinde yankılanır;
denizin derinliklerinde yayılır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ulu Tanrıça kızının çığlıklarını duyunca
ıstırap
kalbini kına
pençesine düşürmüştür.
Güzel saçından
bağını çıkarır,
omuzlarından
pelerinini bırakır.
Vahşi bir
kuş gibi,
karayla denizin üzerinde her yerde umutsuzca kayıp kızını arayarak uçar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:html --&gt;

&lt;!-- mobi üst --&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;ins class="adsbygoogle" data-ad-client="ca-pub-5584593704471595" data-ad-format="auto" data-ad-slot="3637841691" data-full-width-responsive="true" style="display: block;"&gt;&lt;/ins&gt;&lt;!-- /wp:html --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:heading {"level":3} --&gt;

&lt;!-- /wp:heading --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:heading {"level":3} --&gt;

&lt;!-- /wp:heading --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;&lt;br /&gt;
Persephone'nin nerede olduğunu bilen ölümsüz tanrılar sessiz kalırlar, ölümlüler, üzüntülü ve şaşkın anneye yardım edemezler. Gecenin karanlığı arayışını yavaşlatanlasın diye Ulu Tanrıça, Etna Dağı'nın kızgın kraterinde iki çam meşale tutuşturur. O zamandan beri, ne şafak ne de akşam yıldızı onu dinle­nirken görebilmiştir. Ancak dünyayı boşuna arar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="https://yagsatarizbalsatariz.com/demeter-ve-persephone.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;Demeter ve Persephone makalesinin devamı için tıklayınız&lt;/a&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjtGPvWVpu-FqU53hJo1Il0Yn5ikp8lQyF76mjrh6QQay0gxly3f963e7niuWUP9abR_0l1ID1zLI8YGsj58JsgiSSaQiyoFB64Fb9HrN4_wQvBRmK0gf7tREq1P8Dy7czAe4obV_M4PBZy/s72-c/Demeter+ve+Persephone.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total></item><item><title>Kahve çeşitleri nelerdir</title><link>https://makalebox.blogspot.com/2019/09/kahve-cesitleri-nelerdir.html</link><category>Kahve çeşitleri</category><category>Kahve çeşitleri nelerdir</category><author>noreply@blogger.com (Medium Türk)</author><pubDate>Fri, 20 Sep 2019 21:48:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1904294719251209524.post-5839932464362408842</guid><description>&lt;h2&gt;
Kahve çeşitleri nelerdir;&amp;nbsp;&lt;/h2&gt;
&lt;br /&gt;
Türk kültüründe kahve konusunu incekerken, şüphesiz &lt;a href="https://kahveagaci.xyz/kahve-tanimi.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;kahve&lt;/a&gt; tadında ve özelliklerinde tüm dünya ülkelerinde içimi yaygın olan diğer çeşitlerini de ele almak gerekir. Örneğin Türkiye' de Türk kahvesi, &lt;a aria-label="İtalya da espresso (yeni sekmede açılır)" href="http://www.yoldasin.com/italyada-kahve-siparisi-nasil-verilir/" rel="noreferrer noopener nofollow" target="_blank"&gt;İtalya da espresso&lt;/a&gt;, Amerika da nescafe gibi kahve çeşitleri bu bölümde bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;h3&gt;
Espreso (İty. Espresso)&lt;/h3&gt;
Kahve çeşitleri arasında son dönemlerde en çok ilgi çekeni espreso, İtalyanların acı, ama acı olduğu kadar değişilmez bir lezzete sahip olan bir kahve çeşididir. Koyu kavrulmuş ve ince çekilmiş kahvenin sıkıştırılarak basınçlı sıcak sudan geçirilmesiyle yapılan ve doğru yapılması hayli zor 1 -1.5 ölçülük bir kahve olan espressodaki tadın sadece kahveden çıkarılan likitten değil, likitin içinde kalan minik parçacıklar ve gazlara bağlı olduğu söylenmektedir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhCCWR_ZjucSdAa4VOPYiHGAS1MhYZjy9gDWgoo6eTTjbSjsU09wkacEDIClxvcnC6n_YYWik7y_PbDzzniGMMd0F41yPI6TiojSgXfIOJ7bf-5pQqBdOlody8WHw00_IWtOLFJIN6h4dBo/s1600/Kahve+%25C3%25A7e%25C5%259Fitleri+nelerdir.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="450" data-original-width="1080" height="133" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhCCWR_ZjucSdAa4VOPYiHGAS1MhYZjy9gDWgoo6eTTjbSjsU09wkacEDIClxvcnC6n_YYWik7y_PbDzzniGMMd0F41yPI6TiojSgXfIOJ7bf-5pQqBdOlody8WHw00_IWtOLFJIN6h4dBo/s320/Kahve+%25C3%25A7e%25C5%259Fitleri+nelerdir.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Colloid adı verilen ve en büyüğü 3 mikron ebadındaki bu minik parçacıklar espressonun koku alma duyumuza hitap eden 700 farklı özelliğini sağlamaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Espreso fincanı, diğer fincanlara oranla daha küçük ebatta, yaklaşık 70 cc olarak imal edilmektedir. Ancak fincanlar bu ebatta olmasına rağmen, espresso, fincana sadece bir ya da iki yudum içilecek şekilde konulmaktadır. Acı bir tada sahip olması bu kahvenin daha az miktarda tüketilmesine neden teşkil etmektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Espressonun değişik ilaveler ile yapılan diğer çeşitleri de vardır. Bu kahve çeşitlerine aşağıda kısaca değinilecektir.&lt;br /&gt;
&lt;h3&gt;
Kapuçino (İty. Cappucino), Kahve çeşitleri nelerdir&lt;/h3&gt;
İdeal olan kapuçino malzemesi, aynı miktarlarda köpüklü süt ve espressonun karışımı ile gerçekleşir. Kapuçinonun   en önemli özelliğinin ise, üstündeki köpüğü ve kremasında gizli olduğunu tüm kapuçino severler bilirler. Son derece yoğun olan bu köpük altın-kahverengi bir renge yani karamel rengine sahip olup, kahvenin üzerini tamamen kaplayacak özelliktedir. Ayrıca başka hiçbir kahvede olmayan bu özellik ikram edilen kahvenin güzelliğinin anlaşılması konusunda yardımcı olmaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kapuçino fincanları 110 cc ölçülü hacime sahiptir. Tabağı ile birlikte genelde yanında küçük bir bisküvi ile servis yapılır.&lt;br /&gt;
&lt;h3&gt;
Amerikano (İng. Americano)&lt;/h3&gt;
Sıcak su içerisine 6 ölçek espresso karıştırılarak elde edilen kahve çeşidine verilen isimdir. Adını en çok tüketildiği ülke olan Amerika' dan almıştır. Nescafe fincanları amerikanonun içiminde kullanılmaktadır. Özel bir fincan formuna sahip değildir.&lt;br /&gt;
&lt;h3&gt;
Espresso Koma no, Kahve çeşitleri nelerdir&lt;/h3&gt;
&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:heading --&gt;

&lt;!-- /wp:heading --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:heading {"level":3} --&gt;

&lt;!-- /wp:heading --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:heading {"level":3} --&gt;

&lt;!-- /wp:heading --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:heading {"level":3} --&gt;

