<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2enclosuresfull.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" version="2.0">

<channel>
	<title>Hayat kimseden alacaklı kalmıyor, ne yaparsak yapalım bir şekilde ödüyoruz bedelini..</title>
	
	<link>http://www.melankoli.net</link>
	<description>melankolia , melankolik , melankoli şiiri , sagopa kajmer ,depresyon , megaloman , şizofreni , şizofren..</description>
	<pubDate>Mon, 22 Jun 2009 19:11:08 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.7.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<media:keywords>melankoli,melankolia,melancholy</media:keywords><media:category scheme="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd">Games &amp; Hobbies/Hobbies</media:category><itunes:owner><itunes:email>th4b4r1s@gmail.com</itunes:email></itunes:owner><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:keywords>melankoli,melankolia,melancholy</itunes:keywords><itunes:subtitle>melankoli</itunes:subtitle><itunes:summary>bu ne ya.</itunes:summary><itunes:category text="Games &amp; Hobbies"><itunes:category text="Hobbies" /></itunes:category><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/melankoli" type="application/rss+xml" /><item>
		<title>Dünyayı Güzellik Kurtaracak, Bir İnsanı Sevmekle Başlayacak Herşey..</title>
		<link>http://www.melankoli.net/205/dunyayi-guzellik-kurtaracak-bir-insani-sevmekle-baslayacak-hersey/</link>
		<comments>http://www.melankoli.net/205/dunyayi-guzellik-kurtaracak-bir-insani-sevmekle-baslayacak-hersey/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Jun 2009 19:04:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>th4b4r1s@gmail.com</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kalır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.melankoli.net/?p=205</guid>
		<description><![CDATA[Ada
Bir kıyıdan baktım dünyaya
Ellerimde tuz avucumda sedef
Bir mavilik bir açıklık
Özgürlük hasreti
Yüreğime vuruyor
Nerede nerede insanlar
Dünyayı güzellik kurtaracak
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey
0 üzüntü birden gelir
Yağmurlu havalarda
Yeniden kurarım dunyayı ben
Kederlerle
Kimseler aşık değil mi bu şehirde
Dünyayı güzellik kurtaracak
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey
Hava martılar ışıklı şehir
Sarhoş ediyor beni yosun kokusu
Hilesız kucaklamak istiyorum
Dünyayı şehri ve seni
Dünyayı güzellik kurtaracak
Bir insanı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ada<br />
Bir kıyıdan baktım dünyaya<br />
Ellerimde tuz avucumda sedef<br />
Bir mavilik bir açıklık<br />
Özgürlük hasreti<br />
Yüreğime vuruyor<br />
Nerede nerede insanlar</p>
<p>Dünyayı güzellik kurtaracak<br />
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey<span id="more-205"></span></p>
<p>0 üzüntü birden gelir<br />
Yağmurlu havalarda<br />
Yeniden kurarım dunyayı ben<br />
Kederlerle<br />
Kimseler aşık değil mi bu şehirde</p>
<p>Dünyayı güzellik kurtaracak<br />
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey</p>
<p>Hava martılar ışıklı şehir<br />
Sarhoş ediyor beni yosun kokusu<br />
Hilesız kucaklamak istiyorum<br />
Dünyayı şehri ve seni</p>
<p>Dünyayı güzellik kurtaracak<br />
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey</p>
<p>Zülfü Livaneli..</p>
<p>yukardaki yazıyı yada bu yazıdaki bakış açısını, sadece bir şarkı sözü olarak görebilirsiniz..</p>
<p>benim bu sözlerden yola çıkarak, ilgilendiğim ve site konusu haline getirmek istediğim ise, Dünyayı kimin yada neyin kurtaracağı..?<br />
Bir insanı sevmekle başlayabilirmi herşey sizce ?</p>
<p>insanlar arasındaki sevginin, dünyaya bir etkisi varmıdır?</p>
<p>peki ya dünyanın yada hayatın bu halinin, insanların sevgisine etkisi varmıdır, varsa nedir ?</p>
<p>Dünyayı güzellik kurtarabilirmi..<br />
Siz ne düşünüyorsunuz bununla ilgili ? </p>
<p><strong>Güzellik emek isteyen bir arzudur.<br />
Ne kadar değer verirsen o kadar biçersin derler.<br />
Yinede mevzu sevgiye dayanıyor sebebi ise ortada zaten.!<br />
Ne kadar sevgiyle baglı kalırsan,Kendi iradene ve nefsine hakim oldugun sürece hem yaşadıgın zamanı hemde yapmış oldugun hataları severek kabul edebilirsin.<br />
Ögrenmekle bi yere gelindiği gibi sevmekle baş edilmeyecek hiçbirşey yoktur.<br />
Sevgi bi bağdır.<br />
Dünyayı kurtarak tek sebep ise EMEK&#8217;tir.diyorum kendi payıma.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.melankoli.net/205/dunyayi-guzellik-kurtaracak-bir-insani-sevmekle-baslayacak-hersey/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sana mucizeler vaadedemem</title>
		<link>http://www.melankoli.net/203/sana-mucizeler-vaadedemem/</link>
		<comments>http://www.melankoli.net/203/sana-mucizeler-vaadedemem/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Jun 2009 19:55:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>th4b4r1s@gmail.com</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kalır]]></category>

