<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0">

<channel>
	<title>Meşgul Sinyali</title>
	
	<link>http://www.mesgulsinyali.com</link>
	<description>sosyal medya, dijital pazarlama, online itibar yönetimi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 28 Mar 2011 07:32:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	
		<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/mesgulsinyali2" /><feedburner:info uri="mesgulsinyali2" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><item>
		<title>Türk Dijital Sektöründe Bir Dönüm Noktası Olarak Facebook PDC</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/mesgulsinyali2/~3/0KynhnuYmGs/</link>
		<comments>http://www.mesgulsinyali.com/facebook/turk-dijital-sektorunde-bir-donum-noktasi-olarak-facebook-pdc/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Mar 2011 07:20:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Gundem]]></category>
		<category><![CDATA[41 29]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook Questions]]></category>
		<category><![CDATA[Ödüllü Sorular]]></category>
		<category><![CDATA[PDC]]></category>
		<category><![CDATA[Preferred Developer Consultant]]></category>
		<category><![CDATA[Promoqube]]></category>
		<category><![CDATA[Value Add]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mesgulsinyali.com/?p=1254</guid>
		<description><![CDATA[Bugünden yaklaşık 1.5-2 sene önce Facebook, kendi platformu için geliştirme yapan ajanslara akredite verme amaçlı bir program başlattı: Preferred Developer Consultant programı. Bu program ilk açıldığında da toplam 49 ajans programa dahil edildi. Bu ajanslardan biri de, bir Türk dijital ajansı olan Promoqube.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/CgxBP8URibX4JbUwCzuS5fw0Kps/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/CgxBP8URibX4JbUwCzuS5fw0Kps/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/CgxBP8URibX4JbUwCzuS5fw0Kps/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/CgxBP8URibX4JbUwCzuS5fw0Kps/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><div class="tweetmeme_button" style="">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Ffacebook%2Fturk-dijital-sektorunde-bir-donum-noktasi-olarak-facebook-pdc%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Ffacebook%2Fturk-dijital-sektorunde-bir-donum-noktasi-olarak-facebook-pdc%2F&amp;source=mesgulsinyali&amp;style=compact&amp;service=bit.ly&amp;service_api=R_3ea35b2d7fc534081269bde5409be6bd&amp;hashtags=41+29,Facebook,Facebook+Questions,%C3%96d%C3%BCll%C3%BC+Sorular,PDC,Preferred+Developer+Consultant,Promoqube,Value+Add&amp;b=2" height="61" width="50" title="Türk Dijital Sektöründe Bir Dönüm Noktası Olarak Facebook PDC" alt=" Türk Dijital Sektöründe Bir Dönüm Noktası Olarak Facebook PDC" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Bu yazımda son defa eleştiri yapıyor olacağım! İlk defa yazılarımdan birinde de isim veriyor olacağım, çünkü isim vermeyecek olsam da, herkes anlayacak. O yüzden bu riski alıyorum.</p>
<p>Ancak bir saniye, baştan başlayalım.</p>
<p>Benim aslında kimseyle problemim yok ve bu yazı da bir günah çıkartma çabası.</p>
<p>Biraz daha başa alalım.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1256" title="Facebook - Preferred Developer Consultant" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2011/03/fb-pdc.jpg" alt="fb pdc Türk Dijital Sektöründe Bir Dönüm Noktası Olarak Facebook PDC" width="461" height="193" /></p>
<p>Bugünden yaklaşık 1.5-2 sene önce Facebook, kendi platformu için geliştirme yapan ajanslara akredite verme amaçlı bir program başlattı: Preferred Developer Consultant programı. Bu program ilk açıldığında da toplam 49 ajans programa dahil edildi. Bu ajanslardan biri de, bir Türk dijital ajansı olan Promoqube.</p>
<p>Tabi bu programa bir ajans dahil edilirken, o ajansın, müşterileri için yaptığı Facebook uygulamaları değil, direk Facebook platformuna “<strong>value-add</strong>” sağlayan projelere sahip olması değerlendirildi. Promoqube’un bu programa, Ödüllü Sorular isimli “anket” uygulaması ile girdiğini de zaten hepimiz biliyoruz (<em>yanında birkaç da müşteri uygulaması eminim vardır, çünkü program başvurularında bunları da istiyorlar, ancak en önemli olanı Ödüllü Sorular’dı</em>) (<em>Zaten Facebook artık “Questions” isimli yeni “value-add”i ile Ödüllü Sorular’ın da önünü kapamış oldu, çünkü Questions bedava, üstelik Facebook’a ait olduğu için de hem tasarımsal, hem de değer anlamında daha uygun ve verimli</em>).</p>
<p>Burada elbette sektöre onca hizmet vermiş olan nadide bir ajansa çamur atma gibi bir amacım olmayacak. Yukarıda da dedim ya, kimseyle problemim yok benim (<em>problemim olduğu sanılıyor, ancak yok. Nitekim beni tanıyan da bilir</em>).</p>
<p>Ancak Promoqube, bu program sayesinde kendini “<strong>Facebook’un geliştirici anlamında bir akreditesine sahip olduğu yönünde</strong>” değil de, “<strong>Facebook’un sosyal medya anlamında bir akreditesine sahip olduğu yönünde</strong>” pazarladı. Hadi, eğri oturup doğru konuşalım lütfen. Kaçınız müşteriye gidip de “<strong>Facebook’da reklam verelim</strong>” dediğinizde, müşterinizden “<strong>o zaman Promoqube ile konuşalım, onlar Facebook’un ajansı nasıl olsa</strong>” sohbetinin için de bulmadınız ki?</p>
<p>Elbette burada bir yanlış vardı ve maalesef bu yanlış 1.5-2 senedir devam ediyordu.</p>
<p>Tekrar söylüyorum, Promoqube toplamda bildiğim kadarıyla 25 kişinin ekmek yediği ve hakikaten zaman zaman güzel projelere de imza atan bir ajanstır. Bu yüzden de yapıyor olduğum bu eleştiride mümkünse kimse karalama yöntemine gitmesin! Orada çalışan insanlar için üzülürüm çünkü. Siz de üzülürdünüz.</p>
<p>Benim de bu sektörde faaliyet gösteren biri olmam ise, yapıyor olduğum bu eleştiriyi politik doğru ya da yanlış da yapmaz. Orada da bir nokta koyalım, çünkü gayet objektif bir şekilde yazıyorum bu yazıyı, bilginize.</p>
<p>Dönelim konumuza.</p>
<p>Yakın zamanda ise Facebook’un verdiği bu akrediteye haiz olan bir başka ajansımız olduğunu duyduk: 41? 29! Üstelik bu akrediteyi aldıktan sonra ne bağırdı, ne de reklamını yaptı. Sessiz sedasız blogunda duyurdu, ana sayfasında bile halen Facebook’un PDC rozeti yok. Gerisini siz anlayın.</p>
<p>Yani söylemek istediğim, aslında bir Facebook PDC ile sektör değişiyor. Dün bir hegemonya varken, PDC ile sosyal medya yanyana konulmuşken, bugün PDC tüm özelliğini kaybetmiş bir şekilde, ajansların işlerini “rozet”lerle değil, kaliteyle yaptığının bir göstergesi. Ancak elbette PDC değerini kaybetmedi, çünkü halen güvenilir bir akredite, ancak sosyal medya konusunda değil, uygulama geliştirme konusunda.</p>
<p>Her iki ajansı da tebrik etmek, ancak tabir-i caizse 41? 29!’a “şuku”sunu da vermek gerekir diye düşünüyorum. 1.5-2 senedir yapıyor olduğumuz işleri baltalayan böylesi bir rozet, insana “olmaz olsun” dedirttiği an bile gelmişken, nihayet bu sayede doğru yerini buluyor.</p>
<p>Bunların hepsinin yanında ise Türk dijital sektörü kazanıyor. Çünkü artık yalan yok, kalite kendini gösteriyor. Son zamanlarda gördüğüm birçok dijital proje cidden başarılı ve kaliteli. Reklam prodüksiyonu ile yapılmış olan bile var ve bu iyiye işaret.</p>
<p>Hepimiz zaten paramızı kazanıyorduk, ama şimdi, nihayet, sonunda egolarından arınmış bir sektör görmek bize de kısmet olacak. Hepimiz zaten iş yapmaya çalışıyorduk ama ortada maalesef bir yanlış anlaşılma, yanlış anlatma, yanlış konumlama vardı ve bunlara ters çıkanın üzerini kapatmak için de PR yoluna gidiliyordu. Hadi, şimdi de PR olsun da görelim!</p>
<p>Nitekim yaptığımız sosyal medya işlerini ya da sosyal medya konusundaki vizyonumuzu anlatmak için TV programlarına ihtiyaç duymadık ki biz! Müşteriyi etkilemek için kılı kırk yardık! Şimdi bu çabaların meyvelerini toplayabileceğimizi görmek çok sevindirici. Üstelik bu fırsatı bize verenin de Facebook’un PDC programı olması fazlasıyla ironik ve sarkastik.</p>
<p>Hepimizin konuştuğu, ancak hiçbirimizin yüksek sesle dillendiremediği bir tabuydu Facebook PDC ve bu programın ne Facebook’ta kampanya yapmakla alakası vardı, ne Facebook reklamlarını en iyi şekilde optimize etmekle ilgisi vardı, ne de sosyal medya iletişiminde ulaşılan son nokta (bkz. <a href="http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/ramiz-dayi-uzerinden-sosyal-medya-iletisimi-nasil-yapilir/" title="Ramiz Dayı Üzerinden Sosyal Medya İletişimi Nasıl Yapılır?"  target="_self">Ramiz Dayı</a>) ile ilgisi vardı. Şimdi bunu rahatlıkla söyleyebilmek güzel şey!</p>
<p>Nitekim bu da son eleştiri yazım olsun. Meşgul Sinyali’nin adının eleştiri ile anılması bir yandan çok güzeldi, ancak bir yandan da kendimi korumalıyım kem gözlerden (<em>siz anladınız onu</em>). Korkuyorum ve geri çekiliyorum, bundan böyle de eleştiri yazısı yazmaktansa, post-modern sosyal medya ve insan incelemeleri yazmaya devam ederim, daha iyi.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/mesgulsinyali2/~4/0KynhnuYmGs" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mesgulsinyali.com/facebook/turk-dijital-sektorunde-bir-donum-noktasi-olarak-facebook-pdc/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.mesgulsinyali.com/facebook/turk-dijital-sektorunde-bir-donum-noktasi-olarak-facebook-pdc/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=turk-dijital-sektorunde-bir-donum-noktasi-olarak-facebook-pdc</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Enformasyondan Arta Kalanlar Ne İfade Eder? [Bir Soru]</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/mesgulsinyali2/~3/tGqJ-BWhnSs/</link>
		<comments>http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/enformasyondan-arta-kalanlar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Jan 2011 12:45:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dijital Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Davranış Biçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Enformasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Like]]></category>
		<category><![CDATA[Unlike]]></category>
		<category><![CDATA[Varoluş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mesgulsinyali.com/?p=1225</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazıma iki farklı örnekle başlayacağım;

Çok pahalı bir saati olan bir adam düşünün. Ölüyor. Saatinin pili uranyumdan yapılmış durumda ve saniyenin binde biri hata payıyla zamanı gösteriyor. Adam ölüyor ve saati sonsuza kadar çalışıyor, üstelik adam da ölü kaldığı süre boyunca – sonsuzluk – saati binde bir hata payıyla takip ediyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/0YhItR-xezVFOFM3fofycVMwl5o/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/0YhItR-xezVFOFM3fofycVMwl5o/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/0YhItR-xezVFOFM3fofycVMwl5o/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/0YhItR-xezVFOFM3fofycVMwl5o/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><div class="tweetmeme_button" style="">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fsosyal-medya%2Fenformasyondan-arta-kalanlar%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fsosyal-medya%2Fenformasyondan-arta-kalanlar%2F&amp;source=mesgulsinyali&amp;style=compact&amp;service=bit.ly&amp;service_api=R_3ea35b2d7fc534081269bde5409be6bd&amp;hashtags=Bilgi,Davran%C4%B1%C5%9F+Bi%C3%A7imleri,Enformasyon,Like,Sosyal+Medya,Unlike,Varolu%C5%9F&amp;b=2" height="61" width="50" title="Enformasyondan Arta Kalanlar Ne İfade Eder? [Bir Soru]" alt=" Enformasyondan Arta Kalanlar Ne İfade Eder? [Bir Soru]" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Bu yazıma iki farklı örnekle başlayacağım;</p>
<p>Çok pahalı bir saati olan bir adam düşünün. Ölüyor. Saatinin pili uranyumdan yapılmış durumda ve saniyenin binde biri hata payıyla zamanı gösteriyor. Adam ölüyor ve saati sonsuza kadar çalışıyor, üstelik adam da ölü kaldığı süre boyunca – sonsuzluk – saati binde bir hata payıyla takip ediyor.</p>
<p>Tram Chung Song, bir fille cinsel ilişki kurma girişiminden yargılanırken yaptığı savunmada, filin birdenbire kendi karısının göçü kılığında göründüğünü söylüyor; yargıçlar bu savunmayı dikkate alarak on yedi yıllık hapis cezası veriyorlar –eşe tecavüz suçu için yasaların öngördüğü ceza.</p>
<p>Şimdi gelelim biraz insanın varoluşuna ve davranış biçimlerine. Bunu da az sonra sosyal medyaya bağlıyor olacağız.</p>
<p>İnsandaki varoluş duygusu, siyah ışığa duyarlı bir levha gibidir. Hem kendinden nefreti içerir, hem de bu duygunun derhal onarılmasından ibarettir. Yani aynı anda hem sevgi (like), hem de nefret (unlike).</p>
<p>Bütün ölçüsüzlüğüyle enformasyonun tek yaptığı ise, bütüne yararsız bilgiler eklemek ve böylece iletişimi yutmaktır; iletişim de, sonsuz uzantıları ve gereksiz alışverişlerinin toplamı sayesinde enformasyonu yutar. Bu yüzden de son zamanlarda hep söylüyor olduğum ve sunumlarıma bile eklemek istediğim bir söze geliyoruz: “Vatandaş için vatandaşın enformasyona dayalı bir görüş sahibi olması olasılığı, sanat piyasasına dayalı bir estetik yargıya varması olanağı kadar sıfırdır.” Yani, bir önceki “<a href="http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/coitus-mortalis-reservatus-ya-da-autoerotic-asphyxia/" title="Coitus Mortalis Reservatus"  target="_self">Coitus Mortalis Reservatus</a>” başlıklı yazımda da söylediğim gibi, siz kullanıcıya hangi bilgiyi veriyor olursanız farketmez, onların o bilgiyi kaydettiğini düşündüğünüz anlarda, onlar o bilgiyi umursamaz. Çünkü;</p>
<p>İstisnai olan her şeyin yok edilmeye mahkum olması simgesel bir kurala dayanır: Hiçbir oyuncu, oyunun kendisinden daha büyük olmamalıdır.</p>
<p>Bu yüzden de Londra’da, Tate Modern’in önünde duran taksi şoförü çağdaş sanatı şöyle özetler: “Girişin neden bedava olduğunu içeri girer girmez anlıyorsunuz.”</p>
<p>Üç büyük devrimden (Galileo ve yermerkezliliğin sonu, Darwin ve evrim kuramı, Freud ve bilinçaltının keşfi) sonra, bizlerin yaptığı çağdaş devrim (sanalın ve bilişimin devrimi), insanı, doğal dünyaya egemen olmaktan giderek uzaklaştırdı. Oysa, yerin henüz Güneş’in çevresinde dönmediği, insanın henüz maymundan gelmediği zamanlarda insan, bu doğal dünyanın merkeziydi. Günümüzde ise, merkezi giderek dışarıya doğru kayan insan, kendi modelinin çevresel ve yapay bir uzantısına dönüşüyor.</p>