&lt;!-- /wp:heading --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;&lt;br /&gt;
İçerisine ince bir dilim limon kabuğu konularak servisi yapılan hafif ekşi espressodur. Espresso fincanı ile servis yapılmaktadır. Amerika' da çok popüler olan bir kahve çeşididir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="https://kahveagaci.xyz/kahve-cesitleri-nelerdir.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;Kahve çeşitleri nelerdir makalesinin devamını okumak için&lt;/a&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhCCWR_ZjucSdAa4VOPYiHGAS1MhYZjy9gDWgoo6eTTjbSjsU09wkacEDIClxvcnC6n_YYWik7y_PbDzzniGMMd0F41yPI6TiojSgXfIOJ7bf-5pQqBdOlody8WHw00_IWtOLFJIN6h4dBo/s72-c/Kahve+%25C3%25A7e%25C5%259Fitleri+nelerdir.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total></item><item><title>Kahve tanımı</title><link>https://makalebox.blogspot.com/2019/09/kahve-tanm.html</link><category>Kahve tanımı</category><author>noreply@blogger.com (Medium Türk)</author><pubDate>Fri, 20 Sep 2019 21:44:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1904294719251209524.post-9221732498695356035</guid><description>&lt;h2&gt;
Kahve tanımı,&amp;nbsp;&lt;/h2&gt;
&lt;br /&gt;
Ana Británica ansiklopedisinde &lt;em&gt;"kökboyasıgiller familyasının Coffea cinsinden tropik çalı türlerine, bu türlerin tohumlanna ve tohumlardan hazırlanan içeceğe verilen ad" &lt;/em&gt;olarak tanımlanır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kışın, yapraklarım dökmeyen, küçük bir ağaç ya da çalı özelliğindeki kahve bitkisi yabani olarak 8-10 m. ye kadar büyüyebilir. Yüksekliği, budama yapılarak hep 2 m. de tutulan kahve ağacının koyu renkli, parlak yapraklan bulunmaktadır. "Kokusu yasemini andıran küçük beyaz çiçeklerin oluşturduğu gösterişli çiçek demetleri ve olgunlaşınca kırmızıya dönüşen 15-18 mm. uzunluğunda meyveleri vardır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgJdgzVCIbU4PEvm62veROU1qGeLLtwg8iChC3fxdT9CGvsCfnnziHf3DX7nSqRHPH2S_ZVfEthAqh_igF6lZhNjX5JqiI6q3HqadZzxIXGnwWlqHrcVyuternJkQrTR_7Vc-dGZqySAA1w/s1600/Kahve+tan%25C4%25B1m%25C4%25B1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="459" data-original-width="1600" height="91" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgJdgzVCIbU4PEvm62veROU1qGeLLtwg8iChC3fxdT9CGvsCfnnziHf3DX7nSqRHPH2S_ZVfEthAqh_igF6lZhNjX5JqiI6q3HqadZzxIXGnwWlqHrcVyuternJkQrTR_7Vc-dGZqySAA1w/s320/Kahve+tan%25C4%25B1m%25C4%25B1.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Meyvelerin etli özü içinde düzgün yüzeyleri birbirine değen üri tohum bulunur, her bir tohum biri ince ve sert, öbürü zanmsı iki kabukla örtülüdür" (&lt;a aria-label="Ana Británica (yeni sekmede açılır)" href="https://eksisozluk.com/ana-britannica--53028" rel="noreferrer noopener nofollow" target="_blank"&gt;Ana Británica&lt;/a&gt;, 1988).&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
12_yüzyıldan beri bilinen, ancak 14.yüzyılda içilmeye başlanan kahvenin anavatanı hakkında çeşitli söylentiler bulunmaktadır. "Ama çoğu tarihçiler ve araştırmacılar kahvenin Güney Habeşistan'dan tüm dünyaya yayıldığını iddia ederler. Ve bu iddialarını da etimolojik olarak kahve ile kahveye yakın bir benzerlik gösteren Güney Habeşistan'daki Kalfa yöresine bağlarlar".&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk kez 15. y.y.' da Arabistan'ın güneyinde kahve bitkisinin yetiştirilmeye başlamasıyla o bölgelerdeki halkın kahve içme alışkanlığı artmıştır,   lö.ve 17.yüzyıl arasında da Avrupa ülkelerine getirilen kahve ilk önceleri ilaç amacıyla kullanılmıştır. Fransız bilim adamları tarafından incelenmeye başlanan kahve eczanelerde satılmış, henüz içecek olarak tüketilmeye başlanmamıştır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;a href="https://kahveagaci.xyz/kahvenin-tarihi-ve-ulkemiz-de-kahve.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;Kahve tanımı &lt;/a&gt;, 16. yüzyılda Habeşistan (bugün Etiyopya) Valisi Özdemir Paşa tarafından Türkiye'ye getirilmiştir.&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
"17.yüzyıl sonlarına değin dünya kahve üretiminin hemen hemen tamamı Arabistan'ın güneyindeki Yemen vilayetinden sağlanmış, ancak içecek olarak değerinin giderek artması üzerine önce 1658'de Seylan'da (bugünkü Sri Lanka) sonraki yıllarda ise Cava Adası (1696), Surinam (1718), Martinik (1729), Brezilya (1727), Jamaika (1730), Küba (1748), Porto Riko (1755), Kosta Rika (1779), Venezuela (1784), Meksika (1790) ve Kolombiya'da (18.yüzyıl sonlan) kahve tanmına başlanmıştır (Ana Británica, 1988 ).&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="https://kahveagaci.xyz/kahve-tanimi.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;Kahve tanımı makalesinin devamını okumak için tıklayın&lt;/a&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgJdgzVCIbU4PEvm62veROU1qGeLLtwg8iChC3fxdT9CGvsCfnnziHf3DX7nSqRHPH2S_ZVfEthAqh_igF6lZhNjX5JqiI6q3HqadZzxIXGnwWlqHrcVyuternJkQrTR_7Vc-dGZqySAA1w/s72-c/Kahve+tan%25C4%25B1m%25C4%25B1.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total></item><item><title>Kahve hasadı ve kavrulması</title><link>https://makalebox.blogspot.com/2019/09/kahve-hasad-ve-kavrulmas.html</link><category>Kahve hasadı</category><category>Kahve hasadı ve kavrulması</category><category>kavrulması</category><author>noreply@blogger.com (Medium Türk)</author><pubDate>Fri, 20 Sep 2019 21:37:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1904294719251209524.post-8359929072027364773</guid><description>&lt;h2&gt;
Kahve hasadı ve kavrulması;&amp;nbsp;&lt;/h2&gt;
&lt;br /&gt;
Kahve bitkisinin hasat edildikten sonra kahve içeceği haline gelene kadar geçirdiği 3 önemli işlem bulunmaktadır. Bunlar hasat sonrası işlemler, &lt;a href="https://kahveagaci.xyz/kahve-agaci/lahve-hasadi-kavrulmasi.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;kahve kavurma&lt;/a&gt; işlemi ve kahve demleme/pişirme işlemleridir.&lt;br /&gt;
&lt;h3&gt;
Kahve bitkisi tanımı&lt;/h3&gt;
&lt;a aria-label="Coffea bitkisi cinsi Rubiaceae familyasına (yeni sekmede açılır)" href="https://en.wikipedia.org/wiki/Rubiaceae" rel="noreferrer noopener nofollow" target="_blank"&gt;Coffea bitkisi cinsi Rubiaceae familyasına&lt;/a&gt; aittir. Coffea bitkisinin yaklaşık 70 türü vardır. Dünya çapında büyük miktarlarda üretimi yapılan iki kahve bitkisi türü bulunmaktadır. Bunlar Coffea arabica ve C. Canephora türleridir. C.canephora türünün ticari ismi robusta olarak bilinmektedir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dünya kahve ihracatının % 20'sini robusta kahvesi oluşturur. Doğal olarak kendiliğinden yetişen kahve bitkisinin boyu 10 metreyi bulmaktadır ancak yetiştirilen kahve bitkilerinin boyu 3 metre civarındadır. Bu durum en uygun ağaç şekline ulaşılmasını ve hasadın daha kolay yapılmasını sağlar.&lt;br /&gt;
Kahve bitkisinin yetişebildiği ülkeler sınırlıdır çünkü kahve bitkisi soğuktan kolaylıkla etkilenmektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjQn2rXpj8ZKebEWec5Rp0uvxoYD6vEv0LrVvZuO7bjLg1OJzCCuuALbzBekfbwEuwL75PwwjxpCeHwIujvv__XEhABGmqosJtjoCOl6lwR7Y4j1Xtkxx4-BT-Gr5ae2ksFOOcBNKeYtDQJ/s1600/Kahve+hasad%25C4%25B1+ve+kavrulmas%25C4%25B1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="453" data-original-width="840" height="172" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjQn2rXpj8ZKebEWec5Rp0uvxoYD6vEv0LrVvZuO7bjLg1OJzCCuuALbzBekfbwEuwL75PwwjxpCeHwIujvv__XEhABGmqosJtjoCOl6lwR7Y4j1Xtkxx4-BT-Gr5ae2ksFOOcBNKeYtDQJ/s320/Kahve+hasad%25C4%25B1+ve+kavrulmas%25C4%25B1.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yengeç ve oğlak dönencelerinin arasında kalan tropik bölgeler kahve bitkisinin yetişmesi için uygundur. Kahve bitkisi özellikle nemin düşük olduğu bölgelerde 30°C sıcaklığı tolere edememektedir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sıcaklık yanında yükseklik de bitkinin yetişmesini etkileyen ikinci önemli etkendir. Yükseklik arttıkça soğuğun da artmasından dolayı ekvatorda daha yükseklerde yetişebilen kahve bitkisi ekvatordan uzaklaştıkça yüksek bölgelerde yaşayamamaya başlamaktadır. Ayrıca, yağmur diğer bir etken olarak kahve bitkisinin yetişmesini etkilemektedir. İyi kalitede kahveler için yıllık yağış miktarının 250 cm'yi geçmesi gerekmektedir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Brezilya yıllardır dünyanın en büyük kahve üreticisidir. Brezilya'da Arabika türü (var. Bourbon, Typica, Caturra, Mundo Novo vb.) ve az miktarda robusta türü yetiştirilmektedir. Brezilya kahve üretiminin %95'i Parana, Sao Paulo, Minas Gerais ve Espirito Santo Eyaletleri'nde yapılmaktadır. &lt;br /&gt;
Brezilya'da genelde olgun kahve meyveleri dalından kopartılarak güneşte kurutulur. Ancak Brezilya kuru, yarı-yıkanmış ve yıkanmış hasat sonrası işlemlerin üçünü de yapabilen nadir ülkelerden birisidir.&lt;br /&gt;
&lt;h3&gt;
Kahve Hasadı sonrası neler yapılır&lt;/h3&gt;
Hasat sonrası işlemler &lt;a aria-label="kahve çekirdeğinin hasat edildikten sonra (yeni sekmede açılır)" href="https://coffee.digital/kultur-detay/kahve-tarimi-surecleri" rel="noreferrer noopener nofollow" target="_blank"&gt;kahve çekirdeğinin hasat edildikten sonra&lt;/a&gt; kahve çiftliğinde geçirdiği işlemleri belirtmektedir. Bu işlemler; kuru işlem, yarı yıkanmış işlem ve yıkanmış işlemlerdir .&lt;br /&gt;
&lt;h3&gt;
Kahve meyvesi k&lt;strong&gt;uru işlem&lt;/strong&gt;e&lt;/h3&gt;
Kuru ya da diğer adı ile natural işlem genelde hasat sonrasında iklimin kuru ve sıcak geçtiği bölgelerde kullanılır. Kuru işlem daha basit ve genelde daha ekonomik bir yöntemdir. Kahve meyveleri ağaçta normalden daha uzun süre bekletilir ve geç hasat edilir. Meyveler tek tek toplanmak yerine daldan topluca toplanır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Toplanan kahve meyveleri kurutma alanına götürülür. Meyvelerin kurutulduğu yer genelde düz betondur. Böylece güneşte kurutma işlemi daha verimli olur. Geceleri ve yağmurlu günlerde kahve meyveleri biraraya getirilerek yığın halinde tutulur ve üstü örtülür. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kahve meyvesinin neminin %12 değerine ulaşması kurutma işleminin bittiğini gösterir. Güneşte kurutma ile yaklaşık üç haftada bu orana ulaşılır. Kuru işlemde kahve meyvesi dışındaki küspesi ile birlikte kurutulduğu için doğal bir tatlılık elde edilmektedir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:heading --&gt;

&lt;!-- /wp:heading --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:heading {"level":3} --&gt;

&lt;!-- /wp:heading --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:heading {"level":3} --&gt;