		<category><![CDATA[Sana mucizeler vaadedemem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.melankoli.net/?p=203</guid>
		<description><![CDATA[Sana mucizeler vaadedemem ama, mucize aratmayacak kadar çok sevebilirim seni&#8230;
Bir sevda masalı bu&#8230; Yazmaya henüz başlamadım&#8230; İnsan yaşarken yazamıyor bazı şeyleri, aynı kelimelerin arasında gidip geliyor&#8230;. Ne zaman yazmaya kalksam hep aynı cümleler&#8230; Onun için, yazmaya başlamadım daha&#8230;Ama bu bir masal&#8230; Bu bir sevda&#8230;  Ben seni sevdiğimde, aklım hür bir çocuktu&#8230; Ne istersem yapabileceğimi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sana mucizeler vaadedemem ama, mucize aratmayacak kadar çok sevebilirim seni&#8230;<br />
Bir sevda masalı bu&#8230; Yazmaya henüz başlamadım&#8230; İnsan yaşarken yazamıyor bazı şeyleri, aynı kelimelerin arasında gidip geliyor&#8230;. Ne zaman yazmaya kalksam hep aynı cümleler&#8230; Onun için, yazmaya başlamadım daha&#8230;Ama bu bir masal&#8230; Bu bir sevda&#8230;  Ben seni sevdiğimde, aklım hür bir çocuktu&#8230; Ne istersem yapabileceğimi, ol dersem olabileceğini, dünyanın ekseninde ömrümü geçireceğimi sanıyordum&#8230; Ben seni sevdiğimde en çok kendimi seviyordum&#8230;Şimdiyse, seni&#8230;  Sana dair ilk cümlem -korkuyorum senden- di&#8230; O anki gülüşün hala aklımda&#8230; Anlayamayan, hoşuna gitmiş, kafası karışmış bir gülüş&#8230; -masalları sever misin?- demiştin bana, sonra da küçük kızının masal kitabından bir masal okumaya başlamıştın&#8230; Ben de bu sevda masalını yaşamaya&#8230; Masalları severdim, evet&#8230; Ama bunu sana söyleyemedim. Korkuyordum senden&#8230; Şimdiyse, seni kaybetmekten&#8230;  Konuşamıyordum, anlatamıyordum, dinleyemiyordum, dizginleyemiyordum duygularımı, içimde deli bir nehir gibi çağlayan aşkı tutamıyordum&#8230;  Yapamadığım çok şey vardı&#8230; Ama sevdim seni&#8230;  Sana mucizeler vaadetmedim&#8230; Ama sen, mucizenin ta kendisiydin&#8230; Ben de seni mucize aratmayacak kadar sevdim&#8230;   &#8220;Sana Mucizeler Vaadedemem&#8230; Ama mucize aratmayacak kadar sevebilirim seni&#8230;&#8221;  Bir mucize arar gibiydin seni tanıdığımda&#8230; Gözlerin nereye baksa aynı soruları soruyordu bana&#8230; &#8220;Gerçekten aşk var mı?&#8221; &#8220;Gerçekten mavi sevebilir mi insan?&#8221; &#8220;Gerçekten bir MaSaL yazılabilir mi bir yaşamdan&#8221;&#8230;  Öyle çok kırılmıştın ki, korkuyordun&#8230; Bense hiç kırılmamıştım daha ve sana yenilmekten korkuyordum&#8230; Senin korkularının üzerine giderken kendi korkumun içine düştüm&#8230; Yenildim sana&#8230; Hayatım boyunca, yapmaktan korktuğum tek şeyi yaptım ve aşık oldum sana&#8230;  Ama hiç pişman olmadım sonrasında&#8230;.  Gerçekten aşk vardı&#8230;Gerçekten mavi sevilebiliyordu&#8230;Gerçekten bir MaSaL yazılabiliyordu bir hayattan&#8230;  Ve ben sana, Mavi bir MaSaL yazdım&#8230;İnanıp inanmayacağını düşünmeden masallara&#8230; Masalımı maviyle donattım. Bunlar mucize değildi, hayır&#8230;Sana mucize vaadetmedim&#8230;Ama seni mucize aratmayacak kadar çok sevdim&#8230;  Korkularını silerken senin, esiri oldum mavinin   &#8220;Sana mucize vaadetmiyorum; ama mucize aratmayacak kadar seviyorum seni&#8230;&#8221;  Sana dair anlatılacak o kadar çok şey var ki aslında&#8230; Dedim ya, yaşarken anlatamıyor insan&#8230; Ne zaman yazmaya kalksam,içimden geçen cümleler hep aynı yerde takılıp kalıyor&#8230; &#8220;Seni çok sevdim ben&#8221;&#8230;. Bundan bir adım öteye geçemedim yıllardır&#8230; Yıllardır ne zaman seni yazmak istesem, kelimelerim düğümlendi&#8230;  Artık senli zamanlarıma &#8220;yıllardır&#8221; diyebilmenin mutluluğu da eklendi senli mutluluklarıma&#8230; Seni tanıdığım için, seni sevdiğim için, benim olduğun için mutluydum zaten&#8230; Ve artık sana &#8220;Seni çok sevdim&#8221; derken, çok geniş bir zamanı anlatıyor geçmiş zamanım&#8230;  Ve şimdiki zamanım da çok büyük bir sevdayı&#8230;  Bir sevda masalı bu&#8230; Ama yazmaya henüz başlamadım&#8230; Yazıldığında göreceksin, ne çok sevildin&#8230;Yazıldığında göreceksin&#8230; &#8220;Ben seni çok sevdim&#8221;&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.melankoli.net/203/sana-mucizeler-vaadedemem/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bu gün orada da cumartesimi</title>
		<link>http://www.melankoli.net/201/bu-gun-orada-da-cumartesimi/</link>
		<comments>http://www.melankoli.net/201/bu-gun-orada-da-cumartesimi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Jun 2009 20:54:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>th4b4r1s@gmail.com</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kalır]]></category>