<p>Biz “onikiden vurduğunu” düşündüğümüz kampanyalar yaptığımızda, kendimizi “avcı” sanarken aslında “kurban” oluyoruz. O yüzden zaten katillerin akıl sağlığından söz edilmiyor artık. Günümüzde önem kazanan, kurbanın akıl sağlığı (ve ayrıca kendi mutsuzluğunu kredi kartı olarak kullanabilmekteki becerisi).</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/mesgulsinyali2/~4/tGqJ-BWhnSs" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/enformasyondan-arta-kalanlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/enformasyondan-arta-kalanlar/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=enformasyondan-arta-kalanlar</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Twitter’da İtibar Yönetimi Hataları [Örnek: Cüneyt Özdemir]</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/mesgulsinyali2/~3/_EVKtaFGlsA/</link>
		<comments>http://www.mesgulsinyali.com/online-itibar-yonetimi/cuneyt-ozdemir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Jan 2011 10:00:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Online İtibar Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Cüneyt Özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[Twitter]]></category>
		<category><![CDATA[Twitter'da Sıkça Yapılan Hatalar]]></category>
		<category><![CDATA[Twitter'ı Doğru Kullanmanın Yolları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mesgulsinyali.com/?p=1206</guid>
		<description><![CDATA[Düşünelim, Cüneyt Özdemir gibi işinde iyi bir gazeteci, acaba elindeki materyallerden hangilerini “promote” etmek ister? Öncelikle kendini. Yani kişisel olarak Cüneyt Özdemir markasını konumlamak ister. İkinci olarak mesela dipnot.tv olsun, biliyorsunuzdur eminim, dipnot.tv Özdemir’e ait bir haber sitesi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/fFBdUnJIE-VxjTwX2bCl0jsMuYg/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/fFBdUnJIE-VxjTwX2bCl0jsMuYg/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/fFBdUnJIE-VxjTwX2bCl0jsMuYg/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/fFBdUnJIE-VxjTwX2bCl0jsMuYg/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><div class="tweetmeme_button" style="">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fonline-itibar-yonetimi%2Fcuneyt-ozdemir%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fonline-itibar-yonetimi%2Fcuneyt-ozdemir%2F&amp;source=mesgulsinyali&amp;style=compact&amp;service=bit.ly&amp;service_api=R_3ea35b2d7fc534081269bde5409be6bd&amp;hashtags=C%C3%BCneyt+%C3%96zdemir,Online+%C4%B0tibar+Y%C3%B6netimi,Twitter,Twitter%27da+S%C4%B1k%C3%A7a+Yap%C4%B1lan+Hatalar,Twitter%27%C4%B1+Do%C4%9Fru+Kullanman%C4%B1n+Yollar%C4%B1&amp;b=2" height="61" width="50" title="Twitter’da İtibar Yönetimi Hataları [Örnek: Cüneyt Özdemir]" alt=" Twitter’da İtibar Yönetimi Hataları [Örnek: Cüneyt Özdemir]" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Başlığa [Capsli] de yazacaktım ama sonra daha ciddileşmek istedim.</p>
<p>Bir süredir ara vermiştim, ancak malumunuz, yeni projemiz ile ilgileniyordum. Birçoğunuz biliyor sanırım, <a href="http://www.sosyalmedya.co" title="Sosyal Medya"  target="_blank">Sosyal Medya</a>’yı nihayet okuyucuyla buluşturduk. Bu yüzden de Meşgul Sinyali’ni biraz boşlamıştım, ancak geri döndüm.</p>
<p>Meşgul Sinyali’nde benim yazdığım birçok yazıyı okuduysanız, biraz tutkuluyumdur, heyecanlıyımdır. Ancak bir süre önce heyecanımı internette göstermemek adına kendimce tedbirler almıştım. Bu tedbirlerden biri olarak da Twitter’ı olur olmaz kullanmayacaktım.</p>
<p>Şimdilerde ise, kime baksam, gayet sosyolojik teorilerle açıklanabilir bir şekilde “galeyan”a sürükleniyor. Tabi elinizin altında Tweetdeck gibi kullanımı kolay araçlar varsa da, seri bir şekilde Twit atabiliyorsunuz. Ben de madem bu konuda bir yazı yazacağım dedim, örneğim de Twitter’ı o şekilde kullandığını düşündüğüm biri olarak gazeteci Cüneyt Özdemir olsun istedim.</p>
<p>Bakalım, Twitter’da herhangi bir stratejiye dayanmayan itibar yönetimi nasıl oluyor?</p>
<h4>1 – Hedef belirleyin</h4>
<p>Düşünelim, Cüneyt Özdemir gibi işinde iyi bir gazeteci, acaba elindeki materyallerden hangilerini “promote” etmek ister? Öncelikle kendini. Yani kişisel olarak Cüneyt Özdemir markasını konumlamak ister. İkinci olarak mesela dipnot.tv olsun, biliyorsunuzdur eminim, dipnot.tv Özdemir’e ait bir haber sitesi.</p>
<p>Yani elimizde Özdemir’in iki tane gol atması lazım. Birincisi kendini konumlamalı, ikincisi ise Dipnot.TV’ye fazladan trafik kazandırıp bir “otorite” haber sitesi haline getirmeli.</p>
<p>Peki, Cüneyt Özdemir yukarıdaki iki golü atacakmış gibi duruyor mu? Hayır.</p>
<p>Sebebi ise basit, olaylara çok ani tepkiler veriyor ve kanını kontrol edemiyor. Bilirsiniz, herhangi bir insanın sinirlendiğinde, heyecanlandığında ve buna benzer durumlarda kanı damarlarında daha hızlı akmaya başlar. O kanı kontrol edemediğinizde doğal olarak Adrenalin seviyeniz de artar ve doğru orantıyla hareket kabiliyetiniz azalır. Her ne kadar, göründüğü haliyle Cüneyt Özdemir kendine düşünmek için zaman verdiğinde mantıklı şeyler söylese de, hızlı davrandığında fazlasıyla mantıksız ve ne yapacağını bilmeyen biri portresini çiziyor. Söz konusu olan da “anlık tepkilere dayalı” Twitter gibi sanal ortamlar olduğunda, “linç zihniyetini” hızlıca canlandırır. Çünkü bir diğer yandan sizi takip eden kalabalığın adrenalin seviyesi de sizinle doğru orantılı bir şekilde değişecektir.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1211" title="Cüneyt Özdemir - Hedef Belirleyin" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2011/01/1-cuneyt-ozdemir-hedef-belirleyin.jpg" alt="1 cuneyt ozdemir hedef belirleyin Twitter’da İtibar Yönetimi Hataları [Örnek: Cüneyt Özdemir]" width="520" height="596" /></p>
<h4>2 – Sözünüzü tutun</h4>
<p>Internet kullanıcısı verilen sözleri unutmaz. Hele ki Türk ise.</p>
<p>Sanırım ekran görüntüleri size bu konuda bir fikir verecektir.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1212" title="Cüneyt Özdemir - Sözünüzü Tutun" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2011/01/2-cuneyt-ozdemir-sozunu-tutsun.jpg" alt="2 cuneyt ozdemir sozunu tutsun Twitter’da İtibar Yönetimi Hataları [Örnek: Cüneyt Özdemir]" width="520" height="377" /></p>
<p>Önce yukarıdaki gibi Twitler yazdıktan sonra, sonra aşağıdaki gibi davranmayın (tabi bu bir örnektir, konuyla özdeşleştirmemeniz en hayırlısı olacaktır).</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1213" title="Cüneyt Özdemir - Sözünüzü Tutun" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2011/01/2-2-cuneyt-ozdemir-sozunuzu-tutun.jpg" alt="2 2 cuneyt ozdemir sozunuzu tutun Twitter’da İtibar Yönetimi Hataları [Örnek: Cüneyt Özdemir]" width="512" height="210" /></p>
<h4>3 – Twitter’ı gözünüzde büyütmeyin</h4>
<p>Dünyada internet kullanımı artarken, Türkiye’de resmen pik yapıyor. Sanal dünyalar, sanal insanlar, sanal maskeler, herşey gayet iyi, güzel. Sosyalleşmenin dibine vurduğunuzu sanabilirsiniz. Takipçi sayınız fazlaysa, yazdığınız her Twit’e birilerinden cevap gelecektir. Takipçi sayınız arttıkça da cevaplar artacaktır. Ancak unutmayın, ne olursa olsun “ne oldum” demeyin! “Ne olacağım” deyin.</p>
<p>Takipçi sayınızın bolluğu seveninizin bolluğu anlamına gelmez.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1214" title="Cüneyt Özdemir - Twitter Gözünüzde Büyümesin" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2011/01/3-cuneyt-ozdemir-twitter-gozde-buyumesin.jpg" alt="3 cuneyt ozdemir twitter gozde buyumesin Twitter’da İtibar Yönetimi Hataları [Örnek: Cüneyt Özdemir]" width="520" height="76" /></p>
<h4>4 – SPAM yapmayın</h4>
<p>Dipnot.TV’yi “promote” etmek tabii ki iyi birşey olurdu, ne de olsa sahip olduğunuz bir materyal ve bunun karşılığında bir marka yaratmaya çalışıyorsunuz. Ancak konu SPAM’e geldiğinde, sonuçta bir siteyi mecra yapan okuyucular/kullanıcılarsa ve bu okuyucular da siteyi bir yere çıkardıysa, indirmeyi de bilirler. Özellikle SPAM mail ile ilgili yasanın bile çıktığı ülkemizde, Twitter üzerinden SPAM yapanlar ne olur, kimbilir?</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1215" title="Cüneyt Özdemir - SPAM Yapmayın" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2011/01/4-cuneyt-ozdemir-spam.jpg" alt="4 cuneyt ozdemir spam Twitter’da İtibar Yönetimi Hataları [Örnek: Cüneyt Özdemir]" width="497" height="486" /></p>
<h4>5 – Bırakın okuyucularınız karar versin</h4>
<p>Tamam, siz Twit atıyorsunuz, ancak Twit atarken bir yandan da kendi Twit’inize ya da Twit’inizin içeriğine övgü yapmak neden? En flaş haber olsa, ne olur ki? Değil mi?</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1216" title="Cüneyt Özdemir - Okuyucularınız Karar Versin" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2011/01/5-cuneyt-ozdemir-karar.jpg" alt="5 cuneyt ozdemir karar Twitter’da İtibar Yönetimi Hataları [Örnek: Cüneyt Özdemir]" width="497" height="101" /></p>
<p>Okuyucularım da sanmasın ki burada Cüneyt Özdemir’e saldırıyorum falan, aman maazallah, beni engellemesinden korkarım (!). Her ne kadar yapıcı eleştiri yapıyor olsam da, sürç-i lisan ettiysem affola.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/mesgulsinyali2/~4/_EVKtaFGlsA" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mesgulsinyali.com/online-itibar-yonetimi/cuneyt-ozdemir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.mesgulsinyali.com/online-itibar-yonetimi/cuneyt-ozdemir/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=cuneyt-ozdemir</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Coitus Mortalis Reservatus* ya da Autoerotic Asphyxia**</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/mesgulsinyali2/~3/UxAid4exOlQ/</link>
		<comments>http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/coitus-mortalis-reservatus-ya-da-autoerotic-asphyxia/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Nov 2010 15:49:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Autoerotic Asphyxia]]></category>
		<category><![CDATA[Başarılı Sosyal Medya Kampanyaları]]></category>
		<category><![CDATA[Coitus Mortalis Reservatus]]></category>
		<category><![CDATA[Kişiselleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Personalization]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya İletişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya Stratejileri]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Yapılar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiyedeki Sosyal Medya Ajansları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mesgulsinyali.com/?p=1195</guid>
		<description><![CDATA[Teknolojik olanaklar yokken şöyle deniyordu: Amaç araçları haklı gösterir. Bugün artık amacımız olmadığı için, şöyle diyoruz: Araçlar amacı haklı gösterir.
Ne biri, ne de ötekisi genelgeçer/toplumsal ahlaka aykırı.
Kesinlikle ahlaka aykırı olan, ikisi arasında çelişki bulunmaması: Amaçlar ve araçlar artık birbirlerine aldırış etmiyorlar. Kısacası artık aynı düzende değiller.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/4ZQoj1CFJ0l6s843xbcVRkdd9Tc/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/4ZQoj1CFJ0l6s843xbcVRkdd9Tc/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/4ZQoj1CFJ0l6s843xbcVRkdd9Tc/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/4ZQoj1CFJ0l6s843xbcVRkdd9Tc/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><div class="tweetmeme_button" style="">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fsosyal-medya%2Fcoitus-mortalis-reservatus-ya-da-autoerotic-asphyxia%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fsosyal-medya%2Fcoitus-mortalis-reservatus-ya-da-autoerotic-asphyxia%2F&amp;source=mesgulsinyali&amp;style=compact&amp;service=bit.ly&amp;service_api=R_3ea35b2d7fc534081269bde5409be6bd&amp;hashtags=Autoerotic+Asphyxia,Ba%C5%9Far%C4%B1l%C4%B1+Sosyal+Medya+Kampanyalar%C4%B1,Coitus+Mortalis+Reservatus,Ki%C5%9Fiselle%C5%9Ftirme,Personalization,Sosyal+Medya+%C4%B0leti%C5%9Fimi,Sosyal+Medya+Stratejileri,Sosyal+Yap%C4%B1lar,Toplumsal+Ahlak,T%C3%BCrkiyedeki+Sosyal+Medya+Ajanslar%C4%B1&amp;b=2" height="61" width="50" title="Coitus Mortalis Reservatus* ya da Autoerotic Asphyxia**" alt=" Coitus Mortalis Reservatus* ya da Autoerotic Asphyxia**" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Türkiye’deki sosyal medya ajanslarına <strong>Coitus Mortalis Reservatus’a*</strong> dayalı stratejiler geliştirmelerini öneriyorum (<em>en azından <strong>Autoerotic Asphyxia’dan**</strong> iyidir!</em>). Bu arada, bu yazı gerçekten okunması çok zor bir yazı olabilir, şimdiden affınızı dilerim.</p>
<p><em><strong>* İhtiyatlı ölümcül cinsel birleşme</strong></em></p>
<p><em><strong>** Cinsel patlama anında beyne giden oksijeni isteyerek kesmek</strong></em></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1199" title="Autoerotic Asphyxia" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/11/Autoerotic_Asphyxia.jpg" alt="Autoerotic Asphyxia Coitus Mortalis Reservatus* ya da Autoerotic Asphyxia**" width="450" height="675" /></p>
<p>Teknolojik olanaklar yokken şöyle deniyordu: Amaç araçları haklı gösterir. Bugün artık amacımız olmadığı için, şöyle diyoruz: Araçlar amacı haklı gösterir.</p>
<p>Ne biri, ne de ötekisi genelgeçer/toplumsal ahlaka aykırı.</p>
<p>Kesinlikle ahlaka aykırı olan, ikisi arasında çelişki bulunmaması: Amaçlar ve araçlar artık birbirlerine aldırış etmiyorlar. Kısacası artık aynı düzende değiller.</p>
<p>Yukarıdaki ufak açıklamalarla belli ettim mi bilmiyorum ama bugün sosyal medya iletişiminden biraz farklı bahsedeceğim. Ancak madem anlatacağım konuda cinsel elemanlardan yararlanacağım, öyleyse genelgeçer/toplumsal ahlaktan da biraz bahsedip, belki biraz da ahlaksız olabilirim.</p>