&lt;!-- /wp:heading --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;&lt;br /&gt;
Fruktoz, glukoz, arabinoz ve galaktoz gibi serbest düşük moleküllü şekerlerin kuru işlemden geçmiş yeşil kahve çekirdeklerinde daha yüksek olduğu görülmüştür. Kuru işlemden geçmiş kahvelerin güçlü gövdesi ve aroması, yumuşak asitliği ve tatlı bir lezzeti olmaktadır .&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;a href="https://kahveagaci.xyz/kahve-hasadi-ve-kavrulmasi.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;makalenin devamını okumak için&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjQn2rXpj8ZKebEWec5Rp0uvxoYD6vEv0LrVvZuO7bjLg1OJzCCuuALbzBekfbwEuwL75PwwjxpCeHwIujvv__XEhABGmqosJtjoCOl6lwR7Y4j1Xtkxx4-BT-Gr5ae2ksFOOcBNKeYtDQJ/s72-c/Kahve+hasad%25C4%25B1+ve+kavrulmas%25C4%25B1.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total></item><item><title>Kahvenin tarihi ve ülkemiz de kahve</title><link>https://makalebox.blogspot.com/2019/09/kahvenin-tarihi-ve-ulkemiz-de-kahve.html</link><category>Kahvenin tarihi</category><author>noreply@blogger.com (Medium Türk)</author><pubDate>Fri, 20 Sep 2019 21:27:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1904294719251209524.post-5204637183543605142</guid><description>&lt;h2&gt;
Kahvenin tarihi ve ülkemiz de kahve;&amp;nbsp;&lt;/h2&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="https://kahveagaci.xyz/kahve-agaci/kahve-agaci-hayatimiza-nasil-girdi.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;Kahvenin tarihi&lt;/a&gt; anavatanı, Afrika kıtasında Etiyopya'nın güneyinde adı Kaffa olan bir yerdir. Ortaçağın geç dönemlerinde, kahve ağacı Arabistan'a getirilmiş ve kahve tarımı ilk kez burada geliştirilmiştir. Arabistan bölgesinde bir içecek olarak yaygınlık kazandıktan sonra, Mekke'ye hacı olmak için gelen Müslümanlar aracılığıyla kahve, Mısır, Hindistan, Endonezya ve Anadolu gibi bölgelere yayılmıştır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Avrupa'nın kahve ile ilk tanışması Osmanlılar aracılığıyla olmuştur. İlk kez IV. Mehmet'in bir elçisi tarafından 1664'de Paris'e götürülmüş ve XIV. Louis'nin sarayında içilmiştir. O dönemin Avrupalı tıp uzmanları kahveyi zararlı bir içecek olarak değerlendirip yasaklamışlardır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Böylece kahve ikinci bir yasakla karşılaşmıştır; O tarihlerde henüz yaygınlık kazanmamış olan kahve, Fransız sarayı ve soylularının ayrıcalıklı bir içeceği konumundadır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu ayrıcalıklı durum 1683 yılına dek sürmüştür. Venedikliler aynı dönemde deniz yoluyla kahveyi İstanbul'dan İtalya'ya, daha sonra da Marsilya ve İngiltere'ye kadar ulaştırmışlardır. &lt;br /&gt;
&lt;div class="wp-block-image"&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;figure class="aligncenter is-resized"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjUQJJF0bwzhH7HPWiIZTlfXiqf7-4zr35mKvhX28Rp8ywBrQY7o6Rni1yLdz6wJcHM_-qwTe1fxnVWtYbhoVo2Z3IKdnxL8wSU9RSsyZ-wy4UMtEc-tPUhacmzircZAUcGnAY6HIl91zVL/s1600/Kahvenin+tarihi+ve+%25C3%25BClkemiz+de+kahve.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="558" data-original-width="1324" height="134" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjUQJJF0bwzhH7HPWiIZTlfXiqf7-4zr35mKvhX28Rp8ywBrQY7o6Rni1yLdz6wJcHM_-qwTe1fxnVWtYbhoVo2Z3IKdnxL8wSU9RSsyZ-wy4UMtEc-tPUhacmzircZAUcGnAY6HIl91zVL/s320/Kahvenin+tarihi+ve+%25C3%25BClkemiz+de+kahve.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;figcaption&gt;&lt;br /&gt;&lt;/figcaption&gt;&lt;/figure&gt;&lt;/div&gt;
Böylece kahve bütün Avrupa'ya yayılmıştır. 1789 Fransız Devrimi sonrasında Haiti yerlilerinin elinden kurtulmak için kaçan bölgedeki kahve üreticileri, beraberlerinde kahve fidanlarıyla Brezilya'ya geçerler ve burada kahve ekimini yaygınlaştırırlar. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daha sonra kahve ekimi Meksika, Guatemala, Kolombiya, Venezuela gibi Orta ve Güney Amerika ülkelerine yayılarak, ileride bu ülkelerin başlıca ürünü olma özelliğine kavuşur. &lt;br /&gt;
Narin bir bitki olan kahve, gittiği yerlerde belirli bir iklim koşulu ararken, aynı zamanda kendisi de doğasından belli bir ödün vermekte; her dikildiği bölgede farklı koku ve cinste ürün vermektedir .&lt;br /&gt;
&lt;h3&gt;
Kahve tüketimi,Kahvenin tarihi ve ülkemiz de kahve&lt;/h3&gt;
Türkiye kahve tüketiminde Avrupa'ya göre oldukça gerilerde kalmaktadır. Türk kahvesi, hazır kahve ve filtreli kahve olmak üzere üç ayrı şekilde tüketicilere sunulan kahve ülkemizde yeterince tüketilmemektedir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Avrupa'da kişi başına yıllık kahve tüketimi 5-6 kilo olup tüketim İskandinav Ülkelerinde 11-12 kiloya kadar yükselmektedir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Türkiye'de ise tüketim kişi başına yılda 250 gramdır. İtalya'da insanların, özellikle çalışanların günde 41 dakikalarını kahve içerek geçirdiği saptanmıştır. Türkiye'de kişi başına hazır kahve tüketimi yıllık 10-12 fincan olurken, Avrupa'da 175-200 fincan, filtreli kahve ise Türkiye'de 1 fincan dolaylarında iken Avrupa'da 560-600 fincan düzeyinde bulunmaktadır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Türkiye'de toplam tüketimin %75'i Türk kahvesinden, %25'i hazır, çekirdek, filtre gibi kahvelerden oluşmaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:image {"id":35,"align":"center","width":512,"height":384} --&gt;

&lt;!-- /wp:image --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:heading --&gt;

&lt;!-- /wp:heading --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;&lt;br /&gt;
Ülkemizin sahip olduğu iklim koşullarında yetiştiriciliğin yapılamamasından dolayı kahve tüketimimiz ithalat yoluyla karşılanmaktadır. Kahve ülkemizde lüks bir ürün olduğundan, gelir değişimlerine bağlı olarak tüketicilerin kahve talebi önemli ölçüde değişmektedir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;a href="https://kahveagaci.xyz/kahvenin-tarihi-ve-ulkemiz-de-kahve.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;makalenin devamını okumak için&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjUQJJF0bwzhH7HPWiIZTlfXiqf7-4zr35mKvhX28Rp8ywBrQY7o6Rni1yLdz6wJcHM_-qwTe1fxnVWtYbhoVo2Z3IKdnxL8wSU9RSsyZ-wy4UMtEc-tPUhacmzircZAUcGnAY6HIl91zVL/s72-c/Kahvenin+tarihi+ve+%25C3%25BClkemiz+de+kahve.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total></item><item><title>Kamu Kurumlarında Sosyal medya</title><link>https://makalebox.blogspot.com/2019/09/kamu-kurumlarnda-sosyal-medya.html</link><category>sosyal medya</category><author>noreply@blogger.com (Medium Türk)</author><pubDate>Fri, 20 Sep 2019 21:03:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1904294719251209524.post-6582067491737923159</guid><description>&lt;h2&gt;
Kamu Kurumlarında Sosyal medya,&amp;nbsp;&lt;/h2&gt;
&lt;br /&gt;
Bireysel kullanıcıların yanısıra kurumlara da istediği zaman ve mekânda &lt;a href="https://sosyalmedyapazarlama.xyz/kamu-kurumlari-sosyal-medya.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;kamusal içerik&lt;/a&gt; oluşturma, bu içerikler üzerinde denetim sağlama, etkileşimli ve interaktif olma, süreçlere anında müdahale etme vb. olanaklar tanıyan sosyal medya gerek kamu kurumlarının gerekse özel kuruluşların halkla ilişkiler amaçlı uygulamalarında bilgiye, medyaya, kaynaklara ve paydaşlarına ulaşmalarını kolaylaştırmaktadır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEheietHGfAmDropdsYlrgKtSwy8vFd4ZlUded8buHKZfeRTTswW1kO9Od7NWuhohbCEiv-Wa7cynsbNWMEyRHjfxiCvudNQI2uvyRH_YDrwK90Zasyz2_J2KoOKWFJe9L9EZBm4F2iAcVhI/s1600/Kamu+Kurumlar%25C4%25B1nda+Sosyal+medya.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="340" data-original-width="980" height="111" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEheietHGfAmDropdsYlrgKtSwy8vFd4ZlUded8buHKZfeRTTswW1kO9Od7NWuhohbCEiv-Wa7cynsbNWMEyRHjfxiCvudNQI2uvyRH_YDrwK90Zasyz2_J2KoOKWFJe9L9EZBm4F2iAcVhI/s320/Kamu+Kurumlar%25C4%25B1nda+Sosyal+medya.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a aria-label="Kamu kurumlarının ve özel kuruluşların işleyiş prosedürleri (yeni sekmede açılır)" href="http://www.idare.gen.tr/agar-kamukurumlari.htm" rel="noreferrer noopener nofollow" target="_blank"&gt;Kamu kurumlarının ve özel kuruluşların işleyiş prosedürleri&lt;/a&gt;, görevleri ve örgütsel şemaları belli noktalarda birbirilerinden ayrılmaktadır. Kamu kurumları sağlık, güvenlik eğitim, adalet, çevre, ulaştırma, gıda ve daha birçok konuda topluma hizmet vermek, düzeni sağlamak ve sürdürmek adına devlet tarafından resmi olarak yapılandırılırken özel kuruluşlar herhangi bir konuda ve alanda hizmet vermek ve bu hizmet karşılığında bir kazanç elde etmek amacıyla kişi yada kişilerce kurulan ticari yapılardır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gerek kamuda gerekse özel sektörde her kurum bir ürün ya da hizmet üretimi için varolmakta bunun yanısıra varlığını sürdürdüğü, herhangi bir çıktı sunduğu topluma karşı belirli sorumlulukları bulunmaktadır. Halkla ilişkiler fonksiyonuna ise bu işleyiş sürecinde sorumlu olduğu çevresiyle bir iletişim kurmak, kurduğu iletişimi sürekli bir ilişki haline dönüştürmek adına özellikle ihtiyaç duyulmaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;h3&gt;
&lt;strong&gt;Örgütsel yapıları ve kuruluş amaçları&lt;/strong&gt;&lt;/h3&gt;
Örgütsel yapıları ve kuruluş amaçları farklılık gösteren kamu kurumları ve özel kuruluşların halkla ilişkiler uygulamalarıda felsefe ve uygulanış biçimi bakımından birbirinden ayrılmakta, kurumların halkla ilişkiler fonksiyonu; örgütlenme, amaç, uygulama ve kaynak kullanımına göre değişiklik göstermektedir &lt;br /&gt;
&lt;div class="wp-block-image"&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;figure class="aligncenter is-resized"&gt;&lt;figcaption&gt;&lt;strong&gt;Kamu kurumları çoğunlukla bakanlıklar ve alt birimler şeklinde örgütlenirken, özel sektör kuruluşları holding ve şirket gibi merkezi yapı altında üniteler ve bayilerden oluşmaktadır .&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;&lt;/figcaption&gt;&lt;figcaption&gt;&lt;br /&gt;&lt;/figcaption&gt;&lt;figcaption&gt;Kamu kurumlarında genellikle halkla ilişkiler kurmay bir fonksiyonla kurum içerisinde bulunan ayrı bir birim olarak örgütlenip, karar mercilerine herhangi bir konuda yeterli bilgiye sahip olamamaları durumunda danışmanlık ederken, özel kuruluşlar kendi bünyesinde bir halkla ilişkiler birimi bulundurmakta ya da bu hizmeti dışarıdan almaktadır .&lt;/figcaption&gt;&lt;/figure&gt;&lt;/div&gt;
Kamu kurumlarının paydaşları, vatandaşlar ve en temel amaçları sosyal bir hizmet anlayışıyla toplumsal faydayı gözeterek kamusal faaliyetleri yürütmek iken; özel kuruluşların nihai amacı paydaşlarına ve potansiyel müşterilerine ürün ve hizmetler sunarak kâr elde etmek ve sektördeki varlıklarını sürdürmektir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:heading {"level":3} --&gt;

&lt;!-- /wp:heading --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:image {"id":334,"align":"center","width":750,"height":406} --&gt;