		<category><![CDATA[Bu gün orada da cumartesimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.melankoli.net/?p=201</guid>
		<description><![CDATA[Bugün Burada Cumartesi. . .
Gittiğin yer bakışların kadar uzak olmasa. .
Gelirdim. .
Dön, dön diyebilmek için. . .
Zalim yolların uzak sevdası.. Sevdana yanıyorum kaç zamandır.. Sen bilmediğim, görmediğim alemlerdeyken ıssızlığıma ağlıyorum. . &#8220;Ne olur dön. .&#8221; diyemeyişimde kırılıyor kelimelerim. Sana gelemeyişimde bağlanıyor dizlerim. .

Düşlerimden başka hiç bir yerde yoksun artık. Olsan görürdüm, bulsam sarılırdım sıkı sıkı.. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün Burada Cumartesi. . .</p>
<p>Gittiğin yer bakışların kadar uzak olmasa. .<br />
Gelirdim. .<br />
Dön, dön diyebilmek için. . .</p>
<p>Zalim yolların uzak sevdası.. Sevdana yanıyorum kaç zamandır.. Sen bilmediğim, görmediğim alemlerdeyken ıssızlığıma ağlıyorum. . &#8220;Ne olur dön. .&#8221; diyemeyişimde kırılıyor kelimelerim. Sana gelemeyişimde bağlanıyor dizlerim. .<br />
<span id="more-201"></span><br />
Düşlerimden başka hiç bir yerde yoksun artık. Olsan görürdüm, bulsam sarılırdım sıkı sıkı.. Ondan uyanmak istemeyişim kabuslarıma. .</p>
<p>Ayrılık bu işte, sende sanki farklı mı zaman? . .<br />
Bildiğin sonbahar bu aynı rüzgar, aynı hazan. . .</p>
<p>Ben buralarda düşman olmuşken zamana, günleri ay; ayları yıl sayıyorken adeta, senin dünyanda akıp gidiyor mu saatler? . .</p>
<p>Hep bildiğin, hep bıraktığın gibi buralar. Mevsim hep kış, hep sonbahar. Bulutlar sevinçleri değil, gözyaşlarını yağdırıyorlar üzerime. Rüzgarlar mutluluğun değil, hüzünlerin elleriyle dokunup geçiyorlar ruhumdan. . .</p>
<p>Şimdi yaralı olsada, o düşe anlam katan. .<br />
Bizdik, bizdik ikimizdik. . .</p>
<p>Bizi sevda yerimizden vurdu hayat. Düşler karanlık, düşler yaralı.. Bütün hikayeler yokluğa, hiçliğe bırakmış sonunu. Artık sana dair cümlelerimin içinde hep acı var hep gözyaşı. . .</p>
<p>Bugün burada Cumartesi. .<br />
Ben senin saçlarını. . Suçlar bakışlarını. .<br />
Geveze susmalarını bile özledim. . .</p>
<p>Nasıl anlatsam bilmiyorum sana olan hasretimi. Seni sevdiğim gibi hasretini de seviyorum belki. Bu yüzden içimde bunca varsın hala.. O kadar çoğaltmışım ki içimde seni, kimselerin gücü yetmiyor çekip almaya. . .</p>
<p>Yüzümü ellerinin arasına alıp susuşların geliyor bazen aklıma.. Ben seninle susmaları da seviyormuşum oysa, hiç haberim olmamış. . .</p>
<p>Bugün oradada Cumartesi mi? . .<br />
Sende beni benim gibi özledin mi? . .<br />
Aynalardan kaçarken özlenmeyi beklemek. .<br />
Ne kadar acı, ne kadar komik ve ne kadar bana ait. .<br />
Değil mi? . .</p>
<p>Senin olduğun yerlerde karanlıklar kavuşuyor mu aydınlığa? Ben karanlığımda ufacık bir umut ışığı bile göremiyorum. Bir görsem koşacağım o ışığa. Bir yakalayabilsem onu güneş yapacağım dünyama. .Kendimden de kaçıyorum artık.. Yüreğimdeki sesleri işitmek istemiyorum. . .</p>
<p>Bunca özlediğimi biliyor musun seni? . . Keşke bilsen. . .</p>
<p>Sev beni tut bırakma, tutunamadım hayata. .<br />
Yalnızlık tak etti oğlum çok uzakta. . .</p>
<p>Acıyı çıkar yüzümden gül. .<br />
Gülmene al beni. . .<br />
Korkuyorum sev beni. . .</p>
<p>Tutamadığım bir yaşam benimkisi. Ne ezelim var, ne de ebedim.. Ürkek adımlarımla yolumu bulmaya çalışırken bütün yolların sonu sensizliğe çıkıyor. .Korkularım bırakmıyor bir türlü yakamı. . .</p>
<p>Korkuyorum seversen geçer mi? . .</p>
<p>Bu şehir çılgın. .<br />
Bu şehir artık bir deli. .<br />
Bu şehir çıkmış çileden. .<br />
Ben seni görmeyeli. . .<br />
Çileden çıkmış herşey, ben seni görmeyeli. . .</p>
<p>Senin şehrinde denizler yok.. Oysa mavinin kokusu en çok sana yakışıyor. Sen gittin ama, buram buram deniz kokan tenini, soluduğum nefese bıraktın gittiğinde. .</p>
<p>Bense bir gün, ne zaman olacağını şimdi bilmediğim bir gün.. Bütün umutsuzluklarımı, hüzünlerimi, anlamsızlıklarımı, hiçliklerimi bu şehirde bırakıp, sadece senin sevdanı giyinip üzerime senin şehrine doğru yol alacağım. . .</p>
<p>İşte o gün, bambaşka bir güne uyanacak sevdam. . .</p>
<p>Herşey bitecek. . Acılarım. . Sancılarım. .Korkularım. .Gözyaşlarım. . .</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.melankoli.net/201/bu-gun-orada-da-cumartesimi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>ÖZBAKIM BECERİLERİNİN KAZANDIRILMASINDA  YEMEK YEME ALIŞKANLIĞININ  KAZANDIRILMASI</title>
		<link>http://www.melankoli.net/192/ozbakim-becerilerinin-kazandirilmasinda-yemek-yeme-aliskanliginin-kazandirilmasi/</link>
		<comments>http://www.melankoli.net/192/ozbakim-becerilerinin-kazandirilmasinda-yemek-yeme-aliskanliginin-kazandirilmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Jun 2009 20:17:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>th4b4r1s@gmail.com</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[çocuk beslenmesi]]></category>