<p>Düşünün ki, bir masa var, dışarıda, kafenin önünde. Genç bir kadın, bekliyor. Bir ilan vermiş ve bu ilana yanıt veren erkeklerden biriyle randevusu var. Aslında amacı çok değişik: Bu tip bir ilana yanıt veren erkek tipleri üzerinde bir araştırma yapıyor. Bunu adam gelir gelmez ona anlatacak, her türlü yanlış anlaşılmadan kaçınmak için. Adam geliyor, kadın onunla konuşuyor. Adam, kendisinin de, bu tip ilan veren kadın tipleri üzerinde bir araştırma yaptığını söylüyor. Sonra ne mi oluyor? Az sonra döneceğiz bu konuya.</p>
<p>Yani, sosyal medya iletişimi insanın kendine yakışanı giymesi değildir. Sosyal medya iletişimi, sosyal medya iletişimi yapan ajansın ava giderken avlanması olasılığını da yanında getirir. Sebebi çok açık:</p>
<p>Vatandaş için vatandaşın enformasyona dayalı bir görüş sahibi olması olasılığı, sanat piyasasına dayalı bir estetik yargıya varması olanağı kadar sıfırdır. Siz ne kadar doğru içeriği ne kadar doğru dozlarda veriyor da olsanız, mekandan bağımsız (<em>anlamsız mekanlarda</em>) iletişim yapmanız hiçbirşey değiştirmez. Onlar sizin verdiğiniz enformasyonu alıyor gibi görünseler de, aslında günün sonunda bunu umursamazlar.</p>
<p>Nitekim, bir kimseye herhangi bir şey anlatmak, onu “<strong>herhangi</strong>” bir kimseye dönüştürmektir. O kimse kendini özel hissetmediği sürece, sizin verdiğiniz enformasyonu işlemeyecektir. (<em>bkz.: Sosyal medya kampanyalarında “kişiselleştirme” ne demektir?</em>)</p>
<p>Daha önce yazmıştım: Önce yayınla, sonra filtrele mantığı, yeni sosyal sistemlerin muazzam miktarlarda başarısızlığı tolere etmesi gerektiğini varsayar. Ender başarıları ortaya çıkarmanın ve teşvik etmenin tek yolu, yine sosyal araçların desteklediği sosyal yapıya dayanmaktadır.</p>
<p>Yani, insanlar göstere göstere sizin kampanyanıza katılsalar, ya da göstere göstere sizi destekliyor olsalar da, aslında başarısızlıklarınızı tolere ediyor olabilirler. Şimdi gerçek anlamda sosyal medya iletişimi yapmanın tam zamanıyken, Autoerotic Asphyxia yöntemlerini kullanan ajanslar başarısız olacaklardır.</p>
<p>Peki,  bu ne demek?</p>
<p>Autoerotic Asphyxia, orgazmın en tepe noktasına geldiğinde, insanın isteyerek kendi oksijenini kesmesidir. Ne kadar tehlikeli olduğunu anlatmaya gerek yok, bunu yaparken ölen insanların sayısı azımsanamayacak kadar fazla.</p>
<p>Şimdi konumuzla Autoerotic Asphyxia’yı bağlayalım: Ajanslar, rakamları yüksek göstermek adına, her orgazmda (<em>kampanya bitmeye yakınken</em>) ahlaksız yollara başvuruyorlar ki, alınan sonuçlar (<em>zevk</em>) daha fazla/büyük olsun. Ancak bunun tehlikesi çok fazla.</p>
<p>Bu yüzden, Türkiye’deki sosyal medya ajanslarına Coitus Mortalis Reservatus’a dayalı stratejiler geliştirmelerini öneriyorum (<em>en azından Autoerotic Asphyxia’dan iyidir!</em>).</p>
<p>İhtiyatlı ölümcül cinsel birleşme, ajansların rakamlarını yüksek göstermelerini sağlarken, diğer yandan da yine ahlaksız yöntemlere başvurabilecekleri gerçeğini açıklar. (<em>Hırsıza yol göstermek gibi olmasın ama, madem yapılacak, böylesi daha anlamlı diye bir öneri geliştiriyorum. Madem eleştiriyoruz, bari öneri de sunalım</em>)</p>
<p>Amaç mı araçları haklı gösterir? Araçlar mı amacı haklı gösterir? Soruların cevaplarını bilmiyor olsak da, aralarındaki çelişkiyi önleyip, konuyu daha da ahlaksız yapmamak, sosyal yapıyı incelemekten geçer.</p>
<p>Internet, artık dünyanın her yerindeki tüm sohbet ve enformasyon değişimlerinin toplamıdır. İnsanların sanal ve gerçek davranışları arasındaki fark yavaş yavaş ortadan kaybolmaktadır.</p>
<p>Peki, en başta anlattığım, ilanlar aracılığıyla buluşan çifte ne oluyor dersiniz? Sonunda, küçük ilanların amacına uygun bir şekilde, kendilerini birbirlerinin kollarına bırakıyorlar. İşte, doğru sosyal medya iletişimi de böyle birşeydir.</p>
<p>Öyleyse Baudrillard’dan bir şiir ile yazımızı bitirebiliriz:</p>
<p>We assure you;<br />
From the candle to the grave,<br />
From the womb to the tomb,<br />
From the sperm to the worm,<br />
From erection to resurrection*</p>
<p>* Sizi sigortalıyoruz; beşikten mezara kadar / dölyatağından kabre kadar / spermden kurda kadar / ereksiyondan dirilişe kadar</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/mesgulsinyali2/~4/UxAid4exOlQ" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/coitus-mortalis-reservatus-ya-da-autoerotic-asphyxia/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/coitus-mortalis-reservatus-ya-da-autoerotic-asphyxia/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=coitus-mortalis-reservatus-ya-da-autoerotic-asphyxia</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Doğru Sosyal Medya Stratejisi için Disney Örneği</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/mesgulsinyali2/~3/0ePNkVjswKs/</link>
		<comments>http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/dogru-sosyal-medya-stratejisi-icin-disney-ornegi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Nov 2010 15:53:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Call to Action]]></category>
		<category><![CDATA[Disney]]></category>
		<category><![CDATA[Olumsuz Örnekler]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaseten Doğru Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya İletişimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mesgulsinyali.com/?p=1177</guid>
		<description><![CDATA[Geçenlerde başlığı-lazım-değil bir yazı yazdıktan sonra birçok tartışmaya sebep gösterilmiştim ve çok şaşırdığım bir şekilde yalnız da bırakılmadım. Bir yandan tüm destek verenlere teşekkür ederken, diğer yandan da “siyaseten yanlış” olmayı düşündüm. Bahsetmeye çalıştığım şey yanlış sosyal medya stratejisinin zararlarıydı. Fark ettim/hatırladım ki olumsuz/kötü örneklemeler, bir yandan tartışmaları yanında getirirken, rekabet konusunu da kurcalıyor ve örneklemeyi yapan insanı da (bu durumda beni) siyaseten yanlış bir konuma sokabiliyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/VncFumfxkYvr6-17kMatSnY8LY0/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/VncFumfxkYvr6-17kMatSnY8LY0/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/VncFumfxkYvr6-17kMatSnY8LY0/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/VncFumfxkYvr6-17kMatSnY8LY0/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><div class="tweetmeme_button" style="">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fsosyal-medya%2Fdogru-sosyal-medya-stratejisi-icin-disney-ornegi%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fsosyal-medya%2Fdogru-sosyal-medya-stratejisi-icin-disney-ornegi%2F&amp;source=mesgulsinyali&amp;style=compact&amp;service=bit.ly&amp;service_api=R_3ea35b2d7fc534081269bde5409be6bd&amp;hashtags=Call+to+Action,Disney,Olumsuz+%C3%96rnekler,Siyaseten+Do%C4%9Fru+Olmak,Sosyal+Medya+%C4%B0leti%C5%9Fimi&amp;b=2" height="61" width="50" title="Doğru Sosyal Medya Stratejisi için Disney Örneği" alt=" Doğru Sosyal Medya Stratejisi için Disney Örneği" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Geçenlerde başlığı-lazım-değil bir yazı yazdıktan sonra birçok tartışmaya sebep gösterilmiştim ve çok şaşırdığım bir şekilde yalnız da bırakılmadım. Bir yandan tüm destek verenlere teşekkür ederken, diğer yandan da “<strong>siyaseten yanlış</strong>” olmayı düşündüm. Bahsetmeye çalıştığım şey yanlış sosyal medya stratejisinin zararlarıydı. Fark ettim/hatırladım ki olumsuz/kötü örneklemeler, bir yandan tartışmaları yanında getirirken, rekabet konusunu da kurcalıyor ve örneklemeyi yapan insanı da (<em>bu durumda beni</em>) siyaseten yanlış bir konuma sokabiliyor.</p>
<p>Öyleyse karar verdim, <strong>olumsuz/kötü</strong> örnekleme yapmıyorum, bu sefer <strong>olumlu/iyi</strong> örnekleme yapıyorum.</p>
<p>Örnekleme de bu sefer bir Türk dizisi anti-kahramanı değil, dünyanın en büyük film şirketlerinden biri olan Disney üzerinden ilerlesin istiyorum. Çünkü Disney’in diğer film şirketlerine göre bir artısı var: sosyal medyayı mükemmel kullanıyorlar.</p>
<p>Ben bu yazıyı yazarken toplamda <strong>86.760.000</strong> küsür insan sosyal ağlarda Disney ve Disney ile alakalı hesapları takip ediyor. Doğru bir önerme olabilir ki, Disney sosyal medya iletişimini iyi biliyor.</p>
<p>Sadece Facebook’ta, global değil lokal hesaplar üzerinden de ilerleyen Disney’in, global olarak toplamda 10’dan fazla, lokalde ise sayısız fan sayfası var ve iletişim süreci tüm bu fan sayfalarının üzerinden ilerliyor. Aynı zamanda Twitter varlıkları ve YouTube kanalları da var, abone sayıları çok yüksek. Disney de bu işin hakkını veriyor, güncellemeler, hayranların sorularına cevaplar gibi birçok aksiyonun içinde yer alıyor.</p>
<p>Facebook’ta, segmente edilmiş Disney fan sayfalarında konu ile alakalı bilgiler verilirken, “<strong>call to action</strong>” yapılıyor (<em>CTA</em>). Twitter’da ise, sadece Disney ya da Disney ürünleri ile ilgili reklamlar yapılmıyor, aynı zamanda birçok ulusal/yerel gazetenin Disney-alakalı haberleri de paylaşılıyor. Twitter ve Facebook kullanım şekillerimize Disney doğru bir şekilde adapte olmuş durumda sizin anlayacağınız.</p>
<p>Benim dikkatimi çeken ise, Disney’in sadece olumlu haberleri değil, kendisi hakkında çıkan olumsuz haberleri bile fanlarıyla paylaşıyor olması.</p>
<p>Verdikleri cevaplardan örnekler vermeme gerek yok, ancak paylaştıkları bazı haberler var ki, Türkiye’de hiçbir firmanın/markanın cesaret edemeyeceği haberler bunlar.</p>
<p>&#8220;<strong>Disney</strong>&#8221; kelimesinin “<strong>kokain</strong>” kelimesi ile aynı cümle içerisinde kullanılması, Disney hayranlarının algısında olumlu mudur? Türk dijital profesyonellerinden 100 kişiye sorsak, 100’ü de yanlıştır diyecektir belki. Ancak Disney bunun doğru olduğunun ayaklı ispatı.</p>
<p>Bu yazının konusu da zaten dürüst olmak. Markanın/firmanın/ajansın internet kullanıcısına karşı dürüst olması. Doğru sosyal medya iletişimleri dürüstlük üzerine kurulur. Dürüstlük; T.D.K sözlüğünde “<strong>doğruluk</strong>” olarak, diğer sözlüklerde ise “<strong>özü sözü bir olma</strong>”, “<strong>olanı olduğu gibi yansıtma</strong>&#8220;, “<strong>gerçeği saklamama</strong>”, “<strong>bildiğinden, inandığından ve olduğundan başka türlü görünmeye veya göstermeye çalışmama</strong>” olarak tanımlanır.</p>
<h2>Sanırım sıradaki soru şu: “<strong>Biz Ramiz Dayı’da iken, onlar nerede?</strong>”.</h2>
<p>Birkaç ekran görüntüsü ile sizi baş başa bırakayım:</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1181" title="Disney Twitter 1" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/11/disney1.jpg" alt="disney1 Doğru Sosyal Medya Stratejisi için Disney Örneği" width="536" height="86" /></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1182" title="Disney Twitter 2" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/11/disney2.jpg" alt="disney2 Doğru Sosyal Medya Stratejisi için Disney Örneği" width="528" height="84" /></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1183" title="Disney Twitter 3" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/11/disney3.jpg" alt="disney3 Doğru Sosyal Medya Stratejisi için Disney Örneği" width="528" height="86" /></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1184" title="Disney Twitter 4" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/11/disney4.jpg" alt="disney4 Doğru Sosyal Medya Stratejisi için Disney Örneği" width="528" height="68" /></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1185" title="Disney Twitter 5" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/11/disney5.jpg" alt="disney5 Doğru Sosyal Medya Stratejisi için Disney Örneği" width="528" height="66" /></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1186" title="Disney Twitter 6" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/11/disney6.jpg" alt="disney6 Doğru Sosyal Medya Stratejisi için Disney Örneği" width="528" height="86" /></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1187" title="Disney Twitter 7" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/11/disney7.jpg" alt="disney7 Doğru Sosyal Medya Stratejisi için Disney Örneği" width="528" height="83" /></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1188" title="Disney Twitter 8" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/11/disney8.jpg" alt="disney8 Doğru Sosyal Medya Stratejisi için Disney Örneği" width="528" height="83" /></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1189" title="Disney Twitter 9" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/11/disney9.jpg" alt="disney9 Doğru Sosyal Medya Stratejisi için Disney Örneği" width="528" height="85" /></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/mesgulsinyali2/~4/0ePNkVjswKs" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/dogru-sosyal-medya-stratejisi-icin-disney-ornegi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/dogru-sosyal-medya-stratejisi-icin-disney-ornegi/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=dogru-sosyal-medya-stratejisi-icin-disney-ornegi</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Bir Dijital Stratejist’in Yetenek Seti Ne Olmalı?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/mesgulsinyali2/~3/RNdhlHKPJUs/</link>
		<comments>http://www.mesgulsinyali.com/dijital-pazarlama/bir-dijital-stratejist%e2%80%99in-yetenek-seti-ne-olmali/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Nov 2010 13:58:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dijital Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Digital Strategist]]></category>
		<category><![CDATA[Digital Strategy]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Strateji]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Stratejist]]></category>
		<category><![CDATA[Presentation]]></category>
		<category><![CDATA[Prezentasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Skillset]]></category>
		<category><![CDATA[Social Media]]></category>
		<category><![CDATA[Social Media Campaigns]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya Kampanyaları]]></category>
		<category><![CDATA[Sunum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mesgulsinyali.com/?p=1165</guid>
		<description><![CDATA[Çok yazdım ve sildim aslında, buraya hazırladığım sunumla ilgili bir açıklama yapmak için, ancak sanırım en doğrusu bir şey yazmamak olacak.