&lt;!-- /wp:image --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;&lt;br /&gt;
Fakat ister halkın ortak rızası ile oluşturulmuş temel bir kamu kurumu olsun ister herhangi bir ürün ya da hizmeti sunmak adına belirli yatırımcılarca örgütlenmiş özel bir kuruluş olsun her iki yapıda topluma karşı sorumluluk taşır ve bu açıdan baskı altında bulunmaktadır .&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;a href="https://sosyalmedyapazarlama.xyz/kamu-kurumlari-sosyal-medya.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;makalenin devamını okumak için tıklayınız&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEheietHGfAmDropdsYlrgKtSwy8vFd4ZlUded8buHKZfeRTTswW1kO9Od7NWuhohbCEiv-Wa7cynsbNWMEyRHjfxiCvudNQI2uvyRH_YDrwK90Zasyz2_J2KoOKWFJe9L9EZBm4F2iAcVhI/s72-c/Kamu+Kurumlar%25C4%25B1nda+Sosyal+medya.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total></item><item><title>Fast Food ve Obezite</title><link>https://makalebox.blogspot.com/2019/09/fast-food-ve-obezite.html</link><category>Fast Food</category><category>Fast Food ve Obezite</category><category>Obezite</category><author>noreply@blogger.com (Medium Türk)</author><pubDate>Fri, 20 Sep 2019 20:58:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1904294719251209524.post-5152133847019813834</guid><description>&lt;h2&gt;
Fast Food ve Obezite;&amp;nbsp;&lt;/h2&gt;
&lt;br /&gt;
"&lt;a href="https://eniyifastfood.xyz/fast-food-sistemi-obezite.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;Fastfood sistemi&lt;/a&gt;", sınırlı menü ile standart malzemelerle yemek hazırlayan ve kısıtlı zamanda çok sayıda müşteriye hizmet vermeyi amaçlayan restoranların oluşturduğu bir sistemdir. Fastfood restoranlarının kendine has özellikleri vardır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgSCPQzJlRV8c4G_rWKKgi09Puv2xA23JIw3UsooYKIOSu4ykHw2sEImngebNzrI5J2z5Ocoy5-CUzCNKi5Z02_zO2ppPJzEXtaRz3qhhFgbwk8hRf5clzxEjTM8dC65QVSRhUE7O3vZ_Vf/s1600/Fast+Food+ve+Obezite.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="380" data-original-width="630" height="193" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgSCPQzJlRV8c4G_rWKKgi09Puv2xA23JIw3UsooYKIOSu4ykHw2sEImngebNzrI5J2z5Ocoy5-CUzCNKi5Z02_zO2ppPJzEXtaRz3qhhFgbwk8hRf5clzxEjTM8dC65QVSRhUE7O3vZ_Vf/s320/Fast+Food+ve+Obezite.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Örnek olarak McDonald's'ta yemeğinizi yerken sohbet edemezsiniz, sandalyeler ergonomik değildir, masalar çok yakın olarak konulduğu için konuşmalar kolaylıkla yan masadakiler tarafından duyulabilir. Fastfood restoranlarındaki amaç hızla hazırlanan yemek hızla tüketilip bir sonraki müşteri için masanın hazır hale getirilmesidir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fastfood beslenme biçimi, ayaküstü beslenmeyi ifade etmektedir. Başka bir deyişle, hızlı ve hazır beslenme anlamındadır. Fastfood beslenme zaman darlığının ortaya çıkardığı kentsel yemek kültürüdür. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk fastfood restoranı Türkiye'de 1986'da İstanbul Taksim Meydanında açılmıştır. Sonraki yıllarda fastfood restoranları marketlerde, alışveriş merkezlerinde açılmıştır .&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fastfood restoranlarında garson yoktur, tüketici kendi işini kendi görür. Garson var ise masaların silinmesi, tabakların veya tepsilerin taşınmasını, sürahileri veya ekmek sepetini doldurulması gibi işleri yapar. Fastfood restoranlarında garsona bahşiş verilmez.&lt;br /&gt;
&lt;h2&gt;
Fast Food Sistemi Tarihçesi ve Gelişimi&lt;/h2&gt;
&lt;a aria-label="Fastfood ürünlerinin tarihçesi  (yeni sekmede açılır)" href="https://www.bundlehaber.com/detay/9dd6a7ae-763f-4106-a3bd-7765aef27331" rel="noreferrer noopener nofollow" target="_blank"&gt;Fastfood ürünlerinin tarihçesi &lt;/a&gt;XVIII. yüzyıla kadar dayanmaktadır. 1780'lerde ilk defa Kuzey İngiltere sokaklarındaİngiltere'nin gelenekselfastfood ürünü olan Fish&amp;amp;Cips (balık ve patates kızartması) satılmaya başlanmıştır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Lanceshire'da balık ve patates kızartmasının birlikte satılmaya başlaması, fastfoodsisteminin başlangıcı olarak görülmektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:heading --&gt;

&lt;!-- /wp:heading --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;&lt;br /&gt;
1940 yılında California San Bernardino'da Dick ve Mac tarafından ilk McDonald's restoranı açıldı. Zamanın modasına uyarak, "arabaya servis restoranı" olarak çalışmaya başlayan restoran başarısını devam ettirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
McDonald's kardeşlerin 1948'lerderekabetle başa çıkabilmek için geliştirdikleri sistem, dünyanın en büyük fastfood restoranının temellerini attı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;a href="https://eniyifastfood.xyz/fast-food-obezite.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;makalenin devamını okumak için&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgSCPQzJlRV8c4G_rWKKgi09Puv2xA23JIw3UsooYKIOSu4ykHw2sEImngebNzrI5J2z5Ocoy5-CUzCNKi5Z02_zO2ppPJzEXtaRz3qhhFgbwk8hRf5clzxEjTM8dC65QVSRhUE7O3vZ_Vf/s72-c/Fast+Food+ve+Obezite.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total></item><item><title>Fast Food Tüketimi ve Yaşam Tarzı</title><link>https://makalebox.blogspot.com/2019/09/fast-food-tuketimi-ve-yasam-tarz.html</link><category>Fast Food Tüketimi</category><category>Fast Food Tüketimi ve Yaşam Tarzı</category><category>yaşam tarzı</category><author>noreply@blogger.com (Medium Türk)</author><pubDate>Fri, 20 Sep 2019 20:54:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1904294719251209524.post-5662374780096289374</guid><description>&lt;h2&gt;
Fast Food Tüketimi ve Yaşam Tarzı ;&amp;nbsp;&lt;/h2&gt;
&lt;br /&gt;
Ülkelerin gelişmeleriyle birlikte kişilerin gelir seviyesi, eğitim düzeyi, nüfusun yapısı, tüketim alışkanlıkları hızla değişmektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Belirtilen bu gelişmelere paralel olarak tüketicilerin gıda talepleri ve
buna bağlı olarak da gıda pazarları değişime uğramaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh5yRkO5WHohMTcNxivg1AWMJzzsWgsF5hC7aJZib7qRhFTqfOFe2W9BBr-1e-MfN1xuGAt-IVjbpRzLD6Or132biA2sTuiKuzPtY4qFE7Y7xqLQN6ubH4Lk36NZqi5UUm6QGpOBlJ1ewi3/s1600/Fast+Food.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="400" data-original-width="800" height="160" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh5yRkO5WHohMTcNxivg1AWMJzzsWgsF5hC7aJZib7qRhFTqfOFe2W9BBr-1e-MfN1xuGAt-IVjbpRzLD6Or132biA2sTuiKuzPtY4qFE7Y7xqLQN6ubH4Lk36NZqi5UUm6QGpOBlJ1ewi3/s320/Fast+Food.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu değişim, beslenme alışkanlıklarına da yansımıştır. Toplumun beslenme
alışkanlıklarını ve yemek kültürünü değiştiren faktörler, şu şekilde
sıralanabilir :&lt;br /&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Demografik değişimler,&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Yerleşim alanlarında
yaşanan değişiklikler,&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Kadının rollerinin
değişmesi,&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Eğitim-öğretim,&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Besin endüstrisindeki
gelişmeler,&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;İletişim araçlarındaki
gelişmeler (Medya, TV, radyo vb. yollarla etkileşim).&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
Bütün bu gelişmeler sonucunda fast food yaşamımızın her yerine girmiş bir yeme içme biçimi haline gelmiştir. Adından anlaşılacağı üzere “fast food”, sınırlı sayıda ürünleri önceden pişirilmiş olarak veya paketlenmiş şekilde çok pahalı olmayan restoranlarda hızlı bir şekilde yiyip karın doyurmak anlamına gelmektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Belirli bir süreç içinde ekonomik hayat ve buna bağlı olarak sosyal ve demografik faktörlerde meydana gelen değişimler &lt;a href="https://eniyifastfood.xyz/tuketici-ve-fast-food-tuketimi.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;fast food &lt;/a&gt;endüstrisinin büyümesine neden olmuştur .&lt;br /&gt;
&lt;h3&gt;
&lt;a aria-label="Beslenme alışkanlıkları  (yeni sekmede açılır)" href="https://www.uplifers.com/saglikli-beslenme-aliskanligi-kazanmak-icin-15-oneri/" rel="noreferrer noopener nofollow" target="_blank"&gt;Beslenme alışkanlıkları &lt;/a&gt;bölgelere, sınıflara, cinsiyetlere, dinsel inançlara, eğitime, iklime göre farklılaşmaktadır.&lt;/h3&gt;
Belirli bir kültüre sahip bireyler, içinde bulundukları kültürün
standartlaştırdığı yiyecekleri seçerek ve tüketerek toplumun beğendiği davranış
kalıplarına uymaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu nedenle grubun geçmişteki tarihi ve içinde bulunulan zamanın şartları
beslenme alışkanlıklarını doğrudan etkilemektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Toplumların beslenme alışkanlıkları; sosyoekonomik, demografik, kültürel,
çevresel faktörlerin ürünü olarak değerlendirilmektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:list --&gt;

&lt;!-- /wp:list --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:heading {"level":3} --&gt;