		<category><![CDATA[çocuklarımız]]></category>

		<category><![CDATA[özbakım becerileri]]></category>

		<category><![CDATA[sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[sağlık ve yaşam]]></category>

		<category><![CDATA[sağlıklı beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.melankoli.net/?p=192</guid>
		<description><![CDATA[Yemek yeme, vücudun ihtiyacı olan temel ögeleri, besinler ile almak ve yaşayabil  mek için en gerekli unsurdur.
        Anne, babaların çocuklarına yemek yedirme hikayelerini az çok biliriz. “tren geliyor, kuşa bak nasıl uçuyor ” bunun gibi cümleleri binlerce kez çoğaltabiliriz. Bizim toplumuzda en iyi anne çocuğuna çok yemek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yemek yeme, vücudun ihtiyacı olan temel ögeleri, besinler ile almak ve yaşayabil  mek için en gerekli unsurdur.<br />
        Anne, babaların çocuklarına yemek yedirme hikayelerini az çok biliriz. “tren geliyor, kuşa bak nasıl uçuyor ” bunun gibi cümleleri binlerce kez çoğaltabiliriz. Bizim toplumuzda en iyi anne çocuğuna çok yemek veren, onu çok iyi besleyendir. Bu geleneği en iyi şekilde sürdürmek isteyen annelerimiz, çocuklarının isteklerine veya o yiyecekleri sevip sevmediklerine aldırmadan, veya kendi sevdiği yiyecekleri çocuklarının da sevme mecburiyeti olduğunu düşünerek olur olmaz miktarlarda veya zamanlarda çocuklarını besleme yolunu tutarlar. Bu tutum ne kadar doğru?<br />
      Her türlü zorlama ve şaklabanlıkla yemek yedirilen bir çocukta asla sağlıklı yemek yeme alışkanlığı kazandırmak mümkün olmayacaktır. Biz büyüklere tok iken yemek yedirilmenin eziyet olabileceği empatisinin kendi çocuğunuz için düşünmeniz sanırım yeterli olacaktır.<br />
      Anne ve babaların kaçındığı noktalar vardır bebek iken başlayıp, hatta abartılarak, yetişkinlik dönemde bile annelerimizin yemek yedirttiği dönemleri gülümseyerek hatırlayabilirsiniz. Bebeklik dönemde yemek yeme alışkanlığının kazandırılmasında en önemli faktör, çocuklarımızın aman kıyafetini batıracak, koltuğu kirletecek, az yiyecek ve korumacılık en iyi ebeveyn olma ilkelerimiz çocuklarda kendi kendine yemek, açlık tokluk hissi, çatal kaşık kullanma becerilerinin geliştirilmesinde olumsuz faktörlerdir.<br />
      Çocukların yemesi için sadece onların sevdiği yiyecekleri yapmak yerine değişik lezzetleri sunmak en doğru seçenektir. Ve çocuk bu çeşitler içinde kendi beğenisi seçme özgürlüğüne girecektir.<br />
       Asla anne ve babalar yemek yemeyi bir baskı haline getirmekten kaçınmalıdırlar. Çocuklarınızın az yemek yemesi onların fiziksel gelişimlerini önemli derecede etkilemez fakat ileride sosyal ve duygusal anlamda bir çok tehlikeyi beraberinde getirir. Çok yemek yemek sağlıklı değildir. Aksine şişmanlık tehlikesi oluşturabilir. Çocuklarınız için yeterli miktarda besin ögelerini almanın önemini bilmek yeterlidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.melankoli.net/192/ozbakim-becerilerinin-kazandirilmasinda-yemek-yeme-aliskanliginin-kazandirilmasi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>NARCİSSUS’UN HİKAYESİ</title>
		<link>http://www.melankoli.net/190/narcissus%e2%80%99un-hikayesi/</link>
		<comments>http://www.melankoli.net/190/narcissus%e2%80%99un-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2009 20:06:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>th4b4r1s@gmail.com</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[echo]]></category>