Scribd’e de yüklenmiş ve PDF olarak indirebileceğiniz bu sunumda, sosyal medya ve dijital pazarlama adına stratejistlik yapmak için sahip olmanız gereken yetenek setini açıklamaya çalıştım. İngilizce hazırladım, Türkçesi de yakında geliyor olacak.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/6RDXe8yLrL6pKRqQcQM4CiE2ejY/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/6RDXe8yLrL6pKRqQcQM4CiE2ejY/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/6RDXe8yLrL6pKRqQcQM4CiE2ejY/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/6RDXe8yLrL6pKRqQcQM4CiE2ejY/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><div class="tweetmeme_button" style="">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fdijital-pazarlama%2Fbir-dijital-stratejist%25e2%2580%2599in-yetenek-seti-ne-olmali%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fdijital-pazarlama%2Fbir-dijital-stratejist%25e2%2580%2599in-yetenek-seti-ne-olmali%2F&amp;source=mesgulsinyali&amp;style=compact&amp;service=bit.ly&amp;service_api=R_3ea35b2d7fc534081269bde5409be6bd&amp;hashtags=Digital+Strategist,Digital+Strategy,Dijital+Strateji,Dijital+Stratejist,Presentation,Prezentasyon,Skillset,Social+Media,Social+Media+Campaigns,Sosyal+Medya,Sosyal+Medya+Kampanyalar%C4%B1,Sunum&amp;b=2" height="61" width="50" title="Bir Dijital Stratejist’in Yetenek Seti Ne Olmalı?" alt=" Bir Dijital Stratejist’in Yetenek Seti Ne Olmalı?" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Çok yazdım ve sildim aslında, buraya hazırladığım sunumla ilgili bir açıklama yapmak için, ancak sanırım en doğrusu bir şey yazmamak olacak.</p>
<p>Scribd’e de yüklenmiş ve PDF olarak indirebileceğiniz bu sunumda, sosyal medya ve dijital pazarlama adına stratejistlik yapmak için sahip olmanız gereken yetenek setini açıklamaya çalıştım. İngilizce hazırladım, Türkçesi de yakında geliyor olacak.</p>
<p>Kullanırken lütfen link verin, beğenirseniz de yorum yapın.</p>
<p>Sevgiler.</p>
<h2><a href="http://www.mesgulsinyali.com/downloads/digital-strategist-skillset.pdf" class="downloadlink"  title=" downloaded 551 times" >Digital Strategist Skillset (551)</a></h2>
<p><object id="doc_852519524582140" style="outline: none;" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="100%" height="600" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="name" value="doc_852519524582140" /><param name="data" value="http://d1.scribdassets.com/ScribdViewer.swf" /><param name="wmode" value="opaque" /><param name="bgcolor" value="#ffffff" /><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="FlashVars" value="document_id=42769549&amp;access_key=key-xki2cqfeakmtcp7kmxb&amp;page=1&amp;viewMode=slideshow" /><param name="src" value="http://d1.scribdassets.com/ScribdViewer.swf" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed id="doc_852519524582140" style="outline: none;" type="application/x-shockwave-flash" width="100%" height="600" src="http://d1.scribdassets.com/ScribdViewer.swf" flashvars="document_id=42769549&amp;access_key=key-xki2cqfeakmtcp7kmxb&amp;page=1&amp;viewMode=slideshow" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" bgcolor="#ffffff" wmode="opaque" data="http://d1.scribdassets.com/ScribdViewer.swf" name="doc_852519524582140"></embed></object></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/mesgulsinyali2/~4/RNdhlHKPJUs" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mesgulsinyali.com/dijital-pazarlama/bir-dijital-stratejist%e2%80%99in-yetenek-seti-ne-olmali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.mesgulsinyali.com/dijital-pazarlama/bir-dijital-stratejist%e2%80%99in-yetenek-seti-ne-olmali/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=bir-dijital-stratejist%25e2%2580%2599in-yetenek-seti-ne-olmali</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Ramiz Dayı Üzerinden Sosyal Medya İletişimi Nasıl Yapılır?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/mesgulsinyali2/~3/kvl8KE1snG0/</link>
		<comments>http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/ramiz-dayi-uzerinden-sosyal-medya-iletisimi-nasil-yapilir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Nov 2010 12:24:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Akbank Caz Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Avea]]></category>
		<category><![CDATA[Ayartma Stratejileri]]></category>
		<category><![CDATA[Bilginin Dağılımı]]></category>
		<category><![CDATA[Bir rol modeli olarak Ramiz Dayı]]></category>
		<category><![CDATA[Biskrem]]></category>
		<category><![CDATA[Dankek]]></category>
		<category><![CDATA[Deli Yürek]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Stratejiler]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Stratejist]]></category>
		<category><![CDATA[Ezel]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook Fan Page]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook Fan Sayfası]]></category>
		<category><![CDATA[Kuşçu]]></category>
		<category><![CDATA[Landing Page]]></category>
		<category><![CDATA[Nissan]]></category>
		<category><![CDATA[Ramiz Dayı]]></category>
		<category><![CDATA[Ramiz Dayı Hayran Sayfası]]></category>
		<category><![CDATA[Rol Modeli]]></category>
		<category><![CDATA[Seeding]]></category>
		<category><![CDATA[Tivibu]]></category>
		<category><![CDATA[TTNET]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Telekom]]></category>
		<category><![CDATA[Ülker]]></category>
		<category><![CDATA[Viral Dağılım]]></category>
		<category><![CDATA[Viral Video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mesgulsinyali.com/?p=1129</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazı için yazdığım başlık kesinlikle bir aldatmaca değildir!
Bu yazı için yazdığım başlık ülkemizde firmaların sosyal medyadan korkmalarının başlıca sebeplerini anlatmaya çalışmak için izlediğim bir “ayartma” stratejisidir. Firmaların sosyal medya ajanslarına güvenmemesi, sosyal medyadan korkması ve bu konuda bütçe ayırmamalarının belki de yegane sebebi, izlenen yanlış stratejilerdir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/jWPEvaXhSd9cMcZAXRo-aDYkjS4/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/jWPEvaXhSd9cMcZAXRo-aDYkjS4/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/jWPEvaXhSd9cMcZAXRo-aDYkjS4/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/jWPEvaXhSd9cMcZAXRo-aDYkjS4/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><div class="tweetmeme_button" style="">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fsosyal-medya%2Framiz-dayi-uzerinden-sosyal-medya-iletisimi-nasil-yapilir%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fsosyal-medya%2Framiz-dayi-uzerinden-sosyal-medya-iletisimi-nasil-yapilir%2F&amp;source=mesgulsinyali&amp;style=compact&amp;service=bit.ly&amp;service_api=R_3ea35b2d7fc534081269bde5409be6bd&amp;hashtags=Akbank+Caz+Festivali,Avea,Ayartma+Stratejileri,Bilginin+Da%C4%9F%C4%B1l%C4%B1m%C4%B1,Bir+rol+modeli+olarak+Ramiz+Day%C4%B1,Biskrem,Dankek,Deli+Y%C3%BCrek,Dijital+Stratejiler,Dijital+Stratejist,Ezel,Facebook,Facebook+Fan+Page,Facebook+Fan+Sayfas%C4%B1,Ku%C5%9F%C3%A7u,Landing+Page,Nissan,Ramiz+Day%C4%B1,Ramiz+Day%C4%B1+Hayran+Sayfas%C4%B1,Rol+Modeli,Seeding,Tivibu,TTNET,T%C3%BCrk+Telekom,%C3%9Clker,Viral+Da%C4%9F%C4%B1l%C4%B1m,Viral+Video&amp;b=2" height="61" width="50" title="Ramiz Dayı Üzerinden Sosyal Medya İletişimi Nasıl Yapılır?" alt=" Ramiz Dayı Üzerinden Sosyal Medya İletişimi Nasıl Yapılır?" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Bu yazı için yazdığım başlık kesinlikle bir aldatmaca değildir!</p>
<p>Bu yazı için yazdığım başlık ülkemizde firmaların sosyal medyadan korkmalarının başlıca sebeplerini anlatmaya çalışmak için izlediğim bir “<strong>ayartma stratejisi</strong>&#8220;dir. Firmaların sosyal medya ajanslarına güvenmemesi, sosyal medyadan korkması ve bu konuda bütçe ayırmamalarının belki de yegane sebebi, izlenen yanlış stratejilerdir.</p>
<p>Bu yazıya da o yüzden Ezel’den başlayalım.</p>
<p>Ezel’i bilmeyen yok sanırım. Benim de geçen sezon birkaç bölümünü izlediğim, ancak daha sonra sıkılıp bıraktığım bir TV dizisi. Hikâye anlatma sanatının neredeyse tüm inceliklerini kullanmasının iyi mi kötü mü olduğunu bilemediğim bu dizide de malum bir karakter var: Ramiz Dayı.</p>
<p>Daha önce Deli Yürek dizisinde karşılaştığımız “<strong>Kuşçu</strong>” gibi bir “mentor”dur bu Ramiz Dayı (<em>kılavuz, akıl hocası</em>). Söylediği bazı cümleler “<strong>beylik cümle</strong>”lerdir ve akılda kalıcı olmaları da cabası (<em>catchy</em>). <strong>Aşktan, delikanlılıktan, erkek olmaktan, hayattan dem vuran Ramiz Dayı’nın ise genel geçer bir fenomen haline dönüşmesi doğal olarak işten değildir.</strong></p>
<p>Benim bu yazıyı yazmamın sebebi ise tamamen Ramiz Dayı çıkışlıdır!</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1132 left" style="margin-right: 20px;" title="Ramiz Dayı Hayran Sayfası Fan Sayıları" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/11/fan-sayisi.jpg" alt="fan sayisi Ramiz Dayı Üzerinden Sosyal Medya İletişimi Nasıl Yapılır?" width="213" height="382" /><br />
Facebook’ta geçenlerde Ramiz Dayı’yı aradığımda bir fan sayfası ile karşılaştım. Sanırım bu sene Mart ya da Nisan ayında açılmış bir hayran sayfası olacak (<em>daha ilerisine bakmadım, sıkıldım</em>), Ağustos’un ortasına kadar da Ezel dizisinde Ramiz Dayı’nın beylik sözler söylediği sahneleri yayınlayarak fan sayısını artırmış ve nihayetinde, bugün itibariyle 455.943 fana ulaşmış bu sayfa.</p>
<p>Ancak Ağustos’un sonları gibi, evrim geçirmeye başlamış bu fan sayfası ve inanılmaz bir şekilde Ramiz Dayı ile ilgili içerikler yayınlanmamaya başlamış, yerine reklamlar gelmiş. Yanlış okumadınız, evet, reklamlar.</p>
<p>Önce bu fan sayfasında reklamı yapılan bazı markaları söyleyeyim: <strong>Ülker</strong>, <strong>Tivibu</strong>, <strong>TTNet</strong>, <strong>Avea</strong>, <strong>TTNet Vitamin</strong>, <strong>Biskrem</strong>, <strong>Dankek</strong>, <strong>Nissan</strong>, <strong>Akbank Caz Festivali</strong> (!).</p>
<p>Ramiz Dayı Hayran Sayfası’nda bu markaların pek çok kere videoları yayınlanmış, fan sayfalarına linkler verilmiş ve önemli bir detay olarak da spesifik bir Facebook aplikasyon kullanılarak (<em><a href="http://www.facebook.com/OdulluSoru" title="Ödüllü Soru" rel="nofollow"  target="_blank">Ödüllü Sorular</a> ve <a href="http://www.facebook.com/kampanyalar" title="Kampanyalar" rel="nofollow"  target="_blank">Kampanyalar</a></em>), bu markalarla ilgili anketler yayınlanmış.</p>
<p>Özellikle Ramiz Dayı Hayran Sayfası’nın “<strong>Landing Page</strong>”ini (<em>fan sayfasında girdiğinizde ilk karşınıza gelen sayfa</em>) görmelisiniz, <strong>Ülker Ödüllü Sorular Kampanyası</strong>.</p>
<p><a href="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/11/anasayfa_rd.jpg"  target="_blank"><img class="alignnone size-medium wp-image-1157" title="Ramiz Dayı Hayran Sayfası - Ana Sayfa" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/11/anasayfa_rd-300x221.jpg" alt="anasayfa rd 300x221 Ramiz Dayı Üzerinden Sosyal Medya İletişimi Nasıl Yapılır?" width="300" height="221" /></a></p>
<p>Ayrıca, söylemek isterim ki; aynı ajansa ait olduğu net bir şekilde belli olan fan sayfaları da, <strong><a href="http://www.facebook.com/Genis.Aile.Videolari?v=app_4949752878" title="Geniş Aile" rel="nofollow"  target="_blank">Geniş Aile</a></strong>, <strong><a href="http://www.facebook.com/YerliMaliErman" title="Erman Kuzu" rel="nofollow"  target="_blank">Erman Kuzu</a></strong>, <strong><a href="http://www.facebook.com/pages/Istanbul-Turkey/Istanbul-Asiklari/67019551153" title="İstanbul Aşıkları" rel="nofollow"  target="_blank">İstanbul Aşıkları</a></strong> ve <strong><a href="http://www.facebook.com/geceuyumayanlar" title="Gece Uyumayanlar" rel="nofollow"  target="_blank">Gece Uyumayanlar</a></strong> isimli fan sayfalarında da aynı videolar, içerikler, reklamlar paylaşılıyor.</p>
<p>Kısaca bir ekran görüntülerini de geçelim, sonra asıl önemli konuya geleceğiz.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1136" title="Facebook Reklamları 1" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/11/ss_01.jpg" alt="ss 01 Ramiz Dayı Üzerinden Sosyal Medya İletişimi Nasıl Yapılır?" width="536" height="753" /></p>
<p class="red">TTNet Reklamı, kullanıcı yorumlarına bakılacak olursa kullanıcılar reklamlardan fena halde sıkılmışlar ve bu doğal olarak orada reklamı yapılan markaya da negatif olarak hizmet ediyor.</p>
<p><a href="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/11/ss_02.jpg" ><img class="alignnone size-full wp-image-1138" title="Facebook Reklamları 2" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/11/ss_02.jpg" alt="ss 02 Ramiz Dayı Üzerinden Sosyal Medya İletişimi Nasıl Yapılır?" width="536" height="277" /></a></p>
<p class="red">Bu işten para da kazanılıyor, yazının daha aşağısında görebilirsiniz.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1139" title="Facebook Reklamları 3" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/11/ss_03.jpg" alt="ss 03 Ramiz Dayı Üzerinden Sosyal Medya İletişimi Nasıl Yapılır?" width="536" height="274" /></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1140" title="Facebook Reklamları 4" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/11/ss_04.jpg" alt="ss 04 Ramiz Dayı Üzerinden Sosyal Medya İletişimi Nasıl Yapılır?" width="536" height="191" /></p>
<p class="red">Ramiz Dayı&#8217;nın konuşma tarzı kullanılarak reklamda bir farklılığa gidilmiş, ancak Ülker bunu ister miydi?</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1141" title="Facebook Reklamları 5" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/11/ss_05.jpg" alt="ss 05 Ramiz Dayı Üzerinden Sosyal Medya İletişimi Nasıl Yapılır?" width="536" height="454" /></p>
<p class="red">Ülker Dankek ve Biskrem alt alta.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1142" title="Facebook Reklamları 6" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/11/ss_06.jpg" alt="ss 06 Ramiz Dayı Üzerinden Sosyal Medya İletişimi Nasıl Yapılır?" width="536" height="730" /></p>