&lt;!-- /wp:heading --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;&lt;br /&gt;
Gelişen hayat standartları ile ticaretin artması, farklı yiyeceklerin
rahatça bulunabilmesi, sosyal statü ve damak zevkindeki değişimler, hızlı
kentleşme, yemek hazırlamaya ayrılan zamanın azalması, daha rahat yaşama isteği
gibi nedenlerle beslenme alışkanlıklarında yaşanan değişime paralel olarak 20.
yüzyılın başından itibaren Amerika’da toplumun beklentilerini karşılamaya
çalışan fast food restoranları oluşmaya başlamıştır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;a href="https://eniyifastfood.xyz/fast-food-tuketimi-ve-yasam-tarzi.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;makalenin devamını okumak için tıklayınız&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh5yRkO5WHohMTcNxivg1AWMJzzsWgsF5hC7aJZib7qRhFTqfOFe2W9BBr-1e-MfN1xuGAt-IVjbpRzLD6Or132biA2sTuiKuzPtY4qFE7Y7xqLQN6ubH4Lk36NZqi5UUm6QGpOBlJ1ewi3/s72-c/Fast+Food.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">4</thr:total></item><item><title>Franchising Türleri</title><link>https://makalebox.blogspot.com/2019/09/franchising-turleri.html</link><category>franchising</category><category>Franchising Türleri</category><author>noreply@blogger.com (Medium Türk)</author><pubDate>Fri, 20 Sep 2019 20:06:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1904294719251209524.post-1446563968272893914</guid><description>&lt;h2&gt;
Franchising&lt;/h2&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="https://eniyifranchise.xyz/franchising-turleri.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;Franchising Türleri&lt;/a&gt; , çeşitli yazarlar tarafından çeşitli sınıflandırmaya tabi tutulmaktadır. Müstakbel franchise alan için hangi tür franchising'in kendisine uygun &lt;a href="https://www.blogger.com/null"&gt;o&lt;/a&gt;lduğunu önceden bilmesi zaman kaybetmemesi açısından faydalıdır .&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgEwO18ZBfhOpu8Pg9qvyo7MNr2GeA3JqPGafLzfh4yDwUJQonJHr0q_2utE6ahrSn5G8O0ZBEIZKjzSonMB4nxw6D_5fWC090xOI7tcN3032N666XvFaTrzRnVFiMsjrtT_Mh8VPd_Qflo/s1600/franchising_turleri.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="213" data-original-width="500" height="136" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgEwO18ZBfhOpu8Pg9qvyo7MNr2GeA3JqPGafLzfh4yDwUJQonJHr0q_2utE6ahrSn5G8O0ZBEIZKjzSonMB4nxw6D_5fWC090xOI7tcN3032N666XvFaTrzRnVFiMsjrtT_Mh8VPd_Qflo/s320/franchising_turleri.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ancak niteliğine göre en çok üç ana grupta toplanmaktadır. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;
&lt;strong&gt;Ürün ve Marka Franchising&lt;/strong&gt;, &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;İşletme Sistemi Franchising&lt;/strong&gt;,&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Master Franchising&lt;/strong&gt;. &lt;br /&gt;
&lt;h3&gt;
Ürün ve Marka Franchising&lt;/h3&gt;
Bu tür franchising türünde kendi kalitesini ispat etmiş ürünün geniş kitleler tarafından tanınıp, marka sahibi olup başka şirketlere bu ürünün satış hakkı ve marka hakkını kullanma imtiyazı verilmesidir. Bu imtiyazı kullanırken franchise alan şirket ile veren şirketin aynı imaj altında özdeşleştiğini görmekteyiz. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ürün ve marka kullanma imtiyazını alan şirket franchise veren şirketin sevk ve idaresi ve sürekli denetimi altında olacağını bilmektedir. Ürün ve Marka Franchising'e Türkiye'den &lt;a aria-label="Mavi Jeans (yeni sekmede açılır)" href="https://www.mavi.com/" rel="noreferrer noopener nofollow" target="_blank"&gt;Mavi Jeans&lt;/a&gt;, Koton, Damat Tween, &lt;a aria-label="Tefal (yeni sekmede açılır)" href="https://www.tefal.com.tr/" rel="noreferrer noopener nofollow" target="_blank"&gt;Tefal&lt;/a&gt;, Colins ve uluslararası markalardan Zara gibi örnek verilebilir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu sistemde daha çok pazarlama üzerinde durulurken, franchise alanlar ana şirket gibi kalite va hizmet standart garantisi verip, müşteriye ulaşmaya çalışmaktadır. Satılacak ürünler genellikle francise veren şirket tarafından üretilir. Bu sistem biraz bayilik ve distribütörlük ile karıştırılsa da farklı bir özelliği bulunmaktadır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Franchise alan, franchise veren şirketin ürünleri dışında ürün satamaz. Markanın korunması, işletme sistemin korunmasından daha kolay olduğundan Türkiye'de daha çok ürün ve marka franchising kullanılmaktadır. Markanın çalınması halinde gerekli yasal düzenlemeler yapılmıştır. &lt;br /&gt;
&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:heading --&gt;

&lt;!-- /wp:heading --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;&lt;br /&gt;
Aşağıdaki bölümde göreceğiniz işletme sistemi franchising'deki işletme sisteminin aynen taklit edilmesi veya çalınması halinde ise sistemin yasal korunmasını sağlayan yasalar &lt;a href="https://www.blogger.com/null"&gt;y&lt;/a&gt;oktur. Sistemin tüm unsurlarının kanunlarca ayrı ayrı korunması gerekmektedir . &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="https://eniyifranchise.xyz/franchising-turleri.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;makalenin devamını okumak için tıklayın&lt;/a&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgEwO18ZBfhOpu8Pg9qvyo7MNr2GeA3JqPGafLzfh4yDwUJQonJHr0q_2utE6ahrSn5G8O0ZBEIZKjzSonMB4nxw6D_5fWC090xOI7tcN3032N666XvFaTrzRnVFiMsjrtT_Mh8VPd_Qflo/s72-c/franchising_turleri.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total></item><item><title>Franchise Kavramını öğrenelim</title><link>https://makalebox.blogspot.com/2019/09/franchise-kavramn-ogrenelim.html</link><category>Franchise</category><category>Franchise Kavramı</category><author>noreply@blogger.com (Medium Türk)</author><pubDate>Fri, 20 Sep 2019 20:03:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1904294719251209524.post-4972970663355167175</guid><description>&lt;h2&gt;
Franchise Kavramını öğrenelim;&amp;nbsp;&lt;/h2&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="https://eniyifranchise.xyz/franchise-kavramini-ogrenelim.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;Franchise kavramı&lt;/a&gt; işletmeler arasındaki sözleşmeler yoluyla kurduğu bir ticari ilişki türüdür. İşletmeler ayakta kalabilmek için sürekli arayışta bulunmaktadır. Varlığını sürdürmek ve ürettiği mal ve hizmetleri satmak için satış elemanları, satış mümessili, bayii, bölge distrübütörü, acenteler seçenek olarak kabul edilmiştir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjAmgw7wLTjqEAIc0qrF5gU54AhsqtZIN5ItAWyNanD1YySPw2RCEq5qw4Ox_qLmB7-01HJ0k-XERNXjw6Ww39-7-ZW0CuSMmQFu2lQptJQBgfgqKsy_8WxKYrAPTkpXQ-ojNZ2rqr-s-em/s1600/Franchise+Kavram%25C4%25B1n%25C4%25B1+%25C3%25B6%25C4%259Frenelim.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="360" data-original-width="640" height="180" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjAmgw7wLTjqEAIc0qrF5gU54AhsqtZIN5ItAWyNanD1YySPw2RCEq5qw4Ox_qLmB7-01HJ0k-XERNXjw6Ww39-7-ZW0CuSMmQFu2lQptJQBgfgqKsy_8WxKYrAPTkpXQ-ojNZ2rqr-s-em/s320/Franchise+Kavram%25C4%25B1n%25C4%25B1+%25C3%25B6%25C4%259Frenelim.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bunun yanında ilk olarak Amerika Birleşik Devletlerinde &lt;a aria-label="Singer şirketinin (yeni sekmede açılır)" href="https://www.singer.com.tr/tr/kurumsal/tarihce" rel="noreferrer noopener nofollow" target="_blank"&gt;Singer şirketinin&lt;/a&gt; uygulaması ile ortaya çıkan franchising dağıtım sistemi ortaya çıkmış ve hızlı gelişim göstermiştir. Franchising, &lt;a aria-label="McDonald's şirketinin (yeni sekmede açılır)" href="https://www.mcdonalds.com.tr/tarihcemiz" rel="noreferrer noopener nofollow" target="_blank"&gt;McDonald's şirketinin&lt;/a&gt; genişleyip büyümesi ve dünya çapında uygulanması ile adını duyurmuştur. &lt;br /&gt;
Franchising İngilizce bir sözlük olup, Türkçe karşılığı imtiyazdır .&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Vergilendirme ve gümrük işlerinde serbestlik, ayrıcalık verme olup, Fransızca'da 'affranchir' kelimesinden türemiştir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a aria-label="Ulusal Franchising Derneği(UFRAD) (yeni sekmede açılır)" href="https://ufrad.org.tr/" rel="noreferrer noopener" target="_blank"&gt;Ulusal Franchising Derneği(UFRAD)&lt;/a&gt;'ın tanımına göre franchising; Bir ürün veya hizmetin imtiyaz hakkına sahip tarafın, belirli bir süre şart ve sınırlamalar dahilinde işin yönetim ve organizasyonuna ilişkin bilgi ve destek sağlamak süreti ile, imtiyaz hakkını ticari işler yürütmek üzere ikinci tarafa verdiği imtiyazdan doğan, uzun dönemli ve sürekli bir iş ilişkilerinin bütünüdür. &lt;br /&gt;
&lt;h4&gt;
Franchise Kavramını öğrenelim&lt;/h4&gt;
Franchising, birbirinden bağımsız iki taraf arasında meydana getirilen sözleşmesel bir ilişkidir .&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Franchising, tanınmış bir markanın, oluşmuş bir imajın belli bir bedel karşılığında, belli standartlar içinde, belli bir bölgede, belli bir süre için bağımsız bir yatırımcıya kullandırıldığı, franchise veren şirketin yönetim, organizasyon, eğitim ve tedarik konularında yardım sağladığı bir pazarlama ve dağıtım yöntemidir . &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Franchising'in doğumunu sağlayan belge franchise veren ile franchise alan arasındaki sözleşmedir. Franchising sözleşmesi bağlayıcılığı olan ve her iki tarafa da karşılıklı hak ve yükümlülükler getiren hukuki bir belgedir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:heading {"level":4} --&gt;