		<category><![CDATA[kendini beğenmişlik]]></category>

		<category><![CDATA[narcissus]]></category>

		<category><![CDATA[narcissus hikayesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.melankoli.net/?p=190</guid>
		<description><![CDATA[Yunan mitolojisinde yer alan Narcissus, Cephissus ve Liriope’nin oğludur. Kahinleri, kendilerine Narcissus’un sonsuz hayat yaşaması için bir şart sunar. Bu oğullarının hiçbir zaman kendisini görmemesiydir. Cephissus ve Liriope bu şartı kabul eder.
      Yıllar geçer, Narcissus, kendisine bütün kızları aşık edebilecek güzellikte bir deli kanlı olmuştur. Anne babasının yasağına uyan Narcissus, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yunan mitolojisinde yer alan Narcissus, Cephissus ve Liriope’nin oğludur. Kahinleri, kendilerine Narcissus’un sonsuz hayat yaşaması için bir şart sunar. Bu oğullarının hiçbir zaman kendisini görmemesiydir. Cephissus ve Liriope bu şartı kabul eder.<br />
      Yıllar geçer, Narcissus, kendisine bütün kızları aşık edebilecek güzellikte bir deli kanlı olmuştur. Anne babasının yasağına uyan Narcissus, çevresinin ona karşı olan ilgisi ni umursamadan sessiz bir hayatı tercih eder. Peri Echo Narcissus’a aşık olanlardandır. Ama Narcissus bu periye önem vermez ve bu yüzden bu olaya kızan tanrıça Nemesis Narcissus’a ceza vermeye karar verir. Ona sudaki görüntüsünü göstererek  kendi görün tüsüne aşık olmasını sağlar. Artık,  Narcissus, bu güzelliği görmek için her zaman pınara gider olmuştur. Bir gün aşık olduğu güzele dokunmak, ona sarılmak ister. Ve suya düşerek boğulur.<br />
     Bu hikaye, biz insanlara kibir ve ukalalık yerine, lord değil de avam olma lütfunun en yüce değerler içinde yer alması gerektirdiğin bir göstergesi değil mi?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.melankoli.net/190/narcissus%e2%80%99un-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>HAYKIRIŞ</title>
		<link>http://www.melankoli.net/187/haykiris/</link>
		<comments>http://www.melankoli.net/187/haykiris/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 May 2009 16:53:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>th4b4r1s@gmail.com</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[haykırış]]></category>

		<category><![CDATA[haykırmak]]></category>

		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.melankoli.net/?p=187</guid>
		<description><![CDATA[Beni duyabilir misin uzaklardan?
  Geleceğim deyip de özlemle ile bekleyişimi.
  HAYKIRIŞLARIMI…
  Bir umutla söylenen sözleri, kendime yorgan edip de ruhumu sarmasını, sıcacık ısıtmasını.
   Bilinmeyenlere yol alırken, ruhumun senle olduğunu bilmek veya kuşku duymanın verdiği zulmü acaba bilir misin?
    Ey AŞK ben buradayım.
    Peki sen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Beni duyabilir misin uzaklardan?<br />
  Geleceğim deyip de özlemle ile bekleyişimi.<br />
  HAYKIRIŞLARIMI…<br />
  Bir umutla söylenen sözleri, kendime yorgan edip de ruhumu sarmasını, sıcacık ısıtmasını.<br />
   Bilinmeyenlere yol alırken, ruhumun senle olduğunu bilmek veya kuşku duymanın verdiği zulmü acaba bilir misin?<br />
    Ey AŞK ben buradayım.<br />
    Peki sen nerdesin?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.melankoli.net/187/haykiris/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>ÖMER SEYFETTİN KAŞAĞI</title>
		<link>http://www.melankoli.net/185/omer-seyfettin-kasagi/</link>
		<comments>http://www.melankoli.net/185/omer-seyfettin-kasagi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 May 2009 12:47:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>th4b4r1s@gmail.com</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>