<p class="red">Nissan, Ülker, Akbank Caz Festivali alt alta. Bu markalar için hangi stratejiye hizmet ediyor?</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1143" title="Facebook Reklamları 7" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/11/ss_07.jpg" alt="ss 07 Ramiz Dayı Üzerinden Sosyal Medya İletişimi Nasıl Yapılır?" width="536" height="732" /></p>
<p class="red">Ramiz Dayı&#8217;nın iyi bir Caz müzik dinleyicisi olduğu sonucunu çıkarırsak, festival haberi çok doğru bir mecrada yayınlanıyor.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1144" title="Facebook Reklamları 8" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/11/ss_08.jpg" alt="ss 08 Ramiz Dayı Üzerinden Sosyal Medya İletişimi Nasıl Yapılır?" width="536" height="302" /></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1145" title="Facebook Reklamları 9" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/11/ss_09.jpg" alt="ss 09 Ramiz Dayı Üzerinden Sosyal Medya İletişimi Nasıl Yapılır?" width="536" height="534" /></p>
<p class="red">Aynı şekilde Ramiz Dayı&#8217;nın konuşma tarzı reklam metnine entegre edilmiş, oysa markalar bu metinleri yazsın diye reklam ajanslarını kiralmıyorlar mıydı? Hem bu metinler önce fokus gruplara gösterilmiyor muydu?</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1146" title="Facebook Reklamları 10" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/11/ss_10.jpg" alt="ss 10 Ramiz Dayı Üzerinden Sosyal Medya İletişimi Nasıl Yapılır?" width="536" height="171" /></p>
<p class="red">Ramiz Dayı bir teknoloji-severdir. Acaba Webrazzi&#8217;nin bu reklamın konumlamasından haberi var mı?</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1147" title="Facebook Reklamları 11" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/11/ss_11.jpg" alt="ss 11 Ramiz Dayı Üzerinden Sosyal Medya İletişimi Nasıl Yapılır?" width="536" height="352" /></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1148" title="Facebook Reklamları 12" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/11/ss_12.jpg" alt="ss 12 Ramiz Dayı Üzerinden Sosyal Medya İletişimi Nasıl Yapılır?" width="536" height="408" /></p>
<p class="red">Ramiz Dayı milliyetçi duygularıyla güzel nağmeler çınlatmış, peki Ülker de üzerine milliyetçi bir kazak giymek ister miydi?</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1149" title="Facebook Reklamları 13" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/11/ss_13.jpg" alt="ss 13 Ramiz Dayı Üzerinden Sosyal Medya İletişimi Nasıl Yapılır?" width="536" height="217" /></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1150" title="Facebook Reklamları 14" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/11/ss_14.jpg" alt="ss 14 Ramiz Dayı Üzerinden Sosyal Medya İletişimi Nasıl Yapılır?" width="536" height="148" /></p>
<h2>Ramiz Dayı Kimdir?</h2>
<p>Tabi bu markaların reklamlarının Ramiz Dayı Hayran Sayfası’nda yapılmasından çok, Ramiz Dayı’nın kim olduğu da önemli, öyle değil mi?</p>
<p>Ramiz Dayı her şeyden önce dürüst bir adamdır, hiç lafım yok bu konuda. Karakter olarak kimsenin hakkını yemeyeceği kesindir. Bunların tamamının yanında ise bir mafya babasının sahip olduğu her türlü güç ve duruşa sahip olduğu da kesindir. Adam öldürtebilir, intikam duygusu besleyebilir, silah taşıyor olabilir, emrinde 100 fedai çalışıyor olabilir ama sevdiği bir insana karşı hem dürüsttür, hem de kibar. Bir beyefendi olması gereken yerleri bilir, ancak ormanda on kaplan gücündedir.</p>
<p><strong>Yani, dünyanın en iyi rol modeli değildir!</strong></p>
<p>Herhangi bir markanın yüzü olamaz. Herhangi bir reklamda Ramiz Dayı karakterini “<strong>Tivibu izle yeğen!</strong>” derken göremezsiniz. Ya da “<strong>Evde TTNet’ten iyisi yok yeğen!</strong>” derken de göremezsiniz.</p>
<p>Herhangi bir marka bu tarz bir modeli reklamında kullanamaz.</p>
<p>Öyleyse, Ramiz Dayı Hayran Sayfası’nda bir markanın reklamının yapılması yanlış stratejidir, yanlış görüntüdür, yanlış gösterimdir, her şeyiyle yanlış ve eksiktir. Dijital strateji anlamında marka reklamı yapmak için Ramiz Dayı Hayran Sayfası kullanmak da yanlışların en büyüğüdür.</p>
<p>Bu yanlışın neden yapıldığını anlamak için biraz da sektörümüze dönelim.</p>
<h2>Sosyal Medya Ajansları ve Çeşitleri</h2>
<p>Sanmayın ki Türkiye’de sadece sosyal medya ajansları var. Sosyal medya ajanslarımızdan hariç, seeding ajanslarımız da var. Her gün arkadaş sohbetlerinde konuştuğumuz, ancak bir türlü sanal personamızla (<em>avatarımızla</em>) dillendirmediğimiz bir mesele bu.</p>
<p>Bu seeding ajansları, çalıştıkları markalara verdikleri sözleri tutmak için birçok farklı yol kullanıyorlar. Bu yollardan başlıcaları; olmayan insanlar için açılan ve içerik dağıtımında kullanılan sosyal medya hesapları, konudan bağımsız Facebook hayran sayfaları (<em>bol fanlı</em>), olmayan insanlar tarafından açılmış bloglar ve daha niceleri.</p>
<p>Müşterinin bir videosunun dijital lansmanı yapılacağı zaman, ajanstaki dijital stratejist “<strong>biz bu videoyu 1 milyon kere izletiriz</strong>” diyor ve sıkıntı burada başlıyor. Video için kategori oluşturmuşlar sanki, adına da “<strong>viral video</strong>” diyorlar bazen (<em>hala “Viral”in bir içeriğin dağılım şekli olduğunu bilmeyen dijital stratejistler var, düşünün durumdaki acınasılığı</em>). Bu video için verdikleri söz ise, video ancak Fan sayfalarında “<strong>seed</strong>” edildiğinde tutulabiliyor.</p>
<p>Konu sadece videolarla sınırlı da değil. Müşteriye “sana fan sayfası yapalım, 20.000 fan garanti” dendiğinde de sıkıntı başlıyor. Bu fan sayısına ulaşmak için ise markanın fan sayfasının reklamı yine Ramiz Dayı Hayran Sayfası gibi fan sayfalarında yapılıyor ve markanın imajı yerle yeksan ediliyor.</p>
<p>Bu tarz seeding ajansları, markayı korkutmamak adına (!) markanın fan sayfasının reklamını Facebook Flyer reklamları ile yapmıyorlar, çünkü Facebook Flyer reklamı demek bir bütçe demek. Ajans da marka kaçmasın diye bütçe çıkarmıyor, 20.000 fan garantisi verirken de Ramiz Dayı’yı kullanabileceğini düşünüyor. Sektör bu şekilde ilerleyemiyor, bu şekilde sektördeki tüm fiyatlar ucuzluyor, bu şekilde yaptığımız iş de ucuzluyor.</p>
<h2>Nitelikli Fan mı Yoksa Fan Sayısı mı Daha Önemli?</h2>
<p>Bu konudaki tartışmalar hiç bitmez orası kesin, ancak Newsweek’te bu konuda yayınlanmış olan bu makeleyi okumanızı öneririm: “<a href="http://http://www.newsweek.com/2010/08/10/businesses-buy-facebook-fans.html" title="Businesses Buy Facebook Fans" rel="nofollow"  target="_blank">Businesses Buy Facebook Fans</a>”.</p>
<p>Eğer siz de Facebook fan sayfanızın fan sayısını yükseltmek isterseniz, ya da yaptığınız videonun viral yayılmasını isterseniz, Türkiye’de de bu kaynakları bulabilirsiniz. Ben bir tane yazayım sizin için: <a href="http://www.r10.net/facebook" title="R10 - Facebook" rel="nofollow"  target="_blank">r10.net/facebook</a>.</p>
<p>Yazımın sonuna geldim, aslında daha da yazmak istediğim dinamikleri var bu konunun, ancak şimdilik burada bırakmak daha doğru olacaktır.</p>
<p>İşte ülkede kendini Dijital Stratejist olarak konumlayıp, reklam ve pazarlama adına böylesi büyük yanlışları yapan insanlarla birlikte çalışıyoruz. Bu yazıyı yazarken amacım ise, öyle çamur atmak değil, aksine &#8220;en doğru işi yaparsak hep birlikte yükseliriz&#8221; felsefesinden ibarettir.</p>
<p>Espri  yapmadan da geçemeyeceğim: “<strong>Beğen yeğen!</strong>”.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/mesgulsinyali2/~4/kvl8KE1snG0" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/ramiz-dayi-uzerinden-sosyal-medya-iletisimi-nasil-yapilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/ramiz-dayi-uzerinden-sosyal-medya-iletisimi-nasil-yapilir/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=ramiz-dayi-uzerinden-sosyal-medya-iletisimi-nasil-yapilir</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Yeni Medya ve İletişim</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/mesgulsinyali2/~3/JXliLwpH2n8/</link>
		<comments>http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/yeni-medya-ve-iletisim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Oct 2010 19:20:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Anti-İletişim Araçları]]></category>
		<category><![CDATA[Antropoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Kişiselleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[McLuhan]]></category>
		<category><![CDATA[Monod]]></category>
		<category><![CDATA[Rastlantı ve Zorunluluk]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya Kampanyaları]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Medya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mesgulsinyali.com/?p=1118</guid>
		<description><![CDATA[İnternet kitleler tarafından kullanılmaya başlamadan önce, kitle iletişim araçlarının gönderdiği mesajlara “maruz kalan” insanlar, internet ile birlikte o mesajlara nasıl cevap vereceklerini öğrendiler ve cevap vermeye başladılar. Yakın zamanda ise kullanıcılar her geçen gün daha da bilinçlendikleri için, o mesajları kendileri yaratır oldular. Yani bilginin üretimi misyonu, bu sefer de kullanıcıya geçmiş oldu. Durum böyleyken de, kurumlar tarafından üretilen mesajlar anlam kaybetmeye başladı. Çünkü o mesajı kullanıcının kendisi de üretebilirdi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/nCCo7ti8oByb_3VKXw56MY1Gro8/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/nCCo7ti8oByb_3VKXw56MY1Gro8/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/nCCo7ti8oByb_3VKXw56MY1Gro8/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/nCCo7ti8oByb_3VKXw56MY1Gro8/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><div class="tweetmeme_button" style="">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fsosyal-medya%2Fyeni-medya-ve-iletisim%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fsosyal-medya%2Fyeni-medya-ve-iletisim%2F&amp;source=mesgulsinyali&amp;style=compact&amp;service=bit.ly&amp;service_api=R_3ea35b2d7fc534081269bde5409be6bd&amp;hashtags=Anti-%C4%B0leti%C5%9Fim+Ara%C3%A7lar%C4%B1,Antropoloji,Ki%C5%9Fiselle%C5%9Ftirme,McLuhan,Monod,Rastlant%C4%B1+ve+Zorunluluk,Sosyal+Medya+Kampanyalar%C4%B1,Toplumsal,Yeni+Medya&amp;b=2" height="61" width="50" title="Yeni Medya ve İletişim" alt=" Yeni Medya ve İletişim" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Her geçen gün daha çok bilgiye karşılık giderek daha az yorum ve anlamın üretildiği bir evrende yaşıyoruz. Bu bakış açısına göre de 3 varsayımdan söz edebiliriz:</p>
<ul>
<li>Birinci varsayıma göre bilgi, anlam üretmekte ancak anlam kaybını engelleyememektedir. İletişim araçlarını kullanarak müşterilerimize mesaj ve içerik pompalasak da, bu anlamın yok oluş hızı, anlamın pompalanma hızından yüksek olacaktır. Yani var olan iletişim araçları yetersiz kalacaklar ve ek iletişim araçlarının devreye girmesi gerekecektir. Bu ek iletişim araçlarını “<strong>anti-iletişim araçları</strong>” olarak bile niteleyebiliriz (<em>korsan radyolar, spooflar gibi</em>).</li>
<li>İkinci varsayıma göre bilginin anlamla ilişkisi yoktur. Bu Shannon varsayımına göre iletişim evreninde üretilen bilgi saf bir araçtır. Teknolojik araçların içerdiği herhangi bir anlam yoktur. Öyleyse bu bilgilerin hiçbiri değer yargıları olarak belirlenemez. Yani, en basit şekliyle, bilgiden ne anlıyorsanız anlam odur. Oysa bizim bildiğimiz ve Monod’un “<strong>Rastlantı ve Zorunluluk</strong>” başlıklı metninde anlattığına göre “<strong>anlam, sonradan ortaya çıkan bir şeydir</strong>”. Bilgi enflasyonu ile anlam deflâsyonu arasında bir ilişki yoktur.</li>
<li>Anlam yitiminin doğrudan iletişim araçları yani anlamı yok edip, ikna edici bir haber biçimine sokan kitle iletişim araçlarının müdahaleleriyle bir ilişkisi vardır.</li>
</ul>
<p>En ilginç varsayım bu sonuncusudur, şu anda kabul gören düşüncelerin tam tersini savunur. Çünkü toplumsallaşma, bizlerin kitle iletişim araçlarının gönderdiği mesajlarla ne kadar ilgilendiğimizle ölçülür. Bu yüzden de kitle iletişim araçlarının gönderdiği mesajlarla ilgilenmeyenler gerçek ya da gücül düzeyde toplumsallaşmamış insanlar olarak kabul edilirler.</p>
<p>Yukarıdakilerin yeni medya ile nasıl bir ilişkisini olduğunu sorduğunuzdan eminim. Anlatayım;</p>
<p>İnternet kitleler tarafından kullanılmaya başlamadan önce, kitle iletişim araçlarının gönderdiği mesajlara “<strong>maruz kalan</strong>” insanlar, internet ile birlikte o mesajlara nasıl cevap vereceklerini öğrendiler ve cevap vermeye başladılar. Yakın zamanda ise kullanıcılar her geçen gün daha da bilinçlendikleri için, o mesajları kendileri yaratır oldular. Yani bilginin üretimi misyonu, bu sefer de kullanıcıya geçmiş oldu. Durum böyleyken de, kurumlar tarafından üretilen mesajlar anlam kaybetmeye başladı. Çünkü o mesajı kullanıcının kendisi de üretebilirdi. Yeterince anlaşılır mı bilmiyorum ama söylemeye çalıştığım şeyi belki şu örnekle açıklayabilirim:</p>
<p>Geçtiğimiz senelerde kronik bir baş ağrısı problemim vardı, ilk zamanlar bu problemin kronik olduğunu bilmiyordum, bu yüzden de ağrı kesici ilaç kullanıyordum. Zamanla, bu ağrı kesici ilaçları kullanma aralığım düştü ve günde iki tane ilaç içerken 4’e ve 5’e çıktı (<em>zaten kronik olduğunu da, durumun vahametinden dolayı doktora gittiğimde öğrendim</em>). İlk zamanlar günde 2 tane ilaç içerken, zamanla kullandığım ilaç sayısının artması, ilaçlara olan bağışıklığımın artmasından ileri geliyor. Yani, o kadar fazla ilaç alıyordum ki, bir zaman sonra ilaç, etkisini kısa sürede kaybediyordu ve beni bir tane daha ilaç almaya zorluyordu.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1122" title="Yeni Medya" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/10/yeni_medya.jpg" alt="yeni medya Yeni Medya ve İletişim" width="608" height="491" /></p>
<p>İşte günümüz internet kullanıcısının da sorunu bu, o kadar fazla bilgiye, habere ve – <em>bizim konumuzda</em> – dijital kampanyaya ve reklama maruz kalıyor ki, eskisine göre çok daha çabuk unutuyor bu haber/bilgi/kampanyayı.</p>
<p>Her kullanıcının bir mecra olduğunu düşündüğümüz ve sosyal medya terimi ile adlandırılan bu sosyal internet ortamlarında kullanıcılar, günden güne ellerindeki güce yenik düşüyorlar ve aynı zamanda daha da çok güç kazanıyorlar. Güç kazanmalarının sebebi ise, şirketlerin/kurumların sosyal medya kullanıcılarına “<strong>yeterinden fazla</strong>” önem vermesinden ileri geliyor.</p>