&lt;!-- /wp:heading --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;&lt;br /&gt;
Bu sözleşmenin çok detaylı ve hemen her hususu kapsayacak şekilde kaleme alınması normal ve olağan bir uygulamadır . Hukukçuların ve çeşitli bilim adamları ve kuruluşların değişik şekillerde tanımlamalarına rağmen, esasen tüm tanımların ve ifade ettiği anlam hemen hemen aynıdır. Franchising kavramı, franchising ile ilgili kavramlar belirtildiğinde daha iyi anlaşılacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="https://eniyifranchise.xyz/franchise-kavramini-ogrenelim.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;&lt;b&gt;makalenin devamı için tıklayınız&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjAmgw7wLTjqEAIc0qrF5gU54AhsqtZIN5ItAWyNanD1YySPw2RCEq5qw4Ox_qLmB7-01HJ0k-XERNXjw6Ww39-7-ZW0CuSMmQFu2lQptJQBgfgqKsy_8WxKYrAPTkpXQ-ojNZ2rqr-s-em/s72-c/Franchise+Kavram%25C4%25B1n%25C4%25B1+%25C3%25B6%25C4%259Frenelim.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total></item><item><title>Kadın modasına dizilerin etkisi</title><link>https://makalebox.blogspot.com/2019/09/kadn-modasna-dizilerin-etkisi.html</link><category>dizilerin etkisi</category><category>moda</category><author>noreply@blogger.com (Medium Türk)</author><pubDate>Fri, 20 Sep 2019 19:13:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1904294719251209524.post-4471382791243843862</guid><description>&lt;h2&gt;
Kadın modasına dizilerin etkisi;&amp;nbsp;&lt;/h2&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="https://kadingiyimalisveris.xyz/kadin-modasina-dizilerin-etkisi.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;Moda kavramı&amp;nbsp;&lt;/a&gt;ilk olarak 19.yüzyılda bahsedilmeye başlanmıştır. 20.yüzyılda ise yüksek etki yaratan ve 21.yüzyılda tekrar tekrar gündeme gelen moda akımları yaşanmıştır. 21.yüzyıla gelindiğinde teknoloji çağıyla birlikte, gündelik hayat ve sosyolojik etkileşimler ile moda sistemleri değişmiştir ve değişmeye de devam etmektedir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi3x0j-gTwOiU9wgU-r2tNmm6-831gPIQJZ_E8IkO9CQVuV0RxvPA2OxeFWUW7YQgz3bL8ccsa9LET4D0pkay1ufuD-wD3NRRI09R1A0-Ctuh5i1y9WskYlfTriDEvm4PZn227TTuYSI3_e/s1600/Kad%25C4%25B1n+modas%25C4%25B1na+dizilerin+etkisi.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="430" data-original-width="870" height="158" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi3x0j-gTwOiU9wgU-r2tNmm6-831gPIQJZ_E8IkO9CQVuV0RxvPA2OxeFWUW7YQgz3bL8ccsa9LET4D0pkay1ufuD-wD3NRRI09R1A0-Ctuh5i1y9WskYlfTriDEvm4PZn227TTuYSI3_e/s320/Kad%25C4%25B1n+modas%25C4%25B1na+dizilerin+etkisi.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
"&lt;strong&gt;Popüler sanat&lt;/strong&gt;" akımının, seri üretimlerin ve hayat standartlarındaki yükselmenin etkileriyle birlikte, kitlelerin etkileşim biçimleri değişmiştir. Bu değişimlerin sonucunda da; moda akımları ile moda tasarım konusu, tasarımcı ve moda endüstrisinin seyri de değiştirmiştir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
21.yüzyılda &lt;strong&gt;popüler kültürün&lt;/strong&gt; yayılması, öncelikle görsel kültür; yani sanayileşme ve teknoloji çağının en önemli sonuçlarından biri olan kitle iletişim araçlarının bir sonucudur. Teknolojinin getirdiği yeni buluşlar, kitle iletişim araçları alanında büyük gelişmeler sağlamıştır. Bu araçlar, benzer davranış kalıplarına girme eğilimi olan kitleler üzerinde, reklam ve medya endüstrisini geliştirerek, ürünlerini "moda marka" yapmak isteyen diğer sektörlerle ilişkilerini kurmuştur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kitle
iletişim araçlarından, hayata ve dünyaya açılan bir pencere olan televizyon
(TV), hemen hemen her evde bulunan, gündelik hayatın
vazgeçilemez bir parçasıdır. Sabahları ev hanımlarına yönelik olarak
kurgulanmış kadın programları, gündüz kuşağı pembe dizileri ve akşam haberleri
ile akşam kuşağı dizileri, kişilerin hayatında olmazsa olmaz bir yer edinmiştir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu küçük dünyanın sunduğu büyük dünyada ise televizyon dizileri ayrı bir yer tutmaktadır. Televizyon dizilerinin, tiyatro, sinema gibi diğer eğlence kültürü ürünlerine göre çok daha kolay ve maliyetsiz ulaşılabilir olması ve senaryoların bütün ayrıntısı ile merak uyandırarak her kesimden izleyiciye hitap edebilecek şekilde kurgulanması, ışıltılı ve ultra lüks hayatlarla ve ona zıt başka yaşamları da gündeme getirmesi, kısa süre içerisinde dizilerin izleyicide bağımlılık yaratmasını sağlamaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;h3&gt;
Genç nesil&lt;/h3&gt;
İzleyiciler ve özellikle genç nesil, dizilerdeki karakterlere duydukları hayranlıkla; onlar gibi giyinip onlar gibi davranan, "Oyuncuların giydikleri kıyafetler bende de olsun isterim ve benzerini bulursam mutlaka alırım" diyen bireylere dönüşmüşlerdir. Dizilerdeki karakterleri birer moda ikonu olarak örnek alıp, giyim tarzlarından saç stillerine kadar her konuda onlar gibi olmaya çalışmışlardır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ekranda görülen giysi ve kostüm tasarımlarının moda endüstrisine hizmet etmesi sonucunda diziler, kapitalist moda sistemini destekleyen öğelerden biri haline gelmiştir. Aynı zamanda çift taraflı kitle iletişimine katkı sağlaması ve tüketim sirkülasyonunu hızlandırması, incelenen dönem içerisinde dikkat çekecek seviyelere ulaşmıştır.&lt;br /&gt;
&lt;h2&gt;
Kadın modasına dizilerin etkisi; Televizyon programları&lt;/h2&gt;
Tüm
televizyon programları ele alındığında, bu programlar içinde diziler, kapitalist sistemde kitle iletişimini yayan ve hızlı tüketimi
benimseten temel araçlardan biri haline gelmiştir. Dizilerde yaratılan kurmaca
dünya ile izleyiciler, sunulan ürünleri benimseyerek gerçekmiş gibi algılama
eğilimine girmişlerdir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Moda olanın hızla yayıldığı şehir toplumlarında televizyon dizileri, modanın simgesel dünyasında oluşturulan ve medya aracılığıyla aktarılan moda markalarının birer yüzü haline gelmiştir. İzleyiciler, diziler aracılığıyla yaratılıp rol model olarak sunulan ve fenomen olan karakterlerin imajlarına bürünme arzusu içine girmişlerdir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dizi senaryolarının ve karakterlerinin her kesimden izleyiciye hitap edebilecek şekilde kurgulanması ile de bu kitle daha da genişletilmiştir. Çekicilik, güzellik ve imajlar ile özdeşleşen karakterlerle sunulan moda, tüketim kültürünün somut birer yansımasını oluşturmuştur. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:heading {"level":3} --&gt;

&lt;!-- /wp:heading --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:heading --&gt;