		<category><![CDATA[hikaye]]></category>

		<category><![CDATA[kaşağı]]></category>

		<category><![CDATA[kaşağı öyküsü]]></category>

		<category><![CDATA[ömer seyfettin]]></category>

		<category><![CDATA[ömerseyfettin kaşağı]]></category>

		<category><![CDATA[öykü]]></category>

		<category><![CDATA[türkçe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.melankoli.net/?p=185</guid>
		<description><![CDATA[Ömer Seyfettin’in muhteşem öyküsü Kaşağı’da işlenen asıl konu, evin büyük oğlunun kardeşine yapmadığı bir olaydan dolayı yalan söyleyip iftira atması sonra kardeşinin ölü mü üzerine yaşadığı vicdan azabı anlatılır.
    Bu güzel öykünün konusu hakkında kısaca bahsetmek istiyorum.
    Evin büyük oğlu, kardeşi Hasan, dediğini yaptıran otoriter bir baba, anne, seyisleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ömer Seyfettin’in muhteşem öyküsü Kaşağı’da işlenen asıl konu, evin büyük oğlunun kardeşine yapmadığı bir olaydan dolayı yalan söyleyip iftira atması sonra kardeşinin ölü mü üzerine yaşadığı vicdan azabı anlatılır.<br />
    Bu güzel öykünün konusu hakkında kısaca bahsetmek istiyorum.<br />
    Evin büyük oğlu, kardeşi Hasan, dediğini yaptıran otoriter bir baba, anne, seyisleri Dadaruh ve hizmetçileri Pervin’le aynı evde yaşamaktadırlar. Çocukların annesi her yaz İstanbul’a akrabalarını ziyarete gider. Yazları çocukların yapmaktan en hoşlandık ları şey atları olan Tosuna bakmak, ona su ve arpa vermek ve kaşağı ile onu tımarla maktır. Bir gün seyis Dadaruh’un bile kullanmaya kıyamadığı İstanbul’dan gelen kaşağıyla Tosun’u tımar etmeye başlar. Fakat Tosun’un bu durumdan rahatsız olunca kaşağının ucunun sivri olduğunu düşünerek, kaşağının ucunu önce duvara sürter daha sonra tekrar tımar etmeye başlar. Tosun yine huysuzlanmıştır. Büyük abi sinirlenerek, kaşağıyı taşla ezer ve yalağa atar.<br />
     Yeni kaşağının yalakta kırık bir biçimde olduğunu gören baba çok sinirlenmiştir. Bu durumdan korkan büyük abi kaşağıyı kardeşinin kırdığını söyler. Çok sinirli olan baba Hasan’ı bu konu hakkında sorguya çeker. Hasan’ın ısrarlı bir şekilde suçu kabul etmemesi üzerine ona tokat atarak, ev hapsi ve ahıra bir daha girmeme cezası verir.<br />
     Bu olayın üzerinden bir yıl geçmiştir. Hasan kuşpalazı yani difteri hastalığına yaka lanmıştır. Birkaç gün sonra da Hasan ölür. Büyük ağabeyyi artık büyük bir vicdan azabı sarmıştı. Kardeşinin hastalanmasından ve ölümünden kendini sorumlu tutuyordu.<br />
     Bu öykü özellikle ilköğretim çağındaki öğrencilerin hatta yetişkinlerin okuması gereken; insanlara ahlakı,  iyiliği öğreten acaba büyük ağabeynin yerinde ben olsaydım ne yapardım? Sorusunu sorduran sürükleyici bir hikaye okumanızı tavsiye ederim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.melankoli.net/185/omer-seyfettin-kasagi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>ÖZBAKIM BECERİLERİNİN KAZANDIRILMASINDA TUVALET EĞİTİMİNİN ÖNEMİ</title>
		<link>http://www.melankoli.net/183/ozbakim-becerilerinin-kazandirilmasinda-tuvalet-egitiminin-onemi/</link>
		<comments>http://www.melankoli.net/183/ozbakim-becerilerinin-kazandirilmasinda-tuvalet-egitiminin-onemi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 May 2009 09:42:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>th4b4r1s@gmail.com</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[çocuk sağlığı]]></category>

		<category><![CDATA[özbakım becerileri]]></category>

		<category><![CDATA[sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[tuvalet eğitimi]]></category>

		<category><![CDATA[tuvalet eğitiminde dikkat edilecek noktalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.melankoli.net/?p=183</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklarımız bizlerin ve ülkesinin en değerli hazineleridir. Ailesine ve ülkesine yaşa dığı çevreye iyi bir insan olabilmeleri için de doğumdan yani okul öncesi dönemde bazı beceri ve yetilerin kazandırılması şarttır. Bu yüzden, bu dönemde çocuklara kazandırı lacak özbakım becerileri, onların ileride kendilerine güvenilir ve kişilik sahibi bireyler olmalarında en önemli adımlardan birisi olarak karşımıza çıkar.
 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarımız bizlerin ve ülkesinin en değerli hazineleridir. Ailesine ve ülkesine yaşa dığı çevreye iyi bir insan olabilmeleri için de doğumdan yani okul öncesi dönemde bazı beceri ve yetilerin kazandırılması şarttır. Bu yüzden, bu dönemde çocuklara kazandırı lacak özbakım becerileri, onların ileride kendilerine güvenilir ve kişilik sahibi bireyler olmalarında en önemli adımlardan birisi olarak karşımıza çıkar.<br />
    Çocuklar doğduğu andan itibaren özellikle anne ve bakıcı ve eğitimci durumdaki ebeveynlerine her yönden bağımlıdır.(beslenme,giyinme,korunma vb.) Özbakım becerileri bir başka anlamda çocukların i ihtiyaçlarını yeterli olgunluğa eriştikten sonra kendi başlarına yapabilmesi anlamına gelir. Kişisel beceri kazandırma da aileye büyük görevler düşmektedir. Aile her çocuğun bir olmayacağını; kişisel, duygusal, fiziksel farklılıklar olabileceği durumunu göz ardı etmemelidir. Özbakım becerileri denince aklımıza tuvalet eğitimi, yemek yeme, diş fırçalama, el ve yüz yıkama, kendi kıyafetleri yardımsız giyebilme, ayakkabı bağının kendisinin bağlaması ve çözebilmesi gelmektedir.<br />
Bunlara kısaca deyinmek gerekirse;<br />
    TUVALET EĞİTİMİ: Tuvalet eğitimini verirken ilk ve en temel durum çocukların fiziksel bakımdan yeterli olgunluğa ulaşmasıdır. Ortalama  18-20 aydan sonra bir çocuk( fiziksel farklılıklar olabilir) tuvalet eğitimi için fiziksel olarak gerekli olgunluğa ulaşmıştır. Ailenin sabırlı olması ve çocuğun duygusal olarak ta hazır olması çok önem teşkil eder. Çocuğunuza bu eğitimi verirken gözlem çok önemlidir. Onları gözlemleye rek   tuvaletlerinin ne zaman geldiğini anlama yoluna gidilmelidir.<br />
    Çocuklarınızın rahat edebileceği lazımlık veya klozete oturtma yolu seçilmelidir. Bu dönemde çocuğu sıkmayacak uygun, geniş ve beli lastikli kıyafetler giydirmek çok önem lidir. Her tuvaletini yapışta onu ödüllendirmeyi ihmal etmeyin. Bir öpücük veya aferin yeterli olacaktır. Çocuk altına kaçırdığında veya klozete oturttuğunuz halde yapmıyorsa ona kızmayın, bağırmayın çocuk ne kadar korkarsa eğitimin zamanı o kadar uzayacak<br />
tır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.melankoli.net/183/ozbakim-becerilerinin-kazandirilmasinda-tuvalet-egitiminin-onemi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>EĞİK  EL YAZISI ÖĞRETİMİ VE YARARLARI</title>
		<link>http://www.melankoli.net/177/egik-el-yazisi-ogretimi-ve-yararlari/</link>
		<comments>http://www.melankoli.net/177/egik-el-yazisi-ogretimi-ve-yararlari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 May 2009 16:52:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>th4b4r1s@gmail.com</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[eğik el yazısı]]></category>