<p>Sosyal medyayı toplumsal bir örgütlenme düzeni olarak görmeliyiz. Modern toplumların başında da maddi üretim vardır, sonunda da! Zaten maddi üretim olmasaydı bizim toplumsal örgütlenmemiz de inandırıcı olmazdı. Oysa sahip olduğumuz toplumsal örgütlenme düzeni yine maddi üretim yüzünden çökmektedir. Çünkü Türkiye gibi ülkelerde internet ortamında üretim değil paylaşım vardır (<em>elbette üretim de vardır ama olması gereken düzeyde değil</em>). Bu yüzden de bilginin anlam ürettiğini sandığımız sırada aslında tersi olmaktadır.</p>
<p>Bilgi, kendi ürettiği içerikleri yok etmektedir. İletişimi ve toplumsal düzeni de yok etmektedir. Bunun iki nedeni vardır:</p>
<ul>
<li>Bilgi, iletişim kurmak yerine sahnelediği iletişim oyunu içinde kaybolmaktadır. Sebebi ise bizimki gibi ülkelerdeki en büyük sorun olan “<strong>seyretme arzusu</strong>”dur (<em>bir nevi röntgenleme, sahip olmadığımız şeylere öykünme</em>). Bizler, seyretmeyi çok severiz. Bu yüzden de hep paylaşırız, hiç üretmeyiz. İnterneti kullanma şeklimiz bile “iş” değil “aşk” aramak içindir.<br />
Ayrıca, bizler hem inanırız hem de inanmayız. Bizim görüşümüz: “<strong>Bu konuda yalan söylediklerini biliyorum, ama herhalde o kadar da değil</strong>”. Toplum olarak güvensiz yetiştiğimiz için, bize sunulan her bilgi, bir yandan doğru diğer yandan yanlıştır.<br />
Sistemin bizi içine kapatmış olduğu bu anlam ve iletişim sorununa karşı sosyal medya kullanıcısı da caydırıcı olarak soğuk bir tavır almaktadır. Sonuçta efsanenin varlığı insanların efsanelere inandıklarını göstermez.<br />
İletişimin bu görüntüsü, iletişim araçları ve bilgi bombardımanının toplumsal yapıyı bozmalarını engelleyememektedir.</li>
<li>Öyleyse iletişim araçları toplumsallaşmayı sağlamaya yönelik araçlar değil, toplumsalın kaybolmasını sağlayan araçlardır. Meseleyi daha ciddi incelemek için de McLuhan’ın “<strong>Medium is message</strong>” (<em>mesaj iletişim aracının kendisidir</em>) formülünden yola çıkabilirsiniz.</li>
</ul>
<p>Yukarıda söylediklerim, pek sosyolog edasında olsa da kendi yorumumla şu şekilde açıklayabilirim hepsini:</p>
<p>Türkiye gibi ülkelerde ekonomik koşullar, bilginin ve haberin manipülasyonunu kolaylaştırmaktadır. İnsanlar, kitle iletişim araçları vasıtasıyla edindikleri bilgiler ve haberler dolayısıyla haberlere ve bilgilere daha soğuk yaklaşmaktadırlar. Yani aynı bilgiler ve haberler, geldiklerinden daha büyük bir hızla kendilerini yok ederler. Bu yüzden de insanlar, kendi yorumlarını sadece güvendikleri diğer insanlardan duydukları ile oluştururlar.</p>
<p>Şirketlerin bu konuda dikkat etmeleri gereken konu da, sosyal medya kullanıcılarını bir mecra olarak görürken, McLuhan’ın formülünü de unutmamaktır. Çünkü şirketlerin yeni medyada kullanıcılar tarafından gönderilmesini sağladığı mesajlar, içerik anlamında kendilerini iptal etseler de, iletişim aracı kendi başına devrimci veya yıkıcı bir kullanım değerine sahip olabilir. Yani, şirketlerin mesajları değersizleşseler de, kullanıcılar değerlidir.</p>
<p>Bu cümleyi kurduktan sonra, yukarıda kendimle çeliştiğimi düşünüyor olabilirsiniz, ancak iletişim aracı (<em>yani sosyal medya kullanıcısı</em>) kendi gücünden bir biçim olarak yararlanarak gerçeği dönüştürebilir. Yani, kullanıcının markayla yaşadığı herhangi bir ters durumda, kullanıcının kendisi yıkıcı bir hal alabilir (<em>etkileyicilik, belki de Maslow’un söylediği, besin zinciri</em>). Bu yüzden de dijital pazarlamanın en önemli araçlarından biri olan “<strong>Kişiselleştirme</strong>”, konu herhangi bir krize geldiğinde aksiyon almamayı gerektirir. Ancak McLuhan’ın teorisi de her sorumuzu cevaplamayacaktır, teorinin kendisini yok ettiği yerler de elbette vardır.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/mesgulsinyali2/~4/JXliLwpH2n8" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/yeni-medya-ve-iletisim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/yeni-medya-ve-iletisim/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=yeni-medya-ve-iletisim</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Türkiye’deki Internet Sansürü Konusunda Ne Söylemiştim? Ne Oldu? Kavgam #2</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/mesgulsinyali2/~3/EsAx9L6mJI0/</link>
		<comments>http://www.mesgulsinyali.com/genel/turkiyedeki-internet-sansuru/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Sep 2010 20:44:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Canetti]]></category>
		<category><![CDATA[Demokratik bir Platform olarak Internet]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Anarşizm]]></category>
		<category><![CDATA[Friendfeed]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet Sansürü]]></category>
		<category><![CDATA[Jean Baudrillard]]></category>
		<category><![CDATA[Kavgam]]></category>
		<category><![CDATA[Kötülük ve Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Mutlak Özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[Niche]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Internet]]></category>
		<category><![CDATA[Politically Correct]]></category>
		<category><![CDATA[Politikal Yolsuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[Sansüre Karşı Ortak Platform]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaseten Doğru Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Troll]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mesgulsinyali.com/?p=1100</guid>
		<description><![CDATA[Sanırım üzerinde en çok düşünüp, en çok yazıp bozduğum yazı bu yazıdır. Çünkü bu yazıdaki düşüncelerin başlangıcı bundan 3 ay öncesine dayanıyor. Anlatayım bilmeyenler için (kaldı mı?);
19 Haziran günü yapılan “Internet’te Sansüre Karşı Ortak Platform” isimli toplantıya ben de katılmıştım Meşgul Sinyali adına (ancak daha sonra şahsım adına katıldığımı belirtmek zorunda kaldım, çünkü Meşgul Sinyali yazarları anlaşılan benimle aynı düşünceler içinde değillermiş). O toplantıda bahsettiklerimi "Kavgam" isimli yazımda görebilirsiniz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/yLP4kCNWaQ9t98CWG43YjeHFEGE/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/yLP4kCNWaQ9t98CWG43YjeHFEGE/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/yLP4kCNWaQ9t98CWG43YjeHFEGE/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/yLP4kCNWaQ9t98CWG43YjeHFEGE/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><div class="tweetmeme_button" style="">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fgenel%2Fturkiyedeki-internet-sansuru%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fgenel%2Fturkiyedeki-internet-sansuru%2F&amp;source=mesgulsinyali&amp;style=compact&amp;service=bit.ly&amp;service_api=R_3ea35b2d7fc534081269bde5409be6bd&amp;hashtags=Canetti,Demokratik+bir+Platform+olarak+Internet,Dijital+Anar%C5%9Fizm,Friendfeed,%C4%B0nternet+Sans%C3%BCr%C3%BC,Jean+Baudrillard,Kavgam,K%C3%B6t%C3%BCl%C3%BCk+ve+Politika,Mutlak+%C3%96zg%C3%BCrl%C3%BCk,Niche,%C3%96zg%C3%BCr+Internet,Politically+Correct,Politikal+Yolsuzluk,Sans%C3%BCre+Kar%C5%9F%C4%B1+Ortak+Platform,Siyaseten+Do%C4%9Fru+Olmak,Troll&amp;b=2" height="61" width="50" title="Türkiye’deki Internet Sansürü Konusunda Ne Söylemiştim? Ne Oldu? Kavgam #2" alt=" Türkiye’deki Internet Sansürü Konusunda Ne Söylemiştim? Ne Oldu? Kavgam #2" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Sanırım üzerinde en çok düşünüp, en çok yazıp bozduğum yazı bu yazıdır. Çünkü bu yazıdaki düşüncelerin başlangıcı bundan 3 ay öncesine dayanıyor. Anlatayım bilmeyenler için (<em>kaldı mı?</em>);</p>
<p>19 Haziran günü yapılan “<strong>Internet’te Sansüre Karşı Ortak Platform</strong>” isimli toplantıya ben de katılmıştım Meşgul Sinyali adına (<em>ancak daha sonra şahsım adına katıldığımı belirtmek zorunda kaldım, çünkü Meşgul Sinyali yazarları anlaşılan benimle aynı düşünceler içinde değillermiş</em>). O toplantıda bahsettiklerimi &#8220;<strong><a href="http://www.mesgulsinyali.com/genel/kavgam-internet-sansurleri-ve-sektordeki-kalite-ile-ilgili/" title="Kavgam - Internet Sansürler ile İlgili"  target="_self">Kavgam</a></strong>&#8221; isimli yazımda görebilirsiniz.</p>
<p>Nitekim toplantıdan 3 gün sonra 22 Haziran tarihinde, Friendfeed’de tarafıma bir karalama kampanyası başlatıldı ve birçok hakarete maruz kaldım. Kendimi savundum elbette, savunmaya çalıştım, kimi zaman duygusallaştım. Ancak o tartışmanın bir yerinde kendime “<strong>artık yeter</strong>” dedim ve tartışmadan ayrıldım. Orada yazdığım hiçbir cevabı ve hiçbir yorumu silmedim ve o yorumların birçoğu hakkında halen aynı şekilde düşünüyor olduğumu söylemeliyim.</p>
<p>Yaklaşık 2 hafta sonra ise Meşgul Sinyali’nde ayrılıklar yaşandı. Tolga zaten ayrılmıştı, Yiğit ise o dönemler ayrıldı ve yaşananları (<em>kendi gözünden</em>) blogunda yazdı. Ben meselenin Yiğit’in anlattığı ile eş olmadığını biliyorum, ancak o tartışmaya fazla katılmadığımı ve katılmak istemediğimi de söylemeliyim. Nitekim bana “sansürcü” diyen bu sefer de Yiğit idi, dedi ki; “<strong>Meşgul Sinyali’nde hatlar kesiliyor</strong>” (<em>Şekil A, kesilmedi hatlar, eskisinden daha güçlüyüz</em>).</p>
<p>Ben Tolga’yı da Yiğit’i de seviyorum. Özellikle Tolga, onları gerçekten arkadaş olarak sevdiğimi biliyor, belki Yiğit’e bunu o zamanlar yeterince gösterememiştim. Ama artık bir önemi de yok. Nitekim, o insanlar beni tanıyan insanlar, en azından beni tanıdıklarını düşündüğüm insanlar, o yüzden daha da sustum.</p>
<p>Okuyucularımızdan o tartışmaları okuyanlar, Meşgul Sinyali’ni kapatıp gideceğimi sandılar. Yorumlar yaptılar bir çok. Ancak Meşgul Sinyali kapanmadı ve bu tarz sebeplerden dolayı kapanmayacak. Ancak ölürsem ya da piyasayı değiştiremeyeceğimi düşündüğüm bir yere gelirsem, işte o zaman kapatırım bu siteyi dedim ben de kendime.</p>
<p>Enteresandır, sevgilimden başka hiç kimseden de manevi anlamda destek görmedim bu meseleler yaşanırken. Moralim çok bozuldu, resmen küstüm bir sürü güzelliğe. Çünkü o tartışmada beni hiç tanımayan, benle hiç muhabbet etmemiş olan ve benim tarzımın nasıl olduğunu bilmeyen bir sürü insan, inanamadığım bir şekilde bana hakaret etme hakkını kendilerinde bulabilmişti. Yiğit ayrıldığını Friendfeed’de duyurduğunda, birlikte yemek yiyip muhabbet ettiğimiz arkadaşlarım bile Yiğit’e destek vermişti. Anlayamadım neler olduğunu, neden böyle olduğunu.</p>
<p>Ayrıca, beni okuyorsunuz az çok, benim zaman zaman “<strong>online itibar yönetimi</strong>” konusunda yazılar yazdığımı da görüyorsunuz, diğer yazarlarımız da zaman zaman yazıyordu bu konuyu. Benim o tartışmada aldığım duruşun üzerine insanlar da bana; “<strong>sen bu konuda yazarken kendini kurtaramayacak durumdasın şimdi, demekki bu işi bilmiyorsun</strong>” dediler. Yani bir de “<strong>iş bilmez</strong>” oldum. Hadi bunu da geçelim.</p>
<p>Benimle profesyonel olarak danışmanlık anlaşması yapan birçok şirket anlaşmamızı feshetti. İş kaynaklarımdan olduğum gibi, kazancımdan da oldum. Sırf bu tartışmalar yüzünden. Beni tanımayan insanlar bana hakaret ettiler diye, bana “<strong>saygısız</strong>”, “<strong>boş konuşan</strong>”, “<strong>sansürcü</strong>”, “<strong>g.tveren</strong>”, “<strong>p.zevenk</strong>” dediler diye ben kazancımdan oldum, kiramı geciktirdim, haftada iki akşam arkadaşlarımla yemek yemeye çıkarken evden çıkamaz oldum.</p>
<p>Hadi mesele “<strong>para</strong>” da olmasın. Mesele, gerçekte “<strong>linç</strong>”, bir anlamda “<strong>dijital anarşizm</strong>” ve bazı bazı da “<strong>troll</strong>”lük. Peki sebebi var mı?</p>
<p>Şimdi, rahat rahat içimi dökebilirim sizlere ve geçen 3 ay boyunca benim tarafımda ve taraf olduğum mesele konusunda neler olduğunu anlatabilirim. Bunu şimdi yapıyor olmamın sebebini de yakında açıklarım eminim, zaten duyulur.</p>
<p>Öncelikle Internet Sansürüne Karşı Ortak Platform’dan bahsedelim. Konuya, bence “<strong>Ses çıkarmamak boyun eğmektir. Platforma katıl!</strong>” mottosundan başlamalı.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1101" title="Sansürsüz Internet" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/09/sansursuz-internet.jpg" alt="sansursuz internet Türkiye’deki Internet Sansürü Konusunda Ne Söylemiştim? Ne Oldu? Kavgam #2" width="610" height="121" /></p>
<p>Hayır, ses çıkarmamak her zaman boyun eğmek anlamına gelmez. Bazen ses çıkarmamak “<strong>politically correct</strong>” yani “<strong>siyaseten doğru</strong>” olmaya çalışmak anlamına da gelebilir. Benim bu tartışmalar bittikten sonra aldığım duruş da bu “<strong>siyaseten doğru</strong>” örneğine gayet uygun. Doğru olabilmek için ve 3 ay önce söylediklerimi ıspatlayabileceğimi bildiğim için sustum, ses çıkarmadım.</p>
<p>Ancak zaten, o mottoya göre ben 3 ay önce toplantıda “<strong>ses çıkarmıştım</strong>”. Ses çıkarmıştım, ama beni susturmaya çalıştılar, hakaretle, suçlamayla. Madem “<strong>ses çıkarmak</strong>” boyun eğmemek anlamına geliyor, öyleyse “<strong>boyun eğmeyen bir adama</strong>” (<em>bana</em>) niye hakaret ettiniz diye sormak isterdim şimdi onlara (<em>ancak bunun da bir önemi yok</em>). Peki, önemli olan ne?</p>
<p>Önemli olan, karşıt fikirlere de açık olmak. Konu anarşizme geldiğinde, herkesin “<strong>doğru</strong>”su kendine göre “<strong>bükülmüş</strong>”tür ve aynı şekilde herkesin sonuca giden yolu “<strong>farklı</strong>” olabilir. Benim yolum farklıydı, bunu biliyorum. Onlar da farklı şeyler istiyorlardı, bunu da görebiliyorum. Öyleyse anarşizm ne? Hatta “<strong>dijital anarşizm</strong>” ne?</p>
<p>Anarşizm, “<strong>anarchos</strong>” kelimesinden geliyormuş, Yunanca. “<strong>An</strong>” olumsuzluk eki, “<strong>archos</strong>” ise yönetici anlamına geliyormuş. Yani kelime itibariyle “<strong>yöneticisiz</strong>”. İnternetin bir patronunun olmaması da, acaba interneti “<strong>anarşik</strong>” bir ortam yapar mı sorusu aklıma geliyor ama, cevabım da yok. Yine de düşüncelerim var. İnternetin patronu olmadığı için başımıza neler geliyor?</p>