&lt;!-- /wp:heading --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;&lt;br /&gt;
Moda olanın, moda takipçileri üzerinden hızla yayıldığı tüketim toplumunda, görsel olan dizilerin sunduğu imajlar bireylerde önemli etkiler bırakmıştır. Toplumsal saygınlık ve statüyü simgeleyen kıyafetler televizyon dizileri sayesinde kişilik imajına dönüştürülerek önemli bir meta değeri kazanmıştır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;a href="https://kadingiyimalisveris.xyz/kadin-modasina-dizilerin-etkisi.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;makalenin devamı için&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi3x0j-gTwOiU9wgU-r2tNmm6-831gPIQJZ_E8IkO9CQVuV0RxvPA2OxeFWUW7YQgz3bL8ccsa9LET4D0pkay1ufuD-wD3NRRI09R1A0-Ctuh5i1y9WskYlfTriDEvm4PZn227TTuYSI3_e/s72-c/Kad%25C4%25B1n+modas%25C4%25B1na+dizilerin+etkisi.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total></item><item><title>Padişahlar namaz ibadetini nasıl ifa etmişlerdir</title><link>https://makalebox.blogspot.com/2019/09/padisahlar-namaz-ibadetini-nasl-ifa.html</link><category>Osmanlı toplumu</category><category>Padişahların namaz</category><author>noreply@blogger.com (Medium Türk)</author><pubDate>Fri, 20 Sep 2019 19:04:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1904294719251209524.post-2572746135103305710</guid><description>&lt;h2&gt;
Padişahlar namaz ibadetini nasıl ifa etmişlerdir;&amp;nbsp;&lt;/h2&gt;
&lt;br /&gt;
Zaten ezanı bekleyenler koğuşlarından çıkarak ve Padişah da Darüssaâde Ağası ve Enderun ağaları maiyetinde olarak camiye gelirler. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgrIrQ0ZH_FbrQs7toIGUFlrmLnH2xXMVIBGMgG2nX7fKcbFgMAENrDT9BKMi_Oxuu1w1kBU6Cp9K5WdlAuelYuzwMDGbFUjEt28X3l-afM82H6k3MgLUAUvkMK_ElHb1KLRnKMsO-h2E0u/s1600/Padi%25C5%259Fahlar+namaz+ibadetini+nas%25C4%25B1l+ifa+etmi%25C5%259Flerdir.jpeg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="328" data-original-width="640" height="164" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgrIrQ0ZH_FbrQs7toIGUFlrmLnH2xXMVIBGMgG2nX7fKcbFgMAENrDT9BKMi_Oxuu1w1kBU6Cp9K5WdlAuelYuzwMDGbFUjEt28X3l-afM82H6k3MgLUAUvkMK_ElHb1KLRnKMsO-h2E0u/s320/Padi%25C5%259Fahlar+namaz+ibadetini+nas%25C4%25B1l+ifa+etmi%25C5%259Flerdir.jpeg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="https://yagsatarizbalsatariz.com/padisahlar-namaz-ibadetini-nasil-ifa-etmislerdir.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;Padişahlar &lt;/a&gt;sabah namazlarını Saray Cami'inde cemaatle birlikte kılar. &lt;a aria-label="Ayasofya Camii (opens in a new tab)" href="https://ayasofyamuzesi.gov.tr/tr/content/tarih%C3%A7e" rel="noreferrer noopener nofollow" target="_blank"&gt;Ayasofya Camii&lt;/a&gt;'inde okunan ezanla birlikte Saray müezzini de ezana başlar. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Cami önünde silahdar, çuhadar, anahtar ve peşkir ağaları tarafından karşılanırlar. Padişah hünkar mahfeline çıkar, diğerleri etrafında yerlerini alırlar. Sabah namazı böylece kılındıktan sonra padişah mabeyne geçer. Padişahın camiye gelemediği özel durumlarda Darüssaâde Ağası ve Silahdar Ağa camide bulunurdu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;&lt;br /&gt;
Hilafetin Yavuz Sultan Selim'le Osmanoğullarına geçişinden sonra, Padişah, cuma namazını selâmlık merasimi düzenlenerek selâtin camilerden birinde kılması âdet oldu.</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgrIrQ0ZH_FbrQs7toIGUFlrmLnH2xXMVIBGMgG2nX7fKcbFgMAENrDT9BKMi_Oxuu1w1kBU6Cp9K5WdlAuelYuzwMDGbFUjEt28X3l-afM82H6k3MgLUAUvkMK_ElHb1KLRnKMsO-h2E0u/s72-c/Padi%25C5%259Fahlar+namaz+ibadetini+nas%25C4%25B1l+ifa+etmi%25C5%259Flerdir.jpeg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">4</thr:total></item><item><title>Padişahların bayramlaşması nasıldı</title><link>https://makalebox.blogspot.com/2019/09/padisahlarn-bayramlasmas-nasld.html</link><category>Osmanlı toplumu</category><category>Padişahların bayramlaşması</category><author>noreply@blogger.com (Medium Türk)</author><pubDate>Fri, 20 Sep 2019 19:01:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1904294719251209524.post-3332510880630827947</guid><description>&lt;h2&gt;
Padişahların bayramlaşması nasıldı,&amp;nbsp;&lt;/h2&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="https://yagsatarizbalsatariz.com/padisahlarin-bayramlasmasi-nasildi.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;Padişahların&lt;/a&gt; Saray'da bayramlaşmaya "Muayede Alayı" (veya Resm-i Muayede) denilirdi. Osmanlı Sarayı'nda Ramazan ve Kurban bayramlarında Has Oda'da Enderûn ağalarıyla "muayede-i havas", devlet erkânı ile de Bâbüssaâde önünde "muayede-i umumî" denilen törenler yapılırdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiEDetTIDFfyweGc_Gbj8woG4usLTBHJ7FHfmt1Gp7XqgfoN9KHTtyzmzkOCPPXc58jr1z5PwqAtXx9BsFAN5t3snwM258kF8Z1LVRVLkYu5zMIF-h3SjLfq_zaqCVznavG57fGQQj1Q3-J/s1600/Padi%25C5%259Fahlar%25C4%25B1n+bayramla%25C5%259Fmas%25C4%25B1+nas%25C4%25B1ld%25C4%25B1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="433" data-original-width="770" height="179" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiEDetTIDFfyweGc_Gbj8woG4usLTBHJ7FHfmt1Gp7XqgfoN9KHTtyzmzkOCPPXc58jr1z5PwqAtXx9BsFAN5t3snwM258kF8Z1LVRVLkYu5zMIF-h3SjLfq_zaqCVznavG57fGQQj1Q3-J/s320/Padi%25C5%259Fahlar%25C4%25B1n+bayramla%25C5%259Fmas%25C4%25B1+nas%25C4%25B1ld%25C4%25B1.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bayramın birinci günü Bâbüssaâde önünde taht kurulur. "Fatih Kanunnâmesi"nde Bayramlarda yapılacak merâsim "Bayramlarda Meydân-ı Dîvân'a taht kurulup çıkmak emrim olmuştur. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
El öpüldükde vüzerâm ve kazaskerlerim ve defterdarlarım kafadarım olub duralar" biçiminde belirtilmiştir. Yine teşrifatta Padişahın erkâna ayağa kalkacağı "Vüzerâma ve kazaskerlerime ve Başdefterdarıma ve Nişancıya kendim kalkmak kanunumdur" denilerek gösterilmiştir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Önce Padişahın hocası el öper, bu sırada Padişah saygı ifâdesi olarak ayağa kalkardı. Sonra Kırım hanzâdeleri etek öperlerdi. Sonra "nakibüleşraf, şehzâde hocaları, özengi ağaları, kapıcıbaşılar, mirahurlar, çaşnigir ağaları, müteferrikalar, hekimbaşı, mehterbaşı, hazinedarbaşı" gibi Sarayla ilgili görevliler huzura girerlerdi. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sonra "Sadrâzam, vezirler, kazaskerler, Kapudan Paşa, rumeli ve Anadolu beylerbeyleri, başdefterdar, Anadolu defterdarı, reisülküttab, defter emini, Tersâne emini, &lt;a aria-label="ruznamçecile (yeni sekmede açılır)" href="http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_bts&amp;amp;view=bts&amp;amp;kategori1=veritbn&amp;amp;kelimesec=213374" rel="noreferrer noopener nofollow" target="_blank"&gt;ruznamçecile&lt;/a&gt;r, mimarağa" el ve etek öperek Padişahın bayramını tebrik ederlerdi. Padişah devlet erkânına ayağa kalkardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;&lt;br /&gt;
Onlardan sonra Şeyhülislâm ilmiyye sınıfı ile birlikte huzura alınır ve Padişahın bayramını tebrik ederdi. Bu sırada Şeyhülislâm el öpmez, eğilmekle yetinirdi. İlmiyyeden sonra Yeniçeri Ağası, sekbanbaşı ve Seyfiyye ricali tebriklerde bulunurdu.</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiEDetTIDFfyweGc_Gbj8woG4usLTBHJ7FHfmt1Gp7XqgfoN9KHTtyzmzkOCPPXc58jr1z5PwqAtXx9BsFAN5t3snwM258kF8Z1LVRVLkYu5zMIF-h3SjLfq_zaqCVznavG57fGQQj1Q3-J/s72-c/Padi%25C5%259Fahlar%25C4%25B1n+bayramla%25C5%259Fmas%25C4%25B1+nas%25C4%25B1ld%25C4%25B1.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total></item><item><title>Türk kültürü'nde Aksakallı</title><link>https://makalebox.blogspot.com/2019/09/turk-kulturunde-aksakall.html</link><category>aksakallı</category><category>efsane</category><category>Mitoloji</category><author>noreply@blogger.com (Medium Türk)</author><pubDate>Fri, 20 Sep 2019 18:55:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1904294719251209524.post-2996416601035364382</guid><description>&lt;h1&gt;
&lt;/h1&gt;
&lt;h2&gt;
Türk kültürü'nde Aksakallı,&amp;nbsp;&lt;/h2&gt;
&lt;br /&gt;
Değişik Türk dillerinde Akhagallı, Ağsagallı, Aksahaltı olarak söylenir. "Göksakallı" tabiri de kullanılır. Yaşlı adam, dede. Bir yörenin tanınmış en yaşlı erkeği. İyi niteliklere sahiptir. Ayrıca anlatılarda iyicil özellikler taşıyan yaşlılar ve dedeler için kullanılır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhD7iEAFmZh0RA-5JFccuZI6y6VGWmYQrEbxAbAr1Gf_7UwfgQz7lzj2igT2meAt2yWZDdxacAyAceEi94-suPJHVp9x1p3Dg-070MegYNLDJhJEu9DkrufQ5Mg-Vr43hp1D8tPEBR_-LU5/s1600/T%25C3%25BCrk+k%25C3%25BClt%25C3%25BCr%25C3%25BC%2527nde+Aksakall%25C4%25B1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="323" data-original-width="448" height="230" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhD7iEAFmZh0RA-5JFccuZI6y6VGWmYQrEbxAbAr1Gf_7UwfgQz7lzj2igT2meAt2yWZDdxacAyAceEi94-suPJHVp9x1p3Dg-070MegYNLDJhJEu9DkrufQ5Mg-Vr43hp1D8tPEBR_-LU5/s320/T%25C3%25BCrk+k%25C3%25BClt%25C3%25BCr%25C3%25BC%2527nde+Aksakall%25C4%25B1.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İnsanların zor anlarında yardımlarına koşar. Bu nedenle İslâmiyet sonrası bazı söylencelerde Hızır Peygamber ile özdeşleşmiştir. Ulu Kayın ağacından inip çocuklara yardım eder ve ad verir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Göksakallı ihtiyar birden bire belirir ve birden bire kaybolur, Ak veya gökçe giysilidir. Ak-boz atlıdır. Çevgen denilen hayvan başlı bir asa taşır. Çevgen aynı zamanda kutlu oyun olan ciritin diğer adıdır. Yaşından beklenmeyecek kadar güçlüdür. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tasvir edilirken "altın sakallı" mecazı kullanılır. Verdiği elmayı kendileri yiyen kısır karı kocanın çocukları, elmanın kabuğunu yedirdikleri atlarının da yavruları olur. Bazen Aksakallı tabiri Eren ile eş anlamlı kullanılır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sogotoh destanında Sabıya Bay Toyun ve Sabıya Bay Hotun adlı bir ihtiyar karıkocanın adı geçer. Bunların ömürlerinin sonunda duaları kabul edilerek bir erkek çocukları olur. Kadınlar için &lt;a aria-label=" (opens in a new tab)" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Aksa%C3%A7l%C4%B1" rel="noreferrer noopener nofollow" target="_blank"&gt;Aksaçlı &lt;/a&gt;tabiri kullanılır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="https://yagsatarizbalsatariz.com/turk-kulturunde-aksakalli.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;Aksakallı&lt;/a&gt; Koca veya yalnızca Koca sözcüğü de benzer bir anlamı ifâde eder. Türk halk kültüründe Bilge Kişi demektir. İnsanlara yol gösteren, bilgelik ve hikmet sahibi kişilerdir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Farsça anlam benzeşimi ve Türkçe'nin yapısını da uygun olan ses değişimi ile "Hoca" hâline gelmiştir. Örneğin &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Nasreddin_Hoca" rel="nofollow" target="_blank"&gt;Nasreddin Hoca.&lt;/a&gt; Karı-Koca tabirindeki her iki kelimede yaşlılık ve tecrübe içerir. &lt;br /&gt;
&lt;!-- wp:heading {"level":1} --&gt;