		<category><![CDATA[eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[eğitim öğretim]]></category>

		<category><![CDATA[el yazısı]]></category>

		<category><![CDATA[okuma yazma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.melankoli.net/?p=177</guid>
		<description><![CDATA[Bilindiği üzere yeni ilköğretim müfredatımızda 1. sınıftan itibaren çocuklarımız eğik el yazısı ile eğitim ve öğretime başlamaktadır. Yazı yazmak, sözel ifadelerin mümkün olmayacağı ortamlarda, kültüre ait bilgi ve becerilerin gelecek nesle aktarılmasında en önemli kaynaktır. Asırlar öncesinden bize ulaşan bilgiler ve bu bilgilerin genişletip aktarılmasında büyük rol oynar. Diğer bir ifadeyle çok önemli bir iletişim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilindiği üzere yeni ilköğretim müfredatımızda 1. sınıftan itibaren çocuklarımız eğik el yazısı ile eğitim ve öğretime başlamaktadır. Yazı yazmak, sözel ifadelerin mümkün olmayacağı ortamlarda, kültüre ait bilgi ve becerilerin gelecek nesle aktarılmasında en önemli kaynaktır. Asırlar öncesinden bize ulaşan bilgiler ve bu bilgilerin genişletip aktarılmasında büyük rol oynar. Diğer bir ifadeyle çok önemli bir iletişim kaynağıdır.<br />
Yukarıda yazılan ifadelerden yola çıkarak, eğik el yazısı sistemiyle, öğrencilerimizin elini kaldırmadan yazdığı kelime ve cümlelerde akıcılık ve serilik becerilerini kazanma ları amaçlanılmıştır ki Avrupa da bu sisteme yıllar önce geçilmiştir.<br />
Bu yazı sistemiyle çocuklarımız kelimeler içinde yer alan harfleri dik yazı sistemine nazaran daha iyi öğrenebilmektedirler. Elin doru ve istenilir hareket etmesi aynı zaman da algılama ve o harfi yazabilmesiyle doğru orantılıdır.<br />
Dik yazı sisteminde kelimeler yazılırken durulurdu oysa ki eğik el yazı ile geri dönüş yoktur. Yazı bir noktadan başlayarak başka bir noktadan biter.<br />
Yapılan araştırmalara göre bir yetişkinin eğik el yazısını öğrenmesi, yedi yaş gurubu bir çocuğun öğrenmesinden daha zor olduğunu göstermiştir. Bu yazı sistemiyle, dik yazıya oranla ters yazmalarında önüne geçilmiştir.<br />
Bu yazının öğretiminde öğretmenin bazı hususlara dikkat etmesi gerekmektedir.<br />
Öncelikle çocukların küçük kas gelişimi dediğimiz, parmak kaslarını geliştirici etkinlik ler yapması gerekir.( makas tutma-kesme, oyun hamurlarıyla şekiller yaptırma, kum havuzunda ve havaya yazı yazdırmak, yapbozlarla oyun, çeşitli düz ve eğik çizgi çalışmaları)<br />
Çocuklarımızın yaş ve algılama sürelerine göre ilk başlarda eğik el yazı öğretim süre si kısa tutulmalıdır. İlk başta harf öğretimi gerçekleştirilmeli sonra harfler kelimeler içinde öğretilmelidir. Öğretmenin kişisel becerisi öğretim metot vestrateji öğretimde oldukça önemlidir. Ayrıca, çocukları sıkmadan eğlenceli bir ortamda eğitim ve öğretim yapmalıdır. Öğrencilerin algılama ve zeka seviyelerini göz önüne alarak bu doğrultuda plan ve program hazırlamalıdır. Öğrencinin yazı defterini dik tutmasına ve sırada dik oturmasına dikkat edilmelidir.Eğik yazı sisteminde yazı yazmada gerçekleşen bir çok hatalar yok olur ve yazı yazma hızı artar. Harfleri doğru yazma ve estetik bir yazı görünümü açısından bir çok yararı vardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.melankoli.net/177/egik-el-yazisi-ogretimi-ve-yararlari/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sana Ankara gibi aşık olmak</title>
		<link>http://www.melankoli.net/173/sana-ankara-gibi-asik-olmak/</link>
		<comments>http://www.melankoli.net/173/sana-ankara-gibi-asik-olmak/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 May 2009 09:47:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>th4b4r1s@gmail.com</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kalır]]></category>