<p>Soruyu cevaplamayacağım, ancak ben de internetin patronu olmasın diyenlerdenim, merak etmeyin. Konuyu internete patron lazım demeye getirip sizi diken üzerinde tutmak istedim sadece. İnternete patron değil, düzgün çalışan lazım belki de. Ancak, içinde “iyilik” ile doğan insanoğlunun yaptığı kötülükleri gördükçe, bunun olmayacağını düşünüyorum.</p>
<p>Konumuz “<strong>dijital anarşizm</strong>”, geri dönelim.</p>
<p>Anarşistlerin, normal insanlara göre “<strong>politik</strong>” yanları daha güçlüdür. Çünkü siyasi meselelerde aldıkları duruşlar ve düşüncelerinin yaşanılan olayları yorumladığı şekil farklıdır. Farklıdır, hem sıradan insanlardan, hem de yönetici politikacılardan. Öyleyse  Jean Baudrillard’ın “<strong>kötülük ve politika</strong>” konusunda söylediklerine kulak verelim:</p>
<p><em>“Politikanın gizli kusuru neyi Kötülük olarak adlandırabileceğini bilemeyecek bir hale gelmiş olmasıdır.</em></p>
<p><em>Politika, Kötülüğün yaşama geçirildiği yer olup; gerek bireysel gerekse ayrıcalık, ahlaksızlık, yolsuzluk gibi kolektif Kötülük biçimlerinin yönetimini üstlenmiş bir alandır.</em></p>
<p><em>Oysa Kötülüğün yönetimi son derece güç bir iş olup, politikacıların sürekli olarak yaptıkları yanlışları düzeltmeye çalışmaktan başka bir şeyle uğraşmadıkları söylenebilir.</em></p>
<p><em>Eskiden iktidar nedensiz bir güçtü. Size başkaları tarafından bir şeyin karşılığı olarak verilir, yukarıdan bahşedilirdi. Özel nitelikler aranmadan sunulur, bir tür alın yazısına benzerdi.</em></p>
<p><em>Kraliyet iktidarı da böyle bir şeydi. Zaten bu yüzden XVI. Louis’ye isyancılar iktidarı istiyorlar denildiğinde çok şaşırmıştı. İnsan iktidarı nasıl isteyebilirdi ki?”</em></p>
<p>Nitekim ben kendimi anarşist olarak niteler miyim diye soruyorum kendime. Evet. Ben de kendimi pekala bir anarşist olarak niteleyebilirim. Gördüğüm birçok boyalı basın haberine, haberi okuduğum gibi küfürü basabiliyorum. Bindiğim takside ülke mesellerinden bahsedip, şoförün fikrini dinlemeyi seviyorum. Annemle konuşurken hararetli bir şekilde gördüğüm ya da okuduğum yolsuzluklara yorumlar yapıyorum ve pratik olarak da birçok insanla konuşuyorum. Yani benim pratik anarşizm anlayışım iletişim ve konuşmak öyleyse.</p>
<p>Nitekim konuştum da, Ortak Platform Toplantısı’nda. Söylediklerimin hepsi de oldu. “<strong>Deklarasyon mu?</strong>”, “<strong>Başbakanı istifaya davet etmek mi?</strong>”, “<strong>Ulaştırma Bakanı da mı istifa etsin?</strong>” dedim, küçümsedim. Bence küçük bir grup oluşturup randevular alalım, konuşalım, anlatalım dedim. Ukalaydım, evet. Lanet olsun ki ukala davrandım, maalesef bir kusur bu. Yaratılışımda var olan “<strong>ukalalık</strong>” bana zaman zaman zarar getirmişti, ancak bu?</p>
<p>Düşünün, ülke halkının %44&#8242;ünün oylarını almış olan bir siyasi parti, partinin başbakanı ve kabinesini istifaya davet ediyorsunuz. Sizce de özgürlük savunan bir grubun mottosu bu olabilir mi? OLMAZ! OLAMAZ! O TOPLANTIDA BUNLARIN HEPSİNİ SÖYLEDİM. ŞİMDİ NE OLDU? OY VERENLERİN ÖZGÜRLÜĞÜ VE ÇIKARLARI NE OLACAK?</p>
<h3>Mutlak özgürlük elbette yoktur, modern ya da post-modern dünyada hiçbir zaman vuk&#8217;u bulmayacaktır. Ancak yine de özgürlük kavramından her tahlilde söz edilebilir ve özgürlük belirli gruplar için değil, herkes içindir. Özgürlük savunan tüm düşünceler, diğer düşüncelerle de ortak noktalarda bağdaşmalı ve diğer düşünceleri ezmemelidirler. Aksi, özgürlük değil daha çok pranga olur.</h3>
<p>Neyse, konuyu getirmeye çalıştığım yer, anarşizmin politika ile yoğrulduğu ve bu yüzden de “<strong>kötülük</strong>” tanımını unutmuş olmamız. Beni tanımayan insanların bana yaptıkları kötülük gibi, işlerimi kaybetmem falan gibi.</p>
<p>Canetti de diyor ki: “<strong>Bu dünyada hala iktidarla ilişkisi olmayan birkaç kişinin var olduğunu bilebilsem umudumu yitirmeyeceğim demektir</strong>”. Yani, o internet sansürüne karşı “<strong>deklarasyon</strong>” (!) yayınlayan arkadaşları(mı)n başındaki insanlar var ya&#8230; işte Canetti söylemiş, siz tamamlayın gerisini, iktidarla&#8230; işte ilişkileri var&#8230; olmalı&#8230; Canetti bu, hiçbirimiz Canetti değiliz ki, ondan iyi mi bileceğiz?</p>
<p>Baudrillard devam ediyor: “<strong>Politikacıların bir anda toplu halde istifa etmelerini düşlüyoruz, çünkü politik üstyapıdan yoksun bir toplumsal yapının (<em>tıpkı politikanın, temsil edilme olayının bulunmadığı bir dünyanın neye benzeyeceğini merak etmemiz gibi</em>) neye benzeyeceğini merak ediyoruz. Bu da bizi inanılmaz bir şekilde rahatlatıp, inanılmaz bir kolektif “catharsis”e yol açıyor</strong>”.</p>
<p>Yani Baudrillard diyor ki; “<strong>Bırakın bu işleri!</strong>”. Tabi en avam anlamda fikrinizi savunmayın demiyorum. Bunu bir pazarlama kampanyasına döndürün diyorum, strateji, taktik. Aksi halde bu şekil kolektif yapılar, modern ya da post-modern hiçbir anlamda başarıya ulaşamaz. Toplumsal hayatta olduğu gibi, dijital dünyada da bir “<strong>niche</strong>”e gidiş bulunmaktadır. Trendleri siz takip etmiyorsanız, ben sizin için söyleyeyim: “<strong>Meşgul Sinyali’nin bu derece başarılı olması, kitlesini bunca hızlı büyütmesi ve açıldığı günden bugüne barter ve sponsorluk anlaşmaları ile toplamda 25.000 TL yatırım alması da işte bu yüzden (<em>yeterince, ya da istediğim kadar fazla bir yatırım değil bu, ancak şimdilik gayet iyi, daha iyisi de yolda</em>)</strong>”. “<strong>Niche</strong>” olduğumuzdan.</p>
<p>İşte Başbakan’ı ve Ulaştırma Bakanı’nı istifaya davet eden zihniyet, “<strong>niche</strong>”in ne demek olduğunu ve “<strong>pazarlama</strong>”nın ne demek olduğunu bilmeden “<strong>gelişigüzel ve kontrolsüz</strong>” bir şekilde “<strong>düşünce imha silahı</strong>”na dönüşüp kendini yok ettiği gibi, savunduğu düşünceyi de yok ediyor.</p>
<p>Bu arada beni hükümeti seven biri ya da A.K. Partisi sempatizanı zannetmeyin diye, sizlere Ortak Platform Toplantısı’ndan “<strong>önce</strong>” yazdığım &#8220;<strong><a href="http://www.mesgulsinyali.com/genel/internet-yasaklarina-dua-beddua-politikal-yolsuzluk-ve-toplumsal-sozlesme/" title="Internet Yasaklarına Dua/Beddua ve Politikal Yolsuzluk"  target="_self">Internet Yasaklarına Dua/Beddua ve Politikal Yolsuzluk</a></strong>&#8221; başlıklı yazımı da okumanızı tavsiye ederim.</p>
<p>Hadi tekrar dönelim “<strong>dijital anarşizm</strong>” konusuna. Ama önce interneti anlamalı.</p>
<p>Hep söylüyorum: “<strong>Internet olayında arama parametrelerinin ötesinde bulabileceğiniz hiçbir şey yoktur. Her sorunun önceden belirlenmiş bir yanıtı vardır</strong>” ve “<strong>karşılıklı bir etkileşim sürecine girebileceğiniz herkes işinizi görebilir</strong>”.</p>
<p>Yani hepimiz, bir anlamda aynı fikirleri paylaşıyor olsak da, aslında “<strong>işimizin görülmesi</strong>” için çalışıyoruz. Oysa anarşizmin yapısında “<strong>kolektif hareket</strong>” yoktur ki! Birbirinden farklı iki kişi, aynı şeyleri aynı şekilde düşünmez ki! Aynı şeyleri isteyemez ki! Peki, ben bu işi neden “<strong>dijital anarşizm</strong>” diye nitelendirdim?</p>
<p>Çünkü, amaca giden yolda, kolektif hareketin önüne geçen ya da geçmeye çalışan insanlar ezilmeye (<em>linç edilmeye</em>) mahkumdur da ondan. Benim durumumda da olan buydu. Nitekim hareket ve bilinç kolektif olsa da, benim anarşizm olarak nitelediğim şey sadece saldırı. Yoksa katılan herkes ayrı ayrı anarşist olarak görülebilir. Bu sayede enteresan bir “<strong>anarşizm bilinci</strong>” oluştuğu için ve bu bilinç de sanal ortamda meydana geldiği için de, bunun adına “<strong>dijital anarşizm</strong>” dedim (<em>yanlışım varsa da lütfen düzeltin</em>).</p>
<p>Yine dönelim konumuza, “<strong>dijital anarşizm</strong>”.</p>
<p>Ortak Platform’u ele alalım ve Platform’un yanına bir de sıradan internet kullanıcılarını yerleştirelim. Sıradan internet kullanıcıları, Türkiye’de, videolarını artık YouTube yerine DailyMotion ya da Facebook’a yükleyenler. YouTube, onlara, sanal hayatlarını idame ettirebilmeleri için fazladan bir güç vermiyor çünkü. Ya da müziklerini GrooveShark’da değil de, şimdilik Fizy’de dinliyorlar. Fizy de kapanırsa başka bir yolunu bulacaklar ve şikayet etmeyecekler (<em>arama parametrelerine gönderme yapıyorum burada, nasıl olsa aradıklarını bulacaklar, internet bu</em>). Okan Bayülgen işte, sıradan internet kullanıcısı. O yüzden yaptığı programda anti-sansürcü insanların söylediklerinden birşey anlamıyor. Ancak savunmaya geldiğinde o da kolektif bilince katılmaya pek hevesli.</p>
<p>Öyleyse “<strong>Özgür Internet</strong>” ilkelerini belirleyen bu grup (<em>bizler</em>), kendi koyduğumuz ilkelere gizlice sırtımızı dönüyoruz, bizim müthiş bir ahlaksızlığımız ve iki yüzlülüğümüz var ve bunlar evrensel bir reçete aslında. Nasıl mı? Tüm düzenlerin sadece karşı gelinmek, saldırılmak, aşılıp geçilmek ve yıkılmak için var olması gerektiğini savunan Kötülük ilkesine bağlıyız. İyilik ilkesiyle Kötülüğe karşı çıkmanın bir anlamının olduğunu düşünmüyoruz.</p>
<p>Bu düşünce, bizden farklı olarak vahşi halklara aittir (<em>modern anlamda vahşi</em>). Çünkü onlar Tanrılarını yok etmek için yaratırlar ve bu teker teker yok edilen Tanrılar da onlara yaşam gücü verir. Aztek Tanrıları güneş, ay ve insanların doğabilmesi için kendilerini sırayla kurban ederlerdi. Bir şeyin yaşayabilmesi, ona hayat veren Tanrı’nın ölmesine bağlıdır.</p>
<p>Zaten bu noktada “<strong>niche</strong>” ve “<strong>iyi</strong>” olanı unuturuz.</p>
<p>Burada bir kurallama yapalım öyleyse; temel kural: “<strong>yaşamasını istediğimiz bir grup ya da bir bireyin malına, çıkarlarına ve ideallerine saldırmamak, bunun yerine bunların dışında kalan ya da saldırmak istediğimiz şeyin yanı başında kalan bir şeyleri hedeflemeliyiz. İki ilkeyi (<em>iyilik ve kötülük</em>) barıştırmaya çalışmak anlamsızdır. İkiyüzlülük olur. İkiyüzlülük de bir strateji ve kendisinden kaçılamayan bir şeydir</strong>”.</p>
<p>Yani, size tüyo vereyim. Bana bir önceki yazımdan ya da bu yazımdan dolayı saldırmak istiyorsanız, benim işime, kazancıma ya da söylediğim şeylere saldırmanız yersiz, manipüle edin söylediklerimi.</p>
<p>Hükümet konusunda da bu geçerli. Hükümetin ideallerine saldırmak yersiz, manipüle etmek, işte o doğru cevap. Tabi eğer istiyorsanız ya da sizin çıkarınıza uygunsa.</p>
<h3>Peki o günden bugüne ne oldu?</h3>
<p>Bakalım şimdi biraz, 3 ay önce yapılan o Ortak Platform Toplantısı’ndan bu yana neler oldu?</p>
<p>İzlediğim kadarıyla söylüyorum, deklarasyon yayınlandı, Beyoğlu’nda yürüyüş yapıldı, meclis ziyaret edildi ve parti temsilcileri ile görüşüldü. Sonra? Bir avucu doldurmayacak kadar az sayıda tartışma ve görüşme yapıldı (<em>Türk dijital aydınlarının uğrak yeri Friendfeed’de</em>).</p>
<p>Beyoğlu’ndaki yürüyüşe biraz dikkat çekmek lazım. Bu yürüyüşe, benim gördüğüm ve mail gruplarından takip ettiğim kadarıyla Bobiler.org’un sahibi olan arkadaş hareket liderliği yapmış olsa da, basında onlardan bu şekilde söz edilmedi. Yürüyüşe katılan yaklaşık 1500 kişinin varlığı çok anlamlıydı ve nispeten başarılı bir yürüyüştü. Düşünsenize, ortak payda internet ve katılan 1500 kişi. Yani kötü değil ama, ne bileyim, insan daha fazlasını bekler.</p>
<p>Tek click ile destek olmak konusunda da şu yazıyı yazmıştım, buraya o yazı tam gider. Clicklemeye gelince herkes destekçi, sokağa çıkmaya gelince ise herkes tatildedir.</p>
<p>Benim en çok ilgimi çeken ise meclis ziyareti meselesi oldu. Anlatayım.</p>
<p>Biliyorsunuz, internette hiçbir bilgi kaybolmaz. Hiç hem de. Sitemden link vermek istemiyorum artık, ancak ekran görüntüleri vereceğim.</p>
<p>Sansüre Sansür grubundan Erdem, grubun web sitesinde meclis ziyaretinde yaşananları anlatmış. Öncelikle söylemeliyim ki, Erdem ve Erdem’in dahil olduğu Nerdworking grubu (<em>ki aralarından Elif de Meşgul Sinyali ekibiyle Televidyon için röportaj yapmıştı</em>), Haydarpaşa Garı’ndaki o mükemmel gösteriyi yapan grup. Kendisini yakından tanımıyorum ama buradan tebrik etmek istedim (<em>politically correct</em>).</p>
<p>Emrehan Halıcı’yı da duyarlılığından dolayı ayrıca tebrik etmek lazım tabii ki. Kendisi hem değerli bir parlamenter hem de halktan kopmamış biri. Sonuçta bir anlamda meclis görüşmelerinde aracı rolü oynamiş. Önemli olan ise, bu görüşmelerden sonra, sansür gruplarının aldığı tavır ve duruşlar. Kısaca bahsedeceğim;</p>
<p>Muharrem İnce, CHP Milletvekili. Onunla görüşüldüğünde, kendisinin “<strong>internetin doğasından habersiz olduğu</strong>” öğrenilmiş. Nitekim CHP internet sansürlerinin kalkmasına destek olduğunu söylüyor olsa da, bu konu ile ilgili hiçbir şeyden haberi olmadıklarını artık hepimiz biliyoruz.</p>
<p>MHP, Oktay Vural. Erdem kendisi görüşmüş Vural ile. Bu arada ben de Vural’ı takip ederim, hatta biraz da tanırım, kendisi de aynen Halıcı gibi bilgili bir parlamenter, ancak halktan biraz kopuk olduğunu düşünmüyor değilim zaman zaman. Erdem ise Vural’ı tanımadığından ya da belki de onun savunduğu düşünceleri benimsemediğinden (<em>ben de benimsemiyorum, bunda kötü birşey yok</em>) olsa gerek, Vural’ın dillendirdiği “<strong>hassasiyetlerine göre destek verecekleri</strong>” meselini, “<strong>Hasssssasiyet</strong>” şekliyle başlıklamış. Yani kibar yoldan “<strong>Hass.ktir</strong>” demeye çalışmış (<em>yaratıcı olmadığı gibi kaba da</em>). Ayrıca, değil Vural, Halıcı da yeri geldiğinde kendisinin ve partisinin hassasiyetini düşünecekti tabii ki, bunda kötü birşey olmadığı gibi gayet de anlamlı. Ne yani, o siyasi fikiri sevmiyor olsam bile, söylediği herşeyi anlamsız bulacak da değilim ya. “<strong>Siyaseten doğru olmak kötü birşey değil ki!</strong>”. Onlar da o fikirleri savunuyorlar, kafalarına vurup öcü mü diyelim onlara? Anti-sansür savunurken onları mı sansürleyelim? Onlara hakaret etmek niye? Onlar da halkın oy verdiği vatan çocukları değil mi? Emrehan Halıcı ne ise, Oktay Vural da o. Biri iyi ise, diğeri de olamaz mı?. Aksi, al birini vur ötekine.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1102" title="MHP - Hasssasiyet" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/09/hassasiyet.jpg" alt="hassasiyet Türkiye’deki Internet Sansürü Konusunda Ne Söylemiştim? Ne Oldu? Kavgam #2" width="639" height="144" /></p>
<p>Bir de bu meselenin “<strong>internette kaybolmayan bilgi</strong>” konusunda da sıkıntısı var. Düşünsenize, gün gelecek ve belki Oktay Vural internet sansürlerinin kalkması için destek verecek. O zaman ne olacak? Bu yazıyı okuduğunda, karşısında “<strong>ciddiye alınması anlamlı olmayan</strong>” bir grup bulacak. Ne kadar gereksiz.</p>