&lt;!-- /wp:heading --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;&lt;br /&gt;
Karımak ve Kocamak fiilleri ihtiyarlamak demektir. Ozan kelimesiyle aynı kökten gelen Ozon'un ise yaşlı/bilge anlamına gelmesi önemli bir ayrıntıdır. Yaşlı, görmüş geçirmiş demektir.</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhD7iEAFmZh0RA-5JFccuZI6y6VGWmYQrEbxAbAr1Gf_7UwfgQz7lzj2igT2meAt2yWZDdxacAyAceEi94-suPJHVp9x1p3Dg-070MegYNLDJhJEu9DkrufQ5Mg-Vr43hp1D8tPEBR_-LU5/s72-c/T%25C3%25BCrk+k%25C3%25BClt%25C3%25BCr%25C3%25BC%2527nde+Aksakall%25C4%25B1.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total></item><item><title>Su İyesi Koruyucu Ruh</title><link>https://makalebox.blogspot.com/2019/09/su-iyesi-koruyucu-ruh.html</link><category>efsane</category><category>Koruyucu Ruh</category><category>Mitoloji</category><category>Su İyesi</category><author>noreply@blogger.com (Medium Türk)</author><pubDate>Fri, 20 Sep 2019 18:50:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1904294719251209524.post-4833178651203113364</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgY_BPaosPG1vicLA0uO_XbrgXS6y6rnS31c0Vs6EvzmF7hrMALx6Hk6gIsnRCKtXTowuVtfr-ig10BmMYdKWGLKzlzpkRyHIYyGaZL4K_4W-hzB5oLxyUM6bI-OGFMItXdHhIA_6XM8b3F/s1600/Su+%25C4%25B0yesi.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="310" data-original-width="591" height="167" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgY_BPaosPG1vicLA0uO_XbrgXS6y6rnS31c0Vs6EvzmF7hrMALx6Hk6gIsnRCKtXTowuVtfr-ig10BmMYdKWGLKzlzpkRyHIYyGaZL4K_4W-hzB5oLxyUM6bI-OGFMItXdHhIA_6XM8b3F/s320/Su+%25C4%25B0yesi.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;h1&gt;
&lt;/h1&gt;
&lt;h2&gt;
Su İyesi Koruyucu Ruh,&amp;nbsp;&lt;/h2&gt;
&lt;br /&gt;
Türk, Tatar ve Altay mitolojisinde suyun &lt;a href="https://yagsatarizbalsatariz.com/su-iyesi-koruyucu-ruh.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;koruyucu ruh&lt;/a&gt;. Değişik Türk dillerinde Suv İyesi olarak da bilinir. Moğollar Usan (Uhan) Ezen olarak adlandırırlar.&lt;br /&gt;
&lt;h3&gt;
Özellikleri&lt;/h3&gt;
&lt;table class="wp-block-table"&gt;&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td&gt;Suları   korurlar. Kuş ve yılan kılığına girebilirler. Yaşadıkları suyun   derinliklerindeki büyük bir kayanın altında bulunan geçitten girilen bir   sarayda yaşarlar. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bazıları denizkızı gibi balık kuyrukludurlar. Maviye çalan   bir renkleri vardır. Etraflarında yüzen ve ışıldayan mâvi   renkli balıklarla tasvir edilirler. Kimi zaman boynuzlu olarak betimlenir.  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Saçsız, sakalsız, kaşsız bir varlıktır. Burada kastedilen daha çok su   kaynaklarının koruyucu ruhudur. Onun huyunu anlayabilmek neredeyse imkânsızmış. Hiç beklenmeyen bir anda suyu dalgalandırıp barajları yıkabilir,   hayvanların, insanların boğulup ölmesine neden olabilirmiş. Su Sonası/Sunası   olarak bilinen yarı balık yarı kız olan bir iyedir.&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;
Her suyun bir İyesi vardır. Hepsi sularda yaşarlar. İnsanlara  zarar vermezler. Cisimsiz varlıklardır. Ak giysiler giyinirler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;h3&gt;
&lt;strong&gt;Öğüz İyesi&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;&lt;/h3&gt;
&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;br /&gt;
Öğüz İyesi - Türk ve Orta Asya halk inancında akarsu ruhudur. Su İyesi ile benzer özellikler taşıyan ve ona çok yakın olan bir varlıktır. Hattâ kimi görüşlere göre aynı canlıdır. Öz İyesi olarak da bilinir. Eşanlamlı olarak Akar (Ahar) İyesi veya Akarsu İyesi tabiri de kullanılır. Dere İyesi de benzer bir anlam içerir. Akarsuyun koruyucu ruhudur. Her akarsu için farklı bir İye vardır. Yaşlı kadın kılığındadır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çaylarda, derelerde yaşar. Köprüden geçerken suya bakanlara kızar ve başını döndürür. O kişi de suya düşer ve bazen boğulur. Suların kirletilmesi onu çok üzer. Suya kirli şeyler dökenlerin başına belalar getirir. Su kenarlarında yaşar. Bazen kuraklık ve hastalık getirir. İlk defa su doldurmaya giden bir gelin kendisine saçı verir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bozuk para atılabilir. Veya sudaki canlıları beslemesi için peynir, çökelek, ekmek dökülebilir. İnsanları ayaklarından tutup suya çeker. Bazen aslında çok sığ olan bir yerde insanlar onlarca kulaç derinliğe batarlar. Dağınık saçları vardır. Çay (Say) İyesi küçük akarsuların koruyucu ruhudur. Öğüz sözcüğü, akarsu demektir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;!-- wp:heading {"level":1} --&gt;

&lt;!-- /wp:heading --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:heading --&gt;

&lt;!-- /wp:heading --&gt;

&lt;!-- wp:table --&gt;

&lt;!-- /wp:table --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;&lt;br /&gt;
Bazı şîve ve lehçelerde Öz olarak kullanılır. Öz sözü aynı zamanda bir varlığın temel unsuru demektir ki, su tüm canlı organizmalardaki temel unsurlardan belki de en önemlisidir. Moğolcada Üyer, Tunguzcada Üge/Üve akarsu anlamına gelir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="https://yagsatarizbalsatariz.com/su-iyesi-koruyucu-ruh.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;&lt;b&gt;makalenin devamı için tıklayın&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgY_BPaosPG1vicLA0uO_XbrgXS6y6rnS31c0Vs6EvzmF7hrMALx6Hk6gIsnRCKtXTowuVtfr-ig10BmMYdKWGLKzlzpkRyHIYyGaZL4K_4W-hzB5oLxyUM6bI-OGFMItXdHhIA_6XM8b3F/s72-c/Su+%25C4%25B0yesi.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total></item><item><title>İşyerinde Cinsel Taciz</title><link>https://makalebox.blogspot.com/2019/09/isyerinde-cinsel-taciz.html</link><category>Cinsel Taciz</category><author>noreply@blogger.com (Medium Türk)</author><pubDate>Fri, 20 Sep 2019 18:32:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-1904294719251209524.post-4389096459730080731</guid><description>&lt;h1&gt;
&lt;/h1&gt;
&lt;h2&gt;
İşyerinde Cinsel Taciz&lt;/h2&gt;
Cinsel taciz, tüm dünyada yaygın şekilde inceleme konusu yapılan ciddi bir sorundur. Almanya'da, Federal Bakanlık, gençler ve aileler için yaptığı bir araştırmada çalışan kadınların % 72'sine bir anket yaparak işyerinde tacize uğrayıp uğramadıklarını sorduğunda, bu ankete katılanların %50'sinden fazlası işyerinde sözlü ya da yazılı tacize maruz kaldığını belirtmiştir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her üç kişiden biri, uğradığı tacize katlanmak zorunda kaldığını belirtmiştir. Kadınların %3'ü zoraki seksüel davranışlar ya da en azından seksüel içerikli tacizlerle karşı karşıya kaldıklarını belirtmişlerdir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="https://mobbingsozluk.com/isyerinde-cinsel-taciz.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;Cinsel taciz&lt;/a&gt;, cinsel amaçlı olarak yapılan tacizdir. Cinsel taciz doktrinde farklı şekillerde tanımlanmıştır. Cinsel taciz, "çocuklara, kadınlara veya erkeklere aile içi veya dışı, tanıdık veya yabancı bir kimse tarafından yöneltilen cinsel şiddet içeren her türlü istismardır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;figure class="wp-block-image"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh-rsRHiASbAoRlWWtbYiDNws8VZO_sfdmQ9cpS7zpM3OmdnBa8jLEfjeJQiaG_HTnNJIMTPHhb7YJuiJUBD5ljSG06kRg_llvDYE30V3hTwlcgMhaHYKymvqENL4UrszQjYfaPEW6S4R_e/s1600/isyerinde-cinsel-taciz.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="390" data-original-width="600" height="208" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh-rsRHiASbAoRlWWtbYiDNws8VZO_sfdmQ9cpS7zpM3OmdnBa8jLEfjeJQiaG_HTnNJIMTPHhb7YJuiJUBD5ljSG06kRg_llvDYE30V3hTwlcgMhaHYKymvqENL4UrszQjYfaPEW6S4R_e/s320/isyerinde-cinsel-taciz.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;figcaption&gt;&lt;br /&gt;&lt;/figcaption&gt;&lt;/figure&gt;Cinsel tacizi, " cinsel anlam taşıyan ya da cinsel temele dayalı ve istenmeyen davranışlar" olarak tanımlanmıştır. Kişinin onurunu çiğnemeyi amaçlayan özellikle yıldırıcı, düşmanca, değersizleştirici, aşağılayıcı ya da incitici bir ortam yaratan ve kişinin isteği dışında gerçekleşen sözlü, sözlü olmayan ya da fiziksel her türlü cinsel içerikli tavırdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Psikolojik taciz ise, işyerinde bir veya birden çok ast - üst ya da üçüncü bir kişi tarafından sistemli bir şekilde ve düşmanca, onur kırıcı ve süreklilik gösterecek şekilde, farklı sebeplerle gerçekleştirilen, karşı tarafı psikolojik olarak yıldırma davranışlarıdır.&lt;br /&gt;
&lt;h3&gt;
İşyerinde Cinsel Taciz ; &lt;strong&gt;Cinsel taciz ile psikolojik tacizi ayıran en önemli nokta, amaçlarıdır. &lt;/strong&gt;&lt;/h3&gt;
Psikolojik tacizde amaç, işçinin kişiliğini, onurunu aşağılamak, onu rencide etmek ve işçiyi yıldırarak işyerinden ayrılmasını ya da çıkarılmasını sağlamak olduğu halde, cinsel tacizde amaç, cinsiyet temeline dayalı olarak mağdura eziyet etmek ya da cinsel çıkar sağlamaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu
ayrım dışında, cinsel tacizde mağdur tarafından
istenmeyen davranış failin anlık bir hareketiyle olabilir. Psikolojik tacizde
ise, taciz davranışları sistemli ve süreklilik arzeden davranışlardır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ayrıca &lt;a aria-label="cinsel taciz (opens in a new tab)" href="https://barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/telefonla-cinsel-taciz-sucu-cezasi.html" rel="noreferrer noopener nofollow" target="_blank"&gt;cinsel taciz&lt;/a&gt; her cinsiyet için geçerli olsa da cinsel tacizin mağdurları genellikle kadınlardır. Psikolojik tacizde ise, cinsiyet ile taciz mağduru arasındaki ilişki incelendiğinde, mağdurun cinsiyetinin ön planda olmadığı söylenebilecektir. Psikolojik taciz mağdurlarının cinsel taciz mağdurlarına nazaran ihmâl edildiği görülmektedir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;!-- wp:heading {"level":1} --&gt;

&lt;!-- /wp:heading --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:image {"id":292} --&gt;

&lt;!-- /wp:image --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:heading {"level":3} --&gt;

&lt;!-- /wp:heading --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- wp:paragraph --&gt;

&lt;!-- /wp:paragraph --&gt;&lt;br /&gt;
&lt;a aria-label="Psikolojik taciz (opens in a new tab)" href="https://www.ecevahapoglu.com/psikolojik-taciz/" rel="noreferrer noopener nofollow" target="_blank"&gt;Psikolojik taciz&lt;/a&gt;, son yıllarda oldukça sık rastlanan taciz türü olmasına karşın cinsel tacize karşı olan hassasiyet psikolojik taciz için mevcut değildir. Bunun nedeni de, kanaatimizce, psikolojik tacizin genel olarak alışılagelmiş bir davranış biçimi olarak kabul edilmesidir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;a href="https://mobbingsozluk.com/isyerinde-cinsel-taciz.html" rel="nofollow" target="_blank"&gt;makalenin devamı için tıklayınız&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh-rsRHiASbAoRlWWtbYiDNws8VZO_sfdmQ9cpS7zpM3OmdnBa8jLEfjeJQiaG_HTnNJIMTPHhb7YJuiJUBD5ljSG06kRg_llvDYE30V3hTwlcgMhaHYKymvqENL4UrszQjYfaPEW6S4R_e/s72-c/isyerinde-cinsel-taciz.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total></item></channel></rss>