		<category><![CDATA[Ankara gibi sana aşık olmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.melankoli.net/?p=173</guid>
		<description><![CDATA[Sen telaşlı bir kalabalığı ağırlıyordun içinde sevgili..hep koşturan küçük insanların vardı içinde. Nereye gideceklerini bilmeyen ama hep yürüyen..
Istanbula benziyordun sevgilim..sapkındın.aramıza mesafeler, tek gecelik yaşamlar, başka vücutlar gidiyordu.
Istanbula benziyordun sevgilim..içindeki ağırlığı boşaltmak için organlarını bağışlamak gerekiyordu..

Seviyordun, kendine yaşayacak bir yer bulamadıkları için, kadın bedenine saklanan adamları.
Itelemiyordun,hayatın kenarına tutunan travestileri.
Beyoğluna benziyordun sevgili.
Oysa,
Ben sana ankara gibi aşık olmuştum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sen telaşlı bir kalabalığı ağırlıyordun içinde sevgili..hep koşturan küçük insanların vardı içinde. Nereye gideceklerini bilmeyen ama hep yürüyen..</p>
<p>Istanbula benziyordun sevgilim..sapkındın.aramıza mesafeler, tek gecelik yaşamlar, başka vücutlar gidiyordu.</p>
<p>Istanbula benziyordun sevgilim..içindeki ağırlığı boşaltmak için organlarını bağışlamak gerekiyordu..<br />
<span id="more-173"></span><br />
Seviyordun, kendine yaşayacak bir yer bulamadıkları için, kadın bedenine saklanan adamları.<br />
Itelemiyordun,hayatın kenarına tutunan travestileri.<br />
Beyoğluna benziyordun sevgili.<br />
Oysa,<br />
Ben sana ankara gibi aşık olmuştum Rengi griye çalan mutluluklar belirmişti içimde,</p>
<p>Ayazda kalmış gibiydi ellerim, tenine dokunduğunda. Mesafeliydik sevgili, saygılı öpüşlerle bezedik birbirimizi..<br />
Bu yüzden zordu sevgili..<br />
Soğuktuk,<br />
Her sevişme, sonu ölümle sonuçlanmayacak savaşlara dönüşüyordu..<br />
Ben seni Ankara gibi sevdim sevgili. Koşturduğum bahçeler, elbisemi yırtan dikenler,<br />
Oyunlarım, ilk arkadaşlarım, dedemin şefkatle bakan gözleri, ezberlediğim dualar,<br />
Iki katlı köhne ev, sonu hep mutluluğa bağlanan masallar, maşallahlar..<br />
Ben seni ankara gibi sevdim sevgili,<br />
bu yüzden sen ne zaman ‘’ayrılık’’dese biri,<br />
kanar dizi,içimdeki çocuğun..</p>
<p>sen  İstanbul gibi sevilmeliydin sevgilim.sağı solu belli olmayan, her an her gece her saat bir ölümü bekler gibi, ama korkmadan yaşamaktan, çıkmaz sokağa girebilecek kadar cesaretli,<br />
nerden geldiğini hiç sormadan bağrına basabilecek gibi tüm insanları, pazarlayacağını bilerek duygularını yine de peşinden gidebilmek gibi bir ruh pezevenginin!</p>
<p>Ürkek,çekingen<br />
Ve sokakta kaybolmuş bir çocuk gibi sevilmeliydin.</p>
<p>Beceremedim!<br />
Tuttum seni Ankara gibi sevdim. Protokollerin baskıcı ağırlığında, sevişmelerin ayıp sayıldığı sokaklarda, varoşlarda biraz, iki yakası bir araya gelmeyen adamların sağ ceplerinde, bayram harçlıklarında, şeker kokulu saçlarda , babamın tutmayı çoktan bıraktığı elimde, kaba konuşmalarda, bıçkın delikanlılar da, bir devrim geçirdiğini çoktan unutmuş sokaklarda ..</p>
<p>Gençlik parkının içi arabesk kokan gecelerinde, bir Atari salonunda yenerken düşmanları,<br />
Tüm dondurmaları almaya yeteceğini sandığım paramla..</p>
<p>Ne kudus kadar bereketli topraklarım,<br />
Ne ırak kadar savaşlı ordularım<br />
Ne filistin kadar yitik yolcularım vardı.</p>
<p>Sen istanbula benziyordun sevgili<br />
Oysa ben tuttum,<br />
<strong><br />
&#8220;Teninde dünyanın hiç bir ülkesine benzemeyen ülkeler buldum,<br />
Orayı vatanım yaptım..’’</strong></p>
<p> Dolduramadım içindeki aç insanı.</p>
<p><strong>Ben sana sadece<br />
ankara gibi aşık oldum sevgili.<br />
Oysa sen,istanbul gibi ayrılıklara alışkındın.</strong></p>
<p><strong>Yazar/Kaynak: OzgenAydos</strong>(isterse kaldırabilirim)</p>
<p>Çok hoşuma okurken, 1 solukta okudum. Çok başarılı <img src='http://www.melankoli.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.melankoli.net/173/sana-ankara-gibi-asik-olmak/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	<media:rating>nonadult</media:rating><media:description type="plain">melankoli</media:description></channel>
</rss>