<p>BDP? Mecliste yeterli sayıda temsilinin bulunmadığı için bu konuda söyleyecek birşey de bulamıyorum açıkçası.</p>
<p>A.K. Partisi. Bekir Bozdağ, konu ile ilgili hiçbirşey bilmediğini söylemiş. Yoruma gerek yok.</p>
<p>Gelelim meselenin özüne, “<strong>mutlak özgürlük</strong>”.</p>
<p>Düşünsenize, bir önceki seçimlerde Türk halkının %44’ünün oyunu almış bir Başbakanı istifaya davet ediyorsunuz, %15’inin oyunu almış bir partinin Genel Başkan Yardımcısı’na “<strong>s.ktir</strong>” çekiyorsunuz. Objektif olarak bir bakın, nerede yanlış yapıyorsunuz?</p>
<p>İşte o gün, toplantı günü, bunları söylediğimi herkes dinledi, kimisi internetten izledi. Ancak bana hakaret edenlerin bazıları, o videoları izlemediği gibi, o toplantı salonunda da değildiler. Ancak yine de kendilerini, fikrini belirtmiş olan bir adama hakaret ederken “<strong>siyaseten doğru</strong>” görüyorlardı.</p>
<p>Amerika’ya bakın, hatta daha da daraltın konuyu (<em>niche</em>) komedyenlerine bakın. Örneğimiz Chris Rock. Tanıyanınız bilir, kendisi çok iyi bir oyuncu olduğu gibi, aynı zamanda mükemmel bir stand-up şovmenidir. Başarısı o kadar büyüktürki, Johannesburg’da yaptığı şovunu binlerce kişi izlemiştir, Washington’daki de hak getire. Ben de geçenlerde “<strong>Kill the Messenger</strong>” ismini verdiği “<strong>tur</strong>”unu izledim, DVD. George W. Bush için neler söyledi, aman tanrım. “<strong>Motherf.cker</strong>” mı demedi, “<strong>idiot</strong>” mu demedi, “<strong>worst president of all time</strong>” mı demedi? Hakaretler hak getire! Bu Chris Rock’ın kendi görüşü. Ancak şovu izledikten sonra Google’da belki 1.5 saat boyunca bu şova tepki gelmiş mi acaba diye arama yaptım (<em>arama parametreleri</em>). Sıfır. Basına yansıyan bir tepki yok. Yani, herhangi bir Cumhuriyetçi kalkıp da sen Amerikan Başkanı’na nasıl bu lafları söylersin dememiş. Ciddiye almadıklarından mı? Hayır. Ciddiye almışlardır, mevzu bahis olan ne de olsa Amerikan Başkanı ve Chris Rock’ın kitlesi de bayağı büyük bir kitle. Öyleyse neden tepki vermedi kimse?</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1103" title="Chris Rock" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/09/chris-rock.jpg" alt="chris rock Türkiye’deki Internet Sansürü Konusunda Ne Söylemiştim? Ne Oldu? Kavgam #2" width="610" height="263" /></p>
<p>Çünkü, Amerika’nın yapamadığı birçok şeyin yanında, yapabildiği ve yaparken de başarılı olduğu ender şeylerden biri, “<strong>konuşma özgürlüğü</strong>”. Rock, elbette hakaret ediyor ve eğer Bush tazminat davası açmak isterse, bu hakkını tasarrufunda tutuyor. Ancak onun daha ilerisinde, hiçbir şey yok.</p>
<p>Bizde ise, konuyu küçültüp internet sansürüne getirirsek, konu hakkında hem tam donanımlı olup (<em>ki Chris Rock’ın tarzını biliyorsanız, politika konusunda bayağı donanımlı olduğunu da görmüşsünüzdür, yaptığı esprilerin yarısı politik taşlamalardır</em>) hem de “<strong>aktivist</strong>” olan, bir de bunların yanında “<strong>sonsuz ün</strong>”e sahip olan kimseyi bulamazsınız. Böyle bir kimseyi bulamayacağınız için de, söyleyeceğiniz pek çok şey, geniş kitlelere yayılmaz.</p>
<p>Referandum’a bakın. Birçok sosyalistin “<strong>Hayır</strong>” oyu vereceğini açıkladığını okuduk, ancak hepsinin ortak ağız söyledikleri bir şeyi kaçırdık: “<strong>Bu parti, pazarlamanın ne demek olduğunu biliyor</strong>”. Ellerindeki “<strong>Evet</strong>”i ancak bir ürün haline getirdiklerinde satabileceklerini anladılar.</p>
<p>İşte ben de, o toplantıda, “<strong>internetimizdeki sansürün kalkması isteğimizi</strong>” bir ürün haline getirmemiz gerektiğini söylemiştim. Ancak bir ürün haline gelirse kitleler satın alabilir, demiştim.</p>
<p>Ancak ismi ile cismi ile bir ürün olamadı “<strong>sansüre karşı olma durumu</strong>”. İsmi: “<strong>Sansürsüz Internet</strong>”.</p>
<p>“<strong>Sansür</strong>”, kelime itibariyle tehlikeli ve birçok anlamda “<strong>siyaseten yanlış</strong>”. Yerine, Yeşiller Partisi temsilcisi olan bir arkadaş “<strong>Özgür Internet</strong>” demişti. Mavi. Sonsuz. Gayet açık. Temiz. Desteklenebilir. Ürünü satmak, birçok zaman “<strong>isim</strong>” ile başlar. O arkadaş “<strong>Özgür Internet</strong>” dedikten sonra, ben de destek vermiştim, mikrofon yoktu elimde, ancak bağırmıştım, evet, demiştim.</p>
<p>Cismini ise, yukarıda anlattım.</p>
<p>Söyleyeceklerimin neredeyse sonuna geldim, merak etmeyin.</p>
<h3>Tek bir konu kaldı, o da “<strong>troll</strong>”lük.</h3>
<p>O, (<em>sözde</em>) dijital dünya ustalarının ve (<em>bloglarına 3 ayda bir belki içerik giren ancak her blogger toplantısına gidip deneyimlerini Friendfeed’de yazan</em>) bazı bloggerların ve yanında “<strong>sanal ünlü</strong>”lerin son zamanlarda kendilerine rahatsızlık veren sanal karakterler için kullandığı bir kelime “<strong>troll</strong>”.</p>
<p>Meşgul Sinyali’ne geçmişte konuk olan 5 Posta’nın yazdığı “<a href="http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/faydali-internet-sosyopatlari/" title="Faydalı İnternet Sosyopatları"  target="_self">Faydalı Internet Sosyopatları</a>” yazısının okumanızı öneririm “<strong>troll</strong>” kelimesinin anlamı için. İşte o yüzden “<strong>troll</strong>” kelimesinin anlamını yazmıyorum, çünkü o yazı tam istediğim şekilde açıklıyor “<strong>troll</strong>” ile anlatmak istediğimi.</p>
<p>Toplantının üzerinden 3 ay geçti bugün itibariyle, ancak toplantıdan 2 ay önce Friendfeed’de bir “<strong>troll</strong>” peydahlandı. Kendisi Platform’un karar mekanizmasında olan biridir. Zaten okumuş olduğumuz, tarihleri eski bir çok yazıyı, günde 10-15 tanesini paylaşmak suretiyle Friendfeed’e postlamaya başladı. Konu sansür gibi popüler bir konu olunca, çabuk tuttu, yükseldi (<em>ben de ne kinci bir insanmışım, illa yazmak zorundayım sanki bu konuyu, neyse ki “<strong>siyaseten doğru</strong>”</em>). Peşinden Google konusunda yaşananlarla prim en üst seviyeye çıktı ve olan oldu. Önce toplantı, peşinden de deklarasyon.</p>
<p>Ancak takip ettiğim kadarıyla, son 2 aydır, yani toplantıdan 1 ay sonrası itibariyle, paylaşımları bıraktı. Hatta Grooveshark kapandığında bekliyordum, acaba ortaya çıkacak mı diye, ancak çıkmadı, hayret ettim. İşte ta en başta, hükümeti, Başbakan’ı, Ulaştırma Bakanı’nı istifaya davet eden de, bizleri oraya toplayan da oydu. Cidden, ona “<strong>troll</strong>” demek istedim, çünkü “<strong>troll</strong>” kelimesinin her anlamını gösterdi.</p>
<p>İşte o troll’ün adı Özgür Uçkan. Troll, çünkü troll kelimesinin tüm anlamlarını tamamlıyor.</p>
<p>Kendisi her ne kadar saygı duyulası kadar bilgili ve oturaklı biri olsa da, kendisi ile aynı fikri paylaşmayan insanları aşağılamaya çalışması ile de yeteri kadar ünlü olmuş bir şahsiyet. Yaptığı ve düşündüğü birçok şeyi ben de O’nun gibi düşünüyor ve savunuyor olsam da, başka fikirlere kapalılığı ile ve bunu manipüle ediş şekli ile tüm o iyi yanlarını eksileyen bir aydın (<em>ne demekse, aydın</em>). Spam tadına varabilecek kadar fazla anti-sansür paylaşımı yaptıktan sonra, baktı ki o kuru kalabalıktan hiçbir şey çıkmayacak, artık paylaşımlarına da son verdi ve herhalde son demini de bana vurmuştur.</p>
<p>“<strong>Troll</strong>”lük ile ilgili bir ikinci vak’a da&#8230; Neyse, bu konuya girmeyeceğim. Ciddiye almamak lazım çünkü böyle durumları/adamları.</p>
<h3>SONUÇ</h3>
<p>Şimdi, yazımın sonunda, objektif bir açıdan bakarsanız eğer, 3 ay önce o toplantıda söylediklerimin hepsinin çıktığını göreceksiniz. Ben söylemiştim demek için değil, söylediğim için canım yandığından dolayı yazdım bu cümleyi. Kesinlikle “ben söylemiştim” demiyorum. Söyledim ve canım yandı, işte o yüzden bu okuduğunuz yazıyı yazma gereği duydum. Bu yazı için bekledim de, 3 ay bekledim. Kendimi doğrulamak için o zaman yazsaydım, içim şimdi olduğu kadar rahat olmayacaktı. Ancak şimdi, biliyorum ki o zaman da haklıydım ve geçen onca zaman içinde kendime olan inancımı kaybetmedim, sorguladım kendimi. Sevgilim şahittir, acaba yanlış mı yaptım diye sordum kendime, çokça, ama yine de kendime inancımı kaybetmedim.</p>
<p>İşlerimi kaybettim, arkadaş kaybettim bir çok, o Friendfeed’deki tartışmyı görmesini istemeyeceğim birçok insan gördü ve itibar da kaybettim. Hepsinin arkasında ise, bekledim ve şimdi yazıyorum. O zaman demiştim, dinlemediniz.</p>
<p>Ama ben söylemiştim!</p>
<p>Ayrıca her ne kadar burada yazmak doğru mu bilmesem de, Eray Endeş’e bu dönemde benimle konuştuğu ve bana zaman zaman destek olduğu için teşekkür ederim. Hakikaten de sevgilimden başka bir tek o vardı.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/mesgulsinyali2/~4/EsAx9L6mJI0" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mesgulsinyali.com/genel/turkiyedeki-internet-sansuru/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.mesgulsinyali.com/genel/turkiyedeki-internet-sansuru/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=turkiyedeki-internet-sansuru</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Sosyal Medya’da Kötü Haber Verme Sanatı</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/mesgulsinyali2/~3/Tovwe0hZzBs/</link>
		<comments>http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/sosyal-medyada-kotu-haber-verme-sanati/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 07:51:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[iPad]]></category>
		<category><![CDATA[Management Science]]></category>
		<category><![CDATA[Social Media]]></category>
		<category><![CDATA[Wired UK]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetim Bilimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mesgulsinyali.com/?p=1093</guid>
		<description><![CDATA[İyi haberlerimiz ve kötü haberlerimiz var. Önce kötü haber: bazen markanızla ilgili kötü haberler vermek zorunda kalabilirsiniz. İyi haber ise, “Yönetim Bilimi” araştırmalarına göre kötü haberleri iyi bir şekilde vermek mümkün.
Kötü haberleri verme sanatının ana ilkesi ise, kötü haberin içindeki (ufak da olsa) olumlu beklentileri öne çıkararak kötü haberin etkisini yumuşatmaktan geçiyor. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/WfXB3lZLkMCm6mssX7Fz8N8cFEU/0/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/WfXB3lZLkMCm6mssX7Fz8N8cFEU/0/di" border="0" ismap="true"></img></a><br/>
<a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/WfXB3lZLkMCm6mssX7Fz8N8cFEU/1/da"><img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/WfXB3lZLkMCm6mssX7Fz8N8cFEU/1/di" border="0" ismap="true"></img></a></p><div class="tweetmeme_button" style="">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fsosyal-medya%2Fsosyal-medyada-kotu-haber-verme-sanati%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fwww.mesgulsinyali.com%2Fsosyal-medya%2Fsosyal-medyada-kotu-haber-verme-sanati%2F&amp;source=mesgulsinyali&amp;style=compact&amp;service=bit.ly&amp;service_api=R_3ea35b2d7fc534081269bde5409be6bd&amp;hashtags=iPad,Management+Science,Social+Media,Sosyal+Medya,Wired+UK,Y%C3%B6netim+Bilimi&amp;b=2" height="61" width="50" title="Sosyal Medya’da Kötü Haber Verme Sanatı" alt=" Sosyal Medya’da Kötü Haber Verme Sanatı" /><br />
			</a>
		</div>
<p>İyi haberlerimiz ve kötü haberlerimiz var. Önce kötü haber: bazen markanızla ilgili kötü haberler vermek zorunda kalabilirsiniz. İyi haber ise, “<strong>Yönetim Bilimi</strong>” araştırmalarına göre kötü haberleri iyi bir şekilde vermek mümkün.</p>
<p>Kötü haberleri verme sanatının ana ilkesi ise, kötü haberin içindeki (<em>ufak da olsa</em>) olumlu beklentileri öne çıkararak kötü haberin etkisini yumuşatmaktan geçiyor. Örnekleyelim hemen:</p>
<p>- <em>Hey, kusura bakma dostum, az önce barda biri senin iPad’inin üzerine oturdu.</em></p>
<p>İşte bu bir kötü haber, ancak iyi haber;</p>
<p>- <em>iPad’inin üzerine oturan Megan Fox’tu ve şimdi de senden özür dilemek istiyor.</em></p>
<p>Bu da kötü haberin içindeki olumlu beklenti. Eminim bu satırları okurken “<strong>keşke benim iPad’im olsaydı o</strong>” diyorsunuz.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1095" title="Sosyal Medya'da Kötü Haber Verme Sanatı" src="http://www.mesgulsinyali.com/wp-content/uploads/2010/09/good-news-bad-news.gif" alt="good news bad news Sosyal Medya’da Kötü Haber Verme Sanatı" width="330" height="346" /></p>
<p>Kısaca izleyebileceğiniz yolları inceleyelim:</p>
<h3>1 – Kötü haber ile iyi haberi ayırmak</h3>
<p>Günün birinde müşterilerinize, markanızın Twitter hesabını kullanarak “<strong>100$’lık bir ürün zammından</strong>” bahsedecekseniz eğer, önce kötü haber ile müşterinizi vurun. Peşinden başka konularla ile ilgili 1-2 tweet yazdıktan sonra, müşterilerinizin 10$’lık bir indirime sahip olduklarını söyleyin.</p>
<p>Müşterinizin kaybı ve kazancı arasındaki fark ne kadar yüksekse, haberlerinizi o kadar ayırmalısınız.</p>
<h3>2 – Müşterinizi sakinleştirin</h3>
<p>Eğer müşterinizin kaybı ve kazancı birbirine yakınsa, müşterinizi göz önünde bulundurun. Birçok insan, 1 milyon dolarlık bir kayıp yanında 1 milyon dolarlık bir başka kazançla geldiğinde bile rahatsız olur. Onlara herşeyin gayet iyi ve yolunda olduğunu söyleyin.</p>
<h3>3 – Şaşırtın</h3>
<p>Çalışanlarınıza 1 gün fazladan izin verip, onların ofiste içtikleri çay ve kahvenin sayısını günde 1’e indirirseniz, çalışanlarınız, kayıplarını ve kazançlarını hesaplamakta zorlanırlar. O yüzden müşterilerinize kötü haber verirken, yarısında kesip iyi bir habere geçerseniz, onların da kafası karışacaktır.</p>
<p><em>p.s.: Tüh, bu 3. yöntem biraz olumsuz bir yöntem gibi. Ancak siz ne yapacağınızı biliyorsunuz.</em></p>
<p><em>p.s. #2: Bu yazıyı Wired UK&#8217;in Ağustos 2010 sayısındaki Katherine Gammon&#8217;un kısa yazısından uyarladım.</em></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/mesgulsinyali2/~4/Tovwe0hZzBs" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/sosyal-medyada-kotu-haber-verme-sanati/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-medya/sosyal-medyada-kotu-haber-verme-sanati/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=sosyal-medyada-kotu-haber-verme-sanati</feedburner:origLink></item>
	</channel>
</rss>

